Rusya’nın Abhazya adımı Kıbrıs’ta tutarlılık gerektiriyor

Kıbrıs’ta yeni bir sürece girilirken Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden olan Rusya’nın bu çerçevede oynayacağı rolü merak ediyoruz. Hatırlanacaktır, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs sorununa çözüm çabasının niçin akamete uğradığını anlatan son raporu Moskova tarafından bloke edilmişti. 
Rusya’nın bunu niçin yaptığı da ortada. Son çözüm sürecini bozan Rumlardı. Ruslar ise bu hususun Genel Sekreter’in ağzından resmiyet kazanmasını istemiyorlar. Bu da Moskova’nın Kıbrıs konusunda tarafsız olmadığını gösteren somut bir kanıttır.
Peki Moskova, Kıbrıs’ta “Hristofyas dönemi” açılırken nasıl bir rol oynayacak? Sovyetler Birliği dönemi sonra ermeseydi kuşkusuz komünist olan Rumların yeni liderine büyük sempati duyardı. Ama o günler geçti.
Bu yeni dönemde tarafsız olabilecek mı? Yoksa, Annan’ın raporu çerçevesinde ayyuka çıkan taraflı tutumunu sürdürecek mi? Aslında Moskova, tarafsızlığını ve iyi niyetini kanıtlamak için kendi eliyle altın bir fırsat yaratmış bulunuyor.

Rusya’nın Abhazya adımı
“Sınırdaş” ve “soydaş” olsa bile bizde izlenmeyen bir bölge varsa o da Kafkasya’dır. Bu nedenle de geçen hafta bölgede meydana gelen bir gelişme gözlerden kaçtı. Moskova, Bağımsız Devletler Topluluğu kapsamında 1996 yılında, Gürcistan’ın talebiyle, “ayrılıkçı” Abhazya’ya karşı uygulanmasına karar verilen ambargoyu tek taraflı olarak kaldırdı.
Rusya’nın bu adımı tabii ki Kosova ile ilintilidir. Kosova’nın bağımsızlığını engelleyemeyen Moskova’nın bu yoldan Batı’ya karşı “rövanşist” bir adım attığı ortada.
Tabii, gerekçesi ne olursa olsun, Moskova’nın bu adımı Türkiye’deki Abhazya kökenli vatandaşlarımızı çok sevindirdi.  Nitekim, İstanbul’daki “Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi” Başkan İrfan Argun bu sevinci yaptığı yazılı bir açıklamayla ortaya koydu. Argun’un, geçen hafta yayımladığı açıklamasında yer alan aşağıdaki sözleri, ayrıca, Kosova-Abhazya bağlantısını da ortaya koydu:
“17 Şubat 2008 tarihli Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesi akabinde ve ilk planda Abhazya’ya yapılan böyle bir jesti, beklenen bağımsızlığın tanınması sürecinin de kısa sürede önünü açacağının bir işareti olarak görüyor ve bekliyoruz.
Abhazya’nın yıllardır hem yerli halkının özgürlüğü (seyahat-iletişim-ekonomik) hem de diyasporadaki akrabalarının atavatanlarıyla olan ilişkilerindeki en büyük engel bu şekilde kalkmış oldu. Camiamıza hayırlı olmasını diliyoruz.”

Ankara bir şey söylemez
Yakın ilişki içinde olduğumuz Gürcistan ile “Kafkas/Abhaz lobisi” arasında sıkışan, ayrıca kendi içinde “ayrılıkçılık” ile mücadele eden Ankara’nın bu konuda fazla bir şey söylemesi  beklenmiyor.
Aslında söyleyebilecek durumda olsaydı, Rusya’ya attığı bu adımla tutarlı olması için KKTC’ye karşı uygulanan uluslararası ambargoyu da tek taraflı olarak kaldırması gerektiğini hatırlatabilirdi. Bölgesel çıkarlarını kollamak durumunda olan Türkiye’nin söylemeyeceğini böylece biz telaffuz etmiş olalım.
Bu arada, bu adımı atmakla Moskova’nın kendi vatandaşlarına da hizmet edeceğini eklemek isteriz. Bugün Güney sahillerimiz ile Kıbrıs Ruslardan geçilmiyor. Rusya’nın Kıbrıs konusunda atacağı her tarafsız ve olumlu adım, hem çözüme katkıda bulunacak hem de kendi vatandaşları için yatırım imkânlarını ve diğer olanakları genişletecektir. 
Fakat Rusya, çok farklı siyasi-ekonomik çıkarlara dayanan bugünkü Rum yanlısı tavrını sürdürmeye kararlıysa, başka bir ifadeyle, kendince nedenlerden dolayı bu konuda tarafsız olamayacaksa, bizce Kıbrıs işine hiç bulaşmasın daha iyi.

SAMIH IDIZ MILLIYET 10/03/08

 

"Türkiye yeni plan sunacak" iddiası

ANNAN PLANI'NDAN FARKI YOK"... Fileleftheros, Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir plan hazırlığı içerisinde olduğunu ve bu planın Cumhurbaşkanı Talat'ın Hristofyas ile yapacağı görüşmede Kıbrıs Rum tarafına sunulması ihtimalinin bulunduğunu öne sürdü. Gazete, Türkiye'nin hazırlamakta olduğu bu planın temel unsurlarının, Annan Planı'ndan farklı olmayacağını, tek farklı şeyin taşıdığı isim olacağını savundu

Rum basını; Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında

mart ayı sonunda gerçekleşmesi beklenen görüşmede ele alınacak konular ile Kıbrıs sorununa ilişkin yaşanan gelişmelere ilişkin yorum haberlere geniş yer verdi ve Rum Dışişleri Bakanı Markos Kipiranu ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun yapmış oldukları açıklamaları aktardı.

Fileleftheros; "Kıbrıs Sorununa İlişkin Plan Tezgahta" başlığı altında vermiş olduğu bir yorum haberinde; Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir plan hazırlığı içerisinde olduğunu ve bu planın Cumhurbaşkanı Talat'ın Hristofyas ile yapacağı görüşmede Kıbrıs Rum tarafına sunulması ihtimalinin bulunduğunu iddia etti.

Gazete; Rum hükümet kaynaklarına dayandırarak verdiği haberinde; Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yeni bir plan hazırlığı içerisinde olduğuna dair bilgilerin yabancı diplomatlar tarafından Rum hükümetine iletildiğini belirterek, Türkiye'nin hazırlamakta olduğu bu planın temel unsurlarının, Annan Planından farklı olmayacağını, tek farklı şeyin taşıdığı isim olacağını savundu.

Türkiye'nin böyle bütünlüklü bir plan hazırlayarak Rum tarafına sunması ihtimalinin Rum hükümetini endişelendirdiğini de belirten gazete, Türkiye'nin bu girişimlerini göğüsleme senaryoları ile uğraşan Rum hükümetinin, 8 Temmuz anlaşmasında ısrar edeceğini kaydetti.

AB: Herkes ve her şey için çözüm

Gazete; bir diğer haberinde ise; Avrupa Birliği'nin, BM çatısı altında başlaması öngörülen Kıbrıs sorununa ilişkin görüşmelerin sonucunda, "2008 yılı içerisinde herkes ve her şey için çözüm bulunmasını" hedeflediğini yazdı.

Gazete; Avrupa Birliği'nin, 2008 yılı içerisinde Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması ve bunun akabinde de Türkiye'nin AB sürecinin Kıbrıs sorunundan kurtulmasını umut ettiğini ifade ederek, Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in de, Kıbrıs'a gerçekleştireceği ziyareti, Lokmacı kapısının açılması yönünde varılacak bir anlaşma ile ilişkilendirdiğini iddia etti.

Avrupa Komisyonu'nun, Lokmacı kapısının açılmasını sadece siyasi anlamda değil, restorasyon çalışmaları için 100 bin Euro'luk kaynak sağlayarak maddi anlamda da destekleme niyetinde olduğunu belirten gazete; her halükarda AB'nin Kıbrıs sorununda üstleneceği rolün BM'nin çabalarını destekleyici nitelikte olacağını vurguladı.

Gazete; AB'nin Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında üstleneceği rolün ne olacağı konusunun, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barrosso'nun muhtemelen gelecek cuma günü Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ve salı günü de Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu ile yapacağı görüşmelerde gündeme gelmesinin beklendiğinin de altını çizdi.

Kipiranu: Lokmacının açılmasının

anahtarı Türk tarafında

Öte yandan Alithia gazetesi; Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu'nun, Lokmacı kapısının açılması konusunda önceki gün açıklamada bulunduğunu ve Lokmacının açılmasının anahtarının Türk tarafının elinde olduğunu söylediğini yazdı.

Habere göre, Kiprianu, "Ledra kapısının açılmasının anahtarı Türk tarafının elindedir. Kıbrıs hükümeti şu anda sadece beklemektedir. Kıbrıs Türk liderliğinin gerçek niyetleri Hristofyas-Talat görüşmesinde ortaya çıkacaktır" şeklinde konuştu.

Lokmacı'nın açılabilmesi için "uyulması gereken bazı ön koşulların bulunduğunu" iddia eden Kiprinau; "olumlu mesajlar gelmektedir, temaslara başlamaktayız, ancak nihayetinde konunun Başkan Hristofyas ile Sn. Talat arasındaki görüşmede aydınlanacağına inanıyorum" dedi.

Kiprianu; Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın "Limnidi" (Yeşilırmak) kapısının açılması konusuna da özel ilgi gösterdiğini söyleyerek, "bizim tarafımızda iyi niyet mevcuttur ancak uluslararası faktörler diğer tarafa da bazı öğütler vermelidirler" ifadelerini kullandı.

Mavru hazır olduğunu yineledi

Gazete; Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru'nun da, önceki gün, Lokmacı'nın açılmasına ilişkin yaptığı açıklamada; siyasi karar alınması halinde Lokmacı'nın beş gün içerisinde yaya geçişlerine hazır hale getirileceğini yinelediğini yazdı.

Habere göre, Mavru; Lokmacı'nın açılması için Lefkoşa Rum Belediyesi olarak hazır olduklarını ve Hristofyas-Talat görüşmesinin sonucunu beklediklerini belirterek, siyasi kararın alınması halinde kapının açılması çalışmalarının ilk aşamasının 5 gün içerisinde tamamlanacağını vurguladı.

Mavru; ilk aşamada geçiş güzergahı üzerindeki binaların duvarlarının güçlendirileceğini, ikinci aşamada ise binaların tam onarımına geçileceğini kaydederek, bu işler için gerekli ödeneğin Avrupa Komisyonu tarafından sağlanacağını ifade etti.

Mavru, ayrıca, BM'nin de gerekmesi halinde maddi katkıda bulunmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.

Simerini ise, konuya ilişkin haberi, "Müzakere Sahnesi - Kıbrıs Sorununa İlişkin Yeni Girişim Kapıda - Lefkoşa Belediyesi Hazır" başlıkları altında verdi.

Mahi ise, haberini, "Yeni Haberler Hristofyas-Talat Görüşmesinden Sonra - Dışişleri Bakanı Niyetlerin Burada Belli Olacağını Söylüyor" başlıklarıyla yansıttı.

KIBRIS 10/03/08

 

2008'de Türkiye'den KKTC'ye 790 milyon YTL'lik yardım

EN BÜYÜK YATIRIM ELEKTRİK ALTYAPISINA... İhalesi ve ödemesi KKTC mevzuatına göre yapılacak 233 milyon 050 bin 487 YTL tutarındaki Lefkoşa kaynaklı projeler arasında başta "Elektrik Altyapılarının Tamamlanmasına Katkı Projesi" bulunuyor. Ankara kaynaklı 10 milyon YTL'lik yatırımın dışında bu proje için ayrıca Lefkoşa kaynaklı 58 milyon YTL de yatırım yapılacak

Türkiye Cumhuriyeti, 2008 yılında KKTC'ye 790 milyon 209 bin 728 YTL yardım yapmayı planlıyor. Bu miktarın 312 milyon 750 bin 487 YTL'si altyapı yatırımları, 152 milyon YTL'si de Savunma ödenekleri için hibe şeklinde yapılacak. Ayrıca 108 milyon YTL'si reel sektör projelerine 100 milyonu da cari bütçede kullanılacak 324 milyon YTL'lik kredi de verilecek.

Türkiye Cumhuriyeti 2008 yılı bütçesinden KKTC'deki yatırımlar için 561 milyon YTL ödenek ayırdı. Ancak yatırımlar için 2008 yılında ayrılan para, toplam emanetler ve geriye dönüşlerle birlikte 790 milyon 209 bin YTL'ye yükselecek.

2008 yılında kesinleşen 360 altyapı ve 100 reel sektör projesi bulunuyor. Bu rakamın, yıl içinde yeni açılacak projelerle birlikte 500'ü aşması bekleniyor.

Geçtiğimiz 2007 yılında ise yapılması planlanan 791 milyon 780 bin 105 YTL'lik yardımdan 557 milyon 205 bin 909 YTL'si kullanılabildi. Kur değişmelerinden kaynaklanan kayıp sonrasında iadeler ve faiz gelirleriyle birlikte toplam 218 milyon 125 bin 386 YTL 2008 yılına devredildi.

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Yardım Heyeti'nce yayımlanan kitapçıklara göre bu yıl içinde savunma ödenekleri için 152 milyon 475 bin 14 YTL, altyapı projeleri için de 312 milyon 750 bin 487 YTL hibe yapılacak. Türkiye Kalkınma Bankası'nın sağlayacağı teşvik kredilerinin miktarı 43 milyon 159 bin 270 YTL olacak. Krediler ise 281 milyon 824 bin 956 YTL.

Bu yıl verilecek kredilerden 100 milyon 872 bin 158 YTL'si cari bütçe açığına; 37 milyon 952 bin 798 YTL'si Taşınmaz Mal Komisyonu giderlerine katkı, 108 milyon YTL'si reel sektöre ve 35 milyon YTL de mali sektör için kullanılacak.

Protokol

Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in 22 Şubat'ta imzaladığı "2008 Mali Yılında Türkiye Cumhuriyeti Kaynaklarından Finanse Edilecek KKTC Projelerine İlişkin Protokol"de Türkiye'nin sağlayacağı yardım ve kredilerin kullanım esasları belirlenmişti.

KKTC'deki yatırımlar için devredenlerle birlikte toplam 312 milyon 750 bin 487 YTL harcanacak 2008'de, Ankara kaynaklı projelerin tutarı 79 milyon 700 bin, Lefkoşa kaynaklıların toplamı da 233 milyon 50 bin 487 YTL olacak.

İhalesi de ödemesi de TC mevzuatı çerçevesinde Türkiye'de yapılacak 79 milyon 700 YTL tutarındaki Ankara kaynaklı projeler içinde en büyük harcama ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Giderlerine Katkı Projesi'ne 25 milyon YTL olarak yapılacak. Bunu 13 milyon 700 bin YTL ile Ercan Havaalanı SMART Projesi izliyor. Karayolları Master Plan Uygulama Projesi için 10 milyon YTL ayrıldı. Elektrik Altyapılarının Tamamlanmasına Katkı Projesi için ayrılan miktar da 10 milyon YTL.

Ankara kaynaklı projeler arasında "yeni baraj, ana isale hatları ve diğer su etüt proje ve yatırımları projesi; nirengi ağı oluşturulması projesi, İTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu yatırım giderlerine katkı projesi, eğitim kurumları oluşturulmasına katkı projesi, Lefkoşa belediyesi merkez çarşısı, otoparkı ve cami yapımına katkı projesi" de bulunuyor.

Lefkoşa kaynaklı projeler... En büyük yatırım elektrik altyapısına

İhalesi ve ödemesi KKTC mevzuatına göre yapılacak 233 milyon 050 bin 487 YTL tutarındaki Lefkoşa kaynaklı projeler arasında ise başta Elektrik Altyapılarının Tamamlanmasına Katkı Projesi bulunuyor. Ankara kaynaklı 10 milyon YTL'lik yatırımın dışında bu proje için ayrıca Lefkoşa kaynaklı 58 milyon YTL de yatırım yapılacak.

Lefkoşa-Güzelyurt Duble Yolu 3. Etap (Yılmazköy-Kalkanlı-Güzelyurt) Projesi için harcanacak miktar 28 milyon YTL. Diğer yolların yapımı için de 13 milyon 500 bin YTL harcanacak.

İçme suları, isale hatları, şebeke ve türbin yenileme ve dere ıslahı için de yaklaşık 11 milyon YTL ödenek ayrıldı.

Lefkoşa kaynaklı projeler arasında "radyo ve TV yayıncılığın geliştirilmesi, hizmet binaları yapımı, geliştirme ve tamamlama, sosyal güvenlik otomasyonuna katkı, kamu yönetiminin geliştirilmesi ve AB uyum çalışmalarına katkı, belediyelerin altyapısına katkı, Pile köyünün geliştirilmesi, eski eserlerin restorasyonu, çevre master planı, kıyı alanları master planı, atık su arıtma hizmetlerinin geliştirilmesi, toplu sosyal konut projelerinin altyapılarına katkı, Devlet Tiyatrosu binası yapımı, Merkezi Cezaevi'nin geliştirilmesi, Salamis Antik Kenti kazısına katkı, modern sulama sistemlerinin geliştirilmesine katkı, hayvancılığın ve organize hayvan barınaklarının geliştirilmesi, gençlik kamplarının geliştirilmesi, Devlet Basımevi'nin, Devlet Laboratuarı'nın, Milli Arşiv'in, Polis'in geliştirilmesi" gibi irili ufaklı 62 proje daha bulunuyor.

108 milyon YTL reel sektör projelerin

108 milyon YTL kaynak ayrılan 2008 reel sektör projeleri arasında, "turizmin ve özel ilgi turizminin

geliştirilmesi projeleri, yarım kalan otellerin tamamlanması projesi, üniversitelerin ortak tanıtımı ve eğitimin geliştirilmesine katkı projesi, Ercan Havaalanı'ndan toplu taşımacılık yapılmasına katkı projesi, tarım sektörünün geliştirilmesi projesi, sanayi sektörünün desteklenmesi projesi, işçi yatı evleri yapan işveren ve belediyelere kredi projesi, Girne Ecevit Caddesi'nin yeniden düzenlenmesi projesi, Girne sahil şeridi yolları yapımı, etüt ve projesi ile Güzelyurt belediye çarşısının öğrencilere yönelik tamir ve tadilatına katkı ve açık amfi tiyatro yapımına katkı" gibi 22 proje yer alıyor.

2007'de yapılan yardımlar

Türkiye Cumhuriyeti bütçesinden geçtiğimiz 2007 yılında KKTC'ye yapılan yardımların ayrıntılarının

yer aldığı kitapçığa göre 791 milyon 780 bin 105 YTL yardım planlandı ancak bu miktardan yıl içinde, kredi geri dönüşlerine ilişkin döviz hesaplarında oluşan kur farklarıyla geri dönüşler için başlangıçta öngörülenden yılsonunda gerçekleşmeyen tutarlar nedeniyle, 9 milyon 880 bin 16 YTL'lik azalma oldu ve böylece 2007'de kullanılabilecek toplam kaynak miktarı 781 milyon 900 bin 88 YTL olarak gerçekleşti.

2007'de bu tutardan 557 milyon 205 bin 909 YTL'si kullanılabildi ve sonuçta yıl içinde kur değişmelerinden kaynaklanan 6 milyon 684 bin 802 YTL kayıp sonrasında, iadeler ve faiz gelirleri olarak 116 bin 9 YTL'nin de eklenmesiyle toplam 218 milyon 125 bin 386 YTL 2008'e devredildi.

Devreden miktarların tamamına yakınının, geçen yıl taahhüde bağlanarak devam eden ve yeni yıla sarkan mükellefiyetlerin karşılığı olduğu belirtildi.

Büyükelçi Kurttekin'in temennisi

Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi ve Yardım Heyeti Başkanı Türkekul Kurttekin, kitapçıkta yer alan

önsözde, "Kaynakların etkin kullanımına yönelik olarak gelinen nokta, henüz yeterli düzeyde olmayıp, önceki yıllarda yaşanan sorunların da (projelerin zamanında hazırlanamaması, ihalelerde yaşanan gecikmeler veya iptaller, kabul edilebilir projelerin üretilememesi ya da zamanında sunulmaması, projelerin uygulanmasında karşılaşılan sorunların çözümünde gecikmeler vb.) halen devam etmekte olduğu görülmektedir" ifadelerini kullandı.

Kurttekin, 2008'de gerekli önlemlerin zamanında alınması dilek ve ümidini belirtti.

Türkiye'nin geçen yıl KKTC'ye ayırdığı 791 milyon 780 bin 105 YTL kaynaktan yıl içinde beklenen reel sektör kredi geri dönüşleri tahminine göre 9 milyon 880 bin 17 YTL tutarında eksik gerçekleşti ve böylece KKTC'ye 2007'de tahsis olunan toplam kaynak miktarı, yıl sonunda 781 bin 900 bin 88 YTL oldu.

Bu tutarın 27 milyon 818 bin 418 YTL'si Ankara kaynaklı olarak yürütülen projelere ve Türkiye

Kalkınma Bankası teşvik ödemeleri için Türkiye'de kullanıldı; 598 milyon 483 bin 363 YTL'si KKTC'ye nakit olarak transfer edildi ve yıl içinde transfer edilemeyen 155 bin 598 bin 307 YTL ise Türkiye'de bütçe emaneti olarak 2008'e devretti.

KKTC'ye transfer olan miktarın 529 milyon 387 bin 491 YTL'si, geçen yıl içinde fiilen kullanıldı; 62 milyon 411 bin 70 YTL nakit emaneti ise KKTC'de 2008 yılına devredildi.

Geçen yılki yardımlarda, kur farkı nedeniyle toplam 6 milyon 684 bin 802 YTL kayıp yaşandı. Banka hesaplarına iadeler ve faiz gelirleri toplamı ise 116 bin 9 YTL oldu ve bu miktar da bu yıla devretti.

Böylece, 155 milyon 598 bin 307 YTL'si Türkiye'de bütçe emanetinde ve 62 milyon 527 bin 79 YTL'si KKTC'de devreden nakit olmak üzere toplam 218 milyon 125 bin 386 YTL tutarında kaynak, 2008'e aktarıldı.

2007'de Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, Sivil Savunma Teşkilatı, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı elektrik giderleri için ve Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın cari giderleri için toplam 21 milyon 150 bin YTL transfer ödeneği olmak üzere toplam 125 milyon YTL ödenek öngörüldü. Önceki yıllardan devreden emanetler 8 milyon 625 bin 730 YTL, mahalli kaynaklardan 2 milyon 897 bin 158 YTL olmak üzere toplam 136 milyon 522 bin 889 YTL kaynağın 120 milyon 47 bin 875 YTL'si harcandı; geri kalan 16 milyon 475 bin 14 YTL'si KKTC bütçesi emanet hesaplarında 2008'e devredildi.

Yine geçen yıl 290 milyon 952 bin 186 YTL'lik yatırım projeleri ödeneğinden imzalanan ek protokolle 20 milyon YTL ödenek azaltılarak kredi ödeneklerine aktarıldı. Geri kalan miktarın 41 milyon 433 bin 122 YTL'si Ankara kaynaklı, 116 milyon 884 bin 586 YTL'si de Lefkoşa kaynaklı projelere harcandı. 96 milyon 566 bin 878 YTL Türkiye'de bütçe emaneti, 16 milyon 67 bin 600 YTL ise KKTC'de nakit olarak 2008'e devretti. Devredilen toplam rakam, 116 milyon 9 bin YTL'lik geri dönüş, iade ve yılsonu faiz gelirleriyle birlikte 112 milyon 750 bin 487 YTL oldu.

Türkiye'den KKTC'ye 2007'de kredi ödemeleri için ayrılan toplam kaynak miktarı 229 milyon 662 bin 771 ABD Dolar'ıydı. Bu miktarın 179 milyon 84 bin 587 doları cari bütçe ve Taşınmaz Mal Komisyonu giderlerine katkı; 12 milyon 645 bin 922 doları Cypfruvex, Telefon Dairesi ve Toprak Ürünleri Kurumu'nun borçlarının ödenmesi ve 22 milyon 354 bin 543 doları da reel sektörün desteklenmesi amaçlarıyla kullanıldı.

Reel sektörün desteklenmesi kapsamında 2007'de 29 milyon 243 bin 460 YTL harcandı.

TC Kalkınma Bankası kredileri

Türkiye Kalkınma Bankası, 2007 boyunca 10 firmaya 93 milyon 778 bin 729 YTL'lik teşvik kredisi kullandırdı. Bu yatırımcılardan 4'ünün KKTC, 4'ünün TC, 2'sinin de TC-KKTC uyruklu olduğu belirtildi.

2001 yılında ön tahsisi yapılan ve Türkiye Kalkınma Bankası'nca 39 milyon 476 bin 754 YTL kredi

tahsis edilen Gündoğdu Ltd. ve Tutis Turizm Ticaret Seyahat A.Ş.'ye İskele bölgesinde vaat edilen arsaların kesin tahsis işleminin KKTC hükümetince 2007'de de yapılmadığı; İskele bölgesinde 576 ve 770 yatak kapasiteli 2 otel öngören projeler ve yatırımcıların 6 yıldır bekletildiği belirtildi.

Türkiye 2001-2005 yılları arasında KKTC Kalkınma Bankası teşvik kredileri için 20 milyon ABD Doları nakit olarak gönderdi. 2002-2006 arasında bu miktarın 15 milyon doları KKTC Teşvik Fonu'na aktarıldı. 2001'den bakiye 5 milyon dolar, 2006'da kullanılmadığı için KKTC Merkez Bankası'ndaki hesapta 2007'ye devretti. Bu miktar reel sektörün desteklenmesi kapsamında kullanılacak. Bu fon kaynaklı kredi kapsamında 4 sağlık, 10 turizm, 2 eğitim, 20 sanayi ve 1 tarım olmak üzere toplam 37 firmaya 30 milyon 670 bin 922 YTL kredi tahsis edildi. Ancak firmalardan dördü zamanında başvurmadığı için kredileri iptal edildi ve böylece canlı kredi tutarı 24 milyon 251 bin 98 YTL oldu.

2007'de 4 milyon 452 bin 987 YTL; 2002-2007 döneminde ise genel toplam olarak 22 milyon 796 bin 997 YTL ödeme yapıldı. Canlı kredilerden kullanılmayan bakiye 1 milyon 454 bin 101 YTL de fon hesaplarında 2008'e devredildi.

KIBRIS 10/03/08

 

KKTC standı Avrupa 3'üncüsü oldu

Tuğçe ÜLKÜ-TAK

ITB Berlin 2008 Turizm Fuarı, dün tamamlandı. Fuarda, 11 bin katılımcı arasında yapılan yarışmada, KKTC standı, Avrupa'da en iyi üçüncü stant seçilerek ödüle layık görüldü.

Katılımcı ülkelerin devlet ve hükümet yetkililerinin de hazır bulunduğu ödül töreninde, KKTC adına ödülü, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Hasan Kılıç aldı.

Yarışmada, Avrupa dalında Yunanistan birinci, Güney Kıbrıs ise ikinci geldi. Ödül töreninde, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve KKTC yetkilileri, yan yana gelip, ödüllerini birlikte aldılar.

Bakanlık Müsteşarı Hasan Kılıç, bir çok ülkeyi geride bırakmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, ödülün uluslararası platformda önemli bir prestij ve tanıtım olduğunu vurguladı.

Standın organizasyondan sorumlu olan Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Almanya Turizm Koordinatörü Önal Dorak ise; emeklerinin karşılığını almanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, bu başarının ülke tanıtımına büyük katkı koyacağını dile getirdi.

Turizm planlamaları çerçevesinde toplantı

Öte yandan, 2008 - 2009 yılı turizm planlamaları çerçevesinde, bakanlık ve sektör temsilcileri, Kıbrıs Türk Hava Yolları yetkilileri ve Alman tur operatörleri önceki gün bir toplantı yaptı.

Toplantıda, Alman tur operatörleri, Kuzey Kıbrıs'a turist göndermede, ulaşım ücretleri ve diğer konularda yaşadıkları bazı sıkıntıları gündeme getirirken; yetkililer, buna çözüm üreteceklerini ifade ettiler.

Toplantıyı BRT ve TAK'a değerlendiren Bakanlık Müsteşarı Hasan Kılıç, çeşitli hatalar nedeniyle kaybedilen Almanya pazarını yeniden kazanmak istediklerini, bunun için de ulaşım sorununu çözmek gerektiğini söyledi.

Sadece Türk Hava Yolları ile ulaşım sağlamayla Almanya pazarında tutunmanın mümkün olmadığını vurgulayan Kılıç, alternatif olarak KTHY'yi de devreye sokmak istediklerini, ancak fiyatları makul bir seviyeye indirmek zorunda olduklarını ifade etti.

"Ulaşım sorununu çözmede kararlıyız"

"Ulaşım sorununu çözmede kararlıyız. Bunu çözemezsek, turizmden bahsetmek boşuna" diyen Kılıç, KTHY ile görüşmeleri, ülkede de devam ettireceklerini, eğer sonuç alınamazsa, 2009'un kaybedilebileceğini belirtti.

Fiyatların yanında tanıtımın da önemine işaret eden Hasan Kılıç, özel ilgi turizmini dünyaya daha çok duyurarak ülkenin doğal güzelliklerini tanıtmak istediklerini söyledi.

Kılıç, Türkiye'nin de kendileri için önemli pazar olduğunu vurgulayarak, tam anlamıyla giremedikleri bu pazar için 9 ilde geniş bir tanıtım ve reklam kampanyası başlatacaklarını sözlerine ekledi.

ITB Berlin Fuarının kapanması ardından, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Hasan Kılıç, dün yurda döndü. Sektör temsilcileri ile KKTC heyetinin diğer üyeleri, ise yurda bugün dönecek.

KIBRIS 10/03/08

 

Rum Dışişleri Bakanı’ndan çözüm mesajı

Kıbrıs Rum yönetiminin yeni dışişleri bakanı Markos Kipriyanu, çözüm sürecinde inisiyatifin, Rum ve Türk halklarında olması gerektiğini belirtti.

NTV

Güncelleme: 16:20 TSİ 11 Mart 2008 Salı

 

LEFKOŞA - NTV’nin sorularını yanıtlayan Rum Dışişleri Bakanı Kipriyanu, Ada’da çözüme yönelik yeni bir döneme girildiğini vurguladı. Kipriyanu, Birleşmiş Milletler heyetinin yapacağı temaslarla, Hristofyas-Talat görüşmesinde herşeyin yolunda gitmesi halinde, müzakerelerin kısa sürede başlayacağına inandığını belirtti.

Kipriyanu, “Biz Kıbrıslı bir çözüm istiyoruz” dedi. Rum bakan, BM Genel Sekreteri’nin boşlukları doldurduğu bir öneri değil, iki toplumun üzerinde uzlaştığı bir çözüm istediklerini dile getirdi.

Kipriyanu, Rum halkının reddettiği Annan Planı’nın da, iki halkın uzlaşmasını yansıtmadığını savundu.

 

Annan planıyla erken çözülür

"FARKLI BİR ÇERÇEVEYİ DE MÜZAKEREYE HAZIRIZ"... Kıbrıs konusunda BRT'ye açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler aracılığıyla taraflar arasında yıllarca süren görüşmeler sonucu hazırlanan Annan Planı'nın kullanılması durumunda Kıbrıs sorununun yıl sonuna dek çözümlenebileceğini söyledi. Talat, "Sonsuza dek görüşemezsiniz. Bizim önerimiz 2008 sonu ancak Rum tarafınca önerilecek farklı bir çerçeveyi de müzakereye hazırız" dedi

"YENİ DEVLET NE KKTC'NİN NE KIBRIS CUMHURİYETİ'NİN DEVAMI OLACAK"... "Biz, 2004 yılından beridir çözüme hazırız" diyen Cumhurbaşkanı, Rum liderliğindeki değişikliğin, Rum kesiminin soruna bakış açısında da değişikliğe yol açacağı umudunu dile getirdi. Varılacak bir anlaşmanın, iki kesimin eşitliğini, kurucu iki devletin eşit statüsünü ve 1960 garanti sisteminin devamını sağlaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, kurulacak olan yeni devletin ne KKTC'nin ne de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olacağını söyledi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, müzakere sürecinde Annan planının masaya gelmesi halinde, Kıbrıs sorununun yıl sonuna dek çözümlenebileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BRT'ye, Kıbrıs konusunda açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Talat, Birleşmiş Milletler aracılığıyla taraflar arasında yıllarca süren görüşmeler sonucu hazırlanan Annan Planı'nın kullanılması durumunda Kıbrıs sorununun yıl sonuna dek çözümlenebileceğini söyledi.

Kıbrıs konusunda yapılacak görüşmelerin sonuçlandırılması için bir tarih belirlenmesinin gerekliliğinin altını çizen Talat, "Sonsuza dek görüşemezsiniz. Bizim önerimiz 2008 sonu ancak Rum tarafınca önerilecek farklı bir çerçeveyi de müzakereye hazırız" dedi.

Rum Tarafı'nda yapılan seçimlerin ardından Kıbrıs Türk tarafının beklentisinin çözüm yolunda ilerleme sağlamak olduğunu söyleyen Talat, "Annan Planı"nın Rum halkı tarafından reddedilmesi bizi hayal kırıklığına uğrattıysa da, Kıbrıs Türk halkı hala çözüme olan desteğini sürdürmektedir" ifadelerini kullandı.

"Biz, 2004 yılından beridir çözüme hazırız" diyen Cumhurbaşkanı, Rum liderliğindeki değişikliğin, Rum kesiminin soruna bakış açısında da değişikliğe yol açacağı umudunu dile getirdi.

Varılacak bir anlaşmanın, iki kesimin eşitliğini, kurucu iki devletin eşit statüsünü ve 1960 garanti sisteminin devamını sağlaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, kurulacak olan yeni devletin ne KKTC'nin ne de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olacağını söyledi.

"Kurulacak yeni devlet yeni bir Ortaklık devleti olmalı" diyen Cumhurbaşkanı Talat, Türk tarafının parametrelerinin BM parametrelerine uygun olduğunu vurguladı.

KIBRIS 11/03/08

 

Roth, Ercan'dan KKTC'ye geliyor

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth önümüzdeki hafta KKTC'yi ziyaret edecek. Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in daveti üzerine doğrudan Kuzey Lefkoşa'yı ziyaret etmesinin ardından, şimdi de Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth 17 Mart'ta KKTC'yi ziyaret ederek, adanın birleşme sürecine destek verecek

Yeşiller partisi Eş Başkanı Claudia Roth önümüzdeki hafta KKTC`yi ziyaret edecek.

Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in daveti üzerine doğrudan Lefkoşa'nın Türk tarafını ziyaret etmesinin ardından, şimdi de Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth 17 Mart`ta KKTC`yi ziyaret ederek, adanın birleşme sürecine destek verecek.

Abhaber'in haberine göre, Claudia Roth, doğrudan Ercan Havalimanı'na iniş yapacağı ziyaretinin amacının, Kuzey`deki durumun değerlendirilmesi, izolasyonların ve kısıtlamaların etkilerinin tespiti olduğunu söylüyor. Roth, Güney Kıbrıs'taki seçimlerin ardından ziyaretin boyut değiştirdiğini ifade ederek durumu Berlin Duvarı'nın yıkılış sürecine benzetti.

Roth şöyle konuştu:

"Şimdi ziyaret farklı bir boyuta büründü. Bir tarafın diğerine olan düşmanca tutumunu ortaya koymaktan çok, iki taraf arasında köprülerin kurulmasına katkı sağlanabilir ya da tarafların birbirleriyle iletişim kurması, Talat`la görüşülmesi, adanın birleşmesi, izolasyonların kaldırılmasına olanak sağlanabilir. Bu elbette çok kolay olmayacaktır. Çok sayıda sorunla karşılaşılabilir. Ama Kıbrıslılar artık izolasyonların kaldırılmasına yönelik itirazlara yeter demiştir. Tıpkı Almanya`da olduğu gibi. Doğu Almanya`daki insanlar, biz halkız dediler ve bu durum duvarın yıkılmasına katkı sağladı."

Roth, Dimitris Hıristofyas'ın seçilmesinden daha çok, Rumların eski başkanı Papadopulos`un 'hayır' demesine dikkat çekerek "Eski başkan Papadopulos inatla, uzun bir süre Annan Planı'nı bloke etmişti ve seçimlerden mağlup çıktı. Bence, Papadopulos´un birinci turda bile seçilememiş olması gerçekten üzerinde önemle durulması gereken bir husustur. Birinci turdan iki aday çıktı. Biri eski Komünist Partinin genel sekreteri, diğeri de Liberal-Konservatif Parti'nin adayıydı. Ve her iki aday da adadaki barış ve yakınlaşma politikasının sözünü verdiler" diye konuştu.

Claudia Roth'un ziyareti dört gün sürecek, Roth'a Yeşiller Partisi'nden Türk kökenli milletvekili Özcan Mutlu da refakat edecek.

KIBRIS 11/03/08

 

Talat: Kıbrıs Türk tarafı sorunları çözmeye hazır

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Annan Planı'nın hazırlanmasında gönüllü olarak görev yapan komite üyeleri onuruna dün akşam Girne Dome Hotel'de resepsiyon verdi, komite üyeleriyle sohbet etti.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca'nın da hazır bulunduğu geceye, Annan Planı döneminde kamuda çalışıp şu an itibarıyla emekli olan komite üyeleri katıldı.

Gecede, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda gelinen aşamaya ilişkin bilgi de verdi.

"Sorunu çözmeye hazırız"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, gecede yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının, Annan Planı döneminde olduğu gibi, Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymaya bugün de hazır olduğunu vurguladı.

"Biz nasıl ki geçmiş yıllarda hazırdık; tüm varlığımız, gücümüz ve kapasitemizle Kıbrıs sorununu çözmek için iyi niyetle çalıştık, bugün de çalışacağız. Çalışmaya hazırız mesajını vermek istedik. Bundan da daha önemlisi o dönemde yeterince teşekkür edemediğimiz gönüllü katılımcı komite üyesi arkadaşlara teşekkür etmek istedik" diyen Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türkü'nün Annan Planı döneminden sonra önemli bir deneyim kazandığını kaydetti.

"Dünyanın ayıbı"

Annan Planı döneminde Kıbrıs Türklerinin büyük bir tecrübe yaşadığını, bütün dünyaya çözüm istediğini gösterdiğini, ancak Rum tarafının uzlaşmaz tutumunda ısrar ettiğini ve dünyanın da buna ses çıkarmayarak büyük bir ayıp işlediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat şöyle konuştu:

"Annan Planı'nı yaşadığımız dönemden bu güne zaman geçti. Bu süreçte çok önemli şeyler yaşadık. Bir kere çok önemli, çok büyük deneyimler yaşadık. Kıbrıs Türk insanının ortaya koyduğu kararlılık ve bunun arkasından dünyanın o ilk büyük olumlu tepkisi ve bunun eyleme dönüşememesi sıkıntılarını yaşadık. Kıbrıs Türkü, büyük kararlılık ve özveriyle birçok sorunu göze alarak birçok sıkıntıyı göze alarak benimsediği, kabul ettiği uluslararası çözüm çabası ve bu çabanın ortaya çıkardığı irade, sonuçta Kıbrıs Rum tarafının reddetmesiyle Kıbrıs'ta çözümü gerçekleştiremedik. Ancak ne garip bir çelişkidir ki aynı zamanda ilginç bir ironidir. Bu güne kadar bütün dünyayı çözüm istediklerine dair ikna etmiş bulunanlar birden bire dünyaya bu şoku yaşattıktan sonra kendilerini toparlama gayreti içinde büyük bir çaba içine girerek ellerinde bulunan bütün avantajları kullanmışlar, ellerine geçirdikleri bütün imkânları kullanmışlar ve Kıbrıslı Türklerin daha ileriye gidememesi hiç olmazsa yaşadıkları sıkıntı ve izolasyondan kurtulamamaları için ellerinden geleni yapmışlar ve belli ölçüde de bunu başarmışlardır. Bu aslında dünyanın bir ayıbıdır. Dünyanın mahcup olması gereken bir gerçekliktir. Dünyayla birlikte hareket eden, dünyanın anlayışla karşıladığı ve destek verdiği bir yolda yürüyen ve sonuçta da hiç olmazsa yaşadığı tecritten kurtulmayı bekleyen bir halka dünya bunu vermemiş, vermek istememiştir veya verme kabiliyetine sahip olamamıştır. Ne olursa olsun sebebi, gerçek değişmiyor. Bu gerçek bu güne kadar yaşadığımız bütün sorunların, bütün sıkıntıların bugün geldiğimiz noktada tekrar analizi mecbur kılmaktadır."

"Yeni bir sürecin başlangıcına gelindi"

Gelinen aşamada yeni bir sürecin başlangıcına gelindiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs'ta yapılan ve "ilginç" olarak tanımladığı başkanlık seçimine değinirken de, seçimin sonucuyla ilgili olarak herkesin, Rum halkının çözümsüzlük politikasına prim vermediğini dile getirdiğini ve kendisinin de bu görüşte olduğunu ifade etti.

Talat, çözümü gerçekleştirebilmenin kesinlikle mümkün olmadığı bir liderin seçimi kaybettiğini de kaydetti.

Cumhurbaşkanı Talat, bu konuda şöyle konuştu:

"Güney Kıbrıs'ta ilginç bir seçim yaşandı. Herkes bunu Kıbrıs Rum halkının çözümsüzlük politikasına prim vermemesine bağladı. Ben de aynı kanaatteyim. Kıbrıs'ta çözümü gerçekleştirmenin kesinlikle mümkün olmayacağı bir lider bugün seçimi kaybetti ve yerine gerçi o dönemde yaşadığımız sıkıntıların nedenlerinden bir tanesi olan, ama sonraki dönemde Kıbrıs sorununun çözümü için çalışacağını dile getirdiği için dünyanın sempatisini kazanan ve dünyaya Kıbrıs'ta barış istediğine dair izlenimler yaratan bir lider seçim kazandı.

BM yakında devreye girecek

Bu sonucu, barış ve Kıbrıs sorununu çözmek isteyen Kıbrıslı Türkler de sonuna kadar kullanmak ve sorununu çözmek için değerlendirmektedir."

Yakında BM'nin yeni bir girişim başlatmasının beklendiğine vurgu yapan ve Rum tarafının da, Türk tarafı gibi, çözümden yana bir tavır içerisine girmesi beklentisini dile getiren Cumhurbaşkanı Talat, şöyle dedi:

"Bugün geldiğimiz aşamada siyasi partilerimizle ve Türkiye ile yaptığımız değerlendirmelerle geldiğimiz noktada, Kıbrıs Türk tarafı olarak biz müzakerelere hazır olduğumuzu duyurduk. Bu müzakereler başlar başlamaz, onu şu an için bilemiyorum, ancak her şart altında Kıbrıs sorununun çözümünün bir gereklilik olduğu tüm dünya tarafından kabul edildiğine göre, bir son çaba olarak olsa bile bir girişim olacağı hemen hemen kesinleşmiştir.

Bütün diplomatik bilgiler yakında Birleşmiş Milletler'in devreye gireceğini göstermektedir. BM devreye girerken elbette ki yanında çözümü gerçek anlamda arzulayan ve bunun için birçok aşamayı katleden Kıbrıs Türkü'nü bulacaktır.

Aynı tutumu Rum tarafından da bekliyoruz. Bu konuda bir ilerleme sağlayabilirsek, biz bütün varlığımız ve kapasitemizle yeni bir sürece hazırlanmak üzere düşüncelerimizi oluşturuyoruz."

KIBRIS 11/03/08

 

 

Kiprianu'nun açıklamaları olumlu havaya katkı yapmamıştır

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu'nun Kıbrıs konusundaki talihsiz açıklamalarının gerek adada gerekse uluslararası camiada oluşturulmaya çalışılan olumlu havaya katkı yapmadığını belirtti.

Dışişleri Bakanlığı Basın Merkezi aracılığıyla yazılı açıklama yapan Avcı, Kiprianu'nun, Kıbrıs sorunundaki son gelişmelere ilişkin Haravgi gazetesine hafta sonu verdiği demeci değerlendirdi:

Kiprianu'nun demecinde yer alan temelsiz iddialarına işaret eden Bakan Avcı, "Üzülerek belirtmek gerekir ki özellikle Annan Planı'nın geçmişte kaldığının Türkiye tarafından anlaşıldığına dair temelsiz iddiaları Kıbrıs sorununa nasıl baktığını ve başlaması beklenen müzakere sürecinde sergileyeceği tavrı açıkça göstermektedir.

Kiprianu, bir yandan federasyondan bahsederken, diğer yandan hala muhatap olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni görmekte ve inandığını iddia ettiği federasyonun ortağı olan Kıbrıs Türk tarafını ise görmezden gelmeye çalışmaktadır. Rum Bakan için asıl meselenin, Türkiye Cumhuriyeti'nin Annan Planı'na dair tutumu değil, Kıbrıs sorununu Türkiye ile çözme gayreti olduğu anlaşılmaktadır."

"Umut kırıcı..."

Dışişleri Bakanı Avcı, Rum bakanın çözümsüzlüğün muhasebesini yaparken, eski lideri Tasos Papadopulos'a toz kondurmaması bir yana, Hristofyas'ın seçilmesinin Rum tarafının temel görüşlerini değiştirmeyeceğini belirtmesinin gerçekten umut kırıcı olduğunu ifade etti.

Beklentilerinin, Güney'deki seçimlerin bir vitrin tanziminden fazlasına yol açması olduğunu belirten Avcı, Güney Kıbrıs'ta başa gelen yeni yönetimin, Kıbrıs'ı çözümsüzlüğe mahkûm eden bu anlayıştan hızla uzaklaşarak, Kıbrıs Türk halkının demokratik iradesi ile oluşturulan kurumlarını muhatap almasını beklemenin en tabii hak olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, şöyle devam etti:

"Kiprianu'nun esas merak etmesi gerekenin, Türkiye'nin değil, ilerde ortaklık kuracağı Kıbrıs Türk tarafının Annan Planı, Kıbrıs sorunu ve tüm diğer meselelere dair görüşleri olmalıdır.

Kıbrıs Türk tarafını yok sayan sakat Rum politikası bugüne kadar çözüm arayışlarına ve barışa hizmet etmemiştir.

Bunda ısrar edilerek çözüme ulaşılması mümkün olmayacaktır.

Umudumuz bu hususun Rum liderliğince iyice kavranmasıdır."

KIBRIS 11/03/08

 

Talat ve Hristofyas 21 Mart’ta görüşecek

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, 21 Mart Cuma günü saat 10.00’da görüşecek.

AA

Güncelleme: 04:56 ET 12 Mart 2008 Çarşamba

 

LEFKOŞA - Talat ve Hristofyas görüşmesinin gündemini belirlemek üzere bugün BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’in Lefkoşa ara bölgedeki ikametgahında bir araya gelen Talat’ın Özel Temsilcisi Özdil Nami ve Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu’nun görüşmesi sona erdi.

 

Görüşmede, Talat ve Hristofyas’ın 21 Mart Cuma günü saat 10.00’da Möller’in ikametgahında görüşmesi kararlaştırıldı.

KKTC’NİN BEKLENTİSİ BÜYÜK
Kıbrıs Türk tarafı, bu görüşmeden beklentisinin oldukça yüksek olduğunu belirtti.

İki liderin yapacağı ilk görüşmeye büyük önem veren Türk tarafı, görüşmeden, “önlerini görmeye yarayacak verileri elde etmeye” çalışacak.

Türk tarafı, Kıbrıs sorununun önümüzdeki süreçte alacağı şeklin, Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkmasını da bekliyor.

KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dünkü basın brifinginde Talat-Hristofyas görüşmesinden ne beklediklerine dair şunları söylemişti:

“Kıbrıs Rum tarafındaki liderlik değişiminin politik bir tutum değişikliği anlamına gelip gelmediğini; yeni Kıbrıs Rum liderliğinin 8 Temmuz sürecini (Tasos) Papadopulos gibi bir oyalama süreci olarak ele alıp almayacağını ve Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm arayışı peşinde olduklarını bu görüşmede öğrenmeye çalışacağız. Bizim için bu veriler, Kıbrıs sorununun nasıl seyredeceğinin göstergeleri olacaktır. Biz bu verilere bu görüşmede ulaşmaya çalışacağız.”

STEFANU: KKTC DIŞARIDA GÜÇLENMEYE ÇALIŞIYOR
Bu arada, Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Stefanos Stefanu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) yurt dışında güçlenmeye çalıştığını söyledi.

KKTC’nin İsrail’de ticaret ofisi açma hazırlığıyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Stefanu, Türkiye ve KKTC’nin, “sahte devlet” olarak nitelediği KKTC’yi yurt dışında güçlendirmek için çeşitli yollar izlediklerini kaydetti.

İsrail’de ticaret ofisi açılması konusunun birkaç ay önce ortaya çıktığını kaydeden sözcü, konu Rum yönetiminin bilgisine gelince İsrail hükümeti nezdinde girişimde bulunulduğunu ve diplomatik girişimlerin sürdüğünü bildirdi. Sözcü, şunları söyledi:

“Bu konuyu yakından izliyoruz. Bu girişim bizim açımızdan ‘sahte devleti’ yasal ve siyasi olarak tanıma anlamına gelmiyorsa da her türlü girişim yapıldı. Bununla birlikte bu esasen siyasi bir konudur, biz bunu böyle görüyoruz.”

Talat'la Hristofyas 21 Mart'ta buluşacak

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas 21 Mart Cuma günü saat 10.00'da görüşecek.

Talat ve Hristofyas görüşmesinin gündemini belirlemek üzere bugün BM  Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in Lefkoşa ara  bölgedeki ikametgahında bir araya gelen Talat'ın Özel Temsilcisi Özdil  Nami ve Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun görüşmesi sona erdi.

Görüşmede, Talat ve Hristofyas'ın 21 Mart Cuma günü saat 10.00'da  Möller'in ikametgahında görüşmesi kararlaştırıldı.

TÜRK TARAFI UMUTLU

İki liderin yapacağı ilk görüşmeye büyük önem veren Türk tarafı,  görüşmeden "önlerini görmeye yarayacak verileri elde etmeye" çalışacak.

Türk tarafı, Kıbrıs sorununun önümüzdeki süreçte alacağı şeklin Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkmasını da bekliyor.

KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dünkü basın brifinginde Talat-Hristofyas görüşmesinden ne beklediklerine dair şunları söylemişti: "Kıbrıs Rum tarafındaki liderlik değişiminin politik bir tutum  değişikliği anlamına gelip gelmediğini; yeni Kıbrıs Rum liderliğinin 8 Temmuz sürecini Tasos Papadopulos gibi bir oyalama süreci olarak ele alıp almayacağını ve Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm arayışı peşinde  olduklarını bu görüşmede öğrenmeye çalışacağız. Bizim için bu veriler Kıbrıs sorununun nasıl seyredeceğinin göstergeleri olacaktır. Biz bu verilere bu görüşmede ulaşmaya çalışacağız."

RUM YÖNETİMİ: KKTC GÜÇLENMEYE ÇALIŞIYOR

Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Stefanos Stefanu da, KKTC'nin yurt dışında güçlenmeye çalıştığını söyledi.

KKTC'nin İsrail'de ticaret ofisi açma hazırlığıyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Stefanu, Türkiye ve KKTC'nin, “sahte devlet” olarak nitelediği KKTC'yi yurt dışında güçlendirmek için çeşitli yollar  izlediklerini kaydetti.

İsrail'de ticaret ofisi açılması konusunun birkaç ay önce ortaya çıktığını kaydeden sözcü, konu Rum yönetiminin bilgisine gelince İsrail hükümeti nezdinde girişimde bulunulduğunu ve diplomatik girişimlerin  sürdüğünü bildirdi. Sözcü, şunları söyledi: “Bu konuyu yakından izliyoruz. Bu girişim bizim açımızdan 'sahte  devleti' yasal ve siyasi olarak tanıma anlamına gelmiyorsa da her türlü girişim yapıldı. Bununla birlikte bu esasen siyasi bir konudur, biz bunu  böyle görüyoruz.”

HURRIYET 12/03/08

 

Haftaya görüşüyorlar

TÜRK TARAFININ HAZIRLADIĞI BİR PLAN YOK... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Türk tarafının hazırladığı bir çözüm planı bulunmadığını belirterek, Rum basınının spekülatif ve çelişkili haberler yayınladığını, bu haberlerin çoğunun da aslının olmadığını söyledi

"BEKLENTİMİZ OLDUKÇA YÜKSEK"... Kıbrıs sorununun ilerleyen süreçte alacağı şeklin Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkmasını beklediklerini kaydeden Erçakıca, Talat-Hristofyas görüşmesinden beklentilerinin oldukça yüksek olduğunu kaydetti

NAMİ-YAKOVU GÖRÜŞMESİ BUGÜN... Erçakıca, görüşmenin gündemini belirlemek üzere CTP-BG Milletvekili Özdil Nami ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun, bugün saat 10:00'da, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Möller'in ara bölgedeki ikametgahında bir araya geleceğini de bildirdi

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas'ın gelecek hafta içersinde görüşmelerinin kesinleştiğini açıkladı.

Kıbrıs sorununun ilerleyen süreçte alacağı şeklin Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkmasını beklediklerini kaydeden Erçakıca, Talat-Hristofyas görüşmesinden beklentilerinin oldukça yüksek olduğunu söyledi.

Erçakıca, Talat-Hristofyas görüşmesiyle ilgili ön hazırlıkları yapmak ve görüşmenin gündemini belirlemek üzere Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi, CTP-BG Milletvekili Özdil Nami ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun, bugün saat 10:00'da, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Möller'in ara bölgedeki ikametgahında bir araya geleceğini de duyurdu.

Nami ile Yakovu'nun sadece Talat-Hristofyas görüşmesinin gündemini belirlemekle kalmayacağını ümit ettiklerini dile getiren Erçakıca, "içeriğe de girilmesini sağlamaya çalışacağız" dedi.

"Saptamaya çalışacağız"

Haftalık basın brifinginde konuşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs Rum tarafındaki liderlik değişiminin, politik bir tutum değişikliği anlamına gelip gelmediğini; Kıbrıs Rum liderliğinin, 8 Temmuz sürecini, eski başkanları Papadopulos gibi bir "oyalama süreci" olarak ele alıp almayacağını ve Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm arayışında olduklarını bu görüşmede saptamaya çalışacaklarını kaydetti.

Rum tarafının Kıbrıs sorununda nasıl bir çözüm arayışında olduğunu ortaya çıkaramayabileceklerini belirten Erçakıca, lider değişikliğinin politik bir değişiklik anlamına gelip gelmediğini anlamaları gerektiğini, kendi davranışlarını buna göre oluşturacaklarını ifade etti.

"Çok yoğun müzakere süreci öngörüyoruz"

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Erçakıca, önceki akşam, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Annan Planı'nın hazırlanmasıyla ilgili çalışmaların yapıldığı dönemde ilgili komitelerde gönüllü olarak çalışan kişileri bir resepsiyonla bir araya getirdiğini kaydetti ve Talat'ın, komitelerdeki üyelere, içinde bulunulan aşamayla ilgili açıklamalar yaptığını aktardı.

Bu buluşmanın, "yeni dönem içerisinde hazır olun" mesajı verme niteliği taşıdığını da belirten Erçakıca, yeni dönemde de çok yoğun, katılımcı ve iki halkın bütün kapasiteleriyle katılacağı bir müzakere süreci ön gördüklerini söyledi.

Ban'a gönderilen mektup

Kıbrıs Türk tarafının BM Genel Sekreteri Ban-Ki Moon'a gönderdiği, Kıbrıs sorunun esaslarıyla ilgili mektubu anımsatan Erçakıca, bunu yardımcı bir unsur, tartışmaların daha somut olmasını sağlayacak bir araç olarak gördüklerini belirtti. Mektupta Türk tarafının tutumunun genel olarak anlatıldığını ifade eden Erçakıca, tutumlarının bir çerçevesini çizmek istediklerini vurguladı. Erçakıca, "Yeni Kıbrıslı Rum lidere, uluslararası arenada bu konuya ilgili gösterenlere, önümüzdeki haftalarda artık adaya gelmesi beklenen BM değerlendirme misyonuna yardımcı olma tutumuydu bu" dedi.

Bunun, bazı Kıbrıslı Rum liderler ve Kıbrıs Rum basınındaki bazı eleştirmenler tarafından "Kıbrıs Türk tarafının tutumunu katılaştırması, pozisyon almak" olarak değerlendirildiğini belirten Erçakıca, Hristofyas ve görevlendirdiği diğer kişilerin, çok daha ayrıntılı, görüşme sürecini bloke edici, verimsiz hale getirici demeçlerine tanık olduklarını dile getirdi ve Hristofyas'ın, Atina ziyaretinde söyledikleriyle benzeşen, meclis konuşmasının buna bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu'nun, İngiliz ve İsveçli meslektaşlarıyla görüşürken ortaya koyduğu çizgilerin de çok katı ve ilerleyen süreci bloke edici, esneklikten yoksun bir yaklaşım içerdiğini anlatan Erçakıca, "Bizim bu mektubumuzu eleştiri konusu yapanlar, önce bu demeçlere dikkat etmelidirler" dedi.

"Kamuoyunu katılaştırma, süreci verimsizleştirir"

Kıbrıs Türk tarafının, mektubu, diplomatik kanallar içerisinde, diplomatik tartışmalarda kullanılması için ilettiğini, kamuoyunda bir pozisyon almak için kullanmadığını ifade eden Erçakıca, ancak Rum tarafının kamuoyunu şekillendirmek istediğini belirtti ve kamuoyunu katılaştırmaya çalışmanın görüşme sürecini verimsizleştiren başlıca unsur olduğunu anlattı.

"Türk tarafının hazırladığı bir çözüm planı yok"

Türk tarafının hazırladığı bir çözüm planı olmadığını da açıklayan Erçakıca, Rum basınının spekülatif ve çelişkili haberler yayınladığını, bu haberlerin çoğunun aslının olmadığını söyledi.

Bir soru üzerine, başlayacak görüşme sürecinde Annan Planı'nın masada olup olmayacağının Yakovu-Nami görüşmesinden ziyade Talat-Hristofyas görüşmesinin gündeminde bulunacak bir tartışma olduğunu belirten Erçakıca, bu konunun ön hazırlığı anlamındaki bir tartışmanın, Nami-Yakovu arasında yapılmasına bir engel olmadığını; ancak bunu kendi istekleri kadar Rum tarafının isteklerinin de belirleyeceğini kaydetti.

Rum yönetiminin, Papadopulos döneminde, Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili olarak Avrupa Komisyonu aleyhine Avrupa Toplulukları Mahkemesi'nde açtığı dava hakkında herhangi bir gelişme olup olmadığı yönündeki bir soruyu yanıtlarken de Erçakıca, bu konuyla ilgili henüz bir girişimlerinin olmadığını söyledi ve Hristofyas'a biraz zaman tanımak düşüncesinde olduklarını belirtti.

Erçakıca, bu konunun, Güney Kıbrıs'ta bir lider değişiminin herhangi bir politik tutum değişikliği getirip getirmeyeceği sorusunun somut bir ölçütü olabileceğini de söyledi ve bu konunun Hristofyas'ın Kıbrıs Türk toplumuna olumlu mesajlar vermesi için önemli bir fırsat olduğunu, bunu değerlendirmesini umduklarını ifade etti.

KIBRIS 12/03/08

 

How would you like it if Hamas opened an office here?
By Jean Christou

THE CYPRIOT ambassador to Israel has likened the opening of a ‘TRNC’ trade office in Tel Aviv to Hamas opening a representative office in another country.

According to reports in Israeli newspaper Haaretz, the Cyprus embassy in Tel Aviv has asked Justice Minister Daniel Friedmann to prevent the breakaway state from opening the trade office in co-operation with Dov Weissglas, who served as bureau chief to former prime minister Ariel Sharon.

Cypriot ambassador to Israel George Zodiates met on Monday with senior officials at the Foreign Ministry to express Cyprus’ opposition to the move, the paper said.

“How would you respond if Hamas went to another country and asked to open a representative office there?” Zodiates told Haaretz. “I am not saying the Turks are terrorists, but this is an illegal entity that is trying to use Israeli laws in order to further its policy.”

An official letter to Israel said Nicosia would see the establishment of a Turkish Cypriot trade office as a blow to its sovereignty, according to Haaretz.

Zodiates said the opening of the trade office could be blocked by Israel if it wanted to, but Israel has taken the stance that the office would constitute a private business and not be recognised politically.

“Even if the office is not granted diplomatic status, it will still encourage tourism in hotels in northern Cyprus that were stolen from their Greek Cypriot owners, or the purchase of real estate that was also stolen by the Turks,” Zodiates said.

“Recently, only Syria has agreed to Ankara's request to upgrade relations with northern Cyprus, by instituting an illegal ferry connection, and it would not look good for Israel to join that club,” he said, adding that the move would undermine relations between Cyprus and Israel.

Michalis Firillas, a staff columnist with Haaretz, described Zodiates in a separate article as normally “a mild mannered man”, but said he had “held nothing back” in this instance.

Firillas there have been voices in the Israeli establishment calling for recognition of the ‘TRNC’ in order to curry favour with Ankara. “Not surprisingly those suggesting this are primarily from the defence establishment,” he said.

The article said that even though the trade office would not have political recognition, it would carry out 75 per cent of the work of any normal embassy.

Turkish Cypriot press said yesterday that last December both Israeli President Shimon Peres and Foreign Minister Tzipi Livni had reassured Cyprus that they had decided to reject the Turkish request.

Yesterday, the government said it was keeping a close eye on issue.

Spokesman Stefanos Stefanou said it had been raised with Israel some months ago and representations had been made.

“We are following this issue closely and all necessary efforts are made, despite the fact that for us this specific action does not politically and legally upgrade the pseudostate. However, this is a primarily political issue and we address it as such,” Stephanou concluded.

CYPRUS MAIL 12/03/08

 

Top aides to meet on Ledra Street
By Jean Christou

PRESIDENTIAL Commissioner George Iacovou will meet today with Ozdil Nami, senior aide to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat to discuss new Cyprus talks and the opening of Ledra Street.

Preparations are already under way at the crossing point on the Greek Cypriot side, where computers and office equipment were newly evident inside a small office next to the National Guard post at the end of the shopping street.

Iacovou and Nami will meet at the residence of UN Chief of Mission Michael Moller inside the United Nations Protected Area (UNPA) at the old Nicosia Airport.

Today’s meeting is expected to be a preparatory discussion to work out the exact date the two leaders, Talat and President Demetris Christofias, can meet.

Turkish Cypriot press yesterday quoted Nami as saying everything had been prepared for the meeting.

“I do not think that my job is difficult in front of an old wolf like Iacovou, because all kinds of lessons have been learned from the past and the incidents of the past. We are now looking to the future,” Nami said.

Government Spokesman Stefanos Stefanou said the main issue to be discussed today would be the opening of Ledra Street and another crossing point at Limnitis in the northwest of the island.

“We hope that the optimism and our expectations will be reaffirmed and we that we will proceed in such a way so that a political decision will be taken during the meeting of President of the Republic with Mr Talat for opening the Ledra Street, which is a priority, without forgetting that our side hopes that other crossing points will also gradually open along the ceasefire line,” Stefanou said.

The Spokesman said opening Ledra Street was designed to create a better climate for the resumption of Cyprus negotiations.

Because preparations have been under way for the opening since Christofias was elected, it is assumed Ledra Street will be opened immediately once the two leaders announce their agreement to do so during their upcoming meeting.

The crossing is expected to be officially opened in ten days.

CYPRUS MAIL 12/03/08

 

Annan plan bickering dampens hopes for talks
By Jean Christou

THE optimism that new Cyprus talks would get off to a flying start lost some of its shine yesterday when statements by both sides indicated the road to rapid progress could stumble over the corpse of the Annan plan.

The euphoria that followed the election of a new president on the Greek Cypriot side began to fade when the Turkish Cypriots started raising the specter of the failed UN blueprint.

This was followed by total rejection of the plan as a basis for negotiation by the Greek Cypriot side.

With only a week or so to go before the two leaders are to meet face to face, Government Spokesman Stefanos Stefanou yesterday expressed regret over “the stance of the Turkish and the Turkish Cypriot side”.

He said the positions of the Turkish side were contrary to expectations for the resumption of negotiations on the basis of the July 8, 2006 agreement.

Stefanou said the Turkish Cypriot side’s continued references to two peoples and two states were not optimistic and undermined the efforts to create the appropriate political climate for the meeting between the two leaders.

The meeting is due to take place between March 17 and 24, but the exact date has not yet been fixed.

“We expect the meeting of the President with Mr Talat to clarify our positions,” said Stefanou. “The President of the Republic will go to his meeting with Talat with good will and be ready to work hard.”

But he made it clear the Greek Cypriot side had no intention of “going back to unacceptable situations” that were rejected by the people.

In the north, Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat said a comprehensive solution could be found to the Cyprus problem by the end of 2008 if the Annan plan, “which was a huge body of work”, was taken as a basis for a solution.

“We have been ready for a solution since 2004. Our unchanged position is to solve the Cyprus problem in a comprehensive way,” Talat said.

Asked whether the Annan plan and the July 8 agreement would be on the table once the talks between the two leaders start, Talat said they were not mutually exclusive.

“The Annan plan was a comprehensive settlement plan prepared at the end of years long negotiations, while the July 8 process was just an agreement on procedure,” he said, adding that former President Tassos Papadopoulos had used the agreement as a delaying tactic.

Stratfor Strategic Forecasting, in a new analysis on Cyprus, said yesterday prospects for reunification were the brightest that they have been since the Annan plan was rejected n 2004.

“But that does not mean the future is bright. There are too many involved interests who hold a veto over an underlying process that has little to do with Cyprus itself,” it said.

Stratfor said while talk and optimism were “all the rage in Turkey, Greece and Cyprus these days”, the likelihood of any movement on the core issue was small due to Cyprus’ EU membership.

“Greek Cypriots have no reason to compromise on any particular point in negotiations. They hold all the cards and they know it. Christofias may be more willing to talk about reunification than Papadopoulos was, but that hardly means he is itching to make concessions he does not have to make,” the report added.

“Turkey would like to see Cypriot reunification because any deal would involve injecting Turks into the Cypriot government at some level, transforming Turkey’s most implacable foe in the European Union into a partial advocate.”

Stratfor said Turkey’s bottom line was that it would pressure the Turkish Cypriots into submitting to the Greek Cypriots, but only in exchange for something worth its while from the EU.

“As Turkey’s thinking goes, if the Europeans want help on Cyprus, they’re going to have to belly up to the bar,” it concluded, but with France and Germany opposed to Turkey’s accession this was not likely to transpire.

“The prospects of serious talks on Cypriot reunification may be bright, but the chances of success remain dim,” it said.

CYPRUS MAIL 12/03/08

 

Kyprianou in talks with Milliband

PROSPECTS for a political settlement in Cyprus and preparations for a visit to London by President Demetris Christofias were the key issues discussed during a meeting in Brussels on Monday between Foreign Minister Markos Kyprianou and his British counterpart David Miliband.

The two Ministers discussed prospects relating to the Cyprus problem, a forthcoming meeting between Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat and the expected visit of a UN delegation to Cyprus.

“I informed the Foreign Secretary about our fundamental positions on a UN-brokered agreement of July 2006, I explained that the UN-proposed solution plan, the Annan Plan, cannot be on the negotiating table and stressed that we will not accept 'virgin birith' – the establishment of a new state in Cyprus, as part of an overall settlement,” said Kyprianou.

The Foreign Minister said that during the meeting, both sides expressed a desire to improve relations between the two countries. “I was given the opportunity to explain our position on the Cyprus problem, and on other issues which can improve bilateral relations, both within the European Union as well as on a bilateral level,” the Cypriot Foreign Minister pointed out.

On the sidelines of the EU Foreign Ministers’ meeting in Brussels, Kyprianou met his counterparts from Spain, Luxembourg and Denmark. He was also due to meet High Representative for Foreign Policy, Security and Defence Javier Solana and Enlargement Commissioner Olli Rehn.

CYPRUS MAIL 12/03/08

 

Nasıl zarar veriyor

 

 

hurriyet.com.tr

 

 

Cep telefonlarındaki radyasyonun beyne zarar verdiği biliniyor. Peki nasıl...

 

Nasıl zarar veriyor

 

 

 

 

 

 

 

Bilimadamları cep telefonun yaydığı radyasyonun beyinde çeşitli hasarlara yol açtığı sonucuna

ulaştı. Bilimadamlarının yaptığı bilimsel açıklama şöyle: Beynin kan damarlarını besleyen endotel hücreler,

 cep telefonlarının yaydığı radyasyondan ciddi ölçüde hasar görüyor.

Bu durum beyindeki kan çeperlerinde tahribat yaratıyor. Sonuçta hasar gören kan çeperleri

kanın içindeki zararlı maddeleri ayıklama fonksiyonunu kaybediyor. Böylece kanın içindeki

zararlı maddeler beyne ulaşarak onarılması imkansız hasarlara neden oluyor.

HURRIYET 13/03/08

 

Günlük yaşamımız giderek islamileşiyor (1)

Her toplum, iktidarı elinde tutanların genel yaklaşımlarından, konuşma dilleri ve yaşam tarzlarından etkilenirler. Bizim toplumumuz sadece etkilenmekle kalmıyor, bir bölümü de sırf yaranmak, iktidara hoş görünerek nemalanmak için kendini onlara benzetiyor.
Sizinle bu yazıda, genel bir gözlemimi paylaşmak istiyorum.
Yanılıyor olabilirim.
Yanılıyorsam, lütfen mail atın ve beni uyarın. Eğer sizde benim gibi aynı izlenime sahipseniz, yine yazın ve görüşlerinizi benimle paylaşın.
AK Parti iktidarının özellikle 22 Temmuz seçimlerinden sonra, gerçek bir iktidar olması ve yetkilerini gerçek bir iktidar gibi kullanmaya başlaması, toplumumuz üzerindeki etkilerini artık açıkça gösteriyor..
İktidarın başından  bakanlara ve onların atadıkları bürokratlara, AKP’li belediyelerden AKP etrafından biriken ve bütün bu sistemden nemalanan kesimlere kadar, son derece yaygınlaşan bir yaklaşım farklılığını görüyorum. Bu farklılık yavaş yavaş, dalgalar halinde, toplumun diğer kesimlerine de dağılıyor.Eskiden de var olan, ancak giderek artan yeni bir yaşam ve tutum farkı ortaya çıkıyor.
Tepeden gelen direktifler veya emirlerle değil, tamamen iktidardaki kişilerin, Başbakan Erdoğan’dan başlayan ve en basit  AKP ilçe başkanına kadar, bu parti yöneticilerinin genel tutumlarının,  yaklaşımlarının topluma yansımasından söz ediyorum.

- SÖYLEM-KONUŞMA DİLİ DEĞİŞTİ: Eskiden böyle bir Türkçe kullanılmazdı. Şimdi içinde daha fazla Arapça sözcükler geçen, fazla ağdalı, Kuran’dan alıntılı bir dil kullanılıyor. Başbakan’ın konuşmalarını dinlediğinizde, tonlamalarında ,ses tonunda İmam Hatip Okulunun hafızlık derslerinin izlerini görebilirsiniz. Aynı durumu, özellikle AKP teşkilatının hatiplerinde de görebilirsiniz. Kullanılan kelimeler, yapılan örneklemeler, genel hitabet şekli giderek değişiyor. Genel bir İslamilik havası yaygınlaşıyor.
- VÜCUT DİLİ:Eskiden daha çok el sıkışılırdı. Son yıllarda bir öpüşme merakı almıştı. Her önüne gelen, tanıdık tanımadık herkes birbiriyle öpüşür olmuştu. Şimdi ise, daha mesafeli bir duruş var. En moda olanı da, elini kalbine götürüp selamlaşmak, MHP’lilerde de kafa tokuşturma tercih ediliyor. Hele kadınlara el uzatmak çok riskli olduğu için, genelde başla selamlaşılıyor.
- YEME İÇME: Alkol, giderek masalardan kalkıyor. Sırf ne kadar müsamahalı olduklarını göstermek için, kenarda köşede tutuluyor. Biri isterse servis yapılıyor, ancak o kadar. Böyle bir istekte bulunabilmeniz için, ya çok cesur veya gözünüzü kara olması gerekiyor. Genelde ayran, portakal suyu veya çeşitli meyve sularıyla yemek yeme  yaygınlaşıyor.
- GİYİM-KUŞAM:Çarşaf azalıyor, buna karşılık türban ve topuklara kadar uzun manto modası hızla yaygınlaşıyor. Büyük bölümü son derece zevksiz, adeta perdeye sarılmış gibi giyiniliyor. Moda evleri artıyor. Reklamları görülüyor ve adeta tek tip giyim kuşama kayılıyor. Erkeklerde ise, büyük bir değişiklik yok.  Eskiden beri tarikat sembolleriyle dolaşanların dışında kalanlar aynı klasik çizgillerini sürdürüyor.
- GÜNLÜK YAŞAM: Eskiden de vardı da, şimdi biz daha dikkat ettiğimizden dolayı mı gözümüze çarpıyor, yoksa gerçekten de arttığı için mi dikkatimizi çekiyor bilemiyorum, ancak harem-selamlık düzeni yaygınlaşıyor. Sadece kadınların girdiği plajlara, havuzlara, alkolsüz otellere daha çok rastlanıyor. Hele Cuma namazına gidenlerin sayısında büyük bir patlama yaşanıyor. İşin garibi, eskiden gitmeyenler de, şimdi gider oldular. Merakla ramazanı bekliyorum. Bakalım nelerle karşı karşıya kalacağız ?
- MEDYA:Dini değerleri ön plana çıkaran, İslam ve İslam dünyasına çok daha önem veren gazete ve televizyon sayısında son derece önemli bir artış var. Hem sayıca, hem de tiraj açısından gittikçe daha geniş bir nüfusa hitap ediyorlar. Yayınları da, dikkat çekecek derecede dindarlaşıyor, söylemleri İslami değerlere vurgu yapıyor.
- KAPİTAL: Aynı kesimin kendi zenginini de yaratmaya başladığını gözlüyorum. Arka arkaya dindar işletmeler kuruluyor. Eskiden yüzüne bakılmayacak olanlar şimdi büyük ihalelere giriyorlar ve büyük paralar kazanıyorlar. Çalıştırdıkları işçi sayısı arttıkça, onların aileleri de aynı havaya kendilerini kaptırıyorlar.


Hangi kesimler toplumu islamlaştırıyor ?
Yazımın başında da dikkatinizi çektiğim gibi, bu eğilim AKP’nin emirleri, gizli veya açık direktifleriyle olmuyor. Tepeden aşağıya doğru bir başka yaşam tarzı kendiliğinden yayılıyor.
İktidar partisinden kaynaklanan bu yaşam biçimini bir misyoner gibi köpürtenler var. Bir diğer kesim ise, eskiden cesaret edemezken şimdi ortaya çıkanlar..  ve nihayet bir de, çıkarlarını korumak ve nemalanmak için akıma katılanlar var.
İşin bu yanını da yarınki yazımda ele almaya çalışacağım. 

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 13/03/08

 

Kuzey Irak Kıbrıslı Türklerin 'Tel Aviv ofisi'ni örnek alabilir

Kuzey Irak Kıbrıslı Türklerin 'Tel Aviv ofisi'ni örnek alabilir

Kıbrıslı Türklerin Tel Aviv'de ticaret ofisi açma çabası İsrail'in başını derde sokabilir. Kosovalı Arnavutlar ve Iraklı Kürtler de aynı yolu izlemeye kalkışabilir ki, ikinci seçenek Ankara'nın hiç hoşuna gitmeyecektir

13/03/2008 RAIKAL

Mıchalıs Fırıllas

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Arap-İsrail ihtilafıyla ilgisiz protestoları nadiren alır. Dolayısıyla, Kıbrıs elçisinin pazartesi gelip, Kıbrıslı Türklerin Tel Aviv'de ekonomik çıkarlar ofisi açma planlarından şikâyet etmesi karşısında yaşanan komik sıkıntıyı tahayyül etmek zor değil. Normalde ılımlı olan Büyükelçi Zodiates, açtı ağzını yumdu gözünü ve Kuzey Kıbrıs'la Hamas'ı benzeterek, Hamas bir ülkede menfaatlerini temsil eden bir ofis açsa İsrail ne derdi diye sordu. Bu durum sıcak ve düzgün giden İsrail-Kıbrıs ilişkilerini nasıl etkiler?
Kıbrıslı Türklerin Tel Aviv'de bir tür misyon açma planından bir süredir haberdar olan İsrail, böyle bir temsilin diplomatik yapıya sahip olma olasılığını başından reddetti ve Kudüs'ün, Kuzey Kıbrıs'ı bağımsız devlet olarak tanımayan 'BM kararlarına uygun davrandığında' ısrar etti.
İsrail yönetiminde Ankara'yla ilişkilere olumlu etkide bulunması için bu ülkenin tanınması çağrısı yapanlar yok değil. Fakat bunu önerenler, daha ziyade savunma teşkilatları-ndan geliyor ki, bu kişilerin diplomatik incelik ve uluslararası hukuktan pek anlamadığı da bilinir. Uluslararası hukuka karşı gelmek istemeyen birçok ülkenin sorununu anlayan Kıbrıslı Türkler ve Ankara'daki yol göstericileri böylece, ticaret ofisi senaryosuna başvurdu. Daha az tehditkâr, yasal açıdan karşı çıkması daha zor bir çözüm. Tanınma gerektirmiyor ama faaliyetleri, bir diplomatik misyonun yaptığı işin yüzde 75'ini kapsıyor: Halkla ilişkiler, ticaret, kültür alışverişi, bir devletin varlığını daha fazla duyurma. Dolayısıyla, bunun 'arka kapıdan siyaset' olmadığını savunmak iki yüzlü. Kıbrıslı Türklerin geçenlerde Roma'da yaptığı gibi dünyanın kilit başkentlerinde ofis açma çabasından oluşan çılgınca saldırının amacı 'arka kapıdan siyaset yapmak'. Yoksa kuzey Kıbrıs'taki ticaret imkânlarını öğrenmek için hiçbir yatırım-cının Tel Aviv'de ticaret ofisi- ne ihtiyacı yok: Kuzey Kıbrıs'ta şüpheli tapularla da olsa bir emlak piyasasının varlığını duymayan, zaten o emlâkları alamayacaktır.
Kıbrıslı Rumların kaygısının nedeniyse basit: Savunmasız oldukları bir ortamda tek güçleri Kıbrıs'ın egemenliği. Gerçekten de, Kıbrıslı Rumlar uluslararası alanda tanınan statülerine, kendilerini hayata bağlayan tek bağ gibi tutunuyor. 1974'teki acıların, dış müdahaleyle meşru yönetimin devrilmesi, toplumlar arası ilişkilerdeki üstün konumlarının ellerinden alınması ve Türk askerinin varlığına eklenen her türlü egemenlik ihlalini, topyekûn imha edileceklermiş gibi algılıyorlar.
Bu durum bilhassa Türk ordusunun Rumların kuzeye hareket serbestliği üzerindeki kısıtlamaları kaldırdığı 2003'ten beri, Kıbrıs'a gidenlerin gözüne batmıyor. Kıbrıs'ın karmaşık statüsü, Rumlar ve Türkler, Yunanistan ve Türkiye, Britanya, AB ve uluslararası toplum gibi öğelerse bu tartışmayı aşıyor. Fakat egemenliğin Kıbrıslı Rumlar ve Türkler için anlamını anlamak, ihtilafın mevcut halini 'takdir etmenin' başlangıcı. Bazıları ihtilafa 'sanal' diyor; son 30 yıldır şiddet yaşanmadı.
İsrail'in başı dertte ve dışişlerinden birçok kişi bunun kısa sürede geçmeyeceğinin bilincinde. Kıbrıslı Türklerin açtığı yolu izleyebilecek diğerleri ve Kıbrıs'tan daha güçlü müttefik ve komşularla yaşayabilecekleri sıkıntılardan endişe duyuyor- lar. İsrail, acemi devletçiklerini tanımadığından, Kosovalı Arnavutlar da ticaret ofisi açma seçeneğine gidebilir. Veya onlarca yıldır işbirliği yaptıkları İsrail'den artık karşılık gör-mek isteyen Kuzey Iraklı Kürtler, Tel Aviv'de ticaret ofisiyle gelecekteki bir diplomatik misyonun önünü açmak isteyebilir. Ankara buna bayılır kesin. (İsrail gazetesi, 11 Mart 2008)

 

 

Cumhurbaşkanı Talat, İKÖ zirvesine katılmak üzere Senegal'e gitti

KKTC'den dün sabah saatlerinde ayrılan Cumhurbaşkanı Talat, İstanbul ve Paris üzerinden gideceği Senegal'in Başkenti Dakar'a gece yarısına doğru vardı.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy, Dışişleri Bakanlığı'ndan Müdür/Temsilci Kemal Köprülü ile İkinci Sekreter Mustafa Davulcu'dan oluşan bir heyetle Senegal'e giden Talat, cumartesi gecesi yurda dönecek.

Eşi Oya Talat'la birlikte Senegal ziyaretini gerçekleştirecek Cumhurbaşkanı Talat'ı, Ercan Havaalanı'ndan, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Meclis Başkan Yardımcısı Ahmet Kaşif, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, bazı bakanlar ve diğer üst düzey yetkililer uğurladı.

TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un da katılacağı İKÖ zirvesinde, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da bir konuşma yapması ve temaslarda bulunması bekleniyor.

KIBRIS 13/03/08

 

Görüşme 21 Mart'ta Lokmacı gündemde

BULUŞMA GÜNDEMİ VE FORMATI KARARA BAĞLANDI... Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi lideri Hristofyas, 21 Mart Cuma günü saat 10.00'da, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında bir araya gelecek. İki liderin buluşma tarihi, Cumhurbaşkanlığı'nın Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Nami ile Hristofyas'ın temsilcisi Yakovu'nun dünkü görüşmesinde belirlenirken, liderler buluşmasının gündemi ve formatı da karara bağlandı

LOKMACININ AÇILACAĞI TARİH LİDERLER BULUŞMASINDA BELİRLENECEK... Nami-Yakovu buluşmasında, Lokmacı kapısının açılması konusunda yaptıkları görüşmenin de olumlu bir havada gerçekleştiğini belirten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Lokmacı konusunun iki liderin görüşmesi sırasında sonuçlandırılmasının beklendiğini kaydetti. Görüşmeyi değerlendiren Yakovu, Talat-Hristofyas görüşmesi sırasında karar verilebilmesi için her şeyin hazır olacağı umudunu dile getirdi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, 21 Mart Cuma günü saat 10.00'da, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ara bölgedeki ikametgâhında bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, iki liderin buluşma tarihinin, Cumhurbaşkanlığı'nın Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami ile Kıbrıslı Rum lider Dimitris Hristofyas'ın temsilcisi Yorgos Yakovu'nun dünkü görüşmesinde belirlendiğini belirtti.

Nami-Yakovu görüşmesinin olumlu bir havada gerçekleştiğini kaydeden Erçakıca, liderler buluşmasının gündeminin ve buluşmanın formatının da karara bağlandığını söyledi.

Erçakıca, temsilcilerin Lokmacı kapısının açılması konusunda yaptıkları görüşmenin de olumlu bir havada gerçekleştiğini belirtti.

Hasan Erçakıca, Lokmacı konusunun iki liderlerin buluşması sırasında sonuçlandırılmasının beklendiğini kaydetti.

Diaz: Büyük ölçüde görüş birliği

Paralel bir açıklama, Nami-Yakovu görüşmesinin ardından UNFICYP Basın Sözcüsü Jose Diaz tarafından da yapıldı.

Rum radyosunun haberine göre Diaz; Nami-Yakovu görüşmesinde Lokmacı geçidi konusunun da ele alındığını ve görüşme sırasında ele alınan diğer konularda da büyük ölçüde görüş birliğine varıldığını söyledi.

Diaz, Birleşmiş Milletler'in Nami-Yakovu görüşmesiyle ilgili açıklama yayınlayacağını da sözlerine ekledi.

Yakovu: Lokmacı konusunda

önemli ilerleme kaydettik

Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Özdil Nami ile dün BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'in konutunda gerçekleştirdikleri görüşmede Lokmacı geçidi konusunda önemli ilerleme kaydettiklerini söyledi.

Rum radyosunun haberine göre Yakovu görüşme sonrasında yaptığı açıklamada; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın görüşme tarihinin 21 Mart olduğunu doğruladı ve görüşmenin sabah saat 10.00'da Möller'in konutunda gerçekleşeceğini açıkladı.

Yakovu, Talat-Hristofyas görüşmesi sırasında karar verilebilmesi için her şeyin hazır olacağı umudunu da dile getirdiği açıklamasında "Barikat konusunda, önemli ilerleme kaydettik. Temaslarımızı Möller aracılığıyla sürdüreceğiz. Başkan Hristofyas ve Sayın Talat'ın 21 Mart'taki görüşmelerinde karar verebilmeleri için her şeyin hazır olacağı ümidini taşıyorum" dedi.

Özdil Nami'yle görüşmelerinde; Cumhurbaşkanı Talat ve Rum yönetimi başkanı Hristofyas'ın beklenmekte olan görüşmeleri konusunu ele aldıklarını belirten Yorgos Yakovu şunları söyledi:

"Prosedürel ve diğer olası konular. Açık gündem olacak. Limnidi'nin (Yeşilırmak) özellikle öne çıkarılmasıyla birlikte, diğer barikatlar konusu da ele alınacak. Kıbrıs Rum tarafı görüşmeye; 8 Temmuz Anlaşması temelinde gidiyor."

KIBRIS 13/03/08

 

 

Güney Kıbrıs'taki zihniyet değişmedi

AVCI: RUM YÖNETİMİNİN MASKESİ DÜŞTÜ... Dışişleri Bakanı Avcı, Rum yönetiminin, KKTC'nin, İsrail'in başkenti Tel Aviv'de açmayı planladığı Turizm ve Ticaret Ofisi'ni engelleme çabalarının, Güney Kıbrıs'taki zihniyetin aynen devam ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi

RUM BÜYÜKELÇİSİNDEN "HAMAS" BENZETMESİ... Rum yönetiminin, KKTC'nin Tel Aviv'de ofis açacağıyla ilgili gelişmeye sert tepki gösterdiği bildirildi. Kıbrıslı Rum Büyükelçi Zotiadis'in İsrailli yetkililere, 'Hamas başka bir ülkeye başvurarak orada temsilcilik açmak istese tepkiniz nasıl olacak? 'Türkler teröristtir' demiyorum, ama politikasını yansıtmak hedefiyle İsrail yasalarını kullanmaya çalışan yasadışı bir varlık söz konusudur' dediği bildirildi

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Rum yönetiminin, KKTC'nin İsrail'in başkenti Tel Aviv'de açmayı planladığı Turizm ve Ticaret Ofisi'ni engelleme çabalarının, Güney Kıbrıs'taki zihniyetin aynen devam ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi.

Avcı, "Seçimlerin ardından sözde 'barışçıl, çözüme taraftar' bir tavır takınan yeni Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin maskesi düşmüş ve gerçek niyeti ortaya çıkmıştır" dedi.

Konuyla ilgili olarak dün yazılı bir açıklama yapan Avcı, İsrail'de açılmakta olan KKTC Turizm ve Ticaret Ofisi'nin kapatılmasına yönelik çeşitli girişimlerde bulunan Rum yönetiminin İsrail Temsilcisi George Zodiates'in bu davranışlarının, müzakerelerin başlatılması için girişimlerin yoğunlaşacağı bir dönemin arifesinde olumlu havaya yeni bir Rum darbesi olduğunu belirtti.

Avcı, KKTC deniz limanlarının yasal olduğunun Avrupa Birliği tarafından defalarca açıklanmasına rağmen, söz konusu seferleri "yasadışı" ilan ede Rum temsilcinin gülünç duruma düştüğünü de ifade etti.

Rum yetkililerinin bu tür açıklamalarının, Rum Yönetimi'nin bilinen taktiklerini sürdüreceğini gösterdiğine dikkat çeken Avcı, şunları kaydetti:

"Her fırsatta Kıbrıs Türk halkını sosyal, ekonomik dâhil her yönden çökertmeye çalışan Rum tarafına bu olanağın kesinlikle verilmeyeceğinin altını bir kez daha çizeriz. Kıbrıs Türk halkı çözüme olan bağlılığını iyi niyetle sürdürmeye devam etmektedir. Ancak Ada'da kapsamlı bir çözüme Kıbrıs Türk tarafının tek taraflı iyi niyet girişimleriyle ulaşılamayacağını bir kez daha hatırlatırız."

Rum yönetimini endişeli

KKTC'nin İsrail'in başkenti Tel Aviv'de Turizm ve Ticaret Ofisi'ni açmayı planlaması Rum yönetimini endişelendirdi.

Rum yönetiminin gelişmeleri endişeyle izlemekte olduğu ve Güney Kıbrıs'ın İsrail'deki büyükelçisi Yorgos Zotiadis'in İsrail Dışişleri Bakanlığı'na ve Adalet Bakanı Daniel Friedmann nezdinde protestoda bulunduğu bildirildi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Tel Aviv'de KKTC temsilciliği açılmasına yeşil ışık yaktığını yazan Alithia "şirket" olarak kaydedilecek temsilciliğin kayıt işlemlerini; İsrail eski Başbakanı Ariel Şaron'un büro müdürlüğünü yapan Dov Weissglas'ın üstlenmesini "ilgi çekici" olarak niteledi.

Gazete haberi "İsrail'de de 'KKTC' Ofisi -Tel Aviv'de Ofis Açıyor -Kıbrıslı Büyükelçi'den İsrail Hükümetine Protestolar -'Hamas Başka Ülkelerde Temsilcilik Açmak İstese Ne Diyeceksiniz?'" başlığıyla yansıttı.

Alithia, Zotiadis'in İsrail Dışişleri Bakanlığı'na ve Adalet Bakanı Daniel Friedmann nezdinde protestoda bulunduğunu haber verdi, özetle şunları yazdı:

"Kıbrıs konuyla ilgili olarak İsrail'e mektup da yazdı. İsrail'deki Kıbrıslı Büyükelçi'ye göre İsrail hükümeti mesafeli duruyor, çünkü 'en küçük bir şey dahi yapamayacağını' söylüyor. Hükümet Sözcüsü önceki gün 'Türkiye ve sahte devlet çeşitli yöntemlerle; yasadışı rejimin yurtdışındaki temsilciliklerini yükseltmeyi metotluyor' dedi ve 'İtalya'da yaptıkları gibi özel hukuk ofisleri işleterek sahte devleti yurtdışında ekonomik ve turistik açıdan temsil edecek ofisler kurmaya çalışıyorlar' diye ekledi.

Sözcü devamla şunları söyledi:

'Konuyu çok yakından takip ediyoruz ve gerekli çalışmalar yapılıyor. Çünkü bize göre; bu hareket sahte devleti siyasi ve hukuki açıdan yükseltmiyor olmasına rağmen, öncelikle siyasi bir meseledir ve bu şekilde yaklaşıyoruz.'

"Hamas böyle bir ofis açmak istese!"

HAARETZ isimli İsrail gazetesi son iki gündür konuyla ilgili haberler yayınlıyor. Söz konusu gazete önceki gün Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bu gelişmeye sert tepki gösterdiğine işaret etti ve Kıbrıslı Büyükelçi Yorgos Zotiadis'in İsrailli yetkililere söylediği şu sözlerine yer verdi:

'Hamas başka bir ülkeye başvurarak orada temsilcilik açmak istese tepkiniz nasıl olacak? 'Türkler teröristtir' demiyorum, ama politikasını yansıtmak hedefiyle İsrail yasalarını kullanmaya çalışan yasadışı bir varlık söz konusudur.'

İsrail'deki Kıbrıslı Büyükelçi HAARETZ gazetesine yaptığı açıklamada; İsrail hükümetinin en küçük bir şey bile yapamayacağı şeklindeki tavrının kabul edilemez olduğunu, çünkü mevzuatın böyle bir ofisin açılmasını engelleyebileceğini' söyledi.

Yine aynı habere göre Kıbrıs geçen hafta İsrail Adalet Bakanı'na (Gideon Fischer Avukatlık Ofisi aracılığıyla) bir mektup göndererek 'Lefkoşa'nın, Kıbrıs Türk ticaret ofisi kurulmasını egemenliğine darbe olarak göreceğine' dikkat çekti. Buna paralel olarak mektupta 'böyle bir ofisin açılmasının, Kıbrıs ile İsrail arasındaki ilişkilerin önemini azaltabileceği' de belirtildi. Bu mektubun bir kopyası da İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'ye gönderildi."

Fileleftheros "İsrail'e 'Ticaret Ofisi' İle İlgili Girişimler" başlığıyla yansıttığı haberinde Rum Dışişleri Bakanlığı'nın; KKTC'nin Tel Aviv'de ticaret ofisi açma niyetiyle ilgili olarak İsrail nezdinde bir dizi girişimde bulunduğunu bildirdi.

Gazete İsraillilerin; KKTC'nin tanınması diye bir şey olmadığı yönündeki teyitlerinin Rum yönetimini tatmin etmediğine dikkat çekti ve Tel Aviv'deki Rum Büyükelçi Yorgos Zotiadis'in ve Rum Yönetimi Sözcüsü'nün söylediklerine yer verdi.

Haravgi ise haberi "Tel Aviv'de De 'Sahte-Ofis' -Hükümet: 'Girişimler ve Protestolarla Göğüsleniyor`" başlığı altında değerlendirdi.

KIBRIS 13/03/08

 

İktidar partileri görüştü!

MUTABIK KALDILAR ... CTP-BG Genel Sekreteri Kalyoncu ile AKEL Sözcüsü Kiprianu dün AKEL Genel Merkezi'nde yaklaşık bir buçuk saat süren bir görüşme yaptı. Görüşmeden sonra Kalyoncu ile Kiprianu, muhtemel çözüm süreci ve geçiş kapıları konusunda vardıkları mutabakatlar hakkında basına bilgi verdi. Kalyoncu, "8 Temmuz anlaşması çerçevesinde iki liderin bir araya gelip Kıbrıs sorununa erken ve adil bir çözüm bulunması için çaba sarf etmeleri konusunda mutabık kaldık" derken, Kiprianu da hedefin 8 Temmuz anlaşması aracılığıyla çözüme kısa sürede ulaşmak olduğunu kaydetti

İLK KAPI LOKMACI... Geçiş kapıları hakkında da konuşan Kalyoncu, iki liderin gelecek hafta bir araya geleceğini ve görüşmede Lokmacı Kapısı'nın açılmasının sağlamasının önemli bir gelişme olacağını ifade ederek, başka kapıların açılmasının da gündeme gelebileceğini kaydetti. Kiprianu da, Lokmacı Kapısı'nın açılmasının, iki topluma da Kıbrıs sorununun çözümü konusunda umut vereceği hususunda aynı görüşte olduklarını söyledi

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) ve Güney Kıbrıs'ta başkanlık seçimlerini kazanan Çalışan Halkın İlerici Partisi (AKEL), 8 Temmuz Anlaşması çerçevesinde iki liderin bir araya gelip, Kıbrıs sorununa erken ve adil bir çözüm bulunması için çaba harcama konusunda mutabık kaldıklarını açıkladılar.

CTP-BG Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu bu konuda, "8 Temmuz Anlaşması çerçevesinde iki liderin bir araya gelip, Kıbrıs sorununa, 8 Temmuz Anlaşması'nda da yazıldığı gibi, erken ve adil bir çözüm bulunması konusunda çaba sarf etmeleri ve bu çabaya bizim de katkıda bulunmamız konusunda mutabık kalmış bulunmaktayız" derken, AKEL Sözcüsü Andros Kiprianu, "İki liderin, 8 Temmuz süreci çerçevesinde görüşmelere başlamaları konusunda görüş birliğine vardık. Saptadığımız hedef; 8 Temmuz Anlaşması aracılığıyla, iki toplumun üzerinde anlaşacağı çözüme kısa sürede ulaşmaktır" ifadelerini kullandı.

CTP-BG Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu başkalığındaki CTP Merkez Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan bir heyet, dün Güney Lefkoşa'ya geçerek, parti sözcüsü Andros Kiprianu başkalığındaki AKEL Merkez Komitesi üyelerinden oluşan heyet ile görüştü.

AKEL Genel Merkezi'nde bir buçuk saat süren görüşmeden sonra Kalyoncu ile Kiprianu, muhtemel çözüm süreci ve geçiş kapıları konusunda vardıkları mutabakatlar hakkında basına bilgi verdi.

İlk sözü alan AKEL Sözcüsü Andros Kiprianu, görüşmenin CTP-BG ile rutin yapılan görüşmeler çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti.

"Güveni zedeleyecek açıklamalardan kaçınılmalı"

Görüşmede, iki tarafın da, iki toplum arasındaki güveni zedeleyecek açıklamalardan kaçınması konusundaki taahhütlerini yenilediklerini belirten Kiprianu, Kıbrıs sorununa kısa sürede çözüm bulma konusunda CTP ve AKEL'in, iki liderin ortaya koyacağı çabalara katkıda bulunması konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı.

İki liderin, 8 Temmuz süreci çerçevesinde görüşmelere başlamaları konusunda da görüş birliğine vardıklarını bildiren Kiprianu, "Saptadığımız hedef; 8 Temmuz Anlaşması aracılığıyla, iki toplumun üzerinde anlaşacağı çözüme kısa sürede ulaşmaktır" dedi.

Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunun da ele alındığını ifade eden Kiprianu, Lokmacı Kapısı'nın açılmasının, iki topluma da Kıbrıs sorununun çözümü konusunda umut vereceği hususunda aynı görüşte olduklarını söyledi.

CTP ile görüşmelerinin devam edeceğini belirten Kiprianu,"Hedefimiz; iki toplum arasında da kabul edilebilecek anlaşmaya kısa süre içerisinde ulaşmaktır" dedi.

Kalyoncu: Kıbrıs'ta bir dönüm noktası

CTP-BG Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu da görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, seçimde gösterdikleri başarıdan dolayı AKEL'i kutladıklarını belirterek, seçim sonuçlarının "Kıbrıs'ta bir dönüm noktası" olarak nitelendirilebileceğini ifade etti.

Hem kuzeyde, hem güneyde yıllardır barış için uğraşan iki partinin yönetimde bulunduğunu belirten Ömer Kalyoncu, "Adada barışı tesis etme konusunda, bölgede meydana gelecek dramatik değişiklikler dışında herhangi bir mazeret bulmamıza olanak vermiyor" dedi.

"Amaç ortak bir anlayış geliştirmek"

Görüşmenin iki parti arasında yer alan rutin görüşmelerden biri olduğunu belirten Kalyoncu, amaçlarının; Kıbrıs sorununa erken ve adil bir çözüm bulunması konusunda ortak bir anlayışın geliştirilmesi ve iki liderin yapacağı görüşmelerde sağlıklı bir atmosferin sağlanması olduğunu ifade etti.

Ömer Kalyoncu, AKEL yetkilileri ile iki tarafın birbirini rahatsız edecek demeçler vermeden ve barış ortamının gelişmesini engellemeden çözüm yolunda ilerlemek konusunda mutabakata vardıklarını ifade etti.

"Mutabık kaldık"

İki liderin, 8 Temmuz süreci çerçevesinde bir araya gelmesi konusunda Kalyoncu, "8 Temmuz Anlaşması çerçevesinde iki liderin bir araya gelip, Kıbrıs sorununa, 8 Temmuz Anlaşması'nda da yazıldığı gibi, erken ve adil bir çözüm bulunması konusunda çaba sarf etmeleri ve bu çabaya bizim de katkıda bulunmamız konusunda mutabık kalmış bulunmaktayız" dedi.

"Talat, imzasına sahip çıkabilecek mentalitede bir lider"

İki liderin, 8 Temmuz Anlaşması çerçevesinde bir araya gelmesi konusunda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da aynı görüşte olup olmadığına ilişkin soruya karşılık Ömer Kalyoncu, CTP-BG'nin, Kıbrıs Türk ve Kıbrıslı Rum liderlerini attıkları imzalarına sahip çıkması konusunda devamlı sıkıştıran bir parti olduğunu belirterek, "Sayın Talat, kendi imzasına sahip çıkabilecek mentalitede bir liderdir" dedi.

Ömer Kalyoncu, "8 Temmuz'un bizde yarattığı sıkıntı; 8 Temmuz sürecinin; ilanihaye Kıbrıs sorununu görüşmek, ama çözmemek yönünde de kullanılabileceğinden dolayı idi" dedi.

Kıbrıs sorununu erken zamanda çözmek isteyen bir partinin başkanının Güney Kıbrıs'ta lider olduğunu ifade eden Kalyoncu, "Durum tabii ki değişmiştir. 8 Temmuz'un özüne ve sözüne sadık kalaraktan, erken ve adil bir çözüm bulunması doğrultusunda çaba harcayacakları yönündeki beyanlarını duydunuz" dedi.

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ümitli olunması gerektiğini belirten CTP-BG Genel Sekreteri Kalyoncu, "Umutlu olmadığımız takdirde, zor konularda, soruna çözüm bulma kabiliyetini yitirebileceğimize inanıyoruz" dedi.

"Öncelikli kapı Lokmacı..."

Geçiş kapıları hakkında ise Ömer Kalyoncu, iki liderin gelecek hafta bir araya geleceğini ve görüşmede Lokmacı Kapısı'nın açılmasının sağlamasının önemli bir gelişme olacağını ifade ederek, başka kapıların açılmasının da gündeme gelebileceğini kaydetti.

Kalyoncu, "Her iki toplumun yakınlaşması, aralarındaki güvenin gelişmesi, alış verişin artması açısından, bu yönde adım atmaya hazır olduğumuzu beyan etmiş bulunmaktayız" dedi.

Yeşilırmak Kapısı'nın açılması ile ilgili bir soruya karşılık Ömer Kalyoncu, mutabakata varılan öncelikli kapının Lokmacı olduğunu, ancak iki liderin mutabakata vardığı sürece başka kapıların açılmaması için de herhangi bir neden bulunmadığını kaydetti.

8 Temmuz Anlaşması

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos Papadopulos arasında 8 Temmuz 2006'da BM eski Genel Sekreteri'nin Danışmanı İbrahim Gambari'nin aracılığıyla imzalanan ve "8 Temmuz Anlaşması" adını alan anlaşma, Kıbrıs sorunundaki öze ilişkin konular ile iki halkın karşılaştıkları günlük konulara çözüm getirilmesi amacıyla iki tarafın komiteler düzeyinde görüşmesini, bunun yanında zaman zaman iki liderin de bir araya gelip öze ilişkin konular üzerinde ilerleme sağlanmasına yön vermesini öngörüyor.

KIBRIS 13/03/08

 

Talks date set, but is there any hope?
By Jean Christou

MARCH 21 was fixed yesterday as the date for the much-anticipated meeting between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, as both sides jockeyed for position with jibes about the other’s commitment to progress.

The date was decided at a meeting between Presidential Commissioner George Iacovou and Talat aide Ozdil Nami overseen by UNFICYP Chief of Mission Michael Moller.

The meeting will take place in the United Nations Protected Area in Nicosia.

In a written statement, Mïller said yesterday’s encounter “took place in a very cordial and constructive atmosphere and that the aides reached a great degree of convergence on the issues discussed, including on the possible future opening of the Ledra Street crossing” (Ledra Street hope: See page 3).

But speaking on his departure for Brussels, Christofias last night said the statements coming from the Turkish Cypriot side were not encouraging, as they accused Greek Cypriot politicians of trying to hide their “non-solution policy” in a different guise.

This was coupled with increasing rumblings from the north about resurrecting the rejected Annan plan, while the Greek Cypriot side intends to insist on the July 8 agreement.

“It appears indeed as if we will face problems,” Christofias said.
“The statements are a challenge but I will not answer that challenge now.

I will answer it in my meeting with Mr Talat. I prefer to speak person to person with Mr Talat and to tell him our positions.”

Christofias added he didn’t want to second guess the positions of the other side.

However, he made it clear that for the Greek Cypriot side, the starting point would be the July 8, 2006 agreement, “if the effort for a solution of the Cyprus problem is to be a serious one”.

“There is no other agreement or anything else on the table and we are not speaking of stifling timetables,” he added.

Asked if he would continue meeting Talat if the Turkish side disagreed with this, Christofias said he would not answer that question at the moment.

“Not without first seeing what Mr Talat is thinking. If I second guess their positions it only pours oil on the fire,” the President said.

Turkish Cypriot ‘Prime Minister’ Ferdi Sabit Soyer was yesterday quoted as saying that Greek Cypriot politicians were “creating a method in order to hide their own non-solution stance.”

He said this was creating a conflict before negotiations even started.

Soyer said statements by Foreign Minister Markos Kyprianou in Brussels were part of the “pre-negotiations tactics”.

“We have many answers to give them, but we prefer to talk after the negotiating table is set up, because the Turkish Cypriot people have enough experience as not to play this game. The Turkish Cypriot people know that the aim of esteemed Christofias and the other Greek Cypriot politicians is to create a smokescreen for their non-solution policy by influencing the Greek Cypriot and the world public opinion. We will not play this game,” said Soyer.

Commenting on Christofias’ reported statement that the Turkish Cypriot leader should cut his ties with Turkey, Soyer said: “They are playing a comic game, because even the fact that these words have been said in Athens is an expression of how comic they are. We have no complex against Turkey and Greece. The whole of the Greek Cypriot political class, however, has come to the present days by being formed with their Enosis cause...”

CYPRUS MAIL 13/03/08

 

 

‘Significant progress’ towards Ledra Street deal
By Jean Christou

HOPES for a swift opening of the crossing at Ledra Street grew yesterday when Presidential Commissioner George Iacovou said significant progress had been made during a meeting with the Turkish Cypriot side.

Iacovou met yesterday with Ozdil Nami, an aide to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat. The meeting took place at the offices of UNFICYP Chief of Mission Michael Moller at UN headquarters in Nicosia.

The dual purpose of the meeting was to set a date for a face-to-face meeting between Talat and President Demetris Christofias and to prepare the ground for the opening of Ledra Street.

The two leaders are expected to give their stamp of approval to the opening at their meeting on March 21.

“As far as the crossing point is concerned, we have made significant progress,” Iacovou told the Cyprus News Agency after his meeting with Nami.

“We will continue our efforts through Mr Moller and I have credible hopes that everything will be ready to be decided by President Christofias and Mr Talat on the 21st,” Iacovou added.

He also said the issue of other crossing points, such as Limnitis, would be on the agenda of the upcoming meeting between the two leaders.

Iacovou is not scheduled to meet Nami before then, according to UNFICYP spokesman Jose Luis Diaz, which could mean most of the issues related to the opening have been ironed out. Diaz said the final details would be thrashed out between Talat and Christofias.

The UN saw this as a good sign, he said.

A statement from UNFICYP quoted Moller as saying the encounter between Iacovou and Nami took place in a very cordial and constructive atmosphere. “The aides reached a great degree of convergence on the issues discussed, including on the possible future opening of the Ledra Street crossing,” the statement said.

Asked later yesterday about the Ledra opening, Christofias said: “I wish and I hope when I meet Mr Talat that we can announce the opening up of Ledra Street.”

However, Chistofias urged patience until it could finally be determined under what conditions the crossing point would open. “We did not make any concessions,” he said. “I want to underline this.”

Despite the words of caution, preparations are already under way for a quick opening up of Ledra if the two leaders reach a final agreement. An office has been set up next to the guard post on the Greek Cypriot side, and although computers are not yet fully installed they have been moved into the area along with office furniture.

Yesterday afternoon, Justice Minister Kypros Chrysostomides visited the end of Ledra Street with senior police to check on progress.

“It’s a routine visit to see what arrangements are being made in the area,” he told the Cyprus Mail. Commenting on speculation the opening would be swift, Chrysostomides said: “I hope that it will be open soon and under the proper conditions.” He refused to be drawn on whether it could happen a day or two after the leaders’ meeting on March 21.

Also yesterday, officials from ruling AKEL and the Republican Turkish Party of Mehmet Ali Talat met at AKEL offices to give a boost to the new peace efforts.

“Our goal is to contribute to efforts in such a way that through the implementation of the July agreement, between the two leaders,
the two communities can reach an agreement as soon as possible,” said AKEL spokesman Andros Kyprianou.

Both political parties had agreed that the opening of Ledra street would “send a hopeful message to all Cypriots for a better direction to the Cyprus problem in the future,” he said.

RTP general secretary Omer Kalyoncu said: “We believe that the opening of a crossing point at Ledra Street at the forthcoming meeting of the leaders of the two communities next week will be an important development.”

CYPRUS MAIL 13/03/08

 

Kyprianou seeks to ease deadlock over aid to north
By Jean Christou

A MEETING is due to take place at a technical level in an attempt to settle problems between Nicosia and Brussels over the implementation of the financial aid package to the Turkish Cypriots.

Foreign Minister Markos Kyprianou has been in Brussels initiating a round of contacts with EU officials ahead of a resumption of Cyprus talks. Until he was appointed to the Cabinet last month, Kyprianou was working in Brussels as the EU’s Health Commissioner.

After meeting his former colleague Enlargement Commissioner Olli Rehn on Tuesday, Kyprianou said: “Our fundamental principle is that legality should be maintained and any action in Cyprus by the European Commission must be taken with the consent of the EU member state, the Republic of Cyprus.”

The Cyprus government had filed six cases with the Court of First Instance at the European Court of Justice over the involvement of Turkish Cypriot ‘state’ organs in tenders for projects under the €259 million financial aid package.

It felt that allowing this constituted an upgrade of the breakaway Turkish Cypriot state.

Last week, Jan Truszczynski, the Deputy Director General DG Enlargement told a news conference that the six legal cases could bring down the entire financial aid programme for the north if Nicosia won the Court of Justice battle because it would suspending the tenders, which means projects could not be contracted.

Then Turkish Cypriot side would then lose the money because EU money not spent is lost.

Speaking after meeting Rehn, Kyprianou said: “We both agreed that there is a way to implement the regulation, without breaching the fundamental principles set out by Cyprus.”

Kyprianou said he found a good response to the concerns expressed by the Cyprus government, and if Cyprus was satisfied with the outcome of discussions over the coming days, there would be no reason to insist on recourse to the Court of Justice.

The financial aid projects for the north include a waste management project, a feasibility study for the rehabilitation of the Lefka copper mine, financial support for the Committee for Missing Persons, traffic safety management, and demining in the buffer zone.

Kyprianou’s meetings in Brussels preceded the visit by President Demetris Christofias today and tomorrow. Christofias left for Brussels yesterday.

The President will meet the President of the European Commission Jose Manuel Barroso, the President of the European Parliament Hans-Gert Pottering as well as leaders of EU member states on the sidelines of the EU Summit in Brussels.

The meeting between Christofias and Barroso will take place tomorrow.
It will be Christofias’ first visit to Brussels since he was elected President.

CYPRUS MAIL 13/03/08

 

Israel insists it will not recognise north
By Jean Christou

THE ISRAELI embassy in Nicosia said yesterday it did not recognise the breakaway Turkish Cypriot state in the north, but said nothing about preventing the opening of a ‘TRNC’ office in Tel Aviv.

The embassy was responding to reports that the Turkish Cypriots were planning to open a trade office in Israel.

“If such an office is established in Israel, it will be purely private and commercial in nature and will not get any government endorsement. We will do our outmost to inform the government and public sector that the office has no official status,” said the statement from the embassy.

“Israel’s stand on the issue of the northern part of Cyprus is clear, and in accordance with the UN Security Council Resolutions in this matter; Israel does not recognise the occupied northern part of Cyprus as a separate political entity, and will not have any official relations with it,” the statement added.

The statement is unlikely to satisfy Nicosia, which has already made representations to Israel, because it is clear that Tel Aviv is not going to prevent the trade office being opened.

Such a move, even if it’s not classed as official recognition, will be seen by the Cyprus government as an upgrade of the breakaway state.

Cypriot ambassador to Israel George Zodiates has already made it clear that Cyprus was angry that the office would be allowed to open. He even went as far as asking the Israelis how they would feel if the Palestinian movement Hamas, which is considered a terrorist group by Israel, decided to open trade offices in other countries.

The ‘TRNC’ trade office is a joint venture with Dov Weissglas, the man who served as bureau chief to former Israeli prime minister Ariel Sharon.

An article in Israeli newspaper Haaretz said that even though the trade office would not have political recognition, it would carry out 75 per cent of the work of any normal embassy.

CYPRUS MAIL 13/03/08

 

 

Hristofyas: İzolasyonlar kalkmamalı

Rum lider Hristofyas, 21 Mart’ta Talat’la yapacağı görüşmeye iyi niyetle gideceğini; ancak Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun kaldırılmaması gerektiğini AB Komisyonu’na anlattığını söyledi.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 13:06 TSİ 14 Mart 2008 Cuma

 

BRÜKSEL - AB zirvesine katılan Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas, 21 Mart’ta KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la yapacağı görüşmeye iyi niyetli bir şekilde gittiğini vurguladı.

 

Hristofyas, “Hem Kıbrıslı Türklere hem de Rumlara açıkça söz veriyorum ki, oraya sorunu çözmek için iyi niyetle gideceğim. Sorunun çözülmesi gerekiyor. Zaman geçiyor, yeni oldu bittiler ortaya çıkıyor ve daha da derinleşiyor. Bu da, bütün Kıbrıs halkının kaderine aykırı bir şey” dedi.

Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonu kaldırma girişimlerini de eleştiren Hristofyas, “AB Komisyonu’nun, Kıbrıslı Türklere sözde ambargonun kaldırılması yönündeki görüşünün yanlış olduğu yönündeki görüşümüzü, Komisyon’a samimiyetle bildirdik” diye konuştu.

Kıbrıs Rum yönetiminin KKTC’ye yasal deniz ve hava limanları üzerinden ticaret yapma imkanı sunduğunu söyleyen Hristofyas, “Ancak Türk tarafının bu amaçla yasal olmayan liman ve hava limanlarını kullanmak istemesinde neden ısrarcı olduğunu merak ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs sorunuyla ilgili Ankara ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a da çağrı yapan Hristofyas, Ada’da çözüm için Türk tarafının Annan Planı’na saplanıp kalmaması gerektiğini söyledi.

Rum lider, “Sayın Talat, Sayın Papadopulos’la aynı metni imzaladı. Ben, selefim Papadopulos’un imzasına sadık kalacağım. Umarın Sayın Talat da Ada’da yaratıcı ve olumlu bir diyalog için imzasına sadk kalır. Aksi halde korkarım ki bu kördüğümü çözmek mümkün olmayacak” yorumunda bulundu.

 

 

Çanakkale hileyle de geçilmedi

A.A

 

 

Denizde ve karada yaklaşık 1 yıl devam eden ve çok şiddetli çarpışmalara sahne olan,

 dünya savaş literatürüne “Çanakkale Geçilmez” diye kazınan Çanakkale Savaşları'nda, müttefik güçlerin Çanakkale hileyle de geçilmedibaşvurduğu savaş hileleri çok can yaktı.

Çanakkale Savaşları, vatanını ve bayrağını korumak için yokluklar içinde hiç düşünmeden cepheye koşan, “ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum” anlayışıyla Gelibolu Yarımadası'nda canını ve kanını hiçe sayıp, düşman kuvvetlerinin üzerine korkusuzca atılan Mehmetçiğin kahramanlık destanı olarak hafızalardaki yerini aldı.

Dünyanın en güçlü donanmasına karşı, gelecek nesillere gurur ve heyecanla anlatılacak bir destanın temsilcisi olan kahraman Türk askeri, cephede düşman ve yoklukların yanı sıra savaş hileleriyle de mücadele etti.

Çanakkale'yi geçemeyeceklerini anlayan müttefik güçleri, başta İngiltere olmak üzere çekilmenin hesabını yaparken, Türk askerlerinin çekilmeden haberdar olmaması için değişik savaş hilelerine başvurdu. 

General Hamilton'un, anılarında savaş hileleriyle ilgili olarak şu anektod yer alıyor:

“Türk askerlerini şaşırtmak için yolcu gemilerine, şileplere sahte bacalar, sözde toplar, uydurma direkler eklendi. Böylece İngiliz gemileri 'Tiger' ya da 'lnflexible' kruvazörlerine benzetildi. Karşı taraf bu gemilere ateş edip, boşuna pek çok mermi harcadı.”

SAVAŞ HİLELERİ

Hamilton'un, 17 Ekim 1915'te görevden alınmasının ardından yerine atanan İngiliz General Charles Monro, Gelibolu Yarımadası'nda yaptığı incelemelerin ardından İngiltere'ye, Gelibolu'daki askeri birliklerin tahliye edilmesi yönünde rapor gönderdi.

Bunun üzerine düşman askerlerinin, 8-9 Aralık 1915 gecesi Gelibolu Yarımadası'nı deniz yoluyla tahliyesine başlandı. Her akşam ortalık karardıktan sonra Anzak ve Suvla koylarına kurtarma sandalları, çıkarma tekneleri yanaşıp, durmadan asker, hayvan, top ve diğer savaş malzemelerini taşıdı.

Önce hasta ve yaralılar nakledildi, onları savaş esirleri takip etti. Son olarak sıra askerlere geldiğinde, Mehmetçiğin ayak seslerini duymaması için postallar paçavralarla kaplandı.

Personel kaybını en aza indirmek amacıyla her şey en ince ayrıntısına kadar düşünüldü. Cekilmenin başarılı sonuçlanması için geride karşılıklı iki konserve kutusundan diğerine damlayan suyun ağırlığıyla ateş alan ayarlı ve sonradan patlayacak tüfekler, takip edilmelerine karşı mayınlar bırakıldı.

Askerlerin gittiğinin Mehmetçik tarafından anlaşılmaması amacıyla mevzilerde içi samanla doldurulan ve üniforma giydirilen maketler yerleştirildi, tahtadan atlar yapıldı.

Düşman askerleri 20 Aralık 1915'te Anafartalar'dan, son düşman birliği ise 9 Ocak 1916'da Seddülbahir bölgesinden bir daha gelmemek üzere Gelibolu Yarımadası'nı terk etti.

HURRIYET 14/03/08

 

Günlük yaşamı kimler islamileştiriyor ? (2)

Sizlere kısaca dünkü yazımı hatırlatayım. 
Günlük yaşamımızın giderek islamileştiğini ileri sürmüş ve bazı gözlemlerimi paylaşmıştım.
Giderek yaygınlaşan konuşma dili, hafızlarda görülen ses ve vurgulama merakı. Giderek artan Arapça kelimeler, daha ağdalı dil. Kurandan örneklemelerle görüş açıklama merakı. İslamcıların sevdikleri atasözlerinin artması….Giyim kuşamımızın değişmesi...Yemek şekli, alkol yerine ayran ve portakal suyunun yaygınlaşması... Kadınların elinin sıkılmaması, elin kalp üstüne konularak selamlaşılması, ..harem-selamlık düzeninin sık sık görülmeye başlanması vs...vs...
Bugün sizlere, bu gelişmeyi kimlerin kamçıladığını anlatmaya çalışacağım.
Gayet tabii işin başında, Ak Parti’nin 22 Temmuz seçimlerinden sonra gerçek iktidar olduğunu hissetmesi ve iktidar gücünü kullanması var. İktidarı oluşturan kadroları gözleyen toplum, yavaş yavaş kendini ona göre ayarlama sürecine giriyor. Sadece ülkeyi yöneten kadrolar değil, bu etkileme dalgasına Belediyeleri de eklediniz mi, tepeden aşağıya inen yeni yaşam biçiminin daha da geniş bir alana yayıldığını görebilirsiniz.
Ama dikkat edin, iktidar emirlerle veya gizli direktiflerle bir etkileme kampanyası sürdürmüyor. Ancak, örnek olması yetiyor. Emine Erdoğan’ın giyim şeklini görenler onu taklit etmeye, Başbakanın konuşmasını dinleyenler onun gibi konuşmaya başlıyorlar.
Bir de bu değişimi hızlandıran kesimler var.
Bakın onlar kimlerden oluşuyor:

-MİSYONERLER: Bizde misyonerlik, Hıristiyanlığı yayma olarak bilinir. Ben, İslamı günlük yaşamımıza daha fazla sokmak için çaba harcayanlara da misyoner diyorum. Bu kesimler azınlıkta olmalarına rağmen, çok etkindirler. Militan bir yaklaşımla hareket ederler. Türkiye’nin şeriat hukukunu benimsemesini isterler.Buna güçleri yetmese dahi, kadrolar kurarlar, kapıları çalarlar, gösterilerde kelime-i-şahadet getirerek yeşil bayraklarını sallarlar. Şu sıralarda, kendilerine güvenleri çok arttı ve eskiye oranla daha fazla ortalarda dolaşıyorlar. Alkol kullananlara baskı yapıyor, ramazanda oruç tutmayanlara kafa tutuyor ve mahalle baskısını yoğunlaştırıyorlar.
-ESKİDEN MAĞDUR OLANLAR: Daha geniş bir kesim ise, dini inançlarından dolayı eskiden kendilerini mağdur olmuş görenlerden oluşmaktadır. Aralarında mütedeyyin kesimlerde vardır. Geçmiş yıllarda, laiklik adına itilip kakıldıklarına, istedikleri gibi hareket edemediklerine inanırlar. AKP iktidar olduktan sonra özgüvenlerinin artması sonucu ortaya çıktılar. Ne otellere giderler, ne denize girerlerdi. Alış veriş merkezlerinde çok az görünürlerdi. AKP iktidarı nedeniyle daha cesaretlendiler. Artık gizlenmeye ihtiyaç duymuyorlar. Her yerde mevcutlar. Aynı sayıdalar, ancak bizim daha fazla gözümüze çarpıyorlar. Bu kesim, günlük yaşamın İslamileşmesinde çok etkililer. Zaman zaman, eskinin intikamını alırcasına davranabiliyorlar.
- ÇIKARCI KESİM: Bence en geniş kesim, günün modasına ayak uyduranlardan, iktidara sempatik görünmek isteyenlerden, özetle AKP kadrolarından nemalanmak isteyenlerden oluşuyor. Bunun başına bürokrasi geliyor. Evlerinde içki içen, ancak AKP’lilerin bulunduğu yemekte bardaklarına portakal suyu dolduran diplomatlardan tutun, bakanlıkların tüm kadroları ve belediye çalışanlarına kadar, geniş bir kesim kendini iktidardaki genel havaya uyduruyor. İlerde, iktidar değişince tekrar eskiye döneceklerini düşünüyor olabilirler. Ancak, ailelerini moda icabı türbana sokanlar, ilerde  o türbanı çıkaramayacaklarının farkında değiller. Tabii bir de, sırf ihale veya iş bulabilmek için iktidara göz kırpan, çıkar peşinde koşan işadamları ve onların çevrelerini de unutmamak gerekir.
 
SONUÇ...
İki gündür sizlerle bir dizi gözlemimi paylaştım.
Başta da söylediğim gibi, bu gözlemlerimde hata payı olabilir. Ancak ortada bir de gözle görünen gerçekler var.
Türk toplumu değişiyor.
Bu değişimi kimi, şeriata gidiş olarak görüyor. Kimi şarklılaşma veya Orta Doğu’lulaşma olarak niteliyor.
Ne isim verirsek verelim, bu gelişmeleri görelim ve ona göre hareket edelim.

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 14/03/08

 

İnisiyatif alın

 "GÖRÜŞMEDEN MEMNUNUM"... Cumhurbaşkanı Talat, dün sabah 11'inci İKÖ zirvesinin yapıldığı Senegal'in başkenti Dakar'da BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'la 40 dakika süren bir görüşme yaptı. Talat, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, "Girişim yapacak izlenimini edindim. Görüşmeden çok çok memnun kaldım" dedi

 "2008 SONUNA KADAR ÇÖZÜM ERİŞİLEBİLİR BİR HEDEF"...Talat, çözüm ihtiyacının ivediliğini vurguladığını, ayrıca 2008 yılı sonuna kadar bir çözüme ulaşmanın erişilebilir bir hedef olduğunu genel sekretere bildirdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı, Genel Sekreter'in Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe'yu Kıbrıs'a göndereceğini belirttiğini ifade etti

Hasan ÖKSÜZ-TAK

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Ban Ki -Moon'dan, Kıbrıs konusunda görüşmelerin başlaması için inisiyatif almasını istediklerini belirterek, "Girişim yapacak izlenimini edindim. Görüşmeden çok çok memnun kaldım" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, dün sabah 11'inci İKÖ zirvesinin yapıldığı Senegal'in başkenti Dakar'da BM Genel Sekreteri Ban Ki -Moon ile 40 dakika görüştü.

11. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Zirvesi'ne katılmak amacıyla Senegal'in başkenti Dakar'da bulunan Talat ile Ban'ın görüşmesi öncesinde basına herhangi bir açıklama yapılmadı. Görüntü alınmasına da imkân sağlanmadı.

Görüşmeye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı da katıldı. Talat görüşmeden sonra TAK ve BRT'ye yaptığı açıklamada, BM'nin aktif olarak yer alacağı bir sürecin başarıya ulaşma şansının yüksek olacağını genel sekretere söylediğini belirtti.

Talat, çözüm ihtiyacının ivediliğini vurguladığını, ayrıca 2008 yılı sonuna kadar bir çözüme ulaşmanın erişilebilir bir hedef olduğunu genel sekretere bildirdiğini söyledi.

Talat, Genel Sekreter'in Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe'yu Kıbrıs'a göndereceğini belirttiğini ifade etti.

Talat, "Genel sekreter yapacağı araştırmadan sonra BM'nin bir tutum ortaya koyacağını söyledi. Hakikaten girişim yapacağı izlenimi edindim. Görüşmeden çok çok memnun kaldım" dedi.

Temaslarına gün boyu devam eden Cumhurbaşkanı Talat, İKÖ Genel Kurulu'ndaki konuşmasını bu akşam yapacak.

Talat, cumartesi KKTC'ye dönecek.

KIBRIS 14/03/08

BM heyeti ay sonu ya da nisan başı Kıbrıs'ta

 

DİAZ AÇIKLADI... BM'nin Kıbrıs'taki Barış Gücü Sözcüsü Diaz, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma müzakerelerine başlamada inisiyatif üstlenmesi beklenen BM'den bir heyetin, ay sonu ya da nisan başında Kıbrıs'a geleceğini açıkladı

Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma müzakerelerine başlamada inisiyatif üstlenmesi beklenen BM'den bir heyet, ay sonu ya da nisan başında Kıbrıs'a gelecek.

TAK muhabirinin konuyla ilgili sorusunu yanıtlayan BM'nin Kıbrıs'taki Barış Gücü Sözcüsü Jose Luis Diaz, BM heyetinin ay sonu ya da nisan başında beklendiğini söyledi.

BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe'nun başkanlık edeceği BM heyetinin 31 Mart'ta geleceği yönündeki Rum basını kaynaklı haberin sorulması üzerine Diaz, ne heyetin kesin geliş tarihi, ne de kimlerden oluşacağı konusunda bir bilgileri olmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca da BM heyetinin kesin geliş tarihinin bilinmediğini ve bu konuda kendilerine bilgi verilmediğini söyledi.

Rum gazetesi Mahi ise BM Genel Sekreter Sözcüsü Michel Montas'ın açıklamasına dayandırdığı haberinde, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn Pascoe'nin 31 Mart'ta Kıbrıs'a geleceğini duyurdu.

KIBRIS 14/03/08

 

Rumlar, Kuzey Kıbrıs standının Avrupa'da en iyi üçüncü stant seçilmesine tepki koydu

Rumlar, geçen hafta Almanya'da gerçekleştirilen ITB Berlin 2008 Turizm Fuarı'nda 180 ülkenin katıldığı yarışmada, Kuzey Kıbrıs standının, Avrupa'da en iyi üçüncü stant seçilerek ödüle layık görülmesine tepki gösterdi.

Berlin'de 8 Mart Cumartesi düzenlenen yarışmada, Avrupa dalında Yunanistan birinci, Güney Kıbrıs ikinci gelmiş, ödül töreninde, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve KKTC yetkilileri, yan yana gelip ödüllerini birlikte almışlardı.

Katılımcı ülkelerin devlet ve hükümet yetkililerinin de hazır bulunduğu ödül töreninde, KKTC adına ödülü alan Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Hasan Kılıç, Rumların; KKTC'nin Berlin Turizm Fuarı'na katılmasına ve ödül almasına tepki göstermesini TAK muhabirine değerlendirdi.

Kılıç, Kıbrıs Türk halkına her alanda izolasyon uygulayan Rum tarafının Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası bir etkinlikte ödüle layık görülmesine tepki koymasının normal olduğunu belirtti.

Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası turizm haritasında yerini alması çabalarının süreceğine vurgu yapan Kılıç, Rum tarafına seslenerek, olası bir anlaşmada Rum tarafıyla ortak işbirliğinde bulunabilecek en iyi alanın turizm olacağına işaret etti.

Kendilerinin; ödül alarak, birçok ülkeyi geride bırakmanın sevincini yaşadıklarını ifade eden Hasan Kılıç, "Bu ödül, bizim için uluslararası platformda önemli bir prestij ve tanıtımdır" dedi. Bu başarının ülke tanıtımına katkı koyacağını dile getiren Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Kılıç, "Bu tür ödülleri, ülke turizminin uluslararası turizm literatüründe yer almasını sağlayacak bir motivasyon olarak görüyoruz" dedi.

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Politis gazetesi dünkü sayısında, geçen hafta Almanya'da gerçekleştirilen ve ITB olarak bilinen Berlin Turizm Fuarı'nda Kuzey Kıbrıs'ın, uluslararası turizm haritasında yer almasıyla ilgili gösterdiği çabaların sonuç getirdiğini yazdı.

Gazete, Kuzey Kıbrıs standının ödül almasının; bundan böyle uluslararası turizm haritasında, "Kıbrıs'la ilgili iki turizm bölgesi" bulunması tehlikesi doğurduğu yorumunda bulundu.

Gazete, Kuzey Kıbrıs'ın çabalarının ITB çerçevesinde ödülle onurlandırıldığını belirterek; bu ödülün olası olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması tehlikesini "pusuya yatırdığını" da yazdı.

Kuzey Kıbrıs'ın ITB Berlin Fuarı'nda temsil edilmesi konusunda Kıbrıs Rum Turizm Örgütü (KOT)'un protestolarda bulunduğunu yazan gazete, örgütün, Rum Dışişleri Bakanlığı'nı da konuyla ilgili olarak yazılı bir raporla bilgilendirdiğini kaydetti.

Turizm alanında faaliyet gösteren Rumların olayla ilgili endişelerini dile getirdiklerini aktaran gazete, Kuzey Kıbrıs standının fuarlarda ilk kez ödüllendirildiğini de yazdı.

KIBRIS 14/03/08

 

Ledra Street ‘could open early next month’

THE Ledra Street crossing could open early next month if the leaders of the two communities agree during their meeting later this month, a top official said yesterday.

“It will take around 12 to 15 days,” Presidential Commissioner George Iakovou told the Cyprus Broadcasting Corporation.

President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat are expected to give their stamp of approval for the opening at their meeting on March 21.

“From the day there is an agreement, the UN will assume the supervision of the zone,” Iakovou said.

He added that there will not be any troops in the immediate area and warned that the crossing will not open if the arrangement is disputed by the Turkish military.

Nicosia Mayor Eleni Mavrou said preparations for opening the crossing point were underway in cooperation with the Turkish Cypriot side.

As a first step, after there is an agreement, scaffolding will be erected to secure the derelict buildings on both sides of the stretch “so that people can cross with safety,” Mavrou said.

Crews will later focus on repairing the building facades.

An office has already been set up next to what is today a token guard post while computers and furniture are waiting to be installed.

CYPRUS MAIL 14/03/08

 

Talat insists Annan plan will be basis for solution
By Jean Christou

WITH a week to go until he meets President Demetris Christofias, Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, yesterday continued to plug the failed Annan plan.

The statements being made ahead of the talks, and especially those coming from the north, have put a damper on the optimism for quick progress.

The Greek Cypriot side has made it clear that it wants the talks to continue based on the July 8, 2006 agreement but the Turkish Cypriot side keeps bringing up the Annan plan.

Christofias has said the UN blueprint cannot be put back on the table but Talat comments quoted yesterday in the Turkish Cypriot media said that even former President Tassos Papadopoulos, “who had demonised the Annan Plan” accepted that “there is no escape from it”.

“Given that even Papadopoulos knew this, it is not possible for any other Greek Cypriot leader not to know it,” said Talat.

Talat stated he had put no preconditions for the start of negotiations and that he only pointed out that it would be more correct to start from the Annan Plan.

Talat said: “When the 8 July procedure was still being discussed, Papadopoulos himself had said to me: ‘When we sit at the table you will bring the Annan Plan and we will evaluate it. Either we will oppose or we will try to change it.’”

Commenting on the fact the Greek Cypriot side did not want to hear the words ‘Annan plan”, and wanted the July 8 agreement, Talat said the July 8 agreement was not an agreement.

“It only constitutes a procedure,” he said.

“Could the 8th of July, a procedure where we talked how we will discuss, be the alternative to everything else?”

“Even if we do not put the plan onto the table and discuss it officially, the Annan Plan is a text that we could take as reference on every issue and this will come about by itself, it is inevitable,” Talat added.

“If, however, the Greek Cypriot side says ‘let us put the Annan Plan onto the table and discuss it officially’, the solution will be easier and faster. The Annan Plan is not very perfect and without deficiencies…it will be be taken as reference.”

Talat met yesterday with UN Secretary-general Ban Ki-moon in Dakar, the capital of Senegal on the sidelines of the Islamic Conference.

“I have the impression that he will undertake an initiative,” said Talat after the 40-minute meeting.

“The Secretary-general stated that the UN would take a position after it makes the necessary assessment.”

A UN team is due on the island at the beginning of next month to assess the prospects for the resumption of full negotiations.

CYPRUS MAIL 14/03/08

 

Christofias launches his Brussels charm offensive

President will use trip to rebuild relations with European leaders and outline his vision for a solution to Cyprus problem

PRESIDENT Demetris Christofias began a series of meetings with European leaders and officials on the sidelines of the two-day European Council, which started yesterday.

The Council meeting is an ideal opportunity for Christofias to begin fence-mending with the island’s European partners. Relations with the bloc have been strained since the Annan plan was rejected in 2004, and since no moves had been made to resolve the Cyprus issue.

Former President Tassos Papadopoulos, who was ousted last month, was widely seen in Europe as the obstacle to a resumption of talks.

Christofias, who will be meeting Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat in Nicosia a week from today, is now in a position to reverse the negative image of the Greek Cypriot side.

Earlier yesterday Christofias met the President of the Party of European Socialists Poul Rasmussen and Russia's Permanent Representative at the EU Vladimir Chizhov.

He was also due to meet British Prime Minister Gordon Brown, at the latter’s initiative, President of the European Parliament Hans Gert Poettering and President of the Socialist Group in the European Parliament Martin Schultz. On Friday he will be meeting President of the European Commission Jose Manuel Barroso.

Sources in Brussels told the Cyprus News Agency that Christofias` aim was to develop and deepen the international relations, particularly with the UK.

While in Brussels Christofias is expected to outline his ideas for a future Cyprus settlement, and also with regards to his social policy in an attempt to reassure Brussels that his communist party AKEL’s rise to power did not mean the end of the free market economy.

The sources said given that Christofias' pre-election slogan was, ‘A just solution, a just society,’ the President “would share his vision on how Cyprus can have a fairer society, in the framework of its participation in the EU”.

Christofias meets today with the President of the European Commission Jose Manuel Barroso.

“The interest of the international community and the EU in prospects for a settlement has been rekindled after the election of Demetris Christofias to the presidency,” said the sources.

Commenting on the upcoming meeting next week with Talat, they said the meeting would serve to “determine the real intentions of the Turkish Cypriot side regarding the prospects for a settlement”.

So far, statements from the north have not been encouraging, according to the sources “given the remarks by Ankara and the Turkish Cypriot side on a solution which are not the best and do not improve the climate.”

CYPRUS MAIL 14/03/08

 

 

Karamanlis: Annan Planı artık zemin değil

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, BM tarafından hazırlanan Annan planının, Kıbrıs sorununun çözüm müzakerelerine artık zemin olamayacağını, çünkü bu planın Kıbrıs Rumlarının büyük çoğunluğu tarafından reddedildiğini söyledi

AA

Güncelleme: 18:23 TSİ 15 Mart 2008 Cumartesi

 

LEFKOŞA - Rum haber ajansına göre, Karamanlis’in bu açıklaması, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Avrupa Birliği’ne üye 26 ülkenin devlet ya da hükümet başkanlarına gönderdiği ve Kıbrıs sorununun çözümü müzakerelerinde Annan planının zemin oluşturmasını istediği mektubundan sonra geldi.

Karamanlis, ayrıca Kıbrıs’ta yaşayabilir bir çözüme ulaşabilmek için yapılacak çabalara Yunanistan’ın katkıda bulunacağını kaydetti. Karamanlis, “Teyit etmek isterim ki, Türkiye’nin AB yolu, AB kararlarında açıkça belirtilen kıstas ve ön koşulların yerine getirilmesine bağlıdır” dedi.

Annan planı, 24 Nisan 2004’te KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde eş zamanlı referanduma sunulmuş, Kıbrıslı Türkler yüzde 64 oranında “evet” derken, Rumlar yüzde 75 çoğunlukla planı reddetmişti.

 

İKT bildirgesinde Filistin ve KKTC çağrısı



14 Mart, 2008 23:40:00 (TSİ) CNN TURK

İslam Konferansı Teşkilatı'nn (İKT) Senegal'in başkenti Dakar'da yapılan 11'inci İslam zirvesi, iki gün süren oturumlar ve yoğun görüşmelerden sonra Kuranı Kerim'in okunmasıyla sona erdi.

Zirveye katılan ülke liderleri bu sabahtan itibaren Senegal'den ayrılmaya başlarken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığındaki Türk heyeti de Senegal'den ayrıldı.
 
Toplantının kapanış oturumu Senegal Cumhurbaşkanı Abdulaye Vade'nin Dakar bildirisini okunmasıyla sona erdi.
 
Bildiride, Müslüman dünyasının 21'inci yüzyılda bir çok sorunla karşı karşıya olduğu belirtildi.
 
Bildiride 11 İKT zirvesinin en önemli toplantılardan biri olduğu, Müslüman toplumunun birlikte olması gerektiği, dünyanın barış ve istikrarının korunmasına önem verdiği ve bunun İKT'nin en önemli yaklaşımlarından biri olduğu vurgulandı.
 
Bildiride, zirveye katılan devlet ve hükümet başkanlarının İslam dünyasının görüşlerinin bütün dünyada daha iyi tanınması için Mekke zirvesinde alınan kararlar ve 10 yıllık hareket planı doğrultusunda çalışılması gerektiği vurgulandı.
 
Açıklanan bildiride bütün uçtaki düşünceler de kınanarak, bunların İslam'la bağdaşmadığı belirtildi.
 
Terörizmin hiçbir dinle, renkle ya da ülkeyle bağlı olmayan dünya çapında bir sorun olduğu da belirtilerek, 11'inci İKT zirvesine ev sahipliği yapan Senegal'le bağlantılı olarak Afrika kıtasının ön plana çıktığı kaydedildi.
 
İsrail kınandı
 
Zirvenin sonuç bildirgesinde İsrail'in Filistin topraklarındaki kuşatma ve işgalleri kınandı.
 
Filistin'e desteğin güçlü şekilde yinelendiği bildirgede, Kudüs Komitesi Başkanı Fas Kralı 6'ncı Muhammed'in Filistinlerin haklı mücadelesi için uluslararası alanda yaptığı görüşmeler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi düzeyindeki çabaları ve İsrail'e baskı yapılması yönünde ortaya konulan mesajdan duyulan memnuniyet dile getirildi.
 
Ürdün Kralı Abdullah'a da Kudüs'teki kutsal yerlerin korunması yönündeki çabalar için teşekkür edildi.
 
İsrail'in Filistinlilere karşı kullandığı orantısız gücün, yaptığı insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarının çok sayıda Filistinli sivilin ölümüne ve yaralanmasına, çocuk ve kadınların mağduriyetine neden olduğu vurgulandı.
 
İsrail'in Gazze Şeridi'nde devam eden operasyonları ve bunların sonuçlarıyla ilgili ciddi endişe de dile getirilen bildirgede, Ortadoğu Dörtlüsü, BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm uluslararası camia, Filistin'de süren siyasi ve insani kriz için acil çaba göstermeye çağrıldı.
 
Filistin-İsrail uyuşmazlığının çözümü için oluşturulan "Yol Haritası"na, Annapolis ve Paris Konferansları'na atıfta bulunularak, Filistin-İsrail çatışması özelinde, Arap-İsrail çatışması genelinde adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulunması için ciddi çaba gösterilmesi çağrısı yapıldı.
 
Lübnan'ın terörizmle mücadele konusundaki çabalarına destek verildiği açıklanan bildirgede, Darfur'daki olumlu gelişmelerin de memnuniyetle karşılandığını kaydedildi.
 
KKTC'ye destek
 
Sonuç bildirgesinde, Taliban, El Kaide ve diğer terörist gruplar Afgan halkına yönelik saldırıları nedeniyle kınandı, Kıbrıs'taki Müslüman Türklerin haklı davasına verilen destek yinelendi.
 
İKT'nin Kuzey Kıbrıs ile ilgili önceki kararlarına da atıfta bulunan bildirgede, Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların sona erdirilmesi konusundaki çağrı tekrarlanarak, ilk adımda yaptırımların kaldırılması için uluslararası toplumun güçlü katkısı istendi.
 
Ada'nın iki kesimli olduğu ve iki kesimin de eşit haklara sahip olması gerektiğine işaret edilen bildirgede, Kıbrıs Rum Kesimi'nin de BM Planı çerçevesinde çözüm yolunda hareket etmesinin gerektiği ifade edildi.
 
İKT üyesi ülkelerin Kuzey Kıbrıs'a üst düzey ziyaretlerde bulunması, işadamı heyetleri göndermesi, kültürel ve sportif alanlarda ilişkilerin artırılması konusuna da vurgu yapıldı.
 
Yunanistan'a 'Türk azınlık' çağrısı
 
Zirvede ayrıca, Kosova'nın bağımsızlığının not edildiği, İKT'nin Kosova halkıyla dayanışma içinde olduğu ifade edildi.
 
Batı Trakya'daki Türk azınlığa desteğin dile getirildiği bildirgede,Yunanistan bir kez daha buradaki Türk azınlığın kimlik ve haklarının güvence altına alınması için gerekli tüm önlemleri almaya çağrıldı.
 
Gümülcine ve İskeçe'nin seçilmiş müftülerin de resmi müftü olarak tanınması istendi.
 
11'inci İKT Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin sonuç bildirgesinde, terörizmin uluslararası barış, istikrar ve güvenlik için tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtilerek, herhangi bir dinle özellikle de İslam ile terör saldırılarının ilişkilendirilmesinin teröristlerin işine yarayacağı kaydedildi.
 
Uluslararası dayanışma ve işbirliği olmadan terörizmle mücadele etmenin mümkün olmadığı ifade edilen bildirgede, uluslararası toplumun teröristlerin ve destekçilerinin tanımlanması, kınanması ve cezalandırılması konusunda ortak bir tavır geliştirmesi gerektiği vurgulandı.
 
Sonuç bildirgesinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İSEDAK Başkanı olarak yaptığı konuşmanın önemine dikkat çekilerek, Gül'e özellikle İKT üyeleri arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesine İSEDAK olarak yapılan katkıdan dolayı teşekkür edildi.
 
İslam Konferansı ana şart değişikliği kabul edildi
 
Bu arada, 11'inci İKT zirvesinde, teşkilatın 40 yıllık ana şartının değişikliği 2 yıllık aktif çalışmadan sonra yapıldı. En önemli değişiklikler, üyelik ve oylama maddelerinde oldu.
 
Dakar'daki zirvede, üzerinde günlerdir tartışılan ana şart değişiklikliği cumhurbaşkanları ve hükümet başkanlarının oylarıyla kabul edildi.
 
Yapılan değişikliklere göre, ana şartın girişinde insan hakları, üye ülkelerin kendi kendini yönetme haklarının korunması ve birbirlerinin iç işlerine, bağımsızlıklarına, toprak bütünlüklerine egemenliklerine saygılı olması gerektiği belirtildi.
 
Yapılan değişikliklerden birisinin ise, üye ülkelerde kadınların haklarının korunması ve hayatın tüm alanlarında yer almalarının sağlanması olduğu kaydedildi.
 
Değişikliklerin, Birleşmiş Milletler şartı ve uluslararası kanunlar temel alınarak desteklenmesinin onaylandığı belirtilerek, Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulması ve desteklenmesi metinleri yeni şartta yer aldı.
 
Ortak İslam pazarının kurulması ve üye ülkelerinin ekonomilerinin entegrasyonu, İslam dünyasındaki aile yapısının ve çocuklarının korunmasına yönelik maddelerde de günümüz şartlarına ve modern toplum düzenine uyması gerektiği vurgulandı.
 
Üyelik konusu ana şarttaki en önemli değişikliklerden biri olarak şartta yer aldı. Buna göre, İKT'ye üye olma şartı olarak, çoğunluğu Müslüman olan BM üyesi ülkelerin, Dışişleri Bakanları toplantısında yapacağı üyelik başvurusunun, alınacak konsensüs kararıyla mümkün olabileceği belirtildi. İKT bünyesinde gözlemci olarak yer almak da aynı şartlara taşıyor.
 
Kudüs bağımsızlığını kazanana kadar merkez Cidde'de
 
İKT olağanüstü zirve toplantılarıyla ilgili olarak İslam toplumunu ilgilendiren konular söz konusu olduğu zaman, ya bir üye ülke ya Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısıyla ya da genel sekreter önerisiyle olmasına karar verildi.
 
Bu arada Genel Sekreterlik merkezinin Kudüs bağımsızlığını kazanana kadar Cidde olduğu belirtildi. Oylama konusunda da, Dışişleri Bakanları Konseyi'nin kendi kurallarını oluşturduğu kaydedilerek, kararların üçte iki çoğunlukla alınacağı ifade edildi.
 
Yeni şarta göre, üyelikten ayrılmak isteyen ülkeler bu isteklerini bir yıl önceden bildirecekler ve genel sekreter de bu konuda üye ülkeleri bilgilendirecek.
 
Ana şartın bu yıl sonunda Uganda'da yapılacak Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda üçte iki çoğunlukla alınacak karardan sonra yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

 

 

"Talat Türkiye'nin boğucu kucaklamasında"



14 Mart, 2008 17:50:00 (TSİ) CNN TURK

 

Lokmacı kapısının açılış tarihinin KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapılacak görüşme sonrasında belli olacağını belirten Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorununun çözümünde sorunun Türkiye olduğunu idda etti.

Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunundaki çıkmazın aşılmasıyla ilgili olarak, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın takınacağı tavrın önemli olduğunu savunarak, "(Talat) Türkiye'nin boğucu kucaklamasından kurtulursa, ozaman çıkmazı gerçekten kıracağız" iddiasında bulundu.
 
Hristofyas, Lokmacı kapısının açılışının Talat'la 21 Mart'ta yapacakları ilk görüşmeden sonra ilan edilebileceğini de söyledi.
 
Rum radyosunun haberine göre, Avrupa Konseyi çalışmaları için bulunuğu Brüksel'de basın toplantısı düzenleyen Hristofyas, Avrupa Konseyi toplantısı çerçevesinde görüştüğü muhataplarına Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler hakkında bilgi verdiğini ve bütün muhataplarının Kıbrıs sorunundaki gelişmelere ilişkin beklentilerin fazla olduğunu kaydetti.
 
Hristofyas, "Muhataplarıma BM kararları, doruk anlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukukuna dayalı çözüm için yaratıcı şekilde ve iyi niyetle 8 Temmuz anlaşması yönünde ileri gitmeye hazır olduğumuzu, ancak bunun yalnız bize bağlı olmadığını söyledim" diye konuştu.
 
Türkiye'nin yaratıcı bir tavır sergilemek istemesi durumunda çıkmazın kırılacağını ve Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelere geçilebileceğini belirten Hristofyas, muhataplarından etkileyici bir kabul gördüğünü söyledi.
 
Hristofyas, "Bunlar bizim de beklentilerimizdir. Ancak bunların pratikte hayata geçirilmesi yalnız bize bağlı değildir. Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak takınacağı tavra da bağlıdır. Türkiye'nin boğucu kucaklamasından kurtulursa, o zaman çıkmazı gerçekten kıracağız" ifadesini kullandı.
 
Hristofyas, "Doğrudan ticaret tüzüğüne ilişkin olası bir kararı veto eder miydiniz" sorusuna, "Asla veto kullanmayız, AB'nin eşit üyesi olarak müzakere ederiz" yanıtını verdi.
 
"Kıbrıslı Türklere karşı ambargo uygulandığının söylenmesinin yanlış olacağını" savunan Hristofyas, "Çünkü (Kıbrıslı Türkler) 'Kıbrıs Cumhuriyeti' vatandaşı olmanın bütün nimetlerinden yararlanıyorlar ve 'Kıbrıs'ın yasal hava ve deniz limanlarından' ticaret yapabilirler" dedi.
 
Başka bir soruya karşılık, KKTC Cumhurbaşkanı Talat'la 21 Mart'taki görüşmeye "iyi niyetle dopdolu olarak gideceğini, ana hedefinin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu" savunan Dimitris Hristofyas, son günlerde olumlu vaat içermeyen mesajlar aldıklarını kaydetti.
 
"Sayın Talat, Ankara'dan dönüşünde ve yine reddedilmiş Annan Planı'nı müzakerelere zemin olarak masada görmek istediklerini açıkladı" diyen Hristofyas, bu açıklamaların taktik nedenlerle yapıldığını iddia etti.
 
Hristofyas, "Bu açıklamaların taktik açıklamalar olduğunu, söylediklerinin aslında demek istedikleri olmadığını umuyorum. Türk tarafı bu tezinde ısrar ederse çıkmazın kırılması zor olacak" dedi.

 

 

Kosova’ya üç satır, Kıbrıs için destek

KADRİ GÜRSEL Dakar

İKÖ zirvesi örgütte köklü reform öngören kuruluş şartını onayladı. Sonuç bildirisinde, Kosova’nın bağımsızlığına arka çıkılmazken, Kıbrıs’ta Türk tezlerine destek verildi

57 İslam ülkesini bir araya getiren İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) Senegal’in başkenti Dakar’da önceki gün toplanan 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, dün örgütün 21. yüzyılın siyasal, sosyoekonomik ve kültürel ihtiyaçlarına cevap vermesini, uluslararası planda daha aktif bir rol oynamasına imkan sağlayacak güçlü bir yapıya sahip olmasını hedefleyen yeni kuruluş şartının (tüzük) liderler tarafından onaylanmasıyla sona erdi.
Hükümet ve devlet başkanları, İKÖ için tarihsel önemde bir reformasyon öngören yeni şartı, ayrıntıları dünkü Milliyet’te yayımlandığı şekliyle, özünde bir değişiklik yapmadan onayladılar.

İhsanoğlu’yla devam
Zirvenin Türkiye açısından diğer bir önemli gelişmesi ilk kez 2005’te İK֒nün Genel Sekreteri seçilen Profesör Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, örgütteki görevini dört yıllık ikinci bir dönem için daha sürdürmesine karar verilmesi oldu.
Ev sahibi ülke Senegal’in Devlet Başkanı Abdoulaye Wade’nin, Profesör İhsanoğlu’nu kastederek, “Türkiye’nin bu değerli evladını dört yıllığına daha İK֒ye emanet etmesini rica ediyoruz” şeklindeki çağrısı alkışlarla karşılandı.

Kosova’ya iki cümle
Kur’an okunarak açılan ve yine Kur’an okunarak kapanan zirvenin sonuç bildirisinin ilk maddesinde, zirveye, Wade’nin önerisi üzerine, “21. yüzyılda İslam Ümmeti Toplantısı” adının verildiği bildirildi.
Türkiye’nin, sonuç bildirisinde Kosova’nın bağımsızlığının güçlü ifadelerle desteklenmesi için yoğun çaba sarf etmesine rağmen, Kosova’nın kendi etnik ayrılıkçılık sorunları için emsal oluşturmasından çekinen bazı ülkelerin direnci buna engel oldu. Konferans Kosova’yı “not etmekle” yetindi. Kosova 41 sayfaya yayılmış 208 maddeden oluşan sonuç bildirisine, aşağıdaki, 3 satırlık cılız içerikli iki cümleyle girebildi:
“Konferans Kosova Meclisi’nin 17 Şubat 2008 tarihli bağımsızlık ilanını not etmiştir. İK֒nün Balkan Müslümanlarına yönelik süregelen ilgisini hatırlatarak, Kosova halkıyla dayanışmasını ifade eder.”
Türkiye’nin girişimleri sonucu Konferans “Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığın haklı davasını güçlü bir biçimde desteklediğini” ilan etti ve Yunanistan’ı ikili ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Müslüman Türk azınlığın kimlik ve haklarına saygı göstermeye çağırdı.

Kıbrıs desteği
“Müslüman Türk Kıbrıs halkının haklı davasına” güçlü desteğini sunan Konferans, uluslararası toplumu KKTC’ye uygulanan izolasyonları zaman geçirmeden kaldırmaya çağırdı. Konferans, Kıbrıs’ta iki bölgeli eşitlik temelindeki ortaklık çözümünü desteklediğini ilan etti ve Rum tarafının Annan Planı çerçevesinde bir çözüme varmaktaki isteksizliğinin hayal kırıklığı yarattığını belirtti.

MILLIYET 15/03/08

 

 

Annan planı öldü

"ERDOĞAN DA ANNAN PLANININ ÖLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ"... Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, "Annan planı ölmüştür. Zaten Erdoğan'da ortak basın toplantımızda Annan planının öldüğünü kendisi de söyledi. Türkiye'nin AB için yapacağı şeyler belli. Türkiye'nin AB üyesi olması için birlik kriterlerini karşılaması gerekiyor" dedi

Brüksel'deki Avrupa Birliği (AB) Zirvesi sonrası bir basın toplantısı düzenleyen Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Annan planının öldüğünü söyledi.

Türkiye Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın Kıbrıs sorunuyla ilgili Kıbrıs Rum tarafı hariç 26 ülke liderine gönderdiği mektup ile ilgili soruya muhatap olan Karamanlis şunları söyledi:

"Annan planı ölmüştür. Zaten Erdoğan da ortak basın toplantımızda Annan planının öldüğünü kendisi de söyledi. Türkiye'nin AB için yapacağı şeyler belli. Türkiye'nin AB üyesi olması için birlik kriterlerini karşılaması gerekiyor."

KIBRIS 15/03/08

 

Annan Planı'nda ısrarcı olunursa kilitlenmenin aşılması kolay olmaz

"İZOLASYONLARIN KALKMASI YANLIŞ OLUR"... Rum yönetimi lideri Hristofyas, KKTC'ye uygulanan izolasyonların kalkmasının yanlış olacağını AB Komisyonu'na anlattığını da ifade etti. Rum yönetiminin, KKTC'ye "yasal deniz ve hava limanları üzerinden ticaret yapma imkanı sunduğunu" söyleyen Hristofyas, "Ancak Türk tarafının bu amaçla yasal olmayan liman ve hava limanlarını kullanmak istemesinde neden ısrarcı olduğunu merak ediyorum" dedi

LOKMACI'YI 21 MART'TA... Hristofyas, Lokmacı geçidinin açılışının, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la 21 Mart'ta gerçekleştirecekleri ilk görüşmeden sonra ilan edilebileceğini söyledi. Rum yönetimi başkanı Hristofyas; muhataplarına, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ve özellikle herhangi aksi bir şey olmaz ise Cumhurbaşkanı Talat'la yapacakları ilk görüşmelerinde Lokmacı geçidinin açılması olanaklarını ve Yeşilırmak geçidinin açılması perspektifleriyle ilgili bilgi verdiğini kaydetti

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 21 Mart'ta yeniden başlayacak görüşmelerde Türk tarafının Annan Planı'nda ısrarcı olması halinde kilitlenmenin aşılmasının kolay olmayacağını söyledi.

Rum radyosunun haberine göre, AB zirvesi için Brüksel'de bulunan Hristofyas önceki gün düzenlediği basın toplantısında, gerek Talat tarafından, gerek Türkiye'den, Annan Planı'nın masaya getirileceği yönünde açıklamalar olduğunu belirterek, "Bu açıklamaların taktiksel açıklama olmasını diliyorum" dedi. Hristofyas, "Sayın Talat'ın bu tutumda ısrarcı olması halinde, kilitlenmenin aşılması kolay olmaz" diye konuştu.

21 Mart görüşmesine tamamen iyi niyetli bir şekilde gideceğini söyleyen Hristofyas, "Sayın Talat'ın, uzattığım ele karşılık vereceğini ve sıkacağını umut ediyorum" dedi.

"KKTC'ye yasal limanlar sunuyoruz"

Hristofyas, KKTC'ye uygulanan izolasyonların kalkmasının yanlış olacağını AB Komisyonuna anlattığını da ifade etti.

Hristofyas, "Komisyonun, Kıbrıslı Türklere sözde ambargonun kaldırılması yönündeki görüşünün yanlış olduğu yönündeki görüşümüzü, Komisyona samimiyetle bildirdik" diye konuştu.

Kıbrıs Rum yönetiminin KKTC'ye "yasal deniz ve hava limanları üzerinden ticaret yapma imkanı sunduğunu" söyleyen Hristofyas, "Ancak Türk tarafının bu amaçla yasal olmayan liman ve hava limanlarını kullanmak istemesinde neden ısrarcı olduğunu merak ediyorum" dedi.

"Talat, Türkiye'nin boğucu kucaklamasından kurtulursa..."

Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorunundaki çıkmazın kırılmasıyla ilgili olarak, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın takınacağı tavrın önemli olduğunu savundu ve "Türkiye'nin boğucu kucaklamasından kurtulursa, o zaman çıkmazı gerçekten kıracağız" iddiasında bulundu.

Hristofyas, Lokmacı geçidinin açılışının, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la 21 Mart'ta gerçekleştirecekleri ilk görüşmeden sonra ilan edilebileceğini de söyledi.

Rum yönetimi lideri Hristofyas; Avrupa Konseyi toplantısı çerçevesinde görüştüğü muhataplarına Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler hakkında bilgi verdiğini, bütün muhataplarının Rum Yönetimi Başkanlığı'na seçilmesine büyük ilgi gösterdiğini ve Kıbrıs sorunundaki gelişmelere ilişkin beklentilerin fazla olduğunu kaydetti.

"8 Temmuz anlaşmasıyla ileri gitmeye hazırız"

Hristofyas, "Muhataplarıma; BM kararları, Doruk Anlaşmaları, uluslararası hukuk ve Avrupa hukukuna dayalı çözüm için yaratıcı şekilde ve iyi niyetle 8 Temmuz anlaşması yönünde ileri gitmeye hazır olduğumuzu, ancak bunun yalnız bize bağlı olmadığını söyledim" dedi ve şunları ekledi:

"Türkiye de gerçekten yaratıcı bir tavır sergilemek isterse, hepimizin beklentisi olan, çıkmazın kırılması ve Kıbrıs sorununun çeşitli yönlerinin çözümü için, özlü müzakereler ileri gidebilir."

Muhataplarından etkileyici bir kabul gördüğünü, hepsinin beklentilerini dile getirdiğini anlatan Hristofyas, "Bunlar bizim de beklentilerimizdir. Ancak bunların pratikte hayata geçirilmesi yalnız bize bağlı değildir. Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak takınacağı tavra da bağlıdır. Türkiye'nin boğucu kucaklamasından kurtulursa, o zaman çıkmazı gerçekten kıracağız" ifadesini kullandı.

Rum Yönetimi Başkanı; muhataplarına, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ve özellikle herhangi aksi bir şey olmaz ise Cumhurbaşkanı Talat'la yapacakları ilk görüşmelerinde Lokmacı geçidinin açılması olanakları ve Yeşilırmak geçidinin açılması perspektifleriyle ilgili bilgi verdiğini söyledi.

Herhangi aksi bir şey olur ise sorumluluğun Rum tarafına atılmaması şartlarının yaratılıp yaratılmadığı sorusuna muhatap olan Dimitris Hristofyas, "Muhataplarımız, beklentilerinin bizim de beklentilerimiz olduğunu; ancak gerçekleşmeleri için Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk toplumu liderinin davranışlarına da bağlı olduğunu anlamalıdır" yanıtını verdi.

"Türkiye'yi okşama tehlikesi var"

Hristofyas, muhataplarının bunu anlayıp anlamadıkları sorusuna karşılık ise, Rum Yönetimi Başkanlığı'na kendisinin gelmesinin Kıbrıs sorununun çözüm çabalarına ivme kazandıracağı inancında olduklarını söyledi, şunları ekledi: "Yine bazılarının Türkiye'yi okşaması tehlikesi var, ama korkarak ve saklanarak mı yaşayalım? Biz, elimizden geleni yapacağız."

"Doğrudan ticaret tüzüğüne ilişkin olası bir kararı veto eder miydiniz" sorusuna muhatap olan Hristofyas, "asla veto kullanmayız, AB'nin eşit üyesi olarak müzakere ederiz" yanıtını verdi.

Kıbrıslı Türklere karşı ambargo uygulandığının söylenmesinin "yanlış olacağını" savunan Rum Yönetimi Başkanı, "Çünkü (Kıbrıslı Türkler) Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olmanın bütün nimetlerinden yararlanıyorlar ve Kıbrıs'ın yasal hava ve deniz limanlarından ticaret yapabilirler" dedi.

Başka bir soruya karşılık, Cumhurbaşkanı Talat'la 21 Mart'taki görüşmeye "iyi niyetle dopdolu olarak gideceğini, ana hedefinin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu" savunan Dimitris Hristofyas, devamla şunları söyledi:

"Vurgulamak zorundayım ki, maalesef; son günlerde, olumlu ve vaat içerdiklerini söyleyemeyeceğim mesajlar aldık. Sayın Talat Ankara'dan dönüşünde ve Ankara, yine, reddedilmiş olan Annan planını müzakerelere zemin olarak masada görmek istediklerini açıkladı. Bu açıklamaların taktik açıklamalar olduğunu, söylediklerinin aslında demek istedikleri olmadığını umuyorum. Türk tarafı bu tezinde ısrar ederse çıkmazın kırılması zor olacak."

KIBRIS 15/03/08

 

İKÖ, Kıbrıs Türkünün yanında

KKTC'YLE İLGİLİ ÖNERİLER KABUL EDİLDİ... Türkiye'nin Batı Trakya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili tüm tezleri, İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ), Senegal'in başkenti Dakar'da düzenlediği 11. İslam zirvesinde, üye ülkeler tarafından kabul edildi. Bu önerilerin, kapanış bildirisinde yer alacağı öğrenildi

İKÖ'nün gözlemci üyesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Dakar'da devlet başkanı düzeyinde temsil edildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, ''KKTC burada bayrağıyla, ismiyle temsil ediliyor. Bundan büyük memnuniyet duyuyorum'' dedi

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''KKTC'nin bayrağı ve ismiyle İslam Konferansı Örgütü'nde (İKÖ) temsil edilmesinden büyük memnuniyet duyuyorum'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, İKÖ'nün 11. Zirvesi'nin yapıldığı Le Meridien Otel'deki kongre merkezinde ikili görüşmelerinin ardından gazetecilere kısa bir değerlendirme yaptı.

İKÖ'nün gözlemci üyesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Dakar'da devlet başkanı düzeyinde temsil edildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, ''KKTC burada bayrağıyla, ismiyle temsil ediliyor. Bundan büyük memnuniyet duyuyorum'' dedi.

Edinilen bilgiye göre, zirve öncesinde yapılan gerek yüksek düzeyli toplantılar sırasında, gerekse dışişleri bakanları toplantısında, Türkiye'nin Batı Trakya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili tüm tezleri, üye ülkeler tarafından kabul edildi. Bu önerilerin, kapanış bildirisinde yer alacağı öğrenildi.

Ambargolar ve baskılar uygulanıyor

Gül, KKTC halkına insani olmayan ambargo ve baskılar uygulanmasına devam edildiğini söyledi.

Gül, İKÖ'nün Dakar'da yapılan 11. Zirvesi'nin, başkanlık yaptığı önceki gün öğleden sonraki oturumunda Türkiye adına da bir konuşma yaptı. Gül konuşmasında KKTC'ye de değinerek ''KKTC halkına hala gayrı insani ambargolar ve baskılar uygulanmaktadır'' dedi.

Konuşmasında Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine de değinen Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:

''Bir İKÖ üyesi olan Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine başlamış olması da son beş yıl içinde meydana gelen çok önemli bir gelişmeyi teşkil etmiştir. Gerçekten de bu gelişme hem İslam dünyasında, hem Avrupa'da sevinç ve umut yaratmıştır.

Türkiye, bir yandan AB ile tam üyelik müzakerelerini sürdürürken, İslam ülkeleri ile ilişkilerini yakın tarihteki en mükemmel aşamaya ulaştırmış bulunmaktadır.

Bu durum dünyadaki uyum, barış, istikrar ve refahının geleceği bakımından umut vericidir.''

Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:

''Şiddet ve terörizm, ülkelerimizi tehdit etmeye devam etmektedir. Bu iki bela, bir yandan halklarımızı hedef alırken, kimi zaman da İslamiyetin adını lekelemeye tevessül etmektedir.

Etnik ve dini aşırılık ve fanatizm doğu-batı dinlemeksizin çeşitli ad ve şekiller altında bütün dünyada yükselmektedir.

Müslümanlar, bazı ülkelerde İslamofobya denen kampanyanın, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın hedefi olmaktadırlar.''

Türkiye'nin KKTC ile olanlar

da dahil tüm önerileri kabul gördü

İKÖ'nün 11. İslam zirvesinde, Türkiye'nin tüm önerileri kabul edildi. Zirve, Türkiye açısından olumlu ve başarılı geçiyor.

Edinilen bilgiye göre, zirve öncesinde yapılan gerek yüksek düzeyli toplantılar sırasında, gerekse dışişleri bakanları toplantısında, Türkiye'nin Batı Trakya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili tüm tezleri, üye ülkeler tarafından kabul edildi. Bu önerilerin, kapanış bildirisinde yer alacağı öğrenildi.

KKTC'nin, ilk kez İslam zirvesinde cumhurbaşkanı düzeyinde temsil edilmesi ve İKÖ belgelerinde ''Kıbrıs Devleti'' ibaresine yer verilmesi de çok önemli bir adım olarak nitelendiriliyor.

Türkiye'nin, Kosova'nın bağımsızlığının teyit edilmesi ve Kosova ile dayanışma gösterilmesi ifadelerinin de kapanış bildirisinde yer alması bekleniyor.

Üzerinde 2 yıldır çalışılan ve 40 yıl sonra değişmesi beklenen İKÖ ana şartı değişikliği üzerinde ise hala tartışmaların sürdüğü ve kimi ülkelerin 1-2 madde üzerinde itirazları nedeniyle görüşmelere devam edildiği belirtiliyor.

KIBRIS 15/03/08

 

Hristofyas'ı BM'nin hazırladığı plan çerçevesinde görüşmeye çağırıyorum

2008 YILI SONUNA KADAR SORUNUN ÇÖZÜMLENMESİNİ UMUYORUM... Talat: "Türk tarafı, liderler seviyesinde görüşmelerde adada iki topluma dayalı ve eşit haklara sahip iki devlet kurulması temelinde yeni Rum liderine görüşmelere gecikmeden devam edilmesi için çağrıda bulundu. Bu konuda BM'nin hazırladığı plan çerçevesinde görüşmeye çağırıyorum. Bu çağrımın en kısa zamanda sonuç almasını ve 2008 yılı sonuna kadar sorunun çözümlenmesini ümit ediyorum"

"ADİL OLMAYAN AMBARGOLAR KALDIRILMALI"... Kıbrıs'taki son durumla ilgili gelişmelere, geçmiş dönemdeki İslam zirvelerinde ve Dışişleri Bakanları toplantılarında yer verilmesinden müteşekkir olduklarını ifade eden Talat, Kıbrıs Türk toplumuna uygulanan ambargonun kaldırılması ve adil olmayan durumun düzeltilmesi için girişimlerin çok önemli olduğunu belirtti

İKÖ ÜYELERİNE DESTEK ÇAĞRISI... Talat, alınan kararlarda İslam ülkeleri ile KKTC arasında, çeşitli alanlarında ilişkiler kurulması ve üst düzey ziyaretler önerildiğini hatırlattı. Talat, şimdiye kadar 10 ülkede ofis açtıklarını ve özellikle üye ülkelerde bu sayıyı artırmak istediklerini belirterek, "bu konuda bize izin verenlere teşekkür ediyoruz, diğer üye ülkeleri de desteğe çağırıyoruz. Bu tür ofislerin açılması, KKTC'nin gelişmesinde ve İKT üyesi diğer ülkelerle bağlantısında ve ülkelerin birbirini anlamasında çok önemlidir" dedi.

Senegal'in başkenti Dakar'da yapılan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) 11. İslam Zirvesine katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, genel kurulda konuşma yaptı.

İKÖ'ye KKTC'ye verdiği destekten ötürü teşekkür eden Talat, konuşmasının başında Kıbrıs'taki son gelişmelerle ilgili bilgi verdi.

Talat, 24 Nisan 2004'te yapılan referandumdan sonra Kıbrıs meselesinin yeni bir döneme girdiğini; BM Genel Sekreteri tarafından sonuçlandırılan çalışmalara rağmen, Rumların güçlü bir şekilde "hayır" demesi nedeniyle, Rum yönetiminin Türk tarafıyla güç paylaşımında işbirliğine yanaşmadığını söyledi.

Talat, bu sıkıntılı döneme son vermek ve adada politik bir çözüm bulmak için, daha önceki Rum lideriyle 2006 ve 2007 yıllarında bir araya geldiğini, ama çabaların işe yaramadığını, adadaki sorunları çözme yönünde başarısız olduklarını belirterek şunları kaydetti:

"Türk tarafı, liderler seviyesinde görüşmelerde adada iki topluma dayalı ve eşit haklara sahip iki devlet kurulması temelinde yeni Rum liderine görüşmelere gecikmeden devam edilmesi için çağrıda bulundu. Bu konuda BM'nin hazırladığı plan çerçevesinde görüşmeye çağırıyorum. Bu çağrımın en kısa zamanda sonuç almasını ve 2008 yılı sonuna kadar sorunun çözümlenmesini ümit ediyorum."

Kıbrıs'taki son durumla ilgili gelişmelere, geçmiş dönemdeki İslam zirvelerinde ve Dışişleri Bakanları toplantılarında yer verilmesinden müteşekkir olduklarını ifade eden Talat, Kıbrıs Türk toplumuna uygulanan ambargonun kaldırılması ve adil olmayan durumun düzeltilmesi için girişimlerin çok önemli olduğunu belirtti.

Talat, alınan kararlarda İslam ülkeleri ile KKTC arasında, doğrudan ulaşım, ticaret, turizm, kültür, eğitim, bilgi, yatırım ve spor alanlarında ilişkiler kurulması ve üst düzey ziyaretler önerildiğini bildirdi.

KKTC'nin üye ülkelerde ticaret, turizm, kültür ve eğitim konularında ofisler açmasına büyük önem verdiklerini ifade eden Talat, şimdiye kadar 10 ülkede ofis açtıklarını ve özellikle üye ülkelerde bu sayıyı artırmak istediklerini belirterek, "Bu konuda bize izin verenlere teşekkür ediyoruz, diğer üye ülkeleri de desteğe çağırıyoruz. Bu tür ofislerin açılması, KKTC'nin gelişmesinde ve İKT üyesi diğer ülkelerle bağlantısında ve ülkelerin birbirini anlamasında çok önemlidir" diye konuştu.

KKTC belgeleriyle seyahat

Talat, başta ABD olmak üzere, İngiltere ve Fransa gibi ülkelere KKTC yönetimi tarafından verilen resmi belgelerle seyahat edilebildiğini, aynı belgelerle İKT üyesi ülkelerin çoğuna gidilemediğini, bu konuda İslam ülkelerinin yeni bir karar alacağını umduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Talat, İslam ülkeleri spor federasyonuna üyelik başvurusunun da, İKÖ'nün KKTC'ye uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde yaptığı bütün duyurulara ve açıklamalara rağmen reddedildiğini kaydederek, Kıbrıs Türk halkının bu tür sportif karşılaşmalara katılmasına imkan verilmesini istedi.

Talat, konuşmasını, "KKTC'nin İKT bünyesinde uzun süredir bulunduğu gözlemci statüsünden, bizim gerçek yerimize, tam üyeliğe geçişimizin desteklenmesini İKT üyesi ülkelerden diliyorum" diyerek tamamladı.

KIBRIS 15/03/08

 

Denktaş: Papadopulos'un gidişi çözüm için yeni bir şans olarak görülmemeli

Denktaş, Türk gençlerine ''Atatürk'ün laik Türkiye'sine sahip çıkın'' diye seslendi.

Çeşitli etkinliklere katılmak üzere dün sabah İzmir'e gelen Denktaş, Bornova Anadolu Lisesinde öğrencilerle bir araya geldi.

Öğrencilerin alkışları arasında kürsüye çıkan Denktaş, bundan tam 66 yıl önce, 14 Mart 1942'de Dr. Fazıl Küçük'e gazetesindeki yazılarından ötürü bir mektup yazdığını ve mektubunda ''Gençlik sizinle beraberdir'' ifadelerine yer verdiğini belirterek, ''Gençler, siz de söyleyin; memlekette güzellikler varsa, çıkın bunları söyleyin, çirkinlikler varsa, onlara karşı da efendice 'Bu olmadı, Atatürk'ün laik Türkiye'sine yakışmadı' deyin'' diye konuştu.

Kıbrıs'ta kendilerine 66 yıl önce ''Beğenmiyorsanız adadan çıkın'' diyen Rumların, hala aynı anlayışı benimsediklerini ifade eden Denktaş, ''Şimdi yanımızda anavatanımız var, kolordumuz Kıbrıs'ta, gönderde çift bayrağımız var. Çıkacak biri varsa bu, biz değiliz'' dedi.

Atatürk'ün Kıbrıs'a verdiği özel önemi, 1938 yılında genç subaylarla yaptığı bir sohbette açıkça belirttiğini ve ''Kıbrıs düşmanın elindeyse, ikmal yolları tıkanmıştır'' diye konuştuğunu belirten Denktaş, Türkiye'nin Kıbrıs'tan vazgeçmesinin mümkün olmadığına işaret ederek, Kıbrıs konusunu her zaman ''Türkiye'nin ve Türklüğün meselesi'' olarak algıladıklarını ve bu davayı bu anlayışla sahiplendiklerini söyledi.

Kendisine sıkça ''Aynı şeyleri yeniden yapar mısınız?'' sorusunun yöneltildiğini ifade eden Denktaş, öyle bir ihtiyacın belirmesini asla arzu etmemekle birlikte, vatan söz konusu olduğunda başka şeylerin ikinci planda kaldığını belirterek, şöyle devam etti:

''Vatan çağırıyor denilince, gözünüz ondan başka bir şey görmez, en büyük aşk odur. Onu kaybedince geriye hiç bir şey kalmaz. Bir Türkiye vardır, bir vatan vardır, o da Atatürk'ün laik Türkiye'si. Ona sahip çıkın.''

Öğrencilere, Yunanistan'ın Kıbrıs konusunu BM gündemine taşıdığı 1954 yılından bu yana adadaki süreci kısaca özetleyen ve Rum liderleriyle yaptığı görüşmeleri anlatan Denktaş, Türk askerinin adadan çıkmasını ve Türkiye'nin garantisinin son bulmasını amaçlayan Annan Planı'na karşı çıktığını, bugün ise kendisini o dönemde eleştiren bazı kişilerin ''Denktaş haklıymış'' dediklerini belirtti. Denktaş, Rum yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos'un gidişinin bir fırsat ya da çözüm için yeni bir şans olarak görülmemesi gerektiğini de kaydetti.

Denktaş, TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Kıbrıs konusuna ilişkin ''iki eşit egemen halk, iki demokrasi, iki devletten'' söz etmesine karşın, KKTC hükümetinin hala Kıbrıs'ta iki toplumlu federasyondan bahsetmesini eleştirdi.

Türk milletinin Atatürk'ün çizdiği yoldan kararlılıkla devam etmesi gerektiğini ifade eden Denktaş, sözlerini şöyle tamamladı:

''Atatürk'e dinsiz diyenlerin kendileri dinsizdir. O olmasaydı bugün Anadolu'nun birçok yerinde çanlar çalacaktı. Türkiye'ye, Türk halkına Atatürk'ü verdiği için Allah'a; ondan sonra neyiniz varsa her şeyiniz için Atatürk'e şükrediniz.''

Denktaş kürsüye gelmeden önce, 7. sınıflardan bir öğrenci, Denktaş'ın yazdığı ''Kim Demiş?'' ve ''Benim İki Bayrağım Var'' adlı şiirleri okudu.

Denktaş, konuşmasının ardından okulun Ahmet Piriştina Sergi Salonunda Türk Dünyası Kültür ve İnsan Hakları Derneği tarafından organize edilen, Embiya Çavuş'un resimlerinden oluşan ''Yaşadıklarımız Bir Daha Yaşanmasın'' sergisinin açılışını yaptı.

KIBRIS 15/03/08

 

EU sees hope for Cyprus deal
By Jean Christou

E.U. PRESIDENT Jose Manuel Barroso said yesterday the end of Cyprus negotiations was more important than the start of talks, as he urged both sides in Cyprus to keep their eye on the ball, and avoid getting bogged down on technicalities.

''Let us concentrate on the goal. This is the important thing. If there are persons with good will on both sides, and I really believe there are, concentrate on the goal, forget about the technicalities,” said Barroso during a joint news conference with President Demetris Christofias in Brussels.

''What is more important than the start of the negotiations is the end of the negotiations,” he added.

Christofias, who was in Brussels for the European Council summit where he took the chance to mend fences with European partners, it due to meet Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat next Friday.
He told Barroso: “We want Cyprus to contribute to the European Union instead of being a problem for the EU and the entire world.”
Barroso stressed several times the amount of trust the EU was putting in the new Cypriot President.

“The ongoing stalemate, the lack of real progress during the last four years is detrimental both for Cyprus and the EU,” said Barroso.
''I rely on your strong will and determination to move fast towards the solution,'' he told Christofias.

But the EU President also sent a message to Turkey and the Turkish Cypriots.

''Of course, as the President of Cyprus has said many times, it takes two to tango. I am of course now speaking with the President of Cyprus, I am encouraging him to make a real effort but of course, I also make the same appeal to the other party. It is important that everyone make a real contribution to see a solution for the Cyprus problem. It would be great for Cyprus and also very important for the EU,” Barroso said, pledging the EU’s full support of the UN process.

He said he saw in Christofias a “sense of history” and the sense that the new President now had a very important responsibility, “and that he is ready to assume this responsibility”.

“The process of reconciliation and of peace and of reunification means at least two, and so I hope that we find the same spirit in the Turkish Cypriot side,” Barroso added.

He said he had already met Talat on a number of occasions and that he had conveyed this message to him each time.
A breakthrough now appeared to be on the cards, Barroso said, adding that Christofias’ presidency was received in Europe and beyond as a very important possibility for a solution to the Cyprus problem.
“So I can encourage of course Mr Talat, the Turkish Cypriots, to make an effort and use this opportunity for the good of Cyprus as a whole,'' he said.

Asked about Turkey, he added: “We certainly hope that Turkey also has a constructive role to play in this situation.”

Christofias assured Barroso his intentions were serious and that reunification of the island was his top priority.
“This is the first obligation, to solve the problem, to find a common language with our Turkish Cypriot compatriots. We knew this language before, together with Mr Talat. I want to believe and I believe that we shall renew this promise,” he said.

However, Christofias made it clear that the Annan plan would not be part of the equation and said the UN had not indicated that it would, despite the Turkish side’s desire to put it back on the table.

“The international community believes that we have to start on something on which we both agree and the only agreement between the two communities, which has been adopted by the Security Council of the UN and by the Council of the EU, is the July 8 agreement, according to which the two leaders have to create working groups and simultaneously technical committees in order to start work to bridge the gap between the two sides,” the President said.

He said he hoped his “old friend” Talat would honour his own signature to the agreement.
“I hope that we both are going to speak the well-known Cypriot language, without any pressure from outside. This is my will, this is my promise,” Christofias said.

CYPRUS MAIL 15/03/08

 

All ready to get to work on Ledra Street
By Marianna Pissa

DEMETRIS Christofias and Mehmet Ali Talat are expected to announce the Ledra Street opening this coming Friday, March 21 after their long-awaited meeting.

The crossing could then open early next month, according to Presidential Commissioner George Iacovou.

“It will take around 12 to 15 days,” Iacovou told the Cyprus Broadcasting Corporation.
“From the day there is an agreement, the UN will assume the supervision of the zone,” Iacovou said.

Nicosia Mayor Eleni Mavrou said preparations for opening the crossing point were under way in co-operation with the Turkish Cypriot side.

As a first step, after there is an agreement, scaffolding will be erected to secure the derelict buildings on both sides of the stretch “so that people can cross with safety,” Mavrou said.
Crews will later focus on repairing the building facades.
An office has already been set up next to what is today a token guard post while computers and furniture are waiting to be installed.

Even building materials and other necessary equipment have been purchased and all that is now needed is the go-ahead from the leaders of the Greek and Turkish Cypriot communities.

As soon as the announcement is made, the works will begin for propping up the buildings in the buffer zone and the improvement of paving in order to facilitate pedestrian movement. Nicosia Municipality says five intensive working days will be required for the completion of the works.
These works will be conducted jointly by the Greek and Turkish Cypriot municipalities of Nicosia, in conjunction with the United Nations. The works will be implemented by the United Nations Development Programme (UNDP) Partnership for the Future (PFF). The PFF is an EU-funded Programme which aims at contributing to the peace-building process in Cyprus through different levels of intervention ranging from urban infrastructure rehabilitation to assistance to small and medium-sized enterprises as well as the de-mining of the buffer zone.

Restoration of the buildings in the buffer zone that will be done at a later stage, and Nicosia Municipality has suggested to the UNDP PFF a competition for the project where only joint ventures of Greek Cypriots and Turkish Cypriots can participate. UNDP PFF has accepted the proposal the answer of the Turkish Cypriot mayor of Nicosia is expected.

How do people feel about the opening?
PANAYIOTIS Christodoulides, owner of a women’s’ clothes shop owner in Ledra Street believes, “Some will lose and some will profit from this opening. I am afraid that people might prefer to shop from the other side because clothes are thought to be cheaper there”

Chrysanthos Trokkoudes, a wellness centre health and gift shop owner feels “the opening of Ledra will be a breath of fresh air, and will be a great relief, not just for our job. Nicosia is the only divided capital, not everything has to do with money, this will be a multi-faceted good, it will strengthen the ties of both communities as they will be in more contact with each other like they used to be years ago. The opening is a good ice-breaker, and I believe that people that are against the opening are like black and white televisions.”

Michalakis Orphanides, owner of an optician’s, believes that “A lot has been said over the last ten years about the opening; I will be cautious and believe it when I see it. I want Ledra to open not just trade-wise because I believe prices will be the same, but for better communication between the two communities. It will be rejuvenation for the area. ”

On the other hand, Fanos Pavlides,84, a souvenir shop owner next to the Ledra crossing strongly believes that ,”They want to steal our tourism, I am against the opening. This whole Ledra story is a midsummer nights dream.”
But Nikos, an ice cream parlour owner believes that “The opening will do good to business and enhance the relations between Greek and Turkish Cypriots.”
Stavros, 50, a shop owner in Ledra Street, is not happy, however: “You can’t have a city where a tourist will be forced to show his/her ID to enter the same country, by doing so you are implying that the Cyprus problem is no longer existent. They have set up to open the street to show their good intentions but in fact they’re going back on ideals and values of the country which should never have been compromised in such a way. They are implementing a plan that started in 1992, the Nicosia Master Plan, which would be better off being called the Nicosia Master Disaster.”

CYPRUS MAIL 15/03/08

 

Erdogan letter to EU 26

TURKISH Prime Minister Recep Tayyip Erdogan has sent a letter to 26 EU leaders stating that the Annan plan is the basis for future negotiations for the solution of the Cyprus problem.
Cyprus did not get one.

Erdogan’s Greek counterpart Costas Karamanlis, responding to the development yesterday, said the Annan plan had been rejected by the overwhelming majority of Greek Cypriots and no longer constituted a basis for negotiations.

The Greek Prime Minister referred to a recent statement made by Erdogan during Karamanlis’ visit in Ankara, in which he said that the Annan plan was not a basis for discussion.

“I want to reiterate that Turkey’s EU course depends on certain criteria and preconditions which have been expressed with clarity in EU decisions,” he concluded.

CYPRUS MAIL 15/03/08

 

Developers move on Tylliria anticipating checkpoint opening
By Jacqueline Theodoulou

LAND developers are showing an interest in the Pyrgos Tylliria area, now that the prospect of the Limnitis checkpoint opening appears firmly on the agenda.
Citing sources yesterday, Phileleftheros newspaper claimed that in the past year, land developers from Nicosia have been showing great interest in the area, prepared to offer astronomical prices for land.

According to the daily, the offered price for the area nears €340,000 per donum and developers have been approaching the few land owners of Tylliria over the past few months asking to purchase properties.

The general consensus is that the virgin tourist market of Tylliria will become vastly popular once the Limnitis checkpoint is opened.
With the opening of the checkpoint, the journey from Nicosia to Pyrgos will be slashed from the current three hours to just 50 minutes.

A developer told the paper: “The beautiful and unused area of Tylliria will in essence become a suburb of the capital. Businessmen’s aim is to transform the area into a destination for older and financially stronger people, as Ayia Napa and Protaras have been turned into a destination mainly for the young.”

The Tylliria area’s natural and untarnished beauty, coupled with the fact that it combines mountains with the sea, makes the area unique and irresistible to land developers.

“What is expected to happen is the creation of luxury estates on the Kato Pyrgos hills and not mass housing groups,” the developer said.
The area’s residents’ unwillingness to part with their land has for a long time been a well-known fact.

“This situation is expected to change now, as the issue created by the Limnitis checkpoint has pushed investors into sky-rocketing their offers,” the developer concluded.

CYPRUS MAIL 15/03/08