NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 16:03 TSİ 07 Nisan 2008 Pazartesi
KUDÜS -
İsraile dün gelen Türk parlamenter heyeti, resmi temaslarına bu
sabah Cumhurbaşkanı Şimon Peresi ziyaret ederek
başladı. Cumhurbaşkanlığında yapılan
basına kapalı görüşme sıcak bir havada geçti.
|
İki taraf, Türkiye-İsrail ilişkileri ile İran ve
Irak konuları üzerinde karşılıklı görüş
alışverişinde bulunurken, Peres, İran ile ilgili olarak,
İsrailin varlığına en büyük tehdidin bu ülkeden
geldiğini söyledi. |
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 05:54 ET 07 Nisan 2008 Pazartesi
LONDRA - İngilterenin gündeminde, 1 Mayısta yapılacak yerel seçimde, Muhafazakar Partinin Londra belediye başkanı adayı olan Türk kökenli Boris Johnson var. Johnson, Milli Mücadele yıllarında Atatürk hakkında tutuklama kararı imzalayan, Osmanlı Devletinin Dahiliye Nazırı olan ve Atatürk karşıtı olduğu ileri sürülerek 1922de berber koltuğunda linç edilen gazeteci Ali Kemalin torununun çocuğu. The Sunday Times, tarihteki bu olaya atfen Boris Johnsonın dağınık saçları için Berber dükkanından uzak durmak, Borisin kanında olabilir. Saç stili ondan diye yazmıştı.
Observer
yazarı Andrew Rawnsley, bugünkü yazısında, Johnsonın
seçilmesinin Londralılar için felaket olacağını ileri
sürüyor.
Yazar, geçmişte farklı toplum kesimlerini hor gören ve alaya alan
açıklamalarıyla kamuoyunda tartışmalara neden olmuş bir
isim olan Johnsonın belediye başkanlığında da benzer
tavır sergileyeceği kanısında.
Öyle ki Rawnsley,
rakipleri kadar, partililerinin de Johnsonun olası zaferinden
çekindiğini yazıyor.
Bir çalışma arkadaşının, Johnsonun parti merkezindeki
odasını eski spor ayakkabıları ve kağıtlardan
oluşan pis kokulu bir anarşi ortamı olarak
tanımladığını yazan Rawnsley, Kaliforniya Belediye
Başkanı Arnold Schwarzeneggerın, Muhafazakar Partinin bir
toplantısında konuşan Johnson için Kim bu beceriksiz adam?
dediğini söylüyor.
Rawnsley, Johnsonun palyaçoluğu Londralılar için çekici bir imaj
olsa da, dünya bunu böyle yorumlamayabilir diyor.
İngiliz PoliticsHome.com adlı sitenin siyaset uzmanları ve
devlet görevlileri arasında yaptığı araştırmaya
katılanların yüzde 71inin Johnsona, yüzde 28inin ise rakip Ken
Livingstonea şans tanıdığını yazan Rawnsley,
Johnson seçilirse, en güçlü Muhafazakar olacak yorumunda bulunuyor.
Johnson ise, rakiplerinin, başarısını önlemek için
çeşitli siyasi ayak oyunları yaptıklarını söylüyor.
Sunday Telegraph gazetesine konuşan Johnson, seçim bürosunun bilgisayar
sistemine girildiğini, hackerların geçen hafta sistemini tümüyle
çökertmeyi başardığını belirtti.
Bunun yanı sıra
rakiplerinin, hakkında sürekli yalanlar uydurarak kirli bir kampanya
yürüttüklerini ileri süren Johnson, bu kişilerin başında da
üçüncü dönem belediye başkanlığını kazanmak isteyen
İşçi Partili Belediye Başkanı Ken Livingstoneın geldiğini
vurguladı.
İki aday arasında başabaş bir yarış olduğuna
dikkat çeken gazete, Johnsonın Londrada yapılan anketlere göre
şimdilik favori kalmayı başardığını
kaydetti.
Kıbrıs'ta umut hâkim
|
|
Kıbrıslı
Rumlar ve Türkler ilk kez aynı anda, Atina'yla Ankara'dan
bağımsız davranmaya niyetli ve
'Kıbrıslılık'larının farkında olan liderlere
sahip
07/04/2008 RADIKAL
Helena SmIth
Bazı yolların adı kötüye çıkabiliyor.
1950'lerde (Londra'daki) Fleet Caddesi, üç Britanyalı polisin
sırtlarından vurulması sonucu cinayet yolu olarak
anılır olmuştu.
Ve bu olay, başka bir caddenin sonuna Kıbrıslı Rumlar ve
Türkler birbirlerini öldürmesinler diye dikenli teller ve barikatların
konulmasından çok önce yaşanmıştı.
Lefkoşa'nın bugün Ledra adıyla bilinen en ünlü ve işlek
caddesi yine haberlerde boy gösteriyor -ve Batı'nın son bölünmüş
başkentinde düzenlenen neşeli açılış töreninden sadece
saatler sonra adanın bu en eski bölünme simgesini şenlik duygusu
yerine dram kuşatıyor.
Ledra fark yaratır
mı?
Fakat Kıbrıs'ın 44 yıldır çatışan iki etnik
topluluğunu, başkentlerinin tam ortasında birbirinden
ayıran barikatları yıkmak hiç kolay olmayacaktı.
Kıbrıslı Rumların, Kıbrıs Türk polisinin caddenin
etrafındaki BM bölgesini ihlal ettiği gerekçesiyle Ledra'yı
geçici olarak tekrar kapatma kararı, gelecekteki barış
müzakerelerini bekleyen tehlikeleri yansıtıyor. Devlet
Başkanı Dmitris Hristifyos'ın ihtilafla bizzat ilgilenmek için
Londra ziyaretini kısa kesip adaya dönmesi, bu caddenin
açılmasının,
şu an hayati önemdeki yeniden birleşme görüşmeleri öncesi uygun
atmosferi yaratmaya kararlı bir adam için ne kadar mühim olduğunu da
gösteriyor.
Kıbrıs'ın ıstıraplı bölünmüşlüğünün her
iki tarafında da Ledra umudun simgesi haline geldi. Tavizsiz Tasos
Papadopulos yüzünden çıkmazda geçen beş karanlık yılın
ardından, Hristofyas'ın seçilmesinin üzerinden
daha beş hafta geçmemişken barikatların
kaldırılması, her iki tarafın çözüm bulmak yönünde aniden
sergilemeye başladığı kararlılığın
işareti olarak görülüyor. Emektar komünist Hristofyas,
ılımlı görüşlerine ve solcu Kıbrıslı Türk
lider Mehmet Ali Talat'la eskiye uzanan dostuğuna dayanarak,
barışı yakalamak yönünde elini çabuk tutuyor.
Lefkoşa'nın savaş yorgunu kuzeyi ve güneyi arasında bir
köprü mahiyetinde üstlendiği yeni rol dahilinde Ledra'nın, ilerleyen
aylarda iki toplum arasındaki etkileşimi kolaylaştırması
umut ediliyor.
Kıbrıs'ın meşhur 'Yeşil Hattı'ndaki diğer
kontrol noktalarının ilk kez açılmasının üzerinden
geçen dört yılda toplumlar birbiriyle pek az kaynaştı; büyük
çoğunluk, kendi etnik olarak temizlenmiş bölgelerinde kalmayı
tercih etti. Peki Ledra farklı olacak mı?
Barışa giden yol
Ledra'dan uzun
Ledra'nın açılmasının yarattığı sevinç
atmosferini gözden kaçırmak mümkün
değil. Rumlar ve Türkler, hem bir arada hem de kendi bölgelerinde
ayrı ayrı ağladılar, dans ettiler ve barış
şarkıları söylediler. Bir anlaşma için dönem hiç bu kadar
olgun olmamıştı ve adanın iki tarafında
'Kıbrıslılıkları'nın bu kadar farkında ve
Ankara'yla Atina'dan bağımsız hareket etmeye niyetli olan iki
lider hiç aynı anda başta bulunmamıştı. Fakat yine de
Ledra'nın kısa bir cadde olduğunu, barışa giden
yolunsa çok daha uzun olacağını hiç unutmamak lazım. (5
Nisan 2008)
Talat ile asker arasında sorun yok
KAPININ AÇILMASI İÇİN GKK ÖZVERİDE BULUNDU...
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, GKK'nın
Lokmacı Kapısı ile ilgili bütün çalışmalar
sırasında Cumhurbaşkanı Talat ile tam bir
işbirliği içinde çalıştığını ve
kapının sivil geçişlere açılmasını büyük bir
özveri ve sorumlulukla ileri götürdüğünü belirtti
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
Lokmacı Kapısı'nın açıldığı 3 Nisan
Perşembe günü yaşanan kısa süreli krizle ilgili Rum Yönetimi
Başkanı Dimitris Hristofyas'ın yaptığı
açıklamaların, görüşme sürecini olumsuz etkileyen "suçlama
yarışı"nın yeniden başlamasını
teşvik etmekte olduğunu bildirdi.
Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının; "suçlama
yarışı"nın, Kıbrıs sorununa
barışçıl bir çözüm bulma çabalarına zarar vereceğine
inandığını, bu nedenle, 21 Mart anlaşması ile başlayan
yeni sürecin zarar görmemesi için Kıbrıs Rum tarafının
ısrarla başlatmaya çalıştığı yeni bir
'suçlama yarışı'ndan kaçınmaya ve çözüm sürecini olumlu
etkileyecek önlemlere, Kıbrıs Türk halkının
güvenliğini tehlikeye düşürmeden destek olurken,
kışkırtıcı eylemlerden de uzak durmaya özen
göstereceğini vurguladı.
Hasan Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının, bütün kurumlarıyla
ve Türkiye ile işbirliği içinde adil, kalıcı ve erken bir
çözüme ulaşmak için çalışmaya devam edeceğinin de
altını çizdi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca dün
yaptığı yazılı açıklamada,
Kıbrıslı Rum liderlerin, Lokmacı Kapısı'nın
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların
karşılıklı geçişlerine açıldığı
gün yaşanan olayları çarpıtma gayretlerini endişe ile
izlediklerini kaydetti.
"Kıbrıs Türk güvenlik güçleri görevini eksiksiz
yapıyor"
Kıbrıs Türk güvenlik güçlerinin, Lokmacı
Kapısı'nın açılması için ve kapının
açıldığı gün büyük bir sorumluluk bilinci içinde
çalıştıklarına ve görevlerini eksiksiz olarak yerine
getirdiklerine dikkat çeken Erçakıca, kapının geçişlere
açıldığı 3 Nisan Perşembe gününün akşamı bir
grup Kıbrıslı Rum göstericinin, ellerindeki pankartlar ile
KKTC'ye geçmek istediklerini ve gösterilerinin yasal olmaması nedeni ile
Kıbrıs Türk polisi tarafından engellenerek, Güney
Kıbrıs'a geri gönderildiklerini belirtti.
"Ara bölgeye geçilmedi"
Kıbrıs Türk polisinin, bu olayın gerektirdiği güvenlik
önlemlerini bütünüyle kendi sorumluluk bölgesi içinde
aldığını ve BM Barış Gücü kontrolünde bulunan ara
bölgeye herhangi bir şekilde geçmediğini vurgulayan Sözcü
Erçakıca, bu olayın çeşitli düzeylerde sorumlu
tanıkları olduğunu da kaydetti.
Hasan Erçakıca, olayla ilgili gerçekler böyle olduğu halde,
başta Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas olmak üzere
Kıbrıslı Rum yetkililerin, Kıbrıs Türk güvenlik
güçlerinin ara bölgeyi ihlal ettikleri yalanını ileri götürmeye ve
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güvenlik Kuvvetleri
Komutanlığı'nın bu konudaki tutumunun farklı
olduğunu ileri sürmeye çalıştıklarına dikkat çekti.
"Talat ile GKK arasında tam bir işbirliği var"
Cumhurbaşkanlığı Sözcü Erçakıca, Güvenlik
Kuvvetleri Komutanlığı'nın, Lokmacı Kapısı ile
ilgili bütün çalışmalar sırasında Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile tam bir işbirliği içinde
çalıştığını ve kapının sivil
geçişlere açılmasını büyük bir özveri ve sorumlulukla ileri
götürdüğünü belirterek, "Bu sürede, birinci derece askeri bölgede güvenlik
zafiyetinin ortaya çıkmaması, Perşembe gecesi yaşanan
türden olaylar karşısında yetersiz kalınmaması ve
bölgeyi kullanacak olan Kıbrıslı Türk veya
Kıbrıslı Rum bütün sivillerin güvenliğinin tam olarak
sağlanması için gerekli düzenlemeler yapılmış ve kararlar
alınmıştır" dedi.
"Rum polisinin sorumsuzluğundan kaynaklanan olay"
Bölgede açılış günü yapılan tören, gösteri ve
şenlikler ile perşembe gününden beri yaşanan yoğun insan
trafiğinde, Kıbrıs Rum polisinin sorumsuzluğundan ve
çatışmaya açık tutumundan kaynaklanan söz konusu olaydan
başka herhangi bir sorunun yaşanmamasının, bu önlemlerin de
ne kadar titizlikle uygulandığını en iyi şekilde
kanıtladığına işaret eden Erçakıca, şöyle
devam etti:
"Israr, çözüm sürecini olumsuz etkiler"
"Durum böyle olduğu halde, Hristofyas ve çalışma
arkadaşlarının, Cumhurbaşkanımız ile Türk
Silahlı Kuvvetleri arasında sorunlar olduğunu ileri sürmeleri ve
bunda ısrar etmeleri, Kıbrıs sorunu ile ilgili çözüm sürecini de
olumsuz etkileme potansiyeli taşımaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst düzeydeki komutanları,
Kıbrıs'taki görevlerinin adil ve kalıcı bir çözüm
sağlanana kadar Kıbrıs Türk halkının güvenliğini
korumak olduğunu bizzat kendileri açıklamışlardır.
Bu ihtiyacın, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden ve
Kıbrıs Türk halkının uğradığı
saldırılardan kaynaklandığı açıktır.
Bu konuyu tartışma konusu yapmak, çözüm sürecinde farklı
yargıların yeniden ortaya çıkmasına ve gelecek yerine,
geçmişin tartışılmasına neden olacak; gerçekçi bir
çözüme ulaşmayı zorlaştıracaktır.
Kıbrıslı Rum lider Dimitris Hristofyas'ın bu
konudaki açıklamalarının, görüşme sürecini olumsuz
etkileyen 'suçlama yarışı'nın yeniden
başlamasını teşvik etmek olduğu da mutlaka dikkate
alınmalıdır.
" 'Suçlama Yarışı'ndan
kaçınılmalı"
Kıbrıs Türk tarafı, 'suçlama
yarışı'nın barışçıl bir çözüm bulma
çabalarına zarar vereceğine içtenlikle inanmaktadır. Bu nedenle,
21 Mart anlaşması ile başlayan yeni sürecin zarar görmemesi için
Kıbrıs Rum tarafının ısrarla başlatmaya
çalıştığı yeni bir 'suçlama yarışı'ndan
kaçınmaya; çözüm sürecini olumlu etkileyecek önlemlere, Kıbrıs
Türk halkının güvenliğini tehlikeye düşürmeden destek
olurken, kışkırtıcı eylemlerden uzak durmaya özen
gösterecektir.
Kıbrıs Türk tarafı, bütün kurumlarıyla ve Türkiye
ile işbirliği içinde adil, kalıcı ve erken bir çözüme
ulaşmak için çalışmaya devam edecektir."
KIBRIS 07/04/08
Lokmacı'dan dün 1032 turist KKTC'ye geçti
ARASTA TURİST GÖRDÜ... Lokmacı Kapısı'nın
açılmasının ardından geçişlerde yaşanan
yoğunluk sürüyor. Pazar gününü fırsat bilen Kıbrıslı
Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve turistler bölgeye adeta akın
etti. Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla güneyden
bölgeye turist yağmaya başladı. Geçişlerin en çok olduğu
gün olan dün, saat 23.00'e kadar 1032 turist güneyden KKTC'ye geçti.
Aral MORAL
Lokmacı kapısının açılmasının
ardından geçişlerde yaşanan yoğunluk sürüyor.
Pazar gününü fırsat bilen Kıbrıslı Türkler,
Kıbrıslı Rumlar ve turistler bölgeye adeta akın etti.
Geçmişte, turistlerin arasta bölgesine çok az ilgi gösterdiği
yönünde bölge esnafı şikayette bulunurken, lokmacının
açılmasıyla, bölgeye turist yağmaya başladı.
Lokmacıdan yapılan geçişlerin en çok olduğu gün
olan dün, saat 23.00'e kadar 1032 turist güneyden KKTC'ye geçti.
Ayrıca dün, 892 Kıbrıslı Türkün güneye geçmesine
karşılık, 3394 Rum KKTC'ye giriş yaptı.
Bu arada, inceleme yapmak üzere dün akşam üzeri bölgeye gelen
Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Cemal
Bulutoğluları yaptığı açıklamada, Lokmacı
Kapısı ve Arasta bölgesi için, aydınlatma ve eski binaların
restorasyonu gibi düzenlemelerin yapılacağını belirtti.
Bulutoğluları: Bölgede gerekli düzenlemeler yapılacak
Cemal Bulutoğluları, dün akşam üzeri
Lokmacı'yı ziyaret ederek incelemede bulundu.
Belediye başkanı, yaptığı açıklamada,
bazı binaların restore edileceğini ve bölgeyi daha fazla
ışıklandırmak için çalışma
yapacaklarını ifade etti.
Başbakan Soyer ile de temasa geçtiğini kaydeden
Bulutoğluları "Sayın Başbakanımız da bir
komite kurarak Lokmacı bölgesinin geliştirilmesi için
çalışacaklarını söyledi. Biz de Lefkoşa Türk Belediyesi
olarak gerekli çalışmalarımızı
yapacağız" dedi
Bulutoğluları, belediye ekiplerinin, KKTC'ye geçen turistler
için surlar içi bölgesinde bulunan tarihi yerleri gösteren broşür
dağıtılacağını belirtti.
LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları ayrıca, Kutlay
Erk'in başkanlığı döneminde turistlere tarihi yerleri
göstermek amacıyla yere çizilen mavi çizgilerin yeniden
boyanacağını da söylerine ekledi.
KIBRIS 07/04/08
NTV
Güncelleme: 15:00 TSİ 08 Nisan 2008 Salı
ANKARA
- Orgeneral İlker Başbuğ, yarın başlayacak ziyaretinde
askeri birlikleri denetleyecek.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat başta olmak üzere
yetkililerle görüşecek Orgeneral İlker Başbuğa, ziyareti
sırasında 5 general eşlik edecek.
Kara Kuvvetleri Komutanı, sanal ortamda icra edilecek bir savaş
senaryosuna da komuta edecek. kAra Kuvvetleri Komutanı Başbuğ,
cuma günü Ercan havaalanında basın toplantısı düzenleyerek
adadan ayrılacak.
Kıbrıslı first ladyler buluştu
08/04/2008 RADIKAL
AA -
LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın eşi
Oya Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lider Dimitris Hristofyas'ın
eşi Elizabeth Hristofyas'ı Güney Lefkoşa'daki evinde ziyaret
etti. Kıbrıs'a barış gelmesi dileklerini açıklayan
first ladyler, tatlı yedi, fal baktı. Oya Talat, Bayan Hristofyas'a
çiçek hediye ederken, Hristofyas da Bayan Talat'a 'Lefkara işi' hediye
etti. Hristofyas Kıbrıslı Türklerle Rumları birbirine
bağlayan çok şey olduğunu belirtip "Özde bizi ayıran
hiç bir şey yok" derken, Oya Talat, "Tatlı yedik, fal
baktık, benim falım güzel çıktı. İnşallah
Kıbrıs'ın falı da güzel çıkacak" diye
konuştu.
Pascoe, anavatanların nabzını yokluyor
TARAFLARLA İŞBİRLİĞİ İÇİNDE
OLACAĞIM... Sürecin ilerlemesi ve sonuç almak için ilgili taraflarla çok
sıkı işbirliği içinde olacağını kaydeden BM
Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı Lynn Pascoe, ileriye doğru adım atmak için
iyi bir fırsat bulunduğuna inandığını belirtti.
Bölgeyi ziyareti çerçevesinde dün Atina'da Yunanistan Dışişleri
Bakanı Dora Bakoyanni ile bir araya gelen Pascoe, bugün de Ankara'da
Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile görüşecek
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı Lynn Pascoe, "Kıbrıs konusunda sonuç
elde etmek için Türkiye, Yunanistan ve Ada'daki herkesle çok sıkı
işbirliği yapacağını" söyledi.
Bölgeyi ziyareti çerçevesinde dün Atina'da Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile bir araya gelen Pascoe,
görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada,
"Sayın Bakoyanni ile Kıbrıs konusunda çok iyi bir
görüş alışverişi yaptık. İleriye doğru
adım atmak için iyi bir fırsat bulunduğuna inanıyoruz.
Sürecin ilerlemesi ve sonuç almak için ilgili taraflarla çok sıkı
işbirliği içinde olacağım" dedi.
Bu arada, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı
Sözcüsü Yorgo Kumuçakos görüşmeden sonra yaptığı
açıklamada, Bakoyanni'nin Pascoe'ya Atina'nın Kıbrıs'ta
müzakerelere başlanmadan önce çok iyi bir hazırlık
yapılması gerektiği yönündeki tezini
aktardığını belirtti.
BM sözcüsü Montas: Pascoe Ankara'da
Dışişleri Bakanı Babacan'la görüşecek
BM Sözcüsü Michelle Montas, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un siyasi
işlerden sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe'nun bugün de
Ankara'da Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile
görüşeceğini söyledi.
Sözcü Montas, Pascoe'nun Atina'da dün Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile görüştüğünü
ve bugün Ankara'da Dışişleri Bakanı Babacan ile bir araya
geleceğini belirtti.
Montas, Pascoe'nun Yunanistan ve Türkiye'deki temaslarının,
geçen hafta Kıbrıs'ta BM'nin "yeniden birleşme
çabalarına" yardımcı olma amacıyla başlayan
görüşmelerinin devamı niteliğinde olduğunu belirtti.
Montas, bir gazetecinin Kıbrıs konusunda nasıl bir
ilerleme beklenildiğinin sorulması üzerine ise Pascoe'nun
temaslarının sürdüğünü söyledi.
KIBRIS 08/04/08
Gine bizden yardım bekliyor
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı'nın davetlisi olarak önceki gece KKTC'ye
gelen Gine Cumhuriyeti Ekonomi, Maliye ve Planlama Bakanı Ousmane Dore
temaslarına başladı.
Dore, ilk olarak Avcı tarafından kabul edildi. İki
bakan, görüşmenin başında basına açıklamalarda
bulundu.
Görüşmede, Dışişleri Dairesi Genel Müdürü Ahmet Erdengiz
ve İKÖ Müdürü Kemal Köprülü ile Bakan Dore'ye eşlik eden İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Ekmeleddin
İhsanoğlu'nun Ekonomik İşlerden Sorumlu
Danışmanı Büyükelçi Nabika Diallo de hazır bulundu.
Dore: Kardeşlik ve işbirliği ruhuyla KKTC'deyiz
Gine Cumhuriyeti Ekonomi, Maliye ve Planlama Bakanı Dore,
kardeşlik ve işbirliği ruhuyla KKTC'de olduklarını
belirterek, bunun iki ülke arasında kurulacak uzun süreli ilişkinin
başlangıcı olmasını temenni etti.
"Hepimiz İslam organizasyonunun üyesiyiz" diyen Dore,
ortak çıkarlar doğrultusunda halklarının geleceği için
birlikte ilerleyeceklerine inancını dile getirdi.
Ülkesi hakkında bilgiler de aktaran konuk bakan, Batı Afrika
ülkesi Gine'nin 1958'de Fransa'dan
bağımsızlığını
kazandığını, nüfusunun yüzde 85'inin de Müslüman
olduğunu anlattı.
Dore, 2 Ekim'de kutlayacakları 50. yıldönümü etkinliklerine
Bakan Avcı'yı da davet etti.
Ülkesinin yaşadığı ekonomik krizlere rağmen
son dönemlerde toparlandığını ve gelişmekte
olduğunu kaydeden Dore, enflasyonun yüzde 40'lardan yüzde 10 düzeyine
gerilediğini anlattı.
"KKTC'nin katkıları etkili olacak"
Ülkesinin potansiyel açıdan zengin olmasına rağmen
yokluk içinde olduğunu da belirten Dore, buraya umutlu geldiğini,
KKTC'nin katkılarının Gine halkının sürdürülebilir
kalkınmayı yakalamasında etkili olacağını ümit
ettiğini kaydetti.
Dore, ziyaretinin, iki ülke arasında yüksek öğretim
alanındaki ilişkilerin geliştirilmesi açısından da
yararlı olacağına inandığını ekledi.
Avcı: İKÖ'nün desteği önemli
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı da, Dore'yi KKTC'de görmekten duyduğu
memnuniyeti ifade etti. Avcı, izolasyonlar altında bulunan
Kıbrıs Türkü ve KKTC için İslam Konferansı Örgütü üyeliği
ve bu örgüte üye ülkelerin desteğinin önemine işaret etti.
Avcı, bu ziyaretle işbirliğinin gelişeceği ve
kendisinin de ileriki dönemlerde Gine'ye yapacağı ziyaretle tüm
sektörlerdeki ilişkilerin daha da gelişeceğine
inancını anlattı.
Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır
eşitlik hakları için ve iki bölgeli, Türkiye'nin garantörlüğü
ile iki kurucu devlet temelinde çözüm için verdiği mücadeleyi anlatan
Avcı, 2004 yılında yapılan referandumda çözümü reddeden
tarafın Rum tarafı olmasına rağmen izolasyonlar
altındaki tarafın Kıbrıs Türkü olduğuna dikkat çekti.
Temas ve ziyaretler sürecek
İKÖ ve İKÖ'ye üye ülkelerle karşılıklı
temas ve ziyaretlerin artarak devem ettiğine işaret eden Avcı,
bu çerçevede üye ülkelerden üst düzey yetkililerin KKTC'yi ziyaret etmeye
başladığını, bu ziyaretlerin süreceğini kaydetti.
Avcı, tüm ülkelerle ikili ilişkilerin geliştirilmesi için de
çalışmalarının ve karşılıklı
ziyaretlerin süreceğini vurguladı.
Avcı, Dore'nin KKTC ziyaretinin Kıbrıs Türk halkı
üzerindeki haksız izolasyonların kaldırılması ve
ülkenin uluslararası topluluk içinde hak ettiği yeri bulması
yönünde İKÖ üye ülkeleri tarafından sağlanan desteği bir
kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Yüksek öğrenim alanındaki ilişkiler
Bu ziyaretin, iki ülke arasında özellikle yüksek öğrenim
alanındaki ilişkilerin geliştirilmesi, KKTC'de bulunan Gineli
öğrencilerin artırılması, KKTC'yi
tanımalarının sağlanması ile spor, kültürel ve daha
farklı alanların araştırılması için
yapıldığını kaydeden Avcı, "Bu çerçevede
değerli konuğumuz Dr. Gore ile birlikte
bakanlığımızda kapsamlı çalışmalar
yapılacak, görüş alışverişinde bulunulacak ve bu bir
günlük ziyarette önümüzdeki sürecin projeksiyonları, alternatifleri ve
çalışma programları çıkarılacaktır" dedi.
10 Gineli öğrenci burslu okuyor
Dore'nin resmi temaslar yanında DAÜ ve YDÜ'yü de ziyaret
edeceğini belirten Avcı, KKTC'nin kalkınmakta olan İslam
ülkelerinden öğrencilere yüksek öğrenim imkanları
sağladığını anımsatarak, bu kapsamda 10 kadar
Gineli öğrencinin KKTC'deki üniversitelerde burslu olarak öğrenim
gördüğünü bildirdi.
Avcı, KKTC'nin İKÖ bünyesinde düzenlenen çeşitli
etkinliklere ev sahipliği yapmaya başladığını ve
bu çerçevede yıl içinde de ilki nisan, diğeri de ekim ayında
olmak üzere İKÖ'yle iki önemli organizasyona ev sahipliği yapacaklarını
da belirtti.
KIBRIS 08/04/08
Belediyecilikte Alman işbirliği
Münih Belediye Başkanı ve Almanya Belediyeler Birliği
Başkanı Christian Ude, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği
ile Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Cemal
Bulutoğluları'nın davetlisi olarak dün KKTC'ye geldi.
Ude'nin 2 gün sürecek KKTC ziyareti sırasında
işbirliği yapılabilecek alanlar üzerinde durulacak.
Christian Ude, Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye gelişinin
ardından ilk ziyaretini LTB Başkanı Cemal
Bulutoğluları'na yaptı. Bulutoğluları, dün akşam
Lefkoşa'da ara bölgedeki Goethe Enstitüsü Merkezi'nde Ude'nin onuruna
yemek verdi. Yemeğe Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni
Mavru da davetli olarak katıldı.
Önemli bir olay
Cemal Bulutoğluları görüşmede yaptığı
konuşmada, 80 milyon nüfusa sahip Almanya'nın Belediyeler
Birliği Başkanı'nın KKTC'yi ziyaret etmesinin önemli bir
olay olduğunu kaydetti.
"Kıbrıs Türk tarihinde böyle bir ziyaretin daha önce
yaşanmadığını" kaydeden Bulutoğluları,
Münih Belediye Başkanı'nın LTB ve Lefkoşa Rum Belediyesi
arasındaki işbirliğine yapabileceği katkının da
memnuniyetle karşılanacağını söyledi.
Son dönemde LTB'nin dış temaslarının meyve vermeye
başladığını ifade eden Cemal Bulutoğluları,
ilk önce uluslararası belediye birliklerine üyelikler
alındığını, daha sonra İngiltere'nin Enfield ve
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin KKTC'ye ziyaret
gerçekleştirdiğine, bugün ise Almanya'nın Belediyeler
Birliği Başkanı Ude'nin adayı ziyaret ettiğini
kaydetti.
Ziyaret sırasında Münih Belediye Başkanı Ude ile
hangi konularda işbirliğine gidebileceklerini de görüşeceklerini
belirten Bulutoğluları, isteklerinin kalıcı
işbirliği olduğunu, ancak işbirliğine kültür ve sanat
alanlarında başlanabileceğini, daha sonra ise
işbirliğinin sportif faaliyetleri de kapsayacak şekilde genişletilebileceğini
ifade etti.
40 yıldır yapılamayan işleri 2 yıllık bir
süre zarfında yerine getirmekten mutluluk duyduğunu ifade eden LTB
Başkanı Bulutoğluları, ziyaretin gerçekleşmesine
yardımcı olan Alman Sosyalist Demokratik Parti ve Avrupa Parlamentosu
eski Milletvekili Ozan Ceyhun'a teşekkür etti.
Bulutoğluları, Christian Ude ve kendisine ziyarette
eşlik eden Münih Belediyesi Meclis Üyesi Yaşar Fincan'a üzerine Girne
Kapısı ve Dikili Taş'ın işlendiği tahta oyma
eserler hediye etti.
Bir kentte ayrı yaşayan iki halkın
serbest geçiş yapması memnuniyet verici
Münih Belediye Başkanı ve Belediyeler Birliği
Başkanı Christian Ude ise, Lokmacı Kapısı'nın
açılmasına atıfta bulunarak, böyle bir dönemde KKTC'ye davet
almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinden sonra ve
Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla Almanya'nın
başşehri yapılan Berlin'e de değinen Ude, Alman
halkının da ikiye bölünmüş şehir konusunda deneyimli
olduğunu ifade etti.
Bir kentte ayrı yaşayan iki halkın serbest geçiş
yapamamasının memnuniyet verici bir durum
olmadığını ifade eden Ude, bu sorunun
aşılması için tüm gayretlerin sarf edilmesi gerektiğini
söyledi.
Türkiye ve Yunanistan'daki bazı belediyelerin onur
başkanlığını yaptığına işaret eden
Ude, Münih'teki Türk ve Yunan toplumlarının birlikte
yaşadığını ve buna kendisinin çok özen
gösterdiğini belirtti.
Adanın geleceğinin çok parlak olabileceği görüşünü
belirten Ude, "Kıbrıs sorununa çözüm bulunduğu takdirde,
adanın geleceği çok parlak" dedi.
LTB ve Lefkoşa Rum Belediyeleri arasında başlatılan
işbirliğinin devam etmesi temennisinde bulunan Ude, bu yöndeki
işbirliğinin, her zaman Almanların desteğini
göreceğini söyledi.
Münih ve Lefkoşa belediyeleri arasında yapılabilecek
işbirliği çerçevesinde şekillenmiş herhangi bir proje olup
olmadığının sorulması üzerinde Ude, şu anda bu
soruya kesin bir yanıt vermeyeceğini; eğitim, kültür ve sportif
alanlarda ne tür işbirliği yapılabileceğini
görüşeceklerini kaydetti.
KIBRIS 08/04/08
Lokmacı barikatındaki krizde Sofokleous'un
sorumluluğu yok
Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Karşı
İki Toplumlu Forum, Lokmacı barikatında yaşanan kısa
süreli krizin Vatandaşlar İnisiyatifi Başkanı Valentina
Sofokleous'a mal edilmesini kınadı.
Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Karşı
İki Toplumlu Forum adına bir basın açıklaması yapan
Mustafa Abitoğlu, olayların kesinlikle iddia edildiği gibi
olmadığını, Sofokleous'un bu konuda hiçbir suçunun
bulunmadığını vurguladı.
Abitoğlu, açıklamasında şu bilgileri verdi:
"Bir gazetedeki bir köşe yazarının 6 Nisan Pazar
günü yayınlanan 'Olmadı Valentina' adlı köşe
yazısını hayretler içerisinde okuduk. Söz konusu yazıda
yazar, Lokmacı barikatının açılmasında büyük emekleri
geçmiş olan 'Ledra Barikatının Açılması için
Vatandaşlar İnisiyatifi' Başkanı Valentina Sofokleous'a
tamamen bilgi eksikliğine veya daha ağır konuşacaksak
yalana dayalı suçlamalar yöneltmekle kalmayıp, kapının
geçici olarak Rum yönetimi makamları tarafından kapatılması
konusunda da kamuoyunu yanlış yönlendirmiştir.
Çıktığı iddia edilen olay belirtilenin aksine şu
şekilde cereyan etmiştir:
Aralarında Kıbrıslı Rumların ve bizlerin de
olduğu 'Ledra Barikatının Açılması için
Vatandaşlar İnisiyatifi', üyeleri ve vatandaşlar, ellerinde
pankartlarla Esnaf ve Zanaatkarlar Odası'nın düzenlediği ve saat
18:30 sularında başlaması beklenen barikatın
açılması şerefine düzenlenen şölen için Elefteria
Meydanı'ndan Lokmacı barikatı aracılığıyla
Kuzey'e geçiyorlardı. Tam sınırdan geçecekken, polisimizin
uyarısı üzerine pankartlar indirilmiş ve öylece Kuzey'e
geçilmiştir. Hatta burada önemle belirtmeliyim ki, vatandaşlar
barikattan geçmek için sırada beklerken, ricamız üzerine polisimiz
şölene geç kalmayalım diye bizleri öne alıp erkenden
geçişimiz konusunda da kolaylık sağlamışlardır.
Öte yandan, Lokmacı'da çıkan ve 2 saatliğine barikatın
kapatılmasıyla sonuçlanan kriz saat 21:00 sularında
başlayıp, gerek inisiyatif ve başkanı Valentina Sofokleus
gerekse bizlerle uzaktan yakından ilgisi yoktur; zira belirtilen saatlerde
Valentina da bizler gibi şölende çalınan müziklerle
eğlenmekteydi.
Bununla birlikte, yazarın köşesinde
taşındığını belirttiği 'Tüm barikatlar
açılsın, bütün askerler' çekilsin pankartlarının inisiyatif
ve ona eşlik eden kişilerle ilişkisinin
olmadığını da kamuoyuna duyururuz.
Bu bilgilendirmeden sonra, yazarın tarafımızda büyük
rahatsızlık doğuran ve eksik ve yanlış bilgilerle dolu
yazısını düzeltmesini ve özellikle de Lokmacı
Barikatının açılmasında ve iki toplumun
yakınlaşmasında büyük çabalar sarf eden inisiyatif
başkanı Valentina Sofokleus'tan kamuoyu huzurunda sorumlu bir
basın mensubu gibi davranarak basın etiğine saygılı
biçimde özür dilemesini talep ediyoruz."
KIBRIS 08/04/08
EU backs scheme to help
new air routes to Cyprus
By
Jean Christou
CTO in talks
with easyJet and Ryanair
THE CYPRUS Tourism Organisation (CTO) has been given the green light from the
EU to offer support to new airlines in order to entice them to fly to the
island.
The move, which has been in the pipeline since last year, is part of a
strategic plan to bring in more visitors to boost the flagging tourism
industry.
Its a new scheme and its a transparent one, which is applicable to all
European airlines, not just low-cost carriers, said CTO Director General
Phoebe Katsouri.
She said it was designed to connect Cyprus with new European destinations.
Its a start-up scheme for new routes, Katsouri added.
She said the CTO had been working for months and had tested the waters within
the EU, which bans direct subsidies in the airline industry.
We formulated a scheme which complies with EU directives and regulations,
Katsouri said. And now we have the green light.
The CTO Director General shied away from saying Cyprus would be giving money to
airlines to fly to the island. They will receive market support from us,
Katsouri said.
Under EU rules, the support can be given for between three and five years and
the airlines which jump on board must commit to year-round connections to
Cyprus.
Its a joint effort. They will be risking and investing by committing airline
capacity at considerable cost to them, Katsouri said.
The CTO will be contributing its marketing efforts to support them. It is
economic support, but it translates into market activities she added.
The scheme came about after the CTO had a study carried out that determined the
biggest obstacle facing Cyprus tourism was accessibility by air, an industry
itself which has been changing dramatically in recent years.
Katsouri said the new air transport environment became detrimental for Cyprus,
severing the island from more and more airports and resulting in
ever-increasing air fares.
This was the gist of the review in 2007 so we needed to do something to
cultivate new markets, but we could only do this within the proper channels,
Katsouri said.
Steps for implementation of the scheme are already under way.
We are already in contact with several airlines to make proposals, Katsouri
said, confirming that easyJet and Ryanair were two of the airlines concerned.
However, the scheme is not likely to be ready in time to benefit this years
summer season, as airlines engage in long-term planning. The earliest would be
winter 08/09 and even that is doubtful, Katsouri said. But this is a chance,
and we are doing our utmost not to waste any time. From 2009, there will be
concrete results.
Asked whether Ryanair could be tempted, given their much-publicised objection
to airport charges in Cyprus, Katsouri said there was little likelihood that
airport charges would be reduced.
This [the new scheme] is the only way to co-operate with the CTO, she said
CYPRUS MAIL 08/04/08
20,000 people crossed at
Ledra over the weekend
By
Jean Christou
CLOSE to
20,000 people are said to have gone through the Ledra Street crossing since it
opened last Thursday, the majority on Saturday and Sunday.
Although Ledra Street is the fifth crossing point to open since the Turkish
Cypriot side lifted restrictions in 2003, it is the only opening that has
engendered such an amount of movement since the Ledra Palace crossing was first
opened five years ago.
Numerous reports also testify to the fact that many Greek Cypriots who had not
crossed to the north before were doing so now.
I think its because there are sentimental reasons attached to it, said
Nicosia Mayor Eleni Mavrou. It has a history. It was always closed when there
was tension.
Mavrou said the fact that Ledra Street is in the heart of the city also has
something to do with its popularity as a crossing point.
It makes crossing more approachable. People dont feel the same as they do
when it comes to other crossings where the process can be intimidating. Its
more a part of everyday life, Mavrou added.
The only other pedestrian crossing is at the Ledra Palace, which is not as
convenient for people on foot, being a ten-minute walk from the town centre,
and a further ten minutes to swing around to the commercial areas in the north
of Nicosia. The other crossings are used only by cars.
Former Nicosia Mayor Lellos Demetriades, who remembers Ledra Street as it was
before the 1974 Turkish invasion, when it was finally sealed for 34 years, said
it was not only the convenience and the sentimentality that was making people
cross over for the first time ever.
A change has happened, he said, referring to the recent elections when the
Cypriot people told someone and his entourage to go away.
Suddenly overnight, there were smiles all over the place, Demetriades said.
So this changed the whole atmosphere and we also got a President who is acting
responsibly. People realise there is a change in the climate.
Demetriades was expecting some teething problems, he said, which did surface
briefly on Thursday 12 hours after the opening.
The Greek Cypriot side shut the crossing for nearly three hours due to the
presence of Turkish Cypriot police officers in the UN-controlled part of the
crossing between the two sides.
The Turkish Cypriot side still insists they entered the area to ward off Greek
Cypriot demonstrators, but eyewitness accounts verify their presence well
before that.
It was considered serious enough for President Demetris Christofias to cut
short his London trip to return to the island.
Demetriades said he didnt consider the Ledra crossing all that important in
the bigger picture. Its conducive, he said referring to likely Cyprus
negotiations before summer.
Its better this way than the other. As I have already said, the wall is still
there. There are some small cracks, which can lead to big cracks.
Government Spokesman Stefanos Stefanou said yesterday they wanted to see the
Ledra crossing as an aid to creating a climate of confidence for the
implementation of other confidence-building measures, and the negotiations
ahead.
The road ahead is long and difficult and problems will exist where we will
need patience and the flexibility to overcome those problems like the one that
led to the closure of Ledra for three hours, he said.
A huge effort went into the opening of Ledra and this is a small sample of
what will be needed when it comes to a resolution of the Cyprus issue.
CYPRUS MAIL 08/04/08
Its Christmas time on
Ledra Street
By
Alexia Saoulli
LEDRA Street
saw a massive surge in business over the weekend, but not everyone got a share
of the pie, and shopkeepers said it was too soon to say the street would return
to its glory days.
The notion that business was booming on Ledra Street following last weeks
opening of the checkpoint was only partially true, Greek Cypriot shopkeepers
said yesterday.
According to them trade had been largely dependent on the type of business a
vendor ran and had less to do with the huge flow of people flocking to the
heart of Nicosia.
On the whole, however, shopkeepers said the opening was a positive move and the
majority remained hopeful that a surge of people to the area would eventually
mean a surge in business.
The Indian Shop, Terranova, Bata, Mistsingas, the Sock Shop, Heracles Ice
Cream, Pahit Ice and Squeeze juice bar all said they had experienced a marked
improvement in business from the previous weekend, with some reporting five
times as many sales.
Even kiosks were overflowing with shoppers, as people stopped to buy
chocolates, a newspaper or a packet of cigarettes.
Onlookers said restaurants, caf?s and ice-cream parlours benefited the most.
You couldnt get a table anywhere. It was simply heaving with people, Maria
Aristidou said.
Popular eateries like Il Forno and Chopt were busy as always, but even less
crowded spots saturated their turnaways.
Since Thursday, business has escalated tenfold. At the weekend alone, we had
five times more business than normal, said Heraclis Vrontis, manager of
Heraclis Ice Cream.
He said the majority of customers had been Greek Cypriot.
We sold everything. Coffees, ice cream, food. It was very busy, he said.
Vrontis said he was confident the opening of the checkpoint would boost businesses.
I hope it also improves the area down here. Shops and caf?s all need
improvement, he said.
Everybody knew the image problems Ledra Street had suffered in recent years and
expressed the hope that this would now change, he said.
For so many years, the area has been left abandoned, he said. Now we are
hoping old Nicosia will be improved in the way it deserves.
A Pahit Ice employee experienced a similar boost, with sales trebling over the
weekend.
I dont know if its the beginning and that its curiosity that is attracting
people to the Street, but either way were happy, she said.
An employee at the Indian shop also said sales had trebled over the weekend.
A lot of people who came down to visit the checkpoint came in and everyone
left with something. There were always people on a Sunday, but they tended not
to come down this far. This weekend, the whole street was full, she said.
The shop is located almost at the bottom of Ledra Street.
For now, the opening has helped. Perhaps its because its something new and
everyone is coming down. If it continues like this its good, but I dont know
if it will.
The shop assistant said she believed everyone on the street was happy with
their weekend takings.
Normally, there are only this many people over Christmas. Its very unusual
for this time of year, she aid.
But not everyone was happy. Mary Olympiou the owner of Grazioso, a shop
specialising in underwear and blouses, was unimpressed.
Restaurants and caf?s were overflowing with people and had a lot of work.
Mostly, people came to see, not to shop, or at least not from our shop
We were
hugely disappointed, Olympiou said.
People kept passing by but if I sold anything it was to regular customers...
Id hoped that with the opening it would help. But in our line of work it
didnt. Ive heard the same from other colleagues that sell the same sort of
things. Even tourists dont buy clothes. They might possibly buy shoes, but
they can get clothes in their own countries.
Olympiou said eventually only caf?s, bars and restaurants would have any sort
of business.
Any place that sells food will work here. Eventually Ledra Street will be a
place focused on recreational establishments. Only the odd cheap souvenir shop
will also attract tourists, she said.
People now preferred to shop at shopping centres and department stores closer
to home.
Theyre not going to come here to shop for clothes and underwear. Business on
the street is appalling and has been for months, she added.
Bata manager Kira Christophorou confirmed Olympious suspicions. She said the
shoe store had noticed only a five per cent increase in business.
I thought we would have more customers because there were just so many people
down here and it wasnt a reflection of how many people were outside. I still
think we will eventually though. This weekend a lot of people were coming down
to see the checkpoint. Many came in to look. Because they left without buying
anything doesnt mean they didnt see something they liked and that they wont
be back.
She added: We have been waiting for the checkpoint to open a long time. Three
shops closed down next to us in the past year and I expect them to open up
again some time soon. Business has been very bad for a long time, but now I think
things will start to pick up.
Irene Mitsingas of Mitsingas said all four of their shoe shops had done very
well.
We are very happy, she said. We even opened two of our shops on Thursday
that have been closed since 1974.
Mitsingas said the two shops were located just after the post office near the
checkpoint.
Before 1974, they did very well and then we closed them down because they
didnt do any business. We kept renting the space, waiting for this day so that
we could open them again.
On Thursday, she said she had been down at the checkpoint at 6am.
We were waiting to see the opening ceremony and to open our shops. It was an
extremely emotional time, she aid.
Mitsingas said she had no doubt that the opening would improve business for
everyone.
Yes people will go and shop in the north but they will also shop here, she
said, referring to some shopkeepers fears that they would lose business to
cheaper outlets in occupied Nicosia.
For years this was the busiest commercial street. We hope it becomes that way
again.
Mitsingas said: Over the weekend we hadnt seen that many people since we
filled Onasagorou and Ledra Streets with snow about 12 years ago. It reminded
me of that.
We didnt even have this many people in the streets at Christmas
I think even
if people arent shopping now, the fact that they are coming to the area means
its only a matter of time. Besides its so much better to see the streets full
than empty like theres a curfew.
St John manager Maria Kaplani agreed.
We werent as busy all day Thursday and Friday or Saturday morning, but I
dont think this is the final outcome. The first few days its only natural the
focus was going to be to go and see the checkpoint. I believe, hope, that this
will bring more business to the area in time and eventually it will be better,
she said.
CYPRUS MAIL 08/04/08
Arasta shops stunned by
new trade boom
By
Simon Bahceli
TRADERS in
the Arasta area at Turkish Cypriot end of Ledra Street can hardly believe the
change in their fortunes since the opening of the new crossing in central
Nicosia last Thursday.
Weve seen a hundred per cent increase in trade over the past four days, said
clothes retailer Kerim Gumus yesterday as he counted out a large pile of euro
notes, his shop bustling with Cypriot and foreign customers.
Restaurants were also reporting the same increase in trade.
Its fantastic. I havent seen an empty seat in this restaurant since the
crossing opened.
Lunchtimes its mostly tourists; evenings its Cypriots, Greek and Turkish,
said Riza Baran, floor manager of Il Sabor Latino, an Italian restaurant not
far from the crossing.
Even 51 year-old shoe shiner Mustafa Alpay, who has relocated himself right up
against new crossing, has seen business improve in the past four days.
I used to wander around the streets getting trade wherever I could, but Im
going to be permanently here now, he said with a big smile.
Over the weekend, thousands of Greek Cypriots and foreign tourists flocked into
the north at Ledra Street, bringing a welcome boost to an area that had over
the years been losing trade to out-of-town supermarkets. Even on Sunday, when
the shops had always closed, the area buzzed with shoppers and those simply out
to take in the atmosphere.
I had to work until 12.30 at night on Sunday. We always had Sundays off, said
shop assistant Cigdem Polat yesterday, adding that she hoped to get a raise for
all the extra work she was putting in.
Clothing and shoe shop owner Omer Toptanci agreed, saying opening hours had
completely changed since the crossing opened.
In the past you wouldnt see anyone on the streets after 6pm. Now the place is
packed with people well into the night.
Although cautious about making long term plans for the future of the area, traders
are acutely aware of the financial pressures that will probably come to bear on
them as new patterns of consumer demand emerge. Arasta has traditionally been a
place where local people would buy textiles, ready-made clothes and shoes, and
items for the home. More recently, however, the traditional crafts have been
replaced by shops selling cheap imported clothing, shoes and accessories.
This will be a period of transition, said Yilmaz Topal, owner of a clothes
and accessories shop.
Things are going crazy at the moment and I expect a lot of these shops will be
sold or rented out fairly soon. But as far as Im concerned, Im going to wait
and see how things pan out.
Sevim Bassin, who sells wool and other dressmaking materials, says she believes
it is important Arasta does not change or modernise too much.
A lot of the shops need to be fixed up, but we have to be careful to preserve
some of the traditional style of the place.
Indeed, some of those who have been in the Arasta for decades say they will
continue with old practices and will never move away from their shops.
I bought my shop here in 1973 for 15,000 Cyprus pounds. I will never sell it
and I will never move out, said 59-year-old Hilmi Ertac, who has worked in the
street since then making and selling curtains.
On whether the current boom being enjoyed by the area will continue Ertac says,
Trade is trade, and you never know. I could be closing the shutters are the
end of a bad day and suddenly a big-spending customer could arrive.
Equally determined to stay regardless of how the streets profile changes over
the coming months and years is Omer Hasan, who has been running a small group
of hardware shops for 50 years.
This is not Ledra Street, he says. This is Arasta, and no one can throw me
out.
CYPRUS MAIL 08/04/08
UN envoy upbeat after
Athens talks
By
Jean Christou
UN
UNDER-Secretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe yesterday met Greek
Foreign Minister Dora Bakoyiannis in Athens as part of his round of contacts to
evaluate the Cyprus issue.
Pascoe, who was on the island last week, will be in Ankara today to continue
his talks and from there he will travel to Brussels, a UN spokesman said.
With Bakoyiannis, Pascoe and his team discussed the Cyprus issue and said everyone
seemed to agree there was a need to move forward.
We had very fruitful talks with Ms Bakoyannis about Cyprus. We both agreed
that there is a very good chance to proceed and we must find a way to help. We
will work together in order for procedures to be accelerated. We will
co-operate firmly with Greece, Turkey and all the people in Cyprus to reach a
solution, he said.
He said the UNs role was to see how it could help.
George Koumoutsakos, the spokesman for the Greek Foreign Ministry, said Bakoyiannis
reiterated Greeces position favouring well-prepared negotiating procedures.
Pascoe said during his visit to Cyprus that there was a palpable sense of
momentum that he would transmit back to the Secretary General.
He said the two leaders had set their sights on achieving a fair and lasting
solution, and that Cypriots should have high expectations.
The UN has been waiting for a sign of good will in Cyprus before attempting to
move forward with any new negotiations. Since they met on March 21, President
Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat agreed the
opening of Ledra Street, and started moving on establishing working groups and
technical committees to lay the groundwork for new talks.
Presidential Commissioner George Iacovou and Talats adviser Ozdil Nami have
already agreed to the titles for six working groups and seven technical
committees.
They are now in the process of fleshing out the committees, and a list of names
for members is ready, Iacovou said yesterday.
Iacovou told the Cyprus Mail the list of names was not going to be published
just yet. He said members would come from all spectrums, from politics to the
legal profession, but it would be difficult to pinpoint how many people would
be on each committee, he said.
Some of them will rotate among different committees, Iacovou said.
He also said experts might be called in from time to time by one side or the
other, or jointly.
Iacovou said he still hoped the committees and groups would begin work this
week.
However, it is understood that the Turkish Cypriot side is having some
technical difficulties in finding possible members, other sources said.
CYPRUS MAIL 08/04/08
Lokmacı
baharı
TÜRK VE RUM ESNAF SATIŞLARDAN MEMNUN... KIBRIS Gazetesi yazı
işleri ve köşe yazarlarından oluşan bir heyet, dün
Lokmacı'yı ziyaret ederek her iki kesimde temas ve incelemelerde
bulundu. Bölgede Kıbrıslı Türk ve Rumlarla yapılan birebir
görüşmelerde, kapının her iki kesimindeki insanların,
Lokmacı'nın açılmasından duydukları memnuniyet
gözlemlendi. Kıbrıslı Türk ve Rum esnaf, kapının
açılmasının ardından satışlardaki
artışa dikkat çekti
FAHİŞ FİYATLAR LOKMACI'YA GÖLGE DÜŞÜRÜYOR... Arasta
bölgesindeki iş yeri sahipleri, bazı iş yeri sahiplerinin,
Rumlara ve turistlere fahiş fiyatlardan mal sattığını
söyledi. Vatandaşlar, bir biranın 5 euroya
satıldığına dikkat çekerek, "Kendi kendimize
kurşun sıkıyoruz" dedi. Tuvalet ihtiyacını
gidermek isteyen yabancılar da fahiş fiyatlardan nasibini
alıyor. Arasta bölgesindeki tuvaleti kullanmak isteyen Rumlar ve turistler
2 euro öderken, Rum barikatının az ilerisindeki halk tuvaletlerinden
hiçbir ücret alınmıyor
KIBRIS Gazetesi yazı işleri ve köşe yazarlarından
oluşan bir heyet, dün Lokmacı'yı ziyaret ederek her iki kesimde
temas ve incelemelerde bulundu.
Bölgede Kıbrıslı Türk ve Rumlarla yapılan birebir
görüşmelerde, kapının her iki kesimindeki insanların,
Lokmacı'nın açılmasından duydukları memnuniyet gözlemlendi.
Kıbrıslı Türk ve Rum esnaf, kapının
açılmasının ardından satışlardaki
artışa dikkat çekti.
Arasta esnafı, kapının açılmasıyla
satışlarında gözle görünür bir artış olduğunu
belirterek, bazı iş yeri sahiplerinin fahiş fiyat
uygulamasından şikayet etti.
Rum esnafı da Lokmacı'nın açılmasından
dolayı satışlarının arttığını dile
getirirken, özellikle bölgeye Rumların da ilgi göstermeye
başladığını belirtti.
Güney Kıbrıs'ta yaşayan KIBRIS Gazetesi köşe
yazarı İsmail Kemal da heyete, gelinen süreç hakkında bilgi
verdi.
Kemal, Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla,
iyimser havanın daha da pekiştiğini belirterek, yeni Rum
hükümetinin, Papadopulos döneminde oluşan kötü imajı ortadan
kaldırmaya çalıştığını ifade etti.
Arasta esnafı memnun
Uzun yıllardır, ilgisizlikten bunalan Arasta
esnafının yüzü Lokmacı'nın açılmasının
ardından gülmeye başladı.
Bölge esnafı, kapının açılmasıyla birlikte
işlerinin de arttığını ifade etti.
Vatandaşlar ayrıca daha öncesine nazaran
satışların fark edilir derecede arttığını da
ifade etti.
Bazı esnaf fahiş fiyat uyguluyor
Arasta bölgesindeki iş yeri sahipleri, bazı iş yeri
sahiplerinin, Rumlara ve turistlere fahiş fiyatlardan mal
sattığını söyledi.
Vatandaşlar, bir biranın 5 Euro'ya
satıldığına dikkat çekerek, "Kendi kendimize
kurşun sıkıyoruz" dedi.
Tuvalet ihtiyacını gidermek isteyen yabancılar da
fahiş fiyatlardan nasibini alıyor.
Arasta bölgesinde tuvaleti kullanmak isteyen Rumlar ve turistler 2 Euro
öderken, Rum barikatının az ilerisindeki halk tuvaletlerinden ise
hiçbir ücret alınmıyor.
Lokmacı'nın açılmasından önce Arasta bölgesindeki
iş yerleri bir bir kapanırken, kapının
açılmasından sonra ise süreç tersine işlemeye başladı.
Özellikle kapının açılmasının ardından,
uzun süre kapalı olan iş yerlerinin de bir bir açılmaya
başladığı gözlemlendi.
Rum esnafı da kapının açılmasından memnun
Rum tarafındaki iş yeri sahiplerinin de Lokmacı
Kapısı'nın açılmasından duyduğu memnuniyet
gözlemlendi.
Kıbrıslı Rumlar, kapının
açılmasının çok iyi olduğunu ve iki halkın daha da
yakınlaşmasına yardımcı olacağını
Söyledi.
Bir ayakkabı satıcısı, Lokmacı'nın
açılmasıyla birlikte, Kıbrıslı Türklerin yanında
Kıbrıslı Rumların da bölgeye daha çok gittiğini
belirtti.
Diğer bir iş yeri sahibi Rum ise yaptığı
açıklamada, özellikle restoran, bar ve kafelerin işlerinin
arttığını kaydederek, bir süre sonra bölgenin eğlence
bölgesi olacağına işaret etti.
Kemal: Rum tarafı uluslararası
Arenada da iyi bir pozisyon kazanmaya çalışıyor
İsmail Kemal, yeni Rum hükümetinin, Papadopulos döneminde
oluşan kötü imajı ortadan kaldırmaya
çalıştığını belirterek "Hristofyas hükümeti
uluslararası arenada da iyi bir pozisyon kazanmaya
çalışıyor" dedi.
Bir AKEL yetkilisinin 'sonunda hiç bir şey olmazsa bizim
tarafımız suçlu olmayan taraf olacak' dediğini hatırlatan
KIBRIS köşe yazarı Kemal, Rum yönetiminde böyle bir
yaklaşımın olduğunu ifade etti.
Kemal sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kıbrıslı Rumlar arasında ilk olarak hemen
oluşturulan bir iyimserlik var. Bu hükümet çözüm yönünde girişimlerde
bulunuyor. Böyle bir imaj oluşturuldu. Bir konsensüs de iki büyük parti
olan AKEL ve DİSİ arasında var. Küçük partiler de oyun
bozanlık yapmıyor. Papadopulos'un sesi çıkmıyor olabilir
ama eminim ki DİKO yönetimi onunla devamlı temas halindedir ve
politikalarını ona göre yönlendiriyor"
"Lokmacı'nın açılması iyimserliği daha da
pekiştirdi"
Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla, iyimser
havanın daha arttığını ve pekiştiğinin
altını çizen İsmail Kemal, kapının
açılışının somut bir gelişme olarak ortaya
çıktığını kaydetti.
"Müzakere masasında Kıbrıs Rum tarafının
resmi pozisyonlarında çok fazla geriye gidiş olmayacak" diye
konuşan Kemal, Rum tarafının, uluslararası camianın
onları izlediğini göz önünde tutarak, anlaşma istemeyen taraf
pozisyonuna düşmemeye çalışacağını belirtti.
KIBRIS 09/04/08
Gündem
komiteler
NAMİ: ÇALIŞMALARDA İLERLEME SAĞLADIK... Özdil Nami
ile Yorgo Yakovu, dün 6 saatlik bir çalışma yaptı. Nami, 21 Mart
mutabakatı çerçevesinde çalışma grupları ile teknik
komitelerin görev talimatının saptanması ve
oluşturulması üzerinde yaptıkları çalışmalarda ilerleme
sağladıklarını vurguladı
"OLUMLU BİR ATMOSFERDE ÇALIŞIYORUZ"... Nami, teker,
teker konu başlıklarını ele alıp üzerlerinde
çalışıp gündem oluşturmaya
çalıştıklarını kaydederek, olumlu bir atmosferde
çalıştıklarını belirtti. Nami ile Yakovu,
alışmalarını bugün de sürdürecek
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle
İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum
Başkanlık Komiseri Yorgo Yakovu, dün 6 saatlik bir çalışma
yaptı. Nami, 21 Mart mutabakatı çerçevesinde çalışma
grupları ile teknik komitelerin görev talimatının
saptanması ve oluşturulması üzerinde yaptıkları
çalışmalarda ilerleme sağladıklarını
vurguladı. Nami ile Yakovu, çalışmalarını bugün de sürdürecek.
Nami ile Yakovu, dün sabah önce yaklaşık 3 saat görüştü.
Görüşmelerine ara veren Nami ile Yakovu, saat 15.00'te tekrar bir araya
geldi.
Cumhurbaşkanlığı'ndan alınan bilgiye göre, 21
Mart mutabakatı çerçevesinde çalışma grupları ile teknik
komitelerin görev talimatının saptanması ve
oluşturulması üzerinde çalışan iki liderin temsilcileri
Özdil Nami ve Yorgo Yakovu, ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de saat 09.00'da
bir araya geldi.
Saat 11.45 sıralarında görüşmeye ara veren temsilciler,
saat 15.00'de tekrar bir araya gelerek çalışmalarına devam etti.
Dün sabah ve öğleden sonra olmak üzere yaklaşık 6
saatlik bir çalışma yapan Nami ile Yakovu, bugün saat 14.00'te ara
bölgedeki Ledra Palace Otel'de tekrar bir araya gelecek.
Dünkü görüşmeleri sonrasında TAK muhabirine açıklama
yapan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle
İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, 21 Mart mutabakatı
çerçevesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin görev
talimatının saptanması ve oluşturulması üzerinde
yaptıkları çalışmalarda ilerleme
sağladıklarını söyledi.
Teker, teker konu başlıklarını ele alıp üzerlerinde
çalışarak gündem oluşturmaya
çalıştıklarını kaydeden Nami, olumlu bir atmosferde
çalıştıklarını da belirtti.
KIBRIS 09/04/08
Avcı'dan,
Kiprianu'ya tepki: Çözümün adresi Rum devleti olamaz
Avcı, yazılı açıklamasında, çözüm hedeflenen
yeni bir sürecin arifesinde olunduğunu kaydetti ve "Çözüm için
hazırız ve bu hedefe ulaşılması için gereken
karşılıklı gayret, fedakârlık ve iyi niyeti göstermek
konusunda en küçük bir tereddüdümüz yoktur. Dolayısıyla çözüm için
her iki tarafın da temkinli, iyi niyetli ve yapıcı
davranması gerekmektedir" dedi.
Kıbrıs Türk halkına çözüm adresi olarak Rum devletini
göstermenin iyi niyetli ve yapıcı siyasetin ürünü
olamayacağını vurgulayan Avcı, bu tür
açıklamaların 21 Mart mutabakatı ile oluşan olumlu
havayı bertaraf etmeye yönelik olduğunu dile getirdi. Avcı
açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Teknik komiteler ve çalışma gruplarının bir
araya gelmesi için her türlü çabanın harcandığı bu günlerde
Kıbrıs Türk halkına hakaret edercesine çözümün yeni bir
ortaklık devleti ile değil de Kıbrıs Türk
halkının mevcut Rum devletine yamalanması ile elde
edileceğini söylemek büyük bir provokasyondur."
Kiprianu'nun çözüm sürecine katkı koyması ve başlamak
üzere olan çalışmalara destek vermesi gerektiğini vurgulayan
Avcı, bunun yolunun Kıbrıslı Türkleri Rum devletine
yamamaktan değil ilerde ortaklık kuracağı Kıbrıs
Türk halkının kırmızı çizgilerini iyi anlamaktan
geçtiğini ifade etti.
KIBRIS 09/04/08
KKTC ile
ilişkiler kurmaya önem veriyoruz
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı
Turgay Avcı'nın davetlisi olarak KKTC'ye gelen Yeni Azerbaycan
Partisi (YAP) Genel Sekreteri Ali Ahmedov, KKTC ile ilişkiler kurmaya önem
verdiklerini söyledi.
Milletvekili ve Azerbaycan Milli Meclisi Tarım Komisyonu
Başkanı Eldar İbrahimov'un eşlik ettiği YAP Genel
Sekreteri Ahmedov, saat 11.00'de Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'yı ziyaret etti.
Avcı-Ahmedov görüşmesinde, Dışişleri Dairesi
Genel Müdürü Ahmet Erdengiz ve İslam Konferansı Örgütü'nden Sorumlu
Müdür Kemal Köprülü de hazır bulundu.
Ali Ahmedov ziyarette yaptığı konuşmada,
kendilerini KKTC'ye davet etmesinden dolayı Avcı'ya teşekkür
etti ve bu ziyaretin kendileri için çok önemli olduğunu belirtti.
"KKTC'nin ve Kıbrıslı Türklerin Azerbaycan'da
yaşayan insanlar için çok aziz olduğunu" kaydeden Ahmedov,
Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan
ettikten sonra tüm Türk dünyasıyla ve KKTC ile ilişkiler kurmaya önem
verdiğini ifade etti.
Azerbaycan ve KKTC arasındaki karşılıklı
ziyaretlerin, iki devlet ve iki halk arasındaki ilişkilerin ileriye
gitmesine ve dostluğun derinleşmesine olanak
tanıdığını belirten YAP Genel Sekreteri Ahmedov, bu
ziyareti de KKTC ile ilişkileri artırmanın bir fırsatı
olarak değerlendirdiklerini belirtti.
"Türk birliği önemli"
Bakü'de bir süre önce gerçekleştirilen Türk Devletleri
Kurultayı'na Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da
katıldığını hatırlatan Ali Ahmedov, bundan
memnuniyet duyduklarını söyledi.
Türk birliğinin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan
Ahmedov, Türk devletlerinin herhangi birinde var olan sorunların
çözümlenmesinde Türk birliğinin önemine işaret etti.
Ali Ahmedov, Kıbrıslı Türklerin sorunlarının
Kıbrıs Türk halkının arzuları çerçevesinde çözülmesini
istediklerini belirtti.
Konuşmasında Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ
sorununa da değinen Ahmedov, Azerbaycan toprağının yüzde
20'sinin Ermeni işgali altında olduğunu belirtti ve dünyadaki
çifte standartların bu sorunun çözülmesini engellediğini kaydetti.
Ali Ahmedov, hak ve adaletin güçlenmesinin, halkların kendi
haklarını korumak için mücadele vermesinin ve Türk birliğinin
devletlerin sorunlarının çözülmesine katkı koymasının
önemine işaret etti.
Avcı: Ziyaret bizi onurlandırdı
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı da, ziyaretin kendilerini
onurlandırdığını ifade etti ve çeşitli
vesilelerle KKTC'ye ziyaretlerde bulunan üst düzen Azeri yetkililerinin,
haklı mücadelelerinde kendilerine güç verdiğini ve iki kardeş
ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı
koyduğunu belirtti.
KKTC ile Azerbaycan arasında tarihten gelen güçlü kardeşlik
bağları bulunduğunu kaydeden Avcı, bu bağların
karşılıklı ziyaretlerle daha fazla gelişeceğine
inandığını dile getirdi.
"Zengin ortak kültürün gelişmesi"
Zengin ortak kültürün daha da geliştirilmesine ve ülkeler
arasında var olan dostluk, kardeşlik ve işbirliğinin daha
ileriye taşınmasına KKTC'nin büyük önem verdiğini söyleyen
Bakan Avcı, Azerbaycan'ın da aynı duygular içerisinde
olduğuna dair hiçbir şüphesi bulunmadığını kaydetti.
Avcı, "Ambargolara, çifte standart ve adaletsizliğe
maruz kalan KKTC halkına her zaman sonsuz desteğini veren Anavatan
Türkiye yanında, bize karşılıksız destek veren ikinci
bir ülkenin Azerbaycan olduğunu bir kez daha huzurlarınızda
vurgulamak istiyoruz" dedi.
Kıbrıs Türk halkının, sağladığı
destekten dolayı Azerbaycan'a her zaman müteşekkir
kalacağını ifade eden Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Avcı, halkı adına
Azerbaycan devleti ve halkına şükranlarını sundu.
Karabağ sorunu
Karabağ sorununu yakından takip ettiklerini belirten
Dışişleri Bakanı Avcı, Ermeni işgali altındaki
Azerbaycan topraklarının Azerbaycan'a iade edilmesini ve Karabağ
sorununun uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde çözülmesini
desteklediklerini söyledi.
Avcı, KKTC ile Azerbaycan arasındaki işbirliği ve
dayanışmanın güçlenerek devam etmesinin; siyasi, ticari,
eğitim, kültür ve spor alanlarındaki ilişkilerin
geliştirilmesinin iki ülkenin de ortak menfaatlerine hizmet edeceğini
dile getirdi.
Ahmedov görüşmede, Avcı 'ya partisinin plaketini hediye
ederken, Dışişleri Bakanı Avcı da Ahmedov ve İbrahimov'a
hediyeler sundu.
KIBRIS 09/04/08
DISY and CTP to form
idea-sharing committees
By
Andreas Avgousti
DISY and the
Turkish Cypriot Republican Turkish Party (CTP) continued the present flurry of
committee-forming across the divide yesterday when they announced the formation
of their own sub-committees to discuss the Cyprus problem.
The decision was taken following a two-hour meeting yesterday between a DISY
contingent led by Nicos Anastassiades and Ferdi Soyers CTP at the offices of
the latter in occupied Nicosia.
It was agreed that the two sub-committees meet during regular intervals and
would work to facilitate a better cooperation between the two parties.
The sub-committees will be discussing the Cyprus problem, but would in no way
act as substitutes for the imminent official negotiations on the Cyprus
problem, Anastassiades emphasised.
Soyer highlighted the urgency. Theres no time to waste, he said. Our common
aim is to find an acceptable solution based on UN parameters and within the
framework of the high level meetings of 1977 and 1979 as fast as possible.
DISY leader Anastassiades said that what pleased him most was the reaffirmation
of our determination to work towards a solution which will reunite our country
and will provide the opportunity for better prospects for the current and
future generations.
He said that both parties are ready to encourage and support the efforts of the
leaders of the two communities, while Soyer added that CTP and DISY both
supported the positive moves which aided the solution of the problem, such as
the opening of the Ledra Street checkpoint.
Soyer was reticent about developments regarding the opening of the Limnitis
checkpoint, arguing that the more an issue is discussed, the more the procedure
may be delayed.
Since the opening of Ledra Street, communities on both sides of the Limnitis
crossing have jointly pushed for the opening of the checkpoint in the northwest
of the island.
Speaking about the renovation of the Apostolos Andreas monastery, Soyer said
that the Turkish Cypriot side was ready but did not want to assume the
initiative alone.
We are waiting for a renovation project. The Monastery does not solely belong
to the Greek Cypriots, but it is part of the history of Cyprus, he said.
There is no problem which cannot be solved when good will exists, he added.
Soyer appeared to be in a particularly upbeat and hearty mood. When the Cyprus
problem is solved the Greek and Turkish Cypriots will lapse into depression,
he said.
This is because they are used to living with crises, therefore when these are
solved they will find something else to worry about. For 50 years now we have
been living with crises. Lets break free from these and prepare ourselves to
enjoy a period of sweetness.
Soyer was optimistic about the results of UN Under Secretary-general Lynn
Pascoes contacts in Ankara.
We do not want a solution which will only benefit Greek and Turkish Cypriots,
but a solution which will secure that Turkey and Greece can live in peace and harmony,
he said.
Responding to a question as to whether he thought that Turkeys domestic crisis
would affect the Cyprus problem, Soyer said that what mattered was that the
crisis would be overcome and that developments in the Cyprus problem would
occur.
Asked whether he thought that the solution to the Cyprus problem should be in
accordance with EU principles, Soyer thought that the principles of the UN are
included in those of the EU. As long as negotiations continue, I believe that
EU-related matters will be discussed, he said.
The next meeting between DISY and CTP will be held at DISYs offices at the
beginning of next month.
CYPRUS MAIL 09/04/08
Optimism after heritage
talks on Famagusta
By
Andreas Avgousti
WE FEEL we
are doing something right. An act of duty; an act of faith to architecture,
culture and history; an act of love for Famagusta and Cyprus.
Such is the outlook of those who are working for the restoration of ancient
Famagusta, in the words of its mayor Alexis Galanos.
Galanos gave a news conference yesterday to brief the media on a meeting held
last week in Paris, coinciding with the opening of Ledra Street the previous
day.
The meeting was a success, Galanos said. We look towards the future with
optimism.
The meeting was facilitated by Europa Nostra and backed by the UN: It was a
cultural meeting about our towns cultural heritage.
The vice-president of the Pan-European heritage foundation Europa Nostra,
Costas Carras, was in attendance, as was the Turkish Cypriot mayor of
Famagusta, Oktay Kayalp.
Whats important for us is that cultural heritage and human rights go
hand-in-hand.
The residents of the ghost town must return. Our efforts are within the
framework of the tragedy suffered by our people, Galanos emphasised.
Those present acknowledged that we were talking about an undivided Cyprus and
an undivided Famagusta, he added.
We have a European vision as regards the area of Famagusta.
We need to win the Europeans over to our cause, he advocated, highlighting Europes
responsibility towards its own people.
Furthermore, this was not an affair exclusive to Famagusta.
It branches out to all the monuments of Cyprus which constitute our cultural
heritage. It is understandable that funding will be needed for these efforts.
The initiative is currently boosted by moral and economic support from the
Leventis, Pieridis and Thetis foundations.
He also thought that, the new Cypriot government should also trouble itself
over the priority of Famagusta.
Weve asked for a meeting with the President. We have to make the most of the
current climate.
He suggested the possibility of Famagusta acting as a laboratory for the rest
of the island ahead of unification.
The economic co-operation between the two communities in Famagusta can act as
a test case for the rest of the island.
Galanos pointed out the political benefits which a good climate between the two
communities harbours.
By creating and sustaining a good climate we make it difficult for the
occupying forces to explain their presence.
A climate of constant denial gives support to the logic of occupation, he
argued.
Documentary
THE STONES of Famagusta is a 70-minute long documentary which travels viewers
through the ruins of Famagusta.
You have 2,000 years of historical architecture within reaching range. Its
astonishing, said Allan Langdale, the Canadian art historian who made the
documentary.
It was filmed by British director Dan Frodsham, and it claims to restore this
forgotten Cypriot city to its rightful place as a heritage site of world
importance.
The value Famagusta holds for world heritage is greater than all those things
that have separated us for so long, said Galanos about the town with the
multicultural heritage.
He found the documentary to be objective, but perhaps what is more worrisome
is not whether it is objective or not, but the fact that there is a real
structural concern for many of the citys monuments, according to Langdale.
In Galanos words: the Famagusta we grew up is now hostage to rot and decay.
CYPRUS MAIL 09/04/08
Equal rights plea for
Cypriots living on Bases
By
Jacqueline Theodoulou
THE CHAIRMAN
of the House Commerce Committee yesterday called on the state to take all
necessary measures to secure the property rights of Cypriot residents in the
British Sovereign Base areas.
Four years ago, in 2004, we submitted to the House Commerce Committee, which I
preside, a subject for discussion over the necessity of equal treatment and
full rights in developing the properties belonging to residents in the British
Bases areas, Lefteris Christoforou of DISY said yesterday.
Bases spokesmen, he added, were repeatedly requested to offer residents in the
Bases boundaries the same rights to their properties as the rest of the
Cypriot public enjoys.
Many Commerce Committee sessions were taken up and many discussions took
place, during which we sent the British the message that we would exhaust all
powers offered to us through the European Union as well as the European Council,
to lift the unacceptable regime that deprives European citizens of their
property rights and to make the Bases stop intervening in the residents rights
to their properties, said Christoforou.
Last year, he continued, the Bases submitted their proposals to the Foreign
Ministry.
I would like to point out that up until recently, the Bases rejected all
discussions on the subject invoking the Foundation Agreement, the DISY deputy
added.
Now all that remains is for the government to respond to the British proposals,
which were submitted around a year ago.
We believe it is the States duty finally to express its views on the
especially serious issue of the rights of Cypriot citizens who live in the
Bases and who feel abandoned and as though they are being treated like second
class citizens with severed rights, said Christoforou.
We will immediately bring the issue back for discussion, demanding its swift
resolution and the total restoration of the Bases residents rights, he
concluded.
CYPRUS MAIL 09/04/08
Advisers step up work
for talks
By
Jean Christou
PRESIDENTIAL
Commissioner George Iacovou and Ozdil Nami, the adviser to Turkish Cypriot
leader Mehmet Ali Talat, moved closer yesterday to completing the composition
of 13 working groups and technical committees.
The two advisers met yesterday morning for two and a half hours and again for
several more hours in the afternoon at the UN-controlled Ledra Palace Hotel.
Speaking after the meeting, Iacovou said everything was set for five of the
groups, and the remainder of the work would be done before the end of this
week.
He would not reveal any details as to the committees, citing a confidentiality
deal between the two sides.
We have made good progress but we are not finished. We hope to do so by
Thursday, Iacovou said. He will meet Nami again today.
Iacovou, who said last week he hoped the committees would actually sit down to
work this week, said the delay was because he and Nami had not had the
opportunity for enough meetings in recent days.
He said that by the end of todays meeting, they hoped to have two thirds of
the committees and groups sorted out.
The two sides have agreed to six working groups and seven technical committees.
The six working groups will cover governance and power-sharing, EU, security
and guarantees, territory, property and economy.
The technical committees will focus on crime, commerce, cultural heritage,
crisis management, humanitarian issues, health and environment.
The technical committees are designed to tackle everyday concerns while the
working groups handle substantive issues of the Cyprus question.
Iacovou said on Monday the list of names was not going to be published just
yet. He said members would come from all spectrums, from politics to the legal
profession but it would be difficult to pinpoint how many people would be on
each committee.
Opposition DISY leader Nicos Anastassaides said yesterday no one from his party
had been asked to take part in the committees or groups.
CYPRUS MAIL 09/04/08
Turkish Cypriot officer
takes off uniform to return wallet to Greek Cypriot checkpoint
GREEK Cypriot
police officers at the Ayios Dhometios checkpoint were astonished earlier this
week when a Turkish Cypriot officer changed out of his uniform to return a
wallet lost by a Greek Cypriot during a trip to the north. According to
reports, the senior Turkish Cypriot officer arrived in plain clothes at the
Greek Cypriot police checkpoint with his wife and asked them to return the
wallet to its owner. It had been found in the north. It contained 250, two
credit cards, a European insurance card and an identity card. The Greek Cypriot
police thanked the Turkish Cypriot second detective inspector and eventually
located the owner of the wallet.
CYPRUS MAIL 09/04/08
AA
Güncelleme: 15:10 TSİ 10 Nisan 2008 Perşembe
MOSKOVA
- Rus Vremya Novostey gazetesinde Nisan dönüşü protokollerde geçmiyor
başlığıyla yayımlanan habere göre, arşiv
belgelerinin incelenmesi sonucu 1941 yılında Nazi Almanyası ve
ve Sovyetler Birliği arasındaki savaşı kimin
başlattığı ortaya çıktı.
Stalin,
Nisan 1941de Hitler ile başlatacağı savaşın tarihini
bizzat kendisi belirledi. Rus lider, Almanyaya karşı
savaşı 1941 yılının sonbaharında
başlatmayı planlıyordu.
Haberde Türkiye ile ilgili şu bilgilere yer verildi:
Dönemin SSCB Dışişleri Bakanı Vyaçeslav Molotovun
Berlini savaş öncesinde ziyareti sırasında, dünyanın
paylaştırılması için yeni anlaşmalar yapması
planlanıyordu. Ancak iki ülke bu görüşmeler sırasında
anlaşmaya varamadılar.Molotov, Balkanlar ile Finlandiyanın
Sovyetler Birliğine verilmesini talep ederken, İstanbul ve Çanakkale
boğazlarındaki askeri birlikleri ele geçirmek için Türkiyeye
karşı açılacak savaşta Almanyanın kendilerine destek
vermesini istedi.
Molotovun
önerisinde, SSCB ile Almanyanın birleşerek Türkiyeye
karşı savaş başlatması bile öngörülüyordu. Tüm
bunların 5 adet gizli protokolde imzalanması planlanıyordu.
Hitler ise Sovyetler Birliğinin sadece Asyaya doğru ilerlemesini ve
bu çerçevede Afganistan ile İranı ele geçirmesinin yeterli
olacağını düşünüyordu. Haberde, Hitler, Avrupayı
kimseyle paylaşmak istemiyordu denildi.
RUSYA TÜRKİYEYE GÜVENCE VERDİ
Molotovun Berlin ziyaretinin başarısızlıkla
sonuçlanmasının iki ülkenin birbirlerini rakip ve askeri düşman
olarak görmeye başlamasına neden olduğu belirtilen habere göre,
iki ülke arasındaki çatışmaların işaretleri 1941
yılının başlarında net şekilde görülmeye başlandı.
Sovyetlerin
Nazi Almanyasının Balkanlardaki varlığına
karşı olduğu konusunda Berline defalarca uyarıda
bulunduğu dile getirilen haberde, şu ifadeler kullanıldı:
Nisan ayında Nazi ordusu Bulgaristana girince, Türkiye de
endişelenmeye başladı. Moskova, Türkiye hükümetiyle
ilişkiye geçerek, Türkiyenin Nazi Almanyası tarafından saldırıya
uğrayacağını, Türklerin eline silah alarak kendi toprak
bütünlüğünü korumaya çalışması halinde Sovyetler
Birliği tamamen tarafsız olarak Türkiyeyi anlayışla
karşılayacağını vurguladı. Bu açıklama ile
Moskova, Ankaranın Bulgaristan veya Almanya ile savaşa girmesi
halinde, arka cephesi konusunda emin olması için güvence vermişti.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:48 TSİ 10 Nisan 2008 Perşembe
Yunanistanı ziyaret eden Titov, Dışişleri
Bakanı Dora Bakoyanni ile görüşmesinden sonra gazetecilere
açıklamalar yaptı. Titov, çözüm çabalarına Rusyanın ne
ölçüde katılabileceğini değerlendireceklerini söyledi.
Kıbrısın bölünmüşlüğünü bölgenin en önemli
sorunlarından biri olarak tanımlayan Rus yetkili, ülkesinin
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin desteklediği gerçek
uzlaşmadan yana olduğunu dile getirdi. Titov, Rus tarafı olarak
çözüm çabalarına olabildiğince destek vermeye
çalışacağız dedi.
AB Komisyonu Başkanı Jose-Manuel Barroso TBMM'de
konuşuyor. İşte Jose-Manuel Barroso'nun
açıklamalarından satırbaşları:
Meclisinizin
tarihinizde büyük önemi olduğunu biliyorum. Büyük Atatürk Türkiye
modern bir ülke yapmak için kurdu. Dünyadaki gelişmeler yüzünden sizin
sorumluluğunuz daha da artıyor.
General
De Gaulle 40 yıl önce şöyle demişti;
"İşte
burası Türkiye boğazların hakimi ve pek çok kapının
hakimi. Bu kapılardan savaş da barış da geçer. Bu
kapının sahipleri elinde büyük bir gücü tutar. "
De Gaulle Avrupa açısından Türkiyenin önemini işte böyle
anlatmıştı.
Türkiyenin
önemi inişler çıkışlar olmasına rağmen önemini
hep korumuştur. İkinci dünya savaşından sonra da
Avrupanın yeniden inşasında rol almıştır.
"BOĞAZLARIN KAPILARIN
HAKİMİSİNİZ"
Oldukça
kuvvetli ortak menfaatlerimiz var ve bu özel bir vurguya sahiptir.
Türkiyenin Avrupanın Bosna v.b. gibi bir dizi faaliyete destek vermesi
çok önemlidir.
Ayrıca Türk ordusunun da gösterdiği profesyonelliğe de
hayranlık duyuyoruz.
Genel anlamda Müslüman dünyayla diyalog adına Türkiye çok büyük rol
oynamaktadır.
Türkiye laik ve demokratik bir ülke olduğunu göstererek Avrupaya entegre
olmuştur.
Ayrıca Müslüman bir ülke olarak nitelikleriyle kökten dinciliğe
karşı önemli bir örnektir.
"AB'NİN LAİKLİK VE TÜRBAN KONUSUNDA
TAVIR ALMASINI BEKLEMEYİN"
Ekonomik
güç olarak da çekim merkezidir. Yapılan reformlar Türkiyeye sermayeyi
çekiyor.
İş imkanları ilişkilerin ilerlemesi ile artıyor.
AB
devletlerin egemenlik gücünü azaltmaz.
Milliyetçi duygular ile AB ülküsü çelişmez.
Katılacak ülke tüm kriterleri karşılamalı.
ABye giden kısa bir yol yok.
AB komisyonu reformlara yardım eder içişlerine karışmaz.
Türkiyenin
geliştirmesi gereken konular var.
İfade özgürlüğü ve kültürel haklar daha fazla
artırılmalı.
Sivil asker ilişkilerinde demokrasinin daha fazla etkili olması
gerekiyor.
Şiddet içermeyen konuların yargılanması
sağlıklı değil.
Laikliğe dair tartışmaların öneminin farkındayım.
Avrupada da bunlar yaşandı. Eminim Türkiye kendi dinamikleri içinde
bunu çözecek.
Bu yüzden taraf olmamızı beklemeyin aynı şey başörtüsü
konusu için de geçerli.
Türban her kadının kendi alması gereken bir konudur.
PKK KONUSUNDA YANLIŞ ANLAMA OLMASIN
Kürt menşeli Türk vatandaşlarının kültürel hakları da
göz önüne alınmalı. Hükümetin bu konuda önemli adımlar atmaya
hazırlandığını biliyorum.
Ayrıca Avrupanın terör listesinde PKK ile ilgili gelişme
yanlış anlaşılmalı.
RUMLARA LİMANLARI AÇIN
Kıbrıs konusunda tarihi bir
fırsat yakalandı. Bu konuda gerekli adımların
atılacağını biliyorum.
Ama bu süreçte Türkiye Rumlara limanlarını açmalı
ELEŞTİRİLER SİZİ KORKUTMASIN
Biliyorsunuz İngiltere daha önce iki kez ABnin kapısından
çevrildi.
AB 27 ülkeden oluşuyor. Her ülkeden farklı bir ses çıkacaktır.
Lütfen Türkiye ile ilgili farklı sesler duyduğunuzda
şaşırmayın. Bu demokratik bir tartışmadır ve
Türkiyenin bunlardan korkmaması gerekiyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile
AB Komisyonu Başkanı Jose-Manuel Barrosonun ortak basın
toplantısı
AB
Komisyonu Başkanı düzeyinde bir ziyaretin olması Türkiyenin
üyeliğine verilen önemi gösterir.
Reform süreciyle ilgili görüştük. Türkiyenin bu süreçte
yaşadığı sıkıntıları gözden geçirme
fırsatı bulduk. Türkiyenin bu konuda gösterdiği gayreti
anlattık.
Müzakere sürecinin hedefinin tam üyelik olduğunu belirttik ve başka
bir alternatifi kabul edemeyeceğimizi teyit ettik.
Terörizmle ilgili Barroso ile aynı fikirdeyiz.
Başbakan Erdoğan'ın
ardından sözü AB Komisyonu Başkanı Jose-Manuel Barroso
aldı. İşte Barroso açıklamalarından
satırbaşları:
Ziyaretimin
amacı reformların hızlandırılması için
yüreklendirilmesi ve aynı zamanda dinlemek için geldim.
Reformların devam etmesi için cesaretlendirmeye geldim.
Ortak hedeflerimiz ve menfaatlerimiz var. Türkiye için önemli olan bir şey
AB için de önemlidir.
Ölüm cezasının kaldırılması ve 301inci maddenin
kaldırılmasına ilişkin girişim çok olumlu reformlar.
Temmuzda bence iki fasılda daha müzakere açılacaktır.
Türkiyeye karşı büyük bir güven taşımaktayız.
SORU CEVAP
Barrosoya soru: Türkiyeye gelişiniz kapatma davası
sürecinde bir mesaj olarak algılandı. Ne düşünüyorsunuz?
Avrupa
standartlarının uygulanmadığını görürsek buna
kayıtsız kalamayız ama Anayasa Mahkemesinin kararlarına
saygılıyız. Ümit ediyorum ki Anayasa Mahkemesinin kararı Avrupa
standartlarına ve Venedik Komisyonunun içtihatlarına uygun
olacaktır.
Kapatılma
davasını duyunca doğrusu şaşırdım. Böylesi
bir süreci bir gelişmiş bir ülkede görmek mümkün değil.
Barrosoya soru: Laiklik din değildir demiştiniz niye böyle
konuştunuz ve Türkiyedeki laiklik algılamasını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Laiklikle
ilgili İstanbulda bir üniversitede
konuşacağım orada daha geniş bir anlatımda
bulunacağım.
Laik
kurallarını uygulamanın farklı yolları var. Din
değil dememin sebebi bir dogma olmamasıdır. Demokratik laiklik
budur. Demokratik laik anlayışına göre dini görmezden
gelemezsiniz. Yani dinin gereklerine de saygı göstermelisiniz.
Barrosoya soru: 301 değişikliğini nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Taslakla ilgili yorum
yapamam çünkü parlamento sürecinde. Ama ilk okumada intibaımız olumlu
Erdoğana soru: Parti kapatma ile ilgili kanuni
değişiklik yapılacak mı?
Erdoğan: çalışmalar devam ediyor. Gerekli görülürse
yapılacaktır
HURRIYET 10/04/08
Talat umutlu
GEÇMİŞE GÖRE UMUTLUYUM AMA BU HERŞEYİN MÜKEMMEL
OLDUĞUNU GÖSTERMİYOR... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
KIBRIS'ın, "Karşınızda farklı bir Rum lider
profili var. Şimdi barışa yakın mıyız? Umutlu
musunuz?" sorusuna, "Tabii ki geçmişe göre umutluyuz. Bu her
şeyin çok iyi gittiğini, her şeyin mükemmel olduğunu
göstermiyor. Sıkıntılarımız var. Bugün sayın
cumhurbaşkanlığı sözcüsü de açıkladı. Yani,
Kıbrıs Türk tarafının iç işlerine yönelik
girişimler var. Veya söylemler var. Bunlar bizi rahatsız ediyor"
dedi
HRİSTOFYAS YANLIŞ YAPTI... Rum lider Hristofyas'ın
Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan
açıklamalarını da değerlendiren Talat "Bu
açıklamaları içişlerimize karışma ve kendi
kurumlarımız arasında sorunlar yaratmaya çalışma
olarak görürüm. O nedenle çok rahatsızım. Çok çirkin bir
yaklaşımdır bu. Bunu bugüne kadar hiç kimse
yapmamıştır. Biz, Hristofyas'ın askerle sorunu var dedik
mi? Ya da polisle? Biz de söyleyebilirdik. Her şeyi söyleyebilirdik. O
bunu yaptı ve bence çok yanlış yaptı" dedi
Aral MORAL
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda
geçmişe göre umutlu olduğunu, bazı noktalarda
sıkıntıları bulunduğunu söyledi.
KIBRIS'ın, "Karşınızda farklı bir Rum
lider profili var. Şimdi barışa yakın mıyız?
Umutlu musunuz?"
sorusuna, "Tabii ki geçmişe göre umutluyuz. Bu her şeyin
çok iyi gittiğini, her şeyin mükemmel olduğunu göstermiyor.
Sıkıntılarımız var. Bugün sayın
cumhurbaşkanlığı sözcüsü de açıkladı. Yani,
Kıbrıs Türk tarafının iç işlerine yönelik
girişimler var. Veya söylemler var. Bunlar bizi rahatsız
ediyor." dedi
Talat, 8 Temmuz süreci ve 21 Mart süreci arasında benzerlik
olmadığı yönündeki soruya "Bunda 8 Temmuzun unsurları
var. Ama zaman boyutu da var. Zaman limiti de var. Karma bir şey meydana
geldi. Yani bu ne 8 Temmuzdur, ne 8 Temmuz değildir. Buna isterseniz 21
Mart mutabakatı deyin" dedi.
Tasos Papadopulos tarafından, Mali Yardım Tüzüğü
Çerçevesi'nde Kuzey Kıbrıs için hazırlanan projelere açılan
davaların sorulması üzerine Talat, iki yeni davanın da
Hristofyas döneminde açıldığına dikkat çekti.
Güncel konulara da değinen Cumhurbaşkanı Talat,
Çağlayan Parkı konusunda yaşananları 'asimilasyon' olarak
değerlendirmenin yanlış olduğunu söyleyerek "Ama bana
kalsaydı Çağlayan Parkı'nın ismini
değişmezdim" dedi.
Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ'un KKTC'ye yapacağı ziyaretin bazı kesimler
tarafından tepkiyle karşılanması sorusuna ise Talat
"Askeri operasyon yapılmıyor. Alt tarafı bir ziyaret.
Tersine barışçı bir ziyaret. Kara Kuvvetleri
Komutanı'nın gelişi denetleme maksatlıdır"
şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat'ın KIBRIS'ın sorularına
verdiği cevaplar aynen şöyle:
"Kıbrıs Türk tarafının iç işlerine
yönelik girişimler var"
KIBRIS: Karşınızda farklı bir Rum lider profili
var. Şimdi barışa yakın mıyız? Umutlu musunuz?
TALAT: Tabi ki geçmişe göre umutluyuz. Bu her şeyin çok iyi
gittiğini, her şeyin mükemmel olduğunu göstermiyor.
Sıkıntılarımız var. Bugün sayın
cumhurbaşkanlığı sözcüsü de açıkladı. Yani
Kıbrıs Türk tarafının iç işlerine yönelik
girişimler var. Veya söylemler var. Bunlar bizi rahatsız ediyor. Sanki,
KKTC'de makamlar birbiriyle kavgalıdır, birbiriyle sorunları
var. Bu sorunlara da Rum tarafı taraf oluyor. Bir tarafı tutuyor, bir
tarafı destekliyor, bir tarafa karşıdır gibi
yaklaşımlar var. Bu arada yine Türkiye'nin ve TSK'nın
Kıbrıs sorununun içine çekilmesine çalışılıyor ve
Türkiye'nin çözüm istemediği gibi iddialar öne sürülüyor. Türkiye ile
Kıbrıs Türkü ayrılmaya çalışılıyor. Sanki,
Türkiye çözüm istemiyor, Kıbrıs Türkü çözüm istiyor gibi bir izlenim
yaratılmaya çalışılıyor. Tabi ki bunlar tehlikeli
oyunlardır. Güzel oyunlar değildir. Çünkü sonuçta, ben her zaman
söylediğim gibi ki bunu kendilerine de defalarca söyledim. Türkiye
kendilerine cevap vermez. TSK da kendilerine cevap vermez. Bu cevap bize
düşer. Bizde cevap verdiğimizde yeni bir suçlama
yarışı başlar. Bu hoş bir şey değil. Bunun
gibi, çok ciddi olumsuzluklar olmakla birlikte, geçmiş döneme göre çözüm
umutlarımızda bir iyileşme var.
"Bu ne 8 Temmuzdur, ne 8 Temmuz değildir"
KIBRIS: 8 Temmuz süreci çok
tartışılmıştı, gerek Rum kamuoyunda gerekse de
Kıbrıs Türk kamuoyunda. 21 Mart mutabakatı ile 8 Temmuz
anlaşması arasında ne gibi fark var? Bazı kesimler ikisi
arasında fark olmadığını söylüyor.
TALAT: 8 Temmuz anlaşması, Papadopulos ile
yapılmış bir anlaşmaydı ve onun benimle bir kahve
içmeye bile gelmeyen tutumuna yumuşama getirilebilmesi için BM'nin
kotardığı bir anlaşmaydı. Ancak o zaman da biz ifade
etmiştik; bu anlaşma Rum tarafının zaman kazanmasına
yol açacak ve anlamlı sonuç alıcı müzakerelerin
başlaması mümkün olmayacak. Yani kaybımız ne olacaktı?
Bundan kaybımız; zaman olacaktı. Ama zaten o gün de zaman kaybediliyordu.
Anlaşmanın yapıldığı tarihleri düşünün.
Masaya gelmiyordu, benimle görüşmüyordu, kahve içmiyordu. Zaten zaman
akıp gidiyordu. O yüzden 8 Temmuz anlaşmasının kendisi
zaman geçmesine yol açmadı. Ama geçmekte olan, akmakta olan zamanı
yani kaybettiğimiz zamanı, bize kazandırmadı.
Kazandırmasını istiyorduk onu bekliyorduk. Olmayabileceğini
hatta olamayacağını söylüyorduk BM'ye uyarı olarak. Nitekim
dediğimiz çıktı, olmadı. Yani Rum tarafı bunu, zaman
kazanma amacıyla bir oyalama süreci gibi gördü. Ben bu gerçekleri
anlattığımda özellikle içte muhalefet 'bak işte 8 Temmuz
anlaşması çok kötü bir anlaşmaydı' gibi yorumladı.
Hâlbuki değil. Aleyhimize olduğundan değil. Ama akıp giden
zamanı durdurmayı umut ederek bir anlaşma ve bundan da emin
değildik tabi ki. Hatta Rum tarafı bunu kullanarak yine zaman
kazanacak diyorduk; buna yol açtı. O bakımdan 8 Temmuzun biz, bir
zaman limiti ile sınırlandırılmasını onun
arkasından da sonuç alıcı tam teşekküllü müzakerelere
geçilmesini öneriyorduk. Bunu 5 Eylül 2007'de Sayın Papadopulos kabul
etmedi. Sonra yeni lider, yeni bir görüşme yaptık kendisiyle. Bunda 8
Temmuzun unsurları var. Ama zaman boyutu da var. Zaman limiti de var.
Karma bir şey meydana geldi. Yani bu ne 8 Temmuzdur, ne 8 Temmuz değildir.
Buna isterseniz 21 Mart mutabakatı deyin veya anlaşması. 21 Mart
anlaşmasıdır. Öyle algılayın. Bunda, takvim var. 3 ay
sonra tam teşekküllü müzakereler başlayacak. Bunda, gerçekten bunun
sonucu olarak da çalışma gruplarının ve teknik komitelerin
isimlerini belirleyebildik. Gündemleri üzerinde ve çalışma ilkeleri
üzerinde çalışıyoruz. Ben sanıyorum ki onları da
başaracağız. Yani bunu, gündemleri
saptayamadığımız, konu başlıklarını saptayamadığımız,
komite ve çalışma gruplarının isimlerini
saptayamadığımız eski ile kıyaslarsanız çok ciddi
bir fark var. O bakımdan 21 Mart anlaşması sanıyorum ki tam
teşekküllü müzakerelere yardımcı olacak, yol açacak ve sonuç
almamıza yol açacak.
İlkeler bazında izlenecek olan
siyasi yol hemen hemen netleşti
KIBRIS: Geçtiğimiz gün Rum basınında, Rum kesiminin,
çalışma gruplarında ve teknik komitelerde ele alınacak 13
başlığı hazırladığı belirtildi. Bu konu
Yakovu ve Nami görüşmesinde ele alındı mı?
TALAT: Biz de hazırladık. Komisyonların gündemlerini
görüşüyorlar.
KIBRIS: Bir de "starting document" dedikleri
başlangıç bildirgesinin öne sürüleceği de konuşuluyor?
TALAT: Yok. Öyle bir şey yok. Sadece, çalışma
prensiplerini belirleyen bir metin üzerinde çalışılıyor ve
her bir çalışma grubuyla komitenin gündemleri üzerinde
çalışılıyor.
KIBRIS: İlkeler bazında izlenecek olan siyasi yol
netleşti mi?
TALAT: Tabi tabi. Bir çoğu netleşti.
KIBRIS: Bunları biraz açar mısınız?
TALAT: Yani her birinin ayrı ayrı gündemi var. Zaten adı
üstünde. Yönetim ve güç bölüşümü adı altında ne kadar unsur
varsa hepsi olacak. Hükümet nasıl oluşacak, meclis nasıl
oluşacak, kurucu devletlerin yetkileri neler olacak.
KIBRIS: Yani bunlarda bir anlaşmaya varılmadı.
TALAT: Hayır. Gündem bu. Onu çalışma grupları
çalışacak.
Türkiye'de gelişen olaylar KKTC'yi etkiler
KIBRIS: Peki, bu kadar ilerleme varken, gelişen olaylar
arasında, Türkiye'de yaşanan siyasi kriz, AKP'ye açılan davalar
süreci nasıl etkiler sizce?
TALAT: Nihayetinde Türkiye'deki her olumsuzluk, sonuçta etkiler. Bunu
hiç kimse inkar edemez. Yani neredeyse ABD'de olsa ve BM'yi etkilese, bizi de
etkiler sonuçta. Ama bunun asgari ölçüde olmasını dileriz ve onun
için çalışırız.
"2 dava da Hristofyas döneminde açıldı"
KIBRIS: Papadopulos döneminde Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde
Kuzey Kıbrıs için hazırlanan projeleri dava etmişti. Bu
konuda Hristofyas ile bir görüşmeniz oldu mu?
TALAT: Hayır bunu görüşmedik. Hatta Hristofyas döneminde iki
dava daha açıldı. Papadopulos döneminde 6 dava vardı. 2 dava da
Hristofyas döneminde açıldı. Bu bizi üzdü. Davalar 8'e
çıktı. Bizi üzdü. Ama henüz görüşmedik. Görüşeceğiz
herhalde.
KIBRIS: BM aktif olarak sürece ne zaman dahil olacak?
TALAT: BM o konuda henüz bir karar üretmedi. Herhalde Pascoe'yu
dinlediniz. Pascoe, aktif olarak yer alacaklarını ifade etti. Ben 3
ay sonra başlayacak olan tam teşekküllü müzakerelere BM Genel
Sekreterinin özel danışman atayarak iyi niyet misyonunu
başlatacağını ve harekete geçireceğini
düşünüyorum.
"Dekonfrantasyon güven artırıcı önlemler
paketimizde var"
KIBRIS: Rum hükümet sözcüsü Stefanu'nın açıklaması olmuştu.
Lefkoşa'da dekonfrantasyon olsun yönünde konuşmuştu.
TALAT: Zaten biliyorsunuz, dekonfrantasyon bizim güven
yaratıcı önlemler paketimizde var. Lefkoşa'da değil her
yerde var.
KIBRIS: Bununla ilgili masaya bir şey geldi mi?
TALAT: Hayır. Bakın, o ayrı bir kategoridir. Yani
çalışma grupları ve teknik komiteler Kıbrıs sorununun
özü ve gündelik konularla ilgili çalışır. Sizin sözünü
ettiğiniz askeri ve sivil güven yaratıcı önemler başka bir
kategoridir. Onu henüz ele almaya başlamadık.
"Lokmacı'da, BM ile vardığımız
anlaşmanın dışında bir şey
yapmadık"
KIBRIS: Lokmacı'da yaşanan ilk gün gerginliği konusundan
konuşalım.
TALAT: Konu açık ve nettir aslında. Orada biz BM ile
vardığımız anlaşmanın dışında bir
şey yapmadık. Orada da Rum tarafının, 'sorumlu olan
askerdir, Talat'ın yetkisi yoktur' gibi beni aşağılayan bir
yaklaşımı oldu. Bir yandan da benimle asker arasına nifak
sokmaya çalışan tatsız bir yaklaşım. Halbuki
sayın Hristofyas'ın söyledikleri hiç doğru değil. Gerçek
durum açık ve nettir. Bizim BM ile yapılan anlaşma çerçevesinde
görev yapan polisimiz, yasalarımıza uygun olmayan ve gece vakti bir
eylemi karşılamıştır ve durdurmuştur. Bu
yapılmasaydı daha kötü şeyler de olabilirdi. Eylemcinin kuzeye
geçip kuzey de bir tahrik yaratabilirdi. Kuzeyde zaten farklı bir dil
kullanıldığı için yanlış
anlaşılabilirdi. Kaldı ki bizim yasalarımıza göre
böyle bir eylem kuzeyde yapılamaz. Gece ve Kıbrıslı Rumlar
tarafından. Yasalarımız böyle.
"Hristofyas'ın iç işlerimize karışması
çok çirkin bir yaklaşım"
KIBRIS: Gerçi başında biraz bahsettiniz ama, Hristofyas
sürekli olarak Türkiye'ye ve TSK'ya sataşma içerisinde. Kendisi bu
hareketlerle, Papadopulos'un yaptığı gibi, sizi ekarte ederek
benim muhatabım Türkiye'dir mi demeye çalışıyor?
TALAT: Ben, ondan daha önemli olanı; bir içişlerimize
karışması, iki kendi kurumlarımız arasında
sorunlar yaratmaya çalışma olarak görürüm. O nedenle çok
rahatsızım. Çok çirkin bir yaklaşımdır bu. Bunu bugüne
kadar hiç kimse yapmamıştır. Biz, Hristofyas'ın askerle
sorunu var dedik mi? Ya da polisle? Biz de söyleyebilirdik. Her şeyi
söyleyebilirdik. O bunu yaptı ve bence çok yanlış yaptı.
"Ben olsam Çağlayan Parkı'nın ismini
değişmezdim"
KIBRIS: Çağlayan Parkı'nın isminin
değiştirilmesine yönelik tepkiler geldi. Bunun için asimilasyona
uğruyoruz dendi. Bu konuda düşünceleriniz nedir?
TALAT: Asimilasyonun ne olduğunu bilmeyenler bunu söyleyebilir.
Çağlayan Parkı'nın adı değişmeli miydi diye
sorarsanız bana, bana kalsaydı değiştirmezdim. Ama bunu
asimilasyon olarak nitelemek doğru değil. Asimilasyonun ne
olduğunu bilmek lazım. Sözlüklerde bile var. Bunun yanında, o
parkın bir mezbelelik olduğu ve o halde kalmasının da bu
halde olmasından çok daha kötü olduğunu kabul etmek lazım. Yani
öyle bir hale geldi ki sanki işte Çağlayan Parkı'nın
adının değiştirilmesine karşı çıkanlar sanki
o haliyle kalsındı demeye getiriyorlar gibi bir izlenim
doğuruyorlar. Bu yüzden belki de anlaşmaya varılamıyor.
Bence doğru olan şudur. Tabi ki Çağlayan Parkı
bakımlı ve güzel olmalıydı. Bunu sağlayamadılar.
Sorumlu aramıyorum. Sağlamayan herkes sorumludur sonuçta.
Buranın temizlenmesi, tertiplenmesi ve modernleşmesi
lazımdı. Bunu iyi niyetle birileri yaptı. Yani LTB, Ankara
Belediyesi ile işbirliği içerisinde iyi niyetle yaptı. Burada
belediyeleri kesinlikle eleştirmiyorum. Farz edin ki yanlış oldu
bu isim değiştirme ya da isim ekleme. Bu değiştirme
değil. Bir Ankara sözünün eklenmesi farz edin ki yanlış oldu.
Bunu düzeltmeye çalışmak varken, gerginliğe yol açacak
şekilde bunu kavgaya dönüştürmek, eğer bir yanlış
varsa onun düzeltilmesini değil, yanlışa sahip
çıkılmasını yaratır. Bugün olan budur. Halbuki ona
serin kanlı bir şekilde yaklaşılsaydı, bunun
yanlış olduğu üzerinde durulsaydı, yani bu konunun
yanlış olduğu basın ve diğer yollarla ifade edilseydi,
ama kavga etmeden yapılsaydı bu belki de bu yanlış
düzeltilirdi. Ama şimdi öyle bir gerginleşti ki iş kavgaya
dönüştü. Taraflar kavga etmeye başladı. Kavga da olunca
keskinleşme olur. Ben böyle bakıyorum. Fazla abartıldı.
Anlamından saptırıldı. Gereksiz bir toplumsal kavga ortaya
çıktı.
KIBRIS: Aslında bir gerginlik daha oldu. KTOEÖS'ün LAÜ'de bir
grevi yaptı. İstenmeyen olaylar oldu.
TALAT: Böyle bir gerginliğe ne gerek vardı ben
anlamadım. Bu ülkede yasalar var. Bu ülkenin yasaları ne
gerektiriyorsa o yapılırdı. Ama konuyu bir gerginlik
noktasına taşımak sanıyorum çok yanlış bir
şey olur. Örgütlenme ile ilgili yasalar var ve o yasalar
uygulanırdı. Uygulamayan varsa ondan hesap sorulurdu ve bu mesele
öyle çözülürdü. Bunu da kavgaya dönüştürdük. Sonuçta da çözümü daha zor
hale getirdik.
KIBRIS: Gine Ekonomi, Maliye ve Planlama Bakanı'nın ülkemize
bir ziyareti oldu. Bir açıklamasında, KKTC'nin yapacağı
yardımlarla Gine'de sürdürülebilir bir ekonominin
sağlanabileceği söylendi. Bu esprili bir şekilde farklı
yorumlara neden oldu.
TALAT: Ne olduğunu bilmiyorum. Bu açıklamasını
duymadım. Benim bildiğim Gineli bakan, Sayın Avcı'nın
daveti üzerine ülkemize geldi. Daha ziyade eğitim alanında, bizim
üniversitelerimizde Gineli gençlerin eğitim görmesi konuşuldu.
"Kara Kuvvetleri Komutanı'nın gelişi alt
tarafı bir ziyaret"
KIBRIS: Türkiye Genel Kurmay Başkanı'nın ardından,
Kara Kuvvetleri Komutanı da ülkemize ziyarette bulunuyor. Gelen tepkiler
arasında, böyle bir zamanda bu tür ziyaretlerin yanlış
olduğu söyleniyor. Kıbrıslı Türk ve Rumlar arasında
olumlu hava var ve bu ziyaretlerin art niyetli olduğu ifade ediliyor.
TALAT: Askeri operasyon yapılmıyor. Alt tarafı bir
ziyaret. Tersine barışçı bir ziyaret. Kara Kuvvetleri
Komutanı'nın gelişi denetleme maksatlıdır. Şimdi
işte denetleme zamanı. Her yıl hemen hemen bu zamanda gelinir.
Dolayısıyla o çerçevede geliyor kara kuvvetleri komutanı. Genel
Kurmay Başkanını ise ben davet etmiştim. Tabi ki zamanlama
geliş tarihini belirleme prosedürleri geçtiğimiz günlere denk geldi.
Ama önemli olan verilen mesajdır. Verilen mesaj; Kıbrıs'ta
havayı bozucu bir mesaj olmadı. Bir ara Genel Kurmay
Başkanı'nın söylediği bazı şeyler farklı
algılanmış, farklı yorumlanmış, ama sağduyu
ile düşünüldüğünde ve sağduyu ile düşünen basın
organları ve köşe yazarları durumu makul
değerlendirdiklerinde Genel Kurmay Başkanı'nın ziyaretinin,
siyasi olarak destek mahiyetinde algılanması gerektiğini
görmüşlerdir. Ve gerçekten de öyle olmuştur. Kurmay
başkanı, Kıbrıslı Türklerin güvenliği için,
kalıcı ve adil bir barış oluncaya kadar görevlerine devam
edeceklerini söylemişlerdir.
"Bizim hedefimiz olan çözüm ve AB biraz
daha gerçek olma yoluna giriyor gibi görünüyor"
KIBRIS: Yurttaşlara Kıbrıs konusunda mesajınız
nedir?
TALAT: Her zamanki gibi Kıbrıs sorununun çözümü için çalışıyoruz.
Yeni bir dönem olabilir gerçekten önümüzdeki dönem. Bundan yararlanmak
lazım. Herkes için yararlanmak lazım; hem Kıbrıslı
Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar için yararlanmak lazım. Ve bölge
için de yararlanmak lazım. Başta Türkiye ve Yunanistan olmak üzere AB
için. Bizim hedefimiz olan çözüm ve AB biraz daha gerçek olma yoluna giriyor
gibi görünüyor. Bu nedenle yararlanalım. Bu dönem için daha fazla birlik
ve beraberlik sağlamamız lazım. Çünkü
pazarlıklarımız olacak. Bu pazarlıklar zor olacak. Her alanda
pazarlık olacak. Hayatın her alanını ele
alacağız. Her alanında alacağız ve vereceğiz.
Bazen acı olacak bazen tatlı olacak. Ama bütününde, genelinde gelecek
belirsizliğinden kurtulmuş olacağız. Çözüm bizim ana
hedefimiz olmaya devam ediyor. Bu arada tabi çözüm çalışmaları
ile birlikte izolasyonların kaldırılması
çalışmaları da geçmişe göre ivme de
kazanmıştır. En azından, son birkaç günde hepimizin
gördüğü bakan ziyareti, belediye ziyareti gibi daha önce yeşillerin
ziyareti gibi eskiden tabu görülen şeyler yavaş yavaş ortadan
kalkmaktadır ve direk Ercan'a geliyorlar. Bunlar çözümden yana olumlu
yaklaşımımız nedeniyle olmaktadır.
KIBRIS
10/04/08
İş yapmak
isteyenlere AB'den yardım
HİBELER AB MALİ YARDIM PROGRAMI TARAFINDAN SAĞLANACAK...
Avrupa Birliği "işgücü piyasasında daha fazla yer
almayı sağlamak" amacıyla hibe programı
başlatıyor. Program çerçevesinde, çalışanlarının
eğitilmesini isteyen işletmelere, kariyer danışma ve
eğitim kurumlarına, işveren ağ şebekelerine, odalara
ve işsiz kişilere 10 bin ve 50 bin Euro arasında hibe
sağlanacak. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada,
hibelerin Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB Mali Yardım
Programı tarafından sağlanacağı kaydedildi
Avrupa Birliği "işgücü piyasasında daha fazla yer
almayı sağlamak" amacıyla hibe programı
başlatıyor.
Program çerçevesinde, çalışanlarının
eğitilmesini isteyen işletmelere, kariyer danışma ve
eğitim kurumlarına, işveren ağ şebekelerine, odalara
ve işsiz kişilere 10 bin ve 50 bin Euro arasında hibe
sağlanacak.
Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada,
hibelerin Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB Mali Yardım
Programı tarafından sağlanacağı kaydedildi.
Açıklamaya göre söz konusu hibe programı; eğitim
kursları, çalışma ziyaretleri düzenlemek, teknolojiyi ve
ekipmanları geliştirmek, toplum içerisinde bir staj programı
inşa etmek gibi faaliyetlere fon sağlayarak Kıbrıs Türk
toplumunda bulunan işçilerin, çalışanların ve
işsizlerin iş becerilerini artırmayı destekliyor.
Herkesin iş gücü piyasasına eşit olanaklar içerisinde
girebilmesini sağlamak; işçilerin, çalışanların ve
işsizlerin iş becerilerinin iş gücü piyasasının
ihtiyaç duyduğu doğrultuda geliştirilmesini sağlamak
amacı taşıyan hibe programı iki diziden oluşuyor.
Dizi A yeni teknolojiler ve/veya ekipman tedarikini içermeyen
projeleri; Dizi B ise eğitim kursları ve yeni teknolojiler ve/veya
ekipmanların tedarik edilmesi kombinasyonu yoluyla iş becerilerini
artırmaya yönelik projeleri kapsıyor.
Açıklamaya göre, ek bir değer getireceği veya daha az
masraflı olacağı düşünüldüğü takdirde adaylar, hem
Dizi A hem de Dizi B altındaki aktiviteler için ortak bir başvuru
yapabilir.
Adayların danışması için hazırlanan
kapsamlı kılavuza http://ec.europa.eu/europeaid/cgi/frame12.pl
adresinden ulaşabilir. (Arama tipi olarak "By Country" ve ülke
olarak "Cyprus" seçilecek. Proje teklif çağrılarına
ulaşmak için ise "Status"ün altında "Open" ve
"Grants" tıklanacak).
Projeler için başvuruların 5 Haziran Perşembe günü
Merkezi Avrupa Saati ile 16.00'ya kadar yapılması gerekiyor.
Eğitim kurslarının ilki bu ay, ikincisi ise mayıs
ayında gerçekleştirilecek.
Eğitim kurslarının kesin saat ve yerleri daha sonra
açıklanacak.
Daha ayrıntılı bilgi için Daniela Huhmann'a
daniela.huhmann@ec.europa.eu e-mail adresinden ulaşılabileceği
belirtildi.
KIBRIS
10/04/08
Başbuğ:
Garantiler sulandırılamaz
TSK'NIN DESTEĞİ HER ZAMAN YANIMIZDA... Kıbrıs'ta
siyasi olarak çözümü hedefleyen bir süreç yaşandığını
belirten Cumhurbaşkanı Talat, adil ve kalıcı bir çözüm
gerçekleştirmek için ellerinden gelen bütün gayreti ortaya
koyduklarını dile getirdi. Bu süreçte TSK'nın desteğine de
ihtiyaçları olduğunu ifade eden Talat, TSK'nın desteğini
her zaman yanlarında bulduklarını söyledi. Hedefleri olan adil
ve kalıcı barışa ulaşabilmek için gerekli desteğe
sahip olduklarını kaydeden Talat, geleceğe güvenle
baktıklarını dile getirdi
GARANTİ VE İTTİFAT ANLAŞMALARI SULANDIRILMAMALI...
"KKTC artık bir gerçek, adil kalıcı ve kapsamlı bir
çözüm istiyorsanız bu gerçeği kabul etmeniz lâzım" diyen
Org. Başbuğ, tarafların eşit ve egemenlik haklarına
sahip olarak ortak iradelerini koymalarıyla elde edilebileceğini
kaydetti. İlgili tarafların, eşitlik ve egemenlik haklarına
saygı göstermediği takdirde gerçekten adil, kalıcı ve
kapsamlı çözüme ulaşmanın zor göründüğünü belirten
Başbuğ, "Mutlaka garanti ve ittifak anlaşmaları
muhafaza edilmeli, deldirtmemeli ve
sulandırılmamalıdır." dedi
Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ, askeri birlikleri denetlemek amacıyla dün KKTC'ye geldi.
Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ, Cumhurbaşkanı Talat, Meclis Başkanı
Ekenoğlu, Başbakan Soyer ve eski Cumhurbaşkanı
Denktaş'ı ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundu.
Kıbrıs Türk halkının ve KKTC'nin güvenliğini
sağlamakta KTBK'nın en temel rolü oynadığını
söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Barış
Harekatı'yla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvenlik
sorunun kalmadığını dile getirerek, bunun KTBK
Komutanlığı'nın yaptığı görevle mümkün
olduğunu söyledi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs'ta eşitlik temelinde
yapılacak olası bir çözümün dayandığı bir diğer
esas noktanın da Garanti ve İttifak Anlaşmaları
olacağına dikkat çekerek bunun dışında bir çözümün
mümkün olmadığını vurguladı.
Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ da, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri
Komutanlığı ve birliklerinin 1974'ten bugüne kadar adada
bulunuşunun yalnız KKTC ve Türk halkının güvenliği
değil, aynı zamanda tüm adayı kapsayacak şekilde adaya
güvenlik ve huzur getirilmesi için olduğunu ve bunun da sağlandığına
işaret ederek, bunun gözden kaçırılmaması gerektiğini
söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ'u, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye'nin Lefkoşa
Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Kıbrıs Türk Barış
Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 39.
Mekanize Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, Güvenlik
Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, 28. Mekanize Piyade Tümen
Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, Güvenlik Kuvvetleri
Komutanı Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem, 14.
Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengün,
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı
Turgay Avcı, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı
Hasan Sarıca ve Meclis Genel Sekreteri Fisun Aksun
karşıladı.
Başbuğ'u, Ercan VIP salonu önünde ise, muharip derneklerin
üyeleri ve öğrenciler, ellerinde Atatürk posteriyle, üzerlerinde
"mevzubahis vatansa gerisi teferruattır" yazılı Türk
bayraklarıyla karşıladılar.
Orgeneral İlker Başbuğ'un KKTC'ye gelmesi
dolayısıyla Ercan Havaalanı'nda ve izleyeceği güzergah
üzerinde üst düzey güvenlik önlemleri alındı.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ,
VIP salonundan ayrılacağı sırada kendisini
karşılayan muharip derneklerin üyeleri ile öğrencileri
selamlayarak, KKTC'de olmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu
söyledi.
Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her zaman
Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu ve bundan
sonra da olmaya devam edeceğini vurguladı.
Orgeneral Başbuğ Talat'ı ziyaret etti
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ve Türkiye Kara Kuvvetleri
Komutanlığı Hareket Daire Başkanı Tümgeneral Hüsmen
Akdeniz'in eşlik ettiği Orgeneral Başbuğ, saat 10:45'te
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ziyaret etti.
Her yıl Kıbrıs Türk Barış Kuvvetler
Komutanlığı'nın (KTBK) yıllık plan semineri
faaliyetleri bulunduğunu ifade eden Başbuğ, Kolordunun (KTBK) bu
yılki faaliyetlerine katılmak üzere KKTC'ye geldiğini söyledi.
KTBK Komutanlığı'nın asli ve önce gelen görevlerinden
birinin Kuzey Kıbrıs'taki Türk halkının güvenliğini
savunup, gerekli savunma tedbirlerini almak olduğunu kaydeden
Başbuğ, 1974 yılından beri adada bulunan KTBK
Komutanlığı ve bu Komutanlığa ait birliklerin,
yalnız KKTC Devletine değil adanın bütününe huzur ve güven
getirdiğini belirtti.
Kara Kuvvetler Komutanı olarak kendisinin Kıbrıs Türk
Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın görevlerine
hazırlanmasından ve bu görevleri icra etmesinden sorumlu
olduğunu dile getiren Başbuğ, bu nedenle adaya geldiğini ve
bulunacağı süre zarfında hem plan semineri faaliyetlerini
izleyeceğini hem de birliklerde denetlemelerde bulunacağını
ifade etti.
Talat: Barış Harekatı'yla birlikte Kıbrıs Türk
halkının güvenlik sorunu kalmadı
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Kıbrıs Türk
halkının ve KKTC'nin güvenliğini sağlamakta KTBK'nın
en temel rolü oynadığını söyledi. Kıbrıs Türk
halkının çok zor günlerden geçerek güvenlik zafiyetleri
yaşadığını dile getiren Talat, Kıbrıs Türk
halkının, güvenliğinin sağlanması hususundaki
beklentilerine 1974'te cevap aldığını kaydetti.
Barış Harekatı'yla birlikte Kıbrıs Türk
halkının güvenlik sorunun kalmadığını dile
getiren Talat, bunun KTBK Komutanlığı'nın
yaptığı görevle mümkün olduğunu söyledi.
Kıbrıs'ta siyasi olarak çözümü hedefleyen bir süreç
yaşandığını belirten Talat, adil ve kalıcı
bir çözüm gerçekleştirmek için ellerinden gelen bütün gayreti ortaya
koyduklarını dile getirdi.
Güvenlik zafiyeti ve ekonomik sıkıntı
yaşamamanın kendilerini güçlü kıldığını
kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türkü'nün
geleceğini sağlamak ve kalıcı bir barışa
ulaşmak için Türkiye Cumhuriyeti'ninkiler de dahil olmak üzere bütün
kurumların desteğine ihtiyaçları olduğunu vurguladı.
TSK'nın desteğine de ihtiyaçları olduğunu ifade eden Talat,
TSK'nın desteğini her zaman yanlarında bulduklarını
söyledi. Hedefleri olan adil ve kalıcı barışa
ulaşabilmek için gerekli desteğe sahip olduklarını kaydeden
Talat, geleceğe güvenle baktıklarını dile getirdi.
Orgeneral Başbuğ Meclis Başkanı Ekenoğlu'nu
ziyaret etti
Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu
ziyaret etti.
Ekenoğlu ile Başbuğ'un Meclis Şeref Salonu'nda saat
11.15'te yaptıkları görüşmede, Başbuğ'a,
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri
Kıvrıkoğlu ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı
Harekat Daire Başkanı Tümgeneral Hüsmen Akdeniz eşlik etti.
Görüşmede, basına açıklama yapılmadı.
Görüşmenin gerçekleşeceği Meclis ve çevresinde
geniş güvenlik önlemleri dikkati çekerken, Meclis Şeref Salonu
güvenlik güçleri ve detektör köpek tarafından arandı.
Soyer: Garanti ve ittifak anlaşmaları dışında
bir çözüm mümkün değil
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri
Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'u kabul etti.
Orgeneral Başbuğ'a Kıbrıs Türk Barış
Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu'nun da
eşlik ettiği ziyarette Başbakanlık Müsteşarı
Öntaç Düzgün de hazır bulundu.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, görüşmenin başında
basına yaptığı açıklamada, öncelikle Genel Kurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ardından
yapılan bu ziyaretin, kendilerini fazlasıyla mutlu ettiğini
ifade ederek, Orgeneral Başbuğ ve beraberindeki heyetle bir araya
gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Kıbrıs Türk halkının Türkiye'nin desteği ve
her yönden katkılarıyla adada eşitlik davası yürütmekte
olduğuna işaret eden Soyer, "bunu bütünleştirmesi gereken
en temel nokta, ekonomik, sosyal ve demokratik
kurumsallaşmamızdır. Bu konuda hızla mesafe almamız;
daha ileriye gitmemiz lazım" dedi.
Soyer, Kıbrıs sorununa karşılıklı kabul
edilebilir çözüm bulunması için yeni bir görüşme sürecinin
başladığı aşamada, Kıbrıs Rum siyasi
liderliğinden yapılan açıklamalara atıfta bulunarak
tepkisini dile getirirdi ve gerek Rum Yönetimi gerekse dünyaya mesajlar verdi.
Rumların sürekli olarak "TSK'nın
Cumhurbaşkanı, Hükümet ve Kıbrıs Türk halkıyla
çelişkisi olduğu" hayali üstünden siyaset yapmakta olduğuna
işaret eden Soyer, "bu hayal dün de Kıbrıs sorununun
çözümünde hiçbir katkı yapmadığı gibi bugün de
yapmayacaktır" dedi.
Kıbrıs Rum liderliğinin artık bu hayallerden uzak
durması gerektiğini ifade eden Soyer, "Türkiye ile, TSK ile,
Kıbrıs Türk halkıyla barışmak istiyorsa öncelikle
varlıklarımızın kendileri kadar değerli olduğunu
kabul etmelerinin öncelikli bir adım olduğunun ve bunu düşünce
sistemlerine yerleştirmeleri gerektiğinin altını çizmek istiyorum"
şeklinde konuştu.
Soyer, Kıbrıs sorunu devam ettiği sürece,
Kıbrıs Rum tarafının Yunanistan'la, onun silahlı
kuvvetleriyle kurduğu ilişkileri benimsememekle birlikte hiçbir zaman
düşmanca yaklaşmadıklarını yineleyerek, bunun çözüm
sürecine katkı sağlayacak bir hadise olmadığını
kaydetti. Soyer, şöyle devam etti:
"Rum tarafının siyaset yapmak ve Kıbrıs
sorununun çözüm sürecinde TSK ile, Cumhurbaşkanımızın,
hükümetimizin ve Kıbrıs Türk halkının sözde
arasını açmak adına yaptıkları bu hayalperest davranışlar
asla kabul edilemez ve bu yanlışa oynamaktır."
Kıbrıs'ta eşitlik temelinde yapılacak olası
bir çözümün dayandığı bir diğer esas noktanın da
Garanti ve İttifak Anlaşmaları olacağına dikkat çeken
Soyer, bunun dışında bir çözümün mümkün
olmadığını vurguladı.
Kıbrıs Türkü'nün eşitlik mücadelesinde her zaman
Türkiye'nin desteğini yanında bulduğunu vurgulayan Soyer,
şunları kaydetti:
"Burada Kıbrıs Türk halkı bu anlaşmaları
sürekli destekleyen bir halktır. 'Buradan geri çekilecektir' diye bir
yaklaşım yoktur. Bunu bilmeleri lazımdır ki 1960 Garanti ve
İttifak Anlaşmalarının özü, Türkiye'ye yalnızca
Kıbrıs Türk halkının güvenliğiyle ilgili değil,
ama aynı zamanda adanın bütününün toprak bütünlüğü ve
egemenliyle de ilgili uluslararası mükellefiyetler taşımaktadır
ve TSK'nın ve KTBK'nın adada bulunuşunun en temel noktası,
bu uluslararası anlaşmaları feshetmek için, 15 Temmuz 1974'te
yapılan darbedir. Ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünü,
statüsünü değiştirmeye dönük girişim, Kıbrıs Türk
halkının can güvenliğini de tehdit ettiği için ikisiyle
birlikte bu noktada müşterek bir değeri savunmak için TSK adaya
müdahale etmiştir. İşin özü buradadır.
Dolayısıyla bu temeli göz ardı etmek mümkün
değildir ve çözüm arayışlarında bu temeli içlerine
sindirerek çaba harcamaları gerekir. Önemli olan
karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak. Bu
yalnız Kıbrıs'ta değil ama bölgede de barış,
istikrar ve huzuru getirecektir.
Bizim kendi aramızdaki demokratik ilişkilerimizi ya da
problemlerimizi biz kendimiz çözeriz. Kimsenin konuşmaya ve bununla ilgili
hayaller kurmaya hakkı yoktur ve boş hayallerle de kimse yola
çıkmasın."
Başbuğ: Tüm adaya güvenlik ve huzur
Orgeneral İlker Başbuğ da, açıklamasında,
KTBK'nın bu yılki yıllık faaliyetlerini izlemek ve
birlikleri görmek amacıyla KKTC'de bulunduğunu belirterek,
KTBK'nın adaya geldiği 1974 Mutlu Barış Harekatı'ndan
beri temel asli görevi olan KKTC halkının güvenliği ve
savunmasını korumayı başarıyla yerine getirmekte
olduğunu kaydetti.
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı
ve birliklerinin 1974'ten bugüne kadar adada bulunuşunun yalnız KKTC
ve Türk halkının güvenliği değil, aynı zamanda tüm
adayı kapsayacak şekilde adaya güvenlik ve huzur getirilmesi için
olduğunu ve bunun da sağlandığına dikkat çeken
Başbuğ, bunun gözden kaçırılmaması gerektiğini
vurguladı.
"Dünyadaki çeşitli olaylara baktığımız
zaman bu gerçekten çok özel ve farklı bir durumdur" diyen Orgeneral
Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs Türkü'nün
haklı davasında her zaman yanında olduğuna, savunduğuna
ve gerekli desteği vermeyi sürdüreceğine işaret etti.
Orgeneral Başbuğ, KKTC'de son bir yıl içinde başta
Lefkoşa olmak üzere gelişimin olduğunu görmekten memnuniyet
duyduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile
yaptıkları görüşmede, Talat'ın ülke ekonomisinin iyiyi
gittiği yönündeki sözlerinin de kendisini memnun ettiğini kaydetti.
Görüşmelerinde, Soyer Başbuğ'a anı tabağı
sunarken; Başbuğ da, Soyer'e Kara Kuvvetleri
Komutanlığı'nın şildini takdim etti.
Denktaş: Halk anlaşma oldu oluyor diye kandırılmaya
çalışılıyor
Eski Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, Türkiye Kara
Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'u kabul ederek
görüştü.
Denktaş'ın çalışma bürosunda saat 12.00'de
gerçekleşen kabulde, Başbuğ'a, KTBK Komutanı
Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmenin
basına açık bölümünde yaptığı konuşmada,
Kıbrıs sorununun çetin ve nazik bir döneminde İlker
Başbuğ'u adada ağırlamaktan mutlu olduklarını
dile getirdi.
Denktaş, Kıbrıs'ta bir uzlaşmaya
varılmasında parametrelerinin iyi bilinmesi gerektiğini
kaydederek, KKTC devletinden taviz verilmemesi ve Türkiye'nin
garantörlüğünü sıfırlayacak herhangi bir anlaşmanın
kabul edilebileceği hissinin Rumlara verilmemesi gerektiğini söyledi.
Halkın "uzlaşma, barış oldu oluyor"
şeklinde boş ümitlere düşürüldüğünü ifade eden
Denktaş, basında "oldu, oluyor, olacak" havası
yaratılmakta olduğunu kaydetti. Halkın Annan Planı
döneminde nasıl aldatıldığını bildiğini dile
getiren Denktaş, halkın sakin olması ve gelişmeleri
dikkatli izlemesi gerektiğini belirtti.
"Bu dünyada devletinden vazgeçerek anlaşma yapan hiçbir halk
olmamıştır, olmayacaktır" diyen Denktaş,
"biz bunun ilkini teşkil etmeyelim, tarih bizi çok kötü
yazacaktır, bizden sonra gelenler de bizi affetmeyecektir"
şeklinde konuştu.
Rumların yeniden yıkamayacağı bir anlaşma
peşinde olduklarını söyleyen eski Cumhurbaşkanı, 1960
anlaşmasının sağlam bir anlaşma olduğunu, ancak
Rumların adanın tümüne sahip olmak için uğraştığını
ve anlaşmayı bozduğunu kaydetti ve yeni anlaşmanın
1960 anlaşmasından daha sağlam, devlet, egemenlik ve Türkiye'nin
garantörlüğünden ödün vermeyen bir anlaşma olması
gerektiğini ifade etti.
Denktaş, Rum lider Hristofyas'ın yaptığı bir
konuşmadan da örnek vererek; "Türklere yeniden Rumların,
Ermenilerin, Maronitlerin ve Latinlerin haklarını gölgeleyecek haklar
verilemez" ifadelerinden, Kıbrıslı Türklere 1960
anlaşmalarında bulunan haklarını yeniden vermeyeceklerinin
anlaşılması ve hangi masaya oturulması gerektiğinin
bilinmesi gerektiğini söyledi.
Denktaş, sözlerini, "Kıbrıs meselesinde Barış
Harekâtı olmamış olsaydı şimdi burada Yunan
bayrakları dalgalanacaktı, ENOSİS olacaktı, tek bir Türk
kalmamış olacaktı. Mutluyuz, müteşekkiriz askerimizle
övünüyoruz, güveniyoruz" diyerek tamamladı.
Başbuğ: KKTC artık bir gerçek...
Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ da, TSK ve personelinin iyi dileklerini getirdiğini
söyleyerek, "Kurucu Cumhurbaşkanı" olarak
Denktaş'ın ömrünü Kıbrıs davasına verdiğini
kaydetti ve KKTC'nin her zaman yanında olduklarını ve olmaya
devam edeceklerini belirtti.
Başbuğ, 1974'te TSK'nın adaya gelmesi ve burada
bulunmasının, Kıbrıs Türk halkına güvenlik ve özgüven
sağlamasının yanında, dünyada eşi benzeri olmayan bir
durum da yaratarak "sadece adanın Kuzeyine değil adanın
tümüne güvenlik, huzur ve barış getirdiğini"
vurguladı.
Kalıcı kapsamlı ve adil bir çözüme kimsenin
karşı çıkmadığını, fakat önemli olanın
anlaşmanın hangi parametrelerde olacağı konusu
olduğunu söyleyen Başbuğ, böyle bir barışta samimi
olunması halinde 59-60 anlaşmalarında ortaya çıkan
"Kıbrıs Cumhuriyeti" kavramından farklı bir durum
bulunduğunun, sözde, ifadede ve davranışta gösterilmesinin
gerekli olduğunu kaydetti.
Başbuğ, konuşmasına şöyle devam etti:
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti artık bir gerçek,
Kıbrıs'ta adil kalıcı ve kapsamlı bir çözüm
istiyorsanız bu gerçeği kabul etmeniz lâzım... Böyle bir
anlaşmanın takip etmesi gereken ana istikamet, ilgili tarafların
eşit ve egemenlik haklarına sahip olarak ortak iradelerini
koymalarıyla ancak elde edilebilir. İlgili taraflar, eşitlik ve
egemenlik haklarına saygı göstermediği takdirde yine gerçekten
adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşmak zor görülüyor...
Mutlaka garanti ve ittifak anlaşmalarını muhafaza etmeli,
deldirmemeli ve sulandırmamalıdır.
Kıbrıs'ta geçmiş olayları da göz önüne alırsak
bir gün kalıcı, kapsamlı ve adil çözüm bulunduğu anda,
bulunduğunu farz edelim, şöyle bir yanılgıya
düşülmemesi lâzım 'ertesi gün acaba bu iki halk birbirine güven
duyacak mı, o güven ortamı sağlanacak mı' bu soruya evet
demek çok zor. Bu yüzden bir anlaşma garanti ve ittifak
anlaşmalarını olduğu gibi delinmeden, sulandırmadan
muhafaza etmelidir... Kapsamlı çözümün takip etmesi gereken yolu da iki
kesimliliğin muhafazası olarak düşünüyoruz."
Kendisinin KTBK'nın yıllık planlı faaliyetlerini
yerinde izlemek için adada bulunduğunu da ifade eden Orgeneral
Başbuğ, "KTBK'nın buradaki varlığının
temel nedeni buradaki Kıbrıs Türk halkının güvenliğini
savunmak ve korumaktır" şeklinde konuştu.
Başbuğ, KTBK'nın kendine verilecek görevlere ne derece
hazır olduğunu görmek için ziyareti gerçekleştirdiğini
söyledi. Başbuğ "Geleceğe iyi bakmak ve iyi görmek
istiyoruz. Yukarıdaki hususlara dikkat edilirse ve samimiyet de varsa;
belki kapsamlı adil ve kalıcı çözüme ulaşmak mümkün
olabilir dedi.
KIBRIS
10/04/08
Five-hour talks yield
agreement on three more committees
By
Jean Christou
PRESIDENTIAL
Commissioner George Iacovou and Ozdil Nami, the adviser to Turkish Cypriot
leader Mehmet Ali Talat, agreed details for a further three committees and
working groups yesterday.
The two men met for five hours at the Ledra Palace to bring the total agreed
committees and groups to eight out of the 13 originally proposed.
They expect to sort out the remaining five groups today or at the latest by
tomorrow, Iacovou said after the meeting.
The ones examined by us today were among the most important and that is why it
took so many hours, said Iacovou. We are nearly at the end and I expect that
we will conclude all 13 working groups and technical committees, and [we will
finish] perhaps by tomorrow night or Friday,'' he added.
Iacovou said he expected that another technical committee and one more working
group would be created in addition to the 13 agreed initially.
This could focus on progress issues, reports on state television said last
night.
The two sides initially agreed to six working groups and seven technical
committees.
The six working groups will include governance and power-sharing, EU, security
and guarantees, territory, property and economy.
The technical committees will focus on crime, commerce, cultural heritage,
crisis management, humanitarian issues, health and environment.
The technical committees are designed to tackle everyday concerns while the
working groups handle substantive issues of the Cyprus question. Iacovou said
it would be a laborious process.
Although hopes had initially been high that the committees and groups would
start work this week, they will not now start until Monday, President Demetris
Christofias said yesterday after a meeting of the National Council.
Both sides are remaining tight lipped on why a delay has occurred amid
speculation and reports that the two sides have failed to agree on a joint
statement to launch the committees and groups.
But Christofias dodged questions relating to the issue yesterday, pointing back
to the previous administration which did not even manage to agree on the titles
of the committees in 18 months.
In the last two years there were 50 meetings and nothing ever happened.
Why the obsession with a delay of one week? he said. We are only human and
there are bound to be unexpected problems. The road we are going down must be
travelled with seriousness. When there is progress, and when this progress is
positive, I am satisfied, he added, referring to the fact the committees would
begin work next week.
Christofias said the party leaders at yesterdays National Council meeting also
seemed happy with the progress being made on the Cyprus problem.
He said he did not have any negative reactions regarding his handling of the
issue.
The party leaders all made cautiously positive comments yesterday as they
emerged from the Presidential Palace.
Former President Glafcos Clerides said the general consensus suggested there
was a better climate.
My belief is that there is a long way to go, the talks are yet to begin, he
said, referring to negotiations between the leaders when they happen in the
coming months.
CYPRUS MAIL 10/04/08
Why are the Turkish
generals suddenly rushing to Cyprus?
By
Simon Bahceli
COMING less
than two weeks after a three-day visit to the north of the island by the
Turkish military Chief of Staff Yasar Buyukanit, the arrival in Cyprus
yesterday of the Commander of the Turkish Army Ilker Basbug has raised
questions about the Turkish militarys view of a recent thaw in relations
between the Greek and Turkish Cypriot communities.
My guess is that the Turkey means business and is actually interested in
solving the Cyprus problem, international relations expert at the Eastern
Mediterranean University (EMU) Ahmet Sozen told the Cyprus Mail yesterday. The
spate of visits by Turkish generals to the island, he said, showed that behind
the scenes discussions between the Turkish Cypriot leadership, the Turkish
foreign ministry and the military were taking place, clearly as a result of the
positive start to peace talks the leaders of the two Cypriot communities.
Sozens words run counter to those who see a clash looming between Turkish
Cypriot leader Mehmet Ali Talat, an avid supporter of a federal solution to the
Cyprus problem, and the Turkish generals, who many see as unwilling to
relinquish their military hold on the north of the island.
But there were no signs of a clash yesterday when Talat and Basbug met at the
Turkish Cypriot leaders residence in northern Nicosia. Instead, both men were
keen to emphasise the role the Turkish military had played in maintaining peace
on Cyprus since it invaded the northern third of the island in 1974. And
perhaps even more pleasing to the army was Talats keenness to stress the role
that the military, along with all involved parties, would be playing in the
search for a fair and lasting solution to the Cyprus problem.
Recognising that Talat would be seeking consensus between different sections of
the Turkish political, bureaucratic and military scene, Sozen said he believed
there was fortunately for the Turkish Cypriot leadership harmony between
Turkeys ruling Justice and Development Party (AKP) and foreign ministry
bureaucrats and technocrats. The military, too, he said, might for once not
oppose the AK party government, because of its support of the armys incursion
into northern Iraq.
Those in the foreign ministry who oppose EU membership, democratisation and a
solution to the Cyprus problem do not currently have the upper hand, the
academic said, adding his belief that the Turkish government would in the
coming months be going all out to push through democratic reforms in an
effort to give new momentum to the countrys EU accession hopes. Such a
programme, he said, could include conciliatory moves on Cyprus.
I would not consider it an impossibility that Turkey might remove some troops
from the island, he said.
Basbug, however, was playing down the significance of his visit yesterday,
saying that he was on the island for an annual inspection of the troops and to
meet with local commanders to devise strategy for the coming year.
But President Demetris Christofias said the visit could only be viewed as
provocative.
This is something the United Nations and the International community are well
aware of, and they do not feel happy when leaders of the Turkish Military
Forces visit the occupied areas in order to inspect the troops, especially at a
time when a positive effort has begun, Christofias said.
The presence of the general, who is widely tipped to become Turkeys next Chief
of Staff in the coming year, also caused reaction in the norths media.
Pro-reunification daily Afrika described Basbug as a hawk who is not one to
make concessions on Cyprus and commented that it would be better if these
visits werent so regular when negations were so near to starting.
The paper also asked why Talats spokesman had described as dangerous
President Demetris Christofias attempt to differentiate between Talats and
the Turkish militarys views on the Cyprus problem, saying: If the army
believes Talat is doing things with Christofias behind its back, will it then
get rid of Talat? Is that the danger?
CYPRUS MAIL 10/04/08
Focus on Turkish shipping
ban
THE TURKISH
ban on Cypriot ships was one of the issues discussed yesterday between
President Demetris Christofias and shipping bosses on the island.
Yesterdays meeting was held ahead of todays annual general meeting of the
Cyprus Shipping Council (CSC) in Limassol, which will focus on the necessity of
a Cyprus Shipping Chamber.
Speaking after the meeting with Christofias, CSC general secretary Thomas
Kazakos said the President had reiterated his election pledge to try and
resolve the Turkish shipping ban, which has been in place since 1987.
Over the years, the ban has dissuaded numerous international shipping companies
from registering under the Cyprus flag.
Kazakos said that Cyprus now had the worlds tenth biggest fleet and was 3rd in
the EU.
We informed the President on current issues affecting Cypriot shipping, which
will be discussed in our annual general meeting, Kazakos said.
He said he could not state categorically that there was a lack of interest in
registering under the Cyprus flag, but did talk of a slowdown in recent years.
One of the objectives of the meeting with Christofias was to hand over certain
proposals that could alter this course, Kazakos said.
He said Christofias had been very positive.
CYPRUS MAIL 10/04/08
Obama hails new optimism
in Cyprus
ILLINOIS
Senator and US Democratic presidential contender Barack Obama believes that the
time has come for new optimism for a solution to the Cyprus issue, reports from
Washington said yesterday.
In his opening remarks at the Senate Foreign Relations Committee for the
confirmation hearing of Ambassador-designate to Cyprus Frank C.
Urbancic Jr, Obama, who was chairing the session, said he thought that this was
time for new optimism after a long time of estrangement for Cyprus.
Referring to the recent opening of a crossing point at Ledra Street in Nicosia,
Obama stated that after four decades this was a tangible indication of the
good will of both communities.
He said that the two communities shared a common home, history and destiny.
Addressing Urbancic, Obama added: Im sure you will do everything in your
power to help the Republic of Cyprus and the Turkish Cypriot community to reach
a just and lasting peace.
Urbancic, a Turkish-speaking counterterrorism expert, is destined to replace
Ronald Schlicher as Cyprus ambassador in the coming months.
He has in the past served as US Consul General in Istanbul when Turkey suffered
one of its worst earthquakes in 1999, and more recently was responsible for
managing and overseeing all aspects of counterterrorism activities at the
Office of the Co-ordinator for Counterterrorism.
As Deputy Chief of Mission at the US Embassy in Kuwait, Urbancic negotiated
access for US and coalition forces into Iraq in 2003 and twice served at the US
Mission to the UN, and as Deputy Chief of Mission at US Embassies in Abu Dhabi
(United Arab Emirates), Freetown (Sierra Leone), and Doha (Qatar). He speaks
French, Arabic, and Turkish.
CYPRUS MAIL 10/04/08
NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:25 TSİ 11 Nisan 2008 Cuma
LEFKOŞA
- Talat, Lokmacının Türk tarafında bulunan Arasta
çarşısında yürüyüp esnafla sohbet ettikten sonra ani bir kararla
Rum tarafına yöneldi. Lokmacı Kapısından Güney
Kıbrısa yürüyerek geçen Talat, KKTC ve Güney Kıbrıs
sınırında tarafında herhangi bir işlem
yaptırmadı.
Rumların son derece yoğun ilgi gösterdiği
Cumhurbaşkanı Talat, 40 yıldır ilk kez Lokmacıdan
geçmiş oldu. En son lise çağlarında buraya geldiğini
söyleyen Talat, Rum tarafında Lidra çarşısı olarak bilinen
bölgede mağazaları ziyaret etti, esnafla konuştu.
Rum halkının mesajlarını dinleyen Talata yoğun sevgi
gösterileri vardı. Talat, Heraklis diye 1939dan beri Lidra
çarşısında olan bir dondurmacıda bir süre dinlendi,
dondurma yedi ve kahve içti.
Talat Herakliste otururken yanına gelen bir Rum vatandaş, Türk
tarafından aldığı ekmek kadayıfını gösterdi
ve bir süre Talatla sohbet etti.
Rum basını beklenmedik ziyaret karşısında Talatı
adım adım takip etti ve KKTC Cumhurbaşkanına birçok soru
yöneltti.
THE
WALLU SİPARİŞ ETTİ
Talat Kapıların açılması barış yönünde önemli
bir adımdır ancak çözüm anlamına gelmiyor. Biz sadece
kapıyı açmakla kalmıyoruz, barış için iyi niyetle
çalışıyoruz. İşte bu mesajı vermeye geldim Rum
halkına dedi.
Lidra çarşısında bir müzik mağazasına giren Talat,
ünlü Yunan sanatçı Teodorakisin bir albümünü satın aldı.
Talat, Pink Floydun The Wall albümünü de almak istedi ancak mağazada
bulunamayınca sipariş verdi. Duvarların
yıkılmasını simgeleyen The Wall, Lokmacı
Kapısını da yakından ilgilendiriyor.
Talat, son olarak Ermeni kahveci dükkanından kahve satın aldı ve
Türk tarafına döndü.
KKTC Cumhurbaşkanı, NTVye yaptığı özel
açıklamada Hristofyasla da belki bir gün birlikte buraya geliriz, teklif
edecek zaman dahi olmadı ancak herkes görsün ki iyi niyetle
barış için çalışıyoruz diye konuştu.
Talat Lokmacı'dan Rum tarafına geçti
|
11 Nisan, 2008 15:20:00 (TSİ)
CNN TURK |
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Ada'da 3
Nisan'da karşılıklı yaya geçişine açılan
Lokmacı Kapısı'ndan Rum tarafına geçti. Talat, 30
yıldır bu şekilde Rum tarafına geçen ilk lider oldu.
Lokmacı Kapısı'ndan Güney Kıbrıs'a
geçerek, "Uzun Yol" olarak bilinen Ledra Caddesi'nde yürüyen Talat,
esnafla sohbet etti.
Basının ilgisi nedeniyle Rum esnafla selamlaşıp sohbet
etmeye çalışırken zaman zaman zor anlar yaşayan Talat, yol
boyunca birçok dükkan sahibi ve yoldan geçen insanların yoğun
ilgisiyle karşılaştı.
Girdiği bazı dükkanlarda kendisine çeşitli hediyeler verilen
Talat, bir dükkandan CD de satın aldı. Vangelis, Beatles ve Rembetiko
CD'leri aldığı dükkanda Talat'a bir başka müşteri de
Theodorakis'in CD'sini hediye etti.
Talat, oturduğu bir kafede dondurma da yedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne
geçtikten sonra, kapıya yakın bir kafede basına açıklama
yaptı ve gezisini Arasta'da sürdürdü.
Arasta'da da esnafın, vatandaşların ve turistlerin büyük ilgi
gösterdiği Talat, girdiği bir ayakkabı dükkanında lastik
bahçe çizmesi satın aldı.
"Olumlu hava var"
Ziyaretini değerlendiren ve basının sorularını
yanıtlayan Talat, "İzlenimim son derece olumlu oldu" dedi.
Talat, Lokmacı'nın Kıbrıs'ın en eski bölünme
noktası olduğunu, 1958'den bugüne geçen zaman içinde birkaç kez
açılıp kapandığını, 2005'te Türk
tarafının, geçen yıl sonu da Rum tarafının duvarı
yıktığını anımsattı.
Talat, bir Rum gazetecinin, "Uzun Yol"da Rumlardan gördüğü
"güler yüzü" bekleyip beklemediğini sormasına
karşılık, "Tabii ki, kesinlikle bekliyordum" dedi.
"Hristofyas da gezerse memnun olurum"
Talat, "Hristofyas'ın da Arasta'yı gezmesini bekliyor musunuz,
bu yönde bir çağrınız olacak mı?" soru üzerineyse
"Tabii memnun olurum. Benim isteğimle olacak birşeyse ben bunu
isterim doğal olarak, çünkü iki halk arasındaki hava daha da
yumuşar" dedi.
Bir gazetecinin, Rum tarafında alışveriş
yapmasının, "halkı buna teşvik edici, özendirici
olarak algılanabileceği" yönündeki yorumu üzerineyse
Cumhurbaşkanı Talat, herkesin kurallar, yasalar çerçevesinde özgür
olduğunu, hükümetin politikasının da bu yönde olduğunu,
dolayısıyla alışverişte bir sorun
olmadığını belirtti.
İki lider 21 Mart'ta bir araya gelerek görüşmelere başlama
kararı almış, Lokmacı Kapısı da iyi niyet
göstergesi olarak açılmıştı.
|
LEFKOŞA (A.A) |
||
|
|
||
Kara
Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk
Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), yurt içinde ve yurt dışında
terör örgütü bulunduğu bütün bölgelerde etkisiz hale getirilinceye kadar,
operasyonlara büyük bir kararlılıkla devam edeceğini
bildirdi. Kıbrıs
Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı (KTBK)
birliklerinde denetlemelerde bulunmak ve yıllık Plan Seminerine
katılmak üzere KKTC'de bulunan Orgeneral Başbuğ, KTBK
Karargahında, KTBK üst düzey personelinin de bulunduğu
toplantında basın açıklaması yaptı. aralık
2007'de belirlendiğine işaret eden Orgeneral Başbuğ,
operasyon birliklerinin, kışlalarından büyük bir gizlilik
içerisinde 21 şubat günü ileriye yanaştığını
ve aynı gece de operasyonun icrasına
başlandığını kaydetti. Orgeneral Başbuğ,
bunu, ne bölücü terör örgütünün ne de medyanın tespit
edebildiğini vurguladı. operasyonlara büyük bir kararlılıkla devam
edecektir dedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel farklılıklara
saygılı olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel alanda,
bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar vermemek
şartıyla kültürel zenginliklerin yaşanması ve
yaşatılması için gerekli düzenlemeleri
gerçekleştirdiğini ve bazı uygulamaların devam etiğini
anlatan Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti: üniter devlet
yapısını tehlikeye sokacak, siyasal alanda, grupsal
düzenlemeler yapmasını isteyemez ve bekleyemez. kimlikler birinci kimliğe dönüştürülmeye
çalışılırsa ve bu konular ülke gündemine
kasıtlı olarak devamlı
sokulursa korkarız ki ülke kutuplaşmaya ve ayrışmaya
sürüklenebilir. Bu Türk toplumuna karşı
yapılabilecek en büyük kötülüktür. olarak, bu
endişesini paylaşmayı bir görev getirilinceye
kadar, operasyonlara büyük bir kararlılıkla devam edeceğini
bildiren Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu: Sınır ötesi operasyon dışında,
güvenlik kuvvetleri 2008 yılı içerisinde, yurt içinde icra
etmiş olduğu operasyonlar neticesinde 51 teröristi
etkisiz hale getirmiştir. Yine aynı dönemde 46 terörist sağ olarak ele geçirilirken, 41 terörist
de kendiliğinden teslim olmuştur. Özellikle bu operasyonlarla örgütün
Şırnak'ın Küpeli, Bestler, Dereler ve Tunceli, Bingöl bölgelerinde bulunan unsurlarına çok büyük darbeler
vurulmuştur. Örgüte mensup teröristler ve destekleyicileri için tek
çıkar yol vardır, o yol da Türkiye Cumhuriyeti devletine teslim olmak ve yüce Türk
adaletinin karşısına çıkmaktır. "KIBRIS MİLLİ VE ORTAK SORUN" Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti'nin güvenliklerini ilgilendiren milli ve ortak bir sorun
olduğunu vurgulayarak, Kıbrıs sorunun çözümünde, iki
kesimlilik ile Garanti ve İttifak Antlaşmalarının
delinmeden ve sulandırılmadan korunması şarttır.
İki kesimliliğin delinmesi, Kıbrıs
Türk halkının geleceğinin ipotek altına
alınmasıdır dedi. Orgeneral Başbuğ, Kıbrıs
Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) karargahında
yaptığı basın açıklamasında, Türk
Silahlı Kuvvetlerinin bakış açısından Kıbrıs'ın
öneminin iki temel esasa dayandığına vurgu yaparak,
şöyle devam etti: Bunlardan birincisi, Türkiye Cumhuriyeti'ne Garanti
Antlaşması ile yüklenen Kıbrıs
Türk halkına sağlamak zorunda olduğumuz güvenlik
sorumluluğudur. İkincisiyse ittifak antlaşmasında
açıkça ifade edildiği gibi, Kıbrıs'ın,
Türkiye'nin güvenliği açısından taşıdığı
stratejik rolün önemidir. Bu iki temel, süreklilik arz etmektedir. Çünkü Kıbrıs'ta
ve Doğu Akdeniz'deki istikrar ve denge ancak bu sayede
sağlanmaktadır. Buradan açıkça görüleceği gibi, Kıbrıs
sorunu, Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti'nin güvenliklerini ilgilendiren milli ve ortak bir
sorundur. ADİL VE KALICI ÇÖZÜM Kıbrıs
sorununa, BM çerçevesinde, kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm
bulunmasının istenilen bir husus
olduğunu kaydeden Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi: Gerçekten Kıbrıs
sorununa kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunması
isteniyorsa ilk önce, Güney Kıbrıs
Rum yönetiminin 1959-1960 antlaşmalarına dayalı '1960 Kıbrıs
Cumhuriyeti' olmadığının, Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti'nin bir gerçek olduğunun ve ilgili tarafların
eşit ve egemen şekilde ortaya konulacak 'ortak iradesi'
olmaksızın soruna çözüm bulunamayacağının, herkes
tarafından kabul edilmesi gerekir. GÜVEN ORTAMI Mehmet Akif Ersoy'un hiç ibret alınsa tekerrür mü
ederdi tarih sözüne atıf yapan Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti: Aralık 1963'te başlayan Rum saldırıları,
1964'te Erenköy, 1967'de Boğazköy ve Geçitkale saldırıları ile devam etmiş, 1974
yılına kadar geçen sürede Kıbrıs'ta
kan ve gerginlik hakim olmuştur. Bunca yaşanılandan sonra, Kıbrıs
Türk halkının, haklı nedenlerle Kıbrıs
Rum tarafına karşı güven duyamaması, üzerinde
durulması gereken önemli bir husustur. Kapsamlı bir çözümün bile hemen iki taraf arasında güven ortamı
yaratabileceğini düşünmek zordur. KKTC İYİ NİYETİNE KARŞILIK
GÖRMEDİ KKTC'nin bugüne kadar iyi niyeti, barışçı
ve uzlaşıcı yaklaşımlarının Güney Kıbrıs
Rum yönetimi tarafından herhangi bir karşılık
görmediğine işaret eden Orgeneral Başbuğ, KKTC
uzlaşmadan ve çözümden yana tavır almasına rağmen
Avrupa Birliği izolasyonları ile karşı karşıya
kalmıştır. Bu durum da
güveni sarsmaktadır dedi. Orgeneral Başbuğ, mutlu barış
harekatının sadece Kıbrıs
Türk halkı için değil, Kıbrıs
Rum halkı için de barış ortamı
sağladığını, binlerce yabancı uyruklu
şahsın, Türk ordusunun varlığıyla kendisini güvende
hissederek KKTC'de yaşadığını anlattı. Bu nedenle KTBK'nın adadaki
varlığının, 1974 yılından bugüne kadar, Kıbrıs'ta
yaşanan huzur ve güvenin sağlayıcısı ve
teminatı olduğunun unutulmaması gerektiğinin
altını çizen Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi: Kıbrıs sorununun çözümünde, iki kesimlilikle
garanti ve ittifak antlaşmalarının delinmeden ve
sulandırılmadan korunması şarttır. İki
kesimliliğin delinmesi, Kıbrıs
Türk halkının geleceğinin ipotek altına
alınmasıdır. Kıbrıs
Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve birliklerinde
yapmış olduğum denetlemeler sonucunda, birliklerimizin üstün
bir moral, eğitim, öz güven ve disiplin içinde, kararlı ve her an
göreve hazır bir şekilde; başta Kıbrıs
Türk halkının güvenliği ve savunulması olmak üzere,
kendilerine verilebilecek bütün görevleri
mükemmel şekilde yerine getirebileceklerini görmekten büyük bir mutluluk
duydum. KİMSE YANLIŞ HESAP YAPMASIN Orgeneral İlker Başbuğ, KKTC
halkının, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı
duyduğu değişmeyen güven ve sevgisinin, güçlerini perçinlediğini ifade
ederek, KKTC halkının, Türk ordusunun terörle mücadele verdiği
desteğe Türk Silahlı Kuvvetleri adına teşekkür etti. Kıbrıs
Türkünün yeni nesillere geçmişi iyi öğretmesi gerektiğini, bu
hususun geleceğin teminatı olduğunu vurgulayan Başbuğ, KKTC'nin, kim
ne derse desin bir gerçek olduğunu dile getirerek, şöyle
konuştu: Anavatanından güç alan mücahit Kıbrıs
Türkü de, dünyada hiçbir topluma reva görülmeyen zulüm ve haksızlıklara, gelecek nesillere örnek
teşkil etmesi ve ders alınması gereken müstesna bir fedakarlık ve azimle direnmiş ve var oluş
mücadelesini bir devlet kurarak taçlandırmıştır. Bunun bazıları tarafından iyi
okunması ve anlaşılmasında sonsuz yararlar vardır.
Kimse yanlış hesap
yapmasın. |
HURRIYET 11/04/08
Kıbrısa
yeni BM özel temsilcisi
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Sudan konusunda uzman Etiyopyalı Taye-Brook Zerihounu Kıbrıs özel temsilcisi olarak atadı. Ban, konuyla ilgili BM Güvenlik Konseyini bilgilendirirken, Konseyin atamayı onaylaması bekleniyor. BM Sözcü Yardımcısı Marie Okabe dün basına yaptığı açıklamada, 2004 yılından beri Genel Sekreterin Sudan özel temsilci yardımcısı olarak BM Sudan Misyonunda (UNMIS) çalışan Zerihounun, özel temsilci olarak Michael Möllerin yerine Kıbrıstaki BM Barış Gücünün (UNFICYP) başına atandığını söyledi. Ekim 2006-Ekim 2007 döneminde UNMISe vekaleten başkanlık eden Zerihoun, Ekim 2007 tarihinden bu yana Darfur barış görüşmelerinde BMnin baş arabulucusu olarak görev yapıyordu.
MILLIYET 11/04/08
Nami
ile Yakovu iyi gidiyor
İLERLEME SAĞLANDI... Cumhurbaşkanı Talat ile Rum
Yönetimi Başkanı Hristofyas arasında varılan 21 Mart
Mutabakatı uyarınca özel temsilciler arasında sürdürülen
görüşmelerde ilerleme sağlandı. Komitelerden 11'inin gündemini
belirleyen özel temsilciler, bugünkü toplantıda diğer 2 komitenin de
gündeminin belirlenmesini hedefliyor
KIBRISLI TÜRK ÇALIŞMA GRUPLARI BUGÜN TOPLANIYOR... Komitelerde ve
çalışma gruplarında Kıbrıs Türk tarafı adına
görev alacaklar bugün toplantıya çağrılacak. Komitelerin gelecek
hafta çalışmaya başlayabileceği de belirtildi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi
Başkanı Dimitris Hristofyas arasında varılan 21 Mart
Mutabakatı uyarınca özel temsilciler arasında sürdürülen
görüşmelerde ilerleme sağlandı.
Komitelerden 11'inin gündemini belirleyen özel temsilciler, bugünkü
toplantıda diğer 2 komitenin de gündeminin belirlenmesini hedefliyor.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle
İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum
Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu, dün saat 15.00'de tekrar bir araya
geldi.
21 Mart mutabakatı uyarınca ortak toplantıları
sürdüren iki liderin temsilcileri Özdil Nami ve Yorgos Yakovu, görüşmede,
çalışma grupları ile teknik komitelerin görev
talimatının saptanması ve oluşturulması üzerinde
çalışmalarını sürdürdü.
Komitelerde yer alacaklar
toplantıya çağrılacak
TAK muhabirinin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan
Erçakıca'dan aldığı bilgiye göre, komitelerde ve
çalışma gruplarında Kıbrıs Türk tarafı adına
görev alacaklar bugün toplantıya çağrılacak.
Erçakıca, komitelerin gelecek hafta çalışmaya
başlayabileceğini de söyledi.
Liderlerin temsilcileri Özdil Nami ile Yorgos Yakovu arasında dün
yapılan görüşmede, teknik komite ve çalışma
gruplarının gündemini belirleme çalışmalarının devam
ettiğini anlatan Erçakıca, dünkü görüşmeyle 11 komiteyle ilgili
çalışmanın tamamlandığını, bugün de geri
kalan 2 komitenin gündemini belirleme çalışmasının
tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi.
Çalışmalardaki ilerlemenin memnuniyet verici olduğunu söyleyen
Erçakıca, komitelerin gelecek hafta en geç çarşamba gününe kadar
çalışmaya başlayabileceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle
İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum
Başkanlık Komiseri Yorgo Yakovu, dün yaklaşık 4 saat süren
görüşmenin ardından bugün saat 14.00'te yeniden bir araya gelecek.
Liderler arasında varılan mutabakat uyarınca, 6
çalışma grubu ve 7 teknik komite oluşturulacak ve bu komitelerin
çalışmalarının ardından haziran ayında liderler
özlü müzakerelere başlayacak.
Mutabakat uyarınca çalışma grupları
Kıbrıs'la ilgili özlü konularda, teknik komiteler ise günlük teknik
konularda çalışma yapacak.
KIBRIS 11/04/08
Barroso:
Kıbrıs'ta BM çerçevesinde gerçekleşecek müzakereleri
destekliyoruz
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Kıbrıs'ta
ileride olabilecek bir birleşmenin AB'nin çıkarına da
olacağını söyleyerek, AB Komisyonunun BM çerçevesinde
gerçekleşecek müzakereleri desteklediğini, uzlaşının
zor olacağının ancak AB'nin çözümü desteklediğini
vurguladı.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise,
"Görüşmelerimizde Kıbrıs konusundaki görüşlerimizi de
Sayın Barroso'ya etraflıca izah ettik. Teknik nitelikteki müzakere
sürecimizle ilgisi bulunmayan siyası konuların
karşımıza çıkartılmaması gerektiğinin
altını çizdik" dedi.
Barroso, Erdoğan ile görüştü
Resmi ziyaret için Ankara'da bulunan Barroso ve beraberindeki heyet,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la bir araya geldi. Erdoğan ve
Barroso, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı
düzenledi.
Türkiye'de olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek
konuşmasına başlayan Barroso, Türkiye'ye saygı
duyduğunu ve bu ziyareti çok uzun süredir, dört gözle beklediğini,
ziyaretin Türkiye-AB ilişkileri açısından önemli bir zamanda
gerçekleştiğini ifade etti.
Yaptığı görüşmelerin "dostane ve
yapıcı bir atmosferde" gerçekleştiğini kaydeden
Barroso, ziyaretinin ilk amacının Türkiye'deki reformları
teşvik etmek olduğunu, ancak "Türkiye'yi dinlemeye ve daha iyi
anlamaya geldiğini" belirtti.
"Türkiye'nin AB üyeliğinin hem Türkiye'nin hem de AB'nin
hedefi olduğunu" kaydeden Barroso, Ankara'yı reformların
devamı için cesaretlendirmek istediklerini ifade etti. Barroso,
reformların Türkiye-AB ilişkileri açısından önemli
olduğunu kaydederek, hem Türkiye'nin hem de AB'nin ortak sorumluluk ve
menfaatlerinin olduğunu söyledi.
Türkiye'de olan bir şeyin AB'yi ilgilendirmemesinin söz konusu
olamayacağını dile getiren Barroso, AB'nin de Türkiye için
önemli olduğunu belirtti. Türkiye'nin tutarlı bir ilerleme
kaydettiğini ifade eden Barroso, Avrupa perspektifinin Türkiye'de olumlu
dönüşümün itici gücü olduğunu kaydetti. Barroso, ölüm
cezasının kaldırılmasından sonra TCK'nın 301.
maddesindeki muhtemel değişiklik gibi gelişmelerin Türk toplumuna
fayda sağlayacağını belirtti.
Temmuzdan önce iki başlığın daha
açılacağını söyleyen Barroso, önemli olanın reform
sürecinin hızının korunması olduğunu kaydetti.
"Ancak daha yapılacak çok şey var, katedilecek çok yol var"
diyen Barroso, birçok reforma ihtiyaç olduğunu ve Türk halkı
açısından bu reformların önemli olduğunu
düşündüklerini ifade etti.
Türkiye içerisindeki uzlaşı ve toplumsal diyalogla bu
konuların aşılabileceğini düşündüklerini söyleyen
Barroso, müzakerelerin karmaşık ve kapsamlı bir süreç
olduğunu, ancak uzlaşı ve diyalog ile bu yolun daha kolay aşılabileceğini
belirtti ve kamu oyunun desteğinin önemli olduğuna da dikkati çekti.
Barroso, "AB Komisyonu adına bir güven mesajını
paylaşmak istiyorum. Ortak geleceğimize karşı çok büyük bir
güven duymaktayız" diye konuştu.
Kıbrıs konusu da gündeme geldi
TC Başbakanı Erdoğan'la görüşmesinde
Kıbrıs konusunun da gündeme geldiğini belirten Barroso,
"Sayın Başbakan'ın açık, olumlu ve
uzlaşıcı bir yaklaşımda olduğunu gördük"
dedi.
Çözüm yönünde son dönemde Kıbrıs'ta bazı gelişmeler
olduğunu hatırlatan Barroso, Rum lider Dimitris Hristofyas ile
yapılan çalışmaların olumlu olduğunu, bu çerçevede
Lokmacı kapısının açılmasının önemine
dikkati çekti.
Barroso, Kıbrıs'ta ileride olabilecek bir birleşmenin
AB'nin çıkarına da olacağını söyleyerek, AB
Komisyonunun BM çerçevesinde gerçekleşecek müzakereleri
desteklediğini, uzlaşının zor olacağının
ancak AB'nin çözümü desteklediğini vurguladı.
Barroso, "Kıbrıs'ta bölünmüşlük bizim için kabul
edilebilir değil. Türkiye'nin çözüm çabalarını
destekleyeceğine dair inancım tamdır. Lokmacı
Kapısı'nın açılması çok önemli bir adımdır.
Kıbrıs konusunun çözümü AB'ye üyeliğe katkı
sağlayacak. Ek protokol yüzünden açılan fasıllarda zorun oluyor.
Türkiye limanlarını Rum kesimine açmalıdır" dedi.
Erdoğan: Kıbrıs konusundaki
görüşlerimizi de etraflıca izah ettik
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
''Görüşmelerimizde Kıbrıs konusundaki görüşlerimizi de
Sayın Barroso'ya etraflıca izah ettik. Teknik nitelikteki müzakere
sürecimizle ilgisi bulunmayan siyası konuların
karşımıza çıkartılmaması gerektiğinin
altını çizdik" dedi.
TC Başbakanı Erdoğan ile AB Komisyonu Başkanı
Jose Manuel Durao Barroso yaptıkları görüşmenin ardından
ortak basın toplantısı düzenlediler.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan,
Türkiye'ye Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı düzeyinde bir
ziyaretin gerçekleşmesinin, Türkiye'nin AB katılım sürecine
verdiği önemi göstermesi bakımından ayrı bir anlam
taşıdığını vurguladı.
''Komisyonun bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin
AB'ye üyelik sürecine yönelik desteğini sürdüreceğinden bir
kuşkumuz bulunmadığını bu vesileyle ifade etmek
istiyorum'' dedi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Komisyonun bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin
AB'ye üyelik sürecine yönelik desteğini sürdüreceğinden bir
kuşkumuz bulunmadığını bu vesileyle ifade etmek
istiyorum.
Sayın Barroso ile yaptığımız görüşmede
Türkiye-AB ilişkilerini bütün boyutlarıyla ayrıntılı
bir şekilde ele aldık. Reform sürecimizdeki son gelişmeler
hakkında kendisiyle fikir alışverişinde bulunduk.
Kendisi de Türkiye'nin AB'ye katılım süreci noktasındaki
değerlendirmelerini bizimle paylaştılar.
Görüşmemizde, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde
yaşadığı sıkıntıları da gözden geçirme
fırsatını bulduk. Türkiye'nin özellikle geleceğe yönelik bu
süreçte elinden gelen tüm gayreti, kararlılığı ortaya
koyduğunu da ifade etme fırsatı bulduk.
Komisyonun, bugüne kadar olduğu gibi ileride de ülkemizin üyelik
hedefine desteklemeye devam edeceğine inanıyoruz. Görüşmemizde
ayrıca önümüzdeki dönemde açılacak fasıllar ve fasıllardaki
açılış kriterlerinin karşılanmasına yönelik
çalışmalarımızı da ele aldık.
Ayrıca, önümüzdeki döneme yönelik olarak AB ile yürüttüğümüz
müzakere sürecinin ortak hedefinin üyelik olduğu ve bu konuda da bizim
başka bir alternatif kabul edemeyeceğimizi her zaman ifade
ettiğimiz gibi yine değerlendirdik.''
Barroso ile yaptığı görüşmede bazı
uluslararası konuların da ele alındığını
bildiren Erdoğan, bunların başında NABUCCO Projesi'nin
geldiğini ve enerji faslında müzakerelerin başlamasını
bu noktada önemsediklerini dile getirdi.
Türkiye'nin enerji stratejisinin önemli bir unsurunun Hazar, Orta Asya
ve Orta Doğu enerji kaynaklarının kesintisiz bir şekilde ve
çeşitlendirilmiş güzergahlardan dünya piyasalarına
taşınması olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam
etti:
''Görüşmelerimizde Kıbrıs konusundaki görüşlerimizi
de Sayın Barroso'ya etraflıca izah ettik. Teknik nitelikteki müzakere
sürecimizle ilgisi bulunmayan siyası konuların
karşımıza çıkartılmaması gerektiğinin
altını çizdik.
Birleşmiş Milletler zemininde, kapsamlı ve adil bir
çözüme ulaşılması amacıyla geçmişte olduğu gibi
şimdi de gereken çabayı gösterme azminde olduğumuzu bu vesileyle
bir kez daha, her zaman bir adım önde olacağımızı yine
ifade ettik. Ve BM nezdinde kapsamlı bir çözüme ulaşılması
yönünde çalışmaların ivedilikle başlatılması ve
21 Mart sürecinin bu noktada önemli olduğunu vurguladık ve öyle
zannediyorum ki Sayın Barroso ile aynı fikirde olduğunu
memnuniyetle müşahede ettik.
Bu çerçevede, Kıbrıs Türk halkının tabii maruz
kaldığı ve şu anda da Kuzey'den Güney'e geçişlerde
Güney'de yaşanan bazı sıkıntıları
değerlendirme fırsatımız oldu.
Görüşmede, uluslararası toplumun ortak düşmanı olan
terörizm tehdidini ele aldık. Bu konuda da yine düşüncelerimizin
örtüştüğünü görmenin mutluluğu içerisindeyim.''
Başbakan Erdoğan, AB Komisyonu Başkanı Barroso'nun
Türkiye ziyaretinin gerek Türkiye'nin AB sürecine yönelik, gerekse
geleceğe yönelik önemli adımlara bir milat olmasını da
temenni etti.
Açıklamaların ardından soruları yanıtlayan
Başbakan Erdoğan, yabancı bir gazetecinin ''Anayasa'da parti
kapatmayı zorlaştıran taslağı şimdilik
askıya mı aldınız?'' şeklindeki sorusu üzerine,
''Şu anda arkadaşlar çalışmaları sürdürüyor.
Bildiğiniz gibi pazartesi günü yapılan Merkez Karar Yönetim Kurulu
toplantısından sonra değerli başkan yardımcım
gerekli açıklamaları yaptı. Şu anda süreç bütün yönleriyle
ele alınmak suretiyle devam ediyor. Belli bir noktaya geldikten sonra
eğer gerekirse böyle bir adım atılır. Ama gerekmediği
takdirde de hukuki süreç aynen izlenecektir'' dedi.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı ve
Başmüzakereci Ali Babacan, AK Parti Genel Başkan
Yardımcısı Egemen Bağış ve AB Komisyonu'nun
genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de hazır bulundu.
KIBRIS 11/04/08
Arabasında
G3 Piyade Tüfeği bulunan Rum'a 1 ay hapis c
Erol UYSAL
Metehan Kara Giriş Kapısı'ndan 25 Mart tarihinde KKTC'ye
giriş yaparken, aracının bagajında G3 Piyade Tüfeği
türü silahla yakalanan ve hükümsüz tutuklu olarak yargılanan 50
yaşındaki Panayodis Evangelu isimli Rum'un Ağır Ceza'da
görülen davası dün karara bağlandı. Mahkeme, Panayodis
Evangelu'ya bir ay hapislik cezası verdi.
Mahkemede zanlının konuşulanları anlayabilmesi için
bir de Rumca tercüman bulunduruldu. Rum kesiminden çok sayıda basın
mensubu da verilecek kararı duruşma salonu önünde beklerken,
Barış Gücü'nden (BM) yetkililer de duruşmayı izledi.
Mehmet Türker başkanlığında Kıdemli
Yargıç Ömer Güran ve Yargıç Şerife Katip Kır'dan
oluşan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin
oyçokluğuyla aldığı kararı okuyan Reis Mehmet Türker, iddia
makamının ve savunma makamının olgularını
anlattı.
Türker, iddia makamının olgusunda, Rum sanığın
25 Mart tarihinde Metehan Kara Giriş Kapısı'ndan KKTC'ye geçmeye
çalıştığı bir esnada, adına kayıtlı KJL
466 Rum plakalı aracının bagaj kısmında yapılan
aramada, bir adet ithali yasak G3 Piyade Tüfeği bulunduğunu ve
sanığın tutuklandığını anlattı.
Silahın, Rum yönetimi tarafından sanığa 11 Mart
2008 tarihinde zimmet edildiğini ve sanığın o tarihten beri
silahı arabasının bagajında
taşıdığını ifade eden Türker,
sanığın silahı unutarak KKTC'ye giriş yapmaya
çalıştığını belirtti.
Savunma makamının da olgularını okuyan Türker,
sanığın aleyhine getirilen suçları kabul ettiğini, 50
yaşında olması ve yengesinin yakın tarihte vefat etmesinden
dolayı ruh halinin kötü olduğunu güneyde de yargılanacak
olmasının da göz önünde bulundurulması talebinde olduğunu
ifade etti.
Mehmet Türker başkanlığında Kıdemli
Yargıç Ömer Güran ve Yargıç Şerife Katip Kır'dan
oluşan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin
oyçokluğuyla aldığı kararı okuyan Reis Mehmet Türker,
sanığın unutkanlığının sabit olduğunu
ve Rum kesiminde de yargılanacak olmasını göz önünde
bulundurduklarını belirterek, sanığın suçlu bulunarak
1 ay hapis cezasına çarptırıldığını
açıkladı.
Türker, G3 Piyade Tüfeği'nin ise müsaderesine emir verdi.
KIBRIS 11/04/08
Barroso: Turkey should
open its ports to Greek Cypriots
THE PRESIDENT
of the European Commission Jose Manuel Barroso yesterday urged Turkey to fulfil
its European Union obligation and open its ports to Cyprus.
We have a historic opportunity in Cyprus, Barroso, on a three-day visit to
Turkey, said of the recent agreement between Greek and Turkish Cypriots to
restart stalled reunification talks.
I know all the necessary steps will be made on this issue but during this
procedure, Turkey should open its ports to Greek Cypriots, he said during in a
speech in the Turkish parliament.
This is today the main obstacle for significant progress in Turkey's accession
process."
The EU has blocked several of Turkeys negotiating chapters over its refusal to
open its ports and airports to Cyprus.
And no chapter can be closed until Turkey ensures full implementation of the
additional protocol," Barroso said.
Ankara says it will fulfil its obligation if the EU fulfils its pledge to end
the Turkish Cypriots economic isolation.
Erdogan said his country backed a rapid settlement to Cyprus' 34-year division
between its Turkish and Greek communities, which lies at the core of the
dispute.
On Wednesday, Barroso warned that attempts to ban Turkish Prime Minister Recep
Tayyip Erdogans Islamic-rooted governing party could harm ties with the
European Union.
It is not normal that the party that was chosen by the majority of the Turkish
people is now under this kind of investigation, Barroso said.
Turkey's Constitutional Court has agreed to hear the chief prosecutor's case
for shutting down the party and banning Erdogan, President Abdullah Gul and 70
others from politics for five years.
CYPRUS MAIL 11/04/08
Proposal to increase goods
allowed from north
By
Jean Christou
THE EUROPEAN
Commission has proposed amendments to the Green Line Regulation that would
raise the shopping ceiling from 135 to 260, it said yesterday.
The new amendment also provides for a general lifting of duties on agricultural
products originating in the northern part of Cyprus when being traded across
the Green Line.
So far duties had to be paid for a variety of agricultural products causing
financial and administrative burden for Turkish Cypriot traders, the
Commission said in a statement.
It said the amendment increasing the personal goods allowance to 260 was to
encourage the economic development of the Turkish Cypriot community.
If the proposal is adopted goods up to this amount could be introduced free of
customs, excise duties and taxes into the government-controlled areas when
introduced across the Green Line, the Commission said.
This is expected to particularly stimulate the business of small Turkish
Cypriot shop keepers.
The rule would not apply to cigarettes and alcohol. For these products the
existing quantities remain unchanged at 40 cigarettes and one litre of spirits
for personal consumption.
Both sides hopes to see an increase in shopping across the divide since the
opening of the Ledra Street crossing point a week ago, which is being seen as a
way to revive the heart of the old town.
The 135 ceiling has been in place since the Green Line Regulation was first
adopted in April 2004. Last year there was uproar in the north when Turkish
Cypriots were targeted by customs officials in a clampdown on shopping on the
Greek Cypriot side. Pressure had come from Turkish Cypriot traders who were
losing business.
Now however with the opening of Ledra Street, Turkish Cypriot shops say they
are enjoying a new lease of life.
The new EU amendments also propose the temporary introduction of goods for up
to six months from the north to the south.
This allows, for instance, that Turkish Cypriot service providers can bring
their equipment across the line when providing on a temporary basis a service
in the government-controlled areas, said the Commission.
It will also permit the repair of equipment there. Finally, it will encourage
the participation of Turkish Cypriot companies in trade fairs in the
government-controlled areas.
The Green Line Regulation was amended once before in 2005 to facilitate trade
in certain agricultural products such as citrus fruit, fish and honey. The new
amendment can be seen as a subsequent step, the Commission said.
CYPRUS MAIL 11/04/08
Kıbrıslı
mühendisin büyük buluşu
Kıbrıslı Türk elektrik mühendisi Öğren Süleyman icat ettiği elektrik buatı (electrical junction box) ile İngilteredeki dev şirketlerin gözdesi oldu. Süleyman Travis Perkins, B&Q, Wicks gibi şirketlerle anlaşma hazırlığında.
Öğren Süleymanın yaklaşık 5 yıllık bir çalışma sonucu icat ettiği kablo buatlarını diğerlerinden ayıran en temel avantajları yanmaması, kırılmaması ve dağılmaması. Süleymanın İngiltere Patent Ofisine kayıt ettirdiği buatı dünyada başkasının üretmesi mümkün değil.
AB standartlarına uygun üretilen ve İngiliz Standartları BSI patenti taşıyan elektrik buatları şimdiden Travis Perkins, B&Q, Wicks gibi uluslararası mağazalarla satış anlaşması imzalamak üzere.
Öğren'in, 3 değişik boyutta ve 3 değişik renkte ürettiği elektrik buatı elektrik sektöründe çalışanlara büyük kolaylık sağlayacak. Ürününe İngilterede patent alarak uluslararası alanda da büyük başarı sağlayan Öğren konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
5 yıldır bu işle uğraşıyorum. Junction box olarak bilinen bu ürünü imal edebilmek için iki evimi sattım ve yüzbinlerce sterlin masrafa girdim. Dizaynını İtalyada, üretimini ise Türkiyede yaptırdık. Ürünüm AB standartlarına uygun ve çevreye uyumlu. Eski ürünler sıcak olduğunda kırılıyor ve dağılıyordu. Ayrıca yangın riski de taşıyordu. Bu yeni ürünümüzle hem yangın riskini ortadan kaldırdık hem de kalitesini arttırdık. Bir Türk olarak dünya elektrik marketine kalıcı bir ürün bırakmaktan dolayı gururluyum...
City Guilds College Electrik Bölümünde mezun olan 54 yaşındaki Öğren, amacımız İngiltereye ayda 3 milyon adet, dünyaya ise 20 milyon adet satmak diye konuştu. Süleymanın ürünüyle ilgili ayrıntılı bilgileri www.enterpriseprom-uk.com web sitesinden görebilirsiniz. (Toplum Postası)
Acikgazete.com 10/04/2008
Fransız müsteşardan Kıbrıs iddiası
|
11 Nisan, 2008 21:30:00 (TSİ)
CNN TURK |
Kıbrıs Rum kesiminde temaslarda bulunan
Fransa'nın Avrupa konularından sorumlu müsteşarı Jean
Pierre Jouet, Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum Kesimini tanımadan
Avrupa Birliği'ne tam üye olmasının söz konusu
olmadığını iddia etti.
Rum radyosunun haberine göre, Güney Kıbrıs'a
çalışma ziyaretinde bulunan Fransız heyete başkanlık
eden Jouet, Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu ile
görüştü.
Jouet, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada,
Rum yönetimi liderliğine Dimitris Hristofyas'ın seçilmesinin
ardından Kıbrıs'ta başlayan yeni sürecin Fransa
tarafından desteklediğini belirtti ve sürecin başarıya
ulaşmasını diledi.
Rum Dışişleri Bakanı Kiprianu da Rum hükümetinin,
Fransa'nın "öncelikleri ile hemfikir olduğunu ve bunları
desteklediğini" kaydetti
|
|
|
Ömer BİLGE /
LEFKOŞA |
KKTC Cumhurbaşkanı Talat dün yürüyerek
Lokmacı kapısından Rum tarafına sürpriz bir geçiş
yaptı ve ünlü dondurmacı Heraklese uğradı.
Çocukluğunda sık sık gittiği Herakleste vanilyalı
dondurma yedi, çarşıdan Teodorakis, Vangelis ve Beatles CDleri
aldı.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat göreve seçildiği 2005 yılından
bu yana dün ilk kez Kıbrıs
Rum kesimine geçti. Güneye programsız sürpriz bir ziyaret yapan Talat,
geçen hafta törenle açılan Lokmacı kapısından yürüyerek
Lefkoşanın Rum kesimindeki çarşıya gitti. Rum
çarşısındaki Herakles dondurmacısına oturan Talata
Rum esnaf ve halk büyük ilgi gösterdi. Talata korumaları ve
danışmanları eşlik etti.
Talat, Rum çarşısındaki ünlü dondurmacı Heraklesde
vanilyalı dondurma yedi ve "Çocukluğumda buraya gelir ve
dondurma yerdim, bu yeni ortamda tekrar denemek istedim" dedi. Talat,
dondurma ikram eden Rum esnaf Kostas Vrontise, "Kıbrısın
en iyi dondurması burada diyorlar, ama ben emin değilim. Yine de
güzel dondurma" diyerek teşekkür etti. Talat, Rum lider Dimitris
Hristofyası ise bir sonraki ziyaretinde çağırmayı
düşündüğünü belirtti.
Bir müzikevinden Mikis Teodorakis, Vangelis ve Beatlesın CDlerini alan
Talat daha sonra geldiği yolu kullanarak KKTCye döndü. Talat ve
beraberindekiler, BM ve Rum yönetimine önceden haber verilmesi nedeniyle
sınırı geçerken Rum polisine kimlik göstermedi.
DENKTAŞI UNUTTULAR
Rum yönetiminin başkanlık sekreteri Vassos Yorgos ise, 2002
yılında eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın
dönemin Rum lideri Glafkos Kleridesi Rum kesimindeki evinde ziyaret etmesini
unutarak, Talatın geçişini, "İlk kez bir Türk lider
geliyor" diyerek duyurdu.
HURRIYET 12/04/08
Sefa Karahasan
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, kısa süre önce açılan Lefkoşadaki Lokmacı Kapısından Güneye geçerek Rum Kesimine tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Rum polisi, Talatı işleme tabi tutmadı

Lokmacının iki tarafında da geniş güvenlik önlemleri alınırken, medya Talata büyük ilgi gösterdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 3 Nisanda
halkın geçişine açılan Lokmacı Kapısından Güney
Kıbrısa sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi.
Lokmacının Rum tarafında kalan Uzun Yolda yürüyüş yapan
Talat, Rum esnafla sohbet etti, dondurma yedi, alışveriş
yaptı.
Talat, böylece 2001de Rum Kesimine giden eski Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaşın ardından Güney Kıbrısa geçen ikinci lider
oldu. KKTC Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Hasan Sarıca, Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca ve Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik
etti.
Cumhurbaşkanı Talatın programında yer almayan ziyareti,
sabah saatlerinde önce BMye daha sonra Rum polisine bildirildi. Ardından
Cumhurbaşkanlığı, Talatın Güney Kıbrısa
geçeceğini duyurdu. Lokmacının Kuzey ve Güney
taraflarında geniş güvenlik önlemleri alındı. Talat, ilk
olarak Kuzey tarafta kalan Arasta bölgesinde yürüyüp Kıbrıslı
Türk esnafla sohbet etti. Burada esnafın sorunlarını dinleyen
Talat, kapının açılmasıyla birlikte bölgede yaşanan
hareketliliği yakından izleme fırsatı buldu.
Hristofyas devrede
Türk kontrol bölgesinden herhangi bir işlem yaptırmadan Yeşil
Hat üzerinden yürüyerek Rum Kesimine geçen Talat, Rum lider Dimitris
Hristofyasın daha önceden verdiği talimat üzerine Rum polisi
tarafından da bir işleme tabi tutulmadı. KKTC lideri, Rum
esnafın büyük ilgisiyle karşılaştı. Esnafla
selamlaşan ve sohbet eden Talat, Kıbrıs meselesinin çözülüp
çözülmeyeceği ile ilgili sorulara karşılık Rumlara umut
mesajları verdi.
Cumhurbaşkanı Talat, Rum tarafının popüler
dondurmacısı Hereklasta 3 top vanilyalı dondurma yedi. Eskiden
de Hereklasa gelerek dondurma yediğini anlatan Talat, Çocukluğumda
ben bu dondurmacıya çok gelip giderdim. Şimdiki ortamda da denemek
istedim dedi.
Rum gazetecilerin Güney Kıbrısa yaptığı ziyaret
öncesinde Hristofyası beraber yürümeye davet edip etmediği yönündeki
bir soruyu yanıtlayan Talat, Şu anda davet etmedim, ancak bir dahaki
gelişimde davet edeceğim diye cevap verdi.
Beatles CDsi aldı
Rum çarşısında alışveriş yapan Talat, bir müzik
mağazasında Beatlesın, Yunan sanatçı Mikis Teodorakisin
ve Rembetikonun CDlerini aldı.
Rum tarafındaki gezisini tamamladıktan sonra Kuzeye dönen Talat,
burada gazetecilerle yemek yedi.
İlk kez Denktaş geçmişti
Diplomatik çevreler, Talatın sürpriz bir kararla Lokmacıdan Güney
Kıbrısa geçmesini, Doğrudan Rum halkına, barış
ve çözüm istediği mesajını vermeyi amaçlayan bir ziyaret olarak
değerlendiriyor.
Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 29 Aralık 2001de dönemin
Rum lideri Glafkos Kleridesin Güney Kıbrıstaki konutuna geçerek
akşam yemeği yemişti.
MILLIYET 12/04/08
LEFKOŞA Milliyet

KKTCde incelemelerde bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral İlker Başbuğ, Kıbrıs Türk Barış
Kuvvetleri Karargâhında basına yaptığı
açıklamada, Kıbrıs sorununa da değinerek, KKTCnin kim ne
derse desin bir gerçek olduğunu söyledi.
Başbuğ şöyle konuştu: Anavatanından güç alan mücahit
Kıbrıs Türkü de dünyada hiçbir topluma reva görülmeyen zulüm ve
haksızlıklara, gelecek nesillere örnek teşkil etmesi ve ders
alınması gereken müstesna bir fedakârlık ve azimle direnmiş
ve var oluş mücadelesini bir devlet kurarak
taçlandırmıştır. Bunun bazıları tarafından
iyi okunması ve anlaşılmasında sonsuz yararlar vardır.
Kimse yanlış hesap yapmasın.
MILLIYET 12/04/08
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ, dün Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri
personeline hitaben Kıbrıs sorunu, terör ve terör örgütüyle mücadele
konularında uyarıcı nitelikte bir konuşma yaptı. Org.
Başbuğun konuşması bir tesadüf de olsa, dün, TBMMde,
Kürt kökenlilere siyasal ve kültürel haklar verilmeli diyen AB Komisyon
Başkanı Barrosonun mesajlarına karşılık
geliyordu.
Org. Başbuğun konuşmasındaki önemli mesajları
şöyle sıralamak mümkün:
Kıbrıs milli ve ortak sorun
1- Org. Başbuğ, Kıbrıs sorununun sadece Kıbrıs
Türklerinin değil, Türkiye ve KKTCnin güvenliklerini ilgilendiren milli
ve ortak bir sorun olduğuna dikkat çekti.
2- Org. Başbuğ, Kıbrısın Türkiyenin güvenliği
açısından stratejik önemde olduğunu vurguladı.
3- Kara Kuvvetleri Komutanının verdiği önemli bir mesaj da
soruna kalıcı ve adil bir çözüm bulunabilmesi için KKTCnin bir
gerçek olduğunun kabul edilmesi çağrısıydı.
4- Org. Başbuğ, tarafların eşit ve egemen şekilde
ortaya koyacakları ortak iradesi olmaksızın çözüm
bulunamayacağının herkes tarafından kabul edilmesini
istedi.
5- AB Komisyonu Başkanı Barroso, Kıbrısta doğan
fırsat kaçırılmamalı ve Türkiye, Rum gemilerine
limanlarını açmalı derken, Kara Kuvvetleri Komutanı,
KKTCnin iyi niyetli, barışçı ve uzlaşıcı
yaklaşımlarına Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin
karşılık vermediğini, ayrıca Avrupa Birliğinin
izolasyonlarıyla karşılaştığını, bu
durumun de güven sarsıcı olduğunun altını çizdi.
6- Org. Başbuğ, iki kesimliliğin garanti ve ittifak
anlaşmaları delinmeden ve sulandırılmadan korunması
gerektiğini vurguladı. İki kesimliliğin delinmesinin,
Kıbrıs Türk halkının geleceğinin ipotek altına
alınması anlamına geleceğini söyledi.
Bazıları iyi okusun ve anlasın
7- Org. Başbuğ, Türk ulusunun kendisine zorla dayatılan bir
antlaşmayı (Sevr) elinin tersiyle itip çöken bir imparatorluğun
küllerinden yepyeni bir devlet yaratan bir ulus olduğunu ve buradan güç
olan mücahit Kıbrıs Türkünün de zulüm ve haksızlıklara
karşı fedakârlık ve azimle direnerek var oluş mücadelesini
bir devlet (KKTC) kurarak taçlandırdığını
vurguladıktan sonra, Bunun bazıları tarafından iyi
okunması ve anlaşılmasında sonsuz yararlar var diyerek,
yanlış hesaplar yapılmaması mesajını verdi.
8- Org. Başbuğ, TSK, örgütün dağ kadrosunu etkisiz hale
getirmeye devam ederken, katılım devam ediyorsa, yapılması
gerekenin, örgüte neden katıldıklarının tespit edilmesi ve
buna karşı tedbirlerin alınması gerektiğini tekrar
vurguladı.
9- Örgüte katılım nedenlerinin ortadan kaldırılmasına
yönelik tedbirler alınırken bir yandan da dağdaki teröristlerin
örgütten ayrılmaları üzerinde de durulması gerektiği
mesajını verdi.
Kültürel farklara saygılıyız
10- Org. Başbuğ, Türkiye Cumhuriyetinin kültürel
farklılıklara saygılı olduğunu anımsattıktan
sonra; kültürel alanda bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar
vermemek şartıyla kültürel zenginliklerin yaşanması ve
yaşatılması için gerekli düzenlemelerin
yapıldığını vurguladı.
11- Org. Başbuğ, bireysel/kültürel alanın
dışında, Kimse Türkiyeden belirli bir etnik gruba ulus devlet
ve üniter yapısını tehlikeye sokacak siyasal alanda/grupsal
düzenlemeler yapmasını isteyemez ve bekleyemez diyerek, bu konudaki
çerçeveyi çizdi. Başbuğun bu sözleri, -özel olarak Barrosoya
yanıt olsun diye söylenmemiş olsa bile- Kürt kökenlilere siyasal ve
kültürel haklar verilmeli diyen AB Komisyon Başkanının
konuşmasına karşılık geliyordu.
FIKRET BILA MILLIYET 12/04/08
Talat, Lokmacı'dan geçip Rum kahvesi içti
12/04/2008 RADIKAL
LEFKOŞA
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yeni müzakere sürecine jest
olsun diye 3 Nisan'da açılan Lokmacı Barikatı'ndan dün ilk kez
geçerek Rum tarafındaki Letra Caddesi'ni gezdi. Trafiğine kapalı
caddede yürüyen Talat, esnafla selamlaşıp Rumca sohbet etti.
Basının yoğun ilgisi nedeniyle zaman zaman zor anlar
yaşayan Talat, bir kafede Vanilyalı dondurma yiyip kahve içti. Talat,
bir mağazadan Yunan sanatçılar Vangelis ve Rembetiko'nun yanı
sıra Beatles ve Pink Floyd'un albümlerini satın aldı. Bir
müşteri de Talat'a Theodorakis'in CD'sini hediye etti. Talat "Bu
ziyaretle çözüm, barış ve dostluk mesajı vermek istedim.
Herşeyin yolunda gittiğini görmekten mutlu oldum" dedi.
Kapının açılması iyi olsa da Kıbrıs sorununun
devam ettiğini kaydeden Talat, "Sorunun çözülmesi hala sağlanabilmiş
değil ve kapı açmakla da sorun çözülmez. Bizim hedefimiz bütünlüklü
çözüme ulaşmaktır. Biz artık kapı açmakla değil
Kıbrıs sorununu çözmekle uğraşıyoruz" diye
konuştu. Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris
Hristofyas'ın da KKTC'deki Arasta çarşısını
gezmesinden memnun olacağını söyledi.
Talat, Rum tarafından dönüşte Türk kesimindeki Arasta
çarşısını gezdi. Arasta'da da esnaf, vatandaş ve
turistlerin büyük ilgi gösterdiği Talat, girdiği bir ayakkabı
dükkanın lastik bahçe çizmesi satın aldı. (afp, aa)
Kapı açmakla sorun çözülmez
HEDEF BÜTÜNLÜKLÜ ÇÖZÜM... Cumhurbaşkanı Talat, Lokmacı
Kapısı'nın açılmasının iyi ve yararlı
olduğunu ifade ederek, buna sevinen kesimler yanında dudak bükenlerin
de olduğunu söyledi ve "Ben aslında ikisi
ortasındayım. Yani çok iyi, yararlı oldu, sembolik olarak büyük
önemi vardı, ama tabi Kıbrıs sorunu da devam ediyor.
Kıbrıs sorununun çözülmesi hâlâ sağlanabilmiş değil ve
kapı açmakla da sorun çözülmez. Bizim hedefimiz bütünlüklü çözüme
ulaşmaktır" şeklinde konuştu
"ARTIK KAPI AÇMAKLA UĞRAŞMIYORUZ"... Bazı Rum
gazetecilerin, kendisine, başka hangi kapıların, ne zaman
açılacağını sorduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı
Talat, bu soruyu "Biz artık kapı açmakla
uğraşmıyoruz. Kıbrıs sorununu çözmekle
uğraşıyoruz. Kıbrıs sorunu çözülürse kapı açmaya
da gerek kalmaz" diye yanıtladığını kaydetti.
Talat; " Bu ziyaretten amacım, Kıbrıs sorununun çözümü için
çalışmak olduğunu ifade etmektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, kısa süre önce
açılan Lokmacı Kapısı'ndan dün Güney Kıbrıs'a
geçerek, "Uzun Yol" olarak bilinen Ledra Caddesi'nde yürüdü ve
esnafla sohbet etti.
KKTC'ye döndükten sonra da Arasta'da da gezen Talat, ardından, bir
lokantada öğle yemeği yedi.
Kıbrıs sorununun çözümü için
çalıştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı
Talat, bu ziyaretle çözüm, barış ve dostluk mesajı vermek istediğini
söyledi.
Lokmacı Kapısı'nın açılmasının iyi
ve yararlı olduğunu, bunun sembolik olarak büyük önemi
bulunduğunu belirten Talat, ancak Kıbrıs sorununun halen devam
ettiğine işaret etti.
Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs sorununun
çözülmesi hâlâ sağlanabilmiş değil ve kapı açmakla da sorun
çözülmez. Bizim hedefimiz bütünlüklü çözüme ulaşmaktır"
şeklinde konuştu.
Talat, buna sevinen kesimler yanında dudak bükenlerin de
olduğunu belirterek, "Ben, aslında, ikisi
ortasındayım" dedi.
"Uzun yol"a 1 saatlik ziyaret
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan
Sarıca, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca
ve Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy'un eşlik ettiği Talat, Arasta
bölgesinde yürüyüp esnafla sohbet etti. Talat, saat 11.15 sıralarında
gittiği Lokmacı Kapısı'ndan, ne KKTC'de, ne de Güney
Kıbrıs kontrol noktasında herhangi bir işlem
yaptırmadan Güney'e geçti.
"Uzun Yol" olarak da bilinen araç trafiğine kapalı
Ledra Caddesi'nde yürüyen Cumhurbaşkanı Talat, gerek Kıbrıs
Türk ve Türkiye, gerekse Rum basın mensuplarının yoğun
ilgisi nedeniyle, Rum esnafla selamlaşıp sohbet etmeye
çalışırken zaman zaman zor anlar yaşadı.
Talat, yol boyunca birçok dükkân sahibi ve yoldan geçen insanların
yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Girdiği bazı dükkânlarda kendisine çeşitli hediyeler
verilen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir dükkândan CD de
satın aldı. Vangelis, Beatles ve Rembetiko CD'leri
aldığı dükkânda, Talat'a, bir başka müşteri de
Teodorakis'in CD'sini hediye etti.
Cumhurbaşkanı bu arada, oturduğu bir kafede dondurma da
yedi.
Arasta gezisi
Cumhurbaşkanı Talat, KKTC'ye geçtikten sonra kapıya
yakın bir kafede basına açıklama yaptıktan sonra gezisini
Arasta'yla sürdürdü.
Arasta'da da esnafın, vatandaşların ve turistlerin büyük
ilgi gösterdiği Cumhurbaşkanı Talat, girdiği bir
ayakkabı dükkânında ise lastik bahçe çizmesi satın aldı.
Talat ve beraberindekiler daha sonra bölgedeki bir lokantada öğle
yemeği yedi.
"Olumlu hava var"
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, KKTC'ye döndükten sonra
basına yaptığı açıklamada, "Uzun Yol"
ziyaretini değerlendirdi ve basının sorularını
yanıtladı.
Talat, ziyareti sırasında edindiği izlenimleri
"olumlu" olarak nitelendirerek, "İzlenimim son derece
olumlu oldu" dedi.
Bölgede gerçekten olumlu bir hava olduğunu; gerek Kuzey'de,
gerekse güneyde, esnafın "işlerin arttığını
söyleyerek" mutlu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Talat,
bunun işin bir yanı olduğunu, diğer bir yanının
ise Lokmacı'nın sembolik bir yer olmasıyla ilgili olduğunu
kaydetti.
Lokmacı'nın; Kıbrıs'ın en eski bölünme
noktası olduğu, 1958'den bugüne geçen zaman içinde birkaç kez
açılıp kapandığını, 2005'te Türk
tarafının, geçen yılsonu da Rum tarafının duvarı
yıkmasının ardından sonunda bir hafta kadar önce
açıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı
Talat, "Bu sembolik ayrılık noktasının bir ilişki
noktasına dönüşmesi önemliydi" dedi.
"Açılması iyi oldu ama sorun devam ediyor..."
Talat, buna sevinen kesimler yanında dudak bükenlerin de
olduğunu belirterek "Ben aslında ikisi ortasındayım.
Yani çok iyi, yararlı oldu, sembolik olarak büyük önemi vardı, ama
tabi Kıbrıs sorunu da devam ediyor. Kıbrıs sorununun
çözülmesi hâlâ sağlanabilmiş değil ve kapı açmakla da sorun
çözülmez. Bizim hedefimiz bütünlüklü çözüme ulaşmaktır"
şeklinde konuştu.
Bazı Rum gazetecilerin, kendisine, başka hangi
kapıların ne zaman açılacağını sorduğunu
söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, bu soruyu "Biz artık
kapı açmakla uğraşmıyoruz. Kıbrıs sorununu
çözmekle uğraşıyoruz. Kıbrıs sorunu çözülürse
kapı açmaya da gerek kalmaz" diye
yanıtladığını ve bu ziyaretle amacının;
Kıbrıs sorununun çözümü için çalışmak olduğunu ifade
etmiş olduğunu anlattı.
"Çözüm, barış ve dostluk mesajı vermek
istedim..."
"Vermek istediğim mesaj; çözüm mesajıdır,
barış mesajıdır, dostluk mesajıdır" diyen
Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs Rum halkına,
Kıbrıs Türk halkının en iyi dileklerini iletmek istedim.
Bilmiyorum başarıya ulaştım mı, ama sonuç olarak benim
niyetlerim böyle özetlenebilir" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, bir Rum gazetecinin, "Uzun
Yol"da Rumlardan gördüğü "güler yüzü" bekleyip
beklemediğini sormasına karşılık, "tabi ki,
kesinlikle bekliyordum" diyerek Kıbrıslı Rumlarla
teması olduğunu, birçok Kıbrıslı Rum
tanıdığını ve kendisini memnuniyetle
karşılamalarını beklediğini ve beklediğinin de
olduğunu; bunun sürpriz olmadığını söyledi.
"Hristofyas da Arasta'yı gezerse memnun olurum"
Talat, "Hristofyas'ın da Arasta'yı gezmesini bekliyor
musunuz, bu yönde bir çağrınız olacak mı?"
şeklindeki soru üzerine ise, "Tabii memnun olurum. Benim
isteğimle olacak bir şeyse ben bunu isterim doğal olarak, çünkü
iki halk arasındaki hava daha da yumuşar" dedi.
Bir gazetecinin, Rum tarafında alışveriş
yapmasının "halkı buna teşvik edici, özendirici olarak
algılanabileceği" yönündeki yorumu üzerine ise
Cumhurbaşkanı Talat, herkesin kurallar, yasalar çerçevesinde özgür
olduğunu, hükümetin politikasının da bu yönde olduğunu,
dolayısıyla alışverişte bir sorun
olmadığını belirtti.
"Tabii fiyat kıyaslaması yapacak bir
alışveriş yapmadım. Fiyatlar nasıldır onu
bilemem, ama benim bildiğim bazı mallar güneyde ucuzdur, bazı
mallar kuzeyde ucuzdur. Kuzeyde de çok miktarda ucuz mallar vardır, bize
gelen bilgilere göre.
Ben yurttaşlarımı elbette ki ekonomiyi desteklemek
bakımından öncelikle tercih etmeleri gereken yerin kendi ekonomik
aktivitelerini de yürüttükleri yer olması gerektiği
inancındayım. Doğru olan odur."
"Barışa giden gemi..."
Kendisine bir yerde bir de gemi hediye edildiğini belirten
Cumhurbaşkanı Talat, "Güzel ve anlamlı bir hediye"
dediği gemiyi veren kişinin "Bu gemi barışa giden gemi
olsun" dediğini, kendisinin de aynı temenni ve arzuyu dile
getirdiğini ifade etti.
KIBRIS 12/04/08
Çözüm için KKTC'nin varlığı kabul edilmeli
Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker
Başbuğ, BM çerçevesinde, kapsamlı, adil ve kalıcı bir
çözüme ulaşılabilmesi için Rum Yönetimi'nin, 59-60 anlaşmalarına
dayalı kurulan "Kıbrıs Cumhuriyeti"
olmadığının benimsenmesi ve KKTC'nin
varlığının kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
İlgili tarafların eşit ve egemen şekilde ortaya
konulacak ortak iradesi olmaksızın soruna çözüm
bulunamayacağının herkes tarafından kabul edilmesi
gerektiğini vurgulayan Başbuğ, 63'te başlayan Rum
saldırılarıyla 1974'e kadar süren olaylar neticesinde,
Kıbrıs Türk halkının haklı nedenlerle Rum
tarafına karşı güven duyamadığını,
kapsamlı bir çözümün bile hemen iki taraf arasında güven ortamı
yaratabileceğini düşünmenin zor olduğunu belirtti.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ, adadan
ayrılmadan önce Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri
Karargâhı'nda, KKTC'deki tümen ve tugayların komutanları ile
subaylarına yönelik bir konuşma yaptı.
Konuşmasında birçok konuya değinen Başbuğ,
bugüne kadar KKTC'nin iyi niyeti, barışçı ve
uzlaşıcı yaklaşımlarının Rum Yönetimi
tarafından herhangi bir karşılık görmediğini, KKTC'nin
uzlaşmadan ve çözümden yana tavır almasına rağmen Avrupa
Birliği izolasyonları ile karşı karşıya
kaldığını söyleyerek, bu durumun güveni
sarstığını kaydetti.
"İki taraf için de barış ve huzur
sağladık"
Mutlu Barış Harekâtı'nın sadece Kıbrıs
Türk halkı için değil, Kıbrıs Rum halkı için de
barış ortamı sağladığını yineleyen
Başbuğ, binlerce yabancı uyruklu kişinin, Türk ordusunun
varlığı ile kendisini güvende hissederek KKTC'de
yaşamını sürdürdüğünü ifade etti.
Başbuğ, "Bu nedenlerle, KTBK
Komutanlığı'nın adadaki varlığının,
1974 yılından bugüne kadar, Kıbrıs'ta yaşanan huzur ve
güvenin sağlayıcısı ve teminatı olduğu da
unutulmamalıdır.
Kıbrıs sorunun çözümünde, 'iki kesimlilik' ile garanti ve
ittifak antlaşmalarının delinmeden ve sulandırılmadan
korunması şarttır. 'İki kesimliliğin' delinmesi,
Kıbrıs Türk halkının geleceğinin ipotek altına
alınmasıdır" şeklinde konuştu.
TSK'nın bakış açısından,
Kıbrıs'ın önemi iki temel esasa dayandığını
belirten Başbuğ, bunların birincisinin, TC'ye garanti
antlaşması ile yüklenen Kıbrıs Türk halkına
sağlamak zorunda olduğu güvenlik sorumluluğu; diğerininse,
ittifak antlaşmasında ifade edildiği gibi,
Kıbrıs'ın, Türkiye'nin güvenliği açısından
taşıdığı stratejik rolün önemi olduğunu söyledi
ve bu iki hususun da Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'de istikrar ve
dengeyi sağladığını ifade etti.
"KTBK her göreve hazır"
KTBK Komutanlığı ve birliklerinde yapmış
olduğu denetlemeler sonucunda, birliklerin üstün bir moral, eğitim,
özgüven ve disiplin içinde, kararlı ve her an göreve hazır
olduğunu gördüğünü söyleyen Orgeneral Başbuğ, başta
Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve savunulması
olmak üzere, kendilerine verilebilecek bütün görevleri mükemmel şekilde
yerine getirebileceklerini görmekten mutluluk duyduğunu anlattı.
Orgeneral Başbuğ, KKTC halkının TSK'ya
karşı duyduğu değişmeyen güveni ve sevgisinin,
TSK'nın gücünü perçinlediğini, KKTC halkının terörle
mücadelede şehit düşen Mehmetçiklerin acısını
paylaşması, ''şehitlere destek kampanyası'' ve ''teröre
lanet mitingleri'' düzenlemesi ile bazı belediyelerin yeni yıl
kutlama programlarını iptal ederek, bu maksatla ayırdıkları
ödenekleri Mehmetçik Vakfı'na bağışlamalarının
güçlerine güç kattığını belirtti.
"Kıbrıs Türkü TSK'ya moral veriyor"
Kıbrıs Türkü'nün sergilediği bu
dayanışmanın, şubat ayı içerisinde Irak'ın
kuzeyinde icra edilen operasyonda Mehmetçiğe çok büyük moral kaynağı
olduğunu söyleyen Başbuğ, terörle mücadelenin hassas, zor ve
acılı bir süreç olduğunu anlattı.
Kamuoyunun bu durumlara karşı hassasiyet göstermesinin
takdire şayan olduğunu kaydeden Başbuğ, "Ancak bu
hassasiyetin gösterilmesinde dengenin korunamamasıyla terör örgütü
propagandasına alet olunabilir" dedi.
"Kültürel farklılıklara saygılıyız,
fakat.."
Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ,
şöyle devam etti:
"Türkiye Cumhuriyeti kültürel farklılıklara
saygılıdır. Türkiye Cumhuriyeti kültürel alanda bireysel kalmak
ve ulus devlet yapısına zarar vermemek şartıyla kültürel
zenginliklerin yaşanması ve yaşatılması için gerekli
düzenlemeleri gerçekleştirmiştir.
Bunun ötesinde, kimse Türkiye'den belirli bir etnik gruba kültürel
alanın dışında, ulus devlet ve üniter devlet
yapısını tehlikeye sokacak, siyasal alanda grupsal düzenlemeler
yapmasını isteyemez ve bekleyemez. Kültürel alandaki düzenlemeler
herhangi bir şekilde siyasal alana doğru götürülmeye ve ikincil
kimlikler birinci kimliğe dönüştürülmeye
çalışılırsa ve bu konular ülke gündemine kasıtlı
olarak devamlı sokulursa, korkarız ki ülke kutuplaşmaya ve
ayrışmaya sürüklenebilir. Bu Türk toplumuna karşı
yapılabilecek en büyük kötülüktür."
"Teslim olup adalet karşısına
çıksınlar"
Orgeneral Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, yurt
içinde ve yurt dışında terör örgütünün bulunduğu bütün
bölgelerde terör örgütü etkisiz hale getirilinceye kadar, operasyonlara büyük
bir kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.
2008 yılı içerisinde terör örgütüne yönelik operasyonlarda,
örgütün Şırnak'ın Küpeli, Bestler/ Dereler ve Tunceli, Bingöl
bölgelerinde bulunan unsurlarına çok büyük darbeler vurulduğunu da
söyleyen Başbuğ, örgüte mensup teröristler ve destekleyicileri için
tek çıkar yolun, Türkiye Cumhuriyeti devletine teslim olmak ve yüce Türk
adaletinin karşısına çıkmak olduğunu belirtti.
"Her zorluğu yenebilecek güçteyiz"
Başbuğ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye Cumhuriyeti, devletin bütün kurum ve
kuruluşları ile her türlü zorluğu ve güçlüğü yenebilecek güçtedir.
Bu ulus, tarihin kendisine gösterdiği ve
yaşattığı en zor şartlar altında bile, kendisine
zorla dayatılmaya çalışılan bir antlaşmayı elinin
tersiyle itip, çöken bir imparatorluğun külleri üzerinden, yepyeni bir
devlet yaratan bir ulustur.
"Kıbrıs Türkü taçlandırdı"
Anavatanından güç alan mücahit Kıbrıs Türkü de; dünyada
hiçbir topluma reva görülmeyen zulüm ve haksızlıklara, gelecek
nesillere örnek teşkil etmesi ve ders alınması gereken müstesna
bir fedakârlık ve azimle direnmiş ve var oluş mücadelesini bir
devlet kurarak taçlandırmıştır.
Bunun bazıları tarafından iyi okunması ve
anlaşılmasında sonsuz yararlar vardır."
"Adadan ayrılırken..."
Orgeneral Başbuğ, adadan ayrılırken gönlünün güven
ve huzur içinde olduğunu da dile getirerek, KKTC'deki gelişmelerle
birlikte TSK'ya yönelik davranışlarda gözlemlenen sevginin
kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.
Başbuğ, TSK'nın KKTC ve Kıbrıs Türk
halkının yanında ve destekçisi olmaya devam edeceğini
sözlerine ekledi.
KIBRIS 12/04/08
BM'den önemli atama
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin, Michael Möller'den
boşalan Kıbrıs Özel Temsilciliği ve Kıbrıs
Barış Gücü misyon şefi görevine Etiyopyalı Taye-Brook
Zerihoun atandı..
2004 yılından bu yana Genel Sekreter'in Sudan özel temsilci
yardımcısı olarak Birleşmiş Milletler Sudan
Misyonu'nda çalışan Zerihoun, Ekim 2007 tarihinden beri de Darfur
barış görüşmelerinde BM'nin baş arabulucusu olarak görev
yapıyordu.
Taye-Brook Zerihoun, özellikle "çatışmaların
önlenmesi ve çözülmesi, barışın korunması ve
barışın sağlanması" konularında
uzmanlaşmış bir diplomat olarak biliniyor.
BM'de 1981 yılında göreve başlayan Zerihoun, siyasi
sorun yaşanan bir çok bölgede kolonileşmeyi önleme, güven
artırma, çatışma önleme ve çözüm/barış inşa etme
gibi misyonlarla görev yaptı.
Eğitimini New-York'ta tamamlayan Zerihoun, Kolombiya
Üniversitesi'nde politika alanında master yaptı.
Zerihoun'un evli ve 1'i kız 4 çocuğu olduğu da
belirtildi.
Zerihoun'un göreve resmen başlayabilmesi için, atamanın
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanması
gerekiyor.
KIBRIS 12/04/08
2008 çözüm için gerçek bir fırsat
ÇÖZÜM, SİYASİ LİDERLİK VE CESARETTEN GEÇER...
İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Ryan, çözüm yönünde
iyimserliğin elden bırakılmaması gerektiğine
işaret ederek, 2007 Ekimi'nde adada bulunduğu sırada,
"Kıbrıslılar" arasında, birçok
başarısız çözüm girişiminden kaynaklanan hayal
kırıklığı gözlemlediğini ifade etti. Ryan,
çözümün 21 Mart'ta iki lider tarafından gösterildiği gibi
"siyasi liderlik ve cesaret"ten geçtiğini söyledi
İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan, gelecek
hafta Yunanistan ve Kıbrıs'ı ziyaret edeceğini bildirdi.
Ryan, Kıbrıs ile Yunanistan'ı "yeni bir
iyimserlikle" ziyaret edeceğini, 2008 yılının
Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün sona ermesi için gerçek bir
fırsatı temsil ettiğini söyledi.
Ryan'ın, Kıbrıs'a salı günü gelmesi bekleniyor.
İngiliz Yüksek Komiserliği aracılığıyla
yazılı bir açıklama yapan Ryan, 21 Mart'ta
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı
Dimitris Hristofyas arasında gerçekleşen görüşme, teknik
komiteler ve çalışma gruplarının çabaları ile
Lokmacı Kapısı'nın açılmasını,
"Kıbrıs'ta çözüm bulunması yönünde iyi niyet
göstergesi" olarak niteledi.
Ryan, aynı hızda devam edilmesi halinde Kıbrıs'ta
gerçek bir ilerlemenin sağlanabileceğini ifade ettiği
açıklamasında, Kıbrıs'a gerçekleştireceği ziyaret
sırasında muhataplarından süreçle ilgili görüş
alacağını, amacının; İngiltere'nin adada adil ve
kalıcı bir çözüme nasıl yardım edebileceğini görmek ve
çözüme yönelik çaba harcamak olduğunu kaydetti.
"Anlaşma, Kıbrıslılar için,
Kıbrıslılar tarafından olmalı"
Kıbrıs'ı ziyaretinin bir diğer amacının
ise; olası bir çözümün yapacağı ekonomik katkıları da
yerinde incelemek olduğunu kaydeden Ryan, çözümün iki tarafa da
"kazan/kazan" senaryosu içinde ekonomik fayda
sağlayacağı görüşünü dile getirdi.
Çözüm yönünde iyimserliğin elden bırakılmaması
gerektiğini de söyleyen Ryan, 2007 Ekim'inde adada bulunduğu
sırada, Kıbrıslılar arasında, birçok
başarısız çözüm girişiminden kaynaklanan hayal
kırıklığı gözlemlediğini ifade ederek, çözümün 21
Mart'ta iki lider tarafından gösterildiği gibi "siyasi liderlik
ve cesaret"ten geçtiğini söyledi.
Ryan, "Başarı yakalanacaksa ve bu yeni fırsat
değerlendirilecekse, yani bir anlaşma Kıbrıslılar
için, Kıbrıslılar tarafından olmalı" ifadesini
kullandı.
KIBRIS 12/04/08
Avrupa Komisyonu, Yeşil Hat Tüzüğü
kapsamındaki ticarete kolaylıklar sağlayan öneriyi kabul etti
Avrupa Konseyi'nde onaylandığında yürürlüğe girecek
yönetmelikle gerçekleşecek tüzük değişikliği, Yeşil
Hat Tüzüğü uygulamaya girdiğinden bu yana Kuzey Kıbrıs'ta
yetiştirilip Yeşil Hat üzerinden Güney Kıbrıs'a ticaret
amacıyla geçirilen tarımsal ürünlerin çoğundan alınan
gümrük vergisini kaldırmayı içeriyor.
Kabul edilen öneri, Kıbrıslı Türk tüccarlar için mali ve
idari bir yük olan gümrük vergisinin kaldırılmasının
yanı sıra, Kıbrıslı Rumların Kuzey'den
yapabileceği alış veriş tutarının (yeşil hat
tüzüğü kapsamındaki kişisel alış veriş
tutarı) 135 Euro'dan 260 Euro'ya yükseltilmesini de kapsıyor.
Avrupa Komisyonu Güney Kıbrıs Temsilciliği
tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, önerinin
kabul edilmesi halinde, tutarı 260 Euro'ya kadar olan kişisel ürünler
gümrük ve vergi alınmadan Yeşil Hat'tan geçirilebilecek. Bu kural
sigara ve alkol için uygulanmayacak, bu tür ürünler için var olan miktarlar
(bireysel olarak 40 sigara ve 1 litre alkollü içki) tüketimi sabit kalacak.
Açıklamada, önerilen değişikliklerin amacının,
eşyaların Kıbrıs'ın Kuzey kesiminden Güneyine
geçişinde, "şeffaf bir yol" düzenleyip geçici olarak (6 aya
kadar) etkili bir şekilde yürütülmesini sağlamak olduğu
belirtildi. Bunun da, hizmet sağlayan Kıbrıslı Türklerin
ekipmanlarını geçici olarak Güneye geçirmelerini
sağlayacağının kaydedildiği açıklamada,
ekipmanların Güneyde tamir edilebilmesinin mümkün olacağı ifade
edildi. Açıklamada, bu durumun Kıbrıslı Türk
şirketlerin Güneyde gerçekleşecek ticaret fuarlarına
katılabilmelerini de teşvik edeceği aktarıldı.
29 Nisan 2004'te kabul edilen Yeşil Hat Tüzüğü,
kişilerin ve malların Yeşil Hattın bir tarafından
diğer tarafına serbest dolaşımını düzenliyor.
2005'te narenciye, balık ve balın geçişini
kolaylaştırmak amacıyla Konsey yönetmeliği ile tüzükte bir
değişiklik yapılmıştı. Komisyon'dan geçen öneri,
kabul edildiği takdirde tüzükteki ikinci değişiklik olacak.
KIBRIS 12/04/08
Ice cream diplomacy:
Talat stuns Ledra Street shoppers
By
Jean Christou and Simon Bahceli
SHOPPERS on
Ledra Street were left speechless yesterday when Turkish Cypriot leader Mehmet
Ali Talat decided to take an impromptu stroll through the newly-opened crossing
point.
Although Talat has crossed to the Greek Cypriot side in the past as leader of
the Republican Turkish Party, it was his first visit in his capacity as Turkish
Cypriot leader. It was also Talats first visit to Ledra Street since he was a
schoolboy, he said.
Asked when he had last been on this side of Ledra Street, he said: In my
childhood maybe. I dont recognise the place, so I could say its my first time
here.
Surrounded by security and several aides, including his spokesman Hasan
Er?ak?ca, Talat received a warm welcome from Ledra Street shopkeepers and from
both Greek and Turkish Cypriots.
He crossed over just after 11am and spent a good hour strolling around, as
people kept coming up and shaking his hand and inviting him into their shops
and also to sit down for coffee.
He gave in to the invite from Costas Vrontis, the owner of the Heraclis ice
cream parlour, who treated Talat and his aides to three scoops of vanilla ice
cream and coffee, while reporters and television crews jostled for the best
position to hear what the Turkish Cypriot leader was saying.
"I was told that this is the best ice cream in Cyprus. I'm not sure about
that claim, but it is very good ice cream," said Talat.
When he was asked whether he was going to meet President Demetris Christofias
for coffee on Ledra Street, Talat said: Maybe next time.
I didnt plan to cross, but today in the morning since I was visiting the area
I thought lets also go to the other side. Talat acknowledged that his visit
might draw some criticism on the Turkish Cypriot side, but he said: We live in
a democratic society.
Continuing his stroll after thanking Vrontis in Greek for his ice cream, Talat
dropped 10 into a buskers violin case before entering the Ledra Arcade,
greeting more people as he went.
He spent a good ten minutes in a music shop, coming out with several CDs a
Beatles album, Vangelis, Mikis Theodorakis, and a collection of rembetika
songs. He had asked for the rather symbolic Pink Floyd album, The Wall, but
it was not in stock.
With his purchases being carried out by an aide, Talat headed back towards the
crossing at around 12.15pm. My message today is to convey my best wishes to
everyone, he said. When asked about further crossing points, he said the only
other one on the agenda was Limnitis.
All our efforts are going towards a solution, he said. With a solution you
dont need crossing points. I prefer to solve the Cyprus problem.
Before heading back to the north, Talat purchased a packet of Cyprus coffee and
went to visit a woman in another shop who had wanted to see him but could not
go outside because she had a broken leg. He came out with a brass ornament.
He didnt rule out another trip across to Ledra Street. Yes, if I have time.
As he left the Greek Cypriot side, Talat told journalists he would be back soon
because I have not seen all I wanted to see, and added: I send my best
wishes to all those who are working for peace.
As he left, Talat shook hands with the surprised but cheerful looking police
and customs officials on the Greek Cypriot side of the crossing and headed back
to the north.
Just inside the Turkish Cypriot side, he sat for a coffee with journalists from
both sides and spoke of his wishes for a solution to the Cyprus problem.
Talat said he had crossed to the south because he had wanted to relay a
message of peace and friendship, and when asked if he had been surprised by
the warm reception he had received from the Greek Cypriots he had met, he said
he knew many Greek Cypriots and had therefore been expecting to be treated
well.
Indeed, referring to the gifts he had been given, he said: I went shopping and
came back with gifts.
One of the gifts was a brass boat, given to him by a shop keeper close to the
crossing. Describing the gift later, Talat said, I was given this boat and
told that it is sailing towards peace. Its a very nice and meaningful
present.
Having shopped during his trip, Talat will undoubtedly come under fire from Turkish
Cypriot hardliners who view shopping in the south as betrayal of the national
cause. Talat pre-empted such criticism by saying: Everyone is free to do as
they please within the rules
so I dont see any problem with shopping. He
added, however, that he had not had the opportunity to compare prices, but said
he believed certain products are cheaper in the south, and others are cheaper
in the north.
Talat rounded off his Ledra Street tour by chatting with shopkeepers and
tourists in the Turkish Cypriot Arasta Street. When a Ukrainian young man told
Talat his country had also been racked by ethnic and political upheaval Talat
said: You have to solve your problems yourself, but if you like I could come
and mediate for you.
CYPRUS MAIL 12/04/08
Flurry of diplomatic
activity
By
Jean Christou
THE
INTERNATIONAL community is pulling out all the stops to help keep up the new
momentum on the Cyprus issue with three official foreign visits in the last ten
days and another four coming up.
On top of what a UN official said in New York on Thursday that the UN Secretary
General has discussed developments in Moscow and asked for the support of
President Vladimir Putin, similar talks were held in Bucharest by British Prime
Minister Gordon Brown.
Since the start of the month UN Undersecretary General Lynn Pascoe visited the
Nicosia, Athens, Ankara triangle. There has been a visit by the Serbian Foreign
Minister, and yesterday French Minister of State, responsible for European
Affairs, Jean-Pierre Jouyet, held a round of contacts on the island.
Next week Britains special envoy for Cyprus Joan Ryan will be on the island,
as will Russian Deputy Foreign Minister Vladimir Titov and Czech Republic Prime
Minister Mirek Topolanek.
Another expected visitor is US Undersecretary of State Matthew Bryza who was in
Athens over the past few days for meetings with the Greek leadership. Titov has
also been in Athens.
All visiting officials have spoken of the new chance for progress and the
window of opportunity this year for a solution.
Clearly there is an interest with the new mood and with the progress that has
been made, said one diplomat commenting on the flurry of activity.
The international community sees this as an encouraging time to make progress
so that would be one of the reasons why we are seeing this.
Presidential Commissioner George Iacovou told state radio yesterday the current
momentum is being seen as an historic chance by the international community.
This historic chance has come with the election of President Demetris
Christofias and they dont want to lose this chance, he said.
Iacovou said however that, although the support of the international community
would be needed in the months ahead, the negotiations would be a Cypriot
affair.
This was reiterated by Government Spokesman Stefanos Stefanou yesterday.
Stefanou said the last UN resolution on Cyprus was clear that the initiative
was to be between the two communities. No interventions would be allowed, he
said.
The initiative is in the hands of Cypriots and as the President often says the
two communities must prove that they want to, and can resolve the Cyprus issue
in such a way that would serve the interests of the Cypriot population.
The momentum by the international community is a result of the climate that
has been created and the renewed interest from abroad after President
Christofias` election.
The international community, Stefanou said, should focus their energies on
bringing Turkey on board.
Visiting French Minister Jean-Pierre Jouyet whose country takes over the next
EU six-month presidency said yesterday Paris position was that Turkey could
not join the bloc unless it recognised Cyprus.
The President of the French government has expressed his position on the
subject with great clarity. Turkey will not enter the EU unless it recognises
Cyprus, Jouyet said.
France fully supports the procedure which began after the election of
President Christofias. We have stressed that France will continue to support
this process. The French EU presidency, which will begin July 1st, will support
all efforts in the framework of this process which will last three months and
we will monitor the progress, he added.
CYPRUS MAIL 12/04/08
Details finalised on
more committee
By
Jean Christou
PRESIDENTIAL
Commissioner George Iacovou and Ozdil Nami, the adviser to Turkish Cypriot
leader Mehmet Ali Talat, agreed on details for one more discussion panel
yesterday bringing the total to 12 out of 13.
Iacovou said last night the 13th panel would be finalised during his next
meeting with Nami on Monday.
It was hoped the 13 working groups and technical committees could begin work
this week but now it looks as if the middle of next week would be a more
realistic target according to sources close to the process.
We have closed on 12 committees and there is one more to go, Iacovou said
after the meeting yesterday.
We will use the weekend for deliberating and meet again on Monday afternoon.
Iacovou also said the list of members for the committees and groups was also
nearly ready. The proposed members would be summoned for briefings by the
President when all the groups had been decided on, Iacovou said.
They are 13 committees, with a minimum of two people and a maximum of five,
because there is no space in the room for more than 10 to 12 persons. The UN
will be there, that means five from each side, so there will be 26 to 60
people, Iacovou said.
Each of the panels will have a UN facilitator who will act as a mediator during
the meetings of the groups and committees.
It is believed the UN has already chosen the people it wants and they are due
on the island next week. Sources said they would not be members of former envoy
Alvaro de Sotos old team that worked on the failed Annan plan.
The committees and groups will be working out of the same conference area at
the UN-controlled old Nicosia airport, but there are some concerns currently
about the amount of space needed.
Iacovou and Nami are expected to inspect the rooms on Monday.
Iacovou said currently there were only four rooms almost ready and for the
moment four committees might have to work in the mornings and four in the
afternoons. He said to facilitate the 13 committees two more rooms would need
to be made available. Financing for the work will come from the UN. Secretary
General Ban Ki-moon put aside money for a Cyprus initiative in the 2008 budget.
Commenting on reports and speculation related to some difficulties the Iacovou
and Nami might be having, a source close to the process said yesterday there
was some difficulty over how much reference should be made to previous Cyprus
negotiation attempts.
But they havent let it stop them from forming the groups so that is
positive, said the sources. They feel they will cross that bridge when they
come to it and its constructive that they are looking at it that way.
CYPRUS MAIL 12/04/08
New UN envoy will arrive
ahead of talks
By
Jean Christou
THE
GOVERNMENT has already given its consent to the appointment of Taye-Brook
Zerihoun as the UN Secretary General's Special Representative in Cyprus
spokesman Stefanos Stefanou said yesterday.
Commenting on the Secretary Generals decision to appoint Zerihoun, who will
replace Michael Moller, Stefanou reaffirmed the governments readiness to
continue to show good will and work for the settlement of the Cyprus problem.
He said Zerihoun would probably arrive on the island in about a month.
Commenting earlier in the day, Presidential Commissioner George Iacovou when
asked why the Secretary General had appointed a new representative when real
negotiations would probably not start for three months, said a full-time
representative was needed here.
Iacovou said there were a lot of other fronts where a UN Special Representative
might be needed such as the opening of the Ledra Street crossing. I believe
thats what the Secretary General is thinking, he said.
UN Secretary General Ban Ki-moon on Thursday informed the Security Council of
his intention to appoint Zerihoun of Ethiopia as the UN Secretary General's Special
Representative in Cyprus and Head of UNFICYP.
Zerihoun is currently the Secretary General's Principal Deputy Special
Representative in the UN Mission in Sudan (UNMIS). He has also been serving as
Chief UN Mediator for the Darfur Peace Talks since October 2007, in support of
the efforts of Special Envoy Jan Eliasson.
We await the Security Council's response to the Secretary General's letters,
the Secretary General's Spokeswoman said.
Between 1995 and 2003, Zeirhoun served initially as Deputy and then Director of
Africa I Division in the Department of Political Affairs with responsibility
for the countries of the Horn of Africa, the Great Lakes and Southern Africa
regions as well as regional organisations. He was then appointed Chairman of
the Inter-departmental Task Force for Sudan and served in that capacity until
becoming Principal Deputy Special Representative with UNMIS.
Zerihoun completed his undergraduate and graduate studies in New York, and
holds a Master of Philosophy degree in comparative politics from Columbia
University. He is married and is the father of four children, a son and three
daughters.
CYPRUS MAIL 12/04/08
Will planned regulations
save the Karpas?
By
Simon Bahceli
There are too
many loopholes, say environmentalists
EFFORTS to create a national park in one of Cyprus last wildernesses have
again caused controversy, as environmentalists accuse the Turkish Cypriot
authorities of pandering more to the needs of developers and farmers than to
those of the wildlife the park aims to protect.
The law reveals nothing more than a lack of knowledge, a lack of know-how, and
a lack of proper aims, the head of northern Cyprus Green Action Group Dogan
Sahir said this week of a draft national parks law recently devised by the
environment ministry.
All the government is trying to do is give people the impression it is trying
to do something. It will not save the Karpas, Sahir added.
The Karpas, a thin peninsula of land jutting out towards Syria, is, despite its
beauty, one of the few remaining areas in Cyprus yet to fall into the hands of
land developers. It is also a haven for numerous types of endemic flora, fauna
and marine life including caretta caretta turtles and wild donkeys.
Arguments have been raging for years on how best to protect the Karpas
peninsula, large portions of which have already gone under the bulldozer. Last
summer, environmentalists accused the authorities of seeking to develop the
last remaining unspoiled part of the peninsula for tourism when it commissioned
the electricity authority to add the area to the grid. The authorities went
ahead with the electricity project, but sought to assure environmentalists that
a national parks law would be devised that would pave the way for the
establishment of a Karpas national park. Finally, last weekend, the
environment ministry announced the completion of a 95-page draft version of
the law, which is now in the hands of a parliamentary committee formed to go
through it before submitting it to parliament for ratification.
But environmentalists, who complain they were not consulted when the bill was
being formulated, say they are not satisfied that the draft, and the national
park that is meant to spring from it, will do anything to protect Karpas.
Although the objective may be to protect the Karpas, the new law could
actually lead to the area suffering more damage than it does under the current
Karpas directive, Sahir said.
The Nicosia-based environmentalist reels off a list of factors that he says
renders the national parks law ineffective.
Basically the law gives the park to the farmers, and they can do what they
want with it. It also gives the town planning department a role, and the right
to designate areas to building developments, Sahir says. He adds that there
will be an amnesty for illegal building that will give carte blanche to
developers to build before the law is in place.
It even allows for people to hunt.
Sahirs final criticism is that the decision-making body of the park authority
will also be responsible for regulating it.
Basically, they will be regulating themselves, Sahir says.
But while Sahir insisted the EU Commissions Project Support Office in north
Nicosia was critical of the bill, such criticism has been hard to elicit. An
official from the office told the Mail it had nothing to say about the content
of the draft, but that the proof of the pudding was in the eating.
Its all about implementation, but from our point of view, this [the draft
law] is an important step, the official said.
Asked whether the office had provided input towards the draft law the official
said, We have provided support and comment. Forty per cent of the 259
million allocated to the Turkish Cypriot community by the EU was aimed at environmental
protection of one sort or another, he added.
Officials at the environment ministry also seemed pleased with their work,
telling the Mail that the law aimed to be water tight.
There will be no loopholes that people can jump through because the law is so
detailed, the official insisted, adding that although farmers would be able to
cultivate some parts of the park, it would be within strict guidelines.
They will be able to farm, but will have to use low-impact organic methods.
Contrary to Sahirs accusation, the official claimed the primary aim will be
to protect the Karpas, but added that people in the area would still need to
earn a living something they could do through organic farming and
eco-tourism.
The villagers have to know that it [the national park] is good for them, and
that it is also for them we want to save the area, because without its nature
Karpas is nothing, the official said.
Once the bill becomes law, work will begin on forming the committee that will
set up and run the park. This could take up to three years. The question that
remains is what mechanisms will be in place to protect the Karpas from
development till then.
CYPRUS MAIL 12/04/08
AA
Güncelleme: 11:28 TSİ 13 Nisan 2008 Pazar
LONDRA
- Gazete, İngilterenin de Sarkozynin Akdeniz Birliği önerisiyle
Türkiyeyi AB dışında tutmaya
çalıştığından kuşkulandığını
yazdı.
Sarkozynin Fransanın
6 aylık AB dönem Başkanlığı sırasında
Pariste yapılacak zirveye Akdenize kıyısı bulunan Libya,
Suriye ve İsrail gibi bütün ülkeleri davet edeceğini yazan Times, bu
ülkelerin 13 temmuzda Pariste yapılacak AB zirvesine davet edileceklerini
ve bu vesileyle 14 temmuzda yapılacak Bastil günü kutlamalarında
Avrupalı askerlerle birlikte bu ülkelerin askerlerinin de geçit törenine
katılmalarının düşünüldüğünü kaydetti.
Gazete, organizasyonun İsrail ve Arap askerlerini bir araya getirme
potansiyeline de dikkati çekti.
Haberi, Sarkozynin danışmanı Henri Guainoya dayandıran
gazetede, şunlar kaydedildi:
Akdeniz Birliği fikri Almanları rahatsız etti. Birlik, bunun
sadece AB ile işbirliği çerçevesinde oluşturulabileceği
görüşünde. Oysa projenin fikir babası olan Guaino, böyle bir
birliğin etkisiz bir versiyonunun bile terörizm, yasa dışı
göç gibi konulara olumlu katkı sağlayacağına inanıyor.
Savaş ve ekonomik güçlüklerden çeken bölgenin bu projeyle
rahatlayabileceğini düşünüyor.
Bu yılki Bastil Kutlamalarının tarihin en büyüklerinden biri
olacağına dair Fransız yetkililerin açıklamalarına da
işaret eden Times, Akdeniz birliği fikrinin bir savaş
alanına dönüşebileceğini de öne sürdü.
Gazete, Türkiyenin AB üyeliği konusundaki en büyük destekçisi durumundaki
İngilterenin, Sarkozynin Akdeniz Birliği önerisinde bulunarak bir
komployla Türkiyeyi AB dışında tutmak gibi bir amacı
bulunduğundan kuşkulu olduğuna işaret etti.
Gazetenin haberinde, Türkleri de kızdırmasının yanı
sıra bu öneri Merkel ile Sarkozy ilişkilerini de olumsuz etkiledi
denilirken, Almanyanın, Fransanın önderliğindeki bir
birliğin ekonomik yüküne de katlanmak durumunda kalmaktan
rahatsızlık duyduğu belirtildi.
Haberde, Merkelin Sarkozyyi bu planından vaz geçmedikçe Paris zirvesini
boykot etmekle tehdit ettiği de öne sürüldü.
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın,
sürpriz bir kararla 3 Nisanda açılan Lokmacı Kapısından
Güney Kıbrıs Rum Kesimine geçmesi, Rum medyasında geniş
yer buldu. Rum Simerini gazetesi konuyla ilgili haberini, Talat
şaşkınlığı başlığıyla verdi.
Fileleftheros gazetesi, Talatın Lokmacı Kapısından
geçerek Uzun Yola gerçekleştirdiği ziyaretin etkileşim
operasyonu olduğunun açıkça görüldüğünü, ancak bu durumun
ziyaretin önemini azaltmadığını yazdı.
Haravgi gazetesi ise Talat sadece özgür bölgeleri görmek için geldi
başlığıyla verdiği haberinde, Rum Hükümet Sözcüsü
Stefanos Stefanunun açıklamalarına yer verdi. Habere göre Stefanu,
Talat küçük bir uyarıyla bize özgür bölgelere geçmek istediğini
haber verdi. Elbette hükümet sadece geçmesine izin vermekle kalmadı bunu
kolaylaştırdı. Ayrıca kendisi Kıbrıs Türk
toplumunun lideridir ve biz teması, iletişimi ve iyi havayı
kolaylaştırmayı istiyoruz dedi.
MILLIYET 13/04/08
Görüşmeler haziran sonu başlayabilir
KOMİTELER ÇALIŞMAYA BAŞLIYOR... Elektrik Mühendisleri
Odası'nın olağan genel kurulunda konuşan
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, önümüzdeki hafta ortasında
komitelerin bazılarının çalışmaya
başlayabileceğini söyledi. Çalışma grupları ve teknik
komitelerin oluşturulmasında Rum Yönetimi'nin daha önceki sert
tutumunu görmediklerini de ifade eden Talat, bu çerçevede komitelerin biri
dışındaki başlıkların belirlendiğini
belirtti
PİYASALARIN HAZIR OLMASI GEREKİR..."Gerçek niyet varsa
Kıbrıs sorunu çözülecektir" diyen Talat, sorunun çözümün yan
etkilerinin de olacağını ve piyasaların duruma
hazırlıklı olması gerektiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, "Bu konudaki hazırlık, sadece
hükümetin değil, piyasanın, yani özel sektörün de
katkısıyla sağlanmalıdır. Ülke ekonomisine artık
bir bütün olarak bakılmalıdır. Biz müzakereleri başlattık,
çalışmalarımız sürüyor" dedi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'ta çözüm
müzakerelerinin bir sorun olmazsa, haziran ayının sonuna doğru
başlayabileceğini söyledi.
BRTK'nın haberine göre, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Elektrik Mühendisleri Odası'nın 40. Olağan Genel Kurulu'nda
yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunda
açıklamalar yaptı.
Çalışma grupları ve teknik komitelerin
oluşturulmasında Rum Yönetimi'nin daha önceki sert tutumunu
görmediklerini ifade eden Talat, bu çerçevede komitelerin birinin
dışındaki başlıklarının belirlendiğini
belirtti.
Talat, önümüzdeki hafta ortasında komitelerin
bazılarının çalışmaya başlayabileceklerini de
söyledi.
Özel sektörün katkısı sağlanmalı
"Gerçek niyet varsa Kıbrıs sorunu çözülecektir"
diyen Talat, sorunun çözümün yan etkilerinin de olacağını ve
piyasaların duruma hazırlıklı olması gerektiğini
anlattı.
Talat "Bu konudaki hazırlık, sadece hükümetin
değil, piyasanın, yani özel sektörün de katkısıyla
sağlanmalıdır. Ülke ekonomisine artık bir bütün olarak
bakılmalıdır. Biz müzakereleri başlattık,
çalışmalarımız sürüyor" dedi.
Elektrik Mühendisler Odası'nın genel kurulunda konuşan
Maliye Bakanı Ahmet Uzun da, hükümetin Kıbrıs konusunda bir
politika ortaya koyduğunu ifade ederek, Lokmacı
kapısını açarak, kuzeyin albenisini artırmayı ve
ekonomik ve ticari anlamda güneyle rekabet edebilecek duruma gelmeyi
amaçladıklarını anlattı.
KIBRIS 13/04/08
Lokmacı geçişlerinde kolaylık
sağlanacak, Arasta ışıklandırılacak
BAKANLAR KURULU'NA SUNULACAK... İçişleri Bakanı Murat,
toplantıda, Lokmacı'dan geçişlerin daha seri
yapılmasını sağlamak amacıyla teknolojik
cihazların kullanılması, bölgenin
ışıklandırılması, güvenlik tedbirlerinin
artırılması ve Büyük Han'ın saat 24.00'e kadar açık
kalması gibi kararlar aldığını söyledi. Murat, çizilen
"yol haritasının" "stratejik metin" olarak
Bakanlar Kurulu'na sunulacağını bildirdi
Lokmacı bölgesiyle Lefkoşa Surlariçi'nde alınacak
önlemlerle ilgili çalışmalar yapmak amacıyla Bakanlar Kurulu'nun
9 Nisan 2008 tarihli kararıyla kurulan "Lefkoşa Surlariçi
İzleme, Koordinasyon Ve Yönlendirme Kurulu", ilk
toplantısını, dün, İçişleri Bakanı Özkan Murat
başkanlığında yaptı.
Kurul, Lokmacı'dan geçişlerin daha seri
yapılmasını sağlamak amacıyla teknolojik
cihazların kullanılması, bölgenin
ışıklandırılması, güvenlik tedbirlerinin
artırılması ve Büyük Han'ın saat 24.00'e kadar açık
kalması dahil, bir dizi karar aldı. Toplantıda çizilen "yol
haritası", "stratejik metin" olarak Bakanlar Kurulu'na
sunulacak.
Kurul üyeleri, daha sonra Arasta bölgesinde incelemelerde bulundu.
Başbakanlığın koordinatörlüğünde,
İçişleri Bakanlığı'nın
başkanlığında oluşturulan Lefkoşa Surlariçi
İzleme, Koordinasyon Ve Yönlendirme Kurulu, Şehir Planlama Dairesi,
Eski Eserler ve Müzeler Dairesi, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı,
Turizm ve Pazarlama Dairesi, Turizm Planlama Dairesi, Enformasyon Dairesi,
Polis Genel Müdürlüğü, Lefkoşa Türk Belediyesi, Kıbrıs Türk
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, Kıbrıs Türk Ticaret Odası,
Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
temsilcilerinden oluşuyor.
Murat: Kısa, orta ve uzun vadeli önlemler alınacak
İçişleri Bakanı Özkan Murat toplantıya girişte
yaptığı konuşmada, kurulun, Lokmacı
Kapısı'nın açılmasından sonra Surlariçi ve bölgede
alınacak acil, kısa, orta ve uzun vadeli önlemler konusunda
çalışma yapacağını ve
çalışmalarının sonucunu hükümete ileteceğini bildirdi.
Murat, alınacak acil önlemler arasında geçişlerin daha
seri yapılmasını sağlamak amacıyla teknolojik
cihazların kullanılması, bölgenin
ışıklandırılması, Büyük Han'ın 24.00'e kadar
açılmasının da bulunduğunu belirtti.
Murat, bölgede birkaç istisna dışında olumsuzluk
yaşanmadığını, fahiş fiyat uygulayan bir
kısım esnafa karşı ise yine diğer esnafın
tavır alışıyla sorununun giderildiğini belirterek,
Arasta esnafına çalışmaları için teşekkür etti.
Bölgenin eski eserler açısından da önemli bir bölge
olduğuna işaret eden Özkan Murat, önemli olanın eski eserlerin
korunarak, ekonomik yaşama katılmasının önemine işaret
etti.
İçişleri Bakanı Özkan Murat, toplantıdan sonra
yaptığı açıklamada da, acil tedbirlerin gözden
geçirildiğini, yol haritasının çizildiğini ve kurulun
aldığı kararların Bakanlar Kurulu'na "stratejik
metin" olarak sunulacağını söyledi.
Lokmacı Bölgesi'nin turizm alanı olarak ilan edildiğini,
bu çerçevede tüm çalışmaların bir üst kurul şeklinde
bakanlıklar, teknik daire temsilcilikleri, Lefkoşa Türk
Belediyesi'nin, Polis Genel Müdürlüğü'nün, sivil toplum
kuruluşlarıyla birlikte yürütüldüğünü anımsatan Murat,
kurulun tüm çalışmalarının bölgenin ekonomik, fiziki,
kültürel ve sosyal olarak geliştirilmesi ve
kalkındırılmasına yönelik olduğunu söyledi. Murat,
bölgenin ışıklandırılması, güvenlik tedbirlerinin
artırılması, genel temizliğinin yapılması, büyük
Han'ın daha geç saatlere kadar açılması gibi birçok kararlar
alındığını kaydetti.
Dün Lokmacı Bölgesi'nde gözlemler ve geçişlerle ilgili
denetlemeler de yapıldığını ifade eden Murat,
şöyle konuştu:
"Devletimiz bütün kurumlarıyla birlikte
çalışıyor. Bölgede acil, kısa, orta ve uzun vadede önlemler
alacağız. Geçişlerin kolaylaştırılmasıyla
ilgili de tedbirler alacağız. Trafiğin tek yönlü
sağlanmasıyla ilgili, mali teşviklerle ilgili maliye ve ekonomi
bakanlığı önlem alacak. Teşvikler ve krediler de önümüzdeki
günlerde açıklanmış olacak. Alınan kararlar konusunda
esnafın tam bir uyum içinde olduğunu gördük."
KIBRIS 13/04/08
Arasta esnafı için destek paketleri haftaya
açıklanacak
"ALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞUNUZU
KESERSENİZ..."...Başbakan Soyer, Ticaret Dairesi'nin, Arasta'da,
fiyatlarla ilgili denetimlere başladığını, fakat en
büyük denetimin halkın kendisinden ve esnaftan gelmesi gerektiğini
söyledi. "Altın yumurtlayan tavuğunuzu keserseniz daha çok
altına ulaşamazsınız" diyen Soyer, bu yüzden
esnafın ticaret ahlakıyla hareket edeceğine inandığını
ve bir kısım spekülatörlere de esnafın gereken dersi vermesi
gerektiğini kaydetti
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Lefkoşa'nın Arasta ve
surlariçi bölgesine gereken yatırımların yapılması
için adımların atılacağını belirterek, Arasta
esnafına yönelik destek paketlerini gelecek hafta
açıklayacaklarını söyledi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cumhurbaşkanı Talat'ın
önceki gün Lokmacı bölgesinden geçerek Rum tarafına gitmesinin Türk
tarafının samimiyetinin göstergesi olduğunu vurguladı.
CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün
Arasta bölgesini gezdi. Bölgeye saat 11.00 sıralarında giden Soyer,
esnafla sohbet etti, vatandaşlarla görüştü, bazı turistlerle
konuşarak birlikte fotoğraf çektirdi.
Soyer'e gezisi sırasında CTP Milletvekilleri Ahmet
Barçın, Ali Seylani, Kadri Fellahoğlu ve Özkan Yorgancıoğlu
ile belediye meclis üyeleri eşlik etti.
"Talat'ın ziyareti samimiyetimizin göstergesi"
Soyer ziyareti sırasında önceki gün Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın Lokmacı Kapısı'ndan Rum kesimine
geçmesinin Kıbrıs Türk tarafının samimiyetinin bir
göstergesi olduğunu kaydederek, bu şekilde Rum tarafına mesaj
verildiğini söyledi.
Başbakan Soyer, 2008 yılı sonuna kadar
Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılmasını istediklerini
yineleyerek, bunu kendilerine bir hedef olarak koyduklarının
altını çizdi.
Arasta bölgesini ve Bandabuliya'yı gezen Soyer, daha sonra kahvede
oturarak basına açıklamalarda bulundu.
Soyer, çözüm yönünde atılan adımlar neticesinde Arasta
bölgesindeki canlılığı görmenin kendisini mutlu
ettiğini ifade ederek, bölgede hala alınması gereken tedbirlerin
bulunduğunu ifade etti.
Başbakan, devletin ilgili tüm daireleri ve belediyenin harekete
geçtiğini, bölgenin bir kısmının 1. Sınıf Turizm
Bölgesi olarak ilan edildiğini ifade ederek, gereken
yatırımların bölgeye yapılacağını,
önümüzdeki hafta esnafa dönük bir kısım destek paketlerinin
açıklanacağını söyledi.
Soyer "Bu ziyaret attığımız
adımların doğru, ama daha çok işlememiz gerektiğinin
de işaretidir" şeklinde konuştu.
"Artık çok katlı bir otopark Lefkoşa için
şart"
Kendisine yöneltilen bir soru üzerine Soyer, park sorununun ciddi bir
problem olduğunu, belediye ile çalışarak soruna çözüm bulmak
için uğraştıklarını, fakat artık çok katlı
bir otoparkın Lefkoşa için şart olduğunu ifade etti.
Fahiş fiyat uygulamaları
Başka bir soru üzerine Soyer, Ticaret Dairesi'nin fiyatlarla
ilgili denetimlere başladığını, fakat en büyük
denetimin halkın kendisinden ve esnaftan gelmesi gerektiğini söyledi.
"Altın yumurtlayan tavuğunuzu keserseniz daha çok
altına ulaşamazsınız" diyen Soyer, bu yüzden
esnafın ticaret ahlakıyla hareket edeceğine
inandığını ve bir kısım spekülatörlere de
esnafın gereken dersi vermesi gerektiğini söyledi.
Sınır kapılarındaki propaganda unsurları
Rum sınır kapılarında kayıp
yakınlarına yönelik propaganda unsurlarının bulunması
konusundaki soruya da Soyer, "Bunu biz kendi sağduyumuzla
kaldırdık, onlara bunu ele almaları gerektiği önerisini
yapmaktan başka yapacak bir şeyim yok. Doğru değil ama
onlar bunu yapıyor. Biz kendi tedbirimizi aldıktan sonra onlar da tedbir
almak zorunda olacaklar, çünkü sırıtıyor, sırıtan bir
iş, şık değildir kanısındayım."
şeklinde yanıt verdi.
KIBRIS 13/04/08