Kıbrısta yeni bir sürece girilirken Güvenlik
Konseyinin daimi üyelerinden olan Rusyanın bu çerçevede
oynayacağı rolü merak ediyoruz. Hatırlanacaktır, eski BM
Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs sorununa çözüm
çabasının niçin akamete uğradığını anlatan
son raporu Moskova tarafından bloke edilmişti.
Rusyanın bunu niçin yaptığı da ortada. Son çözüm sürecini
bozan Rumlardı. Ruslar ise bu hususun Genel Sekreterin ağzından
resmiyet kazanmasını istemiyorlar. Bu da Moskovanın
Kıbrıs konusunda tarafsız olmadığını
gösteren somut bir kanıttır.
Peki Moskova, Kıbrısta Hristofyas dönemi açılırken
nasıl bir rol oynayacak? Sovyetler Birliği dönemi sonra ermeseydi
kuşkusuz komünist olan Rumların yeni liderine büyük sempati
duyardı. Ama o günler geçti.
Bu yeni dönemde tarafsız olabilecek mı? Yoksa, Annanın raporu
çerçevesinde ayyuka çıkan taraflı tutumunu sürdürecek mi?
Aslında Moskova, tarafsızlığını ve iyi niyetini
kanıtlamak için kendi eliyle altın bir fırsat yaratmış
bulunuyor.
Rusyanın Abhazya adımı
Sınırdaş ve soydaş olsa bile bizde izlenmeyen bir bölge
varsa o da Kafkasyadır. Bu nedenle de geçen hafta bölgede meydana gelen
bir gelişme gözlerden kaçtı. Moskova, Bağımsız
Devletler Topluluğu kapsamında 1996 yılında,
Gürcistanın talebiyle, ayrılıkçı Abhazyaya
karşı uygulanmasına karar verilen ambargoyu tek taraflı
olarak kaldırdı.
Rusyanın bu adımı tabii ki Kosova ile ilintilidir.
Kosovanın bağımsızlığını
engelleyemeyen Moskovanın bu yoldan Batıya karşı
rövanşist bir adım attığı ortada.
Tabii, gerekçesi ne olursa olsun, Moskovanın bu adımı
Türkiyedeki Abhazya kökenli vatandaşlarımızı çok
sevindirdi. Nitekim, İstanbuldaki Kafkas-Abhazya
Dayanışma Komitesi Başkan İrfan Argun bu sevinci
yaptığı yazılı bir açıklamayla ortaya koydu.
Argunun, geçen hafta yayımladığı açıklamasında
yer alan aşağıdaki sözleri, ayrıca, Kosova-Abhazya
bağlantısını da ortaya koydu:
17 Şubat 2008 tarihli Kosovanın
bağımsızlığını ilan etmesi akabinde ve ilk planda
Abhazyaya yapılan böyle bir jesti, beklenen
bağımsızlığın tanınması sürecinin de
kısa sürede önünü açacağının bir işareti olarak
görüyor ve bekliyoruz.
Abhazyanın yıllardır hem yerli halkının
özgürlüğü (seyahat-iletişim-ekonomik) hem de diyasporadaki
akrabalarının atavatanlarıyla olan ilişkilerindeki en büyük
engel bu şekilde kalkmış oldu. Camiamıza hayırlı
olmasını diliyoruz.
Ankara bir şey söylemez
Yakın ilişki içinde olduğumuz Gürcistan ile Kafkas/Abhaz
lobisi arasında sıkışan, ayrıca kendi içinde
ayrılıkçılık ile mücadele eden Ankaranın bu konuda
fazla bir şey söylemesi beklenmiyor.
Aslında söyleyebilecek durumda olsaydı, Rusyaya
attığı bu adımla tutarlı olması için KKTCye
karşı uygulanan uluslararası ambargoyu da tek taraflı
olarak kaldırması gerektiğini hatırlatabilirdi. Bölgesel
çıkarlarını kollamak durumunda olan Türkiyenin
söylemeyeceğini böylece biz telaffuz etmiş olalım.
Bu arada, bu adımı atmakla Moskovanın kendi
vatandaşlarına da hizmet edeceğini eklemek isteriz. Bugün Güney
sahillerimiz ile Kıbrıs Ruslardan geçilmiyor. Rusyanın
Kıbrıs konusunda atacağı her tarafsız ve olumlu
adım, hem çözüme katkıda bulunacak hem de kendi
vatandaşları için yatırım imkânlarını ve
diğer olanakları genişletecektir.
Fakat Rusya, çok farklı siyasi-ekonomik çıkarlara dayanan bugünkü Rum
yanlısı tavrını sürdürmeye kararlıysa, başka bir
ifadeyle, kendince nedenlerden dolayı bu konuda tarafsız
olamayacaksa, bizce Kıbrıs işine hiç bulaşmasın daha
iyi.
SAMIH IDIZ MILLIYET 10/03/08
"Türkiye yeni plan sunacak" iddiası
ANNAN PLANI'NDAN FARKI YOK"... Fileleftheros, Türkiye'nin,
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir plan
hazırlığı içerisinde olduğunu ve bu planın
Cumhurbaşkanı Talat'ın Hristofyas ile yapacağı
görüşmede Kıbrıs Rum tarafına sunulması ihtimalinin
bulunduğunu öne sürdü. Gazete, Türkiye'nin hazırlamakta olduğu
bu planın temel unsurlarının, Annan Planı'ndan farklı
olmayacağını, tek farklı şeyin
taşıdığı isim olacağını savundu
Rum basını; Rum Yönetimi Başkanı Dimitris
Hristofyas ile Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında
mart ayı sonunda gerçekleşmesi beklenen görüşmede ele
alınacak konular ile Kıbrıs sorununa ilişkin yaşanan
gelişmelere ilişkin yorum haberlere geniş yer verdi ve Rum
Dışişleri Bakanı Markos Kipiranu ile Rum
Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun yapmış oldukları
açıklamaları aktardı.
Fileleftheros; "Kıbrıs Sorununa İlişkin Plan
Tezgahta" başlığı altında vermiş olduğu
bir yorum haberinde; Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun çözümüne
ilişkin bir plan hazırlığı içerisinde olduğunu ve
bu planın Cumhurbaşkanı Talat'ın Hristofyas ile
yapacağı görüşmede Kıbrıs Rum tarafına
sunulması ihtimalinin bulunduğunu iddia etti.
Gazete; Rum hükümet kaynaklarına dayandırarak verdiği
haberinde; Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yeni
bir plan hazırlığı içerisinde olduğuna dair bilgilerin
yabancı diplomatlar tarafından Rum hükümetine iletildiğini
belirterek, Türkiye'nin hazırlamakta olduğu bu planın temel
unsurlarının, Annan Planından farklı
olmayacağını, tek farklı şeyin
taşıdığı isim olacağını savundu.
Türkiye'nin böyle bütünlüklü bir plan hazırlayarak Rum
tarafına sunması ihtimalinin Rum hükümetini
endişelendirdiğini de belirten gazete, Türkiye'nin bu
girişimlerini göğüsleme senaryoları ile uğraşan Rum
hükümetinin, 8 Temmuz anlaşmasında ısrar edeceğini
kaydetti.
AB: Herkes ve her şey için çözüm
Gazete; bir diğer haberinde ise; Avrupa Birliği'nin, BM
çatısı altında başlaması öngörülen Kıbrıs
sorununa ilişkin görüşmelerin sonucunda, "2008 yılı
içerisinde herkes ve her şey için çözüm bulunmasını" hedeflediğini
yazdı.
Gazete; Avrupa Birliği'nin, 2008 yılı içerisinde
Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması ve bunun akabinde de
Türkiye'nin AB sürecinin Kıbrıs sorunundan kurtulmasını
umut ettiğini ifade ederek, Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu
Üyesi Olli Rehn'in de, Kıbrıs'a gerçekleştireceği ziyareti,
Lokmacı kapısının açılması yönünde varılacak
bir anlaşma ile ilişkilendirdiğini iddia etti.
Avrupa Komisyonu'nun, Lokmacı kapısının
açılmasını sadece siyasi anlamda değil, restorasyon
çalışmaları için 100 bin Euro'luk kaynak sağlayarak maddi
anlamda da destekleme niyetinde olduğunu belirten gazete; her halükarda
AB'nin Kıbrıs sorununda üstleneceği rolün BM'nin
çabalarını destekleyici nitelikte olacağını
vurguladı.
Gazete; AB'nin Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında
üstleneceği rolün ne olacağı konusunun, Avrupa Komisyonu
Başkanı Jose Manuel Barrosso'nun muhtemelen gelecek cuma günü Rum
Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ve salı günü de Rum
Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu ile yapacağı
görüşmelerde gündeme gelmesinin beklendiğinin de altını
çizdi.
Kipiranu: Lokmacının açılmasının
anahtarı Türk tarafında
Öte yandan Alithia gazetesi; Rum Dışişleri Bakanı
Markos Kiprianu'nun, Lokmacı kapısının açılması
konusunda önceki gün açıklamada bulunduğunu ve Lokmacının
açılmasının anahtarının Türk tarafının
elinde olduğunu söylediğini yazdı.
Habere göre, Kiprianu, "Ledra kapısının
açılmasının anahtarı Türk tarafının elindedir.
Kıbrıs hükümeti şu anda sadece beklemektedir. Kıbrıs
Türk liderliğinin gerçek niyetleri Hristofyas-Talat görüşmesinde
ortaya çıkacaktır" şeklinde konuştu.
Lokmacı'nın açılabilmesi için "uyulması
gereken bazı ön koşulların bulunduğunu" iddia eden
Kiprinau; "olumlu mesajlar gelmektedir, temaslara başlamaktayız,
ancak nihayetinde konunun Başkan Hristofyas ile Sn. Talat arasındaki
görüşmede aydınlanacağına inanıyorum" dedi.
Kiprianu; Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın
"Limnidi" (Yeşilırmak) kapısının
açılması konusuna da özel ilgi gösterdiğini söyleyerek,
"bizim tarafımızda iyi niyet mevcuttur ancak uluslararası
faktörler diğer tarafa da bazı öğütler vermelidirler"
ifadelerini kullandı.
Mavru hazır olduğunu yineledi
Gazete; Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru'nun
da, önceki gün, Lokmacı'nın açılmasına ilişkin
yaptığı açıklamada; siyasi karar alınması halinde
Lokmacı'nın beş gün içerisinde yaya geçişlerine hazır
hale getirileceğini yinelediğini yazdı.
Habere göre, Mavru; Lokmacı'nın açılması için
Lefkoşa Rum Belediyesi olarak hazır olduklarını ve
Hristofyas-Talat görüşmesinin sonucunu beklediklerini belirterek, siyasi
kararın alınması halinde kapının açılması
çalışmalarının ilk aşamasının 5 gün
içerisinde tamamlanacağını vurguladı.
Mavru; ilk aşamada geçiş güzergahı üzerindeki
binaların duvarlarının güçlendirileceğini, ikinci
aşamada ise binaların tam onarımına geçileceğini
kaydederek, bu işler için gerekli ödeneğin Avrupa Komisyonu
tarafından sağlanacağını ifade etti.
Mavru, ayrıca, BM'nin de gerekmesi halinde maddi katkıda
bulunmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.
Simerini ise, konuya ilişkin haberi, "Müzakere Sahnesi -
Kıbrıs Sorununa İlişkin Yeni Girişim Kapıda -
Lefkoşa Belediyesi Hazır" başlıkları altında
verdi.
Mahi ise, haberini, "Yeni Haberler Hristofyas-Talat
Görüşmesinden Sonra - Dışişleri Bakanı Niyetlerin
Burada Belli Olacağını Söylüyor"
başlıklarıyla yansıttı.
KIBRIS 10/03/08
2008'de Türkiye'den KKTC'ye 790 milyon YTL'lik yardım
EN BÜYÜK YATIRIM ELEKTRİK ALTYAPISINA... İhalesi ve ödemesi
KKTC mevzuatına göre yapılacak 233 milyon 050 bin 487 YTL
tutarındaki Lefkoşa kaynaklı projeler arasında başta
"Elektrik Altyapılarının Tamamlanmasına Katkı
Projesi" bulunuyor. Ankara kaynaklı 10 milyon YTL'lik
yatırımın dışında bu proje için ayrıca
Lefkoşa kaynaklı 58 milyon YTL de yatırım yapılacak
Türkiye Cumhuriyeti, 2008 yılında KKTC'ye 790 milyon 209 bin
728 YTL yardım yapmayı planlıyor. Bu miktarın 312 milyon
750 bin 487 YTL'si altyapı yatırımları, 152 milyon YTL'si
de Savunma ödenekleri için hibe şeklinde yapılacak. Ayrıca 108
milyon YTL'si reel sektör projelerine 100 milyonu da cari bütçede kullanılacak
324 milyon YTL'lik kredi de verilecek.
Türkiye Cumhuriyeti 2008 yılı bütçesinden KKTC'deki
yatırımlar için 561 milyon YTL ödenek ayırdı. Ancak
yatırımlar için 2008 yılında ayrılan para, toplam
emanetler ve geriye dönüşlerle birlikte 790 milyon 209 bin YTL'ye
yükselecek.
2008 yılında kesinleşen 360 altyapı ve 100 reel
sektör projesi bulunuyor. Bu rakamın, yıl içinde yeni açılacak
projelerle birlikte 500'ü aşması bekleniyor.
Geçtiğimiz 2007 yılında ise yapılması
planlanan 791 milyon 780 bin 105 YTL'lik yardımdan 557 milyon 205 bin 909
YTL'si kullanılabildi. Kur değişmelerinden kaynaklanan
kayıp sonrasında iadeler ve faiz gelirleriyle birlikte toplam 218
milyon 125 bin 386 YTL 2008 yılına devredildi.
Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Yardım Heyeti'nce
yayımlanan kitapçıklara göre bu yıl içinde savunma ödenekleri
için 152 milyon 475 bin 14 YTL, altyapı projeleri için de 312 milyon 750
bin 487 YTL hibe yapılacak. Türkiye Kalkınma Bankası'nın
sağlayacağı teşvik kredilerinin miktarı 43 milyon 159 bin
270 YTL olacak. Krediler ise 281 milyon 824 bin 956 YTL.
Bu yıl verilecek kredilerden 100 milyon 872 bin 158 YTL'si cari
bütçe açığına; 37 milyon 952 bin 798 YTL'si Taşınmaz
Mal Komisyonu giderlerine katkı, 108 milyon YTL'si reel sektöre ve 35
milyon YTL de mali sektör için kullanılacak.
Protokol
Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Türkiye Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in 22 Şubat'ta
imzaladığı "2008 Mali Yılında Türkiye Cumhuriyeti
Kaynaklarından Finanse Edilecek KKTC Projelerine İlişkin Protokol"de
Türkiye'nin sağlayacağı yardım ve kredilerin kullanım
esasları belirlenmişti.
KKTC'deki yatırımlar için devredenlerle birlikte toplam 312
milyon 750 bin 487 YTL harcanacak 2008'de, Ankara kaynaklı projelerin
tutarı 79 milyon 700 bin, Lefkoşa kaynaklıların
toplamı da 233 milyon 50 bin 487 YTL olacak.
İhalesi de ödemesi de TC mevzuatı çerçevesinde Türkiye'de
yapılacak 79 milyon 700 YTL tutarındaki Ankara kaynaklı projeler
içinde en büyük harcama ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Giderlerine
Katkı Projesi'ne 25 milyon YTL olarak yapılacak. Bunu 13 milyon 700
bin YTL ile Ercan Havaalanı SMART Projesi izliyor. Karayolları Master
Plan Uygulama Projesi için 10 milyon YTL ayrıldı. Elektrik
Altyapılarının Tamamlanmasına Katkı Projesi için
ayrılan miktar da 10 milyon YTL.
Ankara kaynaklı projeler arasında "yeni baraj, ana isale
hatları ve diğer su etüt proje ve yatırımları projesi;
nirengi ağı oluşturulması projesi, İTÜ Kuzey
Kıbrıs Kampusu yatırım giderlerine katkı projesi,
eğitim kurumları oluşturulmasına katkı projesi,
Lefkoşa belediyesi merkez çarşısı, otoparkı ve cami
yapımına katkı projesi" de bulunuyor.
Lefkoşa kaynaklı projeler... En büyük yatırım
elektrik altyapısına
İhalesi ve ödemesi KKTC mevzuatına göre yapılacak 233
milyon 050 bin 487 YTL tutarındaki Lefkoşa kaynaklı projeler
arasında ise başta Elektrik Altyapılarının
Tamamlanmasına Katkı Projesi bulunuyor. Ankara kaynaklı 10
milyon YTL'lik yatırımın dışında bu proje için
ayrıca Lefkoşa kaynaklı 58 milyon YTL de yatırım
yapılacak.
Lefkoşa-Güzelyurt Duble Yolu 3. Etap
(Yılmazköy-Kalkanlı-Güzelyurt) Projesi için harcanacak miktar 28
milyon YTL. Diğer yolların yapımı için de 13 milyon 500 bin
YTL harcanacak.
İçme suları, isale hatları, şebeke ve türbin
yenileme ve dere ıslahı için de yaklaşık 11 milyon YTL
ödenek ayrıldı.
Lefkoşa kaynaklı projeler arasında "radyo ve TV
yayıncılığın geliştirilmesi, hizmet binaları
yapımı, geliştirme ve tamamlama, sosyal güvenlik otomasyonuna
katkı, kamu yönetiminin geliştirilmesi ve AB uyum
çalışmalarına katkı, belediyelerin altyapısına
katkı, Pile köyünün geliştirilmesi, eski eserlerin restorasyonu,
çevre master planı, kıyı alanları master planı,
atık su arıtma hizmetlerinin geliştirilmesi, toplu sosyal konut
projelerinin altyapılarına katkı, Devlet Tiyatrosu binası
yapımı, Merkezi Cezaevi'nin geliştirilmesi, Salamis Antik Kenti
kazısına katkı, modern sulama sistemlerinin
geliştirilmesine katkı, hayvancılığın ve organize
hayvan barınaklarının geliştirilmesi, gençlik
kamplarının geliştirilmesi, Devlet Basımevi'nin, Devlet Laboratuarı'nın,
Milli Arşiv'in, Polis'in geliştirilmesi" gibi irili ufaklı
62 proje daha bulunuyor.
108 milyon YTL reel sektör projelerin
108 milyon YTL kaynak ayrılan 2008 reel sektör projeleri
arasında, "turizmin ve özel ilgi turizminin
geliştirilmesi projeleri, yarım kalan otellerin
tamamlanması projesi, üniversitelerin ortak tanıtımı ve
eğitimin geliştirilmesine katkı projesi, Ercan
Havaalanı'ndan toplu taşımacılık yapılmasına
katkı projesi, tarım sektörünün geliştirilmesi projesi, sanayi
sektörünün desteklenmesi projesi, işçi yatı evleri yapan işveren
ve belediyelere kredi projesi, Girne Ecevit Caddesi'nin yeniden düzenlenmesi
projesi, Girne sahil şeridi yolları yapımı, etüt ve projesi
ile Güzelyurt belediye çarşısının öğrencilere yönelik
tamir ve tadilatına katkı ve açık amfi tiyatro
yapımına katkı" gibi 22 proje yer alıyor.
2007'de yapılan yardımlar
Türkiye Cumhuriyeti bütçesinden geçtiğimiz 2007 yılında
KKTC'ye yapılan yardımların ayrıntılarının
yer aldığı kitapçığa göre 791 milyon 780 bin
105 YTL yardım planlandı ancak bu miktardan yıl içinde, kredi
geri dönüşlerine ilişkin döviz hesaplarında oluşan kur
farklarıyla geri dönüşler için başlangıçta öngörülenden
yılsonunda gerçekleşmeyen tutarlar nedeniyle, 9 milyon 880 bin 16
YTL'lik azalma oldu ve böylece 2007'de kullanılabilecek toplam kaynak
miktarı 781 milyon 900 bin 88 YTL olarak gerçekleşti.
2007'de bu tutardan 557 milyon 205 bin 909 YTL'si kullanılabildi
ve sonuçta yıl içinde kur değişmelerinden kaynaklanan 6 milyon
684 bin 802 YTL kayıp sonrasında, iadeler ve faiz gelirleri olarak
116 bin 9 YTL'nin de eklenmesiyle toplam 218 milyon 125 bin 386 YTL 2008'e
devredildi.
Devreden miktarların tamamına yakınının, geçen
yıl taahhüde bağlanarak devam eden ve yeni yıla sarkan
mükellefiyetlerin karşılığı olduğu belirtildi.
Büyükelçi Kurttekin'in temennisi
Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi ve Yardım Heyeti
Başkanı Türkekul Kurttekin, kitapçıkta yer alan
önsözde, "Kaynakların etkin kullanımına yönelik
olarak gelinen nokta, henüz yeterli düzeyde olmayıp, önceki yıllarda
yaşanan sorunların da (projelerin zamanında
hazırlanamaması, ihalelerde yaşanan gecikmeler veya iptaller,
kabul edilebilir projelerin üretilememesi ya da zamanında
sunulmaması, projelerin uygulanmasında karşılaşılan
sorunların çözümünde gecikmeler vb.) halen devam etmekte olduğu
görülmektedir" ifadelerini kullandı.
Kurttekin, 2008'de gerekli önlemlerin zamanında alınması
dilek ve ümidini belirtti.
Türkiye'nin geçen yıl KKTC'ye ayırdığı 791
milyon 780 bin 105 YTL kaynaktan yıl içinde beklenen reel sektör kredi
geri dönüşleri tahminine göre 9 milyon 880 bin 17 YTL tutarında eksik
gerçekleşti ve böylece KKTC'ye 2007'de tahsis olunan toplam kaynak
miktarı, yıl sonunda 781 bin 900 bin 88 YTL oldu.
Bu tutarın 27 milyon 818 bin 418 YTL'si Ankara kaynaklı olarak
yürütülen projelere ve Türkiye
Kalkınma Bankası teşvik ödemeleri için Türkiye'de
kullanıldı; 598 milyon 483 bin 363 YTL'si KKTC'ye nakit olarak
transfer edildi ve yıl içinde transfer edilemeyen 155 bin 598 bin 307 YTL
ise Türkiye'de bütçe emaneti olarak 2008'e devretti.
KKTC'ye transfer olan miktarın 529 milyon 387 bin 491 YTL'si,
geçen yıl içinde fiilen kullanıldı; 62 milyon 411 bin 70 YTL
nakit emaneti ise KKTC'de 2008 yılına devredildi.
Geçen yılki yardımlarda, kur farkı nedeniyle toplam 6
milyon 684 bin 802 YTL kayıp yaşandı. Banka hesaplarına
iadeler ve faiz gelirleri toplamı ise 116 bin 9 YTL oldu ve bu miktar da
bu yıla devretti.
Böylece, 155 milyon 598 bin 307 YTL'si Türkiye'de bütçe emanetinde ve
62 milyon 527 bin 79 YTL'si KKTC'de devreden nakit olmak üzere toplam 218
milyon 125 bin 386 YTL tutarında kaynak, 2008'e aktarıldı.
2007'de Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, Sivil Savunma
Teşkilatı, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri
Komutanlığı elektrik giderleri için ve Barış
Kuvvetleri Komutanlığı'nın cari giderleri için toplam 21
milyon 150 bin YTL transfer ödeneği olmak üzere toplam 125 milyon YTL
ödenek öngörüldü. Önceki yıllardan devreden emanetler 8 milyon 625 bin 730
YTL, mahalli kaynaklardan 2 milyon 897 bin 158 YTL olmak üzere toplam 136 milyon
522 bin 889 YTL kaynağın 120 milyon 47 bin 875 YTL'si harcandı;
geri kalan 16 milyon 475 bin 14 YTL'si KKTC bütçesi emanet hesaplarında
2008'e devredildi.
Yine geçen yıl 290 milyon 952 bin 186 YTL'lik yatırım
projeleri ödeneğinden imzalanan ek protokolle 20 milyon YTL ödenek
azaltılarak kredi ödeneklerine aktarıldı. Geri kalan
miktarın 41 milyon 433 bin 122 YTL'si Ankara kaynaklı, 116 milyon 884
bin 586 YTL'si de Lefkoşa kaynaklı projelere harcandı. 96 milyon
566 bin 878 YTL Türkiye'de bütçe emaneti, 16 milyon 67 bin 600 YTL ise KKTC'de
nakit olarak 2008'e devretti. Devredilen toplam rakam, 116 milyon 9 bin YTL'lik
geri dönüş, iade ve yılsonu faiz gelirleriyle birlikte 112 milyon 750
bin 487 YTL oldu.
Türkiye'den KKTC'ye 2007'de kredi ödemeleri için ayrılan toplam
kaynak miktarı 229 milyon 662 bin 771 ABD Dolar'ıydı. Bu
miktarın 179 milyon 84 bin 587 doları cari bütçe ve
Taşınmaz Mal Komisyonu giderlerine katkı; 12 milyon 645 bin 922
doları Cypfruvex, Telefon Dairesi ve Toprak Ürünleri Kurumu'nun
borçlarının ödenmesi ve 22 milyon 354 bin 543 doları da reel
sektörün desteklenmesi amaçlarıyla kullanıldı.
Reel sektörün desteklenmesi kapsamında 2007'de 29 milyon 243 bin
460 YTL harcandı.
TC Kalkınma Bankası kredileri
Türkiye Kalkınma Bankası, 2007 boyunca 10 firmaya 93 milyon
778 bin 729 YTL'lik teşvik kredisi kullandırdı. Bu
yatırımcılardan 4'ünün KKTC, 4'ünün TC, 2'sinin de TC-KKTC
uyruklu olduğu belirtildi.
2001 yılında ön tahsisi yapılan ve Türkiye Kalkınma
Bankası'nca 39 milyon 476 bin 754 YTL kredi
tahsis edilen Gündoğdu Ltd. ve Tutis Turizm Ticaret Seyahat
A.Ş.'ye İskele bölgesinde vaat edilen arsaların kesin tahsis
işleminin KKTC hükümetince 2007'de de yapılmadığı;
İskele bölgesinde 576 ve 770 yatak kapasiteli 2 otel öngören projeler ve
yatırımcıların 6 yıldır bekletildiği
belirtildi.
Türkiye 2001-2005 yılları arasında KKTC Kalkınma
Bankası teşvik kredileri için 20 milyon ABD Doları nakit olarak
gönderdi. 2002-2006 arasında bu miktarın 15 milyon doları KKTC
Teşvik Fonu'na aktarıldı. 2001'den bakiye 5 milyon dolar,
2006'da kullanılmadığı için KKTC Merkez Bankası'ndaki
hesapta 2007'ye devretti. Bu miktar reel sektörün desteklenmesi kapsamında
kullanılacak. Bu fon kaynaklı kredi kapsamında 4
sağlık, 10 turizm, 2 eğitim, 20 sanayi ve 1 tarım olmak
üzere toplam 37 firmaya 30 milyon 670 bin 922 YTL kredi tahsis edildi. Ancak
firmalardan dördü zamanında başvurmadığı için
kredileri iptal edildi ve böylece canlı kredi tutarı 24 milyon 251
bin 98 YTL oldu.
2007'de 4 milyon 452 bin 987 YTL; 2002-2007 döneminde ise genel toplam
olarak 22 milyon 796 bin 997 YTL ödeme yapıldı. Canlı
kredilerden kullanılmayan bakiye 1 milyon 454 bin 101 YTL de fon
hesaplarında 2008'e devredildi.
KIBRIS 10/03/08
KKTC standı Avrupa 3'üncüsü oldu
Tuğçe ÜLKÜ-TAK
ITB Berlin 2008 Turizm Fuarı, dün tamamlandı. Fuarda, 11 bin
katılımcı arasında yapılan yarışmada, KKTC
standı, Avrupa'da en iyi üçüncü stant seçilerek ödüle layık görüldü.
Katılımcı ülkelerin devlet ve hükümet yetkililerinin de
hazır bulunduğu ödül töreninde, KKTC adına ödülü, Ekonomi ve Turizm
Bakanlığı Müsteşarı Hasan Kılıç aldı.
Yarışmada, Avrupa dalında Yunanistan birinci, Güney
Kıbrıs ise ikinci geldi. Ödül töreninde, Yunanistan, Güney
Kıbrıs ve KKTC yetkilileri, yan yana gelip, ödüllerini birlikte
aldılar.
Bakanlık Müsteşarı Hasan Kılıç, bir çok ülkeyi
geride bırakmanın gururunu yaşadıklarını
belirterek, ödülün uluslararası platformda önemli bir prestij ve
tanıtım olduğunu vurguladı.
Standın organizasyondan sorumlu olan Ekonomi ve Turizm
Bakanlığı Almanya Turizm Koordinatörü Önal Dorak ise;
emeklerinin karşılığını almanın
mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, bu
başarının ülke tanıtımına büyük katkı
koyacağını dile getirdi.
Turizm planlamaları çerçevesinde toplantı
Öte yandan, 2008 - 2009 yılı turizm planlamaları
çerçevesinde, bakanlık ve sektör temsilcileri, Kıbrıs Türk Hava
Yolları yetkilileri ve Alman tur operatörleri önceki gün bir toplantı
yaptı.
Toplantıda, Alman tur operatörleri, Kuzey Kıbrıs'a
turist göndermede, ulaşım ücretleri ve diğer konularda
yaşadıkları bazı sıkıntıları gündeme
getirirken; yetkililer, buna çözüm üreteceklerini ifade ettiler.
Toplantıyı BRT ve TAK'a değerlendiren Bakanlık
Müsteşarı Hasan Kılıç, çeşitli hatalar nedeniyle
kaybedilen Almanya pazarını yeniden kazanmak istediklerini, bunun
için de ulaşım sorununu çözmek gerektiğini söyledi.
Sadece Türk Hava Yolları ile ulaşım sağlamayla
Almanya pazarında tutunmanın mümkün olmadığını
vurgulayan Kılıç, alternatif olarak KTHY'yi de devreye sokmak
istediklerini, ancak fiyatları makul bir seviyeye indirmek zorunda olduklarını
ifade etti.
"Ulaşım sorununu çözmede kararlıyız"
"Ulaşım sorununu çözmede kararlıyız. Bunu
çözemezsek, turizmden bahsetmek boşuna" diyen Kılıç, KTHY
ile görüşmeleri, ülkede de devam ettireceklerini, eğer sonuç
alınamazsa, 2009'un kaybedilebileceğini belirtti.
Fiyatların yanında tanıtımın da önemine
işaret eden Hasan Kılıç, özel ilgi turizmini dünyaya daha çok
duyurarak ülkenin doğal güzelliklerini tanıtmak istediklerini
söyledi.
Kılıç, Türkiye'nin de kendileri için önemli pazar
olduğunu vurgulayarak, tam anlamıyla giremedikleri bu pazar için 9
ilde geniş bir tanıtım ve reklam kampanyası
başlatacaklarını sözlerine ekledi.
ITB Berlin Fuarının kapanması ardından, Ekonomi ve
Turizm Bakanlığı Müsteşarı Hasan Kılıç, dün
yurda döndü. Sektör temsilcileri ile KKTC heyetinin diğer üyeleri, ise
yurda bugün dönecek.
KIBRIS
10/03/08
NTV
Güncelleme: 16:20 TSİ 11 Mart 2008 Salı
LEFKOŞA
- NTVnin sorularını yanıtlayan Rum Dışişleri
Bakanı Kipriyanu, Adada çözüme yönelik yeni bir döneme girildiğini
vurguladı. Kipriyanu, Birleşmiş Milletler heyetinin
yapacağı temaslarla, Hristofyas-Talat görüşmesinde herşeyin
yolunda gitmesi halinde, müzakerelerin kısa sürede
başlayacağına inandığını belirtti.
Kipriyanu,
Biz Kıbrıslı bir çözüm istiyoruz dedi. Rum bakan, BM Genel
Sekreterinin boşlukları doldurduğu bir öneri değil, iki
toplumun üzerinde uzlaştığı bir çözüm istediklerini dile
getirdi.
Kipriyanu, Rum halkının reddettiği Annan Planının da,
iki halkın uzlaşmasını
yansıtmadığını savundu.
Annan planıyla erken çözülür
"FARKLI BİR ÇERÇEVEYİ DE MÜZAKEREYE HAZIRIZ"...
Kıbrıs konusunda BRT'ye açıklamalarda bulunan
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler
aracılığıyla taraflar arasında yıllarca süren
görüşmeler sonucu hazırlanan Annan Planı'nın kullanılması
durumunda Kıbrıs sorununun yıl sonuna dek
çözümlenebileceğini söyledi. Talat, "Sonsuza dek görüşemezsiniz.
Bizim önerimiz 2008 sonu ancak Rum tarafınca önerilecek farklı bir
çerçeveyi de müzakereye hazırız" dedi
"YENİ DEVLET NE KKTC'NİN NE KIBRIS
CUMHURİYETİ'NİN DEVAMI OLACAK"... "Biz, 2004
yılından beridir çözüme hazırız" diyen
Cumhurbaşkanı, Rum liderliğindeki değişikliğin,
Rum kesiminin soruna bakış açısında da
değişikliğe yol açacağı umudunu dile getirdi.
Varılacak bir anlaşmanın, iki kesimin eşitliğini,
kurucu iki devletin eşit statüsünü ve 1960 garanti sisteminin
devamını sağlaması gerektiğini belirten
Cumhurbaşkanı, kurulacak olan yeni devletin ne KKTC'nin ne de
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olacağını söyledi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, müzakere sürecinde Annan
planının masaya gelmesi halinde, Kıbrıs sorununun yıl
sonuna dek çözümlenebileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BRT'ye, Kıbrıs
konusunda açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Talat, Birleşmiş Milletler
aracılığıyla taraflar arasında yıllarca süren
görüşmeler sonucu hazırlanan Annan Planı'nın kullanılması
durumunda Kıbrıs sorununun yıl sonuna dek
çözümlenebileceğini söyledi.
Kıbrıs konusunda yapılacak görüşmelerin
sonuçlandırılması için bir tarih belirlenmesinin
gerekliliğinin altını çizen Talat, "Sonsuza dek
görüşemezsiniz. Bizim önerimiz 2008 sonu ancak Rum tarafınca
önerilecek farklı bir çerçeveyi de müzakereye hazırız"
dedi.
Rum Tarafı'nda yapılan seçimlerin ardından
Kıbrıs Türk tarafının beklentisinin çözüm yolunda ilerleme
sağlamak olduğunu söyleyen Talat, "Annan
Planı"nın Rum halkı tarafından reddedilmesi bizi hayal
kırıklığına uğrattıysa da, Kıbrıs
Türk halkı hala çözüme olan desteğini sürdürmektedir"
ifadelerini kullandı.
"Biz, 2004 yılından beridir çözüme
hazırız" diyen Cumhurbaşkanı, Rum liderliğindeki
değişikliğin, Rum kesiminin soruna bakış
açısında da değişikliğe yol açacağı umudunu
dile getirdi.
Varılacak bir anlaşmanın, iki kesimin
eşitliğini, kurucu iki devletin eşit statüsünü ve 1960 garanti
sisteminin devamını sağlaması gerektiğini belirten
Cumhurbaşkanı, kurulacak olan yeni devletin ne KKTC'nin ne de
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olacağını söyledi.
"Kurulacak yeni devlet yeni bir Ortaklık devleti
olmalı" diyen Cumhurbaşkanı Talat, Türk tarafının
parametrelerinin BM parametrelerine uygun olduğunu vurguladı.
KIBRIS 11/03/08
Roth, Ercan'dan KKTC'ye geliyor
Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth önümüzdeki
hafta KKTC'yi ziyaret edecek. Eski Almanya Başbakanı Gerhard
Schröder'in Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in daveti üzerine doğrudan
Kuzey Lefkoşa'yı ziyaret etmesinin ardından, şimdi de
Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth 17 Mart'ta KKTC'yi
ziyaret ederek, adanın birleşme sürecine destek verecek
Yeşiller partisi Eş Başkanı Claudia Roth önümüzdeki
hafta KKTC`yi ziyaret edecek.
Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Başbakan
Ferdi Sabit Soyer'in daveti üzerine doğrudan Lefkoşa'nın Türk
tarafını ziyaret etmesinin ardından, şimdi de Yeşiller
Partisi Eş Başkanı Claudia Roth 17 Mart`ta KKTC`yi ziyaret
ederek, adanın birleşme sürecine destek verecek.
Abhaber'in haberine göre, Claudia Roth, doğrudan Ercan
Havalimanı'na iniş yapacağı ziyaretinin amacının,
Kuzey`deki durumun değerlendirilmesi, izolasyonların ve
kısıtlamaların etkilerinin tespiti olduğunu söylüyor. Roth,
Güney Kıbrıs'taki seçimlerin ardından ziyaretin boyut
değiştirdiğini ifade ederek durumu Berlin Duvarı'nın
yıkılış sürecine benzetti.
Roth şöyle konuştu:
"Şimdi ziyaret farklı bir boyuta büründü. Bir
tarafın diğerine olan düşmanca tutumunu ortaya koymaktan çok,
iki taraf arasında köprülerin kurulmasına katkı
sağlanabilir ya da tarafların birbirleriyle iletişim
kurması, Talat`la görüşülmesi, adanın birleşmesi,
izolasyonların kaldırılmasına olanak sağlanabilir. Bu
elbette çok kolay olmayacaktır. Çok sayıda sorunla
karşılaşılabilir. Ama Kıbrıslılar artık
izolasyonların kaldırılmasına yönelik itirazlara yeter
demiştir. Tıpkı Almanya`da olduğu gibi. Doğu
Almanya`daki insanlar, biz halkız dediler ve bu durum duvarın
yıkılmasına katkı sağladı."
Roth, Dimitris Hıristofyas'ın seçilmesinden daha çok,
Rumların eski başkanı Papadopulos`un 'hayır' demesine
dikkat çekerek "Eski başkan Papadopulos inatla, uzun bir süre Annan
Planı'nı bloke etmişti ve seçimlerden mağlup
çıktı. Bence, Papadopulos´un birinci turda bile seçilememiş
olması gerçekten üzerinde önemle durulması gereken bir husustur. Birinci
turdan iki aday çıktı. Biri eski Komünist Partinin genel sekreteri,
diğeri de Liberal-Konservatif Parti'nin adayıydı. Ve her iki
aday da adadaki barış ve yakınlaşma politikasının
sözünü verdiler" diye konuştu.
Claudia Roth'un ziyareti dört gün sürecek, Roth'a Yeşiller
Partisi'nden Türk kökenli milletvekili Özcan Mutlu da refakat edecek.
KIBRIS 11/03/08
Talat: Kıbrıs Türk tarafı sorunları
çözmeye hazır
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Annan Planı'nın
hazırlanmasında gönüllü olarak görev yapan komite üyeleri onuruna dün
akşam Girne Dome Hotel'de resepsiyon verdi, komite üyeleriyle sohbet etti.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Hasan Sarıca ve Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca'nın da hazır bulunduğu geceye, Annan
Planı döneminde kamuda çalışıp şu an itibarıyla
emekli olan komite üyeleri katıldı.
Gecede, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs
konusunda gelinen aşamaya ilişkin bilgi de verdi.
"Sorunu çözmeye hazırız"
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, gecede yaptığı
konuşmada, Kıbrıs Türk halkının, Annan Planı
döneminde olduğu gibi, Kıbrıs sorununun çözümüne katkı
koymaya bugün de hazır olduğunu vurguladı.
"Biz nasıl ki geçmiş yıllarda hazırdık;
tüm varlığımız, gücümüz ve kapasitemizle Kıbrıs
sorununu çözmek için iyi niyetle çalıştık, bugün de
çalışacağız. Çalışmaya hazırız
mesajını vermek istedik. Bundan da daha önemlisi o dönemde yeterince
teşekkür edemediğimiz gönüllü katılımcı komite üyesi
arkadaşlara teşekkür etmek istedik" diyen Mehmet Ali Talat,
Kıbrıs Türkü'nün Annan Planı döneminden sonra önemli bir deneyim
kazandığını kaydetti.
"Dünyanın ayıbı"
Annan Planı döneminde Kıbrıs Türklerinin büyük bir
tecrübe yaşadığını, bütün dünyaya çözüm
istediğini gösterdiğini, ancak Rum tarafının uzlaşmaz
tutumunda ısrar ettiğini ve dünyanın da buna ses
çıkarmayarak büyük bir ayıp işlediğini vurgulayan
Cumhurbaşkanı Talat şöyle konuştu:
"Annan Planı'nı yaşadığımız
dönemden bu güne zaman geçti. Bu süreçte çok önemli şeyler
yaşadık. Bir kere çok önemli, çok büyük deneyimler yaşadık.
Kıbrıs Türk insanının ortaya koyduğu
kararlılık ve bunun arkasından dünyanın o ilk büyük olumlu
tepkisi ve bunun eyleme dönüşememesi
sıkıntılarını yaşadık. Kıbrıs
Türkü, büyük kararlılık ve özveriyle birçok sorunu göze alarak birçok
sıkıntıyı göze alarak benimsediği, kabul ettiği
uluslararası çözüm çabası ve bu çabanın ortaya
çıkardığı irade, sonuçta Kıbrıs Rum
tarafının reddetmesiyle Kıbrıs'ta çözümü
gerçekleştiremedik. Ancak ne garip bir çelişkidir ki aynı
zamanda ilginç bir ironidir. Bu güne kadar bütün dünyayı çözüm istediklerine
dair ikna etmiş bulunanlar birden bire dünyaya bu şoku
yaşattıktan sonra kendilerini toparlama gayreti içinde büyük bir çaba
içine girerek ellerinde bulunan bütün avantajları kullanmışlar,
ellerine geçirdikleri bütün imkânları kullanmışlar ve Kıbrıslı
Türklerin daha ileriye gidememesi hiç olmazsa yaşadıkları
sıkıntı ve izolasyondan kurtulamamaları için ellerinden
geleni yapmışlar ve belli ölçüde de bunu başarmışlardır.
Bu aslında dünyanın bir ayıbıdır. Dünyanın mahcup
olması gereken bir gerçekliktir. Dünyayla birlikte hareket eden,
dünyanın anlayışla karşıladığı ve
destek verdiği bir yolda yürüyen ve sonuçta da hiç olmazsa
yaşadığı tecritten kurtulmayı bekleyen bir halka dünya
bunu vermemiş, vermek istememiştir veya verme kabiliyetine sahip olamamıştır.
Ne olursa olsun sebebi, gerçek değişmiyor. Bu gerçek bu güne kadar
yaşadığımız bütün sorunların, bütün
sıkıntıların bugün geldiğimiz noktada tekrar analizi
mecbur kılmaktadır."
"Yeni bir sürecin başlangıcına gelindi"
Gelinen aşamada yeni bir sürecin başlangıcına
gelindiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Güney Kıbrıs'ta yapılan ve "ilginç" olarak
tanımladığı başkanlık seçimine değinirken de,
seçimin sonucuyla ilgili olarak herkesin, Rum halkının çözümsüzlük
politikasına prim vermediğini dile getirdiğini ve kendisinin de
bu görüşte olduğunu ifade etti.
Talat, çözümü gerçekleştirebilmenin kesinlikle mümkün
olmadığı bir liderin seçimi kaybettiğini de kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, bu konuda şöyle konuştu:
"Güney Kıbrıs'ta ilginç bir seçim yaşandı.
Herkes bunu Kıbrıs Rum halkının çözümsüzlük
politikasına prim vermemesine bağladı. Ben de aynı
kanaatteyim. Kıbrıs'ta çözümü gerçekleştirmenin kesinlikle
mümkün olmayacağı bir lider bugün seçimi kaybetti ve yerine gerçi o
dönemde yaşadığımız sıkıntıların
nedenlerinden bir tanesi olan, ama sonraki dönemde Kıbrıs sorununun
çözümü için çalışacağını dile getirdiği için
dünyanın sempatisini kazanan ve dünyaya Kıbrıs'ta barış
istediğine dair izlenimler yaratan bir lider seçim kazandı.
BM yakında devreye girecek
Bu sonucu, barış ve Kıbrıs sorununu çözmek isteyen
Kıbrıslı Türkler de sonuna kadar kullanmak ve sorununu çözmek
için değerlendirmektedir."
Yakında BM'nin yeni bir girişim başlatmasının
beklendiğine vurgu yapan ve Rum tarafının da, Türk tarafı gibi,
çözümden yana bir tavır içerisine girmesi beklentisini dile getiren
Cumhurbaşkanı Talat, şöyle dedi:
"Bugün geldiğimiz aşamada siyasi partilerimizle ve
Türkiye ile yaptığımız değerlendirmelerle
geldiğimiz noktada, Kıbrıs Türk tarafı olarak biz müzakerelere
hazır olduğumuzu duyurduk. Bu müzakereler başlar başlamaz,
onu şu an için bilemiyorum, ancak her şart altında
Kıbrıs sorununun çözümünün bir gereklilik olduğu tüm dünya
tarafından kabul edildiğine göre, bir son çaba olarak olsa bile bir
girişim olacağı hemen hemen kesinleşmiştir.
Bütün diplomatik bilgiler yakında Birleşmiş Milletler'in
devreye gireceğini göstermektedir. BM devreye girerken elbette ki
yanında çözümü gerçek anlamda arzulayan ve bunun için birçok
aşamayı katleden Kıbrıs Türkü'nü bulacaktır.
Aynı tutumu Rum tarafından da bekliyoruz. Bu konuda bir
ilerleme sağlayabilirsek, biz bütün varlığımız ve
kapasitemizle yeni bir sürece hazırlanmak üzere düşüncelerimizi
oluşturuyoruz."
KIBRIS 11/03/08
Kiprianu'nun açıklamaları olumlu havaya katkı
yapmamıştır
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı, Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı
Markos Kiprianu'nun Kıbrıs konusundaki talihsiz
açıklamalarının gerek adada gerekse uluslararası camiada
oluşturulmaya çalışılan olumlu havaya katkı
yapmadığını belirtti.
Dışişleri Bakanlığı Basın Merkezi
aracılığıyla yazılı açıklama yapan
Avcı, Kiprianu'nun, Kıbrıs sorunundaki son gelişmelere
ilişkin Haravgi gazetesine hafta sonu verdiği demeci
değerlendirdi:
Kiprianu'nun demecinde yer alan temelsiz iddialarına işaret
eden Bakan Avcı, "Üzülerek belirtmek gerekir ki özellikle Annan
Planı'nın geçmişte kaldığının Türkiye
tarafından anlaşıldığına dair temelsiz
iddiaları Kıbrıs sorununa nasıl
baktığını ve başlaması beklenen müzakere
sürecinde sergileyeceği tavrı açıkça göstermektedir.
Kiprianu, bir yandan federasyondan bahsederken, diğer yandan hala
muhatap olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni görmekte ve
inandığını iddia ettiği federasyonun ortağı
olan Kıbrıs Türk tarafını ise görmezden gelmeye
çalışmaktadır. Rum Bakan için asıl meselenin, Türkiye
Cumhuriyeti'nin Annan Planı'na dair tutumu değil, Kıbrıs
sorununu Türkiye ile çözme gayreti olduğu
anlaşılmaktadır."
"Umut kırıcı..."
Dışişleri Bakanı Avcı, Rum bakanın
çözümsüzlüğün muhasebesini yaparken, eski lideri Tasos Papadopulos'a toz
kondurmaması bir yana, Hristofyas'ın seçilmesinin Rum
tarafının temel görüşlerini değiştirmeyeceğini
belirtmesinin gerçekten umut kırıcı olduğunu ifade etti.
Beklentilerinin, Güney'deki seçimlerin bir vitrin tanziminden
fazlasına yol açması olduğunu belirten Avcı, Güney
Kıbrıs'ta başa gelen yeni yönetimin, Kıbrıs'ı
çözümsüzlüğe mahkûm eden bu anlayıştan hızla
uzaklaşarak, Kıbrıs Türk halkının demokratik iradesi
ile oluşturulan kurumlarını muhatap almasını
beklemenin en tabii hak olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, şöyle devam
etti:
"Kiprianu'nun esas merak etmesi gerekenin, Türkiye'nin değil,
ilerde ortaklık kuracağı Kıbrıs Türk
tarafının Annan Planı, Kıbrıs sorunu ve tüm diğer
meselelere dair görüşleri olmalıdır.
Kıbrıs Türk tarafını yok sayan sakat Rum
politikası bugüne kadar çözüm arayışlarına ve
barışa hizmet etmemiştir.
Bunda ısrar edilerek çözüme ulaşılması mümkün
olmayacaktır.
Umudumuz bu hususun Rum liderliğince iyice
kavranmasıdır."
KIBRIS 11/03/08
AA
Güncelleme: 04:56 ET 12 Mart 2008 Çarşamba
LEFKOŞA
- Talat ve Hristofyas görüşmesinin gündemini belirlemek üzere bugün BM
Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möllerin
Lefkoşa ara bölgedeki ikametgahında bir araya gelen Talatın
Özel Temsilcisi Özdil Nami ve Rum Başkanlık Komiseri Yorgos
Yakovunun görüşmesi sona erdi.
Görüşmede, Talat ve Hristofyasın 21 Mart Cuma günü saat
10.00da Möllerin ikametgahında görüşmesi
kararlaştırıldı.
KKTCNİN
BEKLENTİSİ BÜYÜK
Kıbrıs Türk tarafı, bu görüşmeden beklentisinin oldukça
yüksek olduğunu belirtti.
İki liderin yapacağı ilk görüşmeye büyük önem veren Türk
tarafı, görüşmeden, önlerini görmeye yarayacak verileri elde etmeye
çalışacak.
Türk tarafı, Kıbrıs sorununun önümüzdeki süreçte
alacağı şeklin, Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya
çıkmasını da bekliyor.
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dünkü
basın brifinginde Talat-Hristofyas görüşmesinden ne beklediklerine
dair şunları söylemişti:
Kıbrıs Rum tarafındaki liderlik değişiminin politik
bir tutum değişikliği anlamına gelip gelmediğini; yeni
Kıbrıs Rum liderliğinin 8 Temmuz sürecini (Tasos) Papadopulos
gibi bir oyalama süreci olarak ele alıp almayacağını ve
Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm arayışı
peşinde olduklarını bu görüşmede öğrenmeye
çalışacağız. Bizim için bu veriler, Kıbrıs
sorununun nasıl seyredeceğinin göstergeleri olacaktır. Biz bu
verilere bu görüşmede ulaşmaya çalışacağız.
STEFANU:
KKTC DIŞARIDA GÜÇLENMEYE ÇALIŞIYOR
Bu arada, Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Stefanos Stefanu, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) yurt dışında
güçlenmeye çalıştığını söyledi.
KKTCnin İsrailde ticaret ofisi açma hazırlığıyla
ilgili bir soruyu yanıtlayan Stefanu, Türkiye ve KKTCnin, sahte devlet
olarak nitelediği KKTCyi yurt dışında güçlendirmek için
çeşitli yollar izlediklerini kaydetti.
İsrailde ticaret ofisi açılması konusunun birkaç ay önce ortaya
çıktığını kaydeden sözcü, konu Rum yönetiminin
bilgisine gelince İsrail hükümeti nezdinde girişimde
bulunulduğunu ve diplomatik girişimlerin sürdüğünü bildirdi.
Sözcü, şunları söyledi:
Bu konuyu yakından izliyoruz. Bu girişim bizim açımızdan sahte
devleti yasal ve siyasi olarak tanıma anlamına gelmiyorsa da her
türlü girişim yapıldı. Bununla birlikte bu esasen siyasi bir
konudur, biz bunu böyle görüyoruz.
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Dimitris
Hristofyas 21 Mart Cuma günü saat 10.00'da görüşecek.
Talat ve Hristofyas görüşmesinin
gündemini belirlemek üzere bugün BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael
Möller'in Lefkoşa ara bölgedeki ikametgahında bir araya gelen
Talat'ın Özel Temsilcisi Özdil Nami ve Rum Başkanlık
Komiseri Yorgos Yakovu'nun görüşmesi sona erdi.
Görüşmede, Talat ve Hristofyas'ın 21
Mart Cuma günü saat 10.00'da Möller'in ikametgahında görüşmesi
kararlaştırıldı.
TÜRK TARAFI UMUTLU
İki liderin yapacağı ilk
görüşmeye büyük önem veren Türk tarafı, görüşmeden
"önlerini görmeye yarayacak verileri elde etmeye"
çalışacak.
Türk tarafı, Kıbrıs sorununun önümüzdeki süreçte
alacağı şeklin Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya
çıkmasını da bekliyor.
KKTC Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca, dünkü basın brifinginde Talat-Hristofyas
görüşmesinden ne beklediklerine dair şunları söylemişti:
"Kıbrıs Rum tarafındaki liderlik değişiminin
politik bir tutum değişikliği anlamına gelip
gelmediğini; yeni Kıbrıs Rum
liderliğinin 8 Temmuz sürecini Tasos Papadopulos gibi bir oyalama süreci
olarak ele alıp almayacağını ve Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm
arayışı peşinde olduklarını bu
görüşmede öğrenmeye çalışacağız. Bizim için bu
veriler Kıbrıs
sorununun nasıl seyredeceğinin göstergeleri olacaktır. Biz bu
verilere bu görüşmede ulaşmaya çalışacağız."
RUM YÖNETİMİ: KKTC GÜÇLENMEYE
ÇALIŞIYOR
Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Stefanos
Stefanu da, KKTC'nin yurt dışında güçlenmeye
çalıştığını söyledi.
KKTC'nin İsrail'de ticaret ofisi açma
hazırlığıyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Stefanu,
Türkiye ve KKTC'nin, sahte devlet olarak nitelediği KKTC'yi yurt
dışında güçlendirmek için çeşitli yollar
izlediklerini kaydetti.
İsrail'de ticaret ofisi
açılması konusunun birkaç ay önce ortaya
çıktığını kaydeden sözcü, konu Rum yönetiminin
bilgisine gelince İsrail hükümeti nezdinde girişimde
bulunulduğunu ve diplomatik girişimlerin sürdüğünü
bildirdi. Sözcü, şunları söyledi: Bu konuyu yakından izliyoruz.
Bu girişim bizim açımızdan 'sahte devleti' yasal ve siyasi
olarak tanıma anlamına gelmiyorsa da her türlü girişim
yapıldı. Bununla birlikte bu esasen siyasi bir konudur, biz
bunu böyle görüyoruz.
HURRIYET 12/03/08
Haftaya görüşüyorlar
TÜRK TARAFININ HAZIRLADIĞI BİR PLAN YOK...
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Türk
tarafının hazırladığı bir çözüm planı
bulunmadığını belirterek, Rum basınının
spekülatif ve çelişkili haberler yayınladığını,
bu haberlerin çoğunun da aslının olmadığını
söyledi
"BEKLENTİMİZ OLDUKÇA YÜKSEK"... Kıbrıs
sorununun ilerleyen süreçte alacağı şeklin Talat-Hristofyas
görüşmesinde ortaya çıkmasını beklediklerini kaydeden
Erçakıca, Talat-Hristofyas görüşmesinden beklentilerinin oldukça
yüksek olduğunu kaydetti
NAMİ-YAKOVU GÖRÜŞMESİ BUGÜN... Erçakıca,
görüşmenin gündemini belirlemek üzere CTP-BG Milletvekili Özdil Nami ile
Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun, bugün saat 10:00'da, BM
Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Möller'in ara
bölgedeki ikametgahında bir araya geleceğini de bildirdi
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi başkanı
Dimitris Hristofyas'ın gelecek hafta içersinde görüşmelerinin
kesinleştiğini açıkladı.
Kıbrıs sorununun ilerleyen süreçte alacağı
şeklin Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkmasını
beklediklerini kaydeden Erçakıca, Talat-Hristofyas görüşmesinden
beklentilerinin oldukça yüksek olduğunu söyledi.
Erçakıca, Talat-Hristofyas görüşmesiyle ilgili ön
hazırlıkları yapmak ve görüşmenin gündemini belirlemek
üzere Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle
Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi, CTP-BG Milletvekili Özdil Nami ile Rum
Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun, bugün saat 10:00'da, BM Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Möller'in ara bölgedeki
ikametgahında bir araya geleceğini de duyurdu.
Nami ile Yakovu'nun sadece Talat-Hristofyas görüşmesinin gündemini
belirlemekle kalmayacağını ümit ettiklerini dile getiren
Erçakıca, "içeriğe de girilmesini sağlamaya
çalışacağız" dedi.
"Saptamaya çalışacağız"
Haftalık basın brifinginde konuşan
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
Kıbrıs Rum tarafındaki liderlik değişiminin, politik
bir tutum değişikliği anlamına gelip gelmediğini;
Kıbrıs Rum liderliğinin, 8 Temmuz sürecini, eski
başkanları Papadopulos gibi bir "oyalama süreci" olarak ele
alıp almayacağını ve Kıbrıs sorununa nasıl
bir çözüm arayışında olduklarını bu görüşmede
saptamaya çalışacaklarını kaydetti.
Rum tarafının Kıbrıs sorununda nasıl bir çözüm
arayışında olduğunu ortaya çıkaramayabileceklerini
belirten Erçakıca, lider değişikliğinin politik bir
değişiklik anlamına gelip gelmediğini anlamaları
gerektiğini, kendi davranışlarını buna göre
oluşturacaklarını ifade etti.
"Çok yoğun müzakere süreci öngörüyoruz"
Basın mensuplarının sorularını da
yanıtlayan Erçakıca, önceki akşam, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın Annan Planı'nın hazırlanmasıyla
ilgili çalışmaların yapıldığı dönemde ilgili
komitelerde gönüllü olarak çalışan kişileri bir resepsiyonla bir
araya getirdiğini kaydetti ve Talat'ın, komitelerdeki üyelere, içinde
bulunulan aşamayla ilgili açıklamalar yaptığını
aktardı.
Bu buluşmanın, "yeni dönem içerisinde hazır
olun" mesajı verme niteliği
taşıdığını da belirten Erçakıca, yeni
dönemde de çok yoğun, katılımcı ve iki halkın bütün
kapasiteleriyle katılacağı bir müzakere süreci ön gördüklerini
söyledi.
Ban'a gönderilen mektup
Kıbrıs Türk tarafının BM Genel Sekreteri Ban-Ki
Moon'a gönderdiği, Kıbrıs sorunun esaslarıyla ilgili
mektubu anımsatan Erçakıca, bunu yardımcı bir unsur,
tartışmaların daha somut olmasını sağlayacak bir
araç olarak gördüklerini belirtti. Mektupta Türk tarafının tutumunun
genel olarak anlatıldığını ifade eden Erçakıca,
tutumlarının bir çerçevesini çizmek istediklerini vurguladı.
Erçakıca, "Yeni Kıbrıslı Rum lidere, uluslararası
arenada bu konuya ilgili gösterenlere, önümüzdeki haftalarda artık adaya
gelmesi beklenen BM değerlendirme misyonuna yardımcı olma
tutumuydu bu" dedi.
Bunun, bazı Kıbrıslı Rum liderler ve
Kıbrıs Rum basınındaki bazı eleştirmenler
tarafından "Kıbrıs Türk tarafının tutumunu
katılaştırması, pozisyon almak" olarak
değerlendirildiğini belirten Erçakıca, Hristofyas ve görevlendirdiği
diğer kişilerin, çok daha ayrıntılı, görüşme
sürecini bloke edici, verimsiz hale getirici demeçlerine tanık
olduklarını dile getirdi ve Hristofyas'ın, Atina ziyaretinde
söyledikleriyle benzeşen, meclis konuşmasının buna bir
örnek teşkil ettiğini söyledi.
Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu'nun,
İngiliz ve İsveçli meslektaşlarıyla görüşürken ortaya
koyduğu çizgilerin de çok katı ve ilerleyen süreci bloke edici,
esneklikten yoksun bir yaklaşım içerdiğini anlatan
Erçakıca, "Bizim bu mektubumuzu eleştiri konusu yapanlar, önce
bu demeçlere dikkat etmelidirler" dedi.
"Kamuoyunu katılaştırma, süreci
verimsizleştirir"
Kıbrıs Türk tarafının, mektubu, diplomatik kanallar
içerisinde, diplomatik tartışmalarda kullanılması için
ilettiğini, kamuoyunda bir pozisyon almak için
kullanmadığını ifade eden Erçakıca, ancak Rum
tarafının kamuoyunu şekillendirmek istediğini belirtti ve
kamuoyunu katılaştırmaya çalışmanın görüşme
sürecini verimsizleştiren başlıca unsur olduğunu
anlattı.
"Türk tarafının hazırladığı bir
çözüm planı yok"
Türk tarafının hazırladığı bir çözüm
planı olmadığını da açıklayan Erçakıca, Rum
basınının spekülatif ve çelişkili haberler
yayınladığını, bu haberlerin çoğunun
aslının olmadığını söyledi.
Bir soru üzerine, başlayacak görüşme sürecinde Annan
Planı'nın masada olup olmayacağının Yakovu-Nami
görüşmesinden ziyade Talat-Hristofyas görüşmesinin gündeminde
bulunacak bir tartışma olduğunu belirten Erçakıca, bu
konunun ön hazırlığı anlamındaki bir
tartışmanın, Nami-Yakovu arasında yapılmasına bir
engel olmadığını; ancak bunu kendi istekleri kadar Rum
tarafının isteklerinin de belirleyeceğini kaydetti.
Rum yönetiminin, Papadopulos döneminde, Mali Yardım
Tüzüğü'yle ilgili olarak Avrupa Komisyonu aleyhine Avrupa
Toplulukları Mahkemesi'nde açtığı dava hakkında herhangi
bir gelişme olup olmadığı yönündeki bir soruyu
yanıtlarken de Erçakıca, bu konuyla ilgili henüz bir
girişimlerinin olmadığını söyledi ve Hristofyas'a
biraz zaman tanımak düşüncesinde olduklarını belirtti.
Erçakıca, bu konunun, Güney Kıbrıs'ta bir lider
değişiminin herhangi bir politik tutum değişikliği
getirip getirmeyeceği sorusunun somut bir ölçütü olabileceğini de
söyledi ve bu konunun Hristofyas'ın Kıbrıs Türk toplumuna olumlu
mesajlar vermesi için önemli bir fırsat olduğunu, bunu
değerlendirmesini umduklarını ifade etti.
KIBRIS 12/03/08
How would you like it if
Hamas opened an office here?
By
Jean Christou
THE CYPRIOT
ambassador to Israel has likened the opening of a TRNC trade office in Tel
Aviv to Hamas opening a representative office in another country.
According to reports in Israeli newspaper Haaretz, the Cyprus embassy in Tel
Aviv has asked Justice Minister Daniel Friedmann to prevent the breakaway state
from opening the trade office in co-operation with Dov Weissglas, who served as
bureau chief to former prime minister Ariel Sharon.
Cypriot ambassador to Israel George Zodiates met on Monday with senior
officials at the Foreign Ministry to express Cyprus opposition to the move,
the paper said.
How would you respond if Hamas went to another country and asked to open a
representative office there? Zodiates told Haaretz. I am not saying the Turks
are terrorists, but this is an illegal entity that is trying to use Israeli
laws in order to further its policy.
An official letter to Israel said Nicosia would see the establishment of a
Turkish Cypriot trade office as a blow to its sovereignty, according to
Haaretz.
Zodiates said the opening of the trade office could be blocked by Israel if it
wanted to, but Israel has taken the stance that the office would constitute a
private business and not be recognised politically.
Even if the office is not granted diplomatic status, it will still encourage
tourism in hotels in northern Cyprus that were stolen from their Greek Cypriot
owners, or the purchase of real estate that was also stolen by the Turks,
Zodiates said.
Recently, only Syria has agreed to Ankara's request to upgrade relations with
northern Cyprus, by instituting an illegal ferry connection, and it would not
look good for Israel to join that club, he said, adding that the move would
undermine relations between Cyprus and Israel.
Michalis Firillas, a staff columnist with Haaretz, described Zodiates in a
separate article as normally a mild mannered man, but said he had held nothing
back in this instance.
Firillas there have been voices in the Israeli establishment calling for
recognition of the TRNC in order to curry favour with Ankara. Not
surprisingly those suggesting this are primarily from the defence
establishment, he said.
The article said that even though the trade office would not have political
recognition, it would carry out 75 per cent of the work of any normal embassy.
Turkish Cypriot press said yesterday that last December both Israeli President
Shimon Peres and Foreign Minister Tzipi Livni had reassured Cyprus that they
had decided to reject the Turkish request.
Yesterday, the government said it was keeping a close eye on issue.
Spokesman Stefanos Stefanou said it had been raised with Israel some months ago
and representations had been made.
We are following this issue closely and all necessary efforts are made,
despite the fact that for us this specific action does not politically and
legally upgrade the pseudostate. However, this is a primarily political issue
and we address it as such, Stephanou concluded.
CYPRUS MAIL 12/03/08
Top aides to meet on
Ledra Street
By
Jean Christou
PRESIDENTIAL
Commissioner George Iacovou will meet today with Ozdil Nami, senior aide to
Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat to discuss new Cyprus talks and the
opening of Ledra Street.
Preparations are already under way at the crossing point on the Greek Cypriot
side, where computers and office equipment were newly evident inside a small
office next to the National Guard post at the end of the shopping street.
Iacovou and Nami will meet at the residence of UN Chief of Mission Michael
Moller inside the United Nations Protected Area (UNPA) at the old Nicosia
Airport.
Todays meeting is expected to be a preparatory discussion to work out the
exact date the two leaders, Talat and President Demetris Christofias, can meet.
Turkish Cypriot press yesterday quoted Nami as saying everything had been
prepared for the meeting.
I do not think that my job is difficult in front of an old wolf like Iacovou,
because all kinds of lessons have been learned from the past and the incidents
of the past. We are now looking to the future, Nami said.
Government Spokesman Stefanos Stefanou said the main issue to be discussed
today would be the opening of Ledra Street and another crossing point at
Limnitis in the northwest of the island.
We hope that the optimism and our expectations will be reaffirmed and we that
we will proceed in such a way so that a political decision will be taken during
the meeting of President of the Republic with Mr Talat for opening the Ledra
Street, which is a priority, without forgetting that our side hopes that other
crossing points will also gradually open along the ceasefire line, Stefanou
said.
The Spokesman said opening Ledra Street was designed to create a better climate
for the resumption of Cyprus negotiations.
Because preparations have been under way for the opening since Christofias was
elected, it is assumed Ledra Street will be opened immediately once the two
leaders announce their agreement to do so during their upcoming meeting.
The crossing is expected to be officially opened in ten days.
CYPRUS MAIL 12/03/08
Annan plan bickering
dampens hopes for talks
By
Jean Christou
THE optimism
that new Cyprus talks would get off to a flying start lost some of its shine
yesterday when statements by both sides indicated the road to rapid progress
could stumble over the corpse of the Annan plan.
The euphoria that followed the election of a new president on the Greek Cypriot
side began to fade when the Turkish Cypriots started raising the specter of the
failed UN blueprint.
This was followed by total rejection of the plan as a basis for negotiation by
the Greek Cypriot side.
With only a week or so to go before the two leaders are to meet face to face,
Government Spokesman Stefanos Stefanou yesterday expressed regret over the
stance of the Turkish and the Turkish Cypriot side.
He said the positions of the Turkish side were contrary to expectations for the
resumption of negotiations on the basis of the July 8, 2006 agreement.
Stefanou said the Turkish Cypriot sides continued references to two peoples
and two states were not optimistic and undermined the efforts to create the
appropriate political climate for the meeting between the two leaders.
The meeting is due to take place between March 17 and 24, but the exact date
has not yet been fixed.
We expect the meeting of the President with Mr Talat to clarify our
positions, said Stefanou. The President of the Republic will go to his
meeting with Talat with good will and be ready to work hard.
But he made it clear the Greek Cypriot side had no intention of going back to
unacceptable situations that were rejected by the people.
In the north, Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat said a comprehensive
solution could be found to the Cyprus problem by the end of 2008 if the Annan
plan, which was a huge body of work, was taken as a basis for a solution.
We have been ready for a solution since 2004. Our unchanged position is to
solve the Cyprus problem in a comprehensive way, Talat said.
Asked whether the Annan plan and the July 8 agreement would be on the table
once the talks between the two leaders start, Talat said they were not mutually
exclusive.
The Annan plan was a comprehensive settlement plan prepared at the end of
years long negotiations, while the July 8 process was just an agreement on
procedure, he said, adding that former President Tassos Papadopoulos had used
the agreement as a delaying tactic.
Stratfor Strategic Forecasting, in a new analysis on Cyprus, said yesterday
prospects for reunification were the brightest that they have been since the
Annan plan was rejected n 2004.
But that does not mean the future is bright. There are too many involved
interests who hold a veto over an underlying process that has little to do with
Cyprus itself, it said.
Stratfor said while talk and optimism were all the rage in Turkey, Greece and
Cyprus these days, the likelihood of any movement on the core issue was small
due to Cyprus EU membership.
Greek Cypriots have no reason to compromise on any particular point in
negotiations. They hold all the cards and they know it. Christofias may be more
willing to talk about reunification than Papadopoulos was, but that hardly
means he is itching to make concessions he does not have to make, the report
added.
Turkey would like to see Cypriot reunification because any deal would involve
injecting Turks into the Cypriot government at some level, transforming
Turkeys most implacable foe in the European Union into a partial advocate.
Stratfor said Turkeys bottom line was that it would pressure the Turkish
Cypriots into submitting to the Greek Cypriots, but only in exchange for
something worth its while from the EU.
As Turkeys thinking goes, if the Europeans want help on Cyprus, theyre going
to have to belly up to the bar, it concluded, but with France and Germany
opposed to Turkeys accession this was not likely to transpire.
The prospects of serious talks on Cypriot reunification may be bright, but the
chances of success remain dim, it said.
CYPRUS MAIL 12/03/08
Kyprianou in talks with
Milliband
PROSPECTS for
a political settlement in Cyprus and preparations for a visit to London by
President Demetris Christofias were the key issues discussed during a meeting
in Brussels on Monday between Foreign Minister Markos Kyprianou and his British
counterpart David Miliband.
The two Ministers discussed prospects relating to the Cyprus problem, a
forthcoming meeting between Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali
Talat and the expected visit of a UN delegation to Cyprus.
I informed the Foreign Secretary about our fundamental positions on a
UN-brokered agreement of July 2006, I explained that the UN-proposed solution
plan, the Annan Plan, cannot be on the negotiating table and stressed that we
will not accept 'virgin birith' the establishment of a new state in Cyprus,
as part of an overall settlement, said Kyprianou.
The Foreign Minister said that during the meeting, both sides expressed a
desire to improve relations between the two countries. I was given the
opportunity to explain our position on the Cyprus problem, and on other issues
which can improve bilateral relations, both within the European Union as well
as on a bilateral level, the Cypriot Foreign Minister pointed out.
On the sidelines of the EU Foreign Ministers meeting in Brussels, Kyprianou
met his counterparts from Spain, Luxembourg and Denmark. He was also due to
meet High Representative for Foreign Policy, Security and Defence Javier Solana
and Enlargement Commissioner Olli Rehn.
CYPRUS MAIL 12/03/08
|
||
|
|
||
|
hurriyet.com.tr |
||
|
|
||
Cep
telefonlarındaki radyasyonun beyne zarar verdiği biliniyor. Peki
nasıl...
Bilimadamları cep telefonun
yaydığı radyasyonun beyinde çeşitli hasarlara yol
açtığı sonucuna ulaştı. Bilimadamlarının
yaptığı bilimsel açıklama şöyle: Beynin kan
damarlarını besleyen endotel hücreler, cep
telefonlarının yaydığı radyasyondan ciddi ölçüde
hasar görüyor. Bu durum beyindeki kan çeperlerinde tahribat
yaratıyor. Sonuçta hasar gören kan çeperleri kanın içindeki zararlı maddeleri
ayıklama fonksiyonunu kaybediyor. Böylece kanın içindeki zararlı maddeler beyne ulaşarak
onarılması imkansız hasarlara neden oluyor. |
HURRIYET 13/03/08
Her toplum, iktidarı elinde tutanların genel
yaklaşımlarından, konuşma dilleri ve yaşam
tarzlarından etkilenirler. Bizim toplumumuz sadece etkilenmekle
kalmıyor, bir bölümü de sırf yaranmak, iktidara hoş görünerek
nemalanmak için kendini onlara benzetiyor.
Sizinle bu yazıda, genel bir gözlemimi paylaşmak istiyorum.
Yanılıyor olabilirim.
Yanılıyorsam, lütfen mail atın ve beni uyarın. Eğer
sizde benim gibi aynı izlenime sahipseniz, yine yazın ve
görüşlerinizi benimle paylaşın.
AK Parti iktidarının özellikle 22 Temmuz seçimlerinden sonra, gerçek bir
iktidar olması ve yetkilerini gerçek bir iktidar gibi kullanmaya
başlaması, toplumumuz üzerindeki etkilerini artık açıkça
gösteriyor..
İktidarın başından bakanlara ve onların
atadıkları bürokratlara, AKPli belediyelerden AKP etrafından
biriken ve bütün bu sistemden nemalanan kesimlere kadar, son derece
yaygınlaşan bir yaklaşım
farklılığını görüyorum. Bu farklılık
yavaş yavaş, dalgalar halinde, toplumun diğer kesimlerine de dağılıyor.Eskiden
de var olan, ancak giderek artan yeni bir yaşam ve tutum farkı ortaya
çıkıyor.
Tepeden gelen direktifler veya emirlerle değil, tamamen iktidardaki
kişilerin, Başbakan Erdoğandan başlayan ve en basit
AKP ilçe başkanına kadar, bu parti yöneticilerinin genel
tutumlarının, yaklaşımlarının topluma
yansımasından söz ediyorum.
- SÖYLEM-KONUŞMA DİLİ
DEĞİŞTİ: Eskiden böyle bir
Türkçe kullanılmazdı. Şimdi içinde daha fazla Arapça sözcükler
geçen, fazla ağdalı, Kurandan alıntılı bir dil
kullanılıyor. Başbakanın konuşmalarını
dinlediğinizde, tonlamalarında ,ses tonunda İmam Hatip Okulunun
hafızlık derslerinin izlerini görebilirsiniz. Aynı durumu,
özellikle AKP teşkilatının hatiplerinde de görebilirsiniz.
Kullanılan kelimeler, yapılan örneklemeler, genel hitabet şekli
giderek değişiyor. Genel bir İslamilik havası
yaygınlaşıyor.
- VÜCUT DİLİ:Eskiden daha çok el
sıkışılırdı. Son yıllarda bir öpüşme
merakı almıştı. Her önüne gelen, tanıdık
tanımadık herkes birbiriyle öpüşür olmuştu. Şimdi ise,
daha mesafeli bir duruş var. En moda olanı da, elini kalbine götürüp
selamlaşmak, MHPlilerde de kafa tokuşturma tercih ediliyor. Hele
kadınlara el uzatmak çok riskli olduğu için, genelde başla
selamlaşılıyor.
- YEME İÇME: Alkol, giderek masalardan
kalkıyor. Sırf ne kadar müsamahalı olduklarını
göstermek için, kenarda köşede tutuluyor. Biri isterse servis
yapılıyor, ancak o kadar. Böyle bir istekte bulunabilmeniz için, ya
çok cesur veya gözünüzü kara olması gerekiyor. Genelde ayran, portakal
suyu veya çeşitli meyve sularıyla yemek yeme
yaygınlaşıyor.
- GİYİM-KUŞAM:Çarşaf azalıyor,
buna karşılık türban ve topuklara kadar uzun manto modası
hızla yaygınlaşıyor. Büyük bölümü son derece zevksiz, adeta
perdeye sarılmış gibi giyiniliyor. Moda evleri artıyor.
Reklamları görülüyor ve adeta tek tip giyim kuşama
kayılıyor. Erkeklerde ise, büyük bir değişiklik yok.
Eskiden beri tarikat sembolleriyle dolaşanların
dışında kalanlar aynı klasik çizgillerini sürdürüyor.
- GÜNLÜK YAŞAM: Eskiden de vardı da, şimdi
biz daha dikkat ettiğimizden dolayı mı gözümüze çarpıyor,
yoksa gerçekten de arttığı için mi dikkatimizi çekiyor
bilemiyorum, ancak harem-selamlık düzeni yaygınlaşıyor.
Sadece kadınların girdiği plajlara, havuzlara, alkolsüz otellere
daha çok rastlanıyor. Hele Cuma namazına gidenlerin
sayısında büyük bir patlama yaşanıyor. İşin
garibi, eskiden gitmeyenler de, şimdi gider oldular. Merakla ramazanı
bekliyorum. Bakalım nelerle karşı karşıya
kalacağız ?
- MEDYA:Dini değerleri ön plana çıkaran,
İslam ve İslam dünyasına çok daha önem veren gazete ve
televizyon sayısında son derece önemli bir artış var. Hem sayıca,
hem de tiraj açısından gittikçe daha geniş bir nüfusa hitap
ediyorlar. Yayınları da, dikkat çekecek derecede
dindarlaşıyor, söylemleri İslami değerlere vurgu
yapıyor.
- KAPİTAL: Aynı kesimin kendi zenginini de
yaratmaya başladığını gözlüyorum. Arka arkaya dindar
işletmeler kuruluyor. Eskiden yüzüne bakılmayacak olanlar şimdi
büyük ihalelere giriyorlar ve büyük paralar kazanıyorlar.
Çalıştırdıkları işçi sayısı
arttıkça, onların aileleri de aynı havaya kendilerini
kaptırıyorlar.
Hangi kesimler toplumu
islamlaştırıyor ?
Yazımın başında da dikkatinizi çektiğim gibi, bu
eğilim AKPnin emirleri, gizli veya açık direktifleriyle olmuyor.
Tepeden aşağıya doğru bir başka yaşam tarzı
kendiliğinden yayılıyor.
İktidar partisinden kaynaklanan bu yaşam biçimini bir misyoner gibi
köpürtenler var. Bir diğer kesim ise, eskiden cesaret edemezken şimdi
ortaya çıkanlar.. ve nihayet bir de, çıkarlarını
korumak ve nemalanmak için akıma katılanlar var.
İşin bu yanını da yarınki yazımda ele almaya
çalışacağım.
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 13/03/08
Kuzey Irak Kıbrıslı Türklerin 'Tel Aviv
ofisi'ni örnek alabilir
|
|
Kıbrıslı
Türklerin Tel Aviv'de ticaret ofisi açma çabası İsrail'in
başını derde sokabilir. Kosovalı Arnavutlar ve Iraklı
Kürtler de aynı yolu izlemeye kalkışabilir ki, ikinci seçenek
Ankara'nın hiç hoşuna gitmeyecektir
13/03/2008
RAIKAL
Mıchalıs Fırıllas
İsrail Dışişleri Bakanlığı,
Arap-İsrail ihtilafıyla ilgisiz protestoları nadiren alır.
Dolayısıyla, Kıbrıs elçisinin pazartesi gelip,
Kıbrıslı Türklerin Tel Aviv'de ekonomik çıkarlar ofisi açma
planlarından şikâyet etmesi karşısında yaşanan
komik sıkıntıyı tahayyül etmek zor değil. Normalde
ılımlı olan Büyükelçi Zodiates, açtı ağzını
yumdu gözünü ve Kuzey Kıbrıs'la Hamas'ı benzeterek, Hamas bir
ülkede menfaatlerini temsil eden bir ofis açsa İsrail ne derdi diye sordu.
Bu durum sıcak ve düzgün giden İsrail-Kıbrıs
ilişkilerini nasıl etkiler?
Kıbrıslı Türklerin Tel Aviv'de bir tür misyon açma
planından bir süredir haberdar olan İsrail, böyle bir temsilin
diplomatik yapıya sahip olma olasılığını
başından reddetti ve Kudüs'ün, Kuzey Kıbrıs'ı
bağımsız devlet olarak tanımayan 'BM kararlarına uygun
davrandığında' ısrar etti.
İsrail yönetiminde Ankara'yla ilişkilere olumlu etkide bulunması
için bu ülkenin tanınması çağrısı yapanlar yok
değil. Fakat bunu önerenler, daha ziyade savunma
teşkilatları-ndan geliyor ki, bu kişilerin diplomatik incelik ve
uluslararası hukuktan pek anlamadığı da bilinir.
Uluslararası hukuka karşı gelmek istemeyen birçok ülkenin
sorununu anlayan Kıbrıslı Türkler ve Ankara'daki yol
göstericileri böylece, ticaret ofisi senaryosuna başvurdu. Daha az
tehditkâr, yasal açıdan karşı çıkması daha zor bir
çözüm. Tanınma gerektirmiyor ama faaliyetleri, bir diplomatik misyonun
yaptığı işin yüzde 75'ini kapsıyor: Halkla
ilişkiler, ticaret, kültür alışverişi, bir devletin
varlığını daha fazla duyurma. Dolayısıyla, bunun
'arka kapıdan siyaset' olmadığını savunmak iki yüzlü.
Kıbrıslı Türklerin geçenlerde Roma'da yaptığı
gibi dünyanın kilit başkentlerinde ofis açma çabasından
oluşan çılgınca saldırının amacı 'arka
kapıdan siyaset yapmak'. Yoksa kuzey Kıbrıs'taki ticaret
imkânlarını öğrenmek için hiçbir
yatırım-cının Tel Aviv'de ticaret ofisi- ne ihtiyacı
yok: Kuzey Kıbrıs'ta şüpheli tapularla da olsa bir emlak
piyasasının varlığını duymayan, zaten o
emlâkları alamayacaktır.
Kıbrıslı Rumların kaygısının nedeniyse
basit: Savunmasız oldukları bir ortamda tek güçleri
Kıbrıs'ın egemenliği. Gerçekten de, Kıbrıslı
Rumlar uluslararası alanda tanınan statülerine, kendilerini hayata
bağlayan tek bağ gibi tutunuyor. 1974'teki acıların,
dış müdahaleyle meşru yönetimin devrilmesi, toplumlar arası
ilişkilerdeki üstün konumlarının ellerinden alınması
ve Türk askerinin varlığına eklenen her türlü egemenlik
ihlalini, topyekûn imha edileceklermiş gibi algılıyorlar.
Bu durum bilhassa Türk ordusunun Rumların kuzeye hareket serbestliği
üzerindeki kısıtlamaları kaldırdığı 2003'ten
beri, Kıbrıs'a gidenlerin gözüne batmıyor.
Kıbrıs'ın karmaşık statüsü, Rumlar ve Türkler,
Yunanistan ve Türkiye, Britanya, AB ve uluslararası toplum gibi
öğelerse bu tartışmayı aşıyor. Fakat
egemenliğin Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için
anlamını anlamak, ihtilafın mevcut halini 'takdir etmenin' başlangıcı.
Bazıları ihtilafa 'sanal' diyor; son 30 yıldır şiddet
yaşanmadı.
İsrail'in başı dertte ve dışişlerinden birçok
kişi bunun kısa sürede geçmeyeceğinin bilincinde.
Kıbrıslı Türklerin açtığı yolu izleyebilecek
diğerleri ve Kıbrıs'tan daha güçlü müttefik ve komşularla
yaşayabilecekleri sıkıntılardan endişe duyuyor- lar.
İsrail, acemi devletçiklerini tanımadığından,
Kosovalı Arnavutlar da ticaret ofisi açma seçeneğine gidebilir. Veya
onlarca yıldır işbirliği yaptıkları
İsrail'den artık karşılık gör-mek isteyen Kuzey
Iraklı Kürtler, Tel Aviv'de ticaret ofisiyle gelecekteki bir diplomatik
misyonun önünü açmak isteyebilir. Ankara buna bayılır kesin.
(İsrail gazetesi, 11 Mart 2008)
Cumhurbaşkanı Talat, İKÖ zirvesine
katılmak üzere Senegal'e gitti
KKTC'den dün sabah saatlerinde ayrılan Cumhurbaşkanı
Talat, İstanbul ve Paris üzerinden gideceği Senegal'in Başkenti
Dakar'a gece yarısına doğru vardı.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem
Müdürü Asım Akansoy, Dışişleri
Bakanlığı'ndan Müdür/Temsilci Kemal Köprülü ile İkinci
Sekreter Mustafa Davulcu'dan oluşan bir heyetle Senegal'e giden Talat,
cumartesi gecesi yurda dönecek.
Eşi Oya Talat'la birlikte Senegal ziyaretini gerçekleştirecek
Cumhurbaşkanı Talat'ı, Ercan Havaalanı'ndan, Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Meclis Başkan Yardımcısı
Ahmet Kaşif, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Güvenlik Kuvvetleri
Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, bazı bakanlar ve diğer üst
düzey yetkililer uğurladı.
TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve BM Genel Sekreteri Ban Ki
Moon'un da katılacağı İKÖ zirvesinde, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın da bir konuşma yapması ve temaslarda
bulunması bekleniyor.
KIBRIS 13/03/08
Görüşme 21 Mart'ta Lokmacı gündemde
BULUŞMA GÜNDEMİ VE FORMATI KARARA BAĞLANDI...
Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri Hristofyas, 21 Mart Cuma
günü saat 10.00'da, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller'in ara bölgedeki
ikametgâhında bir araya gelecek. İki liderin buluşma tarihi,
Cumhurbaşkanlığı'nın Müzakerelerden Sorumlu Özel
Temsilcisi Nami ile Hristofyas'ın temsilcisi Yakovu'nun dünkü
görüşmesinde belirlenirken, liderler buluşmasının gündemi
ve formatı da karara bağlandı
LOKMACININ AÇILACAĞI TARİH LİDERLER BULUŞMASINDA
BELİRLENECEK... Nami-Yakovu buluşmasında, Lokmacı
kapısının açılması konusunda yaptıkları
görüşmenin de olumlu bir havada gerçekleştiğini belirten
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Lokmacı
konusunun iki liderin görüşmesi sırasında
sonuçlandırılmasının beklendiğini kaydetti.
Görüşmeyi değerlendiren Yakovu, Talat-Hristofyas görüşmesi
sırasında karar verilebilmesi için her şeyin hazır
olacağı umudunu dile getirdi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri
Dimitris Hristofyas, 21 Mart Cuma günü saat 10.00'da, BM Kıbrıs Özel
Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında bir araya
gelecek.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, iki
liderin buluşma tarihinin, Cumhurbaşkanlığı'nın
Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami ile Kıbrıslı
Rum lider Dimitris Hristofyas'ın temsilcisi Yorgos Yakovu'nun dünkü
görüşmesinde belirlendiğini belirtti.
Nami-Yakovu görüşmesinin olumlu bir havada
gerçekleştiğini kaydeden Erçakıca, liderler
buluşmasının gündeminin ve buluşmanın
formatının da karara bağlandığını söyledi.
Erçakıca, temsilcilerin Lokmacı kapısının
açılması konusunda yaptıkları görüşmenin de olumlu bir
havada gerçekleştiğini belirtti.
Hasan Erçakıca, Lokmacı konusunun iki liderlerin
buluşması sırasında
sonuçlandırılmasının beklendiğini kaydetti.
Diaz: Büyük ölçüde görüş birliği
Paralel bir açıklama, Nami-Yakovu görüşmesinin ardından
UNFICYP Basın Sözcüsü Jose Diaz tarafından da yapıldı.
Rum radyosunun haberine göre Diaz; Nami-Yakovu görüşmesinde
Lokmacı geçidi konusunun da ele alındığını ve
görüşme sırasında ele alınan diğer konularda da büyük
ölçüde görüş birliğine varıldığını söyledi.
Diaz, Birleşmiş Milletler'in Nami-Yakovu görüşmesiyle
ilgili açıklama yayınlayacağını da sözlerine ekledi.
Yakovu: Lokmacı konusunda
önemli ilerleme kaydettik
Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu
Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Özdil Nami ile
dün BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael
Möller'in konutunda gerçekleştirdikleri görüşmede Lokmacı geçidi
konusunda önemli ilerleme kaydettiklerini söyledi.
Rum radyosunun haberine göre Yakovu görüşme sonrasında
yaptığı açıklamada; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ve Rum yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın
görüşme tarihinin 21 Mart olduğunu doğruladı ve
görüşmenin sabah saat 10.00'da Möller'in konutunda
gerçekleşeceğini açıkladı.
Yakovu, Talat-Hristofyas görüşmesi sırasında karar
verilebilmesi için her şeyin hazır olacağı umudunu da dile
getirdiği açıklamasında "Barikat konusunda, önemli ilerleme
kaydettik. Temaslarımızı Möller aracılığıyla
sürdüreceğiz. Başkan Hristofyas ve Sayın Talat'ın 21
Mart'taki görüşmelerinde karar verebilmeleri için her şeyin
hazır olacağı ümidini taşıyorum" dedi.
Özdil Nami'yle görüşmelerinde; Cumhurbaşkanı Talat ve
Rum yönetimi başkanı Hristofyas'ın beklenmekte olan
görüşmeleri konusunu ele aldıklarını belirten Yorgos Yakovu
şunları söyledi:
"Prosedürel ve diğer olası konular. Açık gündem
olacak. Limnidi'nin (Yeşilırmak) özellikle öne
çıkarılmasıyla birlikte, diğer barikatlar konusu da ele
alınacak. Kıbrıs Rum tarafı görüşmeye; 8 Temmuz
Anlaşması temelinde gidiyor."
KIBRIS 13/03/08
Güney Kıbrıs'taki zihniyet değişmedi
AVCI: RUM YÖNETİMİNİN MASKESİ DÜŞTÜ...
Dışişleri Bakanı Avcı, Rum yönetiminin, KKTC'nin,
İsrail'in başkenti Tel Aviv'de açmayı planladığı
Turizm ve Ticaret Ofisi'ni engelleme çabalarının, Güney Kıbrıs'taki
zihniyetin aynen devam ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu
söyledi
RUM BÜYÜKELÇİSİNDEN "HAMAS" BENZETMESİ... Rum
yönetiminin, KKTC'nin Tel Aviv'de ofis açacağıyla ilgili
gelişmeye sert tepki gösterdiği bildirildi. Kıbrıslı
Rum Büyükelçi Zotiadis'in İsrailli yetkililere, 'Hamas başka bir
ülkeye başvurarak orada temsilcilik açmak istese tepkiniz nasıl
olacak? 'Türkler teröristtir' demiyorum, ama politikasını
yansıtmak hedefiyle İsrail yasalarını kullanmaya
çalışan yasadışı bir varlık söz konusudur'
dediği bildirildi
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı, Rum yönetiminin, KKTC'nin İsrail'in
başkenti Tel Aviv'de açmayı planladığı Turizm ve
Ticaret Ofisi'ni engelleme çabalarının, Güney Kıbrıs'taki
zihniyetin aynen devam ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu
söyledi.
Avcı, "Seçimlerin ardından sözde
'barışçıl, çözüme taraftar' bir tavır takınan yeni
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin maskesi düşmüş ve gerçek
niyeti ortaya çıkmıştır" dedi.
Konuyla ilgili olarak dün yazılı bir açıklama yapan
Avcı, İsrail'de açılmakta olan KKTC Turizm ve Ticaret Ofisi'nin
kapatılmasına yönelik çeşitli girişimlerde bulunan Rum
yönetiminin İsrail Temsilcisi George Zodiates'in bu
davranışlarının, müzakerelerin başlatılması
için girişimlerin yoğunlaşacağı bir dönemin arifesinde
olumlu havaya yeni bir Rum darbesi olduğunu belirtti.
Avcı, KKTC deniz limanlarının yasal olduğunun
Avrupa Birliği tarafından defalarca açıklanmasına
rağmen, söz konusu seferleri "yasadışı" ilan ede
Rum temsilcinin gülünç duruma düştüğünü de ifade etti.
Rum yetkililerinin bu tür açıklamalarının, Rum
Yönetimi'nin bilinen taktiklerini sürdüreceğini gösterdiğine dikkat
çeken Avcı, şunları kaydetti:
"Her fırsatta Kıbrıs Türk halkını sosyal,
ekonomik dâhil her yönden çökertmeye çalışan Rum tarafına bu
olanağın kesinlikle verilmeyeceğinin altını bir kez
daha çizeriz. Kıbrıs Türk halkı çözüme olan
bağlılığını iyi niyetle sürdürmeye devam
etmektedir. Ancak Ada'da kapsamlı bir çözüme Kıbrıs Türk
tarafının tek taraflı iyi niyet girişimleriyle
ulaşılamayacağını bir kez daha
hatırlatırız."
Rum yönetimini endişeli
KKTC'nin İsrail'in başkenti Tel Aviv'de Turizm ve Ticaret
Ofisi'ni açmayı planlaması Rum yönetimini endişelendirdi.
Rum yönetiminin gelişmeleri endişeyle izlemekte olduğu
ve Güney Kıbrıs'ın İsrail'deki büyükelçisi Yorgos
Zotiadis'in İsrail Dışişleri Bakanlığı'na ve
Adalet Bakanı Daniel Friedmann nezdinde protestoda bulunduğu
bildirildi.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın
Tel Aviv'de KKTC temsilciliği açılmasına yeşil
ışık yaktığını yazan Alithia
"şirket" olarak kaydedilecek temsilciliğin kayıt
işlemlerini; İsrail eski Başbakanı Ariel Şaron'un büro
müdürlüğünü yapan Dov Weissglas'ın üstlenmesini "ilgi
çekici" olarak niteledi.
Gazete haberi "İsrail'de de 'KKTC' Ofisi -Tel Aviv'de Ofis
Açıyor -Kıbrıslı Büyükelçi'den İsrail Hükümetine
Protestolar -'Hamas Başka Ülkelerde Temsilcilik Açmak İstese Ne
Diyeceksiniz?'" başlığıyla yansıttı.
Alithia, Zotiadis'in İsrail Dışişleri
Bakanlığı'na ve Adalet Bakanı Daniel Friedmann nezdinde
protestoda bulunduğunu haber verdi, özetle şunları yazdı:
"Kıbrıs konuyla ilgili olarak İsrail'e mektup da
yazdı. İsrail'deki Kıbrıslı Büyükelçi'ye göre
İsrail hükümeti mesafeli duruyor, çünkü 'en küçük bir şey dahi
yapamayacağını' söylüyor. Hükümet Sözcüsü önceki gün 'Türkiye ve
sahte devlet çeşitli yöntemlerle; yasadışı rejimin
yurtdışındaki temsilciliklerini yükseltmeyi metotluyor' dedi ve
'İtalya'da yaptıkları gibi özel hukuk ofisleri işleterek
sahte devleti yurtdışında ekonomik ve turistik açıdan
temsil edecek ofisler kurmaya çalışıyorlar' diye ekledi.
Sözcü devamla şunları söyledi:
'Konuyu çok yakından takip ediyoruz ve gerekli
çalışmalar yapılıyor. Çünkü bize göre; bu hareket sahte
devleti siyasi ve hukuki açıdan yükseltmiyor olmasına rağmen,
öncelikle siyasi bir meseledir ve bu şekilde yaklaşıyoruz.'
"Hamas böyle bir ofis açmak istese!"
HAARETZ isimli İsrail gazetesi son iki gündür konuyla ilgili
haberler yayınlıyor. Söz konusu gazete önceki gün Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin bu gelişmeye sert tepki gösterdiğine işaret etti
ve Kıbrıslı Büyükelçi Yorgos Zotiadis'in İsrailli
yetkililere söylediği şu sözlerine yer verdi:
'Hamas başka bir ülkeye başvurarak orada temsilcilik açmak
istese tepkiniz nasıl olacak? 'Türkler teröristtir' demiyorum, ama
politikasını yansıtmak hedefiyle İsrail
yasalarını kullanmaya çalışan yasadışı bir
varlık söz konusudur.'
İsrail'deki Kıbrıslı Büyükelçi HAARETZ gazetesine
yaptığı açıklamada; İsrail hükümetinin en küçük bir
şey bile yapamayacağı şeklindeki tavrının kabul
edilemez olduğunu, çünkü mevzuatın böyle bir ofisin açılmasını
engelleyebileceğini' söyledi.
Yine aynı habere göre Kıbrıs geçen hafta İsrail
Adalet Bakanı'na (Gideon Fischer Avukatlık Ofisi
aracılığıyla) bir mektup göndererek 'Lefkoşa'nın,
Kıbrıs Türk ticaret ofisi kurulmasını egemenliğine
darbe olarak göreceğine' dikkat çekti. Buna paralel olarak mektupta 'böyle
bir ofisin açılmasının, Kıbrıs ile İsrail
arasındaki ilişkilerin önemini azaltabileceği' de belirtildi. Bu
mektubun bir kopyası da İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve
Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'ye gönderildi."
Fileleftheros "İsrail'e 'Ticaret Ofisi' İle İlgili
Girişimler" başlığıyla
yansıttığı haberinde Rum Dışişleri
Bakanlığı'nın; KKTC'nin Tel Aviv'de ticaret ofisi açma
niyetiyle ilgili olarak İsrail nezdinde bir dizi girişimde
bulunduğunu bildirdi.
Gazete İsraillilerin; KKTC'nin tanınması diye bir
şey olmadığı yönündeki teyitlerinin Rum yönetimini tatmin
etmediğine dikkat çekti ve Tel Aviv'deki Rum Büyükelçi Yorgos Zotiadis'in
ve Rum Yönetimi Sözcüsü'nün söylediklerine yer verdi.
Haravgi ise haberi "Tel Aviv'de De 'Sahte-Ofis' -Hükümet:
'Girişimler ve Protestolarla Göğüsleniyor`"
başlığı altında değerlendirdi.
KIBRIS 13/03/08
İktidar partileri görüştü!
MUTABIK KALDILAR ... CTP-BG Genel Sekreteri Kalyoncu ile AKEL Sözcüsü
Kiprianu dün AKEL Genel Merkezi'nde yaklaşık bir buçuk saat süren bir
görüşme yaptı. Görüşmeden sonra Kalyoncu ile Kiprianu, muhtemel
çözüm süreci ve geçiş kapıları konusunda vardıkları
mutabakatlar hakkında basına bilgi verdi. Kalyoncu, "8 Temmuz
anlaşması çerçevesinde iki liderin bir araya gelip Kıbrıs
sorununa erken ve adil bir çözüm bulunması için çaba sarf etmeleri
konusunda mutabık kaldık" derken, Kiprianu da hedefin 8 Temmuz
anlaşması aracılığıyla çözüme kısa sürede
ulaşmak olduğunu kaydetti
İLK KAPI LOKMACI... Geçiş kapıları hakkında da
konuşan Kalyoncu, iki liderin gelecek hafta bir araya geleceğini ve görüşmede
Lokmacı Kapısı'nın açılmasının
sağlamasının önemli bir gelişme olacağını
ifade ederek, başka kapıların açılmasının da
gündeme gelebileceğini kaydetti. Kiprianu da, Lokmacı
Kapısı'nın açılmasının, iki topluma da
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda umut vereceği hususunda
aynı görüşte olduklarını söyledi
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) ve Güney
Kıbrıs'ta başkanlık seçimlerini kazanan Çalışan
Halkın İlerici Partisi (AKEL), 8 Temmuz Anlaşması
çerçevesinde iki liderin bir araya gelip, Kıbrıs sorununa erken ve
adil bir çözüm bulunması için çaba harcama konusunda mutabık
kaldıklarını açıkladılar.
CTP-BG Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu bu konuda, "8 Temmuz
Anlaşması çerçevesinde iki liderin bir araya gelip, Kıbrıs
sorununa, 8 Temmuz Anlaşması'nda da yazıldığı
gibi, erken ve adil bir çözüm bulunması konusunda çaba sarf etmeleri ve bu
çabaya bizim de katkıda bulunmamız konusunda mutabık
kalmış bulunmaktayız" derken, AKEL Sözcüsü Andros Kiprianu,
"İki liderin, 8 Temmuz süreci çerçevesinde görüşmelere
başlamaları konusunda görüş birliğine vardık.
Saptadığımız hedef; 8 Temmuz Anlaşması
aracılığıyla, iki toplumun üzerinde
anlaşacağı çözüme kısa sürede ulaşmaktır"
ifadelerini kullandı.
CTP-BG Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu başkalığındaki
CTP Merkez Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan bir heyet, dün Güney
Lefkoşa'ya geçerek, parti sözcüsü Andros Kiprianu
başkalığındaki AKEL Merkez Komitesi üyelerinden oluşan
heyet ile görüştü.
AKEL Genel Merkezi'nde bir buçuk saat süren görüşmeden sonra
Kalyoncu ile Kiprianu, muhtemel çözüm süreci ve geçiş kapıları
konusunda vardıkları mutabakatlar hakkında basına bilgi
verdi.
İlk sözü alan AKEL Sözcüsü Andros Kiprianu, görüşmenin CTP-BG
ile rutin yapılan görüşmeler çerçevesinde gerçekleştiğini
ifade etti.
"Güveni zedeleyecek açıklamalardan
kaçınılmalı"
Görüşmede, iki tarafın da, iki toplum arasındaki güveni
zedeleyecek açıklamalardan kaçınması konusundaki taahhütlerini
yenilediklerini belirten Kiprianu, Kıbrıs sorununa kısa sürede
çözüm bulma konusunda CTP ve AKEL'in, iki liderin ortaya koyacağı
çabalara katkıda bulunması konusunda anlaşmaya
vardıklarını açıkladı.
İki liderin, 8 Temmuz süreci çerçevesinde görüşmelere
başlamaları konusunda da görüş birliğine
vardıklarını bildiren Kiprianu,
"Saptadığımız hedef; 8 Temmuz Anlaşması
aracılığıyla, iki toplumun üzerinde
anlaşacağı çözüme kısa sürede ulaşmaktır"
dedi.
Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunun da
ele alındığını ifade eden Kiprianu, Lokmacı
Kapısı'nın açılmasının, iki topluma da
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda umut vereceği hususunda
aynı görüşte olduklarını söyledi.
CTP ile görüşmelerinin devam edeceğini belirten
Kiprianu,"Hedefimiz; iki toplum arasında da kabul edilebilecek
anlaşmaya kısa süre içerisinde ulaşmaktır" dedi.
Kalyoncu: Kıbrıs'ta bir dönüm noktası
CTP-BG Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu da görüşme sonrasında
yaptığı açıklamada, seçimde gösterdikleri
başarıdan dolayı AKEL'i kutladıklarını
belirterek, seçim sonuçlarının "Kıbrıs'ta bir dönüm
noktası" olarak nitelendirilebileceğini ifade etti.
Hem kuzeyde, hem güneyde yıllardır barış için
uğraşan iki partinin yönetimde bulunduğunu belirten Ömer
Kalyoncu, "Adada barışı tesis etme konusunda, bölgede
meydana gelecek dramatik değişiklikler dışında
herhangi bir mazeret bulmamıza olanak vermiyor" dedi.
"Amaç ortak bir anlayış geliştirmek"
Görüşmenin iki parti arasında yer alan rutin
görüşmelerden biri olduğunu belirten Kalyoncu, amaçlarının;
Kıbrıs sorununa erken ve adil bir çözüm bulunması konusunda
ortak bir anlayışın geliştirilmesi ve iki liderin
yapacağı görüşmelerde sağlıklı bir atmosferin
sağlanması olduğunu ifade etti.
Ömer Kalyoncu, AKEL yetkilileri ile iki tarafın birbirini
rahatsız edecek demeçler vermeden ve barış ortamının
gelişmesini engellemeden çözüm yolunda ilerlemek konusunda mutabakata
vardıklarını ifade etti.
"Mutabık kaldık"
İki liderin, 8 Temmuz süreci çerçevesinde bir araya gelmesi
konusunda Kalyoncu, "8 Temmuz Anlaşması çerçevesinde iki liderin
bir araya gelip, Kıbrıs sorununa, 8 Temmuz Anlaşması'nda da
yazıldığı gibi, erken ve adil bir çözüm bulunması
konusunda çaba sarf etmeleri ve bu çabaya bizim de katkıda bulunmamız
konusunda mutabık kalmış bulunmaktayız" dedi.
"Talat, imzasına sahip çıkabilecek mentalitede bir
lider"
İki liderin, 8 Temmuz Anlaşması çerçevesinde bir araya
gelmesi konusunda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da aynı
görüşte olup olmadığına ilişkin soruya
karşılık Ömer Kalyoncu, CTP-BG'nin, Kıbrıs Türk ve
Kıbrıslı Rum liderlerini attıkları imzalarına
sahip çıkması konusunda devamlı sıkıştıran
bir parti olduğunu belirterek, "Sayın Talat, kendi imzasına
sahip çıkabilecek mentalitede bir liderdir" dedi.
Ömer Kalyoncu, "8 Temmuz'un bizde yarattığı
sıkıntı; 8 Temmuz sürecinin; ilanihaye Kıbrıs sorununu
görüşmek, ama çözmemek yönünde de kullanılabileceğinden
dolayı idi" dedi.
Kıbrıs sorununu erken zamanda çözmek isteyen bir partinin
başkanının Güney Kıbrıs'ta lider olduğunu ifade
eden Kalyoncu, "Durum tabii ki değişmiştir. 8 Temmuz'un
özüne ve sözüne sadık kalaraktan, erken ve adil bir çözüm bulunması
doğrultusunda çaba harcayacakları yönündeki beyanlarını
duydunuz" dedi.
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ümitli olunması
gerektiğini belirten CTP-BG Genel Sekreteri Kalyoncu, "Umutlu
olmadığımız takdirde, zor konularda, soruna çözüm bulma
kabiliyetini yitirebileceğimize inanıyoruz" dedi.
"Öncelikli kapı Lokmacı..."
Geçiş kapıları hakkında ise Ömer Kalyoncu, iki
liderin gelecek hafta bir araya geleceğini ve görüşmede Lokmacı
Kapısı'nın açılmasının
sağlamasının önemli bir gelişme olacağını
ifade ederek, başka kapıların açılmasının da
gündeme gelebileceğini kaydetti.
Kalyoncu, "Her iki toplumun yakınlaşması,
aralarındaki güvenin gelişmesi, alış verişin
artması açısından, bu yönde adım atmaya hazır
olduğumuzu beyan etmiş bulunmaktayız" dedi.
Yeşilırmak Kapısı'nın açılması ile
ilgili bir soruya karşılık Ömer Kalyoncu, mutabakata
varılan öncelikli kapının Lokmacı olduğunu, ancak iki
liderin mutabakata vardığı sürece başka kapıların
açılmaması için de herhangi bir neden bulunmadığını
kaydetti.
8 Temmuz Anlaşması
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi eski
Başkanı Tasos Papadopulos arasında 8 Temmuz 2006'da BM eski
Genel Sekreteri'nin Danışmanı İbrahim Gambari'nin
aracılığıyla imzalanan ve "8 Temmuz
Anlaşması" adını alan anlaşma, Kıbrıs
sorunundaki öze ilişkin konular ile iki halkın
karşılaştıkları günlük konulara çözüm getirilmesi
amacıyla iki tarafın komiteler düzeyinde görüşmesini, bunun
yanında zaman zaman iki liderin de bir araya gelip öze ilişkin
konular üzerinde ilerleme sağlanmasına yön vermesini öngörüyor.
KIBRIS 13/03/08
Talks date set, but is
there any hope?
By
Jean Christou
MARCH 21 was
fixed yesterday as the date for the much-anticipated meeting between President
Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, as both sides
jockeyed for position with jibes about the others commitment to progress.
The date was decided at a meeting between Presidential Commissioner George
Iacovou and Talat aide Ozdil Nami overseen by UNFICYP Chief of Mission Michael
Moller.
The meeting will take place in the United Nations Protected Area in Nicosia.
In a written statement, Mïller said yesterdays encounter took place in a very
cordial and constructive atmosphere and that the aides reached a great degree
of convergence on the issues discussed, including on the possible future opening
of the Ledra Street crossing (Ledra Street hope: See page 3).
But speaking on his departure for Brussels, Christofias last night said the
statements coming from the Turkish Cypriot side were not encouraging, as they
accused Greek Cypriot politicians of trying to hide their non-solution policy
in a different guise.
This was coupled with increasing rumblings from the north about resurrecting
the rejected Annan plan, while the Greek Cypriot side intends to insist on the
July 8 agreement.
It appears indeed as if we will face problems, Christofias said.
The statements are a challenge but I will not answer that challenge now.
I will answer it in my meeting with Mr Talat. I prefer to speak person to
person with Mr Talat and to tell him our positions.
Christofias added he didnt want to second guess the positions of the other
side.
However, he made it clear that for the Greek Cypriot side, the starting point
would be the July 8, 2006 agreement, if the effort for a solution of the
Cyprus problem is to be a serious one.
There is no other agreement or anything else on the table and we are not
speaking of stifling timetables, he added.
Asked if he would continue meeting Talat if the Turkish side disagreed with
this, Christofias said he would not answer that question at the moment.
Not without first seeing what Mr Talat is thinking. If I second guess their
positions it only pours oil on the fire, the President said.
Turkish Cypriot Prime Minister Ferdi Sabit Soyer was yesterday quoted as saying
that Greek Cypriot politicians were creating a method in order to hide their
own non-solution stance.
He said this was creating a conflict before negotiations even started.
Soyer said statements by Foreign Minister Markos Kyprianou in Brussels were
part of the pre-negotiations tactics.
We have many answers to give them, but we prefer to talk after the negotiating
table is set up, because the Turkish Cypriot people have enough experience as
not to play this game. The Turkish Cypriot people know that the aim of esteemed
Christofias and the other Greek Cypriot politicians is to create a smokescreen
for their non-solution policy by influencing the Greek Cypriot and the world
public opinion. We will not play this game, said Soyer.
Commenting on Christofias reported statement that the Turkish Cypriot leader
should cut his ties with Turkey, Soyer said: They are playing a comic game,
because even the fact that these words have been said in Athens is an
expression of how comic they are. We have no complex against Turkey and Greece.
The whole of the Greek Cypriot political class, however, has come to the
present days by being formed with their Enosis cause...
CYPRUS
MAIL 13/03/08
Significant progress
towards Ledra Street deal
By
Jean Christou
HOPES for a
swift opening of the crossing at Ledra Street grew yesterday when Presidential
Commissioner George Iacovou said significant progress had been made during a
meeting with the Turkish Cypriot side.
Iacovou met yesterday with Ozdil Nami, an aide to Turkish Cypriot leader Mehmet
Ali Talat. The meeting took place at the offices of UNFICYP Chief of Mission
Michael Moller at UN headquarters in Nicosia.
The dual purpose of the meeting was to set a date for a face-to-face meeting
between Talat and President Demetris Christofias and to prepare the ground for
the opening of Ledra Street.
The two leaders are expected to give their stamp of approval to the opening at
their meeting on March 21.
As far as the crossing point is concerned, we have made significant progress,
Iacovou told the Cyprus News Agency after his meeting with Nami.
We will continue our efforts through Mr Moller and I have credible hopes that
everything will be ready to be decided by President Christofias and Mr Talat on
the 21st, Iacovou added.
He also said the issue of other crossing points, such as Limnitis, would be on
the agenda of the upcoming meeting between the two leaders.
Iacovou is not scheduled to meet Nami before then, according to UNFICYP
spokesman Jose Luis Diaz, which could mean most of the issues related to the
opening have been ironed out. Diaz said the final details would be thrashed out
between Talat and Christofias.
The UN saw this as a good sign, he said.
A statement from UNFICYP quoted Moller as saying the encounter between Iacovou
and Nami took place in a very cordial and constructive atmosphere. The aides
reached a great degree of convergence on the issues discussed, including on the
possible future opening of the Ledra Street crossing, the statement said.
Asked later yesterday about the Ledra opening, Christofias said: I wish and I
hope when I meet Mr Talat that we can announce the opening up of Ledra Street.
However, Chistofias urged patience until it could finally be determined under
what conditions the crossing point would open. We did not make any
concessions, he said. I want to underline this.
Despite the words of caution, preparations are already under way for a quick
opening up of Ledra if the two leaders reach a final agreement. An office has been
set up next to the guard post on the Greek Cypriot side, and although computers
are not yet fully installed they have been moved into the area along with
office furniture.
Yesterday afternoon, Justice Minister Kypros Chrysostomides visited the end of Ledra
Street with senior police to check on progress.
Its a routine visit to see what arrangements are being made in the area, he
told the Cyprus Mail. Commenting on speculation the opening would be swift,
Chrysostomides said: I hope that it will be open soon and under the proper
conditions. He refused to be drawn on whether it could happen a day or two
after the leaders meeting on March 21.
Also yesterday, officials from ruling AKEL and the Republican Turkish Party of
Mehmet Ali Talat met at AKEL offices to give a boost to the new peace efforts.
Our goal is to contribute to efforts in such a way that through the
implementation of the July agreement, between the two leaders,
the two communities can reach an agreement as soon as possible, said AKEL
spokesman Andros Kyprianou.
Both political parties had agreed that the opening of Ledra street would send
a hopeful message to all Cypriots for a better direction to the Cyprus problem
in the future, he said.
RTP general secretary Omer Kalyoncu said: We believe that the opening of a
crossing point at Ledra Street at the forthcoming meeting of the leaders of the
two communities next week will be an important development.
CYPRUS
MAIL 13/03/08
Kyprianou seeks to ease
deadlock over aid to north
By
Jean Christou
A MEETING is
due to take place at a technical level in an attempt to settle problems between
Nicosia and Brussels over the implementation of the financial aid package to
the Turkish Cypriots.
Foreign Minister Markos Kyprianou has been in Brussels initiating a round of
contacts with EU officials ahead of a resumption of Cyprus talks. Until he was
appointed to the Cabinet last month, Kyprianou was working in Brussels as the
EUs Health Commissioner.
After meeting his former colleague Enlargement Commissioner Olli Rehn on
Tuesday, Kyprianou said: Our fundamental principle is that legality should be
maintained and any action in Cyprus by the European Commission must be taken
with the consent of the EU member state, the Republic of Cyprus.
The Cyprus government had filed six cases with the Court of First Instance at
the European Court of Justice over the involvement of Turkish Cypriot state
organs in tenders for projects under the 259 million financial aid package.
It felt that allowing this constituted an upgrade of the breakaway Turkish
Cypriot state.
Last week, Jan Truszczynski, the Deputy Director General DG Enlargement told a
news conference that the six legal cases could bring down the entire financial
aid programme for the north if Nicosia won the Court of Justice battle because
it would suspending the tenders, which means projects could not be contracted.
Then Turkish Cypriot side would then lose the money because EU money not spent
is lost.
Speaking after meeting Rehn, Kyprianou said: We both agreed that there is a
way to implement the regulation, without breaching the fundamental principles
set out by Cyprus.
Kyprianou said he found a good response to the concerns expressed by the Cyprus
government, and if Cyprus was satisfied with the outcome of discussions over
the coming days, there would be no reason to insist on recourse to the Court of
Justice.
The financial aid projects for the north include a waste management project, a
feasibility study for the rehabilitation of the Lefka copper mine, financial
support for the Committee for Missing Persons, traffic safety management, and
demining in the buffer zone.
Kyprianous meetings in Brussels preceded the visit by President Demetris
Christofias today and tomorrow. Christofias left for Brussels yesterday.
The President will meet the President of the European Commission Jose Manuel
Barroso, the President of the European Parliament Hans-Gert Pottering as well
as leaders of EU member states on the sidelines of the EU Summit in Brussels.
The meeting between Christofias and Barroso will take place tomorrow.
It will be Christofias first visit to Brussels since he was elected President.
CYPRUS
MAIL 13/03/08
Israel insists it will
not recognise north
By
Jean Christou
THE ISRAELI
embassy in Nicosia said yesterday it did not recognise the breakaway Turkish
Cypriot state in the north, but said nothing about preventing the opening of a
TRNC office in Tel Aviv.
The embassy was responding to reports that the Turkish Cypriots were planning
to open a trade office in Israel.
If such an office is established in Israel, it will be purely private and
commercial in nature and will not get any government endorsement. We will do
our outmost to inform the government and public sector that the office has no
official status, said the statement from the embassy.
Israels stand on the issue of the northern part of Cyprus is clear, and in
accordance with the UN Security Council Resolutions in this matter; Israel does
not recognise the occupied northern part of Cyprus as a separate political
entity, and will not have any official relations with it, the statement added.
The statement is unlikely to satisfy Nicosia, which has already made
representations to Israel, because it is clear that Tel Aviv is not going to
prevent the trade office being opened.
Such a move, even if its not classed as official recognition, will be seen by
the Cyprus government as an upgrade of the breakaway state.
Cypriot ambassador to Israel George Zodiates has already made it clear that
Cyprus was angry that the office would be allowed to open. He even went as far
as asking the Israelis how they would feel if the Palestinian movement Hamas,
which is considered a terrorist group by Israel, decided to open trade offices
in other countries.
The TRNC trade office is a joint venture with Dov Weissglas, the man who
served as bureau chief to former Israeli prime minister Ariel Sharon.
An article in Israeli newspaper Haaretz said that even though the trade office
would not have political recognition, it would carry out 75 per cent of the
work of any normal embassy.
CYPRUS
MAIL 13/03/08
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 13:06 TSİ 14 Mart 2008 Cuma
BRÜKSEL
- AB zirvesine katılan Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris
Hristofyas, 21 Martta KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla
yapacağı görüşmeye iyi niyetli bir şekilde gittiğini
vurguladı.
Hristofyas,
Hem Kıbrıslı Türklere hem de Rumlara açıkça söz veriyorum
ki, oraya sorunu çözmek için iyi niyetle gideceğim. Sorunun çözülmesi
gerekiyor. Zaman geçiyor, yeni oldu bittiler ortaya çıkıyor ve daha
da derinleşiyor. Bu da, bütün Kıbrıs halkının kaderine
aykırı bir şey dedi.
Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonu kaldırma
girişimlerini de eleştiren Hristofyas, AB Komisyonunun,
Kıbrıslı Türklere sözde ambargonun kaldırılması
yönündeki görüşünün yanlış olduğu yönündeki
görüşümüzü, Komisyona samimiyetle bildirdik diye konuştu.
Kıbrıs Rum yönetiminin KKTCye yasal deniz ve hava limanları
üzerinden ticaret yapma imkanı sunduğunu söyleyen Hristofyas, Ancak
Türk tarafının bu amaçla yasal olmayan liman ve hava
limanlarını kullanmak istemesinde neden ısrarcı
olduğunu merak ediyorum ifadelerini kullandı.
Kıbrıs sorunuyla ilgili Ankara ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talata da çağrı yapan Hristofyas, Adada çözüm için Türk
tarafının Annan Planına saplanıp kalmaması
gerektiğini söyledi.
Rum lider, Sayın Talat, Sayın Papadopulosla aynı metni
imzaladı. Ben, selefim Papadopulosun imzasına sadık
kalacağım. Umarın Sayın Talat da Adada yaratıcı
ve olumlu bir diyalog için imzasına sadk kalır. Aksi halde
korkarım ki bu kördüğümü çözmek mümkün olmayacak yorumunda bulundu.
|
A.A |
||
|
|
||
Denizde ve karada yaklaşık 1 yıl devam eden ve
çok şiddetli çarpışmalara sahne olan, dünya savaş
literatürüne Çanakkale Geçilmez diye kazınan Çanakkale
Savaşları'nda, müttefik güçlerin |
Çanakkale
Savaşları, vatanını ve bayrağını korumak
için yokluklar içinde hiç düşünmeden cepheye koşan, ölürsem
şehit, kalırsam gazi olurum anlayışıyla Gelibolu
Yarımadası'nda canını ve kanını hiçe sayıp,
düşman kuvvetlerinin üzerine korkusuzca atılan Mehmetçiğin
kahramanlık destanı olarak hafızalardaki yerini aldı.
Dünyanın en
güçlü donanmasına karşı, gelecek nesillere gurur ve heyecanla
anlatılacak bir destanın temsilcisi olan kahraman Türk askeri,
cephede düşman ve yoklukların yanı sıra savaş
hileleriyle de mücadele etti.
Çanakkale'yi
geçemeyeceklerini anlayan müttefik güçleri, başta İngiltere olmak
üzere çekilmenin hesabını yaparken, Türk askerlerinin çekilmeden
haberdar olmaması için değişik savaş hilelerine
başvurdu.
General
Hamilton'un, anılarında savaş hileleriyle ilgili olarak şu
anektod yer alıyor:
Türk askerlerini
şaşırtmak için yolcu gemilerine, şileplere sahte bacalar,
sözde toplar, uydurma direkler eklendi. Böylece İngiliz gemileri 'Tiger'
ya da 'lnflexible' kruvazörlerine benzetildi. Karşı taraf bu gemilere
ateş edip, boşuna pek çok mermi harcadı.
SAVAŞ
HİLELERİ
Hamilton'un, 17
Ekim 1915'te görevden alınmasının ardından yerine atanan
İngiliz General Charles Monro, Gelibolu Yarımadası'nda
yaptığı incelemelerin ardından İngiltere'ye,
Gelibolu'daki askeri birliklerin tahliye edilmesi yönünde rapor gönderdi.
Bunun üzerine
düşman askerlerinin, 8-9 Aralık 1915 gecesi Gelibolu
Yarımadası'nı deniz yoluyla tahliyesine başlandı. Her
akşam ortalık karardıktan sonra Anzak ve Suvla koylarına kurtarma
sandalları, çıkarma tekneleri yanaşıp, durmadan asker,
hayvan, top ve diğer savaş malzemelerini taşıdı.
Önce hasta ve
yaralılar nakledildi, onları savaş esirleri takip etti. Son
olarak sıra askerlere geldiğinde, Mehmetçiğin ayak seslerini
duymaması için postallar paçavralarla kaplandı.
Personel
kaybını en aza indirmek amacıyla her şey en ince
ayrıntısına kadar düşünüldü. Cekilmenin
başarılı sonuçlanması için geride
karşılıklı iki konserve kutusundan diğerine damlayan
suyun ağırlığıyla ateş alan ayarlı ve
sonradan patlayacak tüfekler, takip edilmelerine karşı mayınlar
bırakıldı.
Askerlerin
gittiğinin Mehmetçik tarafından anlaşılmaması
amacıyla mevzilerde içi samanla doldurulan ve üniforma giydirilen maketler
yerleştirildi, tahtadan atlar yapıldı.
Düşman
askerleri 20 Aralık 1915'te Anafartalar'dan, son düşman birliği
ise 9 Ocak 1916'da Seddülbahir bölgesinden bir daha gelmemek üzere Gelibolu
Yarımadası'nı terk etti.
HURRIYET 14/03/08
Sizlere kısaca dünkü yazımı
hatırlatayım.
Günlük yaşamımızın giderek islamileştiğini ileri
sürmüş ve bazı gözlemlerimi paylaşmıştım.
Giderek yaygınlaşan konuşma dili, hafızlarda görülen ses ve
vurgulama merakı. Giderek artan Arapça kelimeler, daha ağdalı
dil. Kurandan örneklemelerle görüş açıklama merakı.
İslamcıların sevdikleri atasözlerinin artması
.Giyim
kuşamımızın değişmesi...Yemek şekli, alkol
yerine ayran ve portakal suyunun yaygınlaşması...
Kadınların elinin sıkılmaması, elin kalp üstüne
konularak selamlaşılması, ..harem-selamlık düzeninin
sık sık görülmeye başlanması vs...vs...
Bugün sizlere, bu gelişmeyi kimlerin
kamçıladığını anlatmaya
çalışacağım.
Gayet tabii işin başında, Ak Partinin 22 Temmuz seçimlerinden
sonra gerçek iktidar olduğunu hissetmesi ve iktidar gücünü kullanması
var. İktidarı oluşturan kadroları gözleyen toplum,
yavaş yavaş kendini ona göre ayarlama sürecine giriyor. Sadece ülkeyi
yöneten kadrolar değil, bu etkileme dalgasına Belediyeleri de
eklediniz mi, tepeden aşağıya inen yeni yaşam biçiminin
daha da geniş bir alana yayıldığını
görebilirsiniz.
Ama dikkat edin, iktidar emirlerle veya gizli direktiflerle bir etkileme
kampanyası sürdürmüyor. Ancak, örnek olması yetiyor. Emine
Erdoğanın giyim şeklini görenler onu taklit etmeye,
Başbakanın konuşmasını dinleyenler onun gibi
konuşmaya başlıyorlar.
Bir de bu değişimi hızlandıran kesimler var.
Bakın onlar kimlerden oluşuyor:
-MİSYONERLER:
Bizde misyonerlik, Hıristiyanlığı yayma olarak bilinir.
Ben, İslamı günlük yaşamımıza daha fazla sokmak için
çaba harcayanlara da misyoner diyorum. Bu kesimler azınlıkta
olmalarına rağmen, çok etkindirler. Militan bir yaklaşımla
hareket ederler. Türkiyenin şeriat hukukunu benimsemesini isterler.Buna
güçleri yetmese dahi, kadrolar kurarlar, kapıları çalarlar,
gösterilerde kelime-i-şahadet getirerek yeşil bayraklarını
sallarlar. Şu sıralarda, kendilerine güvenleri çok arttı ve
eskiye oranla daha fazla ortalarda dolaşıyorlar. Alkol kullananlara
baskı yapıyor, ramazanda oruç tutmayanlara kafa tutuyor ve mahalle
baskısını yoğunlaştırıyorlar.
-ESKİDEN MAĞDUR OLANLAR: Daha geniş bir kesim
ise, dini inançlarından dolayı eskiden kendilerini mağdur
olmuş görenlerden oluşmaktadır. Aralarında mütedeyyin
kesimlerde vardır. Geçmiş yıllarda, laiklik adına itilip
kakıldıklarına, istedikleri gibi hareket edemediklerine
inanırlar. AKP iktidar olduktan sonra özgüvenlerinin artması sonucu
ortaya çıktılar. Ne otellere giderler, ne denize girerlerdi.
Alış veriş merkezlerinde çok az görünürlerdi. AKP iktidarı
nedeniyle daha cesaretlendiler. Artık gizlenmeye ihtiyaç duymuyorlar. Her
yerde mevcutlar. Aynı sayıdalar, ancak bizim daha fazla gözümüze
çarpıyorlar. Bu kesim, günlük yaşamın İslamileşmesinde
çok etkililer. Zaman zaman, eskinin intikamını alırcasına
davranabiliyorlar.
- ÇIKARCI KESİM: Bence en geniş kesim, günün
modasına ayak uyduranlardan, iktidara sempatik görünmek isteyenlerden,
özetle AKP kadrolarından nemalanmak isteyenlerden oluşuyor. Bunun
başına bürokrasi geliyor. Evlerinde içki içen, ancak AKPlilerin
bulunduğu yemekte bardaklarına portakal suyu dolduran diplomatlardan
tutun, bakanlıkların tüm kadroları ve belediye
çalışanlarına kadar, geniş bir kesim kendini iktidardaki
genel havaya uyduruyor. İlerde, iktidar değişince tekrar eskiye
döneceklerini düşünüyor olabilirler. Ancak, ailelerini moda icabı
türbana sokanlar, ilerde o türbanı
çıkaramayacaklarının farkında değiller. Tabii bir de,
sırf ihale veya iş bulabilmek için iktidara göz kırpan,
çıkar peşinde koşan işadamları ve onların
çevrelerini de unutmamak gerekir.
SONUÇ...
İki gündür sizlerle bir dizi gözlemimi paylaştım.
Başta da söylediğim gibi, bu gözlemlerimde hata payı olabilir.
Ancak ortada bir de gözle görünen gerçekler var.
Türk toplumu değişiyor.
Bu değişimi kimi, şeriata gidiş olarak görüyor. Kimi
şarklılaşma veya Orta Doğululaşma olarak niteliyor.
Ne isim verirsek verelim, bu gelişmeleri görelim ve ona göre hareket
edelim.
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 14/03/08
İnisiyatif alın
"GÖRÜŞMEDEN MEMNUNUM"... Cumhurbaşkanı
Talat, dün sabah 11'inci İKÖ zirvesinin yapıldığı
Senegal'in başkenti Dakar'da BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'la 40 dakika
süren bir görüşme yaptı. Talat, görüşmeden sonra
yaptığı açıklamada, "Girişim yapacak izlenimini
edindim. Görüşmeden çok çok memnun kaldım" dedi
"2008 SONUNA KADAR ÇÖZÜM
ERİŞİLEBİLİR BİR HEDEF"...Talat, çözüm
ihtiyacının ivediliğini vurguladığını,
ayrıca 2008 yılı sonuna kadar bir çözüme ulaşmanın
erişilebilir bir hedef olduğunu genel sekretere bildirdiğini
söyledi. Cumhurbaşkanı, Genel Sekreter'in Siyasi İşlerden
Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe'yu Kıbrıs'a
göndereceğini belirttiğini ifade etti
Hasan ÖKSÜZ-TAK
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Ban Ki
-Moon'dan, Kıbrıs konusunda görüşmelerin başlaması
için inisiyatif almasını istediklerini belirterek, "Girişim
yapacak izlenimini edindim. Görüşmeden çok çok memnun kaldım"
dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, dün sabah 11'inci İKÖ zirvesinin
yapıldığı Senegal'in başkenti Dakar'da BM Genel
Sekreteri Ban Ki -Moon ile 40 dakika görüştü.
11. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Zirvesi'ne
katılmak amacıyla Senegal'in başkenti Dakar'da bulunan Talat ile
Ban'ın görüşmesi öncesinde basına herhangi bir açıklama
yapılmadı. Görüntü alınmasına da imkân
sağlanmadı.
Görüşmeye Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı da katıldı.
Talat görüşmeden sonra TAK ve BRT'ye yaptığı
açıklamada, BM'nin aktif olarak yer alacağı bir sürecin
başarıya ulaşma şansının yüksek
olacağını genel sekretere söylediğini belirtti.
Talat, çözüm ihtiyacının ivediliğini
vurguladığını, ayrıca 2008 yılı sonuna kadar
bir çözüme ulaşmanın erişilebilir bir hedef olduğunu genel
sekretere bildirdiğini söyledi.
Talat, Genel Sekreter'in Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı Lynn Pascoe'yu Kıbrıs'a göndereceğini
belirttiğini ifade etti.
Talat, "Genel sekreter yapacağı araştırmadan
sonra BM'nin bir tutum ortaya koyacağını söyledi. Hakikaten
girişim yapacağı izlenimi edindim. Görüşmeden çok çok
memnun kaldım" dedi.
Temaslarına gün boyu devam eden Cumhurbaşkanı Talat,
İKÖ Genel Kurulu'ndaki konuşmasını bu akşam yapacak.
Talat, cumartesi KKTC'ye dönecek.
KIBRIS 14/03/08
BM heyeti ay sonu ya da nisan başı
Kıbrıs'ta
DİAZ AÇIKLADI... BM'nin Kıbrıs'taki Barış Gücü
Sözcüsü Diaz, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma
müzakerelerine başlamada inisiyatif üstlenmesi beklenen BM'den bir
heyetin, ay sonu ya da nisan başında Kıbrıs'a
geleceğini açıkladı
Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma müzakerelerine
başlamada inisiyatif üstlenmesi beklenen BM'den bir heyet, ay sonu ya da
nisan başında Kıbrıs'a gelecek.
TAK muhabirinin konuyla ilgili sorusunu yanıtlayan BM'nin
Kıbrıs'taki Barış Gücü Sözcüsü Jose Luis Diaz, BM heyetinin
ay sonu ya da nisan başında beklendiğini söyledi.
BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı Lynn Pascoe'nun başkanlık edeceği BM
heyetinin 31 Mart'ta geleceği yönündeki Rum basını kaynaklı
haberin sorulması üzerine Diaz, ne heyetin kesin geliş tarihi, ne de
kimlerden oluşacağı konusunda bir bilgileri
olmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca da BM
heyetinin kesin geliş tarihinin bilinmediğini ve bu konuda kendilerine
bilgi verilmediğini söyledi.
Rum gazetesi Mahi ise BM Genel Sekreter Sözcüsü Michel Montas'ın
açıklamasına dayandırdığı haberinde, BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn
Pascoe'nin 31 Mart'ta Kıbrıs'a geleceğini duyurdu.
KIBRIS 14/03/08
Rumlar, Kuzey Kıbrıs standının
Avrupa'da en iyi üçüncü stant seçilmesine tepki koydu
Rumlar, geçen hafta Almanya'da gerçekleştirilen ITB Berlin 2008
Turizm Fuarı'nda 180 ülkenin katıldığı
yarışmada, Kuzey Kıbrıs standının, Avrupa'da en
iyi üçüncü stant seçilerek ödüle layık görülmesine tepki gösterdi.
Berlin'de 8 Mart Cumartesi düzenlenen yarışmada, Avrupa
dalında Yunanistan birinci, Güney Kıbrıs ikinci gelmiş,
ödül töreninde, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve KKTC yetkilileri, yan
yana gelip ödüllerini birlikte almışlardı.
Katılımcı ülkelerin devlet ve hükümet yetkililerinin de
hazır bulunduğu ödül töreninde, KKTC adına ödülü alan Ekonomi ve
Turizm Bakanlığı Müsteşarı Hasan Kılıç,
Rumların; KKTC'nin Berlin Turizm Fuarı'na katılmasına ve
ödül almasına tepki göstermesini TAK muhabirine değerlendirdi.
Kılıç, Kıbrıs Türk halkına her alanda
izolasyon uygulayan Rum tarafının Kuzey Kıbrıs'ın
uluslararası bir etkinlikte ödüle layık görülmesine tepki
koymasının normal olduğunu belirtti.
Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası turizm
haritasında yerini alması çabalarının süreceğine vurgu
yapan Kılıç, Rum tarafına seslenerek, olası bir
anlaşmada Rum tarafıyla ortak işbirliğinde bulunabilecek en
iyi alanın turizm olacağına işaret etti.
Kendilerinin; ödül alarak, birçok ülkeyi geride bırakmanın
sevincini yaşadıklarını ifade eden Hasan Kılıç,
"Bu ödül, bizim için uluslararası platformda önemli bir prestij ve
tanıtımdır" dedi. Bu başarının ülke
tanıtımına katkı koyacağını dile getiren
Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Kılıç,
"Bu tür ödülleri, ülke turizminin uluslararası turizm literatüründe
yer almasını sağlayacak bir motivasyon olarak görüyoruz"
dedi.
Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Politis gazetesi dünkü
sayısında, geçen hafta Almanya'da gerçekleştirilen ve ITB olarak
bilinen Berlin Turizm Fuarı'nda Kuzey Kıbrıs'ın,
uluslararası turizm haritasında yer almasıyla ilgili
gösterdiği çabaların sonuç getirdiğini yazdı.
Gazete, Kuzey Kıbrıs standının ödül
almasının; bundan böyle uluslararası turizm haritasında,
"Kıbrıs'la ilgili iki turizm bölgesi" bulunması
tehlikesi doğurduğu yorumunda bulundu.
Gazete, Kuzey Kıbrıs'ın çabalarının ITB
çerçevesinde ödülle onurlandırıldığını
belirterek; bu ödülün olası olarak Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nin tanınması tehlikesini "pusuya
yatırdığını" da yazdı.
Kuzey Kıbrıs'ın ITB Berlin Fuarı'nda temsil
edilmesi konusunda Kıbrıs Rum Turizm Örgütü (KOT)'un protestolarda
bulunduğunu yazan gazete, örgütün, Rum Dışişleri
Bakanlığı'nı da konuyla ilgili olarak yazılı bir
raporla bilgilendirdiğini kaydetti.
Turizm alanında faaliyet gösteren Rumların olayla ilgili
endişelerini dile getirdiklerini aktaran gazete, Kuzey Kıbrıs
standının fuarlarda ilk kez ödüllendirildiğini de yazdı.
KIBRIS 14/03/08
Ledra Street could open
early next month
THE Ledra
Street crossing could open early next month if the leaders of the two
communities agree during their meeting later this month, a top official said
yesterday.
It will take around 12 to 15 days, Presidential Commissioner George Iakovou
told the Cyprus Broadcasting Corporation.
President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat are
expected to give their stamp of approval for the opening at their meeting on
March 21.
From the day there is an agreement, the UN will assume the supervision of the
zone, Iakovou said.
He added that there will not be any troops in the immediate area and warned
that the crossing will not open if the arrangement is disputed by the Turkish
military.
Nicosia Mayor Eleni Mavrou said preparations for opening the crossing point
were underway in cooperation with the Turkish Cypriot side.
As a first step, after there is an agreement, scaffolding will be erected to
secure the derelict buildings on both sides of the stretch so that people can
cross with safety, Mavrou said.
Crews will later focus on repairing the building facades.
An office has already been set up next to what is today a token guard post
while computers and furniture are waiting to be installed.
CYPRUS MAIL 14/03/08
Talat insists Annan plan
will be basis for solution
By
Jean Christou
WITH a week
to go until he meets President Demetris Christofias, Turkish Cypriot leader
Mehmet Ali Talat, yesterday continued to plug the failed Annan plan.
The statements being made ahead of the talks, and especially those coming from
the north, have put a damper on the optimism for quick progress.
The Greek Cypriot side has made it clear that it wants the talks to continue
based on the July 8, 2006 agreement but the Turkish Cypriot side keeps bringing
up the Annan plan.
Christofias has said the UN blueprint cannot be put back on the table but Talat
comments quoted yesterday in the Turkish Cypriot media said that even former
President Tassos Papadopoulos, who had demonised the Annan Plan accepted that
there is no escape from it.
Given that even Papadopoulos knew this, it is not possible for any other Greek
Cypriot leader not to know it, said Talat.
Talat stated he had put no preconditions for the start of negotiations and that
he only pointed out that it would be more correct to start from the Annan Plan.
Talat said: When the 8 July procedure was still being discussed, Papadopoulos
himself had said to me: When we sit at the table you will bring the Annan Plan
and we will evaluate it. Either we will oppose or we will try to change it.
Commenting on the fact the Greek Cypriot side did not want to hear the words
Annan plan, and wanted the July 8 agreement, Talat said the July 8 agreement
was not an agreement.
It only constitutes a procedure, he said.
Could the 8th of July, a procedure where we talked how we will discuss, be the
alternative to everything else?
Even if we do not put the plan onto the table and discuss it officially, the
Annan Plan is a text that we could take as reference on every issue and this
will come about by itself, it is inevitable, Talat added.
If, however, the Greek Cypriot side says let us put the Annan Plan onto the
table and discuss it officially, the solution will be easier and faster. The
Annan Plan is not very perfect and without deficiencies
it will be be taken as
reference.
Talat met yesterday with UN Secretary-general Ban Ki-moon in Dakar, the capital
of Senegal on the sidelines of the Islamic Conference.
I have the impression that he will undertake an initiative, said Talat after
the 40-minute meeting.
The Secretary-general stated that the UN would take a position after it makes
the necessary assessment.
A UN team is due on the island at the beginning of next month to assess the
prospects for the resumption of full negotiations.
CYPRUS MAIL 14/03/08
Christofias launches his
Brussels charm offensive
President
will use trip to rebuild relations with European leaders and outline his vision
for a solution to Cyprus problem
PRESIDENT Demetris Christofias began a series of meetings with European leaders
and officials on the sidelines of the two-day European Council, which started
yesterday.
The Council meeting is an ideal opportunity for Christofias to begin
fence-mending with the islands European partners. Relations with the bloc have
been strained since the Annan plan was rejected in 2004, and since no moves had
been made to resolve the Cyprus issue.
Former President Tassos Papadopoulos, who was ousted last month, was widely
seen in Europe as the obstacle to a resumption of talks.
Christofias, who will be meeting Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat in
Nicosia a week from today, is now in a position to reverse the negative image
of the Greek Cypriot side.
Earlier yesterday Christofias met the President of the Party of European
Socialists Poul Rasmussen and Russia's Permanent Representative at the EU
Vladimir Chizhov.
He was also due to meet British Prime Minister Gordon Brown, at the latters
initiative, President of the European Parliament Hans Gert Poettering and
President of the Socialist Group in the European Parliament Martin Schultz. On
Friday he will be meeting President of the European Commission Jose Manuel
Barroso.
Sources in Brussels told the Cyprus News Agency that Christofias` aim was to develop
and deepen the international relations, particularly with the UK.
While in Brussels Christofias is expected to outline his ideas for a future
Cyprus settlement, and also with regards to his social policy in an attempt to
reassure Brussels that his communist party AKELs rise to power did not mean
the end of the free market economy.
The sources said given that Christofias' pre-election slogan was, A just
solution, a just society, the President would share his vision on how Cyprus
can have a fairer society, in the framework of its participation in the EU.
Christofias meets today with the President of the European Commission Jose
Manuel Barroso.
The interest of the international community and the EU in prospects for a
settlement has been rekindled after the election of Demetris Christofias to the
presidency, said the sources.
Commenting on the upcoming meeting next week with Talat, they said the meeting
would serve to determine the real intentions of the Turkish Cypriot side
regarding the prospects for a settlement.
So far, statements from the north have not been encouraging, according to the
sources given the remarks by Ankara and the Turkish Cypriot side on a solution
which are not the best and do not improve the climate.
CYPRUS MAIL 14/03/08
AA
Güncelleme: 18:23 TSİ 15 Mart 2008 Cumartesi
LEFKOŞA
- Rum haber ajansına göre, Karamanlisin bu açıklaması,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın, Avrupa Birliğine üye 26
ülkenin devlet ya da hükümet başkanlarına gönderdiği ve
Kıbrıs sorununun çözümü müzakerelerinde Annan planının
zemin oluşturmasını istediği mektubundan sonra geldi.
Karamanlis, ayrıca Kıbrısta yaşayabilir bir çözüme
ulaşabilmek için yapılacak çabalara Yunanistanın katkıda
bulunacağını kaydetti. Karamanlis, Teyit etmek isterim ki,
Türkiyenin AB yolu, AB kararlarında açıkça belirtilen kıstas ve
ön koşulların yerine getirilmesine bağlıdır dedi.
Annan planı, 24 Nisan 2004te KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde
eş zamanlı referanduma sunulmuş, Kıbrıslı Türkler
yüzde 64 oranında evet derken, Rumlar yüzde 75 çoğunlukla
planı reddetmişti.
İKT bildirgesinde Filistin ve KKTC
çağrısı
|
14 Mart, 2008 23:40:00 (TSİ)
CNN TURK |
İslam Konferansı Teşkilatı'nn (İKT)
Senegal'in başkenti Dakar'da yapılan 11'inci İslam zirvesi, iki
gün süren oturumlar ve yoğun görüşmelerden sonra Kuranı Kerim'in
okunmasıyla sona erdi.
Zirveye katılan ülke liderleri bu sabahtan itibaren
Senegal'den ayrılmaya başlarken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
başkanlığındaki Türk heyeti de Senegal'den
ayrıldı.
Toplantının kapanış oturumu Senegal Cumhurbaşkanı
Abdulaye Vade'nin Dakar bildirisini okunmasıyla sona erdi.
Bildiride, Müslüman dünyasının 21'inci yüzyılda bir çok sorunla
karşı karşıya olduğu belirtildi.
Bildiride 11 İKT zirvesinin en önemli toplantılardan biri
olduğu, Müslüman toplumunun birlikte olması gerektiği,
dünyanın barış ve istikrarının korunmasına önem
verdiği ve bunun İKT'nin en önemli yaklaşımlarından
biri olduğu vurgulandı.
Bildiride, zirveye katılan devlet ve hükümet başkanlarının
İslam dünyasının görüşlerinin bütün dünyada daha iyi
tanınması için Mekke zirvesinde alınan kararlar ve 10
yıllık hareket planı doğrultusunda
çalışılması gerektiği vurgulandı.
Açıklanan bildiride bütün uçtaki düşünceler de kınanarak,
bunların İslam'la bağdaşmadığı belirtildi.
Terörizmin hiçbir dinle, renkle ya da ülkeyle bağlı olmayan dünya
çapında bir sorun olduğu da belirtilerek, 11'inci İKT
zirvesine ev sahipliği yapan Senegal'le bağlantılı olarak
Afrika kıtasının ön plana çıktığı
kaydedildi.
İsrail
kınandı
Zirvenin sonuç bildirgesinde İsrail'in Filistin topraklarındaki
kuşatma ve işgalleri kınandı.
Filistin'e desteğin güçlü şekilde yinelendiği bildirgede, Kudüs
Komitesi Başkanı Fas Kralı 6'ncı Muhammed'in
Filistinlerin haklı mücadelesi için uluslararası alanda
yaptığı görüşmeler, Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi düzeyindeki çabaları ve İsrail'e baskı
yapılması yönünde ortaya konulan mesajdan duyulan memnuniyet dile
getirildi.
Ürdün Kralı Abdullah'a da Kudüs'teki kutsal yerlerin korunması
yönündeki çabalar için teşekkür edildi.
İsrail'in Filistinlilere karşı kullandığı
orantısız gücün, yaptığı insan hakları ihlalleri
ve savaş suçlarının çok sayıda Filistinli sivilin ölümüne
ve yaralanmasına, çocuk ve kadınların mağduriyetine neden
olduğu vurgulandı.
İsrail'in Gazze Şeridi'nde devam eden operasyonları ve
bunların sonuçlarıyla ilgili ciddi endişe de dile getirilen
bildirgede, Ortadoğu Dörtlüsü, BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere
tüm uluslararası camia, Filistin'de süren siyasi ve insani kriz için acil
çaba göstermeye çağrıldı.
Filistin-İsrail uyuşmazlığının çözümü için
oluşturulan "Yol Haritası"na, Annapolis ve Paris
Konferansları'na atıfta bulunularak, Filistin-İsrail
çatışması özelinde, Arap-İsrail çatışması
genelinde adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulunması için
ciddi çaba gösterilmesi çağrısı yapıldı.
Lübnan'ın terörizmle mücadele konusundaki çabalarına destek
verildiği açıklanan bildirgede, Darfur'daki olumlu gelişmelerin
de memnuniyetle karşılandığını kaydedildi.
KKTC'ye
destek
Sonuç bildirgesinde, Taliban, El Kaide ve diğer terörist gruplar Afgan
halkına yönelik saldırıları nedeniyle kınandı,
Kıbrıs'taki Müslüman Türklerin haklı davasına verilen
destek yinelendi.
İKT'nin Kuzey Kıbrıs ile ilgili önceki kararlarına da
atıfta bulunan bildirgede, Kıbrıs Türklerine uygulanan
izolasyonların sona erdirilmesi konusundaki çağrı tekrarlanarak,
ilk adımda yaptırımların kaldırılması için
uluslararası toplumun güçlü katkısı istendi.
Ada'nın iki kesimli olduğu ve iki kesimin de eşit haklara sahip
olması gerektiğine işaret edilen bildirgede, Kıbrıs
Rum Kesimi'nin de BM Planı çerçevesinde çözüm yolunda hareket etmesinin
gerektiği ifade edildi.
İKT üyesi ülkelerin Kuzey Kıbrıs'a üst düzey ziyaretlerde
bulunması, işadamı heyetleri göndermesi, kültürel ve sportif
alanlarda ilişkilerin artırılması konusuna da vurgu
yapıldı.
Yunanistan'a
'Türk azınlık' çağrısı
Zirvede ayrıca, Kosova'nın
bağımsızlığının not edildiği,
İKT'nin Kosova halkıyla dayanışma içinde olduğu ifade
edildi.
Batı Trakya'daki Türk azınlığa desteğin dile
getirildiği bildirgede,Yunanistan bir kez daha buradaki Türk
azınlığın kimlik ve haklarının güvence
altına alınması için gerekli tüm önlemleri almaya çağrıldı.
Gümülcine ve İskeçe'nin seçilmiş müftülerin de resmi müftü olarak
tanınması istendi.
11'inci İKT Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin sonuç
bildirgesinde, terörizmin uluslararası barış, istikrar ve
güvenlik için tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtilerek, herhangi
bir dinle özellikle de İslam ile terör saldırılarının
ilişkilendirilmesinin teröristlerin işine yarayacağı
kaydedildi.
Uluslararası dayanışma ve işbirliği olmadan terörizmle
mücadele etmenin mümkün olmadığı ifade edilen bildirgede,
uluslararası toplumun teröristlerin ve destekçilerinin
tanımlanması, kınanması ve cezalandırılması
konusunda ortak bir tavır geliştirmesi gerektiği
vurgulandı.
Sonuç bildirgesinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İSEDAK
Başkanı olarak yaptığı konuşmanın önemine
dikkat çekilerek, Gül'e özellikle İKT üyeleri arasındaki ticari ilişkilerin
gelişmesine İSEDAK olarak yapılan katkıdan dolayı
teşekkür edildi.
İslam
Konferansı ana şart değişikliği kabul edildi
Bu arada, 11'inci İKT zirvesinde, teşkilatın 40 yıllık
ana şartının değişikliği 2 yıllık aktif
çalışmadan sonra yapıldı. En önemli
değişiklikler, üyelik ve oylama maddelerinde oldu.
Dakar'daki zirvede, üzerinde günlerdir tartışılan ana şart
değişiklikliği cumhurbaşkanları ve hükümet
başkanlarının oylarıyla kabul edildi.
Yapılan değişikliklere göre, ana şartın girişinde
insan hakları, üye ülkelerin kendi kendini yönetme haklarının
korunması ve birbirlerinin iç işlerine,
bağımsızlıklarına, toprak bütünlüklerine
egemenliklerine saygılı olması gerektiği belirtildi.
Yapılan değişikliklerden birisinin ise, üye ülkelerde
kadınların haklarının korunması ve hayatın tüm
alanlarında yer almalarının sağlanması olduğu
kaydedildi.
Değişikliklerin, Birleşmiş Milletler şartı ve
uluslararası kanunlar temel alınarak desteklenmesinin
onaylandığı belirtilerek, Kudüs'ün başkent olduğu
bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulması ve
desteklenmesi metinleri yeni şartta yer aldı.
Ortak İslam pazarının kurulması ve üye ülkelerinin
ekonomilerinin entegrasyonu, İslam dünyasındaki aile
yapısının ve çocuklarının korunmasına yönelik
maddelerde de günümüz şartlarına ve modern toplum düzenine
uyması gerektiği vurgulandı.
Üyelik konusu ana şarttaki en önemli değişikliklerden biri
olarak şartta yer aldı. Buna göre, İKT'ye üye olma
şartı olarak, çoğunluğu Müslüman olan BM üyesi ülkelerin,
Dışişleri Bakanları toplantısında
yapacağı üyelik başvurusunun, alınacak konsensüs
kararıyla mümkün olabileceği belirtildi. İKT bünyesinde gözlemci
olarak yer almak da aynı şartlara taşıyor.
Kudüs
bağımsızlığını kazanana kadar merkez
Cidde'de
İKT olağanüstü zirve toplantılarıyla ilgili olarak
İslam toplumunu ilgilendiren konular söz konusu olduğu zaman, ya bir
üye ülke ya Dışişleri Bakanları Konseyi
toplantısıyla ya da genel sekreter önerisiyle olmasına karar
verildi.
Bu arada Genel Sekreterlik merkezinin Kudüs
bağımsızlığını kazanana kadar Cidde
olduğu belirtildi. Oylama konusunda da, Dışişleri
Bakanları Konseyi'nin kendi kurallarını oluşturduğu
kaydedilerek, kararların üçte iki çoğunlukla alınacağı
ifade edildi.
Yeni şarta göre, üyelikten ayrılmak isteyen ülkeler bu isteklerini
bir yıl önceden bildirecekler ve genel sekreter de bu konuda üye ülkeleri
bilgilendirecek.
Ana şartın bu yıl sonunda Uganda'da yapılacak
Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda üçte iki
çoğunlukla alınacak karardan sonra yürürlüğe girmesi
öngörülüyor.
"Talat Türkiye'nin boğucu
kucaklamasında"
|
14 Mart, 2008 17:50:00 (TSİ)
CNN TURK |
Lokmacı kapısının açılış
tarihinin KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapılacak
görüşme sonrasında belli olacağını belirten
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs
sorununun çözümünde sorunun Türkiye olduğunu idda etti.
Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunundaki
çıkmazın aşılmasıyla ilgili olarak, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın takınacağı
tavrın önemli olduğunu savunarak, "(Talat) Türkiye'nin
boğucu kucaklamasından kurtulursa, ozaman çıkmazı gerçekten
kıracağız" iddiasında bulundu.
Hristofyas, Lokmacı kapısının
açılışının Talat'la 21 Mart'ta yapacakları ilk
görüşmeden sonra ilan edilebileceğini de söyledi.
Rum radyosunun haberine göre, Avrupa Konseyi çalışmaları için
bulunuğu Brüksel'de basın toplantısı düzenleyen Hristofyas,
Avrupa Konseyi toplantısı çerçevesinde görüştüğü
muhataplarına Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler
hakkında bilgi verdiğini ve bütün
muhataplarının Kıbrıs sorunundaki gelişmelere
ilişkin beklentilerin fazla olduğunu kaydetti.
Hristofyas, "Muhataplarıma BM kararları, doruk
anlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukukuna dayalı
çözüm için yaratıcı şekilde ve iyi niyetle 8 Temmuz
anlaşması yönünde ileri gitmeye hazır olduğumuzu, ancak
bunun yalnız bize bağlı olmadığını
söyledim" diye konuştu.
Türkiye'nin yaratıcı bir tavır sergilemek istemesi durumunda
çıkmazın kırılacağını ve Kıbrıs
sorununun çözümü için müzakerelere geçilebileceğini belirten Hristofyas,
muhataplarından etkileyici bir kabul gördüğünü söyledi.
Hristofyas, "Bunlar bizim de beklentilerimizdir. Ancak bunların
pratikte hayata geçirilmesi yalnız bize bağlı değildir.
Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak
takınacağı tavra da bağlıdır. Türkiye'nin
boğucu kucaklamasından kurtulursa, o zaman çıkmazı
gerçekten kıracağız" ifadesini kullandı.
Hristofyas, "Doğrudan ticaret tüzüğüne ilişkin olası
bir kararı veto eder miydiniz" sorusuna, "Asla veto
kullanmayız, AB'nin eşit üyesi olarak müzakere ederiz"
yanıtını verdi.
"Kıbrıslı Türklere karşı ambargo
uygulandığının söylenmesinin yanlış
olacağını" savunan Hristofyas, "Çünkü
(Kıbrıslı Türkler) 'Kıbrıs Cumhuriyeti'
vatandaşı olmanın bütün nimetlerinden yararlanıyorlar ve
'Kıbrıs'ın yasal hava ve deniz limanlarından' ticaret
yapabilirler" dedi.
Başka bir soruya karşılık, KKTC Cumhurbaşkanı
Talat'la 21 Mart'taki görüşmeye "iyi niyetle dopdolu olarak
gideceğini, ana hedefinin Kıbrıs sorununun çözümü
olduğunu" savunan Dimitris Hristofyas, son günlerde olumlu vaat
içermeyen mesajlar aldıklarını kaydetti.
"Sayın Talat, Ankara'dan dönüşünde ve yine reddedilmiş
Annan Planı'nı müzakerelere zemin olarak masada görmek istediklerini
açıkladı" diyen Hristofyas, bu açıklamaların taktik
nedenlerle yapıldığını iddia etti.
Hristofyas, "Bu açıklamaların taktik açıklamalar
olduğunu, söylediklerinin aslında demek istedikleri
olmadığını umuyorum. Türk tarafı bu tezinde ısrar
ederse çıkmazın kırılması zor olacak" dedi.
KADRİ GÜRSEL Dakar
İKÖ zirvesi örgütte köklü reform öngören kuruluş şartını onayladı. Sonuç bildirisinde, Kosovanın bağımsızlığına arka çıkılmazken, Kıbrısta Türk tezlerine destek verildi
57 İslam ülkesini bir araya
getiren İslam Konferansı Örgütünün (İKÖ) Senegalin
başkenti Dakarda önceki gün toplanan 11. Devlet ve Hükümet
Başkanları Zirvesi, dün örgütün 21. yüzyılın siyasal,
sosyoekonomik ve kültürel ihtiyaçlarına cevap vermesini, uluslararası
planda daha aktif bir rol oynamasına imkan sağlayacak güçlü bir
yapıya sahip olmasını hedefleyen yeni kuruluş
şartının (tüzük) liderler tarafından onaylanmasıyla
sona erdi.
Hükümet ve devlet başkanları, İKÖ için tarihsel önemde bir
reformasyon öngören yeni şartı, ayrıntıları dünkü
Milliyette yayımlandığı şekliyle, özünde bir
değişiklik yapmadan onayladılar.
İhsanoğluyla
devam
Zirvenin Türkiye açısından diğer bir önemli gelişmesi ilk
kez 2005te İKÖnün Genel Sekreteri seçilen Profesör Ekmeleddin
İhsanoğlunun, örgütteki görevini dört yıllık ikinci bir
dönem için daha sürdürmesine karar verilmesi oldu.
Ev sahibi ülke Senegalin Devlet Başkanı Abdoulaye Wadenin, Profesör
İhsanoğlunu kastederek, Türkiyenin bu değerli
evladını dört yıllığına daha İKÖye emanet
etmesini rica ediyoruz şeklindeki çağrısı alkışlarla
karşılandı.
Kosovaya iki cümle
Kuran okunarak açılan ve yine Kuran okunarak kapanan zirvenin sonuç
bildirisinin ilk maddesinde, zirveye, Wadenin önerisi üzerine, 21.
yüzyılda İslam Ümmeti Toplantısı adının
verildiği bildirildi.
Türkiyenin, sonuç bildirisinde Kosovanın
bağımsızlığının güçlü ifadelerle
desteklenmesi için yoğun çaba sarf etmesine rağmen, Kosovanın
kendi etnik ayrılıkçılık sorunları için emsal oluşturmasından
çekinen bazı ülkelerin direnci buna engel oldu. Konferans Kosovayı
not etmekle yetindi. Kosova 41 sayfaya yayılmış 208 maddeden
oluşan sonuç bildirisine, aşağıdaki, 3 satırlık
cılız içerikli iki cümleyle girebildi:
Konferans Kosova Meclisinin 17 Şubat 2008 tarihli
bağımsızlık ilanını not etmiştir.
İKÖnün Balkan Müslümanlarına yönelik süregelen ilgisini
hatırlatarak, Kosova halkıyla dayanışmasını ifade
eder.
Türkiyenin girişimleri sonucu Konferans Batı Trakyadaki Müslüman
Türk azınlığın haklı davasını güçlü bir
biçimde desteklediğini ilan etti ve Yunanistanı ikili ve
uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Müslüman Türk
azınlığın kimlik ve haklarına saygı göstermeye
çağırdı.
Kıbrıs
desteği
Müslüman Türk Kıbrıs halkının haklı davasına
güçlü desteğini sunan Konferans, uluslararası toplumu KKTCye
uygulanan izolasyonları zaman geçirmeden kaldırmaya
çağırdı. Konferans, Kıbrısta iki bölgeli eşitlik
temelindeki ortaklık çözümünü desteklediğini ilan etti ve Rum
tarafının Annan Planı çerçevesinde bir çözüme varmaktaki
isteksizliğinin hayal kırıklığı
yarattığını belirtti.
MILLIYET 15/03/08
"ERDOĞAN DA ANNAN PLANININ ÖLDÜĞÜNÜ
SÖYLEDİ"... Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis,
"Annan planı ölmüştür. Zaten Erdoğan'da ortak basın
toplantımızda Annan planının öldüğünü kendisi de
söyledi. Türkiye'nin AB için yapacağı şeyler belli. Türkiye'nin
AB üyesi olması için birlik kriterlerini karşılaması
gerekiyor" dedi
Brüksel'deki Avrupa Birliği (AB) Zirvesi sonrası bir
basın toplantısı düzenleyen Yunanistan Başbakanı
Kostas Karamanlis, Annan planının öldüğünü söyledi.
Türkiye Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın
Kıbrıs sorunuyla ilgili Kıbrıs Rum tarafı hariç 26
ülke liderine gönderdiği mektup ile ilgili soruya muhatap olan Karamanlis
şunları söyledi:
"Annan planı ölmüştür. Zaten Erdoğan da ortak
basın toplantımızda Annan planının öldüğünü
kendisi de söyledi. Türkiye'nin AB için yapacağı şeyler belli.
Türkiye'nin AB üyesi olması için birlik kriterlerini
karşılaması gerekiyor."
KIBRIS 15/03/08
Annan Planı'nda ısrarcı olunursa kilitlenmenin aşılması kolay olmaz
"İZOLASYONLARIN KALKMASI YANLIŞ OLUR"... Rum
yönetimi lideri Hristofyas, KKTC'ye uygulanan izolasyonların
kalkmasının yanlış olacağını AB Komisyonu'na
anlattığını da ifade etti. Rum yönetiminin, KKTC'ye
"yasal deniz ve hava limanları üzerinden ticaret yapma imkanı
sunduğunu" söyleyen Hristofyas, "Ancak Türk tarafının
bu amaçla yasal olmayan liman ve hava limanlarını kullanmak
istemesinde neden ısrarcı olduğunu merak ediyorum" dedi
LOKMACI'YI 21 MART'TA... Hristofyas, Lokmacı geçidinin
açılışının, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la
21 Mart'ta gerçekleştirecekleri ilk görüşmeden sonra ilan
edilebileceğini söyledi. Rum yönetimi başkanı Hristofyas;
muhataplarına, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ve
özellikle herhangi aksi bir şey olmaz ise Cumhurbaşkanı Talat'la
yapacakları ilk görüşmelerinde Lokmacı geçidinin
açılması olanaklarını ve Yeşilırmak geçidinin
açılması perspektifleriyle ilgili bilgi verdiğini kaydetti
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 21 Mart'ta yeniden başlayacak
görüşmelerde Türk tarafının Annan Planı'nda
ısrarcı olması halinde kilitlenmenin
aşılmasının kolay olmayacağını söyledi.
Rum radyosunun haberine göre, AB zirvesi için Brüksel'de bulunan
Hristofyas önceki gün düzenlediği basın toplantısında,
gerek Talat tarafından, gerek Türkiye'den, Annan Planı'nın
masaya getirileceği yönünde açıklamalar olduğunu belirterek,
"Bu açıklamaların taktiksel açıklama olmasını
diliyorum" dedi. Hristofyas, "Sayın Talat'ın bu tutumda
ısrarcı olması halinde, kilitlenmenin aşılması
kolay olmaz" diye konuştu.
21 Mart görüşmesine tamamen iyi niyetli bir şekilde
gideceğini söyleyen Hristofyas, "Sayın Talat'ın,
uzattığım ele karşılık vereceğini ve
sıkacağını umut ediyorum" dedi.
"KKTC'ye yasal limanlar sunuyoruz"
Hristofyas, KKTC'ye uygulanan izolasyonların
kalkmasının yanlış olacağını AB Komisyonuna
anlattığını da ifade etti.
Hristofyas, "Komisyonun, Kıbrıslı Türklere sözde
ambargonun kaldırılması yönündeki görüşünün
yanlış olduğu yönündeki görüşümüzü, Komisyona samimiyetle
bildirdik" diye konuştu.
Kıbrıs Rum yönetiminin KKTC'ye "yasal deniz ve hava
limanları üzerinden ticaret yapma imkanı sunduğunu"
söyleyen Hristofyas, "Ancak Türk tarafının bu amaçla yasal
olmayan liman ve hava limanlarını kullanmak istemesinde neden
ısrarcı olduğunu merak ediyorum" dedi.
"Talat, Türkiye'nin boğucu kucaklamasından
kurtulursa..."
Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunundaki çıkmazın
kırılmasıyla ilgili olarak, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın takınacağı tavrın önemli olduğunu
savundu ve "Türkiye'nin boğucu kucaklamasından kurtulursa, o
zaman çıkmazı gerçekten kıracağız"
iddiasında bulundu.
Hristofyas, Lokmacı geçidinin
açılışının, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'la 21 Mart'ta gerçekleştirecekleri ilk görüşmeden sonra ilan
edilebileceğini de söyledi.
Rum yönetimi lideri Hristofyas; Avrupa Konseyi toplantısı
çerçevesinde görüştüğü muhataplarına Kıbrıs
sorunundaki son gelişmeler hakkında bilgi verdiğini, bütün
muhataplarının Rum Yönetimi Başkanlığı'na
seçilmesine büyük ilgi gösterdiğini ve Kıbrıs sorunundaki
gelişmelere ilişkin beklentilerin fazla olduğunu kaydetti.
"8 Temmuz anlaşmasıyla ileri gitmeye
hazırız"
Hristofyas, "Muhataplarıma; BM kararları, Doruk
Anlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukukuna dayalı
çözüm için yaratıcı şekilde ve iyi niyetle 8 Temmuz anlaşması
yönünde ileri gitmeye hazır olduğumuzu, ancak bunun yalnız bize
bağlı olmadığını söyledim" dedi ve
şunları ekledi:
"Türkiye de gerçekten yaratıcı bir tavır
sergilemek isterse, hepimizin beklentisi olan, çıkmazın
kırılması ve Kıbrıs sorununun çeşitli yönlerinin
çözümü için, özlü müzakereler ileri gidebilir."
Muhataplarından etkileyici bir kabul gördüğünü, hepsinin
beklentilerini dile getirdiğini anlatan Hristofyas, "Bunlar bizim de
beklentilerimizdir. Ancak bunların pratikte hayata geçirilmesi yalnız
bize bağlı değildir. Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs
Türk toplumu lideri olarak takınacağı tavra da
bağlıdır. Türkiye'nin boğucu kucaklamasından
kurtulursa, o zaman çıkmazı gerçekten kıracağız"
ifadesini kullandı.
Rum Yönetimi Başkanı; muhataplarına, Kıbrıs
sorunundaki son gelişmeler ve özellikle herhangi aksi bir şey olmaz
ise Cumhurbaşkanı Talat'la yapacakları ilk görüşmelerinde
Lokmacı geçidinin açılması olanakları ve
Yeşilırmak geçidinin açılması perspektifleriyle ilgili
bilgi verdiğini söyledi.
Herhangi aksi bir şey olur ise sorumluluğun Rum
tarafına atılmaması şartlarının
yaratılıp yaratılmadığı sorusuna muhatap olan
Dimitris Hristofyas, "Muhataplarımız, beklentilerinin bizim de
beklentilerimiz olduğunu; ancak gerçekleşmeleri için Türkiye'nin ve
Kıbrıs Türk toplumu liderinin davranışlarına da
bağlı olduğunu anlamalıdır"
yanıtını verdi.
"Türkiye'yi okşama tehlikesi var"
Hristofyas, muhataplarının bunu anlayıp
anlamadıkları sorusuna karşılık ise, Rum Yönetimi
Başkanlığı'na kendisinin gelmesinin Kıbrıs
sorununun çözüm çabalarına ivme kazandıracağı
inancında olduklarını söyledi, şunları ekledi:
"Yine bazılarının Türkiye'yi okşaması tehlikesi
var, ama korkarak ve saklanarak mı yaşayalım? Biz, elimizden
geleni yapacağız."
"Doğrudan ticaret tüzüğüne ilişkin olası bir
kararı veto eder miydiniz" sorusuna muhatap olan Hristofyas,
"asla veto kullanmayız, AB'nin eşit üyesi olarak müzakere
ederiz" yanıtını verdi.
Kıbrıslı Türklere karşı ambargo
uygulandığının söylenmesinin "yanlış
olacağını" savunan Rum Yönetimi Başkanı,
"Çünkü (Kıbrıslı Türkler) Kıbrıs Cumhuriyeti
vatandaşı olmanın bütün nimetlerinden yararlanıyorlar ve
Kıbrıs'ın yasal hava ve deniz limanlarından ticaret
yapabilirler" dedi.
Başka bir soruya karşılık, Cumhurbaşkanı
Talat'la 21 Mart'taki görüşmeye "iyi niyetle dopdolu olarak
gideceğini, ana hedefinin Kıbrıs sorununun çözümü
olduğunu" savunan Dimitris Hristofyas, devamla şunları
söyledi:
"Vurgulamak zorundayım ki, maalesef; son günlerde, olumlu ve
vaat içerdiklerini söyleyemeyeceğim mesajlar aldık. Sayın Talat
Ankara'dan dönüşünde ve Ankara, yine, reddedilmiş olan Annan
planını müzakerelere zemin olarak masada görmek istediklerini
açıkladı. Bu açıklamaların taktik açıklamalar
olduğunu, söylediklerinin aslında demek istedikleri
olmadığını umuyorum. Türk tarafı bu tezinde ısrar
ederse çıkmazın kırılması zor olacak."
KIBRIS
15/03/08
İKÖ,
Kıbrıs Türkünün yanında
KKTC'YLE İLGİLİ ÖNERİLER KABUL EDİLDİ...
Türkiye'nin Batı Trakya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile
ilgili tüm tezleri, İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ),
Senegal'in başkenti Dakar'da düzenlediği 11. İslam zirvesinde,
üye ülkeler tarafından kabul edildi. Bu önerilerin, kapanış
bildirisinde yer alacağı öğrenildi
İKÖ'nün gözlemci üyesi Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nin Dakar'da devlet başkanı düzeyinde temsil
edildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, ''KKTC burada
bayrağıyla, ismiyle temsil ediliyor. Bundan büyük memnuniyet
duyuyorum'' dedi
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''KKTC'nin
bayrağı ve ismiyle İslam Konferansı Örgütü'nde (İKÖ)
temsil edilmesinden büyük memnuniyet duyuyorum'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, İKÖ'nün 11. Zirvesi'nin
yapıldığı Le Meridien Otel'deki kongre merkezinde ikili
görüşmelerinin ardından gazetecilere kısa bir değerlendirme
yaptı.
İKÖ'nün gözlemci üyesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin
Dakar'da devlet başkanı düzeyinde temsil edildiğine dikkat çeken
Cumhurbaşkanı Gül, ''KKTC burada bayrağıyla, ismiyle temsil
ediliyor. Bundan büyük memnuniyet duyuyorum'' dedi.
Edinilen bilgiye göre, zirve öncesinde yapılan gerek yüksek
düzeyli toplantılar sırasında, gerekse dışişleri
bakanları toplantısında, Türkiye'nin Batı Trakya ve Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili tüm tezleri, üye ülkeler
tarafından kabul edildi. Bu önerilerin, kapanış bildirisinde yer
alacağı öğrenildi.
Ambargolar ve baskılar uygulanıyor
Gül, KKTC halkına insani olmayan ambargo ve baskılar
uygulanmasına devam edildiğini söyledi.
Gül, İKÖ'nün Dakar'da yapılan 11. Zirvesi'nin,
başkanlık yaptığı önceki gün öğleden sonraki
oturumunda Türkiye adına da bir konuşma yaptı. Gül konuşmasında
KKTC'ye de değinerek ''KKTC halkına hala gayrı insani ambargolar
ve baskılar uygulanmaktadır'' dedi.
Konuşmasında Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine de
değinen Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:
''Bir İKÖ üyesi olan Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam
üyelik müzakerelerine başlamış olması da son beş
yıl içinde meydana gelen çok önemli bir gelişmeyi teşkil
etmiştir. Gerçekten de bu gelişme hem İslam dünyasında, hem
Avrupa'da sevinç ve umut yaratmıştır.
Türkiye, bir yandan AB ile tam üyelik müzakerelerini sürdürürken,
İslam ülkeleri ile ilişkilerini yakın tarihteki en mükemmel
aşamaya ulaştırmış bulunmaktadır.
Bu durum dünyadaki uyum, barış, istikrar ve
refahının geleceği bakımından umut vericidir.''
Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:
''Şiddet ve terörizm, ülkelerimizi tehdit etmeye devam
etmektedir. Bu iki bela, bir yandan halklarımızı hedef
alırken, kimi zaman da İslamiyetin adını lekelemeye
tevessül etmektedir.
Etnik ve dini aşırılık ve fanatizm
doğu-batı dinlemeksizin çeşitli ad ve şekiller altında
bütün dünyada yükselmektedir.
Müslümanlar, bazı ülkelerde İslamofobya denen
kampanyanın, yabancı düşmanlığı ve
ırkçılığın hedefi olmaktadırlar.''
Türkiye'nin KKTC ile olanlar
da dahil tüm önerileri kabul gördü
İKÖ'nün 11. İslam zirvesinde, Türkiye'nin tüm önerileri
kabul edildi. Zirve, Türkiye açısından olumlu ve
başarılı geçiyor.
Edinilen bilgiye göre, zirve öncesinde yapılan gerek yüksek
düzeyli toplantılar sırasında, gerekse dışişleri
bakanları toplantısında, Türkiye'nin Batı Trakya ve Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili tüm tezleri, üye ülkeler
tarafından kabul edildi. Bu önerilerin, kapanış bildirisinde yer
alacağı öğrenildi.
KKTC'nin, ilk kez İslam zirvesinde cumhurbaşkanı
düzeyinde temsil edilmesi ve İKÖ belgelerinde ''Kıbrıs Devleti''
ibaresine yer verilmesi de çok önemli bir adım olarak nitelendiriliyor.
Türkiye'nin, Kosova'nın
bağımsızlığının teyit edilmesi ve Kosova ile
dayanışma gösterilmesi ifadelerinin de kapanış bildirisinde
yer alması bekleniyor.
Üzerinde 2 yıldır çalışılan ve 40 yıl
sonra değişmesi beklenen İKÖ ana şartı
değişikliği üzerinde ise hala tartışmaların
sürdüğü ve kimi ülkelerin 1-2 madde üzerinde itirazları nedeniyle
görüşmelere devam edildiği belirtiliyor.
KIBRIS
15/03/08
Hristofyas'ı BM'nin
hazırladığı plan çerçevesinde görüşmeye
çağırıyorum
2008 YILI SONUNA KADAR SORUNUN ÇÖZÜMLENMESİNİ UMUYORUM...
Talat: "Türk tarafı, liderler seviyesinde görüşmelerde adada iki
topluma dayalı ve eşit haklara sahip iki devlet kurulması
temelinde yeni Rum liderine görüşmelere gecikmeden devam edilmesi için
çağrıda bulundu. Bu konuda BM'nin hazırladığı
plan çerçevesinde görüşmeye çağırıyorum. Bu
çağrımın en kısa zamanda sonuç almasını ve 2008
yılı sonuna kadar sorunun çözümlenmesini ümit ediyorum"
"ADİL OLMAYAN AMBARGOLAR KALDIRILMALI"...
Kıbrıs'taki son durumla ilgili gelişmelere, geçmiş
dönemdeki İslam zirvelerinde ve Dışişleri Bakanları
toplantılarında yer verilmesinden müteşekkir
olduklarını ifade eden Talat, Kıbrıs Türk toplumuna
uygulanan ambargonun kaldırılması ve adil olmayan durumun
düzeltilmesi için girişimlerin çok önemli olduğunu belirtti
İKÖ ÜYELERİNE DESTEK ÇAĞRISI... Talat, alınan
kararlarda İslam ülkeleri ile KKTC arasında, çeşitli
alanlarında ilişkiler kurulması ve üst düzey ziyaretler
önerildiğini hatırlattı. Talat, şimdiye kadar 10 ülkede
ofis açtıklarını ve özellikle üye ülkelerde bu sayıyı
artırmak istediklerini belirterek, "bu konuda bize izin verenlere
teşekkür ediyoruz, diğer üye ülkeleri de desteğe çağırıyoruz.
Bu tür ofislerin açılması, KKTC'nin gelişmesinde ve İKT
üyesi diğer ülkelerle bağlantısında ve ülkelerin birbirini
anlamasında çok önemlidir" dedi.
Senegal'in başkenti Dakar'da yapılan İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) 11. İslam Zirvesine katılan Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
genel kurulda konuşma yaptı.
İKÖ'ye KKTC'ye verdiği destekten ötürü teşekkür eden
Talat, konuşmasının başında Kıbrıs'taki son
gelişmelerle ilgili bilgi verdi.
Talat, 24 Nisan 2004'te yapılan referandumdan sonra
Kıbrıs meselesinin yeni bir döneme girdiğini; BM Genel Sekreteri
tarafından sonuçlandırılan çalışmalara rağmen,
Rumların güçlü bir şekilde "hayır" demesi nedeniyle,
Rum yönetiminin Türk tarafıyla güç paylaşımında
işbirliğine yanaşmadığını söyledi.
Talat, bu sıkıntılı döneme son vermek ve adada
politik bir çözüm bulmak için, daha önceki Rum lideriyle 2006 ve 2007
yıllarında bir araya geldiğini, ama çabaların işe
yaramadığını, adadaki sorunları çözme yönünde
başarısız olduklarını belirterek şunları
kaydetti:
"Türk tarafı, liderler seviyesinde görüşmelerde adada
iki topluma dayalı ve eşit haklara sahip iki devlet kurulması
temelinde yeni Rum liderine görüşmelere gecikmeden devam edilmesi için
çağrıda bulundu. Bu konuda BM'nin hazırladığı
plan çerçevesinde görüşmeye çağırıyorum. Bu
çağrımın en kısa zamanda sonuç almasını ve 2008
yılı sonuna kadar sorunun çözümlenmesini ümit ediyorum."
Kıbrıs'taki son durumla ilgili gelişmelere, geçmiş
dönemdeki İslam zirvelerinde ve Dışişleri Bakanları
toplantılarında yer verilmesinden müteşekkir
olduklarını ifade eden Talat, Kıbrıs Türk toplumuna
uygulanan ambargonun kaldırılması ve adil olmayan durumun
düzeltilmesi için girişimlerin çok önemli olduğunu belirtti.
Talat, alınan kararlarda İslam ülkeleri ile KKTC
arasında, doğrudan ulaşım, ticaret, turizm, kültür,
eğitim, bilgi, yatırım ve spor alanlarında ilişkiler
kurulması ve üst düzey ziyaretler önerildiğini bildirdi.
KKTC'nin üye ülkelerde ticaret, turizm, kültür ve eğitim
konularında ofisler açmasına büyük önem verdiklerini ifade eden
Talat, şimdiye kadar 10 ülkede ofis açtıklarını ve
özellikle üye ülkelerde bu sayıyı artırmak istediklerini
belirterek, "Bu konuda bize izin verenlere teşekkür ediyoruz,
diğer üye ülkeleri de desteğe çağırıyoruz. Bu tür ofislerin
açılması, KKTC'nin gelişmesinde ve İKT üyesi diğer
ülkelerle bağlantısında ve ülkelerin birbirini anlamasında
çok önemlidir" diye konuştu.
KKTC belgeleriyle seyahat
Talat, başta ABD olmak üzere, İngiltere ve Fransa gibi
ülkelere KKTC yönetimi tarafından verilen resmi belgelerle seyahat
edilebildiğini, aynı belgelerle İKT üyesi ülkelerin çoğuna
gidilemediğini, bu konuda İslam ülkelerinin yeni bir karar
alacağını umduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Talat, İslam ülkeleri spor federasyonuna
üyelik başvurusunun da, İKÖ'nün KKTC'ye uygulanan izolasyonun
kaldırılması yönünde yaptığı bütün duyurulara ve
açıklamalara rağmen reddedildiğini kaydederek, Kıbrıs
Türk halkının bu tür sportif karşılaşmalara
katılmasına imkan verilmesini istedi.
Talat, konuşmasını, "KKTC'nin İKT bünyesinde
uzun süredir bulunduğu gözlemci statüsünden, bizim gerçek yerimize, tam
üyeliğe geçişimizin desteklenmesini İKT üyesi ülkelerden
diliyorum" diyerek tamamladı.
KIBRIS
15/03/08
Denktaş:
Papadopulos'un gidişi çözüm için yeni bir şans olarak görülmemeli
Denktaş, Türk gençlerine ''Atatürk'ün laik Türkiye'sine sahip
çıkın'' diye seslendi.
Çeşitli etkinliklere katılmak üzere dün sabah İzmir'e
gelen Denktaş, Bornova Anadolu Lisesinde öğrencilerle bir araya
geldi.
Öğrencilerin alkışları arasında kürsüye
çıkan Denktaş, bundan tam 66 yıl önce, 14 Mart 1942'de Dr.
Fazıl Küçük'e gazetesindeki yazılarından ötürü bir mektup
yazdığını ve mektubunda ''Gençlik sizinle beraberdir''
ifadelerine yer verdiğini belirterek, ''Gençler, siz de söyleyin;
memlekette güzellikler varsa, çıkın bunları söyleyin,
çirkinlikler varsa, onlara karşı da efendice 'Bu olmadı,
Atatürk'ün laik Türkiye'sine yakışmadı' deyin'' diye
konuştu.
Kıbrıs'ta kendilerine 66 yıl önce
''Beğenmiyorsanız adadan çıkın'' diyen Rumların, hala
aynı anlayışı benimsediklerini ifade eden Denktaş,
''Şimdi yanımızda anavatanımız var, kolordumuz
Kıbrıs'ta, gönderde çift bayrağımız var. Çıkacak
biri varsa bu, biz değiliz'' dedi.
Atatürk'ün Kıbrıs'a verdiği özel önemi, 1938
yılında genç subaylarla yaptığı bir sohbette
açıkça belirttiğini ve ''Kıbrıs düşmanın elindeyse,
ikmal yolları tıkanmıştır'' diye konuştuğunu
belirten Denktaş, Türkiye'nin Kıbrıs'tan vazgeçmesinin mümkün
olmadığına işaret ederek, Kıbrıs konusunu her
zaman ''Türkiye'nin ve Türklüğün meselesi'' olarak
algıladıklarını ve bu davayı bu anlayışla
sahiplendiklerini söyledi.
Kendisine sıkça ''Aynı şeyleri yeniden yapar
mısınız?'' sorusunun yöneltildiğini ifade eden
Denktaş, öyle bir ihtiyacın belirmesini asla arzu etmemekle birlikte,
vatan söz konusu olduğunda başka şeylerin ikinci planda
kaldığını belirterek, şöyle devam etti:
''Vatan çağırıyor denilince, gözünüz ondan başka
bir şey görmez, en büyük aşk odur. Onu kaybedince geriye hiç bir
şey kalmaz. Bir Türkiye vardır, bir vatan vardır, o da
Atatürk'ün laik Türkiye'si. Ona sahip çıkın.''
Öğrencilere, Yunanistan'ın Kıbrıs konusunu BM
gündemine taşıdığı 1954 yılından bu yana
adadaki süreci kısaca özetleyen ve Rum liderleriyle yaptığı
görüşmeleri anlatan Denktaş, Türk askerinin adadan
çıkmasını ve Türkiye'nin garantisinin son bulmasını
amaçlayan Annan Planı'na karşı
çıktığını, bugün ise kendisini o dönemde
eleştiren bazı kişilerin ''Denktaş
haklıymış'' dediklerini belirtti. Denktaş, Rum yönetimi
eski lideri Tasos Papadopulos'un gidişinin bir fırsat ya da çözüm
için yeni bir şans olarak görülmemesi gerektiğini de kaydetti.
Denktaş, TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün,
Kıbrıs konusuna ilişkin ''iki eşit egemen halk, iki
demokrasi, iki devletten'' söz etmesine karşın, KKTC hükümetinin hala
Kıbrıs'ta iki toplumlu federasyondan bahsetmesini eleştirdi.
Türk milletinin Atatürk'ün çizdiği yoldan kararlılıkla
devam etmesi gerektiğini ifade eden Denktaş, sözlerini şöyle
tamamladı:
''Atatürk'e dinsiz diyenlerin kendileri dinsizdir. O olmasaydı
bugün Anadolu'nun birçok yerinde çanlar çalacaktı. Türkiye'ye, Türk
halkına Atatürk'ü verdiği için Allah'a; ondan sonra neyiniz varsa her
şeyiniz için Atatürk'e şükrediniz.''
Denktaş kürsüye gelmeden önce, 7. sınıflardan bir
öğrenci, Denktaş'ın yazdığı ''Kim Demiş?''
ve ''Benim İki Bayrağım Var'' adlı şiirleri okudu.
Denktaş, konuşmasının ardından okulun Ahmet
Piriştina Sergi Salonunda Türk Dünyası Kültür ve İnsan
Hakları Derneği tarafından organize edilen, Embiya Çavuş'un
resimlerinden oluşan ''Yaşadıklarımız Bir Daha
Yaşanmasın'' sergisinin açılışını
yaptı.
KIBRIS
15/03/08
EU sees hope for Cyprus deal
By Jean
Christou
E.U. PRESIDENT
Jose Manuel Barroso said yesterday the end of Cyprus negotiations was more
important than the start of talks, as he urged both sides in Cyprus to keep
their eye on the ball, and avoid getting bogged down on technicalities.
''Let us concentrate on the goal. This is the important thing. If there are
persons with good will on both sides, and I really believe there are,
concentrate on the goal, forget about the technicalities, said Barroso during
a joint news conference with President Demetris Christofias in Brussels.
''What is more important than the start of the negotiations is the end of the
negotiations, he added.
Christofias, who was in Brussels for the European Council summit where he took
the chance to mend fences with European partners, it due to meet Turkish
Cypriot leader Mehmet Ali Talat next Friday.
He told Barroso: We want Cyprus to contribute to the European Union instead of
being a problem for the EU and the entire world.
Barroso stressed several times the amount of trust the EU was putting in the
new Cypriot President.
The ongoing stalemate, the lack of real progress during the last four years is
detrimental both for Cyprus and the EU, said Barroso.
''I rely on your strong will and determination to move fast towards the
solution,'' he told Christofias.
But the EU President also sent a message to Turkey and the Turkish Cypriots.
''Of course, as the President of Cyprus has said many times, it takes two to
tango. I am of course now speaking with the President of Cyprus, I am
encouraging him to make a real effort but of course, I also make the same
appeal to the other party. It is important that everyone make a real
contribution to see a solution for the Cyprus problem. It would be great for
Cyprus and also very important for the EU, Barroso said, pledging the EUs
full support of the UN process.
He said he saw in Christofias a sense of history and the sense that the new
President now had a very important responsibility, and that he is ready to
assume this responsibility.
The process of reconciliation and of peace and of reunification means at least
two, and so I hope that we find the same spirit in the Turkish Cypriot side,
Barroso added.
He said he had already met Talat on a number of occasions and that he had
conveyed this message to him each time.
A breakthrough now appeared to be on the cards, Barroso said, adding that
Christofias presidency was received in Europe and beyond as a very important
possibility for a solution to the Cyprus problem.
So I can encourage of course Mr Talat, the Turkish Cypriots, to make an effort
and use this opportunity for the good of Cyprus as a whole,'' he said.
Asked about Turkey, he added: We certainly hope that Turkey also has a
constructive role to play in this situation.
Christofias assured Barroso his intentions were serious and that reunification
of the island was his top priority.
This is the first obligation, to solve the problem, to find a common language
with our Turkish Cypriot compatriots. We knew this language before, together
with Mr Talat. I want to believe and I believe that we shall renew this
promise, he said.
However, Christofias made it clear that the Annan plan would not be part of the
equation and said the UN had not indicated that it would, despite the Turkish
sides desire to put it back on the table.
The international community believes that we have to start on something on
which we both agree and the only agreement between the two communities, which
has been adopted by the Security Council of the UN and by the Council of the
EU, is the July 8 agreement, according to which the two leaders have to create
working groups and simultaneously technical committees in order to start work
to bridge the gap between the two sides, the President said.
He said he hoped his old friend Talat would honour his own signature to the
agreement.
I hope that we both are going to speak the well-known Cypriot language,
without any pressure from outside. This is my will, this is my promise,
Christofias said.
CYPRUS
MAIL 15/03/08
All ready to get to work on Ledra
Street
By Marianna
Pissa
DEMETRIS
Christofias and Mehmet Ali Talat are expected to announce the Ledra Street
opening this coming Friday, March 21 after their long-awaited meeting.
The crossing could then open early next month, according to Presidential
Commissioner George Iacovou.
It will take around 12 to 15 days, Iacovou told the Cyprus Broadcasting
Corporation.
From the day there is an agreement, the UN will assume the supervision of the
zone, Iacovou said.
Nicosia Mayor Eleni Mavrou said preparations for opening the crossing point
were under way in co-operation with the Turkish Cypriot side.
As a first step, after there is an agreement, scaffolding will be erected to secure
the derelict buildings on both sides of the stretch so that people can cross
with safety, Mavrou said.
Crews will later focus on repairing the building facades.
An office has already been set up next to what is today a token guard post
while computers and furniture are waiting to be installed.
Even building materials and other necessary equipment have been purchased and
all that is now needed is the go-ahead from the leaders of the Greek and
Turkish Cypriot communities.
As soon as the announcement is made, the works will begin for propping up the
buildings in the buffer zone and the improvement of paving in order to
facilitate pedestrian movement. Nicosia Municipality says five intensive
working days will be required for the completion of the works.
These works will be conducted jointly by the Greek and Turkish Cypriot
municipalities of Nicosia, in conjunction with the United Nations. The works
will be implemented by the United Nations Development Programme (UNDP)
Partnership for the Future (PFF). The PFF is an EU-funded Programme which aims
at contributing to the peace-building process in Cyprus through different
levels of intervention ranging from urban infrastructure rehabilitation to
assistance to small and medium-sized enterprises as well as the de-mining of
the buffer zone.
Restoration of the buildings in the buffer zone that will be done at a later
stage, and Nicosia Municipality has suggested to the UNDP PFF a competition for
the project where only joint ventures of Greek Cypriots and Turkish Cypriots
can participate. UNDP PFF has accepted the proposal the answer of the Turkish
Cypriot mayor of Nicosia is expected.
How do people feel about the opening?
PANAYIOTIS Christodoulides, owner of a womens clothes shop owner in Ledra
Street believes, Some will lose and some will profit from this opening. I am
afraid that people might prefer to shop from the other side because clothes are
thought to be cheaper there
Chrysanthos Trokkoudes, a wellness centre health and gift shop owner feels the
opening of Ledra will be a breath of fresh air, and will be a great relief, not
just for our job. Nicosia is the only divided capital, not everything has to do
with money, this will be a multi-faceted good, it will strengthen the ties of
both communities as they will be in more contact with each other like they used
to be years ago. The opening is a good ice-breaker, and I believe that people
that are against the opening are like black and white televisions.
Michalakis Orphanides, owner of an opticians, believes that A lot has been
said over the last ten years about the opening; I will be cautious and believe
it when I see it. I want Ledra to open not just trade-wise because I believe
prices will be the same, but for better communication between the two communities.
It will be rejuvenation for the area.
On the other hand, Fanos Pavlides,84, a souvenir shop owner next to the Ledra
crossing strongly believes that ,They want to steal our tourism, I am against
the opening. This whole Ledra story is a midsummer nights dream.
But Nikos, an ice cream parlour owner believes that The opening will do good
to business and enhance the relations between Greek and Turkish Cypriots.
Stavros, 50, a shop owner in Ledra Street, is not happy, however: You cant
have a city where a tourist will be forced to show his/her ID to enter the same
country, by doing so you are implying that the Cyprus problem is no longer
existent. They have set up to open the street to show their good intentions but
in fact theyre going back on ideals and values of the country which should
never have been compromised in such a way. They are implementing a plan that
started in 1992, the Nicosia Master Plan, which would be better off being
called the Nicosia Master Disaster.
CYPRUS
MAIL 15/03/08
Erdogan letter to EU 26
TURKISH Prime
Minister Recep Tayyip Erdogan has sent a letter to 26 EU leaders stating that
the Annan plan is the basis for future negotiations for the solution of the
Cyprus problem.
Cyprus did not get one.
Erdogans Greek counterpart Costas Karamanlis, responding to the development
yesterday, said the Annan plan had been rejected by the overwhelming majority
of Greek Cypriots and no longer constituted a basis for negotiations.
The Greek Prime Minister referred to a recent statement made by Erdogan during
Karamanlis visit in Ankara, in which he said that the Annan plan was not a
basis for discussion.
I want to reiterate that Turkeys EU course depends on certain criteria and
preconditions which have been expressed with clarity in EU decisions, he
concluded.
CYPRUS
MAIL 15/03/08
Developers move on Tylliria
anticipating checkpoint opening
By
Jacqueline Theodoulou
LAND developers
are showing an interest in the Pyrgos Tylliria area, now that the prospect of
the Limnitis checkpoint opening appears firmly on the agenda.
Citing sources yesterday, Phileleftheros newspaper claimed that in the past
year, land developers from Nicosia have been showing great interest in the
area, prepared to offer astronomical prices for land.
According to the daily, the offered price for the area nears 340,000 per donum
and developers have been approaching the few land owners of Tylliria over the
past few months asking to purchase properties.
The general consensus is that the virgin tourist market of Tylliria will become
vastly popular once the Limnitis checkpoint is opened.
With the opening of the checkpoint, the journey from Nicosia to Pyrgos will be
slashed from the current three hours to just 50 minutes.
A developer told the paper: The beautiful and unused area of Tylliria will in
essence become a suburb of the capital. Businessmens aim is to transform the
area into a destination for older and financially stronger people, as Ayia Napa
and Protaras have been turned into a destination mainly for the young.
The Tylliria areas natural and untarnished beauty, coupled with the fact that
it combines mountains with the sea, makes the area unique and irresistible to
land developers.
What is expected to happen is the creation of luxury estates on the Kato
Pyrgos hills and not mass housing groups, the developer said.
The areas residents unwillingness to part with their land has for a long time
been a well-known fact.
This situation is expected to change now, as the issue created by the Limnitis
checkpoint has pushed investors into sky-rocketing their offers, the developer
concluded.
CYPRUS
MAIL 15/03/08