KKTC'de zafer UBP'nin oldu

20.04.2009  CNN TURK

KKTC'de yapılan genel seçimde, Derviş Eroğlu'nun Ulusal Birlik Partisi galip çıktı. Oyların yüzde 44'ünü alan UBP, tek başına iktidar olmaya yetecek çoğunluk elde etti. İktidardaki CTP ise yüzde 29 oy aldı. Bu sonuçlara göre, yüzde 5 olan ülke barajını aşan UBP, CTP, DDP, TDP ve ÖRP meclise girdi.

 


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) dün yapılan milletvekilliği Erken Genel Seçimleri'nde ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP), 20 Şubat 2005 erken genel seçimlerine oranla oylarını yüzde 12'den fazla artırarak, 2005'te kazandığı 19 milletvekili sayısını 26'ya çıkardı.

2005 seçiminde yüzde 44.51 oranında oy alarak 24 milletvekili çıkaran iktidarın büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) oyları ise yüzde 15 oranında azalırken, 2005'te 24 olan milletvekili sayısı da 15'te kaldı.

Dünkü seçimde Demokrat Parti'nin (DP) oyları da 2005'e göre yaklaşık yüzde 3 civarında düştü. 2005'te 6 milletvekili çıkaran DP, 5 milletvekilliği kazandı.

Seçime ilk kez giren, ancak daha önce UBP ile iktidar ortağı olan Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ile Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH) birleşmesiyle kurulan Toplumcu Demokrasi Partisi de (TDP), yüzde 5 olan ülke barajını aşarak, meclise 2 milletvekili ile girmeyi başardı.

Eylül 2006'da kurulan ve kurulmasının hemen ardından CTP'nin hükümet ortağı olan Turgay Avcı başkanlığındaki Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) de, seçim öncesi anketlerin aksine, barajı geçerek, meclise 2 milletvekili ile girdi.

Seçime katılım oranı yüzde 81,42 oldu. Katılım oranı, bir önceki milletvekilliği seçiminin yüzde 1 üzerinde oldu. Seçime, bölgelere göre katılım ise, Lefkoşa yüzde 81, Gazimağusa yüzde 84,7, Girne yüzde 78,38, Güzelyurt yüzde 81,75, İskele yüzde 81,30 oldu. 20 Şubat 2005'te yapılan erken genel seçime katılım oranı yüzde 80,82 olmuştu. Bu oran 14 Aralık 2003'te yapılan genel seçimlere katılım oranından yüzde 6 daha düşük olmuştu.

Olası hükümet formülleri

50 üyeli Cumhuriyet Meclisi'nde hükümet kurmak için 26 sayısı yeterli olmasına rağmen riskli bir rakam olarak değerlendiriliyor. Aralık 2003 seçimlerinin ardından kurulan CTP-DP koalisyon hükümeti de 26 milletvekiliyle kurulmuş, 24 Nisan 2004 Annan planı referandumundan 2 gün sonra DP'den iki, daha sonra da CTP'den bir milletvekili istifa edince hükümet azınlığa düşmüştü. Hükümet, bütçenin mecliste onaylanması öncesine istifa ederek, erken seçime gitmişti.

UBP dünkü seçimlerde kazandığı 26 milletvekilliği ile tek başına hükümet kurabilir.

UBP'nin 15 milletvekili kazanan CTP ile hükümet kurması uzak olasılık olarak gözükmekle birlikle, UBP-CTP koalisyonu "güçlü bir hükümet" formülü.

UBP'nin, 5 milletvekili çıkaran DP ve 2'şer milletvekilliği kazanan TDP ve ÖRP ile de koalisyon kurması da, olası hükümet formülleri arasında.

20 Şubat 2005 seçim sonuçları

20 Şubat 2005'te yapılan Milletvekilliği Erken Genel Seçimlerinde meclise dört parti girmişti.

147 bin 249 kayıtlı seçmenin oy kullandığı ve katılımın yüzde 80.82 olduğu seçimde yüzde 44.51 oy alan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 24; yüzde 31.67 oy alan Ulusal Birlik Partisi (UBP) 19; yüzde 13.47 oy alan Demokrat Parti (DP) 6; yüzde 5.84 oy alan Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) 1 milletvekili çıkardı.

Seçimlerin ardından, Mehmet Ali Talat başkanlığında CTP-DP koalisyon hükümeti kuruldu. Talat'ın Nisan 2005'te cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından, CTP-DP koalisyonu, CTP Genel Başkanlığına seçilen Ferdi Sabit Soyer başkanlığında yeniden kuruldu.

Soyer başkanlığındaki CTP-DP hükümeti eylül 2006'ya kadar sürdü. Eylül 2006'da UBP'den 3, DP'den de 1 milletvekilinin istifa etmesinin ardından, Turgay Avcı başkanlığında kurulan Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP), CTP'nin yeni hükümet ortağı oldu.

KKTC'de Eylül 2006'dan bu yana CTP-ÖRP hükümeti iktidarda bulunuyor.

Oyların siyasi partilere dağılımı, oy oranları ve çıkaracağı millevekili sayısı şöyle:

-Ulusal Birlik Partisi (UBP): 585.015 (yüzde 44,01) 26 milletvekili
-Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP): 387.717 (yüzde 29,17) 15 milletvekili
-Demokrat Parti (DP): 142.607(yüzde 10,73) 5 milletvekili
-Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP): 31.981 (yüzde 2,41)
-Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP): 90.837 (yüzde 6.83) 2 milletvekili
-Halk İçin Siyaset Partisi (HİS): 6.535 (yüzde 0,49)
-Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP): 83.841 (yüzde 6,31) 2 milletvekili

Bu sonuçlara göre, yüzde 5 olan ülke barajını aşan UBP, CTP, DDP, TDP ve ÖRP meclise giriyor.

Meclisin yüzde 36'sı değişti


KKTC'de yapılan erken genel seçimin sonuçları, Cumhuriyet Meclisinin yüzde 36'sını değiştirdi. Meclise 18 yeni isim girdi. Bu 18 yeni ismin ikisi geçmiş dönemlerde de milletvekilliği; biri hem milletvekilliği, hem bakanlık yaptı.

20 Şubat 2005 erken genel seçimlerinde 19 milletvekili kazanan, ancak bir ölüm ve istifa ile Cumhuriyet Meclisindeki sandalye sayısı 13 olan UBP, milletvekili sayısını yüzde yüz artırarak 26 milletvekili çıkardı.

Cumhuriyet Meclisine seçilen milletvekillerinin yaş ortalaması 52,82 olurken; en genç ve en yaşlı milletvekilleri UBP'den çıktı. Meclisin "en genç milletvekili" unvanını, 36 olan yaşıyla UBP Gazimağusa Milletvekili Sunat Atun aldı. Onu 38 yaşındaki UBP Güzelyurt Milletvekili Kemal Dürüst izliyor.

"En yaşlı milletvekili" unvanı ise yine UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na ait. Son iki dönemdir en yaşlı milletvekili olan Eroğlu'nun yaşı 71. Eroğlu'ndan sonraki en yaşlı milletvekili ise UBP Lefkoşa Milletvekili İrsen Küçük. Küçük, 69 yaşında.

Cumhuriyet Meclisinin 50 sandalyesine talip olan 7 partinin 345 adayından 55'ini kadınların oluşturmasına karşın, hedefe sadece 4 kadın aday ulaştı. Kadın milletvekilleri, UBP'den Şerife Ünverdi, Afet Özcafer; CTP'den Dr. Fatma Ekenoğlu, Dr. Sibel Siber.

Bundan önceki son iki dönemdeki kadın milletvekili sayısı 3'tü. Nüfusun yarısına sahip olmalarına rağmen adayların sadece yüzde 15'ini oluşturan kadınların, Cumhuriyet Meclisinde temsil oranı ise yüzde 8'de kaldı.

Eroğlu'ndan ilk demeç

KKTC'de ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hiç kimsenin UBP'yi, Kıbrıs görüşmelerinin ve çözümün karşısındaymış gibi gösterme hakkına sahip olmadığını ifade ederek, "Kıbrıs müzakerelerinin devam etmesinin UBP'nin ana politikalarından biri olduğunu" söyledi.

Eroğlu, UBP'nin Sarayönü'nde bulunan tarihi Genel Merkez binasında düzenlediği basın toplantısında, hükümeti kurmakla işin bitmediğini, önlerinde çok önemli sorunlar olduğunu, bu sorunları aşmaya çalışacaklarını kaydetti.

Kıbrıs müzakerelerinin devam ettiğini ifade eden Eroğlu, "Bu müzakerelerin devam etmesi UBP'nin ana politikalarından bir tanesidir. Müzakereler devam ederken Sayın Cumhurbaşkanımızın (Mehmet Ali Talat) müzakereleri devam ettirmesi yönünde de bizim desteğimiz var" dedi.

Eroğlu, "Anavatan Türkiye hükümeti ile de Kıbrıs politikalarını enine boyuna tartışıp, müzakerelerin ilerlemesi için birlik ve berberlik içinde hareket edeceklerini" kaydetti.

Önlerinde önemli sorunlar olduğunu kaydeden Eroğlu, "UBP olarak hükümeti kurmakla olay bitmiyor. Halkımızın sorunları var, ekonomimizin problemleri var. Bu problemleri tecrübeli kadrolarımızla, uzman arkadaşlarla aşmaya, KKTC halkının tekrar huzurunu, güvenini, refahını sağlamaya çalışacağız" diye konuştu.

Adada devam eden müzakerelerin devam etmesinin UBP'nin ana politikalarından bir tanesi olduğunu vurgulayan Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın müzakereleri devam ettirmesi için destek vereceklerini bildirdi.

Türkiye ile Kıbrıs politikasını enine boyuna tartışıp, müzakerelerin devam etmesi için birlik ve beraberlik içerisinde hareket edeceklerini belirten Eroğlu, "Hiç kimse UBP'yi anlaşmanın, çözümün karşısında gösterme hakkına sahip değildir. Unutulmamalıdır ki, bütün müzakereler UBP hükümetleri döneminde yapılmıştır. Kimse bizi AB'ye karşı bir siyasi parti olarak gösterme hakkına da sahip değildir" diye konuştu.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Eroğlu, "CTP ile hükümete nasıl bakıyorsunuz" sorusuna, "Bütün siyasi partilere eşit mesafedeyiz. Şu anda yine aynı noktadayız" yanıtını verdi.

Kalabalığa hitap etti

Eroğlu, Sarayönü'ndeki parti genel merkez binasınından, meydana toplanan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, ağır bir görev yüklendiklerini, ancak UBP'nin iktidar tecrübesi olan bir parti olduğunu hatırlattı.

"Türkiye'nin anavatanım olmasından dolayı gurur duyuyorum" diyen Eroğlu, "Anavatanımız sayesinde huzur ve güven içinde yaşıyoruz binlerce teşekkür" diye konuştu.

Eroğlu, "Şimdi birlik beraberlik zamanıdır" diyerek, partililere, "zaferlerini olgunluk içinde kutlamaları ve taşkınlık yapmamaları" çağrısı yaparak, destekleri için teşekkür etti.

"Ulkede namuslarıyla, şerefleriyle, onurlarıyla yaşayacakları bir anlaşma istediklerini" kaydeden Derviş Eroğlu, kazanılmış hakları koruyacak bir anlaşmanın yollarını arayacaklarını söyledi.

UBP'yi anlaşma ve AB karşıtı göstermeye çalışanlar olduğunu ifade ederek, "Bizim anlatmaya çalıştığımızı halkımız anlamış ve bizi iktidara taşıdı" diyen Eroğlu, "Birlik beraberliğimizi koruyacağız. Müzakere masasında elimizin daha da güçlü olması için güçlü olması için güçlü hükümetimizi, güçlü ekonomimizi sağlayacağız" diye konuştu.

Eroğlu, "bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşayacakları bir anlaşma arayışı içinde olacaklarını, anavatan Türkiye'nin de bundan farklı düşündüğünü sanmadığını" kaydetti.

UBP olarak son bir imtihandan daha, "bazı müdahalelere rağmen" başarıyla çıktıklarını, UBP'lilerin partilerini iktidara taşıdığını kaydeden Eroğlu, seçim arifesinde söylenmemesi, konuşulmaması gereken bazı yalanların gündeme taşındığını söyledi.

Eroğlu, "UBP Genel Başkanı olarak hiç bir yasa dışı eylemin içinde olmadığını ve olamayacağını" belirtti.

Baykal Eroğlu'nu kutladı


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, KKTC'de seçimleri kazanan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nu telefonla arayarak, kutladı.

CHP'den yapılan yazılı açıklamada, Baykal'ın, KKTC'de Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı olarak girdiği seçimleri kazanan Eroğlu'nu telefonla aradığı belirtildi.

Açıklamada, Baykal'ın, Eroğlu'na seçim sonucundan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, KKTC'nin yeni hükümetini kurmada ve ülkenin temel sorunlarını çözmede başarılar dilediği bildirildi.

Demokrat Parti

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, seçim sonuçlarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ve KKTC halkına hayırlı olması dileğinde bulundu.

Denktaş, DP Genel Merkezi'nde basına yaptığı açıklamada, partisinin, sorunlara çare üretmeye ve bunu halkla paylaşmaya devam edeceğini söyledi. Serdar Denktaş, seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra muhalefette veya koalisyon ortağı olarak hangi konumda olurlarsa olsunlar sorunlara karşı ürettikleri çözümleri halkla paylaşmaya devam edeceklerini belirtti.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nu başarısı nedeniyle kutlayan Serdar Denktaş, seçim sonuçlarına saygılı olacaklarını yineledi.

Toplumcu Demokrasi Partisi

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı da, genel seçim sonuçlarının kendileri için tatmin edici olmadığını ve beklentilerinin altında bulunduğunu söyledi.

Çakıcı, UBP'nin seçimden birinci sırada çıktığını ve halkın diğer partilere muhalefet görevi verdiğini kaydetti. TDP'nin gençlerin partisi olduğunu ifade eden Çakıcı, bunun bu genç kadroyla ilk deneyimleri olduğunu ve halkın tercihlerine saygılı olduklarını belirtti.

Yenidüzen gazetesi toplatıldı

Bu arada KKTC Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Yenidüzen gazetesini yurttaşların oyunu etkileyici yayın içerdiği gerekçesiyle toplattı.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından alınan 34 numaralı kararda, Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) şikayeti üzerine incelenen Yenidüzen gazetesinin bugünkü sayısının, seçmenlerin oyunu etkileyici propaganda nitelikli yayın içerdiğinin saptanması üzerine toplatılması kararı alındığı ve söz konusu kararın Polis Genel Müdürlüğüne de iletildiği belirtildi.

Bu arada Kıbrıs TV ve Kıbrıs Genç TV'nin, seçim yasaklarını ihlal edici nitelikli yayınları nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu tarafından uyarıldığı öğrenildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, oyunu, eşi Oya Talat'la birlikte Girne 19 Mayıs Türk Maarif Koleji'ndeki 70 numaralı sandıkta kullandı.

Talat, seçim kampanyası döneminde söylenen acı sözlerin unutulması ve geleceğe umutla bakılması gerektiğini söyledi.

Oyunu kullanan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bugün yapılan seçimin sonucunun partisinin lehine olacağına inandığını söyleyerek, "Kazanan Kıbrıs Türk halkı olmuştur, ilerleme olmuştur, bunun için mutluyum" dedi.

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş da eşi Müge Denktaş ile oyunu kullandı ve bugün halkın sözünü söyleyeceğini belirterek, "Halkın, oyunu kullanırken güce mi, akla mı, gösterişe mi, projeye mi oy vereceği arasında doğru tercihi yapacağına inandığını" söyledi.

KKTC'de ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu ve Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Gazimağusa'da oylarını kullandı.

(UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, oy verdikten sonra yaptığı açıklamada, "KKTC halkı bir demokrasi imtihanından daha geçiyor. Halkımız demokrasimize müdahale olmadan bir seçim gerçekleşmesi için aşırı hassasiyet göstermiştir" dedi.

Bölgelerin çıkaracağı milletvekili dağılımı

Lefkoşa: 16
Gazimağusa: 13
Girne: 9
Güzelyurt: 6
İskele: 6

KKTC genelinde yüzde 5 seçim barajını aşan partilerle adaylar, oy oranına göre Meclis'te temsil edilme şansı bulacak.

Kadın adaylar yüzde 15'te kaldı

Her seçim sürecinde olduğu gibi, bu seçim sürecinde de dikkati çeken önemli noktalardan biri Cumhuriyet Meclisi'ne girmek isteyen adayların sadece yüzde 15'inin kadın olması.

Seçimlerde yarışacak kadın adayların oranı, aday belirleme sürecindeki tüm çabalara ve kadınlar lehine pozitif açıklamalara rağmen beklenilen düzeye ulaşmadı. Milletvekili olmak için 19 Nisan'da seçmenin karşısına çıkacak sadece 55 kadın aday var. Bunların partilere göre dağılımı ise şöyle:

CTP 7
UBP 3
DP 5
ÖRP 8
TDP 10
BKP 10
HİS 10
Bağımsız 2

Propaganda süreci

Kitle iletişim araçları ile propagandanın ağırlık kazandığı seçim sürecinde adaylar, seçmenlerle birebir iletişim kurmak için köy ve bölge gezilerini de ihmal etmedi.

Partiler, sakin ve olaysız geçen propaganda sürecinde ilginç sloganlarla seçmeni etkilemeye çalıştı. Hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) "Geri dönme ilerle", "İlerlemek yürek ister"; ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) "Şimdi ulusal birlik zamanı"; Demokrat Parti (DP) "Biz varız"; hükümetin küçük ortağı Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) "Bu defa sen kazan"; Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) "Biz buralıyız"; Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) "Yaseminlerimizi geri alacağız' ve Halk İçin Siyaset Partisi (HİS) "Yağmurdan kaçarken doluya tutulma", "Yes be annem out, Dubai in" ana sloganlarını kullandı.

 

 

 

KKTC lideri UBP'nin zaferini yorumladı

20.04.2009 CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün yapılan milletvekilliği genel seçiminden birinci parti olarak çıkan Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) kuracağı hükümetin, halkın çözüm vizyonunu sürdürmesi halinde bir sorun yaşanmayacağını söyledi.


Talat, "UBP'nin oylarını artırmasında, Kıbrıs Türk halkına AB ve uluslararası toplumun verdiği sözlerin yerine getirilmemesinin yarattığı hayalkırıklığının avantaj sağladığını" da belirtti.

Cumhurbaşkanı Talat, dün yapılan milletvekilliği seçimini, KKTC'nin resmi yayın organları Türk Ajansı-Kıbrıs (TAK) ve Bayrak Televizyonuna (BRTK) değerlendirdi.

Talat, demokratik kuralları gözeten bir seçim yaşandığını belirterek, ufak tefek yanlışlıklar ve ihlaller olmakla birlikte kamuoyuna yansıyan ciddi seçim ihlali olmadığını, şiddet olayı yaşanmadığını söyledi.

Her partinin kendine düşen değerlendirmeyi yapmasının demokrasinin geleceği için önem taşıdığına işaret eden Cumhurbaşkanı Talat, "Kim nerede ne yanlış, kim nerede doğru yapmıştır? Değerlendirip geleceğe ona uygun vizyonlarla bakacaklardır siyasi partilerimiz. Unutulmamalıdır ki demokrasinin temeli siyasi partilerimizdir, vazgeçilmez unsurlarıdır demokrasinin" dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, siyasi partilerin sağlıklı olması ve sağlıklı politikalarla ekonomik, demokratik, siyasal tüm yanlarına yön vermesi gerektiğini ifade etti.

"Çözüm vizyonu devam etmeli"

Tüm partilere, milletvekillerine başarı dileyen ve kutlayan Talat, yeni hükümetten Kıbrıs sorununun çözüm sürecine destek beklentisini seçim öncesinde ifade etmesi ve UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun seçim sonuçlarının açıklanmasından sonraki değerlendirmesiyle ilgili soruya karşılık, "Kıbrıs Türk
halkının çözüm vizyonuna sahip olduğu zaten bilinen bir gerçektir" diye konuştu.

Talat, seçimlerin Kıbrıs sorununu odak yapmadan gerçekleştiğini belirterek, Kıbrıs sorununda bir politikanın kazandığını söylemenin mümkün olmadığını, halkın bilinen politikasının çözüm olduğunu vurguladı.

Çözüm vizyonunun devam etmesi gerektiğini belirten Talat, "Dün akşam Sayın Eroğlu, bu vizyona sahip olduğunu ve sürdüreceğini ifade etmiştir, sanıyorum bir sorun olmayacaktır" dedi.

Bir başka soru üzerine, "UBP görüşme sürecini destekleyecekse kendisiyle bir sorun yaşamasına neden olmadığını" belirten Talat, "Ancak Kıbrıs sorununu çevreleyen birçok faktör bulunduğunu, örneğin Taşınmaz Mal Yasası'nın uygulanmasının sadece komisyonun değil, hükümetin de işi olduğunu ve bu işlemler geciktirilmezse herhangi bir sorun yaşanmayacağını" anlattı.

Cumhurbaşkanı Talat, beklentisinin Kıbrıs sorununu çevreleyen konularda da uyumlu çalışılması olduğunu ifade etti.

UBP oyları neden arttı?

Talat, "UBP'nin oylarını artırmasında Kıbrıs sorununun etkisinin ne olduğu" sorusunu yanıtlarken, Kıbrıs sorununun çok etkisi olmadığını, ancak UBP'nin 2004'teki BM Çözüm Planı'nın oylanmasında "ret" kampanyası yürütmesi nedeniyle, Kıbrıslı Türklerin hala AB'den, uluslararası toplumdan bekledikleri ve elde edememekle hayal kırıklığına uğradıkları her adımda UBP'nin avantaj elde ettiğini söyledi.

Verilen sözlerin yerine getirilmemesi nedeniyle UBP'nin avantaj sağladığını ifade eden Talat, çözüm ümidi olmadığı yönündeki propagandaların da etkili olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Talat, UBP'nin oylarının yükselmesinin esas nedeninin ekonomik ve sosyal sorunlar ve yansımaları, yani algılanışı olduğunu kaydederek, "Sadece sorunlar değil, bu sorunların algılanışı da son derece önemlidir. Bu algılanış nedeniyle sıkıntılar üzerine böyle bir durum ortaya çıkmıştır" dedi.

 

KKTC 'çözümsüzlük' zaferi

20/04/2009 RADIKAL

KKTC dün ekonomik krizin damgasını vurduğu erken genel seçimler için sandığa gitti. CTP-Birleşik Güçler büyük oy kaybederken, çözümsüzlüğü destekleyen UBP oy patlaması yaparak yüzde 44'le ipi göğüsledi


LEFKOŞA - KKTC, son yıllara damgasını vuran çözüm ve değişim umudunun sönmesinin ardından, dün ekonomik krizin gündemini oluşturduğu erken seçim için sandığa gitti. Çözüm vaadiyle iktidar olmuş merkez sol eğilimli Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP) büyük oy kaybederken, çözümsüzlüğü destekleyen anamuhalefetteki merkez sağ eğilimli Ulusal Birlik Partisi (UBP) hiçbir vizyon-vitrin değişikliğine gitmemesine rağmen oy patlaması yaşayarak tek başına hükümet kurabilme şansını yakaladı.
KKTC tarihinin 10. genel seçiminde 161 bin 373 seçmen sandık başına çağrılırken, 50 vekilin belirlenmesi için yedi partiden 345 aday ile bağımsız sekiz aday yarıştı. Katılımın yüzde 81.7 düzeyinde gerçekleştiği seçimlerde eski Başbakan Derviş Eroğlu’nun liderliğindeki UBP oyların yüzde 45’ini alarak tek başına hükümet kurabilmek için gereken 26 vekil sayısını tutturdu. Önceki seçime göre yüzde 15 puan kaybeden CTP ise yüzde 29.5’le 16 vekil çıkarabildi. UBP’den kopan Serdar Denktaş liderliğindeki Demokrat Parti (DP) yüzde 10.6 oy oranıyla beş sandalye kaptı. ‘Biz buralıyız’ sloganı kullanıp Türkiye kökenlilerin ‘derhal’ gönderilmesini isteyen Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) yüzde 6.5 ile iki vekil çıkarırken, Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) de yüzde 6 ile meclise tek vekille girmeyi başardı.
Hükümet değişse de Cumhurbaşkanı olarak Başmüzakereci pozisyonunu sürdürecek CTP’li Mehmet Ali Talat, Girne’de oyunu attıktan sonra Rum gazetecilere “Umarım sonuç Türk ve Rumların en büyük sorunu olan Kıbrıs sorununa çözüm çabalarımıza katkıda bulunur” dedi. Talat, seçimi kazanırsa UBP lideri Eroğlu’nun Rum Yönetimi ile müzakereleri sona erdireceği söylentileriyle ilgili hatırlatmaları, “Seçimin görüşmelerin devamında güçlüğe yol açacağını düşünmüyorum” diye geçiştirdi. Eroğlu da ilk sonuçların açıklanmasının ardından hiç kimsenin UBP’yi, Kıbrıs görüşmelerinin ve çözümün karşısındaymış gibi gösterme hakkına sahip olmadığını söyledi. Seçim öncesi CTP’li Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in Ergenekon iddianameleri uyarınca Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve kendisi hakkında soruşturma açmasıyla zorda kalan Eroğlu, “Türkiye ile Kıbrıs politikalarını enine boyuna tartışıp, müzakerelerin ilerlemesi için birlik ve berberlik içinde hareket edeceğiz” diye konuştu. (aa, afp)

 

Yeni dönem hayırlı olsun!

UBP 26 milletvekili çıkararak, tek başına iktidar şansı elde etti

Eroğlu birlik çağrısı yaptı… Dünkü seçimde yüzde 44.07 oranında oy alan ve 16 milletvekili çıkaran Ulusal Birlik Partisi, tek başına iktidar şansı elde etti. Seçim sonuçlarının açıklanması sonrasında halka hitaben bir konuşma yapan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, birlik çağrısında bulunarak “Önümüzde çok önemli günler var. Halkın sorunları, ekonomik problemler var. Uzman ekiplerle bu sorunları aşmaya çalışacağız” dedi.

Barajı beş parti geçti… Katılımın % 81.42 olduğu seçim sonrasında beş siyasi parti
% 5’lik barajı aşarken, iki parti baraj altında kaldı. Ulusal Birlik Partisi %44.07, Cumhuriyetçi Türk Partisi %29.15, Demokrat Parti %10.65, Toplumcu Demokrasi Partisi % 6.87, Özgürlük ve Reform Partisi %6.20, Birleşik Kıbrıs Partisi %2.42, Halk İçin Siyaset Partisi de %0.50 oranında oy aldı. Buna göre UBP 26, CTP 15, DP 5, TDP 2 ve ÖRP 2 milletvekili çıkardı. 

UBP meclisteki sandalye sayısını ikiye katlayıp tek başına hükümet kurabilecek 26 sayısına ulaşırken, CTP, 10 sandalye kaybederek 15 milletvekilinde kaldı…

UBP tek başına iktidar


UBP 26 MİLLETVEKİLİ KAZANDI… Yaklaşık 6 yıllık muhalefet döneminin ardından dünkü seçimleri açık ara önde kazanan UBP, oyların yüzde 44.04’ini alarak 26 milletvekili çıkardı ve tek başına hükümet kurabilecek sayıya ulaştı. 20 Şubat 2005’te yapılan seçimlerde yüzde 31.71 oranında oy alarak 18 milletvekili elde eden UBP, dünkü seçimlerde oy oranını ortalama yüzde 13 artırıp yüzde 44.04’ye çıkardı ve milletvekili sayısını da 26’ya yükseltti. UBP’nin mecliste 13 milletvekili bulunuyordu

L CTP 10 SANDALYE KAYBETTİ, 15 MİLLETVEKİLİNDE KALDI… İktidardaki CTP-BG ise yüzde 29.26 oy oranı ile ikinci parti oldu.  10 sandalye kaybederek 15 milletvekili elde eden CTP, yeni dönemde ana muhalefet görevini sürdürecek. CTP, 20 Şubat 2005 seçimlerinde yüzde 44.45 oy alarak büyük bir zafer kazanmıştı. Yarışı üçüncülükle tamamlayan DP de yüzde 10.65 oy oranı ile 5 milletvekili çıkardı. TDP de yüzde 6.87’lik oyla 2, ÖRP de yüzde 6.21’lik oy oranı ile 2 milletvekilliği elde etti

 

 

    Ülkede dün yapılan seçimleri ezici bir çoğunlukla Ulusal Birlik Partisi (UBP) kazandı. Yaklaşık 6 yıllık muhalefet döneminin ardından dün yapılan seçimleri açık ara önde kazanan UBP, oyların yüzde 44.04’ini alarak 26 milletvekili çıkardı ve tek başına hükümet kurabilecek sayıya ulaştı.
   Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) açıkladığı resmi olmayan sonuçlara göre, 4 yıl önce 20 Şubat 2005’te yapılan seçimlerde yüzde 31.71 oranında oy alarak 18 milletvekili elde eden UBP, dünkü seçimlerde oy oranını ortalama yüzde 13 artırıp yüzde 44.04’ye çıkardı ve milletvekili sayısını da 26’ya yükseltti. UBP’nin mecliste 13 milletvekili bulunuyordu.
    İktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi- Birleşik Güçler (CTP-BG) ise yüzde 29.26 oy oranı ile ikinci parti oldu.  10 sandalye kaybederek 15 milletvekili elde eden CTP, yeni dönemde ana muhalefet görevini sürdürecek.  CTP, 20 Şubat 2005 seçimlerinde yüzde 44.45 oy alarak büyük bir zafer kazanmıştı.
    Demokrat Parti (DP) ise yarışı üçüncülükle tamamladı. Yüzde 10.65 oy oranı ile 5 milletvekili çıkaran DP’nin ise milletvekili sayısında 1 azalma oldu. DP’nin mecliste 6 sandalyesi bulunuyordu.
  Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) de yüzde 6.87 oy alarak yarışı dördüncü sırada 2 milletvekili ile tamamladı. Geçen seçime giren ancak hiç milletvekili çıkaramayan Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ile 1 milletvekili kazanan Barış ve Demokrasi Hareketi’nin (BDH) birleşmesiyle oluşturulan TDP de ilk sınavında 2 milletvekili çıkarabildi.
   2006 Eylül’ünde kurulan Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) de ilk seçim deneyiminde zor da olsa barajı aşabildi. ÖRP de yüzde 6.21’lik oy oranı ile 2 milletvekili çıkardı. Kurulması kadar koalisyon ortağı olması da memlekette fırtınalar koparan ÖRP, 2 milletvekiliyle de olsa, bu dönemde mecliste temsil edilen beşinci parti olmaya hak kazandı.
   Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Yasemin Hareketi yüzde 2.42 ve Halk İçin Siyaset Partisi (HİS) yüzde 0.49’lik oy oranı ile ülke barajını geçemedi ve milletvekili çıkaramadı.
   Bu arada KKTC’de dün yapılan milletvekili erken genel seçimlerinde, seçimlere katılım oranı yüzde 81.29 oldu.
   YSK ilçelere göre seçime katılım oranlarını şöyle açıkladı:
   “Lefkoşa yüzde 81, Mağusa yüzde 82.7, Girne yüzde 78.38, Güzelyurt yüzde 81.75 ve İskele yüzde 81.3”.
   Oysa ülkede kayıtlı 161 bin 373 seçmen bulunuyordu. Lefkoşa’da 50 bin 653, Gazimağusa’da 42 bin 325, Girne’de 30 bin 428, Güzelyurt’ta 21 bin 17 ve İskele’de de 16 bin 950 seçmen oy kullanma hakkına sahipti.
     Lefkoşa 16, Gazimağusa 13, Girne 9, Güzelyurt 6 ve İskele ilçesi de 6 milletvekili çıkardı

Meclisteki aritmetik ne oldu?

   50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi’ndeki yeni aritmetik şöyle:
   “UBP: 26, CTP: 15, DP: 5, TDP: 2, ÖRP: 2”.
   Mecliste düne kadar CTP 25, UBP 13, DP 6, ÖRP 5 ve TDP 1 milletvekili ile temsil ediliyordu.

İskele: UBP 3, CTP, DP ve ÖRP 1’er

   İskele’deki 6 milletvekilliğinden 3’ünü UBP alırken, CTP, DP ve ÖRP birer milletvekili çıkardı.
   YSK, İskele İlçesi’ndeki toplam 73 sandığın gayrı resmi sonuçlarını şöyle açıkladı:

Toplam sandık sayısı   : 73 
Açılan sandık sayısı   : 73 
Toplam seçmen sayısı   :      16950 
Oy kullanan seçmen sayısı  :      13910 

Partilere göre oyların dağılımı, oranları ve bu orana göre çıkarılacak milletvekili sayısı:

UBP %41,74  UBP 3
CTP %24,13  CTP 1
DP %15,02  DP 1
BKP %0,82  BKP 0
TDP %3,98  TDP 0
HİS %0,35  HİS 0
ÖRP %13,72  ÖRP 1
Emete Gözügüzelli Civan %0,24  


Güzelyurt: UBP 4, CTP 2

    Güzelyurt’taki 6 milletvekilliğinin 4’ünü UBP, 2’sini CTP aldı. Diğer partiler ise bu ilçede milletvekili çıkaramadı.
   YSK, Güzelyurt İlçesi’ndeki toplam 83 sandığın gayrı resmi sonuçlarını şöyle açıkladı:

Toplam Sandık Sayısı  :              83  
Açılan Sandık Sayısı  :              83 
Toplam Seçmen Sayısı  :          21017
Oy Kullanan Seçmen Sayısı :          17616 

Partilere göre oyların dağılımı, oranları ve bu orana göre çıkarılacak milletvekili sayısı:

UBP %49,56  UBP 4 
CTP %28,84  CTP 2 
DP %  9,46  DP 0 
BKP %  1,72  BKP 0 
TDP %  5,60  TDP 0 
HİS %  0,33  HİS 0 
ÖRP %  4,42  ÖRP 0 
Gökhan Binici %  0,02   
Görkem Eylem %  0,02   
Kazım Öngen %  0,03   

Lefkoşa:  UBP: 8, CTP: 5, DP: 2, TDP 1

   Lefkoşa’daki 16 milletvekilliğinin 8’ini UBP, 5’ini CTP, 2’sini DP, 1’ini de TDP aldı.
   YSK, Lefkoşa İlçesi’ndeki toplam 189 sandığın gayrı resmi sonuçlarını şöyle açıkladı: Gayrı resmi sonuçlar şöyle:

Toplam Sandık Sayısı :   189 
Açılan Sandık Sayısı : 189    
Toplam Seçmen Sayısı :                                                     50653 
Oy Kullanan Seçmen Sayısı :         40322 

Partilere göre oyların dağılımı, oranları ve bu orana göre çıkarılacak milletvekili sayısı:

UBP %43,60  UBP 8
CTP %28,82  CTP 5
DP %11,05  DP 2
BKP %  3,74  BKP 0
TDP %  8,67  TDP 1
HİS %  0,65  HİS 0
ÖRP %  3,38  ÖRP 0
Yusuf Alkım %  0,03  
Mehmet Birinci %  0,03  
Kadriye Onurer %  0,03  

Girne: UBP 5, CTP 3, DP 1

   Girne’deki 9 milletvekilliğinin 5’ini UBP alırken, CTP 3, DP de 1 milletvekili çıkardı. Diğer partiler Girne’de milletvekili çıkaramadı.
   YSK, Girne İlçesi’ndeki toplam 117 sandığın gayrı resmi sonuçlarını şöyle açıkladı:

Toplam Sandık Sayısı  : 117  
Açılan Sandık Sayısı  : 117 
Toplam Seçmen Sayısı  :            30428 
Oy Kullanan Seçmen Sayısı :            24413

Partilere göre oyların dağılımı, oranları ve bu orana göre çıkarılacak milletvekili sayısı:

UBP %48,91  UBP 5
CTP %29,76  CTP 3
DP %  9,84  DP 1
BKP %  2,08  BKP 0
TDP %  3,75  TDP 0
HİS %  0,35  HİS 0
ÖRP %  5,29  ÖRP 0
Delil Akbulut %  0,02  

Mağusa: UBP 6, CTP 4, DP, TDP ve ÖRP 1’er
 
   Bu arada Gazimağusa İlçesi’ndeki toplam 158 sandığın 158’sinin sonuçlarını açıkladı..
   Bu sonuçlara göre 13 milletvekili bulunan Gazimağusa’da UBP 6, CTP 4 milletvekili çıkarırken, DP, TDP ve ÖRP 1’er milletvekilliği aldı.

Gayrı resmi sonuçlar şöyle:
Toplam Sandık Sayısı   :      158   
Açılan Sandık Sayısı   :      158
Toplam Seçmen Sayısı   :  42325
Oy Kullanan Seçmen Sayısı  :  34917

Partilere göre oyların dağılımı, oranları ve bu orana göre çıkarılacak milletvekili sayısı:

UBP  %41,47  6
CTP  %30,72  4
DP  %  9,92  1
BKP  %  1,17  0
TDP              %  6,65  1
HİS  %  0,41  0
ÖRP  %  9,67  1


KKTC geneli

   Öte yandan YSK, KKTC genelindeki toplam 620 sandığın 620’unun sonuçlarını açıkladı.
   Bu sonuçlara göre UBP 50 sandalyelik meclisin salt çoğunluğu olan 26 milletvekili sayısına ulaşarak hükümeti tek başına kurma olanağına kavuştu.
   CTP 15 milletvekili çıkarırken, DP 5, TDP ve ÖRP ise 2’şer milletvekilliği aldı.
   Gayrı resmi sonuçlar şöyle:
Toplam Sandık Sayısı  :       620  
Açılan Sandık Sayısı  :       620 
Toplam Seçmen Sayısı  : 161373  
Oy Kullanan Seçmen Sayısı : 131178
  
Partilere göre oyların dağılımı, oranları ve bu orana göre çıkarılacak milletvekili sayısı:
UBP %44,04  UBP 26
CTP %29,26  CTP 15
DP %10,65  DP   5
BKP %  2,42  BKP   0
TDP %  6,87  TDP   2
HİS %  0,49  HİS   0
ÖRP %  6,21  ÖRP   2
Yusuf Alkım %  0,01  Yusuf Alkım   0
Mehmet Birinci %  0,01  Mehmet Birinci   0
Kadriye Onurer %  0,01  Kadriye Onurer   0
Delil Akbulut %  0,00  Delil Akbulut   0
Gökhan Binici %  0,00  Gökhan Binici   0
Görkem Eylem %  0,00  Görkem Eylem   0
Kazım Öngen %  0,00  Kazım Öngen   0
Emete Gözügüzelli Civan %  0,01  Emete Gözügüzelli Civan   0

2005 ve dünkü seçim sonuçları

  20 Şubat 2005 tarihindeki ve dünkü milletvekilliği seçimlerinde alınan oy oranları ve çıkarılan milletvekili sayıları şöyle:
  “20 Şubat 2005: CTP % 44.45, 25 milletvekili; TKP % 2.41, 0 milletvekili; DP % 13.49, 6 milletvekili; MAP %  0.52, 0 milletvekili; YP % 1.60, 0 milletvekili; BDH % 5.81, 1 milletvekili; UBP % 31.71, 18 milletvekili.
   19 Nisan 2009: UBP %44.04, 26 milletvekili; CTP %29.26, 15 milletvekili; DP %10.65 , 5 milletvekili; BKP %2.42 , 0 milletvekili; TDP %6.87 , 2 milletvekili; HİS %0.49 , 0 milletvekili; ÖRP %6.21, 2 milletvekili.” 

KIBRIS 20/04/09

 

UBP′de büyük coşku

Seçim sonuçlarının netleş-meye başladığı saatlerde akın akın Atatürk Meydanı′na gelen UBP sempatizanları, meydanda davullar zurnalar eşliğinde zaferi kutladı

 

Milletvekiliği genel seçimlerini açık ara birinci parti olarak bitiren Ulusal Birlik Partisi′ne oy veren vatandaşlar dün akşam seçim sonuçlarının belirgenleşmesiyle birlikte akın akın UBP Parti Genel Merkezi′nin olduğu Sarayönü Meydanı’na gelerek burada kutlamalar yaptılar.
Saat 20.00′den itibaren meydana toplanan UBP taraftarları, meydanda davullar zurnalar ve atılan havai fişeklerle zaferi kutladılar.
Meydanda yapılan şölen sonrası UBP sempatizanları Lefkoşa′da seçim kutlamalarına, araç konvoyuyla devam ettiler. Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Sarayönü′ndeki parti genel merkez binasından, meydana toplanan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, ağır bir görev yüklendiklerini, ancak UBP′nin iktidar tecrübesi olan bir parti olduğunu hatırlattı.
′′Türkiye′nin anavatanım olmasından dolayı gurur duyuyorum′′ diyen Eroğlu, ′′Anavatanımız sayesinde huzur ve güven içinde yaşıyoruz binlerce teşekkür′′ diye konuştu.
Eroğlu, ′′Şimdi birlik beraberlik zamanıdır′′ diyerek, partililere, ′′zaferlerini olgunluk içinde kutlamaları ve taşkınlık yapmamaları′′ çağrısı yaparak, destekleri için teşekkür etti.
Eroğlu, müzakerelerin devam etmesinin, UBP′nin ana politikalarından biri olduğunu kaydetti. Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat′ın görüşmeci görevini sürdürmesinden yana olduklarını ve  Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat′ı destekleyeceklerini söyledi.
′′Ülkede namuslarıyla, şerefleriyle, onurlarıyla yaşayacakları bir anlaşma istediklerini′′  kaydeden Derviş Eroğlu, kazanılmış hakları koruyacak bir anlaşmanın yollarını arayacaklarını söyledi.
UBP′yi anlaşma ve AB karşıtı göster-meye çalışanlar olduğunu ifade ederek, ′′Bizim anlatmaya çalıştığımızı halkımız anlamış ve bizi iktidara taşıdı′′ diyen Eroğlu, ′′Birlik beraberliğimizi koruyacağız. Müzakere masasında elimizin daha da güçlü olması için güçlü olması için güçlü hükümetimizi, güçlü ekonomimizi sağlayacağız′′ diye konuştu.
Eroğlu, müzakere masasında güçlü olmak için birlik  ve beraberlik içinde olmak gerektiğini dile getirdi.
UBP olarak son bir imtihandan daha, ′′bazı müdahalelere rağmen′′ başarıyla çıktıklarını, UBP′lilerin partilerini iktidara taşıdığını kaydeden Eroğlu, seçim arifesinde söylenmemesi, konuşulmaması gereken bazı yalanların gündeme taşındığını söyledi. Eroğlu, ′′UBP Genel Başkanı olarak hiç bir yasa dışı eylemin içinde olmadığını ve olamayacağını′′ belirtti.
HALKIN SESI 20/04/09

 

"Birinci değil ama en centilmen partiyiz"

Denktaş, sandıkların yüzde ellisinin açılmasından sonra DP Genel Merkezi′nde basına yaptığı açıklamada, partisinin, sorunlara çare üretmeye ve bunu halkla paylaşmaya devam edeceğini ifade etti.
Serdar Denktaş, seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra muhalefette veya koalisyon ortağı olarak hangi konumda olurlarsa olsunlar sorunlara karşı ürettikleri çözümleri halkla paylaşmaya devam edeceklerini belirtti.
Denktaş, birinci partinin UBP olduğunun kesinleştiğini ifade ederek, UBP ve lideri Derviş Eroğlu′nu başarısı nedeniyle kutladı. Seçim sonuçlarına saygılı olacaklarını daha önceden açıkladıklarını ifade eden Serdar Denktaş, sonuçlara saygılı olduklarını ve saygılı olmaya devam edeceklerini söyledi.
Denktaş, partisinin, bütün karalamalara karşın centilmenliğini, ağırbaşlılığını hiç kaybetmeyerek dünü değil yarını konuşmaya, sorunlara karşı ürettikleri çözümleri anlatmaya çalışarak birinci parti değil ama en centilmen parti seçildiğini kaydetti.
Serdar Denktaş, DP′nin, "her türlü provokasyonlara karşın", halkın kavga istemediği tespitinden hareketle güzel duygularla politika yaptığını anlatarak, seçim sürecinde emeği geçen gençlere, kadın örgütlerine, adaylarına, partililerine teşekkür etti. Denktaş, üçüncü parti olsalar da "başı dik bir DP yarattıkları için" emeği geçenlere, "kalbinin en güzel yerinden" ayrıca teşekkür etmek istediğini söyleyerek, CTP/BG liderliğinin 3 yıllık hatalarından dersler çıkarmasını ümit ettiğini söyledi.

HALKIN SESI 20/04/09

 

 

Soyer: Halkımız bize muhalefet görevi vermiştir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, "Halkımız bize muhalefet görevi vermiştir" diyerek, seçim sonuçlarının kendilerini yollarında yürümekten alıkoyamayacağını söyledi.
Soyer, kesinleşmeyen seçim sonuçlarını dün akşam saat 22.00 sıralarında partisinin Lefkoşa′daki genel merkezinde değerlendirdi.
Parti destekçilerinin de bulunduğu CTP genel merkezinde sonuçların açıklanmasının ardından büyük sessizlik olması dikkati çekti.
Basına açıklama yapan Soyer, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu′nu arayarak, kutladığını             kaydetti.
Soyer, CTP′nin başarılar karşısında şımarmadığı gibi, başarısızlıklar karşısında yıkılmayacağını belirtti.
Soyer, partisinin, "Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs sorununun çözümünde eşit taraf olmasını, Kıbrıs Türk halkının, AB′de Kıbrıslı Rumlar kadar hak sahibi olarak yer almasını" savunduklarını, Türkiye′nin AB sürecinde gelişmeler olması için her koşulda mücadele etmesini bilen bir siyasi parti olduklarını vurguladı.
"Bu seçim sonuçları bizi yolumuzda yürümekten alıkoymayacaktır. Halkımız bize muhalefet görevi vermiştir" diyen Soyer, muhalefet olarak Kıbrıs sorununda çözüme doğru atılacak her adımı sonuna kadar destekleyeceğini belirtti.
CTP′nin yürüyüşünü sürdüreceğini vurgulayan Soyer, Kıbrıs Türk halkının AB konusunda uğradığı hayal kırıklığının bu seçim sonuçlarının nedenlerinin başında geldiğini ifade etti.
Soyer, partisinin daha etkili olması için çalışacaklarını söyleyerek, UBP′nin ise seçim vaatlerini yerine getirmesinin gerekliliğini vurguladı.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Soyer, seçim sonuçlarının nedenlerinin sorulması üzerine, gerekçe olarak, "AB ve çözüm konusunda beklentilerin yerine geti-rilmemesi ve bunun sorumlusu olarak CTP′nin gösterilmesini" gösterdi. 
KKTC′nin dünyaya açılma konusunda yaşadığı kısıtlamaların ekonomik krizi göğüsleme konusundaki sıkıntıları da beraberinde getirdiğini ifade eden Soyer, "bunları parti içiminde değerlendireceğiz" dedi. Soyer sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cumhurbaşkanımızın sürdürdüğü görüşme sürecine doğru atılacak, UBP′nin oluşturacağı, hükümetin atacağı bütün pozitif adımlara muhalefet partisi olarak karşı çıkmayacağız, teşvik edici olacağız. Çünkü esas olan, Kıbrıs sorununun çözülmesidir."

HALKIN SESI 20/04/09

 

UBP zaferi KKTC basınında

''Efsane geri döndü', 'Yeni dönem hayırlı olsun', 'UBP zamanı', 'Döndük yine eskiye', 'İsa dirilmedi, UBP dirildi', 'Övün eserinle', 'Teşekkürler KKTC'...

AA

20 Nisan. 2009 Pazartesi

LEFKOŞA - KKTC gazetelerinin bugünkü gündemi, dün yapılan ve ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) 26 milletvekili çıkardığı erken genel seçimler. 

Cumhuriyet Meclisi'nin 50 yeni üyesinin belirlendiği seçimde, yüzde 5 olan ülke barajını aşan 5 siyasi parti meclise girdi.

Resmi olmayan sonuçlara göre, UBP yüzde 44,04 oy oranıyla 26 milletvekili, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) yüzde 29,23 ile 15 milletvekili, Demokrat Parti (DP) yüzde 10,66 ile 5 milletvekili, Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) yüzde 6,87 ile 2 milletvekili, Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) de yüzde 6,23 ile 2 milletvekili çıkardı.

Seçimlere katılan Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) yüzde 2,42 ve Halk İçin Siyaset Partisi (HİS) yüzde 0,50 oy oranlarıyla ülke barajının altında kaldı.

KIBRIS GAZETESİ

KKTC'nin en çok satan gazetesi Kıbrıs, seçim sonuçlarına ilişkin manşetten verdiği haberinde ''Yeni dönem hayırlı olsun'' başlığını kullandı.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun birlik çağrısı yaptığına işaret eden gazete, birinci sayfada, hükümetteki üç bakanın seçimi kaybettiğine yer verdi.

Kıbrıs gazetesi adına KADEM tarafından yapılan ve hükümetin büyük tepki gösterdiği seçim anketi de büyük oranda tuttu. Ankette, UBP'nin yüzde 44,06 ile 26 milletvekili çıkaracağı, CTP'nin yüzde 27,4 ile 16 milletvekili, DP'nin yüzde 12,4 ile 6 milletvekili, TDP'nin 7,4 ile 2 milletvekili çıkaracağı öngörüsünde bulunulmuştu.

HALKIN SESİ GAZETESİ

''Erken genel seçimlerinde CTP iktidardan oldu, UBP ise büyük zafer kazandı'' ifadesini kullanan Halkın Sesi gazetesi, ''UBP'den ezici üstünlük'' başlığını kullandı.

''Seçimde en büyük oy kaybını yaşayan CTP'de büyük şok'' olduğunu kaydeden gazete, CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in ''AB'deki hayal kırıklığı yenilgiyi getirdi'' sözlerini öne çıkardı.

HAVADİS GAZETESİ

"UBP zamanı'' başlığını kullanan Havadis gazetesi, UBP'de "zafer", CTP'de "hüzün" olduğuna değindi. Gazete, UBP'nin hükümeti kurmaya yetecek 26 milletvekiline ulaştığına işaret ederek, UBP'nin tek başına mı hükümet kuracağı yoksa koalisyonu mu deneyeceğinin merak edildiğini yazdı.

GÜNEŞ

UBP'nin yayın organı olan Güneş gazetesi, ''Efsane geri döndü'' yorumunu yaparak, ''Tek başına UBP'' başlığını attı. Gazete, ''Kıbrıs Türk halkı aydınlığı seçti. Eroğlu liderliğindeki UBP tarihi büyük bir seçim zaferine imza attı'' diye yazdı.

YENİ DÜZEN

CTP'nin yayın organı Yenidüzen gazetesi de, ''Döndük yine eskiye'' başlığını attığı manşet haberinde, ''Sandıklar eski hükümeti, UBP'yi işaret etti. CTP önemli oranda oy kaybetti. UBP yüzde 50 hedefinin gerisinde kalsa da, seçimden mutlu ayrıldı. 'Tek başına UBP hükümeti' zor görünüyor. Kıbrıs Türk halkı büyük olasılıkla yine bir koalisyon yaşayacak'' değerlendirmesini yaptı.

Gazete, Soyer'in ''Çözüm yoluna devam. Halk bize muhalefet görevi vermiştir'' sözleriyle Eroğlu'nun, ''Halkımıza teşekkür ederim, Talat'a müzakerelerde destek vereceğiz'' açıklamasını da öne çıkardı.

AFRİKA

Seçim sonuçlarıyla ilgili en farklı değerlendirmeyi Afrika gazetesi yaptı. ''Dün Ortodoksların günüydü aslında. Hz. İsa'nın dirildiği gün... İsa dirilmedi, ama UBP dirildi... Onu Tanrı değil, CTP diriltti'' yorumunu yapan gazete, ''CTP tumba'' başlığını kullandı. ''26'yi buldu, UBP tek başına... CTP'yi Ankara getirdi, Ankara götürdü'' ifadelerini kullanan Afrika gazetesi, ''Ne KADEM'e öfke, ne 'Kıbrıs' gazetesini susturmak, ne Ergenekon, ne de ATV yayınları CTP'yi kurtarmaya yetmedi... Ankara kanatlarını geri alınca ve halk öfkesi de buna eklenince CTP tumba gitti'' diye yazdı.

ORTAM

TDP'nin yayın organı Ortam gazetesi de, ''Övün eserinle'' başlığını kullandığı manşetinde, ''Halka ihanet, yolsuzluk, partizanlık ve şaibelerle dolu beş yıllık yolculuk...Statükoyu yıkmak amacıyla halkın büyük desteği ile göreve gelen CTP, ülke yönetimini yeniden eski statükoculara teslim etti'' yorumunu yaptı.

DEMOKRAT BAKIŞ

DP'nin yayın organı Demokrat Bakış gazetesi ise, ''Teşekkürler KKTC'' başlığını kullandığı manşet haberinde, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın seçim sonuçlarına ilişkin açıklamalarına geniş yer verdi.

VOLKAN GAZETESİ

Volkan Gazetesi, ''KKTC'' başlığını kullandığı manşetinde, ''Kıbrıs Türk halkı seçimini yaptı; Birleşik Kıbrıs değil, KKTC'' diye yazdı.

Gazete, ''Kıbrıs Türk halkı yalan dolanla ve sahte vaatlerle elde edilen uyduruk 24 Nisan iradesini sandığa gömdü ve gerçek halk iradesini ortaya koydu. Halk dün yapılan seçimlerde CTP'ye 'yeter be annem, artık git' dedi'' yorumunu yaptı.

Seçim sonuçlarını, Vatan gazetesi ''Halk UBP dedi''; Star Kıbrıs ''UBP Birinci''; Yurtsever Kıbrıslı da ''Demokrasi kazandı'' başlıklarıyla okuyucularına aktardı.

KKTC seçimleri Türkiye basınında

'KKTC’de eskiye dönüş', 'Sandığın galibi Denktaşçı cephe', 'Hayır'cılar kazandı', 'KKTC’de yeni dönem'

ntvmsnbc

20 Nisan. 2009 Pazartesi

İSTANBUL - KKTC'de dün yapılan ve muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi'nin kazandığı seçimlere Türk gazeteleri de birinci sayfalarında yer verdi.

Gazeteler özellikle seçim öncesi Kıbrıs'taki Ergenekon tartışmalarına ve Derviş Eroğlu'nun seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından "Müzakereler sürecek" sözlerine vurgu yaptı.

Türk basınında KKTC seçimleri ile ilgili başlıklar şöyle:

Hürriyet

KKTC seçimleri iktidar değiştirdi
KKTC’de 161 bin 373 seçmen dün sandık başına giderek 50 sandalyeli parlamentoyu yeniledi.

7 partinin katıldığı seçimde ilk sonuçlara göre zafer, yüzde 44 oy alan muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) oldu. İktidardaki CTP 15 puan fark yedi. Ergenekon iddialarını da umursamayan Kıbrıslı Türkler, ekonomik kriz ve yolsuzlukların da etkisiyle UBP’ye döndü.

Milliyet

KKTC’de Derviş Eroğlu kazandı
KKTC’de 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi’nin yeni üyelerini belirlemek için dün seçim yapıldı. Oyların yüzde 95’i itibariyle, ana muhalefetteki Derviş Eroğlu’nun Ulusal Birlik Partisi (UBP) yüzde 44.01’le birinci oldu. Başbakan Ferdi Sabit Soyer liderliğindeki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ise yüzde 29.17’yle ikinci sırada yer aldı. UBP meclise 26, CTP ise 15 milletvekili sokuyor.

Sabah

KKTC’de eskiye dönüş
KKTC’de dün yapılan seçimlerden Derviş Eroğlu’nun Ulusal Birlik Partisi zaferle çıktı. UBP yüzde 44 oy alıp, 26 milletvekili çıkardı ve tek başına iktidar oldu. İktidardaki CTP ise Ergenekon iddialarına rağmen yüzde 29 oyla, 15 milletvekili çıkararak muhalefete düştü.

Vatan

KKTC’de Denktaşçılar iktidarı aldı
KKTC’de genel seçimi Ergenekon’a yakın olmakla suçlanan Ulusal Birlik Partisi kazandı. Yüzde 44’ün üstünde oyla 26 milletvekilliği kazanan UBP lideri Derviş Eroğlu’nun Kıbrıs müzakereleri konusunda Cumhurbaşkanı Talat ile büyük görüş ayrılığı var. Ajanslar sonuç için “Ulusalcılar iktidarı kazandı. Birleşme tehlikede” yorumunu yaptı.

Akşam

Sandığın galibi Denktaşçı cephe
Seçim öncesi Ergenekon tartışmalarına sahne olan KKTC dün sandığa gitti. Oyların yüzde 44’ünü alan Denktaş çizgisindeki Derviş Eroğlu’nun Ulusal Birlik Partisi(UBP) tek başına iktidar oldu. Talat’ın eski partisi CTP ise yüzde 29’da kalarak muhalefete düştü. Eroğlu, “Müzakereler sürecek” garantisi verdi.

Radikal

Sandıktan Derviş Eroğlu çıktı
KKTC’de erken seçim sandığından, Derviş Eroğlu liderliğindeki UBP çıktı. UBP yüzde 44’le, hükümet kurabilecek oranı yakaladı. İktidardaki CTP ise yüzde 29.5’te kaldı.

Cumhuriyet

KKTC’de yeni dönem
Erken genel seçimleri, oyların yüzde 44’ünü alan Derviş Eroğlu liderliğindeki UBP kazandı. Tek başına hükümet kurabilecek olan UBP 26, iktidardaki CTP 15, Serdar Denktaş liderliğindeki DP ise 5 milletvekili çıkardı. Eroğlu, AB’ye karşı olmadıklarını ve Rum kesimi ile yürütülen müzakerelerin devamından yana olduklarını açıkladı.

Zaman

Kıbrıs’ta zafer UBP’nin Eroğlu, müzakerelere destek sözü verdi
KKTC'de Ergenekon tartışmaları eşliğinde girilen seçimlerde sandıktan Ulusal Birlik Partisi (UBP) zaferle çıktı. 50 sandalyeli meclisin yeni üyelerinin belirlendiği seçimlerin ilk sonuçlarına göre muhalefetteki UBP yüzde 45'le tek başına iktidar oldu. Cumhuriyetçi Türk Partisi–Birleşik Güçler (CTP-BG) ise yüzde 29'da kaldı. Basın toplantısı yaparak zaferini ilan eden UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye ile birlik ve beraberlik içerisinde çalışacaklarını söyledi. Eroğlu, Cumhurbaşkanı M.Ali Talat'a müzakerelerde destek olacakları sözünü verdi.

Star

Ada’da sandıktan Derviş Eroğlu çıktı
KKTC'deki seçimlerde UBP yüzde 44 ile birinci parti çıktı. İktidardaki CTP yüzde 29 oy aldı. Cumhurbaşkanı Talat, seçim öncesi söylenen acı sözlerin unutularak geleceğe bakılması gerektiğini söyledi.

Taraf

'Hayır'cılar' kazandı
KKTC seçimlerinde sandıktan Derviş Eroğlu çıktı. 50 üyeli mecliste 26 sandalye kazanarak hükümet olmayı garantileyen UBP lideri Eroğlu, "Çözüm karşıtı değiliz, müzakereler sürecek" dedi.

Kıbrıs'ta UBP tek başına iktidar

KKTC'de yeni bir dönemi başlatacak seçimlerde oy sayımı bitti, yüzde 44 oy alan ana muhalefet partisi UBP tek başına iktidara geldi.

ntvmsnbc ve Ajanslar

20 Nisan. 2009 Pazartesi

LEFKOŞA - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Cumhuriyet Meclisi'nin 50 yeni üyesini belirlemek amacıyla 4 yıl sonra yapılan seçimlerde kayıtlı 161 bin 373 seçmen 620 sandıkta oy kullandı. Seçime katılım oranı yüzde 81,42 olarak gerçekleşti.

Sandıkların açılmasıyla oy sayımı başladı ve ana muhalefet partisi Ulusal Birlik Partisi (UBP) baştan sona önde götürdüğü seçimi aldığı yüzde 44 oyla kazandı.

Ulusal Birlik Partisi'ni yüzde 29.17 ile Cumhuriyetçi Türk Partisi, yüzde 10.73 ile Demokrat Parti takip etti. Bu sonuçlara göre 50 üyeli meclis için UBP 26 milletvekili çıkardı ve tek başına iktidar oldu.

Seçimde en büyük oy kaybını iktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi yaşadı. Oyları yüzde 29'a gerileyen Başbakan Ferdi Sabit Soyer liderliğindeki CTP önümüzdeki dönemde mecliste 15 milletvekiliyle temsil edilecek.

Meclise yüzde 5 barajını aşan 5 parti girdi. Demokrat Parti yüzde 10.7 oy oranıyla 5, Toplumcu Demokrasi Partisi yüzde 6.8 ile 2, Özgürlük ve Reform Partisi de yüzde 6.3 oy oranıyla  2 sandalye kazandı.

Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP), 20 Şubat 2005 erken genel seçimlerine oranla oylarını yüzde 12'den fazla artırarak, 2005'te kazandığı 19 milletvekili sayısını 26'ya çıkardı.

2005 seçiminde yüzde 44.51 oranında oy alarak 24 milletvekili çıkaran iktidarın büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) oyları ise yüzde 15 oranında azalırken, 2005'te 24 olan milletvekili sayısı da 15'te kaldı.

Dünkü seçimde Demokrat Parti'nin (DP) oyları da 2005'e göre yaklaşık yüzde 3 civarında düştü. 2005'te 6 milletvekili çıkaran DP, 5 milletvekilliği kazandı.

Seçime ilk kez giren ancak daha önce UBP ile iktidar ortağı olan Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ile Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH) birleşmesiyle kurulan Toplumcu Demokrasi Partisi de (TDP), yüzde 5 olan ülke barajını aşarak, meclise 2 milletvekili ile girmeyi başardı.

Eylül 2006'da kurulan ve kurulmasının hemen ardından CTP'nin hükümet ortağı olan Turgay Avcı başkanlığındaki Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) de, seçim öncesi anketlerin aksine, barajı geçerek, meclise 2 milletvekili ile girdi.

EROĞLU: UBP ANLAŞMANIN KARŞISINDA DEĞİL
Ana muhalefet partisi lideri UBP lideri Derviş Eroğlu, seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelerini coşkulu bir kalabalığın önünde yaptı. Eroğlu, Sarayönü'ndeki parti genel merkez binasınından meydana toplanan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, seçim afişlerinde kullandıkları çocuğu da kucağına alarak partililere gösterdi ve "UBP iktidarı ülkemize, anatavanımıza hayırlı olsun" dedi.

Herkesi kucaklayacaklarını vurgulayan Derviş Eroğlu Rumlarla devam eden müzakereleri hatırlattı ve kazanılmış hakları koruyacak bir anlaşmanın yollarını arayacaklarını söyledi.

UBP lideri Eroğlu, şunları söyledi:

"Bu müzakerelerin devam etmesi UBP'nin ana politikalarından bir tanesidir. Müzakereler devam ederken Sayın Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat'ın müzakereleri devam ettirmesi yönünde de bizim desteğimiz var. Anavatan Türkiye hükümeti ile de Kıbrıs politikalarını enine boyuna tartışıp, müzakerelerin ilerlemesi için birlik ve berberlik içinde hareket edeceğiz. Hiç kimse UBP'yi anlaşmanın karşısında, çözümün karşısında gibi gösterme hakkına sahip değil."

Seçim sonuçlarını yorumlayan KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise "Yeni gelen idareyi görelim. Sayın Cumhurbaşkanı ne diyecek, ne kadar uyum içerisinde olacak bakalım. Eğer biz tek devlet, tek halk, tek şu, tek bu durumunda devam edersek işimiz çok zor olacaktır. Kendimize gelelim" dedi.

UBP'liler Genel Merkez önünde havai fişek atışları eşliğinde sevinç gösterileri yaptı ve başta başkent Lefkoşa olmak üzere uzun konvoylarla seçim galibiyetini kutladı.

FAİZ: SEÇMEN CTP'Yİ CEZALANDIRMAK İÇİN UBP'YE OY VERDİ
Araştırmacı Muharrem Faiz, seçim sonuçlarını NTV ekranında değerlendirdi ve seçmenler arasında bugün yaptıkları araştırmanın sonuçlarını ilk kez NTV yayınında açıkladı.

Faiz, seçmenlerin UBP'yi beğenerek seçmediklerini ancak seçimi CTP'nin cezalandırılması için bir fırsat olarak gördükleri içip UBP'ye yöneldiklerini söyledi.

PROF. İNSEL: CTP BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet İnsel de seçim sonuçlarını NTV canlı yayınında değerlendirdi.

UBP'nin esas olarak CTP'ye karşı yükselen tepkinin oyunu aldığını vurgulayan Prof. İnsel, şunları söyledi:

"Kıbrıslıların CTP'den beklentileri büyük bir hayal kırıklığı var. Özellikle ekonomi politikalarına karşı seçmen çok tepkili ve iktisat politikalarının ciddi bir başarısızlık getirdiği söylenebilir.

CTP'nin koalisyon hükümeti oy azalmasını terse çevirecek bir plan da ortaya koyamadı. Zaten hükümetin fazla hamle şansı da yok, izolasyonlar devam ediyor.

UBP hiçbir şey yapmadan bulunduğu noktaya geldi. UBP iktidara geldiğinde Rumlarla müzakerelere mesafeli yaklaşabilir."

KAHVECİOĞLU: UBP VE TALAT ÇATIŞIR
Gazeteci Hasan Kahvecioğlu da NTV canlı yanında seçim sonuçlarının Kıbrıs müzakerelerine nasıl yansıyabileceğini değerlendirdi. Kahvecioğlu şunları söyledi.

“Kritik soru şu; UBP, Cumhurbaşkanı Talat’la birlikte çalışabilecek mi? UBP Meclis’te karar alacak bir çoğunluğa gelebilirse, müzakerelerle ilgili gelişmeleri Meclis kararları da yönlendiriyor. Talat ‘görüşmeleri ben götüreceğim’ diyor ama o noktada bir çatışma olabilir. Müzakerelerde çözüm süreci hızlandıkça bir şeyler ortaya atıldığında çatışma yaşanabilir. Daha önce Denktaş ile Eroğlu arasında bile bu müzakere noktasında çatışmalar yaşanmıştı. Ben uyumlu bir çalışma olabileceğini sanmıyorum.

Ayrıca bu rada süreci belirleyecek olan AKP’nin ve Ankara’nın tutumu olacak. AKP ile ilişkisi bakımından da UBP sıkıntı yaşayabilir. Onlar daha net değil. UBP geliyor ama hem AKP ile hem de Talat’la ilişkilerini düzeltmek zorunda kalacak. Şimdiye kadar UBP’nin tutumu AKP’nin savunduklarının tersi idi. Mal Tezmini komisyonu meselesinde böyleydi mesela. Görüşmelerdeki tek egemenlik, tek devlet konusundaki tartışmalarda fikir ayrılıkları var. Sayın Talat görüşmeleri başkanlık sistemiymiş gibi yürütmüştü. Bu noktalar  çok önemli olacak.”

SEÇİM SAKİN GEÇTİ
Sakin geçen oy verme işleminde ciddi bir olay yaşanmadı. İkisi Girne, ikisi de İskele'de olmak üzere dört vatandaş, cep telefonu ile oy pusulasının resmini çekerken polis tarafından yakalandı, bu kişiler hakkında yasal işlem başlatıldı.

Kıbrıs Türk siyasi tarihinin 10. genel seçimine, oy pusulalarındaki sıralarına göre şu partiler katıldı:

Ulusal Birlik Partisi (UBP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Demokrat Parti (DP), Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Halk İçin Siyaset Partisi (HİS), Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP).

Yüksek Seçim Kurulu Yenidüzen Gazetesini propaganda nitelikli yayın içerdiği gerekçesiyle toplattı. 2 televizyon kanalı da uyarıldı.

Soyer: AB'deki hayal kırıklığı yenilgiyi getirdi

Seçimlerden yenilgiyle ayrılan CTP lideri Soyer, başarısızlığı AB ve çözüm konusundaki beklentilerin gerçekleşmemesine bağladı.

ntvmsnbc ve Ajanslar

19 Nisan. 2009 Pazar

LEFKOŞA - KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, seçim sonuçlarını partisinin genel merkezinde değerlendirdi. Partililerin bulunduğu CTP genel merkezinde, seçim sonuçlarının gelmesiyle birlikte başlayan sessizlik dikkati çekti.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nu arayarak kutladığını söyleyen Soyer, CTP'nin başarılar karşısında şımarmadığı gibi başarısızlıklar karşısında yıkılmayacağını belirtti.

Soyer, "Bu seçim sonuçları bizi yolumuzda yürümekten alıkoymayacaktır. Halkımız bize muhalefet görevi vermiştir" diyerek muhalefet olarak Kıbrıs sorununda çözüme doğru atılacak her adımı sonuna kadar destekleyeceğini vurguladı.

CTP'nin yürüyüşünü sürdüreceğini ifade Soyer, Kıbrıs Türk halkının AB konusunda uğradığı hayal kırıklığının bu seçim sonuçlarının nedenlerinin başında geldiğini ifade etti.

Konuşmasında diğer siyasi parti liderlerine de teşekkür eden Soyer, "Önemli olan Kıbrıs Türk halkının geleceğe doğru gelişmesidir. Onun için yolda bir takım kesintiler olsa bile önemli olan dimdik ayakta durabilmektir" dedi.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Soyer, seçim sonuçlarının nedenlerinin sorulması üzerine, gerekçe olarak, "AB ve çözüm konusunda beklentilerin yerine getirilmemesi ve bunun sorumlusu olarak CTP'nin gösterilmesini" gösterdi.

KKTC'nin dünyaya açılma konusunda yaşadığı kısıtlamaların ekonomik krizi göğüsleme konusundaki sıkıntıları da beraberinde getirdiğini ifade eden Soyer, "Bunları parti içinde değerlendireceğiz" dedi. Soyer sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cumhurbaşkanımızın sürdürdüğü görüşme sürecine doğru atılacak, UBP'nin oluşturacağı, hükümetin atacağı bütün pozitif adımlara muhalefet partisi olarak karşı çıkmayacağız, teşvik edici olacağız. Çünkü esas olan, Kıbrıs sorununun çözülmesidir."

Stefanu: Talat'ın işi daha zor

Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu KKTC'deki seçim sonuçlarını değerlendirdi.

AA

Güncelleme: 17:38 TSİ 20 Nisan. 2009 Pazartesi

LEFKOŞA - Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, KKTC'de dün yapılan genel seçimlerin sonuçlarını değerlendirirken, seçimin galibi Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun tezlerini bildiklerini ifade ederek, "Kıbrıs sorununa ilişkin olguların daha zor olacağını" savundu.

Rum radyosunun haberine göre, Stefanu, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, ''gerek Rum tarafı, gerekse daha katı tezleri olan güçlerle kaşı karşıya geleceğini'' ileri sürdü ve ''Talat için zorlukların ortaya çıkacağını'' iddia etti.

Rum sözcü, ''Türkiye'nin belirleyici rol oynadığının unutulmaması'' gerektiğini de savundu.

 

Seçim sonrası ilk görüşme

Talat ve Hristofyas KKTC'deki seçim sonrasında ilk kez buluştu. Talat, Hristofyas'a sonuçların müzakere sürecini etkilemeyeceğini anlattığını söyledi.

AA

21 Nisan. 2009 Salı

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, pazar günü yapılan seçimlerin sonuçlarının Kıbrıs Türk halkının iradesi olduğunu belirterek, Rum yönetimi lideri Dimitiris Hrstofyas'a, seçim sonuçlarından, görüşmelerin doğrudan etkilenmesinin söz konusu olmadığını anlattığını söyledi.

Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'la görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığına dönüşünde açıklama yaptı.

Gazetecilerin, "görüşmenin kısa sürdüğü" sözlerine gülerek, "Kavga ettik ayrılık" diye esprili karşılık veren Talat, bugün ekonomi başlığını ele almaya başladıklarını söyledi.

Ekonomi konusunun nasıl ele alınacağını değerlendirdiklerini ifade eden Talat, "Ekonomi Çalışma Grubunun yaptığı çalışma, yakınlaşılan noktalar ve ayrılık noktaları, bugüne kadar çalıştığımız biçimin dışındaydı" dedi.

Talat, bu nedenle temsilcilerini ve uzmanları görevlendirdiklerini, bunların bu hafta 3 toplantı yaparak yakınlaşmaları ve farklılıkları bugüne kadar çalıştıkları biçimde yeniden şekillendireceğini kaydetti.

Ekonominin daha fazla uzmanlık gerektiren konular olduğunu ifade eden Talat, "Dolayısıyla bu hafta temsilcilerimiz çalışacaklar. Biz genel bir değerlendirme yaptık bugün. Temsilcilere ve uzmanlara bıraktık konuyu" diye konuştu.

Talat, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye Brook Zerihoun ile BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'in gelecek hafta New York'ta BM'de değerlendirme toplantılarına katılacağını, bu nedenle bir sonraki görüşenin 5 Mayıs'ta olacağını söyledi.

"BM'den KKTC seçim sonuçlarına ilişkin bir değerlendirme oldu mu" sorusuna, "Hayır" karşılığını veren Talat, Hristofyas'la ikili görüşmesinde ise, Rum liderinin sorusu üzerine kısaca değerlendirdiklerini söyledi.

"Kıbrıs Türk halkının iradesinin böyle tecelli olmasının nedenlerini dün basına da söylediğim gibi ben ifade ettim" diyen Talat, şöyle devam etti:

"Sonuçta Kıbrıs Türk halkının iradesinin bu olduğunu anlattım. Bunun müzakereleri etkilemeyeceğini veya minimum etkileyeceğini ifade ettim. Çünkü müzakereleri cumhurbaşkanı olarak ben yürütüyorum bir; ikincisi de zaten Sayın Derviş Eroğlu, hükümeti kurması muhtemel başbakan adayı olarak bu konudaki tutumunu, düşüncesini açıkladı. Dolayısıyla görüşmelerin doğrudan etkilenmesinin söz konusu olmadığını da Hritofyas'a anlattım."

Seçim sonuçlarına Hristofyas'ın tepkisiyle ilgili bir soruya Talat, "Bilmiyorum, ne tepkisi olabilir ki? Sonuçta bu ortaya çıkmış bir sonuçtur. Zaten merak etmeyin, Rumlar bugün veya yarın sıraya girmişlerdir, hepsi yorumluyordur. Biliyorsunuz, bu tarafta sinek uçsa yorumlarlar. Bana size aktarabileceğim özel bir yorum yapamadı" dedi.

Eroğlu: Müzakerelerin arkasındayız

KKTC'de tek başına iktidara gelen UBP lideri Eroğlu, Rumlarla yapılan müzakerelere destek vereceklerini söyledi.

ntvmsnbc

20 Nisan. 2009 Pazartesi

İSTANBUL - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) dün düzenlenen seçimde Derviş Eroğlu liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi (UBP), uzun bir aradan sonra ülkede tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu elde etti.

Seçim süreci demokratik ancak bir o kadar da hararetliydi. Türkiye'de AK Parti hükümetiyle ilişkilerinin iyi olmadığı, müzakerelere sürecini olumsuz etkileyeceği ve adının Ergenekon iddialarına karıştığı gibi argümanlar siyasi rakipleri tarafından dile getirildi.

UBP lideri Derviş Eroğlu, seçim sonuçlarını, hükümet senaryolarını, izleyeceği politikaları NTV canlı yayınında anlattı. Eroğlu, hakkındaki iddialara da yanıt verdi.

Partisinin tek başına iktidar olmak için gerekli çoğunluğa ulaştığının altını çizen Eroğlu, hükümeti tek başlarına kurmayı planladıklarını söyledi.

Rum tarafıyla yürütülen müzakerelere değinen Eroğlu, Cumhurbaşkanı Talat'ın müzakerelere devam etmesinden yana olduğunu vurguladı.

UBP lideri Eroğlu, "Bu konuda engel çıkarmayacağımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. İstediğimiz şey Cumhurbaşkanı Talat'la daha sıkı diyalog içerisinde olmak. 'Çözümsüzlük çözümdür' lafı bana ait değil, Rum lider Klerides'in sözüydü. UBP ve ben, birçok çözüm planına onay verdik geçmişte. Müzakereler kesilirse bir anlaşmanın çıkma ihtimali mümkün olmadığına göre süreci destekliyoruz" diye konuştu.

Derviş Eroğlu, Ergenekon iddialarıyla ilgili ise şunları söyledi:

"Ergenekon soruşturmasında hakkımda ortaya atılan iddialar gerçekleri yansıtmıyor, Mustafa Özbek'le Kıbrıs'taki bütün siyasi liderler görüşmüştür ancak biz herhangi bir para yardımı ya da destek almadık. Zaten iddialar, seçimi kaybedeceğini anlayan bir parti liderinin ortaya çıkardığı belgeye dayanıyordu. Göreve gelir gelmez başsavcıyla görüşüp raporun araştırılmasını ve sonuçlandırılmasını talep edeceğim."

 

Rum’a mahkûm olmayız


SEFA KARAHASAN Lefkoşa MILLIYET 21/04/09

 

Erken seçim sonucunda tek başına iktidar imkânı yakalayan UBP lideri, Cumhurbaşkanı Talat’ın Rumlar ile müzakere sürecine devam edeceğini, ama Rum tarafına mahkûm olacak bir adım atılmayacağını söyledi

KKTC’de önceki gün yapılan erken genel seçimi kazanan Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, cumhurbaşkanlığı süresince Kıbrıs Rum Kesimi ile görüşme masasındaki görevinin sürmesi gerektiğini belirterek, “Ama kimse bizden Rum’a mahkûm olacak bir adım da beklemesin” dedi. Seçim zaferinin ardından ilk röportajını Milliyet’e veren Eroğlu, Avrupa Birliği (AB) ve Rum Kesimi’ne, “Türkiye de AB’de olmalı” diye seslendi. Kıbrıs Türk halkının iradesinin sandığa yansıdığını ifade eden Eroğlu, şu mesajları verdi: 

AB İLE İLİŞKİLER: Bizler, Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşmadan sonra AB’ye girmeyi savunuyoruz. Kıbrıs Türk tarafı bir anlaşma metni çıkması için çalışacak. UBP, 1987’den bugüne kadar AB’yi istiyor. Bizler Türkiye’nin AB’de olmasını istiyoruz.

UZLAŞMA: Rum liderliği, AB üyeliği avantajını kullanarak, görüşme masasında çözümsüzlüğe oynamaktadır. Kıbrıs Türk halkının onurunu dikkate alsınlar. Eşit koşullarda bizler anlaşmaya varız. Rumlar bizi, ‘Rum Cumhuriyeti’ altına girecek olanlar şeklinde görmesin, Türklerle paylaşmayı, uzlaşmayı öğrensinler. 

TALAT’IN GÖREVİ: Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat, cumhurbaşkanlığı görevi süresince, görüşmecilik görevini yürütecek. Bizim açımızdan bir sıkıntı yok. 

TÜRKİYE’YLE DAHA SICAK: Bizler, Anavatan Türkiyemizle yakın ilişkiyi her zaman savunan bir partiyiz. Türkiye ile ilişkilerimiz daha da sıcak olacak. Bizim için Türkiye çok önemlidir. 

Bu arada UBP’nin seçim zaferinden sonra, Meclis Başkanı Köksal Toptan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Eroğlu’nu arayarak tebrik etti.

Partilerin çıkardığı milletvekili sayısı

Ulusal Birlik Partisi (UBP) 26
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 15
Demokrat Parti (DP) 5
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) 2
Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) 2 

Hükümet formülleri

50 üyeli Cumhuriyet Meclisi’nde hükümet  için 26 sandalye yeterli, ancak bu riskli bir rakam olarak değerlendiriliyor. UBP’nin 15 milletvekili kazanan CTP ile hükümet kurması uzak olasılık olarak görülüyor. UBP’nin, 5 milletvekili çıkaran DP ve 2’şer milletvekilliği kazanan TDP ve ÖRP ile koalisyon kurması olası formüller arasında.

Kıbrıs gazeteleri:  Demokrasi kazandı 
KKTC gazetelerinin yorumları şöyle:
KIBRIS: Haberinde, “Yeni dönem hayırlı olsun” başlığını kullandı.
AFRİKA: ‘CTP tumba’ başlıklı manşetinde, “Ne Kıbrıs gazetesini susturmak, ne Ergenekon ne de ATV yayınları CTP’yi kurtarmaya yetmedi” diye yazdı.
KIBRISLI: Seçimlerden önce UBP’ye sert eleştiriler yönelten gazete, ‘Demokrasi kazandı’ manşetiyle çıktı.
GÜNEŞ: “Efsane geri döndü” ifadesini kullandı.
YENİDÜZEN: CTP’nin yayın organı olan gazete, ‘Döndük yine geriye’ manşetiyle çıktı.

Dünya medyası:  Görüşmelere darbe
Seçimden UBP’nin zaferle çıkması, yabancı medya tarafından Rum Kesimi liderliğiyle sürdürülen görüşmelere ve Ada’nın birleşmesine yönelik bir darbe diye yorumlandı. İngiliz Daily Telegraph, UBP’nin ulusalcı çizgide sağcı bir parti olduğunu savunarak, sonucun ayrıca Türkiye’nin AB’ye giriş sürecini de etkileyeceğini iddia etti. 


Talat: Çözüm vizyonu sürerse sorun yaşanmaz

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, UBP’nin kuracağı hükümetin, halkın çözüm vizyonunu sürdürmesi halinde bir sorun yaşanmayacağını belirterek, “Sayın Eroğlu, bu vizyona sahip olduğunu ve (çözüm sürecini) sürdüreceğini ifade etmiştir, sanıyorum bir sorun olmayacaktır” dedi.
UBP’nin oylarını artırmasında, AB ve uluslararası toplumun Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri yerine getirmemesinin yarattığı hayal kırıklığının etkili olduğunu kaydeden Talat, esas belirleyici nedenin ise ekonomik ve sosyal sorunlarla bunların algılanışı olduğunu ifade etti. Talat, “Uzun bir aradan sonra bir siyasi parti tek başına hükümet olabilecek çoğunluğu mecliste elde etti. Bu önemli bir başarıdır, çünkü uzun yıllardır ülke koalisyonlarla yönetiliyor” diye konuştu. 

Rumlar memnun değil
Kıbrıs Rum Kesimi’nin KKTC’deki seçim sonuçlarından memnun olmadığı belirtildi. Rum Yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, UBP lideri Derviş Eroğlu’nun tezlerini bildiklerini ifade ederek, “Kıbrıs sorununa ilişkin olguların daha zor olacağını” savundu. Sözcü, “Türkiye’nin belirleyici rol oynadığının unutulmaması” gerektiğini de belirtti.
Rum siyasi parti yetkilileri de çıkan sonucu “olumsuz” olarak nitelendirdi. Komünist AKEL Genel Sekreteri Andros Kipriyanu, sonuçların kendileri açısından “olumsuz bir gelişme” olduğunu kaydederken, Sosyalist EDEK Partisi Başkanı Yannakis Omiru da UBP’nin iktidara gelmesinin, “Türk uzlaşmazlığını kademeli olarak güçlendireceğini” iddia etti.
Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomos ise, sonuçların Kıbrıs sorununa ilişkin müzakereleri olumsuz etkileyeceğini öne sürdü.

 

KKTC’de son raund 2011

21 Nisan Salı 2009 GUNERI CIVAOGLU MILLIYET 21/04/09

 

KIBRIS’taki seçim sonuçları iki açıdan önemli.
1-  CTP neden kaybetti?
2- Kıbrıs’ta Güney ve Kuzey arasında çözüm buzluğa mı konuyor?
Önce birincisi...
Seçimi yitiren Cumhurbaşkanı Talat’ın CTP’si, son yerel seçimleri sahillerde kazanan CHP’ye ciddi bir uyarıdır.
Şöyle ki:
CTP, “iktidar birikimi ve deneyimi” olamayan bir parti.
İktidar yıllarında şansını iyi kullanamadı.
Muhalefet partisi olmaya koşullanmış kadroları icraatta topalladı.
Bekleneni veremedi.
Ekonomik kriz de, yönetimde amatörlüğün üzerine tuz biber ekti.
CTP, kadrolaşma konusunda da kendini destekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı.
Bu nedenle Türkiye yerel seçimlerde sahilleri alan CHP’ye de KKTC sonuçları bir uyarıdır.
Kazanmak tek atımlık barut olmamalı.
Türkiye’deki solun siyaset handikabı budur.
Seçim meydanlarında merkez ve sağ partiler onlara “Tek çivi çakmışlığınız var mı?” diye yüklenirler.
KKTC’de de olan bu.
Ayrıca...
Güney Kıbrıs’la çözüm ve AB üyeliği konusunda da CTP bekleneni veremedi.
Kıbrıs Rum yönetimi de daha Annan Planı referandumuna “hayır” demekten başlayarak yıllar içinde olumsuz çizgisiyle “Denktaş-Derviş Eroğlu” eksenindeki politikayı KKTC kamuoyu için haklı hale getirdi.
Seçimlere çok az kala Türkiye’den üflenen “Ergenekon Kıbrıs’ta” rüzgârı da CTP yelkenlerini dolduramadı.
Tam tersine, “Böyle bir şey vardı da neden sakladınız, neden seçimlere birkaç gün kala bu pankartı açtınız?” tepkisini üretti.

Zirvede çatal

KKTC’nin Güney Kıbrıs’la çözüm süreci, bu seçim sonuçlarından sonra buzluğa mı konulacak?
O sorunun cevabına gelince...
Rum kesimiyle müzakereleri şimdiye kadar Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat yürütüyordu.
İki başlık dışında bir dizi mutabakat sağlanmıştı.
Örneğin...
“Ortak yönetimde temsil, AB’de temsil” gibi duyarlı konular aşılmıştı.
Ancak özellikle “toprak” konusu hâlâ henüz çözümlenmemiş dosyalar arasında.
Durum umutsuz mu?
Mehmet Ali Talat, aldığım izlenimlere göre, Rum kesimiyle görüşmeleri tek başına götürmek niyetinde.
“Bunun için hükümete ihtiyacı yok” havaları esiyor.
Buna karşılık... Derviş Eroğlu, Talat’ın yanına hükümeti temsilen bir bakan ya da bir diplomat veya bir uzman vermekten söz etti.
Ancak...
Talat’ın bunu kabul etme zorunluluğu yok.
Onun hedefi “iki yıla varmadan sonuca ulaşmak.”
Cumhurbaşkanlığı çevresinde “neden olmasın” iyimserliği gözleniyor.
İki yıl sonra Talat’ın cumhurbaşkanlığı dönemi bitiyor. KKTC’de cumhurbaşkanlığı seçimi var.
O nedenle önümüzdeki iki yıl Talat için nefes nefese bir yarış.
Sonuca ulaşırsa, kritik eşik “anlaşmanın referanduma sunulması...”
Bu aşamada Derviş Eroğlu’na ve Ankara’ya ihtiyacı var. Bunlardan ikincisi Talat’a omuz verebilir.
Referandum aşılırsa, Kıbrıs Rum kesimiyle bütünleşme sürecinde artık Eroğlu’nun cumhurbaşkanı seçilmesi hayli uzak olasılık...
Bu yazdıklarım “masa başından ahkâm kesmek” değildir.
Sağlam istihbarattır.

ANKARA HUKUK’A TEŞEKKÜR
YAŞAMIMIN gurur duyduğum kilometre taşlarından biri Ankara Hukuk Fakültesi yıllarımdır.
Oradan aldığım diploma, nasıl da güzel anılarımı yansıtır.
Hocalarım ve arkadaşlarımla dostluğum hâlâ daha da derinleşerek sürmekte.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Birleşik Hukukçular Kulübü, fakülte öğrencileri arasında bir anket yaparak yılın “en”lerini seçmiş.
Geleneksel Ceride-i Kantar töreninde ödüllerin verilmesi programlanmış.
Yılın TV programı olarak da “Güneri Cıvaoğlu ile Şeffaf Oda” seçilmiş.
Bu törende olmayı nasıl da isterdim kimse bilemez...
Ama olamadı işte.
Bazı şeyler irademizi aşıyor.
Ben ve arkadaşlarım Ankara Hukuk camiasına yürekten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Hasan Gerçeker, Zülfü Livaneli, Bekir Coşkun, Beyaz, Uğur Gürsoy, Yavuz Seçkin, NBA Stüdyo, Issız Adam ve Aşk-ı Memnu diğer dallarda ödül alanlar...

 

KKTC’de iktidar değişikliği neyi değiştirir?

21 Nisan Salı 2009 SAMI KOHEN MILLIYET 21/04/09

 

KKTC seçimlerini Derviş Eroğlu’nun Ulusal Birlik Partisi (UBP)’nin kazanacağı belliydi. Merak edilen soru, bu partinin tek başına iktidara gelebilecek kadar oy toplayıp toplamayacağı idi. UBP bunu da başarabildi.
Bu nasıl oldu? UBP ile Ferdi Sabit Soyer’in Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) nasıl rol değiştirdi?
Bu sonucun nedenlerini iyi okumak lazım.
Geçen hafta KKTC’deki temaslarımıza dayanarak yazdığımız gibi, bu seçimlere hâkim olan başlıca konu ekonomi oldu. Yani seçmenlerin büyük kısmı, yaşadıkları ekonomik sıkıntılar (işsizlik, pahalılık, vs) nedeniyle CTP iktidarına karşı duydukları düş kırıklığını ve öfkeyi sandık başında sergilediler. Bu tepki oyunda CTP’nin bazı partizan davranışlarının ve yolsuzluklarının kızgınlık yaratmasının da önemli payı var.

Yeni umutlar...
TABİİ yıpranan CTP’ye karşı tepki kadar, UBP’nin yeni umutlar yaratması da bu sonucun alınmasında rol oynadı.
Başka nedenler yok mu? Örneğin, “müzakereler ve çözüm” konusunda CTP’nin halkın beklentilerini karşılayamaması da rol oynamadı mı?
Aslında bu konu seçim kampanyasında pek tartışılmadı. Bu kez halkın odaklandığı konu -2005 seçimlerinin aksine- bu değildi. Tabii ki KKTC’de bu bağlamda bir düş kırıklığı, hatta bir umutsuzluk var. Ama açıkçası Eroğlu bu seçimleri, CTP’den çözüm konusunda farklı düşündüğü için kazanmış değil. Sonucu halkın iradesinin Rum tarafı ile diyaloğa ve çözüm arayışına karşı bir tezahürü olarak değerlendirmek bizce yanlış...
Nihayet bu seçimlere son dakikada bulaşan Ergenekon konusunun da sonuç üzerinde fazla etkili olduğu söylenemez. Olduğu kadarıyla da bu etki, UBP’nin lehinde olmuştur!

Talat’ın durumu
ÇEŞİTLİ dönemlerde toplam 16 yıl başbakanlık yapan 71 yaşındaki Derviş Eroğlu’nun yeniden bu koltuğa oturmasından sonra, KKTC’nin politikalarında ne gibi değişiklikler beklenebilir?
UBP lideri zaferini ilan ettikten sonraki ilk konuşmalarında müzakerelerin devamından yana olduğunu, Cumhurbaşkanı Talat’ı destekleyeceğini ve Türkiye ile eşgüdümlü olarak çalışacağını açıkladı.
Kısa vadede Eroğlu’nun aynen öyle hareket edeceği konusunda bir kuşku yok. UBP hükümeti elbet bu konuda izlenen politikayı 180 derece değiştirerek masadan kalkacak ve “çözümsüzlüğü” tercih edilen bir “çözüm” olarak ilan edecek değil...
Ancak yeni hükümet Talat’ın Hristofyas ile diyaloğunu daha sıkı denetim altına almak (bu arada onun yanına örneğin kendi Dışişleri Bakanı’nı vermek) isteyecek. Müzakere stratejisini de Talat ve Ankara ile yeniden değerlendirmeye çalışacak... Bu, Talat’ın işini zorlaştırabilir.

Ankara’nın rolü
ASLINDA Eroğlu’nun çözümle ilgili görüşlerinin Talat’ınkinden farklı olduğu biliniyor. Eroğlu’nun görüşleri, seçim bildirgesinde de yer alıyor. Açıkçası, Eroğlu’nun istediği çözüm, iki ayrı devletin varlığına dayalı bir konfederasyondur. Oysa şimdiye kadar müzakereler iki devletin eşit şartlarda oluşturacağı tek egemenliğe dayalı bir federasyon temelinde yürütülmüştür.
Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi, kısa vadede bu politikada önemli bir değişiklik beklememek gerek. En azından Talat’ın Cumhurbaşkanı -ve müzakereci- olarak görevinin sona ereceği Nisan 2010’a kadar... Bu süre içinde bazı ayarlamalar yapılabilir. Ama daha uzun vadede -hele cumhurbaşkanının da değişmesi halinde -UBP politikaya kendi damgasını vurmaya çalışacaktır.
Kuşkusuz bu arada esas belirleyici rolü oynayacak olan Ankara’dır. Bu konuda en büyük sorumluluk gene Türk hükümetine düşecektir.

 

"Ekonomik sorunlar UBPnin oylarını artırdı"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün yapılan milletvekilliği genel seçiminden birinci parti olarak çıkan Ulusal Birlik Partisi′nin (UBP) kuracağı hükümetin, halkın çözüm viz-yonunu sürdürmesi halinde bir sorun yaşanmayacağını söyledi. 
UBP′nin oylarını artırmasında, Kıbrıs Türk halkına AB ve uluslararası toplumun verdiği sözlerin yerine getirilmemesinin yarattığı hayal kırıklığının avantaj sağladığını belirten Cumhurbaşkanı Talat, esas etkili nedenin ise, ekonomik ve sosyal sorunlarla bunların algılanışı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Talat, önceki gün yapılan milletvekilliği seçimini TAK ve BRTK muhabirlerine değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, demokratik kuralları gözeten bir seçim yaşandığını belirterek, ufak tefek yanlışlıklar ve ihlaller olmakla birlikte kamuoyuna yansıyan ciddi seçim ihlali olmadığını, şiddet olayı yaşanmadığını söyledi.
Seçimlerin demokratik şekilde gerçekleştiğini, başarılı bir seçim dönemi geçirildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, "Uzun bir aradan sonra bir siyasi parti tek başına hükümet olabilecek çoğunluğu mecliste elde etti. Bu önemli bir başarıdır, çünkü uzun yıllardır ülke koalisyonlarla yönetiliyor" diye konuştu.
 "DOĞRU VE YANLIŞLAR DEĞERLENDİRİLİP GELECEĞE UYGUN VİZYONLARLA BAKMALI"
Her partinin kendine düşen değerlendirmeyi yapmasının demokrasinin geleceği için önem taşıdığına işaret eden Cumhurbaşkanı Talat, "Siyasi partilerimiz, kim nerede ne yanlış, kim nerede doğru yapmıştır? Değerlendirip geleceğe ona uygun vizyonlarla bakacaklardır. Unutulmamalıdır ki demokrasinin temeli siyasi partilerimizdir, vazgeçilmez unsurlarıdır..." diye konuştu.
 "ÇÖZÜM VİZYONU DEVAM ETMELİ"
Tüm partilere, milletvekillerine başarı dileyen ve kutlayan Cumhurbaşkanı Talat, yeni hükümetin Kıbrıs sorununun çözüm sürecine destek beklentisini seçim öncesinde ifade etmesi ve UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu′nun seçim sonuçlarının açıklanmasından sonraki değerlendirmesiyle ilgili soruya karşılık, "Kıbrıs Türk halkının çözüm vizyonuna sahip olduğu zaten bilinen bir gerçektir" dedi. Talat, seçimlerin Kıbrıs sorununu odak yapmadan gerçekleştiğini belirterek, Kıbrıs sorununda bir politikanın kazandığını söylemenin mümkün olmadığını, halkın bilinen politikasının çözüm olduğunu vurguladı. Talat, çözüm vizyonunun devam etmesi gerektiğini belirterek, "Sayın Eroğlu, bu vizyona sahip olduğunu ve sürdüreceğini ifade etmiştir, sanıyorum bir sorun olmayacaktır" diye konuştu. Bir başka soru üzerine, UBP görüşme sürecini destekleyecekse kendisiyle bir sorun yaşamasına neden olmadığını belirten Talat, ancak Kıbrıs sorununu çevreleyen birçok faktör bulunduğunu, örneğin Taşınmaz Mal Yasası′nın uygulanmasının sadece komis-yonun değil, hükümetin de işi olduğunu ve bu işlemler gecikti-rilmezse herhangi bir sorun yaşanmayacağını anlattı.
UBP′NİN OYLARINI ARTIRMASININ NEDENİ
Talat, UBP′nin oylarını artırmasında Kıbrıs sorununun etkisinin ne olduğu sorusunu yanıtlarken, Kıbrıs sorununun çok etkisi olmadığını, ancak UBP′nin 2004′teki BM Çözüm Planı′nın oylanmasında ret kampanyası yürütmesi nedeniyle, Kıbrıslı Türklerin hâlâ AB′den, uluslararası toplumdan bekledikleri ve elde edememekle hayal kırıklığına uğradıkları her adımda UBP′nin avantaj elde ettiğini söyledi.
Verilen sözlerin yerine geti-rilmemesi nedeniyle UBP′nin avantaj sağladığını kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, çözüm ümidi olmadığı yönündeki propagandaların da etkili olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, UBP′nin oylarının yükselmesinin esas nedeninin ekonomik ve sosyal sorunlar ve yansımaları, yani algılanışı olduğunu kaydederek, "Sadece sorunlar değil, bu sorunların algılanışı da son derece önemlidir. Bu algılanış nedeniyle sıkıntılar üzerine böyle bir durum ortaya çıkmıştır" dedi.

HALKIN SESI 21/04/09

 

“Kıbrıs Türk halkının iktidarı olacağız”

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Ankara ile partisinin çözüm parametrelerinin uyumlu olduğunu belirterek, "Kıbrıs adasında iki halk, iki devlet, iki demokrasi var. Bu çerçevede yaşayacak her türlü çözümün taraftarıyız" dedi. Eroğlu, yapılan  seçimlerle, KKTC demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlediğinin bütün dünyaya bir kez daha gösterildiğini ve süreçten KKTC demokrasisinin daha da güçlenerek çıktığını vurguladı.
Seçim sürecinin barışçıl, dostça ve huzur içinde geçmesinde rol oynayan bütün siyasi parti yetkililerini ve seçimlerde görev alan bütün görevlileri kutlayan Eroğlu, destek veren ve kendilerini yeniden iktidara taşıyan seçmenlere teşekkür etti.
Eroğlu iktidarları döneminde seçmenin güvenine layık olmak için ellerinden geleni fazlasıyla yapacaklarını da dile getirdi.
"KIBRIS TÜRK HALKININ İKTİDARI OLACAĞIZ"
Eroğlu, UBP iktidarının sadece kendisine destek verenlerin değil Kıbrıs Türk halkının iktidarı olacağını belirterek, "UBP iktidarı CTP′ye, DP′ye, TDP′ye ve diğer partilere oy verenlerin de iktidarı olacaktır" ifadelerini kullandı. Herkesi ve her kesimi kucaklayan adil ve şeffaf bir yönetim oluşturacaklarını kaydeden Eroğlu, UBP′nin artık Kıbrıs Türk halkını eşitlik ve adalet ilkesi temelinde kucaklayan bir kitle partisi olduğunu kaydetti. İnsan hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla gerçekleştirmek hedefiyle hareket edeceklerini belirten Eroğlu, "AB′nin değerleri, temel insan hakları, rekabetçi serbest pazar ekonomisi gibi temel ilkeleri bu ülkeye tanıtan UBP′nin yine aynı yolunda kararlılıkla yürüyeceğini" ifade etti.
"HİZMET ODAKLI SİYASET"
UBP′nin hizmet-odaklı siyaseti benimsediğini de kaydeden Eroğlu, vatandaşların devletin imkanlarından fırsat eşitliği ilkesi çerçevesinde adil bir biçimde yararlanması amacında olduklarını belirtti.
Eroğlu, temel insan hakları ve özgürlükleri konusunda bütün uluslararası sözleşmelere ve özellikle de Kopenhag Siyasi Kriterleri′ne büyük önem verdiklerini kaydederek, UBP′nin "devleti halkın hizmetkarı haline getirmeye, iyi bir eğitim ve sağlık hizmeti sunmaya, iyi bir altyapı ve yaşanabilir bir çevre oluşturmaya ve yeni iş olanakları yaratmaya çalışacağını" ifade etti.
"KIBRIS SORUNUNA BİR AN ÖNCE ÇÖZÜM"
"Kıbrıs sorununa bir an önce çözüm getirilmesi için çalışacağız" ifadelerini kullanan Eroğlu, Ankara ile çözüm konusundaki parametrelerinin uyumlu olduğunu, Kıbrıs adasında iki halk, iki devlet, iki demokrasi bulunduğunu ve bu çerçevede yaşayacak her türlü çözümün taraftarı olduklarını kaydetti.

HALKIN SESI 21/04/09

 

Eroğlu: Müzakereler sırasında olumlu olacağız

KKTC seçimlerinden birinci parti olarak çıkan UBP Genele Başkanı Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yaptığı görüşme sonrasında müzakerelerin seyri hakkında olumlu davranışlar içerisinde olacaklarını söyledi.

AA

23 Nisan. 2009 Perşembe

LEFKOŞE - KKTC'de 19 Nisanda yapılan genel seçimlerde Mecliste tek başına hükümet kurma çoğunluğunu elde eden Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, kuracağı hükümetin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile uyum içinde çalışacağını belirtti. Eroğlu, ''Herhangi bir sorun olacak diye bir beklenti içerisinde olanların beklentisi boşa çıkacak'' dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, seçimlerin ardından, hükümeti kurma görevini vermeden önce Meclise girmeye hak kazaman siyasi partilerin liderleriyle yapacağı görüşmelere, UBP Genel Başkanı ile başladı.

Cumhurbaşkanlığında 1,5 saat süren görüşmenin ardından basına açıklama yapan UBP Genel Başkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanı ile ülkenin bütün sorunlarını enine boyuna konuşarak tartıştıklarını belirterek, ''Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Sayın Cumhurbaşkanı ile Başbakan olarak, hükümet olarak gayet uyumlu bir dönem geçireceğimiz kanaatine vardık. Neticede KKTC ekonomisinin dar boğazda olduğu bir zamanda ekonomiye ağırlık vereceğimizi Sayın Cumhurbaşkanına da ifade ettik'' dedi.

‘ANLAŞMAMAK İÇİN BİR NEDEN YOK’
Kıbrıs görüşmelerinin de devam edeceğini kaydeden Eroğlu, ''Görüşmelerde de sık sık istişare ederek, müzakerelerin seyri hakkında olumlu davranışlar içerisinde olacağız'' diye konuştu.

''Sayın Cumhurbaşkanı ile zaten anlaşmamak için bir neden göremiyorum'' diyen Eroğlu, sözlerini şöyle devam ettirdi:

''İkimiz de parti başkanlığından gelen, ama bugün Sayın Talat Cumhurbaşkanı, biz ise başbakanlığa aday bir kişi, ülkenin sorunlarını çözme amacıyla bu noktalara gelmiş kişileriz. Onun için aramızda herhangi bir problem olacağını düşünmek mümkün değildir. Her konuda anlaşabileceğimizi, bunun için de sık sık istişare etmemiz gereğini ortaya koyduk.''

‘HÜKÜMET KURMA GÖREVİ YEMİN TÖRENİ SONRASI BİZE VERİLECEK’
Cumhurbaşkanı Talat'ın hükümeti kurma görevini milletvekillerinin yemin töreninden sonra kendisine vereceğini açıklayan Eroğlu, hükümeti kurma çalışmalarına, parti meclisinin bugünkü toplantısında tam yetki aldıktan sonra, kişisel olarak yarın başlayacağını söyledi.

Seçim meydanlarında söylenenlerin geride kaldığını belirten Eroğlu, büyük bir görevi ve büyük bir sorumluluğu omuzlamak için yola çıktıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

''Bir buçuk saate varan görüşmeden sonra, gördüğüm kadarıyla, uyumlu bir hükümet-cumhurbaşkanı ilişkisi olacaktır. Bazı çevrelerin bazı değişik beklentileri olabilir. Ama neticede her ikimiz de KKTC halkının mutluluğunu, refahını düşünen kişiler olduğumuza göre, değişik makamlarda, ama bu maksatla bulunan kişiler olduğumuza göre, herhangi bir sorun olacak diye bir beklenti içerisinde olanların da zannederim beklentisi boşa çıkacak. Çünkü uyumlu bir çalışma içerisinde olacağımızı ben de biliyorum, Sayın Cumhurbaşkanı da biliyorlar, takdir ediyorlar.''

Eroğlu, bir soru üzerine, olası hükümet modellerini Cumhurbaşkanı Talat ile görüşmediklerini belirterek, ''Sayın Cumhurbaşkanı, bizim 26 milletvekili ile hükümet kurabileceğimizi tahmin ettiği için, bu konuda herhangi bir soru sormuş değil'' dedi.

‘HÜKÜMET MODELLERİNİ CUMHURBAŞKANI İLE GÖRÜŞMEDİK’
Hükümet kurmadan önce de mutlaka Cumhurbaşkanı Talat ile görüşmesinin olacağını kaydeden Eroğlu, ''Sayın Cumhurbaşkanı 'hükümeti nasıl kuracaksınız, tek başınıza mı ve bir alternatif düşünüyor musunuz' gibi sorular sormamıştır'' diye konuştu.

UBP Genel Başkanı, bir gazetecinin, ''Partinize bazı katılımlar olacağı söyleniyor. Size de böyle bir duyum geldi mi?'' sorusuna karşılık, ''Benim bir bilgim yok, sizin bir bilginiz varsa bana da söyleyin'' karşılığını verdi.

Derviş Eroğlu, Kıbrıs müzakere heyetine bir temsilci verme görüşüyle ilgili bir soru üzerine de, ''Onları, Cumhurbaşkanımızla bir ara görüşeceğiz, o konularda problem olmaz. Karşılıklı iyi niyet içerisinde her şeyi biz hallederiz'' diye konuştu.

Eroğlu: Anlaşma için müzakere şart

UBP Genel Başkanı, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulmayı amaçlayan müzakerelerin devamından yana olduklarını belirterek, ''Müzakerelerin kesilmesi diye bir düşüncemiz olmamıştır ve olmayacaktır. Çünkü bir anlaşmaya varabilmek için müzakere şarttır'' dedi.

AA

21 Nisan. 2009 Salı

LEFKOŞA - KKTC'de geçen pazar günü yapılan milletvekilliği erken genel seçiminde tek başına iktidar kuracak çoğunluğu elde eden UBP Genel Başkanı Eroğlu, ''UBP'nin zaferinin Kıbrıs müzakerelerini zora sokacağı'' yönündeki görüşlere yanıt verdi.

Müzakerelerde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a destek vereceklerini belirten Eroğlu, ''Sayın Cumhurbaşkanımızın da endişe duymasına hiç gerek yoktur'' diye konuştu.

''Telaşa hiç gerek yoktur'' diyen Eroğlu, ''Biz dünkü parti değiliz. Hele ben dün politikaya soyunmuş bir kişi değilim, olayların seyrinin nasıl olduğunu, nasıl olması gerektiğini bilen, KKTC halkını ve Türkiye'nin, anavatanımızın menfaatlerini düşünen bir kişi olduğumu unutmamaları gerekir'' dedi.

Eroğlu, Kıbrıs'ta bir anlaşma yapma niyetinde olduklarını ama yalnızca Türk tarfının iyiniyetinin bir çözüm için yeterli olmadığını, bu yöndeki uluslararası telkin ve baskıların Kıbrıs Rum tarafına yönlendirmesi gerektiğini söyledi.

''Dünya kamuoyu maalesef peşin hükümlü. Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin yapmış olduğu yalana dayalı politikaların maalesef etkisinde'' diyen Eroğlu, seçim öncesi verdiği tüm mesajlarda, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı olduğu sürece müzakereleri yürüteceğini, bu konuda herhangi bir sıkıntılarının olmadığını ve herhangi bir sıkıntı da vermeyeceklerini açıkça dile getirdiğini hatırlattı.

Seçim zaferini kutladıkları gece de ''Müzakere masasında sayın Talat bulunacak, biz de kendisine destek vereceğiz, müzakeler edevam edecek'' dediğini aktaran Eroğlu, ''Müzakerelerin devamından yanayız. Müzakerelerin kesilmesi diye bir düşüncemiz olmamıştır, olmayacaktır. Çünkü bir anlaşmaya varılabilmesi için müzakereler şarttır. UBP, bu kadar tecrübesiyle, Türkiye'de gelmiş geçmiş bütün hükümetlerle Kıbrıs konusunda istişarenin nasıl yapıldığını, politikanın nasıl üretildiğini bilen bir parti ve onun başkanı olmam nedeniyle, böyle düşünceler içinde olmalarına biraz da şaşıyorum, hayret ediyorum. Artık dış basın veya bazı köşe yazarları bu yanlış değerlendirmeden vazgeçerlerse memnun olurum. Zaten iktidarı tek başımıza kazanmış bir vaziyetteyiz. Bundan sonraki davanışlarımızı izlerlerse, sözlerimizin arkasında olduğumuzu görecekler.

Sayın Cumhurbaşkanımız Talat'ın da endişe duymasına hiç gerek yoktur. Tahmin ederim biraz da o başlangıçta, 'UBP geliyor, müzakerelere gölge düşebilir' veya 'müzakereleri engelleyebilir' gibi bir telaş içine girmiş olsa gerek ki; dış basına sızan veya sızdırılan bazı haberlerden anlıyoruz ki biraz telaş var. Telaşa gerek yoktur. Biz dünkü parti değiliz. Hele ben dün politikaya soyunmuş bir kişi değilim'' dedi.

Bir soru üzerine, ''UBP'nin seçim zaferinin Kıbrıs müzakerelerini zora sokacağı'' yönünde dile getirilen kaygıların, müzakelerin başarısızlıkla sonuçlanması olasılığında, ''buna UBP'nin neden olduğu'' argümanına kılıf hazırlamak için ortaya atılmış görüşler olabileceğini ifade eden Eroğlu, ''Bu kadar ileriye dönük varsayım metodları içinde olacaklarını düşünmek istemiyorum. Ama neticede müzakerelerin başarıya ulaşması için sadece Türk tarafının veya anavatan Türkiye'nin iyiniyeti yeterli değil'' dedi.

Eroğlu, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile Rum siyasal partilerinin de aynı iyiniyeti sergilemesi ve Kıbrıs'ta bir Türk varlığı olduğunu, Türk Cumhurbaşkanı ve Türkiye Milli Güvenlik Kurulu'nca da vurgulanan Ada'daki gerçekleri dikkate almaları gerektiğini söyledi.

Rum lider Hristofyas'ın tavrının anlaşmaya götürecek bir tavır olarak görünmediğini belirten Eroğlu, ''Zaten 2009 yılı içinde bir çözüm olacak sözleri, artık ağır ağır 2010'u hedef alan sözler şekline dönüşmeye başlamıştır. Tabii zaman ne gösterek bilemeyiz ama Türk tarafı bir anlaşma yapma niyetindedir. Ama bizim niyetimizin yeterli olmayacağını bütün dünya bilmeli. Bence (uluslararası camianın) konuşmalarını, telkinlerini hatta baskılarını güneye (Rum tarafına) yönlendirmesi gerekir'' diye konuştu.

Kıbrıs müzakere heyetinde hükümeti temsilen bir temsilcinin bulunmasının ''doğal olduğunu'', 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın heyetinde dışişleri bakanının yer aldığını, Cumhurbaşkanı Talat'ın heyetinde de iktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) bir milletvekilinin olduğunu ve Talat'ın CTP milletvekili Özdil Nami'yi özel temsilci yaptığını, Rum liderin temsilci Yorgos Yakovu ile Kıbrıs müzakerelerini sürdürdüğünü anlatan Eroğlu, ''Hükümet kanadını temsil eden siyasi partiden bir kişinin yanlarında bulunması kendilerine köstek değil destek olur'' dedi.

Müzakere heyetine 1 kişi vereceklerini ifade eden Eroğlu, hükümet adına müzakerelere katılacak ismi, herhangi bir rahatsızlık duymaması için Mehmet Ali Talat ile istişare ederek belirleyeceklerini bildirdi.

''AĞIRLIKLI GÖRÜŞ, TEK BAŞINA İKTİDAR''
Hükümet kurma çalışmalarına ilişkin olarak, partisinin, kazandığı 26 milletvekiliyle tek başına hükümet kurabileceklerine işaret eden Eroğlu, perşembe günü parti meclisinin toplanacağı ve bu konunun enine boyuna tartışıldıktan sonra karar verileceğini kaydetti.

Tek başına iktidarın yanında koalisyon seçeneklerini de kullanabileceklerini belirten Eroğlu, ancak partideki ağırlıklı görüşün tek başına hükümet kurmaktan yana olduğunu açıkladı.

Eroğlu, hükümeti kurduktan sonra Türk hükümeti ve AK Parti ile yakın işbirliği ve diyalog içinde olacaklarını anlattı.

ERGENEKON TARTIŞMALARI
Eroğlu, seçim öncesi ortaya atılan ''Ergenekon'' konusuyla halkın pek ilgilenmediğini belirterek, bu tür iddialara gülüp geçtiğini söyledi.

Eroğlu, ''Burada Ergenekon kurmak, Türkiye hükümetleri aleyhine kampanya yürütüp, 'alaşağı' etme düşüncesi içine girmek demek, biraz kafadan sakat olmak demektir. Dolayısıyla seçimlere yönelik, oy hesabıyla yapılan suçlamaydı. Hatta suçlama da değil, nereden geldiği belli olmayan, 1998 seçimlerinden bahsederken 5-6 ay önce olan bir olayı da konu alan bir rapor'' diye konuştu.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in, iddiaların araştırılmasıyla ilgili olarak başsavcılığa yaptığı başvuruda, ''suç duyurusu'' yapılmış gibi bir hava yaratıldığını ve ''vatandaşlarını buna gülüp geçtiğini'' vurgulayan Eroğlu, ''Seçimlerde sayın başbakana da bir faydası olmamıştır. Çünkü vatandaşın derdi ekonomik'' dedi.

RUM SİYASİLERLE DİYALOG
Eroğlu, ''Rum siyasal partilerle nasıl bir diyalog içinde olacaklarıyla'' ilgili bir soruya karşılık, UBP'nin, Rum siyasal partilerine ve Rum halkına düşmanlık duygusu içinde olmadığını, Kıbrıs'ta ayrı ayrı çatı altında iki halk olduğunun bilincinde olan bir parti olduğunu bildirdi.

İki halkın barış içinde, düşmanlık duyguları taşımadan bu topraklarda yaşamaları gerektiğine inandıklarını dile getiren Eroğlu, ''Güney'deki herhangi bir siyasi parti bizimle görüşme talebinde olursa, biz, bu talebi reddetmeyeceğimiz gibi bizim de bazı siyasi partilerden görüşme talebimiz olabilir, görüşmeden kaçınmayız'' diye konuştu.

Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bugün telefonla kendisini arayarak kutladığını söyledi.

 

Greece and Cyprus back Turkey’s EU entry conditionally

GREECE and Cyprus yesterday backed Turkey’s bid to join the European Union, but said that the neighbour with which they have been at loggerheads for years must first meet EU requirements for entry.

“We believe that a Turkey which will adopt European rules of behaviour ... will be a Turkey much better for its citizens and the whole of the EU,” said Greek Prime Minister Costas Karamanlis.

“There is no blank cheque,” added Cypriot President Demetris Christofias.

The two allies were speaking to reporters after holding talks during Karamanlis’ two-day official visit to the island.

Referring to the meeting, the Greek PM said the duo had discussed the talks for a Cyprus settlement and the prospects for the near future.

Karamanlis also said that he discussed with President Christofias broader EU matters, such as the ratification of the Lisbon Treaty and Turkey’s EU prospects, and exchanged views on regional and international issues, with emphasis on the Balkans and the Middle East.

The Greek premier said he believed Turkey had not made enough progress in various phases of its entry talks, but this was not enough to warrant Greece changing its policy of supporting Turkey’s candidacy.

“Its European perspective for entry presupposes its full adaptation and full adoption of the conditions for one to be a member of the European Union. From there on there is an issue on whether this is being followed in a satisfactory manner,” said Karamanlis.

“The assessment we make ... is that right now it is not satisfactory. But I do not think that this should lead, now, to a change in strategy,” he said.

Hopes of a swift resolution on Cyprus received a setback when recent Turkish Cypriot parliamentary elections were won by hardliners advocating a two-state deal on the island, at odds at the federal model now under discussion.

Christofias said the negotiations had not yielded the results he hoped for. “There is a concurrence of views on various issues, but on the larger issues there are still serious disagreements,” he said.

Earlier in the day the Greek PM held separate meetings with the leaders of all political parties including AKEL leader Andros Kyprianou, DISY leader Nicos Anastasiades, EVROKO leader Demetris Syllouris and Green Party leader Ioanna Panayiotou.

Karamanlis arrived at Larnaca Airport just after 1.30pm yesterday. He was accompanied by his wife Natasa, Foreign Minister Dora Bakoyannis and the rest of the Greek delegation. The group was welcomed by President Demetris Christofias, First Lady Elsie Christofia, Foreign Minister Markos Kyprianou, Cypriot Ambassador to Greece George Giorgis and Greece’s Ambassador to Cyprus Vasilis Papaioannou.

During his visit Karamanlis will meet Archbishop Chrysostomos II and the President of the House of Representatives Marios Garoyian. This morning he will also address parliament.

CYPRUS MAIL 23/04/09

 

Eroglu will need to rein in his impulses
By Elias Hazou

THE EMERGENCE of nationalists in the north may not portend well for the reunification talks, but it is probably too early to start worrying that Dervis Eroglu’s National Unity Party (UBP) will scupper the peace process, observers say.

The UBP advocates a two-state settlement on Cyprus, at odds with the federal model now being discussed by Talat and Christofias, and the party's control of parliament may give Talat less room for manoeuvre in talks. Talat’s ‘Prime Minister’ Ferdi Sabit Soyer has already tendered his resignation, and a new ‘Cabinet’ is expected to be sworn in around mid-May.

Eroglu has already made the first play, indicating he wants to appoint a representative of his to “monitor” the talks taking place in the UN-controlled buffer zone. This statement of intent has been seen as the first sign of “meddling” in the process.

But for the time being at least, the negotiation process is safe, said a Greek Cypriot source close to the talks:

“Talat remains the interlocutor of the Turkish Cypriot side, so I don’t think there’s any question of fiddling with the actual structure of the talks. From what we hear, this representative of Eroglu’s would have observer status. We don’t know yet,” the source told the Mail

It’s understood Talat’s office would be none too thrilled with an Eroglu man on the negotiating team, but it’s still an open issue in the north.

Talat spokesman Hasan Ercakica told a news briefing yesterday: “In the ongoing negotiations to find a solution for the Cyprus problem the Turkish side is represented by President Mr.Talat.”

“The discussion regarding the inclusion of a representative from the UBP in the negotiating team should be considered to be within this framework. The negotiating team is determined by the President himself,” Ercakica said.

Greek Cypriots should not push the panic button just yet, said the same source.

“If you noticed, during the last few days Eroglu has changed his tune. For example, he no longer rehashes the slogan that ‘a non-solution is the solution’, which was a throwback to two separate states on the island. He’s modified the rhetoric somehow. Now, he says that he wants a federation ‘with the right content’.

“Does that ring a bell?” the source remarked.

Whatever his real agenda, Eroglu will probably need to rein in his impulses.

“Logically, he needs to tread carefully. He knows he cannot risk losing the backing of Ankara, both political and financial. If Turkey stops the cash flow, how will the breakaway regime pay its civil servants?” the source told the Mail.

In a strongly-worded statement on Tuesday, Turkish premier Recep Tayyip Erdogan had warned the UBP that Ankara would not support “any action that weakens the hand [of Talat], who started these negotiations.

"It would be very wrong for the new government to end the negotiations or to continue the negotiations on a basis different than the one that has been followed so far," Erdogan said. "The process must continue exactly as before.”

In the breakaway regime, the increasing pressure on Talat will be political, not institutional, says Iosif Iosif, a professor of International Relations at the University of Cyprus.

“If the leaders of the two communities were to clinch a deal then they will go directly to the people with a referendum. Theoretically, Talat does not need his ‘parliament’ to endorse the agreement, but the UBP can make life very difficult for him in the meantime,” said Iosif.

“What’s really disconcerting about Eroglu’s win,” he added, “is not so much his ability to manipulate events directly, but rather that the election result has shown, in no uncertain terms, the shift toward more hardline views among the Turkish Cypriot population.”

CYPRUS MAIL 23/04/09

 

Orams decision next week
By Stefanos Evripidou

A CRUCIAL ruling in the ongoing Orams case is due out next Tuesday by the European Court of Justice, which could open the floodgates to a whirlwind of legal battles against British property “owners” in the north.

Linda and David Orams are engaged in a long-running legal battle with Meletios Apostolides, a Greek Cypriot who owns the land their home stands on in Lapithos in the north. Apostolides took the Orams to the Nicosia District Court and won in 2005. The court ruled that the Orams should demolish their house, return the land and pay rent for the time they lived there. This was confirmed in an appeal to the Supreme Court.

However, given that the land in question is still under occupation, the refugee took his case to England, citing EU law to argue for the ruling to be implemented in the UK, in other words, for Apostolides to utilise their assets in England instead.

The Orams, a retired couple from Hove in Sussex, got a favourable ruling in 2006 from the UK High Court. Cherie Blair, the wife of former UK Prime Minister Tony Blair, represented the Orams, though according to Turkish Cypriot press last month, received a dud cheque for her services.

Apostolides contested the UK ruling at the Court of Appeal, which postponed the hearing to seek legal advice from the European Court of Justice in Luxembourg (ECJ). The ECJ will answer five questions set by the UK appellate court regarding Protocol 10 and the application of EU law in the north.

On December 18, 2008, Advocate General of the ECJ, Juliane Kokott, released an opinion “vindicating totally Mr. Apostolides’ arguments”, said his lawyer Constantis Candounas. The lawyer highlighted Kokott’s opinion that there are no public policy issues involved in the Orams case that stem from efforts by the international community to solve the Cyprus problem.

“It should be clearly stated that the Advocate General’s opinion is not binding on the Court,” noted Candounas.

However, the ECJ has ruled against the AG’s opinion in few instances only. Next Tuesday at 10.30am local time, the ECJ will give its ruling.

According to Candounas, “the Court’s judgment will, to a great extent, pre-determine the final outcome of the case pending before the Court of Appeal”.

The stakes are high and a decision in favour of Apostolides could leave many British expats who bought Greek Cypriot properties in the north in a vulnerable position as for the first time, refugees will have recourse to British courts and British properties.

A report in the Turkish Cypriot press last January said that a “mystery backer” had agreed to help the Orams pay their mounting legal fees which had run to £270,000. No surprise, given the potential blow to the property market in the north this case could serve.

Baris Mamali, Chairman of the Turkish Cypriot bar association, was previously quoted saying that residents of the north could pay a heavy price if the ruling went against the Orams.

“If the European Court of Justice rules that such cases can be implemented in all EU member states it is obvious that such a decision will cause great upheaval in our society. Dangerous days will be in store for many of our citizens,” he added.

With ongoing direct talks and the prospect of a comprehensive solution being floated about, the issue could prove moot this time next year. But if not, then the legal courts will continue to be the main area for solving long-standing grievances of all those displaced on the island.

CYPRUS MAIL 23/04/09

 

'Kıbrıs'ta birleşme umudu bitti'

The Economist KKTC'deki seçim sonuçlarını böyle yorumladı.

AA

24 Nisan. 2009 Cuma

LONDRA - İngiltere'de yayımlanan haftalık siyaset ve ekonomi dergisi The Economist, KKTC'de milliyetçilerin seçim zaferinin, Kıbrıs'ta birleşme umutlarını söndürdüğünü öne sürdü.

"Birleşik Kıbrıs" beklentilerinin seçim sonucuyla birlikte azaldığını öne süren derginin haber-analizinde, KKTC'deki seçim sonuçlarının seçmenlerin, barış görüşmelerine inancını yitirdiğinin göstergesi olduğu savunuldu.

Sonucun aynı zamanda Türkiye'nin AB ile yürüttüğü hassas üyelik müzakerelerine de zarar vereceği öne sürülen haberde, Türkiye'nin Rumlara liman ve havaalanlarını açmak için gelecek Aralık ayına kadar süresi bulunduğu hatırlatıldı.

The Economist, AB dönem başkanlığının Temmuz'da İsveç'e geçeceğini yazdı ve bu ülkenin Türkiye ile AB arasında yeni bir "tren kazasını" önlemek için arayış içinde bulunduğunu bildirdi.

Bu konudaki önerilerden birinin, Türkiye'nin sembolik olarak sadece bir ya da iki limanını açması olduğu da belirtilen Economist'in haberinde, bunun daha önce Finlandiya'nın dönem başkanlığında da denendiğine işaret edildi.

Umutların şimdilik Kıbrıs'taki iki lider Hristofyas ve Talat'ın görüşmelerine kilitlendiğini kaydeden haberde şu ifadeler yer aldı:

"Talat, 2004 yılında Annan planı için yapılan referandum sırasında Kıbrıslı Türkleri ''evet'' demeye ikna eden lider. Hristofyas'ın Şubat 2008'de Cumhurbaşkanı seçilmesiyle umutlar artmıştı ve müzakereler Türk hükümetinin de desteğiyle yeniden başladı. KKTC'de seçimi kazanan UBP lideri Derviş Eroğlu, kamuoyu karşısında birleşme fikrine destek verdi ve Talat ile Hristofyas arasındaki görüşmelerin sürmesi gerektiğini söyledi. Ancak birçok kişi onun statükoyu tercih ettiğini düşünüyor. Bu da Türkiye'ye bağımlılığın sürmesi ve 30 bin Türk askerinin adada kalması anlamına geliyor."

Eroğlu'nun müzakerelere temsilci göndermekten söz ettiğine de dikkat çekilen haberde, AB'nin Güney Kıbrıs'ı üyeliğe kabul ederek sorunu daha karmaşık hale getirdiğine işaret edildi ve bir uzmanın, ''AB eğer daha akıllı ve daha esnek olsaydı, izolasyonlar çok önce kaldırılmış ve böylece Kuzey Kıbrıs'ın Ankara'ya olan bağımlılığı en aza indirilmiş olurdu'' görüşüne yer verildi.

 

Adalet Divanı'ndan KKTC'yi  üzecek karar

Adalet Divanı, Kıbrıs'taki mülkiyet sorunuyla ilgili Rum mahkeme kararlarının, tüm AB ülkelerinde dikkate alınması gerektiğini belirtti.

NTV

28 Nisan. 2009 Salı

LÜKSEMBURG - Avrupa Adalet Divanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni zor durumda bırakacak bir karara imza attı.

Adalet Divanı, Kıbrıs'taki mülkiyet sorunuyla ilgili Rum mahkeme kararlarının, tüm Avrupa Birliği ülkelerinde dikate alınması gerektiğini belirtti.

Kuzey Kıbrıs'ta eski Rum arazisine sahip olan yabancıları tedirgin eden kararın, emlak yatırımlarını, dolayısıyla da KKTC ekonomisini olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis, Kuzey Kıbrıs'ta 1974 öncesinde sahip olduğu araziye villa inşa eden İngiliz David-Linda Orams çifti hakkında, Rum Kesimi'nde dava açmış ve mahkeme arazinin iadesi ile tazminat kararı almıştı.

Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis, icra edilmesi talebiyle kararı İngiliz mahkemelerine taşımış, İngiliz mahkemeleri de Avrupa Adalet Divanı'ndan görüş sormuştu.

Adalet Divanı bugün, Rum Kesimi'ndeki kararların diğer AB ülkelerinde de uygulanması tavsiyesinde bulundu.

Kararın Kuzey Kıbrıs'ta eski Rum arazisi ya da evine sahip olan çok sayıda yabancıyı endişeye sevkedeceği belirtiliyor. Yabancıların emlak yatırımlarının azalabileceği ve bu durumun KKTC ekonomisini olumsuz etkileyeceği vurgulanıyor.

Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Erk ise, Adalet Divanı'nın kararının ''Avrupa hukukunun yorumu'' niteliğinde olacağını, nihai kararın İngiltere Yüksek İstinaf Mahkemesi'nde verileceğini söylemişti.

 

Talat'tan Orams davası kararına yorum

28.04.2009 CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın Orams davasıyla ilgili verdiği kararı eleştirdi.


KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın (ATAD) bugün Orams davasıyla ilgili verdiği karar konusunda, "ATAD'ın, Apostolides ile Oram çifti arasındaki davanın, Oram çiftinin hukuka aykırı bir davranışından değil, doğrudan doğruya Kıbrıs'taki mülkiyet sorunundan ve adanın iki tarafında iki ayrı mülkiyet düzeninin ve iki ayrı hukukun bulunmasından kaynaklandığını görmezden gelmiş olması kabul edilemez" dedi.

KKTC'de villa inşa eden İngiliz David-Linda Oram çifti ile Kıbrıslı Rum Meletis Apostolides arasındaki davanın ATAD'ın kararıyla birlikte sona ermediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs sorunu çözülmeden Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kapsamlı bir biçimde çözülmesi mümkün değildir ve kapsamlı çözümde mülkiyet sorunu yalnızca 1974'ten önceki mal sahibinin hakları değil, şu anki mal sahiplerinin hakları da dikkate alınarak ve yalnızca iade yoluyla değil, tazminat, takas ve iadenin birlikte değerlendirildiği bir yöntemle çözülecektir" diye konuştu.

Talat, Orams davasıyla ilgili olarak televizyondan halka yaptığı konuşmada, "Kamuoyunda Orams davası adıyla anılan ve bugün ATAD önündeki aşaması sonuçlanan dava, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs'ta mülkiyet sorununu kişiler arasındaki uyuşmazlıklardan ibaret bir sorun olarak görme ve gösterme girişimlerinin uzantısıdır" dedi.

Davanın, ATAD'ın önüne gelene kadar uzunca bir hukuki süreçten geçtiğini, bu süreç içerisinde Cumhurbaşkanlığı ve diğer resmi makamların Apostolides ile Oram çifti arasında cereyan eden özel hukuk davasına doğrudan taraf olmamalarına karşın, dava sürecini yakından takip ettiğini anlatan Talat, İngiliz çifte her türlü desteğin verildiğini ve gerekenin yapıldığını kaydetti.

Bu ilgi ve desteğe karşın, davayla ilgili olarak dile getirilen ve sıklıkla suçlayıcı tonlar içeren açıklamalara, sürecin selameti açısından yanıt vermemeyi tercih ettiklerini ifade eden Talat, "bugün açıklanan değerlendirme ile, davanın ATAD önündeki aşamasının sona erdiğini" anımsatttı.

"Dava sona ermedi"

Meselenin bundan sonra alacağı biçimle ilgili olarak KKTC halkını doğru şekilde bilgilendirmek gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, "Her şeyden önce, bu davanın ATAD'ın kararıyla birlikte sona ermiş olmadığı bilinmelidir. Konu, bu aşamada yeniden İngiliz İstinaf Mahkemesinin önüne gelecek ve Mahkeme, ATAD'ın sorulara verdiği yanıtları da dikkate alarak, Kıbrıs Rum mahkemelerinin Orams davasında verdiği kararların İngiltere'de uygulanabilir nitelikte olup olmadığına karar verecektir" dedi.

Talat, İngiliz İstinaf Mahkemesinin, konuyla ilgili kararını verirken, bu kararın kamu politikası ile uyumunu da dikkate alacağını, o nedenle bu Mahkemenin kararı ortaya çıkmadan Orams davasının kesin akıbetinin öğrenilmiş olmayacağını kaydetti.

Bu arada, Oram çiftinin, Kıbrıs Rum mahkemesi önündeki davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) açmış olduğu davanın halen devam ettiğinin de unutulmaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Talat, "Oram çiftinin AİHM nezdindeki bu davayı kazanması halinde, Kıbrıs Rum mahkemesindeki yargılama sürecinin insan haklarına aykırı olduğu kanıtlanmış olacaktır" dedi.

"Kıbrıs'taki mülkiyet sorununu, kişiler arasındaki uyuşmazlıklar olarak değil, Kıbrıs sorununun bir yansıması olarak gördüklerini" dile getiren Talat, "Kıbrıs sorunu çözülmeden, Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kapsamlı bir biçimde çözülmesi mümkün değildir ve kapsamlı çözümde mülkiyet sorunu yalnızca 1974'ten önceki mal sahibinin hakları değil, şu anki mal sahiplerinin hakları da dikkate alınarak ve yalnızca iade yoluyla değil, tazminat, takas ve iadenin birlikte değerlendirildiği bir yöntemle çözülecektir" dedi

 

Rum mahkemesi kararları AB'de geçerli olacak

28.04.2009 CNN TURK

 

AB mahkemesi Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD), Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis'in, Lapta'daki "1974 öncesinde kendisine ait arsa üzerine villa inşa ettikleri" gerekçesiyle İngiliz David-Linda Orams çifti hakkında açtığı davada, Rum yönetimi lehine karar aldı. Adalet Divanı, Rum mahkemesinin KKTC'deki sivil ve ticari meselelerle ilgili kararlarının diğer AB üyelerinde tanınabileceğine hükmetti.

 


ATAD kararı, Orams Davası'nın sonucunu büyük ölçüde belirlemiş olacak ve diğer davalara da emsal teşkil edebilecek.

Avrupa Adalet Divanı, Rum mahkemesinin sivil ve ticari konularla ilgili kararlarının Kıbrıs Rum kesiminin "etkin kontrolü altında olmayan bölgeyi (KKTC'yi) ilgilendirmesi durumunda diğer AB üyelerinde hükümsüz sayılamayacağını, sadece ilgili toprağın iyi kontrol edilmediği anlamına geleceğini" ileri sürdü.

Kıbrıslı Rum Meletis Apostolides'in, KKTC'nin Lapta bölgesinde "1974 öncesinde kendisine ait arsa üzerine villa inşa ettikleri" gerekçesiyle İngiliz David-Linda Oram çifti hakkında açtığı davada Avrupa Adalet Divanı Savcısı Juliane Kokott, "Kuzey Kıbrıs (KKTC) topraklarıyla ilgili olsa da Kıbrıs'taki (Rum kesimindeki) mahkeme kararı diğer üye ülkelerde tanınmalı ve uygulanmalıdır" şeklinde görüş bildirmişti.

Avrupa Adalet Divanı'nın ilgili AB müktesebatının nasıl yorumlanması gerektiğini ortaya koyan yorumunun ardından Orams davasında nihai karar, İngiltere Yüksek İstinaf Mahkemesi'nce verilecek.

DAVANIN GELİŞİMİ

Orams davasının esası, KKTC'de mal sahibi olan İngiliz aile hakkında Rum mahkemeleri tarafından verilen kararın İngiltere'de uygulanabilip uygulanamayacağıyla ilgili. İngiliz Yüksek Mahkemesi, verilecek kararın tüm Avrupa Birliği ülkelerini etkileyeceği gerekçesiyle ATAD'ın görüşüne başvurmuştu.

David Charles Orams ve Linda Elizabeth Orams çifti, KKTC'deki Lapta'da satın aldıkları eski Rum malı bir araziye ev inşa etmiş, Rum Meletis Apostolidis, Oramslar'ın kendisine ait araziyi "işgal ederek" ev inşa ettiği gerekçesiyle Rum mahkemesinde dava açmıştı.

Lefkoşa Rum Kaza Mahkemesi 9 Aralık 2004 ve 19 Nisan 2005'te David Charles Orams ve Linda Elizabeth Orams aleyhinde kararlar almıştı.

Mahkeme; "arazinin Apostolides'e ait olduğuna" karar vermiş, Orams ailesinin Apostolides'e maddi tazminat ödemesi, adaya izinsiz girişlerinin durdurulması, arazinin sahibine iade edilmesi, araziyi işgal ettikleri süre kadar kira ödemeleri, arazi üzerine inşa ettikleri villayı yıkmaları ve Apostolides'in mahkeme masraflarının karşılanması" kararına varmıştı.

Oramslar Rum Temyiz Mahkemesi'ne başvurmuş, ancak dava temyizde de aleyhlerine sonuçlanmıştı.

Apostolides, daha sonra, Orams çiftinin İngiltere'deki mülküne el konulup tazminat ödenmesi için İngiltere Yüksek Mahkemesi'ne başvurmuş, mahkeme, 10. Protokol'e dayanarak, "anlaşma oluncaya kadar AB yasalarının Kuzey Kıbrıs'ta uygulanmayacağı" kararını vererek Apostolides'in talebini reddetmişti.

Bunun üzerine Apostolides, kararın bozulması için Temyiz Mahkemesi'ne başvurmuştu. İngiliz Temyiz Mahkemesi, davanın Avrupa Birliği'ni ilgilendirmesinden dolayı son kararını vermeden önce, bazı soruların ATAD'a sorulması gerektiğine karar vermişti.

ATAD, İngiltere Temyiz Mahkemesi tarafından yöneltilen, "Kıbrıs Cumhuriyeti" mahkemelerinin adanın Kuzey kesiminde olan "ihlallerle" ilgili kararlarının, Avrupa Birliği üyesi başka ülkeler tarafından tanınması ve icra edilmesi gerekip gerekmediğine ilişkin soruya yanıt verdi.

 

MGK toplantısı sona erdi

Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, “Türk ve Ermeni uluslarının ortak tarihlerinin ancak gerçekliği tartışılmayacak kanıt ve belgeler temelinde, önyargılardan arındırılmış olarak, tarafsız ve bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilebileceği” vurgulandı.

MGK Toplantısında, Afganistan'da yürütülmekte olan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti Harekatına yapılabilecek ilave katkılar da görüşüldü.

MGK Genel Sekreterliğinden, toplantı sonrasında yapılan açıklamada, şöyle denildi:

“Toplantıda, ülke güvenliğini etkileyen iç ve dış gelişmeler ele alınmış, terörle çok yönlü mücadelenin demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde sürdürüleceği vurgulanmıştır.

Irak ile ilişkilerimiz ve bu çerçevede Irak'tan kaynaklanan terör ile mücadelede gelinen aşama bütün boyutlarıyla değerlendirilmiştir.

Ülkemizin enerji arzı güvenliği, siyasi, stratejik ve diplomatik veçheleriyle ele alınmıştır.

Afganistan'da yürütülmekte olan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti Harekatına yapılabilecek ilave katkılar görüşülmüştür.

KKTC'de 19 Nisan 2009 tarihinde düzenlenen erken genel seçimlerin huzur ve barış ortamında cereyan etmesinin memnuniyetle karşılandığı belirtilmiş ve KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Talat tarafından BM parametreleri temelinde yürütülen kapsamlı çözüm müzakere sürecinin desteklendiği teyit edilmiştir.

Bazı ülkelerce 1915 olaylarıyla ilgili olarak yapılan son açıklamalara tarafımızdan gösterilen tepkiler ve bu konuda yapılan girişimler değerlendirilmiştir. Ayrıca, Türk ve Ermeni uluslarının ortak tarihlerinin ancak gerçekliği tartışılmayacak kanıt ve belgeler temelinde, önyargılardan arındırılmış olarak, tarafsız ve bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilebileceği vurgulanmıştır.”

 

HURRIYET 28/04/09

 

Orams Davası'ndan kötü haber

28/04/2009 RADIKAL

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı: Rum mahkemelerinin KKTC üzerinde yargı gücü var.
Ali RUHLUEL


LEFKOŞA - Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Rum mahkemelerinin KKTC üzerinde yargı gücü olduğunu ve kararların tüm AB ülkelerinde uygulanması gerektiği sonucuna vardı.
Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis, Girne yakınlarındaki Lapta'da 1974'ten önce kendisine ait arsa üzerine villa inşa edince İngiliz David-Linda Orams çifti hakkında dava açtı. Avrupa Toplulukları Adalet Divanı Savcısı Juliane Kokott, ‘Kuzey Kıbrıs topraklarıyla ilgili olsa da Kıbrıs’taki (Rum kesimindeki) mahkeme kararı diğer üye ülkelerde tanınmalı ve uygulanmalıdır' görüşünü bildirdi. Avrupa Mahkemesi, İngiliz Orams ailesi özelindeki davada, Rum mahkemelerinin KKTC üzerinde yargı gücü olduğunu ve kararların tüm AB ülkelerinde uygulanması gerektiğini bildirdi. AB'nin en üst yargı organının aldığı hukuki görüşte, KKTC'de yaşayan başta yabancılar olmak üzere herkesi Rum mahkemelerinin insafına bıraktığı bildirildi.


DAVANIN SÜRECİ


Orams davasıyla ilgili süreç, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lefkoşa Mahkemesi’nin, KKTC hukukuna göre Orams ailesine ait olan ve Kuzey Kıbrıs’ta bulunan taşınmaz malın eski haline döndürülerek Rum Yönetimi tapusuna göre sahibi olan Apostolides’e devredilmesi ve bu aradaki kullanımdan dolayı tazminat ödenmesi konusunda aldığı kararla başladı. İngiliz yetkili makamlarına yapılan başvuru ile kararın İngiltere’de tanınması ve uygulanması (tenfiz) için girişimde bulunuldu. Bu yöndeki talebe ilişkin olarak İngiliz mahkemesinin verdiği ret kararının ardından Kıbrıslı Rum Apostolides’in İngiliz İstinaf Mahkemesi'ne başvurdu.
İngiliz İstinaf Mahkemesi, Avrupa Birliği hukukunun kendisine verdiği yetkiye dayanarak, 44/2001 sayılı AB Tüzüğü’nün ve 10'uncu Protokol'ün yorumlanmasını, bu konuda yetkili olan ATAD'dan istemeye karar verdi. Taraflar iddialarını açıklarken Savcı Juliane Kokott, mahkeme için bağlayıcı olmayan görüşünü açıkladı.
Savcı Kokott, görüşünde Annan Planı müzakerelerinin sonuç vermemesi üzerine Kıbrıs Rum kesiminin 2004 yılında AB'ye katılımını mümkün kılmak için AB müktesebatının KKTC'de geçerli olmaması kararı alındığını savundu. Savcı Kokott, AB hukukunun topluluk topraklarının tamamında uygulanmasını güvence altına alamayan üye ülkenin (Kıbrıs Rum kesiminin) AB hukukunu ihlal etmiş durumuna düşmesinin engellenmesi amacıyla kararın alındığını bildirdi.
Avrupa Toplulukları Adalet Divanı Savcısı Kokott, Apostolidis ile Orams ailesi arasındaki anlaşmazlığın, sivil nitelik taşıdığını ve AB müktesebatının kapsama alanına girdiğini bildirdi.
Savcı Kokkot, 10. Protokol çerçevesinde AB hukukunun KKTC’de askıya alınma sebebini, Rum Yönetimi’nin Kuzey Kıbrıs’ta yapılacak ihlallerden sorumlu tutulmasını engellemek olduğunu savundu.
KKTC'yi İngiltere eski Başbakanı Tony Blair'ın avukat eşi Cherrie Blair’ın savunduğu, Kıbrıs Rum yönetiminde başlayan, İngiltere'de devam eden ve son olarak Lüksemburg'daki Avrupa Adalet Divanı’na taşınan mülkiyet davasından Türk tarafı beklenmeyen kararı şaşkınlıkla karşıladı.(dha)

Orams lose at Court of Justice
By Simon Bahceli

Linda Orams: ‘this is not the end’
Talat reassures expats
Christofias: ‘ruling vindicates Cyprus’

A LANDMARK ruling at the European Court of Justice (ECJ) yesterday backed the Nicosia court’s decision ordering David and Linda Orams to demolish a house they built on Greek Cypriot property in the north.

The ECJ ruling in favour of refugee Meletis Apostolides now looks set to make the prosecution of thousands of foreigners living in Greek Cypriot properties in the north a distinct possibility.

The ruling came as the latest stage in a four and-a-half year legal battle that has involved courts in Nicosia, London and Luxemburg. Most recently the UK had said it was unable to enforce the original ruling because the northern part of the island was outside the jurisdiction of the EU. It sent the case to the ECJ asking it to advise the British court on how to act.

If as expected the British Appeals Court in London accepts yesterday’s ECJ ruling, British and other foreign buyers occupying Greek Cypriot properties could find themselves arrested and charged with trespass and illegal possession.

Speaking to the Cyprus Mail yesterday, Apostolides’ lawyer Constantis Candounas said: "Mr Apostoides and his team are very satisfied and are looking forward to the final outcome in London someday soon". He added a warning to foreigners living in Greek Cypriot properties in the north that they “should start seeking proper legal advice."

Yesterday’s ruling was unequivocal about whether EU law could be brought into force against acts carried out in the north, where the EU acquis is suspended.

“A judgment in a court in the Republic of Cyprus must be recognised and enforced by the other member states even if it concerns land in the northern part of the island,” it said, adding: “The suspension of the application of Community law in the areas where the Government of the Republic of Cyprus does not exercise effective control and the fact that the judgment cannot, as a practical matter, be enforced where the land is situated do not preclude its recognition and enforcement in another Member State”.

In effect, the ruling means that although the Cypriot government cannot directly enforce its laws in the north, it can call on any EU country to enact rulings that come out of a Cypriot court. In the Orams case it means, assuming the UK court takes the ECJ ruling on board, that the couple’s Sussex home and other assets could be seized and sold in order to pay off Apostolides.

The Orams were not answering their phone yesterday, but Linda Orams was quoted on CyBC television as saying: “It’s not unexpected. We’ll go back to London now, and we’ll see what happens from there. There are other factors that can be brought in – it’s still not the end, basically.”

Political reaction in the north was however quite swift. Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat was said by officials yesterday to be “angry, disappointed and concerned” about the ruling, and went as far as making special address before last night’s evening news on state-run BRT TV.

"The property issue does not stem from problems between individuals but from the Cyprus problem itself, which can only be solved by better relations between the two peoples. Taking action against individuals only increases tensions," he said.

He added: “The property issue will be solved not only through restitution but also through compensation and exchange. It won't be solved by increasing tensions between the two communities.”

Talat also sought to reassure those living in the north that they would, for the time being at least, remain protected by ‘TRNC’ law.

"Until a solution, the TRNC state and government will continue to hold jurisdiction over the north," he said.

He also took a swipe at the EU, saying the ECJ’s ruling was “another example of how the EU was not playing a positive role in solving Cyprus’ problem”.

Candounas however insisted that the ruling would neither damage relations, nor would it hinder reunification talks.    

“This is a legal judgment. I don't believe it will have any political impact whatsoever,” he said.

A British High Commission spokesman said: "This is a judicial not a political process. It is now up to the Court of Appeal in the UK to decide how to proceed. Clearly property remains a sensitive issue for many people in Cyprus which can only be fully resolved by political means through a comprehensive solution to the Cyprus problem.”

Some Britons who live in the north said they were not unduly worried.

Morton Cole, a representative of the north’s British Residents’ Society said: “This was not totally unexpected. It is a test case and there is no cause for panic among the expat community. People will be interested in how the case turns out before getting worried”.

However, another British resident of the north who refused to be named said he believed yesterday’s ruling, “would open the flood gate to Greek Cypriot litigation”.

CYPRUS MAIL 29/04/09

Cyprus welcomes Orams decision
By Stefanos Evripidou

THE EUROPEAN Court’s decision “vindicated” the Republic of Cyprus, said President Demetris Christofias yesterday, sounding a note of caution that this did not mean “problem solved”.

The decision was welcomed across the board by all political parties and government officers, including the man holding the highest office, who also warned against popping the champagne just yet.

Christofias described the ruling as “very important”, noting however that “we must not be thrilled and consider that everything is solved in the blink of an eye after the decision”.

Asked if the ruling would affect negotiations, the president warned against getting too excited or thinking things would change overnight.

“We must not think that Turkey will raise its hands. We will strive, using all arguments provided by international law, European law and any other international conventions,” he added.

Government spokesman Stefanos Stefanou welcomed the judgement by the European Court of Justice (ECJ) in the Apostolides vs Orams case, noting that it defended the property rights of citizens of the Republic of Cyprus, as EU citizens, irrespective of whether the property is located in the free or occupied areas.

Stefanou highlighted that the Court bypassed efforts to attach political significance to the case, which would have deprived lawful inhabitants of international legal measures to protect their properties while the Cyprus problem remained unresolved.

The judgement also confirmed that suspension of the acquis in the occupied north did not inhibit the competency of Cypriot courts to decide on property rights in the occupied areas, despite the government’s inability to exercise effective control over the territory.

The Legal Services hailed the decision for allowing displaced people to defend their property rights before civil courts of the Republic.

It further noted that those trying to “buy” Greek Cypriot land in the north now faced a “serious and existing danger” which constituted “a serious preventive factor against the illegal exploitation of Greek Cypriot land”.

The ruling reaffirmed that the Republic’s courts have exclusive jurisdiction on property issues for the whole territory of Cyprus.

Foreign Minister Marcos Kyprianou welcomed the ruling, noting that no political criteria or political expediency were taken into consideration by the Court.

The ruling means that Protocol 10 may suspend the implementation of the EU acquis in the occupied areas but this does not mean that rulings of Cypriot courts concerning the occupied areas will not be implemented in the rest of the EU member states, he added.

The decision was also widely welcomed by the House President, and all the parties who said the decision would help protect Greek Cypriot property owners from those who want to “buy” their land in the north.
CYPRUS MAIL 29/04/09

Thousands expected for bicommunal May Day rally
By Alexia Saoulli

AROUND 2,000 Greek and Turkish Cypriots are expected to show up for a bicommunal rally in Nicosia’s buffer zone to celebrate May Day on Friday.

Organisers hope the Labour Day celebration will attract a large number of people despite the three-day weekend starting May 1.

“We are optimistic the three-day weekend won’t affect the turnout,” said a member of organiser Platform for Peace (PP), a bicommunal initiative made up of unions from both sides of the divide.

Speaking ahead of a news conference to announce the rally, PP co-ordinating committee member Costas Achinitios said if the turnout for a bicommunal effort on September 1 was anything to go by then a lot of people would show up on Friday.

Achiniotis said the rally would be held in a football field in the buffer zone next to the Ledra Palace checkpoints in Nicosia. Last year, the May Day celebrations had been held in the north and had attracted 3,000 people, he said.

“They were mostly Turkish Cypriots last year. On September 1 we tried to do something in the buffer zone and 1,500 came. Hopefully this time we’ll have even more than that,” he said.

This is not the first time the football pitch has played host to bicommunal events, with Cypriots from both communities well used to attending concerts and addresses in the large, empty lot.

Achiniotis said one entrance would be used for both communities and people would be directed in by UN peacekeepers.

The rally will kick off at 5pm with speeches from organisers in both Greek and Turkish, followed by some singing entertainment from the bicommunal choir, the Dhali choir and even some hip-hop and music from Hajimike for the younger members of the audience.

“May 1 is an anniversary that must be celebrated bicommunally and is above ethnicities. It’s for all workers,” he said.

“Especially during this time of economic recession, worker solidarity and co-operation is more needed than ever. I would say it’s urgent even.”

The free event is open to the public and is expected to conclude by 8pm.

CYPRUS MAIL 29/04/09

Limnitis deal on the table

GOVERNMENT spokesman Stefanos Stefanos yesterday neither confirmed nor denied reports that a deal was on the table to provide electrical power to the Turkish Cypriot enclave of Kokkina in exchange for the opening of a crossing point at Limnitis.

The government wants a crossing to be opened at Limnitis that would allow Greek Cypriot residents of Pyrgos to travel directly to occupied Morphou, which is only a few miles away, instead of having to take the long route south and via Nicosia. The demand, which is part of the talks agenda between the two communities, has apparently stumbled on the refusal of the Turkish military in the north.

“I do not wish to comment on any such reports, because the efforts being made to open Limnitis could do without public statements,” Stefanou told newsmen yesterday following a meeting of the Cabinet.

“The President of the Republic is constantly broaching the issue, both with the Turkish Cypriot community and abroad. When we have something to announce, we shall do so,” he added.

One idea floated in the past, which turned controversial, involved the Greek Cypriot authorities allowing gasoline into Kokkina for the purpose of refuelling troops there.

CYPRUS MAIL 29/04/09

Going green to bridge the Cyprus divide
By Bejay Browne

CONCERNS over the EU’s Natura 2000 conservation project are beginning to reach remote villages in the north such as Kormakitis, where residents worry they will be unable to develop their land.

During a visit on Sunday by Greek and Turkish Cypriot environmentalists, along with EU representative in Cyprus Androulla Kaminara, Kormakitis’ Maronite residents were addressed at a public meeting.

The EU Commission had also arranged for them to meet with the Natura 2000 project leader, Jan Seffer, who briefed them about the developments of the EU environmental initiative.

“We talked about the environment in the north, and how parts need to be included in the Natura 2000 project, to protect them from over building,” said Greek Cypriot Agyris Ioannou, president of the European Environmental Movement

“They wanted to talk about the Natura 2000 project, and they have similar problems and concerns as the ones we have with the Akamas region in Paphos. They asked a lot of questions, but didn’t seem very satisfied with the answers,” said Ioannou.

He said one young man told him that the villagers felt that if they were unable to develop their land, they would be financially unable to stay there because “all they can do (then) is grow vegetables”.

“He told me that there are mixed marriages happening every day, and that in ten years he fears the Maronites will have been wiped out,” said Ioannou. He said he advised them to form a committee to protect their rights as citizens, as the villagers in the Akamas had done.

“I informed him that the committee could then discuss the matter with the European Commission, and perhaps swap their land for a similar setting in another area, so they will be able to make a living.” But the man insisted officials wouldn’t listen. Ioannou pressed him to try.

“He agreed in the end that a committee would be a good idea, and also to try to work with the European Commission. But they are only at the beginning of this process; I think it will take about ten years or so,” he said of the Natura 2000 project.

Ioannou said Sunday’s visit had been his first to the north since the crossings opened in 2003.

“I felt an overwhelming empathy for the Cypriot people. Cyprus shouldn’t be divided into two; it’s a small island, and to go from one side to the other, which although beautiful, is 50 years behind, was very sad. It’s a shame, it should never have happened, and we must do all we can to reunite the island,” he said. “We have to look to the future now and work together, the two communities side by side.”

Following a recent visit to Brussels, along with 24 presidents of different green organisations in Cyprus, strong ties have been forged across the divide.

The group of 10 Turkish Cypriots and 15 Greek Cypriots who attended the Brussels meet, found they had a lot in common and discussed numerous issues concerning the island.

“We wanted to continue with what we had accomplished during the trip, and put our efforts into protecting the environment here in Cyprus,” Ioannou said. The decision to meet in Kormakitis had been passed unanimously as the area is of particular environmental significance, he said.

“We walked around Kormakitis, which is beautiful, and lush and green, and we visited areas of outstanding beauty,” said Ioannou. “The sea is crystal clear, and although I saw a lot of building, I didn’t see any visitors.”

Kormakitis is the historical centre of the Maronite Church in Cyprus and prior to 1974, the village had around 1,000 inhabitants. There are only a small number left today. They speak a unique Arabic dialect and are members of one of the Syriac Eastern Catholic Church, whose heritage stretches the back to the fifth century.

The environmental party was also surprised to see Turkish Cypriot leader Mehmat Ali Talat, jogging along the road surrounded by his security guards. “He didn’t stop to talk to us, but he waved,” Ioannou said, “I was told he has a villa in the area.”

CYPRUS MAIL 29/04/09

Green line regulation being abused say deputies
By Jacqueline Theodoulou

AGRICULTURAL organisations and MPs yesterday called for better implementation of the Green Line Regulation so as to protect Greek Cypriot farmers and consumers from products originating from Turkey, which aren’t receiving the necessary health checks.

The House Commerce Committee met to discuss the Regulation, imposed by the EU in 2004, and the problems being faced in its implementation.

Committee Chairman Lefteris Christoforou of DISY said it was imperative to figure out the extent of the problem, both to protect consumers, but also to protect Greek Cypriot farmers and fair competition.

“It clearly seems that Cypriot farmers are being grossly affected by the Green Line Regulation’s implementation and the way in which it is structured and formed,” said Christoforou.

“I feel this is creating conditions of unfair competition, there is confusion in the market over the products that are coming from the occupied areas and products from the free areas, and for this reason we will continue this discussion [tomorrow], so that ways can be found for transparency to prevail and to protect Cypriot consumers and farmers,” he added.

In a bid to improve the situation, Christoforou said he would be promoting a law proposal, “which will make it obligatory from now on for all products to be clearly labelled with their producer’s name, as well as their place of origin, so Cypriot consumers are aware of where the product comes from and who produces it”.

Another important issue, he added, is to find ways to promote fair competition for Cypriot farmers, who should be treated in the same way as Turkish Cypriot farmers.

“We feel the Green Line Regulation needs to be updated and adjusted to the new conditions, and we will seek ways to find all the solutions that will benefit Cypriot consumers and farmers,” said Christoforou.

The health checks imposed on products coming from the north also need to be looked at, he explained. “There are intense doubts over whether products coming from the occupied areas live up to the necessary health specifications and whether the same measures are being taken as those taken by Cypriot farmers in the free areas,” said Christoforou.

Representatives of agricultural organisations were also invited to the meeting, though they didn’t get the chance to express their views on the matter due to lack of time. They have been invited to attend tomorrow’s meeting, when the discussion will continue.

But after the meeting, the head of the Pancyprian Farmers Association, George Mouttas, claimed Turkish products were being sold in the free areas, with the Turkish Cypriot Chamber’s consent. For this reason, he suggested the EU is given the responsibility of supervising the Regulation’s implementation.

VAT Commissioner Zeta Emilianidou, who also heads the Finance Ministry’s Customs and Excise Department, was invited to explain the Regulation, which she said had improved considerably since it was established in 2004.

According to Emilianidou, the Customs Department and VAT Service monitor and register all products that pass through the legal checkpoints, while at the end of each year, they prepare a report that is presented to the government and EU.

The products’ accompanying documents are always checked, she added, to ensure among others that they have been approved and stamped by the Turkish Cypriot Chamber of Commerce, as provided by the Regulation.

VAT is not imposed on these products, said Emilianidou. However, Turkish Cypriot businessmen who transport large quantities of products are registered with the VAT Service and need to pay VAT. She admitted there were some difficulties in collecting the taxes, seeing that government services haven’t got access to the occupied areas.

But this, she pointed out, is a problem faced with Greek Cypriots who owe VAT too.

AKEL MP Dinos Hadjinikolas said there had been repeated indications that there were difficulties in implementing the Green Line Regulations. The relevant authorities, he added, should inform parliament on the quantities of products that are brought from the occupied areas and whether these are disproportionately large. He also wanted to be informed whether the authorities had ever spotted imports from Turkey, which were later passed off as Cypriot.

“There are great question-marks over how this Regulation is implemented and how the authorities are dealing with the possibility of fake documents being issued by the Turkish Cypriot Chamber of Commerce to accompany these products,” said Hadjinikolas.

DISY’s Kyriacos Hadjiyiannis

DIKO Deputy Nicolas Papadopoulos wanted to be informed on the health checks that are carried out on products coming from the north, especially now with the outbreak of swine flu.

EDEK Deputy George Varnava said the Green Line Regulation was a result of the Greek Cypriot’s rejection of the 2004 Annan Plan and the EU, which imposed it, should ensure that it is being implemented correctly.

“There are products, such as cherries, for which there is no doubt that they are illegally being imported from Turkey and then promoted to the free areas as Turkish Cypriot, and unfortunately there seems to be a problem with the assurances offered for these products by the Turkish Cypriot Chamber of Commerce,” said Varnava.

CYPRUS MAIL 29/04/09

KKTC’ye Orams darbesi

AB Adalet Divanı, KKTC’de 1974’ten önce bir Rum’a ait arsa üzerine villa yapan Orams çiftini mahkûm eden Rum yargısına ait kararların, tüm AB ülkeleri tarafından dikkate alınması gerektiğini bildirdi

Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), KKTC açısından hem ekonomik hem de siyasi alanda olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir karara imza attı. Mülkiyet sorunuyla ilgili olarak bir Rum’un açtığı dava konusunda görüş bildiren ABAD, “Rum yargısı tarafından alınan kararların tüm AB ülkeleri tarafından dikkate alınması gerektiğini” belirtti.  ABAD’ın gündemine gelen davanın temelinde İngiliz David ve Linda Orams çiftinin 1974’te Güney’e geçen Rum Meletis Apostolides’in Lapta’daki arazisine villa inşa etmiş olmaları yatıyor. Apostolides, villanın yıkılması ve tazminat talebiyle Rum yargısına başvurdu. 

Cherie Blair savunmuştu
Rum mahkemeleri, “Orams ailesinin Apostolides’e maddi tazminat ödemesine, Ada’ya izinsiz girişlerinin durdurulmasına, arazinin sahibine iade edilmesine, araziyi işgal ettikleri süre kadar kira ödemelerine, arazi üzerine inşa ettikleri villayı yıkmalarına ve Apostolides’in mahkeme masraflarının karşılanmasına” karar verince dava, “kayda geçmesi” amacıyla İngiliz yargısına taşındı. İngiliz yargısı önce Rum mahkemelerinin kararlarının İngiltere’de uygulanabilir olduğuna karar verdi. Temyiz aşamasındaki karar, İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in eşi Cherie Blair’in savunduğu Orams çiftinin lehine dönünce dava görüş alma amacıyla ABAD’a taşındı. 

Tüm AB’de geçerli
AB düzenlemeleri, herhangi bir AB ülkesinde alınan ulusal mahkeme kararının tüm üye ülkelerde uygulanabilmesine olanak sağlıyor. ABAD dün açıklanan görüşüyle, her ne kadar AB müktesebatı KKTC’de uygulanmıyor olsa da, Rum mahkemelerinin kuzeydeki bir taşınmazla ilgili olarak aldığı kararın KKTC’de de geçerli sayılmasını benimsedi.
ABAD, Rum mahkemesi tarafından alınan kararın pratikte uygulanamıyor olmasının kararın geçerliliği ve diğer ülkeler tarafından tanınması gerekliliği üzerinde etkisi olmadığını net bir şekilde vurguladı. Mülkiyet sorunu, Kıbrıs’taki taraflar arasında yürütülmekte olan kapsamlı çözüm müzakerelerinin en çetin başlıklarından birini oluşturuyor. 

Avukat: Kimse sevinmesin
İngiliz çift Oramsları Rum Kesimi’ne karşı savunan Vahib and Co’dan avukat Hasan Vahib, Avrupa Birilği Adalet Divanı’nın (ABAD), KKTC aleyhine aldığı kararın “son sonuç” olmadığını belirterek, Rum Kesimi ve Kuzey’de bayram edenlerin boşuna sevindiklerini söyledi.

KKTC için vahim sonuçları olacak
ABAD’ın KKTC’deki taşınmazlarla ilgili olarak dün açıklanan görüşü, KKTC ile Rum kesimi arasında sürdürülen müzakereler üzerinde olumsuz etki yaratma potansiyeli taşıdığı gibi ticari ve siyasi açıdan da KKTC’yi zora sokacak nitelikte. Öncelikle ABAD’ın kararından Kuzey Kıbrıs’ta eskiden Rumlara ait olan arazilerde evi ve yatırımı bulunan bütün yabancılar etkilenecek.
Rumlar, KKTC’de mülk alan kişilerin AB ülkelerindeki mülklerine ve banka hesaplarına el koydurabilecek. Kuzey Kıbrıs’ta mülkü bulunan ve sayıları 10 bine yaklaştığı belirtilen yabancıların, ülke-lerindeki mal varlıklarına el konulacağı endişesiyle mülklerini satma yoluna gitmeleri bekleniyor. KKTC’yi bekleyen olası riskler şöyle: 
-  Müzakerelerde Rum kesiminin eli güçlenirken mülkiyet tartışması daha da karmaşık hale gelebilir. 
-  Dava, KKTC’deki arazi ve mülklerle ilgili Rum mahkemelerinde görülen diğer davalara emsal teşkil edebilir ve bu nedenle benzer nitelikli davaların sayısı artabilir. 
-  AB vatandaşları, KKTC’de mülk edinme konusunda daha ihtiyatlı davranacakları için Ada’nın kuzeyindeki ekonomi olumsuz yönde etkilenebilir.

Talat: Karar gerginlik yaratır
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs’taki mülkiyet sorununun Orams davası benzeri davalarla çözümlenemeyeceğini, bu tür girişimlerin iki halk arasındaki ilişkileri gerginleştirmekten başka bir işe yaramayacağını ve sorunun kapsamlı çözümüne yardımcı olmayacağını belirtti. Talat, Orams davasıyla ilgili olarak, KKTC televizyonlarından canlı yayımlanan bir konuşma yaptı. Talat, şunları söyledi:
“Kıbrıs Türk halkı bilmelidir ki, Kıbrıs sorunu çözümlenene kadar, KKTC Cumhurbaşkanlığı ve devletin tüm organları KKTC’de yürürlükte bulunan hukuka sahip çıkacak ve Kıbrıs Rum tarafının müzakere masasında Kıbrıs Türk tarafının elini zayıflatacak hamlelerine, KKTC hukuku çerçevesinde üreteceği çözümlerle gerekli karşılığı verecektir.”
Talat,“Bu tutumumuz, Kıbrıs Rum liderliği ve Kıbrıs Rum halkı tarafından da dikkate alınmalıdır. Masada çözüm arayışlarımız bir zafiyet belirtisi olarak değerlendirilmemelidir. Koşullar ne olursa olsun çözüm çabalarımızı sürdürecek ama Kıbrıs Türk halkının esenliği için gerekli önlemleri almaktan da kaçınmayacağız. Bu süreçteki gelişmeler, Kıbrıs Rum tarafının haksız şekilde elde ettiği Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin Kıbrıs Türk halkı aleyhine kullanılmakta olduğunu yeniden göstermiştir” diye ekledi.

Liderler olağanüstü toplantıya çağrıldı
Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) kararı Kuzey Kıbrıs’ta şok etkisi yarattı. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bütün liderleri bugün konuyla ilgili olarak görüşmelerde bulunmak üzere olağanüstü toplantıya çağırdı.
Kıbrıslı Türk liderler, ABAD kararının Türk ve Rumlar arasındaki görüşme sürecini baltalayacağına dikkat çektiler. KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, “Bu kararın, Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları da dahil, olumsuz yansımaları olacak” dedi. Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, “Orams davasında çıkan sonuç Rumların çözüm istemediğini gösteren bir taktik. Bizleri oldukça sıkıntıya sokacak bir karar” dedi.
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş da, Kıbrıs Türk tarafının davanın savunulması sırasında yanlış adımlar attığını belirterek, “Demek ki gidilen yol, yanlış yoldu” dedi. Serdar Denktaş, “Bu tür kararlar, Türkleri Rumlara karşı ‘Cesaretin varsa gel malları al’ noktasına taşır” diye konuştu.   

MILLIYET 29/04/09

 

İngilizler, KKTC'de mülklerini kaybedebilir

29/04/2009 RADIKAL

Avrupa Adalet Divanı'nın, Rum mahkemelerin KKTC'de yaşayan bireyleri de yargılayabileceğine hükmetmesiyle KKTC'de yaşayan 5 bin İngilizin 'mülkiyet hakkını' kaybetmesi sözkonusu

 

AYNUR TATTTERSALL

LONDRA - Avrupa Birliği'nin en yüksek yargı organı Avrupa Adalet Divanı'nın, Kıbrıs Rum yargısının KKTC'de de yetkili olduğu ve alacağı kararların tüm AB ülkelerinde de uygulanması gerektiği yönündeki kararları nedeniyle adada yaşayan 5 bin İngiliz’in ‘mülkiyet hakkını' kaybedebileceği belirtildi. İngiliz Dışişleri Bakanlığı, internet sitesinde yaptığı yazılı açıklamada, sadece Türkiye tarafından tanınan KKTC mülkiyeti satın almayı planlayan vatandaşlarını, Kıbrıs, AB ve İngiltere’de haklarında yasal işlem yapılabileceği yönünde uyarıyor. İngiliz Daily Mail gazetesi, Lüksemburg merkezli Avrupa Divanı'nın kamuoyunda ‘Orams Davası' diye bilinen mülkiyet ile ilgili davada, KKTC'yi yargılayıp, Rum mahkemelerin KKTC'de yaşayan bireyleri de yargılayabileceğine hükmetmesi üzerine, KKTC'de yaşayan 5 bin İngilizin ’mülkiyet hakıını kaybedebileceğini yazdı. Gazete, mahkeme kararının ardından zafer açıklaması yapan Rum avukat Constantis Condounas'ın, “Şimdi Kuzey Kıbrıs'ta mülk alan yabancılar korkmaya başlasın. Karar lehimizedir’ sözlerine yer verdi. Rum hükümet sözcüsü Stefanu Stefanos da karardan çok memnun olduklarını açıkladı. Kararı alan Adalet Divanı hakimler heyetinin başkanlığını ise, Yunanlı hakim Vassilios Skouris yaptı. Haberde, 1974 yılında 167 bin Kıbrıslı Rum’un evlerini terketmek zorunda kaldığını, 40 bin Kıbrıslı Türk'ün de konutlarını bırakarak, Kuzey’e gittiklerini vurgulandı.

DAVA NASIL GELİŞTİ?

Rum mahkemesi, 2004 yılında KKTC'nin Girne kentinde villa satan çift Linda ve David Orams'ı, 1974 öncesinde arsa sahibi Rum Meletis Apostodlides'in şikayeti üzerine yargılandı ve evini yıkması, tazminat ödemesi karar verdi. Rum avukatlar ardından, Orams ailesinin İngiltere'deki evine haciz götürmek üzere Londra'da dava açtı. İngiltere eski Başbakanı Blair’in avukat eşi Cherie Blair, KKTC’nin çıkarlarını savunmak üzere Orams davasını üstlendi.(dha)

Orams ruling niggling Cyprus talks
By Simon Bahceli

A TANGIBLE sense of anger and indignation hung over the breakaway Turkish Cypriot north as it woke up yesterday to the implications of Tuesday’s European Court of Justice (ECJ) ruling on the Orams case, and how it might affect the ongoing peace talks.

“Everything is possible now,” spokesman for the Turkish Cypriot leadership Hasan Ercakica told the Cyprus Mail yesterday when asked how they planned to react to the ruling.

The ECJ decision backed a Nicosia court ruling ordering British expat couple David and Linda Orams to demolish a house they had built on the Lapithos property of Greek Cypriot refugee Meletis Apostolides.

“I don’t want to say what the possibilities are, and I can’t say what is going to happen next, but everything that might come to mind is a possibility,” Ercakica said while clearly implying that the Cyprus negotiations might be affected.

Turkish Cypriot media touted that it was “the end of the talks”, while on the Greek Cypriot side government spokesman Stefanos Stefanou said the decision would have a direct effect on negotiations.

Ercakica’s comments came after a meeting between the Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat and leaders of political parties in the north – a meeting at which the Turkish Cypriot political leaders expressed “unprecedented unity”.

“If there is one thing for us to feel happy and secure about it is the fact that we are all agreed in our reaction to this,” Ercakica said.

Although previously aware that the ruling was likely to go against the Orams, Talat’s spokesman said the Greek Cypriot leadership’s obvious pleasure at the ruling “revealed a lack of sincerity” at ongoing UN-sponsored reunification talks.

“If Christofias believes he can solve the property issue in the courts, why doesn’t he go and do it? And if he thinks he can do it this way, why doesn’t he leave the negotiating table? Can he please explain this to his people and the international community?”

But ruling AKEL’s general secretary, Andros Kyprianou, said: “These approaches are extreme. The court very correctly has said that nobody can illegally use the property of someone else. The message here is that there needs to be an end to the illegal constructions on properties belonging to Greek Cypriots and at the same time the solution to the Cyprus problem must take into consideration certain basic principles of international justice.” He added: “We feel the arguments of our side have been reinforced. So we wish and hope that the Turkish side, interpreting this ruling correctly, it approaches the negotiations table and positions itself in way that will be harmonised with the ECJ ruling.”

On Tuesday evening Talat appeared on local ‘state’ TV accusing the EU of “once again showing it does not play a positive role in seeking a solution to the Cyprus problem”. This he did despite being one of the north’s main proponents of EU accession for the breakaway state. He also said he believed cases such as the Orams would do little more than increase tensions between the two communities, thus making a solution yet harder to secure.

Although reported to be “angry, disappointed and concerned” about the ruling, Talat’s reaction was less severe than that of former leader Rauf Denktash who said it was a reason to call off negotiations with the Greek Cypriots.

“If it was me, I would leave the negotiating table,” he was quoted as saying in a Turkish Cypriot daily. He added criticism however for both Turkey and the north for not having been more involved in the case.

“How many times have I said Turkey and the TRNC’s government have to involve themselves in this case. It is being handled with just the testimony of one side,” he said.

A spokesman for the National Unity Party (UBP), which will take over the breakaway north’s administration in the coming days, also hit out at the ruling, saying that it was “unfair and one sided”.

“The chief judge was a Greek, and another of the judges was none other than Myra Arestis’ husband”. Arestis won a ruling at the European Court of Human Rights two years ago ordering Turkey to compensate her for the loss of use of her property in Varosha.

“If a judge has any personal interests in the outcome of a case they are presiding over, they are ethically obliged to withdraw,” the spokesman added.

There were other objections to the ruling. Turkish Cypriot international law expert and lecturer at the Eastern Mediterranean University (EMU) in Famagusta Kutred Ozersay said he believed the ruling rested on “weak ground”

“For such a big issue to be dealt with in a 12-page report seems to me to not to do justice to it,” he said. He added that the court had “ignored political issues” that gave the case implications well beyond the lives of Apostolides and the Oramses.

“This is not about individuals; it’s an international conflict,” he said, adding a call on the UK Appeals Court, where the ECJ’s ruling will go for implementation, to take this into account.

“The UK has to know that if it doesn’t take measures during the final stages of the case in the UK court, the continuation of negotiations in Cyprus – particularly on the property issue – will be meaningless. This is extremely serious,” he warned.

Ozersay however that it was difficult for the British court to do anything but ratify the ECJ ruling because “the wording on public policy issues narrows the scope of the discretionary power of the UK court to refuse to implement the ruling on public policy grounds, and public policy is the only grounds that can be used as a reason not to implement it”.

His only hope, he said, was that the British government, realising the implications for ongoing negotiations, might seek to impress on the court the need to take heed of the political issues relating to the case.

“This can be done through political statements that might indirectly make the court aware of the issues. Another way would be for the judge to delay proceedings while seeking the views of the Foreign Office. This is not unprecedented,” Ozersay said.

CYRPUS MAIL 30/04/09

Everyone’s talking about the Orams case
By Jacqueline Theodoulou

POLITICIANS, lawyers and public figures in Cyprus, Turkey and the UK yesterday spoke out about the European Court of Justice (ECJ) ruling in the Apostolides-Orams case.

According to a CyBC source in London, the British Courts are now expected to adopt the ECJ ruling. First to report on the ruling in Britain was the BBC, while the Financial Times website said the decision was a blow to English expats living in the northern part of Cyprus.

But Greek Cypriot politicians, as well as Apostolides and his legal team, feel the Republic has been vindicated and the ECJ decision will put an end to the exploitation and theft of Greek Cypriot properties in the occupied areas.

Apostolides said the ruling had great significance when it came to the properties’ chapter in the direct negotiations.

Speaking to Greek radio station in London LGR, Apostolides said it would be extremely difficult for the British Appeal Court to reject the ECJ ruling.

“I feel especially satisfied with the response given by the court,” he said. “I think the ruling is of greater significance for the island and the property issue in general. We will now have the continuation, where we will see how the English appeal court will handle these responses.”

Government Spokesman Stefanos Stefanou said the decision would have a direct effect on negotiations, during which international and European justice should be taken into serious consideration when discussing the properties issue.

Regarding the possibility of the British Appeals Court overturning the ruling, Stefanou was of the view that no court would ignore a ruling by the highest judicial body of the EU.

“On one hand we are holding onto this legal triumph, we will use it in our political battle, but unfortunately, court rulings alone can’t resolve the Cyprus problem,” he said. “I don’t think there is any court or appeals court in any European country that would ignore a ruling by the highest judicial body of the European Union, and I think this is also one reason why it has upset many people, especially in the UK apart from Turkey and the pseudostate, because there are a large number of British nationals that embezzle Greek Cypriot properties in the occupied areas and who now clearly see that they have been breaking the law.”

Asked yesterday how the ruling would change the situation in Cyprus, DISY vice president and MP Ionas Nicolaou said the decision was of great importance to Greek Cypriots who own properties in the occupied areas.

“It has important political and legal ramifications. It is possible that this decision will discourage the continuing exploitation and embezzlement of Greek Cypriot properties in the occupied areas; because prospective buyers will think twice and thrice before deciding to buy Greek Cypriot properties, having in mind how effectively Greek Cypriots’ property rights are being protected.”

Nicolaou added: “This decision is also important because for the first time the European Court of Justice confirms the principles and the values of the European Union and the acquis communautaire, which protects the rights of Greek Cypriot property owners in the occupied areas.”

This decision is also important in regards to negotiations for the property issue, said Nicolaou, as it reinforces the right to have the properties returned to their legal owners. “I would say it strengthens our position for the return of Greek Cypriot properties in the occupied areas to their owners,” he said.

CYPRUS MAIL 30/04/09

Does Cherie have property in the north too?

RUMOURS yesterday resurfaced that Cherie Blair, wife of former British Prime Minister Tony Blair, received property in the occupied areas as payment for representing David and Linda Orams in their UK property appeal against Greek Cypriot refugee Meletios Apostolides.

The issue was brought to light by ‘Offsite’, an email news bulletin, which made reference to an article on legal website nolegalese.com.

The article, ‘Cherie Blair and the Bounced Cheque from North Cyprus’, was written by Lesley Hardy, the UK Chairman of Wellington Estates Ltd, a property development company registered in the occupied areas.

The lengthy piece basically refers to reports in the Turkish Cypriot media that the QC allegedly received a dud cheque for payment of her legal fees when she defended the Orams’ against the claim by Apostolides concerning his home in occupied Lapithos.

The article then continues: “However, the story has wide circulation on internet blogs and further rumours have surfaced. One rumour is that Cherie Blair agreed for her legal fees to be paid in kind, and is now the owner of several apartments in the north. One apartment is allegedly near Lapta, which is the location of the disputed property.

“Cherie and Tony Blair have an interest in property investment. In 2002, they used the services of convicted fraudster Peter Foster to purchase two apartments in Bristol, one for the use of their son Euan, and the other as a rental investment.

“It is further rumoured that Cherie Blair now owns several apartments in North Cyprus, which are held in trust, and that rental income is collected by a well known British estate agent.”

Speaking from the UK yesterday, Hardy said he was “not prepared to enlarge on the rumours” but that there was “substance” to them and he was not reporting “on a scurrilous basis”.

Nevertheless the property developer did not wish to be drawn into the issue further.

“I cannot definitely say that she [Blair] does own property in North Cyprus in her name or an alias. I cannot confirm that,” said Hardy.

However the “story will probably resurface”, he added.

No one was yesterday available for comment from Blair’s law firm, Matrix Chambers.

CYPRUS MAIL 30/04/09

Libya keen to invest in Cyprus exploration
By Elias Hazou

LIBYA'S top oil official said yesterday his country is keen to invest in oil-and-gas exploration off Cyprus' southern coast.

Shukri Ghanem said Libya is “very much interested in looking at different possibilities of investment” in a search for oil and gas deposits inside the island's exclusive economic zone.

Ghanem, who is the chairman of Libya's National Oil Corporation, did not elaborate.

He was speaking to newsmen shortly after exploratory talks in Nicosia with Commerce Minister Antonis Paschalides.

The Libyan Oil Minister said he aspired that the “productive dialogue” initiated yesterday would continue in Tripoli.

Cyprus launched an initial licensing round in 2007 for 11 blocks covering 51,000 square kilometers (17,000 sq. miles) of seabed. Officials said a second licensing round will be launched, but have not said exactly when.

Ghanem said Libya is also looking into supplying the crude-reliant island with natural gas and investing in its energy sector.

With approximately 40 billion barrels of oil, Libya has the largest proven oil reserves in Africa, in addition to considerable gas resources. It is Africa's third biggest oil producer, pumping around 2 million barrels a day.

Paschalides said Libya had expressed an interest in participating in a planned energy infrastructure project in Cyprus involving the construction of a massive facility with both crude-oil plants and a re-gasification terminal for Liquefied Natural Gas (LNG).

The minister described Libya as having “considerable capabilities” in oil drilling, and confirmed the African country was interested in the next round of licensing for oil and gas exploration off Cyprus’ coast.

The two sides discussed ways of boosting trade ties, including among other things the prospect of establishing direct flights.

Cyprus has also been sounding off Algeria and Russia for a possible LNG supply deal, but the result of these talks is still unclear. An official visit to Cairo earlier this month yielded little more than an agreement to share technical know-how in the areas of oil exploration and exploitation.

“Cyprus wants to have a number of [potential] suppliers so that we can assess and weigh different options, not just one,” said Paschalides.

There is no official ETA on the LNG re-gasification terminal, which will make it possible for Cyprus to switch to the cleaner, cheaper natural gas. It is thought the facility should be ready by 2014 or 2015.

This month the Electricity Authority of Cyprus, who is to run the facility, invited investors to express interest in the LNG venture. The prequalification process ends on May 29.

CYPRUS MAIL 30/04/09

Karamsar tablo

"İnşaat sektörü tamamen ortadan kalkacak"

İnşaat Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, Orams davası sonucuyla KKTCdeki ev alımında yabancı talebinin tamamen duracağını, ülkedeki inşaat sektörünün de tamamen ortadan kalkacağını belirtti


İnşaat Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, Orams davası sonucunun inşaat sektörünü ve iş pazarını tamamen ortadan kaldıracağını belirtti. Ülkemizde inşaat sektöründe büyük sıkıntılar olacağına dikkat çeken Gürcafer, yurt dışında 500 bine yakın Kıbrıslı Türk’ün olduğunu ve bu insanların ev alırken Türk koçanlı olmasına dikkat edecekleri üzerinde durdu.
Ülkemizdeki Türk koçanlı ev fiyatlarının yük-seleceğini ve aynı zamanda talebin azalacağını belirten Gürcafer, KKTC
deki ev alımında yabancı talebinin tamamen duracağını söyledi.
Gürcafer, Rumların bu Orams davasındaki amaçlarının stratejik olduğunu belirterek,                                 hedeflerinin KKTC ekonomisini çökertmek olduğunu dile getirdi. Ekonominin ardından Rumların turizme, eğitime ve havacılığa da yürüyeceğini söyleyen Gürcafer, yapılması gereken tek şeyin AB
ye tepki koymak olduğunu belirtti.
“EŞ ZAMANLI TEPKİLER ORTAYA KOYULMALI”
Gürcafer, bu konuya karşı Türkiye ile Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ın eş zamanlı tepkiler ortaya koyması gerektiğine işaret ederek "Bu olayı uluslararası siyasi krize dönüştürmek gerekir" dedi.
Cafer Gürcafer, çözümü tetikleyici bir adım atılması gerektiğini belirterek, "Güney Kıbrıs
ın tek taraflı ABye alınması kantarın topuzunu kaçırmıştı. Bu da ikincisi oldu. Mülkiyette uluslararası tanımı yitirmiş olduk. Rum tarafı ile takas ve tazminatlar konusunda görüşmeler vardı şimdi uluslararası konsey Hristofyasa baskı yapacak" şeklinde konuştu. Gürcafer toplum olarak bu durumda birlikte hareket edilmesi gerektiği yönünde mesaj vererek, kararların çok ciddi boyutlarda olduğunu ve ABAD kararlarının on katı zararlarıyla karşı karşıya kalacağımızı dile getirdi.

Emlak sektörü kaygılı

Emlakçılar Birliği Başkanı Hasan Sungur, Orams Davasına ilişkin çıkan olumsuz sonucu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın başarısızlığına bağlarken, dava sürecinde gereken mücadelenin verilmediğinin altını çizdi.
 "ABAD
ın başında bulunan Yunan yargıca karşı mücadele-miz olmadı, tarafsızlığın ve davanın aleyhimize sonuçlanacağı belliydi" ifadesine yer veren Sungur, KKTC olarak buna tepki konulması gerektiğini belirtti. Bu kararı kabullenmenin anlamının olmadığını sözlerine ekleyen Sungur, "Gerekirse ülke olarak eyleme gidilsin" şeklinde konuştu.
Sungur şöyle dedi:
"Bu karar KKTC
deki emlak piyasasını olumsuz etkileyecek, piyasada durgunluk yaşanacaktır. Ama özellikle bu konuyla bizimde yapacaklarımız var. Bu yapacaklarımızın arasında Avusturalyadaki, Yeni Zellandadaki, Türkiyedeki ve Londradaki Kıbrıslı Türk kardeşlerimize 10 bin mülkü düşük faiz oranlarla tüketime gitmeyi planlı-yoruz. Rum tarafı bu proje sayesinde dava açamayacak hale gelecektir ki, bu konuyu hukuk uzmanlarımızla KKTC halkı olarak güçlü, beraber, CTPlisi UBPlisi, DPlisi, TDPlisi bir olup mücadeleye devam etmek zorundayız. Dünyaya Kıbrıs Türk halkının sessiz kalmayacağını göstermemiz gerekir.

"Ekonomik gelişmemizi tehdit edecek büyük bir olay"

Ekonomist Mustafa Gündüz, ABAD kararıyla ülke ekonomisinin olumsuz etkileneceğini açıkladı.
Gündüz, bu kararla birlikte yabancıların mallarını satma  yoluna gideceğini söyleyerek, Türk ve Rum koçanı olan malların ipotek değeri ve fiyat farkının açılacağını dile getirdi. İnşaat sektörünün çok kötü           etkileneceğini belirten ve ekonomik gelişmemizi tehdit edecek büyük bir olayla karşı karşıya kaldığımızı vurgulayan Gündüz, "Rumların bu sonucu siyasi bir amaç doğrultusunda mı yoksa halkımızı mahke-meye vermek yönünde mi kullanılacağını göreceğiz" dedi.
Dava sonucuyla ülke ekonomisinin içinden çıkılmaz bir hale gireceğini kaydeden Gündüz, her yönüyle kötü bir karar olduğunu ve Rumların hukuk yoluyla izolasyonları  sıklaştırdığını kaydetti.
İnşaat sektörünün zaten durgun olduğunu ve daha fazla durgunlaşacağını belirten Gündüz, bunun siyasi bir atak olduğunu ve bu hücuma karşı hukuki ve ekonomik önlemlerin alınmasının şart olduğunu kaydetti. Türkiye ile birlikte ortak bir karar alınması gerektiğini dile getiren Gündüz, aksi takdirde ekonominin içe kapanacağını söyleyerek " Biz dış dünyaya daha fazla açılalım derken Rumlar ekonomimizi hukuk yoluyla kapatıyor" dedi.

Akifler: Yerli piyasa durgunlaşacak

Ekonomist Ünal Akifler, ABAD kararını daha önceden tahmin ettiklerini söylererek bu kararla yerli piyasanın durgunlaşacağını kaydetti.
Herkesin ev almayı ertelediğini ve fiyatların düşmesini beklediğini kaydeden Akifler, bu durumda halka uzun vadeli kredilerin verilmesi gerektiği ve kolaylıklar sağlanması gerektiğini belirtti. Akifler, paranın bizim elimizde olmadığını söyleyerek, Türkiye
nin katkılarının bekleneceğini vurguladı.
Akifler, ekonomik krizden dolayı varolan durgunluğun daha da artacağını ve işsizliklerin  aratacağını belirtti.

Mesutoğlu: Biz de mücadele başlatmalıyız

Avukat Hasan Nidai Mesutoğlu, mülkiyet hakkının hukuğun saygı duyduğu bir hak olduğunu ve bu sorununun kapıya dayandığını söyledi. "Herkes kendi malının sahibidir" diyen Mesutoğlu, bunu değiştirmek için hukukun maddelerini değiştirmek gerektiğini kaydetti.
 Çözüme gidilmesinin yararımıza olacağını kaydeden Mesutoğlu, çözümle birlikte herkesin hangi mala ait olacağının bilineceğini dile getirdi.
“BİZİM DE GÜNEY’DE MALLARIMIZ VAR”
Ekonominin çok kötüye gideceğine işaret eden Mesutoğlu, onurlu bir çözümün olması gerektiğini ve bunun için de halkımızın Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
a destek vermesi gerektiğini söyledi. Mülkiyet hakkının kutsal olduğunu kay-deden Mesutoğlu, egemenliğimizi tanıtmamız  gerektiğini ve bizim de Güneydeki mallarımızda mücadelemizi başlatmamız gerektiğini vurguladı. "Sadece Rumların bizde malı yok bizim de Rum tarafında mallarımız var" diyen Mesutoğlu, karşı atağa geçmemiz gerektiğini aksi takdirde Kıbrıs sorununun çözümünün gecikeceği üzerinde durdu.

Erginel: Tedbir alınmazsa özgürlüğümüz elimizden alınacak

Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, ABAD kararının son derece olumsuz olduğunu ve bu kararın etkilerinden kurtulmanın zor olacağını belirtti. Erginel, çok acil bir şekilde siyasi önlemlerin alınması gerektiğini çünkü hukuki karar almanın zor olacağına işaret etti.
 "Bu dava sonuçlandı ve değiştirme şansı yok" diyen Erginel, bu kararla birlikte tedbirler alınmazsa özgürlümüzün elimizden alınacağını ve Kıbrıslı Türklerin mahkeme olaylarında haksız olacaklarını vurguladı. Erginel, alınacak önlemlerin hukuki değil siyasi olduğunu yönünde mesaj vererek siyasilere acil önlem alma çağrısında bulundu.

HALKIN SESI 30/04/09

"Binlerce İngiliz, KKTCdeki evlerini kaybedebilir"

Avrupa Toplulukları Adalet Divanının (ATAD) KKTCde villa inşa eden İngiliz David-Linda Oram çiftini ilgilendiren davada Rum mahkemesinin KKTCdeki sivil ve ticari meselelerle ilgili kararlarının, diğer AB üyelerinde tanı-nabileceğine dair hükmü İngilterede yankı uyandırdı.
İngiliz gazeteleri alınan kararla, binlerce İngiliz
in KKTCdeki evlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını duyurdu.
AB
nin yargı organı işlevi gören Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidesin şimdi KKTCde bulunan arsası üzerine ev yapan İngiliz çift hakkında Güney Kıbrıstaki Rum mahkemesinin aldığı kararı, AB ülkelerinin uygulayabileceğine hükmetmişti.
Daily Mail Gazetesi, "AB İngilizler
e Kıbrıstaki evlerinden vazgeçmeleri gerektiğini bildirdi" başlığıyla verdiği konuyla ilgili haberinde, "Eğer İngiliz Yüksek mahkemesi de kararı beklendiği gibi benimserse, bu durumda Apostolides, Oramsların İngilteredeki emlakı konusunda işlem  yaptırabilecek" denildi.
Gazete aynı durumda 5 bine yakın İngiltere vatandaşının bulunduğunu, bu kişilerin bir zamanlar göçe zorlanan Rumların toprakları üzerinde oturduklarını da yazdı ve bu kişilerin de emsal teşkil etmesi nedeniyle ben-zeri davalara hedef olabileceklerini bildirdi.
The Daily Telegraph gazetesi de binlerce İngilizin KKTC
deki evlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını yazdı. Avrupa Birliğinin yargı organı Adalet Divanının aldığı kararın sonucunda Rumlara ait olduğu kanıtlanan topraklar üzerinde emlakı bulunan İngilizlerin, ya bu toprağı geri vermek, ya da toprak sahibi olan Ruma tazminat ödemek zorunda kalacağı belirtilen haberde, bu durumdaki İngiliz vatandaşı sayısının 4 bin civarında olduğu belirtildi.
Haberde davanın şimdi yeniden İngiltere
de Yüksek Mahkeme tarafından ele alınacağı da hatırlatılırken, Yüksek Mahkemenin kararı tanıyıp uygulanmasını sağlamak zorunda olduğuna dair görüşlere de yer verildi.
KARAR MÜZEKERE SÜRECİNİ DE ETKİLER
Guardian
da ise Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidesin kazandığı davanın, aynı durumdaki diğer pek çok Rum için emsal teşkil edeceği ve benzeri çok sayıda davanın açılabileceğine işaret edilen haberde, bu kararın ayrıca Kıbrısta sürdürülen barış görüşmeleri üzerinde de güçlü bir etki yaratabileceği savunuldu.
Bu arada İngiltere
de faaliyet gösteren Ambargolular adlı KKTCye yönelik izolasyonun kaldırılması için kampanya yapan sivil toplum kuruluşu tarafından yapılan açıklamada ise, Avrupa Mahkemesi önyargılı olmakla ve politik karar almakla suçlandı. Açıklamada, kararın Adada birleşmeyi hedefleyen müzakere sürecini daha karmaşık hale getireceği uyarısı da yapıldı.

HALKIN SESI 30/04/09

"Müzakerelere ciddi zarar"

Cumhurbaşkanlığı ile Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen beş siyasi parti, Avrupa Toplulukları Adalet Divanının (ATAD) Orams davasıyla ilgili kararının ciddi hata olduğunu, Kıbrıstaki olağanüstü durumu görmezden gelen bu kararın kabul edilmesinin asla mümkün olmadığını ve müzakere sürecine de ciddi zarar verdiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı ve partiler, İngiliz İstinaf Mahkemesi
nin ATAD gibi Kıbrıstaki gerçekleri dikkate almayarak bir karar üretmesi durumunda, müzakere sürecinin bir daha düzeltilmesi mümkün olmayacak şekilde zedeleneceği uyarısında da bulundu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ın, UBP, CTP, DP, ÖRP ve TDP başkan ve temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığındaki toplantısı saat 14.20de tamamlandı. Toplantının ardından ulaşılan ortak noktaları, Cumhurbaşkanı Talat, basına açıkladı. Açıklamadan sonra soru kabul edilmedi, siyasi parti başkanları da herhangi bir yorum yapmadı.
"CİDDİ HATA. KABUL EDİLMESİ ASLA
MÜMKÜN DEĞİL"
Cumhurbaşkanı Talat
ın açıklaması aynen şöyle:
"Bugün (dün), mecliste temsil edilen siyasi partilerimizle yaptığımız değerlendirmede ulaştığımız ortak noktalar şunlardır:
ATAD, 28 Nisan 2009 tarihinde almış olduğu kararda, Orams davasının iki özel kişi arasındaki bir özel hukuk davasından ibaretmiş gibi değerlendirmek ve Kıbrıs
ın iki yanında iki ayrı hukukun yürürlükte olduğunu dikkate almamış olmak suretiyle ciddi bir hata yapmıştır. Kıbrıstaki olağan dışı durumu görmezden gelen bu kararın kabul edilmesi asla mümkün değildir.
"ŞU ANKİ SÜRECE DE CİDDİ ZARAR VERDİ"
ATAD
ın bu kararı, Kıbrısta şu anda devam etmekte olan müzakere sürecine de ciddi bir zarar vermiştir. Bu kararla henüz sonuçlanmamış olan Orams davasındaki hukuki süreçte son noktayı koyacak olan İngiliz İstinaf Mahkemesinin ATADın yaptığı şekilde Kıbrıstaki gerçekleri dikkate almayarak bir karar üretmesi durumunda, müzakere süreci bir daha düzeltilmesi mümkün olmayan bir şekilde zedelenecektir.
Bir kez daha vurgulamak isteriz ki Kıbrıs
ta mülkiyet sorununun Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünden kopartılarak bireylerin birbirlerine açtığı davalar yoluyla çözümlenmesi yönündeki girişimler iki taraf arasındaki ilişkileri zedelemekte ve bu durum müzakere masasını da olumsuz etkilemektedir.
"BİREYSEL TERCİHLERİ DİKKATE ALAN YÖNTEMLER KABUL EDİLMEYECEK"
Uluslararası kamuoyu, BM, AB ve Kıbrıs Rum tarafı bilmelidir ki, Kıbrıs
ta mülkiyet sorununun çözümü konusunda sadece bireysel tercihler dikkate alınarak ve iki kesimlilik ilkesi sulandırılarak üretilecek yöntemleri, Kıbrıs Türk tarafı hiçbir hal ve şartta kabul etmeyecektir.
"YAKIN TAKİPÇİSİYİZ"
Kıbrıs Türk halkı ve KKTC
de taşınmaz mal sahibi olan AB üyesi ülke vatandaşları bilmelidir ki, Cumhurbaşkanlığı ve KKTC Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen tüm siyasi partiler bu konunun yakın takipçisi olacaklar ve halkımızın esenliğinin ve haklarının korunması için gerekli her türlü önlemi birlik ve beraberlik içerisinde almaktan çekinmeyeceklerdir."

HALKIN SESI 30/04/09

 

Don't make this political, Europe warns Cyprus as up to 5,000 Brits face losing property after landmark ruling

 

The European Commission today warned Cyprus not to turn a British couple's legal fight to keep their holiday home into a political battle over the divided island.

Thousands of Britons with holiday homes in northern Cyprus risk losing them following a ruling yesterday by Europe's top court.

The European Court of Justice supported a Greek Cypriot refugee's demand that a British couple surrender land to him for which he holds the original deeds.

Linda and David Orams built a holiday home on property that Meletis Apostolides was forced to flee when Turkish troops invaded Cyprus in 1974.

According to the ECJ judgment they must return the land, demolish the building and hand over damages and unpaid rent.

If the British Court of Appeal rubberstamps the ruling, as is expected, then Mr Apostolides could claim against the Oramses' assets in Britain. They are understood to own a house in Hove, East Sussex.

Up to 5,000 Britons live on land in northern Cyprus that was once owned by displaced Greek Cypriots, who may now launch similar compensation suits.

The president of Northern Cyprus, Mehmet Ali Talat, insisted in a statement that the Orams' case was not over yet.

'It should not be forgotten that the Orams have filed an application in the European Court of Human Rights on the grounds that their right to a fair hearing has been violated by the procedure before the Greek Cypriot courts and that this has not been finalised yet,' he said.

The statement went on: 'If the Orams win this case before the Human Right Court, it will show that the proceedings in the Greek Cypriot courts were against human rights. We consider the property issue in Cyprus not as a private dispute, but as a reflection of the Cyprus problem.

'Unless the Cyprus problem is solved, it is not possible to solve the property issue comprehensively.

'In a comprehensive settlement, the property issue will be solved by taking into consideration not only the rights of the pre-1974 owners but also the rights of the current owners.'

The European Commission warned during the European Court proceedings against turning the issue into part of the ongoing and fraught negotiations over the divided island's future.

Today's statement said the Commission had "presented all elements on the underlying dispute and put it into its political context".

And it warned that the terms of the EU's accession agreement with Cyprus 'is not designed to solve the property issues of the island'.

The Commission said it was clear that UK courts had to recognise judgments rendered in the 'government-controlled areas of Cyprus, even when relating to property lying in the area'.

The statement added: 'The Commission considers that the present judgment shows again the need to reach comprehensive settlement of the Cyprus problem through negotiations between the leaders of the two communities. An agreed solution on the property issue can be accommodated later on by the European Union.'

The Oramses bought the shell of a house in northern Cyprus from a Turkish Cypriot, completed it and added a swimming pool, investing about £170,000. They moved in six years ago.

In 2004 a court in southern Cyprus, where forcing the selection vote to be postponed.

They also ordered the Oramses to pay him damages and monthly rent until he received his property.

The court was unable to enforce its ruling in the Turkish Cypriot-controlled north, so Mr Apostolides tried to get the High Court in London to apply it.

The Oramses, represented by Cherie Blair QC, insisted they had bought the house in good faith and had Turkish title deeds proving-they owned the land and property. In 2006 the High Court ruled the Greek Cypriot ruling was not enforceable because EU legislation is suspended in northern Cyprus pending the island's re-unification.

Mr Apostolides then went to the UK Court of Appeal, which sought legal advice from Europe.

Yesterday the ECJ ruled: 'A judgment of a court in the Republic of Cyprus must be recognised and enforced by other member states even if it concerns land situated in the northern part of the island.'

Afterwards Mr Apostolides, a Britishtrained architect said: 'I feel I have got justice from the EU and I'm sure all the other Greek Cypriot refugees suffering from the same problem will feel like me today.'

Neither Cherie Blair nor the Oramses were in Luxembourg for the ruling.

Around 167,000 Greek Cypriots fled homes in northern Cyprus following during the turmoil of 1974 and 1975, which also saw some 40,000 Turkish Cypriots abandon properties in the south to escape north.

The Foreign Office warns anyone planning to buy property in the Turkish-Cypriot state, which is recognised only by Turkey, that they could face legal action in Cyprus and elsewhere in the EU, including Britain.

Its website says: 'The European Court of Human Rights has ruled in a number of cases that owners of property in northern Cyprus prior to 1974 continue to be regarded as the legal owners of that property.'

DAILY MAIL 29/04/09

 

 

Court of Justice of the European Communities - Press Release

Press and Information

PRESS RELEASE No 39/09

28 April 2009

Judgment of the Court of Justice in Case C-420/07

Meletis Apostolides v. David Charles Orams & Linda Elizabeth Orams

A JUDGMENT OF A COURT IN THE REPUBLIC OF CYPRUS MUST BE RECOGNISED AND ENFORCED BY THE OTHER MEMBER STATES EVEN IF IT CONCERNS LAND SITUATED IN THE NORTHERN PART OF THE ISLAND

The suspension of the application of Community law in the areas where the Government of the Republic of Cyprus does not exercise effective control and the fact that the judgment cannot, as a practical matter, be enforced where the land is situated do not preclude its recognition and enforcement in another Member State.

Following the intervention of Turkish troops in 1974 Cyprus was partitioned into two areas. The Republic of Cyprus, which acceded to the European Union in 2004, has de facto control only over the southern part of the island while, in the northern part, the Turkish Republic of Northern Cyprus has been established, which is not recognised by the international community with the exception of Turkey. In those circumstances, the application of Community law in the northern area of the Republic of Cyprus has been suspended by a protocol annexed to the Act of Accession.

Mr Apostolides, a Cypriot national, brought an appeal before the Court of Appeal (England and Wales), in the course of a dispute between himself and a British couple, the Orams, seeking the recognition and enforcement of two judgments from a court in Nicosia. That court, sitting in the southern part of Cyprus, ordered the Orams to vacate land situated in the northern part of the island and to pay various sums. The Orams had purchased the land from a third party in order to build a holiday home on it. According to the findings of the Cypriot court, Mr Apostolides, whose family was forced to leave the north of the island at the time of its partition, is the rightful owner of the land. The first judgment, given in default of appearance, was confirmed by another judgment ruling on an appeal brought by the Orams.

The national court referred to the Court of Justice a number of questions concerning the interpretation and application of the Brussels I Regulation1. It asks, in particular, whether the suspension of Community law in the northern part of Cyprus and the fact that the land concerned is situated in an area over which the Government of Cyprus does not exercise effective control have an effect on the recognition and enforcement of the judgment, in particular in relation to the jurisdiction of the court of origin, the public policy of the Member State in which recognition is sought and the enforceability of the judgment. In addition, it asks whether the recognition or enforcement of a default judgment may be refused, on account of the fact that the document instituting proceedings was not served on the defendant in sufficient time and in such a way as to enable him to arrange for his defence, where the defendant was able to bring an appeal against that judgment.

1 Council Regulation (EC) No 44/2001 of 22 December 2000 on jurisdiction and the recognition and enforcement of judgments in civil and commercial matters

First of all, the Court declares that the suspension provided for in the Act of Accession of Cyprus is limited to the application of Community law in the northern area. However, the judgments concerned, whose recognition was sought by Mr Apostolides, were given by a court sitting in the Government-controlled area. The fact that those judgments concern land situated in the northern area does not preclude that interpretation because, first, it does not nullify the obligation to apply the regulation in the Government-controlled area and, second, it does not mean that that regulation must thereby be applied in the northern area. The Court therefore concludes that the suspension of Community law in the northern area provided for by the protocol annexed to the Act of Accession, does not preclude the application of the Brussels I Regulation to a judgment which is given by a Cypriot court sitting in the Government-controlled area, but concerns land situated in the northern area.

Next, the Court states, first, that the dispute at issue in the main proceedings falls within the scope of the Brussels I Regulation and, second, that the fact that the land concerned is situated in an area over which the Government does not exercise effective control and, therefore, that the judgments concerned cannot, as a practical matter, be enforced where the land is situated does not preclude the recognition and enforcement of those judgments in another Member State.

In that connection, it is common ground that the land is situated in the territory of the Republic of Cyprus and, therefore, the Cypriot court had jurisdiction to decide the case since the relevant provision of the Brussels I Regulation relates to the international jurisdiction of the Member States and not to their domestic jurisdiction.

The Court also states, as regards the public policy of the Member State in which recognition is sought, that a court of a Member State cannot, without undermining the aim of the Brussels I Regulation, refuse recognition of a judgment emanating from another Member State solely on the ground that it considers that national or Community law was misapplied. The national court may refuse recognition only where the error of law means that the recognition or enforcement of the judgment is regarded as a manifest breach of an essential rule of law in the legal order of the Member State concerned. In the case in the main proceedings, the Court of Appeal has not referred to any fundamental principle within the legal order of the United Kingdom which the recognition or enforcement of the judgments in question would be liable to infringe.

Furthermore, as regards the enforceability of the judgments concerned, the Court states that the fact that Mr Apostolides might encounter difficulties in having the judgments enforced cannot deprive them of their enforceability. Therefore, that situation does not prevent the courts of another Member State from declaring such judgments enforceable.

Lastly, the Court states that the recognition or enforcement of a default judgment cannot be refused where the defendant was able to commence proceedings to challenge the default judgment and those proceedings enabled him to argue that he had not been served with the document which instituted the proceedings or with the equivalent document in sufficient time and in such a way as to enable him to arrange for his defence. In the case in the main proceedings, it is common ground that the Orams brought such proceedings. Consequently, the recognition and enforcement of the judgments of the Cypriot court cannot be refused in the United Kingdom on that ground.

Unofficial document for media use, not binding on the Court of Justice.

Languages available: CS, DE, EN, EL, ES, FR, HU, IT, NL, RO, PT, SK

The full text of the judgment may be found on the Court's internet site http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=EN&Submit=rechercher&numaff=C-420/07 It can usually be consulted after midday (CET) on the day judgment is delivered.

For further information, please contact Christopher Fretwell Tel: (00352) 4303 3355 Fax: (00352) 4303 2731

Pictures of the delivery of the judgment are available on EbS "Europe by Satellite", a service provided by the European Commission, Directorate-General Press and Communications, L-2920 Luxembourg, Tel: (00352) 4301 35177 Fax: (00352) 4301 35249 or B-1049 Brussels, Tel: (0032) 2 2964106  Fax: (0032) 2 2965956