20.04.2009 CNN TURK
KKTC'de
yapılan genel seçimde, Derviş Eroğlu'nun Ulusal Birlik Partisi
galip çıktı. Oyların yüzde 44'ünü alan UBP, tek başına
iktidar olmaya yetecek çoğunluk elde etti. İktidardaki CTP ise yüzde
29 oy aldı. Bu sonuçlara göre, yüzde 5 olan ülke barajını
aşan UBP, CTP, DDP, TDP ve ÖRP meclise girdi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) dün yapılan
milletvekilliği Erken Genel Seçimleri'nde ana muhalefet Ulusal Birlik
Partisi (UBP), 20 Şubat 2005 erken genel seçimlerine oranla
oylarını yüzde 12'den fazla artırarak, 2005'te
kazandığı 19 milletvekili sayısını 26'ya
çıkardı.
2005 seçiminde yüzde 44.51 oranında oy alarak 24 milletvekili çıkaran
iktidarın büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP)
oyları ise yüzde 15 oranında azalırken, 2005'te 24 olan
milletvekili sayısı da 15'te kaldı.
Dünkü seçimde Demokrat Parti'nin (DP) oyları da 2005'e göre
yaklaşık yüzde 3 civarında düştü. 2005'te 6 milletvekili
çıkaran DP, 5 milletvekilliği kazandı.
Seçime ilk kez giren, ancak daha önce UBP ile iktidar ortağı olan
Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ile Barış ve Demokrasi
Hareketi'nin (BDH) birleşmesiyle kurulan Toplumcu Demokrasi Partisi de
(TDP), yüzde 5 olan ülke barajını aşarak, meclise 2 milletvekili
ile girmeyi başardı.
Eylül 2006'da kurulan ve kurulmasının hemen ardından CTP'nin
hükümet ortağı olan Turgay Avcı
başkanlığındaki Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) de, seçim
öncesi anketlerin aksine, barajı geçerek, meclise 2 milletvekili ile
girdi.
Seçime katılım oranı yüzde 81,42 oldu. Katılım
oranı, bir önceki milletvekilliği seçiminin yüzde 1 üzerinde oldu.
Seçime, bölgelere göre katılım ise, Lefkoşa yüzde 81,
Gazimağusa yüzde 84,7, Girne yüzde 78,38, Güzelyurt yüzde 81,75,
İskele yüzde 81,30 oldu. 20 Şubat 2005'te yapılan erken genel
seçime katılım oranı yüzde 80,82 olmuştu. Bu oran 14
Aralık 2003'te yapılan genel seçimlere katılım
oranından yüzde 6 daha düşük olmuştu.
Olası hükümet formülleri
50 üyeli Cumhuriyet Meclisi'nde hükümet kurmak için 26 sayısı yeterli
olmasına rağmen riskli bir rakam olarak değerlendiriliyor.
Aralık 2003 seçimlerinin ardından kurulan CTP-DP koalisyon hükümeti
de 26 milletvekiliyle kurulmuş, 24 Nisan 2004 Annan planı
referandumundan 2 gün sonra DP'den iki, daha sonra da CTP'den bir milletvekili
istifa edince hükümet azınlığa düşmüştü. Hükümet,
bütçenin mecliste onaylanması öncesine istifa ederek, erken seçime
gitmişti.
UBP dünkü seçimlerde kazandığı 26 milletvekilliği ile tek
başına hükümet kurabilir.
UBP'nin 15 milletvekili kazanan CTP ile hükümet kurması uzak
olasılık olarak gözükmekle birlikle, UBP-CTP koalisyonu "güçlü
bir hükümet" formülü.
UBP'nin, 5 milletvekili çıkaran DP ve 2'şer milletvekilliği
kazanan TDP ve ÖRP ile de koalisyon kurması da, olası hükümet
formülleri arasında.
20 Şubat 2005 seçim sonuçları
20 Şubat 2005'te yapılan Milletvekilliği Erken Genel
Seçimlerinde meclise dört parti girmişti.
147 bin 249 kayıtlı seçmenin oy kullandığı ve
katılımın yüzde 80.82 olduğu seçimde yüzde 44.51 oy alan
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 24; yüzde 31.67 oy alan Ulusal Birlik Partisi
(UBP) 19; yüzde 13.47 oy alan Demokrat Parti (DP) 6; yüzde 5.84 oy alan
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) 1 milletvekili çıkardı.
Seçimlerin ardından, Mehmet Ali Talat başkanlığında
CTP-DP koalisyon hükümeti kuruldu. Talat'ın Nisan 2005'te
cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından, CTP-DP koalisyonu, CTP
Genel Başkanlığına seçilen Ferdi Sabit Soyer
başkanlığında yeniden kuruldu.
Soyer başkanlığındaki CTP-DP hükümeti eylül 2006'ya kadar
sürdü. Eylül 2006'da UBP'den 3, DP'den de 1 milletvekilinin istifa etmesinin
ardından, Turgay Avcı başkanlığında kurulan
Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP), CTP'nin yeni hükümet ortağı oldu.
KKTC'de Eylül 2006'dan bu yana CTP-ÖRP hükümeti iktidarda bulunuyor.
Oyların siyasi partilere dağılımı, oy
oranları ve çıkaracağı millevekili sayısı
şöyle:
-Ulusal Birlik Partisi (UBP): 585.015 (yüzde 44,01) 26 milletvekili
-Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP): 387.717 (yüzde 29,17) 15 milletvekili
-Demokrat Parti (DP): 142.607(yüzde 10,73) 5 milletvekili
-Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP): 31.981 (yüzde 2,41)
-Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP): 90.837 (yüzde 6.83) 2 milletvekili
-Halk İçin Siyaset Partisi (HİS): 6.535 (yüzde 0,49)
-Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP): 83.841 (yüzde 6,31) 2 milletvekili
Bu sonuçlara göre, yüzde 5 olan ülke barajını aşan UBP, CTP,
DDP, TDP ve ÖRP meclise giriyor.
Meclisin yüzde 36'sı değişti
KKTC'de yapılan erken genel seçimin sonuçları, Cumhuriyet Meclisinin
yüzde 36'sını değiştirdi. Meclise 18 yeni isim girdi. Bu 18
yeni ismin ikisi geçmiş dönemlerde de milletvekilliği; biri hem
milletvekilliği, hem bakanlık yaptı.
20 Şubat 2005 erken genel seçimlerinde 19 milletvekili kazanan, ancak bir
ölüm ve istifa ile Cumhuriyet Meclisindeki sandalye sayısı 13 olan
UBP, milletvekili sayısını yüzde yüz artırarak 26
milletvekili çıkardı.
Cumhuriyet Meclisine seçilen milletvekillerinin yaş ortalaması 52,82
olurken; en genç ve en yaşlı milletvekilleri UBP'den çıktı.
Meclisin "en genç milletvekili" unvanını, 36 olan
yaşıyla UBP Gazimağusa Milletvekili Sunat Atun aldı. Onu 38
yaşındaki UBP Güzelyurt Milletvekili Kemal Dürüst izliyor.
"En yaşlı milletvekili" unvanı ise yine UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu'na ait. Son iki dönemdir en
yaşlı milletvekili olan Eroğlu'nun yaşı 71.
Eroğlu'ndan sonraki en yaşlı milletvekili ise UBP Lefkoşa
Milletvekili İrsen Küçük. Küçük, 69 yaşında.
Cumhuriyet Meclisinin 50 sandalyesine talip olan 7 partinin 345 adayından
55'ini kadınların oluşturmasına karşın, hedefe
sadece 4 kadın aday ulaştı. Kadın milletvekilleri, UBP'den
Şerife Ünverdi, Afet Özcafer; CTP'den Dr. Fatma Ekenoğlu, Dr. Sibel
Siber.
Bundan önceki son iki dönemdeki kadın milletvekili sayısı 3'tü.
Nüfusun yarısına sahip olmalarına rağmen adayların
sadece yüzde 15'ini oluşturan kadınların, Cumhuriyet Meclisinde
temsil oranı ise yüzde 8'de kaldı.
Eroğlu'ndan ilk demeç
KKTC'de ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı
Derviş Eroğlu, hiç kimsenin UBP'yi, Kıbrıs
görüşmelerinin ve çözümün karşısındaymış gibi
gösterme hakkına sahip olmadığını ifade ederek,
"Kıbrıs müzakerelerinin devam etmesinin UBP'nin ana
politikalarından biri olduğunu" söyledi.
Eroğlu, UBP'nin Sarayönü'nde bulunan tarihi Genel Merkez binasında
düzenlediği basın toplantısında, hükümeti kurmakla
işin bitmediğini, önlerinde çok önemli sorunlar olduğunu, bu
sorunları aşmaya çalışacaklarını kaydetti.
Kıbrıs müzakerelerinin devam ettiğini ifade eden Eroğlu,
"Bu müzakerelerin devam etmesi UBP'nin ana politikalarından bir
tanesidir. Müzakereler devam ederken Sayın Cumhurbaşkanımızın
(Mehmet Ali Talat) müzakereleri devam ettirmesi yönünde de bizim
desteğimiz var" dedi.
Eroğlu, "Anavatan Türkiye hükümeti ile de Kıbrıs
politikalarını enine boyuna tartışıp, müzakerelerin
ilerlemesi için birlik ve berberlik içinde hareket edeceklerini" kaydetti.
Önlerinde önemli sorunlar olduğunu kaydeden Eroğlu, "UBP olarak
hükümeti kurmakla olay bitmiyor. Halkımızın sorunları var,
ekonomimizin problemleri var. Bu problemleri tecrübeli
kadrolarımızla, uzman arkadaşlarla aşmaya, KKTC
halkının tekrar huzurunu, güvenini, refahını sağlamaya
çalışacağız" diye konuştu.
Adada devam eden müzakerelerin devam etmesinin UBP'nin ana
politikalarından bir tanesi olduğunu vurgulayan Eroğlu,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın müzakereleri devam ettirmesi
için destek vereceklerini bildirdi.
Türkiye ile Kıbrıs politikasını enine boyuna
tartışıp, müzakerelerin devam etmesi için birlik ve beraberlik
içerisinde hareket edeceklerini belirten Eroğlu, "Hiç kimse UBP'yi
anlaşmanın, çözümün karşısında gösterme hakkına
sahip değildir. Unutulmamalıdır ki, bütün müzakereler UBP
hükümetleri döneminde yapılmıştır. Kimse bizi AB'ye
karşı bir siyasi parti olarak gösterme hakkına da sahip
değildir" diye konuştu.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Eroğlu, "CTP
ile hükümete nasıl bakıyorsunuz" sorusuna, "Bütün siyasi
partilere eşit mesafedeyiz. Şu anda yine aynı
noktadayız" yanıtını verdi.
Kalabalığa hitap etti
Eroğlu, Sarayönü'ndeki parti genel merkez binasınından, meydana
toplanan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada,
ağır bir görev yüklendiklerini, ancak UBP'nin iktidar tecrübesi olan
bir parti olduğunu hatırlattı.
"Türkiye'nin anavatanım olmasından dolayı gurur
duyuyorum" diyen Eroğlu, "Anavatanımız sayesinde huzur
ve güven içinde yaşıyoruz binlerce teşekkür" diye
konuştu.
Eroğlu, "Şimdi birlik beraberlik zamanıdır"
diyerek, partililere, "zaferlerini olgunluk içinde kutlamaları ve
taşkınlık yapmamaları" çağrısı yaparak,
destekleri için teşekkür etti.
"Ulkede namuslarıyla, şerefleriyle, onurlarıyla
yaşayacakları bir anlaşma istediklerini" kaydeden
Derviş Eroğlu, kazanılmış hakları koruyacak bir
anlaşmanın yollarını arayacaklarını söyledi.
UBP'yi anlaşma ve AB karşıtı göstermeye
çalışanlar olduğunu ifade ederek, "Bizim anlatmaya
çalıştığımızı halkımız
anlamış ve bizi iktidara taşıdı" diyen
Eroğlu, "Birlik beraberliğimizi koruyacağız. Müzakere
masasında elimizin daha da güçlü olması için güçlü olması için
güçlü hükümetimizi, güçlü ekonomimizi sağlayacağız" diye
konuştu.
Eroğlu, "bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşayacakları
bir anlaşma arayışı içinde olacaklarını, anavatan
Türkiye'nin de bundan farklı düşündüğünü
sanmadığını" kaydetti.
UBP olarak son bir imtihandan daha, "bazı müdahalelere
rağmen" başarıyla çıktıklarını,
UBP'lilerin partilerini iktidara taşıdığını kaydeden
Eroğlu, seçim arifesinde söylenmemesi, konuşulmaması gereken
bazı yalanların gündeme taşındığını
söyledi.
Eroğlu, "UBP Genel Başkanı olarak hiç bir yasa
dışı eylemin içinde olmadığını ve
olamayacağını" belirtti.
Baykal Eroğlu'nu kutladı
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, KKTC'de seçimleri kazanan Ulusal
Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nu
telefonla arayarak, kutladı.
CHP'den yapılan yazılı açıklamada, Baykal'ın, KKTC'de
Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı olarak girdiği seçimleri kazanan
Eroğlu'nu telefonla aradığı belirtildi.
Açıklamada, Baykal'ın, Eroğlu'na seçim sonucundan duyduğu
memnuniyeti dile getirerek, KKTC'nin yeni hükümetini kurmada ve ülkenin temel
sorunlarını çözmede başarılar dilediği bildirildi.
Demokrat Parti
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, seçim
sonuçlarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ve KKTC
halkına hayırlı olması dileğinde bulundu.
Denktaş, DP Genel Merkezi'nde basına yaptığı
açıklamada, partisinin, sorunlara çare üretmeye ve bunu halkla paylaşmaya
devam edeceğini söyledi. Serdar Denktaş, seçim sonuçlarının
kesinleşmesinden sonra muhalefette veya koalisyon ortağı olarak
hangi konumda olurlarsa olsunlar sorunlara karşı ürettikleri
çözümleri halkla paylaşmaya devam edeceklerini belirtti.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Genel Başkanı Derviş
Eroğlu'nu başarısı nedeniyle kutlayan Serdar Denktaş,
seçim sonuçlarına saygılı olacaklarını yineledi.
Toplumcu Demokrasi Partisi
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet
Çakıcı da, genel seçim sonuçlarının kendileri için tatmin
edici olmadığını ve beklentilerinin altında
bulunduğunu söyledi.
Çakıcı, UBP'nin seçimden birinci sırada
çıktığını ve halkın diğer partilere
muhalefet görevi verdiğini kaydetti. TDP'nin gençlerin partisi
olduğunu ifade eden Çakıcı, bunun bu genç kadroyla ilk
deneyimleri olduğunu ve halkın tercihlerine saygılı
olduklarını belirtti.
Yenidüzen gazetesi toplatıldı
Bu arada KKTC Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Yenidüzen gazetesini
yurttaşların oyunu etkileyici yayın içerdiği gerekçesiyle
toplattı.
Yüksek Seçim Kurulu tarafından alınan 34 numaralı kararda,
Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) şikayeti üzerine incelenen Yenidüzen
gazetesinin bugünkü sayısının, seçmenlerin oyunu etkileyici
propaganda nitelikli yayın içerdiğinin saptanması üzerine
toplatılması kararı alındığı ve söz konusu
kararın Polis Genel Müdürlüğüne de iletildiği belirtildi.
Bu arada Kıbrıs TV ve Kıbrıs Genç TV'nin, seçim
yasaklarını ihlal edici nitelikli yayınları nedeniyle
Yüksek Seçim Kurulu tarafından uyarıldığı
öğrenildi.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, oyunu, eşi
Oya Talat'la birlikte Girne 19 Mayıs Türk Maarif Koleji'ndeki 70
numaralı sandıkta kullandı.
Talat, seçim kampanyası döneminde söylenen acı sözlerin
unutulması ve geleceğe umutla bakılması gerektiğini
söyledi.
Oyunu kullanan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı
ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bugün yapılan seçimin
sonucunun partisinin lehine olacağına inandığını
söyleyerek, "Kazanan Kıbrıs Türk halkı olmuştur,
ilerleme olmuştur, bunun için mutluyum" dedi.
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş
da eşi Müge Denktaş ile oyunu kullandı ve bugün halkın
sözünü söyleyeceğini belirterek, "Halkın, oyunu kullanırken
güce mi, akla mı, gösterişe mi, projeye mi oy vereceği
arasında doğru tercihi yapacağına
inandığını" söyledi.
KKTC'de ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Başkanı
Derviş Eroğlu ve Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) Genel
Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Gazimağusa'da
oylarını kullandı.
(UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, oy
verdikten sonra yaptığı açıklamada, "KKTC halkı
bir demokrasi imtihanından daha geçiyor. Halkımız demokrasimize
müdahale olmadan bir seçim gerçekleşmesi için aşırı
hassasiyet göstermiştir" dedi.
Bölgelerin çıkaracağı milletvekili
dağılımı
Lefkoşa: 16
Gazimağusa: 13
Girne: 9
Güzelyurt: 6
İskele: 6
KKTC genelinde yüzde 5 seçim barajını aşan partilerle adaylar,
oy oranına göre Meclis'te temsil edilme şansı bulacak.
Kadın adaylar yüzde 15'te kaldı
Her seçim sürecinde olduğu gibi, bu seçim sürecinde de dikkati çeken
önemli noktalardan biri Cumhuriyet Meclisi'ne girmek isteyen adayların
sadece yüzde 15'inin kadın olması.
Seçimlerde yarışacak kadın adayların oranı, aday
belirleme sürecindeki tüm çabalara ve kadınlar lehine pozitif
açıklamalara rağmen beklenilen düzeye ulaşmadı.
Milletvekili olmak için 19 Nisan'da seçmenin karşısına
çıkacak sadece 55 kadın aday var. Bunların partilere göre
dağılımı ise şöyle:
CTP 7
UBP 3
DP 5
ÖRP 8
TDP 10
BKP 10
HİS 10
Bağımsız 2
Propaganda süreci
Kitle iletişim araçları ile propagandanın ağırlık
kazandığı seçim sürecinde adaylar, seçmenlerle birebir
iletişim kurmak için köy ve bölge gezilerini de ihmal etmedi.
Partiler, sakin ve olaysız geçen propaganda sürecinde ilginç sloganlarla
seçmeni etkilemeye çalıştı. Hükümetin büyük ortağı
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) "Geri dönme ilerle",
"İlerlemek yürek ister"; ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi
(UBP) "Şimdi ulusal birlik zamanı"; Demokrat Parti (DP)
"Biz varız"; hükümetin küçük ortağı Özgürlük ve Reform
Partisi (ÖRP) "Bu defa sen kazan"; Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP)
"Biz buralıyız"; Birleşik Kıbrıs Partisi
(BKP) "Yaseminlerimizi geri alacağız' ve Halk İçin Siyaset
Partisi (HİS) "Yağmurdan kaçarken doluya tutulma",
"Yes be annem out, Dubai in" ana sloganlarını kullandı.
20.04.2009 CNN TURK
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün yapılan milletvekilliği
genel seçiminden birinci parti olarak çıkan Ulusal Birlik Partisi'nin
(UBP) kuracağı hükümetin, halkın çözüm vizyonunu sürdürmesi
halinde bir sorun yaşanmayacağını söyledi.
Talat, "UBP'nin oylarını artırmasında,
Kıbrıs Türk halkına AB ve uluslararası toplumun
verdiği sözlerin yerine getirilmemesinin yarattığı
hayalkırıklığının avantaj sağladığını"
da belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat, dün yapılan milletvekilliği seçimini,
KKTC'nin resmi yayın organları Türk Ajansı-Kıbrıs
(TAK) ve Bayrak Televizyonuna (BRTK) değerlendirdi.
Talat, demokratik kuralları gözeten bir seçim
yaşandığını belirterek, ufak tefek
yanlışlıklar ve ihlaller olmakla birlikte kamuoyuna
yansıyan ciddi seçim ihlali olmadığını, şiddet
olayı yaşanmadığını söyledi.
Her partinin kendine düşen değerlendirmeyi yapmasının
demokrasinin geleceği için önem taşıdığına
işaret eden Cumhurbaşkanı Talat, "Kim nerede ne
yanlış, kim nerede doğru yapmıştır?
Değerlendirip geleceğe ona uygun vizyonlarla bakacaklardır
siyasi partilerimiz. Unutulmamalıdır ki demokrasinin temeli siyasi partilerimizdir,
vazgeçilmez unsurlarıdır demokrasinin" dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, siyasi partilerin
sağlıklı olması ve sağlıklı politikalarla
ekonomik, demokratik, siyasal tüm yanlarına yön vermesi gerektiğini
ifade etti.
"Çözüm vizyonu devam etmeli"
Tüm partilere, milletvekillerine başarı dileyen ve kutlayan Talat,
yeni hükümetten Kıbrıs sorununun çözüm sürecine destek beklentisini
seçim öncesinde ifade etmesi ve UBP Genel Başkanı Derviş
Eroğlu'nun seçim sonuçlarının açıklanmasından sonraki
değerlendirmesiyle ilgili soruya karşılık,
"Kıbrıs Türk
halkının çözüm vizyonuna sahip olduğu zaten bilinen bir
gerçektir" diye konuştu.
Talat, seçimlerin Kıbrıs sorununu odak yapmadan
gerçekleştiğini belirterek, Kıbrıs sorununda bir
politikanın kazandığını söylemenin mümkün
olmadığını, halkın bilinen politikasının çözüm
olduğunu vurguladı.
Çözüm vizyonunun devam etmesi gerektiğini belirten Talat, "Dün
akşam Sayın Eroğlu, bu vizyona sahip olduğunu ve
sürdüreceğini ifade etmiştir, sanıyorum bir sorun
olmayacaktır" dedi.
Bir başka soru üzerine, "UBP görüşme sürecini destekleyecekse
kendisiyle bir sorun yaşamasına neden
olmadığını" belirten Talat, "Ancak
Kıbrıs sorununu çevreleyen birçok faktör bulunduğunu,
örneğin Taşınmaz Mal Yasası'nın uygulanmasının
sadece komisyonun değil, hükümetin de işi olduğunu ve bu
işlemler geciktirilmezse herhangi bir sorun
yaşanmayacağını" anlattı.
Cumhurbaşkanı Talat, beklentisinin Kıbrıs sorununu
çevreleyen konularda da uyumlu çalışılması olduğunu
ifade etti.
UBP oyları neden arttı?
Talat, "UBP'nin oylarını artırmasında Kıbrıs
sorununun etkisinin ne olduğu" sorusunu yanıtlarken,
Kıbrıs sorununun çok etkisi olmadığını, ancak
UBP'nin 2004'teki BM Çözüm Planı'nın oylanmasında
"ret" kampanyası yürütmesi nedeniyle, Kıbrıslı
Türklerin hala AB'den, uluslararası toplumdan bekledikleri ve elde edememekle
hayal kırıklığına uğradıkları her
adımda UBP'nin avantaj elde ettiğini söyledi.
Verilen sözlerin yerine getirilmemesi nedeniyle UBP'nin avantaj
sağladığını ifade eden Talat, çözüm ümidi
olmadığı yönündeki propagandaların da etkili olduğunu
belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat, UBP'nin oylarının yükselmesinin esas
nedeninin ekonomik ve sosyal sorunlar ve yansımaları, yani
algılanışı olduğunu kaydederek, "Sadece sorunlar
değil, bu sorunların algılanışı da son derece
önemlidir. Bu algılanış nedeniyle sıkıntılar
üzerine böyle bir durum ortaya çıkmıştır" dedi.
20/04/2009 RADIKAL
KKTC dün ekonomik krizin damgasını vurduğu erken genel seçimler için sandığa gitti. CTP-Birleşik Güçler büyük oy kaybederken, çözümsüzlüğü destekleyen UBP oy patlaması yaparak yüzde 44'le ipi göğüsledi
LEFKOŞA - KKTC, son yıllara damgasını vuran çözüm ve
değişim umudunun sönmesinin ardından, dün ekonomik krizin
gündemini oluşturduğu erken seçim için sandığa gitti. Çözüm
vaadiyle iktidar olmuş merkez sol eğilimli Cumhuriyetçi Türk
Partisi-Birleşik Güçler (CTP) büyük oy kaybederken, çözümsüzlüğü
destekleyen anamuhalefetteki merkez sağ eğilimli Ulusal Birlik
Partisi (UBP) hiçbir vizyon-vitrin değişikliğine gitmemesine rağmen
oy patlaması yaşayarak tek başına hükümet kurabilme
şansını yakaladı.
KKTC tarihinin 10. genel seçiminde 161 bin 373 seçmen sandık
başına çağrılırken, 50 vekilin belirlenmesi için yedi
partiden 345 aday ile bağımsız sekiz aday
yarıştı. Katılımın yüzde 81.7 düzeyinde
gerçekleştiği seçimlerde eski Başbakan Derviş
Eroğlunun liderliğindeki UBP oyların yüzde 45ini alarak tek
başına hükümet kurabilmek için gereken 26 vekil
sayısını tutturdu. Önceki seçime göre yüzde 15 puan kaybeden CTP
ise yüzde 29.5le 16 vekil çıkarabildi. UBPden kopan Serdar Denktaş
liderliğindeki Demokrat Parti (DP) yüzde 10.6 oy oranıyla beş
sandalye kaptı. Biz buralıyız sloganı kullanıp
Türkiye kökenlilerin derhal gönderilmesini isteyen Toplumcu Demokrasi Partisi
(TDP) yüzde 6.5 ile iki vekil çıkarırken, Özgürlük ve Reform Partisi
(ÖRP) de yüzde 6 ile meclise tek vekille girmeyi başardı.
Hükümet değişse de Cumhurbaşkanı olarak Başmüzakereci
pozisyonunu sürdürecek CTPli Mehmet Ali Talat, Girnede oyunu attıktan
sonra Rum gazetecilere Umarım sonuç Türk ve Rumların en büyük sorunu
olan Kıbrıs sorununa çözüm çabalarımıza katkıda
bulunur dedi. Talat, seçimi kazanırsa UBP lideri Eroğlunun Rum
Yönetimi ile müzakereleri sona erdireceği söylentileriyle ilgili
hatırlatmaları, Seçimin görüşmelerin devamında
güçlüğe yol açacağını düşünmüyorum diye
geçiştirdi. Eroğlu da ilk sonuçların
açıklanmasının ardından hiç kimsenin UBPyi,
Kıbrıs görüşmelerinin ve çözümün
karşısındaymış gibi gösterme hakkına sahip
olmadığını söyledi. Seçim öncesi CTPli Başbakan Ferdi
Sabit Soyerin Ergenekon iddianameleri uyarınca Kurucu
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve kendisi hakkında
soruşturma açmasıyla zorda kalan Eroğlu, Türkiye ile
Kıbrıs politikalarını enine boyuna tartışıp,
müzakerelerin ilerlemesi için birlik ve berberlik içinde hareket edeceğiz
diye konuştu. (aa, afp)
Yeni dönem hayırlı olsun!
UBP 26 milletvekili çıkararak, tek
başına iktidar şansı elde etti
Eroğlu birlik çağrısı
yaptı
Dünkü seçimde yüzde 44.07 oranında oy alan ve 16 milletvekili
çıkaran Ulusal Birlik Partisi, tek başına iktidar
şansı elde etti. Seçim sonuçlarının açıklanması
sonrasında halka hitaben bir konuşma yapan UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, birlik çağrısında
bulunarak Önümüzde çok önemli günler var. Halkın sorunları, ekonomik
problemler var. Uzman ekiplerle bu sorunları aşmaya
çalışacağız dedi.
Barajı beş parti geçti
Katılımın % 81.42 olduğu seçim sonrasında beş
siyasi parti
% 5lik barajı aşarken, iki parti baraj altında kaldı.
Ulusal Birlik Partisi %44.07, Cumhuriyetçi Türk Partisi %29.15, Demokrat Parti
%10.65, Toplumcu Demokrasi Partisi % 6.87, Özgürlük ve Reform Partisi %6.20,
Birleşik Kıbrıs Partisi %2.42, Halk İçin Siyaset Partisi de
%0.50 oranında oy aldı. Buna göre UBP 26, CTP 15, DP 5, TDP 2 ve ÖRP
2 milletvekili çıkardı.
UBP meclisteki sandalye sayısını
ikiye katlayıp tek başına hükümet kurabilecek 26
sayısına ulaşırken, CTP, 10 sandalye kaybederek 15
milletvekilinde kaldı
UBP tek başına
iktidar
UBP 26 MİLLETVEKİLİ KAZANDI
Yaklaşık 6
yıllık muhalefet döneminin ardından dünkü seçimleri açık
ara önde kazanan UBP, oyların yüzde 44.04ini alarak 26 milletvekili
çıkardı ve tek başına hükümet kurabilecek sayıya
ulaştı. 20 Şubat 2005te yapılan seçimlerde yüzde 31.71
oranında oy alarak 18 milletvekili elde eden UBP, dünkü seçimlerde oy
oranını ortalama yüzde 13 artırıp yüzde 44.04ye
çıkardı ve milletvekili sayısını da 26ya yükseltti.
UBPnin mecliste 13 milletvekili bulunuyordu
L CTP 10 SANDALYE KAYBETTİ, 15
MİLLETVEKİLİNDE KALDI
İktidardaki CTP-BG ise yüzde 29.26
oy oranı ile ikinci parti oldu. 10 sandalye kaybederek 15
milletvekili elde eden CTP, yeni dönemde ana muhalefet görevini sürdürecek.
CTP, 20 Şubat 2005 seçimlerinde yüzde 44.45 oy alarak büyük bir zafer
kazanmıştı. Yarışı üçüncülükle tamamlayan DP de
yüzde 10.65 oy oranı ile 5 milletvekili çıkardı. TDP de yüzde
6.87lik oyla 2, ÖRP de yüzde 6.21lik oy oranı ile 2 milletvekilliği
elde etti
Ülkede dün yapılan seçimleri
ezici bir çoğunlukla Ulusal Birlik Partisi (UBP) kazandı.
Yaklaşık 6 yıllık muhalefet döneminin ardından dün
yapılan seçimleri açık ara önde kazanan UBP, oyların yüzde
44.04ini alarak 26 milletvekili çıkardı ve tek başına
hükümet kurabilecek sayıya ulaştı.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) açıkladığı resmi
olmayan sonuçlara göre, 4 yıl önce 20 Şubat 2005te yapılan
seçimlerde yüzde 31.71 oranında oy alarak 18 milletvekili elde eden UBP,
dünkü seçimlerde oy oranını ortalama yüzde 13 artırıp yüzde
44.04ye çıkardı ve milletvekili sayısını da 26ya
yükseltti. UBPnin mecliste 13 milletvekili bulunuyordu.
İktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi- Birleşik
Güçler (CTP-BG) ise yüzde 29.26 oy oranı ile ikinci parti oldu. 10
sandalye kaybederek 15 milletvekili elde eden CTP, yeni dönemde ana muhalefet
görevini sürdürecek. CTP, 20 Şubat 2005 seçimlerinde yüzde 44.45 oy
alarak büyük bir zafer kazanmıştı.
Demokrat Parti (DP) ise yarışı üçüncülükle
tamamladı. Yüzde 10.65 oy oranı ile 5 milletvekili çıkaran
DPnin ise milletvekili sayısında 1 azalma oldu. DPnin mecliste 6
sandalyesi bulunuyordu.
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) de yüzde 6.87 oy alarak
yarışı dördüncü sırada 2 milletvekili ile tamamladı.
Geçen seçime giren ancak hiç milletvekili çıkaramayan Toplumcu
Kurtuluş Partisi (TKP) ile 1 milletvekili kazanan Barış ve
Demokrasi Hareketinin (BDH) birleşmesiyle oluşturulan TDP de ilk
sınavında 2 milletvekili çıkarabildi.
2006 Eylülünde kurulan Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) de ilk
seçim deneyiminde zor da olsa barajı aşabildi. ÖRP de yüzde 6.21lik
oy oranı ile 2 milletvekili çıkardı. Kurulması kadar
koalisyon ortağı olması da memlekette fırtınalar
koparan ÖRP, 2 milletvekiliyle de olsa, bu dönemde mecliste temsil edilen
beşinci parti olmaya hak kazandı.
Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Yasemin Hareketi
yüzde 2.42 ve Halk İçin Siyaset Partisi (HİS) yüzde 0.49lik oy
oranı ile ülke barajını geçemedi ve milletvekili
çıkaramadı.
Bu arada KKTCde dün yapılan milletvekili erken genel
seçimlerinde, seçimlere katılım oranı yüzde 81.29 oldu.
YSK ilçelere göre seçime katılım oranlarını
şöyle açıkladı:
Lefkoşa yüzde 81, Mağusa yüzde 82.7, Girne yüzde 78.38,
Güzelyurt yüzde 81.75 ve İskele yüzde 81.3.
Oysa ülkede kayıtlı 161 bin 373 seçmen bulunuyordu.
Lefkoşada 50 bin 653, Gazimağusada 42 bin 325, Girnede 30 bin 428,
Güzelyurtta 21 bin 17 ve İskelede de 16 bin 950 seçmen oy kullanma
hakkına sahipti.
Lefkoşa 16, Gazimağusa 13, Girne 9,
Güzelyurt 6 ve İskele ilçesi de 6 milletvekili çıkardı
Meclisteki aritmetik ne oldu?
50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisindeki
yeni aritmetik şöyle:
UBP: 26, CTP: 15, DP: 5, TDP: 2, ÖRP: 2.
Mecliste düne kadar CTP 25, UBP 13, DP 6, ÖRP 5 ve TDP 1
milletvekili ile temsil ediliyordu.
İskele: UBP 3, CTP, DP ve ÖRP 1er
İskeledeki 6
milletvekilliğinden 3ünü UBP alırken, CTP, DP ve ÖRP birer
milletvekili çıkardı.
YSK, İskele İlçesindeki toplam 73
sandığın gayrı resmi sonuçlarını şöyle
açıkladı:
Toplam sandık sayısı
: 73
Açılan sandık sayısı : 73
Toplam seçmen sayısı :
16950
Oy kullanan seçmen sayısı :
13910
Partilere göre oyların
dağılımı, oranları ve bu orana göre
çıkarılacak milletvekili sayısı:
UBP %41,74 UBP 3
CTP %24,13 CTP 1
DP %15,02 DP 1
BKP %0,82 BKP 0
TDP %3,98 TDP 0
HİS %0,35 HİS 0
ÖRP %13,72 ÖRP 1
Emete Gözügüzelli Civan %0,24
Güzelyurt: UBP 4, CTP 2
Güzelyurttaki 6 milletvekilliğinin
4ünü UBP, 2sini CTP aldı. Diğer partiler ise bu ilçede milletvekili
çıkaramadı.
YSK, Güzelyurt İlçesindeki toplam 83 sandığın
gayrı resmi sonuçlarını şöyle açıkladı:
Toplam Sandık
Sayısı :
83
Açılan Sandık
Sayısı :
83
Toplam Seçmen
Sayısı :
21017
Oy Kullanan Seçmen
Sayısı :
17616
Partilere göre oyların
dağılımı, oranları ve bu orana göre
çıkarılacak milletvekili sayısı:
UBP %49,56 UBP 4
CTP %28,84 CTP 2
DP % 9,46 DP 0
BKP % 1,72 BKP 0
TDP % 5,60 TDP 0
HİS % 0,33 HİS 0
ÖRP % 4,42 ÖRP 0
Gökhan Binici % 0,02
Görkem Eylem % 0,02
Kazım Öngen % 0,03
Lefkoşa: UBP: 8, CTP: 5, DP: 2, TDP 1
Lefkoşadaki 16
milletvekilliğinin 8ini UBP, 5ini CTP, 2sini DP, 1ini de TDP
aldı.
YSK, Lefkoşa İlçesindeki toplam 189
sandığın gayrı resmi sonuçlarını şöyle
açıkladı: Gayrı resmi sonuçlar şöyle:
Toplam Sandık Sayısı :
189
Açılan Sandık
Sayısı : 189
Toplam Seçmen
Sayısı :
50653
Oy Kullanan Seçmen
Sayısı :
40322
Partilere göre oyların
dağılımı, oranları ve bu orana göre
çıkarılacak milletvekili sayısı:
UBP %43,60 UBP 8
CTP %28,82 CTP 5
DP %11,05 DP 2
BKP % 3,74 BKP 0
TDP % 8,67 TDP 1
HİS % 0,65 HİS 0
ÖRP % 3,38 ÖRP 0
Yusuf Alkım % 0,03
Mehmet Birinci % 0,03
Kadriye Onurer % 0,03
Girne: UBP 5, CTP 3, DP 1
Girnedeki 9 milletvekilliğinin
5ini UBP alırken, CTP 3, DP de 1 milletvekili çıkardı.
Diğer partiler Girnede milletvekili çıkaramadı.
YSK, Girne İlçesindeki toplam 117 sandığın
gayrı resmi sonuçlarını şöyle açıkladı:
Toplam Sandık
Sayısı : 117
Açılan Sandık Sayısı : 117
Toplam Seçmen
Sayısı :
30428
Oy Kullanan Seçmen
Sayısı :
24413
Partilere göre oyların
dağılımı, oranları ve bu orana göre
çıkarılacak milletvekili sayısı:
UBP %48,91 UBP 5
CTP %29,76 CTP 3
DP % 9,84 DP 1
BKP % 2,08 BKP 0
TDP % 3,75 TDP 0
HİS % 0,35 HİS 0
ÖRP % 5,29 ÖRP 0
Delil Akbulut % 0,02
Mağusa: UBP 6, CTP 4, DP, TDP ve ÖRP 1er
Bu arada Gazimağusa İlçesindeki toplam 158
sandığın 158sinin sonuçlarını açıkladı..
Bu sonuçlara göre 13 milletvekili bulunan Gazimağusada UBP
6, CTP 4 milletvekili çıkarırken, DP, TDP ve ÖRP 1er
milletvekilliği aldı.
Gayrı resmi sonuçlar şöyle:
Toplam Sandık
Sayısı :
158
Açılan Sandık
Sayısı : 158
Toplam Seçmen Sayısı : 42325
Oy Kullanan Seçmen Sayısı : 34917
Partilere göre oyların
dağılımı, oranları ve bu orana göre
çıkarılacak milletvekili sayısı:
UBP %41,47 6
CTP %30,72 4
DP % 9,92 1
BKP % 1,17 0
TDP
% 6,65 1
HİS % 0,41 0
ÖRP % 9,67 1
KKTC geneli
Öte yandan YSK, KKTC genelindeki toplam
620 sandığın 620unun sonuçlarını açıkladı.
Bu sonuçlara göre UBP 50 sandalyelik meclisin salt
çoğunluğu olan 26 milletvekili sayısına ulaşarak
hükümeti tek başına kurma olanağına kavuştu.
CTP 15 milletvekili çıkarırken, DP 5, TDP ve ÖRP ise
2şer milletvekilliği aldı.
Gayrı resmi sonuçlar şöyle:
Toplam Sandık
Sayısı : 620
Açılan Sandık
Sayısı : 620
Toplam Seçmen Sayısı : 161373
Oy Kullanan Seçmen Sayısı : 131178
Partilere göre oyların dağılımı, oranları ve bu
orana göre çıkarılacak milletvekili sayısı:
UBP %44,04 UBP 26
CTP %29,26 CTP 15
DP %10,65 DP 5
BKP % 2,42 BKP 0
TDP % 6,87 TDP 2
HİS % 0,49 HİS 0
ÖRP % 6,21 ÖRP 2
Yusuf Alkım % 0,01 Yusuf Alkım 0
Mehmet Birinci % 0,01 Mehmet Birinci 0
Kadriye Onurer % 0,01 Kadriye Onurer 0
Delil Akbulut % 0,00 Delil Akbulut 0
Gökhan Binici % 0,00 Gökhan Binici 0
Görkem Eylem % 0,00 Görkem Eylem 0
Kazım Öngen % 0,00 Kazım Öngen 0
Emete Gözügüzelli Civan % 0,01 Emete Gözügüzelli
Civan 0
2005 ve dünkü seçim sonuçları
20 Şubat 2005 tarihindeki ve dünkü
milletvekilliği seçimlerinde alınan oy oranları ve
çıkarılan milletvekili sayıları şöyle:
20 Şubat 2005: CTP % 44.45, 25 milletvekili; TKP % 2.41, 0
milletvekili; DP % 13.49, 6 milletvekili; MAP % 0.52, 0 milletvekili; YP
% 1.60, 0 milletvekili; BDH % 5.81, 1 milletvekili; UBP % 31.71, 18
milletvekili.
19 Nisan 2009: UBP %44.04, 26 milletvekili; CTP %29.26, 15
milletvekili; DP %10.65 , 5 milletvekili; BKP %2.42 , 0 milletvekili; TDP %6.87
, 2 milletvekili; HİS %0.49 , 0 milletvekili; ÖRP %6.21, 2
milletvekili.
KIBRIS 20/04/09
|
|
|
Seçim sonuçlarının netleş-meye
başladığı saatlerde akın akın Atatürk
Meydanı′na gelen UBP sempatizanları, meydanda davullar
zurnalar eşliğinde zaferi kutladı |
|
|
Milletvekiliği
genel seçimlerini açık ara birinci parti olarak bitiren Ulusal Birlik
Partisi′ne oy veren vatandaşlar dün akşam seçim
sonuçlarının belirgenleşmesiyle birlikte akın akın UBP
Parti Genel Merkezi′nin olduğu Sarayönü Meydanına gelerek
burada kutlamalar yaptılar.
Saat 20.00′den itibaren meydana toplanan UBP taraftarları, meydanda
davullar zurnalar ve atılan havai fişeklerle zaferi kutladılar.
Meydanda yapılan şölen sonrası UBP sempatizanları
Lefkoşa′da seçim kutlamalarına, araç konvoyuyla devam ettiler.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu,
Sarayönü′ndeki parti genel merkez binasından, meydana toplanan
kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada,
ağır bir görev yüklendiklerini, ancak UBP′nin iktidar tecrübesi
olan bir parti olduğunu hatırlattı.
′′Türkiye′nin anavatanım olmasından dolayı
gurur duyuyorum′′ diyen Eroğlu,
′′Anavatanımız sayesinde huzur ve güven içinde
yaşıyoruz binlerce teşekkür′′ diye konuştu.
Eroğlu, ′′Şimdi birlik beraberlik
zamanıdır′′ diyerek, partililere,
′′zaferlerini olgunluk içinde kutlamaları ve
taşkınlık yapmamaları′′ çağrısı
yaparak, destekleri için teşekkür etti.
Eroğlu, müzakerelerin devam etmesinin, UBP′nin ana
politikalarından biri olduğunu kaydetti. Eroğlu,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat′ın görüşmeci görevini
sürdürmesinden yana olduklarını ve Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat′ı destekleyeceklerini söyledi.
′′Ülkede namuslarıyla, şerefleriyle, onurlarıyla
yaşayacakları bir anlaşma istediklerini′′
kaydeden Derviş Eroğlu, kazanılmış hakları
koruyacak bir anlaşmanın yollarını arayacaklarını
söyledi.
UBP′yi anlaşma ve AB karşıtı göster-meye
çalışanlar olduğunu ifade ederek, ′′Bizim anlatmaya
çalıştığımızı halkımız
anlamış ve bizi iktidara taşıdı′′ diyen
Eroğlu, ′′Birlik beraberliğimizi koruyacağız.
Müzakere masasında elimizin daha da güçlü olması için güçlü
olması için güçlü hükümetimizi, güçlü ekonomimizi
sağlayacağız′′ diye konuştu.
Eroğlu, müzakere masasında güçlü olmak için birlik ve
beraberlik içinde olmak gerektiğini dile getirdi.
UBP olarak son bir imtihandan daha, ′′bazı müdahalelere
rağmen′′ başarıyla çıktıklarını,
UBP′lilerin partilerini iktidara taşıdığını
kaydeden Eroğlu, seçim arifesinde söylenmemesi, konuşulmaması
gereken bazı yalanların gündeme
taşındığını söyledi. Eroğlu,
′′UBP Genel Başkanı olarak hiç bir yasa
dışı eylemin içinde olmadığını ve
olamayacağını′′ belirtti.
HALKIN SESI 20/04/09
Denktaş,
sandıkların yüzde ellisinin açılmasından sonra DP Genel
Merkezi′nde basına yaptığı açıklamada,
partisinin, sorunlara çare üretmeye ve bunu halkla paylaşmaya devam
edeceğini ifade etti.
Serdar Denktaş, seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra
muhalefette veya koalisyon ortağı olarak hangi konumda olurlarsa
olsunlar sorunlara karşı ürettikleri çözümleri halkla paylaşmaya
devam edeceklerini belirtti.
Denktaş, birinci partinin UBP olduğunun kesinleştiğini
ifade ederek, UBP ve lideri Derviş Eroğlu′nu
başarısı nedeniyle kutladı. Seçim sonuçlarına
saygılı olacaklarını daha önceden açıkladıklarını
ifade eden Serdar Denktaş, sonuçlara saygılı
olduklarını ve saygılı olmaya devam edeceklerini
söyledi.
Denktaş, partisinin, bütün karalamalara karşın
centilmenliğini, ağırbaşlılığını
hiç kaybetmeyerek dünü değil yarını konuşmaya, sorunlara
karşı ürettikleri çözümleri anlatmaya çalışarak birinci
parti değil ama en centilmen parti seçildiğini kaydetti.
Serdar Denktaş, DP′nin, "her türlü provokasyonlara
karşın", halkın kavga istemediği tespitinden hareketle
güzel duygularla politika yaptığını anlatarak, seçim
sürecinde emeği geçen gençlere, kadın örgütlerine, adaylarına,
partililerine teşekkür etti. Denktaş, üçüncü parti olsalar da
"başı dik bir DP yarattıkları için" emeği
geçenlere, "kalbinin en güzel yerinden" ayrıca teşekkür
etmek istediğini söyleyerek, CTP/BG liderliğinin 3 yıllık
hatalarından dersler çıkarmasını ümit ettiğini
söyledi.
HALKIN
SESI 20/04/09
Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer,
"Halkımız bize muhalefet görevi vermiştir" diyerek,
seçim sonuçlarının kendilerini yollarında yürümekten alıkoyamayacağını
söyledi.
Soyer, kesinleşmeyen seçim sonuçlarını dün akşam saat 22.00
sıralarında partisinin Lefkoşa′daki genel merkezinde
değerlendirdi.
Parti destekçilerinin de bulunduğu CTP genel merkezinde sonuçların
açıklanmasının ardından büyük sessizlik olması dikkati
çekti.
Basına açıklama yapan Soyer, UBP Genel Başkanı Derviş
Eroğlu′nu arayarak,
kutladığını
kaydetti.
Soyer, CTP′nin başarılar karşısında
şımarmadığı gibi, başarısızlıklar
karşısında yıkılmayacağını belirtti.
Soyer, partisinin, "Kıbrıs Türk halkının
Kıbrıs sorununun çözümünde eşit taraf olmasını,
Kıbrıs Türk halkının, AB′de Kıbrıslı
Rumlar kadar hak sahibi olarak yer almasını"
savunduklarını, Türkiye′nin AB sürecinde gelişmeler
olması için her koşulda mücadele etmesini bilen bir siyasi parti
olduklarını vurguladı.
"Bu seçim sonuçları bizi yolumuzda yürümekten
alıkoymayacaktır. Halkımız bize muhalefet görevi
vermiştir" diyen Soyer, muhalefet olarak Kıbrıs sorununda
çözüme doğru atılacak her adımı sonuna kadar
destekleyeceğini belirtti.
CTP′nin yürüyüşünü sürdüreceğini vurgulayan Soyer,
Kıbrıs Türk halkının AB konusunda
uğradığı hayal kırıklığının
bu seçim sonuçlarının nedenlerinin başında geldiğini
ifade etti.
Soyer, partisinin daha etkili olması için
çalışacaklarını söyleyerek, UBP′nin ise seçim
vaatlerini yerine getirmesinin gerekliliğini vurguladı.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Soyer, seçim
sonuçlarının nedenlerinin sorulması üzerine, gerekçe olarak,
"AB ve çözüm konusunda beklentilerin yerine geti-rilmemesi ve bunun
sorumlusu olarak CTP′nin gösterilmesini" gösterdi.
KKTC′nin dünyaya açılma konusunda yaşadığı
kısıtlamaların ekonomik krizi göğüsleme konusundaki
sıkıntıları da beraberinde getirdiğini ifade eden
Soyer, "bunları parti içiminde değerlendireceğiz"
dedi. Soyer sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cumhurbaşkanımızın sürdürdüğü görüşme
sürecine doğru atılacak, UBP′nin oluşturacağı,
hükümetin atacağı bütün pozitif adımlara muhalefet partisi
olarak karşı çıkmayacağız, teşvik edici
olacağız. Çünkü esas olan, Kıbrıs sorununun
çözülmesidir."
HALKIN SESI 20/04/09
20
Nisan. 2009 Pazartesi
LEFKOŞA - KKTC
gazetelerinin bugünkü gündemi, dün yapılan ve ana muhalefet Ulusal Birlik
Partisi'nin (UBP) 26 milletvekili çıkardığı erken genel
seçimler.
Cumhuriyet Meclisi'nin 50
yeni üyesinin belirlendiği seçimde, yüzde 5 olan ülke barajını
aşan 5 siyasi parti meclise girdi.
Resmi olmayan sonuçlara
göre, UBP yüzde 44,04 oy oranıyla 26 milletvekili, Cumhuriyetçi Türk
Partisi (CTP) yüzde 29,23 ile 15 milletvekili, Demokrat Parti (DP) yüzde 10,66
ile 5 milletvekili, Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) yüzde 6,87 ile 2
milletvekili, Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) de yüzde 6,23 ile 2 milletvekili
çıkardı.
Seçimlere katılan
Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) yüzde 2,42 ve Halk İçin
Siyaset Partisi (HİS) yüzde 0,50 oy oranlarıyla ülke
barajının altında kaldı.
KIBRIS
GAZETESİ
KKTC'nin en çok satan
gazetesi Kıbrıs, seçim sonuçlarına ilişkin manşetten
verdiği haberinde ''Yeni dönem hayırlı olsun''
başlığını kullandı.
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu'nun birlik çağrısı
yaptığına işaret eden gazete, birinci sayfada, hükümetteki
üç bakanın seçimi kaybettiğine yer verdi.
Kıbrıs gazetesi
adına KADEM tarafından yapılan ve hükümetin büyük tepki
gösterdiği seçim anketi de büyük oranda tuttu. Ankette, UBP'nin yüzde
44,06 ile 26 milletvekili çıkaracağı, CTP'nin yüzde 27,4 ile 16
milletvekili, DP'nin yüzde 12,4 ile 6 milletvekili, TDP'nin 7,4 ile 2
milletvekili çıkaracağı öngörüsünde bulunulmuştu.
HALKIN
SESİ GAZETESİ
''Erken genel seçimlerinde
CTP iktidardan oldu, UBP ise büyük zafer kazandı'' ifadesini kullanan
Halkın Sesi gazetesi, ''UBP'den ezici üstünlük''
başlığını kullandı.
''Seçimde en büyük oy
kaybını yaşayan CTP'de büyük şok'' olduğunu kaydeden
gazete, CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in
''AB'deki hayal kırıklığı yenilgiyi getirdi''
sözlerini öne çıkardı.
HAVADİS
GAZETESİ
"UBP zamanı''
başlığını kullanan Havadis gazetesi, UBP'de
"zafer", CTP'de "hüzün" olduğuna değindi. Gazete,
UBP'nin hükümeti kurmaya yetecek 26 milletvekiline
ulaştığına işaret ederek, UBP'nin tek başına
mı hükümet kuracağı yoksa koalisyonu mu deneyeceğinin merak
edildiğini yazdı.
GÜNEŞ
UBP'nin yayın
organı olan Güneş gazetesi, ''Efsane geri döndü'' yorumunu yaparak,
''Tek başına UBP'' başlığını attı.
Gazete, ''Kıbrıs Türk halkı aydınlığı seçti.
Eroğlu liderliğindeki UBP tarihi büyük bir seçim zaferine imza
attı'' diye yazdı.
YENİ
DÜZEN
CTP'nin yayın
organı Yenidüzen gazetesi de, ''Döndük yine eskiye''
başlığını attığı manşet haberinde,
''Sandıklar eski hükümeti, UBP'yi işaret etti. CTP önemli oranda oy
kaybetti. UBP yüzde 50 hedefinin gerisinde kalsa da, seçimden mutlu
ayrıldı. 'Tek başına UBP hükümeti' zor görünüyor.
Kıbrıs Türk halkı büyük olasılıkla yine bir koalisyon
yaşayacak'' değerlendirmesini yaptı.
Gazete, Soyer'in ''Çözüm
yoluna devam. Halk bize muhalefet görevi vermiştir'' sözleriyle
Eroğlu'nun, ''Halkımıza teşekkür ederim, Talat'a
müzakerelerde destek vereceğiz'' açıklamasını da öne
çıkardı.
AFRİKA
Seçim sonuçlarıyla
ilgili en farklı değerlendirmeyi Afrika gazetesi yaptı. ''Dün
Ortodoksların günüydü aslında. Hz. İsa'nın dirildiği
gün... İsa dirilmedi, ama UBP dirildi... Onu Tanrı değil, CTP
diriltti'' yorumunu yapan gazete, ''CTP tumba''
başlığını kullandı. ''26'yi buldu, UBP tek
başına... CTP'yi Ankara getirdi, Ankara götürdü'' ifadelerini
kullanan Afrika gazetesi, ''Ne KADEM'e öfke, ne 'Kıbrıs' gazetesini
susturmak, ne Ergenekon, ne de ATV yayınları CTP'yi kurtarmaya
yetmedi... Ankara kanatlarını geri alınca ve halk öfkesi de buna
eklenince CTP tumba gitti'' diye yazdı.
ORTAM
TDP'nin yayın
organı Ortam gazetesi de, ''Övün eserinle''
başlığını kullandığı manşetinde,
''Halka ihanet, yolsuzluk, partizanlık ve şaibelerle dolu beş
yıllık yolculuk...Statükoyu yıkmak amacıyla halkın
büyük desteği ile göreve gelen CTP, ülke yönetimini yeniden eski
statükoculara teslim etti'' yorumunu yaptı.
DEMOKRAT
BAKIŞ
DP'nin yayın
organı Demokrat Bakış gazetesi ise, ''Teşekkürler KKTC''
başlığını kullandığı manşet
haberinde, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın seçim
sonuçlarına ilişkin açıklamalarına geniş yer verdi.
VOLKAN
GAZETESİ
Volkan Gazetesi, ''KKTC''
başlığını kullandığı manşetinde,
''Kıbrıs Türk halkı seçimini yaptı; Birleşik
Kıbrıs değil, KKTC'' diye yazdı.
Gazete, ''Kıbrıs
Türk halkı yalan dolanla ve sahte vaatlerle elde edilen uyduruk 24 Nisan
iradesini sandığa gömdü ve gerçek halk iradesini ortaya koydu. Halk
dün yapılan seçimlerde CTP'ye 'yeter be annem, artık git' dedi''
yorumunu yaptı.
Seçim
sonuçlarını, Vatan gazetesi ''Halk UBP dedi''; Star Kıbrıs
''UBP Birinci''; Yurtsever Kıbrıslı da ''Demokrasi
kazandı'' başlıklarıyla okuyucularına aktardı.
ntvmsnbc
20
Nisan. 2009 Pazartesi
İSTANBUL - KKTC'de
dün yapılan ve muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi'nin
kazandığı seçimlere Türk gazeteleri de birinci sayfalarında
yer verdi.
Gazeteler özellikle seçim
öncesi Kıbrıs'taki Ergenekon tartışmalarına ve
Derviş Eroğlu'nun seçim sonuçlarının
açıklanmasının ardından "Müzakereler sürecek"
sözlerine vurgu yaptı.
Türk basınında
KKTC seçimleri ile ilgili başlıklar şöyle:
Hürriyet
KKTC
seçimleri iktidar değiştirdi
KKTCde 161 bin 373 seçmen dün sandık başına giderek 50
sandalyeli parlamentoyu yeniledi.
7 partinin
katıldığı seçimde ilk sonuçlara göre zafer, yüzde 44 oy
alan muhalefetteki Ulusal Birlik Partisinin (UBP) oldu. İktidardaki CTP
15 puan fark yedi. Ergenekon iddialarını da umursamayan
Kıbrıslı Türkler, ekonomik kriz ve yolsuzlukların da
etkisiyle UBPye döndü.
Milliyet
KKTCde
Derviş Eroğlu kazandı
KKTCde 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisinin yeni üyelerini belirlemek
için dün seçim yapıldı. Oyların yüzde 95i itibariyle, ana
muhalefetteki Derviş Eroğlunun Ulusal Birlik Partisi (UBP) yüzde
44.01le birinci oldu. Başbakan Ferdi Sabit Soyer liderliğindeki Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) ise yüzde 29.17yle ikinci sırada yer aldı. UBP
meclise 26, CTP ise 15 milletvekili sokuyor.
Sabah
KKTCde
eskiye dönüş
KKTCde dün yapılan seçimlerden Derviş Eroğlunun Ulusal
Birlik Partisi zaferle çıktı. UBP yüzde 44 oy alıp, 26
milletvekili çıkardı ve tek başına iktidar oldu.
İktidardaki CTP ise Ergenekon iddialarına rağmen yüzde 29 oyla,
15 milletvekili çıkararak muhalefete düştü.
Vatan
KKTCde
Denktaşçılar iktidarı aldı
KKTCde genel seçimi Ergenekona yakın olmakla suçlanan Ulusal
Birlik Partisi kazandı. Yüzde 44ün üstünde oyla 26 milletvekilliği
kazanan UBP lideri Derviş Eroğlunun Kıbrıs müzakereleri
konusunda Cumhurbaşkanı Talat ile büyük görüş
ayrılığı var. Ajanslar sonuç için Ulusalcılar
iktidarı kazandı. Birleşme tehlikede yorumunu yaptı.
Akşam
Sandığın
galibi Denktaşçı cephe
Seçim öncesi Ergenekon tartışmalarına sahne olan KKTC dün
sandığa gitti. Oyların yüzde 44ünü alan Denktaş
çizgisindeki Derviş Eroğlunun Ulusal Birlik Partisi(UBP) tek
başına iktidar oldu. Talatın eski partisi CTP ise yüzde 29da
kalarak muhalefete düştü. Eroğlu, Müzakereler sürecek garantisi
verdi.
Radikal
Sandıktan
Derviş Eroğlu çıktı
KKTCde erken seçim sandığından, Derviş Eroğlu
liderliğindeki UBP çıktı. UBP yüzde 44le, hükümet kurabilecek
oranı yakaladı. İktidardaki CTP ise yüzde 29.5te kaldı.
Cumhuriyet
KKTCde
yeni dönem
Erken genel seçimleri, oyların yüzde 44ünü alan Derviş Eroğlu
liderliğindeki UBP kazandı. Tek başına hükümet kurabilecek
olan UBP 26, iktidardaki CTP 15, Serdar Denktaş liderliğindeki DP ise
5 milletvekili çıkardı. Eroğlu, ABye karşı
olmadıklarını ve Rum kesimi ile yürütülen müzakerelerin
devamından yana olduklarını açıkladı.
Zaman
Kıbrısta
zafer UBPnin Eroğlu, müzakerelere destek sözü verdi
KKTC'de Ergenekon tartışmaları eşliğinde
girilen seçimlerde sandıktan Ulusal Birlik Partisi (UBP) zaferle
çıktı. 50 sandalyeli meclisin yeni üyelerinin belirlendiği
seçimlerin ilk sonuçlarına göre muhalefetteki UBP yüzde 45'le tek
başına iktidar oldu. Cumhuriyetçi Türk PartisiBirleşik Güçler
(CTP-BG) ise yüzde 29'da kaldı. Basın toplantısı yaparak
zaferini ilan eden UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu,
Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye ile birlik ve beraberlik içerisinde
çalışacaklarını söyledi. Eroğlu,
Cumhurbaşkanı M.Ali Talat'a müzakerelerde destek olacakları
sözünü verdi.
Star
Adada
sandıktan Derviş Eroğlu çıktı
KKTC'deki seçimlerde UBP yüzde 44 ile birinci parti çıktı.
İktidardaki CTP yüzde 29 oy aldı. Cumhurbaşkanı Talat,
seçim öncesi söylenen acı sözlerin unutularak geleceğe
bakılması gerektiğini söyledi.
Taraf
'Hayır'cılar'
kazandı
KKTC seçimlerinde sandıktan Derviş Eroğlu
çıktı. 50 üyeli mecliste 26 sandalye kazanarak hükümet olmayı
garantileyen UBP lideri Eroğlu, "Çözüm karşıtı
değiliz, müzakereler sürecek" dedi.
ntvmsnbc ve Ajanslar
20
Nisan. 2009 Pazartesi
LEFKOŞA - Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Cumhuriyet Meclisi'nin 50 yeni
üyesini belirlemek amacıyla 4 yıl sonra yapılan seçimlerde
kayıtlı 161 bin 373 seçmen 620 sandıkta oy kullandı. Seçime
katılım oranı yüzde 81,42 olarak gerçekleşti.
Sandıkların
açılmasıyla oy sayımı başladı ve ana muhalefet
partisi Ulusal Birlik Partisi (UBP) baştan sona önde götürdüğü seçimi
aldığı yüzde 44 oyla kazandı.
Ulusal Birlik Partisi'ni
yüzde 29.17 ile Cumhuriyetçi Türk Partisi, yüzde 10.73 ile Demokrat Parti takip
etti. Bu sonuçlara göre 50 üyeli meclis için UBP 26 milletvekili
çıkardı ve tek başına iktidar oldu.
Seçimde en büyük oy
kaybını iktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi yaşadı.
Oyları yüzde 29'a gerileyen Başbakan Ferdi Sabit Soyer
liderliğindeki CTP önümüzdeki dönemde mecliste 15 milletvekiliyle temsil
edilecek.
Meclise yüzde 5
barajını aşan 5 parti girdi. Demokrat Parti yüzde 10.7 oy
oranıyla 5, Toplumcu Demokrasi Partisi yüzde 6.8 ile 2, Özgürlük ve Reform
Partisi de yüzde 6.3 oy oranıyla 2 sandalye kazandı.
Ana muhalefet Ulusal
Birlik Partisi (UBP), 20 Şubat 2005 erken genel seçimlerine oranla
oylarını yüzde 12'den fazla artırarak, 2005'te
kazandığı 19 milletvekili sayısını 26'ya
çıkardı.
2005 seçiminde yüzde 44.51
oranında oy alarak 24 milletvekili çıkaran iktidarın büyük
ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) oyları ise yüzde 15
oranında azalırken, 2005'te 24 olan milletvekili sayısı da
15'te kaldı.
Dünkü seçimde Demokrat
Parti'nin (DP) oyları da 2005'e göre yaklaşık yüzde 3
civarında düştü. 2005'te 6 milletvekili çıkaran DP, 5
milletvekilliği kazandı.
Seçime ilk kez giren ancak
daha önce UBP ile iktidar ortağı olan Toplumcu Kurtuluş Partisi
(TKP) ile Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH) birleşmesiyle
kurulan Toplumcu Demokrasi Partisi de (TDP), yüzde 5 olan ülke barajını
aşarak, meclise 2 milletvekili ile girmeyi başardı.
Eylül 2006'da kurulan ve
kurulmasının hemen ardından CTP'nin hükümet ortağı
olan Turgay Avcı başkanlığındaki Özgürlük ve Reform
Partisi (ÖRP) de, seçim öncesi anketlerin aksine, barajı geçerek, meclise
2 milletvekili ile girdi.
EROĞLU:
UBP ANLAŞMANIN KARŞISINDA DEĞİL
Ana muhalefet partisi lideri UBP lideri Derviş Eroğlu, seçim
sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelerini coşkulu bir
kalabalığın önünde yaptı. Eroğlu, Sarayönü'ndeki parti
genel merkez binasınından meydana toplanan kalabalığa
hitaben yaptığı konuşmada, seçim afişlerinde
kullandıkları çocuğu da kucağına alarak partililere
gösterdi ve "UBP iktidarı ülkemize, anatavanımıza
hayırlı olsun" dedi.
Herkesi
kucaklayacaklarını vurgulayan Derviş Eroğlu Rumlarla devam
eden müzakereleri hatırlattı ve kazanılmış
hakları koruyacak bir anlaşmanın yollarını
arayacaklarını söyledi.
UBP lideri Eroğlu,
şunları söyledi:
"Bu müzakerelerin
devam etmesi UBP'nin ana politikalarından bir tanesidir. Müzakereler devam
ederken Sayın Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat'ın
müzakereleri devam ettirmesi yönünde de bizim desteğimiz var. Anavatan
Türkiye hükümeti ile de Kıbrıs politikalarını enine boyuna
tartışıp, müzakerelerin ilerlemesi için birlik ve berberlik
içinde hareket edeceğiz. Hiç kimse UBP'yi anlaşmanın
karşısında, çözümün karşısında gibi gösterme
hakkına sahip değil."
Seçim
sonuçlarını yorumlayan KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş ise "Yeni gelen idareyi görelim. Sayın
Cumhurbaşkanı ne diyecek, ne kadar uyum içerisinde olacak
bakalım. Eğer biz tek devlet, tek halk, tek şu, tek bu durumunda
devam edersek işimiz çok zor olacaktır. Kendimize gelelim" dedi.
UBP'liler Genel Merkez
önünde havai fişek atışları eşliğinde sevinç
gösterileri yaptı ve başta başkent Lefkoşa olmak üzere uzun
konvoylarla seçim galibiyetini kutladı.
FAİZ:
SEÇMEN CTP'Yİ CEZALANDIRMAK İÇİN UBP'YE OY VERDİ
Araştırmacı Muharrem Faiz, seçim sonuçlarını NTV
ekranında değerlendirdi ve seçmenler arasında bugün
yaptıkları araştırmanın sonuçlarını ilk kez
NTV yayınında açıkladı.
Faiz, seçmenlerin UBP'yi
beğenerek seçmediklerini ancak seçimi CTP'nin
cezalandırılması için bir fırsat olarak gördükleri içip
UBP'ye yöneldiklerini söyledi.
PROF.
İNSEL: CTP BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet İnsel de seçim
sonuçlarını NTV canlı yayınında değerlendirdi.
UBP'nin esas olarak CTP'ye
karşı yükselen tepkinin oyunu aldığını vurgulayan
Prof. İnsel, şunları söyledi:
"Kıbrıslıların
CTP'den beklentileri büyük bir hayal kırıklığı var.
Özellikle ekonomi politikalarına karşı seçmen çok tepkili ve
iktisat politikalarının ciddi bir başarısızlık
getirdiği söylenebilir.
CTP'nin koalisyon hükümeti
oy azalmasını terse çevirecek bir plan da ortaya koyamadı. Zaten
hükümetin fazla hamle şansı da yok, izolasyonlar devam ediyor.
UBP hiçbir şey
yapmadan bulunduğu noktaya geldi. UBP iktidara geldiğinde Rumlarla
müzakerelere mesafeli yaklaşabilir."
KAHVECİOĞLU:
UBP VE TALAT ÇATIŞIR
Gazeteci Hasan Kahvecioğlu da NTV canlı yanında seçim
sonuçlarının Kıbrıs müzakerelerine nasıl
yansıyabileceğini değerlendirdi. Kahvecioğlu
şunları söyledi.
Kritik soru şu; UBP,
Cumhurbaşkanı Talatla birlikte çalışabilecek mi? UBP
Mecliste karar alacak bir çoğunluğa gelebilirse, müzakerelerle
ilgili gelişmeleri Meclis kararları da yönlendiriyor. Talat
görüşmeleri ben götüreceğim diyor ama o noktada bir
çatışma olabilir. Müzakerelerde çözüm süreci hızlandıkça
bir şeyler ortaya atıldığında çatışma
yaşanabilir. Daha önce Denktaş ile Eroğlu arasında bile bu
müzakere noktasında çatışmalar yaşanmıştı.
Ben uyumlu bir çalışma olabileceğini sanmıyorum.
Ayrıca bu rada süreci
belirleyecek olan AKPnin ve Ankaranın tutumu olacak. AKP ile
ilişkisi bakımından da UBP sıkıntı
yaşayabilir. Onlar daha net değil. UBP geliyor ama hem AKP ile hem de
Talatla ilişkilerini düzeltmek zorunda kalacak. Şimdiye kadar
UBPnin tutumu AKPnin savunduklarının tersi idi. Mal Tezmini
komisyonu meselesinde böyleydi mesela. Görüşmelerdeki tek egemenlik, tek
devlet konusundaki tartışmalarda fikir ayrılıkları
var. Sayın Talat görüşmeleri başkanlık sistemiymiş
gibi yürütmüştü. Bu noktalar çok önemli olacak.
SEÇİM
SAKİN GEÇTİ
Sakin geçen oy verme işleminde ciddi bir olay yaşanmadı.
İkisi Girne, ikisi de İskele'de olmak üzere dört vatandaş, cep
telefonu ile oy pusulasının resmini çekerken polis tarafından
yakalandı, bu kişiler hakkında yasal işlem
başlatıldı.
Kıbrıs Türk
siyasi tarihinin 10. genel seçimine, oy pusulalarındaki
sıralarına göre şu partiler katıldı:
Ulusal Birlik Partisi
(UBP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Demokrat Parti (DP), Birleşik
Kıbrıs Partisi (BKP), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Halk
İçin Siyaset Partisi (HİS), Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP).
Yüksek Seçim Kurulu
Yenidüzen Gazetesini propaganda nitelikli yayın içerdiği gerekçesiyle
toplattı. 2 televizyon kanalı da uyarıldı.
ntvmsnbc ve Ajanslar
19
Nisan. 2009 Pazar
LEFKOŞA - KKTC
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi
Sabit Soyer, seçim sonuçlarını partisinin genel merkezinde
değerlendirdi. Partililerin bulunduğu CTP genel merkezinde, seçim
sonuçlarının gelmesiyle birlikte başlayan sessizlik dikkati
çekti.
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu'nu arayarak
kutladığını söyleyen Soyer, CTP'nin başarılar
karşısında şımarmadığı gibi
başarısızlıklar karşısında
yıkılmayacağını belirtti.
Soyer, "Bu seçim
sonuçları bizi yolumuzda yürümekten alıkoymayacaktır. Halkımız
bize muhalefet görevi vermiştir" diyerek muhalefet olarak
Kıbrıs sorununda çözüme doğru atılacak her adımı
sonuna kadar destekleyeceğini vurguladı.
CTP'nin yürüyüşünü
sürdüreceğini ifade Soyer, Kıbrıs Türk halkının AB
konusunda uğradığı hayal kırıklığının
bu seçim sonuçlarının nedenlerinin başında geldiğini
ifade etti.
Konuşmasında
diğer siyasi parti liderlerine de teşekkür eden Soyer, "Önemli
olan Kıbrıs Türk halkının geleceğe doğru
gelişmesidir. Onun için yolda bir takım kesintiler olsa bile önemli
olan dimdik ayakta durabilmektir" dedi.
Gazetecilerin
sorularını da yanıtlayan Soyer, seçim sonuçlarının
nedenlerinin sorulması üzerine, gerekçe olarak, "AB ve çözüm
konusunda beklentilerin yerine getirilmemesi ve bunun sorumlusu olarak CTP'nin
gösterilmesini" gösterdi.
KKTC'nin dünyaya
açılma konusunda yaşadığı
kısıtlamaların ekonomik krizi göğüsleme konusundaki
sıkıntıları da beraberinde getirdiğini ifade eden
Soyer, "Bunları parti içinde değerlendireceğiz" dedi.
Soyer sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cumhurbaşkanımızın
sürdürdüğü görüşme sürecine doğru atılacak, UBP'nin
oluşturacağı, hükümetin atacağı bütün pozitif
adımlara muhalefet partisi olarak karşı
çıkmayacağız, teşvik edici olacağız. Çünkü esas
olan, Kıbrıs sorununun çözülmesidir."
Güncelleme: 17:38 TSİ 20 Nisan. 2009 Pazartesi
LEFKOŞA -
Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, KKTC'de dün
yapılan genel seçimlerin sonuçlarını değerlendirirken,
seçimin galibi Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Başkanı
Derviş Eroğlu'nun tezlerini bildiklerini ifade ederek,
"Kıbrıs sorununa ilişkin olguların daha zor
olacağını" savundu.
Rum radyosunun haberine
göre, Stefanu, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, ''gerek
Rum tarafı, gerekse daha katı tezleri olan güçlerle kaşı
karşıya geleceğini'' ileri sürdü ve ''Talat için
zorlukların ortaya çıkacağını'' iddia etti.
Rum sözcü, ''Türkiye'nin
belirleyici rol oynadığının unutulmaması''
gerektiğini de savundu.
AA
21
Nisan. 2009 Salı
LEFKOŞA - KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, pazar günü yapılan seçimlerin
sonuçlarının Kıbrıs Türk halkının iradesi
olduğunu belirterek, Rum yönetimi lideri Dimitiris Hrstofyas'a, seçim
sonuçlarından, görüşmelerin doğrudan etkilenmesinin söz konusu
olmadığını anlattığını söyledi.
Talat, Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'la görüşmesinin ardından
Cumhurbaşkanlığına dönüşünde açıklama yaptı.
Gazetecilerin,
"görüşmenin kısa sürdüğü" sözlerine gülerek,
"Kavga ettik ayrılık" diye esprili karşılık
veren Talat, bugün ekonomi başlığını ele almaya
başladıklarını söyledi.
Ekonomi konusunun
nasıl ele alınacağını değerlendirdiklerini ifade
eden Talat, "Ekonomi Çalışma Grubunun yaptığı
çalışma, yakınlaşılan noktalar ve ayrılık
noktaları, bugüne kadar çalıştığımız biçimin
dışındaydı" dedi.
Talat, bu nedenle
temsilcilerini ve uzmanları görevlendirdiklerini, bunların bu hafta 3
toplantı yaparak yakınlaşmaları ve
farklılıkları bugüne kadar çalıştıkları
biçimde yeniden şekillendireceğini kaydetti.
Ekonominin daha fazla
uzmanlık gerektiren konular olduğunu ifade eden Talat,
"Dolayısıyla bu hafta temsilcilerimiz çalışacaklar.
Biz genel bir değerlendirme yaptık bugün. Temsilcilere ve uzmanlara
bıraktık konuyu" diye konuştu.
Talat, BM Genel
Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye Brook Zerihoun ile BM Genel
Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'in
gelecek hafta New York'ta BM'de değerlendirme toplantılarına
katılacağını, bu nedenle bir sonraki görüşenin 5
Mayıs'ta olacağını söyledi.
"BM'den KKTC seçim
sonuçlarına ilişkin bir değerlendirme oldu mu" sorusuna,
"Hayır" karşılığını veren Talat,
Hristofyas'la ikili görüşmesinde ise, Rum liderinin sorusu üzerine
kısaca değerlendirdiklerini söyledi.
"Kıbrıs
Türk halkının iradesinin böyle tecelli olmasının
nedenlerini dün basına da söylediğim gibi ben ifade ettim" diyen
Talat, şöyle devam etti:
"Sonuçta
Kıbrıs Türk halkının iradesinin bu olduğunu
anlattım. Bunun müzakereleri etkilemeyeceğini veya minimum
etkileyeceğini ifade ettim. Çünkü müzakereleri cumhurbaşkanı
olarak ben yürütüyorum bir; ikincisi de zaten Sayın Derviş
Eroğlu, hükümeti kurması muhtemel başbakan adayı olarak bu
konudaki tutumunu, düşüncesini açıkladı. Dolayısıyla
görüşmelerin doğrudan etkilenmesinin söz konusu olmadığını
da Hritofyas'a anlattım."
Seçim sonuçlarına
Hristofyas'ın tepkisiyle ilgili bir soruya Talat, "Bilmiyorum, ne
tepkisi olabilir ki? Sonuçta bu ortaya çıkmış bir sonuçtur.
Zaten merak etmeyin, Rumlar bugün veya yarın sıraya
girmişlerdir, hepsi yorumluyordur. Biliyorsunuz, bu tarafta sinek uçsa
yorumlarlar. Bana size aktarabileceğim özel bir yorum yapamadı"
dedi.
ntvmsnbc
20
Nisan. 2009 Pazartesi
İSTANBUL - Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) dün düzenlenen seçimde Derviş
Eroğlu liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi (UBP), uzun bir aradan
sonra ülkede tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu elde
etti.
Seçim süreci demokratik
ancak bir o kadar da hararetliydi. Türkiye'de AK Parti hükümetiyle
ilişkilerinin iyi olmadığı, müzakerelere sürecini olumsuz
etkileyeceği ve adının Ergenekon iddialarına
karıştığı gibi argümanlar siyasi rakipleri
tarafından dile getirildi.
UBP lideri Derviş
Eroğlu, seçim sonuçlarını, hükümet senaryolarını,
izleyeceği politikaları NTV canlı yayınında
anlattı. Eroğlu, hakkındaki iddialara da yanıt verdi.
Partisinin tek
başına iktidar olmak için gerekli çoğunluğa
ulaştığının altını çizen Eroğlu,
hükümeti tek başlarına kurmayı planladıklarını
söyledi.
Rum tarafıyla
yürütülen müzakerelere değinen Eroğlu, Cumhurbaşkanı
Talat'ın müzakerelere devam etmesinden yana olduğunu vurguladı.
UBP lideri Eroğlu,
"Bu konuda engel çıkarmayacağımızı
rahatlıkla söyleyebiliriz. İstediğimiz şey
Cumhurbaşkanı Talat'la daha sıkı diyalog içerisinde olmak.
'Çözümsüzlük çözümdür' lafı bana ait değil, Rum lider Klerides'in
sözüydü. UBP ve ben, birçok çözüm planına onay verdik geçmişte.
Müzakereler kesilirse bir anlaşmanın çıkma ihtimali mümkün
olmadığına göre süreci destekliyoruz" diye konuştu.
Derviş Eroğlu,
Ergenekon iddialarıyla ilgili ise şunları söyledi:
"Ergenekon
soruşturmasında hakkımda ortaya atılan iddialar gerçekleri
yansıtmıyor, Mustafa Özbek'le Kıbrıs'taki bütün siyasi
liderler görüşmüştür ancak biz herhangi bir para yardımı ya
da destek almadık. Zaten iddialar, seçimi kaybedeceğini anlayan bir
parti liderinin ortaya çıkardığı belgeye dayanıyordu.
Göreve gelir gelmez başsavcıyla görüşüp raporun araştırılmasını
ve sonuçlandırılmasını talep edeceğim."
SEFA KARAHASAN Lefkoşa MILLIYET 21/04/09
KKTCde önceki gün yapılan erken
genel seçimi kazanan Ulusal Birlik Partisinin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın,
cumhurbaşkanlığı süresince Kıbrıs Rum Kesimi ile
görüşme masasındaki görevinin sürmesi gerektiğini belirterek,
Ama kimse bizden Ruma mahkûm olacak bir adım da beklemesin dedi. Seçim
zaferinin ardından ilk röportajını Milliyete veren Eroğlu,
Avrupa Birliği (AB) ve Rum Kesimine, Türkiye de ABde olmalı diye
seslendi. Kıbrıs Türk halkının iradesinin sandığa
yansıdığını ifade eden Eroğlu, şu
mesajları verdi:
AB İLE İLİŞKİLER: Bizler,
Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşmadan sonra ABye
girmeyi savunuyoruz. Kıbrıs Türk tarafı bir anlaşma metni
çıkması için çalışacak. UBP, 1987den bugüne kadar AByi
istiyor. Bizler Türkiyenin ABde olmasını istiyoruz.
UZLAŞMA: Rum liderliği, AB üyeliği
avantajını kullanarak, görüşme masasında çözümsüzlüğe
oynamaktadır. Kıbrıs Türk halkının onurunu dikkate
alsınlar. Eşit koşullarda bizler anlaşmaya varız.
Rumlar bizi, Rum Cumhuriyeti altına girecek olanlar şeklinde
görmesin, Türklerle paylaşmayı, uzlaşmayı
öğrensinler.
TALATIN GÖREVİ: Cumhurbaşkanımız Mehmet
Ali Talat, cumhurbaşkanlığı görevi süresince,
görüşmecilik görevini yürütecek. Bizim açımızdan bir
sıkıntı yok.
TÜRKİYEYLE DAHA SICAK: Bizler, Anavatan Türkiyemizle
yakın ilişkiyi her zaman savunan bir partiyiz. Türkiye ile
ilişkilerimiz daha da sıcak olacak. Bizim için Türkiye çok
önemlidir.
Bu arada UBPnin seçim zaferinden sonra, Meclis Başkanı Köksal
Toptan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek ve KKTC Başbakanı Ferdi Sabit
Soyer, Eroğlunu arayarak tebrik etti.
Partilerin çıkardığı milletvekili
sayısı
Ulusal Birlik Partisi (UBP) 26
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 15
Demokrat Parti (DP) 5
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) 2
Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) 2
Hükümet formülleri
50 üyeli Cumhuriyet Meclisinde hükümet için 26 sandalye yeterli, ancak
bu riskli bir rakam olarak değerlendiriliyor. UBPnin 15 milletvekili
kazanan CTP ile hükümet kurması uzak olasılık olarak görülüyor.
UBPnin, 5 milletvekili çıkaran DP ve 2şer milletvekilliği
kazanan TDP ve ÖRP ile koalisyon kurması olası formüller
arasında.
Kıbrıs gazeteleri: Demokrasi kazandı
KKTC gazetelerinin yorumları şöyle:
KIBRIS: Haberinde, Yeni dönem hayırlı olsun
başlığını kullandı.
AFRİKA: CTP tumba başlıklı
manşetinde, Ne Kıbrıs gazetesini susturmak, ne Ergenekon ne de
ATV yayınları CTPyi kurtarmaya yetmedi diye yazdı.
KIBRISLI: Seçimlerden önce UBPye sert eleştiriler yönelten
gazete, Demokrasi kazandı manşetiyle çıktı.
GÜNEŞ: Efsane geri döndü ifadesini kullandı.
YENİDÜZEN: CTPnin yayın organı olan gazete,
Döndük yine geriye manşetiyle çıktı.
Dünya medyası: Görüşmelere darbe
Seçimden UBPnin zaferle çıkması, yabancı medya tarafından
Rum Kesimi liderliğiyle sürdürülen görüşmelere ve Adanın
birleşmesine yönelik bir darbe diye yorumlandı. İngiliz Daily
Telegraph, UBPnin ulusalcı çizgide sağcı bir parti olduğunu
savunarak, sonucun ayrıca Türkiyenin ABye giriş sürecini de
etkileyeceğini iddia etti.
Talat: Çözüm vizyonu sürerse sorun yaşanmaz
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, UBPnin kuracağı
hükümetin, halkın çözüm vizyonunu sürdürmesi halinde bir sorun
yaşanmayacağını belirterek, Sayın Eroğlu, bu
vizyona sahip olduğunu ve (çözüm sürecini) sürdüreceğini ifade
etmiştir, sanıyorum bir sorun olmayacaktır dedi.
UBPnin oylarını artırmasında, AB ve uluslararası
toplumun Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri yerine
getirmemesinin yarattığı hayal
kırıklığının etkili olduğunu kaydeden Talat,
esas belirleyici nedenin ise ekonomik ve sosyal sorunlarla bunların
algılanışı olduğunu ifade etti. Talat, Uzun bir
aradan sonra bir siyasi parti tek başına hükümet olabilecek çoğunluğu
mecliste elde etti. Bu önemli bir başarıdır, çünkü uzun
yıllardır ülke koalisyonlarla yönetiliyor diye konuştu.
Rumlar memnun değil
Kıbrıs Rum Kesiminin KKTCdeki seçim sonuçlarından memnun
olmadığı belirtildi. Rum Yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, UBP
lideri Derviş Eroğlunun tezlerini bildiklerini ifade ederek,
Kıbrıs sorununa ilişkin olguların daha zor
olacağını savundu. Sözcü, Türkiyenin belirleyici rol
oynadığının unutulmaması gerektiğini de
belirtti.
Rum siyasi parti yetkilileri de çıkan sonucu olumsuz olarak
nitelendirdi. Komünist AKEL Genel Sekreteri Andros Kipriyanu, sonuçların
kendileri açısından olumsuz bir gelişme olduğunu
kaydederken, Sosyalist EDEK Partisi Başkanı Yannakis Omiru da UBPnin
iktidara gelmesinin, Türk uzlaşmazlığını kademeli
olarak güçlendireceğini iddia etti.
Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomos ise, sonuçların
Kıbrıs sorununa ilişkin müzakereleri olumsuz etkileyeceğini
öne sürdü.
21 Nisan Salı 2009 GUNERI CIVAOGLU MILLIYET 21/04/09
KIBRIStaki seçim sonuçları iki açıdan önemli.
1- CTP neden kaybetti?
2- Kıbrısta Güney ve Kuzey arasında çözüm buzluğa mı
konuyor?
Önce birincisi...
Seçimi yitiren Cumhurbaşkanı Talatın CTPsi, son yerel
seçimleri sahillerde kazanan CHPye ciddi bir uyarıdır.
Şöyle ki:
CTP, iktidar birikimi ve deneyimi olamayan bir parti.
İktidar yıllarında şansını iyi kullanamadı.
Muhalefet partisi olmaya koşullanmış kadroları icraatta
topalladı.
Bekleneni veremedi.
Ekonomik kriz de, yönetimde amatörlüğün üzerine tuz biber ekti.
CTP, kadrolaşma konusunda da kendini destekleyenleri hayal
kırıklığına uğrattı.
Bu nedenle Türkiye yerel seçimlerde sahilleri alan CHPye de KKTC
sonuçları bir uyarıdır.
Kazanmak tek atımlık barut olmamalı.
Türkiyedeki solun siyaset handikabı budur.
Seçim meydanlarında merkez ve sağ partiler onlara Tek çivi
çakmışlığınız var mı? diye yüklenirler.
KKTCde de olan bu.
Ayrıca...
Güney Kıbrısla çözüm ve AB üyeliği konusunda da CTP bekleneni
veremedi.
Kıbrıs Rum yönetimi de daha Annan Planı referandumuna
hayır demekten başlayarak yıllar içinde olumsuz çizgisiyle
Denktaş-Derviş Eroğlu eksenindeki politikayı KKTC kamuoyu
için haklı hale getirdi.
Seçimlere çok az kala Türkiyeden üflenen Ergenekon Kıbrısta
rüzgârı da CTP yelkenlerini dolduramadı.
Tam tersine, Böyle bir şey vardı da neden sakladınız,
neden seçimlere birkaç gün kala bu pankartı açtınız? tepkisini
üretti.
Zirvede çatal
KKTCnin Güney Kıbrısla çözüm süreci, bu seçim sonuçlarından
sonra buzluğa mı konulacak?
O sorunun cevabına gelince...
Rum kesimiyle müzakereleri şimdiye kadar Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat yürütüyordu.
İki başlık dışında bir dizi mutabakat
sağlanmıştı.
Örneğin...
Ortak yönetimde temsil, ABde temsil gibi duyarlı konular
aşılmıştı.
Ancak özellikle toprak konusu hâlâ henüz çözümlenmemiş dosyalar
arasında.
Durum umutsuz mu?
Mehmet Ali Talat, aldığım izlenimlere göre, Rum kesimiyle
görüşmeleri tek başına götürmek niyetinde.
Bunun için hükümete ihtiyacı yok havaları esiyor.
Buna karşılık... Derviş Eroğlu, Talatın
yanına hükümeti temsilen bir bakan ya da bir diplomat veya bir uzman
vermekten söz etti.
Ancak...
Talatın bunu kabul etme zorunluluğu yok.
Onun hedefi iki yıla varmadan sonuca ulaşmak.
Cumhurbaşkanlığı çevresinde neden olmasın
iyimserliği gözleniyor.
İki yıl sonra Talatın cumhurbaşkanlığı
dönemi bitiyor. KKTCde cumhurbaşkanlığı seçimi var.
O nedenle önümüzdeki iki yıl Talat için nefes nefese bir yarış.
Sonuca ulaşırsa, kritik eşik anlaşmanın referanduma
sunulması...
Bu aşamada Derviş Eroğluna ve Ankaraya ihtiyacı var. Bunlardan
ikincisi Talata omuz verebilir.
Referandum aşılırsa, Kıbrıs Rum kesimiyle
bütünleşme sürecinde artık Eroğlunun cumhurbaşkanı
seçilmesi hayli uzak olasılık...
Bu yazdıklarım masa başından ahkâm kesmek değildir.
Sağlam istihbarattır.
ANKARA HUKUKA TEŞEKKÜR
YAŞAMIMIN gurur duyduğum kilometre taşlarından biri Ankara
Hukuk Fakültesi yıllarımdır.
Oradan aldığım diploma, nasıl da güzel
anılarımı yansıtır.
Hocalarım ve arkadaşlarımla dostluğum hâlâ daha da
derinleşerek sürmekte.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Birleşik Hukukçular Kulübü, fakülte
öğrencileri arasında bir anket yaparak yılın enlerini
seçmiş.
Geleneksel Ceride-i Kantar töreninde ödüllerin verilmesi
programlanmış.
Yılın TV programı olarak da Güneri Cıvaoğlu ile
Şeffaf Oda seçilmiş.
Bu törende olmayı nasıl da isterdim kimse bilemez...
Ama olamadı işte.
Bazı şeyler irademizi aşıyor.
Ben ve arkadaşlarım Ankara Hukuk camiasına yürekten
teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Hasan Gerçeker, Zülfü Livaneli, Bekir Coşkun, Beyaz, Uğur Gürsoy,
Yavuz Seçkin, NBA Stüdyo, Issız Adam ve Aşk-ı Memnu diğer
dallarda ödül alanlar...
21 Nisan Salı 2009 SAMI KOHEN MILLIYET 21/04/09
KKTC seçimlerini Derviş Eroğlunun Ulusal
Birlik Partisi (UBP)nin kazanacağı belliydi. Merak edilen soru, bu
partinin tek başına iktidara gelebilecek kadar oy toplayıp
toplamayacağı idi. UBP bunu da başarabildi.
Bu nasıl oldu? UBP ile Ferdi Sabit Soyerin Cumhuriyetçi Türk Partisi
(CTP) nasıl rol değiştirdi?
Bu sonucun nedenlerini iyi okumak lazım.
Geçen hafta KKTCdeki temaslarımıza dayanarak
yazdığımız gibi, bu seçimlere hâkim olan başlıca
konu ekonomi oldu. Yani seçmenlerin büyük kısmı,
yaşadıkları ekonomik sıkıntılar (işsizlik,
pahalılık, vs) nedeniyle CTP iktidarına karşı
duydukları düş kırıklığını ve öfkeyi
sandık başında sergilediler. Bu tepki oyunda CTPnin bazı
partizan davranışlarının ve yolsuzluklarının
kızgınlık yaratmasının da önemli payı var.
Yeni umutlar...
TABİİ yıpranan CTPye karşı tepki kadar, UBPnin yeni
umutlar yaratması da bu sonucun alınmasında rol oynadı.
Başka nedenler yok mu? Örneğin, müzakereler ve çözüm konusunda
CTPnin halkın beklentilerini karşılayamaması da rol
oynamadı mı?
Aslında bu konu seçim kampanyasında pek
tartışılmadı. Bu kez halkın odaklandığı
konu -2005 seçimlerinin aksine- bu değildi. Tabii ki KKTCde bu
bağlamda bir düş kırıklığı, hatta bir
umutsuzluk var. Ama açıkçası Eroğlu bu seçimleri, CTPden çözüm
konusunda farklı düşündüğü için kazanmış değil.
Sonucu halkın iradesinin Rum tarafı ile diyaloğa ve çözüm
arayışına karşı bir tezahürü olarak
değerlendirmek bizce yanlış...
Nihayet bu seçimlere son dakikada bulaşan Ergenekon konusunun da sonuç
üzerinde fazla etkili olduğu söylenemez. Olduğu kadarıyla da bu
etki, UBPnin lehinde olmuştur!
Talatın durumu
ÇEŞİTLİ dönemlerde toplam 16 yıl başbakanlık
yapan 71 yaşındaki Derviş Eroğlunun yeniden bu
koltuğa oturmasından sonra, KKTCnin politikalarında ne gibi
değişiklikler beklenebilir?
UBP lideri zaferini ilan ettikten sonraki ilk konuşmalarında müzakerelerin
devamından yana olduğunu, Cumhurbaşkanı Talatı
destekleyeceğini ve Türkiye ile eşgüdümlü olarak
çalışacağını açıkladı.
Kısa vadede Eroğlunun aynen öyle hareket edeceği konusunda bir
kuşku yok. UBP hükümeti elbet bu konuda izlenen politikayı 180 derece
değiştirerek masadan kalkacak ve çözümsüzlüğü tercih edilen
bir çözüm olarak ilan edecek değil...
Ancak yeni hükümet Talatın Hristofyas ile diyaloğunu daha
sıkı denetim altına almak (bu arada onun yanına
örneğin kendi Dışişleri Bakanını vermek) isteyecek.
Müzakere stratejisini de Talat ve Ankara ile yeniden değerlendirmeye
çalışacak... Bu, Talatın işini zorlaştırabilir.
Ankaranın rolü
ASLINDA Eroğlunun çözümle ilgili görüşlerinin Talatınkinden
farklı olduğu biliniyor. Eroğlunun görüşleri, seçim
bildirgesinde de yer alıyor. Açıkçası, Eroğlunun
istediği çözüm, iki ayrı devletin varlığına
dayalı bir konfederasyondur. Oysa şimdiye kadar müzakereler iki
devletin eşit şartlarda oluşturacağı tek
egemenliğe dayalı bir federasyon temelinde yürütülmüştür.
Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi, kısa vadede bu politikada
önemli bir değişiklik beklememek gerek. En azından Talatın
Cumhurbaşkanı -ve müzakereci- olarak görevinin sona ereceği
Nisan 2010a kadar... Bu süre içinde bazı ayarlamalar yapılabilir.
Ama daha uzun vadede -hele cumhurbaşkanının da
değişmesi halinde -UBP politikaya kendi damgasını vurmaya
çalışacaktır.
Kuşkusuz bu arada esas belirleyici rolü oynayacak olan Ankaradır. Bu
konuda en büyük sorumluluk gene Türk hükümetine düşecektir.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün
yapılan milletvekilliği genel seçiminden birinci parti olarak
çıkan Ulusal Birlik Partisi′nin (UBP) kuracağı hükümetin,
halkın çözüm viz-yonunu sürdürmesi halinde bir sorun yaşanmayacağını
söyledi.
UBP′nin oylarını artırmasında, Kıbrıs Türk
halkına AB ve uluslararası toplumun verdiği sözlerin yerine
getirilmemesinin yarattığı hayal
kırıklığının avantaj
sağladığını belirten Cumhurbaşkanı Talat,
esas etkili nedenin ise, ekonomik ve sosyal sorunlarla bunların
algılanışı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Talat, önceki gün yapılan milletvekilliği
seçimini TAK ve BRTK muhabirlerine değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, demokratik kuralları gözeten bir
seçim yaşandığını belirterek, ufak tefek
yanlışlıklar ve ihlaller olmakla birlikte kamuoyuna
yansıyan ciddi seçim ihlali olmadığını, şiddet
olayı yaşanmadığını söyledi.
Seçimlerin demokratik şekilde gerçekleştiğini,
başarılı bir seçim dönemi geçirildiğini kaydeden
Cumhurbaşkanı Talat, "Uzun bir aradan sonra bir siyasi parti tek
başına hükümet olabilecek çoğunluğu mecliste elde etti. Bu
önemli bir başarıdır, çünkü uzun yıllardır ülke
koalisyonlarla yönetiliyor" diye konuştu.
"DOĞRU VE YANLIŞLAR DEĞERLENDİRİLİP
GELECEĞE UYGUN VİZYONLARLA BAKMALI"
Her partinin kendine düşen değerlendirmeyi yapmasının
demokrasinin geleceği için önem taşıdığına
işaret eden Cumhurbaşkanı Talat, "Siyasi partilerimiz, kim
nerede ne yanlış, kim nerede doğru yapmıştır?
Değerlendirip geleceğe ona uygun vizyonlarla bakacaklardır.
Unutulmamalıdır ki demokrasinin temeli siyasi partilerimizdir,
vazgeçilmez unsurlarıdır..." diye konuştu.
"ÇÖZÜM VİZYONU DEVAM ETMELİ"
Tüm partilere, milletvekillerine başarı dileyen ve kutlayan
Cumhurbaşkanı Talat, yeni hükümetin Kıbrıs sorununun çözüm
sürecine destek beklentisini seçim öncesinde ifade etmesi ve UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu′nun seçim
sonuçlarının açıklanmasından sonraki
değerlendirmesiyle ilgili soruya karşılık,
"Kıbrıs Türk halkının çözüm vizyonuna sahip
olduğu zaten bilinen bir gerçektir" dedi. Talat, seçimlerin
Kıbrıs sorununu odak yapmadan gerçekleştiğini belirterek,
Kıbrıs sorununda bir politikanın kazandığını
söylemenin mümkün olmadığını, halkın bilinen
politikasının çözüm olduğunu vurguladı. Talat, çözüm
vizyonunun devam etmesi gerektiğini belirterek, "Sayın
Eroğlu, bu vizyona sahip olduğunu ve sürdüreceğini ifade
etmiştir, sanıyorum bir sorun olmayacaktır" diye
konuştu. Bir başka soru üzerine, UBP görüşme sürecini
destekleyecekse kendisiyle bir sorun yaşamasına neden
olmadığını belirten Talat, ancak Kıbrıs sorununu çevreleyen
birçok faktör bulunduğunu, örneğin Taşınmaz Mal
Yasası′nın uygulanmasının sadece komis-yonun
değil, hükümetin de işi olduğunu ve bu işlemler
gecikti-rilmezse herhangi bir sorun yaşanmayacağını
anlattı.
UBP′NİN OYLARINI ARTIRMASININ NEDENİ
Talat, UBP′nin oylarını artırmasında Kıbrıs
sorununun etkisinin ne olduğu sorusunu yanıtlarken,
Kıbrıs sorununun çok etkisi olmadığını, ancak
UBP′nin 2004′teki BM Çözüm Planı′nın
oylanmasında ret kampanyası yürütmesi nedeniyle,
Kıbrıslı Türklerin hâlâ AB′den, uluslararası
toplumdan bekledikleri ve elde edememekle hayal
kırıklığına uğradıkları her adımda
UBP′nin avantaj elde ettiğini söyledi.
Verilen sözlerin yerine geti-rilmemesi nedeniyle UBP′nin avantaj sağladığını
kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, çözüm ümidi olmadığı
yönündeki propagandaların da etkili olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, UBP′nin
oylarının yükselmesinin esas nedeninin ekonomik ve sosyal
sorunlar ve yansımaları, yani algılanışı olduğunu
kaydederek, "Sadece sorunlar değil, bu sorunların
algılanışı da son derece önemlidir. Bu
algılanış nedeniyle sıkıntılar üzerine böyle bir
durum ortaya çıkmıştır" dedi.
HALKIN SESI 21/04/09
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı
Derviş Eroğlu, Ankara ile partisinin çözüm parametrelerinin uyumlu
olduğunu belirterek, "Kıbrıs adasında iki halk, iki
devlet, iki demokrasi var. Bu çerçevede yaşayacak her türlü çözümün
taraftarıyız" dedi. Eroğlu, yapılan seçimlerle,
KKTC demokrasinin sağlıklı bir şekilde
işlediğinin bütün dünyaya bir kez daha gösterildiğini ve
süreçten KKTC demokrasisinin daha da güçlenerek
çıktığını vurguladı.
Seçim sürecinin barışçıl, dostça ve huzur içinde geçmesinde rol
oynayan bütün siyasi parti yetkililerini ve seçimlerde görev alan bütün
görevlileri kutlayan Eroğlu, destek veren ve kendilerini yeniden iktidara
taşıyan seçmenlere teşekkür etti.
Eroğlu iktidarları döneminde seçmenin güvenine layık olmak için
ellerinden geleni fazlasıyla yapacaklarını da dile getirdi.
"KIBRIS TÜRK HALKININ İKTİDARI OLACAĞIZ"
Eroğlu, UBP iktidarının sadece kendisine destek verenlerin
değil Kıbrıs Türk halkının iktidarı
olacağını belirterek, "UBP iktidarı CTP′ye,
DP′ye, TDP′ye ve diğer partilere oy verenlerin de iktidarı
olacaktır" ifadelerini kullandı. Herkesi ve her kesimi
kucaklayan adil ve şeffaf bir yönetim oluşturacaklarını
kaydeden Eroğlu, UBP′nin artık Kıbrıs Türk
halkını eşitlik ve adalet ilkesi temelinde kucaklayan bir kitle
partisi olduğunu kaydetti. İnsan hak ve özgürlüklerini tam
anlamıyla gerçekleştirmek hedefiyle hareket edeceklerini belirten
Eroğlu, "AB′nin değerleri, temel insan hakları, rekabetçi
serbest pazar ekonomisi gibi temel ilkeleri bu ülkeye tanıtan
UBP′nin yine aynı yolunda kararlılıkla yürüyeceğini"
ifade etti.
"HİZMET ODAKLI SİYASET"
UBP′nin hizmet-odaklı siyaseti benimsediğini de kaydeden
Eroğlu, vatandaşların devletin imkanlarından fırsat
eşitliği ilkesi çerçevesinde adil bir biçimde yararlanması
amacında olduklarını belirtti.
Eroğlu, temel insan hakları ve özgürlükleri konusunda bütün
uluslararası sözleşmelere ve özellikle de Kopenhag Siyasi
Kriterleri′ne büyük önem verdiklerini kaydederek, UBP′nin
"devleti halkın hizmetkarı haline getirmeye, iyi bir eğitim
ve sağlık hizmeti sunmaya, iyi bir altyapı ve yaşanabilir
bir çevre oluşturmaya ve yeni iş olanakları yaratmaya
çalışacağını" ifade etti.
"KIBRIS SORUNUNA BİR AN ÖNCE ÇÖZÜM"
"Kıbrıs sorununa bir an önce çözüm getirilmesi için
çalışacağız" ifadelerini kullanan Eroğlu, Ankara
ile çözüm konusundaki parametrelerinin uyumlu olduğunu, Kıbrıs
adasında iki halk, iki devlet, iki demokrasi bulunduğunu ve bu
çerçevede yaşayacak her türlü çözümün taraftarı olduklarını
kaydetti.
HALKIN SESI 21/04/09
AA
23 Nisan. 2009 Perşembe
LEFKOŞE
- KKTC'de 19 Nisanda yapılan genel seçimlerde Mecliste tek
başına hükümet kurma çoğunluğunu elde eden Ulusal Birlik
Partisi'nin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu,
kuracağı hükümetin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile uyum
içinde çalışacağını belirtti. Eroğlu, ''Herhangi
bir sorun olacak diye bir beklenti içerisinde olanların beklentisi
boşa çıkacak'' dedi.
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, seçimlerin ardından, hükümeti
kurma görevini vermeden önce Meclise girmeye hak kazaman siyasi partilerin
liderleriyle yapacağı görüşmelere, UBP Genel Başkanı
ile başladı.
Cumhurbaşkanlığında
1,5 saat süren görüşmenin ardından basına açıklama yapan
UBP Genel Başkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanı ile ülkenin
bütün sorunlarını enine boyuna konuşarak tartıştıklarını
belirterek, ''Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Sayın
Cumhurbaşkanı ile Başbakan olarak, hükümet olarak gayet uyumlu
bir dönem geçireceğimiz kanaatine vardık. Neticede KKTC ekonomisinin
dar boğazda olduğu bir zamanda ekonomiye ağırlık
vereceğimizi Sayın Cumhurbaşkanına da ifade ettik'' dedi.
ANLAŞMAMAK İÇİN BİR NEDEN YOK
Kıbrıs görüşmelerinin de devam edeceğini kaydeden
Eroğlu, ''Görüşmelerde de sık sık istişare ederek,
müzakerelerin seyri hakkında olumlu davranışlar içerisinde
olacağız'' diye konuştu.
''Sayın
Cumhurbaşkanı ile zaten anlaşmamak için bir neden göremiyorum''
diyen Eroğlu, sözlerini şöyle devam ettirdi:
''İkimiz
de parti başkanlığından gelen, ama bugün Sayın Talat
Cumhurbaşkanı, biz ise başbakanlığa aday bir
kişi, ülkenin sorunlarını çözme amacıyla bu noktalara
gelmiş kişileriz. Onun için aramızda herhangi bir problem
olacağını düşünmek mümkün değildir. Her konuda
anlaşabileceğimizi, bunun için de sık sık istişare
etmemiz gereğini ortaya koyduk.''
HÜKÜMET KURMA GÖREVİ YEMİN TÖRENİ
SONRASI BİZE VERİLECEK
Cumhurbaşkanı Talat'ın hükümeti kurma görevini
milletvekillerinin yemin töreninden sonra kendisine vereceğini
açıklayan Eroğlu, hükümeti kurma çalışmalarına, parti
meclisinin bugünkü toplantısında tam yetki aldıktan sonra,
kişisel olarak yarın başlayacağını söyledi.
Seçim
meydanlarında söylenenlerin geride kaldığını belirten
Eroğlu, büyük bir görevi ve büyük bir sorumluluğu omuzlamak için yola
çıktıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
''Bir
buçuk saate varan görüşmeden sonra, gördüğüm kadarıyla, uyumlu
bir hükümet-cumhurbaşkanı ilişkisi olacaktır. Bazı
çevrelerin bazı değişik beklentileri olabilir. Ama neticede her
ikimiz de KKTC halkının mutluluğunu, refahını
düşünen kişiler olduğumuza göre, değişik makamlarda,
ama bu maksatla bulunan kişiler olduğumuza göre, herhangi bir sorun
olacak diye bir beklenti içerisinde olanların da zannederim beklentisi
boşa çıkacak. Çünkü uyumlu bir çalışma içerisinde
olacağımızı ben de biliyorum, Sayın Cumhurbaşkanı
da biliyorlar, takdir ediyorlar.''
Eroğlu,
bir soru üzerine, olası hükümet modellerini Cumhurbaşkanı Talat
ile görüşmediklerini belirterek, ''Sayın Cumhurbaşkanı,
bizim 26 milletvekili ile hükümet kurabileceğimizi tahmin ettiği
için, bu konuda herhangi bir soru sormuş değil'' dedi.
HÜKÜMET MODELLERİNİ CUMHURBAŞKANI
İLE GÖRÜŞMEDİK
Hükümet kurmadan önce de mutlaka Cumhurbaşkanı Talat ile
görüşmesinin olacağını kaydeden Eroğlu, ''Sayın
Cumhurbaşkanı 'hükümeti nasıl kuracaksınız, tek
başınıza mı ve bir alternatif düşünüyor musunuz' gibi
sorular sormamıştır'' diye konuştu.
UBP
Genel Başkanı, bir gazetecinin, ''Partinize bazı
katılımlar olacağı söyleniyor. Size de böyle bir duyum
geldi mi?'' sorusuna karşılık, ''Benim bir bilgim yok, sizin bir
bilginiz varsa bana da söyleyin'' karşılığını
verdi.
Derviş
Eroğlu, Kıbrıs müzakere heyetine bir temsilci verme
görüşüyle ilgili bir soru üzerine de, ''Onları,
Cumhurbaşkanımızla bir ara görüşeceğiz, o konularda
problem olmaz. Karşılıklı iyi niyet içerisinde her
şeyi biz hallederiz'' diye konuştu.
21
Nisan. 2009 Salı
LEFKOŞA - KKTC'de
geçen pazar günü yapılan milletvekilliği erken genel seçiminde tek
başına iktidar kuracak çoğunluğu elde eden UBP Genel
Başkanı Eroğlu, ''UBP'nin zaferinin Kıbrıs
müzakerelerini zora sokacağı'' yönündeki görüşlere yanıt
verdi.
Müzakerelerde
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a destek vereceklerini belirten
Eroğlu, ''Sayın Cumhurbaşkanımızın da endişe
duymasına hiç gerek yoktur'' diye konuştu.
''Telaşa hiç gerek
yoktur'' diyen Eroğlu, ''Biz dünkü parti değiliz. Hele ben dün
politikaya soyunmuş bir kişi değilim, olayların seyrinin
nasıl olduğunu, nasıl olması gerektiğini bilen, KKTC
halkını ve Türkiye'nin, anavatanımızın menfaatlerini
düşünen bir kişi olduğumu unutmamaları gerekir'' dedi.
Eroğlu,
Kıbrıs'ta bir anlaşma yapma niyetinde olduklarını ama
yalnızca Türk tarfının iyiniyetinin bir çözüm için yeterli
olmadığını, bu yöndeki uluslararası telkin ve
baskıların Kıbrıs Rum tarafına yönlendirmesi
gerektiğini söyledi.
''Dünya kamuoyu maalesef
peşin hükümlü. Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin yapmış olduğu
yalana dayalı politikaların maalesef etkisinde'' diyen Eroğlu,
seçim öncesi verdiği tüm mesajlarda, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın cumhurbaşkanı olduğu sürece müzakereleri
yürüteceğini, bu konuda herhangi bir sıkıntılarının
olmadığını ve herhangi bir sıkıntı da
vermeyeceklerini açıkça dile getirdiğini hatırlattı.
Seçim zaferini
kutladıkları gece de ''Müzakere masasında sayın Talat
bulunacak, biz de kendisine destek vereceğiz, müzakeler edevam edecek''
dediğini aktaran Eroğlu, ''Müzakerelerin devamından
yanayız. Müzakerelerin kesilmesi diye bir düşüncemiz
olmamıştır, olmayacaktır. Çünkü bir anlaşmaya
varılabilmesi için müzakereler şarttır. UBP, bu kadar
tecrübesiyle, Türkiye'de gelmiş geçmiş bütün hükümetlerle Kıbrıs
konusunda istişarenin nasıl yapıldığını,
politikanın nasıl üretildiğini bilen bir parti ve onun
başkanı olmam nedeniyle, böyle düşünceler içinde olmalarına
biraz da şaşıyorum, hayret ediyorum. Artık dış
basın veya bazı köşe yazarları bu yanlış
değerlendirmeden vazgeçerlerse memnun olurum. Zaten iktidarı tek
başımıza kazanmış bir vaziyetteyiz. Bundan sonraki
davanışlarımızı izlerlerse, sözlerimizin
arkasında olduğumuzu görecekler.
Sayın
Cumhurbaşkanımız Talat'ın da endişe duymasına hiç
gerek yoktur. Tahmin ederim biraz da o başlangıçta, 'UBP geliyor,
müzakerelere gölge düşebilir' veya 'müzakereleri engelleyebilir' gibi bir
telaş içine girmiş olsa gerek ki; dış basına
sızan veya sızdırılan bazı haberlerden anlıyoruz
ki biraz telaş var. Telaşa gerek yoktur. Biz dünkü parti
değiliz. Hele ben dün politikaya soyunmuş bir kişi
değilim'' dedi.
Bir soru üzerine,
''UBP'nin seçim zaferinin Kıbrıs müzakerelerini zora
sokacağı'' yönünde dile getirilen kaygıların, müzakelerin
başarısızlıkla sonuçlanması
olasılığında, ''buna UBP'nin neden olduğu''
argümanına kılıf hazırlamak için ortaya
atılmış görüşler olabileceğini ifade eden Eroğlu,
''Bu kadar ileriye dönük varsayım metodları içinde olacaklarını
düşünmek istemiyorum. Ama neticede müzakerelerin başarıya
ulaşması için sadece Türk tarafının veya anavatan
Türkiye'nin iyiniyeti yeterli değil'' dedi.
Eroğlu,
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile Rum siyasal
partilerinin de aynı iyiniyeti sergilemesi ve Kıbrıs'ta bir Türk
varlığı olduğunu, Türk Cumhurbaşkanı ve Türkiye
Milli Güvenlik Kurulu'nca da vurgulanan Ada'daki gerçekleri dikkate
almaları gerektiğini söyledi.
Rum lider
Hristofyas'ın tavrının anlaşmaya götürecek bir tavır
olarak görünmediğini belirten Eroğlu, ''Zaten 2009 yılı
içinde bir çözüm olacak sözleri, artık ağır ağır
2010'u hedef alan sözler şekline dönüşmeye
başlamıştır. Tabii zaman ne gösterek bilemeyiz ama Türk
tarafı bir anlaşma yapma niyetindedir. Ama bizim niyetimizin yeterli olmayacağını
bütün dünya bilmeli. Bence (uluslararası camianın) konuşmalarını,
telkinlerini hatta baskılarını güneye (Rum tarafına)
yönlendirmesi gerekir'' diye konuştu.
Kıbrıs müzakere
heyetinde hükümeti temsilen bir temsilcinin bulunmasının ''doğal
olduğunu'', 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın heyetinde
dışişleri bakanının yer aldığını,
Cumhurbaşkanı Talat'ın heyetinde de iktidardaki Cumhuriyetçi
Türk Partisi'nin (CTP) bir milletvekilinin olduğunu ve Talat'ın CTP
milletvekili Özdil Nami'yi özel temsilci yaptığını, Rum
liderin temsilci Yorgos Yakovu ile Kıbrıs müzakerelerini
sürdürdüğünü anlatan Eroğlu, ''Hükümet kanadını temsil eden
siyasi partiden bir kişinin yanlarında bulunması kendilerine
köstek değil destek olur'' dedi.
Müzakere heyetine 1
kişi vereceklerini ifade eden Eroğlu, hükümet adına müzakerelere
katılacak ismi, herhangi bir rahatsızlık duymaması için
Mehmet Ali Talat ile istişare ederek belirleyeceklerini bildirdi.
''AĞIRLIKLI
GÖRÜŞ, TEK BAŞINA İKTİDAR''
Hükümet kurma çalışmalarına ilişkin olarak, partisinin,
kazandığı 26 milletvekiliyle tek başına hükümet kurabileceklerine
işaret eden Eroğlu, perşembe günü parti meclisinin
toplanacağı ve bu konunun enine boyuna
tartışıldıktan sonra karar verileceğini kaydetti.
Tek başına
iktidarın yanında koalisyon seçeneklerini de kullanabileceklerini
belirten Eroğlu, ancak partideki ağırlıklı
görüşün tek başına hükümet kurmaktan yana olduğunu
açıkladı.
Eroğlu, hükümeti
kurduktan sonra Türk hükümeti ve AK Parti ile yakın işbirliği ve
diyalog içinde olacaklarını anlattı.
ERGENEKON
TARTIŞMALARI
Eroğlu, seçim öncesi ortaya atılan ''Ergenekon'' konusuyla
halkın pek ilgilenmediğini belirterek, bu tür iddialara gülüp
geçtiğini söyledi.
Eroğlu, ''Burada
Ergenekon kurmak, Türkiye hükümetleri aleyhine kampanya yürütüp,
'alaşağı' etme düşüncesi içine girmek demek, biraz kafadan
sakat olmak demektir. Dolayısıyla seçimlere yönelik, oy
hesabıyla yapılan suçlamaydı. Hatta suçlama da değil,
nereden geldiği belli olmayan, 1998 seçimlerinden bahsederken 5-6 ay önce
olan bir olayı da konu alan bir rapor'' diye konuştu.
Başbakan Ferdi Sabit
Soyer'in, iddiaların araştırılmasıyla ilgili olarak
başsavcılığa yaptığı başvuruda, ''suç
duyurusu'' yapılmış gibi bir hava
yaratıldığını ve ''vatandaşlarını buna
gülüp geçtiğini'' vurgulayan Eroğlu, ''Seçimlerde sayın
başbakana da bir faydası olmamıştır. Çünkü
vatandaşın derdi ekonomik'' dedi.
RUM
SİYASİLERLE DİYALOG
Eroğlu, ''Rum siyasal partilerle nasıl bir diyalog içinde
olacaklarıyla'' ilgili bir soruya karşılık, UBP'nin, Rum
siyasal partilerine ve Rum halkına düşmanlık duygusu içinde
olmadığını, Kıbrıs'ta ayrı ayrı
çatı altında iki halk olduğunun bilincinde olan bir parti
olduğunu bildirdi.
İki halkın
barış içinde, düşmanlık duyguları taşımadan
bu topraklarda yaşamaları gerektiğine
inandıklarını dile getiren Eroğlu, ''Güney'deki herhangi
bir siyasi parti bizimle görüşme talebinde olursa, biz, bu talebi
reddetmeyeceğimiz gibi bizim de bazı siyasi partilerden görüşme
talebimiz olabilir, görüşmeden kaçınmayız'' diye konuştu.
Derviş Eroğlu,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bugün telefonla kendisini arayarak
kutladığını söyledi.
Greece and Cyprus back Turkeys EU
entry conditionally
GREECE and Cyprus yesterday
backed Turkeys bid to join the European Union, but said that the neighbour
with which they have been at loggerheads for years must first meet EU
requirements for entry.
We believe that a Turkey which will adopt European rules of behaviour ... will
be a Turkey much better for its citizens and the whole of the EU, said Greek
Prime Minister Costas Karamanlis.
There is no blank cheque, added Cypriot President Demetris Christofias.
The two allies were speaking to reporters after holding talks during
Karamanlis two-day official visit to the island.
Referring to the meeting, the Greek PM said the duo had discussed the talks for
a Cyprus settlement and the prospects for the near future.
Karamanlis also said that he discussed with President Christofias broader EU
matters, such as the ratification of the Lisbon Treaty and Turkeys EU
prospects, and exchanged views on regional and international issues, with
emphasis on the Balkans and the Middle East.
The Greek premier said he believed Turkey had not made enough progress in
various phases of its entry talks, but this was not enough to warrant Greece
changing its policy of supporting Turkeys candidacy.
Its European perspective for entry presupposes its full adaptation and full
adoption of the conditions for one to be a member of the European Union. From
there on there is an issue on whether this is being followed in a satisfactory
manner, said Karamanlis.
The assessment we make ... is that right now it is not satisfactory. But I do
not think that this should lead, now, to a change in strategy, he said.
Hopes of a swift resolution on Cyprus received a setback when recent Turkish
Cypriot parliamentary elections were won by hardliners advocating a two-state
deal on the island, at odds at the federal model now under discussion.
Christofias said the negotiations had not yielded the results he hoped for.
There is a concurrence of views on various issues, but on the larger issues
there are still serious disagreements, he said.
Earlier in the day the Greek PM held separate meetings with the leaders of all
political parties including AKEL leader Andros Kyprianou, DISY leader Nicos
Anastasiades, EVROKO leader Demetris Syllouris and Green Party leader Ioanna
Panayiotou.
Karamanlis arrived at Larnaca Airport just after 1.30pm yesterday. He was
accompanied by his wife Natasa, Foreign Minister Dora Bakoyannis and the rest
of the Greek delegation. The group was welcomed by President Demetris
Christofias, First Lady Elsie Christofia, Foreign Minister Markos Kyprianou,
Cypriot Ambassador to Greece George Giorgis and Greeces Ambassador to Cyprus
Vasilis Papaioannou.
During his visit Karamanlis will meet Archbishop Chrysostomos II and the
President of the House of Representatives Marios Garoyian. This morning he will
also address parliament.
CYPRUS MAIL 23/04/09
Eroglu will need to rein in his
impulses
By Elias Hazou
THE EMERGENCE of
nationalists in the north may not portend well for the reunification talks, but
it is probably too early to start worrying that Dervis Eroglus National Unity
Party (UBP) will scupper the peace process, observers say.
The UBP advocates a two-state settlement on Cyprus, at odds with the federal
model now being discussed by Talat and Christofias, and the party's control of
parliament may give Talat less room for manoeuvre in talks. Talats Prime
Minister Ferdi Sabit Soyer has already tendered his resignation, and a new
Cabinet is expected to be sworn in around mid-May.
Eroglu has already made the first play, indicating he wants to appoint a
representative of his to monitor the talks taking place in the UN-controlled
buffer zone. This statement of intent has been seen as the first sign of
meddling in the process.
But for the time being at least, the negotiation process is safe, said a Greek
Cypriot source close to the talks:
Talat remains the interlocutor of the Turkish Cypriot side, so I dont think
theres any question of fiddling with the actual structure of the talks. From
what we hear, this representative of Eroglus would have observer status. We
dont know yet, the source told the Mail
Its understood Talats office would be none too thrilled with an Eroglu man on
the negotiating team, but its still an open issue in the north.
Talat spokesman Hasan Ercakica told a news briefing yesterday: In the ongoing
negotiations to find a solution for the Cyprus problem the Turkish side is
represented by President Mr.Talat.
The discussion regarding the inclusion of a representative from the UBP in the
negotiating team should be considered to be within this framework. The
negotiating team is determined by the President himself, Ercakica said.
Greek Cypriots should not push the panic button just yet, said the same source.
If you noticed, during the last few days Eroglu has changed his tune. For
example, he no longer rehashes the slogan that a non-solution is the
solution, which was a throwback to two separate states on the island. Hes
modified the rhetoric somehow. Now, he says that he wants a federation with
the right content.
Does that ring a bell? the source remarked.
Whatever his real agenda, Eroglu will probably need to rein in his impulses.
Logically, he needs to tread carefully. He knows he cannot risk losing the
backing of Ankara, both political and financial. If Turkey stops the cash flow,
how will the breakaway regime pay its civil servants? the source told the
Mail.
In a strongly-worded statement on Tuesday, Turkish premier Recep Tayyip Erdogan
had warned the UBP that Ankara would not support any action that weakens the
hand [of Talat], who started these negotiations.
"It would be very wrong for the new government to end the negotiations or
to continue the negotiations on a basis different than the one that has been
followed so far," Erdogan said. "The process must continue exactly as
before.
In the breakaway regime, the increasing pressure on Talat will be political,
not institutional, says Iosif Iosif, a professor of International Relations at
the University of Cyprus.
If the leaders of the two communities were to clinch a deal then they will go
directly to the people with a referendum. Theoretically, Talat does not need
his parliament to endorse the agreement, but the UBP can make life very
difficult for him in the meantime, said Iosif.
Whats really disconcerting about Eroglus win, he added, is not so much his
ability to manipulate events directly, but rather that the election result has
shown, in no uncertain terms, the shift toward more hardline views among the
Turkish Cypriot population.
CYPRUS MAIL 23/04/09
Orams decision next week
By Stefanos Evripidou
A
CRUCIAL ruling in the ongoing Orams case is due out next Tuesday by the European
Court of Justice, which could open the floodgates to a whirlwind of legal
battles against British property owners in the north.
Linda and David Orams are engaged in a long-running legal battle with Meletios
Apostolides, a Greek Cypriot who owns the land their home stands on in Lapithos
in the north. Apostolides took the Orams to the Nicosia District Court and won
in 2005. The court ruled that the Orams should demolish their house, return the
land and pay rent for the time they lived there. This was confirmed in an
appeal to the Supreme Court.
However, given that the land in question is still under occupation, the refugee
took his case to England, citing EU law to argue for the ruling to be
implemented in the UK, in other words, for Apostolides to utilise their assets
in England instead.
The Orams, a retired couple from Hove in Sussex, got a favourable ruling in
2006 from the UK High Court. Cherie Blair, the wife of former UK Prime Minister
Tony Blair, represented the Orams, though according to Turkish Cypriot press
last month, received a dud cheque for her services.
Apostolides contested the UK ruling at the Court of Appeal, which postponed the
hearing to seek legal advice from the European Court of Justice in Luxembourg
(ECJ). The ECJ will answer five questions set by the UK appellate court
regarding Protocol 10 and the application of EU law in the north.
On December 18, 2008, Advocate General of the ECJ, Juliane Kokott, released an
opinion vindicating totally Mr. Apostolides arguments, said his lawyer
Constantis Candounas. The lawyer highlighted Kokotts opinion that there are no
public policy issues involved in the Orams case that stem from efforts by the
international community to solve the Cyprus problem.
It should be clearly stated that the Advocate Generals opinion is not binding
on the Court, noted Candounas.
However, the ECJ has ruled against the AGs opinion in few instances only. Next
Tuesday at 10.30am local time, the ECJ will give its ruling.
According to Candounas, the Courts judgment will, to a great extent,
pre-determine the final outcome of the case pending before the Court of
Appeal.
The stakes are high and a decision in favour of Apostolides could leave many
British expats who bought Greek Cypriot properties in the north in a vulnerable
position as for the first time, refugees will have recourse to British courts
and British properties.
A report in the Turkish Cypriot press last January said that a mystery backer
had agreed to help the Orams pay their mounting legal fees which had run to
£270,000. No surprise, given the potential blow to the property market in the
north this case could serve.
Baris Mamali, Chairman of the Turkish Cypriot bar association, was previously
quoted saying that residents of the north could pay a heavy price if the ruling
went against the Orams.
If the European Court of Justice rules that such cases can be implemented in
all EU member states it is obvious that such a decision will cause great
upheaval in our society. Dangerous days will be in store for many of our
citizens, he added.
With ongoing direct talks and the prospect of a comprehensive solution being
floated about, the issue could prove moot this time next year. But if not, then
the legal courts will continue to be the main area for solving long-standing
grievances of all those displaced on the island.
CYPRUS MAIL 23/04/09
AA
24
Nisan. 2009 Cuma
LONDRA - İngiltere'de
yayımlanan haftalık siyaset ve ekonomi dergisi The Economist, KKTC'de
milliyetçilerin seçim zaferinin, Kıbrıs'ta birleşme
umutlarını söndürdüğünü öne sürdü.
"Birleşik
Kıbrıs" beklentilerinin seçim sonucuyla birlikte
azaldığını öne süren derginin haber-analizinde, KKTC'deki
seçim sonuçlarının seçmenlerin, barış görüşmelerine
inancını yitirdiğinin göstergesi olduğu savunuldu.
Sonucun aynı zamanda
Türkiye'nin AB ile yürüttüğü hassas üyelik müzakerelerine de zarar
vereceği öne sürülen haberde, Türkiye'nin Rumlara liman ve
havaalanlarını açmak için gelecek Aralık ayına kadar süresi
bulunduğu hatırlatıldı.
The Economist, AB dönem
başkanlığının Temmuz'da İsveç'e geçeceğini
yazdı ve bu ülkenin Türkiye ile AB arasında yeni bir "tren
kazasını" önlemek için arayış içinde bulunduğunu
bildirdi.
Bu konudaki önerilerden
birinin, Türkiye'nin sembolik olarak sadece bir ya da iki limanını
açması olduğu da belirtilen Economist'in haberinde, bunun daha önce
Finlandiya'nın dönem başkanlığında da denendiğine
işaret edildi.
Umutların
şimdilik Kıbrıs'taki iki lider Hristofyas ve Talat'ın
görüşmelerine kilitlendiğini kaydeden haberde şu ifadeler yer
aldı:
"Talat, 2004
yılında Annan planı için yapılan referandum
sırasında Kıbrıslı Türkleri ''evet'' demeye ikna eden
lider. Hristofyas'ın Şubat 2008'de Cumhurbaşkanı
seçilmesiyle umutlar artmıştı ve müzakereler Türk hükümetinin de
desteğiyle yeniden başladı. KKTC'de seçimi kazanan UBP lideri
Derviş Eroğlu, kamuoyu karşısında birleşme
fikrine destek verdi ve Talat ile Hristofyas arasındaki görüşmelerin
sürmesi gerektiğini söyledi. Ancak birçok kişi onun statükoyu tercih
ettiğini düşünüyor. Bu da Türkiye'ye
bağımlılığın sürmesi ve 30 bin Türk askerinin
adada kalması anlamına geliyor."
Eroğlu'nun
müzakerelere temsilci göndermekten söz ettiğine de dikkat çekilen haberde,
AB'nin Güney Kıbrıs'ı üyeliğe kabul ederek sorunu daha
karmaşık hale getirdiğine işaret edildi ve bir
uzmanın, ''AB eğer daha akıllı ve daha esnek olsaydı,
izolasyonlar çok önce kaldırılmış ve böylece Kuzey
Kıbrıs'ın Ankara'ya olan
bağımlılığı en aza indirilmiş olurdu''
görüşüne yer verildi.
28
Nisan. 2009 Salı
LÜKSEMBURG - Avrupa Adalet
Divanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni zor durumda
bırakacak bir karara imza attı.
Adalet Divanı,
Kıbrıs'taki mülkiyet sorunuyla ilgili Rum mahkeme
kararlarının, tüm Avrupa Birliği ülkelerinde dikate
alınması gerektiğini belirtti.
Kuzey Kıbrıs'ta
eski Rum arazisine sahip olan yabancıları tedirgin eden kararın,
emlak yatırımlarını, dolayısıyla da KKTC
ekonomisini olumsuz etkilemesi bekleniyor.
Kıbrıslı
Rum Meletis Apostolidis, Kuzey Kıbrıs'ta 1974 öncesinde sahip
olduğu araziye villa inşa eden İngiliz David-Linda Orams çifti
hakkında, Rum Kesimi'nde dava açmış ve mahkeme arazinin iadesi
ile tazminat kararı almıştı.
Kıbrıslı
Rum Meletis Apostolidis, icra edilmesi talebiyle kararı İngiliz
mahkemelerine taşımış, İngiliz mahkemeleri de Avrupa
Adalet Divanı'ndan görüş sormuştu.
Adalet Divanı bugün,
Rum Kesimi'ndeki kararların diğer AB ülkelerinde de uygulanması
tavsiyesinde bulundu.
Kararın Kuzey
Kıbrıs'ta eski Rum arazisi ya da evine sahip olan çok sayıda
yabancıyı endişeye sevkedeceği belirtiliyor.
Yabancıların emlak yatırımlarının
azalabileceği ve bu durumun KKTC ekonomisini olumsuz etkileyeceği
vurgulanıyor.
Kıbrıs Türk
İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Erk ise,
Adalet Divanı'nın kararının ''Avrupa hukukunun yorumu''
niteliğinde olacağını, nihai kararın İngiltere
Yüksek İstinaf Mahkemesi'nde verileceğini söylemişti.
28.04.2009 CNN TURK
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Toplulukları Adalet
Divanı'nın Orams davasıyla ilgili verdiği kararı
eleştirdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Toplulukları Adalet
Divanı'nın (ATAD) bugün Orams davasıyla ilgili verdiği
karar konusunda, "ATAD'ın, Apostolides ile Oram
çifti arasındaki davanın, Oram çiftinin hukuka aykırı bir
davranışından değil, doğrudan doğruya
Kıbrıs'taki mülkiyet sorunundan ve adanın iki tarafında iki
ayrı mülkiyet düzeninin ve iki ayrı hukukun bulunmasından
kaynaklandığını görmezden gelmiş olması kabul
edilemez" dedi.
KKTC'de villa inşa eden İngiliz David-Linda Oram çifti ile
Kıbrıslı Rum Meletis Apostolides arasındaki davanın
ATAD'ın kararıyla birlikte sona ermediğini kaydeden
Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs sorunu çözülmeden
Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kapsamlı bir biçimde çözülmesi
mümkün değildir ve kapsamlı çözümde mülkiyet sorunu yalnızca
1974'ten önceki mal sahibinin hakları değil, şu anki mal
sahiplerinin hakları da dikkate alınarak ve yalnızca iade
yoluyla değil, tazminat, takas ve iadenin birlikte
değerlendirildiği bir yöntemle çözülecektir" diye konuştu.
Talat, Orams davasıyla ilgili olarak televizyondan halka
yaptığı konuşmada, "Kamuoyunda Orams davası
adıyla anılan ve bugün ATAD önündeki aşaması sonuçlanan
dava, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs'ta mülkiyet
sorununu kişiler arasındaki uyuşmazlıklardan ibaret bir
sorun olarak görme ve gösterme girişimlerinin
uzantısıdır" dedi.
Davanın, ATAD'ın önüne gelene kadar uzunca bir hukuki süreçten
geçtiğini, bu süreç içerisinde Cumhurbaşkanlığı ve
diğer resmi makamların Apostolides ile Oram çifti arasında
cereyan eden özel hukuk davasına doğrudan taraf olmamalarına
karşın, dava sürecini yakından takip ettiğini anlatan
Talat, İngiliz çifte her türlü desteğin verildiğini ve gerekenin
yapıldığını kaydetti.
Bu ilgi ve desteğe karşın, davayla ilgili olarak dile getirilen
ve sıklıkla suçlayıcı tonlar içeren açıklamalara,
sürecin selameti açısından yanıt vermemeyi tercih ettiklerini
ifade eden Talat, "bugün açıklanan değerlendirme ile,
davanın ATAD önündeki aşamasının sona erdiğini"
anımsatttı.
"Dava sona ermedi"
Meselenin bundan sonra alacağı biçimle ilgili olarak KKTC
halkını doğru şekilde bilgilendirmek gerektiğini
vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, "Her şeyden önce, bu
davanın ATAD'ın kararıyla birlikte sona ermiş
olmadığı bilinmelidir. Konu, bu aşamada yeniden
İngiliz İstinaf Mahkemesinin önüne gelecek ve Mahkeme, ATAD'ın
sorulara verdiği yanıtları da dikkate alarak, Kıbrıs
Rum mahkemelerinin Orams davasında verdiği kararların
İngiltere'de uygulanabilir nitelikte olup olmadığına karar
verecektir" dedi.
Talat, İngiliz İstinaf Mahkemesinin, konuyla ilgili
kararını verirken, bu kararın kamu politikası ile uyumunu
da dikkate alacağını, o nedenle bu Mahkemenin kararı ortaya
çıkmadan Orams davasının kesin akıbetinin
öğrenilmiş olmayacağını kaydetti.
Bu arada, Oram çiftinin, Kıbrıs Rum mahkemesi önündeki davada adil
yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) açmış olduğu
davanın halen devam ettiğinin de unutulmaması gerektiğini
belirten Cumhurbaşkanı Talat, "Oram çiftinin AİHM
nezdindeki bu davayı kazanması halinde, Kıbrıs Rum
mahkemesindeki yargılama sürecinin insan haklarına aykırı
olduğu kanıtlanmış olacaktır" dedi.
"Kıbrıs'taki mülkiyet sorununu, kişiler arasındaki
uyuşmazlıklar olarak değil, Kıbrıs sorununun bir
yansıması olarak gördüklerini" dile getiren Talat,
"Kıbrıs sorunu çözülmeden, Kıbrıs'taki mülkiyet
sorununun kapsamlı bir biçimde çözülmesi mümkün değildir ve
kapsamlı çözümde mülkiyet sorunu yalnızca 1974'ten önceki mal
sahibinin hakları değil, şu anki mal sahiplerinin hakları
da dikkate alınarak ve yalnızca iade yoluyla değil, tazminat,
takas ve iadenin birlikte değerlendirildiği bir yöntemle
çözülecektir" dedi
28.04.2009 CNN TURK
AB
mahkemesi Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD),
Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis'in, Lapta'daki "1974
öncesinde kendisine ait arsa üzerine villa inşa ettikleri"
gerekçesiyle İngiliz David-Linda Orams çifti hakkında açtığı
davada, Rum yönetimi lehine karar aldı. Adalet Divanı, Rum
mahkemesinin KKTC'deki sivil ve ticari meselelerle ilgili
kararlarının diğer AB üyelerinde tanınabileceğine
hükmetti.
ATAD kararı, Orams Davası'nın sonucunu büyük ölçüde
belirlemiş olacak ve diğer davalara da emsal teşkil edebilecek.
Avrupa Adalet Divanı, Rum mahkemesinin sivil ve ticari konularla ilgili
kararlarının Kıbrıs Rum kesiminin "etkin kontrolü
altında olmayan bölgeyi (KKTC'yi) ilgilendirmesi durumunda diğer AB
üyelerinde hükümsüz sayılamayacağını, sadece ilgili
toprağın iyi kontrol edilmediği anlamına
geleceğini" ileri sürdü.
Kıbrıslı Rum Meletis Apostolides'in, KKTC'nin Lapta bölgesinde
"1974 öncesinde kendisine ait arsa üzerine villa inşa ettikleri"
gerekçesiyle İngiliz David-Linda Oram çifti hakkında
açtığı davada Avrupa Adalet Divanı Savcısı
Juliane Kokott, "Kuzey Kıbrıs (KKTC) topraklarıyla ilgili
olsa da Kıbrıs'taki (Rum kesimindeki) mahkeme kararı diğer
üye ülkelerde tanınmalı ve uygulanmalıdır" şeklinde
görüş bildirmişti.
Avrupa Adalet Divanı'nın ilgili AB müktesebatının
nasıl yorumlanması gerektiğini ortaya koyan yorumunun
ardından Orams davasında nihai karar, İngiltere Yüksek
İstinaf Mahkemesi'nce verilecek.
DAVANIN GELİŞİMİ
Orams davasının esası, KKTC'de mal sahibi olan İngiliz aile
hakkında Rum mahkemeleri tarafından verilen kararın
İngiltere'de uygulanabilip uygulanamayacağıyla ilgili.
İngiliz Yüksek Mahkemesi, verilecek kararın tüm Avrupa Birliği
ülkelerini etkileyeceği gerekçesiyle ATAD'ın görüşüne
başvurmuştu.
David Charles Orams ve Linda Elizabeth Orams çifti, KKTC'deki Lapta'da
satın aldıkları eski Rum malı bir araziye ev inşa
etmiş, Rum Meletis Apostolidis, Oramslar'ın kendisine ait araziyi
"işgal ederek" ev inşa ettiği gerekçesiyle Rum
mahkemesinde dava açmıştı.
Lefkoşa Rum Kaza Mahkemesi 9 Aralık 2004 ve 19 Nisan 2005'te David
Charles Orams ve Linda Elizabeth Orams aleyhinde kararlar
almıştı.
Mahkeme; "arazinin Apostolides'e ait olduğuna" karar
vermiş, Orams ailesinin Apostolides'e maddi tazminat ödemesi, adaya
izinsiz girişlerinin durdurulması, arazinin sahibine iade edilmesi,
araziyi işgal ettikleri süre kadar kira ödemeleri, arazi üzerine inşa
ettikleri villayı yıkmaları ve Apostolides'in mahkeme
masraflarının karşılanması" kararına
varmıştı.
Oramslar Rum Temyiz Mahkemesi'ne başvurmuş, ancak dava temyizde de aleyhlerine
sonuçlanmıştı.
Apostolides, daha sonra, Orams çiftinin İngiltere'deki mülküne el konulup
tazminat ödenmesi için İngiltere Yüksek Mahkemesi'ne başvurmuş,
mahkeme, 10. Protokol'e dayanarak, "anlaşma oluncaya kadar AB
yasalarının Kuzey Kıbrıs'ta uygulanmayacağı"
kararını vererek Apostolides'in talebini reddetmişti.
Bunun üzerine Apostolides, kararın bozulması için Temyiz Mahkemesi'ne
başvurmuştu. İngiliz Temyiz Mahkemesi, davanın Avrupa
Birliği'ni ilgilendirmesinden dolayı son kararını vermeden
önce, bazı soruların ATAD'a sorulması gerektiğine karar
vermişti.
ATAD, İngiltere Temyiz Mahkemesi tarafından yöneltilen,
"Kıbrıs Cumhuriyeti" mahkemelerinin adanın Kuzey
kesiminde olan "ihlallerle" ilgili kararlarının, Avrupa
Birliği üyesi başka ülkeler tarafından tanınması ve
icra edilmesi gerekip gerekmediğine ilişkin soruya yanıt verdi.
|
Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Türk ve Ermeni
uluslarının ortak tarihlerinin ancak gerçekliği
tartışılmayacak kanıt ve belgeler temelinde,
önyargılardan arındırılmış olarak,
tarafsız ve bilimsel bir yaklaşımla
değerlendirilebileceği vurgulandı. MGK Toplantısında, Afganistan'da yürütülmekte olan
Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti Harekatına
yapılabilecek ilave katkılar da görüşüldü. MGK Genel Sekreterliğinden, toplantı
sonrasında yapılan açıklamada, şöyle denildi: Toplantıda, ülke güvenliğini etkileyen iç ve
dış gelişmeler ele alınmış, terörle çok yönlü
mücadelenin demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde
sürdürüleceği vurgulanmıştır. Irak ile
ilişkilerimiz ve bu çerçevede Irak'tan kaynaklanan terör ile
mücadelede gelinen aşama bütün boyutlarıyla
değerlendirilmiştir. Ülkemizin enerji arzı güvenliği, siyasi,
stratejik ve diplomatik veçheleriyle ele alınmıştır. Afganistan'da
yürütülmekte olan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti
Harekatına yapılabilecek ilave katkılar
görüşülmüştür. KKTC'de 19 Nisan 2009 tarihinde düzenlenen erken genel
seçimlerin huzur ve barış ortamında cereyan etmesinin
memnuniyetle karşılandığı belirtilmiş ve KKTC
Cumhurbaşkanı Sayın Talat tarafından BM parametreleri
temelinde yürütülen kapsamlı çözüm müzakere sürecinin desteklendiği
teyit edilmiştir. Bazı ülkelerce 1915 olaylarıyla ilgili olarak
yapılan son açıklamalara tarafımızdan gösterilen tepkiler
ve bu konuda yapılan girişimler değerlendirilmiştir.
Ayrıca, Türk ve Ermeni uluslarının ortak tarihlerinin ancak
gerçekliği tartışılmayacak kanıt ve belgeler
temelinde, önyargılardan arındırılmış olarak,
tarafsız ve bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilebileceği
vurgulanmıştır. |
HURRIYET
28/04/09
28/04/2009 RADIKAL
Avrupa Toplulukları Adalet Divanı: Rum mahkemelerinin
KKTC üzerinde yargı gücü var.
Ali RUHLUEL
LEFKOŞA - Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Rum mahkemelerinin
KKTC üzerinde yargı gücü olduğunu ve kararların tüm AB
ülkelerinde uygulanması gerektiği sonucuna vardı.
Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis, Girne yakınlarındaki
Lapta'da 1974'ten önce kendisine ait arsa üzerine villa inşa edince
İngiliz David-Linda Orams çifti hakkında dava açtı. Avrupa
Toplulukları Adalet Divanı Savcısı Juliane Kokott, Kuzey
Kıbrıs topraklarıyla ilgili olsa da Kıbrıstaki (Rum
kesimindeki) mahkeme kararı diğer üye ülkelerde tanınmalı
ve uygulanmalıdır' görüşünü bildirdi. Avrupa Mahkemesi,
İngiliz Orams ailesi özelindeki davada, Rum mahkemelerinin KKTC üzerinde
yargı gücü olduğunu ve kararların tüm AB ülkelerinde
uygulanması gerektiğini bildirdi. AB'nin en üst yargı
organının aldığı hukuki görüşte, KKTC'de
yaşayan başta yabancılar olmak üzere herkesi Rum mahkemelerinin
insafına bıraktığı bildirildi.
DAVANIN SÜRECİ
Orams davasıyla ilgili süreç, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
Lefkoşa Mahkemesinin, KKTC hukukuna göre Orams ailesine ait olan ve Kuzey
Kıbrısta bulunan taşınmaz malın eski haline
döndürülerek Rum Yönetimi tapusuna göre sahibi olan Apostolidese devredilmesi
ve bu aradaki kullanımdan dolayı tazminat ödenmesi konusunda
aldığı kararla başladı. İngiliz yetkili makamlarına
yapılan başvuru ile kararın İngilterede tanınması
ve uygulanması (tenfiz) için girişimde bulunuldu. Bu yöndeki talebe
ilişkin olarak İngiliz mahkemesinin verdiği ret
kararının ardından Kıbrıslı Rum Apostolidesin
İngiliz İstinaf Mahkemesi'ne başvurdu.
İngiliz İstinaf Mahkemesi, Avrupa Birliği hukukunun kendisine
verdiği yetkiye dayanarak, 44/2001 sayılı AB Tüzüğünün ve
10'uncu Protokol'ün yorumlanmasını, bu konuda yetkili olan ATAD'dan
istemeye karar verdi. Taraflar iddialarını açıklarken Savcı
Juliane Kokott, mahkeme için bağlayıcı olmayan görüşünü açıkladı.
Savcı Kokott, görüşünde Annan Planı müzakerelerinin sonuç
vermemesi üzerine Kıbrıs Rum kesiminin 2004 yılında AB'ye
katılımını mümkün kılmak için AB
müktesebatının KKTC'de geçerli olmaması kararı
alındığını savundu. Savcı Kokott, AB hukukunun topluluk
topraklarının tamamında uygulanmasını güvence
altına alamayan üye ülkenin (Kıbrıs Rum kesiminin) AB hukukunu
ihlal etmiş durumuna düşmesinin engellenmesi amacıyla
kararın alındığını bildirdi.
Avrupa Toplulukları Adalet Divanı Savcısı Kokott, Apostolidis
ile Orams ailesi arasındaki anlaşmazlığın, sivil
nitelik taşıdığını ve AB müktesebatının
kapsama alanına girdiğini bildirdi.
Savcı Kokkot, 10. Protokol çerçevesinde AB hukukunun KKTCde askıya
alınma sebebini, Rum Yönetiminin Kuzey Kıbrısta yapılacak
ihlallerden sorumlu tutulmasını engellemek olduğunu savundu.
KKTC'yi İngiltere eski Başbakanı Tony Blair'ın avukat
eşi Cherrie Blairın savunduğu, Kıbrıs Rum yönetiminde
başlayan, İngiltere'de devam eden ve son olarak Lüksemburg'daki
Avrupa Adalet Divanına taşınan mülkiyet davasından Türk
tarafı beklenmeyen kararı şaşkınlıkla
karşıladı.(dha)
Orams lose at Court of Justice
By Simon Bahceli
Linda Orams: this is not the end
Talat reassures expats
Christofias: ruling vindicates Cyprus
A LANDMARK ruling at the European Court of Justice (ECJ) yesterday backed the
Nicosia courts decision ordering David and Linda Orams to demolish a house
they built on Greek Cypriot property in the north.
The ECJ ruling in favour of refugee Meletis Apostolides now looks set to make
the prosecution of thousands of foreigners living in Greek Cypriot properties
in the north a distinct possibility.
The ruling came as the latest stage in a four and-a-half year legal battle that
has involved courts in Nicosia, London and Luxemburg. Most recently the UK had
said it was unable to enforce the original ruling because the northern part of
the island was outside the jurisdiction of the EU. It sent the case to the ECJ
asking it to advise the British court on how to act.
If as expected the British Appeals Court in London accepts yesterdays ECJ
ruling, British and other foreign buyers occupying Greek Cypriot properties
could find themselves arrested and charged with trespass and illegal
possession.
Speaking to the Cyprus Mail yesterday, Apostolides lawyer Constantis Candounas
said: "Mr Apostoides and his team are very satisfied and are looking
forward to the final outcome in London someday soon". He added a warning
to foreigners living in Greek Cypriot properties in the north that they should
start seeking proper legal advice."
Yesterdays ruling was unequivocal about whether EU law could be brought into
force against acts carried out in the north, where the EU acquis is suspended.
A judgment in a court in the Republic of Cyprus must be recognised and
enforced by the other member states even if it concerns land in the northern
part of the island, it said, adding: The suspension of the application of
Community law in the areas where the Government of the Republic of Cyprus does
not exercise effective control and the fact that the judgment cannot, as a
practical matter, be enforced where the land is situated do not preclude its
recognition and enforcement in another Member State.
In effect, the ruling means that although the Cypriot government cannot
directly enforce its laws in the north, it can call on any EU country to enact
rulings that come out of a Cypriot court. In the Orams case it means, assuming
the UK court takes the ECJ ruling on board, that the couples Sussex home and
other assets could be seized and sold in order to pay off Apostolides.
The Orams were not answering their phone yesterday, but Linda Orams was quoted
on CyBC television as saying: Its not unexpected. Well go back to London
now, and well see what happens from there. There are other factors that can be
brought in its still not the end, basically.
Political reaction in the north was however quite swift. Turkish Cypriot leader
Mehmet Ali Talat was said by officials yesterday to be angry, disappointed and
concerned about the ruling, and went as far as making special address before
last nights evening news on state-run BRT TV.
"The property issue does not stem from problems between individuals but
from the Cyprus problem itself, which can only be solved by better relations
between the two peoples. Taking action against individuals only increases
tensions," he said.
He added: The property issue will be solved not only through restitution but
also through compensation and exchange. It won't be solved by increasing
tensions between the two communities.
Talat also sought to reassure those living in the north that they would, for
the time being at least, remain protected by TRNC law.
"Until a solution, the TRNC state and government will continue to hold
jurisdiction over the north," he said.
He also took a swipe at the EU, saying the ECJs ruling was another example of
how the EU was not playing a positive role in solving Cyprus problem.
Candounas however insisted that the ruling would neither damage relations, nor
would it hinder reunification talks.
This is a legal judgment. I don't believe it will have any political impact
whatsoever, he said.
A British High Commission spokesman said: "This is a judicial not a
political process. It is now up to the Court of Appeal in the UK to decide how
to proceed. Clearly property remains a sensitive issue for many people in
Cyprus which can only be fully resolved by political means through a
comprehensive solution to the Cyprus problem.
Some Britons who live in the north said they were not unduly worried.
Morton Cole, a representative of the norths British Residents Society said:
This was not totally unexpected. It is a test case and there is no cause for
panic among the expat community. People will be interested in how the case
turns out before getting worried.
However, another British resident of the north who refused to be named said he
believed yesterdays ruling, would open the flood gate to Greek Cypriot
litigation.
CYPRUS MAIL 29/04/09
Cyprus welcomes Orams decision
By Stefanos Evripidou
THE
EUROPEAN Courts decision vindicated the Republic of Cyprus, said President
Demetris Christofias yesterday, sounding a note of caution that this did not
mean problem solved.
The decision was welcomed across the board by all political parties and
government officers, including the man holding the highest office, who also
warned against popping the champagne just yet.
Christofias described the ruling as very important, noting however that we
must not be thrilled and consider that everything is solved in the blink of an
eye after the decision.
Asked if the ruling would affect negotiations, the president warned against
getting too excited or thinking things would change overnight.
We must not think that Turkey will raise its hands. We will strive, using all
arguments provided by international law, European law and any other
international conventions, he added.
Government spokesman Stefanos Stefanou welcomed the judgement by the European
Court of Justice (ECJ) in the Apostolides vs Orams case, noting that it
defended the property rights of citizens of the Republic of Cyprus, as EU
citizens, irrespective of whether the property is located in the free or
occupied areas.
Stefanou highlighted that the Court bypassed efforts to attach political
significance to the case, which would have deprived lawful inhabitants of
international legal measures to protect their properties while the Cyprus
problem remained unresolved.
The judgement also confirmed that suspension of the acquis in the occupied
north did not inhibit the competency of Cypriot courts to decide on property
rights in the occupied areas, despite the governments inability to exercise
effective control over the territory.
The Legal Services hailed the decision for allowing displaced people to defend
their property rights before civil courts of the Republic.
It further noted that those trying to buy Greek Cypriot land in the north now
faced a serious and existing danger which constituted a serious preventive
factor against the illegal exploitation of Greek Cypriot land.
The ruling reaffirmed that the Republics courts have exclusive jurisdiction on
property issues for the whole territory of Cyprus.
Foreign Minister Marcos Kyprianou welcomed the ruling, noting that no political
criteria or political expediency were taken into consideration by the Court.
The ruling means that Protocol 10 may suspend the implementation of the EU
acquis in the occupied areas but this does not mean that rulings of Cypriot
courts concerning the occupied areas will not be implemented in the rest of the
EU member states, he added.
The decision was also widely welcomed by the House President, and all the
parties who said the decision would help protect Greek Cypriot property owners
from those who want to buy their land in the north.
CYPRUS MAIL 29/04/09
Thousands expected for bicommunal
May Day rally
By Alexia Saoulli
AROUND 2,000 Greek and
Turkish Cypriots are expected to show up for a bicommunal rally in Nicosias
buffer zone to celebrate May Day on Friday.
Organisers hope the Labour Day celebration will attract a large number of
people despite the three-day weekend starting May 1.
We are optimistic the three-day weekend wont affect the turnout, said a
member of organiser Platform for Peace (PP), a bicommunal initiative made up of
unions from both sides of the divide.
Speaking ahead of a news conference to announce the rally, PP co-ordinating
committee member Costas Achinitios said if the turnout for a bicommunal effort
on September 1 was anything to go by then a lot of people would show up on
Friday.
Achiniotis said the rally would be held in a football field in the buffer zone
next to the Ledra Palace checkpoints in Nicosia. Last year, the May Day
celebrations had been held in the north and had attracted 3,000 people, he
said.
They were mostly Turkish Cypriots last year. On September 1 we tried to do
something in the buffer zone and 1,500 came. Hopefully this time well have
even more than that, he said.
This is not the first time the football pitch has played host to bicommunal
events, with Cypriots from both communities well used to attending concerts and
addresses in the large, empty lot.
Achiniotis said one entrance would be used for both communities and people
would be directed in by UN peacekeepers.
The rally will kick off at 5pm with speeches from organisers in both Greek and
Turkish, followed by some singing entertainment from the bicommunal choir, the
Dhali choir and even some hip-hop and music from Hajimike for the younger
members of the audience.
May 1 is an anniversary that must be celebrated bicommunally and is above
ethnicities. Its for all workers, he said.
Especially during this time of economic recession, worker solidarity and
co-operation is more needed than ever. I would say its urgent even.
The free event is open to the public and is expected to conclude by 8pm.
CYPRUS
MAIL 29/04/09
Limnitis deal on the table
GOVERNMENT spokesman
Stefanos Stefanos yesterday neither confirmed nor denied reports that a deal
was on the table to provide electrical power to the Turkish Cypriot enclave of
Kokkina in exchange for the opening of a crossing point at Limnitis.
The government wants a crossing to be opened at Limnitis that would allow Greek
Cypriot residents of Pyrgos to travel directly to occupied Morphou, which is
only a few miles away, instead of having to take the long route south and via
Nicosia. The demand, which is part of the talks agenda between the two
communities, has apparently stumbled on the refusal of the Turkish military in
the north.
I do not wish to comment on any such reports, because the efforts being made
to open Limnitis could do without public statements, Stefanou told newsmen
yesterday following a meeting of the Cabinet.
The President of the Republic is constantly broaching the issue, both with the
Turkish Cypriot community and abroad. When we have something to announce, we
shall do so, he added.
One idea floated in the past, which turned controversial, involved the Greek
Cypriot authorities allowing gasoline into Kokkina for the purpose of
refuelling troops there.
CYPRUS
MAIL 29/04/09
Going green to bridge the Cyprus
divide
By Bejay Browne
CONCERNS over the EUs
Natura 2000 conservation project are beginning to reach remote villages in the
north such as Kormakitis, where residents worry they will be unable to develop
their land.
During a visit on Sunday by Greek and Turkish Cypriot environmentalists, along
with EU representative in Cyprus Androulla Kaminara, Kormakitis Maronite
residents were addressed at a public meeting.
The EU Commission had also arranged for them to meet with the Natura 2000
project leader, Jan Seffer, who briefed them about the developments of the EU
environmental initiative.
We talked about the environment in the north, and how parts need to be
included in the Natura 2000 project, to protect them from over building, said
Greek Cypriot Agyris Ioannou, president of the European Environmental Movement
They wanted to talk about the Natura 2000 project, and they have similar
problems and concerns as the ones we have with the Akamas region in Paphos.
They asked a lot of questions, but didnt seem very satisfied with the
answers, said Ioannou.
He said one young man told him that the villagers felt that if they were unable
to develop their land, they would be financially unable to stay there because
all they can do (then) is grow vegetables.
He told me that there are mixed marriages happening every day, and that in ten
years he fears the Maronites will have been wiped out, said Ioannou. He said
he advised them to form a committee to protect their rights as citizens, as the
villagers in the Akamas had done.
I informed him that the committee could then discuss the matter with the
European Commission, and perhaps swap their land for a similar setting in
another area, so they will be able to make a living. But the man insisted
officials wouldnt listen. Ioannou pressed him to try.
He agreed in the end that a committee would be a good idea, and also to try to
work with the European Commission. But they are only at the beginning of this
process; I think it will take about ten years or so, he said of the Natura
2000 project.
Ioannou said Sundays visit had been his first to the north since the crossings
opened in 2003.
I felt an overwhelming empathy for the Cypriot people. Cyprus shouldnt be
divided into two; its a small island, and to go from one side to the other,
which although beautiful, is 50 years behind, was very sad. Its a shame, it
should never have happened, and we must do all we can to reunite the island,
he said. We have to look to the future now and work together, the two
communities side by side.
Following a recent visit to Brussels, along with 24 presidents of different
green organisations in Cyprus, strong ties have been forged across the divide.
The group of 10 Turkish Cypriots and 15 Greek Cypriots who attended the
Brussels meet, found they had a lot in common and discussed numerous issues
concerning the island.
We wanted to continue with what we had accomplished during the trip, and put
our efforts into protecting the environment here in Cyprus, Ioannou said. The
decision to meet in Kormakitis had been passed unanimously as the area is of
particular environmental significance, he said.
We walked around Kormakitis, which is beautiful, and lush and green, and we
visited areas of outstanding beauty, said Ioannou. The sea is crystal clear,
and although I saw a lot of building, I didnt see any visitors.
Kormakitis is the historical centre of the Maronite Church in Cyprus and prior
to 1974, the village had around 1,000 inhabitants. There are only a small
number left today. They speak a unique Arabic dialect and are members of one of
the Syriac Eastern Catholic Church, whose heritage stretches the back to the
fifth century.
The environmental party was also surprised to see Turkish Cypriot leader Mehmat
Ali Talat, jogging along the road surrounded by his security guards. He didnt
stop to talk to us, but he waved, Ioannou said, I was told he has a villa in
the area.
CYPRUS
MAIL 29/04/09
Green line regulation being abused
say deputies
By Jacqueline Theodoulou
AGRICULTURAL
organisations and MPs yesterday called for better implementation of the Green
Line Regulation so as to protect Greek Cypriot farmers and consumers from
products originating from Turkey, which arent receiving the necessary health
checks.
The House Commerce Committee met to discuss the Regulation, imposed by the EU
in 2004, and the problems being faced in its implementation.
Committee Chairman Lefteris Christoforou of DISY said it was imperative to
figure out the extent of the problem, both to protect consumers, but also to
protect Greek Cypriot farmers and fair competition.
It clearly seems that Cypriot farmers are being grossly affected by the Green
Line Regulations implementation and the way in which it is structured and
formed, said Christoforou.
I feel this is creating conditions of unfair competition, there is confusion
in the market over the products that are coming from the occupied areas and
products from the free areas, and for this reason we will continue this
discussion [tomorrow], so that ways can be found for transparency to prevail
and to protect Cypriot consumers and farmers, he added.
In a bid to improve the situation, Christoforou said he would be promoting a
law proposal, which will make it obligatory from now on for all products to be
clearly labelled with their producers name, as well as their place of origin,
so Cypriot consumers are aware of where the product comes from and who produces
it.
Another important issue, he added, is to find ways to promote fair competition
for Cypriot farmers, who should be treated in the same way as Turkish Cypriot
farmers.
We feel the Green Line Regulation needs to be updated and adjusted to the new
conditions, and we will seek ways to find all the solutions that will benefit
Cypriot consumers and farmers, said Christoforou.
The health checks imposed on products coming from the north also need to be
looked at, he explained. There are intense doubts over whether products coming
from the occupied areas live up to the necessary health specifications and
whether the same measures are being taken as those taken by Cypriot farmers in
the free areas, said Christoforou.
Representatives of agricultural organisations were also invited to the meeting,
though they didnt get the chance to express their views on the matter due to
lack of time. They have been invited to attend tomorrows meeting, when the
discussion will continue.
But after the meeting, the head of the Pancyprian Farmers Association, George
Mouttas, claimed Turkish products were being sold in the free areas, with the
Turkish Cypriot Chambers consent. For this reason, he suggested the EU is
given the responsibility of supervising the Regulations implementation.
VAT Commissioner Zeta Emilianidou, who also heads the Finance Ministrys
Customs and Excise Department, was invited to explain the Regulation, which she
said had improved considerably since it was established in 2004.
According to Emilianidou, the Customs Department and VAT Service monitor and
register all products that pass through the legal checkpoints, while at the end
of each year, they prepare a report that is presented to the government and EU.
The products accompanying documents are always checked, she added, to ensure
among others that they have been approved and stamped by the Turkish Cypriot
Chamber of Commerce, as provided by the Regulation.
VAT is not imposed on these products, said Emilianidou. However, Turkish
Cypriot businessmen who transport large quantities of products are registered
with the VAT Service and need to pay VAT. She admitted there were some
difficulties in collecting the taxes, seeing that government services havent
got access to the occupied areas.
But this, she pointed out, is a problem faced with Greek Cypriots who owe VAT
too.
AKEL MP Dinos Hadjinikolas said there had been repeated indications that there
were difficulties in implementing the Green Line Regulations. The relevant
authorities, he added, should inform parliament on the quantities of products
that are brought from the occupied areas and whether these are
disproportionately large. He also wanted to be informed whether the authorities
had ever spotted imports from Turkey, which were later passed off as Cypriot.
There are great question-marks over how this Regulation is implemented and how
the authorities are dealing with the possibility of fake documents being issued
by the Turkish Cypriot Chamber of Commerce to accompany these products, said
Hadjinikolas.
DISYs Kyriacos Hadjiyiannis
DIKO Deputy Nicolas Papadopoulos wanted to be informed on the health checks
that are carried out on products coming from the north, especially now with the
outbreak of swine flu.
EDEK Deputy George Varnava said the Green Line Regulation was a result of the
Greek Cypriots rejection of the 2004 Annan Plan and the EU, which imposed it,
should ensure that it is being implemented correctly.
There are products, such as cherries, for which there is no doubt that they
are illegally being imported from Turkey and then promoted to the free areas as
Turkish Cypriot, and unfortunately there seems to be a problem with the
assurances offered for these products by the Turkish Cypriot Chamber of
Commerce, said Varnava.
CYPRUS
MAIL 29/04/09
KKTCye
Orams darbesi
AB Adalet Divanı, KKTCde
1974ten önce bir Ruma ait arsa üzerine villa yapan Orams çiftini mahkûm eden
Rum yargısına ait kararların, tüm AB ülkeleri tarafından
dikkate alınması gerektiğini bildirdi
Avrupa
Birliği Adalet Divanı (ABAD),
KKTC
açısından hem ekonomik hem de siyasi alanda olumsuz sonuçlar
doğurma potansiyeli taşıyan bir karara imza attı. Mülkiyet
sorunuyla ilgili olarak bir Rumun açtığı dava konusunda
görüş bildiren ABAD, Rum yargısı tarafından alınan
kararların tüm AB ülkeleri tarafından dikkate alınması
gerektiğini belirtti. ABADın gündemine gelen davanın
temelinde İngiliz David ve Linda Orams çiftinin 1974te Güneye geçen Rum
Meletis Apostolidesin Laptadaki arazisine villa inşa etmiş
olmaları yatıyor. Apostolides, villanın yıkılması
ve tazminat talebiyle Rum yargısına başvurdu.
Cherie Blair savunmuştu
Rum mahkemeleri, Orams ailesinin Apostolidese maddi tazminat ödemesine,
Adaya izinsiz girişlerinin durdurulmasına, arazinin sahibine iade
edilmesine, araziyi işgal ettikleri süre kadar kira ödemelerine, arazi
üzerine inşa ettikleri villayı yıkmalarına ve
Apostolidesin mahkeme masraflarının karşılanmasına
karar verince dava, kayda geçmesi amacıyla İngiliz
yargısına taşındı. İngiliz yargısı önce
Rum mahkemelerinin kararlarının İngilterede uygulanabilir
olduğuna karar verdi. Temyiz aşamasındaki karar, İngiltere
eski Başbakanı Tony Blairin eşi Cherie Blairin savunduğu
Orams çiftinin lehine dönünce dava görüş alma amacıyla ABADa
taşındı.
Tüm ABde geçerli
AB düzenlemeleri, herhangi bir AB ülkesinde alınan ulusal mahkeme
kararının tüm üye ülkelerde uygulanabilmesine olanak
sağlıyor. ABAD dün açıklanan görüşüyle, her ne kadar AB
müktesebatı KKTCde uygulanmıyor olsa da, Rum mahkemelerinin
kuzeydeki bir taşınmazla ilgili olarak aldığı kararın
KKTCde de geçerli sayılmasını benimsedi.
ABAD, Rum mahkemesi tarafından alınan kararın pratikte
uygulanamıyor olmasının kararın geçerliliği ve
diğer ülkeler tarafından tanınması gerekliliği
üzerinde etkisi olmadığını net bir şekilde
vurguladı. Mülkiyet sorunu, Kıbrıstaki taraflar arasında
yürütülmekte olan kapsamlı çözüm müzakerelerinin en çetin
başlıklarından birini oluşturuyor.
Avukat: Kimse sevinmesin
İngiliz çift Oramsları Rum Kesimine karşı savunan Vahib
and Codan avukat Hasan Vahib, Avrupa Birilği Adalet Divanının
(ABAD), KKTC aleyhine aldığı kararın son sonuç
olmadığını belirterek, Rum Kesimi ve Kuzeyde bayram
edenlerin boşuna sevindiklerini söyledi.
KKTC
için vahim sonuçları olacak
ABADın KKTCdeki taşınmazlarla ilgili olarak dün açıklanan
görüşü, KKTC ile Rum kesimi arasında sürdürülen müzakereler üzerinde
olumsuz etki yaratma potansiyeli taşıdığı gibi ticari
ve siyasi açıdan da KKTCyi zora sokacak nitelikte. Öncelikle ABADın
kararından Kuzey Kıbrısta eskiden Rumlara ait olan arazilerde
evi ve yatırımı bulunan bütün yabancılar etkilenecek.
Rumlar, KKTCde mülk alan kişilerin AB ülkelerindeki mülklerine ve banka
hesaplarına el koydurabilecek. Kuzey Kıbrısta mülkü bulunan ve
sayıları 10 bine yaklaştığı belirtilen
yabancıların, ülke-lerindeki mal varlıklarına el
konulacağı endişesiyle mülklerini satma yoluna gitmeleri
bekleniyor. KKTCyi bekleyen olası riskler şöyle:
- Müzakerelerde Rum kesiminin eli güçlenirken mülkiyet
tartışması daha da karmaşık hale gelebilir.
- Dava, KKTCdeki arazi ve mülklerle ilgili Rum mahkemelerinde görülen
diğer davalara emsal teşkil edebilir ve bu nedenle benzer nitelikli
davaların sayısı artabilir.
- AB vatandaşları, KKTCde mülk edinme konusunda daha
ihtiyatlı davranacakları için Adanın kuzeyindeki ekonomi
olumsuz yönde etkilenebilir.
Talat:
Karar gerginlik yaratır
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıstaki mülkiyet
sorununun Orams davası benzeri davalarla çözümlenemeyeceğini, bu tür
girişimlerin iki halk arasındaki ilişkileri
gerginleştirmekten başka bir işe yaramayacağını
ve sorunun kapsamlı çözümüne yardımcı
olmayacağını belirtti. Talat, Orams davasıyla ilgili
olarak, KKTC televizyonlarından canlı yayımlanan bir
konuşma yaptı. Talat, şunları söyledi:
Kıbrıs Türk halkı bilmelidir ki, Kıbrıs sorunu
çözümlenene kadar, KKTC Cumhurbaşkanlığı ve devletin tüm
organları KKTCde yürürlükte bulunan hukuka sahip çıkacak ve
Kıbrıs Rum tarafının müzakere masasında
Kıbrıs Türk tarafının elini zayıflatacak hamlelerine,
KKTC hukuku çerçevesinde üreteceği çözümlerle gerekli
karşılığı verecektir.
Talat,Bu tutumumuz, Kıbrıs Rum liderliği ve Kıbrıs
Rum halkı tarafından da dikkate alınmalıdır. Masada
çözüm arayışlarımız bir zafiyet belirtisi olarak
değerlendirilmemelidir. Koşullar ne olursa olsun çözüm
çabalarımızı sürdürecek ama Kıbrıs Türk
halkının esenliği için gerekli önlemleri almaktan da
kaçınmayacağız. Bu süreçteki gelişmeler, Kıbrıs
Rum tarafının haksız şekilde elde ettiği Avrupa
Birliği (AB) üyeliğinin Kıbrıs Türk halkı aleyhine
kullanılmakta olduğunu yeniden göstermiştir diye ekledi.
Liderler
olağanüstü toplantıya çağrıldı
Avrupa Birliği Adalet Divanının (ABAD) kararı Kuzey
Kıbrısta şok etkisi yarattı. KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, bütün liderleri bugün konuyla ilgili olarak görüşmelerde
bulunmak üzere olağanüstü toplantıya çağırdı.
Kıbrıslı Türk liderler, ABAD kararının Türk ve Rumlar
arasındaki görüşme sürecini baltalayacağına dikkat
çektiler. KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan
Erçakıca, Bu kararın, Kıbrıs sorununa çözüm bulma
çabaları da dahil, olumsuz yansımaları olacak dedi. Ulusal
Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Orams
davasında çıkan sonuç Rumların çözüm istemediğini gösteren
bir taktik. Bizleri oldukça sıkıntıya sokacak bir karar dedi.
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş da,
Kıbrıs Türk tarafının davanın savunulması
sırasında yanlış adımlar attığını
belirterek, Demek ki gidilen yol, yanlış yoldu dedi. Serdar
Denktaş, Bu tür kararlar, Türkleri Rumlara karşı Cesaretin
varsa gel malları al noktasına taşır diye konuştu.
MILLIYET
29/04/09
İngilizler, KKTC'de mülklerini kaybedebilir
29/04/2009 RADIKAL
Avrupa Adalet Divanı'nın, Rum mahkemelerin KKTC'de yaşayan bireyleri de yargılayabileceğine hükmetmesiyle KKTC'de yaşayan 5 bin İngilizin 'mülkiyet hakkını' kaybetmesi sözkonusu
AYNUR TATTTERSALL
LONDRA - Avrupa Birliği'nin en yüksek yargı organı Avrupa Adalet
Divanı'nın, Kıbrıs Rum yargısının KKTC'de de
yetkili olduğu ve alacağı kararların tüm AB ülkelerinde de
uygulanması gerektiği yönündeki kararları nedeniyle adada
yaşayan 5 bin İngilizin mülkiyet hakkını'
kaybedebileceği belirtildi. İngiliz Dışişleri
Bakanlığı, internet sitesinde yaptığı
yazılı açıklamada, sadece Türkiye tarafından tanınan
KKTC mülkiyeti satın almayı planlayan vatandaşlarını,
Kıbrıs, AB ve İngilterede haklarında yasal işlem
yapılabileceği yönünde uyarıyor. İngiliz Daily Mail
gazetesi, Lüksemburg merkezli Avrupa Divanı'nın kamuoyunda Orams
Davası' diye bilinen mülkiyet ile ilgili davada, KKTC'yi
yargılayıp, Rum mahkemelerin KKTC'de yaşayan bireyleri de
yargılayabileceğine hükmetmesi üzerine, KKTC'de yaşayan 5 bin
İngilizin mülkiyet hakıını kaybedebileceğini
yazdı. Gazete, mahkeme kararının ardından zafer
açıklaması yapan Rum avukat Constantis Condounas'ın, Şimdi
Kuzey Kıbrıs'ta mülk alan yabancılar korkmaya
başlasın. Karar lehimizedir sözlerine yer verdi. Rum hükümet sözcüsü
Stefanu Stefanos da karardan çok memnun olduklarını
açıkladı. Kararı alan Adalet Divanı hakimler heyetinin
başkanlığını ise, Yunanlı hakim Vassilios Skouris
yaptı. Haberde, 1974 yılında 167 bin Kıbrıslı
Rumun evlerini terketmek zorunda kaldığını, 40 bin
Kıbrıslı Türk'ün de konutlarını bırakarak,
Kuzeye gittiklerini vurgulandı.
DAVA NASIL GELİŞTİ?
Rum mahkemesi, 2004 yılında KKTC'nin Girne kentinde villa satan çift
Linda ve David Orams'ı, 1974 öncesinde arsa sahibi Rum Meletis
Apostodlides'in şikayeti üzerine yargılandı ve evini
yıkması, tazminat ödemesi karar verdi. Rum avukatlar ardından,
Orams ailesinin İngiltere'deki evine haciz götürmek üzere Londra'da dava
açtı. İngiltere eski Başbakanı Blairin avukat eşi
Cherie Blair, KKTCnin çıkarlarını savunmak üzere Orams
davasını üstlendi.(dha)
Orams ruling niggling Cyprus talks
By Simon Bahceli
A
TANGIBLE sense of anger and indignation hung over the breakaway Turkish Cypriot
north as it woke up yesterday to the implications of Tuesdays European Court
of Justice (ECJ) ruling on the Orams case, and how it might affect the ongoing
peace talks.
Everything is possible now, spokesman for the Turkish Cypriot leadership
Hasan Ercakica told the Cyprus Mail yesterday when asked how they planned to
react to the ruling.
The ECJ decision backed a Nicosia court ruling ordering British expat couple
David and Linda Orams to demolish a house they had built on the Lapithos
property of Greek Cypriot refugee Meletis Apostolides.
I dont want to say what the possibilities are, and I cant say what is going
to happen next, but everything that might come to mind is a possibility,
Ercakica said while clearly implying that the Cyprus negotiations might be
affected.
Turkish Cypriot media touted that it was the end of the talks, while on the
Greek Cypriot side government spokesman Stefanos Stefanou said the decision
would have a direct effect on negotiations.
Ercakicas comments came after a meeting between the Turkish Cypriot leader
Mehmet Ali Talat and leaders of political parties in the north a meeting at
which the Turkish Cypriot political leaders expressed unprecedented unity.
If there is one thing for us to feel happy and secure about it is the fact
that we are all agreed in our reaction to this, Ercakica said.
Although previously aware that the ruling was likely to go against the Orams,
Talats spokesman said the Greek Cypriot leaderships obvious pleasure at the
ruling revealed a lack of sincerity at ongoing UN-sponsored reunification
talks.
If Christofias believes he can solve the property issue in the courts, why
doesnt he go and do it? And if he thinks he can do it this way, why doesnt he
leave the negotiating table? Can he please explain this to his people and the
international community?
But ruling AKELs general secretary, Andros Kyprianou, said: These approaches
are extreme. The court very correctly has said that nobody can illegally use
the property of someone else. The message here is that there needs to be an end
to the illegal constructions on properties belonging to Greek Cypriots and at
the same time the solution to the Cyprus problem must take into consideration
certain basic principles of international justice. He added: We feel the
arguments of our side have been reinforced. So we wish and hope that the
Turkish side, interpreting this ruling correctly, it approaches the
negotiations table and positions itself in way that will be harmonised with the
ECJ ruling.
On Tuesday evening Talat appeared on local state TV accusing the EU of once
again showing it does not play a positive role in seeking a solution to the
Cyprus problem. This he did despite being one of the norths main proponents
of EU accession for the breakaway state. He also said he believed cases such as
the Orams would do little more than increase tensions between the two
communities, thus making a solution yet harder to secure.
Although reported to be angry, disappointed and concerned about the ruling,
Talats reaction was less severe than that of former leader Rauf Denktash who
said it was a reason to call off negotiations with the Greek Cypriots.
If it was me, I would leave the negotiating table, he was quoted as saying in
a Turkish Cypriot daily. He added criticism however for both Turkey and the
north for not having been more involved in the case.
How many times have I said Turkey and the TRNCs government have to involve
themselves in this case. It is being handled with just the testimony of one
side, he said.
A spokesman for the National Unity Party (UBP), which will take over the
breakaway norths administration in the coming days, also hit out at the
ruling, saying that it was unfair and one sided.
The chief judge was a Greek, and another of the judges was none other than
Myra Arestis husband. Arestis won a ruling at the European Court of Human
Rights two years ago ordering Turkey to compensate her for the loss of use of
her property in Varosha.
If a judge has any personal interests in the outcome of a case they are
presiding over, they are ethically obliged to withdraw, the spokesman added.
There were other objections to the ruling. Turkish Cypriot international law
expert and lecturer at the Eastern Mediterranean University (EMU) in Famagusta
Kutred Ozersay said he believed the ruling rested on weak ground
For such a big issue to be dealt with in a 12-page report seems to me to not
to do justice to it, he said. He added that the court had ignored political
issues that gave the case implications well beyond the lives of Apostolides
and the Oramses.
This is not about individuals; its an international conflict, he said,
adding a call on the UK Appeals Court, where the ECJs ruling will go for
implementation, to take this into account.
The UK has to know that if it doesnt take measures during the final stages of
the case in the UK court, the continuation of negotiations in Cyprus
particularly on the property issue will be meaningless. This is extremely
serious, he warned.
Ozersay however that it was difficult for the British court to do anything but
ratify the ECJ ruling because the wording on public policy issues narrows the
scope of the discretionary power of the UK court to refuse to implement the
ruling on public policy grounds, and public policy is the only grounds that can
be used as a reason not to implement it.
His only hope, he said, was that the British government, realising the
implications for ongoing negotiations, might seek to impress on the court the
need to take heed of the political issues relating to the case.
This can be done through political statements that might indirectly make the
court aware of the issues. Another way would be for the judge to delay
proceedings while seeking the views of the Foreign Office. This is not
unprecedented, Ozersay said.
CYRPUS MAIL 30/04/09
Everyones talking about the Orams
case
By Jacqueline Theodoulou
POLITICIANS, lawyers and
public figures in Cyprus, Turkey and the UK yesterday spoke out about the
European Court of Justice (ECJ) ruling in the Apostolides-Orams case.
According to a CyBC source in London, the British Courts are now expected to
adopt the ECJ ruling. First to report on the ruling in Britain was the BBC,
while the Financial Times website said the decision was a blow to English
expats living in the northern part of Cyprus.
But Greek Cypriot politicians, as well as Apostolides and his legal team, feel
the Republic has been vindicated and the ECJ decision will put an end to the
exploitation and theft of Greek Cypriot properties in the occupied areas.
Apostolides said the ruling had great significance when it came to the
properties chapter in the direct negotiations.
Speaking to Greek radio station in London LGR, Apostolides said it would be
extremely difficult for the British Appeal Court to reject the ECJ ruling.
I feel especially satisfied with the response given by the court, he said. I
think the ruling is of greater significance for the island and the property
issue in general. We will now have the continuation, where we will see how the
English appeal court will handle these responses.
Government Spokesman Stefanos Stefanou said the decision would have a direct
effect on negotiations, during which international and European justice should
be taken into serious consideration when discussing the properties issue.
Regarding the possibility of the British Appeals Court overturning the ruling,
Stefanou was of the view that no court would ignore a ruling by the highest
judicial body of the EU.
On one hand we are holding onto this legal triumph, we will use it in our
political battle, but unfortunately, court rulings alone cant resolve the
Cyprus problem, he said. I dont think there is any court or appeals court in
any European country that would ignore a ruling by the highest judicial body of
the European Union, and I think this is also one reason why it has upset many
people, especially in the UK apart from Turkey and the pseudostate, because
there are a large number of British nationals that embezzle Greek Cypriot
properties in the occupied areas and who now clearly see that they have been
breaking the law.
Asked yesterday how the ruling would change the situation in Cyprus, DISY vice
president and MP Ionas Nicolaou said the decision was of great importance to
Greek Cypriots who own properties in the occupied areas.
It has important political and legal ramifications. It is possible that this
decision will discourage the continuing exploitation and embezzlement of Greek
Cypriot properties in the occupied areas; because prospective buyers will think
twice and thrice before deciding to buy Greek Cypriot properties, having in
mind how effectively Greek Cypriots property rights are being protected.
Nicolaou added: This decision is also important because for the first time the
European Court of Justice confirms the principles and the values of the
European Union and the acquis communautaire, which protects the rights of Greek
Cypriot property owners in the occupied areas.
This decision is also important in regards to negotiations for the property
issue, said Nicolaou, as it reinforces the right to have the properties
returned to their legal owners. I would say it strengthens our position for
the return of Greek Cypriot properties in the occupied areas to their owners,
he said.
CYPRUS MAIL 30/04/09
Does Cherie have property in the
north too?
RUMOURS yesterday
resurfaced that Cherie Blair, wife of former British Prime Minister Tony Blair,
received property in the occupied areas as payment for representing David and
Linda Orams in their UK property appeal against Greek Cypriot refugee Meletios
Apostolides.
The issue was brought to light by Offsite, an email news bulletin, which made
reference to an article on legal website nolegalese.com.
The article, Cherie Blair and the Bounced Cheque from North Cyprus, was
written by Lesley Hardy, the UK Chairman of Wellington Estates Ltd, a property
development company registered in the occupied areas.
The lengthy piece basically refers to reports in the Turkish Cypriot media that
the QC allegedly received a dud cheque for payment of her legal fees when she
defended the Orams against the claim by Apostolides concerning his home in
occupied Lapithos.
The article then continues: However, the story has wide circulation on
internet blogs and further rumours have surfaced. One rumour is that Cherie
Blair agreed for her legal fees to be paid in kind, and is now the owner of
several apartments in the north. One apartment is allegedly near Lapta, which
is the location of the disputed property.
Cherie and Tony Blair have an interest in property investment. In 2002, they
used the services of convicted fraudster Peter Foster to purchase two
apartments in Bristol, one for the use of their son Euan, and the other as a rental
investment.
It is further rumoured that Cherie Blair now owns several apartments in North
Cyprus, which are held in trust, and that rental income is collected by a well
known British estate agent.
Speaking from the UK yesterday, Hardy said he was not prepared to enlarge on
the rumours but that there was substance to them and he was not reporting
on a scurrilous basis.
Nevertheless the property developer did not wish to be drawn into the issue
further.
I cannot definitely say that she [Blair] does own property in North Cyprus in
her name or an alias. I cannot confirm that, said Hardy.
However the story will probably resurface, he added.
No one was yesterday available for comment from Blairs law firm, Matrix
Chambers.
CYPRUS MAIL 30/04/09
Libya keen to invest in Cyprus
exploration
By Elias Hazou
LIBYA'S
top oil official said yesterday his country is keen to invest in oil-and-gas
exploration off Cyprus' southern coast.
Shukri Ghanem said Libya is very much interested in looking at different
possibilities of investment in a search for oil and gas deposits inside the
island's exclusive economic zone.
Ghanem, who is the chairman of Libya's National Oil Corporation, did not
elaborate.
He was speaking to newsmen shortly after exploratory talks in Nicosia with
Commerce Minister Antonis Paschalides.
The Libyan Oil Minister said he aspired that the productive dialogue
initiated yesterday would continue in Tripoli.
Cyprus launched an initial licensing round in 2007 for 11 blocks covering 51,000
square kilometers (17,000 sq. miles) of seabed. Officials said a second
licensing round will be launched, but have not said exactly when.
Ghanem said Libya is also looking into supplying the crude-reliant island with
natural gas and investing in its energy sector.
With approximately 40 billion barrels of oil, Libya has the largest proven oil
reserves in Africa, in addition to considerable gas resources. It is Africa's
third biggest oil producer, pumping around 2 million barrels a day.
Paschalides said Libya had expressed an interest in participating in a planned
energy infrastructure project in Cyprus involving the construction of a massive
facility with both crude-oil plants and a re-gasification terminal for
Liquefied Natural Gas (LNG).
The minister described Libya as having considerable capabilities in oil
drilling, and confirmed the African country was interested in the next round of
licensing for oil and gas exploration off Cyprus coast.
The two sides discussed ways of boosting trade ties, including among other
things the prospect of establishing direct flights.
Cyprus has also been sounding off Algeria and Russia for a possible LNG supply
deal, but the result of these talks is still unclear. An official visit to
Cairo earlier this month yielded little more than an agreement to share
technical know-how in the areas of oil exploration and exploitation.
Cyprus wants to have a number of [potential] suppliers so that we can assess
and weigh different options, not just one, said Paschalides.
There is no official ETA on the LNG re-gasification terminal, which will make
it possible for Cyprus to switch to the cleaner, cheaper natural gas. It is
thought the facility should be ready by 2014 or 2015.
This month the Electricity Authority of Cyprus, who is to run the facility,
invited investors to express interest in the LNG venture. The prequalification
process ends on May 29.
CYPRUS MAIL 30/04/09
"İnşaat
sektörü tamamen ortadan kalkacak"
İnşaat
Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, Orams davası
sonucuyla KKTC′deki ev
alımında yabancı talebinin tamamen duracağını,
ülkedeki inşaat sektörünün de tamamen ortadan kalkacağını
belirtti
İnşaat Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer,
Orams davası sonucunun inşaat sektörünü ve iş pazarını
tamamen ortadan kaldıracağını belirtti. Ülkemizde
inşaat sektöründe büyük sıkıntılar olacağına
dikkat çeken Gürcafer, yurt dışında 500 bine yakın
Kıbrıslı Türkün olduğunu ve bu insanların ev
alırken Türk koçanlı olmasına dikkat edecekleri üzerinde durdu.
Ülkemizdeki Türk koçanlı ev fiyatlarının yük-seleceğini ve
aynı zamanda talebin azalacağını belirten Gürcafer, KKTC′deki ev
alımında yabancı talebinin tamamen duracağını
söyledi.
Gürcafer, Rumların bu Orams davasındaki amaçlarının
stratejik olduğunu
belirterek,
hedeflerinin KKTC ekonomisini çökertmek olduğunu dile getirdi. Ekonominin
ardından Rumların turizme, eğitime ve havacılığa
da yürüyeceğini söyleyen Gürcafer, yapılması gereken tek
şeyin AB′ye tepki koymak olduğunu
belirtti.
EŞ ZAMANLI TEPKİLER ORTAYA KOYULMALI
Gürcafer, bu konuya karşı Türkiye ile Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat′ın eş
zamanlı tepkiler ortaya koyması gerektiğine işaret ederek
"Bu olayı uluslararası siyasi krize dönüştürmek
gerekir" dedi.
Cafer Gürcafer, çözümü tetikleyici bir adım atılması gerektiğini
belirterek, "Güney Kıbrıs′ın tek taraflı AB′ye alınması
kantarın topuzunu kaçırmıştı. Bu da ikincisi oldu.
Mülkiyette uluslararası tanımı yitirmiş olduk. Rum
tarafı ile takas ve tazminatlar konusunda görüşmeler vardı şimdi
uluslararası konsey Hristofyas′a baskı yapacak" şeklinde konuştu.
Gürcafer toplum olarak bu durumda birlikte hareket edilmesi gerektiği
yönünde mesaj vererek, kararların çok ciddi boyutlarda olduğunu ve
ABAD kararlarının on katı zararlarıyla karşı
karşıya kalacağımızı dile getirdi.
Emlak sektörü
kaygılı
Emlakçılar
Birliği Başkanı Hasan Sungur, Orams Davası′na ilişkin
çıkan olumsuz sonucu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat′ın
başarısızlığına bağlarken, dava sürecinde
gereken mücadelenin verilmediğinin altını çizdi.
"ABAD′ın
başında bulunan Yunan yargıca karşı mücadele-miz
olmadı, tarafsızlığın ve davanın aleyhimize
sonuçlanacağı belliydi" ifadesine yer veren Sungur, KKTC olarak
buna tepki konulması gerektiğini belirtti. Bu kararı kabullenmenin
anlamının olmadığını sözlerine ekleyen Sungur,
"Gerekirse ülke olarak eyleme gidilsin" şeklinde konuştu.
Sungur şöyle dedi:
"Bu karar KKTC′deki emlak
piyasasını olumsuz etkileyecek, piyasada durgunluk
yaşanacaktır. Ama özellikle bu konuyla bizimde
yapacaklarımız var. Bu yapacaklarımızın arasında Avusturalya′daki, Yeni Zellanda′daki, Türkiye′deki ve Londra′daki
Kıbrıslı Türk kardeşlerimize 10 bin mülkü düşük faiz
oranlarla tüketime gitmeyi planlı-yoruz. Rum tarafı bu proje
sayesinde dava açamayacak hale gelecektir ki, bu konuyu hukuk
uzmanlarımızla KKTC halkı olarak güçlü, beraber, CTP′lisi UBP′lisi, DP′lisi, TDP′lisi bir olup mücadeleye
devam etmek zorundayız. Dünyaya Kıbrıs Türk halkının
sessiz kalmayacağını göstermemiz gerekir.
"Ekonomik
gelişmemizi tehdit edecek büyük bir olay"
Ekonomist
Mustafa Gündüz, ABAD kararıyla ülke ekonomisinin
olumsuz etkileneceğini açıkladı.
Gündüz, bu kararla birlikte yabancıların mallarını
satma yoluna gideceğini söyleyerek, Türk ve Rum koçanı olan
malların ipotek değeri ve fiyat farkının
açılacağını dile getirdi. İnşaat sektörünün çok
kötü
etkileneceğini belirten ve ekonomik gelişmemizi tehdit edecek büyük
bir olayla karşı karşıya
kaldığımızı vurgulayan Gündüz, "Rumların bu
sonucu siyasi bir amaç doğrultusunda mı yoksa
halkımızı mahke-meye vermek yönünde mi
kullanılacağını göreceğiz" dedi.
Dava sonucuyla ülke ekonomisinin içinden çıkılmaz bir hale
gireceğini kaydeden Gündüz, her yönüyle kötü bir karar olduğunu ve
Rumların hukuk yoluyla izolasyonları sıklaştırdığını
kaydetti.
İnşaat sektörünün zaten durgun olduğunu ve daha fazla
durgunlaşacağını belirten Gündüz, bunun siyasi bir atak
olduğunu ve bu hücuma karşı hukuki ve ekonomik önlemlerin
alınmasının şart olduğunu kaydetti. Türkiye ile
birlikte ortak bir karar alınması gerektiğini dile getiren
Gündüz, aksi takdirde ekonominin içe kapanacağını söyleyerek
" Biz dış dünyaya daha fazla açılalım derken Rumlar
ekonomimizi hukuk yoluyla kapatıyor" dedi.
Akifler:
Yerli piyasa durgunlaşacak
Ekonomist Ünal
Akifler, ABAD kararını daha önceden tahmin ettiklerini söylererek bu
kararla yerli piyasanın durgunlaşacağını kaydetti.
Herkesin ev almayı ertelediğini ve fiyatların düşmesini
beklediğini kaydeden Akifler, bu durumda halka uzun vadeli kredilerin
verilmesi gerektiği ve kolaylıklar sağlanması
gerektiğini belirtti. Akifler, paranın bizim elimizde
olmadığını söyleyerek, Türkiye′nin katkılarının
bekleneceğini vurguladı.
Akifler, ekonomik krizden dolayı varolan durgunluğun daha da
artacağını ve işsizliklerin
aratacağını belirtti.
Mesutoğlu: Biz
de mücadele başlatmalıyız
Avukat Hasan
Nidai Mesutoğlu, mülkiyet hakkının hukuğun saygı
duyduğu bir hak olduğunu ve bu sorununun kapıya
dayandığını söyledi. "Herkes kendi malının
sahibidir" diyen Mesutoğlu, bunu değiştirmek için hukukun
maddelerini değiştirmek gerektiğini kaydetti.
Çözüme gidilmesinin yararımıza olacağını
kaydeden Mesutoğlu, çözümle birlikte herkesin hangi mala ait
olacağının bilineceğini dile getirdi.
BİZİM DE GÜNEYDE MALLARIMIZ VAR
Ekonominin çok kötüye gideceğine işaret eden Mesutoğlu, onurlu
bir çözümün olması gerektiğini ve bunun için de
halkımızın Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat′a destek vermesi
gerektiğini söyledi. Mülkiyet hakkının kutsal olduğunu
kay-deden Mesutoğlu, egemenliğimizi tanıtmamız
gerektiğini ve bizim de Güney′deki mallarımızda mücadelemizi
başlatmamız gerektiğini vurguladı. "Sadece
Rumların bizde malı yok bizim de Rum tarafında
mallarımız var" diyen Mesutoğlu, karşı atağa
geçmemiz gerektiğini aksi takdirde Kıbrıs sorununun çözümünün
gecikeceği üzerinde durdu.
Erginel: Tedbir alınmazsa özgürlüğümüz elimizden
alınacak
Emekli Yüksek
Mahkeme Başkanı Taner Erginel, ABAD kararının son derece
olumsuz olduğunu ve bu kararın etkilerinden kurtulmanın zor
olacağını belirtti. Erginel, çok acil bir şekilde siyasi
önlemlerin alınması gerektiğini çünkü hukuki karar almanın
zor olacağına işaret etti.
"Bu dava sonuçlandı ve değiştirme şansı
yok" diyen Erginel, bu kararla birlikte tedbirler alınmazsa
özgürlümüzün elimizden alınacağını ve
Kıbrıslı Türklerin mahkeme olaylarında haksız
olacaklarını vurguladı. Erginel, alınacak önlemlerin hukuki
değil siyasi olduğunu yönünde mesaj vererek siyasilere acil önlem
alma çağrısında bulundu.
HALKIN SESI 30/04/09
HALKIN SESI 30/04/09
Cumhurbaşkanlığı ile Cumhuriyet Meclisi′nde temsil edilen
beş siyasi parti, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı′nın (ATAD) Orams
davasıyla ilgili kararının ciddi hata olduğunu,
Kıbrıs′taki olağanüstü
durumu görmezden gelen bu kararın kabul edilmesinin asla mümkün
olmadığını ve müzakere sürecine de ciddi zarar
verdiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı ve partiler, İngiliz İstinaf Mahkemesi′nin ATAD gibi Kıbrıs′taki gerçekleri dikkate
almayarak bir karar üretmesi durumunda, müzakere sürecinin bir daha
düzeltilmesi mümkün olmayacak şekilde zedeleneceği
uyarısında da bulundu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat′ın, UBP, CTP, DP, ÖRP ve TDP
başkan ve temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığı′ndaki
toplantısı saat 14.20′de tamamlandı. Toplantının ardından
ulaşılan ortak noktaları, Cumhurbaşkanı Talat,
basına açıkladı. Açıklamadan sonra soru kabul edilmedi,
siyasi parti başkanları da herhangi bir yorum yapmadı.
"CİDDİ HATA. KABUL EDİLMESİ ASLA
MÜMKÜN DEĞİL"
Cumhurbaşkanı Talat′ın açıklaması aynen şöyle:
"Bugün (dün), mecliste temsil edilen siyasi partilerimizle
yaptığımız değerlendirmede
ulaştığımız ortak noktalar şunlardır:
ATAD, 28 Nisan 2009 tarihinde almış olduğu kararda, Orams
davasının iki özel kişi arasındaki bir özel hukuk
davasından ibaretmiş gibi değerlendirmek ve Kıbrıs′ın iki yanında
iki ayrı hukukun yürürlükte olduğunu dikkate almamış olmak
suretiyle ciddi bir hata yapmıştır. Kıbrıs′taki olağan
dışı durumu görmezden gelen bu kararın kabul edilmesi asla
mümkün değildir.
"ŞU ANKİ SÜRECE DE CİDDİ ZARAR VERDİ"
ATAD′ın bu kararı, Kıbrıs′ta şu anda devam
etmekte olan müzakere sürecine de ciddi bir zarar vermiştir. Bu kararla
henüz sonuçlanmamış olan Orams davasındaki hukuki süreçte son
noktayı koyacak olan İngiliz İstinaf Mahkemesi′nin ATAD′ın
yaptığı şekilde Kıbrıs′taki gerçekleri dikkate almayarak bir
karar üretmesi durumunda, müzakere süreci bir daha düzeltilmesi mümkün olmayan
bir şekilde zedelenecektir.
Bir kez daha vurgulamak isteriz ki Kıbrıs′ta mülkiyet sorununun Kıbrıs
sorununun kapsamlı çözümünden kopartılarak bireylerin birbirlerine
açtığı davalar yoluyla çözümlenmesi yönündeki girişimler
iki taraf arasındaki ilişkileri zedelemekte ve bu durum müzakere
masasını da olumsuz etkilemektedir.
"BİREYSEL TERCİHLERİ DİKKATE ALAN YÖNTEMLER KABUL
EDİLMEYECEK"
Uluslararası kamuoyu, BM, AB ve Kıbrıs Rum tarafı
bilmelidir ki, Kıbrıs′ta mülkiyet sorununun çözümü konusunda sadece bireysel
tercihler dikkate alınarak ve iki kesimlilik ilkesi
sulandırılarak üretilecek yöntemleri, Kıbrıs Türk
tarafı hiçbir hal ve şartta kabul etmeyecektir.
"YAKIN TAKİPÇİSİYİZ"
Kıbrıs Türk halkı ve KKTC′de taşınmaz mal sahibi olan AB
üyesi ülke vatandaşları bilmelidir ki, Cumhurbaşkanlığı
ve KKTC Cumhuriyet Meclisi′nde temsil edilen tüm siyasi partiler bu konunun yakın
takipçisi olacaklar ve halkımızın esenliğinin ve
haklarının korunması için gerekli her türlü önlemi birlik ve
beraberlik içerisinde almaktan çekinmeyeceklerdir."
HALKIN SESI 30/04/09
Don't make this
political, Europe warns Cyprus as up to 5,000 Brits face losing property after
landmark ruling
The European Commission today warned Cyprus not to turn a British couple's legal fight to keep their holiday home into a political battle over the divided island.
Thousands of Britons with holiday homes in northern Cyprus risk losing them following a ruling yesterday by Europe's top court.
The European Court of Justice supported a Greek Cypriot refugee's demand that a British couple surrender land to him for which he holds the original deeds.
Linda and David Orams built a holiday home on property that Meletis Apostolides was forced to flee when Turkish troops invaded Cyprus in 1974.
According to the ECJ judgment they must return the land, demolish the building and hand over damages and unpaid rent.
If the British Court of Appeal rubberstamps the ruling, as is expected, then Mr Apostolides could claim against the Oramses' assets in Britain. They are understood to own a house in Hove, East Sussex.
Up to 5,000 Britons live on land in northern Cyprus that was once owned by displaced Greek Cypriots, who may now launch similar compensation suits.
The president of Northern Cyprus, Mehmet Ali Talat, insisted in a statement that the Orams' case was not over yet.
'It should not be forgotten that the Orams have filed an application in the European Court of Human Rights on the grounds that their right to a fair hearing has been violated by the procedure before the Greek Cypriot courts and that this has not been finalised yet,' he said.
The statement went on: 'If the Orams win this case before the Human Right Court, it will show that the proceedings in the Greek Cypriot courts were against human rights. We consider the property issue in Cyprus not as a private dispute, but as a reflection of the Cyprus problem.
'Unless the Cyprus problem is solved, it is not possible to solve the property issue comprehensively.
'In a comprehensive settlement, the property issue will be solved by taking into consideration not only the rights of the pre-1974 owners but also the rights of the current owners.'
The European Commission warned during the European Court proceedings against turning the issue into part of the ongoing and fraught negotiations over the divided island's future.
Today's statement said the Commission had "presented all elements on the underlying dispute and put it into its political context".
And it warned that the terms of the EU's accession agreement with Cyprus 'is not designed to solve the property issues of the island'.
The Commission said it was clear that UK courts had to recognise judgments rendered in the 'government-controlled areas of Cyprus, even when relating to property lying in the area'.
The statement added: 'The Commission considers that the present judgment shows again the need to reach comprehensive settlement of the Cyprus problem through negotiations between the leaders of the two communities. An agreed solution on the property issue can be accommodated later on by the European Union.'
The Oramses bought the shell of a house in northern Cyprus from a Turkish Cypriot, completed it and added a swimming pool, investing about £170,000. They moved in six years ago.
In 2004 a court in southern Cyprus, where forcing the selection vote to be postponed.
They also ordered the Oramses to pay him damages and monthly rent until he received his property.
The court was unable to enforce its ruling in the Turkish Cypriot-controlled north, so Mr Apostolides tried to get the High Court in London to apply it.
The Oramses, represented by Cherie Blair QC, insisted they had bought the house in good faith and had Turkish title deeds proving-they owned the land and property. In 2006 the High Court ruled the Greek Cypriot ruling was not enforceable because EU legislation is suspended in northern Cyprus pending the island's re-unification.
Mr Apostolides then went to the UK Court of Appeal, which sought legal advice from Europe.
Yesterday the ECJ ruled: 'A judgment of a court in the Republic of Cyprus must be recognised and enforced by other member states even if it concerns land situated in the northern part of the island.'
Afterwards Mr Apostolides, a Britishtrained architect said: 'I feel I have got justice from the EU and I'm sure all the other Greek Cypriot refugees suffering from the same problem will feel like me today.'
Neither Cherie Blair nor the Oramses were in Luxembourg for the ruling.
Around 167,000 Greek Cypriots fled homes in northern Cyprus following during the turmoil of 1974 and 1975, which also saw some 40,000 Turkish Cypriots abandon properties in the south to escape north.
The Foreign Office warns anyone planning to buy property in the Turkish-Cypriot state, which is recognised only by Turkey, that they could face legal action in Cyprus and elsewhere in the EU, including Britain.
Its website says: 'The European Court of Human Rights has ruled in a number of cases that owners of property in northern Cyprus prior to 1974 continue to be regarded as the legal owners of that property.'
DAILY MAIL 29/04/09
Press and Information
PRESS RELEASE No 39/09
28 April 2009
Judgment of the Court of Justice in Case C-420/07
Meletis Apostolides v. David Charles Orams & Linda Elizabeth Orams
A JUDGMENT OF A COURT IN THE REPUBLIC OF CYPRUS MUST BE RECOGNISED AND ENFORCED BY THE OTHER MEMBER STATES EVEN IF IT CONCERNS LAND SITUATED IN THE NORTHERN PART OF THE ISLAND
The suspension of the application of Community law in the areas where the Government of the Republic of Cyprus does not exercise effective control and the fact that the judgment cannot, as a practical matter, be enforced where the land is situated do not preclude its recognition and enforcement in another Member State.
Following the intervention of Turkish troops in 1974 Cyprus was partitioned into two areas. The Republic of Cyprus, which acceded to the European Union in 2004, has de facto control only over the southern part of the island while, in the northern part, the Turkish Republic of Northern Cyprus has been established, which is not recognised by the international community with the exception of Turkey. In those circumstances, the application of Community law in the northern area of the Republic of Cyprus has been suspended by a protocol annexed to the Act of Accession.
Mr Apostolides, a Cypriot national, brought an appeal before the Court of Appeal (England and Wales), in the course of a dispute between himself and a British couple, the Orams, seeking the recognition and enforcement of two judgments from a court in Nicosia. That court, sitting in the southern part of Cyprus, ordered the Orams to vacate land situated in the northern part of the island and to pay various sums. The Orams had purchased the land from a third party in order to build a holiday home on it. According to the findings of the Cypriot court, Mr Apostolides, whose family was forced to leave the north of the island at the time of its partition, is the rightful owner of the land. The first judgment, given in default of appearance, was confirmed by another judgment ruling on an appeal brought by the Orams.
The national court referred to the Court of Justice a number of questions concerning the interpretation and application of the Brussels I Regulation1. It asks, in particular, whether the suspension of Community law in the northern part of Cyprus and the fact that the land concerned is situated in an area over which the Government of Cyprus does not exercise effective control have an effect on the recognition and enforcement of the judgment, in particular in relation to the jurisdiction of the court of origin, the public policy of the Member State in which recognition is sought and the enforceability of the judgment. In addition, it asks whether the recognition or enforcement of a default judgment may be refused, on account of the fact that the document instituting proceedings was not served on the defendant in sufficient time and in such a way as to enable him to arrange for his defence, where the defendant was able to bring an appeal against that judgment.
1 Council Regulation (EC) No 44/2001 of 22 December 2000 on jurisdiction and the recognition and enforcement of judgments in civil and commercial matters
First of all, the Court declares that the suspension provided for in the Act of Accession of Cyprus is limited to the application of Community law in the northern area. However, the judgments concerned, whose recognition was sought by Mr Apostolides, were given by a court sitting in the Government-controlled area. The fact that those judgments concern land situated in the northern area does not preclude that interpretation because, first, it does not nullify the obligation to apply the regulation in the Government-controlled area and, second, it does not mean that that regulation must thereby be applied in the northern area. The Court therefore concludes that the suspension of Community law in the northern area provided for by the protocol annexed to the Act of Accession, does not preclude the application of the Brussels I Regulation to a judgment which is given by a Cypriot court sitting in the Government-controlled area, but concerns land situated in the northern area.
Next, the Court states, first, that the dispute at issue in the main proceedings falls within the scope of the Brussels I Regulation and, second, that the fact that the land concerned is situated in an area over which the Government does not exercise effective control and, therefore, that the judgments concerned cannot, as a practical matter, be enforced where the land is situated does not preclude the recognition and enforcement of those judgments in another Member State.
In that connection, it is common ground that the land is situated in the territory of the Republic of Cyprus and, therefore, the Cypriot court had jurisdiction to decide the case since the relevant provision of the Brussels I Regulation relates to the international jurisdiction of the Member States and not to their domestic jurisdiction.
The Court also states, as regards the public policy of the Member State in which recognition is sought, that a court of a Member State cannot, without undermining the aim of the Brussels I Regulation, refuse recognition of a judgment emanating from another Member State solely on the ground that it considers that national or Community law was misapplied. The national court may refuse recognition only where the error of law means that the recognition or enforcement of the judgment is regarded as a manifest breach of an essential rule of law in the legal order of the Member State concerned. In the case in the main proceedings, the Court of Appeal has not referred to any fundamental principle within the legal order of the United Kingdom which the recognition or enforcement of the judgments in question would be liable to infringe.
Furthermore, as regards the enforceability of the judgments concerned, the Court states that the fact that Mr Apostolides might encounter difficulties in having the judgments enforced cannot deprive them of their enforceability. Therefore, that situation does not prevent the courts of another Member State from declaring such judgments enforceable.
Lastly, the Court states that the recognition or enforcement of a default judgment cannot be refused where the defendant was able to commence proceedings to challenge the default judgment and those proceedings enabled him to argue that he had not been served with the document which instituted the proceedings or with the equivalent document in sufficient time and in such a way as to enable him to arrange for his defence. In the case in the main proceedings, it is common ground that the Orams brought such proceedings. Consequently, the recognition and enforcement of the judgments of the Cypriot court cannot be refused in the United Kingdom on that ground.
Unofficial document for media use, not binding on the Court of Justice.
Languages available: CS, DE, EN, EL, ES, FR, HU, IT, NL, RO, PT, SK
The full text of the judgment may be found on the Court's internet site http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=EN&Submit=rechercher&numaff=C-420/07 It can usually be consulted after midday (CET) on the day judgment is delivered.
For further information, please contact Christopher Fretwell Tel: (00352) 4303 3355 Fax: (00352) 4303 2731
Pictures of the delivery of the judgment are available on EbS "Europe by Satellite", a service provided by the European Commission, Directorate-General Press and Communications, L-2920 Luxembourg, Tel: (00352) 4301 35177 Fax: (00352) 4301 35249 or B-1049 Brussels, Tel: (0032) 2 2964106 Fax: (0032) 2 2965956