KIBRIS KRONOLOJİSİ
Kıbrıssın 1571de alınışından bu güne kadar kronolojik tarihi
.
1571
- Kıbrıs Osmanlı devleti tarafından fethedildi ve ilk Türk cemaati adaya yerleştirildi.1878
- Ruslar karşısındaki yenilgide fazla ödün vermemek için, ada Britanya İmparatorluğuna kiralandı. (Osmanlı mülkiyeti devam ediyor sayılmakla birlikte, yönetim tamamen İngilizlere geçti) 1914 - Kıbrıs İngiltere'nin hakimiyetinde1923
- Lozan Barış Antlaşmasının 20. Maddesi gereğince, Türkiye adanın İngiltereye ilhakını kabul etti.1939
- İkinci Dünya Savaşı başlayınca İngiltere, Ortadoğunun kontrolü için stratejik önemi olan adayı elinden kaçırmamak için, özerklik vaadinde bulunacağını yaydı, Rumlar ise Enosiste kararlıydı.
1944
1954
Konferans devam ederken, EOKA terörünün Türkleri de hedef almaya başlaması karşısında, İstanbulda Türk hükümetinin de göz yumduğu mitingler kontrolden çıktı.Daha sonraları 6-7 Eylül Olayları diye anılacak olan yağma ve tahribat, Türkiyedeki Rumlar kadar, diğer azınlıkları da hedef aldı. Aynı zamanda Ya Taksim Ya Ölüm sloganı yoğun bir biçimde kullanılmaya başlandı.
1956 - İngiliz hükümeti, karışıklıkların baş kışkırtıcısı sıfatıyla Başpiskopos Makariosu Seyschelles Adalarına sürdü. Birleşmiş Milletlerde Türkiye ilk kez, taksim tezini açıkladı. İngiltere, askeri üssünün kalması koşuluyla self-determinasyonu kabul etmeye yanaştı.
1957 - NATO arabuluculuk görevini üstlenince, EOKA geçici olarak ateşkes ilan etti; Makarios serbest bırakıldı. 15 Kasımda Türk Mukavemet Teşkilatı kuruldu.
1958
- Kıbrısın İngiliz Milletler Topluluğu içinde kalmasına ama Türkiye ve Yunanistanla da bağlara sahip olmasına dayalı MacMillan Planı gündeme geldi.
1960
21 Aralıkta Noel katliamı ile EOKA, Türk cemaatine karşı etnik temizleme ve adadan kaçırma politikasını doruğa çıkardı. Eylemleri 1964 Ağustosunun ortalarına kadar sürdü. 30 Aralıkta ise Makarios 13 maddelik anayasa değişikliği önerisini açıkladı ama Türkiye buna karşı olduğunu yineledi.
1967
- Yunanistanda ordu yönetime el koydu ve 1974e kadar iktidarda kaldı. Subaylar halkın desteğini elde etmek için Kıbrısta EOKAya desteği arttırdılar. Türkler iyiden iyiye gettolara sıkıştırılmaya başlandı. Yunan ordusunun 15 bin askeri, gayri resmi olarak adaya yerleştirildi. Türklere karşı sürdürülen soykırımın kesilmesi için Türk ve Yunan başbakanları arasında düzenlenen toplantı bir sonuç vermeyince, Türkiye askeri müdahalede bulunacağını açıkladı. Yunanlılar üç Türk köyünden geri çekilirken arkalarında 24 ölü bıraktılar.TBMM hükümete müdahale yetkisi verdi. Türk uçakları Kıbrıs üzerinde uçmaya başladı. Donanma ve çıkarma birlikleri harekete geçti. ABDnin arabuluculuğuyla Yunan birliklerinin geri çekilmesi sağlanınca, Türk harekatı durduruldu. 1964ten beri Türkiyede bul
unan Rauf Denktaş gizlice adaya gitti. Denktaş, Yunanlılarca tutuklandı ama Türkiye ve ABDnin baskısıyla iade edildi. 5 TEMMUZ 1974 - Yunanlı subayların yönettiği Ulusal Muhafız Örgütü, Cumhurbaşkanı Makariosu devirdi ve EOKA-B önderi Nikos Sampsonu cumhurbaşkanı ilan etti.Adadaki İngiliz üssüne sığınan Makarios, Kıbrısı terk etmek zorunda kaldı. Bu suretle Enosisin gerçekleştirilmek istendiğini anlayan Başbakan Ecevit, garanti anlaşması uyarınca, İngiltereyi ortak eyleme davet etti. İngilterenin katılmaması üzerine, 19 Temmuzda Türk çıkarma gemileri denize açıldı ve 20 Temmuzda denizden çıkarma ve havadan indirmelerle Girne bölgesi kontrole alındı. Ancak Yunan birliklerinin adada garantör olarak bulunan Türk birliğine saldırması çarpışmaları bütün ada yüzeyine yaydı. 22 Temmuzda Birleşmiş Milletlerin çağrısına uyularak ateş kesildi. Bu girişim sonucu, Kıbrısta Nikos Sampson, Yunanistanda ise askeri cunta devrildi ve Yunanistan demokrasiye döndü. Ancak Kıbrısta dağınık durumdaki Türklerin güvenliği sağlanamadığı gibi, Girnedeki Köprübaşı da Türk ordusu için yeterli güvenceye sahip değildi.
16 AĞUSTOS 1974 - Cenevrede sürdürülen barış görüşmelerine rağmen Yunanistan hiçbir uzlaşmaya yanaşmak niyetinde olmadığını gösterdi.
Aksine köylerdeki Türkleri öldürmeye devam ettiler. Bunun üzerine Türk ordusu a
danın yüzde 37sini kontrol altına alacak kadar ilerledikten sonra ikinci harekatı sona erdirdi.Bu mübadele ile Kıbrısın Güney kesimindeki Türkler, kuzey kesimine; kuzey kesimindeki Rumlar da güney kesimine geçti. Nüfus mübadelesi BM gözetiminde gerçekleşti. Çeşitli kaynaklara göre bu tarihten günümüze kadar, Türkiyeden Adaya 30-40 bin civarında Türk yerleşimci gönderilmiş durumda.
1977-79
- Denktaş-Makarios(1977) ve Denktaş-Klerides (1979) ile Doruk Anlaşmaları imzalandı. Bu anlaşmalarla, Kıbrıslı Rumlar ilk kez iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü benimsiyordu.B
M Genel Kurulu, Rum tarafının başvurusu üzerine Adadaki işgal ordusunun derhal çekilmesini ve mültecilerin isteğe bağlı olarak geri dönmelerini tavsiye eden kararını aldı. Bunun üzerine KTFD Meclisi, 17 Haziranda radikal bir adım atarak Kıbrıs toplumunun self-determinasyon hakkına ilişkin bir karar aldı.Güvenlik Konseyi, 18 Kasımda aldığı bir kararla bağımsızlık kararını kınadı. Türkiyeye yakın bazı devletler KKTCyi tanımanın eşiğine gelmişlerdi ki, ABD ve İngilterenin baskıları ile bu kararlarından vazgeçtiler. 13 Mayıs 1984te de BM Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile KKTCnin ila
nını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı.1984-1990
- KKTCnin kurulmasından sonra toplumlararası görüşmeler yeniden başladı. KKTC kurulurken, 1977-79 Doruk Anlaşmalarına atıfta bulunularak, iki toplumlu, iki kesimli federal bir çözüme kapılar açık bırakılmıştı. Görüşmeler sürecinde; New Yorkta 17 Ocak 1985te ve 29 Mart 1986da BM Genel Sekreterinin hazırlamış olduğu Kıbrıs Üzerine Anlaşma Taslağı, Kıbrıs Türkleri tarafından kabul edilip, Rumlar tarafından reddedildi. 22 Mayıs 1987de AB ve Kıbrıs, 18 aylık görüşmeler sonucunda Gümrük Birliği protokolü başlattı. Ocak 1988de Anlaşmanın tüm Adayı kapsamasına karar verildi. 1990daki iki taraf arasındaki New York Zirvesi de başarısızlıkla sonuçlandı.
1991
1994 - BM Genel Se
70ten fazla kişi yaralandı. Bir Kıbrıslı Rum öldü. 14 Ağustos 1996da Kıbrısta Derinya bölgesinde Türk güvenlik güçleri, Türk bayrağını indirmeye kalkışan bir Rum gencine ateş açtı. Rum genç hayatını kaybetti. 8 Eylül 1996da Güney Kıbrıs tarafından açılan ateş sonucu bir Türk askeri öldü, biri yaralandı. 13 Ekim 1996da Kıbrıs Türk kesimine geçen bir Rum, Kıbrıslı Türk askerlerince
öldürüldü. 6 Şubat 1997de Kıbrıslı Türk ve Rumlar birbirine ateş açtı. Ölen ya da yaralanan olmadı.Türkiye, Kıbrıslı Türklerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir gelişmeye göz yummayacağını açıkladı. İngiltere ve BM de anlaşmaya sert tepki gösterdi. 24 Şubat 1997de AB, Kıbrısın ABye tam üyeliğine ilişkin geleneksel tavrını değiştirerek, Kıbrısın ABye tam üyeliğinin gerçekleşebilmesi için Adada önce siyasi bir çözümün şart olduğunu açıkladı ve Yunanistan da bu açıklamaya tepkilerini bildirdi. AB, ilk defa topluluğa tam üyelik konusunda Kıbrıs Türklerinin de dikkate alınması gerektiğini, tam üyelik görüşmelerine Ada Türklerinin de katılması gerektiğini belirtmek suretiyle net bir şekilde ifade ediyordu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos, bu açıklamaların hemen ardından, ABnin Doğuya doğru genişlemesini veto edeceğini açıkladı.
Buna göre Avrupa Birliği Konseyi, 3 Aralık tarihinde New Yorkta Kıbrıs meselesinin kapsamlı bir çözümüne yönelik olarak başlatılan görüşmeleri memnuniyetle karşılar ve BM Genel Sekreterinin bu süreci başarıyla sonuçlandırma yönündeki gayretlerine güçlü desteğini ifade eder. Avrupa Birliği Konseyi, politik bir çözümün Kıbrısın Avrupa Birliğine katı
lımını kolaylaştıracağının altını çizer. Üyelik müzakerelerinin tamamlanmasına kadar kapsamlı bir çözüme ulaşılamamış olursa, Konseyin üyelik konusundaki kararı, yukarıdaki husus bir ön şart olmaksızın verilecektir. Bu konuda, Konsey tüm ilgili faktörleri dikkate alacaktır. denildi.Komisyonun, Yunanistanın baskısıyla KOBun kısa vadeli öncelikler bölümüne Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin baskıcı ifadeler eklemesi Türkiye tarafından önkoşul olarak algılandı. KOBun içeriğinin Helsinki zirvesinin çizgisinde yer almasını isteyen Türkiye, ABnin bu tutumuna Başbakan Bülent Ecevit dahil tüm ü
st düzey yetkilileriyle sert tepki gösterdi. KOBun açıklanması ardından Çankayada düzenlenen Kıbrıs zirvesinden ise ABye sert ve net bir mesaj çıktı. Zirvede KKTC lideri Rauf Denktaşın BM nezdinde yapılan dolaylı görüşmelerden çekilmesi kararlaştırıldı.