Erdoğan: Kıbrıs’ta çözüm eşit kurucu ortaklıkta

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 34. yıldönümü kutlandı. Lefkoşa’daki törende konuşan Başbakan Erdoğan “Çözümün ancak Kıbrıslı Türkler ve KKTC’nin eşit kurucu ortaklığıyla” mümkün olacağını söyledi.

NTV

Güncelleme: 20:30 TSİ 20 Temmuz 2008 Pazar

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’la 1 Temmuz’da yaptığı görüşmede “tek egemenlik ve tek vatandaşlık” konusunda anlaşmaya varması, hem adanın kuzeyinde hem de Ankara’da tartışmaya yol açmıştı.

 

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 34. yıldönümünde Lefkoşa’daki törende konuşan Erdoğan, görüşmelerde taviz verildiği eleştirilerine karşı çözüm parametrelerine vurgu yaptı. Erdoğan şöyle konuştu:

“Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk halkı ve KKTC’nin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiye’nin etkin garantörlüğü gibi vazgeçilmeyecek ilkeler üzerine inşa edilecektir.”

Erdoğan, beraberindeki bakanlarla birlikte katıldığı Yakındoğu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin açılışında ise son yıllarda 20’den fazla ülkede KKTC temsilciliği açıldığını hatırlattı ve “Mücadelemiz KKTC’yi dünyaya devlet olarak tanıtmak mücadelesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a gönderdiği mektupla, Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutladı.

Türkiye Kıbrıs’ta yeni bir ortaklık kurulması hedefini paylaşmaktadır diyen Gül, adada siyasi açıdan birbirine eşit iki halk, iki demokrasi ve iki devletin bulunduğunu kaydetti.

 

 

"Kıbrıs Türkü azınlık olmamıştır, olmayacaktır"

 



20 Temmuz, 2008 14:21:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ''(Kıbrıs'ta azınlık olmayacağız) demenin, böyle bir ihtimal varmış gibi düşünmenin son derece yanlış olduğunu'' söyleyerek, ''Kıbrıs Türkü asla hiçbir zaman azınlık olmamıştır, hiçbir zaman da azınlık olmayacaktır'' dedi.

Talat, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 34'üncü yılı kutlamaları dolayısıyla düzenlenen törendeki konuşmasına, KKTC'de bulunan konuklara Kıbrıs Türk halkı adına teşekkür ederek başladı.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Türkiye'den gelen bakanların bu önemli günde kendileriyle birlikte olmalarının büyük bir ayrıcalık ve mutluluk olduğunu belirten Talat, teşekkür etti.
 
"20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı, Kıbrıs Türk halkı için özgürlüğün ve barışın simgesidir. Bugün bu kızgın güneş altında gururlu, güvenli ve onurlu bir bayram kutlayabiliyorsak, bunu 20 Temmuz Barış harekatına borçluyuz" diyen Talat, Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz 1974'e kadar yaşadıklarını bilmeden veya anımsamadan bu bayramın anlam ve önemini kavramanın olanaksız olduğunu kaydetti.
 
Talat, 20 Temmuz 1974'e kadar kuşatılmış gettolarda yaşamaya mahkum edilen, ekonomik ve sosyal gelişme olanaklarından yoksun bırakılan, kendi kendini yönetme olanakları elinden alınan Kıbrıs Türk halkının, 1974 sonrasında geçmişle kıyaslanamayacak büyük olanaklara kavuştuğunu, ekonomik ve sosyal gelişme yolunda önemli adımlar attığını, kendi kendini yönetmenin altyapısını oluşturduğunu bildirdi.
 
Talat, "Bu süreçte tüm Türkiye hükümetlerinin cömert yardımlarının,
eşsiz katkısını anmak da bu kürsüden bir kez daha farz olmuştur" diye konuştu.
 
"Rum halkıyla birlikte onurlu bir çözüme imza atmak istiyoruz"
 
Kıbrıs Türk halkı olarak 20 Temmuz'la kazanılanları koruyarak dünya ile bütünleşmek istediklerini dile getiren Talat,  "Dünyanın saygın halkları arasında yerimizi almak, onlarla çeşitli düzeylerdeki iletişimimizi ve ilişkilerimizi geliştirerek korumak istiyoruz. Bu nedenledir ki, Adamızı paylaşmak zorunda olduğumuz Kıbrıs Rum halkıyla birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak istiyor, bunun için çalışıyoruz" dedi.
 
Talat, "Kıbrıs Türk halkının egemenliğini tartışma konusu yapmak, onu güya tartışılır gibi göstermek, ne yazık ki hiçbir zaman Kıbrıs Türkü'nün geleceğine yardımcı olmaz. 'Kıbrıs'ta azınlık olmayacağız' demek, böyle bir ihtimal varmış gibi düşünmek son derece yanlıştır. Kıbrıs Türkü asla hiçbir zaman azınlık olmamıştır, hiçbir zaman azınlık olmayacaktır" diye konuştu.
 
Talat ayrıca, "Kıbrıs Türkü her zaman eşit olmuştur, eşitliğini kanıtlamıştır. Bütün dünya bu eşitliğinin önünde saygı duyarken, Kıbrıs Türkünün azınlık olacağını veya olmayacağını tartışmamız ne yazık ki son derece yazıktır ve içler acısıdır" dedi.
 
"Rumların da çıkarını düşünüyoruz"
 
Mehmet Ali Talat, adada çözüm istediklerini, çünkü Kıbrıs sorunu çözümlenmeden bugünkü durumun herkese "ateşkes durumu" yarattığını ve geleceğe ipotek koyduğunu bildirdi.
 
Bunları söylerken sadece Kıbrıslı Türklerin değil, Kıbrıs Rumların da çıkarını düşündüklerini ifade eden Talat, "Kıbrıs bir ada olarak her iki halkın barış ve mutluluk adası olmalıdır. Bu irade, Kıbrıslı Türklerin vazgeçilmez iradesidir. Halkımızın bu yol göstericiliğinde oluşturduğumuz politikalarımızın odağında, insanca ve hakça bir paylaşımla Kıbrıs'ın bütünündeki haklarımızı korumak da vardır" diye konuştu.
 
Bu iyi niyetli girişimlere rağmen, Kıbrıs sorununa henüz bir çözüm bulunamamış olmasından Kıbrıs Türklerini sorumlu tutmaya çalışanlar olduğunu ifade eden Talat, çözümsüzlüğün bedelinin Kıbrıs Türk halkına ödetilmek istendiğini kaydetti.
 
"Çözüm yolunda yürümek istiyoruz"

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkına seslenerek, "Sizin verdiğiniz güçle, elimizde bulunan kazanılmış olanakları kullanarak, çözüm yolunda yürümek istiyoruz" dedi.
 
Talat, çözüm vizyonlarının, iki halkın siyasi eşitliği ve iki kurucu devletin eşit statüsü zemininde, iki kesimli yeni bir ortaklık devleti kurulması ve Türkiye'nin garantörlüğünün devam etmesi olduğunu vurguladı.
 
Talat, Kıbrıs Türk halkının kendi asli kurucu yetkilerini kullanarak, egemenlikteki eşit ortaklığını tescil edeceği bir çözümü amaçladığını belirterek, "Rum egemenliğine yama olmak ya da egemenliği Rum tarafına bırakmak bizim için asla söz konusu değildir" dedi.
 
"Rum tarafı müzakerelerden kaçtı"
 
Şubat 2008'de Güney Kıbrıs'ta yapılan seçimler sonucunda 24 Nisan referandumunda çözümü reddeden, ancak seçim propagandası boyunca çözüme kuvvetli vurgu yapan Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıs Rum tarafının yeni lideri olduğunu hatırlatan Talat, "Hristofyas liderliğindeki Kıbrıs Rum tarafının müzakerelerden kaçmasını haklı gösterecek hiçbir gerekçe olmadığı halde bugüne kadar tam teşekküllü müzakerelere başlama tarihini açıklayamadık. Rum tarafı bundan hep kaçtı" dedi.
 
Talat,  "Şimdi artık Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulma zamanıdır. BM parametreleri çerçevesinde, adil ve kalıcı bir çözüm" diye konuştu.
 
Türk ordusunun Ada'daki varlığı
 
Talat, Kıbrıs Türk halkının, daha iyi bir geleceğe ulaşabilmek için, Kıbrıs sorununa karşılıklı, kabul edilebilir bir çözüm bulunması gerektiğini kavradığını, ancak bunu açıklıkla ifade etmenin "nasıl olursa olsun bir çözüme razı olunabileceği" olarak anlaşıldığını kaydetti.
 
Bunun tamamen yanlış olduğunu kaydeden Talat, bu koşullarda çözüme vurgu yapılmasındaki nedenin sorunlar karşısındaki zayıflık olmadığını, toplumsal sorunların çözümünü çağdaş yöntemlerle arama olduğunu belirtti.

Bugüne kadar yaşananların herhangi bir güvenlik zafiyetine izin verilmemesi gerektiğini öğrettiğini kaydeden Talat, Rum liderliğinin Türk askerinin adadan çekilmesinin sorunun çözümüne yardımcı olacağını ifade etmesini iyi niyetle bağdaştırmadıklarını ifade etti.
 
"İzolasyonların kaldırılmasını istiyoruz"
 
Talat, "Açıklıkla bir kez daha vurguluyoruz, Türk ordusunun Ada'daki varlığı, Kıbrıs sorununun nedeni değil, sonucudur. Bu yüzden, neden ortadan kalkmadan, sonucun ortadan kaldırılması söz konusu dahi olamaz" dedi.
 
Talat, "Kıbrıs Rum tarafından beklentimiz bu sürecin bizi bir çözüme ulaştırmak zorunda olduğunu kavramasıdır. Onlardan beklentimiz, Kıbrıs'ı sadece Kıbrıslı Rumlara ait bir ada olarak görmekten vazgeçmeleri ve bu güzel adanın zenginliklerini bizimle eşit olarak paylaşmaya, eşit düzeyde güç bölümüne gitmeye hazır olmalarıdır" şeklinde konuştu.
 
"Dünyaya sesimizi duyurmaya ihtiyacımız var. Dünyadan bizi dinlemesini, demokrasinin gereği olarak sadece Rum tarafına değil, bize kulak vermesini istiyoruz" diyen Talat, izolasyonların kaldırılmasını istediklerini vurguladı.

 

 

Erdoğan'ın ziyareti Rum basınında

 



20 Temmuz, 2008 14:47:00 (TSİ) CNN TURK

 

Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın 20 Temmuz Barış Harekatı'nın yıldönümü çerçevesindeki KKTC ziyareti, Kıbrıs Rum kesimi gazetelerinde geniş yer buldu.

Fileleftheros gazetesi, "İki kurucu devlet ve ortaklıkta ısrar ediyor...
Talat, Erdoğan'ın desteğiyle güçlendi" başlıklarıyla verdiği haberde, Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın dünkü görüşmelerinin ardından yaptıkları ortak basın açıklamasına yer verdi.
 
Gazete, Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs sorununun çözümünün "iki eşit halk, iki kurucu devlet arasında, yeni bir ortaklık çerçevesinde başarılabileceği" yönündeki sözlerine vurgu yaptı.
 
Mahi gazetesi de, Başbakan Erdoğan'ın KKTC'ye yaptığı "yasadışı" ziyaretin, Rum hükümeti tarafından dün BM ve AB'ye şikayet edildiğini yazdı.
 
Habere göre Rum kesimi Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu dün yaptığı açıklamada, Rum hükümetinin Erdoğan'ın ziyareti hakkında BM ve AB nezdinde girişimde bulunduğunu açıkladı.
 
Türkiye'nin yapıcı bir tutum sergilemediğini, aksine belki de iç siyasete dönük
olarak, daha da sert tutum takındığını iddia eden Kipriyanu, yine de Kıbrıs Rum tarafının doğrudan müzakerelere başlama konusundaki kararının Erdoğan'ın ziyaretinden etkilenmemesi gerektiğini belirtti.
 
Rum kesimindeki diğer gazeteler de Erdoğan'ın KKTC ziyareti ve açıklamalarına ilişkin haberleri, Simerini, "Erdoğan kışkırtıcı... Talat'a güveniyor", Alithia, "İşgal altındaki bölgelerde istila kutlamaları" başlıklarıyla verdi.

 

Başbakan Erdoğan'dan Kıbrıs mesajı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorunun yarım yüzyıldır BM’nin gündeminde olduğunu ifade etti ve “Kapsamlı çözüm Kıbrıs Türk Halkı ve KKTC kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiye’nin etkin garantörlüğü gibi vazgeçilemeyecek ilkeler etrafında inşa edilecektir” dedi. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Türk askerinin Ada’dan Kıbrıs sorunu çözülene kadar çekilmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 34’ncü yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde Başkent Lefkoşa’da bulunan Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda resmi törenler yapıldı. Saat 10.00’da başlayan törenlere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, 2. Ordu Komutanı Ogeneral Saldıray Berk, KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, siyasi partilerin temsilcileri Bakanlar, Mehmet Şimşek, Beşir Atalay, Cemil Çiçek, Murat Başesgioğlu, Binali Yıldırım, Vecdi Gönül, Mehdi Eker ve çok sayıda vatandaş katıldı. Başbakan Erdoğan ve Rauf Denktaş, tören alanına girdiğinde vatandaşların ilgisiyle karşılaştı.

Kutlamalar, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı, tören alanına gelişiyle başladı. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Talat, tören kıtasını denetledi ve halkın bayramını kutladı. Ardından, Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Cumhurbaşkanı Gül’ün, mesajını KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a sundu. Talat da cevabi mesajını İsen’e verdi. Daha sonra atletler, Yavuz Zırhlısı’ndan çıkarılan KKTC ve Türkiye bayrakları KKTC Cumhurbaşkanı Talat’a sundular.

Törende ilk olarak Başbakan Erdoğan bir konuşma yaptı. Erdoğan, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatının 34’ncü yıl dönümünde KKTC’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Barış Harekatı’nın Kıbrıs Türkü’nün soykırıma uğramasını engellediğini belirten Erdoğan, “Barış harekatı, Anavatanın Kıbrıs Türkü’nü sonsuzu kadar koruma azim ve kararlılığını bir kez daha dünyaya duyurmuştur” dedi.

BARIŞTAN YANA OLDUK

“Biz ülke olarak, devlet olarak, millet olarak her zaman barıştan yana olduk. Tarih boyunca politikamız buydu. Bugün politikamız budur, yarın da bu olacaktır” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Kıbrıs davasında bizim amacımız, bizim hedefimiz bellidir. Benimsediğimiz diplomasi gerçek bir siyasi kararlılığın sonucudur. Bu kararlık sayesinde Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC Hükümetleri Kıbrıs meselesinde dünyanın ezberini bozmuş, Ada’da kimin gerçekten çözüm istediğini kimin uzlaşmaz taraf olduğunu ayan beyan ortaya koymuşladır. Biz bütün bu süreci bu anlayışla götürdük. Kıbrıs davamızda, diyalogtan, barış arayışından hiçbir zaman taviz vermedik. Sadece 24 Nisan referandumu bile bunun en somut göstergesidir. Kendi kaderini tayin hakkını kullanan Kıbrıs Türk Halkı’nın yapıcı ve kararlı tutumu barıştan, çözümden, uzlaşmadan yana tutumuzu herkese göstermiştir.”

Kıbrıs sorununun yarım yüzyıldır BM’nin gündeminde olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Sorunun çözüm çabalarında dikkate alınması gereken parametreler ortaya çıkmıştır. Şurası çok açıktır ki, kapsamlı çözüm ancak Ada’daki gerçekler temelinde mümkün olabilecektir. Kimse, ama hiç kimse Kıbrıs Türk Halkı’nın kendi yönetiminden eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini ve azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin. Hiç kimse, boş hayaller kurup, bu parametreleri değiştirme gayretkeşliği sergilemesin. Kapsamlı çözüm Kıbrıs Türk Halkı ve KKTC kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiye’nin etkin garantörlüğü gibi vazgeçilemeyecek ilkeler etrafında inşa edilecektir. Kıbrıs’ta son olarak iki liderin bir araya gelmelerini ve bir mutabakata varmalarını olumlu bir adım olarak görüyorum. Kıbrıs Türk tarafının da bu konuda aktif çaba gösterdiğini biliyoruz. Türk tarafının bu yapıcı yaklaşımı karşısında diğer taraf da artık hedef şaşırtmaktan, kendisine yeni muhataplar aramaktan vazgeçerek çözüme eşit iki halk arasında yeni bir ortaklık kurulması suretiyle varılacağını kabullenmelidir.”

İZOLASYONLAR KALKMALI

Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonları kabul etmediklerinin altını çizen Başbakan Erdoğan, çözüm isteyen ve bunun için samimiyetle uğraşan Kıbrıs Türklerinin cezalandırılmasına son verilmesini istedi. Rum tarafının yıllardır uzlaşmaz siyasetinin bedelinin Kıbrıs Türküne ödetildiğini öne süren Başbakan Erdoğan, bu durumun ciddi bir haksızlık olduğunu söyledi. Erdoğan, “Kıbrıs Türk Halkına uygulanan haksız tecride son veren adımlar vakit geçirilmeden atılmalıdır. Başta AB olmak üzere uluslar arası toplum Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri yerine getirmelidir. Kıbrıs Türk Halkının maruz kaldığı o haksız uygulamaların, siyasi, hukuki, ahlaki, insani hiçbir açıdan izahı mümkün değildir” diye konuştu.

Kıbrıs sorunu ile Türkiye’nin AB üyeliği arasında bağlantı kurulmasının yanlışlığına vurgu yapan Başbakan Erdoğan, “Kıbrıs sorunu Türkiye’nin AB katılım sürecine karşı kullanılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki Kıbrıs Türklerin ve Türkiye’nin kabul edemeyceği bir çözüm şeklinin dayatılması mümkün değildir. Hiçbir zamanda mümkün olmayacak” dedi.

TALAT: “SORUN ÇÖZÜLMEDEN ASKER ÇEKİLMEYECEK”

Törende konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 20 Temmuz Barış Harekatı ile kazandıklarını koruyarak, dünyayla bütünleşmek istediklerini vurguladı. Talat, “Bu nedenledir ki Adamızı paylaşmak zorunda olduğumuz Kıbrıs Rum Halkıyla birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak istiyor bunun için çalışıyoruz” dedi. Kıbrıs Türk Halkının egemen bir halk olduğuna işaret eden Talat, “Kıbrıs’ta azınlık olmayacağız” şeklindeki açıklamalara tepki gösterdi. Talat, “Kıbrıs’ta azınlık olmayacağız demek, böyle bir ihtimal varmış gibi düşünmek son derece yanlıştır. Kıbrıs Türkü asla, hiçbir zaman azınlık olmamıştır ve hiçbir zamanda azınlık olmayacaktır” diye konuştu.

Talat şunları söyledi: “Bizim çözüm vizyonumuz bellidir. İki halkın siyasi eşitliği ve iki kurucu devletin eşit statüsü zemininde iki kesimli yeni bir ortaklık devletinin kurulması ve Türkiye’nin garantörlüğünün devam etmesidir. Kıbrıs Türk Halkı kendi asli kurucu yetkilerini kullanarak, egemenlikteki eşit ortaklığını tescil edeceği bir çözümü amaçlamaktadır. Rum egemenliğine yama olmak, ya da egemenliği Rum tarafına bırakmak bizim için asla söz konusu değildir. Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulma zamanıdır. BM parametreleri çerçevesinde adil ve kalıcı bir çözüm.”

Talat, konuşmasında Ada’daki Türk askeri varlığına ilişkin eleştirilere de yanıt verdi. Talat şöyle dedi: “Bugüne kadar yaşadıklarımız bize herhangi bir güvenlik zafiyetine izin vermememizi gerektiğini öğretmiştir. Rum liderliğinin Türk askerinin Ada’dan çekilmesinin sorunun çözümüne yardımcı olacağını ifade etmesini iyi niyetle bağdaştırmıyoruz. Kıbrıs sorununu bilmeyen bir kısım dünya liderinin aynı yöndeki yaklaşımını ise bilgisizliklerine yoruyoruz. Açıklıkla bir kez daha vurguluyoruz. Türk ordusunun Ada’daki varlığı Kıbrıs sorununun nedeni değil sonucudur. Bu yüzden, neden ortadan kalkmadan sonucun ortadan kaldırılması söz konusu dahi olamaz.”

NOTLAR

Dr. Fazıl Küçük Bulvarında yapılan resmi kutlamalarda, “Egemenliğimizde asla vazgeçmeyiz”, “Teşekkürler anavatan, teşekkürler Mehmetçik”, “20 Temmuz 1974 Rum katliamından kurtulma günüdür”, “Kıbrıs Türk Halkı geçmişin karanlık günlerinde asla geri dönmeyecektir”, “Eşitlik, adalet, özgürlük, hepsinin temeli egemenliktir”, “Egemen olmayan azınlık olur”, yazılı pankartlar dikkat çekti.

Konuşmalar sırasında zaman zaman gergilikler de yaşandı. Bazı vatandaşlar, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın konuşması sırasında aleyhte slogan atınca, güvenlik görevlileri tören alanından uzaklaştırdı. Konuşmaların ardından, askeri resmi geçit töreni ve Türk Yıldızları Akrobasi timi gösteri yaptı.

HURRIYET 20/07/08

 

 

Erdoğan: Eşit statüden vazgeçmeyiz

 

20/07/2008 RADIKAL

KKTC'de konuşan Erdoğan Rumlara seslendi: Kimse Türk halkının eşit statüden vazgeçmesini beklemesin.

TARIK IŞIK


LEFKOŞA - Başbakan Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin iki taraflı çözüm politikası değişiyor" eleştirilerinin yükseldiği bir dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerinde konuşarak "Kapsamlı çözüm, ancak Ada’daki gerçekler temelinde mümkün olabilecektir. Hiç kimse, Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini ve azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin" mesajını verdi.


Makedonya’dan örtülü destek


Kıbrıs Barış Harekatı’nın 34. yıldönümü kutlamaları dolayısı ile kentte yapılan kutlamalarda Yunanistan ile arasında ülkenin isminden dolayı sorun yaşayan Makedonya’dan destek geldi. Törenlere Almanya, Azerbaycan, İtalya, Makedonya, İsveç, Pakistan ve Danimarka'dan milletvekilleri, siyasetçiler ve ticari temsilciler katıldı. Makedonya ise Bakan düzeyinde temsil edildi. KKTC yetkilileri Yunanistan ile Makedonya arasında yeni bir siyasi gerilime neden olmamak için Makedonyalı Bakanın ismini açıklamaktan kaçındı.

"Eşit ortaklık" vurgusu


Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 1974 Harekatı’nın, Kıbrıs Türkü’nün soykırıma uğramasını engellediğini kaydetti. “Barış Harekatı, 1974 öncesindeki sıkıntılı günlerin bir daha yaşanmasına asla müsaade etmeyeceğimizin teminatıdır” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şurası çok açıktır ki, kapsamlı çözüm, ancak Ada’daki gerçekler temelinde mümkün olabilecektir. Hiç kimse, Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini ve azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin. Hiç kimse boş hayaller kurup bu parametreleri değiştirme gayretkeşliği sergilemesin”


Rumlar hedef şaşırtmasın


Türk tarafının Ada’da köklü çözüm için yapıcı yaklaşımı karşısında Rum tarafının aynı tavrı sergilemediğini dile getiren Erdoğan, “Diğer taraf, artık hedef şaşırtmaktan, kendisine yeni muhataplar aramaktan vazgeçerek çözüme eşit iki halk arasında yeni bir ortaklık kurulması suretiyle varılacağını kabullenmelidir” dedi. “Kıbrıs Türkleri’ne uygulanan izolasyonların sürdürülmesini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz” diyen Erdoğan, çözümden yana olan Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonlarla cezalandırıldığını ve buna son verilmesi gerektiğini ifade etti.


Kıbrıs ve AB


Güney Kıbrıs’ın, Kıbrıs Türk halkını tahakküm altına alma çabalarının, egemenliğini Ada’nın kuzeyine genişletme gayretlerinin nafile olduğunu kaydeden Erdoğan, Kıbrıs sorunuyla Türkiye’nin AB üyeliği arasında herhangi bir bağlantı kurulmasını da doğru bulmadığını söyledi. Erdoğan, “Kıbrıs sorunu Türkiye’nin AB katılım sürecine karşı kullanılmamalıdır. Kıbrıs Türkleri’nin ve Türkiye’nin kabul edemeyeceği bir çözüm şeklinin dayatılması mümkün değildir ve hiçbir zaman da mümkün olmayacaktır” dedi

Protestoya yanıt


Erdoğan törende adanın birleşmesine karşı slogan atan küçük bir gruba da yanıt verdi. Erdoğan, “Sevgili Kıbrıslı Türk kardeşlerim şartlar ne olursa olsun Türkiye yanınızda olacaktır. Milli davamızda birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekiyor. Siyasete alet etmememiz gerekiyor. Burada siyaset olmaz, burada birlik beraberlik olmalıdır. Bulunduğumuz noktadan daha geriye gitmemiz sözkonusu değildir” dedi.

Mesajlar Denktaş’a


KKTC Cumhurbaşkanı Talat ise isim vermeden 1'inci Cumhurbaşkanı Denktaş’a gönderme yaptı.
Onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak istediklerini kaydeden Talat, “Kıbrıs Türk halkı egemen bir halktır. Egemenliğini tartışma konusu yapmak, onu güya tartışılır gibi göstermek, hiçbir zaman Kıbrıs Türkünün geleceğine yardımcı olmaz. ‘Kıbrıs’ta azınlık olmayacağız’ demek, böyle bir ihtimali varmış gibi düşünmek son derece yanlıştır. Kıbrıs Türk halkı hiçbir zaman hiçbir zaman azınlık olmamıştır ve olmayacaktır. Bunu tartışmamız son derece içler acısıdır” dedi.
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi binası açılışında konuşan Erdoğan da isim vermeden Denktaş’ı ve muhalefeti şöyle eleştirdi:
“Benim tek arzum, tek dileğim şudur. Ne olur birbirimizi siyasetin acımasız diliyle yıpratmayalım. Hele hele böyle milli günlerimizde manevi değerlerin en üst düzeyde inanıyorum ki yer bulması gereken günlerimizde birbirimizi yıpratma gayreti içine girmeyelim. Tam aksine dayanışmanın birbirimizle ele vermenin günleri olan bu günlerde geleceğe çok daha özgüven içinde bakalım.”

Denktaş Erbakan’a af istedi

Denktaş, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarında Cumhurbaşkanlığı’nı temsil etmek üzere KKTC’ye gelen Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen’i kabul etti. Denktaş, Kıbrıs’a Barış Harekatı’nın düzenlendiği 1974’te Bülent Ecevit’le hükümet ortağı olan ve kayıp trilyon davasından dolayı 2 yıl hapis cezası alan Erbakan için Gül’e şu mesajı gönderdi:
“Böyle bir günde Cumhurbaşkanı’nın af yetkisini kullanmasını biz gönülden diliyoruz. Davasının detaylarını bilmiyorum ama yaptığının bağışlanması için değil; yaşı ve sağlığı nedeniyle istiyorum. Böyle bir günde çok güzel olur. Bunu bir mesaj olarak sayın Cumhurbaşkanı’na duyurursanız, biz de tüm kalbimizle destekleriz.”



Gül'den Kıbrıs için 'barış' vurgusu

ANKARA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıldönümü nedeniyle KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen aracılığıyla bir mektup gönderdi. Gül, mektubunda, şu mesajları verdi:
"Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye’nin tarihi, ahdi ve insani yükümlülüklerine dayanarak gerçekleştirdiği Barış Harekatı, kahraman Kıbrıs Türkü’nün özgürlük mücadelesinde bir dönüm noktasıdır. Kıbrıs Türk halkı, Ada’ya huzur ve istikrar getiren Barış Harekatı’ndan bu yana
özgürce yaşama konusundaki kararlılığını dünyaya kanıtlamıştır. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her alanda daha da ilerlemesi için gereken çabayı göstermeye aynı kararlılıkla devam edecektir. Kıbrıs’ta siyasi açıdan birbirine eşit iki halk, iki demokrasi ve iki devlet mevcuttur. Kıbrıs’ta barış ve huzurun teminatı, Ada’daki mevcut gerçeklere dayanacak bir çözümdür. Türkiye garantör ülke olarak Kıbrıs’ta yeni bir ortaklık kurulması hedefini paylaşmaktadır."

 

Babacan'dan Ermenistan'a zeytin dalı

18/07/2008 RADIKAL

Dışişleri Bakanı Babacan: Ermenistan'ı tanıyoruz ve görüşmelerimiz oluyor. Aramızda güncel sorunlar var. Ancak bunların diyalog yoluyla ele alınması esas

ANKARA - Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki temas trafiğinin önemini vurgularken, “Kuşkusuz bu temas trafiği, iki ülke arasındaki ilişkiler açısından önemli. Burada önemli olan diyalog yoluyla, yapıcı bir yaklaşımla iki ülke, arasındaki ilişkilerin nasıl normalleştirileceği konusunun görüşülmesidir" dedi.

Dışişleri Bakanı Babacan, İran Dışişleri Bakanı Munaçehr Mottaki ile düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile Ermenistan arasında 'doğrudan görüşmeler'in başladığı haberlerine dikkat çekilmesi üzerine, Türkiye’nin Ermenistan’ı tanıyan bir ülke olduğunu söyledi. Babacan, “Bizim Ermenistan’dan muhataplarımız ile dönem dönem görüşmelerimiz, istişarelerimiz oldu" dedi.

Kendisinin önceki Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Özkanyan ile New York’taki BM toplantıları çerçevesinde uzun bir görüşme yaptığını, halefi Edward Nalbandyan ile de uluslararası bir toplantıda kısa bir selamlaşmanın olduğunu anlatan Babacan, ayrıca iki ülkenin Dışişleri Bakanlıklarından diplomatların, dönem dönem görüşmeler yaptıklarını anımsattı. Babacan şöyle devam etti: "Bu temas trafiği iki ülke arasındaki ilişkiler açısından önemli. Burada önemli olan, diyalog yoluyla, yapıcı bir yaklaşımla iki ülke arasındaki ilişkilerin nasıl normalleştirileceği konusunun görüşülmesidir. Sorunlar vardır. Güncel sorunlar vardır, 1915 olayları ile ilgili görüş ayrılıkları vardır. Ancak bunların diyalog yoluyla ele alınması esastır."

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, NATO ülkelerinin ulusal güvenlik danışmalarının Ankara’da toplandığı haberlerine ilişkin bir soru üzerine de, NATO üyesi bazı ülkelerin danışmanlar düzeyinde istişare amacıyla dönem dönem bir araya geldiklerinin doğru olduğunu belirtti.

Bu toplantıların farklı dönemlerde farklı ülkelerde yapıldığını anlatan Babacan, Ankara’da böyle bir toplantı gerçekleştirdiğini kaydederek, bu toplantılarda NATO ile ilgili konuların ele alındığını söyledi. (anka)

 

Talat'a güven ve destek tam

ÇÖZÜM, İKİ HALKIN EŞİTLİĞİNDE VE İKİ KURUCU DEVLET ARASINDA... Kıbrıs'ta çözümün iki halkın eşitliğine ve iki kurucu devlet esasında bulunacağını ifade eden Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yönde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile ekibine güvenlerinin tam olduğunu ve Türkiye hükümetinin desteğinin süreceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Talat ise görüşme sürecinde Türkiye'nin tam desteğinin önemli olduğuna dikkat çekti

 

 

 

   Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümün iki halkın eşitliğine ve iki kurucu devlet esasında bulunacağını, bu yönde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile ekibine güvenlerinin tam olduğunu ve Türkiye hükümetinin desteğinin süreceğini açıkladı.

   20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına katılmak için önceki akşam KKTC'ye gelen Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile beraberindeki heyetin, Cumhurbaşkanlığı'ndaki görüşmelerinin ardından Talat ve Erdoğan ortak basın açıklaması yaptı.

Erdoğan, şu anda hazırlıkları süren proje uyarınca, gelecek yıl haziran ayında Anamur'dan Kuzey Kıbrıs'a içme suyu taşınması için deniz altı hattı döşenmeye başlanacağını bildirdi. Erdoğan, projenin maksimum 3 yılda biteceğini, bu konuda Türkiye Çevre ve Orman Bakanlığı'na görev verildiğini kaydetti.

   Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da ortak açıklamada, Türkiye'nin koşulsuz desteğinin kendileriyle olduğunu söyledi.

   Talat, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki bakanlarla yaptıkları görüşmede, Kıbrıs sorunu yanında, Türkiye'nin KKTC'ye kesintisiz desteğinin devamının yöntemlerini değerlendirdiklerini ve bundan sonra da Türkiye'nin desteğinin süreceğini bildiklerini kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Talat, 25 Temmuz'da Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la yapacağı görüşmede, tam teşekküllü müzakere sürecinin başlatılacağının ilan edileceğini umduğunu ifade ederek, "Bu süreçte Türkiye'nin bize desteğini bilmek, büyük güvence" diye konuştu.

 

Talat: Geniş değerlendirme yaptık

 

   Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki iki ülke heyetlerinin görüşmelerinin ve Talat-Erdoğan baş başa görüşmesinin ardından ortak açıklamada ilk konuşmayı Cumhurbaşkanı Talat yaptı.

   Cumhurbaşkanı Talat, Erdoğan ve heyetini KKTC'de görmekten duyduğu mutluluğu ifade ederek, Erdoğan'ın ilk defa gelmediğini, KKTC'yi, sorunlarını çok iyi bildiğini, ancak yine de çok geniş değerlendirmelerde bulunduklarını söyledi.

   Kıbrıs sorununda içinde bulunulan aşamayı aktararak görüş alışverişinde bulunduklarını kaydeden Talat, başta ekonomik sorunlar olmak üzere sorunları değerlendirdiklerini ifade etti.

   Talat, "Herkesin bildiği gibi Türkiye her zaman KKTC'nin yanındadır. Koşulsuz desteği her zaman için bizimle birliktedir. Yarın 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı... Sayın Türkiye Başbakanı'nın ve geniş bakan heyetinin bizimle birlikte olması, sanırım TC'nin KKTC'ye verdiği desteğin en güzel göstergesidir" diye konuştu.

   Cumhurbaşkanı Talat, görüşmede hem kendisi ve Başbakan Erdoğan'ın, hem de diğer tüm bakanların karşılıklı olarak işbirliği imkânlarını ve Türkiye'nin KKTC'ye kesintisiz desteğinin devam etmesinin yöntemlerini değerlendirdiklerini vurguladı.

 

"Destek her zaman yanımızda biliyoruz"

 

   Cumhurbaşkanı Talat, bundan sonra da Türkiye'nin desteğini her zaman yanlarında bildiklerini ifade ederek, şöyle konuştu.

   "Önümüzde bizi bekleyen Kıbrıs sorunuyla ilgili hassas süreçte, bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kıbrıs Türk tarafı Türkiye'yle birlikte Kıbrıs sorununda BM parametrelerine dayalı, kalıcı bir çözümün bir an önce olmasını destekliyor. Kıbrıs Türk tarafı olarak Kıbrıs sorununun siyasi eşitliğimize, iki kurucu devletin eşit statüsüne dayalı, iki kesimli bir çözümle bir an önce çözümlenmesini istiyoruz ve bunun için elimizden gelen her çabayı ortaya koyuyoruz. Bunu da kanıtladık.

   Sayın Rum lider Hristofyas'la gerçekleştirdiğimiz üç görüşmede bu konudaki istekliliğimizi ortaya koyduk ve gereğini de yaptık. 25'inde umuyorum bir araya geldiğimizde tam teşekküllü müzakerelerin başlangıcını da ilan edeceğiz ve böylece Kıbrıs sorununun çözümü için yeni süreci başlatmış olacağız.

   Bu süreçte Türkiye'nin desteğinin bizimle birlikte olduğunu bilmek, bize çok büyük bir güvence oluşturuyor. Kendilerine bir kere daha teşekkür ediyorum."

 

Erdoğan: Mutabakat bekliyoruz

 

   Türkiye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, gördüğü sıcak misafirperverliğe teşekkür ederek, Cumhurbaşkanı Talat ve KKTC hükümetiyle yaptıkları görüşmelerde çok faydalı düşünce alışverişinde bulunduklarını söyledi.

   Erdoğan, TC hükümeti olarak Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı çözüm bulunması yönünde ilk günden bu yana yoğun bir çaba sarf ettiklerini kaydederek, 21 Mart sürecini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. İki liderin önümüzdeki günlerde yapacağı görüşmede, kapsamlı görüşmelerin tarihi konusunda mutabakata varmalarını beklediklerini ifade eden Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:

 

"Talat ve ekibine güvenimiz tam"

 

   "Kıbrıs'ta çözüm, BM çatısı altında, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, adadaki gerçeklere dayanan, iki eşit halk ve iki kurucu devlet arasında oluşturulacak yeni bir ortaklık ilişkisi çerçevesinde bulunacaktır.

   Çözüm konusunda Cumhurbaşkanı Talat'a ve ekibine güvenimiz tamdır. Kendisinin müzakere ekiplerinin ve KKTC hükümetinin bu konuda aktif ve yapıcı bir çaba içinde olduğunu biliyoruz. TC hükümeti olarak sizleri bu yönde desteklemeye devam edeceğiz."

 

Ekonomik gelişmeden örnekler

 

   Türkiye Başbakanı Erdoğan, KKTC'de son yıllarda kaydedilen ekonomik gelişmede, hükümetlerinin izlediği çözüm eksenli siyaset kadar, sağladıkları desteğin de önemli rol oynadığını vurguladı. 2003 yılındaki KKTC ile bugünkü arasında gözle görülür bir gelişmişlik farkı bulunduğunu ifade eden Erdoğan, 1997-2002 arasındaki Türkiye'den KKTC'ye yılda ortalama 210 milyon dolar yardım gerçekleştirilmişken, 2003-2006 arasında 3 yıllık yardım ortalamasının 360 milyon dolara yükseldiğini bildirdi.

   Başbakan Erdoğan, 2007-2009 arasında ise bu ortalamanın 420 milyon dolar olacağını ifade ederek, KKTC ekonomisindeki gelişmenin sürekli ve kalıcı olabilmesi için turizm ve yüksek öğretim alanındaki yatırımlara teşvikler sağlandığını hatırlattı. Erdoğan, yüksek öğrenimdeki 42 bin öğrenci sayısının 60 bine çıkarılmasının hedeflendiğini kaydederek, turizmde son 28 yılda 6 bin yatak artışı gerçekleşmişken, ortak çalışmaları neticesinde 2009 sonuna dek 7 yılda ek 20 bin yatak kapasitesi oluşturulacağını söyledi.

   Bu atılımların KKTC ekonomisini tetikleyeceğini belirten Erdoğan, 1999'da 21 bin olan üniversitelerdeki öğrenci sayısının 2007'de 42 bine ulaştığını kaydetti.

 

"Sağlam ekonomi için zaruri yapısal dönüşüm sürdürülüyor"

 

   Recep Tayyip Erdoğan, elektrik, yol, su gibi altyapı yatırımlarına da büyük destek verildiğini belirterek, sağlam bir ekonomi için zaruri olan yapısal dönüşümün de KKTC makamlarıyla el ele sürdürüldüğünü, bu ziyaretlerinde de bakan arkadaşlarının görüşmeleriyle süreci hızlandıracağını söyledi.

   Ekonomik destekleri ve Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlara son verme çabalarının bundan böyle de aynı kararlılıkla devam edeceğini belirten Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının barış ve özgürlüğüne kavuştuğu 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı'nın 34'üncü yıldönümünde KKTC'li kardeşleriyle bir arada olmanın mutluluğunu yaşadıklarını, ayrı bir heyecan duyduklarını ifade etti.

   Erdoğan, Türkiye'nin bundan önce olduğu gibi bundan sonra da, Kıbrıs Türk halkının yanında olmaya, ona destek vermeye devam edeceğini vurgulayarak, "Bütün dünyanın bunu anlaması, bilmesi, bu konuda Türkiye'nin hangi iktidar olursa olsun farklı bir yöne sapma yapacağını beklememesini, burada ayrıca hatırlatmak istiyorum" dedi.

 

"İzin almayız"

 

   Türkiye Başbakanı Erdoğan, "Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın Rumların acı duyduğu bir günde KKTC'ye gelmesini kınamasıyla ilgili" bir soruyu yanıtlarken, 20 Temmuz 1974'ün, Kıbrıslı Türklerin özgürlük mücadelesinin neticesi olduğunu söyledi.

   Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin nereye, ne zaman, nasıl, niçin gideceğinin iznini kimseden almadığını, o programını kendisinin tayin ettiğini ifade eden Erdoğan, barış ve özgürlük mücadelesinin her zaman yanında olduklarını ve buna devam edeceklerini kaydetti.

 

"Anlayış varsa çok kısa zamanda netice alınır"

 

   Erdoğan, çözüm umuduyla ilgili soruya karşılık, "barış müzakere masasında kovalanırsa netice alınacağını" vurguladı, uzaktan barışın yakalanamayacağına işaret etti. KKTC Cumhurbaşkanı'nın başlattığı süreçte iki liderin 3 kez masaya geldiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, 25 Temmuz'da yapılacak görüşmede de bunun devam etmesi dileğinde bulundu. Sorunu çözmeye yönelik bir anlayış, ön kabul varsa, çok kısa zamanda netice almanın mümkün olduğuna inanç belirten Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Talat'tan aldığı bilgilerin de bu yönde olduğunu, kendilerinin de garantör ülke olarak böyle düşündüklerini açıkladı.

   Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bir Rum gazetecinin Hristofyas'ın çözümün anahtarının Türkiye'nin elinde olduğunu birçok kez söylediğini belirterek, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki kırmızıçizgilerini sorması üzerine, çözümün hiçbir zaman tek taraflı olamayacağını, taraflar arasında, masada olacağını vurguladı.

 

"Olumlu yaklaşım yoksa netice alınamaz"

 

   Her iki taraf da çözüme olumlu yaklaşmazsa, netice alınamayacağına işaret ederek, Hristofyas'ın da Talat gibi olumlu yaklaşmasını isteyen Erdoğan, "İki halkın, siyasi eşitliğin, iki kurucu devletin olduğu, adil, kalıcı, kapsamlı bir Kıbrıs"ı yakalamak için ön kabuller varsa çözüme gitmenin çok daha kolay olacağını söyledi.

   Erdoğan, iki tarafın Kıbrıs sorununun çözümüne giden yoldaki farklı yaklaşımlarına işaret ederek, bu durumda çözümün nasıl sağlanacağını soran bir gazeteciyi yanıtlarken, henüz çözüme yönelik müzakerelerin başlamadığını, 25 Temmuz'u bu yüzden önemsediklerini, bu sürecin de BM zemininde yürümesi gerektiğini kaydetti.

   Şu anda iki liderin "peşrev safhasında" görüşmelerin sürdüğüne işaret eden Erdoğan, temel ilkelerde mutabakat sağlanırsa, hızla ilerleneceğini belirtti. KKTC ve Türkiye'nin asla telaffuz etmediği ifadelerle KKTC'ye yakıştırmalar yapılırsa zaten neticeye varmanın mümkün olmadığını kaydeden Başbakan Erdoğan, 24 Nisan 2004'teki referandumlarda hayır diyen Güney Kıbrıs ödüllendirilirken, evet diyen Kuzey Kıbrıs'ın cezalandırıldığını hatırlattı, şunları söyledi:

   "Şimdi nasıl oluyor da Kuzey Kıbrıs bu süreci tıkıyor? Süreci tıkayan biri varsa, Güney Kıbrıs'tır. Kuzey Kıbrıs önünü açmıştır. Burada bizim beklentimiz adalettir. Adaletin tecellisi için de 24 Nisan 2004'te atılan adımla yine geciken bir süreç vardır, daha önce olduğu gibi... Bunun çözülmesi gerekir. Biz BM zemininde bu sürecin çözümüne olumlu adımların atılmasını bekliyoruz. Temennimiz odur ki bu adımlar atılır."

 

Talat: Türkiye'den su için güney Kıbrıs'a teklif yaptım

 

   Kuraklık sorunu ve barış suyu projesiyle ilgili soruya karşılık Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, konuyu daha önce Ankara'da istişare ettiklerini, hem Kuzey hem Güney Kıbrıs'ın su ihtiyacının teknik komitelerde de görüşüldüğünü belirtti. Türkiye'nin yardıma her zaman hazır olduğunu, başlangıçta tankerle, ardından boru yoluyla adaya su taşınması ve Güney Kıbrıs'a su sevk etme konusunda Türkiye'nin desteği bulunduğunu belirten Talat, konuyu Rum tarafına değişik kanallarla ilettiğini, ancak henüz değerlendirip yanıt gelmediğini açıkladı.

   Rum Hükümeti Sözcüsü Stefanu'nun "Kıbrıs sorunu çözülmeden su almayacaklarını" söylediğini hatırlatan Talat, "Ama bize ilettikleri resmi bir cevapları yoktur" dedi.

 

Erdoğan: Su projesi sürüyor

 

   Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da aynı soruya karşılık, su taşınması konusunda proje çalışması yapıldığını, gelecek yıl bu zamanlarda bitecek projeyle Anamur'dan Kuzey Kıbrıs'a deniz altı hattının döşeneceğini bildirdi. Böylece Kuzey Kıbrıs'ın geleceğini de kuşatacak suya kavuşacağını belirten Erdoğan, tamamen içme suyu taşınacağını söyledi.

   Projenin, gelecek yıl haziran ayında bitmesinden sonra en fazla 3 yıl içinde hayata geçeceğini anlatan Erdoğan, talimatların Çevre ve Orman Bakanlığı'na verildiğini bildirdi.

 

Sıcak basın mensuplarını zorladı

 

   KKTC, Güney Kıbrıs, Türkiye medyası ve uluslar arası haber ajanslarından çok sayıda basın mensubunun izlediği Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'ndaki ortak açıklamaları, programlanan saatten 50 dakika rötarla, saat 13.50'de başladı.

   Aşırı sıcaktan olumsuz etkilenen basın mensuplarına iki kez su, bir kez de ayran servisi yapıldı. Basın açıklaması sırasında yabancı basın mensupları için İngilizceye simültane çeviri yapıldı. Sıcak hava, görevlilere de zor anlar yaşattı. Talat ve Erdoğan için hazırlanan kürsülerin güneşte kalması üzerine değişiklik yapılarak kürsüler bina girişindeki kemer altına çekildi ve böylece Talat ve Erdoğan'ın gölgede konuşmaları sağlandı.

   Talat ve Erdoğan, açıklamalarının ardından basın mensuplarının isteği üzerine el sıkışarak da poz verdi.

KIBRIS 20/07/08

Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacak

Girne Amerikan Üniversitesi'nde ilk etabı tamamlanan Teknopark, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle dün öğleden sonra açıldı.

   Erdoğan, GAÜ'deki açılışta yaptığı konuşmada, dünyada cezalandırılan iki ülkenin Kuzey Kıbrıs ve Filistin olduğunu belirterek, "İnanıyorum ki Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacak" dedi. Kıbrıs'ta çözüm için adil ve kapsamlı bir neticeye varılacağını kaydeden Erdoğan, Türkiye'deki iktidarın bunun dışında bir şeye evet demeyeceğini söyledi.

   Başbakan Ferdi Sabit Soyer de, Anadolu halkının vergileriyle oluşan kaynaklarla KKTC'ye aktarılan desteğin yanında kendilerinin daha fazla alın terinden akan kaynakları aktarmaları gerektiğini vurgulayarak "Ve bu iki kaynağı birleştirerek 21. yüzyılda çözümün eşit tarafı olarak dünyada yerimizi almak ve Türkiye'yle birlikte ileriye gitmek son derece önemlidir" diye konuştu.

   GAÜ Teknopark'ın açılış törenine 20 Temmuz kutlamaları için KKTC'de bulunan Türkiye heyeti yanında Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, bazı bakanlar, UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, öteki davetliler ve GAÜ öğretim üyeleri katıldı.

   Açılışın ardından sahne sanatları kompleksinin temsili temeli de atıldı.

 

Erdoğan: Sıçrama devam etsin

 

   Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, onursal doktora alarak mensubu bulunduğu GAÜ'nün teknopark yapmasının, geleceğe yönelik adımlarını yerinde görmenin eğitim dünyası için büyük kazanım olduğunu söyledi.

   Erdoğan, "Hedeflerimiz var. İstiyoruz ki KKTC eğitimde son 5 yıldaki sıçramasını artırarak devam ettirsin. Şu anda 42-43 bin üniversite öğrencisinin olduğu KKTC'de inşallah 60 bin öğrenciye ulaşacağız, onu da aşacağız. Bunun gerçekleşmesi için KKTC'nin cazibe merkezi haline gelmesi gerekiyor. Cazibe merkezi haline gelmesi için de Anavatan-Yavruvatan dayanışması içinde atmamız gereken adımları atıyoruz, atacağız" diye konuştu.

   17 Aralık 2004'te müzakerelerle ilgili kararı birçok mücadeleyle çıkardıklarını kaydeden Recep Tayyip Erdoğan, süreçteki en önemli adımlardan birinin 24 Nisan 2004 referandumu olduğunu; referandum sonucuyla Kıbrıslı Türklerin masadan kaçan taraf olmadığının anlaşıldığını ifade etti.

    "Şu anda nerede neyi konuşsak, tartışsak karşılarına 24 Nisan 2004'ü getirdiğimizde söyleyecek sözleri kalmıyor" diyen Erdoğan, BM'nin, AB'nin sözünü tutmadığını, Rumları ödüllendirip Kıbrıslı Türkleri cezalandırdığını anlattı.

 

"Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacak"

 

  Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyada cezalandırılan iki ülkenin Kuzey Kıbrıs ve Filistin olduğunu kaydederek, "Ama bunun sonunda ister istemez inanıyorum Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacaktır. Siyasi eşitlik olacak, Kıbrıs Türk devleti olacak, adil kapsamlı bir netice çıkacak. Ve bu kalıcı olacak, öyle geçici değil. Şu andaki Türkiye iktidarının bunun dışındaki bir şeye evet demesi mümkün değil."

   Erdoğan, YÖK'ün bakışının iyileşmesiyle KKTC üniversitelerinin çok daha iyiye gideceğini belirterek, Türkiyeli öğrenci sayısının da artacağını belirtti ve desteğini yineledi.

 

Soyer: Bilimsel üretimde de alın teri

 

  Başbakan Ferdi Sabit Soyer, GAÜ Teknopark açılış törenindeki konuşmasında, üniversitelerin sadece ekonomik gelişmeyi değil, bilimsel üretimde de Kıbrıs Türk halkının alın teri olduğunu kanıtladığını söyledi.

   Türkiye Başbakanı Erdoğan ve heyetinin ziyaretinin, yakında yoğun bir gündemle görüşme masasında olacak Kıbrıs Türk halkına en büyük destek olduğunu belirten Soyer, bu güçlü mesajın herkese ulaştığını kaydetti. Kıbrıs Türk halkının tarihte ayakta kalma mücadelesi verdiğini ve bunu becerdiğini belirten Soyer, Enosis'e karşı verilen mücadeleye işaret ettikten sonra Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu'nun Türkiye'yi adada garantör yapan bir anlaşmanın mimarları olduğunu; 1974'te rahmetli Bülent Ecevit'in kararıyla Barış Harekâtı'nın düzenlendiğini anlattı.

   Başbakan Soyer, Kıbrıslı Türklerin cemaatten çıkıp Rumlarla eşit bir toplum olmalarında dönemin liderlerinin verdiği mücadelelerin önemini vurgulayarak, Türkiye'nin adada çözüm kararlılığı sürecini özetledi ve Başbakan Erdoğan'a teşekkür etti.

   Görüşme sürecinde, Kıbrıs Türk halkının eşit statüsü için gerekenin yapılması gerektiğini kaydeden Soyer, bunun için de siyasi istikrara ihtiyaç duyulduğunu, Türkiye'nin desteğiyle ve titizlikle ekonomik gelişmeyi de sürdüreceklerini anlattı.

   Soyer, Anadolu halkının vergileriyle oluşan kaynaklarla KKTC'ye aktarılan desteğin yanında kendilerinin daha fazla alın terinden akan kaynakları aktarmaları gerektiğini vurgulayarak "Ve bu iki kaynağı birleştirerek 21. yüzyılda çözümün eşit tarafı olarak dünyada yerimizi almak ve Türkiye'yle birlikte ileriye gitmek son derece önemlidir" diye konuştu.

   Rum siyasi liderliğine seslenen Soyer, eşitlik temelinde bir çözüme ve Türkiye'nin AB üyelik sürecindeki gelişmeye katkı sağlamanın insanlık görevi, bölge barışına katkı, Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan halklarının 21. yüzyılda hızla ilerlemesini sağlamak olduğunu belirtti.

   Başbakan Soyer, konuşmasının sonunda GAÜ Teknopark'ı "çıta yükseltmek" diye niteledi ve GAÜ'yü kutladı, herkesin yolunun açık olmasını diledi.

 

Üstün: Öncülük misyonuyla bireyler yetiştiriyoruz

 

   Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'yla başlayan törende ilk konuşmayı yapan GAÜ Yöneticiler Kurulu Başkan Yardımcısı Olgun Üstün, GAÜ'nün öncülük ve liderlik misyonuyla eğitim verdiğini, çağın gerektirdiği donanımlarda ve niteliklerde, çağdaş becerilere sahip bireyler yetiştirmede öncü olduklarını söyledi.

   GAÜ Teknopark hakkında bilgiler aktaran Üstün, KKTC üniversitelerinde 60 bin öğrenciye ulaşılması hedefiyle yatırımlarını sürdürdüklerini, ilk etabı tamamlanan Teknopark'ın ikinci etabının inşaatının sürdüğünü kaydetti ve "akıllı bina" diye tanımladığı binanın 9 bin 700 metrekarelik alanı olduğunu, ikinci etabın ise 14 bin metrekare olacağını anlattı.

   Üstün, "Bir eğitim adasından araştırma adasına dönüştüğümüz bu süreçte göz bebeğimiz üniversitelerimiz korunmalı ve desteklenmelidir" dedi. Üniversitelerin temel işlevinin geleceği hazırlamak olduğuna işaret eden Üstün, GAÜ'nün her geçen gün dünya standartlarına sahip olma yolunda hızla ilerlediğini kaydetti.

 

GAÜ Teknopark

 

   Konuşmaların ardından Türkiye Başbakanı Erdoğan ve Başbakan Soyer ile törene katılan diğer üst düzey yetkililer tarafından teknoparkın kurdelesi kesildi. İzdiham yaratılmaması için binanın gezilmesi sırasında basın mensuplarının birçoğu ve davetlilerin bir kısmı içeri alınmadı.

   9 bin 700 metrekarelik teknoparkın ilk etabı 9 milyon dolara mal olurken bütününün maliyeti 20 milyon dolara ulaşacak. Bu rakamın bir kısmının KKTC ve Türkiye hükümetlerince karşılandığı belirtildi.

   Mühendislik ve mimarlık fakültelerine bağlı bölümler yanında, 18 laboratuar, 4 amfi, 18 derslik ve 72 ofis bulunan GAÜ Teknopark'ın misyonu "yüksek eğitim ile profesyonel hayat arasında köprü oluşturmak; araştırma ve geliştirmeyi özendirmek ve desteklemek; yeni teknolojilerin üretilmesi, takip edilmesi ve yaygınlaştırılması; bilimsel ve teknolojik işbirliği; atılımcılık ve girişimciliğin teşviki" olarak açıklandı.

 

ADA TV ve ADA FM'in resmi açılışı yapıldı

 

   İş adamı Ali Özmen Safa'nın yönetim kurulu başkanı olduğu Star Medya Grubu bünyesinde geçtiğimiz haftalarda yayına başlayan Ada TV ve Ada FM'in resmi açılış töreni, dün öğleden sonra Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla yapıldı.

   Girne-Karaoğlanoğlu anayolu üzerindeki Star Medya Grubu binası önünde yer alan törene, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bakanlar ve diğer davetliler katıldı.

KIBRIS 20/07/08

 

 

 

Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu 2. Etap duble yolu hizmete açıldı

Erdoğan: Yol medeniyettir, yolu suyu olmayan ülkeler medeniyet yarışına giremez

   Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yol medeniyettir, yolu suyu olmayan ülkeler medeniyet yarışına giremez" diyerek, KKTC'nin özellikle son 5 yıl içerisinde duble yollarla farklı bir altyapı, üst yapı hamlesini gerçekleştirdiğini vurguladı.

   KKTC'nin çekim alanı haline gelmesini temenni eden Erdoğan, "KKTC gerek eğitimde gerek turizmde gerekse sanayileşmede bu altyapıyı güçlü olarak hazırlarsa inanıyorum ki kendi ayakları üzerinde çok daha rahat durabilecek fırsatı yakalayacaktır" dedi.

   Başbakan Ferdi Sabit Soyer de, KKTC'deki ekonomik gelişmeye hem TC'nin ekonomik ve siyasi gelişmesinin, hem de bu gelişmeye bağlı olarak verdiği yardıma Kıbrıs Türk halkının kendi kaynaklarını ekleyerek bütünleştirmesinin yeni bir sürecin doğmasına sebep olduğunu söyledi.

   Ulaştırma Bankı Salih Usar, Türkiye'nin KKTC'nin ekonomik ve sosyal gelişimini sağlamak için desteğini hiçbir zaman esirgemediğini, ancak TC Başbakanı Erdoğan ve onun bakanlarının döneminde KKTC'ye olan ilgilinin artarak geliştiğinin görüldüğünü vurguladı.

   Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu 2'nci Etap duble yolu dün düzenlenen törenle hizmete açıldı.

   Törene TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, TC'li ve KKTC'li bakanlar ve davetliler katıldı.

   Açılış töreninde sırasıyla, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan birer konuşma yaptı.

 

Erdoğan: KKTC kendi ayakları üzerinde durabilecek

 

   TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan törende yaptığı konuşmada, "Yol medeniyettir yolu suyu olmayan ülkeler medeniyet yarışına giremez" diyerek, KKTC'nin özellikle son 5 yıl içerisinde bölünmüş yollarla farklı bir altyapı, üst yapı hamlesini gerçekleştirdiğini vurguladı.

   KKTC'nin tüm bölgeleri arasında bu yolların yapılması, su ihtiyacının süratle giderilmesi ve bir çekim alanı haline gelmesini temenni eden Erdoğan, "KKTC gerek eğitimde gerek turizmde gerekse sanayileşmede bu altyapıyı güçlü olarak hazırlarsa, inanıyorum ki kendi ayakları üzerinde çok daha rahat durabilecek fırsatı yakalayacaktır" dedi.

   Erdoğan, dün açılışı yapılan yolun ve kavşak düzenlemesinin KKTC'ye yeni farklılıklar getireceğini ifade ederek, bunların sayısının katlı, köprülü kavşaklarla zenginleştirilerek yapılan çalışmaların KKTC'ye farklı güzellikler katarak gelen turistleri de etkileyeceğini söyledi.

 

"TC'den KKTC'ye su geldiğinde..."

 

   Kuraklığın ciddi anlamda tüm dünyayı tehdit ettiği gibi Kuzey Kıbrıs'ı da tehdit ettiğini ve bu konuda gerekli adımları hep birlikte atacaklarını ifade eden Erdoğan, Türkiye olarak proje çalışmalarını yürüttükleri su konusunda süratle uygulamaya geçeceklerini belirtti.

   "Suyu TC'den KKTC'ye ulaştırdığımızda sizler Kuzey Kıbrıs'ın geleceği noktayı tasavvur edin" diyen Erdoğan, o zaman çok daha farklı bir Kuzey Kıbrıs'ın konuşulmaya başlanacağını belirtti.

   Erdoğan, biten 11 kilometrelik yolun ardından 21.5 kilometrelik yolun daha temellerinin atılacağını ifade ederek, yol çalışmalarının tamamlanmasıyla hem kazaların minimize edilmesine hem de huzur içerisinde seyahat edilmesine fırsat yaratılacağını vurguladı.

   Bu yollarla Kuzey Kıbrıs'ı bir baştan diğer başa donatmaları gerektiğini belirten Erdoğan, "Durmak yok yola devam. Başka çaresi yok" dedi. Erdoğan, şu anda 42-43 bin üniversite öğrencisinin eğitim gördüğü KKTC'nin kısa bir süre sonra 60 bin civarı öğrenciye kavuşacağını söyledi.

   Erdoğan, KKTC'de yaşanan gelişmeleri sayarak gerçekleştirenleri kutladı ve Kuzey Kıbrıs'a yatırım yapılması konusunda Türkiye dışında da tavsiyelerde bulunduklarını belirtti.

 

Soyer: En büyük destek TC'den

 

   Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün gerçekleştirilen güzel olayın temelinin, KKTC'de Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik temelinde var olma deviniminde ulaştığı noktanın tüm dünyanın gözünde yeniden göz önüne serilmesi olduğunu belirtti.

   Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda 500 yıldır varlığını, çeşitli olumsuz koşullara rağmen sürdürme mücadelesi verdiğini hatırlatan Soyer, Kıbrıs Türk halkının direnişini sürdürürken en büyük desteği Türkiye'den bulduğunu ifade etti.

   Soyer, 1963-1974 arasında yaşanan sıkıntıların ardından Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanmasıyla gerçekleştirdiği 20 Temmuz Barış Harekâtı'nın yeni koşullar getirdiğini anlatarak, "Kendi bölgemizde kendi devlet yapımızı geliştirerek ilerlettiğimiz bu süreci, siyasal ve askeri bu başarıyı perçinleyecek noktanın ekonomik gelişme olduğunun bilincindeki Kıbrıs Türk halkı, çabalarını sürdürmektedir" dedi.

 

"Önemli gelişmeler sağlandı"

 

   Tayyip Erdoğan'ın Başbakan olmasının ardından hem Türkiye'nin hem de Kıbrıs Türk halkının uluslararası alanda gösterdikleri gelişmenin yanında, KKTC'nin kayaklarının geliştirilmesi ve TC'nin verdiği yardımların doğru noktalarda kullanılmasıyla önemli gelişmeler sağlandığını kaydetti.

   Soyer, 1975'ten 2003'e 350 kilometrelik yol yapılmışken 3.5 yılda 450 kilometrelik yol yapılmış olmasının bu gelişmenin en önemli kanıtlarından olduğunu belirtti.

   Soyer, "Kıbrıs Türk halkı olarak bileceğiz ki Türkiye'nin yardımı ve desteği hiçbir zaman yanımızdan eksik olmayacak. Ama bilmemiz gereken esas nokta kendi kaynaklarımızı kendimizin geliştirerek ilerletmesi, doğru kullanması ve bütün bu kaynakları cari harcamalardan kesilme yerine üretken alanlara yönlendirilmesi bizi bu topraklarda Kıbrıslı Rumlarla siyasal eşitlik mücadelesinde güçlendirecek ve geri dönülmez bir şekilde eşitliğimizi siyasal alandaki mücadelede pekiştirecek en önemli unsur olacaktır. Bundan dolayı bu çabayı birlikte sürdürmemiz gerekmektedir" diye konuştu.

 

Usar: Karayolları vücuttaki damarlar gibidir

 

   Ulaştırma Bakanı Salih Usar, karayollarının "vücuttaki damarlara" benzediğini belirterek, damarlarda tıkanıklık olduğu zaman nasıl ki vücut fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremezse, bir ülkenin kalkınabilmesi ve sosyal ve ekonomik gelişimini sağlayabilmesi için karayollarının da mutlaka ileri bir noktaya getirilmesi gerektiğini vurguladı

   Usar, yine TC Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın ve seçkin misafirlerin katılımıyla temelini attıkları ve bugün hizmete konulacak Güzelyurt-Lefkoşa anayolunun 2'nci etabının yaklaşık 11 kilometrelik bir mesafeyi kapsadığını ve bu yol üzerinde 2 tane alt geçit inşa edildiğini anlattı. Usar, yine 2'nci etap yol üzerinde 2 kilometrelik aydınlatılma yapıldığını ve çevre düzenlemesi kapsamında ağaçlandırma çalışmalarının da yapıldığını söyledi.

    Usar, 2'nci etabın tamamlanması için toplam 12,5 milyon YTL harcandığını belirterek, dün itibariyle 3'üncü etap yolun ihale kararının da alındığını belirtti. Usar, Lefkoşa-Güzelyurt yolunun 3'üncü etabının 21,5 kilometre uzunluğunda olacağını ve ihalenin 24 milyon 800 bin YTL'ye bağlandığını söyledi.

 

2003'e kadar 369, sonrasında 495 km yol yapıldı

 

   Karayolları Master Planı çerçevesinde 1625 kilometrelik yol inşaatının öngörüldüğünü belirten Usar, bunun 454 kilometrelik bölümünün duble birinci sınıf yol inşaatı olduğunu ve ihalelerinin Ankara'da gerçekleştirilerek hayata geçirildiğini belirtti.

   Usar, 1171 kilometrelik 3'üncü sınıf yol inşaatının da Karayolları Dairesi'nin kontrolünde gerçekleştirileceğini dile getirerek, master planın hayata geçtiği 1990 yılından 2003 yılının sonuna kadar 369 kilometre yol yapıldığını, 2004 yılının başından bugüne kadarki sürede ise 495 kilometre yol inşa edildiğini anlattı.

   Türkiye'nin KKTC'nin ekonomik ve sosyal gelişimini sağlamak için desteğini hiçbir zaman esirgemediğini ifade eden Usar, ancak TC Başbakanı Erdoğan ve onun bakanlarının döneminde KKTC'ye olan ilginin artarak geliştiğinin görüldüğünü dile getirdi.

KIBRIS 20/07/08

 

ABD doğrudan müzakereleri başlamasının ilanından umutlu

Haravgi ve diğer Rum gazetelerinde yer alan habere göre Nekroponte; Washington'da ABD Başpiskoposluğu tarafından düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada; "adanın bölünmüşlüğünün çok uzun sürdüğünü ve çözümün tek gerçekçi şekilde; tek bir ulusta, tek vatandaşlık ve iki kurucu devletten oluşan iki toplumlu, iki kesimli federasyon şekliyle çözülmesi gerektiğini" savundu.

   Nekroponte; ABD'nin Kıbrıs sorununun çözümü çabalarına destek olmaya hazır olduğunu belirtirken Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün Kıbrıslılardan gelmesi gerektiğini söyledi. Nekroponte ayrıca; "adadaki kültürel mirasın korunması konusunda" ABD'nin desteğine ve yaptığı yardımlara da değindi.

KIBRIS 20/07/08

 

Güney'de AİHM şoku

Kıbrıslı bir Türk'ün, Rum iç yargı organlarına başvurmadan, doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM'e yapmış olduğu başvurunun, AİHM tarafından kabul edildiği bildirildi.

   Politis gazetesi: "AİHM'den Gelen Haberler Kötü -Kıbrıslı Türk'ün Başvurusu Devletin İç Yargı Organlarını Devre Dışı Bıraktı -AİHM'de Kâbus" başlıkları altında manşet ve iç sayfalarında geniş yer verdiği haberinde; Kıbrıslı Türk Nazire Sofi'nin, 2004 yılında, Rum iç yargı organlarına gitmeden, AİHM'e başvurarak, Larnaka'da bulunan taşınmaz malının kendisine iade edilmesi talebinde bulunduğunu, AİHM'nin önceki gün internet sayfasından yaptığı açıklama ise; Sofi'nin başvurusu için 22 Ocak 2009 tarihinde dinleme duruşması yapılacağını duyurduğunu yazdı.

   Bugüne kadar AİHM'ye yapılan başvurularda, öncelikle o ülkenin iç yargı organlarına gidilmesi gerektiğini kaydeden gazete; AİHM'nin Sofi'nin başvurusu konusunda dinleme duruşması yapmakla, bugüne kadar geçerli olan bu unsuru geçersiz kıldığını belirtti.

   Gazete; AİHM'nin bu kararının, gerek Tasos Papadopulos dönemindeki hükümetin ve Rum başsavcılığının çabalarına, gerek Kıbrıslı Türklerin Güney'deki mallarının yönetiminden sorumlu "Kıbrıslı Türk Malları İdaresi'ne" "vurulan bir tokat" niteliği taşıdığını yazdı.

KIBRIS 20/07/08

Kyprianou condemns Turkish ‘tactics’
By acqueline Theodoulou

FOREIGN Minister Markos Kyprianou yesterday condemned the Turkish Prime Minister’s visit to the occupied areas and called his statements “unfortunate”.

Erdogan, who has been in the occupied north since Friday, said a solution to the Cyprus problem should be based on the existence of two equal states. He added that Turkey should remain a guaranteeing force.

“Unfortunately, the tactics of Ankara are evident again,” said Kyprianou. “Not only is it not holding a constructive stance, but perhaps due to domestic reasons, it is adopting a harder position,” he added.

Speaking to the CyBC yesterday, Kyprianou said the government and his ministry had already started proceedings to report the illegal visit.

He said the timing of Erdogan’s visit was “unfortunate”, as it is a key period in efforts for a resolution to the Cyprus problem.

Kyprianou hoped that despite public statements, Erdogan would encourage Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat to hold a more constructive stance towards the Cyprus problem, because negative developments could also affect Turkey.

The minister said he would await the decisions that would be made on July 25, when President Demetris Christofias is set to meet Talat and possibly give the green line for direct negotiations.

Finally, Kyprianou was keen to point out that all political parties had expressed their support towards the efforts made by the President of the Republic.

Erdogan met with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat yesterday morning, while today he will be present at the parade in the north to celebrate the anniversary of the Turkish invasion.

CYPRUS MAIL 20/07/08

 

 

Bakoyanni: Kıbrıs’taki durum değişmeli

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Kıbrıs’ta Türkler’in ve Rumlar’ın Avrupa Birliği üyeliğinden faydalanması için “Ada’daki mevcut durumun değişmesi gerektiğini” söyledi.

NTV

Güncelleme: 09:44 TSİ 21 Temmuz 2008 Pazartesi

 

ATİNA - Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 34’üncü yıldönümü nedeniyle, yazılı bir açıklama yaptı.

Bakoyanni, Ada’da Birleşmiş Milletler kararları ve Avrupa Birliği müktesebatı temelinde adil, kalıcı ve işler bir çözüm bulunmasını istedi.

İki kurucu devlet temelini savunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın aksine Bakoyanni, Ada’da tek egemenlik altında tek uyruklu ve uluslararası alanda tek kimlikle temsil edilecek, iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon kurulması gerektiğini belirtti.

 

Sarkisyan: Türkiye karşıtlığından vazgeçin

Ermenistan başbakanı Tigran Sarkisyan, genç kuşak Ermenilere seslenerek, Türkiye karşıtı propagandadan vazgeçme çağrısında bulundu.

Ramin Abdullayev

NTV-MSNBC

Güncelleme: 15:41 TSİ 21 Temmuz 2008 Pazartesi

 

BAKÜ - Ermenistan başbakanı Tigran Sarkisyan, Ermeni gençleri Türkiye karşıtı propaganda yapmamaları çağrısında bulundu. “Türkiye karşıtı siyaset düşünce ufkumuzu kıtıtladığı için biz, Ermeniler için tehlikelidir. Ermenistan’ın çıkarları uğruna uzun vadeli düşünmek zorundayız” diyen başbakan, Erivan hükumeti ile yutdışındaki Ermeni lobi ve örgütler arasında Türkiye konusunda görüş ayrılığı olduğunu itraf etti.

“Yutdışında oturan Ermeniler çoğu kez bizlere neden Türk malları aldığımızı ve açıkça Türkiye karşıtı politika sürdürmediğimizi soruyor. Hemen belirtmeliyim ki, bizler Hristiyan kilisesine bağlı halkız. Dinimiz de düşmanımıza karşı nefretle değil, sevgiyle yaklaşmamızı öğretiyor. Türk mallarını satın alma konusuna gelince bu daha çok ideolojik sorundur. Herkes hangi tür malı almak istediğinde serbesttir. Malın kalitesi üretim yerinden daha önemlidir” diyen Sarkisyan, sözde soykırımı tanıtma politikasından vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

Ermenistan Başbakanı, “Kimse bizlere soykırımı tanıtma politikasında daha az çaba gösterdiğimizi söyleyemez. Gücümüz makul olsa da gereken tüm alanlarda konuyu gündeme getirmekteyiz” diye konuştu.

 

Bu mağazanın sırrı ne?

 Kanal D Haber

Hayrunnisa Gül, Emine Erdoğan ve Filiz Büyükanıt'ın buluşma noktasını Kanal D haber yakaladı

Emine Erdoğan Kıbrıs'ta alışverişte.. Alışveriş yaptığı yer bir kumaşçı dükkanı.. Görüntüler dün çekildi..

19 eylül 2007 tarihinde de kameralar yine aynı yerde Hayrunnisa Gül'ün peşindeydi. Tam da Emine Erdoğan'ın alışveriş yaptığı yerde, aynı mağazada...

Hayrunnisa Gül ve Emine Erdoğan'ın alışveriş için tercih ettikleri yer Girne Çarşısı. Daha doğrusu Girne Çarşısı'ndaki bir kumaşçı dükkanı. Her ikisine de KKTC Cumhurbaşkanı'nın eşi Oya Talat eşlik etti.

Emine Erdoğan, dün bir buçuk saatlik alışveriş sonunda mağazadan iki büyük torbayla ayrıldı. Hayrunnisa Gül de o sıralar evlilik hazırlıkları yapan kızı Kübra Gül'ün çeyizi için kumaş satın almıştı.

Peki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın eşi Filiz Büyükanıt'ın da Kıbrıs'ta ziyaretlerinde uğradığı bu dükkanın özelliği ne? Neden devletin zirvesi her Kıbrıs yolculuğunda buraya uğruyor?

Dükkanın özelliği Scabal, Jean Patou, Pierre Cardin ve Carlton gibi ünlü İngiliz ve Fransız kumaş markalarını satıyor olması... Üstelik Türkiye'de zor bulunan bu kumaşları uygun fiyata müşterilerine sunması. İşte bu nedenle Ankara'dan Kıbrıs'a her giden bu ünlü dükkana uğruyor.. İngiliz ve Fransız kumaşlarından alıyor.

 MILLIYET 21/07/08

 

20 Temmuz coşkusu

Kıbrıs'ta 1974 yılında Yunanistan'daki cuntanın gerçekleştirdiği darbenin ardından, Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs'a gerçekleştirdiği ve yıllarca süren Rum saldırılarına son veren, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan 20 Temmuz Barış Harekâtı'nın 34'üncü yıldönümü törenlerle kutlandı.

Türkiye Cumhuriyeti'nden Başbakan Tayyip Erdoğan ve üst düzeyde temsilcilerin de katıldığı törenler, şehitliklere çelenklerin konulmasıyla başladı.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberindeki 8 bakan, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin Aksaki, Türk Silahlı Kuvvetleri 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk ve beraberlerindeki heyetler Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları için KKTC'ye geldi.

Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda saat 10.00'da başlayan resmi geçit töreninde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan konuştu.

20 Temmuz Barış Harekâtı'nın 34'üncü yıldönümünde, başkent Lefkoşa'da olduğu gibi Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke'de törenler ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.

20 Temmuz törenlerinin vazgeçilmezleri arasında yer alan Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi Türk Yıldızları, yine Kıbrıs semalarında nefes kesen gösteriler sundu.

Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki tören görkemliydi

Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda dün düzenlenen tören kutlamaların doruk noktasını oluşturdu.

Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndan düzenlenen Resmi Geçit törenine KKTC yetkililerinin yanında Türkiye'den devlet ve hükümet yetkililerini temsilen üst düzeydeki heyetler de katıldı.

Türkiye Başbakanı Erdoğan, beraberinde 8 bakan ile birlikte törenlere katılırken, Türkiye'nin KKTC'ye desteğinin süreceğini yineledi. Erdoğan önceki gün yaptığı temaslarda ve dün tören alanındaki konuşmasında, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözümün ancak Ada'daki gerçekler temelinde mümkün olabileceğini vurgulayarak "Kimse Kıbrıslı Türklerin eşit statü ve ortaklıktan vazgeçmesini, azınlık olarak yaşamasını beklemesin" dedi.

Tören alanına paraşütle yapılan atlayışlar ve Türk Yıldızları uçaklarının geçişleri büyük coşku yarattı.

Güvenlik önlemlerinin sıkı olduğu tören alanında egemenlikle ilgili sloganlar içeren pankartlar asıldı.

Lefkoşa'da, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi tören dün saat 10.00'da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın birlikleri denetlemesi ve halkın bayramını kutlamasıyla başladı.

Mesaj teatisi-bayrak teslimi

Törende, Cumhurbaşkanı ile TC Cumhurbaşkanlığı temsilcisinin mesaj teatisinden sonra Yavuz Çıkarma Plajı'ndan getirilen bayraklar Cumhurbaşkanı'na sunuldu.

Ardından TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın konuşmaları yapıldı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuzla kazandıklarını koruyarak dünyayla bütünleşmek istediğini belirterek, şimdi artık çözüm zamanı olduğunu vurguladı ve "Vizyonumuz, iki kesimli, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık devletidir" dedi.

20 Temmuz'un Kıbrıs Türk Halkı için, gerçekten özgürlüğün ve barışın simgesi olduğunu söyleyen Talat, "Türk Ordusu'nun varlığı, sorunun nedeni değil sonucu. Neden ortadan kalkmadan sonucun kaldırılması söz konusu dahi değil" ifadelerini kullandı.

Türkiye Başbakanı Erdoğan da konuşmasında Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm çabalarını desteklemeye devam edeceğini vurgulayarak kapsamlı çözümün ancak Ada'daki gerçekler temelinde olabileceğini vurguladı.

Erdoğan, barışın, huzurun, istikrarın temelinde Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik sosyal açıdan güçlenmesi ve halkın refah seviyesinin artmasının yattığını belirterek "Ekonomik kalkınmasını tamamlayan KKTC, barışın ve çözümün teminatı olacaktır" dedi.

Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki tören resmi geçitle sona erdi.

Katılanlar

Törenlere Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhurbaşkanlığı adına Genel Sekreter Mustafa İsen, TBMM adına Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin Aksak, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türk Silahlı Kuvvetleri adına 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, KTBK Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, GKK Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Erdoğan'ın beraberindeki bakanlar, KKTC hükümeti bakanları, bir çok sivil, askeri ve polis yetkilisi, kurum, kuruluş, dernek ve siyasi parti temsilcileriyle çok sayıda vatandaş katıldı.

Tören alanı bayraklar ve kırmızı beyaz flamalarla süslendi.

Şiirler

Tören sırasında bazı vatandaşlar bağırarak şiir okudu. Kameraların "şair" vatandaşlara doğru yönelmesiyle şiir okuyanların ses tonları da yükseldi.

.

Hava Sporları Federasyonu paraşütçülerine coşku

Hava Sporları Federasyonu paraşütçülerinin üzerlerinde KKTC ve Türkiye bayraklarıyla atlayışlarıyla coşkuya bıraktı. Paraşütçülerin tören alanına başarılı atlayışları hem protokolün hem de vatandaşların coşkulu alkışlarıyla karşılandı. Paraşüt atlayışlarının ardından yamaç paraşütü ve yelken kanatlarla, federasyon uçaklarının geçişi de alkışlarla karşılandı.

Türk Yıldızları ve helikopterler

Resmi geçit törenleri sırasında Türk yıldızlarının ve helikopterlerin bulvar üzerinden uçuşları da coşkuya neden oldu. Törende resmi geçit sırasında KTBK ve GKK'nın sahip olduğu imkanlar da sergilendi.

Deniz Kuvvetleri'ne bağlı denizcilerin resmi geçit töreninde beyaz üniformalarıyla geçişleri de törene farklı bir renk kattı.

"Türkiye seninle gurur duyuyor"

Törenin sonunda Türkiye Başbakanı Erdoğan aracına binerken, kalabalık bir grup vatandaş Türkiye Başbakanı'nın aracına yaklaşarak "Türkiye Seninle Gurur Duyuyor" sloganları attı ve başbakanı alkışlarla uğurladı.

Boğaz Şehitliği'ndeki tören

Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle Boğaz Şehitliği'nde saat 08.30'da tören düzenlendi. Törende, 1974 yılında Kıbrıs Türklerinin özgürlüğü için şehit düşen 326 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu ve diğer şehitler anıldı.

Protokol sırasıyla çelenklerin konulmasıyla başlayan törende; saygı marşı eşliğinde saygı duruşu ve saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi. Tören, Boğaz Şehitliği Anıt Özel Defteri'nin imzalanmasıyla sona erdi.

Törene; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TC Cumhurbaşkanlığını temsilen TC Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM'yi temsilen TBMM İdare Amiri Muhyettin Aksak, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Türk Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk, Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 28'inci Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, 39'uncu Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, 14'üncü Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengün, Güvenlik Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Salih Cengaver Cem, Kıbrıs Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Ana Muhalefet UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, bazı bakan ve milletvekilleri ile üst düzey bürokratlar, siyasi parti, kurum, kuruluş yetkilileri, üniversite rektör ve temsilcileri katıldı.

Törende; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TC Cumhurbaşkanlığını temsilen TC Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, TBMM'yi temsilen TBMM İdare Amiri Muhyettin Aksak, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk Şehitlik Anıt Özel Defterini imzaladı.

Talat: Kararlıyız

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat anıt özel defterine şunları kaydetti:

"Aziz Şehitlerimiz, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 34'üncü yıldönümünde huzurlarınızdayız.

Uğrunda canlarınızı feda ettiğiniz Kıbrıs Türkü'nün barışı ve özgürlüğü için çalışıyoruz. Sizin özverilerinizin değerini biliyoruz.

Hedeflediğimiz barış ve özgürlüğü çağdaş değerlerle bütünleştirmek elde etmek için azimli ve kararlıyız. Halkımızın siyasi ekonomik ve sosyal eşitliğin sonsuza dek elde edilebilmesi, dünyayla bütünleşme yolundan sapmamak için kararlılıkla ilerlerken biliyoruz ki; bir daha şehit vermemek ve halkımıza bu acıları yaşatmamak için sağlam ve kalıcı bir barışa ihtiyaç vardır.

Azim ve irademiz sizlerin fedakârlıklarınızdan aldığımız güçle, TC'nin kayıtsız şartsız ve her koşulda sağladığı destekle büyüyerek geleceği kurma yolunda ilerliyoruz.

Daima kalbimizdesiniz, huzurunuzda saygıyla eğiliyoruz. Rahat uyuyun."

İsen

TC Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen de deftere şunları yazdı:

"Aziz şehitlerimiz,

Kıbrıs Türk halkının varlık, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi uğruna canlarımızı korkusuzca feda ederek şahadet mertebesine eriştiniz.

Büyük Türk ulusunun gelecek nesilleri de sizleri daima minnet ve şükranla hatırlayacaktır. Bu duygularla 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34'üncü yıldönümünü idrak ettiğimiz bu gün manevi huzurunuzda saygı ve minnetle eğiliyoruz.

Ruhunuz şad olsun."

Aksak

TBMM İdare Amiri Muhyettin Aksak da deftere şunları yazdı:

"Aziz şehitlerimiz,

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin dönüm noktası olan 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nda gösterdiğiniz eşsiz kahramanlık büyük Türk milletinin hafızasındaki müstesna yerini ilelebet koruyacaktır.

Kıbrıs Barış Harekatıyla yüce Türk milletinin ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türk halkının egemenliğine olan sarsılamaz bağlılığı ve tarihin her döneminde muhafaza ettiği insanca yaşama kararlılığı dosta düşmana kanıtlanmıştır.

Manevi huzurunuzda şükranla eğiliyoruz. Ruhlarınız şad olsun."

Erdoğan

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da Anıt Özel Defteri'ne şunları kaydetti:

"Kahraman şehitlerimiz,

Kıbrıs Türk halkının kutsal davası uğruna canlarınızı korkusuzca feda ederek, şahadet mertebesine eriştiniz ve büyük Türk milletinin şanlı tarihindeki müstesna yerinizi aldınız.

20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34'üncü yıldönümünü Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle birlikte kutlarken aziz hatıranız önünde bir kez daha şükran borcumuzu ifade ediyorum.

Fedakarlığınız Kıbrıs Türk halkının ebediyen bekasının teminatıdır. Ruhlarınız şad olsun."

Berk

Türk Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk de deftere şunları yazdı:

"Aziz şehitlerimiz,

Kıbrıs Türk halkının insani ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarına yönelmiş olan haksız bir vahşete dur demek Kıbrıs Türkünü hak ettiği barış, özgürlük ve çağdaş yaşam şartlarına kavuşturmak uğruna en değerli varlığınız olan canınızı feda ettiniz.

Sizler Türkün vatan, bayrak ve millet uğruna ölüme atılacağını bütün dünyaya gösterdiniz.

Türk Silahlı Kuvvetleri, dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de Kıbrıs Türk halkının bekasının ve güvenliğinin teminatı olmaya devam edecektir.

Sizleri minnet ve şükranla anıyorum, manevi huzurunuzda saygıyla eğiliyoruz. Ruhunuz şad olsun."

Anıttepe'deki tören

Kutlama etkinlikleri çerçevesinde Kıbrıs Türk Halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük'ün manevi huzurunda tören düzenlendi.

Dr. Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki kabri başında yer alan tören, dün saat 09:30'da protokol sırasına göre kabre çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı Marşı eşliğinde saygı duruşu yapılması ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından tören, Anıt Özel Defteri'nin imzalanmasıyla sona erdi.

Törene Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü temsilen Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM'yi temsilen TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin Aksak, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, TC Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 28. Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, 39. Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, 14. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengün, Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Ana Muhalefet Partisi UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye ve KKTC'den bazı bakan ve milletvekilleri ile üst düzey askeri ve sivil yetkililer katıldı. Törende ayrıca siyasi parti, sivil toplum örgütleri, muharip dernekler, kurum, kuruluş ve okul temsilcileri de yer aldı.

Anıt özel defterine yazılanlar

Anıt Tepe Özel Defteri'ne, sırasıyla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TC Cumhurbaşkanlığı Temsilcisi Mustafa İsen, TBMM Temsilcisi İdari Amiri Muhiyettin Aksak, T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk düşüncelerini yazdılar ve imzaladılar.

Talat

Cumhurbaşkanı Talat anıt özel defterine şunları kaydetti:

"Aziz Önderimiz Dr. Fazıl Küçük;

Kıbrıs Türkü'nün senin liderliğinde yaktığı meşale ve yürüttüğü var oluş mücadelesinin başarıya ulaştığını bugün kutladığımız 20 Temmuz Barış ve Özgürlük bayramında daha iyi anlıyoruz. Halkımıza daha iyi bir yaşam, güvenli ve çağdaş bir ülke yaratmak, dünya ile bütünleşme hedefimiz, yakmış olduğun meşalenin ışığında çocuklarımıza teslim edeceğimiz parlak gelecek olarak, avuçlarımızdadır. Bugün huzurunda sana bir kez daha teşekkür ederken, senden bize emanet demokratik ve laik cumhuriyetimizin, çağdaşlaşma yolunda kat ettiği mesafeyi, çok daha iyi anlıyoruz. Önünde saygı ile eğiliyoruz, rahat uyu."

İsen

TC Cumhurbaşkanlığı Temsilcisi Mustafa İsen de Anıt Özel Defterine şunları yazdı:

"Değerli Lider Dr. Fazıl Küçük,

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Harekatı'nın 34. yıldönümünü önderliğini yaptığınız kahraman Kıbrıs Türk Halkı ile gönül birliği içinde coşku ve gururla kutluyoruz. Kıbrıs Türkü'nün unutulmaz mücadelesine yaptığınız katkılar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hür ve demokratik ortamında yetişen yeni nesiller tarafından da daima minnetle anılacak. Yaktığınız özgürlük meşalesi Kıbrıs Türk halkının yolunu aydınlatmayı sürdürecektir. Bu anlamlı günde aziz hatıranızı bir kez daha şükran ve tazimle anıyoruz."

Aksak

TBMM Temsilcisi İdari Amiri Muhiyettin Aksak'ın Anıt Özel Defterine kaydettikleri ise şöyle:

"Değerli lider Dr. Fazıl Küçük;

Dirayetli önderliğinizde yücelen Kıbrıs Türk Halkı'nın mukaddes mücadelesinin en anlamlı eseri olan egemen ve bağımsız KKTC'de Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle birlikte 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıldönümünü bugün coşkuyla kutlarken aziz hatıranız önünde şükran ve tazimle eğiliyoruz. Türk Ulusu'nun ayrılmaz bire parçası olan fedakar Kıbrıs Türk halkının haksızlığa karşı özgürlüğü ve egemenliği uğruna verdiği eşsiz mücadeleye yaptığınız katkılar her zaman minnetle anılacaktır. Bu duygularla Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle beraber geleceğe duyduğumuz güven ve inançla, aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyoruz.

Erdoğan

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Anıt Özel Defteri'ne yazdıkları şöyle:

"Kıbrıs Türk Halkının Cesur Önderi,

20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıldönümünü bugün coşkuyla kutlarken Kıbrıs Türk Halkı'nın haklı davası için özveriyle sürdürdüğü çetin mücadeledeki dirayetli önderliğinizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyoruz. Bu anlamlı günde manevi huzurunuzda Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türkü'nün barış, huzur ve refah içinde yaşaması için daima yanında olacağımızı bir defa daha ifade ediyor, Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle aziz hatıranızı bir kez daha yad ediyoruz."

Berk

Türk Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk de Anıt Özel Defteri'ne şunları kaydetti:

"Aziz Lider Dr. Fazıl Küçük,

Bugün, benliğinizle kendinizi feda ederek Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığa kavuşması yolunda başlatmış olduğunuz şanlı ve onurlu mücadelenizin zafere ulaştığı 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıldönümünde huzurunuzdayız. Kıbrıs Türk Halkı'nın kalbinde yakmış olduğunuz meşale önderliğinizden alınan güçle evrensel niteliklere sahip modern bir devlete dönüşmüştür. Bu meşalenin aziz Kıbrıs Türkü tarafından geleceğe taşınacağından emin olunuz. Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs Türk Halkı'nı halkı mücadelesinin unutulmaz liderini ve özgürlük mücadelesini daima kalbinde yaşatacaktır. Türkiye'nin ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adada huzur ve güven ortamının teminatı olmaya devam edeceğini bir kez daha ifade ediyor, aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun"

Lefkoşa Atatürk Anıtı önünde tören yapıldı

Kutlama törenleri çerçevesinde başkent Lefkoşa'daki Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu üst düzey yetkililerin katılımıyla yapılan tören, çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı Marşı eşliğindeki saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından tören Anıt Özel Defteri'nin imzalanmasıyla tamamlandı.

Törene Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü temsilen Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM'yi temsilen TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin Aksak, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 1.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, TC Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 28. Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, 39. Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, Güvenlik Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem, 14. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengün, Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Türkiye'nin Kıbrıs İşleri'nden de Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Ana Muhalefet Partisi UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye ve KKTC'den bazı bakan ve milletvekilleri ile üst düzey askeri ve sivil yetkililer katıldı. Törende ayrıca siyasi parti, sivil toplum örgütleri, muharip dernekler, kurum, kuruluş ve okul temsilcileri de yer aldı.

Anıt özel defterine yazılanlar

Anıt özel defterine sırasıyla, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhurbaşkanı adına Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, TBMM adına TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin Aksak, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve TSK adına Orgeneral Saldıray Berk duygu ve düşüncelerini aktardı.

Talat

Cumhurbaşkanı Talat, deftere şunları yazdı:

"Bir kez daha 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 34. yıldönümü vesilesiyle huzurunuzda olmanın gururunu yaşamaktayım.

Senin oluşturduğun ilkeler, çağdaş değerler ve gelişmiş dünya görüşünün tüm dünyaya olduğu gibi Kıbrıs Türk halkının vermiş olduğu özgürlük mücadelesinin ana kaynağıdır.

Bugün çağdaş, demokratik ve laik KKTC kurum ve kuruluşlarıyla halkına en iyi hizmeti verme gayreti içinde olup, daha da yükseklere taşımayı hedeflemektedir. Dünya ile bütünleşme yolunda KKTC azim ve kararlılıkla ilerliyor.

Yüce Atam, Kıbrıs Türk halkı senin gösterdiğin yol doğrultusunda yürümeye devam ediyor, edecektir. Kıbrıs Türk halkının sana olan inancını yineleyerek, aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyorum."

İsen

TC Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen de deftere şunları yazdı:

"Kıbrıs Türk halkıyla güç ve gönül birliği içinde şanlı 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıldönümünü idrak etmenin heyecan ve gururuyla manevi huzurunuzdayız.

Türkiye Cumhuriyeti, huzur, güven ve refah içinde yaşaması için haklı Kıbrıs davasında Kıbrıs Türkü'nün daima yanında olacaktır. Bu mutlu ve anlamlı günde aziz hatıran önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz."

Aksak

TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin Aksak ise şunları yazdı:

"Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle güç ve gönül birliği içinde 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıldönümünü idrak etmenin coşku ve gururuyla manevi huzurundayız.

Tarihi parlak zaferlerle dolu olan ve eşsiz medeniyetlerin mirasını onurla taşıyan büyük Türk milletinin birlik ve beraberliğini muhafaza ederek dünyada hak ettiği yere ulaşacağına dair inancımız tamdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türk halkın karşı ahdi ve tarihi vecibelerini yerine getirmek hususundaki kararlığını manevi huzurunuzda teyit ediyor, aziz hatıranız önünde minnetle eğiliyoruz."

Erdoğan

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da deftere şunları yazdı:

"Yıllarca özgürlüğü kısıtlanan, baskı altında direnen Kıbrıs Türk halkının özgürlüğünü ve aydınlık geleceğini güvence altına alan şanlı 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıldönümünde heyecan ve gururla huzurunuzdayız.

Yakmış olduğunuz meşalenin ışığında daha aydınlık günlere doğru ilerlediğimiz Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle aziz hatıranızı bir kez daha minnet ve saygıyla anıyoruz."

Berk

Orgeneral Saldıray Berk de deftere şunları yazdı:

"Aziz Atam, kahraman mehmetçik ve mücahitlerin çok zor koşullar altında omuz omuza mücadele ederek, Kıbrıs Türkü'nü barış ve özgürlüğe kavuşturduğu heyecanla yüksek huzurunuzdayız.

Barış Harekatıyla, yıllarca gördüğü baskı ve zulümden kurtulan Kıbrıs Türkü ilke ve inkılaplarını rehber edinerek başlattığı uygarlık ve kalkınma mücadelesini, azimle devam ettirmektedir.

Türk ulusu ve Türk Silahlı Kuvvetleri, KKTC'nin uygarlık ve kalkınma yolunda attığı her adımda daima onun yanında ve en büyük destekçisi olmaya devam edecektir. Bize emanet ettiğin kutsal eserin Kıbrıs Türk uygarlığını sonsuza kadar yaşatma azim ve kararlılığında olduğumuzu bir kez daha tekrar eder, aziz hatıranız önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz"

Yavuz Çıkarma Plajı'ndaki tören

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 34'üncü yıldönümü dün sabah saat 08:50'da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te adaya çıktığı Alsancak Yavuz Çıkarma Plajı'nda düzenlenen törenle kutlandı.

Protokol sırasına göre çelenklerin denize bırakılmasıyla başlayan Yavuz Çıkarma Plajı'ndaki törende 21 pare top atışı yapıldı, saygı marşı ve saygı duruşunda bulunuldu, yatlar tarafından Türkiye'den getirilen bayraklar karaya çıkarılarak İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekildi. Ardından adada yakılan 'Barış ve Özgürlük Ateşi' meşalesi, Türk askeri tarafından sahile çıkarılarak Lefkoşa'daki tören alanına taşınmak üzere Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) atletine teslim edildi.

Yavuz Çıkarma Plajı'ndaki tören Karaoğlanoğlu Şehitliği'nin gezilmesi ve kabirlere çiçek konulması ile sona erdi.

Törene, Cumhurbaşkanlığı'nı temsilen Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca, KKTC Meclisini temsilen Meclis Müdürü İbrahim Alkan, TBMM'yi temsilen TBMM Meclis Müdür Muavini Hüseyin Şener, KKTC Başbakanlığını temsilen Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ahmet Muratoğlu, TC Lefkoşa Büyükelçiliğini temsilen Eğitim Müşaviri Esat Sağcan, Girne Kaymakamlığını temsilen Merkez Kaymakamı Mehmet Taylan Özgeç, KTBK'ı temsilen Lojistik Destek Grup Girne Garnizon Komutanı Piyade Kıdemli Albay Bülent Tekdemir, GKK'yı temsilen Sahil Güvenlik Komutanı Deniz Albay Sümer Sönmez, Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, Alsancak Belediye Başkanı Yücel Atakara, Girne Polis Müdürü Can Sinan Karlıova, bazı milletvekilleri, siyasi parti, okul ve derneklerin başkan ve temsilcileriyle askeri erkan katıldı.

Gazimağusa'daki tören

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 34'üncü yıldönümü Gazimağusa'da da düzenlenen törenlerle kutlandı.

Saat 10.00'da Zafer Anıtı'nda yer alan ilk törende, protokol sırasına göre Kaymakam Vekili Mehmet Nurettin, TSK adına Merkez Komutanı Piyade Kıdemli Albay Abdülkadir Cüneyt Giray, GKK adına 4. Piyade Alay Komutanı Piyade Kurmay Albay Mehmet Dağman, Belediye Başkanı Oktay Kayalp, Gazimağusa Polis Müdürü Erdal Emanet, siyasi parti, DAÜ Rektörlüğü, dernek, vakıf, okul, kurum ve kuruluş temsilcileri tarafından çelenk konulmasıyla başladı.

Buradaki tören, saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle tamamlandı.

Polat Paşa Bulvarı'ndaki ikinci tören ise, Kaymakam Vekili, Komutanlar ve Belediye Başkanı'nın halkın ve tören birliklerinin bayramını kutlamalarıyla başladı.

İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından İstihkam Savaş Taburu Komutanlığı mensuplarından İstihkam Teğmen Ferhat Çalışkan ile Gazimağusa Türk Maarif Koleji tarih öğretmeni Emine Kasapoğlu'nun konuşmaları ile süren tören, bir öğrencinin şiir okuması ve tören geçişiyle sona erdi.

İstihkam Teğmen Ferhat Çalışkan törende, "Kıbrıs ulusal davamız olduğu gibi 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı da hepimizin bayramı" dedi.

Çalışkan, 20 Temmuz'un, özgür ve insanca yaşamaya bağlı Kıbrıs Türk halkının varlığının pekiştirildiği ve tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir gün olduğunu vurguladı.

Çalışkan, Barış Harekatı'nın adadaki Türk ve Rumlara özgürlük, Yunanistan'a da demokrasiyi tekrar kazandıran bir olgu olduğunu kaydetti.

Çalışkan, haksız ambargolara ve engellere karşın, KKTC'nin barış ve istikrar içerisinde hak ettiği refah ve gelişmeyi sağlamanın herkesin görevi olduğunu ifade etti.

Gazimağusa Türk Maarif Koleji tarih öğretmeni Emine Kasapoğlu da, Kıbrıs Türk Halkı'nın 11 yıl boyunca mezalime direndiğini Mehmetçik'in adaya çıkmasıyla 20 Temmuz'da aydınlık günlerin başladığını söyledi.

Mehmetçik'in adaya barışı ve huzuru sağlamak, Kıbrıs Türkü'nün haklarını korumak için geldiğini kaydeden Kasapoğlu, "Türk ulusu, büyük önder Atatürk'ün de dediği gibi mecbur kalmadıkça savaşın cinayet olduğuna inanır. Kıbrıs Türkü'ne saldırılar büyük boyutlara ulaşmıştı" dedi.

Türk ordusunun adada barış için bulunduğunu kaydeden Kasapoğlu, "Türk halkının amacı, başkalarının haklarını gasp etmek değil, sahip olduğu topraklarda özgür ve bağımsız yaşamaktır" dedi.

Girne'deki tören

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Girne'de de törenle kutlandı.

Yavuz Çıkarma Plajı'nda dün sabah başlayan Girne bölgesindeki kutlamalara saat 16:00'da Kordonboyu Caddesi Atatürk Anıtı'nda gerçekleştirilen törenle devam edildi.

Kordonboyu'nda yer alan törende Atatürk anıtına çelenkler konuldu, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı, şiirler okundu.

Girne'deki tören yapılan resmi geçitle sona erdi.

Törene, Girne Kaymakamı adına Merkez Kaymakamı Mehmet Taylan Özgeç, KTBK Lojistik Destek Grup Girne Garnizon Komutanı piyade Kıdemli Albay Bülent Tekdemir, GKK Sahil Güvenlik Komutanı Deniz Albay Sümer Sönmez, Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, Girne Polis Müdürü Can Sinan Karlıova, bazı milletvekilleri, siyasi parti, okul, dernek, kurum kuruluşların başkan ve temsilcileriyle askeri erkan katıldı.

Coşkulu bir halk kitlesinin izlediği Girne'deki törende günün anlam ve önemini belirten konuşmaları KTBK'dan Ulaştırma Üsteğmen Volkan Yıldız ile Anafartalar Lisesi tarih öğretmeni Nurbanu Kutlay gerçekleştirdi.

Resmi geçitle sona eren törende saat 18:00'de Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı 'Türk Yıldızları' akro tim gösterisi sundu.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlama etkinlikleri çerçevesinde dün ayrıca saat 19:00'da Atatürk Anıtı önünde KTBK Bandosu, saat 21:30'da Kıbrıslı Türk Sanatçı Ziynet Sali ise Girne Amfi Tiyatro'da konser verdi.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Ulaştırma Üsteğmen Volkan Yıldız törende yaptığı konuşmada, kurtuluş yıldönümlerinin ulusların en büyük bayramları olduğunu belirterek, 20 Temmuz'un, ulusal onurundan ödün vermeyerek bu uğurda her türlü özveri ve sıkıntıya katlanarak Kıbrıs'ta destan yaratan Kıbrıs Türk halkının Kurtuluş Bayramı olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türkü'nün özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin 1878 yılında adanın İngiltere'ye geçici olarak bağlanmasıyla başladığı ve 20 Temmuz 1974'e kadar uzanan çileli ve çetin bir yol olduğunu belirten Üsteğmen Yıldız, konuşmasında yaşanan tarihsel süreç ve gelişmeleri dile getirdi.

Anafartalar Lisesi Tarih Öğretmeni Nurbanu Kutlay ise, bugün Kıbrıs'a barış ve özgürlük getiren 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34'üncü yıl dönümünü büyük bir sevinç ve gururla kutlandıklarını belirterek, Kıbrıs Türk halkının haklarını almak ve korumak amacıyla yıllarca direndiğini söyledi.

Konuşmasında Kıbrıs'taki mücadelenin; "milli dava ve karar" doğrultusunda kazanıldığını yabancı ülkelerin yardımıyla gerçekleşmediğini ifade eden öğretmen Kutlay, bu çerçevede dönemin Başbakanı Ecevit ile bu uğurda canlarını veren aziz şehitlerin unutulmamasını istedi.

Güzelyurt'taki tören

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Güzelyurt'ta da Atatürk Anıtı ve Müze önünde yapılan törenle kutlandı.

Törene, Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Güzelyurt Kaymakamı Cemal Türkler, 49'uncu Kurmay Albay Zafer Kartaş, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'ndan II. Piyade Alay Komutanı Mehmet Çelebioğlu, Güzelyurt Polis Müdürü Hüseyin Yeşildağlı, bazı milletvekilleri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, siyasi parti temsilcileri, kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile okullar katıldı.

Güzelyurt Atatürk Anıtı önünde düzenlenen tören, protokol sırasıyla çelenklerin konulmasıyla başladı. Töreni bir dakikalık saygı duruşu, İstiklal Marşının okunması ve bayrakların göndere çekilmesi izledi.

Güzelyurt'taki tören müze önünde, protokol tarafından tören birliklerinin denetlenmesiyle devam etti.

Törende Garnizon Komutanlığı adına İstihbarat Yüzbaşı Ahmet Cildan, Kaymakamlık adına Şehit Turgut Ortaokulu öğretmeni Oya Özler günün anlam ve önemini belirten birer konuşma yaptı.

Şehit Turgut Ortaokulu öğrencilerinden Kumsal Rüstemoğlu, "Şehitlerimizin Beklediği" adlı şiiri okumasının ardından AK-DER Folklor ekibi halk dansları oyunlarını sergiledi.

Güzelyurt'taki Barış ve Özgürlük Bayramını kutlama töreni, resmi geçitle sona erdi.

 

 

KIBRIS 21/07/08

 

Kutlamalarda taşkınlık

20 Temmuz Barış Harekâtı'nın 34'üncü yıldönümünü kutlama etkinlikleri çerçevesinde Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda gerçekleşen kutlamalar sırasında çözüm karşıtı bazı gruplar taşkınlık yaptı.

Kendilerince eylem yapıp, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı protesto etmeye ve törenlere gölge düşürmeye çalışan kişiler, polisin müdahalesiyle muradına erişemedi ve istenmeyen olayları tırmandırmadı.

Törende Cumhurbaşkanı Talat'ın halkın bayramını kutlamak için önlerinden geçtiği sırada bir grup, "Egemenlik Hakkımız Savunacağız" şeklinde slogan attı.

Bunun üzerine başka bir grup, "Cumhurbaşkanımıza hakaret edemezsiniz" diye protestocu grupla ağız dalaşına girdi.

Tören alanında ayrıca egemenlikle ilgili sloganları içeren yaftalar da dikkat çekti.Yaftalarda "Egemenliğimizden Asla Vazgeçmeyiz", "Eşitlik-Adalet- Özgürlük; Hepsinin Temeli Egemenliktir", "20 Temmuz 1974 Rum Katliamından Kurtuluş Günüdür, KKTC Varlığımızın ve Egemenliğimizin Simgesidir" gibi ifadeler yer aldı.

Bu arada bazı kişilerin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve partisi AK Parti'yi hedef alan; "Türkiyem AB Yolunda, KKTC Adağınız Mı?" yazılı pankart tuttuğu gözlemlendi. Bu kişiler egemenlikle ilgili sloganlar da attı.

Söz konusu pankartı açan gruba müdahale eden Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın koruması olan sivil polisler, pankartı eylemcilerinden aldı ve imha etti.

Protestocular, yine Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın "Kıbrıs konusunda hep bir adım öndeyiz" şeklindeki ünlü sözünü protesto eden "Artık Bir Adım Önde Olmaktan Bıktık" pankartı da taşıdı.

Polisler, rencide edici benzer ifadeler içeren başka bir pankartın da açılmasına izin vermedi.

Söz konusu taşkınlıkları yapan grup, bazı propaganda ifadelerinin yer aldığı küçük kağıtlar da dağıttı.

Kağıtlarda, "Egemen halkız, egemenlik giderse biz de biteriz, egemenlik giderse tükeneceğiz, egemenlik hakkımız savunacağız" gibi ifadeler yer alıyordu.

Öte yandan tören sırasında, gazi olduğunu ancak hakkını alamadığını belirten ve bağırarak yola atlayan bir şahıs da polis tarafından gözaltına alındı.

Evinin damından töreni izlemek isteyen bir başka vatandaş ise güvenlik gerekçesiyle aşağıya indirildi.

Bu arada törenin ortalarında bir grup, üzerinde "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" yazan siyah dev Atatürk posteri açtı.

KIBRIS 21/07/08

 

Talat, konuk heyetler onuruna resepsiyon verdi

Dome Hotel'de yer alan resepsiyona, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, TC Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, 3'üncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, KTBK Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 28'inci Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, 39'uncu Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, GKK Tümgeneral Mehmet Eröz, GKK Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem, 14'üncü Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengöl, Güney Görev Grup Komutanı Tuğamiral Fikret Güneş, Başbakan Yardımcısı Dışişler Bakanı Turgay Avcı, Anamuhalefet UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, TC ve KKTC'li bakanlar, bazı siyasi parti, dernek ve kurum kuruluşların başkan ve temsilcileri, emekli parlementerler ile konuk heyet üyeleri katıldı.

Resepsiyonda havai fişek gösterileri sunuldu.

20 Temmuz Barış Harekatı'nın yıldönümü dolayısıyla Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri bandosu da Girne'de konser verdi.

Resepsiyondan önce Türk Yıldızlarının gökyüzündeki gösterileri izleyenlerin nefesini kesti.

KIBRIS 21/07/08

Onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak için çalışıyoruz

DÜNYAYLA BÜTÜNLEŞMEK İSTİYORUZ... Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının, 20 Temmuz ile kazandıklarını koruyarak, dünyayla bütünleşmek; dünyanın saygın halkları arasındaki yerini almak; onlarla çeşitli düzeylerdeki iletişimi ve ilişkileri geliştirerek korumak istediklerini söyledi

RUM TARAFI YAPICI TUTUM TAKINMALI... Talat, Kıbrıs adasını paylaşmak zorunda oldukları Kıbrıs Rum halkıyla birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak için çalıştıklarını ifade etti. Kıbrıs sorununun çözümünün kolay olmayacağına işaret eden Talat, Rum tarafına yapıcı tutum takınması çağrısı da yaptı

ŞİMDİ ÇÖZÜM ZAMANI... "Şimdi artık çözüm zamanı" diyen Cumhurbaşkanı Talat, vizyonlarının iki kesimli, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık devleti ve iki kurucu devletin eşit statüsü olduğunu yineledi. Talat, hem siyasi eşitliklerinden hem de devletlerinin eşit statüsünden asla taviz vermeyeceklerini, Türkiye'nin garantisinden vazgeçemeyeceklerini vurguladı

ORDUNUN DURUMU... Cumhurbaşkanı Talat, Türk ordusunun adadaki varlığının Kıbrıs sorununun nedeni değil, sonucu olduğunu, bu yüzden neden ortadan kalkmadan sonucun ortadan kaldırılmasının söz konusu dahi olamayacağını ifade etti

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının, 20 Temmuz ile kazandıklarını koruyarak, dünyayla bütünleşmek; dünyanın saygın halkları arasındaki yerini almak; onlarla çeşitli düzeylerdeki iletişimi ve ilişkileri geliştirerek korumak istediklerini söyledi.

Talat, bu nedenle Kıbrıs adasını paylaşmak zorunda oldukları Kıbrıs Rum halkıyla birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak için çalıştıklarını ifade etti.

"Şimdi artık çözüm zamanı" diyen Cumhurbaşkanı Talat, vizyonlarının iki kesimli, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık devleti ve iki kurucu devletin eşit statüsü olduğunu yineledi. Talat, hem siyasi eşitliklerinden hem de devletlerinin eşit statüsünden asla taviz vermeyeceklerini, Türkiye'nin garantisinden vazgeçemeyeceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türk ordusunun adadaki varlığının Kıbrıs sorununun nedeni değil, sonucu olduğunu, bu yüzden neden ortadan kalkmadan sonucun ortadan kaldırılmasının söz konusu dahi olamayacağını ifade etti.

Kıbrıs sorununun çözümünün kolay olmayacağına işaret eden Talat, Rum tarafına yapıcı tutum takınması çağrısı da yaptı.

Talat, Lefkoşa Dr. Küçük Bulvarı'ndaki 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarında yaptığı konuşmada, Türkiye ve değişik ülke temsilcilerine bu anlamlı günde KKTC'de bulundukları için Kıbrıs Türk halkı adına teşekkür etti.

"Gerçekten özgürlüğün ve barışın simgesi"

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın, Kıbrıs Türk halkı için gerçekten özgürlüğün ve barışın simgesi olduğunu ifade eden Talat, Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz 1974'e kadar yaşadıklarını bilmeden veya anımsamadan, bu bayramın anlam ve önemini kavramanın olanaksızlığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının 1974 sonrasında, geçmişle kıyaslanamayacak kadar büyük olanaklara kavuştuğunu, ekonomik ve sosyal gelişme yolunda önemli adımlar attığını, kendi kendini yönetmenin alt yapısını oluşturduğunu kaydetti.

Bu süreçte iç dinamizm ve çalışkanlıklarla yaratılanlar yanında Türkiye hükümetlerinin cömert yardımlarını anarak teşekkür etmek istediğini ifade eden Talat, yeterli görülmese de bugün KKTC'nin dünya ülkelerinin çoğundan daha iyi yaşam koşullarına ve çoğunun sahip olduğundan daha iyi çalışan bir demokrasiye ulaştırdığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Talat, halka daha mutlu ve müreffeh bir gelecek yaratmak için çalıştıklarını kaydederek Barış Harekatı'nda şehit olanları rahmetle, gazileri şükranla andı. Talat, şöyle konuştu:

"Kazandıklarımızı koruyarak dünyayla bütünleşmek istiyoruz"

"Kıbrıs Türk halkı olarak, 20 Temmuz ile kazandıklarımızı koruyarak, dünya ile bütünleşmek istiyoruz... Dünyanın saygın halkları arasındaki yerimizi almak, onlarla çeşitli düzeylerdeki iletişimimizi ve ilişkilerimizi geliştirerek korumak istiyoruz... Bu nedenledir ki, adamızı paylaşmak zorunda olduğumuz Kıbrıs Rum halkıyla birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak istiyor; bunun için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, çözümlenmeden sürüp giden bugünkü mevcut durum, hepimize bir ateşkes ortamı yaratıyor ve geleceğimize her anlamda ipotek koyuyor. Bunları söylerken sadece Kıbrıslı Türklerin değil, Kıbrıslı Rumların da çıkarını düşünüyoruz. Kıbrıs bir ada olarak her iki halkın barış ve mutluluk adası olmalıdır. Bu irade Kıbrıslı Türklerin vazgeçilmez iradesidir. Halkımızın bu yol göstericiliğinde oluşturduğumuz politikalarımızın odağında insanca ve hakça bir paylaşımla Kıbrıs'ın bütünündeki haklarımızı korumak da vardır."

"Azınlık tartışması geleceğe yardım etmez"

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının egemenliğini 1960 anlaşmasıyla, ardından kurduğu devletlerle ve bütün dünyanın sonucunu heyecanla beklediği 24 Nisan referandumuyla kanıtladığına işaret ederek, özetle şunları dile getirdi:

"Bütün bunlar Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin tescilidir. Kıbrıs Türk halkının egemenliğini tartışma konusu yapmak geleceğe yardımcı olmaz. Kıbrıs'ta azınlık olmayacağız demek, böyle bir ihtimal varmış gibi düşünmek son drece yanlıştır. Kıbrıs Türk halkı hiçbir zaman azınlık olmadı, olmayacaktır. Kıbrıs Türk halkı her zaman eşit olmuştur, eşitliğini kanıtlamıştır, bütün dünya bu eşitliğinin önünde saygı duyarken, azınlık olacağını veya olmayacağını tartışmamız son drece yanlıştır, içler acısıdır."

Talat, iyi niyetli girişimlerine rağmen, Kıbrıs sorununa henüz bir çözüm bulunamamış olmasından kendilerini sorumlu tutmaya kalkışanlar bulunduğuna işaret ederek, bu yanlış anlayışın kurbanı olarak çözümsüzlüğün bedelini Kıbrıs Türk halkına ödettirmek istediklerini;

acımasız izolasyon koşullarını dayatırken çözümsüzlüğü bahane olarak kullandıklarını; bu haksız tutumun çözüm arayışlarına hizmet etmediğini anlattı.

Halkın adil ve yaşayabilir bir çözümden yana olduğunu 24 Nisan 2004'te kendi oylaryıla kanıtladığını hatırlatan Talat, yeniden kanıta ihtiyaç olmadığını vurguladı.

Talat, Barış Harekatı'nın 34'üncü yıldönümünde halka seslenirken, onlardan aldığı güçle, eldeki olanakları kullanarak çözüm yolunda yürümek istediklerini ifade etti ve şöyle konuştu:

"Sıkıntıların bir daha yaşanmaması için..."

"Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz 1974'e kadar çektiği sıkıntıların bir kez daha yaşanmaması için Kıbrıs sorununa adil, acil ve kalıcı bir çözüm bulunması için çalışıyoruz. Bizim çözüm vizyonumuz bellidir. İki halkın siyasi eşitliği ve iki kurucu devletin eşit statüsü zemininde, iki kesimli, iki toplumlu yeni bir ortaklık devletinin kurulması ve Türkiye'nin garantörlüğünün devam etmesidir. Kıbrıs Türk halkı kendi asli kurucu yetkilerini kullanarak, egemenlikteki eşit ortaklığını tescil edeceği bir çözümü amaçlamaktadır."

Güney Kıbrıs'ta Dimitris Hristofyas'ın lider seçilmesinden sonra uluslararası kamuoyunda ve Kıbrıs'ta, çözüm yönünde yeni bir beklenti ortaya çıktığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Talat, üç kez buluştuklarını, ortak dil yarattıklarını ancak Rum tarafının tam teşekküllü müzakerelere başlamaktan hep kaçtığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün, birinci derecede Kıbrıslı Türkleri etkilediğini ama çözümün bölge ve dünya barışı için de bir gereklilik olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs sorununu Türkiye'nin AB yolunda bir engel veya bir şantaj aracı olarak kullanma sevdasından vazgeçmesini isteyen Talat, Türkiye'nin AB üyeliğinin dünyada hoşgörünün egemenliğine hizmet edeceğini, buna ihtiyaç olduğunu kaydetti.

"Şimdi artık çözüm zamanı"

"Şimdi artık, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulma zamanıdır" diyen Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının, bugünden daha iyi bir geleceğe ulaşabilmek için Kıbrıs sorununa karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulunması gerektiğini kavradığını, bunu açıklıkla ifade etmelerinin zaman zaman zaafiyetleri olarak sunulabildiğini ve yaşanan sorunlar nedeniyle "nasıl olursa olsun" bir çözüme razı olacaklarını iddia edilebildiğini kaydetti, bunun yanlış, iyi niyeti ve açık sözlülüğü istismar etmek olduğunu anlattı.

Talat, çözüme vurgularının sorunlar karşısındaki zayıflıklarından değil, toplumsal sorunların çözümünü çağdaş yöntemlerle arama; hangi dilden ve dinden olursa olsun bütün insanları kardeş sayan anlayışları olduğunu kaydetti.

Çözüm vizyonlarının iki kesimli, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık devleti ve iki kurucu devletin eşit statüsü olduğunu yineleyen Cumhurbaşkanı Talat, hem siyasi eşitliklerinden hem de devletlerinin eşit statüsünden asla taviz vermeyeceklerini, Türkiye'nin garantisinden vazgeçemeyeceklerini vurguladı.

Türk ordusu..." Neden kalmadan sonucun kalkması söz konusu olamaz"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türk ordusunun adadan çekilmesinin sorunun

çözümüne yardımcı olacağının ifade edilmesini iyi niyetle bağdaştırmadıklarını söyledi ve "Türk ordusunun adadaki varlığı Kıbrıs sorununun nedeni değil, sonucudur. Bu yüzden neden ortadan kalkmadan sonucun ortadan kaldırılması söz konusu dahi olamaz" dedi.

Kıbrıs sorununun çözümünün kolay olmayacağına işaret eden Talat, Rum tarafıyla sorunlar, içte tartışmalar yaşanacağını, ama Kıbrıs Türk tarafının bu sürece yapıcı şekilde katılacağını belirtti. Rum tarafından beklentilerinin "bu sürecin kendilerini bir çözüme ulaştırmak zorunda olduğunu kavraması; Kıbrıs'ı sadece Kıbrıslı Rumlara ait bir ada olarak görmekten vazgeçmeleri ve bu güzel adanın zenginliklerini kendileriyle paylaşmaya; eşit düzeyde güç bölüşümüne gitmeye hazır olmaları" olduğunu söyledi.

"Ekonomik önlemleri baltalamamak gerek"

Talat, ekonomik sorunlara değinirken, izolasyonların yarattığı sıkıntıların aşılması için

alınan birtakım önlemleri, anlamsız çıkışlarla baltalamamak gerektiğine inandığını ifade etti ve herkesten özveri istedi.

Özellikle büroksasinin üzerine düşen görevi yapması ve halkın şikayetlerine neden olmaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Talat, herkesin devletin tüm organlarından eşit ve hakça yararlanması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat, şöyle devam etti:

"KKTC yurttaşları, terfi ve mevkilendirmede hakkaniyetli, yaşamın her alanında kadınların ve erkeklerin eşit söz hakkına sahip olduğu, eşitlikçi, insan haklarının tam olarak uygulandığı bir düzene layıktır. Bu ilkeler ışığında örgütlenmeye devam edilmeli ve herkese ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda aktif katkı yapma olanakları verilmelidir. Katılımcı bir anlayışla, devlet - sivil toplum etkileşiminin yolu daha da açılmalı, eğitim, sağlık ve sosyal alanlarda geliştirilecek planlı yatırımlarla sosyal devlet anlayışımız herkese kaliteli bir yaşam sunmayı hedeflemelidir. Bu güzellikleri yaratmak için gereken bilincin ve gücün ellerimizde olduğunu biliyorum ve bu yolda katkı koyan ve koymaya devam edecek olan tüm ilgililere teşekkür ediyorum."

Cumhurbaşkanı Talat, konuklara seslenirken de, desteklerine teşekkür etti ve "İnsanca, hakça bir yaşam mücadelesi veren halkımın çözüm ve kalıcı barış mücadelesine verdiğiniz destek son derece değerlidir... Ülkelerinize sağlıkla dönerken, bizimle ilgili gerçeklerin bilinmesinde yapacağınız katkılar için de şimdiden teşekkür ediyor yaşam boyu mutluluklar diliyorum" dedi.

Talat, dünyaya seslerini duyurma ihtiyacı olduğunu belirterek, dünyadan kendilerini dinlemesini, demokrasinin gereği olarak sadece Rum tarafına değil kendilerine de kulak vermesini istedi.

İzolasyonlara isyan

"Onca işbirliği kurumu, onca ittifak; ama dünyayı kandıranlara, gasp ettiği statüyü kullanarak sesimizi boğmaya çalışanlara boyun eğmek... Bu durumu kabul edemiyoruz, etmeyeceğiz!" diyen Talat, izolasyon altında yaşatılmaya isyan ettiklerini ve bir an önce kaldırılmasını istediklerini vurguladı.

Talat, Türkiye'nin dayanışmasının, geleceğe güvenle bakmalarını sağladığını belirterek, sınırsız destek ve dayanışması için halk adına Türkiye Cumhuriyeti'ne teşekkür etti ve "Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda bir dünyasal güç olma yolunda kararlılıkla ilerleyen Türkiye, en güvenilir dayanağımız olmaya devam edecektir" diye konuştu.

Talat, konuşmasının sonunda şehitleri bir kez daha saygıyla andı, Kıbrıs Türk halkının bugünlere gelmesinde katkısı olan herkese, Türkiye Hükümetlerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine, gazilere teşekkür etti, saygılarını sundu ve halka "daha güzel bir ülke, daha aydınlık yarınlar ve mutlu, sağlıklı, başarılı, barış içinde bir yaşam" diledi.

KIBRIS 21/07/08

 

Hristofyas, müzakere masasına neler koyacaklarını açıkladı

"Başkan Hristofyas, önceki gün gece RİK'e verdiği önemli mülakatta ve, darbe ve Türk istilası için önceki gün düzenlenen çeşitli etkinliklerde yaptığı konuşmalarda, yeniden birleşmiş Kıbrıs'la ilgili vizyonunu net şekilde açıkladı: Kıbrıslı Rumların efendi değil, ama Kıbrıslı Türklerin ortağı olacakları bir federasyon.

Başkan Hristofyas, dolaylı ancak net şekilde; 25 Temmuz'da Mehmet Ali Talat'la özlü müzakereleri ilan edecekleri imasında bulundu.

   Çözüm sonrasında ortak devletin yönetimini nasıl gördüğüne ilişkin işaretler verdi, müzakerelerdeki hedeflerini ortaya koydu, BM'nin ve arabulucuların oynayabilecekleri rolü netleştirdi. Geçmişte yapılan hatalara işaret etti ve ülkenin siyasi liderliğini top yükün; talep edilen çözümün ne olduğu konusunda halkı bilgilendirmeye özen göstermemekle eleştirdi.

   Başkan Hristofyas, siyasi liderlikte olup da politikasına ve icraatlarına karşı çıkan herkesi; kararları kendisinin alacağını söyleyerek uyardı. Yeni bir çözüm çabasına ilerlemenin tek yolunun Ulusal Konsey'in oy birliğiyle alacağı karar olduğunu söyledi; ki bu beklenmiyor. Ancak AKEL, DİSİ ve diğer siyasi güçler, tarafların doğrudan müzakerelere ilerlemesi gerektiğine katılıyorlar.

   Dimitris Hristofyas, RİK aracılığıyla barış, dostluk ve on yıllardır Ada'yı sarsan 'diken'in çözülmesi için samimi çaba mesajı vermek için Türk istilasının yıldönümü olan önceki günü seçti. Basit ifadelerle Kıbrıs Rum tarafının, doğrudan müzakerelerde masaya koyacağı ana öneriyi anlattı. Rum tarafının ana önerisi genel hatlarıyla şöyledir:

   - Başkanlık sistemiyle yönetilecek ortak federe devlet. Başkanı, başkan yardımcısı ve bakanlar kurulu olacak. Başkanlık dönüşümlü olacak. Kıbrıslı Türkler, kendi toplumlarından bir başkan yardımcısı olması kaydıyla Rum başkanın başkanlık görevini daha uzun süre yerine getirmesini kabul ediyorlar. Başkan Kıbrıslı Türk olduğu zaman bunun tam tersi olacak (başkan yardımcısı Rum ve görev süresi daha kısa). Merkezi devletin tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olacak.

   - Siyasi eşitlik çözümün ana unsuru olacak ve iki toplumun federe devletin yönetimine sonuç getirici iştiraki anlamına gelecek. Kıbrıslı Türklerle 'yenilenmiş' bir ortaklık söz konusudur.

   - Mümkün olduğunca çok göçmenin Rumlara verilmeyecek yerlere dönebilmesi için oluşturucu devletçikler 'etnik açıdan temiz' olmamalıdır. Oluşturucu devletçiklerin; ortak devletin anayasasının üzerinde olmayacak eşit yetkileri bulunacak.

   - Ekonomi üniter olmalı.

   - Başkan Hristofyas; Ada'nın askersizleştirilmesi, garantilerin lağvedilmesi, yerleşiklerin etkin şekilde azaltılması, geri dönüş ve mülkiyet haklarının tesis edilmesi için müzakere masasında savaş vermek niyetinde olduğunu vurguladı.

   Kıbrıs Rum tarafı, BM Genel Sekreteri'nden, Genel Sekreter'in Özel Danışmanı'ndan hakemliği ve dar takvimleri belirlemeyen Güvenlik Konseyi'nin çizgisini izlemelerini bekliyor. Başkan Hristofyas, kısa süre önce Paris'te Ban Ki Moon'un yukarıda kaydedilenlere ve 'bu sefer çözüm Kıbrıslılar için Kıbrıslılardan gelecek' ilkesine katıldığını saptamış olmaktan dolayı memnuniyet belirtti. Bilindiği gibi Türk ve Kıbrıs Türk tarafları, BM'nin daha büyük bir rol oynamasını istiyorlar. Bu ve sorunun temel yönleri liderler tarafından masaya konulacak.

   Dimitris Hristofyas, Kıbrıslı Türk lidere iyi niyetle inandı ve taksimden kaçınmanın tek yolu olarak Kıbrıs sorununun çözümünün gerekliliğini anladığını teslim etti. Son görüşmelerinde ortaya çıkan zorluklara rağmen, aralarında dostluk ilişkisi bulunduğunu vurguladı ve müzakerelerde Sayın Talat'la ortak dil bulacakları ve basit sonuçlara ulaşacakları konusunda temkinli iyimserlik belirtti. Türkiye'deki krizin, hareket etme konusunda tarafların cesaretini kırmaması gerektiğini söyleyen Hristofyas, 'Çünkü her dönemde elverişsizlikler olacak, özellikle Kıbrıs sorunu gibi yıllanmış ve iki toplum arasında ciddi bağlantısızlıklar yaratan bir meselede...' dedi."

   Haravgi gazetesi haberine; "İlkeler Temelinde Çözüme Hazırız - 'Kıbrıs Sorununun Ana Çözüm İlkelerini Savunmaktan Vazgeçmeyeceğiz'" başlığını attı.

   Gazeteye göre Hristofyas önceki günkü konuşmalarında; "hareketliliğe ve atılan olumlu adımlara rağmen Kıbrıs sorununun çözümünün çok zor ve komplike bir mesele olduğu ve Türkiye'deki durumdan dolayı daha da zorlaştığı" görüşünü ortaya koydu ve şunları söyledi:

   "Çözüm gününe varana kadar aşmamız gereken çok ve komplike engeller var. Çözümün anahtarı Türkiye'nin elindedir ve çözüm, daha çok bizim isteğimize bağlıdır. Çözüme ulaşabilmek için yapıcı diyaloğun ön şartlarını yaratmak yönünde kendi rolümüzü oynayacak ve olanaklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Sorumluluk yükleme oyunu oynamıyoruz. Başkanlığı devraldığımız ilk günden itibaren talep ettiğimiz çözümü kararlı biçimde başarmaya çalışıyoruz ve şu ana kadar elde ettiğimiz sonuçların, politikamızı haklı çıkardığına inanıyoruz."

   Simerini gazetesi ise; "Uzlaşılmış Zemin Var" başlıklı haberinde Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun; "iki bölgeli, iki toplumlu, Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği şekliyle siyasi eşitliğe sahip, tek egemenliği, tek uluslararası temsiliyeti ve tek vatandaşlığı olan federasyon çözümü için şu anda uzlaşılmış zemin mevcuttur" dediğini bildirdi.

KIBRIS 22/07/08

 

 

DIKO to give verdict on talks tomorrow
By Jean Christou

COALITION partner DIKO will give President Christofias its final views on the beginning of direct negotiations tomorrow, party leader Marios Garoyian said yesterday.

Last week, DIKO announced it did not believe that the current climate called for the start of direct negotiations between the two sides, while expressing doubts that any significant progress had been made by the working groups and technical committees set up to prepare the grounds for fully-fledged negotiations.

President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat are due to decide on Friday whether to go to negotiations in the autumn. Christofias will consult with all the parties before Friday.

Garoyian said his meeting yesterday with Christofias was cordial, and he said he would be having a fourth meeting with the President on Wednesday. He was cagey about what transpired, but hinted at DIKO’s view that the basis of new negotiations had not yet been adequately clarified. This was mainly due to the Turkish side, he said.

“We will meet on Wednesday and then the party will be briefed overall and then DIKO will give its final position,” he said.

Rumours and talk about DIKO leaving the government over the issue at this stage were premature, Garoyian said. He said the party’s place was to act responsibly and strengthen the negotiating position of the President.

He said DIKO neither wanted to destroy the process, nor did it fear talks.

Garoyian said the statements at the weekend by Turkish Prime Minster Recep Tayyip Erdogan and by Talat were unacceptable and provocative.

Meanwhile, Christofias gave an interview on state television on Sunday night that was seen as his way of preparing the public for new negotiations.

He said the only way he would not go forward with negotiations was if the National Council – the advisory body on the Cyprus issue – went against him unanimously, not likely to occur.

Christofias gave a brief rundown on the basics of what would be on the negotiating table with Talat

This included one federal state with a presidential system, with a rotating Presidency, a Vice President and Inner Cabinet.

A Greek Cypriot President would hold office for a longer period, while the Vice President in that case would come from the other community.

The central state would have one sovereignty, one citizenship, one economy, and one international personality, while the two communities would have political equality.

Christofias said he would also battle for demilitarisation of the island and the suppression of foreign guarantor powers, a reduction in the number of Turkish settlers, and the right of return and property for Greek Cypriots.

“The solution will come from Cypriots, for Cypriots,” he said.

Christofias credited Talat with having good will and the realisation that a solution was needed. The two leaders were still friendly, despite the difficulties, he said, and Turkey should not try to discourage the two sides from moving forward.

He said every Cypriot needed to decide whether they wanted one or two states in Cyprus, and to have the courage to say what it is they want.

Many previous Greek Cypriot leaderships had badly failed to explain to the public what a federation actually meant.

Christofias will reportedly address the nation after his meeting with Talat on Friday to inform the public on his reasons to go for negotiations, or not, depending on the final outcome of his meeting.

CYPRUS MAIL 22/07/08

 

Recriminations follow Erdogan visit
By Jean Christou

GREEK Cypriot politicians yesterday piled on the criticism over Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan’s visit to the north at the weekend.

“This visit happened at an inopportune time,” Government Spokesman Stefanos Stefanou told London Greek Radio.

“Now we trying to create a new climate with the objective of beginning direct negotiations between the two leaders.”

President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat are due to meet on Friday and review whether conditions exist for the start of fully-fledged negotiations, but the atmosphere has not been cordial since they last met on July 1.

Erdogan’s visit to attend Turkish Cypriot celebrations for the anniversary of the 1974 invasion have not helped.

Opposition DISY leader Nicos Anastassiades said yesterday that Erdogan’s comments had intensified suspicion about Turkey’s motives and had reinforced the psychological barrier that existed under the previous government.

During his two-day visit to the north, Erdogan spoke of a new state of affairs in Cyprus under the “virgin birth” principle, something that the Greek Cypriot side has said it would not accept under any circumstances.

The Turkish Prime Minster spoke of speedy negotiations and said Turkey would support the process started by the two leaders in March this year.

“Our expectation is for the comprehensive negotiations to proceed speedily and reach the target of a new partnership in harmony with the principle of ‘virgin birth’ between two equal peoples,” said Erdogan.

After meeting on Saturday, Erdogan and Talat issued a joint statement of common ground on a number of issues. Talat said he hoped a date for negotiations would be announced with Christofias on Friday.

“Thus, we will start the process for the solution of the Cyprus problem. It is a very big guarantee for us to know that Turkey is by our side during this process,” he said.

“We are pleased with the efforts of the two leaders,” Erdogan said. “We expect the leaders to agree on the commencement of the comprehensive negotiations under the roof of the UN, based on the realities existing on the island and within the framework of the good will mission of the UN Secretary-General.”

He said the solution must be based on equality, two founding states and a new partnership relation. He said the solution would be reached between “two equal peoples”. Turkey’s guarantee power would also have to remain in place, he said.

Asked to comment on Christofias’ statement regarding his visit to the north, Erdogan said: “The government of the Republic of Turkey takes no one’s permission as to where, when, why and how it will go. It is itself that decides for this programme. Furthermore, we have always been on the side of freedom and peace struggle and we will continue to be. This is the place we are on this issue. Exhibiting such an approach is actually an expression of how far they are away from peace. They should not expect from us a different expression.”

He said Christofias should approach the problem positively “like Talat” in order for results to be achieved.

“The other side has to accept that the solution will be reached by establishing a new partnership between two equal peoples and to give up trying to find new interlocutors and divert attention,” he said. “Everybody should now understand that the efforts of south Cyprus to take the Turkish Cypriot people under their domination and to expand their sovereignty over the north of the island are in vain.”

Talat said the Turkish Cypriots wanted to sign “an honourable and respected agreement” with the Greek Cypriot people, “with whom we are forced to share the island”.

“It is out of the question for us to be patched up to the Greek Cypriot sovereignty or to leave the sovereignty to the Greek Cypriots,” Talat said.

“Despite the fact that there is no reason to justify the Greek Cypriot side under the leadership of Christofias to evade the negotiations, we were unable until today to announce the starting date of the fully-fledged negotiations. The Greek
Cypriot side has always run away from this.”

CYPRUS MAIL 22/07/08

 

 

North seeks ‘miracle’ to stave off public finance collapse
By Simon Bahceli

TURKEY’S refusal to bankroll the Turkish Cypriot authorities this month means it will take a “miracle” to pay public sector salaries, ‘finance minister’ Ahmet Uzun has warned.

Uzun’s comments came in the wake of industrial action sparked by the authorities’ attempts to implement further austerity measures aimed at capping public spending. Since January, all pay increases within the public sector have been frozen, along with a ban on overtime. Despite the freeze, however, public servants’ salaries are still linked to inflation and subject to a two-monthly review – a mechanism Uzun now wishes to see abolished.

Backing Uzun against already-inflamed trade unionists, ‘prime minister’ Ferdi Sabit Soyer said last week his administration had pleaded with the Turkish government for additional funds to help foot the salary bill, but that the plea had been refused. He described the Turkish government’s refusal as “understandable” and announced that he would seek the implementation of measures that would “address structural shortcomings” within the public sector. Neither raising taxes, nor further borrowing were options, he insisted.

A budget deficit is the norm for the Turkish Cypriot authorities, and has in the past been plugged by donations from the Turkish government. This time however, Turkey has refused to provide funds beyond the approximately $500 million annual budget.

Uzun warned that while the current lack of funds stemmed partly from rising oil prices and the global credit crisis, their primary cause was “structural problems” in the north’s public sector inherited from administrations dating back to the division of the island in 1974. These earlier administrations, he added, had managed to pay salaries because of previous Turkish governments’ willingness and ability bankroll them, and through now-unviable ways of raising revenue.

“In the past we had a closed economy where there was no competition [from outside]. Now we have to compete with the Greek Cypriot side and abide by EU norms. To do this we cut VAT and import duties,” he said.

Speaking to the Cyprus Mail yesterday, economist and former ‘economy minister’ Ayse Donmezer said the need for radical reforms within the Turkish Cypriot economy was well known. A World Bank report on the north’s economy published in June 2006 clearly stated that excessive spending on public sector salaries and uneconomic public corporations was untenable and held back real economic growth.

“In normal economies you have a ratio of one person receiving a retirement pension from the state to four active workers. Here we have only two working to every one getting a pension,” Donmezer said. She said the problem was being further compounded by a gradually ageing population and still-growing employment in the public sector.

“Workers’ contributions are low, but the government’s spending on pensions and wages are constantly rising.”

She also highlighted a need to either close down or privatise ‘state-run’ corporations such as electricity provider KIBTEK and CYPRUVEX, a corporation that oversees the citrus fruit industry.

Donmezer believes “painful reforms” are needed if the north’s ‘finance ministry’ wishes to avoid total bankruptcy.

“We need constantly to review public spending and adjust contributions according to the revenue coming in. We also need to force sectors of the economy that do not pay tax to do so,” she said, quoting a study that found 30 to 40 per cent of incomes in the north were not declared and therefore left untaxed. She also called for changes in the law to make investment, including foreign investment, more attractive.

“Turkey could bail us out and we could get by in the short term. But we will simply have to face the same problem next month. Or we could borrow, which will mean our children will be ones to pay,” she concluded.

CYPRUS MAIL 22/07/08

 

 

Denktaş: Bana Ergenekon suçlaması boşuna

Eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisini Ergenekon operasyonuna dahil etme çabasının boşuna olduğunu söyledi. Dektaş, Atatürk ilkeleri ve türban gibi konularda çeşitli açıklamalar yaptığını belirterek, “Susturulmam lazımsa icabına bakacaklar” dedi.

AA

Güncelleme: 15:51 TSİ 23 Temmuz 2008 Çarşamba

 

LEFKOŞA - Bir yıldan fazla bir süredir yürütülen Ergenekon operasyonunu değerlendiren KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisini Ergenekon operasyonuyla ilişkilendiren iddiaların hatırlatılmasına üzerine, “Denktaş’ı da bunun içine koyalım deyince, Ergenekon Denktaş’lı oluyor. Çıkarırsan Denktaş’sız oluyor. İlhan Selçuk’u koydular, İlhan Selçuk’lu oldu. Bu böyle bir şey. Beni dahil etmeye çalışıyorlarmış. Söyledim, boşuna gayret...” diye konuştu.

 

Rauf Dektaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz Türkiye aşığıyız, anavatan için çalıştık. Kıbrıs meselesi de anavatana pahalıya mal olmasın diye, anavatanın söylediği doğrultuda yürütülmüştür. Bunun ötesinde hiçbir şey bulamazlar.”

“KARDEŞ GİBİYİZ”
Operasyon çerçevesinde tutuklanan emekli askerler Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’la tutuklanmalarının ardından herhangi bir teması olmadığını söyleyen Denktaş, “Ama bunlar bizim aziz dostlarımız. Yani Türkiye’nin bütün sivil ve askeri üst kademesiyle yıllardır temas halindeyim. Kıbrıs’a gelip hizmet etmiş olanlarla kardeş gibiyiz. Bunların ötesinde yakıştıracakları bir şey yok” dedi.

“SUSTURULMAM LAZIMSA İCABINA BAKACAKLAR”
Atatürk ilkeleri, Kıbrıs sorunu, türban meselesi gibi konularındaki görüşlerini aktarmaya devam ettiğini belirten Denktaş, “Biraz fazla karışıyorum galiba, onun için susturulmam lazımsa icabına bakacaklar” diye konuştu.

“TÜRKİYE GUANTANAMO’YU MODEL ALAMAZ”
Denktaş, Kuddusi Okkır’ın ölümünü hatırlatarak, Ergenekon operasyonunda insan hakları açısından düzeltilmesi gereken şeyler olduğunu belirtti.

ABD’nin Guantanamo üssüne bütün dünyadan şüphelendiklerini getirerek insan haklarına aykırı bir şekilde sorguladığını anımsatan Denktaş, “Türkiye, Guantanamo’yu bir model olarak alamaz” yorumunda bulundu.

Kıbrıs için kritik gün Cuma

KKTC cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın cuma günkü görüşmede doğrudan müzakerelerin yöntemini ve sıklığını ele alacağı belirtiliyor.

NTV

Güncelleme: 15:38 TSİ 23 Temmuz 2008 Çarşamba

 

LEFKOŞA - Rum basını bugünkü haberlerinde, Mehmet Ali Talat ve Dimitris Hristofyas’ın, cuma günü ele alacakları ana konuların, doğrudan müzakerelerin başlama tarihinin ilan edilmesi, metodoloji ve müzakerlerin sıklığı olacağını yazdı. Politis gazetesi, Eylül ayında başlaması beklenen müzakerelerin muhtemelen haftada 1 veya 2 kez olacağını bildirdi.

 

Birleşmiş Billetler Genel Sekreteri’nin Özel Temsilci olarak atadığı Aleksander Downer’ınsa Kıbrıs’a Ağustos başlarında gelmesi bekleniyor.

Avustralya’nın eski Dışişleri Bakanı olan Downer ve Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’ta ikamet eden temsilcisi Taye-Brook Zerihun’un müzakerlerde arabulucu olarak yer alması planlanıyor.

 

AİHM'den barış harekatı davasında temyiz kararı

 



23 Temmuz, 2008 20:49:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kıbrıs Barış Harekatı'nda 18 Rum'un kaybolduğu iddiasıyla açılan davada Türkiye'nin temyiz başvurusunu kabul etti. Dava büyük dairede görüşülecek.

Temyiz niteliğindeki büyük daire gerek görürse davayla ilgili ikinci bir duruşma yaparak tarafları tekrar dinleyecek.
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 10 Ocak'ta Rumların başvurusunda Türkiye'yi haksız bulmuş, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3 maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti.
 
Mahkeme başvuru sahiplerine 4'er bin euro tazminat kararı almıştı. Başvuru sahipleri ise, barış harekatında esir alındığı ve kaybolduğu ileri sürülen kişilerin yakınları.

 

 

'Ergenekon'a beni de dahil etmeye çalışıyorlar'

KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisini Ergenekon operasyonuna dahil etme gayretlerinin boşuna olduğunu bildirdi.

Türkiye'de yürütülen Ergenekon operasyonunu değerlendiren Denktaş, kendisini operasyonla ilişkilendiren iddia ve yorumların hatırlatılmasına karşılık şunları kaydetti:

"Denktaş'ı da bunun içine koyalım deyince, Ergenekon Denktaş'lı oluyor. Çıkarırsan Denktaş'sız oluyor. İlhan Selçuk'u koydular, İlhan Selçuk'lu oldu. Bu böyle bir şey. Beni dahil etmeye çalışıyorlarmış. Söyledim, boşuna gayret... Biz Türkiye aşığıyız, anavatan için çalıştık. Kıbrıs meselesi de anavatana pahalıya mal olmasın diye, anavatanın söylediği doğrultuda yürütülmüştür. Bunun ötesinde hiçbir şey bulamazlar."

Operasyon çerçevesinde tutuklanan emekli askerler Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'la tutuklanmalarının ardından herhangi bir teması olmadığını söyleyen Denktaş, "Ama bunlar bizim aziz dostlarımız. Yani Türkiye'nin bütün sivil ve askeri üst kademesiyle yıllardır temas halindeyim. Kıbrıs'a gelip hizmet etmiş olanlarla kardeş gibiyiz. Bunların ötesinde yakıştıracakları bir şey yok" diye konuştu.

Atatürk ilkeleri, Kıbrıs sorunu, türban meselesi gibi konularındaki görüşlerini aktarmaya devam ettiğini belirten Denktaş, "Biraz fazla karışıyorum galiba, onun için susturulmam lazımsa icabına bakacaklar" dedi.

Denktaş, Kuddusi Okkır'ın ölümünü hatırlatarak, Ergenekon operasyonunda insan hakları açısından düzeltilmesi gereken şeyler olduğunu belirtti.

ABD'nin Guantanamo üssüne bütün dünyadan şüphelendiklerini getirerek insan haklarına aykırı bir şekilde sorguladığını anımsatan Denktaş, "Türkiye, Guantanamo'yu bir model olarak alamaz" yorumunda bulundu.

KIBRIS 23/07/08

 

 

Kıbrıs giderken terörün vardığı yer...

BAZILARININ yürekleri ağızlarında: “Eyvah, Kıbrıs da gidiyor!”  Eeee ne var bunda telaş edecek, Annan Planı’na “Yes be anem!” diyenler ile Karen Fogg’un “Şeker”leri sevinsin...
Aslında böyle denilmesi gerek ama, yine de ulusal çıkarlar adama böyle dedirtmiyor.
Yoksa kime ne “Yes be anemciler”in derdinden.
* * *
HANİ bazılarının ağzından düşürmedikleri bir laf vardır:
“Bizden adam çıkmıyor!”
Eğer adamdan maksat Mustafa Kemal’lerse doğru. Yalnız, Atatürk gibileri bir milletin tarihinde, hatta dünya tarihinde öyle kolay kolay bulunmuyor, sık sık gelmiyor.
Ya Rauf Denktaş?
Bir ömrünü Kıbrıs için harcadı da ne oldu?
Bir kenara bıraktılar, Kıbrıs kaç Rauf Denktaş çıkaracak ki?
* * *
“EYVAH, Kıbrıs elden gidiyor!”
Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olmadan önce, laiklik için söylediği bir laf vardır:
“Laiklik elden gidiyor diye tutturmuşlar... Gider, tabii gider, millet istemedikten sonra gider.”
Çok şükür, laiklik elden gitmedi duruyor ama, Kıbrıs, Amerika ve Avrupa isteyince elden gider.
Yes be anemciler de kına yakar!
* * *
BİZİMKİYLE (Mehmet Ali Talat), Rum Cumhurbaşkanı Hristofyas anlaşmışlar.
Neymiş anlaştıkları?
“Tek egemenlik ve tek vatandaşlık kavramı.”
Bu ne demekmiş:
Türkiye’nin en deneyimli diplomatlarından CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ, Meclis kürsüsünden bunun ne demek olduğunu açıkladı:
“Tek egemenlik ve tek vatandaşlık kavramı esas alınarak yapılacak müzakereler sadece üniter bir devlet yapısı doğurur ki, bu da KKTC’nin bir eyalet olarak Kıbrıs Rum devletine yamanması ve Kıbrıs Türklerinin azınlık statüsüne indirgenmeleri demektir.
Bu durumda yeni bir Girit olayının yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
Bu gelişmenin bir sonucu da Türk askerinin adadan çekilmesi, garanti antlaşmasının son bulmasıdır.”
Şimdi anladınız mı Kıbrıs’ın nasıl elden gittiğini...
Her ne kadar Başbakan Erdoğan, herkesin gözünün içine baka baka, Mehmet Ali Talat dahil bunun doğru olmadığını söylemişse de...
* * *
30 YILDAN beri ağızlarda bir tekerleme:
“Akan kan yerde kalmaz/Terörle bir yere varılmaz.”
Akan kan da yerde kalıyor; terörle de bir yere değil, çok yere varılıyor.
Pazar günü yapılan DTP kongresi bunun canlı tanığı ve ispatıydı.
“Terörün başı” ya da “başterörist” denilen Abdullah Öcalan, hem yeni seçilen Başkan Ahmet Türk’ün hem de yardımcısı Emine Ayna’nın ağzında “Sayın Öcalan”dı.
İstiklal Marşı’nın okunmayışını, Apo lehine gösteri yaptıklarını bir kenara bırakın, bu bile terörle nerelere varıldığını göstermiyor mu?
Çok değil, daha kararın mürekkebi kurumamıştır; Abdullah Öcalan’a “Sayın” dediği için kaç kişi mahkûm edilmiştir, söyler misiniz?
* * *
ISPARTA-Burdur maçında taraflardan biri ilk dakikalarda bir gol atmış; karşı taraf beraberlik peşinde, futbolcularına moral veriyorlar:
“Biz bu golü saymeyoz!”
Bir sıfır galip olan takımın taraftarları da karşılık vermiş:
“Sayceniz, sayceniz, sayceniz!”
Siz de, şimdi istediğiniz kadar “Terörle bir yere varılmaz” deyin, öyle bir varılacak ki!
Zaten yolun yarısı geçildi.

HASAN PULUR MILLIYET 23/07/08

 

 

Beni Ergenekon'a sokmaya çalışıyorlar

 

23/07/08 RADIKAL

 

Rauf Denktaş bazı konularda görüş bildirdiği için kendisinin 'icabına' bakmaya çalışıldığını söyledi

 

 

LEFKOŞA - KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisini Ergenekon operasyonuna dahil etme gayretlerinin boşuna olduğunu bildirdi.
Türkiye’de yürütülen Ergenekon operasyonunu değerlendiren Denktaş, kendisini operasyonla ilişkilendiren iddia ve yorumların hatırlatılmasına karşılık şunları kaydetti:
"Denktaş’ı da bunun içine koyalım deyince, Ergenekon Denktaş’lı oluyor. Çıkarırsan Denktaş’sız oluyor. İlhan Selçuk’u koydular, İlhan Selçuk’lu oldu. Bu böyle bir şey. Beni dahil etmeye çalışıyorlarmış. Söyledim, boşuna gayret... Biz Türkiye aşığıyız, anavatan için çalıştık. Kıbrıs meselesi de anavatana pahalıya mal olmasın diye, anavatanın söylediği doğrultuda yürütülmüştür. Bunun ötesinde hiçbir şey bulamazlar."
Operasyon çerçevesinde tutuklanan emekli askerler Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’la tutuklanmalarının ardından herhangi bir teması olmadığını söyleyen Denktaş, "Ama bunlar bizim aziz dostlarımız. Yani Türkiye’nin bütün sivil ve askeri üst kademesiyle yıllardır temas halindeyim. Kıbrıs’a gelip hizmet etmiş olanlarla kardeş gibiyiz. Bunların ötesinde yakıştıracakları bir şey yok" diye konuştu.
Atatürk ilkeleri, Kıbrıs sorunu, türban meselesi gibi konularındaki görüşlerini aktarmaya devam ettiğini belirten Denktaş, "Biraz fazla karışıyorum galiba, onun için susturulmam lazımsa icabına bakacaklar" dedi.
Denktaş, Kuddusi Okkır’ın ölümünü hatırlatarak, Ergenekon operasyonunda insan hakları açısından düzeltilmesi gereken şeyler olduğunu belirtti.
ABD’nin Guantanamo üssüne bütün dünyadan şüphelendiklerini getirerek insan haklarına aykırı bir şekilde sorguladığını anımsatan Denktaş, "Türkiye, Guantanamo’yu bir model olarak alamaz" yorumunda bulundu. (dha)

 

Erdoğan:Kararlıyız

Türkiye'de, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün ancak adadaki gerçekler temelinde mümkün olabileceğine inandıklarını yineledi ve "Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk halkının, devletinin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki kesimlilik, siyasi eşitlilik ve Türkiye'nin etkin garantörlük gibi vazgeçilemez ilkeler üzerine inşa edilecektir" dedi. Erdoğan bundan taviz vermeleri ve geri adım atmalarının asla ve asla söz konusu olmadığını ifade etti.

Erdoğan AKP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Kıbrıs ziyareti ve Kıbrıs konusunu da ele aldı.

20 Temmuz tarihinin barış ve özgürlük bayramı olarak kutlandığını anımsatan Erdoğan, bu tarihin, 34 yıl önce KKTC'de, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçekleştirdiği Barış Harekatı'nın yıldönümü olarak kutlandığını söyledi.

Erdoğan, bu bayram gününü, Kıbrıs'taki Türk kardeşleriyle aynı heyecan içinde ortak bir coşkuyla, büyük bir gururla hep birlikte kutladıklarını kaydetti.

KKTC'nin özgürlük ve bağımsızlığı için büyük bir mücadele ortaya koyan şehit ve gazileri bir kez daha şükranla yad eden Erdoğan, başta Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat olmak üzere bir çok yetkiliyle görüşmeler yaptığını bildirdi. Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta hükümetin de desteğiyle yapılan bazı tesislerin açılışlarını yaptıklarını ifade etti.

Başbakan Erdoğan, 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen Barış Harekatı'nın, Kıbrıs Türkünün soykırıma uğramasını engellediğini belirterek, şöyle devam etti:

"Barış Harekatı, toplu mezarlarda ağıtlar yakan kardeşlerimizin gözyaşını dindirmiştir, çocuklara kadar yönelen şiddeti, kini, öfkeyi ve insanlık dışı vahşeti durdurmuştur. Barış Harekatı, aynı zamanda Anavatan'ın, Türkiye Cumhuriyeti'nin her ne pahasına olursa olsun Kıbrıs halkını koruduğunu ve korumaya devam edeceğinin de dosta düşmana ilanı olmuştur. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarımızı kullanarak gerçekleştirdiği Barış Harekatı, Kıbrıs Türk halkını özgürlük ve barışa kavuşturmuştur. Bunu, dünya doğru anlamalıdır. Bunu anlamayanların, anlamamakta direnenlerin de er geç anlayacaklarını görüyorum, buna inanıyorum. Biz Kıbrıs'ta başından beri barışın taraftarı olduk. Harekatın öncesinde de sonrasında da barıştan, diyalogdan yana tavır ortaya koyduk, bugün de bu tutumumuzu muhafaza ediyoruz."

Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm

Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün ancak adadaki gerçekler temelinde mümkün olabileceğine inandıklarını belirten Erdoğan, "Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk halkının, devletinin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki kesimlilik, siyasi eşitlilik ve Türkiye'nin etkin garantörlük gibi vazgeçilemez ilkeler üzerine inşa edilecektir" diye konuştu.

Bundan taviz vermeleri ve geri adım atmalarının asla ve asla söz konusu olmadığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İktidarımızı bu konularda farklı düşünmekle itham edenler şunu bir daha bilsinler ki; bu çatının altından konuşuyorum: Eğer bizi itham edenler bu işe çok değer veriyorlarsa, ben isterdim ki sordum da özellikle, hep birlikte 34. barış ve özgürlük kutlamalarında onlar da orada olsunlar. Ama biz onları orada göremedik. İsterdik ki orada siyaset değil, hep birlikte, iktidarıyla ve muhalefetiyle beraber olalım ve dünyaya oradan bir mesaj verelim, bunu isterdik.

KKTC ile ilgili bu tür değerlendirmeleri yaparak ahkam kesenler, KKTC'den Türkiye ile ilgili olarak ahkam kesenler şunu çok iyi bilmelidir; eğer böyle bir adım atılacaksa, bunları başa baş otururuz, konuşuruz ve aynı sesi, dili konuşuruz. Çünkü buna muhtacız. Ne KKTC ile ne de Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili farklı sesleri, sorumluluk mevkinde olanlar konuşmamalıdır, konuşamaz. Böyle düşünüyorum. Hiç kimse ama hiç kimse Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini beklemesin. Hiç kimse Kıbrıs Türk halkından azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin. Hiç kimse boş hayaller kurup bu parametreleri değiştirme hevesinde olmasın, AK Parti iktidarından da kimse böyle bir şey beklemesin. Bunu burada söylemiyorum, bütün uluslararası toplantıların kayıtlarında bunlar var. Bunu ben de Dışişleri Bakanı da Cumhurbaşkanı da söylüyor. Aynı dili hep birlikte konuştuk, konuşuyoruz ve konuşacağız. Zaten bunu sağlarsak başarıyı elde ederiz. Eğer sağlayamazsak orada başarı olmaz."

"Lafla bu iş olmuyor"

Başbakan Erdoğan, bütün dünyanın kimin barış istediğini, kimin işi yokuşa sürdüğünü çok iyi bildiğini söyledi.

"Her zaman bir adım önde olacağız" dediklerini belirten Erdoğan, "Bunu anlayamayanlar önce kendilerini bir çek etsinler. Niye? Her zaman bir adım önde olmak, barıştan, özgürlükten, çözümden yana olmaktır. Ama oturduğun yerde kalmak, barışa tehdittir, özgürlüklerin karşısında olmaktır, çözümsüzlüktür. Lafla bu iş olmuyor. Bizim çözüme ihtiyacımız var, çözümsüzlüğe değil" dedi.

Rum tarafının yıllardır süren politikalarıyla uzlaşmaz bir tavır gösterdiğini bildiren Başbakan Erdoğan, siyasetinin bedelini Kıbrıs Türküne ödetmeye kalkan Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin, "Biz ne haksızlık yaparız" beklentisi içerisinde beklememeleri gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin bu işi kantarda iyi tarttığını, "Kazan-kazan" derken, "Her zaman ileride olacağız" derken adil bir çözüm için çaba gösterdiklerini kaydeden Erdoğan, 24 Nisan referandumunda da bunu açıkça ortaya koyduklarını söyledi.

"Annan Planı niçin açıklanmıyor?"

Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

"Barış yönündeki tüm çabalarına, uzlaşma yönündeki tüm yapıcı girişimlerine rağmen, Kıbrıs Türk halkı uygulanan haksız tecritle cezalandırılmaya çalışılıyor. 24 Nisan 2004'de yapılan referandumda BM, ABD ve AB yetkilileri hep bizden destek istediler. Garantör ülke olarak sözümüzü verdik, sözümüzde durduk. KKTC, Annan Planı'na yüzde 65 'Evet' dedi. Güney Kıbrıs yüzde 75 'Hayır' dedi. Yüzde 75 'Hayır' diyen Güney Kıbrıs ödüllendirildi, hiç bir kriteri uymamasına rağmen AB'ye alındı. Ama KKTC cezalandırıldı.

21. yüzyılda böyle bir tecride, izolasyona göz yummak büyük bir insanlık ayıbıdır. Onun için 28 Mayıs 2005'de Sayın Annan'ın yazmış olduğu rapor, hala BM Güvenlik Konseyinin sümeni altında bulunmaktadır. Bunu açıklamaları lazım, acaba bu rapor niçin açıklanmıyor? Bunu şu andaki genel sekretere de ilgili ülkelerin yetkililerine de söyledik. Bunu söylememize rağmen gerekli ilgi, alaka ve cevabı henüz alamadık."

"Kıbrıs Türklerine verilen söz yerine getirilmeli"

Başbakan Erdoğan, başta AB olmak üzere uluslararası toplumun Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri yerine getirmelerini beklediklerini kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı bu haksız uygulamaların, siyasi, hukuki, insani, ahlaki hiç bir açıdan izahının mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, tecridi sona erdirmek için yoğun bir gayret gösterdiklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, son 5,5 yılda Kıbrıs ekseninde yürüttükleri girişimci ve çözüm odaklı politikanın Türkiye'de ve KKTC'de zaman zaman iç politika malzemesi yapıldığını ifade etti. Bunun kendilerini üzdüğünü dile getiren Erdoğan, "Akla ziyan, mantığa aykırı, vicdana ters iddialarla ortaya çıkıp bizi mesnetsiz iddialarla itham edenler oluyor" diye konuştu.

Erdoğan, "Şartlar ne olursa olsun AK Parti iktidarı, KKTC'nin, Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edecektir" dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, "Kıbrıs'ı satıyor, taviz veriyor, geri adım atıyor" denildiğini söyledi. Erdoğan, "Bunları diyenler, bugüne kadar Kıbrıs için ne yapmışlar, Kıbrıs'ta çözüm için ne yapmışlar, Kıbrıs'ın ekonomisi için ne yapmışlar, eğitim ve sağlık sistemi için ne yapmışlar? Kıbrıs turizmine ne katmışlar, Kıbrıs davası için, bu davanın tüm dünyaya anlatılması için ne yapmışlar? Kıbrıs'ta barış için hangi adımı atmışlar? Hangi mesafeyi kat etmişler?" diye sordu.

Bu soruların cevabının olmadığını dile getiren Erdoğan, "Neden? Çünkü varlık nedenleri çözümsüzlük... Ne siyasi çözüm için bir adım atmışlar, ne de ekonomik kalkınma için bir gayret göstermişler. Kuru hamasetin ötesinde demode sloganların Kuzey Kıbrıs Türk halkına bir fayda sağlamadığını, mevcut durumu daha da kötüye götürdüğünü yıllarca göremediler, anlayamadılar. AK Parti iktidarı Kıbrıs sorununu milli bir dava olarak gördü. Gerçekçi bir zeminde ulusal çıkarlarımızı gözeterek, zamanın gereklerine göre uygun olarak aktif ve yapıcı bir politika geliştirdi. Bu politika bugüne kadar hem Türkiye'nin hem de Kuzey Kıbrıs'ın milli menfaatlerine en ufak bir halel getirmeden büyük bir açılım sağladı" diye konuştu.

KKTC'de yaptıklarını anlatan ve halktan kıyas yapmasını isteyen Erdoğan, "Çünkü ileri geri konuşanlar var. Onlara bir cevap oluştursun diye bunları veriyorum. Bunlar resmi rakamlar. Öyle çarşıda pazarda toplanan rakamlar değil, çıkarılan rakamlar değil, sizlere resmi rakamları veriyorum" dedi.

Erdoğan, 2002 yılında KKTC ekonomisinin büyüme hızının 6.9, 2003 yılında 11.4, 2004 yılında 15.4, 2005 yılında 13.5, 2006 yılında 13.2 olduğunu, 2007 yılında ise bunlara göre biraz düşük olduğunu belirterek, "Ancak 2008 yılında yine pozitif ve yüksek büyüme olacağı yönünde" diye konuştu.

"KKTC hep ileriye gitti"

AK Parti döneminde Kuzey Kıbrıs'ın hep ileriye gittiğini, hiç gerilemediğini ve küçülmediğini ifade eden Erdoğan, 2002 yılında 4 bin 409 olan kişi başına düşen milli gelirin, bugün 14 bin 47 dolara ulaştığını bildirdi.

"Hangi iktidar döneminde nereye gittiği çok açık net ortada" diyen Erdoğan, 2002 yılında 45 milyon dolar olan ihracatın bugün 80 milyon doları aştığını kaydetti.

Erdoğan, 1974 yılında Kıbrıs'ta turizme yönelik olarak yatak sayısının 4 bin 493 olduğunu, 2002 yılına kadar 28 yılda, yatak sayısının 2 kat artarak 10 bin 611'e ulaştığını belirterek, "Son 5 yılda biz buna ne ilave ettik, 2007 yılı sonu itibariyle söylüyorum, ulaştığımız rakam 15 bin 832'dir. Hesap ortada, Halep oradaysa arşın burada. 2013 hedeflerimiz ise 30 bin yatak kapasitesine ulaşmaktır. Turizm noktasında çok sayıda alt yapı projesine hükümet olarak destek sağladık, sağlamaya devam ediyoruz" diye konuştu.

Eğitim sektöründe yapılanlar

Eğitim sektörünü desteklediklerini, bu noktada da önemli başarılar elde ettiklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"2002 yılında KKTC'de öğrenim gören her milletten öğrenci sayısı 24 bin adetti. Bugün ne oldu biliyor musunuz? 43 bin. Buyurun. 24 bin nere, 43 bin nere. Hedefimiz 60 bine ulaşmak. Lafla olur mu bu, olmaz. Ama yoğun bir şekilde oradaki özel sektör üniversiteleri geleceği görüyorlar ve yatırım üstüne yatırım yapıyorlar. 2003 yılında 8 bin yatak kapasitesine sahipken, şu anda mevcut yurt sayılarının yatak kapasitesi 28 bini geçmiş durumda. Hesap ortada. ODTÜ'nün bir kampusu vardı, Şimdi İstanbul Teknik Üniversitesi bir kampusunu KKTC'de kuruyor ve 2 yıl içinde de bunlar eğitimine başlıyor. Tarım, orman, enerji, çevre gibi hemen her alanda KKTC tarihinde hiç görülmemiş ölçüde destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz."

Başbakan Erdoğan, son seyahatlerinde bakan arkadaşlarını, KKTC'li bakanlarla birlikte çalıştırdıklarını, ilgili bakanların birbirleriyle geleceği yönelik ne yapacaklarını görüştüklerini dile getirerek, bu temaslarla birlikte bundan sonraki süreci de karşılıklı olarak sürdüreceklerini bildirdi.

YDÜ'ye övgü

KKTC'nin hızla değiştiğini ve kalkındığını ifade eden Erdoğan, Yakın Doğu Üniversitesinde Tıp Fakültesi açtıklarını hatırlattı. Bu üniversitenin fiziki mekanının, Türkiye'deki özel üniversitelerde bulunmadığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"17 bin öğrencisi var. Bu KKTC'li bir Türkün başardığı dev bir projedir. İçinde 11 fakültesi var. Hakikaten 2000 bin dönümlük arazi üzerinde güzel bir kampus oluşturulmuş. Takdire şayan. Şimdi de Tıp fakültesinin açılışını yaptık. Tüm olumsuz yaklaşımlara rağmen, şimdi üniversite hastanesi olarak hastanesini de kuruyor. Bunu engellemek isteyenler var biliyor musunuz? İçeriden... Anlamak mümkün değil, ama bütün bunlara rağmen bunu aşmak için adımlarını attı, atıyor. Biz de dedik ki 'Bize düşen ne varsa biz yanındayız, yoluna aynen devam et.' Er veya genç herkes bu yanlışı anlayacak ve biz nerede kalmışız diyeceklerdir."

"Anamur-KKTC arasında su hattı"

TC Başbakanı Erdoğan, Kıbrıs adasının genelinde ciddi bir su sıkıntısının bulunduğunu, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Güney kesime su vermeyi önerdiğini, Güney yönetiminin Yunanistan'dan su alacaklarını belirterek bunu kabul etmediklerini hatırlatarak, "Yunanistan'dan gelen su kokmuş çıktı. Suyu kullanamadılar, deşarj ettiler. Niye o sistemle bu iş yürümez. Şimdi biz yeni bir adım atıyoruz, İnşallah projeyi bu yıl sonuna kadar bitireceğiz. Anamur'dan Kuzey Kıbrıs'a yılda 75 milyon metreküp su taşıyan bir denizaltı sistemini kuracağız. Deniz altından asma boru sistemiyle KKTC'ye suyu taşıyacağız. Bu Kuzey Kıbrıs için çok önemli olduğu kadar bir barış suyu hattına da dönüşebilir" diye konuştu.

İktidar olarak Kıbrıs Türkü'nün yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik projeleri aynı heyecanla desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Dönemimizde Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası ulaştığı bir nokta var, konum var. O da geçmişle kıyaslanmayacak önemde. Önceleri bir toplum, bir cemaat olan KKTC, İKÖ'de Annan Planı'ndaki ifadesiyle Kıbrıs Türk Devleti olarak gözlemci sıfatıyla o toplantılara katılmaya başladı. Adı da Kıbrıs Türk Devleti'dir. Zaten hedef bu değil mi? Bu, işte bu gerçekleşti ve ilk adım atıldı" dedi.

Başbakan Erdoğan, KKTC'nin kendi dönemlerinde 6 adet dış temsilciliğe kavuştuğunu, KKTC'nin uluslararası ilişkilerinin görünür kılınması ve etkinliğinin artmaya başlamasının yürüttükleri aktif diplomasinin bir sonucu olduğunu ifade etti. Erdoğan, Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'in resmi davetli olarak Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ülkesine davet ettiğini hatırlattı. Bunun uluslararası ilk buluşma olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu gelişmelerin kendi kendine, nutuk atarak olmadığını söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Milli menfaatleri korumak, milli menfaatleri geliştirerek, güçlenerek, büyüyerek olur. Bu yüzden meseleyi siyesi, ekonomik, ticari, sosyal, diplomatik, tüm boyutlarıyla ele almak, her alanda ileriye gitmek durumundayız. Çünkü biliyoruz ki Ada'da barışın da huzurun da istikrarın da temeli KKTC'nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi, imkan ve potansiyelini geliştirilebilmesidir. Şartlar ne olursa olsun, AK Parti iktidarı KKTC'nin Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edecektir. Kıbrıs bizim milli davamızdır. Bu davayı her ne pahasına olursa olsun omuzlarımızda taşımaya devam edeceğiz."

KIBRIS 23/07/08

 

 

 

Baykal: Gayri ciddisin

Türkiye'de, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kıbrıs konusunda nutuk attığını, bu sözlerin boş ve ciddiyetinin olmadığını savunarak, "Kamuoyunu tatmin etmeye, orada verilen ödünleri örtbas etmeye yönelik aldatmaca sözlerdir" dedi.

Baykal, partisinin grup toplantısında, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtının ve Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasının yıldönümlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kıbrıs Barış Harekâtının, siyasal yaşamın çok önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Baykal, Türkiye'nin 20 Temmuz 1974'de tarihi bir karar aldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın, 1 Temmuz'da bir araya geldiğini anımsatan Baykal, iki liderin, tek egemenlik ve tek vatandaşlığa dayalı bir siyasi birleşmeyi kabul ettiğini ilan ettiklerini kaydetti. Baykal, 1 Temmuz'dan bu yana ciddi rahatsızlıklar bulunduğunu savunarak, buna benzer angajmanların, 2004'de AB ile ilişkilerde de ortaya çıktığını, bazı şeylere "Evet" denildiğini belirtti.

"Annan Planı ile kabul etmedin mi?"

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gelmiş burada, Kıbrıs'ta nutuk atıyor" diyen Baykal, Erdoğan'ın, boş sözler söylediğini ileri sürdü. Baykal, Erdoğan'ın, "Kanla alınan toprak verilmez" dediğini ifade ederek, "Annan Planı ile kanla alınan toprağı vermeyi kabul etmedin mi?" diye sordu. Baykal, tarihi bir hata yapıldığını savundu.

"Tek egemenlik, kimin egemenliği olacak?" diye soran Baykal, nüfus yoğunluğu, coğrafi genişlik ve siyasi tanınmışlığın ortada olduğunu ifade etti. Baykal, bunun, KKTC'nin ortadan kalkması anlamına geldiğini öne sürdü.

Baykal, "Sen, iki ayrı toplumun, iki ayrı coğrafyanın, iki ayrı tarihin, iki ayrı dinin, iki ayrı dilin yüzlerce yıldır yaşadığı coğrafyada, nasıl olur da tek devlet, tek egemenlik ve tek vatandaşlık diyeceksin?" dedi.

Erdoğan'ın nutuk attığını savunan Baykal, "Hiçbir ciddiyeti yok. O sözlerin hiçbir ciddiyeti yok. Boş sözlerdir. Kamuoyunu tatmin etmeye, orada verilen ödünleri örtbas etmeye yönelik aldatmaca sözlerdir" diye konuştu.

Baykal, konunun, sadece Kıbrıs değil, Türkiye'nin bu coğrafyadaki konumu ve geleceği olduğunu ifade ederek, uluslararası hukuka dayalı hakların korunamayarak, tersine dönmesine göz yumulması halinde, Türkiye'nin bölgedeki etniklik ve saygınlığının zaafa uğrayacağını söyledi.

KIBRIS 23/07/08

 

Lozan zafer mi, hezimet mi?

BÖYLE sorular tehlikelidir, çünkü karmaşık gerçekleri ak-kara basitliğine indirgeyerek insanı körleştirir. Merakımızı öldürür. Daha kötüsü, araştırsaydık öğrenebileceğimiz gerçekler konusunda bizi cahil bırakır; o cehaletle günümüzün karmaşık sorunlarına da ‘kör’ bakarız!
Halbuki Lozan, mutlaka okunması, dersler çıkarılması gereken muazzam bir diplomatik savaş dosyasıdır!
Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanmış bütün barış antlaşmaları İkinci Dünya Savaşı’yla yok olduğu halde, Lozan’ın 85 yıldır devam ediyor olması, onun gerçekçi dengelere oturduğunun ispatıdır: Hem toprak ve egemenlik dengesi, hem kuvvet dengesi...
İsmet Paşa’nın sözleriyle, “Şu genişlikte, bu genişlikte bir vatan” ama “Mutlaka tam bağımsız!” Bunun anlamı kapitülasyonları tamamen kaldırmak için mesela Musul meselesinde toprak tavizi vermemizdir.
Kuvvet dengesine gelince... Milli Mücadele Doğu’ya dayanarak yapılmış, Lozan’da ise yeni Türkiye, Batı dengeleri içinde yer almaya karar vermiştir.

Neye göre başarı?
Lozan’ı Sevr’le mukayese etmek gerçekçi değildir. Sevr bir yenilginin, Lozan bir zaferin ardından imzalanmıştır. Lozan’a iki kıstas açısından bakabiliriz:
-  Lozan’da hedeflerimiz: Lozan’da ana hatlarıyla milli hedeflerimize ulaşmışızdır. Gerçi Lozan’da Ege adalarını ve Kıbrıs’ı geri almış değiliz! Misak-ı Milli içindeki Musul’u (Kuzey Irak’ı) kaybettik, Boğazlar’da tam egemenliğimizi kuramadık, Hatay’ı alamadık!..
Öyle ama Ege adaları ve Kıbrıs zaten dosyamızda yoktu, o defterler çok daha önce kapanmıştı.
Musul’u İngilizlerden bütünüyle almaya gücümüz yetmezdi. Sadece Mustafa Kemal değil, Karabekir ve Rauf Bey dahil bütün kadro bu görüştedir. Onun için, Musul’u ‘ikinci derecede hedefler’imiz arasına koyarak masaya oturmuştuk.
Boğazlar’da tam egemenliğimizi ise dünya dengeleri elverişli hale geldiğinde Montrö Antlaşması’yla 1936’da sağlayacak, sonra da Hatay’ı anavatana katacaktık.
-  Lozan’da güç dengesi: Lozan’da karşımızdaki asıl güç İngiltere idi. İsmet Paşa, İngiliz siyasi gücünün Yunan askeri gücünden önemli olduğunu söylemiştir haklı olarak. İngiltere’yle savaşmak noktasına gelindiğinde, orada durmak zorunda kalan Türkiye olmuştur.
Bu iki açıdan bakıldığında, Lozan başarılıdır.

Kürt meselesi
İsmet Paşa’nın Lozan’dan Ankara’ya çektiği telgrafta, “Musul’dan feragat ederek sulh aramak”tan başka çare kalmadığını bildirmesi, bir dönüm noktasıydı; bu telgraf İngiliz istihbaratının eline geçmişti üstelik... Meclis’te büyük tepki... Milletvekilleri, “Musul giderse yarın sınır Erzurum’a dayanabilir” diye feryat ediyor! Bu tehlikeyi Gazi ve arkadaşları da görüyor.
Ama Musul’da karşımızdaki güç, İngiliz ordusudur; onunla savaşmak, yeni kurtarılmış vatanın tamamını tehlikeye sokabilir!
Sonradan açığa çıkan İngiliz belgeleri gösteriyor ki, direnebilseymişiz, Musul’u paylaşarak güvenli bir sınır çizebilir, petrolden de okkalı bir pay alabilirmişiz! Ama savaş yorgunuyduk, Ankara “bir an önce sulh” istiyordu. Doğu’dan kopmuş ama Batı’da henüz ittifaklar kuramamış yalnız bir ülkeydik o aşamada... Ve nihai darbe, 1925’te Şeyh Sait İsyanı!
Musul, 1926’da pek ‘ucuza’ gidecekti!
Musul dışında, Lozan’ın sağladığı ve yol açtığı başarılar büyüktür.
Lozan fevkalade öğretici bir diplomasi kitabıdır; cepheden masaya, bütün yazanlarını saygı ve rahmetle anıyorum.

TAHA AKYOL MILLIYET 24/07/08

 

 

Kıbrıs’ta kritik aşama

 

24/07/08 RADIKAL

 

KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas, yarın yine buluşuyor. Görüşmeden kapsamlı müzakerelerin başlamasına ilişkin kararın çıkması beklentisini güçlendiren Talat, müzakerelerin büyük bir olasılıkla eylülde başlayacağını söyledi

 

LEFKOŞA/ANKARA - Kıbrıs, yarın önemli bir buluşmaya sahne olacak. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitri Hristofyas, “kritik" bir görüşme için yarın bir araya geliyor. Türk tarafında, buluşmadan Eylül başında “kapsamlı müzakerelerin başlama kararı"nın çıkması beklentisine karşın Rum tarafının, iyimser bir hava yaratmaktan kaçınması dikkat çekiyor.

Ara bölgede yapılacak Talat ve Hristofyas görüşmesi, “kapsamlı müzakereler"in kaderi açısından büyük önem taşıyor.

Oluşturulan ortak çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarının değerlendirileceği görüşmeye ilişkin olarak KKTC Cumhurbaşkanı Talat, kapsamlı müzakerelerin çok önemli yeni bir süreci başlatacağını da belirtti. Ancak Rumlar, “kapsamlı müzakereler"in başlaması konusunda, “iyimserlik" yaratacağı açıklamaları yapmaktan kaçınıyor. Nitekim, Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, Hristofias ve Talat’ın görüşmede “Çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarını değerlendireceklerini" söyledi.

“Kapsamlı görüşmeler"in başlaması konusunda Rum tarafında bir “isteksizlik" bulunduğu kaydediliyor. Rumların “kapsamlı görüşmeler"in başlaması için “hakemlik ve takvim" konularını “ön şart" olarak öne sürdüğü de ifade ediliyor. Talat-Hristofyas görüşmesi hemen öncesi Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın New York’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile buluşmasında, Kıbrıs’ta “kapsamlı müzakelere"e geçilmesi konusunun da ele alındığı belirtiliyor.

 

ŞİMDİYE KADAR NE OLDU?

 

Rum Kesimi’nde Şubat ayında yapılan Başkanlık seçimleriyle Papadolupos yönetiminin tasfiye edilmesinin ardından, 21 Mart’ta BM gözetiminde ilk kez bir araya gelen Talat ile Hristofyas, Haziran’da “kapsamlı müzakereler"e hazırlık amacıyla çalışma grupları ve teknik komitelerin oluşturulması konusunda mutabık kalmışlardı.

Oluşturulan 7 teknik komite ve 6 çalışma grubu, daha sonra çalışmalarına başladı. Talat ve Hristofyas da, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek amacıyla 23 Mayıs’ta bir araya geldi.

Bu arada, kapsamlı görüşmelerin Haziran ayında başlayamayacağı da anlaşıldı. Bunun yerine 1 Temmuz’da ara bölgede görüşen iki liderin, “tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte anlaştığı" bildirilirken, 25 Temmuz’da yapılması kararlaştırılan görüşmede, teknik grupların çalışmalarının “son kez" değerlendirileceği belirtilmişti. (anka)

 

Denktaş'tan Ergenekon savunması

Anadolu Ajansı'na (AA) Kıbrıs'ta gelinen nokta, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın son KKTC ziyareti, Türkiye'deki iç siyasi gelişmelerin Kıbrıs politikasına etkileri gibi konuları değerlendiren eski cumhurbaşkanı Denktaş, kendisini Ergenekon operasyonuyla ilişkilendiren iddia ve yorumlara karşılık şunları kaydetti:

"Denktaş'ı da bunun içine koyalım deyince, Ergenekon Denktaş'lı oluyor. Çıkarırsan Denktaş'sız oluyor. İlhan Selçuk'u koydular, İlhan Selçuk'lu oldu. Bu böyle bir şey. Beni dahil etmeye çalışıyorlarmış. Söyledim, boşuna gayret... Biz Türkiye aşığıyız, anavatan için çalıştık. Kıbrıs meselesi de anavatana pahalıya mal olmasın diye, anavatanın söylediği doğrultuda yürütülmüştür. Bunun ötesinde hiçbir şey bulamazlar."

Operasyon çerçevesinde tutuklanan emekli askerler Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'la tutuklanmalarının ardından herhangi bir teması olmadığını söyleyen Denktaş, "Ama bunlar bizim aziz dostlarımız. Yani Türkiye'nin bütün sivil ve askeri üst kademesiyle yıllardır temas halindeyim. Kıbrıs'a gelip hizmet etmiş olanlarla kardeş gibiyiz. Bunların ötesinde yakıştıracakları bir şey yok" diye konuştu.

Atatürk ilkeleri, Kıbrıs sorunu, türban meselesi gibi konularındaki görüşlerini aktarmaya devam ettiğini belirten Denktaş, "Biraz fazla karışıyorum galiba, onun için susturulmam lazımsa icabına bakacaklar" dedi.

Denktaş, Kuddusi Okkır'ın ölümünü hatırlatarak, Ergenekon operasyonunda insan hakları açısından düzeltilmesi gereken şeyler olduğunu belirtti.

ABD'nin Guantanamo üssüne bütün dünyadan şüphelendiklerini getirerek insan haklarına aykırı bir şekilde sorguladığını anımsatan Denktaş, "Türkiye, Guantanamo'yu bir model olarak alamaz" yorumunda bulundu.

Talat-Hrisrtofyas süreci

Denktaş, Talat ile Hristofyas arasında cuma günü yapılacak görüşmenin hatırlatılması üzerine, sürecin yeni değil özünde aynı olduğunu, Hristofyas'ın da eski lider Tasos Papadopulos'tan farkı bulunmadığını söyledi.

Kendisinin buna benzer yaklaşık 30 görüşme ve süreçten geçtiğini söyleyerek, her defasında bunun "yeni bir süreç ve fırsat penceresi" olarak yansıtıldığını belirten Denktaş, Kıbrıs sorununu bu halledilmez duruma ABD ve İngiltere'nin kendi çıkarları için soktuğunu ifade ederek şunları söyledi:

"Eli kanlı Makarios'u uluslararası anlaşmalarla meydana gelmiş bir cumhuriyeti yıktığı gün derhal Adalet Divanına getirselerdi, Kıbrıs meselesi o gün hallolurdu. Halbuki suçlu Makarios'u kendi çıkarları için meşru Kıbrıs hükümeti yaptılar."

Erdoğan'ın KKTC ziyareti

TC Başbakanı Erdoğan'ın KKTC ziyaretini ve "bir adım önde olma" politikasını değerlendiren Denktaş, Rumlar acele etmediği halde Türk tarafının bu politikayı izlemesini eleştirerek şunları söyledi:

"Biz acele kendi elimizle ilmeği boynumuza geçireceğiz. Bizim acelemiz ne? Bir adım önde?.. Aynı istikamette bir yarış yok ki! Rum meşru Kıbrıs hükümeti olarak oturmuş, sen de 'Bir adım önde olacağım' diyorsun. Neyin önüne geçiyorsun? Adam orada duruyor, senin de olduğun yerde durman lazım ki dengeyi bozmayasın..."

Denktaş, Başbakan Erdoğan'ın ziyaretinin yararlı olduğunu, maneviyat verdiğini ifade ederek, Erdoğan'ın KKTC'nin su meselesini halledeceğini söylemesinin önemine işaret etti.

Başbakan Erdoğan'la ilişkileri

KKTC'yi son ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan ile görüşmemelerinin "aralarında soğukluk olduğu" şeklinde yorumlandığının hatırlatılması üzerine, Denktaş şöyle konuştu:

"Benim Türk makamlarıyla aramda soğukluk olamaz. Saygılıyım, sevgiliyim, ama beni kendi ölçülerine göre değerlendirirler. Arzu eden gelir görüşür, arzu etmeyen gelmez. Bu beni hiç etkilemez, kızdırmaz, düşündürmez, kendi siyasetine böyle gelmiştir. Bir başbakanın şununla bununla küsmesi de benim anlayabileceğim bir iş değildir. Protokolde 4. sıradayım mesela..."

KIBRIS 24/07/08

 

Talat says talks will start in September
By Nassos Stylianou

TURKISH Cypriot leader Mehmet Ali Talat announced yesterday that he expects direct peace talks between the two sides to begin in September.
In a live interview with CNN Turk, Talat announced the start of direct negotiations with President Demetris Christofias.

“They will begin in September,” Talat responded when questioned about the timing of the talks.

Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat will meet at 11am tomorrow at the residence of the UN Secretary-General’s Special Representative Taye-Brook Zerihoun. The agenda for the meeting will be the review of the working groups and technical committees set up to prepare the grounds for fully-fledged negotiations, and the leaders of the two sides are set to decide whether to go forward to negotiations.

Speculation has been rife that peace talks between the two sides would begin in the autumn, as the Greek and Turkish Cypriot leaders have met on three occasions since Christofias’ election in February and “established the base for a solution”. The fact that former Australian Foreign Minister Alexander Downer has been appointed to the post of UN special Cyprus envoy also came as confirmation that direct talks are around the corner.

In yesterday’s interview with CNN Turk, Talat added that one of the most important aspects of the talks would be the issue of political equality.

He also mentioned that there were issues that constituted a “red line”, but the Turkish Cypriot side was prepared to discuss any matter put forward.

Meanwhile, Downer is expected in Cyprus at the end of the month. The former Australian Foreign Minister is in New York and yesterday met with UN Undersecretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe and UN Secretary-General Ban Ki Moon ahead of the assumption of his duties on the island.

CYPRUS MAIL 24/07/08

Kapsamlı müzakereler 3 Eylül’de başlıyor

Kıbrıs’ta liderler, kapsamlı müzakerelerin başlama tarihini belirlemek için biraraya geldi. Görüşmeden, 3 Eylül’de kapsamlı müzakerelere başlama kararı çıktı.

Selim Sayarı

NTV-MSNBC

Güncelleme: 14:11 TSİ 25 Temmuz 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas bugün gerçekleşen görüşmede, kapsamlı müzakerelerin 3 Eylül’de başlamasına karar verdi. Müzakerelerde Kıbrıs sorununu oluşturan mülkiyet, toprak, güvenlik ve garantiler, göçmenler ile yetki paylaşımı konularının ele alınması bekleniyor.

Liderler görüşmenin ardından soru kabul etmediler. Sadece, “iki lider Kıbrıs sorunun kalıcı ve kapsamlı çözümüne yönelik müzakerelere 3 Eylül’de başlama kararı almışlardır.” açıklaması yapıldı.

Görüşmede ayrıca çevre, kültürel miras ve güvenlik gibi konularda 16 yeni güven arttırıcı önlem alınması kararlaştırıldı ve adanın en batısındaki Yeşilırmak sınır kapısının açılması yönünde bir karar alındı.

Ayrıca iki lider arasında bir ‘kırmızı’ hat kurularak, istenilen zamanda telefon bağlantısının sağlanabilmesi de sağlandı.

BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, nihai çözümün referandum yoluyla, adadaki iki toplumun ayrı ayrı onayına sunulacağını bildirdi.

Kıbrıslı Türk ve Rum liderler, 1 Temmuz’daki son toplantıda kamuoyuna açıklamamakla birlikte, soruna yön veren ülkelerin de beklentisi doğrultusunda, müzakerelerin Eylül ayında başlaması yönünde bir ilke anlaşmasına varmıştı.

ÖNCEKİ GÖRÜŞMELERDE TEMEL PRENSİPLER BELİRLENDİ
Liderler Eylül ayındaki müzakerelere hangi şartlarda oturacaklarını, yani müzakere zemininin esaslarını bundan önceki 3 görüşmede belirlemişti. Liderlerin, “uygulamayı müzakerelerde belirlemek koşuluyla” üzerinde mutabakata vardığı temel prensipler şöyle:

1) Kurulacak yeni ortaklık devletinin adı “Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti” olacak
2) Ortaklığın siyasi yapısı, siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu, iki bölgeli federasyon olacak
3) Kurulacak yeni devleti, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletler oluşturacak
4) Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve tek uluslararası kimliği olacak

Eylül ayında başlayacak müzakerelere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin yeni atadığı Avustralyalı diplomat Alexander Downer yön verecek. Avustralya eski dışişleri bakanı olan ve birçok sorunlu bölgede görev alan Downer, kurulacak müzakere masasında arabuluculuk rolü üstlenecek. Downer, ilk temaslar için haftasonunda adada olacak ve Salı günü liderlerle ayrı ayrı görüşecek.

Türk lider Mehmet Ali Talat’la Rum lider Dimitris Hristofyas, 45 yıldır çözülemeyen sorunun kaderini belirleyecek yeni bir süreci başlatıyor. Referandumla sonuçlanması beklenen bu müzakere sürecinde, soruna en geç 2009 yılı içinde çözüm bulunması hedefleniyor.

 

Kıbrıs'ta yeni perde

 



25 Temmuz, 2008 13:50:00 (TSİ) CNN TURK

Alişer Delek / CNN TÜRK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunu için kapsamlı çözüm müzakerelerinin 3 Eylül'de başlaması kararını aldı.

Talat-Hristofyas görüşmesi, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun'un ara bölgedeki konutunda saat 11.10'da başladı.
 
Görüşmeye, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun, Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu ile KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami katıldı.
 
Yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından kararı açıklayan Zerihoun, liderlerin çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarını son kez ele aldıklarını belirtti ve liderlerin bu grup ve komitelerin vardığı sonuçları not ederek, çabaları için üyelerine takdirlerini ilettiklerini kaydetti.

Zerihoun, "Son değerlendirmelerini yapmalarının ardından liderler, kapsamlı müzakerelere BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde 3 Eylül 2008'de başlama kararı aldılar" dedi.
 
Çözüm referanduma götürülecek
 
Zerihoun, kapsamlı müzakerelerin amacının "Kıbrıs sorununa iki tarafça da kabul edilebilir ve gerek Kıbrıslı Türklerin, gerekse Kıbrıslı Rumların meşru ve temel hak ve çıkarlarını güvence altına alacak bir çözüm bulunması" olduğunu belirtti.
 
Varılacak çözüm ise, her iki tarafta eşzamanlı referandumlara sunulacak.
 
Kırmızı hat oluşturulacak

Teknik komiteler bağlamında, iki liderin çevre, kültürel miras, kriz yönetimi, suç ve cezai konularda 16 adet daha tedbir üzerinde anlaşmaya vararak, bu tedbirlerin tam ve hemen uygulanması için talimat verdiklerini belirten Zerihoun, liderlerin birbirlerin arasında doğrudan teması hızlandırmak amacıyla güvenli bir kırmızı hat oluşturulması konusunda anlaştıklarını söyledi.

Ortak bildiride, "Liderler, Alexander Downer'in BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atanmasını memnuniyetle karşıladılar ve önümüzdeki dönemde BM ekibi ve Downer'la çalışma konusundaki istekliliklerini dile getirdiler ve liderler temsilcilerine Yeşilırmak kapısı ve diğer geçiş noktaları konusunu ele almak üzere talimat verdiler" denildi.
 
Ek tedbirlerde uzlaşı
 
Talat ile Hristofyas, müzakerelere başlama kararlarının yanı sıra çeşitli alanlarda ek 16 tedbirin alınması konusunda da anlaştı:

Çevre alanında;
1- Yasadışı çöp alanlarının ortadan kaldırılmasında işbirliği ve ara bölgede bundan etkilenmiş alanların yeniden düzenlenmesi,
2- İki tarafın çevre konusundaki uzmanları arasında tecrübe ve bilgi değiş tokuşunda işbirliği,
3- Söndürülmesi güç yangınların önlenmesi konusunda işbirliği,
4- Atık yönetimi, iyileştirilmesi ve dönüşümü,
5- Su tasarrufu konusunda bilinçlendirmeyi artırma,
6- Madencilik ve taş ocakçılığı konularında ortak yaklaşım oluşturulması konusunda işbirliği,
7- Biyolojik çeşitlilik ve tabiatın korunması,
8- Denizcilik ve deniz kirliliğinin kontrol altına alınması ve yönetimi,
9- Kimyasal kirlenmenin kontrol altına alınması ve yönetimi,
10- Asbest kirliliğinin kontrol altına alınması ve yönetimi,
11- Tarihi kirlenmenin kontrol altına alınması ve yönetimi,

Kültürel miras alanında;
12- Kıbrıs'ın taşınmaz kültürel mirasının listesinin derlenmesi,
13- İki restorasyon pilot projesine karar verilmesi,
14- İnteraktif bilgisayar eğitim programının geliştirilmesi için ad-hoc
çalışma grubuna rehberlik edilmesi,

Kriz yönetimi alanında;
15- Kriz durumlarında işbirliği mekanizmaları,

Suç ve Cezai Konular;
16- Suç ve cezai konularda bilgi ve istihbarat değiş tokuşu konusunda tavsiye.

Buraya nasıl gelindi?

25 Temmuz görüşmesiyle devam etmekte olan bu süreç, Rum kesimindeki lider değişikliği ile başladı. Kıbrıs Rum kesiminde 24 Şubat'ta yapılan ikinci tur seçimlerde Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, yüzde 53.36 oy alarak, Kıbrıs Rum halkının yeni lideri olmuştu.

Annan planının referandumda reddedildiği dönemin lideri olarak çözümden yana tavır almayan Tasos Papadopulos'un yerine Rumların yeni lideri olan Hristofyas, çözüm yanlısı açıklamalar yaparak, Türklere dostluk elini uzattığını belirtiyor.

Talat ile Hristofyas, yeni süreç çerçevesinde ilk olarak 21 Mart'ta bir araya geldi. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgahında düzenlenen ve yaklaşık 3.5 saat süren görüşmede liderler 3 ay sonra bir araya gelmeyi kararlaştırdılar.
 
Lokmacı Kapısı için uzlaşı

Liderler, Lokmacı Kapısı'nın da teknik olarak mümkün olan en kısa sürede açılması için uzlaşmaya vardı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller, 21 Mart görüşmesinin ardından her iki lider adına yaptığı açıklamada, liderlerin bir dizi çalışma grubu ve teknik komiteler kurmak, gündemlerini belirlemek ve bunu mümkün olan en hızlı şekilde yapmak üzere danışmanlarının bir hafta içinde buluşmasına karar verdiklerini bildirdi.
 
Talat ile Hristofyas'ın teknik komitelerin varacağı sonuçları kullanarak, BM Genel Sekreteri gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri başlatmak konusunda anlaştıklarını belirten Möller, liderlerin resmi müzakerelere başlamadan önce de gerektiği sürece ve gerektiği zaman buluşmak konusunda fikir birliğine vardıklarını kaydetti.

Komiteler oluşturuldu
 
Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart görüşmesinde vardığı mutabakat uyarınca başlayan yeni süreçte, taraflar 6 çalışma grubu ile 7 teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuları ele alacak olan çalışma grupları oluşturuldu.
 
Talat ile Hristofyas, 23 Mayıs'ta yeniden bir araya geldiler. İki lider bu görüşmede çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirdi ve Haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelerek, yeni bir değerlendirme yapmaya karar verdi.

Ortak noktalar

Siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona bağlılıklarını yeniden teyit eden liderler, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir hükümeti olması konusunda hemfikir.

Rum kesimi lideri Hristofyas, Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin, "Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti" (United Federal Republic of Cyprus) olması konusunda ortak pozisyonları olduğunu söyledi.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki yeni Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun'un ara bölgedeki ikametgahında yapılan 3 saatlik görüşmeden sonra iki lider ortak açıklama yaptı.

Zerihoun'un okuduğu açıklamaya göre, liderler, BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarında tanımlanan siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona bağlılığını yeniden teyit etti. Açıklamada, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir devlet olacağı belirtildi.

Açıklamaya göre, liderler, ayrıca, temsilcilerine, 15 gün içinde teknik komitelerin sonuçlarını gözden geçirme talimatı verdi. Liderler, yeni bir değerlendirme yapmak amacıyla haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelmeye de karar verdi.

İngiltere ile memorandum
 
Yeni süreç devam ederken, Rum kesimi ile İngiltere 5 Haziran'da karşılıklı anlayış memorandumu imzaladı.
 
Hristofyas ile İngiltere Başbakanı Gordon Brown arasında imzalanan memorandumda, Kıbrıs sorununun çözümünde "iki bölgeli, iki toplumlu federasyona" atıfta bulunuldu.

Talat, memorandumun, Hristofyas ile vardıkları mutabakatın dışındaolduğunu belirterek, "İngiltere'nin yaklaşımının çözüme yardımcı olmayacağını, sadece engelleyeceğini" söyledi. Memoranduma Ankara da tepki gösterirken, Dışişleri Bakanlığı bu metni, "Ada'da adil çözüm arayışına gölge" olarak niteledi.
 
Sürece devam, 1 Temmuz görüşmesi

Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart'ta yaptığı görüşmede varılan mutabakat uyarınca oluşturulan teknik komitelerde anlaşmaya varılan önlemler de 20 Haziran'da açıklandı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi liderliği Komiseri Yorgos Yakovu düzenledikleri basın toplantısında bu önlemleri açıkladılar. 6 maddeden oluşan önlemler, kültürel mirasın korunmasına yönelik eğitim programları, yol güvenliği, ambulansların karşılıklı geçişleri, ortak sağlık komitesi kurulması, çevre eğitimi ve atıklarla ilgili çalışmalar yapılmasını içeriyordu.

İki tarafın liderleri 1 Temmuz'da yeniden bir araya gelerek, 4,5 saatlik bir görüşme yaptılar.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, liderlerin, "tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte anlaştığını" bildirdi. Zerihoun, liderlerin, uygulamaya ilişkin detayları kapsamlı müzakerelerde ele alma konusunda da uzlaştığını açıkladı.

Liderler, 1 Temmuz görüşmesinde ilk kez teknik komite ve çalışma gruplarının faaliyetlerini gözden geçiririrken, 25 Temmuz'da yeniden bir araya gelerek, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını son kez gözden geçirmeyi kararlaştırdılar.
 
Ve bugünkü görüşmede, 3 Eylül'de kapsamlı çözüm müzakeresi kararı çıktı.

 

Kıbrıs'taki liderler buluşması AB'yi memnun etti

 



25 Temmuz, 2008 20:11:00 (TSİ) CNN TURK

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas'ın görüşmesini önemli adım olarak niteledi.

Manuel Barroso, Talat ile Hristofyas'ın, Kıbrıs sorunu için kapsamlı çözüm müzakerelerine başlama kararını "Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine izin verecek tarafların kabulleneceği bir çözüm yolunda çok önemli bir adım atıldı" şeklinde değerlendirdi.

Barroso yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs'ta müzakerelere başlama ve güven artırıcı yeni önlemler kararını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, her iki liderin "inisiyatif ve cesaretini" övdü.

"Tüm tarafları yapıcı ve esnek bir ruhla çalışarak anlaşmaya kadar ivmeyi korumaya teşvik eden" Barroso, "Birleşmiş ve entegre olmuş bir Kıbrıs, sadece Kıbrıslıların değil, tüm Avrupa Birliği'nin çıkarınadır" dedi.

Müzakereler kapsamında tarafların istediği her türlü desteği vermeye hazır olduklarını bildiren Barroso, bu süreçte gelişmeleri yakından izleyerek her ihtimale karşı hazırlıklı olacaklarını vurguladı.
 
Barroso açıklamasında "AB Komisyonu başkanı olarak Kıbrıs halkına şu güvenceyi vermek istiyorum. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabalarınızda ve Avrupa topraklarındaki bu anlaşmazlığın sona erdirilmesinde sizlerle birlikte olmaya kararlıyız" ifadelerine yer verdi.

Müzakereler 3 Eylül'de başlayacak

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıs sorunu için kapsamlı çözüm müzakerelerinin 3 Eylül'de başlaması kararı aldıkları açıklandı.

BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun, yaklaşık iki saat süren  Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından liderlerin aldıkları kararı açıkladı.

Talat-Hristofyas görüşmesi, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun'un ara  bölgedeki konutunda saat 11.10'da başlamıştı.

Görüşmeye, Zerihoun'un yanı sıra Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu  ile KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu  Temsilcisi Özdil Nami katıldı.

16 başlıkta anlaşma

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun iki lider arasında kültürel miras ve çevreyi de içine alan 16 başlıkta anlaşma sağlandığını ifade etti. Zerihoun karşılıklı olarak hakların korunacağı görüşmeler gerçekleştirileceğini söyledi.

Müzakerelerin sonucunda referandum yapılacağını kaydeden Zerihoun, iki lider arasında telefon hattı kurulduğunu da sözlerine ekledi.

Yeşilırmak geçişi

Gösterdikleri çabadan ötürü liderleri tebrik eden Zerihoun, görüşmede Yeşilırmak geçişinin açılmasının gündeme geldiğini belirtti.

İlk görüşme Mart'taydı

Talat ve Hristofyas, yeni süreç çerçevesinde ilk olarak 21 Mart'ta bir araya geldi.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgahında düzenlenen görüşmede liderler üç ay sonra yeniden bir araya gelmeyi kararlaştırmıştı.

Liderler, Lokmacı Kapısı'nın da en kısa sürede açılması için uzlaşmaya varmıştı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi de liderlerin bir dizi çalışma grubu ve komiteler kurmak ve gündemlerini belirlemek üzere danışmanlarının bir hafta içinde buluşmasına karar verdiklerini bildirmişti.

Möller, Talat ile Hristofyas'ın kapsamlı müzakereleri başlatmak konusunda anlaştıklarını belirtmişti.

Talat ile Hristofyas'ın bu görüşmesinin ardından 26 Mart'ta Lefkoşa'ya giden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk askerinin Kıbrıs'ta "adil ve kalıcı barış sağlanana kadar" adada kalacağını söylemişti.

Komiteler

Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart görüşmesinden sonra başlayan yeni süreçte, taraflar 6 çalışma grubu ile 7 teknik komite oluşturulmasına karar vermişti.

Talat ile Hristofyas, 23 Mayıs'ta yeniden bir araya geldi.

İki lider bu görüşmede çalışma grupları ile komitelerin çalışmalarını gözden geçirdi ve Haziran ayında yeniden bir araya gelmeye karar verdi.

Ayrıca eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı Kıbrıs devletinin, tek uluslararası kimlikli, federal bir hükümeti olması konusunda görüş birliğine vardı.

Hristofyas, Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin, "Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti" (United Federal Republic of Cyprus) olması konusunda ortak pozisyonları olduğunu söylemişti.

Kıbrıslı Rumlar ve İngiltere 5 Haziran'da karşılıklı anlayış memorandumu imzaladı.

Hristofyas ile İngiltere Başbakanı Gordon Brown arasında imzalanan memorandumda, Kıbrıs sorununun çözümünde "iki bölgeli, iki toplumlu federasyona" atıfta bulunuldu.

Talat ise memorandumun, Hristofyas ile vardıkları mutabakatın dışında olduğunu belirtmişti.

Memoranduma Ankara da tepki göstermişti.

Temmuz buluşması

İki tarafın liderleri son olarak 1 Temmuz'da yeniden bir araya gelerek, 4,5 saatlik bir görüşme yaptı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada liderlerin "tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte anlaştığını" bildirdi.

Zerihoun liderlerin uygulamaya ilişkin detayları kapsamlı müzakerelerde ele alma konusunda da uzlaştığını açıkladı.

Liderler, 1 Temmuz görüşmesinde teknik komite ve çalışma gruplarının faaliyetlerini gözden geçirdi.

HURRIYET 25/07/08

Talat 2008’de çözümden hala umutlu

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununa bu yıl sonuna kadar çözüm bulunacağına dair umutlu olduğunu söyledi.

Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile 21 Mart’ta başlayan yeni süreç çerçevesinde, kapsamlı müzakereleri başlatmak amacıyla bugün yeniden bir araya gelecek olan Talat, görüşme öncesi dün AA’ya yaptığı açıklamada, Hristofyas ile başlattıkları son sürecin makul bir sürede çözüme ulaşması gerektiğini söyledi. Talat, “Hedefimiz erken zamanda çözüme ulaşmak. Aylarca, yıllarca sürecek bir görüşmeden söz etmiyorum. Ben 2008 sonuna kadar bunun yetişebileceğini düşünüyorum” dedi. Talat, son süreçten eskiye kıyasla daha umutlu olduğunu kaydetti.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun’un BM kontrolündeki ara bölgede bulunan resmi konutunda bugün saat 11.00’de yapılacak Talat-Hristofyas görüşmesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin faaliyeti de son kez gözden geçirilecek.

 

Talat’ın kızı evleniyor
Rum lider Hristofyas ile masaya oturmaya hazırlanan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, diğer yandan da kızını nikah masasına oturtuyor. Mehmet Ali Talat ile Oya Talat’ın kızları Ayşenur, 31 Temmuz’da Tunuslu Rauf Zrilli ile evleniyor.

MILLIYET 25/07/08

Kıbrıs için yeni maraton

 

25/07/2008 RADIKAL

 

KKTC lideri Talat ile Rum lider Hristofyas, Kıbrıs sorunu için 3 Eylül'de müzakerelere başlayacak

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunu için kapsamlı çözüm müzakerelerine 3 Eylül’de başlama kararı aldılar.
BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun, yaklaşık iki saat süren Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından liderlerin aldıkları kararı açıkladı.
Talat-Hristofyas görüşmesi, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun’un ara bölgedeki konutunda saat 11.10’da başlamıştı.
Görüşmeye, Zerihoun’un yanı sıra Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu ile KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami katıldı. (aa)

 

Kıbrıs’ta kritik aşama

24/07/2008 RADIKAL

KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas, yarın yine buluşuyor. Görüşmeden kapsamlı müzakerelerin başlamasına ilişkin kararın çıkması beklentisini güçlendiren Talat, müzakerelerin büyük bir olasılıkla eylülde başlayacağını söyledi

 

LEFKOŞA/ANKARA - Kıbrıs, yarın önemli bir buluşmaya sahne olacak. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitri Hristofyas, “kritik" bir görüşme için yarın bir araya geliyor. Türk tarafında, buluşmadan Eylül başında “kapsamlı müzakerelerin başlama kararı"nın çıkması beklentisine karşın Rum tarafının, iyimser bir hava yaratmaktan kaçınması dikkat çekiyor.

Ara bölgede yapılacak Talat ve Hristofyas görüşmesi, “kapsamlı müzakereler"in kaderi açısından büyük önem taşıyor.

Oluşturulan ortak çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarının değerlendirileceği görüşmeye ilişkin olarak KKTC Cumhurbaşkanı Talat, kapsamlı müzakerelerin çok önemli yeni bir süreci başlatacağını da belirtti. Ancak Rumlar, “kapsamlı müzakereler"in başlaması konusunda, “iyimserlik" yaratacağı açıklamaları yapmaktan kaçınıyor. Nitekim, Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, Hristofias ve Talat’ın görüşmede “Çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarını değerlendireceklerini" söyledi.

“Kapsamlı görüşmeler"in başlaması konusunda Rum tarafında bir “isteksizlik" bulunduğu kaydediliyor. Rumların “kapsamlı görüşmeler"in başlaması için “hakemlik ve takvim" konularını “ön şart" olarak öne sürdüğü de ifade ediliyor. Talat-Hristofyas görüşmesi hemen öncesi Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın New York’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile buluşmasında, Kıbrıs’ta “kapsamlı müzakelere"e geçilmesi konusunun da ele alındığı belirtiliyor.

 

ŞİMDİYE KADAR NE OLDU?

 

Rum Kesimi’nde Şubat ayında yapılan Başkanlık seçimleriyle Papadolupos yönetiminin tasfiye edilmesinin ardından, 21 Mart’ta BM gözetiminde ilk kez bir araya gelen Talat ile Hristofyas, Haziran’da “kapsamlı müzakereler"e hazırlık amacıyla çalışma grupları ve teknik komitelerin oluşturulması konusunda mutabık kalmışlardı.

Oluşturulan 7 teknik komite ve 6 çalışma grubu, daha sonra çalışmalarına başladı. Talat ve Hristofyas da, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek amacıyla 23 Mayıs’ta bir araya geldi.

Bu arada, kapsamlı görüşmelerin Haziran ayında başlayamayacağı da anlaşıldı. Bunun yerine 1 Temmuz’da ara bölgede görüşen iki liderin, “tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte anlaştığı" bildirilirken, 25 Temmuz’da yapılması kararlaştırılan görüşmede, teknik grupların çalışmalarının “son kez" değerlendirileceği belirtilmişti. (anka)

 

Talat: Yıl sonuna kadar çözüm olabilir

HEDEF YIL SONU... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas'la bugün yapacağı görüşmeye umutlu oturuyor. Cumhurbaşkanı Talat, yıl sonuna kadar, Kıbrıs sorununda kesin bir çözüme ulaşılabileceğini söyledi

GÖRÜŞMENİN GÜNDEMİ... Talat ile Hristofyas bugünkü görüşmede kapsamlı müzakerelerin başlama tarihini açıklayacaklar. İki lider bu tarihin 1 Eylül olması konusunda gizli mutabakata varmıştı. İki lider ayrıca, komitelerin yaptığı çalışmaları değerlendirecek, güven yaratıcı önlemler konusunu ele alacak. Güven yaratıcı önlemler çerçevesinde çevre ve sağlık sorunlarıyla ilgili 12 maddelik bir mutabakat metninin açıklanması bekleniyor

REFERANDUM YAPILACAK... Talat, Hristofyas'la varacakları olası bir çözümün Annan planı gibi yine referanduma götürüleceğini belirterek, bunun BM'nin en temel ilkelerinden biri olduğunu kaydetti. Annan planını kabul eden Kıbrıslı Türklerin AB'nin bazı vaatlerini tutmaması nedeniyle yeni bir referandumda çözüme daha az destek vermesini bekleyip beklemediğinin sorulması üzerine Talat, "Mümkündür. Nasıl bir anlaşma yapacağınıza bağlı. Eğer halkı memnun eden iyi bir anlaşma yaparsanız yüzde 75 oy da alırsınız." dedi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümü için başlayan son süreç çerçevesinde bu yıl sonuna kadar çözüm bulunacağından umutlu olduğunu söyledi.

Talat, A.A'ya verdiği demeçte, Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas ile başlattıkları son süreç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti, Türkiye'deki iç siyasi gelişmelerin sürece olası etkileri ve egemenlik tartışmalarına ilişkin görüşlerini açıkladı..

Son süreçten eskiye kıyasla daha umutlu olduğunu belirten Talat, çünkü eski Rum lideri Tasos Papadopulos'un tavrının Kıbrıs sorununda herhangi bir ilerlemeye izin vermediğini, Papadopulos'un müzakereye dahi yanaşmadığını hatırlattı.

"Şimdi durum öyle değil. Ama unutmamak lazım Sayın Hristofyas eskiyi de omuzlarında taşıyor" diyen Talat,

bunun birçok nedeni olduğunu, Rum toplumu içinde "Annan planının şeytanlaştırılması" döneminde çok iyi hazırlık yapmak gibi birçok metodun ilkeselleştiğini, Hristofyas'ın seçim kampanyasını bu ilkeleri öne çıkartarak yürüttüğünü, aynı zamanda Papadopulos'un partisi ile ortak olduğunu ve dolayısıyla onun da desteğini almak durumunda olduğunu kaydetti.

Talat, bu nedenlerden ötürü, daha önce başlatmayı planladıkları tam teşekküllü müzakerelerin hala başlayamadığını söyleyerek, bugünkü görüşmede bu süreci artık başlatacaklarını belirtti. Tam teşekküllü müzakerelerin "gerçek müzakereler" anlamına geleceğini ifade eden Talat, müzakerelerin yöntemini henüz belirlemediklerini, bunun ya bugün ya da müzakerelerin başında belli olacağını kaydetti. Talat, yönteme ilişkin kendi öngörüsünün, konuları bir sistematik içinde adım adım ele almak, anlaşılan konuları bir tarafa, anlaşılmayanları diğer tarafa koymak ve bilgi ihtiyacı olduğunda çalışma gruplarına görev vermek şeklinde olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun da makul bir süre olması lazım. Tam teşekküllü olmasının anlamı, bütün konuları bütün unsurlarıyla ele alacağız demektir. Hedefimiz erken zamanda çözüme ulaşmak. Aylarca, yıllarca sürecek bir görüşmeden söz etmiyorum. Ben 2008 yılı sonuna kadar bunun yetişebileceğini düşünüyorum. Çünkü eylül, ekim, kasım, aralık; 4 ay var. Annan planı 1,5 ay müzakere edildi. Dolayısıyla bu zaman yetebilir, eğer olmazsa biraz daha uzar. Ama sonuçta Kıbrıs sorununu kısa zamanda çözmek temel hedefimiz olmak zorundadır."

Türkiye'deki gelişmelerin etkisi

Talat, Türkiye'deki iç siyasi gelişmelerin bu takvime muhtemel etkileri konusunda da Türkiye'de olan her şeyin kendilerini etkileyeceğini belirterek, çünkü kendilerini tam anlamıyla destekleyen tek ülkenin Türkiye olduğunu hatırlattı. Talat, şunları söyledi:

"Dolayısıyla Türkiye'de olacak her olumsuz ya da olumlu şey, bizi etkileyecektir. Ama bu demek değildir ki Türkiye'deki olumsuz bir gelişme doğrudan doğruya Kıbrıs'a da yansıyacak. Hayır, burası başka bir ülke. Buraya yansıması doğrudan bizi destekleyen tek ülke oluşu nedeniyledir."

Talat, Başbakan Erdoğan'ın son KKTC ziyaretini de değerlendirerek, Erdoğan'ın verdiği "Kıbrıs'ın Türkiye için bir milli dava olduğu ve Türkiye'nin her zaman, siyasi istikrarsızlık olabilecek bir durumda bile Kıbrıs Türklerinin yanında olduğu" mesajlarının önemine dikkat çekti.

Kıbrıs Türklerinin pek çok açıdan, özellikle psikolojik olarak Türkiye'nin desteğine çok büyük önem verdiğini belirten Talat, Türkiye'yi eleştirenlerin bile bu durumda olduğunu bildirdi.

Tek egemenlik tartışmaları

Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas ile tek egemenlik konusunda vardıkları uzlaşmanın tartışmalara yol açtığının hatırlatılması üzerine, "Biz yeni bir politika yürütüyoruz. O nedenle eski politikaların, 'çözümsüzlük çözümdür" düşüncesinin sahiplerinin bizi eleştirmesi kadar doğal bir şey yok" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın "bir adım önde olma" politikası ile kendilerinin çözüm politikası birleşince Annan planının kabulüyle başlayan sürecin yaşandığını hatırlatan Talat, yüzde 65 oranla Kıbrıslı Türk halkı tarafından kabul edilen Annan planında da egemenliğin ve vatandaşlığın tek olduğunu belirtti. Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama bu ortak egemenliktir. İki tarafın eşit katılımıyla ve her bir kurucu devletin kendi yetkileri dahilindeki fonksiyonlarını egemen olarak yürüttükleri bir egemenliktir. İşte bu nedenle biz tek egemenliği prensip olarak kabul ettik. Uygulaması ve ayrıntılarını tam teşekküllü müzakerelerde görüşeceğiz."

Talat, tek egemenliğin "Rum egemenliği" olarak görülmesinin kendisini tedirgin ettiğini de söyleyerek, "Yani ortak olarak kullandığımız veya kullanacağımız ne varsa Rumların. Eğer bu düşünce söz konusu ise biz teslim olduk demektir. Çünkü asgari düzeyde de olsa ortak kurumlarımız olacak. Ortak kurumlar ortaktır. İki taraf eşit olarak ortaktır" diye konuştu.

Yeni referandum olacak

Talat, bir başka soru üzerine de Hristofyas'la varacakları olası bir çözümün Annan planı gibi yine referanduma götürüleceğini belirterek, bunun BM'nin en temel ilkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Annan planını kabul eden Kıbrıslı Türklerin AB'nin bazı vaatlerini tutmaması nedeniyle yeni bir referandumda çözüme daha az destek vermesini bekleyip beklemediğinin sorulması üzerine Talat, şöyle konuştu:

"Mümkündür. Nasıl bir anlaşma yapacağınıza bağlı. Eğer halkı memnun eden iyi bir anlaşma yaparsanız yüzde 75 oy da alırsınız. Bugün ortalığı toz duman edenlere bunu da söylemek lazım, sonuçta karar verecek olan halklardır. Ben bugün halkın nabzını yanlış tutuyor olabilirim, ama sonuçta halkım bunu onaylamaz ve bu iş çöker. O nedenle her aşamada halkın nabzını tutmak zorundayım ve tuttuğuma inanıyorum."

Talat kızını evlendiriyor

Bu arada, bir yandan Rum lider ile müzakere masasına oturmaya hazırlanan KKTC Cumhurbaşkanı Talat, diğer yandan da kızını nikah masasına oturtuyor.

Mehmet Ali Talat ile Oya Talat'ın kızları Ayşenur Talat, 31 Temmuz'da Tunuslu Rauf Zrilli ile evleniyor.

Talat, konuya ilişkin olarak, "Tabii bu da heyecanlı ve zor bir iş. Kız evlendirmek kolay değil ama tabii onların mutluluğunu istiyoruz. Mutluluğunu istediğimiz insanların arzu ettiklerini yapmalarını sağlamak da bir baba olarak görevimiz" yorumunu yaptı.

Liderlerin gündeminde neler var?

Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Lideri Hristofyas bugünkü görüşmede kapsamlı müzakerelerin başlama tarihin açıklayacaklar. İki lider bu tarihin 1 Eylül olması konusunda gizli mutabakata varmıştı. Teknik komitelerin yaptığı çalışmaları değerlendirecekler ve ayrıca güven yaratıcı önlemler konusunu ele alacaklar. Rum tarafının Yeşilırmak Kapısı'nın da geçişlere açılması önerisini bugünkü görüşmede sunabileceği belirtiliyor. Güven yaratıcı önlemler çerçevesinde çevre ve sağlık sorunlarıyla ilgili 12 maddelik bir mutabakat metninin açıklanması bekleniyor

Görüşmelerde nereden nereye...

25 Temmuz görüşmesiyle devem etmekte olan bu süreç, Güney Kıbrıs'ta lider değişikliği ile başladı. 24 Şubat'ta yapılan ikinci tur seçimlerde Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, yüzde 53.36 oy alarak, Kıbrıs Rum halkının yeni lideri oldu.

Annan planının referandumda reddedildiği dönemin lideri olarak çözümden yana tavır almayan Tasos Papadopulos'un yerine Rum halkının yeni lideri olan Hristofyas, çözüm yanlısı açıklamalar yaparak, Kıbrıslı Türklere dostluk elini uzattığını belirtti.

Talat ile Hristofyas, yeni süreç çerçevesinde ilk olarak 21 Mart'ta bir araya geldi. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgahında düzenlenen ve yaklaşık 3.5 saat süren görüşmede liderler 3 ay sonra bir araya gelmeyi kararlaştırdı. Liderler, Lokmacı Kapısı'nın da teknik olarak mümkün olan en kısa sürede açılması için uzlaşmaya vardı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller, 21 Mart görüşmesinin ardından her iki lider adına yaptığı açıklamada, liderlerin bir dizi çalışma grubu ve teknik komiteler kurmak, gündemlerini belirlemek ve bunu mümkün olan en hızlı şekilde yapmak üzere danışmanlarının bir hafta içinde buluşmasına karar verdiklerini bildirdi. Talat ile Hristofyas'ın teknik komitelerin varacağı sonuçları kullanarak, BM Genel Sekreterinin gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri başlatmak konusunda anlaştıklarını belirten Möller, liderlerin resmi müzakerelere başlamadan önce de gerektiği sürece ve gerektiği zaman buluşmak konusunda fikir birliğine vardıklarını kaydetti.

Orgeneral Büyükanıt KKTC'de

Talat ile Hristofyas'ın bu görüşmesinin ardından 26 Mart'ta KKTC'ye önemli bir ziyaret gerçekleşti. KKTC'ye gelen TC Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk askerinin Kıbrıs'ta barış için bulunduğuna, 1974'ten beri de barışı sağladığına dikkati çekti ve "adil ve kalıcı barış sağlanana kadar bu kutsal görevin devam edeceğini" vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat da Türk askerlerinin adada uluslararası garanti ve ittifak anlaşmalarıyla görev yaptığını, adil ve kalıcı bir barış sağlanıncaya kadar da bu görevini yerine getirmeye devam edeceğini söyledi.

Komiteler oluşturuldu

Bu arada, aynı günlerde, Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart görüşmesinde vardığı mutabakat uyarınca başlayan yeni süreçte, taraflar 6 çalışma grubu ile 7 teknik komite oluşturulmasına karar verdi.

Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuları ele alacak olan çalışma grupları şöyle belirlendi:

1-Yönetim ve Güç Paylaşımı

2-AB Konuları

3-Güvenlik ve Garantiler

4-Toprak

5-Mülkiyet

6-Ekonomik konular.

İki taraf arasındaki günlük konular üzerinde çalışma yapacak teknik komitelerin başlıkları ise şöyle oldu:

1-Suç/Suça İlişkin Konular

2-Ekonomik ve Ticari Konular

3-Kültürel Miras

4-Kriz Yönetimi

5-İnsani Konular

6-Sağlık

7-Çevre.

23 Mayıs görüşmesi

Talat ile Hristofyas, 23 Mayıs'ta yeniden bir araya geldi. İki lider bu görüşmede çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirdi ve haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelerek, yeni bir değerlendirme yapmaya karar verdi.

Siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona bağlılıklarını yeniden teyit eden liderler, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir hükümeti olması konusunda hemfikir oldu.

Hristofyas, Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin, "Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti" (United Federal Republic of Cyprus) olması konusunda ortak pozisyonları olduğunu söyledi.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki yeni Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun'un ara bölgedeki ikametgahında yapılan 3 saatlik görüşmeden sonra iki lider ortak açıklama yaptı.

Zerihoun'un okuduğu açıklamaya göre liderler, BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarında tanımlanan siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona bağlılığını yeniden teyit etti. Açıklamada, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir devlet olacağı belirtildi.

Açıklamaya göre, liderler, ayrıca, temsilcilerine, 15 gün içinde teknik komitelerin sonuçlarını gözden geçirme talimatı verdi. Liderler, yeni bir değerlendirme yapmak amacıyla Haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelmeye de karar verdi.

İngiltere ile memorandum

Yeni süreç devam ederken, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile İngiltere 5 Haziran'da karşılıklı anlayış memorandumu imzaladı.

Hristofyas ile İngiltere Başbakanı Gordon Brown arasında imzalanan memorandumda, Kıbrıs sorununun çözümünde "iki bölgeli, iki toplumlu federasyona" atıfta bulunuldu.

Talat, memorandumun, Hristofyas ile vardıkları mutabakatın dışında olduğunu belirterek, "İngiltere'nin yaklaşımının çözüme yardımcı olmayacağını, sadece engelleyeceğini" söyledi.

Memoranduma Ankara da tepki gösterirken, Dışişleri Bakanlığı bu metni, "Ada'da adil çözüm arayışına gölge" olarak niteledi.

Sürece devam, 1 Temmuz görüşmesi

Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart'ta yaptığı görüşmede varılan mutabakat uyarınca oluşturulan teknik komitelerde anlaşmaya varılan önlemler de 20 Haziran'da açıklandı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi komiseri Yorgos Yakovu düzenledikleri basın toplantısında bu önlemleri açıkladı.

6 maddeden oluşan önlemler, kültürel mirasın korunmasına yönelik eğitim programları, yol güvenliği, ambulansların karşılıklı geçişleri, ortak sağlık komitesi kurulması, çevre eğitimi ve atıklarla ilgili çalışmalar yapılmasını içeriyor..

İki tarafın liderleri, 1 Temmuz'da yeniden bir araya gelerek, 4,5 saatlik bir görüşme yaptı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, liderlerin, "tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte anlaştığını" bildirdi.

Zerihoun, liderlerin, uygulamaya ilişkin detayları kapsamlı müzakerelerde ele alma konusunda da uzlaştığını açıkladı.

Liderler, 1 Temmuz görüşmesinde ilk kez teknik komite ve çalışma gruplarının faaliyetlerini gözden geçirirken, 25 Temmuz'da yeniden bir araya gelerek, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını son kez gözden geçirmeyi kararlaştırdı.

TC Başbakanı Erdoğan Ada'da

25 Temmuz görüşmelerine az bir süre kala TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberinde 8 bakandan oluşan kalabalık bir heyetle 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıl dönümü dolayısıyla KKTC'yi ziyaret etti.

Ziyaret ve bu çerçevede yapılan açıklamalar; KKTC'de memnuniyet yaratırken, Güney Kıbrıs'ta tepkiyle karşılandı.

Erdoğan, Talat ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "Kıbrıs'ta çözüm Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, Ada'daki gerçeklere dayanan iki eşit halk, bunun altını özellikle çiziyorum ve iki kurucu devlet arasında oluşturulacak, yeni bir ortaklık ilişkisi çerçevesinde bulunacaktır" diye konuştu.

Talat da, Kıbrıs Türk halkının kendi asli kurucu yetkilerini kullanarak, egemenlikteki eşit ortaklığını tescil edeceği bir çözümü amaçladığını belirterek, "Rum egemenliğine yama olmak ya da egemenliği Rum tarafına bırakmak bizim için asla söz konusu değildir" dedi.

KIBRIS 25/07/08

 

 

İki kesimlilik, siyasal eşitlik ve Türkiye'nin etkin güvencesi şart

Babacan ile Ban Ki-Moon, Kıbrıs konusunda iki tarafın liderlerinin çözüme yönelik kararlı bir görüntü sergilediğini karşılıklı olarak müşahede etti. Babacan, Kıbrıs'ta çözüm için Türkiye'nin temel gördüğü, iki kesimlilik, siyasal eşitlik ve Türkiye'nin etkin güvencesi gibi parametreleri tekrarladı

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile görüşmesinde, Kıbrıs ve Irak konularını ele aldığı öğrenildi.

Ali Babacan, Ekim ayında yapılması beklenen BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyeliği seçiminde Türkiye'ye destek arayışı çerçevesinde New York'ta temaslarda bulunuyor.

Edinilen bilgiye göre Babacan ve Ban Ki-Moon, Kıbrıs konusunda iki tarafın liderlerinin çözüme yönelik kararlı bir görüntü sergilediklerini karşılıklı olarak müşahede etti. Babacan, Kıbrıs'ta çözüm için Türkiye'nin temel gördüğü, iki kesimlilik, siyasal eşitlik ve Türkiye'nin etkin güvencesi gibi parametreleri tekrarladı.

Irak konusunda ise Ban Ki-Moon, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak ziyaretini yakından izlediğini belirtti ve Başbakan'ın ziyaretinin başarılı geçtiğine tanık olduğunu anlattı. Suriye-İsrail arasında Türkiye'nin aracılığıyla yürütülen yakınlaşma sürecine ilişkin bilgi soran BM Genel Sekreteri, bu konuda Babacan'ın söylediklerini dinledi.

Musevi temsilcilerle görüşme

Babacan'ın, ABD'deki kimi Musevi kuruluşların temsilcileriyle de bir görüşme gerçekleştirdiği öğrenildi.

Bu görüşmede de Musevi kuruluş temsilcileri, Türkiye'nin her zaman Museviler'e kucak açmış bir ülke olduğunu vurguladılar. Musevi kuruluş temsilcileri, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği seçim prosedürüne ilişkin de bilgi aldılar.

Musevi kuruluş temsilcilerinin ayrıca, Suriye-İsrail yakınlaşmasındaki gelişmeleri Babacan'a sorduğu ve Babacan'ın da bu konuda bilgi verdiği öğrenildi. Babacan, Suriye'nin dışlanmaması gereken önemde bir ülke olduğunu ve Suriye'yi angaje etmenin önemli olduğunu kaydetti.

Musevi kuruluş temsilcilerinin, İran'ın nükleer dosyasına ilişkin Türkiye'nin politikalarını ilgiyle izlediklerini ifade ettiler ve Babacan da, son gelişmelerle ilgili bilgi verdi. Musevi kuruluş temsilcileri, Ermenistan ile Türkiye arasında gündeme gelen ''futbol diplomasisine'' ilişkin de bilgi sordular.

Kamuoyu yoklamalarında, Türkiye'de ABD karşıtlığının yüksek oranda çıkmasına şaşırdıklarını ifade eden Musevi kuruluş temsilcileri, ''Bu anket sonuçları, iş çevrelerinin iyi ilişkisini yansıtmıyor'' derlerken, kamuoyu yoklamalarından çıkan sonuçların neye bağlanması gerektiğini sordular. Edinilen bilgiye göre Babacan, Irak ve ABD Kongresi'ndeki 106 sayılı Ermeni tasarılarına işaret etti.

Babacan, son dönemde ABD ile Türkiye arasında, PKK'ya karşı yürütülen işbirliğinin ardından bu kamuoyu yoklaması sonuçlarının değişeceğine inandığını bildirdi.

Babacan, BMGK üyeliğine destek çerçevesinde Arap grubu ve İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) temsilcileriyle de biraraya geldi. Her iki toplantıda da Türk tarafına, Türkiye'nin barış ve güvenlik içinde müreffeh bir Ortadoğu kurulması çabalarına takdir ifade edildi. Özellikle Filistin sorununa adil ve kalıcı bir çözüm çabalarında Türkiye'nin rolüne işaret edildi ve sorunların diyalogla çözülmesi yönünde Türkiye'nin yaklaşımlarından övgüyle sözedildi. İKT üyeleri Babacan'a, kendileri için önemli konularda Türkiye'nin sürekli yanlarında yer almasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

KIBRIS 25/07/08

 

North sets EU wheels in motion
By Simon Bahceli

THE TURKISH Cypriot authorities say they intend to speed up harmonisation with the EU ahead of what they see as the increasing likelihood of reunification of the island.

“It would be a crime against the community to leave everything till after a solution,” Turkish Cypriot ‘prime minister’ Ferdi Sabit Soyer told reporters on Wednesday. And he added that the breakaway state had already succeeded in completing eight out of the 12 chapters needed to bring it in line with EU practices.

Soyer’s comments were intended to give new impetus to efforts aimed at harmonising to the EU what is believed will become a Turkish Cypriot-run constituent state if a reunification deal is struck between the Greek and Turkish Cypriot communities.

Currently, the north remains de facto outside the jurisdiction of both the Republic of Cyprus government and the EU.

If recently restarted reunification efforts succeed, it is assumed that the north will automatically become part of the EU.

Yesterday head of the Turkish Cypriot EU Co-ordination Office Erhan Ercin told the Cyprus Mail that many changes had already been made in the structure of the breakaway state’s administrative and legal structures in order to make it ready for eventual EU membership.

“Since 2004, there have been ongoing unilateral efforts by the pro-EU CTP government, supported by the EU Commission’s financial aid package, to prepare the north for unification and the introduction of the EU acquis.

“The aim is that the Turkish Cypriots be able to function in the EU market,” he said, adding: “The aim is that the Turkish Cypriots do not feel like a ship in the ocean without a compass.”

Ercin admitted, however, that the pace of structural reforms in the north had slowed down during former President Tassos Papadopoulos’ tenure because it had been felt there would be little point in implementing them if a solution was not forthcoming. However, the election of President Demetris Christofias and strong signals pointing to the imminent restart of fully-fledged negotiations for a settlement of the 34 year-old division of the island, appears to have spurred the Turkish Cypriot authorities into renewed enthusiasm for EU membership.

Ercin says sluggishness in implementing EU-style reforms was also caused by a lack of technical help from the EU, stemming from the previous administration’s unwillingness to see the EU help the breakaway state.

“Earlier delays were caused by the reluctance [of the EU] to provide us with tailor-made programmes because of Greek Cypriot opposition based on fears that the existence of such programmes would be seen as recognition,” Ercin said.

But Ercin says the north will now pull out all stops to put itself in line with the EU by the time a reunification deal is ready to be signed.

“The Turkish Cypriot government is now applying more effort because it is, for the first time, seeing a light at the end of the tunnel,” he said, adding a call on the EU to help.

“At the same time, it is expecting EU institutions to strengthen their instruments because on the day of reunification all of Cyprus will be part of the EU.”

CYPRUS MAIL 25/07/08

 

 

DIKO stops short of coalition pullout
By Jean Christou

PRESIDENT Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat meet today to decide whether to start negotiations in September.

Christofias goes to the talks with the blessing of only three of the political parties, ruling AKEL, opposition DISY and the United Democrats.

Coalition partners DIKO and EDEK, and the Greens say the time is not right for talks and that the basis of negotiations is not clear. But they would still support the President, they said. The European Party was also opposed to starting negotiations, and has been heavily critical of Christofias.

DIKO met for five hours yesterday before taking a final decision. Party leader Marios Garoyian said conditions for starting talks had not been met in the party’s opinion, but they would support the President. The central committee voted 20 in favour and seven against, he said.

There had been speculation earlier that DIKO might leave the government alliance if the President decided today to go for fully-fledged negotiations.

Christofias concluded talks with the party leaders yesterday in advance of today’s meeting. Looking somewhat sombre leaving the Presidential Palace last night he said the parties would support him, given what had been said in private.

“I am generally satisfied, the positions of political parties,” he said. “The parties will support the choices of the President of the Republic.”

Before announcing whether to go for negotiations, the two leaders will review progress in the working groups and technical committees, even though essentially it’s a foregone conclusion that they will announce talks, barring any unexpected negative developments.

While they are likely to agree to go for negotiations, it is not certain whether an actual date for the talks will be fixed today.

Meanwhile UN Special Adviser Alexander Downer, who will mediate new Cyprus talks, will arrive on the island on Sunday and meet the two leaders on Tuesday. He will spend Monday being briefed by UN staff, although he has already spent the past few days in New York with Secretary General, Ban Ki-moon.

CYPRUS MAIL 25/07/08

 

 

Kıbrıs için samimiyet zamanıdır

Kıbrıs demagojisi” erken başladı. Şu anda, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın kabul ettiği belirtilen “tek egemenlik, tek yurttaşlık” kavramı etrafında fırtına koparma çabası var. Bu yeni bir kavrammış gibi, Türk tarafının iki kesimlilik, iki toplumluluk ve siyasi eşitlikten vazgeçmeye hazırlandığı iddia ediliyor.
Kıbrıs harekâtının yıldönümünde “sert konuşan” Başbakan Erdoğan’ın da bu açıdan “çelişkiye düştüğü” iddia ediliyor. Erdoğan’ın söylediği şu:
“Kimse, ama hiç kimse, Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini ve azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin. ... Kapsamlı çözüm Kıbrıs Türk halkı ve KKTC’nin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır.”
Şimdi meselenin özüne bakıp, var ise, “çelişkinin” nerede yattığını anlamaya çalışalım. BM çatısı altında yürütülen Kıbrıs müzakerelerinin amacı her zaman iki kesimli, iki toplumlu ve siyasi eşitliğe dayanan bir çözüm olmuştur. 

Amaç, tek egemenlik
Bunu artık Rumlar da, istemeye istemeye olsa bile, kabul ediyorlar. Çünkü, amaç gerçekten çözüm ise başka yol yok. Nihai olarak amaçlanan da, her zaman, “tek egemenlik ve tek vatandaşlığa dayanan ortak bir yapı olmuştur”.
Bu da, siyaseten eşit olan, toplum olarak kendi bölgelerinde yaşayan ve kendi kararlarını veren iki kesimin, anlaşma yoluyla, ortak bir egemenlik sahası yaratmaları demektir. Bazılarının iddia ettiği gibi “Türk tarafının Rum egemenliğine razı olması” değil.
Özetle, “Annan Planı”nda da öngörüldüğü gibi, ortaya yeni bir yapı çıkacak. Bu yeni yapının da tek egemenliği olacak. Ancak bunun sınırları siyaseten eşit olan taraflarca saptanacak. Bu yeni yapının da tek vatandaşlığı olacak. 

Ortak vatandaşlık pasaportu
Başka bir ifadeyle, çözümden sonra Kıbrıslı Türkler KKTC pasaportu, Rumlar da Rum pasaportuyla dünyayı gezmeyecekler. Mutabakata varılan çerçevedeki ortak vatandaşlığın pasaportuyla gezecekler.
Tasos Papadopulos da zaten 2004’te televizyonda gözyaşları içinde Annan Planı’na niçin hayır diyeceğini açıkladığında, argümanını bu temele oturtmuştu. “Ben bir devlet teslim aldım. Şimdi bundan vazgeçmem” demişti.
Rauf Denktaş da, aynı gerekçeyle, “Allah kendisinden razı olsun” demişti. Kısacası Rumlar 2004’te, yeni isim ve bayrakla kurulacak ve yeni bir egemenlik anlayışına dayanan çözümü reddettiler. Kıbrıslı Türkler ise bunu kabul ettiler. 

Kavram cambazlığı gereksiz
Öte yandan,  KKTC’de bazıları şimdi, varılacak mutabakatın bu kez referanduma sunulmaması için çabalarının olduğunu iddia ediyorlar. Ancak bu eşyanın tabiatına aykırı. Çünkü referandumlar çözümün ayrılmaz parçasıdır. Bu her zaman böyle olmuştur. Aksini iddia edenler, 24 Nisan referandumunda ağzı yanıp da Kıbrıs Türk halkına güvenmeyenlerdir.
Sonuçta, çözüm ya isteniyor ya da istenmiyor. Gelinen nokta budur. İş bu kadar basit. İsteniyorsa her iki taraf için gidilecek yol bellidir. Fakat bu yolu sevmeyen varsa, demagoji yerine, açıkça çıkıp mertçe “bunu istemiyoruz” demesi gerekiyor.
Uzun lafın kısası,  Kıbrıs’ta samimiyet zamanıdır. Halkın kafasını kavram cambazlıklarıyla karıştırma zamanı değil.

MILLIYET 26/07/08

 

 

Atatürk de iddianameye girdi!

 DHA

İddianamede Ergenekoncuların, Atatürk'ün de kendi örgütlerinin tarikatvari ve dini yapısının içerisinde olduğuna inandığı, bunun da zamanı geldiğinde açıklanacağı yönünde ilginç ifadeler yer aldı...


Ergenekon iddianamesinde şok ifadeler gündemi sarsmaya devam ediyor.İddialar öyle çarpıcı ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ismi bile iddianame de yer aldı.

İddianamenin 8. maddesinde yer alan ifadelerde sanık Sevgi Erenerol’dan çıkan ‘Derin Ergenekon’ adlı bir belge çıktığı belirtiliyor. ‘Atatürk’ün de kendi örgütlerinin tarikatvari ve dini yapısının içinde olduğu belirtildiği ‘Derin Ergenekon’ isimli belgede iddianameye yansıyan çarpıcı ifadeler şöyle; "Alpler alperenlar adlandırılan örgütsel konumda kişilerin Türk ordusuna sızmaya çalıştıkları ve gizlilik gereği olan bazı şeylerin açıklanmaması gerektiği, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Ergenekon’un gözbebeği olduğu, hatta daha da ileri gidilerek Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dahi kendi örgütlerinin tarikatvari ve dini yapısının içerisinde olduğu ancak bunun henüz açıklanmasının zamanı gelmediğinden açıklanmaması gerektiği şeklinde ibarelerin bulunduğu görülmüştür"

MILLIYET 26/07/08

 

 

Başlıyorlar

AMAÇ: KARŞILIKLI KABUL EDİLEBİLİR ÇÖZÜM... İki liderin görüşmesinin ardından, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Zerihoun tarafından okunan ortak açıklamada, tam teşekküllü müzakerelerin amacının, Kıbrıs sorununa karşılıklı olarak kabul edilebilecek ve Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin temel ve meşru hak ve çıkarlarını koruyacak bir çözüm bulunması olduğu belirtildi Açıklamada, üzerinde anlaşmaya varılacak olan çözümün, ayrı ayrı ve eş zamanlı olarak referanduma sunulacağı kaydedildi.

HEMEN UYGULANACAK 16 YENİ ÖNLEM VE ÖZEL TELEFON HATTI... Dünkü görüşmede, teknik komitelerle çalışma gruplarının çalışmalarını son kez gözden geçiren Talat ile Hristofyas, "Çevre", "Kültürel Miras", "Kriz Yönetimi" ve "Suç ile Suça ilişkin konular"la ilgili 16 yeni önlem alınmasını onayladı ve bu önlemlerin hemen ve tamamen uygulanması için talimat verdi. Liderler ayrıca, sürece müdahil olmalarında yaşanan artışın bir yansıması olarak, aralarında doğrudan teması kolaylaştıracak güvenli bir telefon hattı kurulması konusunda fikir birliğine vardı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas, tam teşekküllü çözüm müzakerelerine 3 Eylül'de başlıyor.

BM'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülecek müzakerelerde, Kıbrıs sorununa, "Kıbrıs Türk ve Rumların temel ve meşru hak ve çıkarlarını koruyacak, karşılıklı kabul edilebilir çözüm" amaçlanacak.

Teknik komitelerle çalışma gruplarının çalışmalarını son kez gözden geçiren Talat ile Hristofyas, "Çevre", "Kültürel Miras", "Kriz Yönetimi" ve "Suç ile Suça ilişkin konular"la ilgili 16 yeni önlem alınmasını onayladı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas dün saat 11.00'de, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un BM kontrolündeki ara bölgedeki resmi konutunda bir araya geldi.

21 Mart Mutabakatı çerçevesinde gerçekleşen görüşme yaklaşık 2 saat sürdü. Görüşmede Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, Hristofyas'a da Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu eşlik etti.

İki lider, 21 Mart Mutabakatı çerçevesinde 4'üncü kez buluşmuş oldu.

İki liderin görüşmesinin ardından, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Zerihoun, görüşmeye ilişkin ortak açıklamayı okudu.

Açıklama öncesinde BM Barış Gücü Sözcüsü Jose Diaz, basından soru alınmayacağı duyurusu yaptı.

Ortak açıklamada, kapsamlı çözüm müzakerelerinin 3 Eylül Çarşamba günü başlamasına ve iki lider arasında direkt telefon hattı kurulmasına karar verildiği belirtildi.

Ortak açıklama

İki liderin ortak açıklaması aynen şöyle:

Komite üyelerine takdir

"Liderler bugün Çalışma Grupları ve Teknik Komitelerin çalışmalarını son defa gözden geçirdi. Liderler, elde edilen sonuçları not etti ve çalışma grupları ile teknik komite üyelerini tüm çabalarından dolayı takdir etti.

Müzakereler 3 Eylül'de

Sonuçları son defa gözden geçiren liderler, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülecek tam teşekküllü müzakerelerin 3 Eylül 2008 tarihinde başlamasına karar verdi.

Çözüm, ayrı ayrı ve eş zamanlı referanduma sunulacak

Tam teşekküllü müzakerelerin amacı, Kıbrıs sorununa karşılıklı olarak kabul edilebilecek ve Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin temel ve meşru hak ve çıkarlarını koruyacak bir çözüm bulunmasıdır. Üzerinde anlaşmaya varılacak olan çözüm, ayrı ayrı ve eş zamanlı olarak referanduma sunulacak.

16 kararın hemen ve tamamen uygulanması için talimat

Teknik Komiteler ile ilgili olarak liderler bugün, çevre, kültürel miras, kriz yönetimi, suç ve suça ilişkin konularda 16 karar daha alınmasını onayladı ve bu önlemlerin hemen ve tamamen uygulanması için talimat verdi.

Doğrudan teması kolaylaştıracak telefon hattı

Liderler, sürece müdahil olmalarında yaşanan artışın bir yansıması olarak, aralarında doğrudan teması kolaylaştıracak güvenli bir telefon hattı kurulması konusunda fikir birliğine vardı.

Downer'le çalışma

Liderler, Alexander Downer'in Genel Sekreter'in Kıbrıs Özel Danışmanı olarak atanmasını memnuniyetle karşıladı ve önümüzdeki dönemde Downer ve BM ekibiyle çalışmaya hazır olduklarını dile getirdiler.

Yeni geçiş kapıları

Ayrıca, Yeşilırmak ve diğer geçiş noktaları ile ilgili konuları ele almaları yönünde temsilcilerine talimat verdiler."

 

Liderler, 16 maddelik teknik komite kararını onayladı

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas, teknik komitelerin "çevre", "kültürel miras", "kriz yönetimi", "suç ve suça ilişkin konularla" ilgili 16 önlem kararı daha alınmasını onayladı.

Liderlerin dün görüşmesi sonrasında açıklanan ve "hemen ve tamamen uygulanması için talimat verdiği" önlemler aynen şöyle:

11'i çevre konusunda

"-Ara bölgedeki yasa dışı çöp alanlarının ortadan kaldırılması ve etkilenen alanların iyileştirilmesi için işbirliği yapılması,

-Çevre uzmanları arasında tecrübe ve bilgi paylaşımı konusunda işbirliği yapılması,

-Orman yangınlarının önlenmesi için işbirliği yapılması,

-Atık yönetimi -bertaraf edilmesi ve geri kazanımı,

-Su tasarrufu konusunda bilincin artırılması,

-Kıbrıs'taki maden ve taş ocakları faaliyetleri konusunda ortak bir yaklaşım geliştirilmesi için işbirliği yapılması,

-Biyolojik çeşitliliğin ve doğanın korunması,

-Deniz kirliliğinin yönetimi ve kontrolü,

-Kimyasal kirliliğin yönetimi ve kontrolü,

-Asbest kirliliğinin yönetimi ve kontrolü,

-Artık kullanılmayan kirli alanların yönetimi ve kontrolü.

Kültürel miras

-Kıbrıs'ın taşınmaz kültürel mirasının tam listesinin derlenmesi,

-İki pilot restorasyon projesinin hayata geçirilmesi,

-Eğitici interaktif bir bilgisayar programının geliştirilmesi.

Kriz yönetimi

-Kriz durumlarında işbirliği için mekanizmalar kurulması.

Suç ve suça ilişkin konular

-Suç ve suça ilişkin konularda bilgi ve istihbarat paylaşımı yapılması."

KIBRIS 26/07/08

 

 

Back to the polls for a solution
By Jean Christou

NEW NEGOTIATIONS for a Cyprus solution will start on September 3, and any agreement will go to separate referendums, the leaders of the two sides decided yesterday.

After a two-and-a-half hour meeting under UN auspices, it was announced that President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat also agreed to setting up a telephone hotline to speak directly to each other.

There were smiles all round as Christofias and Talat emerged from the meeting with their aides, Presidential Commissioner George Iacovou, and Talat’s advisor Ozdil Nami at around 1.30pm.

According to sources close to the process, the meeting had gone well and the atmosphere was much more cordial than the four-hour plus meeting on July 1, which had been quite heated.

And although it is believed the leaders had decided behind closed doors during their last meeting to go to talks in September, the coup and invasion anniversaries had strained the climate somewhat to the extent that it was not known how yesterday’s meeting might go.

However, the leaders had cleared the air and were ready to move forward, the sources said. During the conference, they also met alone for more than 30 minutes yesterday.

After the meeting, a joint statement read out by the UNFICYP’s Chief of Mission Taye-Brook Zerihoun said the leaders had undertaken the final review of the work of the working groups and technical committees, and had noted the results achieved.

“Having made their final review, the Leaders decided to start their full-fledged negotiations on September 3, 2008, under the good offices mission of the United Nations Secretary-General,” said Zerihoun.

He said the aim of the full-fledged negotiations was to find a mutually acceptable solution to the Cyprus problem, which would safeguard the fundamental and legitimate rights and interests of Greek Cypriots and Turkish Cypriots.

“The agreed solution will be put to separate simultaneous referenda,” he added.

The Leaders also approved sixteen more measures in the areas of environment, cultural heritage, crisis management, crime and criminal matters, and gave instructions for their immediate and full implementation.

They also instructed their Representatives to take up the issue of Limnitis/Ye?il?rmak and other crossings.

“As a reflection of their heightened engagement, the Leaders have agreed to establish a secure hotline to facilitate direct contact between them,” the UNFICYP chief said.

He added that they also welcomed the appointment of Alexander Downer as the Secretary General’s Special Adviser for Cyprus, and looked forward to working with him and the UN team in the coming period.

Downer arrives on the island tomorrow and will spend Monday being briefed by the UN. He will meet the leaders on Tuesday.

Speaking on his return to the Presidential Palace yesterday, Christofias waved aside more questions about the Greek Cypriot political parties which believe the time is not ripe for talks but yet pledged their support to him in the negotiations.

These parties include government coalition partners DIKO and EDEK, the Greens and the European Party.

The President is supported by ruling AKEL and opposition DISY.

“I consider that we have taken a step forward towards the solution of the Cyprus problem,” Christofias told reporters at the Palace.

“There are many issues we [he and Talat] have agreed on and many other issues we do not agree on. Consequently, it is a matter of a constructive stance by both communities, based on basic principles and good will, in order to reach a settlement.”

He also clarified that there were no ‘stifling” timetables attached to the new talks’ process.

Britain welcomed yesterday’s outcome. “It is for Cypriots themselves to agree on the shape of any eventual settlement but the UK stands ready to offer support to all parties,” a statement from the British High Commission said.

The Greek Cypriot political parties maintained the stance they have held all week.

AKEL parliamentary spokesman Nicos Katsourides called on all parties to show unity on the home front, and urged the Turkish side to rise to the occasion.

“There is no doubt that negotiations will be difficult, hard and painful but we are confident that President Christofias and will fight for a solution with determination and political will and with flexibility,” he said.

EDEK and DIKO said despite their reservations about going to direct talks at this stage, they would support Christofias.

CYPRUS MAIL 26/07/08