Kıbrıs’ta liderler sertleşti

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Hristofyas, Ankara’nın siyasetini değiştirmemesi durumunda çözüme yönelik yolun açılamayacağını savundu. KKTC Cumhurbaşkanı Talat ise Hristofyas’ın Türkiye’yi hedef alan sözleriyle ortamı zehirlediğini söyledi.

AA

Güncelleme: 15:04 TSİ 14 Nisan 2008 Pazartesi

 

LEFKOŞA - Rum lider Dimitris Hristofyas, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesi beş ülke ve uluslararası topluma, Ankara’nın Kıbrıs sorununa ilişkin siyasetini değiştirmesi amacıyla, dikkatlerini Türkiye’ye çevirmeleri çağrısında bulundu. Ankara’nın Kıbrıs sorunundaki siyasetini değiştirmediğini öne süren Hristofyas, mevcut durumda çözüme yönelik yolun açılamayacağını savundu.

Kıbrıs sorununun çözüm çerçevesinin kesin olduğunu belirten Hristofyas, bunun, BM’nin Kıbrıs’a ilişkin kararları, iki toplumlu, iki bölgeli federasyonu öngören doruk anlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukuku olduğunu söyledi.

Hristofyas, Kıbrıs sorununun çözümünün, ‘işgali ve kolonizasyonu’ sonlandırmayı ve askersizleştirmeyi öngörmesi, temel özgürlükleri ve insan haklarını teminat altına alması, ‘devletin, halkın ve kurumların’ yeniden birleşmesini sağlaması gerektiğini belirtti.

ANNAN PLANI ZEMİN DEĞİL
Dimitris Hristofyas, Rum Simerini gazetesine verdiği demeçte ise müzakere zemininin, Annan planı olmadığını söyledi.

Hristofyas, “Türk tarafı da dahil olmak üzere muhtelif kişiler Annan planını isteyecekti. Ancak Annan planı zemininde görüşmeyeceğimiz herkesçe anlaşılmıştır. Bunu söylüyorum, zira bazıları, benim masada Annan planını tekrarlayacağıma ilişkin endişesini dile getirdi” diye konuştu.

TALAT: ORTAMI ZEHİRLİYOR
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise Hristofyas’ın Türkiye’yi hedef alan sözlerinin, ortamı zehirlemekten başka işe yaramadığını söyledi.

Talat, Kıbrıs Türk tarafının, Türkiye’nin de desteğiyle çözüm için adeta bütün dünyaya ders verdiği gerçeğini Hristofyas’ın unutmamasını istedi.

Talat, şöyle konuştu:

“Onun için Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin herhangi bir şekilde ikna edilmeye ihtiyacı yoktur. Zaten Türkiye’nin desteği olmasaydı, Kıbrıs Türk tarafı böylesine bir başarıyı elde edemeyebilirdi. Türkiye, açık ve net olarak Kıbrıs sorununun çözümünü desteklemiştir. Çok nettir. BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyine sunduğu raporlarda, desteğinden dolayı Türkiye’ye teşekkür etmiştir ve bugün de halen Türkiye çözümü desteklemektedir.”

RUM TARAFI İSPATLASIN
Talat, “Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı, özellikle BM’nin bütünlüklü çözüm planının hazırlık çalışmalarından itibaren çözüm için çok büyük gayret ortaya koymuştur ve bunun da ispat edilmeye ihtiyacı yoktur” dedi.

Annan planına önceleri olumlu yaklaşan Hristofyas’ın, sonradan yaklaşımını değiştirip planın reddedilmesi için “hayır kampanyası” yürüttüğünü hatırlatan Talat, bu yüzden bugün Türkiye’nin veya Kıbrıs Türk tarafının değil, Rum tarafının çözüm istediğini
ispatlaması gerektiğini söyledi.

Talat, “Bugün çözüm istediğini göstermesi gereken, eski politikadan değişiklik yaparak çözüm yönünde hareket etmeyi benimsemesi ve bunu ispat etmesi gereken taraf, Kıbrıs Rum tarafıdır” diyerek, “yavuz hırsız evsahibini bastırır” sözünü hatırlattı.

Hristofyas’ın sözleriyle ilgili Talat, “Bu tür açıklamalar, ortamı zehirlemekten başka işe yaramaz” diye konuştu.

Talat, “Üstelik göz göre göre, yanlış, yalan olduğu biline biline bu tür yaklaşımlar tekrarlanırsa hem Kıbrıs Türk halkında, hem de Kıbrıs sorununun çözümünde önemli bir aktör olduğu hiçbir zaman inkar edilemeyen Türkiye’nin kırılacağı, hatta öfkeleneceği dikkatten uzak tutulmamalıdır” dedi.

 

Rum lider yine Ankara'ya çattı



14 Nisan, 2008 14:41:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Ankara'nın siyasetini değiştirmemesi durumunda çözüme yönelik yolun açılamayacağını söyledi.

Rum radyosunun haberine göre Hristofyas, sorunun çözüm çerçevesinin kesin olduğunu belirterek, bunun, BM'nin Kıbrıs'a ilişkin kararları, iki toplumlu, iki bölgeli federasyonu öngören doruk anlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukuku olduğunu söyledi.
 
Hristofyas, çözümün işgali ve kolonizasyonu sonlandırmayı ve askersizleştirmeyi öngörmesi, temel özgürlükleri ve insan haklarını teminat altına alması, devletin, halkın ve kurumların yeniden birleşmesini sağlaması gerektiğini söyledi.
 
Hristofyas, bunların "Kıbrıs sorununun temel çözüm ilkeleri" olduğunu kaydetti.
 
Dimitris Hristofyas, Rum Simerini gazetesine verdiği demeçte ise müzakere zemininin, Annan Planı olmadığını yineledi.
 
Talat'tan yanıt

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Kıbrıs Türk tarafının da, Türkiye'nin de, Kıbrıs sorununun çözümü için büyük gayret ortaya koyduğunu ve bunun ispata ihtiyacı olmadığını ifade etti.
 
Talat, çözüm isteğini ve politika değişikliğini ispat etmesi gereken tarafın Rumlar olduğunu bildirdi. "Yavuz hırsız evsahibini bastırır" sözüne atıfta bulunan Talat, Hristofyas'ın kendisinin yapması gerekenleri başkasından isteyerek günahlarından arınmaya çalıştığına işaret etti.
 
Talat, Hristofyas'ın Türkiye'yi hedef alan sözlerinin, "ortamı zehirlemekten başka işe yaramadığını" kaydetti.
 
Talat, "Üstelik göz göre göre, yanlış, yalan olduğu biline biline bu tür yaklaşımlar tekrarlanırsa hem Kıbrıs Türk halkında, hem de Kıbrıs sorununun çözümünde önemli bir aktör olduğu hiçbir zaman inkar edilemeyen Türkiye'nin kırılacağı, hatta öfkeleneceği dikkatten uzak tutulmamalıdır" diye konuştu.
 
Talat, Hristofyas'ın, kendisine cevap vermeyen Türkiye'yi sürekli suçlamasının Kıbrıs sorununu gerçeklerden saptırıp başka türlü ifade etmeye çalışmasının çözüme hiç de yardımcı olmadığını belirtti.
 
KKC lideri, "Türkiye, açık ve net olarak Kıbrıs sorununun çözümünü desteklemiştir. Çok nettir. BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporlarda, desteğinden dolayı Türkiye'ye teşekkür etmiştir ve bugün de halen Türkiye çözümü desteklemektedir" dedi.

 

Çözüme inanın

ŞÜPHELER BİR KENARA BIRAKILMALI... Rum halkından, Kıbrıs sorununun çözümlenmesinin mümkün olduğuna inanmasını isteyen Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas, kendilerinin Kıbrıs sorununun çözümü için sıkı bir şekilde çalışma çabasıyla işe başladıklarını ifade etti. Çözüme giden yolun, güllerle dolu olmadığını çok iyi bildiklerini kaydeden Hristofyas, şüpheleri bir kenara bırakarak engellerin aşılmasına çaba göstereceklerini dile getirdi

HRİSTOFYAS VE TALAT, AY SONU GÖRÜŞEBİLİR... Cumhurbaşkanı Talat'ın "ortak bir dil bulunması için çaba sarf edilmeli" mesajına katıldığını belirten Hristofyas, sürecin başladığını ve sabırsızlanılmaması gerektiğini belirtti. Çalışma grupları ve teknik komitelerin göstermelik olmadığına dikkat çeken Hristofyas, komitelerin çalışmalarını tamamlamasından önce Talat ile ay sonuna doğru görüşme yapma ihtimalinin bulunduğunu kaydetti

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunun çözümü için çalışmalara herkesin hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.

Rum Yönetimi Başkanı seçilmesinin ardından ilk kez bir basın kuruluşuna (Simerini'ye) söyleşi veren Hristofyas, Kıbrıs sorunu ve iç yönetim konularındaki görüşlerini aktardı.

"Ledra'dan" (Lokmacı) sonra Kıbrıs sorunu süreci konusunda iyimser bir havanın yaratıldığı ve bunu nasıl gördüğü şeklindeki bir soru üzerine Hristofyas; "Kıbrıs sorununu çözmek istediğimizi söylerken ve iyi niyete sahipken, bu hepsimizin bilinci olmalıdır. Yani bu; Kıbrıs sorununu çözmek istediğimiz bilinci olmalıdır. Ayrıca bu; diğer tarafın iyi niyetini de şart koşuyor" şeklinde konuştu.

Hristofyas, halkın, Kıbrıs sorunun çözümlenmesinin mümkün olduğuna inanmasının iyi olduğunu belirterek; çözümün mümkün olduğuna inanılmaması durumunda hiçbir şeye başlanılmamasının daha iyi olduğunu söyledi. Kendilerinin Kıbrıs sorununun çözümü için sıkı bir şekilde çalışma çabasıyla işe başladıklarını ifade eden Hristofyas, yolun, güllerle dolu olmadığını; çok iyi bildiklerini de söyledi.

Hristofyas, bu yolda birçok zorluklar ve engellerle karşılaşacaklarını, şüpheleri bir kenara bırakarak bu engellerin aşılmasına çaba göstereceklerini dile getirdi.

Görevine başlamasından bir buçuk ay sonra, Kıbrıs sorunuyla ilgili yeni bir çaba çerçevesinde ilerleme sağlanması konusundaki belirtilerin sorulması üzerine Hristofyas, zorlukların aşırı derecede vurgulanmaması gerektiğini, olumlu noktaların bulunmaya çalışılması gerektiğini belirtti. Hristofyas, sözlerinin devamında "Talat, Kıbrıs sorununun çeşitli boyutlarını karşılamamız ve ortak bir dil bulmamıza çaba göstermemizi istediğini teyit etti. Biz de bunu istiyoruz mesajını vermek istiyorum. Bunun ötesinde bir süreç başladı ve ilerliyor. Birkaç yıldır bekliyoruz, 50 kadar görüşme yapıldı ancak ne çalışma grupları ne de diyalog başladı. Bu nedenden dolayı sabırsızlanmamalıyız. Süreç başlamıştır" ifadelerini kullandı.

Hristofyas, bir başka soru üzerine, BM'nin hakemliğinden sonra uluslararası toplumun, "Kıbrıslıların" Kıbrıs sorununu çözmesi gerektiğini kabul etme zamanın geldiğini ifade etti ve bunu da olumlu bir gelişme olarak addettiğini söyledi.

BM Güvenlik Konseyi kararlarına kaydedilen bir tutumun söz konusu olduğunu belirten Hristofyas, ayrıca bunu; Türkiye'ye yönelik bir baskı şekli olarak addettiğini ifade etti.

Bilindiği üzere, Kıbrıs sorununun iç boyutunun yanı sıra, Türkiye'nin belirleyici role sahip olduğu uluslararası boyutunun da bulunduğunu dile getiren Hristofyas bunu söylerken "askerlerin, yerleşiklerin çekilmesinden", garantörlük ve müdahale haklarından bahsettiğini kaydetti. Bu boyutlardaki son sözün, Kıbrıslı Türklerle birlikte karar verilse bile, Türkiye'de olacağını savunan Hristofyas, askersizleştirme, kaldırılması zor gözükse bile garantörlük ve ortaklık anlaşmasının kaldırılmasının, Kıbrıslı Türklerle birlikte talep edilmesi için ortak bir lisanın bulunması ve anlaşmaya varılmasını her zaman için temenni ettiklerini söyledi.

"BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe ve Avrupa Komisyonu Başkanı

Jose Manule Barroso'dan hangi mesajları Türkiye'ye taşımasını talep ettiniz?" şeklindeki bir soru üzerine, Hristofyas, taşınmasını istediği mesajın "Kıbrıslıların, dikkatleri dağıtılmaksızın çalışmaya bırakılmasını ve Avrupai olmak istediği ülke olarak Türkiye'nin, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin topraksal bütünlüğüne ve egemenliğine, bağımsızlığına ve birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti sürecine saygı duyması gerektiğini kavraması"olduğunu ifade etti.

Hristofyas, Türkiye'nin; "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin", iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çatısı altında birleşmesine katkı koyması gerektiğini söyledi.

Bir başka soru üzerine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile vardığı 21 Mart mutabakatına değinen Hristofyas, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya geldiği 21 Mart tarihinde anlaşma imzalamadıklarını, görüşmenin sonucuna ilişkin olarak açıklama yayımladıklarını belirtti.

Komiteler göstermelik değil

Çalışma grupları ve teknik komitelerin, üç aylık işlevinin bunaltıcı takvimi teşkil ettiği konusunda tartışmaların yapıldığına ilişkin bir soru üzerine Hristofyas, teknik komiteler ve çalışma gruplarının sonuç vermesine yardımcı olunması ve Talat ile ciddi bir görüşmeye başlaması için soğukkanlı olunması gerektiğini söyledi. Teknik komiteler ve çalışma gruplarının sonuç vermemesi halinde durum değerlendirmesi yapmak için Talat ile bir araya geleceğini anımsatan Hristofyas, kendisinin; komitelerin sonuç vermeden, tüm konuları kapsayan doğrudan görüşmelere başlama düşüncesinde olmadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Talat'ın ise farklı görüşte olduğunu söyleyen Hristofyas, kendisinin net bir şekilde BM'ye ve görüştüğü kişilere, komitelerin gösteriş olsun diye yapılmadığını söylediğini belirtti.

Lokmacı

""Ledra'daki" (Lokmacı) olayla ilgili olarak Talat'a sorumluluk yüklenilmemesi bir taktik konusu mudur yoksa izleyeceğiniz siyaset midir?" şeklindeki soru üzerine Hristofyas, bunun taktik hareketi olmadığını, öze ilişkin bir hareket olduğunu söyledi.

Hristofyas "tabi ki Talat rahatsız olurdu zira bu şekilde ona sorun yaratabilirdik. Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünden, işgalinden ve istiladan kimin sorumlu olduğu apaçık ortadadır. Kıbrıs sorununun özünün neler olduğunu söylemekten kaçınmamalıyız" dedi.

Hristofyas ayrıca, TC Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'un ziyaretlerinin de yorumlanmasının mümkün olmadığını savundu.

Paskalya öncesinde veya sonrasında Talat ile görüşme

Cumhurbaşkanı Talat ile bir sonraki görüşmesinin sorulması üzerine Hristofyas, komitelerin çalışmalarını tamamlamasından önce Talat ile bu arada görüşme yapması ihtimalinin bulunduğunu söyledi. Görüşme tarihini şu anda belirlemesinin mümkün olmadığını ifade eden Hristofyas, Paskalya yortusu (27-28 Nisan) öncesi veya sonrası olabileceğini, tam tarih söyleyemeyeceğini belirtti.

Türkiye

Hristofyas, bir soru üzerine Türkiye ile ilgili çıkarların büyük olduğuna, kendi stratejik çıkarları için Türkiye'yi değerlendirmek isteyen güçlü dinamiklerin bulunduğuna dikkati çekerek, AB ve uluslararası arenada, Kıbrıs sorunundaki olaylara kendilerinin baktığı şekilde bakılmadığını ifade etti.

2004 yılındaki maceranın, Annan Planı'nın haklı bir şekilde ret edilmesi olayının, zaman zaman Türkiye tarafından değerlendirildiğini ileri süren Hristofyas, yabancıların; Rum tarafının; Kıbrıs sorunun çözüm çabasını engellediğini düşündüğünü söyledi.

Hristofyas, bu yaklaşımın sonucu olarak Kıbrıs sorununun özü teğet geçilerek, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılmasıyla ilgili kararların alındığını, iki devletli çözüme dair isteğini ileriye götürmek amacıyla Türkiye'nin de bundan yararlandığını öne sürdü.

Hristofyas, bir başka soru üzerine uluslararası unsurların Türkiye'ye yönelik olarak hareket edeceğine dair kendilerine taahhütte bulunduğunu söyledi.

KIBRIS 14/04/08

 

Alman gazetesi KKTC'yi tanıttı: Kuzey Kıbrıs, kâşifleri bekliyor

''Kuzey Kıbrıs, kaşifler için gizemli bir yer'' başlıklı yazıda, Lefkoşa'daki Lokmacı Kapısının açılmasından sonra bu şehrin daha cazip hale geldiği ve Kuzey Kıbrıs'ın turistik açıdan da canlanmaya başladığı kaydedildi. Yazıda, burada turistlerin uçsuz bucaksız sakin sahiller ve tarihi harabelerle karşılaştığı belirtildi.

Kültürel ve tarihi hazineler

Beşparmak dağlarının bulunduğu Karpaz bölgesinde ''Golden Beach'' (Altın sahil) adı verilen yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki sahil şeridinin, tüm adanın en güzel sahili olduğu kaydedilen yazıda, bunun yanı sıra Kıbrıs'ın kuzeyinde ''kültürel ve tarihi hazineler'' bulunduğu bildirildi.

Gazimağusa'da 15. yüzyılda Venedikliler tarafından yapılan Akdeniz'deki en büyük kalelerden birinin bulunduğuna işaret edilen yazıda, kent merkezinde de Roma ve Hristiyanlardan kalan tarihi eserlerle Müslümanlarca yapılan eserlerin çok güzel bir uyum sağladığı ifade edildi.

Osmanlılar tarafından bir camiye dönüştürülen tarihi Nikolaus katedralinin de oldukça iyi bir şekilde korunduğuna dikkat çekilen yazıda, turistler için adanın kuzeyine de, güneyine de geçmenin rahat olduğu, gerekli işlemlerin hızlı bir şekilde yapıldığı bildirildi.

Değer verildiği duygusu

Turistlere, adanın her yerinde değer verildiği şeklinde bir duyguya kapılmanın mümkün olduğu belirtilen yazıda, ''Ancak bu durum etrafta henüz fazla duyulmuş değil, bu nedenle Kuzey Kıbrıs şimdilik gizemli bir yer olarak kalmaya devam ediyor'' denildi.

Yazıda ayrıca, Kuzey Kıbrıs'a gitmek isteyenler için, nerede kalabilecekleri ve hangi turizm şirketleriyle nasıl gidebilecekleri konusunda bilgi verildi.

KIBRIS 14/04/08

 

 

Kıbrıs’ta liderler sertleşti

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Hristofyas, Ankara’nın siyasetini değiştirmemesi durumunda çözüme yönelik yolun açılamayacağını savundu. KKTC Cumhurbaşkanı Talat ise Hristofyas’ın Türkiye’yi hedef alan sözleriyle ortamı zehirlediğini söyledi.

AA

Güncelleme: 02:13 TSİ 15 Nisan 2008 Salı

 

LEFKOŞA - Rum lider Dimitris Hristofyas, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesi beş ülke ve uluslararası topluma, Ankara’nın Kıbrıs sorununa ilişkin siyasetini değiştirmesi amacıyla, dikkatlerini Türkiye’ye çevirmeleri çağrısında bulundu. Ankara’nın Kıbrıs sorunundaki siyasetini değiştirmediğini öne süren Hristofyas, mevcut durumda çözüme yönelik yolun açılamayacağını savundu.

 

Kıbrıs sorununun çözüm çerçevesinin kesin olduğunu belirten Hristofyas, bunun, BM’nin Kıbrıs’a ilişkin kararları, iki toplumlu, iki bölgeli federasyonu öngören doruk anlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukuku olduğunu söyledi.

Hristofyas, Kıbrıs sorununun çözümünün, ‘işgali ve kolonizasyonu’ sonlandırmayı ve askersizleştirmeyi öngörmesi, temel özgürlükleri ve insan haklarını teminat altına alması, ‘devletin, halkın ve kurumların’ yeniden birleşmesini sağlaması gerektiğini belirtti.

ANNAN PLANI ZEMİN DEĞİL
Dimitris Hristofyas, Rum Simerini gazetesine verdiği demeçte ise müzakere zemininin, Annan planı olmadığını söyledi.

Hristofyas, “Türk tarafı da dahil olmak üzere muhtelif kişiler Annan planını isteyecekti. Ancak Annan planı zemininde görüşmeyeceğimiz herkesçe anlaşılmıştır. Bunu söylüyorum, zira bazıları, benim masada Annan planını tekrarlayacağıma ilişkin endişesini dile getirdi” diye konuştu.

TALAT: ORTAMI ZEHİRLİYOR
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise Hristofyas’ın Türkiye’yi hedef alan sözlerinin, ortamı zehirlemekten başka işe yaramadığını söyledi.

Talat, Kıbrıs Türk tarafının, Türkiye’nin de desteğiyle çözüm için adeta bütün dünyaya ders verdiği gerçeğini Hristofyas’ın unutmamasını istedi.

Talat, şöyle konuştu:

“Onun için Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin herhangi bir şekilde ikna edilmeye ihtiyacı yoktur. Zaten Türkiye’nin desteği olmasaydı, Kıbrıs Türk tarafı böylesine bir başarıyı elde edemeyebilirdi. Türkiye, açık ve net olarak Kıbrıs sorununun çözümünü desteklemiştir. Çok nettir. BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyine sunduğu raporlarda, desteğinden dolayı Türkiye’ye teşekkür etmiştir ve bugün de halen Türkiye çözümü desteklemektedir.”

RUM TARAFI İSPATLASIN
Talat, “Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı, özellikle BM’nin bütünlüklü çözüm planının hazırlık çalışmalarından itibaren çözüm için çok büyük gayret ortaya koymuştur ve bunun da ispat edilmeye ihtiyacı yoktur” dedi.

Annan planına önceleri olumlu yaklaşan Hristofyas’ın, sonradan yaklaşımını değiştirip planın reddedilmesi için “hayır kampanyası” yürüttüğünü hatırlatan Talat, bu yüzden bugün Türkiye’nin veya Kıbrıs Türk tarafının değil, Rum tarafının çözüm istediğini
ispatlaması gerektiğini söyledi.

Talat, “Bugün çözüm istediğini göstermesi gereken, eski politikadan değişiklik yaparak çözüm yönünde hareket etmeyi benimsemesi ve bunu ispat etmesi gereken taraf, Kıbrıs Rum tarafıdır” diyerek, “yavuz hırsız evsahibini bastırır” sözünü hatırlattı.

Hristofyas’ın sözleriyle ilgili Talat, “Bu tür açıklamalar, ortamı zehirlemekten başka işe yaramaz” diye konuştu.

Talat, “Üstelik göz göre göre, yanlış, yalan olduğu biline biline bu tür yaklaşımlar tekrarlanırsa hem Kıbrıs Türk halkında, hem de Kıbrıs sorununun çözümünde önemli bir aktör olduğu hiçbir zaman inkar edilemeyen Türkiye’nin kırılacağı, hatta öfkeleneceği dikkatten uzak tutulmamalıdır” dedi.

Avrupa’dan Rum Yönetimine uyarı

Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi (CPT), Kıbrıs Rum Yönetimini, Rum polisinin tutuklulara karşı kötü muamelelerine karşı önlem alması konusunda uyaran bir rapor yayımladı.

Kayhan Karaca

NTV-MSNBC

Güncelleme: 16:12 TSİ 15 Nisan 2008 Salı

 

STRASBOURG - Komite tarafından bugün Strasbourg’da yayımlanan raporda, komitenin Rum Kesimi’ni son ziyareti sırasında görüştüğü birçok tutuklunun, Rum polisi tarafından kendilerine kötü muamele yapıldığını bildirdikleri vurgulandı.

Raporda, polisin tutuklulara yönelik kötü muamelesinin komitenin Rum Kesimi hakkında daha önce yayımladığı raporlarda da gündeme getirildiği hatırlatıldı ve “Kıbrıs makamlarının bu sorunla çok daha aktif biçimde mücadele etmelerinin zamanı gelmiştir” ifadelerine yer verildi.

CPT raporunda, Kıbrıs Rum polisinin özellikle tutuklama anında kötü muamelede bulunduğu belirtiliyor ve bu muamelelere örnek olarak vücüt, baş ve cinsel organlara yumruk, tokat ve tekme atılması gösteriliyor.

Rum Yönetimi ise CPT’ye gönderdiği yanıtta, kötü muamele iddialarını reddetmedi. Bun karşılık, polisin tutuklulara karşı kötü muamelesine karşı alınan önlemler hakkında bilgi verdi.

 

Hristofyas Türkiye üzerinden kriz çıkarıyor

15/04/2008 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Kıbrıs'ta haziranda müzakere öngören 21 Mart zirvesiyle oluşan iyimserlik Rum lideri Dimitris Hristofyas'ın Türkiye'yi hedef almasıyla buharlaşıyor. 'İşgal ve sömürgecilik bitmeden', 'Ankara'nın siyaseti değişmeden çözüm yolu açılamayacağını' savunan Hristofyas'a KKTC lideri Mehmet Ali Talat "Asmosferi zehirliyorsun. Çözüm isteğini ispatlaması gereken Rum tarafı" yanıtını verdi.
Dün Hristofyas, BM ve AB'ye 'Kıbrıs siyasetini değiştirmesi amacıyla dikkatlerini Türkiye'ye çevirmeleri' çağrısı yapıp "Ankara siyasetini değiştirmezse çözüme yönelik yol açılamayacak. Çözümün işgal ve sömürgeciliği sonlandırmayı ve askersizleştirmeyi öngörmesi gerek" dedi.

Talat: Hristofyas günah çıkarsın
Talat ise, "Kıbrıs Türkünün Türkiye'nin desteğiyle dünyaya ders verdiğini unutmasın. Türk tarafı ve Türkiye'nin ikna edilmeye ihtiyacı yok. Türkiye, açıkça çözümü desteklemiştir. Çözüm isteğini göstermesi gereken Rum tarafıdır." KKTC
lideri, eski dostu Hristofyas'a "Önce günahlarının hesabını vermeli. BM'yi, dünyayı yıllarca aldatıp çözüme evet diyeceklerini söyleyip son gün Annan Planı'nı reddetmenin gerekçezini izah etmeli. Politikalarının değiştiğini kanıtlamalı" diye çıkışıp şu uyarıyı yaptı: "Yalan olduğu bilinerek bu yaklaşımlar tekrarlanırsa Türkiye kırılır, hatta öfkelenir."
Dün Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Kıbrıs'taki garantör devletlerden Britanya'yı ziyaret edip Dışişleri Bakanı David Miliband'la biraraya geldi. Babacan, Başbakan Gordon Brown'dan da randevu aldı. Miliband, Kıbrıs'ta çözüm için yeni fırsat çıkmasını önemli bulduklarını, süreçte BM'nin önemli rolü olacağını belirtti. Britanyalı bakanla Irak, İran'ı görüştüklerini, Türkiye'nin Basra'da konsolosluk açmaya hazırlandığını aktaran Bababacan, Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm arzusunu her aşamada kanıtladıklarını, çözümün BM parametreleri temelinde olması ve iki tarafın da kazanması gerektiğini belirtti.

 

Lokmacı'ya "özel" karar

3 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR... 11 Nisan tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan karar uyarınca, "Özel Turizm Alanı", "Selimiye, Lokmacı, Asmaaltı, Arasta'yı kapsayan bölge"; "Cumhurbaşkanlığı binasının bulunduğu bölge" ve Yenicami, Haydarpaşa ve yöreyi içine alan bölge" olmak üzere 3 bölüme ayrıldı

Bakanlar Kurulu'nun, Lefkoşa'da surlariçi, surlar ve hendeklerini kapsayan alanı "Özel Turizm Alanı" ilan eden kararı, Resmi Gazete'de yayınlandı.

Bölgeyi, Turizm Endüstrisi Teşvik Yasası uyarınca "Korunmaya Muhtaç Turizm Bölgesi" ilan eden Bakanlar Kurulu, bu bölgedeki turizmin, tarihi ve kültürel değerlere dayandırılmasını, kültür turizmi çerçevesinde destekleyici ve tamamlayıcı mali düzenlemelerin yapılarak teşvik modellerinin geliştirilmesi görevini Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'na verdi.

11 Nisan tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan karar uyarınca, "Özel Turizm Alanı", "Selimiye, Lokmacı, Asmaaltı, Arasta'yı kapsayan bölge; Cumhurbaşkanlığı binasının bulunduğu bölge ve Yenicami, Haydarpaşa ve yöreyi içine alan bölge" olmak üzere 3 bölüme ayrıldı.

Özel Turizm Alanı'nda etkin ve koordineli bir çalışmanın yürütülmesi, ekonomik, sosyal, örgütsel ve mali politikalar ile kısa, orta ve uzun dönemdeki uygulama esasları oluşturularak strateji metni hazırlanması için "Lefkoşa Surlariçi İzleme, Koordinasyon ve Yönlendirme Kurulu" oluşturulması da karara bağlandı.

Başbakanlığın koordinatörlüğünde ve İçişleri Bakanlığı başkanlığında oluşturulacak kurulda, Şehir Planlama Dairesi, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Turizm Tanıtma ve Pazarlama Dairesi, Turizm Planlama Dairesi, Enformasyon Dairesi, Polis Genel Müdürlüğü, Lefkoşa Türk Belediyesi, Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği temsilcileri yer alacak.

Kurul, 1. Etap Lokmacı Kapısı ve Yakın Çevresi İyileştirme Eylem Planı'ndaki Acil Önlemler Planı'nın öncelikle uygulanmasını sağlayacak ve çarşamba günü yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısına onaya sunulmak üzere strateji metni hazırlayacak.

KIBRIS 15/04/08

 

Hristofyas, günahlarının hesabını vermeil

RUM TARAFI, ÇÖZÜM İSTEDİĞİNİ İSPATLAMALI... Cumhurbaşkanı Talat, "Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı, özellikle BM'nin bütünlüklü çözüm planının hazırlık çalışmalarından itibaren Kıbrıs sorununun çözümü için çok büyük gayret ortaya koymuştur ve bunun da ispat edilmeye ihtiyacı yoktur" dedi. Çözüm planına önceleri olumlu yaklaşan Rum lider Hristofyas'ın, sonradan yaklaşımını değiştirip planın reddedilmesi için "hayır kampanyası" yürüttüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Talat, bu yüzden bugün Türkiye'nin veya Kıbrıs Türk tarafının değil, Rum tarafının çözüm istediğini ispatlaması gerektiğini söyledi

YAVUZ HIRSIZ MİSALİ... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" sözüne atıfta bulunarak, Hristofyas'ın, kendisinin yapması gerekenleri başkasından isteyerek günahlarından arınmaya çalıştığına dikkat çekti. Talat, "Bana göre önce kendi günahlarının hesabını vermelidir. BM'yi, bütün dünyayı, aylar, yıllar boyunca aldatarak, çözüm planına 'evet' diyeceklerini söyleyerek, son güne dek bu imajı yaratarak, son gün politika değişikliğine gidip planı reddetmenin gerekçelerini kendileri izah etmelidir. Ayrıca dönüp bugün, o günden bugüne politikalarının değiştiğini ve çözüm istediklerini de ispat etmelidir" diye konuştu

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk tarafının da, Türkiye'nin de, Kıbrıs sorununun çözümü için büyük gayret ortaya koyduğunu ve bunun ispata ihtiyacı olmadığını söyledi.

Çözüm isteğini ve politika değişikliğini ispat etmesi gereken tarafın Rumlar olduğunu vurgulayan Talat, "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" sözüne atıfta bulunarak, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın, kendisinin yapması gerekenleri başkasından isteyerek günahlarından arınmaya çalıştığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Talat, "Bana göre önce kendi günahlarının hesabını vermelidir. BM'yi, bütün dünyayı, aylar, yıllar boyunca aldatarak, çözüm planına 'evet' diyeceklerini söyleyerek, son güne dek bu imajı yaratarak, son gün politika değişikliğine gidip planı reddetmenin gerekçelerini kendileri izah etmelidir. Ayrıca dönüp bugün, o günden bugüne politikalarının değiştiğini ve çözüm istediklerini de ispat etmelidir" diye konuştu.

Türkiye'nin, adada bir çözüme ulaşılmasını, dün olduğu gibi bugün de desteklediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Talat, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın Türkiye'yi hedef alan sözlerinin ortamı zehirlemekten başka işe yaramadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Talat, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın, Türkiye'ye yönelik sözleriyle ilgili TAK ve BRTK muhabirlerine yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk tarafının, Türkiye'nin de desteğiyle, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda adeta bütün dünyaya ders verdiği gerçeğini Hristofyas'ın unutmamasını istedi.

Kıbrıs Türk tarafının, Türkiye'nin de desteğiyle birçok fedakârlık öngörmesine rağmen, Annan Planı olarak bilinen BM çözüm planını kabul ettiğini ve bunun için son derece hareketli ve kararlı duruş sergilediğini hatırlatan Talat, şöyle konuştu:

"Türkiye bugün de çözümü destekliyor"

"Onun için Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye'nin herhangi bir şekilde ikna edilmeye ihtiyacı yoktur. Zaten Türkiye'nin desteği olmasaydı, Kıbrıs Türk tarafı böylesine bir başarıyı elde edemeyebilirdi. Türkiye, açık ve net olarak Kıbrıs sorununun çözümünü desteklemiştir. Çok nettir. BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporlarda, desteğinden dolayı Türkiye'ye teşekkür etmiştir ve bugün de halen Türkiye çözümü desteklemektedir."

Cumhurbaşkanı Talat, daha önce Rum tarafında koalisyon ortağı olan Rum lider Hristofyas'ın, hiçbir şekilde çözüme yaklaşmayanın Rum tarafı olduğunu ve Türkiye'nin o dönemde de çözümü desteklediğini çok iyi bileceğini vurguladı.

Talat, "Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı, özellikle BM'nin bütünlüklü çözüm planının hazırlık çalışmalarından itibaren Kıbrıs sorununun çözümü için çok büyük gayret ortaya koymuştur ve bunun da ispat edilmeye ihtiyacı yoktur" dedi.

"Rum tarafı ispatlamalı"

Çözüm planına önceleri olumlu yaklaşan Rum lider Hristofyas'ın, sonradan yaklaşımını değiştirip planın reddedilmesi için "hayır kampanyası" yürüttüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Talat, bu yüzden bugün Türkiye'nin veya Kıbrıs Türk tarafının değil, Rum tarafının çözüm istediğini ispatlaması gerektiğini söyledi.

"Bugün çözüm istediğini göstermesi gereken, eski politikadan değişiklik yaparak çözüm yönünde hareket etmeyi benimsemesi ve bunu ispat etmesi gereken taraf, Kıbrıs Rum tarafıdır" diyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" sözüne atıfta bulunarak, Hristofyas'ın, kendisinin yapması gerekenleri başkasından isteyerek günahlarından arınmaya çalıştığına işaret etti.

"Günahlarının hesabını vermeli"

Talat, "Bana göre önce kendi günahlarının hesabını vermelidir. BM'yi, bütün dünyayı, aylar, yıllar boyunca aldatarak, çözüm planına 'evet' diyeceklerini söyleyerek, son güne dek bu imajı yaratarak, son gün politika değişikliğine gidip planı reddetmenin gerekçelerini kendileri izah etmelidir. Ayrıca dönüp bugün, o günden bugüne politikalarının değiştiğini ve çözüm istediklerini de ispat etmelidir" diye konuştu.

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda umudunu koruduğunu belirten Cumhurbaşkanı Talat, Güney Kıbrıs'ta izlediği ve hissettiği değişikliğin, ete kemiğe bürünmesinin Rum tarafının bundan sonra yapacaklarıyla belirleneceğini vurguladı.

"Ortamı zehirlemekten başka işe yaramaz"

Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas'ın bu tür açıklamalarının bundan sonraki süreci nasıl etkileyeceği yönündeki soruya karşılık, "Bu tür açıklamalar, ortamı zehirlemekten başka işe yaramaz" dedi.

"Üstelik göz göre göre, yanlış, yalan olduğu biline biline bu tür yaklaşımlar tekrarlanırsa, hem Kıbrıs Türk halkında, hem de Kıbrıs sorununun çözümünde önemli bir aktör olduğu hiçbir zaman inkar edilemeyen Türkiye'nin kırılacağı, hatta öfkeleneceği dikkatten uzak tutulmamalıdır" diyen Talat, Hristofyas'ın; kendisine cevap vermeyen Türkiye'yi sürekli suçlamasının Kıbrıs sorununu gerçeklerden saptırıp başka türlü ifade etmeye çalışmasının çözüme hiç de yardımcı olmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Talat, Rum sözcülerin Kıbrıs sorununu "istila ve işgal sorunu" diye nitelediğini hatırlatarak, 1963-74 yıllarının Kıbrıslı Türklerin acı ve eziyet çektiği, Kıbrıs sorununun esasını teşkil eden yıllar olduğuna dikkat çekti.

Bu dönemi izah etme gereği duymadan, Enosis amaçlı Yunan darbesi üzerine gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı'nı Kıbrıs sorununun tek nedeni göstermeye çalışmanın, hem gerçekleri çarptırmak, hem de olumlu atmosferi zehirlemek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, bundan kaçınılmasını istedi.

"Türkiye, tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerine cevap vermez, vermiyor, çok ender olarak veriyor belki, ama bu, hem halklar arasında hem de Rum tarafının muhatabı olan Kıbrıs Türk tarafı arasında gerginliklere yol açıyor" diyen Cumhurbaşkanı Talat, gerginliklerden uzak durulması gerektiğini yineledi.

KIBRIS 15/04/08

 

 

Christofias highlights concerns over Turkey
By Marios Evangelou

PRESIDENT Demetris Christofias appears to disagree with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali's view that the looming political crisis in Turkey will not adversely affect efforts to solve the Cyprus problem.

In an interview published in Simerini yesterday, President Christofias spoke of Cyprus being the victim of the ongoing power struggle in Turkey between the Erdogan government on the one side, and the "deep state" - the military and foreign ministry establishment - on the other.

This battle was set "to reach its apogee", he said, and "who wins will be of crucial significance."

He recalled that the Turkish military had fiercely opposed the election last year of Erdogan's close political ally, Abdullah Gul, as Turkey's president, and wondered what compromises had been reached behind-the-scenes, as "we could be the victim of the compromises. This is the question. What were the trade-offs? Are we a part of the trade-offs - the Cyprus problem and its handling?"

He admitted that "the Turkish Cypriot leadership, because we are in a process, might be upset at my stressing certain things", but experts in Turkish affairs, political analysts, and journalists were all highlighting the significance of current developments in Turkey that could see the ruling party being banned by the country's constitutional court.

In a keynote speech on the Cyprus problem in Dhali on Sunday, the President made similar points, stating that "we hope Cyprus will not pay the price of the internal conflict in Turkey".

He was speaking at an event commemorating the memory of Greek Cypriot Costas Mishaoulis and Turkish Cypriot Dervis Ali Kavazoglou, trade union activists who were killed by the Turkish Cypriot terrorist organization, TMT, in 1965.

Addressing thousands of mainly leftist Greek Cypriots and Turkish Cypriots, he spoke of the need to achieve a Cypriot solution that would safeguard Cypriots' interests, saying: "Cyprus belongs to its people and the solution must primarily serve the people of Cyprus."

He also underlined that this year's event "is being held in a different climate" compared to previous years because "there is movement on Cyprus problem as a result of the initiatives we have undertaken", with the two communities' leaders agreeing to open Ledra St, and establish the technical committees and working groups.

"A good start has been made," he said.

However, he was adamant that "if Turkey does not alter its policy on Cyprus, the road for a solution will not open, despite the good will on our side."

It was for this reason that "more than ever, we need the international community" - the permanent five members of the Security Council and the EU in particular - needed to "exert pressure on Turkey".

Perhaps unintentionally, President Christofias' remarks echoed to a large extent those of his predecessor Tassos Papadopoulos who used to constantly stress that the key to a solution is to be found in Ankara.

However, in his interview with Simerini, he differed from Papadopoulos in one important respect by admitting that the Annan plan had also contained positive aspects.

While underlining that the plan would not constitute the basis for the negotiations, he stated that "I cannot forbid Mr Talat from citing elements from the Annan plan," because this would be "dogmatism".

By the same token, "neither can he forbid me from citing anything else, including positive elements in the Annan plan, because I do not hold the view that the Annan plan had only negative elements."

CYPRUS MAIL 15/04/08

 

Technical committees to start work this week
By Jacqueline Theodoulou

PRESIDENTIAL Commissioner George Iacovou and Ozdil Nami, the advisor of Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, last night agreed on details for the 13th and final discussion panel.

Iacovou yesterday estimated that the 13 working groups and technical committees would begin work by the end of this week.

An official date will be announced after his meeting today with UN representative Elizabeth Spehar.

Following yesterday’s four-hour meeting, Iacovou said he was in the pleasant position to announce the agenda for all 13 technical committees’ operations had been finalised.

The last panel, which regarded the Security and Guarantees Committee, will be presented to President Demetris Christofias, as well as Talat, for approval.

Iacovou said he didn’t believe there would be any problems in the future, on the contrary, he expected the forthcoming proceedings to be a success.

“[Today] I will meet with Mrs Spehar for clearly technical discussions regarding the technical substructure that is needed for the technical committees’ operations to begin,” said Iacovou.

He added that he would be in a position to say when operations would begin after his meeting with Spehar today, but estimated that they would start this week.

Nami and Iacovou will have an advisory role in all technical committees, with the authority to intervene if any problems arise.

CYPRUS MAIL 15/04/08

 

AKPM'den Talat ve Hristofyas'a davet



16 Nisan, 2008 16:55:00 (TSİ) CNN TURK

 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AMPM), haziran ayındaki genel kurul toplantılarına KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ı davet etmeye hazırlandığı öğrenildi.

Talat ve Hristofyas, Strasbourg'da genel kurula hitap edecek ve Avrupa Konseyi yetkilileriyle görüşecek.
 
AKPM Başkanı Lluis Maria Puig, pazartesi günü genel kurulun açılışında yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta Lokmacı yaya geçidinin tekrar açılmasına da atıfta bulunmuş ve "Lokmacı'nın tekrar açılması, ikiye bölünen adanın tekrar birleşmesi konusundaki umutları artırdı" ifadesini kullanmıştı.
 
AKPM, Rum kesiminin BM'nin barış planını referandumla reddetmesinin ardından, KKTC'li parlamenterlerin genel kurul ve komisyon toplantılarına "gözlemci statüsü"yle katılmasına onay vermişti.

 

 

Sarkozy'den Türkiye'ye referandum sürprizi



16 Nisan, 2008 13:24:00 (TSİ) CNN TURK

Erhun Geyisi / DHA / Paris

Fransa'da Jacques Chirac döneminde çıkartılan ve AB'ye adaylık sürecini doldurarak kabul aşamasına gelen ülkelerin Fransa tarafından onaylanmasını zorunlu olarak referanduma tabi tutan Fransa Anayasası'nın 88'inci maddesinin 5'inci fıkrası kaldırılıyor.

Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin partisi Halk Birliği Hareketi'nden (UMP) yapılan açıklamada, bu konunun tartışılması gerektiği vurgulanarak, referandum zorunluluğunun yalnızca Türkiye değil, bir süre sonra eski Yugoslav devletlerinin katılım süreçlerinde de sıkıntı yaratacağı vurgulandı.
 
Yasa iptalinin gerçekleşmesi durumunda AB'ye katılım aşamasında olan bir ülkenin Fransa tarafından onayının referandumla gerçekleştirilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacak.
 
Başka bir deyişle o günkü Cumhurbaşkanı, arzu ettiği takdirde bu onayı doğrudan doğruya kendisi verebilecek.
 
Ana muhalefetteki Sosyalist Parti de bu konuda Sarkozy'ye destek veriyor. Partinin son aylarda en çok öne çıkan ismi olan ve kısa bir süre sonra gerçekleştirilecek Sosyalist Parti Genel Sekreterlik seçimlerinin de en güçlü adayı kabul edilen Pierre Moscovici, Nicolas Sarkozy'yi kutladı.
 
Sarkozy'nin, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda, UMP Başkanı Patrick Deveciyan'ın katı yaklaşımından sıyrılarak Fransa'nın AB İşlerinden Sorumlu Bakanı Jean-Pierre Jouyet'nin görüşlerine yaklaşmasını "UMP'nin güzel yüzü" olarak niteleyen Moskovici, Deveciyan'ı "Ermeni olduğu için böyle yapıyor" diyerek ağır dille suçladı.
 
Moskovici, Partick Deveciyan için şunları söyledi:
 
"Sınırları aşan bir tavrı, agresifliği var. Neden? Çünkü Ermeni. Çünkü Ermeni soykırımının tanınması konusunda takıntısı var. Ben de Ermeni soykırımının kabul edilmesinden yanayım. Türkiye'nin üyeliğini Ermeni soykırımını tanımadığı sürece kabul etmek istemem. Ancak bu referandum yoluyla kurumsal bir blokaj kurmayı gerektirmez. Bence bu bir skandal."

 

 

İzolasyonlar kaldırılmadan, Türkiye ile Rum yönetimi arasındaki sorunlar zor kalkar

ANNAN PLANI TEMELİNDE ÇÖZÜM... TBMM Başkanı Toptan, Kıbrıs'ta her iki cumhurbaşkanının bir araya gelmiş olmasının önemine de değinerek, bundan sonraki süreçte iyi niyetle hareket edildiğinde, BM Güvenlik Konseyi ve özellikle Annan Planı çerçevesinde bir çözümün bulunabileceğine işaret etti

TBMM Başkanı Köksal Toptan, KKTC'ye uygulanan izolasyonlar ile her çeşit ambargo kaldırılmadan Türkiye ile Rum yönetimi arasındaki sorunların ortadan kalkmasının zor olduğunu kaydetti.

Toptan ayrıca, "AB sürecini rahatlatacak yeni bir anayasa değişikliği daha gerçekçi bulunuyor. Hükümetin konuyla ilgili bir çalışması var" dedi.

Köksal Toptan, AB dönem başkanlığını sürdüren Slovenya'dan, Türkiye'nin hazır olduğu 3 faslın bir an önce başlatılmasını da istedi.

Ulusal Meclis Başkanı France Cukjati'nin davetlisi olarak Slovenya'da bulunan Köksal Toptan, temaslarını sürdürüyor.

Toptan ve Cukjati yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın açıklaması yaptı.

"AB sürecindeki katkı"

Toptan, Cukjati ile yaptıkları görüşmede, iki ülke, parlamento, bölgesel sorunlar ve özellikle AB sürecini değerlendirme imkanı bulduklarını ifade ederek, "Slovenya'nın, Türkiye'nin AB adaylığı sürecinde verdiği katkıyı şükranla karşılıyoruz. Bundan sonra hem dönem başkanlığında hem de sonraki katkıları bizim için çok önemli. AB konusunda açılış kriterleri bulunan 3 fasılda müzakereye hazır hale geldiğimizi ve Slovenya'nın dönem başkanlığında bu müzakerelerin başlatılması bizim için çok önemli" dedi.

Annan Planı çerçevesinde bir çözüm bulunabilir

 

Görüşmede, Kıbrıs ile ilgili gelişmeleri de ele aldıklarını ifade eden Köksal Toptan, Kıbrıs'taki gelişmelerin Türkiye açısından büyük önem taşıdığını, KKTC'ye uygulanan izolasyonlar ile her çeşit ambargo kaldırılmadan Türkiye ile Rum yönetimi arasındaki sorunların ortadan kalkmasının zor olduğunu kaydetti.

TBMM Başkanı Toptan, Kıbrıs'ta her iki cumhurbaşkanının bir araya gelmiş olmasının önemine de değinerek, bundan sonraki süreçte iyi niyetle hareket edildiğinde, BM Güvenlik Konseyi ve özellikle Annan Planı çerçevesinde bir çözümün bulunabileceğine işaret etti.

Slovenya Ulusal Meclisi Başkanı Cukjati de katılım öncesinde Türkiye'yi desteklediklerini ve ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, Türkiye ile Slovenya'nın iki dost ülke olduğunu bildirdi.

TBMM Başkanı Köksal Toptan, daha sonra Dış Politika Komisyonu Başkanı Jozef Jerovsek ve AB İlişkileri Komisyonu Başkanı Anton Kokalj ile bir araya geldi.

Görüşmelerin ardından Köksal Toptan ve beraberindeki heyet, Slovenya Ulusal Meclisi'ni gezdi.

KIBRIS 16/04/08

 

BM zemininde çözüme varız

"ÇÖZÜM ANCAK İKİ TARAFIN İSTEMESİYLE MÜMKÜN OLABİLİR"... Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Kıbrıs sorununun, Rumların engellemeleri sonucu uzun süredir "sırta vurulmuş bir yüke dönüştüğünü" belirterek, Rumların bu sorunu, Türkiye'nin AB üyeliğine giden yolda bir engele dönüştürmek için fırsat kolladığını kaydetti. Adada çözümün ancak iki tarafın da bunu samimiyetle istemesi halinde mümkün olabileceğine işaret eden Ali Babacan, Rum kesiminde yapılan seçimin ardından çözüme yönelik iyimserliğin arttığını ifade etti. Bakan Babacan, BM parametrelerinin temelinde bir çözüme destek vermeye hazır olduklarını vurgularken, Türk tarafı olarak temkinli bir iyimserlik içinde bulunulduğunu söyledi.

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ HER ZAMAN SAYIN TALAT'IN ARKASINDADIR"... Londra'da temaslarda bulunan Babacan, TC Londra Büyükelçiliği'nde bir araya geldiği Türk basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri temkinli bir iyimserlik içinde izlediklerini söyledi. Babacan, "Türkiye Cumhuriyeti her zaman Sayın Talat'ın arkasındadır ve ona destek verecektir. 21 Mart görüşmesiyle birlikte başlayan görüşmeleri, iki liderin, iki toplumun yararına yapacağı tüm olumlu çalışmaları destekliyoruz. Ancak bu konuda ihtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz. Beklentilerimizi çok yükseltip sonra hayal kırıklığı yaşamayalım." dedi

Eylem ERAYDIN/ LONDRA

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Kıbrıs sorununun, Rumların engellemeleri sonucu uzun süredir "sırta vurulmuş bir yüke dönüştüğünü" belirterek, Rumların bu sorunu, Türkiye'nin AB üyeliğine giden yolda bir engele dönüştürmek için fırsat kolladığını kaydetti.

Adada çözümün ancak iki tarafın da bunu samimiyetle istemesi halinde mümkün olabileceğine işaret eden Ali Babacan, Rum kesiminde yapılan seçimin ardından çözüme yönelik iyimserliğin arttığını ifade etti.

Bakan Babacan, BM parametrelerinin temelinde bir çözüme destek vermeye hazır olduklarını vurgularken, Türk tarafı olarak temkinli bir iyimserlik içinde bulunulduğunu söyledi.

Babacan, Avrupa Birliği sürecinin, Türkiye'yi birinci sınıf demokrasiyi gerçekleştirmek anlamında dönülmez bir yola soktuğunu da belirtti.

Ali Babacan, Türk basın

mensuplarıyla bir araya geldi

Londra'da temaslarda bulunan TC Dışişleri Bakanı Ali Babacan, TC Londra Büyükelçiliği'nde Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Londra ziyareti hakkında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Babacan, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri temkinli bir iyimserlik içinde izlediklerini söyledi. Babacan, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye Cumhuriyeti her zaman Sayın Talat'ın arkasındadır ve ona destek verecektir. 21 Mart görüşmesiyle birlikte başlayan görüşmeleri, iki liderin, iki toplumun yararına yapacağı tüm olumlu çalışmaları destekliyoruz. Ancak bu konuda ihtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz. Beklentilerimizi çok yükseltip sonra hayal kırıklığı yaşamayalım."

Türkiye'nin ve Kıbrıslı Türklerin adada çözümden yana olduklarını göstermelerine rağmen, Rumların tavrı yüzünden Kıbrıs konusunda bir çözümün bugüne kadar gerçekleşmediğini kaydeden Bakan Babacan, "Rum tarafı daha yapıcı ve samimi bir şekilde çözümden yana olduğunu göstersin. Gelişmeleri birlikte izleyeceğiz."

Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların kaldırılması konusuna da değinen Ali Babacan, İngiltere'nin bu konuda en yoğun çaba harcayan ülke olduğunu ifade etti. Bakan Babacan, "İngiltere izolasyonların kaldırılması ve doğrudan ticaret tüzüğünün geçmesi için yoğun çaba harcıyor. Ama AB, 27 üyesi olan bir yapı. Bunlardan birisi Kıbrıs Rum tarafı, bu yüzden vetolarla karşılaştık ve bunun için 4 yıldır bir şey yapılamadı" diye konuştu.

Babacan, Londra temasları çerçevesinde önceki gün 4 tur şeklinde İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband ve öğleden sonra da İngiltere Başbakanı Gordon Brown ile görüştü. Babacan, dün sabah da eski Dışişleri Bakanı olan şimdiki Adalet Bakanı Jack Straw ile bir araya geldi.

İngiliz yetkililerle Türkiye- İngiltere ilişkileri, Kıbrıs konusu ve Türkiye'nin AB süreci konusunda görüştüklerini belirten Babacan, İngiltere ile Türkiye ilişkilerinin çok iyi noktada olduğunu söyledi.

Babacan, "İki ülke arasındaki ilişkiler tam anlamıyla mükemmel" dedi. İngiltere- Türkiye arası ticaret hacminin 14 milyar dolar olduğunu kaydeden bakan, bunun yanı sıra İngiltere'den Türkiye'ye bu yıl 2 milyon turist geldiğini kaydetti.

London School of Economics'de açılan "Türk Kürsüsü"ne karşılık olarak Türkiye'de de bir "İngiliz Kürsüsü" kurma yolundaki çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Ali Babacan, İngiltere ziyareti sırasında mayıs ayında Türkiye'ye gidecek olan Kraliçe 2. Elizabeth ile ilgili hazırlıklar hakkında da İngiliz yetkililer ile görüştüklerini söyledi.

Babacan, bu ziyaretin çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Bu, kraliçenin ikinci ziyareti olacak. Genelde bu tür ziyaretlerin ikincisi olmaz. Bu durum İngiltere'nin Türkiye ile ilişkilere ne kadar önem verdiğini gösteriyor" diye konuştu.

Babacan, RUSI'de konuştu

Ünlü İngiliz düşünce kuruluşu Kraliyet Silahlı Kuvvetler Enstitüsü'nde (RUSI) konuşma yapan Ali Babacan Türkiye'nin, uluslararası gündemde yer alan önemli güçlüklerin yaşandığı bir bölgede bulunduğuna dikkat çekerken, ülkenin bugün dış politika alanında pek çok sorunla uğraşmak zorunda olduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin çevresindeki önemli sorunları, Ortadoğu, İsrail-Filistin, Lübnan, Irak, İran'ın nükleer programı, Balkanlar ve Güney Kafkasya'daki durum olarak sıralayan Bakan Babacan, bütün bu güçlüklerin ötesinde Türkiye'nin soğuk savaş dönemi sonrasında ortaya çıkan pek çok görünmez ve asimetrik sorunlarla da uğraşmak durumunda olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin, terör örgütü PKK ile mücadelesinin süreceğini belirten Bakan Babacan, Avrupa'nın bu konuda Türkiye'ye destek verip vermeyeceğinin, Türkiye ile Avrupa arasındaki uzun süreli ortaklık açısından bir sınav niteliği taşıdığını anlattı.

Irak konusunun da Türkiye için öncelik taşıdığını belirten Babacan, bugün Irak'ın geleceği konusunda iyimser olmak için her zamankinden daha güçlü bir ortamın bulunduğuna dikkati çekti.

TC Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye'nin AB üyeliği süreci konusundaki görüşlerini de anlattı. AB'ye tam üyeliğin Türk dış politikasının temelini oluşturduğunu ve bunun böyle olmaya devam edeceğini belirten Babacan, Türkiye'nin tam üyeliğe giden yolda büyük bir dönüşüm süreci geçirmekte olduğunu ifade etti.

KIBRIS 16/04/08

 

Ambargolular'dan Londra'da protesto yürüyüşü

Eylem ERAYDIN / LONDRA

Ambargolular Grubu, referandum sonrası Kıbrıslı Türklere verilen izolasyonların kaldırılmasına yönelik sözlerin tutulmamasını protesto etmek için etkinlik düzenleyecek.

Ambargolular Grubu, 27 Nisan Pazar günü Kıbrıs sorununa çözüm bulmayı amaçlayan, uluslararası kabul görmüş Annan Planı referandumunun dördüncü yıldönümünü Londra'da düzenleyeceği etkinlik ile anacak.

Kuzey ve Güney Londra'dan arabalarla hareket edecek grup 10 Downing Street'teki İngiltere Başbakanlığı'na gelerek Başbakan Gordon Brown'a iletilmek üzere bir mektup verecek.

Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türkler, referandum sonrası tüm dünyanın izolasyonları sona erdireceklerine dair sözlerinin üzerinden dört yıl geçmesine karşın tek bir ambargonun bile kaldırılmamış olmasını protesto edecek.

Ambargolular Grubu tarafından yapılan açıklamaya göre 27 Nisan Pazar günü Londra'da saygı ve eşitlik için iki konvoy oluşturulacak.

Kuzey ve Güney Londra'dan arabalarla hareket edecek topluluk 10 Downing Street'deki İngiltere Başbakanlığı'na bir mektup bırakacak. Kuzey Londra'da oluşacak olan konvoyun başlangıç noktası Queensland Road (Emirates Stadyumu yanı), Güney Londra konvoyunun başlangıç noktası ise Peckham Camii yanındaki Cobourg Road olacak.

Ambargolular, Birleşik Krallık Toplum İlişkileri Sorumlusu İsmail Veli konuyla ilgili olarak, "İngiltere'de yaşayan tüm Kıbrıslı Türklere, sesimizi duyurmanız için çağrıda bulunuyoruz. Bu etkinliği özellikle Kıbrıs konusunun son zamanlarda yeniden güncel konular arasında yerini aldığı anda gerçekleştiriyoruz ve Talat ile Hristofias'ın temaslarının olumlu olduğunu görmekten de memnuniyet duyuyoruz. Ancak bu, ambargolar konusunun görmezlikten gelinmesi için bir mazeret oluşturamaz. Bu nedenle uluslararası topluluğa ve özellikle de Büyük Britanya ve AB'ye, Annan Planı ile ilgili referandum sonuçlarının açıklanmasıyla Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılacağı yönünde dünyaya duyurulan sözlerini yerine getirmeleri konusunda çağrıda bulunuyoruz" diye konuştu.

Ambargolular Başkanı Fevzi Hüseyin ise açıklamasında, "İnsan hakları herkes için ve bölünmezdir. Kıbrıs sorunuyla ilgili tüm tarafların bunu kabullenmeleri ve şu anda Kıbrıslı Türklerden esirgenen özgürce ticaret yapmak, seyahat etmek, sportif ve kültürel etkinliklere katılmak için bizlerin de eşit haklara sahip olması gerekmektedir. İngiltere'de yaşayan yaklaşık 200 bin Kıbrıslı Türk bulunmaktadır. Gelin hep beraber görmezden gelinmememizi sağlamak için hep birlikte çaba gösterelim ve Kıbrıslı Türklerin Avrupa'nın geriye kalanından izole edilmiş olarak çürümeye bırakılmasının kabul edilmez olduğunu gösterelim. Konvoya olabildiğince çok katılımın sağlanması son derece önemlidir" dedi.

Gruptan yapılan açıklamaya göre Londra'da yapılacak yürüyüşe destek sağlamak için aynı zamanda Melbourne, İstanbul ve Kıbrıs'ta da dayanışma konvoyları oluşturulacağı bildirildi.

Ambargolular hakkında

Ambargolular, Kuzey Kıbrıs'a karşı uygulanmakta olan tüm ambargoların hemen ve koşulsuz olarak kaldırılması yönünde kampanya yürüten bağımsız bir insan hakları grubudur. 4 Mart 2005 yılında oluşturulan grup, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar hakkında bilinç uyandırma çalışmalarında aktif rol üstlenmeyi, Kıbrıslı Türklerin temel siyasi, ekonomik ve sosyal haklarının iade edilmesi için dünya liderleri ve kuruluşları nezdinde lobi faaliyetleri sürdürmeyi hedeflemektedir.

KIBRIS 16/04/08

 

 

Christofias comments spark vicious blame game
By Marios Evangelou

THERE was a full-scale eruption of the blame game between the two sides yesterday after Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat reacted badly to President Demetris Christofias’ insistence that Turkey remains the biggest obstacle to achieving a solution of the Cyprus problem.

House president and DIKO leader Marios Karoyan tore into Talat for claiming that far from standing in the way of a solution, Turkey had supported the Annan plan in 2004, whereas the Greek Cypriot side backed out at the last minute, reneging on previous promises to solve the Cyprus problem.

Accusing Talat of making an “unprovoked attack” on Christofias, Karoyan stated that the Turkish Cypriot leader was merely “repeating his old self” by contrasting the two sides’ positions on the Annan plan.
“On the Annan plan issue, things have cleared up for the international community and the Greek Cypriot side,” he said. “The Greek Cypriot side, with 76 per cent, has rejected the plan and the international community views it as dead.”

Speaking to reporters during a visit to the University of Cyprus, he also charged that “the positions promoted by Mr Talat are at full odds with the positions that are being promoted and adopted by the international community and with which the President of the Republic agrees.” Namely, that the framework for a solution is provided by “UN resolutions, the decisions of the Security Council, and the high level agreements, but also the principles and values on which the EU is founded.”

Whatever Talat’s protestations that Turkey is seeking a solution of the Cyprus problem, the problem “is on the Turkish side, with the deep state, and with Mr Talat, who is parroting the same things he was parroting in all the previous period.”

Government Spokesman Stefanos Stefanou stated that “unfortunately Mr Talat has chosen the path of negativity and unprovoked attacks, saying – indeed after launching various characterisations – that he who is poisoning the climate is Mr Christofias. It would be good for Mr Talat to look once again at his statements, read them again, and ask who is poisoning the climate and who is tabling positions that are productive as regards the solution of the Cyprus problem.

“Cypriots are now mature enough to discuss and find by themselves a solution to the Cyprus problem and support a Cypriot solution that will reunify the country and create the conditions for the Cypriot people – Greek Cypriots and Turkish Cypriots together – to march down the road of permanent peace, security, and welfare.”

On Monday, Talat had reacted strongly to comments by Christofias that he feared prospects for a solution could fall victim to the ongoing power struggle in Turkey between the Erdogan government and the “deep state” – the military and foreign ministry establishment.

Speaking to CNN Turk, Talat urged Christofias to stop “poisoning” the atmosphere with his unjustified accusations against Turkey, and recalled that the Turkish Cypriot side, with Turkey’s support, accepted the Annan plan in 2004.

“In my opinion, first he should be held to account for his sins,” Talat said of Christofias, and explain why the Greek Cypriot deceived the international community and “rejected the plan on the last day”.

In addition, Christofias had to prove that the Greek Cypriot side’s policies have changed and that “they now want a solution to the Cyprus problem”.

The north’s ‘foreign minister’ Turgay Avci fanned the flames by releasing a written statement:

“There is no doubt whatsoever that the Christofias administration has clearly adopted the Papadopoulos mentality.”

Talat’s remarks prompted an almost immediate response from Government Spokesman Stefanos Stefanou, late on Monday. In a written statement, he said: “If Mr Talat is truly concerned about statements that poison the atmosphere, he should perhaps look at his own statements and consider whether these help the good climate.”

CYPRUS MAIL 16/04/08

 

A much more positive feel’

BRITAIN’S Special Representative to Cyprus, Joan Ryan yesterday reiterated Britain’s belief that Cypriots must agree on a political settlement for Cyprus on the basis of a bizonal, bicommunal federation.

Speaking to reporters following a “very positive and constructive” meeting with President Demetris Christofias and his Commissioner George Iacovou, Ryan said that Britain was willing to accept its responsibility as a guarantor power of Cyprus’ independence and territorial integrity.

“I think the atmosphere here is significantly different to the last time I was here as a special representative which was October. There is a much more positive feel,” she said.

She also congratulated Christofias on his positive approach and his work with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat to seek the island’s reunification.

In turn, Christofias said he expected Britain to be consistent with the principles of a settlement.

“I hope there will be consistency from all parties, our side, Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat and Turkey,” he said.

Ryan is set to meet Talat today.

CYPRUS MAIL 16/04/08

 

Son Osmanlılar cenazede buluştu

Son Osmanlılar, Selim Süleyman Efendi’nin torunu Rana Hanımsultan’ın cenazesi nedeniyle İstanbul’da biraraya geldi. Rana Eldem, Bakanlar Kurulu kararıyla Beşiktaş’taki Yahya Efendi Haziresi’nde, annesi Emine Naciye Sultan’ın yanında toprağa verildi.

AA

Güncelleme: 17:38 TSİ 17 Nisan 2008 Perşembe

 

İSTANBUL - Osmanlı padişahlarından Sultan Abdülmecid’in padişah olmayan oğlu Selim Süleyman Efendi’nin torunu Rana Eldem’in cenazesi, Beşiktaş’taki Yahya Efendi Haziresi’nde toprağa verildi. Eldem için Teşvikiye Camii’nde düzenlenen törende, kızı Ceyda Eldem ile Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi olan oğlu Prof. Dr. Edhem Eldem ve eşi Sedef Eldem taziyeleri kabul etti.

 

Törene, son Osmanlı padişahı Vahdettin ile son halife Abdülmecit’in torunları Neslişah Osmanoğlu, tekerlekli sandalye ile getirildi. Neslişah Osmanoğlu’nu tören boyunca kızı Prenses İkbal yalnız bırakmadı.

Törene, Abdülhamit’in torunu küçük Neslişah Sultan, Enver Paşa’nın torunu Arzu Enver Erogan ve eşi Ömer Erogan, Osmanlı hanedanı üyelerinden Osman Osmanoğlu ve Resan İris, şehzade Kayıhan Osmanoğlu, Bezmi Alem Sultan’ın oğlu Cengiz Baransel, Sultan Reşat’ın torunu Emel Osmanoğlu da katıldı.

Rana Eldem’in cenazesi, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Beşiktaş’taki Yahya Efendi Haziresi’nde annesi Emine Naciye Sultan’ın yanında toprağa verildi. Eldem’in cenazesinin buraya defnedilmesi için Bakanlar Kurulu’ndan karar çıktığı belirtildi.

Osman Osmanoğlu, Anadolu Ajansı’nın sorusu üzerine Rana Eldem ile bir ay önce görüştüğünü belirterek, “Ölümü biraz ani oldu, çünkü herhangi bir sağlık sorunu yoktu. Merdivenlerden düştü ve ameliyatlardan sonuç alınamadı” dedi.

Sultan Abdülmecit’in padişah olmayan oğlu Selim Süleyman Efendi’nin kızı Emine Naciye Sultan, Enver Paşa ile evlendi.

Enver Paşa’dan 3 çocuk dünyaya getiren Emine Naciye Sultan, Enver Paşa’nın Tacikistan’da vefat etmesi üzerine kayınbiraderi Mehmet Kamil Killigil ile evlendi.

Bu evlilikten 1926 yılında Paris’te dünyaya gelen Rana Hanımsultan, Sorbonne Üniversitesini bitirdi. Rana Hanımsultan, 1949’da diplomat Osman Sadi Eldem ile evlendi.

Rana Eldem ve Sultan Vahdettin’in torunu Hümeyra Özbaş’ın, çıkarılan özel bir izinle 1939 yılında ülkeye girişlerine izin verildi.

 

Rumlar, Alman vekilin ziyaretini iptal etti

Kıbrıs’a gelen Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Milletvekili ve Türkiye Kıbrıs Politikaları Koordinasyon Grubu Başkanı Gerd Andres başkanlığındaki heyetin Güney Kıbrıs’taki temasları iptal edildi

AA

Güncelleme: 15:41 TSİ 17 Nisan 2008 Perşembe

 

LEFKOŞA - Temaslarının telefonla iptal edilmesine tepki gösteren Gerd Andres, “Hayal kırıklığına uğradık” dedi. İptalin, heyetin KKTC’ye Ercan Havaalanı’ndan giriş yapmasından kaynaklandığı tahmin ediliyor.

 

KKTC’deki temaslarını sürdüren Andres başkanlığındaki heyet, bugün Maliye Bakanı Ahmet Uzun ve Cumhuriyetçi Türk Partisi’ni (CTP) ziyaret etti. Andres, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Güney Kıbrıs’ta yarın yapmayı planladıkları görüşmelerin tümünün telefonla iptal edildiğini söyledi.

Bu gelişmeden hayal kırıklığına uğradıklarını belirten Andres, “Barış için gösterilen çabalarla uyumlu bir davranış değil” dedi.

Görüşmeler iptal edilirken hiçbir gerekçe gösterilmediğini, sadece “zamanlamanın uygun olmadığının” söylendiğini aktaran Andres, “Ercan’dan giriş yaptık, Larnaka’dan çıkış yapmayı planlıyorduk. Ancak bu yeni gelişme üzerine çıkışı da Ercan’dan yapacağız” dedi.

İlerleyen haftalarda yeniden adaya gelebileceğini belirten Andres, bir soru üzerine, adaya gelişlerinde Ercan Havaalanı’nı kullanmaya devam edeceğini belirtti.

Kıbrıs’ta müzakere süreci resmen başlıyor

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın 21 Mart’taki görüşmesinde alınan prensip kararı uyarınca iki lider arasında haziran ayının ikinci yarısında başlayacak Kıbrıs sorununa çözüm müzakerelerinin zeminini oluşturacak “Çalışma Grupları ve Teknik Komiteler” çalışmalarına yarın resmen başlıyor.
21 Mart görüşmesinde 3 aylık bir hazırlık süresi üzerinde anlaşan liderler, 6 Çalışma Grubu ve 7 Teknik Komite kurulmasına onay vermişlerdi. Çalışma gruplarında Türk ve Rum tarafının Kıbrıs konusuna yönelik pozisyonları ele alınacak.
Teknik komitelerde ise Kıbrıs’ta iki halk arasındaki günlük konular görüşülecek.
Çalışma Grubu ve Teknik Komiteler’in başkanları yarın Lefkoşa’daki ara bölgede bir araya gelecek. Çalışma grupları Yönetim ve Güç Paylaşımı, AB Konuları, Güvenlik ve Garantiler, Toprak, Mülkiyet ve Ekonomik Konular başlıkları altında oluşturulurken, Teknik komiteler ise Suç/Suça İlişkin Konular, Ekonomik ve Ticari Konular, Kültürel Miras, Kriz Yönetimi, İnsani Konular, Sağlık ve Çevre başlıkları altında düzenlendi.

MILLIYET 17/04/08

 

Türkiye, çözüme güçlü destek veriyor

KONSEYE OLDUKÇA İYİMSER BİR RAPOR SUNDUM"... BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe, brifingin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, adadaki basın toplantısında da söylediği üzere "Kıbrıs'ta taraflarla yaptığı görüşmelerden sonra gerçekten iyimser olduğunu" yineledi. Pascoe, Güvenlik Konseyi'ne de oldukça iyimser bir rapor sunduğunu belirterek, "Hepimiz çözülmesi gereken pek çok zor konunun olduğunu biliyoruz, ama önemli konularda çalışma grupları kuruluyor, süreç oldukça iyi gidiyor" dedi

"TÜKİYE SORUNUN ÇÖZÜLMESİ KONUSUNA SON DERECE BAĞLI..." Pascoe, Yunanlı bir gazetecinin Türkiye'deki son gelişmelerin Kıbrıs konusunun ilerlemesini etkileyip etkilemeyeceğini sorması üzerine, "Türkiye, Kıbrıs sorununun çözülmesi konusuna son derece bağlı. Onlarla görüşmelerimde de bu sürece güçlü destek verdiklerini söylediler. Bugün yine basında Türk Dışişleri Bakanı'nın bu konuya son derece güçlü destek verdiğini okudum. Türkiye'nin sorunun çözümünü son derece desteklediğine inanıyorum" diye konuştu

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümüne güçlü destek verdiğini söyledi.

Pascoe, BM Güvenlik Konseyi'ne, Kıbrıs'taki gelişmelerle ilgili brifing verdikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ta tarafların ne noktada durduğu ve bölgeye yaptığı son ziyaret hakkında konseyi bilgilendirdiğini belirtti.

Pascoe, adadaki basın toplantısında da söylediği üzere "Kıbrıs'ta taraflarla yaptığı görüşmelerden sonra gerçekten iyimser olduğunu" yineledi. Güvenlik Konseyi'ne de oldukça iyimser bir rapor sunduğunu belirten Pascoe, şöyle konuştu:

"Hepimiz çözülmesi gereken pek çok zor konunun olduğunu biliyoruz, ama önemli konularda çalışma grupları kuruluyor, süreç oldukça iyi gidiyor ve biz grupların özlü konuları görüşmeye gelecek hafta başlamalarını istiyoruz."

Pascoe, Yunanlı bir gazetecinin Türkiye'deki son gelişmelerin Kıbrıs konusunun ilerlemesini etkileyip etkilemeyeceğini sorması üzerine, "Türkiye, Kıbrıs sorununun çözülmesi konusuna son derece bağlı. Onlarla görüşmelerimde de bu sürece güçlü destek verdiklerini söylediler. Bugün yine basında Türk Dışişleri Bakanı'nın bu konuya son derece güçlü destek verdiğini okudum. Türkiye'nin sorunun çözümünü son derece desteklediğine inanıyorum" diye konuştu.

Pascoe, BM Genel Sekreteri Ban'ın eskiden yaptığı gibi özel bir Kıbrıs temsilcisi atamayı düşünüp düşünmediğini soran bir gazeteciye ise, önce çalışma grupların kurulmasının tamamlanıp görüşmelere başlanmasının beklendiğini söyledi. Pascoe, sürecin olumlu bir şekilde ilerlemesi ve özlü konuların ele alınmasıyla birlikte genel sekreterin 90 günlük ikinci süreç kapsamında atama konusunu düşüneceğine inandığını vurguladı.

Pascoe, 2008 yılının Kıbrıs yılı olup olmayacağını soran bir gazeteciye ise şöyle yanıt verdi:

"Bütün dünya Kıbrıs müzakerelerinde ilerleme sağlanmasını görmekten sevinç duyar. Bu sorunun olabildiğince çabuk çözülmesini isteriz. Her zaman bu işlere zaman tanınması gerektiğini düşünmüşümdür, ama tabii Kıbrıs sorununun en yakın zamanda çözüldüğünü görmek çok isterim."

KIBRIS 17/04/08

 

 

"Liderlerden cesaretlendim"

GARANTÖR ÜLKE OLARAK SORUMLULUĞUMUZUN BİLİNCİNDEYİZ... Güney Kıbrıs'ta önceki gün yaptığı temasların ardından, dün KKTC'ye geçen John Ryan, Cumhurbaşkanı Talat, Başbakan Soyer ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'yı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Talat'la görüşmesinin ardından basına açıklamada bulunan Ryan, her iki liderle görüşmelerinden cesaretlendiğini söyledi. Ryan, Kıbrıs sorununun çözümü ve adanın birleşmesi için en iyi fırsatın bulunduğu bir dönemde bulunulduğuna işaret ederek, sürecin başarıya ulaşması için garantör ülke olarak sorumluluklarının bilincinde olduklarını ve elden gelen desteği vererek süreci cesaretlendireceklerini söyledi

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi John Ryan, Kıbrıs'ta her iki liderle de yaptığı görüşmelerden cesaretlendiğini söyledi.

Çözüm için iyi fırsat olduğunu belirten Özel Temsilci, sürecin başarıyla sonuçlanması için garantör güç olarak elden gelen desteği vereceklerini vurguladı.

Ryan, KKTC'deki temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı Talat, Başbakan Soyer ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'yı ziyaret etti.

Güney Kıbrıs'ta önceki gün yaptığı temasların ardından, dün KKTC'ye geçen Ryan, ilk ziyaretini Talat'a gerçekleştirdi. Talat'ın, Ryan'la saat 10.00'da yaptığı görüşmenin başında, basına açıklama yapılmadı; sadece basına görüntü alma olanağı verildi.

Güney Kıbrıs'ta önceki gün yaptığı temasların ardından dün KKTC'ye geçen Ryan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yaptığı görüşmenin ardından basına açıklamada bulundu.

Olumlu ve yapıcı görüşme

Talat ile olumlu ve yapıcı bir görüşme yaptıklarını söyleyen Ryan, Cumhurbaşkanı Talat'ın adil ve kalıcı çözüme istekli olduğunu gördüğünü kaydetti.

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile de dün görüştüğüne dikkat çeken Ryan, her iki liderle görüşmelerinden cesaretlendiğini söyledi.

Kıbrıs sorununun çözümü ve adanın birleşmesi için en iyi fırsatın bulunduğu bir dönemde olunduğuna işaret eden Ryan, Talat'ın çözüm için çalışacaklarını temin ettiğini ifade etti.

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Ryan, sürecin başarıya ulaşması için garantör ülke olarak sorumluluklarının bilincinde olduklarını ve elden gelen desteği vererek süreci cesaretlendireceklerini de söyledi.

Başbakan Soyer, Ryan'ı kabul etti

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan'ı kabul etti.

CTP Genel Merkezi'nde dün saat 11.20'de başlayan görüşmede Ryan'a İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet eşlik etti.

Görüşmede CTP Lefkoşa Milletvekili, MYK Üyesi ve Örgütlenme Sekreteri Özkan Yorgancıoğlu da hazır bulundu. Başbakan Soyer, görüşmeyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmayacağını söyledi.

Avcı: Rumlara eşit olduğumuzu söyleyin

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) Genel Başkanı Turgay Avcı, Kıbrıs sorununa eşit şartlarda kapsamlı çözüm bulunması konusunda İngiltere'nin ağırlığını koymasını istedi.

KKTC ile Güney Kıbrıs'ta temaslar yapan İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP) Genel Başkanı Turgay Avcı'yı ziyaret etti.

ÖRP Genel Merkezi'nde yer alan görüşmeye, ÖRP Merkez Yönetim kurulu üyeleri ile İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet de katıldı.

Görüşmeden sonra basına açıklama yapan Turgay Avcı, AB'nin özellikle garantör ülke olarak İngiltere'nin, Rum tarafına, Kıbrıs Türklerinin eşit olduğu ve Kıbrıs sorununa bulunacak kapsamlı çözümün eşit şartlarda, adil ve eşit olması gerektiği şeklinde mesaj vermesi ve İngiltere'nin bu konuya ağırlık koyması gerektiğini aktardığını söyledi.

Özel temsilci Ryan'ın, Kıbrıs ziyaretini, kapsamlı çözüm yönünde Ada'daki son gelişmeler hakkında görüş almak amacıyla gerçekleştirdiğini belirten Dışişleri Bakanı Avcı, "çok yararlı" olarak nitelendirdiği görüşmede, "Kıbrıs Türk halkı ve partisi ÖRP'nin kapsamlı çözüm için hazır olduğunu, ancak kapsamlı çözümün neleri içerdiğini görüşmek gerektiğini, Rum tarafının geçmişte ortaya koyduğu politikalarla çözüme ulaşmanın imkânsız olduğunu Ryan'a aktardığını" ifade etti.

Ada'daki iki halkın siyasi eşitliği, iki bölgelilik, iki eşit kurucu devlet yapısı ve Türkiye'nin garantörlüğünün çözüm için kesinlikle tartışılmaz olduğunu da görüşmede anlattığını belirten Dışişleri Bakanı Avcı, Rum yetkililerin yaptığı açıklamaların ve AB Mali Yardım Tüzüğü'nün kullanımı konusunda Rum tarafının açtığı davaların, Kıbrıs Rum liderliğine Dimitris Hristofyas'ın getirilmesiyle oluşan iyi niyete hizmet etmediğini ve iki halk arasındaki mesafenin açılmasına yol açtığını ifade ettiğini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Avcı, bu arada İngiltere'ye yapacağı ziyarette de Ryan'la görüşeceklerini belirtti.

KIBRIS 17/04/08

 

 

SPD heyeti, KKTC'ye geldi

Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Milletvekili ve Türkiye Kıbrıs Politikaları Koordinasyon Grubu Başkanı Gerd Andres başkanlığındaki heyet, dün Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye geldi.

Ada'nın kuzey ve güneyinde temaslarda bulunacak olan heyeti, CTP Lefkoşa Milletvekili Dr. Mustafa Yektaoğlu, CTP Gençlik Örgütü Başkanı Erbay Akansoy ve Avrupa Parlamentosu eski milletvekili Ozan Ceyhun karşıladı.

KKTC'de iki gün boyunca temaslarda bulunacak olan Alman milletvekili Andres, Kuzey Kıbrıs'ta bulunduğu süre içinde CTP tarafından konuk edilecek.

SPD Federal Milletvekili ve Türkiye Kıbrıs Politikaları Koordinasyon Grubu Başkanı Gerd Andres'e Kıbrıs'taki temasları sırasında Fridih Ebert Vakfı Türkiye Yöneticisi Luise Rürup eşlik edecek.

Gerd Andres, KKTC ziyaretinin ardından Güney Kıbrıs'a da geçerek Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ve diğer yetkililerle görüşecek.

Alman Milletvekili Andres, Ercan Havaalanı VİP Salonu'nda Kıbrıs ziyaretiyle ilgili basına kısa bir açıklama yaparak, Kıbrıs'ın kuzeyi ve güneyinde yapacağı görüşmelerde ada ve Kıbrıs sorunu hakkında bilgiler alacağını belirterek, ancak bu şekilde Kıbrıs için faydalı olabileceğini söyledi.

Kıbrıs'a ikinci gelişi olduğunu ifade eden Andres, Ada'ya bu kez hem Avrupa Komisyonu hem de Dışişleri Komisyonu adına Kıbrıs raportörü olarak geldiği için bu ziyaretinin önemine dikkat çekerek, Kıbrıs'ın güneyinde yapılan son seçimlerin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda kendilerini ümitlendirdiğini vurguladı.

Alman Milletvekili Andres, geçen hafta CTP heyetinin Almanya'da SPD heyetiyle görüşme yaptığını da anımsatarak, bu tip işbirliklerinin önemine dikkat çekti ve ilişkilerin ancak bu şekilde gelişebildiğine işaret etti.

Talat, SPD heyetini kabul etti

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, temas ve incelemelerde bulunmak üzere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gelen Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Milletvekili ve Türkiye Kıbrıs Politikaları Koordinasyon Grubu Başkanı Gerd Andres başkanlığındaki SPD heyetini kabul etti.

Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG) tarafından konuk edilecek SPD heyetinin ziyaretinde Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca, CTP/BG Lefkoşa Milletvekili Mustafa Yektaoğlu, Avrupa Parlamentosu eski üyesi Ozan Ceyhun da hazır bulundu.

Soyer: Enerji ve turizm alanındaki projeler görüşüldü

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Milletvekili ve Türkiye-Kıbrıs Politikaları Koordinasyon Grubu Başkanı Gerd Andres başkanlığındaki heyeti kabul etti.

Almanya Federal Parlamentosu'nun geçen yıl almış olduğu kararla, Kıbrıs sorununda dengeli, hak eşitliğine dayalı bir çözümün tarafı olduğunu deklere ettiğine atıfta bulunan Soyer, "bu kararla bağlantılı olarak özellikle bizim Almanya'yla temaslarımızın artması ve en nihayet Sayın Schröder'in KKTC ziyareti pek çok gelişmeye kapı açan bir hadise oldu" şeklinde konuştu.

Soyer, Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder'in adaya Ercan Havalimanı'ndan gelmesinin

yarattığı olumlu havaya da dikkat çekerek, "Schröder'in rüzgarı Kıbrıs Türk halkının barış rüzgarıyla birleşerek adada önemli gelişmelere kapı araladı" dedi.

Konuk milletvekilinden, Schröder'e Kıbrıs Türk halkının sevgi ve selamlarını iletmesini de isteyen Soyer, önemli olanın adada kalıcı, karşılıklı kabul edilebilir, eşitliğe dayalı, BM parametrelerinde çözümü sağlamak olduğunu yineledi.

Başbakan Soyer, Andres'in enerji ve turizm alanında projelerden bahsettiğini, bunların son derece heyecan verici olduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Onlar bize Almanya'dan biraz yağmur, biz de buradan biraz güneş yollayalım.. Ama biz bu projelerden güneş enerjisinden elektrik üretme noktasına yoğunlaşalım ve turizm konusunda ilişkilerimizi geliştirelim ki her iki tarafa da faydalı sonuçlar getirsin."

Andres: Yardıma hazırız

Gerd Andres de, adada bulunacağı dört günde, iki gün Kuzey, iki gün de Güney'de temaslarda bulunacağını belirterek, edindiği izlenimleri ve görüşlerini, Federal Parlamento Dışişleri Komisyonu ve Avrupa Komisyonu'na hazırlayacağı raporla bildireceğini anlattı.

"Gelişmeleri sempatiyle izlediklerini" belirten Andres, Türkiye'ye de ilgiyle baktıklarını ifade ederek "Türkiye'nin yolu Avrupa Birliği'ne gidiyor ve AB'de sona erecek" şeklinde konuştu.

21 Mart mutabakatı çerçevesinde çalışma grupları oluşturulmasını da "sevindirici" olarak değerlendiren Andres, sorunların aşılması konusunda üzerlerine düşen görevler olması halinde yapmaya ve yardıma hazır olduklarını kaydetti.

Ülkeye sadece politika konuşmaya gelmediğini, çantasında, daha önce başlatılan turizm ve enerji alanlarındaki projelerin de bulunduğunu belirten konuk milletvekili, bu konularda da bilgi alışverişinde bulunacaklarını ifade etti.

Diğer temaslar

Milletvekili Gerd Andres başkanlığındaki SPD heyeti dün Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar tarafından da kabul edildi. Ardından Gazimağusa'ya giden heyet Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp'ın verdiği akşam yemeğine katıldı.

SPD heyeti bugün de Maliye Bakanı Ahmet Uzun ve CTP/BG Genel Merkezi'nde parti yöneticileriyle bir araya gelecek.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'ya öğle yemeğinde konuk olacak heyet, bugün ayrıca Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'la da görüşecek ve Lokmacı Kapısını ziyaret edecek.

SPD heyeti yarın temaslarda bulunmak üzere Güney Kıbrıs'a geçecek.

KIBRIS 17/04/08

 

 

"Ryan barikatın açılmasıyla Kuzeyde yaşanan canlılıktan memnun"

KKTC ile Güney Kıbrıs'ta temaslar yapan İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan, Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lokmacı Kapısı'nda incelemelerde bulundu.

Büyükhan'da buluşan iki yetkili, geçişlere Nisan başı açılan Lokmacı'ya gelmeden önce, Arasta'yı gezdi ve esnafla sohbet etti.

Cemal Bulutoğluları, Ryan'ı uğurladıktan sonra basına yaptığı açıklamada, Ryan'ın bölgede yaşanan canlılıktan dolayı memnun olduğunu ifade etti.

Son görüşmelerinde kendisinin Ryan'a Lokmacı'nın açılması için üzerine düşen görevi yapacağı yönünde söz verdiğini belirten Bulutoğluları, Ryan'ın, kendisiyle, kapının açılması yönünde üzerine düşen görevi yaptığı için görüşmek istediğini söyledi.

Ryan'ın, kapının açılmasıyla KKTC'de oluşan canlılıktan dolayı memnun olduğunu belirten Bulutoğluları, Ryan'la bölge hakkında yapılan projeler ve yapılabilecek işler hakkında konuştuklarını kaydetti.

Bulutoğluları, hem Rum tarafında hem de KKTC'de yaptığı lobi çalışmalarıyla kapının açılışının gündemde kalmasına yardımcı olmasından dolayı Joan Ryan'ın da Lokmacı'nın açılmasında payı olduğunu ifade etti.

Cemal Bulutoğluları, Ryan'ın, Lokmacı kapısının açılmasının Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmasına katkı koymasını ümit ettiğini de belirtti.

Görüşmede Joan Ryan'a İngiltere'nin Kıbrıs'taki Yüksek Komiseri Peter Millet eşlik etti.

KIBRIS 17/04/08

 

 

Technical committees to start work tomorrow
By Marianna Pissa

THE Technical Committees and Working Groups agreed by the leaders of the two communities last month will begin work tomorrow, UNFICYP announced yesterday.

“On Friday, April 18, the heads of the committees and groups will start their work following a brief ceremony in the United Nations Protected Area of Nicosia,” a UN press release said. “Acting Special Representative of the Secretary-General and head of the United Nations Peacekeeping Force in Cyprus (UNFICYP) Elizabeth Spehar will preside over the event, which will feature brief statements from the representatives of the leaders, George Iacovou and Ozdil Nami.”

Government Spokesman Stephanos Stephanou said the meetings would aim to pave the way for full talks. “Our expectation as noted in the March 21 Agreement, is that the Technical Committees and Working Groups will produce results, prepare the ground so as to give the opportunity to the leaders of the two communities, after they evaluate the possible results, to begin negotiations at the end of June, beginning of July.”

The spokesman said UN envoy Lynn Pascoe, who visited the region earlier this month, had told the Security Council that in order to have fully-fledged negotiations, “we must have results in the procedure starting on Friday”.
He added that if this preparatory stage failed to achieve results, if there was no bridging of gaps, at least at some points, then the process could not move forward, “because even if we enter negotiations, the most likely outcome is that we will fail”.

“We want this time the effort to succeed and conclude in a solution of the Cyprus problem, one which will end the division, bring the termination of illegal settlement by Turkish settlers and reunite Cyprus on the basis of a bi-zonal bi-communal federation, which is the form of solution agreed by the two communities since the 1977 High Level agreement between Makarios and Denktash, reconfirmed two years later by Spyros Kyprianou and Denktash and also the July 8 agreement of 2006.”

Thirteen teams from the Greek and Turkish Cypriot sides will cover preparatory groundwork ranging from governance to environmental protection work.

Working groups will look at complex reunification issues such as power-sharing and linking the island's two economies, and technical committees at everyday matters like environmental protection, co-operation on crime prevention and cultural issues.

CYPRUS MAIL 17/04/08

 

Talat ve Hristofyas 7 Mayıs’ta bir araya gelecek

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, 7 Mayıs’ta Lefkoşa’daki Ledra Palace Otel’de bir araya gelecek.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 16:01 TSİ 18 Nisan 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - Slovakya Güney Kıbrıs Büyükelçiliğinin organizasyonuyla ara bölgedeki Ledra Palace Otel’de rutin toplantılar yapan Türk ve Rum siyasi partilerin dünkü toplantıda aldıkları ortak karar uyarınca, iki liderin buluşması, Slovakya Büyükelçisi Anna Turnicova’nın girişimleri sonunda kesinleşti.

Talat ve Hristofyas, 7 Mayıs Çarşamba günü saat 19.00’da sosyal içerikli toplantıda buluşacak. Resepsiyon niteliğindeki toplantıya, siyasi partilerin temsilcileri de katılacak.

 

Kıbrıs’ta komiteler göreve başladı

Kıbrıs’ta yeni müzakere sürecine hazırlık oluşturacak çalışma gruplarıyla teknik komiteler faaliyete geçti. 6 çalışma grubuyla 7 komitede toplam 130 kişi görev yapıyor.

NTV

Güncelleme: 15:45 TSİ 18 Nisan 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın 21 Marttaki görüşmesinde kurulmasına karar verilen 6 çalışma grubu ve 7 teknik komitenin Türk ve Rum başkanları bugün bir araya geldi.

 

Toplantıya, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilci Vekili ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Elizabeth Spehar, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu da katıldı. Toplantıda, Türk ve Rum çalışma grubu ve teknik komitelerin başkanları tanıştı.

Yorgos Yakovu bugünkü çalışmanın çözüme başlangıç olmasını umduğunu söyledi. Yakovu, komite üyelerinin konularında uzman olduğu için seçildiğini, gösterecekleri başarının, ülkeleri için gurur kaynağı olacağını belirtti. Rum temsilci, iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözüm isteklerini yineledi.

Özdil Nami ise 20 ayda yapılamayanı 20 günde yaptıklarını vurgulayarak, şimdiki hedeflerinin 44 yılda yapılamayan çözüme ulaşmak olduğunu kaydetti.

Liderlerin sonuç beklediğini, başarısızlık için zaman olmadığını dile getiren Nami, duygusal ve uzlaşmaz olmaya gerek olmadığını, böyle bir lüksleri bulunmadığını söyledi.

ÇALIŞMA GRUPLARI
*Yönetim ve Güç Paylaşımı
*AB Konuları
*Güvenlik ve Garantiler
*Toprak
*Mülkiyet
*Ekonomik Konular

TEKNİK KOMİTELER
*Suç/Suça İlişkin Konular
*Ekonomik ve Ticari Konular
*Kültürel Miras
*Kriz Yönetimi
*İnsani Konular
*Sağlık
*Çevre

LİDERLERE IŞIK TUTACAKLAR
Kıbrıs sorununun temelini oluşturan konuları ele alan çalışma grupları, tarafların pozisyonunu ortaya koyacak, nerede uzlaşılıp uzlaşılamadığını belirleyecek. Bu veriler, haziran ayı sonunda müzakerelere başlayacak liderlere ışık tutacak.

Teknik komitelerse, iki toplumun günlük yaşantısında ortaya çıkan sorunlara çözüm arıyor.

Bir yanda hazırlık süreci resmen başlarken, diğer yandan liderler 7 Mayıs’ta yeniden biraraya gelme kararı aldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la Rum lider Dimitris Hristofyas, bu kez resmi değil sosyal içerikli bir buluşma gerçekleştirecek.

 

Talat KKTC'de Rus yetkiliyle görüştü



18 Nisan, 2008 16:02:00 (TSİ) CNN TURK

Rusya Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Vladimir Titov, ''Kıbrıs'ta çözüm için fırsat penceresinin açık olduğunu, sürecin de hızlandığını'' söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'ta temaslarda bulunan Rusya Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Titov'u kabul etti.
 
Titov, KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndaki görüşmenin ardından, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Kıbrıs'ta uzun vadeli bir çözüm isteniyorsa anlaşmazlıktaki tüm tarafların sürece dahil edilmesi" gerektiğini belirtti.
 
Rus yetkili, "Kıbrıs'ta çözüm için fırsat penceresinin açık olduğunu, sürecin de hızlandığını" söyledi.
 
BM Güvenlik Konseyi'nin dün iki liderin 21 Mart'ta vardıkları anlaşmadan büyük memnuniyet duyduğunu açıklayarak gösterdikleri siyasi liderlikten dolayı onları takdir ettiğini hatırlatan Titov, teknik komitelerle çalışma gruplarının da bugün çalışmaya başlamasından dolayı "bugünün özel bir gün" olduğunu kaydetti.
 
Titov, bu gelişmeleri çok olumlu yorumladığını ifade ederek, "Yeni başarılara yol açacağını ümit ediyorum" dedi.
 
Kosova-Kıbrıs
 
Kosova ve Kıbrıs arasında paralellik kurulmasıyla ilgili bir soruya karşılık Titov, uluslararası hukuku desteklediklerini, "ancak Kosova'da uluslararası normların ve prensiplerin ihlal edildiğini düşündüklerini" söyledi.
 
Titov, "Buna benzer şeylerin dünyamızda yaşanmasını kabul edemiyoruz" diye konuştu.
 
Titov, "Kıbrıs'ın iki tarafındaki cumhurbaşkanlarının sol görüşlü olmasının çözüme ulaşmalarını sağlayıp sağlayamayacağına" ilişkin bir soruya karşılıksa "Çok şahsi bir soru. Onların cevap vermesi gerekir" ifadesini kullandı.
 
Titov-Hristofyas görüşmesi
 
Vladimir Titov, bugün Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimtiris Hristofyas'la da görüştü. Titov'a temaslarında, Rusya'nın Güney Lefkoşa Büyükelçisi Andrey A. Nesterenko eşlik etti.

 

 

Olumlu atmosfer

KIBRISLILAR TARAFINDAN KIBRISLILAR İÇİN ÇÖZÜM"... İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan, zamanın Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşmak için çok büyük bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini söyledi. Çözümün "Kıbrıslılar tarafından Kıbrıslılar için" olması gerektiğini kaydeden Ryan, insanlar arasında iyimser bir hava oluştuğunu, 21 Mart Mutabakatı ve ardından teknik komitelerle çalışma gruplarının çalışmaya başlamasının büyük adımlar olacağını söyledi

 "GÖRÜŞMELER HAZİRAN SONU VEYA TEMMUZ BAŞI BAŞLAYABİLİR"... Joan Ryan, iki taraf arasında çözüm müzakerelerinin başlamasıyla ilgili olarak tam tarihler üzerinde konuşmanın mümkün olmadığını, fakat teknik komiteler ve çalışmalar gruplarında iyi gelişmeler yaşanması halinde haziran sonu veya temmuz başında görüşme sürecinin başlayabileceğini kaydetti. Ryan, "Herkesin kabul edebileceği gibi süreçte zorluklar var. Diyalog ve çözüme doğru yürümek bu noktada önemli..." dedi

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan, zamanın Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşmak için çok büyük bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini söyledi.

Ryan, çözümün "Kıbrıslılar tarafından Kıbrıslılar için" olması gerektiğini kaydetti.

Joan Ryan, İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet'in Güney Kıbrıs'taki konutunda dün verdiği resepsiyonda basına açıklama yaparak soruları yanıtladı.

Büyük adımlar

Ryan, Kıbrıs'a son gelişinden bu yana olumlu gelişmeler olduğunu ifade ederek, insanlar arasında iyimser bir hava oluştuğunu ve Kıbrıs sorununu çözmek için gerçek bir fırsat belirdiği yönünde bir inanç olduğunu belirtti. Ryan, 21 Mart mutabakatı ve ardından teknik komitelerle çalışma gruplarının çalışmaya başlamasının büyük adımlar olacağını söyledi.

İki tarafın konuşarak sorunları çözmesi gerektiğini kaydeden Ryan, güven artırıcı önlemlerin yararlarına dikkat çekerek, Lokmacı Kapısı'nın açılmasından dolayı Türk ve Rum liderlere teşekkür etti.

Çözüm yolunda engellerle karşılaşılacağının da bilinmesi gerektiğini ifade eden İngiliz yetkili Ryan, "Önemli olan; zorlukları engellere, engelleri bariyerlere dönüştürmemek ve yürüyen süreci kesmemektir" diyerek diyaloğun anahtar rolü oynayacağını kaydetti.

İki tarafın çözüm yönündeki iyimserliği ve istekliliğinin ikna edici olduğunu söyleyen Joan Ryan, "İki taraf arasında iletişimin medya aracılığıyla değil, yüz yüze görüşmelerle sağlanması gerektiğinin" altını çizdi.

"Destek hazırda bekliyor"

En önemli noktanın; "Kıbrıslıların yararına Kıbrıslılar tarafından bir çözüm" için teknikler geliştirilmesi olduğunu kaydeden Ryan BM'nin bu yönde kolaylaştırıcı rol üstlenebileceğini söyleyerek, İngiltere ve uluslararası toplumun da desteğinin hazırda beklediğini anlattı.

Ryan, Kıbrıslıların çözüm için çalışması gerektiğini, İngiltere'nin gizli bir ajanda veya planının bulunmadığını söyleyerek; "Biz, ayrılma değil birleşme istiyoruz, belirsizlik ve çıkmaz değil, istikrar, güvenlik ve refah istiyoruz. İnanıyorum ki bu bütün Kıbrıslıların da isteğidir. Biz de, garantör bir güç olarak, Kıbrıs'ın gelecek adına yolunu bulabilmesi için elimizden gelen ne varsa en iyisini yapacağız" dedi.

Çözümün uzun bir yol olduğunu kaydeden Joan Ryan, iki tarafta bu iyimserliğin ve isteğin devam etmesi halinde pozitif bir çözümün elde edilebileceğini düşündüğünü söyledi ve "Bu; çözüm için en iyi şans, bu kaçırılmaması gereken bir fırsattır" şeklinde konuştu.

Ryan, bir soruya karşılık, tam tarihler üzerinde konuşmanın mümkün olmadığını, fakat teknik komiteler ve çalışmalar gruplarında iyi gelişmeler yaşanması halinde Haziran sonu veya Temmuz başında görüşme sürecinin başlayabileceğini kaydetti.

Başka bir soru üzerine de Joan Ryan, "Herkesin kabul edebileceği gibi süreçte zorluklar var. Diyalog ve çözüme doğru yürümek bu noktada önemli... İnsanların öncelik verdiği konular vardır... Öncelikli konular; güvenlik, mallar ve işlevsel-çalışabilir bir çözüme ulaşma konuları olacak. Bu konular da en iyi yüz yüze görüşmelerle çözülebilir" cevabını verdi.

KIBRIS 18/04/08

 

 

Rum tarafından Lefkoşa Belediyesi'ne engel

Avrupa Kültür Kentleri ve Bölgeleri Birliği'nin, Güney Kıbrıs'ta yapacağı, kültürlerarası diyalogla ilgili 2 günlük toplantıya, Rum tarafının çıkardığı engeller nedeniyle Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) katılmama kararı aldı. LTB, Rum tarafının Kıbrıs Türk katılımcıların sıfatlarına itirazını protesto ederek katılmayacağını açıkladı.

TAK muhabirinin LTB'den aldığı bilgiye göre Lefkoşa Türk Belediyesi'nin de üyesi olduğu Avrupa Kültür Kentleri ve

Bölgeleri Birliği'nin organize ettiği ve Güney Kıbrıs ile Türkiye'den konuşmacıların katılacağı "Akdeniz Şehirleri ve Kültürlerarası Diyalog" isimli panele, LTB Dış İlişkiler Şubesi'nin belediyeyi temsil edecek bir konuşmacı talep etmesi üzerine, kendilerine, belediyeden resmi bir yetkilinin katılmasına Rum belediyelerinin itirazı olduğu bildirildi.

Güney Lefkoşa'da bugün yapılacak olan "Kıbrıs Gerçeği" başlıklı panelde konuşmacı olarak yer alacak olan Kıbrıslı

Rumların akademik çevrelerden olmaları nedeniyle, LTB'nin, Kıbrıs Türk tarafından konuşmacı olarak Yakın Doğu

Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Zeliha Khashman'ın katılmasını önerdiği belirtilen açıklamada,

ayrıca, toplantının resmi konuşma dilleri olarak İngilizce, Fransızca ve Rumcanın yer almasından duyulan rahatsızlığın ilgili makamlara bildirilmesiyle Türkçenin de konuşma dilleri arasına eklettirildiği, ancak bu kez de Doç. Dr. Zeliha Khashman'ın adının yanındaki Yakın Doğu Üniversitesi ibaresine itiraz geldiği kaydedildi.

Açıklamaya göre Rum Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'nın itiraz etmesi üzerine konuşmacının sadece bireysel olarak katılabileceği bildirildi, bunun üzerine, Lefkoşa Türk Belediyesi söz konusu toplantıyı protesto ederek yapılacak hiçbir etkinliğe katılmama kararı aldı. Buna rağmen, LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları'nın heyetin arzu etmesi halinde kendilerini "seve seve" makamında kabul edebileceğini de bildirdiği ifade edildi.

LTB, 23 Ocak 2008'den beri birliğe üye

LTB'nin açıklamasında, belediyenin 23 Ocak 2008 tarihi itibarıyla resmi olarak üyesi olduğu

Avrupa Kültür Kentleri ve Bölgeleri Birliği'nin, "müzakere ve faaliyet için açık bir meydan olup, Avrupa genelinde yerel yönetimin bütün düzeylerinden seçilen üyelerini, Avrupa kültür politikalarının kurulmasında aktif olarak yer almaları için gruplayan" bir birlik olduğu ve amacının, Avrupa'daki yerel yönetimler arası işbirliği ve iletişimi geliştirmek; yerel yönetimlerin oynadığı rolün, yaratıcı ve kültürel sanayilerin gelişimini cesaretlendirmek; kültürel politikaları, sanat eğitimi ve kültür arasındaki ilişkiyi güçlendirmek olduğu kaydedildi.

2008 yılı itibarıyla birliğin, toplamda 30 civarında ülkeden toplam 300'den fazla yerel ve bölgesel üyesi bulunuyor.

KIBRIS 18/04/08

 

 

Rumlar, Alman heyetle görüşmedi

ERCAN'I KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİM"...SDP Federal Milletvekili Andres, Güney Kıbrıs'ın, görüşmeleri iptal etmesinin barış çabalarıyla uyumlu bir davranış olmadığının altını çizerek, "Kıbrıs'ın topraklarının tümü AB üyesi toprağıysa ve benim Ercan'dan gelmem sorun yaratıyorsa, bunu dile getirenler 2 ayrı devlet sistemini tanıdıklarını indirekt olarak söylemiş oluyorlar ben bu tarz çıkışları sakıncalı buluyorum" dedi. Ercan'dan girip Larnaka'dan çıkış yapmayı planladıklarını belirten Andres, bu gelişme üzerine çıkışı da Ercan'dan yapacaklarını söyledi ve bundan sonra da Ercan'ı kullanmaya devam edeceğini vurguladı

Kıbrıs konusunda bilgi almak ve iki tarafta da temaslarda bulunmak amacıyla önceki gün Ercan Havaalanı'ndan adaya gelen Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Milletvekili ve Türkiye Kıbrıs Politikaları Koordinasyon Grubu Başkanı Gerd Andres başkanlığındaki heyetin, bugün ve yarın, başta Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la olmak üzere planlanan temasları, Güney Kıbrıs tarafından gerekçe gösterilmeden iptal edildi.

Konuyu telefonla öğrendikten sonra açıklama yapan Gerd Andres, iptale tepki gösterdi ve hayal kırıklığına uğradığını söyledi. Andres, Güney Kıbrıs'ta planlanan görüşmelerin iptal edilmesinin barış için gösterilen çabalarla uyumlu bir davranış olmadığının altını çizerek, "Kıbrıs'ın topraklarının tümü AB üyesi toprağıysa ve benim Ercan'dan gelmem sorun yaratıyorsa, bunu dile getirenler 2 ayrı devlet sistemini tanıdıklarını indirekt olarak söylemiş oluyorlar ben bu tarz çıkışları sakıncalı buluyorum" diye konuştu.

Uzun ve CTP'yi ziyaret

Dün sabah Maliye Bakanı Ahmet Uzun'la görüşen SPD heyeti, saat 11.00'de de CTP'yi ziyaret etti.

Alman heyetle görüşmeye, CTP'den Örgütlenme Sekreteri Özkan Yorgancıoğlu, Milletvekili Mustafa Yektaoğlu, MYK Üyeleri Sibel Sorakın ve Sami Özuslu, Gençlik Örgütü Başkanı Erbay Akansoy ve Kadın Kolları Başkanı Emel Kişi katıldı.

Görüşme sonrasında CTP Örgütlenme Sekreteri Özkan Yorgancıoğlu ve Andres basına açıklamalarda bulundular. Açıklamaların ardından Alman heyet ve CTP yetkilileri, Lokmacı bölgesini ziyaret etti. Bu ziyaretten dolayı, SPD heyetinin, önceden saat 18.00 için planlanan Lokmacı bölgesi ziyareti ise iptal edildi.

"İptal, barış çabalarıyla uyumlu değil"

Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Milletvekili ve Türkiye Kıbrıs Politikaları Koordinasyon Grubu Başkanı Gerd Andres, Güney Kıbrıs'ta bugün ve yarın yapmayı planladıkları temaslarının, gerekçe gösterilmeden, telefonla iptal edildiğini söyledi ve hayal kırıklığına uğradığını belirtti.

Güney Kıbrıs'ta planlanan görüşmelerin iptal edilmesinin barış için gösterilen çabalarla uyumlu bir davranış olmadığını kaydeden Andres, görüşmelerin iptal edilmesini anlayamadığını söyledi.

Andres, görüşmeler iptal edilirken hiçbir gerekçe gösterilmediğini, sadece "zamanlamanın uygun olmadığının" söylendiğini kaydetti.

Ercan'dan girip Larnaka'dan çıkış yapmayı planladıklarını belirten Andres, bu yeni gelişme üzerine çıkışı da Ercan'dan yapacaklarını söyledi ve bundan sonra da Ercan'ı kullanmaya devam edeceğini vurguladı.

"İptal gerekçesi..."

Andres, bu olayın taraflar arasındaki diyaloğa zarar veren bir olay olarak kullanılmasına karşı olduğunu ifade etti.

İptal gerekçesi olarak Ercan'dan gelişinin gösterilmediğini söyleyen Andres, Almanya'ya döndükten sonra kısa bir süre içerisinde yeniden adaya gelerek gerçekleştiremediği temasları gerçekleştireceğini dile getirdi.

2 ayrı devlet sistemi

Andres, AB'nin bakışının tüm Kıbrıs'ın AB üyesi toprağı olduğu yönünde olduğunu kaydederek, Güney Kıbrıs'ın, Ercan'dan adaya gelişine gösterdiği tepkiyi anlayamadığını belirtti. Andres, "Kıbrıs'ın topraklarının tümü AB üyesi toprağıysa ve benim Ercan'dan gelmem sorun yaratıyorsa, bunu dile getirenler 2 ayrı devlet sistemini tanıdıklarını indirekt olarak söylemiş oluyorlar ben bu tarz çıkışları sakıncalı buluyorum" diye konuştu.

Andres, gelecek hafta mensubu bulunduğu Alman Federal Parlamentosu'nun Avrupa Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu'na Kıbrıs ziyaretiyle ilgili bilgi vereceğini de anlattı..

CTP ile sıkı bir işbirlikleri olduğunu söyleyen Andres, son zamanlarda bu sıkı iş birliğini en üst düzeye taşıdıklarını ifade etti. CTP heyetinin geçen hafta Berlin'e bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Andres, gelen CTP heyetine Kuzey Kıbrıs'ın barış için verdiği mücadeleyi destekleyeceklerine, sonucun olumlu olması için katkı yapacaklarına dair söz verdiklerini ve yeni süreci ilgiyle izleyeceklerini söylediklerini ifade etti.

Turizm ve enerji

Kuzey Kıbrıs'ta gerçekleştirdiği görüşmeleri anlatan Andres, görüşmeler sırasında geçen şubat ayında gerçekleştirdikleri görüşmede başlattıkları konuları ele aldıklarını ve projelere yönelik konuştuklarını söyledi. Görüşmelerinde turizm ve enerji alanındaki bazı konuları ele aldıklarını ifade eden Andres, Kuzey Kıbrıs'ın enerji kapasitesi alanında zorlandığını öğrendiğini ve bu sorunun çözümü konusunda aracı olacağını belirtti.

Lokmacı Kapısı'nın açılmasını önemli bir açılım olarak değerlendirdiğini ifade eden Andres, bunun hiç bir şeyin imkansız olmadığının ve yapılabilirliğin kanıtı olduğunu ifade etti. Sorunların ancak diyalogla çözülebileceğini ifade eden Andres, olumlu başlayan görüşme sürecine Almanya'nın her türlü desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti.

Andres, çalışma gruplarının ve komitelerin pazartesi günü çalışmaya başlayacak olmasından mutluluk duyduğunu da kaydetti.

Yorgancıoğlu

CTP Örgütlenme Sekreteri Özkan Yorgancıoğlu ise, CTP'nin, SPD ile geçmişten gelen iyi diyalogları olduğunu söyledi ve SPD'nin Kıbrıs Türk halkının barışa ulaşma çabasını destekleyen tavırlarını takdirle izlediklerini ifade etti.

SPD'nin izolasyonların kaldırılması yönündeki çabalarını bildiklerini söyleyen Yorgancıoğlu, heyetin ziyaretinin komitelerin görüşmeye başladığı döneme denk gelmesinin anlamlı olduğunu belirtti.

Yorgancıoğlu, Almanya'nın görüşme sürecinde iki tarafı da teşvik edeceği davranışları olacağını umduğunu kaydetti.

Yorgancıoğlu, SPD ve CTP arasındaki ilişkilerin devam edeceğini, hem kadın hem de gençlik kollarının ileriye dönük görüşmeleri olacağını söyledi.

SPD heyetinin Güney'deki temaslarının iptal edilmesini üzüntüyle karşıladıklarını kaydeden Yorgancıoğlu, çözüme yönelik görüşmelerin yürütüldüğü bu günlerde bu davranışın yapıcı olmadığını ve düzeltilmesi gerektiğini belirtti.

KIBRIS 18/04/08

 

 

Technocrats briefed ahead of bi-communal committee meeting

AROUND 50 technocrats yesterday convened at the Presidential Palace for a briefing by President Demetris Christofias ahead of today’s first ceremonial meeting between Greek and Turkish Cypriots working groups and technical committees.

No statements were made following the meeting which started at 5pm and ended at around 6.40pm and is said to have involved an exchange of opinions among participants.

Thirteen teams from both communities will cover preparatory groundwork ranging from governance to environmental protection work. Six working groups will look at governance and power-sharing, EU matters, Security and guarantees, Territory, Property, and Economic matters. The seven technical committees will examine Crime/Criminal matters, Economic and commercial matters, Cultural heritage, Crisis management, Humanitarian matters, Health, and Environment.

Among those president at the meeting were Toumazos Tselepis, a member of the Cyprus negotiating team in 2003-2004, former Foreign Ministry permanent secretary Sotos Zacheos, and former government spokesman Andreas Mavrommatis.

According to speculation, Tselepis is expected to help co-ordinate the meetings under Presidential Commissioner George Iacovou.

A number of former ministers were also present including Finance Minister Michalis Sarris, Health Ministers Charis Charalambous and Costas Kadis. The latter is expected to participate in the Health and Environment technical committees.

Although former Foreign Minister Erato Kazakou-Markoulli was not at yesterday’s meeting she is expected to have place in the working group on governance and power-sharing.

Former EU negotiator Takis Hadjidemetriou is also expected to have an active role on the working group for EU matters, as is former president George Vassiliou.

Senior Finance Ministry officials including Andreas Trokkos and Andreas Charalambous attended the meeting, as did Central Bank deputy governor George Kyriakou and former Education Service Committee member Andreas Spyridakis.

CYPRUS MAIL 18/04/08

 

Turkish Cypriot football veterans revisit old home
By Anna Hassapi

VETERAN Turkish Cypriot football players who used to play for TOL Limassol, yesterday paid a visit to the seaside town, where they met and played with veteran AEL football players and old friends.

In the morning the veterans paid a visit to Limassol Town Hall, where they were welcomed by Mayor Andreas Christou and the veterans of AEL football team.

“During the 34 years of separation, Limassol has grown and has become big enough to hold all its citizens, both Greek and Turkish Cypriots. We are optimistic that we can have a solution to the Cypriot problem and rebuild our future together,” Christou said, addressing the veteran football teams.

TOL Limassol, a Turkish Cypriot football team, was founded and based in Limassol until the intercommunal troubles broke out. The team’s return to its hometown sparked feelings of nostalgia among its veteran players who shared tales of the old days with their AEL counterparts.

“This is a social and sporting meeting, but with strong political messages,” said Kokos Petrides, representative of AEL’s veterans.

In the afternoon the two teams played a friendly match at Tsireion Stadium.

CYPRUS MAIL 18/04/08

 

 

UK: we’ll be involved in the search for a solution
By Simon Bahceli

BRITAIN will take an active role in the formulation of a solution to the Cyprus problem, the UK’s Special Envoy to Cyprus Joan Ryan said at a reception and press conference marking the end of her three-day visit to the island yesterday.

“We won’t sit at home and wait for a plan to be put in front of us of us, but will work hard with both sides forcing and encouraging,” Ryan said, adding that “issues that come up for the UK, we will discuss with both sides.”

The UK has significant interests on Cyprus, in particular its two sovereign military bases covering 99 square miles of the island’s territory.

Bur Ryan refused to be drawn into saying categorically that Britain’s military presence and the continuation of its role as one of the three guarantors of the Cyprus Republic were not up for discussion.

“We shouldn’t be putting down red lines, so I’m not going to start by putting any down today,” Ryan said.

Ryan’s comment on UK interests was coupled with the official line that a solution to the Cyprus problem should be designed “by Cypriots for Cypriots” and that the UK “had no secret agenda”.

“We want unity and not partition,” Ryan insisted, adding that the current climate in Cyprus provided “an opportunity that must not be missed”.

The special envoy was full of praise for the Greek and Turkish Cypriot leaders Demetris Christofias and Mehmet Ali Talat, who she said had impressed her with “the integrity of their commitment” to a solution. She warned, however, that the two leaders would face difficulties in coming to a mutually acceptable future for the island, and advised that they “don’t let difficulties become obstacles”.

“It is important to keep talking,” Ryan said, drawing on “lessons learned” from the recent opening of the Ledra Street crossing, which she said had been plagued by problems right up to the minute it was opened.

“When there are difficulties, they can be overcome,” she said.

Ryan also advised the two leaders to meet face-to-face to discuss issues, rather than via the media, and also to refrain from “the blame game” – something which has repeatedly thwarted the start of negotiations in the past.

CYPRUS MAIL18/04/08

 

BM Kıbrıs sürecinden memnun

NEW YORK-LEFKOŞA AA

BM Kıbrıs Özel Temsilci Vekili Elizabeth Spehar, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın temsilcisi Özdil Nami (solda) ve Rum yönetimi temsilcisi Yorgos Yakovu dün buluştu.

BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’ta Türk ve Rum liderlerin 21 Mart’ta vardıkları anlaşmadan büyük memnuniyet duyduğunu açıklayarak 2 lideri gösterdikleri siyasi önderlikten dolayı takdir ettiğini belirtti.
Güvenlik Konseyi’nin açıklamasında Konsey, iki taraf arasında iyi niyet ruhuyla ve BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde kapsamlı ve kalıcı bir çözüm yolunda özlü müzakerelere zemin hazırlayacak çalışma grupları ve teknik komiteler kurulmasından memnun olduğunu vurguladı.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın 21 Mart’taki görüşmesinde kurulmasına karar verdikleri 6 çalışma grubu ve 7 teknik komitenin Türk ve Rum başkanları dün bir araya geldi.  

MILLIYET 19/04/08

 

Bölünmüş Kıbrıs'ta barış süreci rayına giriyor

Talat ile Hristofyas'ın çözüm için 21 Mart uzlaşması hayata geçiyor. Dün işe koyulan altı çalışma grubu ile yedi teknik ekip üç ay boyunca müzakere zemini hazırlayacak

19/04/2008 RADIKAL

LEFKOŞA/NEW YORK - Kıbrıs'ta, yeni çözüm arayışı için KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi lideri Dimtirsi Hristofyas arasında 21 Mart'ta kararlaştırılan süreç resmen başladı. Üç ay süreyle toplanacak altı çalışma grubu ve yedi teknik heyet dün BM gözetiminde ara bölgede ilk kez buluştu. Çalışma grupları Kıbrıs meselesi ile ilgili yönetim, AB konuları, güvenlik ve garantiler, toprak dağılımı, servetler ve ekonomik konuları; teknik heyetler de günlük yaşamla ilgili kültür, insani konular, sağlık, çevre, kriz hallerinde sevk ve idare, ticaret ve adli konuları ele alacak. Yaklaşık 150 kişiden oluşan (Türk ve Rum yetkililer ile BM barış gücü personeli) heyetlerin çalışmalarında herşey iyi giderse, Talat ile Hristofyas kapsamlı müzakereler ile yeşil ışık yakacak.
Ara bölgedeki BM tesislerindeki ilk toplantıda Genel Sekreterin adadaki özel temsilci vekili Elizabeth Spehar, Talat'ın BM ve AB ile İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu birer konuşma yaptı. Spehar, "İki liderin ilerleyebileceği zemini yaratacak somut sonuçların alınmasını bekliyoruz" derken, bunun BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'a özel temsilci atayarak liderlere destek vermesine de katkı yapacağını belirtti. Nami toplantının 'başarılı bir başlangıcı' temsil ettiğini belirtirken, "20 ayda elde edilemeyen ilerleme 20 günde elde edildi. Yeni engel 44 yılda elde edilemeyeni elde edip kapsamlı çözüme ulaşma" dedi. Yakovu da iki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı çözüm, barış ve refah ülkesi dileğini aktardı.
Hal böyleyken, BM Güvenlik Konseyi önceki akşam yayımladığı başkanlık açıklamasında 21 Mart anlaşmasıyla başlayan süreçten memnuniyetini açıkladı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe'nin adadaki temaslarıyla ilgili raporunun ardından gelen açıklamada, iki liderin sergiledikleri siyasi liderlikten ötürü takdir edildiği belirtildi ve üç aylık hazırlığın sonucunun merakla beklendiği vurgulandı. Yine Lefkoşa'daki Lokmacı Kapısı'nın açılmasının memnuniyetle karşılandığı belirtilerek güven artırıcı bu tür önlemlerin devamı istendi.(Radikal, afp, Reuters

 

Momentous occasion as committees launch negotiations
By Simon Bahceli

‘What could not be achieved in 20 months has been achieved in 20 days’

CYPRUS marked “a momentous occasion” yesterday as negotiators for the Greek and Turkish Cypriot communities launched negotiations that will pave the way to fully-fledged negotiations in just over two months time.

The occasion, held at the UN protected area in Nicosia, was led by Acting Head of the UN in Cyprus Elizabeth Spehar, who said yesterday’s inaugural meeting was, like the opening of the Ledra Street crossing, “one of many markers on the road to reconciliation”.

Under UN auspices, aides to the Greek and Turkish Cypriot leadership have formed working groups and committees whose discussions will pave the way for the fully-fledged negotiations set to start in just over two months time.

The six working groups will discuss “day-to-day issues” relating to relations between the two communities, while the seven committees will deal with the core elements of a future agreement. The groups and committees will deal with issues as wide-ranging as governance, crime, security and the environment.

Speaking in the presence of the 26 committee and working group leaders, and the chief Cypriot leadership aides George Iacovou and Ozdil Nami, Spehar said a “current climate of optimism” existed in Cyprus, providing “renewed hope for progress in the peace talks”.

She added that “when you look… at the heads of the technical committees and working groups… you see the reason for this optimism. They are the evidence of the commitment and determination of the two leaders, Mr Christofias and Mr Talat to reach a comprehensive settlement”.

Iacovou and Nami appeared to share Spehar’s sense of history and optimism, prompting Iacovou to say he felt “a sense of elation” as negotiations began.

“I also feel a certain sense of history,” he added.

He also offered some advice to the negotiating teams, saying, “I would urge you most earnestly to regard your opposite numbers not in any kind of confrontational spirit, but as fellow-workers with a common cause.

“We have as our common cause the long-standing aim of a bi-communal, bi-zonal federation with political equality as provided by Security Council resolutions in a country of peace and prosperity for all its people,” he added.

Nami was also upbeat about the start of negotiations, saying that “what could not be achieved in 20 months has been achieved in 20 days”.

He admitted however that forming the groups and committees was “the easy part”, the “new challenge” was “much more ambitious”.

“Together we have to achieve what could not be achieved in 44 years and reach a comprehensive settlement to the Cyprus issue”.

This would only be possible if both sides “change our ways” and “start thinking as a team and not as rivals”.

“Learn to hear the interests while listening to positions,” he urged, concluding that “getting emotional, angry, intransigent will be luxuries we cannot afford”.

Spehar said she also hoped the progress shown by the setting up of the committees and working groups would prompt the UN Secretary General to appoint a special envoy to oversee negotiations.

WORKING GROUPS
Governance and Power Sharing
Headed by: Andreas Mavromatis and Hilmi Akil

EU Matters
Headed by: George Vassiliou and Erhan Ercin

Security and Guarantees
Headed by: Sotos Zakheos and Fazil Can Korkut

Territory
Headed by: Alekos Siambos and Ahmet Erdengiz

Property
Headed by: Erato Marcoullis and Hasan Findik

Economic Matters
Headed by: Michael Sarris and Vargin Varer (standing in for Hasan Ali Bicak)

TECHNICAL COMMITTEES

Crime and criminal matters
Headed by: Andros Kapardis and Hakki Onen

Economic and Commercial Matters
Headed by: Dionysis Mavronikolas and Hasan Kilic

Cultural Heritage
Headed by: Takis Hatzidemetriou and Ahmet Erdengiz

Crisis Management
Headed by: Marios Lysiotis and Dogan Sahali

Humanitarian Matters
Headed by: Symeon Matsis and Sadettin Topukcu

Health Matters
Headed by: Charis Charalambous and Asaf Senol

Environment
Headed by: Kostas Kadis and Mustafa Alkaravli

CYPRUS MAIL 19/04/08

 

 

Security Council expresses approval
By Andreas Avgousti

Possibility of UN special advisor to help negotiations welcomed

THE UN Security Council (UNSC) has expressed its approval of the ongoing political developments in Cyprus.

The statement was made by the South African president of the body Dumisani S. Kumalo on Thursday.

“The Security Council warmly welcomes the March 21 agreement between the Greek and Turkish Cypriot leaders and commends them for the political leadership they have shown,” it reads.

The UNSC perceived the opening of the Ledra Street crossing “as an indication of political will to tackle issues that have obstructed progress, and an important signal that both sides seek to improve the lives of all Cypriots.”

The council said it is encouraged by the launch of the working groups and technical committees, "that will prepare the ground for the start of fully fledged negotiations, in a spirit of good faith, on a comprehensive and durable settlement."

The UNSC did not hide its optimism for the future, looking “forward to the results of this preparatory process within the three-month timeline agreed by the two leaders, which it is hoped will build trust, momentum and a sense of common interest in the search for a just and lasting solution."

Council members reaffirmed their commitment "to the reunification of Cyprus based on a bicommunal, bizonal federation and political equality."

The UNSC also welcomed the readiness of the Secretary-General to assist the parties in Cyprus, as well as “the prospect of the appointment, after the completion of the preparatory period and based on progress, of a Special Adviser to facilitate movement towards a comprehensive settlement.”

Finally, the UNSC hailed the appointment of Ethiopian Tay-Brook Zerihoun as the Secretary-General’s new Special Representative to Cyprus.

Cyprus’ Permanent Representative to the UN, Andreas Mavroyiannis expressed his satisfaction at the statement.

“We are very happy that the Council has set out very clearly the parameters of the sought after solution as well as its readiness to help and assist the Secretary-General and his Mission of Good offices and we welcome this commitment by the Security Council”.

UK Permanent Representative Sir John Sawers said that “the whole Council has been encouraged by recent developments adding that confidence on all sides has been “boosted”.

He expressed the belief that it is a measure of political will of the two leaders on the island “and we commend them for that”.

Sawer added that there’s still work to be done, noting that “this issue, the solution to the division of Cyprus has eluded us for four decades”.

However, he said, “there is a real opportunity now to take this forward and we will do all we can to take this forward.”

CYPRUS MAIL 19/04/08

 

Iacovou meets committee heads

PRESIDENTIAL Commissioner George Iacovou met yesterday with the heads of the six working groups and seven technical committees to give them guidelines ahead of Tuesday’s first meeting.

Speaking to reporters following the meeting, Iacovou rejected concerns expressed by political figures regarding the make-up of the teams and their stand on the Annan plan.

During the individual meetings with the heads of the groups and committees there had been an exchange of opinions regarding the approach to various topics as well as the talks agenda.

He said similar meetings would be held twice a week on a supervision and planning basis.

Due to national holidays in both communities this week, Iacovou said the working groups and technical committees would only each meet twice. Once on Tuesday and once on Thursday, he said.

CYPRUS MAIL 20/04/08

 

 

North can cope with water crisis
By Simon Bahceli

Costs will rise, but drought is manageable

WHILE the south braces itself against serious water shortages, the north has played down talk of a crisis, saying conservation methods and new desalination plants mean supplies will not fall far below normal.

“Everyone says there will be a crisis, but I think that apart from September and October, when the effect of shortages may be felt in some places, things will not be much worse than usual,” Burak Celik, a water expert at the north’s ‘environment ministry’, told the Sunday Mail.

Celik’s optimism stems from the opening of a desalination plant in Famagusta scheduled for November this year.

“When the plant opens, Famagusta will stop needing water from wells in Morphou, which means more will be available for Nicosia and Morphou itself,” Celik said.

Celik said also that pressure on groundwater supplies from Morphou would disappear altogether when another desalination plant opened in the Morphou area in the next couple of years.

“The EU is helping us to build a plant in there, and when that is done we will stop drawing water from wells altogether,” Celik said, adding that many of the wells already had problems of salination because of over consumption.

The Kyrenia and Karpas districts have separate supplies, which Burak said were not in immediate danger of running low.

The main effect of the drought, concluded Celik, was that water would become a more expensive commodity but not an overly scarce one.

“Price of supplies will rise, and because of this product prices will also rise,” he said.

“Dairy and meat products will become more expensive for the consumer, and the government will be paying out large amounts of drought subsidies to farmers.”

Ultimately, however, Celik sees a day when the north will be literally awash with water.
“I can’t say 100 per cent for sure, but I believe a pipeline from Turkey to bring water to Cyprus will be built soon. Research is currently being carried out on the seabed to see whether it is possible and how much it will cost,” Celik said.

If it is built, it will bring around 75 million cubic tonnes per year to the island, prompting Celik to envisage the north selling surpluses to their Greek Cypriot neighbours in the south and to Arab states in the region.

Despite Celik’s reassurances, ordinary people and businesses are already having to make do with semi-erratic supplies.

“We have our own well but are having to buy from other suppliers to make up the shortfall,” said Devim Celal, part owner of the Venus Beach Hotel in Famagusta.

But with water being a “major expense” for the hotel, Celal has introduced a series of measures to reduce water costs.

“We have been monitoring our water usage through the use of meters throughout the system. We found a lot was being lost through faulty equipment and leaks. We have also changed the toilets to new ones that use less water,” Celal said.

“But there is more that we could do, like using economy shower heads which cut the use of water per shower to between 20 to 25 per cent of the current average. When your average tourist uses half a cubic tonne of water per day, such devices can mean massive savings,” the hotelier added.

Nicosia housewife Ayse Bender said that in her area water supplies were switched on just twice a week.

“But we never run out because we have a four-tonne tank and use water carefully,” Bender said.
“I tell my two kids they have to have quick showers, and I always put the washing machine on the half load setting. We have even learnt to wash the car with just two buckets of water.”

The north’s ‘environment minister’ Mustafa Gokmen admitted last week that the north, along with the rest of the island, was suffering from a “serious drought”, but said he was combating the problem through the introduction of short, medium and long-term plans.

For the short term, he advised people to flush toilets less frequently, and not to water lawns or gardens too often. For the longer term, Gokmen warned of a possible swimming pool tax, but also spoke of plans for more desalination plants and the extension of sewerage and recycling programmes in urban areas.

CYPRUS MAIL 20/04/08