İzolasyonları kaldırın

"GÜNEY KIBRIS BM PLANI ÇERÇEVESİNDE ÇÖZÜM YOLUNDA İLERLEMELİ"... İKT'nin Kuzey Kıbrıs ile ilgili önceki kararlarına da atıfta bulunulan bildirgede, adanın iki kesimli ve iki kesimin de eşit haklara sahip olması gerektiğine işaret edilerek, Güney Kıbrıs'ın da Birleşmiş Milletler Planı çerçevesinde çözüm yolunda hareket etmesi istendi. Bildirgede, İKT üyesi ülkelerin, Kuzey Kıbrıs'a üst düzey ziyaretlerde bulunması, iş adamı heyetleri göndermesi, kültürel ve sportif alanlarda ilişkilerin artırılması konusuna da vurgu yapıldı

TALAT: TAM ÜYELİK TALEBİNDE BULUNDUK... Kıbrıs konusunda alınan karar uyarınca KKTC, İKT toplantılarına "Kıbrıs Türk Devleti" adıyla gözlemci olarak katılmaya devam edecek. Zirveye "Kıbrıs Türk Devleti Devlet Başkanı" sıfatıyla katılan Cumhurbaşkanı Talat, İKT'nin aldığı kararlardan memnun olduklarını söyledi. Talat, zirvede tam üyelik talebinde bulunduklarını, İslam Spor Dayanışma Federasyonu'na yaptıkları başvurunun ise kabul edildiğini vurguladı. İKT zirvesinin oldukça başarılı geçtiğini söyleyen Talat, yaptıkları birçok ikili temasta izolasyonların haksızlığını vurguladıklarını belirtti

Senegal'in başkenti Dakar'da düzenlenen 11. İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) devlet ve hükümet başkanları zirvesi sona erdi. Zirvenin sonuç bildirgesinde, Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların sona erdirilmesi çağrısı tekrarlanarak, ilk adımda yaptırımların kaldırılması için uluslararası toplumun güçlü katkısı istendi.

Sonuç bildirgesinde ayrıca, üye ülkelerin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı ile dayanışması bir kez daha vurgulandı.

İKT'nin Kuzey Kıbrıs ile ilgili önceki kararlarına da atıfta bulunulan bildirgede, adanın iki kesimli olduğu ve iki kesimin de eşit haklara sahip olması gerektiğine işaret edilerek, Güney Kıbrıs'ın da Birleşmiş Milletler Planı çerçevesinde çözüm yolunda hareket etmesinin gerektiği ifade edildi.

İKT üyesi ülkelerin, Kuzey Kıbrıs'a üst düzey ziyaretlerde bulunması, iş adamı heyetleri göndermesi, kültürel ve sportif alanlarda ilişkilerin artırılması konusuna da vurgu yapıldı.

İKT devlet ve hükümet başkanları zirvesine "Kıbrıs Türk Devleti, Devlet Başkanı" sıfatıyla katılan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da önceki akşam düzenlediği basın toplantısında, İKT'nin aldığı kararlardan memnun olduklarını söyledi.

Aynı zirveye katılan TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın "'Kıbrıs Türk Devleti Devlet Başkanı" sıfatıyla toplantıya katıldığını ve bir konuşma yaptığını ifade ederek, "'Bunlar Türkiye için önemli hususlardır" dedi.

Sonuç bildirgesinde neler var?

Senegal Cumhurbaşkanı Abdulaye Vade'nin başkanlığını yaptığı zirvede KKTC'yi Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'yi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül temsil etti. Zirve başkan yardımcılığına seçilen Gül, İslam ülkeleri arasında ekonomi, bilim ve teknoloji alanlarında işbirliği konulu paneli yönetti ve ilk günkü açılış toplantısının ikinci bölümünün başkanlığını yaptı.

Zirve çerçevesinde Cumhurbaşkanı Talat ve Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay Avcı çok sayıda ikili görüşme de yaptı. Talat ve beraberindeki heyet dün gece adaya döndü.

İKT Ana şartına ilişkin değişikliklerin kabul edildiği zirvede, İslamofobi konulu bir de rapor yayınlandı. Ayrıca, teşkilatın genel sekreterliğini yürüten Ekmeleddin İhsanoğlu'nun görev süresi ikinci dönem için uzatıldı.

İKT şartı

Zirve toplantısı öncesinde düzenlenen ve dışişleri bakanlarının katıldığı hazırlık toplantısında sonuçlandırılan kararlar, nihai bildiri ve örgütün yeni şartı devlet başkanları tarafından kabul edildi.

Yeni İKT Şartı ile teşkilatın evrensel normları benimsenerek çağdaş nitelik kazandı ve örgütsel yapı güçlendirilerek günün koşullarına uyarlandı. İKT üyeleri, yeni şart ile ilk defa temel özgürlükler, insan hakları, hukukun üstünlüğü, iyi yönetişim, hesap verilebilirlik, kadın hakları, çevrenin korunması, dinler ve medeniyetler arası diyalog, terörizmle mücadele, doğal afetlerle mücadelede işbirliği ve üye ülkeler dışında yaşayan Müslüman azınlıkların haklarının korunması gibi kavramları kabul etti.

Yeni şartta örgütün daha etkin çalışması için gerekli idari ve yapısal düzenlemeler de yer aldı.

Türkiye'nin önerileri aynen kabul edildi

Zirveye Türkiye tarafından sunulan Kıbrıs sorunu ve Batı Trakya ile ilgili karar tasarıları aynen kabul edildi ve bu konular sonuç bildirisinde de yer aldı. Söz konusu kararlar, üye ülkelerin KKTC ve Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı ile dayanışmasını bir kez daha vurguladı. Kıbrıs konusunda alınan karar uyarınca KKTC, İKT toplantılarına "Kıbrıs Türk Devleti" adıyla gözlemci olarak katılmaya devam edecek.

İKT'nin ve üye ülkelerin Kosova'nın bağımsızlık ilanına kayıtsız kalamayacakları ve teşkilatın kuruluş amaçları doğrultusunda Kosova halkı ile dayanışma içinde olunduğu ilan edilen zirvede, Türkiye'nin çabaları sonucu nihai bildiride bu mealde bir paragraf yer aldı.

İhsanoğlu'nun görevi süresi uzatıldı

Teşkilatın etkinliğinin arttırılması ve Müslümanların ortak sorunlarının çözümüne katkı sağlanması yönünde önemli çaba harcayan ve 2001 yılından bu yana İKT Genel Sekreterliği görevini yürüten Ekmeleddin İhsanoğlu'nun görev süresinin ikinci dönem için uzatılması yönündeki talepler de ittifakla kabul edildi. İhsanoğlu 2009-2014 döneminde de İKT Genel Sekreterliği görevini sürdürecek.

Ayrıca Türkiye, 2014 yılında yapılacak 13. İKÖ devlet ve hükümet başkanları zirve toplantısına ev sahipliği yapmayı ilişkin önerisini de üye ülkelere sundu.

Talat: İKT'nin aldığı kararlardan memnunum

Zirveye katılan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, önceki akşam düzenlediği basın toplantısında, İKT'nin aldığı kararlardan memnun olduklarını ifade etti. Talat, zirvede tam üyelik talebinde bulunduklarını kaydetti. Talat, İslam Spor Dayanışma Federasyonu'na yaptıkları başvurunun ise kabul edildiğini vurguladı.

İKT zirvesinin oldukça başarılı geçtiğini söyleyen Talat, yaptıkları birçok ikili temasta izolasyonların haksızlığını vurguladıklarını belirtti.

Gül: Türkiye için önemli hususlar

TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ''Kıbrıs Türk Devleti Devlet Başkanı'' sıfatıyla toplantıya katıldığını ve bir konuşma yaptığını ifade ederek, ''Bunlar Türkiye için önemli hususlardır'' dedi.

Gül, Dakar'da konakladığı Le Meridien Otel'de Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi.

İKT'nın 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için Senegal'de bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Gül, zirvenin Türkiye için bir başka önemi daha olduğunu söyleyerek, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ''Kıbrıs Türk Devleti Devlet Başkanı'' sıfatıyla toplantıya katıldığını ve bir konuşma yaptığını ifade etti. ''Bunlar Türkiye için önemli hususlardır'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye adına yaptığı konuşmada önemli çağrılarda bulunduğunu kaydederek, İslam dünyasının önemli siyasi ve sosyal problemlerine, Afrika meseleleri, reform çalışmaları ve Kıbrıs başta olmak üzere Türkiye'nin önem verdiği konulara da dikkat çektiğini anımsattı.

Zirvelerin amaçlarından birinin de ikili görüşmelere zemin hazırlaması olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, bugün 20'ye yakın devlet ve hükümet başkanıyla bir araya geldiğini söyledi. Gül, ikili görüşmelerin her bakımdan çok faydalı olduğunu belirterek, Türkiye'nin 2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği adaylığı ve İzmir'in Expo 2015 adaylığı için destek istediğini aktardı. Gül, ''Özellikle birçok Afrika ülkesinin cumhurbaşkanlarından bu konularda söz aldım'' dedi.

TC Cumhurbaşkanı Gül, zirve kapsamında, BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun, Arap Ligi Başkanı Amr Musa ve Afrika Birliği Başkanı ile görüşmeler yaptığını bildirdi.

Gül, zirvenin nihai bildirisi konusunda Türkiye'nin arzularının yerine getirildiğini bildirdi. Özellikle Kıbrıs ve Batı Trakya Türklerinin desteklenmesi ile ilgili konuların karar tasarısı içerisinde yer aldığını ifade Cumhurbaşkanı Gül, ''Faydalı bir zirve oldu'' diye konuştu.

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun İKT Genel Sekreterliği görevini yürüttüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, bu nedenle Türkiye'nin İKT'deki ağırlığının çok daha fazla olduğunu ifade etti.

İKT'nin BM'den sonra dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olduğuna dikkat çeken TC Cumhurbaşkanı Gül, zirvenin en önemli gündem maddelerinden birinin İKT'ye yönelik reform çalışmalarını gerçekleştirmek olduğunu kaydetti. Daha önce bu yönde kararlar alındığını, Akil Adamlar Grubu oluşturulduğunu hatırlatan Gül, bu heyetin içinde Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun da bulunduğunu hatırlattı.

Hazırlanan yeni İKT Ana Şartı'yla İKT'nin daha güçlü bir hale getirildiğini, olayları takip etmek için mekanizmalar oluşturulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, çağın önemli değişikliklerine hitap edecek çok güçlü yanlar eklendiğini dile getirdi. Gül, böylece iyi yönetim, kadın-erkek eşitliği, gençler, demokrasinin yaygınlaştırılması, yolsuzluklarla mücadele, şeffaflık gibi konuların İKT Tüzüğü'ne girdiğini söyleyerek, üyelerin bu konular üzerinde mutabık olduğunu da belirtti.

Genel Sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu'nun 4 yıllık görev süresinin bu yıl sona erdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Gül, görev süresinin bir dönem daha uzatılmasıyla ilgili Türkiye'nin arzu ve temennilerinin bir çok üye ülkeye iletildiğini aktardı.

Gül, zirve çerçevesinde, Sudan ile Çad arasında Darfur meselesine yönelik konuk devlet ve hükümet başkanlarının huzurunda ortak bir anlaşma imzalandığını hatırlattı.

"Kosova'nın bağımsızlığı not edildi"

TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Nihai bildirgede, Kosova'nın bağımsızlığının desteklenmesi yönünde bir ifade olduğunun hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Gül, ''Bildiride zaten Kosova'nın bağımsızlığı not ediliyor, Kosova halkıyla dayanışma çağrısı da var. Diğer ülkelerin Kosova'ya olan tavırlarından dolayı değil, bu konuyu kendilerini ilgilendiren çeşitli meselelerle ilintilendirdikleri için cesaretli hareket etmediler'' diye konuştu.

Gül, yeni hazırlanan İKT Ana Şartı'na Türkiye'nin tezlerinin nasıl yansıtıldığıyla ilgili bir soru üzerine de bu gelişmelerin Türkiye'nin teşvikiyle yapıldığını hatırlattı. Kendisinin ve diğer Türk devlet adamlarının bu çağrıları sürekli tekrarladığını bildiren Cumhurbaşkanı Gül, çalışmalara Türkiye'nin aktif bir şekilde katıldığını, fikirlere öncülük ettiğini belirterek, ''Teşkilat şimdi çok güçlü bir şekilde yenileniyor'' dedi.

ABD Başkanı George Bush'un İKT'ye temsilci atamasıyla ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Gül, ''Gayet iyi değerlendiriyoruz. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun genel sekreterliğinde Avrupa, Amerika, birçok uluslararası örgütle çok iyi ilişkiler kuruldu. Brüksel'de İKT Ofisi açıldı. Çok iyi ilişkiler kuruldu. ABD Başkanı Bush'un bu davranışını da çok memnuniyetle karşıladım. Çünkü Müslüman dünyanın görüşlerini daha yakından takip etme fırsatını bulacaklar'' dedi.

Türkiye'nin ABD'ye bu yönde bir telkinin olup olmadığı sorusuna Gül, ''Onlar bunu kendileri görebilecek durumda'' karşılığını verdi.

Gül, açılımlar konusunda Türkiye'nin İKT'yi güçlü bir şekilde teşvik ettiğini hatırlattı.

Lübnan'daki cumhurbaşkanlığı krizine ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Gül, ''Hem Suriye hem de Lübnan, her iki taraf ile de konuştum, pozisyonlarını anlattılar ama çok olumlu bir gelişme olduğunu görmedim. Çok mesafe alınmadığını görüyorum'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, İslamafobiya ile ilgili bir soru üzerine, bu konuyu kışkırtanlar olduğunu belirterek, ''Bunun tehlikesi görülüyor. Bunlara fırsat vermemek için uğraşılıyor. Ama bir ülkede bir aşırı unsur varsa o ülke tamamen suçlanamaz'' dedi.

KIBRIS 16/03/08

 

 

Lokmacı 5 günde açılır

Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, "siyasi karar alındığı andan itibaren Lokmacı geçidinin 5 gün içerisinde açılabileceğini, bölgedeki çalışmaların en az 3 ay süreceğini, ancak bunun, yayaların geçitten güvenli şekilde geçmelerini engellemeyeceğini" söyledi.

Haravgi "Ledra 5 Günde Açılabilir" başlığıyla yansıttığı haberinde Eleni Mavru'nun yukarıdaki açıklamayı; Lefkoşa'nın Rum kesimindeki imar çalışmaları konusunda Rum İçişleri Bakanı Neoklis Silikiotis'le önceki günkü görüşmesinin ardından yaptığını yazdı.

Mavru görüşmeden sonra yaptığı açıklamada Lefkoşa'nın hem başkent olduğu, hem de (kendi ifadesiyle) "her gün işgalin bedelini ödediği" için Rum yönetiminin bu kente daha büyük bir şefkat göstermesi gerektiği görüşünü ortaya koydu.

Yeşilırmak geçidi için Talat

ve Hristofyas'la görüşecekler

Politis de "Sakinleri, Pirgo'nun Da Açılmasını İstiyor -Talat'ı ve Hristofyas'ı Görecekler -Eleni Mavru; Kararın Alınmasından 5 Gün Sonra Ledra Açılabilir Diyor" başlıklı haberinde Yeşilırmak ve Pirgo'da sakin Kıbrıslı Türklerin ve Rumların; kendi geçitlerinin de derhal açılması talebiyle Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la görüşmeye çalışacaklarını bildirdi.

Daha çok geçit açılmasını talep etmekte olan komite üyelerinin önceki gece Astromerit köyünde toplandıklarını yazan gazete toplantıda; "Yeşilırmak'ın Lokmacı geçidiyle eşzamanlı olarak açılması gerektiği" görüşünün vurgulandığını ve bu hedef için Cumhurbaşkanı Talat'la ve Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'la görüşmeye çalışacaklarını belirtti.

Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru'nun Rum İçişleri Bakanı'yla görüşmesinin ardından yaptığı; siyasi karar alındığı andan itibaren Lokmacı'nın 5 günde açılabileceğine ilişkin açıklamasına yer verdi. Gazete Mavru'nun; Lefkoşa Rum Belediyesi'nin Kıbrıs Türk tarafıyla ve BM Kalkınma Programı (UNDP)'nin yardımıyla; yayaların Lokmacı geçidinden güven içerisinde geçmeleri için yıkılmak üzere olan binaların desteklenmesine ilişkin planları çoktan hazırladığını ve bütün bu çalışmanın iki aşamada tamamlanacağını söylediğini yazdı.

Filelefftheros "Kıbrıslı Türkler ve Rumlar Ledra (Lokmacı)-Limnidi (Yeşilırmak) Geçitlerinin Eşzamanlı Açılmasını İstiyor -Komitelerin Astromerit'te Ortak Toplantısı" başlıklı haberinde barikatların açılmasıyla ilgili komitelerin Kıbrıslı Türk ve Rum üyelerinin önceki gün öğleden sonra Astromerit köyünde bir araya gelerek durum değerlendirmesinde bulunduklarını ve ortak bir muhtıra onayladıklarını bildirdi.

Gazeteye göre "Ledra (Lokmacı), Pirgo, Limnidi (Yeşilırmak), Kokkina (Erenköy) ve Lefka (Lefke) Barikatlarının Açılması İçin Komiteler" tarafından hazırlanan ortak muhtırada "bugün, ortak bir vatan oluşturma yönündeki ortak talebin ileri götürülmesi için gerekli siyasi temellerin var olduğu" görüşü ortaya konuldu.

KIBRIS 16/03/08

 

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis: Annan planı müzakerelere zemin değil

Rum haber ajansına göre, Karamanlis'in bu açıklaması, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Avrupa Birliği'ne (AB) üye 26 ülkenin devlet ya da hükümet başkanlarına gönderdiği ve Kıbrıs sorununun çözümü müzakerelerinde Annan planının zemin oluşturmasını istediği mektubundan sonra geldi.

Karamanlis, ayrıca Kıbrıs'ta yaşayabilir bir çözüme ulaşabilmek için yapılacak çabalara Yunanistan'ın katkıda bulunacağını kaydetti.

Karamanlis, "Teyit etmek isterim ki, Türkiye'nin AB yolu, AB kararlarında açıkça belirtilen kıstas ve ön koşulların yerine getirilmesine bağlıdır" dedi.

Annan planı, 24 Nisan 2004'te KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde eş zamanlı referanduma sunulmuş, Kıbrıslı Türkler yüzde 64 oranında "evet" derken, Rumlar yüzde 75 çoğunlukla planı reddetmişti.

KIBRIS 16/03/08

 

Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: AB, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin elini bükemeyecek

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsüne (İYTE) konuk olan Denktaş, İYTE Atatürkçü Düşünce Topluluğu tarafından düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ın geçmişi hakkında bilgi verdikten sonra bugün gelinen noktayı değerlendirdi.

AB'nin, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda ne kadar hassas olduğunu bildiğini, ancak Türkiye'nin "elini bükmek" için bazı konularda ısrarcı davrandığını ifade eden Denktaş, "AB, Türkiye'nin elini bükemeyecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün KKTC'yi son ziyaretinde "Kıbrıs'ın gerçeklerinin kabul edilmesi gerektiğini" dile getirdiğini ifade eden Denktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İsmet İnönü bize 'Siz teslim olsanız dahi ve hatta Kıbrıs'ta hiç Türk kalmasa bile, Türkiye için Kıbrıs meselesi bitmiş olamaz' demiştir. Dolayısıyla, Kıbrıs meselesi 'ABD böyle istedi, böyle yapalım' ile ilgili değil, Türkiye'nin güvenliği ve stratejik haklarıyla ilgili hayati bir meseledir. İstiklal Savaşı'nın küçük çapta bir örneği Kıbrıs'ta verilmiştir. Bugünkü siyasette pek bir şey değişmiş değildir. Onun için dik duracağız, haklarımıza sahip çıkacağız. Eğer yöneticilerimiz yanlış bir şey yaparsa, sesimizi yükselteceğiz, başka çaremiz yok. Kıbrıs verilemez, verilmeyecektir."

KIBRIS 16/03/08

 

BM Heyeti Kıbrıs dışında Ankara ve Atina'ya da gidecek

Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımlara ilişkin planları yaptığı; önce Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasındaki görüşmenin gerçekleşeceği, ardından da BM heyetinin Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenindeki temaslarının yer alacağı, nihai kararların ise bu temaslardan çıkacak sonuca göre New York'ta alınacağı belirtildi.

Simerini haberi "Görüşme Anahtar -Arabulucular Talat-Hristofyas Görüşmesine Yatırım Yapıyorlar" başlığıyla yansıttığı haberinde Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın gerçekleştireceği görüşmeden çıkacak sonuçların ve hâkim olacak havanın Kıbrıs sorunundaki hareketlilik sahnesini büyük ölçüde şekillendireceğini yazdı.

Gazete diplomatik kaynaklara dayanarak halen perde gerisinde gerek BM gerek Washington ve Londra tarafından Talat-Hristofyas görüşmesinin Kıbrıs sorununun çözümünü gündeme getirecek sondajların başlangıç noktası olması hedefiyle hareketlerde bulunduklarını yazdı.

Ana meselenin; iki tarafın prosedür ve esas konusundaki farklı yaklaşımları olduğunu belirten gazete, Rum tarafının; Cumhurbaşkanı Talat'ın ve Rum Yönetimi eski Başkanı Papadopulos'un imzasını taşıyan 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesinde ısrar ettiğini yazdı, Türk tarafının ise bu anlaşmayı etkisiz hale getirmeyi hedefleyen bir taktik izlediğini, aynı zamanda da yeni çabanın başlangıç noktası olarak Annan planını yeniden gündeme getirmeye çalıştığı görüşünü ortaya koydu. Gazete Türk tarafının 8 Temmuz prosedürünü kabul etmemesinin; perde gerisinde hareket ederek Kıbrıs sorununda hareketlilik formülleri arayanların başını ağrıttığını, ancak aynı zamanda Lokmacı geçidinin açılması kararının ilan edilmesinin yaratacağı değerlendirilen ortama da yatırım yaptıklarını yazdı, özetle şunları ekledi:

"BM yetkililer grubu Mart sonunda veya Nisan ayı başlarında Kıbrıs'ta gerçekleştireceği temaslar dışında Atina'yı ve Ankara'yı da ziyaret edecek. UNFICYP Basın Sözcüsü Jose Diaz KİPE'ye 'Kıbrıs'taki durumu inceleyecek ve değerlendirecekler, durumun ne merkezde olduğunu görecekler, bölgede dolaşacaklar ve ardından da Genel Sekreter'e bilgi vermek üzere BM'ye dönecekler' dedi.

BM grubunun tam olarak kimlerden oluştuğunu bilmediğini söyleyen Diaz, bu nedenle BM Genel Sekreter Yardımcısı Pascoe'nin gelişini teyit edemeyeceğini de söyledi."

Politis'in "Birleşmiş Milletler: Pascoe'nin Gelişi Doğrulandı" başlıklı haberine göre BM Sözcüsü; Genel Sekreter Ban Ki Moon'un Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşmesi sırasında dile getirdiği tezleriyle ilgili bir soruya karşılık; (Ban'ın) bölgeye Genel Sekreter Yardımcısı Lynn Pascoe başkanlığında bir araştırma heyeti göndermeyi planladığını söyledi.

Sözcü "Genel Sekreter'in Sayın Talat'a söylediği üzere; Genel Sekreter Yardımcısı Pascoe'nin, bölgeye gelecek heyete başkanlık etmesini planlıyor. Grubun gelişiyle ilgili detay ve tarihler konusunda taraflarla görüşmeler devam ediyor. Heyet, durumu değerlendirecek ve bundan sonra atılacak adımları inceleyecek" dedi.

Gazete diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere dayanarak şu ana kadar; (BM heyetinin) 2-4 Nisan'da Lefkoşa, 4-5 Nisan'da Atina ve 5-6 Nisan'da da Ankara'da olmasının düşünüldüğünü yazdı.

Haravgi "Pascoe Araştırma Heyeti Mart Sonunda -Genel Sekreter Yardımcısı Lefkoşa'nın Haricinde Atina ve Ankara'da da Sondajlarda Bulunacak" başlığıyla yansıttığı haberinde UNFICYP Sözcüsü Jose Diaz'ın KİPE'ye yaptığı açıklamada; BM yetkililer grubunun durum değerlendirmesi yapmak üzere Kıbrıs'ı ziyaret edeceğini doğruladığını, ancak Pascoe'nin de bu grupta olup olmayacağına açıklık getirmediğini bildirdi.

Gazete BM heyeti ziyaretinin 21 Mart'ta gerçekleşecek Cumhurbaşkanı Talat-Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas görüşmesiyle bir alakası olup olmadığı sorusuna olumsuz yanıt verdiğini ekledi.

Alithia haberini "BM Grubu Nisan Başlarında -Atina-Ankara-Lefkoşa'da Temaslarda Bulunmak İçin -Heyet Pascoe Başkanlığında" başlığı altında değerlendirdi.

KIBRIS 16/03/08

 

Hristofyas, Barosso'yla görüştü

Görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında Barosso yaptığı açıklamada; "Kıbrıs Türk tarafının görüşmelere iyi niyetle katılmasını umut ettiğini" söyledi.

Haravgi: "'Tam Desteğimize Sahipsiniz' -Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso Başkan Hristofyas'ın Çözüm Yönündeki Kararlılığını Selamlıyor -AB Çözüm İçin Yenilenmiş Bir Çabayı Destekliyor" başlıkları altında manşet ve iç sayfalarından geniş yer verdiği haberinde; Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso'nun önceki gün yarım saat süren bir görüşme yaptıklarını ve Barosso'nun görüşme sırasında Hristofyas'a "takdirini ve başkan seçilmesinden doğan AB'nin beklentilerini" dile getirdiğini yazdı.

Gazete; Barosso'nun Hristofyas'la görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada; görüşmeyi "çok ilginç ve vaat edici" olarak nitelendirdiğini ve Hristofyas'ın "şu anda çok büyük bir sorumluluk aldığını, bu sorumluluğu da yerine getirmeye hazır olduğunu gördüğünü" söylediğini yazdı.

Habere göre Barosso; "Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için müzakerelere başlamaya hazır olduğunuzu açıklamış olmanızdan memnuniyet duyuyorum. Çözüme doğru hızla ilerlenmesinde sizin kararlılığınız ve istekliliğinizden güç alıyorum. Avrupa Birliği sorunun çözümü yönünde yenilenmiş bir süreci destekleyecektir" şeklinde konuştu.

Çıkmazın aşılmaması AB ve Kıbrıs için zararlı

"Dört yıldan beridir devam etmekte olan çıkmazın ve gerçek bir ilerleme eksikliğinin hem Kıbrıs hem de AB için zararlı olduğunu" vurgulayan Barosso sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başkan Hristofyas'ın da dediği gibi 'tango yapmak için iki kişi gereklidir'. Kıbrıs sorununa ilişkin çaba göstermesi yönünde Hristofyas'ı cesaretlendirdim. Aynı çağrıyı diğer tarafa da yapıyorum. Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için herkesin katkı koyması önemlidir. Kıbrıs için çok iyidir ve elbette AB için de çok önemlidir."

Habere göre Barosso; "uzlaşma, barış ve yeniden birleşme için en azından iki tarafa gerek duyulduğunu" vurguladı ve "Bu yüzden aynı ruhu Kıbrıs Türk tarafında da bulacağımızı umut ediyorum" şeklinde konuştu.

Bu mesajı her zaman Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a iletmiş olduğunu ifade eden Barosso; "Sanıyorum ki şimdi çözüm için bir olasılık, çok önemli bir olasılık mevcuttur" ifadesini kullandı. Barosso; Cumhurbaşkanı Talat ve Kıbrıslı Türklere "çaba göstererek tüm Kıbrıs'ın iyiliği için bu şansı kullanmaları konusunda teşvik mesajı gönderdiğini" belirtirken "Türkiye'nin de yapıcı bir rol üstleneceğini umut ettiğini" kaydetti.

Öte yandan Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas ise Barosso'nun "bu sıcak karşılamasından ötürü teşekkürlerini" ifade ederken "üstlendiği taahhütlerin çok ciddi olduğunu" belirtti.

Habere göre Hristofyas; "Adanın yeninde birleşmesi vizyonunuzun her şeyden önce benim ve tüm Kıbrıslıların vizyonu olduğuna dair sizi temin ederim" şeklinde konuştu. Hristofyas; "Kıbrıs'ın, AB ve komşuları arasında köprü teşkil edecek bir barış adası olması gerektiğini" ifade etti ve şunları söyledi:

"Kıbrıs sorununun çözülmesi ve Kıbrıslı Türklerle ortak bir dil bulunması ilk yükümlülüktür. Sayın Talat'la birlikte bu dili önceden biliyorduk. Bu sözü yerine getireceğimize inanmak istiyorum ve inanıyorum. AB'nin, sorun olan değil barışçıl bir Kıbrıs'a sahip olmasını istiyoruz."

Hristofyas ayrıca; "bu görevi yerine getirmek, işgale son vermek ve adayı iki toplumlu, iki kesimli federasyon çatısı altında birleştirmek için elinden geleni yapacağını" da savundu.

Erdoğan'ın mektubu

Gazete; Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yeni bir girişimi destekleyeceğine" ilişkin mektubu ile "Kıbrıs Türk tarafı Annan Planı, Kıbrıs Rum tarafı ise 8 Temmuz anlaşmasını görüşmelerin başlangıç noktası olmasını desteklediği halde; müzakerelerin başlangıç noktasının ne olması gerektiğine" yönelik bir soruya karşılık Barosso'nun "kamuoyu önünde bir hakemlik durumunun gerçekleşmesinin söz konusu olmadığı" şeklinde yanıtladığını yazdı. Barrosso: "Birleşik, demokratik ve AB'nin tam üyesi bir Kıbrıs hedefine odaklanmamız gerekir" dedi.

Hristofyas ise söz konusu soruya; Annan Planı'nın Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedildiğini ve BM tarafından geri getirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayarak yanıt verdi.

Habere göre Hristofyas; uluslararası camianın her iki tarafın da üzerinde anlaştığı bir şeyle başlanması gerektiğine inandığını, bunun da 8 Temmuz anlaşması olduğunu savundu.

Hristofyas; kendinden önceki Rum Yönetimi Başkanı olan Tasos Papadopulos'un imzasına saygı göstereceğini belirterek "Mehmet Ali Talat'ın da kendi imzasına saygı göstermesini umut ederim. Bir hafta içerisinde nasıl davranacağını görelim, yine konuşuruz" şeklinde konuştu.

Hristofyas; "Her ikimizin de hiçbir dış baskı olmadan, iyi bildiğimiz Kıbrıs dilini konuşacağımızı umut ediyorum. Benim istediğim ve sözünü verdiğim budur" ifadesini kullandı.

Karamanlis: Erdoğan'ın Annan planı çabası boşuna

Öte yandan gazete, bir diğer haberinde; AB üyesi ülke liderlerine bir mektup göndererek Kıbrıs Rum tarafına Annan Planı temelinde müzakereleri kabul etmesi için baskı yapılmasını ve Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonların kaldırılmasını talep eden Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın bu girişimine "fazla önem verilmediğini" iddia etti.

Gazete; Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in konuya ilişkin yaptığı açıklamada; Annan Planı'nın Kıbrıslı Rumların büyük bir çoğunluğu tarafından reddedildiğini, bu yüzden de müzakerelerin temelini teşkil etmediğini söylediğini yazdı.

Habere göre Karamanlis; Ankara'yı ziyareti sırasında Erdoğan'la yaptıkları ortak basın açıklamasında Erdoğan'ın "Annan Planı'nın müzakerelere zemin teşkil edemeyeceğini kabul ettiğini" iddia ederken, Rum hükümetinin Kıbrıs sorununun çözümü çabalarına yardımcı olmaya istekli olduğunu da ileri sürdü.

Barrosso eşit mesafede kaldı

Fileleftheros: "Barosso'dan Eşit Mesafe -Komisyon Başkanı Hristofyas ve Talat'a 'Ayrıntıları' Unutmaları Çağrısında Bulundu" başlıkları altında verdiği haberinde; Barosso'nun "Kıbrıs sorununu çözüm müzakerelerinin başlangıç noktasının ne olması gerektiği" şeklindeki soruya yanıt verirken "8 Temmuz ve Annan Planı'na eşit mesafede durduğu" yorumunda bulundu.

Gazete; Barosso'nun Kıbrıs'taki iki tarafı "teknik ayrıntıları ve ifade biçimlerini unutmaya, yeni müzakerelerin başlangıç noktasının ne olacağı yönünde tartışmaktan kaçınmaya ve sonuca odaklanmaya" çağırdığını yazdı.

Gazete; sorunun Barosso'ya yöneltilmiş olmasına karşın Hristofyas'ın cevap verme ihtiyacı hissederek iki taraf arasında imzalanmış tek anlaşmanın 8 Temmuz süreci olduğunu vurguladığını da belirtti.

Politis: "Barrosso Ankara ve Talat'a Çağrıda Bulundu -Komisyon Başkanı 'Tango İçin İki Kişi Gerekli' başlıkları altında haberi verirken; AB Zirve Toplantısı'nın bitişiyle birlikte Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın gerek zirve sırasında gerek Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece yaptığı basın açıklamalarında "iyi izlenimler kazandığını" yazdı.

Gazete; Hristofyas'ın Barosso'yla yaptığı görüşme ve ortak basın açıklamasına geniş yer verirken, Hristofyas'ın ayrıca Perşembe gecesi Avrupa basınına yönelik yaptığı açıklamalara da değindi.

Habere göre Hristofyas açıklamasında; Cumhurbaşkanı Talat'la yapacağı görüşmeye değinerek, görüşmenin ardından "Ledra" (Lokmacı) kapısının açılması ihtimalinin bulunduğunu ifade etti.

Hristofyas; "Kıbrıslı Türklerin Türkiye'nin sıkı kucağından kurtulmaları durumunda Kıbrıs sorunundaki çıkmazın aşılabileceği" iddiasında bulunurken, "görüşmelerin çıkmaza girmesi durumunda Kıbrıs Rum tarafının yükümlülük altında kalmamasının koşullarının oluşup oluşmadığı" yönündeki bir soruya ise "görüşmede bulunduğu kişilerin, kendilerinde istek olduğunu, ancak sonucun Türkiye'nin davranışlarına da bağlı bulunduğunu anlamalarını sağladığını" söyleyerek yanıtladı. "Belirli kesimlerin Türk tezlerini ileri götürmesi tehlikesinin her zaman bulunduğunu" ifade eden Hristofyas; "Korku ve önyargıyla yaşayamayız, ancak görüşlerimizi desteklemek için elimizden geleni yapabiliriz" şeklinde konuştu.

Hristofyas; Kıbrıslı Türkler ile AB arasında doğrudan ticaret konusuna da değinerek "AB'nin tam üyesi olarak Kıbrıs'ın veto uygulamadığını, görüşme yaptığını" iddia etti. Hristofyas: "Bazı kesimlerin Kıbrıslı Türklere ambargo uygulandığını söylemelerinin yanlış olduğunu, çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti'nin vatandaşları olarak yasal limanlardan ticaret gerçekleştirebileceklerini" de savundu.

Habere göre Hristofyas açıklamasında Kosova'nın bağımsızlığı konusuna değinerek bir önceki Rum hükümetinin bu konuda ortaya koymuş olduğu görüşü desteklediğini de belirtti.

Diğer gazeteler ise konuya ilişkin haberleri şu başlıklarla yansıttılar:

Alithia: "Hristofyas'a Sıcak Patates -Barosso: Kıbrıs Sorununun Çözümü İçin 'Sana Bel Bağlıyorum' -Sıcak Patates Hristofyas'ın Ellerinde";

Simerini: "Hristofyas Talat'tan Çıkmazın Aşılması İçin Ankara'dan Kurtulmasını İstedi - Barosso: İlerleme Olmaması Kıbrıs ve AB İçin Zararlı";

Mahi: "Barosso AB'nin Kıbrıs Sorununun Çözümü Çabalarına Desteğini İfade Etti."

KIBRIS 16/03/08

 

 

Londra'da eğitim balosu

Eylem ERAYDIN / LONDRA

KKTC Londra Temsilciliği Kültür ve Eğitim Müşavirliği, İngiltere'deki Türk okullarında okutulmak için İngiliz müfradatına uygun olarak yapılacak kitapların hazırlanmasına destek sağlamak amacıyla bir eğitim balosu düzenlendi.

14 Mart Cuma günü, Wood Green' deki Grand Palace'ta yapılan etkinliğin de katkısıyla artık Türk okullarındaki kitaplarda Türk kültürü, tarihi ve coğrafyası İngiltere müfradatına uygun bir şekilde yer alacak.

KKTC Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak himayesinde organize edilen geceye, Bakan Öztoprak özel bir nedenle katılamadı. Ancak geceye bakanı temsilen KKTC Kültür Bakanlığı Kültür Dairesi Müdürü Mustafa Hastürk, şair Fikret Demirağ ve CTP Lefkoşe Milletvekili Ahmet Barçın, Kıbrıs'tan katılarak tam destek verdi.

Etkinliğe bu değerli isimlerin yanında TC Londra Başkonsolosu Bahadır Kaleli ve eşi Serra Kaleli, KKTC Londra Temsilcisi Dilek Yavuz Yanık ve eşi Okan Yanık, Enfield Belediye Meclis Üyesi Ahmet Öykener, Londra'da faaliyet gösteren Türk eğitimi ve kültürü okullarının yöneticileri, sivil toplum örgütleri yetkilileri ve çok sayıda konuk katıldı.

Erenler; "Çocuklarımız Türk kültürüyle büyüyecek"

Gecede bir konuşma yapan KKTC Londra Kültür ve Eğitim Müşaviri Mehmet Erenler, "Amacımız buradaki Türk okullarının en büyük sorunlarından biri olan kitapların yeniden düzenlenmesi konusunun çözümüne destek olmaktır. Bu anlamda İngiliz müfradatına uygun şekilde hazırlayacağımız kitaplarda, geleceğimiz olan çocuklarımıza kendi Türk kültüründen kopmadan, kendi tarihini ve coğrafyasını öğretmiş olacağız. Bu eğitim balosu da hazırlanan kitapların içeriğine katkı sağlamak amacıyla yapılıyor. O yüzden geceye katılarak destek veren tüm konuklara teşekkür ederiz." diye konuştu.

KKTC Londra Temsilciliği Kültür ve Eğitim Müşavirliği tarafından hazırlanan ve kontrollerini ilgili İngiliz yetkililerin yapacaği kitaplar, Kıbrıs'ta Milli Eğitim Bakanlığı tarafından basılarak Londra'daki Türk okullarında yeni eğitim ve öğretim yılında okutulacak.

Hastürk; "Bakanlığımız İngiltere'deki çocukların yanındadır"

Gecede söz alan KKTC Kültür Bakanlığı Kültür Dairesi Müdürü Mustafa Hastürk de Londra'daki Türk okullarına destek vermek için bu projenin iyi bir başlangıç olduğunu belirterek "Biz yurtdışındaki Kıbrıslı Türklerin yaşadıkları ülkelere kendi kültürlerini unutmadan uyum sağlamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bu proje de bu anlamda çok önemli bizim için. Bakanlığımız maddi ve manevi herzaman İngiltere'deki vatandaşlarımızın yanındadır."dedi.

Mustafa Gülle'nin sunuculuğu yaptığı gecede KKTC Kültür Bakanlığı tarafından gönderilen eski Lefkoşa fotoğrafları da açık artırmayla satıldı. Baloda, geçtiğimiz yıl Almanya'da yapılan halkoyunları yarışmasında Avrupa birincisi olan Hornsey-Hazelwood Türk Okulları Folklör grubu da sahne alarak, konuklara unutulmaz dakikalar yaşattı. Gecenin sonunda ise piyango çekilişi yapılarak, çeşitli hediyeler dağıtıldı.

KIBRIS 16/03/08

 

Tylliria residents want simultaneous opening of checkpoints

THE IMMINENT opening of Ledra Street has already caused a chain reaction as concerns other checkpoints.

Last night, the Greek Cypriot and Turkish Cypriot committees working for the opening of the Pyrgos-Limnitis, Lefka-Morfou and Ledra checkpoints requested that both sides commit to opening the Pyrgos-Limnitis-Kokkina checkpoint.

After a meeting in Astromeritis, the President of the Greek Cypriot committee Andreas Karos said that, “the point of the meeting was to convey the anxiety of the Tylliria residents that if Ledra checkpoint opens, then Limnitis checkpoint would not.”

He asserted that, “if there are technical problems to the opening of other checkpoints, then these can be easily overcome.”

Karos added that the two committees will try and meet with the leaders of the two communities before the Christofias-Talat meeting on March 21.

“We want the checkpoints to open simultaneously,” said Turkish Cypriot Mousa Seral on behalf of the Limnitis committee.

CYPRUS MAIL 16/03/08

 

A fine first outing in the EU
By Jean Christou

DEMETRIS Christofias’ first foray into EU circles as President was yesterday hailed as a success, not only by the government but also by observers.

After five years of frosty relations due to the perceived intransigence of former President Tassos Papadopoulos, there were smiles all around at the end of the European Council meeting on Friday for the EU’s first Communist president.

EU President Jose Manuel Barroso even held a joint news conference with Christofias, who took advantage of the new climate to interact with as many EU officials as he could during the three-day visit.

He briefed them on upcoming Cyprus talks with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat and his own vision for a more humane face for the EU.

Christofias himself said there had been “great interest” in the election of the new Cyprus President, “as well as many expectations as regards the Cyprus problem”.

“I think he did very well,” said political analyst Hubert Faustmann, associate professor of international relations at Nicosia University
Faustmann said the visit had been successful on two levels.

“He succeeded in weakening any prejudices they might have had about a Communist leader. This was an important step in normalising the perception of Christofias,” he said.

“As far as the Cyprus problem was concerned, he got some lukewarm support from Barroso who remained neutral. But he did leave a positive impression of a guy who wants a solution and the international community has shown some trust… for the time being,” Faustmann added.

It does appear that EU leaders are willing to give Christofias the benefit of the doubt for the moment. However, Brussels was stung by the Greek Cypriot side in 2004 when they expected Papadopoulos to sign up for the Annan plan.

Gunter Verheugen, the EU Enlargement Commissioner at the time, said he felt Cyprus had cheated its way into the EU, so Barroso’s comment on Friday that the end result of Cyprus negotiations was more important than the start of talks was telling. The “once bitten, twice shy” EU was no longer looking for promises but for results.

One of the of the most important encounters that Christofias had was with British Prime Minister Gordon Brown, who has already invited Christofias to London for official talks. Relations between the two countries have been strained in recent months over an UK-Turkey protocol Brown signed with Ankara, which appeared to upgrade the Turkish Cypriot breakaway state in the north.

Christofias himself has not been hesitant to criticise Britain in the past, even going so far as to blame the British for every ill that has befallen Cyprus. Now he must deal with the “imperial powers” to fulfill his promise to reunite Cyprus.

Despite past tensions, however, Britain has welcomed Christofias’ election. British diplomatic sources said yesterday they though Christofias had done “very well” on his first big outing as President.
“He had a very useful and positive meeting with Gordon Brown,” said the sources.

“There is a feeling he wants to solve the Cyprus problem and I think the fact that he’s been invited to meet Gordon Brown signals a very important step in UK-Cyprus relations.”

CYPRUS MAIL 16/03/08

 

Claudia Roth, bu gece KKTC'ye geliyor

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak bu gece KKTC'ye geliyor.

Cumhuriyet Meclisi'nden yapılan açıklamaya göre Roth ve beraberindeki heyet 20 Mart tarihine kadar KKTC'de temaslarda bulunacak.

Roth'a ziyareti sırasında, Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney eşlik edecek.

Roth ve beraberindeki heyetin, bu gece saat 22.45'de Ercan Havaalanı'na varması bekleniyor.

Claudia Roth ve beraberindeki Yeşiller Partisi heyeti, yarın saat 11.00'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, saat 11.30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu ve saat 12.00'de ise Başbakan Ferdi Sabit Soyer'i ziyaret edecek.

Aynı gün öğleden sonra saat 15.00'de Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tahir Çelik'i ziyaret edecek olan Roth, ardından DAÜ Konferans Salonu'nda Kıbrıs Politikalar Merkezi tarafından organize edilen "Avrupa Birliği, Türkiye İlişkileri ve Kıbrıs" konulu konferans verecek.

Claudia Roth ve beraberindeki heyet, 19 Mart Çarşamba günü de Lokmacı Kapısı ile Pile köyünü ziyaret edecek.

Roth ve beraberindeki heyet, 20 Mart Perşembe günü sabah saat 08.30'da Ercan Havaalanı'ndan ayrılacak

KIBRIS 17/03/08

 

Cumhurbaşkanı Talat, KKTC'ye döndü

Cumhurbaşkanı'nı Ercan Havaalanı'nda, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Meclis Başkan Yardımcısı Ahmet Kaşif, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, bazı bakanlar ve diğer üst düzey yetkililer karşıladı.

Cumhurbaşkanı Talat, Senegal'de BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile görüşmüş, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta olmak üzere birçok liderle bir araya gelmişti.

Talat, 11'inci İKÖ Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde genel kurula da hitap etmişti.

KIBRIS 17/03/08

 

Ali Kemal'in torunu favori aday

İngiltere'nin başkenti Londra'da 1 Mayıs'ta yapılacak Belediye Başkanlığı seçimi için resmi takvim işlemeye başladı. Osmanlı döneminin son İçişleri Bakanlarından gazeteci Ali Kemal'in torununun çocuğu olan Muhafazakar Parti adayı Boris Johnson'ın yarışı önde götürdüğü bildirildi.

 

 

Ali Kemal'in torunu favori aday


YouGov araştırma kuruluşunun Evening Standart gazetesi için yaptırdığı anketin sonuçlarına göre, Boris Johnson'ın oy oranı yüzde 49. İki dönemdir Londra Belediye Başkanlığı yapan “Kızıl Ken” lakaplı Ken Livingstone'ın oy oranın ise yüzde 37. Liberal Demokrat parti adayının oy oranın ise yüzde 12 olduğu tahmin edildi. Seçime toplam 13 adayıl katılacağı belirtildi. 1 Mayısta Londra Belediye Başkanının yanı sıra bazı bölgelerde belediye meclisi üyeleri seçilecek.

HURRIYET 18/03/08

 

Ortak bir Kıbrıs kimliği oluşturabilmek için buradayız

SONUNDA ADAYA GELMİŞ OLMAKTAN MUTLUYUM"... Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak dün akşam KKTC'ye geldi. Roth, "Söz verdiğimiz gibi sonunda adaya gelmiş olmaktan mutluyum. Biz köprü inşa edilmesine yardım etmek için buradayız. Tek taraflı bir görüşe sahip değiliz. Biz adadaki insanların uzun yıllar sonra bir köprü inşa etmelerine ve ortak bir Kıbrıs kimliği oluşturabilme ümidine yardımcı olmak için buradayız" dedi

Ali CANSU

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak dün akşam KKTC'ye geldi.

Roth'a Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney eşlik etti. Roth'u Ercan Havaalanı'nda Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, CTP Birleşik Güçler (CTP-BG) milletvekilleri Dr. Mustafa Yektaoğlu ve Teberrüken Uluçay karşıladı. VIP'den karşılanan Roth ve beraberindeki heyet daha sonra şeref salonuna alındı.

İzolasyonların kalkması çözüm sürecini hızlandırır

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, şeref salonunda yaptığı konuşmada, Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth'u adamızda ve Ercan Havaalanı'ndan giriş yaptığını görmekten çok mutlu olduklarını söyledi.

Claudia Roth'un Alman Federal Parlemento Berlin Milletvekili ve yeşiller eş başkanı olduğunu ifade eden Ekenoğlu, "Kritik bir süreçteyiz. Görüşme sürecinin başlamasını bekliyoruz ve böyle bir süreçte Roth'un gelmiş olması çok önemlidir. Bundan sonraki süreç için iyi bir örnek teşkil edecektir. Biz de inanıyoruz ki izolasyonların kalkması çözüm sürecini yaklaştıracak ve Rumları masada çözüm süreci için daha da yapıcı oturmaya zorlayacaktır. Bunun için bu gezi bizler için çok önemlidir" dedi.

2008 yılı Cumhurbaşkanı Talat ile Rum liderliğinin masada görüşme süreci ile geçeceğini beklediklerini ve bunun olumlu sonuçlanmasını istediklerini kaydeden Ekenoğlu, Kıbrıs Türk halkı ve Rum halkı için bu sürecin en iyi bir şekilde sonuçlanmasını beklediklerini söyledi.

Ekenoğlu, "Biliyorsunuz ki biz BM para metlerinde BM sürecinde iki toplumlu iki bölgeli bir siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm için çaba harcıyoruz. Bundan sonra da çaba harcamaya devam edeceğiz" dedi.

Biz duvarların yıkılmasını yaşadık

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, "Söz verdiğimiz gibi sonunda adaya gelmiş olmaktan mutluyum. Geçen mayıs ayında Başbakan Soyer'i parti merkezinde kabul ettik. Adadaki durum hakkında doğrudan bir izlenim elde etmek için adayı ziyaret etmek için elimizden geleni yapacağımız konusunda söz verdik. Bu önemli ziyareti planlarken, mevsimin bahar olmasının yanında siyasette de bir bahar havası yaşandığını bilmiyorduk" diye konuştu.

Roth, Güney Kıbrıs'taki başkanlık seçimlerinin ardından şu an ada için önemli bir an yaşanmakta olduğuna işaret ederek, bunun insanların birleşme, uzlaşma ve adada birlikte yaşama isteklilikleri için iyi bir işaret olması ümidini dile getirdi.

Claudia Roth, "Bölünmüş bir ülke tecrübesine sahip olan Almanya'da bizler büyük duvarla yaşadık ve büyük duvarın yıkılması imkânını yaşadık. Biz, uzun yıllar sonra uzlaşma ile sadece bir ülkede değil ayrıca ortak bir Avrupa'da duvarlar olmadan ve iki tarafa bölünmeden yaşayabilmenin önemini gösterdik" dedi.

"Cumhurbaşkanınız, başbakanınız ve ayrıca bizi karşılayan Meclis Başkanınız ile görüşecek olmaktan çok mutluyuz. Bu bizim için önemli bir andır" diyen Roth, "Biz köprü inşa edilmesine yardım etmek için buradayız. Tek bir taraflı bir görüşe sahip değiliz. Biz adadaki insanların uzun yıllar sonra bir köprü inşa etmelerine ve ortak bir Kıbrıs kimliği oluşturabilme ümidine yardımcı olmak için buradayız" dedi.

Roth, adadaki temasları sırasında iyi ve yapıcı görüşmeler yapma ümidini de dile getirdi.

Hristofyas, söylediklerinin arkasında ise çözüm olur

Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin milletvekilleri Özcan Mutlu, KKTC'ye ilk kez 2000 yılında geldiğini ve o zaman Ercan'a milletvekili olarak geldikleri zaman hemen Rum kesiminin protesto notalarına yol açtıklarını ve Rumların Alman Dışişleri Bakanlığı'na kendilerini şikayet ettiklerini söyledi.

7 yıl içerisinde adaya gelişlerinde adadaki sürecin daha da ilerlediğini ve güzel günlerin adaya geldiğini gördüklerini kaydeden Mutlu, "Bizim de bu çorbada az da olsa tuzumuz olsun diye son mayıs ayında sayın, Fatma Ekenoğlu ile ben Berlin'de görüştüğümüzde bölünmüş bir kentin milletvekilleri olarak değil, bölünmüş bir kentin bölünmüş bir ülkenin önemli bir partisi olan Yeşiller Partisi'nin eş Başkanı Roth ile gelip burada bir mesaj vermek, birleşmenin tekrardan gündeme gelmesi konusunda yerinde bilgi almak ve Almanya'daki tecrübelerden yola çıkarak katkıda bulunmak için geldik. İyi ki gelmişiz. Tam zamanında gelmişiz" dedi.

2008 yılının büyük açılımlara gebe olduğunu düşündüğünü anlatan Mutlu, Hristofyas'ın düne kadar söylediklerinden feragat etmemesi durumunda belki bir daha gelişlerinde birleşmiş bir Kıbrıs'la karşı karşıya gelmeyi umarak daha da mutlu olacaklarını söyledi.

Özcan Mutlu, duvarların yıkılması gerektiğini barışın ve kardeşliğin Avrupa'sının Kıbrıs'ta da kendini göstermesi gerektiğini ifade ederek bu yönde KKTC'de görüşmelerde bulunacaklarını, ayni zamanda ileriki bir tarihte de Rum kesimini de ziyaret ederek orada da ayni dilek ve temennileri bulunacaklarını belirterek, "Bakalım onlar da ayni sıcaklık, sevecenlik ve dostlukla karşılayacaklarını göreceğiz. Biz burada olmaktan mutluyuz" dedi.

Roth'un programı

Claudia Roth ve beraberindeki Yeşiller Partisi heyeti, bugün saat 11.00'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşecek.

Roth, saat 11.30'da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu ve saat 12.00'de ise Başbakan Ferdi Sabit Soyer'i ziyaret edecek.

Bugün öğleden sonra saat 15.00'de Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tahir Çelik'i ziyaret edecek olan Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, ardından DAÜ Konferans Salonu'nda Kıbrıs Politikalar Merkezi tarafından organize edilen "Avrupa Birliği, Türkiye İlişkileri ve Kıbrıs" konulu konferans verecek. Konferans saat 15.30'da başlayacak.

Claudia Roth ve beraberindeki heyet, yarın Lokmacı Kapısı ile Pile köyünü ziyaret edecek. Roth ve beraberindeki heyet, 20 Mart Perşembe günü sabah saat 08.30'da Ercan Havaalanı'ndan ayrılacak.

KIBRIS 18/03/08

 

Hristofyas'ın, kapsamlı çözüm müzakereleriyle ilgili tutumunu öğrenmek istiyoruz

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, 8 Temmuz sürecine ihtiyaç olup olmadığını, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıs Türk tarafıyla kapsamlı çözüm müzakerelerine oturup oturmamaya istekli olup olmadığının belirleyeceğini ve bunun da cuma günü gerçekleşecek yüz yüze görüşmede saptanabileceğini belirtti.

8 Temmuz sürecinin, Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos Papadopulos'un Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili herhangi bir görüşme yapmama tutumunu aşabilmek için ortaya konmuş bir inisiyatif, bir tavır olduğuna işaret eden Erçakıca, şöyle devam etti:

"Papadopulos gidip, Hristofyas geldiğine göre ve bu değişiklik çok önemli bir umut kaynağı olarak algılandığına göre, Kıbrıs Rum tarafının tutumunda da bu değişikliğin yansımasını görmek isteriz. Ancak Hristofyas da, Papadopulos gibi yorumluyorsa, o zaman sorunumuz var demektir."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, TAK muhabirinin konuyla ilgili sorusu üzerine, son günlerde hem kuzeyde, hem de güneyde tartışma konusu olan 8 Temmuz süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

"8 Temmuz liderler buluşmasının gündem maddesi oldu"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, cuma günü gerçekleşecek liderler buluşmasının gündeminin açık olduğunu, ancak basın aracılığıyla oluşturulan gündeme göre buluşmanın önemli maddelerinden birinin, 8 Temmuz "Anlaşması"nın nasıl algılandığı olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk tarafının, süreci nasıl algıladığını Hristofyas ile gerçekleştireceği görüşmede dile getireceğini kaydeden Erçakıca, "Aynı şekilde Hristofyas'ın 8 Temmuz süreciyle değil, kapsamlı çözüm müzakereleriyle ilgili tutumunu öğrenmek isteyeceğiz" dedi.

"Hristofyas bir değişiklik simgeliyorsa..."

Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:

"Hristofyas, Kıbrıs Rum tarafının tutumunda bir değişikliği simgeliyorsa ve kapsamlı çözüm müzakerelerine hazırsa, zaten 8 Temmuz süreciyle murat edilen hedefe lider değişikliğiyle ulaşılmış demektir. Çünkü Kıbrıs Türk tarafı, 8 Temmuz sürecini Papadopulos'un kapsamlı çözüm müzakerelerine oturmama tutumuna karşı oluşan katılığı aşmak için bir metot olarak düşünüyordu."

"Ağzından duymak istiyoruz"

Kıbrıs Türk tarafının, başından beri liderler arası görüşmelere hazır olduğuna dikkat çeken Erçakıca, Rum basınında yer alan 8 Temmuz sürecine ilişkin haber ve demeçlerden, Rum tarafının iki lider arasında müzakereye hazır olmadığının algılanabileceğini belirtti.

Erçakıca, "Ama bunu Hristofyas'ın ağzından duymak istiyoruz" dedi.

"Müzakere süreci öngörmüyor..."

8 Temmuz sürecinin, 2 liderin tam kapasiteyle katılacağı bir müzakere süreci öngörmediğine de işaret eden Hasan Erçakıca, BM Genel Sekreteri'nin o dönemki Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari'nin sürece açıklık getirmek amacıyla kaleme aldığı mektupta sürecin amacının; "kapsamlı çözüme yönelik anlamlı müzakerelerin yeniden başlatılması için gerekli zeminin hazırlanması" şeklinde açıklandığını belirtti.

Erçakıca, 8 Temmuz sürecinin iki halk arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesini öngören çalışmalar içerdiğine dikkat çekerek; Rum Yönetimi'nin, Türk tarafının bu yöndeki bütün girişim ve önerilerini yanıtsız bıraktığını söyledi.

"Amaç görüşmeleri başlatmaktı..."

Hasan Erçakıca, gelinen aşamada, 8 Temmuz sürecinin, liderler arasındaki müzakereye geçmeyi değil, tam tersine bloke edici bir araca dönüştüğünü ve bunun BM Genel Sekreteri raporlarında da dile getirildiğini kaydetti.

Erçakıca, "Eğer liderlik değişikliğiyle Güney Kıbrıs'taki kapsamlı müzakereler ilişkin çekince ortadan kalkmışsa, demek ki 8 Temmuz süreci de bir şekilde amacına ulaştı ve ona gerek kalmadı" dedi.

KIBRIS 18/03/08

 

Hristofyas: Girne’ye döneceğiz

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, “Türk yönetimi altında olsa bile Girne’ye dönmeyi bekliyoruz” dedi.

AA

Güncelleme: 15:21 TSİ 18 Mart 2008 Salı

 

LEFKOŞA - Rum haber ajansına göre, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunan İskenderiye ve Afrika Patriği 2. Theodoros ile görüşmesi sırasında yaptığı açıklamada, kendilerini “özgür bir Girne’ye adadıklarını” ifade etti. Hristofyas, “Türk yönetimi altında olsa bile, Girne’ye dönmeyi bekliyoruz. Özgür bir Girne’ye, kendimizi buna adadık, ancak Girne halkı dönme hakkına sahip olmalıdır” diye konuştu

İskenderiye ve Afrika Patriği 2. Theodoros da, “nerede olursa olsun Kıbrıs davasını desteklediğini” belirterek, Rum hükümetine yardımından dolayı teşekkür etti.

Hristofyas’ın Kıbrıs sorununu çok iyi bildiğini ve görüşlerini çok açık bir şekilde ifade ettiğini belirten İskenderiye Patriği, “(Güney) Kıbrıs’tan daha güçlü bir şekilde ayrılıyorum çünkü ‘Kıbrıs’ beni unutmuyor, yardımcı oluyor ve kalpten teşekkür ediyorum. Özgürlük ve adalet rüzgarları tüm ada üzerine yayılsın” diye konuştu.

Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomod da, Kıbrıs sorununda Hristofyas’ın yanında duracağını kaydetti.

Hristofyas, görüşmede, konuk patriğe, Girne gemisinin gümüş bir maketini verdi ve görevinde başarılar diledi.

GÖRÜŞME ÖNCESİNDE BASIN TOPLANTISI
Öte yandan, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın, 21 Mart Cuma günü KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapacağı görüşmeyle ilgili olarak, 19 Mart çarşamba günü, başkanlık sarayında basın toplantısı düzenleyeceği bildirildi.

 

EU appreciates Cyprus good will’
By Jean Christou

THE EU has acknowledged the government’s good will to find a settlement, ahead of Friday’s meeting between the leaders of the two communities, Foreign Minister Marcos Kyprianou said yesterday.

But the Foreign Minister expressed concern over negative statements emerging from the Turkish Cypriot side in the run-up to Friday’s meeting.

Speaking after a meeting with European Ombudsman Nikiforos Diamandouros in Nicosia, Kyprianou said the current climate towards Cyprus in the EU was very positive.

President Demetris Christofias spent three days in Brussels last week attending the European Council meeting, on the sidelines of which he met numerous EU leaders to brief them on the resumption of Cyprus talks.

Cyprus has been in the EU dog house since the Annan plan was rejected in 2004 and because former President Tassos Papadopoulos made no moves to improve the situation in the aftermath.

But the election of Christofias has changed the dynamic, and Europe’s perception of the Greek Cypriot side. The new President will be meeting Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat on Friday amid hopes for a full resumption of talks some time in April.

However, as soon as it became clear talks were about to resume, each side has positioned itself on opposite poles.

Chrisotfias says talks must be based on the July 8, 2006 agreement, while Talat wants the Annan plan as a basis.

He says the July 8 agreement is only a process and that the Annan plan provides the substance of talks.

“Certainly no one can say we were encouraged right now with the positions taken by Mr Talat or the Turkish government,” Kyprianou said.

Kyprianou said the extent to which the Turkish Cypriot side might move from its positions would become apparent on Friday.

The Foreign Minister said that in discussions with his contacts within the EU, officials there also found the Turkish side’s positions not particularly constructive.

He said the actions of the Turkish side, including Ankara’s firing off letters to EU leaders about the rejected UN blueprint, did not inspire EU leaders and “does not help in the approach” to the talks.

“We will wait for Friday to see if these actions are just tactics or whether there is some substance to them and then see how we will handle it,” said Kyprianou.

The two leaders are also expected to announce the opening of the Ledra Street crossing after their meeting on Friday. Christofias expects to meet today with the committee for the opening of Ledra Street, and with the ambassadors of the five permanent members of the UN Security Council, France, Britain, the US, Russia and China.

The international community, although they have publicly welcomed the new climate, are privately concerned, expressing concern that the statements between the two sides could spoil the party.

They also feel the two sides should not be laying out red lines at this early stage of the game, a move which could corner them into entrenched positions from which they won’t easily be able to back away from if necessary.

Diplomats are also worried about the political situation in Turkey and how it could affect Cyprus when, for the first time in the history of the Cyprus issue, the island has two pro-solution leaders.

On the situation in Turkey, Kyprianou said the world would have to wait and see how the crisis developed.

“Of course we are watching with some concern,” he said. “The Turkish government might not be able to handle the Cyprus problem but this also gives them an alibi to say they can’t move forward.”

But Kyprianou added that all such comments were speculation at this point. The Friday meeting would clear up many of the hypotheticals, he said.

Another issue of concern to the Foreign Minister is the recent apparent upgrading of the north at the Organisation of Islamic Conference (OIC) in Senegal. A final communiqu? at the OIC summit reaffirmed support to the ‘TRNC’.

Kyprianou said Turkey had a lot of influence in the OIC. He said the government would step up its contacts with individual OIC member countries to counter any moves towards official recognition of the north.

“Because it rests with them to what they will follow or not the resolution,” he said.

CYPRUS MAIL 18/03/08

 

ABD görüşmeden umutlu



19 Mart, 2008 21:58:00 (TSİ) CNN TURK

ABD, 21 Mart Cuma günü KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında yapılacak görüşmenin, çözümün yolunu açabilecek bir diyalog oluşturulmasına katkıda bulunacağı umudunu taşıdığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tom Casey, günlük basın toplantısında bir soru üzerine ABD'nin, Kıbrıs sorununun çözümleneceğini umduğunu ve bu yöndeki çabaları desteklediğini söyledi.
 
Casey, iki lider arasındaki görüşmenin, "bu sorunun çözümüne yol açacak bir tür diyaloğun oluşmasına yardım edeceğini kesinlikle umduklarını" bildirdi.
 
ABD'nin, taraflardan ve BM'den gelebilecek çözüm çabalarını destekleyeceğini vurgulayan Casey, bir başka soru üzerine de ABD'nin bu konuda yeni bir girişim başlatmayı düşünmediğini ve BM sürecini destekleyeceğini yineledi.
 
Talat - Hristofyas buluşması
 
Hristofyas'ın Rum yönetimi liderliğine seçilmesinin ardından ilk kez bir araya gelecek Talat ve Hristofyas, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in Lefkoşa ara bölgedeki ikametgahında saat 10.00'da buluşacak.
 
Hristofyas'la görüşmesinde Talat'a, BM ve AB'yle müzakerelerden sorumlu özel temsilcisi Özdil Nami eşlik edecek.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas'la görüşmeye hazırlık kapsamında, bugün öğleden sonra Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi parti temsilcileriyle görüşecek.
 
Rum lideri Hristofyas da dün Rum siyasi parti liderleri ve BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ülkenin Güney Kıbrıs büyükelçileriyle görüştü.
 
İlk görüşmeden beklenti yüksek
 
Kıbrıs Türk tarafının, Talat-Hristofyas görüşmesinden beklentisi yüksek. İki liderin yapacağı ilk görüşmeye büyük önem veren Türk tarafı, görüşmeden, "önlerini görmeye yarayacak verileri elde etmeye" çalışacak.
 
Kıbrıs sorununun yeni süreçte alacağı şeklin Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkmasını da bekleyen Türk tarafı, Rum tarafındaki liderlik değişiminin politik tutum değişikliği anlamına gelip gelmediğini, yeni liderliğin, 8 Temmuz sürecini eski lider Tasos Papadopulos gibi bir oyalama süreci olarak ele alıp almayacağını ve Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm arayışı peşinde olduğunu bu görüşmede öğrenmeye çalışacak.
 
Hristofyas'ın kırmızı çizgileri
 
Rum basın haberlerine göre, Rum tarafı görüşmeye 8 Temmuz anlaşması teziyle gidecek. Hristofyas'ın görüşmeye "kırmızı çizgiler"le gideceğini yazan Rum basını, bunları ana başlıklarıyla şöyle sıraladı:
 
* 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi
* Annan Planı'na 'Hayır'
* Askerlerin derhal çekilmesi,
* Hakemliğin ve boğucu takvimlerin kabul edilmemesi
* İki bölgeli ve iki toplumlu federasyona ilerlenmesi.
 
İki liderin cuma günkü görüşmeye zıt fikirlerle gideceğine işaret eden Rum basını, "Cuma günkü görüşme, olumlu mesajlar mı vereceği, iki tarafı ayıran uçurumu mu teyit edeceği açısından belirleyici öneme sahip görülüyor" yorumunu yaptı.

 

"Köprü inşaatçıları" olarak adadayız

KARARLI POLİTİK HAREKETLİLİK BAŞLAMALI... Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu'nun davetlisi olarak geldiği KKTC'de bir dizi temaslarda bulunan Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, iki taraf arasında köprü inşa edilmesine yardım edecek bir nevi "köprü inşaatçıları" olarak adada bulunduklarını ifade etti. Roth, Kıbrıs'taki insanların, AB'nin ve tüm dünyanın şüpheyle bakmayacağı kararlı bir politik hareketliliğin başlaması temennisinde bulundu

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak geldiği KKTC'de bir dizi temaslarda

bulunan Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, iki taraf arasında köprü inşa edilmesine yardım edecek bir nevi "köprü inşaatçıları" olarak adada bulunduklarını ifade etti ve Kıbrıs'taki insanların, AB'nin ve tüm dünyanın şüpheyle bakmayacağı kararlı bir politik hareketliliğin başlaması temennisinde bulundu.

Roth, dün ilk olarak saat 11.00'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edildi.

Roth, ardından Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'i ziyaret etti. Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Rektör Vekili Prof. Dr. Tahir Çelik'i de ziyaret eden Roth, DAÜ'de "Avrupa Birliği, Türkiye İlişkileri ve Kıbrıs" konulu konferans verdi.

Talat: Kıbrıslı Türkler Avrupa'daki son izole edilmiş halktır

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamentosu Milletvekili Claudia Roth'u kabul etti.

KKTC'ye önceki gece gelen Roth'a, Talat'la görüşmesinde, Alman Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin Milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney eşlik etti.

Politik sistemi dünya koşullarına ve Avrupa anlayışına uygun olarak organize etmek için Kıbrıslı Türklerin içte büyük bir uğraş verdiğini söyleyen Talat, tüm Kıbrıslı Türklerin demokratik bir şekilde hareket ettiğini, Kıbrıs'taki politik iklimi değiştirmek için insanların iradelerini ortaya koymaları yönünde serbest bırakıldığını kaydetti. Talat, içteki demokratik mücadelenin başarıyla sonuçlandığını, Kıbrıslı Türklerin iradesini net bir şekilde ortaya koyduğunu ve bunun referanduma yansıdığını dile getirdi.

Kıbrıslı Türklerin uzlaşma, çözüm ve adanın birleşmesi yönünde oy verdiğini kaydeden Talat, referandumun üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala çözüm aradıklarını söyledi.

Kıbrıs'ın bölünmesinin Almanya'nınkinden farklı olduğunu ifade eden Talat, hedeflerinin genel anlayış ve AB gerçeklerine katkı koymak olduğunu belirtti. Talat, AB'nin sınırlara sahip olunmaması, etnik münakaşaların ve izolasyonların olmaması, çok dillilik, işbirliği, diyalog ve sorunları müzakere ve tartışma yoluyla çözmek anlamına geldiğini bildiklerini ifade etti.

Talat, Kıbrıslı Türklerin Avrupa'daki son izole edilmiş halk olduğunu kaydetti ve kapsamlı bir çözüm bulunmasını dört gözle beklediklerini ve umutlu olduklarını dile getirdi.

Talat, "Ziyaretinizin sonuçlarından ve tavsiyelerinizden yararlanacağımız sözünü veriyorum. Siz bölünmüşlük, bölünmüşlükten kurtulma, uzlaşma, diyalog, çok kültürlülük konularında deneyimlisiniz" dedi.

Roth

Roth ise bölünmüş bir toplum ve duvarı kaldırmayla ilgili tecrübeye sahip; duvarların kaldırılmasının, birleşme ve uzlaşmanın olumlu sonuçlarına tanık kişiler olarak Kuzey Kıbrıs'ta bulunduklarını söyledi ve Kıbrıs konusunda bir ilerleme elde edilmesine katkı koymak istediklerini ifade etti.

Roth, Cumhurbaşkanı Talat ile bir araya gelmenin kendileri için bir onur olduğunu söyledi ve güzel bahar günlerinin yaşandığını belirterek, siyasi baharın da sonunda gerçekleşmesini temenni etti.

Roth, "Avrupa duvarların değil, açık sınırların, çok kültürlü, çok dinli toplumların idealidir. Bölünmelerin, sınırların ve izolasyonların değil" diye konuştu.

İki taraf arasında köprü inşa edilmesine yardım edecek bir nevi "köprü inşaatçıları" olarak adada bulunduklarını ifade eden Roth, Kıbrıs'taki insanlar, AB ve tüm dünyanın şüpheyle bakmayacağı kararlı bir politik hareketliliğin başlaması temennisinde bulundu.

Roth, Kıbrıs'taki insanlarla da konuşarak durumla ilgili doğrudan izlenim elde etmek istediklerini de ifade etti.

Roth, Talat'a duvarların kaldırılmasını sembolize eden Berlin duvarından bir parça hediye etti ve Kıbrıs'taki duvarın da kaldırılmasını diledi.

Talat da, Roth'a, ipek böceği kozasıyla süslenmiş bir tepsi hediye etti.

Roth Cumhuriyet Meclisi'nde

Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney'in eşlik ettiği Roth KKTC'deki temasları çerçevesinde Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından da kabul edildi.

Ziyarette Roth Ekenoğlu'na Almanya'nın sembolü olan renkli bir ayı heykelciği hediye ederken Ekenoğlu da konuğuna seramik Afrodit heykelciği sundu.

Roth: Meclis başkanının kadın olması önemli

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, öncelikle Meclis Başkanı'nın bir bayan olmasının ve kadınların siyasete katılımının önemine işaret ederek "Kadınlara eşit haklar vermek demokrasinin gücüdür" dedi.

Türkiye'de parlamentodaki kadın sayısının düşük olduğunu belirten Roth, Almanya Parlamentosu'ndaki kadın oranının %30; Yeşiller Partisi'nde ise %50 olduğunu ve bunun kendileri açısından sevindirici olduğunu anlattı.

Roth, kendisini kalben Avrupalı kabul ettiği ve Avrupa'nın kendisi açısından önem taşıdığını belirterek Avrupa'ya ait değerleri "zenginlik" olarak algıladığını belirtti.

Artan duvarların ve anlaşmazlıkların olduğu bir dönemde Avrupa'nın büyük önem taşıdığını ve bu yöndeki imkânların iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Alman milletvekili, "Geleceği duvarlar örerek değil, köprüler inşa ederek yapabiliriz. Avrupa'daki son duvarı yıkmak ve köprü kurmak da büyük bir görev. Biz de buraya köprüler yapmak üzere geldik" şeklinde konuştu.

Roth, ülkesinden dolayı, duvarların acısını hep çektiği ve iyi bildiğini; yıkılmasından yıllar sonra dahi izlerinin durduğunu anlatarak yaşadıkları tecrübeleri paylaşmak istediklerini kaydetti. Tarihteki karanlık sayfalar ve sorumlukları da hatırlamak; hatırlatmak gerektiğini belirten Roth, sorumluluklar yanında, sorunların çözümü için bu tarihle yüzleşmek de gerektiğini anlattı. Roth, duvarların yıkılması konusu yanında asıl önemli olanın gönüllerin birleşmesi olduğu belirttiği konuşmasında şunları kaydetti:

"Duvarların yıkılması bir yönü ama diğer tarafta önemli olan asıl gönüllerin birleşmesi ve iki taraf da kendini Kıbrıslı olarak görüp kendini o şekilde ifade ederse asıl birleşme o zaman gerçekleşmiş olur."

Ekenoğlu: Bizim limanlarımızın

kullanılması ayrı önem taşıyor

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu da, Roth'u adada ve mecliste görmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek izolasyonlar altında, ulaşım sorunu yaşanırken KKTC limanlarını kullanarak gelmesinin de ayrı bir önem taşıdığını vurguladı.

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü ve izolasyonlar altında bulunmasından dolayı Kıbrıs Türkü'nün dünyayla ilişkilerde, ulaşımda, ticarette ve turizmde sorunlar yaşadığına dikkat çeken Ekenoğlu, referandum süreci ve sonrasında dünyanın verdiği sözlere atıfta bulunarak Kıbrıs Türkü açısından önemine işaret ettiği Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün takipçisi olduklarını, bir an önce yaşama geçmesi için uğraş verdiklerini kaydetti.

Rumların itirazlarına rağmen AB'nin, deniz limanlarının kullanılabileceğini ifade ettiğini anımsatarak ulaşım alanda da çabalarının sürdüğünü kaydeden Ekenoğlu, bölünmüşlüğü ve sonrasını da yaşayan ülkenin insanları olarak Roth'un, Kıbrıs Türkü'nü daha iyi anlayacağını ümit ettiğini söyledi ve "Ziyaretin bu yönü de önemli" dedi.

Kıbrıs'ın önemli süreçte olduğunu, görüşme sürecinin başlamasının beklenildiğini belirten Ekenoğlu, Rum halkının çözüm istemeyen liderini ilk turdan devre dışı bırakmasının önemli olduğunu söyledi, ancak son dönemde yapılan ve Kıbrıs Türklerini "azınlık" olarak gösteren açıklamaların sevindirici olmadığını belirtti.

Ekenoğlu, "Çözüm söylemleriyle halkından oy alan (Rum) liderin yine halkının zorlamasıyla masaya oturacağına ve görüşme sürecinin başlatılacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.

İki liderin hafta sonu görüşeceğini ve bu yılın görüşme süreci yaşanacağını da kaydeden Ekenoğlu BM denetimi ve gözetiminde, iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitlik temelinde bir çözüm için uğraş vermeye devam ettiklerini vurguladı ve konuklarına hitaben, "Adada bulunmanızın, sürece bir nebze de olsa katkı koyacağına inanıyorum" dedi.

Soyer, Roth'u kabul etti

Başbakan Ferdi Sabit Soyer de konuk heyeti kabulünde, KKTC'ye haksız bir şekilde Kuzey Kore uygulaması yapıldığını belirterek, önceki gece adaya gelen Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth ve heyetinin bunun böyle olmadığını göreceklerini kaydetti.

Roth ve heyetine, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başbakan, Yeşiller Partisi'nin yaptığı çalışmaları, barış ve demokrasiye katkılarını övdü.

Soyer, Kıbrıs'ta da barış ve dostluğun gelişmesi için, siyasi eşitlik için, AB idealinin eşitlik temelinde çözüme katkı yapması için çaba göstereceklerini; ancak Yeşiller Partisi gibi Avrupa'nın tüm demokratik güçlerinin de sorunun çözümünde kendilerine destek olması gerektiğini söyledi.

Kıbrıs Türk halkının izolasyonlar altında yaşayan bir halk olarak bu pozisyonun aşılmasında Yeşiller Partisi'nin desteğine duyduğu ihtiyacın çok açık olduğunu ifade eden Soyer, izolasyonları aşmak için uğraşacaklarını aktardı.

Soyer, Roth'un, bu ziyarette Kuzey Kıbrıs'ın, "Kuzey Kore" olmadığını da göreceğini ifade ederek, "Bize dünyadan haksız bir tavırla Kuzey Kore uygulaması yapılıyor, bu bakımdan bu ziyarette bizim Kuzey Kore olmadığımızı da gözlemleme fırsatını bulacaktır" dedi.

Karşılıklı hak eşitliğine dayalı bir çözüm için liderler görüşmesinin önümüzdeki günlerde gerçekleşeceğini söyleyen Soyer, iki tarafın liderlerinin bu çerçevedeki görüşmesinde, BM parametrelerinde karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşılmasını diledi.

Roth

Roth ise "nihayet sözlerini tutarak gerçekleştirdikleri" ziyaretten dolayı mutlu olduğunu ifade ederek, Kıbrıs'ta neler olduğunun kendileri için önemli bir soru işaretini teşkil ettiğini dile getirdi.

Marjinal tavırlar ve tabuları kabul etmediklerini söyleyen Roth, Soyer'in Almanya ziyareti sırasında kendisine anlattığı izolasyonların sonuçlarının kendilerini çok etkilediğini aktardı.

İzolasyonun, turizmi, ekonominin gelişmesini, insanların günlük hayatlarını, spor etkinliklerini, futbolu etkilediğini kaydeden Roth, kendisinin de bir futbol sevdalısı olduğunu, futbolun sınır tanımaması gerektiğini söyledi.

Roth, geçmişlerinde benzer tecrübeleri olduğunu anımsatarak savaştan sonra bölünen Almanya'nın yeniden birleşmesi ve duvarın yıkılmasını anlattı. Tekrar birleşmenin uzun zaman alabileceğini ve yeniden birleşme isteğinin kalplerde de oluşması gerektiğini söyleyen Roth, "bazen beklemeniz gerekebilir, bu vakit alabilir" dedi.

"Kararların alınacağı" bir dönemde Kıbrıs'ta bulunmanın çok önemli olduğunu kaydeden Roth, görüşmelerin iki gün içinde başlayacağını, baharın geldiğini dile getirdi ve siyasi baharın da gelmesini diledi.

Roth ve Soyer, görüşmenin sonunda şakalaştılar. Karşılıklı verilen hediyelerden sonra da espriler yapan Roth'un, neşesi dikkat çekti.

KIBRIS 19/03/08

 

Lokmacı'dan sonra Yeşilırmak kapısı

YEŞİLIRMAK, HRİSTOFYAS'IN DOSYASINDA... Üç sivil toplum örgütünün Hristofyas ile görüşmesinin arından açıklama yapan "Kapıları Açın İnisiyatifi" Sözcüsü Aziz Ener, Hristofyas'ın, Cumhurbaşkanı Talat ile yapacağı görüşmede, Lokmacı ve Yeşilırmak kapılarının açılması konusunu konuşacaklarını ifade etti. Ener, Hristofyas'ın, Lokmacı'nın açılması için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini de kaydetti

Aral MORAL

Rum yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın, 21 Mart Cuma günü Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapacağı görüşmede Lokmacı ve Yeşilırmak kapılarının açılması konusunu gündeme getireceği belirtildi.

"Yeşilırmak-Pirgo Yolunun Açılması İnisiyatifi", "Kapıları Açın İnisiyatifi" ve "Lokmacı'nın Açılmasını İsteyen Vatandaşlar İnisiyatifi" üyelerinden oluşan bir grup Kıbrıslı Türk ve Rum, dün Rum başkanlık sarayında Hristofyas ile görüştü.

Toplantının arından açıklama yapan "Kapıları Açın İnisiyatifi" Sözcüsü Aziz Ener, Hristofyas'ın, Cumhurbaşkanı Talat ile yapacağı görüşmede, Lokmacı ve Yeşilırmak kapılarının açılması konusunu konuşacaklarını ifade etti.

Ener, Hristofyas'ın, Lokmacı'nın açılması için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini de kaydetti.

"Yeşilırmak-Pirgo Yolunu Açın İnisiyatifi" Başkanı Musa Feral da Hristofyas'ın kendilerine "Türk tarafı Limnidi'nin açılması için gerekli adımları atsın, ben hemen, yarından açmaya hazırım" dediğini söyledi.

Feral, taleplerinin önce Lokmacı, daha sonra da Yeşilırmak yolunun açılması olduğunu kaydederek, randevu verildiği taktirde taleplerini Cumhurbaşkanı Talat'a da aktarmak istediklerini belirtti.

"Lokmacı Barikatının Açılmasını İsteyen Vatandaşlar İnisiyatifi" Başkanı Valentina Sofokleus da yaptığı açıklamada, Lokmacı kapısının açılmasıyla, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların yeniden bir arada olduklarını hissedeceklerini kaydetti.

Her iki liderin de Lokmacı'nın açılması için hemen hemen hiçbir engelin kalmadığı yönünde yaptıkları açıklamalara sevindiğini dile getiren Sofokleus, "Biz üç yıldır Lidra'nın açılması için mücadele ediyor, ses veriyoruz. Limnidi yolunun açılması da çok önemli bir konudur" diye konuştu.

KIBRIS 19/03/08

 

Hristofyas, Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin büyükelçileriyle görüştü

Görüşmenin ardından tüm elçiler adına açıklamada bulunan İngiltere Büyükelçisi Peter Millet, "Sayın Hristofyas ile çok faydalı bir görüşme yaptık. Bizi bilgilendirme inisiyatifini göstermesinden dolayı minnettarız. Sayın Talat ile 21 Mart'ta ve sonrasında yapacağı görüşme öncesinde Sayın Hristofyas'ın beklentilerini ve açıklamalarını büyük bir dikkatle dineldik" dedi.

Millet, "Biz, beş daimi üyenin BM'nin bir çözüme ulaşılması yönündeki çabalarına desteğimizi yineledik. Biz ayrıca Güvenlik Konseyi'nin iki lider arasında imzalanan 8 Temmuz mutabakatının uygulanmasına desteğimizi yineledik" diye konuştu.

Peter Millet, bu alanda ilerleme kaydedilmesini görmeyi beklediklerini, cuma günü ve sonrasında bir ivme oluşturulacağına inandıklarını ve liderlerden bu tür görüşmeleri gelecekte de beklediklerini söyledi.

5 daimi büyükelçinin Talat ile cuma gününden önce bir araya gelip gelmeyeceğinin sorulması üzerine Peter Millet, "Teyit edilmiş herhangi bir şey yok" dedi.

KIBRIS 19/03/08

 

Hristofyas’tan uzlaşma mesajı

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, yarın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la yapacağı görüşmenin öncesinde çözüm konusunda iyimser mesajlar verdi. Kıbrıs’ta statükonun devam etmemesi için uzlaşmanın şart olduğunu söyleyen Hristofyas, tek vatandaşlık bazında federal bir çözüme hazır olduklarını söyledi.

Lokmacı’yı açabiliriz
Hristofyas, dün Rum Yönetimi Başkanlık Sarayı’nda düzenlediği basın toplantısında, “Kıbrıs’ta çözüm istediğini” yineledi. Kıbrıs’ta iki bölgeli, tek vatandaşlık bazında federal bir çözüme hazır olduklarını açıklayan Rum lider, “Çözüme Kıbrıslıların varması gerektiğini” belirtti. Hristofyas, Lokmacı kapısının açılmasına da hazır olduklarını iddia ederek, “Talat hazırsa biz kapıyı açarız” diyerek topu Talat’a attı.
Rum lider, “Kıbrıs konusunda iki tarafın üstlendikleri yeni uğraşın, 8 Temmuz Anlaşması’nı hareket noktası olarak alması gerektiğini” söyledi. Eski Rum lider Tasos Papadopulos’un 8 Temmuz imzasına sadık kalacağını kaydeden Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın da imzasına sadık kalmasını istedi ve “Talat’a göre, 8 Temmuz Anlaşması’nın bugüne kadar yaşama geçmesine izin vermeyen engellerin ve sorunların neler olduğunu dikkatle dinlemeye hazır olduklarını” belirtti. Hristofyas, “Gecikme olmasını istemiyoruz. Zamanımız yok... Bu sefer başarmak zorundayız. Yeni bir başarısızlık halkımız için, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için felaket olacaktır” dedi.
Türkiye ile temas etme durumu olur ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile karşılaşırsa, sırtını dönmeyeceğini belirten Hristofyas, “Türkiye’ye sırtımı dönecek kadar güçlü değilim” diye konuştu.
Hristofyas’ın, Papadopulos’un aksine Talat’ı eleştiren cümleler kullanmaması ve Talat’a eleştirel yaklaşan soruları, “Bizi birbirimize kırdırmayın” diye geçiştirmesi dikkat çekti.

 MILLIYET 20/03/08

Duvarları açın

BEN ÖZGÜR BİR BİREYİM"... Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Türkiye'ye gittiği gibi Kıbrıs'a da gelebileceğine işaret ederek "Ben özgür bir bireyim. İstediğim yere giderim" dedi. Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak KKTC'ye gelen Roth dün Lefkoşa'nın Lokmacı ve Arasta bölgelerini gezdi. Gezisi sırasında basına kısa bir açıklama yapan Roth, bölgede karşılaştığı Rum gazetecinin sorularını da yanıtladı. Roth, daha sonra da Pile'de incelemelerde bulundu

"DUVARLARI AÇIN"... Kuzey ile Güney Kıbrıs'ı birbirinden ayıran duvarın bir an önce yıkılması temennisinde bulunan Roth, "2008'de yaşıyoruz ve bu duvar kabul edilebilir bir şey değil. İnsanları birbirinden ayıran duvarlar yıkılmalı. Umarım burada da bu duvar kalkar ve insanlar karşılıklı olarak birbirini ziyaret ederek rakı ve uzo içer" dedi. Bölge esnafının bu koşullarda iş yapmasının ve var olmasının imkânsız olduğunu sürekli olarak tekrarlayan Roth, kapalı bir iş yerinin tozlu camına parmağıyla "Open the wall" (Duvarları açın) diye yazdı

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Türkiye'ye gittiği gibi Kıbrıs'a da gelebileceğine işaret ederek "Ben özgür bir bireyim. İstediğim yere giderim" dedi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun davetlisi olarak KKTC'ye gelen Roth dün Lefkoşa'nın Lokmacı ve Arasta bölgelerini gezdi. Gezisi sırasında basına kısa bir açıklama yapan Roth, bölgede karşılaştığı Rum gazetecinin sorularını da yanıtladı. Roth, daha sonra da Pile'de incelemelerde bulundu.

Rum gazeteciye Kuzey Kıbrıs'ta gerçekleştirdiği temasları anlatan Roth, tanınmamış bir devlet olan KKTC'yi ziyaret ettiğine işaret edilmesi üzerine "Ben özgür bir bireyim. İstediğim yere giderim. Türkiye'ye gittiğim gibi buraya da gelebilirim. Globalleşen bir dünyada bu gibi ziyaretler çok normal" dedi.

"Duvar kabul edilebilir bir şey değil"

Roth, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, Lokmacı'nın kendisine Berlin duvarını hatırlattığını belirterek, Lokmacı bölgesinde Kuzey ile Güney Kıbrıs'ı birbirinden ayıran duvarın bir an önce yıkılması temennisinde bulundu. Roth, "2008'de yaşıyoruz ve bu duvar kabul edilebilir bir şey değil. İnsanları birbirinden ayıran duvarlar yıkılmalı. Umarım burada da bu duvar kalkar ve insanlar karşılıklı olarak birbirini ziyaret ederek rakı ve uzo içer" dedi.

Bölge esnafının bu koşullarda iş yapmasının ve var olmasının imkânsız olduğunu sürekli olarak tekrarlayan Roth, kapalı bir iş yerinin camına "Open the wall"(Duvarları açın) yazdı.

Herkesle el sıkışıp, sohbet etti

Bölge halkı ve esnafla, özellikle çocuklarla birebir sohbet edip, sorular soran ve bilgi alan Roth, Lokmacı esnafının kendisine ikram ettiği Türk kahvesini içti, Yağcıoğlu helvacısında kendisine sunulan helvanın da tadına baktı.

Esnafla zaman zaman İngilizce, zaman zaman da Türkçe konuşan Roth, karşılaştığı turistlerin hal hatırını da sordu.

Lokmacı bölgesinin ardından Büyükhan ve Belediye Pazarı'nı ziyaret eden Roth, özellikle Kıbrıs'a özgü el işleri, hediyelik eşya, yiyecek ve sebzeler hakkında bilgi aldı.

Bir dükkânda karşısına çıkan futbol takımları formalarına da büyük ilgi gösteren Roth, dünyaca ünlü futbol takımlarıyla birlikte Türkiye'nin büyük takımlarının isimlerini teker teker sayarak, bu konudaki bilgisini paylaştı. Roth, dükkân sahibinin kendisine hediye etmek istediği Beşiktaş formasını ise "Benim var" sözleriyle reddetti.

Yeşiller grubu da eşlik etti

Claudia Roth'a ziyaretinde Yeşiller Partisi'nin Türk kökenli Berlin milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney de eşlik etti.

CTP-BG Milletvekilleri Mustafa Yektaoğlu, Teberrüken Uluçay ve Nazım Beratlı ile Cumhuriyet Meclisi Özel Kalem Müdürü Burhan Eraslan da ziyaret sırasında Roth'u yalnız bırakmadı.

Claudia Roth dün ayrıca Pile köyünü ziyaret etti. Roth ve beraberindeki heyet yarın sabah KKTC'den ayrılacak.

Pile'yi de ziyaret etti

Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth, Türk ve Rumların karma yaşadıkları Pile köyünü ziyaret etti.

Pile'deki incelemelerinin ardından da tüm farklılıklara rağmen ileri bakılması gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde temaslarda bulunan Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, dün Lokmacı Kapısı ve Arasta bölgesini ziyaretinin ardından Pile'de incelemelerde bulundu.

Pile'de ilk olarak Pile Türk Muhtarlığı, ardından da Rum Muhtarlığını ziyaret eden Roth, Pile Türk Muhtarı Nejdet Ermetal ve Rum Muhtar Vekili Stavros Stavru ile Türk ve Rumların bölgede bir arada nasıl yaşadıkları hakkında görüş alış-verişinde bulundu.

Claudia Roth daha sonra Birleşmiş Milletler Sivil Polis 4'üncü Bölge Müdürlük Binası'na giderek buradaki Karakol Sorumlusu Jerry Coonnt'dan görevleri hakkında bilgi aldı.

BRT'ye Pile ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Roth, kendisinde olumlu bir izlenim oluştuğunu belirtti ve tüm farklılıklara rağmen ileri bakılması gerektiğini vurguladı.

Claudia Roth, sorunların en kısa sürede halledilmesi gerektiğine de dikkati çekerek, "İki liderin kısa bir süre sonra bir araya geleceğini düşünürsek, bunun Kıbrıs'taki çözüm için bir başlangıç olmasını dilerim" dedi.

Roth ve beraberindekiler bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden ayrılıyor.

KIBRIS 20/03/08

8 Temmuz üzerinde fazla durulmadı

BÜYÜKELÇİLER KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM PEŞİNDE... Cumhurbaşkanı Talat'ın büyükelçilerle görüşmesinde, ayrıntılı bir şekilde Kıbrıs sorunuyla ilgili tutumunu izah ettiğini belirten Erçakıca, "Büyükelçiler ülkelerinin Kıbrıs sorununda kapsamlı bir çözüm peşinde olduğunu dile getirdiler. Cuma günkü görüşmenin de kapsamlı müzakerelerin başlaması için bir başlangıç olmasını dilediler" dedi. Rum basınında yer alan "BM Güvenlik Konseyi Daimi üyeleri Cumhurbaşkanı Talat'a 8 Temmuz süreci konusunda baskı yapacağı" iddialarının sorulması üzerine Erçakıca, "Böyle bir şey olmadı. 8 Temmuz süreci bu görüşmede gereğinden fazla yer tutmadı" yanıtını verdi

SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİYLE YAPILAN GÖRÜŞMEYE DP'DEN KATILIM OLMADI... Cumhurbaşkanı Talat, Rum lideri Dimitris Hristofyas'la yarın yapacağı görüşme hazırlıkları çerçevesinde, dün, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin temsilcileriyle de görüştü. Cumhurbaşkanlığı'nda saat 16.30'da başlayan ve 1 saat 15 dakika süren görüşmeye Demokrat Parti'den katılım olmadı. Toplantıya katılan partilerin başkan veya temsilcileri görüşmeden sonra basına açıklamalarda bulundu

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas'la yarın yapacağı görüşmeye hazırlanıyor.

Cumhurbaşkanı dün BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi 5 ülkenin Lefkoşa'daki büyükelçileriyle görüştü, daha sonra

da mecliste temsil edilen siyasi partilerin temsilcileriyle bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, görüşmeyle ilgili yaptığı kısa açıklamada, "8 Temmuz süreci, görüşmede, gereğinden fazla yer tutmadı" dedi.

Cumhurbaşkanlığı'nda gerçekleşen görüşmeye ABD Büyükelçisi Ronald Schlicher, İngiltere Büyükelçisi Peter Millet, Fransa Büyükelçisi Nickolas Galey, Rusya Büyükelçisi Andrei Nesterenko ve Çin Büyükelçisi Zhao Yali katıldı.

Yaklaşık 1.5 saat süren görüşme sonrasında büyükelçiler basının ısrarlı sorularını yanıtsız bıraktı. Basın mensupları toplantıyla ilgili kısa bir açıklamayı Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca'dan aldı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca açıklamasında, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi 5 ülke büyükelçisinin cuma günkü görüşme öncesinde Türk tarafının tutumunu öğrenmek istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da ayrıntılı bir şekilde Kıbrıs sorunuyla ilgili tutumunu izah ettiğini kaydeden Erçakıca, "Büyükelçiler ülkelerinin Kıbrıs sorununda kapsamlı bir çözüm peşinde olduğunu dile getirdiler. Cuma günkü görüşmenin de kapsamlı müzakerelerin başlaması için bir başlangıç olmasını dilediler" dedi.

Rum basınında yer alan "BM Güvenlik Konseyi Daimi üyeleri Cumhurbaşkanı Talat'a 8 Temmuz süreci konusunda baskı yapacağı" iddialarının sorulması üzerine Erçakıca, "Böyle bir şey olmadı. 8 Temmuz süreci bu görüşmede gereğinden fazla yer tutmadı" yanıtını verdi.

Erçakıca, büyükelçilerin daha çok cuma günkü görüşmeden sonra kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlayıp başlamayacağı veya nasıl başlayacağı şeklinde sorular yönelttiğini kaydetti.

Siyası parti temsilcileriyle görüşme

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum lideri Dimitris Hristofyas'la yarın yapacağı görüşme hazırlıkları çerçevesinde, dün, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin temsilcileriyle de görüştü.

Cumhurbaşkanlığı'nda saat 16.30'da başlayan ve 1 saat 15 dakika süren görüşmeye Demokrat Parti'den katılım olmadı. Toplantıya katılan partilerin başkan veya temsilcileri görüşmeden sonra basına açıklamalarda bulundu.

Çakıcı:Taraflar birbirinden çok uzak

İlk açıklamayı yapan Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, toplantıda, iki lider arasında yer alacak görüşmede üzerinde durulması gereken noktaları ortaya koyduklarını kaydetti.

Yapılacak görüşmelerin iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon üzerinde olması gerektiğini belirten Çakıcı, edinilen izlenimlere göre yapılacak ilk görüşmede çözüm vizyonunun ele alınacağının anlaşıldığını söyledi.

Tarafların şu anda birbirinden çok uzak olduğu görüşünü ifade eden Çakıcı, Kıbrıs Türk tarafının Annan Planı zemininde görüşmek, Kıbrıs Rum tarafının ise "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni ileriye taşımayı hedefleyen bir zeminde görüşmek istediğini kaydetti.

Çakıcı, "Çözüm için tarafların karşılıklı adımlar atması gerekir" dedi. Çakıcı, taraflar karşılıklı adımlar atmadığı takdirde görüşme sürecinde bir sonuç çıkmayacağı görüşünü dile getirdi.

"Kıbrıs Türkü Maronit gibi

azınlıklara benzemiyor"

Kıbrıs Türklerinin Maronit gibi azınlıklara benzemediğini, Kıbrıs Türklerinin 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin siyasi eşit ortağı olduğunu ve masaya ortak sıfatıyla oturulması gerektiğini kaydeden Çakıcı, ortada, Kıbrıs Türlerinin 1960'ta kazanılan toplumsal hakları, 1977-79 doruk anlaşmalarında elde edilen iki kesimlilik ve BM süreçlerinde oluşturulan Annan Planının bulunduğunu ifade etti.

"Mutfağın Kıbrıs'ta kurulaması gerektiğini" de dile getiren Çakıcı, "Kıbrıs Türk halkı taraf olmalıdır aksi takdirde bundan başkalarının istediği sonuçlar ortaya çıkar" dedi.

Çavuşoğlu: Endişe ve tereddütlerimizi ortaya koyduk

Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Nazım Çavuşoğlu ise, toplantıda endişe ve tereddütlerini ortaya koyduklarını kaydetti.

Kıbrıs Rum Lideri Hristofyas'ın yaptığı açıklamaların umut verici olamamasına rağmen, Cuma günkü toplantının görüşme sürecinin bir parçası olduğunu ve kimliklerin deşifre edilmesi açısından önemli olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, "Görüşme sürecinin başlaması noktasında, olumlu yaklaşıyoruz ama temkinli yaklaşıyoruz" dedi. Rum tarafının zihniyetinde iyiye doğru bir değişim olduğu kanaatinde olmadıklarını ifade eden Çavuşoğlu, sürecin davranışların somutlaşması açısından önemli olduğunu dile getirdi.

Süreçten çok bir beklentileri olamadığını kaydeden Çavuşoğlu, Kıbrıs Türklerinin kimliğinin yıpratılmayacağı ve hassasiyetlerini gözetecek bir sürece olumlu yaklaşacaklarını belirtti.

Özçelik: Türkiye ile birlikte ortaya

konan parametreler temelinde barış

Özgürlük ve Reform Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Özçelik de, Türkiye ile birlikte ortaya konan parametreler temelinde kurulacak bir barıştan yana olduklarını belirterek, liderlerin yapacağı görüşmede, iki halkı refaha taşıyacak bir barışın başlangıcının yapılmasını ümit ettiklerini kaydetti.

Özçelik, görüş ve düşüncelerin yarın yapılacak iki liderin görüşmesinden sonra aktarılmasından yana olduklarını da ifade etti.

Kalyoncu: Görüşmede olumlu

bir sonuç çıkmasını bekliyoruz

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Bileşik Güçler Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu ise, verilen sinyallerin, görüşmenin olumlu geçeceği yönünde olduğunu kaydederek, Talat'ın masaya Kıbrıs sorununa adil ve erken bir çözüm bulunması hedefiyle gideceği yönde açıklamalarda bulunduğuna işaret etti.

"İlk görüşmeden olumlu bir netice çıkmasını beklediklerini" belirten Kalyoncu, "Hristofyas'ın çizdiği çizgi böyle bir sonuç çıkacağını gösteriyor" dedi.

İki liderin görüşmesinde Kıbrıs sorununun ele nasıl alınacağı üzerinde durulacağının anlaşıldığını söyleyen Kalyoncu, görüşme sonrasında Kıbrıs sorununun çözüme doğru yol alacağı görüşünde olduğunu belirtti.

KIBRIS 20/03/08

Hareket noktamız 8 Temmuz

BULUŞMA ARAŞTIRMA NİTELİKLİ... 21 Mart buluşmasının araştırma niteliğine sahip olduğunu ve bu buluşmada her toplumun Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin niyetlerinin ve tezlerinin işaretlerini sunacağını söyleyen Hristofyas, Rum tarafının tezinin, "Kıbrıs konusunda iki tarafın üstlendikleri yeni uğraşın, 8 Temmuz anlaşmasını hareket noktası olarak alması gerektiği" yönünde olduğunu belirtti ve "Bu 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ötesinde, Kıbrıslı iki toplum arasında var olan yegane anlaşmadır. Bu anlaşma BM Güvenlik Konseyi ve AB tarafından da desteklenmektedir" dedi

KIBRIS İŞLERİNE KARIŞILMASIN... Rum lider Hristofyas, federal bir birleşme ve adadaki her vatandaşın insan haklarına saygı gösterilmesini istediklerini belirterek, "İster anavatan denilsin ister üvey anavatan, bu insanların Kıbrıs işlerine karışmasını istemiyoruz. Biz Kıbrıslılar olgun insanlarız. AB yurttaşlarıyız. Farklılıklara saygı duyan bir toplumun üyesiyiz" dedi

Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas, Rum tarafının tezinin, "Kıbrıs konusunda iki tarafın üstlendikleri yeni uğraşın, 8 Temmuz anlaşmasını hareket noktası olarak alması gerektiği" yönünde olduğunu açıkladı.

Hristofyas, dün, Rum yönetimi başkanlık sarayında düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a göre, 8 Temmuz anlaşmasının bugüne kadar yaşama geçmesine izin vermeyen engellerin ve sorunların neler olduğunu dikkatle dinlemeye hazır olduklarını kaydederek, "Gecikmeler kaydedilmesini istemiyoruz. Zamanımız yok... Bu sefer başarmak zorundayız. Yeni bir başarısızlık halkımız için, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için felaket olacaktır" dedi.

Hristofyas, Türkiye ile temas etme durumu olur ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile karşılaşırsa sırtını dönmeyeceğini belirterek, "Türkiye'ye sırtımı dönecek kadar güçlü değilim" diye

konuştu.

Basın toplantısı olumlu atmosferde geçti

Hristofyas'ın basın toplantısında, Başkanlık Sarayı'nda geçtiğimiz yıllardakinin aksine olumlu atmosfer dikkati çekti. Başkanlık Sarayı'nın bulunduğu bölgeye girişten itibaren Türk gazetecilere yardımcı olundu. Geçtiğimiz yıllarda hiç yapılmamış bir uygulamayla basın toplantısında anında Türkçe ve İngilizce'ye çeviri yapıldı. Toplantıya, Rum basının yanında, KKTC ve TC basınından kalabalık bir gazeteci grubu ilgi gösterdi. Rum lider, salona geldiğinde dolaşarak tüm basın mensuplarının tek tek elini sıktı.

Basın toplantısında, Başkan Hristofyas'ın yanında oturan Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, kısa bir sunuş konuşması yaptı. Basın toplantısına bazı bakanlar da katıldı.

"Düşmanca beyanlar vermeyeceğim, bu mazoşistçe olur"

Hristofyas, basın toplantısı sırasında, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın açıklamalarına yönelik iki ayrı soruya tepkisel yanıtlar vererek, "Ben düşmanca beyanlar vermek istemiyorum, niye çıkıp sayın Talat'ı suçlamamı istiyorsunuz. Görüşmeye iki gün kala Talat olumsuz davranıyor diye açıklamalar yapmayacağım, bu mazoşistçe olur" dedi.

Rum lider, Cuma günkü görüşmede, iki taraftan basına yapılan açıklamalar konusunda, "moratoryum" ilanı konusunun ele alınmasını isteyeceğini bildirdi.

Konuşmasına Rumca, Türkçe ve İngilizce olarak "Hoşgeldiniz" diyerek başlayan Hristofyas, seçimlerin hemen ardından, bu kadar kısa bir sürede iki toplum liderinin Cuma günü bir araya gelecek olmasından memnuniyet duyduğunu kaydetti.

21 Mart buluşmasının araştırma niteliğine sahip olduğunu ve bu buluşmada her toplumun Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin niyetlerinin ve tezlerinin işaretlerini sunacağını söyleyen Hristofyas, Rum tarafının tezinin, "Kıbrıs konusunda iki tarafın üstlendikleri yeni uğraşın, 8 Temmuz anlaşmasını hareket noktası olarak alması gerektiği" yönünde olduğunu belirtti ve "Bu 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları ötesinde, Kıbrıslı iki toplum arasında var olan yegane anlaşmadır. Bu anlaşma BM Güvenlik Konseyi ve AB tarafından da desteklenmektedir" dedi.

8 Temmuz anlaşmasına eski Rum lider Tasos Papadopulos'un attığı imzayı onurlandıracaklarını belirten Hristofyas, ileriye doğru ilerlenebilmesi için, Talat'ın da anlaşmanın altındaki kendi imzasını onurlandırmasını beklediklerini söyledi.

Gecikme istemediklerini, zaman olmadığını dile getirip aynı zamanda, ilerleme sağlanmasına izin verecek uygun hazırlıklar olmaksızın, aceleyle hareket etmenin de üretken olmayacağına inandıklarını belirten Hristofyas, "Bu sefer başarmak zorundayız. Yeni bir başarısızlık halkımız için, Kıbrıslı Rumlar için, Kıbrıslı Türkler için felaket olacaktır" diye konuştu.

Kıbrıs sorununun karmaşık ve zor bir sorun olduğunu kaydeden Hristofyas, çözüm için iki tarafın da işbirliği ve iyi niyetinin gerekli olduğunu ifade etti.

"Çözüm zemini mevcut"

Üzerinde çalışılabilecek ve çalışılması gereken çözüm zemininin mevcut olduğunu ileri süren Hristofyas, bunun iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünü öngören Doruk Anlaşmaları ve BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs ile ilgili kararları, uluslararası hukukun ve Avrupa hukukunun ilkeleri olduğunu savundu.

Hristofyas, bu zemin ile bağdaşmayan tezlere yapışıp kalmanın, "Kıbrıslı iki toplumun" liderleri arasında ilk buluşma öncesinde gerekli siyasi atmosferin yaratılmasına yardımcı olmayacağını, sürekli olarak geçmişe, yapıcı ve üretken olmayan tezlere dönülmemesi, ileriye doğru bakılması gerektiğini belirtti.

Çözümün yaşayabilir ve adil olması için bizzat "Kıbrıslılar" tarafından anlaşmaya varılması gerektiğini kaydeden Dimitris Hristofyas, son yılların olumsuz deneyimlerinin ardından uluslararası faktörün bu tezi dile getirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki ortaklığın, Zürih ve Londra anlaşmalarının sonucu olarak 1960'tan bu yana bulunduğunu; ancak bu ortaklığın işlemediğini belirten Hristofyas, bunda iki toplumun da ve yabancı müdahalelerin de sorumluluğu bulunduğunu söyledi.

Hristofyas, Rum tarafının, iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon yaratılması için uzlaşmayı onurlandırmaya hazırlandığını savunarak, "Türkiye'nin Kıbrıs'a askeri müdahalesinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin topraklarının büyük bir kesimini işgalinin yarattığı koşullara karşı koymak için" uzlaşmanın zorunlu olduğunu iddia etti.

"BM'nin belirttiği siyasal eşitliği kabul ediyoruz"

Hristofyas, "ortaklığın yenilenmesini" ve üniter, iki toplumlu Kıbrıs devletinin tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve tek uluslararası kimliği olan, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin, Maronitler ve Ermeniler de dahil "bütün halkın" insan haklarının ve temel özgürlüklerinin saygı göreceği ve güvence altında olacağı iki bölgeli, iki toplumlu federal bir devlete geçişini kabul ettiklerini kaydetti.

Hristofyas, "Birleşmiş Milletler örgütünün ilgili kararlarında belirtildiği şekilde, siyasal eşitliği kabul ediyoruz" dedi.

21 Mart buluşmasına iyi niyetle ve "sıkı çalışmaya hazır olarak" katıldıklarını ifade eden Hristofyas, statükonun devamının ne Kıbrıslı Rumların, ne de Kıbrıslı Türklerin yararına olduğunu belirtti ve "Kimsenin yararına değildir" ifadesini kullandı. Hristofyas, şöyle devam etti:

"Eğer her şeyden önce Kıbrıslılar olarak davranırsak ve ortak vatanımızın iyiliği için çalışırsak, o zaman Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslıların çıkarları lehine bir çözüme ulaşma ihtimallerinin en üst noktaya varacağına inanıyoruz."

Lokmacı Kapısı'nın açılmasında ilerlemeye hazır olduklarını kaydeden Hristofyas, aynı zamanda tezlerinin mümkün olan en hızlı biçimde Yeşilırmak'daki barikatın açılması için bütün düzenlemelerin yapılması olduğunu söyledi.

Hristofyas, barikatların açılmasının Kıbrıs sorununda çözümü teşkil etmediğini, ancak Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin iletişiminde ve aralarında güvenin gelişmesinde yardımcı olduğunu kaydetti.

Sorular

Soruları da yanıtlayan Rum lider, Türkiye'de AKP'nin kapatılması davasıyla ilgili girişimler konusundaki bir soruya verdiği yanıtta, Kıbrıs konusunun Türkiye'deki gelişmeler üzerinde olumlu rol oynamasını, ayrıca Türkiye'nin AB'ye ve "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne yükümlülüklerini yerine getirmesini dilediğini belirterek, Türkiye'de savcılığın, halen görevde olan liderlerin siyasi yaşamlarını etkileyecek bir durumu ortaya koymasından büyük üzüntü duyduğunu kaydetti. Hristofyas, "Biz kendimizi Türk halkından ayırmıyoruz. Bizler Türk demokrasisinin işlemesini isteyen insanlarız" dedi. Hristofyas, Türkiye'deki bazı güçlerin, Kıbrıs'ta çözüme yardımcı olmadıklarını da öne sürdü.

Hristofyas, Japon televizyonundan bir gazetecinin, "Zaten ülkenizde refah ve demokrasi var, çözümden ne bekliyorsunuz" şeklindeki sorusu üzerine, bunun refahın ötesinde "vatan" ile ilgili bir soru olduğunu belirtti. Rum lider, adanın bir bölümünde AB müktesebatının da uygulanmadığını ifade ederek, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin iradesinin de adanın bu bölümünde uygulanamadığını belirtti.

Hristofyas, federal bir birleşme ve adadaki her vatandaşın insan haklarına saygı gösterilmesini istediklerini belirterek, "İster anavatan denilsin ister üvey anavatan, bu insanların Kıbrıs işlerine karışmasını istemiyoruz. Biz Kıbrıslılar olgun insanlarız. AB yurttaşlarıyız. Farklılıklara saygı duyan bir toplumun üyesiyiz" dedi.

Rum lider, "Boğucu olduğu için mi takvimleme istemiyorsunuz?" sorusu üzerineyse, üç yıl önce dar, boğucu, şantajcı takvimler yaşadıklarını belirterek, nereye varıldığının ortada bulunduğunu, "iki toplumun ruhlarındaki mesafenin uzadığını" kaydetti.

Herkesin soluk almaya ihtiyacı bulunduğunu dile getiren Hristofyas, öte yandan zaman kaybı da olmaması gerektiğini söyledi. Hristofyas, görüşmelerin başlama tarihi ve sonuca ulaşılmasına ilişkin bir soru üzerine, 8 Temmuz anlaşmasında, en kısa zamanda verimli sonuçlara ulaşmak için çalışılmasının ifade edildiğini kaydederek, Cuma günü yapılacak toplantı öncesinde peşin hüküm vermek istemediğini vurguladı.

Hristofyas, kaçak göçmen konusu üzerindeki bir soruya karşılık, bunun iki tarafın ortak sorunu olduğunu, hükümetin 8-10 gün önce kurulduğunu, herşeyin hemen çözüme kavuşturulmasının beklenmemesi gerektiğini söyledi.

İki toplumlu iki bölgeli federasyon tezinin darbe ve "işgalin" ardından ortaya çıktığını savunan Hristofyas, "Talat'ın hedefi yasadışı devletin tanınması için zaman kazanmak mı?" şeklindeki soruyu soran Rum muhabire, tepkisel yanıt vererek, "Ben düşmanca yanıt vermek istemiyorum. Çıkıp Sayın Talat'ı suçlamamı mı istiyorsunuz. Bizim çabamız ortak dili bulmak" dedi.

Hristofyas, Cuma günkü görüşmede Cumhurbaşkanı Talat'ın 8 Temmuz anlaşmasını "onurlandırmaması" halinde başka bir formül düşünüp düşünmediğine ilişkin bir soru üzerine, "Elbette var olan düşüncelere göre adım atılacak, ancak sizin yine çıkıp benden Sayın Talat olumsuz davranacak diye açıklamalar yapmamı istiyorsunuz, bu mazoşistçe olur" ifadelerini kullandı.

Türk tarafının iyi niyet göstermesini, AB'nin destekleyici yardımlarda bulunmasını istediklerini söyleyen Hristofyas, ancak, Kıbrıs sorununun BM'de çözülecek bir sorun olduğunu vurguladı.

Hristofyas, "Zaten AB de bu sorunu ele almak istemiyor. AB sorunu değil bu sorun" dedi. Rum lider, "pek çok şeyin Ankara'ya bağlı olduğu" belirtilerek, "Ankara ile temasa hazır mısınız" şeklinde bir soru gelmesi üzerine, Meclis Başkanlığı döneminde, TBMM eski Başkanı Bülent Arınç ile pek çok kez dostça görüşme fırsatı bulduklarını, hatta başkan seçildikten sonra da ondan tebrik mesajı aldığını belirtti.

Hristofyas, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile karşılaşması halinde ona "sırtını dönmeyeceğini" de belirterek, "Türkiye'ye sırtımı dönecek kadar güçlü değilim" dedi.

KIBRIS 20/03/08

Görüşmeler, Annan Planı zemininde kalınan yerden devam etmeli

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ve AB ülkelerine 6-7 Mart'ta gönderdiği mektupta, Annan Planı'nın Kıbrıs'ta yeni görüşmelerde temel alınmasını istedi.

Erdoğan, 6 Mart'ta Ban Ki-Moon ve 7 Mart'ta Kıbrıs Rum kesimi hariç AB üyesi ülkelere gönderdiği mektupta, adanın yeniden birleştirilmesine yönelik yeni görüşmelerin, BM tarafından hazırlanan ve soruna kapsamlı çözüm öngören Annan Planı'nın zemininde, 2004 ilkbaharında kalınan yerden devam etmesi görüşünü dile getirdi.

Mektupta, 24 Nisan 2004'te KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde eş zamanlı olarak referanduma sunulan, Kıbrıslı Türklerin yüzde 64 oranında "Evet" dediği, Rumların ise yüzde 75 çoğunlukla reddettiği Annan Planına atıfta bulunan Başbakan Erdoğan, "uluslararası toplumda iyimserliğin geri dönüşünden" memnuniyet duyduğunu, diğer yandan 2008 yılının "adil, küresel ve sürekli çözüme ulaşmak için yeni bir fırsat sunmasını" ümit ettiğini belirtti.

AB ülkelerine, Rumları adadaki iki halka ve bölgeye barış ve istikrar getirecek bir çözüm bulmaya teşvik etmesi çağrısında bulunan Erdoğan, "KKTC halkına dayatılan haksız izolasyonların kaldırılmasının topyekun çözüm bulmaya da katkıda bulunacağına kesinlikle inandığını" ifade ederek, Avrupalıları, bu konudaki taahhütlerini yerine getirmek için "somut adımlar" atmaya çağırdı.

Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın BM Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri ABD, Rusya ve Çin'e de benzer mektuplar gönderdiği öğrenildi.

KIBRIS 20/03/08

This time we must succeed’
By Stefanos Evripidou

PRESIDENT Demetris Christofias yesterday said he was taking good will, an open mind and a readiness to work hard into tomorrow’s meeting with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, the first of the two in their capacity as community leaders.
“We will attend the meeting of March 21 with good will and ready for hard work,” he said, noting that the status quo was not to the benefit of anybody.

The President emphasised that there was a gap between the two communities that had to be filled before the status quo on the island was consolidated and became permanent. There was no time for delays, he said, warning, however, that progress could only be achieved with the necessary preparation.

“This time we must succeed. A new failure will be devastating for the future of our people, Greek Cypriots and Turkish Cypriots,” he said.

He summed up the government’s position, saying that a new Cyprus effort should have as its starting point the UN-brokered agreement of July 8, 2006, since this was the only agreement that exists between the two Cypriot communities, apart from the High Level Agreements of 1977 and 1979 and which enjoys the support of both the Security Council and the European Union.

Christofias highlighted that it was not up to the EU to solve the Cyprus problem but the Cypriots themselves.

“We are Cypriots, this is our homeland. We will determine our fate,” he said, noting that if “if we act first and foremost as Cypriots and work for the benefit of our common homeland” the chances of reaching a solution in the interests of all Cypriots would be maximised.

Christofias also called for a final solution to distance itself from all outside interference, in a reference to the Treaty of Guarantee which gave Britain, Greece and Turkey intervention rights in Cyprus.

“Cypriots are not that immature that they need to be taken by the hand, and punished when they do something wrong… This situation has to be stopped. We are a mature people, we are EU citizens,” he said, adding that respect for diversity was a main feature of the EU.

He expressed his satisfaction that the meeting between the two leaders had been arranged so soon after his election. He said the meeting would be of an “exploratory nature”.

Political observers expressed doubts as to whether the meeting would bear any fruit following weeks of public statements made by the two leaders regarding the substance of talks.

Talat spoke of two people, two states, the need for the virgin birth of a new state and that new talks must start from the Annan plan, rejected by Greek Cypriots in 2004.

Christofias talked of removing all Turkish troops out of Cyprus while laying down the demand that talks begin from the July 8 Agreement, also known as the Gambari Process.

Yesterday, Christofias sought to play down the negative climate, advising a moratorium on public comments to avoid provocative stances, “otherwise we won’t reach any outcome”.

“My advice to Mr Talat is for self-restraint… there were public statements made that were a great challenge for me,” he said.

When challenged that his own position on the July 8 Agreement was a public statement, the President insisted he did not set any conditions for talks. The July 8 Agreement was the last signed document by the two community leaders, making it the obvious starting point, he noted.

“We shall honour the signature of my predecessor, the former President of the Republic of Cyprus Tassos Papadopoulos,” said Christofias, adding he expected that Talat would also honour his own signature on the agreement “so that we can move forward”.

Christofias recognised that the Agreement had brought deadlock between the two communities and was ready to discuss “with an open mind” how best to bring about its implementation. He vowed to “listen carefully” to what Talat had to say about the problems and obstacles to its implementation.

Asked to comment on Talat’s insistence on using the Annan plan as a basis for talks, Christofias said: “I have an interpersonal relationship with Mr Talat”, adding that he would judge Talat by what he says in the meetings, not his public statements or his letter to the UN Secretary-General.

“If we disagree in the first meeting, we will arrange a second,” he added.

The President acknowledged that the Greek Cypriot community had to shoulder some of the responsibility for the failure of the 1960 partnership between the two communities.

He referred to his readiness to “honour the compromise for the creation of a bizonal, bicommunal federation,” which he described as necessary to overcome the Turkish occupation of a large part of the Republic of Cyprus.

“We accept the renewal of the partnership and the evolution of the unitary bicommunal state of Cyprus into a bizonal, bicommunal federal state.”

Christofias acknowledged that the Cypriot people had not been told what this evolution would mean exactly. “As AKEL we tried but the effect was not very consistent.”

On the opening of Ledra Street, the President said the government was ready to proceed but added that Limitis checkpoint should also be opened as early as possible to end the “agony” of the area’s inhabitants who are forced to drive 3-4 hours to Nicosia when it could take 50 minutes.

“The opening of Ledra will help to relieve the wounds in the hearts and souls of people,” he added.

Speaking to a host of reporters, local and international, Christofias spent over an hour yesterday answering questions from the media. A Turkish-speaking official was on hand to communicate with Turkish-speaking journalists arriving at the Presidential Palace, while a Presidential aide distributed his speech in English, Greek and Turkish. Two interpreters were also on hand, allowing journalists to ask questions in any of the three languages.

When one journalist working for a Washington newspaper quizzed him on his party’s communist rhetoric, Christofias replied: “We are agonising here over our divided land, not over communism or neo-liberal capitalism or the hegemony on humanity.”

Another Japanese journalist asked what more he wanted since the country was now a full EU member with a strong economy.

“I have not forgotten my homeland... the remainder where the acquis doesn’t apply, despite the will of many Turkish Cypriot compatriots. I don’t think many are happy with this situation. I want to see all citizens under a united federal Cyprus, and an end to dependence abroad whether in the shape of state guarantees or motherlands,” he replied.

Asked whether he was ready to speak with Turkish leader Tayyip Erdogan, he said: “I am not that powerful to turn my back on the Turkish leadership.”

Concluding, Christofias noted that his government had only been in power for 18 days. “We can’t solve everything at once. We need to fill the gap between people. We need good will, patience and tolerance.”

CYPRUS MAIL 20/03/08

Solution would be win-win for tourism
By Jean Christou

TOURISM bosses on both sides expect a win-win situation for the industry in the event of a Cyprus settlement, but until then are not interested in co-operating, a survey revealed yesterday.

Ninety-eight per cent of Turkish Cypriots saw a win-win situaiton, and 79 per cent of Greek Cypriots.

A continuation of the status quo would only lead to a lose-lose impact in both communities, the majorty on both sides believed; yet only 20 per cent of the Greek Cypriots polled said joint business activities were possible with their Turkish Cypriot counterparts.

Over 32 per cent said they were not interested, while 4.3 per cent said it would not be profitable.

Reasons for the lack of co-operation included ethical considerations and resentment towards current users of Greek Cypriot properties in the north.
Another 37 per cent of Greek Cypriots said the legal frameork did not exist for such co-operation. Around ten per cent already participate in such activities.

More than 60 per cent of Turkish Cypriots polled saw no possibility of co-operation as things stood but 38 per cent did. But again in the majority – some 80 per cent – Turkish Cypriots were not interested in co-operating with Greek Cypriots in this area while there was no Cyprus settlement.

Of those surveyed, only 20 per cent reported any kind of engagement with owners or managers of tourism establishments in the south. These mainly involved arranging visits and co-operating with tour guides or agencies.

The survey, which was conducted before the election of a new president and acknowledges that the mood may have changed, was carried out by a joint team of Greek and Turkish Cypriots academics and researchers under the auspices of the British High Commission.

Presented yesterday evening at Frederick University, it was designed to to answer the question: what happens to tourism in both parts of the island with or without a solution.

“Particularly in the south, there is widespread resentment over property previously owned by Greek Cypriots but currently used by Turkish Cypriots. Related to this fact, there is also a general reluctance to acknowledge the major investments that current users of properties in the north have undertaken to improve properties in order to enhance the final product on offer in the north,” the report said.

“Extensive education and reconciliation is required to overcome the widespread hostility which is likely to bar future co-operative projects in tourism between Greek and Turkish Cypriot businessmen.”

Turhan Beydagli, President of Cyprus Turkish Hoteliers’ Association who particpated in the research, said his association had been trying to develop relationships with the Cyprus Hotel Association (PASYXE) and the Cyprus Tourism Organisation (CTO), “but every effort was turned down by the Greek Cypriot administration since the Turkish Hoteliers’ Association is not accepted as a legitimate civil society in Cyprus,” he said.

Zacharias Ioannides, Director General of PASYXE, was quoted as saying that as long as the property question remained pending, “it would be difficult, if not impossible” to have a member of the Cyprus Hotel Association sit at the same table with someone who illegally operates a hotel unit in the occupied area owned by our member.”

A statement by the CTO included in the study said it believed a solution would have an positive impact on tourism, but only if the industry was brought under a single umbrella.

“We neither agree with separate tourism development efforts, nor with separate promotional efforts, nor with the existence of two separate tourism boards, nor with the development of competitive tendencies between what are today the free areas and what are the occupied areas,” the CTO said, adding that until a settlement was found, it would “continue to resist with all our strength the efforts of the authorities of the occupied areas to develop tourism on our enslaved land.”

CYPRUS MAIL 20/03/08

Kıbrıs'ta taraflar 3 ay içinde tekrar görüşecek



21 Mart, 2008 13:40:00 (TSİ)  CNN TURK

Bugün Ada'da buluşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, BM'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde 3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlanması ve en kısa sürede soruna çözüm bulunması konusunda anlaştı.

Talat ve Hristofyas'ın, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgahında yaptığı görüşme sona erdi.
 
3 saat 10 dakikalık görüşmenin ardından, iki liderin ortak açıklamasını okuyan Michael Möller, görüşmenin çok olumlu ve samimi bir atmosferde geçtiğini, iki liderin bir dizi konuda görüş alışverişinde bulunup, önemli derecede yakınlaşma sağladıklarını söyledi.
 
Liderler, bir dizi çalışma grubu ve teknik komitenin oluşturulması, gündemlerinin belirlenmesi ve bunların mümkün olan en hızlı biçimde yapılması için danışmanlarına, önümüzdeki hafta bir araya gelme talimatı verme kararı aldı.
 
Michael Möller, "liderlerin, çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarını gözden geçirmek ve bu çalışmaların sonuçlarını kullanarak, BM Genel Sekreteri'nin himayesi altında kapsamlı müzakerelere başlamak için 3 ay sonra bir araya gelme konusunda anlaştıklarını" belirtti.
 
Liderler, resmi müzakerelerin başlamasından önce, gerek duyulduğu zamanlarda da görüşme yapma konusunda uzlaştı.
 
Lokmacı sınır kapısı açılacak
 
Möller, Talat ve Hristofyas'ın, Lokmacı kapısının, teknik olarak mümkün olunca açılması ve diğer kapılardaki uygulamalara uyumlu olarak faaliyet göstermesi konusunda da anlaşmaya vardığını bildirdi.
 
Möller, Yeşilırmak kapısı ve diğer kapıların açılması konusunun da liderlerin
 
Bu sabahki görüşme başlamadan önce bir Türk gazetecinin, "İçeride 8 Temmuz Annan planı karışımı bir kahve mi, yoksa Brezilya kahvesi mi içeceksiniz" diye sorması üzerine Hristofyas, "İçeride Kıbrıs kahvesi içeceklerini" söylemişti.
 
Görüşmede, KKTC Cumhurbaşkanı Talat'a BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami, Hristofyas'a başkanlık komiseri Yorgos Yakovu eşlik etti.

Liderlerin açıklamaları
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile bugün yaptığı görüşmenin "yeni bir başlangıç ve yeni bir açılım" olduğunu ifade ederek, "İki lider olarak, Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesini istiyoruz" dedi.
 
Talat ve Hristofyas, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in Lefkoşa ara bölgedeki ikametgahında yaptığı ve 3 saati aşkın süren görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
Hristofyas, bir gazetecinin, "görüşmenin içerisinde herhangi birbaşarıdan söz edebilir miyiz?" sorusuna karşılık, Möller tarafından yapılan açıklamanın gayet net olduğunu belirterek, "Biz burada Kıbrıs kahvesi içtik' dedi.
 
Oluşturulmasına karar verilen komitelerle çalışma gruplarının ivedilikle çalışmalarına başlayacağını umduğunu kaydeden Hristofyas, "önümüzdeki üç ay içerisinde bu çalışmaların, müzakereler için kapsamlı diyaloğun oluşturulması açısından iyi kullanılacağını ümit ettiğini" söyledi.
 
"Biz, birlikte iyi niyet çerçevesinde çalışmalar yapma açısından iyi niyetliyiz ve bu irademizi beyan ettik" diyen Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile eski dost olduklarını, görüşmede "düşman olmayacaklarını" ifade ettiklerini belirtti.
 
"Yeni açılım, yeni başlangıç..."
 
Aynı soruya yanıt veren KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da teknik komiteler oluşturulması ve müzakerelerin başlaması konusunda uzlaştıklarını belirterek, "Kıbrıs sorununa çözüm bulma açısından yeni bir açılımdır, yeni bir başlangıçtır. Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesini istiyoruz, iki lider olarak" dedi.
 
"Doğrudan müzakerelerin nasıl başlayacağının" sorulması üzerine Talat, üç ay içerisinde, gündem çerçevesinde bir araya geleceklerini ve çalışmalarını kapsamlı hale getireceklerini ifade ederek, bu süre içerisinde yol haritasının belli olacağını bildirdi.
 
Talat, başka bir soruya karşılık, görüşmede prosedürü ele aldıklarını, belli temelleri ve belli temel parametreleri ele almadıklarını kaydetti.
 
Hristofyas da bir araya gelerek, görüşmelere devam edeceklerini ve iki lider arasında herhangi bir anlaşmazlık olmadığını dile getirerek, "Altını çizmek istiyorum ki biz iki lider olarak, herhangi bir anlaşmazlık olmadığının altını çizmek istiyoruz, iki liderin arasında. Herhangi bir anlaşmazlık yok. Bir araya geleceğiz ve önümüzdeki süreçte görüşmelere devam edeceğiz" dedi.
 
Cumhurbaşkanı Talat, bir soru üzerine, Kıbrıs sorununun çözümü için 2008 sonunun kendileri için önemli bir tarih olduğunu belirterek, bir an önce çözüm istediklerini söyledi.
 
Hristofyas da Kıbrıs sorununun 40 yıldır sürdüğüne ve bu sürenin uzun olduğuna işaret ederek, iki lider olarak bir an önce kapsamlı çözüme ulaşmayı umduklarını belirtti.

Türk-Yunan Forumu: "Cesaret bulduk"
 
Türk-Yunan Forumu, Mehmet Ali Talat ile Dimitiris Hritofyas arasında bugün yapılan görüşmede kaydedilen "özlü gelişmeyi memnuniyetle karşıladığını ve bu gelişmeden cesaret bulduğunu" açıkladı.
 
Forum'dan yapılan açıklamada, Türk Yunan Forumu ve forumun Kıbrıs bölümünün 20 ve 21 Mart'ta Lefkoşa'da toplandığı belirtildi.
 
Açıklamada, "Talat ve Hristofyas arasında bugün yapılan toplantıda kaydedilen özlü gelişmenin memnuniyetle karşılandığı" ifade edildi.
 
Açıklamada "Teknik komitelerin ve çalışma gruplarının faaliyete geçirilecek olmasını ve bu çalışmaların üç ay sonra iki lider tarafından gözden geçirilmesini müteakip BM himayesinde kapsamlı müzakerelere yol açacak olmasının da memnuniyetle karşılandığı" belirtildi.
 
Bu arada ABD'nin güney Lefkoşa Büyükelçiliği de, bugünkü görüşmenin "olumlu sonuçlarını" memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
 
ABD Büyükelçiliği'nin yazılı açıklamasında, liderlerin Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik olarak BM Genel Sekreteri'nin himayesinde sürdürdüğü çabaların başarıya ulaşması temennisinde bulunuldu.
 
Açıklamada, "liderlerin, çalışma grupları ve komiteler oluşturulması konusunda çalışma yapılması hususunda anlaşması ve resmi müzakereler başlamadan önce gerek görüldüğü zamanlarda biraraya gelme yönündeki istekliliğinin gelişme vaat ettiği" belirtildi.
 
ABD karardan memnun
 
ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasındaki "olumlu görüşme haberlerini" memnuniyetle karşıladığını duyurdu.
 
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack yaptığı yazılı açıklamada, "Kıbrıs Cumhuriyeti (Kıbrıs Rum Kesimi) Başkanı Dimitris Hristofyas ile Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat (KKTC Cumhurbaşkanı) arasında bugün gerçekleşen olumlu görüşme haberlerini memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.
 
McCormack açıklamasında, 40 yıldan sonra, Lefkoşa'da iki bölge arasında geçiş imkanı sağlayan Ledra sokağın yeniden açılması yönünde liderlerin anlaşmaya varmasını kutladıklarını da kaydetti.
 
McCormack, bu tür adımların, taraflar arasında güveni inşa etmede ve kapsamlı bir çözüm yönünde ilerleme sağlamada yardımcı olacağını belirtti.
 
Olli Rehn'den övgü
 
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn de, Talat ve Hristofyas görüşmesinde 3 ay sonra BM gözetiminde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma konusunda uzlaşmalarını övgüye değer buldu.
 
Rehn, yaptığı yazılı açıklamada, Talat-Hristofyas görüşmesini memnuniyetle karşıladığını belirterek, AB'nin tarafları ve kapsamlı çözüm müzakerelerini desteklemeye hazır olduğunu bildirdi.
 
8 Temmuz Anlaşması
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve dönemin Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin eski yardımcısı İbrahim Gambari'nin başkanlığında 8 Temmuz 2006'da Lefkoşa ara bölgede yaptıkları görüşmede, "kararlar" ve "ilkeler" anlaşması yapmıştı.
 
8 Temmuz Anlaşması veya "Gambari Süreci" olarak da bilinen anlaşma, iki taraf arasındaki gündelik sorunların görüşülerek halledilmesi için teknik komiteler kurulmasını, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların ele alınması için de çalışma grupları oluşturulmasını öngörüyordu.
 
Papadopulos'un, Kıbrıs sorununun çözümünü zamana yayma taktiği nedeniyle 8 Temmuz Anlaşması uygulamaya geçirilmedi.
 
Görüşmeler 4 yıldır tıkalı
 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Rum kesimi tarafları "bu kez çözüm şart" dese de Talat-Hristofyas buluşmasının 4 yıldır tıkanan görüşmeleri yeni bir döneme taşıyacağını söylemek zor. Zira, Kıbrıs adı neredeyse çözümsüzlükle eşanlamlı.
 
Kıbrıs, Rumların 1960 Anayasası'nı ihlalleri ve 1974'teki barış harekatından bu yana çözülemeyen bir sorun.
 
Ada'daki son barış girişimi Birleşmiş Milletler sponsorluğunda 2002'de başlamış, 24 Nisan 2004'teki referandumda Rumların Annan Planı'na "hayır" demesiyle son bulmuştu.
 
Eski Birleşmeş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 'Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti' kurulmasını öngören planının ana hatları şöyleydi:
 
* İki kurucu devlet ortak bir devlet oluşturacak
* Tek bayrak, tek milli marş ve tek yurttaşlık olacak
* Sembolik dönüşümlü devlet başkanlığı olacak
* Ada büyük ölçüde silahsızlandırılacak
* Garantör devletler olarak Ada'da bulunan Yunanistan ve Türkiye'nin askeri güçleri minimum seviyeye indirilecek
 
Rumlar planı reddetmişti
 
Plana Kıbrıslı Türkler yüzde 64 oranında "evet" demiş,  Rumların yüzde 75'i ise planı reddetmişti. Böylece tıkanan çözüm sürecini Rum tarafının 1 Mayıs 2004'te  Avrupa Birliği'ne katılımı izledi.
 
Plana "evet" diyen Türk tarafına ise izolasyonların kaldırılacağı sözü verildi. Ancak bu sözler tutulmadı, artık AB üyesi olan Kıbrıs Rum kesimi Türkiye'nin AB üyeliği önüne de bir engel olarak çıktı.
 
Ada'da, referandumdan sonra donan süreci canlandırmak için girişimler de sonuçsuz kaldı. En dikkat çekici adım BM Özel Temsilcisi İbrahim Gambari'nin girişimi oldu.
 
8 Temmuz 2006'da yapılan Talat-Papadopulos görüşmesinde iki lider "Kıbrıs sorunu bu şekilde devam edemez" dedi.
 
Zirvede Türk tarafının talebi olarak, "kaçak göç ve kuş gribi gibi gündelik konularda işbirliğini kolaylaştıracak komiteler kurulması", Rum tarafının talebi olarak ise "Kıbrıs sorununu ilgilendiren konuların ele alınacağı teknik komiteler oluşturulması" kararları alındı.
 
Ancak 8 Temmuz belgesi de hayata geçirilemedi. Talat ve Papadopulos bir daha masaya oturmadı.

Kıbrıs’ta yeni bir umut mu?

KIBRIS Rum Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas ile KKTC lideri Mehmet Ali Talat’ın bugün yapacağı görüşmeden bir sonuç bekleyebilir miyiz?
Lefkoşa’da gerçekleşecek olan bu zirve, yıllardan beri yapılan sayısız toplantıdan biri. Şimdiye kadar her görüşmeden önce, bu soru sorulur, yetkililerden aynı basmakalıp “ihtiyatlı iyimserlik” yanıtı alınır... Ve çoğu zaman da, sonunda bütün umutlar suya düşer!
Bu kez farklı olabilir mi?
Bu zirvenin bir özelliği, aktörlerin farklı olmasıdır. Bu kez, yeni cumhurbaşkanı seçilen Hristofyas, Talat’ın karşısında yer alıyor. İki lider arasında eskiye dayanan ideolojik bir yakınlık ve dostluk var. Ancak bu, zirvenin başarısı için bir garanti değil tabii.
Bugünkü toplantının gerçekten Kıbrıs’ta çözüm için bir “fırsat penceresi” veya “umut kapısı” oluşturup oluşturamayacağı, ilk buluşmada yapılacak sondajlar ve sergilenecek pozisyonlar sonunda belli olacak. Bunun gerçekten ciddi bir müzakere sürecinin başlangıcı olup olmayacağını öğrenmek ancak o zaman mümkün olacak.

Zıt görüşler
Zirve öncesi gerek Talat’ın gerekse Hristofyas’ın ortaya koyduğu Türk ve Rum pozisyonları, birbirinden çok farklı -hatta temelde zıt- görünüyor.
Türk tarafı, siyasal eşitlik içinde iki halkın, iki kesimin gevşek bir federasyon kurmasını istiyor. Bunun için de, Annan Planı’nın müzakerelerde zemin olarak kabul edilmesinde ısrar ediyor.
Rum tarafı ise, Annan Planı’nı ağzına almak istemiyor, 8 Temmuz 2006 anlaşmasının ve ondan önce 1977’de ve 1979’da varılan mutabakatın esas oluşturmasını talep ediyor.
Yani temelde, hareket noktası olarak Türklerin istediği şey, adada yeni bir siyasi yapı kurmaktır. Rumların istediği şey ise, mevcut olan yapıyı onarmaktır...
Eğer yeni süreçte, taraflar son günlerde resmen beyan ettikleri pozisyonlarına sımsıkı bağlı kalırlarsa, bugünkü ilk “el-ense egzersizi” tıkanır ve ilerleme kaydedilmez...
Yok eğer karşılıklı pozisyonlar, sadece bir hareket noktası olarak kabul edilir ve orta yol bulmak konusunda bir esneklik gösterilirse, o zaman yeni müzakere süreci ilerleyebilir.
Kuşkusuz müzakere süreci, “detay”a inildikçe büyük güçlüklerle karşılaşacaktır. Toprak, mal-mülk, göçmen, Türk yerleşimciler, Türk askeri varlığı gibi konular, bu karmaşık “ayrıntılar” arasındadır...

Uzlaşma formülü
Gerek Kıbrıs’ın “yeniden yapılanması” ile ilgili genel ilkeler gerekse spesifik sorunlar üzerinde iki tarafın birbirine yaklaşmak ve uzlaşmak konusunda ne kadar niyetli ve kararlı olduklarını zamanla göreceğiz.
Geçmişte böyle güçlü bir istek olmadığı için bir ilerleme kaydedilemedi. Örneğin Rumlar 2004’te Annan Planı’nı reddetmekle çözüm şansını öldürdüler. O zaman Kıbrıs Rum kesimi, AB üyeliğinin verdiği cesaretle, çözüm konusundaki hevesini kaybetmişti. Papadopulos, çözümsüzlükten rahatsızlık duymuyordu.
Şimdi Hristofyas, birçok Rum gibi, çözümsüzlüğün “taksim”i perçinleştirdiğini görüyor ve bundan kaygı duyuyor. İşte bu belki onu uzlaşmaya zorlayabilir; yani özendirici bir faktör (incentive) olabilir...
Türk tarafına gelince, açıkça KKTC’nin varlığını pekiştirmesi Türkleri 2004’te AB’ye girme hayali ile onayladıkları “birleşme” fikrinden bir hayli uzaklaştırmış bulunuyor. Bugün Türkler ancak eşitliği ve güvenliği sağlayacak olan bir birleşmeye razı olabilirler.
Bütün mesele temelde zıt görünen iki pozisyonun, tarafların istek veya kaygılarını karşılayacak bir uzlaşma formülünün bulunup bulunamayacağıdır...

SAMI KOHEN MILLIYET 21/03/08

Liderler anlaştı, barikat yıkılıyor

KKTC ve Rum liderleri, bugün Kıbrıs’ta bölünmüşlüğün simgesi olan Lokmacı Geçidi’nin açılacağını duyurdu. AB uzmanı Dr. Cengiz Aktar, NTVMSNBC’ye Hristofyas’ın jestine karşı Türklerin de asker sayısını azaltabileceğini söyledi.

Lokmacı Geçidi panolarla ayrılmış durumda.

NTV-MSNBC

Güncelleme: 15:04 TSİ 21 Mart 2008 Cuma

 

İSTANBUL - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas’la bugün bir araya geldi. Görüşme BM Genel Sekreteri Kıbrıs özel temsilci Michael Möller’in Lefkoşa ara bölgedeki evinde gerçekleştirildi

 

Lefkoşa ara bölgede 3 saati aşkın süren görüşmenin ardından yapılan açıklamada, ilk olarak teknik komitelerin çalışmalara başlayacağı ve liderlerin bu çalışmalar ışığında 3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlamasının kararlaştırıldığı belirtildi.

Talat’la Hristofyas, müzakerelerin yöntemi üzerinde durduklarını ve özlü konulara girmediklerini vurguladı. Talat, komitelerin çalışmaları sırasında gerek görülürse Hristofyas’la bir araya gelebileceğini söyledi.

Liderler, Lefkoşa’da iki kesimin çarşısını birbirine bağlayacak Lokmacı sınır kapısının, teknik çalışmaların tamalanmasının ardından en kısa sürede açılması konusunda da görüş birliğine vardı.

Bahçeşehir Üniversitesi öğretim görevlisi ve Avrupa Birliği uzmanı Dr. Cengiz Aktar, NTVMSNBC’ye bu tarihi gelişmeyi değerlendirirken, artık Ada’da karşılıklı jestlerin beklendiğini söyledi.

ADA’DA BÖLÜNMÜŞLÜĞÜN SİMGESİ
Bugün açılması kararı beklenen Lokmacı Geçidi, aslında 45 yıldır başkent Lefkoşa’nın Lerda Sokağı’nda Türk ve Rumları ayıran “barikat” olarak adlandırılıyor. Adını, Lokmacı Kirkor’dan alan bölgede, iki taraf da kendi tarafına duvar örmüş; geçit “Lokmacı Barikatı” olarak adlandırılmıştı.
Türk tarafı kendi tarafındaki duvarı 2005 yılında yıkmış, yerine askerlerle halkın karşılaşmaması için yaklaşık 1 milyon YTL harcanarak üst geçit yapmıştı. Türk tarafından sınıra kadar giden ve Türk askerlerinin kullandığı üst geçide, Rumlar “Bizi gözlüyorlar” diye tepki gösteriyordu.

Mehmet Ali Talat, 2007 yılı başında, bu geçidi de yıktı. Yıkma kararı ABD ve AB’den “Birleşme yolunda olumlu ve memnuniyet verici adım” mesajlarıyla desteklenirken, Türk askeri yetkililerin tepkisiyle karşılanmıştı.

İstifa edeceği haberleri yayılan Talat, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği özel ATA uçağı ile apar topar Ankara’ya gelmiş, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le birlikte Genelkurmay’a gitmiş, Genelkurmay Başkanı ile görüşmeden sonra “Türkiye’deki resmi görüşle aralarında farklılık olmadığını” söylemiş, ayrıca bir soru üzerine KKTC Türk Barış Kuvvetleri Komutanı ile de “sorun yaşama lüksü bulunmadığını” belirtmişti.

Daha sonra Genelkurmay Başkanlığı da bir açıklama yapmış; “Askeri yasak bölge konumunda olan ve KKTC Anayasasının geçici 10’uncu maddesi gereği TSK’nın kontrolünde bulunan Lokmacı Kapısı’na ilişkin Genelkurmay’ın görüşünün daha önce hükümet yetkililerine iletildiğini, önceki gün de Talat’a ayrıntılı ayrıntılı olarak açıklandığını” bildirmişti.

Talat ve Hristofyas barış görüşmelerini başlatıyor.

Rum tarafı ise, AB’nin şiddetli baskısı sonucu, geçen yıl mart ayında, bir gecede kendi tarafındaki duvarı yıktı; yerine görünmeyi engellemek amacıyla panolar koydu.

Bugün burada duvar yok ama geçiş de yok. Karşılıklı Türk ve Rum askerlerin beklediği noktadan, liderlerin anlaşması halinde, iki halkın karşı tarafa geçmesi mümkün olacak. Geçişi, özellikle Türk tarafındaki esnaflar, ticaretin açılacağı gerekçesiyle istiyor.

AKTAR: AÇILMASINI TSK ENGELLEMİŞTİ
Dr. Cengiz Aktar, NTVMSNBC’ye bugün gelinen noktayı şöyle değerlendirdi:

“Lokmacı Barikatı, iki taraf arasında en stratejik geçiş noktası. Bölünmüş olan Berlin’de benzer bir nokta vardı; Checkpoint Charlie adında. Biraz onu hatırlatıyor.Lokmacı’nın açılmasını Türk tarafı istiyordu. Çünkü orası çok stratejik bir kapı. Ticaret, alışveriş anlamında çok önemli bir kapı. İnsanlar daha az yol yürüyüp karşılıklı alışveriş yapacaklar. Tam bir çare bulunacakmış gibiyken menfi bir görüş geldi ve kapı açılamadı. Sonra gündemden düşüverdi. Bunun da nedeni, açıkça söylemek gerekirse, oradaki Türk Barış Gücü’nün, yani TSK’nın bu konudaki olumsuz görüşüdür. O yüzden açılamadı. Satır aralarından bu anlaşılıyor.

“HRİSTOFYAS ÖZÜR DİLEDİ”
“Ama bu dönemde, iki taraf arasında müzakerelerin başladığı yeni dönemde, bu tip jestler beklenmelidir. Daha önce Rum kesimi Cumhurbaşkanı Hristofyas’tan bir jest geldi biliyorsunuz; Hristofyas 1960’lardaki katliamlar için özür diledi Kıbrıs Türk toplumundan. Dolayısıyla benzer gelişmeler, küçük jestler, güven arttırıcı jestler olarak beklenmelidir.

“TÜRK TARAFI DA ASKER ÇEKEBİLİR”
“1947’den beri süregelen o kadar çok sorun var ki. Ve bu sorunlarla ilgili küçük jestler yapmak mümkün. Mesela bu küçük jestlerden birisi, oradaki Barış Gücü’nün veya TSK’nın oradaki (Hiçbir zaman resmi rakam açıklanmamıştı ama Orgeneral Büyükanıt 40 bin demişti) 40 bin askerinden 500 tanesini geri çekiverir, günün birinde mesela. Ne olacak, onun bir zararı olmaz.”

Komünist AKEL’in lideri Dimitris Hristofyas, 24 Şubat’taki seçimde, çözüm için çaba vaadiyle zafere ulaşmıştı. Hristofyas açıklamalarında ısrarla Annan Planı’nın değil, 8 Temmuz anlaşmasının çıkış noktası olarak kabul edilmesini savunuyor.

Türk tarafı ise, Annan Planı’nın tamamen gözardı edilmemesi ve buradaki birçok parametrenin yeni görüşmelerde zemin oluşturmasını talep ediyor.

Kıbrıs'ta tarihi randevu geldi çattı

Kıbrıs'ta yeni görüşme süreci umutlarının canlandığı bir sırada Talat ile Hristofyas ilk kez buluşuyor. Kendi kamuoylarına 'İş başka dostluk başka' mesajları veren iki liderin görüşmesinden ilk etapta Lefkoşa'daki Lokmacı barikatının açılması dahil bir dizi güven artırıcı önlem çıkması bekleniyor

21/03/2008 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ

ATİNA/LEFKOŞA - Kıbrıs'ta dostluklarını bir zamanlar 'Barış engellenemez' ortak sloganı üzerine kuran Mehmet Ali Talat ile Dimitris Hristofyas, bugün 10.00'da ara bölgede KKTC Cumhurbaşkanı ve Rum Yönetimi Başkanı sıfatıyla ilk kez bir araya gelecek. İki lider de, ilk olması kadar gelecek dönem için belirleyici işaretler vermesi açısından da kritik önemdeki görüşme öncesi, hem kamuoylarına 'İş başka, dostluk başka' mesajları verdi, hem de atılabilecek ilk adımla ilgili tavırlarını ortaya koydu.
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, ilk görüşmeden öğrenmeye çalışacakları şeyi "Rum tarafındaki lider değişikliğinin bir politika değişikliği anlamına gelip gelmediği veya bunun ne kadar olduğu" diye özetledi. Talat, açıklamalarında, Annan Planı'nın ruhu, iki kurucu eşit devlet, tam siyasi eşitlik vurgusu yaptı. Rum lider ise, başlangıç noktası olarak 8 Temuz 2006 mutabakatını koyarken, "Güçlüler istemiyor diye mutabakatı çöpe atacak değilim, öyle olacaksa Hristofyas'ı da çöpe atalım" diyerek ekledi: "Bu sefer başaralım. Yeni başarısızlık halkımızın, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin geleceği için yıkıcı olur." Erçakıca ise "Karşıtlık gibi görünse de, bize göre, Annan Planı zemin olarak meselenin özünü teşkil ediyor. Hristofyas, sadece prosedürel anlaşma olan 8 Temmuz'u kapsamlı çözüm müzakerelerine yol açacak şekilde uygulamak istiyorsa, sorunla karşılaşmayız. Ama Papadopulos gibi oyalama sürecine dönüştürmek isterse sorun yaşarız" yanıtını verdi.

Yine buluşacaklar
İki lider, anavatanlara bakış açılarının farklı olduğunu gösterdi. Hristofyas, sürekli, çözümü Kıbrıslıların bulması gerektiğini vurguladı. Her iki liderin son günlerde 'insan boyutu'a önem vermeleri, Papadopulos döneminde kopartılan bağların tesisi için çalışacaklarının sinyali sayıldı. Rum Yönetimi'nde, 2005 sonunda gündeme gelip yılan hikâyesine dönüşen Ledra Cadesi'ndeki Lokmacı Kapısı'nın açılması kararının, bugünkü ilk görüşmede ilan edilmesi yönünde her iki tarafta da beklenti var. Görüşmede tarafların birbirlerini tahrik edebilecek davranış ve açıklamalardan kaçınmaları gibi bazı güven arttırıcı önlemlerin açıklanması da değerlendiriliyor. İlk görüşmenin ardından iki liderin kısa zaman içinde yine biraraya gelmesi bekleniyor.
Hristofyas, görüşme arefesinde Talat için şöyle konuştu: "Nasıl düşündüğümü biliyor, nasıl düşündüğünü biliyorum. Bazı şeyleri tazelememiz gerek. Acaba ikimiz de geçmiş düşüncelere sahip miyiz?" İç dengeleri de düşünerek, Talat'la görüşmesi öncesi Papadopulos'u ziyaret eden Rum lider, bir soru üzerine Türkiye'de AKP'nin kapatılması için dava açılmasından üzüntü duyduğunu söyleyip "Türkiye'de demokrasinin hakim olması Kıbrıs için de faydalı. Türkiye'de Kıbrıs için çalışacaklar insanlar var" dedi.
Görüşmeyi merakla bekleyen diğer taraflar ise BM ile AB. BM çevrelerinde, herşey iyi giderse, sonbaharda ciddi çözüm girişiminin başlayabileceği konuşuluyor.

 

Bugün buluşuyorlar

GÖRÜŞME, ARA BÖLGEDE, MÖLLER'İN İKAMETGAHINDA... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, bugün saat 10.00'da, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında görüşecek. Rum tarafındaki seçimlerin ardından hareketlenen süreçle günlerdir beklenen liderler buluşması için hazırlıklarını sürdüren Kıbrıs Türk tarafı, bugünkü görüşmede, Rum tarafındaki lider değişikliğinin ve değişen söylemlerin politikalarına ne oranda yansıdığını saptamaya çalışacak. Bugün yapılacak görüşme öncesinde dün Cumhurbaşkanlığı'nda yoğun toplantılar ve hazırlıklar yapıldı

ERÇAKICA: HRİSTOFYAS'IN ÇÖZÜME İLGİSİNİN DÜZEYİNİ ÖĞRENECEĞİZ... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca: Biz bir süreden beri açıkladığımız gibi bugünkü görüşmede, Güney Kıbrıs'taki seçim sonucunda yaşanan değişimin politik tutumda nasıl bir değişime neden olduğunu öğrenmeye çalışacağız. Bilindiği gibi eski Rum lider Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgilenmiyordu. Yeni lider Dimitris Hristofyas'ın çözüme ilgisi bundan sonraki süreci de büyük ölçüde belirleyecektir. Bu ilginin hangi düzeyde olduğunun saptanması bugünkü görüşmenin en önemli yanıdır

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas bugün bir araya geliyor.

Rum tarafındaki seçimlerin ardından hareketlenen süreçle günlerdir beklenen liderler buluşması için hazırlıklarını sürdüren Kıbrıs Türk tarafı, bugünkü görüşmede, Rum tarafındaki lider değişikliğinin ve değişen söylemlerin politikalarına ne oranda yansıdığını saptamaya çalışacak.

Kıbrıs soruna çözüm arayışları çerçevesinde yeni bir görüşme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilen görüşme, Rum tarafında yapılan başkanlık seçimlerinin ardından başa gelen Hristofyas ile Talat'ın ilk kez iki lider olarak bir araya gelecek olması açısından da önem taşıyor.

İki lider, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında görüşecek. Görüşme saat 10.00'da başlayacak.

Cumhurbaşkanlığındaki hazırlıklar

TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre bugün yapılacak görüşme öncesinde dün Cumhurbaşkanlığı'nda yoğun hazırlıklar yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan ve aralarında Müsteşar Hasan Sarıca, Sözcü Hasan Erçakıca ve Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami ile diğer temsilci Kutlay Erk'in de bulunduğu çalışma grubu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat başkanlığında toplantılar yaptı.

Erçakıca: Hristofyas'ın çözüme ilgisi süreci belirleyecek

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, TAK'ın, bugünkü liderler zirvesiyle ilgili hazırlıklar ve beklentilerle ilgili sorusu üzerine yaptığı açıklamada, yeni lider Dimitris Hristofyas'ın çözüme ilgisinin bundan sonraki süreci de büyük ölçüde belirleyeceğine işaret ederek, bu ilginin hangi düzeyde olduğunun saptanmasının, bugünkü görüşmenin en önemli yanı olduğunu vurguladı.

Erçakıca şunları kaydetti:

"Biz bir süreden beri açıkladığımız gibi yarınki (bugünkü) görüşmede, Güney Kıbrıs'taki seçim sonucunda yaşanan değişimin politik tutumda nasıl bir değişime neden olduğunu öğrenmeye çalışacağız. Bilindiği gibi eski Rum lider Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgilenmiyordu. Yeni lider Dimitris Hristofyas'ın çözüme ilgisi bundan sonraki süreci de büyük ölçüde belirleyecektir. Bu ilginin hangi düzeyde olduğunun saptanması yarınki (bugünkü) görüşmenin en önemli yanıdır."

8 Temmuz süreci

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, daha önceki açıklamalarında da, 8 Temmuz sürecine ihtiyaç olup olmadığını, Hristofyas'ın, Kıbrıs Türk tarafıyla kapsamlı çözüm müzakerelerine oturmaya istekli olup olmadığının belirleyeceğini ve bunun da yüz yüze görüşmede saptanabileceğini belirtmişti.

8 Temmuz sürecinin, Rum yönetimi eski başkanı Tasos Papadopulos'un, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili herhangi bir görüşme yapmama tutumunu aşabilmek için ortaya konmuş bir inisiyatif, bir tavır olduğuna işaret eden Erçakıca, "Papadopulos gidip, Hristofyas geldiğine göre ve bu değişiklik çok önemli bir umut kaynağı olarak algılandığına göre, Kıbrıs Rum tarafının tutumunda da bu değişikliğin yansımasını görmek isteriz. Ancak Hristofyas da, Papadopulos gibi yorumluyorsa, o zaman sorunumuz var demektir" demişti.

Gündem açık

Erçakıca, bugünkü liderler buluşmasının gündeminin açık olduğunu, ancak basın aracılığıyla oluşturulan

gündeme göre buluşmanın önemli maddelerinden birinin, 8 Temmuz "Anlaşması"nın nasıl algılandığı olduğunu; Kıbrıs Türk tarafının, süreci nasıl algıladığını Hristofyas ile gerçekleştireceği görüşmede dile getireceğini kaydederken; aynı şekilde Hristofyas'ın 8 Temmuz süreciyle değil, kapsamlı çözüm müzakereleriyle ilgili tutumunu öğrenmek isteyeceklerini belirtmişti.

Kıbrıs Türk tarafının, başından beri liderler arası görüşmelere hazır olduğuna dikkat çeken Erçakıca, Rum basınında yer alan 8 Temmuz sürecine ilişkin haber ve demeçlerden, Rum tarafının iki lider arasında müzakereye hazır olmadığının algılanabileceğini, ancak bunu Hristofyas'ın ağzından duymak istediklerini ifade etmişti.

KIBRIS 21/03/08

Kıbrıslı Türkler kötümser, Kıbrıslı Rumlar iyimser

HER İKİ TOPLUM, LİDERLER GÖRÜŞMESİNİ OLUMLU KARŞILIYOR AMA... Adadaki iki toplum lideri Mehmet Ali Talat ve Dimitris Hristofyas, BM himayesinde bugün BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında bir araya geliyor. Her iki toplum, liderlerin yeniden görüşmeye başlamasını olumlu karşılarken, Kıbrıslı Türkler, görüşmenin ardından Kıbrıs'ta bir çözüm sürecinin yeniden başlaması ve Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda kötümser, Kıbrıslı Rumların çoğunluğu ise iyimser

Gözde SÜREÇ-Anıl IŞIK

Kıbrıslı Türkler, adadaki iki toplum liderinin bugünkü görüşmesinin ardından Kıbrıs sorununda bir çözüm sürecinin yeniden başlaması ve Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda kötümser iken Kıbrıslı Rumların çoğunluğu iyimser görülüyor. Ancak her iki toplum da iki lider arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasını olumlu buluyor.

KIBRIS, iki toplum lideri, Mehmet Ali Talat ile Dimitris Hristofyas arasında bugün yapılacak görüşmeyle ilgili olarak her iki toplumun görüşlerini aldı.

Görüşlerine başvurduğumuz Kıbrıslı Türklerin tümü, görüşmeyi olumlu bir gelişme olarak nitelendirirken, görüşmenin ardından Kıbrıs sorununun çözümü yönünde bir ilerleme kaydedilmesi ve Lokmacı Kapısı'nın (Ledra) açılmasının açıklanması konusunda umutsuz olduklarını ifade ettiler.

Bugünkü görüşmede tarafların bir birlerinin tutumlarını anlamak için bir durum değerlendirmesi yapacaklarını ifade eden Kıbrıslı Türkler, ancak ileriki görüşmelerde çözüm ve yeni kapıların açılması yönünde bir ilerleme sağlanabileceği inancını dile getirdi.

Görüş bildiren Kıbrıslı Rumların büyük çoğunluğu ise, güneyde geçen ay yapılan başkanlık seçimlerinde Hristofyas'ın başkanlığa seçilmesiyle siyasi alanda yaşanan değişikliğin yeni bir sürecin başlamasına olumlu yansımaları olabileceğini ifade ederek, liderler görüşmesinden umutlu olduklarını belirttiler.

Kıbrıslı Rumlar, her iki liderin de çözümü arzuladığını ancak Kıbrıs sorununun çözümünün Kıbrıslıların değil dış güçlerin elinde olduğunu belirterek, "Bizi yalnız bıraksalar birlikte yaşayabiliriz, daha önce yaşadık" diye konuştular.

Bugünkü liderler görüşmesinin ardından Lokmacı Kapısı'nın açılacağının açıklanması konusunda emin gözüken Kıbrıslı Rumlar, bunu adadaki toplumların yakınlaşması ve Kıbrıs sorununun çözümü yönünde atılacak önemli bir adım olarak nitelediler.

KIBRIS'a görüş bildiren Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar şöyle konuştu:

Aydın İzzet:

"Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından çözüm yönünde bir ilerleme olacağına inanmıyorum. Umutlu olmak istiyorum, ama durum pek umut verici görünmüyor. Bunun en önemli nedeni de iki tarafın görüş ve ideallerinin birbirinden çok uzak olması. Kıbrıs Türk tarafı adadan Türk askerinin çıkmasını istemiyor, karşı taraf ise bunu şart olarak öne sürüyor. Lokmacı Kapısı'nın bu görüşmenin ardından açılması ihtimali çok yüksek. Ancak bunun çözüme katkısı olacağını düşünmüyorum. Geçmişte açılan kapılar iki taraf arasındaki iletişimi artırdı, ama sorunun çözülmesine doğrudan katkı koymadı."

İsmini vermek istemeyen bir kişi:

"Talat ve Hristofyas görüşmesi Annan Planı'na sadık kalınarak gerçekleşirse bir sonuç çıkar ve ilerleme kaydedilir. Bunun dışında bir şekilde çözüm olması zor gözüküyor. Ben Lokmacı Kapısı'nın açılacağına inanmıyorum. Ama eğer açılırsa dolaylı olarak Kıbrıs sorununun çözümüne katkısı olacağını düşünüyorum. İki liderin yeniden görüşmeye başlamasına da olumlu olarak bakıyorum. Annan Planı temelinde bir çözümü destekliyorum."

Özgül Mustafa:

"Bu görüşme için umut etmek istiyorum. Ama her zamanki gibi bir sonuç alınacağını zannetmiyorum. Lokmacı Kapısı açılsa da pek bir şeyi değiştirmeyecek. Ben bunun önemli bir gelişme olduğunu düşünmüyorum. Talat-Hristofyas görüşmesinden olumlu bir sonuç alınması bizi çok mutlu edecek. Artık Kıbrıs sorununun çözülmesini istiyoruz. Bu belirsizlik ortamının bitmesini istiyorum. Her iki taraf için de çözüm olmasının iyi sonuçlar getireceğini düşünüyorum."

Ahmet Sarı:

"Talat ve Hristofyas arasında yarın (bugün) yapılacak görüşme bence çok önemli değil. Kıbrıs'ın birçok iç sorunu var. Örneğin ekonominin geldiği son durum. Ekonomi her geçen gün kötüye gidiyor. Esnaf kan ağlıyor. Kıbrıs sorununun çözümünden önce ekonominin bu kötü gidişine bir çare bulunsun. Benim için bu sorun daha öncelikli. Lokmacı Kapısı'nın açılmasının bizim ekonomimize bir katkısı olmayacak. Kıbrıslı Türkler alışveriş için zaten Güney Kıbrıs'a gidiyor. Alışverişini oradan yapıyor. Bizim esnafın müşterisi yok. Kapı açılırsa da bu durum değişmeyecek."

Ahmet Çavuşoğlu:

"İki liderin görüşmesi sonrasında Lokmacı'nın açılmasını tahmin etmiyorum ancak açılması da sürpriz olmaz. Kıbrıs meselesinin çözümü yönünde bir iyi niyet adımı olarak Lokmacı'dan başlanması sürpriz olmaz. Lokmacı'nın açılması iki toplumun kaynaşması bakımından olumludur. Ancak ekonomimize ne getirecek ne götürecek bu konuda ben karamsarım. Yeşil Hat Tüzüğü'nün uygulanması tam olarak açıklığa kavuşmadan ekonomiye ne getireceği konusunda emin değilim. Ancak açılması toplumların kaynaşması açısından olumlu bir şeydir."

Hüseyin Çavuşoğlu:

"Talat-Hristofyas görüşmesinin ardından Lokmacı'nın açılacağı açıklamalarını beklemiyorum ancak ileriki toplantılarda böyle bir karar alabilirler. Açılması iki toplumun yakınlaşması ve kaynaşması açısından çok önemli bir adım olacaktır. Umarız bu konu yakında bir karara bağlanarak açılır ve hatta sadece Lokmacı değil tüm geçiş noktalarının bir an evvel açılmasını umuyoruz. Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde ilk görüşmeyle bir ilerleme kaydedileceğini düşünmüyorum. Yarınki (bugünkü) görüşme sadece bir başlangıçtır, ileriki görüşmeler belirleyici olacaktır."

İsmini vermek istemeyen bir kişi:

"Bugün gerçekleşecek Talat-Hristofyas görüşmesinden olumlu beklentilerim var. Bu görüşmenin ardından Lokmacı Barikatı'nın açılacağını da düşünüyorum. Ayrıca iki liderin yeniden görüşmeye başlaması da çok olumlu ve önemli bir gelişmedir. Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesini istiyorum. Biz Kıbrıslı Türkler ve Rumlar eskiden birlikte yaşardık. Şimdi de birlikte yaşayabileceğimize inanıyorum. Birlikte özgürce yaşayalım ve tüm sınırlar kalksın."

Rabia Şenol:

"Talat ve Hristofyas'ın görüşmesinin çok olumlu geçeceğine inanıyorum. İki liderin de ortak yönleri var. Ortak bir noktada buluşabilirler. Lokmacı Kapısı'nın bu görüşmeden sonra açılmasına kesin gözüyle bakıyorum. Bu kararın görüşmeden sonra açıklanacağına inanıyorum. 8 Temmuz Anlaşması'nın uygulanması biraz zor. Ama ben iki liderin oturup daha iyi bir gelecek için çözüm bulmasını istiyorum."

Nicos Hapsis:

"Ben Kıbrıs sorununun çözülmesine çok olumlu bakıyorum ve iki liderin yapacakları görüşmeden de olumlu sonuçlar çıkmasını istiyorum, beklentim bu yöndedir. Kıbrıs insanı için en iyisi olsun. Politikacılar politikacıdır yani liderlerin değişmesi çok önemli değildir. Lokmacı Kapısı'nın açılmasını istiyor ve açılacağını umuyorum. Kıbrıs sorununun çözümü için iyi bir başlangıç olur. Ayrıca 8 Temmuz Anlaşması da iyi bir başlangıç noktasıdır ama bu anlaşma hızlı bir şekilde ele alınmalı."

Antony Andoniadis:

"Kıbrıs sorununun çözümü konusunda fazla umutlu değilim. Kıbrıs sorunu Kıbrıslıların sorunu değildir. Dış güçler karar verirse sorun çözülecek. Bazı nedenlerle bu ülkeler sorunun çözülmesini istemiyor ve sorun çözülemiyor. Eğer çözüm Kıbrıslılara bırakılırsa çözüm sağlanır. Mesela Türkiye, Yunanistan ve İngiltere bizi hiç kendi başımıza bırakmıyor. Biz yalnız bırakılsak birlikte yaşayabiliriz, daha önce yaşadık."

Panaioda Saka:

"Ben görüşmeden umutluyum. İki liderin yeniden konuşmaya ve görüşmeye başlamaları çok güzel. Talat ve Hristofyas evetçi liderler. Hristofyas çözüm konusuna çok olumlu yaklaşıyor. Talat'ın yaklaşımını bilemiyorum. Lokmacı Kapısı'nın açılmasını istiyorum. Görüşmenin ardından kapının açılacağını ilan edeceklerini düşünüyorum. Bu konu Kıbrıs konusunun çözümü için önemli bir açılımdır. Daha çok sınır kapısının açılması tüm Kıbrıslıların hayatını kolaylaştıracak."

Nikos Georgiou:

"Kıbrıs sorununun çözülmesi için iki liderin yapacağı görüşmeden umutluyum. Hristofyas, Kasulidis ve Papadopulos'un her üçünün de sorunu çözebilecek kapasitede olduğuna inanıyorum. Herkes bu görüşmelerin son şans olduğunun bilincinde. Çözüm olacak. Lokmacı Kapısı'nın açılmasını umuyorum. Kıbrıs sorununun çözülmesi için bu önemli bir adım olacak. Benim bir düşüncem de Türkiye'nin sorun üzerindeki etkisi üzerine. Türkiye evet derse çözüm olacak."

KIBRIS 21/03/08

Çözüm "Kıbrıslı" olmalı

ROTH: SORUN KIBRIS'IN SORUNUDUR... Alman Federal Parlamentosu Milletvekili Claudia Roth, Ercan'dan ayrılırken yaptığı açıklamada, "Bugün Türkiye başbakanı veya Yunanistan başbakanının değil, Talat ve Hristofyas'ın bir araya gelecek olmasını tam destekliyorum. Çünkü bu Kıbrıs'ın bir sorunudur ve bulunacak bir çözüm de Kıbrıslı olmalıdır" dedi

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nun daveti üzerine KKTC'ye gelip temaslar yapan Almanya Yeşiller Partisi Eşbaşkanı ve Alman Federal Parlamentosu Milletvekili Claudia Roth, bugün yapılacak Talat-Hristofyas görüşmesinin önemini vurgulayarak, "Sorun Kıbrıs'ın sorunudur. Çözüm de Kıbrıslı olmalı" dedi.

Roth bu açıklamayı dün ülkeden ayrılırken Ercan Devlet Havaalanı'nda yaptı.

Saat 09.00 sıralarında Ercan Havalimanı'ndan ayrılan Roth'u, Ercan'da, Meclis Başkanı Ekenoğlu, CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay ve diğer bazı yetkililer uğurladı.

Ayrılmadan önce basına açıklamada bulunan Roth, Avrupa'da tüm gözlerin bugün yapılacak Talat-Hristofyas görüşmesinde olduğunu, ne olacağının merakla beklendiğini belirterek, bugünkü görüşmede fırsat penceresinin açılacağı konusunda iyimser olduğunu söyledi.

Roth, adada çözüm olması yönündeki yapıcı desteklerinin süreceğini vurguladı.

Ekenoğlu da, görüşme masasındaki bundan sonraki sürecin çetin bir süreç olacağına işaret ederek, bu sürecin gerek Kıbrıs Türk, gerekse Kıbrıs Rum halkı için daha iyi bir süreç olması ve çözüm yönünde ciddi adımlar atılmasını ümit ettiğini söyledi.

"Heyecan verici duygusal ziyaret"

Konuk milletvekili Roth, "heyecan verici ve duygusal" olarak tanımladığı ziyareti sırasında gördüğünü belirttiği "alışılmadık misafirperverlik" için de teşekkür etti.

Almanya'da kar yağarken burada bahar yaşandığını ve bu havanın siyasete de yansıyacağı ümidini taşıdığını belirten Roth, yalnız adada değil Avrupa'da da tüm gözlerin bugün yapılacak Talat-Hristofyas görüşmesinde olduğunu ve ne olacağının merakla beklendiğini kaydetti.

"Fırsat penceresi açılacak"

"Tarihte bazen bu görüşmelerden bir şey çıkmazken bazen de küçük fırsat pencereleri doğduğunu" ifade eden Roth, "önemli" olarak değerlendirdiği bugünkü görüşmede, bu fırsat penceresinin açılacağı ümidini dile getirdi. İki liderin bu yönde büyük sorumluluğu bulunduğunu da ifade eden Roth, değişim yönünde kararlılık göstererek değişimi gerçekleştirebilecekleri inancını belirtti.

Bu sabahın "tarihi bir an" olacağını söyleyen Roth, "Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki başkanlık seçimlerinin sonucu ve Kuzey Kıbrıs'taki hükümet ve cumhurbaşkanının net siyasi iradesinin bu pencereyi açacağı konusunda iyimserim. Sadece pencere değil bir kapıya dönüşecek ve kapıyı açacaklar. Duvara ihtiyaç kalmayacak" şeklinde konuştu.

"Sorun ve izolasyonlar yalnız Kıbrıs'ın

değil, AB'nin de güvenirlik sorunu"

Roth, Kıbrıs'taki bu "önemli anın" bir parçası olmanın kendileri açsısından büyük onur kaynağı olacağını ifade ederken, Kıbrıs sorununun çözülmesi, insanların günlük yaşamında her gün karşılaşmakta olduğu izolasyonların kaldırılmasının yalnız Kıbrıs'ın sorunu değil, Avrupa Birliği'nin de güvenirlik sorunu olduğunu belirtti.

Avrupa'nın, dünyanın geri kalan kısmına örnek olduğunu; "ortak bir ev" olduğunu ve ortak evde duvarlar inşa edilmediğini; kimsenin izole edilmediğini, dolaşım özgürlüğünün engellenmediğini anlatan Roth şöyle konuştu:

"Duvarlara ihtiyaç olmayan bir zamandayız... Sorunlar yok değil ve bu demek değildir ki bugün sabah her şey çözülecek, ama olumlu bir sinyal olursa, bu, dünyanın geri kalanı için de siyasi bir bahar olacak."

Roth, "izolasyonların kaldırılması konusunda verilen sözlerin yerine getirilmesi için diğer Avrupalı parlamenterlerle işbirliği içinde ne yapmayı düşündüğü" yönündeki bir soru üzerine ise, öncelikle bugünkü görüşmede ne olacağına bakacaklarını belirtti.

"Bölünmeyi ve izolasyonları desteklemiyoruz"

"Bölünmeyi ve izolasyonları" desteklemediklerini vurgulayan Roth, "Bugün Türkiye Başbakanı veya Yunanistan Başbakanı'nın değil, Talat ve Hristofyas'ın bir araya gelecek olmasını ise tam destekliyorum. Çünkü bu Kıbrıs'ın bir sorunudur ve bulunacak bir çözüm de Kıbrıslı olmalıdır" ifadelerini kullandı.

Roth, ülkesine döndükten sonra Avrupa Parlamentosu'ndaki ve Almanya'daki meslektaşlarını bilgilendireceklerini ve çabalarının bu ziyaretle sınırlı kalmayacağını ifade ederek, kendilerinin de sorumlulukları bulunduğunu; Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılması yönünde yapıcı desteklerini sürdüreceklerini kaydetti.

"Almanların özel sorumluluğu var"

Almanlar olarak özel bir sorumlulukları bulunduğunu da ifade eden Alman Milletvekili Roth, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tam AB üyesi olmasıyla Kıbrıs'ın yeniden birleşeceği" tezini ortaya atan ve destekleyenin AB'nin Eski Alman Komiseri Gunter Verhaugen'in olduğunu, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Roth, "Dolayısıyla adada çözümü desteklemek, biz Almanlar için ayrıca bir sorumluluktur. Çünkü biz izole edilmenin ne demek olduğunu da çok iyi biliyoruz" dedi.

Mutlu: Bilinçli olarak Ercan'dan geldik

Özcan Mutlu da, adaya Ercan üzerinden gelmelerinin bir rastlantı olmadığını, bunu bilinçli, kasıtlı olarak yaptıklarını vurgulayarak, ziyaretlerinin, bazılarını rahatsız etmiş olmasına rağmen önemli bir görüşmenin arifesinde yapılmasının da Kıbrıs sorununun çözümüne önemli katkı sağlayacağı inancında olduklarını ifade etti ve "Çözüm için en uygun zaman olduğunu" kaydetti.

Özcan, bugünkü görüşmeden, "Lokmacı kapısının açılması, Ledra caddesinin yeniden açılması yönünde önemli bir sinyalin verileceği" inancını da dile getirdi.

Ekenoğlu: Çetin bir süreç olacak

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ekenoğlu da açıklamasında, Roth'un ziyaretinin gerek kendisi, gerek Kıbrıs Türkü açısından iyi bir deneyim olduğunu ve ziyaretin böyle bir süreçte gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu ifade ederek "Kendisini adada ağırlamaktan mutlu olduk" dedi.

Görüşme masasında bundan sonraki sürecin çetin bir süreç olacağına işaret eden Ekenoğlu, bugün iki liderin yapacağı görüşmeye atıfta bulunarak, bu sürecin gerek Kıbrıs Türk, gerekse Kıbrıs Rum halkı için daha iyi bir süreç olması ve çözüm yönünde ciddi adımlar atılmasını ümit ettiğini kaydetti.

KIBRIS 21/03/08

 

Kapsamlı çözüm için taraflara çağrı yapın

KIBRIS'TA BARIŞ VE İSTİKRAR İÇİN...Kıbrıs Barış Platformu heyeti, dün ara bölgedeki Ledra Palace Otel'e giderek, taleplerini içeren mektubu BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'a iletmek üzere BM'de görevli bir subaya teslim etti. Mektupta, Ban Ki-Moon'dan, Güney Kıbrıs'ta yapılan seçimler sonunda ortaya çıkan yeni durum ışığında, Kıbrıs'ta barış ve istikrara kapı açacak kapsamlı ve erken çözüme yönelik görüşmelere başlanması için taraflara gerekli çağrının yapılması isteniyor

Kıbrıs Barış Platformu, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'a, Kıbrıs'ta barış ve istikrara kapı açacak kapsamlı ve erken çözüme yönelik görüşmelere başlanması için taraflara gerekli çağrıyı yapmasını talep eden bir mektup gönderdi.

Ara bölgedeki Ledra Palace Otel'e giden Kıbrıs Barış Platformu heyeti, taleplerini içeren mektubu BM Genel Sekreteri Ban Ki -oon'a iletmek üzere BM'de görevli bir subaya teslim etti.

Mektup, basına Mustafa Damdelen tarafından İngilizce, Kıbrıs Barış Platformu sözcüsü Adnan Eraslan tarafından da Türkçe olarak okundu.

Mektupta, Platform'un Kıbrıs sorununa 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşmaları, 1977-79 Doruk Antlaşmaları ve tüm BM süreçlerini gözeten iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı AB üyesi federal Kıbrıs temelinde çözüm bulunması için mücadele etmekte olduğu belirtildi.

Kıbrıs sorunu nedeniyle tüm Kıbrıslıların yıllardan beri ıstırap çektiği kaydedilen mektupta, "Özellikle Kıbrıslı Türklerin adanın kuzeyinde karşı karşıya bulundukları ekonomik, siyasi ve sosyal baskılar, adayı terk etmelerine neden olurken, Türkiye'nin Kıbrıs'a yönelik izlediği nüfus aktarma politikalarıyla kültürel, sosyal ve ekonomik asimilasyon yüzünden toplumumuz hızla yok olmaktadır" ifadeleri kullanıldı.

Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının, çatışan tüm halklara örnek olacağı dile getirilen mektupta, Genel Sekreter Ban Ki-Moon'dan, Güney Kıbrıs'ta yapılan seçimler sonunda ortaya çıkan yeni durum ışığında, Kıbrıs'ta barış ve istikrara kapı açacak kapsamlı ve erken çözüme yönelik görüşmelere başlanması için taraflara gerekli çağrının yapılması istendi.

KIBRIS 21/03/08

 

ABD, Talat-Hristofyas görüşmesinin diyaloğa katkıda bulunacağını umuyor

çözümleneceğini umduğunu ve bu yöndeki çabaları desteklediğini söyledi.

Casey, iki lider arasındaki görüşmenin, ''bu sorunun çözümüne yol açacak bir tür diyalogun oluşmasına yardım edeceğini kesinlikle umduklarını'' bildirdi.

ABD'nin, taraflardan ve BM'den gelebilecek çözüm çabalarını destekleyeceğini vurgulayan Casey, bir başka soru üzerine de ABD'nin bu konuda yeni bir girişim başlatmayı düşünmediğini ve BM sürecini destekleyeceğini yineledi.

KIBRIS 21/03/08

 

Hoping for a new momentum
By Jean Christou

FOR THE first time ever two pro-solution Cypriot leaders will meet today in what will boil down to a test of their will to solve the Cyprus problem.

The outcome of the much-anticipated meeting between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat will signal to international mediators the extent of their good will to move towards substantive talks.

Although the two leaders are expected to announce their decision to open the symbolic Ledra Street crossing point, mediators are more interested in seeing a convergence on how resumed Cyprus talks can proceed, and how quickly.

“Both leaders said they want a settlement, they want the reunification of the island and they have long-standing relations,” said British High Commissioner Peter Millett yesterday.

“The climate is different, and I think their view and approaches are slightly different, but the gap is not so big and it will not be difficult for them to build bridges for an agreement for the new process. This is the message which the international community is waiting for and in particular the UN in New York,” he added.

The UN has repeatedly said it would not initiate a new Cyprus initiative until it has seen genuine good will, and even then it has been cautious, saying it would merely support the initiative of the two leaders to move forward.

“The international community does not want to impose a solution. It is a solution the two communities must come to,” Millett said.

“Cautiously optimistic” are the words generally being used by diplomats when they talk about today’s meeting, essentially a euphemism meaning “hopeful but realistic” given the history of failed Cyprus talks.

“I don’t think we will see any extraordinary decisions being taken, other than Ledra Street,” said one western diplomat. “But a new start to negotiations, and the basis of these negotiations is another thing. This is an observation round. The ideal will be to obtain agreement for what will constitute the basis for negotiations; the Annan plan, or the July 8 agreement.”

The international community’s initial euphoria attached to having two pro-solution leaders quickly wore off when the two sides began laying down red lines for future talks.

The Greek Cypriot side wants the focus to be on the July 8, 2006 agreement, which lays down a set of targets and discussions to take place in low-level committees. The deal was designed to work these up to fully fledged talks for which much of the groundwork would already be in place.

However, the Turkish side now says the July 8, agreement is merely a procedural process, and future talks on the substance of the Cyprus issue would necessarily involve the failed Annan plan, which is anathema to Greek Cypriots.

Mediators are worried that in pinning their colours to each process, the leaders are cornering themselves into positions they will find difficult to back away from in a compromise situation.

However, Talat is likely to find it difficult to walk away from the July 8 agreement because he put his signature to it along with former President Tassos Papadopoulos.

“We have to use the principles and methodology of the July 8 Agreement and I thing both of them recognise this,” Millett said.

Asked about discouraging statements that had threatened to cast a shadow over today’s meeting, Millett agreed that the leaders could be saying one thing in public and another in private.

But fearing too much of a negative climate in the run up to today’s meeting, ambassadors from the five Permanent Members of the UN Security Council, Britain, France, Russia, China and the US, stepped in earlier in the week to try and “keep things on an even keel”.

The move appears to have paid off and observers have noted a more measured approach from the two sides in the 48 hours leading up to today’s meeting.

Millett said there had been a joint effort by the five permanent members of the UN Security Council to try to ensure the first meeting was positive so that it might encourage the UN to be more actively engaged on Cyprus.

But past experience in the “diplomats’ graveyard”, as Cyprus is often dubbed, has left some mediators jaded and ready only to believe it when they see it. “I am not a pessimist,” said the western diplomat. “But I’m not optimistic about this,” he added. “We are not waiting for anything significant.”

He didn’t, however, blame either of the two leaders. “I think the big problem here is Ankara,” the diplomat said.

A second diplomat said the ideal outcome of today’s meeting would be “a road map for the way ahead” or “some concrete result in addition to Ledra Street” such as the announcement that technical committees under the July 8 agreement were ready to start work.

“But if one or the other side thinks they are giving in on something, then it won’t come to that. Real success would be a convergence of the two positions,” said the second diplomat.

He said the international community felt the gap between the two sides on the basis of future talks could be bridged. “Every gap can be bridged if there is good will,” he added.

Cyprus mail 21/03/08

 

Ledra Street could open by end of next week
By Jean Christou

WHATEVER the outcome of today’s talks for the future of the Cyprus problem, everyone expects the two leaders to announce the opening of the Ledra Street crossing point.

Preparations for the opening have been ongoing since Christofias was elected last month, and the move is unlikely to result in any real political cost to either side. The real sticking point was the presence of Turkish troops in the area, something the Greek Cypriot side strongly objected to. The only other issue was logistic, and regarded the securing of derelict buildings in the Green Line to make the street safe for pedestrians.

By all accounts the problem of the Turkish presence was ironed out in meetings between UNFICYP Chief of Mission Michael Moller and aides to the two leaders. It is understood the Turkish troops will move back some 50 metres to ensure their presence is not felt in the area.

The old buildings will take longer to secure, but enough can be done to open the crossing while the longer-term work goes on.

Moller met twice separately with Presidential Commissioner George Iacovou and with Ozdil Nami, senior aide to the Turkish Cypriot leader. A joint meeting was also held.

All that remains to be worked out is the exact date of the opening. Nicosia Mayor Eleni Mavrou said yesterday: “The timeframe depends on the political decision.

“We will wait for the permission of UNFICYP and enter the buffer zone,” Mavrou added. “I imagine we will have permission by Monday to go in and by the end of next week, everything will be ready.”

Ledra Street, which Turkish Cypriots call Lokmaci, has been closed and barricaded since 1963.

Turkish Cypriot leader Mehmt Ali Talat was quoted yesterday as saying the opening of the crossing would be symbolic to Greek and Turkish Cypriots and make the two communities feel as if they belong in the same city.

Talat said the crossing would be opened at the beginning of April.

CYPRUS MAIL 21/03/08

 

Kıbrıs'ta yeni süreç 24 Mart'ta başlıyor



22 Mart, 2008 18:20:00 (TSİ CNN TURK

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın dünkü görüşmesinde vardıkları mutabakat çerçevesinde, Kıbrıs'ta yeni süreç 24 Mart Pazartesi günü başlıyor.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi başkanlık komiseri Yorgos Yakovu, yeni süreç çerçevesinde 24 Mart Pazartesi günü saat 15.00'te ilk kez bir araya gelecek.
 
Görüşme, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgahında yapılacak.
 
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca'nın verdiği bilgiye göre, Nami ile Yakovu, çalışma grupları ve teknik komitelerin oluşturulması üzerinde duracak ve liderler zirvesinde konuşulduğu şekilde çalışma grupları ve teknik komitelerin sayılarını ve görev alanlarını belirlemeye çalışacak.
 
Hasan Erçakıca, Nami ile Yakovu'nun yapacakları çalışmalarla ilgili olarak, "Liderler zirvesinde konuşulan konuları ayrıntılandırmalarını, yeni sürecin nasıl yürüyeceğine dair ayrıntıları konuşmalarını bekliyoruz" dedi.
 
Yakovu'dan açıklama
 
Bu arada Rum yönetimi başkanlık komiseri Yorgos Yakovu, Talat ve Hristofyas'ın dünkü görüşmelerinde vardıkları anlaşmadan sonra, 5-7 çalışma grubuyla 5-7 teknik komite oluşturulmasının beklendiğini söyledi.
 
Yakovu, Rum radyosuna yaptığı açıklamada, çalışma gruplarının bundan sonraki görüşmeler için zeminin hazırlanması üzerinde çalışacağını, teknik komitelerinse gündelik konularla ilgileneceğini kaydetti.
 
Oluşturulacak çalışma grupları ve teknik komitelerin sayılarının, Nami ile pazartesi günü yapacağı toplantıda kararlaştırılacağını ifade eden Yakovu, iki liderin danışmanlarının komitelere katılacaklarını, ortaya çıkması muhtemel sorunları çözmeye çalışacaklarını ve buralarda görüşülenler hakkında liderlere bilgi vereceklerini anlattı.
 
Yorgos Yakovu, kendisinin ve Özdil Nami'nin, "sonunda çok büyük görüş ayrılıkları olmaması için önemli görev yapmayı hedeflediklerini" söyledi.
 
Pertev'den "21 Mart mutabakatı"na tepki
 
KKTC'deki Halk Partisi (HP) Genel Başkanı Raşit Pertev, "Türk tarafının görüşmelere Rum tarafının istediği çerçevede oturduğunu" iddia ederek, "21 Mart mutabakatının 8 Temmuz anlaşmasından hiçbir farkı olmadığını" savundu.
 
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Müsteşarı iken, eski Rum başkanlık komiseri Tasos Conis ile 8 Temmuz anlaşmasının uygulamaya girmesi yönünde 50 kadar görüşme yapan Pertev, "8 Temmuz sürecine artık fiili olarak girilmiştir" dedi.
 
Pertev,"girilen süreçte ne Annan Planı ne de BM parametrelerinin ve geçmiş BM çalışmalarının olmadığını" savundu.

 

 

Lokmacı Kapısı pazartesi açılabilir



21 Mart, 2008 15:45:00 (TSİ) CNN TURK

 

Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, Lokmacı Kapısı'nın (Ledra caddesi) 31 Mart Pazartesi günü açılabileceğini söyledi.

Rum radyosunun haberine göre Mavru, Lokmacı Kapısı'nın açılması yönündeki kararı memnuniyetle karşıladığını belirterek, pazartesi günü teknik çalışmaların başlayacağını bildirdi.
 
Mavru, Lokmacı'nın 31 Mart Pazartesi günü açılması konusunda iyimser olduğunu da ifade etti.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın bugün Lefkoşa ara bölgede yaptığı görüşmede açılmasına karar verilen Lokmacı kapısı (Ledra caddesi), son üç yıldır Kıbrıslı Türklerin ve Rumların gündeminde bulunuyor.
 
Esnafın işine yarayacak
 
Rumların, "üst geçit ve bölgedeki bayraklar kaldırılsın, asker bölgeden uzaklaşsın, sınır niteliği kazandıran düzenlemeler ve semboller kaldırılsın" şartlarını öne sürerek, açılmasına karşı çıktığı Lokmacı kapısının açılması, en çok bölge esnafının işine yarayacak.
 
KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yaya geçişine açılacak Lefkoşa'daki Lokmacı barikatı, Kıbrıs'ta Türkler ve Rumlar arasındaki çatışmanın ve bölünmenin sembolü olarak niteleniyor.
 
Lokmacı, EOKA'cı Rumların 1956'dan beri Enosis (Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama hayali) mücadelesinin Kıbrıs'ta yarattığı çatışmanın sembolü olarak görülüyor. Kıbrıs önce Lokmacı'da bölündü. Lokmacı, yani Ledra caddesi, 1963'te Enosis yüzünden barikatla ayrıldı.
 
1974'te de Makarios'a karşı yapılan darbeden dolayı Türk tarafı Lokmacı'ya, Rum tarafı da Ledra caddesindeki barikata duvar ördü.
 
Lokmacı, "Kıbrıs'ı Enosis hedefiyle bölenlerin sembolü" olarak da niteleniyor. Türkleri 1963'teki ortaklık devletinden silah zoruyla dışlayan Rumlardan korunmak için yapılan Lokmacı barikatı, Kıbrıs'ta yapılan ilk barikat olarak tarihe geçti ve bu yüzden Ada'daki bölünmüşlüğün simgesi olarak görülüyor.
 
Barikat, o dönemin en önemli alışveriş merkezlerinden olan Lokmacı ile Ledra caddesini (Uzun yol) birbirinden ayırdı. Lokmacı Türk tarafında, Ledra caddesi de Rum tarafında kaldı. Kıbrıs gibi, Türk ve Rumlarınyoğun alışveriş yaptığı çarşı da ikiye bölündü.
 
Lokmacı'yı açma çalışmaları 2005'in sonunda başladı
 
Lokmacı kapsını açma çalışmaları 2005'in son aylarında başladı. Kıbrıs'ta 2005'in sonlarına doğru, Lokmacı kapısının açılması konusuyla ilgili tartışmalar gündemi meşgul etti.
 
KKTC yönetimi, kapının açılması için kasım ayında bölgede çalışmalara başladı ve Lokmacı'daki duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktı.
 
Bölgeye, geçişlerde, nöbet yerine giden askerle yayaların karşılaşmaması için üst geçit yapıldı.
 
Üst geçidin yapılmasına 12 Aralık'ta başlandı ve 24 Aralık 2005'te üst geçit bitirildi. Üst geçidin yapımı için yaklaşık 1 milyon YTL harcandı ve bunun yarısını Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği karşıladı.
 
Kapının açılmasına önce destek veren Rum yönetimi, Türk tarafının çalışmalarının "ara bölgeyi ihlal" olduğu gerekçesiyle bu desteğini geri çektiği ve Türk tarafının, kapının açılmasına yönelik bölgedeki çalışmalarını BM'ye şikayet etti.
 
BM Barış Gücü (UNFICYP) sözcülüğü, Türk tarafının çalışmasının "ara bölgeyi ihlal olmadığını" açıkladı.
 
UNFICYP 8 Aralık 2005'te yaptığıyazılı açıklamada ise "İki tarafın rızası olmadan, Lokmacı kapısının (Ledra Sokağı) açılmasına destek olamayacağını" belirterek, Türk tarafının çalışmaları durdurmasını istedi. Yeşil Hat tüzüğü kapsamındada olan Lokmacı kapısı 2005'te açılamadı.
 
Üst geçit 9 Ocak 2007'de kaldırıldı
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum tarafının, kapının açılmasına bahane olarak gösterdiği Lokmacı barikatındaki üst geçidin kaldırılmasına karar verdi.
 
Talat, Sözcüsü Hasan Erçakıca aracılığıyla 28 Aralık 2006'da yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, 2007 yılının ilk çeyreği içinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki halkın işbirliği duygularının geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Lokmacı kapısının açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidi nkaldırılmasına karar verdiğini" duyurdu.
 
Kıbrıs Türk tarafının bu tutumu, bir mektupla Birleşmiş Milletler'e de iletildi.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın üst geçidi kaldırma kararını, ABD'nin güney Lefkoşa Büyükelçiliği ve İngiliz Yüksek Komiserliği de memnuniyetle karşıladığını bildirdi. KKTC, Lokmacı'daki üst geçidi 9 Ocak 2007'de kaldırdı.
 
Rum tarafı direndi
 
Lokmacı kapısının açılmasına en başından beri isteksiz olan Kıbrıs Rum yönetimi, sürekli koşullar öne sürerek, kapının açılmasına direndi. Rum tarafı, üst geçidin yıkılmasını "olumlu bir adım" olarak görmekle birlikte "üst geçidin kaldırılmasının, kapının açılması için yeterli olmadığını, tüm engelleri ortadan kaldırmadığını" açıkladı.
 
Rum tarafı, üst geçidin kaldırılmasının yanında, bölgedeki bayraklarınkaldırılmasını, askerin bölgeden uzaklaşmasını, sınır niteliğikazandıran düzenlemelerin ve sembollerin kaldırılmasını da istedi.
 

 
"Lefkoşa'yı ikiye ayıran duvar"

 
Kıbrıs Rum yönetimi, çeşitli bahaneler öne sürerek, açmaya yanaşmadığı barikatın Rum tarafındaki duvarı, ani bir kararla KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın Azerbaycan'da, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in de Almanya'da olduğu bir dönemde, 8 Mart 2007 gece yarısı yıktı.
 
Rum tarafının "Lefkoşa'yı ikiye ayıran duvar" olarak nitelenen Lokmacı'daki duvarı yıkması, Lokmacı kapısının geçişlere açılmasına yetmedi. Rum yönetimi, kapının açılması için öne sürdüğü koşullarda ısrar etti.
 
Açılması en çok esnafa yarayacak
 
Lokmacı kapısının KKTC ile Güney Kıbrıs arasında geçişlere açılması en çok bölgedeki esnafın işine yarayacak. Kıbrıslı Rumlar, Türk tarafına geçtiğinde, en çok Lefkoşa'daki Arasta çarşısında alışveriş yapıyor.
 
Çarşı esnafı, Lokmacı kapsının açılması ile mesafenin kısalmış olması nedeniyle kendilerine daha çok Rum müşteri geleceğine ve çarşının canlanacağına inanıyor.
 
Lokmacı kapısının karşılıklı geçişlere açılmasının diğer önemli bir yanıda Kıbrıs'ın ilk bölündüğü yerden, iki tarafın başkenti Lefkoşa"birleştirilmiş" olacak. Lokmacı kapsının, gerekli teknik hazırlıklar tamamlandıktan sonra, 31 Mart ya da 1 Nisan'da adaya gelmesi öngörülen, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn Pascoe'nun ziyareti sırasında açılması bekleniyor.
 
Kıbrıs'ta taraflar 3 ay içinde tekrar görüşecek
 
Bugün Ada'da buluşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, BM'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde 3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlanması ve en kısa sürede soruna çözüm bulunması konusunda anlaştı.

 

 

Kıbrıs’ta yeni umuda rağmen ihtiyat gerekiyor

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile dün yaptığı görüşmeden önce BBC’ye verdiği demeçte umut yansıtan sözler sarf etmişti. “Bir vizyonumuz var” diye konuşan Hristofyas, “Kıbrıslı Türklerle Rumlar aynı adanın çocuklarıdır ve dış müdahale olmadan uzlaşma yolu bulmak zorundalar” diye eklemişti.
Rumların eski lideri Tassos Papadopulos’un söylemi anımsandığında bu sözler elbette ki Kıbrıs’ta çok farklı bir hava yaratıyor. Hristofyas’ın bu ve daha önceki bazı sözleri Rum tarafında kafaların gecikmeli de olsa değişmeye başladığını gösteriyor.

Bölünme ciddiye alınıyor
Örneğin, Hristofyas’ın geçtiğimiz günlerde, “Sorunu bu kez çözemezsek hiç çözemeyiz” demesi, Rum tarafının adanın kalıcı bir şekilde bölünebileceği olasılığını artık ciddiye almaya başladığını açıkça yansıtıyor.
Gerçek şu ki, Papadopulos’un Türk tarafını AB yoluyla dize getirme çabaları sokaktaki Rumların gözünde iflas etmiş bir politika olarak görülüyor. Zira ne Türkiye’nin ne de Kıbrıslı Türklerin bu yoldan gelen baskılara boyun eğmeyecekleri artık anlaşıldı. 
Özetle, dün Kıbrıs’ta yapılan ilk görüşme yeni bir sürece girildiğine dair açık bir işaret verdi. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’in, iki liderin görüşmede ele aldıkları konularda “büyük ölçüde uzlaşma sağladıklarını” belirtmesi de bunu doğrular nitelikteydi.

Asıl iş şimdi başlıyor
Bu arada, Talat ve Hristofyas’ın görüşmeden güler yüzle çıkmaları da tabii ki gözlerden kaçmadı. Ancak esas iş şimdi başlıyor. Zira bu yeni sürecin açılışında yakalanan olumlu atmosferin gerçekten zorlu ve çetrefil konular karşısında sürdürülmesi gerekecek.
Bunun için de liderlerin kurulmasına karar verdikleri çalışma grupları ve teknik komitenin meseleye, “karşı taraf aleyhinde siyasi puan toplama” güdüsüyle değil, iki tarafın yararını gözeten bir anlayışla çalışmaları gerekecek ki bu egzersizden anlamlı bir şeyler çıksın.
Öte yandan, Rum tarafında “Annan Planı”na duyulan alerji artık fazlasıyla biliniyor. Ancak Rumlar açısından burada bir sorun var. Annan Planı’nın yeniden canlandırılmasını istemeseler de o planın temelinde yatan “iki kesimlilik,” “iki toplumluluk” ve “siyasi eşitlik” gibi kavramların herhangi bir çözümün “ olmazsa olmaz” koşulları olduğunun artık anlaşılması gerekiyor.

‘Adanın çocukları’
Başka bir ifadeyle, Türkler ve Rumlar, Hristofyas’ın deyimiyle, “adanın çocukları” olduklarına göre, üç ay sonra başlaması planlanan yeni müzakere sürecinin de bunun ruhuna uygun bir şekilde yürümesi gerekiyor.
Türk tarafı Annan Planı sürecinde çözüm için gidebileceği noktayı dünyaya göstermiştir. Bu aşamada gözler bu nedenle Annan Planı’nı reddetmiş olan -ki buna Hristofyas da dahildir- Rumların üzerindedir.
Bu arada, yalnız Kıbrıslı Türklerin değil, Kıbrıs üzerinde uluslararası anlaşmalara dayanan söz hakkı olan Türkiye’nin de Rumların iyi niyetini görmesi gerekecek. Ortaya çıkmış olan yeni ve olumlu atmosferde bu açıdan peşin hükümlü olmamak gerekiyor.
Ancak, daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, Türk tarafı bu yoğurdu üfleyerek yiyorsa kimse kusura bakmasın. Zira geçmiş deneyimler bu ihtiyatı zorunlu kılıyor.

SEMIH IDIZ MILLIYET 22/03/08

Kıbrıs'ta ilk ikili görüşme

Talat ile Hristofyas, ilk buluşmada Kıbrıs sorununa en kısa sürede çözüm bulmak için üç aylık hazırlık sürecinin ardından müzakerelere başlamayı kararlaştırdı. İlk etapta iyi niyet jesti olarak Lokmacı Barikatı açılıyor. Talat, çözüm için 'En geç 2008 sonu'; Hristofyas, 'Umarım eski dostlar düşman olmayacak' dedi

22/03/2008 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ

LEFKOŞA - Bölünmüş Kıbrıs Adası'nda 2004'deki referandumda Annan Planı'nın Rum tarafında reddiyle sonuçsuz kalan barış sürecinde yeni bir maraton başlıyor. Rum Yönetimi'nin yeni lideri Dmitri Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın dün tarihi nitelikteki ilk buluşmasıyla yeni müzakere sürecinin yolu açıldı. Liderler teknik komiteleri oluşturup üç aylık hazırlık sürecinin ardından müzakerelere başlama kararı aldı. İyi niyet jesti olarak Lefkoşa'daki ara bölgede iki tarafı ayıran çarşıda yer alan Lokmacı Barikatı açılıyor.

Üç saati aşkın görüştüler
Şubatta çözüm yanlısı Hristofyas'ın iktidara gelmesiyle artan umutlar, dün iki liderin BM'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki evinde yaptığı görüşmede karşılık buldu. 3 saat 10 dakika süren görüşme sonrası Talat ve Hristofyas gülümseyerek basının karşısına geçti. Möller'in okuduğu ortak açıklamaya göre, olumlu ve samimi atmosferde geçen görüşmede iki lider görüş alışverişinde bulunup önemli yakınlaşma sağladı. Gündelik meselelere dair diyalog kanalı kurulmasını içeren 8 Temmuz 2006 mutabakatındaki gibi teknik komiteler ve çalışma gruplarının oluşturulması için haftaya iki liderin danışmanları buluşacak. Liderler ise BM Genel Sekreteri'nin himayesinde üç ay sonra kapsamlı müzakerelere başlayacak. Liderler, bu süreçte gerek duyulduğunda görüşecek. Hedef en kısa sürede çözüm.
Görüşmeyi 'yeni bir başlangıç' diye niteleyen Talat, en kısa süreden kastı "En geç 2008 sonu" diye ifade etti. Temel parametreleri ele aldıklarını kaydeden Talat "Kıbrıs sorununun bir an önce çözümünü istiyoruz" dedi. Talat, üç ayda yol haritasını belirleyeceklerini kaydetti.

'Kıbrıs kahvesi içtiler'
Hristofyas da "İyimser olmak zorundayız. İyi niyetle birlikte çalışmaya karar verdik. Umarım eski dostlar düşman olmayacak" temennisinde bulundu. Hristofyas, 'başarıdan söz edebilir miyiz' sorusuna karşın Möller'in açıklamasının net olduğunu belirtip ekledi: "İyi niyetle çalışma irademizi beyan ettik. İki lider arasında bir anlaşmazlık yok."
Görüşme, Kıbrıs sorununu yıllar önceye döndüren eski Rum lider Tasos Papadopulos'un etkisini yitirdiğini gösterdi. Geçmişte her görüşmede 1974'deki kayıpların yakınları matemi simgeleyen kara giysilerle toplanırdı. Dünse barışçı pankartlar eşliğinde rengarenk kıyafetli kadınlar gösteri yaptı. İki lider görüşmeye girerken gazetecilerin 'Ne kahvesi içeçeksiniz? Brezilya mı, yoksa Annan Planı ve 8 Temmuz mutabakatı karışımı mı' sorusuyla karşılaştı. Talat gülümserken yanıtı vermek Hristofyas'a düştü: "Kıbrıs kahvesi". Hristofyas görüşme sonrasında da "Kıbrıs kahvesi içtik orta şekerliydi" dedi. Ama teknik heyetler oluşturma kararı Rum tarafında '8 Temmuz'un uygulanması' olup olmadığında tereddüt yarattı. Talat'ın 'yeni dönemden' sözetmesi de kafa karıştırdı. Talat, hemen müzakereye başlayıp Annan Planı çerçevesinde çözüm isterken, Hristofyas, 8 Temmuz'un esas alınmasında ısrar ediyordu. Rum liderin tercihi siyasi eşitliğe dayalı üniter bir yapıda iki kesimli bir federasyon.

Lokmacı 31 Mart'ta açık
2005'de tartışılıp unutulan Ledra caddesindeki Lokmacı kapısı da açılıyor. Lefkoşa Rum Kesimi belediye başkanı Eleni Mavru kapının 31 Mart'ta açılabileceğini duyurdu. Türk tarafı 1963'te kurulmuş ilk barikat olan Lokmacı'daki üstgeçidi 2005'te yıkmış, Rumlar da geçen martta kendi taraflarındaki bariyeri kaldırmıştı. Lokmacı 2003'ten beri açılan altıncı kapı olacak.

Dünyadan alkış
ABD Dışişleri memnuniyetini 'Yapıcı diyaloga desteğimiz sürecek' diyerek dile getirdi. AB görüşmeyi 'önemli sembolik adım' diye niteleyip 'müzakere sürecine destek verileceğini' vurguladı. Britanya ise 'Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine dönük gerçek sürece doğru bir adım' değerlendirmesini yaptı.

Bahar havası

TALAT: MÜMKÜN OLAN EN KISA SÜREDE ÇÖZÜM... Cumhurbaşkanı Talat, "Açıklama çok nettir. Teknik komiteler ve çalışma gruplarını oluşturuyoruz. Bu, görüşmeleri başlatmak için bir tarih ortaya çıkaracak. Yeni bir dönemdir bu. Kıbrıs sorununu çözmek için çalışmaya başlıyoruz. Hedefimiz Kıbrıs sorunu için en erken zamanda kapsamlı bir çözüm bulmaktır. Hepsi bu" dedi. Talat, zaman limiti hakkındaki bir soru üzerine, daha önce, Kıbrıs Türk tarafı olarak bunun 2008 sonundan önce olmasını istediklerini açıkladıklarını, ancak şimdiki hedeflerinin "mümkün olan en kısa zamanda çözüme ulaşmak" olduğunu söyledi

HRİSTOFYAS: DÜŞMAN OLMAYIZ... Rum lider Hristofyas da, "Bu kez neler olacağını görelim. Talat ve Hristofyas eski dostturlar, düşman olamazlar" dedi. Anlaştıkları konuların altını çizmek için uzlaşmaya vardıklarını, anlaşılamayan konuları da birlikte inceleyeceklerini kaydeden Hristofyas, "Vurgulamak istediğimiz mesaj, neyin üzerinde anlaşmaya vardığımızdır" şeklinde konuştu. Rum lider, bir soru üzerine de, 40 yıl çözüm için çalışıldığını, herkesin anlaştığı, tüm "Kıbrıslıların" çıkarına olacak bir çözüme en kısa sürede ulaşmak için çalışacaklarını belirterek, "Bu bizim sözümüzdür" ifadesini kullandı

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında beklenen tarihi görüşme dün yapıldı ve iki liderin yaklaşık 3.5 saat süren buluşmasından, Kıbrıs'ta çözüm için olumlu sinyaller çıktı.

Ara bölgede yapılan liderler zirvesinde, Talat ve Hristofyas, Kıbrıs'ta en kısa zamanda çözüm için çalışacaklarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Talat, "2008 bitmeden çözüm demiştik... Şimdiki hedef en kısa zamanda" derken, Rum yönetimi lideri Hristofyas, "En kısa zamanda çözüm için çalışacağız... Bu bizim sözümüzdür" şeklinde konuştu.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında bir araya gelen Talat'la Hristofyas, 3 ay sonra yeniden buluşup müzakere sürecini başlatmak için de randevulaştı. Bu sürede komiteler kurulup çalışmalar başlatılacak; Lokmacı kapısı da mümkün olan en kısa sürede açılacak. Sırada ise Yeşilırmak ve diğer kapılar var...

Önce Hristofyas, sonra Talat geldi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Lider Dimitris Hristofyas arasında beklenen görüşme ara bölgede BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında yapıldı.

Görüşmeye bayraklı makam arabalarıyla saat 10.05'te Rum Lider Hristofyas, birkaç dakika sonra da Cumhurbaşkanı Talat geldi.

Liderler kapıda Möller tarafından karşılanıp içeriye alındı.

İki lider kısa bir süre sonra dışarıya çıkıp el sıkışarak basın mensuplarına poz verdi.

Bu sırada Hristofyas bir gazetecinin "Annan Planı ile 8 Temmuz karışımı kahve mi içeceksiniz, yoksa Brezilya kahvesi mi?" sorusuna, "Kıbrıs Kahvesi" yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a Cumhurbaşkanının BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, Hristofyas'a ise Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu eşlik etti.

Liderlerin görüşmesi yaklaşık 3.5 saat sürdü.

İki lider, önce heyetler ve Möller'in de katıldığı bir görüşme gerçekleştirdi. Bir süreliğine baş başa görüşen iki lider, daha sonra yine heyetler ve Möller'in de katıldığı görüşme yaptı.

Ortak açıklama

Görüşmenin sonunda, Talat ile Hristofyas, ortalarında Möller olduğu halde basının karşısına çıktı ve Möller, basına, ortak açıklamayı okudu. Önümüzdeki süreçle ilgili ayrıntılı bilgiler de içeren açıklama şöyle:

"Liderler bugün (dün) çok olumlu ve samimi bir atmosferde buluşarak, büyük ölçüde yakınlaşma kaydettikleri birçok konuda karşılıklı görüş alışverişinde bulunmuşlardır.

Liderler, bir dizi çalışma grupları ve teknik komiteler kurmak, gündemlerini belirlemek ve bunu mümkün olan en hızlı şekilde yapmak üzere danışmanlarının önümüzdeki hafta içinde buluşmasına karar vermişlerdir.

Liderler ayrıca, gelecekteki görüşmelerin yürütülmesi için tüm sorumluluğu alarak, üç ay sonra yeniden buluşmak, çalışma gruplarının ve teknik komitelerin kaydetmiş olduğu çalışmayı gözden geçirmek ve çalışma grupları ve teknik komitelerin varacağı sonuçları kullanarak, BM Genel Sekreteri gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri başlatmak konusunda anlaşmışlardır.

Liderler ayrıca, resmi müzakerelere başlamadan önce de gerektiği sürece ve gerektiği zaman buluşmak konusunda fikir birliğine varmışlardır.

Liderler, Lokmacı kapısının, teknik olarak mümkün olan en kısa zamanda, diğer geçiş noktalarının da geçerli olan uygulamalar uyarınca açılması ve kullanılmaya başlanması konusunda da mutabık kalmışlardır.

Yeşilırmak kapısının ve diğer geçiş noktalarının açılması konusu ise, danışmanların önümüzdeki günlerde yapacakları görüşmelerin gündemine alınmıştır."

Liderler ne dedi?

Yazılı ortak açıklamanın okunmasının ardından, Talat ile Hristofyas, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İlk açıklamayı yapan Hristofyas, Möller'in okuduğu açıklamadaki ifadelerin gayet açık olduğunu belirtti. Rum lider, "kahve nasıldı?" sorusu üzerine, kahve "Kıbrıslı kahvesiydi" yanıtını verdi.

Komiteler ve çalışma gruplarının oluşturulmasını beklediğini ifade eden Hristofyas, "Danışmanlarımızın görüşmesinden sonra çalışmalarına hemen başlayacaklar. Üç aylık sürede kapsamlı bir diyaloğa başlamamız için bize yardımcı olacak çalışmaları yapacaklar" dedi.

İyi niyet içinde çalışabilecekleri konusunda uzlaştıklarını söyleyen Hristofyas, "Bu kez neler olacağını görelim. Talat ve Hristofyas eski dostturlar, düşman olamazlar" diye konuştu.

Bir Rum gazetecinin iki lidere yönelttiği "Bu 8 Temmuz anlaşmasının uygulanması mıdır?" şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanı Talat, "Açıklama çok nettir. Teknik komiteler ve çalışma gruplarını oluşturuyoruz. Bu görüşmeleri başlatmak için bir tarih ortaya çıkaracak. Yeni bir dönemdir bu. Kıbrıs sorununu çözmek için çalışmaya başlıyoruz. Hedefimiz Kıbrıs sorunu için en erken zamanda kapsamlı bir çözüm bulmaktır. Hepsi bu" dedi.

Talat, gerekmesi halinde üç aydan önce de görüşebileceklerini ifade etti. Talat, görüşme zemini hakkındaki bir soru üzerineyse, bunlara girmediklerini sadece görüşme prosedürünü ele aldıklarını, herhangi bir parametreyi konuşmadıklarını kaydetti.

Hristofyas da, anlaştıkları konuların altını çizmek için uzlaşmaya vardıklarını, anlaşmadıkları konuların altını çizmeyeceklerini söyledi.

Rum lider, anlaşılamayan konuları da birlikte inceleyeceklerini kaydederek, "Vurgulamak istediğimiz mesaj, neyin üzerinde anlaşmaya vardığımızdır" dedi.

Talat, zaman limiti hakkındaki bir soru üzerine, daha önce, Kıbrıs Türk tarafı olarak bunun 2008 sonundan önce olmasını istediklerini açıkladıklarını, ancak şimdiki hedeflerinin "mümkün olan en kısa zamanda çözüme ulaşmak" olduğunu dile getirdi.

Hristofyas ise, bir gazetecinin, sorunun 40 yıldır çözümlenemediğini anımsatması üzerine, 40 yıl çözüm için çalışıldığını, herkesin anlaştığı, tüm "Kıbrıslıların" çıkarına olacak bir çözüme en kısa sürede ulaşmak için çalışacaklarını kaydetti. Rum lider, "Bu bizim sözümüzdür" dedi.

Talat ve Hristofyas, açıklamalarından sonra, Türkçe, Rumca ve İngilizce olarak gazetecilere teşekkür ettiler.

Möller'in ikametgahına ilk gelen lider olan Hristofyas görüşmeden ilk ayrılan lider olurken; hemen ardından da Cumhurbaşkanı Talat ikametgahtan çıktı.

Hristofyas'ın Rum Başkanlık Köşkü'ne dönüşü

Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşmesinin ardından Rum Başkanlık Köşkü'ne girerken gazetecilerin sorularına yanıt vermekten kaçındı.

RİK, Hristofyas'ın Köşk'e girişini canlı olarak yayınladı.

Hristofyas gazetecilerin; "ilk işaretin olumlu olup olmadığı" sorusuna karşılık "söylenenleri açıklıkla işittiniz" dedi. RİK muhabiri Hristofyas'ın yanıtını ve tavrını "böbürlenmeksizin, hedefini tam olarak başarmış edasıyla" ifadesiyle tarif etti.

Dimitris Hristofyas, "Möller tarafından okunan ortak açıklamada ifade edilenlerin ve öncesinde açıklananların aslında 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi demek mi olduğunun" sorulmasına karşılık "takdir yeteneğine sahipsiniz, anlayabilirsiniz" yanıtını verdi.

KIBRIS 22/03/08

Çözüm girişimi, durgunluğun giderilmesi açısından ö

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın dün gerçekleştirdiği görüşmenin, Kıbrıs sorununa BM temelinde çözüm bulma girişimlerinin uzun süredir içinde bulunduğu durgunluğun giderilmesi açısından oldukça önemli olduğunu söyledi.

Soyer, "Bütün Avrupa'yı birleştiren AB sürecinin, Kıbrıs'ta BM temelinde adil bir çözüm gerçekleştirerek, aynı fonksiyona Kıbrıs'ta da sahip olmasını diliyorum" dedi.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bir süreden beridir KKTC'de temaslarda bulunan Almanya'nın Bavyera Eyaleti Sosyal Demokrat Parti (SPD) yerel politikacılarından oluşan heyetle görüştü.

KKTC Münih Fahri Temsilcisi Uli Piller'in başkanlık ettiği heyete, AP eski parlamenteri Ozan Ceyhun eşlik etti. Başbakan Soyer'in Alman heyetle görüşmesinde, Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit de hazır bulundu.

Soyer

Başbakan Soyer, heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, Alman Sosyal Demokrat Parti mensubu yetkililerin yaptığı ziyaretten duyduğu memnuniyeti vurguladı.

Özellikle Münih'in yerel politikacılarının Kuzey Kıbrıs'ı incelemesinin Kıbrıs Türkü için büyük önem taşıdığını söyleyen Soyer, Almanya ile giderek artan ilişkilerin her düzeyde gelişmesini arzuladığını belirtti.

Soyer, her düzeyde ilişkilerini geliştirmesi gereken Kıbrıs Türkü'nün, gerek Alman Sosyal Demokrat, gerek Yeşiller, gerekse Hıristiyan Demokratlarla iyi ilişkiler kurduğunu söyledi.

AB ile ilişkiler

Soyer, karşılıklı ziyaretlerle iki halkın birbirini anlamasının daha kolay olacağına işaret ederek, "Girne'den Lefkoşa'ya gelirken şoförünüz yolunu şaşırttı, ama AB de, Kıbrıs sorunu çözülmeden Güney Kıbrıs'ı alarak, onun da biraz yolunu şaşırttığını düşünüyoruz" dedi.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, AB'nin gerekli dönüşümü yaparak, doğru yola girmesi için Kıbrıs Türkü'nün gayret sarf ettiğini kaydetti.

Talat-Hristofyas görüşmesi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın dün gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen Soyer, bu görüşmenin, Kıbrıs sorununa BM temelinde çözüm bulma girişimlerinin uzun süredir içinde bulunduğu durgunluğun giderilmesi açısından oldukça önemli olduğunu söyledi.

Soyer, "Biran evvel karşılıklı kabul edilebilir bir çözümün gelmesi için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz" dedi.

İzolasyonlar

AB'nin önemine de dikkat çeken Soyer, Kıbrıs Türk halkının AB'ye layık bir halk olduğunu dile getirdi.

İzolasyon altında olan Kuzey Kıbrıs'ın bugün için AB'nin ekonomik, ticari ve kültürel hayatının dışında olduğuna işaret eden Soyer, "Direkt uçuş yapamıyoruz, sportif ve kültürel etkinliklere katılamıyoruz. Globelleşen dünyada AB ve dünya ile direkt ticaret yapamıyoruz. Bunların kalkmasını diliyor, arzuluyoruz ve mücadele ediyoruz" dedi.

Piller

KKTC Münih Fahri Temsilcisi Uli Piller de, konuşmasında, adada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Piller, Bavyera eyaleti yerel politikacılarından oluşan heyetin, Kuzey Kıbrıs'a gerçekleştirdiği ziyaretle Almanya'da karşı karşıya kaldıkları tüm önyargılardan kurtulmayı amaçladıklarını söyledi.

Uli Piller başkanlığındaki SPD heyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile de görüşüp, çeşitli temaslar yaptı.

Heyetteki Alman SPD üyesi, yerel politikacıları arasında, Christine Fleege, Christine Lechle, Benjamin Krüchl, Katharina Bednarek ve Renate Schuster bulunuyor.

KIBRIS 22/03/08

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca:

Erçakıca, Cumhurbaşkanı Talat ile Kıbrıslı Rum lider Hristofyas arasında dün yapılan görüşmede, kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlatılması kararı alınmasından büyük memnuniyet duyulduğunu söyledi

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıslı Rum lider Dimitris Hristofyas arasında dün yapılan görüşmede, kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlatılması kararı alınmasından büyük memnuniyet duyulduğunu söyledi.

Konuyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, iki liderin bu kararının Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarında önemli bir aşamayı oluşturduğunu kaydetti.

Erçakıca, iki lidere bu çabalarında yardımcı olmak üzere çalışma grupları ile iki halkın günlük hayatını etkileyen konularda çalışacak teknik komitelerin kurulmasının da olumlu bir gelişme olduğunu belirtti.

Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:

"Bu anlaşmayla birlikte, Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları yeni bir döneme girmiştir. Kıbrıs Türk tarafı, iki liderin anlaşmasını kararlılıkla ve iyi niyetle uygulamak ve Kıbrıs sorununa erken zamanda kapsamlı bir çözüm bulmak için çalışacaktır."

KIBRIS 22/03/08

 

 

Talat: Çalışmalar pazartesi başlıyor

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk tarafı olarak hedeflerinin, 2008 yılı sonuna kadar çözüme ulaşmak olduğunu; fakat Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas ile birlikte saptadıkları hedefin ise, en kısa zamanda çözüme ulaşmak olduğunu belirtti ve bunun için çalışacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün bir kabulü sırasında gazetecilerin soruları üzerine, Hristofyas'la görüşmesini değerlendirdi.

Dünün "Kıbrıs" açısından önemli bir gün olduğuna değinen Talat, Rum Lider Hristofyas ile bir araya gelerek ileriki dönemi planladıklarını, bütünlüklü bir çözüme ulaşmak için müzakereleri başlatacak bir prosedür belirleyerek ilan ettiklerini belirtti.

Pazartesi gününden itibaren çalışmaların başlayacağını söyleyen Talat, "Öngörülen çalışma gurupları teknik komitelerin oluşturulması için temsilcilerimiz bir araya geliyorlar. Onlar yapacakları çalışmayı tamamladıktan sonra da görüşmeleri başlatmazdan önce komiteler çalışmalara başlıyor, sonra da tam teşekküllü olarak müzakerelere 3 ay sonra başlıyoruz" dedi.

"Hayırlı Cuma..."

Dünü "hayırlı Cuma" olarak dile getirdiklerini söyleyen Talat, 21 Mart'ın ayrıca Nevruz Bayramı, yani baharın ve doğanın uyanışı olduğunu dile getirerek, "Umarız bu hayırlı günlerde yaptığımız bu anlaşma da hayırlı olur. Kıbrıs'ın geleceğinde de güzel bir gün olarak anılır hatırlanır" diye konuştu.

"Askerle herhangi bir sorunumuz yok"

Lokmacı kapısının açılması konusunda Türkiye askeri ile herhangi bir sorunun olup olmadığının sorulması üzerine Talat, "Askerle hiç bir sorunumuz yok. O bir yıldan da önceki bir meseleydi. Askerle herhangi bir sorunumuz yok" yanıtını verdi.

Teknik çalışmalar pazartesi başlıyor

Rum Belediye Başkanı'nın 31 Mat tarihine kadar Lokmacı kapısının açılacağı yönündeki söyleminin hatırlatılması üzerine ise Talat, 31 Mart tarihinin olabileceğini, fakat teknik hazırlıkların yapılacağını; bunların da, Pazartesi gününden itibaren mayın temizleme olacağını veya mayın taraması yapılacağını, ondan sonra da Belediyelerin hızlı bir şekilde duvarları sağlamlaştırma yönündeki çalışmaları olacağını kaydetti.

Diğer altyapının Türk tarafında hazır olduğunu dile getiren Talat, Lokmacı kapısındaki geçişlerin de tüm kapılarda uygulanan yöntemle aynı olacağını belirtti.

"AK Parti'nin kapatılması iç sorundur"

AK Parti'nin kapatılması yönünde çıkan haberleri değerlendirmesi de istenen Cumhurbaşkanı Talat, "Herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. O Türkiye'nin iç sorunudur" dedi.

KIBRIS 22/03/08

Lokmacı Kapısı'nın açılması kararını memnuniyetle karşılıyorum

Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasındaki Lokmacı Kapısının açılması kararını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, yaptığı yazılı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın görüşmesini "cesaret verici bir adım" olarak niteledi ve "Lokmacı Kapısının açılması kararını memnuniyetle karşılıyorum" dedi.

Steinmeier, "Yeni sınır kapısının sadece Yeşil Hattın iki tarafındaki insanların doğrudan ilişkilerini kolaylaştırmadığını, Lefkoşa'nın kalbinde olan bu ayrımcı duvarın kaldırılmasının, Kıbrıs'ın dışında yüksek sembol gücü olan bir adım olduğunu" ifade etti.

Almanya'nın AB dönem başkanlığı sırasında taraflarla görüşmelerde Lokmacı Kapısının açılması için çalıştığını belirten Steinmeier, bu konuda anlaşmaya varılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Steinmeier, bundan sonra kapsamlı görüşmelerde Kıbrıs sorununun çözümünde uzlaşma olanağı sağlayan cesaretli adımlar atılmasını da umduğunu ifade etti.

KIBRIS 22/03/08

Let the talks begin
By Jean Christou

NEW CYPRUS talks edged closer yesterday after the two leaders pledged immediately to lay the technical groundwork for a resumption of talks in little over three months.

President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat also agreed on the symbolic opening of the Ledra Street crossing point within the fortnight.

True to their word, within hours of the meeting at the residence of the UN Secretary-general’s Special Representative in Cyprus Michael Moller, it was announced that aides to the two leaders would meet on Monday to start work.

Christofias and Talat met for over three hours at Moller’s residence inside the UN-controlled Nicosia Airport, during which they even had a 40-minute tête-à-tête, followed by a light lunch with the UN representative.
By all accounts, relations were warm. The two men greeted each other like old friends and both wore red ties, albeit for different reasons. Christofias even joked about them having not Greek or Turkish but “Cypriot coffee” together. “Metrio [medium sweet],” he quipped to dozens of journalists who had gathered from all over the world.
“The leaders met… in a very positive and cordial atmosphere and exchanged views on a number of issues, achieving a great degree of convergence,” Moller said after the meeting.

According to sources close to the meeting, the warmth between the two men involved no pretence and continued throughout the meeting, even though there had been a little “back and forth”, they said.
Moller said Christofias and Talat had decided to ask their respective advisers to meet in the coming week in order to set up a number of working groups and technical committees, establish their agendas, “and to do so in the most expeditious way possible”.

The leaders would also meet in three months to review the work of the working groups and technical committees, and, using their results, to start fully-fledged negotiations under the auspices of the UN, Moller said.
He added they had also agreed to meet as and when needed prior to the commencement of their formal negotiations.

Christofias said he looked forward to the working groups and technical committees starting work. The establishment of the groups is laid down under the July 8, 2006 agreement, although to the consternation of some Greek Cypriots, the UN-brokered deal, which stalled under the previous government, was not mentioned by name in the official statement.
“It is enough for someone to read and compare the July agreement with the outcome of today’s meeting,” Government Spokesman Stefanos Stefanou hit back later yesterday.

Christofias said results from the working committees over the next three months would help the resumption of fully-fledged UN-backed talks.
“We have to be optimistic anyway, and we agreed that we shall work together in good will, so let us see what is going to happen in this time, and I hope, really, that Mr Talat and Christofias, as old friends, will not become enemies,” the President said.

Talat said: “This is a new era we are starting for the solution of the Cyprus problem.”

“Our target is to find a comprehensive solution to the Cyprus problem as soon as possible,” he added.

Talat said that although a three-month limit had been set for a new meeting with Christofias, there was no question of avoiding a meeting before that time if it was considered necessary.

He said, when asked, that there had not been any discussion on the process that would be followed for new negotiations.
“We just discussed the procedure for the time being. We did not mention any basis, any parameters regarding the solution. We just discussed the process and we agreed on the process,” he said.

Christofias added: “We want to underline what we agree and not anything that we disagree on.”

“We shall examine any possible disagreements together, so the message we want to express is the message of what we agreed to do,” he said.
Talat was also asked whether he had backed away from earlier demands that a solution be found in 2008, saying: “The Turkish Cypriot side's position is the end of 2008, but the situation now is as soon as possible.”
Christofias concurred, but cautioned that the Cyprus problem couldn’t be solved “yesterday” as some would like.

“We shall try our utmost in order to come to an agreed solution to the interests of the Cypriot people of both communities as soon as possible. This is our ambition,” he said.

The international community, including the EU, the US and Britain, which had been looking for signs of good will that would persuade the UN Secretary-General to jump back in on Cyprus, welcomed yesterday’s developments.

For them it was a first-time opportunity to have two pro-solution Cypriot leaders at the table. The outcome was “a clear sign that the two leaders have the political will to tackle the issues and work for a solution,” British High Commissioner Peter Millett said.

“This is an important first step towards negotiations, which we hope, will lead to the reunification of the island.”

CYPRUS MAIL 22/03/08

Show of good will sparks genuine optimism
By Jean Christou

INTERNATIONAL mediators said yesterday the political will they were seeking from both sides in Cyprus had been evident at yesterday’s meeting, but warned it must be sustained.

Predictable congratulatory statements were issued by Britain, the US and the EU welcoming the outcome of the meeting between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.
For once, however, behind the scenes the feeling was one of equal satisfaction. “We are genuinely pleased,” said one diplomat. “It is hard to see what more could have been done,” he added.

A second diplomat close to the process said there had been genuine good will. “The meeting started off like that and continued throughout,” he said. “There was some back and forth but the good will has to be sustained, and from all the indications this will be possible,” he added.
A UN team is due on the island imminently to asses the situation on the ground before reporting back to UN Secretary-general Ban Ki-moon, who has long been seeking signs of good will from both ides to move forward. Without this, the UN has no plans to facilitate any new initiative.
The international community felt forced to step in earlier this week when the two sides began laying down red lines for future talks in the run up to the meeting.

The Greek Cypriot side wanted the focus to be on the July 8, 2006 agreement, which lays down a set of targets and discussions to take place in low-level committees. The deal was designed to work these up to fully fledged talks, for which much of the groundwork would already be in place.

However, the Turkish side said the July 8 agreement was merely a procedural process, and future talks on the substance of the Cyprus issue would necessarily involve the failed Annan plan.

Fearing too much of a negative climate in the run-up to the meeting, ambassadors from the five Permanent Members of the UN Security Council, Britain, France, Russia, China and the US, held meetings with both leaders in an attempt to tone down the rhetoric.
In the end, both appeared to be satisfied and neither could be accused of “backing down” on their positions.

For Christofias, the July 8 agreement yesterday essentially became the basis for future talks, and the outcome equally satisfies Talat’s desire to see it as a procedural process. Talat, however seems to have backed away from his demand for a timetable and solution by the end of this year.
The first diplomat said his impression that behind Talat’s demand for timetables was his concern that the July 8 process could be used for stalling, as it had been during the term of Tassos Papadopoulos.
Talat may now believe that with a meeting already scheduled in three months’ time, and with the commitment to implement the July 8 agreement without stalling for another 18 months, timetables are no longer necessary for that extra push.

“If they [the two sides] continue to work at it he is happy,” said the diplomat. “Maybe Christofias convinced him that if both leaders want a solution they don’t need to be obsessed with timetables.”
British High Commissioner Peter Millett said yesterday’s meeting was an important first step towards negotiations, “which we hope, will lead to the reunification of the island”.

“It is a clear sign that the two leaders have the political will to tackle the issues and work for a solution,” he added.

EU Enlargement Commissioner Olli Rehn said the European Union welcomed the successful meeting between the two leaders “and their agreement to take full responsibility for the future conduct of the negotiations”

“I commend their decision to meet again in three months' time to review the work of the working groups and technical committees and, using their results, start fully-fledged negotiations under the auspices of the Secretary-General of the United Nations,” Rehn said, adding that the EU was ready to support the negotiations.

The US made a similar pledge, saying the developments yesterday were very promising.

On the domestic front, most political parties welcomed yesterday’s outcome as a first step in the right direction. Only the parties that had supported Papadopoulos’ policies on the Cyprus issue appeared somewhat muted in their response.

Critics pointed out that the July 8 agreement had not been mentioned at all, deeming it a bad omen for the Greek Cypriot side’s position.
The former President’s party, DIKO, which helped Christofias get elected, said “neither excessive optimism nor excessive pessimism” were justified.

It said the start of the working groups and technical committees would reveal how much the Turkish side “had abandoned its intransigent positions” and whether or not it would collaborate for a solution.
Christofias’ party AKEL, the United Democrats and opposition DISY all issued statements of support for the process.

CYPRUS MAIL 22/03/08

 

At last… why did it take them so long?
By Jean Christou

THERE was delight mixed with frustration yesterday as a small crowd gathered at the end of Ledra Street last night to mark the official approval for the opening of the new crossing.

“It was something they couldn’t do for two years, but see in a month what they managed to do,” said one Greek Cypriot bystander, who did not wish to be identified. “It means they can do it if they want to,” he said, referring to the previous government’s haggling over details, which delayed agreement on the symbolic opening for nearly three years.
Ledra Street has been barricaded since 1963.

Initially yesterday’s event was more like a funeral than a celebration. It was as if someone had forgotten to invite any musicians, apart from a lone Nigerian man, tapping enthusiastically on a small drum.
His friend, an asylum seeker named Kenneth, also from Nigeria, said he decided to go to Ledra Street yesterday because, as a resident of the old town, he was upset to see its beauty so destroyed. “Where there is peace, there is unity,” said Kenneth. “This is a very, very important development.”

Three English school pupils attached a banner to the barricade in Greek and Turkish calling for the crossing to be opened soon. Their teacher Evgenia Nikoforou said: “I just want to be able to pass through. There will be a better climate for rapprochement and it will give hope for a solution,” she said.

Another group was not as fortunate in their attempts to place their banner near the barricade. It read: “No Army. No Nations. No Borders” and “all states are pseudostates”. After the anarchist group unfurled the black banner, police quickly ordered them to the side of the street out of sight.
The only other distraction was the waxworks figure of Johnny Depp’s Pirates of the Caribbean character Captain Jack Sparrow, standing solemnly on exhibition while people took the opportunity to have their photo taken with him.

Representatives from various NGOs, such as immigrant support group KISA, milled around chatting with anarchists, asylum seekers, students, ageing hippies, ordinary individuals, families and the mildly curious.
The crowd, which began without around 20 people and increased to over 100 in the space of an hour, faced towards the offending barrier almost as if they expected it suddenly to disappear of its own accord before their eyes.
Of course it won’t be taken down completely for another ten or 15 days. The UN must first sweep the crossing area for any rogue landmines or unexploded ordinance. “This will take a matter of days,” said a source close to the process.

The source said both sides could then enter the UN-controlled buffer zone, literally to pave the way for the crossing. Work should be completed in ten to 15 days, “if all goes well”, the source said.
“We have been fighting for three years under a heavy atmosphere for the opening,” said Valentina Sophocleous, the president of Citizens for the Opening of Ledra Street.
“Today we are happy. The message is that this opening is not just for the people of Nicosia. It’s for all Cypriots. It gives the message that we can work together.”

Sophocleous said Ledra Street was not just another road to be opened as a crossing point, but “a road full of life”.
“Now we can meet and be together.”
On the Turkish Cypriot side, around 20 people gathered at what they call Lokmaci Gate. Benin Baysal, a teacher, said: “We want all walls to fall and this is one step towards that. This time maybe Cyprus will be united.”
But in the words of another Greek Cypriot: “It’s a positive step but I’m not sure it’s going to solve the problem.”
The international community was unanimous in welcoming the agreement to open Ledra Street.

“The opening of Ledra Street is an important measure, which will contribute to building trust between the two communities,” said British High Commissioner Peter Millett.
“I congratulate the leaders on the important symbolic decision to open the Ledra Street crossing 44 years after it was closed,” said EU Enlargement Commissioner Olli Rehn.

He said the Commission had made more than €100,000 available to the UNDP to carry out works at the crossing point.
“I look forward to walking across the Green Line at Ledra Street myself in the near future,” said Rehn.
The US embassy also welcomed the imminent opening, which it considered “as an important step to revitalise relations and bring the two communities closer together”.

CYPRUS MAIL 22/03/08

Anastassiades invites Talat to dinner
By Andreas Avgousti

THE SPIRIT of goodwill is spreading across the political scene in Cyprus, with opposition leader Nicos Anastassiades doing his bit.
The DISY leader has invited Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat to his residence in Limassol on the evening of April 8.
Anastasiades said the invitation was meant to reciprocate his own visit to Talat’s residence in the north.

He added that both political and social meetings between the two sides would help create a good climate between the two sides.
When he had last arranged a meeting with Talat early last year, Anastassiades was heavily criticised by other politicians, including the current President.
At the time, Demetris Christofias had said that the DISY leader was merely creating a diversion and that the meeting would not give the correct messages.
DIKO vice-chairman George Kolokassides had gone a step further, accusing Anastassiades of, “tampering with the national interests”.

The new meeting is not expected to provoke such a vehement reaction, since Anastassiades’ initiative comes under more fortuitous circumstances for the island.
On April 8, a DISY contingent will also meet a delegation from Ferdi Soyer’s Turkish Republican Party.

Anastassiades expressed his approval at some of the statements made recently by Christofias, such as that if the Greek Cypriots will ever return to Kyrenia, they would have to do so under Turkish Cypriot administration.
“It is high time we spoke to people with frankness,” the DISY leader said, adding that
slogans aimed at internal consumption should cease.

He also identified three possible international developments which could negatively affect the efforts for a solution to the Cyprus problem.

First, if the Franco-German axis manages to impose its desire on the EU to offer Turkey a special relationship with the bloc instead of full membership.
Second, the domestic crisis in Turkey makes its position on Cyprus unpredictable.
Third, the independence of Kosovo can be construed as a precedent by those who want international recognition for the ‘Turkish Republic of Northern Cyprus’.

CYPRUS MAIL 22/03/08

Women urge leaders to work for a solution
By Marianna Pissa

WOMEN from both communities of Cyprus gathered at the entrance to the UN protected area in Nicosia yesterday to declare their strong will for a solution and reunification of the country.

Roughly 40 women, members of an ad hoc committee of women for a solution, organised the gathering yesterday calling the two leaders to work for a solution to the Cyprus problem.

The women waved banners with signs in Greek, English and Turkish that read "United for the future of our children", "Here and now: Christofias - Talat give us a united Cyprus ", and " Stop the partition: The time for peace is here". They chanted slogans that the time for a solution and reunification of Cyprus was here, for all Cypriots and for the future generation.

Dora Kyriakidou, a woman among the crowd, said: “the aim of the event was to show that Greek Cypriots and Turkish Cypriots should unite once again like they were united before, as a family.”

"We came here peacefully to declare our will for a united Cyprus, a solution where all can live together," added another woman Rena Agrotou, while a third, Alexandra Charidou, said their aim was, “to encourage them to advance with bravery in the solution of the Cyprus problem and in the reunification of Cyprus and its people.

“We’ve had enough; we want a solution and reunification.”

CYPRUS MAIL 22/03/08