NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 22:13 TSİ 23 Mart 2008 Pazar
BRÜKSEL/WASHINGTON - AB
Komisyonunun genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehn, Talat ve
Hristofyasın 3 ay sonra BM gözetiminde kapsamlı çözüm müzakerelerini
başlatma konusunda uzlaşmalarını övgüye değer buldu.
Rehn, Talat-Hristofyas görüşmesini memnuniyetle
karşıladığını belirterek, ABnin tarafları
ve kapsamlı çözüm müzakerelerini desteklemeye hazır olduğunu
bildirdi.
Rehn
açıklamasında Liderlerin 3 ay sonra çalışma
gruplarının ve teknik komitelerin faaliyetlerini gözden geçirmek için
yeniden görüşme ve kaydedilen ilerlemeden faydalanarak, BM Genel Sekreteri
gözetiminde kapsamlı çözüm müzakerelerini kararı övgüye
değerdir dedi.
Lokmacı Geçidinin 44 yıl aradan sonra yeniden açılması
kararının sembolik önemine dikkat çeken Rehn, geçiş
noktası çalışmaları için ABnin BM Kalkınma
Programına 100 bin avronun üzerinde destek
sağladığını hatırlattı. Rehn, en kısa
zamanda Lokmacı Caddesinden geçen Yeşil Hatta yürümeyi
arzuladığını ifade etti.
BİRLEŞME
UMUTLARI CANLANDI
AB Dönem Başkanı Slovenya Dışişleri Bakanı
Dimitrij Rupel, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyasın bugün bir
araya gelmelerini memnuniyetle karşıladığını
belirterek, Lokmacı Geçidinin yeniden açılması
kararının onyıllardır bölünmüş durumdaki adada
yeniden birleşme umutlarını
canlandırdığını ifade etti.
Rupel, Talat-Hristofyas görüşmesinin adadaki her iki taraf arasında
daha somut temellere dayalı güveni teşvik edici bir adım
olduğunu kaydetti.
Rupel, Lokmacı Geçidinin yeniden açılması kararı,
onyıllardır bölünmüş durumdaki bir adada yeniden birleşme
umutlarını canlandırdı. Bu, siyasi önem taşıyan
önemli bir sembolik adım. Slovenya, her iki tarafı diyalog yolunun
sonuna kadar ilerlemeleri konusunda teşvik etmektedir ifadesini
kullandı.
ABD:
CESARET BULDUK
ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıstaki
gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını
duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack,
Rum Kesimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat arasında bugün gerçekleşen olumlu görüşme
haberlerini memnuniyetle karşılıyoruz. Liderlerin,
çalışma grubu toplantılarını hemen canlandırma ve
Kıbrıs meselesinde, adayı iki bölgeli, iki toplumlu bir
federasyon olarak birleştirecek kapsamlı bir çözüm
arayışı çerçevesinde, üç ay içinde kapsamlı müzakerelere
başlatılması yönünde anlaşmasından cesaret bulduk
açıklamasını yaptı.
McCormack açıklamasında, 40 yıldan sonra, Lefkoşada iki
bölge arasında geçiş imkanı sağlayan Ledra sokağın
yeniden açılması yönünde liderlerin anlaşmaya
varmasını kutladıklarını da kaydetti. McCormack, bu
tür adımların, taraflar arasında güveni inşa etmede ve
kapsamlı bir çözüm yönünde ilerleme sağlamada yardımcı
olacağını belirtti.
McCormack, ABD, bu yapıcı diyaloğa ve Kıbrısta adil
ve kalıcı bir çözüm yönündeki BM çabalarına tam desteğini
sürdürecektir dedi.
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 19:12 TSİ 24 Mart 2008 Pazartesi
LEFKOŞA - KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın BM ve AB ile
ilişkilerinden sorumlu temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi
Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu, bugünkü görüşmelerinde,
çalışma grupları ile teknik komitelerin sayıları ve
görev alanlarını belirlemeye çalışacaklar.
Nami
ve Yakovunun, liderler zirvesinde konuşulan konuları
ayrıntılandırmaları ve yeni sürecin nasıl
yürüyeceğini ele almaları bekleniyor.
Çalışma gruplarının Kıbrıs sorununun özüne
ilişkin konularda ve bundan sonraki görüşmeler için zeminin
hazırlanması üzerinde durması, teknik komitelerin ise iki toplum
arasındaki gündelik sorunları görüşmesi öngörülüyor.
AVRUPA
KONSEYİNDEN DESTEK
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Lluis Maria de
Puig, Kıbrısta Rum ve Türk liderlerin adanın birleşmesi
için müzakereleri tekrar başlatma kararını memnuniyetle
karşıladığını bildirdi.
BM nezdinde sürdürülecek görüşmelere tam destek verildiği
hatırlatılan açıklamada, AKPMnin ara bölgenin
işbirliği alanına dönüşmesi için elinden gelen büyük
çabayı göstermeye hazır olduğu kaydedildi.
BM:
LOKMACI AY SONU AÇILSIN
Bu arada, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lokmacı
Kapısının açılacağı tarihin henüz
belirlenmediğini, ancak BMnin bu tarihin 31 Mart civarında
olmasını istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Olli
Rehnin de açılışta bulunabileceğini bildirdi.
Talat, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS)
heyetini kabulünde, Rum basınında yer alan Lokmacı
Kapısının 31 Martta açılacağı ve Olli Rehnin
de törene katılacağı yönündeki haberlerle ilgili olarak
şunları söyledi:
Tarih belli değil. Bildiğimiz bazı çevrelerin arzuları
var. BM heyetinin geldiklerinde açılırsa mutlu olacaklarına dair
mesajı var. 31i de oradan çıkıyor zaten. Bu arada Avrupa
Birliği de geçiş kapılarından biri olarak Yeşil Hat
Tüzüğünde kaydedilmiş bulunan Lokmacı Kapısının
açılışı konusunda sayın Olli Rehnin hazır
bulunması konusunda bir arzu belirtiyor dolaylı yollardan.
Talat, Kıbrıs sorununun özlü müzakereleri
başladığında toplumun tüm kesimleriyle işbirliği
içinde olmak gerektiğini belirterek, Topyekun bir barış ve
topyekun bir çözüm hedefleniyor. Bunu iki lider yapamaz. Toplumun tüm
kesimlerini ilgilendirir dedi.
Bu arada, Lokmacı Kapısının açılmasına yönelik
teknik hazırlıklar sürüyor. Bölgenin patlayıcılardan
tamamen arındırıldığının tespiti için bugün
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı, BM
Barış Gücü (UNFICYP) ile bir araya geliyor.
Yayaların güvenli geçişi için iki taraftaki yapıların
sağlamlaştırılmasını üstlenen Lefkoşa Türk
Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum
Belediyesi Başkanı Eleni Mavru da bugün bir araya gelecek.
AA
Güncelleme: 19:12 TSİ 24 Mart 2008 Pazartesi
LEFKOŞA - KKTC ve Rum
kesimi cumhurbaşkanlarının geçen cuma günü aldığı
kararın ardından, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı
Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı
Eleni Mavru bugün ara bölgede bir araya geldiler. Belediye
başkanları, açılmasına karar verilen Lokmacı
kapısıyla ilgili konuları görüştüler; bölgenin,
yayaların güvenli geçişine hazırlanması için teknik
çalışmaların 5 günde tamamlanacağını
açıkladılar.
Lefkoşa
Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, bugün somut konular üzerinde
durduklarını ve Lokmacıda yayaların güvenli geçişi
için binaların sağlamlaştırılması
gerektiğini belirtti. Çalışmaların ilk etabının 5
gün içinde tamamlanacağını ifade eden Mavru, bölgedeki
binaların restorasyonunsa daha uzun zaman alacağını
kaydetti.
Kapının açılması yönündeki siyasi karardan memnun
olduklarını ifade eden Rum belediye başkanı,
kapının açılış tarihinin liderlere bağlı
olduğunu, çalışmalara başlamak için BMden (UNFICYP) haber
beklediklerini söyledi.
Cemal Bulutoğluları da, ellerinde ortak bir master plan
olduğunu, bu planın Malezyada ödül aldığını
ifade ederek, Lokmacıda yapılacak çalışmanın da bu
projenin bir parçası olacağını kaydetti.
Bu arada Kıbrıstaki Birleşmiş Milletler Barış
Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Jose Diaz da, konuya ilişkin yaptığı
açıklamada, 30 yıldan uzun bir süredir kapalı olan Lokmacı
barikatının (Ledra Caddesi) güvenli geçişlere
hazırlanması için çalışmalara yakın zamanda
başlanacağını bildirdi.
Diaz, kapalı durumda bulunan geçiş noktasında
çalışmaların üç aşamada olacağını, çalışmalara
başlama tarihinin de önceden açıklanacağını belirtti.
İlk iki aşamada kapalı durumdaki cadde üzerinde ve bölgedeki
patlamamış mayınlarla patlayıcı maddelerin temizleneceğini
ve bölgede yıkılma tehlikesi bulunan binaların
sağlamlaştırılacağını belirten Diaz, bu
çalışmaların 10-15 günlük bir zaman alacağını,
ancak binaların durumuna göre bu sürenin değişebileceğini
kaydetti.
Üçüncü aşamadaysa bölgedeki binaların restore edileceğini
bildiren Diaz, bu aşamanın uzun vadeli bir çalışma
olduğunu vurguladı.
AA
Güncelleme: 05:31 ET 25 Mart 2008 Salı
LEFKOŞA - Şebekelere
verilecek suyun yüzde 30 oranında azaltılması kararı, Rum
yönetimi lideri Dimitris Hristofyas başkanlığında, ilgili
bakan ve diğer yetkililerinin katılımıyla bugün yapılan
toplantıda alındı.
Kıbrıs
Rum yönetimi sözcüsü Stefanos Stefanu, alınan kararın derhal
yürürlüğe girdiğini söyledi. Stefanu, bu kararın su kesintisi
anlamına gelip gelmediği sorusu üzerine, bu tedbirin,
insanların ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için
gerekli olduğunu kaydetti.
Kesintilerin nasıl yönetileceğinin su dağıtım
birimleri ve yerel yönetimlerin işi olduğunu belirten sözcü, Güney
Kıbrısın su ihtiyacının 66 milyon metre küp
olmasına rağmen su rezervinin 50 milyon metre küp olduğunu
söyledi.
AA
Güncelleme: 05:32 ET 25 Mart 2008 Salı
LEFKOŞA - Belediye
başkanları, kapının ne zaman açılacağına
liderlerin karar vereceğini, kendilerinin, bölgenin, yayaların
güvenli geçişine hazırlanması için teknik çalışmalar
yapacağını ve bu çalışmaları 5 günde tamamlayacaklarını
açıkladı.
Bulutoğluları
ile Eleni Mavru, Lefkoşada Ledra Palece bölgesindeki bir restoranda bir
araya geldi. Belediye başkanlarının görüşmesine,
Slovakyanın Güney Kıbrıs Büyükelçisi Anna Turenicova da
katıldı.
Yemekten sonra açıklama yapan belediye başkanları,
Lokmacının açılması konusundaki teknik konuları ele
aldıklarını ve teknik konulara mutabık
kaldıklarını söyledi.
Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, bugün somut konular
üzerinde durduklarını ve Lokmacıda yayaların güvenli
geçişi için binaların sağlamlaştırılması
gerektiğini belirtti. Çalışmaların ilk etabının 5
gün içinde tamamlanacağını ifade eden Mavru, bölgedeki
binaların restorasyonunsa daha uzun zaman alacağını
kaydetti.
Kapının açılması yönündeki siyasi karardan memnun
olduklarını dile getiren Rum belediye başkanı,
kapının açılış tarihinin liderlere bağlı
olduğunu, çalışmalara başlamak için BMden (UNFICYP) haber
beklediklerini söyledi.
Cemal Bulutoğluları da, kapının açılması
durumunda iki tarafın yapacağı konuları ele
aldıklarını ve teknik konularda Mavru ile mutabakata
vardıklarını belirtti.
Lokmacının açılması konusunda tarihe karar vermelerinin
söz konusu olmadığını ifade eden Bulutoğluları,
buna liderlerin karar vereceğini söyledi.
Bulutoğluları, ellerinde ortak bir master plan olduğunu, bu
planın Malezyada ödül aldığını ifade ederek, Lokmacıda
yapılacak çalışmanın da bu projenin bir parçası
olacağını kaydetti.
Eleni Mavru, bu master planının bazı çizimlerini, basın
mensuplarına da gösterdi.
BM:
ÇALIŞMALARA YAKINDA BAŞLANACAK
Bu arada Kıbrıstaki Birleşmiş Milletler Barış
Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Jose Diaz da, konuya ilişkin yaptığı
açıklamada, 30 yıldan uzun bir süredir kapalı olan Lokmacı
barikatının güvenli geçişlere hazırlanması için
çalışmalara yakın zamanda başlanacağını
bildirdi.
Diaz, kapalı durumda bulunan geçiş noktasında çalışmaların
üç aşamada olacağını, çalışmalara başlama
tarihinin de önceden açıklanacağını belirtti.
İlk iki aşamada kapalı durumdaki cadde üzerinde ve bölgedeki
patlamamış mayınlarla patlayıcı maddelerin
temizleneceğini ve bölgede yıkılma tehlikesi bulunan
binaların sağlamlaştırılacağını
belirten Diaz, bu çalışmaların 10-15 günlük bir zaman
alacağını, ancak binaların durumuna göre bu sürenin
değişebileceğini kaydetti.
Üçüncü aşamadaysa bölgedeki binaların restore edileceğini
bildiren Diaz, bu aşamanın uzun vadeli bir çalışma
olduğunu vurguladı.
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
Kıbrısta Türk ve Rum tarafları
adanın bölünmüşlüğünün en önemli sembollerinden biri olan
Lokmacı Barikatının, 40 yıl aradan sonra geçişlere
tekrar açılması için harekete geçiyor.
Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğulları ve
Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru, dün Ledra Palace
Otelinin bulunduğu ara bölgedeki Chateau Status Restoranda bir araya
gelerek kapının açılmasıyla ilgili teknik konuları konuştular.
İki belediye başkanı, belediyeler olarak teknik konularda bir
sorunlarının olmadığını, kapının
açılmasıyla ilgili tarihin liderler tarafından
belirleneceğini söylediler. Belediye başkanlarının yemekli
toplantısına Rum Kesimi Slovak Büyükelçisi Anna Turenicova da
katıldı.
Kıbrıstaki BM Barış Gücü Sözcüsü José Diaz da Lokmacı
Barikatının geçişlere hazırlanması için
çalışmalara yakın zamanda başlanacağını
açıkladı. Diaz, geçiş noktasında
çalışmaların üç aşamada olacağını,
çalışmalara başlama tarihinin de önceden
açıklanacağını bildirdi. İlk iki aşamada
kapalı durumdaki cadde üzerinde ve bölgedeki patlamamış
mayın ile patlayıcı maddelerin temizleneceğini ve bölgede
yıkılma tehlikesi bulunan binaların
sağlamlaştırılacağını kaydeden Diaz, bu
çalışmaların 10-15 günlük bir zaman alacağını
belirtti. Üçüncü aşamada ise bölgedeki binaların restore
edileceğini bildiren Diaz, bu aşamanın uzun vadeli bir
çalışma olduğunu vurguladı.
Bu arada KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BMnin, Lokmacı
Barikatının 31 Mart civarında açılmasını
istediğini söyledi. Talat, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu
Üyesi Olli Rehnin de açılışta bulunabileceğini bildirdi.
MILLIYET 25/03/08
Geçen cuma Kıbrısta gerçekleşen Talat-Hristofyas
mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik adımlar atılmaya
başlandı.
Yeni müzakere sürecinin zeminini hazırlayacak çalışma
grupları ile teknik komitelerin oluşturulmasına ilişkin ilk
toplantı dün yapıldı. Bu gruplar ve komiteler 3 ay sonra bir
araya gelecek olan Kıbrıs Türk ve Rum liderlerinin yapacağı
esas müzakereler için bir yol haritası hazırlayacak...
Önümüzdeki birkaç gün içinde, gene Talat-Hristofyas zirvesinde varılan
mutabakat uyarınca, Lefkoşayı ikiye ayıran Lokmacı
sınır geçidi açılacak. Bunun için de ön çalışmalar
başladı. Böylece 44 yıldan beri kapalı olan bu
sınır kapısı da açılmış olacak.
Oluşmakta olan bu yeni havada önümüzdeki günlerde bir dizi ziyaretçi de
adaya gelmeye hazırlanıyor. AB Komisyonu üyesi Olli Rehn, ABD
Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza,
BM Genel Sekreter yardımcılarından Lynn Pascoe bunlar
arasında...
Böylece uzun bir durgunluk döneminden sonra, Kıbrıs işi gene
uluslararası arenada hareketleniyor.
Kuşkular sürüyor
Türk tarafında Talat-Hristofyas mutabakatı, genelde her zamanki gibi
ihtiyatlı iyimserlikle karşılanmakla beraber, bazı derin
kuşkuların da ifade edilmesine vesile oldu.
Uzun zamandan beri duydukları düş kırıklığı
ve güvensizliğin sonucu olarak, Kıbrıs Türklerinin bu kez de
geçen cuma zirvede varılan mutabakata şüpheyle bakmalarını
normal karşılamak lazım. Bu kuşku ve güvensizliğin
giderilmesi, önümüzdeki süreçte Rum tarafının sergileyeceği
tavra ve de Türklerin gelişmelere daha geniş ve objektif bir perspektiften
bakmalarına bağlı.
Türk tarafında son zirvedeki mutabakatı eleştiren bazı
çevrelere göre, Talat komitelerin oluşturulmasına razı olmakla,
Hristofyasın (8 Temmuz 2006 anlaşmasını yeniden
canlandırmak suretiyle) istediğini kabul etmiş oldu. Buna karşılık
Annan Planı üzerindeki ısrarından da vazgeçti...
Aslında bu hazırlık süreci için 3 aylık bir zaman limiti
kondu ve esas müzakerelerin bu sürenin hemen sonunda başlamasına
karar verildi. Bu müzakerelerde Annan Planının öngördüğü
esaslar da görüşülecek.
Bu nedenle yapılan açıklamada ne 8 Temmuzdan ne de Annan Planından
söz edildi.
Kaldı ki, BMnin eski Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Sotonun
Cyprus Mail gazetesine söylediği gibi, Annan Planı yıllar
boyunca yapılan görüşmelerden kaynaklanan bir müktesebatı
içeriyor. Zaten BM de bu plana resmen hiçbir zaman Annan adını
vermemiştir...
Yani yeni müzakere sürecinde, bu planda yer alan esaslar ve parametreler, gene
masaya gelecektir.
Amaç birleşmekse...
Talat görüşmelere, Türk tarafının bilinen temel esasları
(iki devletin eşitlik içinde oluşturacağı federal bir devlet)
zemininde adanın birleşmesi teziyle oturuyor.
Türk tarafının resmi görüşü bu. Ama böyle bir birleşmeye
karşı olan ve KKTCnin varlığının -ayrı
bağımsız bir devlet olarak- sürdürülmesinden yana olan çevreler
de var.
Birleşme, uzlaşmayı ve dolayısıyla bazı ödünler
verilmesini gerektirir. Bugünkü statükonun devamı seçeneğinin ise,
tabii başka sakıncaları ve komplikasyonları var.
Ama eğer gerçekten birleşme amacıyla müzakerelere oturuluyorsa,
bilelim ki, uzlaşmak için bir orta yol bulmaktan başka çare yoktur.
Bunun için de güçlü bir siyasi irade ve cesaret gerekir...
Ankara, şu sırada yaşadığı siyasal gerilimler ve
sıkıntılar içinde buna ne kadar hazır?
SAMI KOHEN MILLIYET 25/03/08
Kıbrıs
Ortadoğu'ya örnek
|
|
Hristofyas'la
Talat'ın Kıbrıs'ta uzlaşma kararlılığı,
dış aktörlerin müdahil olduğu birçok ihtilaf yaşayan
Ortadoğu için önemli bir örnek
25/03/2008
RADIKAL
Ortadoğu'nun dört bir
köşesindeki yerel, bölgesel ve küresel siyasi ihtilafların
arasındaki etkileşim aşikâr; bunun en açık örnekleri Lübnan,
Somali, Irak ve Filistin'de görülebilir. Ancak bir diğer Doğu Akdeniz
ülkesi var ki, yerel dinamikleri daha mantıklı bir yönde hareket
ediyor gibi görünüyor. Yeni Kıbrıs Rum Devlet başkanı
Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali
Talat'la yeniden birleşmeye yönelik yeni bir görüşme turu
başlattığı Kıbrıs'tan söz ediyoruz.
Hristofyas'ın seçilmesinin üzerinden bir ay geçtikten sonra meydana gelen
bir gelişme bu. Art arda gelen görüşme çağrıları,
ortada önemli bir yeni diplomatik dinamik olduğunu gösteriyor; bu süreç,
BM barış planının Kıbrıslı Rumlarca
reddedilip Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edildiği
2004 referandumu sonrası çıkmaza girmişti.
Çıkmaz veya
savaş gerçekçi değil
Görüşmelerin başında iki lider el
sıkışırken, Hristofyas "Bir Kıbrıs kahvesi
içeceğiz" dedi. Bundan daha fazlasını yapacaklar ve
böylece, yerel aktörler uzlaşma yönünde hareket etmeye karar
verdiğinde uluslararası gerilimlerin ve dış aktörlerin buna
mani olamayacağına dair de önemli bir örnek sunacaklar. 2004
planında ve 2006'daki bir başka öneride yer alan birçok teknik mesele
masaya konacak. Ancak bu görüşmelerin Ortadoğu'daki diğerleri
için en önemli veçhesi, hasım siyasetçilerin toplumlarını ciddi
ihtilaf çözme çabalarına sevk etmek için sergilediği ciddi
kararlılık ve kapasite.
Kıbrıs, bu bölgedeki en karmaşık ihtilaflardan biri;
tarihsel travmalar, dinsel ayrımlar, toprak talepleri, çatışan
ulusal kimlikler, mülteci akınları ve etnik temizlik iddiaları
söz konusu. Son dönemdeki ileri adımlar açısından bir önemli nokta
da, dışarıdaki tarafların oynadığı rol.
Yunan ve Türk hükümetleri ne çıkmazın ne de savaşın
gerçekçi bir seçenek olabileceğini idrak etmiş durumda. Türkiye'nin
AB'ye üyelik arzusu, birliğin ve birlik üyesi Yunanistan'ın bunu
Kıbrıs'ta ilerleme için bir özendirme yolu olarak kullanmasına
imkân verdi; Türkiye de buna akılcı ve olumlu bir biçimde
karşılık verdi. Yunanistan ve Türkiye hükümetlerinin
ihtiyaçları ve bölünmenin her iki tarafındaki Kıbrıslıların
çıkarları arasındaki etkileşim, son yıllarda daha
müspet bir iklim oluşturdu. Anlaşılan o ki,
Kıbrıs'taki yeni bir yerel liderler kuşağı, bu
açılım üzerinden yürümeye kararlı.
Bu görüşmeler başarılı olmayabilir. Daha çok zamana ve yeni
fikirlere ihtiyaç duyulabilir. Ancak Kıbrıs'taki taraflar, bölgenin
geri kalanına tam zamanında şöyle bir örnek sunuyor:
Yabancı patronların ve destekçilerin, müttefikleri,
aracıları ve ortakları arasında yerel bir anlaşmaya
varılması konusunda olumlu bir rol oynamasıyla kazan-kazan
ilkesine dayalı bir müzakere zemini oluşturulması mümkün. Bunun
ana nedenlerinden biri, yerel ihtilafın çözümünün, daha büyük
dış aktörlere kendi gizli hedeflerinin bazılarına
ulaşma imkânı da vermesidir. Kendi içinde bağlantılı
böyle bir dinamik, anlamlı bir anlaşmaya varmak için bütün tarafların
kazanması gerektiği kabulüne dayanır. Aşk adası bugün,
diğerleri için bir örnekler adası haline de geldi. (Lübnan'da
İngilizce yayımlanan gazete, başyazı, 22 Mart 2008)
Bulutoğluları ile Mavru
liderlerden yeşil ışık bekliyor
KARARI TALAT İLE
HRİSTOFYAS VERECEK... Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Cemal
Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni
Mavru, dün ara bölgedeki Ledra Palace Otel'in bulunduğu bölgede yer alan
Chateau Status adlı restoranda çalışma yemeğinde bir araya
geldiler. Lefkoşa Türk ve Lefkoşa Rum belediye başkanları
Cemal Bulutoğluları ile Eleni Mavru, Lokmacı
Kapısı'nın (Ledra Caddesi'nin) geçişlere açılması
için bölgede yapılacak hazırlıkların 5 gün içerinde
tamamlanabileceğini, ancak kapının açılış
tarihine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi
Başkanı Dimitris Hristofyas'ın karar vereceğini söyledi
Lefkoşa Türk ve
Lefkoşa Rum belediye başkanları Cemal Bulutoğluları
ile Eleni Mavru, Lokmacı Kapısı'nın (Ledra Caddesi'nin)
geçişlere açılması için bölgede yapılacak hazırlıkların
5 gün içerinde tamamlanabileceğini, ancak kapının
açılış tarihine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum
Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın karar vereceğini
söyledi.
Lefkoşa Türk Belediye
Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediye
Başkanı Eleni Mavru, dün ara bölgedeki Ledra Palace Otel'in
bulunduğu bölgede yer alan Chateau Status adlı restoranda
çalışma yemeğinde bir araya geldiler.
Öğle saatlerinde
gerçekleşen yemeğe, bazı Kıbrıslı Türk ve Rum
siyasi parti başkan ve yetkililerini rutin olarak ara bölgedeki Ledra
Palace Otel'de bir araya getiren Slovakya'nın Güney Kıbrıs
Büyükelçisi Anna Turenicova da davetli olarak katıldı.
Mavru: Yeşil
ışık verilir verilmez
ekiplerimiz harekete
geçecek
Yemekten sonra düzenlenen
ortak basın toplantısında ilk sözü alan Eleni Mavru, dün
yapılan toplantıdan somut gerekçeleri olduğunu, çünkü liderlerin
Lokmacı kapısının açılması yönünde
almış oldukları bir karar bulunduğunu kaydetti.
Toplantıda geçiş
noktasının açılması yönündeki hazırlıkların
gözden geçirildiğini ifade eden Mavru, bölgede çalışmaları
başlatmak için UNFICYP'in yeşil ışık
yakmasını beklediklerini kaydetti.
Bölgedeki mayın ve
bubi tuzaklarının tamamen temizlenmesi için UNFICYP'ın bölgede
kısa bir çalışma yürütmesi gerektiğini ifade eden Mavru,
ancak UNFICYP'in bu çalışmayı henüz
sonuçlandıramadığını belirtti.
Mavru "Yeşil
ışık verilir verilmez ekiplerimiz bölgeye girip
sağlamlaştırma çalışmalarına
başlayacak" dedi.
Bölgenin
güvenliğinden UNFICYP'in sorumlu olduğunu kaydeden Mavru, bölgenin,
orada çalışacak personel ve geçiş yapacak siviller için tamamen
güvenli olması gerektiğini vurguladı
İlk aşamada
bölgede yıkılma tehlikesi bulunan binaların
sağlamlaştırılacağını, yolun tamir
edileceğini, hijyen çalışmalarının ve
ışıklandırmanın yapılacağını, uzun
vadeli ikinci aşamada ise binaların tadilatının
yapılacağını söyleyen Eleni Mavru, ilk aşamanın 5
gün içerisinde tamamlanabileceğine, ancak kesin bir süre vermek için önce
bölgenin incelenmesi gerektiğine işaret etti.
Mavru, bölgedeki bazı
binaların iyi, bazılarının ise kötü durumda olduğunu
da belirtti.
Bulutoğluları:
Hazır olduğumuz takdirde
kapı muhtemelen
aybaşı açılacak
Lefkoşa Türk Belediye
Başkanı Cemal Bulutoğluları da, bölgedeki binaların
tadilatında kullanılacak ortak master planın hazır
olduğunu bildirdi.
Bulutoğluları,
söz konusu master planı ile 2 belediyenin Malezya'da ödül
kazandığını anımsattı.
Bölgede yıkılma
tehlikesi altında olan binaların sağlamlaştırma
çalışmaları ve diğer yapı
çalışmalarının 5 gün içerisinde tamamlanabileceğini
kaydeden Bulutoğluları, "Bölgeye giriş izni verilir
verilmez, kapının aybaşında açılması hedefiyle
çalışmaların 2 belediyenin işbirliği içerisinde
tamamlanabileceğini ümit ediyorum" dedi.
Kapının
açılış tarihinin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum
Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas tarafından
belirleneceğini söyleyen Bulutoğluları, "Hazır
olduğumuz takdirde kapı muhtemelen aybaşı
açılacak" diye konuştu.
Bulutoğluları,
Lokmacı Kapısı'nın açılmasının iki taraf
için de yararlı olacağını kaydetti.
Bölgedeki
çalışmaların 2 belediye tarafından yürütüleceğini
ifade eden Cemal Bulutoğluları, çalışmaların
finansmanının ise Birleşmiş Milletler tarafından
yapılacağını söyledi.
Bulutoğluları,
bölgedeki çalışmaların ikinci aşamasında, master
planın yürütülmesinde ofis olarak kullanılmak maksadıyla
öncelikle bir binanın tamir edileceğini, diğer binaların
ise daha sonra tadilattan geçirileceğini kaydetti.
Turenicova:
Slovakya Büyükelçisi Anna
Turenicova ise, böyle bir toplantıya davet edilmekten dolayı gurur duyduğunu
ifade ederek, toplantının yapıcı bir havada geçtiğini
söyledi.
Turenicova, Ledra Place
Otel'de rutin toplantılara katılan bazı Kıbrıs Türk ve
Rum siyasi partilerin, Lokmacı Kapısı'nın
açılması konusunda 2 belediye başkanını
desteklediklerini de kaydetti.
Diaz
Öte yandan
Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü
(UNFICYP), Lefkoşa Türk ve Lefkoşa Rum belediyelerinin
çalışmalara başlamadan önce, BM'nin bölgede yürüteceği
mayın tarama çalışmasına bazı teknik nedenlerden
dolayı henüz başlayamadığını açıkladı.
Türk
Ajansı-Kıbrıs (TAK) muhabirine son durum hakkında bilgi
veren UNFICYP Sözcüsü Jose Diaz, bölgede mayın ve bubi tuzağı
çalışmalarına teknik sorunlar nedeniyle henüz
başlayamadıklarını, söz konusu sorunların
aşılması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
KIBRIS 25/03/08
8 Temmuz tam bir kısır döngü
TALAT: ÇOK FAZA KATKIYA
İHTİYAÇ VAR... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, KTAMS
Başkanı Ahmet Kaptan ve beraberindeki heyeti kabulünde
yaptığı konuşmada Kıbrıs sorununu çözmek için
yoğun bir çalışma içine girileceğini, hedefin topyekun bir
barış ve bütünlüklü çözüm olduğunu belirterek, "8 Temmuz
süreci tam bir kısır döngü" dedi. Talat, özellikle tam
teşekküllü müzakere aşamasında çok fazla katkıya ihtiyaç
duyulacağını, toplumun bütün dinamik kesimleriyle
işbirliği içinde olmak gerektiğini söyledi
KAPTAN: SÜRECE DAHİL
OLMAK İSTİYORUZ... KTAMS Genel Başkanı Ahmet Kaptan, iki
toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözümü
savunduklarını anımsatarak, geçmiş cumhurbaşkanının
süreçlere ilişkin kamuoyuna ve sivil toplum örgütlerine yetersiz bilgi
verdiğini belirtti. Kaptan, "Ancak sizinle de istediğimiz ölçüde
diyalog kurduğumuzu söylememiz mümkün değil. Bizim istediğimiz
daha sık bir araya gelmemiz, daha çok bilgilendirilmemiz; çünkü biz sürece
dahil olmak istiyoruz" dedi
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununu çözmek için yoğun bir
çalışma içine girileceğini, hedefin topyekun bir barış
ve bütünlüklü çözüm olduğunu belirterek, "8 Temmuz süreci tam bir kısır
döngü" dedi.
Özellikle tam teşekküllü
müzakere aşamasında çok fazla katkıya ihtiyaç
duyulacağını kaydeden Talat, toplumun bütün dinamik kesimleriyle
işbirliği içinde olmak gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat dün Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası
(KTAMS) Başkanı Ahmet Kaptan ve beraberindeki heyeti kabulünde
yaptığı konuşmada, KTAMS'ın, Kıbrıs
süreciyle ilgili daha fazla diyalog ve bilgi talebini "Bugüne kadar
olmayan bir şey hakkında sizi bilgilendirmem mümkün değildi.
Çünkü hiçbir şey yoktu, her şey tıkanmıştı"
şeklinde yanıtladı.
Papadopulos süreci
tıkadı
Kıbrıs konusunda
gelinen aşama hakkında bilgi veren Talat, başlatılan 8
Temmuz sürecinin tam bir kısır döngü olduğuna dikkat çekerek,
özellikle adım atma niyeti olmayan Rum Yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos'un
envai oyalama taktikleri ve incir çekirdeğini doldurmayan bahanelerle
süreci sürekli tıkadığını söyledi.
Talat, Güney
Kıbrıs'ta bu anlayışın kaybettiği seçim
sonuçlarının yarattığı yeni durumun sonucunda
varılan mutabakata göre Kıbrıs sorununu çözmek için yoğun
bir çalışma içine girileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı
Talat, "Gündelik konular ele alınacak. İki halkın
yaşadığı sıkıntıları ortadan
kaldıracak, işbirliği imkanları doğuracak bir
çalışma. Tabii ki Kıbrıs sorununun özüne yönelik
görüşmeleri başlatacak kısa bir hazırlık süreci de
olacak" dedi.
"Çok fazla
katkıya ihtiyaç duyulacak"
Özellikle tam
teşekküllü müzakere aşamasında çok fazla katkıya ihtiyaç
duyulacağını kaydeden Talat, toplumun bütün dinamik kesimleriyle
işbirliği içinde olmak gerektiğini söyledi. Talat, topyekun bir
barış ve bütünlüklü çözümün hedeflendiğini, bunun da
hayatın her alanında gerekli olan yasal düzenlemeyi yapıp,
sorunu çözmek anlamına geldiğini belirtti.
Talat, "Bütün insan
gücümüzün harekete geçmesi gerekecektir. O safhada bütün halktan,
kuruluşlardan, örgütlerden kapasiteleri ölçüsünde
yararlanılacak" dedi.
Talat, bundan önceki BM
bütünlüklü çözüm planı müzakereleri sırasında komitelerde görev
yapan gönüllü kişileri, yeniden göreve çağrılabilecekleri
konusunda uyardıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı
Talat, isteyen siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine bilgi verip,
konuları tartışmaya hazır olduğunu kaydetti. Talat,
Kıbrıs sorununun özünü teşkil eden konuları ve
politikaların ideolojik temellerini de tartışmaya hazır
olduğunu söyledi.
Kaptan: Daha çok
bilgilendirilmek istiyoruz
KTAMS Genel
Başkanı Ahmet Kaptan, 21 Mart'ta gerçekleşen liderler zirvesinin
ardından yeni sürecin başlamasından duyduğu memnuniyeti
dile getirerek başladığı konuşmasında özellikle
ayrılma noktasının başlangıcı olan Lokmacı
barikatıyla ilgili kararın herkesin arzuladığı
barışın adaya gelişine büyük katkı
sağlayacağını söyledi.
Kaptan, uzun
yıllardan beridir barış mücadelesi veren KTAMS'ın iki
toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözümü
savunduğunu kaydetti. Geçmiş cumhurbaşkanının
süreçlere ilişkin kamuoyuna ve sivil toplum örgütlerine yetersiz bilgi
verdiğini söyleyen Kaptan, "Ancak sizinle de istediğimiz ölçüde
diyalog kurduğumuzu söylememiz mümkün değil. Bizim istediğimiz
daha sık bir araya gelmemiz, daha çok bilgilendirilmemiz; çünkü biz sürece
dahil olmak istiyoruz" dedi.
Ahmet Kaptan ayrıca
Cumhurbaşkanı Talat'tan KTAMS Daire Temsilcileri'ne Kıbrıs
sorununda gelinen en son nokta konulu konferans vermesini istedi.
KIBRIS 25/03/08
Hristofyas,
"Birleşik Kıbrıs'ı sıfırdan
kuralım" tezine karşı
Kıbrıs Rum
kesimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs'ta çözüm için
başlatılan yeni süreci CNN TÜRK'e değerlendirdi. Rum lider,
siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli federasyonu kabul ettiklerini
söyledi.
Hristofyas, "Siyasi
eşitliğe dayalı, iki bölgeli federasyonu kabul ediyoruz"
diyor, ancak Annan planının tekrar masaya gelmesine karşı
çıkıyor.
Adada yeni bir dönemin
başlayacağına inanmak istediklerini söyleyen Hristofyas,
Talat'la Kıbrıs halkının karşısında bir
sınav verdiklerini belirtti.
Kıbrıslı
Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak ve eşit haklara
sahip olmaları için mücadele eden bir parti olduklarını kaydeden
Rum lider, taksimin ise ada için felaket olacağını ifade etti.
Hristofyas, Rumlar ve
Türklerin siyasi eşitlik konusunda anlaşması gerektiğini,
bir toplumun çıkarları güvence altına alınırken, bunun
diğer toplumun aleyhine olmamasını sağlayabilmek
gerektiğini söyledi.
Rum lider, Talat'la
sorunları basın üzerinden konuşmayacaklarını da
kaydetti.
"Adada kalabilecek
Türk göçmen sayısı 50 bin demiştim, sözümün
arkasındayım" diyen Rum lider, "Bazen acaba Türk hükümeti
Kıbrıs'ta çözüm istemiyor mu, sorusu akla geliyor" şeklinde
konuştu.
Hristofyas, iyi niyet
adımı olarak Türkiye'nin aşamalı olarak adadan askerlerini
çekmesini istedi.
Talat'ın
"birleşik Kıbrıs'ı sıfırdan
kuralım" tezine katılmadığını kaydeden
Dimitris Hristofyas, "Kendimi milliyetçi şoven duygu ve
düşünceleri aşmış bir kişi olarak görüyorum"
dedi.
Soru: Sizin
atacağınız yeni adımlar neler olacaktır?
Dimitris Hristofyas: Ben
yeni bir dönemin başlayacağına inanmak istiyorum. Bundan sonra
yapacağımız bütün çalışmaların çözüme
ulaşılması yönünde olacağını ümit ediyorum ve
Kıbrıs'ta orduları bulunan Türkiye'nin de tutumunun bu yönde
olmasını arzuluyorum. Kıbrıslı Rumların ve
Kıbrıslı Türklerin bir federasyon çözümüyle insan
haklarının güvence altına alınarak yaşaması
olacaktır amacımız.
Soru: Siz Avrupa'nın
tek Komünist liderisiniz. Bu ruh çözüme yansıyacak mı?
Dimitris Hristofyas:
Partim AKEL Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı
Türklerin ortak ve eşit haklara sahip olmaları için mücadele eden bir
parti. Ben çocukluğumdan beri eşitlik, insanlık, demokrasi
değerlerine bağlı olarak büyüdüm.
Ben milliyetçi ve
şoven duyguları aşmış biri olarak görüyorum kendimi ve
Türk halkına yönelik düşmanca duygularımın
olmadığını ve Türk halkının ilerlemesinden yana
olduğumuzu belirtmek isterim.
Bizim bundan sonra
yapmamız gereken dostum Talat'la çalışıp bundan sonraki
süreçte taksim düşüncesinin kalıcı hale gelmesinin önüne geçmek
olacak. Çünkü taksim bütün Kıbrıslılar için felaket olur.
Soru: Kıbrıs
Türkleriyle eşitlik dediniz, nedir bundan anladığınız?
Ne kadar eşitlik mesela?
Dimitris Hristofyas: Benim
dönemimde ana unsur Kıbrıslı Rumlarla, Türklerin bu sorunu
çözmesi olacak.
Federasyonlarda siyasi
eşitlik vardır. İki kurucu devletin olması durumunda
aynı anayasayı iki kurucu devlet de benimser. Bir toplumun diğer
topluma kendi isteğini dayatma olanağının ortadan kaldırılması
gerekiyor. Bunun için gerekli güvenceler sağlanmalı. Siyasi
eşitlik matematiksel eşitlik anlamına gelmez ama siyasi
eşitliğin BM kararlarında ifade edilen siyasal eşitlik
konusunda Rumların ve Türklerin anlaşmaya varması gerektiği
düşüncesindeyiz.
Soru: Annan planı
tamamen masadan kaldırıldı mı?
Dimitris Hristofyas:
Kıbrıs'ta bulunacak çözüm Kıbrıslılar tarafından
yaratılmalıdır. Dışarıdan gelen bir çözüm
değil içeriden çözüm gerekiyor. Yeni çözüm paketinin adı
"Kıbrıslıların çözümü" olmalıdır. Bizim
istediğimiz Türkiye, Yunanistan ve diğer ülkeler lütfen
bıraksınlar Kıbrıslılar bir çözüme ulaşsın.
Soru: Daha önce Annan
planının yüzde 70'inden yararlanabiliriz demiştiniz?
Dimitris Hristofyas:
Geriye dönüp kim ne demişti diye bakmanın yararı yok.
Yaratıcı olamayız. Bence Mehmet Ali Talat'la oturup açık
fikirlilikle onu dinleyeceğim ve ben de ona anlatacağım.
Soru: Mülkiyet sorununu
konuştunuz mu? Sizin çözüm öneriniz ne?
Dimitris Hristofyas:
Mülkiyet sorununa ilişkin adil bir çözüme ulaşmayı arzuluyoruz
ama Talat'la daha bu konuya girmedik. Ayrıca bu gibi hassas konuları
bu yeni dönemde basın üzerinden konuşmamaya dikkat edeceğim.
Soru: Yine de bize ipucu
lazım. Mesela Türk göçmenler meselesi?
Dimitris Hristofyas: Gerek
Kıbrıslı Türkler gerekse Rumlar için çok önemli konu. Benim
şimdi çıkıp hepsi kalacak demem iyi niyetli olmaz. Herkese
vatandaşlık verilmeli demem de doğru olmaz.
Soru: Kalabilecek Türk
göçmenler için daha önce 50 bin rakamını vermiştiniz?
Dimitris Hristofyas: Ben
bu sözümün arkasındayım, evet.
Soru: Mehmet Ali Talat
görüşmeleri "virgin state", yani yeniden sıfırdan
birleşik Kıbrıs'ın oluşması için yapalım
diyor?
Dimitris Hristofyas: Bu
konuda ciddi görüş ayrılıklarımız var. Ama Talat'la
müzakere edeceğiz.
Soru: Türkiye'den
beklentiniz ne? Türkiye'nin AB sürecini bloke etmeyi sürdürecek misiniz?
Dimitris Hristofyas:
Türkiye adada yasa dışı bulunan askerlerini çekmeli ve
limanlarını açmalı. Bu iyi niyet adımın beklentisi
içindeyiz. Biz Sayın Talat'la birlikte Rumların ve
Kıbrıslı Türklerin önünde sınav veriyoruz, Türkiye'nin
önünde vermiyoruz. Türk halkının düşmanı değiliz. AB
sürecinin ilerlemesini istiyoruz ancak Kıbrıs'ın toprak
bütünlüğünün ihlali sona ermeli.
Soru: Fransa
Başbakanının mayıs ayında sizi ziyaret etmesi
bekleniyor. Fransa'nın Türkiye tutumu belli. Sizi de bu yönde kullanmak
isterlerse ne yapacaksınız? İyi niyetinizi göstermek için
Fransa'nın yanında yer almayıp tam tersine "Doğrudan
ticaret tüzüğü"nün çıkmasını sağlayabilir misiniz?
Dimitris Hristofyas:
Fransa'nın Kıbrıs'a ihtiyacı yok. Kendi tezlerini bizsiz
yürütebilecek çapta bir ülke. İzolasyona gelince bugün 5-6 bin
civarında Türk adanın güneyinde çalışmaktadır.
Kıbrıslı Türkler ürünlerini bizim limanları kullanarak
ihraç edebilirler: Yani izolasyon yok. Türkiye yükümlülüklerini yerine
getirirse sorun ortadan kalkacak.
Soru: Papadapulos'a destek
verdiğiniz için pişman mısınız? Türkiye'de sizin
Papadopulos'dan farklı ve bağımsız
olamayacağınız, onun gölgesinin hep üstünüzde olacağı
düşünülüyor?
Dimitris Hristofyas:
Anlaşılıyor ortada kuşku var. Peki biz de şöyle
bakıyor olsak: Sayın Erdoğan ve Sayın Gül AB yolunda
yürümeye çalışıyorlar. Olumlu adımlar atıyorlar ama
askeri güçleri adada bulunan Türkiye'de düzeni elinde tutması muhtemel
güçler Kıbrıslı Rumların ve Türklerin lehine olacak çözüme
evet der mi? Biz de bu kuşkuyla hareket edersek hiçbir yere
varamayız. Kuşkuları kenara bırakalım.
KIBRIS
25/03/08
Iacovou: Turkish side not ready for
Ledra crossing point
By Jean Christou
THE Turkish military is not
ready to allow UN personnel into the Ledra Street area of the Green Line to
give the all-clear for infrastructural work that would allow the crossing to
open, it emerged last night.
Reports said Turkish troops talked of technical problems that would prevent
the UNs entry to the area for the time being.
The setback was confirmed by Presidential Commissioner George Iacovou after his
meeting with Ozdil Nami, aide to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.
I said in all likelihood that this and this would happen and when you asked me
I told you sometimes pending issues dont allow us to conclude, Iacovou told
reporters after his meeting with Nami.
Something like this has happened, he added.
According to state television CyBC when Nami was asked during the meeting,
which took place at the offices of UN Special representative Michael Moller,
the Turkish Cypriot aide, said he was not in a position to give an answer about
what was going on.
Other sources told the Cyprus Mail it was because someone along the way felt
they had not been adequately informed. But it was still something that could be
overcome, the sources said.
Asked if the Turkish side had changed its mind, Iacovou said he could not
comment on that. He said all he could say was they were not yet ready.
Earlier yesterday the two mayors from both sides of Nicosia were still waiting
for the green light from UNFICYP to enter the buffer zone to carry out the work
needed to open the Ledra Street crossing.
The political decision to open the new crossing was made on Friday during a
meeting between Talat and President Demetris Christofias.
Nicosia Mayor Eleni Mavrou said yesterday: UNFICYP has still not given us the
green light to enter the area.
Mavrou met for lunch yesterday with Turkish Cypriot Mayor Cemal Bulutoglulari
at a restaurant in the Green Line near the Ledra Palace crossing.
Both mayors have said that once the UN allows them in, they could be ready to
open the crossing within five days.
Mavrou said this still stood. In one week from the moment when we start work,
we anticipate to deliver within that time, she said.
However, as of yesterday UNFICYP personnel had not yet entered the area
themselves to carry out the necessary final sweep for any stray landmines or
unexploded ordinance in the area, abandoned since 1974, even though last week
they said they could go in as early as yesterday.
The work to secure the safety of the area for pedestrians has three phases.
UNFICYP must carry out its sweep, which according to a spokesman, should taken
one or two days from when they enter the area.
It may, however, take another day or two before that happens.
We expect to start very soon with the demining team to go in and make sure
there are no unexploded ammunitions, said UNFICYP spokesman Jose Luis Diaz.
Following the all-clear, the two municipalities will move in to check the
buildings along what will be the walkway, to make sure they dont collapse. The
buildings there will be supported where necessary.
Phase three involves a much-longer term strategy to secure the safety and
rehabilitation of the buildings, but the opening does not need to be delayed
beyond phase two.
From moment UNFICYP sets foot in the area to carry out its sweep, the final
opening will take place within 10-15 days, it is estimated.
Talat said on Monday the opening date of what the Turks call the Lokmaci Gate
had not yet been fixed.
He also said EU Commissioner for Enlargement Olli Rehn might attend the opening
ceremony. Rehn made a comment to that effect last Friday after the leaders
meeting.
Ledra Street has been barricaded since 1963 and its opening up as a crossing
point is largely symbolic.
CYPRUS
MAIL 25/03/08
Ledra technical committees could be
agreed by Wednesday
By Jean Christou
THE two sides could reach
agreement on the titles of the working groups and technical committees as early
as Wednesday, Presidential Commissioner George Iacovou said yesterday.
Iacovou was speaking after his first meeting with Ozdil Nami, aide to Turkish
Cypriot leader Mehmet Ali Talat following Fridays agreement between the two
leaders to push ahead with laying the groundwork for new Cyprus negotiations in
three months time.
The Presidential Commissioner had spent all weekend working and reworking the
titles of the groups to be set up in a manner that both sides would accept.
He met Nami for two hours yesterday at the offices of UN Special Representative
Michael Moller.
There is a complete identification of views that the working groups and the
technical committees will cover all issues that will be on the agenda of the
negotiations between the President of the Republic and Mr. Talat, Iacovou
said.
We discussed the issues the committees will deal with. We have made great
progress towards the right direction and I believe that at our next meeting on
Wednesday we will reach an agreed basis, he added.
The previous attempt to set up working groups and technical committees under
the July 8, 2006 UN-brokered agreement between Talat and former President
Tassos Papadopoulos floundered for 18 months at the stage of naming the
committees and groups, despite 50 meetings during that time.
That is why Iacovou had been working on the wording in relation to the titles
that would be given to the technical committees and working groups, of which
there will be between five and seven in each category.
Iacovou said yesterday that the name of each committee would be very general in
order to smooth the way towards agreement.
It is not feasible to determine the agendas of those 12 or 14 working groups
and technical committees in one meeting. But, I hope that by the end of the
week we will get there, Iacovou said. Talats spokesman Hasan Ercakica said
later yesterday the meeting between Iacovou and Nami had been very positive and
that some progress had been made.
In New York yesterday UN Secretary-general Ban Ki-moon congratulated the two
leaders on their agreement to start full-fledged negotiations within three
months. The United Nations stands ready to lend its full support to the
Cypriot people in their efforts to reach a settlement, Bans spokesperson,
Michele Montas, said. Ban warmly welcomed the leaders decisions to set up a
number of working groups and technical committees in advance of talks, and said
that their agreement on the opening of a crossing at Ledra Street in Nicosia as
soon as technically possible was a positive step forward, Montas said. On
Sunday Under-Secretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe will arrive on
the island to help the UN determine how it can be as helpful as possible to
the success of the process, Montas added.
American ambassador Ronald Schlicher also commended the two sides yesterday for
their renewed efforts to find a Cyprus solution.
We very much hope that the positive spirit continues and that the negotiation
process gets up and running and gets to the substance of the issue because we
deeply feel that the future of Cyprus is a reunited Cyprus and the sooner we
get to that the better, he said.
CYPRUS
MAIL 25/03/08
UN name interim replacement for
Moller
By Jean Christou
UNFICYP yesterday confirmed
that Michael Moller, the Secretary-generals Special Representative in Cyprus
would be replaced by Elizabeth Spehar, the Director of the organisations
Political Affairs Department responsible for Europe.
A spokesman for UNFICYP said Spehar would be brought in from New York as an
interim replacement for Moller, who leaves the island at the end of this
month.
Spehar is due to arrive in Cyprus on Thursday, while Moller ends his position
here on March 31. Mollers departure and Spehars arrival coincide with the
arrival on Sunday of a UN assessment team led by UN Undersecretary-General for
Political Affairs Lynn Pascoe, and just as new Cyprus talks appear to be on the
horizon. The team is to assess progress and report back to Secretary-General
Ban Ki-Moon following the visit.
Mollers appointment in January 2006 was not fully endorsed by the Turkish side
and he found himself under fire from Ankara only two months after he took
office.
A report from Ankara at the time said a request by Moller to visit the Turkish
capital had been turned down because the Turkish government believed he was
biased in favour of the Greek Cypriots.
An official said Secretary-General Kofi Annan's Special Representative appeared
to support the Greek Cypriots' view that the EU should play a bigger role in
efforts to resolve the Cyprus issue.
"We feel uneasy about Moller because he has created doubts about his
impartiality," a Turkish official said at the time.
A day later, the Turkish Cypriot side said it shared Ankaras concerns about
talking to Moller.
The UN said Moller was leaving because his contact had expired.
CYPRUS
MAIL 25/03/08
23 Mar 2008 11:38:27 +0200
Bu kafaları iyi tanıyın
|
|
Konuk yazar: Emin Çölaşan |
20.03.2008
Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı yasal ve anayasal yetkisini kullanarak AKP için
kapatma davası açtı. Böylece görevini yerine getirdi. Şimdi bu
işin ön sırasında iki isim var. Abdullah Gül ve Tayyip
Erdoğan. Bunların geçmişini ve kafa yapılarını
iyi bilmek, iyi irdelemek gerekiyor. İşte o zaman
karşımıza korkunç bir tablo çıkıyor. Önce (Burada 20
Şubat 2008 günü çıkan yazımda da vurguladığım
örneği yineleyerek) Abdullah Gülden başlayalım.
Elimde Türkiyenin Milli Bütünlüğü ve Güvenliği isimli bir kitap
var. O günlerde Refah Partisi milletvekili olan Bay Abdullah Gül, düzenlenen
bir seminerde konuşma yapıyor. Öteki konuşmacılar gibi,
onun da sözleri banttan çözülüp kitap haline getiriliyor. Şimdi devletin
b! aşına terfi ettirilen, MHP oyları ile Cumhurbaşkanı
yapılıp Atatürkün makamına oturtulan bu şahsın
söylediklerine bir bakalım...Bakalım da, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı tarafından açılan davada ismi geçen
şahsın kafasının ardındakileri biraz olsun görelim.
Beyefendi konuşuyor. Özetliyorum:
Yüzyıllardır bu coğrafyada yaşayan
insanlarımızın İslami değerlerle
yoğurulduğu, İslami değerlerle kimliğini bulduğu
apaçık bir gerçek. (Türklük gibi bir kavram kafasında yok!) Bugün Türkiyede
bir sistem bunalımı var. Kendi bünyesine uymayan, kendi
değerlerine zıt ve zoraki uygulanmaya çalışılan ve
halka zorla diretilen bir sistem. (Laik Türkiye Cumhuriyetini kastediyor.) Bu
sistemin bünyemize ne kadar zıt olduğunu görüyoruz. Halkına
zıt, halkı ile barışık olmayan, ona düşman bir
sistem içerisindeyiz. (Cumhuriyet rejimi!)
İnciler döktürmeyi sürdürüyor:
Hepinizin bildiği gibi cumhuriyetçilik, milliyetçilik,
halkçılık, devrimcilik, devletçilik ve laiklik olarak bunları
özetleyebiliriz. Ama işin ilginç yanı şu ki, bu milletin
halkı, bu millet bir araya gelip de biz devletçi olalım, biz laik
olalım, biz millyetçi olalım diye böyle bir karar vermemişler.
Bu ilkeler hep bu halka bir zorlatma şeklinde dayatılmış ve
uzun süre öyle devam etmiş. Tam halka zıt bir yönetim. Türkiyenin
bir Iraka, Libyaya benzeyen çok yanları var. Neden? Aynı tek adam
pozisyonu. (Atatürkü Saddam ve Kaddafi ile kıyaslamaya yelteniyor.) Bugün
gidin, Irakta da, Libyada da, Suriyede de tek insanın resimleri vardır
her yerde. Her yerde tek insanların heykelleri vardır. (Fakat
korkusundan Atatürkün adını ağzına alamıyor!)
Sonra milliyetçilik konusundaki! engin görüşlerini açıklamaya
başlıyor:
Milliyetçilik öyle olmuş ki, Türkçülük şeklinde
alınmış. Mesela bunları açık söylemek zorundayım,
Ne Mutlu Türküm diyene lafını tutup her yere yaza yaza Türkiye
aslında ilkel bir hale dönmüştür. (Bu fikirleri taşıyan
şahıs MHP desteği ile Çankayaya çıkarıldı.)
Şimdi ne gariptir ki seyahat ederseniz Doğu ve Orta Anadoluya
geldikçe Önce Vatan yazdığını (görürsünüz), batıya
gittikçe hiç rastlamazsınız bunlara. Yani bunlar zorla, halkın
kendi inanç değerleriyle bütünleşmeyen bir dünya sistemini halka
zorla kabul ettirmektir. (Önce Vatan ilkesini bile reddetmekten
sıkılmıyor. İşin matrak tarafı, bu
şahıs şu andaki konumu nedeniyle Başkomutan! Allah selamet
versin.)
Daha sonra din konusunda ahkam kesmeye başlıyor:
Şu da bir gerçek ki, en birleştirici unsur din olmuştur. Ama
Türkiyede resmi ideoloji tarafından devamlı tehdit altına
alınmış. (İnsaf, insaf, Allahtan kork.) Türkiyenin
bütünlüğünü tehdit eden, en ziyade tahribatı vermiş olan
sistemin ilkelerinden birisi de LAİKLİK ilkesidir, LAİKLİK
olayıdır. Din ve din dediğimiz İslam, Türkiyede potansiyel
tehlike olarak görülmüştür. Maalesef Türkiye bunun örnekleriyle doludur.
Zaten Türkiyede en çok çiğnenen şey hukuk olmuştur. Bu din
düşmanlığını esas alan ve hukuk tanımayan
uygulama, İslam inancı ve ahlakı ile yoğurulmuş
halkımızı da tabii dışlamıştır.
Özellikle onu kendi hayatında yaşamak isteyen insanları
devamlı dışlamış, devamlı bunlara karşı
kapılar kapatılmıştır. (Geçmişte Laiklik
karşıtı olduğunu söyleyen şahıs, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan davaya
şimdi tepki gösterebiliyor!)
Sonra sözü sıkmabaş! a getiriyor:
Üniversitelerdeki bugünkü durum. Şimdi siz bunu hangi demokrasi ile,
hangi hukuk nizamı ile, hangi insan hakları ile
bağdaştırabilirsiniz? Sadece kılık kıyafetinden
dolayı, sadece dini inançlarından dolayı üniversite
kapılarından geri çevrilen, diplomaları verilmeyen bir sürü
Türkiyenin genç kızları. (Anımsayın,
karısını sıkmabaş fotoğrafla üniversiteye
kaydettirmek istemiş, bu istem geri çevrilince karısına Türk
devleti aleyhine AİHMde dava açtırmış ve l00 bin dolar
tazminat istemişti. Başkaları tarafından açılan türban
davalarının kaybedilmesi üzerine davayı geri çekmek zorunda
kalmışlardı. Bunlar böyledir.)
Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Abdullah Gül
daha sonra irtica nedeniyle TSKdan çıkarılan subaylardan dem vurmaya
başlıyor:
Dini inançlarından dolayı, dindar olan bir subaya da siz eğer
kendi ordunuzda hayat hakkı vermiyorsanız, çeşitli dolaylı
yollarla bunu açıkça söylemeden onu eğer safdışı
ediyorsanız, sanki safra atar gibi, sanki ajan yakalamış gibi
onları eğer ayıklıyorsanız, siz o zaman bu ülkenin
bütünlüğünü, bu ülkenin devamını nasıl temin edersiniz.
(Türk Ordusunun başkomutanlık makamı şimdi bu kafaya
emanet!)
Beyefendi konuşmasını kafasındaki Osmanlılık ve
İkinci Cumhuriyetçilik kavramlarına övgü düzerek bitiriyor:
Bu açıdan bu ikinci cumhuriyet, yeni Osmanlıcılık
kavramlarının ve bu tartışmaların ortaya gelmesini ben
çok sağlıklı olarak görüyorum ve geleceğe çok ümitle
bakıyorum.
VE TAYYİP!
Partisi hakkında Anayasa Mahkemesinde açılan davada ismi baş
sırada yer alan, partisini laikliğe karşı bir odak haline
getirdiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
tarafından vurgulanan Tayyip de, AKP öncesinde çok hızlı
arkadaşlardan biri! Sözlerini yine belgeden, İkinci Cumhuriyet
Tartışmaları Röportajları isimli kitaptan yayınlıyorum.
Bu bir soru cevap. Kendisiyle söyleşi yapılıyor, sorular
soruluyor ve yanıt veriyor. Özetliyorum. İlk sözleri Abdullah Gülle
aynı doğrultuda:
Türkiye Cumhuriyetinin tarihine çok kestirme bir biçimde
kuşbakışı baktığımızda, rejimin yüz
aklığı ile çıktığını söyleyemeyiz.
Sonra bombayı aniden patlatıyor. Şimdi Demokrasi
nutukları atan, özgürlüklerden dem vuran Tayyipin şu sözlerini lütf!
en çok dikkatle okuyunuz...Çünkü gerçek niyeti burada yatıyor:
Demokrasi bugüne kadar bazen bir amaç, bazen bir araç olarak görülmüştür.
Bize göre demokrasi ancak bir araçtır. Hangi sisteme gitmek
istiyorsanız, bu düzenlerin seçiminde bir araçtır. (Örneğin
şeriat rejimine demokrasiyi araç olarak kullanarak gideceksiniz!) Eğer
halk totaliter bir rejim istiyorsa buna SAYGI duymalıyız. (Evet,
aynen böyle diyor.)
Sonra sıra hukuk, Kemalizm ve dine geliyor:
Hukuk halka sorulmadan bir yerlerden aktarılmış ve zorla halka
dikte ettirilmiştir. Çağdaşlık anlayışı,
ahlak anlayışı vesaire. Hatta Türkiye din konusunda kendisine
din olarak Kemalizmi almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı
tanımayarak kitlelere zorla dikte etmiştir. (İnsaf, i! nsaf,
bunları söylerken Allahtan kork, kuldan utan.) Bütün bunlardan sonra
Türkiyenin yarınında artık Kemalizme veya başkaca herhangi
bir resmi ideolojiye yer yoktur. Kemalizmin kendini yeniden üretmesi söz konusu
değildir. (Gün geldi, Başbakan olup yetkileri ele geçirdi.
Şimdi neler yaptığının, neyin peşinde
koştuğunun kanıtlarını işte bu sözleri ile
veriyor.)
Peki ama Tayyip nasıl bir devlet kavramının peşinde? Bu
soruya da yanıt veriyor:
İslamın devlet planı içinde düşünüyorum. Biz müslümanlar
için din İslamdır. En üst belirleyici İslamın ilkeleridir.
Her şey ona göre belirlenir. (İşte gerçek Tayyip bu. Şimdi
belli yerlere geldiği için bu kadar açık konuşamıyor...Ve
hakkında dava açıldığında
entel-liboş-dönek-şeriatçı korosu yaygarayı
koparıyor.)
Konumuzun biraz dışında olacak ama, Tayyip bu söyleşide
Hristiyan ülkelere acayip biçimde bindiriyor:
Bizim açımızdan önemli bir başka konu da, büyük abi ailesini
oluşturan devletlerin tamamının Hristiyan olmalarıdır
ve ısrarla Müslüman ülkelerde istikrarsızlık ve
iktidarsızlık peşinde koşmalarıdır. (Şimdi
Tayyip, o zaman suçladığı Hristiyan ülkelerin, ABD ve ABnin
güdümüne girmiş, yasaları onların istediği doğrultuda
değiştiriyor, yenilerini aynı istem doğrultusunda
çıkarıyor, onlardan direktif almaktan sıkılmıyor. O
halde hangi Tayyip? Geçmişte bu sözleri söyleyen mi, bugün bunları
yapan mı? Bu çelişkisini anlatacak yüreğe sahip mi? Elbette
değil.)
ŞİMDİ KONUŞSUNLAR BAKALIM!
Size geçmişte Abdullah Gül ve Tayyipin sözlerinden örnekler verdim. Hem
de belgelerden, kitaplardan. Bunlardan biri bugün Cumhurbaşkanı,
öteki ise Başbakan. Türkiyeyi bu iki kafa yönetiyor. Ne yazık ki
Türkiye Cumhuriyeti bunların eline geçti.
Yargıtay Başsavcısı bunların da isimlerinin
başrolde olduğu bir iddianame hazırladı ve Anayasa
Mahkemesinde dava açtı.
Şimdi bu şahıslardan beklenen üç ayrı seçenek var:
l- Açıklama yapar ve derler ki Biz o zaman öyle düşünüyorduk,
laiklik ilkesine, Atatürkçülüğe falan karşı
çıkıyorduk, din devleti istiyorduk ama şimdi değiştik.
Artık öyle düşünmüyoruz. (Belki birileri inanır!)
2- Açıklama yapar ve der! ler ki Evet, bugün de aynı şeyleri
düşünüyoruz. O sözlerimizin arkasındayız. Ancak kaderin
cilvesiyle sorumlu yerlere geldiğimiz için bu sözlerimizi artık o
kadar açık söyleyemiyoruz. (İşte bunu yapamazlar!)
3- Suskun kalırlar...Çünkü bu konuda söyleyecek sözleri yoktur.
Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık
hikayesidir...Ve suskun kalmaya elleri mahkumdur. Hesaplarını Yüce
Divan önünde vereceklerdir.
Bir Cumhurbaşkanı düşünün, yakın geçmişte
Osmanlılık kavramına, İkinci Cumhuriyet safsatasına
bile övgü düzüyor. Atatürkü Saddam, Kaddafi gibi katil ve soytarılarla
kıyaslıyor. Atatürkün Ne Mutlu Türküm Diyene sözünü
İLKELLİK olarak tanımlıyor, Cumhuriyet rejimi ve
anayasanın vazgeçilmez ilkesi olan laikliğe karşı
çıkıyor.
Bir Başbakan düşünün, Bizim için demokrasi bir amaç değil,
hangi sistemi istiyorsanız ona gitmek için bir araçtır diyebiliyor.
Nereye, hangi rejime ulaşmak için araç! Bir Başbakan düşünün,
Halk totaliter rejim isterse ona saygı duymalıyız diyor ve
şimdi demokrasi nutukları atıyor...Ve itiraf ediyor: Ben
(Türkiyeyi) İslamın devlet planı içinde düşünüyorum.
Bunların kafa yapısını kendi sözleriyle belgeliyorum.
İnkar edemezler. Zora girdiklerinde herhangi bir açıklama yapamazlar.
Dava da açamazlar.
Peki bunlar günümüzde değişti mi? Asla! Kafalar aynı...Ve
işin acı yanı, Türkiyeyi şimdi bunlar yönetiyor. Biz bu
kafalara emanetiz!
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı davayı boşuna
açmadı. Abdurrahman Yalçınkaya haksız mı?
Rumlar Büyükanıt ziyaretini kınadı
|
26 Mart, 2008 19:47:00 (TSİ) CNN TURK Kıbrıs Rum yönetimi, Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti (KKTC) ziyaretini kınadı. |
Kıbrıs
görüşmelerinde zemin ayarları
|
|
Türkiye hükümeti AB'den
müzakere tarihi alma konusunda büyük bir heyecan yaşadığı
2004-2005 koşullarından çok uzaktır. Dahası iç politikada
fırtınalı bir döneme girilmiştir. Dolayısıyla
Türkiye hükümeti bundan sonra Kıbrıs çözümü konusunda önceki gibi
iştahlı davranamayabilir
26/03/2008
RADIKAL
MEHMET HASGÜLER
Kıbrıs'ta
çözüm tartışmaları "yeni" kuşak iki liderin 21
Mart'ta Lefkoşa'da görüşmesiyle başladı. İki lider
Kıbrıs'ta eski kuşak liderlere göre farklı bazı
yönlere sahiptir. Bu noktaların çözümde ne kadar belirleyici
olacağını önümüzdeki 3 ay içinde görebileceğiz. Elbette bu
iki lider başta söylemleri olmak üzere yaklaşımlarıyla da
farklı bir görüntü yaratmışlardı. Hristofyas her ne kadar Papadopulos
ve partisinin desteğini alarak seçilmiş olsa da Kıbrıs
konusunda özgün yanları olan bir politikacıdır.
Bu özgünlüğü elbette Ortadoğu coğrafyası içinde
İngiltere'nin askeri üslerinin bulunduğu bir "Üs Ada"
üzerinde reel politikanın verdiği alan içerisinde olduğu da
bilinmektedir. Kıbrıs konusunda iki liderin görüşmesinden
başta ABD, İngiltere ve AB yetkilileri çok memnun
olduklarını ilan ettiler. Kuşkusuz bu ülkeler
Kıbrıs'ta çözüm istiyorlardır. Lakin çözüm konusundaki
formüllerini pek de açıkça ifade etmedikleri ortadadır. Öyle ki bu
ölçekteki ülkelerin, hele İngiltere'nin Kıbrıs çözümünü
doğrusu çok merak edenlerdenim. Kaldı ki Kıbrıs'ta çözümün
İngiltere tarafından desteklendiği görüşüne doğrusu
itibar edenlerden değilim. Peki neden şimdi bunu söylemeyi önemli
buluyorum?
İngilizlerin
tutumu
İngiltere Kıbrıs'ta Lozan Antlaşması'yla elde
ettiği statüsünü her zaman korumak ve durumunu sağlama almak
istemektedir. Bunu anlamak için 1959 Garanti ve İttifak
antlaşmalarına bakmak yeterlidir. Sonradan Kıbrıs
Rumlarının AB'ye katılım Antlaşmasını
imzaladıkları sırada ikinci bir antlaşmanın da
İngiltere'nin 99 milkarelik (yaklaşık yüzde 3) askeri üslerinin
AB müktesebatı dışında bırakmasıydı.
Kıbrıs'taki İngiliz askeri üslerinin başta Ortadoğu
olmak üzere İngiltere'nin uzun dönemli planlamalarında önemli bir
yere sahipti. Kısaca İngiltere AB topraklarına
katılmış Kıbrıs'ta acaba bu üslerini neden korumak
istemiş olabilir? Belli ki İngiltere Kıbrıs'ın AB'ye
girmesine ve artık ortak aile olmasına rağmen oradaki askeri
hedeflerini kimseye emanet etmek istememektedir.
Peki bu konuda Güney ve Kuzey Kıbrıs'tan, bu görüşmeciler
içinden veya dışından buna itiraz eden oldu mu? Çok etkisiz ve
kişisel anlamda cılız tepkiler oldu. Bu gerçekten
Kıbrıs'ın bu görüşmelerinde iki ciddi problemine dönük
tartışmaların yapılmasında önemli bir yere sahiptir.
Bunlardan ilki Türkiye'nin garantörlüğü meselesi, diğeri de Türk
askerinin statüsüdür. Kıbrıs'ta çözüm konuşulmaya başlandığında
ve görüşmeler derinlik kazandığında iki liderin nutkunu
tutacak olan konu burasıdır. Dolayısıyla ideal olan elbette
Kıbrıs'ın topyekün silahsızlandırılması
seçeneğidir.
Bunun yerini başka hiçbir şey tutamaz. Hele İngiltere'nin
Ortadoğu felaketlerindeki karnesi düşünüldüğünde,
Kıbrıs'da bu "emperyalist planlamalarda" önemli bir
stratejik tepedir.
Şimdi Kıbrıs'ta barış ve çözüm kavramlarının
da birbirine karıştırılmaması gerekir. Örneğin
Kıbrıs'ta çözüm, bir kısım toprakları Güney yönetimine
devrederek Rum sermayesinin genişleyeceği ve yatırım yapacağı
bir alanın karşılığı olarak KKTC'nin önce
izolasyonlardan kurtulması ve bir süre sonra da
bağımsızlık kazanması olabilir. Böylece statüsü
netleşen KKTC hem İngiltere'ye hem de ABD'ye askeri üs verme
inisiyatifini eline almış olur. Bu belki yıllardır konuşulmayan
ama hiçbir riski göze almadan hayata geçirilebilecek bir formüldür. Elbette
Kıbrıs'ta tarafların ideal bir biçimde halk desteğine
dayalı tüm askeri üslerden ve silahlardan arınmış gerçek
barışa ulaşması da bir çözümdür. Kıbrıs'ta çözüm
denildiğinde görüldüğü üzere olumsuzdan olumluya birçok seçeneği
içerebilir. İki liderin "yeniliği"nin aslında köklü
bir çözüme ne kadar sıcak bakacakları ve samimi olacaklarıyla
ilgisi vardır. Yoksa önceki liderlerin yaptığı gibi klasik
oyalama taktiğine mi başvuracaklar? Doğrusu iki tarafın
koşullarına bakarak netleştirmek ve analiz etmek gerekir.
Hristofyas Kosova bağımsızlığını ilan
ederken seçim kazanmış ve bir nevi Balkanlardaki bu gelişmenin
gölgesi Güney Kıbrıs'a yansımıştır. Dahası
Güney Kıbrıs başkanlık seçimleri "Kosova-KKTC"
benzetmelerine sahne olmuştur. Bu vesileyle Hristofyas,
Kıbrıs'ın taksim edilmesini önlemek ve adayı
birleştirmek istemektedir. Güney Kıbrıs'ta siyasi atmosferi
belli ölçülerde Kosova gelişmesi de etkilemiştir. Diğer yandan
Rumlar 24 Nisan 2004'de AB'ye üye olmanın belirsizliğini üzerlerinden
atmışlar ve rahatlığa kavuşmuşlardır.
Böylece AB'ye üye olmuşlar ve Kıbrıslı Türk
kardeşlerine "ağabeylik" yapmak istiyorlardır.
Bu elbette Kıbrıs Türklerini "güdecekleri" anlamına
gelmemektedir.
İzolasyon
altında hayat
Doğrusu Güney Kıbrıs'a AB "açgözlülüklerini" terbiye
etme şansı vermişse çözüm konusunda ciddi gelişmeler
beklemek gerekir. Elbette bir de madalyonun diğer yüzü vardır:
Kıbrıs Türkleri. Onlar da bilindiği gibi izolasyon altında ve
Türkiye'deki hükümetlerin siyasi algılamalarına ve ufuklarına
bağlı bir hayat idame ettirmektedirler. Bu elbette Türkiye'nin
KKTC'ye manevi ve maddi desteklerini görmeyi ve teşekkür etmeyi
engellememelidir. Doğrusu geçenlerde İlter Türkmen bir
yazısında Kıbrıs görüşmelerinde Garanti ve
İttifak antlaşmaları dışında kalan
kısımlarını Türkiye'nin KKTC yöneticilerinin inisiyatifine
bırakmalarını öneriyordu. Aslında Türkmen önemli bir
şeye işaret ediyordu: KKTC'deki idarecilerin hem
bağımsız bir devlet olup hem de Türkiye'den izin almadan tek bir
laf edemeyeceklerini ima ediyordu. Bu görüntüden Erdoğan hükümeti de
kurtulmayı başaramadı. Umarız bunu kısa sürede telafi
edecek bir yaklaşım benimsenir.
Öyle ki Türkiye hükümeti AB'den müzakere tarihi alma konusunda büyük bir
heyecan yaşadığı 2004-2005 koşullarından çok
uzaktır. Dahası iç politikada fırtınalı bir döneme
girilmiştir. Dolayısıyla Türkiye hükümeti bundan sonraki
Kıbrıs çözümü konusunda önceki gibi iştahlı
davranamayabilir. Bu noktada Mehmet Ali Talat büyük umutlarla ve çözümü halk
desteğiyle getirmek için aday oldu ve seçildi. Lakin Türkiye o dönemde
Talat'ı AB'ye yeni bir imaj vermek ve çözüm konusunda esnek bir lidere
sahip olmak istediği için destekledi. Şimdi koşullar Türkiye
açısından değişti. Artık Kıbrıs'ta çözüm
için bir adım önde olma siyasetine ihtiyaç yoktur. Lakin AB ile
ilişkiler doğru ve dengeli bir menzile sokmak isteniyorsa bu konuda
"bir ileri iki geri" yaklaşımı pek doğru bir tutum
değildir. Öbür türlü 2012'de Rumlar AB Dönem Başkanı olduğunda
Türkiye bu ülkeye dönük sürdürdüğü "tanımama" siyasetini
icra etmekte zorlanacak ve bazı şeyleri yapmak durumunda
kalacaktır. Özellikle uluslararası ilişkiler alanında
süreçler ve olaylar dinamik olduğundan böylesi olumlu imajları
ortadan kaldırabilir. Hele ki konu Kıbrıs gibi, AB'nin ve
diğer büyük güçlerin ilgisini cezbediyorsa orada biraz daha düşünmek
gerekebilir. Öbür türlü Talat'a ilişkin ileri sürülen
"Denktaşlaştı" iması kalıcı bir görüntü
kazanabilir.
Dr. Mehmet Hasgüler: Uluslararası Stratejik Araştırmalar
Kurumu (USAK) uzmanı
Möller'den umutlu veda
Görev süresi mart ayı
sonu tamamlanacak olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki
Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi
Michael Möller, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a veda ziyaretinde
bulundu.
Michael Möller kabulde
yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'a son birkaç yılda gösterdiği işbirliği için
teşekkür etti.
Kıbrıs sorununun
çözümüne yönelik olarak son 2 yılda çok mücadele verdiğini ve adadan
mutlu bir kişi olarak ayrılacağını dile getiren
Möller, tüm kesimlere bol şans diledi.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat da kabulde yaptığı konuşmada,
Kıbrıs Türk halkının, Kıbrıs sorununa çözüm
bulunması konusunda umutlu olduğunu belirterek, Möller'e
katkılarından dolayı teşekkür etti.
Geliştirdikleri
dostluğun devam edeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat,
Möller'e bundan sonraki yaşamında başarılar diledi.
Öte yandan TAK muhabirinin
sorularını yanıtlayan UNFICYP Sözcüsü Jose Diaz, Michael
Möller'in Ocak 2006'da başladığı adadaki görevinin 31
Mart'ta sona ereceğini ve yerine geçici olarak Birleşmiş
Milletler Politik İlişkiler Bölümü Avrupa ve Amerika'dan Sorumlu
Bölüm Direktörü Kanadalı Elizabeth Spehar'ın geleceğini
bildirdi.
Spehar'ın adaya 27-28
Mart tarihlerinde gelmesinin beklendiğini kaydeden Diaz, UNFICYP Misyon
Şefi vekilliğini yapacak olan Spehar'ın, BM Genel Sekreteri'nin
yeni bir özel temsilci atayıncaya kadar devamlı olarak Kıbrıs'ta
kalacağını belirtti.
21 Mart'ta yer alan
Talat-Hristofyas görüşmesinden sonra başlayan sürecin ileriye
götürülüp götürülemeyeceğini görmeye yardımcı olmak
amacıyla Kıbrıs'a bir değerlendirme ziyaretinde bulunacak
olan BM heyeti hakkında da bilgi veren Diaz, Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı
Lynn Pascoe'nun başkanlık edeceği BM Değerlendirme Misyonu
heyetinin Ada'ya geliş tarihinin kesin olmadığını,
ancak heyetin gelecek hafta içerisinde gelmesinin beklendiğini kaydetti.
Diaz, heyetin adada 2 gün
kalacağını sözlerine ekledi.
KIBRIS
26/03/08
TC Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Büyükanıt, bugün KKTC'ye geliyor
Orgeneral
Büyükanıt'ın KKTC ziyareti 29 Mart Cumartesi gününe kadar sürecek.
Devlet ve hükümet
yetkilileriyle görüşecek ve askeri birliklerde incelemeler yapacak olan
Orgeneral Büyükanıt, bugün saat 10.00'da Ercan Havaalanı'na gelecek.
Orgeneral Büyükanıt
ilk olarak saat 10.45'te Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
tarafından kabul edilecek. Büyükanıt saat 11.20'te Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu, saat 11.55'te de Başbakan Ferdi
Sabit Soyer'le bir araya gelecek.
Cumhurbaşkanlığı'ndan
alınan bilgiye göre Orgeneral Büyükanıt daha sonra 1.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Türkiye'nin Lefkoşa
Büyükelçisi Türkekul Kurttekin'i de ziyaret edecek.
Muharip Dernekler,
Orgeneral
Büyükanıt'ı
Ercan'da karşılayacak
Muharip dernekler halka,
Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar
Büyükanıt'ın bugün Ercan Havaalanı'nda
karşılanması çağrısı yaptı.
Muharip derneklerin
temsilcileri dün Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği'nde
düzenledikleri basın toplantısında, Orgeneral
Büyükanıt'ın ziyaretini değerlendirdi.
Mücahitler Derneği
Başkanı Vural Türkmen, Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Büyükanıt'ın KKTC'yi ziyaret haberini öğrendiklerinde büyük bir
sevinç ve mutluluk duyduklarını ifade etti.
Büyükanıt'ın en
son Ocak 2005'te Kara Kuvvetleri Komutanı'yken Kıbrıs'a
geldiğini belirten Türkmen, bugün saat 10.00'da Ercan Havaalanı'na
gelecek Büyükanıt'ın havaalanında karşılanması çağrısı
yaptı.
Türkmen, şöyle
konuştu:
"Burada bulunan dernek,
kurum ve kuruluş temsilcileri olarak tüm halkımızı Anavatan
Türkiye Cumhuriyeti'nin dimdik yanımızda olduğunun göstergesi
olan bu ziyareti gerçekleştiren Genelkurmay Başkanı Sayın
Yaşar Büykanıt'ı bugün saat 10.00'da Ercan Havaalanı'nda
karşılamaya davet ediyoruz."
"Ankara olmazsa biz
de olmayız..."
Mücahitler Derneği
Başkanı Vural Türkmen basın toplantısında ayrıca,
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in ziyaretinden
duydukları memnuniyeti de dile getirdi ve Lefkoşa Türk Belediyesi'yle
gerçekleştirilen işbirliğinin gurur verici olduğunu
söyledi.
Türkmen,
işbirliğinin devamını dileyerek, "Ankara olmazsa biz
de olmayız" dedi.
Muharip dernekler
şunlar:
Kıbrıs Türk
Mücahitler Derneği, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri
Gaziler Derneği, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği, TMT
Derneği, Güvenlik Kuvvetleri Emekli Subaylar Derneği, Erenköy
Mücahitler Cemiyeti, Güvenlik Kuvvetleri Emekli Astsubaylar Derneği,
Emekli Mücahitler Derneği, Ulusal Halk Hareketi, Mücahit Komutanları
Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Kıbrıs Türk
Platformu ve Türk Göçmenler Derneği.
Basın
toplantısında bu dernekler yanında, Lefkoşa Türk Belediyesi
Müdür Muavini Aşkan Cemal Efe de hazır bulundu.
KIBRIS 26/03/08
Tüzük yeterli değil
ARTIŞ VAR, AMA...
Yeşil Hat Tüzüğü'nün yürürlüğe girdiği 2004 tarihinden 2008
yılının ilk iki ayına kadar yapılan
satışların aylık genel toplamlarında ciddi
artışın olduğu gözlemlenirken, iş adamları, yapılan
ticaretin yeterli olmadığını vurguladı. 2004
yılında satışlardan elde edilen genel rakam 275 bin 560 KL
olurken, bu rakam 2005'te 979 bin 435 KL, 2006'da 1 milyon 889 bin KL, 2007'de
2 milyon 414 bin KL'ye yükseldi. 2008'in Ocak-Şubat aylarındaki genel
rakam ise, 1 milyon 113 bin Euro oldu
SIRADA BAL VE BALIK VAR...
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Hasan İnce,
tüzük kapsamında bal ve balık ticaretinin de önümüzdeki günlerde
başlayacağına dikkat çekerek, AB'nin tayin ettiği 3
balık uzmanının bir süre sonra Kuzey Kıbrıs'a geleceğini
söyledi. Uzmanların, teknelerin ve yakalanan balıkların
nasıl muhafaza edildiği ve AB standartlarında uyulması
gereken sağlığa uygunluk koşulları ile ilgili
eğitimler vereceğini de ifade eden İnce, yakın bir
gelecekte de bal uzmanlarının ülkemize geleceğini kaydetti
Aral MORAL
Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti'nin Rum yönetimiyle ticaretini düzenleyen Yeşil Hat
Tüzüğü üzerinden, Kıbrıslı Türk işadamları
2004'den 2007 yılına kadar toplam 5 milyon 560 bin Kıbrıs
Lirası kazanç sağladı. 2008 ayının ilk iki ayında
da 1 milyon 112 bin 636 Euro gelir elde dildi.
10 Ağustos 2004 tarihinde
Avrupa Komisyonu'nda onaylanan ve 23 Ağustos'ta uygulanmasına
başlanan Yeşil Hat Tüzüğü ile plastik ürünler, elektrik
malzemeleri, kağıt ürünleri ve daha bir çok yerli ürünümüz Güney
Kıbrıs'ta Rum alıcılara satılıyor.
Ancak tüm bu
satış rakamlarına karşın, Kıbrıslı Türk
işadamları, tüzüğün yeterli olmadığını ve
Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk mallarına
yönelik psikolojilerinin henüz değişmediğini ifade etti.
Kıbrıs Türk
Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Hasan İnce, tüzüğün
yeterli olmadığını fakat Papadopulos'un seçimi kaybettikten
sonra, kuzeyden güneye yapılan ticaretteki artışın dikkat
edilmesi gereken bir unsur olduğunu belirtti.
Tüzük kapsamında bal
ve balık ticaretinin de önümüzdeki günlerde başlayacağına
dikkat çeken İnce, bal ve balığın devreye girmesiyle
kuzeyden güneye yapılan satış miktarında artış
beklediklerini ifade etti.
Kıbrıs Türk
Sanayi Odası Genel Sekreteri (KTSO) Mustafa Gündüz, Tüzük üzerinden
yapılan satışlarda giderek artış gözlemlendiğini
ancak bunun yeterli olmadığını belirterek, Kıbrıslı
Türk işadamlarının daha çok satabilecek mukayeseli malları
bulunduğunu kaydetti.
Genç
İşadamları Derneği Başkanı (GİAD) Sunat Atun
da yaptığı açıklamada, malların iki yönlü
dolaşımına yönelik düzenlenmesi gerektiğini ifade ederken,
İşadamları Derneği (İŞAD) eski başkanı
Özalp Nailer, tüzüğün yeterli olabilmesi için daha büyük ticaret
olanaklarının açılması gerektiği kaydetti.
Her yıl giderek
artış var; ama yeterli değil
Yeşil Hat
Tüzüğü'nün yürürlüğe girdiği 2004 tarihinden 2008
yılının ilk iki ayına kadar yapılan
satışların aylık genel toplamlarında ciddi
artış olduğu gözlemlenirken, iş adamları, yapılan
ticaretin yeterli olmadığını vurguladı.
2004 yılında
satışlardan elde edilen genel rakam 275 bin 560 KL olurken, bu rakam
2005'te 979 bin 435 KL, 2006'da 1 milyon 889 bin KL, 2007'de 2 milyon 414 bin
KL'ye yükseldi. 2008'in Ocak-Şubat aylarındaki genel rakam ise, 1
milyon 113 bin Euro oldu
Sebze revaçta
2004-2008
yılları arasında Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden
yapılan satışlarda en çok sebze ürünleri rağbet gördü.
2004 yılında
sebze ürünlerinde 103 bin KL, 2005'de 165 bin 293 KL, 2006'da 545 bin 414 KL,
2007'de 694 bin 253 KL ve 2008'in ilk iki ayında da 675 bin 822 Euro gelir
elde edildi.
Sebzenin ardından ise
en çok satılan ürünler arasında tahta ürünleri, mobilya ve plastik
ürünler yer alıyor.
İnce: Papadopulos'un
seçimi
kaybetmesiyle ticarette
artış oldu
Ticaret Odası
Başkanı İnce de, tüzüğün yeterli
olmadığını, Papadopulos'un seçimi kaybettikten sonra,
kuzeyden güneye yapılan ticaretteki artışın dikkat edilmesi
gereken bir unsur olduğunu belirtti.
Satışların
küçük miktarlar bağlamında devam ettiğini kaydeden Hasan
İnce, "Halbuki güneyden kuzeye kesilen faturaların
sayısı 15 - 20 kadardır ve büyük rakamlardır" dedi.
Yeşil Hat Tüzüğü
üzerinden yapılan satışların, ihracat rakamının
yüzde 8 veya 10'una tekabül etmeye başladığını ifade
eden KTTO Başkanı İnce, bunun ülke ekonomisine olumlu katkı
olduğunu ifade etti.
"Tadilatlar Rum
komiser
tarafından
engelleniyor"
AB Komisyonunun
yapmayı planladığı tadilatların, Rum komiserinin
engellediğini söyleyen İnce, "Gelinen bu noktada Rum
politikasında ciddi bir değişiklik yok" dedi.
Kuzeyden güneye gidecek
malların 135 Euro'dan 250-300 Euro arasına
çıkarılmasını talep ettiklerini kaydeden İnce, bir
diğer taleplerinin ise servislerin güneye ulaşabilmesi olduğunu
söyledi.
İnce sözlerini
şöyle sürdürdü:
"Örneğin klima
montajcısı alet edevatını arabasına koyup güneye
geçebilmeli. Neticede bunlar dirençle karşılanıyor. Umarım
yeni süreçte bunlar da bir iyi niyet göstergesi olarak olumlu olur"
"Bal ve balık
ticareti başlıyor"
Tüzük kapsamında bal
ve balık ticaretinin de önümüzdeki günlerde başlayacağına
dikkat çeken ticaret odası yetkilisi, AB'nin tayin ettiği 3
balık uzmanının bir süre sonra Kuzey Kıbrıs'a geleceğini
söyledi.
Uzmanların,
teknelerin ve yakalanan balıkların nasıl muhafaza edildiği
ve AB standartlarında uyulması gereken sağlığa
uygunluk koşulları ile ilgili eğitimler vereceğini de ifade
eden Hasan İnce, yakın bir gelecekte de bal uzmanlarının
ülkemize geleceğini kaydetti.
İnce, bal
uzmanlarının da ülkemizin 10 değişik bölgesindeki
kovanlardan bal alarak AB laboratuarlarına akredite olmuş
laboratuarlarda tahlil yapacaklarının altını çizerek,
"Bal ve balığın da devreye girmesiyle kuzeyden güneye
yapılan satış miktarında bir artış
bekliyoruz" dedi.
Gündüz:
Satışlarda artış var ama yeterli değil
Tüzük üzerinden
yapılan satışlarda giderek artışın
gözlemlendiğini ancak bunun yeterli olmadığını
belirten Mustafa Gündüz, "Biz daha da çok malın
satılacağına inanıyoruz. Daha çok satabilecek mukayeseli
mallarımız var" diye konuştu.
Satışların
doğrudan tüketiciye ya da aracı vasıtasıyla tüketiciye
giden mallar olduğuna dikkat çeken Gündüz, siyasi ortamın durumuna
göre, satışların da şekillendiğini şu sözlerle
ifade etti:
"Siyasi ortam ne
kadar iyiye giderse ve güneydeki psikolojik engellerin Türk
mallarının raflara dahi girmesini engelleyen baskının
tüketici üzerinden kalkması ve daha rahat alış veriş
ortamının sağlanmasıyla, satışlar daha da
artacaktır"
"Tüzüğün
kapsamı geliştirilmeli"
Süpermarketlerin
raflarına Kıbrıs Türk mallarını
koymadığını ifade eden Kıbrıs Türk Sanayi
Odası yetkilisi, tüzüğün kapsamının daha da
geliştirilerek satışların artacağına dikkat
çekti.
"Mesela kuzeyde
üretilen hellim, sağlık meselesi nedeniyle Güney Kıbrıs'a
satılamıyor" diye konuşan Mustafa Gündüz, en önemli
noktanın, Rumlardaki, Kıbrıs Türk mallarına yönelik
psikolojinin düzelmesi olduğunu, ticaretteki en büyük engelin bu
olduğunu yineledi.
Atun: Tüzük prematüre
kaldı
Tüzüğün tek yönlü
olduğunu ifade eden Sunat Atun, "Ama bence biraz prematüre
kaldı" dedi.
GİAD olarak
vizyonlarının, malların iki yönlü sirkülâsyonuna yönelik
düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Atun, tüzük üzerinde yapılacak
ticaretin karşılıklı olması gerektiğini belirtti.
Ticaret odasının
bal ve balık satışına yönelik girişim
başlattığını da söyleyen dernek yöneticisi Atun, bu
konuda da mesafe kaydedilmek üzere olunduğunu ifade etti.
Sunat Atun, "İlk
adım olarak ticaret konusunda hedefe ulaşıldı. Tüzük bebek
olarak doğdu ama yetişkin olması gerekiyor" dedi.
Nailer: Büyük ticaret
olanaklarının açılması gerekir
Özalp Nailer, tüzüğün
yeterli olabilmesi için daha büyük ticaret olanaklarının
açılması gerektiği belirterek, özellikle Rum kesimindeki
Kıbrıs Türk mallarına yönelik psikolojik duvarın
yıkılmasıyla, ticaret hacminin artacağını ifade
etti.
Satış sonucu
ortaya çıkan rakamların çok düşük olduğuna dikkat çeken
Nailer, tüzüğe bal ve balık gibi eklemelerle ticaret
olanaklarının daha da yükseleceğini kaydederek, iki toplum
lideri arasında başlayan görüşme sürecinin de buna pozitif
katkı sağlayacağını umut ettiğini söyledi.
2004
satışları
Alüminyum/PVC: 7.765,35 KL
Elişi ürünleri:
3.786,44 KL
Meyve: 4.310 KL
Demir/Çelik ürünleri:
4.755 KL
Ham metal: 16.432 KL
Yiyecek/içecek: 405,12 KL
Konfeksiyon: 9.113,91 KL
Kâğıt ürünleri:
43.417,30 KL
Toprak ve taş:
13.206,56 KL
Sebze: 103.003,42 KL
Tahta ürünleri/mobilya:
26.485,82
Yapı taşı /
yapı taşı parçaları: 22.120,97 KL
Kimyasal ürünler:
15.879,72 KL
Plastik ürünler: 3.081,50
KL
Kömür: 1. 796,25 KL
Genel Toplam: 275,559,36
KL
2005
satışları
Alüminyum/PVC: 49.268,35
KL
Elişi ürünleri:
13.837,16 KL
Ham metal: 55.508 KL
Konfeksiyon: 16.498,30 KL
Kâğıt ürünler:
138.319,46 KL
Yapı taşı/
yapı taşı parçalar: 121.289,08 KL
Sebze: 165.293,04 KL
Takta ürünleri/mobilya:
179.574,82 KL
Kimyasal ürünler:
26.618,09 KL
Plastik ürünler:
102.049,22 KL
Yiyecek/içecek: 1.621,80
KL
Demir/çelik ürünleri:
23.469 KL
Toprak/taş: 3.613,80
KL
Prefabrik binalar: 35.966
KL
Su deposu ve
ısıtıcısı: 1.300 KL
Saraçhane ve koşum
takımı: 1.342 KL
Kitap, gazete vs: 6.860 KL
Kömür: 1.793,83 KL
Elektrik malzemesi:
35.210,45 KL
Genel Toplam: 979.432,40
KL
2006
satışları
Kâğıt ürünleri:
81.054,49
Yapı taşı/
yapı taşı parçaları: 164.832,53 KL
Takta ürünleri/mobilya:
327.919,83 KL
Sebze: 545.414,10 KL
Elektrik malzemesi:
141.332,90 KL
Plastik ürünler:
194.990,68 KL
Alüminyum/PVC: 149.182,93
Kimyasal ürünler:
55.050,10 KL
Su deposu ve
ısıtıcısı: 2.808 KL
Elişi ürünleri:
29.445,78 KL
Konfeksiyon: 3.428,22 KL
Toprak ve taş:
29.207,10 KL
Ham metal: 148.632,79 KL
Demir/çelik ürünleri:
3.035 KL
Yiyecek/içecek: 1.324 KL
Endüstriyel mutfak
ekipmanları: 9.750 KL
Kömür: 700 KL
Saraçhane ve koşum
takımı: 356,80 KL
Sıvama materyali:
1.000
Genel Toplam: 1.889.465,25
KL
2007
satışları
Kâğıt ürünleri:
92.621,01 KL
Yapı taşı/
yapı taşı parçaları: 335.779,17 KL
Tahta ürünleri/mobilya:
433.623,04 KL
Sebze: 694.253,37 KL
Plastik ürünler:
224.752,58 KL
Alüminyum/PVC: 59.407,60
KL
Kimyasal ürünler:
156.418,48 KL
Su deposu ve
ısıtıcısı: 1.597 KL
Elişi ürünleri:
20.694,62 KL
Konfeksiyon: 5.897,75 KL
Ham metal: 318.121,93 KL
Toprak ve taş:
2.946,25 KL
Prefabrik binalar: 23.000
KL
Demir/çelik: 2.946,25 KL
Sıva makinesi: 5.430
KL
Temizlik sistemleri: 5.499
KL
Cam ve cam eşya:
7.549 KL
Elektrik malzemesi: 1.500
KL
Seramik ürünler/
ısıya dayanıklı mallar: 10.700 KL
Saraçhane ve koşum
takımı: 1.431,17 KL
Genel Toplam: 2.414.575,95
KL
2008
Satışları (Ocak-Şubat)
Yapı taşı/
yapı taşı parçalar 45.058,50 ?
Tahta ürünleri/mobilya:
121.394,47 ?
Plastik ürünler: 79.365,09
?
Ham metal: 76.061,56 ?
Elişi ürünleri:
1.421,39 ?
Alüminyum/PVC: 27.551,91 ?
Kimyasal ürünler:
55.305,94 ?
Sebze: 675.822,05 ?
Konfeksiyon: 2.231,75 ?
Cam ve cam eşya:
6.114,58 ?
Demir/çelik ürünleri:
11.711,44 ?
Temizlik sistemleri: 217 ?
Elektrik malzemeleri:
1.252 ?
Kâğıt ürünleri:
9.129,20 ?
Genel Toplam: 1.112.636,88
?
KIBRIS
26/03/08
Hristofyas,
Papadopulos'un "görüşmeme" tavrını sürdürmüyor
TEKNİK
ÇALIŞMALAR TAMAMLANIR TAMAMLANMAZ... Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Erçakıca, Rum lider Hristofyas'ın, Rum Yönetimi eski lideri
Tasos Papadopulos'un görüşmeme tavrını sürdürmeyeceği
izlenimi yarattığını söyledi. 21 Mart mutabakatında
yer alan Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla ilgili yeşil
ışığın cuma gününden beri açık olduğunu
belirten Erçakıca, bölgenin mayın taramasının bir kez daha
yapılması ve geçiş güzergâhı üzerindeki binaların
sağlamlaştırılması olmak üzere 2 kategoride
gerçekleştirilecek teknik çalışmalar tamamlanır tamamlanmaz
kapının açılacağını kaydetti
Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca, Rum lider Hristofyas'ın, Rum Yönetimi eski
lideri Tasos Papadopulos'un görüşmeme tavrını
sürdürmeyeceği izlenimi yarattığını söyledi.
Erçakıca, 21 Mart
mutabakatı uyarınca başlayan Kıbrıs'la ilgili yeni
süreçte, çalışma grupları ve teknik komitelerin
oluşturulması çalışmalarının bugün
tamamlanmasının beklendiğini de kaydetti.
Hasan Erçakıca,
Lokmacı Kapısı'yla ilgili teknik çalışmalar
çerçevesinde tekrarlanacak mayın temizleme çalışmaları için
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı (GKK) ile BM Barış
Gücü'nün dün görüşmesinin beklendiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca, haftalık basın brifinginde,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri Dimitris
Hristofyas arasında cuma günü yapılan görüşmede varılan mutabakat
sonrasında meydana gelen gelişmeleri değerlendirdi.
"8 Temmuz süreci
geride kaldı"
Gazetecilerin bir sorusu
üzerine Rum lider Hristofyas'ın, Rum Yönetimi eski lideri Tasos
Papadopulos'un görüşmeme tavrını sürdürmeyeceği izlenimi
yarattığını söyleyen Erçakıca, Türk
tarafının değerlendirmelerinin doğrulanmış
olduğu 8 Temmuz sürecinin geride kaldığını, 21 Mart
mutabakatı ile birlikte aşıldığını belirtti.
Erçakıca,
"Kıbrıs Türk tarafı ile Rum tarafının
anlaştığı noktaları ön plana çıkararak ilerlemek
gerekir. Dolayısıyla 8 Temmuz hakkındaki aşırı
yorumlar sadece yeni sürece zarar verir" dedi.
Hasan Erçakıca, iki
liderin temsilcilerinin 21 Mart mutabakatı uyarınca
gerçekleştirdiği görüşmenin olumlu gelişmelere sahne
olduğunu ve çok büyük ilerleme sağlandığını
söyledi.
Erçakıca,
kapsamlı çözümü hedefleyecek tam teşekküllü müzakerelerin
hazırlanması için çalışacak gruplar ile günlük sorunlara
çözüm bulmayı amaçlayan teknik komitelerin oluşturulması
konusunda çalışıldığını belirtti.
Erçakıca, iki
temsilcinin bugün saat 15.30'da yeniden bir araya gelerek, komite ve
çalışma gruplarını oluşturma
çalışmalarını tamamlamalarının beklendiğini
kaydetti.
"Komite ve grup
sayısı 5-7 olacak gibi"
Komite ve
çalışma gruplarıyla ilgili çalışmalara ilişkin
ayrıntıların sorulması üzerine Erçakıca, komite ve
grup sayısının 5-7 olacak gibi göründüğünü, ancak ortada
daha henüz çözümlenmemiş konular olduğunu söyledi.
Erçakıca, komite
sayısının görev alanları üzerinde çalışırken
netleşeceğini bildirdi.
"GKK-BM
Barış Gücü görüşecekti"
21 Mart mutabakatında
yer alan Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla ilgili
yeşil ışığın cuma gününden beri açık
olduğunu söyleyen Erçakıca, bölgenin mayın taramasının
bir kez daha yapılması ve geçiş güzergâhı üzerindeki
binaların sağlamlaştırılması olmak üzere 2
kategoride gerçekleştirilecek teknik çalışmalar tamamlanır
tamamlanmaz kapının açılacağını belirtti.
Erçakıca, bölgeyi
denetleyen GKK ile mayınları temizleyecek BM Barış Gücü
yetkililerinin dün temas ederek, gerekli koordinasyonu
sağlamasının beklendiğini söyledi. Erçakıca, "GKK
ile Barış Gücü arasında bugün (dün ) görüşme yapması
bekleniyordu. Görüşmeden beklentimiz bu mayın temizleme
çalışmalarının prosedüre bağlanıp
gerçekleştirilmesidir" dedi.
Hasan Erçakıca,
"GKK ile BM Barış Gücü'nün anlaşamayıp,
kapının açılmama ihtimali var mı?" yönündeki soruya
şu yanıtı verdi:
"Bence yoktur. Çünkü
mayın temizleme konusunda daha önce uygulanmış prosedürler var.
Ortada bir de iki liderin anlaşması var. Askeri güçlere düşen
bunu teknik olarak uygulamasıdır. Ben anlaşamama ihtimali
görmüyorum."
"Lokmacı en
kısa zamanda açılacak"
Lokmacı
Kapısı'nın açılması konusunda belirlenmiş
herhangi bir tarih bulunmadığını söyleyen Erçakıca,
"Bunun nedeni, çalışmaların teknik nitelikte
olmasıdır. Mümkün olan en kısa zamanda bu kapı
açılacaktır" dedi.
Hasan Erçakıca,
BM'nin kapının açılışını BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn
Pascoe'nun Kıbrıs'ı ziyaretine denk getirmeye
çalıştığını kaydetti.
Erçakıca,
duvarların sağlamlaştırılması
çalışmalarının da iki belediye tarafından ayrı
ayrı yapılacağını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Erçakıca, gazetecilerin sorusu üzerine, UNFICYP Sözcüsü Jose Luis
Diaz'ın "mayınların temizlenmesinde teknik sorun var"
şeklindeki açıklamasını, çok soyut olmasından
dolayı anlamadığını ve neye
dayandırıldığını da çözemediğini kaydetti.
Erçakıca, "Bizim açımızdan herhangi bir sorun yoktur.
Gerekli bilgilendirme ilgili makamlara yapılmıştır"
dedi.
Erçakıca, mart
sonunda adaya gelmesi beklenen BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden
Sorumlu Yardımcısı Pascoe'nun, iki lideri yeniden bir araya
getireceği yönündeki haberlerle ilgili soruya yanıtında, sadece
gelişi kesinleşen BM Değerlendirme Heyeti'nin ziyaret tarihinin
dahi kesinleşmediğini söyledi.
Türk tarafının
programı kesinleşmeyen Pascoe'nun ziyaretine büyük önem verdiğini
kaydeden Erçakıca, "Bizim tutumumuz Kıbrıs sorunuyla ilgili
görüşmelerin, BM'nin iyi niyet misyonu altında yapılması
şeklindedir. Dolayısıyla bu süreçte, BM'nin bir rol alması
gerekiyor. Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm
arayışımızı heyete ayrıntılarıyla
anlatacağız" dedi.
Büyükanıt bugün
geliyor
Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Erçakıca, bir soruya karşılık TC Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın daveti üzerine KKTC'ye geleceğini
söyledi.
Büyükanıt'ın
bugün geleceğini kaydeden Erçakıca, üzerinde hala
çalışılan programın daha sonra netleşebileceğini
belirtti.
Erçakıca,
Büyükanıt'a davetin uzun süre önce yapıldığını
ancak Türkiye'deki gündemin yoğunluğundan dolayı bu döneme
rastladığını söyledi.
Garantiler, pazarlık
konusu değil
Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca, garantörlüğün, geçmişte olduğu gibi
bu süreçte de pazarlık konusu olmadığını söyledi.
Gazetecilerin sorusu
üzerine Erçakıca, "Rum tarafı isterse bunu masaya getirebilir.
Türk tarafının pozisyonu gayet açıktır. Garanti sisteminin
bu aşamada değiştirilmeye çalışılması sorunu
karmaşıklaştırır" dedi.
Erçakıca,, garantiler
konusunun ciddi bir uzlaşmazlık konusu olabileceğini söyledi.
Erçakıca,
uluslararası nitelikteki Garanti ve İttifak
Anlaşmaları'nın değişebilmesi için yeni bir
uluslararası anlaşmaya ihtiyaç duyulduğuna da dikkat çekti.
KIBRIS
26/03/08
Ledra Street property prices soaring
By Rala Kawas
PLANS to reunite Ledra
Street by opening a crossing point on Nicosias main pedestrian shopping street
have sent property prices soaring, the Financial Mirror reported yesterday.
While most property owners reluctant to sell, prices for goodwill to oust
existing tenants are going through the roof, with one owner reportedly asking
for as much as 850,000, the paper said. While corner shops are most in demand,
their location and the general benchmark value of 2,050-2,560 per square metre
on other main streets seem irrelevant. A shop of 100 square metres on Ledra
Street is said to be costing goodwill of 340,000, while a 150 sq.m. shop costs
510,000.
According to economic analyst Costas Apostolides, if an agreement is reached,
resulting in the opening of the Green Line in this part of the city, it is
expected that prices will rise. However, he was surprised this had already
begun, feeling the rise in prices was premature because nobody knows what the
use of the street is going to be in the long-term.
Another thing that worried Apostolides was the area and the condition it is in.
It needs investment because a lot of it is very run down, he said. The
analyst said the whole area was likely to require an upgrade in the future in
order to maintain the standard of pedestrian shopping it is at.
More promisingly though, Apostolides said, reactions are very quick in Cyprus,
so it shouldnt take long to see what happens. He believes it is inevitable
for property prices to rise if Ledra Street is opened, and with time and a
little extra investment, Apostolides believes Ledra Street has the potential to
be a top class shopping centre for both communities to enjoy.
CYPRUS MAIL
26/03/08
UN to begin Ledra mine sweep today
By Jean Christou
U.N. DEMINING teams are to
enter the Ledra Street buffer zone today to conduct a final sweep for mines and
booby traps ahead of the opening of a new crossing point on the street.
They had been due in on Monday after leaders of the two communities agreed to
open Ledra Street at a meeting last Friday, but were barred by the Turkish
forces from entering the area amid reports the army was unhappy at not having
been consulted over the deal.
Last night, however, UNFICYP spokesman Jos? Diaz told the Cyprus Mail that
obstacles to starting the process had been removed and that the demining team
would start work on Ledra Street today.
Earlier, President Demetris Christofias had expressed the hope that whatever
had prompted the Turkish army suddenly to stall on opening Ledra Street would
be resolved soon.
Christofias, who refrained from pointing the finger, was speaking to reporters
after the parade in Nicosia to mark Greek Independence Day yesterday.
Marios Karoyan, his successor as House President, had no such qualms, however.
Karoyian said the Turkish army's apparent move to renege on the agreement to
open Ledra Street proves yet again its intransigent stance.
But Christofias said he did not want to comment on such a possibility at the
moment, saying the situation was still open.
I wish and hope we will have good news soon, he said. We insist that the
opening of the crossing point should take place on the basis of the issues
agreed via the UN.
Christofias agreed the terms and conditions for the opening of Ledra Street
with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat at a meeting last Friday.
It was widely expected that the UN would go into the area on Monday.
However, Presidential Commissioner George Iacovou discovered during his meeting
with Talats aide Ozdil Nami late on Monday that the Turkish army was not
allowing UNFICYP into the area. The speculation was that someone among the
Turkish military ranks had complained of not being fully informed of what was
going on.
Asked whether he was satisfied with the progress between Iacovou and Nami on
setting up technical and working groups, Christofias said the question made it
appear as if he was saying he was unsatisfied with what was happening over
Ledra Street, when in fact he did not want to say anything about Ledra for the
moment.
Iacovou told reporters yesterday he would be raising the issue with Nami during
their meeting today at the offices of UN Special Representative for Cyprus
Michael Moller.
He declined to confirm one way or another whether the agreement between Talat
and Christofias on Ledra had been made without the full approval of the Turkish
military.
Regarding the technical committees and working groups that will focus on laying
the groundwork for new talks between the leaders in three months time, Iacovou
said there had essentially been agreement with Nami on the basics of setting up
the groups.
Iacovou described his meeting with Nami as exemplary, but declined to give
details on the committees due to the strict confidentiality regarding the
content of the negotiations.
The committees are basically agreed, he said. We had to choose whether we
should continue to discuss the content of the agenda of every committee or to
proceed with negotiation.
He said the committees and groups will number 12-14.
The previous attempt to set up working groups and technical committees under
the July 8 agreement between Talat and former President Tassos Papadopoulos
floundered for 18 months at the stage of naming the committees and groups,
despite 50 meetings during that time.
CYPRUS MAIL
26/03/08
Cyprus marks 1821 uprising
MILITARY parades, church
services and other celebratory events were held all over Cyprus yesterday to
commemorate Greeces 1821 revolt against Ottoman rule.
President Demetris Christofias who attended the main church service and parade
in Nicosia congratulated the Greek population and expressed his thanks to them
for Greeces support for Cyprus.
Greek ambassador to Cyprus Dimitris Rallis spoke of the contribution of Cyprus
to the 1821 revolution and of the Cypriots who gave their lives in the struggle
against Turkish rule.
The struggle of 1821 was a struggle for the universal ideals and values of
freedom, justice, human rights and democracy, said Rallis.
CYPRUS MAIL
26/03/08
AA
Güncelleme: 18:13 TSİ 27 Mart 2008 Perşembe
LEFKOŞA
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum
yönetimi lideri Dimitris Hristofyasın geçen hafta anlaşması
sonucu, dün mayın temizliği yapılan Lokmacı Geçidinde
bugün de Türk Belediyesi ekipleri, KKTC tarafında kalan bölümünde temizlik
çalışması yaptı. Rum Belediyesi ise ekiplerinin hazır
olmadığı gerekçesiyle çalışmalara bugün değil,
yarın sabah başlayacağını bildirdi.
Lefkoşa
Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ve Lefkoşa
Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro, yarın saat 11.00de ara
bölgede buluşarak, çalışmaları yerinde inceleyecek.
Bulutoğluları, yaptığı açıklamada, belediye
olarak üzerlerine düşen görevi yaptıklarını ifade ederek,
kendilerine düşen çalışmaları 3 günde
tamamlayacaklarını bildirdi. Bulutoğluları,
kapının açılmasına
ilişkin kararı liderlerin vereceğini de yineledi. Lefkoşa
Türk Belediyesi ekiplerinin temizlik yaptığı sırada BM
Barış Gücü askerleri de bölgede bulundu.
BM Barış Gücü (UNFCYP), dün bölgede mayın temizliği
çalışması yapmış, 6 kişilik mayın temizleme
ekibinin yaptığı çalışmalarda hiçbir tehlikeli maddeye
rastlanmamıştı.
HRİSTOFYAS:
TÜRK TARAFI BİZİ İKNA ETMEDİ
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 21 martta yaptığı
görüşmeye ilişkin olarak, Türk tarafı, ilerlememiz için
yeşil ışık yaktığı konusunda bizi ikna
etmedi dedi.
Rum radyosunun haberine göre Hristofyas, Güney Kıbrısta bulunan
Yunanistanın Atina ve İtalyanın Palermo üniversitelerinden
öğrencileri kabulünde yaptığı konuşmada, 21 martta
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla yaptığı
görüşmeye değinerek, şunları söyledi:
![]()
Büyükanıt KKTCde: TSK
barışa kadar burada
Hedef, karşılıklı anlayış yöntemlerinin
bulunmasıdır ki bu pek çok unsura, özellikle Türk liderliğine
bağlı olacak. Sayın Talat kötü niyetli demek istemiyorum.
Ancak Türk liderliği, ilerlememiz için yeşil ışık
yaktığı konusunda bizi ikna etmedi. Bu, süreç içerisinde ortaya
çıkacak.
Hristofyas, bu çabanın hayata geçiriliş süreci içerisinde ciddi
sorunlarla ve engellerle karşılaşılacağını
da söyledi.
KOMİTELER
KURULACAK
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin meseleleri ele alacak 6
Çalışma Grubu ve gündelik konuları görüşecek 7 de Teknik
Komite kurulmasına karar verildiğini hatırlatan Hristofyas,
Kıbrıs sorununun diğer yönlerini kapsayacak başka komiteler
daha kurulması ihtimali bulunduğunu bildirdi.
Komitelerin hemen şimdi oluşturulması ve işe
başlamaları yönünde çaba harcandığını kaydeden
Hristofyas, bu komitelerin iş üretmeleri gerektiğini belirterek,
şunları söyledi:
Bu komiteleri göstermelik diye, biri diğerini örtsün diye, propaganda olsun
diye kurmadık. Bu, diğer tarafa mesajdır da. İki lider
arasındaki müzakerelerin başlaması, komitelerin üreteceği
ürünün temelinde haklı gösterilebilir.
Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan ise Kıbrıs Türk
tarafının ve Ankaranın niyetinin, teknik komitelerin
Kıbrıs sorununun esasına ilişkin
çalışmalarına başladıklarında ortaya
çıkacağını savundu.
Karoyan, aynı heyeti kabulünde yaptığı açıklamada,
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Hristofyas arasındaki
görüşmenin, iyi bir ortam yarattığını, ancak yolun
uzun olduğunu söyledi.
Rum tarafının, tarihi ve acılı bir uzlaşıya
hazır olduğunu savunan Karoyan, Ancak bu uzlaşı
Helenizmin Kıbrıstaki varlığını tehlikeye
sokamaz dedi.
AA
Güncelleme: 17:42 TSİ 27 Mart 2008 Perşembe
MEHMETÇİK
- Büyükanıt KKTCyi ziyaretinde yaptığı konuşmada
Kıbrısta yaşayan Türk halkının haklarını,
özgürlüklerini içine alan adil ve kalıcı bir barış
sağlanıncaya kadar Türk askerleri hep sizlerle birlikte olacak dedi.
Mehmetçik
Belediye Parkında sivil kıyafetleriyle kalabalık vatandaş
grubuyla bir araya gelen Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin
uluslararası anlaşmalara dayanarak KKTCde bulunduğunu söyledi.
TSK
İSTİLACI DEĞİL
Büyükanıt şunları söyledi: Silahlı Kuvvetler,
bazılarının dediği gibi Kuzey Kıbrısı
istila etmiş bir güç değil. Kuzey Kıbrısta yaşayan
Türk halkının güvenliğini sağlamak için buradadır ve
burada kalmaya da devam edecek. Kıbrısta yaşayan Türk
halkının haklarını, özgürlüklerini içine alan adil ve
kalıcı bir barış sağlanıncaya kadar Türk
askerleri hep sizlerle birlikte olacak. Bazı kimseler, özellikle
yabancılar, Kıbrıs olaylarını 1974ten sonra
başlatır. Halbuki Kıbrıs olayları, 1974te
başlamamış, sonlanmıştır.
KKTCYE
İZOLASYON ZULÜM
Orgeneral Büyükanıt, Kıbrıs Türküne uygulanan
izolasyonların bir zulüm haline geldiğine işaret ederek,
şöyle devam etti:
|
|
|
Büyükanıt, adaya eşiyle
birlikte gitti. |
Şu anda, KKTC bir izolasyonla
karşı karşıyadır. Bu izolasyon, şu anda
geldiği boyut itibariyle zulüm haline gelmiştir. Kuzey
Kıbrıs Türk halkı, böyle bir şeyi hak etmemektedir.
Dolayısıyla, bu tür izolasyonların kalkıp, KKTCnin
uluslararası alana entegre olması kaçınılmaz bir
zorunluluktur. Bunun da inşallah, kısa zamanda olmasını
dilediğimi ifade etmek istiyorum.
Mehmetçik Belediye Başkanı Ahmet Beyazıt Adalıer de,
Belediye Meclisinin oy birliğiyle, Hürriyet Caddesinin ismini Orgeneral
Yaşar Büyükanıt Caddesi olarak değiştirdiklerini
açıkladı. Büyükanıt da, ilk kez isminin bir caddeye
verildiğini söyleyerek, teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talatın resmi davetlisi olarak dün adaya gelen Orgeneral Büyükanıt,
bugünkü temasları kapsamında Karpaz bölgesinde bulunan Mehmetçik
köyünü ziyaret ederek, halkla bir araya geldi.
Lokmacı Kapısı 2 Nisan'da açılıyor
|
27 Mart, 2008 20:03:00 (TSİ) CNN TURK |
Kıbrıs'lı liderlerin,
açılması için anlaştığı Lokmacı
Kapısı'nda teknik çalışmalar sürüyor. CNN Türk'e
konuşan resmi kaynaklar, hazırlıkların tamamlanmasının
ardından kapının 2 Nisan'da açılacağını
belirtti.
1963'ten
beri kapalı kapının açılması için teknik
hazırlıkların ilk ayağını oluşturan
mayın arama tarama çalışmaları tamamlanmış
durumda.
Lefkoşa Türk belediyesi ekipleri de bugün, barikatın türk
tarafında temizlik çalışması yaptı.
Rum belediyesi ise rum tarafındaki çalışmalara yarın
başlayacak. Dün bölgede mayın temizliği çalışması
yapılmış ve çalışmalarda hiçbir tehlikeli maddeye rastlanmamıştı.
Önümüzdeki günlerde de, geçiş için kullanılacak bölgedeki evlerin
yapısı kontrol edilecek. Teknik işlemlerin 5 gün içinde
tamamlanması ve Lokmacı Kapısı'nın 2 Nisan'da
açılması bekleniyor.
Lokmacı Kapısı'nın açılması kararı,
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Dimitris
Hristofyas'ın 21 Mart'taki görüşmesinde
alınmıştı.
Lokmacı'da Türk tarafının istediği oldu
Lokmacı'nın (Ledra Caddesi) açılışı hakkında
Türk tarafının öne sürdüğü şartların kabul edilmesi
suretiyle, söz konusu kapının açılması yönünde önemli bir adım atıldı.
Buna göre, Türk askeri faaliyetleri bölgede aynen devam edecek ve BM
tarafından yapılacak mayın arama çalışmaları Türk
istihkam ve patlayıcı madde uzmanları nezaretinde
yapılacak.
Türk tarafındaki binaların bakım-onarım faaliyetleri,
Lefkoşa Türk Belediyesi eşgüdümünde Türk müteahhitler tarafından
yerine getirilecek.
Varılan mutabakat uyarınca, BM Barış Gücü (UNFICYP)
askerleri eskiden olduğu gibi Yeşil Hat olarak bilinen ara bölgedeki
devriye görevlerine devam edecek.
Hristofyas ilk kez CNN TÜRK'e konuştu
|
24 Mart, 2008 12:05:00 (TSİ) CNN TURK |
CNN TÜRK Özel
Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs'ta
çözüm için başlatılan yeni süreci CNN TÜRK'e değerlendirdi. Rum
lider, siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli federasyonu kabul
ettiklerini söyledi.
Kıbrıs'ta
21 Mart'ta gerçekleştirilen Türk ve Rum liderlerin
buluşmasıyla yeni bir döneme girildi.
Peki, Kıbrıs Rum kesiminin çözüm için öngördüğü siyasi model ve
Annan Planı hakkındaki görüşleri değişti mi?
CNN TÜRK'te yayınlanan "360 Derece" programının
yapımcısı ve sunucusu Şirin Payzın'a konuşan
Dimitris Hristofyas, "Siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli
federasyonu kabul ediyoruz" diyor, ancak Annan Planı'nın tekrar
masaya gelmesine karşı çıkıyor.
Adada yeni bir dönemin başlayacağına inanmak istediklerini
söyleyen Hristofyas, Talat'la Kıbrıs halkının
karşısında bir sınav verdiklerini belirtti.
"Taksim felaket olur"
Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin
ortak ve eşit haklara sahip olmaları için mücadele eden bir parti
olduklarını kaydeden Rum lider, taksimin ise ada için felaket
olacağını ifade etti.
Hristofyas, Rumlar ve Türklerin siyasi eşitlik konusunda
anlaşması gerektiğini, bir toplumun çıkarları güvence
altına alınırken, bunun diğer toplumun aleyhine
olmamasını sağlayabilmek gerektiğini söyledi.
"Acaba Türk hükümeti çözüm istemiyor mu..."
Rum lider, Talat'la sorunları basın üzerinden
konuşmayacaklarını da kaydetti.
"Adada kalabilecek Türk göçmen sayısı 50 bin demiştim,
sözümün arkasındayım" diyen Rum lider, "Bazen
acaba Türk hükümeti Kıbrıs'ta çözüm istemiyor mu, sorusu akla
geliyor" şeklinde konuştu.
"Türkiye asker çekmeli"
Hristofyas, iyi niyet adımı olarak Türkiye'nin aşamalı
olarak adadan askerlerini çekmesini istedi.
Talat'ın "birleşik Kıbrıs'ı
sıfırdan kuralım" tezine
katılmadığını kaydeden Dimitris Hristofyas,
"Kendimi milliyetçi şoven duygu ve düşünceleri
aşmış bir kişi olarak görüyorum" dedi.
Dimitris
Hristofyas röportajı...
Şirin Payzın: Sizin atacağınız yeni
adımlar neler olacaktır?
Dimitris Hristofyas: Ben yeni bir dönemin
başlayacağına inanmak istiyorum. Bundan sonra
yapacağımız bütün çalışmaların çözüme
ulaşılması yönünde olacağını ümit ediyorum ve
Kıbrıs'ta orduları bulunan Türkiye'nin de tutumunun bu yönde
olmasını arzuluyorum. Kıbrıslı Rumların ve
Kıbrıslı Türklerin bir federasyon çözümüyle. İnsan
haklarının güvence altına alınarak yaşaması olacaktır
amacımız.
Siz Avrupa'nın tek Komünist liderisiniz. Bu ruh çözüme
yansıyacak mı?
Partim Akel Kıbrıslı Rumların ve
Kıbrıslı Türklerin ortak ve eşit haklara sahip
olmaları için mücadele eden bir parti. Ben çocukluğumdan beri
eşitlik, insanlık, demokrasi değerlerine bağlı olarak
büyüdüm.
Ben milliyetçi ve şoven duyguları aşmış biri olarak
görüyorum kendimi ve Türk halkına yönelik düşmanca
duygularımın olmadığını ve Türk
halkının ilerlemesinden yana olduğumuzu belirtmek isterim.
Bizim bundan sonra yapmamız gereken dostum Talat'la çalışıp
bundan sonraki süreçte taksim düşüncesinin kalıcı hale
gelmesinin önüne geçmek olacak. Çünkü taksim bütün Kıbrıslılar
için felaket olur.
Kıbrıs Türkleriyle eşitlik dediniz, nedir bundan
anladığınız? Ne kadar eşitlik mesela?
Benim dönemimde ana unsur Kıbrıslı Rumlarla Türklerin bu sorunu
çözmesi olacak.
Federasyonlarda siyasi eşitlik vardır. İki kurucu devletin
olması durumunda aynı anayasayı iki kurucu devlet de benimser.
Bir toplumun diğer topluma kendi isteğini dayatma
olanağının ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunun
için gerekli güvenceler sağlanmalı. Siyasi eşitlik matematiksel
eşitlik anlamına gelmez ama siyasi eşitliğin BM
kararlarında ifade edilen siyasal eşitlik konusunda Rumların ve
Türklerin anlaşmaya varması gerektiği düşüncesindeyiz.
Annan planı tamamen masadan kadırıldı mı?
Kıbrısta bulunacak çözüm Kıbrıslılar tarafından
yaratılmalıdır. Dışarıdan gelen bir çözüm
değil içeriden çözüm gerekiyor. Yeni çözüm paketinin adı
Kıbrıslıların çözümü" olmalıdır. Bizim
istediğimiz Türkiye, Yunanistan ve diğer ülkeler lütfen bıraksınlar
Kıbrıslılar bir çözüme ulaşsın.
Daha önce Annan planının yüzde 70inden yararlanabiliriz
demiştiniz?
Geriye dönüp kim ne demişti diye bakmanın yararı yok.
Yaratıcı olamayız. Bence Mehmet Ali Talatla oturup açık
fikirlilikle onu dinleyeceğim ve ben de ona anlatacağım.
Mülkiyet sorununu konuştunuz mu? Sizin çözüm öneriniz ne?
Mülkiyet sorununa ilişkin adil bir çözüme ulaşmayı arzuluyoruz
ama Talatla daha bu konuya girmedik. Ayrıca bu gibi hassas konuları
bu yeni dönemde basın üzerinden konuşmamaya dikkat
edeceğim.
Yine de bize ip ucu lazım. Mesela Türk göçmenler meselesi?
Gerek Kıbrıslı Türkler gerekse Rumlar için çok önemli konu.
Benim şimdi çıkıp hepsi kalacak demem iyi niyetli olmaz .
Herkese vatandaşlık verilmeli demem de doğru olmaz.
Kalabilecek Türk göçmenler için daha önce 50 bin rakamını
vermiştiniz?
Ben bu sözümün arkasındayım, evet.
Mehmet Ali Talat görüşmeleri virgin state, yani yeniden
sıfırdan birleşik Kıbrısın oluşması
için yapalım diyor?
Bu konuda ciddi görüş ayrılıklarımız var. Ama Talatla
müzakere edeceğiz.
Türkiyeden beklentiniz ne? Türkiyenin AB sürecini bloke etmeyi
sürdürecek misiniz?
Türkiye adada yasa dışı bulunan askerlerini çekmeli ve
limanlarını açmalı. Bu iyi niyet adımın beklentisi
içindeyiz. Biz Sayın Talatla birlikte Rumların ve
Kıbrıslı Türklerin önünde sınav veriyoruz, Türkiyenin
önünde vermiyoruz. Türk halkının düşmanı değiliz. AB
sürecinin ilerlemesini istiyoruz ancak Kıbrıs'ın toprak
bütünlüğünün ihlali sona ermeli.
Fransa Başbakanının mayıs ayında sizi ziyaret
etmesi bekleniyor. Fransanın Türkiye tutumu belli. Sizi de bu yönde
kullanmak isterlerse ne yapacaksınız? İyi niyetinizi göstermek
için Fransanın yanında yer almayıp tam tersine
Doğrudan ticaret tüzüğünün çıkmasını sağlayabilir
misiniz?
Fransanın Kıbrısa ihtiyacı yok. Kendi tezlerini bizsiz
yürütebilecek çapta bir ülke. İzolasyona gelince bugün 5-6 bin
civarında Türk adanın güneyinde çalışmaktadır.
Kıbrıslı Türkler ürünlerini bizim limanları kullanarak
ihraç edebilirler: Yani izolasyon yok.Türkiye yükümlülüklerini yerine getirirse
sorun ortadan kalkacak.
Papadapulosa destek verdiğiniz için pişman
mısınız? Türkiyede sizin Papadopulosdan farklı ve
bağımsız olamıyacağınız, onun
gölgesinin hep üstünüzde olacağı düşünülüyor?
Anlaşılıyor ortada kuşku var. Peki biz de şöyle
bakıyor olsak: Sayın Erdoğan ve Sayın Gül AB yolunda
yürümeye çalışıyorlar. Olumlu adımlar atıyorlar ama
askeri güçleri adada bulunan Türkiyede düzeni elinde tutması
muhtemel güçler Kıbrıslı Rumların ve Türklerin lehine
olacak çözüme evet der mi? Biz de bu kuşkuyla hareket edersek hiçbir yere
varamayız. Kuşkuları kenara bırakalım.
AİHM'den Yunanistan'a mahkumiyet
|
27 Mart, 2008 15:16:00 (TSİ) CNN TURK |
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
(AİHM), Batı Trakya'da Türk azınlığa ait derneklerin
açtığı iki ayrı davada Yunanistan'ı mahkum etti.
AİHM,
Yunanistan'ın Türk azınlığa ait dernekleri kapatma
kararıyla "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin
(AİHS) örgütlenme hakkıyla ilgili 11'inci maddesini ihlal
ettiği" görüşüne vardı.
AİHM kararında, ikinci başvuruyla ilgili yargılanma
süresinin de uzunluğuna dikkat çekilerek, "Yunanistan'ın,
AİHS'nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6'ncı maddesini de
ihlal ettiğine" hükmetti.
Hülya Emin ve altı arkadaşı, Gümülcine bölgesinde 2001
yılının mart ayında kurdukları "Türk
Kadınları Kültür Örgütü"nün, kapatılması üzerine, 2005
yılında AİHM'ye başvurmuşlardı.
Galip Galip ve yedi arkadaşı, "İskeçe Türk
Birliği" ve "Batı Trakya Türk Azınlığı
Üniversite Mezunları" derneklerinin kapatılması üzerineyine
2005 yılında AİHM'ye başvurmuştu.
AİHM, Hülya Emin ve arkadaşlarının açtığı
davada maddi tazminata gerek görmezken, Galip'in açtığı davada 8
bin euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırdı.
Strasbourg Mahkemesi, gerekçeli kararında "derneklerin, kendi etnik
kültürlerini geliştirmeye çalışmasının, kesinlikle
demokratik bir topluma tehdit oluşturamayacağı, farklı
kültürlerden gelen azınlıkların, tarihi bir gerçeği
olduğu ve bunu uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde
demokratik toplumun hoşgörüyle karşılaması ve koruması
gerektiği" vurgulandı.
Yunan mahkemeleri, derneklerin kendilerini "Müslüman
azınlık" yerine "Türk azınlığı"
diye tanımlamasını gerekçe göstererek kapatma kararı
almıştı.
Türk azınlık karardan memnun
Batı Trakya'da, adında "Türk" sözcüğü bulunduğu
gerekçesiyle mahkeme kararıyla kapatılan "İskeçe Türk
Birliği" ile "Rodop Türk Kadınları Kültür
Derneği"nin AİHM'e yaptığı itiraz
başvurusunun lehte sonuçlanması, Türk azınlık
tarafından memnuniyetle karşılandı.
AİHM'nin kararıyla ilgili açıklama yapan İskeçe
TürkBirliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu, "Türk
azınlığın etnik kimlik konusunda verdiği 25
yıllık hukuk ve demokrasi mücadelesinin başarıyla
sonuçlanmasından büyük mutluluk duyduğunu" söyledi.
Ahmetoğlu, Türk azınlığın bu kararı 25
yıldır beklediğini belirterek, "Bu karar, Batı Trakya
Türkleri için tarihi bir karardır. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin bu kararının Batı Trakya Türk Toplumuna ve
ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
"Türk ismiyle dernek kurmanın yolu açıldı"
Bu arada, Türk derneklerinin AİHM'deki dava süreciyle ilgili bilgi
veren İskeçeli Türk avukat Orhan Hacıibram, "AİHM'nin bu
kararından sonra, Batı Trakya'da kapatılan Türk derneklerinin
yeniden faaliyete geçmelerinin ve Türk ismiyle yeni dernek kurmanın yasal
yollarını açılabileceğini" belirtti.
Hacıibram, "Kararla ilgili henüz ayrıntılı bilgi
elimize geçmedi. Ancak, AİHM'den yapılan açıklamaya göre, her
iki davada haksız bulunan Yunan devleti, kapatılan Türk derneklerinin
asliye hukuk mahkemesindeki kayıtlarının silinmesini iptal etmek
ve Türk ismiyle yeni kurulacak derneklerin tüzüklerini onaylamak
durumundadır" diye konuştu.
Büyükanıt: Kıbrıs'ta çözüm, ama nasıl?
KKTC'de Atatürkçü
derneklerin coşkuyla karşıladığı Büyükanıt,
Talat'ı uyardı: 'Hep kalıcı ve adil barıştan söz
ediliyor. Cumhurbaşkanı dahil KKTC'yi yönetenler nasıl bir
barışın adil ve kalıcı olduğunu şüphesiz
biliyor. Ama bunun temin edilmesi, Güney Kıbrıs'ın bunu iyi
anlaması lazım'
27/03/2008
RADIKAL
TOLGA AKINER
LEFKOŞA
- Kıbrıs'ta yeni Rum lideri Dmitris Hristofyas'la KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ilk görüşmeyi yapıp
çözüm müzakerelerine başlamayı kararlaştırmalarından
beş gün sonra Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt
KKTC'yi ziyaret etti. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin
Ankara ziyareti yüzünden iki gün gecikmeli adaya giden Büyükanıt,
Atatürkçü dernekler tarafından coşkuyla karşılandı.
Büyükanıt Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Meclis Başkanı
Fatma Ekenoğlu, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la
buluşurken, Talat ile Hristofyas'ın açmaşı
kararlaştırdığı Lokmacı Kapısı'nda
mayın temizliği de başladı.
1958'de EOKA saldırıları sonucu adada kurulan ilk barikat olan
Lokmacı'da geçen yıl ilk yıkımı
KKTC Cumhurbaşkanı yaptığında, Büyükanıt
"Orası askeri yasak bölge, adımlar
karşılıklı atılmalı" itirazını
getirmişti.
Adayı genelkurmay başkanı sıfatıyla ilk kez ziyaret
eden Büyükanıt, eşiyle indiği Ercan Havaalanı'nda Atatürkçü
Düşünce Derneği, KKTC Muharip Dernekleri, üniversite öğrencisi
ve vatandaşlardan oluşan 100 kişilik grup tarafından
karşılandı. Bayraklarla Atatürk posterleri taşıyan,
'Mustafa Kemal'in askerleriyiz', 'Askere uzanan eller kırılsın',
'Laikliğin kalesi yıkılmayacak', 'Gençlik-ordu elele, tam
bağımsız Türkiye' sloganları atıp TSK-Ergenekon
bağlantısı kurulmasına tepki gösteren grubun coşkusu
karşısında gözlerir dolan Büyükanıt, uzun uzun asker
selamı verdi, "Hepinize çok teşekkür ederim. Sağolun,
varolun" diyerek eliyle öpücük yolladı. Sloganların dakikalarca
sürünce Büyükanıt, kalabalığın yanına gidip birkaç
kişiyle kucaklaştı.
Genelkurmay başkanı, Talat'la görüşmesinde, "Hep
kalıcı ve adil barıştan bahsediliyor.
Cumhurbaşkanı dahil KKTC'yi yönetenler, nasıl bir
barışın adil ve kalıcı olduğunu şüphesiz
biliyor, Türkiye'deki yetkililer de biliyor. Ama bunun temin edilmesi, Güney
Kıbrıs'ın bunu iyi anlaması lazım"
uyarısı yaptı. Türk askerinin görevinin adil ve kalıcı
barış sağlanana dek süreceğini vurguladı.
Talat da, "Hoşgeldiniz. Sizi aramızda görmek büyük mutluluk.
Ziyaretiniz biraz geç oldu, ama güç olmadı" diye seslendiği
Büyükanıt'a şunları söyledi: "TSK, KKTC'de
uluslararası garanti ve ittifak anlaşmalarında yer alan görevini
yerine getiriyor. Adil ve kalıcı barış
sağlanıncaya dek devam edecek. Aynen ortaya koyduğumuz gibi...
Türkiye hükümetiyle birlikte üzerinde
çalıştığımız hususlarda TSK'nın
desteğinden ötürü size teşekkür ediyoruz."
Büyükanıt'ın gerçekçi konuşmasını övdüğü
Denktaş ise, "Lokmacı'yı anlaşmanın
odağı yapmak büyük yanlış. Hristofyas'ın
istediği, Türk askerinin kapı açılacak diye çekilmesi,
kendilerine mahalle, toprak verilmesidir" dedi. Hristofyas,
Büyükanıt'ın ziyaretinden üzüntü duyduklarını
açıkladı.
Lokmacı gerilim
yaratmıştı
Talat, Nisan 2005'te cumhurbaşkanı seçilince dönemin
cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile genelkurmay mesafeli
kalmıştı. Türk askeri yetkilileri Lokmacı'nın
açılması planına tepki verirken, KKTC devlet televizyonu BRT'de
yayımlanan 'Duvarımız' belgeselinde Türk askerinin 'işgalci',
Türk Mukavemet Teşkilatı üyelerinin 'tecavüzcü' diye nitelenmesiyle
genelkurmay BRT'nin akreditasyonunu iptal etmiş, Genel Müdür Hüseyin
Gürşan 41 yıl çalıştığı kurumdan istifa
etmişti. Talat'ın Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesi
sonrası ilk Ankara ziyaretinde Büyükanıt'la görüşmesini BRT
izleyebilmişti.
TSK,
Kıbrıs'ta barış için var
TSK, BARIŞA KADAR
GÖREVİNİ SÜRDÜRECEK... Türk askerinin Kıbrıs'ta
barış için var olduğuna dikkat çeken TC Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Büyükanıt, TSK'nın adil ve
kalıcı barış temin edilene kadar bu görevini sürdüreceğini
belirtti. Herkesin arzu ettiği adil ve kalıcı
barışın nasıl kalıcı ve adil olabileceğinin
içini iyi doldurmak gerektiğini vurgulayan Büyükanıt, bu
kavramların gerek Kıbrıs'ta, gerek Türkiye'de kamuoyuna iyi
anlatılması ve açıklanması gerektiğini belirtti
DESTEK ULUSLARARASI
ANLAŞMALARDAN KAYNAKLANIYOR... TSK'nın adada uluslararası
anlaşmalara dayalı görevlerini yerine getirdiğini kaydeden
Cumhurbaşkanı Talat da, Türkiye'nin silahlı kuvvetlerinin
KKTC'ye bu desteği, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan güçle
verdiğine dikkat çekti. Başbakan Soyer ise, Türkiye'nin 1960 Garanti
ve İttifak Anlaşmaları'ndan doğan uluslararası
yükümlülük ve sorumluluklarının, adanın bütününün
uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş statüsünü korumaya dönük
olduğunu söyledi
Türkiye Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk askerinin
Kıbrıs'ta barış için var olduğuna dikkat çekerek, Türk
Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) adil ve kalıcı barış
temin edilene kadar bu görevini sürdüreceğini söyledi.
Herkesin arzu ettiği
adil ve kalıcı barışın nasıl kalıcı ve
adil olabileceğinin içini iyi doldurmak gerektiğini vurgulayan
Büyükanıt, bu kavramların gerek Kıbrıs'ta, gerek Türkiye'de
kamuoyuna iyi anlatılması ve açıklanması gerektiğini
kaydetti.
Türkiye Genel Kurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın resmi davetlisi olarak dün KKTC'ye geldi. Orgeneral
Büyükanıt cumartesi gününe kadar KKTC'de temas ve incelemelerde bulunacak.
Türk Hava Kuvvetleri'ne
ait özel uçakla saat 10.00'da KKTC'ye gelen Orgeneral Büyükanıt'ı,
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Ferdi
Sabit Soyer, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Türkekul Kurttekin,
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı (KTBK)
Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 39. Mekanize Piyade Tümen
Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, 28. Mekanize Piyade Tümen
Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, 14. Zırhlı
Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengün, Güvenlik
Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, Güvenlik Kuvvetleri
Komutanı Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem,
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı
Turgay Avcı, diğer üst düzey devlet ve askeri yetkililer
karşıladı.
Orgeneral
Büyükanıt'ı, Ercan Havaalanı'nın Şeref Salonu önünde
muharip dernekler mensupları ve bazı üniversitelerin öğrencileri
de KKTC-TC bayrakları ve Atatürk posterleriyle karşıladı.
Dernek üyeleri ve öğrenciler, salon önünde, "Kıbrıs
Türk'tür, Türk kalacak", "Şehitler ölmez vatan bölünmez",
"Askere uzanan eller kırılsın", "Kahrolsun
PKK" ve "biz Atatürk'ün askerleriyiz" şeklinde sloganlar attılar.
Bu arada, Şeref
Salonu önünde Büyükanıt'ı karşılamaya gelen
vatandaşlar, sıkı polis kontrolünden geçirildi. Ayrıca
polis ve askerin Ercan Havalimanından itibaren tüm yol boyunca üst düzeyde
güvenlik önlemleri aldığı görüldü.
Orgeneral Büyükanıt Ercan'dan
ayrılmadan önce kendisini karşılayan gruba el sallayarak asker
selamı verdi ve "Hepinize çok teşekkür ederim arkadaşlar
çok sağolun" dedi.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın resmi davetlisi olarak dün KKTC'ye gelen Orgeneral
Büyükanıt, temasları çerçevesinde, Cumhurbaşkanı Talat,
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu, Başbakan Soyer, eski
KKTC cumhurbaşkanı Denktaş ve Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi
Kurttekin'ı ziyaret ederek görüş alışverişinde
bulundu.
Talat: Geç oldu ama güç
olmadı
Cumhurbaşkanlığı'na
saat 10.40'ta KTBK Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ile
birlikte gelen TC Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ile
Cumhurbaşkanı Talat'ın gerçekleştirdiği görüşme
yaklaşık yarım saat sürdü.
Orgeneral
Büyükanıt'ı kabulünde konuşan Cumhurbaşkanı Talat,
TSK'nın adada KKTC'nin güvenliği için, uluslararası
anlaşmalara dayalı görevlerini yerine getirdiğine işaret
ederek "Adil ve kalıcı barış sağlanıncaya
kadar da bu görevini yerine getirmeye devam edecektir. Yani hedef; adil ve
kalıcı bir barıştır" dedi.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat da, ziyaretten duyduğu mutluluğu ifade ederken,
"Geç oldu ama güç olmadı" dedi.
Talat, Türk Silahlı
Kuvvetleri ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri'nin adada
KKTC'nin güvenliği için her türlü görevi ve çabayı ortaya
koyduğunu vurgulayarak, "Kıbrıs'ta herhangi bir gerginlik
olmaması ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin
tehlikeye girmemesi için canla başla çalışıyor, görev
yapıyor" dedi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin
silahlı kuvvetlerinin KKTC'ye bu desteği, uluslararası
anlaşmalardan kaynaklanan güç ve desteğiyle verdiğine dikkat
çeken Cumhurbaşkanı Talat, şunları kaydetti:
"Aslında
uluslararası anlaşmalara dayalı görevlerini yerine getiriyor.
Garanti ve İttifak Anlaşmaları'nda yer alan görevini yerine
getiriyor. Adil ve kalıcı barış sağlanıncaya
kadar da bu görevini yerine getirmeye devam edecektir.
Yani hedef; adil ve
kalıcı bir barıştır. Aynen bizim ortaya
koyduğumuz gibi, aynen bizim geliştirmeye
çalıştığımız gibi, aynen Türkiye hükümetiyle
birlikte üzerinde çalıştığımız hususlarda TSK de
bizlere destek veriyor. Bundan dolayı tüm samimiyetimizle Kıbrıs
Türk halkı adına sizlere teşekkür ediyoruz."
Büyükanıt: Türk
askeri
Kıbrıs'ta
barış için bulunuyor
Orgeneral Büyükanıt
da, Türk askerinin Kıbrıs'ta barış için bulunduğuna ve
1974'ten beri bunu sağladığına dikkat çekerek, adil ve
kalıcı barış temin edilene kadar Türk askerinin bu görevini
sürdüreceğini vurguladı.
Türkiye Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, hep adil ve
kalıcı barıştan bahsedildiği ancak
barışın nasıl adil ve kalıcı
olacağının iyi bilinmesi gerektiğini ifade ederek,
"Cumhurbaşkanı dâhil KKTC'yi yönetenler nasıl bir
barışın adil ve kalıcı olacağını
şüphesiz biliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri de biliyorlar, ama
bunun temin edilmesi lazım. Muhataplarının da;
Kıbrıs'ın güney kesiminin de iyi anlaması lazım"
dedi.
Türk askerinin
Kıbrıs'ta barış için bulunduğuna ve 1974'ten beri bunu
sağladığına işaret eden Büyükanıt, adil ve
kalıcı barış temin edilene kadar Türk askerinin bu görevini
sürdüreceğini vurguladı.
Bunun kutsal bir görev
olduğunu da belirten Büyükanıt, "Türk askeri, Kıbrıs
Türkü ve onun güvenliği için buradadır. Bu güvenliği de
sağlamıştır. Sağlamaya devam edecektir"
şeklinde konuştu.
Orgeneral Büyükanıt,
Kıbrıs Türk halkına sevgi ve saygılarını da
sundu.
Orgeneral Büyükanıt
Meclis'te...
Orgeneral Büyükanıt,
Talat'la görüşmesinin ardından ikinci ziyaretini Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu'na yaptı.
Büyükanıt'a
ziyaretinde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ve diğer askeri yetkililer
eşlik etti.
Ekenoğlu'nun
kapıda karşıladığı ve şeref salonuna kadar
birlikte yürüdüğü Orgeneral Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı
iken de ziyaret ettiği Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu'yla
Genelkurmay Başkanı olarak yeniden bir araya gelmekten duyduğu
onur ve mutluluğu dile getirdi.
Türkiye Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Kıbrıs Türk
halkını çok sevdiğini belirterek, sevgi ve selamlarını
iletti.
Orgeneral Büyükanıt,
basın aracılığıyla Kıbrıs Türk halkına
selamlarını ve içten sevgilerini ileterek, yolda gördüğü
insanların kendisine el salladığını, öpücük
gönderdiğini ve bunun bir nevi manevi besin olduğunu belirterek,
"Bundan büyük mutluluk duyuyorum ve bu halkı da çok seviyorum"
dedi.
Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu da, "Kıbrıs insanıyla
Türk halkı arasında bir gönül bağı bulunduğunu ve bu
bağın her vesileyle kendini belli ettiğini" belirterek,
bundan sonraki süreçte de öyle olacağını söyledi.
Ekenoğlu,
Büyükanıt'ı mecliste ikinci kez görmekten duyduğu memnuniyeti
dile getirerek "Hoş geldiniz" dedi.
Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Ekenoğlu, ziyaretin anısına TC Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Büyükanıt'a ipek böceği kozasından
yapılmış el işi tablo armağan ederken, eskiden
Kıbrıs'ta çok yaygın olan, ancak sonradan azalan ipek
böcekçiliğini yeniden canlandırmak için Milli Eğitim ve Kültür
Bakanlığı'nın halkı teşvik ettiğini
anlattı.
Büyükanıt, daha
önceki ziyaretinde de benzer bir tablo aldığını belirterek,
teşekkür etti.
Orgeneral Büyükanıt
da, Ekenoğlu'na TC Genelkurmay Başkanlığı'nın
şildini takdim etti.
Soyer: KTBK ile
işbirliği
içinde gereken
adımları atıyoruz
Başbakan Ferdi Sabit
Soyer, Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar
Büyükanıt ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde KTBK Komutanı
Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ile Başbakanlık
Müsteşarı Doğan Şahali de hazır bulundu.
Başbakan Soyer
kabulde, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ı KKTC'de
görmekten duyduğu mutluluğu dile getirerek, bu ziyaret
dolayısıyla öfkeli açıklamalarda bulunan Rum tarafına,
Yunanistan Genelkurmay Başkanı'nın Güney Kıbrıs'a
ziyaretinin Türk tarafınca doğal
karşılandığını hatırlattı.
Türkiye'nin 1960 Garanti
ve İttifak Anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıs'a sadece
1974'de müdahale etmediğini, ilk müdahalenin Türk Hava Kuvvetleri tarafından
1963'deki Rum saldırılarına karşı
yapıldığını anımsatan Başbakan Soyer, ikinci
müdahalenin 1964'de Erenköy'de, üçüncü müdahalenin ise 1967'de Geçitkale ve
Boğaziçi saldırıları sırasında
yapıldığını anlattı. Soyer,
"Kıbrıs Rum Elen Cumhuriyeti" ilan ederek Enosis hedefiyle
yapılan darbe sonrasında ise Kıbrıs Barış
Harekatı'nın gerçekleştirildiğini belirtti.
Başbakan Soyer,
Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye'nin, iki kurucu devletin
eşitliğine ve ortak idarede siyasal eşitliğe dayalı,
1960 Garanti ve İttifak Sistemi içerisinde BM parametrelerinde adil ve
kalıcı bir çözüm aradığını söyledi.
Türk tarafının
bunu büyük bir sağduyuyla görüşme sürecinde arayacağına
işaret eden Soyer, görüşmelerin sağlıklı ve
yaşayabilir bir çözüm getirmesini arzuladıklarını belirtti.
Soyer, "Bizim kimseye
kendimizi kanıtlamaya ihtiyacımız yoktur. Çünkü Kıbrıs
Türk halkı en son 24 Nisan 2004'de kendini
kanıtlamıştır. Görev, kalıcı ve
karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm için Kıbrıs
Rum tarafına düşmektedir" dedi.
Orgeneral Büyükanıt'a
ziyaretinden dolayı teşekkür eden Başbakan Soyer,
şunları kaydetti:
"Hem Kıbrıs
Türkü, hem Kıbrıs Rum'u, hem Türkiye, hem Yunanistan, barış
ve işbirliği süreçlerinin gerçekleşmesi için elimizden gelen
gayreti birlikte göstereceğimiz inancındayım. Bundan sonraki
süreçte de gerek KTBK, gerekse GKK ile Kıbrıs Türkü'nün
güvenliği, ekonomik gelişmesi ve sağlıklı ilerlemesi
için mevcut işbirliğimizi ileriye götüreceğimizi vurgulamak
isterim.
KTBK, Kıbrıs'ta
sadece Türk halkının güvenliğini sağlamıyor. Aynı
zamanda sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmemiz içerisinde KTBK ile
yararlı işbirliği içinde hayatın her alanında gereken
adımları atıyoruz."
Büyükanıt:
Kıbrıs Türkü'nü izole
etmek suretiyle insan
haklarını ihlal ediyorlar
Türkiye Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, KKTC'nin maruz
olduğu izolasyon politikasını, burada yaşayan insanlara
karşı zulüm olarak gördüğünü söyledi.
Büyükanıt,
"İnsan haklarından bahsedenler, esas Kıbrıs Türkü'nü
izole etmek suretiyle insan haklarını ihlal ediyorlar. Buna kesin
olarak inanıyorum. Umut ederim en kısa zamanda bunlar kalkar ve
Kıbrıs Türk halkı layık olduğu şeylere
kavuşur" dedi.
Herkesin arzu ettiği
adil ve kalıcı barışın nasıl kalıcı ve
adil olabileceğinin içini iyi doldurmak gerektiğini vurgulayan Büyükanıt,
bu kavramların gerek Kıbrıs'ta, gerek Türkiye'de kamuoyuna iyi
anlatılması ve açıklanması gerektiğini söyledi.
Konuşmaların
ardından Başbakan Soyer ile Orgeneral Büyükanıt,
karşılıklı olarak birbirlerine anı tabağı
sundu.
Büyükanıt eski
cumhurbaşkanı
Denktaş ve Büyükelçi
Kurttekin'i ziyaret etti
Türkiye Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Büyükanıt, KKTC'deki temasları
çerçevesinde eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Türkiye'nin
Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin'i de ziyaret etti.
Büyükanıt-Denktaş
görüşmesinde açıklamalar yapılırken, Orgeneral'in
büyükelçilik ziyaretinde açıklama yapılmadı. Büyükanıt,
ziyaretlerinde Denktaş ve Büyükelçi Kurttekin'e Türkiye Genelkurmay
Başkanlığı şildini sundu.
Denktaş,
görüşmede, Büyükanıt'ın KKTC ziyaretinden dolayı büyük bir
coşku ve heyecan içinde olduklarını söyledi.
Orgeneral Büyükanıt
da, Kıbrıs'a ayak bastıktan sonra halkın teveccühünün
kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, "Sokaktaki insana öyle
davranmasını kimse öğretmez. O içten gelen bir şeydir.
Şahsım da önemli değil. O Türk askerine gösterdikleri
teveccühtür. Kıbrıs halkına çok teşekkür ederim, çok
duygulandım" dedi.
Orgeneral Büyükanıt,
eski cumhurbaşkanı Denktaş'ı ziyaret etmekten de çok
duygulandığını söyledi ve "Bu benim için bulunmaz bir
imkan" dedi.
Denktaş'ın
kendini Kıbrıs'a adadığını, bütün
hayatının Kıbrıs için mücadeleyle geçtiğini vurgulayan
Büyükanıt, "Gerçekçi konuştuğu için çok tenkit
edilmiştir. Ama konuştuklarının hepsi gerçeği
yansıtmaktadır. Kendisi büyük bir devlet adamıdır"
diye konuştu.
Denktaş'tan BM Genel
Sekreteri'ne...
Eski
cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Büyükanıt'la görüşmesinde,
Kıbrıs konusundaki son gelişmelere de değindi.
BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'tan olumlu bir hava aldığını ve katkı
koyacağını söylediğini belirten Denktaş, her genel
sekretere "Prestijiniz önemlidir, lütfen gerçekleri iyice tespit etmeden
prestijinizi ortaya koymayın" dediğini kaydetti.
Denktaş, iki
tarafın da uzlaşmadan yana olduğunu söylediklerini ancak iki
tarafın da uzlaşma paketinin tamamen ayrı olduğunu
kaydederek, Rumların Türk askerinin adadan çıkmasını
istediğini kaydetti.
Denktaş, şöyle
dedi:
"Hristofyas efendi
üzülmüş sayın komutanın Kıbrıs'ı ziyareti
nedeniyle... Üzüntüsüne devam etsin, çünkü Türk askeri adada devamlı
surette kalmazsa ve kalmayacaksa, garanti anlaşması devam
etmeyecekse, yapılacak anlaşmanın kıymeti o
anlaşmanın yazıldığı kağıt
kadardır Rumların indinde. Sayın Genel Sekreter de kanmasın.
Vizyonlar birleşmediyse prestijini ortaya koymasın bence..."
Bu açıklamaları
nedeniyle yine "uzlaşmaz" olarak niteleneceğini de belirten
Denktaş, "Ben kalıcı uzlaşma istiyorum. Ne kuzeyde, ne
de güneyde anaların artık ağlamamasını istiyorum"
dedi.
Kalıcı
anlaşmanın ancak Rumların Enosis hayalini unutması ve
Türkiye'nin Kıbrıs'taki haklarını kabul etmesiyle mümkün
olabileceğini vurgulayan Denktaş, Türkiye'nin Kıbrıs
üzerindeki haklarının Türk-Yunan dengesinin devamı
olduğunu, Rumların bunu bozmak için AB'ye müracaat ettiklerini
söyledi.
Denktaş, bir soru
üzerine, "Lokmacı kapısının çok küçük bir teferruat,
ancak Hristofyas'ı barışçı göstermek için büyük bir oyun
olduğunu" belirtti.
Rum liderlerin
şartlarını bugüne kadar kabul etmediklerini ifade eden
Denktaş, "İnşallah Sayın Talat da kabul etmez, çünkü
Hristofyas'ın istediği Türk askerinin kapı açılacak diye
çekilmesi, kendilerine mahalle verilmesi, toprak verilmesi, vs... Diğer
kapıların açılmış olduğu şartlar bellidir. O
şartlara uyuyorlarsa gereğini yaparlar, aksi takdirde Lokmacı'yı
anlaşmanın odağı olarak ortaya koymak büyük
hatadır" diye konuştu.
Orgeneral
Büyükanıt'ın KKTC ziyareti 29 Mart Cumartesi gününe kadar sürecek.
Orgeneral Büyükanıt
Boğaz Şehitliği'ni ziyaret etti
Türkiye Cumhuriyeti
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, dün
Boğaz Şehitliği'ni de ziyaret ederek, Şehitlik Özel
Defteri'ni imzaladı ve şehitliği gezdi.
Orgeneral Büyükanıt,
Şehitlik Özel Defteri'ne; "Türk ulusu ve Türk Silahlı
Kuvvetleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uygarlık ve
kalkınma yolunda attığı her adımda daima onun
yanında ve en büyük destekçisi olmaya devam edecektir" diye
yazdı.
Orgeneral
Büyükanıt'ın şehitliğe gerçekleştirdiği ziyaret
dolayısıyla bir tören düzenlendi.
Yaşar
Büyükanıt'ın şehitlik anıtına çelenk sunmasıyla
başlayan tören, saygı marşı, saygı duruşu ve
İstiklal Marşı'nın okunması eşliğinde
bayrakların göndere çekilmesiyle sürdü.
Tören, Orgeneral
Büyükanıt'ın Boğaz Şehitliği Özel Defteri'ni
imzalaması, şehitlik hakkında özet bilgi alması ve
şehitliği gezmesiyle son buldu.
Törenin ardından
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, Boğaz
Şehitliği'ne bir adet de adını taşıyan hurma
fidanı dikti.
Orgeneral Yaşar
Büyükanıt, Boğaz Şehitliği Özel Defteri'ne
şunları kaydetti:
"Aziz
Şehitlerimiz;
Sizler, Kıbrıs
Türk halkının hayat ve hürriyet haklarına yönelen eşi
görülmemiş bir vahşete dur demek, Kıbrıs Türk
halkını hak ettiği barış ve özgürlüğe
kavuşturmak uğruna canınızı feda ederek şehit
oldunuz.
Türk'ün; vatanı,
bayrağı ve onuru için gerektiğinde gözünü kırpmadan ölüme
atılacağı gerçeğini bütün dünyaya bir kez daha gösterdiniz.
Yüce Türk milleti ve
kahraman Kıbrıs Türk'ü, uğruna ölüme koştuğunuz
değerleri bugün de aynı inanç ve kararlılıkla savunma
gayreti içindedir.
Türk ulusu ve Türk
Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin
uygarlık ve kalkınma yolunda attığı her adımda
daima onun yanında ve en büyük destekçisi olmaya devam edecektir.
Bu duygu ve
düşüncelerle sizleri minnet ve şükranla anıyor, aziz
hatıranız önünde saygıyla eğiliyorum."
KIBRIS
27/03/08
Komiteler en erken
zamanda kuruluyor
NAMİ VE YAKOVU'DAN
ORTAK AÇIKLAMA... Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB ile
İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Nami ile Rum yönetimi
Başkanlık Komiseri Yakovu, dün BM'nin Kıbrıs'taki Özel
Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında yapılan
görüşme sonrasında yaptıkları ortak açıklamada,
çalışma grupları ile teknik komitelerin mümkün olan en erken
zamanda kurulacağını belitti
6 ÇALIŞMA GRUBU, 7
TEKNİK KOMİTE... Çalışma grupları "Yönetim ve Güç
Paylaşımı", "AB Konuları", "Güvenlik ve
Garantiler", "Toprak", "Mülkiyet" ve "Ekonomik
konular"; teknik komiteler ise "Suç/Suça İlişkin
Konular", "Ekonomik ve Ticari Konular", "Kültürel
Miras", "Kriz Yönetimi", "İnsani Konular",
"Sağlık" ve "Çevre" başlıklarından
oluşacak
GEREK GÖRÜLMESİ
HALİNDE EK GRUPLAR VE KOMİTELER KURULACAK... Temsilciler, liderlerin
tartışılacak tüm konuları olabildiğince etkin bir
şekilde müzakere edebilmelerini sağlamak için , gerek görülmesi
durumunda ihtiyaca bağlı olarak ek çalışma grupları ve
teknik komitelerin kurulmasını da kararlaştırdı
Kıbrıs konusunda
21 Mart Mutabakatı'yla başlayan yeni süreçte taraflar 6
çalışma grubu, 7 de teknik komite oluşturulmasına karar
verdi.
Çalışma
grupları "Yönetim ve Güç Paylaşımı", "AB
Konuları", "Güvenlik ve Garantiler", "Toprak",
"Mülkiyet" ve "Ekonomik konular"; teknik komiteler ise
"Suç/Suça İlişkin Konular", "Ekonomik ve Ticari
Konular", "Kültürel Miras", "Kriz Yönetimi",
"İnsani Konular", "Sağlık" ve
"Çevre" başlıklarından oluşacak.
Cumhurbaşkanı
Talat'ın BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami
ile Rum Yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu bu amaçla dün saat
15.30'de bir araya geldi. Nami ile Yakovu, BM'nin Kıbrıs'taki Özel
Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında yapılan
görüşme sonrasında yaptıkları ortak açıklamada,
çalışma grupları ile teknik komitelerin sayısı ve
başlıklarını bildirdi.
En erken zamanda kurulacak
Kıbrıs'ın
kuzeyinde ve güneyinde dün saat 17.30'da eş zamanlı olarak
yapılan açıklamaya göre temsilciler, çalışma grupları
ile teknik komitelerin mümkün olan en erken zamanda kurulması konusunda
anlaştı.
Liderlerin
tartışılacak tüm konuları olabildiğince etkin bir
şekilde müzakere edebilmelerini sağlamak için temsilciler, gerek
görülmesi durumunda ihtiyaca bağlı olarak ek çalışma
grupları ve teknik komitelerin kurulmasına karar verdi.
Temsilciler, yarın
yeniden bir araya gelecek.
Erçakıca
TAK muhabirinin
sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca, temsilcilerin vardığı
mutabakatın memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Erçakıca,
sağlanan ilerlemenin önemine de dikkat çekti.
KIBRIS
27/03/08
Lokmacı'da
mayın ve bubi tuzakları bulunamadı
Lokmacı
Kapısı'nın sivillerin kullanımına açılmasına
yönelik fiziki çalışmalar çerçevesinde, Birleşmiş Milletler
bölgede mayın ve bubi tuzakları aradı.
Birleşmiş
Milletler Kalkınma Programı "Gelecek için Ortaklık
(UNDP/PFF)-Mayın Temizleme Merkezi" tarafından dün saat 11.00'de
başlatılan çalışmalarda, bölgede tehlikeli maddeye
rastlanmadı.
UNDP/PFF'den yapılan
açıklamaya göre, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı
Gelecek için Ortaklık-Mayın Temizleme Merkezi (Mine Action Centre)
dün Lokmacı geçiş noktasında güvenlik kontrolü yaptı.
UNFICYP'in
yardımıyla bölgede patlamamış savaş gereçleri kontrolü
gerçekleştiren 6 kişilik mayın temizleme ekibi, bölgede
tehlikeli maddeye rastlamadı.
Kuzey'de Arasta ile
Güney'de Ledra Caddesi'ni bağlayan Lokmacı Kapısı'nda
UNFICYP tarafından yürütülen mayın ve bubi tuzaklarını
temizleme çalışmaları, kapının açılmasına
yönelik tasarlanan çalışmaların ilk aşamasını
oluşturuyor.
UNFICYP Sözcüsü Jose Diaz,
yaptığı açıklamaya göre, bu aşamadan sonra
binaların sağlamlaştırılması
çalışmaları gerçekleştirilecek.
KIBRIS
27/03/08
Rum, G3'le KKTC'ye
girerken yakalandı
ARACININ BAGAJINDA
BULUNDU... Metehan Sınır Kapısı'ndan Salı günü KKTC'ye
giriş yapmaya çalışan Panayodis Evangelu isimli Rum'un KJL 466
plakalı aracının bagajında G3 Piyade Tüfeği bulundu.
Silahı balistik incelemeye gönderen polis, Evangelu aleyhine dün 3 gün
tutukluluk emri aldı
Erol UYSAL
Panayodis Evangelu isimli
50 yaşındaki bir Rum, Salı günü Metehan Kara Giriş
Kapısı'ndan KKTC'ye giriş yaparken aracının
bagajında bulunan G3 Piyade Tüfeği türü silahla yakalandı.
Silahı balistik incelemeye gönderen Lefkoşa Polis Müdürlüğü
ekipleri, Rum zanlı Evangelu'yu dün mahkemeye çıkararak aleyhine 3
gün tutukluluk emri aldı.
Rum zanlı Panayodis
Evangelu, Lefkoşa Kaza Mahkemesi Ceza Davaları Yargıcı
Fügen Ulutekin'in huzuruna çıkarıldı ve mahkemede
zanlının konuşulanları anlayabilmesi için bir de Rumca
tercüman bulunduruldu. Tercüman Türkçe'den Rumca'ya, Rumca'dan da Türkçe'ye
çeviri yaptı.
Lefkoşa Polis
Müdürlüğü adına soruşturmayı yürüten Adli Şube
Amirliği'nde görevli Mehmet Emin Babahan mahkemede yeminli şahadet
verdi ve zanlının gözaltına alınışıyla
ilgili mahkemeyi bilgilendirdi.
Babahan, Rum zanlı
Panayodis Evangelu'nun 25 Mart tarihinde Metehan Kara Giriş
Kapısı'ndan KKTC'ye geçmeye çalıştığı bir
esnada, adına kayıtlı KJL 466 Rum plakalı
aracının bagaj kısmında yapılan aramada, bir adet
ithali yasak G3 Piyade Tüfeği olduğuna inanılan silahın
bulunarak emare olarak alındığını anlattı.
Meselenin ciddiyetine
vurgu yapan Babahan, zanlının aracında bulunan ithali yasak G3
Piyade Tüfeği olduğuna inanılan silahın balistik incelemeye
gönderildiğini belirterek, silahla ilgili gelecek olan raporu beklediklerini
ifade etti.
Tahkikatın yeni
başladığını belirten Babahan, soruşturmanın
salimen yürütülebilmesi için zanlının 3 gün poliste tutuklu
kalması talebinde bulundu.
Panayodis Evangelu'nun
savunmasını üstlenen Avukat Hüseyin İzveren, tahkikat memuru
Babahan'a zanlıdan ifade alınıp,
alınmadığını sordu ve 2 gün tutukluluğun
soruşturmanın tamamlanması için yeterli olacağı
kanaatinde olduğunu söyleyerek, takdirin mahkemenin olduğunu kaydetti.
Babahan, gerekli
işlemlerin yapılabilmesi ve silahla ilgili balistikten gelecek
raporun alınabilmesi için 3 günlük tutukluluk süresinin uygun
olduğunu söyledi.
Zanlı aleyhine iddia
edilen suçun ciddiyetine vurgu yapan ve verilen şahadeti göz önünde
bulunduran Lefkoşa Kaza Mahkemesi Ceza Davaları Yargıcı
Fügen Ulutekin, soruşturmanın selameti ve adaletin tecellisi için
zanlının 3 gün poliste tutuklu kalmasına emir verdi.
KIBRIS
27/03/08
Deal reached on talks committees
By Jean Christou
GREEK and Turkish Cypriot
mediators yesterday agreed on the titles for six working groups and seven
technical committees that will lay the groundwork for a resumption of Cyprus
talks, possibly in three months time.
It took just a couple of days for Presidential Commissioner George Iacovou and
Turkish Cypriot negotiator Ozdil Nami to agree to the titles.
The previous attempt to decide on working groups and technical committees under
the July 8, 2006 agreement between Mehmet Ali Talat and former President Tassos
Papadopoulos floundered for 18 months, despite 50 meetings during that time.
It took Iacovou and Nami only two meetings lasting around two hours each to
reach agreement. Iacovou said the groups would begin work on April 7.
The six working groups will include governance and power-sharing, EU, security
and guarantees, territory, property and economy.
The technical committees will focus on crime, commerce, cultural heritage,
crisis management, humanitarian issues, health and environment.
The technical committees are designed to tackle everyday concerns, while the
working groups handle substantive issues of the Cyprus question.
An announcement from the UN outlined the exact titles of the groups and
committees after the sides worked over the weekend to keep the wording as
neutral as possible.
Subject to need, both advisers agreed to establish further working groups and
technical committees, as required, in order to ensure that their respective
leaders may be able to negotiate as effectively as possible on the full
spectrum of issues to be discussed, the UN statement said.
Speaking after his meeting with Nami, Iacovou confirmed there might be a need
to set up further groups and committees to aid the leaders when it comes to new
negotiations.
All that remained, Iacovou said, was to staff the committees. He said at the
weekend that he did not want part-timers that would meet only once a week. The
Presidential Commissioner said they did not know yet how many people would be
on each committee.
It could be from one to ten members from each side, he said.
He said the complex problems for discussion would need specialists with past
experience.
Until now, we only have the titles and I can say that our side put in a lot of
preparation on what these committees should discuss, said Iacovou.
Asked how much work they expected to see from the groups by the time the
leaders are due to meet in June, Iacovou said it would depend on the topics
being discussed at each one.
What was outstanding and not agreed at committee and working group level would
be handed over to the leaders to carry on negotiating, Iacovou said.
He said that if any of the committees or groups started earlier or later than
the others nothing should be read into that.
The issues are complicated, he said. It is a very difficult undertaking and
it should be understood that there will probably be difficulties.
Speaking to the Cyprus Mail in the north last night, Nami said he was very
pleased with what he and Iacovou had achieved so far.
It's a very positive start, and it is taking place in a new spirit.
I believe our work will continue in this spirit, he said.
The meeting took place in a constructive and extremely
cordial atmosphere. Mr Iacovou is a highly experienced man,
and I have great respect for him.
The two aides are due to meet again tomorrow. It will be their last joint
meeting with UN Special Representative Michael Molller who leaves his post from
Saturday.
CYPRUS MAIL
27/03/08
UN complete Ledra Street mine sweep
By Jean Christou
UNFICYP completed its mine
sweep in the Ledra Street buffer zone area yesterday afternoon, clearing the
way for both sides to go in today to start clean-up work ahead of the expected
opening of the crossing point.
News photographers hanging out of a second-floor window at the Ledra Street car
park watched yesterday as six UNFICYP personnel in protective clothing carried
out the work.
They were accompanied by Turkish military field engineers and explosive
materials experts.
The UN troops, who entered the area at around midday, used minesweepers across
the paving close to the Greek Cypriot side and could also be seen cutting the
grass, before sweeping the area in the centre of the two identical barriers.
The area to be opened that will link the two sides of Ledra Street, closed
since 1963, is around 75-80 metres long. The opening was agreed at meeting
between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali
Talat last Friday.
By late afternoon, the safety check by the Mine Action Centre group had been
completed, UNFICYP said in a statement.
The check for unexploded ordnance was necessary prior to the start of work to
secure buildings for the opening of the crossing point, the statement said. No
dangerous items were found, the UN said.
A spokesman for the force said the way was now clear for the municipalities on
both sides to enter the area to begin work on securing the dilapidated
buildings that have lain empty since 1974.
Nicosia Mayor Eleni Mavrou told the Cyprus Mail later yesterday that a
municipal engineering team would enter the area first thing this morning.
There will be a meeting of the team to see the situation and decide on the
best plan for the various jobs that will need to be done, she said.
Mavrou stuck to her original estimate that the work to secure the buildings and
pave the ground for pedestrians would take four or five days.
However, she cautioned that the weekend was almost here and she was referring
to working days. This means that it would be at least Wednesday before an
official opening could happen. I am very happy, Mavrou said. Its all going
as we expected.
The operation to open Ledra Street hit a small hitch on Monday when it emerged
that the Turkish military had refused earlier entry to the UN. Both the Turkish
side and the UN cited technical problems.
There were some technical questions that needed to be worked out regarding the
Ledra Street crossing those issues have now been resolved, UN
Secretary-General Ban Ki-moons spokeswoman Michelle Montas said.
Government Spokesman Stefanos Stefanou said yesterday the short delay had
nothing to do with the Greek Cypriot side. There had been some speculation that
it was connected with the visit to the north of the Turkish Chief of Staff
Yasar Buyukanit, who arrived last night.
Stefanou said the visit did not serve prospects for a Cyprus settlement.
Apart from the illegal and provocative nature of Mr Buyukanit's visit to the
occupied areas of Cyprus, we also want to underline that the visit is being
held at a point in time when efforts and procedures are being made, which we
hope will function in a positive manner towards the prospect of a solution of
the Cyprus problem, Stephanou said.
CYPRUS MAIL
27/03/08
Turkish army: well leave once a
fair settlement is found
By Simon Bahceli
THE TURKISH army will
withdraw from Cyprus if a solution to the Cyprus problem is found, the head of
the Turkish armed forces indicated yesterday.
We came to Cyprus to make peace, and will remain here keeping the peace until
a fair and lasting settlement is found, Chief of Staff Yasar Buyukanit said during
a one-day visit to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat yesterday.
As if to drum the message home, Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat echoed
Buyukanits statement, saying that the Turkish army had provided security for
the Turkish Cypriot people over the last three decades, and would continue to
do so until a fair and lasting settlement of the Cyprus problem has been
found.
Coming just days after Talat and Greek Cypriot President Dimitris Christofias
had agreed to kick-start negotiations and open a new crossing in the Green
Line, Buyukanits visit had caused consternation both sides of the island. Some
believe that even if Talat is willing to make concessions in order to achieve
reunification, the army may block moves it perceives that compromise Turkeys
strategic or security interests.
Its not just an agreement between Greek and Turkish Cypriots, but would
require amendment of international accords between Britain, Turkey and Greece,
lecturer in international relations at the Eastern Mediterranean University
(EMU) Erol Kaymak told the Cyprus Mail yesterday.
A comprehensive settlement also requires Turkeys signature, he added.
Kaymak believes the timing of Buyukanits visit is no coincidence and that he
was on the island to established his red lines with Talat, despite the fact
that it was ostensibly at Talats invitation that Buyukamit was on the island
yesterday.
But ultimately Kaymak, and a number of diplomats on Cyprus, believe it will be
Talat and the Turkish government who will be calling the shots on Cyprus, and
not the military.
He [Buyukanit] wants to authorise the opening of the crossing, and be seen to
be doing so, Kaymak said, but added: Any military withdrawals will not be at
the behest of the military, but because the government in Turkey wants to get
closer to the EU.
Yesterday, Buyukanit was giving the impression he had full faith in Talat,
saying that whatever shape a future settlement took, he was sure Talat would
get it right, and furthermore be able to convince the Greek Cypriots of its
necessary shape.
The relationship between the two figures has, however, not always been so
friendly. In December 2006, Buyukanit summoned Talat to Ankara after the
Turkish Cypriot leadership, apparently without consultation with the military,
decided to dismantle a bridge at the Ledra Street barricade.
As Kaymak said yesterday, Talat was summoned to Ankara and scolded. Talat had
then sought to play down the clash, while the general had gone out of his way
to publicise their disagreement.
A diplomatic source in Nicosia yesterday expressed pleasure at Buyukanits
inference that the Turkish military would leave the island once Turkey and the
Turkish Cypriots felt confident that the Turkish Cypriot communitys security
concerns were taken care of.
The source added that he could also see no strategic reasons why Turkey would
want to maintain a military presence after a solution, saying, In a modern
context, countries can protect their strategic interests without the need to
keep troops on the ground.
Asked if he thought Turkey had other vested interests on the island the source
said, It would be bad for Turkey if there were.
CYPRUS MAIL
27/03/08
New UN envoy arrives today
By Jean Christou
UN SECRETARY-General Ban
Ki-moon has announced the appointment of Canadian Elizabeth Spehar as his new
Special Representative in Cyprus on an interim basis.
Her appointment will be only the second time the UN has appointed a woman to
the top UN post in the 44-year history of the UN in Cyprus. There have been
altogether some 20 envoys, resident and non-resident, permanent and temporary,
and 18 were men.
Spehar, who is currently Director of Europe and Americas Division at the UNs
Office of Political Affairs, will replace Michael Moller, who has been Special
Representative since early 2006.
She arrives on the island this afternoon from New York. Mollers last official
day will be Saturday.
Mollers departure and Spehars arrival coincide with the visit on Sunday of a
UN assessment team led by UN Under-Secretary-General for Political Affairs Lynn
Pascoe.
Pascoe is bringing a team to assess the latest developments, and the results of
last Fridays talks between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot
leader Mehmet Ali Talat.
He is likely to go back to New York with two signs of concrete progress.
Work for the opening of Ledra Street is under way, and the two sides have made
huge strides in setting up working groups and technical committees to pave the
way for full negotiations in three months time.
Spehar will take over from Moller in facilitating the process. Its an open
secret that Mollers appointment in 2006 was never fully endorsed by the
Turkish side and he found himself under fire from Ankara only two months after
he took up office when they refused him a visit implying he was pro Greek
Cypriot and could not be an objective mediator on Cyprus.
The UN simply said his contract had expired.
Yesterday, Government Spokesman Stefanos Stefanou said the Greek Cypriot side
hoped the changeover would not affect the pace of the new talks process.
Stefanou said the Turkish demand to replace Moller' had been raised some months
ago.
It was our position that issues concerning the Cyprus problem should be
managed in a way that serves both communities and in general the Cyprus
question, he said.
Spehar, who will now take over the huge Cyprus portfolio, joined the Department
of Political Affairs of the UN Secretariat in September 2007 as Director for
the Americas and Europe Division.
Prior to that, she was a senior official with the Organisation of American
States (OAS) for over 12 years, serving in Washington, and also heading the OAS
Electoral Support Programme in Port-au-Prince, Haiti in 2005 and 2006.
Prior to the OAS, Spehar had served as the Head of the Americas Programme of
the International Centre for Human Rights and Democratic Development (ICHRDD)
in Montreal, and before that had worked for a variety of institutions dealing
with human rights, democracy and development issues, including MATCH
International in Ottawa, Canada, the UNDP Office in Cape Verde, West Africa,
and consultancies with the International Development and Research Centre
(IDRC), and the Canadian International Development Agency (CIDA).
She holds a BA Honours Degree from Queens University, Canada, a Master of Arts
Degree in International Affairs from the Norman Paterson School of
International Affairs (NPSIA), Carleton University, Canada, and a Diplome
dEtudes Sup?rieures from the University of Pau in France.
The last time a woman was appointed as Special Representative in Cyprus was in
1998 when Dame Ann Hercus took over as Deputy Special Representative and Chief
of Mission.
Hercus was a member of New Zealand's parliament from 1978 to 1987 and between
1984 and 1987 served as Minister of Social Welfare, Minister of Police and
Minister of Women's Affairs.
She was given the UN Cyprus portfolio in July 1998 and a year later was
appointed to the post of full Special Representative.
Hercus conducted shuttle talks between the two sides far from the public eye
during her year as deputy and was given the permanent post in July 1999. She
only held the position for a month when she submitted her resignation in August
1999 citing family reasons.
At the time, there was much speculation about the tough-lady tactics employed
by Hercus within the force. The situation reached a climax in August 1999 when
reports surfaced in British newspapers that the Irish UN Civilian Police were
about to rebel because Hercus had banned the wearing of shorts on duty.
CYPRUS MAIL
27/03/08
Immigrants claim they were shot at
by Turks
By Stefanos Evripidou
THE 17 illegal immigrants
arrested on Tuesday trying to cross over from the north told police during
questioning that they had been shot at by Turkish troops, according to media
reports yesterday.
Thirteen of the immigrants were arrested by British bases police at Dhekelia
while four others were found by Aradippou police sitting under a tree.
According to the state broadcaster, the 17 had come from Syria by boat on
Monday, paying $2,600 each to a human trafficker. Three men picked them up when
they arrived in the north and took them to Achna village where one of the men,
reportedly Turkish, stayed to help them across.
According to unconfirmed reports, Turkish troops at an Achna sentry post
spotted them and started firing shots. The immigrants immediately scrambled,
most entered the British bases, others the government-controlled areas from
where they were subsequently arrested. No injuries were reported.
State broadcaster CyBC said the alleged trafficker from Turkey was remanded in
custody for eight days yesterday by Famagusta District Court in connection with
the illegal trafficking of migrants.
British bases spokesman Dennis Barnes said he had no information on the 13
arrests made by bases police or on shots reportedly fired near the British
military bases.
CYPRUS MAIL
27/03/08

|
Büyükanıt, Ledra Caddesi'nde inceleme
yaptı.
|
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 15:59 TSİ 28 Mart 2008 Cuma
LEFKOŞA
- Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Komutanı Hayri
Kıvrıkoğlu ve diğer yetkilerle birlikte Lokmacı
barikatına giden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, bölgede inceleme
yaptı.
Orgeneral
Büyükanıtın Lokamcıyı ziyareti sırasında,
barikatın Rum tarafındaki kısımındaysa Lefkoşa
Rum Belediyesi ekipleri temizlik çalışması yapıyordu.
|
|
|
Lokmacı'da kahveye oturdu, halkla
sohbet etti. |
Bölge esnafı ve vatandaşlar, Orgeneral
Büyükanıtın ziyaretine büyük ilgi gösterdi.
Büyükanıt, Lokmacıyı ziyaret etmeden önce Lefkoşa Atatürk
Meydanındaki bir kafede kahve içti.
Büyükanıt, burada ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel
Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, emekli komutanlardan Çavlan
Süerdem ile görüştü. Görüşmeye daha sonra, Lefkoşa Türk
Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Yakın
Doğu Üniversitesi (YDÜ) Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel de
katıldı.
HALKA ELİYLE ÖPÜCÜK GÖNDERDİ
Vatandaşlar, burada da Orgeneral Büyükanıta büyük sevgi gösterisinde
bulundu.
|
|
|
|
Büyükanıtın elini sıkan
yaşlı bir adam, Bizi yönetenlere söyleyin, bizi Rumlarla bir araya
getirmeye çalışıyorlar. Biz bir arada olmak istemiyoruz.
Rumlarla bir araya gelirsek yine kavga çıkar dedi.
Kalabalıkta Büyükanıtın elini öpen bir kadın da
Paşam elinizi öpmek istiyorum. Allah sizi başımızdan eksik
etmesin. Türkiye sizinle gurur duyuyor ifadelerini kulandı. Orgeneral
Büyükanıt da kadının omuzuna dokunarak Ben de sizlerle gurur
duyuyorum karşılığını verdi.
Aracına, kalabalığın ilgisi karşısında zorlanarak
ve alkışlarla binen Orgeneral Büyükanıt, kendisine gösterilen
sevgiye, eliyle öpücük göndererek teşekkür etti.
Bu arada Orgeneral Büyükanıtın eşi Filiz Büyükanıt da,
Lefkoşada bir kumaş mağazasını gezdi.
STKLAR İLE BULUŞTU
Orgeneral Büyükanıt, bazı dernek ve sivil toplum
kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Büyükanıt,
dernek ve sivil toplum kuruluşunun temsilcileriyle sohbet etti.
Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği Başkanı Vural Türkmen,
görüşmede, Orgeneral Büyükanıta örgütler adına plaket takdim
etti. Dış Basın Birliği Başkanı Mesut Günsev de,
Birlik üyesi gazetecilerin yayımladığı kitaplardan sundu.
İKİ TARAFTA DA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Bu arada, Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) ekiplerinin dün
başladığı çalışmalardan sonra, bugün de Lefkoşa
Rum Belediyesi ekipleri tadilat ve temizlik çalışmalarına
başladı.
Türk ekipleri Türk tarafına yakın binaların üzerinde yayalara
tehlike yaratabilecek cisimleri temizlerken, Rum ekipler de temizlik ve
ağaç budama işleri yaptı.
BELEDİYE BAŞKANLARI BULUŞTU
Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları
ile Lefkoşa Rum belediye Başkanı Eleni Mavru da ara bölgede bir
araya gelerek, çalışmaları yerinde inceledi.
Bulutoğluları, yolun güvenliği için yıkık
binaların duvarlarını emniyet altına almaya çalıştıklarını
söyledi.
Duvarlara içten ve dıştan ahşap destekler
konulacağını kaydeden Bulutoğluları, işlerinin
Rum tarafından daha zor olduğunu, Rum tarafında
yıkılmaya müsait duvar olmadığını belirtti.
Çalışmaların finansmanını BMnin
sağladığını açıklayan Bulutoğluları,
mayın temizliğiyle ilgili BMnin kendilerine dün yanlış bir
plan getirdiğini, bu yanlışlığı Türk askeri
makamlarının fark ettiğini belirterek, Türk Silahlı Kuvvetlerine
desteği için teşekkür etti.

|
Lokmacı'da açılış
hazırlıkları başladı |
AA
Güncelleme: 13:08 TSİ 28 Mart 2008 Cuma
LEFKOŞA
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum
yönetimi lideri Dimitris Hristofyasın geçen hafta anlaşması
sonucu, dün mayın temizliği yapılan Lokmacı Geçidinde
bugün de Türk Belediyesi ekipleri, KKTC tarafında kalan bölümünde temizlik
çalışması yaptı. Rum Belediyesi ise ekiplerinin hazır
olmadığı gerekçesiyle çalışmalara bugün değil,
yarın sabah başlayacağını bildirdi.
Lefkoşa
Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ve Lefkoşa
Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro, yarın saat 11.00de ara
bölgede buluşarak, çalışmaları yerinde inceleyecek.
Bulutoğluları, yaptığı açıklamada, belediye
olarak üzerlerine düşen görevi yaptıklarını ifade ederek,
kendilerine düşen çalışmaları
|
|
|
Ara bölgedeki BM ofisinin camına
"Duvarı açın" yazıları yazıyor. |
3 günde tamamlayacaklarını bildirdi.
Bulutoğluları, kapının açılmasına
ilişkin kararı liderlerin vereceğini de yineledi. Lefkoşa
Türk Belediyesi ekiplerinin temizlik yaptığı sırada BM Barış
Gücü askerleri de bölgede bulundu.
BM Barış Gücü (UNFCYP), dün bölgede mayın temizliği
çalışması yapmış, 6 kişilik mayın temizleme
ekibinin yaptığı çalışmalarda hiçbir tehlikeli maddeye
rastlanmamıştı.
HRİSTOFYAS: TÜRK TARAFI BİZİ İKNA ETMEDİ
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 21 martta yaptığı
görüşmeye ilişkin olarak, Türk tarafı, ilerlememiz için
yeşil ışık yaktığı konusunda bizi ikna
etmedi dedi.
Rum radyosunun haberine göre Hristofyas, Güney Kıbrısta bulunan
Yunanistanın Atina ve İtalyanın Palermo üniversitelerinden
öğrencileri kabulünde yaptığı konuşmada, 21 martta
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla yaptığı
görüşmeye değinerek, şunları söyledi:
Hedef, karşılıklı
anlayış yöntemlerinin bulunmasıdır ki bu pek çok unsura,
özellikle Türk liderliğine bağlı olacak. Sayın Talat kötü
niyetli demek istemiyorum. Ancak Türk liderliği, ilerlememiz için
yeşil ışık yaktığı konusunda bizi ikna
etmedi. Bu, süreç içerisinde ortaya çıkacak.
Hristofyas, bu çabanın hayata geçiriliş süreci içerisinde ciddi
sorunlarla ve engellerle karşılaşılacağını
da söyledi.
KOMİTELER KURULACAK
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin meseleleri ele alacak 6
Çalışma Grubu ve gündelik konuları görüşecek 7 de Teknik
Komite kurulmasına karar verildiğini hatırlatan Hristofyas,
Kıbrıs sorununun diğer yönlerini kapsayacak başka komiteler
daha kurulması ihtimali bulunduğunu bildirdi.
Komitelerin hemen şimdi oluşturulması ve işe
başlamaları yönünde çaba harcandığını kaydeden
Hristofyas, bu komitelerin iş üretmeleri gerektiğini belirterek,
şunları söyledi:
Bu komiteleri göstermelik diye, biri diğerini örtsün diye, propaganda
olsun diye kurmadık. Bu, diğer tarafa mesajdır da. İki
lider arasındaki müzakerelerin başlaması, komitelerin
üreteceği ürünün temelinde haklı gösterilebilir.
Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan ise Kıbrıs Türk
tarafının ve Ankaranın niyetinin, teknik komitelerin
Kıbrıs sorununun esasına ilişkin
çalışmalarına başladıklarında ortaya
çıkacağını savundu.
Karoyan, aynı heyeti kabulünde yaptığı açıklamada,
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Hristofyas arasındaki
görüşmenin, iyi bir ortam yarattığını, ancak yolun
uzun olduğunu söyledi.
Rum tarafının, tarihi ve acılı bir uzlaşıya
hazır olduğunu savunan Karoyan, Ancak bu uzlaşı
Helenizmin Kıbrıstaki varlığını tehlikeye
sokamaz dedi.
AA
Güncelleme: 13:08 TSİ 28 Mart 2008 Cuma
LEFKOŞA
- UNFICYP sözcüsü Jose Diazın açıklamasına göre, 6 kişilik
mayın temizleme ekibinin yaptığı çalışmalarda
hiçbir tehlikeli maddeye rastlanmadı. Açıklamada şöyle denildi:
Avrupa
Birliği tarafından finanse edilen Kıbrıs Türk toplumuna
yönelik Mali Yardım Programı çerçevesinde Birleşmiş
Milletler Kalkınma Programı Gelecek İçin Ortaklık -
Mayın Temizleme Merkezi (Mine Action Centre) 26 Mart 2008 tarihinde
Lefkoşada bulunan Lokmacı geçiş noktasında güvenlik
kontrollerinin tamamlandığını açıklamaktan memnuniyet
duymaktadır. Geçiş noktasının açılabilmesi için
binaların güvenlik çalışmalarından önce
patlamamış savaş gereçleri kontrolünün yapılması gerekliydi.
6 kişilik mayın temizleme ekibi UNFICYPnin yardımıyla
kontrollerini tamamlamış, hiçbir tehlikeli maddeye
rastlamamıştır.
KKTCde Arasta ile Güneyde Ledra Caddesini bağlayan Lokmacı
Kapısında mayın ve bubi tuzaklarını temizleme
çalışmaları, kapının açılmasına yönelik
çalışmaların ilk aşamasını oluşturuyordu.

BM görevlileri mayın taraması yaptı
AA
Güncelleme: 17:32 TSİ 28 Mart 2008 Cuma
LEFKOŞA
- Nami ile Yakovu, 21 Mart Mutabakatı sonrasında başlayan yeni
süreç çerçevesinde Ledra Palaceda bir araya geldi.
Nami-Yakovu
görüşmesine, adadan yarın ayrılacak BM Genel Sekreterinin
Kıbrıs Özel Temsilcisi Micheal Möller ile Möllerden görevi geçici
olarak devralan Elizabeth Shaper de katıldı.
Bugünkü görüşmede, çalışma gruplarıyla teknik komitelerin
gündemini belirleme başlayan Nami ve Yakovu, pazartesi günü yeniden bir
araya gelecek.
İki liderin özel temsilcileri Nami ve Yakovu arasında yapılan
görüşmelerde, 6 çalışma grubu ve 7 teknik komite
oluşturması kararlaştırılmıştı.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitirs
Hsitofyasın 21 Martta yaptığı görüşmede varılan
mutabakat uyarınca, çalışma grupları ve teknik komiteler, 3
ay süresince kapsamlı müzakerelere hazırlık için
çalışma yapacak ve ardından liderler yeniden bir araya gelecek.
Çalışma grupları, Kıbrıs sorunun özüne ilişkin
konularda, teknik komiteler de iki toplum arasındaki gündelik sorunlar
üzerinde çalışma yapacak.
TALAT AP
SOSYALİST GRUP HEYETİ İLE GÖRÜŞTÜ
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Martin Schults
başkanlığındaki Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup
heyetini kabul etti.
Cumhurbaşkanlığında yapılan görüşmeye,
Cumhurbaşkanı Talatın özel temsilcileri Özdil Nami ile Kutlay
Erk de katıldı.
Görüşmeyle ilgili açıklama yapılmazken, basının
görüntü almasına izin verildi.
KKTC Umman'da temsilcilik açıyor
|
28 Mart, 2008 18:10:00 (TSİ) CNN TURK |
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)
Umman'ın başkenti Muskat'ta temsilcilik açıyor.
Muskat'ta
açılacak KKTC ofisine Rıza Ömer Çinkılıç, Temsilci olarak
görevlendirildi.
Çinkılıç'ın görevlendirilmesine ilişkin KKTC Bakanlar
Kurulu kararı, Resmi Gazetede yayımlandı.
Karara göre, Katar ve Umman'da KKTC Temsilcilikleri açılmasına
ilişkin 17 Ocak 2007 tarihli karar çerçevesinde, Umman'ın
başkenti Muskat'ta açılacak KKTC ofisine Rıza Ömer
Çinkılıç'ın, vize işlemlerinin tamamlanmasının
ardından KKTC Temsilcisi olarak görevlendirilmesi onaylandı
Yakovu ve Nami çalışmalara başladı
|
28 Mart, 2008 17:18:00 (TSİ) CNN TURK KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB
ilişkilerinden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi
Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu, çalışma
gruplarıyla teknik komitelerin gündemini belirleme çalışmalarına
bugün başladı. |
KKTC Bulunan Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar
Büyükanıtın sivil olarak dolaşması soru
işaretlerine neden oldu. Büyükanıt
bunun nedenini sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle yaptığı
basına kapalı toplantıda açıkladı.
Büyükanıt,
Ben buraya askeri birlikleri denetlemeye değil sizinle kucaklaşmayla
geldim dedi.
Kıbrısla
ilgili görüşmelere de değinen Büyükanıt,
Arzu varsa sorun çözülür arzu yoksa çözülmez. Türk askeri gerçek manada
anlaşma olmadan buradan çekilmez. Anlaşma yapılırsa da
anlaşmanın sonuçlarını değerlendiririz. Ve ona göre
karar verilir.
KKTCde vatandaşlardan büyük sevgi
ve sempati gören Büyükanıt, şöyle konuştu: Her
yerde aynı sevgi ile karşılaştım. Cumartesi günü saat
11.00de basın toplantısı yapıp bu izlenimlerine de
değineceğim ve Türkiyeye döneceğim.
Büyükanıt,
KTTCye gelmeden önce kafasında konsepti belirlediğini, sivil kıyafetle
gelişini emekliliğe bağlayanlar olduğunu vurguladı:
Ama ben buraya askeri birlikleri denetlemek için değil
Cumhurbaşkanı ve buradaki vatandaşlarımızın
davetlerine katılmak için geldim. O yüzden üniformamı giymedim
HURRIYET
28/03/08
Kıbrıs'ta
hızlı değil, sağlam çözüme ihtiyaç var
|
|
Olumlu geçmiş
görünen Talat-Hristofyas buluşması, ilerlemeye susamış olan
Kıbrıs halkını heyecanlandırdı. Gelecekte zorluk
yaşanması doğal ama dış güçler müzakerelere karışırsa
bu yeni çaba da başlamadan biter
28/03/2008
RADIKAL
Fanos
Konstantinidis
Dmitris Hristofyas-Mehmet Ali Talat görüşmesinde
kazanan ve kaybeden yoktu. Her iki taraf da geri adım attı ve Annan
Planı'ndan, 8 Temmuz Anlaşması'ndan ve iki kesimli iki toplumlu
federasyondan kesinlikle söz etmeyen ortak bir bildiri yayımlandılar.
Bildirinin temel niteliği, çalışma grupları ve teknik
komiteler oluşturulup, bunların hem temel hem de günlük konuları
ele almalarıydı. Bu komitelere çalışmaları için üç
aylık süre tanındı. Müzakerelerin başlaması için çalışacak
olan komiteler görevini tamamlasa da tamamlamasa da, iki lider üç ay sonra
tekrar buluşacak. Lefkoşa'da doğal olarak ihtiyatlı bir
iyimserlik hâkim, çünkü zorluklar gelecekte ortaya çıkacak.
İki lider görüşmede büyük anlaşmazlık konularına
değinmedi, daha genel konular gündeme geldi. Böylece hem görüşmelerin
çıkmaza girmesi engellendi, hem de ülke içine ve dışına
bazı mesajlar gönderildi. Bu cesaret verici mesajlar özellikle de
gelişme kaydedilmesine susamış Kıbrıs halkı
tarafından memnuniyetle karşılandı. Halk bir hareketlilik
istiyordu ve bunu iki lider arasında gerçekleşen görüşmede
buldu. Tabii sonunda yine hayal kırıklığına
uğrayabilirler. Şimdilik Hristofyas'la Talat arasındaki
sıcak tokalaşmalardan ve 'suya sabuna dokunmayan' ortak bildiriden
memnunlar.
İki liderin görüşmesine BM, Britanyalılar, Amerikalılar, AB
ve başkaları büyük ilgi gösterdi. Uluslararası basın
görüşmeye geniş yer ayırdı. Hatta bazı
basın-yayın organları hâlâ Hristofyas-Talat görüşmesi ve
ortak bildiriyle ilgileniyor. Çok uzağımızdaki Japonya'nın
devlet televizyonu dahi görüşmeye, ortak bildiriye ve Ledra (Lokmacı)
barikatının açılması konusuna yer verdi.
Yabancı arabulucular fırsattan yararlanmaya ve komitelerin
oluşturulmasına yardım etmeye hazırlanıyorlar.
İlk ziyareti, pazar günü Kıbrıs'a gelerek Hristofyas ve Talat'la
ayrı görüşmelerde bulunacak BM Genel Sekreter
Yardımcısı Lynn Pascoe yapacak. Ardından ABD
Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza,
daha sonra da Amerikalı Müsteşar Daniel Freed gelecek. Şimdilik
Lefkoşa'ya herhangi bir Britanyalı yetkili gelmeyecek, çünkü bir
yandan Britanya Yüksek Komiseri Peter Millet'in Kıbrıs konusundaki
rolünün statüsü yükseltildi, diğer yandan da Hristofyas Britanya
Başbakanı Gordon Brown'un davetlisi olarak gelecek çarşamba Londra'yı
ziyaret edip, Kıbrıs konusunu geniş biçimde ele alacak. Bütün
yabancı gözlemciler, komiteler nasıl çalışırsa
çalışsın üç ay sonra Hristofyas ve Talat arasında
Kıbrıs sorununun çözümlenmesi amacıyla yoğun müzakerelerin
başlayacağına kesin gözüyle bakıyor.
Her halükârda gerek BM gerekse de diğer arabulucular önümüzdeki aylarda
Kıbrıs konusunu düzene sokacak bir yolun bulunması için her iki
tarafa, özellikle de Hristofyas'a baskı uygulamaya
kalkışırlarsa büyük bir hata işlerler. Kıbrıs
sorununun 'düzene sokulması' söz konusu değil. İstenen,
Kıbrıs sorununun kesinlikle çözülmesi, hatta işlevsel,
uygulanabilir, zaman içinde kalıcı bir çözüm bulunmalı.
Açıklamalarına göre yürüyerek geçmeyi heyecanla istedikleri Ledra
barikatının açılması fırsatından yararlanarak
hızlı çözüme yönelik girişim başlatmaya
kalkışırlarsa, Pascoe, Bryza ve Avrupa Komisyonu'nun
genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn yeni çabayı da 'öldürecek'. Bu
çabanın ciddiyetle, samimiyetle, soğukkanlılıkla ve iyi
planlanmış bir biçimde ortaya konması gerekir.
Başarısızlıkla sonuçlanırsa, yazıklar olsun.
(Yunan gazetesi, 26 Mart 2008)
Lokmacı
heyecanı
GÜNEY'DE, LOKMACI
ÇALIŞMALARINA BUGÜN BAŞLANACAK... Lokmacı
Kapısı'nın açılmasıyla ilgili dün sabah saatlerinde
harekete geçen LTB Başkanı Bulutoğluları, bölgede
altyapı ve binaların sağlamlaştırılması
çalışmalarına saat 15.00 sıralarında başlarken
Lefkoşa Rum Belediyesi'nin ise çalışmalarına bugün sabah
saat 08.00'de başlayacağı bildirildi. Bulutoğluları,
çalışmaların 3 gün içerisinde tamamlanabileceğini
belirtirken Mavru, bölgedeki binalarda yapılacak
çalışmaların 5 iş gününde tamamlanacağını ve
geçidin takriben gelecek hafta sonunda açılacağını söyledi
"LOKMACI,
ÖNEMİNE VE SEMBOL OLMASINA RAĞMEN HALEN BİR
BARİKATTIR"... Kapının ne zaman açılacağına
siyasilerin karar vereceğini belirten LTB Başkanı
Bulutoğluları, "Lokmacı Kapısı'nın 5-10 gün
içerisinde yayaların kullanımına açılabileceğini"
ve Kapı'nın sivillere açılmasının, adada çözüme
katkıda bulunacağını ümit ettiğini kaydetti.
Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Mavru da açıklamasında,
kapının kesin açılma tarihinin denetlemeden sonra
belirlenebileceğini belirtti. Mavru, Lokmacı'nın yalnızca
geçişler için kullanılacağını, bölgedeki
ticarethanelerin işlemeyeceğini ifade ederek "Önemine ve sembol
olmasına rağmen halen bir barikattır" dedi
Lefkoşa Türk
Belediyesi (LTB) ekipleri, Lokmacı Kapısı'nda altyapı ve
binaların sağlamlaştırılması
çalışmalarına dün saat 15.00 sıralarında
başladı. Lefkoşa Rum Belediyesi ise çalışmalara bugün
başlayacağını bildirdi.
Kıbrıs'taki
Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün (UNFICYP) bölgenin
mayınlardan temizlendiğine ilişkin açıklamasının
ardından, bölgede dün başlayan tadilat çalışmaları kapının
açılmasından önceki son aşamayı oluşturuyor.
Çalışmaların
başlamasıyla Lokmacı Kapısı'nın Kuzey kesiminde
basına açıklamada bulunan LTB Başkanı Cemal
Bulutoğluları, iki tarafın karşılıklı olarak
imzalaması gereken belgedeki eksik bilgilerden dolayı LTB ekiplerinin
sabah başlaması beklenen çalışmalara geç
başladığını kaydetti.
Lefkoşa Rum
Belediyesi'nin ise çalışmalara bu sabah
başlayacağını belirttiğini söyleyen
Bulutoğluları, "Ortada hiçbir engel kalmadı. Evraklar
karşılıklı imzalandı. Arazinin mayından temiz
olduğuna dair rapor verildi" dedi.
LTB ekiplerinin, dün, KKTC
tarafına düşen bölgede temizlik ve yol tadilatı
çalışmaları yürüttüğünü ifade eden Bulutoğluları,
çalışmaların 3 gün içerisinde tamamlanabileceğini belirtti.
Bulutoğluları, bölgedeki panoların çalışmaların
sonlanmasına doğru yıkılacağını da kaydetti.
Kapının ne zaman
açılacağına siyasilerin karar vereceğini belirten Cemal
Bulutoğluları, "Lokmacı Kapısı'nın 5-10 gün
içerisinde yayaların kullanımına açılabileceğini"
ifade etti.
Bulutoğluları,
Lokmacı Kapısı'nın sivillere açılmasının,
adada çözüme katkıda bulunacağını ümit ettiğini
kaydetti.
Çalışmalar
başlamadan önce bölgede incelemelerde bulunan İçişleri
bakanı Özkan Murat da, barikatın en yakın zamanda
açılacağını belirterek Lokmacı
Kapısı'nın geçişlere açılması konusunda
Kıbrıs Türk tarafının tavrının net olduğunu
belirtti.
"Duvarların
sağlamlaştırılması çalışmaları
bittikten sonra Lokmacı kısa sürede fiilen açılmış
olacak" diyen Murat, Lokmacı Barikatı (Ledra Caddesi) ile
kapalı bölgede kesişen yolun Güney kesimindeki altyapı
çalışmalarının Lefkoşa Rum Belediyesi, kuzey kesimindeki
çalışmaların da Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından
yürütüleceğini söyledi.
Mavru: Yalnızca
geçişler için kullanılacak, bölgedeki ticarethaneler işlemeyecek
Öte yandan Lefkoşa
Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru, Lokmacı Kapısı
üzerinde bulunan binalara büyük müdahalenin bugün itibarıyla
başlayacağını söyledi.
Mavru, Rum radyosuna
yaptığı açıklamada, bölgedeki binalarda yapılacak
çalışmaların 5 iş gününde tamamlanacağını ve
geçidin takriben gelecek hafta sonunda açılacağını söyledi.
Eleni Mavru, kapının
kesin açılma tarihinin dünkü denetlemeden sonra belirlenebileceğini
de kaydetti.
Mavru,
çalışmaların Lokmacı Kapısı'nın
açılmasından sonra da devam edeceğini, ancak
çalışmaların geçişleri etkilemeyeceğini belirtti.
Lokmacı'nın
yalnızca geçişler için kullanılacağını, bölgedeki
ticarethanelerin işlemeyeceğini ifade eden Lefkoşa Rum Belediye
Başkanı, "Önemine ve sembol olmasına rağmen halen bir
barikattır" dedi.
Lefkoşa Türk ve Rum
belediye ekiplerinin yalnızca bir bölgeyi denetlediklerinin
hatırlatılması üzerine; "UNFICYP'ten bölgenin güvenli
olduğuna ilişkin resmi yazılı teyit bekliyoruz. Bu
meseleler özellikle ciddidir" yanıtını veren Mavru, bölgede
yapılacak çalışmaların ilk aşamasında geçit
boyundaki binaların güçlendirileceğini, yol zemininin düzeltileceğini,
aydınlatılacağını ve bölgenin sıhhi açıdan
denetiminin yapılacağını söyledi.
Bakan Murat: Kısa
sürede fiilen açılmış olacak
Lokmacı
Barikatı'nın açılmasına yönelik başlayan teknik
çalışmalar öncesinde İçişleri Bakanı Özkan Murat
bölgede incelemelerde bulunarak, barikatın en yakın zamanda
açılacağını söyledi.
Kapalı bölgede
incelemelerde bulunduktan sonra barikatın Kuzey tarafından
basına açıklama yapan Özkan Murat, Lokmacı barikatının
geçişlere açılması konusunda Kıbrıs Türk
tarafının tavrının net olduğunu belirtti.
Türk tarafının
teknik çalımlarla ilgili hazırlıklarını önceden
yaptığını kaydeden Murat, dünkü ziyarette bölgeye daha
önceden yerleştirilen muhaceret ve gümrük kabinleri ile bölgedeki altyapıyı
yerinde incelediklerini söyledi.
İki belediyenin,
geçişlere açılacak yolun iki tarafında yıkılma
tehlikesi arz eden duvarların sağlamlaştırılması
ve yolun tadilatı ile ilgili çalışmalara bugün
başlayabileceğini kaydeden Murat, sabahleyin Lefkoşa Türk
Belediyesi'nin, daha sonra da Lefkoşa Rum Belediyesi'nin bölgede teknik
çalışmalara başladığını bildirdi.
"Duvarların
sağlamlaştırılması çalışmaları
bittikten sonra Lokmacı kısa sürede fiilen açılmış
olacak" diyen Murat, Lokmacı Barikatı (Ledra Caddesi) ile
kapalı bölgede kesişen yolun Güney kesimindeki altyapı
çalışmalarının Lefkoşa Rum Belediyesi, kuzey
kesimindeki çalışmaların da Lefkoşa Türk Belediyesi
tarafından yürütüleceğini söyledi.
KIBRIS
28/03/08
Adil, kapsamlı ve
eşit bir anlaşma olana kadar da burada olacağız
"TSK, KIBRIS'I
İSTİLA EDEN BİR GÜÇ DEĞİL"...Türkiye Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin (TSK) bazılarının söylediği gibi
"Kıbrıs'ı istila eden bir güç" değil,
Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamak için
burada olduğunu ve Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin
hak ve özgürlüklerini içine alan adil, kapsamlı ve eşit bir
anlaşma olana kadar da burada olacağını vurguladı
İZOLASYONLAR KIBRISLI
TÜRKLER İÇİN ZULÜM HALİNE GELDİ... Orgeneral Yaşar
Büyükanıt, KKTC'ye uygulanan izolasyonların ise
Kıbrıslı Türkler için şu anda "zulüm" haline
geldiğini ve Kıbrıslı Türklerin bu zulmü hak
etmediğine de işaret ederek, izolasyonların
kaldırılması ve KKTC'nin uluslararası alana
katılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti
Türkiye Genel Kurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin (TSK) bazılarının söylediği gibi
"Kıbrıs'ı istila eden bir güç" değil,
Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamak için
burada olduğunu ve Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin
hak ve özgürlüklerini içine alan adil, kapsamlı ve eşit bir
anlaşma olana kadar da burada olacağını vurguladı.
Büyükanıt,
Kıbrıs Türk mücadele tarihinde önemli bir yeri bulunan, 1963-64
olaylarında Rum saldırılarına karşı üstün bir
direniş gösteren Mehmetcik köyünü ziyaretinde yaptığı
konuşmada, KKTC'ye uygulanan izolasyonların Kıbrıslı
Türkler için şu anda "zulüm" haline geldiğini ve
Kıbrıslı Türklerin bu zulmü hak etmediğine de işaret
ederek, izolasyonların kaldırılması ve KKTC'nin
uluslararası alana katılmasının kaçınılmaz
olduğunu belirtti.
Mehmetçik'in önemi
Büyükanıt, KKTC'deki
temasları çerçevesinde dün, Kıbrıs Türk mücadele tarihinde
önemli bir yeri bulunan, 1963-64 olaylarında Rum
saldırılarına karşı üstün bir direniş gösteren ve
bu sürede Rum kontrolüne hiç girmeyen, ayrıca direnişin
sancaktarlığını yapan Mehmetcik (Galatya) köyünü ziyaret
etti.
Büyükanıt'ın
ziyareti dolayısıyla Mehmetcik Belediye Park Gazinosu'nda
karşılama töreni düzenlendi. Karşılama törenine, Mehmetcik
ve Karpaz bölgesi ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri ile
vatandaşların yanında, bölgedeki üniversite öğrencileri ve
üst düzey yetkililer katıldı.
Büyükanıt'ın
ziyareti sırasında Mehmetcik Belediye Başkanı Ahmet
Adalıer, Erenköy Belediye Başkanı Özay Öykün, İskele
Belediye Başkanı Halil Orun, Dipkarpaz Belediye Başkanı
Mehmet Demirci ve bölge muhtarları da hazır bulundu.
Sloganlar
Tören alanına polis
kontrolünden geçirildikten sonra alınan öğrenci ve vatandaşlar,
burada Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ı, "Mustafa
Kemal'in askerleriyiz", "laikliğin kalesi yıkılmayacak",
"ordu-gençlik el ele", "tam bağımsız
Türkiye" ve "Atatürk gençliği işbaşında"
sloganlarıyla karşıladı.
Yollara mersin
dalları serildi
Ziyaret
dolayısıyla Lefkoşa'dan Mehmetcik'e kadar olan yol
güzergâhında ve köy içinde polis ve asker geniş güvenlik önlemleri
aldı, ayrıca Mehmetcik köyünün sokakları TC-KKTC
bayraklarıyla donatıldı ve yol güzergâhına mersin
dalları serildi.
Komutanlar sivil geldi
Orgeneral Büyükanıt
ve beraberindeki komutanların ziyarete sivil kıyafetle
katılmaları da dikkat çekti.
Büyükanıt'a Mehmetcik
ziyaretinde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı
Tümgeneral Mehmet Eröz ve diğer komutanlar eşlik etti.
Vatandaşların
coşkulu bir tezahüratı altında tören alanına giren
Orgeneral Büyükanıt, coşkulu kalabalığı selamlayarak
el salladı.
İsmi verilen caddenin
açılışını yaptı
Büyükanıt, Mehmetcik
köyünü ziyareti dolayısıyla Mehmetcik Belediyesi tarafından
adı verilen bir caddenin açılışını da yaptı.
Daha önce "Hürriyet
Caddesi" olan caddenin ismi "Orgeneral Yaşar Büyükanıt
Caddesi" olarak değiştirildi.
Tören
Orgeneral
Büyükanıt'ın Mehmetcik'e yaptığı ziyaret
dolayısıyla düzenlenen tören, şehitler anısına
yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından
İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.
Törende ilk konuşmayı
Mehmetcik Belediyesi Başkanı Ahmet Adalıer yaptı.
Ardından da Orgeneral Yaşar Büyükanıt konuştu.
Büyükanıt'ın
konuşmasının ardından tören Mehmetcik Kültür ve
Dayanışma Derneği halk dansları ekibinin sunduğu
folklor gösterisi, Büyükanıt'ın şehit aileleri ve gazilere
hediyeler dağıtması ve Mehmetcik ile Erenköy Belediye
başkanlarının Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a hediyeler
sunmasıyla sürdü. Tören, Orgeneral Yaşar Büyükanıt Caddesi'nin
açılışıyla son buldu.
Büyükanıt'ı
karşılama törenine gelen vatandaşlar ve öğrenciler tören
boyunca "Kıbrıs Türk'tür Türk Kalacak" ve "Ne Mutlu
Türküm Diyene" şeklinde sloganlar attı.
Mehmetcik Belediyesi de
törenin yapıldığı Belediye Park Gazinosu'nun
duvarlarına "Paşam Mehmetcik Belediyesi Sizi Kucaklar" ve
"Karpaz Yarımadası var oluş mücadelemizde anıttı,
şimdi 'Büyükanıt' oldu" şeklinde pankartlar ve TC-KKTC
bayrakları ile Atatürk posterleri astı.
Adalıer
Mehmetcik Belediye
Başkanı Ahmet Adalıer törende yaptığı
açılış konuşmasında Mehmetcik bölgesinin
Kıbrıs Türk tarihinde her zaman özel bir yere sahip olduğunu
belirterek, cephelerde şehitler verdiklerini ve gaziler
kazandıklarını kaydetti.
Kıbrıs Türk
halkına mücadele yıllarında lojistik destek sağlayan ve iki
sancaktan biri olan Mehmetçiğin, mücadele yıllarında vatan için
şehitler verdiğini anımsatarak, şehitleri andı.
Coşkulu
kalabalığa şehitlerin isimlerini okuyan Adalıer,
Kıbrıslı Türklerin hayatta onurlu bir yaşamdan başka
hiçbir şey talep etmediğini belirterek, Türkiye'nin
garantörlüğünden ayrılmadan toplumsal direnişi sürdüreceklerini
ve KKTC'nin varlığını koruyacaklarını kaydetti.
Türkiye Genelkurmay
Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın Mehmetcik'e
yaptığı ziyaretten dolayı onur duyduklarını da
vurgulayan Adalıer, daha önce "Hürriyet Caddesi" olan bölgenin
Belediye Meclisi kararıyla "Orgeneral Yaşar Büyükanıt
Caddesi" olarak değiştirildiğini dile getirerek,
Büyükanıt'ın isminin Kıbrıs Türkünün var olduğu sürece
burada ve Kıbrıslı Türklerin aklında
taşınacağını söyledi.
Büyükanıt
Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da
konuşmasında, hayatında ilk defa böyle bir şey
olduğunu ifade ederek, isminin Mehmetcik'te bir caddeye verilmesinin
kendisini çok duygulandırdığını dile getirdi ve içten
teşekkürlerini sundu.
Orgeneral Büyükanıt,
KKTC gezisini planlarken kendisine "sizi bir yerleşim yerine
götüreceğiz" dediklerini, buranın adının da
"Mehmetçik" olduğunu duyar duymaz da hemen "evet"
dediğini ifade ederek, Mehmetçik'e gelmekten çok özel bir onur
duyduğunu kaydetti.
"TSK
Kıbrıs'ı istila eden bir güç değil"
Büyükanıt, konuşmasında
genel konulara da değinerek, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK),
bazılarının söylediği gibi "Kıbrıs'ı
istila eden bir güç" değil, Kıbrıs Türk halkının
güvenliğini sağlamak için burada olduğunu ve burada kalmaya da
devam edeceğini vurguladı.
Yaşar Büyükanıt,
TSK'nın Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin hak ve
özgürlüklerini içine alan adil, kapsamlı ve eşit bir anlaşma
olana kadar da burada olacağını kaydetti.
"Olaylar 74'te
başlamadı, bitti"
Orgeneral Büyükanıt,
bazı kimselerin ve özellikle yabancıların Kıbrıs
olaylarının 1974 yılında
başladığını sandığını, fakat
olayların 1974'te başlamadığını, bittiğini
ifade ederek, Kıbrıs'taki olayları hiçbir zaman
Kıbrıslı Türklerin başlatmadığını,
Kıbrıslı Türklerin her zaman saldırıya maruz
kaldığını vurguladı.
"Kıbrıslı
Türkler evlerinden kovuldu"
Kıbrıslı
Türklerin bu saldırılarda sadece canını ve malını
değil, yaşam yerini de kaybettiğini işaret eden
Büyükanıt, Kıbrıslı Türklerin evlerinden de
kovulduğunu dile getirdi.
Bu kapsamda
Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü ve toprağı
için canını ve kanını gözünü kırpmadan verdiğini
söyleyen Büyükanıt, bu uğurda hayatını kaybeden
şehitleri andı, önlerinde saygıyla eğildi ve Tanrı'dan
rahmet diledi.
"İzolasyonlar
zulüm haline geldi... Kalkmalı"
Konuşmasının
sonunda KKTC'ye uygulanan izolasyonlara da değinen Orgeneral Yaşar
Büyükanıt, bu izolasyonların Kıbrıslı Türkler için
şu anda "zulüm" haline geldiğini ve Kıbrıslı
Türklerin bu zulmü hak etmediğini vurgulayarak, izolasyonların
kaldırılması ve KKTC'nin uluslararası alana katılmasının
kaçınılmaz olduğunu belirtti.
KIBRIS
28/03/08
İngiltere'nin tüm
enerjisi çözüm için
Eylem ERAYDIN/ LONDRA
İngiltere'nin Avrupa
İşlerinden Sorumlu Bakanı Jim Murphy,
"Kıbrıs'ın bölünmesinden değil, birleşmesinden
yana olduklarını" söyledi. "Tüm enerjimizi Kıbrıs
sorununun çözümü konusuna yoğunlaştırdık.
Başarısızlığı düşünmüyoruz. B veya C
planımız da yok" diyen Murphy, Kıbrıs Rum lideri
Dimitris Hristofyas'ın ardından Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın da İngiltere'ye davet edilmesi gerektiğini belirtti.
Jim Murphy, pazartesi günü
Kıbrıs konusunda görüşmeler yapmak için Türkiye'yi ziyaret
edeceğini belirterek, "Kıbrıs'ta çözüm
arayışında sorumluluğumuzun bilincindeyiz" dedi.
İngiltere
Başbakanı Gordon Brown'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan
Ryan ise, her iki tarafında çözüm için toleranslı davranması
gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Özel
Temsilcisi Joan Ryan ile birlikte Kıbrıslı Türklerin yoğun
olarak yaşadığı Kuzey Londra'da düzenlenen bir
toplantıya katılan Murphy, pazartesi günü Türkiye'ye
yapacağı ziyaret öncesinde önemli mesajlar verdi.
Önceki akşam Wood
Green'deki Grand Palace'da yapılan toplantıda İngiltere'de
yaşayan Kıbrıslı Türklerin sorularını
yanıtlayan Ryan ve Murphy, İngiliz hükümetinin iki ulus
arasındaki çözüm sürecindeki etki ve güçlerinin farkında
olduklarını belirterek, Kıbrıs'ta kalıcı çözüm ve
barışa destek verdiklerini ifade ettiler.
İşçi Partili
Milletvekili ve Avrupa Bakanı Murphy, bu buluşmanın
Kıbrıslı Türklerle yaptığı ikinci görüşme
olduğunu belirterek, parlamentodaki yaptıkları ilk
görüşmeyle Londra'daki Kıbrıs Türk Diasporasını
dinlemekten büyük memnuniyet duyduğunu kaydetti.
Çok sayıda
Kıbrıslı Türkün katıldığı toplantı da
Murphy, İngiliz hükümeti olarak adadaki kalıcı çözüm
arayışları konusundaki sorumluluklarının farkında
olduklarını kaydederek, pazartesi günü Kıbrıs konusuyla
ilgili olarak Türkiye'ye bir ziyaret düzenleyeceğini belirtti.
Talat da davet edilmeli
Kıbrıs sorununu
önümüzdeki birkaç ay için gündeminin öncelikli maddesi haline getirdiğini,
konunun çözümü için elinden gelen her türlü çabayı sarf etmeye hazır
olduğunu ifade eden Murphy, Rum yönetimi lideri Dimitris
Hristofyas'ın İngiltere'ye davet edildiğinin
hatırlatılması üzerine, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın
da davet edilmesi gerektiğini vurguladı. Murphy, ''Bu konuyu göz
ardı ettiğimizi sanmayın, bu tür görüşmeler her iki tarafa
da açık olmalı'' dedi.
İngiltere'nin BM
Güvenlik Konseyinin daimi üyesi bir AB ülkesi ve Kıbrıs'ın üç
garantör devletinden biri olduğunu hatırlatan Murphy, bu konuda bütün
dünyada ender bir konuma sahip olduklarını ve bunun
sorumluluğunu hissettiklerini ifade etti.
B veya C planı yok
Murphy, iki saat süren
toplantının soru-cevap bölümünde de "Tüm enerjimizi
Kıbrıs sorununun çözümü konusuna yoğunlaştırdık.
Başarısızlığı düşünmüyoruz. B veya C
planımız da yok" dedi.
Pazartesi günü Türkiye'ye
gideceğini, daha sonra Yunanistan ve Kıbrıs adasını
ziyaret edeceğini belirten Murphy, bir soru üzerine,
Kıbrıs'ın bölünmesinden yana olmadıklarını, tek
planlarının adayı iki bölgeli ve iki toplumlu hale getirmek
olduğunu yineledi. Murphy, "Kendimizi bu hedefe yüzde yüz vermiş
durumdayız" diye konuştu.
Murphy, bu yıl adada
fırsatlar penceresinin açıldığını,
başarısızlığı düşünmek bile istemediklerini
ifade ederek, Londra'da Kıbrıslı Rumlar ve Türklerle ortak
toplantılar yapacaklarını açıkladı.
Hristofyas'a şans
vermeliyiz
İngiltere'nin
Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan da toplantıda Rum kesiminde
geçtiğimiz ay yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminden
de bahsederek, Kıbrıs Rum toplumu lideri olarak seçilen Hristofyas'ın
dönemini "taze ve yeni bir hava" olarak nitelendirdi.
Ryan,
"Denktaş'ın ardından Mehmet Ali Talat'ın gelmesi
Kıbrıs için taze bir nefes olduysa aynı şeyin Rum
tarafı için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Bence Dimitris'e
şans vermeliyiz" diye konuştu.
İngiliz hükümetinin
garantör olarak bu işi yürütmesinin hem Türkiye hem Yunanistan için önemli
olduğunu söyleyen Ryan, çözüm için her iki tarafı da dinleyerek iki
kesim için de bir çözüm yolu bulunmasının zor bir süreç olduğunu
kaydetti.
Ryan ayrıca
"İngiltere yüzlerce ulusu aynı çatı altında bir arada
tutarak yaşamayı başarıyor bunu tolerans ile
sağlıyor" diyerek aynı şekilde bunu
Kıbrıs'ta iki tarafında yapabileceğini sözlerine ekledi.
Pazarlıklar uzun
süreli olacak
Ryan, ayrıca ilk kez
İngiliz hükümetinin Avrupa bakanının, Kıbrıs konusunu
gündeminin öncelikli maddesi haline getirdiğine şahit olduğunu
söyledi.
Ryan, adanın
güneyinde yapılan seçimlerin ardından çözüm için büyük fırsat
yakalandığını, bu durumu her iki tarafın da avantaj
sağlayacağı şekilde değerlendirmek gerektiğini
ifade etti.
Ryan, "İki
toplum arasındaki görüşmeler, pazarlıklar oldukça uzun süreli
olacak. Tony Blair, Kuzey İrlanda sorununun barışçıl yolla
hallinde, büyük bir liderlik ve diplomasi örneği sergileyip, 25 yıllık
sorunu bitirmişti. Kıbrıs konusunda da İngiltere olarak
elimizden geleni yapacağız" dedi.
KIBRIS
28/03/08
BM Genel Sekreterinin
yardımcısı Pascoe, 30 Mart'ta Kıbrıs'a geliyor
BM Sözcüsü Michelle
Montas, gazetecilere yaptığı açıklamada, Pascoe'nun 30 Mart
Pazar günü gece geç saatlerde Kıbrıs'ta olacağını, 2
Nisan Çarşamba gününe kadar adada kalacağını
açıkladı.
BM sözcüsü, Pascoe'nun
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum toplumu lideri Dimitris
Hristofyas'la görüştükten sonra New York'a döneceğini ve yakın
zamanda Atina ve Ankara'ya da gideceğini belirtti.
Montas, BM Genel Sekreteri
Ban'ın bu kapsamda daha önce yaptığı açıklamaya
atıfta bulunarak, Pascoe'nun adaya yapacağı ziyaretin ve bu
süreçteki misyon amacının, BM'nin, adada çözüme ulaşılması
çabalarına nasıl yardımcı olabileceğine karar
vermesini sağlamak olduğunu anımsattı.
Spehar,
Kıbrıs'ta
Bu arada BM Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in yerine geçici
olarak atanan Elizabeth Spehar'ın dün öğleden sonra
Kıbrıs'a geldiği bildirildi.
Geçici BM Temsilcisi
Hırvat kökenli Kanadalı Spehar, pazar günü adayı ziyaret edecek
olan BM Genel Sekreteri'nin yardımcısı Lyn Pascoe'yla
görüşecek.
Spehar'ın, Larnaka
Havalimanı'nda herhangi bir açıklama yapmadığı
belirtildi.
BM'nin siyasi
mevcudiyetini koruması amacıyla adaya gelen Spehar'ın, birkaç
hafta Kıbrıs'ta kalması bekleniyor.
KIBRIS
28/03/08
Ledra Street to open at end of next
week says Nicosia Mayor
By Jean Christou
NICOSIA Mayor Eleni Mavrou
expects the Ledra Street crossing to open at the end of next week, she said
yesterday.
A team of engineers from the municipalities on both sides entered the Green
Line yesterday morning, a day after the UN completed a mine sweep of the area
where pedestrians will pass.
The team was accompanied by UN personnel to carry out a joint survey of the
80-metre stretch that links the two barriers.
While the Turkish Cypriot team continued to work in the area after the joint
inspection, employees of Nicosia Municipality will enter today to begin, said
Mavrou.
The Mayor visited the site around lunchtime yesterday.
Tomorrow (Friday) machines and whatever equipment is needed will be
transferred to the area, she said.
We need around a week to open the crossing point and we expect this to happen
at the end of next week, she added.
The official opening date however is likely to be set by a political rather
than municipal agenda.
Mavrou said that the technical team, consisting of architects, civil engineers
and mechanical engineers, would conclude their inspection of the old buildings
this morning.
There are three or four abandoned buildings on each side of the buffer-zone
stretch that have been empty since 1974. Ledra Street itself was barricaded
during the hostilities in 1963.
Mavrou said the buildings were in really bad shape and it must be verified that
they will not put lives at risk.
Work will include probing the dilapidated buildings, improving the pathway and
installing lighting. Sanitary inspections in the abandoned area would also have
to be done, she said.
The EU Commission has allocated 100,000 for the work and has promised more
cash if it is needed.
Following the opening there would be further work needed on the building
facades, Mavrou said. There will not be any shops on the stretch. It will merely
be a passageway.
After all it is still a check point, despite the meaning and symbolism,
Mavrou said.
Referring to Turkish army patrols in the area, Mavrou said there were
reassurances that there would not be any troop movement.
The Turkish Cypriot side said it had cleaned up the side of the road near Ermou
Street, which crosses perpendicular to Ledra Street. They estimate they can
finish the work in three days if there are no unforeseen problems.
The political decision to finally open the Ledra crossing after three years of
wrangling was made by President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader
Mehmet Ali Talat a week ago today.
CYPRUS MAIL
28/03/08
Christofias is cautiously
optimistic on prospects for solution
By Stefanos Evripidou
PRESIDENT
Demetris Christofias yesterday expressed cautious optimism regarding the
prospects of a Cyprus solution, warning expectations were very high.
Speaking to university students from Athens and Palermo at the Presidential
Palace, Christofias said the Greek Cypriot side would do its utmost to find a
settlement but that serious problems lay ahead.
I assure you that we shall make every effort - always defending the
fundamental principles of the Cyprus problem. We shall be flexible and show
understanding for the problems the Turkish Cypriot community is facing, in the
hope that they will reciprocate and understand our problems too, he said.
The President referred to his meeting last Friday with Turkish Cypriot leader
Mehmet Ali Talat saying that the main goal is to find ways of understanding
each other, something which will depend on several factors, mainly on the
Turkish leadership.
I do not attribute bad intentions to Talat but the Turkish leadership has not
convinced us that indeed it gives the green light for us to proceed. This will
become clear in due course, he said.
On reaching a settlement, Christofias appeared cautiously optimistic. He noted
that expectations were very high and expressed hope that these were realised.
Things are not simple and they are not as easy as they seem to be just because
I met with Talat and we decided jointly to proceed with those positive steps,
he noted.
He warned that serious problem would arise during the latest effort towards a
settlement.
Regarding the first meeting between Christofias and Talat as community leaders,
Christofias said the road has opened. However, he pointed out he could not
guarantee whether this road would in the end turn into the avenue which will
help us reach a solution for all Greek and Turkish Cypriots.
On the working groups and technical committees that the two leaders agreed to
get started before their next meeting in three months, Christofias said the
outcome of this process would decide whether intensive talks could begin or
not.
He clarified that the committees and groups were not a propaganda tool for
either side but a message for the other side.
Speaking at a press conference on human rights, British Foreign Secretary David
Miliband highlighted that decisions on solving the Cyprus problem had to be
taken locally, by the leadership and the people of Cyprus.
We can support it, but it is going to have to be done locally by leadership,
which is why the immediate meeting on his election of President Christofias and
Mr Talat is important, that leadership is important. But in the end it has to
change people's minds as well because they have to vote for it in a referendum
and I think that is where the right balance has got to be struck, Miliband
noted.
CYPRUS MAIL
28/03/08
Lord
Harrison asked Her
Majestys Government:
What steps they
will take to resolve the division of Cyprus, following the recent talks between
President Christofias and the Turkish Cypriot leader, Mr Talat.
The
Minister of State, Foreign and Commonwealth Office (Lord Malloch-Brown): My Lords, we applaud the agreement
reached between the leaders of the two communities to resume the search for a
comprehensive settlement through negotiations facilitated by the UN and flanked
by confidence-building measures such as opening Ledra Street. This agreement is
a clear demonstration of their joint desire to reunify Cyprus. The UKs role in
this is not prescriptive but supportive. We will continue to support the UN by
encouraging all parties to capitalise on this new opportunity.
Lord
Harrison: My Lords, while
recognising the necessity of the two parties themselves resolving the issues
between them, will my noble friend nevertheless consult the Greek and Turkish
Governments to reinforce any such agreement that occurs? Will he consult our
European Union allies to ensure that Northern Cyprus benefits from being in the
EU, something of which it has hitherto been deprived?
Lord
Malloch-Brown: My Lords,
I assure my noble friend that we intend to be actively involved in the
diplomacy on this. The Prime Minister and Foreign Secretary have already
directly met their Cypriot counterparts. We have intense engagements with the
Government of Turkey as well as that of Greece. On the latter point, while it is
true that Northern Cyprus has not enjoyed the benefits of EU membership, it
enjoys a generous aid programme in per capita terms, intended to raise the
living standards of Turkish Cypriots in a way that will reduce the friction on
the happy day that the two halves of the island are reunited.
Lord
Hannay of Chiswick: My
Lords, while joining wholeheartedly in welcoming the steps that President
Christofias, since his election, and his Turkish Cypriot opposite number, Mr
Talat, have taken to revive the negotiating process aimed at reunifying the
island, will the Minister confirm the importance in any resumed negotiations of
the two Cypriot parties taking full ownership of the process from the outset,
up to and beyond its conclusion? That way we would not again have any prospect
of a party opposing the terms of a deal in the subsequent referendum. Will the
Minister confirm that, in the context of an emerging settlement, Her Majestys
Government will renew the offer made in 2003 to hand over a substantial part of
the sovereign base areas to a reunited Cyprus?
Lord
Malloch-Brown: My Lords,
the noble Lord is of course a well recognised expert on this issue. He knows
that the last time there was an agreement, there was coincidentally a change of
Government through elections in the Republic of Cyprus, which complicated the
issue of support for the agreement. We now have a new President in Cyprus with
a new and fresh mandate, who is committed to negotiations. Equally, in the
Turkish Cypriot leader, Mr Talat, we have someone committed since he came to
office to finding an agreement. The omens for both sides taking ownership of
this and negotiating in complete seriousness are very high. Of course, we will
do everything we canincluding on the issue of the sovereign basesto provide
incentives to make such negotiations a success.
Baroness
Knight of Collingtree: My
Lords, is it not the case that we have in this country a real responsibility as
a long-term guarantor to do something to help Northern Cyprus? Is the Minister
aware that real suffering has gone on for years in that little strip of land,
not only with the people trying to make a living but in every aspectproperty
and so on? This is an urgent matter, and we would all welcome action being
taken by the Government.
Lord Malloch-Brown: My Lords, the noble Baroness is correct
that there have obviously been real economic disadvantages in the north which
we have sought to address. With the prospect of two political leaders willing
to lead their communities into a final solution to the root cause of this
problem, this is not the moment for the UK to introduce new aid or economic
incentives to the north alone. We must put all our efforts into finding a
lasting solution: a political agreement between the two communities.
Lord Wallace
of Saltaire: My Lords, on
occasions over the past six or seven years, it has seemed as if the United
Kingdom has been the only EU member apart from Greece that is actively
interested in resolving the Cyprus conflict. Given that the Cyprus conflict and
its related links with Greece and Turkey are at the heart of the problems of
closer links between NATO and the EU, can Her Majestys Government make the
strongest possible efforts to ensure that other EU Governments also take an
active and positive role in assisting both parties in negotiating?
Lord
Malloch-Brown: My Lords,
the noble Lord makes an important point. We will certainly work to involve
individual EU countries in this way. He was not suggesting otherwise, but both
parties agree that the right frame for negotiations remains the United Nations.
EU member states have a particular role in supporting that.
Lord
Maginnis of Drumglass: My
Lords, why do the Government appear so dismissive of human rights for Turkish
Cypriots, as evidenced in recent Written Answers? Have they forgotten the
ruthlessness of the EOKA-B against Turkish Cypriots? Why do they still
disregard their obligations as a guarantor of the 1960 Treaty of Guarantee,
despite promises renewed in April 2004 after the Annan plan referendum?
Lord
Malloch-Brown: My Lords,
I certainly hope that the noble Lord is not correct and that we do not overlook
either our obligations as a guarantor, or concerns for the human rights of
those in the north. Rather than direct monitoring by the UK, as occurred in the
past, we now rely on the well established UN mechanisms and UN reports on the
human rights situations of the different communities as our main basis for
action. I reassure him that we have not forgotten about these issues.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:55 TSİ 29 Mart 2008 Cumartesi
LEFKOŞA - Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, KKTC ziyaretinin
ardından havaalanında bir basın toplantısı düzenledi.
Büyükanıt, Cumhurbaşkanı Talat ve Rum lider Hristofyas
arasındaki görüşmeyi Konuşmak her zaman yararlıdır.
Savaşlarda dahi alt düzeyde irtibat bulunur. Ben her zaman medeni
şekilde, önyargısız yaklaşılmasını
benimsemişimdir sözleriyle değerlendirdi.
Orgeneral
Büyükanıt, Gezimin bazı kesimnlerde rahatsızlık
yaratmasından mutluluk duyuyorum. TSKnın görevi Kıbrıs
Türk halkının güvenliğini sağlamaktır ve adada gerçek
manada kalıcı ve adil barış sağlanmasına kadar
asker kalacaktır diye konuştu.
Kıbrıstaki tarihsel süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan
Büyükanıt, şöyle konuştu:
Bazı kesimler sorunu 1974te başlatır. 1974 sorunun
başlangıç değil, Kıbrıs Türklerinin üzerindeki
mezalimin sona eriş tarihidir. Benim arzum Kıbrıs Türk
toplumunun tarih bilincine daha fazla sahip olmasıdır. 1881de 341
olan karma köy, 1948de 48e inmiştir. Türk toplumu 1974 öncesinde
adanın yüzde 3üne hapsedilmiştir, güvenlik ortadan
kalkmıştır.
|
|
|
Ellerinde Türk ve KKTC bayrakları
olan bir grup, Büyükanıt'ı uğurladı. |
KKTC şu anda egemen bir devlettir, tanısalar da böyledir
tanımasalar da böyledir diyen Büyükanıt, sözlerini şöyle
sürdürdü:
TSK adada adil ve kalıcı çözümün garantisidir. Herkes adil,
kalıcı çözüm diyor, biz de diyoruz. Ama hepimiz aynı şeyi
mi anlıyoruz? Bu kavramların içinin doldurulması ve kamuoyuna
yansıtılması lazm. Rastgele bir plan yapıp adil ve
kalıcı barış demekle çözüm olmaz. Parametreler ilgililer
tarafından net olarak ortaya konulmalı, kamuoyu
aydınlatılmalı.
Büyükanıt, Lokmacı Kapısının açılmasıyla
ilgili ise şu ifadeleri kullandı:
Lokmacıyı denetledim. KKTC anayasasının 10. maddesi
gereği hudut hakkında TSK sorumludur, o açıdan inceledim. Birkaç
yüz metre ileride zaten Ledra Palas kapısı var. Mevcut düzen devam
ederek kapı açılırsa açılır. Sorumlu olduğumuz
bölgede bayrak inecek, asker çekilecek diye bir şey yok, bir metre bile.
Açılırsa açılır. Anlaşma olunca hemen asker çekilmez
Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Ada'dan
ayrılmadan önce çok önemli açıklamalar yaptı.
KKTC'den ayrılmadan önce Ercan
Havaalanı'nda basın toplantısı düzenleyen Büyükanıt,
Lokmacı'da dün denetlemede bulunduğunu, bu denetlemeyi KKTC
Anayasası'nın geçici 10. maddesi uyarınca
yaptığını belirtti. Lokmacı'da KKTC'nin
egemenliğine zarar verecek hiçbir adım
atılmadığını vurgulayan Büyükanıt,
Türk askerinin sorumlu olduğu bölgeden "bir metre dahi geri adım
atmayacağını" ifade etti.
Lokmacı'nın birkaç yüz metre
yakınında Ledra Palas Kapısı olduğunu hatırlatan Büyükanıt,
"Lokmacı Kapısı'nın açılması adil ve
kalıcı bir barışa doğru giden çok büyük bir adam
değil" dedi.
TSK'nın adada adil ve
kalıcı bir çözümün garantisi olduğunu kaydeden Orgeneral Büyükanıt,
"adil ve kalıcı barış kavramlarının içinin
doldurulması gerektiğini, rastgele bir planın adil ve
kalıcı bir barış olamayacağını"
söyledi. Büyükanıt, "adil ve kalıcı
bir barışın parametrelerinin net olarak ortaya konması ve
bunun kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini" belirtti.
Amaçlarının Kıbrıs
Türkü'nün güvenli, müreffeh ve izolasyonlardan kurtulmuş, çağdaş
bireyler olarak yaşaması olduğunu ifade eden Büyükanıt,
gelecekte hangi tür anlaşma olursa olsun, bu anlaşmanın mutlaka Kıbrıs
Türklerinin egemenliğine ve eşit haklarına dayanması
gerektiğini vurguladı.
KKTC'deki temasları hakkında
memnuniyetini dile getiren Büyükanıt, "Bazı kesimlerin
ziyaretimden rahatsızlık duyduğunu biliyorum. Bundan da mutlu
oldum" ifadesini kullandı.
Orgeneral Büyükanıt,
TSK'nın Kıbrıs'taki görevinin Kıbrıs
Türk halkının güvenliğini sağlamak olduğunu, bunu da
1974'den beri yerine getirdiğini ifade ederek, adada acil ve
kalıcı bir barış sağlanıncaya kadar bu görevin
devam edeceğini söyledi.
Büyükanıt,
Türk askerinin adadan çekilmesi için sadece bir anlaşmanın
yetmeyeceğini, adil ve kalıcı bir barışı
TSK'nın gözlemlemesi gerektiğini belirterek, "Bugün anlaşma
oldu, yarın asker çekilsin olmaz" dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Yaşar
Büyükanıt, sadece bir anlaşmaya
varılmasının askerin adadan çekilmesine yetmeyeceğini ifade
ederek, (Bugün anlaşmayı imzaladım yarın askerinizi çekin)
şeklinde bir şey olmaz. Onu gözlemlememiz lazım. Kıbrıs
Türkü ne kadar güvenliktedir. Buna tam kanaat getirmemiz lazım dedi.
Orgeneral Büyükanıt,
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas görüşmesiyle ilgili olarak da
konuşmanın her zaman yararlı olduğunu belirterek, Sorunlar
karşısında medeni bir şekilde konuşulması, medeni
bir şekilde buluşulması, önyargısız
yaklaşılmasını hep benimsemişimdir ifadesini
kullandı.
Üç gün boyunca askeri ve toplumun
bazı kesimlerinde temaslar ve gözlemler yaptığını
ifade eden Orgeneral Büyükanıt, Bazı kesimlerde gezimin
rahatsızlık yarattığını biliyorum, bundan da
büyük mutluluk duyuyorum, rahatsız olmalarından. Ama sokaktaki
vatandaştan çeşitli kesimlere kadar, çeşitli derneklerle yaptığım
görüşmeler beni son derece mutlu etmiştir dedi.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Kıbrıs'taki
görevinin, Kıbrıs Türk halkının
güvenliğini sağlamak olduğunu ve 1974'ten beri en üst düzeyde bu
görevi yerine getirdiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt,
Bu görevine, adada gerçek manada kalıcı ve adil bir barış
sağlanmasına ve hatta sağlanmasından sonra da onun
gözlenmesine kadar, güvenlik bağlamında TSK görevini yapmaya devam
edecektir. Askerlerimiz bu konuda çok iyi eğitilmiş, her türlü göreve
hazır bir durumdadır. Kıbrıs'taki
TSK mensupları örnek düzeyde eğitim gören ve görmekte olan
birliklerdir diye konuştu.
Orgeneral Büyükanıt,
1974'ün Kıbrıs sorununun
başlangıcı olmadığını, o tarihin, Kıbrıs
Türk toplumu üzerindeki mezalimin sonlandırıldığı
tarih olduğunu vurguladı.
TARİH
BİLİNCİ
Orgeneral Yaşar
Büyükanıt, Kıbrıs Türk toplumunun tarih
bilincine çok daha fazla sahip olmasını arzu ettiğini ifade ederek,
Güvenlik bağlamında söylüyorum, geçmişi bilemeden,
geleceği görmek mümkün değildir. Bu çok önemlidir dedi.
Kıbrıs'ta
iki toplum arasındaki güvenlikle ilgili detaylı bilgi veren Orgeneral
Büyükanıt,
1878'den beri Kıbrıs'ta iki ayrı tarih
yaşandığını ve bu tarihin iki halkın
birbirleriyle çatışmalarının tarihi olduğunu dile
getirdi. Orgeneral Büyükanıt, 1974 öncesi
Kıbrıslı Türklerin adanın yüzde 3'üne hapsedildiğini
söyledi.
1800'lü yıllardan itibaren meydana
gelen olayların hiçbirini Kıbrıslı Türklerin
başlatmadığının altını çizen Orgeneral Büyükanıt,
Bugün Türklerden güvenlik bağlamında hesap sormak isteyenlerin bu
tarihi gerçekleri öğrenmeleri lazım dedi.
1960'da Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin kurulmasının adadaki çatışmaları
önleyemediğini, bugün açılması konuşulan Lokmacı
kapısının da 1963'de kurulduğunu anlatan Orgeneral Büyükanıt,
BM'nin 1964'te adaya barış gücü göndermesine rağmen
olayların engellenemediğini hatırlattı. Orgeneral Büyükanıt,
Makarios'un BM'de yaptığı konuşmadan ibret alınacak
dersler olduğunu da ifade ederek, herkesin bu konuşmayı
okuması gerektiğini söyledi.
Geçmişin iyi bilinmediğini,
geçmişe takılıp kalmanın da iyi
olmadığını kaydeden Orgeneral Büyükanıt,
Kıbrıs
Türk gençliğini eğitenlerin olayları iyi anlatması
gerektiğini belirtti.
TSK ADİL VE KALICI
ÇÖZÜMÜN GARANTİSİ
TSK'nın adil ve kalıcı
çözümün garantisi olduğunu dile getiren Orgeneral Büyükanıt,
adil ve kalıcı barışın herkes tarafından telaffuz
edildiğini belirterek, şöyle devam etti:
Acaba adil ve kalıcı
barış derken hepimiz aynı şeyi mi anlıyoruz, mesele
buradadır. Adil ve kalıcı barıştan bahsederken bu
kavramların içerisinin doldurulması lazım ve bu doldurulan
hususların kamuoyuna yansıtılması lazım. Onların
bilmesi lazım.
Siz rastgele bir plan yapın ona
adil ve kalıcı barış deyin, bu olmaz. Adil ve
kalıcı barışın parametreleri çok net olarak ortaya
konmalı, kimler tarafından, ilgililer tarafından. Ve bunlar
kamuoyu ile paylaşılmalı, kamuoyu bu konuda
aydınlatılmalı.
Orgeneral Büyükanıt,
sadece devlet adamlarının değil, vatandaşların da bir
barışın nasıl adil ve ne olursa kalıcı
olacağını sorması ve bunların açıklığa
kavuşturulması gerektiğini söyledi.
İKİ GÜZEL BAYRAK
Kıbrıs
Türklerinin, kendi ülkelerine, toprağına ve egemenliğine sahip
olma iradesine sahip olduğunu gördüğünü kaydeden Orgeneral Büyükanıt,
Çeşitli yerlere giderken görüyorum, Türk bayrağı ile KKTC
bayrağı yan yana sallanıyor. Bu beni o kadar mutlu ediyor ki.
Tabii ki Kıbrıs'ın egemenliğine,
bağımsızlığına biz saygı duyuyoruz. Ama iki
güzel bayrağın yan yana gelmesi de beni bir asker olarak son derece
mutlu ediyor dedi.
GERİ BİR METRE
DAHİ ADIM ATILMAYACAKTIR
Lokmacı bölgesini dün
denetlediğini ve KKTC anayasasının 10. maddesi gereği
sınırlardan TSK'nın sorumlu olduğunu anımsatan
Orgeneral Büyükanıt, Lokmacı'nın birkaç
yüz metre ilerisinde Ledra Palas kapısı olduğunu, buradan
Türklerin ve Rumların geçtiğini belirterek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
Lokmacı kapısının
açılması adil ve kalıcı bir barışa doğru
giden çok büyük bir adım değil, bir kapı. Bir sürü kapı var
Kıbrıs'ta.
Lokmacı kapısı da onlardan bir tanesi olacak. Yalnız
şunu açıkça ifade deyim; orada KKTC'nin egemenliğinde olan bir
alan da var. Hiçbir şekilde oradaki KKTC'nin egemenliğine ziyan
verecek hiçbir düzenleme olmayacak. Bazı yerlerde çıkıyor,
'bayraklar inecek, asker çekilip gidecek' öyle bir şey yok. Mevcut düzen
devam edecek, kapı açılırsa açılır, yani o KKTC'nin
bildiği bir şeydir ama hiçbir şekilde sorumlu olduğumuz
bölgede, geri bir metre dahi adım atılmayacaktır.
TALAT-HRİSTOFYAS
GÖRÜŞMESİ
Orgeneral Büyükanıt,
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas görüşmesiyle ilgili
görüşlerinin sorulması üzerine, asker olarak diplomatik konulara
girmesinin doğru olmadığını ifade ederek,
Konuşmak her zaman yararlıdır dedi.
Sorunları konuşarak halletmek
gerektiğini, savaşlarda dahi ülkelerin alt kademelerde
temaslarını devam ettirdiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt,
Sorunlar karşısında medeni bir şekilde
konuşulması, medeni bir şekilde buluşulması,
önyargısız yaklaşılmasını hep
benimsemişimdir. Bu konuda da aynı düşüncede olduğumu ifade
edebilirim diye konuştu.
SADECE BİR ANLAŞMAYA
VARILMASI YETMEZ
Orgeneral Büyükanıt,
askerin adadan çekilmesi için adil ve kalıcı bir
barışın yeterli olup olmayacağının
sorulması üzerine şunları belirtti:
Sadece bir anlaşmaya
varılması yetmez. İşte 1960'da devlet kuruldu,
arkasından Rumlar saldırıya başladı. O safhada da
TSK'nın ulaşılan o barışının adil ve
kalıcı olduğuna dair, güvenli olduğuna dair gözlemleri
mutlaka olacak ve asker burada kalmak durumunda kalacak. 'Bugün
anlaşmayı imzaladım yarın askerinizi çekin' şeklinde
bir şey olmaz. Onu gözlemlememiz lazım. Kıbrıs
Türkü ne kadar güvenliktedir. Buna tam kanaat getirmemiz lazım. Ancak o
zaman bunları düşünebiliriz.
YARIM SAATTE BU KADAR DETAYA
GİRMEDİK
Orgeneral Büyükanıt,
Cumhurbaşkanı Talat'la görüşmesinde, Talat'ın, adil ve
kalıcı barış konusundaki görüşünü aktarıp aktarmadığı
sorusunu da şöyle cevap verdi:
Bizim yarım saat bir
görüşmemiz oldu. Yarım saatlik bir görüşmede bu kadar detaya
girmek mümkün olmaz. Ama tabii çeşitli vesilelerle bundan sonra temaslar
devam edecektir, bilgi akışı devam edecektir. Burada komutanımız
vardır, onlar sürekli o makamlarla temas halindeler, sürekli periyodik
toplantılar yapılmakta. Bir taraftan Dışişleri
Bakanlığının aynı konu üzerinde şu anda
çalıştığını biliyorum. Yani bu bir süreçtir,
yarım saatlik bir görüşmede ya da bir akşam yemeğinde
bunların ayrıntılarına girmek mümkün olmaz.
Dolayısıyla şu anda öyle bir şey yoktur.
FENERBAHÇELİ
OLDUĞUMU...
Orgeneral Büyükanıt,
bu akşam oynanacak Fenerbahçe-Beşiktaş derbi maçı için
görüşlerinin sorulması üzerine, Fenerbahçe kazanırsa mutlu
olacağını ifade ederek, şunları söyledi:
İnanın Kıbrıs'ta
dolaşırken, bu güzel insanları gördüğüm zaman maç falan
kafamdan gidiyor. Tabii ki Fenerbahçeli olduğumu toprağın
altındaki solucanlar bile biliyor. Fenerbahçe
kazanırsa memnun olurum ama sportmence bir mücadele olmasını ve
tabii ki hak edenin kazanmasını ama tabii ki Fenerhahçe'nin hak
etmesini çok istiyorum.
Bu arada, ellerinde Türk ve KKTC
bayrakları ile VIP salonu önüne gelen bir grup, Orgeneral Büyükanıt'a
sevgi gösterisinde bulundu. Gruptan biri, Orgeneral Büyükanıt'a
hediye takdim etti.
HURRIYET 29/03/08
Orgeneral Büyükanıt, KKTC'den ayrılmadan
önce çok önemli açıklamalar yaptı. Büyükanıt, 'Türk askeri,
Kıbrıs Türkü tam güvende olmadan geri çeklimeyecek' dedi
Üç günden beri Kıbrıs'ta olan Genel Kurmay Başkanı
Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Ada'nın geçmişi ve
geleceğine ilişkin çok öenmli açıklamalarda bulundu.
"1974'de ise Kıbrıs Türkleri Ada'nın yüzde 3'üne
hapsedilmiştir ve güvenlik ortadan kalmıştır." diyen
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Türk
tarafı hiç bir zaman saldırıdan taraf olmadı."
şeklinde konuştu.
İşte Büyükanıt'ın
konuşmasında bazı satırbaşları:
1974'de Kıbrıs Türkleri Ada'nın yüzde 3'üne hapsedilmiştir
ve güvenlik ortadan kalmıştır.Burada 1960-1978 arasında
İngiliz yönetimi var.
Kıbrıs Türklerine olan saldırılar 1904 yılında
arttı. 1911 yılında Limasl'da Türk mahallelerine saldıran
Rumlar evleri ateşe vermiş, saldırı sonucunda da Ada'da
yaşayan Türkler zayiat verdi ve yüzlercesi yaralandı. Bunları
başka saldırılar da takip etti. Bu olaylar 1931 yılına
kadar devam etti. yakılan ve yıkılan köy sayısı
70'dir.
Yaşanan tüm bu olayların hiçbirini Kıbrıs Türkleri
başlatmamıştır. Türkler'den güvenlik babında hesap
sormak isteyenlerin bu gerçekleri öğrenmesi lazım.
Bazı kesimler 'Kıbrıs sorunu'nu 1974'ten itibaren
başlatıyorlar. Bu yanlıştır. 1974 Kıbrıs
Türk'ü üzerinde uygulanan mezelimin sona erdirilmesi tarihidir.
Türkler vahşice yapılan saldırılara karşı
kendilerini korumak zorunda kalmıştır. Bu gerçekleri gençlere
yansıtmak lazım. KKTC'nin tarih bilincine çok daha fazla sahip
olması arzumdur. Kıbrıslı gençler geçmişte
yaşananlar ilgili oalrak iyi bilgilendirilmedilidir. Geçmişini
bilmeyen toplumlar kimlik erzyonuna uğrar. Bunları geçmişi
bilelim diye anlatıyorum. İleriye bakmak için geçmişi bilmek
lazım
Kıbrıs şu anda egemen bir devlettir. Sorumlu olduğumuz
bölgeden asla geri adım atmayacağız. Türk askerinin geri
çekilmesi için sadece anlaşma yetmez. Türk askeri sorumlu olduğu
bölgeden, Kıbrıs Türk'ü tam güvende olmadan geri çekilmeyecek.
FENERBAHÇE MAÇI NE OLUR?
Kıbrısta bu güzel insanların arasında dolaşırken
inanın aklıma maç falan gelmedi ama Fenerbahçeli olduğumu
toprağında altındaki solucanlar da biliyor tabiî ki sportmence
olmasını ve tabii ki Fenerbahçenin kazanmasını istiyorum.
MILLIYET
29/03/08
KÂZIM Karabekir sergisini gezdiniz mi? İstanbul Yapı Kredi Kültür
Merkezinde açıldı. Ben gittim, gezdim. Merhum Karabekirin
kızı Hayat Hanımı ve torunu Doç. Dr. Pınar
Akkoyunluyu kutladım.
Sergide Karabekirin kar ayakkabıları dikkatimi çekti. Karabekir
Paşa Kurtuluş Savaşında Şark Cephesi Kumandanı
olduğu için bölgenin iklim şartlarında orduya, eldeki imkânlara
göre, kış ayakkabısı verilmiş demek ki.
Sergide Karabekirin gerek Osmanlı döneminde gerek Kurtuluş
Savaşı sırasında açtığı yetimhanelerin ve
okulların fotoğrafları var. Müslüman yetimlerle birlikte Ermeni
yetimlerini de okutmuştur. Bu okullarda kız öğrenciler ve karma
eğitim yapılması hemen dikkat çekiyor.
Fotoğraflarda Osmanlı subayı Karabekir keman çalıyor,
eşi İclal Hanım da piyano.
Sergiyi ve Erenköydeki Kâzım Karabekir Müzesini gezmenizi tavsiye
ederim.
Yazdığı kitaplar
Serginin açılmasının sebebi, YKY tarafından Karabekirin
Bütün Eserlerinin yayınına başlanmış olması. Bu
dizide ilk kitap Karabekirin İstiklal Harbimiz adlı büyük eseridir.
Uzun süre yasaklı kalmıştır, şimdi üçüncü
baskısı YKYden çıktı.
Nutukta olmayan bazı konularda Karabekirin bu eseri birincil kaynak
durumundadır: Şark Harekâtı ile bugünkü Ermenistan
sınırımızın çizilmesi, bunun askeri ve siyasi perde
arkası... Ermeni meselesi, Kürt meselesi, Kurtuluş
Savaşında sol ve Bolşevik faaliyetler, Lenin Rusyasıyla
ilişkiler...
Karabekirin de İsmet Paşa gibi günlük tuttuğu bilinmiyordu.
Ailesi bugüne kadar evrakı arasında muhafaza etmiş. Şimdi
YKY yayına hazırlıyor. İnönünün iki cilt tutan
Defterlerini yayımladığını da belirtmeliyim.
Karabekirin bugüne kadar yayımlanmış veya
yayımlanmamış kitap, not ve belgelerini içeren Bütün
Eserlerini artık okuyabileceğiz.
Asker ve siyaset
Sevrde Ermenistan kurulması öngörüldüğü için ilk direniş ruhu
Doğu illerinde başlamış, ilk zafer de Karabekirin
kumandasında Doğuda kazanılarak bugünkü
sınırımız çizilmiştir. O zaman Karabekir Şark
Fatihi diye anılır. Bu aşamada Milli Mücadelenin üç lideri
Mustafa Kemal, Karabekir ve Rauf Orbaydır.
Büyük Zafer Garp Cephesinde kazanılacaktır; bu safhada üç lider
isim Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet paşalardır.
Milli Mücadele kumandanlarının askeri vizyonu aşağı
yukarı aynıdır. Hepsinin Hattı müdafaa yoktur, sathı
müdafaa vardır anlamında konuşmaları mevcuttur. Siyasi
alanda ise Mustafa Kemal, dehası ve enerjisiyle hepsinin önündedir.
Savaştan sonra yol ayrımı da siyasi sahada ortaya
çıkacaktır. Bunun bir sebebi, siyasetin çatışması
tabiatıdır. Daha önemli sebebi ise, yeni rejim hakkındaki
görüş farklarıdır.
Mustafa Kemal diyor ki:
Bu, demiryolları, fabrikalar, telgraf hatları meselesi
değildir; halkın tüm zihniyetini esaslı olarak
değiştirme meselesidir.
Karabekir ise görüşünü şöyle formüle ediyor:
Önce ıslahat ve iktisat...
Ve Gazinin inkılapçı Halk Fırkası, Karabekirin
programında liberal yazan Terakkiperver Fırkası... Hazin
olaylar...
Şevket Süreyyanın yazdığı gibi, hiçbiri suçlu
değildir; yolların ayrılması ihtilallerin kanunudur!
Bize düşen, hepsine saygı duymak, bütününü öğrenerek ufkumuzu
açmaktır.
TAHA
AKYOL MILLIYET 29/03/08
Büyükanıt
Lokmacı'da
29/03/2008
RADIKAL
RADİKAL - LEFKOŞA - Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, geçen yıl TSK ile
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında, üzerindeki üst
geçidin kaldırılması kararı nedeniyle krize yol açan ve
şimdi tamamen ortadan kaldırılacak olan Lokmacı
Barikatı'nı gezdi. Büyükanıt temaslarının son gününde
bir kafede Kıbrıslılarla sohbet ettikten sonra Lokmacı'ya
geçip 21 Mart mutabakatı gereği kaldırılacak barikatla
ilgili bilgi aldı. O sırada sınırın Rum tarafında
belediye ekipleri temizlik yaparken, iki tarfta da binalara keskin
nişancılar yerleştirildi.
BÖLGEDE HAREKETLİK...
Adanın bölünmüşlüğünün sona ermesi mesajının verilmesi
açısından sembolik bir önemi bulunan Lokmacı
Kapısı'nın açılması için başlatılan
çalışmalar aralıksız sürüyor. Lefkoşa Türk Belediyesi
Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi
Başkanı Eleni Mavru dün ara bölgede incelemelerde bulunurken,
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı
Tümgeneral Eröz de bölgeyi gezdi
"MAĞUSA KAPISI
DA AÇILABİLİR"... Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı
Bulutoğluları, Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı
Mavru'nun da isteği doğrultusunda başka bir geçiş
noktasının daha açılmasının
görüşülebileceğini belirterek, bu noktanın Mağusa
Kapısı olabileceğini ifade etti. Bulutoğluları,
Mağusa Kapısı'nın geçişler için çok uygun bir nokta
olduğunu kaydetti
Kıbrıs'taki
bölünmüşlüğün sona ermesi mesajının verilmesi
açısından sembolik bir önemi bulunan Lokmacı
Kapısı'nın açılması hazırlıkları
çerçevesinde, bölgeden geçiş yapacak yayaların güvenliğini
sağlamak için başlatılan çalışmalar
aralıksız sürüyor.
Lefkoşa Türk
Belediyesi (LTB) Başkanı Cemal Bulutoğluları, Lefkoşa
Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru ile birlikte dün ara bölgede
incelemelerde bulunurken, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, KTBK Komutanı
Korgeneral Kıvrıkoğlu ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı (GKK)
Tümgeneral Mehmet Eröz de bölgeyi gezdi.
Lefkoşa Türk
Belediyesi, bölgede çalışmalara önceki gün başlarken, Lefkoşa
Rum Belediyesi ekipleri ise, kendilerine düşen bölümde çalışmaya
dün sabahtan itibaren başladı.
Yol tadilatı ile
yıkılma tehlikesi bulunan duvarların desteklenmesi
çalışmaları yürütülen bölgede, yolun kuzey kısmında
yıkılan duvar yerine inşa edilen iki set paravandan bir tanesi
dün sabah yıkıldı.
Eleni Mavru ile birlikte
ara bölgede incelemelerde bulunan Cemal Bulutoğluları, barikatın
kuzeyinde basına yaptığı açıklamada, belediye
ekiplerinin, bölgede KKTC'nin sorumluluğuna düşen kısımda yıkılma
tehlikesi bulunan duvarları, tahtadan iskelet kurarak emniyete almaya
çalıştıklarını, daha sonra ise tahrip edilmiş
yapıların üzerinin branda ile örtüleceğini söyledi.
Kapalı olan yol
üzerinde, KKTC'nin sorumluluğuna düşen bölgede
çalışmaların daha zor olduğunu, çünkü tahrip edilmiş
bazı duvarların hem iç hem de dış taraftan desteklenmesi
gerektiğini kaydeden LTB Başkanı Bulutoğluları, Rum
kesiminin sorumluluğuna düşen bölgede yıkılmış
bina bulunmadığını, bu nedenle o bölgedeki
çalışmaların daha erken tamamlanması gerektiğini ifade
etti.
Bulutoğluları,
çalışmalar için finansmanın BM tarafından
sağlanacağını söyledi.
Çalışmaların
yolunda gittiğini kaydeden Bulutoğluları, "Lokmacı
Kapısı'nın bir an önce açılabilmesi için elimizden geleni
yapıyoruz" dedi.
Cemal Bulutoğluları,
önceki gün yaptığı açıklamada, çalışmaların
3-5 gün sürebileceğini açıklamıştı.
Eleni Mavru ile
barikatın güney kısmında ortak açıklama
yaptıklarını da belirten Bulutoğluları, iki belediye
başkanının da Lokmacı'nın açılmasının
Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olması yönündeki
beklentilerini dile getirdiğini ifade etti.
Mağusa
Kapısı'nın
açılışı
da gündeme gelebilir
Geçişlere
açılması düşünülen başka bir noktanın gündemde bulunup
bulunulmadığının sorulması üzerine LTB
Başkanı Bulutoğluları, Mavru'nun da isteği
doğrultusunda başka bir noktanın daha
görüşülebileceğini söyledi.
Bu noktanın ise
Mağusa Kapısı olabileceğini ifade eden
Bulutoğluları, Mağusa Kapsı'nın geçişler için çok
uygun bir nokta olduğunu kaydetti.
Güvenlik Kuvvetleri
Komutanlığı'na, önceki gün kapının açılması
çalışmalarına başlanmasında gösterdiği iyi
niyetten dolayı teşekkür eden Cemal Bulutoğluları, önceki
gün BM tarafından getirilen mayın temizleme planlarının
başka bölgelere ait planlar olduğunu, böylece
çalışmaların vaktinde başlayamadığını,
ancak askerin iyi niyet göstererek doğru planlar getirilinceye kadar
bölgede bekleyerek muhtemel bir ertelemenin de önüne geçildiğini kaydetti.
Orgeneral Büyükanıt,
Lokmacı'da
KKTC'deki
temaslarını sürdüren Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Yaşar Büyükanıt da, dün Lokmacı Kapısı'nın
bulunduğu bölgeye giderek incelemelerde bulundu.
Orgeneral
Büyükanıt'a, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK)
Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ve Güvenlik Kuvvetleri
Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz ile diğer üst düzey yetkililer
eşlik etti.
Orgeneral Büyükanıt
ve beraberindekiler, bölgeyi gezerken, sınır boyundan,
paravanların KKTC tarafındaki bölümünden Arasta'ya doğru
çıktılar.
Söz konusu bölgenin kordon
altına alınması nedeniyle basın mensupları ve vatandaşlar
Orgeneral Büyükanıt'a yaklaşamadı.
Ancak Genelkurmay
Başkanı'nı görmek için bekleyen vatandaşlar,
Büyükanıt'ı görür görmez tezahürat yaptı ve
alkışlamaya başladı. Orgeneral de vatandaşlara el
salladı.
Bölgeyi incelerken KTBK
Komutanı Korgeneral Kıvrıkoğlu, Genelkurmay
Başkanı'na bilgi verdi. Büyükanıt ve beraberindekiler, bir süre
sonra sınır boyuna geri döndü.
Başbakan ve
Tümgeneral
Eröz Lokmacı'yı
gezdi
Başbakan Ferdi Sabit
Soyer ve GKK Tümgeneral Mehmet Eröz açılmasına karar verilen
Lokmacı Barikatı'nda sivillerin güvenliğine yönelik
yapılmakta olan çalışmaları yerinde inceledi.
İnceleme gezisinde
Başbakan Soyer ile GKK Komutanı Tümgeneral Eröz'e, Komutan
Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem eşlik etti.
İnceleme ziyareti
sırasında basına açıklama yapan Başbakan Soyer,
Lokmacı Kapısı'nın geçişlere açılması
konusunda Kıbrıs Türk tarafının kararını daha
önceden vermiş olduğunu vurguladı.
Lokmacı
Kapısı'nın açılmasını hükümetin istismar
ettiği yönde suçlamaların ortaya atıldığını
ifade eden Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bunun böyle
olmadığının görüldüğünü söyledi.
Kapının
açılması konusunda, askeri açıdan hiçbir sorun
olmadığının ispatlandığını belirten
Soyer, "Kıbrıs çatışmalarının sembolü olan
Lokmacı Barikatı kaldırılıyor" dedi.
Başbakan Soyer,
Kıbrıs sorununa siyasi açıdan eşit iki kurucu devlet ve
Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde çözüm istediklerinin
altını çizdi.
KIBRIS
29/03/08
İzolasyonları kaldırın
Başbakan Ferdi Sabit
Soyer, Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde Avrupa Birliği'nin (AB)
Kıbrıs Türk halkının iş dünyası, bürokrasisi ve
uzmanları ile görüşerek hazırladığı projelerin
ihalelerine karşı Rum yönetimi tarafından açılan dava
sayısının 6'ya ulaştığını ve bunun,
izolasyonları artırmaya yönelik bir girişim olduğunu
söyledi.
Kıbrıs Türk
Yatırım ve Geliştirme Ajansı'nın (YAGA) "Kuzey
Kıbrıs Yatırım Stratejisi Arama Konferansı"nda
konuşan Başbakan Soyer, AB yetkililerine, Kıbrıs Rumlarına
ve dünya liderlerine seslenerek; Kıbrıs Türkü'ne uygulanan
izolasyonların kaldırılması gerektiğinin
altını çizdi.
Yapıcı ve
pozitif bir girişimle aylar ve yıllar sarf ederek hayata geçmesini
bekledikleri Mali Yardım Tüzüğü'nün, Kıbrıs Türk
halkından parasal ilişki bakımından değil, hakkı
olan dünya ve Avrupa ile bağ kurma ilişkisinin yaşama geçmesi
amacıyla kabul edildiğini vurgulayan Başbakan, TC'nin, KKTC'ye
desteğinin zaten bulunduğunu ifade etti.
2 ay 10 gün süre
Mali Yardım
Tüzüğü'nün yaşama geçmesi sonrasında, AB'de 2 ay 10 gün olan
ihale süresi çerçevesinde AB'nin Kuzey Kıbrıs için ihaleleri
açtığını anlatan Soyer, ancak Rum yönetiminin Avrupa
Birliği Adalet Divanı'na 2 ay 9 gün sonra dava açarak ara emri
aldığını söyledi.
"Uzun zamandır
bu konuda sustuk" diyen Başbakan Soyer, bunun mevcut izolasyonun
üstüne yeni izolasyonlar eklemek demek olduğunu söyledi.
Geçen gün 2 dava daha
açıldığını vurgulayan Soyer, Güney
Kıbrıs'taki başkanlık seçimleri öncesinde 4 dava
açıldığını, seçim sonrasında da sürecin devam
ettiğini, yeni liderin tutumunda da bir değişiklik
olmadığını ve geçen günlerde 2 yeni dava daha
açıldığını kaydetti.
Başbakan Soyer, Mali
Yardım Tüzüğü çerçevesinde AB'nin Kıbrıs Türk
halkının iş dünyası, bürokrasisi ve uzmanları ile
görüşerek hazırladığı projelerin ihalelerine
açılan söz konusu davaların, izolasyonları artırmaya
yönelik girişimler olduğunu ve bunun doğru bir hareket
olmadığını söyledi.
Soyer,
"Kıbrıs Rum halkı, şunu bilmeli ki, Kıbrıs
Türkü ekonomik açıdan geliştikçe, ilerledikçe hem çözümün maliyeti
azalır, hem de çözümün kendisi güçlü bir Kıbrıs Türk ekonomisi
yapısı ve girişim gücü ile ilerleyen büyük bir sürece döner. Bu
nedenle Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişiminden
ürkmemeli, korkmamalılar" dedi.
Hristofyas'a yanıt
Başbakan Ferdi Sabit
Soyer, son zamanlarda Kıbrıs sorunu nedeniyle çok sabırlı
olmaya çalıştığını ve özellikle görüşme
sürecine negatif etki düşürmemek için çaba sarf ettiklerini belirtti.
Sabah, gazetelerde Rum
Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın "Görüşmede
Türk tarafından bir ışık alamadık"
şeklindeki açıklamasını gördüğünü belirterek,
şöyle devam etti:
"Hristofyas,
'İki bölgeli, iki toplumlu federasyondan; merkezi yanı zayıf bir
federasyon, iki devletçik öngörüyorlar' şeklinde bir tanımlama
yaptı.
Kıbrıs Türk
tarafının görüşme sürecine yaratıcı ve
katılımcı gücü masada bütün dünyanın göreceği
akıl dolu bir süreçle olacak. Cumhurbaşkanımız bunu
koyacak.
Ancak kimse kusura
bakmasın. Kıbrıs Türk halkının 21. yüzyılda
Kıbrıslı Rumlar kadar hakkıdır AB ile her düzeyde
toplumsal halk olarak kurumsal ilişki içinde olması... Üstümüze yeni
izolasyonlar eklenmesine de doğrusu kimsenin hakkı yoktur."
KIBRIS 29/03/08
Schultz, Talat'ı
Brüksel'e davet etti
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Martin Schultz başkanlığındaki Avrupa
Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup heyetini kabul etti.
Görüşmenin
başında açıklama yapılmayıp sadece basının
görüntü almasına olanak sağlanırken; sonrasında ise Schultz
çıkışta açıklamada bulundu.
Yaklaşık 1 saat
süren görüşmede, Cumhurbaşkanlığı'nın BM ve AB
İşlerinden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ve Özel Temsilci Kutlay Erk
de hazır bulundu.
Schultz: Grubumuz
görüşmelerde
atılacak
adımları destekliyor
Schultz,
yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Talat ile
görüş alışverişinde bulunduklarını;
görüşmede Talat-Hristofyas görüşmesini de ele
aldıklarını ve AP'deki Sosyalist Grup olarak görüşmelerde
bundan sonra atılacak adımları destekleyeceklerini söyledi.
İyi bir iklimde
yapılacak görüşmelerde ilerleme kaydedilmesini ümit ettiklerini ifade
eden Schultz, Talat'ı da desteklediklerini ve kendisini yeniden Brüksel'e,
Avrupa Parlamentosu'ndaki gruplarına davet ettiğini
açıkladı.
Schultz,
Cumhurbaşkanı Talat'ı, Rum tarafındaki seçimlerden sonra
iki lider arasında yapılan görüşmeyle başlayan yeni süreci
desteklemek için, grup olarak ellerindeki kısıtlı imkânlarla
neler yapabileceklerini görüşmek üzere davet ettiklerini kaydetti.
Şimdi gelecek
haftayı beklediklerini ve Lokmacı Kapısı'nın
açılacağı ümidini taşıdıklarını ifade
eden Schultz, bunun yapıcı bir sonuç; geleceğe yönelik
işbirliği açısından sembolik bir hareket
olacağını belirtti.
KIBRIS 29/03/08
Kıbrıs'ta
paradigmalar değişti Kosova emsal oluşturacak
KKTC'NİN
İÇİŞLERİNE MÜDAHALE ETMEYİN"... Türkiye'nin
emekli büyükelçilerinden Yalım Eralp, "Rum tarafı,
Kıbrıs konusunda Türkiye'nin katkısını istiyorsa ilk
adım olarak ambargoları hafifletmeli" dedi. Eralp ayrıca,
Türkiye'ye "KKTC'nin içişlerine müdahale etmeme"
çağrısında bulundu
Türkiye'nin emekli
büyükelçilerinden Yalım Eralp, Kıbrıs'ta paradigmaların
değiştiğini ve aksi söylense de Kosova'nın bundan sonraki
süreçte emsal oluşturacağını söyledi.
"Rum tarafı,
Kıbrıs konusunda Türkiye'nin katkısını istiyorsa ilk
adım olarak ambargoları hafifletmeli" diyen Eralp, Türkiye'ye
"KKTC'nin içişlerine müdahale etmeme" çağrısında
da bulundu.
Cumhuriyetçi Türk
Partisi'nin (CTP) konuğu olarak adada bulunun Türkiye'nin emekli
büyükelçilerinden, öğretim üyesi ve CNN Türk dış politika
danışmanı Yalım Eralp önceki gün akşam "Yeni
dönemde Kıbrıs, AB ve Türkiye" konulu konferans verdi.
Yakın Doğu
Üniversitesi (YDÜ) Büyük Kütüphanesi'nde yapılan konferansın
başında CTP Genel Başkanı, Başbakan Ferdi Sabit Soyer
de, Kıbrıs konusundaki gelişmeleri özetledi ve emekli büyükelçi
Eralp'e teşekkür etti.
Eralp, Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin AB üyesi olması, Kıbrıslı Türklerin
referandumda Annan Planı'na evet demesiyle adada paradigmaların
değişmeye başladığını, bunun yanında 12
Mart 1990'da BM Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen 649
sayılı "Kıbrıs'ta iki kesimli federasyon" öngören
kararın değişmeyen paradigma olarak yürürlükte olduğunu
anlattı ve söz konusu kararın Kıbrıs'ta iki kesimli
federasyon çözümünü uluslararası hukukun parçası haline
getirdiğini vurguladı.
Karşı tarafa
yüklemek
Eski ABD
Dışişleri bakanlarından Henry Kisinger'in, Kıbrıs
sorunu tartışılırken, "Her şeyi çözmek zorunda
değilsiniz, ancak çözümsüzlüğü karşı tarafa yüklemek
zorundasınız" sözlerinin diplomasi ve Kıbrıs
konusundaki müzakereler için "önemli bir ders" olduğunu belirten
Eralp, Türk tarafının Annan Planı'na "evet" demekle bu
yaklaşımı doğruladığını kaydetti.
Plan, ruhuyla
yaşıyor
Güney Kıbrıs'ta
Hristofyas'ın seçilmesini de değişen önemli bir paradigma olarak
niteleyen emekli büyükelçi Eralp, yeni dönemde Annan Planı'nın
"yazılı" olarak değil ama "ruh" olarak
masada olduğunu söyledi. Eralp, "Uluslararası hukukta
yazılı bir metnin tamamen yok sayılması mümkün
değil" dedi.
Rum lider
Hristofyas'ın "Annan Planı'na takılıp
kalmayalım" yaklaşımını, "hem planı ret
etmemek, hem de onu aşarak yaratıcı fikirlere olanak
sağlama potansiyelini taşıdığı" için olumlu
diye niteleyen Eralp, Hristofyas'ın CNN Türk'e demecinde kurucu devlet,
güvenlik ve asker konularında seçtiği sözcüklerin de diplomasi
açısında iyi seçilmiş olumlu sözcükler olduğunu kaydetti.
Uzun meslek hayatında
"Kıbrıs'ta yoğurdu üfleyerek yemek gerektiğini"
öğrendiğini söyleyen Eralp, Kıbrıs konusunda en olumsuz
unsurun "asgari müşterekleri" belirleyen Rum Ulusal Konseyi'nin
olumsuz tutumu olduğunu da söyledi.
Taviz ayıp değil
"Taviz"
sözcüğünün Türkiye'de ve Türkçede "ayıp, kötü" gibi kabul
edildiğini de vurgulayan Eralp, Mustafa Kemal Atatürk'ten örnek vererek,
"Önemli olan verilen taviz karşısında ne
alındığıdır" dedi.
Rumların
Kıbrıs'ta çözüm konusunda samimi olmaları halinde iyi niyet
gösterisi ve Türkiye'nin çözüme katkısını sağlamak için ilk
adım olarak ambargoları hafifletmesi gerektiğini de belirten
Eralp, "ambargoların kaldırılması halinde KKTC'nin
devlet olmaya yöneleceği" kaygısının doğru
olmadığını söyledi. Eralp, "Aksine ambargoların
devam etmesi halinde durum kemikleşecek" dedi.
Güvenlik ve asker
Müzakere sürecinde
dış yapı, güvenlik ve askeri konuların sona
bırakılmasının daha doğru olacağını,
aksi halde Türkiye'nin görüşme sürecine beklenen katkıyı
yapamayabileceğini söyleyen Eralp, yeni süreçte temel parametreler dışındaki
konulara pek tıkılmamakta yarar olduğunu kaydetti.
Yalım Eralp,
karşılığında gerekli açılım
yapıldığı sürece Karpaz'daki Rum
varlığının Kıbrıslı Türkler için eksi
değil artı olduğunu da vurguladı. Eralp, "Bu,
Kıbrıslı Türkler için sigorta anlamına gelir" diye
konuştu.
Görüşme süreci ve
diplomasiye yaratıcı ve geniş vizyondan bakılmasında
yarar olduğunu belirten Eralp, taviz denilen adımlar konusunda retçi
olmaktan çok "karşılığında ne
alındığına" bakılarak hareket edilmesinden yana
olduğunu kaydetti.
Rumların hayır
demesi normal
Yalım Eralp, birinci
Annan Planı'nın pek çok konudaki düzenlemeyi Türkiye'nin AB
üyeliği ile paralel hale getirdiğini, bu nedenle referanduma sunulana
göre daha iyi olduğunu ifade ederek, özellikle Kıbrıs Türk
halkı ve Türkiye için önemli olan güvenlik ve asker konusunu buna örnek
gösterdi.
Eralp, meslek
hayatında öğrendiği ikinci dersin "havuç-sopa dengesi"
olduğunu anlatarak, "Diplomasi bile olsa önemli olan
hesaptır" dedi.
Referandumda Rumların
"hayır" demesinin normal olduğunu, çünkü AB üyesi olarak
"havucu" aldıklarını ancak "sopanın"
ortada olmadığını söyleyen Eralp, dünyada değişen
paradigmalardan birinin de Kosova'nın
bağımsızlığı olduğunu söyledi.
Kosova emsaldir
"Kosova sendromunu
kimse küçümsemesin, bir şeyi her gün söyler 'emsal değildir'
derseniz, o aslında emsaldir" diyen Yalım Eralp, bunun yeni
sürecin önemli paradigması olduğunu, bu nedenle Kıbrıs Rum
tarafının çok dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Yalım Eralp,
Kosova'nın bağımsızlığını
tanımayan ülkeleri sıralayarak, hepsinin benzer sorunları
olduğunu, bunun emsal oluşturduğunu bildikleri için
tanımadıklarını anlattı. Eralp, "Yeni paradigma
budur. Çünkü son şansın denendiği süreçte KKTC yönetimi istemese
de dünyadaki genel akış Kıbrıs Türklerini oraya yöneltecektir"
ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin AB üyesi
olması durumunda adanın askersizleştirilmesinin söz konusu
olabileceğini de anlatan Eralp, "40 mil uzaktaki vatanıma,
Türkiye'ye çağrı yapıyorum. Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nin içişlerine müdahale etmeyin" ifadelerini de
kullandı.
Sorular
Emekli büyükelçi
Yalım Eralp, bir soru üzerine, "Türkiye'nin en büyük
eksikliğinin 1974 Barış Harekatı'nın siyasi
anlaşmayla taçlandıramaması" olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türkünü
ekonomik olarak ayağa kaldıramamanın da Türkiye'nin
başarısızlığı olduğunu belirten Eralp, bir
başka soruya karşılık da, Türkiye'de Kıbrıs
sorununun çözülmesi gerektiği konusunda bir kısım kanaat önderi
ve aydın arasında görüş birliği olduğunu söyledi.
KIBRIS 29/03/08
Work begins to clean up Ledra Street
By Jean Christou
WORK began in earnest and
continued into the evening yesterday to make ready the Ledra Street crossing,
but the official opening date remained elusive.
Municipal teams from both sides went in early and spent the day clearing up
grass and debris from the 80-metre pathway that will link the two sides.
Lights were also installed. Further work needed for the opening will see the
buttressing of the abandoned buildings lining the passage.
Visiting the site yesterday, Nicosia Mayor Eleni Mavrou repeated that the
crossing would be open by the end of next week.
By the end of next week we believe we will be ready. The first stage of the
work needed to be done began today with the cleaning of the area.
The Nicosia Municipality will also remove whatever is considered to be
dangerous in the buildings around the street, she said.
Mavrou said that the technical services of the Nicosia Municipality would also
do the supporting work on the buildings but they would need much more work
further down the line.
None would be demolished, even though they were all in bad shape, she said.
Ledra Street has been barricaded since 1963, and the old buildings in the
buffer zone have been abandoned since 1974.
Nicosia Municipalitys Chief Architect Agni Petridou said teams were likely to
work through the weekend. We will be finished in a very few days, she said.
When Mavrou was asked about the official opening date, she said the details on
that had not yet been discussed.
Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat was quoted yesterday as saying the
opening would be on April 2, the day before the UN assessment team leaves the
island.
Mavrou said there had been substantial interest from UN and EU officials in
attending the official opening.
EU Enlargement Commissioner Olli Rehn said last week he looked forward to walking
across the Green Line at Ledra Street in the near future.
Foreign Minister Marcos Kyprianou urged some caution yesterday when it came to
rushing to establish an opening date. He said it was more important that the
area be secured for pedestrians.
It is more important for Ledra Street to open for crossing in the right and
effective manner rather than to rush and set a timetable whether this could be
done two days before of after, Kyprianou said.
Ledra Street has been closed for more than 40 years and it will take some more
days to make sure that everything will be done in the right way and the
crossing will be made safely.
He said it was a highly technical undertaking, and also had political
dimensions.
Another visitor to the area yesterday was former Nicosia Mayor Lellos
Demetriades. This city cannot remain divided. There is no town in the world
which is divided. A town divided means a town of two states, he said.
On the Turkish Cypriot side, the area was visited by Turkish Chief of Staff General
Yasar Buyukanit, dressed in civilian clothes. He stayed a few minutes and then
left.
Asked about the Turkish generals visit to the island at such a critical time,
Kyprianou said: In general this visit is not considered constructive.
CYPRUS MAIL
29/03/08
Man injured by mine in buffer zone
By Jean Christou
A member of the UN demining
team lost the lower part of his leg yesterday when he stepped on an unmarked
Turkish landmine in the buffer zone north of Athienou towards occupied Tymbou.
He is believed to be the only casualty so far since the team began work on
demining the buffer zone in late 2004. The team has removed thousands of
landmines along the 180-kim buffer zone in the past three and a half years
under an EU-funded initiative.
The unnamed 28-year old soldier from Mozambique was sweeping with other members
of the team around noon when for reasons that are being investigated, a
landmine exploded under him.
He was rushed to Larnaca hospital and is said to be off the danger list. He did
however lose part of his leg, sources close to the team told the Cyprus Mail.
It is understood the solider was part of the team that went into the Green Line
at Ledra Street on Monday to sweep for landmines and other possible explosive
devices so that the all-clear could be given for both sides to proceed with the
opening of the new crossing.
A statement from UNFICYP last night said only that a member of the Mine Action
Centre (MAC) was injured today in a mine-related accident in the buffer zone
in the area of Athienou, in the east of Cyprus
The team member is being treated in hospital for his injuries, which are not
believed to be life-threatening, the statement said.
The MAC has been active in the buffer zone since 2004 as part of UN efforts to
encourage a return to normal conditions in Cyprus.
The Mine Action Centre was set up under the umbrella of the Partnership for
the Future project to manage and support the operations. Two organisations
were contracted, the NGO Mines Advisory Group (MAG) to conduct Quality
Management, and ArmorGroup services to conduct Mine Clearance operations.
The 44-strong ArmorGroup team included specialists from UK, Bosnia, Mozambique
and Zimbabwe. The Mozambican and Zimbabwean elements are professional de-miners
Initially the demining programme focused only on Greek Cypriot laid landmines
because the Turkish side had not given its information.
Last month a visiting EU official said the Turkish army had just released a map
of all their minefields in the buffer zone.
CYPRUS MAIL
29/03/08
Moller hails greatest hope in
decades
By Jean Christou
FOR the first time in
decades, there are great possibilities for finding a solution to the Cyprus
issue, outgoing UN Special Representative Michael Moller said yesterday.
Moller, who was visiting President Demetris Christofias for a farewell meeting,
expressed wishes to every Cypriot for the best of luck at a time when there is
great hope and great possibilities for a solution that has been elusive for far
too long.
They [the two leaders] are full of good will, there is a very good atmosphere
as is the desire on the side of both communities for peace and for
reunification. It is a desire that is echoed in the rest of the world and it is
time for everybody to get together and find a solution as quickly as possible,
Moller said.
The UN official said he had worked hard and was pleased that he was leaving at
a time when there were such expressions of hope and of new possibilities.
Asked whether he gave any advice to his interim replacement Elizabeth Spehar,
Moller said: To continue helping the two sides to fulfil the responsibilities
they have. One of the themes that I have been stressing from the very beginning
is that this is a Cypriot problem that needs a Cypriot solution. This is a
theme that President Christofias and Mr Talat both agree with. It is their
responsibility as leaders of the two communities.
Moller said the role of the UN was to support the leaders in getting to the
point where the solution is at hand and we get something that is sustainable
and that will hold, he said.
He believes there is a chance for a solution this time around.
Very much so, he said when asked.
From what I have seen in the last few weeks, I dont think that for four
decades you have had a better possibility and a better opportunity to get where
you need to go, he added.
CYPRUS MAIL
29/03/08
NTV
Güncelleme: 15:51 TSİ 30 Mart 2008 Pazar
LEFKOŞA
- Hristofyas, son yıllarda kaydedilen gelişmelerin, adada kesin bir
çözüm için gerekli koşulları oluşturduğunu ifade etti.
Kıbrıs
halkının yeterince olgunlaştığını ve
artık adada hiçbir garantöre ihtiyaç duyulmadığını
savunan Rum lider Ankaranın politikasında bir değişiklik
olmazsa çözüm yolunun açılması mümkün olmayacaktır dedi.
Hristofyas, Kıbrıs konusunun BM himayesinde kalmasını ancak
bu konuda Avrupa Birliğinin de rolü olması gerektiğini kaydetti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moonun siyasi
işlerden sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe, bu akşam
adaya gidiyor.
Pascoe yarın, Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, salı günü de
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla görüşecek.
'Kıbrıs'ta
bir metre geri adım atmayız'
30/03/2008
RADIKAL
TOLGA AKINER
LEFKOŞA
- Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması ve iyi niyet
adımı olarak Lokmacı Kapısı'nın
açılması kararlaştırılmışken, Genelkurmay
Başkanı Yaşar Büyükanıt sert çıkışlar
yaptı. Dört günlük KKTC ziyaretinin sonunda basın
toplantısı düzenleyen Büyükanıt, Lokmacı
barikatının yıkılmasına
başlandığına dikkat çekip "Orada KKTC
egemenliğinde bir alan var. KKTC'nin egemenliğine zarar verecek
hiçbir düzenleme olamaz. Mevcut düzen devam edecek, kapı
açılırsa açılır, o KKTC'nin bildiği bir şeydir,
ama hiçbir şekilde sorumlu olduğumuz bölgede geri bir metre dahi
adım atılamaz. Ne asker çekilecek, ne toprak veriliyor, ne de bayrak
inecek" dedi.
'Barış olsa
da Türk askeri adada kalacak'
"Lokmacı barikatı, kanlı noelden sonra kuruldu. Bir kaç yüz
metre ötesinde Ledra Kapısı var. Lokmacı'nın
açılması adil ve kalıcı barışa giden çok büyük
bir adım değil" değerlendirmesini yapan Büyükanıt,
Türk askerinin barış sonrası da adada kalacağını
vurguladı: "TSK, adada kalıcı ve adil
barışın garantisidir. Kalıcı ve adil bir
barış sağlansa da, Türk askeri adada kalarak ne kadar
kalıcı ve adil olduğunu gözlemlemeyi sürdürecektir.
'Kalıcı
barış kavramının içi doldurulsun'
Genelkurmay Başkanı, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a
atıfla şunları söyledi: "Herkes aynı şeyi
söylüyor: Kalıcı ve adil bir barış. Ama aynı şeyi
mi anlıyoruz? Bu kavramların içinin doldurulup kamuoyuyla
paylaşılması lazım. Rastgele plan yapıp
kalıcı barış deyin, bu olmaz. Parametreler net ortaya
konulmalı. Vatandaşların da sorması lazım; 'bir
barış nasıl adil, kalıcı olur?'"
Hristofyas'a
yanıt, FB'ye selam
Büyükanıt, KKTC ziyaretine "Çok üzüldüm" tepkisini veren Rum
lideri Dimitris Hristofyas'a "Ben bu rahatsızlıktan büyük bir
mutluluk duyuyorum" yanıtını yolladı.
"Tanısalar da tanımasalar da KKTC egemen devlet" diyen
Büyükanıt, sunulanın tersine 1974'ün 'Kıbrıs sorununun
başlangıcı' değil, mezalimin sona erdiği tarih
olduğunu söyleyip "1800'lerden beri meydana gelen hiçbir olayı
Türkler başlatmamıştır" saptaması yaptı.
Beşiktaş-Fenerbahçe maçına dair "Artık
toprağın altındaki solucanlar bile Fenerbahçeli olduğumu
biliyor" esprisini de ihmal etmedi.
Pascoe bugün
Kıbrıs'ta
"KIBRIS-ATİNA-ANKARA"
HATTI BAŞLIYOR... BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi
İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe
başkanlığındaki heyet, 2 Nisan Çarşamba gününe kadar
adada temaslarda bulunacak. BM Sözcüsü Michelle Montas'ın açıklamasına
göre, Pascoe, daha sonra New York'a dönüp önümüzdeki günlerde Atina ve
Ankara'ya gidecek
Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma müzakerelerine
başlamada inisiyatif üstlenmesi beklenen BM'den bir heyet bugün
Kıbrıs'a geliyor.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı Lynn Pascoe başkanlığındaki
heyet, 2 Nisan Çarşamba gününe kadar adada temaslarda bulunacak.
BM Sözcüsü Michelle Montas'ın açıklamasına göre, Pascoe daha
sonra New York'a dönüp önümüzdeki günlerde Atina ve Ankara'ya gidecek.
Möller
ayrıldı
Öte yandan görev süresi tamamlanan Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki
Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi
Michael Möller'in dün adadan ayrılması bekleniyordu.
Möller'in Ocak 2006'da başlayan adadaki görevini, yerine biri atanana
kadar geçici olarak Birleşmiş Milletler Politik İlişkiler
Bölümü Avrupa ve Amerika'dan Sorumlu Bölüm Direktörü Kanadalı Elizabeth
Spehar üstlendi. Spehar, Kıbrıs'a geçen gün gelmişti.