AB ve ABD, Lokmacı adımından memnun

Talat ve Hristofyas’ın anlaşmasıyla Lefkoşa’daki Lokmacı geçidinin yeniden açılması AB ve ABD’de yankı buldu. Rehn, gelişmeleri övgüyle değerlendirirken, ABD ise anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 22:13 TSİ 23 Mart 2008 Pazar

 

BRÜKSEL/WASHINGTON - AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehn, Talat ve Hristofyas’ın 3 ay sonra BM gözetiminde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma konusunda uzlaşmalarını övgüye değer buldu. Rehn, Talat-Hristofyas görüşmesini memnuniyetle karşıladığını belirterek, AB’nin tarafları ve kapsamlı çözüm müzakerelerini desteklemeye hazır olduğunu bildirdi.

Rehn açıklamasında “Liderlerin 3 ay sonra çalışma gruplarının ve teknik komitelerin faaliyetlerini gözden geçirmek için yeniden görüşme ve kaydedilen ilerlemeden faydalanarak, BM Genel Sekreteri gözetiminde kapsamlı çözüm müzakerelerini kararı övgüye değerdir” dedi.

Lokmacı Geçidi’nin 44 yıl aradan sonra yeniden açılması kararının “sembolik önemine” dikkat çeken Rehn, geçiş noktası çalışmaları için AB’nin BM Kalkınma Programı’na 100 bin avronun üzerinde destek sağladığını hatırlattı. Rehn, en kısa zamanda “Lokmacı Caddesi’nden geçen Yeşil Hat’ta yürümeyi arzuladığını” ifade etti.

BİRLEŞME UMUTLARI CANLANDI
AB Dönem Başkanı Slovenya Dışişleri Bakanı Dimitrij Rupel, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın bugün bir araya gelmelerini memnuniyetle karşıladığını belirterek, Lokmacı Geçidi’nin yeniden açılması kararının “onyıllardır bölünmüş durumdaki adada yeniden birleşme umutlarını canlandırdığını” ifade etti.

Rupel, Talat-Hristofyas görüşmesinin “adadaki her iki taraf arasında daha somut temellere dayalı güveni teşvik edici bir adım” olduğunu kaydetti.

Rupel, “Lokmacı Geçidi’nin yeniden açılması kararı, onyıllardır bölünmüş durumdaki bir adada yeniden birleşme umutlarını canlandırdı. Bu, siyasi önem taşıyan önemli bir sembolik adım. Slovenya, her iki tarafı diyalog yolunun sonuna kadar ilerlemeleri konusunda teşvik etmektedir” ifadesini kullandı.

ABD: CESARET BULDUK
ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’taki gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, “Rum Kesimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında bugün gerçekleşen olumlu görüşme haberlerini memnuniyetle karşılıyoruz. Liderlerin, çalışma grubu toplantılarını hemen canlandırma ve Kıbrıs meselesinde, adayı iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon olarak birleştirecek kapsamlı bir çözüm arayışı çerçevesinde, üç ay içinde kapsamlı müzakerelere başlatılması yönünde anlaşmasından cesaret bulduk” açıklamasını yaptı.

McCormack açıklamasında, 40 yıldan sonra, Lefkoşa’da iki bölge arasında geçiş imkanı sağlayan Ledra sokağın yeniden açılması yönünde liderlerin anlaşmaya varmasını kutladıklarını da kaydetti. McCormack, bu tür adımların, taraflar arasında güveni inşa etmede ve kapsamlı bir çözüm yönünde ilerleme sağlamada yardımcı olacağını belirtti.

McCormack, “ABD, bu yapıcı diyaloğa ve Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm yönündeki BM çabalarına tam desteğini sürdürecektir” dedi.

 

Talat ve Hristofyas’ın temsilcileri buluştu

KKTC lideri Talat ile Rum lider Hristofyas arasında 21 Mart Cuma günü varılan mutabakat uyarınca, liderlerin temsilcileri Özdil Nami ve Yorgos Yakovu, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’in Lefkoşa ara bölgedeki ikametgahında bir araya geldi.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 19:12 TSİ 24 Mart 2008 Pazartesi

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın BM ve AB ile ilişkilerinden sorumlu temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu, bugünkü görüşmelerinde, çalışma grupları ile teknik komitelerin sayıları ve görev alanlarını belirlemeye çalışacaklar.

Nami ve Yakovu’nun, liderler zirvesinde konuşulan konuları ayrıntılandırmaları ve yeni sürecin nasıl yürüyeceğini ele almaları bekleniyor.

Çalışma gruplarının Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konularda ve bundan sonraki görüşmeler için zeminin hazırlanması üzerinde durması, teknik komitelerin ise iki toplum arasındaki gündelik sorunları görüşmesi öngörülüyor.

AVRUPA KONSEYİ’NDEN DESTEK
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Lluis Maria de Puig, Kıbrıs’ta Rum ve Türk liderlerin adanın birleşmesi için müzakereleri tekrar başlatma kararını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

BM nezdinde sürdürülecek görüşmelere tam destek verildiği hatırlatılan açıklamada, “AKPM’nin ara bölgenin işbirliği alanına dönüşmesi için elinden gelen büyük çabayı göstermeye hazır olduğu” kaydedildi.

BM: LOKMACI AY SONU AÇILSIN
Bu arada, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lokmacı Kapısı’nın açılacağı tarihin henüz belirlenmediğini, ancak BM’nin bu tarihin “31 Mart civarında” olmasını istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in de açılışta bulunabileceğini bildirdi.

Talat, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) heyetini kabulünde, Rum basınında yer alan Lokmacı Kapısı’nın 31 Mart’ta açılacağı ve Olli Rehn’in de törene katılacağı yönündeki haberlerle ilgili olarak şunları söyledi:

“Tarih belli değil. Bildiğimiz bazı çevrelerin arzuları var. BM heyetinin geldiklerinde açılırsa mutlu olacaklarına dair mesajı var. 31’i de oradan çıkıyor zaten. Bu arada Avrupa Birliği de geçiş kapılarından biri olarak Yeşil Hat Tüzüğü’nde kaydedilmiş bulunan Lokmacı Kapısı’nın açılışı konusunda sayın Olli Rehn’in hazır bulunması konusunda bir arzu belirtiyor dolaylı yollardan.”

Talat, Kıbrıs sorununun özlü müzakereleri başladığında toplumun tüm kesimleriyle işbirliği içinde olmak gerektiğini belirterek, “Topyekun bir barış ve topyekun bir çözüm hedefleniyor. Bunu iki lider yapamaz. Toplumun tüm kesimlerini ilgilendirir” dedi.

Bu arada, Lokmacı Kapısı’nın açılmasına yönelik teknik hazırlıklar sürüyor. Bölgenin patlayıcılardan tamamen arındırıldığının tespiti için bugün Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı, BM Barış Gücü (UNFICYP) ile bir araya geliyor.

Yayaların güvenli geçişi için iki taraftaki yapıların sağlamlaştırılmasını üstlenen Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru da bugün bir araya gelecek.

Lokmacı önce mayınlardan temizlenecek

Dünyanın bölünmüş tek başkenti olan Lefkoşa’nın Türk ve Rum belediye başkanları, ara bölgede buluşup Lokmacı’nın açılması çalışmalarını görüştüler. BM de, 30 yıldır kapalı olan geçitteki patlamamış mayınların patlatılacağını bildirdi.



AA

Güncelleme: 19:12 TSİ 24 Mart 2008 Pazartesi

 

LEFKOŞA - KKTC ve Rum kesimi cumhurbaşkanlarının geçen cuma günü aldığı kararın ardından, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru bugün ara bölgede bir araya geldiler. Belediye başkanları, açılmasına karar verilen Lokmacı kapısıyla ilgili konuları görüştüler; bölgenin, yayaların güvenli geçişine hazırlanması için teknik çalışmaların 5 günde tamamlanacağını açıkladılar.

Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, bugün somut konular üzerinde durduklarını ve Lokmacı’da yayaların güvenli geçişi için binaların sağlamlaştırılması gerektiğini belirtti. Çalışmaların ilk etabının 5 gün içinde tamamlanacağını ifade eden Mavru, bölgedeki binaların restorasyonunsa daha uzun zaman alacağını kaydetti.

Kapının açılması yönündeki siyasi karardan memnun olduklarını ifade eden Rum belediye başkanı, kapının açılış tarihinin liderlere bağlı olduğunu, çalışmalara başlamak için BM’den (UNFICYP) haber beklediklerini söyledi.

Cemal Bulutoğluları da, ellerinde ortak bir master plan olduğunu, bu planın Malezya’da ödül aldığını ifade ederek, Lokmacı’da yapılacak çalışmanın da bu projenin bir parçası olacağını kaydetti.

Bu arada Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Jose Diaz da, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “30 yıldan uzun bir süredir kapalı olan Lokmacı barikatının (Ledra Caddesi) güvenli geçişlere hazırlanması için çalışmalara yakın zamanda başlanacağını” bildirdi.

Diaz, kapalı durumda bulunan geçiş noktasında çalışmaların üç aşamada olacağını, çalışmalara başlama tarihinin de önceden açıklanacağını belirtti. İlk iki aşamada kapalı durumdaki cadde üzerinde ve bölgedeki patlamamış mayınlarla patlayıcı maddelerin temizleneceğini ve bölgede yıkılma tehlikesi bulunan binaların sağlamlaştırılacağını belirten Diaz, bu çalışmaların 10-15 günlük bir zaman alacağını, ancak binaların durumuna göre bu sürenin değişebileceğini kaydetti.

Üçüncü aşamadaysa bölgedeki binaların restore edileceğini bildiren Diaz, bu aşamanın uzun vadeli bir çalışma olduğunu vurguladı.

 

Rumlar yazı beklemedi, suyu yüzde 30 kesti

Kıbrıs Rum yönetimi, susuzluk sorununa acil önlem olarak, yerel yönetimlere ve su şebekelerine verilen içme suyunun yüzde 30 oranında azaltılmasına karar verdi.

AA

Güncelleme: 05:31 ET 25 Mart 2008 Salı

 

LEFKOŞA - Şebekelere verilecek suyun yüzde 30 oranında azaltılması kararı, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas başkanlığında, ilgili bakan ve diğer yetkililerinin katılımıyla bugün yapılan toplantıda alındı.

Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Stefanos Stefanu, alınan kararın derhal yürürlüğe girdiğini söyledi. Stefanu, “bu kararın su kesintisi anlamına gelip gelmediği” sorusu üzerine, “bu tedbirin, insanların ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için gerekli olduğunu” kaydetti.

Kesintilerin nasıl yönetileceğinin su dağıtım birimleri ve yerel yönetimlerin işi olduğunu belirten sözcü, Güney Kıbrıs’ın su ihtiyacının 66 milyon metre küp olmasına rağmen su rezervinin 50 milyon metre küp olduğunu söyledi.

 

Lokmacı’da açılış tarihi kararı liderlerin

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, ara bölgede bir araya gelerek, açılmasına karar verilen Lokmacı kapısıyla ilgili konuları ele aldı.

AA

Güncelleme: 05:32 ET 25 Mart 2008 Salı

 

LEFKOŞA - Belediye başkanları, kapının ne zaman açılacağına liderlerin karar vereceğini, kendilerinin, bölgenin, yayaların güvenli geçişine hazırlanması için teknik çalışmalar yapacağını ve bu çalışmaları 5 günde tamamlayacaklarını açıkladı.

Bulutoğluları ile Eleni Mavru, Lefkoşa’da Ledra Palece bölgesindeki bir restoranda bir araya geldi. Belediye başkanlarının görüşmesine, Slovakya’nın Güney Kıbrıs Büyükelçisi Anna Turenicova da katıldı.

Yemekten sonra açıklama yapan belediye başkanları, Lokmacı’nın açılması konusundaki teknik konuları ele aldıklarını ve teknik konulara mutabık kaldıklarını söyledi.

Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, bugün somut konular üzerinde durduklarını ve Lokmacı’da yayaların güvenli geçişi için binaların sağlamlaştırılması gerektiğini belirtti. Çalışmaların ilk etabının 5 gün içinde tamamlanacağını ifade eden Mavru, bölgedeki binaların restorasyonunsa daha uzun zaman alacağını kaydetti.

Kapının açılması yönündeki siyasi karardan memnun olduklarını dile getiren Rum belediye başkanı, kapının açılış tarihinin liderlere bağlı olduğunu, çalışmalara başlamak için BM’den (UNFICYP) haber beklediklerini söyledi.

Cemal Bulutoğluları da, kapının açılması durumunda iki tarafın yapacağı konuları ele aldıklarını ve teknik konularda Mavru ile mutabakata vardıklarını belirtti.

Lokmacı’nın açılması konusunda tarihe karar vermelerinin söz konusu olmadığını ifade eden Bulutoğluları, buna liderlerin karar vereceğini söyledi.

Bulutoğluları, ellerinde ortak bir master plan olduğunu, bu planın Malezya’da ödül aldığını ifade ederek, Lokmacı’da yapılacak çalışmanın da bu projenin bir parçası olacağını kaydetti.

Eleni Mavru, bu master planının bazı çizimlerini, basın mensuplarına da gösterdi.

BM: ÇALIŞMALARA YAKINDA BAŞLANACAK
Bu arada Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Jose Diaz da, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “30 yıldan uzun bir süredir kapalı olan Lokmacı barikatının güvenli geçişlere hazırlanması için çalışmalara yakın zamanda başlanacağını” bildirdi.

Diaz, kapalı durumda bulunan geçiş noktasında çalışmaların üç aşamada olacağını, çalışmalara başlama tarihinin de önceden açıklanacağını belirtti.

İlk iki aşamada kapalı durumdaki cadde üzerinde ve bölgedeki patlamamış mayınlarla patlayıcı maddelerin temizleneceğini ve bölgede yıkılma tehlikesi bulunan binaların sağlamlaştırılacağını belirten Diaz, bu çalışmaların 10-15 günlük bir zaman alacağını, ancak binaların durumuna göre bu sürenin değişebileceğini kaydetti.

Üçüncü aşamadaysa bölgedeki binaların restore edileceğini bildiren Diaz, bu aşamanın uzun vadeli bir çalışma olduğunu vurguladı.

 

Lokmacı için geri sayım

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

 

Kıbrıs’ta Türk ve Rum tarafları adanın bölünmüşlüğünün en önemli sembollerinden biri olan Lokmacı Barikatı’nın, 40 yıl aradan sonra geçişlere tekrar açılması için harekete geçiyor.
Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğulları ve Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru, dün Ledra Palace Oteli’nin bulunduğu ara bölgedeki “Chateau Status” Restoran’da bir araya gelerek kapının açılmasıyla ilgili teknik konuları konuştular. İki belediye başkanı, belediyeler olarak teknik konularda bir sorunlarının olmadığını, kapının açılmasıyla ilgili tarihin liderler tarafından belirleneceğini söylediler. Belediye başkanlarının yemekli toplantısına Rum Kesimi Slovak Büyükelçisi Anna Turenicova da katıldı.
Kıbrıs’taki BM Barış Gücü Sözcüsü José Diaz da Lokmacı Barikatı’nın geçişlere hazırlanması için çalışmalara yakın zamanda başlanacağını açıkladı.  Diaz, geçiş noktasında çalışmaların üç aşamada olacağını, çalışmalara başlama tarihinin de önceden açıklanacağını bildirdi. İlk iki aşamada kapalı durumdaki cadde üzerinde ve bölgedeki patlamamış mayın ile patlayıcı maddelerin temizleneceğini ve bölgede yıkılma tehlikesi bulunan binaların sağlamlaştırılacağını kaydeden Diaz, bu çalışmaların 10-15 günlük bir zaman alacağını belirtti. Üçüncü aşamada ise bölgedeki binaların restore edileceğini bildiren Diaz, bu aşamanın uzun vadeli bir çalışma olduğunu vurguladı.
Bu arada KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM’nin, Lokmacı Barikatı’nın 31 Mart civarında açılmasını istediğini söyledi. Talat, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’in de açılışta bulunabileceğini bildirdi.

MILLIYET 25/03/08

Kıbrıs’ta yeni dönemeç

Geçen cuma Kıbrıs’ta gerçekleşen Talat-Hristofyas mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik adımlar atılmaya başlandı.
Yeni müzakere sürecinin zeminini hazırlayacak çalışma grupları ile teknik komitelerin oluşturulmasına ilişkin ilk toplantı dün yapıldı. Bu gruplar ve komiteler 3 ay sonra bir araya gelecek olan Kıbrıs Türk ve Rum liderlerinin yapacağı esas müzakereler için bir yol haritası hazırlayacak...
Önümüzdeki birkaç gün içinde, gene Talat-Hristofyas zirvesinde varılan mutabakat uyarınca, Lefkoşa’yı ikiye ayıran Lokmacı “sınır geçidi” açılacak. Bunun için de ön çalışmalar başladı. Böylece 44 yıldan beri kapalı olan bu sınır kapısı da açılmış olacak.
Oluşmakta olan bu yeni havada önümüzdeki günlerde bir dizi ziyaretçi de adaya gelmeye hazırlanıyor. AB Komisyonu üyesi Olli Rehn, ABD Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza, BM Genel Sekreter yardımcılarından Lynn Pascoe bunlar arasında...
Böylece uzun bir durgunluk döneminden sonra, Kıbrıs işi gene uluslararası arenada hareketleniyor.

Kuşkular sürüyor
Türk tarafında Talat-Hristofyas mutabakatı, genelde her zamanki gibi “ihtiyatlı iyimserlik”le karşılanmakla beraber, bazı derin kuşkuların da ifade edilmesine vesile oldu.
Uzun zamandan beri duydukları düş kırıklığı ve güvensizliğin sonucu olarak, Kıbrıs Türklerinin bu kez de geçen cuma zirvede varılan mutabakata şüpheyle bakmalarını normal karşılamak lazım. Bu kuşku ve güvensizliğin giderilmesi, önümüzdeki süreçte Rum tarafının sergileyeceği tavra ve de Türklerin gelişmelere daha geniş ve objektif bir perspektiften bakmalarına bağlı.
Türk tarafında son zirvedeki mutabakatı eleştiren bazı çevrelere göre, Talat komitelerin oluşturulmasına razı olmakla, Hristofyas’ın (8 Temmuz 2006 anlaşmasını yeniden canlandırmak suretiyle) istediğini kabul etmiş oldu. Buna karşılık Annan Planı üzerindeki ısrarından da vazgeçti...
Aslında bu hazırlık süreci için 3 aylık bir zaman limiti kondu ve esas müzakerelerin bu sürenin hemen sonunda başlamasına karar verildi. Bu müzakerelerde Annan Planı’nın öngördüğü esaslar da görüşülecek.
Bu nedenle yapılan açıklamada ne 8 Temmuz’dan ne de Annan Planı’ndan söz edildi.
Kaldı ki, BM’nin eski Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro de Soto‘nun “Cyprus Mail” gazetesine söylediği gibi, Annan Planı yıllar boyunca yapılan görüşmelerden kaynaklanan bir müktesebatı içeriyor. Zaten BM de bu plana resmen hiçbir zaman Annan adını vermemiştir...
Yani yeni müzakere sürecinde, bu planda yer alan esaslar ve parametreler, gene masaya gelecektir.

Amaç birleşmekse...
Talat görüşmelere, Türk tarafının bilinen temel esasları (iki devletin eşitlik içinde oluşturacağı federal bir devlet) zemininde adanın “birleşmesi” teziyle oturuyor.
Türk tarafının resmi görüşü bu. Ama böyle bir birleşmeye karşı olan ve KKTC’nin varlığının -ayrı bağımsız bir devlet olarak- sürdürülmesinden yana olan çevreler de var.
Birleşme, uzlaşmayı ve dolayısıyla bazı ödünler verilmesini gerektirir. Bugünkü statükonun devamı seçeneğinin ise, tabii başka sakıncaları ve komplikasyonları var.
Ama eğer gerçekten birleşme amacıyla müzakerelere oturuluyorsa, bilelim ki, uzlaşmak için bir orta yol bulmaktan başka çare yoktur. Bunun için de güçlü bir siyasi irade ve cesaret gerekir...
Ankara, şu sırada yaşadığı siyasal gerilimler ve sıkıntılar içinde buna ne kadar hazır?

SAMI KOHEN MILLIYET 25/03/08

 

Kıbrıs Ortadoğu'ya örnek

Kıbrıs Ortadoğu'ya örnek

Hristofyas'la Talat'ın Kıbrıs'ta uzlaşma kararlılığı, dış aktörlerin müdahil olduğu birçok ihtilaf yaşayan Ortadoğu için önemli bir örnek

25/03/2008 RADIKAL

Ortadoğu'nun dört bir köşesindeki yerel, bölgesel ve küresel siyasi ihtilafların arasındaki etkileşim aşikâr; bunun en açık örnekleri Lübnan, Somali, Irak ve Filistin'de görülebilir. Ancak bir diğer Doğu Akdeniz ülkesi var ki, yerel dinamikleri daha mantıklı bir yönde hareket ediyor gibi görünüyor. Yeni Kıbrıs Rum Devlet başkanı Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat'la yeniden birleşmeye yönelik yeni bir görüşme turu başlattığı Kıbrıs'tan söz ediyoruz. Hristofyas'ın seçilmesinin üzerinden bir ay geçtikten sonra meydana gelen bir gelişme bu. Art arda gelen görüşme çağrıları, ortada önemli bir yeni diplomatik dinamik olduğunu gösteriyor; bu süreç, BM barış planının Kıbrıslı Rumlarca reddedilip Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edildiği 2004 referandumu sonrası çıkmaza girmişti.

Çıkmaz veya savaş gerçekçi değil
Görüşmelerin başında iki lider el sıkışırken, Hristofyas "Bir Kıbrıs kahvesi içeceğiz" dedi. Bundan daha fazlasını yapacaklar ve böylece, yerel aktörler uzlaşma yönünde hareket etmeye karar verdiğinde uluslararası gerilimlerin ve dış aktörlerin buna mani olamayacağına dair de önemli bir örnek sunacaklar. 2004 planında ve 2006'daki bir başka öneride yer alan birçok teknik mesele masaya konacak. Ancak bu görüşmelerin Ortadoğu'daki diğerleri için en önemli veçhesi, hasım siyasetçilerin toplumlarını ciddi ihtilaf çözme çabalarına sevk etmek için sergilediği ciddi kararlılık ve kapasite.
Kıbrıs, bu bölgedeki en karmaşık ihtilaflardan biri; tarihsel travmalar, dinsel ayrımlar, toprak talepleri, çatışan ulusal kimlikler, mülteci akınları ve etnik temizlik iddiaları söz konusu. Son dönemdeki ileri adımlar açısından bir önemli nokta da, dışarıdaki tarafların oynadığı rol. Yunan ve Türk hükümetleri ne çıkmazın ne de savaşın gerçekçi bir seçenek olabileceğini idrak etmiş durumda. Türkiye'nin AB'ye üyelik arzusu, birliğin ve birlik üyesi Yunanistan'ın bunu Kıbrıs'ta ilerleme için bir özendirme yolu olarak kullanmasına imkân verdi; Türkiye de buna akılcı ve olumlu bir biçimde karşılık verdi. Yunanistan ve Türkiye hükümetlerinin ihtiyaçları ve bölünmenin her iki tarafındaki Kıbrıslıların çıkarları arasındaki etkileşim, son yıllarda daha müspet bir iklim oluşturdu. Anlaşılan o ki, Kıbrıs'taki yeni bir yerel liderler kuşağı, bu açılım üzerinden yürümeye kararlı.
Bu görüşmeler başarılı olmayabilir. Daha çok zamana ve yeni fikirlere ihtiyaç duyulabilir. Ancak Kıbrıs'taki taraflar, bölgenin geri kalanına tam zamanında şöyle bir örnek sunuyor: Yabancı patronların ve destekçilerin, müttefikleri, aracıları ve ortakları arasında yerel bir anlaşmaya varılması konusunda olumlu bir rol oynamasıyla kazan-kazan ilkesine dayalı bir müzakere zemini oluşturulması mümkün. Bunun ana nedenlerinden biri, yerel ihtilafın çözümünün, daha büyük dış aktörlere kendi gizli hedeflerinin bazılarına ulaşma imkânı da vermesidir. Kendi içinde bağlantılı böyle bir dinamik, anlamlı bir anlaşmaya varmak için bütün tarafların kazanması gerektiği kabulüne dayanır. Aşk adası bugün, diğerleri için bir örnekler adası haline de geldi. (Lübnan'da İngilizce yayımlanan gazete, başyazı, 22 Mart 2008)

 

Bulutoğluları ile Mavru liderlerden yeşil ışık bekliyor

KARARI TALAT İLE HRİSTOFYAS VERECEK... Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru, dün ara bölgedeki Ledra Palace Otel'in bulunduğu bölgede yer alan Chateau Status adlı restoranda çalışma yemeğinde bir araya geldiler. Lefkoşa Türk ve Lefkoşa Rum belediye başkanları Cemal Bulutoğluları ile Eleni Mavru, Lokmacı Kapısı'nın (Ledra Caddesi'nin) geçişlere açılması için bölgede yapılacak hazırlıkların 5 gün içerinde tamamlanabileceğini, ancak kapının açılış tarihine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın karar vereceğini söyledi

Lefkoşa Türk ve Lefkoşa Rum belediye başkanları Cemal Bulutoğluları ile Eleni Mavru, Lokmacı Kapısı'nın (Ledra Caddesi'nin) geçişlere açılması için bölgede yapılacak hazırlıkların 5 gün içerinde tamamlanabileceğini, ancak kapının açılış tarihine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın karar vereceğini söyledi.

Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru, dün ara bölgedeki Ledra Palace Otel'in bulunduğu bölgede yer alan Chateau Status adlı restoranda çalışma yemeğinde bir araya geldiler.

Öğle saatlerinde gerçekleşen yemeğe, bazı Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi parti başkan ve yetkililerini rutin olarak ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de bir araya getiren Slovakya'nın Güney Kıbrıs Büyükelçisi Anna Turenicova da davetli olarak katıldı.

Mavru: Yeşil ışık verilir verilmez

ekiplerimiz harekete geçecek

Yemekten sonra düzenlenen ortak basın toplantısında ilk sözü alan Eleni Mavru, dün yapılan toplantıdan somut gerekçeleri olduğunu, çünkü liderlerin Lokmacı kapısının açılması yönünde almış oldukları bir karar bulunduğunu kaydetti.

Toplantıda geçiş noktasının açılması yönündeki hazırlıkların gözden geçirildiğini ifade eden Mavru, bölgede çalışmaları başlatmak için UNFICYP'in yeşil ışık yakmasını beklediklerini kaydetti.

Bölgedeki mayın ve bubi tuzaklarının tamamen temizlenmesi için UNFICYP'ın bölgede kısa bir çalışma yürütmesi gerektiğini ifade eden Mavru, ancak UNFICYP'in bu çalışmayı henüz sonuçlandıramadığını belirtti.

Mavru "Yeşil ışık verilir verilmez ekiplerimiz bölgeye girip sağlamlaştırma çalışmalarına başlayacak" dedi.

Bölgenin güvenliğinden UNFICYP'in sorumlu olduğunu kaydeden Mavru, bölgenin, orada çalışacak personel ve geçiş yapacak siviller için tamamen güvenli olması gerektiğini vurguladı

İlk aşamada bölgede yıkılma tehlikesi bulunan binaların sağlamlaştırılacağını, yolun tamir edileceğini, hijyen çalışmalarının ve ışıklandırmanın yapılacağını, uzun vadeli ikinci aşamada ise binaların tadilatının yapılacağını söyleyen Eleni Mavru, ilk aşamanın 5 gün içerisinde tamamlanabileceğine, ancak kesin bir süre vermek için önce bölgenin incelenmesi gerektiğine işaret etti.

Mavru, bölgedeki bazı binaların iyi, bazılarının ise kötü durumda olduğunu da belirtti.

Bulutoğluları: Hazır olduğumuz takdirde

kapı muhtemelen aybaşı açılacak

Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları da, bölgedeki binaların tadilatında kullanılacak ortak master planın hazır olduğunu bildirdi.

Bulutoğluları, söz konusu master planı ile 2 belediyenin Malezya'da ödül kazandığını anımsattı.

Bölgede yıkılma tehlikesi altında olan binaların sağlamlaştırma çalışmaları ve diğer yapı çalışmalarının 5 gün içerisinde tamamlanabileceğini kaydeden Bulutoğluları, "Bölgeye giriş izni verilir verilmez, kapının aybaşında açılması hedefiyle çalışmaların 2 belediyenin işbirliği içerisinde tamamlanabileceğini ümit ediyorum" dedi.

Kapının açılış tarihinin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas tarafından belirleneceğini söyleyen Bulutoğluları, "Hazır olduğumuz takdirde kapı muhtemelen aybaşı açılacak" diye konuştu.

Bulutoğluları, Lokmacı Kapısı'nın açılmasının iki taraf için de yararlı olacağını kaydetti.

Bölgedeki çalışmaların 2 belediye tarafından yürütüleceğini ifade eden Cemal Bulutoğluları, çalışmaların finansmanının ise Birleşmiş Milletler tarafından yapılacağını söyledi.

Bulutoğluları, bölgedeki çalışmaların ikinci aşamasında, master planın yürütülmesinde ofis olarak kullanılmak maksadıyla öncelikle bir binanın tamir edileceğini, diğer binaların ise daha sonra tadilattan geçirileceğini kaydetti.

Turenicova:

Slovakya Büyükelçisi Anna Turenicova ise, böyle bir toplantıya davet edilmekten dolayı gurur duyduğunu ifade ederek, toplantının yapıcı bir havada geçtiğini söyledi.

Turenicova, Ledra Place Otel'de rutin toplantılara katılan bazı Kıbrıs Türk ve Rum siyasi partilerin, Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda 2 belediye başkanını desteklediklerini de kaydetti.

Diaz

Öte yandan Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP), Lefkoşa Türk ve Lefkoşa Rum belediyelerinin çalışmalara başlamadan önce, BM'nin bölgede yürüteceği mayın tarama çalışmasına bazı teknik nedenlerden dolayı henüz başlayamadığını açıkladı.

Türk Ajansı-Kıbrıs (TAK) muhabirine son durum hakkında bilgi veren UNFICYP Sözcüsü Jose Diaz, bölgede mayın ve bubi tuzağı çalışmalarına teknik sorunlar nedeniyle henüz başlayamadıklarını, söz konusu sorunların aşılması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.

KIBRIS 25/03/08

 

8 Temmuz tam bir kısır döngü

TALAT: ÇOK FAZA KATKIYA İHTİYAÇ VAR... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan ve beraberindeki heyeti kabulünde yaptığı konuşmada Kıbrıs sorununu çözmek için yoğun bir çalışma içine girileceğini, hedefin topyekun bir barış ve bütünlüklü çözüm olduğunu belirterek, "8 Temmuz süreci tam bir kısır döngü" dedi. Talat, özellikle tam teşekküllü müzakere aşamasında çok fazla katkıya ihtiyaç duyulacağını, toplumun bütün dinamik kesimleriyle işbirliği içinde olmak gerektiğini söyledi

KAPTAN: SÜRECE DAHİL OLMAK İSTİYORUZ... KTAMS Genel Başkanı Ahmet Kaptan, iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözümü savunduklarını anımsatarak, geçmiş cumhurbaşkanının süreçlere ilişkin kamuoyuna ve sivil toplum örgütlerine yetersiz bilgi verdiğini belirtti. Kaptan, "Ancak sizinle de istediğimiz ölçüde diyalog kurduğumuzu söylememiz mümkün değil. Bizim istediğimiz daha sık bir araya gelmemiz, daha çok bilgilendirilmemiz; çünkü biz sürece dahil olmak istiyoruz" dedi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununu çözmek için yoğun bir çalışma içine girileceğini, hedefin topyekun bir barış ve bütünlüklü çözüm olduğunu belirterek, "8 Temmuz süreci tam bir kısır döngü" dedi.

Özellikle tam teşekküllü müzakere aşamasında çok fazla katkıya ihtiyaç duyulacağını kaydeden Talat, toplumun bütün dinamik kesimleriyle işbirliği içinde olmak gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dün Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Ahmet Kaptan ve beraberindeki heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, KTAMS'ın, Kıbrıs süreciyle ilgili daha fazla diyalog ve bilgi talebini "Bugüne kadar olmayan bir şey hakkında sizi bilgilendirmem mümkün değildi. Çünkü hiçbir şey yoktu, her şey tıkanmıştı" şeklinde yanıtladı.

Papadopulos süreci tıkadı

Kıbrıs konusunda gelinen aşama hakkında bilgi veren Talat, başlatılan 8 Temmuz sürecinin tam bir kısır döngü olduğuna dikkat çekerek, özellikle adım atma niyeti olmayan Rum Yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos'un envai oyalama taktikleri ve incir çekirdeğini doldurmayan bahanelerle süreci sürekli tıkadığını söyledi.

Talat, Güney Kıbrıs'ta bu anlayışın kaybettiği seçim sonuçlarının yarattığı yeni durumun sonucunda varılan mutabakata göre Kıbrıs sorununu çözmek için yoğun bir çalışma içine girileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Talat, "Gündelik konular ele alınacak. İki halkın yaşadığı sıkıntıları ortadan kaldıracak, işbirliği imkanları doğuracak bir çalışma. Tabii ki Kıbrıs sorununun özüne yönelik görüşmeleri başlatacak kısa bir hazırlık süreci de olacak" dedi.

"Çok fazla katkıya ihtiyaç duyulacak"

Özellikle tam teşekküllü müzakere aşamasında çok fazla katkıya ihtiyaç duyulacağını kaydeden Talat, toplumun bütün dinamik kesimleriyle işbirliği içinde olmak gerektiğini söyledi. Talat, topyekun bir barış ve bütünlüklü çözümün hedeflendiğini, bunun da hayatın her alanında gerekli olan yasal düzenlemeyi yapıp, sorunu çözmek anlamına geldiğini belirtti.

Talat, "Bütün insan gücümüzün harekete geçmesi gerekecektir. O safhada bütün halktan, kuruluşlardan, örgütlerden kapasiteleri ölçüsünde yararlanılacak" dedi.

Talat, bundan önceki BM bütünlüklü çözüm planı müzakereleri sırasında komitelerde görev yapan gönüllü kişileri, yeniden göreve çağrılabilecekleri konusunda uyardıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, isteyen siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine bilgi verip, konuları tartışmaya hazır olduğunu kaydetti. Talat, Kıbrıs sorununun özünü teşkil eden konuları ve politikaların ideolojik temellerini de tartışmaya hazır olduğunu söyledi.

Kaptan: Daha çok bilgilendirilmek istiyoruz

KTAMS Genel Başkanı Ahmet Kaptan, 21 Mart'ta gerçekleşen liderler zirvesinin ardından yeni sürecin başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladığı konuşmasında özellikle ayrılma noktasının başlangıcı olan Lokmacı barikatıyla ilgili kararın herkesin arzuladığı barışın adaya gelişine büyük katkı sağlayacağını söyledi.

Kaptan, uzun yıllardan beridir barış mücadelesi veren KTAMS'ın iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözümü savunduğunu kaydetti. Geçmiş cumhurbaşkanının süreçlere ilişkin kamuoyuna ve sivil toplum örgütlerine yetersiz bilgi verdiğini söyleyen Kaptan, "Ancak sizinle de istediğimiz ölçüde diyalog kurduğumuzu söylememiz mümkün değil. Bizim istediğimiz daha sık bir araya gelmemiz, daha çok bilgilendirilmemiz; çünkü biz sürece dahil olmak istiyoruz" dedi.

Ahmet Kaptan ayrıca Cumhurbaşkanı Talat'tan KTAMS Daire Temsilcileri'ne Kıbrıs sorununda gelinen en son nokta konulu konferans vermesini istedi.

KIBRIS 25/03/08

Hristofyas, "Birleşik Kıbrıs'ı sıfırdan kuralım" tezine karşı

Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs'ta çözüm için başlatılan yeni süreci CNN TÜRK'e değerlendirdi. Rum lider, siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli federasyonu kabul ettiklerini söyledi.

Hristofyas, "Siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli federasyonu kabul ediyoruz" diyor, ancak Annan planının tekrar masaya gelmesine karşı çıkıyor.

Adada yeni bir dönemin başlayacağına inanmak istediklerini söyleyen Hristofyas, Talat'la Kıbrıs halkının karşısında bir sınav verdiklerini belirtti.

Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak ve eşit haklara sahip olmaları için mücadele eden bir parti olduklarını kaydeden Rum lider, taksimin ise ada için felaket olacağını ifade etti.

Hristofyas, Rumlar ve Türklerin siyasi eşitlik konusunda anlaşması gerektiğini, bir toplumun çıkarları güvence altına alınırken, bunun diğer toplumun aleyhine olmamasını sağlayabilmek gerektiğini söyledi.

Rum lider, Talat'la sorunları basın üzerinden konuşmayacaklarını da kaydetti.

"Adada kalabilecek Türk göçmen sayısı 50 bin demiştim, sözümün arkasındayım" diyen Rum lider, "Bazen acaba Türk hükümeti Kıbrıs'ta çözüm istemiyor mu, sorusu akla geliyor" şeklinde konuştu.

Hristofyas, iyi niyet adımı olarak Türkiye'nin aşamalı olarak adadan askerlerini çekmesini istedi.

Talat'ın "birleşik Kıbrıs'ı sıfırdan kuralım" tezine katılmadığını kaydeden Dimitris Hristofyas, "Kendimi milliyetçi şoven duygu ve düşünceleri aşmış bir kişi olarak görüyorum" dedi.

Soru: Sizin atacağınız yeni adımlar neler olacaktır?

Dimitris Hristofyas: Ben yeni bir dönemin başlayacağına inanmak istiyorum. Bundan sonra yapacağımız bütün çalışmaların çözüme ulaşılması yönünde olacağını ümit ediyorum ve Kıbrıs'ta orduları bulunan Türkiye'nin de tutumunun bu yönde olmasını arzuluyorum. Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin bir federasyon çözümüyle insan haklarının güvence altına alınarak yaşaması olacaktır amacımız.

Soru: Siz Avrupa'nın tek Komünist liderisiniz. Bu ruh çözüme yansıyacak mı?

Dimitris Hristofyas: Partim AKEL Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak ve eşit haklara sahip olmaları için mücadele eden bir parti. Ben çocukluğumdan beri eşitlik, insanlık, demokrasi değerlerine bağlı olarak büyüdüm.

Ben milliyetçi ve şoven duyguları aşmış biri olarak görüyorum kendimi ve Türk halkına yönelik düşmanca duygularımın olmadığını ve Türk halkının ilerlemesinden yana olduğumuzu belirtmek isterim.

Bizim bundan sonra yapmamız gereken dostum Talat'la çalışıp bundan sonraki süreçte taksim düşüncesinin kalıcı hale gelmesinin önüne geçmek olacak. Çünkü taksim bütün Kıbrıslılar için felaket olur.

Soru: Kıbrıs Türkleriyle eşitlik dediniz, nedir bundan anladığınız? Ne kadar eşitlik mesela?

Dimitris Hristofyas: Benim dönemimde ana unsur Kıbrıslı Rumlarla, Türklerin bu sorunu çözmesi olacak.

Federasyonlarda siyasi eşitlik vardır. İki kurucu devletin olması durumunda aynı anayasayı iki kurucu devlet de benimser. Bir toplumun diğer topluma kendi isteğini dayatma olanağının ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunun için gerekli güvenceler sağlanmalı. Siyasi eşitlik matematiksel eşitlik anlamına gelmez ama siyasi eşitliğin BM kararlarında ifade edilen siyasal eşitlik konusunda Rumların ve Türklerin anlaşmaya varması gerektiği düşüncesindeyiz.

Soru: Annan planı tamamen masadan kaldırıldı mı?

Dimitris Hristofyas: Kıbrıs'ta bulunacak çözüm Kıbrıslılar tarafından yaratılmalıdır. Dışarıdan gelen bir çözüm değil içeriden çözüm gerekiyor. Yeni çözüm paketinin adı "Kıbrıslıların çözümü" olmalıdır. Bizim istediğimiz Türkiye, Yunanistan ve diğer ülkeler lütfen bıraksınlar Kıbrıslılar bir çözüme ulaşsın.

Soru: Daha önce Annan planının yüzde 70'inden yararlanabiliriz demiştiniz?

Dimitris Hristofyas: Geriye dönüp kim ne demişti diye bakmanın yararı yok. Yaratıcı olamayız. Bence Mehmet Ali Talat'la oturup açık fikirlilikle onu dinleyeceğim ve ben de ona anlatacağım.

Soru: Mülkiyet sorununu konuştunuz mu? Sizin çözüm öneriniz ne?

Dimitris Hristofyas: Mülkiyet sorununa ilişkin adil bir çözüme ulaşmayı arzuluyoruz ama Talat'la daha bu konuya girmedik. Ayrıca bu gibi hassas konuları bu yeni dönemde basın üzerinden konuşmamaya dikkat edeceğim.

Soru: Yine de bize ipucu lazım. Mesela Türk göçmenler meselesi?

Dimitris Hristofyas: Gerek Kıbrıslı Türkler gerekse Rumlar için çok önemli konu. Benim şimdi çıkıp hepsi kalacak demem iyi niyetli olmaz. Herkese vatandaşlık verilmeli demem de doğru olmaz.

Soru: Kalabilecek Türk göçmenler için daha önce 50 bin rakamını vermiştiniz?

Dimitris Hristofyas: Ben bu sözümün arkasındayım, evet.

Soru: Mehmet Ali Talat görüşmeleri "virgin state", yani yeniden sıfırdan birleşik Kıbrıs'ın oluşması için yapalım diyor?

Dimitris Hristofyas: Bu konuda ciddi görüş ayrılıklarımız var. Ama Talat'la müzakere edeceğiz.

Soru: Türkiye'den beklentiniz ne? Türkiye'nin AB sürecini bloke etmeyi sürdürecek misiniz?

Dimitris Hristofyas: Türkiye adada yasa dışı bulunan askerlerini çekmeli ve limanlarını açmalı. Bu iyi niyet adımın beklentisi içindeyiz. Biz Sayın Talat'la birlikte Rumların ve Kıbrıslı Türklerin önünde sınav veriyoruz, Türkiye'nin önünde vermiyoruz. Türk halkının düşmanı değiliz. AB sürecinin ilerlemesini istiyoruz ancak Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünün ihlali sona ermeli.

Soru: Fransa Başbakanının mayıs ayında sizi ziyaret etmesi bekleniyor. Fransa'nın Türkiye tutumu belli. Sizi de bu yönde kullanmak isterlerse ne yapacaksınız? İyi niyetinizi göstermek için Fransa'nın yanında yer almayıp tam tersine "Doğrudan ticaret tüzüğü"nün çıkmasını sağlayabilir misiniz?

Dimitris Hristofyas: Fransa'nın Kıbrıs'a ihtiyacı yok. Kendi tezlerini bizsiz yürütebilecek çapta bir ülke. İzolasyona gelince bugün 5-6 bin civarında Türk adanın güneyinde çalışmaktadır. Kıbrıslı Türkler ürünlerini bizim limanları kullanarak ihraç edebilirler: Yani izolasyon yok. Türkiye yükümlülüklerini yerine getirirse sorun ortadan kalkacak.

Soru: Papadapulos'a destek verdiğiniz için pişman mısınız? Türkiye'de sizin Papadopulos'dan farklı ve bağımsız olamayacağınız, onun gölgesinin hep üstünüzde olacağı düşünülüyor?

Dimitris Hristofyas: Anlaşılıyor ortada kuşku var. Peki biz de şöyle bakıyor olsak: Sayın Erdoğan ve Sayın Gül AB yolunda yürümeye çalışıyorlar. Olumlu adımlar atıyorlar ama askeri güçleri adada bulunan Türkiye'de düzeni elinde tutması muhtemel güçler Kıbrıslı Rumların ve Türklerin lehine olacak çözüme evet der mi? Biz de bu kuşkuyla hareket edersek hiçbir yere varamayız. Kuşkuları kenara bırakalım.

KIBRIS 25/03/08

 

Iacovou: Turkish side not ready for Ledra crossing point
By Jean Christou

THE Turkish military is not ready to allow UN personnel into the Ledra Street area of the Green Line to give the all-clear for infrastructural work that would allow the crossing to open, it emerged last night.

Reports said Turkish troops talked of “technical problems” that would prevent the UN’s entry to the area for the time being.

The setback was confirmed by Presidential Commissioner George Iacovou after his meeting with Ozdil Nami, aide to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.

“I said in all likelihood that this and this would happen and when you asked me I told you sometimes pending issues don’t allow us to conclude,” Iacovou told reporters after his meeting with Nami.

“Something like this has happened,” he added.

According to state television CyBC when Nami was asked during the meeting, which took place at the offices of UN Special representative Michael Moller, the Turkish Cypriot aide, said he was not in a position to give an answer about what was going on.

Other sources told the Cyprus Mail it was because someone along the way felt they had not been adequately informed. But it was still something that could be overcome, the sources said.

Asked if the Turkish side had changed its mind, Iacovou said he could not comment on that. He said all he could say was “they were not yet ready”.

Earlier yesterday the two mayors from both sides of Nicosia were still waiting for the green light from UNFICYP to enter the buffer zone to carry out the work needed to open the Ledra Street crossing.

The political decision to open the new crossing was made on Friday during a meeting between Talat and President Demetris Christofias.

Nicosia Mayor Eleni Mavrou said yesterday: “UNFICYP has still not given us the green light to enter the area.”

Mavrou met for lunch yesterday with Turkish Cypriot Mayor Cemal Bulutoglulari at a restaurant in the Green Line near the Ledra Palace crossing.

Both mayors have said that once the UN allows them in, they could be ready to open the crossing within five days.

Mavrou said this still stood. “In one week from the moment when we start work, we anticipate to deliver within that time,” she said.

However, as of yesterday UNFICYP personnel had not yet entered the area themselves to carry out the necessary final sweep for any stray landmines or unexploded ordinance in the area, abandoned since 1974, even though last week they said they could go in as early as yesterday.

The work to secure the safety of the area for pedestrians has three phases.

UNFICYP must carry out its sweep, which according to a spokesman, should taken one or two days from when they enter the area.

It may, however, take another day or two before that happens.

“We expect to start very soon with the demining team to go in and make sure there are no unexploded ammunitions,” said UNFICYP spokesman Jose Luis Diaz.

Following the all-clear, the two municipalities will move in to check the buildings along what will be the walkway, to make sure they don’t collapse. The buildings there will be supported where necessary.

Phase three involves a much-longer term strategy to secure the safety and rehabilitation of the buildings, but the opening does not need to be delayed beyond phase two.

From moment UNFICYP sets foot in the area to carry out its sweep, the final opening will take place within 10-15 days, it is estimated.

Talat said on Monday the opening date of what the Turks call the Lokmaci Gate had not yet been fixed.

He also said EU Commissioner for Enlargement Olli Rehn might attend the opening ceremony. Rehn made a comment to that effect last Friday after the leaders’ meeting.

Ledra Street has been barricaded since 1963 and its opening up as a crossing point is largely symbolic.

CYPRUS MAIL 25/03/08

 

Ledra technical committees could be agreed by Wednesday
By Jean Christou

THE two sides could reach agreement on the titles of the working groups and technical committees as early as Wednesday, Presidential Commissioner George Iacovou said yesterday.

Iacovou was speaking after his first meeting with Ozdil Nami, aide to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat following Friday’s agreement between the two leaders to push ahead with laying the groundwork for new Cyprus negotiations in three months time.

The Presidential Commissioner had spent all weekend working and reworking the titles of the groups to be set up in a manner that both sides would accept.

He met Nami for two hours yesterday at the offices of UN Special Representative Michael Moller.

“There is a complete identification of views that the working groups and the technical committees will cover all issues that will be on the agenda of the negotiations between the President of the Republic and Mr. Talat,” Iacovou said.

“We discussed the issues the committees will deal with. We have made great progress towards the right direction and I believe that at our next meeting on Wednesday we will reach an agreed basis,” he added.

The previous attempt to set up working groups and technical committees under the July 8, 2006 UN-brokered agreement between Talat and former President Tassos Papadopoulos floundered for 18 months at the stage of naming the committees and groups, despite 50 meetings during that time.

That is why Iacovou had been working on the wording in relation to the titles that would be given to the technical committees and working groups, of which there will be between five and seven in each category.

Iacovou said yesterday that the name of each committee would be very general in order to smooth the way towards agreement.

“It is not feasible to determine the agendas of those 12 or 14 working groups and technical committees in one meeting. But, I hope that by the end of the week we will get there,” Iacovou said. Talat’s spokesman Hasan Ercakica said later yesterday the meeting between Iacovou and Nami had been very positive and that some progress had been made.

In New York yesterday UN Secretary-general Ban Ki-moon congratulated the two leaders on their agreement to start full-fledged negotiations within three months. “The United Nations stands ready to lend its full support to the Cypriot people in their efforts to reach a settlement,” Ban’s spokesperson, Michele Montas, said. Ban “warmly” welcomed the leaders’ decisions to set up a number of working groups and technical committees in advance of talks, and said that their agreement on the opening of a crossing at Ledra Street in Nicosia as soon as technically possible “was a positive step forward,” Montas said. On Sunday Under-Secretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe will arrive on the island “to help the UN determine how it can be as helpful as possible to the success of the process”, Montas added.

American ambassador Ronald Schlicher also commended the two sides yesterday for their renewed efforts to find a Cyprus solution.

“We very much hope that the positive spirit continues and that the negotiation process gets up and running and gets to the substance of the issue because we deeply feel that the future of Cyprus is a reunited Cyprus and the sooner we get to that the better,” he said.

CYPRUS MAIL 25/03/08

 

UN name interim replacement for Moller
By Jean Christou

UNFICYP yesterday confirmed that Michael Moller, the Secretary-general’s Special Representative in Cyprus would be replaced by Elizabeth Spehar, the Director of the organisation’s Political Affairs Department responsible for Europe.

A spokesman for UNFICYP said Spehar would be brought in from New York as an “interim replacement” for Moller, who leaves the island at the end of this month.

Spehar is due to arrive in Cyprus on Thursday, while Moller ends his position here on March 31. Moller’s departure and Spehar’s arrival coincide with the arrival on Sunday of a UN assessment team led by UN Undersecretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe, and just as new Cyprus talks appear to be on the horizon. The team is to assess progress and report back to Secretary-General Ban Ki-Moon following the visit.

Moller’s appointment in January 2006 was not fully endorsed by the Turkish side and he found himself under fire from Ankara only two months after he took office.

A report from Ankara at the time said a request by Moller to visit the Turkish capital had been turned down because the Turkish government believed he was biased in favour of the Greek Cypriots.

An official said Secretary-General Kofi Annan's Special Representative appeared to support the Greek Cypriots' view that the EU should play a bigger role in efforts to resolve the Cyprus issue.

"We feel uneasy about Moller because he has created doubts about his impartiality," a Turkish official said at the time.

A day later, the Turkish Cypriot side said it shared Ankara’s concerns about talking to Moller.

The UN said Moller was leaving because his contact had expired.

CYPRUS MAIL 25/03/08

 

 

23 Mar 2008 11:38:27 +0200

Bu kafaları iyi tanıyın

 

Konuk yazar: Emin Çölaşan


20.03.2008

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yasal ve anayasal yetkisini kullanarak AKP için kapatma davası açtı. Böylece görevini yerine getirdi. Şimdi bu işin ön sırasında iki isim var. Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan. Bunların geçmişini ve kafa yapılarını iyi bilmek, iyi irdelemek gerekiyor. İşte o zaman karşımıza korkunç bir tablo çıkıyor. Önce (Burada 20 Şubat 2008 günü çıkan yazımda da vurguladığım örneği yineleyerek) Abdullah Gül’den başlayalım.
Elimde “Türkiye’nin Milli Bütünlüğü ve Güvenliği” isimli bir kitap var. O günlerde Refah Partisi milletvekili olan Bay Abdullah Gül, düzenlenen bir seminerde konuşma yapıyor. Öteki konuşmacılar gibi, onun da sözleri banttan çözülüp kitap haline getiriliyor. Şimdi devletin b! aşına terfi ettirilen, MHP oyları ile Cumhurbaşkanı yapılıp Atatürk’ün makamına oturtulan bu şahsın söylediklerine bir bakalım...Bakalım da, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan davada ismi geçen şahsın kafasının ardındakileri biraz olsun görelim. Beyefendi konuşuyor. Özetliyorum:
“Yüzyıllardır bu coğrafyada yaşayan insanlarımızın İslami değerlerle yoğurulduğu, İslami değerlerle kimliğini bulduğu apaçık bir gerçek. (Türklük gibi bir kavram kafasında yok!) Bugün Türkiye’de bir sistem bunalımı var. Kendi bünyesine uymayan, kendi değerlerine zıt ve zoraki uygulanmaya çalışılan ve halka zorla diretilen bir sistem. (Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kastediyor.) Bu sistemin bünyemize ne kadar zıt olduğunu görüyoruz. Halkına zıt, halkı ile barışık olmayan, ona düşman bir sistem içerisindeyiz.” (Cumhuriyet rejimi!)
İnciler döktürmeyi sürdürüyor:
“Hepinizin bildiği gibi cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, devletçilik ve laiklik olarak bunları özetleyebiliriz. Ama işin ilginç yanı şu ki, bu milletin halkı, bu millet bir araya gelip de biz devletçi olalım, biz laik olalım, biz millyetçi olalım diye böyle bir karar vermemişler. Bu ilkeler hep bu halka bir zorlatma şeklinde dayatılmış ve uzun süre öyle devam etmiş. Tam halka zıt bir yönetim. Türkiye’nin bir Irak’a, Libya’ya benzeyen çok yanları var. Neden? Aynı tek adam pozisyonu. (Atatürk’ü Saddam ve Kaddafi ile kıyaslamaya yelteniyor.) Bugün gidin, Irak’ta da, Libya’da da, Suriye’de de tek insanın resimleri vardır her yerde. Her yerde tek insanların heykelleri vardır.” (Fakat korkusundan Atatürk’ün adını ağzına alamıyor!)
Sonra milliyetçilik konusundaki! engin görüşlerini açıklamaya başlıyor:
“Milliyetçilik öyle olmuş ki, Türkçülük şeklinde alınmış. Mesela bunları açık söylemek zorundayım, ‘Ne Mutlu Türküm diyene’ lafını tutup her yere yaza yaza Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür. (Bu fikirleri taşıyan şahıs MHP desteği ile Çankaya’ya çıkarıldı.) Şimdi ne gariptir ki seyahat ederseniz Doğu ve Orta Anadolu’ya geldikçe ‘Önce Vatan’ yazdığını (görürsünüz), batıya gittikçe hiç rastlamazsınız bunlara. Yani bunlar zorla, halkın kendi inanç değerleriyle bütünleşmeyen bir dünya sistemini halka zorla kabul ettirmektir.” (Önce Vatan ilkesini bile reddetmekten sıkılmıyor. İşin matrak tarafı, bu şahıs şu andaki konumu nedeniyle Başkomutan! Allah selamet versin.)
Daha sonra din konusunda ahkam kesmeye başlıyor:
“Şu da bir gerçek ki, en birleştirici unsur din olmuştur. Ama Türkiye’de resmi ideoloji tarafından devamlı tehdit altına alınmış. (İnsaf, insaf, Allah’tan kork.) Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden, en ziyade tahribatı vermiş olan sistemin ilkelerinden birisi de LAİKLİK ilkesidir, LAİKLİK olayıdır. Din ve din dediğimiz İslam, Türkiye’de potansiyel tehlike olarak görülmüştür. Maalesef Türkiye bunun örnekleriyle doludur. Zaten Türkiye’de en çok çiğnenen şey hukuk olmuştur. Bu din düşmanlığını esas alan ve hukuk tanımayan uygulama, İslam inancı ve ahlakı ile yoğurulmuş halkımızı da tabii dışlamıştır. Özellikle onu kendi hayatında yaşamak isteyen insanları devamlı dışlamış, devamlı bunlara karşı kapılar kapatılmıştır.” (Geçmişte Laiklik karşıtı olduğunu söyleyen şahıs, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan davaya şimdi tepki gösterebiliyor!)
Sonra sözü sıkmabaş! a getiriyor:
“Üniversitelerdeki bugünkü durum. Şimdi siz bunu hangi demokrasi ile, hangi hukuk nizamı ile, hangi insan hakları ile bağdaştırabilirsiniz? Sadece kılık kıyafetinden dolayı, sadece dini inançlarından dolayı üniversite kapılarından geri çevrilen, diplomaları verilmeyen bir sürü Türkiye’nin genç kızları.” (Anımsayın, karısını sıkmabaş fotoğrafla üniversiteye kaydettirmek istemiş, bu istem geri çevrilince karısına Türk devleti aleyhine AİHM’de dava açtırmış ve l00 bin dolar tazminat istemişti. Başkaları tarafından açılan türban davalarının kaybedilmesi üzerine davayı geri çekmek zorunda kalmışlardı. Bunlar böyledir.)
Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Abdullah Gül daha sonra irtica nedeniyle TSK’dan çıkarılan subaylardan dem vurmaya başlıyor:
“Dini inançlarından dolayı, dindar olan bir subaya da siz eğer kendi ordunuzda hayat hakkı vermiyorsanız, çeşitli dolaylı yollarla bunu açıkça söylemeden onu eğer safdışı ediyorsanız, sanki safra atar gibi, sanki ajan yakalamış gibi onları eğer ayıklıyorsanız, siz o zaman bu ülkenin bütünlüğünü, bu ülkenin devamını nasıl temin edersiniz.” (Türk Ordusunun başkomutanlık makamı şimdi bu kafaya emanet!)
Beyefendi konuşmasını kafasındaki “Osmanlılık” ve “İkinci Cumhuriyetçilik” kavramlarına övgü düzerek bitiriyor:
“Bu açıdan bu ikinci cumhuriyet, yeni Osmanlıcılık kavramlarının ve bu tartışmaların ortaya gelmesini ben çok sağlıklı olarak görüyorum ve geleceğe çok ümitle bakıyorum.”
VE TAYYİP!
Partisi hakkında Anayasa Mahkemesinde açılan davada ismi baş sırada yer alan, partisini laikliğe karşı bir odak haline getirdiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından vurgulanan Tayyip de, AKP öncesinde çok hızlı arkadaşlardan biri! Sözlerini yine belgeden, “İkinci Cumhuriyet Tartışmaları Röportajları” isimli kitaptan yayınlıyorum. Bu bir soru cevap. Kendisiyle söyleşi yapılıyor, sorular soruluyor ve yanıt veriyor. Özetliyorum. İlk sözleri Abdullah Gül’le aynı doğrultuda:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine çok kestirme bir biçimde kuşbakışı baktığımızda, rejimin yüz aklığı ile çıktığını söyleyemeyiz.”
Sonra bombayı aniden patlatıyor. Şimdi “Demokrasi” nutukları atan, özgürlüklerden dem vuran Tayyip’in şu sözlerini lütf! en çok dikkatle okuyunuz...Çünkü gerçek niyeti burada yatıyor:
“Demokrasi bugüne kadar bazen bir amaç, bazen bir araç olarak görülmüştür. Bize göre demokrasi ancak bir araçtır. Hangi sisteme gitmek istiyorsanız, bu düzenlerin seçiminde bir araçtır. (Örneğin şeriat rejimine demokrasiyi araç olarak kullanarak gideceksiniz!) Eğer halk totaliter bir rejim istiyorsa buna SAYGI duymalıyız.” (Evet, aynen böyle diyor.)
Sonra sıra hukuk, Kemalizm ve dine geliyor:
“Hukuk halka sorulmadan bir yerlerden aktarılmış ve zorla halka dikte ettirilmiştir. Çağdaşlık anlayışı, ahlak anlayışı vesaire. Hatta Türkiye din konusunda kendisine din olarak Kemalizmi almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte etmiştir. (İnsaf, i! nsaf, bunları söylerken Allah’tan kork, kuldan utan.) Bütün bunlardan sonra Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme veya başkaca herhangi bir resmi ideolojiye yer yoktur. Kemalizmin kendini yeniden üretmesi söz konusu değildir.” (Gün geldi, Başbakan olup yetkileri ele geçirdi. Şimdi neler yaptığının, neyin peşinde koştuğunun kanıtlarını işte bu sözleri ile veriyor.)
Peki ama Tayyip nasıl bir devlet kavramının peşinde? Bu soruya da yanıt veriyor:
“İslamın devlet planı içinde düşünüyorum. Biz müslümanlar için din İslamdır. En üst belirleyici İslamın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir.” (İşte gerçek Tayyip bu. Şimdi belli yerlere geldiği için bu kadar açık konuşamıyor...Ve hakkında dava açıldığında entel-liboş-dönek-şeriatçı korosu yaygarayı koparıyor.)
Konumuzun biraz dışında olacak ama, Tayyip bu söyleşide Hristiyan ülkelere acayip biçimde bindiriyor:
“Bizim açımızdan önemli bir başka konu da, ‘büyük abi’ ailesini oluşturan devletlerin tamamının Hristiyan olmalarıdır ve ısrarla Müslüman ülkelerde istikrarsızlık ve iktidarsızlık peşinde koşmalarıdır.” (Şimdi Tayyip, o zaman suçladığı Hristiyan ülkelerin, ABD ve AB’nin güdümüne girmiş, yasaları onların istediği doğrultuda değiştiriyor, yenilerini aynı istem doğrultusunda çıkarıyor, onlardan direktif almaktan sıkılmıyor. O halde hangi Tayyip? Geçmişte bu sözleri söyleyen mi, bugün bunları yapan mı? Bu çelişkisini anlatacak yüreğe sahip mi? Elbette değil.)
ŞİMDİ KONUŞSUNLAR BAKALIM!
Size geçmişte Abdullah Gül ve Tayyip’in sözlerinden örnekler verdim. Hem de belgelerden, kitaplardan. Bunlardan biri bugün Cumhurbaşkanı, öteki ise Başbakan. Türkiye’yi bu iki kafa yönetiyor. Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti bunların eline geçti.
Yargıtay Başsavcısı bunların da isimlerinin başrolde olduğu bir iddianame hazırladı ve Anayasa Mahkemesinde dava açtı.
Şimdi bu şahıslardan beklenen üç ayrı seçenek var:
l- Açıklama yapar ve derler ki “Biz o zaman öyle düşünüyorduk, laiklik ilkesine, Atatürkçülüğe falan karşı çıkıyorduk, din devleti istiyorduk ama şimdi değiştik. Artık öyle düşünmüyoruz.” (Belki birileri inanır!)
2- Açıklama yapar ve der! ler ki “Evet, bugün de aynı şeyleri düşünüyoruz. O sözlerimizin arkasındayız. Ancak kaderin cilvesiyle sorumlu yerlere geldiğimiz için bu sözlerimizi artık o kadar açık söyleyemiyoruz. ” (İşte bunu yapamazlar!)
3- Suskun kalırlar...Çünkü bu konuda söyleyecek sözleri yoktur. Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık hikayesidir...Ve suskun kalmaya elleri mahkumdur. Hesaplarını Yüce Divan önünde vereceklerdir.
Bir Cumhurbaşkanı düşünün, yakın geçmişte Osmanlılık kavramına, İkinci Cumhuriyet safsatasına bile övgü düzüyor. Atatürk’ü Saddam, Kaddafi gibi katil ve soytarılarla kıyaslıyor. Atatürk’ün ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözünü İLKELLİK olarak tanımlıyor, Cumhuriyet rejimi ve anayasanın vazgeçilmez ilkesi olan laikliğe karşı çıkıyor.
Bir Başbakan düşünün, ‘Bizim için demokrasi bir amaç değil, hangi sistemi istiyorsanız ona gitmek için bir araçtır’ diyebiliyor. Nereye, hangi rejime ulaşmak için araç! Bir Başbakan düşünün, ‘Halk totaliter rejim isterse ona saygı duymalıyız’ diyor ve şimdi demokrasi nutukları atıyor...Ve itiraf ediyor: ‘Ben (Türkiye’yi) İslamın devlet planı içinde düşünüyorum.’
Bunların kafa yapısını kendi sözleriyle belgeliyorum. İnkar edemezler. Zora girdiklerinde herhangi bir açıklama yapamazlar. Dava da açamazlar.
Peki bunlar günümüzde değişti mi? Asla! Kafalar aynı...Ve işin acı yanı, Türkiye’yi şimdi bunlar yönetiyor. Biz bu kafalara emanetiz!
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı davayı boşuna açmadı. Abdurrahman Yalçınkaya haksız mı?  

 

Rumlar Büyükanıt ziyaretini kınadı



26 Mart, 2008 19:47:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kıbrıs Rum yönetimi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ziyaretini kınadı.

Rum radyosunun haberine göre, Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, yaptığı açıklamada, "Hükümetimiz bu ziyareti kınarken, ziyaretle ilgili olarak protesto ve üzüntülerini belirtiyor" dedi.
 
Rum hükümetinin, Orgeneral Büyükanıt'ın KKTC ziyaretinin, "Kıbrıs sorununun çözüm perspektifine hiç yardımcı olmadığı görüşünde olduğunu" iddia eden Stefanu, ziyaretin "(Kıbrıs Cumhuriyeti)'nin egemenlik haklarının ihlali olduğunu" da savundu.
 
Konuyla ilgili gerekli tüm protestoların yapılacağını kaydeden Rum sözcü, Orgeneral Büyükanıt'ın KKTC ziyaretinin, "Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde olumlu gelişmeler sağlanmasını umdukları hazırlık faaliyetlerinin yapıldığı bir dönemde gerçekleştiği" görüşünü de belirtti.

 

 

 

Kıbrıs görüşmelerinde zemin ayarları

Kıbrıs görüşmelerinde zemin ayarları

Türkiye hükümeti AB'den müzakere tarihi alma konusunda büyük bir heyecan yaşadığı 2004-2005 koşullarından çok uzaktır. Dahası iç politikada fırtınalı bir döneme girilmiştir. Dolayısıyla Türkiye hükümeti bundan sonra Kıbrıs çözümü konusunda önceki gibi iştahlı davranamayabilir

26/03/2008 RADIKAL

MEHMET HASGÜLER

Kıbrıs'ta çözüm tartışmaları "yeni" kuşak iki liderin 21 Mart'ta Lefkoşa'da görüşmesiyle başladı. İki lider Kıbrıs'ta eski kuşak liderlere göre farklı bazı yönlere sahiptir. Bu noktaların çözümde ne kadar belirleyici olacağını önümüzdeki 3 ay içinde görebileceğiz. Elbette bu iki lider başta söylemleri olmak üzere yaklaşımlarıyla da farklı bir görüntü yaratmışlardı. Hristofyas her ne kadar Papadopulos ve partisinin desteğini alarak seçilmiş olsa da Kıbrıs konusunda özgün yanları olan bir politikacıdır.
Bu özgünlüğü elbette Ortadoğu coğrafyası içinde İngiltere'nin askeri üslerinin bulunduğu bir "Üs Ada" üzerinde reel politikanın verdiği alan içerisinde olduğu da bilinmektedir. Kıbrıs konusunda iki liderin görüşmesinden başta ABD, İngiltere ve AB yetkilileri çok memnun olduklarını ilan ettiler. Kuşkusuz bu ülkeler Kıbrıs'ta çözüm istiyorlardır. Lakin çözüm konusundaki formüllerini pek de açıkça ifade etmedikleri ortadadır. Öyle ki bu ölçekteki ülkelerin, hele İngiltere'nin Kıbrıs çözümünü doğrusu çok merak edenlerdenim. Kaldı ki Kıbrıs'ta çözümün İngiltere tarafından desteklendiği görüşüne doğrusu itibar edenlerden değilim. Peki neden şimdi bunu söylemeyi önemli buluyorum?

İngilizlerin tutumu
İngiltere Kıbrıs'ta Lozan Antlaşması'yla elde ettiği statüsünü her zaman korumak ve durumunu sağlama almak istemektedir. Bunu anlamak için 1959 Garanti ve İttifak antlaşmalarına bakmak yeterlidir. Sonradan Kıbrıs Rumlarının AB'ye katılım Antlaşmasını imzaladıkları sırada ikinci bir antlaşmanın da İngiltere'nin 99 milkarelik (yaklaşık yüzde 3) askeri üslerinin AB müktesebatı dışında bırakmasıydı. Kıbrıs'taki İngiliz askeri üslerinin başta Ortadoğu olmak üzere İngiltere'nin uzun dönemli planlamalarında önemli bir yere sahipti. Kısaca İngiltere AB topraklarına katılmış Kıbrıs'ta acaba bu üslerini neden korumak istemiş olabilir? Belli ki İngiltere Kıbrıs'ın AB'ye girmesine ve artık ortak aile olmasına rağmen oradaki askeri hedeflerini kimseye emanet etmek istememektedir.
Peki bu konuda Güney ve Kuzey Kıbrıs'tan, bu görüşmeciler içinden veya dışından buna itiraz eden oldu mu? Çok etkisiz ve kişisel anlamda cılız tepkiler oldu. Bu gerçekten Kıbrıs'ın bu görüşmelerinde iki ciddi problemine dönük tartışmaların yapılmasında önemli bir yere sahiptir. Bunlardan ilki Türkiye'nin garantörlüğü meselesi, diğeri de Türk askerinin statüsüdür. Kıbrıs'ta çözüm konuşulmaya başlandığında ve görüşmeler derinlik kazandığında iki liderin nutkunu tutacak olan konu burasıdır. Dolayısıyla ideal olan elbette Kıbrıs'ın topyekün silahsızlandırılması seçeneğidir.
Bunun yerini başka hiçbir şey tutamaz. Hele İngiltere'nin Ortadoğu felaketlerindeki karnesi düşünüldüğünde, Kıbrıs'da bu "emperyalist planlamalarda" önemli bir stratejik tepedir.
Şimdi Kıbrıs'ta barış ve çözüm kavramlarının da birbirine karıştırılmaması gerekir. Örneğin Kıbrıs'ta çözüm, bir kısım toprakları Güney yönetimine devrederek Rum sermayesinin genişleyeceği ve yatırım yapacağı bir alanın karşılığı olarak KKTC'nin önce izolasyonlardan kurtulması ve bir süre sonra da bağımsızlık kazanması olabilir. Böylece statüsü netleşen KKTC hem İngiltere'ye hem de ABD'ye askeri üs verme inisiyatifini eline almış olur. Bu belki yıllardır konuşulmayan ama hiçbir riski göze almadan hayata geçirilebilecek bir formüldür. Elbette Kıbrıs'ta tarafların ideal bir biçimde halk desteğine dayalı tüm askeri üslerden ve silahlardan arınmış gerçek barışa ulaşması da bir çözümdür. Kıbrıs'ta çözüm denildiğinde görüldüğü üzere olumsuzdan olumluya birçok seçeneği içerebilir. İki liderin "yeniliği"nin aslında köklü bir çözüme ne kadar sıcak bakacakları ve samimi olacaklarıyla ilgisi vardır. Yoksa önceki liderlerin yaptığı gibi klasik oyalama taktiğine mi başvuracaklar? Doğrusu iki tarafın koşullarına bakarak netleştirmek ve analiz etmek gerekir. Hristofyas Kosova bağımsızlığını ilan ederken seçim kazanmış ve bir nevi Balkanlardaki bu gelişmenin gölgesi Güney Kıbrıs'a yansımıştır. Dahası Güney Kıbrıs başkanlık seçimleri "Kosova-KKTC" benzetmelerine sahne olmuştur. Bu vesileyle Hristofyas, Kıbrıs'ın taksim edilmesini önlemek ve adayı birleştirmek istemektedir. Güney Kıbrıs'ta siyasi atmosferi belli ölçülerde Kosova gelişmesi de etkilemiştir. Diğer yandan Rumlar 24 Nisan 2004'de AB'ye üye olmanın belirsizliğini üzerlerinden atmışlar ve rahatlığa kavuşmuşlardır. Böylece AB'ye üye olmuşlar ve Kıbrıslı Türk kardeşlerine "ağabeylik" yapmak istiyorlardır.
Bu elbette Kıbrıs Türklerini "güdecekleri" anlamına gelmemektedir.

İzolasyon altında hayat
Doğrusu Güney Kıbrıs'a AB "açgözlülüklerini" terbiye etme şansı vermişse çözüm konusunda ciddi gelişmeler beklemek gerekir. Elbette bir de madalyonun diğer yüzü vardır: Kıbrıs Türkleri. Onlar da bilindiği gibi izolasyon altında ve Türkiye'deki hükümetlerin siyasi algılamalarına ve ufuklarına bağlı bir hayat idame ettirmektedirler. Bu elbette Türkiye'nin KKTC'ye manevi ve maddi desteklerini görmeyi ve teşekkür etmeyi engellememelidir. Doğrusu geçenlerde İlter Türkmen bir yazısında Kıbrıs görüşmelerinde Garanti ve İttifak antlaşmaları dışında kalan kısımlarını Türkiye'nin KKTC yöneticilerinin inisiyatifine bırakmalarını öneriyordu. Aslında Türkmen önemli bir şeye işaret ediyordu: KKTC'deki idarecilerin hem bağımsız bir devlet olup hem de Türkiye'den izin almadan tek bir laf edemeyeceklerini ima ediyordu. Bu görüntüden Erdoğan hükümeti de kurtulmayı başaramadı. Umarız bunu kısa sürede telafi edecek bir yaklaşım benimsenir.
Öyle ki Türkiye hükümeti AB'den müzakere tarihi alma konusunda büyük bir heyecan yaşadığı 2004-2005 koşullarından çok uzaktır. Dahası iç politikada fırtınalı bir döneme girilmiştir. Dolayısıyla Türkiye hükümeti bundan sonraki Kıbrıs çözümü konusunda önceki gibi iştahlı davranamayabilir. Bu noktada Mehmet Ali Talat büyük umutlarla ve çözümü halk desteğiyle getirmek için aday oldu ve seçildi. Lakin Türkiye o dönemde Talat'ı AB'ye yeni bir imaj vermek ve çözüm konusunda esnek bir lidere sahip olmak istediği için destekledi. Şimdi koşullar Türkiye açısından değişti. Artık Kıbrıs'ta çözüm için bir adım önde olma siyasetine ihtiyaç yoktur. Lakin AB ile ilişkiler doğru ve dengeli bir menzile sokmak isteniyorsa bu konuda "bir ileri iki geri" yaklaşımı pek doğru bir tutum değildir. Öbür türlü 2012'de Rumlar AB Dönem Başkanı olduğunda Türkiye bu ülkeye dönük sürdürdüğü "tanımama" siyasetini icra etmekte zorlanacak ve bazı şeyleri yapmak durumunda kalacaktır. Özellikle uluslararası ilişkiler alanında süreçler ve olaylar dinamik olduğundan böylesi olumlu imajları ortadan kaldırabilir. Hele ki konu Kıbrıs gibi, AB'nin ve diğer büyük güçlerin ilgisini cezbediyorsa orada biraz daha düşünmek gerekebilir. Öbür türlü Talat'a ilişkin ileri sürülen "Denktaşlaştı" iması kalıcı bir görüntü kazanabilir.

Dr. Mehmet Hasgüler: Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) uzmanı

Möller'den umutlu veda

Görev süresi mart ayı sonu tamamlanacak olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a veda ziyaretinde bulundu.

Michael Möller kabulde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a son birkaç yılda gösterdiği işbirliği için teşekkür etti.

Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak son 2 yılda çok mücadele verdiğini ve adadan mutlu bir kişi olarak ayrılacağını dile getiren Möller, tüm kesimlere bol şans diledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da kabulde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması konusunda umutlu olduğunu belirterek, Möller'e katkılarından dolayı teşekkür etti.

Geliştirdikleri dostluğun devam edeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, Möller'e bundan sonraki yaşamında başarılar diledi.

Öte yandan TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan UNFICYP Sözcüsü Jose Diaz, Michael Möller'in Ocak 2006'da başladığı adadaki görevinin 31 Mart'ta sona ereceğini ve yerine geçici olarak Birleşmiş Milletler Politik İlişkiler Bölümü Avrupa ve Amerika'dan Sorumlu Bölüm Direktörü Kanadalı Elizabeth Spehar'ın geleceğini bildirdi.

Spehar'ın adaya 27-28 Mart tarihlerinde gelmesinin beklendiğini kaydeden Diaz, UNFICYP Misyon Şefi vekilliğini yapacak olan Spehar'ın, BM Genel Sekreteri'nin yeni bir özel temsilci atayıncaya kadar devamlı olarak Kıbrıs'ta kalacağını belirtti.

21 Mart'ta yer alan Talat-Hristofyas görüşmesinden sonra başlayan sürecin ileriye götürülüp götürülemeyeceğini görmeye yardımcı olmak amacıyla Kıbrıs'a bir değerlendirme ziyaretinde bulunacak olan BM heyeti hakkında da bilgi veren Diaz, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe'nun başkanlık edeceği BM Değerlendirme Misyonu heyetinin Ada'ya geliş tarihinin kesin olmadığını, ancak heyetin gelecek hafta içerisinde gelmesinin beklendiğini kaydetti.

Diaz, heyetin adada 2 gün kalacağını sözlerine ekledi.

KIBRIS 26/03/08

 

TC Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, bugün KKTC'ye geliyor

Orgeneral Büyükanıt'ın KKTC ziyareti 29 Mart Cumartesi gününe kadar sürecek.

Devlet ve hükümet yetkilileriyle görüşecek ve askeri birliklerde incelemeler yapacak olan Orgeneral Büyükanıt, bugün saat 10.00'da Ercan Havaalanı'na gelecek.

Orgeneral Büyükanıt ilk olarak saat 10.45'te Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek. Büyükanıt saat 11.20'te Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, saat 11.55'te de Başbakan Ferdi Sabit Soyer'le bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanlığı'ndan alınan bilgiye göre Orgeneral Büyükanıt daha sonra 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin'i de ziyaret edecek.

Muharip Dernekler, Orgeneral

Büyükanıt'ı Ercan'da karşılayacak

Muharip dernekler halka, Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bugün Ercan Havaalanı'nda karşılanması çağrısı yaptı.

Muharip derneklerin temsilcileri dün Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği'nde düzenledikleri basın toplantısında, Orgeneral Büyükanıt'ın ziyaretini değerlendirdi.

Mücahitler Derneği Başkanı Vural Türkmen, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın KKTC'yi ziyaret haberini öğrendiklerinde büyük bir sevinç ve mutluluk duyduklarını ifade etti.

Büyükanıt'ın en son Ocak 2005'te Kara Kuvvetleri Komutanı'yken Kıbrıs'a geldiğini belirten Türkmen, bugün saat 10.00'da Ercan Havaalanı'na gelecek Büyükanıt'ın havaalanında karşılanması çağrısı yaptı.

Türkmen, şöyle konuştu:

"Burada bulunan dernek, kurum ve kuruluş temsilcileri olarak tüm halkımızı Anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nin dimdik yanımızda olduğunun göstergesi olan bu ziyareti gerçekleştiren Genelkurmay Başkanı Sayın Yaşar Büykanıt'ı bugün saat 10.00'da Ercan Havaalanı'nda karşılamaya davet ediyoruz."

"Ankara olmazsa biz de olmayız..."

Mücahitler Derneği Başkanı Vural Türkmen basın toplantısında ayrıca, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in ziyaretinden duydukları memnuniyeti de dile getirdi ve Lefkoşa Türk Belediyesi'yle gerçekleştirilen işbirliğinin gurur verici olduğunu söyledi.

Türkmen, işbirliğinin devamını dileyerek, "Ankara olmazsa biz de olmayız" dedi.

Muharip dernekler şunlar:

Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Derneği, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği, TMT Derneği, Güvenlik Kuvvetleri Emekli Subaylar Derneği, Erenköy Mücahitler Cemiyeti, Güvenlik Kuvvetleri Emekli Astsubaylar Derneği, Emekli Mücahitler Derneği, Ulusal Halk Hareketi, Mücahit Komutanları Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Kıbrıs Türk Platformu ve Türk Göçmenler Derneği.

Basın toplantısında bu dernekler yanında, Lefkoşa Türk Belediyesi Müdür Muavini Aşkan Cemal Efe de hazır bulundu.

KIBRIS 26/03/08

Tüzük yeterli değil

ARTIŞ VAR, AMA... Yeşil Hat Tüzüğü'nün yürürlüğe girdiği 2004 tarihinden 2008 yılının ilk iki ayına kadar yapılan satışların aylık genel toplamlarında ciddi artışın olduğu gözlemlenirken, iş adamları, yapılan ticaretin yeterli olmadığını vurguladı. 2004 yılında satışlardan elde edilen genel rakam 275 bin 560 KL olurken, bu rakam 2005'te 979 bin 435 KL, 2006'da 1 milyon 889 bin KL, 2007'de 2 milyon 414 bin KL'ye yükseldi. 2008'in Ocak-Şubat aylarındaki genel rakam ise, 1 milyon 113 bin Euro oldu

SIRADA BAL VE BALIK VAR... Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Hasan İnce, tüzük kapsamında bal ve balık ticaretinin de önümüzdeki günlerde başlayacağına dikkat çekerek, AB'nin tayin ettiği 3 balık uzmanının bir süre sonra Kuzey Kıbrıs'a geleceğini söyledi. Uzmanların, teknelerin ve yakalanan balıkların nasıl muhafaza edildiği ve AB standartlarında uyulması gereken sağlığa uygunluk koşulları ile ilgili eğitimler vereceğini de ifade eden İnce, yakın bir gelecekte de bal uzmanlarının ülkemize geleceğini kaydetti

Aral MORAL

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Rum yönetimiyle ticaretini düzenleyen Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden, Kıbrıslı Türk işadamları 2004'den 2007 yılına kadar toplam 5 milyon 560 bin Kıbrıs Lirası kazanç sağladı. 2008 ayının ilk iki ayında da 1 milyon 112 bin 636 Euro gelir elde dildi.

10 Ağustos 2004 tarihinde Avrupa Komisyonu'nda onaylanan ve 23 Ağustos'ta uygulanmasına başlanan Yeşil Hat Tüzüğü ile plastik ürünler, elektrik malzemeleri, kağıt ürünleri ve daha bir çok yerli ürünümüz Güney Kıbrıs'ta Rum alıcılara satılıyor.

Ancak tüm bu satış rakamlarına karşın, Kıbrıslı Türk işadamları, tüzüğün yeterli olmadığını ve Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk mallarına yönelik psikolojilerinin henüz değişmediğini ifade etti.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Hasan İnce, tüzüğün yeterli olmadığını fakat Papadopulos'un seçimi kaybettikten sonra, kuzeyden güneye yapılan ticaretteki artışın dikkat edilmesi gereken bir unsur olduğunu belirtti.

Tüzük kapsamında bal ve balık ticaretinin de önümüzdeki günlerde başlayacağına dikkat çeken İnce, bal ve balığın devreye girmesiyle kuzeyden güneye yapılan satış miktarında artış beklediklerini ifade etti.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Genel Sekreteri (KTSO) Mustafa Gündüz, Tüzük üzerinden yapılan satışlarda giderek artış gözlemlendiğini ancak bunun yeterli olmadığını belirterek, Kıbrıslı Türk işadamlarının daha çok satabilecek mukayeseli malları bulunduğunu kaydetti.

Genç İşadamları Derneği Başkanı (GİAD) Sunat Atun da yaptığı açıklamada, malların iki yönlü dolaşımına yönelik düzenlenmesi gerektiğini ifade ederken, İşadamları Derneği (İŞAD) eski başkanı Özalp Nailer, tüzüğün yeterli olabilmesi için daha büyük ticaret olanaklarının açılması gerektiği kaydetti.

Her yıl giderek artış var; ama yeterli değil

Yeşil Hat Tüzüğü'nün yürürlüğe girdiği 2004 tarihinden 2008 yılının ilk iki ayına kadar yapılan satışların aylık genel toplamlarında ciddi artış olduğu gözlemlenirken, iş adamları, yapılan ticaretin yeterli olmadığını vurguladı.

2004 yılında satışlardan elde edilen genel rakam 275 bin 560 KL olurken, bu rakam 2005'te 979 bin 435 KL, 2006'da 1 milyon 889 bin KL, 2007'de 2 milyon 414 bin KL'ye yükseldi. 2008'in Ocak-Şubat aylarındaki genel rakam ise, 1 milyon 113 bin Euro oldu

Sebze revaçta

2004-2008 yılları arasında Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden yapılan satışlarda en çok sebze ürünleri rağbet gördü.

2004 yılında sebze ürünlerinde 103 bin KL, 2005'de 165 bin 293 KL, 2006'da 545 bin 414 KL, 2007'de 694 bin 253 KL ve 2008'in ilk iki ayında da 675 bin 822 Euro gelir elde edildi.

Sebzenin ardından ise en çok satılan ürünler arasında tahta ürünleri, mobilya ve plastik ürünler yer alıyor.

İnce: Papadopulos'un seçimi

kaybetmesiyle ticarette artış oldu

Ticaret Odası Başkanı İnce de, tüzüğün yeterli olmadığını, Papadopulos'un seçimi kaybettikten sonra, kuzeyden güneye yapılan ticaretteki artışın dikkat edilmesi gereken bir unsur olduğunu belirtti.

Satışların küçük miktarlar bağlamında devam ettiğini kaydeden Hasan İnce, "Halbuki güneyden kuzeye kesilen faturaların sayısı 15 - 20 kadardır ve büyük rakamlardır" dedi.

Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden yapılan satışların, ihracat rakamının yüzde 8 veya 10'una tekabül etmeye başladığını ifade eden KTTO Başkanı İnce, bunun ülke ekonomisine olumlu katkı olduğunu ifade etti.

"Tadilatlar Rum komiser

tarafından engelleniyor"

AB Komisyonunun yapmayı planladığı tadilatların, Rum komiserinin engellediğini söyleyen İnce, "Gelinen bu noktada Rum politikasında ciddi bir değişiklik yok" dedi.

Kuzeyden güneye gidecek malların 135 Euro'dan 250-300 Euro arasına çıkarılmasını talep ettiklerini kaydeden İnce, bir diğer taleplerinin ise servislerin güneye ulaşabilmesi olduğunu söyledi.

İnce sözlerini şöyle sürdürdü:

"Örneğin klima montajcısı alet edevatını arabasına koyup güneye geçebilmeli. Neticede bunlar dirençle karşılanıyor. Umarım yeni süreçte bunlar da bir iyi niyet göstergesi olarak olumlu olur"

"Bal ve balık ticareti başlıyor"

Tüzük kapsamında bal ve balık ticaretinin de önümüzdeki günlerde başlayacağına dikkat çeken ticaret odası yetkilisi, AB'nin tayin ettiği 3 balık uzmanının bir süre sonra Kuzey Kıbrıs'a geleceğini söyledi.

Uzmanların, teknelerin ve yakalanan balıkların nasıl muhafaza edildiği ve AB standartlarında uyulması gereken sağlığa uygunluk koşulları ile ilgili eğitimler vereceğini de ifade eden Hasan İnce, yakın bir gelecekte de bal uzmanlarının ülkemize geleceğini kaydetti.

İnce, bal uzmanlarının da ülkemizin 10 değişik bölgesindeki kovanlardan bal alarak AB laboratuarlarına akredite olmuş laboratuarlarda tahlil yapacaklarının altını çizerek, "Bal ve balığın da devreye girmesiyle kuzeyden güneye yapılan satış miktarında bir artış bekliyoruz" dedi.

Gündüz: Satışlarda artış var ama yeterli değil

Tüzük üzerinden yapılan satışlarda giderek artışın gözlemlendiğini ancak bunun yeterli olmadığını belirten Mustafa Gündüz, "Biz daha da çok malın satılacağına inanıyoruz. Daha çok satabilecek mukayeseli mallarımız var" diye konuştu.

Satışların doğrudan tüketiciye ya da aracı vasıtasıyla tüketiciye giden mallar olduğuna dikkat çeken Gündüz, siyasi ortamın durumuna göre, satışların da şekillendiğini şu sözlerle ifade etti:

"Siyasi ortam ne kadar iyiye giderse ve güneydeki psikolojik engellerin Türk mallarının raflara dahi girmesini engelleyen baskının tüketici üzerinden kalkması ve daha rahat alış veriş ortamının sağlanmasıyla, satışlar daha da artacaktır"

"Tüzüğün kapsamı geliştirilmeli"

Süpermarketlerin raflarına Kıbrıs Türk mallarını koymadığını ifade eden Kıbrıs Türk Sanayi Odası yetkilisi, tüzüğün kapsamının daha da geliştirilerek satışların artacağına dikkat çekti.

"Mesela kuzeyde üretilen hellim, sağlık meselesi nedeniyle Güney Kıbrıs'a satılamıyor" diye konuşan Mustafa Gündüz, en önemli noktanın, Rumlardaki, Kıbrıs Türk mallarına yönelik psikolojinin düzelmesi olduğunu, ticaretteki en büyük engelin bu olduğunu yineledi.

Atun: Tüzük prematüre kaldı

Tüzüğün tek yönlü olduğunu ifade eden Sunat Atun, "Ama bence biraz prematüre kaldı" dedi.

GİAD olarak vizyonlarının, malların iki yönlü sirkülâsyonuna yönelik düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Atun, tüzük üzerinde yapılacak ticaretin karşılıklı olması gerektiğini belirtti.

Ticaret odasının bal ve balık satışına yönelik girişim başlattığını da söyleyen dernek yöneticisi Atun, bu konuda da mesafe kaydedilmek üzere olunduğunu ifade etti.

Sunat Atun, "İlk adım olarak ticaret konusunda hedefe ulaşıldı. Tüzük bebek olarak doğdu ama yetişkin olması gerekiyor" dedi.

Nailer: Büyük ticaret olanaklarının açılması gerekir

Özalp Nailer, tüzüğün yeterli olabilmesi için daha büyük ticaret olanaklarının açılması gerektiği belirterek, özellikle Rum kesimindeki Kıbrıs Türk mallarına yönelik psikolojik duvarın yıkılmasıyla, ticaret hacminin artacağını ifade etti.

Satış sonucu ortaya çıkan rakamların çok düşük olduğuna dikkat çeken Nailer, tüzüğe bal ve balık gibi eklemelerle ticaret olanaklarının daha da yükseleceğini kaydederek, iki toplum lideri arasında başlayan görüşme sürecinin de buna pozitif katkı sağlayacağını umut ettiğini söyledi.

2004 satışları

Alüminyum/PVC: 7.765,35 KL

Elişi ürünleri: 3.786,44 KL

Meyve: 4.310 KL

Demir/Çelik ürünleri: 4.755 KL

Ham metal: 16.432 KL

Yiyecek/içecek: 405,12 KL

Konfeksiyon: 9.113,91 KL

Kâğıt ürünleri: 43.417,30 KL

Toprak ve taş: 13.206,56 KL

Sebze: 103.003,42 KL

Tahta ürünleri/mobilya: 26.485,82

Yapı taşı / yapı taşı parçaları: 22.120,97 KL

Kimyasal ürünler: 15.879,72 KL

Plastik ürünler: 3.081,50 KL

Kömür: 1. 796,25 KL

Genel Toplam: 275,559,36 KL

 

2005 satışları

Alüminyum/PVC: 49.268,35 KL

Elişi ürünleri: 13.837,16 KL

Ham metal: 55.508 KL

Konfeksiyon: 16.498,30 KL

Kâğıt ürünler: 138.319,46 KL

Yapı taşı/ yapı taşı parçalar: 121.289,08 KL

Sebze: 165.293,04 KL

Takta ürünleri/mobilya: 179.574,82 KL

Kimyasal ürünler: 26.618,09 KL

Plastik ürünler: 102.049,22 KL

Yiyecek/içecek: 1.621,80 KL

Demir/çelik ürünleri: 23.469 KL

Toprak/taş: 3.613,80 KL

Prefabrik binalar: 35.966 KL

Su deposu ve ısıtıcısı: 1.300 KL

Saraçhane ve koşum takımı: 1.342 KL

Kitap, gazete vs: 6.860 KL

Kömür: 1.793,83 KL

Elektrik malzemesi: 35.210,45 KL

Genel Toplam: 979.432,40 KL

2006 satışları

Kâğıt ürünleri: 81.054,49

Yapı taşı/ yapı taşı parçaları: 164.832,53 KL

Takta ürünleri/mobilya: 327.919,83 KL

Sebze: 545.414,10 KL

Elektrik malzemesi: 141.332,90 KL

Plastik ürünler: 194.990,68 KL

Alüminyum/PVC: 149.182,93

Kimyasal ürünler: 55.050,10 KL

Su deposu ve ısıtıcısı: 2.808 KL

Elişi ürünleri: 29.445,78 KL

Konfeksiyon: 3.428,22 KL

Toprak ve taş: 29.207,10 KL

Ham metal: 148.632,79 KL

Demir/çelik ürünleri: 3.035 KL

Yiyecek/içecek: 1.324 KL

Endüstriyel mutfak ekipmanları: 9.750 KL

Kömür: 700 KL

Saraçhane ve koşum takımı: 356,80 KL

Sıvama materyali: 1.000

Genel Toplam: 1.889.465,25 KL

2007 satışları

Kâğıt ürünleri: 92.621,01 KL

Yapı taşı/ yapı taşı parçaları: 335.779,17 KL

Tahta ürünleri/mobilya: 433.623,04 KL

Sebze: 694.253,37 KL

Plastik ürünler: 224.752,58 KL

Alüminyum/PVC: 59.407,60 KL

Kimyasal ürünler: 156.418,48 KL

Su deposu ve ısıtıcısı: 1.597 KL

Elişi ürünleri: 20.694,62 KL

Konfeksiyon: 5.897,75 KL

Ham metal: 318.121,93 KL

Toprak ve taş: 2.946,25 KL

Prefabrik binalar: 23.000 KL

Demir/çelik: 2.946,25 KL

Sıva makinesi: 5.430 KL

Temizlik sistemleri: 5.499 KL

Cam ve cam eşya: 7.549 KL

Elektrik malzemesi: 1.500 KL

Seramik ürünler/ ısıya dayanıklı mallar: 10.700 KL

Saraçhane ve koşum takımı: 1.431,17 KL

Genel Toplam: 2.414.575,95 KL

 

2008 Satışları (Ocak-Şubat)

Yapı taşı/ yapı taşı parçalar 45.058,50 ?

Tahta ürünleri/mobilya: 121.394,47 ?

Plastik ürünler: 79.365,09 ?

Ham metal: 76.061,56 ?

Elişi ürünleri: 1.421,39 ?

Alüminyum/PVC: 27.551,91 ?

Kimyasal ürünler: 55.305,94 ?

Sebze: 675.822,05 ?

Konfeksiyon: 2.231,75 ?

Cam ve cam eşya: 6.114,58 ?

Demir/çelik ürünleri: 11.711,44 ?

Temizlik sistemleri: 217 ?

Elektrik malzemeleri: 1.252 ?

Kâğıt ürünleri: 9.129,20 ?

Genel Toplam: 1.112.636,88 ?

KIBRIS 26/03/08

 

Hristofyas, Papadopulos'un "görüşmeme" tavrını sürdürmüyor

TEKNİK ÇALIŞMALAR TAMAMLANIR TAMAMLANMAZ... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Rum lider Hristofyas'ın, Rum Yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos'un görüşmeme tavrını sürdürmeyeceği izlenimi yarattığını söyledi. 21 Mart mutabakatında yer alan Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla ilgili yeşil ışığın cuma gününden beri açık olduğunu belirten Erçakıca, bölgenin mayın taramasının bir kez daha yapılması ve geçiş güzergâhı üzerindeki binaların sağlamlaştırılması olmak üzere 2 kategoride gerçekleştirilecek teknik çalışmalar tamamlanır tamamlanmaz kapının açılacağını kaydetti

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Rum lider Hristofyas'ın, Rum Yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos'un görüşmeme tavrını sürdürmeyeceği izlenimi yarattığını söyledi.

Erçakıca, 21 Mart mutabakatı uyarınca başlayan Kıbrıs'la ilgili yeni süreçte, çalışma grupları ve teknik komitelerin oluşturulması çalışmalarının bugün tamamlanmasının beklendiğini de kaydetti.

Hasan Erçakıca, Lokmacı Kapısı'yla ilgili teknik çalışmalar çerçevesinde tekrarlanacak mayın temizleme çalışmaları için Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı (GKK) ile BM Barış Gücü'nün dün görüşmesinin beklendiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, haftalık basın brifinginde, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas arasında cuma günü yapılan görüşmede varılan mutabakat sonrasında meydana gelen gelişmeleri değerlendirdi.

"8 Temmuz süreci geride kaldı"

Gazetecilerin bir sorusu üzerine Rum lider Hristofyas'ın, Rum Yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos'un görüşmeme tavrını sürdürmeyeceği izlenimi yarattığını söyleyen Erçakıca, Türk tarafının değerlendirmelerinin doğrulanmış olduğu 8 Temmuz sürecinin geride kaldığını, 21 Mart mutabakatı ile birlikte aşıldığını belirtti.

Erçakıca, "Kıbrıs Türk tarafı ile Rum tarafının anlaştığı noktaları ön plana çıkararak ilerlemek gerekir. Dolayısıyla 8 Temmuz hakkındaki aşırı yorumlar sadece yeni sürece zarar verir" dedi.

Hasan Erçakıca, iki liderin temsilcilerinin 21 Mart mutabakatı uyarınca gerçekleştirdiği görüşmenin olumlu gelişmelere sahne olduğunu ve çok büyük ilerleme sağlandığını söyledi.

Erçakıca, kapsamlı çözümü hedefleyecek tam teşekküllü müzakerelerin hazırlanması için çalışacak gruplar ile günlük sorunlara çözüm bulmayı amaçlayan teknik komitelerin oluşturulması konusunda çalışıldığını belirtti.

Erçakıca, iki temsilcinin bugün saat 15.30'da yeniden bir araya gelerek, komite ve çalışma gruplarını oluşturma çalışmalarını tamamlamalarının beklendiğini kaydetti.

"Komite ve grup sayısı 5-7 olacak gibi"

Komite ve çalışma gruplarıyla ilgili çalışmalara ilişkin ayrıntıların sorulması üzerine Erçakıca, komite ve grup sayısının 5-7 olacak gibi göründüğünü, ancak ortada daha henüz çözümlenmemiş konular olduğunu söyledi.

Erçakıca, komite sayısının görev alanları üzerinde çalışırken netleşeceğini bildirdi.

"GKK-BM Barış Gücü görüşecekti"

21 Mart mutabakatında yer alan Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla ilgili yeşil ışığın cuma gününden beri açık olduğunu söyleyen Erçakıca, bölgenin mayın taramasının bir kez daha yapılması ve geçiş güzergâhı üzerindeki binaların sağlamlaştırılması olmak üzere 2 kategoride gerçekleştirilecek teknik çalışmalar tamamlanır tamamlanmaz kapının açılacağını belirtti.

Erçakıca, bölgeyi denetleyen GKK ile mayınları temizleyecek BM Barış Gücü yetkililerinin dün temas ederek, gerekli koordinasyonu sağlamasının beklendiğini söyledi. Erçakıca, "GKK ile Barış Gücü arasında bugün (dün ) görüşme yapması bekleniyordu. Görüşmeden beklentimiz bu mayın temizleme çalışmalarının prosedüre bağlanıp gerçekleştirilmesidir" dedi.

Hasan Erçakıca, "GKK ile BM Barış Gücü'nün anlaşamayıp, kapının açılmama ihtimali var mı?" yönündeki soruya şu yanıtı verdi:

"Bence yoktur. Çünkü mayın temizleme konusunda daha önce uygulanmış prosedürler var. Ortada bir de iki liderin anlaşması var. Askeri güçlere düşen bunu teknik olarak uygulamasıdır. Ben anlaşamama ihtimali görmüyorum."

"Lokmacı en kısa zamanda açılacak"

Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda belirlenmiş herhangi bir tarih bulunmadığını söyleyen Erçakıca, "Bunun nedeni, çalışmaların teknik nitelikte olmasıdır. Mümkün olan en kısa zamanda bu kapı açılacaktır" dedi.

Hasan Erçakıca, BM'nin kapının açılışını BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn Pascoe'nun Kıbrıs'ı ziyaretine denk getirmeye çalıştığını kaydetti.

Erçakıca, duvarların sağlamlaştırılması çalışmalarının da iki belediye tarafından ayrı ayrı yapılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, gazetecilerin sorusu üzerine, UNFICYP Sözcüsü Jose Luis Diaz'ın "mayınların temizlenmesinde teknik sorun var" şeklindeki açıklamasını, çok soyut olmasından dolayı anlamadığını ve neye dayandırıldığını da çözemediğini kaydetti. Erçakıca, "Bizim açımızdan herhangi bir sorun yoktur. Gerekli bilgilendirme ilgili makamlara yapılmıştır" dedi.

Erçakıca, mart sonunda adaya gelmesi beklenen BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Pascoe'nun, iki lideri yeniden bir araya getireceği yönündeki haberlerle ilgili soruya yanıtında, sadece gelişi kesinleşen BM Değerlendirme Heyeti'nin ziyaret tarihinin dahi kesinleşmediğini söyledi.

Türk tarafının programı kesinleşmeyen Pascoe'nun ziyaretine büyük önem verdiğini kaydeden Erçakıca, "Bizim tutumumuz Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşmelerin, BM'nin iyi niyet misyonu altında yapılması şeklindedir. Dolayısıyla bu süreçte, BM'nin bir rol alması gerekiyor. Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm arayışımızı heyete ayrıntılarıyla anlatacağız" dedi.

Büyükanıt bugün geliyor

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, bir soruya karşılık TC Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın daveti üzerine KKTC'ye geleceğini söyledi.

Büyükanıt'ın bugün geleceğini kaydeden Erçakıca, üzerinde hala çalışılan programın daha sonra netleşebileceğini belirtti.

Erçakıca, Büyükanıt'a davetin uzun süre önce yapıldığını ancak Türkiye'deki gündemin yoğunluğundan dolayı bu döneme rastladığını söyledi.

Garantiler, pazarlık konusu değil

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, garantörlüğün, geçmişte olduğu gibi bu süreçte de pazarlık konusu olmadığını söyledi.

Gazetecilerin sorusu üzerine Erçakıca, "Rum tarafı isterse bunu masaya getirebilir. Türk tarafının pozisyonu gayet açıktır. Garanti sisteminin bu aşamada değiştirilmeye çalışılması sorunu karmaşıklaştırır" dedi.

Erçakıca,, garantiler konusunun ciddi bir uzlaşmazlık konusu olabileceğini söyledi.

Erçakıca, uluslararası nitelikteki Garanti ve İttifak Anlaşmaları'nın değişebilmesi için yeni bir uluslararası anlaşmaya ihtiyaç duyulduğuna da dikkat çekti.

KIBRIS 26/03/08

 

Ledra Street property prices soaring
By Rala Kawas

PLANS to reunite Ledra Street by opening a crossing point on Nicosia’s main pedestrian shopping street have sent property prices soaring, the Financial Mirror reported yesterday.

While most property owners reluctant to sell, prices for ‘goodwill’ to oust existing tenants are going through the roof, with one owner reportedly asking for as much as €850,000, the paper said. While corner shops are most in demand, their location and the general benchmark value of €2,050-2,560 per square metre on other main streets seem irrelevant. A shop of 100 square metres on Ledra Street is said to be costing goodwill of €340,000, while a 150 sq.m. shop costs €510,000.

According to economic analyst Costas Apostolides, if an agreement is reached, resulting in the opening of the Green Line in this part of the city, it is expected that prices will rise. However, he was surprised this had already begun, feeling the rise in prices was premature because nobody knows what the use of the street is going to be in the long-term.

Another thing that worried Apostolides was the area and the condition it is in. “It needs investment because a lot of it is very run down,” he said. The analyst said the whole area was likely to require an upgrade in the future in order to maintain the standard of pedestrian shopping it is at.

More promisingly though, Apostolides said, “reactions are very quick in Cyprus, so it shouldn’t take long to see what happens.” He believes it is inevitable for property prices to rise if Ledra Street is opened, and with time and a little extra investment, Apostolides believes Ledra Street has the potential to be a top class shopping centre for both communities to enjoy.

CYPRUS MAIL 26/03/08

 

UN to begin Ledra mine sweep today
By Jean Christou

U.N. DEMINING teams are to enter the Ledra Street buffer zone today to conduct a final sweep for mines and booby traps ahead of the opening of a new crossing point on the street.

They had been due in on Monday after leaders of the two communities agreed to open Ledra Street at a meeting last Friday, but were barred by the Turkish forces from entering the area amid reports the army was unhappy at not having been consulted over the deal.

Last night, however, UNFICYP spokesman Jos? Diaz told the Cyprus Mail that obstacles to starting the process had been removed and that the demining team would start work on Ledra Street today.

Earlier, President Demetris Christofias had expressed the hope that whatever had prompted the Turkish army suddenly to stall on opening Ledra Street would be resolved soon.

Christofias, who refrained from pointing the finger, was speaking to reporters after the parade in Nicosia to mark Greek Independence Day yesterday.

Marios Karoyan, his successor as House President, had no such qualms, however.
Karoyian said the Turkish army's apparent move to renege on the agreement to open Ledra Street “proves yet again its intransigent stance”.

But Christofias said he did not want to comment on such a possibility at the moment, saying the situation was still open.

“I wish and hope we will have good news soon,” he said. “We insist that the opening of the crossing point should take place on the basis of the issues agreed via the UN.”

Christofias agreed the terms and conditions for the opening of Ledra Street with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat at a meeting last Friday.

It was widely expected that the UN would go into the area on Monday.

However, Presidential Commissioner George Iacovou discovered during his meeting with Talat’s aide Ozdil Nami late on Monday that the Turkish army was not allowing UNFICYP into the area. The speculation was that someone among the Turkish military ranks had complained of not being fully informed of what was going on.

Asked whether he was satisfied with the progress between Iacovou and Nami on setting up technical and working groups, Christofias said the question made it appear as if he was saying he was unsatisfied with what was happening over Ledra Street, when in fact he did not want to say anything about Ledra for the moment.

Iacovou told reporters yesterday he would be raising the issue with Nami during their meeting today at the offices of UN Special Representative for Cyprus Michael Moller.
He declined to confirm one way or another whether the agreement between Talat and Christofias on Ledra had been made without the full approval of the Turkish military.

Regarding the technical committees and working groups that will focus on laying the groundwork for new talks between the leaders in three months’ time, Iacovou said there had essentially been agreement with Nami on the basics of setting up the groups.

Iacovou described his meeting with Nami as “exemplary”, but declined to give details on the committees due to the “strict confidentiality regarding the content of the negotiations”.

“The committees are basically agreed,” he said. “We had to choose whether we should continue to discuss the content of the agenda of every committee or to proceed with negotiation.”

He said the committees and groups will number 12-14.

The previous attempt to set up working groups and technical committees under the July 8 agreement between Talat and former President Tassos Papadopoulos floundered for 18 months at the stage of naming the committees and groups, despite 50 meetings during that time.

CYPRUS MAIL 26/03/08

 

Cyprus marks 1821 uprising

MILITARY parades, church services and other celebratory events were held all over Cyprus yesterday to commemorate Greece’s 1821 revolt against Ottoman rule.

President Demetris Christofias who attended the main church service and parade in Nicosia congratulated the Greek population and expressed his thanks to them for Greece’s support for Cyprus.

Greek ambassador to Cyprus Dimitris Rallis spoke of the contribution of Cyprus to the 1821 revolution and of the Cypriots who gave their lives in the struggle against Turkish rule.

“The struggle of 1821 was a struggle for the universal ideals and values of freedom, justice, human rights and democracy,” said Rallis.

CYPRUS MAIL 26/03/08

Lokmacı’da temizlik başladı

Türk ve Rum liderlerin anlaşması doğrultusunda, dünyanın bölünmüş tek başkenti Lefkoşa’da Lokmacı Geçidi’nin karşılıklı geçişlere açılması için teknik çalışmalar başladı.

AA

Güncelleme: 18:13 TSİ 27 Mart 2008 Perşembe

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın geçen hafta anlaşması sonucu, dün mayın temizliği yapılan Lokmacı Geçidi’nde bugün de Türk Belediyesi ekipleri, KKTC tarafında kalan bölümünde temizlik çalışması yaptı. Rum Belediyesi ise “ekiplerinin hazır olmadığı” gerekçesiyle çalışmalara bugün değil, yarın sabah başlayacağını bildirdi.

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ve Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro, yarın saat 11.00’de ara bölgede buluşarak, çalışmaları yerinde inceleyecek.

Bulutoğluları, yaptığı açıklamada, belediye olarak üzerlerine düşen görevi yaptıklarını ifade ederek, kendilerine düşen çalışmaları 3 günde tamamlayacaklarını bildirdi. Bulutoğluları, kapının açılmasına
ilişkin kararı liderlerin vereceğini de yineledi. Lefkoşa Türk Belediyesi ekiplerinin temizlik yaptığı sırada BM Barış Gücü askerleri de bölgede bulundu.

BM Barış Gücü (UNFCYP), dün bölgede mayın temizliği çalışması yapmış, 6 kişilik mayın temizleme ekibinin yaptığı çalışmalarda hiçbir tehlikeli maddeye rastlanmamıştı.

HRİSTOFYAS: TÜRK TARAFI BİZİ İKNA ETMEDİ
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 21 martta yaptığı görüşmeye ilişkin olarak, “Türk tarafı, ilerlememiz için yeşil ışık yaktığı konusunda bizi ikna etmedi” dedi.

Rum radyosunun haberine göre Hristofyas, Güney Kıbrıs’ta bulunan Yunanistan’ın Atina ve İtalya’nın Palermo üniversitelerinden öğrencileri kabulünde yaptığı konuşmada, 21 martta KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la yaptığı görüşmeye değinerek, şunları söyledi:

Büyükanıt KKTC’de: TSK barışa kadar burada

“Hedef, karşılıklı anlayış yöntemlerinin bulunmasıdır ki bu pek çok unsura, özellikle Türk liderliğine bağlı olacak. ‘Sayın Talat kötü niyetli’ demek istemiyorum. Ancak Türk liderliği, ilerlememiz için yeşil ışık yaktığı konusunda bizi ikna etmedi. Bu, süreç içerisinde ortaya çıkacak.”

Hristofyas, “bu çabanın hayata geçiriliş süreci içerisinde ciddi sorunlarla ve engellerle karşılaşılacağını” da söyledi.

KOMİTELER KURULACAK
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin meseleleri ele alacak 6 Çalışma Grubu ve gündelik konuları görüşecek 7 de Teknik Komite kurulmasına karar verildiğini hatırlatan Hristofyas, Kıbrıs sorununun diğer yönlerini kapsayacak başka komiteler daha kurulması ihtimali bulunduğunu bildirdi.

Komitelerin hemen şimdi oluşturulması ve işe başlamaları yönünde çaba harcandığını kaydeden Hristofyas, bu komitelerin iş üretmeleri gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Bu komiteleri göstermelik diye, biri diğerini örtsün diye, propaganda olsun diye kurmadık. Bu, diğer tarafa mesajdır da. İki lider arasındaki müzakerelerin başlaması, komitelerin üreteceği ürünün temelinde haklı gösterilebilir.”

Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan ise “Kıbrıs Türk tarafının ve Ankara’nın niyetinin, teknik komitelerin Kıbrıs sorununun esasına ilişkin çalışmalarına başladıklarında ortaya çıkacağını” savundu.

Karoyan, aynı heyeti kabulünde yaptığı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Hristofyas arasındaki görüşmenin, “iyi bir ortam yarattığını, ancak yolun uzun olduğunu” söyledi.

Rum tarafının, “tarihi ve acılı bir uzlaşıya hazır olduğunu” savunan Karoyan, “Ancak bu uzlaşı Helenizmin Kıbrıs’taki varlığını tehlikeye sokamaz” dedi.

 

Büyükanıt: TSK kalıcı barışa kadar Kıbrıs’ta

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Kıbrıs olaylarının bazı çevrelerin iddia ettiği gibi 1974’te başlamadığını aksine bu tarihte sonlandığını söyledi.



AA

Güncelleme: 17:42 TSİ 27 Mart 2008 Perşembe

 

MEHMETÇİK - Büyükanıt KKTC’yi ziyaretinde yaptığı konuşmada “Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının haklarını, özgürlüklerini içine alan adil ve kalıcı bir barış sağlanıncaya kadar Türk askerleri hep sizlerle birlikte olacak” dedi.

 

Mehmetçik Belediye Parkı’nda sivil kıyafetleriyle kalabalık vatandaş grubuyla bir araya gelen Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin uluslararası anlaşmalara dayanarak KKTC’de bulunduğunu söyledi.

TSK İSTİLACI DEĞİL
Büyükanıt şunları söyledi: “Silahlı Kuvvetler, bazılarının dediği gibi Kuzey Kıbrıs’ı istila etmiş bir güç değil. Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının güvenliğini sağlamak için buradadır ve burada kalmaya da devam edecek. Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının haklarını, özgürlüklerini içine alan adil ve kalıcı bir barış sağlanıncaya kadar Türk askerleri hep sizlerle birlikte olacak. Bazı kimseler, özellikle yabancılar, Kıbrıs olaylarını 1974’ten sonra başlatır. Halbuki Kıbrıs olayları, 1974’te başlamamış, sonlanmıştır.”

KKTC’YE İZOLASYON ZULÜM
Orgeneral Büyükanıt, Kıbrıs Türkü’ne uygulanan izolasyonların bir zulüm haline geldiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

Büyükanıt, adaya eşiyle birlikte gitti.

“Şu anda, KKTC bir izolasyonla karşı karşıyadır. Bu izolasyon, şu anda geldiği boyut itibariyle zulüm haline gelmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk halkı, böyle bir şeyi hak etmemektedir. Dolayısıyla, bu tür izolasyonların kalkıp, KKTC’nin uluslararası alana entegre olması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bunun da inşallah, kısa zamanda olmasını dilediğimi ifade etmek istiyorum.”

Mehmetçik Belediye Başkanı Ahmet Beyazıt Adalıer de, Belediye Meclisinin oy birliğiyle, Hürriyet Caddesi’nin ismini “Orgeneral Yaşar Büyükanıt Caddesi” olarak değiştirdiklerini açıkladı. Büyükanıt da, ilk kez isminin bir caddeye verildiğini söyleyerek, teşekkür etti.

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın resmi davetlisi olarak dün adaya gelen Orgeneral Büyükanıt, bugünkü temasları kapsamında Karpaz bölgesinde bulunan Mehmetçik köyünü ziyaret ederek, halkla bir araya geldi.

 

 

Lokmacı Kapısı 2 Nisan'da açılıyor



27 Mart, 2008 20:03:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs'lı liderlerin, açılması için anlaştığı Lokmacı Kapısı'nda teknik çalışmalar sürüyor. CNN Türk'e konuşan resmi kaynaklar, hazırlıkların tamamlanmasının ardından kapının 2 Nisan'da açılacağını belirtti.

1963'ten beri kapalı kapının açılması için teknik hazırlıkların ilk ayağını oluşturan mayın arama tarama çalışmaları tamamlanmış durumda.
 
Lefkoşa Türk belediyesi ekipleri de bugün, barikatın türk tarafında temizlik çalışması yaptı.
 
Rum belediyesi ise rum tarafındaki çalışmalara yarın başlayacak. Dün bölgede mayın temizliği çalışması yapılmış ve çalışmalarda hiçbir tehlikeli maddeye rastlanmamıştı.
 
Önümüzdeki günlerde de, geçiş için kullanılacak bölgedeki evlerin yapısı kontrol edilecek. Teknik işlemlerin 5 gün içinde tamamlanması ve Lokmacı Kapısı'nın 2 Nisan'da açılması bekleniyor.
 
Lokmacı Kapısı'nın açılması kararı, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Dimitris Hristofyas'ın 21 Mart'taki görüşmesinde alınmıştı.
 
Lokmacı'da Türk tarafının istediği oldu
 
Lokmacı'nın (Ledra Caddesi) açılışı hakkında Türk tarafının öne sürdüğü şartların kabul edilmesi suretiyle, söz konusu kapının açılması yönünde önemli bir adım atıldı.
 
Buna göre, Türk askeri faaliyetleri bölgede aynen devam edecek ve BM tarafından yapılacak mayın arama çalışmaları Türk istihkam ve patlayıcı madde uzmanları nezaretinde yapılacak.
 
Türk tarafındaki binaların bakım-onarım faaliyetleri, Lefkoşa Türk Belediyesi eşgüdümünde Türk müteahhitler tarafından yerine getirilecek.
 
Varılan mutabakat uyarınca, BM Barış Gücü (UNFICYP) askerleri eskiden olduğu gibi Yeşil Hat olarak bilinen ara bölgedeki devriye görevlerine devam edecek.

 

 

Hristofyas ilk kez CNN TÜRK'e konuştu



24 Mart, 2008 12:05:00 (TSİ) CNN TURK

 

CNN TÜRK Özel

Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs'ta çözüm için başlatılan yeni süreci CNN TÜRK'e değerlendirdi. Rum lider, siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli federasyonu kabul ettiklerini söyledi.

Kıbrıs'ta 21 Mart'ta gerçekleştirilen Türk ve Rum liderlerin buluşmasıyla yeni bir döneme girildi.
 
Peki, Kıbrıs Rum kesiminin çözüm için öngördüğü siyasi model ve Annan Planı hakkındaki görüşleri değişti mi?
 
CNN TÜRK'te yayınlanan "360 Derece" programının yapımcısı ve sunucusu Şirin Payzın'a konuşan Dimitris Hristofyas, "Siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli federasyonu kabul ediyoruz" diyor, ancak Annan Planı'nın tekrar masaya gelmesine karşı çıkıyor.
 
Adada yeni bir dönemin başlayacağına inanmak istediklerini söyleyen Hristofyas, Talat'la Kıbrıs halkının karşısında bir sınav verdiklerini belirtti.

"Taksim felaket olur" 

Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak ve eşit haklara sahip olmaları için mücadele eden bir parti olduklarını kaydeden Rum lider, taksimin ise ada için felaket olacağını ifade etti.
 
Hristofyas, Rumlar ve Türklerin siyasi eşitlik konusunda anlaşması gerektiğini, bir toplumun çıkarları güvence altına alınırken, bunun diğer toplumun aleyhine olmamasını sağlayabilmek gerektiğini söyledi.
 
"Acaba Türk hükümeti çözüm istemiyor mu..."

Rum lider, Talat'la sorunları basın üzerinden konuşmayacaklarını da kaydetti.
 
"Adada kalabilecek Türk göçmen sayısı 50 bin demiştim, sözümün arkasındayım" diyen Rum lider, "Bazen acaba Türk hükümeti Kıbrıs'ta çözüm istemiyor mu, sorusu akla geliyor" şeklinde konuştu.
  
"Türkiye asker çekmeli"

Hristofyas, iyi niyet adımı olarak Türkiye'nin aşamalı olarak adadan askerlerini çekmesini istedi.
 
Talat'ın "birleşik Kıbrıs'ı sıfırdan kuralım" tezine katılmadığını kaydeden Dimitris Hristofyas, "Kendimi milliyetçi şoven duygu ve düşünceleri aşmış bir kişi olarak görüyorum" dedi.
 


Dimitris Hristofyas röportajı...
 
Şirin Payzın: Sizin atacağınız yeni adımlar neler olacaktır?    
 
Dimitris Hristofyas: Ben yeni bir dönemin başlayacağına inanmak istiyorum. Bundan sonra yapacağımız bütün çalışmaların çözüme ulaşılması yönünde olacağını ümit ediyorum ve Kıbrıs'ta orduları bulunan Türkiye'nin de tutumunun bu yönde olmasını arzuluyorum. Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin bir federasyon çözümüyle. İnsan haklarının güvence altına alınarak yaşaması olacaktır amacımız.
 
Siz Avrupa'nın tek Komünist liderisiniz. Bu ruh çözüme yansıyacak mı?
 
Partim Akel Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak ve eşit haklara sahip olmaları için mücadele eden bir parti. Ben çocukluğumdan beri eşitlik, insanlık, demokrasi değerlerine bağlı olarak büyüdüm.
 
Ben milliyetçi ve şoven duyguları aşmış biri olarak görüyorum kendimi ve Türk halkına yönelik düşmanca duygularımın olmadığını ve Türk halkının ilerlemesinden yana olduğumuzu belirtmek isterim.
 
Bizim bundan sonra yapmamız gereken dostum Talat'la çalışıp bundan sonraki süreçte taksim düşüncesinin kalıcı hale gelmesinin önüne geçmek olacak. Çünkü taksim bütün Kıbrıslılar için felaket olur.
 
Kıbrıs Türkleriyle eşitlik dediniz, nedir bundan anladığınız? Ne kadar eşitlik mesela?
 
Benim dönemimde ana unsur Kıbrıslı Rumlarla Türklerin bu sorunu çözmesi olacak.
 
Federasyonlarda siyasi eşitlik vardır. İki kurucu devletin olması durumunda aynı anayasayı iki kurucu devlet de benimser. Bir toplumun  diğer topluma kendi isteğini dayatma olanağının ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunun için gerekli güvenceler sağlanmalı. Siyasi eşitlik matematiksel eşitlik anlamına gelmez ama siyasi eşitliğin  BM kararlarında ifade edilen siyasal eşitlik konusunda Rumların ve Türklerin anlaşmaya varması gerektiği düşüncesindeyiz.
 
Annan planı tamamen masadan kadırıldı mı?
 
Kıbrıs’ta bulunacak çözüm Kıbrıslılar tarafından yaratılmalıdır. Dışarıdan gelen bir çözüm değil içeriden çözüm gerekiyor. Yeni çözüm paketinin adı “Kıbrıslıların çözümü" olmalıdır. Bizim istediğimiz Türkiye, Yunanistan ve diğer ülkeler lütfen bıraksınlar Kıbrıslılar bir çözüme ulaşsın.
 
Daha önce Annan planının yüzde 70’inden yararlanabiliriz demiştiniz?
 
Geriye dönüp kim ne demişti diye bakmanın yararı yok. Yaratıcı olamayız. Bence Mehmet Ali Talat’la oturup açık fikirlilikle onu dinleyeceğim ve ben de ona anlatacağım.
 
Mülkiyet sorununu konuştunuz mu? Sizin çözüm öneriniz ne?
 
Mülkiyet sorununa ilişkin adil bir çözüme ulaşmayı arzuluyoruz ama Talat’la daha bu konuya girmedik. Ayrıca bu gibi hassas konuları bu yeni dönemde basın üzerinden konuşmamaya dikkat edeceğim. 
 
Yine de bize ip ucu lazım. Mesela Türk göçmenler meselesi?
 
Gerek Kıbrıslı Türkler gerekse Rumlar için çok önemli konu. Benim şimdi çıkıp hepsi kalacak demem  iyi niyetli olmaz . Herkese vatandaşlık verilmeli demem de doğru olmaz.
 
Kalabilecek Türk göçmenler için daha önce 50 bin rakamını vermiştiniz?
 
Ben bu sözümün arkasındayım, evet.
 
Mehmet Ali Talat görüşmeleri “virgin state”, yani yeniden sıfırdan birleşik Kıbrıs’ın oluşması için yapalım diyor?
 
Bu konuda ciddi görüş ayrılıklarımız var. Ama Talat’la müzakere edeceğiz.
 
Türkiye’den beklentiniz ne? Türkiye’nin AB sürecini bloke etmeyi sürdürecek misiniz?
 
Türkiye adada yasa dışı bulunan askerlerini çekmeli ve limanlarını açmalı. Bu iyi niyet adımın beklentisi içindeyiz. Biz Sayın Talat’la birlikte Rumların ve Kıbrıslı Türklerin önünde sınav veriyoruz, Türkiye’nin önünde vermiyoruz. Türk halkının düşmanı değiliz. AB sürecinin ilerlemesini istiyoruz ancak Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünün ihlali sona ermeli.
 
Fransa Başbakanının mayıs ayında sizi ziyaret etmesi bekleniyor. Fransa’nın Türkiye tutumu belli. Sizi de bu yönde  kullanmak isterlerse ne yapacaksınız? İyi niyetinizi göstermek için Fransa’nın yanında yer almayıp tam tersine  “Doğrudan ticaret tüzüğü”nün çıkmasını sağlayabilir misiniz?
 
Fransa’nın Kıbrıs’a ihtiyacı yok. Kendi tezlerini bizsiz yürütebilecek çapta bir ülke. İzolasyona gelince bugün 5-6 bin civarında Türk adanın güneyinde çalışmaktadır. Kıbrıslı Türkler ürünlerini bizim limanları kullanarak ihraç edebilirler: Yani izolasyon yok.Türkiye yükümlülüklerini yerine getirirse sorun ortadan kalkacak.
   
Papadapulos’a destek verdiğiniz için pişman mısınız? Türkiye’de sizin Papadopulos’dan farklı ve bağımsız olamıyacağınız, onun gölgesinin hep üstünüzde olacağı düşünülüyor?
 
Anlaşılıyor ortada kuşku var. Peki biz de şöyle bakıyor olsak: Sayın Erdoğan ve Sayın Gül AB yolunda yürümeye çalışıyorlar. Olumlu adımlar atıyorlar ama askeri güçleri adada bulunan Türkiye’de  düzeni elinde tutması muhtemel güçler Kıbrıslı Rumların ve Türklerin lehine olacak çözüme evet der mi? Biz de bu kuşkuyla hareket edersek hiçbir yere varamayız. Kuşkuları kenara bırakalım.

 

 

AİHM'den Yunanistan'a mahkumiyet



27 Mart, 2008 15:16:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Batı Trakya'da Türk azınlığa ait derneklerin açtığı iki ayrı davada Yunanistan'ı mahkum etti.

AİHM, Yunanistan'ın Türk azınlığa ait dernekleri kapatma kararıyla "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) örgütlenme hakkıyla ilgili 11'inci maddesini ihlal ettiği" görüşüne vardı.
 
AİHM kararında, ikinci başvuruyla ilgili yargılanma süresinin de uzunluğuna dikkat çekilerek, "Yunanistan'ın, AİHS'nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6'ncı maddesini de ihlal ettiğine" hükmetti.
 
Hülya Emin ve altı arkadaşı, Gümülcine bölgesinde 2001 yılının mart ayında kurdukları "Türk Kadınları Kültür Örgütü"nün, kapatılması üzerine, 2005 yılında AİHM'ye başvurmuşlardı.
 
Galip Galip ve yedi arkadaşı, "İskeçe Türk Birliği" ve "Batı Trakya Türk Azınlığı Üniversite Mezunları" derneklerinin kapatılması üzerineyine 2005 yılında AİHM'ye başvurmuştu.
 
AİHM, Hülya Emin ve arkadaşlarının açtığı davada maddi tazminata gerek görmezken, Galip'in açtığı davada 8 bin euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırdı.
 
Strasbourg Mahkemesi, gerekçeli kararında "derneklerin, kendi etnik kültürlerini geliştirmeye çalışmasının, kesinlikle demokratik bir topluma tehdit oluşturamayacağı, farklı kültürlerden gelen azınlıkların, tarihi bir gerçeği olduğu ve bunu uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde demokratik toplumun hoşgörüyle karşılaması ve koruması gerektiği" vurgulandı.
 
Yunan mahkemeleri, derneklerin kendilerini "Müslüman azınlık" yerine "Türk azınlığı" diye tanımlamasını gerekçe göstererek kapatma kararı almıştı.
 
Türk azınlık karardan memnun
 
Batı Trakya'da, adında "Türk" sözcüğü bulunduğu gerekçesiyle mahkeme kararıyla kapatılan "İskeçe Türk Birliği" ile "Rodop Türk Kadınları Kültür Derneği"nin AİHM'e yaptığı itiraz başvurusunun lehte sonuçlanması, Türk azınlık tarafından memnuniyetle karşılandı.
 
AİHM'nin kararıyla ilgili açıklama yapan İskeçe TürkBirliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu, "Türk azınlığın etnik kimlik konusunda verdiği 25 yıllık hukuk ve demokrasi mücadelesinin başarıyla sonuçlanmasından büyük mutluluk duyduğunu" söyledi.
 
Ahmetoğlu, Türk azınlığın bu kararı 25 yıldır beklediğini belirterek, "Bu karar, Batı Trakya Türkleri için tarihi bir karardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu kararının Batı Trakya Türk Toplumuna ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
 
"Türk ismiyle dernek kurmanın yolu açıldı"
 
Bu arada, Türk derneklerinin AİHM'deki dava süreciyle ilgili bilgi veren İskeçeli Türk avukat Orhan Hacıibram, "AİHM'nin bu kararından sonra, Batı Trakya'da kapatılan Türk derneklerinin yeniden faaliyete geçmelerinin ve Türk ismiyle yeni dernek kurmanın yasal yollarını açılabileceğini" belirtti.
 
Hacıibram, "Kararla ilgili henüz ayrıntılı bilgi elimize geçmedi. Ancak, AİHM'den yapılan açıklamaya göre, her iki davada haksız bulunan Yunan devleti, kapatılan Türk derneklerinin asliye hukuk mahkemesindeki kayıtlarının silinmesini iptal etmek ve Türk ismiyle yeni kurulacak derneklerin tüzüklerini onaylamak durumundadır" diye konuştu.

 

 

Büyükanıt: Kıbrıs'ta çözüm, ama nasıl?

KKTC'de Atatürkçü derneklerin coşkuyla karşıladığı Büyükanıt, Talat'ı uyardı: 'Hep kalıcı ve adil barıştan söz ediliyor. Cumhurbaşkanı dahil KKTC'yi yönetenler nasıl bir barışın adil ve kalıcı olduğunu şüphesiz biliyor. Ama bunun temin edilmesi, Güney Kıbrıs'ın bunu iyi anlaması lazım'

27/03/2008 RADIKAL

TOLGA AKINER

LEFKOŞA - Kıbrıs'ta yeni Rum lideri Dmitris Hristofyas'la KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ilk görüşmeyi yapıp çözüm müzakerelerine başlamayı kararlaştırmalarından beş gün sonra Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt KKTC'yi ziyaret etti. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin Ankara ziyareti yüzünden iki gün gecikmeli adaya giden Büyükanıt, Atatürkçü dernekler tarafından coşkuyla karşılandı. Büyükanıt Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la buluşurken, Talat ile Hristofyas'ın açmaşı kararlaştırdığı Lokmacı Kapısı'nda mayın temizliği de başladı.
1958'de EOKA saldırıları sonucu adada kurulan ilk barikat olan Lokmacı'da geçen yıl ilk yıkımı KKTC Cumhurbaşkanı yaptığında, Büyükanıt "Orası askeri yasak bölge, adımlar karşılıklı atılmalı" itirazını getirmişti.
Adayı genelkurmay başkanı sıfatıyla ilk kez ziyaret eden Büyükanıt, eşiyle indiği Ercan Havaalanı'nda Atatürkçü Düşünce Derneği, KKTC Muharip Dernekleri, üniversite öğrencisi ve vatandaşlardan oluşan 100 kişilik grup tarafından karşılandı. Bayraklarla Atatürk posterleri taşıyan, 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz', 'Askere uzanan eller kırılsın', 'Laikliğin kalesi yıkılmayacak', 'Gençlik-ordu elele, tam bağımsız Türkiye' sloganları atıp TSK-Ergenekon bağlantısı kurulmasına tepki gösteren grubun coşkusu karşısında gözlerir dolan Büyükanıt, uzun uzun asker selamı verdi, "Hepinize çok teşekkür ederim. Sağolun, varolun" diyerek eliyle öpücük yolladı. Sloganların dakikalarca sürünce Büyükanıt, kalabalığın yanına gidip birkaç kişiyle kucaklaştı.
Genelkurmay başkanı, Talat'la görüşmesinde, "Hep kalıcı ve adil barıştan bahsediliyor. Cumhurbaşkanı dahil KKTC'yi yönetenler, nasıl bir barışın adil ve kalıcı olduğunu şüphesiz biliyor, Türkiye'deki yetkililer de biliyor. Ama bunun temin edilmesi, Güney Kıbrıs'ın bunu iyi anlaması lazım" uyarısı yaptı. Türk askerinin görevinin adil ve kalıcı barış sağlanana dek süreceğini vurguladı.
Talat da, "Hoşgeldiniz. Sizi aramızda görmek büyük mutluluk. Ziyaretiniz biraz geç oldu, ama güç olmadı" diye seslendiği Büyükanıt'a şunları söyledi: "TSK, KKTC'de uluslararası garanti ve ittifak anlaşmalarında yer alan görevini yerine getiriyor. Adil ve kalıcı barış sağlanıncaya dek devam edecek. Aynen ortaya koyduğumuz gibi... Türkiye hükümetiyle birlikte üzerinde çalıştığımız hususlarda TSK'nın desteğinden ötürü size teşekkür ediyoruz."
Büyükanıt'ın gerçekçi konuşmasını övdüğü Denktaş ise, "Lokmacı'yı anlaşmanın odağı yapmak büyük yanlış. Hristofyas'ın istediği, Türk askerinin kapı açılacak diye çekilmesi, kendilerine mahalle, toprak verilmesidir" dedi. Hristofyas, Büyükanıt'ın ziyaretinden üzüntü duyduklarını açıkladı.

Lokmacı gerilim yaratmıştı
Talat, Nisan 2005'te cumhurbaşkanı seçilince dönemin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile genelkurmay mesafeli kalmıştı. Türk askeri yetkilileri Lokmacı'nın açılması planına tepki verirken, KKTC devlet televizyonu BRT'de yayımlanan 'Duvarımız' belgeselinde Türk askerinin 'işgalci', Türk Mukavemet Teşkilatı üyelerinin 'tecavüzcü' diye nitelenmesiyle genelkurmay BRT'nin akreditasyonunu iptal etmiş, Genel Müdür Hüseyin Gürşan 41 yıl çalıştığı kurumdan istifa etmişti. Talat'ın Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası ilk Ankara ziyaretinde Büyükanıt'la görüşmesini BRT izleyebilmişti.

 

TSK, Kıbrıs'ta barış için var

TSK, BARIŞA KADAR GÖREVİNİ SÜRDÜRECEK... Türk askerinin Kıbrıs'ta barış için var olduğuna dikkat çeken TC Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, TSK'nın adil ve kalıcı barış temin edilene kadar bu görevini sürdüreceğini belirtti. Herkesin arzu ettiği adil ve kalıcı barışın nasıl kalıcı ve adil olabileceğinin içini iyi doldurmak gerektiğini vurgulayan Büyükanıt, bu kavramların gerek Kıbrıs'ta, gerek Türkiye'de kamuoyuna iyi anlatılması ve açıklanması gerektiğini belirtti

DESTEK ULUSLARARASI ANLAŞMALARDAN KAYNAKLANIYOR... TSK'nın adada uluslararası anlaşmalara dayalı görevlerini yerine getirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat da, Türkiye'nin silahlı kuvvetlerinin KKTC'ye bu desteği, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan güçle verdiğine dikkat çekti. Başbakan Soyer ise, Türkiye'nin 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmaları'ndan doğan uluslararası yükümlülük ve sorumluluklarının, adanın bütününün uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş statüsünü korumaya dönük olduğunu söyledi

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk askerinin Kıbrıs'ta barış için var olduğuna dikkat çekerek, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) adil ve kalıcı barış temin edilene kadar bu görevini sürdüreceğini söyledi.

Herkesin arzu ettiği adil ve kalıcı barışın nasıl kalıcı ve adil olabileceğinin içini iyi doldurmak gerektiğini vurgulayan Büyükanıt, bu kavramların gerek Kıbrıs'ta, gerek Türkiye'de kamuoyuna iyi anlatılması ve açıklanması gerektiğini kaydetti.

Türkiye Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın resmi davetlisi olarak dün KKTC'ye geldi. Orgeneral Büyükanıt cumartesi gününe kadar KKTC'de temas ve incelemelerde bulunacak.

Türk Hava Kuvvetleri'ne ait özel uçakla saat 10.00'da KKTC'ye gelen Orgeneral Büyükanıt'ı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı (KTBK) Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 39. Mekanize Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, 28. Mekanize Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, 14. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengün, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, diğer üst düzey devlet ve askeri yetkililer karşıladı.

Orgeneral Büyükanıt'ı, Ercan Havaalanı'nın Şeref Salonu önünde muharip dernekler mensupları ve bazı üniversitelerin öğrencileri de KKTC-TC bayrakları ve Atatürk posterleriyle karşıladı. Dernek üyeleri ve öğrenciler, salon önünde, "Kıbrıs Türk'tür, Türk kalacak", "Şehitler ölmez vatan bölünmez", "Askere uzanan eller kırılsın", "Kahrolsun PKK" ve "biz Atatürk'ün askerleriyiz" şeklinde sloganlar attılar.

Bu arada, Şeref Salonu önünde Büyükanıt'ı karşılamaya gelen vatandaşlar, sıkı polis kontrolünden geçirildi. Ayrıca polis ve askerin Ercan Havalimanından itibaren tüm yol boyunca üst düzeyde güvenlik önlemleri aldığı görüldü.

Orgeneral Büyükanıt Ercan'dan ayrılmadan önce kendisini karşılayan gruba el sallayarak asker selamı verdi ve "Hepinize çok teşekkür ederim arkadaşlar çok sağolun" dedi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın resmi davetlisi olarak dün KKTC'ye gelen Orgeneral Büyükanıt, temasları çerçevesinde, Cumhurbaşkanı Talat, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu, Başbakan Soyer, eski KKTC cumhurbaşkanı Denktaş ve Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Kurttekin'ı ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundu.

Talat: Geç oldu ama güç olmadı

Cumhurbaşkanlığı'na saat 10.40'ta KTBK Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ile birlikte gelen TC Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ile Cumhurbaşkanı Talat'ın gerçekleştirdiği görüşme yaklaşık yarım saat sürdü.

Orgeneral Büyükanıt'ı kabulünde konuşan Cumhurbaşkanı Talat, TSK'nın adada KKTC'nin güvenliği için, uluslararası anlaşmalara dayalı görevlerini yerine getirdiğine işaret ederek "Adil ve kalıcı barış sağlanıncaya kadar da bu görevini yerine getirmeye devam edecektir. Yani hedef; adil ve kalıcı bir barıştır" dedi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, ziyaretten duyduğu mutluluğu ifade ederken, "Geç oldu ama güç olmadı" dedi.

Talat, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri'nin adada KKTC'nin güvenliği için her türlü görevi ve çabayı ortaya koyduğunu vurgulayarak, "Kıbrıs'ta herhangi bir gerginlik olmaması ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin tehlikeye girmemesi için canla başla çalışıyor, görev yapıyor" dedi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin silahlı kuvvetlerinin KKTC'ye bu desteği, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan güç ve desteğiyle verdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Talat, şunları kaydetti:

"Aslında uluslararası anlaşmalara dayalı görevlerini yerine getiriyor. Garanti ve İttifak Anlaşmaları'nda yer alan görevini yerine getiriyor. Adil ve kalıcı barış sağlanıncaya kadar da bu görevini yerine getirmeye devam edecektir.

Yani hedef; adil ve kalıcı bir barıştır. Aynen bizim ortaya koyduğumuz gibi, aynen bizim geliştirmeye çalıştığımız gibi, aynen Türkiye hükümetiyle birlikte üzerinde çalıştığımız hususlarda TSK de bizlere destek veriyor. Bundan dolayı tüm samimiyetimizle Kıbrıs Türk halkı adına sizlere teşekkür ediyoruz."

Büyükanıt: Türk askeri

Kıbrıs'ta barış için bulunuyor

Orgeneral Büyükanıt da, Türk askerinin Kıbrıs'ta barış için bulunduğuna ve 1974'ten beri bunu sağladığına dikkat çekerek, adil ve kalıcı barış temin edilene kadar Türk askerinin bu görevini sürdüreceğini vurguladı.

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, hep adil ve kalıcı barıştan bahsedildiği ancak barışın nasıl adil ve kalıcı olacağının iyi bilinmesi gerektiğini ifade ederek, "Cumhurbaşkanı dâhil KKTC'yi yönetenler nasıl bir barışın adil ve kalıcı olacağını şüphesiz biliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri de biliyorlar, ama bunun temin edilmesi lazım. Muhataplarının da; Kıbrıs'ın güney kesiminin de iyi anlaması lazım" dedi.

Türk askerinin Kıbrıs'ta barış için bulunduğuna ve 1974'ten beri bunu sağladığına işaret eden Büyükanıt, adil ve kalıcı barış temin edilene kadar Türk askerinin bu görevini sürdüreceğini vurguladı.

Bunun kutsal bir görev olduğunu da belirten Büyükanıt, "Türk askeri, Kıbrıs Türkü ve onun güvenliği için buradadır. Bu güvenliği de sağlamıştır. Sağlamaya devam edecektir" şeklinde konuştu.

Orgeneral Büyükanıt, Kıbrıs Türk halkına sevgi ve saygılarını da sundu.

Orgeneral Büyükanıt Meclis'te...

Orgeneral Büyükanıt, Talat'la görüşmesinin ardından ikinci ziyaretini Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'na yaptı.

Büyükanıt'a ziyaretinde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ve diğer askeri yetkililer eşlik etti.

Ekenoğlu'nun kapıda karşıladığı ve şeref salonuna kadar birlikte yürüdüğü Orgeneral Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı iken de ziyaret ettiği Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu'yla Genelkurmay Başkanı olarak yeniden bir araya gelmekten duyduğu onur ve mutluluğu dile getirdi.

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Kıbrıs Türk halkını çok sevdiğini belirterek, sevgi ve selamlarını iletti.

Orgeneral Büyükanıt, basın aracılığıyla Kıbrıs Türk halkına selamlarını ve içten sevgilerini ileterek, yolda gördüğü insanların kendisine el salladığını, öpücük gönderdiğini ve bunun bir nevi manevi besin olduğunu belirterek, "Bundan büyük mutluluk duyuyorum ve bu halkı da çok seviyorum" dedi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu da, "Kıbrıs insanıyla Türk halkı arasında bir gönül bağı bulunduğunu ve bu bağın her vesileyle kendini belli ettiğini" belirterek, bundan sonraki süreçte de öyle olacağını söyledi.

Ekenoğlu, Büyükanıt'ı mecliste ikinci kez görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek "Hoş geldiniz" dedi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu, ziyaretin anısına TC Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'a ipek böceği kozasından yapılmış el işi tablo armağan ederken, eskiden Kıbrıs'ta çok yaygın olan, ancak sonradan azalan ipek böcekçiliğini yeniden canlandırmak için Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'nın halkı teşvik ettiğini anlattı.

Büyükanıt, daha önceki ziyaretinde de benzer bir tablo aldığını belirterek, teşekkür etti.

Orgeneral Büyükanıt da, Ekenoğlu'na TC Genelkurmay Başkanlığı'nın şildini takdim etti.

Soyer: KTBK ile işbirliği

içinde gereken adımları atıyoruz

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde KTBK Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ile Başbakanlık Müsteşarı Doğan Şahali de hazır bulundu.

Başbakan Soyer kabulde, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ı KKTC'de görmekten duyduğu mutluluğu dile getirerek, bu ziyaret dolayısıyla öfkeli açıklamalarda bulunan Rum tarafına, Yunanistan Genelkurmay Başkanı'nın Güney Kıbrıs'a ziyaretinin Türk tarafınca doğal karşılandığını hatırlattı.

Türkiye'nin 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıs'a sadece 1974'de müdahale etmediğini, ilk müdahalenin Türk Hava Kuvvetleri tarafından 1963'deki Rum saldırılarına karşı yapıldığını anımsatan Başbakan Soyer, ikinci müdahalenin 1964'de Erenköy'de, üçüncü müdahalenin ise 1967'de Geçitkale ve Boğaziçi saldırıları sırasında yapıldığını anlattı. Soyer, "Kıbrıs Rum Elen Cumhuriyeti" ilan ederek Enosis hedefiyle yapılan darbe sonrasında ise Kıbrıs Barış Harekatı'nın gerçekleştirildiğini belirtti.

Başbakan Soyer, Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye'nin, iki kurucu devletin eşitliğine ve ortak idarede siyasal eşitliğe dayalı, 1960 Garanti ve İttifak Sistemi içerisinde BM parametrelerinde adil ve kalıcı bir çözüm aradığını söyledi.

Türk tarafının bunu büyük bir sağduyuyla görüşme sürecinde arayacağına işaret eden Soyer, görüşmelerin sağlıklı ve yaşayabilir bir çözüm getirmesini arzuladıklarını belirtti.

Soyer, "Bizim kimseye kendimizi kanıtlamaya ihtiyacımız yoktur. Çünkü Kıbrıs Türk halkı en son 24 Nisan 2004'de kendini kanıtlamıştır. Görev, kalıcı ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm için Kıbrıs Rum tarafına düşmektedir" dedi.

Orgeneral Büyükanıt'a ziyaretinden dolayı teşekkür eden Başbakan Soyer, şunları kaydetti:

"Hem Kıbrıs Türkü, hem Kıbrıs Rum'u, hem Türkiye, hem Yunanistan, barış ve işbirliği süreçlerinin gerçekleşmesi için elimizden gelen gayreti birlikte göstereceğimiz inancındayım. Bundan sonraki süreçte de gerek KTBK, gerekse GKK ile Kıbrıs Türkü'nün güvenliği, ekonomik gelişmesi ve sağlıklı ilerlemesi için mevcut işbirliğimizi ileriye götüreceğimizi vurgulamak isterim.

KTBK, Kıbrıs'ta sadece Türk halkının güvenliğini sağlamıyor. Aynı zamanda sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmemiz içerisinde KTBK ile yararlı işbirliği içinde hayatın her alanında gereken adımları atıyoruz."

Büyükanıt: Kıbrıs Türkü'nü izole

etmek suretiyle insan haklarını ihlal ediyorlar

 

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, KKTC'nin maruz olduğu izolasyon politikasını, burada yaşayan insanlara karşı zulüm olarak gördüğünü söyledi.

Büyükanıt, "İnsan haklarından bahsedenler, esas Kıbrıs Türkü'nü izole etmek suretiyle insan haklarını ihlal ediyorlar. Buna kesin olarak inanıyorum. Umut ederim en kısa zamanda bunlar kalkar ve Kıbrıs Türk halkı layık olduğu şeylere kavuşur" dedi.

Herkesin arzu ettiği adil ve kalıcı barışın nasıl kalıcı ve adil olabileceğinin içini iyi doldurmak gerektiğini vurgulayan Büyükanıt, bu kavramların gerek Kıbrıs'ta, gerek Türkiye'de kamuoyuna iyi anlatılması ve açıklanması gerektiğini söyledi.

Konuşmaların ardından Başbakan Soyer ile Orgeneral Büyükanıt, karşılıklı olarak birbirlerine anı tabağı sundu.

Büyükanıt eski cumhurbaşkanı

Denktaş ve Büyükelçi Kurttekin'i ziyaret etti

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, KKTC'deki temasları çerçevesinde eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin'i de ziyaret etti.

Büyükanıt-Denktaş görüşmesinde açıklamalar yapılırken, Orgeneral'in büyükelçilik ziyaretinde açıklama yapılmadı. Büyükanıt, ziyaretlerinde Denktaş ve Büyükelçi Kurttekin'e Türkiye Genelkurmay Başkanlığı şildini sundu.

Denktaş, görüşmede, Büyükanıt'ın KKTC ziyaretinden dolayı büyük bir coşku ve heyecan içinde olduklarını söyledi.

Orgeneral Büyükanıt da, Kıbrıs'a ayak bastıktan sonra halkın teveccühünün kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, "Sokaktaki insana öyle davranmasını kimse öğretmez. O içten gelen bir şeydir. Şahsım da önemli değil. O Türk askerine gösterdikleri teveccühtür. Kıbrıs halkına çok teşekkür ederim, çok duygulandım" dedi.

Orgeneral Büyükanıt, eski cumhurbaşkanı Denktaş'ı ziyaret etmekten de çok duygulandığını söyledi ve "Bu benim için bulunmaz bir imkan" dedi.

Denktaş'ın kendini Kıbrıs'a adadığını, bütün hayatının Kıbrıs için mücadeleyle geçtiğini vurgulayan Büyükanıt, "Gerçekçi konuştuğu için çok tenkit edilmiştir. Ama konuştuklarının hepsi gerçeği yansıtmaktadır. Kendisi büyük bir devlet adamıdır" diye konuştu.

Denktaş'tan BM Genel Sekreteri'ne...

Eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Büyükanıt'la görüşmesinde, Kıbrıs konusundaki son gelişmelere de değindi.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'tan olumlu bir hava aldığını ve katkı koyacağını söylediğini belirten Denktaş, her genel sekretere "Prestijiniz önemlidir, lütfen gerçekleri iyice tespit etmeden prestijinizi ortaya koymayın" dediğini kaydetti.

Denktaş, iki tarafın da uzlaşmadan yana olduğunu söylediklerini ancak iki tarafın da uzlaşma paketinin tamamen ayrı olduğunu kaydederek, Rumların Türk askerinin adadan çıkmasını istediğini kaydetti.

Denktaş, şöyle dedi:

"Hristofyas efendi üzülmüş sayın komutanın Kıbrıs'ı ziyareti nedeniyle... Üzüntüsüne devam etsin, çünkü Türk askeri adada devamlı surette kalmazsa ve kalmayacaksa, garanti anlaşması devam etmeyecekse, yapılacak anlaşmanın kıymeti o anlaşmanın yazıldığı kağıt kadardır Rumların indinde. Sayın Genel Sekreter de kanmasın. Vizyonlar birleşmediyse prestijini ortaya koymasın bence..."

Bu açıklamaları nedeniyle yine "uzlaşmaz" olarak niteleneceğini de belirten Denktaş, "Ben kalıcı uzlaşma istiyorum. Ne kuzeyde, ne de güneyde anaların artık ağlamamasını istiyorum" dedi.

Kalıcı anlaşmanın ancak Rumların Enosis hayalini unutması ve Türkiye'nin Kıbrıs'taki haklarını kabul etmesiyle mümkün olabileceğini vurgulayan Denktaş, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarının Türk-Yunan dengesinin devamı olduğunu, Rumların bunu bozmak için AB'ye müracaat ettiklerini söyledi.

Denktaş, bir soru üzerine, "Lokmacı kapısının çok küçük bir teferruat, ancak Hristofyas'ı barışçı göstermek için büyük bir oyun olduğunu" belirtti.

Rum liderlerin şartlarını bugüne kadar kabul etmediklerini ifade eden Denktaş, "İnşallah Sayın Talat da kabul etmez, çünkü Hristofyas'ın istediği Türk askerinin kapı açılacak diye çekilmesi, kendilerine mahalle verilmesi, toprak verilmesi, vs... Diğer kapıların açılmış olduğu şartlar bellidir. O şartlara uyuyorlarsa gereğini yaparlar, aksi takdirde Lokmacı'yı anlaşmanın odağı olarak ortaya koymak büyük hatadır" diye konuştu.

Orgeneral Büyükanıt'ın KKTC ziyareti 29 Mart Cumartesi gününe kadar sürecek.

Orgeneral Büyükanıt Boğaz Şehitliği'ni ziyaret etti

Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, dün Boğaz Şehitliği'ni de ziyaret ederek, Şehitlik Özel Defteri'ni imzaladı ve şehitliği gezdi.

Orgeneral Büyükanıt, Şehitlik Özel Defteri'ne; "Türk ulusu ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uygarlık ve kalkınma yolunda attığı her adımda daima onun yanında ve en büyük destekçisi olmaya devam edecektir" diye yazdı.

Orgeneral Büyükanıt'ın şehitliğe gerçekleştirdiği ziyaret dolayısıyla bir tören düzenlendi.

Yaşar Büyükanıt'ın şehitlik anıtına çelenk sunmasıyla başlayan tören, saygı marşı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle sürdü.

Tören, Orgeneral Büyükanıt'ın Boğaz Şehitliği Özel Defteri'ni imzalaması, şehitlik hakkında özet bilgi alması ve şehitliği gezmesiyle son buldu.

Törenin ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, Boğaz Şehitliği'ne bir adet de adını taşıyan hurma fidanı dikti.

Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Boğaz Şehitliği Özel Defteri'ne şunları kaydetti:

"Aziz Şehitlerimiz;

Sizler, Kıbrıs Türk halkının hayat ve hürriyet haklarına yönelen eşi görülmemiş bir vahşete dur demek, Kıbrıs Türk halkını hak ettiği barış ve özgürlüğe kavuşturmak uğruna canınızı feda ederek şehit oldunuz.

Türk'ün; vatanı, bayrağı ve onuru için gerektiğinde gözünü kırpmadan ölüme atılacağı gerçeğini bütün dünyaya bir kez daha gösterdiniz.

Yüce Türk milleti ve kahraman Kıbrıs Türk'ü, uğruna ölüme koştuğunuz değerleri bugün de aynı inanç ve kararlılıkla savunma gayreti içindedir.

Türk ulusu ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uygarlık ve kalkınma yolunda attığı her adımda daima onun yanında ve en büyük destekçisi olmaya devam edecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle sizleri minnet ve şükranla anıyor, aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyorum."

KIBRIS 27/03/08

 

Komiteler en erken zamanda kuruluyor

NAMİ VE YAKOVU'DAN ORTAK AÇIKLAMA... Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Nami ile Rum yönetimi Başkanlık Komiseri Yakovu, dün BM'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında yapılan görüşme sonrasında yaptıkları ortak açıklamada, çalışma grupları ile teknik komitelerin mümkün olan en erken zamanda kurulacağını belitti

6 ÇALIŞMA GRUBU, 7 TEKNİK KOMİTE... Çalışma grupları "Yönetim ve Güç Paylaşımı", "AB Konuları", "Güvenlik ve Garantiler", "Toprak", "Mülkiyet" ve "Ekonomik konular"; teknik komiteler ise "Suç/Suça İlişkin Konular", "Ekonomik ve Ticari Konular", "Kültürel Miras", "Kriz Yönetimi", "İnsani Konular", "Sağlık" ve "Çevre" başlıklarından oluşacak

GEREK GÖRÜLMESİ HALİNDE EK GRUPLAR VE KOMİTELER KURULACAK... Temsilciler, liderlerin tartışılacak tüm konuları olabildiğince etkin bir şekilde müzakere edebilmelerini sağlamak için , gerek görülmesi durumunda ihtiyaca bağlı olarak ek çalışma grupları ve teknik komitelerin kurulmasını da kararlaştırdı

Kıbrıs konusunda 21 Mart Mutabakatı'yla başlayan yeni süreçte taraflar 6 çalışma grubu, 7 de teknik komite oluşturulmasına karar verdi.

Çalışma grupları "Yönetim ve Güç Paylaşımı", "AB Konuları", "Güvenlik ve Garantiler", "Toprak", "Mülkiyet" ve "Ekonomik konular"; teknik komiteler ise "Suç/Suça İlişkin Konular", "Ekonomik ve Ticari Konular", "Kültürel Miras", "Kriz Yönetimi", "İnsani Konular", "Sağlık" ve "Çevre" başlıklarından oluşacak.

Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu bu amaçla dün saat 15.30'de bir araya geldi. Nami ile Yakovu, BM'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında yapılan görüşme sonrasında yaptıkları ortak açıklamada, çalışma grupları ile teknik komitelerin sayısı ve başlıklarını bildirdi.

En erken zamanda kurulacak

Kıbrıs'ın kuzeyinde ve güneyinde dün saat 17.30'da eş zamanlı olarak yapılan açıklamaya göre temsilciler, çalışma grupları ile teknik komitelerin mümkün olan en erken zamanda kurulması konusunda anlaştı.

Liderlerin tartışılacak tüm konuları olabildiğince etkin bir şekilde müzakere edebilmelerini sağlamak için temsilciler, gerek görülmesi durumunda ihtiyaca bağlı olarak ek çalışma grupları ve teknik komitelerin kurulmasına karar verdi.

Temsilciler, yarın yeniden bir araya gelecek.

Erçakıca

TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, temsilcilerin vardığı mutabakatın memnuniyet verici olduğunu söyledi.

Erçakıca, sağlanan ilerlemenin önemine de dikkat çekti.

KIBRIS 27/03/08

 

 

Lokmacı'da mayın ve bubi tuzakları bulunamadı

Lokmacı Kapısı'nın sivillerin kullanımına açılmasına yönelik fiziki çalışmalar çerçevesinde, Birleşmiş Milletler bölgede mayın ve bubi tuzakları aradı.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı "Gelecek için Ortaklık (UNDP/PFF)-Mayın Temizleme Merkezi" tarafından dün saat 11.00'de başlatılan çalışmalarda, bölgede tehlikeli maddeye rastlanmadı.

UNDP/PFF'den yapılan açıklamaya göre, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Gelecek için Ortaklık-Mayın Temizleme Merkezi (Mine Action Centre) dün Lokmacı geçiş noktasında güvenlik kontrolü yaptı.

UNFICYP'in yardımıyla bölgede patlamamış savaş gereçleri kontrolü gerçekleştiren 6 kişilik mayın temizleme ekibi, bölgede tehlikeli maddeye rastlamadı.

Kuzey'de Arasta ile Güney'de Ledra Caddesi'ni bağlayan Lokmacı Kapısı'nda UNFICYP tarafından yürütülen mayın ve bubi tuzaklarını temizleme çalışmaları, kapının açılmasına yönelik tasarlanan çalışmaların ilk aşamasını oluşturuyor.

UNFICYP Sözcüsü Jose Diaz, yaptığı açıklamaya göre, bu aşamadan sonra binaların sağlamlaştırılması çalışmaları gerçekleştirilecek.

KIBRIS 27/03/08

 

Rum, G3'le KKTC'ye girerken yakalandı

ARACININ BAGAJINDA BULUNDU... Metehan Sınır Kapısı'ndan Salı günü KKTC'ye giriş yapmaya çalışan Panayodis Evangelu isimli Rum'un KJL 466 plakalı aracının bagajında G3 Piyade Tüfeği bulundu. Silahı balistik incelemeye gönderen polis, Evangelu aleyhine dün 3 gün tutukluluk emri aldı

Erol UYSAL

Panayodis Evangelu isimli 50 yaşındaki bir Rum, Salı günü Metehan Kara Giriş Kapısı'ndan KKTC'ye giriş yaparken aracının bagajında bulunan G3 Piyade Tüfeği türü silahla yakalandı. Silahı balistik incelemeye gönderen Lefkoşa Polis Müdürlüğü ekipleri, Rum zanlı Evangelu'yu dün mahkemeye çıkararak aleyhine 3 gün tutukluluk emri aldı.

Rum zanlı Panayodis Evangelu, Lefkoşa Kaza Mahkemesi Ceza Davaları Yargıcı Fügen Ulutekin'in huzuruna çıkarıldı ve mahkemede zanlının konuşulanları anlayabilmesi için bir de Rumca tercüman bulunduruldu. Tercüman Türkçe'den Rumca'ya, Rumca'dan da Türkçe'ye çeviri yaptı.

Lefkoşa Polis Müdürlüğü adına soruşturmayı yürüten Adli Şube Amirliği'nde görevli Mehmet Emin Babahan mahkemede yeminli şahadet verdi ve zanlının gözaltına alınışıyla ilgili mahkemeyi bilgilendirdi.

Babahan, Rum zanlı Panayodis Evangelu'nun 25 Mart tarihinde Metehan Kara Giriş Kapısı'ndan KKTC'ye geçmeye çalıştığı bir esnada, adına kayıtlı KJL 466 Rum plakalı aracının bagaj kısmında yapılan aramada, bir adet ithali yasak G3 Piyade Tüfeği olduğuna inanılan silahın bulunarak emare olarak alındığını anlattı.

Meselenin ciddiyetine vurgu yapan Babahan, zanlının aracında bulunan ithali yasak G3 Piyade Tüfeği olduğuna inanılan silahın balistik incelemeye gönderildiğini belirterek, silahla ilgili gelecek olan raporu beklediklerini ifade etti.

Tahkikatın yeni başladığını belirten Babahan, soruşturmanın salimen yürütülebilmesi için zanlının 3 gün poliste tutuklu kalması talebinde bulundu.

Panayodis Evangelu'nun savunmasını üstlenen Avukat Hüseyin İzveren, tahkikat memuru Babahan'a zanlıdan ifade alınıp, alınmadığını sordu ve 2 gün tutukluluğun soruşturmanın tamamlanması için yeterli olacağı kanaatinde olduğunu söyleyerek, takdirin mahkemenin olduğunu kaydetti.

Babahan, gerekli işlemlerin yapılabilmesi ve silahla ilgili balistikten gelecek raporun alınabilmesi için 3 günlük tutukluluk süresinin uygun olduğunu söyledi.

Zanlı aleyhine iddia edilen suçun ciddiyetine vurgu yapan ve verilen şahadeti göz önünde bulunduran Lefkoşa Kaza Mahkemesi Ceza Davaları Yargıcı Fügen Ulutekin, soruşturmanın selameti ve adaletin tecellisi için zanlının 3 gün poliste tutuklu kalmasına emir verdi.

KIBRIS 27/03/08

 

Deal reached on talks committees
By Jean Christou

GREEK and Turkish Cypriot mediators yesterday agreed on the titles for six working groups and seven technical committees that will lay the groundwork for a resumption of Cyprus talks, possibly in three months time.

It took just a couple of days for Presidential Commissioner George Iacovou and Turkish Cypriot negotiator Ozdil Nami to agree to the titles.

The previous attempt to decide on working groups and technical committees under the July 8, 2006 agreement between Mehmet Ali Talat and former President Tassos Papadopoulos floundered for 18 months, despite 50 meetings during that time.

It took Iacovou and Nami only two meetings lasting around two hours each to reach agreement. Iacovou said the groups would begin work on April 7.

The six working groups will include governance and power-sharing, EU, security and guarantees, territory, property and economy.

The technical committees will focus on crime, commerce, cultural heritage, crisis management, humanitarian issues, health and environment.

The technical committees are designed to tackle everyday concerns, while the working groups handle substantive issues of the Cyprus question.

An announcement from the UN outlined the exact titles of the groups and committees after the sides worked over the weekend to keep the wording as neutral as possible.

“Subject to need, both advisers agreed to establish further working groups and technical committees, as required, in order to ensure that their respective leaders may be able to negotiate as effectively as possible on the full spectrum of issues to be discussed,” the UN statement said.

Speaking after his meeting with Nami, Iacovou confirmed there might be a need to set up further groups and committees to aid the leaders when it comes to new negotiations.

All that remained, Iacovou said, was to staff the committees. He said at the weekend that he did not want part-timers that would meet only once a week. The Presidential Commissioner said they did not know yet how many people would be on each committee.

“It could be from one to ten members from each side,” he said.

He said the complex problems for discussion would need specialists with past experience.

“Until now, we only have the titles and I can say that our side put in a lot of preparation on what these committees should discuss,” said Iacovou.

Asked how much work they expected to see from the groups by the time the leaders are due to meet in June, Iacovou said it would depend on the topics being discussed at each one.

What was outstanding and not agreed at committee and working group level would be handed over to the leaders to carry on negotiating, Iacovou said.

He said that if any of the committees or groups started earlier or later than the others nothing should be read into that.

“The issues are complicated,” he said. “It is a very difficult undertaking and it should be understood that there will probably be difficulties.”

Speaking to the Cyprus Mail in the north last night, Nami said he was very pleased with what he and Iacovou had achieved so far.

“It's a very positive start, and it is taking place in a new spirit. I believe our work will continue in this spirit,” he said.

“The meeting took place in a constructive and extremely cordial atmosphere. Mr Iacovou is a highly experienced man, and I have great respect for him.”

The two aides are due to meet again tomorrow. It will be their last joint meeting with UN Special Representative Michael Molller who leaves his post from Saturday.

CYPRUS MAIL 27/03/08

 

UN complete Ledra Street mine sweep
By Jean Christou

UNFICYP completed its mine sweep in the Ledra Street buffer zone area yesterday afternoon, clearing the way for both sides to go in today to start clean-up work ahead of the expected opening of the crossing point.

News photographers hanging out of a second-floor window at the Ledra Street car park watched yesterday as six UNFICYP personnel in protective clothing carried out the work.

They were accompanied by Turkish military field engineers and explosive materials experts.

The UN troops, who entered the area at around midday, used minesweepers across the paving close to the Greek Cypriot side and could also be seen cutting the grass, before sweeping the area in the centre of the two identical barriers.

The area to be opened that will link the two sides of Ledra Street, closed since 1963, is around 75-80 metres long. The opening was agreed at meeting between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat last Friday.

By late afternoon, the safety check by the Mine Action Centre group had been completed, UNFICYP said in a statement.

“The check for unexploded ordnance was necessary prior to the start of work to secure buildings for the opening of the crossing point,” the statement said. No “dangerous items” were found, the UN said.

A spokesman for the force said the way was now clear for the municipalities on both sides to enter the area to begin work on securing the dilapidated buildings that have lain empty since 1974.

Nicosia Mayor Eleni Mavrou told the Cyprus Mail later yesterday that a municipal engineering team would enter the area first thing this morning.

“There will be a meeting of the team to see the situation and decide on the best plan for the various jobs that will need to be done,” she said.

Mavrou stuck to her original estimate that the work to secure the buildings and pave the ground for pedestrians would take four or five days.

However, she cautioned that the weekend was almost here and she was referring to working days. This means that it would be at least Wednesday before an official opening could happen. “I am very happy,” Mavrou said. “It’s all going as we expected.”

The operation to open Ledra Street hit a small hitch on Monday when it emerged that the Turkish military had refused earlier entry to the UN. Both the Turkish side and the UN cited technical problems.

“There were some technical questions that needed to be worked out regarding the Ledra Street crossing – those issues have now been resolved,” UN Secretary-General Ban Ki-moon’s spokeswoman Michelle Montas said.

Government Spokesman Stefanos Stefanou said yesterday the short delay had nothing to do with the Greek Cypriot side. There had been some speculation that it was connected with the visit to the north of the Turkish Chief of Staff Yasar Buyukanit, who arrived last night.

Stefanou said the visit did not serve prospects for a Cyprus settlement.
“Apart from the illegal and provocative nature of Mr Buyukanit's visit to the occupied areas of Cyprus, we also want to underline that the visit is being held at a point in time when efforts and procedures are being made, which we hope will function in a positive manner towards the prospect of a solution of the Cyprus problem,” Stephanou said.

CYPRUS MAIL 27/03/08

 

Turkish army: we’ll leave once a fair settlement is found
By Simon Bahceli

THE TURKISH army will withdraw from Cyprus if a solution to the Cyprus problem is found, the head of the Turkish armed forces indicated yesterday.

“We came to Cyprus to make peace, and will remain here keeping the peace until a fair and lasting settlement is found,” Chief of Staff Yasar Buyukanit said during a one-day visit to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat yesterday.

As if to drum the message home, Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat echoed Buyukanit’s statement, saying that the Turkish army had provided security for the Turkish Cypriot people over the last three decades, and would continue to do so “until a fair and lasting settlement of the Cyprus problem has been found”.

Coming just days after Talat and Greek Cypriot President Dimitris Christofias had agreed to kick-start negotiations and open a new crossing in the Green Line, Buyukanit’s visit had caused consternation both sides of the island. Some believe that even if Talat is willing to make concessions in order to achieve reunification, the army may block moves it perceives that compromise Turkey’s strategic or security interests.

“It’s not just an agreement between Greek and Turkish Cypriots, but would require amendment of international accords between Britain, Turkey and Greece,” lecturer in international relations at the Eastern Mediterranean University (EMU) Erol Kaymak told the Cyprus Mail yesterday.

“A comprehensive settlement also requires Turkey’s signature,” he added.

Kaymak believes the timing of Buyukanit’s visit is “no coincidence” and that he was on the island to “established his red lines with Talat”, despite the fact that it was ostensibly at Talat’s invitation that Buyukamit was on the island yesterday.

But ultimately Kaymak, and a number of diplomats on Cyprus, believe it will be Talat and the Turkish government who will be calling the shots on Cyprus, and not the military.

“He [Buyukanit] wants to authorise the opening of the crossing, and be seen to be doing so,” Kaymak said, but added: “Any military withdrawals will not be at the behest of the military, but because the government in Turkey wants to get closer to the EU.”

Yesterday, Buyukanit was giving the impression he had full faith in Talat, saying that whatever shape a future settlement took, he was sure Talat would get it right, and furthermore be able to convince the Greek Cypriots of its necessary shape.

The relationship between the two figures has, however, not always been so friendly. In December 2006, Buyukanit summoned Talat to Ankara after the Turkish Cypriot leadership, apparently without consultation with the military, decided to dismantle a bridge at the Ledra Street barricade.

As Kaymak said yesterday, “Talat was summoned to Ankara and scolded.” Talat had then sought to play down the clash, while the general had “gone out of his way to publicise their disagreement”.  

A diplomatic source in Nicosia yesterday expressed pleasure at Buyukanit’s inference that the Turkish military would leave the island once Turkey and the Turkish Cypriots felt confident that the Turkish Cypriot community’s security concerns were taken care of.

The source added that he could also see no strategic reasons why Turkey would want to maintain a military presence after a solution, saying, “In a modern context, countries can protect their strategic interests without the need to keep troops on the ground.”

Asked if he thought Turkey had other vested interests on the island the source said, “It would be bad for Turkey if there were.”

CYPRUS MAIL 27/03/08

 

New UN envoy arrives today
By Jean Christou

UN SECRETARY-General Ban Ki-moon has announced the appointment of Canadian Elizabeth Spehar as his new Special Representative in Cyprus on an interim basis.

Her appointment will be only the second time the UN has appointed a woman to the top UN post in the 44-year history of the UN in Cyprus. There have been altogether some 20 envoys, resident and non-resident, permanent and temporary, and 18 were men.

Spehar, who is currently Director of Europe and Americas Division at the UN’s Office of Political Affairs, will replace Michael Moller, who has been Special Representative since early 2006.

She arrives on the island this afternoon from New York. Moller’s last official day will be Saturday.

Moller’s departure and Spehar’s arrival coincide with the visit on Sunday of a UN assessment team led by UN Under-Secretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe.

Pascoe is bringing a team to assess the latest developments, and the results of last Friday’s talks between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.

He is likely to go back to New York with two signs of concrete progress.

Work for the opening of Ledra Street is under way, and the two sides have made huge strides in setting up working groups and technical committees to pave the way for full negotiations in three months’ time.

Spehar will take over from Moller in facilitating the process. It’s an open secret that Moller’s appointment in 2006 was never fully endorsed by the Turkish side and he found himself under fire from Ankara only two months after he took up office when they refused him a visit implying he was pro Greek Cypriot and could not be an objective mediator on Cyprus.

The UN simply said his contract had expired.

Yesterday, Government Spokesman Stefanos Stefanou said the Greek Cypriot side hoped the changeover would not affect the pace of the new talks’ process.

Stefanou said the Turkish demand to replace Moller' had been raised some months ago.

“It was our position that issues concerning the Cyprus problem should be managed in a way that serves both communities and in general the Cyprus question,” he said.

Spehar, who will now take over the huge Cyprus portfolio, joined the Department of Political Affairs of the UN Secretariat in September 2007 as Director for the Americas and Europe Division.

Prior to that, she was a senior official with the Organisation of American States (OAS) for over 12 years, serving in Washington, and also heading the OAS Electoral Support Programme in Port-au-Prince, Haiti in 2005 and 2006.

Prior to the OAS, Spehar had served as the Head of the Americas Programme of the International Centre for Human Rights and Democratic Development (ICHRDD) in Montreal, and before that had worked for a variety of institutions dealing with human rights, democracy and development issues, including MATCH International in Ottawa, Canada, the UNDP Office in Cape Verde, West Africa, and consultancies with the International Development and Research Centre (IDRC), and the Canadian International Development Agency (CIDA).

She holds a BA Honours Degree from Queen’s University, Canada, a Master of Arts Degree in International Affairs from the Norman Paterson School of International Affairs (NPSIA), Carleton University, Canada, and a Diplome d’Etudes Sup?rieures from the University of Pau in France.

The last time a woman was appointed as Special Representative in Cyprus was in 1998 when Dame Ann Hercus took over as Deputy Special Representative and Chief of Mission.

Hercus was a member of New Zealand's parliament from 1978 to 1987 and between 1984 and 1987 served as Minister of Social Welfare, Minister of Police and Minister of Women's Affairs.

She was given the UN Cyprus portfolio in July 1998 and a year later was appointed to the post of full Special Representative.

Hercus conducted shuttle talks between the two sides far from the public eye during her year as deputy and was given the permanent post in July 1999. She only held the position for a month when she submitted her resignation in August 1999 citing family reasons.

At the time, there was much speculation about the tough-lady tactics employed by Hercus within the force. The situation reached a climax in August 1999 when reports surfaced in British newspapers that the Irish UN Civilian Police were about to rebel because Hercus had banned the wearing of shorts on duty.

CYPRUS MAIL 27/03/08

 

Immigrants claim they were shot at by Turks
By Stefanos Evripidou

THE 17 illegal immigrants arrested on Tuesday trying to cross over from the north told police during questioning that they had been shot at by Turkish troops, according to media reports yesterday.

Thirteen of the immigrants were arrested by British bases police at Dhekelia while four others were found by Aradippou police sitting under a tree. According to the state broadcaster, the 17 had come from Syria by boat on Monday, paying $2,600 each to a human trafficker. Three men picked them up when they arrived in the north and took them to Achna village where one of the men, reportedly Turkish, stayed to help them across.

According to unconfirmed reports, Turkish troops at an Achna sentry post spotted them and started firing shots. The immigrants immediately scrambled, most entered the British bases, others the government-controlled areas from where they were subsequently arrested. No injuries were reported.

State broadcaster CyBC said the alleged trafficker from Turkey was remanded in custody for eight days yesterday by Famagusta District Court in connection with the illegal trafficking of migrants.

British bases spokesman Dennis Barnes said he had no information on the 13 arrests made by bases police or on shots reportedly fired near the British military bases.

CYPRUS MAIL 27/03/08

 

Büyükanıt’tan Lokmacı’ya sürpriz ziyaret

Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yaya geçişine açılması için çalışmaların sürdüğü Lefkoşa’daki Lokmacı kapısına gitti. Vatandaşların büyük ilgi gösterdiği ziyaret sırasında, Rum tarafında temizlik yapılıyordu.

Büyükanıt, Ledra Caddesi'nde inceleme yaptı.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 15:59 TSİ 28 Mart 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Komutanı Hayri Kıvrıkoğlu ve diğer yetkilerle birlikte Lokmacı barikatına giden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, bölgede inceleme yaptı.

Orgeneral Büyükanıt’ın Lokamcı’yı ziyareti sırasında, barikatın Rum tarafındaki kısımındaysa Lefkoşa Rum Belediyesi ekipleri temizlik çalışması yapıyordu.

Lokmacı'da kahveye oturdu, halkla sohbet etti.

Bölge esnafı ve vatandaşlar, Orgeneral Büyükanıt’ın ziyaretine büyük ilgi gösterdi.

Büyükanıt, Lokmacı’yı ziyaret etmeden önce Lefkoşa Atatürk Meydanı’ndaki bir kafede kahve içti.

Büyükanıt, burada ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, emekli komutanlardan Çavlan Süerdem ile görüştü. Görüşmeye daha sonra, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel de katıldı.

HALKA ELİYLE ÖPÜCÜK GÖNDERDİ
Vatandaşlar, burada da Orgeneral Büyükanıt’a büyük sevgi gösterisinde bulundu.

 

Büyükanıt’ın elini sıkan yaşlı bir adam, “Bizi yönetenlere söyleyin, bizi Rumlarla bir araya getirmeye çalışıyorlar. Biz bir arada olmak istemiyoruz. Rumlarla bir araya gelirsek yine kavga çıkar” dedi.

Kalabalıkta Büyükanıt’ın elini öpen bir kadın da “Paşam elinizi öpmek istiyorum. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Türkiye sizinle gurur duyuyor” ifadelerini kulandı. Orgeneral Büyükanıt da kadının omuzuna dokunarak “Ben de sizlerle gurur duyuyorum” karşılığını verdi.

Aracına, kalabalığın ilgisi karşısında zorlanarak ve alkışlarla binen Orgeneral Büyükanıt, kendisine gösterilen sevgiye, eliyle öpücük göndererek teşekkür etti.

Bu arada Orgeneral Büyükanıt’ın eşi Filiz Büyükanıt da, Lefkoşa’da bir kumaş mağazasını gezdi.

STK’LAR İLE BULUŞTU
Orgeneral Büyükanıt, bazı dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Büyükanıt, dernek ve sivil toplum kuruluşunun temsilcileriyle sohbet etti.

Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği Başkanı Vural Türkmen, görüşmede, Orgeneral Büyükanıt’a örgütler adına plaket takdim etti. Dış Basın Birliği Başkanı Mesut Günsev de, Birlik üyesi gazetecilerin yayımladığı kitaplardan sundu.

İKİ TARAFTA DA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Bu arada, Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) ekiplerinin dün başladığı çalışmalardan sonra, bugün de Lefkoşa Rum Belediyesi ekipleri tadilat ve temizlik çalışmalarına başladı.

Türk ekipleri Türk tarafına yakın binaların üzerinde yayalara tehlike yaratabilecek cisimleri temizlerken, Rum ekipler de temizlik ve ağaç budama işleri yaptı.

BELEDİYE BAŞKANLARI BULUŞTU
Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum belediye Başkanı Eleni Mavru da ara bölgede bir araya gelerek, çalışmaları yerinde inceledi.

Bulutoğluları, yolun güvenliği için yıkık binaların duvarlarını emniyet altına almaya çalıştıklarını söyledi.

Duvarlara içten ve dıştan ahşap destekler konulacağını kaydeden Bulutoğluları, işlerinin Rum tarafından daha zor olduğunu, Rum tarafında yıkılmaya müsait duvar olmadığını belirtti.

Çalışmaların finansmanını BM’nin sağladığını açıklayan Bulutoğluları, mayın temizliğiyle ilgili BM’nin kendilerine dün yanlış bir plan getirdiğini, bu yanlışlığı Türk askeri makamlarının fark ettiğini belirterek, Türk Silahlı Kuvvetlerine desteği için teşekkür etti.

Lokmacı’da temizlik başladı

Türk ve Rum liderlerin anlaşması doğrultusunda, dünyanın bölünmüş tek başkenti Lefkoşa’da Lokmacı Geçidi’nin karşılıklı geçişlere açılması için teknik çalışmalar başladı.

Lokmacı'da açılış hazırlıkları başladı

AA

Güncelleme: 13:08 TSİ 28 Mart 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın geçen hafta anlaşması sonucu, dün mayın temizliği yapılan Lokmacı Geçidi’nde bugün de Türk Belediyesi ekipleri, KKTC tarafında kalan bölümünde temizlik çalışması yaptı. Rum Belediyesi ise “ekiplerinin hazır olmadığı” gerekçesiyle çalışmalara bugün değil, yarın sabah başlayacağını bildirdi.

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ve Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro, yarın saat 11.00’de ara bölgede buluşarak, çalışmaları yerinde inceleyecek.

Bulutoğluları, yaptığı açıklamada, belediye olarak üzerlerine düşen görevi yaptıklarını ifade ederek, kendilerine düşen çalışmaları

Ara bölgedeki BM ofisinin camına "Duvarı açın" yazıları yazıyor.

3 günde tamamlayacaklarını bildirdi. Bulutoğluları, kapının açılmasına
ilişkin kararı liderlerin vereceğini de yineledi. Lefkoşa Türk Belediyesi ekiplerinin temizlik yaptığı sırada BM Barış Gücü askerleri de bölgede bulundu.

BM Barış Gücü (UNFCYP), dün bölgede mayın temizliği çalışması yapmış, 6 kişilik mayın temizleme ekibinin yaptığı çalışmalarda hiçbir tehlikeli maddeye rastlanmamıştı.

HRİSTOFYAS: TÜRK TARAFI BİZİ İKNA ETMEDİ
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 21 martta yaptığı görüşmeye ilişkin olarak, “Türk tarafı, ilerlememiz için yeşil ışık yaktığı konusunda bizi ikna etmedi” dedi.

Rum radyosunun haberine göre Hristofyas, Güney Kıbrıs’ta bulunan Yunanistan’ın Atina ve İtalya’nın Palermo üniversitelerinden öğrencileri kabulünde yaptığı konuşmada, 21 martta KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la yaptığı görüşmeye değinerek, şunları söyledi:

Hedef, karşılıklı anlayış yöntemlerinin bulunmasıdır ki bu pek çok unsura, özellikle Türk liderliğine bağlı olacak. ‘Sayın Talat kötü niyetli’ demek istemiyorum. Ancak Türk liderliği, ilerlememiz için yeşil ışık yaktığı konusunda bizi ikna etmedi. Bu, süreç içerisinde ortaya çıkacak.”

Hristofyas, “bu çabanın hayata geçiriliş süreci içerisinde ciddi sorunlarla ve engellerle karşılaşılacağını” da söyledi.

KOMİTELER KURULACAK
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin meseleleri ele alacak 6 Çalışma Grubu ve gündelik konuları görüşecek 7 de Teknik Komite kurulmasına karar verildiğini hatırlatan Hristofyas, Kıbrıs sorununun diğer yönlerini kapsayacak başka komiteler daha kurulması ihtimali bulunduğunu bildirdi.

Komitelerin hemen şimdi oluşturulması ve işe başlamaları yönünde çaba harcandığını kaydeden Hristofyas, bu komitelerin iş üretmeleri gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Bu komiteleri göstermelik diye, biri diğerini örtsün diye, propaganda olsun diye kurmadık. Bu, diğer tarafa mesajdır da. İki lider arasındaki müzakerelerin başlaması, komitelerin üreteceği ürünün temelinde haklı gösterilebilir.”

Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan ise “Kıbrıs Türk tarafının ve Ankara’nın niyetinin, teknik komitelerin Kıbrıs sorununun esasına ilişkin çalışmalarına başladıklarında ortaya çıkacağını” savundu.

Karoyan, aynı heyeti kabulünde yaptığı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Hristofyas arasındaki görüşmenin, “iyi bir ortam yarattığını, ancak yolun uzun olduğunu” söyledi.

Rum tarafının, “tarihi ve acılı bir uzlaşıya hazır olduğunu” savunan Karoyan, “Ancak bu uzlaşı Helenizmin Kıbrıs’taki varlığını tehlikeye sokamaz” dedi.

 

Lokmacı’da mayın taraması yapıldı

Talat ile Hristofyas’ın 21 Mart’ta yaptığı görüşmede teknik hazırlıklar tamamlanınca açılması kararlaştırılan Lokmacı Kapısı’nda BM Barış Gücü’nün (UNFCYP) bugün bölgede yaptığı mayın temizliği çalışması tamamlandı.

AA

Güncelleme: 13:08 TSİ 28 Mart 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - UNFICYP sözcüsü Jose Diaz’ın açıklamasına göre, 6 kişilik mayın temizleme ekibinin yaptığı çalışmalarda hiçbir tehlikeli maddeye rastlanmadı. Açıklamada şöyle denildi:

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Kıbrıs Türk toplumuna yönelik Mali Yardım Programı çerçevesinde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ‘Gelecek İçin Ortaklık - Mayın Temizleme Merkezi (Mine Action Centre)’ 26 Mart 2008 tarihinde Lefkoşa’da bulunan Lokmacı geçiş noktasında güvenlik kontrollerinin tamamlandığını açıklamaktan memnuniyet duymaktadır. Geçiş noktasının açılabilmesi için binaların güvenlik çalışmalarından önce patlamamış savaş gereçleri kontrolünün yapılması gerekliydi. 6 kişilik mayın temizleme ekibi UNFICYP’nin yardımıyla kontrollerini tamamlamış, hiçbir tehlikeli maddeye rastlamamıştır.”

KKTC’de Arasta ile Güney’de Ledra Caddesi’ni bağlayan Lokmacı Kapısı’nda mayın ve bubi tuzaklarını temizleme çalışmaları, kapının açılmasına yönelik çalışmaların ilk aşamasını oluşturuyordu.

 

BM görevlileri mayın taraması yaptı

Nami ve Yakovu görüştü

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın BM ve AB ilişkilerinden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu, çalışma gruplarıyla teknik komitelerin gündemini belirleme çalışmalarına bugün başladı.

AA

Güncelleme: 17:32 TSİ 28 Mart 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - Nami ile Yakovu, “21 Mart Mutabakatı” sonrasında başlayan yeni süreç çerçevesinde Ledra Palace’da bir araya geldi.

Nami-Yakovu görüşmesine, adadan yarın ayrılacak BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Micheal Möller ile Möller’den görevi geçici olarak devralan Elizabeth Shaper de katıldı.

Bugünkü görüşmede, çalışma gruplarıyla teknik komitelerin gündemini belirleme başlayan Nami ve Yakovu, pazartesi günü yeniden bir araya gelecek.

İki liderin özel temsilcileri Nami ve Yakovu arasında yapılan görüşmelerde, 6 çalışma grubu ve 7 teknik komite oluşturması kararlaştırılmıştı.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitirs Hsitofyas’ın 21 Mart’ta yaptığı görüşmede varılan mutabakat uyarınca, çalışma grupları ve teknik komiteler, 3 ay süresince kapsamlı müzakerelere hazırlık için çalışma yapacak ve ardından liderler yeniden bir araya gelecek.

Çalışma grupları, Kıbrıs sorunun özüne ilişkin konularda, teknik komiteler de iki toplum arasındaki gündelik sorunlar üzerinde çalışma yapacak.

TALAT AP SOSYALİST GRUP HEYETİ İLE GÖRÜŞTÜ
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Martin Schults başkanlığındaki Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup heyetini kabul etti.

Cumhurbaşkanlığında yapılan görüşmeye, Cumhurbaşkanı Talat’ın özel temsilcileri Özdil Nami ile Kutlay Erk de katıldı.

Görüşmeyle ilgili açıklama yapılmazken, basının görüntü almasına izin verildi.

 

KKTC Umman'da temsilcilik açıyor



28 Mart, 2008 18:10:00 (TSİ) CNN TURK

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Umman'ın başkenti Muskat'ta temsilcilik açıyor.

Muskat'ta açılacak KKTC ofisine Rıza Ömer Çinkılıç, Temsilci olarak görevlendirildi.
 
Çinkılıç'ın görevlendirilmesine ilişkin KKTC Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazetede yayımlandı.
 
Karara göre, Katar ve Umman'da KKTC Temsilcilikleri açılmasına ilişkin 17 Ocak 2007 tarihli karar çerçevesinde, Umman'ın başkenti Muskat'ta açılacak KKTC ofisine Rıza Ömer Çinkılıç'ın, vize işlemlerinin tamamlanmasının ardından KKTC Temsilcisi olarak görevlendirilmesi onaylandı

 

 

Yakovu ve Nami çalışmalara başladı



28 Mart, 2008 17:18:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ilişkilerinden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu, çalışma gruplarıyla teknik komitelerin gündemini belirleme çalışmalarına bugün başladı.

Nami ile Yakovu, "21 Mart Mutabakatı" sonrasında başlayan yeni süreç çerçevesinde Ledra Palace'da biraraya geldi.
 
Nami-Yakovu görüşmesine, adadan yarın ayrılacak BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Micheal Möller ile Möller'den görevi geçici olarak devralan Elizabeth Shaper de katıldı.
 
Bugünkü görüşmede, çalışma gruplarıyla teknik komitelerin gündemini belirleme başlayan Nami ve Yakovu, pazartesi günü yeniden biraraya gelecek.
 
İki liderin özel temsilcileri Nami ve Yakovu arasında yapılan görüşmelerde, 6 çalışma grubu ve 7 teknik komite oluşturması kararlaştırılmıştı.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitirs Hsitofyas'ın 21 Mart'ta yaptığı görüşmede varılan mutabakat uyarınca, çalışma grupları ve teknik komiteler, 3 ay süresince kapsamlı müzakerelere hazırlık için çalışma yapacak ve ardından liderler yeniden biraraya gelecek.
 
Çalışma grupları, Kıbrıs sorunun özüne ilişkin konularda, teknik komiteler de iki toplum arasındaki gündelik sorunlar üzerinde çalışma yapacak.
 
Taraflar 3 ay içinde tekrar görüşecek
 
21 Mart'ta Ada'da buluşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, BM'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde 3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlanması ve en kısa sürede soruna çözüm bulunması konusunda anlaştı. 

 

Büyükanıt ne açıklayacak

KKTC Bulunan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın sivil olarak dolaşması soru işaretlerine neden oldu. Büyükanıt bunun nedenini sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle yaptığı basına kapalı toplantıda açıkladı.
Büyükanıt, “Ben buraya askeri birlikleri denetlemeye değil sizinle kucaklaşmayla geldim” dedi.

Kıbrıs’la ilgili görüşmelere de değinen Büyükanıt, “Arzu varsa sorun çözülür arzu yoksa çözülmez. Türk askeri gerçek manada anlaşma olmadan buradan çekilmez. Anlaşma yapılırsa da anlaşmanın sonuçlarını değerlendiririz. Ve ona göre karar verilir.

KKTC’de vatandaşlardan büyük sevgi ve sempati gören Büyükanıt, şöyle konuştu: Her yerde aynı sevgi ile karşılaştım. Cumartesi günü saat 11.00’de basın toplantısı yapıp bu izlenimlerine de değineceğim ve Türkiye’ye döneceğim.”

Büyükanıt, KTTC’ye gelmeden önce kafasında konsepti belirlediğini, sivil kıyafetle gelişini emekliliğe bağlayanlar olduğunu vurguladı: “Ama ben buraya askeri birlikleri denetlemek için değil Cumhurbaşkanı ve buradaki vatandaşlarımızın davetlerine katılmak için geldim. O yüzden üniformamı giymedim”

HURRIYET 28/03/08

 

 

Kıbrıs'ta hızlı değil, sağlam çözüme ihtiyaç var

Kıbrıs'ta hızlı değil, sağlam çözüme ihtiyaç var

Olumlu geçmiş görünen Talat-Hristofyas buluşması, ilerlemeye susamış olan Kıbrıs halkını heyecanlandırdı. Gelecekte zorluk yaşanması doğal ama dış güçler müzakerelere karışırsa bu yeni çaba da başlamadan biter

28/03/2008 RADIKAL

Fanos Konstantinidis

Dmitris Hristofyas-Mehmet Ali Talat görüşmesinde kazanan ve kaybeden yoktu. Her iki taraf da geri adım attı ve Annan Planı'ndan, 8 Temmuz Anlaşması'ndan ve iki kesimli iki toplumlu federasyondan kesinlikle söz etmeyen ortak bir bildiri yayımlandılar.
Bildirinin temel niteliği, çalışma grupları ve teknik komiteler oluşturulup, bunların hem temel hem de günlük konuları ele almalarıydı. Bu komitelere çalışmaları için üç aylık süre tanındı. Müzakerelerin başlaması için çalışacak olan komiteler görevini tamamlasa da tamamlamasa da, iki lider üç ay sonra tekrar buluşacak. Lefkoşa'da doğal olarak ihtiyatlı bir iyimserlik hâkim, çünkü zorluklar gelecekte ortaya çıkacak.
İki lider görüşmede büyük anlaşmazlık konularına değinmedi, daha genel konular gündeme geldi. Böylece hem görüşmelerin çıkmaza girmesi engellendi, hem de ülke içine ve dışına bazı mesajlar gönderildi. Bu cesaret verici mesajlar özellikle de gelişme kaydedilmesine susamış Kıbrıs halkı tarafından memnuniyetle karşılandı. Halk bir hareketlilik istiyordu ve bunu iki lider arasında gerçekleşen görüşmede buldu. Tabii sonunda yine hayal kırıklığına uğrayabilirler. Şimdilik Hristofyas'la Talat arasındaki sıcak tokalaşmalardan ve 'suya sabuna dokunmayan' ortak bildiriden memnunlar.
İki liderin görüşmesine BM, Britanyalılar, Amerikalılar, AB ve başkaları büyük ilgi gösterdi. Uluslararası basın görüşmeye geniş yer ayırdı. Hatta bazı basın-yayın organları hâlâ Hristofyas-Talat görüşmesi ve ortak bildiriyle ilgileniyor. Çok uzağımızdaki Japonya'nın devlet televizyonu dahi görüşmeye, ortak bildiriye ve Ledra (Lokmacı) barikatının açılması konusuna yer verdi.
Yabancı arabulucular fırsattan yararlanmaya ve komitelerin oluşturulmasına yardım etmeye hazırlanıyorlar. İlk ziyareti, pazar günü Kıbrıs'a gelerek Hristofyas ve Talat'la ayrı görüşmelerde bulunacak BM Genel Sekreter Yardımcısı Lynn Pascoe yapacak. Ardından ABD Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza, daha sonra da Amerikalı Müsteşar Daniel Freed gelecek. Şimdilik Lefkoşa'ya herhangi bir Britanyalı yetkili gelmeyecek, çünkü bir yandan Britanya Yüksek Komiseri Peter Millet'in Kıbrıs konusundaki rolünün statüsü yükseltildi, diğer yandan da Hristofyas Britanya Başbakanı Gordon Brown'un davetlisi olarak gelecek çarşamba Londra'yı ziyaret edip, Kıbrıs konusunu geniş biçimde ele alacak. Bütün yabancı gözlemciler, komiteler nasıl çalışırsa çalışsın üç ay sonra Hristofyas ve Talat arasında Kıbrıs sorununun çözümlenmesi amacıyla yoğun müzakerelerin başlayacağına kesin gözüyle bakıyor.
Her halükârda gerek BM gerekse de diğer arabulucular önümüzdeki aylarda Kıbrıs konusunu düzene sokacak bir yolun bulunması için her iki tarafa, özellikle de Hristofyas'a baskı uygulamaya kalkışırlarsa büyük bir hata işlerler. Kıbrıs sorununun 'düzene sokulması' söz konusu değil. İstenen, Kıbrıs sorununun kesinlikle çözülmesi, hatta işlevsel, uygulanabilir, zaman içinde kalıcı bir çözüm bulunmalı.
Açıklamalarına göre yürüyerek geçmeyi heyecanla istedikleri Ledra barikatının açılması fırsatından yararlanarak hızlı çözüme yönelik girişim başlatmaya kalkışırlarsa, Pascoe, Bryza ve Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn yeni çabayı da 'öldürecek'. Bu çabanın ciddiyetle, samimiyetle, soğukkanlılıkla ve iyi planlanmış bir biçimde ortaya konması gerekir. Başarısızlıkla sonuçlanırsa, yazıklar olsun. (Yunan gazetesi, 26 Mart 2008)

 

 

Lokmacı heyecanı

GÜNEY'DE, LOKMACI ÇALIŞMALARINA BUGÜN BAŞLANACAK... Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla ilgili dün sabah saatlerinde harekete geçen LTB Başkanı Bulutoğluları, bölgede altyapı ve binaların sağlamlaştırılması çalışmalarına saat 15.00 sıralarında başlarken Lefkoşa Rum Belediyesi'nin ise çalışmalarına bugün sabah saat 08.00'de başlayacağı bildirildi. Bulutoğluları, çalışmaların 3 gün içerisinde tamamlanabileceğini belirtirken Mavru, bölgedeki binalarda yapılacak çalışmaların 5 iş gününde tamamlanacağını ve geçidin takriben gelecek hafta sonunda açılacağını söyledi

"LOKMACI, ÖNEMİNE VE SEMBOL OLMASINA RAĞMEN HALEN BİR BARİKATTIR"... Kapının ne zaman açılacağına siyasilerin karar vereceğini belirten LTB Başkanı Bulutoğluları, "Lokmacı Kapısı'nın 5-10 gün içerisinde yayaların kullanımına açılabileceğini" ve Kapı'nın sivillere açılmasının, adada çözüme katkıda bulunacağını ümit ettiğini kaydetti. Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Mavru da açıklamasında, kapının kesin açılma tarihinin denetlemeden sonra belirlenebileceğini belirtti. Mavru, Lokmacı'nın yalnızca geçişler için kullanılacağını, bölgedeki ticarethanelerin işlemeyeceğini ifade ederek "Önemine ve sembol olmasına rağmen halen bir barikattır" dedi

Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) ekipleri, Lokmacı Kapısı'nda altyapı ve binaların sağlamlaştırılması çalışmalarına dün saat 15.00 sıralarında başladı. Lefkoşa Rum Belediyesi ise çalışmalara bugün başlayacağını bildirdi.

Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün (UNFICYP) bölgenin mayınlardan temizlendiğine ilişkin açıklamasının ardından, bölgede dün başlayan tadilat çalışmaları kapının açılmasından önceki son aşamayı oluşturuyor.

Çalışmaların başlamasıyla Lokmacı Kapısı'nın Kuzey kesiminde basına açıklamada bulunan LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları, iki tarafın karşılıklı olarak imzalaması gereken belgedeki eksik bilgilerden dolayı LTB ekiplerinin sabah başlaması beklenen çalışmalara geç başladığını kaydetti.

Lefkoşa Rum Belediyesi'nin ise çalışmalara bu sabah başlayacağını belirttiğini söyleyen Bulutoğluları, "Ortada hiçbir engel kalmadı. Evraklar karşılıklı imzalandı. Arazinin mayından temiz olduğuna dair rapor verildi" dedi.

LTB ekiplerinin, dün, KKTC tarafına düşen bölgede temizlik ve yol tadilatı çalışmaları yürüttüğünü ifade eden Bulutoğluları, çalışmaların 3 gün içerisinde tamamlanabileceğini belirtti. Bulutoğluları, bölgedeki panoların çalışmaların sonlanmasına doğru yıkılacağını da kaydetti.

Kapının ne zaman açılacağına siyasilerin karar vereceğini belirten Cemal Bulutoğluları, "Lokmacı Kapısı'nın 5-10 gün içerisinde yayaların kullanımına açılabileceğini" ifade etti.

Bulutoğluları, Lokmacı Kapısı'nın sivillere açılmasının, adada çözüme katkıda bulunacağını ümit ettiğini kaydetti.

Çalışmalar başlamadan önce bölgede incelemelerde bulunan İçişleri bakanı Özkan Murat da, barikatın en yakın zamanda açılacağını belirterek Lokmacı Kapısı'nın geçişlere açılması konusunda Kıbrıs Türk tarafının tavrının net olduğunu belirtti.

"Duvarların sağlamlaştırılması çalışmaları bittikten sonra Lokmacı kısa sürede fiilen açılmış olacak" diyen Murat, Lokmacı Barikatı (Ledra Caddesi) ile kapalı bölgede kesişen yolun Güney kesimindeki altyapı çalışmalarının Lefkoşa Rum Belediyesi, kuzey kesimindeki çalışmaların da Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından yürütüleceğini söyledi.

Mavru: Yalnızca geçişler için kullanılacak, bölgedeki ticarethaneler işlemeyecek

Öte yandan Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru, Lokmacı Kapısı üzerinde bulunan binalara büyük müdahalenin bugün itibarıyla başlayacağını söyledi.

Mavru, Rum radyosuna yaptığı açıklamada, bölgedeki binalarda yapılacak çalışmaların 5 iş gününde tamamlanacağını ve geçidin takriben gelecek hafta sonunda açılacağını söyledi.

Eleni Mavru, kapının kesin açılma tarihinin dünkü denetlemeden sonra belirlenebileceğini de kaydetti.

Mavru, çalışmaların Lokmacı Kapısı'nın açılmasından sonra da devam edeceğini, ancak çalışmaların geçişleri etkilemeyeceğini belirtti.

Lokmacı'nın yalnızca geçişler için kullanılacağını, bölgedeki ticarethanelerin işlemeyeceğini ifade eden Lefkoşa Rum Belediye Başkanı, "Önemine ve sembol olmasına rağmen halen bir barikattır" dedi.

Lefkoşa Türk ve Rum belediye ekiplerinin yalnızca bir bölgeyi denetlediklerinin hatırlatılması üzerine; "UNFICYP'ten bölgenin güvenli olduğuna ilişkin resmi yazılı teyit bekliyoruz. Bu meseleler özellikle ciddidir" yanıtını veren Mavru, bölgede yapılacak çalışmaların ilk aşamasında geçit boyundaki binaların güçlendirileceğini, yol zemininin düzeltileceğini, aydınlatılacağını ve bölgenin sıhhi açıdan denetiminin yapılacağını söyledi.

Bakan Murat: Kısa sürede fiilen açılmış olacak

Lokmacı Barikatı'nın açılmasına yönelik başlayan teknik çalışmalar öncesinde İçişleri Bakanı Özkan Murat bölgede incelemelerde bulunarak, barikatın en yakın zamanda açılacağını söyledi.

Kapalı bölgede incelemelerde bulunduktan sonra barikatın Kuzey tarafından basına açıklama yapan Özkan Murat, Lokmacı barikatının geçişlere açılması konusunda Kıbrıs Türk tarafının tavrının net olduğunu belirtti.

Türk tarafının teknik çalımlarla ilgili hazırlıklarını önceden yaptığını kaydeden Murat, dünkü ziyarette bölgeye daha önceden yerleştirilen muhaceret ve gümrük kabinleri ile bölgedeki altyapıyı yerinde incelediklerini söyledi.

İki belediyenin, geçişlere açılacak yolun iki tarafında yıkılma tehlikesi arz eden duvarların sağlamlaştırılması ve yolun tadilatı ile ilgili çalışmalara bugün başlayabileceğini kaydeden Murat, sabahleyin Lefkoşa Türk Belediyesi'nin, daha sonra da Lefkoşa Rum Belediyesi'nin bölgede teknik çalışmalara başladığını bildirdi.

"Duvarların sağlamlaştırılması çalışmaları bittikten sonra Lokmacı kısa sürede fiilen açılmış olacak" diyen Murat, Lokmacı Barikatı (Ledra Caddesi) ile kapalı bölgede kesişen yolun Güney kesimindeki altyapı çalışmalarının Lefkoşa Rum Belediyesi, kuzey kesimindeki çalışmaların da Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından yürütüleceğini söyledi.

KIBRIS 28/03/08

 

Adil, kapsamlı ve eşit bir anlaşma olana kadar da burada olacağız

"TSK, KIBRIS'I İSTİLA EDEN BİR GÜÇ DEĞİL"...Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) bazılarının söylediği gibi "Kıbrıs'ı istila eden bir güç" değil, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamak için burada olduğunu ve Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin hak ve özgürlüklerini içine alan adil, kapsamlı ve eşit bir anlaşma olana kadar da burada olacağını vurguladı

İZOLASYONLAR KIBRISLI TÜRKLER İÇİN ZULÜM HALİNE GELDİ... Orgeneral Yaşar Büyükanıt, KKTC'ye uygulanan izolasyonların ise Kıbrıslı Türkler için şu anda "zulüm" haline geldiğini ve Kıbrıslı Türklerin bu zulmü hak etmediğine de işaret ederek, izolasyonların kaldırılması ve KKTC'nin uluslararası alana katılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti

Türkiye Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) bazılarının söylediği gibi "Kıbrıs'ı istila eden bir güç" değil, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamak için burada olduğunu ve Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin hak ve özgürlüklerini içine alan adil, kapsamlı ve eşit bir anlaşma olana kadar da burada olacağını vurguladı.

Büyükanıt, Kıbrıs Türk mücadele tarihinde önemli bir yeri bulunan, 1963-64 olaylarında Rum saldırılarına karşı üstün bir direniş gösteren Mehmetcik köyünü ziyaretinde yaptığı konuşmada, KKTC'ye uygulanan izolasyonların Kıbrıslı Türkler için şu anda "zulüm" haline geldiğini ve Kıbrıslı Türklerin bu zulmü hak etmediğine de işaret ederek, izolasyonların kaldırılması ve KKTC'nin uluslararası alana katılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Mehmetçik'in önemi

Büyükanıt, KKTC'deki temasları çerçevesinde dün, Kıbrıs Türk mücadele tarihinde önemli bir yeri bulunan, 1963-64 olaylarında Rum saldırılarına karşı üstün bir direniş gösteren ve bu sürede Rum kontrolüne hiç girmeyen, ayrıca direnişin sancaktarlığını yapan Mehmetcik (Galatya) köyünü ziyaret etti.

Büyükanıt'ın ziyareti dolayısıyla Mehmetcik Belediye Park Gazinosu'nda karşılama töreni düzenlendi. Karşılama törenine, Mehmetcik ve Karpaz bölgesi ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri ile vatandaşların yanında, bölgedeki üniversite öğrencileri ve üst düzey yetkililer katıldı.

Büyükanıt'ın ziyareti sırasında Mehmetcik Belediye Başkanı Ahmet Adalıer, Erenköy Belediye Başkanı Özay Öykün, İskele Belediye Başkanı Halil Orun, Dipkarpaz Belediye Başkanı Mehmet Demirci ve bölge muhtarları da hazır bulundu.

Sloganlar

Tören alanına polis kontrolünden geçirildikten sonra alınan öğrenci ve vatandaşlar, burada Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ı, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz", "laikliğin kalesi yıkılmayacak", "ordu-gençlik el ele", "tam bağımsız Türkiye" ve "Atatürk gençliği işbaşında" sloganlarıyla karşıladı.

Yollara mersin dalları serildi

Ziyaret dolayısıyla Lefkoşa'dan Mehmetcik'e kadar olan yol güzergâhında ve köy içinde polis ve asker geniş güvenlik önlemleri aldı, ayrıca Mehmetcik köyünün sokakları TC-KKTC bayraklarıyla donatıldı ve yol güzergâhına mersin dalları serildi.

Komutanlar sivil geldi

Orgeneral Büyükanıt ve beraberindeki komutanların ziyarete sivil kıyafetle katılmaları da dikkat çekti.

Büyükanıt'a Mehmetcik ziyaretinde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz ve diğer komutanlar eşlik etti.

Vatandaşların coşkulu bir tezahüratı altında tören alanına giren Orgeneral Büyükanıt, coşkulu kalabalığı selamlayarak el salladı.

İsmi verilen caddenin açılışını yaptı

Büyükanıt, Mehmetcik köyünü ziyareti dolayısıyla Mehmetcik Belediyesi tarafından adı verilen bir caddenin açılışını da yaptı.

Daha önce "Hürriyet Caddesi" olan caddenin ismi "Orgeneral Yaşar Büyükanıt Caddesi" olarak değiştirildi.

Tören

Orgeneral Büyükanıt'ın Mehmetcik'e yaptığı ziyaret dolayısıyla düzenlenen tören, şehitler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Törende ilk konuşmayı Mehmetcik Belediyesi Başkanı Ahmet Adalıer yaptı. Ardından da Orgeneral Yaşar Büyükanıt konuştu.

Büyükanıt'ın konuşmasının ardından tören Mehmetcik Kültür ve Dayanışma Derneği halk dansları ekibinin sunduğu folklor gösterisi, Büyükanıt'ın şehit aileleri ve gazilere hediyeler dağıtması ve Mehmetcik ile Erenköy Belediye başkanlarının Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a hediyeler sunmasıyla sürdü. Tören, Orgeneral Yaşar Büyükanıt Caddesi'nin açılışıyla son buldu.

Büyükanıt'ı karşılama törenine gelen vatandaşlar ve öğrenciler tören boyunca "Kıbrıs Türk'tür Türk Kalacak" ve "Ne Mutlu Türküm Diyene" şeklinde sloganlar attı.

Mehmetcik Belediyesi de törenin yapıldığı Belediye Park Gazinosu'nun duvarlarına "Paşam Mehmetcik Belediyesi Sizi Kucaklar" ve "Karpaz Yarımadası var oluş mücadelemizde anıttı, şimdi 'Büyükanıt' oldu" şeklinde pankartlar ve TC-KKTC bayrakları ile Atatürk posterleri astı.

Adalıer

Mehmetcik Belediye Başkanı Ahmet Adalıer törende yaptığı açılış konuşmasında Mehmetcik bölgesinin Kıbrıs Türk tarihinde her zaman özel bir yere sahip olduğunu belirterek, cephelerde şehitler verdiklerini ve gaziler kazandıklarını kaydetti.

Kıbrıs Türk halkına mücadele yıllarında lojistik destek sağlayan ve iki sancaktan biri olan Mehmetçiğin, mücadele yıllarında vatan için şehitler verdiğini anımsatarak, şehitleri andı.

Coşkulu kalabalığa şehitlerin isimlerini okuyan Adalıer, Kıbrıslı Türklerin hayatta onurlu bir yaşamdan başka hiçbir şey talep etmediğini belirterek, Türkiye'nin garantörlüğünden ayrılmadan toplumsal direnişi sürdüreceklerini ve KKTC'nin varlığını koruyacaklarını kaydetti.

Türkiye Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın Mehmetcik'e yaptığı ziyaretten dolayı onur duyduklarını da vurgulayan Adalıer, daha önce "Hürriyet Caddesi" olan bölgenin Belediye Meclisi kararıyla "Orgeneral Yaşar Büyükanıt Caddesi" olarak değiştirildiğini dile getirerek, Büyükanıt'ın isminin Kıbrıs Türkünün var olduğu sürece burada ve Kıbrıslı Türklerin aklında taşınacağını söyledi.

Büyükanıt

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da konuşmasında, hayatında ilk defa böyle bir şey olduğunu ifade ederek, isminin Mehmetcik'te bir caddeye verilmesinin kendisini çok duygulandırdığını dile getirdi ve içten teşekkürlerini sundu.

Orgeneral Büyükanıt, KKTC gezisini planlarken kendisine "sizi bir yerleşim yerine götüreceğiz" dediklerini, buranın adının da "Mehmetçik" olduğunu duyar duymaz da hemen "evet" dediğini ifade ederek, Mehmetçik'e gelmekten çok özel bir onur duyduğunu kaydetti.

"TSK Kıbrıs'ı istila eden bir güç değil"

Büyükanıt, konuşmasında genel konulara da değinerek, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), bazılarının söylediği gibi "Kıbrıs'ı istila eden bir güç" değil, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamak için burada olduğunu ve burada kalmaya da devam edeceğini vurguladı.

Yaşar Büyükanıt, TSK'nın Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin hak ve özgürlüklerini içine alan adil, kapsamlı ve eşit bir anlaşma olana kadar da burada olacağını kaydetti.

"Olaylar 74'te başlamadı, bitti"

Orgeneral Büyükanıt, bazı kimselerin ve özellikle yabancıların Kıbrıs olaylarının 1974 yılında başladığını sandığını, fakat olayların 1974'te başlamadığını, bittiğini ifade ederek, Kıbrıs'taki olayları hiçbir zaman Kıbrıslı Türklerin başlatmadığını, Kıbrıslı Türklerin her zaman saldırıya maruz kaldığını vurguladı.

"Kıbrıslı Türkler evlerinden kovuldu"

Kıbrıslı Türklerin bu saldırılarda sadece canını ve malını değil, yaşam yerini de kaybettiğini işaret eden Büyükanıt, Kıbrıslı Türklerin evlerinden de kovulduğunu dile getirdi.

Bu kapsamda Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü ve toprağı için canını ve kanını gözünü kırpmadan verdiğini söyleyen Büyükanıt, bu uğurda hayatını kaybeden şehitleri andı, önlerinde saygıyla eğildi ve Tanrı'dan rahmet diledi.

"İzolasyonlar zulüm haline geldi... Kalkmalı"

Konuşmasının sonunda KKTC'ye uygulanan izolasyonlara da değinen Orgeneral Yaşar Büyükanıt, bu izolasyonların Kıbrıslı Türkler için şu anda "zulüm" haline geldiğini ve Kıbrıslı Türklerin bu zulmü hak etmediğini vurgulayarak, izolasyonların kaldırılması ve KKTC'nin uluslararası alana katılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

KIBRIS 28/03/08

 

İngiltere'nin tüm enerjisi çözüm için

Eylem ERAYDIN/ LONDRA

İngiltere'nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Jim Murphy, "Kıbrıs'ın bölünmesinden değil, birleşmesinden yana olduklarını" söyledi. "Tüm enerjimizi Kıbrıs sorununun çözümü konusuna yoğunlaştırdık. Başarısızlığı düşünmüyoruz. B veya C planımız da yok" diyen Murphy, Kıbrıs Rum lideri Dimitris Hristofyas'ın ardından Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da İngiltere'ye davet edilmesi gerektiğini belirtti.

Jim Murphy, pazartesi günü Kıbrıs konusunda görüşmeler yapmak için Türkiye'yi ziyaret edeceğini belirterek, "Kıbrıs'ta çözüm arayışında sorumluluğumuzun bilincindeyiz" dedi.

İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan ise, her iki tarafında çözüm için toleranslı davranması gerektiğini söyledi.

Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan ile birlikte Kıbrıslı Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra'da düzenlenen bir toplantıya katılan Murphy, pazartesi günü Türkiye'ye yapacağı ziyaret öncesinde önemli mesajlar verdi.

Önceki akşam Wood Green'deki Grand Palace'da yapılan toplantıda İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türklerin sorularını yanıtlayan Ryan ve Murphy, İngiliz hükümetinin iki ulus arasındaki çözüm sürecindeki etki ve güçlerinin farkında olduklarını belirterek, Kıbrıs'ta kalıcı çözüm ve barışa destek verdiklerini ifade ettiler.

İşçi Partili Milletvekili ve Avrupa Bakanı Murphy, bu buluşmanın Kıbrıslı Türklerle yaptığı ikinci görüşme olduğunu belirterek, parlamentodaki yaptıkları ilk görüşmeyle Londra'daki Kıbrıs Türk Diasporasını dinlemekten büyük memnuniyet duyduğunu kaydetti.

Çok sayıda Kıbrıslı Türkün katıldığı toplantı da Murphy, İngiliz hükümeti olarak adadaki kalıcı çözüm arayışları konusundaki sorumluluklarının farkında olduklarını kaydederek, pazartesi günü Kıbrıs konusuyla ilgili olarak Türkiye'ye bir ziyaret düzenleyeceğini belirtti.

Talat da davet edilmeli

Kıbrıs sorununu önümüzdeki birkaç ay için gündeminin öncelikli maddesi haline getirdiğini, konunun çözümü için elinden gelen her türlü çabayı sarf etmeye hazır olduğunu ifade eden Murphy, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın İngiltere'ye davet edildiğinin hatırlatılması üzerine, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da davet edilmesi gerektiğini vurguladı. Murphy, ''Bu konuyu göz ardı ettiğimizi sanmayın, bu tür görüşmeler her iki tarafa da açık olmalı'' dedi.

İngiltere'nin BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesi bir AB ülkesi ve Kıbrıs'ın üç garantör devletinden biri olduğunu hatırlatan Murphy, bu konuda bütün dünyada ender bir konuma sahip olduklarını ve bunun sorumluluğunu hissettiklerini ifade etti.

B veya C planı yok

Murphy, iki saat süren toplantının soru-cevap bölümünde de "Tüm enerjimizi Kıbrıs sorununun çözümü konusuna yoğunlaştırdık. Başarısızlığı düşünmüyoruz. B veya C planımız da yok" dedi.

Pazartesi günü Türkiye'ye gideceğini, daha sonra Yunanistan ve Kıbrıs adasını ziyaret edeceğini belirten Murphy, bir soru üzerine, Kıbrıs'ın bölünmesinden yana olmadıklarını, tek planlarının adayı iki bölgeli ve iki toplumlu hale getirmek olduğunu yineledi. Murphy, "Kendimizi bu hedefe yüzde yüz vermiş durumdayız" diye konuştu.

Murphy, bu yıl adada fırsatlar penceresinin açıldığını, başarısızlığı düşünmek bile istemediklerini ifade ederek, Londra'da Kıbrıslı Rumlar ve Türklerle ortak toplantılar yapacaklarını açıkladı.

Hristofyas'a şans vermeliyiz

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan da toplantıda Rum kesiminde geçtiğimiz ay yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminden de bahsederek, Kıbrıs Rum toplumu lideri olarak seçilen Hristofyas'ın dönemini "taze ve yeni bir hava" olarak nitelendirdi.

Ryan, "Denktaş'ın ardından Mehmet Ali Talat'ın gelmesi Kıbrıs için taze bir nefes olduysa aynı şeyin Rum tarafı için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Bence Dimitris'e şans vermeliyiz" diye konuştu.

İngiliz hükümetinin garantör olarak bu işi yürütmesinin hem Türkiye hem Yunanistan için önemli olduğunu söyleyen Ryan, çözüm için her iki tarafı da dinleyerek iki kesim için de bir çözüm yolu bulunmasının zor bir süreç olduğunu kaydetti.

Ryan ayrıca "İngiltere yüzlerce ulusu aynı çatı altında bir arada tutarak yaşamayı başarıyor bunu tolerans ile sağlıyor" diyerek aynı şekilde bunu Kıbrıs'ta iki tarafında yapabileceğini sözlerine ekledi.

Pazarlıklar uzun süreli olacak

Ryan, ayrıca ilk kez İngiliz hükümetinin Avrupa bakanının, Kıbrıs konusunu gündeminin öncelikli maddesi haline getirdiğine şahit olduğunu söyledi.

Ryan, adanın güneyinde yapılan seçimlerin ardından çözüm için büyük fırsat yakalandığını, bu durumu her iki tarafın da avantaj sağlayacağı şekilde değerlendirmek gerektiğini ifade etti.

Ryan, "İki toplum arasındaki görüşmeler, pazarlıklar oldukça uzun süreli olacak. Tony Blair, Kuzey İrlanda sorununun barışçıl yolla hallinde, büyük bir liderlik ve diplomasi örneği sergileyip, 25 yıllık sorunu bitirmişti. Kıbrıs konusunda da İngiltere olarak elimizden geleni yapacağız" dedi.

KIBRIS 28/03/08

 

BM Genel Sekreterinin yardımcısı Pascoe, 30 Mart'ta Kıbrıs'a geliyor

BM Sözcüsü Michelle Montas, gazetecilere yaptığı açıklamada, Pascoe'nun 30 Mart Pazar günü gece geç saatlerde Kıbrıs'ta olacağını, 2 Nisan Çarşamba gününe kadar adada kalacağını açıkladı.

BM sözcüsü, Pascoe'nun Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum toplumu lideri Dimitris Hristofyas'la görüştükten sonra New York'a döneceğini ve yakın zamanda Atina ve Ankara'ya da gideceğini belirtti.

Montas, BM Genel Sekreteri Ban'ın bu kapsamda daha önce yaptığı açıklamaya atıfta bulunarak, Pascoe'nun adaya yapacağı ziyaretin ve bu süreçteki misyon amacının, BM'nin, adada çözüme ulaşılması çabalarına nasıl yardımcı olabileceğine karar vermesini sağlamak olduğunu anımsattı.

Spehar, Kıbrıs'ta

Bu arada BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in yerine geçici olarak atanan Elizabeth Spehar'ın dün öğleden sonra Kıbrıs'a geldiği bildirildi.

Geçici BM Temsilcisi Hırvat kökenli Kanadalı Spehar, pazar günü adayı ziyaret edecek olan BM Genel Sekreteri'nin yardımcısı Lyn Pascoe'yla görüşecek.

Spehar'ın, Larnaka Havalimanı'nda herhangi bir açıklama yapmadığı belirtildi.

BM'nin siyasi mevcudiyetini koruması amacıyla adaya gelen Spehar'ın, birkaç hafta Kıbrıs'ta kalması bekleniyor.

KIBRIS 28/03/08

 

Ledra Street to open at end of next week says Nicosia Mayor
By Jean Christou

NICOSIA Mayor Eleni Mavrou expects the Ledra Street crossing to open at the end of next week, she said yesterday.

A team of engineers from the municipalities on both sides entered the Green Line yesterday morning, a day after the UN completed a mine sweep of the area where pedestrians will pass.

The team was accompanied by UN personnel to carry out a joint survey of the 80-metre stretch that links the two barriers.

While the Turkish Cypriot team continued to work in the area after the joint inspection, employees of Nicosia Municipality will enter today to begin, said Mavrou.

The Mayor visited the site around lunchtime yesterday.

“Tomorrow (Friday) machines and whatever equipment is needed will be transferred to the area,” she said.

“We need around a week to open the crossing point and we expect this to happen at the end of next week,” she added.

The official opening date however is likely to be set by a political rather than municipal agenda.

Mavrou said that the technical team, consisting of architects, civil engineers and mechanical engineers, would conclude their inspection of the old buildings this morning.

There are three or four abandoned buildings on each side of the buffer-zone stretch that have been empty since 1974. Ledra Street itself was barricaded during the hostilities in 1963.

Mavrou said the buildings were in really bad shape and it must be verified that they will not put lives at risk.

Work will include probing the dilapidated buildings, improving the pathway and installing lighting. Sanitary inspections in the abandoned area would also have to be done, she said.

The EU Commission has allocated €100,000 for the work and has promised more cash if it is needed.

Following the opening there would be further work needed on the building facades, Mavrou said. There will not be any shops on the stretch. It will merely be a passageway.

“After all it is still a check point, despite the meaning and symbolism”, Mavrou said.

Referring to Turkish army patrols in the area, Mavrou said there were reassurances that there would not be any troop movement.

The Turkish Cypriot side said it had cleaned up the side of the road near Ermou Street, which crosses perpendicular to Ledra Street. They estimate they can finish the work in three days if there are no unforeseen problems.

The political decision to finally open the Ledra crossing after three years of wrangling was made by President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat a week ago today.

CYPRUS MAIL 28/03/08

 

Christofias is ‘cautiously optimistic’ on prospects for solution
By Stefanos Evripidou

PRESIDENT Demetris Christofias yesterday expressed cautious optimism regarding the prospects of a Cyprus solution, warning expectations were “very high”.

Speaking to university students from Athens and Palermo at the Presidential Palace, Christofias said the Greek Cypriot side would do its utmost to find a settlement but that “serious problems” lay ahead.

“I assure you that we shall make every effort - always defending the fundamental principles of the Cyprus problem. We shall be flexible and show understanding for the problems the Turkish Cypriot community is facing, in the hope that they will reciprocate and understand our problems too,” he said.

The President referred to his meeting last Friday with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat saying that “the main goal is to find ways of understanding each other, something which will depend on several factors, mainly on the Turkish leadership.”

“I do not attribute bad intentions to Talat but the Turkish leadership has not convinced us that indeed it gives the green light for us to proceed. This will become clear in due course,” he said.

On reaching a settlement, Christofias appeared cautiously optimistic. He noted that expectations were very high and expressed hope that these were realised.

“Things are not simple and they are not as easy as they seem to be just because I met with Talat and we decided jointly to proceed with those positive steps,” he noted.

He warned that “serious problem” would arise during the latest effort towards a settlement.

Regarding the first meeting between Christofias and Talat as community leaders, Christofias said “the road has opened”. However, he pointed out he could not guarantee whether this road would “in the end turn into the avenue which will help us reach a solution” for all Greek and Turkish Cypriots.

On the working groups and technical committees that the two leaders agreed to get started before their next meeting in three months, Christofias said the outcome of this process would decide whether intensive talks could begin or not.

He clarified that the committees and groups were not a propaganda tool for either side but “a message for the other side”.

Speaking at a press conference on human rights, British Foreign Secretary David Miliband highlighted that decisions on solving the Cyprus problem had to be taken locally, by the leadership and the people of Cyprus.

“We can support it, but it is going to have to be done locally by leadership, which is why the immediate meeting on his election of President Christofias and Mr Talat is important, that leadership is important. But in the end it has to change people's minds as well because they have to vote for it in a referendum and I think that is where the right balance has got to be struck,” Miliband noted.

CYPRUS MAIL 28/03/08

 

Cyprus

11.29 am

Lord Harrison asked Her Majesty’s Government:

What steps they will take to resolve the division of Cyprus, following the recent talks between President Christofias and the Turkish Cypriot leader, Mr Talat.

The Minister of State, Foreign and Commonwealth Office (Lord Malloch-Brown): My Lords, we applaud the agreement reached between the leaders of the two communities to resume the search for a comprehensive settlement through negotiations facilitated by the UN and flanked by confidence-building measures such as opening Ledra Street. This agreement is a clear demonstration of their joint desire to reunify Cyprus. The UK’s role in this is not prescriptive but supportive. We will continue to support the UN by encouraging all parties to capitalise on this new opportunity.

Lord Harrison: My Lords, while recognising the necessity of the two parties themselves resolving the issues between them, will my noble friend nevertheless consult the Greek and Turkish Governments to reinforce any such agreement that occurs? Will he consult our European Union allies to ensure that Northern Cyprus benefits from being in the EU, something of which it has hitherto been deprived?

Lord Malloch-Brown: My Lords, I assure my noble friend that we intend to be actively involved in the diplomacy on this. The Prime Minister and Foreign Secretary have already directly met their Cypriot counterparts. We have intense engagements with the Government of Turkey as well as that of Greece. On the latter point, while it is true that Northern Cyprus has not enjoyed the benefits of EU membership, it enjoys a generous aid programme in per capita terms, intended to raise the living standards of Turkish Cypriots in a way that will reduce the friction on the happy day that the two halves of the island are reunited.

Lord Hannay of Chiswick: My Lords, while joining wholeheartedly in welcoming the steps that President Christofias, since his election, and his Turkish Cypriot opposite number, Mr Talat, have taken to revive the negotiating process aimed at reunifying the island, will the Minister confirm the importance in any resumed negotiations of the two Cypriot parties taking full ownership of the process from the outset, up to and beyond its conclusion? That way we would not again have any prospect of a party opposing the terms of a deal in the subsequent referendum. Will the Minister confirm that, in the context of an emerging settlement, Her Majesty’s Government will renew the offer made in 2003 to hand over a substantial part of the sovereign base areas to a reunited Cyprus?

Lord Malloch-Brown: My Lords, the noble Lord is of course a well recognised expert on this issue. He knows that the last time there was an agreement, there was coincidentally a change of Government through elections in the Republic of Cyprus, which complicated the issue of support for the agreement. We now have a new President in Cyprus with a new and fresh mandate, who is committed to negotiations. Equally, in the Turkish Cypriot leader, Mr Talat, we have someone committed since he came to office to finding an agreement. The omens for both sides taking ownership of this and negotiating in complete seriousness are very high. Of course, we will do everything we can—including on the issue of the sovereign bases—to provide incentives to make such negotiations a success.

Baroness Knight of Collingtree: My Lords, is it not the case that we have in this country a real responsibility as a long-term guarantor to do something to help Northern Cyprus? Is the Minister aware that real suffering has gone on for years in that little strip of land, not only with the people trying to make a living but in every aspect—property and so on? This is an urgent matter, and we would all welcome action being taken by the Government.

Lord Malloch-Brown: My Lords, the noble Baroness is correct that there have obviously been real economic disadvantages in the north which we have sought to address. With the prospect of two political leaders willing to lead their communities into a final solution to the root cause of this problem, this is not the moment for the UK to introduce new aid or economic incentives to the north alone. We must put all our efforts into finding a lasting solution: a political agreement between the two communities.

Lord Wallace of Saltaire: My Lords, on occasions over the past six or seven years, it has seemed as if the United Kingdom has been the only EU member apart from Greece that is actively interested in resolving the Cyprus conflict. Given that the Cyprus conflict and its related links with Greece and Turkey are at the heart of the problems of closer links between NATO and the EU, can Her Majesty’s Government make the strongest possible efforts to ensure that other EU Governments also take an active and positive role in assisting both parties in negotiating?

Lord Malloch-Brown: My Lords, the noble Lord makes an important point. We will certainly work to involve individual EU countries in this way. He was not suggesting otherwise, but both parties agree that the right frame for negotiations remains the United Nations. EU member states have a particular role in supporting that.

Lord Maginnis of Drumglass: My Lords, why do the Government appear so dismissive of human rights for Turkish Cypriots, as evidenced in recent Written Answers? Have they forgotten the ruthlessness of the EOKA-B against Turkish Cypriots? Why do they still disregard their obligations as a guarantor of the 1960 Treaty of Guarantee, despite promises renewed in April 2004 after the Annan plan referendum?

Lord Malloch-Brown: My Lords, I certainly hope that the noble Lord is not correct and that we do not overlook either our obligations as a guarantor, or concerns for the human rights of those in the north. Rather than direct monitoring by the UK, as occurred in the past, we now rely on the well established UN mechanisms and UN reports on the human rights situations of the different communities as our main basis for action. I reassure him that we have not forgotten about these issues.

Büyükanıt: KKTC’den hemen asker çekilmez

Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Kıbrıs’ta mevcut düzen devam ederek Lokmacı Kapısı’nın açılabileceğini söyledi ve “Sorumlu olduğumuz bölgede bayrak inecek, asker çekilecek diye bir şey yok, bir metre bile. Anlaşma olunca hemen asker çekilmez” dedi.

NTV-MSNBC

Güncelleme: 15:55 TSİ 29 Mart 2008 Cumartesi

 

LEFKOŞA - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, KKTC ziyaretinin ardından havaalanında bir basın toplantısı düzenledi. Büyükanıt, Cumhurbaşkanı Talat ve Rum lider Hristofyas arasındaki görüşmeyi “Konuşmak her zaman yararlıdır. Savaşlarda dahi alt düzeyde irtibat bulunur. Ben her zaman medeni şekilde, önyargısız yaklaşılmasını benimsemişimdir” sözleriyle değerlendirdi.

 

Orgeneral Büyükanıt, “Gezimin bazı kesimnlerde rahatsızlık yaratmasından mutluluk duyuyorum. TSK’nın görevi Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamaktır ve adada gerçek manada kalıcı ve adil barış sağlanmasına kadar asker kalacaktır” diye konuştu.

Kıbrıs’taki tarihsel süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan Büyükanıt, şöyle konuştu:

“Bazı kesimler sorunu 1974’te başlatır. 1974 sorunun başlangıç değil, Kıbrıs Türklerinin üzerindeki mezalimin sona eriş tarihidir. Benim arzum Kıbrıs Türk toplumunun tarih bilincine daha fazla sahip olmasıdır. 1881’de 341 olan karma köy, 1948’de 48’e inmiştir. Türk toplumu 1974 öncesinde adanın yüzde 3’üne hapsedilmiştir, güvenlik ortadan kalkmıştır.”

Ellerinde Türk ve KKTC bayrakları olan bir grup, Büyükanıt'ı uğurladı.


“KKTC şu anda egemen bir devlettir, tanısalar da böyledir tanımasalar da böyledir” diyen Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TSK adada adil ve kalıcı çözümün garantisidir. Herkes adil, kalıcı çözüm diyor, biz de diyoruz. Ama hepimiz aynı şeyi mi anlıyoruz? Bu kavramların içinin doldurulması ve kamuoyuna yansıtılması lazm. Rastgele bir plan yapıp adil ve kalıcı barış demekle çözüm olmaz. Parametreler ilgililer tarafından net olarak ortaya konulmalı, kamuoyu aydınlatılmalı.”

Büyükanıt, Lokmacı Kapısı’nın açılmasıyla ilgili ise şu ifadeleri kullandı:

“Lokmacıyı denetledim. KKTC anayasasının 10. maddesi gereği hudut hakkında TSK sorumludur, o açıdan inceledim. Birkaç yüz metre ileride zaten Ledra Palas kapısı var. Mevcut düzen devam ederek kapı açılırsa açılır. Sorumlu olduğumuz bölgede bayrak inecek, asker çekilecek diye bir şey yok, bir metre bile. Açılırsa açılır. Anlaşma olunca hemen asker çekilmez”

Büyükanıt: Kıbrıs Türkleri hapsedilmiştir

Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Ada'dan ayrılmadan önce çok önemli açıklamalar yaptı.

KKTC'den ayrılmadan önce Ercan Havaalanı'nda basın toplantısı düzenleyen Büyükanıt, Lokmacı'da dün denetlemede bulunduğunu, bu denetlemeyi KKTC Anayasası'nın geçici 10. maddesi uyarınca yaptığını belirtti. Lokmacı'da KKTC'nin egemenliğine zarar verecek hiçbir adım atılmadığını vurgulayan Büyükanıt, Türk askerinin sorumlu olduğu bölgeden "bir metre dahi geri adım atmayacağını" ifade etti.

Lokmacı'nın birkaç yüz metre yakınında Ledra Palas Kapısı olduğunu hatırlatan Büyükanıt, "Lokmacı Kapısı'nın açılması adil ve kalıcı bir barışa doğru giden çok büyük bir adam değil" dedi.

TSK'nın adada adil ve kalıcı bir çözümün garantisi olduğunu kaydeden Orgeneral Büyükanıt, "adil ve kalıcı barış kavramlarının içinin doldurulması gerektiğini, rastgele bir planın adil ve kalıcı bir barış olamayacağını" söyledi. Büyükanıt, "adil ve kalıcı bir barışın parametrelerinin net olarak ortaya konması ve bunun kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini" belirtti.

Amaçlarının Kıbrıs Türkü'nün güvenli, müreffeh ve izolasyonlardan kurtulmuş, çağdaş bireyler olarak yaşaması olduğunu ifade eden Büyükanıt, gelecekte hangi tür anlaşma olursa olsun, bu anlaşmanın mutlaka Kıbrıs Türklerinin egemenliğine ve eşit haklarına dayanması gerektiğini vurguladı.

KKTC'deki temasları hakkında memnuniyetini dile getiren Büyükanıt, "Bazı kesimlerin ziyaretimden rahatsızlık duyduğunu biliyorum. Bundan da mutlu oldum" ifadesini kullandı.

Orgeneral Büyükanıt, TSK'nın Kıbrıs'taki görevinin Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamak olduğunu, bunu da 1974'den beri yerine getirdiğini ifade ederek, adada acil ve kalıcı bir barış sağlanıncaya kadar bu görevin devam edeceğini söyledi.

Büyükanıt, Türk askerinin adadan çekilmesi için sadece bir anlaşmanın yetmeyeceğini, adil ve kalıcı bir barışı TSK'nın gözlemlemesi gerektiğini belirterek, "Bugün anlaşma oldu, yarın asker çekilsin olmaz" dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, sadece bir anlaşmaya varılmasının askerin adadan çekilmesine yetmeyeceğini ifade ederek, “(Bugün anlaşmayı imzaladım yarın askerinizi çekin) şeklinde bir şey olmaz. Onu gözlemlememiz lazım. Kıbrıs Türkü ne kadar güvenliktedir. Buna tam kanaat getirmemiz lazım” dedi.

Orgeneral Büyükanıt, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas görüşmesiyle ilgili olarak da konuşmanın her zaman yararlı olduğunu belirterek, “Sorunlar karşısında medeni bir şekilde konuşulması, medeni bir şekilde buluşulması, önyargısız yaklaşılmasını hep benimsemişimdir” ifadesini kullandı.

Üç gün boyunca askeri ve toplumun bazı kesimlerinde temaslar ve gözlemler yaptığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, “Bazı kesimlerde gezimin rahatsızlık yarattığını biliyorum, bundan da büyük mutluluk duyuyorum, rahatsız olmalarından. Ama sokaktaki vatandaştan çeşitli kesimlere kadar, çeşitli derneklerle yaptığım görüşmeler beni son derece mutlu etmiştir” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Kıbrıs'taki görevinin, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamak olduğunu ve 1974'ten beri en üst düzeyde bu görevi yerine getirdiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt, “Bu görevine, adada gerçek manada kalıcı ve adil bir barış sağlanmasına ve hatta sağlanmasından sonra da onun gözlenmesine kadar, güvenlik bağlamında TSK görevini yapmaya devam edecektir. Askerlerimiz bu konuda çok iyi eğitilmiş, her türlü göreve hazır bir durumdadır. Kıbrıs'taki TSK mensupları örnek düzeyde eğitim gören ve görmekte olan birliklerdir” diye konuştu.

Orgeneral Büyükanıt, 1974'ün Kıbrıs sorununun başlangıcı olmadığını, o tarihin, Kıbrıs Türk toplumu üzerindeki mezalimin sonlandırıldığı tarih olduğunu vurguladı.

“TARİH BİLİNCİ”

Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Kıbrıs Türk toplumunun tarih bilincine çok daha fazla sahip olmasını arzu ettiğini ifade ederek, “Güvenlik bağlamında söylüyorum, geçmişi bilemeden, geleceği görmek mümkün değildir. Bu çok önemlidir” dedi.

Kıbrıs'ta iki toplum arasındaki güvenlikle ilgili detaylı bilgi veren Orgeneral Büyükanıt, 1878'den beri Kıbrıs'ta iki ayrı tarih yaşandığını ve bu tarihin iki halkın birbirleriyle çatışmalarının tarihi olduğunu dile getirdi. Orgeneral Büyükanıt, 1974 öncesi Kıbrıslı Türklerin adanın yüzde 3'üne hapsedildiğini söyledi.

1800'lü yıllardan itibaren meydana gelen olayların hiçbirini Kıbrıslı Türklerin başlatmadığının altını çizen Orgeneral Büyükanıt, “Bugün Türklerden güvenlik bağlamında hesap sormak isteyenlerin bu tarihi gerçekleri öğrenmeleri lazım” dedi.

1960'da Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasının adadaki çatışmaları önleyemediğini, bugün açılması konuşulan Lokmacı kapısının da 1963'de kurulduğunu anlatan Orgeneral Büyükanıt, BM'nin 1964'te adaya barış gücü göndermesine rağmen olayların engellenemediğini hatırlattı. Orgeneral Büyükanıt, Makarios'un BM'de yaptığı konuşmadan ibret alınacak dersler olduğunu da ifade ederek, herkesin bu konuşmayı okuması gerektiğini söyledi.

Geçmişin iyi bilinmediğini, geçmişe takılıp kalmanın da iyi olmadığını kaydeden Orgeneral Büyükanıt, Kıbrıs Türk gençliğini eğitenlerin olayları iyi anlatması gerektiğini belirtti.

“TSK ADİL VE KALICI ÇÖZÜMÜN GARANTİSİ”

TSK'nın adil ve kalıcı çözümün garantisi olduğunu dile getiren Orgeneral Büyükanıt, adil ve kalıcı barışın herkes tarafından telaffuz edildiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Acaba adil ve kalıcı barış derken hepimiz aynı şeyi mi anlıyoruz, mesele buradadır. Adil ve kalıcı barıştan bahsederken bu kavramların içerisinin doldurulması lazım ve bu doldurulan hususların kamuoyuna yansıtılması lazım. Onların bilmesi lazım.

Siz rastgele bir plan yapın ona adil ve kalıcı barış deyin, bu olmaz. Adil ve kalıcı barışın parametreleri çok net olarak ortaya konmalı, kimler tarafından, ilgililer tarafından. Ve bunlar kamuoyu ile paylaşılmalı, kamuoyu bu konuda aydınlatılmalı.”

Orgeneral Büyükanıt, sadece devlet adamlarının değil, vatandaşların da bir barışın nasıl adil ve ne olursa kalıcı olacağını sorması ve bunların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

“İKİ GÜZEL BAYRAK”

Kıbrıs Türklerinin, kendi ülkelerine, toprağına ve egemenliğine sahip olma iradesine sahip olduğunu gördüğünü kaydeden Orgeneral Büyükanıt, “Çeşitli yerlere giderken görüyorum, Türk bayrağı ile KKTC bayrağı yan yana sallanıyor. Bu beni o kadar mutlu ediyor ki. Tabii ki Kıbrıs'ın egemenliğine, bağımsızlığına biz saygı duyuyoruz. Ama iki güzel bayrağın yan yana gelmesi de beni bir asker olarak son derece mutlu ediyor” dedi.

“GERİ BİR METRE DAHİ ADIM ATILMAYACAKTIR”

Lokmacı bölgesini dün denetlediğini ve KKTC anayasasının 10. maddesi gereği sınırlardan TSK'nın sorumlu olduğunu anımsatan Orgeneral Büyükanıt, Lokmacı'nın birkaç yüz metre ilerisinde Ledra Palas kapısı olduğunu, buradan Türklerin ve Rumların geçtiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Lokmacı kapısının açılması adil ve kalıcı bir barışa doğru giden çok büyük bir adım değil, bir kapı. Bir sürü kapı var Kıbrıs'ta. Lokmacı kapısı da onlardan bir tanesi olacak. Yalnız şunu açıkça ifade deyim; orada KKTC'nin egemenliğinde olan bir alan da var. Hiçbir şekilde oradaki KKTC'nin egemenliğine ziyan verecek hiçbir düzenleme olmayacak. Bazı yerlerde çıkıyor, 'bayraklar inecek, asker çekilip gidecek' öyle bir şey yok. Mevcut düzen devam edecek, kapı açılırsa açılır, yani o KKTC'nin bildiği bir şeydir ama hiçbir şekilde sorumlu olduğumuz bölgede, geri bir metre dahi adım atılmayacaktır.”

TALAT-HRİSTOFYAS GÖRÜŞMESİ

Orgeneral Büyükanıt, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas görüşmesiyle ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, asker olarak diplomatik konulara girmesinin doğru olmadığını ifade ederek, “Konuşmak her zaman yararlıdır” dedi.

Sorunları konuşarak halletmek gerektiğini, savaşlarda dahi ülkelerin alt kademelerde temaslarını devam ettirdiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt, “Sorunlar karşısında medeni bir şekilde konuşulması, medeni bir şekilde buluşulması, önyargısız yaklaşılmasını hep benimsemişimdir. Bu konuda da aynı düşüncede olduğumu ifade edebilirim” diye konuştu.

“SADECE BİR ANLAŞMAYA VARILMASI YETMEZ”

Orgeneral Büyükanıt, “askerin adadan çekilmesi için adil ve kalıcı bir barışın yeterli olup olmayacağının” sorulması üzerine şunları belirtti:

“Sadece bir anlaşmaya varılması yetmez. İşte 1960'da devlet kuruldu, arkasından Rumlar saldırıya başladı. O safhada da TSK'nın ulaşılan o barışının adil ve kalıcı olduğuna dair, güvenli olduğuna dair gözlemleri mutlaka olacak ve asker burada kalmak durumunda kalacak. 'Bugün anlaşmayı imzaladım yarın askerinizi çekin' şeklinde bir şey olmaz. Onu gözlemlememiz lazım. Kıbrıs Türkü ne kadar güvenliktedir. Buna tam kanaat getirmemiz lazım. Ancak o zaman bunları düşünebiliriz.”

“YARIM SAATTE BU KADAR DETAYA GİRMEDİK”

Orgeneral Büyükanıt, Cumhurbaşkanı Talat'la görüşmesinde, Talat'ın, “adil ve kalıcı barış konusundaki görüşünü aktarıp aktarmadığı” sorusunu da şöyle cevap verdi:

“Bizim yarım saat bir görüşmemiz oldu. Yarım saatlik bir görüşmede bu kadar detaya girmek mümkün olmaz. Ama tabii çeşitli vesilelerle bundan sonra temaslar devam edecektir, bilgi akışı devam edecektir. Burada komutanımız vardır, onlar sürekli o makamlarla temas halindeler, sürekli periyodik toplantılar yapılmakta. Bir taraftan Dışişleri Bakanlığının aynı konu üzerinde şu anda çalıştığını biliyorum. Yani bu bir süreçtir, yarım saatlik bir görüşmede ya da bir akşam yemeğinde bunların ayrıntılarına girmek mümkün olmaz. Dolayısıyla şu anda öyle bir şey yoktur.”

“FENERBAHÇELİ OLDUĞUMU...”

Orgeneral Büyükanıt, bu akşam oynanacak Fenerbahçe-Beşiktaş derbi maçı için görüşlerinin sorulması üzerine, “Fenerbahçe kazanırsa mutlu olacağını” ifade ederek, şunları söyledi:

“İnanın Kıbrıs'ta dolaşırken, bu güzel insanları gördüğüm zaman maç falan kafamdan gidiyor. Tabii ki Fenerbahçeli olduğumu toprağın altındaki solucanlar bile biliyor. Fenerbahçe kazanırsa memnun olurum ama sportmence bir mücadele olmasını ve tabii ki hak edenin kazanmasını ama tabii ki Fenerhahçe'nin hak etmesini çok istiyorum.”

Bu arada, ellerinde Türk ve KKTC bayrakları ile VIP salonu önüne gelen bir grup, Orgeneral Büyükanıt'a sevgi gösterisinde bulundu. Gruptan biri, Orgeneral Büyükanıt'a hediye takdim etti.

HURRIYET 29/03/08

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paşa: Asla geri adım atmayacağız

Orgeneral Büyükanıt, KKTC'den ayrılmadan önce çok önemli açıklamalar yaptı. Büyükanıt, 'Türk askeri, Kıbrıs Türkü tam güvende olmadan geri çeklimeyecek' dedi

Üç günden beri Kıbrıs'ta olan Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Ada'nın geçmişi ve geleceğine ilişkin çok öenmli açıklamalarda bulundu.

"1974'de ise Kıbrıs Türkleri Ada'nın yüzde 3'üne hapsedilmiştir ve güvenlik ortadan kalmıştır." diyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Türk tarafı hiç bir zaman saldırıdan taraf olmadı." şeklinde konuştu.

İşte Büyükanıt'ın konuşmasında bazı satırbaşları:

1974'de Kıbrıs Türkleri Ada'nın yüzde 3'üne hapsedilmiştir ve güvenlik ortadan kalmıştır.Burada 1960-1978 arasında İngiliz yönetimi var.

Kıbrıs Türklerine olan saldırılar 1904 yılında arttı. 1911 yılında Limasl'da Türk mahallelerine saldıran Rumlar evleri ateşe vermiş, saldırı sonucunda da Ada'da yaşayan Türkler zayiat verdi ve yüzlercesi yaralandı. Bunları başka saldırılar da takip etti. Bu olaylar 1931 yılına kadar devam etti. yakılan ve yıkılan köy sayısı 70'dir.

Yaşanan tüm bu olayların hiçbirini Kıbrıs Türkleri başlatmamıştır. Türkler'den güvenlik babında hesap sormak isteyenlerin bu gerçekleri öğrenmesi lazım.

Bazı kesimler 'Kıbrıs sorunu'nu 1974'ten itibaren başlatıyorlar. Bu yanlıştır. 1974 Kıbrıs Türk'ü üzerinde uygulanan mezelimin sona erdirilmesi tarihidir.

Türkler vahşice yapılan saldırılara karşı kendilerini korumak zorunda kalmıştır. Bu gerçekleri gençlere yansıtmak lazım. KKTC'nin tarih bilincine çok daha fazla sahip olması arzumdur. Kıbrıslı gençler geçmişte yaşananlar ilgili oalrak iyi bilgilendirilmedilidir. Geçmişini bilmeyen toplumlar kimlik erzyonuna uğrar. Bunları geçmişi bilelim diye anlatıyorum. İleriye bakmak için geçmişi bilmek lazım

Kıbrıs şu anda egemen bir devlettir. Sorumlu olduğumuz bölgeden asla geri adım atmayacağız. Türk askerinin geri çekilmesi için sadece anlaşma yetmez. Türk askeri sorumlu olduğu bölgeden, Kıbrıs Türk'ü tam güvende olmadan geri çekilmeyecek.

FENERBAHÇE MAÇI NE OLUR?


Kıbrıs’ta bu güzel insanların arasında dolaşırken inanın aklıma maç falan gelmedi ama Fenerbahçeli olduğumu toprağında altındaki solucanlar da biliyor tabiî ki sportmence olmasını ve tabii ki Fenerbahçe’nin kazanmasını istiyorum.

MILLIYET 29/03/08

 

Kâzım Karabekir üzerine

KÂZIM Karabekir sergisini gezdiniz mi? İstanbul Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açıldı. Ben gittim, gezdim. Merhum Karabekir’in kızı Hayat Hanım’ı ve torunu Doç. Dr. Pınar Akkoyunlu’yu kutladım.
Sergide Karabekir’in kar ayakkabıları dikkatimi çekti. Karabekir Paşa Kurtuluş Savaşı’nda Şark Cephesi Kumandanı olduğu için bölgenin iklim şartlarında orduya, eldeki imkânlara göre, kış ayakkabısı verilmiş demek ki.
Sergide Karabekir’in gerek Osmanlı döneminde gerek Kurtuluş Savaşı sırasında açtığı yetimhanelerin ve okulların fotoğrafları var. Müslüman yetimlerle birlikte Ermeni yetimlerini de okutmuştur. Bu okullarda kız öğrenciler ve karma eğitim yapılması hemen dikkat çekiyor.
Fotoğraflarda Osmanlı subayı Karabekir keman çalıyor, eşi İclal Hanım da piyano.
Sergiyi ve Erenköy’deki Kâzım Karabekir Müzesi’ni gezmenizi tavsiye ederim.

Yazdığı kitaplar
Serginin açılmasının sebebi, YKY tarafından “Karabekir’in Bütün Eserleri”nin yayınına başlanmış olması. Bu dizide ilk kitap Karabekir’in İstiklal Harbimiz adlı büyük eseridir. Uzun süre yasaklı kalmıştır, şimdi üçüncü baskısı YKY’den çıktı.
Nutuk‘ta olmayan bazı konularda Karabekir’in bu eseri birincil kaynak durumundadır: Şark Harekâtı ile bugünkü Ermenistan sınırımızın çizilmesi, bunun askeri ve siyasi perde arkası... Ermeni meselesi, Kürt meselesi, Kurtuluş Savaşı’nda sol ve Bolşevik faaliyetler, Lenin Rusya’sıyla ilişkiler...
Karabekir’in de İsmet Paşa gibi günlük tuttuğu bilinmiyordu. Ailesi bugüne kadar evrakı arasında muhafaza etmiş. Şimdi YKY yayına hazırlıyor. İnönü’nün iki cilt tutan Defterler’ini yayımladığını da belirtmeliyim.
Karabekir’in bugüne kadar yayımlanmış veya yayımlanmamış kitap, not ve belgelerini içeren “Bütün Eserleri”ni artık okuyabileceğiz.

Asker ve siyaset
Sevr’de Ermenistan kurulması öngörüldüğü için ilk direniş ruhu Doğu illerinde başlamış, ilk zafer de Karabekir’in kumandasında Doğu’da kazanılarak bugünkü sınırımız çizilmiştir. O zaman Karabekir “Şark Fatihi” diye anılır. Bu aşamada Milli Mücadele’nin üç lideri Mustafa Kemal, Karabekir ve Rauf Orbay’dır.
‘Büyük Zafer’ Garp Cephesi’nde kazanılacaktır; bu safhada üç lider isim Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet paşalardır.
Milli Mücadele kumandanlarının askeri vizyonu aşağı yukarı aynıdır. Hepsinin “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” anlamında konuşmaları mevcuttur. Siyasi alanda ise Mustafa Kemal, dehası ve enerjisiyle hepsinin önündedir.
Savaştan sonra yol ayrımı da siyasi sahada ortaya çıkacaktır. Bunun bir sebebi, siyasetin çatışması tabiatıdır. Daha önemli sebebi ise, yeni rejim hakkındaki görüş farklarıdır.
Mustafa Kemal diyor ki:
“Bu, demiryolları, fabrikalar, telgraf hatları meselesi değildir; halkın tüm zihniyetini esaslı olarak değiştirme meselesidir.”
Karabekir ise görüşünü şöyle formüle ediyor:
“Önce ıslahat ve iktisat...”
Ve Gazi’nin “inkılapçı” Halk Fırkası, Karabekir’in programında “liberal” yazan Terakkiperver Fırkası... Hazin olaylar...
Şevket Süreyya’nın yazdığı gibi, hiçbiri suçlu değildir; yolların ayrılması “ihtilallerin kanunu”dur!
Bize düşen, hepsine saygı duymak, bütününü öğrenerek ufkumuzu açmaktır.

TAHA AKYOL MILLIYET 29/03/08

 

Büyükanıt Lokmacı'da

29/03/2008 RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, geçen yıl TSK ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında, üzerindeki üst geçidin kaldırılması kararı nedeniyle krize yol açan ve şimdi tamamen ortadan kaldırılacak olan Lokmacı Barikatı'nı gezdi. Büyükanıt temaslarının son gününde bir kafede Kıbrıslılarla sohbet ettikten sonra Lokmacı'ya geçip 21 Mart mutabakatı gereği kaldırılacak barikatla ilgili bilgi aldı. O sırada sınırın Rum tarafında belediye ekipleri temizlik yaparken, iki tarfta da binalara keskin nişancılar yerleştirildi.

Lokmacı'ya yoğun ilgi

BÖLGEDE HAREKETLİK... Adanın bölünmüşlüğünün sona ermesi mesajının verilmesi açısından sembolik bir önemi bulunan Lokmacı Kapısı'nın açılması için başlatılan çalışmalar aralıksız sürüyor. Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru dün ara bölgede incelemelerde bulunurken, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Eröz de bölgeyi gezdi

"MAĞUSA KAPISI DA AÇILABİLİR"... Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Bulutoğluları, Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Mavru'nun da isteği doğrultusunda başka bir geçiş noktasının daha açılmasının görüşülebileceğini belirterek, bu noktanın Mağusa Kapısı olabileceğini ifade etti. Bulutoğluları, Mağusa Kapısı'nın geçişler için çok uygun bir nokta olduğunu kaydetti

Kıbrıs'taki bölünmüşlüğün sona ermesi mesajının verilmesi açısından sembolik bir önemi bulunan Lokmacı Kapısı'nın açılması hazırlıkları çerçevesinde, bölgeden geçiş yapacak yayaların güvenliğini sağlamak için başlatılan çalışmalar aralıksız sürüyor.

Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Cemal Bulutoğluları, Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru ile birlikte dün ara bölgede incelemelerde bulunurken, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, KTBK Komutanı Korgeneral Kıvrıkoğlu ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı (GKK) Tümgeneral Mehmet Eröz de bölgeyi gezdi.

Lefkoşa Türk Belediyesi, bölgede çalışmalara önceki gün başlarken, Lefkoşa Rum Belediyesi ekipleri ise, kendilerine düşen bölümde çalışmaya dün sabahtan itibaren başladı.

Yol tadilatı ile yıkılma tehlikesi bulunan duvarların desteklenmesi çalışmaları yürütülen bölgede, yolun kuzey kısmında yıkılan duvar yerine inşa edilen iki set paravandan bir tanesi dün sabah yıkıldı.

Eleni Mavru ile birlikte ara bölgede incelemelerde bulunan Cemal Bulutoğluları, barikatın kuzeyinde basına yaptığı açıklamada, belediye ekiplerinin, bölgede KKTC'nin sorumluluğuna düşen kısımda yıkılma tehlikesi bulunan duvarları, tahtadan iskelet kurarak emniyete almaya çalıştıklarını, daha sonra ise tahrip edilmiş yapıların üzerinin branda ile örtüleceğini söyledi.

Kapalı olan yol üzerinde, KKTC'nin sorumluluğuna düşen bölgede çalışmaların daha zor olduğunu, çünkü tahrip edilmiş bazı duvarların hem iç hem de dış taraftan desteklenmesi gerektiğini kaydeden LTB Başkanı Bulutoğluları, Rum kesiminin sorumluluğuna düşen bölgede yıkılmış bina bulunmadığını, bu nedenle o bölgedeki çalışmaların daha erken tamamlanması gerektiğini ifade etti.

Bulutoğluları, çalışmalar için finansmanın BM tarafından sağlanacağını söyledi.

Çalışmaların yolunda gittiğini kaydeden Bulutoğluları, "Lokmacı Kapısı'nın bir an önce açılabilmesi için elimizden geleni yapıyoruz" dedi.

Cemal Bulutoğluları, önceki gün yaptığı açıklamada, çalışmaların 3-5 gün sürebileceğini açıklamıştı.

Eleni Mavru ile barikatın güney kısmında ortak açıklama yaptıklarını da belirten Bulutoğluları, iki belediye başkanının da Lokmacı'nın açılmasının Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olması yönündeki beklentilerini dile getirdiğini ifade etti.

Mağusa Kapısı'nın

açılışı da gündeme gelebilir

Geçişlere açılması düşünülen başka bir noktanın gündemde bulunup bulunulmadığının sorulması üzerine LTB Başkanı Bulutoğluları, Mavru'nun da isteği doğrultusunda başka bir noktanın daha görüşülebileceğini söyledi.

Bu noktanın ise Mağusa Kapısı olabileceğini ifade eden Bulutoğluları, Mağusa Kapsı'nın geçişler için çok uygun bir nokta olduğunu kaydetti.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'na, önceki gün kapının açılması çalışmalarına başlanmasında gösterdiği iyi niyetten dolayı teşekkür eden Cemal Bulutoğluları, önceki gün BM tarafından getirilen mayın temizleme planlarının başka bölgelere ait planlar olduğunu, böylece çalışmaların vaktinde başlayamadığını, ancak askerin iyi niyet göstererek doğru planlar getirilinceye kadar bölgede bekleyerek muhtemel bir ertelemenin de önüne geçildiğini kaydetti.

Orgeneral Büyükanıt, Lokmacı'da

KKTC'deki temaslarını sürdüren Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, dün Lokmacı Kapısı'nın bulunduğu bölgeye giderek incelemelerde bulundu.

Orgeneral Büyükanıt'a, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz ile diğer üst düzey yetkililer eşlik etti.

Orgeneral Büyükanıt ve beraberindekiler, bölgeyi gezerken, sınır boyundan, paravanların KKTC tarafındaki bölümünden Arasta'ya doğru çıktılar.

Söz konusu bölgenin kordon altına alınması nedeniyle basın mensupları ve vatandaşlar Orgeneral Büyükanıt'a yaklaşamadı.

Ancak Genelkurmay Başkanı'nı görmek için bekleyen vatandaşlar, Büyükanıt'ı görür görmez tezahürat yaptı ve alkışlamaya başladı. Orgeneral de vatandaşlara el salladı.

Bölgeyi incelerken KTBK Komutanı Korgeneral Kıvrıkoğlu, Genelkurmay Başkanı'na bilgi verdi. Büyükanıt ve beraberindekiler, bir süre sonra sınır boyuna geri döndü.

Başbakan ve Tümgeneral

Eröz Lokmacı'yı gezdi

Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve GKK Tümgeneral Mehmet Eröz açılmasına karar verilen Lokmacı Barikatı'nda sivillerin güvenliğine yönelik yapılmakta olan çalışmaları yerinde inceledi.

İnceleme gezisinde Başbakan Soyer ile GKK Komutanı Tümgeneral Eröz'e, Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem eşlik etti.

İnceleme ziyareti sırasında basına açıklama yapan Başbakan Soyer, Lokmacı Kapısı'nın geçişlere açılması konusunda Kıbrıs Türk tarafının kararını daha önceden vermiş olduğunu vurguladı.

Lokmacı Kapısı'nın açılmasını hükümetin istismar ettiği yönde suçlamaların ortaya atıldığını ifade eden Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bunun böyle olmadığının görüldüğünü söyledi.

Kapının açılması konusunda, askeri açıdan hiçbir sorun olmadığının ispatlandığını belirten Soyer, "Kıbrıs çatışmalarının sembolü olan Lokmacı Barikatı kaldırılıyor" dedi.

Başbakan Soyer, Kıbrıs sorununa siyasi açıdan eşit iki kurucu devlet ve Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde çözüm istediklerinin altını çizdi.

KIBRIS 29/03/08

 

 

İzolasyonları kaldırın

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde Avrupa Birliği'nin (AB) Kıbrıs Türk halkının iş dünyası, bürokrasisi ve uzmanları ile görüşerek hazırladığı projelerin ihalelerine karşı Rum yönetimi tarafından açılan dava sayısının 6'ya ulaştığını ve bunun, izolasyonları artırmaya yönelik bir girişim olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk Yatırım ve Geliştirme Ajansı'nın (YAGA) "Kuzey Kıbrıs Yatırım Stratejisi Arama Konferansı"nda konuşan Başbakan Soyer, AB yetkililerine, Kıbrıs Rumlarına ve dünya liderlerine seslenerek; Kıbrıs Türkü'ne uygulanan izolasyonların kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.

Yapıcı ve pozitif bir girişimle aylar ve yıllar sarf ederek hayata geçmesini bekledikleri Mali Yardım Tüzüğü'nün, Kıbrıs Türk halkından parasal ilişki bakımından değil, hakkı olan dünya ve Avrupa ile bağ kurma ilişkisinin yaşama geçmesi amacıyla kabul edildiğini vurgulayan Başbakan, TC'nin, KKTC'ye desteğinin zaten bulunduğunu ifade etti.

2 ay 10 gün süre

Mali Yardım Tüzüğü'nün yaşama geçmesi sonrasında, AB'de 2 ay 10 gün olan ihale süresi çerçevesinde AB'nin Kuzey Kıbrıs için ihaleleri açtığını anlatan Soyer, ancak Rum yönetiminin Avrupa Birliği Adalet Divanı'na 2 ay 9 gün sonra dava açarak ara emri aldığını söyledi.

"Uzun zamandır bu konuda sustuk" diyen Başbakan Soyer, bunun mevcut izolasyonun üstüne yeni izolasyonlar eklemek demek olduğunu söyledi.

Geçen gün 2 dava daha açıldığını vurgulayan Soyer, Güney Kıbrıs'taki başkanlık seçimleri öncesinde 4 dava açıldığını, seçim sonrasında da sürecin devam ettiğini, yeni liderin tutumunda da bir değişiklik olmadığını ve geçen günlerde 2 yeni dava daha açıldığını kaydetti.

Başbakan Soyer, Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde AB'nin Kıbrıs Türk halkının iş dünyası, bürokrasisi ve uzmanları ile görüşerek hazırladığı projelerin ihalelerine açılan söz konusu davaların, izolasyonları artırmaya yönelik girişimler olduğunu ve bunun doğru bir hareket olmadığını söyledi.

Soyer, "Kıbrıs Rum halkı, şunu bilmeli ki, Kıbrıs Türkü ekonomik açıdan geliştikçe, ilerledikçe hem çözümün maliyeti azalır, hem de çözümün kendisi güçlü bir Kıbrıs Türk ekonomisi yapısı ve girişim gücü ile ilerleyen büyük bir sürece döner. Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişiminden ürkmemeli, korkmamalılar" dedi.

Hristofyas'a yanıt

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, son zamanlarda Kıbrıs sorunu nedeniyle çok sabırlı olmaya çalıştığını ve özellikle görüşme sürecine negatif etki düşürmemek için çaba sarf ettiklerini belirtti.

Sabah, gazetelerde Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın "Görüşmede Türk tarafından bir ışık alamadık" şeklindeki açıklamasını gördüğünü belirterek, şöyle devam etti:

"Hristofyas, 'İki bölgeli, iki toplumlu federasyondan; merkezi yanı zayıf bir federasyon, iki devletçik öngörüyorlar' şeklinde bir tanımlama yaptı.

Kıbrıs Türk tarafının görüşme sürecine yaratıcı ve katılımcı gücü masada bütün dünyanın göreceği akıl dolu bir süreçle olacak. Cumhurbaşkanımız bunu koyacak.

Ancak kimse kusura bakmasın. Kıbrıs Türk halkının 21. yüzyılda Kıbrıslı Rumlar kadar hakkıdır AB ile her düzeyde toplumsal halk olarak kurumsal ilişki içinde olması... Üstümüze yeni izolasyonlar eklenmesine de doğrusu kimsenin hakkı yoktur."

KIBRIS 29/03/08

 

 

Schultz, Talat'ı Brüksel'e davet etti

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Martin Schultz başkanlığındaki Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup heyetini kabul etti.

Görüşmenin başında açıklama yapılmayıp sadece basının görüntü almasına olanak sağlanırken; sonrasında ise Schultz çıkışta açıklamada bulundu.

Yaklaşık 1 saat süren görüşmede, Cumhurbaşkanlığı'nın BM ve AB İşlerinden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ve Özel Temsilci Kutlay Erk de hazır bulundu.

Schultz: Grubumuz görüşmelerde

atılacak adımları destekliyor

Schultz, yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Talat ile görüş alışverişinde bulunduklarını; görüşmede Talat-Hristofyas görüşmesini de ele aldıklarını ve AP'deki Sosyalist Grup olarak görüşmelerde bundan sonra atılacak adımları destekleyeceklerini söyledi.

İyi bir iklimde yapılacak görüşmelerde ilerleme kaydedilmesini ümit ettiklerini ifade eden Schultz, Talat'ı da desteklediklerini ve kendisini yeniden Brüksel'e, Avrupa Parlamentosu'ndaki gruplarına davet ettiğini açıkladı.

Schultz, Cumhurbaşkanı Talat'ı, Rum tarafındaki seçimlerden sonra iki lider arasında yapılan görüşmeyle başlayan yeni süreci desteklemek için, grup olarak ellerindeki kısıtlı imkânlarla neler yapabileceklerini görüşmek üzere davet ettiklerini kaydetti.

Şimdi gelecek haftayı beklediklerini ve Lokmacı Kapısı'nın açılacağı ümidini taşıdıklarını ifade eden Schultz, bunun yapıcı bir sonuç; geleceğe yönelik işbirliği açısından sembolik bir hareket olacağını belirtti.

KIBRIS 29/03/08

 

Kıbrıs'ta paradigmalar değişti Kosova emsal oluşturacak

KKTC'NİN İÇİŞLERİNE MÜDAHALE ETMEYİN"... Türkiye'nin emekli büyükelçilerinden Yalım Eralp, "Rum tarafı, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin katkısını istiyorsa ilk adım olarak ambargoları hafifletmeli" dedi. Eralp ayrıca, Türkiye'ye "KKTC'nin içişlerine müdahale etmeme" çağrısında bulundu

Türkiye'nin emekli büyükelçilerinden Yalım Eralp, Kıbrıs'ta paradigmaların değiştiğini ve aksi söylense de Kosova'nın bundan sonraki süreçte emsal oluşturacağını söyledi.

"Rum tarafı, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin katkısını istiyorsa ilk adım olarak ambargoları hafifletmeli" diyen Eralp, Türkiye'ye "KKTC'nin içişlerine müdahale etmeme" çağrısında da bulundu.

Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) konuğu olarak adada bulunun Türkiye'nin emekli büyükelçilerinden, öğretim üyesi ve CNN Türk dış politika danışmanı Yalım Eralp önceki gün akşam "Yeni dönemde Kıbrıs, AB ve Türkiye" konulu konferans verdi.

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Büyük Kütüphanesi'nde yapılan konferansın başında CTP Genel Başkanı, Başbakan Ferdi Sabit Soyer de, Kıbrıs konusundaki gelişmeleri özetledi ve emekli büyükelçi Eralp'e teşekkür etti.

Eralp, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB üyesi olması, Kıbrıslı Türklerin referandumda Annan Planı'na evet demesiyle adada paradigmaların değişmeye başladığını, bunun yanında 12 Mart 1990'da BM Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen 649 sayılı "Kıbrıs'ta iki kesimli federasyon" öngören kararın değişmeyen paradigma olarak yürürlükte olduğunu anlattı ve söz konusu kararın Kıbrıs'ta iki kesimli federasyon çözümünü uluslararası hukukun parçası haline getirdiğini vurguladı.

Karşı tarafa yüklemek

Eski ABD Dışişleri bakanlarından Henry Kisinger'in, Kıbrıs sorunu tartışılırken, "Her şeyi çözmek zorunda değilsiniz, ancak çözümsüzlüğü karşı tarafa yüklemek zorundasınız" sözlerinin diplomasi ve Kıbrıs konusundaki müzakereler için "önemli bir ders" olduğunu belirten Eralp, Türk tarafının Annan Planı'na "evet" demekle bu yaklaşımı doğruladığını kaydetti.

Plan, ruhuyla yaşıyor

Güney Kıbrıs'ta Hristofyas'ın seçilmesini de değişen önemli bir paradigma olarak niteleyen emekli büyükelçi Eralp, yeni dönemde Annan Planı'nın "yazılı" olarak değil ama "ruh" olarak masada olduğunu söyledi. Eralp, "Uluslararası hukukta yazılı bir metnin tamamen yok sayılması mümkün değil" dedi.

Rum lider Hristofyas'ın "Annan Planı'na takılıp kalmayalım" yaklaşımını, "hem planı ret etmemek, hem de onu aşarak yaratıcı fikirlere olanak sağlama potansiyelini taşıdığı" için olumlu diye niteleyen Eralp, Hristofyas'ın CNN Türk'e demecinde kurucu devlet, güvenlik ve asker konularında seçtiği sözcüklerin de diplomasi açısında iyi seçilmiş olumlu sözcükler olduğunu kaydetti.

Uzun meslek hayatında "Kıbrıs'ta yoğurdu üfleyerek yemek gerektiğini" öğrendiğini söyleyen Eralp, Kıbrıs konusunda en olumsuz unsurun "asgari müşterekleri" belirleyen Rum Ulusal Konseyi'nin olumsuz tutumu olduğunu da söyledi.

Taviz ayıp değil

"Taviz" sözcüğünün Türkiye'de ve Türkçede "ayıp, kötü" gibi kabul edildiğini de vurgulayan Eralp, Mustafa Kemal Atatürk'ten örnek vererek, "Önemli olan verilen taviz karşısında ne alındığıdır" dedi.

Rumların Kıbrıs'ta çözüm konusunda samimi olmaları halinde iyi niyet gösterisi ve Türkiye'nin çözüme katkısını sağlamak için ilk adım olarak ambargoları hafifletmesi gerektiğini de belirten Eralp, "ambargoların kaldırılması halinde KKTC'nin devlet olmaya yöneleceği" kaygısının doğru olmadığını söyledi. Eralp, "Aksine ambargoların devam etmesi halinde durum kemikleşecek" dedi.

Güvenlik ve asker

Müzakere sürecinde dış yapı, güvenlik ve askeri konuların sona bırakılmasının daha doğru olacağını, aksi halde Türkiye'nin görüşme sürecine beklenen katkıyı yapamayabileceğini söyleyen Eralp, yeni süreçte temel parametreler dışındaki konulara pek tıkılmamakta yarar olduğunu kaydetti.

Yalım Eralp, karşılığında gerekli açılım yapıldığı sürece Karpaz'daki Rum varlığının Kıbrıslı Türkler için eksi değil artı olduğunu da vurguladı. Eralp, "Bu, Kıbrıslı Türkler için sigorta anlamına gelir" diye konuştu.

Görüşme süreci ve diplomasiye yaratıcı ve geniş vizyondan bakılmasında yarar olduğunu belirten Eralp, taviz denilen adımlar konusunda retçi olmaktan çok "karşılığında ne alındığına" bakılarak hareket edilmesinden yana olduğunu kaydetti.

Rumların hayır demesi normal

Yalım Eralp, birinci Annan Planı'nın pek çok konudaki düzenlemeyi Türkiye'nin AB üyeliği ile paralel hale getirdiğini, bu nedenle referanduma sunulana göre daha iyi olduğunu ifade ederek, özellikle Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye için önemli olan güvenlik ve asker konusunu buna örnek gösterdi.

Eralp, meslek hayatında öğrendiği ikinci dersin "havuç-sopa dengesi" olduğunu anlatarak, "Diplomasi bile olsa önemli olan hesaptır" dedi.

Referandumda Rumların "hayır" demesinin normal olduğunu, çünkü AB üyesi olarak "havucu" aldıklarını ancak "sopanın" ortada olmadığını söyleyen Eralp, dünyada değişen paradigmalardan birinin de Kosova'nın bağımsızlığı olduğunu söyledi.

Kosova emsaldir

"Kosova sendromunu kimse küçümsemesin, bir şeyi her gün söyler 'emsal değildir' derseniz, o aslında emsaldir" diyen Yalım Eralp, bunun yeni sürecin önemli paradigması olduğunu, bu nedenle Kıbrıs Rum tarafının çok dikkatli olması gerektiğini belirtti.

Yalım Eralp, Kosova'nın bağımsızlığını tanımayan ülkeleri sıralayarak, hepsinin benzer sorunları olduğunu, bunun emsal oluşturduğunu bildikleri için tanımadıklarını anlattı. Eralp, "Yeni paradigma budur. Çünkü son şansın denendiği süreçte KKTC yönetimi istemese de dünyadaki genel akış Kıbrıs Türklerini oraya yöneltecektir" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin AB üyesi olması durumunda adanın askersizleştirilmesinin söz konusu olabileceğini de anlatan Eralp, "40 mil uzaktaki vatanıma, Türkiye'ye çağrı yapıyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin içişlerine müdahale etmeyin" ifadelerini de kullandı.

Sorular

Emekli büyükelçi Yalım Eralp, bir soru üzerine, "Türkiye'nin en büyük eksikliğinin 1974 Barış Harekatı'nın siyasi anlaşmayla taçlandıramaması" olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türkünü ekonomik olarak ayağa kaldıramamanın da Türkiye'nin başarısızlığı olduğunu belirten Eralp, bir başka soruya karşılık da, Türkiye'de Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiği konusunda bir kısım kanaat önderi ve aydın arasında görüş birliği olduğunu söyledi.

KIBRIS 29/03/08

 

Work begins to clean up Ledra Street
By Jean Christou

WORK began in earnest and continued into the evening yesterday to make ready the Ledra Street crossing, but the official opening date remained elusive.

Municipal teams from both sides went in early and spent the day clearing up grass and debris from the 80-metre pathway that will link the two sides.

Lights were also installed. Further work needed for the opening will see the buttressing of the abandoned buildings lining the passage.

Visiting the site yesterday, Nicosia Mayor Eleni Mavrou repeated that the crossing would be open by the end of next week.

“By the end of next week we believe we will be ready. The first stage of the work needed to be done began today with the cleaning of the area.

“The Nicosia Municipality will also remove whatever is considered to be dangerous in the buildings around the street,” she said.

Mavrou said that the technical services of the Nicosia Municipality would also do the supporting work on the buildings but they would need much more work further down the line.

None would be demolished, even though they were all in bad shape, she said. Ledra Street has been barricaded since 1963, and the old buildings in the buffer zone have been abandoned since 1974.

Nicosia Municipality’s Chief Architect Agni Petridou said teams were likely to work through the weekend. “We will be finished in a very few days,” she said.

When Mavrou was asked about the official opening date, she said the details on that had not yet been discussed.

Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat was quoted yesterday as saying the opening would be on April 2, the day before the UN assessment team leaves the island.

Mavrou said there had been substantial interest from UN and EU officials in attending the official opening.

EU Enlargement Commissioner Olli Rehn said last week he looked forward to walking across the Green Line at Ledra Street in the near future.

Foreign Minister Marcos Kyprianou urged some caution yesterday when it came to rushing to establish an opening date. He said it was more important that the area be secured for pedestrians.

“It is more important for Ledra Street to open for crossing in the right and effective manner rather than to rush and set a timetable whether this could be done two days before of after,” Kyprianou said.

“Ledra Street has been closed for more than 40 years and it will take some more days to make sure that everything will be done in the right way and the crossing will be made safely.”

He said it was a highly technical undertaking, and also had political dimensions.

Another visitor to the area yesterday was former Nicosia Mayor Lellos Demetriades. “This city cannot remain divided. There is no town in the world which is divided. A town divided means a town of two states,” he said.

On the Turkish Cypriot side, the area was visited by Turkish Chief of Staff General Yasar Buyukanit, dressed in civilian clothes. He stayed a few minutes and then left.

Asked about the Turkish general’s visit to the island at such a critical time, Kyprianou said: “In general this visit is not considered constructive.”

CYPRUS MAIL 29/03/08

 

Man injured by mine in buffer zone
By Jean Christou

A member of the UN demining team lost the lower part of his leg yesterday when he stepped on an unmarked Turkish landmine in the buffer zone north of Athienou towards occupied Tymbou.

He is believed to be the only casualty so far since the team began work on demining the buffer zone in late 2004. The team has removed thousands of landmines along the 180-kim buffer zone in the past three and a half years under an EU-funded initiative.

The unnamed 28-year old soldier from Mozambique was sweeping with other members of the team around noon when for reasons that are being investigated, a landmine exploded under him.

He was rushed to Larnaca hospital and is said to be off the danger list. He did however lose part of his leg, sources close to the team told the Cyprus Mail.

It is understood the solider was part of the team that went into the Green Line at Ledra Street on Monday to sweep for landmines and other possible explosive devices so that the all-clear could be given for both sides to proceed with the opening of the new crossing.

A statement from UNFICYP last night said only that a member of the Mine Action Centre (MAC) “was injured today in a mine-related accident in the buffer zone in the area of Athienou, in the east of Cyprus”
“The team member is being treated in hospital for his injuries, which are not believed to be life-threatening,” the statement said.

“The MAC has been active in the buffer zone since 2004 as part of UN efforts to encourage a return to normal conditions in Cyprus.”
The Mine Action Centre was set up under the umbrella of the “Partnership for the Future” project to manage and support the operations. Two organisations were contracted, the NGO Mines Advisory Group (MAG) to conduct Quality Management, and ArmorGroup services to conduct Mine Clearance operations.

The 44-strong ArmorGroup team included specialists from UK, Bosnia, Mozambique and Zimbabwe. The Mozambican and Zimbabwean elements are professional de-miners

Initially the demining programme focused only on Greek Cypriot laid landmines because the Turkish side had not given its information.

Last month a visiting EU official said the Turkish army had just released a map of all their minefields in the buffer zone.

CYPRUS MAIL 29/03/08

 

Moller hails greatest hope in decades
By Jean Christou

FOR the first time in decades, there are great possibilities for finding a solution to the Cyprus issue, outgoing UN Special Representative Michael Moller said yesterday.

Moller, who was visiting President Demetris Christofias for a farewell meeting, expressed wishes to every Cypriot for the “best of luck at a time when there is great hope and great possibilities for a solution that has been elusive for far too long”.

“They [the two leaders] are full of good will, there is a very good atmosphere as is the desire on the side of both communities for peace and for reunification. It is a desire that is echoed in the rest of the world and it is time for everybody to get together and find a solution as quickly as possible,” Moller said.

The UN official said he had worked hard and was pleased that he was leaving at a time when there were such expressions of hope and of new possibilities.

Asked whether he gave any advice to his interim replacement Elizabeth Spehar, Moller said: “To continue helping the two sides to fulfil the responsibilities they have. One of the themes that I have been stressing from the very beginning is that this is a Cypriot problem that needs a Cypriot solution. This is a theme that President Christofias and Mr Talat both agree with. It is their responsibility as leaders of the two communities.”

Moller said the role of the UN was to support the leaders in getting to the point where the solution is at hand “and we get something that is sustainable and that will hold”, he said.

He believes there is a chance for a solution this time around.
“Very much so,” he said when asked.

“From what I have seen in the last few weeks, I don’t think that for four decades you have had a better possibility and a better opportunity to get where you need to go,” he added.

CYPRUS MAIL 29/03/08

 

Hristofyas: Çözüm için gerekli koşullar var

Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas, hayatındaki en büyük hedefinin Kıbrıs sorununun çözümü, olduğunu söyledi.

NTV

Güncelleme: 15:51 TSİ 30 Mart 2008 Pazar

 

LEFKOŞA - Hristofyas, son yıllarda kaydedilen gelişmelerin, adada kesin bir çözüm için gerekli koşulları oluşturduğunu ifade etti.

Kıbrıs halkının yeterince olgunlaştığını ve artık adada hiçbir garantöre ihtiyaç duyulmadığını savunan Rum lider “Ankara’nın politikasında bir değişiklik olmazsa çözüm yolunun açılması mümkün olmayacaktır” dedi.

Hristofyas, Kıbrıs konusunun BM himayesinde kalmasını ancak bu konuda Avrupa Birliğinin de rolü olması gerektiğini kaydetti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe, bu akşam adaya gidiyor.

Pascoe yarın, Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, salı günü de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşecek.

 

'Kıbrıs'ta bir metre geri adım atmayız'

30/03/2008 RADIKAL

TOLGA AKINER

LEFKOŞA - Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması ve iyi niyet adımı olarak Lokmacı Kapısı'nın açılması kararlaştırılmışken, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt sert çıkışlar yaptı. Dört günlük KKTC ziyaretinin sonunda basın toplantısı düzenleyen Büyükanıt, Lokmacı barikatının yıkılmasına başlandığına dikkat çekip "Orada KKTC egemenliğinde bir alan var. KKTC'nin egemenliğine zarar verecek hiçbir düzenleme olamaz. Mevcut düzen devam edecek, kapı açılırsa açılır, o KKTC'nin bildiği bir şeydir, ama hiçbir şekilde sorumlu olduğumuz bölgede geri bir metre dahi adım atılamaz. Ne asker çekilecek, ne toprak veriliyor, ne de bayrak inecek" dedi.

'Barış olsa da Türk askeri adada kalacak'
"Lokmacı barikatı, kanlı noelden sonra kuruldu. Bir kaç yüz metre ötesinde Ledra Kapısı var. Lokmacı'nın açılması adil ve kalıcı barışa giden çok büyük bir adım değil" değerlendirmesini yapan Büyükanıt, Türk askerinin barış sonrası da adada kalacağını vurguladı: "TSK, adada kalıcı ve adil barışın garantisidir. Kalıcı ve adil bir barış sağlansa da, Türk askeri adada kalarak ne kadar kalıcı ve adil olduğunu gözlemlemeyi sürdürecektir.

'Kalıcı barış kavramının içi doldurulsun'
Genelkurmay Başkanı, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a atıfla şunları söyledi: "Herkes aynı şeyi söylüyor: Kalıcı ve adil bir barış. Ama aynı şeyi mi anlıyoruz? Bu kavramların içinin doldurulup kamuoyuyla paylaşılması lazım. Rastgele plan yapıp kalıcı barış deyin, bu olmaz. Parametreler net ortaya konulmalı. Vatandaşların da sorması lazım; 'bir barış nasıl adil, kalıcı olur?'"

Hristofyas'a yanıt, FB'ye selam
Büyükanıt, KKTC ziyaretine "Çok üzüldüm" tepkisini veren Rum lideri Dimitris Hristofyas'a "Ben bu rahatsızlıktan büyük bir mutluluk duyuyorum" yanıtını yolladı. "Tanısalar da tanımasalar da KKTC egemen devlet" diyen Büyükanıt, sunulanın tersine 1974'ün 'Kıbrıs sorununun başlangıcı' değil, mezalimin sona erdiği tarih olduğunu söyleyip "1800'lerden beri meydana gelen hiçbir olayı Türkler başlatmamıştır" saptaması yaptı. Beşiktaş-Fenerbahçe maçına dair "Artık toprağın altındaki solucanlar bile Fenerbahçeli olduğumu biliyor" esprisini de ihmal etmedi.

Pascoe bugün Kıbrıs'ta

"KIBRIS-ATİNA-ANKARA" HATTI BAŞLIYOR...  BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe başkanlığındaki heyet, 2 Nisan Çarşamba gününe kadar adada temaslarda bulunacak. BM Sözcüsü Michelle Montas'ın açıklamasına göre, Pascoe, daha sonra New York'a dönüp önümüzdeki günlerde Atina ve Ankara'ya gidecek

   Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma müzakerelerine başlamada inisiyatif üstlenmesi beklenen BM'den bir heyet bugün Kıbrıs'a geliyor.

   BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe başkanlığındaki heyet, 2 Nisan Çarşamba gününe kadar adada temaslarda bulunacak.

   BM Sözcüsü Michelle Montas'ın açıklamasına göre, Pascoe daha sonra New York'a dönüp önümüzdeki günlerde Atina ve Ankara'ya gidecek.

Möller ayrıldı

   Öte yandan görev süresi tamamlanan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller'in dün adadan ayrılması bekleniyordu.

   Möller'in Ocak 2006'da başlayan adadaki görevini, yerine biri atanana kadar geçici olarak Birleşmiş Milletler Politik İlişkiler Bölümü Avrupa ve Amerika'dan Sorumlu Bölüm Direktörü Kanadalı Elizabeth Spehar üstlendi. Spehar, Kıbrıs'a geçen gün gelmişti.