NTV
Güncelleme: 20:30 TSİ 20 Temmuz 2008 Pazar
LEFKOŞA
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın Rum yönetimi lideri
Dimitris Hristofyasla 1 Temmuzda yaptığı görüşmede tek
egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda anlaşmaya varması,
hem adanın kuzeyinde hem de Ankarada tartışmaya yol
açmıştı.
Kıbrıs
Barış Harekatının 34. yıldönümünde Lefkoşadaki
törende konuşan Erdoğan, görüşmelerde taviz verildiği
eleştirilerine karşı çözüm parametrelerine vurgu yaptı.
Erdoğan şöyle konuştu:
Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk halkı ve KKTCnin kurucu ve
eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün
olacaktır. Bu yeni ortaklık iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve
Türkiyenin etkin garantörlüğü gibi vazgeçilmeyecek ilkeler üzerine
inşa edilecektir.
Erdoğan, beraberindeki bakanlarla birlikte katıldığı
Yakındoğu Üniversitesi Tıp Fakültesinin
açılışında ise son yıllarda 20den fazla ülkede KKTC
temsilciliği açıldığını hatırlattı ve
Mücadelemiz KKTCyi dünyaya devlet olarak tanıtmak mücadelesidir dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talata gönderdiği mektupla, Kıbrıs Türk halkının
Barış ve Özgürlük Bayramını kutladı.
Türkiye Kıbrısta yeni bir ortaklık kurulması hedefini
paylaşmaktadır diyen Gül, adada siyasi açıdan birbirine
eşit iki halk, iki demokrasi ve iki devletin bulunduğunu kaydetti.
"Kıbrıs Türkü azınlık
olmamıştır, olmayacaktır"
|
20 Temmuz, 2008 14:21:00 (TSİ)
CNN TURK |
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
''(Kıbrıs'ta azınlık olmayacağız) demenin, böyle
bir ihtimal varmış gibi düşünmenin son derece yanlış
olduğunu'' söyleyerek, ''Kıbrıs Türkü asla hiçbir zaman
azınlık olmamıştır, hiçbir zaman da azınlık
olmayacaktır'' dedi.
Talat, Kıbrıs Barış Harekatı'nın
34'üncü yılı kutlamaları dolayısıyla düzenlenen
törendeki konuşmasına, KKTC'de bulunan konuklara Kıbrıs
Türk halkı adına teşekkür ederek başladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Türkiye'den gelen
bakanların bu önemli günde kendileriyle birlikte olmalarının
büyük bir ayrıcalık ve mutluluk olduğunu belirten Talat,
teşekkür etti.
"20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı, Kıbrıs Türk
halkı için özgürlüğün ve barışın simgesidir. Bugün bu
kızgın güneş altında gururlu, güvenli ve onurlu bir bayram
kutlayabiliyorsak, bunu 20 Temmuz Barış harekatına
borçluyuz" diyen Talat, Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz
1974'e kadar yaşadıklarını bilmeden veya anımsamadan
bu bayramın anlam ve önemini kavramanın olanaksız olduğunu
kaydetti.
Talat, 20 Temmuz 1974'e kadar kuşatılmış gettolarda
yaşamaya mahkum edilen, ekonomik ve sosyal gelişme
olanaklarından yoksun bırakılan, kendi kendini yönetme
olanakları elinden alınan Kıbrıs Türk halkının,
1974 sonrasında geçmişle kıyaslanamayacak büyük olanaklara
kavuştuğunu, ekonomik ve sosyal gelişme yolunda önemli
adımlar attığını, kendi kendini yönetmenin
altyapısını oluşturduğunu bildirdi.
Talat, "Bu süreçte tüm Türkiye hükümetlerinin cömert
yardımlarının,
eşsiz katkısını anmak da bu kürsüden bir kez daha farz
olmuştur" diye konuştu.
"Rum halkıyla birlikte onurlu bir çözüme imza atmak
istiyoruz"
Kıbrıs Türk halkı olarak 20 Temmuz'la kazanılanları
koruyarak dünya ile bütünleşmek istediklerini dile getiren Talat,
"Dünyanın saygın halkları arasında yerimizi almak,
onlarla çeşitli düzeylerdeki iletişimimizi ve ilişkilerimizi
geliştirerek korumak istiyoruz. Bu nedenledir ki, Adamızı
paylaşmak zorunda olduğumuz Kıbrıs Rum halkıyla
birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak istiyor, bunun için
çalışıyoruz" dedi.
Talat, "Kıbrıs Türk halkının egemenliğini
tartışma konusu yapmak, onu güya tartışılır gibi
göstermek, ne yazık ki hiçbir zaman Kıbrıs Türkü'nün
geleceğine yardımcı olmaz. 'Kıbrıs'ta
azınlık olmayacağız' demek, böyle bir ihtimal
varmış gibi düşünmek son derece yanlıştır.
Kıbrıs Türkü asla hiçbir zaman azınlık
olmamıştır, hiçbir zaman azınlık
olmayacaktır" diye konuştu.
Talat ayrıca, "Kıbrıs Türkü her zaman eşit
olmuştur, eşitliğini kanıtlamıştır. Bütün
dünya bu eşitliğinin önünde saygı duyarken, Kıbrıs
Türkünün azınlık olacağını veya
olmayacağını tartışmamız ne yazık ki son
derece yazıktır ve içler acısıdır" dedi.
"Rumların da çıkarını düşünüyoruz"
Mehmet Ali Talat, adada çözüm istediklerini, çünkü Kıbrıs sorunu
çözümlenmeden bugünkü durumun herkese "ateşkes durumu"
yarattığını ve geleceğe ipotek koyduğunu
bildirdi.
Bunları söylerken sadece Kıbrıslı Türklerin değil,
Kıbrıs Rumların da çıkarını düşündüklerini
ifade eden Talat, "Kıbrıs bir ada olarak her iki halkın
barış ve mutluluk adası olmalıdır. Bu irade, Kıbrıslı
Türklerin vazgeçilmez iradesidir. Halkımızın bu yol
göstericiliğinde oluşturduğumuz politikalarımızın
odağında, insanca ve hakça bir paylaşımla
Kıbrıs'ın bütünündeki haklarımızı korumak da
vardır" diye konuştu.
Bu iyi niyetli girişimlere rağmen, Kıbrıs sorununa henüz
bir çözüm bulunamamış olmasından Kıbrıs Türklerini
sorumlu tutmaya çalışanlar olduğunu ifade eden Talat,
çözümsüzlüğün bedelinin Kıbrıs Türk halkına ödetilmek
istendiğini kaydetti.
"Çözüm yolunda yürümek istiyoruz"
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkına
seslenerek, "Sizin verdiğiniz güçle, elimizde bulunan
kazanılmış olanakları kullanarak, çözüm yolunda yürümek
istiyoruz" dedi.
Talat, çözüm vizyonlarının, iki halkın siyasi eşitliği
ve iki kurucu devletin eşit statüsü zemininde, iki kesimli yeni bir
ortaklık devleti kurulması ve Türkiye'nin garantörlüğünün devam
etmesi olduğunu vurguladı.
Talat, Kıbrıs Türk halkının kendi asli kurucu yetkilerini
kullanarak, egemenlikteki eşit ortaklığını tescil
edeceği bir çözümü amaçladığını belirterek, "Rum
egemenliğine yama olmak ya da egemenliği Rum tarafına
bırakmak bizim için asla söz konusu değildir" dedi.
"Rum tarafı müzakerelerden kaçtı"
Şubat 2008'de Güney Kıbrıs'ta yapılan seçimler sonucunda 24
Nisan referandumunda çözümü reddeden, ancak seçim propagandası boyunca
çözüme kuvvetli vurgu yapan Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıs Rum
tarafının yeni lideri olduğunu hatırlatan Talat,
"Hristofyas liderliğindeki Kıbrıs Rum tarafının
müzakerelerden kaçmasını haklı gösterecek hiçbir gerekçe
olmadığı halde bugüne kadar tam teşekküllü müzakerelere
başlama tarihini açıklayamadık. Rum tarafı bundan hep
kaçtı" dedi.
Talat, "Şimdi artık Kıbrıs sorununa
kapsamlı bir çözüm bulma zamanıdır. BM parametreleri
çerçevesinde, adil ve kalıcı bir çözüm" diye konuştu.
Türk ordusunun Ada'daki varlığı
Talat, Kıbrıs Türk halkının, daha iyi bir geleceğe
ulaşabilmek için, Kıbrıs sorununa
karşılıklı, kabul edilebilir bir çözüm bulunması
gerektiğini kavradığını, ancak bunu
açıklıkla ifade etmenin "nasıl olursa olsun bir çözüme
razı olunabileceği" olarak
anlaşıldığını kaydetti.
Bunun tamamen yanlış olduğunu kaydeden Talat, bu koşullarda
çözüme vurgu yapılmasındaki nedenin sorunlar
karşısındaki zayıflık olmadığını,
toplumsal sorunların çözümünü çağdaş yöntemlerle arama
olduğunu belirtti.
Bugüne kadar yaşananların herhangi bir güvenlik zafiyetine izin verilmemesi
gerektiğini öğrettiğini kaydeden Talat, Rum liderliğinin
Türk askerinin adadan çekilmesinin sorunun çözümüne yardımcı
olacağını ifade etmesini iyi niyetle
bağdaştırmadıklarını ifade etti.
"İzolasyonların kaldırılmasını
istiyoruz"
Talat, "Açıklıkla bir kez daha vurguluyoruz, Türk ordusunun
Ada'daki varlığı, Kıbrıs sorununun nedeni değil,
sonucudur. Bu yüzden, neden ortadan kalkmadan, sonucun ortadan
kaldırılması söz konusu dahi olamaz" dedi.
Talat, "Kıbrıs Rum tarafından beklentimiz bu sürecin bizi
bir çözüme ulaştırmak zorunda olduğunu kavramasıdır.
Onlardan beklentimiz, Kıbrıs'ı sadece Kıbrıslı
Rumlara ait bir ada olarak görmekten vazgeçmeleri ve bu güzel adanın
zenginliklerini bizimle eşit olarak paylaşmaya, eşit düzeyde güç
bölümüne gitmeye hazır olmalarıdır" şeklinde
konuştu.
"Dünyaya sesimizi duyurmaya ihtiyacımız var. Dünyadan bizi
dinlemesini, demokrasinin gereği olarak sadece Rum tarafına
değil, bize kulak vermesini istiyoruz" diyen Talat,
izolasyonların kaldırılmasını istediklerini vurguladı.
Erdoğan'ın ziyareti Rum basınında
|
20 Temmuz, 2008 14:47:00 (TSİ)
CNN TURK |
Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın 20 Temmuz
Barış Harekatı'nın yıldönümü çerçevesindeki KKTC
ziyareti, Kıbrıs Rum kesimi gazetelerinde geniş yer buldu.
Fileleftheros gazetesi, "İki kurucu
devlet ve ortaklıkta ısrar ediyor...
Talat, Erdoğan'ın desteğiyle güçlendi"
başlıklarıyla verdiği haberde, Başbakan Erdoğan
ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın dünkü
görüşmelerinin ardından yaptıkları ortak basın
açıklamasına yer verdi.
Gazete, Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs sorununun çözümünün
"iki eşit halk, iki kurucu devlet arasında, yeni bir
ortaklık çerçevesinde başarılabileceği" yönündeki
sözlerine vurgu yaptı.
Mahi gazetesi de, Başbakan Erdoğan'ın KKTC'ye
yaptığı "yasadışı" ziyaretin, Rum
hükümeti tarafından dün BM ve AB'ye şikayet edildiğini
yazdı.
Habere göre Rum kesimi Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu
dün yaptığı açıklamada, Rum hükümetinin
Erdoğan'ın ziyareti hakkında BM ve AB nezdinde girişimde
bulunduğunu açıkladı.
Türkiye'nin yapıcı bir tutum sergilemediğini, aksine belki de iç
siyasete dönük
olarak, daha da sert tutum takındığını iddia eden
Kipriyanu, yine de Kıbrıs Rum tarafının doğrudan
müzakerelere başlama konusundaki kararının Erdoğan'ın
ziyaretinden etkilenmemesi gerektiğini belirtti.
Rum kesimindeki diğer gazeteler de Erdoğan'ın KKTC ziyareti ve
açıklamalarına ilişkin haberleri, Simerini, "Erdoğan
kışkırtıcı... Talat'a güveniyor", Alithia,
"İşgal altındaki bölgelerde istila kutlamaları"
başlıklarıyla verdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs
sorunun yarım yüzyıldır BMnin gündeminde olduğunu ifade
etti ve Kapsamlı çözüm Kıbrıs Türk Halkı ve KKTC kurucu ve
eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün
olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve
Türkiyenin etkin garantörlüğü gibi vazgeçilemeyecek ilkeler
etrafında inşa edilecektir dedi. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat da, Türk askerinin Adadan Kıbrıs sorunu çözülene kadar
çekilmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.
Kıbrıs
Barış Harekatının 34ncü yıl dönümü kutlamaları
çerçevesinde Başkent Lefkoşada bulunan Dr. Fazıl Küçük
Bulvarında resmi törenler yapıldı. Saat 10.00da başlayan
törenlere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, 2. Ordu
Komutanı Ogeneral Saldıray Berk, KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, DSP
Genel Başkanı Zeki Sezer, siyasi partilerin temsilcileri
Bakanlar, Mehmet Şimşek, Beşir Atalay, Cemil
Çiçek, Murat Başesgioğlu, Binali Yıldırım,
Vecdi Gönül, Mehdi Eker ve çok sayıda vatandaş katıldı. Başbakan Erdoğan ve Rauf
Denktaş, tören alanına girdiğinde vatandaşların
ilgisiyle karşılaştı.
Kutlamalar, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatı, tören
alanına gelişiyle başladı. İstiklal
Marşının okunmasının ardından
Cumhurbaşkanı Talat, tören kıtasını denetledi ve
halkın bayramını kutladı. Ardından,
Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Mustafa İsen,
Cumhurbaşkanı Gülün, mesajını KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talata sundu. Talat da cevabi mesajını İsene verdi.
Daha sonra atletler, Yavuz Zırhlısından çıkarılan
KKTC ve Türkiye bayrakları KKTC Cumhurbaşkanı Talata sundular.
Törende ilk olarak Başbakan Erdoğan bir konuşma
yaptı. Erdoğan, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatının
34ncü yıl dönümünde KKTCde bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Barış Harekatının Kıbrıs
Türkünün soykırıma uğramasını engellediğini
belirten Erdoğan, Barış harekatı, Anavatanın Kıbrıs
Türkünü sonsuzu kadar koruma azim ve kararlılığını
bir kez daha dünyaya duyurmuştur dedi.
BARIŞTAN YANA OLDUK
Biz ülke olarak,
devlet olarak, millet olarak her zaman barıştan yana olduk. Tarih
boyunca politikamız buydu. Bugün politikamız budur, yarın da bu
olacaktır diyen Erdoğan, şunları söyledi:
Kıbrıs davasında bizim amacımız, bizim hedefimiz
bellidir. Benimsediğimiz diplomasi gerçek bir siyasi
kararlılığın sonucudur. Bu kararlık sayesinde Türkiye
Cumhuriyeti ve KKTC Hükümetleri Kıbrıs
meselesinde dünyanın ezberini bozmuş, Adada kimin gerçekten çözüm
istediğini kimin uzlaşmaz taraf olduğunu ayan beyan ortaya
koymuşladır. Biz bütün bu süreci bu anlayışla götürdük. Kıbrıs
davamızda, diyalogtan, barış arayışından hiçbir
zaman taviz vermedik. Sadece 24 Nisan referandumu bile bunun en somut
göstergesidir. Kendi kaderini tayin hakkını kullanan Kıbrıs
Türk Halkının yapıcı ve kararlı tutumu
barıştan, çözümden, uzlaşmadan yana tutumuzu herkese
göstermiştir.
Kıbrıs
sorununun yarım yüzyıldır BMnin gündeminde olduğunu ifade
eden Erdoğan, şöyle konuştu:
Sorunun çözüm çabalarında dikkate alınması gereken parametreler
ortaya çıkmıştır. Şurası çok açıktır
ki, kapsamlı çözüm ancak Adadaki gerçekler temelinde mümkün
olabilecektir. Kimse, ama hiç kimse Kıbrıs
Türk Halkının kendi yönetiminden eşit statü ve eşit
ortaklıktan vazgeçmesini ve azınlık olarak yaşamayı
kabul etmesini beklemesin. Hiç kimse, boş hayaller kurup, bu parametreleri
değiştirme gayretkeşliği sergilemesin. Kapsamlı çözüm Kıbrıs
Türk Halkı ve KKTC kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni
bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki
kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiyenin etkin garantörlüğü gibi
vazgeçilemeyecek ilkeler etrafında inşa edilecektir. Kıbrısta
son olarak iki liderin bir araya gelmelerini ve bir mutabakata
varmalarını olumlu bir adım olarak görüyorum. Kıbrıs
Türk tarafının da bu konuda aktif çaba gösterdiğini biliyoruz.
Türk tarafının bu yapıcı yaklaşımı
karşısında diğer taraf da artık hedef
şaşırtmaktan, kendisine yeni muhataplar aramaktan vazgeçerek
çözüme eşit iki halk arasında yeni bir ortaklık kurulması
suretiyle varılacağını kabullenmelidir.
İZOLASYONLAR KALKMALI
Kıbrıs
Türklerine uygulanan izolasyonları kabul etmediklerinin altını
çizen Başbakan Erdoğan, çözüm isteyen ve
bunun için samimiyetle uğraşan Kıbrıs
Türklerinin cezalandırılmasına son verilmesini istedi. Rum
tarafının yıllardır uzlaşmaz siyasetinin bedelinin Kıbrıs
Türküne ödetildiğini öne süren Başbakan Erdoğan, bu durumun ciddi
bir haksızlık olduğunu söyledi. Erdoğan, Kıbrıs
Türk Halkına uygulanan haksız tecride son veren adımlar vakit
geçirilmeden atılmalıdır. Başta AB olmak üzere uluslar
arası toplum Kıbrıs Türklerine verdiği
sözleri yerine getirmelidir. Kıbrıs Türk Halkının maruz
kaldığı o haksız uygulamaların, siyasi, hukuki,
ahlaki, insani hiçbir açıdan izahı mümkün değildir diye
konuştu.
Kıbrıs
sorunu ile Türkiyenin AB üyeliği arasında bağlantı
kurulmasının yanlışlığına vurgu yapan Başbakan Erdoğan, Kıbrıs
sorunu Türkiyenin AB katılım sürecine karşı
kullanılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki Kıbrıs
Türklerin ve Türkiyenin kabul edemeyceği bir çözüm şeklinin dayatılması
mümkün değildir. Hiçbir zamanda mümkün olmayacak dedi.
TALAT: SORUN ÇÖZÜLMEDEN ASKER ÇEKİLMEYECEK
Törende konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 20 Temmuz
Barış Harekatı ile kazandıklarını koruyarak,
dünyayla bütünleşmek istediklerini vurguladı. Talat, Bu nedenledir
ki Adamızı paylaşmak zorunda olduğumuz Kıbrıs
Rum Halkıyla birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak istiyor
bunun için çalışıyoruz dedi. Kıbrıs
Türk Halkının egemen bir halk olduğuna işaret eden Talat,
Kıbrısta azınlık olmayacağız şeklindeki
açıklamalara tepki gösterdi. Talat, Kıbrısta azınlık
olmayacağız demek, böyle bir ihtimal varmış gibi
düşünmek son derece yanlıştır. Kıbrıs
Türkü asla, hiçbir zaman azınlık olmamıştır ve hiçbir
zamanda azınlık olmayacaktır diye konuştu.
Talat şunları söyledi: Bizim çözüm vizyonumuz bellidir. İki
halkın siyasi eşitliği ve iki kurucu devletin eşit statüsü
zemininde iki kesimli yeni bir ortaklık devletinin kurulması ve
Türkiyenin garantörlüğünün devam etmesidir. Kıbrıs
Türk Halkı kendi asli kurucu yetkilerini kullanarak, egemenlikteki
eşit ortaklığını tescil edeceği bir çözümü
amaçlamaktadır. Rum egemenliğine yama olmak, ya da egemenliği
Rum tarafına bırakmak bizim için asla söz konusu değildir. Kıbrıs
sorununa kapsamlı bir çözüm bulma zamanıdır. BM parametreleri
çerçevesinde adil ve kalıcı bir çözüm.
Talat, konuşmasında Adadaki Türk askeri varlığına
ilişkin eleştirilere de yanıt verdi. Talat şöyle dedi:
Bugüne kadar yaşadıklarımız bize herhangi bir güvenlik
zafiyetine izin vermememizi gerektiğini öğretmiştir. Rum
liderliğinin Türk askerinin Adadan çekilmesinin sorunun çözümüne yardımcı
olacağını ifade etmesini iyi niyetle bağdaştırmıyoruz.
Kıbrıs
sorununu bilmeyen bir kısım dünya liderinin aynı yöndeki
yaklaşımını ise bilgisizliklerine yoruyoruz.
Açıklıkla bir kez daha vurguluyoruz. Türk ordusunun Adadaki
varlığı Kıbrıs sorununun nedeni değil
sonucudur. Bu yüzden, neden ortadan kalkmadan sonucun ortadan
kaldırılması söz konusu dahi olamaz.
NOTLAR
Dr. Fazıl Küçük Bulvarında yapılan resmi kutlamalarda,
Egemenliğimizde asla vazgeçmeyiz, Teşekkürler anavatan,
teşekkürler Mehmetçik, 20 Temmuz 1974 Rum katliamından kurtulma
günüdür, Kıbrıs Türk Halkı geçmişin karanlık
günlerinde asla geri dönmeyecektir, Eşitlik, adalet, özgürlük, hepsinin
temeli egemenliktir, Egemen olmayan azınlık olur, yazılı
pankartlar dikkat çekti.
Konuşmalar sırasında zaman zaman gergilikler de
yaşandı. Bazı vatandaşlar, KKTC Cumhurbaşkanı
Talatın konuşması sırasında aleyhte slogan
atınca, güvenlik görevlileri tören alanından
uzaklaştırdı. Konuşmaların ardından, askeri resmi
geçit töreni ve Türk Yıldızları Akrobasi timi gösteri
yaptı.
HURRIYET 20/07/08
Erdoğan: Eşit statüden vazgeçmeyiz
20/07/2008 RADIKAL
KKTC'de konuşan Erdoğan Rumlara seslendi: Kimse Türk halkının eşit statüden vazgeçmesini beklemesin.
TARIK IŞIK
LEFKOŞA - Başbakan Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin iki
taraflı çözüm politikası değişiyor"
eleştirilerinin yükseldiği bir dönemde Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti (KKTC) Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerinde
konuşarak "Kapsamlı çözüm, ancak Adadaki gerçekler temelinde
mümkün olabilecektir. Hiç kimse, Kıbrıs Türk halkının kendi
yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini ve
azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin"
mesajını verdi.
Makedonyadan örtülü destek
Kıbrıs Barış Harekatının 34. yıldönümü
kutlamaları dolayısı ile kentte yapılan kutlamalarda
Yunanistan ile arasında ülkenin isminden dolayı sorun yaşayan
Makedonyadan destek geldi. Törenlere Almanya, Azerbaycan, İtalya, Makedonya,
İsveç, Pakistan ve Danimarka'dan milletvekilleri, siyasetçiler ve ticari
temsilciler katıldı. Makedonya ise Bakan düzeyinde temsil edildi.
KKTC yetkilileri Yunanistan ile Makedonya arasında yeni bir siyasi
gerilime neden olmamak için Makedonyalı Bakanın ismini
açıklamaktan kaçındı.
"Eşit ortaklık" vurgusu
Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 1974
Harekatının, Kıbrıs Türkünün soykırıma
uğramasını engellediğini kaydetti. Barış
Harekatı, 1974 öncesindeki sıkıntılı günlerin bir daha
yaşanmasına asla müsaade etmeyeceğimizin teminatıdır
diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
Şurası çok açıktır ki, kapsamlı çözüm, ancak Adadaki
gerçekler temelinde mümkün olabilecektir. Hiç kimse, Kıbrıs Türk
halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve eşit
ortaklıktan vazgeçmesini ve azınlık olarak yaşamayı
kabul etmesini beklemesin. Hiç kimse boş hayaller kurup bu parametreleri
değiştirme gayretkeşliği sergilemesin
Rumlar hedef şaşırtmasın
Türk tarafının Adada köklü çözüm için yapıcı
yaklaşımı karşısında Rum tarafının aynı
tavrı sergilemediğini dile getiren Erdoğan, Diğer taraf,
artık hedef şaşırtmaktan, kendisine yeni muhataplar
aramaktan vazgeçerek çözüme eşit iki halk arasında yeni bir
ortaklık kurulması suretiyle varılacağını
kabullenmelidir dedi. Kıbrıs Türklerine uygulanan
izolasyonların sürdürülmesini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz diyen
Erdoğan, çözümden yana olan Kıbrıs Türk halkına uygulanan
izolasyonlarla cezalandırıldığını ve buna son
verilmesi gerektiğini ifade etti.
Kıbrıs ve AB
Güney Kıbrısın, Kıbrıs Türk halkını
tahakküm altına alma çabalarının, egemenliğini Adanın
kuzeyine genişletme gayretlerinin nafile olduğunu kaydeden
Erdoğan, Kıbrıs sorunuyla Türkiyenin AB üyeliği
arasında herhangi bir bağlantı kurulmasını da
doğru bulmadığını söyledi. Erdoğan,
Kıbrıs sorunu Türkiyenin AB katılım sürecine
karşı kullanılmamalıdır. Kıbrıs Türklerinin
ve Türkiyenin kabul edemeyeceği bir çözüm şeklinin
dayatılması mümkün değildir ve hiçbir zaman da mümkün
olmayacaktır dedi
Protestoya yanıt
Erdoğan törende adanın birleşmesine karşı slogan atan
küçük bir gruba da yanıt verdi. Erdoğan, Sevgili
Kıbrıslı Türk kardeşlerim şartlar ne olursa olsun
Türkiye yanınızda olacaktır. Milli davamızda birlik ve
beraberlik içinde olmamız gerekiyor. Siyasete alet etmememiz gerekiyor.
Burada siyaset olmaz, burada birlik beraberlik olmalıdır.
Bulunduğumuz noktadan daha geriye gitmemiz sözkonusu değildir dedi.
Mesajlar Denktaşa
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ise isim vermeden 1'inci
Cumhurbaşkanı Denktaşa gönderme yaptı.
Onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak istediklerini kaydeden Talat,
Kıbrıs Türk halkı egemen bir halktır. Egemenliğini
tartışma konusu yapmak, onu güya tartışılır gibi
göstermek, hiçbir zaman Kıbrıs Türkünün geleceğine
yardımcı olmaz. Kıbrısta azınlık
olmayacağız demek, böyle bir ihtimali varmış gibi
düşünmek son derece yanlıştır. Kıbrıs Türk
halkı hiçbir zaman hiçbir zaman azınlık
olmamıştır ve olmayacaktır. Bunu tartışmamız
son derece içler acısıdır dedi.
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi binası
açılışında konuşan Erdoğan da isim vermeden
Denktaşı ve muhalefeti şöyle eleştirdi:
Benim tek arzum, tek dileğim şudur. Ne olur birbirimizi siyasetin
acımasız diliyle yıpratmayalım. Hele hele böyle milli
günlerimizde manevi değerlerin en üst düzeyde inanıyorum ki yer
bulması gereken günlerimizde birbirimizi yıpratma gayreti içine
girmeyelim. Tam aksine dayanışmanın birbirimizle ele vermenin
günleri olan bu günlerde geleceğe çok daha özgüven içinde bakalım.
Denktaş Erbakana af istedi
Denktaş, 20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarında
Cumhurbaşkanlığını temsil etmek üzere KKTCye gelen
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İseni kabul
etti. Denktaş, Kıbrısa Barış Harekatının
düzenlendiği 1974te Bülent Ecevitle hükümet ortağı olan ve
kayıp trilyon davasından dolayı 2 yıl hapis cezası
alan Erbakan için Güle şu mesajı gönderdi:
Böyle bir günde Cumhurbaşkanının af yetkisini
kullanmasını biz gönülden diliyoruz. Davasının
detaylarını bilmiyorum ama yaptığının
bağışlanması için değil; yaşı ve
sağlığı nedeniyle istiyorum. Böyle bir günde çok güzel
olur. Bunu bir mesaj olarak sayın Cumhurbaşkanına
duyurursanız, biz de tüm kalbimizle destekleriz.
Gül'den Kıbrıs için 'barış' vurgusu
ANKARA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs Barış
Harekatı'nın yıldönümü nedeniyle KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talata Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa
İsen aracılığıyla bir mektup gönderdi. Gül,
mektubunda, şu mesajları verdi:
"Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiyenin tarihi, ahdi ve insani
yükümlülüklerine dayanarak gerçekleştirdiği Barış
Harekatı, kahraman Kıbrıs Türkünün özgürlük mücadelesinde bir
dönüm noktasıdır. Kıbrıs Türk halkı, Adaya huzur ve
istikrar getiren Barış Harekatından bu yana
özgürce yaşama konusundaki kararlılığını dünyaya
kanıtlamıştır. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinin her alanda daha da ilerlemesi için gereken çabayı
göstermeye aynı kararlılıkla devam edecektir.
Kıbrısta siyasi açıdan birbirine eşit iki halk, iki demokrasi
ve iki devlet mevcuttur. Kıbrısta barış ve huzurun
teminatı, Adadaki mevcut gerçeklere dayanacak bir çözümdür. Türkiye
garantör ülke olarak Kıbrısta yeni bir ortaklık kurulması
hedefini paylaşmaktadır."
Babacan'dan Ermenistan'a zeytin dalı
18/07/2008 RADIKAL
Dışişleri Bakanı Babacan: Ermenistan'ı tanıyoruz ve görüşmelerimiz oluyor. Aramızda güncel sorunlar var. Ancak bunların diyalog yoluyla ele alınması esas
ANKARA - Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki temas trafiğinin önemini vurgularken, Kuşkusuz bu temas trafiği, iki ülke arasındaki ilişkiler açısından önemli. Burada önemli olan diyalog yoluyla, yapıcı bir yaklaşımla iki ülke, arasındaki ilişkilerin nasıl normalleştirileceği konusunun görüşülmesidir" dedi.
Dışişleri Bakanı Babacan, İran Dışişleri Bakanı Munaçehr Mottaki ile düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile Ermenistan arasında 'doğrudan görüşmeler'in başladığı haberlerine dikkat çekilmesi üzerine, Türkiyenin Ermenistanı tanıyan bir ülke olduğunu söyledi. Babacan, Bizim Ermenistandan muhataplarımız ile dönem dönem görüşmelerimiz, istişarelerimiz oldu" dedi.
Kendisinin önceki Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Özkanyan ile New Yorktaki BM toplantıları çerçevesinde uzun bir görüşme yaptığını, halefi Edward Nalbandyan ile de uluslararası bir toplantıda kısa bir selamlaşmanın olduğunu anlatan Babacan, ayrıca iki ülkenin Dışişleri Bakanlıklarından diplomatların, dönem dönem görüşmeler yaptıklarını anımsattı. Babacan şöyle devam etti: "Bu temas trafiği iki ülke arasındaki ilişkiler açısından önemli. Burada önemli olan, diyalog yoluyla, yapıcı bir yaklaşımla iki ülke arasındaki ilişkilerin nasıl normalleştirileceği konusunun görüşülmesidir. Sorunlar vardır. Güncel sorunlar vardır, 1915 olayları ile ilgili görüş ayrılıkları vardır. Ancak bunların diyalog yoluyla ele alınması esastır."
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, NATO ülkelerinin ulusal güvenlik danışmalarının Ankarada toplandığı haberlerine ilişkin bir soru üzerine de, NATO üyesi bazı ülkelerin danışmanlar düzeyinde istişare amacıyla dönem dönem bir araya geldiklerinin doğru olduğunu belirtti.
Bu toplantıların farklı dönemlerde farklı ülkelerde yapıldığını anlatan Babacan, Ankarada böyle bir toplantı gerçekleştirdiğini kaydederek, bu toplantılarda NATO ile ilgili konuların ele alındığını söyledi. (anka)
Talat'a güven ve destek tam
ÇÖZÜM, İKİ HALKIN EŞİTLİĞİNDE VE
İKİ KURUCU DEVLET ARASINDA... Kıbrıs'ta çözümün iki
halkın eşitliğine ve iki kurucu devlet esasında
bulunacağını ifade eden Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, bu yönde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile ekibine
güvenlerinin tam olduğunu ve Türkiye hükümetinin desteğinin
süreceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Talat ise görüşme
sürecinde Türkiye'nin tam desteğinin önemli olduğuna dikkat çekti
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Kıbrıs'ta çözümün iki halkın eşitliğine ve iki kurucu
devlet esasında bulunacağını, bu yönde
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile ekibine güvenlerinin tam
olduğunu ve Türkiye hükümetinin desteğinin süreceğini açıkladı.
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı
kutlamalarına katılmak için önceki akşam KKTC'ye gelen Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile beraberindeki heyetin,
Cumhurbaşkanlığı'ndaki görüşmelerinin ardından
Talat ve Erdoğan ortak basın açıklaması yaptı.
Erdoğan, şu anda hazırlıkları süren proje
uyarınca, gelecek yıl haziran ayında Anamur'dan Kuzey
Kıbrıs'a içme suyu taşınması için deniz altı
hattı döşenmeye başlanacağını bildirdi.
Erdoğan, projenin maksimum 3 yılda biteceğini, bu konuda Türkiye
Çevre ve Orman Bakanlığı'na görev verildiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da ortak
açıklamada, Türkiye'nin koşulsuz desteğinin kendileriyle
olduğunu söyledi.
Talat, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan ve beraberindeki bakanlarla yaptıkları görüşmede,
Kıbrıs sorunu yanında, Türkiye'nin KKTC'ye kesintisiz
desteğinin devamının yöntemlerini değerlendirdiklerini ve
bundan sonra da Türkiye'nin desteğinin süreceğini bildiklerini
kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, 25 Temmuz'da Rum
Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la yapacağı
görüşmede, tam teşekküllü müzakere sürecinin
başlatılacağının ilan edileceğini umduğunu
ifade ederek, "Bu süreçte Türkiye'nin bize desteğini bilmek, büyük
güvence" diye konuştu.
Talat: Geniş değerlendirme yaptık
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan
başkanlığındaki iki ülke heyetlerinin görüşmelerinin
ve Talat-Erdoğan baş başa görüşmesinin ardından ortak
açıklamada ilk konuşmayı Cumhurbaşkanı Talat
yaptı.
Cumhurbaşkanı Talat, Erdoğan ve heyetini
KKTC'de görmekten duyduğu mutluluğu ifade ederek,
Erdoğan'ın ilk defa gelmediğini, KKTC'yi, sorunlarını
çok iyi bildiğini, ancak yine de çok geniş değerlendirmelerde
bulunduklarını söyledi.
Kıbrıs sorununda içinde bulunulan
aşamayı aktararak görüş alışverişinde
bulunduklarını kaydeden Talat, başta ekonomik sorunlar olmak
üzere sorunları değerlendirdiklerini ifade etti.
Talat, "Herkesin bildiği gibi Türkiye her zaman
KKTC'nin yanındadır. Koşulsuz desteği her zaman için
bizimle birliktedir. Yarın 20 Temmuz Barış ve Özgürlük
Bayramı... Sayın Türkiye Başbakanı'nın ve geniş
bakan heyetinin bizimle birlikte olması, sanırım TC'nin KKTC'ye
verdiği desteğin en güzel göstergesidir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, görüşmede hem kendisi
ve Başbakan Erdoğan'ın, hem de diğer tüm bakanların
karşılıklı olarak işbirliği imkânlarını
ve Türkiye'nin KKTC'ye kesintisiz desteğinin devam etmesinin yöntemlerini
değerlendirdiklerini vurguladı.
"Destek her zaman yanımızda biliyoruz"
Cumhurbaşkanı Talat, bundan sonra da Türkiye'nin
desteğini her zaman yanlarında bildiklerini ifade ederek, şöyle
konuştu.
"Önümüzde bizi bekleyen Kıbrıs sorunuyla
ilgili hassas süreçte, bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Kıbrıs Türk tarafı Türkiye'yle birlikte Kıbrıs
sorununda BM parametrelerine dayalı, kalıcı bir çözümün bir an
önce olmasını destekliyor. Kıbrıs Türk tarafı olarak
Kıbrıs sorununun siyasi eşitliğimize, iki kurucu devletin
eşit statüsüne dayalı, iki kesimli bir çözümle bir an önce
çözümlenmesini istiyoruz ve bunun için elimizden gelen her çabayı ortaya
koyuyoruz. Bunu da kanıtladık.
Sayın Rum lider Hristofyas'la
gerçekleştirdiğimiz üç görüşmede bu konudaki
istekliliğimizi ortaya koyduk ve gereğini de yaptık. 25'inde
umuyorum bir araya geldiğimizde tam teşekküllü müzakerelerin
başlangıcını da ilan edeceğiz ve böylece
Kıbrıs sorununun çözümü için yeni süreci başlatmış
olacağız.
Bu süreçte Türkiye'nin desteğinin bizimle birlikte
olduğunu bilmek, bize çok büyük bir güvence oluşturuyor. Kendilerine
bir kere daha teşekkür ediyorum."
Erdoğan: Mutabakat bekliyoruz
Türkiye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da,
gördüğü sıcak misafirperverliğe teşekkür ederek,
Cumhurbaşkanı Talat ve KKTC hükümetiyle yaptıkları
görüşmelerde çok faydalı düşünce alışverişinde
bulunduklarını söyledi.
Erdoğan, TC hükümeti olarak Kıbrıs sorununa
adil ve kalıcı çözüm bulunması yönünde ilk günden bu yana
yoğun bir çaba sarf ettiklerini kaydederek, 21 Mart sürecini memnuniyetle
karşıladıklarını belirtti. İki liderin önümüzdeki
günlerde yapacağı görüşmede, kapsamlı görüşmelerin
tarihi konusunda mutabakata varmalarını beklediklerini ifade eden
Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:
"Talat ve ekibine güvenimiz tam"
"Kıbrıs'ta çözüm, BM çatısı
altında, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, adadaki
gerçeklere dayanan, iki eşit halk ve iki kurucu devlet arasında
oluşturulacak yeni bir ortaklık ilişkisi çerçevesinde
bulunacaktır.
Çözüm konusunda Cumhurbaşkanı Talat'a ve ekibine
güvenimiz tamdır. Kendisinin müzakere ekiplerinin ve KKTC hükümetinin bu
konuda aktif ve yapıcı bir çaba içinde olduğunu biliyoruz. TC
hükümeti olarak sizleri bu yönde desteklemeye devam edeceğiz."
Ekonomik gelişmeden örnekler
Türkiye Başbakanı Erdoğan, KKTC'de son
yıllarda kaydedilen ekonomik gelişmede, hükümetlerinin izlediği
çözüm eksenli siyaset kadar, sağladıkları desteğin de
önemli rol oynadığını vurguladı. 2003
yılındaki KKTC ile bugünkü arasında gözle görülür bir
gelişmişlik farkı bulunduğunu ifade eden Erdoğan,
1997-2002 arasındaki Türkiye'den KKTC'ye yılda ortalama 210 milyon
dolar yardım gerçekleştirilmişken, 2003-2006 arasında 3
yıllık yardım ortalamasının 360 milyon dolara
yükseldiğini bildirdi.
Başbakan Erdoğan, 2007-2009 arasında ise bu
ortalamanın 420 milyon dolar olacağını ifade ederek, KKTC
ekonomisindeki gelişmenin sürekli ve kalıcı olabilmesi için
turizm ve yüksek öğretim alanındaki yatırımlara
teşvikler sağlandığını hatırlattı.
Erdoğan, yüksek öğrenimdeki 42 bin öğrenci sayısının
60 bine çıkarılmasının hedeflendiğini kaydederek,
turizmde son 28 yılda 6 bin yatak artışı gerçekleşmişken,
ortak çalışmaları neticesinde 2009 sonuna dek 7 yılda ek 20
bin yatak kapasitesi oluşturulacağını söyledi.
Bu atılımların KKTC ekonomisini
tetikleyeceğini belirten Erdoğan, 1999'da 21 bin olan
üniversitelerdeki öğrenci sayısının 2007'de 42 bine
ulaştığını kaydetti.
"Sağlam ekonomi için zaruri yapısal dönüşüm
sürdürülüyor"
Recep Tayyip Erdoğan, elektrik, yol, su gibi
altyapı yatırımlarına da büyük destek verildiğini
belirterek, sağlam bir ekonomi için zaruri olan yapısal
dönüşümün de KKTC makamlarıyla el ele sürdürüldüğünü, bu
ziyaretlerinde de bakan arkadaşlarının görüşmeleriyle
süreci hızlandıracağını söyledi.
Ekonomik destekleri ve Kıbrıs Türk halkı
üzerindeki izolasyonlara son verme çabalarının bundan böyle de
aynı kararlılıkla devam edeceğini belirten Erdoğan,
Kıbrıs Türk halkının barış ve özgürlüğüne
kavuştuğu 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı'nın
34'üncü yıldönümünde KKTC'li kardeşleriyle bir arada olmanın
mutluluğunu yaşadıklarını, ayrı bir heyecan
duyduklarını ifade etti.
Erdoğan, Türkiye'nin bundan önce olduğu gibi
bundan sonra da, Kıbrıs Türk halkının yanında olmaya,
ona destek vermeye devam edeceğini vurgulayarak, "Bütün dünyanın
bunu anlaması, bilmesi, bu konuda Türkiye'nin hangi iktidar olursa olsun
farklı bir yöne sapma yapacağını beklememesini, burada
ayrıca hatırlatmak istiyorum" dedi.
"İzin almayız"
Türkiye Başbakanı Erdoğan, "Rum
Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın Rumların acı
duyduğu bir günde KKTC'ye gelmesini kınamasıyla ilgili" bir
soruyu yanıtlarken, 20 Temmuz 1974'ün, Kıbrıslı Türklerin
özgürlük mücadelesinin neticesi olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin nereye, ne zaman,
nasıl, niçin gideceğinin iznini kimseden
almadığını, o programını kendisinin tayin
ettiğini ifade eden Erdoğan, barış ve özgürlük
mücadelesinin her zaman yanında olduklarını ve buna devam
edeceklerini kaydetti.
"Anlayış varsa çok kısa zamanda netice
alınır"
Erdoğan, çözüm umuduyla ilgili soruya
karşılık, "barış müzakere masasında
kovalanırsa netice alınacağını" vurguladı,
uzaktan barışın yakalanamayacağına işaret etti.
KKTC Cumhurbaşkanı'nın başlattığı süreçte
iki liderin 3 kez masaya geldiğini hatırlatan Başbakan
Erdoğan, 25 Temmuz'da yapılacak görüşmede de bunun devam etmesi
dileğinde bulundu. Sorunu çözmeye yönelik bir anlayış, ön kabul
varsa, çok kısa zamanda netice almanın mümkün olduğuna inanç
belirten Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Talat'tan
aldığı bilgilerin de bu yönde olduğunu, kendilerinin de
garantör ülke olarak böyle düşündüklerini açıkladı.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bir
Rum gazetecinin Hristofyas'ın çözümün anahtarının Türkiye'nin
elinde olduğunu birçok kez söylediğini belirterek, Türkiye'nin
Kıbrıs konusundaki kırmızıçizgilerini sorması
üzerine, çözümün hiçbir zaman tek taraflı olamayacağını,
taraflar arasında, masada olacağını vurguladı.
"Olumlu yaklaşım yoksa netice alınamaz"
Her iki taraf da çözüme olumlu yaklaşmazsa, netice
alınamayacağına işaret ederek, Hristofyas'ın da Talat
gibi olumlu yaklaşmasını isteyen Erdoğan, "İki halkın,
siyasi eşitliğin, iki kurucu devletin olduğu, adil,
kalıcı, kapsamlı bir Kıbrıs"ı yakalamak için
ön kabuller varsa çözüme gitmenin çok daha kolay olacağını
söyledi.
Erdoğan, iki tarafın Kıbrıs sorununun
çözümüne giden yoldaki farklı yaklaşımlarına işaret
ederek, bu durumda çözümün nasıl sağlanacağını soran
bir gazeteciyi yanıtlarken, henüz çözüme yönelik müzakerelerin
başlamadığını, 25 Temmuz'u bu yüzden önemsediklerini,
bu sürecin de BM zemininde yürümesi gerektiğini kaydetti.
Şu anda iki liderin "peşrev
safhasında" görüşmelerin sürdüğüne işaret eden
Erdoğan, temel ilkelerde mutabakat sağlanırsa, hızla
ilerleneceğini belirtti. KKTC ve Türkiye'nin asla telaffuz etmediği
ifadelerle KKTC'ye yakıştırmalar yapılırsa zaten
neticeye varmanın mümkün olmadığını kaydeden
Başbakan Erdoğan, 24 Nisan 2004'teki referandumlarda hayır diyen
Güney Kıbrıs ödüllendirilirken, evet diyen Kuzey
Kıbrıs'ın cezalandırıldığını hatırlattı,
şunları söyledi:
"Şimdi nasıl oluyor da Kuzey
Kıbrıs bu süreci tıkıyor? Süreci tıkayan biri varsa,
Güney Kıbrıs'tır. Kuzey Kıbrıs önünü
açmıştır. Burada bizim beklentimiz adalettir. Adaletin tecellisi
için de 24 Nisan 2004'te atılan adımla yine geciken bir süreç
vardır, daha önce olduğu gibi... Bunun çözülmesi gerekir. Biz BM
zemininde bu sürecin çözümüne olumlu adımların
atılmasını bekliyoruz. Temennimiz odur ki bu adımlar
atılır."
Talat: Türkiye'den su için güney Kıbrıs'a teklif yaptım
Kuraklık sorunu ve barış suyu projesiyle
ilgili soruya karşılık Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
konuyu daha önce Ankara'da istişare ettiklerini, hem Kuzey hem Güney
Kıbrıs'ın su ihtiyacının teknik komitelerde de
görüşüldüğünü belirtti. Türkiye'nin yardıma her zaman hazır
olduğunu, başlangıçta tankerle, ardından boru yoluyla adaya
su taşınması ve Güney Kıbrıs'a su sevk etme konusunda
Türkiye'nin desteği bulunduğunu belirten Talat, konuyu Rum
tarafına değişik kanallarla ilettiğini, ancak henüz
değerlendirip yanıt gelmediğini açıkladı.
Rum Hükümeti Sözcüsü Stefanu'nun "Kıbrıs
sorunu çözülmeden su almayacaklarını" söylediğini
hatırlatan Talat, "Ama bize ilettikleri resmi bir cevapları
yoktur" dedi.
Erdoğan: Su projesi sürüyor
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da
aynı soruya karşılık, su taşınması konusunda
proje çalışması yapıldığını, gelecek
yıl bu zamanlarda bitecek projeyle Anamur'dan Kuzey Kıbrıs'a
deniz altı hattının döşeneceğini bildirdi. Böylece
Kuzey Kıbrıs'ın geleceğini de kuşatacak suya
kavuşacağını belirten Erdoğan, tamamen içme suyu
taşınacağını söyledi.
Projenin, gelecek yıl haziran ayında bitmesinden
sonra en fazla 3 yıl içinde hayata geçeceğini anlatan Erdoğan,
talimatların Çevre ve Orman Bakanlığı'na verildiğini
bildirdi.
Sıcak basın mensuplarını zorladı
KKTC, Güney Kıbrıs, Türkiye medyası ve
uluslar arası haber ajanslarından çok sayıda basın
mensubunun izlediği Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Türkiye
Başbakanı Erdoğan'ın
Cumhurbaşkanlığı'ndaki ortak açıklamaları,
programlanan saatten 50 dakika rötarla, saat 13.50'de başladı.
Aşırı sıcaktan olumsuz etkilenen basın
mensuplarına iki kez su, bir kez de ayran servisi yapıldı.
Basın açıklaması sırasında yabancı basın
mensupları için İngilizceye simültane çeviri yapıldı.
Sıcak hava, görevlilere de zor anlar yaşattı. Talat ve
Erdoğan için hazırlanan kürsülerin güneşte kalması üzerine
değişiklik yapılarak kürsüler bina girişindeki kemer
altına çekildi ve böylece Talat ve Erdoğan'ın gölgede
konuşmaları sağlandı.
Talat ve Erdoğan, açıklamalarının
ardından basın mensuplarının isteği üzerine el
sıkışarak da poz verdi.
KIBRIS 20/07/08
Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacak
Girne Amerikan Üniversitesi'nde ilk etabı tamamlanan Teknopark,
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da
katıldığı törenle dün öğleden sonra açıldı.
Erdoğan, GAÜ'deki açılışta
yaptığı konuşmada, dünyada cezalandırılan iki
ülkenin Kuzey Kıbrıs ve Filistin olduğunu belirterek,
"İnanıyorum ki Kıbrıs Türk devleti kesinlikle
kurulacak" dedi. Kıbrıs'ta çözüm için adil ve kapsamlı bir
neticeye varılacağını kaydeden Erdoğan, Türkiye'deki
iktidarın bunun dışında bir şeye evet
demeyeceğini söyledi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer de, Anadolu
halkının vergileriyle oluşan kaynaklarla KKTC'ye aktarılan
desteğin yanında kendilerinin daha fazla alın terinden akan
kaynakları aktarmaları gerektiğini vurgulayarak "Ve bu iki
kaynağı birleştirerek 21. yüzyılda çözümün eşit
tarafı olarak dünyada yerimizi almak ve Türkiye'yle birlikte ileriye
gitmek son derece önemlidir" diye konuştu.
GAÜ Teknopark'ın açılış törenine 20
Temmuz kutlamaları için KKTC'de bulunan Türkiye heyeti yanında
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul
Kurttekin, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı, bazı bakanlar, UBP Genel Başkanı
Tahsin Ertuğruloğlu, Girne Belediye Başkanı Sümer
Aygın, öteki davetliler ve GAÜ öğretim üyeleri katıldı.
Açılışın ardından sahne
sanatları kompleksinin temsili temeli de atıldı.
Erdoğan: Sıçrama devam etsin
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, onursal doktora
alarak mensubu bulunduğu GAÜ'nün teknopark yapmasının,
geleceğe yönelik adımlarını yerinde görmenin eğitim
dünyası için büyük kazanım olduğunu söyledi.
Erdoğan, "Hedeflerimiz var. İstiyoruz ki
KKTC eğitimde son 5 yıldaki sıçramasını artırarak
devam ettirsin. Şu anda 42-43 bin üniversite öğrencisinin olduğu
KKTC'de inşallah 60 bin öğrenciye ulaşacağız, onu da
aşacağız. Bunun gerçekleşmesi için KKTC'nin cazibe merkezi
haline gelmesi gerekiyor. Cazibe merkezi haline gelmesi için de
Anavatan-Yavruvatan dayanışması içinde atmamız gereken
adımları atıyoruz, atacağız" diye konuştu.
17 Aralık 2004'te müzakerelerle ilgili kararı
birçok mücadeleyle çıkardıklarını kaydeden Recep Tayyip
Erdoğan, süreçteki en önemli adımlardan birinin 24 Nisan 2004
referandumu olduğunu; referandum sonucuyla Kıbrıslı
Türklerin masadan kaçan taraf olmadığının
anlaşıldığını ifade etti.
"Şu anda nerede neyi konuşsak,
tartışsak karşılarına 24 Nisan 2004'ü
getirdiğimizde söyleyecek sözleri kalmıyor" diyen Erdoğan,
BM'nin, AB'nin sözünü tutmadığını, Rumları
ödüllendirip Kıbrıslı Türkleri cezalandırdığını
anlattı.
"Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacak"
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyada
cezalandırılan iki ülkenin Kuzey Kıbrıs ve Filistin
olduğunu kaydederek, "Ama bunun sonunda ister istemez inanıyorum
Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacaktır. Siyasi eşitlik
olacak, Kıbrıs Türk devleti olacak, adil kapsamlı bir netice
çıkacak. Ve bu kalıcı olacak, öyle geçici değil. Şu
andaki Türkiye iktidarının bunun dışındaki bir
şeye evet demesi mümkün değil."
Erdoğan, YÖK'ün bakışının
iyileşmesiyle KKTC üniversitelerinin çok daha iyiye gideceğini
belirterek, Türkiyeli öğrenci sayısının da
artacağını belirtti ve desteğini yineledi.
Soyer: Bilimsel üretimde de alın teri
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, GAÜ Teknopark
açılış törenindeki konuşmasında, üniversitelerin
sadece ekonomik gelişmeyi değil, bilimsel üretimde de
Kıbrıs Türk halkının alın teri olduğunu
kanıtladığını söyledi.
Türkiye Başbakanı Erdoğan ve heyetinin
ziyaretinin, yakında yoğun bir gündemle görüşme masasında
olacak Kıbrıs Türk halkına en büyük destek olduğunu
belirten Soyer, bu güçlü mesajın herkese
ulaştığını kaydetti. Kıbrıs Türk
halkının tarihte ayakta kalma mücadelesi verdiğini ve bunu
becerdiğini belirten Soyer, Enosis'e karşı verilen mücadeleye
işaret ettikten sonra Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu'nun
Türkiye'yi adada garantör yapan bir anlaşmanın mimarları
olduğunu; 1974'te rahmetli Bülent Ecevit'in kararıyla Barış
Harekâtı'nın düzenlendiğini anlattı.
Başbakan Soyer, Kıbrıslı Türklerin
cemaatten çıkıp Rumlarla eşit bir toplum olmalarında
dönemin liderlerinin verdiği mücadelelerin önemini vurgulayarak,
Türkiye'nin adada çözüm kararlılığı sürecini özetledi ve
Başbakan Erdoğan'a teşekkür etti.
Görüşme sürecinde, Kıbrıs Türk
halkının eşit statüsü için gerekenin yapılması
gerektiğini kaydeden Soyer, bunun için de siyasi istikrara ihtiyaç
duyulduğunu, Türkiye'nin desteğiyle ve titizlikle ekonomik
gelişmeyi de sürdüreceklerini anlattı.
Soyer, Anadolu halkının vergileriyle oluşan
kaynaklarla KKTC'ye aktarılan desteğin yanında kendilerinin daha
fazla alın terinden akan kaynakları aktarmaları gerektiğini
vurgulayarak "Ve bu iki kaynağı birleştirerek 21.
yüzyılda çözümün eşit tarafı olarak dünyada yerimizi almak ve
Türkiye'yle birlikte ileriye gitmek son derece önemlidir" diye
konuştu.
Rum siyasi liderliğine seslenen Soyer, eşitlik
temelinde bir çözüme ve Türkiye'nin AB üyelik sürecindeki gelişmeye
katkı sağlamanın insanlık görevi, bölge
barışına katkı, Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan
halklarının 21. yüzyılda hızla ilerlemesini sağlamak
olduğunu belirtti.
Başbakan Soyer, konuşmasının sonunda
GAÜ Teknopark'ı "çıta yükseltmek" diye niteledi ve GAÜ'yü
kutladı, herkesin yolunun açık olmasını diledi.
Üstün: Öncülük misyonuyla bireyler yetiştiriyoruz
Saygı duruşu ve İstiklal
Marşı'yla başlayan törende ilk konuşmayı yapan GAÜ
Yöneticiler Kurulu Başkan Yardımcısı Olgun Üstün, GAÜ'nün
öncülük ve liderlik misyonuyla eğitim verdiğini, çağın
gerektirdiği donanımlarda ve niteliklerde, çağdaş
becerilere sahip bireyler yetiştirmede öncü olduklarını söyledi.
GAÜ Teknopark hakkında bilgiler aktaran Üstün, KKTC
üniversitelerinde 60 bin öğrenciye ulaşılması hedefiyle
yatırımlarını sürdürdüklerini, ilk etabı tamamlanan
Teknopark'ın ikinci etabının inşaatının
sürdüğünü kaydetti ve "akıllı bina" diye
tanımladığı binanın 9 bin 700 metrekarelik alanı
olduğunu, ikinci etabın ise 14 bin metrekare olacağını
anlattı.
Üstün, "Bir eğitim adasından
araştırma adasına dönüştüğümüz bu süreçte göz
bebeğimiz üniversitelerimiz korunmalı ve desteklenmelidir" dedi.
Üniversitelerin temel işlevinin geleceği hazırlamak
olduğuna işaret eden Üstün, GAÜ'nün her geçen gün dünya
standartlarına sahip olma yolunda hızla ilerlediğini kaydetti.
GAÜ Teknopark
Konuşmaların ardından Türkiye Başbakanı
Erdoğan ve Başbakan Soyer ile törene katılan diğer üst
düzey yetkililer tarafından teknoparkın kurdelesi kesildi.
İzdiham yaratılmaması için binanın gezilmesi
sırasında basın mensuplarının birçoğu ve
davetlilerin bir kısmı içeri alınmadı.
9 bin 700 metrekarelik teknoparkın ilk etabı 9
milyon dolara mal olurken bütününün maliyeti 20 milyon dolara ulaşacak. Bu
rakamın bir kısmının KKTC ve Türkiye hükümetlerince
karşılandığı belirtildi.
Mühendislik ve mimarlık fakültelerine bağlı
bölümler yanında, 18 laboratuar, 4 amfi, 18 derslik ve 72 ofis bulunan GAÜ
Teknopark'ın misyonu "yüksek eğitim ile profesyonel hayat
arasında köprü oluşturmak; araştırma ve geliştirmeyi
özendirmek ve desteklemek; yeni teknolojilerin üretilmesi, takip edilmesi ve
yaygınlaştırılması; bilimsel ve teknolojik
işbirliği; atılımcılık ve
girişimciliğin teşviki" olarak açıklandı.
ADA TV ve ADA FM'in resmi açılışı yapıldı
İş adamı Ali Özmen Safa'nın yönetim
kurulu başkanı olduğu Star Medya Grubu bünyesinde
geçtiğimiz haftalarda yayına başlayan Ada TV ve Ada FM'in resmi
açılış töreni, dün öğleden sonra Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da
katılımıyla yapıldı.
Girne-Karaoğlanoğlu anayolu üzerindeki Star
Medya Grubu binası önünde yer alan törene, Başbakan Ferdi Sabit Soyer,
bakanlar ve diğer davetliler katıldı.
KIBRIS 20/07/08
Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu 2. Etap duble yolu hizmete
açıldı
Erdoğan: Yol medeniyettir, yolu suyu olmayan ülkeler medeniyet
yarışına giremez
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
"Yol medeniyettir, yolu suyu olmayan ülkeler medeniyet
yarışına giremez" diyerek, KKTC'nin özellikle son 5
yıl içerisinde duble yollarla farklı bir altyapı, üst yapı
hamlesini gerçekleştirdiğini vurguladı.
KKTC'nin çekim alanı haline gelmesini temenni eden
Erdoğan, "KKTC gerek eğitimde gerek turizmde gerekse
sanayileşmede bu altyapıyı güçlü olarak hazırlarsa
inanıyorum ki kendi ayakları üzerinde çok daha rahat durabilecek
fırsatı yakalayacaktır" dedi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer de, KKTC'deki ekonomik
gelişmeye hem TC'nin ekonomik ve siyasi gelişmesinin, hem de bu
gelişmeye bağlı olarak verdiği yardıma
Kıbrıs Türk halkının kendi kaynaklarını ekleyerek
bütünleştirmesinin yeni bir sürecin doğmasına sebep
olduğunu söyledi.
Ulaştırma Bankı Salih Usar, Türkiye'nin KKTC'nin
ekonomik ve sosyal gelişimini sağlamak için desteğini hiçbir
zaman esirgemediğini, ancak TC Başbakanı Erdoğan ve onun
bakanlarının döneminde KKTC'ye olan ilgilinin artarak
geliştiğinin görüldüğünü vurguladı.
Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu 2'nci Etap duble yolu dün
düzenlenen törenle hizmete açıldı.
Törene TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, TC'li ve KKTC'li bakanlar ve davetliler
katıldı.
Açılış töreninde sırasıyla,
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar,
Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve TC Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan birer konuşma yaptı.
Erdoğan: KKTC kendi ayakları üzerinde durabilecek
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan törende
yaptığı konuşmada, "Yol medeniyettir yolu suyu olmayan
ülkeler medeniyet yarışına giremez" diyerek, KKTC'nin
özellikle son 5 yıl içerisinde bölünmüş yollarla farklı bir
altyapı, üst yapı hamlesini gerçekleştirdiğini
vurguladı.
KKTC'nin tüm bölgeleri arasında bu yolların
yapılması, su ihtiyacının süratle giderilmesi ve bir çekim
alanı haline gelmesini temenni eden Erdoğan, "KKTC gerek
eğitimde gerek turizmde gerekse sanayileşmede bu altyapıyı
güçlü olarak hazırlarsa, inanıyorum ki kendi ayakları üzerinde
çok daha rahat durabilecek fırsatı yakalayacaktır" dedi.
Erdoğan, dün açılışı yapılan
yolun ve kavşak düzenlemesinin KKTC'ye yeni farklılıklar
getireceğini ifade ederek, bunların sayısının
katlı, köprülü kavşaklarla zenginleştirilerek yapılan
çalışmaların KKTC'ye farklı güzellikler katarak gelen
turistleri de etkileyeceğini söyledi.
"TC'den KKTC'ye su geldiğinde..."
Kuraklığın ciddi anlamda tüm dünyayı
tehdit ettiği gibi Kuzey Kıbrıs'ı da tehdit ettiğini
ve bu konuda gerekli adımları hep birlikte atacaklarını
ifade eden Erdoğan, Türkiye olarak proje çalışmalarını
yürüttükleri su konusunda süratle uygulamaya geçeceklerini belirtti.
"Suyu TC'den KKTC'ye
ulaştırdığımızda sizler Kuzey
Kıbrıs'ın geleceği noktayı tasavvur edin" diyen
Erdoğan, o zaman çok daha farklı bir Kuzey Kıbrıs'ın
konuşulmaya başlanacağını belirtti.
Erdoğan, biten 11 kilometrelik yolun ardından
21.5 kilometrelik yolun daha temellerinin atılacağını ifade
ederek, yol çalışmalarının tamamlanmasıyla hem
kazaların minimize edilmesine hem de huzur içerisinde seyahat edilmesine
fırsat yaratılacağını vurguladı.
Bu yollarla Kuzey Kıbrıs'ı bir baştan
diğer başa donatmaları gerektiğini belirten Erdoğan,
"Durmak yok yola devam. Başka çaresi yok" dedi. Erdoğan,
şu anda 42-43 bin üniversite öğrencisinin eğitim gördüğü
KKTC'nin kısa bir süre sonra 60 bin civarı öğrenciye
kavuşacağını söyledi.
Erdoğan, KKTC'de yaşanan gelişmeleri
sayarak gerçekleştirenleri kutladı ve Kuzey Kıbrıs'a
yatırım yapılması konusunda Türkiye dışında
da tavsiyelerde bulunduklarını belirtti.
Soyer: En büyük destek TC'den
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün gerçekleştirilen
güzel olayın temelinin, KKTC'de Kıbrıs Türk halkının
siyasi eşitlik temelinde var olma deviniminde ulaştığı
noktanın tüm dünyanın gözünde yeniden göz önüne serilmesi
olduğunu belirtti.
Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda
500 yıldır varlığını, çeşitli olumsuz
koşullara rağmen sürdürme mücadelesi verdiğini hatırlatan
Soyer, Kıbrıs Türk halkının direnişini sürdürürken en
büyük desteği Türkiye'den bulduğunu ifade etti.
Soyer, 1963-1974 arasında yaşanan
sıkıntıların ardından Türkiye'nin garantörlük
hakkını kullanmasıyla gerçekleştirdiği 20 Temmuz
Barış Harekâtı'nın yeni koşullar getirdiğini
anlatarak, "Kendi bölgemizde kendi devlet yapımızı geliştirerek
ilerlettiğimiz bu süreci, siyasal ve askeri bu başarıyı
perçinleyecek noktanın ekonomik gelişme olduğunun bilincindeki
Kıbrıs Türk halkı, çabalarını sürdürmektedir"
dedi.
"Önemli gelişmeler sağlandı"
Tayyip Erdoğan'ın Başbakan
olmasının ardından hem Türkiye'nin hem de Kıbrıs Türk
halkının uluslararası alanda gösterdikleri gelişmenin
yanında, KKTC'nin kayaklarının geliştirilmesi ve TC'nin
verdiği yardımların doğru noktalarda
kullanılmasıyla önemli gelişmeler
sağlandığını kaydetti.
Soyer, 1975'ten 2003'e 350 kilometrelik yol
yapılmışken 3.5 yılda 450 kilometrelik yol yapılmış
olmasının bu gelişmenin en önemli kanıtlarından
olduğunu belirtti.
Soyer, "Kıbrıs Türk halkı olarak
bileceğiz ki Türkiye'nin yardımı ve desteği hiçbir zaman
yanımızdan eksik olmayacak. Ama bilmemiz gereken esas nokta kendi
kaynaklarımızı kendimizin geliştirerek ilerletmesi,
doğru kullanması ve bütün bu kaynakları cari harcamalardan
kesilme yerine üretken alanlara yönlendirilmesi bizi bu topraklarda
Kıbrıslı Rumlarla siyasal eşitlik mücadelesinde güçlendirecek
ve geri dönülmez bir şekilde eşitliğimizi siyasal alandaki
mücadelede pekiştirecek en önemli unsur olacaktır. Bundan dolayı
bu çabayı birlikte sürdürmemiz gerekmektedir" diye konuştu.
Usar: Karayolları vücuttaki damarlar gibidir
Ulaştırma Bakanı Salih Usar,
karayollarının "vücuttaki damarlara" benzediğini
belirterek, damarlarda tıkanıklık olduğu zaman nasıl
ki vücut fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremezse, bir ülkenin
kalkınabilmesi ve sosyal ve ekonomik gelişimini sağlayabilmesi
için karayollarının da mutlaka ileri bir noktaya getirilmesi
gerektiğini vurguladı
Usar, yine TC Başbakanı Tayyip
Erdoğan'ın ve seçkin misafirlerin katılımıyla temelini
attıkları ve bugün hizmete konulacak Güzelyurt-Lefkoşa
anayolunun 2'nci etabının yaklaşık 11 kilometrelik bir
mesafeyi kapsadığını ve bu yol üzerinde 2 tane alt geçit
inşa edildiğini anlattı. Usar, yine 2'nci etap yol üzerinde 2
kilometrelik aydınlatılma yapıldığını ve
çevre düzenlemesi kapsamında ağaçlandırma çalışmalarının
da yapıldığını söyledi.
Usar, 2'nci etabın tamamlanması için
toplam 12,5 milyon YTL harcandığını belirterek, dün
itibariyle 3'üncü etap yolun ihale kararının da
alındığını belirtti. Usar, Lefkoşa-Güzelyurt
yolunun 3'üncü etabının 21,5 kilometre uzunluğunda
olacağını ve ihalenin 24 milyon 800 bin YTL'ye
bağlandığını söyledi.
2003'e kadar 369, sonrasında 495 km yol yapıldı
Karayolları Master Planı çerçevesinde 1625
kilometrelik yol inşaatının öngörüldüğünü belirten Usar,
bunun 454 kilometrelik bölümünün duble birinci sınıf yol
inşaatı olduğunu ve ihalelerinin Ankara'da
gerçekleştirilerek hayata geçirildiğini belirtti.
Usar, 1171 kilometrelik 3'üncü sınıf yol
inşaatının da Karayolları Dairesi'nin kontrolünde
gerçekleştirileceğini dile getirerek, master planın hayata
geçtiği 1990 yılından 2003 yılının sonuna kadar
369 kilometre yol yapıldığını, 2004
yılının başından bugüne kadarki sürede ise 495
kilometre yol inşa edildiğini anlattı.
Türkiye'nin KKTC'nin ekonomik ve sosyal gelişimini
sağlamak için desteğini hiçbir zaman esirgemediğini ifade eden
Usar, ancak TC Başbakanı Erdoğan ve onun bakanlarının
döneminde KKTC'ye olan ilginin artarak geliştiğinin görüldüğünü
dile getirdi.
KIBRIS 20/07/08
ABD doğrudan müzakereleri başlamasının
ilanından umutlu
Haravgi ve diğer Rum gazetelerinde yer alan habere göre Nekroponte;
Washington'da ABD Başpiskoposluğu tarafından düzenlenen bir
etkinlikte yaptığı konuşmada; "adanın
bölünmüşlüğünün çok uzun sürdüğünü ve çözümün tek gerçekçi
şekilde; tek bir ulusta, tek vatandaşlık ve iki kurucu devletten
oluşan iki toplumlu, iki kesimli federasyon şekliyle çözülmesi
gerektiğini" savundu.
Nekroponte; ABD'nin Kıbrıs sorununun çözümü
çabalarına destek olmaya hazır olduğunu belirtirken
Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün Kıbrıslılardan
gelmesi gerektiğini söyledi. Nekroponte ayrıca; "adadaki
kültürel mirasın korunması konusunda" ABD'nin desteğine ve
yaptığı yardımlara da değindi.
KIBRIS 20/07/08
Güney'de AİHM şoku
Kıbrıslı bir Türk'ün, Rum iç yargı organlarına
başvurmadan, doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
AİHM'e yapmış olduğu başvurunun, AİHM
tarafından kabul edildiği bildirildi.
Politis gazetesi: "AİHM'den Gelen Haberler Kötü
-Kıbrıslı Türk'ün Başvurusu Devletin İç Yargı
Organlarını Devre Dışı Bıraktı -AİHM'de
Kâbus" başlıkları altında manşet ve iç
sayfalarında geniş yer verdiği haberinde;
Kıbrıslı Türk Nazire Sofi'nin, 2004 yılında, Rum iç
yargı organlarına gitmeden, AİHM'e başvurarak, Larnaka'da
bulunan taşınmaz malının kendisine iade edilmesi talebinde
bulunduğunu, AİHM'nin önceki gün internet sayfasından
yaptığı açıklama ise; Sofi'nin başvurusu için 22 Ocak
2009 tarihinde dinleme duruşması yapılacağını
duyurduğunu yazdı.
Bugüne kadar AİHM'ye yapılan başvurularda,
öncelikle o ülkenin iç yargı organlarına gidilmesi gerektiğini
kaydeden gazete; AİHM'nin Sofi'nin başvurusu konusunda dinleme
duruşması yapmakla, bugüne kadar geçerli olan bu unsuru geçersiz
kıldığını belirtti.
Gazete; AİHM'nin bu kararının, gerek Tasos
Papadopulos dönemindeki hükümetin ve Rum
başsavcılığının çabalarına, gerek
Kıbrıslı Türklerin Güney'deki mallarının yönetiminden
sorumlu "Kıbrıslı Türk Malları İdaresi'ne"
"vurulan bir tokat" niteliği
taşıdığını yazdı.
KIBRIS 20/07/08
Kyprianou condemns
Turkish tactics
By
acqueline Theodoulou
FOREIGN
Minister Markos Kyprianou yesterday condemned the Turkish Prime Ministers
visit to the occupied areas and called his statements unfortunate.
Erdogan, who has been in the occupied north since Friday, said a solution to
the Cyprus problem should be based on the existence of two equal states. He
added that Turkey should remain a guaranteeing force.
Unfortunately, the tactics of Ankara are evident again, said Kyprianou. Not
only is it not holding a constructive stance, but perhaps due to domestic
reasons, it is adopting a harder position, he added.
Speaking to the CyBC yesterday, Kyprianou said the government and his ministry
had already started proceedings to report the illegal visit.
He said the timing of Erdogans visit was unfortunate, as it is a key period
in efforts for a resolution to the Cyprus problem.
Kyprianou hoped that despite public statements, Erdogan would encourage Turkish
Cypriot leader Mehmet Ali Talat to hold a more constructive stance towards the
Cyprus problem, because negative developments could also affect Turkey.
The minister said he would await the decisions that would be made on July 25,
when President Demetris Christofias is set to meet Talat and possibly give the
green line for direct negotiations.
Finally, Kyprianou was keen to point out that all political parties had expressed
their support towards the efforts made by the President of the Republic.
Erdogan met with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat yesterday morning,
while today he will be present at the parade in the north to celebrate the
anniversary of the Turkish invasion.
CYPRUS
MAIL 20/07/08
NTV
Güncelleme: 09:44 TSİ 21 Temmuz 2008 Pazartesi
ATİNA
- Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni,
Kıbrıs Barış Harekatının 34üncü yıldönümü
nedeniyle, yazılı bir açıklama yaptı.
Bakoyanni, Adada Birleşmiş Milletler kararları ve
Avrupa Birliği müktesebatı temelinde adil, kalıcı ve
işler bir çözüm bulunmasını istedi.
İki kurucu devlet temelini savunan Başbakan Recep Tayyip
Erdoğanın aksine Bakoyanni, Adada tek egemenlik altında tek
uyruklu ve uluslararası alanda tek kimlikle temsil edilecek, iki bölgeli,
iki toplumlu bir federasyon kurulması gerektiğini belirtti.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:41 TSİ 21 Temmuz 2008 Pazartesi
BAKÜ -
Ermenistan başbakanı Tigran Sarkisyan, Ermeni gençleri Türkiye
karşıtı propaganda yapmamaları çağrısında
bulundu. Türkiye karşıtı siyaset düşünce ufkumuzu
kıtıtladığı için biz, Ermeniler için tehlikelidir.
Ermenistanın çıkarları uğruna uzun vadeli düşünmek
zorundayız diyen başbakan, Erivan hükumeti ile
yutdışındaki Ermeni lobi ve örgütler arasında Türkiye
konusunda görüş ayrılığı olduğunu itraf etti.
Yutdışında oturan Ermeniler çoğu kez bizlere neden
Türk malları aldığımızı ve açıkça Türkiye
karşıtı politika sürdürmediğimizi soruyor. Hemen
belirtmeliyim ki, bizler Hristiyan kilisesine bağlı halkız.
Dinimiz de düşmanımıza karşı nefretle değil, sevgiyle
yaklaşmamızı öğretiyor. Türk mallarını satın
alma konusuna gelince bu daha çok ideolojik sorundur. Herkes hangi tür
malı almak istediğinde serbesttir. Malın kalitesi üretim
yerinden daha önemlidir diyen Sarkisyan, sözde soykırımı
tanıtma politikasından vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
Ermenistan Başbakanı, Kimse bizlere soykırımı
tanıtma politikasında daha az çaba gösterdiğimizi söyleyemez.
Gücümüz makul olsa da gereken tüm alanlarda konuyu gündeme getirmekteyiz diye
konuştu.
Kanal D Haber
Hayrunnisa Gül, Emine Erdoğan ve Filiz Büyükanıt'ın buluşma noktasını Kanal D haber yakaladı
Emine Erdoğan Kıbrıs'ta
alışverişte.. Alışveriş yaptığı
yer bir kumaşçı dükkanı.. Görüntüler dün çekildi..
19 eylül 2007 tarihinde de kameralar yine aynı yerde Hayrunnisa Gül'ün
peşindeydi. Tam da Emine Erdoğan'ın alışveriş
yaptığı yerde, aynı mağazada...
Hayrunnisa Gül ve Emine Erdoğan'ın
alışveriş için tercih ettikleri yer Girne
Çarşısı. Daha doğrusu Girne Çarşısı'ndaki
bir kumaşçı dükkanı. Her ikisine de KKTC
Cumhurbaşkanı'nın eşi Oya Talat eşlik etti.
Emine Erdoğan, dün bir buçuk saatlik alışveriş sonunda
mağazadan iki büyük torbayla ayrıldı. Hayrunnisa Gül de o
sıralar evlilik hazırlıkları yapan kızı Kübra
Gül'ün çeyizi için kumaş satın almıştı.
Peki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın
eşi Filiz Büyükanıt'ın da Kıbrıs'ta ziyaretlerinde
uğradığı bu dükkanın özelliği ne? Neden devletin
zirvesi her Kıbrıs yolculuğunda buraya uğruyor?
Dükkanın özelliği Scabal, Jean Patou, Pierre Cardin ve Carlton gibi
ünlü İngiliz ve Fransız kumaş markalarını satıyor
olması... Üstelik Türkiye'de zor bulunan bu kumaşları uygun
fiyata müşterilerine sunması. İşte bu nedenle Ankara'dan
Kıbrıs'a her giden bu ünlü dükkana uğruyor.. İngiliz ve
Fransız kumaşlarından alıyor.
MILLIYET 21/07/08
20
Temmuz coşkusu
|
Kıbrıs'ta 1974 yılında Yunanistan'daki
cuntanın gerçekleştirdiği darbenin ardından, Türkiye'nin
garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs'a
gerçekleştirdiği ve yıllarca süren Rum saldırılarına
son veren, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe
kavuşmasını sağlayan 20 Temmuz Barış
Harekâtı'nın 34'üncü yıldönümü törenlerle kutlandı. Türkiye Cumhuriyeti'nden Başbakan Tayyip Erdoğan ve üst
düzeyde temsilcilerin de katıldığı törenler,
şehitliklere çelenklerin konulmasıyla başladı. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberindeki
8 bakan, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa
İsen, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri
Muhyettin Aksaki, Türk Silahlı Kuvvetleri 3. Ordu Komutanı
Orgeneral Saldıray Berk ve beraberlerindeki heyetler Barış ve
Özgürlük Bayramı kutlamaları için KKTC'ye geldi. Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda saat 10.00'da
başlayan resmi geçit töreninde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ile T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan konuştu. 20 Temmuz Barış Harekâtı'nın 34'üncü
yıldönümünde, başkent Lefkoşa'da olduğu gibi
Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke'de törenler ve
çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. 20 Temmuz törenlerinin vazgeçilmezleri arasında yer alan Türk
Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi Türk Yıldızları, yine
Kıbrıs semalarında nefes kesen gösteriler sundu. Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki tören görkemliydi Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda dün düzenlenen
tören kutlamaların doruk noktasını oluşturdu. Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndan düzenlenen Resmi Geçit
törenine KKTC yetkililerinin yanında Türkiye'den devlet ve hükümet
yetkililerini temsilen üst düzeydeki heyetler de katıldı. Türkiye Başbakanı Erdoğan, beraberinde 8 bakan ile
birlikte törenlere katılırken, Türkiye'nin KKTC'ye desteğinin
süreceğini yineledi. Erdoğan önceki gün yaptığı
temaslarda ve dün tören alanındaki konuşmasında,
Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözümün ancak Ada'daki gerçekler
temelinde mümkün olabileceğini vurgulayarak "Kimse
Kıbrıslı Türklerin eşit statü ve ortaklıktan
vazgeçmesini, azınlık olarak yaşamasını
beklemesin" dedi. Tören alanına paraşütle yapılan atlayışlar
ve Türk Yıldızları uçaklarının geçişleri büyük
coşku yarattı. Güvenlik önlemlerinin sıkı olduğu tören alanında
egemenlikle ilgili sloganlar içeren pankartlar asıldı. Lefkoşa'da, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki resmi tören
dün saat 10.00'da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın birlikleri
denetlemesi ve halkın bayramını kutlamasıyla
başladı. Mesaj teatisi-bayrak teslimi Törende, Cumhurbaşkanı ile TC Cumhurbaşkanlığı
temsilcisinin mesaj teatisinden sonra Yavuz Çıkarma Plajı'ndan
getirilen bayraklar Cumhurbaşkanı'na sunuldu. Ardından TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın konuşmaları
yapıldı. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuşmasında,
Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuzla
kazandıklarını koruyarak dünyayla bütünleşmek
istediğini belirterek, şimdi artık çözüm zamanı
olduğunu vurguladı ve "Vizyonumuz, iki kesimli, iki
halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık
devletidir" dedi. 20 Temmuz'un Kıbrıs Türk Halkı için, gerçekten
özgürlüğün ve barışın simgesi olduğunu söyleyen
Talat, "Türk Ordusu'nun varlığı, sorunun nedeni
değil sonucu. Neden ortadan kalkmadan sonucun kaldırılması
söz konusu dahi değil" ifadelerini kullandı. Türkiye Başbakanı Erdoğan da konuşmasında
Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm çabalarını desteklemeye devam
edeceğini vurgulayarak kapsamlı çözümün ancak Ada'daki gerçekler
temelinde olabileceğini vurguladı. Erdoğan, barışın, huzurun, istikrarın
temelinde Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik sosyal açıdan
güçlenmesi ve halkın refah seviyesinin artmasının
yattığını belirterek "Ekonomik
kalkınmasını tamamlayan KKTC, barışın ve
çözümün teminatı olacaktır" dedi. Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki tören resmi geçitle sona
erdi. Katılanlar Törenlere Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye
Cumhurbaşkanlığı adına Genel Sekreter Mustafa
İsen, TBMM adına Başkanlık Divanı Üyesi İdare
Amiri Muhyettin Aksak, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma
Ekenoğlu, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türk Silahlı Kuvvetleri adına 3.
Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Birinci
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye'nin Lefkoşa
Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, KTBK Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu,
GKK Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay
Avcı, Erdoğan'ın beraberindeki bakanlar, KKTC hükümeti
bakanları, bir çok sivil, askeri ve polis yetkilisi, kurum,
kuruluş, dernek ve siyasi parti temsilcileriyle çok sayıda
vatandaş katıldı. Tören alanı bayraklar ve kırmızı beyaz flamalarla
süslendi. Şiirler Tören sırasında bazı vatandaşlar
bağırarak şiir okudu. Kameraların "şair"
vatandaşlara doğru yönelmesiyle şiir okuyanların ses
tonları da yükseldi. . Hava Sporları Federasyonu paraşütçülerine coşku Hava Sporları Federasyonu paraşütçülerinin üzerlerinde KKTC
ve Türkiye bayraklarıyla atlayışlarıyla coşkuya
bıraktı. Paraşütçülerin tören alanına
başarılı atlayışları hem protokolün hem de
vatandaşların coşkulu alkışlarıyla
karşılandı. Paraşüt atlayışlarının ardından
yamaç paraşütü ve yelken kanatlarla, federasyon uçaklarının
geçişi de alkışlarla karşılandı. Türk Yıldızları ve helikopterler Resmi geçit törenleri sırasında Türk
yıldızlarının ve helikopterlerin bulvar üzerinden
uçuşları da coşkuya neden oldu. Törende resmi geçit
sırasında KTBK ve GKK'nın sahip olduğu imkanlar da
sergilendi. Deniz Kuvvetleri'ne bağlı denizcilerin resmi geçit
töreninde beyaz üniformalarıyla geçişleri de törene farklı bir
renk kattı. "Türkiye seninle gurur duyuyor" Törenin sonunda Türkiye Başbakanı Erdoğan aracına
binerken, kalabalık bir grup vatandaş Türkiye
Başbakanı'nın aracına yaklaşarak "Türkiye
Seninle Gurur Duyuyor" sloganları attı ve başbakanı
alkışlarla uğurladı. Boğaz Şehitliği'ndeki tören Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle Boğaz
Şehitliği'nde saat 08.30'da tören düzenlendi. Törende, 1974
yılında Kıbrıs Türklerinin özgürlüğü için şehit
düşen 326 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu ve diğer
şehitler anıldı. Protokol sırasıyla çelenklerin konulmasıyla
başlayan törende; saygı marşı eşliğinde
saygı duruşu ve saygı atışı
yapılmasının ardından İstiklal Marşı
eşliğinde bayraklar göndere çekildi. Tören, Boğaz
Şehitliği Anıt Özel Defteri'nin imzalanmasıyla sona erdi.
Törene; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TC
Cumhurbaşkanlığını temsilen TC
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen,
Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM'yi temsilen TBMM
İdare Amiri Muhyettin Aksak, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, T.C.
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 1'inci Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, TC Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Türk
Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk, Türk
Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri
Kıvrıkoğlu, 28'inci Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail
Serdar Savaş, 39'uncu Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş,
Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, 14'üncü
Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk
Şengün, Güvenlik Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Salih
Cengaver Cem, Kıbrıs Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan,
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı, Ana Muhalefet UBP Genel Başkanı
Tahsin Ertuğruloğlu, bazı bakan ve milletvekilleri ile üst
düzey bürokratlar, siyasi parti, kurum, kuruluş yetkilileri, üniversite
rektör ve temsilcileri katıldı. Törende; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TC
Cumhurbaşkanlığını temsilen TC
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen,
TBMM'yi temsilen TBMM İdare Amiri Muhyettin Aksak, TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk Silahlı Kuvvetleri
Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk Şehitlik Anıt Özel
Defterini imzaladı. Talat: Kararlıyız Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat anıt özel defterine
şunları kaydetti: "Aziz Şehitlerimiz, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük
Bayramı'nın 34'üncü yıldönümünde
huzurlarınızdayız. Uğrunda canlarınızı feda ettiğiniz
Kıbrıs Türkü'nün barışı ve özgürlüğü için
çalışıyoruz. Sizin özverilerinizin değerini biliyoruz. Hedeflediğimiz barış ve özgürlüğü
çağdaş değerlerle bütünleştirmek elde etmek için azimli
ve kararlıyız. Halkımızın siyasi ekonomik ve sosyal
eşitliğin sonsuza dek elde edilebilmesi, dünyayla bütünleşme
yolundan sapmamak için kararlılıkla ilerlerken biliyoruz ki; bir
daha şehit vermemek ve halkımıza bu acıları
yaşatmamak için sağlam ve kalıcı bir barışa
ihtiyaç vardır. Azim ve irademiz sizlerin fedakârlıklarınızdan
aldığımız güçle, TC'nin kayıtsız
şartsız ve her koşulda sağladığı destekle
büyüyerek geleceği kurma yolunda ilerliyoruz. Daima kalbimizdesiniz, huzurunuzda saygıyla eğiliyoruz.
Rahat uyuyun." İsen TC Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa
İsen de deftere şunları yazdı: "Aziz şehitlerimiz, Kıbrıs Türk halkının varlık,
bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi uğruna
canlarımızı korkusuzca feda ederek şahadet mertebesine
eriştiniz. Büyük Türk ulusunun gelecek nesilleri de sizleri daima minnet ve
şükranla hatırlayacaktır. Bu duygularla 20 Temmuz
Barış Harekatı'nın 34'üncü yıldönümünü idrak
ettiğimiz bu gün manevi huzurunuzda saygı ve minnetle
eğiliyoruz. Ruhunuz şad olsun." Aksak TBMM İdare Amiri Muhyettin Aksak da deftere şunları
yazdı: "Aziz şehitlerimiz, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin
dönüm noktası olan 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nda
gösterdiğiniz eşsiz kahramanlık büyük Türk milletinin
hafızasındaki müstesna yerini ilelebet koruyacaktır. Kıbrıs Barış Harekatıyla yüce Türk
milletinin ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türk halkının
egemenliğine olan sarsılamaz bağlılığı ve
tarihin her döneminde muhafaza ettiği insanca yaşama
kararlılığı dosta düşmana
kanıtlanmıştır. Manevi huzurunuzda şükranla eğiliyoruz.
Ruhlarınız şad olsun." Erdoğan T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da Anıt Özel
Defteri'ne şunları kaydetti: "Kahraman şehitlerimiz, Kıbrıs Türk halkının kutsal davası
uğruna canlarınızı korkusuzca feda ederek, şahadet
mertebesine eriştiniz ve büyük Türk milletinin şanlı
tarihindeki müstesna yerinizi aldınız. 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34'üncü
yıldönümünü Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle birlikte
kutlarken aziz hatıranız önünde bir kez daha şükran borcumuzu
ifade ediyorum. Fedakarlığınız Kıbrıs Türk
halkının ebediyen bekasının teminatıdır.
Ruhlarınız şad olsun." Berk Türk Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk
de deftere şunları yazdı: "Aziz şehitlerimiz, Kıbrıs Türk halkının insani ve uluslararası
anlaşmalardan doğan haklarına yönelmiş olan haksız
bir vahşete dur demek Kıbrıs Türkünü hak ettiği
barış, özgürlük ve çağdaş yaşam şartlarına
kavuşturmak uğruna en değerli varlığınız
olan canınızı feda ettiniz. Sizler Türkün vatan, bayrak ve millet uğruna ölüme
atılacağını bütün dünyaya gösterdiniz. Türk Silahlı Kuvvetleri, dün olduğu gibi bugün ve gelecekte
de Kıbrıs Türk halkının bekasının ve
güvenliğinin teminatı olmaya devam edecektir. Sizleri minnet ve şükranla anıyorum, manevi huzurunuzda
saygıyla eğiliyoruz. Ruhunuz şad olsun." Anıttepe'deki tören Kutlama etkinlikleri çerçevesinde Kıbrıs Türk
Halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük'ün manevi
huzurunda tören düzenlendi. Dr. Fazıl Küçük'ün Anıttepe'deki kabri başında
yer alan tören, dün saat 09:30'da protokol sırasına göre kabre
çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı Marşı
eşliğinde saygı duruşu yapılması ve
İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere
çekilmesinin ardından tören, Anıt Özel Defteri'nin
imzalanmasıyla sona erdi. Törene Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü temsilen
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen,
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM'yi temsilen
TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin Aksak,
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk Silahlı
Kuvvetleri'ni temsilen 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, TC
Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Kıbrıs Türk
Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri
Kıvrıkoğlu, 28. Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail
Serdar Savaş, 39. Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş,
Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, 14.
Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk
Şengün, Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, Kıbrıs
İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay
Avcı, Ana Muhalefet Partisi UBP Genel Başkanı Tahsin
Ertuğruloğlu, Türkiye ve KKTC'den bazı bakan ve
milletvekilleri ile üst düzey askeri ve sivil yetkililer katıldı.
Törende ayrıca siyasi parti, sivil toplum örgütleri, muharip dernekler,
kurum, kuruluş ve okul temsilcileri de yer aldı. Anıt özel defterine yazılanlar Anıt Tepe Özel Defteri'ne, sırasıyla
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TC
Cumhurbaşkanlığı Temsilcisi Mustafa İsen, TBMM
Temsilcisi İdari Amiri Muhiyettin Aksak, T.C. Başbakanı Recep
Tayyip Erdoğan ve Türk Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral
Saldıray Berk düşüncelerini yazdılar ve imzaladılar. Talat Cumhurbaşkanı Talat anıt özel defterine
şunları kaydetti: "Aziz Önderimiz Dr. Fazıl Küçük; Kıbrıs Türkü'nün senin liderliğinde
yaktığı meşale ve yürüttüğü var oluş
mücadelesinin başarıya ulaştığını bugün
kutladığımız 20 Temmuz Barış ve Özgürlük
bayramında daha iyi anlıyoruz. Halkımıza daha iyi bir
yaşam, güvenli ve çağdaş bir ülke yaratmak, dünya ile
bütünleşme hedefimiz, yakmış olduğun meşalenin
ışığında çocuklarımıza teslim
edeceğimiz parlak gelecek olarak, avuçlarımızdadır. Bugün
huzurunda sana bir kez daha teşekkür ederken, senden bize emanet
demokratik ve laik cumhuriyetimizin, çağdaşlaşma yolunda kat
ettiği mesafeyi, çok daha iyi anlıyoruz. Önünde saygı ile eğiliyoruz,
rahat uyu." İsen TC Cumhurbaşkanlığı Temsilcisi Mustafa İsen
de Anıt Özel Defterine şunları yazdı: "Değerli Lider Dr. Fazıl Küçük, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Harekatı'nın 34.
yıldönümünü önderliğini yaptığınız kahraman
Kıbrıs Türk Halkı ile gönül birliği içinde coşku ve
gururla kutluyoruz. Kıbrıs Türkü'nün unutulmaz mücadelesine
yaptığınız katkılar Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nin hür ve demokratik ortamında yetişen yeni nesiller
tarafından da daima minnetle anılacak.
Yaktığınız özgürlük meşalesi Kıbrıs Türk
halkının yolunu aydınlatmayı sürdürecektir. Bu
anlamlı günde aziz hatıranızı bir kez daha şükran ve
tazimle anıyoruz." Aksak TBMM Temsilcisi İdari Amiri Muhiyettin Aksak'ın Anıt
Özel Defterine kaydettikleri ise şöyle: "Değerli lider Dr. Fazıl Küçük; Dirayetli önderliğinizde yücelen Kıbrıs Türk
Halkı'nın mukaddes mücadelesinin en anlamlı eseri olan egemen
ve bağımsız KKTC'de Kıbrıslı Türk
kardeşlerimizle birlikte 20 Temmuz Barış
Harekatı'nın 34. yıldönümünü bugün coşkuyla kutlarken
aziz hatıranız önünde şükran ve tazimle eğiliyoruz. Türk
Ulusu'nun ayrılmaz bire parçası olan fedakar Kıbrıs Türk
halkının haksızlığa karşı özgürlüğü
ve egemenliği uğruna verdiği eşsiz mücadeleye
yaptığınız katkılar her zaman minnetle
anılacaktır. Bu duygularla Kıbrıslı Türk
kardeşlerimizle beraber geleceğe duyduğumuz güven ve inançla,
aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyoruz. Erdoğan T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Anıt
Özel Defteri'ne yazdıkları şöyle: "Kıbrıs Türk Halkının Cesur Önderi, 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıldönümünü
bugün coşkuyla kutlarken Kıbrıs Türk Halkı'nın
haklı davası için özveriyle sürdürdüğü çetin mücadeledeki
dirayetli önderliğinizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyoruz.
Bu anlamlı günde manevi huzurunuzda Türkiye Cumhuriyeti'nin
Kıbrıs Türkü'nün barış, huzur ve refah içinde
yaşaması için daima yanında olacağımızı
bir defa daha ifade ediyor, Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle
aziz hatıranızı bir kez daha yad ediyoruz." Berk Türk Silahlı Kuvvetleri Temsilcisi Orgeneral Saldıray Berk
de Anıt Özel Defteri'ne şunları kaydetti: "Aziz Lider Dr. Fazıl Küçük, Bugün, benliğinizle kendinizi feda ederek Kıbrıs Türk
halkının bağımsızlığa kavuşması
yolunda başlatmış olduğunuz şanlı ve onurlu
mücadelenizin zafere ulaştığı 20 Temmuz Barış
Harekatı'nın 34. yıldönümünde huzurunuzdayız.
Kıbrıs Türk Halkı'nın kalbinde yakmış
olduğunuz meşale önderliğinizden alınan güçle evrensel
niteliklere sahip modern bir devlete dönüşmüştür. Bu meşalenin
aziz Kıbrıs Türkü tarafından geleceğe
taşınacağından emin olunuz. Türk Silahlı Kuvvetleri
Kıbrıs Türk Halkı'nı halkı mücadelesinin unutulmaz
liderini ve özgürlük mücadelesini daima kalbinde yaşatacaktır.
Türkiye'nin ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adada huzur ve güven ortamının
teminatı olmaya devam edeceğini bir kez daha ifade ediyor, aziz
hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun"
Lefkoşa Atatürk Anıtı önünde tören yapıldı Kutlama törenleri çerçevesinde başkent Lefkoşa'daki Atatürk
Anıtı önünde tören düzenlendi. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ile T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da
aralarında bulunduğu üst düzey yetkililerin
katılımıyla yapılan tören, çelenklerin konulmasıyla
başladı. Saygı Marşı eşliğindeki
saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde
bayrakların göndere çekilmesinin ardından tören Anıt Özel
Defteri'nin imzalanmasıyla tamamlandı. Törene Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü temsilen
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen,
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, TBMM'yi temsilen TBMM
Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin Aksak,
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, 1.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk Silahlı
Kuvvetleri'ni temsilen 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, TC
Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Kıbrıs Türk
Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri
Kıvrıkoğlu, 28. Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail
Serdar Savaş, 39. Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş,
Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, Güvenlik Kuvvetleri
Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem, 14.
Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk
Şengün, Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay
Avcı, Türkiye'nin Kıbrıs İşleri'nden de Sorumlu
Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Ana Muhalefet Partisi UBP Genel
Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye ve KKTC'den
bazı bakan ve milletvekilleri ile üst düzey askeri ve sivil yetkililer
katıldı. Törende ayrıca siyasi parti, sivil toplum örgütleri,
muharip dernekler, kurum, kuruluş ve okul temsilcileri de yer aldı. Anıt özel defterine yazılanlar Anıt özel defterine sırasıyla, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhurbaşkanı adına
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, TBMM
adına TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri
Muhyettin Aksak, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve TSK
adına Orgeneral Saldıray Berk duygu ve düşüncelerini
aktardı. Talat Cumhurbaşkanı Talat, deftere şunları yazdı: "Bir kez daha 20 Temmuz Barış ve Özgürlük
Bayramı'nın 34. yıldönümü vesilesiyle huzurunuzda olmanın
gururunu yaşamaktayım. Senin oluşturduğun ilkeler, çağdaş değerler
ve gelişmiş dünya görüşünün tüm dünyaya olduğu gibi
Kıbrıs Türk halkının vermiş olduğu özgürlük
mücadelesinin ana kaynağıdır. Bugün çağdaş, demokratik ve laik KKTC kurum ve
kuruluşlarıyla halkına en iyi hizmeti verme gayreti içinde
olup, daha da yükseklere taşımayı hedeflemektedir. Dünya ile
bütünleşme yolunda KKTC azim ve kararlılıkla ilerliyor. Yüce Atam, Kıbrıs Türk halkı senin gösterdiğin
yol doğrultusunda yürümeye devam ediyor, edecektir. Kıbrıs
Türk halkının sana olan inancını yineleyerek, aziz
hatıran önünde saygıyla eğiliyorum." İsen TC Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa
İsen de deftere şunları yazdı: "Kıbrıs Türk halkıyla güç ve gönül birliği
içinde şanlı 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34.
yıldönümünü idrak etmenin heyecan ve gururuyla manevi
huzurunuzdayız. Türkiye Cumhuriyeti, huzur, güven ve refah içinde yaşaması
için haklı Kıbrıs davasında Kıbrıs Türkü'nün
daima yanında olacaktır. Bu mutlu ve anlamlı günde aziz
hatıran önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz." Aksak TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İdare Amiri Muhyettin
Aksak ise şunları yazdı: "Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle güç ve gönül
birliği içinde 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34.
yıldönümünü idrak etmenin coşku ve gururuyla manevi huzurundayız.
Tarihi parlak zaferlerle dolu olan ve eşsiz medeniyetlerin
mirasını onurla taşıyan büyük Türk milletinin birlik ve
beraberliğini muhafaza ederek dünyada hak ettiği yere
ulaşacağına dair inancımız tamdır. Türkiye
Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türk halkın karşı ahdi ve
tarihi vecibelerini yerine getirmek hususundaki
kararlığını manevi huzurunuzda teyit ediyor, aziz
hatıranız önünde minnetle eğiliyoruz." Erdoğan T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da deftere
şunları yazdı: "Yıllarca özgürlüğü kısıtlanan, baskı
altında direnen Kıbrıs Türk halkının
özgürlüğünü ve aydınlık geleceğini güvence altına
alan şanlı 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34.
yıldönümünde heyecan ve gururla huzurunuzdayız. Yakmış olduğunuz meşalenin
ışığında daha aydınlık günlere doğru
ilerlediğimiz Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle aziz
hatıranızı bir kez daha minnet ve saygıyla
anıyoruz." Berk Orgeneral Saldıray Berk de deftere şunları yazdı: "Aziz Atam, kahraman mehmetçik ve mücahitlerin çok zor
koşullar altında omuz omuza mücadele ederek, Kıbrıs
Türkü'nü barış ve özgürlüğe kavuşturduğu heyecanla
yüksek huzurunuzdayız. Barış Harekatıyla, yıllarca gördüğü
baskı ve zulümden kurtulan Kıbrıs Türkü ilke ve
inkılaplarını rehber edinerek başlattığı
uygarlık ve kalkınma mücadelesini, azimle devam ettirmektedir. Türk ulusu ve Türk Silahlı Kuvvetleri, KKTC'nin uygarlık ve
kalkınma yolunda attığı her adımda daima onun
yanında ve en büyük destekçisi olmaya devam edecektir. Bize emanet
ettiğin kutsal eserin Kıbrıs Türk
uygarlığını sonsuza kadar yaşatma azim ve
kararlılığında olduğumuzu bir kez daha tekrar eder,
aziz hatıranız önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz" Yavuz Çıkarma Plajı'ndaki tören 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 34'üncü
yıldönümü dün sabah saat 08:50'da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20
Temmuz 1974'te adaya çıktığı Alsancak Yavuz Çıkarma
Plajı'nda düzenlenen törenle kutlandı. Protokol sırasına göre çelenklerin denize
bırakılmasıyla başlayan Yavuz Çıkarma
Plajı'ndaki törende 21 pare top atışı yapıldı,
saygı marşı ve saygı duruşunda bulunuldu, yatlar
tarafından Türkiye'den getirilen bayraklar karaya çıkarılarak
İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekildi.
Ardından adada yakılan 'Barış ve Özgürlük Ateşi'
meşalesi, Türk askeri tarafından sahile çıkarılarak
Lefkoşa'daki tören alanına taşınmak üzere Girne Amerikan
Üniversitesi (GAÜ) atletine teslim edildi. Yavuz Çıkarma Plajı'ndaki tören Karaoğlanoğlu
Şehitliği'nin gezilmesi ve kabirlere çiçek konulması ile sona
erdi. Törene, Cumhurbaşkanlığı'nı temsilen
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca,
KKTC Meclisini temsilen Meclis Müdürü İbrahim Alkan, TBMM'yi temsilen
TBMM Meclis Müdür Muavini Hüseyin Şener, KKTC
Başbakanlığını temsilen Başbakanlık
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ahmet Muratoğlu, TC
Lefkoşa Büyükelçiliğini temsilen Eğitim Müşaviri Esat
Sağcan, Girne Kaymakamlığını temsilen Merkez
Kaymakamı Mehmet Taylan Özgeç, KTBK'ı temsilen Lojistik Destek Grup
Girne Garnizon Komutanı Piyade Kıdemli Albay Bülent Tekdemir,
GKK'yı temsilen Sahil Güvenlik Komutanı Deniz Albay Sümer Sönmez,
Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, Alsancak Belediye
Başkanı Yücel Atakara, Girne Polis Müdürü Can Sinan Karlıova,
bazı milletvekilleri, siyasi parti, okul ve derneklerin başkan ve
temsilcileriyle askeri erkan katıldı. Gazimağusa'daki tören 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 34'üncü
yıldönümü Gazimağusa'da da düzenlenen törenlerle kutlandı. Saat 10.00'da Zafer Anıtı'nda yer alan ilk törende,
protokol sırasına göre Kaymakam Vekili Mehmet Nurettin, TSK
adına Merkez Komutanı Piyade Kıdemli Albay Abdülkadir Cüneyt
Giray, GKK adına 4. Piyade Alay Komutanı Piyade Kurmay Albay Mehmet
Dağman, Belediye Başkanı Oktay Kayalp, Gazimağusa Polis
Müdürü Erdal Emanet, siyasi parti, DAÜ Rektörlüğü, dernek, vakıf,
okul, kurum ve kuruluş temsilcileri tarafından çelenk
konulmasıyla başladı. Buradaki tören, saygı duruşu ve ardından İstiklal
Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle
tamamlandı. Polat Paşa Bulvarı'ndaki ikinci tören ise, Kaymakam Vekili,
Komutanlar ve Belediye Başkanı'nın halkın ve tören
birliklerinin bayramını kutlamalarıyla başladı. İstiklal Marşı'nın okunmasının
ardından İstihkam Savaş Taburu Komutanlığı
mensuplarından İstihkam Teğmen Ferhat Çalışkan ile
Gazimağusa Türk Maarif Koleji tarih öğretmeni Emine
Kasapoğlu'nun konuşmaları ile süren tören, bir öğrencinin
şiir okuması ve tören geçişiyle sona erdi. İstihkam Teğmen Ferhat Çalışkan törende,
"Kıbrıs ulusal davamız olduğu gibi 20 Temmuz
Barış ve Özgürlük Bayramı da hepimizin bayramı"
dedi. Çalışkan, 20 Temmuz'un, özgür ve insanca yaşamaya
bağlı Kıbrıs Türk halkının
varlığının pekiştirildiği ve tüm dünyaya ilan
edildiği tarihi bir gün olduğunu vurguladı. Çalışkan, Barış Harekatı'nın adadaki
Türk ve Rumlara özgürlük, Yunanistan'a da demokrasiyi tekrar kazandıran
bir olgu olduğunu kaydetti. Çalışkan, haksız ambargolara ve engellere
karşın, KKTC'nin barış ve istikrar içerisinde hak
ettiği refah ve gelişmeyi sağlamanın herkesin görevi
olduğunu ifade etti. Gazimağusa Türk Maarif Koleji tarih öğretmeni Emine
Kasapoğlu da, Kıbrıs Türk Halkı'nın 11 yıl
boyunca mezalime direndiğini Mehmetçik'in adaya çıkmasıyla 20
Temmuz'da aydınlık günlerin başladığını
söyledi. Mehmetçik'in adaya barışı ve huzuru sağlamak,
Kıbrıs Türkü'nün haklarını korumak için geldiğini
kaydeden Kasapoğlu, "Türk ulusu, büyük önder Atatürk'ün de
dediği gibi mecbur kalmadıkça savaşın cinayet
olduğuna inanır. Kıbrıs Türkü'ne saldırılar
büyük boyutlara ulaşmıştı" dedi. Türk ordusunun adada barış için bulunduğunu kaydeden
Kasapoğlu, "Türk halkının amacı,
başkalarının haklarını gasp etmek değil, sahip
olduğu topraklarda özgür ve bağımsız
yaşamaktır" dedi. Girne'deki tören 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Girne'de de
törenle kutlandı. Yavuz Çıkarma Plajı'nda dün sabah başlayan Girne
bölgesindeki kutlamalara saat 16:00'da Kordonboyu Caddesi Atatürk
Anıtı'nda gerçekleştirilen törenle devam edildi. Kordonboyu'nda yer alan törende Atatürk anıtına çelenkler
konuldu, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı
eşliğinde bayraklar göndere çekildi, günün anlam ve önemini
belirten konuşmalar yapıldı, şiirler okundu. Girne'deki tören yapılan resmi geçitle sona erdi. Törene, Girne Kaymakamı adına Merkez Kaymakamı Mehmet
Taylan Özgeç, KTBK Lojistik Destek Grup Girne Garnizon Komutanı piyade
Kıdemli Albay Bülent Tekdemir, GKK Sahil Güvenlik Komutanı Deniz
Albay Sümer Sönmez, Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, Girne
Polis Müdürü Can Sinan Karlıova, bazı milletvekilleri, siyasi
parti, okul, dernek, kurum kuruluşların başkan ve
temsilcileriyle askeri erkan katıldı. Coşkulu bir halk kitlesinin izlediği Girne'deki törende
günün anlam ve önemini belirten konuşmaları KTBK'dan
Ulaştırma Üsteğmen Volkan Yıldız ile Anafartalar
Lisesi tarih öğretmeni Nurbanu Kutlay gerçekleştirdi. Resmi geçitle sona eren törende saat 18:00'de Türk Hava Kuvvetleri'ne
bağlı 'Türk Yıldızları' akro tim gösterisi sundu. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlama
etkinlikleri çerçevesinde dün ayrıca saat 19:00'da Atatürk
Anıtı önünde KTBK Bandosu, saat 21:30'da Kıbrıslı
Türk Sanatçı Ziynet Sali ise Girne Amfi Tiyatro'da konser verdi. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri
Komutanlığı Ulaştırma Üsteğmen Volkan
Yıldız törende yaptığı konuşmada, kurtuluş
yıldönümlerinin ulusların en büyük bayramları olduğunu
belirterek, 20 Temmuz'un, ulusal onurundan ödün vermeyerek bu uğurda her
türlü özveri ve sıkıntıya katlanarak Kıbrıs'ta
destan yaratan Kıbrıs Türk halkının Kurtuluş
Bayramı olduğunu söyledi. Kıbrıs Türkü'nün özgürlük ve
bağımsızlık mücadelesinin 1878 yılında
adanın İngiltere'ye geçici olarak bağlanmasıyla
başladığı ve 20 Temmuz 1974'e kadar uzanan çileli ve
çetin bir yol olduğunu belirten Üsteğmen Yıldız,
konuşmasında yaşanan tarihsel süreç ve gelişmeleri dile
getirdi. Anafartalar Lisesi Tarih Öğretmeni Nurbanu Kutlay ise, bugün
Kıbrıs'a barış ve özgürlük getiren 20 Temmuz
Barış Harekatı'nın 34'üncü yıl dönümünü büyük bir sevinç
ve gururla kutlandıklarını belirterek, Kıbrıs Türk
halkının haklarını almak ve korumak amacıyla
yıllarca direndiğini söyledi. Konuşmasında Kıbrıs'taki mücadelenin; "milli
dava ve karar" doğrultusunda kazanıldığını
yabancı ülkelerin yardımıyla gerçekleşmediğini ifade
eden öğretmen Kutlay, bu çerçevede dönemin Başbakanı Ecevit
ile bu uğurda canlarını veren aziz şehitlerin
unutulmamasını istedi. Güzelyurt'taki tören 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Güzelyurt'ta da
Atatürk Anıtı ve Müze önünde yapılan törenle kutlandı. Törene, Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar,
Güzelyurt Kaymakamı Cemal Türkler, 49'uncu Kurmay Albay Zafer
Kartaş, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'ndan II. Piyade
Alay Komutanı Mehmet Çelebioğlu, Güzelyurt Polis Müdürü Hüseyin
Yeşildağlı, bazı milletvekilleri, Orta Doğu Teknik
Üniversitesi, siyasi parti temsilcileri, kurum, kuruluş ve sivil toplum
örgütlerinin temsilcileri ile okullar katıldı. Güzelyurt Atatürk Anıtı önünde düzenlenen tören, protokol
sırasıyla çelenklerin konulmasıyla başladı. Töreni
bir dakikalık saygı duruşu, İstiklal
Marşının okunması ve bayrakların göndere çekilmesi
izledi. Güzelyurt'taki tören müze önünde, protokol tarafından tören
birliklerinin denetlenmesiyle devam etti. Törende Garnizon Komutanlığı adına İstihbarat
Yüzbaşı Ahmet Cildan, Kaymakamlık adına Şehit Turgut
Ortaokulu öğretmeni Oya Özler günün anlam ve önemini belirten birer
konuşma yaptı. Şehit Turgut Ortaokulu öğrencilerinden Kumsal
Rüstemoğlu, "Şehitlerimizin Beklediği" adlı
şiiri okumasının ardından AK-DER Folklor ekibi halk
dansları oyunlarını sergiledi. Güzelyurt'taki Barış ve Özgürlük Bayramını
kutlama töreni, resmi geçitle sona erdi. |
|
|
KIBRIS 21/07/08
Kutlamalarda
taşkınlık
20 Temmuz Barış Harekâtı'nın 34'üncü
yıldönümünü kutlama etkinlikleri çerçevesinde Lefkoşa'da Dr.
Fazıl Küçük Bulvarı'nda gerçekleşen kutlamalar
sırasında çözüm karşıtı bazı gruplar
taşkınlık yaptı.
Kendilerince eylem yapıp, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ı ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı
protesto etmeye ve törenlere gölge düşürmeye çalışan
kişiler, polisin müdahalesiyle muradına erişemedi ve istenmeyen
olayları tırmandırmadı.
Törende Cumhurbaşkanı Talat'ın halkın
bayramını kutlamak için önlerinden geçtiği sırada bir grup,
"Egemenlik Hakkımız Savunacağız" şeklinde
slogan attı.
Bunun üzerine başka bir grup,
"Cumhurbaşkanımıza hakaret edemezsiniz" diye
protestocu grupla ağız dalaşına girdi.
Tören alanında ayrıca egemenlikle ilgili sloganları
içeren yaftalar da dikkat çekti.Yaftalarda "Egemenliğimizden Asla
Vazgeçmeyiz", "Eşitlik-Adalet- Özgürlük; Hepsinin Temeli
Egemenliktir", "20 Temmuz 1974 Rum Katliamından Kurtuluş
Günüdür, KKTC Varlığımızın ve Egemenliğimizin
Simgesidir" gibi ifadeler yer aldı.
Bu arada bazı kişilerin Türkiye Başbakanı Recep
Tayyip Erdoğan'ı ve partisi AK Parti'yi hedef alan; "Türkiyem AB
Yolunda, KKTC Adağınız Mı?" yazılı pankart
tuttuğu gözlemlendi. Bu kişiler egemenlikle ilgili sloganlar da
attı.
Söz konusu pankartı açan gruba müdahale eden Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın koruması olan sivil
polisler, pankartı eylemcilerinden aldı ve imha etti.
Protestocular, yine Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın
"Kıbrıs konusunda hep bir adım öndeyiz"
şeklindeki ünlü sözünü protesto eden "Artık Bir Adım Önde
Olmaktan Bıktık" pankartı da taşıdı.
Polisler, rencide edici benzer ifadeler içeren başka bir
pankartın da açılmasına izin vermedi.
Söz konusu taşkınlıkları yapan grup, bazı
propaganda ifadelerinin yer aldığı küçük kağıtlar da
dağıttı.
Kağıtlarda, "Egemen halkız, egemenlik giderse biz
de biteriz, egemenlik giderse tükeneceğiz, egemenlik hakkımız
savunacağız" gibi ifadeler yer alıyordu.
Öte yandan tören sırasında, gazi olduğunu ancak
hakkını alamadığını belirten ve
bağırarak yola atlayan bir şahıs da polis tarafından
gözaltına alındı.
Evinin damından töreni izlemek isteyen bir başka
vatandaş ise güvenlik gerekçesiyle aşağıya indirildi.
Bu arada törenin ortalarında bir grup, üzerinde "Mustafa
Kemal'in Askerleriyiz" yazan siyah dev Atatürk posteri açtı.
KIBRIS 21/07/08
Talat, konuk heyetler onuruna resepsiyon verdi
Dome Hotel'de yer alan resepsiyona, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Meclis
Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, TC Lefkoşa Büyükelçisi
Türkekul Kurttekin, 3'üncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk,
KTBK Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 28'inci Tümen
Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, 39'uncu Tümen
Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, GKK Tümgeneral Mehmet Eröz, GKK
Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem, 14'üncü
Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengöl,
Güney Görev Grup Komutanı Tuğamiral Fikret Güneş, Başbakan
Yardımcısı Dışişler Bakanı Turgay Avcı,
Anamuhalefet UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, TC ve
KKTC'li bakanlar, bazı siyasi parti, dernek ve kurum
kuruluşların başkan ve temsilcileri, emekli parlementerler ile
konuk heyet üyeleri katıldı.
Resepsiyonda havai fişek gösterileri sunuldu.
20 Temmuz Barış Harekatı'nın yıldönümü
dolayısıyla Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri bandosu da
Girne'de konser verdi.
Resepsiyondan önce Türk Yıldızlarının gökyüzündeki
gösterileri izleyenlerin nefesini kesti.
KIBRIS 21/07/08
Onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak için
çalışıyoruz
DÜNYAYLA BÜTÜNLEŞMEK İSTİYORUZ...
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının, 20
Temmuz ile kazandıklarını koruyarak, dünyayla bütünleşmek;
dünyanın saygın halkları arasındaki yerini almak; onlarla
çeşitli düzeylerdeki iletişimi ve ilişkileri geliştirerek
korumak istediklerini söyledi
RUM TARAFI YAPICI TUTUM TAKINMALI... Talat, Kıbrıs
adasını paylaşmak zorunda oldukları Kıbrıs Rum
halkıyla birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak için
çalıştıklarını ifade etti. Kıbrıs sorununun
çözümünün kolay olmayacağına işaret eden Talat, Rum
tarafına yapıcı tutum takınması çağrısı
da yaptı
ŞİMDİ ÇÖZÜM ZAMANI... "Şimdi artık çözüm
zamanı" diyen Cumhurbaşkanı Talat, vizyonlarının
iki kesimli, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir
ortaklık devleti ve iki kurucu devletin eşit statüsü olduğunu
yineledi. Talat, hem siyasi eşitliklerinden hem de devletlerinin eşit
statüsünden asla taviz vermeyeceklerini, Türkiye'nin garantisinden
vazgeçemeyeceklerini vurguladı
ORDUNUN DURUMU... Cumhurbaşkanı Talat, Türk ordusunun adadaki
varlığının Kıbrıs sorununun nedeni değil,
sonucu olduğunu, bu yüzden neden ortadan kalkmadan sonucun ortadan
kaldırılmasının söz konusu dahi
olamayacağını ifade etti
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk
halkının, 20 Temmuz ile kazandıklarını koruyarak,
dünyayla bütünleşmek; dünyanın saygın halkları
arasındaki yerini almak; onlarla çeşitli düzeylerdeki iletişimi
ve ilişkileri geliştirerek korumak istediklerini söyledi.
Talat, bu nedenle Kıbrıs adasını paylaşmak
zorunda oldukları Kıbrıs Rum halkıyla birlikte onurlu ve
saygın bir çözüme imza atmak için çalıştıklarını
ifade etti.
"Şimdi artık çözüm zamanı" diyen
Cumhurbaşkanı Talat, vizyonlarının iki kesimli, iki
halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık
devleti ve iki kurucu devletin eşit statüsü olduğunu yineledi. Talat,
hem siyasi eşitliklerinden hem de devletlerinin eşit statüsünden asla
taviz vermeyeceklerini, Türkiye'nin garantisinden vazgeçemeyeceklerini
vurguladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türk ordusunun adadaki
varlığının Kıbrıs sorununun nedeni değil,
sonucu olduğunu, bu yüzden neden ortadan kalkmadan sonucun ortadan
kaldırılmasının söz konusu dahi
olamayacağını ifade etti.
Kıbrıs sorununun çözümünün kolay olmayacağına
işaret eden Talat, Rum tarafına yapıcı tutum
takınması çağrısı da yaptı.
Talat, Lefkoşa Dr. Küçük Bulvarı'ndaki 20 Temmuz Barış
ve Özgürlük Bayramı kutlamalarında yaptığı
konuşmada, Türkiye ve değişik ülke temsilcilerine bu
anlamlı günde KKTC'de bulundukları için Kıbrıs Türk
halkı adına teşekkür etti.
"Gerçekten özgürlüğün ve barışın simgesi"
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın,
Kıbrıs Türk halkı için gerçekten özgürlüğün ve
barışın simgesi olduğunu ifade eden Talat, Kıbrıs
Türk halkının 20 Temmuz 1974'e kadar
yaşadıklarını bilmeden veya anımsamadan, bu
bayramın anlam ve önemini kavramanın
olanaksızlığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının
1974 sonrasında, geçmişle kıyaslanamayacak kadar büyük
olanaklara kavuştuğunu, ekonomik ve sosyal gelişme yolunda
önemli adımlar attığını, kendi kendini yönetmenin alt
yapısını oluşturduğunu kaydetti.
Bu süreçte iç dinamizm ve çalışkanlıklarla
yaratılanlar yanında Türkiye hükümetlerinin cömert
yardımlarını anarak teşekkür etmek istediğini ifade
eden Talat, yeterli görülmese de bugün KKTC'nin dünya ülkelerinin çoğundan
daha iyi yaşam koşullarına ve çoğunun sahip olduğundan
daha iyi çalışan bir demokrasiye
ulaştırdığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat, halka daha mutlu ve müreffeh bir gelecek
yaratmak için çalıştıklarını kaydederek
Barış Harekatı'nda şehit olanları rahmetle, gazileri
şükranla andı. Talat, şöyle konuştu:
"Kazandıklarımızı koruyarak dünyayla
bütünleşmek istiyoruz"
"Kıbrıs Türk halkı olarak, 20 Temmuz ile
kazandıklarımızı koruyarak, dünya ile bütünleşmek
istiyoruz... Dünyanın saygın halkları arasındaki yerimizi
almak, onlarla çeşitli düzeylerdeki iletişimimizi ve ilişkilerimizi
geliştirerek korumak istiyoruz... Bu nedenledir ki, adamızı
paylaşmak zorunda olduğumuz Kıbrıs Rum halkıyla
birlikte onurlu ve saygın bir çözüme imza atmak istiyor; bunun için
çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, çözümlenmeden sürüp giden
bugünkü mevcut durum, hepimize bir ateşkes ortamı yaratıyor ve
geleceğimize her anlamda ipotek koyuyor. Bunları söylerken sadece
Kıbrıslı Türklerin değil, Kıbrıslı
Rumların da çıkarını düşünüyoruz. Kıbrıs bir
ada olarak her iki halkın barış ve mutluluk adası olmalıdır.
Bu irade Kıbrıslı Türklerin vazgeçilmez iradesidir.
Halkımızın bu yol göstericiliğinde oluşturduğumuz
politikalarımızın odağında insanca ve hakça bir
paylaşımla Kıbrıs'ın bütünündeki
haklarımızı korumak da vardır."
"Azınlık tartışması geleceğe yardım
etmez"
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının
egemenliğini 1960 anlaşmasıyla, ardından kurduğu
devletlerle ve bütün dünyanın sonucunu heyecanla beklediği 24 Nisan
referandumuyla kanıtladığına işaret ederek, özetle
şunları dile getirdi:
"Bütün bunlar Kıbrıs Türk halkının
egemenliğinin tescilidir. Kıbrıs Türk halkının
egemenliğini tartışma konusu yapmak geleceğe
yardımcı olmaz. Kıbrıs'ta azınlık olmayacağız
demek, böyle bir ihtimal varmış gibi düşünmek son drece
yanlıştır. Kıbrıs Türk halkı hiçbir zaman
azınlık olmadı, olmayacaktır. Kıbrıs Türk
halkı her zaman eşit olmuştur, eşitliğini
kanıtlamıştır, bütün dünya bu eşitliğinin önünde
saygı duyarken, azınlık olacağını veya
olmayacağını tartışmamız son drece
yanlıştır, içler acısıdır."
Talat, iyi niyetli girişimlerine rağmen, Kıbrıs
sorununa henüz bir çözüm bulunamamış olmasından kendilerini
sorumlu tutmaya kalkışanlar bulunduğuna işaret ederek, bu
yanlış anlayışın kurbanı olarak
çözümsüzlüğün bedelini Kıbrıs Türk halkına ödettirmek
istediklerini;
acımasız izolasyon koşullarını dayatırken
çözümsüzlüğü bahane olarak kullandıklarını; bu haksız
tutumun çözüm arayışlarına hizmet etmediğini anlattı.
Halkın adil ve yaşayabilir bir çözümden yana olduğunu 24
Nisan 2004'te kendi oylaryıla kanıtladığını
hatırlatan Talat, yeniden kanıta ihtiyaç
olmadığını vurguladı.
Talat, Barış Harekatı'nın 34'üncü yıldönümünde
halka seslenirken, onlardan aldığı güçle, eldeki olanakları
kullanarak çözüm yolunda yürümek istediklerini ifade etti ve şöyle
konuştu:
"Sıkıntıların bir daha yaşanmaması
için..."
"Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz 1974'e kadar
çektiği sıkıntıların bir kez daha
yaşanmaması için Kıbrıs sorununa adil, acil ve
kalıcı bir çözüm bulunması için çalışıyoruz.
Bizim çözüm vizyonumuz bellidir. İki halkın siyasi eşitliği
ve iki kurucu devletin eşit statüsü zemininde, iki kesimli, iki toplumlu
yeni bir ortaklık devletinin kurulması ve Türkiye'nin
garantörlüğünün devam etmesidir. Kıbrıs Türk halkı kendi
asli kurucu yetkilerini kullanarak, egemenlikteki eşit
ortaklığını tescil edeceği bir çözümü
amaçlamaktadır."
Güney Kıbrıs'ta Dimitris Hristofyas'ın lider
seçilmesinden sonra uluslararası kamuoyunda ve Kıbrıs'ta, çözüm
yönünde yeni bir beklenti ortaya çıktığını
hatırlatan Cumhurbaşkanı Talat, üç kez
buluştuklarını, ortak dil yarattıklarını ancak
Rum tarafının tam teşekküllü müzakerelere başlamaktan hep
kaçtığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun
çözümsüzlüğünün, birinci derecede Kıbrıslı Türkleri
etkilediğini ama çözümün bölge ve dünya barışı için de bir
gereklilik olduğunu vurguladı.
Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs sorununu Türkiye'nin
AB yolunda bir engel veya bir şantaj aracı olarak kullanma
sevdasından vazgeçmesini isteyen Talat, Türkiye'nin AB üyeliğinin
dünyada hoşgörünün egemenliğine hizmet edeceğini, buna ihtiyaç
olduğunu kaydetti.
"Şimdi artık çözüm zamanı"
"Şimdi artık, Kıbrıs sorununa kapsamlı
bir çözüm bulma zamanıdır" diyen Cumhurbaşkanı Talat,
Kıbrıs Türk halkının, bugünden daha iyi bir geleceğe
ulaşabilmek için Kıbrıs sorununa karşılıklı
kabul edilebilir bir çözüm bulunması gerektiğini
kavradığını, bunu açıklıkla ifade etmelerinin
zaman zaman zaafiyetleri olarak sunulabildiğini ve yaşanan sorunlar
nedeniyle "nasıl olursa olsun" bir çözüme razı
olacaklarını iddia edilebildiğini kaydetti, bunun
yanlış, iyi niyeti ve açık sözlülüğü istismar etmek
olduğunu anlattı.
Talat, çözüme vurgularının sorunlar
karşısındaki zayıflıklarından değil,
toplumsal sorunların çözümünü çağdaş yöntemlerle arama; hangi
dilden ve dinden olursa olsun bütün insanları kardeş sayan anlayışları
olduğunu kaydetti.
Çözüm vizyonlarının iki kesimli, iki halkın siyasi
eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık devleti ve iki kurucu
devletin eşit statüsü olduğunu yineleyen Cumhurbaşkanı
Talat, hem siyasi eşitliklerinden hem de devletlerinin eşit statüsünden
asla taviz vermeyeceklerini, Türkiye'nin garantisinden vazgeçemeyeceklerini
vurguladı.
Türk ordusu..." Neden kalmadan sonucun kalkması söz konusu
olamaz"
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türk ordusunun adadan
çekilmesinin sorunun
çözümüne yardımcı olacağının ifade edilmesini
iyi niyetle bağdaştırmadıklarını söyledi ve
"Türk ordusunun adadaki varlığı Kıbrıs sorununun
nedeni değil, sonucudur. Bu yüzden neden ortadan kalkmadan sonucun ortadan
kaldırılması söz konusu dahi olamaz" dedi.
Kıbrıs sorununun çözümünün kolay olmayacağına
işaret eden Talat, Rum tarafıyla sorunlar, içte tartışmalar
yaşanacağını, ama Kıbrıs Türk tarafının
bu sürece yapıcı şekilde katılacağını
belirtti. Rum tarafından beklentilerinin "bu sürecin kendilerini bir
çözüme ulaştırmak zorunda olduğunu kavraması;
Kıbrıs'ı sadece Kıbrıslı Rumlara ait bir ada
olarak görmekten vazgeçmeleri ve bu güzel adanın zenginliklerini
kendileriyle paylaşmaya; eşit düzeyde güç bölüşümüne gitmeye
hazır olmaları" olduğunu söyledi.
"Ekonomik önlemleri baltalamamak gerek"
Talat, ekonomik sorunlara değinirken, izolasyonların
yarattığı sıkıntıların
aşılması için
alınan birtakım önlemleri, anlamsız
çıkışlarla baltalamamak gerektiğine
inandığını ifade etti ve herkesten özveri istedi.
Özellikle büroksasinin üzerine düşen görevi yapması ve
halkın şikayetlerine neden olmaması gerektiğini belirten
Cumhurbaşkanı Talat, herkesin devletin tüm organlarından
eşit ve hakça yararlanması gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Talat, şöyle devam etti:
"KKTC yurttaşları, terfi ve mevkilendirmede
hakkaniyetli, yaşamın her alanında kadınların ve
erkeklerin eşit söz hakkına sahip olduğu, eşitlikçi, insan
haklarının tam olarak uygulandığı bir düzene layıktır.
Bu ilkeler ışığında örgütlenmeye devam edilmeli ve
herkese ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda aktif katkı yapma
olanakları verilmelidir. Katılımcı bir anlayışla,
devlet - sivil toplum etkileşiminin yolu daha da açılmalı,
eğitim, sağlık ve sosyal alanlarda geliştirilecek
planlı yatırımlarla sosyal devlet
anlayışımız herkese kaliteli bir yaşam sunmayı
hedeflemelidir. Bu güzellikleri yaratmak için gereken bilincin ve gücün
ellerimizde olduğunu biliyorum ve bu yolda katkı koyan ve koymaya
devam edecek olan tüm ilgililere teşekkür ediyorum."
Cumhurbaşkanı Talat, konuklara seslenirken de, desteklerine
teşekkür etti ve "İnsanca, hakça bir yaşam mücadelesi veren
halkımın çözüm ve kalıcı barış mücadelesine
verdiğiniz destek son derece değerlidir... Ülkelerinize sağlıkla
dönerken, bizimle ilgili gerçeklerin bilinmesinde yapacağınız katkılar
için de şimdiden teşekkür ediyor yaşam boyu mutluluklar
diliyorum" dedi.
Talat, dünyaya seslerini duyurma ihtiyacı olduğunu
belirterek, dünyadan kendilerini dinlemesini, demokrasinin gereği olarak
sadece Rum tarafına değil kendilerine de kulak vermesini istedi.
İzolasyonlara isyan
"Onca işbirliği kurumu, onca ittifak; ama dünyayı
kandıranlara, gasp ettiği statüyü kullanarak sesimizi boğmaya
çalışanlara boyun eğmek... Bu durumu kabul edemiyoruz,
etmeyeceğiz!" diyen Talat, izolasyon altında
yaşatılmaya isyan ettiklerini ve bir an önce
kaldırılmasını istediklerini vurguladı.
Talat, Türkiye'nin dayanışmasının, geleceğe
güvenle bakmalarını sağladığını belirterek,
sınırsız destek ve dayanışması için halk
adına Türkiye Cumhuriyeti'ne teşekkür etti ve "Atatürk ilke ve
devrimleri doğrultusunda bir dünyasal güç olma yolunda
kararlılıkla ilerleyen Türkiye, en güvenilir
dayanağımız olmaya devam edecektir" diye konuştu.
Talat, konuşmasının sonunda şehitleri bir kez daha
saygıyla andı, Kıbrıs Türk halkının bugünlere
gelmesinde katkısı olan herkese, Türkiye Hükümetlerine, Türk
Silahlı Kuvvetlerine, gazilere teşekkür etti,
saygılarını sundu ve halka "daha güzel bir ülke, daha
aydınlık yarınlar ve mutlu, sağlıklı,
başarılı, barış içinde bir yaşam" diledi.
KIBRIS 21/07/08
Hristofyas, müzakere masasına neler
koyacaklarını açıkladı
"Başkan Hristofyas, önceki gün gece RİK'e verdiği
önemli mülakatta ve, darbe ve Türk istilası için önceki gün düzenlenen
çeşitli etkinliklerde yaptığı konuşmalarda, yeniden
birleşmiş Kıbrıs'la ilgili vizyonunu net şekilde
açıkladı: Kıbrıslı Rumların efendi değil,
ama Kıbrıslı Türklerin ortağı olacakları bir
federasyon.
Başkan Hristofyas, dolaylı ancak net şekilde; 25
Temmuz'da Mehmet Ali Talat'la özlü müzakereleri ilan edecekleri imasında
bulundu.
Çözüm sonrasında ortak devletin yönetimini nasıl
gördüğüne ilişkin işaretler verdi, müzakerelerdeki hedeflerini
ortaya koydu, BM'nin ve arabulucuların oynayabilecekleri rolü
netleştirdi. Geçmişte yapılan hatalara işaret etti ve
ülkenin siyasi liderliğini top yükün; talep edilen çözümün ne olduğu
konusunda halkı bilgilendirmeye özen göstermemekle eleştirdi.
Başkan Hristofyas, siyasi liderlikte olup da
politikasına ve icraatlarına karşı çıkan herkesi;
kararları kendisinin alacağını söyleyerek uyardı. Yeni
bir çözüm çabasına ilerlemenin tek yolunun Ulusal Konsey'in oy
birliğiyle alacağı karar olduğunu söyledi; ki bu
beklenmiyor. Ancak AKEL, DİSİ ve diğer siyasi güçler,
tarafların doğrudan müzakerelere ilerlemesi gerektiğine
katılıyorlar.
Dimitris Hristofyas, RİK
aracılığıyla barış, dostluk ve on
yıllardır Ada'yı sarsan 'diken'in çözülmesi için samimi çaba
mesajı vermek için Türk istilasının yıldönümü olan önceki
günü seçti. Basit ifadelerle Kıbrıs Rum tarafının,
doğrudan müzakerelerde masaya koyacağı ana öneriyi anlattı.
Rum tarafının ana önerisi genel hatlarıyla şöyledir:
- Başkanlık sistemiyle yönetilecek ortak federe
devlet. Başkanı, başkan yardımcısı ve bakanlar
kurulu olacak. Başkanlık dönüşümlü olacak.
Kıbrıslı Türkler, kendi toplumlarından bir başkan
yardımcısı olması kaydıyla Rum başkanın
başkanlık görevini daha uzun süre yerine getirmesini kabul ediyorlar.
Başkan Kıbrıslı Türk olduğu zaman bunun tam tersi olacak
(başkan yardımcısı Rum ve görev süresi daha kısa).
Merkezi devletin tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek
uluslararası temsiliyeti olacak.
- Siyasi eşitlik çözümün ana unsuru olacak ve iki
toplumun federe devletin yönetimine sonuç getirici iştiraki anlamına
gelecek. Kıbrıslı Türklerle 'yenilenmiş' bir ortaklık
söz konusudur.
- Mümkün olduğunca çok göçmenin Rumlara verilmeyecek
yerlere dönebilmesi için oluşturucu devletçikler 'etnik açıdan temiz'
olmamalıdır. Oluşturucu devletçiklerin; ortak devletin
anayasasının üzerinde olmayacak eşit yetkileri bulunacak.
- Ekonomi üniter olmalı.
- Başkan Hristofyas; Ada'nın
askersizleştirilmesi, garantilerin lağvedilmesi, yerleşiklerin
etkin şekilde azaltılması, geri dönüş ve mülkiyet
haklarının tesis edilmesi için müzakere masasında savaş
vermek niyetinde olduğunu vurguladı.
Kıbrıs Rum tarafı, BM Genel Sekreteri'nden,
Genel Sekreter'in Özel Danışmanı'ndan hakemliği ve dar
takvimleri belirlemeyen Güvenlik Konseyi'nin çizgisini izlemelerini bekliyor.
Başkan Hristofyas, kısa süre önce Paris'te Ban Ki Moon'un
yukarıda kaydedilenlere ve 'bu sefer çözüm Kıbrıslılar için
Kıbrıslılardan gelecek' ilkesine
katıldığını saptamış olmaktan dolayı
memnuniyet belirtti. Bilindiği gibi Türk ve Kıbrıs Türk tarafları,
BM'nin daha büyük bir rol oynamasını istiyorlar. Bu ve sorunun temel
yönleri liderler tarafından masaya konulacak.
Dimitris Hristofyas, Kıbrıslı Türk lidere
iyi niyetle inandı ve taksimden kaçınmanın tek yolu olarak
Kıbrıs sorununun çözümünün gerekliliğini
anladığını teslim etti. Son görüşmelerinde ortaya
çıkan zorluklara rağmen, aralarında dostluk ilişkisi
bulunduğunu vurguladı ve müzakerelerde Sayın Talat'la ortak dil
bulacakları ve basit sonuçlara ulaşacakları konusunda temkinli
iyimserlik belirtti. Türkiye'deki krizin, hareket etme konusunda
tarafların cesaretini kırmaması gerektiğini söyleyen
Hristofyas, 'Çünkü her dönemde elverişsizlikler olacak, özellikle
Kıbrıs sorunu gibi yıllanmış ve iki toplum
arasında ciddi bağlantısızlıklar yaratan bir
meselede...' dedi."
Haravgi gazetesi haberine; "İlkeler Temelinde
Çözüme Hazırız - 'Kıbrıs Sorununun Ana Çözüm
İlkelerini Savunmaktan Vazgeçmeyeceğiz'"
başlığını attı.
Gazeteye göre Hristofyas önceki günkü
konuşmalarında; "hareketliliğe ve atılan olumlu
adımlara rağmen Kıbrıs sorununun çözümünün çok zor ve
komplike bir mesele olduğu ve Türkiye'deki durumdan dolayı daha da
zorlaştığı" görüşünü ortaya koydu ve
şunları söyledi:
"Çözüm gününe varana kadar aşmamız gereken
çok ve komplike engeller var. Çözümün anahtarı Türkiye'nin elindedir ve
çözüm, daha çok bizim isteğimize bağlıdır. Çözüme
ulaşabilmek için yapıcı diyaloğun ön
şartlarını yaratmak yönünde kendi rolümüzü oynayacak ve
olanaklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Sorumluluk
yükleme oyunu oynamıyoruz. Başkanlığı
devraldığımız ilk günden itibaren talep ettiğimiz
çözümü kararlı biçimde başarmaya çalışıyoruz ve
şu ana kadar elde ettiğimiz sonuçların, politikamızı
haklı çıkardığına inanıyoruz."
Simerini gazetesi ise;
"Uzlaşılmış Zemin Var" başlıklı
haberinde Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun; "iki
bölgeli, iki toplumlu, Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği
şekliyle siyasi eşitliğe sahip, tek egemenliği, tek
uluslararası temsiliyeti ve tek vatandaşlığı olan
federasyon çözümü için şu anda uzlaşılmış zemin
mevcuttur" dediğini bildirdi.
KIBRIS
22/07/08
DIKO to give verdict on
talks tomorrow
By
Jean Christou
COALITION
partner DIKO will give President Christofias its final views on the beginning
of direct negotiations tomorrow, party leader Marios Garoyian said yesterday.
Last week, DIKO announced it did not believe that the current climate called
for the start of direct negotiations between the two sides, while expressing
doubts that any significant progress had been made by the working groups and
technical committees set up to prepare the grounds for fully-fledged negotiations.
President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat are
due to decide on Friday whether to go to negotiations in the autumn.
Christofias will consult with all the parties before Friday.
Garoyian said his meeting yesterday with Christofias was cordial, and he said
he would be having a fourth meeting with the President on Wednesday. He was
cagey about what transpired, but hinted at DIKOs view that the basis of new
negotiations had not yet been adequately clarified. This was mainly due to the
Turkish side, he said.
We will meet on Wednesday and then the party will be briefed overall and then
DIKO will give its final position, he said.
Rumours and talk about DIKO leaving the government over the issue at this stage
were premature, Garoyian said. He said the partys place was to act responsibly
and strengthen the negotiating position of the President.
He said DIKO neither wanted to destroy the process, nor did it fear talks.
Garoyian said the statements at the weekend by Turkish Prime Minster Recep
Tayyip Erdogan and by Talat were unacceptable and provocative.
Meanwhile, Christofias gave an interview on state television on Sunday night
that was seen as his way of preparing the public for new negotiations.
He said the only way he would not go forward with negotiations was if the
National Council the advisory body on the Cyprus issue went against him
unanimously, not likely to occur.
Christofias gave a brief rundown on the basics of what would be on the
negotiating table with Talat
This included one federal state with a presidential system, with a rotating
Presidency, a Vice President and Inner Cabinet.
A Greek Cypriot President would hold office for a longer period, while the Vice
President in that case would come from the other community.
The central state would have one sovereignty, one citizenship, one economy, and
one international personality, while the two communities would have political
equality.
Christofias said he would also battle for demilitarisation of the island and
the suppression of foreign guarantor powers, a reduction in the number of
Turkish settlers, and the right of return and property for Greek Cypriots.
The solution will come from Cypriots, for Cypriots, he said.
Christofias credited Talat with having good will and the realisation that a
solution was needed. The two leaders were still friendly, despite the
difficulties, he said, and Turkey should not try to discourage the two sides
from moving forward.
He said every Cypriot needed to decide whether they wanted one or two states in
Cyprus, and to have the courage to say what it is they want.
Many previous Greek Cypriot leaderships had badly failed to explain to the
public what a federation actually meant.
Christofias will reportedly address the nation after his meeting with Talat on
Friday to inform the public on his reasons to go for negotiations, or not,
depending on the final outcome of his meeting.
CYPRUS
MAIL 22/07/08
Recriminations follow
Erdogan visit
By
Jean Christou
GREEK Cypriot
politicians yesterday piled on the criticism over Turkish Prime Minister Recep
Tayyip Erdogans visit to the north at the weekend.
This visit happened at an inopportune time, Government Spokesman Stefanos
Stefanou told London Greek Radio.
Now we trying to create a new climate with the objective of beginning direct
negotiations between the two leaders.
President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat are
due to meet on Friday and review whether conditions exist for the start of
fully-fledged negotiations, but the atmosphere has not been cordial since they
last met on July 1.
Erdogans visit to attend Turkish Cypriot celebrations for the anniversary of
the 1974 invasion have not helped.
Opposition DISY leader Nicos Anastassiades said yesterday that Erdogans
comments had intensified suspicion about Turkeys motives and had reinforced
the psychological barrier that existed under the previous government.
During his two-day visit to the north, Erdogan spoke of a new state of affairs
in Cyprus under the virgin birth principle, something that the Greek Cypriot
side has said it would not accept under any circumstances.
The Turkish Prime Minster spoke of speedy negotiations and said Turkey would
support the process started by the two leaders in March this year.
Our expectation is for the comprehensive negotiations to proceed speedily and
reach the target of a new partnership in harmony with the principle of virgin
birth between two equal peoples, said Erdogan.
After meeting on Saturday, Erdogan and Talat issued a joint statement of common
ground on a number of issues. Talat said he hoped a date for negotiations would
be announced with Christofias on Friday.
Thus, we will start the process for the solution of the Cyprus problem. It is
a very big guarantee for us to know that Turkey is by our side during this
process, he said.
We are pleased with the efforts of the two leaders, Erdogan said. We expect
the leaders to agree on the commencement of the comprehensive negotiations
under the roof of the UN, based on the realities existing on the island and
within the framework of the good will mission of the UN Secretary-General.
He said the solution must be based on equality, two founding states and a new
partnership relation. He said the solution would be reached between two equal
peoples. Turkeys guarantee power would also have to remain in place, he said.
Asked to comment on Christofias statement regarding his visit to the north,
Erdogan said: The government of the Republic of Turkey takes no ones
permission as to where, when, why and how it will go. It is itself that decides
for this programme. Furthermore, we have always been on the side of freedom and
peace struggle and we will continue to be. This is the place we are on this
issue. Exhibiting such an approach is actually an expression of how far they
are away from peace. They should not expect from us a different expression.
He said Christofias should approach the problem positively like Talat in
order for results to be achieved.
The other side has to accept that the solution will be reached by establishing
a new partnership between two equal peoples and to give up trying to find new
interlocutors and divert attention, he said. Everybody should now understand
that the efforts of south Cyprus to take the Turkish Cypriot people under their
domination and to expand their sovereignty over the north of the island are in
vain.
Talat said the Turkish Cypriots wanted to sign an honourable and respected
agreement with the Greek Cypriot people, with whom we are forced to share the
island.
It is out of the question for us to be patched up to the Greek Cypriot
sovereignty or to leave the sovereignty to the Greek Cypriots, Talat said.
Despite the fact that there is no reason to justify the Greek Cypriot side
under the leadership of Christofias to evade the negotiations, we were unable
until today to announce the starting date of the fully-fledged negotiations.
The Greek Cypriot
side has always run away from this.
CYPRUS
MAIL 22/07/08
North seeks miracle to
stave off public finance collapse
By
Simon Bahceli
TURKEYS
refusal to bankroll the Turkish Cypriot authorities this month means it will
take a miracle to pay public sector salaries, finance minister Ahmet Uzun
has warned.
Uzuns comments came in the wake of industrial action sparked by the
authorities attempts to implement further austerity measures aimed at capping
public spending. Since January, all pay increases within the public sector have
been frozen, along with a ban on overtime. Despite the freeze, however, public
servants salaries are still linked to inflation and subject to a two-monthly
review a mechanism Uzun now wishes to see abolished.
Backing Uzun against already-inflamed trade unionists, prime minister Ferdi
Sabit Soyer said last week his administration had pleaded with the Turkish
government for additional funds to help foot the salary bill, but that the plea
had been refused. He described the Turkish governments refusal as understandable
and announced that he would seek the implementation of measures that would
address structural shortcomings within the public sector. Neither raising
taxes, nor further borrowing were options, he insisted.
A budget deficit is the norm for the Turkish Cypriot authorities, and has in
the past been plugged by donations from the Turkish government. This time
however, Turkey has refused to provide funds beyond the approximately $500
million annual budget.
Uzun warned that while the current lack of funds stemmed partly from rising oil
prices and the global credit crisis, their primary cause was structural
problems in the norths public sector inherited from administrations dating
back to the division of the island in 1974. These earlier administrations, he
added, had managed to pay salaries because of previous Turkish governments
willingness and ability bankroll them, and through now-unviable ways of raising
revenue.
In the past we had a closed economy where there was no competition [from outside].
Now we have to compete with the Greek Cypriot side and abide by EU norms. To do
this we cut VAT and import duties, he said.
Speaking to the Cyprus Mail yesterday, economist and former economy minister
Ayse Donmezer said the need for radical reforms within the Turkish Cypriot
economy was well known. A World Bank report on the norths economy published in
June 2006 clearly stated that excessive spending on public sector salaries and
uneconomic public corporations was untenable and held back real economic
growth.
In normal economies you have a ratio of one person receiving a retirement
pension from the state to four active workers. Here we have only two working to
every one getting a pension, Donmezer said. She said the problem was being
further compounded by a gradually ageing population and still-growing
employment in the public sector.
Workers contributions are low, but the governments spending on pensions and
wages are constantly rising.
She also highlighted a need to either close down or privatise state-run
corporations such as electricity provider KIBTEK and CYPRUVEX, a corporation
that oversees the citrus fruit industry.
Donmezer believes painful reforms are needed if the norths finance
ministry wishes to avoid total bankruptcy.
We need constantly to review public spending and adjust contributions
according to the revenue coming in. We also need to force sectors of the
economy that do not pay tax to do so, she said, quoting a study that found 30
to 40 per cent of incomes in the north were not declared and therefore left
untaxed. She also called for changes in the law to make investment, including
foreign investment, more attractive.
Turkey could bail us out and we could get by in the short term. But we will
simply have to face the same problem next month. Or we could borrow, which will
mean our children will be ones to pay, she concluded.
CYPRUS
MAIL 22/07/08
AA
Güncelleme: 15:51 TSİ 23 Temmuz 2008 Çarşamba
LEFKOŞA
- Bir yıldan fazla bir süredir yürütülen Ergenekon operasyonunu
değerlendiren KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisini
Ergenekon operasyonuyla ilişkilendiren iddiaların
hatırlatılmasına üzerine, Denktaşı da bunun içine
koyalım deyince, Ergenekon Denktaşlı oluyor.
Çıkarırsan Denktaşsız oluyor. İlhan Selçuku
koydular, İlhan Selçuklu oldu. Bu böyle bir şey. Beni dahil etmeye
çalışıyorlarmış. Söyledim, boşuna gayret... diye
konuştu.
Rauf Dektaş, sözlerini şöyle sürdürdü: Biz Türkiye
aşığıyız, anavatan için çalıştık.
Kıbrıs meselesi de anavatana pahalıya mal olmasın diye,
anavatanın söylediği doğrultuda yürütülmüştür. Bunun
ötesinde hiçbir şey bulamazlar.
KARDEŞ
GİBİYİZ
Operasyon çerçevesinde tutuklanan emekli askerler Hurşit Tolon ve
Şener Eruygurla tutuklanmalarının ardından herhangi bir
teması olmadığını söyleyen Denktaş, Ama bunlar
bizim aziz dostlarımız. Yani Türkiyenin bütün sivil ve askeri üst
kademesiyle yıllardır temas halindeyim. Kıbrısa gelip
hizmet etmiş olanlarla kardeş gibiyiz. Bunların ötesinde
yakıştıracakları bir şey yok dedi.
SUSTURULMAM
LAZIMSA İCABINA BAKACAKLAR
Atatürk ilkeleri, Kıbrıs sorunu, türban meselesi gibi
konularındaki görüşlerini aktarmaya devam ettiğini belirten
Denktaş, Biraz fazla karışıyorum galiba, onun için susturulmam
lazımsa icabına bakacaklar diye konuştu.
TÜRKİYE
GUANTANAMOYU MODEL ALAMAZ
Denktaş, Kuddusi Okkırın ölümünü hatırlatarak, Ergenekon
operasyonunda insan hakları açısından düzeltilmesi gereken
şeyler olduğunu belirtti.
ABDnin Guantanamo üssüne bütün dünyadan şüphelendiklerini getirerek insan
haklarına aykırı bir şekilde
sorguladığını anımsatan Denktaş, Türkiye,
Guantanamoyu bir model olarak alamaz yorumunda bulundu.
NTV
Güncelleme: 15:38 TSİ 23 Temmuz 2008 Çarşamba
LEFKOŞA
- Rum basını bugünkü haberlerinde, Mehmet Ali Talat ve Dimitris Hristofyasın,
cuma günü ele alacakları ana konuların, doğrudan müzakerelerin
başlama tarihinin ilan edilmesi, metodoloji ve müzakerlerin
sıklığı olacağını yazdı. Politis
gazetesi, Eylül ayında başlaması beklenen müzakerelerin
muhtemelen haftada 1 veya 2 kez olacağını bildirdi.
Birleşmiş Billetler Genel Sekreterinin Özel Temsilci olarak
atadığı Aleksander Downerınsa Kıbrısa
Ağustos başlarında gelmesi bekleniyor.
Avustralyanın eski Dışişleri Bakanı olan Downer ve
Birleşmiş Milletlerin Kıbrısta ikamet eden temsilcisi
Taye-Brook Zerihunun müzakerlerde arabulucu olarak yer alması
planlanıyor.
AİHM'den barış harekatı davasında
temyiz kararı
|
23 Temmuz, 2008 20:49:00 (TSİ)
CNN TURK |
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kıbrıs
Barış Harekatı'nda 18 Rum'un kaybolduğu iddiasıyla
açılan davada Türkiye'nin temyiz başvurusunu kabul etti. Dava büyük
dairede görüşülecek.
Temyiz niteliğindeki büyük daire gerek görürse davayla ilgili
ikinci bir duruşma yaparak tarafları tekrar dinleyecek.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 10 Ocak'ta Rumların
başvurusunda Türkiye'yi haksız bulmuş, Türkiye'nin Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3 maddesini ihlal ettiğine
hükmetmişti.
Mahkeme başvuru sahiplerine 4'er bin euro tazminat kararı
almıştı. Başvuru sahipleri ise, barış harekatında
esir alındığı ve kaybolduğu ileri sürülen
kişilerin yakınları.
KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisini
Ergenekon operasyonuna dahil etme gayretlerinin boşuna olduğunu
bildirdi.
Türkiye'de yürütülen
Ergenekon
operasyonunu değerlendiren Denktaş, kendisini operasyonla
ilişkilendiren iddia ve yorumların hatırlatılmasına
karşılık şunları kaydetti:
"Denktaş'ı
da bunun içine koyalım deyince, Ergenekon
Denktaş'lı oluyor. Çıkarırsan Denktaş'sız oluyor.
İlhan
Selçuk'u koydular, İlhan
Selçuk'lu oldu. Bu böyle bir şey. Beni dahil etmeye
çalışıyorlarmış. Söyledim, boşuna gayret... Biz
Türkiye aşığıyız, anavatan için
çalıştık. Kıbrıs meselesi de anavatana
pahalıya mal olmasın diye, anavatanın söylediği
doğrultuda yürütülmüştür. Bunun ötesinde hiçbir şey
bulamazlar."
Operasyon
çerçevesinde tutuklanan emekli askerler Hurşit Tolon ve Şener
Eruygur'la tutuklanmalarının ardından herhangi bir teması
olmadığını söyleyen Denktaş, "Ama bunlar bizim
aziz dostlarımız. Yani Türkiye'nin bütün sivil ve askeri üst
kademesiyle yıllardır temas halindeyim. Kıbrıs'a
gelip hizmet etmiş olanlarla kardeş gibiyiz. Bunların ötesinde
yakıştıracakları bir şey yok" diye konuştu.
Atatürk ilkeleri, Kıbrıs
sorunu, türban meselesi gibi konularındaki görüşlerini aktarmaya
devam ettiğini belirten Denktaş, "Biraz fazla
karışıyorum galiba, onun için susturulmam lazımsa
icabına bakacaklar" dedi.
Denktaş,
Kuddusi Okkır'ın ölümünü hatırlatarak, Ergenekon
operasyonunda insan hakları açısından düzeltilmesi gereken
şeyler olduğunu belirtti.
ABD'nin
Guantanamo üssüne bütün dünyadan şüphelendiklerini getirerek insan
haklarına aykırı bir şekilde
sorguladığını anımsatan Denktaş, "Türkiye,
Guantanamo'yu bir model olarak alamaz" yorumunda bulundu.
KIBRIS
23/07/08
Kıbrıs giderken terörün vardığı yer...
BAZILARININ yürekleri ağızlarında: Eyvah,
Kıbrıs da gidiyor! Eeee ne var bunda telaş edecek, Annan
Planına Yes be anem! diyenler ile Karen Foggun Şekerleri
sevinsin...
Aslında böyle denilmesi gerek ama, yine de ulusal çıkarlar adama
böyle dedirtmiyor.
Yoksa kime ne Yes be anemcilerin derdinden.
* * *
HANİ bazılarının ağzından düşürmedikleri bir
laf vardır:
Bizden adam çıkmıyor!
Eğer adamdan maksat Mustafa Kemallerse doğru. Yalnız, Atatürk
gibileri bir milletin tarihinde, hatta dünya tarihinde öyle kolay kolay
bulunmuyor, sık sık gelmiyor.
Ya Rauf Denktaş?
Bir ömrünü Kıbrıs için harcadı da ne oldu?
Bir kenara bıraktılar, Kıbrıs kaç Rauf Denktaş
çıkaracak ki?
* * *
EYVAH, Kıbrıs elden gidiyor!
Tayyip Erdoğanın Başbakan olmadan önce, laiklik için
söylediği bir laf vardır:
Laiklik elden gidiyor diye tutturmuşlar... Gider, tabii gider, millet
istemedikten sonra gider.
Çok şükür, laiklik elden gitmedi duruyor ama, Kıbrıs, Amerika ve
Avrupa isteyince elden gider.
Yes be anemciler de kına yakar!
* * *
BİZİMKİYLE (Mehmet Ali Talat), Rum Cumhurbaşkanı
Hristofyas anlaşmışlar.
Neymiş anlaştıkları?
Tek egemenlik ve tek vatandaşlık kavramı.
Bu ne demekmiş:
Türkiyenin en deneyimli diplomatlarından CHP Milletvekili Şükrü
Elekdağ, Meclis kürsüsünden bunun ne demek olduğunu
açıkladı:
Tek egemenlik ve tek vatandaşlık kavramı esas alınarak yapılacak
müzakereler sadece üniter bir devlet yapısı doğurur ki, bu da
KKTCnin bir eyalet olarak Kıbrıs Rum devletine yamanması ve
Kıbrıs Türklerinin azınlık statüsüne indirgenmeleri
demektir.
Bu durumda yeni bir Girit olayının yaşanması
kaçınılmaz olacaktır.
Bu gelişmenin bir sonucu da Türk askerinin adadan çekilmesi, garanti
antlaşmasının son bulmasıdır.
Şimdi anladınız mı Kıbrısın nasıl
elden gittiğini...
Her ne kadar Başbakan Erdoğan, herkesin gözünün içine baka baka,
Mehmet Ali Talat dahil bunun doğru olmadığını
söylemişse de...
* * *
30 YILDAN beri ağızlarda bir tekerleme:
Akan kan yerde kalmaz/Terörle bir yere varılmaz.
Akan kan da yerde kalıyor; terörle de bir yere değil, çok yere
varılıyor.
Pazar günü yapılan DTP kongresi bunun canlı tanığı ve
ispatıydı.
Terörün başı ya da başterörist denilen Abdullah Öcalan, hem
yeni seçilen Başkan Ahmet Türkün hem de yardımcısı Emine
Aynanın ağzında Sayın Öcalandı.
İstiklal Marşının okunmayışını, Apo
lehine gösteri yaptıklarını bir kenara bırakın, bu
bile terörle nerelere varıldığını göstermiyor mu?
Çok değil, daha kararın mürekkebi kurumamıştır;
Abdullah Öcalana Sayın dediği için kaç kişi mahkûm
edilmiştir, söyler misiniz?
* * *
ISPARTA-Burdur maçında taraflardan biri ilk dakikalarda bir gol
atmış; karşı taraf beraberlik peşinde,
futbolcularına moral veriyorlar:
Biz bu golü saymeyoz!
Bir sıfır galip olan takımın taraftarları da
karşılık vermiş:
Sayceniz, sayceniz, sayceniz!
Siz de, şimdi istediğiniz kadar Terörle bir yere varılmaz
deyin, öyle bir varılacak ki!
Zaten yolun yarısı geçildi.
HASAN
PULUR MILLIYET 23/07/08
Beni Ergenekon'a sokmaya çalışıyorlar
23/07/08
RADIKAL
Rauf Denktaş bazı konularda görüş bildirdiği için kendisinin 'icabına' bakmaya çalışıldığını söyledi
LEFKOŞA - KKTC 1.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisini Ergenekon operasyonuna
dahil etme gayretlerinin boşuna olduğunu bildirdi.
Türkiyede yürütülen Ergenekon operasyonunu değerlendiren Denktaş,
kendisini operasyonla ilişkilendiren iddia ve yorumların
hatırlatılmasına karşılık şunları
kaydetti:
"Denktaşı da bunun içine koyalım deyince, Ergenekon
Denktaşlı oluyor. Çıkarırsan Denktaşsız oluyor.
İlhan Selçuku koydular, İlhan Selçuklu oldu. Bu böyle bir şey.
Beni dahil etmeye çalışıyorlarmış. Söyledim,
boşuna gayret... Biz Türkiye aşığıyız, anavatan
için çalıştık. Kıbrıs meselesi de anavatana
pahalıya mal olmasın diye, anavatanın söylediği
doğrultuda yürütülmüştür. Bunun ötesinde hiçbir şey
bulamazlar."
Operasyon çerçevesinde tutuklanan emekli askerler Hurşit Tolon ve
Şener Eruygurla tutuklanmalarının ardından herhangi bir
teması olmadığını söyleyen Denktaş, "Ama
bunlar bizim aziz dostlarımız. Yani Türkiyenin bütün sivil ve askeri
üst kademesiyle yıllardır temas halindeyim. Kıbrısa gelip
hizmet etmiş olanlarla kardeş gibiyiz. Bunların ötesinde
yakıştıracakları bir şey yok" diye konuştu.
Atatürk ilkeleri, Kıbrıs sorunu, türban meselesi gibi
konularındaki görüşlerini aktarmaya devam ettiğini belirten
Denktaş, "Biraz fazla karışıyorum galiba, onun için
susturulmam lazımsa icabına bakacaklar" dedi.
Denktaş, Kuddusi Okkırın ölümünü hatırlatarak, Ergenekon
operasyonunda insan hakları açısından düzeltilmesi gereken
şeyler olduğunu belirtti.
ABDnin Guantanamo üssüne bütün dünyadan şüphelendiklerini getirerek insan
haklarına aykırı bir şekilde
sorguladığını anımsatan Denktaş, "Türkiye,
Guantanamoyu bir model olarak alamaz" yorumunda bulundu. (dha)
Erdoğan:Kararlıyız
Türkiye'de, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün ancak adadaki
gerçekler temelinde mümkün olabileceğine inandıklarını
yineledi ve "Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk
halkının, devletinin kurucu ve eşit olarak yer alacağı
yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki
kesimlilik, siyasi eşitlilik ve Türkiye'nin etkin garantörlük gibi
vazgeçilemez ilkeler üzerine inşa edilecektir" dedi. Erdoğan
bundan taviz vermeleri ve geri adım atmalarının asla ve asla söz
konusu olmadığını ifade etti.
Erdoğan AKP Grup Toplantısında yaptığı
konuşmada Kıbrıs ziyareti ve Kıbrıs konusunu da ele
aldı.
20 Temmuz tarihinin barış ve özgürlük bayramı olarak
kutlandığını anımsatan Erdoğan, bu tarihin, 34
yıl önce KKTC'de, Türk Silahlı Kuvvetlerinin
gerçekleştirdiği Barış Harekatı'nın
yıldönümü olarak kutlandığını söyledi.
Erdoğan, bu bayram gününü, Kıbrıs'taki Türk
kardeşleriyle aynı heyecan içinde ortak bir coşkuyla, büyük bir
gururla hep birlikte kutladıklarını kaydetti.
KKTC'nin özgürlük ve bağımsızlığı için
büyük bir mücadele ortaya koyan şehit ve gazileri bir kez daha
şükranla yad eden Erdoğan, başta Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat olmak üzere bir çok yetkiliyle görüşmeler
yaptığını bildirdi. Recep Tayyip Erdoğan,
Kıbrıs'ta hükümetin de desteğiyle yapılan bazı
tesislerin açılışlarını yaptıklarını
ifade etti.
Başbakan Erdoğan, 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen
Barış Harekatı'nın, Kıbrıs Türkünün
soykırıma uğramasını engellediğini belirterek,
şöyle devam etti:
"Barış Harekatı, toplu mezarlarda ağıtlar
yakan kardeşlerimizin gözyaşını dindirmiştir,
çocuklara kadar yönelen şiddeti, kini, öfkeyi ve insanlık
dışı vahşeti durdurmuştur. Barış
Harekatı, aynı zamanda Anavatan'ın, Türkiye Cumhuriyeti'nin her
ne pahasına olursa olsun Kıbrıs halkını
koruduğunu ve korumaya devam edeceğinin de dosta düşmana
ilanı olmuştur. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin
uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarımızı
kullanarak gerçekleştirdiği Barış Harekatı,
Kıbrıs Türk halkını özgürlük ve barışa
kavuşturmuştur. Bunu, dünya doğru anlamalıdır. Bunu
anlamayanların, anlamamakta direnenlerin de er geç anlayacaklarını
görüyorum, buna inanıyorum. Biz Kıbrıs'ta başından
beri barışın taraftarı olduk. Harekatın öncesinde de
sonrasında da barıştan, diyalogdan yana tavır ortaya koyduk,
bugün de bu tutumumuzu muhafaza ediyoruz."
Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm
Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün ancak adadaki gerçekler
temelinde mümkün olabileceğine inandıklarını belirten
Erdoğan, "Kapsamlı çözüm, Kıbrıs Türk
halkının, devletinin kurucu ve eşit olarak yer alacağı
yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık, iki
kesimlilik, siyasi eşitlilik ve Türkiye'nin etkin garantörlük gibi
vazgeçilemez ilkeler üzerine inşa edilecektir" diye konuştu.
Bundan taviz vermeleri ve geri adım atmalarının asla ve
asla söz konusu olmadığını ifade eden Erdoğan,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"İktidarımızı bu konularda farklı
düşünmekle itham edenler şunu bir daha bilsinler ki; bu
çatının altından konuşuyorum: Eğer bizi itham edenler
bu işe çok değer veriyorlarsa, ben isterdim ki sordum da özellikle,
hep birlikte 34. barış ve özgürlük kutlamalarında onlar da orada
olsunlar. Ama biz onları orada göremedik. İsterdik ki orada siyaset
değil, hep birlikte, iktidarıyla ve muhalefetiyle beraber olalım
ve dünyaya oradan bir mesaj verelim, bunu isterdik.
KKTC ile ilgili bu tür değerlendirmeleri yaparak ahkam kesenler,
KKTC'den Türkiye ile ilgili olarak ahkam kesenler şunu çok iyi bilmelidir;
eğer böyle bir adım atılacaksa, bunları başa baş
otururuz, konuşuruz ve aynı sesi, dili konuşuruz. Çünkü buna
muhtacız. Ne KKTC ile ne de Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili farklı
sesleri, sorumluluk mevkinde olanlar konuşmamalıdır,
konuşamaz. Böyle düşünüyorum. Hiç kimse ama hiç kimse
Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve
eşit ortaklıktan vazgeçmesini beklemesin. Hiç kimse Kıbrıs
Türk halkından azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini
beklemesin. Hiç kimse boş hayaller kurup bu parametreleri
değiştirme hevesinde olmasın, AK Parti iktidarından da
kimse böyle bir şey beklemesin. Bunu burada söylemiyorum, bütün
uluslararası toplantıların kayıtlarında bunlar var.
Bunu ben de Dışişleri Bakanı da Cumhurbaşkanı da
söylüyor. Aynı dili hep birlikte konuştuk, konuşuyoruz ve
konuşacağız. Zaten bunu sağlarsak başarıyı
elde ederiz. Eğer sağlayamazsak orada başarı olmaz."
"Lafla bu iş olmuyor"
Başbakan Erdoğan, bütün dünyanın kimin barış
istediğini, kimin işi yokuşa sürdüğünü çok iyi
bildiğini söyledi.
"Her zaman bir adım önde olacağız" dediklerini
belirten Erdoğan, "Bunu anlayamayanlar önce kendilerini bir çek
etsinler. Niye? Her zaman bir adım önde olmak, barıştan,
özgürlükten, çözümden yana olmaktır. Ama oturduğun yerde kalmak,
barışa tehdittir, özgürlüklerin karşısında
olmaktır, çözümsüzlüktür. Lafla bu iş olmuyor. Bizim çözüme
ihtiyacımız var, çözümsüzlüğe değil" dedi.
Rum tarafının yıllardır süren politikalarıyla
uzlaşmaz bir tavır gösterdiğini bildiren Başbakan
Erdoğan, siyasetinin bedelini Kıbrıs Türküne ödetmeye kalkan
Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin, "Biz ne haksızlık
yaparız" beklentisi içerisinde beklememeleri gerektiğini
vurguladı. Türkiye'nin bu işi kantarda iyi
tarttığını, "Kazan-kazan" derken, "Her zaman
ileride olacağız" derken adil bir çözüm için çaba
gösterdiklerini kaydeden Erdoğan, 24 Nisan referandumunda da bunu
açıkça ortaya koyduklarını söyledi.
"Annan Planı niçin açıklanmıyor?"
Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:
"Barış yönündeki tüm çabalarına, uzlaşma
yönündeki tüm yapıcı girişimlerine rağmen, Kıbrıs
Türk halkı uygulanan haksız tecritle cezalandırılmaya
çalışılıyor. 24 Nisan 2004'de yapılan referandumda BM,
ABD ve AB yetkilileri hep bizden destek istediler. Garantör ülke olarak
sözümüzü verdik, sözümüzde durduk. KKTC, Annan Planı'na yüzde 65 'Evet'
dedi. Güney Kıbrıs yüzde 75 'Hayır' dedi. Yüzde 75 'Hayır'
diyen Güney Kıbrıs ödüllendirildi, hiç bir kriteri uymamasına rağmen
AB'ye alındı. Ama KKTC cezalandırıldı.
21. yüzyılda böyle bir tecride, izolasyona göz yummak büyük bir
insanlık ayıbıdır. Onun için 28 Mayıs 2005'de
Sayın Annan'ın yazmış olduğu rapor, hala BM Güvenlik
Konseyinin sümeni altında bulunmaktadır. Bunu açıklamaları
lazım, acaba bu rapor niçin açıklanmıyor? Bunu şu andaki
genel sekretere de ilgili ülkelerin yetkililerine de söyledik. Bunu söylememize
rağmen gerekli ilgi, alaka ve cevabı henüz alamadık."
"Kıbrıs Türklerine verilen söz yerine getirilmeli"
Başbakan Erdoğan, başta AB olmak üzere uluslararası
toplumun Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri yerine getirmelerini
beklediklerini kaydetti.
Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı
bu haksız uygulamaların, siyasi, hukuki, insani, ahlaki hiç bir
açıdan izahının mümkün olmadığını dile
getiren Erdoğan, tecridi sona erdirmek için yoğun bir gayret
gösterdiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, son 5,5 yılda Kıbrıs
ekseninde yürüttükleri girişimci ve çözüm odaklı politikanın
Türkiye'de ve KKTC'de zaman zaman iç politika malzemesi
yapıldığını ifade etti. Bunun kendilerini
üzdüğünü dile getiren Erdoğan, "Akla ziyan, mantığa
aykırı, vicdana ters iddialarla ortaya çıkıp bizi mesnetsiz
iddialarla itham edenler oluyor" diye konuştu.
Erdoğan, "Şartlar ne olursa olsun AK Parti
iktidarı, KKTC'nin, Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında
olmaya devam edecektir" dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan
Erdoğan, "Kıbrıs'ı satıyor, taviz veriyor, geri
adım atıyor" denildiğini söyledi. Erdoğan,
"Bunları diyenler, bugüne kadar Kıbrıs için ne
yapmışlar, Kıbrıs'ta çözüm için ne yapmışlar,
Kıbrıs'ın ekonomisi için ne yapmışlar, eğitim ve
sağlık sistemi için ne yapmışlar? Kıbrıs
turizmine ne katmışlar, Kıbrıs davası için, bu
davanın tüm dünyaya anlatılması için ne yapmışlar?
Kıbrıs'ta barış için hangi adımı
atmışlar? Hangi mesafeyi kat etmişler?" diye sordu.
Bu soruların cevabının olmadığını
dile getiren Erdoğan, "Neden? Çünkü varlık nedenleri
çözümsüzlük... Ne siyasi çözüm için bir adım atmışlar, ne de
ekonomik kalkınma için bir gayret göstermişler. Kuru hamasetin
ötesinde demode sloganların Kuzey Kıbrıs Türk halkına bir
fayda sağlamadığını, mevcut durumu daha da kötüye
götürdüğünü yıllarca göremediler, anlayamadılar. AK Parti
iktidarı Kıbrıs sorununu milli bir dava olarak gördü. Gerçekçi
bir zeminde ulusal çıkarlarımızı gözeterek, zamanın
gereklerine göre uygun olarak aktif ve yapıcı bir politika
geliştirdi. Bu politika bugüne kadar hem Türkiye'nin hem de Kuzey
Kıbrıs'ın milli menfaatlerine en ufak bir halel getirmeden büyük
bir açılım sağladı" diye konuştu.
KKTC'de yaptıklarını anlatan ve halktan kıyas
yapmasını isteyen Erdoğan, "Çünkü ileri geri
konuşanlar var. Onlara bir cevap oluştursun diye bunları
veriyorum. Bunlar resmi rakamlar. Öyle çarşıda pazarda toplanan
rakamlar değil, çıkarılan rakamlar değil, sizlere resmi
rakamları veriyorum" dedi.
Erdoğan, 2002 yılında KKTC ekonomisinin büyüme
hızının 6.9, 2003 yılında 11.4, 2004 yılında
15.4, 2005 yılında 13.5, 2006 yılında 13.2 olduğunu,
2007 yılında ise bunlara göre biraz düşük olduğunu
belirterek, "Ancak 2008 yılında yine pozitif ve yüksek büyüme
olacağı yönünde" diye konuştu.
"KKTC hep ileriye gitti"
AK Parti döneminde Kuzey Kıbrıs'ın hep ileriye
gittiğini, hiç gerilemediğini ve küçülmediğini ifade eden
Erdoğan, 2002 yılında 4 bin 409 olan kişi başına
düşen milli gelirin, bugün 14 bin 47 dolara
ulaştığını bildirdi.
"Hangi iktidar döneminde nereye gittiği çok açık net
ortada" diyen Erdoğan, 2002 yılında 45 milyon dolar olan
ihracatın bugün 80 milyon doları aştığını
kaydetti.
Erdoğan, 1974 yılında Kıbrıs'ta turizme
yönelik olarak yatak sayısının 4 bin 493 olduğunu, 2002
yılına kadar 28 yılda, yatak sayısının 2 kat
artarak 10 bin 611'e ulaştığını belirterek, "Son
5 yılda biz buna ne ilave ettik, 2007 yılı sonu itibariyle
söylüyorum, ulaştığımız rakam 15 bin 832'dir. Hesap
ortada, Halep oradaysa arşın burada. 2013 hedeflerimiz ise 30 bin
yatak kapasitesine ulaşmaktır. Turizm noktasında çok sayıda
alt yapı projesine hükümet olarak destek sağladık,
sağlamaya devam ediyoruz" diye konuştu.
Eğitim sektöründe yapılanlar
Eğitim sektörünü desteklediklerini, bu noktada da önemli
başarılar elde ettiklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam
etti:
"2002 yılında KKTC'de öğrenim gören her milletten
öğrenci sayısı 24 bin adetti. Bugün ne oldu biliyor musunuz? 43
bin. Buyurun. 24 bin nere, 43 bin nere. Hedefimiz 60 bine ulaşmak. Lafla
olur mu bu, olmaz. Ama yoğun bir şekilde oradaki özel sektör
üniversiteleri geleceği görüyorlar ve yatırım üstüne
yatırım yapıyorlar. 2003 yılında 8 bin yatak
kapasitesine sahipken, şu anda mevcut yurt sayılarının
yatak kapasitesi 28 bini geçmiş durumda. Hesap ortada. ODTÜ'nün bir
kampusu vardı, Şimdi İstanbul Teknik Üniversitesi bir kampusunu
KKTC'de kuruyor ve 2 yıl içinde de bunlar eğitimine
başlıyor. Tarım, orman, enerji, çevre gibi hemen her alanda KKTC
tarihinde hiç görülmemiş ölçüde destekledik ve desteklemeye devam
ediyoruz."
Başbakan Erdoğan, son seyahatlerinde bakan
arkadaşlarını, KKTC'li bakanlarla birlikte
çalıştırdıklarını, ilgili bakanların
birbirleriyle geleceği yönelik ne yapacaklarını görüştüklerini
dile getirerek, bu temaslarla birlikte bundan sonraki süreci de
karşılıklı olarak sürdüreceklerini bildirdi.
YDÜ'ye övgü
KKTC'nin hızla değiştiğini ve
kalkındığını ifade eden Erdoğan, Yakın
Doğu Üniversitesinde Tıp Fakültesi açtıklarını
hatırlattı. Bu üniversitenin fiziki mekanının, Türkiye'deki
özel üniversitelerde bulunmadığına dikkati çeken Erdoğan,
şöyle devam etti:
"17 bin öğrencisi var. Bu KKTC'li bir Türkün
başardığı dev bir projedir. İçinde 11 fakültesi var.
Hakikaten 2000 bin dönümlük arazi üzerinde güzel bir kampus
oluşturulmuş. Takdire şayan. Şimdi de Tıp fakültesinin
açılışını yaptık. Tüm olumsuz
yaklaşımlara rağmen, şimdi üniversite hastanesi olarak
hastanesini de kuruyor. Bunu engellemek isteyenler var biliyor musunuz?
İçeriden... Anlamak mümkün değil, ama bütün bunlara rağmen bunu
aşmak için adımlarını attı, atıyor. Biz de dedik
ki 'Bize düşen ne varsa biz yanındayız, yoluna aynen devam et.'
Er veya genç herkes bu yanlışı anlayacak ve biz nerede
kalmışız diyeceklerdir."
"Anamur-KKTC arasında su hattı"
TC Başbakanı Erdoğan, Kıbrıs
adasının genelinde ciddi bir su sıkıntısının
bulunduğunu, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Güney
kesime su vermeyi önerdiğini, Güney yönetiminin Yunanistan'dan su
alacaklarını belirterek bunu kabul etmediklerini hatırlatarak,
"Yunanistan'dan gelen su kokmuş çıktı. Suyu
kullanamadılar, deşarj ettiler. Niye o sistemle bu iş yürümez.
Şimdi biz yeni bir adım atıyoruz, İnşallah projeyi bu
yıl sonuna kadar bitireceğiz. Anamur'dan Kuzey Kıbrıs'a
yılda 75 milyon metreküp su taşıyan bir denizaltı sistemini
kuracağız. Deniz altından asma boru sistemiyle KKTC'ye suyu
taşıyacağız. Bu Kuzey Kıbrıs için çok önemli
olduğu kadar bir barış suyu hattına da
dönüşebilir" diye konuştu.
İktidar olarak Kıbrıs Türkü'nün yaşam kalitesini
yükseltmeye yönelik projeleri aynı heyecanla desteklemeye devam
edeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Dönemimizde Kuzey
Kıbrıs'ın uluslararası ulaştığı bir
nokta var, konum var. O da geçmişle kıyaslanmayacak önemde. Önceleri
bir toplum, bir cemaat olan KKTC, İKÖ'de Annan Planı'ndaki ifadesiyle
Kıbrıs Türk Devleti olarak gözlemci sıfatıyla o
toplantılara katılmaya başladı. Adı da
Kıbrıs Türk Devleti'dir. Zaten hedef bu değil mi? Bu, işte
bu gerçekleşti ve ilk adım atıldı" dedi.
Başbakan Erdoğan, KKTC'nin kendi dönemlerinde 6 adet
dış temsilciliğe kavuştuğunu, KKTC'nin
uluslararası ilişkilerinin görünür kılınması ve
etkinliğinin artmaya başlamasının yürüttükleri aktif
diplomasinin bir sonucu olduğunu ifade etti. Erdoğan, Pakistan
Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'in resmi davetli olarak
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ülkesine davet ettiğini
hatırlattı. Bunun uluslararası ilk buluşma olduğuna
dikkati çeken Erdoğan, bu gelişmelerin kendi kendine, nutuk atarak
olmadığını söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Milli menfaatleri korumak, milli menfaatleri geliştirerek,
güçlenerek, büyüyerek olur. Bu yüzden meseleyi siyesi, ekonomik, ticari,
sosyal, diplomatik, tüm boyutlarıyla ele almak, her alanda ileriye gitmek
durumundayız. Çünkü biliyoruz ki Ada'da barışın da huzurun
da istikrarın da temeli KKTC'nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi,
imkan ve potansiyelini geliştirilebilmesidir. Şartlar ne olursa
olsun, AK Parti iktidarı KKTC'nin Kıbrıslı
kardeşlerimizin yanında olmaya devam edecektir. Kıbrıs bizim
milli davamızdır. Bu davayı her ne pahasına olursa olsun
omuzlarımızda taşımaya devam edeceğiz."
KIBRIS 23/07/08
Baykal: Gayri ciddisin
Türkiye'de, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kıbrıs konusunda nutuk
attığını, bu sözlerin boş ve ciddiyetinin
olmadığını savunarak, "Kamuoyunu tatmin etmeye, orada
verilen ödünleri örtbas etmeye yönelik aldatmaca sözlerdir" dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında, 20 Temmuz
Kıbrıs Barış Harekâtının ve Lozan Barış
Antlaşması'nın imzalanmasının yıldönümlerine
ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kıbrıs Barış Harekâtının, siyasal
yaşamın çok önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden
Baykal, Türkiye'nin 20 Temmuz 1974'de tarihi bir karar
aldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum
Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın, 1 Temmuz'da bir araya
geldiğini anımsatan Baykal, iki liderin, tek egemenlik ve tek
vatandaşlığa dayalı bir siyasi birleşmeyi kabul
ettiğini ilan ettiklerini kaydetti. Baykal, 1 Temmuz'dan bu yana ciddi
rahatsızlıklar bulunduğunu savunarak, buna benzer
angajmanların, 2004'de AB ile ilişkilerde de ortaya
çıktığını, bazı şeylere "Evet"
denildiğini belirtti.
"Annan Planı ile kabul etmedin mi?"
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gelmiş burada,
Kıbrıs'ta nutuk atıyor" diyen Baykal, Erdoğan'ın,
boş sözler söylediğini ileri sürdü. Baykal, Erdoğan'ın,
"Kanla alınan toprak verilmez" dediğini ifade ederek,
"Annan Planı ile kanla alınan toprağı vermeyi kabul
etmedin mi?" diye sordu. Baykal, tarihi bir hata yapıldığını
savundu.
"Tek egemenlik, kimin egemenliği olacak?" diye soran
Baykal, nüfus yoğunluğu, coğrafi genişlik ve siyasi
tanınmışlığın ortada olduğunu ifade etti.
Baykal, bunun, KKTC'nin ortadan kalkması anlamına geldiğini öne
sürdü.
Baykal, "Sen, iki ayrı toplumun, iki ayrı
coğrafyanın, iki ayrı tarihin, iki ayrı dinin, iki
ayrı dilin yüzlerce yıldır yaşadığı
coğrafyada, nasıl olur da tek devlet, tek egemenlik ve tek
vatandaşlık diyeceksin?" dedi.
Erdoğan'ın nutuk attığını savunan Baykal,
"Hiçbir ciddiyeti yok. O sözlerin hiçbir ciddiyeti yok. Boş
sözlerdir. Kamuoyunu tatmin etmeye, orada verilen ödünleri örtbas etmeye
yönelik aldatmaca sözlerdir" diye konuştu.
Baykal, konunun, sadece Kıbrıs değil, Türkiye'nin bu
coğrafyadaki konumu ve geleceği olduğunu ifade ederek,
uluslararası hukuka dayalı hakların korunamayarak, tersine
dönmesine göz yumulması halinde, Türkiye'nin bölgedeki etniklik ve
saygınlığının zaafa uğrayacağını
söyledi.
KIBRIS 23/07/08
Lozan zafer mi, hezimet mi?
BÖYLE sorular tehlikelidir, çünkü karmaşık gerçekleri
ak-kara basitliğine indirgeyerek insanı körleştirir.
Merakımızı öldürür. Daha kötüsü, araştırsaydık
öğrenebileceğimiz gerçekler konusunda bizi cahil bırakır; o
cehaletle günümüzün karmaşık sorunlarına da kör bakarız!
Halbuki Lozan, mutlaka okunması, dersler çıkarılması
gereken muazzam bir diplomatik savaş dosyasıdır!
Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanmış bütün
barış antlaşmaları İkinci Dünya Savaşıyla
yok olduğu halde, Lozanın 85 yıldır devam ediyor
olması, onun gerçekçi dengelere oturduğunun ispatıdır: Hem
toprak ve egemenlik dengesi, hem kuvvet dengesi...
İsmet Paşanın sözleriyle, Şu genişlikte, bu
genişlikte bir vatan ama Mutlaka tam bağımsız! Bunun
anlamı kapitülasyonları tamamen kaldırmak için mesela Musul
meselesinde toprak tavizi vermemizdir.
Kuvvet dengesine gelince... Milli Mücadele Doğuya dayanarak
yapılmış, Lozanda ise yeni Türkiye, Batı dengeleri içinde
yer almaya karar vermiştir.
Neye göre
başarı?
Lozanı Sevrle mukayese etmek gerçekçi değildir. Sevr bir yenilginin,
Lozan bir zaferin ardından imzalanmıştır. Lozana iki
kıstas açısından bakabiliriz:
- Lozanda hedeflerimiz: Lozanda ana hatlarıyla milli hedeflerimize
ulaşmışızdır. Gerçi Lozanda Ege adalarını
ve Kıbrısı geri almış değiliz! Misak-ı
Milli içindeki Musulu (Kuzey Irakı) kaybettik, Boğazlarda tam
egemenliğimizi kuramadık, Hatayı alamadık!..
Öyle ama Ege adaları ve Kıbrıs zaten dosyamızda yoktu, o
defterler çok daha önce kapanmıştı.
Musulu İngilizlerden bütünüyle almaya gücümüz yetmezdi. Sadece Mustafa
Kemal değil, Karabekir ve Rauf Bey dahil bütün kadro bu görüştedir.
Onun için, Musulu ikinci derecede hedeflerimiz arasına koyarak masaya
oturmuştuk.
Boğazlarda tam egemenliğimizi ise dünya dengeleri elverişli
hale geldiğinde Montrö Antlaşmasıyla 1936da sağlayacak,
sonra da Hatayı anavatana katacaktık.
- Lozanda güç dengesi: Lozanda karşımızdaki asıl
güç İngiltere idi. İsmet Paşa, İngiliz siyasi gücünün Yunan
askeri gücünden önemli olduğunu söylemiştir haklı olarak.
İngiltereyle savaşmak noktasına gelindiğinde, orada durmak
zorunda kalan Türkiye olmuştur.
Bu iki açıdan bakıldığında, Lozan
başarılıdır.
Kürt meselesi
İsmet Paşanın Lozandan Ankaraya çektiği telgrafta,
Musuldan feragat ederek sulh aramaktan başka çare
kalmadığını bildirmesi, bir dönüm noktasıydı; bu
telgraf İngiliz istihbaratının eline geçmişti üstelik...
Mecliste büyük tepki... Milletvekilleri, Musul giderse yarın
sınır Erzuruma dayanabilir diye feryat ediyor! Bu tehlikeyi Gazi ve
arkadaşları da görüyor.
Ama Musulda karşımızdaki güç, İngiliz ordusudur; onunla
savaşmak, yeni kurtarılmış vatanın tamamını
tehlikeye sokabilir!
Sonradan açığa çıkan İngiliz belgeleri gösteriyor ki,
direnebilseymişiz, Musulu paylaşarak güvenli bir sınır
çizebilir, petrolden de okkalı bir pay alabilirmişiz! Ama savaş
yorgunuyduk, Ankara bir an önce sulh istiyordu. Doğudan kopmuş ama
Batıda henüz ittifaklar kuramamış yalnız bir ülkeydik o
aşamada... Ve nihai darbe, 1925te Şeyh Sait İsyanı!
Musul, 1926da pek ucuza gidecekti!
Musul dışında, Lozanın sağladığı ve
yol açtığı başarılar büyüktür.
Lozan fevkalade öğretici bir diplomasi kitabıdır; cepheden
masaya, bütün yazanlarını saygı ve rahmetle anıyorum.
TAHA AKYOL MILLIYET
24/07/08
Kıbrısta kritik aşama
24/07/08
RADIKAL
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas, yarın yine buluşuyor. Görüşmeden kapsamlı müzakerelerin başlamasına ilişkin kararın çıkması beklentisini güçlendiren Talat, müzakerelerin büyük bir olasılıkla eylülde başlayacağını söyledi
LEFKOŞA/ANKARA - Kıbrıs, yarın önemli bir buluşmaya sahne olacak. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitri Hristofyas, kritik" bir görüşme için yarın bir araya geliyor. Türk tarafında, buluşmadan Eylül başında kapsamlı müzakerelerin başlama kararı"nın çıkması beklentisine karşın Rum tarafının, iyimser bir hava yaratmaktan kaçınması dikkat çekiyor.
Ara bölgede yapılacak Talat ve Hristofyas görüşmesi, kapsamlı müzakereler"in kaderi açısından büyük önem taşıyor.
Oluşturulan ortak çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarının değerlendirileceği görüşmeye ilişkin olarak KKTC Cumhurbaşkanı Talat, kapsamlı müzakerelerin çok önemli yeni bir süreci başlatacağını da belirtti. Ancak Rumlar, kapsamlı müzakereler"in başlaması konusunda, iyimserlik" yaratacağı açıklamaları yapmaktan kaçınıyor. Nitekim, Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, Hristofias ve Talatın görüşmede Çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarını değerlendireceklerini" söyledi.
Kapsamlı görüşmeler"in başlaması konusunda Rum tarafında bir isteksizlik" bulunduğu kaydediliyor. Rumların kapsamlı görüşmeler"in başlaması için hakemlik ve takvim" konularını ön şart" olarak öne sürdüğü de ifade ediliyor. Talat-Hristofyas görüşmesi hemen öncesi Dışişleri Bakanı Ali Babacanın New Yorkta BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile buluşmasında, Kıbrısta kapsamlı müzakelere"e geçilmesi konusunun da ele alındığı belirtiliyor.
ŞİMDİYE KADAR NE OLDU?
Rum Kesiminde Şubat ayında yapılan Başkanlık seçimleriyle Papadolupos yönetiminin tasfiye edilmesinin ardından, 21 Martta BM gözetiminde ilk kez bir araya gelen Talat ile Hristofyas, Haziranda kapsamlı müzakereler"e hazırlık amacıyla çalışma grupları ve teknik komitelerin oluşturulması konusunda mutabık kalmışlardı.
Oluşturulan 7 teknik komite ve 6 çalışma grubu, daha sonra çalışmalarına başladı. Talat ve Hristofyas da, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek amacıyla 23 Mayısta bir araya geldi.
Bu arada, kapsamlı görüşmelerin Haziran ayında başlayamayacağı da anlaşıldı. Bunun yerine 1 Temmuzda ara bölgede görüşen iki liderin, tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte anlaştığı" bildirilirken, 25 Temmuzda yapılması kararlaştırılan görüşmede, teknik grupların çalışmalarının son kez" değerlendirileceği belirtilmişti. (anka)
Denktaş'tan Ergenekon savunması
Anadolu Ajansı'na (AA) Kıbrıs'ta gelinen nokta,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın son KKTC ziyareti, Türkiye'deki
iç siyasi gelişmelerin Kıbrıs politikasına etkileri gibi
konuları değerlendiren eski cumhurbaşkanı Denktaş,
kendisini Ergenekon operasyonuyla ilişkilendiren iddia ve yorumlara
karşılık şunları kaydetti:
"Denktaş'ı da bunun içine koyalım deyince,
Ergenekon Denktaş'lı oluyor. Çıkarırsan
Denktaş'sız oluyor. İlhan Selçuk'u koydular, İlhan
Selçuk'lu oldu. Bu böyle bir şey. Beni dahil etmeye
çalışıyorlarmış. Söyledim, boşuna gayret... Biz
Türkiye aşığıyız, anavatan için
çalıştık. Kıbrıs meselesi de anavatana pahalıya
mal olmasın diye, anavatanın söylediği doğrultuda
yürütülmüştür. Bunun ötesinde hiçbir şey bulamazlar."
Operasyon çerçevesinde tutuklanan emekli askerler Hurşit Tolon ve
Şener Eruygur'la tutuklanmalarının ardından herhangi bir
teması olmadığını söyleyen Denktaş, "Ama
bunlar bizim aziz dostlarımız. Yani Türkiye'nin bütün sivil ve askeri
üst kademesiyle yıllardır temas halindeyim. Kıbrıs'a gelip
hizmet etmiş olanlarla kardeş gibiyiz. Bunların ötesinde
yakıştıracakları bir şey yok" diye konuştu.
Atatürk ilkeleri, Kıbrıs sorunu, türban meselesi gibi
konularındaki görüşlerini aktarmaya devam ettiğini belirten
Denktaş, "Biraz fazla karışıyorum galiba, onun için
susturulmam lazımsa icabına bakacaklar" dedi.
Denktaş, Kuddusi Okkır'ın ölümünü hatırlatarak,
Ergenekon operasyonunda insan hakları açısından düzeltilmesi
gereken şeyler olduğunu belirtti.
ABD'nin Guantanamo üssüne bütün dünyadan şüphelendiklerini
getirerek insan haklarına aykırı bir şekilde
sorguladığını anımsatan Denktaş, "Türkiye,
Guantanamo'yu bir model olarak alamaz" yorumunda bulundu.
Talat-Hrisrtofyas süreci
Denktaş, Talat ile Hristofyas arasında cuma günü
yapılacak görüşmenin hatırlatılması üzerine, sürecin
yeni değil özünde aynı olduğunu, Hristofyas'ın da eski
lider Tasos Papadopulos'tan farkı bulunmadığını
söyledi.
Kendisinin buna benzer yaklaşık 30 görüşme ve süreçten
geçtiğini söyleyerek, her defasında bunun "yeni bir süreç ve
fırsat penceresi" olarak yansıtıldığını
belirten Denktaş, Kıbrıs sorununu bu halledilmez duruma ABD ve
İngiltere'nin kendi çıkarları için soktuğunu ifade ederek
şunları söyledi:
"Eli kanlı Makarios'u uluslararası anlaşmalarla
meydana gelmiş bir cumhuriyeti yıktığı gün derhal
Adalet Divanına getirselerdi, Kıbrıs meselesi o gün hallolurdu.
Halbuki suçlu Makarios'u kendi çıkarları için meşru
Kıbrıs hükümeti yaptılar."
Erdoğan'ın KKTC ziyareti
TC Başbakanı Erdoğan'ın KKTC ziyaretini ve
"bir adım önde olma" politikasını değerlendiren
Denktaş, Rumlar acele etmediği halde Türk tarafının bu
politikayı izlemesini eleştirerek şunları söyledi:
"Biz acele kendi elimizle ilmeği boynumuza geçireceğiz.
Bizim acelemiz ne? Bir adım önde?.. Aynı istikamette bir
yarış yok ki! Rum meşru Kıbrıs hükümeti olarak
oturmuş, sen de 'Bir adım önde olacağım' diyorsun. Neyin
önüne geçiyorsun? Adam orada duruyor, senin de olduğun yerde durman
lazım ki dengeyi bozmayasın..."
Denktaş, Başbakan Erdoğan'ın ziyaretinin
yararlı olduğunu, maneviyat verdiğini ifade ederek,
Erdoğan'ın KKTC'nin su meselesini halledeceğini söylemesinin
önemine işaret etti.
Başbakan Erdoğan'la ilişkileri
KKTC'yi son ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan ile
görüşmemelerinin "aralarında soğukluk olduğu"
şeklinde yorumlandığının hatırlatılması
üzerine, Denktaş şöyle konuştu:
"Benim Türk makamlarıyla aramda soğukluk olamaz.
Saygılıyım, sevgiliyim, ama beni kendi ölçülerine göre
değerlendirirler. Arzu eden gelir görüşür, arzu etmeyen gelmez. Bu
beni hiç etkilemez, kızdırmaz, düşündürmez, kendi siyasetine
böyle gelmiştir. Bir başbakanın şununla bununla küsmesi de
benim anlayabileceğim bir iş değildir. Protokolde 4.
sıradayım mesela..."
KIBRIS 24/07/08
Talat says talks will
start in September
By
Nassos Stylianou
TURKISH
Cypriot leader Mehmet Ali Talat announced yesterday that he expects direct
peace talks between the two sides to begin in September.
In a live interview with CNN Turk, Talat announced the start of direct
negotiations with President Demetris Christofias.
They will begin in September, Talat responded when questioned about the
timing of the talks.
Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat will meet at 11am
tomorrow at the residence of the UN Secretary-Generals Special Representative
Taye-Brook Zerihoun. The agenda for the meeting will be the review of the
working groups and technical committees set up to prepare the grounds for
fully-fledged negotiations, and the leaders of the two sides are set to decide
whether to go forward to negotiations.
Speculation has been rife that peace talks between the two sides would begin in
the autumn, as the Greek and Turkish Cypriot leaders have met on three
occasions since Christofias election in February and established the base for
a solution. The fact that former Australian Foreign Minister Alexander Downer
has been appointed to the post of UN special Cyprus envoy also came as
confirmation that direct talks are around the corner.
In yesterdays interview with CNN Turk, Talat added that one of the most
important aspects of the talks would be the issue of political equality.
He also mentioned that there were issues that constituted a red line, but the
Turkish Cypriot side was prepared to discuss any matter put forward.
Meanwhile, Downer is expected in Cyprus at the end of the month. The former
Australian Foreign Minister is in New York and yesterday met with UN
Undersecretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe and UN Secretary-General
Ban Ki Moon ahead of the assumption of his duties on the island.
CYPRUS MAIL
24/07/08
NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:11 TSİ 25 Temmuz 2008 Cuma
LEFKOŞA
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi lideri Dimitris
Hristofyas bugün gerçekleşen görüşmede, kapsamlı müzakerelerin 3
Eylülde başlamasına karar verdi. Müzakerelerde Kıbrıs
sorununu oluşturan mülkiyet, toprak, güvenlik ve garantiler, göçmenler ile
yetki paylaşımı konularının ele alınması
bekleniyor.
Liderler görüşmenin ardından soru kabul etmediler. Sadece,
iki lider Kıbrıs sorunun kalıcı ve kapsamlı çözümüne
yönelik müzakerelere 3 Eylülde başlama kararı
almışlardır. açıklaması yapıldı.
Görüşmede ayrıca çevre, kültürel miras ve güvenlik gibi konularda 16
yeni güven arttırıcı önlem alınması
kararlaştırıldı ve adanın en batısındaki
Yeşilırmak sınır kapısının
açılması yönünde bir karar alındı.
Ayrıca iki lider arasında bir kırmızı hat kurularak,
istenilen zamanda telefon bağlantısının sağlanabilmesi
de sağlandı.
BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun görüşmeden sonra
yaptığı açıklamada, nihai çözümün referandum yoluyla,
adadaki iki toplumun ayrı ayrı onayına
sunulacağını bildirdi.
Kıbrıslı Türk ve Rum liderler, 1 Temmuzdaki son toplantıda
kamuoyuna açıklamamakla birlikte, soruna yön veren ülkelerin de beklentisi
doğrultusunda, müzakerelerin Eylül ayında başlaması yönünde
bir ilke anlaşmasına varmıştı.
ÖNCEKİ
GÖRÜŞMELERDE TEMEL PRENSİPLER BELİRLENDİ
Liderler Eylül ayındaki müzakerelere hangi şartlarda oturacaklarını,
yani müzakere zemininin esaslarını bundan önceki 3 görüşmede
belirlemişti. Liderlerin, uygulamayı müzakerelerde belirlemek
koşuluyla üzerinde mutabakata vardığı temel prensipler
şöyle:
1) Kurulacak yeni ortaklık devletinin adı Birleşik Federal Kıbrıs
Cumhuriyeti olacak
2) Ortaklığın siyasi yapısı, siyasi eşitliğe
dayalı, iki toplumlu, iki bölgeli federasyon olacak
3) Kurulacak yeni devleti, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletler
oluşturacak
4) Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyetinin, tek egemenliği,
tek vatandaşlığı ve tek uluslararası kimliği
olacak
Eylül ayında başlayacak müzakerelere, Birleşmiş Milletler
Genel Sekreterinin yeni atadığı Avustralyalı diplomat
Alexander Downer yön verecek. Avustralya eski dışişleri
bakanı olan ve birçok sorunlu bölgede görev alan Downer, kurulacak
müzakere masasında arabuluculuk rolü üstlenecek. Downer, ilk temaslar için
haftasonunda adada olacak ve Salı günü liderlerle ayrı ayrı
görüşecek.
Türk lider Mehmet Ali Talatla Rum lider Dimitris Hristofyas, 45
yıldır çözülemeyen sorunun kaderini belirleyecek yeni bir süreci
başlatıyor. Referandumla sonuçlanması beklenen bu müzakere
sürecinde, soruna en geç 2009 yılı içinde çözüm bulunması
hedefleniyor.
Kıbrıs'ta yeni perde
|
25 Temmuz, 2008 13:50:00 (TSİ)
CNN TURK |
Alişer Delek / CNN TÜRK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum kesimi
lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunu için kapsamlı çözüm
müzakerelerinin 3 Eylül'de başlaması kararını aldı.
Talat-Hristofyas görüşmesi, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi
Zerihoun'un ara bölgedeki konutunda saat 11.10'da başladı.
Görüşmeye, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun, Rum
Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu ile KKTC Cumhurbaşkanı
Talat'ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami
katıldı.
Yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından kararı
açıklayan Zerihoun, liderlerin çalışma grupları ve teknik
komitelerin çalışmalarını son kez ele
aldıklarını belirtti ve liderlerin bu grup ve komitelerin
vardığı sonuçları not ederek, çabaları için üyelerine
takdirlerini ilettiklerini kaydetti.
Zerihoun, "Son değerlendirmelerini yapmalarının
ardından liderler, kapsamlı müzakerelere BM Genel Sekreteri'nin iyi
niyet misyonu çerçevesinde 3 Eylül 2008'de başlama kararı
aldılar" dedi.
Çözüm referanduma götürülecek
Zerihoun, kapsamlı müzakerelerin amacının "Kıbrıs
sorununa iki tarafça da kabul edilebilir ve gerek Kıbrıslı
Türklerin, gerekse Kıbrıslı Rumların meşru ve temel
hak ve çıkarlarını güvence altına alacak bir çözüm
bulunması" olduğunu belirtti.
Varılacak çözüm ise, her iki tarafta eşzamanlı referandumlara
sunulacak.
Kırmızı hat oluşturulacak
Teknik komiteler bağlamında, iki liderin çevre, kültürel miras, kriz
yönetimi, suç ve cezai konularda 16 adet daha tedbir üzerinde anlaşmaya
vararak, bu tedbirlerin tam ve hemen uygulanması için talimat verdiklerini
belirten Zerihoun, liderlerin birbirlerin arasında doğrudan
teması hızlandırmak amacıyla güvenli bir
kırmızı hat oluşturulması konusunda
anlaştıklarını söyledi.
Ortak bildiride, "Liderler, Alexander Downer'in BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atanmasını memnuniyetle
karşıladılar ve önümüzdeki dönemde BM ekibi ve Downer'la
çalışma konusundaki istekliliklerini dile getirdiler ve liderler
temsilcilerine Yeşilırmak kapısı ve diğer geçiş
noktaları konusunu ele almak üzere talimat verdiler" denildi.
Ek tedbirlerde uzlaşı
Talat ile Hristofyas, müzakerelere başlama kararlarının
yanı sıra çeşitli alanlarda ek 16 tedbirin alınması
konusunda da anlaştı:
Çevre alanında;
1- Yasadışı çöp alanlarının ortadan
kaldırılmasında işbirliği ve ara bölgede bundan
etkilenmiş alanların yeniden düzenlenmesi,
2- İki tarafın çevre konusundaki uzmanları arasında tecrübe
ve bilgi değiş tokuşunda işbirliği,
3- Söndürülmesi güç yangınların önlenmesi konusunda
işbirliği,
4- Atık yönetimi, iyileştirilmesi ve dönüşümü,
5- Su tasarrufu konusunda bilinçlendirmeyi artırma,
6- Madencilik ve taş ocakçılığı konularında ortak
yaklaşım oluşturulması konusunda işbirliği,
7- Biyolojik çeşitlilik ve tabiatın korunması,
8- Denizcilik ve deniz kirliliğinin kontrol altına alınması
ve yönetimi,
9- Kimyasal kirlenmenin kontrol altına alınması ve yönetimi,
10- Asbest kirliliğinin kontrol altına alınması ve
yönetimi,
11- Tarihi kirlenmenin kontrol altına alınması ve yönetimi,
Kültürel miras alanında;
12- Kıbrıs'ın taşınmaz kültürel mirasının
listesinin derlenmesi,
13- İki restorasyon pilot projesine karar verilmesi,
14- İnteraktif bilgisayar eğitim programının
geliştirilmesi için ad-hoc
çalışma grubuna rehberlik edilmesi,
Kriz yönetimi alanında;
15- Kriz durumlarında işbirliği mekanizmaları,
Suç ve Cezai Konular;
16- Suç ve cezai konularda bilgi ve istihbarat değiş tokuşu
konusunda tavsiye.
Buraya nasıl gelindi?
25 Temmuz görüşmesiyle devam etmekte olan bu süreç, Rum kesimindeki lider
değişikliği ile başladı. Kıbrıs Rum
kesiminde 24 Şubat'ta yapılan ikinci tur seçimlerde Rum Meclis
Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, yüzde 53.36 oy
alarak, Kıbrıs Rum halkının yeni lideri olmuştu.
Annan planının referandumda reddedildiği dönemin lideri olarak
çözümden yana tavır almayan Tasos Papadopulos'un yerine Rumların yeni
lideri olan Hristofyas, çözüm yanlısı açıklamalar yaparak,
Türklere dostluk elini uzattığını belirtiyor.
Talat ile Hristofyas, yeni süreç çerçevesinde ilk olarak 21 Mart'ta bir araya
geldi. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael
Möller'in ara bölgedeki ikametgahında düzenlenen ve yaklaşık 3.5
saat süren görüşmede liderler 3 ay sonra bir araya gelmeyi kararlaştırdılar.
Lokmacı Kapısı için uzlaşı
Liderler, Lokmacı Kapısı'nın da teknik olarak mümkün olan
en kısa sürede açılması için uzlaşmaya vardı.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller, 21 Mart
görüşmesinin ardından her iki lider adına yaptığı
açıklamada, liderlerin bir dizi çalışma grubu ve teknik
komiteler kurmak, gündemlerini belirlemek ve bunu mümkün olan en
hızlı şekilde yapmak üzere danışmanlarının
bir hafta içinde buluşmasına karar verdiklerini bildirdi.
Talat ile Hristofyas'ın teknik komitelerin varacağı sonuçları
kullanarak, BM Genel Sekreteri gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri
başlatmak konusunda anlaştıklarını belirten Möller,
liderlerin resmi müzakerelere başlamadan önce de gerektiği sürece ve
gerektiği zaman buluşmak konusunda fikir birliğine
vardıklarını kaydetti.
Komiteler oluşturuldu
Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart görüşmesinde vardığı
mutabakat uyarınca başlayan yeni süreçte, taraflar 6
çalışma grubu ile 7 teknik komite oluşturulmasına karar
verdi. Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuları ele alacak
olan çalışma grupları oluşturuldu.
Talat ile Hristofyas, 23 Mayıs'ta yeniden bir araya geldiler. İki
lider bu görüşmede çalışma grupları ile teknik komitelerin
çalışmalarını gözden geçirdi ve Haziran ayının
ikinci yarısında yeniden bir araya gelerek, yeni bir
değerlendirme yapmaya karar verdi.
Ortak noktalar
Siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona
bağlılıklarını yeniden teyit eden liderler,
ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin
oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir
hükümeti olması konusunda hemfikir.
Rum kesimi lideri Hristofyas, Kıbrıs'ın uluslararası
kimliğinin, "Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti"
(United Federal Republic of Cyprus) olması konusunda ortak
pozisyonları olduğunu söyledi.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki yeni Özel Temsilcisi Taye-Brook
Zerihoun'un ara bölgedeki ikametgahında yapılan 3 saatlik
görüşmeden sonra iki lider ortak açıklama yaptı.
Zerihoun'un okuduğu açıklamaya göre, liderler, BM Güvenlik
Konseyi'nin ilgili kararlarında tanımlanan siyasi eşitliğe
dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona
bağlılığını yeniden teyit etti. Açıklamada,
ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin
oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir devlet
olacağı belirtildi.
Açıklamaya göre, liderler, ayrıca, temsilcilerine, 15 gün içinde
teknik komitelerin sonuçlarını gözden geçirme talimatı verdi.
Liderler, yeni bir değerlendirme yapmak amacıyla haziran
ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelmeye de karar
verdi.
İngiltere ile memorandum
Yeni süreç devam ederken, Rum kesimi ile İngiltere 5 Haziran'da
karşılıklı anlayış memorandumu imzaladı.
Hristofyas ile İngiltere Başbakanı Gordon Brown arasında
imzalanan memorandumda, Kıbrıs sorununun çözümünde "iki bölgeli,
iki toplumlu federasyona" atıfta bulunuldu.
Talat, memorandumun, Hristofyas ile vardıkları mutabakatın
dışındaolduğunu belirterek, "İngiltere'nin
yaklaşımının çözüme yardımcı
olmayacağını, sadece engelleyeceğini" söyledi.
Memoranduma Ankara da tepki gösterirken, Dışişleri
Bakanlığı bu metni, "Ada'da adil çözüm
arayışına gölge" olarak niteledi.
Sürece devam, 1 Temmuz görüşmesi
Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart'ta yaptığı görüşmede
varılan mutabakat uyarınca oluşturulan teknik komitelerde
anlaşmaya varılan önlemler de 20 Haziran'da açıklandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile
Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi
liderliği Komiseri Yorgos Yakovu düzenledikleri basın
toplantısında bu önlemleri açıkladılar. 6 maddeden
oluşan önlemler, kültürel mirasın korunmasına yönelik
eğitim programları, yol güvenliği, ambulansların
karşılıklı geçişleri, ortak sağlık komitesi
kurulması, çevre eğitimi ve atıklarla ilgili
çalışmalar yapılmasını içeriyordu.
İki tarafın liderleri 1 Temmuz'da yeniden bir araya gelerek, 4,5
saatlik bir görüşme yaptılar.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun,
görüşmenin ardından yaptığı açıklamada,
liderlerin, "tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda
prensipte anlaştığını" bildirdi. Zerihoun,
liderlerin, uygulamaya ilişkin detayları kapsamlı müzakerelerde
ele alma konusunda da uzlaştığını açıkladı.
Liderler, 1 Temmuz görüşmesinde ilk kez teknik komite ve çalışma
gruplarının faaliyetlerini gözden geçiririrken, 25 Temmuz'da yeniden
bir araya gelerek, çalışma grupları ile teknik komitelerin
çalışmalarını son kez gözden geçirmeyi
kararlaştırdılar.
Ve bugünkü görüşmede, 3 Eylül'de kapsamlı çözüm müzakeresi
kararı çıktı.
Kıbrıs'taki liderler buluşması AB'yi
memnun etti
|
25 Temmuz, 2008 20:11:00 (TSİ)
CNN TURK |
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel
Barroso, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum
kesimi lideri Dimitris Hristofyas'ın görüşmesini önemli adım
olarak niteledi.
Manuel Barroso, Talat ile Hristofyas'ın,
Kıbrıs sorunu için kapsamlı çözüm müzakerelerine başlama
kararını "Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine
izin verecek tarafların kabulleneceği bir çözüm yolunda çok önemli
bir adım atıldı" şeklinde değerlendirdi.
Barroso yaptığı yazılı açıklamada,
Kıbrıs'ta müzakerelere başlama ve güven artırıcı
yeni önlemler kararını büyük bir memnuniyetle
karşıladıklarını belirterek, her iki liderin
"inisiyatif ve cesaretini" övdü.
"Tüm tarafları yapıcı ve esnek bir ruhla
çalışarak anlaşmaya kadar ivmeyi korumaya teşvik eden"
Barroso, "Birleşmiş ve entegre olmuş bir Kıbrıs,
sadece Kıbrıslıların değil, tüm Avrupa
Birliği'nin çıkarınadır" dedi.
Müzakereler kapsamında tarafların istediği her türlü
desteği vermeye hazır olduklarını bildiren Barroso, bu
süreçte gelişmeleri yakından izleyerek her ihtimale karşı
hazırlıklı olacaklarını vurguladı.
Barroso açıklamasında "AB Komisyonu başkanı olarak
Kıbrıs halkına şu güvenceyi vermek istiyorum.
Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabalarınızda ve Avrupa
topraklarındaki bu anlaşmazlığın sona erdirilmesinde sizlerle
birlikte olmaya kararlıyız" ifadelerine yer verdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ile Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas'ın,
Kıbrıs sorunu için kapsamlı çözüm müzakerelerinin 3 Eylül'de
başlaması kararı aldıkları açıklandı.
BM Kıbrıs
Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun, yaklaşık iki saat süren
Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından liderlerin aldıkları
kararı açıkladı.
Talat-Hristofyas görüşmesi, BM Kıbrıs
Özel Temsilcisi Zerihoun'un ara bölgedeki konutunda saat 11.10'da
başlamıştı.
Görüşmeye, Zerihoun'un yanı
sıra Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu ile KKTC Cumhurbaşkanı
Talat'ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami
katıldı.
16 başlıkta anlaşma
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs
Özel Temsilcisi Zerihoun iki lider arasında kültürel miras ve çevreyi de
içine alan 16 başlıkta anlaşma
sağlandığını ifade etti. Zerihoun
karşılıklı olarak hakların korunacağı
görüşmeler gerçekleştirileceğini söyledi.
Müzakerelerin sonucunda referandum
yapılacağını kaydeden Zerihoun, iki lider arasında
telefon hattı kurulduğunu da sözlerine ekledi.
Yeşilırmak geçişi
Gösterdikleri çabadan ötürü liderleri tebrik
eden Zerihoun, görüşmede Yeşilırmak geçişinin
açılmasının gündeme geldiğini belirtti.
İlk görüşme Mart'taydı
Talat ve Hristofyas, yeni süreç çerçevesinde
ilk olarak 21 Mart'ta bir araya geldi.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs
Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgahında düzenlenen
görüşmede liderler üç ay sonra yeniden bir araya gelmeyi
kararlaştırmıştı.
Liderler, Lokmacı
Kapısı'nın da en kısa sürede açılması için
uzlaşmaya varmıştı.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs
Özel Temsilcisi de liderlerin bir dizi çalışma grubu ve komiteler
kurmak ve gündemlerini belirlemek üzere danışmanlarının bir
hafta içinde buluşmasına karar verdiklerini bildirmişti.
Möller, Talat ile Hristofyas'ın
kapsamlı müzakereleri başlatmak konusunda
anlaştıklarını belirtmişti.
Talat ile Hristofyas'ın bu
görüşmesinin ardından 26 Mart'ta Lefkoşa'ya giden Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt,
Türk askerinin Kıbrıs'ta
"adil ve kalıcı barış sağlanana kadar" adada
kalacağını söylemişti.
Komiteler
Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart
görüşmesinden sonra başlayan yeni süreçte, taraflar 6
çalışma grubu ile 7 teknik komite oluşturulmasına karar vermişti.
Talat ile Hristofyas, 23 Mayıs'ta yeniden
bir araya geldi.
İki lider bu görüşmede
çalışma grupları ile komitelerin
çalışmalarını gözden geçirdi ve Haziran ayında yeniden
bir araya gelmeye karar verdi.
Ayrıca eşit statüdeki Türk ve Rum
kurucu devletlerinin oluşturacağı Kıbrıs
devletinin, tek uluslararası kimlikli, federal bir hükümeti olması
konusunda görüş birliğine vardı.
Hristofyas, Kıbrıs'ın
uluslararası kimliğinin, "Kıbrıs Birleşik Federal
Cumhuriyeti" (United Federal Republic of Cyprus) olması konusunda
ortak pozisyonları olduğunu söylemişti.
Kıbrıslı Rumlar ve
İngiltere 5 Haziran'da karşılıklı anlayış
memorandumu imzaladı.
Hristofyas ile İngiltere
Başbakanı Gordon Brown arasında imzalanan memorandumda, Kıbrıs
sorununun çözümünde "iki bölgeli, iki toplumlu federasyona"
atıfta bulunuldu.
Talat ise memorandumun, Hristofyas ile
vardıkları mutabakatın dışında olduğunu
belirtmişti.
Memoranduma Ankara da tepki
göstermişti.
Temmuz buluşması
İki tarafın liderleri son olarak 1
Temmuz'da yeniden bir araya gelerek, 4,5 saatlik bir görüşme yaptı.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs
Özel Temsilcisi Zerihoun, görüşmenin ardından yaptığı
açıklamada liderlerin "tek egemenlik ve tek vatandaşlık
konusunda prensipte anlaştığını" bildirdi.
Zerihoun liderlerin uygulamaya ilişkin
detayları kapsamlı müzakerelerde ele alma konusunda da
uzlaştığını açıkladı.
Liderler, 1 Temmuz görüşmesinde teknik
komite ve çalışma gruplarının faaliyetlerini gözden
geçirdi.
HURRIYET
25/07/08
Talat 2008de çözümden hala umutlu
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Kıbrıs sorununa bu yıl sonuna kadar çözüm bulunacağına
dair umutlu olduğunu söyledi.
Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile 21 Martta
başlayan yeni süreç çerçevesinde, kapsamlı müzakereleri
başlatmak amacıyla bugün yeniden bir araya gelecek olan Talat,
görüşme öncesi dün AAya yaptığı açıklamada,
Hristofyas ile başlattıkları son sürecin makul bir sürede çözüme
ulaşması gerektiğini söyledi. Talat, Hedefimiz erken zamanda
çözüme ulaşmak. Aylarca, yıllarca sürecek bir görüşmeden söz
etmiyorum. Ben 2008 sonuna kadar bunun yetişebileceğini
düşünüyorum dedi. Talat, son süreçten eskiye kıyasla daha umutlu
olduğunu kaydetti.
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi
Taye-Brook Zerihounun BM kontrolündeki ara bölgede bulunan resmi konutunda
bugün saat 11.00de yapılacak Talat-Hristofyas görüşmesinde
çalışma grupları ile teknik komitelerin faaliyeti de son kez
gözden geçirilecek.
Talatın kızı evleniyor
Rum lider Hristofyas ile masaya oturmaya hazırlanan KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, diğer yandan da
kızını nikah masasına oturtuyor. Mehmet Ali Talat ile Oya
Talatın kızları Ayşenur, 31 Temmuzda Tunuslu Rauf Zrilli
ile evleniyor.
MILLIYET
25/07/08
Kıbrıs için yeni maraton
25/07/2008 RADIKAL
KKTC lideri Talat ile Rum lider Hristofyas, Kıbrıs sorunu için 3 Eylül'de müzakerelere başlayacak
LEFKOŞA - KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum kesimi lideri
Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunu için kapsamlı çözüm
müzakerelerine 3 Eylülde başlama kararı aldılar.
BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun, yaklaşık iki
saat süren Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından liderlerin
aldıkları kararı açıkladı.
Talat-Hristofyas görüşmesi, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi
Zerihounun ara bölgedeki konutunda saat 11.10da
başlamıştı.
Görüşmeye, Zerihounun yanı sıra Rum Başkanlık
Komiseri Yorgos Yakovu ile KKTC Cumhurbaşkanı Talatın BM ve AB
ile Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami katıldı. (aa)
Kıbrısta kritik aşama
24/07/2008 RADIKAL
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas, yarın yine buluşuyor. Görüşmeden kapsamlı müzakerelerin başlamasına ilişkin kararın çıkması beklentisini güçlendiren Talat, müzakerelerin büyük bir olasılıkla eylülde başlayacağını söyledi
LEFKOŞA/ANKARA - Kıbrıs, yarın önemli bir buluşmaya sahne olacak. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitri Hristofyas, kritik" bir görüşme için yarın bir araya geliyor. Türk tarafında, buluşmadan Eylül başında kapsamlı müzakerelerin başlama kararı"nın çıkması beklentisine karşın Rum tarafının, iyimser bir hava yaratmaktan kaçınması dikkat çekiyor.
Ara bölgede yapılacak Talat ve Hristofyas görüşmesi, kapsamlı müzakereler"in kaderi açısından büyük önem taşıyor.
Oluşturulan ortak çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarının değerlendirileceği görüşmeye ilişkin olarak KKTC Cumhurbaşkanı Talat, kapsamlı müzakerelerin çok önemli yeni bir süreci başlatacağını da belirtti. Ancak Rumlar, kapsamlı müzakereler"in başlaması konusunda, iyimserlik" yaratacağı açıklamaları yapmaktan kaçınıyor. Nitekim, Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, Hristofias ve Talatın görüşmede Çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarını değerlendireceklerini" söyledi.
Kapsamlı görüşmeler"in başlaması konusunda Rum tarafında bir isteksizlik" bulunduğu kaydediliyor. Rumların kapsamlı görüşmeler"in başlaması için hakemlik ve takvim" konularını ön şart" olarak öne sürdüğü de ifade ediliyor. Talat-Hristofyas görüşmesi hemen öncesi Dışişleri Bakanı Ali Babacanın New Yorkta BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile buluşmasında, Kıbrısta kapsamlı müzakelere"e geçilmesi konusunun da ele alındığı belirtiliyor.
ŞİMDİYE KADAR NE OLDU?
Rum Kesiminde Şubat ayında yapılan Başkanlık seçimleriyle Papadolupos yönetiminin tasfiye edilmesinin ardından, 21 Martta BM gözetiminde ilk kez bir araya gelen Talat ile Hristofyas, Haziranda kapsamlı müzakereler"e hazırlık amacıyla çalışma grupları ve teknik komitelerin oluşturulması konusunda mutabık kalmışlardı.
Oluşturulan 7 teknik komite ve 6 çalışma grubu, daha sonra çalışmalarına başladı. Talat ve Hristofyas da, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek amacıyla 23 Mayısta bir araya geldi.
Bu arada, kapsamlı görüşmelerin Haziran ayında başlayamayacağı da anlaşıldı. Bunun yerine 1 Temmuzda ara bölgede görüşen iki liderin, tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte anlaştığı" bildirilirken, 25 Temmuzda yapılması kararlaştırılan görüşmede, teknik grupların çalışmalarının son kez" değerlendirileceği belirtilmişti. (anka)
Talat: Yıl sonuna kadar çözüm olabilir
HEDEF YIL SONU... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum
yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas'la bugün yapacağı
görüşmeye umutlu oturuyor. Cumhurbaşkanı Talat, yıl sonuna
kadar, Kıbrıs sorununda kesin bir çözüme
ulaşılabileceğini söyledi
GÖRÜŞMENİN GÜNDEMİ... Talat ile Hristofyas bugünkü
görüşmede kapsamlı müzakerelerin başlama tarihini
açıklayacaklar. İki lider bu tarihin 1 Eylül olması konusunda
gizli mutabakata varmıştı. İki lider ayrıca,
komitelerin yaptığı çalışmaları
değerlendirecek, güven yaratıcı önlemler konusunu ele alacak.
Güven yaratıcı önlemler çerçevesinde çevre ve sağlık
sorunlarıyla ilgili 12 maddelik bir mutabakat metninin
açıklanması bekleniyor
REFERANDUM YAPILACAK... Talat, Hristofyas'la varacakları
olası bir çözümün Annan planı gibi yine referanduma
götürüleceğini belirterek, bunun BM'nin en temel ilkelerinden biri olduğunu
kaydetti. Annan planını kabul eden Kıbrıslı Türklerin
AB'nin bazı vaatlerini tutmaması nedeniyle yeni bir referandumda
çözüme daha az destek vermesini bekleyip beklemediğinin sorulması
üzerine Talat, "Mümkündür. Nasıl bir anlaşma
yapacağınıza bağlı. Eğer halkı memnun eden
iyi bir anlaşma yaparsanız yüzde 75 oy da
alırsınız." dedi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun
çözümü için başlayan son süreç çerçevesinde bu yıl sonuna kadar çözüm
bulunacağından umutlu olduğunu söyledi.
Talat, A.A'ya verdiği demeçte, Rum yönetimi başkanı
Dimitris Hristofyas ile başlattıkları son süreç, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti, Türkiye'deki iç siyasi
gelişmelerin sürece olası etkileri ve egemenlik
tartışmalarına ilişkin görüşlerini
açıkladı..
Son süreçten eskiye kıyasla daha umutlu olduğunu belirten
Talat, çünkü eski Rum lideri Tasos Papadopulos'un tavrının
Kıbrıs sorununda herhangi bir ilerlemeye izin vermediğini,
Papadopulos'un müzakereye dahi yanaşmadığını
hatırlattı.
"Şimdi durum öyle değil. Ama unutmamak lazım
Sayın Hristofyas eskiyi de omuzlarında taşıyor" diyen
Talat,
bunun birçok nedeni olduğunu, Rum toplumu içinde "Annan
planının şeytanlaştırılması" döneminde
çok iyi hazırlık yapmak gibi birçok metodun
ilkeselleştiğini, Hristofyas'ın seçim kampanyasını bu
ilkeleri öne çıkartarak yürüttüğünü, aynı zamanda Papadopulos'un
partisi ile ortak olduğunu ve dolayısıyla onun da desteğini
almak durumunda olduğunu kaydetti.
Talat, bu nedenlerden ötürü, daha önce başlatmayı
planladıkları tam teşekküllü müzakerelerin hala
başlayamadığını söyleyerek, bugünkü görüşmede bu
süreci artık başlatacaklarını belirtti. Tam teşekküllü
müzakerelerin "gerçek müzakereler" anlamına geleceğini ifade
eden Talat, müzakerelerin yöntemini henüz belirlemediklerini, bunun ya bugün ya
da müzakerelerin başında belli olacağını kaydetti.
Talat, yönteme ilişkin kendi öngörüsünün, konuları bir sistematik
içinde adım adım ele almak, anlaşılan konuları bir
tarafa, anlaşılmayanları diğer tarafa koymak ve bilgi
ihtiyacı olduğunda çalışma gruplarına görev vermek
şeklinde olduğunu bildirdi.
Cumhurbaşkanı Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun da makul bir süre olması lazım. Tam
teşekküllü olmasının anlamı, bütün konuları bütün
unsurlarıyla ele alacağız demektir. Hedefimiz erken zamanda çözüme
ulaşmak. Aylarca, yıllarca sürecek bir görüşmeden söz etmiyorum.
Ben 2008 yılı sonuna kadar bunun yetişebileceğini
düşünüyorum. Çünkü eylül, ekim, kasım, aralık; 4 ay var. Annan
planı 1,5 ay müzakere edildi. Dolayısıyla bu zaman yetebilir,
eğer olmazsa biraz daha uzar. Ama sonuçta Kıbrıs sorununu
kısa zamanda çözmek temel hedefimiz olmak zorundadır."
Türkiye'deki gelişmelerin etkisi
Talat, Türkiye'deki iç siyasi gelişmelerin bu takvime muhtemel
etkileri konusunda da Türkiye'de olan her şeyin kendilerini
etkileyeceğini belirterek, çünkü kendilerini tam anlamıyla
destekleyen tek ülkenin Türkiye olduğunu hatırlattı. Talat,
şunları söyledi:
"Dolayısıyla Türkiye'de olacak her olumsuz ya da olumlu
şey, bizi etkileyecektir. Ama bu demek değildir ki Türkiye'deki
olumsuz bir gelişme doğrudan doğruya Kıbrıs'a da
yansıyacak. Hayır, burası başka bir ülke. Buraya
yansıması doğrudan bizi destekleyen tek ülke oluşu
nedeniyledir."
Talat, Başbakan Erdoğan'ın son KKTC ziyaretini de
değerlendirerek, Erdoğan'ın verdiği "Kıbrıs'ın
Türkiye için bir milli dava olduğu ve Türkiye'nin her zaman, siyasi
istikrarsızlık olabilecek bir durumda bile Kıbrıs
Türklerinin yanında olduğu" mesajlarının önemine
dikkat çekti.
Kıbrıs Türklerinin pek çok açıdan, özellikle psikolojik
olarak Türkiye'nin desteğine çok büyük önem verdiğini belirten Talat,
Türkiye'yi eleştirenlerin bile bu durumda olduğunu bildirdi.
Tek egemenlik tartışmaları
Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas ile tek egemenlik konusunda
vardıkları uzlaşmanın tartışmalara yol
açtığının hatırlatılması üzerine, "Biz
yeni bir politika yürütüyoruz. O nedenle eski politikaların, 'çözümsüzlük
çözümdür" düşüncesinin sahiplerinin bizi eleştirmesi kadar
doğal bir şey yok" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın "bir adım önde olma"
politikası ile kendilerinin çözüm politikası birleşince Annan
planının kabulüyle başlayan sürecin
yaşandığını hatırlatan Talat, yüzde 65 oranla
Kıbrıslı Türk halkı tarafından kabul edilen Annan
planında da egemenliğin ve vatandaşlığın tek
olduğunu belirtti. Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama bu ortak egemenliktir. İki tarafın eşit
katılımıyla ve her bir kurucu devletin kendi yetkileri
dahilindeki fonksiyonlarını egemen olarak yürüttükleri bir
egemenliktir. İşte bu nedenle biz tek egemenliği prensip olarak
kabul ettik. Uygulaması ve ayrıntılarını tam
teşekküllü müzakerelerde görüşeceğiz."
Talat, tek egemenliğin "Rum egemenliği" olarak
görülmesinin kendisini tedirgin ettiğini de söyleyerek, "Yani ortak
olarak kullandığımız veya kullanacağımız ne
varsa Rumların. Eğer bu düşünce söz konusu ise biz teslim olduk
demektir. Çünkü asgari düzeyde de olsa ortak kurumlarımız olacak.
Ortak kurumlar ortaktır. İki taraf eşit olarak
ortaktır" diye konuştu.
Yeni referandum olacak
Talat, bir başka soru üzerine de Hristofyas'la varacakları
olası bir çözümün Annan planı gibi yine referanduma
götürüleceğini belirterek, bunun BM'nin en temel ilkelerinden biri
olduğunu kaydetti.
Annan planını kabul eden Kıbrıslı Türklerin
AB'nin bazı vaatlerini tutmaması nedeniyle yeni bir referandumda çözüme
daha az destek vermesini bekleyip beklemediğinin sorulması üzerine
Talat, şöyle konuştu:
"Mümkündür. Nasıl bir anlaşma
yapacağınıza bağlı. Eğer halkı memnun eden
iyi bir anlaşma yaparsanız yüzde 75 oy da alırsınız.
Bugün ortalığı toz duman edenlere bunu da söylemek lazım,
sonuçta karar verecek olan halklardır. Ben bugün halkın
nabzını yanlış tutuyor olabilirim, ama sonuçta halkım
bunu onaylamaz ve bu iş çöker. O nedenle her aşamada halkın nabzını
tutmak zorundayım ve tuttuğuma inanıyorum."
Talat kızını evlendiriyor
Bu arada, bir yandan Rum lider ile müzakere masasına oturmaya
hazırlanan KKTC Cumhurbaşkanı Talat, diğer yandan da
kızını nikah masasına oturtuyor.
Mehmet Ali Talat ile Oya Talat'ın kızları Ayşenur
Talat, 31 Temmuz'da Tunuslu Rauf Zrilli ile evleniyor.
Talat, konuya ilişkin olarak, "Tabii bu da heyecanlı ve
zor bir iş. Kız evlendirmek kolay değil ama tabii onların
mutluluğunu istiyoruz. Mutluluğunu istediğimiz insanların
arzu ettiklerini yapmalarını sağlamak da bir baba olarak
görevimiz" yorumunu yaptı.
Liderlerin gündeminde neler var?
Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Lideri Hristofyas
bugünkü görüşmede kapsamlı müzakerelerin başlama tarihin
açıklayacaklar. İki lider bu tarihin 1 Eylül olması konusunda
gizli mutabakata varmıştı. Teknik komitelerin
yaptığı çalışmaları değerlendirecekler ve
ayrıca güven yaratıcı önlemler konusunu ele alacaklar. Rum
tarafının Yeşilırmak Kapısı'nın da
geçişlere açılması önerisini bugünkü görüşmede
sunabileceği belirtiliyor. Güven yaratıcı önlemler çerçevesinde
çevre ve sağlık sorunlarıyla ilgili 12 maddelik bir mutabakat
metninin açıklanması bekleniyor
Görüşmelerde nereden nereye...
25 Temmuz görüşmesiyle devem etmekte olan bu süreç, Güney
Kıbrıs'ta lider değişikliği ile başladı. 24
Şubat'ta yapılan ikinci tur seçimlerde Rum Meclis Başkanı
ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, yüzde 53.36 oy alarak,
Kıbrıs Rum halkının yeni lideri oldu.
Annan planının referandumda reddedildiği dönemin lideri
olarak çözümden yana tavır almayan Tasos Papadopulos'un yerine Rum
halkının yeni lideri olan Hristofyas, çözüm yanlısı
açıklamalar yaparak, Kıbrıslı Türklere dostluk elini
uzattığını belirtti.
Talat ile Hristofyas, yeni süreç çerçevesinde ilk olarak 21 Mart'ta bir
araya geldi. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael
Möller'in ara bölgedeki ikametgahında düzenlenen ve yaklaşık 3.5
saat süren görüşmede liderler 3 ay sonra bir araya gelmeyi
kararlaştırdı. Liderler, Lokmacı Kapısı'nın
da teknik olarak mümkün olan en kısa sürede açılması için
uzlaşmaya vardı.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller, 21 Mart
görüşmesinin ardından her iki lider adına yaptığı
açıklamada, liderlerin bir dizi çalışma grubu ve teknik
komiteler kurmak, gündemlerini belirlemek ve bunu mümkün olan en
hızlı şekilde yapmak üzere danışmanlarının
bir hafta içinde buluşmasına karar verdiklerini bildirdi. Talat ile
Hristofyas'ın teknik komitelerin varacağı sonuçları
kullanarak, BM Genel Sekreterinin gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri
başlatmak konusunda anlaştıklarını belirten Möller,
liderlerin resmi müzakerelere başlamadan önce de gerektiği sürece ve
gerektiği zaman buluşmak konusunda fikir birliğine
vardıklarını kaydetti.
Orgeneral Büyükanıt KKTC'de
Talat ile Hristofyas'ın bu görüşmesinin ardından 26
Mart'ta KKTC'ye önemli bir ziyaret gerçekleşti. KKTC'ye gelen TC
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk
askerinin Kıbrıs'ta barış için bulunduğuna, 1974'ten
beri de barışı sağladığına dikkati çekti ve
"adil ve kalıcı barış sağlanana kadar bu kutsal
görevin devam edeceğini" vurguladı.
Cumhurbaşkanı Talat da Türk askerlerinin adada
uluslararası garanti ve ittifak anlaşmalarıyla görev
yaptığını, adil ve kalıcı bir barış
sağlanıncaya kadar da bu görevini yerine getirmeye devam
edeceğini söyledi.
Komiteler oluşturuldu
Bu arada, aynı günlerde, Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart
görüşmesinde vardığı mutabakat uyarınca başlayan
yeni süreçte, taraflar 6 çalışma grubu ile 7 teknik komite
oluşturulmasına karar verdi.
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuları ele alacak
olan çalışma grupları şöyle belirlendi:
1-Yönetim ve Güç Paylaşımı
2-AB Konuları
3-Güvenlik ve Garantiler
4-Toprak
5-Mülkiyet
6-Ekonomik konular.
İki taraf arasındaki günlük konular üzerinde
çalışma yapacak teknik komitelerin başlıkları ise
şöyle oldu:
1-Suç/Suça İlişkin Konular
2-Ekonomik ve Ticari Konular
3-Kültürel Miras
4-Kriz Yönetimi
5-İnsani Konular
6-Sağlık
7-Çevre.
23 Mayıs görüşmesi
Talat ile Hristofyas, 23 Mayıs'ta yeniden bir araya geldi.
İki lider bu görüşmede çalışma grupları ile teknik
komitelerin çalışmalarını gözden geçirdi ve haziran
ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelerek, yeni bir
değerlendirme yapmaya karar verdi.
Siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona
bağlılıklarını yeniden teyit eden liderler,
ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin
oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir
hükümeti olması konusunda hemfikir oldu.
Hristofyas, Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin,
"Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti" (United Federal
Republic of Cyprus) olması konusunda ortak pozisyonları olduğunu
söyledi.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki yeni Özel Temsilcisi
Taye-Brook Zerihoun'un ara bölgedeki ikametgahında yapılan 3 saatlik
görüşmeden sonra iki lider ortak açıklama yaptı.
Zerihoun'un okuduğu açıklamaya göre liderler, BM Güvenlik
Konseyi'nin ilgili kararlarında tanımlanan siyasi eşitliğe
dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona
bağlılığını yeniden teyit etti. Açıklamada,
ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin
oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir devlet
olacağı belirtildi.
Açıklamaya göre, liderler, ayrıca, temsilcilerine, 15 gün
içinde teknik komitelerin sonuçlarını gözden geçirme talimatı
verdi. Liderler, yeni bir değerlendirme yapmak amacıyla Haziran
ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelmeye de karar
verdi.
İngiltere ile memorandum
Yeni süreç devam ederken, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile
İngiltere 5 Haziran'da karşılıklı anlayış
memorandumu imzaladı.
Hristofyas ile İngiltere Başbakanı Gordon Brown
arasında imzalanan memorandumda, Kıbrıs sorununun çözümünde
"iki bölgeli, iki toplumlu federasyona" atıfta bulunuldu.
Talat, memorandumun, Hristofyas ile vardıkları
mutabakatın dışında olduğunu belirterek,
"İngiltere'nin yaklaşımının çözüme
yardımcı olmayacağını, sadece engelleyeceğini"
söyledi.
Memoranduma Ankara da tepki gösterirken, Dışişleri
Bakanlığı bu metni, "Ada'da adil çözüm
arayışına gölge" olarak niteledi.
Sürece devam, 1 Temmuz görüşmesi
Talat ile Hristofyas'ın 21 Mart'ta yaptığı
görüşmede varılan mutabakat uyarınca oluşturulan teknik
komitelerde anlaşmaya varılan önlemler de 20 Haziran'da
açıklandı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile
Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi komiseri
Yorgos Yakovu düzenledikleri basın toplantısında bu önlemleri
açıkladı.
6 maddeden oluşan önlemler, kültürel mirasın korunmasına
yönelik eğitim programları, yol güvenliği, ambulansların
karşılıklı geçişleri, ortak sağlık komitesi
kurulması, çevre eğitimi ve atıklarla ilgili
çalışmalar yapılmasını içeriyor..
İki tarafın liderleri, 1 Temmuz'da yeniden bir araya gelerek,
4,5 saatlik bir görüşme yaptı.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Zerihoun,
görüşmenin ardından yaptığı açıklamada,
liderlerin, "tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda prensipte
anlaştığını" bildirdi.
Zerihoun, liderlerin, uygulamaya ilişkin detayları
kapsamlı müzakerelerde ele alma konusunda da
uzlaştığını açıkladı.
Liderler, 1 Temmuz görüşmesinde ilk kez teknik komite ve
çalışma gruplarının faaliyetlerini gözden geçirirken, 25
Temmuz'da yeniden bir araya gelerek, çalışma grupları ile teknik
komitelerin çalışmalarını son kez gözden geçirmeyi
kararlaştırdı.
TC Başbakanı Erdoğan Ada'da
25 Temmuz görüşmelerine az bir süre kala TC Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, beraberinde 8 bakandan oluşan kalabalık
bir heyetle 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 34. yıl
dönümü dolayısıyla KKTC'yi ziyaret etti.
Ziyaret ve bu çerçevede yapılan açıklamalar; KKTC'de
memnuniyet yaratırken, Güney Kıbrıs'ta tepkiyle
karşılandı.
Erdoğan, Talat ile düzenlediği ortak basın
toplantısında, "Kıbrıs'ta çözüm Birleşmiş
Milletler (BM) çatısı altında, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet
misyonu çerçevesinde, Ada'daki gerçeklere dayanan iki eşit halk, bunun
altını özellikle çiziyorum ve iki kurucu devlet arasında oluşturulacak,
yeni bir ortaklık ilişkisi çerçevesinde bulunacaktır" diye
konuştu.
Talat da, Kıbrıs Türk halkının kendi asli kurucu
yetkilerini kullanarak, egemenlikteki eşit ortaklığını
tescil edeceği bir çözümü amaçladığını belirterek,
"Rum egemenliğine yama olmak ya da egemenliği Rum tarafına
bırakmak bizim için asla söz konusu değildir" dedi.
KIBRIS 25/07/08
İki kesimlilik, siyasal eşitlik ve Türkiye'nin
etkin güvencesi şart
Babacan ile Ban Ki-Moon, Kıbrıs konusunda iki tarafın
liderlerinin çözüme yönelik kararlı bir görüntü sergilediğini
karşılıklı olarak müşahede etti. Babacan,
Kıbrıs'ta çözüm için Türkiye'nin temel gördüğü, iki kesimlilik,
siyasal eşitlik ve Türkiye'nin etkin güvencesi gibi parametreleri
tekrarladı
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali
Babacan'ın, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile görüşmesinde,
Kıbrıs ve Irak konularını ele aldığı
öğrenildi.
Ali Babacan, Ekim ayında yapılması beklenen BM Güvenlik
Konseyi'nin geçici üyeliği seçiminde Türkiye'ye destek
arayışı çerçevesinde New York'ta temaslarda bulunuyor.
Edinilen bilgiye göre Babacan ve Ban Ki-Moon, Kıbrıs
konusunda iki tarafın liderlerinin çözüme yönelik kararlı bir görüntü
sergilediklerini karşılıklı olarak müşahede etti.
Babacan, Kıbrıs'ta çözüm için Türkiye'nin temel gördüğü, iki
kesimlilik, siyasal eşitlik ve Türkiye'nin etkin güvencesi gibi
parametreleri tekrarladı.
Irak konusunda ise Ban Ki-Moon, Türkiye Başbakanı Recep
Tayyip Erdoğan'ın Irak ziyaretini yakından izlediğini
belirtti ve Başbakan'ın ziyaretinin başarılı geçtiğine
tanık olduğunu anlattı. Suriye-İsrail arasında
Türkiye'nin aracılığıyla yürütülen yakınlaşma
sürecine ilişkin bilgi soran BM Genel Sekreteri, bu konuda Babacan'ın
söylediklerini dinledi.
Musevi temsilcilerle görüşme
Babacan'ın, ABD'deki kimi Musevi kuruluşların
temsilcileriyle de bir görüşme gerçekleştirdiği öğrenildi.
Bu görüşmede de Musevi kuruluş temsilcileri, Türkiye'nin her
zaman Museviler'e kucak açmış bir ülke olduğunu
vurguladılar. Musevi kuruluş temsilcileri, BM Güvenlik Konseyi geçici
üyeliği seçim prosedürüne ilişkin de bilgi aldılar.
Musevi kuruluş temsilcilerinin ayrıca, Suriye-İsrail
yakınlaşmasındaki gelişmeleri Babacan'a sorduğu ve
Babacan'ın da bu konuda bilgi verdiği öğrenildi. Babacan,
Suriye'nin dışlanmaması gereken önemde bir ülke olduğunu ve
Suriye'yi angaje etmenin önemli olduğunu kaydetti.
Musevi kuruluş temsilcilerinin, İran'ın nükleer
dosyasına ilişkin Türkiye'nin politikalarını ilgiyle
izlediklerini ifade ettiler ve Babacan da, son gelişmelerle ilgili bilgi
verdi. Musevi kuruluş temsilcileri, Ermenistan ile Türkiye arasında
gündeme gelen ''futbol diplomasisine'' ilişkin de bilgi sordular.
Kamuoyu yoklamalarında, Türkiye'de ABD
karşıtlığının yüksek oranda çıkmasına
şaşırdıklarını ifade eden Musevi kuruluş
temsilcileri, ''Bu anket sonuçları, iş çevrelerinin iyi
ilişkisini yansıtmıyor'' derlerken, kamuoyu yoklamalarından
çıkan sonuçların neye bağlanması gerektiğini sordular.
Edinilen bilgiye göre Babacan, Irak ve ABD Kongresi'ndeki 106 sayılı
Ermeni tasarılarına işaret etti.
Babacan, son dönemde ABD ile Türkiye arasında, PKK'ya
karşı yürütülen işbirliğinin ardından bu kamuoyu
yoklaması sonuçlarının değişeceğine
inandığını bildirdi.
Babacan, BMGK üyeliğine destek çerçevesinde Arap grubu ve
İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) temsilcileriyle de
biraraya geldi. Her iki toplantıda da Türk tarafına, Türkiye'nin
barış ve güvenlik içinde müreffeh bir Ortadoğu kurulması
çabalarına takdir ifade edildi. Özellikle Filistin sorununa adil ve
kalıcı bir çözüm çabalarında Türkiye'nin rolüne işaret edildi
ve sorunların diyalogla çözülmesi yönünde Türkiye'nin
yaklaşımlarından övgüyle sözedildi. İKT üyeleri Babacan'a,
kendileri için önemli konularda Türkiye'nin sürekli yanlarında yer
almasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler.
KIBRIS 25/07/08
North sets EU wheels in
motion
By
Simon Bahceli
THE TURKISH
Cypriot authorities say they intend to speed up harmonisation with the EU ahead
of what they see as the increasing likelihood of reunification of the island.
It would be a crime against the community to leave everything till after a
solution, Turkish Cypriot prime minister Ferdi Sabit Soyer told reporters on
Wednesday. And he added that the breakaway state had already succeeded in
completing eight out of the 12 chapters needed to bring it in line with EU
practices.
Soyers comments were intended to give new impetus to efforts aimed at
harmonising to the EU what is believed will become a Turkish Cypriot-run
constituent state if a reunification deal is struck between the Greek and
Turkish Cypriot communities.
Currently, the north remains de facto outside the jurisdiction of both the
Republic of Cyprus government and the EU.
If recently restarted reunification efforts succeed, it is assumed that the
north will automatically become part of the EU.
Yesterday head of the Turkish Cypriot EU Co-ordination Office Erhan Ercin told
the Cyprus Mail that many changes had already been made in the structure of the
breakaway states administrative and legal structures in order to make it ready
for eventual EU membership.
Since 2004, there have been ongoing unilateral efforts by the pro-EU
CTP government, supported by the EU Commissions financial aid package, to
prepare the north for unification and the introduction of the EU acquis.
The aim is that the Turkish Cypriots be able to function in the EU market, he
said, adding: The aim is that the Turkish Cypriots do not feel like a ship in
the ocean without a compass.
Ercin admitted, however, that the pace of structural reforms in the north had
slowed down during former President Tassos Papadopoulos tenure because it had
been felt there would be little point in implementing them if a solution was
not forthcoming. However, the election of President Demetris Christofias and
strong signals pointing to the imminent restart of fully-fledged negotiations
for a settlement of the 34 year-old division of the island, appears to have
spurred the Turkish Cypriot authorities into renewed enthusiasm for EU
membership.
Ercin says sluggishness in implementing EU-style reforms was also caused by a
lack of technical help from the EU, stemming from the previous administrations
unwillingness to see the EU help the breakaway state.
Earlier delays were caused by the reluctance [of the EU] to provide us with
tailor-made programmes because of Greek Cypriot opposition based on fears that
the existence of such programmes would be seen as recognition, Ercin said.
But Ercin says the north will now pull out all stops to put itself in line with
the EU by the time a reunification deal is ready to be signed.
The Turkish Cypriot government is now applying more effort because it is, for
the first time, seeing a light at the end of the tunnel, he said, adding
a call on the EU to help.
At the same time, it is expecting EU institutions to strengthen
their instruments because on the day of reunification all of Cyprus will be
part of the EU.
CYPRUS MAIL 25/07/08
DIKO stops short of
coalition pullout
By
Jean Christou
PRESIDENT
Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat meet today to
decide whether to start negotiations in September.
Christofias goes to the talks with the blessing of only three of the political
parties, ruling AKEL, opposition DISY and the United Democrats.
Coalition partners DIKO and EDEK, and the Greens say the time is not right for
talks and that the basis of negotiations is not clear. But they would still
support the President, they said. The European Party was also opposed to
starting negotiations, and has been heavily critical of Christofias.
DIKO met for five hours yesterday before taking a final decision. Party leader
Marios Garoyian said conditions for starting talks had not been met in the
partys opinion, but they would support the President. The central committee
voted 20 in favour and seven against, he said.
There had been speculation earlier that DIKO might leave the government
alliance if the President decided today to go for fully-fledged negotiations.
Christofias concluded talks with the party leaders yesterday in advance of
todays meeting. Looking somewhat sombre leaving the Presidential Palace last
night he said the parties would support him, given what had been said in
private.
I am generally satisfied, the positions of political parties, he said. The
parties will support the choices of the President of the Republic.
Before announcing whether to go for negotiations, the two leaders will review
progress in the working groups and technical committees, even though
essentially its a foregone conclusion that they will announce talks, barring
any unexpected negative developments.
While they are likely to agree to go for negotiations, it is not certain
whether an actual date for the talks will be fixed today.
Meanwhile UN Special Adviser Alexander Downer, who will mediate new Cyprus
talks, will arrive on the island on Sunday and meet the two leaders on Tuesday.
He will spend Monday being briefed by UN staff, although he has already spent
the past few days in New York with Secretary General, Ban Ki-moon.
CYPRUS MAIL 25/07/08
Kıbrıs için samimiyet zamanıdır
Kıbrıs demagojisi erken başladı. Şu
anda, KKTC Cumhurbaşkanı Talatın kabul ettiği belirtilen
tek egemenlik, tek yurttaşlık kavramı etrafında
fırtına koparma çabası var. Bu yeni bir kavrammış
gibi, Türk tarafının iki kesimlilik, iki toplumluluk ve siyasi
eşitlikten vazgeçmeye hazırlandığı iddia ediliyor.
Kıbrıs harekâtının yıldönümünde sert konuşan
Başbakan Erdoğanın da bu açıdan çelişkiye
düştüğü iddia ediliyor. Erdoğanın söylediği şu:
Kimse, ama hiç kimse, Kıbrıs Türk halkının kendi
yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini ve
azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklemesin. ...
Kapsamlı çözüm Kıbrıs Türk halkı ve KKTCnin kurucu ve
eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacaktır.
Şimdi meselenin özüne bakıp, var ise, çelişkinin nerede
yattığını anlamaya çalışalım. BM
çatısı altında yürütülen Kıbrıs müzakerelerinin
amacı her zaman iki kesimli, iki toplumlu ve siyasi eşitliğe
dayanan bir çözüm olmuştur.
Amaç, tek egemenlik
Bunu artık Rumlar da, istemeye istemeye olsa bile, kabul ediyorlar. Çünkü,
amaç gerçekten çözüm ise başka yol yok. Nihai olarak amaçlanan da, her
zaman, tek egemenlik ve tek vatandaşlığa dayanan ortak bir
yapı olmuştur.
Bu da, siyaseten eşit olan, toplum olarak kendi bölgelerinde yaşayan
ve kendi kararlarını veren iki kesimin, anlaşma yoluyla, ortak
bir egemenlik sahası yaratmaları demektir. Bazılarının
iddia ettiği gibi Türk tarafının Rum egemenliğine
razı olması değil.
Özetle, Annan Planında da öngörüldüğü gibi, ortaya yeni bir
yapı çıkacak. Bu yeni yapının da tek egemenliği
olacak. Ancak bunun sınırları siyaseten eşit olan
taraflarca saptanacak. Bu yeni yapının da tek vatandaşlığı
olacak.
Ortak
vatandaşlık pasaportu
Başka bir ifadeyle, çözümden sonra Kıbrıslı Türkler KKTC
pasaportu, Rumlar da Rum pasaportuyla dünyayı gezmeyecekler. Mutabakata
varılan çerçevedeki ortak vatandaşlığın pasaportuyla
gezecekler.
Tasos Papadopulos da zaten 2004te televizyonda gözyaşları içinde
Annan Planına niçin hayır diyeceğini
açıkladığında, argümanını bu temele
oturtmuştu. Ben bir devlet teslim aldım. Şimdi bundan
vazgeçmem demişti.
Rauf Denktaş da, aynı gerekçeyle, Allah kendisinden razı olsun
demişti. Kısacası Rumlar 2004te, yeni isim ve bayrakla
kurulacak ve yeni bir egemenlik anlayışına dayanan çözümü
reddettiler. Kıbrıslı Türkler ise bunu kabul ettiler.
Kavram
cambazlığı gereksiz
Öte yandan, KKTCde bazıları şimdi, varılacak
mutabakatın bu kez referanduma sunulmaması için çabalarının
olduğunu iddia ediyorlar. Ancak bu eşyanın tabiatına
aykırı. Çünkü referandumlar çözümün ayrılmaz
parçasıdır. Bu her zaman böyle olmuştur. Aksini iddia edenler,
24 Nisan referandumunda ağzı yanıp da Kıbrıs Türk
halkına güvenmeyenlerdir.
Sonuçta, çözüm ya isteniyor ya da istenmiyor. Gelinen nokta budur. İş
bu kadar basit. İsteniyorsa her iki taraf için gidilecek yol bellidir.
Fakat bu yolu sevmeyen varsa, demagoji yerine, açıkça çıkıp
mertçe bunu istemiyoruz demesi gerekiyor.
Uzun lafın kısası, Kıbrısta samimiyet
zamanıdır. Halkın kafasını kavram
cambazlıklarıyla karıştırma zamanı değil.
MILLIYET 26/07/08
DHA
İddianamede Ergenekoncuların, Atatürk'ün de kendi örgütlerinin tarikatvari ve dini yapısının içerisinde olduğuna inandığı, bunun da zamanı geldiğinde açıklanacağı yönünde ilginç ifadeler yer aldı...
Ergenekon iddianamesinde şok ifadeler gündemi sarsmaya devam
ediyor.İddialar öyle çarpıcı ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin
kurucusu Mustafa Kemal Atatürkün ismi bile iddianame de yer aldı.
İddianamenin 8. maddesinde yer alan ifadelerde sanık Sevgi
Ereneroldan çıkan Derin Ergenekon adlı bir belge
çıktığı belirtiliyor. Atatürkün de kendi örgütlerinin
tarikatvari ve dini yapısının içinde olduğu
belirtildiği Derin Ergenekon isimli belgede iddianameye yansıyan
çarpıcı ifadeler şöyle; "Alpler alperenlar
adlandırılan örgütsel konumda kişilerin Türk ordusuna
sızmaya çalıştıkları ve gizlilik gereği olan
bazı şeylerin açıklanmaması gerektiği, Özel Kuvvetler
Komutanlığının Ergenekonun gözbebeği olduğu,
hatta daha da ileri gidilerek Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal
Atatürkün dahi kendi örgütlerinin tarikatvari ve dini yapısının
içerisinde olduğu ancak bunun henüz açıklanmasının
zamanı gelmediğinden açıklanmaması gerektiği
şeklinde ibarelerin bulunduğu görülmüştür"
MILLIYET 26/07/08
Başlıyorlar
AMAÇ: KARŞILIKLI KABUL EDİLEBİLİR ÇÖZÜM... İki
liderin görüşmesinin ardından, BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Zerihoun
tarafından okunan ortak açıklamada, tam teşekküllü müzakerelerin
amacının, Kıbrıs sorununa karşılıklı
olarak kabul edilebilecek ve Kıbrıslı Rumların ve
Kıbrıslı Türklerin temel ve meşru hak ve çıkarlarını
koruyacak bir çözüm bulunması olduğu belirtildi Açıklamada,
üzerinde anlaşmaya varılacak olan çözümün, ayrı ayrı ve
eş zamanlı olarak referanduma sunulacağı kaydedildi.
HEMEN UYGULANACAK 16 YENİ ÖNLEM VE ÖZEL TELEFON HATTI... Dünkü
görüşmede, teknik komitelerle çalışma gruplarının
çalışmalarını son kez gözden geçiren Talat ile Hristofyas,
"Çevre", "Kültürel Miras", "Kriz Yönetimi" ve
"Suç ile Suça ilişkin konular"la ilgili 16 yeni önlem
alınmasını onayladı ve bu önlemlerin hemen ve tamamen
uygulanması için talimat verdi. Liderler ayrıca, sürece müdahil
olmalarında yaşanan artışın bir yansıması olarak,
aralarında doğrudan teması kolaylaştıracak güvenli bir
telefon hattı kurulması konusunda fikir birliğine vardı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi
başkanı Dimitris Hristofyas, tam teşekküllü çözüm müzakerelerine
3 Eylül'de başlıyor.
BM'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülecek müzakerelerde,
Kıbrıs sorununa, "Kıbrıs Türk ve Rumların temel
ve meşru hak ve çıkarlarını koruyacak,
karşılıklı kabul edilebilir çözüm" amaçlanacak.
Teknik komitelerle çalışma gruplarının
çalışmalarını son kez gözden geçiren Talat ile Hristofyas,
"Çevre", "Kültürel Miras", "Kriz Yönetimi" ve
"Suç ile Suça ilişkin konular"la ilgili 16 yeni önlem
alınmasını onayladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi
başkanı Dimitris Hristofyas dün saat 11.00'de, BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Taye-Brook
Zerihoun'un BM kontrolündeki ara bölgedeki resmi konutunda bir araya geldi.
21 Mart Mutabakatı çerçevesinde gerçekleşen görüşme
yaklaşık 2 saat sürdü. Görüşmede Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat'a BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami,
Hristofyas'a da Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu eşlik etti.
İki lider, 21 Mart Mutabakatı çerçevesinde 4'üncü kez
buluşmuş oldu.
İki liderin görüşmesinin ardından, BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Misyon Şefi Zerihoun,
görüşmeye ilişkin ortak açıklamayı okudu.
Açıklama öncesinde BM Barış Gücü Sözcüsü Jose Diaz,
basından soru alınmayacağı duyurusu yaptı.
Ortak açıklamada, kapsamlı çözüm müzakerelerinin 3 Eylül
Çarşamba günü başlamasına ve iki lider arasında direkt
telefon hattı kurulmasına karar verildiği belirtildi.
Ortak açıklama
İki liderin ortak açıklaması aynen şöyle:
Komite üyelerine takdir
"Liderler bugün Çalışma Grupları ve Teknik
Komitelerin çalışmalarını son defa gözden geçirdi.
Liderler, elde edilen sonuçları not etti ve çalışma
grupları ile teknik komite üyelerini tüm çabalarından dolayı
takdir etti.
Müzakereler 3 Eylül'de
Sonuçları son defa gözden geçiren liderler, Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülecek tam
teşekküllü müzakerelerin 3 Eylül 2008 tarihinde başlamasına
karar verdi.
Çözüm, ayrı ayrı ve eş zamanlı referanduma
sunulacak
Tam teşekküllü müzakerelerin amacı, Kıbrıs sorununa
karşılıklı olarak kabul edilebilecek ve
Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin
temel ve meşru hak ve çıkarlarını koruyacak bir çözüm
bulunmasıdır. Üzerinde anlaşmaya varılacak olan çözüm,
ayrı ayrı ve eş zamanlı olarak referanduma sunulacak.
16 kararın hemen ve tamamen uygulanması için talimat
Teknik Komiteler ile ilgili olarak liderler bugün, çevre, kültürel
miras, kriz yönetimi, suç ve suça ilişkin konularda 16 karar daha
alınmasını onayladı ve bu önlemlerin hemen ve tamamen
uygulanması için talimat verdi.
Doğrudan teması kolaylaştıracak telefon hattı
Liderler, sürece müdahil olmalarında yaşanan
artışın bir yansıması olarak, aralarında
doğrudan teması kolaylaştıracak güvenli bir telefon
hattı kurulması konusunda fikir birliğine vardı.
Downer'le çalışma
Liderler, Alexander Downer'in Genel Sekreter'in Kıbrıs Özel
Danışmanı olarak atanmasını memnuniyetle
karşıladı ve önümüzdeki dönemde Downer ve BM ekibiyle
çalışmaya hazır olduklarını dile getirdiler.
Yeni geçiş kapıları
Ayrıca, Yeşilırmak ve diğer geçiş
noktaları ile ilgili konuları ele almaları yönünde
temsilcilerine talimat verdiler."
Liderler, 16 maddelik teknik komite kararını onayladı
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri
Dimitris Hristofyas, teknik komitelerin "çevre", "kültürel
miras", "kriz yönetimi", "suç ve suça ilişkin
konularla" ilgili 16 önlem kararı daha alınmasını
onayladı.
Liderlerin dün görüşmesi sonrasında açıklanan ve
"hemen ve tamamen uygulanması için talimat verdiği"
önlemler aynen şöyle:
11'i çevre konusunda
"-Ara bölgedeki yasa dışı çöp alanlarının
ortadan kaldırılması ve etkilenen alanların
iyileştirilmesi için işbirliği yapılması,
-Çevre uzmanları arasında tecrübe ve bilgi
paylaşımı konusunda işbirliği yapılması,
-Orman yangınlarının önlenmesi için işbirliği
yapılması,
-Atık yönetimi -bertaraf edilmesi ve geri kazanımı,
-Su tasarrufu konusunda bilincin artırılması,
-Kıbrıs'taki maden ve taş ocakları faaliyetleri
konusunda ortak bir yaklaşım geliştirilmesi için
işbirliği yapılması,
-Biyolojik çeşitliliğin ve doğanın korunması,
-Deniz kirliliğinin yönetimi ve kontrolü,
-Kimyasal kirliliğin yönetimi ve kontrolü,
-Asbest kirliliğinin yönetimi ve kontrolü,
-Artık kullanılmayan kirli alanların yönetimi ve
kontrolü.
Kültürel miras
-Kıbrıs'ın taşınmaz kültürel
mirasının tam listesinin derlenmesi,
-İki pilot restorasyon projesinin hayata geçirilmesi,
-Eğitici interaktif bir bilgisayar programının
geliştirilmesi.
Kriz yönetimi
-Kriz durumlarında işbirliği için mekanizmalar
kurulması.
Suç ve suça ilişkin konular
-Suç ve suça ilişkin konularda bilgi ve istihbarat
paylaşımı yapılması."
KIBRIS 26/07/08
Back to the polls for a
solution
By
Jean Christou
NEW
NEGOTIATIONS for a Cyprus solution will start on September 3, and any agreement
will go to separate referendums, the leaders of the two sides decided
yesterday.
After a two-and-a-half hour meeting under UN auspices, it was announced that
President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat also
agreed to setting up a telephone hotline to speak directly to each other.
There were smiles all round as Christofias and Talat emerged from the meeting
with their aides, Presidential Commissioner George Iacovou, and Talats advisor
Ozdil Nami at around 1.30pm.
According to sources close to the process, the meeting had gone well and the
atmosphere was much more cordial than the four-hour plus meeting on July 1,
which had been quite heated.
And although it is believed the leaders had decided behind closed doors during
their last meeting to go to talks in September, the coup and invasion anniversaries
had strained the climate somewhat to the extent that it was not known how
yesterdays meeting might go.
However, the leaders had cleared the air and were ready to move forward, the
sources said. During the conference, they also met alone for more than 30
minutes yesterday.
After the meeting, a joint statement read out by the UNFICYPs Chief of Mission
Taye-Brook Zerihoun said the leaders had undertaken the final review of the
work of the working groups and technical committees, and had noted the results
achieved.
Having made their final review, the Leaders decided to start their
full-fledged negotiations on September 3, 2008, under the good offices mission
of the United Nations Secretary-General, said Zerihoun.
He said the aim of the full-fledged negotiations was to find a mutually
acceptable solution to the Cyprus problem, which would safeguard the
fundamental and legitimate rights and interests of Greek Cypriots and Turkish
Cypriots.
The agreed solution will be put to separate simultaneous referenda, he added.
The Leaders also approved sixteen more measures in the areas of environment,
cultural heritage, crisis management, crime and criminal matters, and gave
instructions for their immediate and full implementation.
They also instructed their Representatives to take up the issue of
Limnitis/Ye?il?rmak and other crossings.
As a reflection of their heightened engagement, the Leaders have agreed to
establish a secure hotline to facilitate direct contact between them, the
UNFICYP chief said.
He added that they also welcomed the appointment of Alexander Downer as the
Secretary Generals Special Adviser for Cyprus, and looked forward to working
with him and the UN team in the coming period.
Downer arrives on the island tomorrow and will spend Monday being briefed by
the UN. He will meet the leaders on Tuesday.
Speaking on his return to the Presidential Palace yesterday, Christofias waved
aside more questions about the Greek Cypriot political parties which believe
the time is not ripe for talks but yet pledged their support to him in the
negotiations.
These parties include government coalition partners DIKO and EDEK, the Greens
and the European Party.
The President is supported by ruling AKEL and opposition DISY.
I consider that we have taken a step forward towards the solution of the
Cyprus problem, Christofias told reporters at the Palace.
There are many issues we [he and Talat] have agreed on and many other issues
we do not agree on. Consequently, it is a matter of a constructive stance by
both communities, based on basic principles and good will, in order to reach a
settlement.
He also clarified that there were no stifling timetables attached to the new
talks process.
Britain welcomed yesterdays outcome. It is for Cypriots themselves to agree
on the shape of any eventual settlement but the UK stands ready to offer
support to all parties, a statement from the British High Commission said.
The Greek Cypriot political parties maintained the stance they have held all
week.
AKEL parliamentary spokesman Nicos Katsourides called on all parties to show
unity on the home front, and urged the Turkish side to rise to the occasion.
There is no doubt that negotiations will be difficult, hard and painful but we
are confident that President Christofias and will fight for a solution with
determination and political will and with flexibility, he said.
EDEK and DIKO said despite their reservations about going to direct talks at
this stage, they would support Christofias.
CYPRUS MAIL 26/07/08