‘Pontus soykırımı’ anıldı

SELANİK AA

Yunanistan’ın Selanik kentinde dün, 1914-1923 yılları arasında Orta ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yaşayan 350 bin Rum’un Türkler tarafından öldürüldüğü iddiasını içeren “Pontus soykırımı”nı anma töreni düzenlendi.

Yunan Parlamentosu tarafından 1994 yılında “Pontus Soykırımını Anma Günü” ilan edilen 19 Mayıs’tan bir gün önce dün, kentin Ayasofya Kilise’sinde yapılan ayinin ardından, Selanik Belediyesi tarafından iki yıl önce kilise önüne dikilen “soykırım anıtı”na çelenk bırakıldı.
Ayine katılan, Yunanistan Makedonya-Trakya Bakanı Margaritis Cimas, “Soykırımın tarihin kara bir sayfası olduğunu ve tüm dünya tarafından tanınması gerektiğini” söyledi.

MILLIYET 19/05/08

 

Güven artırıcı önlemler geliyor

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, 23 Mayıs Cuma günkü yüz-yüze görüşmelerinin ardından; derhal uygulamaya konulacak olan ilk güven yaratıcı önlemleri ilan edecek.

Alithia gazetesi, "23 Mayıs - İlk Güven Yaratıcı Önlemler - Ara Bölgede İki Toplumlu Geri Dönüşüm Tesisi - Talat ve Hristofyas'tan Ortamın Daha Da İyileştirilmesi Müşterek Planı" başlığıyla manşete çektiği haberinde, Yeşilırmak barikatı konusunda orta yolun bulunmuş göründüğünü, ilk aşamada bu barikatlardan insani nedenlerden dolayı ambulansların geçişine ilişkin anlaşmanın ilan edileceğini savundu.

Ambulansların geçişiyle ilgili anlaşmanın bütün ara bölge boyu için geçerli olması yönünde çaba harcanmakta olduğunu da yazan gazete; ara bölge içerisinde çeşitli atıkların işleneceği bir tesis kurulmasının da ilan edilmesinin beklendiğini kaydetti.

Haberini "Teknik Komiteler Ambulanslar, Geri Dönüşüm ve Ara Bölgenin Milli Park İlan Edilmesinde Anlaşmaya Çok Yakın" başlığıyla iç sayfasına aktaran gazete, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın, cuma günkü görüşmede düşük politika konularında anlaşma ilan edilmesinin gerekli olup olmadığı konusunda çekince belirttiğine işaret etti, şunları yazdı:

"23 Mayıs'taki liderler görüşmesinin ardından; derhal uygulamaya konulacak ilk güven yaratıcı önlemlerin ilan edilmesi bekleniyor. Edindiğimiz bilgiler; şu ana kadar 3-4 konuda anlaşmadan söz ediyor, teknik komitelerdeki görüşmeler iyi gidiyor ve 23 Mayıs'ta olmasa bile, çok yakında diğer düşük politika konularında da anlaşmaların açıklanması bekleniyor.

Yeşilırmak'tan ambulans geçişlerine izin

Başkan Hristofyas Dillirga sakinlerine söz verdiği gibi Pirgo-Limnidi (Yeşilırmak) barikatlarının açılmasında ısrar ediyor; Talat ise Kıbrıs sorununun temel yönlerinde önemli ilerleme kaydedilmeden diğer barikatların açılmasının söz konusu olmadığını söylüyor. Bir orta yol bulunmuş görünüyor. Bu da -ilk aşamada- insani nedenlerden dolayı söz konusu barikatlardan ambulansların geçişi anlaşmasının ilan edilmesidir.

Bölge sakinleri yıllardan beridir bölgeleri ile en yakın hastane arasındaki mesafe dolayısıyla ölümler yaşanmasından şikâyetçiydi. Yine, ambulanslarla ilgili anlaşmaların; yani ambulansların hiçbir belge ibraz etmeksizin serbestçe geçebilmesinin Yeşil Hat'tın tamamına genişletilmesi yönünde çaba harcanıyor. Bu konuda en ciddi itirazlar Kıbrıs Rum tarafınca ortaya konuldu. Rum tarafı; bir ambulansın yerleşik (TC kökenli KKTC vatandaşı) taşıması durumuna ilişkin bir düzenleme bulunmasını talep etti.

Ara bölgede geri dönüşüm tesisi

23 Mayıs'ta kesintisiz şekilde ilan edilmesi beklenen diğer bir önlem ise; ara bölgenin yavaş yavaş kullanılmaya başlaması için ara bölge içerisinde kâğıt, alüminyum, cam gibi çeşitli malzemenin geri dönüşümü tesisi kurulmasıdır. Tesis; her iki toplumdan işadamlarının işbirliklerinin geliştirilmesi çerçevesinde Kıbrıs Türk ve Rum ortaklık şirketi tarafından kurulacak. Yeniden dönüştürülecek malzemenin ara bölgedeki tesisin kurulacağı noktada toplanmasına hemen başlanacak. Yapılan inceleme; geri dönüşümün Kıbrıs için karlı olabilmesi amacıyla, geri dönüştürülecek maddelerin Ada'nın tamamından; yani Kıbrıs'ın Kuzey kesiminden ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin denetimi altındaki bölgeden toplanması gerektiğini gösterdi.

Ara bölge Milli Park ilan edilecek

Dahası; bütün ara bölgenin milli park ilan edilmesine çalışılıyor. Bu önlemle ilgili görüşmeler başlangıç aşamasındadır; ancak çok yakında olumlu bir sonuç alınacağı görünüyor. Böyle bir anlaşma sağlanmasının büyük bir başarı olacağına işaret ediliyor.

Güven yaratıcı önlemlerle ilgili anlaşmanın ilan edilmesindeki hedef; Dimitris Hristofyas'ın başkanlığa seçilmesinden sonra yaratılan olumlu havanın yitirilmemesidir. Diğer bir hedef ise yurt içinde ve dışında; bazı çalışma gruplarında gözlemlenmekte olan zorluklardan dolayı yeni prosedürün çöküşün eşiğinde olduğu görüntüsü ve hissinin hâkim olmamasıdır.

Başkan Hristofyas; beklenmekte olan görüşme sonrasında, düşük politika konularındaki anlaşmanın ilanının gerekip gerekmediği konusunda halen çekince belirtiyor. Suni bir ilerleme yaratmaktan kaçınmak istiyor, bu nedenle Güven Yaratıcı Önlemlerin; çalışma gruplarında da önemli ilerleme olması halinde ilan edilmesinde ısrar ediyor. Hristofyas, çalışma gruplarında ve teknik komitelerde üretilen çalışmalar arasında bir denge olması gerektiğine inanıyor."

Doğrudan görüşmelerin yaz döneminde başlaması bekleniyor

Güney'de yayımlanan Fileleftheros gazetesi, "Kıbrıs sorunundaki arabulucuların", Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın doğrudan müzakerelere yaz döneminde başlamaları için baskı taktiğini seferber etmekte olduklarını; teknik düzeydeki görüşmeler uzatılsa bile prosedürün ikinci aşamasının Hazirana kadar başlaması gerektiği görüşünde olduklarını yazdı.

Gazete, haberini "Kıbrıs Sorunu İçin Baskılar Sanayi - Doğrudan Müzakereler Yaz Dönemi İçerisinde - Gülümsemelerin Ardından, Baskı Zamanı - Gelişmeler: Dikenli Komiteler Ne Görüşüyor - Talat ve Hristofyas Tarafından Görüntünün Netleştirilmesi - BM Genel Sekreteri'nden Denge Raporu" başlık ve spotlarıyla aktardı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın 23 Mayıs Cuma günü yapacakları görüşmeyi, "kilit görüşme" olarak niteleyen gazete, dikkatlerin ise, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un Haziran ayı içerisinde onaylanacak Barış Gücü'nün görev süresine ilişkin raporuna çevrildiğini vurguladı, devamla şunları ileri sürdü:

"Baskı zamanı geldi. Güçlü arabulucular, Haziran ışığı altında, doğrudan müzakerelerin başlaması için müdahaleler olacağını düşünüyorlar. Yabancı bir diplomatik kaynağın işaret ettiği üzere, bir ay gibi kısa bir süre tanınsa bile, istenilen, Talat-Hristofyas doğrudan görüşmelerinin yaz dönemi içerisinde başlamasıdır. Aynı kaynak; takvimlerin daha baştan belirlendiğini ve 2009 baharına kadar şu (çözüm) veya bu (çıkmaz) şekilde bir sonuç olması gerektiğini de vurguladı.

Hristofyas'ın Mehmet Ali Talat'la önümüzdeki cuma günü yapacağı görüşme; bundan sonraki gelişmeler için önemli bir istasyon olarak görülüyor ancak çıtayı fazla yükseltmeden... 23 Mayıs'taki görüşmede prosedürde olacaklara ilişkin görüntü netleştirilecek ama elbette etkileyici hareketler olması beklenmiyor. Komiteler düzeyindeki görüşmelere küçük bir uzatma getirilip getirilmeyeceği cuma günü belli olacak ancak uzatmanın sahneyi değiştirmeyeceği de aşikârdır.

Prosedürdeki istasyon gelişmeler

1-Önümüzdeki cuma günkü (23 Mayıs) Talat-Hristofyas görüşmesi

2-Zerihoun'un olacaklara ilişkin New York'a ileteceği; önerileri de içeren bilgi notu

3-Başkan Hristofyas'ın Başbakan Gordon Brown'la görüşmek üzere 5 Haziran'da gerçekleştireceği Londra ziyareti

4-Birleşmiş Milletler'in ve Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin doğrudan müzakerelerin Haziran ayında başlayıp başlamayacağına dair kararları

5-Genel Sekreter'in Barış Gücü'nün görev süresinin uzatılmasına ilişkin raporu ve Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararı."

KIBRIS 19/05/08

 

 

KKTC’de öğretmensiz 19 Mayıs kutlamaları

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, KKTC ve Türkmenistan’da da kutlandı. KKTC’deki gösterilere grevde olan öğretmenler katılmadı.

AA

Güncelleme: 15:06 TSİ 19 Mayıs 2008 Pazartesi

 

LEFKOŞA/AŞKABAT - KKTC’de bu yılki 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlama törenleri, Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikasının (KTOEÖS) başlattığı grevdeki öğretmenlerin katılımı olmadan yapıldı.

 

KKTC’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak’ın Bayrak Radyo Televizyonundan sabah yaptığı konuşmayla başladı.

Lefkoşa’daki kutlamalar kapsamında ilk tören, Atatürk Anıtı önünde düzenlendi. Protokol sırasına göre anıta çelenklerin konulmasıyla başlayan törende, Anıtkabir’den getirilen toprak, KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına bağlı bir subay tarafından Atatürk Anıtına konuldu, daha sonra saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.

Törene, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi isimler katıldı.

Atatürk Anıtındaki törenin ardından, Lefkoşa Atatürk Stadyumundaki törene geçildi.

ÖĞRETMENLER OLMADAN KUTLAMA
Öğretmenlerin kıdem tazminatlarının ödenmediği gerekçesiyle 12 Mayıs pazartesi gününden beri grev yapan KTOEÖS, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlama törenlerine katılmazken, öğretmenlerin grevi nedeniyle Lefkoşa Atatürk Stadyumundaki törende öğrenci gösterilerinin bir bölümü iptal edildi.

KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak törendeki konuşmasında, “Ulu Önder Atatürk’ün gençliğe duyduğu sevgi ve güveni ifade edebilmek için onlara armağan ettiği bu önemli bayramı kutlamamak ya da az coşkulu kutlamak için son günlerde düşündürücü ve üzücü bir süreç yaşandığını” belirterek şunları kaydetti: “Fakat bizler, hiçbir zaman, en kötü ve en karanlık günlerimizde bile kutlamamazlık edilmeyen bu bayramın kutlanmayacağını ya da az coşkulu kutlanacağını düşünmedik. Halkımızın ve en önemlisi gençliğimizin bayramına sahip çıkacağından hep emin olduk ve bugün bunu yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanım, Şu an itibarıyla KKTC’nin bütün bölgelerinde, planlandığı şekilde, törenlerin yapılmakta olduğunun müjdesini size vermek istiyorum. Bütün halkımızın coşkusunu da hep birlikte paylaşıyoruz.”

KTOEÖS ATATÜRK’E SAYGI YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEDİ
Grevdeki KTOEÖS ise, “emperyalizme dur demek ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’e saygı için” yürüyüş düzenledi.

Sendika yetkilileri ile öğretmenlerin KTOEÖS merkez binasının önünde başlattığı yürüyüş, Lefkoşa Atatürk Anıtına kadar devam etti. Atatürk Anıtına çelenk konularak saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra konuşan Sendika Yönetim Kurulu üyesi Ayşegül Garabli, “Ne yazık ki bugün kendi toplumu ve kendi öğretmeniyle barışık olmayan hükümet, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını buruk kutlamamıza neden olmuştur” dedi. Garabli, “Bazı çevreler, öğretmen mücadelesini siyasi maceraya sürüklemeye çalışsa da, bazıları, bizi Atatürk’e saygısızlıkla suçlasa da, milli mücadelenin ilk günlerinden itibaren Atatürk’le bütünleşen, Atatürk devrimlerini herkesten önce hevesle uygulayan Kıbrıs Türk halkı, bu suçlamalara prim vermeyecektir. Çünkü biz onların çocuklarıyız, onların kardeşleri, çocuklarının öğretmenleriyiz. Biliyoruz ki Atatürkçü olmak,
Atatürk gibi düşünmek, Atatürk’ün onaylayacağı faaliyetlerde bulunmaktır.” diye konuştu.

TÜRKMENİSTAN’DA DA KUTLAMALAR
Türkmenistan’ın başkentindeki Aşkabat Anadolu İlköğretim okulunda yapılan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenlerine ise Türkiye’nin Aşkabat Büyükelçisi Hüseyin Avni Bıçaklı, büyükelçilik çalışanları, Türk işadamları ve aileleri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.Tören, Büyükelçi Bıçaklı’nın Atatürk anıtına çelenk koymasıyla başladı. Türkiye ve Türkmenistan’ın milli marşlarının okunmasından sonra Büyükelçi Bıçaklı, günün anlam ve önemini ifade eden konuşma yaptı.

Tören, Anadolu İlköğretim Okulu ve Lisesi öğrencilerinin gösterileri ve sunumlarıyla devam etti.

Dans gösterilerinin yanı sıra güreş müsabakası ve atletizm gösterilerinin yapıldığı tören, kompozisyon, şiir, güreş ve bilişim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödüllerin verilmesiyle sona erdi.

 

Teknik komiteler ve çalışma gruplarının çalışmalarının sonuçları tatmin edici değil

Kıbrıs Rum toplumu lideri Dimitris Hristofyas, çalışma gruplarında ve teknik komitelerde ilerleme sağlanması için çalışıldığını, ancak şu ana kadar yapılan çalışmalarda tatmin edici ilerleme olmadığını vurguladı.

Hristofyas, iki toplumun liderleri arasında yapılacak doğrudan müzakerelerinin başarılı olması için "esaslı ilerleme" olması gerektiğini söyledi.

Kıbrıs Haber Ajansı'nın haberine göre, Londra'da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Hristofyas, 21 Mart mutabakatında, iki toplumun liderleri arasında doğrudan görüşmelerin başlaması için, ilk önce iki toplumun uzman ekiplerindeki görüşmelerde ilerleme sağlanması gerektiğinin kaydedildiğini söyledi.

Hristofyas, Kıbrıs Rum tarafının, çalışma gruplarında ve teknik komitelerde ilerleme sağlanması için çalıştığını ancak şu ana kadar yapılan çalışmalarda tatmin edici ilerleme olmadığını belirtti.

Kıbrıs Rum toplumu lideri, "Bundan dolayı, Kıbrıs Türk toplumu Lideri Mehmet Ali Talat'tan gruplarda ve komitelerde yapılan çalışmaları değerlendirmek amacıyla bir araya gelmemizi talep ettim. Mehmet Ali Talat ile 23 Mayıs'ta görüşeceğim" şeklinde konuştu.

Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgi tutumunun "açık ve net" olduğunu tekrarlayan Hristofyas, Kıbrıs Rum tarafının amacının, Kıbrıs sorununa iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon temelinde çözüm bulunması olduğunu kaydetti.

Kıbrıs sorununa bulunacak çözümünün, BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs ile ilgili kararları, Avrupa Birliği prensipleri ve 8 Temmuz mutabakatı zemininde olması gerektiğini yineleyen Hristofyas, Kıbrıs Türk tarafının da Kıbrıs sorununa böyle bir çözümünün bulunması için çalışması gerektiğini söyledi.

Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs sorununda sürdürdüğü politikasını uluslararası topluma izah edebilmesi için bir kampanya başlattığına işaret eden Hristofyas, uluslararası toplumunun, Türkiye'nin Kıbrıs sorunuyla ilgili politikasını değiştirmesi için baskı kullanması gerektiğini de belirtti.

KIBRIS 20/05/08

 

Scotland Yard probes luxury car scam

A TEAM of Scotland Yard officers yesterday arrived on the island to investigate a scam involving stolen luxury cars, police said.

According to reports the scam involves double registering the chassis number of cars imported to Cyprus from the UK.

Specifically 245 luxury vehicles are involved whose chassis numbers have been used to register stolen vehicles in the UK and which are exactly of the same brands and models as the cars sold in Cyprus. The purpose of the scam was to dupe UK authorities regarding the stolen vehicles as they were already registered here.

Police have already confirmed 80 of the 245 cars have been registered in Cyprus. “The owners of the cars in Cyprus do not have to be concerned for the time being because we are still at the first stage of the investigation,” Police Chief Iacovos Papacostas said.

He said all the owners would be called to give a statement regarding how they had purchased the vehicles and what procedures they had followed, with the first interviews already underway yesterday.

“Every individual case will be looked at very carefully,” Papacostas said.

He said any findings would be referred to the Attorney-general who would have the last say on whether any further action was necessary, including confiscating cars.

So far no Cypriots have been found to be involved in the scam, the police chief added.

The investigation is expected to conclude in 15 days. It is still not yet known if any of the cars in Cyprus are stolen.

CYPRUS MAIL 20/05/08

 

Nami says groups have no mandate to negotiate
By Jean Christou

OZDIL Nami, the adviser to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat on the working groups and technical committees, said their mandate was not to negotiate positions but to outline them.

In an interview with Turkish Cypriot newspaper Yeniduzen, Nami outlined the differing interpretations that each side has of the process, which has led to difficulties.

The Greek Cypriot side has fielded a high-profile team it hoped would prepare the ground quickly for negotiations. However, the process has been slow because the Turkish Cypriot members of the 13 groups and committees have not been given the same powers, international mediators have said.

In the interview, Nami was asked about the differing interpretations coming from each side. “In order to answer this question we have to understand and define well the duties of the working groups. The duties of the working groups are, to put forward in a clear manner the positions of the sides and to find out whether these positions could be brought closer or not,” he said.

He said some of the agenda issues brought the positions of the sides’ closer and some of them could not.

“The duty of the groups is neither to reach an understanding nor to secure a consensus as regards the positions,” said Nami.

“Their duty is to bring closer as much as possible the positions of the sides on possible points. On the issues where no such thing is possible these points would be noted and codified and at the end of the third month will be submitted to the leaders with its pros and cons as a report so that the leaders will use them in their comprehensive negotiations.”

President Demetris Christofias has expressed disappointment over the past week over what he sees as the lack of progress and wants more time before resuming direct negotiations with Talat.

The dilemma has spread to the actual date on which negotiations are to be resumed, another issue that has become an issue of interpretation for both sides.

Talat says the March 21 agreement with Christofias provides that negotiations begin on June 21, three months to the day after their meeting. Christofias interprets the agreement as providing for negotiations after evaluating the results of the committees and groups.

Nami said the Turkish Cypriot side was puzzled by his stance, given that his counterpart at the talks, Presidential Commissioner George Iacovou, did not raise any problem during their meetings.

“Mr Iacovou did not paint the pessimistic pictures that Mr Christofias painted,” said Nami.

“The Greek Cypriot side too knows and accepts that the working groups do not engage in negotiations, they exchange views, they decide the positions and try to bring them closer.”

He said issues such as the EU, economy, administration and power sharing had moved closer but it would not be possible for the groups and committees to move closer on the issues of territory, security and guarantees.

“The Greek Cypriot side had accepted that the territorial issue, guarantees and security issues will be taken up at a later stage. And also everybody knows that the most complex issue of the Cyprus problem is the property issue. Here one could only present a position and try to bring closer certain issues, what else could one do?” said Nami.

He also said the March 21 agreement on when negotiations should begin was very clear, and it led to June 21, he said.

Christofias is due to meet Talat on Friday to sort out the confusion.

Returning from Latin America and the UK yesterday, Christofias said:

“There are committees that can be considered as having progressed and others that can be considered as not having progressed.”

During a talk in London on Sunday, he said that in order for negotiations with Talat to have any possibility of success, they should be based on real and not fictitious progress at the working groups.

“We are working with insistence and patience for progress in the working groups. The results from the working groups so far are, in our opinion, not satisfactory. That is why I asked from the Turkish Cypriot leader to meet to review the work done, to identify the difficulties and problems which exist and see how we can help move things forward. It is known that this meeting has been scheduled for May 23,” he said.

CYPRUS MAIL 20/05/08

 

Expats take property protest to London
By Jean Christou

A GROUP of British expats frustrated with the judicial system in Cyprus protested at Alexandra Palace London on Sunday where President Demetris Christofias was addressing a gathering of UK-based Cypriots.

The protest was led by Conor O’Dwyer, 38, from Surrey who bought a house off plan in Cyprus in 2005 and has since entered in to a lengthy legal battle with the developers.

Unable so far to receive justice in Cyprus, O’Dwyer decided to take his protest to London during Christofias’ visit at the weekend. Holding placards calling for justice and an end to corruption, the protestors camped out in front of the venue.

O’Dwyer was joined by the relatives of expats in Cyprus who are also experiencing legal difficulties over properties they have purchased on the island. Problems include non issuing of title deeds,  structural faults, illegal building, or developers extorting immovable property tax and transfer fees, they say. 

O’Dwyer said yesterday the protest went very well.

“We didn’t see the President ourselves but hundreds of guests came past our protest stand and accepted leaflets,” he said.

“Some were shocked at the severity of the cases represented but few were surprised with problems like the issuing of title deeds as their own families had fallen victim to this trap.”

He said the protestors were highlighting a broad range of issues and said it would be good to have the future support of the London Greek Cypriot community.

“Yesterday [Sunday] was a nice introduction,” he said.

O’Dwyer was badly beaten in Frenaros in January this year after taking photographs outside the house he owns in the village. The developers who sold him the property, and with whom he is engaged in a legal dispute, were later arrested and charged with assault. O’Dwyer, who details his entire case on the website lyingbuilder.com, spent over a week in Larnaca hospital.

CYPRUS MAIL 20/05/08

 

Parasını verelim arşivleri açın

20 Mayıs 2008

Sefa KAPLAN

Parasını verelim arşivleri açın

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu, Boston’daki Ermeni arşivinin tasnif edilip açılması için 20 milyon dolar yardım teklif etti.

Prof. Halaçoğlu, söz konusu arşivlerde, hem halen Anadolu’da yaşayan 500 bin civarında Ermeni hem de 1915’te yaşanan tehcirle ilgili çok önemli belgeler bulunduğunu iddia etti. Ancak Prof. Halaçoğlu’nun bu teklifine, şu ana kadar Ermeni diasporasından olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt gelmedi.

DİASPORA Ermenileri’nin eleştirileri karşısında sürekli savunma pozisyonunda kalan Türk Tarih Kurumu ve Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu, çeviriler, belgeler ve raporlarla karşı atağa geçiyor. Bugüne kadar Türk tarafına yöneltilen "Arşivleri açın" çağrısını, karşı atakla diaspora Ermenileri’ne yönelten Prof. Halaçoğlu, 1915’te yaşanan olaylar hakkındaki en önemli kaynaklardan birisi olan Boston’daki Ermeni arşivinin açılması için, karşılıksız olarak 20 milyon dolar vermeye hazır olduklarını söyledi.

Kimseden ses çıkmadı

Prof. Halaçoğlu, "Taşnak arşivlerinin açılması için 20 milyon dolar para teklif ettim. Bu parayla arşivdeki belgeler rahatlıkla tasnif edilebilir, ama buna kimse yanaşmadı" dedi. Prof. Halaçoğlu, şöyle devam etti: "Boston’daki Taşnak arşivi son derece önemli. Bugün merak edilen pek çok sorunun cevabı orada var. Benimle görüşmeye gelen gazetecilere ve Amerikan Temsilciler Meclisi üyelerine teklifimi apaçık söyledim. Ayrıca, tarihçi Ara Sarafian’dan ve Hilmar Kaiser’den de bu teklifi oradaki arkadaşlara iletmelerini istedim. Bugüne kadar Taşnaklar, ’Paramız yok, arşivi tasnif edemiyoruz; tasnif edemediğimiz için de açamıyoruz’ diyorlardı. Ben bunun için açıkça, ’Ne kadar para gerekliyse biz verelim. Yeter ki arşiv açılsın’ dedim. Ama ses çıkmadı."

Bu arşiv çok önemli

Diaspora Ermenileri’nin bugüne kadar Osmanlı arşivlerinin açık olmadığına dair propaganda yaptıklarını savunan Prof. Halaçoğlu, şunları söyledi: "1915’te olup bitenleri, ne kadar Ermeni’nin öldüğünü, ne kadarının göç ettiğini anlamak istiyorsak, bu arşiv mutlaka açılmalı. Biz Amerikan, Rus, İngiliz, Fransız ve İran arşivlerine girdik, araştırmalarımızı yaptık, belgelerimizi topladık. Ben, ’1915’te Ermenilere ne oldu’ sorusunun cevabını arıyorum. Ne var ki, çok önemli üç arşivden faydalanamıyoruz. Çünkü Erivan’deki ve Boston’daki Ermeni arşivleri kapalı. Kudüs’deki Patrikhane Arşivi ise sadece belli kişilere açık. Bize Osmanlı arşivlerini hususunda demediklerini bırakmayanlar, bu arşivlerin kapalı olduklarını bildikleri halde ses çıkartmıyorlar."

Ermeniler yanaşmıyor

Arşivlerin açılması durumunda asıl tartışmanın başlayacağını belirten Prof. Halaçoğlu, "Bu doğrudan doğruya soykırım iddialarının tartışmaya açılması anlamına gelecek. Ermeniler bunu çok iyi bildikleri için istemiyorlar ve masaya oturmamak için her şeyi yapıyorlar" dedi.

Anadolu’da 500 bin Ermeni var

PROF. Yusuf Halaçoğlu, Anadolu’da yaşayan Ermenilerin sayısı konunusunda da ilginç şeyler söyledi. Lozan’daki anlaşmaya göre, azınlık statüsüne sahip 60 bin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Ermeni’nin yanısıra, Anadolu’da da 500 bine yakın Ermeni’nin yaşadığını iddia eden Prof. Halaçoğlu, şunları söyledi: "Arşiv kayıtlarına göre, 1915’teki tehcir sırasında 90-95 bin civarında Ermeni çocuk ve kadın, müslüman aileler tarafından korunuyor ve zamanla müslümanlaşıyor.

İsim değiştiren çok

Bir de, tehcirden ve tehcir sırasında yaşanan saldırı ve katliamdan kurtulmak için kendilerini bölge halkından göstererek yerlerinde kalanlar var. Bunlar isimlerini değiştiriyorlar ve varlıklarını öyle sürdürüyorlar. Hrant Dink ve ailesi bu gruba dahildi. Bunlar 70’lerin ortalarında isimlerini değiştirip yeniden Ermenice isimler almaya başladılar. Anadolu’da kimin Ermeni olduğunu herkes bilir. Hrant bunların sayısının 500 bin civarında olduğunu söylüyordu. Amerikan arşivlerine filan bakınca bunu apaçık görüyorsunuz zaten."

 

 

Atatürk en büyük lider

20 Mayıs 2008

Kasım CİNDEMİR / WASHINGTON

Atatürk en büyük lider

ABD’de Brown Üniversitesi öğretim görevlisi Profesör Arnold Ludwig, geliştirdiği bir metodoloji sonucunda, Atatürk’ün 20. yüzyılın en büyük siyasi lideri olduğunu ortaya koydu.

’Dağın Arslanı: Siyasi Liderliğin Doğası’ adlı kitabın yazarı Prof. Ludwig, Amerika Atatürk Derneği’nin (ASA) toplantısında, geliştirdiği ’siyasi büyüklük skalası’ ile, Atatürk’ü işbaşındaki ABD Başkanı George W. Bush ile karşılaştırdı. Sonuçta, Bush 15 puan alırken Atatürk 32 puan topladı. Ludwig’in çalışmasında, Nelson Mandela 20 puan, Winston Churchill 22 puan ve Bill Clinton da 15 puan almıştı.

Mao’dan 2 puan yüksek

Ludwig’in daha önce yaptığı çalışmada, Atatürk 31 puan ile birinci olurken, Mao Zedong ve Franklin D. Roosevelt 30 puanla ikinci olmuştu. Aynı çalışmada, Charles De Gaulle altıncı, Woodrow Wilson 15. olmuş ve Ronald Reagan da 25 numarada yer almıştı. Psikiyatrist olan Prof. Ludwig, ’kültürel özellikler ve önyargılardan arındırılmış’ bir yöntemle dünya liderlerini 11 ayrı kategoride değerlendiriyor. Her kategoride liderlere 0 ile 3 arasında puan verilirken, sadece iki kategoride 0 ile 5 arasında puan verilebiliyor. Bu kategoriler, sıfırdan ülke yaratmak, toprakları genişletmek, iktidarda kalınan süre, askeri başarı, sosyal tasarım gücü, ekonomik başarı, devlet adamlığı, ideoloji ortaya koyma, ahlaken örnek olma, siyasi miras ve ülkenin nüfusu olarak sıralanıyor.

Stefanu: Aynı dili konuşmuyoruz

Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, Kıbrıs’ta iki taraf arasında devam eden hazırlık çalışmalarında elde edilen ilerlemeden pek fazla tatmin olmadıklarını belirterek, Türk tarafıyla “aynı dili konuşmadıklarını” ileri sürdü.

AA

Güncelleme: 11:08 TSİ 21 Mayıs 2008 Çarşamba

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER - ABD’ye, Washington’da BM’li bazı yetkililerle temasta bulunmak için geldiğini söyleyen Stefanu, BM Gazeteciler Derneği’nde adadaki son gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu. Kıbrıs’ta kapsamlı müzakerelere hazırlık amacıyla oluşturulan teknik komite ve çalışma gruplarında şu ana kadar elde edilen ilerlemeden pek fazla tatmin olmadıklarını söyleyen Stefanu, iki tarafın aynı dili konuşmadığını öne sürdü.

 

Stefanu, bu yüzden Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşme talebinde bulunduğunu belirterek, iki liderin 23 Mayıs Cuma günü bir araya geleceğini anımsattı ve “Ümit ederiz bu görüşme, iki topluma engelleri aşarak ilerleme fırsatı verir, çünkü biz bu sorunun bir an önce çözülmesini istiyoruz” dedi.

Stefanu, Türkiye’nin “iki toplumlu, iki bölgeli federasyon” ilkesinden uzaklaştığını ve Milli Güvenlik Kurulunun “iki devlet esasına” dayalı açıklamalarda bulunduğunu iddia etti. Stefanu, “Şu ana kadar aynı dili konuştuğumuzdan emin değiliz. Türkiye’nin Milli Güvenlik Kurulu, birkaç gün önce bir açıklama yaparak, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun iki devlet esasına dayanarak çözülmesini istediğini belirtti ve bu esasa dayalı yeni bir işbirliğinden söz etti. Bu bizim açımızdan son derece tehlikeli bir tutum, çünkü biz adanın birleşmesini istiyoruz, amaç Kıbrıs Cumhuriyetini birleşmiş Kıbrıs Cumhuriyeti haline döndürmektir.” diye konuştu.

Sözcü, teknik komite ve çalışma gruplarının faaliyetlerinde hiç ilerleme olmadığını söylemenin de doğru olmayacağını, özellikle günlük konularda ilerleme sağlandığını, ancak asıl önemli olan ilerlemelerin özlü konularla ilgilenen çalışma gruplarında sağlanması gerektiğini söyledi.

Stefanu, “Kıbrıs’ta çözümün anahtarı Türkiye’nin elinde. Türkiye, adada iki tarafın kabul edeceği bir çözüm bulunması için Kıbrıs konusunda tutumunu değiştirmeli, Kıbrıs Türk tarafının kendi kaderini tayin etmesine izin vermeli ” dedi ve öncelikle adadan Türk askerlerinin çekilmesini istedi. Stefanu, Türkiye’nin Kıbrıs sorununda tutumunu değiştirmesinin AB’ye katılım sürecini de olumlu yönde etkileyeceğini, bu kapsamda uluslararası toplumun Türkiye’ye baskı yapması gerektiğini ileri sürdü.

ANNAN PLANI GEÇMİŞTE KALDI
Bir İngiliz gazeteci, Annan planını reddeden tarafın Rumlar olduğunu anımsatıp, Güney Kıbrıs’ın AB üyesi olarak kartları elinde tuttuğunu ve tüm ödünleri Türk tarafının vermesini istediğini söyleyince, Stefanu, “Annan planı artık geçmişte kaldı, artık hükümsüzdür, geçersizdir. Planı Rumlar büyük çoğunlukla reddetti. Bu karara saygı duyulmalıdır” dedi. Rum tarafının verdiği en büyük ödünün ise “iki toplumlu, iki bölgeli federasyon” olduğunu söyledi.

Stefanu, iki liderin cuma günkü görüşmelerinden önce suçlamalarda bulunmanın doğru yaklaşım olup olmadığını soran bir Türk gazeteciye ise “Evet, karşılıklı suçlamalar sorunun çözümü yolunda yarar getirmiyor, biz Türk Kıbrıs lideri Mehmet Ali Talat’ı da suçlamıyoruz, biz onu tüm Kıbrıslıların çıkarları için birlikte çalışmaya cesaretlendirmeye çalışıyoruz” karşılığını verdi.

TÜRKİYE’NİN BM GÜVENLİK KONSEYİ ADAYLIĞI SORUNLU
Stefanu, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi adaylığı hakkında yorumda bulunmazken, Kıbrıs Rum yönetimin BM temsilcisi Andreas Mavroyiannis “Şu anki şartlar altında Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi adaylığı sorunlu, komşu bir ülkenin toprağını işgal eden bir ülkenin BM Güvenlik Konseyinde bulunmasını kabul etmemiz çok zor” dedi.

Mavroyiannis, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyinde 6 ayda bir görev süresi yenilenen BM Kıbrıs Barış Gücüne (UNFICYP) de karşı olduğunu söyledi ve
“Kıbrıs sorunu çözülmeden önce, Türkiye BM Güvenlik Konseyi üyeliğine başvurmamalıydı. Fakat Kıbrıs sorunun çözümü ve Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi durumunda Türkiye’nin adaylığını desteklemekten mutluluk duyarız.” dedi.

MAVROYİANNİS SİNİRLENDİ
Bu arada bir Türk gazeteci, Annan planının uluslararası toplum tarafından desteklendiği halde Rumlar tarafından kabul edilmediğine işaret ederek, “Türkiye’nin AB’ye katılım süreciyle Kıbrıs konusunu ilişkilendirmenin, bir nevi şantaj olup olmadığını” sordu.

Bunun üzerine sinirlenen Mavroyiannis, sesini yükselterek şöyle konuştu: “Bu olayda kim kime şantaj yapıyor? Bizim kimseye şantaj yaptığımız ya da kimseyi tehdit ettiğimiz yok. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ BM ülkeleri tarafından tanınıyor. Annan planı geçersizdir, uluslararası toplum sadece sürece destek vermiştir. Lütfen Rumların demokratik süreç içinde referandumda plana hayır demesine saygı gösterin.”

Stefanu, karşılıklı kapıların açılmaya devam etmesini istediklerini belirterek, Rum yönetimin yakında Kıbrıslı Türklerin lehine bazı önlemler açıklamasının beklendiğini söyledi.

 

Türban ilk kez Anıtkabir protokolüne girdi

 



21 Mayıs, 2008 09:30:00 (TSİ)  CNN TURK

 

AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana dönemsel krizlere neden olan türban ilk kez Anıtkabir protokolüne girdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer'in dün ilk durağı Anıtkabir oldu.
 
Konuk Cumhurbaşkanı'na Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler eşlik etti. Bakan Güler'in yanında eşi Mehtap Güler de vardı.
 
"Türban" kullanan Mehtap Güler Aslanlı Yol'da yürüdü, mozoleye çelenk konulması sırasında hazır bulundu. Böylelikle türban Anıtkabir'e de ilk kez çıkmış oldu.
 
Türbanlı vatandaşların Anıtkabir'i ziyareti konusunda bir kısıtlama yok. Yine de Mehtap Güler, protokol uygulamaları açısından dün bir ilke imza attı.

 

 

Kapsamlı müzakerelere HAZIRIZ

“RUM BASINI YALAN YAZIYOR"... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, çalışma grupları ile teknik komitelerde görev alan Kıbrıs Türk heyetlerinin görevlerini büyük bir özveri ve üstün bir performansla yürüttüğüne işaret ederek, Türk tarafının 21 Haziran 2008 tarihinde kapsamlı çözüm müzakerelerine başlamaya hazır olduğunu söyledi. Erçakıca, çalışma grupları ile teknik komitelerin görevinin, müzakere ederek sonuçlara varmak olmadığına dikkat çekerek, Rum liderliği ile Rum basınının iddialarının bütünüyle ve kesinlikle yalan olduğunu kaydetti

ÇÖZÜM HEDEFİNE BAĞLIYIZ"... Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının bütün taahhütlerine ve çözüm hedefine bağlı ve 21 Mart 2008 ile başlayan süreci bir çözüm bulununcaya kadar ilerletme kararlılığında olduğunu söyledi. 21 Mart anlaşmasında, tarafların karşılaştığı zorlukları birbirlerine aktarabilmeleri için gerekli mekanizmanın kurulduğuna işaret eden Erçakıca, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın 23 Mayıs'ta görüşme talebini, nedeni bilinmeden tereddütsüz olarak kabul ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, çalışma grupları ile teknik komitelerde görev alan Kıbrıs Türk heyetlerinin görevlerini büyük bir özveri ve üstün bir performansla yürüttüğüne işaret ederek, Türk tarafının 21 Haziran 2008 tarihinde kapsamlı çözüm müzakerelerine başlamaya hazır olduğunu söyledi.
   Erçakıca, çalışma grupları ile teknik komitelerin görevinin, müzakere ederek sonuçlara varmak olmadığına dikkat çekerek, Rum liderliği ile Rum basınının iddialarının bütünüyle ve kesinlikle yalan olduğunu kaydetti.
   Hasan Erçakıca basına yönelik haftalık brifingde, 21 Mart anlaşmasıyla kurulan ve çalışmaya başlayan çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Niyet göstergesi

   Erçakıca, bir süreden beridir gruplar ile komitelerin çalışmalarından memnun olmadıkları yönünde demeçler veren Rum yöneticileri ve sözcülerinin açıklamalarının, 21 Haziran'da doğrudan iki liderin katılımıyla başlaması planlanan kapsamlı müzakereleri erteleme niyetine yönelik olduğunu ifade etti.
   Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:
   "Kıbrıslı Rum liderler, çalışma grupları ile teknik komitelerin müzakere yapmayacaklarını sadece görüş alış-verişinde bulunacaklarını bizzat kendileri açıklamış olmalarına karşın, son günlerde bu çalışmalarda ilerleme sağlanamadığını ve gelişmelerden memnun olmadıkları için cuma günü gerçekleşecek olan Talat-Hristofyas görüşmesinde, kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlamasının geciktirilmesini isteyebileceklerini belirtmektedirler".
   Erçakıca, özellikle Kıbrıs sorununun özünün ele alındığı çalışma gruplarının çalışmalarında,  tarafların görüşlerini ortaya koyup koymadığı, iki lidere görüşmelerinde materyal sağlanıp sağlanmadığı konularının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

"Çözüm hedefine bağlıyız"

   Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının bütün taahhütlerine ve çözüm hedefine bağlı ve 21 Mart 2008 ile başlayan süreci bir çözüm bulununcaya kadar ilerletme kararlılığında olduğunu söyledi.
   21 Mart anlaşmasında, tarafların karşılaştığı zorlukları birbirlerine aktarabilmeleri için gerekli mekanizmanın kurulduğuna işaret eden Erçakıca, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın  23 Mayıs'ta görüşme talebini, nedeni bilinmeden tereddütsüz olarak kabul ettiğini belirtti.
   Erçakıca, "Biz Hristofyas'ın karşılaştığı zorlukları aşmasına yardımcı olmamız gerektiği bilincindeyiz. Ne yazık ki Hristofyas,  zorluklarını Nami-Yakovu görüşmesinde ya da doğrudan cumhurbaşkanımız ile görüşerek aktaracağına, başka yollara saptı" dedi.
   Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:
   "Hristofyas, zorluklarını aşabilmek için Kıbrıs Türk tarafını suçlamayı seçeceğine, bu zorluklarını cumhurbaşkanımız ile daha samimi bir şekilde paylaşmayı ve çözüm aramayı tercih etmeli idi. Oysa, Kıbrıs Rum liderliği, Rumca basın-yayın organlarını da kullanarak, çalışma grupları ile teknik komitelerde görev alan arkadaşlarımızı küçük düşürmeye, onların kapasite ve yeteneklerini aşağılamaya kalkışmaktadır".

"Biz hazırız"

   Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Türk tarafının kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlayabilmesi için bir hazırlık sürecine ihtiyaç duymadığını ancak Kıbrıs Rum tarafının ısrarlı talepleri nedeniyle kısa süreli bir hazırlık sürecine onay verdiğini hatırlattı.
   Erçakıca, "Bu yaklaşımımız, esnekliğimizin ve yardımcı olma gayretimizin bir yansımasıdır. Bugünkü durumda da Kıbrıs Türk tarafı, daha önceden taahhüt ettiği şekilde 21 Haziran 2008 tarihinde kapsamlı çözüm müzakerelerine başlamaya hazırdır" dedi.
   Hasan Erçakıca, Rumların kapsamlı müzakereleri erteleme talebiyle ilgili soruyu yanıtında, "Öncelikle Hristofyas'ın zorluklarının ne olduğu, bunun bir aylık ertelemeyle aşılıp, aşılmayacağına ve masaya nelerin getirileceğine bakmak lazım" dedi.

 "Pek çok başlık ele alındı"

   Hasan Erçakıca, çalışma grupları ile teknik komitelerinin pek çok başlığı ele aldığını ve görüş alışverişinde bulunulduğunu söyledi.
   Erçakıca, çalışmalarına kesintisiz devam eden gruplar ile komitelerin başkanlarının da pek çok konuda inisiyatif aldığını belirtti.
   Cumhurbaşkanlığı'ndaki çalışmaların ise çoğu zaman bir "workshop" niteliğinde olduğunu kaydeden Erçakıca, bu çalışmalarda elde edilen sonuçların da çalışma grupları ile teknik komitelere aktarıldığını ifade etti.

"Türk heyetiyle ilgili iddialar yalan"

  Kıbrıs Türk heyetlerinin davranışları konusunda ileri sürülenlerin bütünüyle ve kesinlikle yalan olduğunu kaydeden Erçakıca, görüşme sürecine katılan temsilcilerin, görevlerini büyük bir özveri ve üstün bir performansla yerine getirdiğini söyledi.
   Erçakıca, şöyle devam etti:
   "Kıbrıs Türk heyetleri, çalışma grupları ile teknik komitelerdeki çalışmalara tam kapasite ile katılırken, erteleme veya toplantı yapmama istemleri ile de karşılaşmaktadırlar. Bir yanda, erteleme ve daha az toplantı yapma istekleri; diğer yanda, ilerlemeden memnun olmama yakınmaları... Bu çelişki Kıbrıs Rum liderliği tarafından izah edilmeye muhtaçtır".

23 Mayıs görüşmesi

   Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, gazetecilerin sorusu üzerine, iki liderin 23 Mayıs'ta gerçekleştireceği görüşmeye ilişkin ayrıntıların bugün saat 10.00'da gerçekleşecek Nami-Yakovu görüşmesinde ele alınacağını söyledi.
   Erçakıca, görüşmede nelerin konuşulmak istendiği konusunda herhangi bir talep iletilmediğini kaydetti.

Hristofyas'ın sözleri

   Hasan Erçakıca, Rum Lider Hristofyas'ın "2 devlet, 2 halk görüşü Kıbrıs'ın tarihi gerçekleriyle bağdaşmıyor" sözlerinin hatırlatılması üzerine, Rum liderin atıfta bulunduğu Milli Güvenlik Kurulu'nun son kararının, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin, Kıbrıs söz konusu olduğunda kullandığı ifadeler olduğunu ve bunların Kıbrıs'taki mevcut gerçekleri anlattığını belirtti.

KIBRIS 21/05/08

 

 

Londra'dan KKTC'ye yeni askerlik yasasını kınama mektubu

Eylem ERAYDIN / LONDRA

Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın onayladığı yeni askerlik yasasına tepki gösteren, İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türkler, KKTC'deki yetkililere iletilmek üzere hazırladıkları kınama mektubunu KKTC Londra Temsilci Dilek Yavuz Yanık'a verdi.

Onaylanan yeni yasanın , yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin aleyhine olduğunu savunan ve bu konuda yasanın değiştirilmesine yönelik İngiltere'de bir Askerlik Komitesi oluşturarak tepkilerini dile getiren Kıbrıslı Türkler, KKTC'ye gönderdikleri mektupta en yakın zamanda yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklerle Kuzey Kıbrıs'taki yetkililerin bir araya gelmesini talep ettiler.

Askerlik Komitesi adına mektubu Şeref Sever, KKTC Londra Temsilcisi Dilek Yavuz Yanık'a verdi. Tepki mektubunun başta meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi Başkanı Kadri Fellahoğlu'na, cumhurbaşkanı, başbakan ve meclis başkanına temsilci Dilek Yavuz Yanık tarafından gönderileceği belirtildi. KKTC Londra Temsilciliği'nde toplanarak Dilek Yavuz Yanık'a mektubu veren komite üyeleri, amaçlarının kesinlikle askerlik yapmaktan kaçınmak olmadığını vurguladı. Komite yetkilileri, yeni askerlik yasasının, ülke dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin düşünceleri alınmadan çok kısa zamanda onaylanmasına tepki gösterdiklerini ifade ettiler.

' Diyolog talep ediyoruz'

Askerlik Komitesi'nden Şeref Sever, toplantıda yaptığı konuşmasında, daha önce de bu konuda KKTC'deki yetkililere mektup yazdıklarını ancak bu güne kadar hiç bir yanıt alamadıklarını kaydetti. Sever "Daha önce buraya gelen yetkililerle bu askerlik yasası hakkında bir görüşme yapmıştık. Biz bu görüşmeden sonra bu yasanın bir süre daha mecliste tutulacağını düşünüyorduk. Ancak 1 ay geçmeden yasa meclisten geçerek cumhurbaşkanı tarafından onaylandı. Bu yasa özellikle yurtdışında yaşayanlaşan Kıbrıslı Türkleri kucaklayamadı. Bu yasa gençler için, 'Ülkene dönme, ömrünü yurtdışında çürüt', yaşlılar içinde 'Ya askerlik yap ya da paranı öde' anlamına gelmektedir. Bu konuda bir çok vatandaşımız mağdur olmuştur. Bir an önce bu yasanın adil ve evrensel kurallar çerçevesinde yeniden düzenlenmesi için yetkililerden diyalog talep ediyoruz. Eğer bu çabamız da önemsenmezse farklı eylem şekilleri düşüneceğiz" diye konuştu.

" Bundan sonraki eylemlerimiz

daha kitlesel ve sert olacak"

Askerlik Komitesi'nde yer alan Niyazi Enver de konuşmasında, bu yasadan en fazla etkilenen grubun yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türkler olduğunu, buna karşın yetkililerin bu yasayı çıkarırken kendilerini önemsemediklerini belirtti.

Enver, yetkililere gönderilen kınama mektubundan bir yanıt alamamaları halinde, İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türkler olarak bu konudaki tepkilerini daha sert göstereceklerini ve çeşitli eylemler yapacaklarını kaydetti. Enver, konuşmasına şöyle devam etti

"Biz askerlikten kaçmıyoruz. Ancak 65 yaşındaki büyüklerimizin de askere çağrılmasına ya da onlardan para istenmesine karşıyız. KKTC yetkililerine gönderdiğimiz bu mektuba yanıt alamazsak, bu konuda İngiltere'de yaşayan Kıbrılı Türkler olarak birlik ve beraberlik içinde daha kitlesel ve sert eylemler yapacağız. Yurtdışında yaşayan Kıbrılı Türkleri öz vatanlarından uzaklaştıran bu yasanın değiştirilmesi için tüm çalışmaları adım adım yapacağız. Eğer yetkililerden bu konuda bir ilerleme göremezsek bundan sonra yapacağımız eylemler daha sert olacak. Gerekirse bir süre İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türkler olarak tatillerimizi iptal edip Kıbrıs'a gitmeyerek tepkimizi göstereceğiz"

" İlk defa siyasi görüşlerimiz farklı

olsa da bu konuda bir araya geldik"

Komite üyesi Ahmet Nazım da toplantıda, tepki mektubuyla amaçlarının KKTC'deki yetkililerle acil olarak bir araya gelip sorunu çözme talebinde bulunmak olduğunu söyledi. Ahmet Nazım, İngiltere'de yaşayan farklı siyasi görüşlere sahip insanların ilk kez bu konuda biraraya gelerek hareket ettiğine dikkat çekerek "İlk olarak siyasi görüşlerimiz farklı olsa da ortak bir konuda bir arada toplandık. Adil olmayan askerlik yasasının değiştirilmesi için çabalıyoruz. Bunun peşini bırakmayacağız. Kıbrıs Türkünü bu yasa ile dışarı itemezseniz, buradaki gençleri ülkelerinden koparamazsınız." dedi.

Yeni yasanın değiştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması için Londra'da kurulan Askerlik Komitesi, Niyazi Enver, Akmen Sıtkı, Şeref Sever, Hasan Ekingen, Kemal Nami, Orhan

KIBRIS 21/05/08

 

 

Talat ve Hristofyas umutları yeşertti

Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın ileriye dönük umutların yeşermesine neden olduğunu söyledi.

Fischer, Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret çerçevesinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le Çankaya Köşkü'nde bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Gül ve Fischer ortak basın toplantısı düzenledi.

Fischer, Türkiye'nin AB'ye üye olacağı zaman, son dönemde koşulların yerine getirilip getirilmediğine bakılması gerektiğini ifade ederek, bu nedenle bu sürece ucu açık müzakereler dediklerini ifade etti.

Kıbrıs konusunun da görüşmede gündeme geldiğini söyleyen Fischer, bu konunun bir taraftan AB'yle, diğer taraftan da Kıbrıs'taki taraflarla ilgili olduğunu kaydetti.

Hem Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, hem de Kıbrıs Rum yönetiminin yeni lideri Dimitris Hristofyas'ın ileriye dönük umutların yeşermesine neden olduğunu kaydeden Avusturya Cumhurbaşkanı Fischer, adil ve iki taraf açısından da kabul edilebilir bir çözümün sağlanması bakımından önemli adımlar atılabileceği konusundaki umudunu dile getirdi.

Ucu açık müzakereler

AB üyeliği çerçevesinde diğer üye ülkeler için de geçerli olanın, Türkiye açısında da geçerli olduğunu ve oy birliğiyle müzakerelerin başlatılması kararı alındığını hatırlatan Fischer, Avusturya'nın bu konuya adil ve yapıcı, açık sözlü ve açık fikirli olarak yaklaştığını vurgulayarak, Avusturya dönem başkanlığında da fasılların açılıp kapandığının bilindiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül'ün, AB yolundan bahsederken haklı olarak uzun ve karmaşık bir yoldan bahsettiğini belirten Fischer, bugünün Türkiye'sini dikkate almamak ve bugünün AB'sinden bahsetmemek gerektiğini kaydetti.

Bir gazetecinin sorusunu yanıtlayan konuk cumhurbaşkanı, parti kapatmayla ilgili bu davanın Avrupa'da ilgi odağı olduğunu söyledi ve Anayasa Mahkemesinin vereceği karara ilişkin değerlendirmenin sürdüğünü hatırlattı.

Fischer, bu davanın Avrupa'da şaşkınlığa neden olduğunu da söyleyerek, Türkiye'nin iç işlerine herhangi bir şekilde karışmak istemediğini kaydetti. Fischer, bununla birlikte bu sürecin AB tarafından dikkatle izlendiğini ifade ederek, böyle bir davanın neden olduğuna anlam verilemediğini, çünkü bir taraftan seçilmiş bir hükümet ve başbakan bulunduğunu belirtti.

"Avusturya'da böyle bir durumun olamayacağını düşünüyorum, en azından bunu söyleyebilirim" diyen Fischer, diğer taraftan mahkemenin kararını beklemek gerektiğini, sonuca saygı duyacağını, çünkü zaten başka çare bulunmadığını bildirdi.

KIBRIS 21/05/08

 

 

Two remanded after Briton loses half a million in land fraud
By Bejay Browne

TWO men were remanded in custody in Paphos yesterday on suspicion of defrauding a British resident of Peyia out of nearly half a million euros in a bogus property transaction.

Police had arrested three men in connection with the case on Monday night. The three are understood to have been the middleman in the transaction, who was responsible for introducing the two parties, and two other Cypriot nationals posing as vendors of the land in Limassol.

The British man claims he handed over the cash in the belief that he was buying a plot of land in Limassol, but neither the men nor the land materialised after the huge sum of money had passed hands.

The three suspects were brought before Paphos central court yesterday morning and the middleman was released without charge. The other two suspects, one from Limassol and one from Paphos, were remanded in custody for four days, while Paphos CID continue their investigations.

A number of similar incidents have occurred in the past and have sparked authorities to warn would-be purchasers to thoroughly check out any deals before handing over any sums of money.

In 2006, a Limassol-based lawyer fled the country after defrauding a number of mainly British clients in similar frauds totalling £3.6 million. Police have issued international arrest warrants for the man.

CYPRUS MAIL 21/05/08

 

Turkish Cypriots play down ‘virgin birth’ issue
By Simon Bahceli

THE TURKISH Cypriot side said yesterday a settlement to the Cyprus problem did not necessarily mean the creation of a new state, and invited Greek Cypriot President Demetris Christofias to come up with “an alternative model”.

“A virgin birth [creation of a new state] was put forward by a third party during negotiations on the Annan plan as a method for bringing the two existing states together,” Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat’s spokesman Hasan Ercakica told the Cyprus Mail yesterday. “If Christofias has a better method, then we are ready to listen to him,” he added.

Ercakica’s comments come just three days before a meeting between Christofias and Talat aimed at reviewing progress in meetings between working groups and committees aimed at laying the ground for fully-fledged negotiations due to start on June 21. There are reports that the Greek Cypriot side may ask for a delay in the start of talks, citing of a lack of progress in pre-negotiation discussions.

Others believe, however, that the possibility of a delay may stem from Christofias’ fears that Turkish Cypriot demands for the creation of a new state, and insistence that Turkey retain the right to intervene militarily if it feels the Turkish Cypriot minority is threatened could lead upcoming talks to failure.

But Ercakica yesterday sought to play down the need for a delay by denying that the Turkish Cypriot side had insisted on a two-state solution, or a the creation of a brand new umbrella state.

“When we or Turkish officials talk of two states and two peoples, we are simply talking about the reality as it is now,” he said, but added: “What we do insist on is political equality, which means that we have active participation and equal say in all major state decisions such as foreign policy and taxation.”

Ercakica could not, however, deny that the preservation of the Turkish military guarantee was in fact a red line for the Turkish Cypriot side, but said, “If Christofias doesn’t believe that security is a real concern of the Turkish Cypriot people, I invite him here to carry out a survey and find out for himself”.

He added that if Turkish Cypriots ever felt they no longer needed Turkey’s protection, they would themselves ask the military to leave.

“The idea that the Turkish army is here against the wishes of the Turkish Cypriot people is ridiculous. If Christofias doesn’t believe me, he can come and ask the people himself,” he said.

Ercakica also addressed Christofias’ concerns, expressed in recent weeks, that ongoing disputes between the military and Turkey’s civilian government could jeopardise negotiations for a settlement by saying, “We are working with all interested parties in Turkey to make sure that the situation there affects us as little as possible. Our aim is to gain us much support as we can for a settlement”.

Looking ahead to Friday’s meeting between Christofias and Talat, Ercakica said he saw no reason why fully-fledged negotiations should not start as planned on June 21.

“When we agreed on March 21 to start negotiations in three months, there was no suggestion that the start was conditional upon progress among the working groups,” he said, adding: “As far as we were concerned, the working groups were not set up to negotiate but to brainstorm, exchange ideas and gather a body of work to place before the leaders to help them in their job. Mr Christofias is now talking about a lack of progress, but the fact that we have identified a number of problems is in itself progress. Rather than establishing fixed positions before we start [fully-fledged negotiations] is not practical. But establishing what

CYPRUS MAIL 21/05/08

 

Plans to dig up Greek plane shot down in 1974
By Stefanos Evripidou

THE GOVERNMENT plans to dig up a plane carrying Greek soldiers which was buried after being shot down by friendly fire during the Turkish invasion of 1974.

The North Atlas was flying 31 Greek soldiers to Cyprus when it was hit by friendly fire and fell to the ground on July 22, 1974. Only one soldier survived the crash and subsequent fire that ravaged the plane.

Greek soldiers in co-operation with Cypriot police decided at the time to bury the plane in parts to avoid it falling into the hands of the invading army. Some of the burnt soldiers were buried with the plane in the Tymvos area of Makedonitissa, Nicosia.

Tymvos is used as a cemetery for the fallen of Greek and Cypriot army personnel. Given the inroads made recently in the exhumation and identification of missing persons by the Committee on Missing Persons (CMP), the cemetery is reaching its full capacity.

As a result, the director of the government’s Missing Persons Service, Xenophon Kallis, ordered the Geological Survey Department to locate the exact whereabouts of the plane.

“We need to expand the memorial area to create more space for burials for the CMP’s programme. We are going to need a lot of space. It is also an opportunity to exhume the plane to search for some remains that might have been buried with it,” said Kallis.

The head of the Geological Survey Department, Dr Polis Michaelides told the Cyprus Mail that a geological/geophysical survey was carried out within the last two months. “We carried out an investigation using radar technology and gave the results to the Missing Persons Service.”

Kallis said the authorities planned to unearth the plane some time in August, during which he expected to find more remains of Greek soldiers. So far, only 13 remains of soldiers on the ill-fated flight have been identified.

“They are not missing though. We know how many were on the plane and who they were,” he noted.

The government service has been working in co-operation with the US-based Physicians for Human Rights since 1999, carrying out exhumations in Lakatamia and Constantinos and Eleni cemeteries in search of missing persons.

Unfortunately, earlier exhumations between 1979 and 1981 did not have the benefit of modern advancements in DNA and anthropological analysis. As a result, many Greek families were given the wrong remains. In some cases, the remains of two or three people were put in the same box which was returned to grieving families.

Since then, the majority of families have returned the remains to Cyprus for re-examination.

“We are now in the final stage of going through them. Some were already returned to their families in February,” said Kallis.

CYPRUS MAIL 21/05/08

 

 

Çevre Nobeli goes to Dr. Şekercioğlu

Tropikal biyolog Dr. Çağan Şekercioğlu, Britanya'nın 'Çevre Nobeli' sayılan Whitley Altın Çevre ödülünü kazandı

LONDRA - Tropikal biyolog, ekolog, ornitolog (kuşbilimci) ve doğa fotoğrafçısı Dr. Çağan Şekercioğlu, Kars-Kuyucuk Gölü'nün korunması, bitki örtüsünün ekolojik restorasyonu ve doğa turizminin geliştirilmesi alanında yaptığı çalışmayla, Britanya'nın 'Çevre Nobeli'ni kazandı.

ABD’deki Stanford Üniversitesi Çevre Bilim Merkezi'nde araştırma görevlisi olarak çalışan Şekercioğlu, Whitley Altın Çevre ödülünü kazanan ilk Türk.

Şekercioğlu’nun 11 finalist arasından birinci olan projesine, iki yıl boyunca 60 bin sterlinlik destek de verilecek. Şekercioğlu, ödülünü Londra'da Prenses Anne'den aldı. Şekercioğlu da prensese Kars'tan getirdiği kaşarı ve bölge kuşlarının posterlerini hediye etti. Dünyanın en önemli çevre ödülleri arasında gösterilen 'Whitley' çevreci iş adamı Edward Whitley’nin kurduğu vakıf aracılığıyla veriliyor.

32 yaşındaki Şekercioğlu, Kars ve Iğdır bölgesine odaklanan Kuzey Doğa Derneği'nin kurucusu. Dernek, Sarıkamış ormanlarındaki ayı ve kurtların sayılmasından, Kuyucuk gölü ve Aras nehrindeki kuşların halkalanmasina kadar pek çok bilimsel çalışmayı, hem yerel halk, yönetim ve valilikle el ele yürütüyor.

Kuyucuk denizden 1627 metre yüksekte, etrafı steple çevrili cennet gibi bir göl. 162 farklı türde kuşa evsahipliği yapıyor. Göl suyu 'şimdilik' temiz. Ancak Şekercioğlu'na göre Kars Çayı'na yapılması planlanan baraj bittiğinde durum değişecek. Çünkü bölgede tarım haketlenecek, gübre kullanımı dolayısıyla sulara karışan nitraft fosfat oranı artacak. Çaresi, halen hayvancılık yüzünden tahrip olmaya başlayan bitki örtüsünün özellikle de sazlıkların 'restorasyonu'. Şekercioğlu "Bu sazlık alan, tarlalardan gelen nitrat-fosfatı da daha çok saza çevirecek, göle gelen suları filtre edip temizliği koruyacak" diyor. Projenin bir ayağı da Kuyucuklulara doğa turizmiyle gelir kaynağı yaratmak. Kuyucuk’ta boş tutulan bir ilkokul valilik tarafından pansiyona çevrilmek üzere derneğe devredilmiş bile. Pansiyon köylülerce işletilecek.

Robert Lisesi'nin ardından Harvard Üniversitesi'nde biyoloji ve antropoloji okuyan Şekercioğlu, doktorasını Stanford Üniveristesi'nde tamamladı. Stanford Üniversitesi Çevre Bilim Merkezi'nde çalışan, yılın dört beş ayını da Kars’ta geçiren Şekercioğlu, aslen Balıkesirli bir ailenin oğlu. Babası model uçak üreten firmanın sahibi, annesi THY’den emekli. Kuşlara ve uçmaya olan ilgisi aileden. Bu konuda iddialı. Kuş ekolojisi konusunda dünyanın en geniş veri tabanına sahip olan kişi olduğunu söylüyor. Yine de kendisi için en büyük şansın, dünyadaki 34 biyoçeşitlilik noktasından üçünü barından Türkiye gibi bir ülkede doğmak olduğunu düşünüyor.(aa)

MILLIYET 22/05/08

 

Talat-Hristofyas, yarın saat 11.00'de görüşüyor

Haziran sonunda başlaması planlanan kapsamlı müzakereler öncesinde komitelerin çalışmalarını değerlendirmek amacıyla bir araya gelmeyi kararlaştıran Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas yarın saat 11:00'de görüşecek

BM Barış Gücü (UNFICYP) açıklamasına göre görüşme, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un ikametgahında yapılacak.

KIBRIS 22/05/2008

 

"Asker çekilirse çözüm kolaylaşır”

"BM GÖZETİMİNDE KAPSAMLI ÇÖZÜM"... Tavsiye niteliği taşıyan raporda, Türkiye'ye demokrasi ve insan hakları alanındaki reformların hızlandırması çağrısında bulunuldu. Hollandalı Hristiyan Demokrat parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlanan Türkiye raporunda Kıbrıs sorununa da değinildi. Kıbrıs sorununa BM gözetiminde kapsamlı çözüm bulunması gereği vurgulanan belgede, "Türk askerlerinin çekilmesinin çözüm müzakerelerini kolaylaştıracağı" ileri sürüldü

"ORTAYA ÇIKAN İRADEYİ MEMNUNLUKLA KARŞILIYORUZ"... Türkiye raporunun genel kuruldaki tartışmasında söz alan AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Kıbrıs'ta sorunun çözümü için iki tarafta da ortaya çıkan iradeyi memnunlukla karşıladıklarını da kaydederek, Türkiye'nin sorunun çözümüne olumlu katkıda bulunacağına inandığını belirtti. Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyalist Grubu, Türkiye raporunun ''adil ve dengeli'' olduğu görüşünü dile getirdi

Avrupa Parlamentosu (AP) genel kurulu, Hollandalı Hristiyan Demokrat parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlanan Türkiye raporunu dün kabul etti.

Raporda Kıbrıs sorununa da değinilerek, soruna BM gözetiminde kapsamlı çözüm bulunması gereği vurgulanarak, "Türk askerlerinin çekilmesinin çözüm müzakerelerini kolaylaştıracağı" ileri sürüldü.

Türkiye raporunun genel kuruldaki tartışmasında konuşan AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Kıbrıs'ta sorunun çözümü için iki tarafta da ortaya çıkan iradeyi memnunlukla karşıladıklarını da kaydederek, Türkiye'nin sorunun çözümüne olumlu katkıda bulunacağına inandığını belirtti.

Bağlayıcı özelliği olmayan, tavsiye niteliği taşıyan raporda, Türkiye'den demokrasi ve insan hakları alanındaki reformların hızlandırması çağrısında bulunuldu. Rapor, 62 "hayır" ve 61 "çekimser" oyuna karşı 467 oyla kabul edildi.

Ermeni iddialarına ret

Bir grup Fransız parlamenterin, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını savunan değişiklik önergeleri genel kurumdaki oylamada reddedildi.

Sol siyasi grupların, "Türkiye'de 1 Mayıs gösterilerinde çıkan olaylarda polisin fazla güç kullandığı yolundaki haberlerden Avrupa Parlamentosunun endişe duyduğu" yolundaki değişiklik önergesi ise kabul edildi.

Yine kabul edilen değişiklik önergesinde, Türk Ceza Yasasının 301. maddesindeki değişikliğin yeterli olmadığını savunuldu ve bu madde ile diğer kısıtlayıcı maddelerin tamamen kaldırılması çağrısında bulunuldu.

Kapatma davasına atıf

Dışişleri Komisyonunda geçen ay kabul edilen ve rapora giren bir maddede, "AK Partinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının sonuçlarından endişe duyulacağı" ifade edildi ve "Anayasa Mahkemesinin, kararını, hukuk devleti ilkeleri, Avrupa standartları ve Venedik Komisyonunun siyasal partilerin kapatılmasıyla ilgili ölçütlerine uygun alması" temennisinde bulunuldu.

Kabul edilen bir değişiklik önergesinde Meclis'e, Venedik Komisyonu'nun ilkelerine uygun olarak, siyasi partilere getirilen yasaklar konusunda anayasal değişiklik yapması tavsiye edildi.

"Hükümetten, reformları sürdürürken, demokratik ve laik bir Türkiye'de çoğulculuk ve farklılıklara saygı göstermesi" istenen raporda, "ülkenin çağdaşlaşması için hükümete ve tüm siyasal partilere, önemli adımlarda yapıcı uzlaşmaya gitmesi" çağrısında bulunuldu.

Üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kaldırılmasına da atıfta bulunulan ve oylamayla kabul edilen bir başka maddede, "üniversitelerdeki başörtüsü yasağının, geniş anlamda sivil toplumun görüşlerini temel alacak, geniş çaplı bir reform paketi içinde kaldırılmamasının halkın bir bölümünde endişe ve düş kırıklığı yaratması not edildi" ifadesi kullanıldı.

DTP milletvekillerinden ve belediye başkanlarından terör örgütüyle aralarına açık bir sınır koymaları istenen raporda, Leyla Zana ile birlikte DTP üyesi 53 belediye başkanı hakkında görüşlerini açıkladıkları gerekçesiyle dava açılması eleştirildi.

Rapor

Yeni sivil anayasa hazırlığının, "insan hakları ve özgürlüklerin korunmasını anayasanın merkezine yerleştirme" açısından çok önemli bir fırsat sunduğu anlatılan raporda, yeni anayasa çalışmasına sivil toplumun geniş katılımının sağlanması tavsiye edildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "2008'in reform yılı olacağı" taahhüdünün memnuniyetle karşılandığı belirtilen raporda, hükümetin parlamentodaki çoğunluğuna dayanarak reformlarda kararlı davranmasının, Türkiye'nin modern demokratik refah toplumuna dönüşümünde hayati önem taşıdığı vurgulandı.

Raporda, "demokratik yollarla seçilmiş siyasal liderliğin, iç ve dış politikayla güvenlik konularının biçimlenmesinde tam sorumluluk üstlenmesinin ve ordunun demokratik sorumluluğa saygı göstermesinin güvence altına alınmasında" ve TBMM'nin askeri ve savunma politikasında bu kapsamdaki tüm harcamalarda tam denetim yetkisinin tesis edilmesinde "hükümetin yeni sistematik çabalar göstermesi" istendi.

TCK'nın 301. maddesine öncelik

Türk Ceza Yasasının 301. maddesindeki değişikliğin ilk adım olduğu ifade edilen raporda, bu reformun gecikmeden uygulanması ve bu maddenin ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı amaçla kullanılmaması çağrısında bulunuluyor. Raporda, ifade ve düşünce özgürlüğünün tamamen garanti altına alınması için daha ileri yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu ve yapılmasına ihtiyaç duyulan bu yeni yasal düzenlemelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olması temennisinde bulunuldu.

Raporda, Ergenekon soruşturmasının kararlılıkla sürdürülmesi, örgütün "devlet organlarındaki tüm bağlantılarının ortaya çıkarılarak örgütle ilişkisi bulunanların yargıya teslim edilmesi" istendi.

Vakıflar Yasasının çıkarılmasından duyulan memnuniyetin dile getirildiği raporda, "AB Komisyonunun, metni inceleyerek gayrimüslim azınlıklarca mülklerin yönetimi, satın alınması ve üçüncü kişilere satılmış olanlar dahil geri alınmasının mümkün olup olmayacağını araştırması gerekir" denildi.

Raporda, Vakıflar Yasasının kabulünün ardından Türk hükümetinin, bu olumlu adımı değerlendirerek dinsel özgürlüklerle ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi, bu kapsamda tüm dinsel topluluklara faaliyetleri için gerekli yasal statü, ruhani görevlilerin eğitimi, hiyerarşik seçim ve ibadet yerlerinin inşası konusunda yasal çerçeve sunulması, Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılması ve "ekümenik patrik" unvanının kullanımına izin verilmesi gibi isteklere yer verildi.

Raporda, "Türk hükümetine, Kürt sorununun kalıcı çözümü amaçlayan siyasal inisiyatifin öncelikli olarak başlatılması çağrısı yapılır" ifadesine yer verilerek, DTP'li milletvekilleri ve belediye başkanlarından "demokratik Türk devleti içinde Kürt sorununa siyasal çözüm arayışına yapıcı biçimde dahil olmaları" istendi.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede Türkiye'nin sağladığı ilerlemeden övgüyle söz edilen belgede, "eşit muameleyle kadınların eğitim alabilmesi ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi, Türkiye'nin daha fazla ekonomik kalkınması ve refahı açısından kritik önemdedir" denildi.

Terör örgütü PKK'nın eylemleri şiddetle kınanarak ve terörle mücadelede Türkiye ile dayanışmaya vurgu yapılan raporda, terör örgütünün önkoşulsuz olarak derhal silah bırakması isteniyor. Raporda, "Türkiye'ye karşı terörist eylemlerde topraklarının üs olarak kullanılmasına izin vermemeleri konusunda" Irak hükümetine ve Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetime çağrı yapılarak, bu kapsamda Türkiye ile Irak arasındaki diyalogdan memnuniyet duyulduğu belirtildi.

Dış politika konuları

Kıbrıs sorununa BM gözetiminde kapsamlı çözüm bulunması gereği vurgulanan belgede, "Türk askerlerinin çekilmesinin çözüm müzakerelerini kolaylaştıracağı" ileri sürüldü.

AP'nin önceki Türkiye raporlarında yer bulan 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına değinilmeyen rapor taslağında, "Türkiye'nin, ekonomik ambargoyu sona erdirerek Ermenistan ile sınır kapısını yeniden açması, Türk ve Ermeni hükümetlerinin geçmişteki olaylarla ilgili açık ve samimi tartışmaya izin vererek uzlaşma sürecini başlatması ve AB Komisyonunun bu süreci kolaylaştırması" çağrıları yapıldı.

"Karadeniz havzasında, Orta Asya'da ve daha geniş Orta Doğu'da AB dış politika hedeflerinin gerçekleştirilmesinde önemli bir ortak olarak Türkiye'nin rolü onaylanır" denilen raporda, AB Komisyonu ve üye devletlere çağrı yapılarak, bu bölgelerde Türkiye ile işbirliği potansiyelinden daha iyi yararlanılması istendi.

Raporda, Türkiye'nin Bosna-Hersek ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) misyonları yanında Kosova ve Afganistan gibi NATO operasyonlarına katılımı övülürken, "Türkiye'nin AB-NATO stratejik işbirliği anlaşmasının uygulanmasını engellemesinden üzüntü duyulur" denildi.

Türkiye'nin, "Avrasya'nın enerji terminali olma hedefini ve Avrupa'nın enerji güvenliğine katkıda oynayacağı rolü tanınan" taslakta, enerji faslının müzakerelere açılmasına destek verildi.

Oomen-Ruijten'in hazırladığı raporda, "vize kolaylığı anlaşması müzakerelerine başlamaları" için AB Komisyonu ve Türkiye'ye çağrı yapıldı.

Sosyalist Grup üyeleri: Türkiye raporu dengeli ve adil

Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyalist Grup üyesi parlamenterler, Hollandalı Ria Oomen-Ruijkten tarafından hazırlanan Türkiye raporunun ''adil ve dengeli'' olduğu görüşünü dile getirdi.

Sosyalist Grubun Hollandalı üyesi Jan Marinus Wiersma ve Avusturyalı Hannes Swoboda, raporun oylanmasından önce Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Sosyalist parlamenterler, raporun, tam üyelik sürecinde ilerleyen Türkiye'nin reform sürecindeki eksikliklerine dikkat çekerken, atılan olumlu adımlara da atıfta bulunduğunu belirtti.

Wiersma ve Swoboda, Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti hakkında açılan davayla ilgili olarak Avrupa Konseyi standartlarına uygun karar vermesini umut ettiklerini ifade ettiler.

Swoboda, ''partiler için kararı seçmenlerin vermesi gerektiğini'' belirtirken, Wiersma, ''şiddeti savunmadıkça, hiçbir partinin kapatılmaması gerektiğini'' söyledi.

Wiersma, "AK Parti'nin kapatılması halinde, Türkiye ile devam eden tam üyelik sürecinin kendiliğinden kesileceği" görüşünü dile getirdi.

İki parlamenter de Türk Ceza Kanununun 301. maddesindeki değişikliği ifade özgürlüğünün geliştirilmesi için ilk adım olarak gördüklerini ifade ettiler.

Swoboda, CHP'nin Brüksel'de büro açmasını olumlu bir gelişme olarak gördüklerini belirterek, ''CHP'nin AB'yi daha iyi anlaması için olumlu bir adım'' dedi.

Wiersma ise CHP'nin bu kararını "olumlu bir şaşkınlıkla" karşıladıklarını söyledi.

Raportör Oomen-Ruijten: Türkiye'de reform süreci hızlandırılsın

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, ''Türkiye'de reform sürecinin hızlandırılması'' çağrısında bulundu.

Türkiye raporunun genel kuruldaki tartışmasında söz alan Hollandalı parlamenter, yeni vakıflar yasası ve TCK'nın 301. maddesindeki değişikliği olumlu adımlar olarak gördüklerini belirtti, ancak müzakerelerin daha hızlı devam edebilmesi için reformların da hızlandırılması gerektiğini ifade etti.

Oomen-Ruijten, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2008 yılının demokrasi alanında reform yılı olacağını ilan etmişti ve bu taahhüdünü yerine getirmesini bekliyoruz'' dedi.

Türkiye'de yeni bir anayasa yapılması konusundaki gelişmelere atıfta bulunan Hollandalı parlamenter, bu konuda bütün siyasi partiler ile sivil toplum örgütlerinin görüşüne başvurulmasının ve ortak bir uzlaşma sağlanmasının gerekli olduğunu vurguladı.

AK Parti'nin kapatılma davasını da gündeme getiren Hollandalı parlamenter, ''Anayasa Mahkemesi'nin kararının uluslararası hukuk standartlarına uygun olmasını umut ettiklerini'' söyledi.

AB dönem başkanı Slovenya'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Lenancic ise yaptığı konuşmada, ülkesinin dönem başkanlığı sırasında Türkiye ile yürütülen tam üyelik müzakerelerinde iki faslın açılacağını hatırlattı.

TCK'nın 301. maddesindeki değişikliği olum bir adım olarak gördüklerini ifade eden Sloven bakan, ceza yasasının diğer maddelerinin de Avrupa Konseyi standartlarına uygun olmasını beklediklerini belirtti.

PKK terörünü kınadıklarını ve Türkiye'nin terörle haklı mücadelesine destek verdiklerini kaydeden Sloven bakan, bununla birlikte terörle mücadelede uluslararası hukuk kurallarına uyulmasını beklediklerini ifade etti.

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumu üyesi Olli Rehn ise yaptığı konuşmada, yapılacak reformlar ve bu reformların uygulanmasının müzakerelerin ilerlemesini doğrudan etkileyeceğini söyledi

Rehn, reformların yavaş ilerlediği konusunda raportörle aynı fikirde olduklarını belirtti.

TCK'nın 301. maddesindeki değişikliğin önemli olduğunu vurgulayan Rehn, bu maddenin ifade özgürlüğünü tamamen garanti altına alacak şekilde uygulanmasının önemli olduğunu kaydetti.

Türkiye'de iktidar ve muhalefetin, ülkeyi ilgilendiren hassas konularda birlikte hareket etmesinin önemli olduğunu söyleyen Rehn, laikliliğin ve demokrasinin güçlendirilmesine herkesin destek vermesi gerektiğini ifade etti.

AK Parti'nin kapatılma davasına atıfta bulunan Rehn, ''Anayasa Mahkemesi'nin Venedik Komisyonu'nun ilkelerine uygun karar almasını beklediklerini" söyledi.

Kıbrıs'ta sorunun çözümü için iki tarafta da ortaya çıkan iradeyi memnunlukla karşıladıklarını da kaydeden Rehn, Türkiye'nin sorunun çözümüne olumlu katkıda bulunacağına inandığını belirtti.

KIBRIS 22/05/2008

 

Kıbrıs'ta Türk tarafının görüşlerini öğrenmek için KKTC'nin Brüksel büyükelçisini dinlemelisiniz

Türkiye'nin Brüksel Büyükelçisi Fuat Tanlay, Belçika Senatosu Dışişleri ve Savunma Komisyonu üyelerinden Kıbrıs'ta Türk tarafının görüşlerini öğrenmek için KKTC'nin Brüksel Büyükelçisini dinlemelerini istedi.

"Kıbrıs adasının yeniden birleştirilmesine yönelik müzakerelerin iyi ilerlemesini cesaretlendirmeye" yönelik bir karar tasarısı üzerinde çalışan Dışişleri ve Savunma Komisyonu tarafından Türkiye'nin görüşlerini anlatması için davet edilen Tanlay, burada yaptığı konuşmada, "sorunun her iki tarafını adil şekilde dinleme" yaklaşımıyla hareket eden komisyonun Kıbrıs Rum kesiminin ve Yunanistan'ın büyükelçilerini de dinlediğini hatırlatarak, kendisinin sadece garantör ülke olan Türkiye adına konuşabileceğini fakat bağımsız bir ülke olan KKTC adına görüş beyan edemeyeceğini vurguladı.

Rum büyükelçiyi konuk eden komisyonun tarafsızlığını sağlamak için KKTC Brüksel Büyükelçisi Yalçın Vehit'i de davet etmesini isteyen Tanlay, "Kıbrıs'ta Türk tarafının görüşlerini öğrenmek için KKTC'nin Brüksel Büyükelçisini de dinlemelisiniz. Ben (Türkiye olarak) kurucu anlaşmalardan kaynaklanan sorumluluğumla Kıbrıslı Türklerin haklarını koruyorum. Kıbrıslı Türkleri temsil etmiyorum. Kıbrıslı Türkler bugün bağımsız ve demokratik bir ülke olan KKTC tarafından temsil edilmektedirler" dedi.

Belçika KKTC'yi henüz tanımasa da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Belçika Dışişleri Bakanı Karel de Gucht ve birçok AB yetkilisiyle bir araya geldiğini ve KKTC'yi temsilen Rum lider Dimitris Hristofyas'la kapsamlı çözüme hazırlık görüşmelerini sürdürdüğünü hatırlatan Büyükelçi Tanlay, KKTC Brüksel Büyükelçisi Vehit'in de Kıbrıs Türk toplumunu temsilen Belçika'da birçok bakanlık yetkilisiyle temaslarda bulunduğuna dikkat çekti.

Tanlay, "Sonuç olarak Büyükelçi Vehit'in dinlenmesi, hiç şüphesiz komisyonunuzun Kıbrıs kararının (tarafların görüşlerinin adilce dinlenmesi) ruhuyla uyumlu olacaktır" şeklinde konuştu.

Kıbrıs sorununa yaklaşılırken geçmişteki "travmatik" şiddet olaylarının toplumlarda bıraktığı etkinin gözden kaçırılmamasını isteyen Tanlay, "Hiroşima'yı bilmeden modern Japonya'yı anlayamazsınız. İkinci Dünya Savaşını ve Soğuk Savaşı bilmeden modern Avrupa'yı anlayamazsınız. 1960-1974 dönemini bilmeden de Kıbrıs'ı anlayamazsınız" dedi.

KIBRIS 22/05/2008

Christofias meets talks teams ahead of key meeting
By Jean Christou

PRESIDENT Demetris Christofias yesterday met the six heads of the working groups to assess progress ahead of his meeting tomorrow with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.

The meeting lasted two and a half hours.

Tomorrow’s meeting with Talat will be crucial in clarifying both the terms of the March 21 agreement between the two leaders, and the Greek Cypriot side’s concern that progress has been slow a month into the process.

Christofias said because the teams had been operating for only a month, he didn’t want to jump to conclusions on the rate of progress.

He said lots of work was still needed before finally determining whether there has been progress.

“”We need to be cautious and cool headed because the objective is to talk the same language so that we can come to direct negotiations that will have the prospect of achieving results,” he said.

As far as the two sides coming from the same place in the working groups and technical committees, Christofias said this would be discussed with Talat tomorrow.

The President is expected to ask during tomorrow’s meeting for more time before beginning negotiations with Talat on the substance of the Cyprus problem.

The Turkish Cypriot side interprets the March 21 agreement as providing for direct negotiations to begin on June 21.

“This needed to be discussed,” Christofias said.

In the US, Government Spokesman Stefanos Stefanou told a gathering of foreign correspondents that progress in the working groups, which were dealing with the four core issues of the Cyprus problem, was very important in laying the groundwork for new talks.

“Unfortunately on these core issues we do not speak the same language, something we must do if we are to bridge the differences and move on to the next phase of this process,” he said.

Stefanou said Turkey had to change its position and allow the Turkish Cypriot side to make its own decisions. “We don’t want Turkey to feel that the solution will be a defeat for her, instead we want the solution of the Cyprus problem to be a win-win situation for everybody, and especially the people of Cyprus,” he added.

During his visit to the US, Stefanou also met UN Under-Secretary General Lynn Pascoe.

UN sources told the Cyprus News Agency the Stephanou-Pascoe meeting focused on the status of the current process at the level of the groups and the committees, and on the importance of tomorrow’s meeting between the two leaders.

CYPRUS MAIL 22/05/08

‘You cannot survive and prosper as a divided city’
By Stefanos Evripidou

TOWN PLANNERS must take the division of the island into account if they want to ensure Nicosia’s survival in a European, globalised context, warned two planning experts from Northern Ireland yesterday.

The two academics from Queen’s University, Belfast, spoke at a seminar titled, ‘Contested Cities- International Comparisons’ hosted by the Reconstruction and Resettlement Council (RRC) in Nicosia.

Professor Frank Gaffikin highlighted that regeneration of the city and reconciliation had to go hand in hand, one could not survive without the other.

“You cannot survive and prosper as a divided city, For example, Belfast has been heavily subsidised by Westminster and the rest of Europe for years. Now, it needs to find its niche. It can’t do it divided, living off handouts,” he said.

An important factor in regenerating a contested area is to take the conflict into account when planning for the city.

“You can’t just airbrush division out of planning. You need to acknowledge these issues. There are no simple answers. Some prefer the ‘burnt earth’ strategy. They would rather continue the division and see the city run to the ground than give up their flags and ideology,” he added.

Professor Malachy McEldowney explained that the spatial development strategy for Northern Ireland took into account all of its surrounding areas, including the Republic of Ireland.

“You can best understand how Nicosia works if you understand the whole spatial set- up of the island,” said McEldowney.

He gave as an example the co-ordinated strategies to link Belfast and Dublin through a motorway system where motorists are unable to tell whether they are driving in Northern Ireland or the Republic of Ireland.

“A good European city has got to be pluralist. We are moving away from old-fashioned physical planning to spatial planning. It’s got to be balanced, strategic, sustainable, comprehensive, integrative, visionary, action-oriented and participatory,” said McEldowney.

Gaffikin added that the new European context has influenced the way we look at planning in divided cities. The planning expert highlighted that all cities were contested one way or another. Given the finite space and resources, competition between various groups existed in every city. For example, Chicago is divided and developed along race fault lines

“Race shapes development of the city. There are debates around issues of status, power, identity and pluralism. In other cities, like Jerusalem, Belfast, Nicosia, the debate is around sovereignty. Who owns the city? This makes these cities even more contested,” said Gaffikin.

Belfast is a city of two dreams, he noted, one of nostalgia (before the Troubles), and one of utopia (without the British).

“The two live in parallel universes, and trying to find a language between them is very difficult,” he noted.

Divided cities where sovereignty is contested usually involve “intimate enemies”. “This makes enmity very visceral, ancestral. Combatants don’t necessary live in a rational universe,” said Gaffikin.

“There is also the feature of mutual victimhood, where each side believes the other side needs to change more than they do,” he added.

Gaffikin argued against segregation of a city. “Segregation is a zero-sum game. We need to recognise that the city as a whole needs to operate together, so we can try to amplify the shared and cosmopolitan spaces and have less ethnic spaces,” he said.

Glafcos Constantinides, who worked as a national consultant on the New Vision for the Core of Nicosia Project, noted that Nicosia was suffering from suburbanisation.

“The main problem for old Nicosia is demand deficiency. We see an enormous sprawl away from the walled city. People and commercial activity are moving to the suburbs. Cypriots don’t necessarily value the old city,” he said.

According to a 2006 study, old Nicosia has around 2,000 buildings in very poor structural condition, needing around £160m (€274m) to fix. There is also 100,000sqm of empty shopping and office floor space in the walled city.

The study revealed that Cypriots are minorities in both parts of old Nicosia.

In south Nicosia, 45 per cent of residents are Cypriot and 55 per cent ‘other’. In the northern part of the old city, 33 per cent are Cypriot and 67 per cent other.

Constantinides noted that the most sensitive issue in the Nicosia Project was the ‘others’ living in the town.

“What will happen to them?” he asked. The planning consultant acknowledged that none of the studies on Nicosia took account of the real diversity in the city. “You have to account for these people and this is lacking,” he said.

Constantinides highlighted that the best way forward for Nicosia was to use cultural heritage as a strategic vehicle, creating a market for restoration through tourism and education.

“The idea is to bring new consumer power into the area,” he said. “To do that, we need basic fundamental changes in the relationship between the public and private sector, between development, mobility and movement, and between history and market economics. If nothing is done, outward migration from the centre will continue,” he added.

CYPRUS MAIL 22/05/08

Cars impounded in UK stolen car probe

THREE cars have been confiscated so far in an ongoing Scotland Yard investigation in Cyprus involving a luxury car scam, police said yesterday.

CID headquarters chief Yiannakis Charalambous said so far three cars had been impounded on suspicion of being stolen.

“At a first glance it looks as if they are stolen,” he said.

Charalambous said the car owners had probably bought the vehicles in good faith, not knowing they were stolen.

“At this stage it doesn’t look as if the buyer is responsible. But the investigation won’t end here. We will trace back to the person who sold the car in the UK to the purchaser here,” he said.

He said investigators were checking all 245 cars involved in the scam that had been imported from the UK and sold to local buyers.

The scam involves double registering the chassis number of cars imported to Cyprus from the UK.

Specifically, the 245 luxury vehicles have had their chassis number duplicated and used to register stolen vehicles of exactly the same brand and model as the cars sold in the UK. The purpose of the scam was to dupe UK authorities regarding the stolen vehicles as they were already registered here.

Police have already confirmed 84 of the 245 cars have been registered in Cyprus.

Of the 84 cars, almost half have been examined, from which the three were confiscated.

The investigation is expected to conclude within 15 days.

CYPRUS MAIL 22/05/08

 

Kıbrıs’ta liderler zirvesi bugün

Kıbrıs’ta liderler 21 Mart’taki ilk görüşmenin ardından kapsamlı müzakereler çerçevesinde bugün ara bölgede yeniden bir araya geliyor.

NTV

Güncelleme: 12:00 TSİ 23 Mayıs 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - Taraflar arasındaki görüş ayrılıkları görüşmenin gündemini belirleyecek. Rum tarafının müzakerelere başlamak için en azından bir aylık erteleme istemesi bekleniyor. Rum kesiminde Dimitris Hristofyas’ın iktidara gelmesiyle adanın her iki tarafında da çözüm için ihtiyatlı bir iyimserlik havası oluşmuştu. Ama ilerleyen günlerde bu hava dağıldı.

 

Rum basını, ara bölgede buluşacak KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la Hristofyas’ın ilk kez “kritik” konuları görüşeceğine işaret ediyor, “Balayı sona erdi liderler zorlu sınavda” yorumunu yapıyor.

Rum lider kapsamlı müzakerelere hazırlık için kurulan çalışma gruplarıyla teknik komitelerin yeterince ilerleme sağlamadığını iddia ediyor ve Türk tarafını suçluyor.

Rumlar müzakerelere başlama tarihini bir ay erteletmek istiyor.

Türkiye’yi de suçlayan Hristofyas Ankara’nın iki devletli çözümü savunarak birleşmiş milletler kriterlerinin dışında hareket ettiğini ileri sürüyor.

Cumhurbaşkanı Talat Hristofyas’ın aksine çalışma gruplarıyla teknik komitelerde işlerin yolunda gittiğini belirtiyor.

Planlandığı gibi 21 haziran’da kapsamlı görüşmelere başlamaya hazır olduğunu belirten Talat sorunların gruplar ve komitelerde değil ancak liderler düzeyinde çözülebileceğini vurguluyor.

 

 

Talat ve Hristofyas bir araya geldi

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas Lefkoşa’da ara bölgede bir araya geldi.

AA

Güncelleme: 15:35 TSİ 23 Mayıs 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - Talat ve Hristofyas görüşmede, 21 Mart’ta varılan mutabakat uyarınca, kapsamlı görüşmelere hazırlık amacıyla oluşturulan ve 21 Nisanda çalışmalarına başlayan 6 çalışma grubu ile 7 teknik komitenin bugününe kadarki faaliyetlerini gözden geçirerek, bundan sonrası için “yol haritası” belirlemeye çalışacak.

 

Liderlerin, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun’un ara bölgedeki ikametgahında başlayan görüşmesine, liderlerin temsilcileri Özdil Nami ile Yorgos Yakovu da katılıyor.

İkametgaha sırasıyla Zerihoun, Hristofyas ve Talat geldi. BM Temsilcisi, liderleri kapıda karşılayarak içeri aldı. Liderler, birlikte görüntü vermeden görüşmeye geçti.

TÜRKLER ÇALIŞMALARDAN MEMNUN, RUMLAR DEĞİL
Görüşmede, çalışma grupları ve teknik komitelerin ele aldığı konuların sonuçları değerlendirilecek. Kıbrıs Türk tarafı grupların çalışmasının “olumlu” gittiğini belirtirken, Kıbrıs Rum tarafı, yapılan işlerin Rum tarafının “beklentilerine yanıt vermediğini ve ilerleme olmadığını” açıklamıştı.

“Gelişmelerden memnun olmadığını” açıklayan Rum yönetimi lideri Hristofyas’ın, müzakerelerin başlamasının bir ay ertelenmesini istediği Rum basınında yer almıştı.

Hristofyas’ın, bu talebini görüşmede gündeme getirmesi ve diğer birçok konunun da görüşmede ele alınması bekleniyor. Görüşmede Talat’ın gündeminde, Rum yönetiminin Türkiye’den gazetecilerin Rum kesimine geçmesine koyduğu engellerin ortadan kaldırılması da bulunuyor.

Kıbrıs Rum gazeteleri, Hristofyas’ın Talat ile bugünkü görüşmesine, “Ortak zemin ve istenen çözümle ilgili ortak hedef olmadan, doğrudan müzakereler başlayamaz” teziyle gideceğini yazdı. “Ortak zemin-ortak dil” vurgusu yapan Hristofyas, “hedefin, doğrudan müzakerelere ulaşmak için aynı zemin üzerinde müzakere etmek olduğunu” belirtiyor.

Rum basınına göre, Rum tarafı görüşmede, yeni geçiş kapıları açılmasını da gündeme getirecek. Bu aşamada, Rumların çok istediği Yeşilırmak kapısının açılması konusu da masaya gelmiş olacak.

Rum basını ayrıca, bugünkü görüşmede veya hemen sonrasında, “derhal uygulamaya konulacak ilk güven yaratıcı önlemlerin” ilan edileceğini öne sürmüştü. İlan edilmesi beklenen güven artırıcı önlemler arasında, “ara bölgede, cam, kağıt ve alüminyum gibi çeşitli atıkların işleneceği bir geri dönüşüm tesisi kurulması; ambulansların hiçbir belge ibraz etmeksizin karşılıklı geçişinin ara bölge boyu için geçerli olması; Yeşilırmak kapısının açılması yönünde, kapıdan ilk etapta ambulans
geçişlerine izin verilmesi; bütün ara bölgenin milli park ilan edilmesi” bulunuyor.

KOMİTELER NELERİ KAPSIYOR?
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri Hristofyas arasında 21 Mart’ta BM gözetiminde Lefkoşa’da yapılan görüşmede, Haziran sonunda kapsamlı müzakerelere başlanması, müzakerelere hazırlık amacıyla da ortak komite ve çalışma grupları oluşturulması kararlaştırılmıştı. Bu amaçla iki toplumlu katılımla, iki toplum arasındaki gündelik konuları ele alan 7 teknik komite, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuları görüşen 6 çalışma grubu oluşturuldu. Çalışma grupları şu konuları içeriyor: “Yönetim ve Güç Paylaşımı”, “AB Konuları”, “Güvenlik ve Garantiler”, “Toprak”, “Mülkiyet”, “Ekonomik Konular”. Teknik komiteler ise şu başlıklardan oluşuyor: “Suç/Suça İlişkin Konular”, “Ekonomik ve Ticari Konular”, “Kültürel Miras”, “Kriz Yönetimi”, “İnsani Konular”, “Sağlık”, “Çevre”.

 

Talat ve Hristofyas bir araya geldi

 



23 Mayıs, 2008 15:41:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas Lefkoşa'da ara bölgede bir araya geldi. Liderler yeni kararlar almak üzere haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelme kararı aldı.

Liderlerin, BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un ikametgahında yaptığı ve 3 saati aşkın süren görüşmeleri tamamlandı.
 
Görüşmenin sonunda ortak yazılı açıklamayı Zerihoun okudu.
 
Zerihoun, iki liderin bugün verimli bir görüşme yaptığını ve 21 Mart anlaşmasının sonuçlarını ele aldığını belirtti.
 
Her iki liderin, iki kesimli, iki toplumlu ve siyasi eşitliğe dayalı BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun bir federasyon çözümü istediklerini tekrarladığını kaydeden Zerihoun, "kurulacak ortaklığın birbirine eşit Türk ve Rum kurucu devletlerinin tek uluslararası kimliğe sahip federal bir hükümeti olacağını" söyledi.
 
Taye-Brook Zerihoun, liderlerin temsilcilerinin 15 gün içinde bir araya gelerek teknik komite sonuçlarını ele alacağını, sivil ve askeri güven artırıcı önlemleri gözden geçireceğini, Yeşilırmak ve diğer geçiş noktalarının açılması konusunun takipçisi olacağını söyledi.
 
BM yetkilisi, iki liderin haziran ayının ikinci yarısında yeni kararlaralmak için tekrar bir araya geleceğini bildirdi.
 
Taraflar arasındaki çözüm kapsamlı müzakelere başlama tarihi konusundaki ayrılık sürüyor. Talat, Türk tarafının müzakerelere derhal başlamak istediğini ama hala bu konuda bir anlaşma sağlanamadığını belirtti.
 
'Yol haritası' belirlenmeye çalışıldı
 
Talat ve Hristofyas, 21 Nisan'da çalışmalarına başlayan 6 çalışma grubu ile 7 teknik komitenin bugününe kadarki faaliyetlerini gözden geçirerek, bundan sonrası için "yol haritası" belirlemeye çalıştı.
 
Liderlerin, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un ara bölgedeki ikametgahında başlayan görüşmesine, liderlerin temsilcileri Özdil Nami ile Yorgos Yakovu da katıldı.
 
İkametgaha sırasıyla Zerihoun, Hristofyas ve Talat geldi. BM Temsilcisi, liderleri kapıda karşılayarak içeri aldı. Liderler, birlikte görüntü vermeden görüşmeye geçti.
 
Rum kesimi: "İlerleme yok"
 
Kıbrıs Türk tarafı grupların çalışmasının "olumlu" gittiğini belirtirken, Kıbrıs Rum tarafı, yapılan işlerin Rum tarafının "beklentilerine yanıt vermediğini ve ilerleme olmadığını" açıklamıştı.

"Gelişmelerden memnun olmadığını" açıklayan Rum yönetimi lideri Hristofyas'ın, müzakerelerin başlamasının bir ay ertelenmesini istediği Rum basınında yer almıştı.
 
Hristofyas'ın, bu talebini görüşmede gündeme getirmesi ve diğer birçok konunun da görüşmede ele alınması bekleniyor. Görüşmede Talat'ın gündeminde, Rum yönetiminin Türkiye'den gazetecilerin Rum kesimine geçmesine koyduğu engellerin ortadan kaldırılması da bulunuyor.
 
Kıbrıs Rum gazeteleri, Hristofyas'ın Talat ile bugünkü görüşmesine, "Ortak zemin ve istenen çözümle ilgili ortak hedef olmadan, doğrudan müzakereler başlayamaz" teziyle gideceğini yazdı.
 
"Ortak zemin-ortak dil"
 
"Ortak zemin-ortak dil" vurgusu yapan Hristofyas, "hedefin, doğrudan müzakerelere ulaşmak için aynı zemin üzerinde müzakere etmek olduğunu" belirtiyor.
 
Kıbrıs Rum tarafı, "ortak komitelerde ciddi çalışma üretilmezse doğrudan müzakerelerin olamayacağını" birçok kez açıkladı. Rum basınına göre, Rum tarafı görüşmede, yeni geçiş kapıları açılmasınıda gündeme getirecek.
 
Bu aşamada, Rumların çok istediği Yeşilırmak kapısının açılması konusu da masaya gelmiş olacak. Rum basını ayrıca, bugünkü görüşmede veya hemen sonrasında, "derhal uygulamaya konulacak ilk güven yaratıcı önlemlerin" ilan edileceğini öne sürmüştü.
 
İlan edilmesi beklenen güven artırıcı önlemler arasında, "ara bölgede, cam, kağıt ve alüminyum gibi çeşitli atıkların işleneceği bir geri dönüşüm tesisi kurulması; ambulansların hiçbir belge ibraz etmeksizin karşılıklı geçişinin ara bölge boyu için geçerli olması; Yeşilırmak kapısının açılması yönünde, kapıdan ilk etapta ambulans geçişlerine izin verilmesi; bütün ara bölgenin milli park ilan edilmesi" bulunuyor.
 
21 Mart süreci
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri Hristofyas arasında 21 Mart'ta BM gözetiminde Lefkoşa'da yapılan görüşmede, haziran sonunda kapsamlı müzakerelere başlanması, müzakerelere hazırlık amacıyla da ortak komite ve çalışma grupları oluşturulması kararlaştırılmıştı.
 
Bu amaçla iki toplumlu katılımla, iki toplum arasındaki gündelik konuları ele alan 7 teknik komite, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuları görüşen 6 çalışma grubu oluşturuldu.
 
Bazı Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi partilerinin 7 Mayıs'ta Ledra Palace otelinde düzenlediği resepsiyonda bir araya gelen Talat ve Hristofyas, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek amacıyla 23 Mayıs'ta görüşmeye karar vermişti.
 
21 Mart mutabakatıyla kurulan çalışma grupları şunlar:
 
* Yönetim ve Güç Paylaşımı
* AB Konuları
* Güvenlik ve Garantiler
* Toprak
* Mülkiyet
* Ekonomik Konular
 
Teknik komiteler ise şu başlıklardan oluşuyor:
 
* Suç/Suça İlişkin Konular
* Ekonomik ve Ticari Konular
* Kültürel Miras
* KrizYönetimi
* İnsani Konular
* Sağlık
* Çevre

 

 

G. Kıbrıs’ta 35 Türkün kemikleri bulundu

SEFA?KARAHASAN Lefkoşa

Kıbrıs’ta Türk ve Rum kayıplarının akıbetini araştıran Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ne bağlı ekiplerden birinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde Türklere ait olduğu tahmin edilen 35 kişilik bir toplu mezar bulduğu bildirildi.

Rum Kesimi’nde yayımlanan Alithia gazetesi, Limasol’un Yerasa köyünde bulunan toplu mezardaki 35 kişiye ait kalıntıların, kaybolan Kıbrıslı Türkler olduğunu yazdı, ancak başka ayrıntı vermedi. Gazeteye göre, kayıplar komitesi Güney’deki Petrofani (Esendağ) köyünde de çalışmalarını sürdürüyor. KKTC’deki kazılar ise Mesarya ve Beşparmak eteklerinde yapılıyor. Haberde, Lefkoşa’nın güneyi, Limasol ve Baf’ta Kıbrıslı Türk kayıplarının gömülü bulunduğu mezarlar olduğuna ilişkin komiteye bilgi ulaştığı da belirtildi. Komite, kazılarda ortaya çıkan kalıntılardan DNA yoluyla kimlik tespiti yaparak, kimliği belirlenen kayıpları ailelere teslim edecek.

MILLIYET 23/05/08

 

Economist: Türkiye-Ermenistan görüşmeleri her an başlayabilir

 

23/05/2008 RADIKAL

İngiliz Economist dergisi son sayısında, Türkiye ile Ermenistan arasında dipolamatik ilişkilerin kurulmasına yönelik "gayri resmi" görüşmelerin her an başlayabileceğini yazdı

LONDRA - Türk hükümetinin Ermenistan ile iyi ilişkileri kurarak batının desteğini sağlamayı amaçladığı öne sürüldü. İngiliz Economist dergisi, Türkiye ile Ermenistan arasında dipolamatik ilişkilerin kurulmasına yönelik "gayri resmi" görüşmelerin her an başlayabileceğini yazdı. Dergi, hakkında kapatma davası nedeniyle AKP hükümetinin Ermenistan ile iyi ilişkiler kurarak batının desteğini almaya çalışıyor olabileceğini belirtti.

Dergi, son sayısında ,"Gizli Peynir Diplomasisi" başlıklı haberinde, bir Türk işadamı tarafından Türkiye’den Ermenistan’a yapılan peynir ihracatının hikayesine yer vererek, iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurmak için resmi olmayan görüşmelerin her an başlayabileceğini öne sürdü.

Azerbeycan ve Ermenistan arasındaki dağlık Karabağ sorunu nedeniyle Türkiye’nin 1993’te Ermenistan’la olan sınırı kapattığını belirten dergi, Türkiye-Ermenistan arasında ticaret yapan iş adamlarının sınırın açılması yolundaki görüşlerine yer verdi.

Türkiye ile Ermenistan’ın anlaşmazlıklarını giderecekleri yönünde umut dolu işaretler olduğunu kaydeden dergi, Ermenistan Cumhurbaşkanın Şubat ayında seçilmesinden sonra Abdullah Gül’ün kendisini ilk kutlayan liderler arasında olduğunu kaydetti.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serzh Sarkisyan’ın da gaz fiyatlarının bu kış ikiye katlanmasıyla ciddi sorunlarla karşılaştığını, Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladığı ambargoyu kaldırmasıyla halk arasındaki fiyat artışlarına karşı duyulan tepkiyi yumuşatabileceğinden bahsedildi.

Yazıda, Azeri basının Ermenistan’ın terör örgütü üyelerine sığınma imkanı tanıdığı yolundaki iddialarının Türkiye’de öfkeye neden olduğu belirtildi.(anka)

 

Ankara'da gündem Kıbrıs

"ÇÖZÜM ARZUSU DOĞRULTUSUNDA SON DERECE YAPICI BİR GÖRÜŞME YAPTIK" ...

Başbakan Soyer, Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Çiçek'le yaptıkları görüşmeyi, çözüm arzusu doğrultusunda "son derece yapıcı" olarak nitelendirdi. Soyer, görüşmede, KKTC ve Türkiye'nin birlikte saptadığı ortak politika doğrultusunda Kıbrıs'ta çözüme ulaşılması için her türlü gayreti gösterme kararlılıklarını teyit ettiklerini söyledi

SOYER, BUGÜN GÜL İLE BİR ARAYA GELECEK... Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bugün saat 12.00'de Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le bir araya geleceklerini ve görüşmelerinin ana gündeminin, Kıbrıs sorunu ve iki ülke ilişkileri olacağını söyledi. Başbakan Soyer, Cumhurbaşkanı Gül'le bugün yapacakları görüşmenin de verimli geçeceğine inandığını ifade etti 

 "KURAKLIK KONUSUNDA TÜRKİYE'NİN DESTEĞİ TEYİD EDİLDİ"...Başbakan Soyer, kuraklıktan kaynaklanan sıkıntıların aşılması için Türkiye'nin vereceği desteğin de teyit edildiğini belirterek, ekonomideki yapısal sorunların aşılmasının ise kendi meseleleri olduğuna, Türkiye'den gelen mali desteği buna harcamanın yılların popülist politikalarını sürdürmek olacağına işaret etti ve kendilerinin, Türkiye'nin desteğini daha çok üretken sektörlere, verimliliğe, altyapıya ve ekonominin geliştirileceği diğer alanlara aktarmak istediklerini vurguladı

T.A.K.-ÖZGÜL GÜRKUT MUTLUYAKALI

Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve 3 bakanın dün öğleden sonra Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'le yaptığı görüşmede Kıbrıs sorunu, ekonomik konular ve kuraklık önlemleri ele alındı.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, KKTC ve Türkiye'nin birlikte saptadığı ortak politika doğrultusunda Kıbrıs'ta çözüme ulaşılması için her türlü gayreti gösterme kararlılıklarını teyit ettiklerini söyledi.

Soyer, kuraklıktan kaynaklanan sıkıntıların aşılması için Türkiye'nin vereceği desteğin de teyit edildiğini belirterek, ekonomideki yapısal sorunların aşılmasının ise kendi meseleleri olduğuna, Türkiye'den gelen mali desteği buna harcamanın yılların popülist politikalarını sürdürmek olacağına işaret etti ve kendilerinin, Türkiye'nin desteğini daha çok üretken sektörlere, verimliliğe, altyapıya ve ekonominin geliştirileceği diğer alanlara aktarmak istediklerini vurguladı.

Başbakan Soyer, Ankara'da Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden De Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve heyetiyle yaptıkları görüşmeyi, Sheraton Hotel'de düzenlediği basın toplantısıyla değerlendirdi. Basın toplantısında Soyer'e Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı eşlik ederken; Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ ve öteki yetkililer de hazır bulundu.

Erdoğan'a geçmiş olsun mesajı

Soyer, toplantılarının son derece yararlı olduğunu kaydederek, rahatsız olan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a geçmiş olsun dileklerini de ilettiklerini belirtti ve acil şifalar diledi.

Kıbrıs sorununun çözümü için KKTC ve Türkiye'nin saptadığı müşterek politikanın yararlı sonuçlarını birlikte değerlendirdiklerini kaydeden Başbakan Soyer, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile hükümetin tam uyum ve işbirliği içinde, Türkiye'yle ortak politikanın büyük ölçüde dayandığı temelde yürütülen çalışmaları da ele aldıklarını bildirdi.

Soyer, bu görüşmelerde vardıkları sonucun, çözüm arzusu doğrultusunda son derece yapıcı olduğunu vurguladı. Soyer, istekli, girişimci, çözüm sürecinde Kıbrıs Türk halkının eşitliğine, iki kurucu devlet temelinde bir ortaklık çözümünün BM parametrelerinde, federal ilkelerde ileriye gitmesi temelinde, TC'nin garantörlüğünde bir sonuca ulaşmak için her türlü gayreti gösterme kararlılıklarını birlikte teyit ettiklerini açıkladı.

Yaşam standardının geliştirilmesi

Başbakan Soyer, Cemil Çiçek'le görüşmelerinde KKTC'deki yaşam standardının geliştirilmesi, ekonomideki yapısal sorunların aşılması, Kıbrıs Türk halkının daha iyiye, güzele ve yarınlara gitmesi için birlikte düşündükleri pek çok konuyu yeniden ele aldıklarını bildirdi.

Soyer, "Burada sevinerek söylemek istiyorum ki, TC, altyapıya destek konusundaki kararlılığını sürdürmektedir. Hatta Kıbrıs'taki bazı popülist çevrelerden daha fazla Kıbrıs Türkü'nün altyapıda ve ekonomik gelişmesinde büyük ölçüde istek ve arzuyu ifade etmektedirler. Bu da oldukça sevindiricidir" diye konuştu.

Ekonomik sorunlar

KKTC ekonomisindeki yapısal sorunlar, dünyadaki global gelişmeler, ekonomik dalgalanmalar ve krizlerden etkilenme, kuraklık, petrol ve gıda fiyatlarının artışı gibi izolasyon şartlarında daha da baskı getiren sıkıntıları da birlikte ele aldıklarını söyleyen Başbakan Ferdi Sabit Soyer, kararlılıkla Kıbrıs Türk ekonomisinin güçlendirilmesi, çözüme hazırlanması, üretken bir yapıya döndürülmesi için tedbirler üretmelerini gerektiren unsurlarda KKTC hükümetinin zaten var olan gerekli adımları atma kararlılığını sürdüreceğini bildirdi.

Soyer, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuraklık yüzünden yaşanan sıkıntıların giderilmesi konusunda verdiği desteğe teşekkür ettiğini belirterek, bu önlemlerin nasıl hayata geçirileceği konusunda detaylı konuşmalar yaptıklarını, tüm bunlardan ötürü oldukça yararlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.

Kuraklık önlemlerine teyit

Başbakan Soyer, tarafların teknik heyetlerinin daha somut konuları da ele alacağını kaydederek, şöyle konuştu:

"Kuraklık konusunda TC bize 60 bin ton arpayı, 30 bin ton mısırı, daha evvel Ankara'ya yaptığımız ziyarette Sayın Başbakan Erdoğan'la üzerinde uzlaştığımız anlamda, uyarınca, bir yıl vadeli verme kararını üretmiştir. Bunun hayata geçmesi ve diğer alanlarda özellikle kuru yem bitkisi ithali ve hayvan neslinin telef olmaması için alacağımız konusunda da bize gereken duyarlılığı göstereceklerini teyit ettik."

Popülist politikayı ileri taşımak demek

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bir soru üzerine, "Ekonomideki yapısal sorunlar bizim meselemiz. Bunları gidermek için verilecek mali destek, yılların popülist politikasını bir anlamda ileriye taşımak demektir" dedi.

Kendilerinin TC'den gelecek mali desteği daha çok üretken sektörlere, verimliliğe, altyapıya ve ekonominin geliştirileceği diğer alanlara aktarmak istediklerini vurgulayan Başbakan Soyer, "Çünkü gelecek buradadır. Kıbrıs Türk halkının yarınıdır söz konusu olan. Bu yarına yapacağımız katkı önemlidir" diye konuştu.

Başbakan Soyer, bir başka soru üzerine, bugün saat 12.00'de Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le görüşmelerinin ana gündeminin, Kıbrıs sorunu ve iki ülke ilişkileri olacağını söyledi. Soyer, Cumhurbaşkanı Gül'le bugün yapacakları görüşmenin de verimli geçeceğine inandığını ifade etti.

KIBRIS 23/05/08

 

 

Liderlerin gündemi komiteler

ERÇAKICA: HRİSTOFYAS, SORUN VARSA ADAM GİBİ ORTAYA KOYSUN... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Hristofyas'ın kapsamlı çözüm müzakereleri masasına oturmasını engelleyen sorunların olması halinde Kıbrıs Türk tarafının bu konuda Hristofyas'a yardım edebileceğini belirtti. Erçakıca, "Bu sorunların ne olduğu açıklıkla, halk tabiriyle adam gibi ortaya koyması lazım. Cumhurbaşkanı bunları dinledikten sonra kendisine yardımcı olmaya çalışacaktır" dedi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, haziran ayında başlaması planlanan kapsamlı müzakereler öncesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını değerlendirmek amacıyla bugün bir araya geliyor.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un ara bölgedeki resmi ikametgahında yapılacak görüşme, saat 11.00'de başlayacak.

Görüşmeye Zerihoun'un yanı sıra Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu da katılacak.

"Başka konular da gündeme gelebilir"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, çalışma grupları ve teknik komitelerin ürettiği sonuçların ele alınacağı toplantıda, Hristofyas'ın 21 Haziran'da başlaması planlanan kapsamlı çözüm müzakerelerini erteleme önerisinin ortaya çıkabileceğini söyledi. Erçakıca, başka konuların da gündeme gelebileceğini ifade etti.

BRT'de katıldığı bir programda sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erçakıca, bugün gerçekleşecek görüşmeye de değindi. Erçakıca, görüşmeyle ilgili son hazırlıkların dün gün boyu Cumhurbaşkanlığı'nda sürdürüleceğini söyledi.

Hasan Erçakıca, Hristofyas'ın kapsamlı çözüm müzakereleri masasına oturmasını engelleyen sorunların olması halinde Kıbrıs Türk tarafının bu konuda Hristofyas'a yardım edebileceğini belirtti. Erçakıca, "Bu sorunların ne olduğu açıklıkla, halk tabiriyle adam gibi ortaya koyması lazım. Cumhurbaşkanı bunları dinledikten sonra kendisine yardımcı olmaya çalışacaktır" dedi.

21 Mart süreci

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında 21 Mart'ta BM gözetiminde yapılan görüşmede, haziran sonunda kapsamlı müzakerelere başlanması, müzakerelere hazırlık amacıyla da ortak komite ve çalışma grupları oluşturulması kararlaştırılmıştı.

Bu amaçla iki toplumlu katılımla Suç ve Suça İlişkin Konular, Ekonomik ve Ticari Konular, Kültürel Miras, Kriz Yönetimi, İnsani Konular, Sağlık ve Çevre başlıklı 7 teknik komite; Yönetim ve Güç Paylaşımı, AB Konuları, Güvenlik ve Garantiler, Toprak-Harita, Mülkiyet ve Ekonomik Konular başlıklı 6 da çalışma grubu kurulmuştu.

Siyasi partilerin 7 Mayıs'ta Ledra Palace'ta düzenlediği resepsiyonda bir araya gelen Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas, kapsamlı müzakereler öncesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek amacıyla 23 Mayıs'ta bir araya gelmeye karar vermişti.

KIBRIS 23/05/08

 

 

Leaders meet today in bid for new momentum
By Jean Christou

PRESIDENT Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Aki Talat will meet today in an attempt to overcome several stumbling blocks that have arisen in the new process begun on March 21.

Christofias said last night that he didn’t want to speculate but was open to a friendly exchange of views with Talat to overcome the current difficulties experienced in the working groups and technical committees.

The 13 groups and committees are supposed to be laying the groundwork for new negotiations between the leaders but progress has been slow due to the different approaches being taken by each side.

“The aim of our side, and Mr Talat’s side, is, and it has to be, to assist the committees to achieve results,” Christofias said last night.

He added, however, that the committees and groups had only been working for a month so it was not right to say things were “not going well”.

“I repeat that the aim is not to interrupt the current process but to try and do whatever helps to achieve the maximum results,” Christofias added.

British High Commissioner Peter Millett said yesterday the international community hoped today’s meeting would help accelerate direct negotiations.

“The importance of the March 21 agreement will be confirmed at the meeting…,” he said.

“I hope that tomorrow, the two leaders can agree to accelerate the work of the working groups and the technical committees to help direct negotiations begin as soon as possible.”

EU Enlargement Commissioner Ollie Rehn said yesterday it was time for the two leaders to end the deadlock and move towards reunification.

“I trust Turkey will fully contribute to a solution. The Commission endorses a renewed UN process and will fully support both communities on the island to make the necessary difficult compromises,” said Rehn.

In today’s meeting, the leaders will first need to clarify on what basis the working groups and technical committees are operating, given mediators’ concerns that the Turkish side seemed unable to engage on the same level with the high-powered negotiators that Christofias has put in place.

The Greek Cypriot side feels not enough has been accomplished since the groups started a month ago to allow negotiations to begin with Talat.

There has also been a question of how much of the process is going through Ankara.

The second issue that needs clarification is when, under the March 21 agreement, negotiations between the leaders are supposed to begin.

Talat says June 21, but Christofias says there is no point starting until the groups have laid the necessary groundwork, otherwise talks will be doomed to fail.

It is believed he wants another month for the groups and committees to progress, but is being pushed by mediators for negotiations at least before the end of July.

He is not likely to make a final decision on whether to start on June 21 until closer the time, he has said. The groups and committees have anther month of work before June 21.

Foreign Minister Marcos Kyprianou said yesterday it was clear that in order for negotiations to take place there should be some results from the groups and committees.

“If one side judges that not enough preparatory work has been done and there are not adequate results to allow negotiations to take place, I believe this should be respected,” he said.

“The objective is not simply to begin certain negotiations, but also to have a positive conclusion from those negotiations.”

Opposition DISY leader Nicos Anastassiades said he hoped some common ground could be found today that would help achieve quick negotiations.

He said the groups and committees were not the place to solve the Cyprus problem and to expect so was a fallacy. But they were needed for the preparatory work, he said.

“I hope a way can be found to confront the difficulties that have sprung up in the committees and also the process itself as far as when and how the leaders should meet,” he said.

Coalition partner DIKO, the party of former President Tassos Papadopoulos, blamed the Turkish side for the difficulties, which has resulted in the work of the committees and groups being “almost inconsequential”.

In the north, ‘Foreign Minister’ Turgay Avci accused Christofias of being “double faced”. He said the real objective of Christofias was not to find a solution to the Cyprus problem, but to exploit the positive atmosphere created by his election to the presidency in order to block the negotiation process.

But Talat’s spokesman Hasan Erçakica yesterday expressed the Turkish Cypriot side’s willingness to help Christofias if he considers that problems exist, though he must explain openly what those problems are, he said.

“And so Mr Talat will do his best to help,” he said.

It is also expected that the leaders will today discuss the issue of opening a new crossing point at Limnitis.

CYPRUS MAIL 23/05/08

 

Former Australian Foreign Minister could be UN’s Cyprus special envoy
By Jean Christou

FORMER Australian Foreign Minister Alexander Downer is pondering whether to accept the post of UN special envoy for Cyprus, newspapers in Australia reported yesterday.

Numerous reports said the UN had approached him for the role of special Cyprus envoy for the resumed negotiations on the Cyprus issue.

Downer confirmed he had discussions with the UN about taking up a post but said he had made no decision.

"I've just had some discussions with the United Nations, but this isn't necessarily something that they want me to do or that I would do," Downer told ABC radio.

According to The Australian newspaper, Downer has set a deadline of the end of July to reveal his future plans, saying he had not made any final decisions.

Other reports said Prime Minister Kevin Rudd had endorsed the former Foreign Minister for a job with the UN in Cyprus. He said it would be an important appointment for Australia.

"I'm not sure whether Mr Downer is their final choice or one of a number of possible choices, I'll leave that to them and I will leave it to Mr Downer," he said.

"But if the UN says they want Mr Downer to do a job on Cyprus, I'm not going to stand in the road of that, and he would have my complete support."

ABC news quoted opposition Leader Brendan Nelson saying Downer's experience meant there were several options for him outside of politics.

"Alexander Downer has enormous ability, he's Australia's longest-serving foreign minister, and I'm not surprised that anybody would want to engage his considerable experience and skills," he said.

According to the reports, the UN approached Australia's ambassador to the UN, Robert Hill, to see if Downer would consider the role as a special envoy to Cyprus in the upcoming resumption of talks.

There has been no UN special envoy for Cyprus since Peruvian diplomat Alvaro de Soto left the post in 2004 after Greek Cypriots rejected the Annan plan.

CYPRUS MAIL 23/05/08

 

Eighty stolen cars traced

POLICE were yesterday continuing their investigations with Scotland Yard into the theft of luxury cars stolen from the UK and brought to Cyprus.

According to the British list some 245 cars were involved and likely imported to Cyprus.

From examinations so far, it has been confirmed that 84 of the cars were imported to Cyprus. Eighty of those have already been registered with the Transport Department. The remaining four have not been registered yet, police said yesterday. The rest have yet to be found.

The scam involves double registering the chassis number of cars imported to Cyprus from the UK.

The 245 luxury vehicles have had their chassis number duplicated and used to register stolen vehicles of exactly the same brand and model as the cars sold in the UK. The purpose of the scam was to dupe UK authorities regarding the stolen vehicles as they were already registered here.

The investigation is expected to take several weeks.

CYPRUS MAIL 23/05/08

 

Rumlar Fransa ile tatbikata hazırlanıyor

 



24 Mayıs, 2008 13:16:00 (TSİ) CNN TURK

 

Güney Kıbrıs Rum yönetimi, Fransa ve Yunanistan ile ortak tatbikat hazırlığında. KKTC Dışişleri Bakanlığı, tatbikatın liderler arasındaki ikinci resmi görüşmeyle devam eden 21 Mart sürecini zedeleyeceğini belirtti.

Tatbikatın, 2-6 Haziran tarihleri arasında, Güney Kıbrıs'ta ve uluslararası sularda düzenlenmesi planlanıyor.
 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, tatbikatı "güven ortamını bozacak, sorumsuz bir faaliyet" olarak niteledi.
 
Avcı, tatbikat planının Rum kesiminin Kıbrıs'ta çözüm konusunda "samimiyetsiz" olduğunu gösterdiğini savundu.
 
Turgay Avcı, tatbikata katılması beklenen Fransa'yı da eleştirdi; "Kıbrıs Rum yönetimi ile ortak askeri tatbikatın Fransa'nın Avrupa Birliği dönem başkanlığı sırasındaki tarafsızlığına gölge düşüreceğini" belirtti.

 

 

Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti doğuyor

 



23 Mayıs, 2008 18:00:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hrsitofyas, bugün yaptıkları görüşmede, siyasi eşitliğe dayalı iki kesimli ve iki bölgeli federasyona bağlılıklarını teyit etti.

Liderler, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir hükümeti olması konusunda hemfikir oldu.
 
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun'un Lefkoşa ara bölgede bulunan ikametgahında 3 saati aşkın görüşen Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri, çalışma gruplarıyla teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirdi ve haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelerek, yeni bir değerlendirme yapmaya karar verdi.
 
Talat ve Hristofyas, Zerihoun'un ikametgahındaki görüşmeden sonra basına açıklama yaptı.
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Hristofyas, Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin, "Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti" (United Federal Republic of Cyprus) olması konusunda ortak pozisyonları olduğunu söyledi.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, gazetecilerin Yeşilırmak Kapısı'nın geçişlere açılmasına ilişkin bir soru üzerine, temsilcilerine, Yeşilırmak Kapısı ve diğer geçiş noktalarıyla ilgili çalışmaları ve güven artırıcı önlemleri değerlendirmeleri için talimat verdiklerini söyledi.
 
Güven artırıcı önlemlerin gündemlerinde olduğuna ve temsilcilerinin konuyu tartışacağına işaret eden Talat, liderlerin müzakeresinin ardından gerekli kararların alınacağını belirtti.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Barış görüşmeleri ne zaman başlayacak?" yönündeki soruya, "Zor bir soru. Haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelerek yeni bir değerlendirme yapacağız. Bu konuda farklı görüşlerimiz olduğunu biliyorsunuz. Bu konuya ilişkin görüşlerimiz devam ediyor" cevabını verdi.
 
Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Hristofyas ise Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin "Kıbrıs Cumhuriyeti" mi, yoksa "bakir doğum" mu olacağının sorulması üzerine, "Bu konuda, Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti (United Federal Republic of Cyprus) olması yönünde ortak bir pozisyonumuz var" dedi.
 
Hristofyas, çalışma gruplarıyla teknik komitelerdeki sorunların devam edip, etmediğine ilişkin soruya yanıtında da, daha fazla çalışarak sorunların üzerinden gelmeye karar verdiklerini belirtti.
 
Görüşmeden memnun olup olmadığının sorulması üzerine Hristofyas, "Tabi iki memnun kaldım" ifadesini kullandı.
 
Hristofyas, soruların ardından, Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB'yle Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami'nin bugün doğum günü olduğunu söyledi ve kendisini kutladı.
 
Hristofyas: "Haziran sonuna kadar hazır olamayız"
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, "bugünkü durumda görüşmelere hazır olmadığını ve haziran sonuna kadar da hazır olamayacağını, bunda ısrarlı olduğunu" bugünkü görüşmede, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a iletti.
 
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Hristofyas'ın görüşmelerini değerlendirdi.
 
"Netice itibariyle görüşmeden memnun olduklarını" ifade eden Erçakıca, "21 Mart'ta başlayan sürece Kıbrıs Rum tarafı da bağlılığını yeniden teyit etti. Bazı zorlukların olduğu görülüyor ama esas olarak da süreç gelişiyor. Bu da bizim için memnuniyet vericidir" dedi.
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitiris Hrsitofyas'ın "müzakerelerin başlamasının ertelenmesi" yönündeki isteminin somut bir şekilde görüşmede masaya getirilmediğini kaydeden Hasan Erçakıca, "Ama Kıbrıslı Rum lider Hristofyas, 'Bugünkü durumda görüşmelere hazır olmadığını ve haziran sonuna kadar da hazır olamayacağını düşündüğünü' belirtti, bunda ısrarlı oldu. Biz de haziran sonunda kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlaması gerektiğinde ısrarlı olduk" diye konuştu.
 
Erçakıca, bir soru üzerine, Hristofyas'ın "müzakerelere hazır olmadığına" gerekçe olarak, "çalışma gruplarında elde edilen sonuçları, kapsamlı çözüm müzakerelerine başlamak bakımından kendisi için yeterli bulmadığını" gösterdiğini aktardı.
 
Tarafların yaklaşımlarında farklılıklar olduğu için görüşmede 3 saati aşkın tartışma yapıldığını ifade eden Erçakıca, "Tutumlardaki farklılıklar devam ediyor" dedi.
 
'Yol haritası' belirlenmeye çalışıldı
 
Talat ve Hristofyas, 21 Nisan'da çalışmalarına başlayan 6 çalışma grubu ile 7 teknik komitenin bugününe kadarki faaliyetlerini gözden geçirerek, bundan sonrası için "yol haritası" belirlemeye çalıştı.
 
Liderlerin, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un ara bölgedeki ikametgahında başlayan görüşmesine, liderlerin temsilcileri Özdil Nami ile Yorgos Yakovu da katıldı.
 
İkametgaha sırasıyla Zerihoun, Hristofyas ve Talat geldi. BM Temsilcisi, liderleri kapıda karşılayarak içeri aldı. Liderler, birlikte görüntü vermeden görüşmeye geçti.
 
Rum kesimi: "İlerleme yok"
 
Kıbrıs Türk tarafı grupların çalışmasının "olumlu" gittiğini belirtirken, Kıbrıs Rum tarafı, yapılan işlerin Rum tarafının "beklentilerine yanıt vermediğini ve ilerleme olmadığını" açıklamıştı.

"Gelişmelerden memnun olmadığını" açıklayan Rum yönetimi lideri Hristofyas'ın, müzakerelerin başlamasının bir ay ertelenmesini istediği Rum basınında yer almıştı.
 
Hristofyas'ın, bu talebini görüşmede gündeme getirmesi ve diğer birçok konunun da görüşmede ele alınması bekleniyor. Görüşmede Talat'ın gündeminde, Rum yönetiminin Türkiye'den gazetecilerin Rum kesimine geçmesine koyduğu engellerin ortadan kaldırılması da bulunuyor.
 
Kıbrıs Rum gazeteleri, Hristofyas'ın Talat ile bugünkü görüşmesine, "Ortak zemin ve istenen çözümle ilgili ortak hedef olmadan, doğrudan müzakereler başlayamaz" teziyle gideceğini yazdı.
 
"Ortak zemin-ortak dil"
 
"Ortak zemin-ortak dil" vurgusu yapan Hristofyas, "hedefin, doğrudan müzakerelere ulaşmak için aynı zemin üzerinde müzakere etmek olduğunu" belirtiyor.
 
Kıbrıs Rum tarafı, "ortak komitelerde ciddi çalışma üretilmezse doğrudan müzakerelerin olamayacağını" birçok kez açıkladı. Rum basınına göre, Rum tarafı görüşmede, yeni geçiş kapıları açılmasınıda gündeme getirecek.
 
Bu aşamada, Rumların çok istediği Yeşilırmak kapısının açılması konusu da masaya gelmiş olacak. Rum basını ayrıca, bugünkü görüşmede veya hemen sonrasında, "derhal uygulamaya konulacak ilk güven yaratıcı önlemlerin" ilan edileceğini öne sürmüştü.
 
İlan edilmesi beklenen güven artırıcı önlemler arasında, "ara bölgede, cam, kağıt ve alüminyum gibi çeşitli atıkların işleneceği bir geri dönüşüm tesisi kurulması; ambulansların hiçbir belge ibraz etmeksizin karşılıklı geçişinin ara bölge boyu için geçerli olması; Yeşilırmak kapısının açılması yönünde, kapıdan ilk etapta ambulans geçişlerine izin verilmesi; bütün ara bölgenin milli park ilan edilmesi" bulunuyor.
 
21 Mart süreci
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri Hristofyas arasında 21 Mart'ta BM gözetiminde Lefkoşa'da yapılan görüşmede, haziran sonunda kapsamlı müzakerelere başlanması, müzakerelere hazırlık amacıyla da ortak komite ve çalışma grupları oluşturulması kararlaştırılmıştı.
 
Bu amaçla iki toplumlu katılımla, iki toplum arasındaki gündelik konuları ele alan 7 teknik komite, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuları görüşen 6 çalışma grubu oluşturuldu.
 
Bazı Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi partilerinin 7 Mayıs'ta Ledra Palace otelinde düzenlediği resepsiyonda bir araya gelen Talat ve Hristofyas, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek amacıyla 23 Mayıs'ta görüşmeye karar vermişti.
 
21 Mart mutabakatıyla kurulan çalışma grupları şunlar:
 
* Yönetim ve Güç Paylaşımı
* AB Konuları
* Güvenlik ve Garantiler
* Toprak
* Mülkiyet
* Ekonomik Konular
 
Teknik komiteler ise şu başlıklardan oluşuyor:
 
* Suç/Suça İlişkin Konular
* Ekonomik ve Ticari Konular
* Kültürel Miras
* KrizYönetimi
* İnsani Konular
* Sağlık
* Çevre

 

 

Türkiye'den "doğrudan müzakere" çağrısı

 



23 Mayıs, 2008 21:55:00 (TSİ)  CNN TURK

Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Kıbrıs'ta yeni bir ortaklık devleti kurulması amacıyla en kısa zamanda doğrudan müzakerelere başlanmasını beklediğini açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın, bugün BM Kıbrıs Özel Temsilcisi'nin ev sahipliğinde görüşmesinin memnuniyetle karşılandığı belirtildi.
 
Türkiye'nin Ada'da 21 Mart 2008 tarihinde başlayan hazırlık sürecini desteklediği belirtilen açıklamada "Kıbrıs'ta yerleşmiş BM parametreleri olan iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve iki Kurucu Devletin eşit statüsüne dayanan yeni bir Ortaklık Devleti kurulması amacıyla kapsamlı ve adil bir çözüme ulaşılması için iki liderin BM Genel Sekreteri'nin İyi Niyet Misyonu çerçevesinde en kısa zamanda doğrudan müzakerelere başlamasını beklemektedir" denildi.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hrsitofyas, bugün yaptıkları görüşmede, siyasi eşitliğe dayalı iki kesimli ve iki bölgeli federasyona bağlılıklarını teyit etti.
 
Liderler, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir hükümeti olması konusunda hemfikir oldu.

 

 

 

Kıbrıs’ta liderlerden federasyon taahhüdü

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

Kıbrıs’ta 21 Mart mutabakatı çerçevesinde tekrar bir araya gelen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, iki kurucu devletin oluşturacağı federal bir çözümü arzuladıklarını taahhüt ettiler.

Talat ve Hristofyas’ın (sağda) ortak yazılı açıklamasını Zerihoun (ortada) okudu.

 

Talat ve Hristofyas, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun’un ara bölgedeki ikametgâhında 3 saat süren bir görüşme yaptı.
Görüşme sonrası Hristofyas, Kıbrıs’ın uluslararası kimliğinin, “Kıbrıs Cumhuriyeti” mi, yoksa “bakir doğum mu?” olacağının gazetciler tarafından sorulması üzerine, “Bu konuda, Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti (United Federal Republic of Cyprus) olması yönünde ortak bir pozisyonumuz var” cevabını verdi. Talat da, “Barış görüşmeleri ne zaman başlayacak?” yönündeki bir soruyu, “Zor bir soru. Haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelerek yeni bir değerlendirme yapacağız. Bu konuda farklı görüşlerimiz olduğunu biliyorsunuz. Bu konuya ilişkin görüşlerimiz devam ediyor” şeklinde cevaplandırdı. 21 Mart’a varılan mutabakat çerçevesinde görüşmelerin 21 Haziran’da başlaması planlanmıştı.
 Liderler görüşmesiyle ilgili olarak Zerihoun tarafından da ortak bir açıklama okundu. Ortak açıklamaya göre, liderler, siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona bağlılığını yeniden teyit etti. Açıklamada, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir devlet olacağı belirtildi. Liderler, yeni bir değerlendirme yapmak amacıyla haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelmeye karar verdi.

MILLIYET 24/05/08

'İki kesimli ve iki bölgeli federasyona bağlıyız'

 

23/05/2008 RADIKAL

KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristofyas, siyasi eşitlik temelinde iki kesimli ve iki bölgeli federasyona bağlılıklarını bir kez daha belirttiler. İki lider haziran ayının ikinci yarısında yine bir araya gelecek

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, siyasi eşitlik temelinde iki kesimli ve iki bölgeli federasyona bağlılıklarını teyit etti.

Hristofyas ve Talat, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun’un Lefkoşa’da ara bölgedeki ikametgâhında saat 11.00’de bir araya geldi. İki liderin görüşmesinin ardından yayınlanan ortak basın açıklamasında, “İki lider bugün içten ve verimli görüşmelerde bulundu ve 21 Mart mutabakatına uygun olarak elde edilen sonuçlar değerlendirdi" denildi.

Açıklamada, “İki lider, BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları tarafından belirlenen siyasi eşitlik zemininde iki kesimli, iki toplumlu bir federasyona bağlılıklarını teyit etti. Bu ortaklık, tek uluslararası kimliği bulunan ve ayrıca eşit statüleri bulunan Kıbrıs Türk kurucu devleti ve Kıbrıs Rum kurucu devletten oluşacak bir federal bir hükümete sahip olacakö ifadesi yer aldı.

Ayrıca yayınlanan açıklamada, “İki liderin temsilcilerine 15 gün içinde teknik komitelerin sonuçlarını incelemeleri için talimat verdiği" kaydedildi.

"Temsilciler sivil ve askeri güven artırıcı önlemleri ele alacak. Limnidis Yeşilırmak geçiş noktasının ve diğer geçiş noktalarının açılması için çaba gösterecekö denilen açıklamada, "liderlerin yeni bir değerlendirme yapmak üzere Haziran ayının ikinci yarısında bir araya gelmeye karar verdiği" belirtildi.(anka)

 

İyi başladılar

ORTAK DİL FEDERASYON... BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un ara bölgedeki resmi ikametgahında yaklaşık 3 saat süren görüşmede iki liderin, siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona bağlılıklarını yeniden teyit ettiği bildirildi. Açıklamada, liderlerin, kurulacak ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir hükümete sahip olması konusunda hemfikir olduğu kaydedildi

NAMİ VE YAKOVU, YEŞİLIRMAK İLE DİĞER KAPILAR İÇİN ÇALIŞMA YAPACAK... BM

Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un okuduğu ortak açıklamada, iki liderin, temsilcileri Özdil Nami ve Yorgos Yakovu'yu, teknik komitelerin

çalışmalarının sonucunu değerlendirmek üzere görevlendireceği de belirtilerek, "Temsilciler, askeri ve sivil güven yaratıcı önlemler alınması ve Yeşilırmak (Limnidi) ile diğer kapıların açılması için çalışma yapacaklar" denildi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, haziran ayının ikinci yarısında değerlendirme yapmak için tekrar bir araya gelmeyi kararlaştırdı.

Cumhurbaşkanı Talat ile Rum lider Hristofyas, çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını değerlendirmek amacıyla dün saat 11.00'de bir araya geldi.

İki lider, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Barış Gücü Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun'un ara bölgedeki resmi ikametgahında yaklaşık 3 saatlik bir görüşme yaptı.

Mayıs ayında ikinci kez bir araya gelen Talat ve Hristofyas, haziranın ikinci yarısı için yeniden randevulaştı. Talat ve Hristofyas, siyasi partilerin 7 Mayıs'ta Ledra Palace'ta düzenlediği resepsiyonda da bir araya gelmişti.

Dün yaklaşık 3 saat süren görüşmesinde iki lider, siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona bağlılıklarını yeniden teyit etti, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir hükümete sahip olması konusunda hemfikir oldu.

Rum Yönetimi Lideri Hristofyas, Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin, "Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti" (United Federal Republic of Cyprus) olması konusunda ortak pozisyonları olduğunu söyledi.

Görüşmede kimler vardı?

Görüşmeye önce Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas geldi.

Zerihoun'un kapıda karşılayıp, el sıkıştığı Hristofyas, basına Rumca, İngilizce ve Türkçe "günaydın" diye seslendi. Hristofyas'a, Rum Yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Hristofyas'tan 2 dakika sonra geldi. BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile birlikte gelen Talat da, Zerihoun ile el sıkıştıktan sonra görüşmeye girdi.

İki lider, her zamankinin aksine, görüşme öncesinde basına birlikte görüntü vermedi.

Haziranın ikinci yarısında yeniden bir araya gelecekler

Yaklaşık 3 saat süren görüşmenin ardından liderler, temsilcileri ve Zerihoun basının önüne çıktı ve ortak açıklama yapıldı. Açıklama, Zerihoun tarafından okundu.

Ortak açıklamada, iki liderin, temsilcileri Özdil Nami ve Yorgos Yakovu'yu, teknik komitelerin çalışmalarının sonucunu değerlendirmek üzere görevlendireceği belirtilerek, "Temsilciler, askeri ve sivil güven yaratıcı önlemler alınması ve Yeşilırmak (Limnidi) ile diğer kapıların açılması için çalışma yapacaklar" denildi.

Ortak açıklamada, iki liderin, haziranın ikinci yarısında "değerlendirme" için tekrar bir araya geleceği bildirildi.

Açıklamada ayrıca, "iki lider, BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararları tarafından belirlenen siyasi eşitlik zemininde iki kesimli, iki toplumlu bir federasyona bağlılıklarını teyit etti. Bu ortaklık, tek uluslararası kimliği bulunan ve ayrıca eşit statüleri bulunan Kıbrıs Türk kurucu devleti ve Kıbrıs Rum kurucu devletten oluşacak federal bir hükümete sahip olacak" ifadesi yer aldı.

Ortak açıklamanın tam metni

Liderlerin görüşmesinden sonra yapılan ortak açıklamanın tam metni şöyle:

"Liderler, bugün (dün) içten ve verimli görüşmelerde bulundu ve 21 Mart mutabakatına uygun olarak elde edilen sonuçlar değerlendirdi.

İki lider, BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararları tarafından belirlenen siyasi eşitlik zemininde iki kesimli, iki toplumlu bir federasyona bağlılıklarını teyit etti. Bu ortaklık, tek uluslararası kimliği bulunan ve ayrıca eşit statüleri bulunan Kıbrıs Türk kurucu devleti ve Kıbrıs Rum kurucu devletinden oluşacak bir Federal Hükümete sahip olacak.

Temsilciler sivil ve askeri güven artırıcı önlemleri ele alacak. Limnidis Yeşilırmak geçiş noktasının ve diğer geçiş noktalarının açılması için çaba gösterecek.

Liderler, yeni bir değerlendirme yapmak üzere haziran ayının ikinci yarısında görüşmeye karar verdiler."

Talat: Yeşilırmak kapısı için talimat verildi

Zerihoun'un açıklamasının ardından soru cevap kısmına geçildi.

Cumhurbaşkanı Talat, gazetecilerin, Yeşilırmak Kapısı'nın açılmasına ilişkin kararın önceden alındığını hatırlatması üzerine, temsilcilerine, Yeşilırmak Kapısı ve diğer geçiş noktalarıyla ilgili çalışmaları ve güven artırıcı önlemleri değerlendirmeleri için talimat verdiklerini söyledi.

Güven artıcı önlemlerin gündemlerinde olduğuna ve temsilcilerinin konuyu tartışacağına işaret eden Talat, liderlerin müzakeresinin ardından gerekli kararların alınacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Barış görüşmeleri ne zaman başlayacak?" yönündeki soruya şu yanıtı verdi:

"Zor bir soru... Haziran ayının ikinci yarısında yeniden bir araya gelerek yeni bir değerlendirme yapacağız... Bu konuda farklı görüşlerimiz olduğunu biliyorsunuz... Bu konuya ilişkin görüşlerimiz devam ediyor."

Hristofyas: Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti

Rum Yönetimi Lideri Hristofyas, Kıbrıs'ın uluslararası kimliğinin "Kıbrıs Cumhuriyeti" mi, yoksa "bakir doğum" mu olacağının sorulması üzerine, "Bu konuda, Kıbrıs Birleşik Federal Cumhuriyeti (United Federal Republic of Cyprus) olması yönünde ortak bir pozisyonumuz var" dedi.

Hristofyas, çalışma grupları ile teknik komitelerdeki sorunların devam edip, etmediğine ilişkin soruya yanıtında, daha fazla çalışarak sorunların üstesinden gelmeye karar verdiklerini söyledi.

Görüşmeden memnun olup olmadığının sorulması üzerine Hristofyas, "Tabi ki memnun kaldım" yanıtını verdi.

Özdil Nami'nin doğum günü

Hristofyas, soruların ardından ise, Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB'yle Müzakereler Özel Temsilcisi Özdil Nami'nin bugün doğum günü olduğunu söyledi ve kendisini kutladı.

 

Basının ilgisi yoğun değil

Öte yandan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın 21 Mart'ta gerçekleştirdiği ilk buluşmanın aksine basın bu görüşmeye yoğun ilgi göstermedi.

Canlı yayın yapan televizyon kanallarının oldukça az, görüşmeyi takip eden gazeteci sayısının da fazla olmaması ilgi çekti.

Bir ay içinde ikinci buluşma

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, bu ay içinde ikinci kez görüşüyor.

Siyasi partilerin 7 Mayıs'ta Ledra Palace'ta düzenlediği resepsiyonda bir araya gelen Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas, kapsamlı müzakereler öncesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarını değerlendirmek amacıyla bugün bir araya gelmeye karar vermişti.

İlk kez, 21 Mart'ta BM gözetiminde görüşen iki lider, haziran sonunda kapsamlı müzakerelere başlanmasını, müzakerelere hazırlık amacıyla da ortak komite ve çalışma grupları oluşturulmasını kararlaştırmıştı.

KIBRIS 24/05/08

 

Çankaya'da Kıbrıs konuşuldu

HEMFİKİRLİĞİMİZİ TEYİT ETTİK"... Başbakan Soyer başkanlığındaki KKTC heyeti, dün Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya gelerek, Kıbrıs sorununu ve ekonomik konuları ele aldı. Gül'le çok yararlı bir görüşme yaptıklarını ifade eden Soyer, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye ve KKTC'nin ortak politikalarında ulaşılan sonuçları değerlendirdiklerini belirtti. Soyer, Türkiye ile Kıbrıs sorununa bir an önce kalıcı ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulunması konusunda hemfikirliklerini yeniden teyit ettiklerini söyledi

"EKONOMİK ANLAMDA DA DİNAMİK BİR YAPIYA İHTİYAÇ VAR"... Soyer, Türkiye'nin katkılarıyla Kıbrıs Türk halkının altyapı ve üretken sektörlerine dönük yatırım politikalarının devam edeceğini ifade ederek, Kıbrıs sorununun çözüm aşamasında yalnız siyasal anlamda değil, ekonomik anlamda da güçlü, kendi kendine yeten, ayakları üzerinde duran ve dünya ekonomisiyle de bütünleşmiş bir ekonomiye, canlı, dinamik toplum yapısına ve halkın dinamizmine ihtiyaç olduğunu kaydetti

Ankara'da temaslarda bulunan Başbakan Ferdi Sabit Soyer başkanlığındaki KKTC heyeti, dün Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya gelerek, Kıbrıs sorununu ve ekonomik konuları ele aldı.

Başbakan Soyer, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le çok yararlı bir görüşme yaptıklarını ifade ederek, Türkiye Cumhurbaşkanı Gül ile Kıbrıs sorununun görüşme sürecinde istekli, girişimci taraf olarak bir an önce kalıcı ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşılması iradelerine bağlı, sürecin ilerlemesi konusunda bütün noktalarda hemfikirliklerini yeniden tespit ettiklerini söyledi.

Türkiye'nin katkılarıyla Kıbrıs Türk halkının altyapı ve üretken sektörlerine dönük yatırım politikalarının devam edeceğini ifade eden Soyer, Kıbrıs sorununun çözüm aşamasında yalnız siyasal anlamda değil, ekonomik anlamda da güçlü, kendi kendine yeten, ayakları üzerinde duran ve dünya ekonomisiyle de bütünleşmiş bir ekonomiye, canlı, dinamik toplum yapısına ve halkın dinamizmine ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Başbakan Soyer, kuraklık ve ekonomideki global dalgalanmanın Kıbrıs Türk ekonomisinin gelişmesini durdurmaması, halkın yaşam standardını aşağıya çekmemesi için tüm kesimleri kucaklayan, dengeli önlemler alacaklarını belirterek, yapacakları değerlendirmeler sonrasında bunları halkla paylaşacaklarını da açıkladı.

Başbakan Soyer, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Maliye Bakanı Ahmet Uzun ve heyete Ankara'da katılan Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ'la birlikte Ankara'daki temaslarını tamamlayıp yurda dönüşünde, Ercan Havalimanı'nda basına açıklamalar yaptı.

Heyeti, Ercan'da, Tarım Bakanı Önder Sennaroğlu ve öteki yetkililer karşıladı. Başbakan'ın heyetiyle birlikte KKTC'nin Ankara Büyükelçisi Tamer Gazioğlu da KKTC'ye geldi.

Soyer, Ercan'daki açıklamasında, Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'le Kıbrıs sorunu ve ekonomik ilişkiler konusunu görüştüklerini; Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le de çok yararlı bir görüşme yaptıklarını söyledi.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la da telefonda görüşerek Kıbrıs Türk halkının geçmiş olsun dileklerini ilettiğini kaydeden Başbakan Soyer, Ankara ziyaretinin oldukça yararlı geçtiğini ifade etti.

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye ve KKTC'nin ortak politikalarında ulaşılan sonuçları değerlendirdiklerini belirten Soyer, görüşme sürecinde istekli, girişimci taraf olarak bir an önce kalıcı ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşılması iradelerine bağlı, sürecin ilerlemesi konusunda bütün noktalarda hemfikirliklerini yeniden tespit ettiklerini söyledi.

Kıbrıs Türk, Rum, Türkiye

ve Yunanistan halkları için

Soyer, şöyle konuştu:

"Bu gelecek için, Kıbrıs Türk halkı, Türk halkı için son derece iyi bir şeydir. Bu sadece bizim için değil, Yunanistan ve Kıbrıs Rum halkları için de çok iyi bir şeydir. Dolayısıyla bugün (dün) Cumhurbaşkanımız Sayın Mehmet Ali Talat ile Rum lider Hristofyas'ın görüştükleri bu aşamada, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'nin çözüme bağlılıklarını ve inisiyatiflerini geliştirme kararlılıkları herkes için önemle dikkate alınması gereken bir değerdir. Biz bunun üzerinden yolumuzu yürüyeceğiz."

Turizm tanıtım kampanyası

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Ankara'da iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri de görüştüklerini kaydederek, Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ'ın Ankara'da ekibe katıldığını hatırlattı ve Şanlıdağ'ın KKTC turizminin Türkiye'de yıllardır yapılmayan yaygın bir tanıtım kampanyası için adım attığını vurguladı. Ankara'da hemen hemen her caddede "Gerçek Akdeniz" sloganlı panoları görmekten mutlu olduğunu ifade eden Başbakan Soyer, "Yıllardır yapılmayanı yapmaya çalışan hükümetimiz, her alanda Kıbrıs Türk halkının ekonomisinin güçlenmesi, gelişmesinin sağlanması için elinden gelen gayreti göstermektedir" dedi.

Yatırımlara devam

Soyer, Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'le görüşmelerinde, KKTC ekonomisinde yatırımlara devam etme kararlılıklarına bağlı olarak Türkiye'nin KKTC'de yatırımlarda Kıbrıs Türk halkına desteğini bir anlamda yeniden teyit etiğini söyledi.

Önümüzdeki dönemlerde Kıbrıs Türk halkının altyapı ve üretken sektörlerine dönük yatırım politikalarının devam edeceğini vurgulayan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs sorununun çözüm aşamasında yalnız siyasal anlamda değil, ekonomik anlamda da güçlü, kendi kendine yeten, ayakları üzerinde duran ve dünya ekonomisiyle de bütünleşmiş bir ekonomiye, canlı, dinamik toplum yapısına ve halkın dinamizmine ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Başbakan Soyer, siyasal çözümün masa başında kazanıldığına, ama ekonomik gelişmeyle bütünleşmezse, bu kazancın kalıcı noktaya dönüşmeyeceğine işaret ederek, şöyle devam etti:

"Onun için biz bir yandan siyasal çözüm için Cumhurbaşkanımızın ağırlığında gayretimizi ortaya koyarken, öte yandan da yediden yetmişe her Kıbrıslı Türk, hangi kesimden olursa olsun ekonomimizin güçlenmesi için her türlü gayreti ortaya koymalıdır. Halkımızın bu bilinçte olduğuna inanıyorum. Bu topraklarda 400 yıllık varlığımızı bu temelde geliştireceğimizin bilincinde olduğumuza da inanıyorum."

"Spekülasyonları reddediyorum"

Soyer, önümüzdeki dönemde, her şeyden evvel ekonomiyi daha da güçlendirmek için gayretlerini sürdüreceklerini belirterek, "toplumda dedikoduya dayalı siyaset yapılmaya çalışıldığını, gerçek dışı olgularla fırtınalar estirilmeye çalışıldığı dönemde, 13. maaşların kaldırılacağı gibi sayısız dedikoduya bağlı spekülasyonların hiçbir tutar yanı olmadığını" vurguladı.

"Bunları her şeyden evvel açık şekilde reddediyorum" diyen Başbakan Soyer, ekonomide gelişim için bir kısım tedbirleri almanın da zorunluluk olduğunun altını çizdi.

Başbakan Soyer, dünya petrol piyasalarındaki rakamlara işaret ederek, global dalgaya karşı Kıbrıs Türk halkını korumak gerektiğini, bu korumanın da bazı tedbirleri almakla da paralel olduğunu söyledi. Soyer, kuraklık ve global dalgalanmanın Kıbrıs Türk ekonomisinin gelişmesini durdurmaması, halkın yaşam standardını aşağıya çekmemesi gerektiğini vurgulayarak, alacakları önlemlerin dengeli, tüm kesimleri kucaklayacak bir yapıda olmasının önemine işaret etti ve yapacakları değerlendirmeler sonrasında bunları halkla paylaşacaklarını açıkladı.

"Desteğin devam edeceğini gördük"

Soyer, Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkına ekonomik desteğinin devam edeceğini gördüklerini ve mutlu olduklarını belirterek, "Siyasal mücadelede bu destek bize kendi imkanlarımız, güçlerimiz, entellektüel birikimimiz yanında en büyük destek olacaktır. Ama hiç unutmayalım, taşıma suyla değirmen dönmez. Bizim alın terimiz, kabiliyetimiz, kendimizin tüm çarklarımızı döndürecek esas güçtür" diye konuştu.

Başbakan Soyer, bu düşüncelerle ülkeyi daha iyiye, güzele, yaşam standardını daha da geliştirecek yapılara ve gelecek kuşakları daha müreffeh kılacak bir noktaya doğru götürmek için hep beraber gayret sarf edeceklerini sözlerine ekledi.

KIBRIS 24/05/08

 

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanlığına Downer atanıyor

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanlığı'na, eski Avustralya Dışişleri Bakanı Alexander Downer'in atanması bekleniyor.

TAK'ın haberine göre, Kıbrıs'taki tarafların görüşlerini de alan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, kapsamlı müzakereleri yürütecek özel danışmanın atamasını önümüzdeki günlerde resmileştirecek.

Annan Planı sürecinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri adına müzakereleri yürüten Özel Danışman Alvaro De Soto'nun ayrılmasının ardından yaklaşık 3 yıl sonra özel danışmanlığa atanması kesinleşen Downer, haziran sonunda başlaması öngörülen Kıbrıs'la ilgili müzakere sürecinde görev alacak.

KIBRIS 24/05/08

 

Managing the blame game
By Jean Christou

DIFFERENCES remain as to when Cyprus negotiations will start but the leaders of the two sides will meet again to assess progress in the second half of June, they said yesterday.

President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat met at the residence of UN Permanent Representative Taye-Brook Zerihoun for three hours yesterday.

The meeting was to clarify differing opinions as to the start of negotiations, and to discuss the difficulties that have arisen in the working groups and technical committees, which have impacted on the talks resumption date.

Yesterday was also crucial in nipping a new ‘blame game’ in the bud before it damaged prospects for negotiations.

By all accounts the meeting went well and the leaders appeared relaxed and comfortable in each other’s company.

Zerihoun said it had been a fruitful and genuine discussion.

When asked when the talks would start Talat said: “This is a difficult question, actually. You know that we have different views on this issue, we continue to have our views on this matter, so we are going to make an assessment when we come together in the second half of June.”

When the leaders met last on March 21, they agreed to meet again three months from that date. The Turkish Cypriot side interpreted it as the start of negotiations on June 21, but Christofias has remained non-committal on a starting date, saying progress had been slow in the committees and groups.

“Today we decided that we are going to handle these problems and to push the representatives to work more intensively towards convergence and common positions,” Christofias told reporters after the meeting.

Zerihoun said the two leaders had instructed their representatives to examine the results of the technical committees within 15 days.

According to the joint statement read out by Zerihoun on behalf of the two leaders, they had, during the meeting, reaffirmed their commitment for a bizonal bicommunal federation with political equality, as defined by relevant UN Security Council resolutions.

“This partnership will have a federal government with a single international personality, as well as a Turkish Cypriot constituent state and a Greek Cypriot constituent state which will be of equal status,'' it said.

The statement of intent had an eerie resemblance to the provisions in the Annan plan, something that is bound to irk detractors of the failed UN blueprint.

Questioned by reporters on whether the international identity of Cyprus would evolve from the Republic of Cyprus or from the idea of the birth of a new state, or virgin birth, as it is called, Christofias said: “I think that we have a common position, that it will be a United, Federal Republic of Cyprus.”

He said he was very satisfied with yesterday’s meeting.

The two leaders also decided yesterday to consider civilian and military confidence building measures. They will also pursue the opening of the Limnitis-Yesilirmak crossing and other crossing points, the statement said.

Talat’s representative Ozdil Nami told the Cyprus Mail later yesterday he believed the discussions had passed in an “extremely positive atmosphere” and that all sides were “very pleased” by the outcome of the meeting.

“For the first time in history, the two sides are speaking the same language, and it is this that pleases us the most,” he said in reference to the joint declaration’s expressing “commitment to a bi-zonal, bi-communal, federation with political equality”.

Asked whether the Turkish Cypriot side was not concerned about the absence of a definite starting date for fully-fledged negotiations, he said he believed it would be possible to find “a convergence of views” by the second half of June - despite the fact that “the two sides might have different criteria for measuring whether or not progress had been made”.

“From our point of view, it is convergence that is needed,” he added.

As for whether a new partnership state would embody a continuation of the Cyprus Republic or the creation of a new political entity, as envisaged by the now-defunct Annan plan, Nami said, “Answers to questions like these will only come out of fully-fledged negotiations between the two leaders.”

(Additional reporting by Simon Bahceli)

CYPRUS MAIL 24/05/08

Neutral water and silly questions
By Jean Christou

IT LOOKED as if it was going to be another hot, dusty day up at the United Nations Protected Area (UNPA), at the old Nicosia airport, the site of the talks yesterday between the two leaders.

After many years of covering Cyprus negotiations, especially during the long hot summers, the media has learned to come well prepared for the three-hour wait.

Covering up and staying cool at the same time was the first priority so out came the big floppy hats and sunglasses while television crews gathered under their garden umbrellas.

Laptops, novels and even backgammon were being carried into the tents provided by the UN, which for once provided really adequate facilities. Not only were there two tents instead of one but the second had tables and chairs. Usually the media is provided with only chairs.

The cheaper branded coffee was also gone, replaced by Nescafe, and plenty of juice and bottled water. Rendered neutral in the spirit of rapprochement all labels on the water bottles had been removed.

An attempt during the March 21 talks to create a smoking area across from the tent, had been sensibly abandoned yesterday. The smoking area last time consisted of a sign stuck in the ground out in the blazing sun. One UN soldier who approached two smokers to point out the designated area back then was told to take a hike.

One difference yesterday was the extent of security measures. After checking in at the main gate, press vehicles were given an escort to a parking area near the talks venue. Half way through the five-minute ride there was another check on the cars and names of the occupants.

Then after parking, media were shuttled by mini-bus the few hundred metres to the residence of Permanent Representative Taye-Brook Zerihoun.

It was as if the UN were afraid someone might run off into the vast expanse of open fields on all sides, because when the talks were over all the media had to gather in a group and be led walking by an escort back to the car park. “Baaa,” quipped one hack. “All we need is a sheepdog”.

But back to the main event. The two leaders arrived separately, just after 11am. The betting was on what colour ties they would wear, as they both appear fond of red for differing reasons.

With little in the way of substance to report, all eyes were on the ties, and yes, they were both red. President Demetris Christofias played to the crowd by shouting ‘good morning’ in Greek, English and Turkish. No one asked what coffee they would be having this time.

Both Christofias and Talat appeared relaxed but there was no pre-meeting photo op. It seems they decided to get straight to work.

More than two hours later, media was told a statement was being prepared. That took another 45 minutes.

“Were they eating lunch?” asked one journalist.

They were having finger sandwiches, said UNFICYP spokesman Jose Diaz. “What was in the sandwiches,” asked one obviously desperate journalist. “Fingers,” snapped another back at him.

Just after 2pm it was all over. Statements were made. Everyone was smiling. Christofias politely translated for Talat a question posed in Greek, and then announced that yesterday was the birthday of Ozdil Nami, Talat’s advisor. Christofias wished him many happy returns

CYPRUS MAIL 24/05/08

 

Car scam thought to originate in UK

PROBLEMS in the UK are thought to be behind the luxury car scam involving buyers on the island, police said yesterday.

Already 10 cars have been confiscated on suspicion of being stolen.

By yesterday evening CID headquarters chief Yiannakis Charalambous said 74 cars out of 84 cars connected to the scam had been investigated. From those 74, 10 had been impounded.

“At a first glance it looks as if they are stolen,” he said.

Charalambous said the car owners had likely bought the vehicles in good faith, not knowing they were stolen.

“At this stage it doesn’t look as if the buyer is responsible. The problem is in the UK,” he said.

Charalambous said whether the stolen cars would be returned to their rightful owners was not something the police would decide.

“We have impounded the cars. When the investigation is complete we will ask the Attorney-general for his expert opinion on where to go from here and whether the cars will be sent back to the UK or kept here,” he said.

According to Scotland Yard investigators, 245 cars imported to Cyprus are involved in a scam involving double registering the chassis number of cars imported from the UK.

So far the Road Transport Department, Port Authority and Customs have tracked down 84 such cars. Charalambous said investigations were still ongoing to determine if there were any more.

Of those 84 cars, 80 had been registered in Cyprus through legal channels while the remaining four had not yet been registered, police said.

Specifically the 84 luxury vehicles have had their chassis number duplicated and used to register stolen vehicles of exactly the same brand and model as the cars sold in the UK. So far 10 stolen cars were also unknowingly sold to Cypriot buyers.

The purpose of the scam was to dupe UK authorities regarding the stolen vehicles as they were already registered here.

The investigation is expected to conclude next week.

CYPRUS MAIL 24/05/08

 

Ortak açıklama Rum tarafını karıştırdı

Kıbrıs’ta liderlerin dünkü görüşmesinden sonra yapılan açıklama, Rum tarafını karıştırdı. Eski Rum lideri Papadopulos, Rum tarafının bir adım geriye gittiğini savundu. Talat’la görüşen Rum lider Hristofyas ise Papadopulos gibi düşünmüyor.

NTV

Güncelleme: 20:23 TSİ 24 Mayıs 2008 Cumartesi

 

LEFKOŞA - Kıbrıs’ta dün gerçekleşen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lideri Dimitris Hristofyas arasındaki görüşmenin ardından yayınlanan ortak açıklama, Rum tarafını ikiye böldü. Eski Rum lideri Papadopulos, metindeki “Federasyona dayalı ortaklıkta eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk kurucu devleti ve bir Kıbrıs Rum kurucu devleti olacak” ifadesini yorumladı. “Ortaklık, hükümet ve devletler arasındadır” diyen Papadopulos, bunu Rumlar için hoş olmayan geriye doğru bir adım olarak gördüğünü söyledi.

 

Rum lider Hristofyas ise, “Bazıları kabul etmeyi hiç istemese de, ki bu ülkeye çok büyük zarar vermiştir, ortaklık 1960’tan beri var olan bir şeydir” ifadesini kullandı. Hristofyas, bunu ileri doğru bir adım olarak gördüğünü belirtti.

 

 

 

Papadopulos Hristofyas'a cephe mi açtı?

 



24 Mayıs, 2008 21:02:00 (TSİ)  CNN TURK

 

Eski Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın dün yaptığı görüşmenin sonunda yayımlanan ortak açıklamaya tepki gösterdi.

Papadopulos, dünkü görüşme sonrasında okunan ortak açıklamayla Kıbrıs Rum tarafının, "bir adım geriye gittiğini" savundu.
 
Rum basını, Hristofyas ile eski Rum lider Papadopulos'un kamuoyu önünde ilk kez zıtlaştığını belirterek, "Tasos Papadopulos'un dün, Dimitris Hristofyas'a cephe açtığı" yorumunu yaptı.

Papadopulos, dünkü liderler görüşmesinin ardından okunan ortak açıklamayı, "kötü, çok nahoş gelişme ve Kıbrıs Rum tarafı için geriye doğru bir adım" olarak niteledi.

Rum tarafının, "ilk kez bir resmi açıklamada, askeri nitelikli güven yaratıcı önlemler konusunu, bugüne kadar olduğu gibi Türk ordusuyla değil, Kıbrıs Türk toplumuyla görüşmeyi kabul etiğini" belirten Papadopulos, "Bunun, bizim taraf için kötü, çok nahoş ve bir adım gerileme olarak görüyorum" dedi.

"Ortaklık" ifadesinin üzerinde özellikle duran Tasos Papadopulos, "Bu ortaklıkla bir federasyon hükümeti kurulacak. Ortaklık, hükümet ve devletler arasındadır. Büyük farkı vardır ve dolayısıyla bana göre müzakerelerin başlaması için tatmin edici bir zemin değildir" diye konuştu.

Hristofyas: "Ortaklık 1960'tan beri var"

Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, açılışı dün yapılan 33'üncü Uluslararası Fuarı ziyareti sırasında, Papadopulos'un Talat-Hristofyas görüşmesine ilişkin söylediklerine yanıt verdi.

Papadopulos'un, "ortaklıklar iki devlet arasında olur" sözünü yorumlaması istenen Hristofyas, "Bazıları kabul etmeyi hiç istemese de, ki bu ülkeye çok büyük zarar vermiştir, ortaklık 1960'tan beri var olan bir şeydir" dedi.

Hristofyas, "Söylenildiği gibi bunlar kendi söyledikleriyse Sayın Papadopulos'un söylediği hiçbir şeyi yorumlamıyorum. Ben, ileri doğru bir adım olarak görüyorum" ifadesini kullandı.

Ortak açıklamanın tam metni

Talat-Hristofyas görüşesinin ardından, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye Brook Zerihoun tarafından okunan ortak açıklamanın tam metni şöyle:

* Bugün Liderler samimi ve faydalı bir görüşme gerçekleştirmiş ve 21 Mart mutabakatına uygun olarak alınan sonuçları gözden geçirmişlerdir. İki kesimli, iki toplumlu ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitlik temelinde bir federasyona bağlı olduklarını yeniden teyit etmişlerdir.
 
* Bu ortaklığın, tek uluslararası kimliğe sahip bir federal hükümetinin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır.

* Temsilcilerini 15 gün içerisinde teknik komitelerin sonuçlarını gözden geçirmeleri yönünde talimatlandırmışlardır. Temsilciler, sivil ve askeri güven yaratıcı önlemleri değerlendireceklerdir. Aynı zamanda (Limnitis) Yeşilırmak ve diğer geçiş noktalarının açılması konularını ele alacaklardır.

* Liderler, haziranın ikinci yarısı tekrar bir araya gelerek yeni bir değerlendirme yapma konusunda karar vermişlerdir

 

 

Kıbrıs’ta ortak dil provaları


DİL çok önemli. Kıbrıs’ta,özellikle de güneyde, çözüm için ortak bir dil geliştirilmesi gereği üzerinde duruluyordu.

Cuma günü gerçekleşen Talat-Hristofyas görüşmesinde ne sağlandı derseniz, dil birliği diyebilirim. Ama nasıl?


Ortak dil önemli ama daha da önemli olan anlam birliği sağlayabilmek.

O görüşmede bu ne kadar sağlandı, ben tam emin değilim.

Dil birliğini, BM Barış Gücü Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun sağladı. Açıklamayı o yaptı çünkü liderler ortak açıklama yapmaktan kaçındılar.

"İki kesimli, iki toplumlu ve iki kurucu devletin oluşturduğu uluslararası tek kimliğe sahip bir federasyon"
konusunda liderlerin anlaştıklarını söyledi Barış Gücü temsilcisi.

Daha birkaç gün önce, "Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bir dakika için bile feshetmeyiz" diyen Hristofyas’ın bu yaklaşıma ses çıkarmaması önemli bir gelişme.

Çünkü, var olan, uluslararası toplum tarafından tanınan, Avrupa Birliği’ne üye Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir anda KKTC ile eşitlenmesi ve yeni bir ortak devlet kurulacağı düşüncesi güneydeki toplum psikolojisine çok ters.

Bu açıdan baktığımda, cuma günkü toplantıdan iki kurucu devletli bir çözümün çıkması, altı tamamen boş olsa da olumlu ama yeterli değil. Hristofyas bunu halkına nasıl kabul ettirecek? Eşitlik kültürünü yerleştirmek için neler yapacak bunlar daha da önemli.

***

BU
toplantıdan çıkan sonuca bakıp, Kıbrıs meselesinin kısa zamanda çözülebileceği söylenebilir mi?

Zor. Çünkü bu sözler kadar, onların taraflarca nasıl algılandıkları da önemli.

Ortak dil her zaman ortak görüş anlamına gelmiyor.

Cuma günkü görüşmeden sonra, Hristofyas’ın BM şemsiyesi altında kapsamlı görüşmelere başlamak için zaman istediğini öğrendik.

Üstelik bunun için teknik komitelerde ilerleme sağlanması koşulu da eklendi.

Biliyorsunuz, KKTC Yönetimi teknik komitelere gerek olmadığını, çünkü oralarda ele alınacak konuların zaten Annan Planı sırasında çok ayrıntılı biçimde yapıldığını söylüyordu.

Sonra, "tamam" dendi. 21 Mart’ta liderlerin görüşmelerinde üç ay içinde bu çalışmaların tamamlanması hedefi kondu.

Ama şimdi bu sürecin ucunun açık bırakıldığı anlaşılıyor. Bu da iyi bir şey değil.

Çözümün, Ada’nın iç dinamikleri çerçevesinde halledilmesinden çok, dış baskılara fırsat tanır böyle ucu açık süreçler.

***

O
zaman ne oluyor? Bu toplantılar neye yarıyor?

Toplantıların asıl amacının dışarıdan gelen, "Hadi artık çözün bu işi" baskılarına karşı bir hareketlenme görüntüsü sergileme isteği gibi geliyor bana.

Tribünlere oynanan bir oyun olmaktan çıkmadıkça bir şeylerin olması da mümkün değil.

Bir taraf katılmasa, hiç olmazsa bir tartışma çıkacak, bir mücadele ortamı yaratılacak, çözüm ciddi biçimde aranacak.

Ama gördüğüm, her iki taraf da katılıyor bu oyuna.

Talat ve Hristofyas, ortak dilsizliği, ortak dil gibi sunmaktan memnunlar anlaşılan.

Belli bir süre, bu da bir taktik olarak kabul edilebilir ama zamanı olumlu değerlendirmek koşuluyla. Kimsenin 40 yıl daha bekleyecek hali kalmadı.

FERAI TINC HURRIYET 25/05/08

 

Rum-Fransız ortak tatbikatı

LEFKOŞA AA

Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Fransa ve Yunanistan, 2-6 Haziran tarihleri arasında uluslararası sularda “Argonaftis” isimli ortak tatbikatı düzenleyecek.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, ortak tatbikata tepki göstererek, Rum Yönetimi’nin, Fransa ve Yunanistan ile ortak düzenleyeceği tatbikatın, “özellikle 21 Mart sonrası ve Lokmacı Kapısı’nın açılmasıyla iki taraf arasında oluşan ortamı zedeleyeceğinin aşikar olduğunu” ifade etti. Turgay Avcı, yaptığı yazılı açıklamada, “Fransa’nın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ortak askeri tatbikat düzenlemesinin bu ülkenin AB Dönem Başkanlığı sırasındaki tarafsızlığına da gölge düşüreceğini” belirtti.
Kıbrıs Türk tarafının, 16 Ekim 2007’de BM Genel Sekreteri’ne, askeri tatbikatların karşılıklı olarak durdurulmasını öngören Güven Artırıcı Önlemler Paketi sunduğunu belirten Avcı, Rum tarafının askeri faaliyetlerin sürdürülmesinde ısrar ederek, uzlaşmaz tutumunu devam ettirdiğini belirtti.

MILLIYET 25/05/08

 

Papadopulos kızdı

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

Kıbrıs Rum Yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında yapılan görüşmede, “federal bir Kıbrıs”tan bahsedilmesine tepki gösterdi. Papadopulos, “Bunu, bizim taraf için kötü, çok nahoş ve bir adım gerileme olarak görüyorum” dedi.

Tasos Papadopulos

Talat-Hristofyas zirvesinin ardından yapılan ortak açıklamada, liderler, siyasi eşitliğe dayalı 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyona bağlılıklarını teyit etmişti. Açıklamada, ortaklığın, eşit statüdeki Türk ve Rum kurucu devletlerinin oluşturacağı, tek uluslararası kimlikli, federal bir devlet olacağı belirtilmişti.
Papadopulos, “Bu ortaklıkla bir federasyon hükümeti kurulacak. Ortaklık hükümet ve devletler arasındadır. Büyük farkı vardır ve dolayısıyla bana göre müzakerelerin başlaması için tatmin edici bir zemin değildir” dedi. İlk kez bir resmi açıklamada, askeri nitelikli güven yaratıcı önlemler konusunu, bugüne kadar olduğu gibi Türk ordusuyla değil, Kıbrıs Türk toplumuyla görüşmenin kabul edildiğini belirten Papadopulos, “Bunun, bizim taraf için kötü, çok nahoş ve bir geri adım olarak görüyorum” diye konuştu.

 

Talat ve Hristofyas (sağda) önceki gün, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Taye-Brook Zerihoun’un (ortada) ara bölgedeki ikametgâhında bir araya geldi.

MILLIYET 25/05/08

 

 

Türkiye memnun

EN KISA ZAMANDA DOĞRUDAN MÜZAKERELERE BAŞLANMALI... Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin, Kıbrıs'ta yeni bir ortaklık devleti kurulması amacıyla en kısa zamanda doğrudan müzakerelere başlanmasını beklediğini açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın, önceki gün BM'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi'nin ev sahipliğinde görüşmesinin memnuniyetle karşılandığı belirtildi

BM PARAMETRELERİNDE, YENİ ORTAKLIK DEVLETİ... TC Dışişleri Bakanlığı açıklamasında şöyle denildi: "Türkiye, adada, 21 Mart 2008 tarihinde başlayan hazırlık sürecini desteklemekte ve Kıbrıs'ta yerleşmiş BM parametreleri olan iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve iki kurucu devletin eşit statüsüne dayanan yeni bir ortaklık devleti kurulması amacıyla kapsamlı ve adil bir çözüme ulaşılması için, iki liderin, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde en kısa zamanda doğrudan müzakerelere başlamasını beklemektedir"

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin, Kıbrıs'ta yeni bir ortaklık devleti kurulması amacıyla en kısa zamanda doğrudan müzakerelere başlanmasını beklediğini açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın, önceki gün BM'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi'nin ev sahipliğinde görüşmesinin memnuniyetle karşılandığı belirtilerek, şöyle denildi:

"Türkiye, adada, 21 Mart 2008 tarihinde başlayan hazırlık sürecini desteklemekte ve Kıbrıs'ta yerleşmiş BM parametreleri olan iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve iki kurucu devletin eşit statüsüne dayanan yeni bir ortaklık devleti kurulması amacıyla kapsamlı ve adil bir çözüme ulaşılması için iki liderin, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde en kısa zamanda doğrudan müzakerelere başlamasını beklemektedir."

KIBRIS 25/05/08

 

Papadopulos: Geriye doğru bir adım Hristofyas: İleri doğru bir adım

Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos Papadopulos, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Taye Brook Zerihoun'un ara bölgedeki ikametgahında önceki gün yaptığı görüşmenin sonunda yayımlanan ortak açıklamaya tepki gösterdi.

Papadopulos, önceki günkü görüşme sonrasında okunan ortak açıklamayla Kıbrıs Rum tarafının, "bir adım geriye gittiğini" savundu.

Rum basını, Hristofyas ile eski Rum lider Papadopulos'un kamuoyu önünde ilk kez zıtlaştığını belirterek, "Tasos Papadopulos'un önceki gün, Dimitris Hristofyas'a cephe açtığı" yorumunu yaptı.

Papadopulos, önceki günkü liderler görüşmesinin ardından okunan ortak açıklamayı, "kötü, çok nahoş gelişme ve Kıbrıs Rum tarafı için geriye doğru bir adım" olarak niteledi.

Rum tarafının, "ilk kez bir resmi açıklamada, askeri nitelikli güven yaratıcı önlemler konusunu, bugüne kadar olduğu gibi Türk ordusuyla değil, Kıbrıs Türk toplumuyla görüşmeyi kabul ettiğini" belirten Papadopulos, ''Bunun, bizim taraf için kötü, çok nahoş ve bir adım gerileme olarak görüyorum'' dedi.

"Ortaklık" ifadesinin üzerinde özellikle duran Tasos Papadopulos, "Bu ortaklıkla bir federasyon hükümeti kurulacak. Ortaklık, hükümet ve devletler arasındadır. Büyük farkı vardır ve dolayısıyla bana göre müzakerelerin başlaması için tatmin edici bir zemin değildir" diye konuştu.

Hristofyas: Ortaklık 1960'dan beri vardır

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, açılışı önceki gün yapılan 33. Uluslararası Fuarı ziyareti sırasında, Papadopulos'un Talat-Hristofyas görüşmesine ilişkin söylediklerine yanıt verdi.

Papadopulos'un, "ortaklıklar iki devlet arasında olur" sözünü yorumlaması istenen Hristofyas, "Bazıları kabul etmeyi hiç istemese de, ki bu ülkeye çok büyük zarar vermiştir, ortaklık 1960'tan beri var olan bir şeydir" dedi.

Hristofyas, "Söylenildiği gibi bunlar kendi söyledikleriyse Sayın Papadopulos'un söylediği hiçbir şeyi yorumlamıyorum. Ben, ileri doğru bir adım olarak görüyorum" ifadesini kullandı.

Ortak açıklamanın tam metni

Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Taye Brook Zerihoun tarafından okunan ortak açıklamanın tam metni şöyle:

"Bugün liderler, samimi ve faydalı bir görüşme gerçekleştirmiş ve 21 Mart mutabakatına uygun olarak alınan sonuçları gözden geçirmişlerdir.

İki kesimli, iki toplumlu ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitlik temelinde bir federasyona bağlı olduklarını yeniden teyit etmişlerdir.

Bu ortaklığın, tek uluslararası kimliğe sahip bir Federal Hükümetinin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır.

Temsilcilerini 15 gün içerisinde teknik komitelerin sonuçlarını gözden geçirmeleri yönünde talimatlandırmışlardır.

Temsilciler, sivil ve askeri güven yaratıcı önlemleri değerlendireceklerdir. Aynı zamanda Limnidi (Yeşilırmak) ve diğer geçiş noktalarının açılması konularını ele alacaklardır.

Liderler, haziranın ikinci yarısı tekrar bir araya gelerek yeni bir değerlendirme yapma konusunda karar vermişlerdir."

KIBRIS 25/05/08

 

 

Christofias denies selling out on talks
By Jean Christou

THE GOVERNMENT yesterday insisted it was not giving in to Turkish demands in the wake of a barrage of criticism of the joint statement agreed by President Demetris Christofias after his meeting with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat on Friday.

In a reversal of alliances, Christofias has come under sustained fire from his coalition partners, while he has received support from opposition party DISY.

His critics effectively accuse him of selling Cyprus’ sovereignty down the river by accepting terms used in the Annan plan and making concessions to the Turkish side.

Yesterday’s statement issued by Presidential Undersecretary Titos Christofides sought to reassure that nothing had changed and that nothing had been agreed that was not already covered under UN resolutions and existing negotiating practices.

Picking apart Friday’s joint statement, detractors honed in on the use of the terms “constituent states”, the terms used in the Annan plan to describe the new federal Cyprus.

They also nitpicked on the political equality reference, and the fact that the two sides would discuss military confidence building measures. Military discussions should take place only with Turkey, they said. Also the fact that the statement mentions a review only of the technical committees in 15 days, and not the working groups, came under scrutiny. The technical committees deal only with everyday issues, while the working groups are tasked with looking at the issues of substance such as property, territory and security.

Christofias’ biggest critic was former President Tassos Papadopoulos, who lost to the President in the February elections.

Papadopoulos described Friday’s developments as “bad”, and a “step backwards”.

Clarifying that he was commenting only on the joint statement, Papadopoulos said: “I consider that this is a bad development for our side, very unfavourable, and a step backwards if we compare it to the euphoria that has prevailed recently.”

He mentioned the lack of a reference to the working groups, and the use of the word ‘partnership’, saying this word was for use between governments and states. “There is a big difference and in my opinion this does not constitute a satisfactory basis to begin negotiations,” said Papadopoulos.

“And for the first time we have accepted to discuss confidence building measures of a military nature with the Turkish Cypriot community instead of with the Turkish army as it has been up to now.”

Asked by reporters about the agreement to look at opening new crossing points, given that in his five-year term he was not even able to open Ledra Street, Papadopoulos said: “At least then we knew whose fault it was.”

He said the status of part of the crossing, which had been a bone of contention during his term, had still not be clarified, despite the opening last month.

Christofias responded tersely to Papadopoulos late on Friday saying: “The notion of a partnership [between the two communities] existed since 1960, even if some people never want to admit this. And this has already caused untold harm to this country.”

The President said he had nothing further to say in response to his predecessor, except to add that he believed Friday’s meeting with Talat was a step forward.

Both the United Democrats, and opposition DISY came out in support of Christofias, saying Friday’s leaders’ meeting was a positive step.

DISY leader Nicos Anastassiades described the joint statement as one of “constructive ambiguity” in that even though there were differences and difficulties, the leaders had obviously decided to maintain the good climate so that they could move forward and keep up the momentum for discussion.

After being asked to comment on Papadopoulos’ statements, Anastassiades suggested that poisoning the atmosphere would achieve nothing, but recognised that patience would be needed.

“It Mr Papadopoulos’ right to believe his own opinion of what happened,” the DISY leader said.

Papadopoulos’ party DIKO, socialist EDEK, the European Party and the Greens, all pillars of the ‘no’ camp, said they were concerned by the developments.

“In his efforts to maintain the good climate that has supposedly been created, President Christofias has given away serious concessions in a very short time,” said European Party leader Demetris Syllouris.

“It appears that the Turkish side has managed to impose its demand for a confederation of two equal states.”

Undersecretary Christofides said in his statement yesterday that Friday’s joint statement was totally in line with UN resolutions.

“It is also explicit that our positions on sovereignty and citizenship remain constant and inalterable,” he said.

CYPRUS MAIL 25/05/08

 

Mehmet Ali Talat Brüksel’e gitti

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı Slovenya’nın Dışişleri Bakanı Dimtrij Rupel’in davetlisi olarak bu sabah Brüksel’e gitti.

AA

Güncelleme: 11:04 TSİ 26 Mayıs 2008 Pazartesi

 

LEFKOŞA - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bugün AB’li yetkililerle temasta bulunmak üzere Brüksel’e gitti. Erken saatlerde KKTC’den ayrılan Talat, öğleden sonra Slovakya Dışişleri Bakanı Jan Kubis ile görüşecek.

Cumhurbaşkanı Talat, AB Dönem Başkanı Slovenya’nın Dışişleri Bakanı Dimitrij Rupel ile de yarın sabah bir araya gelecek.

Talat’ın Brüksel ziyaretinde, KKTC’nin AB’yle ilişkileri ve Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerin ele alınması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, çarşamba günü KKTC’ye dönecek.

 

Limasol’da camiye saldırı

Kıbrıs Rum kesiminin Limasol şehrinde bulunan Büyük Cami, yakınında bulunan bir bardan çıkan iki kişinin saldırısına uğradı.

AA

Güncelleme: 15:11 TSİ 26 Mayıs 2008 Pazartesi

 

LEFKOŞA - Bayrak Radyo Televizyonunun (BRT) haberine göre, Limasol Büyük Cami’nin yanındaki bardan çıkan iki kişi, önceki gece, 30 kadar insanın yatsı namazını kıldığı sırada camiye saldırdı. Büyük Caminin camlarını kıran saldırganlar, cemaate korkulu anlar yaşattı. KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ise, olayı kınayan bir açıklama yaptı.

Limasol Müslüman cemaatinden bir kişi, BRT’ye yaptığı açıklamada, olayın Limasol Büyük Cami’nin bitişiğinde bulunan vakıflara ait bir binanın bar olarak kullanılmasından kaynaklandığını belirtti.

Adının açıklanmasını istemeyen Suriye kökenli Rum vatandaşı, Limasol’da yaşayan Müslüman cemaat olarak, birçok kez Rum polis yetkililerine başvurarak, cami yanındaki içkili mekanın kapatılması istediklerini, ancak ciddiye alınmadıklarını kaydetti.

Rum radyosu da iki saldırganın, daha önce aynı barda kendilerini döven kişilerin camide olduğu düşüncesiyle saldırıda bulunduğunu duyurdu.

Habere göre, Rum polisi yaptığı araştırmada, camide bulunanların barda meydana gelen olayla hiçbir ilişkileri olmadığını tespit etti.

Saldırganlardan biri Limasol polis karakolunda tutuklu bulunurken, ikinci saldırgan, başından aldığı yaralar nedeniyle Limasol Hastanesi’nde polis gözetiminde tedavi altına alındı.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ise, Limasol’da gerçekleşen çirkin saldırının halkta tepkiye neden olduğunu belirterek, olayı kınadı. Turgay Avcı, yaptığı yazılı açıklamada, Rum yetkililere, Büyük Cami’nin yanındaki barın kapatılması, gerekli tedbirlerin alınması ve suçluların cezalandırılması için çağrı yaptı.

 

Talat, Slovak ve Fransız bakanlarla görüştü

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Slovakya Dışişleri Bakanı Jan Kubis ve Fransa’nın AB işlerinden sorumlu Bakanı Jean Pierre Jouyet’le ayrı ayrı görüştü.

AA

Güncelleme: 17:48 TSİ 26 Mayıs 2008 Pazartesi

 

BRÜKSEL - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, kaldığı otelde kendisini ziyaret eden bakanlarla, Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmeleri ve KKTC’nin AB’den beklentilerini ele aldığı belirtildi.

 

Yarın da AB dönem başkanı Slovenya Dışişleri Bakanı Dimitrij Rupel ve AB ortak dış politika ve güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana’yla görüşmesi beklenen Talat, temaslarının ardından akşam saatlerinde Brüksel’den ayrılacak.

 

Talat, Brüksel'e gidiyor

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği Dönem Başkanı Slovenya'nın Dışişleri Bakanı Dimtrij Rupel'in davetlisi olarak bu sabah Brüksel'e gidiyor.

TAK muhabirinin Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy'dan aldığı bilgiye göre Talat, Dimitrij Rupel ile yarın sabah görüşecek.

Talat bugün öğleden sonra ise Slovakya Dışişleri Bakanı Jan Kubis ile de bir görüşme yapacak.

KKTC'nin AB'la ilişkileri ve Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerin ele alınması beklenen Brüksel ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat'a Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik edecek.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat çarşamba sabahı adaya dönecek.

KIBRIS 26/05/08

 

Yine Kıbrıs tartışması, yine Matsakis...

 



27 Mayıs, 2008 17:32:00 (TSİ) CNN TURK

 

Avrupa Parlamentosu ile TBMM arasında diyalog organı Karma Parlamento Komisyonu'nun (KPK) 59'uncu toplantısında Kıbrıs tartışması yaşandı. Rum parlamenter Marios Matsakis toplantıyı terketti.

KPK toplantıları sırasında bazı Avrupa Parlamentosu üyelerinin Kıbrıs sorunu konusunu öne sürerek gündemi saptırma girişiminde bulundukları gözlemlendi. KPK Eşbaşkanı Joost Lagendijk, bu girişimleri katı bir tavırla engelledi.
 
Alman parlamenter Reneta Sommer, AB'nin 27 üyesi bulunduğunu, Türkiye'nin tanımadığı "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dikkate alınması gerektiğini anlatarak, aksi halde sorunların çözülmeyeceğini savundu.
 
Lagendijk bu yaklaşımı eleştirdi ve bunun, "Kıbrıs sorunu çözülmedikçe Türkiye ile tüm ilişkilerin durdurulması" anlamına geleceğini, bunun mümkün ve mantıklı olmadığını ifade etti.
 
Türk tarafı, bu tartışmalar sırasında, "Kıbrıs konusunda samimi ve gerçekçi olmak" çağrısında bulundu.
 
Türk temsilciler, Kuzey Kıbrıs halkının 35 yıldır ambargolu ve izole olduğunu, üzerinde Türk ismi bulunan ürünlerin güneye sokulmadığını, adanın birleşmesinden yana tavır koyan Türk tarafının dışlandığını anlattı.
 
Matsakis yine başrolde...
 
Türkiye'nin Güney Kıbrıs gemilerine limanlarını açmamasını eleştiren Rum parlamenter Marios Matsakis, Lagendijk'in Kıbrıs tartışmalarını engellemesi ve "gündemin mayınlanmasına" karşı çıkması üzerine toplantıyı terketti.
 
KPK toplantıları, önümüzdeki saatlerde, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ABKomisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Ria Oommen-Ruijten ve AB Dönem Başkanı Slovenya'nın büyükelçisi Metka İpavic'in katılımlarıyla devam edecek.

 

 

Rumlar Türkiye'ye baskı yaptıramayınca toplantıyı terk ettiler

AA

Avrupa Parlamentosuyla TBMM arasında diyalog organı Karma Parlamento Komisyonunun (KPK) 59. toplantısına Rumların Türkiye ile ilgili tavrı damga vurdu.

KPK toplantıları sırasında bazı Avrupa Parlamentosu üyelerinin Kıbrıs sorunu konusunu öne sürerek gündemi saptırma girişiminde bulundukları gözlemlendi.

KPK Eşbaşkanı Joost Lagendijk, bu girişimleri katı bir tavırla engelledi. Alman parlamenter Reneta Sommer, AB’nin 27 üyesi bulunduğunu, Türkiye’nin tanımadığı "Kıbrıs Cumhuriyetinin dikkate alınması gerektiğini anlatarak, aksi halde sorunların çözülmeyeceğini savundu. Lagendijk, bu yaklaşımı eleştirdi ve bunun, "Kıbrıs sorunu çözülmedikçe Türkiye ile tüm ilişkilerin durdurulması" anlamına geleceğini, bunun mümkün ve mantıklı olmadığını ifade etti.


Türk tarafı, bu tartışmalar sırasında, "Kıbrıs konusunda samimi ve gerçekçi olmak" çağrısında bulundu. Türk temsilciler, Kuzey Kıbrıs halkının 35 yıldır ambargolu ve izole olduğunu, üzerinde Türk ismi bulunan ürünlerin güneye sokulmadığını, adanın birleşmesinden yana tavır koyan Türk tarafının dışlandığını anlattılar.


TOPLANTIYI TERK ETTİLER

Türkiye’nin Güney Kıbrıs gemilerine limanlarını açmamasını eleştiren Rum parlamenter Marios Matsakis, Lagendijk’in Kıbrıs tartışmalarını engellemesi ve "gündemin mayınlanmasına" karşı çıkması üzerine toplantıyı terk etti.

KPK toplantıları, önümüzdeki saatlerde, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Ria Oommen-Ruijten ve AB Dönem Başkanı Slovenya’nın büyükelçisi Metka İpavic’in katılımlarıyla devam edecek. 

BOR MADENİNE TARTIŞMASI

Toplantıda Gümrük Birliğinden kaynaklanan sorunlar ele alınırken bor madenine ilişkin endişeler dile getirildi.

Türk tarafı, dünya bor rezervlerinin yüzde 72’sinin Türkiye’de bulunduğunu hatırlatırken, AB’nin bu madeni "tehlikeli madde" kategorisine sokarak ihracat ve taşımacılığına çeşitli kısıtlamalar getirmesini eleştirdi.

Türkiye’nin 67 ülkeye bor madeni ihraç ettiği, yıllık cironun 400 milyon doları bulduğu hatırlatılırken, AB’nin son yaklaşımının Türk ekonomisine zarar verdiği ifade edildi ve tavır değişikliği gereği üzerinde duruldu.

AB Komisyonu adına KPK’ya katılan Jean Christophe Filori, AB’nin bu konuda Türk uzmanları da dinlediğini, görüşleri incelediğini ancak kararın oy birliğiyle verildiğini, kamu sağlığının ön plana alındığını anlattı.

MILLIYET 27/05/08

 

 

Talat, Kubis ve Jouyet'le görüştü

KIBRIS KONUSU VE AB İLİŞKİLERİ KONUŞULDU... Cumhurbaşkanı Talat, AB Dönem Başkanı Slovenya'nın Dışişleri Bakanı Dimtrij Rupel'in davetlisi olarak dün sabah gittiği Brüksel'de temaslarına başladı. Talat, ilk olarak, Slovakya Dışişleri Bakanı Jan Kubis ile bir araya geldi. Yaklaşık bir saat süren görüşmede, Avrupa Birliği ilişkileri ve Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ele alındı. Talat, ardından da Fransa'nın AB İşlerinden Sorumlu Bakanı Jean Pierre Jouyet ile bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Birliği Dönem Başkanı Slovenya'nın Dışişleri Bakanı Dimtrij Rupel'in davetlisi olarak dün sabah gittiği Brüksel'de temaslarına başladı.

Cumhurbaşkanı Talat, ilk olarak, dün öğleden sonra, Slovakya Dışişleri Bakanı Jan Kubis ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, yaklaşık bir saat süren görüşmede, Avrupa Birliği ilişkileri ve Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ele alındı. Talat, ilk görüşmesinin ardından Fransa'nın AB İşlerinden Sorumlu Bakanı Jean Pierre Jouyet ile bir araya geldi. İki görüşme de Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otelde gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı Talat, bugün Slovenya Dışişleri Bakanı Dimtrij Rupel ile görüşecek. Bu görüşmenin ardından Talat, Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana ile de bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanı Talat'a Brüksel ziyaretinde Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik ediyor.

Cumhurbaşkanı, yarın sabah Kuzey Kıbrıs'a dönecek.

KIBRIS 27/05/08

 

 

 

Avcı, Limasol'daki cami saldırısını kınadı ve Rum yetkilileri tedbir almaya çağırdı

Avcı yazılı açıklamasında, başta Büyük Cami'nin yanındaki barın kapatılması olmak üzere gerekli tedbirlerin alınması ve suçluların cezalandırılması için Rum yetkililere çağrı yaptı.

Caminin yanında Vakıflar İdaresi'ne ait binanın bar olarak kullandırılması sonucu caminin müdavimleri ile Limasol'da yaşayan Müslümanlar'ın alkollü ve sarhoş Rumların taşlı saldırısına uğradığını belirten Avcı, şunları kaydetti:

"Yatsı namazını kılmak üzere camide toplanan 30 kadar soydaşımıza ve din kardeşimize karşı gerçekleştirilen menfur taşlı sopalı saldırı neticesinde caminin camları kırılmış bulunmaktadır. Rum tarafının adadaki Türk-Müslüman varlığından hala daha rahatsızlık duyduğu ortadadır. Rum Yönetimi'nin ve Limasol Rum Belediyesi'nin büyük bir duyarsızlık ve saygısızlıkla ibadete açık bulunan bir caminin hemen yanında ve yine bu cami vakfına ait bir binada bar açılmasına izin vermesinin ve Büyük Cami'nin cemaati tarafından yapılan onca şikâyete kulak tıkamasının başka bir izahı yoktur."

Avcı, Dışişleri Bakanlığı'nın başta BM Barış Gücü olmak üzere olayla ilgili girişim başlattığını da bildirdi

KIBRIS 27/05/08

 

 

Cyprus talks try to sidestep ‘constructive ambiguity’
By Jean Christou

PRESIDENT Demetris Christofias yesterday began informing party leaders about his meeting with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat last Friday.

Christofias faced a barrage of criticism from some of the parties over Friday’s joint statement, and was accused of selling out Cyprus’ sovereignty because the statement used terms identical to those in the rejected Annan plan.

The European Party and the Greens were particularly scathing while coalition partners DIKO and EDEK were a little softer in their criticism.

Christofias was supported by opposition DISY and the United Democrats, which together with AKEL represent nearly 70 per cent of voters.

The President was clearly furious with the reaction from the mainly non-representative parties, and particularly with former President, and past DIKO leader, Tassos Papadopoulos, the architect of the Annan plan rejection in 2004.

Reports yesterday suggested Christofias would confront his coalition partners and ask them to not only clarify their positions but to warn them that they cannot remain in government if they keep shooting down every step he makes on the Cyprus issue.

The only thing they were accomplishing, in the President’s view, was to sow confusion among the public and creating a polarised climate reminiscent of the referendum in 2004, sources told Politis.

Christofias began his contacts yesterday by first meeting House President and DIKO leader Marios Garoyian who submitted his thoughts and proposals to the President, which aimed at strengthening the Greek Cypriot negotiating position.

Speaking after the meeting, Garoyian said there were positive elements in the joint statement but there was also some “constructive ambiguity”, which was causing “reasonable concerns”

The new phrase “constructive ambiguity” was coined by DISY leader Nicos Anastassiades last week to describe the idea that even though there were differences and difficulties, the leaders had obviously decided to maintain the good climate so that they could move forward and keep up the momentum for discussion.

It was described yesterday in Politis, by sources close to the President, that the policy allowed the sides to remain at the table and to seek convergences even in difficult subjects, rather than risking an impasse.

“The biggest danger there is that Turkey will utilise these ambiguities to promote its own strategic interests,” said Garoyian.

After his meeting with Garoyian, Christofias met Anastassiades who said the Greek Cypriot side had not gone back on its positions on sovereignty and citizenship.

“The constructive ambiguities were on issues, that I perceive, whose time had not come for discussion and cannot be sorted out until an overall picture of a solution is completed,” he said. The minute they are ready to enter a dialogue of substance, we will be ready for a real dialogue.”

EDEK leader Yiannakis Omirou met the President late in the afternoon. He said afterwards that Christofias had explained his views and positions and had gone a long way to easing the party’s concerns.

Early in the day the party’s founder and honorary chairman Vassos Lyssarides issued a statement that spoke of “negative consequences” from Friday’s joint statement.

Lyssarides spoke of the “complicity of silence” and how he would not “succumb to the intellectual terrorism” that accompanied bad planning.

“The aim is not to criticise but the correction of a course of action. I am afraid we are witnessing developments with extremely negative consequences,” he said.

He said the current course of action would lead to two separate states, partition and Turkey’s guarantee rights over the whole island.

“There is mention of a single international personality but sovereignty and citizenship have been omitted,” he said, suggesting all this had come about because the working groups and technical committees were made up of “fanatical supporters” of the Annan plan.

CYPRUS MAIL 27/05/08

 

 

Limassol mosque vandalised for bar brawl revenge
By Anna Hassapi

TWO MEN have been remanded in custody after vandalising the Jami Kebir mosque at the heart of Limassol’s old town. The two suspects, a 38-year-old and a 23-year-old who frequent a bar located next to the mosque, claim the vandalism was their revenge for getting attacked by a group of Arab men, who they thought had fled to the mosque.

The incident took place on Saturday at about 9pm, when a group of six men went to the bar where the two suspects were, and attacked them with metal pipes. A group of other men who were at the bar came to their rescue and the attackers left the metal pipes and fled the scene.

Police confirmed following investigation that the bar brawl had been caused by personal differences. One scenario is that the two Greek Cypriot men had been harassing the girlfriend of a Syrian man and the attack took place to make the harassment stop.

The two Greek Cypriots, however, decided to take revenge by vandalising the mosque, although it is unclear whether mosque attendants had anything to do with the incident at the bar.

The two suspects took the metal pipes left by the group who had attacked them and used them to cause damage to the mosque next door to the bar. They broke 25 windows and other items at the mosque’s garden, causing property damage worth €1,200.

Meanwhile, a religious seminar with approximately 30 participants was taking place inside the mosque. Terrorised by what was going on, the seminar participants locked themselves inside the mosque and called the police.

“Two men came in the mosque and started breaking windows. The hodja told us to close the door and get in so that nothing else would happen. They broke the windows and then they left,” said Michalis Andreou, an eyewitness who was inside the mosque when the attack took place.

The two Greek Cypriots were then taken to Limassol General Hospital because of the injuries they sustained from the earlier bar brawl. The 38-year-old was given first aid and released, and the 23-year-old, who sustained a wound to the head, was kept for treatment.

On Sunday, the two men appeared before Limassol District Court, which issued a four-day remand. They were charged with causing damage to property, damage to a monument and disturbing a religious congregation.

CYPRUS MAIL 27/05/08

 

 

Cyprus talks could take place on sidelines of Mediterranean Union summit

FRENCH President Nicolas Sarkozy is expected to extend an invitation to President Demetris Christofias, Turkish Prime Minister Tayyip Erdogan and UN Secretary General Ban Ki-moon to visit Paris in July to participate in the summit of the Union of the Mediterranean.

French government sources told the Cyprus News Agency that the invitation was connected with the summit to be held on July 13 in Paris, between the European Union and third countries of the Mediterranean basin.

France, which will assume the EU six-monthly rotating Presidency in July, is expecting to examine progress in the meetings between the Greek Cypriot and the Turkish Cypriot communities.

Paris has indicated that if and when invited, it would be ready to contribute to efforts towards a Cyprus solution.

The same sources did not rule out the possibility that Ban would hold separate meetings with Christofias and Turkish Erdogan on the Cyprus question.

They said Sarkozy hoped everybody would be able to participate in the summit, which aims to define the details of the French President’s idea to create a Union for the Mediterranean.

The Union, which would include the EU and third countries of the Mediterranean basin, aims at overcoming problems which have occurred during the Barcelona Process.

Sarkozy’s idea for a Union for the Mediterranean provides for an agreement to be reached in Paris on July 13, which would lead to more concrete co-operation.

The first project which would probably be adopted would be the de-pollution of the Mediterranean.

Other projects include the use of solar energy and the construction of road networks.

CYPRUS MAIL 27/05/08

 

İslami kesimde lüks tartışması

27 Mayıs 2008

 

İslami kesim son iki gündür, lüks çılgınlığı konusunu tartışıyor. Tartışma iki gün önce Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi'nin kaleme aldığı bir yazı ile başladı. Yaşam stili yazılarıyla İslami kesime yön veren bir yazar olması nedeniyle Eygi'nin eleştirileri bu kesimi derinden etkiledi. Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ın yaşam koşulları ile zengin İslami kesimin lüks içindeki yaşamına üstü kapalı göndermeler yapılan yazı aynı zamanda toplumdaki gelir dağılımına da dikkati çekti. İşte İslami kesimde günlerdir tartışılan Eygi'nin yazısı

"Bazı Müslümanların Lüks Çılgınlığı

Bu memlekette on milyon işsiz var... Aşsız vatandaşlar perişan vaziyette... İnanmayacaksanız ama ayda 250 liraya çalışan insanlar, çocuklar var. Beş altı yüz liralık emekli maaşlarıyla sürünenler var... Çocuklarına bir kilo kiraz alıp yediremeyenler var...

Hal böyle iken birtakım politikacılar, medyacılar, iş adamları Nemrud gibi, Firavun gibi lüks ve sefahat içinde yaşıyor.

Bu politikacıların, medyacıların, iş adamlarının bir kısmı dindar...

Haydi dinsizlere fazla bir şey demeyelim, dindar geçinenlerin israf yapması, lüks bataklığına batması, sefahat pisliğine gömülmesi doğru mudur?

Din kardeşleri aç iken nasıl böyle yaşayabilirler?

Bunlar 5 yıldızlı otelleri beğenmiyor, 7 yıldızlılara iniyor. Normal odaları beğenmiyor, kral suitlerinde kalıyor.

Bu adamlar 30 bin dolarlık otomobillere binmeyi bir zül addediyor, 150 bin liralık ihtişamlı binitlerde gurur ve kibir içinde dolaşıyor.

Hem Müslümanız diyorlar, hem de Peygamberin “Komşusu aç gecelerken, kendisi tok sabahlayan bizden değildir” tehdidinden korkmuyorlar.

Lüks, aşırı konfor, sefahat, haddinden fazla tüketim içinde yaşayanlar örnek Müslümanlar değil, Nemrud ve Firavun tabiatlı münafıklar ve fasıklardır.

Çinlilerden ibret alalım. Türkiye’de şu anda on binlerce Çinli bulunuyor. Ülkelerine gidip geliyorlar, ticaret yapıyorlar. Zerre kadar israf ve gösteriş sergilemiyorlar. Binlerce çeşit malı tanesi 1 liradan satıyorlar. Kazançlarını kuruş kuruş biriktiriyorlar. Mütevazı yiyorlar, mütevazı geceliyorlar. Bir Çinlinin kazandığı para ile içki içip seks alemi yapması, lüks otelde yatması, parasını saçıp savurması görülmemiştir.

Bilhassa bazı Müslüman devlet ve hükümet adamları ve hanımları, on milyonlarca halkın geçim sıkıntısı çektiği bu ülkede biraz daha dikkatli ve ahlâklı hareket etmelidir.

Nedir o korkunç fiyatlara yaptırılan elmaslı, pırlantalı, yakutlu, zümrütlü, safirli mücevherler...

Nedir o yüz bin liralık lüks saatler...

Lüks bir mağazadan bir kadın çorabının 400 liraya alındığını duyuyoruz. Müslüman politikacılara ve iş adamlarının hanımlarına böyle alış verişler yakışır mı?

Bazı Müslüman politikacılar medyacılar, iş adamları Ağa Han gibi debdebe ve ihtişam içinde yaşıyor.

Kendileri, eşleri, oğulları, kızları, torunları, yeğenleri eski Hint Mihraceleri gibi hayat sürüyor.

Bu memlekette genel bir refah olsa, herkesin tuzu kuru olsa, hiç sefalet ve sıkıntı olmasa yüreğim yanmaz bu kadar.

Kimse bana kızmasın. Yazdıklarım doğru mu değil mi onu düşünsün. Doğruysa herkes kendisine çeki düzen versin.

Bunca vatandaşın sefalet ve sıkıntı içinde yaşadığı bu ülkede 400 liraya kadın çorabı alınmaz."

 

KKTC’li danışmanın kayıp babası bulundu

Kıbrıs’ta kayıpların kimliğini belirlemek amacıyla Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından yürütülen kazı ve DNA çalışmalarında, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın danışmanı Kutlay Erk’in 1963’den beri kayıp olan babası Mustafa Arif’in kimliği belirlendi

AA

Güncelleme: 17:35 TSİ 28 Mayıs 2008 Çarşamba

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın danışmanı Kutlay Erk’in 1963’den beri kayıp olan babası Mustafa Arif’e “Kayıp Şahıslar Komitesi”nin çalışmaları sonucu ulaşıldı. Mustafa Arif’in kemikleri Lefkoşa’nın Rum tarafındaki Strovolos bölgesinde yapılan kazılarda bulundu ve kimlik tespiti DNA yoluyla yapıldı. Cumartesi günü Gazimağusa’da toprağa verilecek Mustafa Arif için Lala Mustafa Paşa Camiinde tören düzenlenecek.

 

Törende, Lefkoşa Türk Belediyesinin eski başkanı Kutlay Erk, bir konuşma yapacak.

Mustafa Arif, Aralık 1963’te, kalp krizi geçirdikten sonra tedavi amacıyla Lefkoşa Genel Hastanesinde bulunduğu sırada alınıp götürülmüş ve kendisinden bir daha haber alınamamıştı.

KAYIP YAKINLARININ RUM YÖNETİMİ ALEYHİNE BAŞVURUSU
Öte yandan, Taşkent ve Teraziköy’den Ağustos 1974’de toplanan ve halen kayıplar arasında bulunan Kıbrıslı Türklerin yakınlarının, Rum yönetimi aleyhinde Güney Kıbrıs Yüksek Mahkemesine yaptıkları başvuruyla ilgili karar yarın açıklanacak.

Taşkent ve Teraziköy kayıp yakınları, Kıbrıs Rum yönetiminin “anayasal zorunluluğunu yerine getirmediği, söz konusu kayıpları konusunda yapması gereken etkin soruşturmayı ihmal ettiği ve kayıp yakınlarına bilgi vermeyi ret ettiği” gerekçeleriyle Yüksek Mahkemeye başvurmuştu.

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Avukat Emine Erk, mahkemenin kayıp ailelerin lehine kar vermesi halinde “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin bu konudaki ihmalinin mahkeme tarafından tescil edilmiş olacağını ve kayıp Kıbrıslı Türkler konusunda etkin araştırma yapmaya zorlanacağını belirtti.

Erk, kararın kayıp yakınlarının aleyhine çıkması halinde ise davacıların iç hukuk yollarını tüketmiş olacağını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabileceğini söyledi.

Emine Erk, kayıplar konusunun dönem dönem Kıbrıs’ın iki tarafında da istismar edildiğini ve bundan en çok kayıp yakınlarının mağdur olduğunu söyledi.

 

KKTC’de öğretmenlerin eylemi sürüyor

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Lefke Avrupa Üniversitesi’nde yaşanan sorunları ve işten çıkarma olaylarını protesto amacıyla eylem düzenledi.

AA

Güncelleme: 17:51 TSİ 28 Mayıs 2008 Çarşamba

 

LEFKOŞA - Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın (KTOEÖS) düzenlediği eylem kapsamında önce Başbakanlık önüne siyah çelenk bırakıldı, ardından Cumhuriyet Meclisi önünde toplanıldı. “Özgür ve Demokratik Üniversite” talebiyle gerçekleşen eyleme bazı siyasi parti ve sendikalar destek verdi.

 

KTOEÖS Genel Başkanı Adnan Eraslan, Başbakanlık önünde yaptığı konuşmada, “Ancak diktatör ve faşizmin kol gezdiği ülkelerde yaşanabilecek olaylarla karşı karşıyayız” iddiasında bulunarak, Lefke Avrupa Üniversitesi’nde (LAÜ) görev yapan akademisyenlerin sendika kurma, toplu sözleşme ile grev hakkını kullanmak amacıyla sendikaya üye olduklarını, ancak onlarca kişinin işine son verildiğini söyledi.

Eraslan, “Bu yönetimin başındaki Başbakandır, biz de onu protesto ediyoruz. Bu siyah çelengi kendisine veriyoruz, bir an önce doğruya gelmesini istiyoruz” diye konuştu.

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı ise kendisinin de bir akademisyen olduğunu, hocaların üniversitede ders yapması gerekirken meclis önünde eylem yapmaya geldiklerini ifade ederek, “Böyle bir utancı bugün gördüğümde, Kıbrıs’ta şu anda olmaktan dolayı üzüldüm” diye konuştu.

ORTA EĞİTİMDE GREV SÜRÜYOR
Bu arada, KTOEÖS’ün Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığına bağlı orta dereceli okullarda 12 Mayıs’tan beri uyguladığı grev bugün de sürdü.

Grevler, Öğretmenler Yasası’ndan çıkarılan “kıdemli öğretmen” tefsirinin yerine konması istemiyle yapılıyor.

 

Talat, 2008’de çözümden umutlu

DIŞ HABERLER SERVİSİ

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorunu konusunda bu yılın sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğini söyledi.

AB yetkilileriyle temaslarda bulunmak için iki gündür Brüksel’de olan Talat, Associated Press ajansına verdiği röportajda, Rum lider Dimitris Hristofyas ile birlikte, bugüne kadar doğrudan müzakerelerin önünü tıkayan farklılıkları giderebilecekleri konusunda iyimser olduğunu söyledi. Talat, “Gerçekten iyimserim, çünkü Kıbrıs Rum Kesimi’nde bir değişim var. 2008 sonuna kadar bir çözüme ulaşmak mümkün” dedi.
Talat, daha önceki görüşmelerde birçok teknik çalışmanın yapıldığını vurguladı ve yüz yüze görüşmelerde en zorlu konulara odaklanacaklarını söyledi. Talat bu konular arasında mülkiyet hakkı, iktidar paylaşımı ve güvenlik meselesinin yer aldığını belirtti.

AB’den baskı istedi
İyimser olmasına rağmen, Rumların 21 Haziran’da görüşmelere başlamaya hazır olmadığı izlenimini edindiğini ifade eden Talat, bunun üstesinden gelinmesi gereken bir sorun olduğunu bildirdi.
Talat ayrıca, Brüksel’de görüştüğü AB yetkililerinden, çözüm bulma konusunda kararlı olmaları için Rumlara baskı yapmayı sürdürmelerini istediğini kaydetti. Talat, Slovenya’nın dönem başkanlığı haziranda sona ermeden önce, KKTC ile ticaretin açılması için verilen taahhütler konusunda önemli bir gelişme kaydetmesini beklediğini de belirtti.

MILLIYET 28/05/08

 

 

Bu yılın sonuna kadar çözümden umutluyum

"GERÇEKTEN İYİMSERİM"... Cumhurbaşkanı Talat, birçok AB üyesi ülkenin dışişleri bakanlarıyla görüştüğü Brüksel'de Associated Press ajansına verdiği demeçte, Kıbrıs konusunda gelecek ay yüz yüze görüşmelere başlanması ve yıl sonuna kadar bir çözüme ulaşılması konusunda hala umutlu olduğunu belirtti. Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile doğrudan müzakereler yapılmasını bugüne kadar engelleyen farklılıkları giderebilecekleri konusunda iyimser olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, "Gerçekten iyimserim, çünkü Rum kesimi tarafında bir değişim var. Bu yılın sonuna kadar bir çözüme ulaşmak mümkün olabilir" diye konuştu

GÖRÜŞMELERDE ZORLU ALANLARA ODAKLANACAĞIZ... Bir anlaşmaya ulaşmak için bulunulan önceki girişimlerde birçok teknik çalışmanın hâlihazırda yapıldığını söyleyen Talat, yüz yüze görüşmelerde, aralarında mülkiyet hakları, iktidar paylaşımı ve güvenlik konularının bulunduğu zorlu alanlara odaklanılacağını kaydetti. Talat, iyimser olmasına rağmen, Rumların, 21 Haziran'da görüşmelere başlamaya hazır olmadığı izlenimini edindiğini ifade ederek, bunun üstesinden gelinilmesi gereken bir sorun olduğunu belirtti

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorunu konusunda bu yılın sonuna kadar bir çözüme ulaşılması konusunda iyimser olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, birçok AB üyesi ülkenin dışişleri bakanlarıyla görüştüğü Brüksel'de Associated Press ajansına verdiği demeçte, Kıbrıs konusunda gelecek ay yüz yüze görüşmelere başlanması ve yıl sonuna kadar bir çözüme ulaşılması konusunda hala umutlu olduğunu belirtti.

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile doğrudan müzakereler yapılmasını bugüne kadar engelleyen farklılıkları giderebilecekleri konusunda iyimser olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Gerçekten iyimserim, çünkü Rum kesimi tarafından bir değişim var. Bu yılın sonuna kadar bir çözüme ulaşmak mümkün olabilir" diye konuştu.

Bir anlaşmaya ulaşmak için bulunulan önceki girişimlerde birçok teknik çalışmanın hâlihazırda yapıldığını söyleyen Talat, yüz yüze görüşmelerde, aralarında mülkiyet hakları, iktidar paylaşımı ve güvenlik konularının bulunduğu zorlu alanlara odaklanılacağını kaydetti.

Talat, iyimser olmasına rağmen, Rumların, 21 Haziran'da görüşmelere başlamaya hazır olmadığı izlenimini edindiğini ifade ederek, bunun üstesinden gelinilmesi gereken bir sorun olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Talat ayrıca, AB yetkililerinden, bir çözüm bulunması için Kıbrıs Rum tarafına baskı yapmayı sürdürmelerini istediğini bildirdi ve bu konuda bir motivasyona ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Talat; Almanya'nın, doğrudan ticaretin başlatılması için verilen taahhütler üzerinde önemli bir gelişme kaydetmesini beklediğini söyledi.

KIBRIS 28/05/08

 

 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca: Müzakereleri haziranda başlatabilme tutumumuz sürüyor

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca haftalık basın brifinginde, "Biz müzakerelerin haziran ayının ikinci yarısında başlayabileceği görüşümüzü muhafaza ediyoruz" dedi.

Erçakıca, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın geçen cuma günkü görüşmelerinin sonuçlarının büyük ölçüde olumlu olduğunu yineledi.

Ortak dil konusunda mutabık kalınan bu görüşmeden sonra iki liderin temsilcileri Özdil Nami ve Yorgos Yakovu'nun dün görüştüğüne işaret eden Erçakıca, iki temsilcinin görüşmenin sonuçları yanında çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarını değerlendirdiğini söyledi.

"Rum tarafından pek çok

spekülatif haber yayımlanıyor"

Hasan Erçakıca, cuma günkü liderler görüşmesinden sonra Rum tarafında pek çok spekülatif haber yayımlandığını, bunlardan birinin kapsamlı çözüm müzakerelerinin eylül ayında başlamasının kararlaştırıldığı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"İki liderin buluşmasında, kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlaması konusu ele alınmış ve Cumhurbaşkanımız, bu müzakerelere başlamaya hazır olduğumuzu Hristofyas'a bir kez daha iletmiştir. Buna karşın Kıbrıs Rum tarafı çalışma gruplarındaki çalışmaları değerlendirmek gerektiği üzerinde durmuştur. Bu görüş farklılığının ortaya çıkması üzerine iki lider, haziran ayının ikinci yarısında yeni bir değerlendirme yapmayı kararlaştırmıştır. Bu, ortak açıklamaya da girmiştir. Kıbrıs Türk tarafı, görüşmelerin haziran ayının ikinci yarısında başlayabileceği şeklindeki tutumunu devam ettirmektedir. Kıbrıs Rum tarafını, kapsamlı müzakere sürecini en erken zamanda başlatmak konusunda teşvik edici bir tutum sergilemeye devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Rum tarafındaki tartışmaların en erken zamanda sonuçlanmasını ve görüşme sürecine uyumlu olarak tam kapasiteyle katılmasını arzu ettiklerini de belirtti.

"AB ülkeleri sorunun çözümlenmesine büyük ilgi gösteriyor"

Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı Talat'ın AB Dönem Başkanı Slovenya'nın davetiyle Brüksel'de temaslarına devam ettiğine de işaret ederek, bu temaslardan çıkan ilk izlenimin, AB ülkelerinin Kıbrıs sorununun çözümlenmesine büyük ilgi gösterdikleri olduğunu söyledi.

AB üyesi ülke dışişleri ve Avrupa bakanlarının Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesini istediklerini kaydeden Erçakıca, bunun için her türlü yardıma hazır oldukları mesajını ilettiklerini kaydetti.

Erçakıca, Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşmelerin BM çatısı altında sürdürüldüğüne işaret ederek "Kıbrıs Türk tarafı, bu sürecin AB çatısı altına taşınmasına karşıdır ve bunun başlıca nedeni, Kıbrıs Rum tarafının haksız bir şekilde elde ettiği AB üyeliğini bize karşı kullanma çabalarıdır. Bu nedenle, Avrupa Birliği'nin görüşme sürecine katılımı teknik düzeyle sınırlı olmak zorundadır" diye konuştu.

"Askeri tatbikatlardan sakınılmalıdırlar"

AB'nin çözüm sürecine siyasi bir katkı yapabilmek için önceliğini Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılmasına, bu anlamda Mali Yardım Tüzüğü'nün uygulanması ile Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün kabul edilmesine vermesi gerektiğini vurgulayan Hasan Erçakıca, "Bir yandan Kıbrıs sorununun çözümlenmesine isteklilik gösterirken, diğer yandan, dönem başkanlığını devralmaya hazırlanan Fransa'nın yaptığı gibi, Kıbrıs Rum tarafıyla uluslararası anlaşmalara aykırı olarak ortak askeri tatbikatlar düzenlenmesinden sakınılmalıdır" dedi.

Erçakıca, bu tür ilişkilerin Kıbrıs Rum tarafını, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu devam ettirmek konusunda cesaretlendirdiğinin ve çözüm sürecine katkı koymaktan uzak tuttuğunun unutulmamasını da istedi.

Talat Babacan'la kahvaltıda bir araya geldi

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı Talat'ın Brüksel'deki temaslarıyla ilgili bilgi verirken, önceki gün Slovakya Dışişleri Bakanı, Fransa AB Bakanı'yla bir araya gelen Talat'ın, dün Slovenya Dışişleri Bakanı'yla görüştüğünü, Türkiye Dışişleri Bakanı Ali Babacan'la da kahvaltıda bir araya geldiğini açıkladı. Erçakıca, Talat-Babacan görüşmesinin program dışında gerçekleştiğini belirtti.

KIBRIS 28/05/08

 

UBP ve DİSİ'den tarihi buluşma

FARKLI DÜŞÜNCELER DİYALOĞU ENGELLEMEMELİ"... Güney Kıbrıs'ta ana muhalefet partisi durumundaki DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, dün KKTC'ye geçerek, ilk kez ana muhalefet UBP'yi ziyaret etti ve Genel Başkan Tahsin Ertuğruloğlu ile görüştü. Her iki parti başkanı da, iki partinin farklı düşüncelerde olabileceğini, ancak bunun; diyaloğu engellememesi gerektiğini vurguladı. Anastasiadis basına açıklamasında, iki partinin de ana muhalefet partisi olduğuna dikkat çekerek iki parti arasındaki en belirgin farklılığın; DİSİ'nin Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'a yeni başlayan çözüm sürecinde destek belirtmesi, UBP'nin ise Talat'ın çabalarına karşı çıkması olduğunu iddia etti

Güney Kıbrıs'ta ana muhalefet partisi durumundaki Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) Başkanı Nikos Anastasiadis, dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geçerek, ilk kez ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi'ni (UBP) ziyaret etti ve Genel Başkan Tahsin Ertuğruloğlu ile görüştü.

İki parti lideri, 2.5 saat süren görüşmeden sonra yaptıkları ortak basın açıklamasında, iki partinin farklı düşüncelerde olabileceğini, ancak bunun; diyaloğu engellememesi gerektiğini vurguladı.

UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, partisinin, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın 21 Mart'ta başlayan yeni çözüm süreci çerçevesinde yürüttüğü görüşme sürecini ele alış şeklinden memnun olmadığını söyledi.

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ise, DİSİ'nin; çözüm sürecini desteklediğini ve bu süreçte Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'a destek belirttiğini kaydetti.

UBP'nin Köşklüçiftlik'teki binasında yer alan görüşmede Ertuğruloğlu'na, UBP Genel Sekreteri Nazım Çavuşoğlu, Genel Sekreter Yardımcısı Ersin Tatar ile Kıbrıs Sorunu Müzakere Sürecini İzleme Komitesi Başkanı İrsen Küçük eşlik ederken; Anastasiadis'e DİSİ Meclis üyeleri Katherine Clerides ile Philippos Nicolaides eşlik etti.

Ertuğruloğlu

Görüşmeden sonra yapılan basın açıklamasında ilk sözü UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu aldı.

Hem İngilizce hem de Türkçe açıklama yapan Ertuğruloğlu, bu günün; Güney Kıbrıs'tan siyasi bir partinin UBP'yi ziyaret etmesi açısından tarihi bir gün olduğunu ifade ederek, temasların devam edeceğini ve DİSİ yetkililerini Güney Kıbrıs'ta ziyaret edeceklerini söyledi.

Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununun adil ve kalıcı bir zeminde çözümlenmesinin her iki tarafın da ortak çıkarına olduğunu ifade ederek, bu nedenle diyaloğun hem yararlı hem de gerekli olduğunu vurguladı.

Görüşmenin yararlı geçtiğini, Kıbrıs sorunu ve ortak konuları ele aldıklarını ifade eden UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, bunun; DİSİ ile ilk görüşmeleri olduğunu, ancak sonuncusu olmayacağını söyledi.

İki partinin Kıbrıs konusunda farklı noktada olabileceklerini, ancak bunun partiler arasındaki diyaloğun devam etmemesi anlamına gelmediğini ifade eden Ertuğruloğlu, bunun; tarafları ortak noktalar bulmaya çalışmaktan alıkoymaması gerektiğini vurguladı.

Ada'nın ortak evleri olduğunu ve Ada'daki gerçekler zemininde, herkese daha iyi bir gelecek sağlayacak bir uzlaşı için uğraş verilmesi gerektiğini ifade eden UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununun BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde çözüme kavuşturulmasını desteklediklerini ifade etti.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs'ın bütünün Avrupa Birliği üyesi olmasını ümit ettiklerini de vurguladı.

Anastasiadis

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis de, görüşmen yararlı geçtiğini ifade etti ve iki partinin Kıbrıs sorununun çözümü ve gidişatı hakkında farklı görüşte olabileceğini, ancak bunun; diyaloğu engellememesi gerektiğini söyledi.

İki partinin de ana muhalefet partisi olduğuna dikkat çeken Anastasiadis, iki parti arasındaki en belirgin farklılığın; DİSİ'nin Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'a yeni başlayan çözüm sürecinde destek belirtmesi, UBP'nin ise Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın çabalarına karşı çıkması olduğunu iddia etti.

Önemli olanın, diyalogun devam etmesi olduğunu, çünkü partilerin çekincelerini ve ortak noktalarını belirlemesinin ancak diyalogla mümkün olduğunu ifade eden Nikos Anastasiadis, iki toplumun yararına olacak birleşik bir Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'nde yer almasını görmek istediklerini dile getirdi.

Ertuğruloğlu: Görüşme sürecini destekliyoruz ancak...

Anastasiadis'in konuşmasından sonra tekrar söz alan UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, UBP'nin görüşme sürecini desteklediğine vurgu yaparak "Ancak Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın görüşme sürecini ele alış şeklini eleştirebiliriz, bu; görüşmelere karşı olduğumuz şeklinde anlaşılmamalıdır" dedi.

Görüşmelerin çözüm için tek yol olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, görüşmelerin olması gerektiğini söyledi.

Yeni görüşme sürecinin denenmesinin memnuniyet verici olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu "UBP, Cumhurbaşkanı Talat'ın süreci ele alış şeklinden memnun değildir" dedi.

Neden Güney Kıbrıs'tan siyasi bir parti ile görüşmeyi kabul ettiği sorusuna karşılık Ertuğruloğlu, daha önce hiçbir Kıbrıslı Rum siyasi partinin UBP ile görüşme ihtiyacı duymadığını kaydederek, Anastasiadis'e görüşmeden dolayı teşekkür etti.

İki taraftan siyasi partiler arasında yer alacak görüşmelerin, iki taraf arasındaki diyaloğa katkı koyacağını ifade eden Ertuğruloğlu, "Kapımız Güney'deki tüm siyasi partilere açıktır" dedi.

"Direkt görüşmeler en kısa zamanda başlamalı"

Direkt görüşmelerin başlayıp başlamaması konusundaki görüşünün sorulması üzerinde UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, "Direkt görüşmeler en kısa zamanda başlamalı" dedi.

Ertuğruloğlu'nun, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın direkt görüşme sürecini erteleme niyetinde olduğunu söylemesi üzerine söz alan Anastasiadis, Dimitris Hristofyas'ın direkt görüşmeleri oyalama niyetinde değil, daha iyi bir hazırlık yapılması peşinde olduğunu kaydetti.

KIBRIS 28/05/08

 

Geçitkale mahkemelik

BUGÜN YARGIYA BAŞVURULUYOR... Cyprus Aviation Services Limited Şirketi'nde yüzde 30 hissesi bulunan ancak saf dışı bırakılmaya çalışılan işadamı Asil Nadir, Geçitkale Havaalanı ilahesindeki mağduriyetinden dolayı bugün yargıya başvuruyor. KKTC'nin ve kamunun çıkarını da düşünerek, ihlal edilen haklarıyla ilgili yargıya başvuracağını belirten Nadir, devlet ve kamuoyunu bilgilendirmeyi görev saydığını kaydetti

İHALE YÜRÜTÜLEMEZ... Cyprus Aviation Services Limited Şirketi'nin ihale sözleşmesine aykırı olan yapısının, şirketin sözleşmede yer alan kuruluş sürecini tamamlamadığını ve imzalandığı iddia edilen protokolün, imza edildiği tarihte tarafların adada bulunmadığını gözler önüne seren Asil Nadir, şartnamenin ve yasaların ihlal edildiği bu süreçte, ihalenin yürütülemez duruma geldiğini vurguladı

İşadamı Asil Nadir, Cyprus Aviation Services (CAS) Limited Şrketi'nde yüzde 30 hissesi bulunmasına karşın saf dışı bırakılmaya çalışılması sonrasında yaşanan gelişmeler üzerine, Geçitkale Havaalanı ilahesindeki mağduriyetinden dolayı bugün yargıya başvuruyor.

Cyprus Aviation Services Limited Şirketi'nin ihale sözleşmesine aykırı olan yapısının, sözleşmede yer alan kuruluş sürecini tamamlamadığını ve imzalandığı iddia edilen protokolün, imza edildiği tarihte tarafların adada bulunmadığını gözler önüne seren Asil Nadir, KKTC ve kamuoyunun çıkarlarını da düşünerek yargıya başvuracağını açıkladı.

İhalenin devamının mümkün olmadığına dikkat çeken Asil Nadir, ihaleyi alan şirketin aktif olması gerekirken, CAS'ın durağan bir şirket olması, İhale Komisyonu'nun ihaleyi CAS'ın kazandığına dair tebliğinden

bir ay sonra Şirketler Mukayyitliği'ne tescil edilmesi gerekirken, 28 Şubat'taki tebliğden bugüne kadar 3 ay geçmesine rağmen tescilin halen tamamlanmamasını ve 14 Mayıs'ta saat 15.00'te başlayan Bakanlar Kurulu toplantısında, ihaleyi Castlegate Aviation Ltd.'den alıp, Cyprus Aviation Services Limited'e verilirken, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar'ın yurt dışında olduğu o tarihte, şirketle nasıl sözleşme imzalanabileceğini sorgulayan Asil Nadir, bu şekilde ihale şartlarının ihlal edildiğine vurgu yaptı.

Asil Nadir'in ofisinden dün yapılan açıklamaya göre, işadamı Nadir'in avukatları bugün saat 10.30'da mahkemeye başvurarak suç duyurusunda bulunacak.

Asil Nadir'in Geçitkale Havaalanı ihalesi ile ilgili yaptığı basın açıklamasının tam metni şöyle:

Geçitkale Havaalanı'nın işletme haklarının verilmesine ilişkin ihale sürecinde yaşananlara yönelik duyarlılık ve kaygılarımızda ne denli haklı olduğumuz her geçen gün çok daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Hiç kuşku yok ki dünyanın her yerinde havaalanlarının işletmesine ilişkin ihaleler, ekonomik ve ticari boyuta paralel olarak, stratejik önemi ile birlikte değerlendirilir.

Her koşul altında bu tür işletmelere talip olan özel ve tüzel kişilerin bugün ve gelecek için güven zedeleyici tutum içinde olmamaları gerekir.

Geçitkale Havaalanı'nın ihale sürecinde, Asil Nadir'in ortaklık haklarını kabul edip seslendiren ve belgelendiren Cyprus Aviation Services Limited Şirketinin yabancı direktör ve ortakları, daha sonra pek çok soru işaretini barındıran bir tutum içine girmişlerdir. İhale kazanılıncaya kadar Asil Nadir'i hissedarları ve temsilcileri olarak sunan yabancı ortaklar, ihale kazanıldıktan sonra ise tutumlarını değiştirerek Asil Nadir'in haklarını, anlaşılmayan nedenlerle, gasbetmeye kalkışmışlardır. Asil Nadir gasbedilen ve inkâr edilen haklarını korumakta kararlıdır.

13 Mayıs 2008 tarihinde Asil Nadir tarafından, bu konu ile ilgili yapılan birinci Basın Açıklamasında, Asil Nadir'in Cyprus Aviation Services Limited Şirketinde hissedar olduğu ancak İngiliz ortakların bundan kurtulmak istedikleri, ayrıca Cyprus Aviation Services Limited Şirketine Güney Kıbrıs'ta kayıtlı ve Rumların sahip olduğu bir şirketin dolaylı olarak hissedar yapıldığı açıklanmıştı. (Bu konular ile ilgili tüm belgeler, Resmi Makamlara verilmiştir).

Bu arada konu ile ilgili çalışma ve araştırmalarımız devam ederken, elde ettiğimiz yeni bilgi ve bulgular, söz konusu ihalenin devamının yasal olarak mümkün olmadığını göstermektedir. Bu hususları da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Üzülerek belirtmeliyim ki, geldiğimiz noktada hem İHLAL hem de YANITLANMASI GEREKEN BİR ÇOK SORU vardır. Bu ihlal ile soru işaretlerini yaratan bulgular şöyledir:

1. Geçitkale Havaalanı'nın İşletme Haklarının Verilmesine İlişkin İhale Şartnamesi'nin 6. Maddesinde şu paragraflar yer almaktadır:

MADDE 6.- .................

g. İstekliye ait, tek düzen muhasebe sistemine göre düzenlenmiş ve yetkili

muhasip - murakıplar veya yeminli mali müşavirlerce tastik edilmiş 2006

yılı bilanço ve eklerinin (Gelir Tablosu dahil) verilmesi,

h. İhaleye katılacak isteklinin (Ortak Girişim halinde tüm ortakların ayrı ayrı)

kendi tüzel kişiliği adına son bir yılda (2006) asgari 500.000 ? tutarında

brüt satış yaptığına dair belge, asgari 500.000 ? tutarında brüt satış

yapıldığına ilişkin belgenin yetkili muhasip-murakıplar veya yeminli mali

müşavirlerce tasdik edilmiş suretinin İdare'ye ibrazı zorunludur.

(Belge: Ek - 1)

Ayrıca, ihaleyi kazanan Cyprus Aviation Services Limited Şirketi, İngiliz Şirketler Mukayyitliği belgesinden de görüleceği gibi, (DORMANT), yani "aktif olmayan", "durağan" bir şirkettir, (Belge: Ek - 2 ). Buna ilaveten, Şirketin 2006 yılına ait finansal tablosu, sadece bir bilançodan ibaret olup Şirket'in hiç bir aktivitesi ve gelirinin olmadığını göstermektedir. Bu bilanço, Şirket Yönetim Kurulu'nun 28 Ağustos 2007 tarihli toplantısında onaylanmış ve Direktör Sayın James Aitcheson Beveridge tarafından imzalanarak 04.09.2007 tarihinde İngiltere Şirketler Mukayyitliğine verilmiştir, (Belge: Ek - 3). Şirketin bilançosundan da görüleceği gibi, elde olan nakit £ 4 olup, bunun karşılığı da beheri £ 1 olan 4 hissedir. Nitekim, bu tip bilanço, yani sadece kurucu ortakların hisselerinden başka işlem göstermeyen bir bilanço, İngiliz yasalarına göre, Şirketin tamamen "durağan" olduğunu göstermektedir.

Bu durumda, EK - 1'den EK - 3'e kadar olan belgelerden de görüleceği gibi, Cyprus Aviation Services Limited'in, "aktif olmayan" ve "durağan" bir şirket olması hasebiyle, ülke ekonomisi için bu denli stratejik, önemli ve büyük bir ihalenin kendisine verilmemesi gerekirdi.

2. Geçitkale Havaalanı'nın İşletme Haklarının Verilmesine İlişkin İhale Şartnamesi'nin 8. Maddesi'nde şu paragraf yer almaktadır:

MADDE 8.- ...............

İhaleyi yabancı firmanın kazanması halinde ihale kararının tebliğine müteakip Fasıl 113 Şirketler Yasası hükümleri uyarınca KKTC Resmi Kabz Memurluğu ve Mukayyitlik Dairesi'ne bir ay içerisinde Denizaşırı Şirket kaydını yaptırması zorunludur. Aksi taktirde ihaleyi kazanmamış addedilecek ve/veya ihale ile elde ettiği hakları kaybedecek ve kendisi ile sözleşme yapılmayacaktır. Ayrıca, geçici teminatına el konulacaktır.

(Belge: Ek - 4)

Hal böyle iken, ihaleyi kazandığı açıklanan Cyprus Aviation Services Limited, Özel İhale Komisyonu'nun kararı 28 Şubat 2008 tarihinde tebliğinin üzerinden değil bir ay, üç aylık bir süre geçmesine rağmen, İhale Şartnamesinin hayati önem taşıyan bu maddesi uyarınca, Denizaşırı Şirket kaydını halen yaptıramamıştır. Halbuki İhale Şartnamesi, bunu bir zorunluluk olarak işaret etmektedir.

Bu durumda, yani bir aylık süre aşıldıktan sonra, Şartname koşullarına göre Sözleşme yapılması mümkün değildir.

Hukukçularımız, Resmi Kabz Memurluğu ve Mukayyitlik Dairesi'ne 21 Mayıs 2008 tarihinde başvurarak Cyprus Aviation Services Limited isminde İngiltere'de tescili bulunan şirketin Denizaşırı Şirket olarak KKTC'nde kaydının yapılıp yapılmadığını sormuştur. Şirketler Mukayyidi Sayın Cemal Arık, 22 Mayıs 2008 tarihinde verdiği yazılı yanıtta "... konu şirket 18 Nisan 2008 tarihinde Yabancı Şirket (şube) statüsünde tescil edilmek üzere başvuru yapmış olduğu tespit edilmiştir. ......konu şirketin tescili için gerekli belgelerin bir kısmını henüz tamamlamamış olmasından tescil işlemi henüz gerçekleşmemiştir." ifadesini açık olarak kullanmıştır. (Belge: Ek - 5)

Ortaya çıkan bu gerçek ışığında Cyprus Aviation Services Limited ile Sözleşme imzalamak mümkün değildir. Bunda ısrar etmek de, İhale Şartnamesi'nin ihlali demektir. Fakat buna rağmen Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Sayın Salih Usar ve Cyprus Aviation Services Limited'in 14 Mayıs 2008 tarihli bir Sözleşme imzaladıkları iddia edilmektedir.

3. Bir diğer önemli husus da şudur ki, 14 Mayıs 2008 tarihinde Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Sayın Salih Usar ile Cyprus Aviation Services Limited yetkililerinin yasal olarak sözleşme imzalaması olası değildir.

14 Mayıs 2008 tarihli Sözleşme'de, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Sayın Salih Usar ile Cyprus Aviation Services Limited Direktörü Sayın James Aitcheson Beveridge'in imzaları bulunmaktadır. Bu Sözleşme'ye tanık olarak da, William Robert Smith Hillditch ve Avukat Menteş Aziz'in imzalarını koydukları iddia edilmektedir. Bunun anlamı, 14 Mayıs 2008 tarihinde Sayın Salih Usar'ın, Sayın James Aitcheson Beveridge'in, Sayın William Robert Smith Hillditch ve Avukat Menteş Aziz'in hep birlikte bir araya gelerek bu Sözleşme'yi imzaladıklarıdır. (Belge: Ek - 6)

Ancak yaptığımız bir araştırma şu gerçekleri ortaya çıkarmıştır:

a) Sayın Bakan Salih Usar, 14 Mayıs 2008 tarihinde Kıbrıs Türk Hava Yollarının YK 001 sefer sayılı seferiyle sabah saat 07.00'de Ercan'dan çıkış yapıp İstanbul'a uçmuştur ve ancak 24 Mayıs 2008 tarihinde geri dönmüştür. (Belge: Ek - 7 ve Ek - 8)

b) Şahitlerden William Robert Smith Hillditch de, en son 29 Nisan 2008 tarihinde KKTC'den ayrılmış ve bu güne kadar KKTC'ye başka giriş yapmamıştır. (Belge: Ek - 9)

c) Bu Sözleşme'nin imzalanmasına yetki veren S (K-II) 1102-2008 ve S (K-II) 1103-2008 numaralı Bakanlar Kurulu Kararları, 14.05.2008 Çarşamba günü takriben saat 15.00'de başlayan ve gece saat 20.00 civarında sona eren Bakanlar Kurulu Toplantısında alınmıştı.

Bu durumda adada olmayan Sayın Bakan Salih Usar ve Sayın William Robert Smith Hillditch'in bu Sözleşme'yi 14.05.2008 tarihinde imzalamaları söz konusu olamazdı. 14.05.2008 tarihli Sözleşme, daha eski bir tarihte de imzalanamazdı çünkü 14.05.2008 tarihinden önce ihale, 9 Nisan 2008 tarihli ve S (K-II) 887-2008 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca hala daha Castlegate Aviation Ltd. üzerine bulunmakta idi. Daha eski bir tarihte imzalanamaz oluşunun bir başka nedeni ise, henüz bu Sözleşme'nin imzalanmasına yetki veren ve ihaleyi Castlegate Aviation Ltd.'den alıp Cyprus Aviation Services Limited'e veren Bakanlar Kurulu toplantısı henüz yapılmamıştı. Bu durumda haklı olarak, 14.05.2008 tarihinde imzalandığı belirtilen Sözleşme'nin, "yoklukla malul" (Null and Void) olduğunu düşünmek çok da abartılı bir düşünce olmayacaktır. Bu durumda "var olmayan" bir Sözleşme ile bu ihalenin nasıl yürütüleceği merak konusudur.

Bu imzaların bulunduğu sayfayı basına dağıtan Avukat Menteş Aziz olduğuna göre, bu imzaların "o tarihte" nasıl o sayfada yer alabildiklerini de kendisi kamuoyuna izah etmelidir. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Sayın Salih Usar, belirtilen tarihte ülkede olmadığına göre imzasının nasıl olup da bu Sözleşme'ye konulduğunu anlamak mümkün değildir. Yoksa Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Sayın Salih Usar da iradesi dışında zor durumda mı bırakılmıştır!

Netice itibariyle, yukarıda açıklanan bulgular, Geçitkale Havaalanı'nın İşletme Haklarının Verilmesine İlişkin Sözleşme'nin her açıdan geçerli olmadığını göstermektedir.

KKTC'nin ve kamunun çıkarını da düşünerek, 28 Mayıs 2008 Çarşamba günü (bugün) ihlal edilen tüm haklarımızla ilgili olarak Yargıya başvurulacaktır.

Gelinen aşamada Devlet yetkililerine yönelik bilgilendirmeye paralel kamuoyunu bilgilendirmeyi de görev sayıyoruz...

KIBRIS 28/05/08

 

 

Illegal alien dies in police chase
By Alexia Saoulli

AN ILLEGAL immigrant was killed and another seriously injured early yesterday morning when they tried to escape arrest after crossing from the occupied areas, police said.

The incident occurred at around 6.30am after police received a tip-off that a group of 50 Syrian immigrants were in the Aradippou-Avdellerou area in the Larnaca district.

Seeing the net close, two of the men broke free from the group and made a run for it across the motorway where they were hit by an oncoming car.

One of the men was killed outright, while the other was rushed to Larnaca hospital in critical condition. The driver of the car that hit them suffered a nervous breakdown and was also taken to hospital for treatment, reports said.

Speaking to reporters later in the day, Police Chief Iacovos Papacostas said: “Since this morning the arrest of a large group of illegal immigrants has been under way. Unfortunately the illegal immigrants ran on to the motorway, where one of our citizens hit two of them. One is already dead and the other is critically injured at Larnaca General Hospital.”

Papacostas said a large number of police personnel, including Rapid Reaction Unit (MMAD) officers and the police helicopter, had been mobilised to catch the immigrants.

He said the 50 had crossed over to the free areas from the north.

“From the first interrogations it seems they are all Syrian. At this moment we have caught 38 illegal immigrants,” he said.

Commenting on reporters’ observations that the majority of immigrants spoke Greek, Papacostas said this was not something he was aware of.

“If this is true then it confirms our fears and observations that the majority are people who are deported and return back to Cyprus,” he said.

He said the illegal immigrants would be deported in line with legal procedures.

A large number of police remained in the area in an effort to locate the remaining immigrants.

Cyprus has the highest concentration of illegal immigrants and asylum seekers in the EU. Its close proximity to Syria and Lebanon, about 90km in some areas, makes it vulnerable to human trafficking and illegal migration, and the legal limbo in the north makes it a haven for traffickers, who regularly channel immigrants across the ceasefire line. The vast majority of illegal immigrants transit through the north.

Police have been stepping up their efforts to stem the flow in recent months, and last November, a Syrian man was shot dead during a police operation to arrest illegal immigrants.

CYPRUS MAIL 28/05/08

 

 

Rum adaleti kayıp Türkler davasını reddetti

Kıbrıs’ta, Taşkent ve Teraziköy’den Ağustos 1974’de toplanan ve halen kayıplar arasında bulunan Türklerin yakınlarının Rum yönetimi aleyhinde Güney Kıbrıs yüksek mahkemesinde “görevi ihmal” gerekçesiyle açtığı dava reddedildi.

AA

Güncelleme: 15:22 TSİ 29 Mayıs 2008 Perşembe

 

LEFKOŞA - Davaya ilişkin kararını bugün açıklayan mahkeme, Rum Anayasası’nın 146. addesine dayanarak, davanın Yüksek İdare Mahkemesi yetkisinde bulunmadığını savundu.

 

Kararda ayrıca, kayıplarla ilgili araştırmanın Kayıp Şahıslar Komitesine devredilmesi nedeniyle, araştırma sürecinde devletin sorumluluğunun kalmadığı da öne sürüldü.

Taşkent ve Teraziköy kayıp yakınları, Kıbrıs Rum yönetiminin “anayasal zorunluluğunu yerine getirmediği, söz konusu kayıpları konusunda yapması gereken etkin soruşturmayı ihmal ettiği ve kayıp yakınlarına bilgi vermeyi reddettiği” gerekçeleriyle Rum yüksek mahkemesine dava açmıştı.

 

Yıl sonuna kadar çözüm...

Kıbrıs’ta bir mucize olur mu?

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, geçen mart ayında yeni Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas ile yaptığı görüşmeden sonra, 2008’in Kıbrıs’ta bir “çözüm yılı” olabileceğini söylemişti.
Önceki gün Brüksel’de Associated Press’e özel demeç veren Talat, bu konuda iyimserliğini koruduğunu, yani yıl sonuna kadar bir anlaşmaya varılabileceğini belirtti.
Aslında “Mart zirvesi”nden sonra kurulan 7 teknik komitenin ve 6 çalışma grubunun toplantılarında elle tutulur bir ilerleme kaydedilmiş değil. Zaten iki lideri geçen cuma günü, tekrar bir araya gelmeye iten neden de buydu.
Bu son buluşmada, çalışmaların hızlandırılması üzerinde mutabakat sağlandı. Ancak bu toplantının önemi, Talat ile Hristofyas’ın Kıbrıs sorununun esasına ilişkin parametreler üzerinde yeni bir mutabakata varmalarıdır.
Aradan günler geçtikten sonra, ortak bir açıklama ile ilan edilen bu mutabakatın içeriği, hâlâ Rum kesiminde tartışılıyor. Eski Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos ve diğer bazı liderler, bu mutabakata ateş püskürüyorlar.

Kilit ifadeler
Aslında bu mutabakat, Türk tarafının öteden beri savunduğu tezin kilit noktalarını -ve ifadelerini- içeriyor.
Görüşmenin sonunda yayımlanan ortak açıklamada, bu ifadelerin aynen yer almış olması büyük önem taşıyor.
Bu ifadeler, metinde şöyle geçiyor: “İki lider, siyasi eşitlik zemininde, iki kesimli, iki toplumlu bir federasyona bağlılıklarını belirttiler. Bu ortaklık, tek uluslararası kimliği olan ve ayrıca eşit statüleri bulunan Kıbrıs Türk kurucu devleti ile Kıbrıs Rum kurucu devletinden oluşan federal bir hükümete sahip olacak”...
Açıklamada kullanılan “siyasi eşitlik, kurucu devlet, ortaklık” gibi sözcükler, şimdiye kadar Rum tarafının ağzına almak istemediği, Türk tarafının ise çözüm için olmazsa olmaz saydığı esasları ifade ediyor.
Bu bağlamda, siyasi eşitlik ve ortaklık kadar, Türk ve Rum (iki ayrı) “kurucu devlet” (constitutent state) teriminin kullanılması, gerçekten Türk tarafı için çok önemli bir kazanım.
Papadopulos ve diğer Rum liderlerin Hristofyas’ı geri adım atmak, hatta “davayı satmak” ile suçlamasına şaşmamak gerek...

Kelime oyunu
Aslında Rum tarafı şimdiye kadar çözümü, Kıbrıs’ın siyasal yapısında, temel değişiklik yapmadan, ufak tefek “rötuşlarla” sağlamak peşindeydi. Türk tarafı ise, “sil baştan bir yapılanma” istiyordu.
Ortak açıklama şimdi Türk tezinin ağırlık kazandığını gösteriyor.
Ama dikkat! Kıbrıs meselesinde yıllardan beri kullanılan sözcüklerin -yayımlanan belgelerin henüz mürekkebi kurumadan- farklı şekilde algılandıkları çok görüldü. Dileyelim ki, bu kez de, benzer kelime oyunlarına girişilmez...
Eğer gerçekten ortak açıklamadaki ifadeler taraflarca ortak bir anlayışla benimsenirse, bundan sonraki görüşmelerde adanın gelecekteki siyasal yapısını kurmak pek zor olmayacak. Ancak bu arada, toprak, mülkiyet, yerleşikler, göçmenler, Türk kuvvetlerinin durumu gibi problemlere çözüm bulmak da pek kolay olmayacak...
Bu bakımdan Talat’ın umduğu gibi bütün bu zor işler yıl sonuna kadar halledilebilirse, Kıbrıs’ta bir mucize gerçekleşmiş olacaktır!

SAMI KOHEN MILLIYET 29/05/08

 

Davalar açıldı

TAAHHÜTLER TALEP EDİLİYOR... İşadamı Asil Nadir, Lefkoşa Kaza Mahkemesi'ndeki davayla "CAS'ın vermeyi taahhüt edip de vermediği hisselerin geri alınması"nı talep etti. Avukat Boysan Boyra, davanın, CAS ve Direktörü James Beveridge'in Asil Nadir'e vermeyi taahhüt ettiği ve sonradan "basit bir numarayla sen bu işin içinde yoksun" diyerek vermekten vazgeçtikleri hisseler ve ayrıca bu hisselerin verilmemesinin yol açtığı zarar-ziyanla ilgili olduğunu kaydetti

İHALE, İPTAL EDİLMELİ... Yüksek İdare Mahkemesi'ndeki davada; hatalı, yetkisiz, yanlış ve şartname kurallarına uyulmadığı gerekçesiyle ihalenin iptali isteniyor. Davalıların; Bakanlar Kurulu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ve Özel İhale Komisyonu ile bunu temsilen Maliye Bakanlığı olduğunu söyleyen avukat Boysan Boyra, "İddialarımız, ihalenin yasalara, mevzuata ve hatta ihale komisyonu şartlarına bile uyulmadan yapıldığı; bu nedenle kanunsuz ve hatalı olduğu yönündedir; hatta ölmüştür; bizim kendi görüşümüze göre ihale yoktur" dedi

İşadamı Asil Nadir, Geçitkale Havaalanı ihalesindeki mağduriyetinden dolayı dün yargıya başvurdu.

Nadir, Lefkoşa Kaza Mahkemesi ve Yüksek İdare Mahkemesi'nde iki ayrı dava açtı.

Kaza Mahkemesi'ndeki davayla, ihaleyi kazanan Cyprus Aviation Services Ltd. (CAS) şirketi direktörünün "Asil Nadir'e vermeyi taahhüt ettiği ve vermediği hisselerinin geri alınması ve bundan doğan zararların ödenmesi" talep edilirken; Yüksek İdare Mahkemesi'ndeki davayla, ihalenin; "hatalı, yetkisiz, yanlış ve şartname kurallarına uymadığı" gerekçesiyle iptali isteniyor.

Bu davalar altında birer de ara emri başvurusunda bulunuldu.

Eşi ile birlikte mahkemeye gelen Nadir, Avukatı Boysan Boyra ile birlikte davaları dosyaladı.

Nadir konuyla ilgili açıklama yapmazken, avukatı Boysan Boyra, davaların dosyalanmasının ardından kendi ofisinde basına bilgi verdi.

Boyra: Mahkeme süreci başladı

Avukat Boysan Boyra, iki ayrı mahkemede dava açıldığını, bunlardan birinin Lefkoşa Kaza Mahkemesi, diğerinin ise Yüksek İdare Mahkemesi olduğunu söyledi.

Boyra, Kaza Mahkemesi'nde açılan davanın, Cyprus Aviation Services LTD'nin Direktörü James Beveradge'in Asil Nadir'e vermeye söz verdikleri ve sonradan basit bir numarayla "sen bu işin içinde yoksun" diyerek vermekten vazgeçtikleri hisselerle ilgili olduğunu kaydetti.

"Bu hisselerin verilmesini talep eden davamız Lefkoşa Kaza Mahkemesi'nde dosyalanmıştır" şeklinde konuşan Avukat Boyra, dava konusunun, vermeyi taahhüt edip vermedikleri hisselerin geri alınması ve bu hisselerin verilmemesinden kaynaklanan zarar ziyanın karşılanmasıyla ilgili olduğunu ifade etti.

Birinci davayla ilgili bir takım ara emirlerinin talep edildiğini ve bunların içerisinde bu şirketin bu günden sonra hisselerini hiç kimseye satmaması ve devretmemesinin de bulunduğunu dile getiren Boyra, bir diğer talebin, şirketin Geçitkale Havaalanı'nı işletmekten doğan kazançlarını bir bankaya yatırıp, o banka hesabına el sürmemesi olduğunu söyledi.

"Bu talepler mahkemenin önüne gidecek ve mahkeme bu konuda bir karar verecek" diyen Boyra, mahkemenin tek taraflı veya arzu ederse karşı tarafı davet ettikten sonra da karar verebileceğini ifade etti.

"İhale kanunsuz"

Avukat Boysan Boyra, Yüksek İdare Mahkemesi'nde dosyalanan davanın davalılarının, Bakanlar Kurulu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ve Özel İhale Komisyonu ve bunu temsilen Maliye Bakanlığı olduğunu söyledi.

Boyra, Yüksek İdare Mahkemesi'nde açılan davada Geçitkale Havaalanı'yla ilgili ihalenin bütün aşamalarında, verilen tüm kararların hatalı, yetkisiz, yanlış ve mevcut ihale şartnamesi kurallarına uyulmadan yapılmış olması nedeniyle, ihalenin iptali yönünde talepte bulunulduğunu belirtti.

"Yüksek İdare Mahkemesi'nde açılan dava adı üzerinde idari bir davadır, idarenin, yani Bakanlar Kurulu'nun, Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlığı'nın ve Maliye Bakanlığı'nın aleyhine açılmış bir davadır" şeklinde konuşan Boyra, ihalenin yasalara, mevzuata ve hatta kendileri tarafından düzenlenen, İhale Komisyonu şartlarına bile uyulmadan yapıldığının davadaki iddiaları arasında yer aldığını kaydetti.

İhalenin kanunsuz ve hatalı olduğunu dile getiren Boysan Boyra, "hatta ölmüştür. Bizim kendi görüşümüze göre yoktur. Aslında herkes ihale varmış gibi davranıyor, ama bize göre ölüdür" dedi.

Bu mahkemede ihalenin iptaline dair bir karar istediklerini söyleyen Boyra, bu dava altında da bazı ara emri taleplerinin olduğunu ifade etti.

Boyra, bu ara emri taleplerinin, Kaza Mahkemesi'nde dosyalanan davadan farklı olduğunu ve Yüksek İdare Mahkemesi'ndeki ara emri taleplerinin, Geçitkale Havaalanının Cyprus Aviation Services LTD'e teslim edilmemesi yönünde olduğunu dile getirdi.

"Bu alanı bu şirkete teslim etmeyin, işletmeye açmayın, eğer bu şirket bu işletmeyi alırsa haksız ve kanunsuz olarak alacaktır iddiasındayız" diye konuşan Boyra, neyin hatalı neyin doğru olduğuna mahkemenin karar vereceğini söyledi.

Boyra, mahkeme sürecinin başladığını, Yüksek İdare Mahkemesi'ndeki müracaatların bugün, Kaza Mahkemesi'ndeki istidaların ise büyük bir ihtimalle pazartesi günü görüşülmeye başlanacağını belirtti.

KIBRIS 29/05/08

 

 

Kutlay Erk'in kayıp babasının naaşı, cumartesi toprağa veriliyor

Mustafa Arif, Kayıp Şahıslar Komitesi'nin çalışmaları sonucunda Kıbrıs'ın güneyinde, Lefkoşa'nın Strovolos bölgesinde yapılan kazılarda bulunmuştu.

Mustafa Arif için cumartesi saat 12.00'de Lala Mustafa Paşa Camii'nde tören düzenlenecek.

Kutlay Erk, törende bir konuşma yapacak.

Mustafa Arif, Aralık 1963'te, kalp krizi geçirdikten sonra tedavi olmak amacıyla Lefkoşa Genel Hastanesi'nde bulunduğu sırada alınıp götürülmüş ve kendisinden bir kere daha haber alınamamıştı.

KIBRIS 29/05/08

 

Could talks be pushed back to September?
By Jean Christou

SPECULATION has been mounting that substantial negotiations between the two Cypriot leaders will not begin until September.

Even the international community yesterday appeared to be starting to resign themselves to the fact, although to satisfy them, there would at least need to be one or two meetings before the summer break in August.

The Turkish Cypriot side says it is ready to begin talks on June 21, but President Demetris Christofias remains non-committal on a starting date.

He believes the working groups and technical committees are not working fast enough to lay the necessary groundwork for talks.

The two leaders will meet in the second half of next month to review the situation but reports have begun surfacing that it could be September before they sit down at the table.

“We’re hearing all sorts of things,” said one diplomatic source. ‘That would be quite late, after the summer break.”

The diplomat said he had heard September mentioned through the grapevine but thought the leaders might manage one or two meetings at least, in July.

However July 14-20 is the week of the 1974 anniversaries, which if avoided, would push the leaders to July 21.

“They can’t afford to leave it too late,” said the source. “I think they could have something in July… as long as it [negotiation] starts. They would need this to maintain the momentum.”

During his visit to Brussels earlier this week, Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat repeated that he was ready for talks on July 21 and hoped to solve the Cyprus issue by the end of the year.

He knew the Greek Cypriot side wasn’t ready for talks, he said in an interview with the Associated Press.

But he said he remained optimistic that he and Christofias could work it out.

“I am really optimistic because there has been a change on the Greek Cypriot side," Talat told the Associated Press in an interview.

"It is quite possible to reach a solution by the end of 2008," Talat said, adding a lot of technical work had already been done during previous attempts to reach a deal. He said that in face-to-face negotiations the two leaders would concentrate on the "thorniest" remaining issues, including property rights, power-sharing and security.

"We agreed already on March 21 that we would begin negotiations three months from that date. This was declared," Talat said. "But... the Greek Cypriot side argued that this is not the fact."

"My impression is that Greek Cypriots are not ready to start on the 21st of June, so this is a problem and we have to overcome this," he added.

Talat’s spokesman Hasan Ercakica was quoted yesterday as saying his side would continue to exhibit a behaviour that would encourage the Greek Cypriot side to talks as soon as possible.

He said the meeting between the leaders last Friday had been extremely positive.

Presidential Commissioner George Iacovou, who is overseeing the working groups and technical committees was in Athens yesterday, where he met Greek Foreign Minister Dora Bakoyianni.

Iacovou said he briefed Bakoyianni on the latest developments. The Greek Foreign Minister is expected to visit the island on June 13.

Commenting on the process, Iacovou said it was the Greek Cypriot side’s wish to see positive results at the level of the working groups, the ones dealing with the substantive issues such as property, territory and security.

CYPRUS MAIL 29/05/08

 

Father and daughter arrested in stolen luxury car scam

POLICE yesterday arrested a father and daughter in connection with the importation of stolen luxury cars from Britain.

The daughter was questioned and released, while her father was still in custody late last night.

Police had been checking all luxury cars since hearing of the scam, which implicated Cypriots in the importation of stolen and highly expensive cars from the UK with modified documents. Scotland Yard has been on the island investigating the case for over a week.

Yesterday, police found the two suspects were connected to the importation of a few of the 19 cars that had been confiscated by Scotland Yard over the past few weeks.

It was yesterday unsure whether the two suspects would be led to court to be issued with a remand.

CYPRUS MAIL 29/05/08

 

 

Economist'ten AB’ye Türkiye uyarısı

 

30/05/2008 RADIKAL

Türkiye’nin AB üyeliği engellenirse demokrasi yolculuğunun devam edemeyeceğini ileri süren ünlü İngiliz dergisi, "Avrupa’nın son gelişmesi sadece iyi bir fikir değil, aynı zamanda Avrupa’nın en önemli başarılarından biridir" diye yazdı

 

LONDRA - Türkiye’nin AB üyeliği perspektifinin sürmesinin ülkenin daha demokratik ve istikrarlı olması için büyük bir önem taşıdığı bildirildi. The Economist dergisi, Avrupa Komisyonu Üyesi Olli Rehn’in, Türkiye’nin katılım sürecini, son durak kadar önemli olan bir yolculuğa benzettiğine dikkat çekerek “Eğer üyelik, son durak olarak dışlanırsa yolculuk devam edemez" diye yazdı.

İngiltere’de yayınlanan The Economist dergisi, AB’nin genişlemesini değerlendirdiği analizinde genişlemenin eski ve yeni tüm üyelerini zenginleştirdiğini, son genişlemenin tüm korkulara karşı yararlı olduğunu belirtti. Üye olmaya talip ülkelere de değinen dergi, “En zor vaka Türkiye" dedi. Türkiye’nin üyelik sürecinde karşılaşılan sorunlara işaret eden dergi, bazı müzakere başlıklarının Türkiye’nin limanlarını Rumlara açmadığı için askıya alındığını anımsattı.

"AKP davası ciddi sorun"

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, Türkiye’nin üyeliği karşıtı tutumuna dikkat çeken dergi, “Türkiye’nin ciddi sorunları da var, başta laik düzeni tehdit ettiği gerekçesiyle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK) yasaklamayı tehdit eden dava" yorumunu yaptı.

Türkiye’nin üyeliği lehinde birçok stratejik argümanın bulunduğunu kaydeden dergi, “Büyük, laik bir Müslüman demokrasisidir. Boğazları ve Avrupa’yı enerji konusunda Rus gazına bağımlılığının azaltılmasına olanak sağlayacak gaz ve petrol güzergahlarını kontrol ediyor. Bu argümanlar, Türkiye’yi önemli kılıyor. Ancak birçok Avrupalı bunun AB’ye katılmasını gerektirmediğini düşünüyor" diye yazdı.

Almanlar Fransızlardan daha fazla karşı

The Economist, son Eurobarometer anketinin Almanların yüzde 69’unun, Fransızların yüzde 54’ünün ve Avusturyalıların yüzde 81’inin Türkiye’nin üyeliğine karşı olduklarını gösterdiğini de anımsatıktan sonra Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’in, değerlendirmesine yer verdi.

Rehn, AB katılım sürecini bir yolculuğa benzeterek yolculuğun son durak kadar önemli olduğunu, Avrupa’nın, Türkiye’nin stratejik önemi olduğu için Müslüman dünyasında istikrar ve demokratik çıpasının olarak “daha modern, demokratik ve istikrarlıö olmasını istediğini söyledi.

Dergi, Rehn’in, Türkiye’de arzulanan değişikliklerin sağlanmasının en iyi yolunun AB üyeliği süreci oluşturduğunu söylediğine dikkat çekerek “Eğer üyelik, son durak olarak dışlanırsa yolculuk devam edemez" görüşünü dile getirdi.

Ancak Fransa’da bir referandum koşulunun bulunduğunu da anımsatan The Economist, “Türkiye de oldukça hayal kırıklığına uğramış gibi gözüküyor" dedi ve Eurobarometer araştırmasının Türklerin yüzde 34’ünün Türkiye’nin üyeliğinden en çok yararını AB’nin sağlayacağını düşündüğünü gösterdiğine de dikkat çekti. Dergi şöyle devam etti:

“Belki şaşırtıcıdır ancak bazı üst düzey AB şahsiyetleri de aynı görüşte. Sayın Verheugen ‘Bizim Türkiye’ye olan ihtiyacımız, Türkiye’nin bize olan ihtiyacından fazla’ diyor. Bu beyanlar, Avrupalıları şoke edebilir ancak bunları duymalı. Genişlemeyi zengin Batı’dan yoksul komşularına bir hediye olarak görmeye fazla alışık. İki taraf için zordur. Ancak aynı zamanda tüm kıtayı istikrarlaştırmak, yeni piyasaları yaratmak, serbest ticaret ve serbest dolaşım ile birbirini bağlayan bağları oluşturmak için büyülü bir araçtır."

İngiliz dergisi, “Bu nedenlerle Avrupa’nın son gelişmesi sadece iyi bir fikir değil, aynı zamanda Avrupa’nın en önemli başarılarından biridir" dedi.(anka)

 

Rum mahkemesi, katliamlara bakmadı

KARAR DÜN OKUNDU... Taşkent ve Teraziköy'den Ağustos 1974'de toplanan ve halen kayıplar arasında bulunan 5 Kıbrıslı Türk'ün yakınlarının, Rum yönetiminin anayasal zorunluluğunu yerine getirmediği, söz konusu kayıplar konusunda etkin soruşturmayı ihmal ettiği ve kayıp yakınlarına bilgi vermeyi reddettiği gerekçesiyle Rum Yüksek Mahkemesi'nde açtığı davanın kararı dün okundu. Rum Yüksek Mahkemesi, davayı, konu yetkisine girmediği gerekçesiyle reddetti

Rum Yüksek Mahkemesi, Taşkent ve Teraziköy kayıp yakınlarının Rum Yönetimi aleyhine açtığı davayı, konu yetkisine girmediği gerekçesiyle reddetti.

Taşkent ve Teraziköy'den Ağustos 1974'de toplanan ve halen kayıplar arasında bulunan 5 Kıbrıslı Türk'ün yakınlarının, Rum Yönetimi'nin anayasal zorunluluğunu yerine getirmediği, söz konusu kayıplar konusunda etkin soruşturmayı ihmal ettiği ve kayıp yakınlarına bilgi vermeyi reddettiği gerekçesiyle Rum Yüksek Mahkemesi'nde açtığı davanın kararı dün okundu.

Yüksek Mahkeme Yargıcı G. Konstantinidis, Rumca olarak kaleme alınmış toplam 14 sayfalık kararı özetleyerek karar metnini davacılara verdi. Karar okunurken, kayıp kişiler Ömer Ahmet, Mehmet Kaşif, Ali Rıza Ahmet, Ziya İbrahim ve Behiç Cemal'ın yakınlarının bazıları ile Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı'ndan yetkililer de hazır bulundu.

Kayıp yakınlarının avukatı Şefika Durduran, kararın okunmasının ardından TAK ve BRT muhabirine dava süreci ve kararla ilgili bilgi verdi.

5 dava birleştirilerek görüşüldü

Aynı gerekçelerle 5 kayıp kişinin yakını tarafından ayrı ayrı açılan ancak birleştirilerek görüşülen davaya konu olan kayıpların akıbetleriyle ilgili bilgi verilmesinin ve etkin soruşturma yapılmasının bir devletin Anayasal görevi olduğuna işaret eden Durduran, bunun AİHM'de özellikle Türkiye aleyhine açılan davalarda defalarca vurgulandığını anımsattı.

Son olarak Rum kayıp kişiler adına AİHM'de açılan "Varnava" davasında da, "Türkiye'nin 1974 Barış harekâtında kaybolan Rumlarla ilgili görevini yerine getirmediğinin" karara bağlandığına atıfta bulunan Durduran, "Bizim de iddiamız, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin görevini yerine getirmediği, aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen etkin araştırma yapmadığı yönündedir" dedi.

Rum tarafının savunması...

Durduran, karşı tarafın ise savunmasında iki konuda itirazda bulunduğunu anlattı.

Avukat Şefika Durduran'ın açıklamasına göre, itirazlardan biri, "Anayasa'nın 146. maddesine göre Yüksek İdare Mahkemesi'nde Anayasal görevlerini yerine getirmedi diye devletten şikayetçi olunamaz. Biz mahkeme olarak bunu inceleyemeyiz" şeklinde.

Diğer itiraz konusu ise, "Kayıplar Komitesi kurulduktan sonra artık devletin bu konuda hiçbir sorumluluğu kalmadığı, araştırma ve akıbetlerinin belirlenmesinin kayıplar komitesine devredildiği" yönünde.

Komite devletin görevlerini ortadan kaldırmaz

Bu itiraz noktalarıyla ilgili görüşlerini açıklarken, bu yılın başında AİHM'de karara bağlanan "Varnava" davasını emsal gösteren avukat Şefika Durduran, söz konusu davada AİHM'in "bir devlet kendi vatandaşlarıyla ilgili sorumluluklarını bir komiteye devredemez" şeklinde karar ürettiğini anımsattı. Durduran, "Kaldı ki bu komitenin sadece insancıl bir komite olduğu ve devletin görevlerini ortadan kaldırmadığı da kuruluş aşamasında belirlenmişti" dedi.

Bundan sonrası... İstinaf ve/veya AİHM...

Davanın beklendiği gibi teknik itirazlara dayandırılarak "yetki" gerekçesiyle reddedildiğini belirten Durduran, bundan sonra izleyecekleri sürecin sorulması üzerine, "İstinafa gidilebilir, bunun için de 42 günlük süre var. Bunun yanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne de başvurulabilir. Kararı detaylı şekilde inceleyip yasal duruma bakarak ne yapacağımızı değerlendireceğiz" dedi.

Yazışmaların Rumca olmasına tepki...

Dava süresince kendilerine gönderilen dökümanlarda olduğu gibi kararın da Rumca olarak yazıldığına dikkat çeken Durduran, kararın detaylarını tercümesini yaptıktan sonra görebileceklerini ve ona göre bundan sonraki tutumlarını belirleyeceklerini ifade etti.

Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'na göre Kıbrıs'ın resmi dillerinin Türkçe ve Rumca olmasına rağmen, bu davada da Türkçe olarak dosyaladıkları evraklarına Rumca yanıt aldıklarını ve kararın da Rumca yazılarak verildiğini belirten Durduran, tercümelerden kaynaklanan zorluklar yaşadıklarını anlattı.

KIBRIS 30/05/08

 

 

Atmosfer olumlu

ÖNEMLİ İLERLEME VAR"...BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Zerihoun, 21 Mart'tan bu yana "önemli bir ilerleme" kaydedildiğini belirterek, liderlerin ortaya koyduğu istekliliğin statükoyu değiştirdiğini kaydetti. Taye-Brook Zerihoun, daha fazla ilerleme kaydedileceği konusunda emin olduğunu, bu konunda ümitli olunması gerektiğini de ifade etti. Zerihoun, teknik komitelerin ve çalışma gruplarının elde ettiği ilerlemenin de görmezden gelinmemesi gerektiğine dikkat çekti

"SÜRECİN KAPTANI LİDERLERDİR"... "BM, müzakerelerin zemini konusunda net mi? İki kesimli, iki toplumlu federal sistemle ilgili olarak konuştuğumuzu biliyorum, ama daha konuşulacak çok şey var. Bakir doğum ya da iki devletli sistem ya da mevcut durumun devamı? BM bu konularda net mi?" şeklindeki soruyu yanıtlarken de Zerihoun, "Bunun, onların süreci olduğunu vurgulamak isterim, sürecin kaptanı onlar, biz onları cesaretlendirmek ve onlara yardım etmek için buradayız. Sanırım bu bir hazırlık süreci" dedi.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Taye-Brook Zerihoun, liderlerin görüşmelere başlama konusunda ortaya koydukları inisiyatif ve taahhüdün kendilerini cesaretlendirdiğini söyledi.

Zerihoun, Kıbrıs'ta çözüme katkı koyacak yeni bir olumlu atmosfer ile süreci ileriye götürüp netice alma konusunda bir anlaşma bulunduğunu gördüklerini de belirtti.

Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Sözcüsü Jose Diaz tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre Zerihoun, 60'ıncı Birleşmiş Milletler Barış Koruyucuları Günü dolayısıyla dün sabah ara bölgedeki Ledra Palace Hotel'de bir basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün (UNFICYP), 45 yıldır, çatışma olmasını önlemek, koşulların normalleşmesine katkı koymak, hukuk ve düzeni korumak için adada görev yaptığını belirten Taye-Brook Zerihoun, Kıbrıs'ta tarafların kapsamlı bir çözüme ulaşması yönündeki BM çabalarına önderlik ettiklerini ifade etti.

Son gelişmelerin, kendilerini ümitlendirdiğini anlatan Zerihoun, iki toplum liderinin barış sürecini ileriye götürmek için kararlılık gösterdiğini, kendilerinin de onları desteklediğini kaydetti.

178 barış koruyucusu Kıbrıs'ta hayatını kaybetti

Gün dolayısıyla, Kıbrıs'ta görevlerini yaparken hayatlarını kaybeden 178 barış koruyucusunu da anan Taye-Brook Zerihoun, kendilerinin Kıbrıs'ta şu anda sakin ve istikrarlı bir ortamda görevlerini sürdürürken, birçok meslektaşlarının yaptığı fedakârlığı unutmanın kolay olmadığını vurguladı.

Zerihoun, "BM Genel Sekreteri'nin de söylediği gibi, onların yaptığı fedakarlıkların unutulmamasını sağlamak için elimizden geleni yapacağız" dedi.

"Gerçekçi olup olmadığını liderler belirleyecek"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Taye-Brook Zerihoun, "Liderlerin gelecek ay içerisinde yapacağı barış müzakerelerini gerçekçi bulup bulmadığının sorulması üzerine, görüşmelerin gerçekçi olup olmadığını belirleyecek olanın liderler olduğunu söyledi.

Liderlerin ortaya koyduğu inisiyatif ve taahhüdün kendilerini cesaretlendirdiğini dile getiren Zerihoun, çözüme katkı koyacak yeni bir olumlu atmosfer ile süreci ileriye götürüp netice alma konusunda bir anlaşma bulunduğunu gördüklerini ifade etti.

21 Mart'tan bu yana "önemli bir ilerleme" kaydedildiğini söyleyen Zerihoun, liderlerin ortaya koyduğu istekliliğin statükoyu değiştirdiğini kaydetti.

Taye-Brook Zerihoun, daha fazla ilerleme kaydedileceği konusunda emin olduğunu, bu konunda ümitli olunması gerektiğini de ifade etti.

Zerihoun, teknik komitelerin ve çalışma gruplarının elde ettiği ilerlemenin de görmezden gelinmemesi gerektiğini dile getirdi.

"Sürecin kaptanı liderler"

"BM, müzakerelerin zemini konusunda net mi? İki kesimli, iki toplumlu federal sistemle ilgili olarak konuştuğumuzu biliyorum, ama daha konuşulacak çok şey var. Bakir doğum ya da iki devletli sistem ya da mevcut durumun devamı? BM bu konularda net mi?" şeklindeki soruyu yanıtlarken de Zerihoun, "Bunun, onların süreci olduğunu vurgulamak isterim, sürecin kaptanı onlar, biz onları cesaretlendirmek ve onlara yardım etmek için buradayız. Sanırım bu bir hazırlık süreci" dedi.

Liderlerin müzakereleri yeniden başlatmak iki tarafın parametrelerini tartışıp tanımladığını düşündüğünü belirten Zerihoun, daha sürecin başında olunduğunu ve bunların; ulaşmak için çabaladıkları amaçlar olduğunu ifade etti.

Avustralya eski Dışişleri Bakanı Alexander Downer'in, yeni Kıbrıs Özel Temsilci olarak atanacağıyla ilgili spekülasyonlar bulunduğunun söylenmesi ve bunu doğrulamasının istenmesi üzerine ise Taye-Brook Zerihoun, bunun yeni olmadığını, BM'nin uygun adayları ele alıp; taraflar ile BM'nin uygun ve gerekli görmesi halinde, uygun zamanda özel temsilci atayacağını kaydetti.

Zerihoun, Downer'in de düşünülen isimlerden bir olduğunu belirtti.

KIBRIS 30/05/08

 

 

Talat: Kıbrıs müzakere sürecinin önündeki en büyük engel Rum Kesimindeki şahinler

AB Haber'e göre, Mehmet Ali Talat, Brüksel'deki temasları sırasında EuroNews kanalına mülakat verdi.

Kıbrıs'ta müzakere sürecinin önündeki en büyük engelin Rum kesimindeki şahinler olduğunu savunan Talat, kendisinin ise Türkiye'den tam destek aldığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat, "Türkiye'nin tam desteğini almasam başarılı olamam. Müzakere masasındaysam, bu Türkiye'nin beni desteklediği anlamına gelir" dedi.

Kıbrıs'ta çözüm sağlansa bile sembolik de olsa Türk askerinin adada kalmasını istediklerini ifade eden Mehmet Ali Talat, şunları söyledi: "Garanti anlaşmasına göre 650 Türk, 950 Yunan askeri adada kalacak. Mesele şu: Sokağa çıkıp Kıbrıslı Türklere 'Türk askerini istiyor musunuz?' diye sorsanız neredeyse yüzde 95'i 'evet' der. Neden? Güvensizlikten dolayı. Yani, Türk askerinin varlığı Kıbrıslı Türkler için kritik öneme sahip; sayıları sembolik de olsa."

Cumhurbaşkanı Talat, "Türkiye, Kıbrıs'ı Avrupa Birliği'ne üyelik için pazarlık unsuru olarak mı kullanıyor" sorusuna ise, "Asıl Avrupa Birliği, en azından bazı üye ülkelerle Rum kesimi bunu yapıyor" cevabını verdi. Talat, Türkiye'deki halkın çoğunluğunun da Kıbrıs'ta çözüme karşı çıkmadığını vurguladı.

KIBRIS 30/05/08

 

Dad’s Army for Cyprus
By Jean Christou

BRITISH territorial army troops are likely to take over from UNFICYP British troops from September.

Around 250 soldiers of the territorial army will be included in the next six-monthly rotation of the British contingent BRITCON.

With regular combat forces stretched in Iraq and Afghanistan, the idea to replace UN British troops with the territorial army in relatively peaceful Cyprus was mooted over a year ago.

When the news first came out reports were rife that the troops based in Cyprus were disgruntled by the move, given the ‘cushy’ Cyprus tour.

BRITCON numbers 278 of all ranks, 26 of which are continuity staff on a two-year posting. The remainder are on a six-month operational tour. The contingent is stationed mainly in Nicosia at the United Nations Protected Area (UNPA) at the old airport. They are also stationed at the Ledra Palace Hotel, home to BRITCON since 1974.

UNFICYP does not have an issue with regular forces being replaced by territorial army. “If they are being sent here, it means it is felt that they can do the job,” said a source at the UNPA.

“The territorial army are fully-trained soldiers,” added a spokesman at the British High Commission yesterday.

British troops have been part of UNFICYP since the force first came to Cyprus in 1964.

The most significant restructuring of UNFICYP in more than ten years took place in October 2005 and sought to place emphasis on liaison and mediation rather than the interposition of forces in order to prevent recurrence of fighting.

The military component was reduced by approximately 30 per cent from around 1,100 soldiers to just 860, changing the military concept from a system of manning static observation posts spread throughout the 180km-long buffer zone to a concept of mobile patrolling in vehicles, on foot and by helicopter.

“The adjustment in operating procedures has proved effective as the UN Force remains able to carry out its mandate in all respects with the reduced manpower and resultant changes to its peacekeeping philosophy,” according to UNFICYP.

CYPRUS MAIL 30/05/08

 

 

No ‘virgin birth’ and no rejoining the EU, government insists
By Jean Christou

THERE will be no ‘virgin birth’ and no confederation, only the continuation of the Cyprus Republic in the framework of a bizonal, bicommunal federation, the government said yesterday.

Commenting on speculation and reports, and statements from Turkish officials about two separate states, government spokesman Stefanos Stefanou said this was the objective of a Cyprus solution.

The spokesman’s defence of the Greek Cypriot side’s stance came as reports surfaced yesterday that a Cyprus solution based on a new state or ‘virgin birth’ would necessitate rejoining the EU.

The Republic of Cyprus joined the EU in May 2004, and any notion of having to rejoin would be considered out of the question he said.

Commenting on the report in Politis yesterday that quoted an anonymous Commission official saying in the event of a new Cyprus state, there would be a question of rejoining the bloc, Stefanou said he was not aware of such a position as it was reported.

But he said he said this was another reason, and not the only one, why a ‘virgin birth’ could not be a possibility in Cyprus.

“No virgin birth and no new confederation of two states, but a continuation of the Cyprus Republic is the objective for a solution,” he said.

Brussels was silent on the report but a source in the Commission said that as far as they were aware, the comment was allegedly made three weeks ago, and not in Brussels. “I don’t know why a Commission official would say that,” the source said.

“I don’t think this has been definitely said and I’m not sure to what extent it would a statement of EU policy,” an EU diplomat said.

“It is well known that the EU would bend over backwards for a (Cyprus) solution. I would be really surprised if this (information) was the case.”

The diplomat said Cyprus had raised the issue before of the status of a ‘virgin birth’ vis-a-vis EU membership and the Cyprus Republic.

He said that in the run up to the Annan plan in 2004 and prior to EU membership, there was a notion that the ‘TRNC’ would be recognised for a second prior to the birth of the new state, something that would be anathema to the Greek Cypriot side.

However, at the same time the Turkish Cypriot side does not want the bizonal, bicommunal federation to grow out of the existing Republic of Cyprus because this would invalidate it, they believe.

After their meeting on May 23, President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat were questioned by reporters on whether the international identity of Cyprus would evolve from the Republic of Cyprus or from the idea of the birth of a new state. Christofias replied: “I think that we have a common position, that it will be a United, Federal Republic of Cyprus”.

Spokesman Stefanou also referred back to the leaders’ joint statement, saying neither had spoken of two states and two peoples but for a United Cyprus Republic with political equality as described in UN resolutions.

“The positions of the President are clear and cannot be misinterpreted,” said Stefanou.

“There exists a state and a democracy, the Cyprus Republic that is internationally recognised and a member of the UN since its foundation, and from 2004, a member of the EU. There is only one population in Cyprus, the Cypriot population that is made up of two communities, the Greek Cypriot and the Turkish Cypriot. This has been agreed and the UN has adopted this agreement in many resolutions and decisions,” he said.

Turkey’s stance in insisting on talking about two states, two populations and two democracies was an attempt to legalise unacceptable positions that clash with the UN, he added.

Opposition DISY leader Nicos Anastassiades said yesterday he agreed with the President’s stance.

He said nothing less than the international personality of the state, its sovereignty and citizenship could be accepted and that included a “virgin birth”.

“The danger in that idea is that it will cause problems in relation to membership of international bodies and reapplying to join them,” he said, including the EU.

“If there is no continuation of the Cyprus Republic, we will have very difficult situations to face.”

CYPRUS MAIL 30/05/08

 

 

Middlesex Üniversitesine teşekkürlerimle...

İngiltere’nin en önde gelen Üniversitelerinden biri sayılan Middlesex, önceki günkü bir törenle beni onurlandırdı. Şimdiye kadar yüzlerce ödül aldım, ancak  Fahri Doktorluk benim için bambaşka bir anlam ifade ediyordu.
Avrupa Birliği konusundaki çalışmalarım ve Türkiye’nin AB’ye katılması için , kitap, makale ve Tv programlarıyla yaptığım katkılar nedeniyle verilen bu ödül, beni tahmin edemeyeceğiniz kadar heyecanlandırdı.
Türkiye’nin Avrupa kalitesine gelmesi ve Avrupa Birliğine tam üye olarak katılması için, gerçekten çok uğraştım ve sonuna kadar da uğraşmayı sürdüreceğim.
Zira bunun, gelecek kuşakların daha iyi yönetilmeleri, zenginleşmeleri ve Türkiye’nin de 1 inci ligde oynayan bir ülke olması anlamına geldiğini biliyorum. Dünya ile barışık, dünyaya açılmış bir Türkiye düşlediğim için AB hedefini destekliyorum.
Perşembe günü İngiliz Başkonsolosluğundaki törende, ailem ve meslek yaşamımda kendime en yakın gördüğüm insanlar vardı.
Beni Middlesex ‘in dünyasıyla tanıştıran Dr.  M. Ali Dikerdem’e, Prof. Gerald MacLean’e, Üniversite yönetimine ve tabii yıllar boyunca beni destekleyip buralara getiren aileme ve de siz okurlarıma  büyük bir teşekkür borcum var. Bir başka teşekkür borcum da, son derece yoğun mesaisine rağmen zaman ayırıp tören sırasında telefonla beni tebrik eden Cumhurbaşkanı Sayın Abdulah Gül’e. Gül “Merak edilecek birşey yok. Türkiye tüm hızıyla Avrupa’ya yöneliyor” diyerek bu ödülün de içini doldurmuş oldu.

·         * * * *

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 31/05/08

 

 

‘Türkiye tezlerinden vazgeçsin’

LEFKOŞA AA

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs’ta yeni ortaklık devletini kabul etmesinin söz konusu olmadığını ifade ederek, “Tek egemenliği, bir vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olan tek bir devlet olacak. Kuracağımız iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun temeli budur” dedi.

Kendisine yöneltilen suçlamalara rağmen “ilkeleri savunmaya” devam edeceğini ifade eden Hristofyas, “çetin müzakereler olacağını ve Türkiye’nin tezlerini değiştirmemesi durumunda çözüm olmayacağını” savundu. 
Rum basın haberlerine göre, önceki gün teknik komitelerdeki Rum üyelerin grup başkanlarıyla görüşen Hristofyas, komitelerdeki görüşmelerde görüş birliğine varılan Güven Artırıcı Önlemler’in çok yakında ilan edilmesinin öngörüldüğünü belirtti.
Hristofyas, “Devlet tek olacak, tek egemenliği, tek vatandaşlığı, bir uluslararası temsiliyeti olacak. Bizim taraf ortaklıktan söz ediyor. Annan Planı’nda öngörüldüğü gibi yeni ortaklıktan değil” ifadesini kullandı.
Hristofyas, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın, 23 Mayıs ortak açıklamasının, Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK), Kıbrıs sorununun iki devlet temelinde çözülmesiyle ilgili 24 Nisan tarihli açıklamasından unsurlar içerdiğine dair açıklamasının sorulması üzerine, “MGK açıklaması veya kararıyla örtüşme diye bir şey yoktur. Yeni ortaklıktan Annan Planı söz eder. Biz ortaklıktan söz ediyoruz. Yeni ortaklık kelimesinin girmesini kabul etmeyiz” dedi.

MILLIYET 31/05/08

 

 

Yeni ortaklığı kabul etmeyiz

"TÜRKİYE TEZLERİNİ DEĞİŞTİRMEZSE ÇÖZÜM OLMAZ"... Rum yönetimi lideri Hristofyas, "Türkiye kabul edilemez tezlerini değiştirmezse Kıbrıs sorununda çözüm olmayacak. Tek egemenliği, bir vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olan tek bir devlet olacak. Kuracağımız iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun temeli budur... Bizim taraf, ortaklıktan söz ediyor. Annan planında öngörüldüğü gibi yeni ortaklıktan değil" dedi

Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, "Kıbrıs'ta yeni ortaklık devletini kabul etmesinin söz konusu olmadığını" ifade ederek, "Tek egemenliği, bir vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olan tek bir devlet olacak. Kuracağımız iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun temeli budur" dedi.

   Rum basın haberlerine göre, önceki gün teknik komitelerdeki Rum üyelerin grup başkanlarıyla görüşen Hristofyas, komitelerdeki görüşmelerde görüş birliğine varılan güven yaratıcı önlemlerin çok yakında ilan edilmesinin öngörüldüğünü belirtti.

   Kendisine yöneltilen suçlamalara rağmen "ilkeleri savunmaya" devam edeceğini ifade eden Hristofyas, "çetin müzakereler olacağını ve Türkiye'nin tezlerini değiştirmemesi durumunda çözüm olmayacağını" savundu.

   "Türkiye kabul edilmez tezlerinden vazgeçmezse Kıbrıs sorununda çözüm olmayacak" diyen Hristofyas, "Devlet tek olacak, tek egemenliği, tek vatandaşlığı, bir uluslararası temsiliyeti olacak. Bizim taraf, ortaklıktan söz ediyor. Annan planında öngörüldüğü gibi yeni ortaklıktan değil" ifadesini kullandı.

"MGK kararıyla örtüşme diye bir şey yok"

   Hristofyas, TC Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın, 23 Mayıs ortak açıklamasının, Milli Güvenlik Kurulu'nun, Kıbrıs sorununun iki devlet temelinde çözülmesiyle ilgili 24 Nisan tarihli açıklamasından unsurlar içerdiğine dair açıklamasının sorulması üzerine, "MGK açıklaması veya kararıyla örtüşme diye bir şey yoktur. Yeni ortaklıktan Annan planı söz eder. Biz ortaklıktan söz ediyoruz. Yeni ortaklık kelimesinin girmesini kabul etmeyiz" dedi.

   "Nasıl bizim tarafta da şu veya bu şekilde yorumlanıyor ise Kıbrıs Türk ve Türk tarafında aynı şey oluyor. Kimileri (KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali) Talat'ı ateşe atmak istiyor. Türkiye Dışişleri Bakanı da söylediklerini, kendi siyasi maksatlarıyla söylüyor" iddiasında bulunan Hristofyas, birlik çağrısında bulundu ve Türk Dışişleri Bakanı'nın açıklamalarının da "birliği hedef aldığını" savundu.

"Türkiye tezlerini değiştirmezse çözüm olmaz"

   Rum lider, şöyle devam etti:

   "Birbirimizle dövüşmekten vazgeçelim, çünkü Türkler bunu istismar etmeye çalışacaklar. Kıbrıs sorunu bitmiş değil. Kıbrıs sorunu açıktır, bir ara çetin müzakereler olacak. Diğer taraf da tezlerimizden kolayca döneceğimizi beklemesin. Türkiye kabul edilemez tezlerini değiştirmez ise Kıbrıs sorununda çözüm olmayacak. Tek egemenliği, bir vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olan tek bir devlet olacak. Kuracağımız iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun temeli budur.

    Sorunun çeşitli yönleri birlikte incelenecek. Kıbrıs sorununun çok önemli yönleri üzerinde farklı tez ve görüşlere sahibiz. Daha yeni başladık. Soğukkanlılık, kendine hâkim olma ve elbette ilkeleri savunmak gerekecek. Her kimden gelirse gelsin, suçlamalara aldırmadan, ilkeleri savunuyorum."

 KIBRIS 31/05/08

 

EU ready to accept any Cyprus solution that respects core principles
By Jean Christou

THE E.U. can accept any Cyprus solution as long as a united Cyprus respects the principles on which the EU is founded and is able to carry the obligations of EU membership, Brussels said yesterday.

Asked about reports on Thursday that a new state or ‘virgin birth’ would mean Cyprus reapplying for EU membership, Enlargement spokeswoman Krisztina Nagy told the Cyprus Mail the EU fully supported both communities on the island to make the necessary compromises for a solution.

“As and when issues within our competence arise in this context, the Commission stands ready to offer our advice,” she said.

Nagy’s statements appear to clarify the EU’s position that a new state of affairs in Cyprus would not mean reapplying for membership, and bears out comments by an EU diplomat on Thursday that Brussels would “bend over backwards” to help a Cyprus solution rather than complicate it further.

“The EU stands behind a renewed UN process,” Nagy said.

She said the Commission welcomed the meeting of the leaders of the two communities in Cyprus on May 23.

“Their joint statement shows that the process towards a settlement of the Cyprus issue under UN auspices is well under way. It is a positive sign that the leaders agree on the basic parameters of a united Cyprus as a ‘bi-zonal, bi-communal federation with political equality, as defined by relevant Security Council resolutions’. This statement speaks for itself, it is not up to the Commission to interpret it,” Nagy added.

The government made it clear on Thursday there would no virgin birth and no confederation, only the continuation of the Cyprus Republic in the framework of a bizonal, bicommunal federation with one single international personality, sovereignty and citizenship.

The Turkish side, however, does not want a united Cyprus to grow out of the existing Republic of Cyprus, and keeps referring to two states, two populations and two democracies.

Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat came under fire from the Greek Cypriot side yesterday after reportedly telling Euronews in an interview that there were no Turkish mainland settlers in Cyprus.

Government Spokesman Stefanos Stefanou said yesterday Talat often complained about statements that did not help confidence building between the two communities.

“While he is complaining, he does not resist the temptation to state unacceptable positions on substantial issues of the Cyprus problem,” Stefanou said.

CYPRUS MAIL 31/05/08

 

Cyprus hits back at Turkish protests over exercise
By Andreas Avgousti

TURKISH and Turkish Cypriot concern over next week’s ‘Argonaut’ exercise which is to be conducted under the auspices of the Foreign Ministry is misplaced, government officials said yesterday.

Fedon Anastasiou, Director of Consular Affairs/SCHENGEN at the Foreign Ministry, said that the nature of the ‘Argonaut’ exercise is solely humanitarian, therefore any concern is unwarranted.

‘Argonaut’ will be conducted between June 2 and June 6 in the framework of the ESTIA national crisis plan. Military forces from Greece and France will also take part in the exercise.

The last phase of ‘Argonaut’ will be held at the Evangelos Florakis naval base in Kiti on June 6 and will see various scenarios simulated such as a plane crash, a sinking ship, search-and-rescue and dealing with terrorist activity.

The Foreign Ministry, the National Guard, the Police and Civil Defence are all involved.

Anastasiou went on to say that all countries that face national disasters employ their armed forces.

“The scenarios which will be simulated are well known and there is no military tinge in any of them.”

French and Greek vessels and air support will also take part.

Commenting on the negative reaction to Argonaut, Government Spokesman Stephanos Stephanou said yesterday that Cyprus has “the right to co-operate with other countries so as to care for its civil defence.”

Anastasiou explained how the national crisis plan came about.

“ESTIA is the result of a large collective effort. The experiences gained from the Lebanese crisis of July 2006 were the foundations on which ESTIA was developed.

“Its main aim of which is to co-ordinate services to handle mass arrivals of foreign citizens either because of a serious political crisis or armed conflict, and provide them with humanitarian help.”

The plan also covers the entry of illegal immigrants into Cyprus either via the occupied areas or via the south.

Yesterday, a series of on paper exercises were conducted in which all the services involved participated, “so as to gauge the effectiveness of the plan in the conditions of a real crisis,” according to Anastasiou.

CYPRUS MAIL 31/05/08

 

EU cash for nature areas in the north
By Jean Christou

THE EUROPEAN Commission has signed a €1.5 million euro contract with a consortium led by a Polish company 'to prepare detailed plans for management and protection of six specially protected areas in the north.

These sites are likely to be designated as ‘Natura 2000’ sites following a comprehensive settlement and reunification, the Commission said in a statement.

The consortium led by the Polish company NIRAS IC Sp. z o.o. will also provide assistance for building the professional capacity of the Turkish Cypriot community stakeholders responsible for nature protection.

“The northern part of Cyprus has unique habitats for rare flora and fauna and scenic natural landscapes that are in need of protection and conservation so as to be preserved for future generations,” said the Commission.

“However, the Turkish Cypriot community currently lacks adequate systems for protecting these vulnerable natural resources.”

The project will last 36 months during which time the consortium will survey the habitats for species and birds of the selected sites, will prepare management plans for their protection in accordance with the requirements of the Natura 2000 directives.

It will carry out a public awareness campaign, prepare detailed designs for the infrastructure measures necessary for the protection and management of the sites, and will supervise the implementation of the infrastructural measures

The end goal of this contract is to achieve effective systems of nature protection in the northern part of Cyprus through developing high quality management plans, drafting tender documentation and contracting and implementation of about €3.5 million for infrastructure works at the Natura 2000 sites, and building professional capacity for the management of protected areas.

The start-up meeting will begin on Monday in the presence of EU officials, the statement said.

The project is funded under the €259 million EU Aid Programme for the Turkish Cypriot community, managed by the European Commission.

CYPRUS MAIL 31/05/08