İzolasyonları kaldırın
"GÜNEY KIBRIS BM PLANI ÇERÇEVESİNDE ÇÖZÜM YOLUNDA
İLERLEMELİ"... İKT'nin Kuzey Kıbrıs ile ilgili
önceki kararlarına da atıfta bulunulan bildirgede, adanın iki
kesimli ve iki kesimin de eşit haklara sahip olması gerektiğine
işaret edilerek, Güney Kıbrıs'ın da Birleşmiş
Milletler Planı çerçevesinde çözüm yolunda hareket etmesi istendi.
Bildirgede, İKT üyesi ülkelerin, Kuzey Kıbrıs'a üst düzey
ziyaretlerde bulunması, iş adamı heyetleri göndermesi, kültürel
ve sportif alanlarda ilişkilerin artırılması konusuna da
vurgu yapıldı
TALAT: TAM ÜYELİK TALEBİNDE BULUNDUK... Kıbrıs
konusunda alınan karar uyarınca KKTC, İKT
toplantılarına "Kıbrıs Türk Devleti" adıyla
gözlemci olarak katılmaya devam edecek. Zirveye "Kıbrıs
Türk Devleti Devlet Başkanı" sıfatıyla katılan
Cumhurbaşkanı Talat, İKT'nin aldığı kararlardan
memnun olduklarını söyledi. Talat, zirvede tam üyelik talebinde
bulunduklarını, İslam Spor Dayanışma Federasyonu'na
yaptıkları başvurunun ise kabul edildiğini vurguladı.
İKT zirvesinin oldukça başarılı geçtiğini söyleyen
Talat, yaptıkları birçok ikili temasta izolasyonların
haksızlığını vurguladıklarını belirtti
Senegal'in başkenti Dakar'da düzenlenen 11. İslam
Konferansı Teşkilatı (İKT) devlet ve hükümet
başkanları zirvesi sona erdi. Zirvenin sonuç bildirgesinde,
Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların sona erdirilmesi
çağrısı tekrarlanarak, ilk adımda
yaptırımların kaldırılması için uluslararası
toplumun güçlü katkısı istendi.
Sonuç bildirgesinde ayrıca, üye ülkelerin, Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti ve Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı
ile dayanışması bir kez daha vurgulandı.
İKT'nin Kuzey Kıbrıs ile ilgili önceki kararlarına
da atıfta bulunulan bildirgede, adanın iki kesimli olduğu ve iki
kesimin de eşit haklara sahip olması gerektiğine işaret
edilerek, Güney Kıbrıs'ın da Birleşmiş Milletler
Planı çerçevesinde çözüm yolunda hareket etmesinin gerektiği ifade
edildi.
İKT üyesi ülkelerin, Kuzey Kıbrıs'a üst düzey
ziyaretlerde bulunması, iş adamı heyetleri göndermesi, kültürel
ve sportif alanlarda ilişkilerin artırılması konusuna da
vurgu yapıldı.
İKT devlet ve hükümet başkanları zirvesine
"Kıbrıs Türk Devleti, Devlet Başkanı"
sıfatıyla katılan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da
önceki akşam düzenlediği basın toplantısında,
İKT'nin aldığı kararlardan memnun olduklarını
söyledi.
Aynı zirveye katılan TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
ise KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın
"'Kıbrıs Türk Devleti Devlet Başkanı"
sıfatıyla toplantıya katıldığını ve bir
konuşma yaptığını ifade ederek, "'Bunlar Türkiye
için önemli hususlardır" dedi.
Sonuç bildirgesinde neler var?
Senegal Cumhurbaşkanı Abdulaye Vade'nin
başkanlığını yaptığı zirvede KKTC'yi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'yi Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül temsil etti. Zirve başkan yardımcılığına
seçilen Gül, İslam ülkeleri arasında ekonomi, bilim ve teknoloji
alanlarında işbirliği konulu paneli yönetti ve ilk günkü
açılış toplantısının ikinci bölümünün
başkanlığını yaptı.
Zirve çerçevesinde Cumhurbaşkanı Talat ve Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay Avcı
çok sayıda ikili görüşme de yaptı. Talat ve beraberindeki heyet
dün gece adaya döndü.
İKT Ana şartına ilişkin değişikliklerin
kabul edildiği zirvede, İslamofobi konulu bir de rapor
yayınlandı. Ayrıca, teşkilatın genel
sekreterliğini yürüten Ekmeleddin İhsanoğlu'nun görev süresi
ikinci dönem için uzatıldı.
İKT şartı
Zirve toplantısı öncesinde düzenlenen ve
dışişleri bakanlarının katıldığı
hazırlık toplantısında sonuçlandırılan kararlar,
nihai bildiri ve örgütün yeni şartı devlet başkanları
tarafından kabul edildi.
Yeni İKT Şartı ile teşkilatın evrensel
normları benimsenerek çağdaş nitelik kazandı ve örgütsel
yapı güçlendirilerek günün koşullarına uyarlandı. İKT
üyeleri, yeni şart ile ilk defa temel özgürlükler, insan hakları,
hukukun üstünlüğü, iyi yönetişim, hesap verilebilirlik, kadın
hakları, çevrenin korunması, dinler ve medeniyetler arası
diyalog, terörizmle mücadele, doğal afetlerle mücadelede
işbirliği ve üye ülkeler dışında yaşayan Müslüman
azınlıkların haklarının korunması gibi
kavramları kabul etti.
Yeni şartta örgütün daha etkin çalışması için
gerekli idari ve yapısal düzenlemeler de yer aldı.
Türkiye'nin önerileri aynen kabul edildi
Zirveye Türkiye tarafından sunulan Kıbrıs sorunu ve
Batı Trakya ile ilgili karar tasarıları aynen kabul edildi ve bu
konular sonuç bildirisinde de yer aldı. Söz konusu kararlar, üye ülkelerin
KKTC ve Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı ile
dayanışmasını bir kez daha vurguladı. Kıbrıs
konusunda alınan karar uyarınca KKTC, İKT
toplantılarına "Kıbrıs Türk Devleti" adıyla
gözlemci olarak katılmaya devam edecek.
İKT'nin ve üye ülkelerin Kosova'nın
bağımsızlık ilanına kayıtsız
kalamayacakları ve teşkilatın kuruluş amaçları
doğrultusunda Kosova halkı ile dayanışma içinde olunduğu
ilan edilen zirvede, Türkiye'nin çabaları sonucu nihai bildiride bu mealde
bir paragraf yer aldı.
İhsanoğlu'nun görevi süresi uzatıldı
Teşkilatın etkinliğinin arttırılması ve
Müslümanların ortak sorunlarının çözümüne katkı
sağlanması yönünde önemli çaba harcayan ve 2001 yılından bu
yana İKT Genel Sekreterliği görevini yürüten Ekmeleddin
İhsanoğlu'nun görev süresinin ikinci dönem için uzatılması
yönündeki talepler de ittifakla kabul edildi. İhsanoğlu 2009-2014
döneminde de İKT Genel Sekreterliği görevini sürdürecek.
Ayrıca Türkiye, 2014 yılında yapılacak 13. İKÖ
devlet ve hükümet başkanları zirve toplantısına ev
sahipliği yapmayı ilişkin önerisini de üye ülkelere sundu.
Talat: İKT'nin aldığı kararlardan memnunum
Zirveye katılan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, önceki
akşam düzenlediği basın toplantısında, İKT'nin
aldığı kararlardan memnun olduklarını ifade etti.
Talat, zirvede tam üyelik talebinde bulunduklarını kaydetti. Talat,
İslam Spor Dayanışma Federasyonu'na yaptıkları
başvurunun ise kabul edildiğini vurguladı.
İKT zirvesinin oldukça başarılı geçtiğini
söyleyen Talat, yaptıkları birçok ikili temasta izolasyonların
haksızlığını vurguladıklarını belirtti.
Gül: Türkiye için önemli hususlar
TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ''Kıbrıs Türk
Devleti Devlet Başkanı'' sıfatıyla toplantıya
katıldığını ve bir konuşma
yaptığını ifade ederek, ''Bunlar Türkiye için önemli
hususlardır'' dedi.
Gül, Dakar'da konakladığı Le Meridien Otel'de Türk
basın mensuplarıyla bir araya geldi.
İKT'nın 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi
için Senegal'de bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Gül,
zirvenin Türkiye için bir başka önemi daha olduğunu söyleyerek, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ''Kıbrıs Türk
Devleti Devlet Başkanı'' sıfatıyla toplantıya
katıldığını ve bir konuşma yaptığını
ifade etti. ''Bunlar Türkiye için önemli hususlardır'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye adına yaptığı
konuşmada önemli çağrılarda bulunduğunu kaydederek,
İslam dünyasının önemli siyasi ve sosyal problemlerine, Afrika
meseleleri, reform çalışmaları ve Kıbrıs başta
olmak üzere Türkiye'nin önem verdiği konulara da dikkat çektiğini
anımsattı.
Zirvelerin amaçlarından birinin de ikili görüşmelere zemin
hazırlaması olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, bugün
20'ye yakın devlet ve hükümet başkanıyla bir araya
geldiğini söyledi. Gül, ikili görüşmelerin her bakımdan çok
faydalı olduğunu belirterek, Türkiye'nin 2009-2010 dönemi BM Güvenlik
Konseyi Geçici Üyeliği adaylığı ve İzmir'in Expo 2015
adaylığı için destek istediğini aktardı. Gül,
''Özellikle birçok Afrika ülkesinin cumhurbaşkanlarından bu konularda
söz aldım'' dedi.
TC Cumhurbaşkanı Gül, zirve kapsamında, BM Genel
Sekreteri Ban Ki Mun, Arap Ligi Başkanı Amr Musa ve Afrika
Birliği Başkanı ile görüşmeler
yaptığını bildirdi.
Gül, zirvenin nihai bildirisi konusunda Türkiye'nin
arzularının yerine getirildiğini bildirdi. Özellikle
Kıbrıs ve Batı Trakya Türklerinin desteklenmesi ile ilgili
konuların karar tasarısı içerisinde yer
aldığını ifade Cumhurbaşkanı Gül, ''Faydalı
bir zirve oldu'' diye konuştu.
Ekmeleddin İhsanoğlu'nun İKT Genel Sekreterliği
görevini yürüttüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, bu
nedenle Türkiye'nin İKT'deki ağırlığının çok
daha fazla olduğunu ifade etti.
İKT'nin BM'den sonra dünyanın en büyük
organizasyonlarından biri olduğuna dikkat çeken TC
Cumhurbaşkanı Gül, zirvenin en önemli gündem maddelerinden birinin
İKT'ye yönelik reform çalışmalarını
gerçekleştirmek olduğunu kaydetti. Daha önce bu yönde kararlar
alındığını, Akil Adamlar Grubu
oluşturulduğunu hatırlatan Gül, bu heyetin içinde Prof. Dr.
Ahmet Davutoğlu'nun da bulunduğunu hatırlattı.
Hazırlanan yeni İKT Ana Şartı'yla İKT'nin daha
güçlü bir hale getirildiğini, olayları takip etmek için mekanizmalar
oluşturulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, çağın
önemli değişikliklerine hitap edecek çok güçlü yanlar
eklendiğini dile getirdi. Gül, böylece iyi yönetim, kadın-erkek
eşitliği, gençler, demokrasinin
yaygınlaştırılması, yolsuzluklarla mücadele,
şeffaflık gibi konuların İKT Tüzüğü'ne girdiğini
söyleyerek, üyelerin bu konular üzerinde mutabık olduğunu da
belirtti.
Genel Sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 4 yıllık
görev süresinin bu yıl sona erdiğini anımsatan
Cumhurbaşkanı Gül, görev süresinin bir dönem daha
uzatılmasıyla ilgili Türkiye'nin arzu ve temennilerinin bir çok üye
ülkeye iletildiğini aktardı.
Gül, zirve çerçevesinde, Sudan ile Çad arasında Darfur meselesine
yönelik konuk devlet ve hükümet başkanlarının huzurunda ortak
bir anlaşma imzalandığını hatırlattı.
"Kosova'nın bağımsızlığı not
edildi"
TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, açıklamalarının
ardından basın mensuplarının sorularını
yanıtladı.
Nihai bildirgede, Kosova'nın
bağımsızlığının desteklenmesi yönünde bir
ifade olduğunun hatırlatılması ve değerlendirmesinin
sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Gül, ''Bildiride zaten
Kosova'nın bağımsızlığı not ediliyor, Kosova
halkıyla dayanışma çağrısı da var. Diğer
ülkelerin Kosova'ya olan tavırlarından dolayı değil, bu
konuyu kendilerini ilgilendiren çeşitli meselelerle ilintilendirdikleri
için cesaretli hareket etmediler'' diye konuştu.
Gül, yeni hazırlanan İKT Ana Şartı'na Türkiye'nin
tezlerinin nasıl yansıtıldığıyla ilgili bir soru
üzerine de bu gelişmelerin Türkiye'nin teşvikiyle
yapıldığını hatırlattı. Kendisinin ve
diğer Türk devlet adamlarının bu çağrıları
sürekli tekrarladığını bildiren Cumhurbaşkanı
Gül, çalışmalara Türkiye'nin aktif bir şekilde
katıldığını, fikirlere öncülük ettiğini
belirterek, ''Teşkilat şimdi çok güçlü bir şekilde yenileniyor''
dedi.
ABD Başkanı George Bush'un İKT'ye temsilci
atamasıyla ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine de
Cumhurbaşkanı Gül, ''Gayet iyi değerlendiriyoruz. Ekmeleddin
İhsanoğlu'nun genel sekreterliğinde Avrupa, Amerika, birçok
uluslararası örgütle çok iyi ilişkiler kuruldu. Brüksel'de İKT
Ofisi açıldı. Çok iyi ilişkiler kuruldu. ABD Başkanı
Bush'un bu davranışını da çok memnuniyetle
karşıladım. Çünkü Müslüman dünyanın görüşlerini daha
yakından takip etme fırsatını bulacaklar'' dedi.
Türkiye'nin ABD'ye bu yönde bir telkinin olup olmadığı
sorusuna Gül, ''Onlar bunu kendileri görebilecek durumda''
karşılığını verdi.
Gül, açılımlar konusunda Türkiye'nin İKT'yi güçlü bir
şekilde teşvik ettiğini hatırlattı.
Lübnan'daki cumhurbaşkanlığı krizine ilişkin
bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Gül, ''Hem Suriye hem de Lübnan, her
iki taraf ile de konuştum, pozisyonlarını anlattılar ama
çok olumlu bir gelişme olduğunu görmedim. Çok mesafe
alınmadığını görüyorum'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Gül, İslamafobiya ile ilgili bir soru
üzerine, bu konuyu kışkırtanlar olduğunu belirterek,
''Bunun tehlikesi görülüyor. Bunlara fırsat vermemek için
uğraşılıyor. Ama bir ülkede bir aşırı unsur
varsa o ülke tamamen suçlanamaz'' dedi.
KIBRIS 16/03/08
Lokmacı 5 günde açılır
Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, "siyasi
karar alındığı andan itibaren Lokmacı geçidinin 5 gün
içerisinde açılabileceğini, bölgedeki çalışmaların en
az 3 ay süreceğini, ancak bunun, yayaların geçitten güvenli
şekilde geçmelerini engellemeyeceğini" söyledi.
Haravgi "Ledra 5 Günde Açılabilir"
başlığıyla yansıttığı haberinde Eleni
Mavru'nun yukarıdaki açıklamayı; Lefkoşa'nın Rum
kesimindeki imar çalışmaları konusunda Rum İçişleri
Bakanı Neoklis Silikiotis'le önceki günkü görüşmesinin ardından
yaptığını yazdı.
Mavru görüşmeden sonra yaptığı açıklamada
Lefkoşa'nın hem başkent olduğu, hem de (kendi ifadesiyle)
"her gün işgalin bedelini ödediği" için Rum yönetiminin bu
kente daha büyük bir şefkat göstermesi gerektiği görüşünü ortaya
koydu.
Yeşilırmak geçidi için Talat
ve Hristofyas'la görüşecekler
Politis de "Sakinleri, Pirgo'nun Da Açılmasını
İstiyor -Talat'ı ve Hristofyas'ı Görecekler -Eleni Mavru;
Kararın Alınmasından 5 Gün Sonra Ledra Açılabilir
Diyor" başlıklı haberinde Yeşilırmak ve Pirgo'da
sakin Kıbrıslı Türklerin ve Rumların; kendi geçitlerinin de
derhal açılması talebiyle Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la görüşmeye
çalışacaklarını bildirdi.
Daha çok geçit açılmasını talep etmekte olan komite
üyelerinin önceki gece Astromerit köyünde toplandıklarını yazan
gazete toplantıda; "Yeşilırmak'ın Lokmacı
geçidiyle eşzamanlı olarak açılması gerektiği"
görüşünün vurgulandığını ve bu hedef için
Cumhurbaşkanı Talat'la ve Rum Yönetimi Başkanı
Hristofyas'la görüşmeye çalışacaklarını belirtti.
Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru'nun Rum
İçişleri Bakanı'yla görüşmesinin ardından yaptığı;
siyasi karar alındığı andan itibaren Lokmacı'nın
5 günde açılabileceğine ilişkin açıklamasına yer
verdi. Gazete Mavru'nun; Lefkoşa Rum Belediyesi'nin Kıbrıs Türk
tarafıyla ve BM Kalkınma Programı (UNDP)'nin
yardımıyla; yayaların Lokmacı geçidinden güven içerisinde
geçmeleri için yıkılmak üzere olan binaların desteklenmesine
ilişkin planları çoktan hazırladığını ve
bütün bu çalışmanın iki aşamada
tamamlanacağını söylediğini yazdı.
Filelefftheros "Kıbrıslı Türkler ve Rumlar Ledra
(Lokmacı)-Limnidi (Yeşilırmak) Geçitlerinin Eşzamanlı
Açılmasını İstiyor -Komitelerin Astromerit'te Ortak
Toplantısı" başlıklı haberinde barikatların
açılmasıyla ilgili komitelerin Kıbrıslı Türk ve Rum
üyelerinin önceki gün öğleden sonra Astromerit köyünde bir araya gelerek durum
değerlendirmesinde bulunduklarını ve ortak bir muhtıra
onayladıklarını bildirdi.
Gazeteye göre "Ledra (Lokmacı), Pirgo, Limnidi
(Yeşilırmak), Kokkina (Erenköy) ve Lefka (Lefke)
Barikatlarının Açılması İçin Komiteler"
tarafından hazırlanan ortak muhtırada "bugün, ortak bir
vatan oluşturma yönündeki ortak talebin ileri götürülmesi için gerekli
siyasi temellerin var olduğu" görüşü ortaya konuldu.
KIBRIS 16/03/08
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis: Annan
planı müzakerelere zemin değil
Rum haber ajansına göre, Karamanlis'in bu açıklaması,
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Avrupa
Birliği'ne (AB) üye 26 ülkenin devlet ya da hükümet başkanlarına
gönderdiği ve Kıbrıs sorununun çözümü müzakerelerinde Annan
planının zemin oluşturmasını istediği mektubundan
sonra geldi.
Karamanlis, ayrıca Kıbrıs'ta yaşayabilir bir çözüme
ulaşabilmek için yapılacak çabalara Yunanistan'ın katkıda
bulunacağını kaydetti.
Karamanlis, "Teyit etmek isterim ki, Türkiye'nin AB yolu, AB
kararlarında açıkça belirtilen kıstas ve ön koşulların
yerine getirilmesine bağlıdır" dedi.
Annan planı, 24 Nisan 2004'te KKTC ve Kıbrıs Rum
kesiminde eş zamanlı referanduma sunulmuş,
Kıbrıslı Türkler yüzde 64 oranında "evet" derken,
Rumlar yüzde 75 çoğunlukla planı reddetmişti.
KIBRIS 16/03/08
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: AB,
Kıbrıs konusunda Türkiye'nin elini bükemeyecek
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsüne (İYTE) konuk olan
Denktaş, İYTE Atatürkçü Düşünce Topluluğu tarafından
düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada,
Kıbrıs'ın geçmişi hakkında bilgi verdikten sonra bugün
gelinen noktayı değerlendirdi.
AB'nin, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda ne kadar hassas
olduğunu bildiğini, ancak Türkiye'nin "elini bükmek" için
bazı konularda ısrarcı davrandığını ifade
eden Denktaş, "AB, Türkiye'nin elini bükemeyecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün KKTC'yi son ziyaretinde
"Kıbrıs'ın gerçeklerinin kabul edilmesi
gerektiğini" dile getirdiğini ifade eden Denktaş, sözlerini
şöyle sürdürdü:
"İsmet İnönü bize 'Siz teslim olsanız dahi ve hatta
Kıbrıs'ta hiç Türk kalmasa bile, Türkiye için Kıbrıs
meselesi bitmiş olamaz' demiştir. Dolayısıyla,
Kıbrıs meselesi 'ABD böyle istedi, böyle yapalım' ile ilgili
değil, Türkiye'nin güvenliği ve stratejik haklarıyla ilgili
hayati bir meseledir. İstiklal Savaşı'nın küçük çapta bir
örneği Kıbrıs'ta verilmiştir. Bugünkü siyasette pek bir
şey değişmiş değildir. Onun için dik
duracağız, haklarımıza sahip çıkacağız.
Eğer yöneticilerimiz yanlış bir şey yaparsa, sesimizi
yükselteceğiz, başka çaremiz yok. Kıbrıs verilemez,
verilmeyecektir."
KIBRIS 16/03/08
BM Heyeti Kıbrıs dışında Ankara ve
Atina'ya da gidecek
Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs sorununda bundan
sonra atılacak adımlara ilişkin planları
yaptığı; önce Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum
Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasındaki görüşmenin
gerçekleşeceği, ardından da BM heyetinin
Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenindeki temaslarının yer
alacağı, nihai kararların ise bu temaslardan çıkacak sonuca
göre New York'ta alınacağı belirtildi.
Simerini haberi "Görüşme Anahtar -Arabulucular
Talat-Hristofyas Görüşmesine Yatırım Yapıyorlar"
başlığıyla yansıttığı haberinde
Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı
Hristofyas'ın gerçekleştireceği görüşmeden çıkacak
sonuçların ve hâkim olacak havanın Kıbrıs sorunundaki
hareketlilik sahnesini büyük ölçüde şekillendireceğini yazdı.
Gazete diplomatik kaynaklara dayanarak halen perde gerisinde gerek BM
gerek Washington ve Londra tarafından Talat-Hristofyas görüşmesinin
Kıbrıs sorununun çözümünü gündeme getirecek sondajların
başlangıç noktası olması hedefiyle hareketlerde
bulunduklarını yazdı.
Ana meselenin; iki tarafın prosedür ve esas konusundaki
farklı yaklaşımları olduğunu belirten gazete, Rum
tarafının; Cumhurbaşkanı Talat'ın ve Rum Yönetimi eski
Başkanı Papadopulos'un imzasını taşıyan 8 Temmuz
anlaşmasının hayata geçirilmesinde ısrar ettiğini
yazdı, Türk tarafının ise bu anlaşmayı etkisiz hale
getirmeyi hedefleyen bir taktik izlediğini, aynı zamanda da yeni
çabanın başlangıç noktası olarak Annan planını
yeniden gündeme getirmeye çalıştığı görüşünü
ortaya koydu. Gazete Türk tarafının 8 Temmuz prosedürünü kabul
etmemesinin; perde gerisinde hareket ederek Kıbrıs sorununda
hareketlilik formülleri arayanların başını
ağrıttığını, ancak aynı zamanda Lokmacı
geçidinin açılması kararının ilan edilmesinin
yaratacağı değerlendirilen ortama da yatırım
yaptıklarını yazdı, özetle şunları ekledi:
"BM yetkililer grubu Mart sonunda veya Nisan ayı
başlarında Kıbrıs'ta gerçekleştireceği temaslar
dışında Atina'yı ve Ankara'yı da ziyaret edecek.
UNFICYP Basın Sözcüsü Jose Diaz KİPE'ye 'Kıbrıs'taki durumu
inceleyecek ve değerlendirecekler, durumun ne merkezde olduğunu
görecekler, bölgede dolaşacaklar ve ardından da Genel Sekreter'e
bilgi vermek üzere BM'ye dönecekler' dedi.
BM grubunun tam olarak kimlerden oluştuğunu bilmediğini
söyleyen Diaz, bu nedenle BM Genel Sekreter Yardımcısı
Pascoe'nin gelişini teyit edemeyeceğini de söyledi."
Politis'in "Birleşmiş Milletler: Pascoe'nin Gelişi
Doğrulandı" başlıklı haberine göre BM Sözcüsü;
Genel Sekreter Ban Ki Moon'un Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la
görüşmesi sırasında dile getirdiği tezleriyle ilgili bir
soruya karşılık; (Ban'ın) bölgeye Genel Sekreter
Yardımcısı Lynn Pascoe başkanlığında bir
araştırma heyeti göndermeyi planladığını söyledi.
Sözcü "Genel Sekreter'in Sayın Talat'a söylediği üzere;
Genel Sekreter Yardımcısı Pascoe'nin, bölgeye gelecek heyete
başkanlık etmesini planlıyor. Grubun gelişiyle ilgili detay
ve tarihler konusunda taraflarla görüşmeler devam ediyor. Heyet, durumu
değerlendirecek ve bundan sonra atılacak adımları
inceleyecek" dedi.
Gazete diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere dayanarak
şu ana kadar; (BM heyetinin) 2-4 Nisan'da Lefkoşa, 4-5 Nisan'da Atina
ve 5-6 Nisan'da da Ankara'da olmasının düşünüldüğünü
yazdı.
Haravgi "Pascoe Araştırma Heyeti Mart Sonunda -Genel
Sekreter Yardımcısı Lefkoşa'nın Haricinde Atina ve
Ankara'da da Sondajlarda Bulunacak" başlığıyla
yansıttığı haberinde UNFICYP Sözcüsü Jose Diaz'ın
KİPE'ye yaptığı açıklamada; BM yetkililer grubunun
durum değerlendirmesi yapmak üzere Kıbrıs'ı ziyaret
edeceğini doğruladığını, ancak Pascoe'nin de bu
grupta olup olmayacağına açıklık getirmediğini
bildirdi.
Gazete BM heyeti ziyaretinin 21 Mart'ta gerçekleşecek
Cumhurbaşkanı Talat-Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas
görüşmesiyle bir alakası olup olmadığı sorusuna
olumsuz yanıt verdiğini ekledi.
Alithia haberini "BM Grubu Nisan Başlarında
-Atina-Ankara-Lefkoşa'da Temaslarda Bulunmak İçin -Heyet Pascoe
Başkanlığında" başlığı
altında değerlendirdi.
KIBRIS 16/03/08
Hristofyas, Barosso'yla görüştü
Görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın
toplantısında Barosso yaptığı açıklamada;
"Kıbrıs Türk tarafının görüşmelere iyi niyetle
katılmasını umut ettiğini" söyledi.
Haravgi: "'Tam Desteğimize Sahipsiniz' -Avrupa Komisyonu
Başkanı Jose Manuel Barosso Başkan Hristofyas'ın Çözüm
Yönündeki Kararlılığını Selamlıyor -AB Çözüm
İçin Yenilenmiş Bir Çabayı Destekliyor"
başlıkları altında manşet ve iç sayfalarından
geniş yer verdiği haberinde; Rum Yönetimi Başkanı Dimitris
Hristofyas ile Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso'nun
önceki gün yarım saat süren bir görüşme yaptıklarını
ve Barosso'nun görüşme sırasında Hristofyas'a "takdirini ve
başkan seçilmesinden doğan AB'nin beklentilerini" dile getirdiğini
yazdı.
Gazete; Barosso'nun Hristofyas'la görüşmesi sonrasında
yaptığı açıklamada; görüşmeyi "çok ilginç ve vaat
edici" olarak nitelendirdiğini ve Hristofyas'ın "şu
anda çok büyük bir sorumluluk aldığını, bu sorumluluğu
da yerine getirmeye hazır olduğunu gördüğünü"
söylediğini yazdı.
Habere göre Barosso; "Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü
için müzakerelere başlamaya hazır olduğunuzu
açıklamış olmanızdan memnuniyet duyuyorum. Çözüme
doğru hızla ilerlenmesinde sizin
kararlılığınız ve istekliliğinizden güç
alıyorum. Avrupa Birliği sorunun çözümü yönünde yenilenmiş bir
süreci destekleyecektir" şeklinde konuştu.
Çıkmazın aşılmaması AB ve Kıbrıs
için zararlı
"Dört yıldan beridir devam etmekte olan çıkmazın ve
gerçek bir ilerleme eksikliğinin hem Kıbrıs hem de AB için
zararlı olduğunu" vurgulayan Barosso sözlerini şöyle sürdürdü:
"Başkan Hristofyas'ın da dediği gibi 'tango yapmak
için iki kişi gereklidir'. Kıbrıs sorununa ilişkin çaba
göstermesi yönünde Hristofyas'ı cesaretlendirdim. Aynı
çağrıyı diğer tarafa da yapıyorum. Kıbrıs
sorununa çözüm bulunması için herkesin katkı koyması önemlidir.
Kıbrıs için çok iyidir ve elbette AB için de çok önemlidir."
Habere göre Barosso; "uzlaşma, barış ve yeniden
birleşme için en azından iki tarafa gerek duyulduğunu"
vurguladı ve "Bu yüzden aynı ruhu Kıbrıs Türk
tarafında da bulacağımızı umut ediyorum"
şeklinde konuştu.
Bu mesajı her zaman Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a
iletmiş olduğunu ifade eden Barosso; "Sanıyorum ki
şimdi çözüm için bir olasılık, çok önemli bir olasılık
mevcuttur" ifadesini kullandı. Barosso; Cumhurbaşkanı Talat
ve Kıbrıslı Türklere "çaba göstererek tüm
Kıbrıs'ın iyiliği için bu şansı kullanmaları
konusunda teşvik mesajı gönderdiğini" belirtirken
"Türkiye'nin de yapıcı bir rol üstleneceğini umut
ettiğini" kaydetti.
Öte yandan Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas ise Barosso'nun
"bu sıcak karşılamasından ötürü
teşekkürlerini" ifade ederken "üstlendiği taahhütlerin çok
ciddi olduğunu" belirtti.
Habere göre Hristofyas; "Adanın yeninde birleşmesi
vizyonunuzun her şeyden önce benim ve tüm
Kıbrıslıların vizyonu olduğuna dair sizi temin
ederim" şeklinde konuştu. Hristofyas;
"Kıbrıs'ın, AB ve komşuları arasında köprü
teşkil edecek bir barış adası olması
gerektiğini" ifade etti ve şunları söyledi:
"Kıbrıs sorununun çözülmesi ve Kıbrıslı
Türklerle ortak bir dil bulunması ilk yükümlülüktür. Sayın Talat'la
birlikte bu dili önceden biliyorduk. Bu sözü yerine getireceğimize inanmak
istiyorum ve inanıyorum. AB'nin, sorun olan değil
barışçıl bir Kıbrıs'a sahip olmasını
istiyoruz."
Hristofyas ayrıca; "bu görevi yerine getirmek, işgale
son vermek ve adayı iki toplumlu, iki kesimli federasyon çatısı
altında birleştirmek için elinden geleni
yapacağını" da savundu.
Erdoğan'ın mektubu
Gazete; Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
"Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yeni bir girişimi
destekleyeceğine" ilişkin mektubu ile "Kıbrıs
Türk tarafı Annan Planı, Kıbrıs Rum tarafı ise 8
Temmuz anlaşmasını görüşmelerin başlangıç
noktası olmasını desteklediği halde; müzakerelerin
başlangıç noktasının ne olması gerektiğine"
yönelik bir soruya karşılık Barosso'nun "kamuoyu önünde bir
hakemlik durumunun gerçekleşmesinin söz konusu
olmadığı" şeklinde
yanıtladığını yazdı. Barrosso:
"Birleşik, demokratik ve AB'nin tam üyesi bir Kıbrıs
hedefine odaklanmamız gerekir" dedi.
Hristofyas ise söz konusu soruya; Annan Planı'nın
Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedildiğini ve BM
tarafından geri getirilmesinin söz konusu olmadığını
vurgulayarak yanıt verdi.
Habere göre Hristofyas; uluslararası camianın her iki
tarafın da üzerinde anlaştığı bir şeyle
başlanması gerektiğine inandığını, bunun da
8 Temmuz anlaşması olduğunu savundu.
Hristofyas; kendinden önceki Rum Yönetimi Başkanı olan Tasos
Papadopulos'un imzasına saygı göstereceğini belirterek
"Mehmet Ali Talat'ın da kendi imzasına saygı göstermesini
umut ederim. Bir hafta içerisinde nasıl davranacağını
görelim, yine konuşuruz" şeklinde konuştu.
Hristofyas; "Her ikimizin de hiçbir dış baskı
olmadan, iyi bildiğimiz Kıbrıs dilini
konuşacağımızı umut ediyorum. Benim istediğim ve
sözünü verdiğim budur" ifadesini kullandı.
Karamanlis: Erdoğan'ın Annan planı çabası
boşuna
Öte yandan gazete, bir diğer haberinde; AB üyesi ülke liderlerine
bir mektup göndererek Kıbrıs Rum tarafına Annan Planı
temelinde müzakereleri kabul etmesi için baskı yapılmasını
ve Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonların
kaldırılmasını talep eden Türkiye Başbakanı
Erdoğan'ın bu girişimine "fazla önem
verilmediğini" iddia etti.
Gazete; Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in konuya
ilişkin yaptığı açıklamada; Annan Planı'nın
Kıbrıslı Rumların büyük bir çoğunluğu tarafından
reddedildiğini, bu yüzden de müzakerelerin temelini teşkil
etmediğini söylediğini yazdı.
Habere göre Karamanlis; Ankara'yı ziyareti sırasında
Erdoğan'la yaptıkları ortak basın açıklamasında
Erdoğan'ın "Annan Planı'nın müzakerelere zemin
teşkil edemeyeceğini kabul ettiğini" iddia ederken, Rum
hükümetinin Kıbrıs sorununun çözümü çabalarına
yardımcı olmaya istekli olduğunu da ileri sürdü.
Barrosso eşit mesafede kaldı
Fileleftheros: "Barosso'dan Eşit Mesafe -Komisyon
Başkanı Hristofyas ve Talat'a 'Ayrıntıları'
Unutmaları Çağrısında Bulundu"
başlıkları altında verdiği haberinde; Barosso'nun
"Kıbrıs sorununu çözüm müzakerelerinin başlangıç
noktasının ne olması gerektiği" şeklindeki soruya
yanıt verirken "8 Temmuz ve Annan Planı'na eşit mesafede
durduğu" yorumunda bulundu.
Gazete; Barosso'nun Kıbrıs'taki iki tarafı "teknik
ayrıntıları ve ifade biçimlerini unutmaya, yeni müzakerelerin
başlangıç noktasının ne olacağı yönünde
tartışmaktan kaçınmaya ve sonuca odaklanmaya"
çağırdığını yazdı.
Gazete; sorunun Barosso'ya yöneltilmiş olmasına
karşın Hristofyas'ın cevap verme ihtiyacı hissederek iki
taraf arasında imzalanmış tek anlaşmanın 8 Temmuz
süreci olduğunu vurguladığını da belirtti.
Politis: "Barrosso Ankara ve Talat'a Çağrıda Bulundu
-Komisyon Başkanı 'Tango İçin İki Kişi Gerekli'
başlıkları altında haberi verirken; AB Zirve
Toplantısı'nın bitişiyle birlikte Rum Yönetimi
Başkanı Hristofyas'ın gerek zirve sırasında gerek
Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece yaptığı basın
açıklamalarında "iyi izlenimler
kazandığını" yazdı.
Gazete; Hristofyas'ın Barosso'yla yaptığı
görüşme ve ortak basın açıklamasına geniş yer
verirken, Hristofyas'ın ayrıca Perşembe gecesi Avrupa
basınına yönelik yaptığı açıklamalara da
değindi.
Habere göre Hristofyas açıklamasında; Cumhurbaşkanı
Talat'la yapacağı görüşmeye değinerek, görüşmenin
ardından "Ledra" (Lokmacı) kapısının
açılması ihtimalinin bulunduğunu ifade etti.
Hristofyas; "Kıbrıslı Türklerin Türkiye'nin
sıkı kucağından kurtulmaları durumunda
Kıbrıs sorunundaki çıkmazın
aşılabileceği" iddiasında bulunurken,
"görüşmelerin çıkmaza girmesi durumunda Kıbrıs Rum
tarafının yükümlülük altında kalmamasının
koşullarının oluşup oluşmadığı"
yönündeki bir soruya ise "görüşmede bulunduğu kişilerin,
kendilerinde istek olduğunu, ancak sonucun Türkiye'nin davranışlarına
da bağlı bulunduğunu anlamalarını
sağladığını" söyleyerek yanıtladı.
"Belirli kesimlerin Türk tezlerini ileri götürmesi tehlikesinin her zaman
bulunduğunu" ifade eden Hristofyas; "Korku ve önyargıyla
yaşayamayız, ancak görüşlerimizi desteklemek için elimizden
geleni yapabiliriz" şeklinde konuştu.
Hristofyas; Kıbrıslı Türkler ile AB arasında
doğrudan ticaret konusuna da değinerek "AB'nin tam üyesi olarak
Kıbrıs'ın veto uygulamadığını, görüşme
yaptığını" iddia etti. Hristofyas: "Bazı
kesimlerin Kıbrıslı Türklere ambargo
uygulandığını söylemelerinin yanlış
olduğunu, çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti'nin vatandaşları
olarak yasal limanlardan ticaret gerçekleştirebileceklerini" de
savundu.
Habere göre Hristofyas açıklamasında Kosova'nın
bağımsızlığı konusuna değinerek bir önceki
Rum hükümetinin bu konuda ortaya koymuş olduğu görüşü
desteklediğini de belirtti.
Diğer gazeteler ise konuya ilişkin haberleri şu
başlıklarla yansıttılar:
Alithia: "Hristofyas'a Sıcak Patates -Barosso:
Kıbrıs Sorununun Çözümü İçin 'Sana Bel Bağlıyorum'
-Sıcak Patates Hristofyas'ın Ellerinde";
Simerini: "Hristofyas Talat'tan Çıkmazın
Aşılması İçin Ankara'dan Kurtulmasını İstedi
- Barosso: İlerleme Olmaması Kıbrıs ve AB İçin
Zararlı";
Mahi: "Barosso AB'nin Kıbrıs Sorununun Çözümü Çabalarına
Desteğini İfade Etti."
KIBRIS 16/03/08
Londra'da eğitim balosu
Eylem ERAYDIN / LONDRA
KKTC Londra Temsilciliği Kültür ve Eğitim
Müşavirliği, İngiltere'deki Türk okullarında okutulmak için
İngiliz müfradatına uygun olarak yapılacak kitapların
hazırlanmasına destek sağlamak amacıyla bir eğitim
balosu düzenlendi.
14 Mart Cuma günü, Wood Green' deki Grand Palace'ta yapılan
etkinliğin de katkısıyla artık Türk okullarındaki
kitaplarda Türk kültürü, tarihi ve coğrafyası İngiltere
müfradatına uygun bir şekilde yer alacak.
KKTC Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak himayesinde
organize edilen geceye, Bakan Öztoprak özel bir nedenle katılamadı.
Ancak geceye bakanı temsilen KKTC Kültür Bakanlığı Kültür
Dairesi Müdürü Mustafa Hastürk, şair Fikret Demirağ ve CTP
Lefkoşe Milletvekili Ahmet Barçın, Kıbrıs'tan
katılarak tam destek verdi.
Etkinliğe bu değerli isimlerin yanında TC Londra
Başkonsolosu Bahadır Kaleli ve eşi Serra Kaleli, KKTC Londra
Temsilcisi Dilek Yavuz Yanık ve eşi Okan Yanık, Enfield Belediye
Meclis Üyesi Ahmet Öykener, Londra'da faaliyet gösteren Türk eğitimi ve
kültürü okullarının yöneticileri, sivil toplum örgütleri yetkilileri
ve çok sayıda konuk katıldı.
Erenler; "Çocuklarımız Türk kültürüyle büyüyecek"
Gecede bir konuşma yapan KKTC Londra Kültür ve Eğitim
Müşaviri Mehmet Erenler, "Amacımız buradaki Türk
okullarının en büyük sorunlarından biri olan kitapların
yeniden düzenlenmesi konusunun çözümüne destek olmaktır. Bu anlamda
İngiliz müfradatına uygun şekilde
hazırlayacağımız kitaplarda, geleceğimiz olan
çocuklarımıza kendi Türk kültüründen kopmadan, kendi tarihini ve
coğrafyasını öğretmiş olacağız. Bu
eğitim balosu da hazırlanan kitapların içeriğine katkı
sağlamak amacıyla yapılıyor. O yüzden geceye katılarak
destek veren tüm konuklara teşekkür ederiz." diye konuştu.
KKTC Londra Temsilciliği Kültür ve Eğitim
Müşavirliği tarafından hazırlanan ve kontrollerini ilgili
İngiliz yetkililerin yapacaği kitaplar, Kıbrıs'ta Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından basılarak Londra'daki
Türk okullarında yeni eğitim ve öğretim yılında
okutulacak.
Hastürk; "Bakanlığımız İngiltere'deki
çocukların yanındadır"
Gecede söz alan KKTC Kültür Bakanlığı Kültür Dairesi
Müdürü Mustafa Hastürk de Londra'daki Türk okullarına destek vermek için
bu projenin iyi bir başlangıç olduğunu belirterek "Biz
yurtdışındaki Kıbrıslı Türklerin
yaşadıkları ülkelere kendi kültürlerini unutmadan uyum
sağlamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bu proje de bu anlamda
çok önemli bizim için. Bakanlığımız maddi ve manevi
herzaman İngiltere'deki vatandaşlarımızın
yanındadır."dedi.
Mustafa Gülle'nin sunuculuğu yaptığı gecede KKTC
Kültür Bakanlığı tarafından gönderilen eski Lefkoşa
fotoğrafları da açık artırmayla satıldı. Baloda,
geçtiğimiz yıl Almanya'da yapılan halkoyunları
yarışmasında Avrupa birincisi olan Hornsey-Hazelwood Türk
Okulları Folklör grubu da sahne alarak, konuklara unutulmaz dakikalar
yaşattı. Gecenin sonunda ise piyango çekilişi yapılarak,
çeşitli hediyeler dağıtıldı.
KIBRIS 16/03/08
Tylliria residents want
simultaneous opening of checkpoints
THE IMMINENT
opening of Ledra Street has already caused a chain reaction as concerns other
checkpoints.
Last night, the Greek Cypriot and Turkish Cypriot committees working for the
opening of the Pyrgos-Limnitis, Lefka-Morfou and Ledra checkpoints requested
that both sides commit to opening the Pyrgos-Limnitis-Kokkina checkpoint.
After a meeting in Astromeritis, the President of the Greek Cypriot committee
Andreas Karos said that, the point of the meeting was to convey the anxiety of
the Tylliria residents that if Ledra checkpoint opens, then Limnitis checkpoint
would not.
He asserted that, if there are technical problems to the opening of other
checkpoints, then these can be easily overcome.
Karos added that the two committees will try and meet with the leaders of the
two communities before the Christofias-Talat meeting on March 21.
We want the checkpoints to open simultaneously, said Turkish Cypriot Mousa
Seral on behalf of the Limnitis committee.
CYPRUS
MAIL 16/03/08
A fine first outing in
the EU
By
Jean Christou
DEMETRIS
Christofias first foray into EU circles as President was yesterday hailed as a
success, not only by the government but also by observers.
After five years of frosty relations due to the perceived intransigence of
former President Tassos Papadopoulos, there were smiles all around at the end
of the European Council meeting on Friday for the EUs first Communist
president.
EU President Jose Manuel Barroso even held a joint news conference with
Christofias, who took advantage of the new climate to interact with as many EU
officials as he could during the three-day visit.
He briefed them on upcoming Cyprus talks with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali
Talat and his own vision for a more humane face for the EU.
Christofias himself said there had been great interest in the election of the
new Cyprus President, as well as many expectations as regards the Cyprus
problem.
I think he did very well, said political analyst Hubert Faustmann, associate
professor of international relations at Nicosia University
Faustmann said the visit had been successful on two levels.
He succeeded in weakening any prejudices they might have had about a Communist
leader. This was an important step in normalising the perception of
Christofias, he said.
As far as the Cyprus problem was concerned, he got some lukewarm support from
Barroso who remained neutral. But he did leave a positive impression of a guy
who wants a solution and the international community has shown some trust
for
the time being, Faustmann added.
It does appear that EU leaders are willing to give Christofias the benefit of
the doubt for the moment. However, Brussels was stung by the Greek Cypriot side
in 2004 when they expected Papadopoulos to sign up for the Annan plan.
Gunter Verheugen, the EU Enlargement Commissioner at the time, said he felt
Cyprus had cheated its way into the EU, so Barrosos comment on Friday that the
end result of Cyprus negotiations was more important than the start of talks
was telling. The once bitten, twice shy EU was no longer looking for promises
but for results.
One of the of the most important encounters that Christofias had was with
British Prime Minister Gordon Brown, who has already invited Christofias to
London for official talks. Relations between the two countries have been
strained in recent months over an UK-Turkey protocol Brown signed with Ankara,
which appeared to upgrade the Turkish Cypriot breakaway state in the north.
Christofias himself has not been hesitant to criticise Britain in the past,
even going so far as to blame the British for every ill that has befallen
Cyprus. Now he must deal with the imperial powers to fulfill his promise to
reunite Cyprus.
Despite past tensions, however, Britain has welcomed Christofias election.
British diplomatic sources said yesterday they though Christofias had done
very well on his first big outing as President.
He had a very useful and positive meeting with Gordon Brown, said the
sources.
There is a feeling he wants to solve the Cyprus problem and I think the fact
that hes been invited to meet Gordon Brown signals a very important step in
UK-Cyprus relations.
CYPRUS
MAIL 16/03/08
Claudia Roth, bu gece KKTC'ye geliyor
Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya
Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak bu gece KKTC'ye
geliyor.
Cumhuriyet Meclisi'nden yapılan açıklamaya göre Roth ve
beraberindeki heyet 20 Mart tarihine kadar KKTC'de temaslarda bulunacak.
Roth'a ziyareti sırasında, Yeşiller Partisi'nin Türk
kökenli Berlin milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney eşlik edecek.
Roth ve beraberindeki heyetin, bu gece saat 22.45'de Ercan
Havaalanı'na varması bekleniyor.
Claudia Roth ve beraberindeki Yeşiller Partisi heyeti, yarın
saat 11.00'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, saat 11.30'da
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu ve saat 12.00'de ise
Başbakan Ferdi Sabit Soyer'i ziyaret edecek.
Aynı gün öğleden sonra saat 15.00'de Doğu Akdeniz
Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tahir Çelik'i ziyaret edecek olan Roth,
ardından DAÜ Konferans Salonu'nda Kıbrıs Politikalar Merkezi
tarafından organize edilen "Avrupa Birliği, Türkiye
İlişkileri ve Kıbrıs" konulu konferans verecek.
Claudia Roth ve beraberindeki heyet, 19 Mart Çarşamba günü de
Lokmacı Kapısı ile Pile köyünü ziyaret edecek.
Roth ve beraberindeki heyet, 20 Mart Perşembe günü sabah saat
08.30'da Ercan Havaalanı'ndan ayrılacak
KIBRIS
17/03/08
Cumhurbaşkanı Talat, KKTC'ye döndü
Cumhurbaşkanı'nı Ercan Havaalanı'nda, Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Meclis Başkan
Yardımcısı Ahmet Kaşif, Başbakan Ferdi Sabit Soyer,
Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, bazı bakanlar ve
diğer üst düzey yetkililer karşıladı.
Cumhurbaşkanı Talat, Senegal'de BM Genel Sekreteri Ban Ki
Moon ile görüşmüş, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
başta olmak üzere birçok liderle bir araya gelmişti.
Talat, 11'inci İKÖ Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde genel kurula da hitap etmişti.
KIBRIS
17/03/08
İngiltere'nin başkenti Londra'da 1 Mayıs'ta
yapılacak Belediye Başkanlığı seçimi için resmi takvim
işlemeye başladı. Osmanlı döneminin son İçişleri
Bakanlarından gazeteci Ali Kemal'in torununun çocuğu olan Muhafazakar
Parti adayı Boris Johnson'ın yarışı önde
götürdüğü bildirildi.
|
YouGov araştırma kuruluşunun Evening Standart gazetesi için
yaptırdığı anketin sonuçlarına göre, Boris
Johnson'ın oy oranı yüzde 49. İki dönemdir Londra Belediye
Başkanlığı yapan Kızıl Ken lakaplı Ken
Livingstone'ın oy oranın ise yüzde 37. Liberal Demokrat parti
adayının oy oranın ise yüzde 12 olduğu tahmin edildi.
Seçime toplam 13 adayıl katılacağı belirtildi. 1
Mayısta Londra Belediye Başkanının yanı sıra
bazı bölgelerde belediye meclisi üyeleri seçilecek.
HURRIYET 18/03/08
Ortak bir Kıbrıs kimliği oluşturabilmek
için buradayız
SONUNDA ADAYA GELMİŞ OLMAKTAN MUTLUYUM"... Alman
Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento
Milletvekili Claudia Roth, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma
Ekenoğlu'nun davetlisi olarak dün akşam KKTC'ye geldi. Roth,
"Söz verdiğimiz gibi sonunda adaya gelmiş olmaktan mutluyum. Biz
köprü inşa edilmesine yardım etmek için buradayız. Tek
taraflı bir görüşe sahip değiliz. Biz adadaki insanların
uzun yıllar sonra bir köprü inşa etmelerine ve ortak bir
Kıbrıs kimliği oluşturabilme ümidine yardımcı
olmak için buradayız" dedi
Ali CANSU
Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya
Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak dün akşam
KKTC'ye geldi.
Roth'a Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin milletvekilleri
Özcan Mutlu ve Bilkay Öney eşlik etti. Roth'u Ercan Havaalanı'nda
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, CTP Birleşik
Güçler (CTP-BG) milletvekilleri Dr. Mustafa Yektaoğlu ve Teberrüken Uluçay
karşıladı. VIP'den karşılanan Roth ve beraberindeki
heyet daha sonra şeref salonuna alındı.
İzolasyonların kalkması çözüm sürecini
hızlandırır
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, şeref
salonunda yaptığı konuşmada, Alman Yeşiller Partisi
Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia
Roth'u adamızda ve Ercan Havaalanı'ndan giriş
yaptığını görmekten çok mutlu olduklarını
söyledi.
Claudia Roth'un Alman Federal Parlemento Berlin Milletvekili ve
yeşiller eş başkanı olduğunu ifade eden Ekenoğlu,
"Kritik bir süreçteyiz. Görüşme sürecinin başlamasını
bekliyoruz ve böyle bir süreçte Roth'un gelmiş olması çok önemlidir.
Bundan sonraki süreç için iyi bir örnek teşkil edecektir. Biz de
inanıyoruz ki izolasyonların kalkması çözüm sürecini
yaklaştıracak ve Rumları masada çözüm süreci için daha da
yapıcı oturmaya zorlayacaktır. Bunun için bu gezi bizler için
çok önemlidir" dedi.
2008 yılı Cumhurbaşkanı Talat ile Rum
liderliğinin masada görüşme süreci ile geçeceğini beklediklerini
ve bunun olumlu sonuçlanmasını istediklerini kaydeden Ekenoğlu,
Kıbrıs Türk halkı ve Rum halkı için bu sürecin en iyi bir
şekilde sonuçlanmasını beklediklerini söyledi.
Ekenoğlu, "Biliyorsunuz ki biz BM para metlerinde BM
sürecinde iki toplumlu iki bölgeli bir siyasi eşitliğe dayalı
bir çözüm için çaba harcıyoruz. Bundan sonra da çaba harcamaya devam
edeceğiz" dedi.
Biz duvarların yıkılmasını yaşadık
Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya
Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, "Söz verdiğimiz gibi
sonunda adaya gelmiş olmaktan mutluyum. Geçen mayıs ayında
Başbakan Soyer'i parti merkezinde kabul ettik. Adadaki durum hakkında
doğrudan bir izlenim elde etmek için adayı ziyaret etmek için elimizden
geleni yapacağımız konusunda söz verdik. Bu önemli ziyareti
planlarken, mevsimin bahar olmasının yanında siyasette de bir
bahar havası yaşandığını bilmiyorduk" diye
konuştu.
Roth, Güney Kıbrıs'taki başkanlık seçimlerinin
ardından şu an ada için önemli bir an yaşanmakta olduğuna
işaret ederek, bunun insanların birleşme, uzlaşma ve adada
birlikte yaşama isteklilikleri için iyi bir işaret olması
ümidini dile getirdi.
Claudia Roth, "Bölünmüş bir ülke tecrübesine sahip olan
Almanya'da bizler büyük duvarla yaşadık ve büyük duvarın
yıkılması imkânını yaşadık. Biz, uzun
yıllar sonra uzlaşma ile sadece bir ülkede değil ayrıca
ortak bir Avrupa'da duvarlar olmadan ve iki tarafa bölünmeden
yaşayabilmenin önemini gösterdik" dedi.
"Cumhurbaşkanınız, başbakanınız ve
ayrıca bizi karşılayan Meclis Başkanınız ile
görüşecek olmaktan çok mutluyuz. Bu bizim için önemli bir andır"
diyen Roth, "Biz köprü inşa edilmesine yardım etmek için
buradayız. Tek bir taraflı bir görüşe sahip değiliz. Biz
adadaki insanların uzun yıllar sonra bir köprü inşa etmelerine
ve ortak bir Kıbrıs kimliği oluşturabilme ümidine
yardımcı olmak için buradayız" dedi.
Roth, adadaki temasları sırasında iyi ve
yapıcı görüşmeler yapma ümidini de dile getirdi.
Hristofyas, söylediklerinin arkasında ise çözüm olur
Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin milletvekilleri Özcan
Mutlu, KKTC'ye ilk kez 2000 yılında geldiğini ve o zaman Ercan'a
milletvekili olarak geldikleri zaman hemen Rum kesiminin protesto
notalarına yol açtıklarını ve Rumların Alman Dışişleri
Bakanlığı'na kendilerini şikayet ettiklerini söyledi.
7 yıl içerisinde adaya gelişlerinde adadaki sürecin daha da
ilerlediğini ve güzel günlerin adaya geldiğini gördüklerini kaydeden
Mutlu, "Bizim de bu çorbada az da olsa tuzumuz olsun diye son mayıs
ayında sayın, Fatma Ekenoğlu ile ben Berlin'de görüştüğümüzde
bölünmüş bir kentin milletvekilleri olarak değil, bölünmüş bir
kentin bölünmüş bir ülkenin önemli bir partisi olan Yeşiller
Partisi'nin eş Başkanı Roth ile gelip burada bir mesaj vermek,
birleşmenin tekrardan gündeme gelmesi konusunda yerinde bilgi almak ve
Almanya'daki tecrübelerden yola çıkarak katkıda bulunmak için geldik.
İyi ki gelmişiz. Tam zamanında gelmişiz" dedi.
2008 yılının büyük açılımlara gebe
olduğunu düşündüğünü anlatan Mutlu, Hristofyas'ın düne
kadar söylediklerinden feragat etmemesi durumunda belki bir daha
gelişlerinde birleşmiş bir Kıbrıs'la karşı
karşıya gelmeyi umarak daha da mutlu olacaklarını söyledi.
Özcan Mutlu, duvarların yıkılması gerektiğini
barışın ve kardeşliğin Avrupa'sının
Kıbrıs'ta da kendini göstermesi gerektiğini ifade ederek bu
yönde KKTC'de görüşmelerde bulunacaklarını, ayni zamanda ileriki
bir tarihte de Rum kesimini de ziyaret ederek orada da ayni dilek ve
temennileri bulunacaklarını belirterek, "Bakalım onlar da ayni
sıcaklık, sevecenlik ve dostlukla karşılayacaklarını
göreceğiz. Biz burada olmaktan mutluyuz" dedi.
Roth'un programı
Claudia Roth ve beraberindeki Yeşiller Partisi heyeti, bugün saat
11.00'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşecek.
Roth, saat 11.30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu
ve saat 12.00'de ise Başbakan Ferdi Sabit Soyer'i ziyaret edecek.
Bugün öğleden sonra saat 15.00'de Doğu Akdeniz Üniversitesi
Rektör Vekili Prof. Dr. Tahir Çelik'i ziyaret edecek olan Alman Yeşiller
Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili
Claudia Roth, ardından DAÜ Konferans Salonu'nda Kıbrıs
Politikalar Merkezi tarafından organize edilen "Avrupa Birliği,
Türkiye İlişkileri ve Kıbrıs" konulu konferans
verecek. Konferans saat 15.30'da başlayacak.
Claudia Roth ve beraberindeki heyet, yarın Lokmacı
Kapısı ile Pile köyünü ziyaret edecek. Roth ve beraberindeki heyet,
20 Mart Perşembe günü sabah saat 08.30'da Ercan Havaalanı'ndan
ayrılacak.
KIBRIS
18/03/08
Hristofyas'ın, kapsamlı çözüm müzakereleriyle
ilgili tutumunu öğrenmek istiyoruz
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, 8
Temmuz sürecine ihtiyaç olup olmadığını, Rum Yönetimi
Başkanı Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıs Türk
tarafıyla kapsamlı çözüm müzakerelerine oturup oturmamaya istekli
olup olmadığının belirleyeceğini ve bunun da cuma günü
gerçekleşecek yüz yüze görüşmede saptanabileceğini belirtti.
8 Temmuz sürecinin, Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos
Papadopulos'un Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili herhangi bir
görüşme yapmama tutumunu aşabilmek için ortaya konmuş bir
inisiyatif, bir tavır olduğuna işaret eden Erçakıca,
şöyle devam etti:
"Papadopulos gidip, Hristofyas geldiğine göre ve bu
değişiklik çok önemli bir umut kaynağı olarak
algılandığına göre, Kıbrıs Rum
tarafının tutumunda da bu değişikliğin yansımasını
görmek isteriz. Ancak Hristofyas da, Papadopulos gibi yorumluyorsa, o zaman
sorunumuz var demektir."
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, TAK
muhabirinin konuyla ilgili sorusu üzerine, son günlerde hem kuzeyde, hem de
güneyde tartışma konusu olan 8 Temmuz süreciyle ilgili
değerlendirmelerde bulundu.
"8 Temmuz liderler buluşmasının gündem maddesi
oldu"
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, cuma
günü gerçekleşecek liderler buluşmasının gündeminin
açık olduğunu, ancak basın aracılığıyla
oluşturulan gündeme göre buluşmanın önemli maddelerinden
birinin, 8 Temmuz "Anlaşması"nın nasıl
algılandığı olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türk tarafının, süreci nasıl
algıladığını Hristofyas ile
gerçekleştireceği görüşmede dile getireceğini kaydeden
Erçakıca, "Aynı şekilde Hristofyas'ın 8 Temmuz
süreciyle değil, kapsamlı çözüm müzakereleriyle ilgili tutumunu
öğrenmek isteyeceğiz" dedi.
"Hristofyas bir değişiklik simgeliyorsa..."
Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:
"Hristofyas, Kıbrıs Rum tarafının tutumunda
bir değişikliği simgeliyorsa ve kapsamlı çözüm
müzakerelerine hazırsa, zaten 8 Temmuz süreciyle murat edilen hedefe lider
değişikliğiyle ulaşılmış demektir. Çünkü
Kıbrıs Türk tarafı, 8 Temmuz sürecini Papadopulos'un
kapsamlı çözüm müzakerelerine oturmama tutumuna karşı
oluşan katılığı aşmak için bir metot olarak
düşünüyordu."
"Ağzından duymak istiyoruz"
Kıbrıs Türk tarafının, başından beri
liderler arası görüşmelere hazır olduğuna dikkat çeken
Erçakıca, Rum basınında yer alan 8 Temmuz sürecine ilişkin
haber ve demeçlerden, Rum tarafının iki lider arasında
müzakereye hazır olmadığının
algılanabileceğini belirtti.
Erçakıca, "Ama bunu Hristofyas'ın ağzından
duymak istiyoruz" dedi.
"Müzakere süreci öngörmüyor..."
8 Temmuz sürecinin, 2 liderin tam kapasiteyle katılacağı
bir müzakere süreci öngörmediğine de işaret eden Hasan Erçakıca,
BM Genel Sekreteri'nin o dönemki Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı İbrahim Gambari'nin sürece açıklık
getirmek amacıyla kaleme aldığı mektupta sürecin
amacının; "kapsamlı çözüme yönelik anlamlı
müzakerelerin yeniden başlatılması için gerekli zeminin
hazırlanması" şeklinde
açıklandığını belirtti.
Erçakıca, 8 Temmuz sürecinin iki halk arasındaki
ilişkilerin iyileştirilmesini öngören çalışmalar
içerdiğine dikkat çekerek; Rum Yönetimi'nin, Türk tarafının bu
yöndeki bütün girişim ve önerilerini yanıtsız
bıraktığını söyledi.
"Amaç görüşmeleri başlatmaktı..."
Hasan Erçakıca, gelinen aşamada, 8 Temmuz sürecinin, liderler
arasındaki müzakereye geçmeyi değil, tam tersine bloke edici bir
araca dönüştüğünü ve bunun BM Genel Sekreteri raporlarında da
dile getirildiğini kaydetti.
Erçakıca, "Eğer liderlik değişikliğiyle
Güney Kıbrıs'taki kapsamlı müzakereler ilişkin çekince
ortadan kalkmışsa, demek ki 8 Temmuz süreci de bir şekilde
amacına ulaştı ve ona gerek kalmadı" dedi.
KIBRIS
18/03/08
AA
Güncelleme: 15:21 TSİ 18 Mart 2008 Salı
LEFKOŞA
- Rum haber ajansına göre, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris
Hristofyas, Güney Kıbrısta temaslarda bulunan İskenderiye ve
Afrika Patriği 2. Theodoros ile görüşmesi sırasında
yaptığı açıklamada, kendilerini özgür bir Girneye
adadıklarını ifade etti. Hristofyas, Türk yönetimi
altında olsa bile, Girneye dönmeyi bekliyoruz. Özgür bir Girneye,
kendimizi buna adadık, ancak Girne halkı dönme hakkına sahip
olmalıdır diye konuştu
İskenderiye ve Afrika Patriği
2. Theodoros da, nerede olursa olsun Kıbrıs davasını
desteklediğini belirterek, Rum hükümetine yardımından
dolayı teşekkür etti.
Hristofyasın Kıbrıs sorununu çok iyi bildiğini ve
görüşlerini çok açık bir şekilde ifade ettiğini belirten
İskenderiye Patriği, (Güney) Kıbrıstan daha güçlü bir
şekilde ayrılıyorum çünkü Kıbrıs beni unutmuyor,
yardımcı oluyor ve kalpten teşekkür ediyorum. Özgürlük ve adalet
rüzgarları tüm ada üzerine yayılsın diye konuştu.
Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomod da, Kıbrıs
sorununda Hristofyasın yanında duracağını kaydetti.
Hristofyas, görüşmede, konuk patriğe, Girne gemisinin gümüş bir
maketini verdi ve görevinde başarılar diledi.
GÖRÜŞME ÖNCESİNDE
BASIN TOPLANTISI
Öte yandan, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyasın, 21 Mart Cuma günü
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapacağı
görüşmeyle ilgili olarak, 19 Mart çarşamba günü, başkanlık
sarayında basın toplantısı düzenleyeceği bildirildi.
EU appreciates Cyprus
good will
By
Jean Christou
THE EU has
acknowledged the governments good will to find a settlement, ahead of Fridays
meeting between the leaders of the two communities, Foreign Minister Marcos
Kyprianou said yesterday.
But the Foreign Minister expressed concern over negative statements emerging
from the Turkish Cypriot side in the run-up to Fridays meeting.
Speaking after a meeting with European Ombudsman Nikiforos Diamandouros in
Nicosia, Kyprianou said the current climate towards Cyprus in the EU was very
positive.
President Demetris Christofias spent three days in Brussels last week attending
the European Council meeting, on the sidelines of which he met numerous EU
leaders to brief them on the resumption of Cyprus talks.
Cyprus has been in the EU dog house since the Annan plan was rejected in 2004
and because former President Tassos Papadopoulos made no moves to improve the
situation in the aftermath.
But the election of Christofias has changed the dynamic, and Europes
perception of the Greek Cypriot side. The new President will be meeting Turkish
Cypriot leader Mehmet Ali Talat on Friday amid hopes for a full resumption of
talks some time in April.
However, as soon as it became clear talks were about to resume, each side has
positioned itself on opposite poles.
Chrisotfias says talks must be based on the July 8, 2006 agreement, while Talat
wants the Annan plan as a basis.
He says the July 8 agreement is only a process and that the Annan plan provides
the substance of talks.
Certainly no one can say we were encouraged right now with the positions taken
by Mr Talat or the Turkish government, Kyprianou said.
Kyprianou said the extent to which the Turkish Cypriot side might move from its
positions would become apparent on Friday.
The Foreign Minister said that in discussions with his contacts within the EU,
officials there also found the Turkish sides positions not particularly constructive.
He said the actions of the Turkish side, including Ankaras firing off letters
to EU leaders about the rejected UN blueprint, did not inspire EU leaders and
does not help in the approach to the talks.
We will wait for Friday to see if these actions are just tactics or whether
there is some substance to them and then see how we will handle it, said
Kyprianou.
The two leaders are also expected to announce the opening of the Ledra Street
crossing after their meeting on Friday. Christofias expects to meet today with
the committee for the opening of Ledra Street, and with the ambassadors of the
five permanent members of the UN Security Council, France, Britain, the US,
Russia and China.
The international community, although they have publicly welcomed the new
climate, are privately concerned, expressing concern that the statements
between the two sides could spoil the party.
They also feel the two sides should not be laying out red lines at this early
stage of the game, a move which could corner them into entrenched positions
from which they wont easily be able to back away from if necessary.
Diplomats are also worried about the political situation in Turkey and how it
could affect Cyprus when, for the first time in the history of the Cyprus
issue, the island has two pro-solution leaders.
On the situation in Turkey, Kyprianou said the world would have to wait and see
how the crisis developed.
Of course we are watching with some concern, he said. The Turkish government
might not be able to handle the Cyprus problem but this also gives them an
alibi to say they cant move forward.
But Kyprianou added that all such comments were speculation at this point. The
Friday meeting would clear up many of the hypotheticals, he said.
Another issue of concern to the Foreign Minister is the recent apparent
upgrading of the north at the Organisation of Islamic Conference (OIC) in
Senegal. A final communiqu? at the OIC summit reaffirmed support to the TRNC.
Kyprianou said Turkey had a lot of influence in the OIC. He said the government
would step up its contacts with individual OIC member countries to counter any
moves towards official recognition of the north.
Because it rests with them to what they will follow or not the resolution, he
said.
CYPRUS
MAIL 18/03/08
ABD görüşmeden umutlu
|
19 Mart, 2008 21:58:00 (TSİ)
CNN TURK |
ABD, 21 Mart Cuma günü KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas
arasında yapılacak görüşmenin, çözümün yolunu açabilecek bir
diyalog oluşturulmasına katkıda bulunacağı umudunu
taşıdığını bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tom
Casey, günlük basın toplantısında bir soru üzerine ABD'nin,
Kıbrıs sorununun çözümleneceğini umduğunu ve bu yöndeki
çabaları desteklediğini söyledi.
Casey, iki lider arasındaki görüşmenin, "bu sorunun çözümüne yol
açacak bir tür diyaloğun oluşmasına yardım edeceğini
kesinlikle umduklarını" bildirdi.
ABD'nin, taraflardan ve BM'den gelebilecek çözüm çabalarını
destekleyeceğini vurgulayan Casey, bir başka soru üzerine de ABD'nin
bu konuda yeni bir girişim başlatmayı düşünmediğini ve
BM sürecini destekleyeceğini yineledi.
Talat - Hristofyas buluşması
Hristofyas'ın Rum yönetimi liderliğine seçilmesinin ardından ilk
kez bir araya gelecek Talat ve Hristofyas, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un
Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in Lefkoşa ara bölgedeki
ikametgahında saat 10.00'da buluşacak.
Hristofyas'la görüşmesinde Talat'a, BM ve AB'yle müzakerelerden sorumlu
özel temsilcisi Özdil Nami eşlik edecek.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas'la görüşmeye
hazırlık kapsamında, bugün öğleden sonra Cumhuriyet
Meclisi'nde temsil edilen siyasi parti temsilcileriyle görüşecek.
Rum lideri Hristofyas da dün Rum siyasi parti liderleri ve BM Güvenlik
Konseyi'nin beş daimi üyesi ülkenin Güney Kıbrıs
büyükelçileriyle görüştü.
İlk görüşmeden beklenti yüksek
Kıbrıs Türk tarafının, Talat-Hristofyas görüşmesinden
beklentisi yüksek. İki liderin yapacağı ilk görüşmeye büyük
önem veren Türk tarafı, görüşmeden, "önlerini görmeye yarayacak
verileri elde etmeye" çalışacak.
Kıbrıs sorununun yeni süreçte alacağı şeklin
Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkmasını da bekleyen
Türk tarafı, Rum tarafındaki liderlik değişiminin politik
tutum değişikliği anlamına gelip gelmediğini, yeni
liderliğin, 8 Temmuz sürecini eski lider Tasos Papadopulos gibi bir
oyalama süreci olarak ele alıp almayacağını ve
Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm arayışı
peşinde olduğunu bu görüşmede öğrenmeye
çalışacak.
Hristofyas'ın kırmızı çizgileri
Rum basın haberlerine göre, Rum tarafı görüşmeye 8 Temmuz
anlaşması teziyle gidecek. Hristofyas'ın görüşmeye
"kırmızı çizgiler"le gideceğini yazan Rum
basını, bunları ana başlıklarıyla şöyle
sıraladı:
* 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi
* Annan Planı'na 'Hayır'
* Askerlerin derhal çekilmesi,
* Hakemliğin ve boğucu takvimlerin kabul edilmemesi
* İki bölgeli ve iki toplumlu federasyona ilerlenmesi.
İki liderin cuma günkü görüşmeye zıt fikirlerle gideceğine
işaret eden Rum basını, "Cuma günkü görüşme, olumlu
mesajlar mı vereceği, iki tarafı ayıran uçurumu mu teyit
edeceği açısından belirleyici öneme sahip görülüyor"
yorumunu yaptı.
"Köprü inşaatçıları" olarak
adadayız
KARARLI POLİTİK HAREKETLİLİK BAŞLAMALI...
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu'nun davetlisi olarak
geldiği KKTC'de bir dizi temaslarda bulunan Alman Yeşiller Partisi
Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia
Roth, iki taraf arasında köprü inşa edilmesine yardım edecek bir
nevi "köprü inşaatçıları" olarak adada bulunduklarını
ifade etti. Roth, Kıbrıs'taki insanların, AB'nin ve tüm
dünyanın şüpheyle bakmayacağı kararlı bir politik
hareketliliğin başlaması temennisinde bulundu
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi
olarak geldiği KKTC'de bir dizi temaslarda
bulunan Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve
Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, iki taraf arasında
köprü inşa edilmesine yardım edecek bir nevi "köprü
inşaatçıları" olarak adada bulunduklarını ifade
etti ve Kıbrıs'taki insanların, AB'nin ve tüm dünyanın
şüpheyle bakmayacağı kararlı bir politik
hareketliliğin başlaması temennisinde bulundu.
Roth, dün ilk olarak saat 11.00'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat tarafından kabul edildi.
Roth, ardından Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma
Ekenoğlu ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'i ziyaret etti. Doğu
Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Rektör Vekili Prof. Dr. Tahir Çelik'i de ziyaret
eden Roth, DAÜ'de "Avrupa Birliği, Türkiye İlişkileri ve
Kıbrıs" konulu konferans verdi.
Talat: Kıbrıslı Türkler Avrupa'daki son izole
edilmiş halktır
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Alman Yeşiller Partisi
Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamentosu Milletvekili Claudia
Roth'u kabul etti.
KKTC'ye önceki gece gelen Roth'a, Talat'la görüşmesinde, Alman
Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin Milletvekilleri Özcan Mutlu ve
Bilkay Öney eşlik etti.
Politik sistemi dünya koşullarına ve Avrupa
anlayışına uygun olarak organize etmek için
Kıbrıslı Türklerin içte büyük bir uğraş verdiğini
söyleyen Talat, tüm Kıbrıslı Türklerin demokratik bir şekilde
hareket ettiğini, Kıbrıs'taki politik iklimi
değiştirmek için insanların iradelerini ortaya koymaları
yönünde serbest bırakıldığını kaydetti. Talat,
içteki demokratik mücadelenin başarıyla
sonuçlandığını, Kıbrıslı Türklerin iradesini
net bir şekilde ortaya koyduğunu ve bunun referanduma
yansıdığını dile getirdi.
Kıbrıslı Türklerin uzlaşma, çözüm ve adanın
birleşmesi yönünde oy verdiğini kaydeden Talat, referandumun
üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala çözüm
aradıklarını söyledi.
Kıbrıs'ın bölünmesinin Almanya'nınkinden
farklı olduğunu ifade eden Talat, hedeflerinin genel
anlayış ve AB gerçeklerine katkı koymak olduğunu belirtti.
Talat, AB'nin sınırlara sahip olunmaması, etnik münakaşaların
ve izolasyonların olmaması, çok dillilik, işbirliği, diyalog
ve sorunları müzakere ve tartışma yoluyla çözmek anlamına
geldiğini bildiklerini ifade etti.
Talat, Kıbrıslı Türklerin Avrupa'daki son izole
edilmiş halk olduğunu kaydetti ve kapsamlı bir çözüm
bulunmasını dört gözle beklediklerini ve umutlu olduklarını
dile getirdi.
Talat, "Ziyaretinizin sonuçlarından ve tavsiyelerinizden
yararlanacağımız sözünü veriyorum. Siz bölünmüşlük,
bölünmüşlükten kurtulma, uzlaşma, diyalog, çok kültürlülük
konularında deneyimlisiniz" dedi.
Roth
Roth ise bölünmüş bir toplum ve duvarı kaldırmayla
ilgili tecrübeye sahip; duvarların kaldırılmasının,
birleşme ve uzlaşmanın olumlu sonuçlarına tanık
kişiler olarak Kuzey Kıbrıs'ta bulunduklarını söyledi
ve Kıbrıs konusunda bir ilerleme elde edilmesine katkı koymak
istediklerini ifade etti.
Roth, Cumhurbaşkanı Talat ile bir araya gelmenin kendileri
için bir onur olduğunu söyledi ve güzel bahar günlerinin
yaşandığını belirterek, siyasi baharın da sonunda
gerçekleşmesini temenni etti.
Roth, "Avrupa duvarların değil, açık
sınırların, çok kültürlü, çok dinli toplumların idealidir.
Bölünmelerin, sınırların ve izolasyonların değil"
diye konuştu.
İki taraf arasında köprü inşa edilmesine yardım
edecek bir nevi "köprü inşaatçıları" olarak adada
bulunduklarını ifade eden Roth, Kıbrıs'taki insanlar, AB ve
tüm dünyanın şüpheyle bakmayacağı kararlı bir politik
hareketliliğin başlaması temennisinde bulundu.
Roth, Kıbrıs'taki insanlarla da konuşarak durumla ilgili
doğrudan izlenim elde etmek istediklerini de ifade etti.
Roth, Talat'a duvarların kaldırılmasını
sembolize eden Berlin duvarından bir parça hediye etti ve
Kıbrıs'taki duvarın da kaldırılmasını
diledi.
Talat da, Roth'a, ipek böceği kozasıyla süslenmiş bir
tepsi hediye etti.
Roth Cumhuriyet Meclisi'nde
Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin milletvekilleri Özcan
Mutlu ve Bilkay Öney'in eşlik ettiği Roth KKTC'deki temasları
çerçevesinde Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu
tarafından da kabul edildi.
Ziyarette Roth Ekenoğlu'na Almanya'nın sembolü olan renkli
bir ayı heykelciği hediye ederken Ekenoğlu da konuğuna
seramik Afrodit heykelciği sundu.
Roth: Meclis başkanının kadın olması önemli
Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya
Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, öncelikle Meclis
Başkanı'nın bir bayan olmasının ve
kadınların siyasete katılımının önemine
işaret ederek "Kadınlara eşit haklar vermek demokrasinin
gücüdür" dedi.
Türkiye'de parlamentodaki kadın sayısının
düşük olduğunu belirten Roth, Almanya Parlamentosu'ndaki kadın
oranının %30; Yeşiller Partisi'nde ise %50 olduğunu ve
bunun kendileri açısından sevindirici olduğunu anlattı.
Roth, kendisini kalben Avrupalı kabul ettiği ve
Avrupa'nın kendisi açısından önem
taşıdığını belirterek Avrupa'ya ait
değerleri "zenginlik" olarak
algıladığını belirtti.
Artan duvarların ve anlaşmazlıkların olduğu
bir dönemde Avrupa'nın büyük önem taşıdığını
ve bu yöndeki imkânların iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade
eden Alman milletvekili, "Geleceği duvarlar örerek değil,
köprüler inşa ederek yapabiliriz. Avrupa'daki son duvarı yıkmak
ve köprü kurmak da büyük bir görev. Biz de buraya köprüler yapmak üzere
geldik" şeklinde konuştu.
Roth, ülkesinden dolayı, duvarların acısını
hep çektiği ve iyi bildiğini; yıkılmasından
yıllar sonra dahi izlerinin durduğunu anlatarak
yaşadıkları tecrübeleri paylaşmak istediklerini kaydetti.
Tarihteki karanlık sayfalar ve sorumlukları da hatırlamak;
hatırlatmak gerektiğini belirten Roth, sorumluluklar yanında,
sorunların çözümü için bu tarihle yüzleşmek de gerektiğini
anlattı. Roth, duvarların yıkılması konusu
yanında asıl önemli olanın gönüllerin birleşmesi
olduğu belirttiği konuşmasında şunları kaydetti:
"Duvarların yıkılması bir yönü ama diğer
tarafta önemli olan asıl gönüllerin birleşmesi ve iki taraf da
kendini Kıbrıslı olarak görüp kendini o şekilde ifade
ederse asıl birleşme o zaman gerçekleşmiş olur."
Ekenoğlu: Bizim limanlarımızın
kullanılması ayrı önem taşıyor
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu da, Roth'u
adada ve mecliste görmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek izolasyonlar
altında, ulaşım sorunu yaşanırken KKTC
limanlarını kullanarak gelmesinin de ayrı bir önem
taşıdığını vurguladı.
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü ve izolasyonlar
altında bulunmasından dolayı Kıbrıs Türkü'nün dünyayla
ilişkilerde, ulaşımda, ticarette ve turizmde sorunlar yaşadığına
dikkat çeken Ekenoğlu, referandum süreci ve sonrasında dünyanın
verdiği sözlere atıfta bulunarak Kıbrıs Türkü
açısından önemine işaret ettiği Doğrudan Ticaret
Tüzüğü'nün takipçisi olduklarını, bir an önce yaşama
geçmesi için uğraş verdiklerini kaydetti.
Rumların itirazlarına rağmen AB'nin, deniz
limanlarının kullanılabileceğini ifade ettiğini
anımsatarak ulaşım alanda da çabalarının
sürdüğünü kaydeden Ekenoğlu, bölünmüşlüğü ve
sonrasını da yaşayan ülkenin insanları olarak Roth'un,
Kıbrıs Türkü'nü daha iyi anlayacağını ümit
ettiğini söyledi ve "Ziyaretin bu yönü de önemli" dedi.
Kıbrıs'ın önemli süreçte olduğunu, görüşme
sürecinin başlamasının beklenildiğini belirten
Ekenoğlu, Rum halkının çözüm istemeyen liderini ilk turdan devre
dışı bırakmasının önemli olduğunu söyledi,
ancak son dönemde yapılan ve Kıbrıs Türklerini
"azınlık" olarak gösteren açıklamaların
sevindirici olmadığını belirtti.
Ekenoğlu, "Çözüm söylemleriyle halkından oy alan (Rum)
liderin yine halkının zorlamasıyla masaya oturacağına
ve görüşme sürecinin başlatılacağına
inanıyoruz" şeklinde konuştu.
İki liderin hafta sonu görüşeceğini ve bu
yılın görüşme süreci yaşanacağını da
kaydeden Ekenoğlu BM denetimi ve gözetiminde, iki toplumlu, iki bölgeli,
siyasi eşitlik temelinde bir çözüm için uğraş vermeye devam
ettiklerini vurguladı ve konuklarına hitaben, "Adada
bulunmanızın, sürece bir nebze de olsa katkı
koyacağına inanıyorum" dedi.
Soyer, Roth'u kabul etti
Başbakan Ferdi Sabit Soyer de konuk heyeti kabulünde, KKTC'ye
haksız bir şekilde Kuzey Kore uygulaması
yapıldığını belirterek, önceki gece adaya gelen Alman
Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth ve heyetinin bunun
böyle olmadığını göreceklerini kaydetti.
Roth ve heyetine, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren
Başbakan, Yeşiller Partisi'nin yaptığı
çalışmaları, barış ve demokrasiye
katkılarını övdü.
Soyer, Kıbrıs'ta da barış ve dostluğun
gelişmesi için, siyasi eşitlik için, AB idealinin eşitlik
temelinde çözüme katkı yapması için çaba göstereceklerini; ancak
Yeşiller Partisi gibi Avrupa'nın tüm demokratik güçlerinin de sorunun
çözümünde kendilerine destek olması gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türk halkının izolasyonlar altında
yaşayan bir halk olarak bu pozisyonun aşılmasında
Yeşiller Partisi'nin desteğine duyduğu ihtiyacın çok
açık olduğunu ifade eden Soyer, izolasyonları aşmak için
uğraşacaklarını aktardı.
Soyer, Roth'un, bu ziyarette Kuzey Kıbrıs'ın,
"Kuzey Kore" olmadığını da göreceğini ifade
ederek, "Bize dünyadan haksız bir tavırla Kuzey Kore
uygulaması yapılıyor, bu bakımdan bu ziyarette bizim Kuzey
Kore olmadığımızı da gözlemleme
fırsatını bulacaktır" dedi.
Karşılıklı hak eşitliğine dayalı bir
çözüm için liderler görüşmesinin önümüzdeki günlerde
gerçekleşeceğini söyleyen Soyer, iki tarafın liderlerinin bu
çerçevedeki görüşmesinde, BM parametrelerinde
karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme
ulaşılmasını diledi.
Roth
Roth ise "nihayet sözlerini tutarak gerçekleştirdikleri"
ziyaretten dolayı mutlu olduğunu ifade ederek, Kıbrıs'ta
neler olduğunun kendileri için önemli bir soru işaretini teşkil
ettiğini dile getirdi.
Marjinal tavırlar ve tabuları kabul etmediklerini söyleyen
Roth, Soyer'in Almanya ziyareti sırasında kendisine
anlattığı izolasyonların sonuçlarının kendilerini
çok etkilediğini aktardı.
İzolasyonun, turizmi, ekonominin gelişmesini, insanların
günlük hayatlarını, spor etkinliklerini, futbolu etkilediğini
kaydeden Roth, kendisinin de bir futbol sevdalısı olduğunu,
futbolun sınır tanımaması gerektiğini söyledi.
Roth, geçmişlerinde benzer tecrübeleri olduğunu
anımsatarak savaştan sonra bölünen Almanya'nın yeniden
birleşmesi ve duvarın yıkılmasını anlattı.
Tekrar birleşmenin uzun zaman alabileceğini ve yeniden birleşme
isteğinin kalplerde de oluşması gerektiğini söyleyen Roth,
"bazen beklemeniz gerekebilir, bu vakit alabilir" dedi.
"Kararların alınacağı" bir dönemde
Kıbrıs'ta bulunmanın çok önemli olduğunu kaydeden Roth,
görüşmelerin iki gün içinde başlayacağını,
baharın geldiğini dile getirdi ve siyasi baharın da gelmesini
diledi.
Roth ve Soyer, görüşmenin sonunda şakalaştılar.
Karşılıklı verilen hediyelerden sonra da espriler yapan
Roth'un, neşesi dikkat çekti.
KIBRIS
19/03/08
Lokmacı'dan sonra Yeşilırmak
kapısı
YEŞİLIRMAK, HRİSTOFYAS'IN DOSYASINDA... Üç sivil toplum
örgütünün Hristofyas ile görüşmesinin arından açıklama yapan
"Kapıları Açın İnisiyatifi" Sözcüsü Aziz Ener,
Hristofyas'ın, Cumhurbaşkanı Talat ile yapacağı
görüşmede, Lokmacı ve Yeşilırmak kapılarının
açılması konusunu konuşacaklarını ifade etti. Ener,
Hristofyas'ın, Lokmacı'nın açılması için elinden gelen
her şeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini de kaydetti
Aral MORAL
Rum yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın, 21 Mart
Cuma günü Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapacağı
görüşmede Lokmacı ve Yeşilırmak kapılarının
açılması konusunu gündeme getireceği belirtildi.
"Yeşilırmak-Pirgo Yolunun Açılması
İnisiyatifi", "Kapıları Açın
İnisiyatifi" ve "Lokmacı'nın Açılmasını
İsteyen Vatandaşlar İnisiyatifi" üyelerinden oluşan
bir grup Kıbrıslı Türk ve Rum, dün Rum başkanlık
sarayında Hristofyas ile görüştü.
Toplantının arından açıklama yapan
"Kapıları Açın İnisiyatifi" Sözcüsü Aziz Ener,
Hristofyas'ın, Cumhurbaşkanı Talat ile yapacağı
görüşmede, Lokmacı ve Yeşilırmak kapılarının
açılması konusunu konuşacaklarını ifade etti.
Ener, Hristofyas'ın, Lokmacı'nın açılması için
elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini
de kaydetti.
"Yeşilırmak-Pirgo Yolunu Açın
İnisiyatifi" Başkanı Musa Feral da Hristofyas'ın
kendilerine "Türk tarafı Limnidi'nin açılması için gerekli
adımları atsın, ben hemen, yarından açmaya hazırım"
dediğini söyledi.
Feral, taleplerinin önce Lokmacı, daha sonra da
Yeşilırmak yolunun açılması olduğunu kaydederek,
randevu verildiği taktirde taleplerini Cumhurbaşkanı Talat'a da
aktarmak istediklerini belirtti.
"Lokmacı Barikatının Açılmasını
İsteyen Vatandaşlar İnisiyatifi" Başkanı
Valentina Sofokleus da yaptığı açıklamada, Lokmacı
kapısının açılmasıyla, Kıbrıslı
Türklerin ve Kıbrıslı Rumların yeniden bir arada
olduklarını hissedeceklerini kaydetti.
Her iki liderin de Lokmacı'nın açılması için hemen
hemen hiçbir engelin kalmadığı yönünde yaptıkları
açıklamalara sevindiğini dile getiren Sofokleus, "Biz üç
yıldır Lidra'nın açılması için mücadele ediyor, ses
veriyoruz. Limnidi yolunun açılması da çok önemli bir konudur"
diye konuştu.
KIBRIS
19/03/08
Hristofyas, Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin
büyükelçileriyle görüştü
Görüşmenin ardından tüm elçiler adına açıklamada
bulunan İngiltere Büyükelçisi Peter Millet, "Sayın Hristofyas
ile çok faydalı bir görüşme yaptık. Bizi bilgilendirme
inisiyatifini göstermesinden dolayı minnettarız. Sayın Talat ile
21 Mart'ta ve sonrasında yapacağı görüşme öncesinde
Sayın Hristofyas'ın beklentilerini ve açıklamalarını
büyük bir dikkatle dineldik" dedi.
Millet, "Biz, beş daimi üyenin BM'nin bir çözüme
ulaşılması yönündeki çabalarına desteğimizi yineledik.
Biz ayrıca Güvenlik Konseyi'nin iki lider arasında imzalanan 8 Temmuz
mutabakatının uygulanmasına desteğimizi yineledik"
diye konuştu.
Peter Millet, bu alanda ilerleme kaydedilmesini görmeyi beklediklerini,
cuma günü ve sonrasında bir ivme oluşturulacağına
inandıklarını ve liderlerden bu tür görüşmeleri gelecekte
de beklediklerini söyledi.
5 daimi büyükelçinin Talat ile cuma gününden önce bir araya gelip
gelmeyeceğinin sorulması üzerine Peter Millet, "Teyit
edilmiş herhangi bir şey yok" dedi.
KIBRIS
19/03/08
SEFA
KARAHASAN Lefkoşa
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, yarın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla yapacağı görüşmenin öncesinde çözüm konusunda iyimser mesajlar verdi. Kıbrısta statükonun devam etmemesi için uzlaşmanın şart olduğunu söyleyen Hristofyas, tek vatandaşlık bazında federal bir çözüme hazır olduklarını söyledi.
Lokmacıyı açabiliriz
Hristofyas, dün Rum Yönetimi Başkanlık Sarayında
düzenlediği basın toplantısında, Kıbrısta çözüm
istediğini yineledi. Kıbrısta iki bölgeli, tek
vatandaşlık bazında federal bir çözüme hazır
olduklarını açıklayan Rum lider, Çözüme
Kıbrıslıların varması gerektiğini belirtti.
Hristofyas, Lokmacı kapısının açılmasına da
hazır olduklarını iddia ederek, Talat hazırsa biz
kapıyı açarız diyerek topu Talata attı.
Rum lider, Kıbrıs konusunda iki tarafın üstlendikleri yeni
uğraşın, 8 Temmuz Anlaşmasını hareket
noktası olarak alması gerektiğini söyledi. Eski Rum lider Tasos
Papadopulosun 8 Temmuz imzasına sadık kalacağını
kaydeden Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın da
imzasına sadık kalmasını istedi ve Talata göre, 8 Temmuz
Anlaşmasının bugüne kadar yaşama geçmesine izin vermeyen
engellerin ve sorunların neler olduğunu dikkatle dinlemeye hazır
olduklarını belirtti. Hristofyas, Gecikme olmasını
istemiyoruz. Zamanımız yok... Bu sefer başarmak zorundayız.
Yeni bir başarısızlık halkımız için, Kıbrıslı
Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için felaket olacaktır dedi.
Türkiye ile temas etme durumu olur ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan ile karşılaşırsa, sırtını
dönmeyeceğini belirten Hristofyas, Türkiyeye sırtımı
dönecek kadar güçlü değilim diye konuştu.
Hristofyasın, Papadopulosun aksine Talatı eleştiren cümleler
kullanmaması ve Talata eleştirel yaklaşan soruları, Bizi
birbirimize kırdırmayın diye geçiştirmesi dikkat çekti.
MILLIYET 20/03/08
Duvarları
açın
BEN ÖZGÜR BİR BİREYİM"... Alman Yeşiller
Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili
Claudia Roth, Türkiye'ye gittiği gibi Kıbrıs'a da
gelebileceğine işaret ederek "Ben özgür bir bireyim.
İstediğim yere giderim" dedi. Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak KKTC'ye gelen Roth
dün Lefkoşa'nın Lokmacı ve Arasta bölgelerini gezdi. Gezisi
sırasında basına kısa bir açıklama yapan Roth, bölgede
karşılaştığı Rum gazetecinin sorularını
da yanıtladı. Roth, daha sonra da Pile'de incelemelerde bulundu
"DUVARLARI AÇIN"... Kuzey ile Güney Kıbrıs'ı
birbirinden ayıran duvarın bir an önce yıkılması
temennisinde bulunan Roth, "2008'de yaşıyoruz ve bu duvar kabul
edilebilir bir şey değil. İnsanları birbirinden ayıran
duvarlar yıkılmalı. Umarım burada da bu duvar kalkar ve
insanlar karşılıklı olarak birbirini ziyaret ederek
rakı ve uzo içer" dedi. Bölge esnafının bu koşullarda
iş yapmasının ve var olmasının imkânsız
olduğunu sürekli olarak tekrarlayan Roth, kapalı bir iş yerinin
tozlu camına parmağıyla "Open the wall"
(Duvarları açın) diye yazdı
Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya
Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Türkiye'ye gittiği gibi
Kıbrıs'a da gelebileceğine işaret ederek "Ben özgür
bir bireyim. İstediğim yere giderim" dedi.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi
olarak KKTC'ye gelen Roth dün Lefkoşa'nın Lokmacı ve Arasta
bölgelerini gezdi. Gezisi sırasında basına kısa bir
açıklama yapan Roth, bölgede karşılaştığı
Rum gazetecinin sorularını da yanıtladı. Roth, daha sonra
da Pile'de incelemelerde bulundu.
Rum gazeteciye Kuzey Kıbrıs'ta gerçekleştirdiği
temasları anlatan Roth, tanınmamış bir devlet olan KKTC'yi
ziyaret ettiğine işaret edilmesi üzerine "Ben özgür bir bireyim.
İstediğim yere giderim. Türkiye'ye gittiğim gibi buraya da
gelebilirim. Globalleşen bir dünyada bu gibi ziyaretler çok normal"
dedi.
"Duvar kabul edilebilir bir şey değil"
Roth, ziyaret sırasında yaptığı
açıklamada, Lokmacı'nın kendisine Berlin duvarını
hatırlattığını belirterek, Lokmacı bölgesinde
Kuzey ile Güney Kıbrıs'ı birbirinden ayıran duvarın
bir an önce yıkılması temennisinde bulundu. Roth, "2008'de
yaşıyoruz ve bu duvar kabul edilebilir bir şey değil.
İnsanları birbirinden ayıran duvarlar yıkılmalı.
Umarım burada da bu duvar kalkar ve insanlar karşılıklı
olarak birbirini ziyaret ederek rakı ve uzo içer" dedi.
Bölge esnafının bu koşullarda iş
yapmasının ve var olmasının imkânsız olduğunu
sürekli olarak tekrarlayan Roth, kapalı bir iş yerinin camına
"Open the wall"(Duvarları açın) yazdı.
Herkesle el sıkışıp, sohbet etti
Bölge halkı ve esnafla, özellikle çocuklarla birebir sohbet edip,
sorular soran ve bilgi alan Roth, Lokmacı esnafının kendisine
ikram ettiği Türk kahvesini içti, Yağcıoğlu
helvacısında kendisine sunulan helvanın da tadına
baktı.
Esnafla zaman zaman İngilizce, zaman zaman da Türkçe konuşan
Roth, karşılaştığı turistlerin hal
hatırını da sordu.
Lokmacı bölgesinin ardından Büyükhan ve Belediye
Pazarı'nı ziyaret eden Roth, özellikle Kıbrıs'a özgü el
işleri, hediyelik eşya, yiyecek ve sebzeler hakkında bilgi
aldı.
Bir dükkânda karşısına çıkan futbol
takımları formalarına da büyük ilgi gösteren Roth, dünyaca ünlü
futbol takımlarıyla birlikte Türkiye'nin büyük
takımlarının isimlerini teker teker sayarak, bu konudaki
bilgisini paylaştı. Roth, dükkân sahibinin kendisine hediye etmek
istediği Beşiktaş formasını ise "Benim var"
sözleriyle reddetti.
Yeşiller grubu da eşlik etti
Claudia Roth'a ziyaretinde Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli
Berlin milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney de eşlik etti.
CTP-BG Milletvekilleri Mustafa Yektaoğlu, Teberrüken Uluçay ve
Nazım Beratlı ile Cumhuriyet Meclisi Özel Kalem Müdürü Burhan Eraslan
da ziyaret sırasında Roth'u yalnız bırakmadı.
Claudia Roth dün ayrıca Pile köyünü ziyaret etti. Roth ve
beraberindeki heyet yarın sabah KKTC'den ayrılacak.
Pile'yi de ziyaret etti
Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı ve Almanya Federal
Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Türk ve Rumların karma
yaşadıkları Pile köyünü ziyaret etti.
Pile'deki incelemelerinin ardından da tüm farklılıklara
rağmen ileri bakılması gerektiğini vurguladı.
Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde temaslarda bulunan Alman
Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, dün Lokmacı
Kapısı ve Arasta bölgesini ziyaretinin ardından Pile'de incelemelerde
bulundu.
Pile'de ilk olarak Pile Türk Muhtarlığı, ardından
da Rum Muhtarlığını ziyaret eden Roth, Pile Türk
Muhtarı Nejdet Ermetal ve Rum Muhtar Vekili Stavros Stavru ile Türk ve
Rumların bölgede bir arada nasıl yaşadıkları
hakkında görüş alış-verişinde bulundu.
Claudia Roth daha sonra Birleşmiş Milletler Sivil Polis
4'üncü Bölge Müdürlük Binası'na giderek buradaki Karakol Sorumlusu Jerry
Coonnt'dan görevleri hakkında bilgi aldı.
BRT'ye Pile ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Roth, kendisinde
olumlu bir izlenim oluştuğunu belirtti ve tüm farklılıklara
rağmen ileri bakılması gerektiğini vurguladı.
Claudia Roth, sorunların en kısa sürede halledilmesi
gerektiğine de dikkati çekerek, "İki liderin kısa bir süre
sonra bir araya geleceğini düşünürsek, bunun Kıbrıs'taki
çözüm için bir başlangıç olmasını dilerim" dedi.
Roth ve beraberindekiler bugün Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nden ayrılıyor.
KIBRIS 20/03/08
8 Temmuz
üzerinde fazla durulmadı
BÜYÜKELÇİLER KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM PEŞİNDE...
Cumhurbaşkanı Talat'ın büyükelçilerle görüşmesinde,
ayrıntılı bir şekilde Kıbrıs sorunuyla ilgili
tutumunu izah ettiğini belirten Erçakıca, "Büyükelçiler
ülkelerinin Kıbrıs sorununda kapsamlı bir çözüm peşinde
olduğunu dile getirdiler. Cuma günkü görüşmenin de kapsamlı
müzakerelerin başlaması için bir başlangıç
olmasını dilediler" dedi. Rum basınında yer alan
"BM Güvenlik Konseyi Daimi üyeleri Cumhurbaşkanı Talat'a 8
Temmuz süreci konusunda baskı yapacağı"
iddialarının sorulması üzerine Erçakıca, "Böyle bir
şey olmadı. 8 Temmuz süreci bu görüşmede gereğinden fazla
yer tutmadı" yanıtını verdi
SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİYLE YAPILAN
GÖRÜŞMEYE DP'DEN KATILIM OLMADI... Cumhurbaşkanı Talat, Rum
lideri Dimitris Hristofyas'la yarın yapacağı görüşme
hazırlıkları çerçevesinde, dün, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil
edilen siyasi partilerin temsilcileriyle de görüştü.
Cumhurbaşkanlığı'nda saat 16.30'da başlayan ve 1 saat
15 dakika süren görüşmeye Demokrat Parti'den katılım
olmadı. Toplantıya katılan partilerin başkan veya
temsilcileri görüşmeden sonra basına açıklamalarda bulundu
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi
başkanı Dimitris Hristofyas'la yarın yapacağı
görüşmeye hazırlanıyor.
Cumhurbaşkanı dün BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi 5
ülkenin Lefkoşa'daki büyükelçileriyle görüştü, daha sonra
da mecliste temsil edilen siyasi partilerin temsilcileriyle bir araya
geldi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
görüşmeyle ilgili yaptığı kısa açıklamada,
"8 Temmuz süreci, görüşmede, gereğinden fazla yer
tutmadı" dedi.
Cumhurbaşkanlığı'nda gerçekleşen
görüşmeye ABD Büyükelçisi Ronald Schlicher, İngiltere Büyükelçisi
Peter Millet, Fransa Büyükelçisi Nickolas Galey, Rusya Büyükelçisi Andrei
Nesterenko ve Çin Büyükelçisi Zhao Yali katıldı.
Yaklaşık 1.5 saat süren görüşme sonrasında
büyükelçiler basının ısrarlı sorularını
yanıtsız bıraktı. Basın mensupları
toplantıyla ilgili kısa bir açıklamayı
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca'dan aldı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca
açıklamasında, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi 5 ülke büyükelçisinin
cuma günkü görüşme öncesinde Türk tarafının tutumunu öğrenmek
istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da
ayrıntılı bir şekilde Kıbrıs sorunuyla ilgili
tutumunu izah ettiğini kaydeden Erçakıca, "Büyükelçiler
ülkelerinin Kıbrıs sorununda kapsamlı bir çözüm peşinde
olduğunu dile getirdiler. Cuma günkü görüşmenin de kapsamlı
müzakerelerin başlaması için bir başlangıç
olmasını dilediler" dedi.
Rum basınında yer alan "BM Güvenlik Konseyi Daimi
üyeleri Cumhurbaşkanı Talat'a 8 Temmuz süreci konusunda baskı
yapacağı" iddialarının sorulması üzerine
Erçakıca, "Böyle bir şey olmadı. 8 Temmuz süreci bu
görüşmede gereğinden fazla yer tutmadı"
yanıtını verdi.
Erçakıca, büyükelçilerin daha çok cuma günkü görüşmeden sonra
kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlayıp
başlamayacağı veya nasıl başlayacağı
şeklinde sorular yönelttiğini kaydetti.
Siyası parti temsilcileriyle görüşme
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum lideri Dimitris
Hristofyas'la yarın yapacağı görüşme
hazırlıkları çerçevesinde, dün, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil
edilen siyasi partilerin temsilcileriyle de görüştü.
Cumhurbaşkanlığı'nda saat 16.30'da başlayan ve
1 saat 15 dakika süren görüşmeye Demokrat Parti'den katılım
olmadı. Toplantıya katılan partilerin başkan veya
temsilcileri görüşmeden sonra basına açıklamalarda bulundu.
Çakıcı:Taraflar birbirinden çok uzak
İlk açıklamayı yapan Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP)
Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, toplantıda, iki lider
arasında yer alacak görüşmede üzerinde durulması gereken
noktaları ortaya koyduklarını kaydetti.
Yapılacak görüşmelerin iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi
eşitliğe dayalı bir federasyon üzerinde olması
gerektiğini belirten Çakıcı, edinilen izlenimlere göre
yapılacak ilk görüşmede çözüm vizyonunun ele
alınacağının anlaşıldığını
söyledi.
Tarafların şu anda birbirinden çok uzak olduğu
görüşünü ifade eden Çakıcı, Kıbrıs Türk
tarafının Annan Planı zemininde görüşmek, Kıbrıs
Rum tarafının ise "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni ileriye
taşımayı hedefleyen bir zeminde görüşmek istediğini
kaydetti.
Çakıcı, "Çözüm için tarafların
karşılıklı adımlar atması gerekir" dedi. Çakıcı,
taraflar karşılıklı adımlar atmadığı
takdirde görüşme sürecinde bir sonuç çıkmayacağı
görüşünü dile getirdi.
"Kıbrıs Türkü Maronit gibi
azınlıklara benzemiyor"
Kıbrıs Türklerinin Maronit gibi azınlıklara
benzemediğini, Kıbrıs Türklerinin 1960 Kıbrıs
Cumhuriyetinin siyasi eşit ortağı olduğunu ve masaya ortak
sıfatıyla oturulması gerektiğini kaydeden Çakıcı,
ortada, Kıbrıs Türlerinin 1960'ta kazanılan toplumsal
hakları, 1977-79 doruk anlaşmalarında elde edilen iki kesimlilik
ve BM süreçlerinde oluşturulan Annan Planının bulunduğunu
ifade etti.
"Mutfağın Kıbrıs'ta kurulaması
gerektiğini" de dile getiren Çakıcı, "Kıbrıs
Türk halkı taraf olmalıdır aksi takdirde bundan
başkalarının istediği sonuçlar ortaya çıkar"
dedi.
Çavuşoğlu: Endişe ve tereddütlerimizi ortaya koyduk
Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Nazım Çavuşoğlu
ise, toplantıda endişe ve tereddütlerini ortaya
koyduklarını kaydetti.
Kıbrıs Rum Lideri Hristofyas'ın yaptığı
açıklamaların umut verici olamamasına rağmen, Cuma günkü
toplantının görüşme sürecinin bir parçası olduğunu ve
kimliklerin deşifre edilmesi açısından önemli olduğunu
söyleyen Çavuşoğlu, "Görüşme sürecinin başlaması
noktasında, olumlu yaklaşıyoruz ama temkinli
yaklaşıyoruz" dedi. Rum tarafının zihniyetinde iyiye
doğru bir değişim olduğu kanaatinde
olmadıklarını ifade eden Çavuşoğlu, sürecin
davranışların somutlaşması açısından önemli
olduğunu dile getirdi.
Süreçten çok bir beklentileri olamadığını kaydeden
Çavuşoğlu, Kıbrıs Türklerinin kimliğinin
yıpratılmayacağı ve hassasiyetlerini gözetecek bir sürece
olumlu yaklaşacaklarını belirtti.
Özçelik: Türkiye ile birlikte ortaya
konan parametreler temelinde barış
Özgürlük ve Reform Partisi Genel Başkan Yardımcısı
Ramazan Özçelik de, Türkiye ile birlikte ortaya konan parametreler temelinde
kurulacak bir barıştan yana olduklarını belirterek,
liderlerin yapacağı görüşmede, iki halkı refaha
taşıyacak bir barışın
başlangıcının yapılmasını ümit ettiklerini
kaydetti.
Özçelik, görüş ve düşüncelerin yarın yapılacak iki
liderin görüşmesinden sonra aktarılmasından yana
olduklarını da ifade etti.
Kalyoncu: Görüşmede olumlu
bir sonuç çıkmasını bekliyoruz
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Bileşik Güçler Genel Sekreteri Ömer
Kalyoncu ise, verilen sinyallerin, görüşmenin olumlu geçeceği yönünde
olduğunu kaydederek, Talat'ın masaya Kıbrıs sorununa adil
ve erken bir çözüm bulunması hedefiyle gideceği yönde
açıklamalarda bulunduğuna işaret etti.
"İlk görüşmeden olumlu bir netice
çıkmasını beklediklerini" belirten Kalyoncu,
"Hristofyas'ın çizdiği çizgi böyle bir sonuç
çıkacağını gösteriyor" dedi.
İki liderin görüşmesinde Kıbrıs sorununun ele
nasıl alınacağı üzerinde durulacağının
anlaşıldığını söyleyen Kalyoncu, görüşme
sonrasında Kıbrıs sorununun çözüme doğru yol
alacağı görüşünde olduğunu belirtti.
KIBRIS 20/03/08
Hareket
noktamız 8 Temmuz
BULUŞMA ARAŞTIRMA NİTELİKLİ... 21 Mart
buluşmasının araştırma niteliğine sahip
olduğunu ve bu buluşmada her toplumun Kıbrıs sorununun
çözümüne ilişkin niyetlerinin ve tezlerinin işaretlerini
sunacağını söyleyen Hristofyas, Rum tarafının tezinin,
"Kıbrıs konusunda iki tarafın üstlendikleri yeni
uğraşın, 8 Temmuz anlaşmasını hareket
noktası olarak alması gerektiği" yönünde olduğunu
belirtti ve "Bu 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ötesinde,
Kıbrıslı iki toplum arasında var olan yegane
anlaşmadır. Bu anlaşma BM Güvenlik Konseyi ve AB tarafından
da desteklenmektedir" dedi
KIBRIS İŞLERİNE KARIŞILMASIN... Rum lider
Hristofyas, federal bir birleşme ve adadaki her vatandaşın insan
haklarına saygı gösterilmesini istediklerini belirterek, "İster
anavatan denilsin ister üvey anavatan, bu insanların Kıbrıs
işlerine karışmasını istemiyoruz. Biz
Kıbrıslılar olgun insanlarız. AB
yurttaşlarıyız. Farklılıklara saygı duyan bir
toplumun üyesiyiz" dedi
Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas, Rum tarafının
tezinin, "Kıbrıs konusunda iki tarafın üstlendikleri yeni
uğraşın, 8 Temmuz anlaşmasını hareket
noktası olarak alması gerektiği" yönünde olduğunu
açıkladı.
Hristofyas, dün, Rum yönetimi başkanlık sarayında
düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'a göre, 8 Temmuz anlaşmasının bugüne kadar
yaşama geçmesine izin vermeyen engellerin ve sorunların neler
olduğunu dikkatle dinlemeye hazır olduklarını kaydederek,
"Gecikmeler kaydedilmesini istemiyoruz. Zamanımız yok... Bu
sefer başarmak zorundayız. Yeni bir başarısızlık
halkımız için, Kıbrıslı Rumlar ve
Kıbrıslı Türkler için felaket olacaktır" dedi.
Hristofyas, Türkiye ile temas etme durumu olur ve Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile
karşılaşırsa sırtını dönmeyeceğini
belirterek, "Türkiye'ye sırtımı dönecek kadar güçlü
değilim" diye
konuştu.
Basın toplantısı olumlu atmosferde geçti
Hristofyas'ın basın toplantısında,
Başkanlık Sarayı'nda geçtiğimiz yıllardakinin aksine
olumlu atmosfer dikkati çekti. Başkanlık Sarayı'nın
bulunduğu bölgeye girişten itibaren Türk gazetecilere
yardımcı olundu. Geçtiğimiz yıllarda hiç
yapılmamış bir uygulamayla basın toplantısında
anında Türkçe ve İngilizce'ye çeviri yapıldı. Toplantıya,
Rum basının yanında, KKTC ve TC basınından
kalabalık bir gazeteci grubu ilgi gösterdi. Rum lider, salona
geldiğinde dolaşarak tüm basın mensuplarının tek tek
elini sıktı.
Basın toplantısında, Başkan Hristofyas'ın
yanında oturan Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, kısa bir
sunuş konuşması yaptı. Basın toplantısına
bazı bakanlar da katıldı.
"Düşmanca beyanlar vermeyeceğim, bu mazoşistçe
olur"
Hristofyas, basın toplantısı sırasında,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın açıklamalarına
yönelik iki ayrı soruya tepkisel yanıtlar vererek, "Ben
düşmanca beyanlar vermek istemiyorum, niye çıkıp sayın
Talat'ı suçlamamı istiyorsunuz. Görüşmeye iki gün kala Talat
olumsuz davranıyor diye açıklamalar yapmayacağım, bu
mazoşistçe olur" dedi.
Rum lider, Cuma günkü görüşmede, iki taraftan basına
yapılan açıklamalar konusunda, "moratoryum" ilanı
konusunun ele alınmasını isteyeceğini bildirdi.
Konuşmasına Rumca, Türkçe ve İngilizce olarak
"Hoşgeldiniz" diyerek başlayan Hristofyas, seçimlerin hemen
ardından, bu kadar kısa bir sürede iki toplum liderinin Cuma günü bir
araya gelecek olmasından memnuniyet duyduğunu kaydetti.
21 Mart buluşmasının araştırma niteliğine
sahip olduğunu ve bu buluşmada her toplumun Kıbrıs
sorununun çözümüne ilişkin niyetlerinin ve tezlerinin işaretlerini
sunacağını söyleyen Hristofyas, Rum tarafının tezinin,
"Kıbrıs konusunda iki tarafın üstlendikleri yeni
uğraşın, 8 Temmuz anlaşmasını hareket
noktası olarak alması gerektiği" yönünde olduğunu
belirtti ve "Bu 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ötesinde,
Kıbrıslı iki toplum arasında var olan yegane
anlaşmadır. Bu anlaşma BM Güvenlik Konseyi ve AB tarafından
da desteklenmektedir" dedi.
8 Temmuz anlaşmasına eski Rum lider Tasos Papadopulos'un
attığı imzayı onurlandıracaklarını belirten
Hristofyas, ileriye doğru ilerlenebilmesi için, Talat'ın da
anlaşmanın altındaki kendi imzasını onurlandırmasını
beklediklerini söyledi.
Gecikme istemediklerini, zaman olmadığını dile
getirip aynı zamanda, ilerleme sağlanmasına izin verecek uygun
hazırlıklar olmaksızın, aceleyle hareket etmenin de üretken
olmayacağına inandıklarını belirten Hristofyas,
"Bu sefer başarmak zorundayız. Yeni bir
başarısızlık halkımız için,
Kıbrıslı Rumlar için, Kıbrıslı Türkler için
felaket olacaktır" diye konuştu.
Kıbrıs sorununun karmaşık ve zor bir sorun
olduğunu kaydeden Hristofyas, çözüm için iki tarafın da
işbirliği ve iyi niyetinin gerekli olduğunu ifade etti.
"Çözüm zemini mevcut"
Üzerinde çalışılabilecek ve
çalışılması gereken çözüm zemininin mevcut olduğunu
ileri süren Hristofyas, bunun iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünü
öngören Doruk Anlaşmaları ve BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs
ile ilgili kararları, uluslararası hukukun ve Avrupa hukukunun
ilkeleri olduğunu savundu.
Hristofyas, bu zemin ile bağdaşmayan tezlere
yapışıp kalmanın, "Kıbrıslı iki
toplumun" liderleri arasında ilk buluşma öncesinde gerekli siyasi
atmosferin yaratılmasına yardımcı
olmayacağını, sürekli olarak geçmişe, yapıcı ve
üretken olmayan tezlere dönülmemesi, ileriye doğru bakılması
gerektiğini belirtti.
Çözümün yaşayabilir ve adil olması için bizzat
"Kıbrıslılar" tarafından anlaşmaya varılması
gerektiğini kaydeden Dimitris Hristofyas, son yılların olumsuz
deneyimlerinin ardından uluslararası faktörün bu tezi dile
getirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki
ortaklığın, Zürih ve Londra anlaşmalarının sonucu
olarak 1960'tan bu yana bulunduğunu; ancak bu ortaklığın
işlemediğini belirten Hristofyas, bunda iki toplumun da ve
yabancı müdahalelerin de sorumluluğu bulunduğunu söyledi.
Hristofyas, Rum tarafının, iki bölgeli, iki toplumlu bir
federasyon yaratılması için uzlaşmayı onurlandırmaya
hazırlandığını savunarak, "Türkiye'nin
Kıbrıs'a askeri müdahalesinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin
topraklarının büyük bir kesimini işgalinin
yarattığı koşullara karşı koymak için"
uzlaşmanın zorunlu olduğunu iddia etti.
"BM'nin belirttiği siyasal eşitliği kabul
ediyoruz"
Hristofyas, "ortaklığın yenilenmesini" ve
üniter, iki toplumlu Kıbrıs devletinin tek egemenliği, tek
vatandaşlığı ve tek uluslararası kimliği olan,
Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin,
Maronitler ve Ermeniler de dahil "bütün halkın" insan
haklarının ve temel özgürlüklerinin saygı göreceği ve
güvence altında olacağı iki bölgeli, iki toplumlu federal bir
devlete geçişini kabul ettiklerini kaydetti.
Hristofyas, "Birleşmiş Milletler örgütünün ilgili kararlarında
belirtildiği şekilde, siyasal eşitliği kabul ediyoruz"
dedi.
21 Mart buluşmasına iyi niyetle ve "sıkı
çalışmaya hazır olarak" katıldıklarını
ifade eden Hristofyas, statükonun devamının ne
Kıbrıslı Rumların, ne de Kıbrıslı Türklerin
yararına olduğunu belirtti ve "Kimsenin yararına
değildir" ifadesini kullandı. Hristofyas, şöyle devam etti:
"Eğer her şeyden önce Kıbrıslılar olarak
davranırsak ve ortak vatanımızın iyiliği için
çalışırsak, o zaman Kıbrıslı Rumların ve
Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslıların çıkarları
lehine bir çözüme ulaşma ihtimallerinin en üst noktaya
varacağına inanıyoruz."
Lokmacı Kapısı'nın açılmasında ilerlemeye
hazır olduklarını kaydeden Hristofyas, aynı zamanda
tezlerinin mümkün olan en hızlı biçimde Yeşilırmak'daki
barikatın açılması için bütün düzenlemelerin yapılması
olduğunu söyledi.
Hristofyas, barikatların açılmasının
Kıbrıs sorununda çözümü teşkil etmediğini, ancak
Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin
iletişiminde ve aralarında güvenin gelişmesinde
yardımcı olduğunu kaydetti.
Sorular
Soruları da yanıtlayan Rum lider, Türkiye'de AKP'nin
kapatılması davasıyla ilgili girişimler konusundaki bir
soruya verdiği yanıtta, Kıbrıs konusunun Türkiye'deki
gelişmeler üzerinde olumlu rol oynamasını, ayrıca
Türkiye'nin AB'ye ve "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne
yükümlülüklerini yerine getirmesini dilediğini belirterek, Türkiye'de
savcılığın, halen görevde olan liderlerin siyasi
yaşamlarını etkileyecek bir durumu ortaya koymasından büyük
üzüntü duyduğunu kaydetti. Hristofyas, "Biz kendimizi Türk
halkından ayırmıyoruz. Bizler Türk demokrasisinin
işlemesini isteyen insanlarız" dedi. Hristofyas, Türkiye'deki
bazı güçlerin, Kıbrıs'ta çözüme yardımcı
olmadıklarını da öne sürdü.
Hristofyas, Japon televizyonundan bir gazetecinin, "Zaten
ülkenizde refah ve demokrasi var, çözümden ne bekliyorsunuz"
şeklindeki sorusu üzerine, bunun refahın ötesinde "vatan"
ile ilgili bir soru olduğunu belirtti. Rum lider, adanın bir
bölümünde AB müktesebatının da uygulanmadığını
ifade ederek, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin iradesinin de adanın
bu bölümünde uygulanamadığını belirtti.
Hristofyas, federal bir birleşme ve adadaki her
vatandaşın insan haklarına saygı gösterilmesini
istediklerini belirterek, "İster anavatan denilsin ister üvey
anavatan, bu insanların Kıbrıs işlerine karışmasını
istemiyoruz. Biz Kıbrıslılar olgun insanlarız. AB
yurttaşlarıyız. Farklılıklara saygı duyan bir
toplumun üyesiyiz" dedi.
Rum lider, "Boğucu olduğu için mi takvimleme
istemiyorsunuz?" sorusu üzerineyse, üç yıl önce dar, boğucu,
şantajcı takvimler yaşadıklarını belirterek,
nereye varıldığının ortada bulunduğunu, "iki
toplumun ruhlarındaki mesafenin uzadığını"
kaydetti.
Herkesin soluk almaya ihtiyacı bulunduğunu dile getiren
Hristofyas, öte yandan zaman kaybı da olmaması gerektiğini
söyledi. Hristofyas, görüşmelerin başlama tarihi ve sonuca
ulaşılmasına ilişkin bir soru üzerine, 8 Temmuz
anlaşmasında, en kısa zamanda verimli sonuçlara ulaşmak
için çalışılmasının ifade edildiğini kaydederek,
Cuma günü yapılacak toplantı öncesinde peşin hüküm vermek
istemediğini vurguladı.
Hristofyas, kaçak göçmen konusu üzerindeki bir soruya
karşılık, bunun iki tarafın ortak sorunu olduğunu,
hükümetin 8-10 gün önce kurulduğunu, herşeyin hemen çözüme
kavuşturulmasının beklenmemesi gerektiğini söyledi.
İki toplumlu iki bölgeli federasyon tezinin darbe ve
"işgalin" ardından ortaya
çıktığını savunan Hristofyas, "Talat'ın
hedefi yasadışı devletin tanınması için zaman kazanmak
mı?" şeklindeki soruyu soran Rum muhabire, tepkisel yanıt
vererek, "Ben düşmanca yanıt vermek istemiyorum. Çıkıp
Sayın Talat'ı suçlamamı mı istiyorsunuz. Bizim çabamız
ortak dili bulmak" dedi.
Hristofyas, Cuma günkü görüşmede Cumhurbaşkanı
Talat'ın 8 Temmuz anlaşmasını
"onurlandırmaması" halinde başka bir formül
düşünüp düşünmediğine ilişkin bir soru üzerine, "Elbette
var olan düşüncelere göre adım atılacak, ancak sizin yine
çıkıp benden Sayın Talat olumsuz davranacak diye
açıklamalar yapmamı istiyorsunuz, bu mazoşistçe olur"
ifadelerini kullandı.
Türk tarafının iyi niyet göstermesini, AB'nin destekleyici
yardımlarda bulunmasını istediklerini söyleyen Hristofyas,
ancak, Kıbrıs sorununun BM'de çözülecek bir sorun olduğunu
vurguladı.
Hristofyas, "Zaten AB de bu sorunu ele almak istemiyor. AB sorunu
değil bu sorun" dedi. Rum lider, "pek çok şeyin Ankara'ya
bağlı olduğu" belirtilerek, "Ankara ile temasa
hazır mısınız" şeklinde bir soru gelmesi üzerine,
Meclis Başkanlığı döneminde, TBMM eski Başkanı
Bülent Arınç ile pek çok kez dostça görüşme fırsatı
bulduklarını, hatta başkan seçildikten sonra da ondan tebrik
mesajı aldığını belirtti.
Hristofyas, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile
karşılaşması halinde ona "sırtını
dönmeyeceğini" de belirterek, "Türkiye'ye sırtımı
dönecek kadar güçlü değilim" dedi.
KIBRIS 20/03/08
Görüşmeler,
Annan Planı zemininde kalınan yerden devam etmeli
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM Genel
Sekreteri Ban Ki-Moon ve AB ülkelerine 6-7 Mart'ta gönderdiği mektupta,
Annan Planı'nın Kıbrıs'ta yeni görüşmelerde temel
alınmasını istedi.
Erdoğan, 6 Mart'ta Ban Ki-Moon ve 7 Mart'ta Kıbrıs Rum kesimi
hariç AB üyesi ülkelere gönderdiği mektupta, adanın yeniden
birleştirilmesine yönelik yeni görüşmelerin, BM tarafından
hazırlanan ve soruna kapsamlı çözüm öngören Annan Planı'nın
zemininde, 2004 ilkbaharında kalınan yerden devam etmesi
görüşünü dile getirdi.
Mektupta, 24 Nisan 2004'te KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde
eş zamanlı olarak referanduma sunulan, Kıbrıslı
Türklerin yüzde 64 oranında "Evet" dediği, Rumların
ise yüzde 75 çoğunlukla reddettiği Annan Planına atıfta
bulunan Başbakan Erdoğan, "uluslararası toplumda
iyimserliğin geri dönüşünden" memnuniyet duyduğunu,
diğer yandan 2008 yılının "adil, küresel ve sürekli
çözüme ulaşmak için yeni bir fırsat sunmasını" ümit
ettiğini belirtti.
AB ülkelerine, Rumları adadaki iki halka ve bölgeye
barış ve istikrar getirecek bir çözüm bulmaya teşvik etmesi
çağrısında bulunan Erdoğan, "KKTC halkına
dayatılan haksız izolasyonların
kaldırılmasının topyekun çözüm bulmaya da katkıda
bulunacağına kesinlikle inandığını" ifade
ederek, Avrupalıları, bu konudaki taahhütlerini yerine getirmek için
"somut adımlar" atmaya çağırdı.
Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın BM Güvenlik Konseyinin
daimi üyeleri ABD, Rusya ve Çin'e de benzer mektuplar gönderdiği
öğrenildi.
KIBRIS 20/03/08
This time we must
succeed
By
Stefanos Evripidou
PRESIDENT
Demetris Christofias yesterday said he was taking good will, an open mind and a
readiness to work hard into tomorrows meeting with Turkish Cypriot leader
Mehmet Ali Talat, the first of the two in their capacity as community leaders.
We will attend the meeting of March 21 with good will and ready for hard
work, he said, noting that the status quo was not to the benefit of anybody.
The President emphasised that there was a gap between the two communities that
had to be filled before the status quo on the island was consolidated and
became permanent. There was no time for delays, he said, warning, however, that
progress could only be achieved with the necessary preparation.
This time we must succeed. A new failure will be devastating for the future of
our people, Greek Cypriots and Turkish Cypriots, he said.
He summed up the governments position, saying that a new Cyprus effort should
have as its starting point the UN-brokered agreement of July 8, 2006, since
this was the only agreement that exists between the two Cypriot communities,
apart from the High Level Agreements of 1977 and 1979 and which enjoys the
support of both the Security Council and the European Union.
Christofias highlighted that it was not up to the EU to solve the Cyprus problem
but the Cypriots themselves.
We are Cypriots, this is our homeland. We will determine our fate, he said,
noting that if if we act first and foremost as Cypriots and work for the
benefit of our common homeland the chances of reaching a solution in the
interests of all Cypriots would be maximised.
Christofias also called for a final solution to distance itself from all
outside interference, in a reference to the Treaty of Guarantee which gave
Britain, Greece and Turkey intervention rights in Cyprus.
Cypriots are not that immature that they need to be taken by the hand, and
punished when they do something wrong
This situation has to be stopped. We are
a mature people, we are EU citizens, he said, adding that respect for
diversity was a main feature of the EU.
He expressed his satisfaction that the meeting between the two leaders had been
arranged so soon after his election. He said the meeting would be of an
exploratory nature.
Political observers expressed doubts as to whether the meeting would bear any
fruit following weeks of public statements made by the two leaders regarding
the substance of talks.
Talat spoke of two people, two states, the need for the virgin birth of a new
state and that new talks must start from the Annan plan, rejected by Greek
Cypriots in 2004.
Christofias talked of removing all Turkish troops out of Cyprus while laying
down the demand that talks begin from the July 8 Agreement, also known as the
Gambari Process.
Yesterday, Christofias sought to play down the negative climate, advising a
moratorium on public comments to avoid provocative stances, otherwise we wont
reach any outcome.
My advice to Mr Talat is for self-restraint
there were public statements made
that were a great challenge for me, he said.
When challenged that his own position on the July 8 Agreement was a public
statement, the President insisted he did not set any conditions for talks. The
July 8 Agreement was the last signed document by the two community leaders,
making it the obvious starting point, he noted.
We shall honour the signature of my predecessor, the former President of the
Republic of Cyprus Tassos Papadopoulos, said Christofias, adding he expected
that Talat would also honour his own signature on the agreement so that we can
move forward.
Christofias recognised that the Agreement had brought deadlock between the two
communities and was ready to discuss with an open mind how best to bring
about its implementation. He vowed to listen carefully to what Talat had to
say about the problems and obstacles to its implementation.
Asked to comment on Talats insistence on using the Annan plan as a basis for
talks, Christofias said: I have an interpersonal relationship with Mr Talat,
adding that he would judge Talat by what he says in the meetings, not his
public statements or his letter to the UN Secretary-General.
If we disagree in the first meeting, we will arrange a second, he added.
The President acknowledged that the Greek Cypriot community had to shoulder some
of the responsibility for the failure of the 1960 partnership between the two
communities.
He referred to his readiness to honour the compromise for the creation of a
bizonal, bicommunal federation, which he described as necessary to overcome
the Turkish occupation of a large part of the Republic of Cyprus.
We accept the renewal of the partnership and the evolution of the unitary
bicommunal state of Cyprus into a bizonal, bicommunal federal state.
Christofias acknowledged that the Cypriot people had not been told what this
evolution would mean exactly. As AKEL we tried but the effect was not very
consistent.
On the opening of Ledra Street, the President said the government was ready to
proceed but added that Limitis checkpoint should also be opened as early as
possible to end the agony of the areas inhabitants who are forced to drive
3-4 hours to Nicosia when it could take 50 minutes.
The opening of Ledra will help to relieve the wounds in the hearts and souls
of people, he added.
Speaking to a host of reporters, local and international, Christofias spent
over an hour yesterday answering questions from the media. A Turkish-speaking
official was on hand to communicate with Turkish-speaking journalists arriving
at the Presidential Palace, while a Presidential aide distributed his speech in
English, Greek and Turkish. Two interpreters were also on hand, allowing
journalists to ask questions in any of the three languages.
When one journalist working for a Washington newspaper quizzed him on his
partys communist rhetoric, Christofias replied: We are agonising here over
our divided land, not over communism or neo-liberal capitalism or the hegemony
on humanity.
Another Japanese journalist asked what more he wanted since the country was now
a full EU member with a strong economy.
I have not forgotten my homeland... the remainder where the acquis doesnt
apply, despite the will of many Turkish Cypriot compatriots. I dont think many
are happy with this situation. I want to see all citizens under a united
federal Cyprus, and an end to dependence abroad whether in the shape of state
guarantees or motherlands, he replied.
Asked whether he was ready to speak with Turkish leader Tayyip Erdogan, he
said: I am not that powerful to turn my back on the Turkish leadership.
Concluding, Christofias noted that his government had only been in power for 18
days. We cant solve everything at once. We need to fill the gap between
people. We need good will, patience and tolerance.
CYPRUS MAIL 20/03/08
Solution would be
win-win for tourism
By
Jean Christou
TOURISM
bosses on both sides expect a win-win situation for the industry in the event
of a Cyprus settlement, but until then are not interested in co-operating, a
survey revealed yesterday.
Ninety-eight per cent of Turkish Cypriots saw a win-win situaiton, and 79 per
cent of Greek Cypriots.
A continuation of the status quo would only lead to a lose-lose impact in both
communities, the majorty on both sides believed; yet only 20 per cent of the Greek
Cypriots polled said joint business activities were possible with their Turkish
Cypriot counterparts.
Over 32 per cent said they were not interested, while 4.3 per cent said it
would not be profitable.
Reasons for the lack of co-operation included ethical considerations and
resentment towards current users of Greek Cypriot properties in the north.
Another 37 per cent of Greek Cypriots said the legal frameork did not exist for
such co-operation. Around ten per cent already participate in such activities.
More than 60 per cent of Turkish Cypriots polled saw no possibility of
co-operation as things stood but 38 per cent did. But again in the majority
some 80 per cent Turkish Cypriots were not interested in co-operating with
Greek Cypriots in this area while there was no Cyprus settlement.
Of those surveyed, only 20 per cent reported any kind of engagement with owners
or managers of tourism establishments in the south. These mainly involved
arranging visits and co-operating with tour guides or agencies.
The survey, which was conducted before the election of a new president and
acknowledges that the mood may have changed, was carried out by a joint team of
Greek and Turkish Cypriots academics and researchers under the auspices of the
British High Commission.
Presented yesterday evening at Frederick University, it was designed to to
answer the question: what happens to tourism in both parts of the island with
or without a solution.
Particularly in the south, there is widespread resentment over property
previously owned by Greek Cypriots but currently used by Turkish Cypriots.
Related to this fact, there is also a general reluctance to acknowledge the
major investments that current users of properties in the north have undertaken
to improve properties in order to enhance the final product on offer in the
north, the report said.
Extensive education and reconciliation is required to overcome the widespread
hostility which is likely to bar future co-operative projects in tourism
between Greek and Turkish Cypriot businessmen.
Turhan Beydagli, President of Cyprus Turkish Hoteliers Association who
particpated in the research, said his association had been trying to develop
relationships with the Cyprus Hotel Association (PASYXE) and the Cyprus Tourism
Organisation (CTO), but every effort was turned down by the Greek Cypriot
administration since the Turkish Hoteliers Association is not accepted as a
legitimate civil society in Cyprus, he said.
Zacharias Ioannides, Director General of PASYXE, was quoted as saying that as
long as the property question remained pending, it would be difficult, if not
impossible to have a member of the Cyprus Hotel Association sit at the same
table with someone who illegally operates a hotel unit in the occupied area owned
by our member.
A statement by the CTO included in the study said it believed a solution would
have an positive impact on tourism, but only if the industry was brought under
a single umbrella.
We neither agree with separate tourism development efforts, nor with separate
promotional efforts, nor with the existence of two separate tourism boards, nor
with the development of competitive tendencies between what are today the free
areas and what are the occupied areas, the CTO said, adding that until a settlement
was found, it would continue to resist with all our strength the efforts of
the authorities of the occupied areas to develop tourism on our enslaved land.
CYPRUS MAIL 20/03/08
Kıbrıs'ta taraflar 3 ay içinde tekrar
görüşecek
|
21 Mart, 2008 13:40:00
(TSİ) CNN TURK |
Bugün Ada'da
buluşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, BM'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde
3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlanması ve en kısa
sürede soruna çözüm bulunması konusunda anlaştı.
Talat ve Hristofyas'ın, BM Genel Sekreterinin
Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki
ikametgahında yaptığı görüşme sona erdi.
3 saat 10 dakikalık görüşmenin ardından, iki liderin ortak
açıklamasını okuyan Michael Möller, görüşmenin çok olumlu
ve samimi bir atmosferde geçtiğini, iki liderin bir dizi konuda görüş
alışverişinde bulunup, önemli derecede yakınlaşma
sağladıklarını söyledi.
Liderler, bir dizi çalışma grubu ve teknik komitenin
oluşturulması, gündemlerinin belirlenmesi ve bunların mümkün
olan en hızlı biçimde yapılması için
danışmanlarına, önümüzdeki hafta bir araya gelme talimatı
verme kararı aldı.
Michael Möller, "liderlerin, çalışma grupları ve teknik
komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek ve bu
çalışmaların sonuçlarını kullanarak, BM Genel
Sekreteri'nin himayesi altında kapsamlı müzakerelere başlamak
için 3 ay sonra bir araya gelme konusunda
anlaştıklarını" belirtti.
Liderler, resmi müzakerelerin başlamasından önce, gerek
duyulduğu zamanlarda da görüşme yapma konusunda uzlaştı.
Lokmacı sınır kapısı açılacak
Möller, Talat ve Hristofyas'ın, Lokmacı kapısının,
teknik olarak mümkün olunca açılması ve diğer kapılardaki
uygulamalara uyumlu olarak faaliyet göstermesi konusunda da anlaşmaya
vardığını bildirdi.
Möller, Yeşilırmak kapısı ve diğer kapıların
açılması konusunun da liderlerin
Bu sabahki görüşme başlamadan önce bir Türk gazetecinin,
"İçeride 8 Temmuz Annan planı karışımı bir
kahve mi, yoksa Brezilya kahvesi mi içeceksiniz" diye sorması üzerine
Hristofyas, "İçeride Kıbrıs kahvesi içeceklerini"
söylemişti.
Görüşmede, KKTC Cumhurbaşkanı Talat'a BM ve AB ile
Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami, Hristofyas'a
başkanlık komiseri Yorgos Yakovu eşlik etti.
Liderlerin açıklamaları
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum yönetimi
lideri Dimitris Hristofyas ile bugün yaptığı görüşmenin
"yeni bir başlangıç ve yeni bir açılım"
olduğunu ifade ederek, "İki lider olarak, Kıbrıs
sorununun bir an önce çözülmesini istiyoruz" dedi.
Talat ve Hristofyas, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi
Michael Möller'in Lefkoşa ara bölgedeki ikametgahında
yaptığı ve 3 saati aşkın süren görüşmenin
ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Hristofyas, bir gazetecinin, "görüşmenin içerisinde herhangi
birbaşarıdan söz edebilir miyiz?" sorusuna
karşılık, Möller tarafından yapılan
açıklamanın gayet net olduğunu belirterek, "Biz burada
Kıbrıs kahvesi içtik' dedi.
Oluşturulmasına karar verilen komitelerle çalışma
gruplarının ivedilikle çalışmalarına
başlayacağını umduğunu kaydeden Hristofyas,
"önümüzdeki üç ay içerisinde bu çalışmaların, müzakereler
için kapsamlı diyaloğun oluşturulması açısından
iyi kullanılacağını ümit ettiğini" söyledi.
"Biz, birlikte iyi niyet çerçevesinde çalışmalar yapma
açısından iyi niyetliyiz ve bu irademizi beyan ettik" diyen
Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile eski dost
olduklarını, görüşmede "düşman
olmayacaklarını" ifade ettiklerini belirtti.
"Yeni açılım, yeni başlangıç..."
Aynı soruya yanıt veren KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
da teknik komiteler oluşturulması ve müzakerelerin
başlaması konusunda uzlaştıklarını belirterek,
"Kıbrıs sorununa çözüm bulma açısından yeni bir açılımdır,
yeni bir başlangıçtır. Kıbrıs sorununun bir an önce
çözülmesini istiyoruz, iki lider olarak" dedi.
"Doğrudan müzakerelerin nasıl
başlayacağının" sorulması üzerine Talat, üç ay
içerisinde, gündem çerçevesinde bir araya geleceklerini ve
çalışmalarını kapsamlı hale getireceklerini ifade
ederek, bu süre içerisinde yol haritasının belli
olacağını bildirdi.
Talat, başka bir soruya karşılık, görüşmede prosedürü
ele aldıklarını, belli temelleri ve belli temel parametreleri
ele almadıklarını kaydetti.
Hristofyas da bir araya gelerek, görüşmelere devam edeceklerini ve iki lider
arasında herhangi bir anlaşmazlık olmadığını
dile getirerek, "Altını çizmek istiyorum ki biz iki lider
olarak, herhangi bir anlaşmazlık olmadığının
altını çizmek istiyoruz, iki liderin arasında. Herhangi bir
anlaşmazlık yok. Bir araya geleceğiz ve önümüzdeki süreçte
görüşmelere devam edeceğiz" dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, bir soru üzerine, Kıbrıs sorununun
çözümü için 2008 sonunun kendileri için önemli bir tarih olduğunu
belirterek, bir an önce çözüm istediklerini söyledi.
Hristofyas da Kıbrıs sorununun 40 yıldır sürdüğüne ve
bu sürenin uzun olduğuna işaret ederek, iki lider olarak bir an önce
kapsamlı çözüme ulaşmayı umduklarını belirtti.
Türk-Yunan Forumu: "Cesaret bulduk"
Türk-Yunan Forumu, Mehmet Ali Talat ile Dimitiris Hritofyas
arasında bugün yapılan görüşmede kaydedilen "özlü
gelişmeyi memnuniyetle karşıladığını ve bu
gelişmeden cesaret bulduğunu" açıkladı.
Forum'dan yapılan açıklamada, Türk Yunan Forumu ve forumun
Kıbrıs bölümünün 20 ve 21 Mart'ta Lefkoşa'da
toplandığı belirtildi.
Açıklamada, "Talat ve Hristofyas arasında bugün yapılan
toplantıda kaydedilen özlü gelişmenin memnuniyetle
karşılandığı" ifade edildi.
Açıklamada "Teknik komitelerin ve çalışma
gruplarının faaliyete geçirilecek olmasını ve bu
çalışmaların üç ay sonra iki lider tarafından gözden
geçirilmesini müteakip BM himayesinde kapsamlı müzakerelere yol açacak
olmasının da memnuniyetle karşılandığı"
belirtildi.
Bu arada ABD'nin güney Lefkoşa Büyükelçiliği de, bugünkü
görüşmenin "olumlu sonuçlarını" memnuniyetle
karşıladığını bildirdi.
ABD Büyükelçiliği'nin yazılı açıklamasında, liderlerin
Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik olarak BM Genel
Sekreteri'nin himayesinde sürdürdüğü çabaların başarıya
ulaşması temennisinde bulunuldu.
Açıklamada, "liderlerin, çalışma grupları ve komiteler
oluşturulması konusunda çalışma yapılması
hususunda anlaşması ve resmi müzakereler başlamadan önce gerek
görüldüğü zamanlarda biraraya gelme yönündeki istekliliğinin gelişme
vaat ettiği" belirtildi.
ABD karardan memnun
ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Rum
Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat arasındaki "olumlu görüşme haberlerini" memnuniyetle
karşıladığını duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack
yaptığı yazılı açıklamada, "Kıbrıs
Cumhuriyeti (Kıbrıs Rum Kesimi) Başkanı Dimitris Hristofyas
ile Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat (KKTC
Cumhurbaşkanı) arasında bugün gerçekleşen olumlu
görüşme haberlerini memnuniyetle karşılıyoruz"
ifadelerini kullandı.
McCormack açıklamasında, 40 yıldan sonra, Lefkoşa'da iki
bölge arasında geçiş imkanı sağlayan Ledra
sokağın yeniden açılması yönünde liderlerin anlaşmaya
varmasını kutladıklarını da kaydetti.
McCormack, bu tür adımların, taraflar arasında güveni inşa
etmede ve kapsamlı bir çözüm yönünde ilerleme sağlamada
yardımcı olacağını belirtti.
Olli Rehn'den övgü
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn de, Talat ve
Hristofyas görüşmesinde 3 ay sonra BM gözetiminde kapsamlı
çözüm müzakerelerini başlatma konusunda uzlaşmalarını
övgüye değer buldu.
Rehn, yaptığı yazılı açıklamada, Talat-Hristofyas
görüşmesini memnuniyetle karşıladığını
belirterek, AB'nin tarafları ve kapsamlı çözüm müzakerelerini
desteklemeye hazır olduğunu bildirdi.
8 Temmuz Anlaşması
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve dönemin Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin eski yardımcısı
İbrahim Gambari'nin başkanlığında 8 Temmuz 2006'da
Lefkoşa ara bölgede yaptıkları görüşmede,
"kararlar" ve "ilkeler" anlaşması
yapmıştı.
8 Temmuz Anlaşması veya "Gambari Süreci" olarak da bilinen
anlaşma, iki taraf arasındaki gündelik sorunların
görüşülerek halledilmesi için teknik komiteler kurulmasını,
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların ele
alınması için de çalışma grupları
oluşturulmasını öngörüyordu.
Papadopulos'un, Kıbrıs sorununun çözümünü zamana yayma taktiği
nedeniyle 8 Temmuz Anlaşması uygulamaya geçirilmedi.
Görüşmeler 4 yıldır tıkalı
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Rum kesimi tarafları "bu
kez çözüm şart" dese de Talat-Hristofyas buluşmasının
4 yıldır tıkanan görüşmeleri yeni bir döneme
taşıyacağını söylemek zor. Zira, Kıbrıs
adı neredeyse çözümsüzlükle eşanlamlı.
Kıbrıs, Rumların 1960 Anayasası'nı ihlalleri ve
1974'teki barış harekatından bu yana çözülemeyen bir sorun.
Ada'daki son barış girişimi Birleşmiş Milletler
sponsorluğunda 2002'de başlamış, 24 Nisan 2004'teki
referandumda Rumların Annan Planı'na "hayır" demesiyle
son bulmuştu.
Eski Birleşmeş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
'Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti' kurulmasını öngören
planının ana hatları şöyleydi:
* İki kurucu devlet ortak bir devlet oluşturacak
* Tek bayrak, tek milli marş ve tek yurttaşlık olacak
* Sembolik dönüşümlü devlet başkanlığı olacak
* Ada büyük ölçüde silahsızlandırılacak
* Garantör devletler olarak Ada'da bulunan Yunanistan ve Türkiye'nin askeri
güçleri minimum seviyeye indirilecek
Rumlar planı reddetmişti
Plana Kıbrıslı Türkler yüzde 64 oranında "evet"
demiş, Rumların yüzde 75'i ise planı reddetmişti.
Böylece tıkanan çözüm sürecini Rum tarafının 1 Mayıs
2004'te Avrupa Birliği'ne katılımı izledi.
Plana "evet" diyen Türk tarafına ise izolasyonların
kaldırılacağı sözü verildi. Ancak bu sözler tutulmadı,
artık AB üyesi olan Kıbrıs Rum kesimi Türkiye'nin AB
üyeliği önüne de bir engel olarak çıktı.
Ada'da, referandumdan sonra donan süreci canlandırmak için girişimler
de sonuçsuz kaldı. En dikkat çekici adım BM Özel Temsilcisi
İbrahim Gambari'nin girişimi oldu.
8 Temmuz 2006'da yapılan Talat-Papadopulos görüşmesinde iki lider
"Kıbrıs sorunu bu şekilde devam edemez" dedi.
Zirvede Türk tarafının talebi olarak, "kaçak göç ve kuş
gribi gibi gündelik konularda işbirliğini kolaylaştıracak
komiteler kurulması", Rum tarafının talebi olarak ise
"Kıbrıs sorununu ilgilendiren konuların ele alınacağı
teknik komiteler oluşturulması" kararları alındı.
Ancak 8 Temmuz belgesi de hayata geçirilemedi. Talat ve Papadopulos bir daha
masaya oturmadı.
KIBRIS Rum Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas ile KKTC
lideri Mehmet Ali Talatın bugün yapacağı görüşmeden bir
sonuç bekleyebilir miyiz?
Lefkoşada gerçekleşecek olan bu zirve, yıllardan beri
yapılan sayısız toplantıdan biri. Şimdiye kadar her
görüşmeden önce, bu soru sorulur, yetkililerden aynı basmakalıp
ihtiyatlı iyimserlik yanıtı alınır... Ve çoğu
zaman da, sonunda bütün umutlar suya düşer!
Bu kez farklı olabilir mi?
Bu zirvenin bir özelliği, aktörlerin farklı olmasıdır. Bu
kez, yeni cumhurbaşkanı seçilen Hristofyas, Talatın
karşısında yer alıyor. İki lider arasında eskiye
dayanan ideolojik bir yakınlık ve dostluk var. Ancak bu, zirvenin
başarısı için bir garanti değil tabii.
Bugünkü toplantının gerçekten Kıbrısta çözüm için bir
fırsat penceresi veya umut kapısı oluşturup
oluşturamayacağı, ilk buluşmada yapılacak sondajlar ve
sergilenecek pozisyonlar sonunda belli olacak. Bunun gerçekten ciddi bir
müzakere sürecinin başlangıcı olup olmayacağını
öğrenmek ancak o zaman mümkün olacak.
Zıt görüşler
Zirve öncesi gerek Talatın gerekse Hristofyasın ortaya koyduğu
Türk ve Rum pozisyonları, birbirinden çok farklı -hatta temelde
zıt- görünüyor.
Türk tarafı, siyasal eşitlik içinde iki halkın, iki kesimin
gevşek bir federasyon kurmasını istiyor. Bunun için de, Annan
Planının müzakerelerde zemin olarak kabul edilmesinde ısrar
ediyor.
Rum tarafı ise, Annan Planını ağzına almak istemiyor,
8 Temmuz 2006 anlaşmasının ve ondan önce 1977de ve 1979da
varılan mutabakatın esas oluşturmasını talep ediyor.
Yani temelde, hareket noktası olarak Türklerin istediği şey,
adada yeni bir siyasi yapı kurmaktır. Rumların istediği
şey ise, mevcut olan yapıyı onarmaktır...
Eğer yeni süreçte, taraflar son günlerde resmen beyan ettikleri
pozisyonlarına sımsıkı bağlı kalırlarsa,
bugünkü ilk el-ense egzersizi tıkanır ve ilerleme kaydedilmez...
Yok eğer karşılıklı pozisyonlar, sadece bir hareket
noktası olarak kabul edilir ve orta yol bulmak konusunda bir esneklik
gösterilirse, o zaman yeni müzakere süreci ilerleyebilir.
Kuşkusuz müzakere süreci, detaya inildikçe büyük güçlüklerle
karşılaşacaktır. Toprak, mal-mülk, göçmen, Türk
yerleşimciler, Türk askeri varlığı gibi konular, bu
karmaşık ayrıntılar arasındadır...
Uzlaşma formülü
Gerek Kıbrısın yeniden yapılanması ile ilgili genel
ilkeler gerekse spesifik sorunlar üzerinde iki tarafın birbirine
yaklaşmak ve uzlaşmak konusunda ne kadar niyetli ve kararlı
olduklarını zamanla göreceğiz.
Geçmişte böyle güçlü bir istek olmadığı için bir ilerleme
kaydedilemedi. Örneğin Rumlar 2004te Annan Planını reddetmekle
çözüm şansını öldürdüler. O zaman Kıbrıs Rum kesimi,
AB üyeliğinin verdiği cesaretle, çözüm konusundaki hevesini
kaybetmişti. Papadopulos, çözümsüzlükten rahatsızlık duymuyordu.
Şimdi Hristofyas, birçok Rum gibi, çözümsüzlüğün taksimi
perçinleştirdiğini görüyor ve bundan kaygı duyuyor.
İşte bu belki onu uzlaşmaya zorlayabilir; yani özendirici bir
faktör (incentive) olabilir...
Türk tarafına gelince, açıkça KKTCnin varlığını
pekiştirmesi Türkleri 2004te ABye girme hayali ile
onayladıkları birleşme fikrinden bir hayli
uzaklaştırmış bulunuyor. Bugün Türkler ancak
eşitliği ve güvenliği sağlayacak olan bir birleşmeye
razı olabilirler.
Bütün mesele temelde zıt görünen iki pozisyonun, tarafların istek
veya kaygılarını karşılayacak bir uzlaşma
formülünün bulunup bulunamayacağıdır...
SAMI KOHEN MILLIYET 21/03/08

|
Lokmacı
Geçidi panolarla ayrılmış durumda. |
NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:04 TSİ 21 Mart 2008 Cuma
İSTANBUL - KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyasla bugün bir araya
geldi. Görüşme BM Genel Sekreteri Kıbrıs özel temsilci Michael
Möllerin Lefkoşa ara bölgedeki evinde gerçekleştirildi
Lefkoşa ara bölgede 3 saati aşkın süren görüşmenin
ardından yapılan açıklamada, ilk olarak teknik komitelerin
çalışmalara başlayacağı ve liderlerin bu
çalışmalar ışığında 3 ay sonra kapsamlı
müzakerelere başlamasının
kararlaştırıldığı belirtildi.
Talatla Hristofyas, müzakerelerin yöntemi üzerinde durduklarını ve
özlü konulara girmediklerini vurguladı. Talat, komitelerin
çalışmaları sırasında gerek görülürse Hristofyasla
bir araya gelebileceğini söyledi.
Liderler, Lefkoşada iki kesimin çarşısını birbirine
bağlayacak Lokmacı sınır kapısının, teknik
çalışmaların tamalanmasının ardından en kısa
sürede açılması konusunda da görüş birliğine vardı.
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim görevlisi ve Avrupa Birliği
uzmanı Dr. Cengiz Aktar, NTVMSNBCye bu tarihi gelişmeyi
değerlendirirken, artık Adada karşılıklı
jestlerin beklendiğini söyledi.
ADADA
BÖLÜNMÜŞLÜĞÜN SİMGESİ
Bugün
açılması kararı beklenen Lokmacı Geçidi, aslında 45
yıldır başkent Lefkoşanın Lerda Sokağında
Türk ve Rumları ayıran barikat olarak
adlandırılıyor. Adını, Lokmacı Kirkordan alan
bölgede, iki taraf da kendi tarafına duvar örmüş; geçit Lokmacı
Barikatı olarak adlandırılmıştı.
Türk tarafı kendi tarafındaki duvarı 2005 yılında
yıkmış, yerine askerlerle halkın
karşılaşmaması için yaklaşık 1 milyon YTL
harcanarak üst geçit yapmıştı. Türk tarafından
sınıra kadar giden ve Türk askerlerinin kullandığı üst
geçide, Rumlar Bizi gözlüyorlar diye tepki gösteriyordu.
Mehmet Ali Talat, 2007 yılı başında, bu geçidi de
yıktı. Yıkma kararı ABD ve ABden Birleşme yolunda
olumlu ve memnuniyet verici adım mesajlarıyla desteklenirken, Türk
askeri yetkililerin tepkisiyle karşılanmıştı.
İstifa edeceği haberleri yayılan Talat, Başbakan Tayyip
Erdoğanın gönderdiği özel ATA uçağı ile apar topar
Ankaraya gelmiş, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah
Gülle birlikte Genelkurmaya gitmiş, Genelkurmay Başkanı ile
görüşmeden sonra Türkiyedeki resmi görüşle aralarında
farklılık olmadığını söylemiş, ayrıca
bir soru üzerine KKTC Türk Barış Kuvvetleri Komutanı ile de
sorun yaşama lüksü bulunmadığını belirtmişti.
Daha sonra Genelkurmay Başkanlığı da bir açıklama
yapmış; Askeri yasak bölge konumunda olan ve KKTC
Anayasasının geçici 10uncu maddesi gereği TSKnın
kontrolünde bulunan Lokmacı Kapısına ilişkin
Genelkurmayın görüşünün daha önce hükümet yetkililerine
iletildiğini, önceki gün de Talata ayrıntılı
ayrıntılı olarak açıklandığını
bildirmişti.
|
|
|
Talat
ve Hristofyas barış görüşmelerini başlatıyor. |
Rum tarafı ise,
ABnin şiddetli baskısı sonucu, geçen yıl mart ayında,
bir gecede kendi tarafındaki duvarı yıktı; yerine görünmeyi
engellemek amacıyla panolar koydu.
Bugün burada duvar yok ama geçiş de yok. Karşılıklı
Türk ve Rum askerlerin beklediği noktadan, liderlerin anlaşması
halinde, iki halkın karşı tarafa geçmesi mümkün olacak.
Geçişi, özellikle Türk tarafındaki esnaflar, ticaretin
açılacağı gerekçesiyle istiyor.
AKTAR: AÇILMASINI TSK ENGELLEMİŞTİ
Dr. Cengiz Aktar, NTVMSNBCye bugün gelinen noktayı şöyle
değerlendirdi:
Lokmacı Barikatı, iki taraf arasında en stratejik geçiş
noktası. Bölünmüş olan Berlinde benzer bir nokta vardı;
Checkpoint Charlie adında. Biraz onu
hatırlatıyor.Lokmacının açılmasını Türk
tarafı istiyordu. Çünkü orası çok stratejik bir kapı. Ticaret,
alışveriş anlamında çok önemli bir kapı. İnsanlar
daha az yol yürüyüp karşılıklı alışveriş
yapacaklar. Tam bir çare bulunacakmış gibiyken menfi bir görüş
geldi ve kapı açılamadı. Sonra gündemden düşüverdi. Bunun
da nedeni, açıkça söylemek gerekirse, oradaki Türk Barış
Gücünün, yani TSKnın bu konudaki olumsuz görüşüdür. O yüzden açılamadı.
Satır aralarından bu anlaşılıyor.
HRİSTOFYAS ÖZÜR DİLEDİ
Ama bu dönemde, iki taraf arasında müzakerelerin
başladığı yeni dönemde, bu tip jestler beklenmelidir. Daha
önce Rum kesimi Cumhurbaşkanı Hristofyastan bir jest geldi
biliyorsunuz; Hristofyas 1960lardaki katliamlar için özür diledi Kıbrıs
Türk toplumundan. Dolayısıyla benzer gelişmeler, küçük jestler,
güven arttırıcı jestler olarak beklenmelidir.
TÜRK TARAFI DA ASKER ÇEKEBİLİR
1947den beri süregelen o kadar çok sorun var ki. Ve bu sorunlarla ilgili
küçük jestler yapmak mümkün. Mesela bu küçük jestlerden birisi, oradaki
Barış Gücünün veya TSKnın oradaki (Hiçbir zaman resmi rakam
açıklanmamıştı ama Orgeneral Büyükanıt 40 bin
demişti) 40 bin askerinden 500 tanesini geri çekiverir, günün birinde
mesela. Ne olacak, onun bir zararı olmaz.
Komünist AKELin lideri Dimitris Hristofyas, 24 Şubattaki seçimde, çözüm
için çaba vaadiyle zafere ulaşmıştı. Hristofyas
açıklamalarında ısrarla Annan Planının değil, 8
Temmuz anlaşmasının çıkış noktası olarak
kabul edilmesini savunuyor.
Türk tarafı ise, Annan Planının tamamen gözardı edilmemesi
ve buradaki birçok parametrenin yeni görüşmelerde zemin
oluşturmasını talep ediyor.
Kıbrıs'ta tarihi randevu geldi çattı
Kıbrıs'ta
yeni görüşme süreci umutlarının canlandığı bir
sırada Talat ile Hristofyas ilk kez buluşuyor. Kendi
kamuoylarına 'İş başka dostluk başka' mesajları
veren iki liderin görüşmesinden ilk etapta Lefkoşa'daki Lokmacı
barikatının açılması dahil bir dizi güven artırıcı
önlem çıkması bekleniyor
21/03/2008 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
ATİNA/LEFKOŞA - Kıbrıs'ta
dostluklarını bir zamanlar 'Barış engellenemez' ortak
sloganı üzerine kuran Mehmet Ali Talat ile Dimitris Hristofyas, bugün
10.00'da ara bölgede KKTC Cumhurbaşkanı ve Rum Yönetimi Başkanı
sıfatıyla ilk kez bir araya gelecek. İki lider de, ilk
olması kadar gelecek dönem için belirleyici işaretler vermesi
açısından da kritik önemdeki görüşme öncesi, hem
kamuoylarına 'İş başka, dostluk başka' mesajları
verdi, hem de atılabilecek ilk adımla ilgili
tavırlarını ortaya koydu.
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, ilk
görüşmeden öğrenmeye çalışacakları şeyi "Rum
tarafındaki lider değişikliğinin bir politika
değişikliği anlamına gelip gelmediği veya bunun ne
kadar olduğu" diye özetledi. Talat, açıklamalarında, Annan
Planı'nın ruhu, iki kurucu eşit devlet, tam siyasi eşitlik
vurgusu yaptı. Rum lider ise, başlangıç noktası olarak 8
Temuz 2006 mutabakatını koyarken, "Güçlüler istemiyor diye
mutabakatı çöpe atacak değilim, öyle olacaksa Hristofyas'ı da
çöpe atalım" diyerek ekledi: "Bu sefer başaralım. Yeni
başarısızlık halkımızın,
Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin
geleceği için yıkıcı olur." Erçakıca ise
"Karşıtlık gibi görünse de, bize göre, Annan Planı
zemin olarak meselenin özünü teşkil ediyor. Hristofyas, sadece prosedürel
anlaşma olan 8 Temmuz'u kapsamlı çözüm müzakerelerine yol açacak
şekilde uygulamak istiyorsa, sorunla karşılaşmayız.
Ama Papadopulos gibi oyalama sürecine dönüştürmek isterse sorun
yaşarız" yanıtını verdi.
Yine buluşacaklar
İki lider, anavatanlara bakış açılarının
farklı olduğunu gösterdi. Hristofyas, sürekli, çözümü
Kıbrıslıların bulması gerektiğini vurguladı.
Her iki liderin son günlerde 'insan boyutu'a önem vermeleri, Papadopulos
döneminde kopartılan bağların tesisi için
çalışacaklarının sinyali sayıldı. Rum Yönetimi'nde,
2005 sonunda gündeme gelip yılan hikâyesine dönüşen Ledra
Cadesi'ndeki Lokmacı Kapısı'nın açılması
kararının, bugünkü ilk görüşmede ilan edilmesi yönünde her iki
tarafta da beklenti var. Görüşmede tarafların birbirlerini tahrik
edebilecek davranış ve açıklamalardan kaçınmaları gibi
bazı güven arttırıcı önlemlerin açıklanması da
değerlendiriliyor. İlk görüşmenin ardından iki liderin
kısa zaman içinde yine biraraya gelmesi bekleniyor.
Hristofyas, görüşme arefesinde Talat için şöyle konuştu:
"Nasıl düşündüğümü biliyor, nasıl
düşündüğünü biliyorum. Bazı şeyleri tazelememiz gerek.
Acaba ikimiz de geçmiş düşüncelere sahip miyiz?" İç
dengeleri de düşünerek, Talat'la görüşmesi öncesi Papadopulos'u
ziyaret eden Rum lider, bir soru üzerine Türkiye'de AKP'nin
kapatılması için dava açılmasından üzüntü duyduğunu
söyleyip "Türkiye'de demokrasinin hakim olması Kıbrıs için
de faydalı. Türkiye'de Kıbrıs için çalışacaklar
insanlar var" dedi.
Görüşmeyi merakla bekleyen diğer taraflar ise BM ile AB. BM
çevrelerinde, herşey iyi giderse, sonbaharda ciddi çözüm girişiminin
başlayabileceği konuşuluyor.
Bugün buluşuyorlar
GÖRÜŞME, ARA BÖLGEDE, MÖLLER'İN İKAMETGAHINDA...
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitris
Hristofyas, bugün saat 10.00'da, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael
Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında görüşecek. Rum tarafındaki
seçimlerin ardından hareketlenen süreçle günlerdir beklenen liderler
buluşması için hazırlıklarını sürdüren
Kıbrıs Türk tarafı, bugünkü görüşmede, Rum tarafındaki
lider değişikliğinin ve değişen söylemlerin
politikalarına ne oranda yansıdığını saptamaya
çalışacak. Bugün yapılacak görüşme öncesinde dün
Cumhurbaşkanlığı'nda yoğun toplantılar ve
hazırlıklar yapıldı
ERÇAKICA: HRİSTOFYAS'IN ÇÖZÜME İLGİSİNİN
DÜZEYİNİ ÖĞRENECEĞİZ...
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca: Biz bir süreden
beri açıkladığımız gibi bugünkü görüşmede, Güney
Kıbrıs'taki seçim sonucunda yaşanan değişimin politik
tutumda nasıl bir değişime neden olduğunu öğrenmeye
çalışacağız. Bilindiği gibi eski Rum lider
Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgilenmiyordu. Yeni lider
Dimitris Hristofyas'ın çözüme ilgisi bundan sonraki süreci de büyük ölçüde
belirleyecektir. Bu ilginin hangi düzeyde olduğunun saptanması
bugünkü görüşmenin en önemli yanıdır
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri
Dimitris Hristofyas bugün bir araya geliyor.
Rum tarafındaki seçimlerin ardından hareketlenen süreçle
günlerdir beklenen liderler buluşması için
hazırlıklarını sürdüren Kıbrıs Türk tarafı,
bugünkü görüşmede, Rum tarafındaki lider
değişikliğinin ve değişen söylemlerin
politikalarına ne oranda yansıdığını saptamaya
çalışacak.
Kıbrıs soruna çözüm arayışları çerçevesinde
yeni bir görüşme sürecinin başlangıcı olarak
değerlendirilen görüşme, Rum tarafında yapılan başkanlık
seçimlerinin ardından başa gelen Hristofyas ile Talat'ın ilk kez
iki lider olarak bir araya gelecek olması açısından da önem
taşıyor.
İki lider, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in
ara bölgedeki ikametgâhında görüşecek. Görüşme saat 10.00'da
başlayacak.
Cumhurbaşkanlığındaki hazırlıklar
TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre bugün yapılacak
görüşme öncesinde dün Cumhurbaşkanlığı'nda yoğun
hazırlıklar yapıldı.
Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan ve
aralarında Müsteşar Hasan Sarıca, Sözcü Hasan Erçakıca ve
Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami ile diğer temsilci
Kutlay Erk'in de bulunduğu çalışma grubu,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat başkanlığında
toplantılar yaptı.
Erçakıca: Hristofyas'ın çözüme ilgisi süreci belirleyecek
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
TAK'ın, bugünkü liderler zirvesiyle ilgili hazırlıklar ve
beklentilerle ilgili sorusu üzerine yaptığı açıklamada,
yeni lider Dimitris Hristofyas'ın çözüme ilgisinin bundan sonraki süreci
de büyük ölçüde belirleyeceğine işaret ederek, bu ilginin hangi
düzeyde olduğunun saptanmasının, bugünkü görüşmenin en
önemli yanı olduğunu vurguladı.
Erçakıca şunları kaydetti:
"Biz bir süreden beri açıkladığımız gibi
yarınki (bugünkü) görüşmede, Güney Kıbrıs'taki seçim
sonucunda yaşanan değişimin politik tutumda nasıl bir
değişime neden olduğunu öğrenmeye
çalışacağız. Bilindiği gibi eski Rum lider
Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgilenmiyordu. Yeni lider
Dimitris Hristofyas'ın çözüme ilgisi bundan sonraki süreci de büyük ölçüde
belirleyecektir. Bu ilginin hangi düzeyde olduğunun saptanması
yarınki (bugünkü) görüşmenin en önemli yanıdır."
8 Temmuz süreci
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, daha
önceki açıklamalarında da, 8 Temmuz sürecine ihtiyaç olup
olmadığını, Hristofyas'ın, Kıbrıs Türk
tarafıyla kapsamlı çözüm müzakerelerine oturmaya istekli olup
olmadığının belirleyeceğini ve bunun da yüz yüze
görüşmede saptanabileceğini belirtmişti.
8 Temmuz sürecinin, Rum yönetimi eski başkanı Tasos
Papadopulos'un, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili herhangi bir
görüşme yapmama tutumunu aşabilmek için ortaya konmuş bir
inisiyatif, bir tavır olduğuna işaret eden Erçakıca,
"Papadopulos gidip, Hristofyas geldiğine göre ve bu değişiklik
çok önemli bir umut kaynağı olarak algılandığına
göre, Kıbrıs Rum tarafının tutumunda da bu
değişikliğin yansımasını görmek isteriz. Ancak
Hristofyas da, Papadopulos gibi yorumluyorsa, o zaman sorunumuz var
demektir" demişti.
Gündem açık
Erçakıca, bugünkü liderler buluşmasının gündeminin
açık olduğunu, ancak basın aracılığıyla
oluşturulan
gündeme göre buluşmanın önemli maddelerinden birinin, 8
Temmuz "Anlaşması"nın nasıl
algılandığı olduğunu; Kıbrıs Türk
tarafının, süreci nasıl algıladığını
Hristofyas ile gerçekleştireceği görüşmede dile
getireceğini kaydederken; aynı şekilde Hristofyas'ın 8
Temmuz süreciyle değil, kapsamlı çözüm müzakereleriyle ilgili
tutumunu öğrenmek isteyeceklerini belirtmişti.
Kıbrıs Türk tarafının, başından beri
liderler arası görüşmelere hazır olduğuna dikkat çeken
Erçakıca, Rum basınında yer alan 8 Temmuz sürecine ilişkin
haber ve demeçlerden, Rum tarafının iki lider arasında
müzakereye hazır olmadığının
algılanabileceğini, ancak bunu Hristofyas'ın ağzından
duymak istediklerini ifade etmişti.
KIBRIS 21/03/08
Kıbrıslı
Türkler kötümser, Kıbrıslı Rumlar iyimser
HER İKİ TOPLUM, LİDERLER GÖRÜŞMESİNİ
OLUMLU KARŞILIYOR AMA... Adadaki iki toplum lideri Mehmet Ali Talat ve
Dimitris Hristofyas, BM himayesinde bugün BM Kıbrıs Özel Temsilcisi
Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında bir araya geliyor. Her iki
toplum, liderlerin yeniden görüşmeye başlamasını olumlu
karşılarken, Kıbrıslı Türkler, görüşmenin
ardından Kıbrıs'ta bir çözüm sürecinin yeniden
başlaması ve Lokmacı Kapısı'nın
açılması konusunda kötümser, Kıbrıslı Rumların
çoğunluğu ise iyimser
Gözde SÜREÇ-Anıl IŞIK
Kıbrıslı Türkler, adadaki iki toplum liderinin bugünkü
görüşmesinin ardından Kıbrıs sorununda bir çözüm sürecinin
yeniden başlaması ve Lokmacı Kapısı'nın
açılması konusunda kötümser iken Kıbrıslı
Rumların çoğunluğu iyimser görülüyor. Ancak her iki toplum da
iki lider arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasını
olumlu buluyor.
KIBRIS, iki toplum lideri, Mehmet Ali Talat ile Dimitris Hristofyas
arasında bugün yapılacak görüşmeyle ilgili olarak her iki
toplumun görüşlerini aldı.
Görüşlerine başvurduğumuz Kıbrıslı
Türklerin tümü, görüşmeyi olumlu bir gelişme olarak nitelendirirken,
görüşmenin ardından Kıbrıs sorununun çözümü yönünde bir
ilerleme kaydedilmesi ve Lokmacı Kapısı'nın (Ledra)
açılmasının açıklanması konusunda umutsuz olduklarını
ifade ettiler.
Bugünkü görüşmede tarafların bir birlerinin
tutumlarını anlamak için bir durum değerlendirmesi
yapacaklarını ifade eden Kıbrıslı Türkler, ancak
ileriki görüşmelerde çözüm ve yeni kapıların açılması
yönünde bir ilerleme sağlanabileceği inancını dile getirdi.
Görüş bildiren Kıbrıslı Rumların büyük
çoğunluğu ise, güneyde geçen ay yapılan başkanlık
seçimlerinde Hristofyas'ın başkanlığa seçilmesiyle siyasi
alanda yaşanan değişikliğin yeni bir sürecin
başlamasına olumlu yansımaları olabileceğini ifade
ederek, liderler görüşmesinden umutlu olduklarını belirttiler.
Kıbrıslı Rumlar, her iki liderin de çözümü
arzuladığını ancak Kıbrıs sorununun çözümünün
Kıbrıslıların değil dış güçlerin elinde
olduğunu belirterek, "Bizi yalnız bıraksalar birlikte
yaşayabiliriz, daha önce yaşadık" diye konuştular.
Bugünkü liderler görüşmesinin ardından Lokmacı
Kapısı'nın açılacağının
açıklanması konusunda emin gözüken Kıbrıslı Rumlar,
bunu adadaki toplumların yakınlaşması ve Kıbrıs
sorununun çözümü yönünde atılacak önemli bir adım olarak nitelediler.
KIBRIS'a görüş bildiren Kıbrıslı Türkler ve
Kıbrıslı Rumlar şöyle konuştu:
Aydın İzzet:
"Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından çözüm yönünde
bir ilerleme olacağına inanmıyorum. Umutlu olmak istiyorum, ama
durum pek umut verici görünmüyor. Bunun en önemli nedeni de iki tarafın
görüş ve ideallerinin birbirinden çok uzak olması. Kıbrıs
Türk tarafı adadan Türk askerinin çıkmasını istemiyor,
karşı taraf ise bunu şart olarak öne sürüyor. Lokmacı
Kapısı'nın bu görüşmenin ardından açılması
ihtimali çok yüksek. Ancak bunun çözüme katkısı
olacağını düşünmüyorum. Geçmişte açılan
kapılar iki taraf arasındaki iletişimi artırdı, ama
sorunun çözülmesine doğrudan katkı koymadı."
İsmini vermek istemeyen bir kişi:
"Talat ve Hristofyas görüşmesi Annan Planı'na sadık
kalınarak gerçekleşirse bir sonuç çıkar ve ilerleme kaydedilir.
Bunun dışında bir şekilde çözüm olması zor gözüküyor.
Ben Lokmacı Kapısı'nın açılacağına
inanmıyorum. Ama eğer açılırsa dolaylı olarak
Kıbrıs sorununun çözümüne katkısı olacağını
düşünüyorum. İki liderin yeniden görüşmeye başlamasına
da olumlu olarak bakıyorum. Annan Planı temelinde bir çözümü
destekliyorum."
Özgül Mustafa:
"Bu görüşme için umut etmek istiyorum. Ama her zamanki gibi
bir sonuç alınacağını zannetmiyorum. Lokmacı
Kapısı açılsa da pek bir şeyi değiştirmeyecek.
Ben bunun önemli bir gelişme olduğunu düşünmüyorum.
Talat-Hristofyas görüşmesinden olumlu bir sonuç alınması bizi
çok mutlu edecek. Artık Kıbrıs sorununun çözülmesini istiyoruz.
Bu belirsizlik ortamının bitmesini istiyorum. Her iki taraf için de
çözüm olmasının iyi sonuçlar getireceğini
düşünüyorum."
Ahmet Sarı:
"Talat ve Hristofyas arasında yarın (bugün)
yapılacak görüşme bence çok önemli değil.
Kıbrıs'ın birçok iç sorunu var. Örneğin ekonominin
geldiği son durum. Ekonomi her geçen gün kötüye gidiyor. Esnaf kan
ağlıyor. Kıbrıs sorununun çözümünden önce ekonominin bu
kötü gidişine bir çare bulunsun. Benim için bu sorun daha öncelikli.
Lokmacı Kapısı'nın açılmasının bizim
ekonomimize bir katkısı olmayacak. Kıbrıslı Türkler
alışveriş için zaten Güney Kıbrıs'a gidiyor.
Alışverişini oradan yapıyor. Bizim esnafın
müşterisi yok. Kapı açılırsa da bu durum
değişmeyecek."
Ahmet Çavuşoğlu:
"İki liderin görüşmesi sonrasında
Lokmacı'nın açılmasını tahmin etmiyorum ancak
açılması da sürpriz olmaz. Kıbrıs meselesinin çözümü
yönünde bir iyi niyet adımı olarak Lokmacı'dan
başlanması sürpriz olmaz. Lokmacı'nın açılması
iki toplumun kaynaşması bakımından olumludur. Ancak
ekonomimize ne getirecek ne götürecek bu konuda ben karamsarım. Yeşil
Hat Tüzüğü'nün uygulanması tam olarak açıklığa
kavuşmadan ekonomiye ne getireceği konusunda emin değilim. Ancak
açılması toplumların kaynaşması açısından
olumlu bir şeydir."
Hüseyin Çavuşoğlu:
"Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından
Lokmacı'nın açılacağı açıklamalarını
beklemiyorum ancak ileriki toplantılarda böyle bir karar alabilirler.
Açılması iki toplumun yakınlaşması ve
kaynaşması açısından çok önemli bir adım
olacaktır. Umarız bu konu yakında bir karara bağlanarak
açılır ve hatta sadece Lokmacı değil tüm geçiş
noktalarının bir an evvel açılmasını umuyoruz.
Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde ilk görüşmeyle bir ilerleme
kaydedileceğini düşünmüyorum. Yarınki (bugünkü) görüşme
sadece bir başlangıçtır, ileriki görüşmeler belirleyici
olacaktır."
İsmini vermek istemeyen bir kişi:
"Bugün gerçekleşecek Talat-Hristofyas görüşmesinden
olumlu beklentilerim var. Bu görüşmenin ardından Lokmacı
Barikatı'nın açılacağını da düşünüyorum.
Ayrıca iki liderin yeniden görüşmeye başlaması da çok
olumlu ve önemli bir gelişmedir. Kıbrıs sorununun bir an önce
çözülmesini istiyorum. Biz Kıbrıslı Türkler ve Rumlar eskiden
birlikte yaşardık. Şimdi de birlikte
yaşayabileceğimize inanıyorum. Birlikte özgürce
yaşayalım ve tüm sınırlar kalksın."
Rabia Şenol:
"Talat ve Hristofyas'ın görüşmesinin çok olumlu
geçeceğine inanıyorum. İki liderin de ortak yönleri var. Ortak
bir noktada buluşabilirler. Lokmacı Kapısı'nın bu
görüşmeden sonra açılmasına kesin gözüyle bakıyorum. Bu
kararın görüşmeden sonra açıklanacağına
inanıyorum. 8 Temmuz Anlaşması'nın uygulanması biraz
zor. Ama ben iki liderin oturup daha iyi bir gelecek için çözüm
bulmasını istiyorum."
Nicos Hapsis:
"Ben Kıbrıs sorununun çözülmesine çok olumlu
bakıyorum ve iki liderin yapacakları görüşmeden de olumlu
sonuçlar çıkmasını istiyorum, beklentim bu yöndedir.
Kıbrıs insanı için en iyisi olsun. Politikacılar
politikacıdır yani liderlerin değişmesi çok önemli
değildir. Lokmacı Kapısı'nın açılmasını
istiyor ve açılacağını umuyorum. Kıbrıs sorununun
çözümü için iyi bir başlangıç olur. Ayrıca 8 Temmuz
Anlaşması da iyi bir başlangıç noktasıdır ama bu
anlaşma hızlı bir şekilde ele alınmalı."
Antony Andoniadis:
"Kıbrıs sorununun çözümü konusunda fazla umutlu
değilim. Kıbrıs sorunu Kıbrıslıların sorunu
değildir. Dış güçler karar verirse sorun çözülecek. Bazı
nedenlerle bu ülkeler sorunun çözülmesini istemiyor ve sorun çözülemiyor.
Eğer çözüm Kıbrıslılara bırakılırsa çözüm
sağlanır. Mesela Türkiye, Yunanistan ve İngiltere bizi hiç kendi
başımıza bırakmıyor. Biz yalnız
bırakılsak birlikte yaşayabiliriz, daha önce
yaşadık."
Panaioda Saka:
"Ben görüşmeden umutluyum. İki liderin yeniden
konuşmaya ve görüşmeye başlamaları çok güzel. Talat ve
Hristofyas evetçi liderler. Hristofyas çözüm konusuna çok olumlu
yaklaşıyor. Talat'ın yaklaşımını
bilemiyorum. Lokmacı Kapısı'nın açılmasını
istiyorum. Görüşmenin ardından kapının
açılacağını ilan edeceklerini düşünüyorum. Bu konu
Kıbrıs konusunun çözümü için önemli bir açılımdır.
Daha çok sınır kapısının açılması tüm
Kıbrıslıların hayatını
kolaylaştıracak."
Nikos Georgiou:
"Kıbrıs sorununun çözülmesi için iki liderin
yapacağı görüşmeden umutluyum. Hristofyas, Kasulidis ve
Papadopulos'un her üçünün de sorunu çözebilecek kapasitede olduğuna
inanıyorum. Herkes bu görüşmelerin son şans olduğunun
bilincinde. Çözüm olacak. Lokmacı Kapısı'nın
açılmasını umuyorum. Kıbrıs sorununun çözülmesi için
bu önemli bir adım olacak. Benim bir düşüncem de Türkiye'nin sorun
üzerindeki etkisi üzerine. Türkiye evet derse çözüm olacak."
KIBRIS 21/03/08
Çözüm
"Kıbrıslı" olmalı
ROTH: SORUN KIBRIS'IN SORUNUDUR... Alman Federal Parlamentosu
Milletvekili Claudia Roth, Ercan'dan ayrılırken
yaptığı açıklamada, "Bugün Türkiye başbakanı
veya Yunanistan başbakanının değil, Talat ve
Hristofyas'ın bir araya gelecek olmasını tam destekliyorum.
Çünkü bu Kıbrıs'ın bir sorunudur ve bulunacak bir çözüm de
Kıbrıslı olmalıdır" dedi
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun daveti
üzerine KKTC'ye gelip temaslar yapan Almanya Yeşiller Partisi
Eşbaşkanı ve Alman Federal Parlamentosu Milletvekili Claudia
Roth, bugün yapılacak Talat-Hristofyas görüşmesinin önemini
vurgulayarak, "Sorun Kıbrıs'ın sorunudur. Çözüm de
Kıbrıslı olmalı" dedi.
Roth bu açıklamayı dün ülkeden ayrılırken Ercan
Devlet Havaalanı'nda yaptı.
Saat 09.00 sıralarında Ercan Havalimanı'ndan
ayrılan Roth'u, Ercan'da, Meclis Başkanı Ekenoğlu, CTP
Milletvekili Teberrüken Uluçay ve diğer bazı yetkililer
uğurladı.
Ayrılmadan önce basına açıklamada bulunan Roth,
Avrupa'da tüm gözlerin bugün yapılacak Talat-Hristofyas görüşmesinde
olduğunu, ne olacağının merakla beklendiğini
belirterek, bugünkü görüşmede fırsat penceresinin
açılacağı konusunda iyimser olduğunu söyledi.
Roth, adada çözüm olması yönündeki yapıcı desteklerinin
süreceğini vurguladı.
Ekenoğlu da, görüşme masasındaki bundan sonraki sürecin
çetin bir süreç olacağına işaret ederek, bu sürecin gerek
Kıbrıs Türk, gerekse Kıbrıs Rum halkı için daha iyi
bir süreç olması ve çözüm yönünde ciddi adımlar atılmasını
ümit ettiğini söyledi.
"Heyecan verici duygusal ziyaret"
Konuk milletvekili Roth, "heyecan verici ve duygusal" olarak
tanımladığı ziyareti sırasında gördüğünü
belirttiği "alışılmadık misafirperverlik"
için de teşekkür etti.
Almanya'da kar yağarken burada bahar
yaşandığını ve bu havanın siyasete de
yansıyacağı ümidini taşıdığını
belirten Roth, yalnız adada değil Avrupa'da da tüm gözlerin bugün
yapılacak Talat-Hristofyas görüşmesinde olduğunu ve ne
olacağının merakla beklendiğini kaydetti.
"Fırsat penceresi açılacak"
"Tarihte bazen bu görüşmelerden bir şey çıkmazken
bazen de küçük fırsat pencereleri doğduğunu" ifade eden
Roth, "önemli" olarak değerlendirdiği bugünkü
görüşmede, bu fırsat penceresinin açılacağı ümidini
dile getirdi. İki liderin bu yönde büyük sorumluluğu bulunduğunu
da ifade eden Roth, değişim yönünde kararlılık göstererek
değişimi gerçekleştirebilecekleri inancını belirtti.
Bu sabahın "tarihi bir an" olacağını
söyleyen Roth, "Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki başkanlık
seçimlerinin sonucu ve Kuzey Kıbrıs'taki hükümet ve
cumhurbaşkanının net siyasi iradesinin bu pencereyi
açacağı konusunda iyimserim. Sadece pencere değil bir
kapıya dönüşecek ve kapıyı açacaklar. Duvara ihtiyaç
kalmayacak" şeklinde konuştu.
"Sorun ve izolasyonlar yalnız Kıbrıs'ın
değil, AB'nin de güvenirlik sorunu"
Roth, Kıbrıs'taki bu "önemli anın" bir
parçası olmanın kendileri açsısından büyük onur
kaynağı olacağını ifade ederken, Kıbrıs
sorununun çözülmesi, insanların günlük yaşamında her gün karşılaşmakta
olduğu izolasyonların kaldırılmasının yalnız
Kıbrıs'ın sorunu değil, Avrupa Birliği'nin de
güvenirlik sorunu olduğunu belirtti.
Avrupa'nın, dünyanın geri kalan kısmına örnek
olduğunu; "ortak bir ev" olduğunu ve ortak evde duvarlar
inşa edilmediğini; kimsenin izole edilmediğini,
dolaşım özgürlüğünün engellenmediğini anlatan Roth
şöyle konuştu:
"Duvarlara ihtiyaç olmayan bir zamandayız... Sorunlar yok
değil ve bu demek değildir ki bugün sabah her şey çözülecek, ama
olumlu bir sinyal olursa, bu, dünyanın geri kalanı için de siyasi bir
bahar olacak."
Roth, "izolasyonların kaldırılması konusunda
verilen sözlerin yerine getirilmesi için diğer Avrupalı
parlamenterlerle işbirliği içinde ne yapmayı
düşündüğü" yönündeki bir soru üzerine ise, öncelikle bugünkü
görüşmede ne olacağına bakacaklarını belirtti.
"Bölünmeyi ve izolasyonları desteklemiyoruz"
"Bölünmeyi ve izolasyonları" desteklemediklerini
vurgulayan Roth, "Bugün Türkiye Başbakanı veya Yunanistan
Başbakanı'nın değil, Talat ve Hristofyas'ın bir araya
gelecek olmasını ise tam destekliyorum. Çünkü bu
Kıbrıs'ın bir sorunudur ve bulunacak bir çözüm de
Kıbrıslı olmalıdır" ifadelerini kullandı.
Roth, ülkesine döndükten sonra Avrupa Parlamentosu'ndaki ve
Almanya'daki meslektaşlarını bilgilendireceklerini ve
çabalarının bu ziyaretle sınırlı
kalmayacağını ifade ederek, kendilerinin de sorumlulukları
bulunduğunu; Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılması
yönünde yapıcı desteklerini sürdüreceklerini kaydetti.
"Almanların özel sorumluluğu var"
Almanlar olarak özel bir sorumlulukları bulunduğunu da ifade
eden Alman Milletvekili Roth, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tam AB
üyesi olmasıyla Kıbrıs'ın yeniden
birleşeceği" tezini ortaya atan ve destekleyenin AB'nin Eski
Alman Komiseri Gunter Verhaugen'in olduğunu, ancak bunun
gerçekleşmediğini söyledi. Roth, "Dolayısıyla adada
çözümü desteklemek, biz Almanlar için ayrıca bir sorumluluktur. Çünkü biz
izole edilmenin ne demek olduğunu da çok iyi biliyoruz" dedi.
Mutlu: Bilinçli olarak Ercan'dan geldik
Özcan Mutlu da, adaya Ercan üzerinden gelmelerinin bir rastlantı
olmadığını, bunu bilinçli, kasıtlı olarak
yaptıklarını vurgulayarak, ziyaretlerinin,
bazılarını rahatsız etmiş olmasına rağmen
önemli bir görüşmenin arifesinde yapılmasının da
Kıbrıs sorununun çözümüne önemli katkı
sağlayacağı inancında olduklarını ifade etti ve
"Çözüm için en uygun zaman olduğunu" kaydetti.
Özcan, bugünkü görüşmeden, "Lokmacı
kapısının açılması, Ledra caddesinin yeniden
açılması yönünde önemli bir sinyalin verileceği"
inancını da dile getirdi.
Ekenoğlu: Çetin bir süreç olacak
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu da
açıklamasında, Roth'un ziyaretinin gerek kendisi, gerek
Kıbrıs Türkü açısından iyi bir deneyim olduğunu ve
ziyaretin böyle bir süreçte gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu
ifade ederek "Kendisini adada ağırlamaktan mutlu olduk"
dedi.
Görüşme masasında bundan sonraki sürecin çetin bir süreç
olacağına işaret eden Ekenoğlu, bugün iki liderin
yapacağı görüşmeye atıfta bulunarak, bu sürecin gerek
Kıbrıs Türk, gerekse Kıbrıs Rum halkı için daha iyi
bir süreç olması ve çözüm yönünde ciddi adımlar
atılmasını ümit ettiğini kaydetti.
KIBRIS 21/03/08
Kapsamlı çözüm için taraflara çağrı
yapın
KIBRIS'TA BARIŞ VE İSTİKRAR
İÇİN...Kıbrıs Barış Platformu heyeti, dün ara
bölgedeki Ledra Palace Otel'e giderek, taleplerini içeren mektubu BM Genel
Sekreteri Ban Ki Moon'a iletmek üzere BM'de görevli bir subaya teslim etti.
Mektupta, Ban Ki-Moon'dan, Güney Kıbrıs'ta yapılan seçimler
sonunda ortaya çıkan yeni durum ışığında,
Kıbrıs'ta barış ve istikrara kapı açacak kapsamlı
ve erken çözüme yönelik görüşmelere başlanması için taraflara
gerekli çağrının yapılması isteniyor
Kıbrıs Barış Platformu, BM Genel Sekreteri Ban
Ki-Moon'a, Kıbrıs'ta barış ve istikrara kapı açacak
kapsamlı ve erken çözüme yönelik görüşmelere başlanması
için taraflara gerekli çağrıyı yapmasını talep eden
bir mektup gönderdi.
Ara bölgedeki Ledra Palace Otel'e giden Kıbrıs
Barış Platformu heyeti, taleplerini içeren mektubu BM Genel Sekreteri
Ban Ki -oon'a iletmek üzere BM'de görevli bir subaya teslim etti.
Mektup, basına Mustafa Damdelen tarafından İngilizce,
Kıbrıs Barış Platformu sözcüsü Adnan Eraslan
tarafından da Türkçe olarak okundu.
Mektupta, Platform'un Kıbrıs sorununa 1960 Kıbrıs
Cumhuriyeti Antlaşmaları, 1977-79 Doruk Antlaşmaları ve tüm
BM süreçlerini gözeten iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe
dayalı AB üyesi federal Kıbrıs temelinde çözüm bulunması
için mücadele etmekte olduğu belirtildi.
Kıbrıs sorunu nedeniyle tüm Kıbrıslıların
yıllardan beri ıstırap çektiği kaydedilen mektupta,
"Özellikle Kıbrıslı Türklerin adanın kuzeyinde
karşı karşıya bulundukları ekonomik, siyasi ve sosyal
baskılar, adayı terk etmelerine neden olurken, Türkiye'nin
Kıbrıs'a yönelik izlediği nüfus aktarma politikalarıyla
kültürel, sosyal ve ekonomik asimilasyon yüzünden toplumumuz hızla yok
olmaktadır" ifadeleri kullanıldı.
Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının, çatışan
tüm halklara örnek olacağı dile getirilen mektupta, Genel Sekreter
Ban Ki-Moon'dan, Güney Kıbrıs'ta yapılan seçimler sonunda ortaya
çıkan yeni durum ışığında, Kıbrıs'ta
barış ve istikrara kapı açacak kapsamlı ve erken çözüme
yönelik görüşmelere başlanması için taraflara gerekli
çağrının yapılması istendi.
KIBRIS
21/03/08
ABD, Talat-Hristofyas görüşmesinin diyaloğa
katkıda bulunacağını umuyor
çözümleneceğini umduğunu ve bu yöndeki çabaları
desteklediğini söyledi.
Casey, iki lider arasındaki görüşmenin, ''bu sorunun çözümüne
yol açacak bir tür diyalogun oluşmasına yardım edeceğini
kesinlikle umduklarını'' bildirdi.
ABD'nin, taraflardan ve BM'den gelebilecek çözüm çabalarını
destekleyeceğini vurgulayan Casey, bir başka soru üzerine de ABD'nin
bu konuda yeni bir girişim başlatmayı düşünmediğini ve
BM sürecini destekleyeceğini yineledi.
KIBRIS
21/03/08
Hoping for a new
momentum
By
Jean Christou
FOR THE first
time ever two pro-solution Cypriot leaders will meet today in what will boil
down to a test of their will to solve the Cyprus problem.
The outcome of the much-anticipated meeting between President Demetris
Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat will signal to
international mediators the extent of their good will to move towards substantive
talks.
Although the two leaders are expected to announce their decision to open the
symbolic Ledra Street crossing point, mediators are more interested in seeing a
convergence on how resumed Cyprus talks can proceed, and how quickly.
Both leaders said they want a settlement, they want the reunification of the
island and they have long-standing relations, said British High Commissioner
Peter Millett yesterday.
The climate is different, and I think their view and approaches are slightly
different, but the gap is not so big and it will not be difficult for them to
build bridges for an agreement for the new process. This is the message which
the international community is waiting for and in particular the UN in New
York, he added.
The UN has repeatedly said it would not initiate a new Cyprus initiative until
it has seen genuine good will, and even then it has been cautious, saying it
would merely support the initiative of the two leaders to move forward.
The international community does not want to impose a solution. It is a
solution the two communities must come to, Millett said.
Cautiously optimistic are the words generally being used by diplomats when
they talk about todays meeting, essentially a euphemism meaning hopeful but
realistic given the history of failed Cyprus talks.
I dont think we will see any extraordinary decisions being taken, other than
Ledra Street, said one western diplomat. But a new start to negotiations, and
the basis of these negotiations is another thing. This is an observation round.
The ideal will be to obtain agreement for what will constitute the basis for
negotiations; the Annan plan, or the July 8 agreement.
The international communitys initial euphoria attached to having two
pro-solution leaders quickly wore off when the two sides began laying down red
lines for future talks.
The Greek Cypriot side wants the focus to be on the July 8, 2006 agreement,
which lays down a set of targets and discussions to take place in low-level
committees. The deal was designed to work these up to fully fledged talks for
which much of the groundwork would already be in place.
However, the Turkish side now says the July 8, agreement is merely a procedural
process, and future talks on the substance of the Cyprus issue would
necessarily involve the failed Annan plan, which is anathema to Greek Cypriots.
Mediators are worried that in pinning their colours to each process, the
leaders are cornering themselves into positions they will find difficult to
back away from in a compromise situation.
However, Talat is likely to find it difficult to walk away from the July 8
agreement because he put his signature to it along with former President Tassos
Papadopoulos.
We have to use the principles and methodology of the July 8 Agreement and I
thing both of them recognise this, Millett said.
Asked about discouraging statements that had threatened to cast a shadow over
todays meeting, Millett agreed that the leaders could be saying one thing in
public and another in private.
But fearing too much of a negative climate in the run up to todays meeting,
ambassadors from the five Permanent Members of the UN Security Council,
Britain, France, Russia, China and the US, stepped in earlier in the week to
try and keep things on an even keel.
The move appears to have paid off and observers have noted a more measured
approach from the two sides in the 48 hours leading up to todays meeting.
Millett said there had been a joint effort by the five permanent members of the
UN Security Council to try to ensure the first meeting was positive so that it
might encourage the UN to be more actively engaged on Cyprus.
But past experience in the diplomats graveyard, as Cyprus is often dubbed,
has left some mediators jaded and ready only to believe it when they see it. I
am not a pessimist, said the western diplomat. But Im not optimistic about
this, he added. We are not waiting for anything significant.
He didnt, however, blame either of the two leaders. I think the big problem
here is Ankara, the diplomat said.
A second diplomat said the ideal outcome of todays meeting would be a road
map for the way ahead or some concrete result in addition to Ledra Street
such as the announcement that technical committees under the July 8 agreement
were ready to start work.
But if one or the other side thinks they are giving in on something, then it
wont come to that. Real success would be a convergence of the two positions,
said the second diplomat.
He said the international community felt the gap between the two sides on the
basis of future talks could be bridged. Every gap can be bridged if there is
good will, he added.
Cyprus
mail 21/03/08
Ledra Street could open
by end of next week
By
Jean Christou
WHATEVER the
outcome of todays talks for the future of the Cyprus problem, everyone expects
the two leaders to announce the opening of the Ledra Street crossing point.
Preparations for the opening have been ongoing since Christofias was elected
last month, and the move is unlikely to result in any real political cost to
either side. The real sticking point was the presence of Turkish troops in the
area, something the Greek Cypriot side strongly objected to. The only other
issue was logistic, and regarded the securing of derelict buildings in the
Green Line to make the street safe for pedestrians.
By all accounts the problem of the Turkish presence was ironed out in meetings
between UNFICYP Chief of Mission Michael Moller and aides to the two leaders.
It is understood the Turkish troops will move back some 50 metres to ensure
their presence is not felt in the area.
The old buildings will take longer to secure, but enough can be done to open
the crossing while the longer-term work goes on.
Moller met twice separately with Presidential Commissioner George Iacovou and
with Ozdil Nami, senior aide to the Turkish Cypriot leader. A joint meeting was
also held.
All that remains to be worked out is the exact date of the opening. Nicosia
Mayor Eleni Mavrou said yesterday: The timeframe depends on the political
decision.
We will wait for the permission of UNFICYP and enter the buffer zone, Mavrou
added. I imagine we will have permission by Monday to go in and by the end of
next week, everything will be ready.
Ledra Street, which Turkish Cypriots call Lokmaci, has been closed and
barricaded since 1963.
Turkish Cypriot leader Mehmt Ali Talat was quoted yesterday as saying the
opening of the crossing would be symbolic to Greek and Turkish Cypriots and
make the two communities feel as if they belong in the same city.
Talat said the crossing would be opened at the beginning of April.
CYPRUS
MAIL 21/03/08
Kıbrıs'ta yeni süreç 24 Mart'ta başlıyor
|
22 Mart, 2008 18:20:00 (TSİ
CNN TURK |
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın dünkü
görüşmesinde vardıkları mutabakat çerçevesinde,
Kıbrıs'ta yeni süreç 24 Mart Pazartesi günü başlıyor.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB ile
Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi
başkanlık komiseri Yorgos Yakovu, yeni süreç çerçevesinde 24 Mart
Pazartesi günü saat 15.00'te ilk kez bir araya gelecek.
Görüşme, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael
Möller'in ara bölgedeki ikametgahında yapılacak.
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca'nın
verdiği bilgiye göre, Nami ile Yakovu, çalışma grupları ve
teknik komitelerin oluşturulması üzerinde duracak ve liderler
zirvesinde konuşulduğu şekilde çalışma grupları ve
teknik komitelerin sayılarını ve görev alanlarını
belirlemeye çalışacak.
Hasan Erçakıca, Nami ile Yakovu'nun yapacakları
çalışmalarla ilgili olarak, "Liderler zirvesinde konuşulan
konuları ayrıntılandırmalarını, yeni sürecin
nasıl yürüyeceğine dair ayrıntıları
konuşmalarını bekliyoruz" dedi.
Yakovu'dan açıklama
Bu arada Rum yönetimi başkanlık komiseri Yorgos Yakovu, Talat ve
Hristofyas'ın dünkü görüşmelerinde vardıkları
anlaşmadan sonra, 5-7 çalışma grubuyla 5-7 teknik komite
oluşturulmasının beklendiğini söyledi.
Yakovu, Rum radyosuna yaptığı açıklamada, çalışma
gruplarının bundan sonraki görüşmeler için zeminin
hazırlanması üzerinde çalışacağını, teknik
komitelerinse gündelik konularla ilgileneceğini kaydetti.
Oluşturulacak çalışma grupları ve teknik komitelerin
sayılarının, Nami ile pazartesi günü yapacağı toplantıda
kararlaştırılacağını ifade eden Yakovu, iki
liderin danışmanlarının komitelere
katılacaklarını, ortaya çıkması muhtemel
sorunları çözmeye çalışacaklarını ve buralarda
görüşülenler hakkında liderlere bilgi vereceklerini anlattı.
Yorgos Yakovu, kendisinin ve Özdil Nami'nin, "sonunda çok büyük görüş
ayrılıkları olmaması için önemli görev yapmayı
hedeflediklerini" söyledi.
Pertev'den "21 Mart mutabakatı"na tepki
KKTC'deki Halk Partisi (HP) Genel Başkanı Raşit Pertev,
"Türk tarafının görüşmelere Rum tarafının
istediği çerçevede oturduğunu" iddia ederek, "21 Mart
mutabakatının 8 Temmuz anlaşmasından hiçbir farkı
olmadığını" savundu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Müsteşarı iken, eski
Rum başkanlık komiseri Tasos Conis ile 8 Temmuz
anlaşmasının uygulamaya girmesi yönünde 50 kadar görüşme
yapan Pertev, "8 Temmuz sürecine artık fiili olarak
girilmiştir" dedi.
Pertev,"girilen süreçte ne Annan Planı ne de BM parametrelerinin ve
geçmiş BM çalışmalarının
olmadığını" savundu.
Lokmacı Kapısı pazartesi açılabilir
|
21 Mart, 2008 15:45:00 (TSİ)
CNN TURK |
Lefkoşa
Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, Lokmacı
Kapısı'nın (Ledra caddesi) 31 Mart Pazartesi günü
açılabileceğini söyledi.
Rum radyosunun haberine göre Mavru, Lokmacı
Kapısı'nın açılması yönündeki kararı memnuniyetle
karşıladığını belirterek, pazartesi günü teknik
çalışmaların başlayacağını bildirdi.
Mavru, Lokmacı'nın 31 Mart Pazartesi günü açılması
konusunda iyimser olduğunu da ifade etti.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi
lideri Dimitris Hristofyas'ın bugün Lefkoşa ara bölgede
yaptığı görüşmede
açılmasına karar verilen Lokmacı kapısı (Ledra
caddesi), son üç yıldır Kıbrıslı Türklerin ve
Rumların gündeminde bulunuyor.
Esnafın işine yarayacak
Rumların, "üst geçit ve bölgedeki bayraklar
kaldırılsın, asker bölgeden uzaklaşsın,
sınır niteliği kazandıran düzenlemeler ve semboller
kaldırılsın" şartlarını öne sürerek,
açılmasına karşı çıktığı Lokmacı
kapısının açılması, en çok bölge esnafının
işine yarayacak.
KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yaya geçişine
açılacak Lefkoşa'daki Lokmacı barikatı, Kıbrıs'ta
Türkler ve Rumlar arasındaki çatışmanın ve bölünmenin
sembolü olarak niteleniyor.
Lokmacı, EOKA'cı Rumların 1956'dan beri Enosis
(Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama hayali) mücadelesinin
Kıbrıs'ta yarattığı çatışmanın sembolü
olarak görülüyor. Kıbrıs önce Lokmacı'da bölündü. Lokmacı,
yani Ledra caddesi, 1963'te Enosis yüzünden barikatla ayrıldı.
1974'te de Makarios'a karşı yapılan darbeden dolayı Türk
tarafı Lokmacı'ya, Rum tarafı da Ledra caddesindeki barikata
duvar ördü.
Lokmacı, "Kıbrıs'ı Enosis hedefiyle bölenlerin
sembolü" olarak da niteleniyor. Türkleri 1963'teki ortaklık
devletinden silah zoruyla dışlayan Rumlardan korunmak için
yapılan Lokmacı barikatı, Kıbrıs'ta yapılan ilk
barikat olarak tarihe geçti ve bu yüzden Ada'daki bölünmüşlüğün
simgesi olarak görülüyor.
Barikat, o dönemin en önemli alışveriş merkezlerinden olan
Lokmacı ile Ledra caddesini (Uzun yol) birbirinden ayırdı.
Lokmacı Türk tarafında, Ledra caddesi de Rum tarafında
kaldı. Kıbrıs gibi, Türk ve Rumlarınyoğun
alışveriş yaptığı çarşı da ikiye
bölündü.
Lokmacı'yı açma çalışmaları 2005'in sonunda
başladı
Lokmacı kapsını açma çalışmaları 2005'in son
aylarında başladı. Kıbrıs'ta 2005'in sonlarına
doğru, Lokmacı kapısının açılması konusuyla
ilgili tartışmalar gündemi meşgul etti.
KKTC yönetimi, kapının açılması için kasım ayında
bölgede çalışmalara başladı ve Lokmacı'daki
duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktı.
Bölgeye, geçişlerde, nöbet yerine giden askerle yayaların
karşılaşmaması için üst geçit yapıldı.
Üst geçidin yapılmasına 12 Aralık'ta başlandı ve 24
Aralık 2005'te üst geçit bitirildi. Üst geçidin yapımı için
yaklaşık 1 milyon YTL harcandı ve bunun yarısını
Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği karşıladı.
Kapının açılmasına önce destek veren Rum yönetimi, Türk
tarafının çalışmalarının "ara bölgeyi
ihlal" olduğu gerekçesiyle bu desteğini geri çektiği ve
Türk tarafının, kapının açılmasına yönelik
bölgedeki çalışmalarını BM'ye şikayet etti.
BM Barış Gücü (UNFICYP) sözcülüğü, Türk tarafının
çalışmasının "ara bölgeyi ihlal
olmadığını" açıkladı.
UNFICYP 8 Aralık 2005'te yaptığıyazılı
açıklamada ise "İki tarafın rızası olmadan,
Lokmacı kapısının (Ledra Sokağı)
açılmasına destek olamayacağını" belirterek, Türk
tarafının çalışmaları durdurmasını istedi.
Yeşil Hat tüzüğü kapsamındada olan Lokmacı kapısı
2005'te açılamadı.
Üst geçit 9 Ocak 2007'de kaldırıldı
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum
tarafının, kapının açılmasına bahane olarak
gösterdiği Lokmacı barikatındaki üst geçidin
kaldırılmasına karar verdi.
Talat, Sözcüsü Hasan Erçakıca aracılığıyla 28
Aralık 2006'da yaptığı açıklamada,
"Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının,
2007 yılının ilk çeyreği içinde kapsamlı çözüm
müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki halkın
işbirliği duygularının geliştirilmesine
yardımcı olmak amacıyla Lokmacı kapısının
açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidi
nkaldırılmasına karar verdiğini" duyurdu.
Kıbrıs Türk tarafının bu tutumu, bir mektupla
Birleşmiş Milletler'e de iletildi.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın üst geçidi kaldırma
kararını, ABD'nin güney Lefkoşa Büyükelçiliği ve
İngiliz Yüksek Komiserliği de memnuniyetle
karşıladığını bildirdi. KKTC, Lokmacı'daki
üst geçidi 9 Ocak 2007'de kaldırdı.
Rum tarafı direndi
Lokmacı kapısının açılmasına en
başından beri isteksiz olan Kıbrıs Rum yönetimi, sürekli
koşullar öne sürerek, kapının açılmasına direndi. Rum
tarafı, üst geçidin yıkılmasını "olumlu bir
adım" olarak görmekle birlikte "üst geçidin
kaldırılmasının, kapının açılması için
yeterli olmadığını, tüm engelleri ortadan
kaldırmadığını" açıkladı.
Rum tarafı, üst geçidin kaldırılmasının yanında,
bölgedeki bayraklarınkaldırılmasını, askerin bölgeden
uzaklaşmasını, sınır niteliğikazandıran
düzenlemelerin ve sembollerin kaldırılmasını da istedi.

"Lefkoşa'yı ikiye ayıran duvar"
Kıbrıs Rum yönetimi, çeşitli bahaneler öne sürerek, açmaya
yanaşmadığı barikatın Rum tarafındaki
duvarı, ani bir kararla KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın
Azerbaycan'da, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in de Almanya'da
olduğu bir dönemde, 8 Mart 2007 gece yarısı yıktı.
Rum tarafının "Lefkoşa'yı ikiye ayıran
duvar" olarak nitelenen Lokmacı'daki duvarı yıkması,
Lokmacı kapısının geçişlere açılmasına
yetmedi. Rum yönetimi, kapının açılması için öne
sürdüğü koşullarda ısrar etti.
Açılması en çok esnafa yarayacak
Lokmacı kapısının KKTC ile Güney Kıbrıs
arasında geçişlere açılması en çok bölgedeki esnafın
işine yarayacak. Kıbrıslı Rumlar, Türk tarafına
geçtiğinde, en çok Lefkoşa'daki Arasta çarşısında
alışveriş yapıyor.
Çarşı esnafı, Lokmacı kapsının açılması
ile mesafenin kısalmış olması nedeniyle kendilerine daha
çok Rum müşteri geleceğine ve çarşının
canlanacağına inanıyor.
Lokmacı kapısının karşılıklı
geçişlere açılmasının diğer önemli bir yanıda
Kıbrıs'ın ilk bölündüğü yerden, iki tarafın
başkenti Lefkoşa"birleştirilmiş" olacak.
Lokmacı kapsının, gerekli teknik hazırlıklar
tamamlandıktan sonra, 31 Mart ya da 1 Nisan'da adaya gelmesi öngörülen, BM
Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı
Lyn Pascoe'nun ziyareti sırasında açılması bekleniyor.
Kıbrıs'ta taraflar 3 ay içinde tekrar görüşecek
Bugün Ada'da buluşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, BM'nin iyi niyet
misyonu çerçevesinde 3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlanması
ve en kısa sürede soruna çözüm bulunması konusunda anlaştı.
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile dün yaptığı
görüşmeden önce BBCye verdiği demeçte umut yansıtan sözler sarf
etmişti. Bir vizyonumuz var diye konuşan Hristofyas,
Kıbrıslı Türklerle Rumlar aynı adanın
çocuklarıdır ve dış müdahale olmadan uzlaşma yolu
bulmak zorundalar diye eklemişti.
Rumların eski lideri Tassos Papadopulosun söylemi
anımsandığında bu sözler elbette ki Kıbrısta çok
farklı bir hava yaratıyor. Hristofyasın bu ve daha önceki
bazı sözleri Rum tarafında kafaların gecikmeli de olsa
değişmeye başladığını gösteriyor.
Bölünme ciddiye alınıyor
Örneğin, Hristofyasın geçtiğimiz günlerde, Sorunu bu kez
çözemezsek hiç çözemeyiz demesi, Rum tarafının adanın
kalıcı bir şekilde bölünebileceği
olasılığını artık ciddiye almaya başladığını
açıkça yansıtıyor.
Gerçek şu ki, Papadopulosun Türk tarafını AB yoluyla dize
getirme çabaları sokaktaki Rumların gözünde iflas etmiş bir
politika olarak görülüyor. Zira ne Türkiyenin ne de Kıbrıslı
Türklerin bu yoldan gelen baskılara boyun eğmeyecekleri artık
anlaşıldı.
Özetle, dün Kıbrısta yapılan ilk görüşme yeni bir sürece
girildiğine dair açık bir işaret verdi. BM Genel Sekreterinin
Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möllerin, iki liderin görüşmede
ele aldıkları konularda büyük ölçüde uzlaşma
sağladıklarını belirtmesi de bunu doğrular
nitelikteydi.
Asıl iş şimdi başlıyor
Bu arada, Talat ve Hristofyasın görüşmeden güler yüzle
çıkmaları da tabii ki gözlerden kaçmadı. Ancak esas iş
şimdi başlıyor. Zira bu yeni sürecin
açılışında yakalanan olumlu atmosferin gerçekten zorlu ve
çetrefil konular karşısında sürdürülmesi gerekecek.
Bunun için de liderlerin kurulmasına karar verdikleri çalışma
grupları ve teknik komitenin meseleye, karşı taraf aleyhinde
siyasi puan toplama güdüsüyle değil, iki tarafın yararını
gözeten bir anlayışla çalışmaları gerekecek ki bu
egzersizden anlamlı bir şeyler çıksın.
Öte yandan, Rum tarafında Annan Planına duyulan alerji artık
fazlasıyla biliniyor. Ancak Rumlar açısından burada bir sorun
var. Annan Planının yeniden canlandırılmasını
istemeseler de o planın temelinde yatan iki kesimlilik, iki
toplumluluk ve siyasi eşitlik gibi kavramların herhangi bir
çözümün olmazsa olmaz koşulları olduğunun artık anlaşılması
gerekiyor.
Adanın çocukları
Başka bir ifadeyle, Türkler ve Rumlar, Hristofyasın deyimiyle,
adanın çocukları olduklarına göre, üç ay sonra
başlaması planlanan yeni müzakere sürecinin de bunun ruhuna uygun bir
şekilde yürümesi gerekiyor.
Türk tarafı Annan Planı sürecinde çözüm için gidebileceği noktayı
dünyaya göstermiştir. Bu aşamada gözler bu nedenle Annan
Planını reddetmiş olan -ki buna Hristofyas da dahildir-
Rumların üzerindedir.
Bu arada, yalnız Kıbrıslı Türklerin değil,
Kıbrıs üzerinde uluslararası anlaşmalara dayanan söz
hakkı olan Türkiyenin de Rumların iyi niyetini görmesi gerekecek.
Ortaya çıkmış olan yeni ve olumlu atmosferde bu açıdan
peşin hükümlü olmamak gerekiyor.
Ancak, daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi,
Türk tarafı bu yoğurdu üfleyerek yiyorsa kimse kusura bakmasın.
Zira geçmiş deneyimler bu ihtiyatı zorunlu kılıyor.
Talat ile
Hristofyas, ilk buluşmada Kıbrıs sorununa en kısa sürede
çözüm bulmak için üç aylık hazırlık sürecinin ardından
müzakerelere başlamayı kararlaştırdı. İlk etapta
iyi niyet jesti olarak Lokmacı Barikatı açılıyor. Talat,
çözüm için 'En geç 2008 sonu'; Hristofyas, 'Umarım eski dostlar
düşman olmayacak' dedi
22/03/2008 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
LEFKOŞA - Bölünmüş Kıbrıs Adası'nda
2004'deki referandumda Annan Planı'nın Rum tarafında reddiyle
sonuçsuz kalan barış sürecinde yeni bir maraton başlıyor.
Rum Yönetimi'nin yeni lideri Dmitri Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın dün tarihi nitelikteki ilk buluşmasıyla yeni
müzakere sürecinin yolu açıldı. Liderler teknik komiteleri
oluşturup üç aylık hazırlık sürecinin ardından
müzakerelere başlama kararı aldı. İyi niyet jesti olarak
Lefkoşa'daki ara bölgede iki tarafı ayıran çarşıda yer
alan Lokmacı Barikatı açılıyor.
Üç saati aşkın
görüştüler
Şubatta çözüm yanlısı Hristofyas'ın iktidara gelmesiyle
artan umutlar, dün iki liderin BM'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael
Möller'in ara bölgedeki evinde yaptığı görüşmede
karşılık buldu. 3 saat 10 dakika süren görüşme sonrası
Talat ve Hristofyas gülümseyerek basının karşısına
geçti. Möller'in okuduğu ortak açıklamaya göre, olumlu ve samimi
atmosferde geçen görüşmede iki lider görüş
alışverişinde bulunup önemli yakınlaşma sağladı.
Gündelik meselelere dair diyalog kanalı kurulmasını içeren 8
Temmuz 2006 mutabakatındaki gibi teknik komiteler ve çalışma
gruplarının oluşturulması için haftaya iki liderin
danışmanları buluşacak. Liderler ise BM Genel Sekreteri'nin
himayesinde üç ay sonra kapsamlı müzakerelere başlayacak. Liderler,
bu süreçte gerek duyulduğunda görüşecek. Hedef en kısa sürede
çözüm.
Görüşmeyi 'yeni bir başlangıç' diye niteleyen Talat, en
kısa süreden kastı "En geç 2008 sonu" diye ifade etti.
Temel parametreleri ele aldıklarını kaydeden Talat
"Kıbrıs sorununun bir an önce çözümünü istiyoruz" dedi.
Talat, üç ayda yol haritasını belirleyeceklerini kaydetti.
'Kıbrıs kahvesi
içtiler'
Hristofyas da "İyimser olmak zorundayız. İyi niyetle
birlikte çalışmaya karar verdik. Umarım eski dostlar düşman
olmayacak" temennisinde bulundu. Hristofyas, 'başarıdan söz
edebilir miyiz' sorusuna karşın Möller'in
açıklamasının net olduğunu belirtip ekledi: "İyi
niyetle çalışma irademizi beyan ettik. İki lider arasında
bir anlaşmazlık yok."
Görüşme, Kıbrıs sorununu yıllar önceye döndüren eski Rum
lider Tasos Papadopulos'un etkisini yitirdiğini gösterdi. Geçmişte
her görüşmede 1974'deki kayıpların yakınları matemi
simgeleyen kara giysilerle toplanırdı. Dünse barışçı
pankartlar eşliğinde rengarenk kıyafetli kadınlar gösteri
yaptı. İki lider görüşmeye girerken gazetecilerin 'Ne kahvesi
içeçeksiniz? Brezilya mı, yoksa Annan Planı ve 8 Temmuz
mutabakatı karışımı mı' sorusuyla
karşılaştı. Talat gülümserken yanıtı vermek
Hristofyas'a düştü: "Kıbrıs kahvesi". Hristofyas
görüşme sonrasında da "Kıbrıs kahvesi içtik orta
şekerliydi" dedi. Ama teknik heyetler oluşturma kararı Rum
tarafında '8 Temmuz'un uygulanması' olup olmadığında
tereddüt yarattı. Talat'ın 'yeni dönemden' sözetmesi de kafa
karıştırdı. Talat, hemen müzakereye başlayıp
Annan Planı çerçevesinde çözüm isterken, Hristofyas, 8 Temmuz'un esas
alınmasında ısrar ediyordu. Rum liderin tercihi siyasi
eşitliğe dayalı üniter bir yapıda iki kesimli bir
federasyon.
Lokmacı 31 Mart'ta
açık
2005'de tartışılıp unutulan Ledra caddesindeki Lokmacı
kapısı da açılıyor. Lefkoşa Rum Kesimi belediye
başkanı Eleni Mavru kapının 31 Mart'ta
açılabileceğini duyurdu. Türk tarafı 1963'te kurulmuş ilk
barikat olan Lokmacı'daki üstgeçidi 2005'te yıkmış, Rumlar
da geçen martta kendi taraflarındaki bariyeri
kaldırmıştı. Lokmacı 2003'ten beri açılan
altıncı kapı olacak.
Dünyadan alkış
ABD Dışişleri memnuniyetini 'Yapıcı diyaloga
desteğimiz sürecek' diyerek dile getirdi. AB görüşmeyi 'önemli
sembolik adım' diye niteleyip 'müzakere sürecine destek verileceğini'
vurguladı. Britanya ise 'Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesine dönük gerçek sürece doğru bir adım'
değerlendirmesini yaptı.
TALAT: MÜMKÜN OLAN EN KISA SÜREDE ÇÖZÜM... Cumhurbaşkanı
Talat, "Açıklama çok nettir. Teknik komiteler ve çalışma
gruplarını oluşturuyoruz. Bu, görüşmeleri başlatmak
için bir tarih ortaya çıkaracak. Yeni bir dönemdir bu. Kıbrıs
sorununu çözmek için çalışmaya başlıyoruz. Hedefimiz
Kıbrıs sorunu için en erken zamanda kapsamlı bir çözüm
bulmaktır. Hepsi bu" dedi. Talat, zaman limiti hakkındaki bir
soru üzerine, daha önce, Kıbrıs Türk tarafı olarak bunun 2008
sonundan önce olmasını istediklerini
açıkladıklarını, ancak şimdiki hedeflerinin
"mümkün olan en kısa zamanda çözüme ulaşmak" olduğunu söyledi
HRİSTOFYAS: DÜŞMAN OLMAYIZ... Rum lider Hristofyas da,
"Bu kez neler olacağını görelim. Talat ve Hristofyas eski
dostturlar, düşman olamazlar" dedi. Anlaştıkları
konuların altını çizmek için uzlaşmaya
vardıklarını, anlaşılamayan konuları da birlikte
inceleyeceklerini kaydeden Hristofyas, "Vurgulamak istediğimiz mesaj,
neyin üzerinde anlaşmaya vardığımızdır"
şeklinde konuştu. Rum lider, bir soru üzerine de, 40 yıl çözüm
için çalışıldığını, herkesin
anlaştığı, tüm "Kıbrıslıların"
çıkarına olacak bir çözüme en kısa sürede ulaşmak için
çalışacaklarını belirterek, "Bu bizim sözümüzdür"
ifadesini kullandı
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi lideri
Dimitris Hristofyas arasında beklenen tarihi görüşme dün
yapıldı ve iki liderin yaklaşık 3.5 saat süren
buluşmasından, Kıbrıs'ta çözüm için olumlu sinyaller
çıktı.
Ara bölgede yapılan liderler zirvesinde, Talat ve Hristofyas,
Kıbrıs'ta en kısa zamanda çözüm için
çalışacaklarını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Talat, "2008 bitmeden çözüm
demiştik... Şimdiki hedef en kısa zamanda" derken, Rum
yönetimi lideri Hristofyas, "En kısa zamanda çözüm için
çalışacağız... Bu bizim sözümüzdür" şeklinde
konuştu.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM
Barış Gücü Misyon Şefi Michael Möller'in ara bölgedeki
ikametgâhında bir araya gelen Talat'la Hristofyas, 3 ay sonra yeniden
buluşup müzakere sürecini başlatmak için de randevulaştı.
Bu sürede komiteler kurulup çalışmalar başlatılacak;
Lokmacı kapısı da mümkün olan en kısa sürede açılacak.
Sırada ise Yeşilırmak ve diğer kapılar var...
Önce Hristofyas, sonra Talat geldi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Lider Dimitris
Hristofyas arasında beklenen görüşme ara bölgede BM Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü
Misyon Şefi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında yapıldı.
Görüşmeye bayraklı makam arabalarıyla saat 10.05'te Rum
Lider Hristofyas, birkaç dakika sonra da Cumhurbaşkanı Talat geldi.
Liderler kapıda Möller tarafından karşılanıp
içeriye alındı.
İki lider kısa bir süre sonra dışarıya
çıkıp el sıkışarak basın mensuplarına poz
verdi.
Bu sırada Hristofyas bir gazetecinin "Annan Planı ile 8
Temmuz karışımı kahve mi içeceksiniz, yoksa Brezilya
kahvesi mi?" sorusuna, "Kıbrıs Kahvesi"
yanıtını verdi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a
Cumhurbaşkanının BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu
Temsilcisi Özdil Nami, Hristofyas'a ise Rum Başkanlık Komiseri Yorgos
Yakovu eşlik etti.
Liderlerin görüşmesi yaklaşık 3.5 saat sürdü.
İki lider, önce heyetler ve Möller'in de
katıldığı bir görüşme gerçekleştirdi. Bir
süreliğine baş başa görüşen iki lider, daha sonra yine
heyetler ve Möller'in de katıldığı görüşme yaptı.
Ortak açıklama
Görüşmenin sonunda, Talat ile Hristofyas, ortalarında Möller
olduğu halde basının karşısına çıktı ve
Möller, basına, ortak açıklamayı okudu. Önümüzdeki süreçle
ilgili ayrıntılı bilgiler de içeren açıklama şöyle:
"Liderler bugün (dün) çok olumlu ve samimi bir atmosferde
buluşarak, büyük ölçüde yakınlaşma kaydettikleri birçok konuda
karşılıklı görüş alışverişinde
bulunmuşlardır.
Liderler, bir dizi çalışma grupları ve teknik komiteler
kurmak, gündemlerini belirlemek ve bunu mümkün olan en hızlı
şekilde yapmak üzere danışmanlarının önümüzdeki hafta
içinde buluşmasına karar vermişlerdir.
Liderler ayrıca, gelecekteki görüşmelerin yürütülmesi için
tüm sorumluluğu alarak, üç ay sonra yeniden buluşmak,
çalışma gruplarının ve teknik komitelerin kaydetmiş
olduğu çalışmayı gözden geçirmek ve çalışma
grupları ve teknik komitelerin varacağı sonuçları
kullanarak, BM Genel Sekreteri gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri
başlatmak konusunda anlaşmışlardır.
Liderler ayrıca, resmi müzakerelere başlamadan önce de
gerektiği sürece ve gerektiği zaman buluşmak konusunda fikir
birliğine varmışlardır.
Liderler, Lokmacı kapısının, teknik olarak mümkün
olan en kısa zamanda, diğer geçiş noktalarının da
geçerli olan uygulamalar uyarınca açılması ve kullanılmaya
başlanması konusunda da mutabık kalmışlardır.
Yeşilırmak kapısının ve diğer geçiş
noktalarının açılması konusu ise,
danışmanların önümüzdeki günlerde yapacakları
görüşmelerin gündemine alınmıştır."
Liderler ne dedi?
Yazılı ortak açıklamanın okunmasının
ardından, Talat ile Hristofyas, gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
İlk açıklamayı yapan Hristofyas, Möller'in okuduğu
açıklamadaki ifadelerin gayet açık olduğunu belirtti. Rum lider,
"kahve nasıldı?" sorusu üzerine, kahve
"Kıbrıslı kahvesiydi" yanıtını verdi.
Komiteler ve çalışma gruplarının
oluşturulmasını beklediğini ifade eden Hristofyas,
"Danışmanlarımızın görüşmesinden sonra
çalışmalarına hemen başlayacaklar. Üç aylık sürede
kapsamlı bir diyaloğa başlamamız için bize
yardımcı olacak çalışmaları yapacaklar" dedi.
İyi niyet içinde çalışabilecekleri konusunda
uzlaştıklarını söyleyen Hristofyas, "Bu kez neler
olacağını görelim. Talat ve Hristofyas eski dostturlar,
düşman olamazlar" diye konuştu.
Bir Rum gazetecinin iki lidere yönelttiği "Bu 8 Temmuz
anlaşmasının uygulanması mıdır?"
şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanı Talat, "Açıklama
çok nettir. Teknik komiteler ve çalışma gruplarını
oluşturuyoruz. Bu görüşmeleri başlatmak için bir tarih ortaya
çıkaracak. Yeni bir dönemdir bu. Kıbrıs sorununu çözmek için
çalışmaya başlıyoruz. Hedefimiz Kıbrıs sorunu
için en erken zamanda kapsamlı bir çözüm bulmaktır. Hepsi bu"
dedi.
Talat, gerekmesi halinde üç aydan önce de görüşebileceklerini
ifade etti. Talat, görüşme zemini hakkındaki bir soru üzerineyse,
bunlara girmediklerini sadece görüşme prosedürünü ele
aldıklarını, herhangi bir parametreyi
konuşmadıklarını kaydetti.
Hristofyas da, anlaştıkları konuların
altını çizmek için uzlaşmaya vardıklarını,
anlaşmadıkları konuların altını çizmeyeceklerini
söyledi.
Rum lider, anlaşılamayan konuları da birlikte
inceleyeceklerini kaydederek, "Vurgulamak istediğimiz mesaj, neyin
üzerinde anlaşmaya vardığımızdır" dedi.
Talat, zaman limiti hakkındaki bir soru üzerine, daha önce,
Kıbrıs Türk tarafı olarak bunun 2008 sonundan önce
olmasını istediklerini açıkladıklarını, ancak
şimdiki hedeflerinin "mümkün olan en kısa zamanda çözüme
ulaşmak" olduğunu dile getirdi.
Hristofyas ise, bir gazetecinin, sorunun 40 yıldır
çözümlenemediğini anımsatması üzerine, 40 yıl çözüm için
çalışıldığını, herkesin
anlaştığı, tüm
"Kıbrıslıların" çıkarına olacak bir
çözüme en kısa sürede ulaşmak için çalışacaklarını
kaydetti. Rum lider, "Bu bizim sözümüzdür" dedi.
Talat ve Hristofyas, açıklamalarından sonra, Türkçe, Rumca ve
İngilizce olarak gazetecilere teşekkür ettiler.
Möller'in ikametgahına ilk gelen lider olan Hristofyas
görüşmeden ilk ayrılan lider olurken; hemen ardından da
Cumhurbaşkanı Talat ikametgahtan çıktı.
Hristofyas'ın Rum Başkanlık Köşkü'ne dönüşü
Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas; Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat'la görüşmesinin ardından Rum Başkanlık
Köşkü'ne girerken gazetecilerin sorularına yanıt vermekten
kaçındı.
RİK, Hristofyas'ın Köşk'e girişini canlı
olarak yayınladı.
Hristofyas gazetecilerin; "ilk işaretin olumlu olup
olmadığı" sorusuna karşılık
"söylenenleri açıklıkla işittiniz" dedi. RİK
muhabiri Hristofyas'ın yanıtını ve tavrını
"böbürlenmeksizin, hedefini tam olarak başarmış
edasıyla" ifadesiyle tarif etti.
Dimitris Hristofyas, "Möller tarafından okunan ortak
açıklamada ifade edilenlerin ve öncesinde açıklananların
aslında 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi demek mi
olduğunun" sorulmasına karşılık "takdir
yeteneğine sahipsiniz, anlayabilirsiniz" yanıtını
verdi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris
Hristofyas'ın dün gerçekleştirdiği görüşmenin,
Kıbrıs sorununa BM temelinde çözüm bulma girişimlerinin uzun
süredir içinde bulunduğu durgunluğun giderilmesi açısından
oldukça önemli olduğunu söyledi.
Soyer, "Bütün Avrupa'yı birleştiren AB sürecinin,
Kıbrıs'ta BM temelinde adil bir çözüm gerçekleştirerek,
aynı fonksiyona Kıbrıs'ta da sahip olmasını
diliyorum" dedi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bir süreden beridir KKTC'de temaslarda
bulunan Almanya'nın Bavyera Eyaleti Sosyal Demokrat Parti (SPD) yerel
politikacılarından oluşan heyetle görüştü.
KKTC Münih Fahri Temsilcisi Uli Piller'in başkanlık
ettiği heyete, AP eski parlamenteri Ozan Ceyhun eşlik etti.
Başbakan Soyer'in Alman heyetle görüşmesinde, Özel Kalem Müdürü Yonca
Şenyiğit de hazır bulundu.
Soyer
Başbakan Soyer, heyeti kabulünde yaptığı
konuşmada, Alman Sosyal Demokrat Parti mensubu yetkililerin
yaptığı ziyaretten duyduğu memnuniyeti vurguladı.
Özellikle Münih'in yerel politikacılarının Kuzey
Kıbrıs'ı incelemesinin Kıbrıs Türkü için büyük önem
taşıdığını söyleyen Soyer, Almanya ile giderek
artan ilişkilerin her düzeyde gelişmesini
arzuladığını belirtti.
Soyer, her düzeyde ilişkilerini geliştirmesi gereken
Kıbrıs Türkü'nün, gerek Alman Sosyal Demokrat, gerek Yeşiller,
gerekse Hıristiyan Demokratlarla iyi ilişkiler kurduğunu
söyledi.
AB ile ilişkiler
Soyer, karşılıklı ziyaretlerle iki halkın
birbirini anlamasının daha kolay olacağına işaret
ederek, "Girne'den Lefkoşa'ya gelirken şoförünüz yolunu
şaşırttı, ama AB de, Kıbrıs sorunu çözülmeden
Güney Kıbrıs'ı alarak, onun da biraz yolunu şaşırttığını
düşünüyoruz" dedi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, AB'nin gerekli dönüşümü yaparak,
doğru yola girmesi için Kıbrıs Türkü'nün gayret sarf
ettiğini kaydetti.
Talat-Hristofyas görüşmesi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın dün gerçekleştirdiği
görüşmeye de değinen Soyer, bu görüşmenin, Kıbrıs
sorununa BM temelinde çözüm bulma girişimlerinin uzun süredir içinde
bulunduğu durgunluğun giderilmesi açısından oldukça önemli
olduğunu söyledi.
Soyer, "Biran evvel karşılıklı kabul
edilebilir bir çözümün gelmesi için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz"
dedi.
İzolasyonlar
AB'nin önemine de dikkat çeken Soyer, Kıbrıs Türk
halkının AB'ye layık bir halk olduğunu dile getirdi.
İzolasyon altında olan Kuzey Kıbrıs'ın bugün
için AB'nin ekonomik, ticari ve kültürel hayatının
dışında olduğuna işaret eden Soyer, "Direkt
uçuş yapamıyoruz, sportif ve kültürel etkinliklere
katılamıyoruz. Globelleşen dünyada AB ve dünya ile direkt
ticaret yapamıyoruz. Bunların kalkmasını diliyor,
arzuluyoruz ve mücadele ediyoruz" dedi.
Piller
KKTC Münih Fahri Temsilcisi Uli Piller de, konuşmasında,
adada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Piller, Bavyera eyaleti yerel politikacılarından oluşan
heyetin, Kuzey Kıbrıs'a gerçekleştirdiği ziyaretle
Almanya'da karşı karşıya kaldıkları tüm
önyargılardan kurtulmayı amaçladıklarını söyledi.
Uli Piller başkanlığındaki SPD heyeti
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile de görüşüp, çeşitli
temaslar yaptı.
Heyetteki Alman SPD üyesi, yerel politikacıları
arasında, Christine Fleege, Christine Lechle, Benjamin Krüchl, Katharina
Bednarek ve Renate Schuster bulunuyor.
Erçakıca, Cumhurbaşkanı Talat ile
Kıbrıslı Rum lider Hristofyas arasında dün yapılan
görüşmede, kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlatılması
kararı alınmasından büyük memnuniyet duyulduğunu söyledi
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıslı Rum lider
Dimitris Hristofyas arasında dün yapılan görüşmede,
kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlatılması kararı
alınmasından büyük memnuniyet duyulduğunu söyledi.
Konuyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yapan
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, iki liderin bu
kararının Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarında
önemli bir aşamayı oluşturduğunu kaydetti.
Erçakıca, iki lidere bu çabalarında yardımcı olmak
üzere çalışma grupları ile iki halkın günlük
hayatını etkileyen konularda çalışacak teknik komitelerin
kurulmasının da olumlu bir gelişme olduğunu belirtti.
Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:
"Bu anlaşmayla birlikte, Kıbrıs sorununa çözüm
bulma çabaları yeni bir döneme girmiştir. Kıbrıs Türk
tarafı, iki liderin anlaşmasını kararlılıkla ve
iyi niyetle uygulamak ve Kıbrıs sorununa erken zamanda kapsamlı
bir çözüm bulmak için çalışacaktır."
Talat:
Çalışmalar pazartesi başlıyor
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk
tarafı olarak hedeflerinin, 2008 yılı sonuna kadar çözüme
ulaşmak olduğunu; fakat Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas ile
birlikte saptadıkları hedefin ise, en kısa zamanda çözüme
ulaşmak olduğunu belirtti ve bunun için çalışacaklarını
kaydetti.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün bir kabulü
sırasında gazetecilerin soruları üzerine, Hristofyas'la
görüşmesini değerlendirdi.
Dünün "Kıbrıs" açısından önemli bir gün
olduğuna değinen Talat, Rum Lider Hristofyas ile bir araya gelerek
ileriki dönemi planladıklarını, bütünlüklü bir çözüme
ulaşmak için müzakereleri başlatacak bir prosedür belirleyerek ilan
ettiklerini belirtti.
Pazartesi gününden itibaren çalışmaların
başlayacağını söyleyen Talat, "Öngörülen
çalışma gurupları teknik komitelerin oluşturulması
için temsilcilerimiz bir araya geliyorlar. Onlar yapacakları
çalışmayı tamamladıktan sonra da görüşmeleri
başlatmazdan önce komiteler çalışmalara başlıyor,
sonra da tam teşekküllü olarak müzakerelere 3 ay sonra
başlıyoruz" dedi.
"Hayırlı Cuma..."
Dünü "hayırlı Cuma" olarak dile getirdiklerini
söyleyen Talat, 21 Mart'ın ayrıca Nevruz Bayramı, yani
baharın ve doğanın uyanışı olduğunu dile
getirerek, "Umarız bu hayırlı günlerde
yaptığımız bu anlaşma da hayırlı olur.
Kıbrıs'ın geleceğinde de güzel bir gün olarak
anılır hatırlanır" diye konuştu.
"Askerle herhangi bir sorunumuz yok"
Lokmacı kapısının açılması konusunda
Türkiye askeri ile herhangi bir sorunun olup olmadığının
sorulması üzerine Talat, "Askerle hiç bir sorunumuz yok. O bir
yıldan da önceki bir meseleydi. Askerle herhangi bir sorunumuz yok"
yanıtını verdi.
Teknik çalışmalar pazartesi başlıyor
Rum Belediye Başkanı'nın 31 Mat tarihine kadar
Lokmacı kapısının açılacağı yönündeki
söyleminin hatırlatılması üzerine ise Talat, 31 Mart tarihinin
olabileceğini, fakat teknik hazırlıkların
yapılacağını; bunların da, Pazartesi gününden itibaren
mayın temizleme olacağını veya mayın taraması
yapılacağını, ondan sonra da Belediyelerin hızlı
bir şekilde duvarları sağlamlaştırma yönündeki
çalışmaları olacağını kaydetti.
Diğer altyapının Türk tarafında hazır
olduğunu dile getiren Talat, Lokmacı kapısındaki
geçişlerin de tüm kapılarda uygulanan yöntemle aynı
olacağını belirtti.
"AK Parti'nin kapatılması iç sorundur"
AK Parti'nin kapatılması yönünde çıkan haberleri
değerlendirmesi de istenen Cumhurbaşkanı Talat, "Herhangi
bir yorum yapmak istemiyorum. O Türkiye'nin iç sorunudur" dedi.
Lokmacı Kapısı'nın
açılması kararını memnuniyetle karşılıyorum
Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier,
KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasındaki Lokmacı
Kapısının açılması kararını memnuniyetle
karşıladığını bildirdi.
Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier,
yaptığı yazılı açıklamada, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitris
Hristofyas'ın görüşmesini "cesaret verici bir adım"
olarak niteledi ve "Lokmacı Kapısının
açılması kararını memnuniyetle
karşılıyorum" dedi.
Steinmeier, "Yeni sınır kapısının sadece
Yeşil Hattın iki tarafındaki insanların doğrudan
ilişkilerini kolaylaştırmadığını,
Lefkoşa'nın kalbinde olan bu ayrımcı duvarın
kaldırılmasının, Kıbrıs'ın
dışında yüksek sembol gücü olan bir adım olduğunu"
ifade etti.
Almanya'nın AB dönem başkanlığı
sırasında taraflarla görüşmelerde Lokmacı
Kapısının açılması için çalıştığını
belirten Steinmeier, bu konuda anlaşmaya varılmasından
duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Steinmeier, bundan sonra kapsamlı görüşmelerde
Kıbrıs sorununun çözümünde uzlaşma olanağı
sağlayan cesaretli adımlar atılmasını da umduğunu
ifade etti.
Let the talks begin
By
Jean Christou
NEW CYPRUS
talks edged closer yesterday after the two leaders pledged immediately to lay
the technical groundwork for a resumption of talks in little over three months.
President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat also
agreed on the symbolic opening of the Ledra Street crossing point within the
fortnight.
True to their word, within hours of the meeting at the residence of the UN
Secretary-generals Special Representative in Cyprus Michael Moller, it was
announced that aides to the two leaders would meet on Monday to start work.
Christofias and Talat met for over three hours at Mollers residence inside the
UN-controlled Nicosia Airport, during which they even had a 40-minute tête-à-tête,
followed by a light lunch with the UN representative.
By all accounts, relations were warm. The two men greeted each other like old
friends and both wore red ties, albeit for different reasons. Christofias even
joked about them having not Greek or Turkish but Cypriot coffee together.
Metrio [medium sweet], he quipped to dozens of journalists who had gathered
from all over the world.
The leaders met
in a very positive and cordial atmosphere and exchanged views
on a number of issues, achieving a great degree of convergence, Moller said
after the meeting.
According to sources close to the meeting, the warmth between the two men
involved no pretence and continued throughout the meeting, even though there
had been a little back and forth, they said.
Moller said Christofias and Talat had decided to ask their respective advisers
to meet in the coming week in order to set up a number of working groups and
technical committees, establish their agendas, and to do so in the most
expeditious way possible.
The leaders would also meet in three months to review the work of the working
groups and technical committees, and, using their results, to start
fully-fledged negotiations under the auspices of the UN, Moller said.
He added they had also agreed to meet as and when needed prior to the
commencement of their formal negotiations.
Christofias said he looked forward to the working groups and technical
committees starting work. The establishment of the groups is laid down under
the July 8, 2006 agreement, although to the consternation of some Greek
Cypriots, the UN-brokered deal, which stalled under the previous government,
was not mentioned by name in the official statement.
It is enough for someone to read and compare the July agreement with the
outcome of todays meeting, Government Spokesman Stefanos Stefanou hit back
later yesterday.
Christofias said results from the working committees over the next three months
would help the resumption of fully-fledged UN-backed talks.
We have to be optimistic anyway, and we agreed that we shall work together in
good will, so let us see what is going to happen in this time, and I hope,
really, that Mr Talat and Christofias, as old friends, will not become
enemies, the President said.
Talat said: This is a new era we are starting for the solution of the Cyprus
problem.
Our target is to find a comprehensive solution to the Cyprus problem as soon
as possible, he added.
Talat said that although a three-month limit had been set for a new meeting
with Christofias, there was no question of avoiding a meeting before that time
if it was considered necessary.
He said, when asked, that there had not been any discussion on the process that
would be followed for new negotiations.
We just discussed the procedure for the time being. We did not mention any
basis, any parameters regarding the solution. We just discussed the process and
we agreed on the process, he said.
Christofias added: We want to underline what we agree and not anything that we
disagree on.
We shall examine any possible disagreements together, so the message we want
to express is the message of what we agreed to do, he said.
Talat was also asked whether he had backed away from earlier demands that a
solution be found in 2008, saying: The Turkish Cypriot side's position is the
end of 2008, but the situation now is as soon as possible.
Christofias concurred, but cautioned that the Cyprus problem couldnt be solved
yesterday as some would like.
We shall try our utmost in order to come to an agreed solution to the
interests of the Cypriot people of both communities as soon as possible. This
is our ambition, he said.
The international community, including the EU, the US and Britain, which had
been looking for signs of good will that would persuade the UN
Secretary-General to jump back in on Cyprus, welcomed yesterdays developments.
For them it was a first-time opportunity to have two pro-solution Cypriot
leaders at the table. The outcome was a clear sign that the two leaders have
the political will to tackle the issues and work for a solution, British High
Commissioner Peter Millett said.
This is an important first step towards negotiations, which we hope, will lead
to the reunification of the island.
CYPRUS MAIL 22/03/08
Show of good will sparks
genuine optimism
By
Jean Christou
INTERNATIONAL
mediators said yesterday the political will they were seeking from both sides
in Cyprus had been evident at yesterdays meeting, but warned it must be
sustained.
Predictable congratulatory statements were issued by Britain, the US and the EU
welcoming the outcome of the meeting between President Demetris Christofias and
Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.
For once, however, behind the scenes the feeling was one of equal satisfaction.
We are genuinely pleased, said one diplomat. It is hard to see what more
could have been done, he added.
A second diplomat close to the process said there had been genuine good will.
The meeting started off like that and continued throughout, he said. There
was some back and forth but the good will has to be sustained, and from all the
indications this will be possible, he added.
A UN team is due on the island imminently to asses the situation on the ground
before reporting back to UN Secretary-general Ban Ki-moon, who has long been
seeking signs of good will from both ides to move forward. Without this, the UN
has no plans to facilitate any new initiative.
The international community felt forced to step in earlier this week when the
two sides began laying down red lines for future talks in the run up to the
meeting.
The Greek Cypriot side wanted the focus to be on the July 8, 2006 agreement,
which lays down a set of targets and discussions to take place in low-level
committees. The deal was designed to work these up to fully fledged talks, for
which much of the groundwork would already be in place.
However, the Turkish side said the July 8 agreement was merely a procedural
process, and future talks on the substance of the Cyprus issue would
necessarily involve the failed Annan plan.
Fearing too much of a negative climate in the run-up to the meeting,
ambassadors from the five Permanent Members of the UN Security Council,
Britain, France, Russia, China and the US, held meetings with both leaders in
an attempt to tone down the rhetoric.
In the end, both appeared to be satisfied and neither could be accused of
backing down on their positions.
For Christofias, the July 8 agreement yesterday essentially became the basis
for future talks, and the outcome equally satisfies Talats desire to see it as
a procedural process. Talat, however seems to have backed away from his demand
for a timetable and solution by the end of this year.
The first diplomat said his impression that behind Talats demand for
timetables was his concern that the July 8 process could be used for stalling,
as it had been during the term of Tassos Papadopoulos.
Talat may now believe that with a meeting already scheduled in three months
time, and with the commitment to implement the July 8 agreement without
stalling for another 18 months, timetables are no longer necessary for that
extra push.
If they [the two sides] continue to work at it he is happy, said the
diplomat. Maybe Christofias convinced him that if both leaders want a solution
they dont need to be obsessed with timetables.
British High Commissioner Peter Millett said yesterdays meeting was an
important first step towards negotiations, which we hope, will lead to the
reunification of the island.
It is a clear sign that the two leaders have the political will to tackle the
issues and work for a solution, he added.
EU Enlargement Commissioner Olli Rehn said the European Union welcomed the
successful meeting between the two leaders and their agreement to take full
responsibility for the future conduct of the negotiations
I commend their decision to meet again in three months' time to review
the work of the working groups and technical committees and, using their
results, start fully-fledged negotiations under the auspices of the
Secretary-General of the United Nations, Rehn said, adding that the EU was
ready to support the negotiations.
The US made a similar pledge, saying the developments yesterday were very
promising.
On the domestic front, most political parties welcomed yesterdays outcome as a
first step in the right direction. Only the parties that had supported
Papadopoulos policies on the Cyprus issue appeared somewhat muted in their
response.
Critics pointed out that the July 8 agreement had not been mentioned at all,
deeming it a bad omen for the Greek Cypriot sides position.
The former Presidents party, DIKO, which helped Christofias get elected, said
neither excessive optimism nor excessive pessimism were justified.
It said the start of the working groups and technical committees would reveal
how much the Turkish side had abandoned its intransigent positions and
whether or not it would collaborate for a solution.
Christofias party AKEL, the United Democrats and opposition DISY all issued
statements of support for the process.
CYPRUS MAIL 22/03/08
At last
why did it take
them so long?
By
Jean Christou
THERE was
delight mixed with frustration yesterday as a small crowd gathered at the end
of Ledra Street last night to mark the official approval for the opening of the
new crossing.
It was something they couldnt do for two years, but see in a month what they
managed to do, said one Greek Cypriot bystander, who did not wish to be
identified. It means they can do it if they want to, he said, referring to the
previous governments haggling over details, which delayed agreement on the
symbolic opening for nearly three years.
Ledra Street has been barricaded since 1963.
Initially yesterdays event was more like a funeral than a celebration. It was
as if someone had forgotten to invite any musicians, apart from a lone Nigerian
man, tapping enthusiastically on a small drum.
His friend, an asylum seeker named Kenneth, also from Nigeria, said he decided
to go to Ledra Street yesterday because, as a resident of the old town, he was
upset to see its beauty so destroyed. Where there is peace, there is unity,
said Kenneth. This is a very, very important development.
Three English school pupils attached a banner to the barricade in Greek and
Turkish calling for the crossing to be opened soon. Their teacher Evgenia
Nikoforou said: I just want to be able to pass through. There will be a better
climate for rapprochement and it will give hope for a solution, she said.
Another group was not as fortunate in their attempts to place their banner near
the barricade. It read: No Army. No Nations. No Borders and all states are
pseudostates. After the anarchist group unfurled the black banner, police
quickly ordered them to the side of the street out of sight.
The only other distraction was the waxworks figure of Johnny Depps Pirates of
the Caribbean character Captain Jack Sparrow, standing solemnly on exhibition
while people took the opportunity to have their photo taken with him.
Representatives from various NGOs, such as immigrant support group KISA, milled
around chatting with anarchists, asylum seekers, students, ageing hippies,
ordinary individuals, families and the mildly curious.
The crowd, which began without around 20 people and increased to over 100 in
the space of an hour, faced towards the offending barrier almost as if they
expected it suddenly to disappear of its own accord before their eyes.
Of course it wont be taken down completely for another ten or 15 days. The UN
must first sweep the crossing area for any rogue landmines or unexploded
ordinance. This will take a matter of days, said a source close to the
process.
The source said both sides could then enter the UN-controlled buffer zone,
literally to pave the way for the crossing. Work should be completed in ten to
15 days, if all goes well, the source said.
We have been fighting for three years under a heavy atmosphere for the
opening, said Valentina Sophocleous, the president of Citizens for the Opening
of Ledra Street.
Today we are happy. The message is that this opening is not just for the
people of Nicosia. Its for all Cypriots. It gives the message that we can work
together.
Sophocleous said Ledra Street was not just another road to be opened as a
crossing point, but a road full of life.
Now we can meet and be together.
On the Turkish Cypriot side, around 20 people gathered at what they call
Lokmaci Gate. Benin Baysal, a teacher, said: We want all walls to fall and
this is one step towards that. This time maybe Cyprus will be united.
But in the words of another Greek Cypriot: Its a positive step but Im not
sure its going to solve the problem.
The international community was unanimous in welcoming the agreement to open
Ledra Street.
The opening of Ledra Street is an important measure, which will contribute to
building trust between the two communities, said British High Commissioner
Peter Millett.
I congratulate the leaders on the important symbolic decision to open the
Ledra Street crossing 44 years after it was closed, said EU Enlargement
Commissioner Olli Rehn.
He said the Commission had made more than 100,000 available to the UNDP to
carry out works at the crossing point.
I look forward to walking across the Green Line at Ledra Street myself in the
near future, said Rehn.
The US embassy also welcomed the imminent opening, which it considered as an
important step to revitalise relations and bring the two communities closer
together.
CYPRUS MAIL 22/03/08
Anastassiades invites
Talat to dinner
By
Andreas Avgousti
THE SPIRIT of
goodwill is spreading across the political scene in Cyprus, with opposition
leader Nicos Anastassiades doing his bit.
The DISY leader has invited Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat to his
residence in Limassol on the evening of April 8.
Anastasiades said the invitation was meant to reciprocate his own visit to
Talats residence in the north.
He added that both political and social meetings between the two sides would
help create a good climate between the two sides.
When he had last arranged a meeting with Talat early last year, Anastassiades
was heavily criticised by other politicians, including the current President.
At the time, Demetris Christofias had said that the DISY leader was merely
creating a diversion and that the meeting would not give the correct messages.
DIKO vice-chairman George Kolokassides had gone a step further, accusing
Anastassiades of, tampering with the national interests.
The new meeting is not expected to provoke such a vehement reaction, since
Anastassiades initiative comes under more fortuitous circumstances for the
island.
On April 8, a DISY contingent will also meet a delegation from Ferdi Soyers
Turkish Republican Party.
Anastassiades expressed his approval at some of the statements made recently by
Christofias, such as that if the Greek Cypriots will ever return to Kyrenia,
they would have to do so under Turkish Cypriot administration.
It is high time we spoke to people with frankness, the DISY leader said,
adding that
slogans aimed at internal consumption should cease.
He also identified three possible international developments which could
negatively affect the efforts for a solution to the Cyprus problem.
First, if the Franco-German axis manages to impose its desire on the EU to
offer Turkey a special relationship with the bloc instead of full membership.
Second, the domestic crisis in Turkey makes its position on Cyprus
unpredictable.
Third, the independence of Kosovo can be construed as a precedent by those who
want international recognition for the Turkish Republic of Northern Cyprus.
CYPRUS MAIL 22/03/08
Women urge leaders to
work for a solution
By
Marianna Pissa
WOMEN from
both communities of Cyprus gathered at the entrance to the UN protected area in
Nicosia yesterday to declare their strong will for a solution and reunification
of the country.
Roughly 40 women, members of an ad hoc committee of women for a solution,
organised the gathering yesterday calling the two leaders to work for a
solution to the Cyprus problem.
The women waved banners with signs in Greek, English and Turkish that read
"United for the future of our children", "Here and now:
Christofias - Talat give us a united Cyprus ", and " Stop the
partition: The time for peace is here". They chanted slogans that the time
for a solution and reunification of Cyprus was here, for all Cypriots and for
the future generation.
Dora Kyriakidou, a woman among the crowd, said: the aim of the event was to
show that Greek Cypriots and Turkish Cypriots should unite once again like they
were united before, as a family.
"We came here peacefully to declare our will for a united Cyprus, a
solution where all can live together," added another woman Rena Agrotou,
while a third, Alexandra Charidou, said their aim was, to encourage them to
advance with bravery in the solution of the Cyprus problem and in the
reunification of Cyprus and its people.
Weve had enough; we want a solution and reunification.
CYPRUS MAIL 22/03/08