Peres’ten Türkiye’ye: Müsterih olun

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan başkanlığındaki heyeti kabul eden İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, İsrail Parlamentosuna sunulan 1915 yılındaki Ermeni olaylarıyla ilgili görüşme açılması önerisi hakkında, “Müsterih olun” dedi.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 16:03 TSİ 07 Nisan 2008 Pazartesi

 

KUDÜS - İsrail’e dün gelen Türk parlamenter heyeti, resmi temaslarına bu sabah Cumhurbaşkanı Şimon Peres’i ziyaret ederek başladı. Cumhurbaşkanlığında yapılan basına kapalı görüşme sıcak bir havada geçti.

 

İki taraf, Türkiye-İsrail ilişkileri ile İran ve Irak konuları üzerinde karşılıklı görüş alışverişinde bulunurken, Peres, İran ile ilgili olarak, İsrail’in varlığına en büyük tehdidin bu ülkeden geldiğini söyledi.

Türkiye ziyareti sırasında TBMM’ye hitap etmesinin kendisi için çok büyük bir onur olduğunu belirten Peres, TBMM’deki konuşmasını bölgenin büyük bir ülkesi olarak Türkiye’nin barış çabalarına yaptığı katkının göstergesi olarak değerlendirdi.

Peres, İsrail Parlamentosunun sol kanat partilerinden Meretz’in yeni seçilen lideri Haim Oron’un önerisi olan 1915 olaylarının ele alınmasını kabul etmesi konusunda ise, öneri sahiplerinin parlamentonun çok küçük bir partisine mensup olduklarını hatırlattı ve Türk heyetine “Müsterih olun” diye seslendi.

TBMM heyetinde Murat Mercan’ın yanı sıra AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ceylan, AK Parti Çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu, MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı, CHP İzmir Milletvekili Şükrü Elekdağ, AK Parti İstanbul milletvekili Nursuna Memecan yer alıyor. Heyete, temasları sırasında Tel Aviv Büyükelçisi Namık Tan da eşlik ediyor.

 

 

Londra’da favori Türk asıllı aday

Ali Kemal’in torununun çocuğu olan Boris Johnson, Muhafazakar Parti adayı olarak Londra belediye başkanlığı yarışında ‘favori’ olarak gösterilirken, Observer, “Johnson’ın seçilmesinin Londralılar için felaket olacağı” yorumu yaptı.

NTV-MSNBC

Güncelleme: 05:54 ET 07 Nisan 2008 Pazartesi

 

LONDRA - İngiltere’nin gündeminde, 1 Mayıs’ta yapılacak yerel seçimde, Muhafazakar Parti’nin Londra belediye başkanı adayı olan “Türk kökenli” Boris Johnson var. Johnson, Milli Mücadele yıllarında Atatürk hakkında tutuklama kararı imzalayan, Osmanlı Devleti’nin Dahiliye Nazırı olan ve “Atatürk karşıtı” olduğu ileri sürülerek 1922’de berber koltuğunda linç edilen gazeteci Ali Kemal’in torununun çocuğu. The Sunday Times, tarihteki bu olaya atfen Boris Johnson’ın dağınık saçları için “Berber dükkanından uzak durmak, Boris’in kanında olabilir. Saç stili ondan” diye yazmıştı.

 

Observer yazarı Andrew Rawnsley, bugünkü yazısında, Johnson’ın seçilmesinin Londralılar için felaket olacağını ileri sürüyor.

Yazar, geçmişte farklı toplum kesimlerini hor gören ve alaya alan açıklamalarıyla kamuoyunda tartışmalara neden olmuş bir isim olan Johnson’ın belediye başkanlığında da benzer tavır sergileyeceği kanısında.


Öyle ki Rawnsley, rakipleri kadar, partililerinin de Johnson’un olası zaferinden çekindiğini yazıyor.

Bir çalışma arkadaşının, Johnson’un parti merkezindeki odasını “eski spor ayakkabıları ve kağıtlardan oluşan pis kokulu bir anarşi ortamı” olarak tanımladığını yazan Rawnsley, Kaliforniya Belediye Başkanı Arnold Schwarzenegger’ın, Muhafazakar Parti’nin bir toplantısında konuşan Johnson için “Kim bu beceriksiz adam?” dediğini söylüyor.

Rawnsley, “Johnson’un palyaçoluğu Londralılar için çekici bir imaj olsa da, dünya bunu böyle yorumlamayabilir” diyor.

İngiliz PoliticsHome.com adlı sitenin siyaset uzmanları ve devlet görevlileri arasında yaptığı araştırmaya katılanların yüzde 71’inin Johnson’a, yüzde 28’inin ise rakip Ken Livingstone’a şans tanıdığını yazan Rawnsley, “Johnson seçilirse, en güçlü Muhafazakar olacak” yorumunda bulunuyor.

Johnson ise, rakiplerinin, başarısını önlemek için çeşitli siyasi ayak oyunları yaptıklarını söylüyor.

Sunday Telegraph gazetesine konuşan Johnson, seçim bürosunun bilgisayar sistemine girildiğini, hacker’ların geçen hafta sistemini tümüyle çökertmeyi başardığını belirtti.

 

Bunun yanı sıra rakiplerinin, hakkında sürekli yalanlar uydurarak kirli bir kampanya yürüttüklerini ileri süren Johnson, bu kişilerin başında da üçüncü dönem belediye başkanlığını kazanmak isteyen İşçi Partili Belediye Başkanı Ken Livingstone’ın geldiğini vurguladı.

İki aday arasında başabaş bir yarış olduğuna dikkat çeken gazete, Johnson’ın Londra’da yapılan anketlere göre şimdilik favori kalmayı başardığını kaydetti.

Kıbrıs'ta umut hâkim

Kıbrıs'ta umut hâkim

Kıbrıslı Rumlar ve Türkler ilk kez aynı anda, Atina'yla Ankara'dan bağımsız davranmaya niyetli ve 'Kıbrıslılık'larının farkında olan liderlere sahip

07/04/2008 RADIKAL

Helena SmIth

Bazı yolların adı kötüye çıkabiliyor. 1950'lerde (Londra'daki) Fleet Caddesi, üç Britanyalı polisin sırtlarından vurulması sonucu cinayet yolu olarak anılır olmuştu.
Ve bu olay, başka bir caddenin sonuna Kıbrıslı Rumlar ve Türkler birbirlerini öldürmesinler diye dikenli teller ve barikatların konulmasından çok önce yaşanmıştı. Lefkoşa'nın bugün Ledra adıyla bilinen en ünlü ve işlek caddesi yine haberlerde boy gösteriyor -ve Batı'nın son bölünmüş başkentinde düzenlenen neşeli açılış töreninden sadece saatler sonra adanın bu en eski bölünme simgesini şenlik duygusu yerine dram kuşatıyor.

Ledra fark yaratır mı?
Fakat Kıbrıs'ın 44 yıldır çatışan iki etnik topluluğunu, başkentlerinin tam ortasında birbirinden ayıran barikatları yıkmak hiç kolay olmayacaktı. Kıbrıslı Rumların, Kıbrıs Türk polisinin caddenin etrafındaki BM bölgesini ihlal ettiği gerekçesiyle Ledra'yı geçici olarak tekrar kapatma kararı, gelecekteki barış müzakerelerini bekleyen tehlikeleri yansıtıyor. Devlet Başkanı Dmitris Hristifyos'ın ihtilafla bizzat ilgilenmek için Londra ziyaretini kısa kesip adaya dönmesi, bu caddenin açılmasının,
şu an hayati önemdeki yeniden birleşme görüşmeleri öncesi uygun atmosferi yaratmaya kararlı bir adam için ne kadar mühim olduğunu da gösteriyor.
Kıbrıs'ın ıstıraplı bölünmüşlüğünün her iki tarafında da Ledra umudun simgesi haline geldi. Tavizsiz Tasos Papadopulos yüzünden çıkmazda geçen beş karanlık yılın ardından, Hristofyas'ın seçilmesinin üzerinden
daha beş hafta geçmemişken barikatların kaldırılması, her iki tarafın çözüm bulmak yönünde aniden sergilemeye başladığı kararlılığın işareti olarak görülüyor. Emektar komünist Hristofyas, ılımlı görüşlerine ve solcu Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat'la eskiye uzanan dostuğuna dayanarak, barışı yakalamak yönünde elini çabuk tutuyor. Lefkoşa'nın savaş yorgunu kuzeyi ve güneyi arasında bir köprü mahiyetinde üstlendiği yeni rol dahilinde Ledra'nın, ilerleyen aylarda iki toplum arasındaki etkileşimi kolaylaştırması umut ediliyor.
Kıbrıs'ın meşhur 'Yeşil Hattı'ndaki diğer kontrol noktalarının ilk kez açılmasının üzerinden geçen dört yılda toplumlar birbiriyle pek az kaynaştı; büyük çoğunluk, kendi etnik olarak temizlenmiş bölgelerinde kalmayı tercih etti. Peki Ledra farklı olacak mı?

Barışa giden yol Ledra'dan uzun
Ledra'nın açılmasının yarattığı sevinç atmosferini gözden kaçırmak mümkün
değil. Rumlar ve Türkler, hem bir arada hem de kendi bölgelerinde ayrı ayrı ağladılar, dans ettiler ve barış şarkıları söylediler. Bir anlaşma için dönem hiç bu kadar olgun olmamıştı ve adanın iki tarafında 'Kıbrıslılıkları'nın bu kadar farkında ve Ankara'yla Atina'dan bağımsız hareket etmeye niyetli olan iki lider hiç aynı anda başta bulunmamıştı. Fakat yine de Ledra'nın kısa bir cadde olduğunu, barışa giden yolunsa çok daha uzun olacağını hiç unutmamak lazım. (5 Nisan 2008)

 

Talat ile asker arasında sorun yok

KAPININ AÇILMASI İÇİN GKK ÖZVERİDE BULUNDU... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, GKK'nın Lokmacı Kapısı ile ilgili bütün çalışmalar sırasında Cumhurbaşkanı Talat ile tam bir işbirliği içinde çalıştığını ve kapının sivil geçişlere açılmasını büyük bir özveri ve sorumlulukla ileri götürdüğünü belirtti

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Lokmacı Kapısı'nın açıldığı 3 Nisan Perşembe günü yaşanan kısa süreli krizle ilgili Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın yaptığı açıklamaların, görüşme sürecini olumsuz etkileyen "suçlama yarışı"nın yeniden başlamasını teşvik etmekte olduğunu bildirdi.

Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının; "suçlama yarışı"nın, Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulma çabalarına zarar vereceğine inandığını, bu nedenle, 21 Mart anlaşması ile başlayan yeni sürecin zarar görmemesi için Kıbrıs Rum tarafının ısrarla başlatmaya çalıştığı yeni bir 'suçlama yarışı'ndan kaçınmaya ve çözüm sürecini olumlu etkileyecek önlemlere, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini tehlikeye düşürmeden destek olurken, kışkırtıcı eylemlerden de uzak durmaya özen göstereceğini vurguladı.

Hasan Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının, bütün kurumlarıyla ve Türkiye ile işbirliği içinde adil, kalıcı ve erken bir çözüme ulaşmak için çalışmaya devam edeceğinin de altını çizdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca dün yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıslı Rum liderlerin, Lokmacı Kapısı'nın Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların karşılıklı geçişlerine açıldığı gün yaşanan olayları çarpıtma gayretlerini endişe ile izlediklerini kaydetti.

"Kıbrıs Türk güvenlik güçleri görevini eksiksiz yapıyor"

Kıbrıs Türk güvenlik güçlerinin, Lokmacı Kapısı'nın açılması için ve kapının açıldığı gün büyük bir sorumluluk bilinci içinde çalıştıklarına ve görevlerini eksiksiz olarak yerine getirdiklerine dikkat çeken Erçakıca, kapının geçişlere açıldığı 3 Nisan Perşembe gününün akşamı bir grup Kıbrıslı Rum göstericinin, ellerindeki pankartlar ile KKTC'ye geçmek istediklerini ve gösterilerinin yasal olmaması nedeni ile Kıbrıs Türk polisi tarafından engellenerek, Güney Kıbrıs'a geri gönderildiklerini belirtti.

"Ara bölgeye geçilmedi"

Kıbrıs Türk polisinin, bu olayın gerektirdiği güvenlik önlemlerini bütünüyle kendi sorumluluk bölgesi içinde aldığını ve BM Barış Gücü kontrolünde bulunan ara bölgeye herhangi bir şekilde geçmediğini vurgulayan Sözcü Erçakıca, bu olayın çeşitli düzeylerde sorumlu tanıkları olduğunu da kaydetti.

Hasan Erçakıca, olayla ilgili gerçekler böyle olduğu halde, başta Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas olmak üzere Kıbrıslı Rum yetkililerin, Kıbrıs Türk güvenlik güçlerinin ara bölgeyi ihlal ettikleri yalanını ileri götürmeye ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın bu konudaki tutumunun farklı olduğunu ileri sürmeye çalıştıklarına dikkat çekti.

"Talat ile GKK arasında tam bir işbirliği var"

Cumhurbaşkanlığı Sözcü Erçakıca, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın, Lokmacı Kapısı ile ilgili bütün çalışmalar sırasında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile tam bir işbirliği içinde çalıştığını ve kapının sivil geçişlere açılmasını büyük bir özveri ve sorumlulukla ileri götürdüğünü belirterek, "Bu sürede, birinci derece askeri bölgede güvenlik zafiyetinin ortaya çıkmaması, Perşembe gecesi yaşanan türden olaylar karşısında yetersiz kalınmaması ve bölgeyi kullanacak olan Kıbrıslı Türk veya Kıbrıslı Rum bütün sivillerin güvenliğinin tam olarak sağlanması için gerekli düzenlemeler yapılmış ve kararlar alınmıştır" dedi.

"Rum polisinin sorumsuzluğundan kaynaklanan olay"

Bölgede açılış günü yapılan tören, gösteri ve şenlikler ile perşembe gününden beri yaşanan yoğun insan trafiğinde, Kıbrıs Rum polisinin sorumsuzluğundan ve çatışmaya açık tutumundan kaynaklanan söz konusu olaydan başka herhangi bir sorunun yaşanmamasının, bu önlemlerin de ne kadar titizlikle uygulandığını en iyi şekilde kanıtladığına işaret eden Erçakıca, şöyle devam etti:

"Israr, çözüm sürecini olumsuz etkiler"

"Durum böyle olduğu halde, Hristofyas ve çalışma arkadaşlarının, Cumhurbaşkanımız ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında sorunlar olduğunu ileri sürmeleri ve bunda ısrar etmeleri, Kıbrıs sorunu ile ilgili çözüm sürecini de olumsuz etkileme potansiyeli taşımaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst düzeydeki komutanları, Kıbrıs'taki görevlerinin adil ve kalıcı bir çözüm sağlanana kadar Kıbrıs Türk halkının güvenliğini korumak olduğunu bizzat kendileri açıklamışlardır.

Bu ihtiyacın, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden ve Kıbrıs Türk halkının uğradığı saldırılardan kaynaklandığı açıktır.

Bu konuyu tartışma konusu yapmak, çözüm sürecinde farklı yargıların yeniden ortaya çıkmasına ve gelecek yerine, geçmişin tartışılmasına neden olacak; gerçekçi bir çözüme ulaşmayı zorlaştıracaktır.

Kıbrıslı Rum lider Dimitris Hristofyas'ın bu konudaki açıklamalarının, görüşme sürecini olumsuz etkileyen 'suçlama yarışı'nın yeniden başlamasını teşvik etmek olduğu da mutlaka dikkate alınmalıdır.

" 'Suçlama Yarışı'ndan kaçınılmalı"

Kıbrıs Türk tarafı, 'suçlama yarışı'nın barışçıl bir çözüm bulma çabalarına zarar vereceğine içtenlikle inanmaktadır. Bu nedenle, 21 Mart anlaşması ile başlayan yeni sürecin zarar görmemesi için Kıbrıs Rum tarafının ısrarla başlatmaya çalıştığı yeni bir 'suçlama yarışı'ndan kaçınmaya; çözüm sürecini olumlu etkileyecek önlemlere, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini tehlikeye düşürmeden destek olurken, kışkırtıcı eylemlerden uzak durmaya özen gösterecektir.

Kıbrıs Türk tarafı, bütün kurumlarıyla ve Türkiye ile işbirliği içinde adil, kalıcı ve erken bir çözüme ulaşmak için çalışmaya devam edecektir."

KIBRIS 07/04/08

 

 

Lokmacı'dan dün 1032 turist KKTC'ye geçti

ARASTA TURİST GÖRDÜ... Lokmacı Kapısı'nın açılmasının ardından geçişlerde yaşanan yoğunluk sürüyor. Pazar gününü fırsat bilen Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve turistler bölgeye adeta akın etti. Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla güneyden bölgeye turist yağmaya başladı. Geçişlerin en çok olduğu gün olan dün, saat 23.00'e kadar 1032 turist güneyden KKTC'ye geçti.

Aral MORAL

Lokmacı kapısının açılmasının ardından geçişlerde yaşanan yoğunluk sürüyor.

Pazar gününü fırsat bilen Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve turistler bölgeye adeta akın etti.

Geçmişte, turistlerin arasta bölgesine çok az ilgi gösterdiği yönünde bölge esnafı şikayette bulunurken, lokmacının açılmasıyla, bölgeye turist yağmaya başladı.

Lokmacıdan yapılan geçişlerin en çok olduğu gün olan dün, saat 23.00'e kadar 1032 turist güneyden KKTC'ye geçti.

Ayrıca dün, 892 Kıbrıslı Türkün güneye geçmesine karşılık, 3394 Rum KKTC'ye giriş yaptı.

Bu arada, inceleme yapmak üzere dün akşam üzeri bölgeye gelen Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Cemal Bulutoğluları yaptığı açıklamada, Lokmacı Kapısı ve Arasta bölgesi için, aydınlatma ve eski binaların restorasyonu gibi düzenlemelerin yapılacağını belirtti.

Bulutoğluları: Bölgede gerekli düzenlemeler yapılacak

Cemal Bulutoğluları, dün akşam üzeri Lokmacı'yı ziyaret ederek incelemede bulundu.

Belediye başkanı, yaptığı açıklamada, bazı binaların restore edileceğini ve bölgeyi daha fazla ışıklandırmak için çalışma yapacaklarını ifade etti.

Başbakan Soyer ile de temasa geçtiğini kaydeden Bulutoğluları "Sayın Başbakanımız da bir komite kurarak Lokmacı bölgesinin geliştirilmesi için çalışacaklarını söyledi. Biz de Lefkoşa Türk Belediyesi olarak gerekli çalışmalarımızı yapacağız" dedi

Bulutoğluları, belediye ekiplerinin, KKTC'ye geçen turistler için surlar içi bölgesinde bulunan tarihi yerleri gösteren broşür dağıtılacağını belirtti.

LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları ayrıca, Kutlay Erk'in başkanlığı döneminde turistlere tarihi yerleri göstermek amacıyla yere çizilen mavi çizgilerin yeniden boyanacağını da söylerine ekledi.

KIBRIS 07/04/08

 

Kara Kuvvetleri Komutanı da KKTC’ye gidiyor

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın ziyaretinin ardından, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gidiyor.

NTV

Güncelleme: 15:00 TSİ 08 Nisan 2008 Salı

 

ANKARA - Orgeneral İlker Başbuğ, yarın başlayacak ziyaretinde askeri birlikleri denetleyecek.

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat başta olmak üzere yetkililerle görüşecek Orgeneral İlker Başbuğ’a, ziyareti sırasında 5 general eşlik edecek.

Kara Kuvvetleri Komutanı, sanal ortamda icra edilecek bir savaş senaryosuna da komuta edecek. kAra Kuvvetleri Komutanı Başbuğ, cuma günü Ercan havaalanında basın toplantısı düzenleyerek adadan ayrılacak.

 

Kıbrıslı first ladyler buluştu

08/04/2008 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın eşi Oya Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lider Dimitris Hristofyas'ın eşi Elizabeth Hristofyas'ı Güney Lefkoşa'daki evinde ziyaret etti. Kıbrıs'a barış gelmesi dileklerini açıklayan first ladyler, tatlı yedi, fal baktı. Oya Talat, Bayan Hristofyas'a çiçek hediye ederken, Hristofyas da Bayan Talat'a 'Lefkara işi' hediye etti. Hristofyas Kıbrıslı Türklerle Rumları birbirine bağlayan çok şey olduğunu belirtip "Özde bizi ayıran hiç bir şey yok" derken, Oya Talat, "Tatlı yedik, fal baktık, benim falım güzel çıktı. İnşallah Kıbrıs'ın falı da güzel çıkacak" diye konuştu.

 

Pascoe, anavatanların nabzını yokluyor

TARAFLARLA İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIM... Sürecin ilerlemesi ve sonuç almak için ilgili taraflarla çok sıkı işbirliği içinde olacağını kaydeden BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, ileriye doğru adım atmak için iyi bir fırsat bulunduğuna inandığını belirtti. Bölgeyi ziyareti çerçevesinde dün Atina'da Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile bir araya gelen Pascoe, bugün de Ankara'da Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile görüşecek

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, "Kıbrıs konusunda sonuç elde etmek için Türkiye, Yunanistan ve Ada'daki herkesle çok sıkı işbirliği yapacağını" söyledi.

Bölgeyi ziyareti çerçevesinde dün Atina'da Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile bir araya gelen Pascoe, görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, "Sayın Bakoyanni ile Kıbrıs konusunda çok iyi bir görüş alışverişi yaptık. İleriye doğru adım atmak için iyi bir fırsat bulunduğuna inanıyoruz. Sürecin ilerlemesi ve sonuç almak için ilgili taraflarla çok sıkı işbirliği içinde olacağım" dedi.

Bu arada, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Bakoyanni'nin Pascoe'ya Atina'nın Kıbrıs'ta müzakerelere başlanmadan önce çok iyi bir hazırlık yapılması gerektiği yönündeki tezini aktardığını belirtti.

BM sözcüsü Montas: Pascoe Ankara'da

Dışişleri Bakanı Babacan'la görüşecek

BM Sözcüsü Michelle Montas, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Lynn Pascoe'nun bugün de Ankara'da Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile görüşeceğini söyledi.

Sözcü Montas, Pascoe'nun Atina'da dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile görüştüğünü ve bugün Ankara'da Dışişleri Bakanı Babacan ile bir araya geleceğini belirtti.

Montas, Pascoe'nun Yunanistan ve Türkiye'deki temaslarının, geçen hafta Kıbrıs'ta BM'nin "yeniden birleşme çabalarına" yardımcı olma amacıyla başlayan görüşmelerinin devamı niteliğinde olduğunu belirtti.

Montas, bir gazetecinin Kıbrıs konusunda nasıl bir ilerleme beklenildiğinin sorulması üzerine ise Pascoe'nun temaslarının sürdüğünü söyledi.

KIBRIS 08/04/08

 

 

Gine bizden yardım bekliyor

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın davetlisi olarak önceki gece KKTC'ye gelen Gine Cumhuriyeti Ekonomi, Maliye ve Planlama Bakanı Ousmane Dore temaslarına başladı.

Dore, ilk olarak Avcı tarafından kabul edildi. İki bakan, görüşmenin başında basına açıklamalarda bulundu.

Görüşmede, Dışişleri Dairesi Genel Müdürü Ahmet Erdengiz ve İKÖ Müdürü Kemal Köprülü ile Bakan Dore'ye eşlik eden İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Ekonomik İşlerden Sorumlu Danışmanı Büyükelçi Nabika Diallo de hazır bulundu.

Dore: Kardeşlik ve işbirliği ruhuyla KKTC'deyiz

Gine Cumhuriyeti Ekonomi, Maliye ve Planlama Bakanı Dore, kardeşlik ve işbirliği ruhuyla KKTC'de olduklarını belirterek, bunun iki ülke arasında kurulacak uzun süreli ilişkinin başlangıcı olmasını temenni etti.

"Hepimiz İslam organizasyonunun üyesiyiz" diyen Dore, ortak çıkarlar doğrultusunda halklarının geleceği için birlikte ilerleyeceklerine inancını dile getirdi.

Ülkesi hakkında bilgiler de aktaran konuk bakan, Batı Afrika ülkesi Gine'nin 1958'de Fransa'dan bağımsızlığını kazandığını, nüfusunun yüzde 85'inin de Müslüman olduğunu anlattı.

Dore, 2 Ekim'de kutlayacakları 50. yıldönümü etkinliklerine Bakan Avcı'yı da davet etti.

Ülkesinin yaşadığı ekonomik krizlere rağmen son dönemlerde toparlandığını ve gelişmekte olduğunu kaydeden Dore, enflasyonun yüzde 40'lardan yüzde 10 düzeyine gerilediğini anlattı.

"KKTC'nin katkıları etkili olacak"

Ülkesinin potansiyel açıdan zengin olmasına rağmen yokluk içinde olduğunu da belirten Dore, buraya umutlu geldiğini, KKTC'nin katkılarının Gine halkının sürdürülebilir kalkınmayı yakalamasında etkili olacağını ümit ettiğini kaydetti.

Dore, ziyaretinin, iki ülke arasında yüksek öğretim alanındaki ilişkilerin geliştirilmesi açısından da yararlı olacağına inandığını ekledi.

Avcı: İKÖ'nün desteği önemli

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı da, Dore'yi KKTC'de görmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Avcı, izolasyonlar altında bulunan Kıbrıs Türkü ve KKTC için İslam Konferansı Örgütü üyeliği ve bu örgüte üye ülkelerin desteğinin önemine işaret etti.

Avcı, bu ziyaretle işbirliğinin gelişeceği ve kendisinin de ileriki dönemlerde Gine'ye yapacağı ziyaretle tüm sektörlerdeki ilişkilerin daha da gelişeceğine inancını anlattı.

Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır eşitlik hakları için ve iki bölgeli, Türkiye'nin garantörlüğü ile iki kurucu devlet temelinde çözüm için verdiği mücadeleyi anlatan Avcı, 2004 yılında yapılan referandumda çözümü reddeden tarafın Rum tarafı olmasına rağmen izolasyonlar altındaki tarafın Kıbrıs Türkü olduğuna dikkat çekti.

Temas ve ziyaretler sürecek

İKÖ ve İKÖ'ye üye ülkelerle karşılıklı temas ve ziyaretlerin artarak devem ettiğine işaret eden Avcı, bu çerçevede üye ülkelerden üst düzey yetkililerin KKTC'yi ziyaret etmeye başladığını, bu ziyaretlerin süreceğini kaydetti. Avcı, tüm ülkelerle ikili ilişkilerin geliştirilmesi için de çalışmalarının ve karşılıklı ziyaretlerin süreceğini vurguladı.

Avcı, Dore'nin KKTC ziyaretinin Kıbrıs Türk halkı üzerindeki haksız izolasyonların kaldırılması ve ülkenin uluslararası topluluk içinde hak ettiği yeri bulması yönünde İKÖ üye ülkeleri tarafından sağlanan desteği bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.

Yüksek öğrenim alanındaki ilişkiler

Bu ziyaretin, iki ülke arasında özellikle yüksek öğrenim alanındaki ilişkilerin geliştirilmesi, KKTC'de bulunan Gineli öğrencilerin artırılması, KKTC'yi tanımalarının sağlanması ile spor, kültürel ve daha farklı alanların araştırılması için yapıldığını kaydeden Avcı, "Bu çerçevede değerli konuğumuz Dr. Gore ile birlikte bakanlığımızda kapsamlı çalışmalar yapılacak, görüş alışverişinde bulunulacak ve bu bir günlük ziyarette önümüzdeki sürecin projeksiyonları, alternatifleri ve çalışma programları çıkarılacaktır" dedi.

10 Gineli öğrenci burslu okuyor

Dore'nin resmi temaslar yanında DAÜ ve YDÜ'yü de ziyaret edeceğini belirten Avcı, KKTC'nin kalkınmakta olan İslam ülkelerinden öğrencilere yüksek öğrenim imkanları sağladığını anımsatarak, bu kapsamda 10 kadar Gineli öğrencinin KKTC'deki üniversitelerde burslu olarak öğrenim gördüğünü bildirdi.

Avcı, KKTC'nin İKÖ bünyesinde düzenlenen çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmaya başladığını ve bu çerçevede yıl içinde de ilki nisan, diğeri de ekim ayında olmak üzere İKÖ'yle iki önemli organizasyona ev sahipliği yapacaklarını da belirtti.

KIBRIS 08/04/08

 

 

Belediyecilikte Alman işbirliği

Münih Belediye Başkanı ve Almanya Belediyeler Birliği Başkanı Christian Ude, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği ile Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Cemal Bulutoğluları'nın davetlisi olarak dün KKTC'ye geldi.

Ude'nin 2 gün sürecek KKTC ziyareti sırasında işbirliği yapılabilecek alanlar üzerinde durulacak.

Christian Ude, Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye gelişinin ardından ilk ziyaretini LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları'na yaptı. Bulutoğluları, dün akşam Lefkoşa'da ara bölgedeki Goethe Enstitüsü Merkezi'nde Ude'nin onuruna yemek verdi. Yemeğe Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru da davetli olarak katıldı.

Önemli bir olay

Cemal Bulutoğluları görüşmede yaptığı konuşmada, 80 milyon nüfusa sahip Almanya'nın Belediyeler Birliği Başkanı'nın KKTC'yi ziyaret etmesinin önemli bir olay olduğunu kaydetti.

"Kıbrıs Türk tarihinde böyle bir ziyaretin daha önce yaşanmadığını" kaydeden Bulutoğluları, Münih Belediye Başkanı'nın LTB ve Lefkoşa Rum Belediyesi arasındaki işbirliğine yapabileceği katkının da memnuniyetle karşılanacağını söyledi.

Son dönemde LTB'nin dış temaslarının meyve vermeye başladığını ifade eden Cemal Bulutoğluları, ilk önce uluslararası belediye birliklerine üyelikler alındığını, daha sonra İngiltere'nin Enfield ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin KKTC'ye ziyaret gerçekleştirdiğine, bugün ise Almanya'nın Belediyeler Birliği Başkanı Ude'nin adayı ziyaret ettiğini kaydetti.

Ziyaret sırasında Münih Belediye Başkanı Ude ile hangi konularda işbirliğine gidebileceklerini de görüşeceklerini belirten Bulutoğluları, isteklerinin kalıcı işbirliği olduğunu, ancak işbirliğine kültür ve sanat alanlarında başlanabileceğini, daha sonra ise işbirliğinin sportif faaliyetleri de kapsayacak şekilde genişletilebileceğini ifade etti.

40 yıldır yapılamayan işleri 2 yıllık bir süre zarfında yerine getirmekten mutluluk duyduğunu ifade eden LTB Başkanı Bulutoğluları, ziyaretin gerçekleşmesine yardımcı olan Alman Sosyalist Demokratik Parti ve Avrupa Parlamentosu eski Milletvekili Ozan Ceyhun'a teşekkür etti.

Bulutoğluları, Christian Ude ve kendisine ziyarette eşlik eden Münih Belediyesi Meclis Üyesi Yaşar Fincan'a üzerine Girne Kapısı ve Dikili Taş'ın işlendiği tahta oyma eserler hediye etti.

Bir kentte ayrı yaşayan iki halkın

serbest geçiş yapması memnuniyet verici

Münih Belediye Başkanı ve Belediyeler Birliği Başkanı Christian Ude ise, Lokmacı Kapısı'nın açılmasına atıfta bulunarak, böyle bir dönemde KKTC'ye davet almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinden sonra ve Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla Almanya'nın başşehri yapılan Berlin'e de değinen Ude, Alman halkının da ikiye bölünmüş şehir konusunda deneyimli olduğunu ifade etti.

Bir kentte ayrı yaşayan iki halkın serbest geçiş yapamamasının memnuniyet verici bir durum olmadığını ifade eden Ude, bu sorunun aşılması için tüm gayretlerin sarf edilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ve Yunanistan'daki bazı belediyelerin onur başkanlığını yaptığına işaret eden Ude, Münih'teki Türk ve Yunan toplumlarının birlikte yaşadığını ve buna kendisinin çok özen gösterdiğini belirtti.

Adanın geleceğinin çok parlak olabileceği görüşünü belirten Ude, "Kıbrıs sorununa çözüm bulunduğu takdirde, adanın geleceği çok parlak" dedi.

LTB ve Lefkoşa Rum Belediyeleri arasında başlatılan işbirliğinin devam etmesi temennisinde bulunan Ude, bu yöndeki işbirliğinin, her zaman Almanların desteğini göreceğini söyledi.

Münih ve Lefkoşa belediyeleri arasında yapılabilecek işbirliği çerçevesinde şekillenmiş herhangi bir proje olup olmadığının sorulması üzerinde Ude, şu anda bu soruya kesin bir yanıt vermeyeceğini; eğitim, kültür ve sportif alanlarda ne tür işbirliği yapılabileceğini görüşeceklerini kaydetti.

KIBRIS 08/04/08

 

 

Lokmacı barikatındaki krizde Sofokleous'un sorumluluğu yok

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Karşı İki Toplumlu Forum, Lokmacı barikatında yaşanan kısa süreli krizin Vatandaşlar İnisiyatifi Başkanı Valentina Sofokleous'a mal edilmesini kınadı.

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Karşı İki Toplumlu Forum adına bir basın açıklaması yapan Mustafa Abitoğlu, olayların kesinlikle iddia edildiği gibi olmadığını, Sofokleous'un bu konuda hiçbir suçunun bulunmadığını vurguladı.

Abitoğlu, açıklamasında şu bilgileri verdi:

"Bir gazetedeki bir köşe yazarının 6 Nisan Pazar günü yayınlanan 'Olmadı Valentina' adlı köşe yazısını hayretler içerisinde okuduk. Söz konusu yazıda yazar, Lokmacı barikatının açılmasında büyük emekleri geçmiş olan 'Ledra Barikatının Açılması için Vatandaşlar İnisiyatifi' Başkanı Valentina Sofokleous'a tamamen bilgi eksikliğine veya daha ağır konuşacaksak yalana dayalı suçlamalar yöneltmekle kalmayıp, kapının geçici olarak Rum yönetimi makamları tarafından kapatılması konusunda da kamuoyunu yanlış yönlendirmiştir. Çıktığı iddia edilen olay belirtilenin aksine şu şekilde cereyan etmiştir:

Aralarında Kıbrıslı Rumların ve bizlerin de olduğu 'Ledra Barikatının Açılması için Vatandaşlar İnisiyatifi', üyeleri ve vatandaşlar, ellerinde pankartlarla Esnaf ve Zanaatkarlar Odası'nın düzenlediği ve saat 18:30 sularında başlaması beklenen barikatın açılması şerefine düzenlenen şölen için Elefteria Meydanı'ndan Lokmacı barikatı aracılığıyla Kuzey'e geçiyorlardı. Tam sınırdan geçecekken, polisimizin uyarısı üzerine pankartlar indirilmiş ve öylece Kuzey'e geçilmiştir. Hatta burada önemle belirtmeliyim ki, vatandaşlar barikattan geçmek için sırada beklerken, ricamız üzerine polisimiz şölene geç kalmayalım diye bizleri öne alıp erkenden geçişimiz konusunda da kolaylık sağlamışlardır. Öte yandan, Lokmacı'da çıkan ve 2 saatliğine barikatın kapatılmasıyla sonuçlanan kriz saat 21:00 sularında başlayıp, gerek inisiyatif ve başkanı Valentina Sofokleus gerekse bizlerle uzaktan yakından ilgisi yoktur; zira belirtilen saatlerde Valentina da bizler gibi şölende çalınan müziklerle eğlenmekteydi.

Bununla birlikte, yazarın köşesinde taşındığını belirttiği 'Tüm barikatlar açılsın, bütün askerler' çekilsin pankartlarının inisiyatif ve ona eşlik eden kişilerle ilişkisinin olmadığını da kamuoyuna duyururuz.

Bu bilgilendirmeden sonra, yazarın tarafımızda büyük rahatsızlık doğuran ve eksik ve yanlış bilgilerle dolu yazısını düzeltmesini ve özellikle de Lokmacı Barikatının açılmasında ve iki toplumun yakınlaşmasında büyük çabalar sarf eden inisiyatif başkanı Valentina Sofokleus'tan kamuoyu huzurunda sorumlu bir basın mensubu gibi davranarak basın etiğine saygılı biçimde özür dilemesini talep ediyoruz."

KIBRIS 08/04/08

 

 

EU backs scheme to help new air routes to Cyprus
By Jean Christou

CTO in talks with easyJet and Ryanair

THE CYPRUS Tourism Organisation (CTO) has been given the green light from the EU to offer support to new airlines in order to entice them to fly to the island.

The move, which has been in the pipeline since last year, is part of a strategic plan to bring in more visitors to boost the flagging tourism industry.

“It’s a new scheme and it’s a transparent one, which is applicable to all European airlines, not just low-cost carriers,” said CTO Director General Phoebe Katsouri.

She said it was designed to connect Cyprus with new European destinations. “It’s a start-up scheme for new routes,” Katsouri added.

She said the CTO had been working for months and had tested the waters within the EU, which bans direct subsidies in the airline industry.

“We formulated a scheme which complies with EU directives and regulations,” Katsouri said. “And now we have the green light.”

The CTO Director General shied away from saying Cyprus would be giving money to airlines to fly to the island. “They will receive market support from us,” Katsouri said.

Under EU rules, the support can be given for between three and five years and the airlines which jump on board must commit to year-round connections to Cyprus.

“It’s a joint effort. They will be risking and investing by committing airline capacity at considerable cost to them,” Katsouri said.

“The CTO will be contributing its marketing efforts to support them. It is economic support, but it translates into market activities” she added.

The scheme came about after the CTO had a study carried out that determined the biggest obstacle facing Cyprus tourism was accessibility by air, an industry itself which has been changing dramatically in recent years.

Katsouri said the new air transport environment became detrimental for Cyprus, severing the island from more and more airports and resulting in ever-increasing air fares.

“This was the gist of the review in 2007 so we needed to do something to cultivate new markets, but we could only do this within the proper channels,” Katsouri said.

Steps for implementation of the scheme are already under way.

“We are already in contact with several airlines to make proposals,” Katsouri said, confirming that easyJet and Ryanair were two of the airlines concerned.

However, the scheme is not likely to be ready in time to benefit this year’s summer season, as airlines engage in long-term planning. “The earliest would be winter 08/09 and even that is doubtful,” Katsouri said. “But this is a chance, and we are doing our utmost not to waste any time. From 2009, there will be concrete results.”

Asked whether Ryanair could be tempted, given their much-publicised objection to airport charges in Cyprus, Katsouri said there was little likelihood that airport charges would be reduced.

“This [the new scheme] is the only way to co-operate with the CTO,” she said

CYPRUS MAIL 08/04/08

 

20,000 people crossed at Ledra over the weekend
By Jean Christou

CLOSE to 20,000 people are said to have gone through the Ledra Street crossing since it opened last Thursday, the majority on Saturday and Sunday.

Although Ledra Street is the fifth crossing point to open since the Turkish Cypriot side lifted restrictions in 2003, it is the only opening that has engendered such an amount of movement since the Ledra Palace crossing was first opened five years ago.

Numerous reports also testify to the fact that many Greek Cypriots who had not crossed to the north before were doing so now.

“I think it’s because there are sentimental reasons attached to it,” said Nicosia Mayor Eleni Mavrou. “It has a history. It was always closed when there was tension.”

Mavrou said the fact that Ledra Street is in the heart of the city also has something to do with its popularity as a crossing point.

“It makes crossing more approachable. People don’t feel the same as they do when it comes to other crossings where the process can be intimidating. It’s more a part of everyday life,” Mavrou added.

The only other pedestrian crossing is at the Ledra Palace, which is not as convenient for people on foot, being a ten-minute walk from the town centre, and a further ten minutes to swing around to the commercial areas in the north of Nicosia. The other crossings are used only by cars.

Former Nicosia Mayor Lellos Demetriades, who remembers Ledra Street as it was before the 1974 Turkish invasion, when it was finally sealed for 34 years, said it was not only the convenience and the sentimentality that was making people cross over for the first time ever.

“A change has happened,” he said, referring to the recent elections when the Cypriot people “told someone and his entourage” to “go away”.

“Suddenly overnight, there were smiles all over the place,” Demetriades said.

“So this changed the whole atmosphere and we also got a President who is acting responsibly. People realise there is a change in the climate.”

Demetriades was expecting some teething problems, he said, which did surface briefly on Thursday 12 hours after the opening.

The Greek Cypriot side shut the crossing for nearly three hours due to the presence of Turkish Cypriot police officers in the UN-controlled part of the crossing between the two sides.

The Turkish Cypriot side still insists they entered the area to ward off Greek Cypriot demonstrators, but eyewitness accounts verify their presence well before that.

It was considered serious enough for President Demetris Christofias to cut short his London trip to return to the island.

Demetriades said he didn’t consider the Ledra crossing all that important in the bigger picture. “It’s conducive,” he said referring to likely Cyprus negotiations before summer.

“It’s better this way than the other. As I have already said, the wall is still there. There are some small cracks, which can lead to big cracks.”

Government Spokesman Stefanos Stefanou said yesterday they wanted to see the Ledra crossing as an aid to creating a climate of confidence for the implementation of other confidence-building measures, and the negotiations ahead.

“The road ahead is long and difficult and problems will exist where we will need patience and the flexibility to overcome those problems like the one that led to the closure of Ledra for three hours,” he said.

“A huge effort went into the opening of Ledra and this is a small sample of what will be needed when it comes to a resolution of the Cyprus issue.”

CYPRUS MAIL 08/04/08

 

It’s Christmas time on Ledra Street
By Alexia Saoulli

LEDRA Street saw a massive surge in business over the weekend, but not everyone got a share of the pie, and shopkeepers said it was too soon to say the street would return to its glory days.

The notion that business was booming on Ledra Street following last week’s opening of the checkpoint was only partially true, Greek Cypriot shopkeepers said yesterday.

According to them trade had been largely dependent on the type of business a vendor ran and had less to do with the huge flow of people flocking to the heart of Nicosia.

On the whole, however, shopkeepers said the opening was a positive move and the majority remained hopeful that a surge of people to the area would eventually mean a surge in business.

The Indian Shop, Terranova, Bata, Mistsingas, the Sock Shop, Heracles Ice Cream, Pahit Ice and Squeeze juice bar all said they had experienced a marked improvement in business from the previous weekend, with some reporting five times as many sales.

Even kiosks were overflowing with shoppers, as people stopped to buy chocolates, a newspaper or a packet of cigarettes.

Onlookers said restaurants, caf?s and ice-cream parlours benefited the most.

“You couldn’t get a table anywhere. It was simply heaving with people,” Maria Aristidou said.

Popular eateries like Il Forno and Chop’t were busy as always, but even less crowded spots saturated their turnaways.

“Since Thursday, business has escalated tenfold. At the weekend alone, we had five times more business than normal,” said Heraclis Vrontis, manager of Heraclis Ice Cream.

He said the majority of customers had been Greek Cypriot.

“We sold everything. Coffees, ice cream, food. It was very busy,” he said.

Vrontis said he was confident the opening of the checkpoint would boost businesses.

“I hope it also improves the area down here. Shops and caf?s all need improvement,” he said.

Everybody knew the image problems Ledra Street had suffered in recent years and expressed the hope that this would now change, he said.

“For so many years, the area has been left abandoned,” he said. “Now we are hoping old Nicosia will be improved in the way it deserves.”

A Pahit Ice employee experienced a similar boost, with sales trebling over the weekend.

“I don’t know if it’s the beginning and that its curiosity that is attracting people to the Street, but either way we’re happy,” she said.

An employee at the Indian shop also said sales had trebled over the weekend.

“A lot of people who came down to visit the checkpoint came in and everyone left with something. There were always people on a Sunday, but they tended not to come down this far. This weekend, the whole street was full,” she said.

The shop is located almost at the bottom of Ledra Street.

“For now, the opening has helped. Perhaps it’s because it’s something new and everyone is coming down. If it continues like this it’s good, but I don’t know if it will.”

The shop assistant said she believed everyone on the street was happy with their weekend takings.

“Normally, there are only this many people over Christmas. It’s very unusual for this time of year,” she aid.

But not everyone was happy. Mary Olympiou the owner of Grazioso, a shop specialising in underwear and blouses, was unimpressed.

“Restaurants and caf?s were overflowing with people and had a lot of work. Mostly, people came to see, not to shop, or at least not from our shop… We were hugely disappointed,” Olympiou said.

“People kept passing by but if I sold anything it was to regular customers... I’d hoped that with the opening it would help. But in our line of work it didn’t. I’ve heard the same from other colleagues that sell the same sort of things. Even tourists don’t buy clothes. They might possibly buy shoes, but they can get clothes in their own countries.”

Olympiou said eventually only caf?s, bars and restaurants would have any sort of business.

“Any place that sells food will work here. Eventually Ledra Street will be a place focused on recreational establishments. Only the odd cheap souvenir shop will also attract tourists,” she said.

People now preferred to shop at shopping centres and department stores closer to home.

“They’re not going to come here to shop for clothes and underwear. Business on the street is appalling and has been for months,” she added.

Bata manager Kira Christophorou confirmed Olympiou’s suspicions. She said the shoe store had noticed only a five per cent increase in business.

“I thought we would have more customers because there were just so many people down here and it wasn’t a reflection of how many people were outside. I still think we will eventually though. This weekend a lot of people were coming down to see the checkpoint. Many came in to look. Because they left without buying anything doesn’t mean they didn’t see something they liked and that they won’t be back.”

She added: “We have been waiting for the checkpoint to open a long time. Three shops closed down next to us in the past year and I expect them to open up again some time soon. Business has been very bad for a long time, but now I think things will start to pick up.”

Irene Mitsingas of Mitsingas said all four of their shoe shops had done very well.
“We are very happy,” she said. “We even opened two of our shops on Thursday that have been closed since 1974.”

Mitsingas said the two shops were located just after the post office near the checkpoint.

“Before 1974, they did very well and then we closed them down because they didn’t do any business. We kept renting the space, waiting for this day so that we could open them again.”

On Thursday, she said she had been down at the checkpoint at 6am.

“We were waiting to see the opening ceremony and to open our shops. It was an extremely emotional time,” she aid.

Mitsingas said she had no doubt that the opening would improve business for everyone.

“Yes people will go and shop in the north but they will also shop here,” she said, referring to some shopkeepers’ fears that they would lose business to cheaper outlets in occupied Nicosia.

“For years this was the busiest commercial street. We hope it becomes that way again.”

Mitsingas said: “Over the weekend we hadn’t seen that many people since we filled Onasagorou and Ledra Streets with snow about 12 years ago. It reminded me of that.

We didn’t even have this many people in the streets at Christmas… I think even if people aren’t shopping now, the fact that they are coming to the area means it’s only a matter of time. Besides it’s so much better to see the streets full than empty like there’s a curfew.”

St John manager Maria Kaplani agreed.

“We weren’t as busy all day Thursday and Friday or Saturday morning, but I don’t think this is the final outcome. The first few days it’s only natural the focus was going to be to go and see the checkpoint. I believe, hope, that this will bring more business to the area in time and eventually it will be better,” she said.

CYPRUS MAIL 08/04/08

 

Arasta shops stunned by new trade boom
By Simon Bahceli

TRADERS in the Arasta area at Turkish Cypriot end of Ledra Street can hardly believe the change in their fortunes since the opening of the new crossing in central Nicosia last Thursday.

“We’ve seen a hundred per cent increase in trade over the past four days,” said clothes retailer Kerim Gumus yesterday as he counted out a large pile of euro notes, his shop bustling with Cypriot and foreign customers.

Restaurants were also reporting the same increase in trade.

“It’s fantastic. I haven’t seen an empty seat in this restaurant since the crossing opened.

Lunchtimes it’s mostly tourists; evenings it’s Cypriots, Greek and Turkish,” said Riza Baran, floor manager of Il Sabor Latino, an Italian restaurant not far from the crossing.

Even 51 year-old shoe shiner Mustafa Alpay, who has relocated himself right up against new crossing, has seen business improve in the past four days.

“I used to wander around the streets getting trade wherever I could, but I’m going to be permanently here now,” he said with a big smile.

Over the weekend, thousands of Greek Cypriots and foreign tourists flocked into the north at Ledra Street, bringing a welcome boost to an area that had over the years been losing trade to out-of-town supermarkets. Even on Sunday, when the shops had always closed, the area buzzed with shoppers and those simply out to take in the atmosphere.

“I had to work until 12.30 at night on Sunday. We always had Sundays off,” said shop assistant Cigdem Polat yesterday, adding that she hoped to get a raise for all the extra work she was putting in.

Clothing and shoe shop owner Omer Toptanci agreed, saying opening hours had “completely changed since the crossing opened”.

“In the past you wouldn’t see anyone on the streets after 6pm. Now the place is packed with people well into the night.”

Although cautious about making long term plans for the future of the area, traders are acutely aware of the financial pressures that will probably come to bear on them as new patterns of consumer demand emerge. Arasta has traditionally been a place where local people would buy textiles, ready-made clothes and shoes, and items for the home. More recently, however, the traditional crafts have been replaced by shops selling cheap imported clothing, shoes and accessories.

“This will be a period of transition,” said Yilmaz Topal, owner of a clothes and accessories shop.

“Things are going crazy at the moment and I expect a lot of these shops will be sold or rented out fairly soon. But as far as I’m concerned, I’m going to wait and see how things pan out.”

Sevim Bassin, who sells wool and other dressmaking materials, says she believes it is important Arasta does not change or modernise too much.

“A lot of the shops need to be fixed up, but we have to be careful to preserve some of the traditional style of the place.”

Indeed, some of those who have been in the Arasta for decades say they will continue with old practices and will never move away from their shops.

“I bought my shop here in 1973 for 15,000 Cyprus pounds. I will never sell it and I will never move out,” said 59-year-old Hilmi Ertac, who has worked in the street since then making and selling curtains.

On whether the current boom being enjoyed by the area will continue Ertac says, “Trade is trade, and you never know. I could be closing the shutters are the end of a bad day and suddenly a big-spending customer could arrive.”

Equally determined to stay regardless of how the street’s profile changes over the coming months and years is Omer Hasan, who has been running a small group of hardware shops for 50 years.

“This is not Ledra Street,” he says. “This is Arasta, and no one can throw me out.”
CYPRUS MAIL 08/04/08

UN envoy upbeat after Athens talks
By Jean Christou

UN UNDER-Secretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe yesterday met Greek Foreign Minister Dora Bakoyiannis in Athens as part of his round of contacts to evaluate the Cyprus issue.

Pascoe, who was on the island last week, will be in Ankara today to continue his talks and from there he will travel to Brussels, a UN spokesman said.

With Bakoyiannis, Pascoe and his team discussed the Cyprus issue and said everyone seemed to agree there was a need to move forward.

“We had very fruitful talks with Ms Bakoyannis about Cyprus. We both agreed that there is a very good chance to proceed and we must find a way to help. We will work together in order for procedures to be accelerated. We will co-operate firmly with Greece, Turkey and all the people in Cyprus to reach a solution,” he said.

He said the UN’s role was to see how it could help.

George Koumoutsakos, the spokesman for the Greek Foreign Ministry, said Bakoyiannis reiterated Greece’s position favouring well-prepared negotiating procedures.

Pascoe said during his visit to Cyprus that there was a “palpable sense of momentum” that he would transmit back to the Secretary General.

He said the two leaders had set their sights on achieving a fair and lasting solution, and that Cypriots should have high expectations.

The UN has been waiting for a sign of good will in Cyprus before attempting to move forward with any new negotiations. Since they met on March 21, President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat agreed the opening of Ledra Street, and started moving on establishing working groups and technical committees to lay the groundwork for new talks.

Presidential Commissioner George Iacovou and Talat’s adviser Ozdil Nami have already agreed to the titles for six working groups and seven technical committees.

They are now in the process of fleshing out the committees, and a list of names for members is ready, Iacovou said yesterday.

Iacovou told the Cyprus Mail the list of names was not going to be published just yet. He said members would come from all spectrums, from politics to the legal profession, but it would be difficult to pinpoint how many people would be on each committee, he said.

“Some of them will rotate among different committees,” Iacovou said.
He also said experts might be called in from time to time by one side or the other, or jointly.

Iacovou said he still hoped the committees and groups would begin work this week.

However, it is understood that the Turkish Cypriot side is having some technical difficulties in finding possible members, other sources said.

CYPRUS MAIL 08/04/08

Lokmacı baharı

TÜRK VE RUM ESNAF SATIŞLARDAN MEMNUN... KIBRIS Gazetesi yazı işleri ve köşe yazarlarından oluşan bir heyet, dün Lokmacı'yı ziyaret ederek her iki kesimde temas ve incelemelerde bulundu. Bölgede Kıbrıslı Türk ve Rumlarla yapılan birebir görüşmelerde, kapının her iki kesimindeki insanların, Lokmacı'nın açılmasından duydukları memnuniyet gözlemlendi. Kıbrıslı Türk ve Rum esnaf, kapının açılmasının ardından satışlardaki artışa dikkat çekti

FAHİŞ FİYATLAR LOKMACI'YA GÖLGE DÜŞÜRÜYOR... Arasta bölgesindeki iş yeri sahipleri, bazı iş yeri sahiplerinin, Rumlara ve turistlere fahiş fiyatlardan mal sattığını söyledi. Vatandaşlar, bir biranın 5 euroya satıldığına dikkat çekerek, "Kendi kendimize kurşun sıkıyoruz" dedi. Tuvalet ihtiyacını gidermek isteyen yabancılar da fahiş fiyatlardan nasibini alıyor. Arasta bölgesindeki tuvaleti kullanmak isteyen Rumlar ve turistler 2 euro öderken, Rum barikatının az ilerisindeki halk tuvaletlerinden hiçbir ücret alınmıyor

KIBRIS Gazetesi yazı işleri ve köşe yazarlarından oluşan bir heyet, dün Lokmacı'yı ziyaret ederek her iki kesimde temas ve incelemelerde bulundu.

Bölgede Kıbrıslı Türk ve Rumlarla yapılan birebir görüşmelerde, kapının her iki kesimindeki insanların, Lokmacı'nın açılmasından duydukları memnuniyet gözlemlendi.

Kıbrıslı Türk ve Rum esnaf, kapının açılmasının ardından satışlardaki artışa dikkat çekti.

Arasta esnafı, kapının açılmasıyla satışlarında gözle görünür bir artış olduğunu belirterek, bazı iş yeri sahiplerinin fahiş fiyat uygulamasından şikayet etti.

Rum esnafı da Lokmacı'nın açılmasından dolayı satışlarının arttığını dile getirirken, özellikle bölgeye Rumların da ilgi göstermeye başladığını belirtti.

Güney Kıbrıs'ta yaşayan KIBRIS Gazetesi köşe yazarı İsmail Kemal da heyete, gelinen süreç hakkında bilgi verdi.

Kemal, Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla, iyimser havanın daha da pekiştiğini belirterek, yeni Rum hükümetinin, Papadopulos döneminde oluşan kötü imajı ortadan kaldırmaya çalıştığını ifade etti.

Arasta esnafı memnun

Uzun yıllardır, ilgisizlikten bunalan Arasta esnafının yüzü Lokmacı'nın açılmasının ardından gülmeye başladı.

Bölge esnafı, kapının açılmasıyla birlikte işlerinin de arttığını ifade etti.

Vatandaşlar ayrıca daha öncesine nazaran satışların fark edilir derecede arttığını da ifade etti.

Bazı esnaf fahiş fiyat uyguluyor

Arasta bölgesindeki iş yeri sahipleri, bazı iş yeri sahiplerinin, Rumlara ve turistlere fahiş fiyatlardan mal sattığını söyledi.

Vatandaşlar, bir biranın 5 Euro'ya satıldığına dikkat çekerek, "Kendi kendimize kurşun sıkıyoruz" dedi.

Tuvalet ihtiyacını gidermek isteyen yabancılar da fahiş fiyatlardan nasibini alıyor.

Arasta bölgesinde tuvaleti kullanmak isteyen Rumlar ve turistler 2 Euro öderken, Rum barikatının az ilerisindeki halk tuvaletlerinden ise hiçbir ücret alınmıyor.

Lokmacı'nın açılmasından önce Arasta bölgesindeki iş yerleri bir bir kapanırken, kapının açılmasından sonra ise süreç tersine işlemeye başladı.

Özellikle kapının açılmasının ardından, uzun süre kapalı olan iş yerlerinin de bir bir açılmaya başladığı gözlemlendi.

Rum esnafı da kapının açılmasından memnun

Rum tarafındaki iş yeri sahiplerinin de Lokmacı Kapısı'nın açılmasından duyduğu memnuniyet gözlemlendi.

Kıbrıslı Rumlar, kapının açılmasının çok iyi olduğunu ve iki halkın daha da yakınlaşmasına yardımcı olacağını

Söyledi.

Bir ayakkabı satıcısı, Lokmacı'nın açılmasıyla birlikte, Kıbrıslı Türklerin yanında Kıbrıslı Rumların da bölgeye daha çok gittiğini belirtti.

Diğer bir iş yeri sahibi Rum ise yaptığı açıklamada, özellikle restoran, bar ve kafelerin işlerinin arttığını kaydederek, bir süre sonra bölgenin eğlence bölgesi olacağına işaret etti.

Kemal: Rum tarafı uluslararası

Arenada da iyi bir pozisyon kazanmaya çalışıyor

İsmail Kemal, yeni Rum hükümetinin, Papadopulos döneminde oluşan kötü imajı ortadan kaldırmaya çalıştığını belirterek "Hristofyas hükümeti uluslararası arenada da iyi bir pozisyon kazanmaya çalışıyor" dedi.

Bir AKEL yetkilisinin 'sonunda hiç bir şey olmazsa bizim tarafımız suçlu olmayan taraf olacak' dediğini hatırlatan KIBRIS köşe yazarı Kemal, Rum yönetiminde böyle bir yaklaşımın olduğunu ifade etti.

Kemal sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kıbrıslı Rumlar arasında ilk olarak hemen oluşturulan bir iyimserlik var. Bu hükümet çözüm yönünde girişimlerde bulunuyor. Böyle bir imaj oluşturuldu. Bir konsensüs de iki büyük parti olan AKEL ve DİSİ arasında var. Küçük partiler de oyun bozanlık yapmıyor. Papadopulos'un sesi çıkmıyor olabilir ama eminim ki DİKO yönetimi onunla devamlı temas halindedir ve politikalarını ona göre yönlendiriyor"

"Lokmacı'nın açılması iyimserliği daha da pekiştirdi"

Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla, iyimser havanın daha arttığını ve pekiştiğinin altını çizen İsmail Kemal, kapının açılışının somut bir gelişme olarak ortaya çıktığını kaydetti.

"Müzakere masasında Kıbrıs Rum tarafının resmi pozisyonlarında çok fazla geriye gidiş olmayacak" diye konuşan Kemal, Rum tarafının, uluslararası camianın onları izlediğini göz önünde tutarak, anlaşma istemeyen taraf pozisyonuna düşmemeye çalışacağını belirtti.

KIBRIS 09/04/08

Gündem komiteler

NAMİ: ÇALIŞMALARDA İLERLEME SAĞLADIK... Özdil Nami ile Yorgo Yakovu, dün 6 saatlik bir çalışma yaptı. Nami, 21 Mart mutabakatı çerçevesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin görev talimatının saptanması ve oluşturulması üzerinde yaptıkları çalışmalarda ilerleme sağladıklarını vurguladı

"OLUMLU BİR ATMOSFERDE ÇALIŞIYORUZ"... Nami, teker, teker konu başlıklarını ele alıp üzerlerinde çalışıp gündem oluşturmaya çalıştıklarını kaydederek, olumlu bir atmosferde çalıştıklarını belirtti. Nami ile Yakovu, alışmalarını bugün de sürdürecek

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgo Yakovu, dün 6 saatlik bir çalışma yaptı. Nami, 21 Mart mutabakatı çerçevesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin görev talimatının saptanması ve oluşturulması üzerinde yaptıkları çalışmalarda ilerleme sağladıklarını vurguladı. Nami ile Yakovu, çalışmalarını bugün de sürdürecek.

Nami ile Yakovu, dün sabah önce yaklaşık 3 saat görüştü. Görüşmelerine ara veren Nami ile Yakovu, saat 15.00'te tekrar bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı'ndan alınan bilgiye göre, 21 Mart mutabakatı çerçevesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin görev talimatının saptanması ve oluşturulması üzerinde çalışan iki liderin temsilcileri Özdil Nami ve Yorgo Yakovu, ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de saat 09.00'da bir araya geldi.

Saat 11.45 sıralarında görüşmeye ara veren temsilciler, saat 15.00'de tekrar bir araya gelerek çalışmalarına devam etti.

Dün sabah ve öğleden sonra olmak üzere yaklaşık 6 saatlik bir çalışma yapan Nami ile Yakovu, bugün saat 14.00'te ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de tekrar bir araya gelecek.

Dünkü görüşmeleri sonrasında TAK muhabirine açıklama yapan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, 21 Mart mutabakatı çerçevesinde çalışma grupları ile teknik komitelerin görev talimatının saptanması ve oluşturulması üzerinde yaptıkları çalışmalarda ilerleme sağladıklarını söyledi.

Teker, teker konu başlıklarını ele alıp üzerlerinde çalışarak gündem oluşturmaya çalıştıklarını kaydeden Nami, olumlu bir atmosferde çalıştıklarını da belirtti.

KIBRIS 09/04/08

Avcı'dan, Kiprianu'ya tepki: Çözümün adresi Rum devleti olamaz

Avcı, yazılı açıklamasında, çözüm hedeflenen yeni bir sürecin arifesinde olunduğunu kaydetti ve "Çözüm için hazırız ve bu hedefe ulaşılması için gereken karşılıklı gayret, fedakârlık ve iyi niyeti göstermek konusunda en küçük bir tereddüdümüz yoktur. Dolayısıyla çözüm için her iki tarafın da temkinli, iyi niyetli ve yapıcı davranması gerekmektedir" dedi.

Kıbrıs Türk halkına çözüm adresi olarak Rum devletini göstermenin iyi niyetli ve yapıcı siyasetin ürünü olamayacağını vurgulayan Avcı, bu tür açıklamaların 21 Mart mutabakatı ile oluşan olumlu havayı bertaraf etmeye yönelik olduğunu dile getirdi. Avcı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Teknik komiteler ve çalışma gruplarının bir araya gelmesi için her türlü çabanın harcandığı bu günlerde Kıbrıs Türk halkına hakaret edercesine çözümün yeni bir ortaklık devleti ile değil de Kıbrıs Türk halkının mevcut Rum devletine yamalanması ile elde edileceğini söylemek büyük bir provokasyondur."

Kiprianu'nun çözüm sürecine katkı koyması ve başlamak üzere olan çalışmalara destek vermesi gerektiğini vurgulayan Avcı, bunun yolunun Kıbrıslı Türkleri Rum devletine yamamaktan değil ilerde ortaklık kuracağı Kıbrıs Türk halkının kırmızı çizgilerini iyi anlamaktan geçtiğini ifade etti.

KIBRIS 09/04/08

 

KKTC ile ilişkiler kurmaya önem veriyoruz

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın davetlisi olarak KKTC'ye gelen Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) Genel Sekreteri Ali Ahmedov, KKTC ile ilişkiler kurmaya önem verdiklerini söyledi.

Milletvekili ve Azerbaycan Milli Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı Eldar İbrahimov'un eşlik ettiği YAP Genel Sekreteri Ahmedov, saat 11.00'de Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'yı ziyaret etti.

Avcı-Ahmedov görüşmesinde, Dışişleri Dairesi Genel Müdürü Ahmet Erdengiz ve İslam Konferansı Örgütü'nden Sorumlu Müdür Kemal Köprülü de hazır bulundu.

Ali Ahmedov ziyarette yaptığı konuşmada, kendilerini KKTC'ye davet etmesinden dolayı Avcı'ya teşekkür etti ve bu ziyaretin kendileri için çok önemli olduğunu belirtti.

"KKTC'nin ve Kıbrıslı Türklerin Azerbaycan'da yaşayan insanlar için çok aziz olduğunu" kaydeden Ahmedov, Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan ettikten sonra tüm Türk dünyasıyla ve KKTC ile ilişkiler kurmaya önem verdiğini ifade etti.

Azerbaycan ve KKTC arasındaki karşılıklı ziyaretlerin, iki devlet ve iki halk arasındaki ilişkilerin ileriye gitmesine ve dostluğun derinleşmesine olanak tanıdığını belirten YAP Genel Sekreteri Ahmedov, bu ziyareti de KKTC ile ilişkileri artırmanın bir fırsatı olarak değerlendirdiklerini belirtti.

"Türk birliği önemli"

Bakü'de bir süre önce gerçekleştirilen Türk Devletleri Kurultayı'na Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın da katıldığını hatırlatan Ali Ahmedov, bundan memnuniyet duyduklarını söyledi.

Türk birliğinin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Ahmedov, Türk devletlerinin herhangi birinde var olan sorunların çözümlenmesinde Türk birliğinin önemine işaret etti.

Ali Ahmedov, Kıbrıslı Türklerin sorunlarının Kıbrıs Türk halkının arzuları çerçevesinde çözülmesini istediklerini belirtti.

Konuşmasında Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ sorununa da değinen Ahmedov, Azerbaycan toprağının yüzde 20'sinin Ermeni işgali altında olduğunu belirtti ve dünyadaki çifte standartların bu sorunun çözülmesini engellediğini kaydetti.

Ali Ahmedov, hak ve adaletin güçlenmesinin, halkların kendi haklarını korumak için mücadele vermesinin ve Türk birliğinin devletlerin sorunlarının çözülmesine katkı koymasının önemine işaret etti.

Avcı: Ziyaret bizi onurlandırdı

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı da, ziyaretin kendilerini onurlandırdığını ifade etti ve çeşitli vesilelerle KKTC'ye ziyaretlerde bulunan üst düzen Azeri yetkililerinin, haklı mücadelelerinde kendilerine güç verdiğini ve iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı koyduğunu belirtti.

KKTC ile Azerbaycan arasında tarihten gelen güçlü kardeşlik bağları bulunduğunu kaydeden Avcı, bu bağların karşılıklı ziyaretlerle daha fazla gelişeceğine inandığını dile getirdi.

"Zengin ortak kültürün gelişmesi"

Zengin ortak kültürün daha da geliştirilmesine ve ülkeler arasında var olan dostluk, kardeşlik ve işbirliğinin daha ileriye taşınmasına KKTC'nin büyük önem verdiğini söyleyen Bakan Avcı, Azerbaycan'ın da aynı duygular içerisinde olduğuna dair hiçbir şüphesi bulunmadığını kaydetti.

Avcı, "Ambargolara, çifte standart ve adaletsizliğe maruz kalan KKTC halkına her zaman sonsuz desteğini veren Anavatan Türkiye yanında, bize karşılıksız destek veren ikinci bir ülkenin Azerbaycan olduğunu bir kez daha huzurlarınızda vurgulamak istiyoruz" dedi.

Kıbrıs Türk halkının, sağladığı destekten dolayı Azerbaycan'a her zaman müteşekkir kalacağını ifade eden Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Avcı, halkı adına Azerbaycan devleti ve halkına şükranlarını sundu.

Karabağ sorunu

Karabağ sorununu yakından takip ettiklerini belirten Dışişleri Bakanı Avcı, Ermeni işgali altındaki Azerbaycan topraklarının Azerbaycan'a iade edilmesini ve Karabağ sorununun uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde çözülmesini desteklediklerini söyledi.

Avcı, KKTC ile Azerbaycan arasındaki işbirliği ve dayanışmanın güçlenerek devam etmesinin; siyasi, ticari, eğitim, kültür ve spor alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesinin iki ülkenin de ortak menfaatlerine hizmet edeceğini dile getirdi.

Ahmedov görüşmede, Avcı 'ya partisinin plaketini hediye ederken, Dışişleri Bakanı Avcı da Ahmedov ve İbrahimov'a hediyeler sundu.

KIBRIS 09/04/08

DISY and CTP to form idea-sharing committees
By Andreas Avgousti

DISY and the Turkish Cypriot Republican Turkish Party (CTP) continued the present flurry of committee-forming across the divide yesterday when they announced the formation of their own sub-committees to discuss the Cyprus problem.

The decision was taken following a two-hour meeting yesterday between a DISY contingent led by Nicos Anastassiades and Ferdi Soyer’s CTP at the offices of the latter in occupied Nicosia.

It was agreed that the two sub-committees meet during regular intervals and would work to facilitate a better cooperation between the two parties.

The sub-committees will be discussing the Cyprus problem, but would in no way act as substitutes for the imminent official negotiations on the Cyprus problem, Anastassiades emphasised.

Soyer highlighted the urgency. “There’s no time to waste,” he said. “Our common aim is to find an acceptable solution based on UN parameters and within the framework of the high level meetings of 1977 and 1979 as fast as possible.”

DISY leader Anastassiades said that what pleased him most was the reaffirmation of “our determination to work towards a solution which will reunite our country and will provide the opportunity for better prospects for the current and future generations.”

He said that both parties are ready to encourage and support the efforts of the leaders of the two communities, while Soyer added that CTP and DISY both supported the positive moves which aided the solution of the problem, such as the opening of the Ledra Street checkpoint.

Soyer was reticent about developments regarding the opening of the Limnitis checkpoint, arguing that the more an issue is discussed, the more the procedure may be delayed.

Since the opening of Ledra Street, communities on both sides of the Limnitis crossing have jointly pushed for the opening of the checkpoint in the northwest of the island.

Speaking about the renovation of the Apostolos Andreas monastery, Soyer said that the Turkish Cypriot side was ready but did not want to assume the initiative alone.

“We are waiting for a renovation project. The Monastery does not solely belong to the Greek Cypriots, but it is part of the history of Cyprus,” he said.

“There is no problem which cannot be solved when good will exists,” he added.
Soyer appeared to be in a particularly upbeat and hearty mood. “When the Cyprus problem is solved the Greek and Turkish Cypriots will lapse into depression,” he said.

“This is because they are used to living with crises, therefore when these are solved they will find something else to worry about. For 50 years now we have been living with crises. Let’s break free from these and prepare ourselves to enjoy a period of sweetness.”

Soyer was optimistic about the results of UN Under Secretary-general Lynn Pascoe’s contacts in Ankara.

“We do not want a solution which will only benefit Greek and Turkish Cypriots, but a solution which will secure that Turkey and Greece can live in peace and harmony,” he said.

Responding to a question as to whether he thought that Turkey’s domestic crisis would affect the Cyprus problem, Soyer said that what mattered was that the crisis would be overcome and that “developments in the Cyprus problem would occur”.

Asked whether he thought that the solution to the Cyprus problem should be in accordance with EU principles, Soyer thought that the “principles of the UN are included in those of the EU. As long as negotiations continue, I believe that EU-related matters will be discussed,” he said.

The next meeting between DISY and CTP will be held at DISY’s offices at the beginning of next month.

CYPRUS MAIL 09/04/08

Optimism after heritage talks on Famagusta
By Andreas Avgousti

“WE FEEL we are doing something right. An act of duty; an act of faith to architecture, culture and history; an act of love for Famagusta and Cyprus.”
Such is the outlook of those who are working for the restoration of ancient Famagusta, in the words of its mayor Alexis Galanos.

Galanos gave a news conference yesterday to brief the media on a meeting held last week in Paris, coinciding with the opening of Ledra Street the previous day.
“The meeting was a success,” Galanos said. “We look towards the future with optimism.”

The meeting was facilitated by Europa Nostra and backed by the UN: “It was a cultural meeting about our town’s cultural heritage.”

The vice-president of the Pan-European heritage foundation Europa Nostra, Costas Carras, was in attendance, as was the Turkish Cypriot mayor of Famagusta, Oktay Kayalp.

“What’s important for us is that cultural heritage and human rights go hand-in-hand.
“The residents of the ghost town must return. Our efforts are within the framework of the tragedy suffered by our people,” Galanos emphasised.

“Those present acknowledged that we were talking about an undivided Cyprus and an undivided Famagusta,” he added.

“We have a European vision as regards the area of Famagusta.

“We need to win the Europeans over to our cause,” he advocated, highlighting Europe’s responsibility towards its own people.

Furthermore, this was not an affair exclusive to Famagusta.

“It branches out to all the monuments of Cyprus which constitute our cultural heritage. It is understandable that funding will be needed for these efforts.”

The initiative is currently boosted by moral and economic support from the Leventis, Pieridis and Thetis foundations.

He also thought that, “the new Cypriot government should also trouble itself over the priority of Famagusta.

“We’ve asked for a meeting with the President. We have to make the most of the current climate.”

He suggested the possibility of Famagusta acting as a laboratory for the rest of the island ahead of unification.

“The economic co-operation between the two communities in Famagusta can act as a test case for the rest of the island.”

Galanos pointed out the political benefits which a good climate between the two communities harbours.

“By creating and sustaining a good climate we make it difficult for the occupying forces to explain their presence.

“A climate of constant denial gives support to the logic of occupation,” he argued.

Documentary

THE STONES of Famagusta is a 70-minute long documentary which travels viewers through the ruins of Famagusta.

“You have 2,000 years of historical architecture within reaching range. It’s astonishing,” said Allan Langdale, the Canadian art historian who made the documentary.

It was filmed by British director Dan Frodsham, and it claims to “restore this forgotten Cypriot city to its rightful place as a heritage site of world importance.”

“The value Famagusta holds for world heritage is greater than all those things that have separated us for so long,” said Galanos about the town with the multicultural heritage.

He found the documentary to be “objective”, but perhaps what is more worrisome is not whether it is objective or not, but the fact that there is a “real structural concern” for many of the city’s monuments, according to Langdale.

In Galanos’ words: “the Famagusta we grew up is now hostage to rot and decay.”

CYPRUS MAIL 09/04/08

Equal rights plea for Cypriots living on Bases
By Jacqueline Theodoulou

THE CHAIRMAN of the House Commerce Committee yesterday called on the state to take all necessary measures to secure the property rights of Cypriot residents in the British Sovereign Base areas.

“Four years ago, in 2004, we submitted to the House Commerce Committee, which I preside, a subject for discussion over the necessity of equal treatment and full rights in developing the properties belonging to residents in the British Bases areas,” Lefteris Christoforou of DISY said yesterday.

Bases’ spokesmen, he added, were repeatedly requested to offer residents in the Bases’ boundaries the same rights to their properties as the rest of the Cypriot public enjoys.

“Many Commerce Committee sessions were taken up and many discussions took place, during which we sent the British the message that we would exhaust all powers offered to us through the European Union as well as the European Council, to lift the unacceptable regime that deprives European citizens of their property rights and to make the Bases stop intervening in the residents’ rights to their properties,” said Christoforou.

Last year, he continued, the Bases submitted their proposals to the Foreign Ministry.

“I would like to point out that up until recently, the Bases rejected all discussions on the subject invoking the Foundation Agreement,” the DISY deputy added.

Now all that remains is for the government to respond to the British proposals, which were submitted around a year ago.

“We believe it is the State’s duty finally to express its views on the especially serious issue of the rights of Cypriot citizens who live in the Bases and who feel abandoned and as though they are being treated like second class citizens with severed rights,” said Christoforou.

“We will immediately bring the issue back for discussion, demanding its swift resolution and the total restoration of the Bases’ residents’ rights,” he concluded.

CYPRUS MAIL 09/04/08

Advisers step up work for talks
By Jean Christou

PRESIDENTIAL Commissioner George Iacovou and Ozdil Nami, the adviser to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, moved closer yesterday to completing the composition of 13 working groups and technical committees.

The two advisers met yesterday morning for two and a half hours and again for several more hours in the afternoon at the UN-controlled Ledra Palace Hotel.

Speaking after the meeting, Iacovou said everything was set for five of the groups, and the remainder of the work would be done before the end of this week.

He would not reveal any details as to the committees, citing a confidentiality deal between the two sides.

“We have made good progress but we are not finished. We hope to do so by Thursday,” Iacovou said. He will meet Nami again today.

Iacovou, who said last week he hoped the committees would actually sit down to work this week, said the delay was because he and Nami had not had the opportunity for enough meetings in recent days.

He said that by the end of today’s meeting, they hoped to have two thirds of the committees and groups sorted out.

The two sides have agreed to six working groups and seven technical committees.

The six working groups will cover governance and power-sharing, EU, security and guarantees, territory, property and economy.

The technical committees will focus on crime, commerce, cultural heritage, crisis management, humanitarian issues, health and environment.

The technical committees are designed to tackle everyday concerns while the working groups handle substantive issues of the Cyprus question.

Iacovou said on Monday the list of names was not going to be published just yet. He said members would come from all spectrums, from politics to the legal profession but it would be difficult to pinpoint how many people would be on each committee.

Opposition DISY leader Nicos Anastassaides said yesterday no one from his party had been asked to take part in the committees or groups.

CYPRUS MAIL 09/04/08

 

Turkish Cypriot officer takes off uniform to return wallet to Greek Cypriot checkpoint

GREEK Cypriot police officers at the Ayios Dhometios checkpoint were astonished earlier this week when a Turkish Cypriot officer changed out of his uniform to return a wallet lost by a Greek Cypriot during a trip to the north. According to reports, the senior Turkish Cypriot officer arrived in plain clothes at the Greek Cypriot police checkpoint with his wife and asked them to return the wallet to its owner. It had been found in the north. It contained €250, two credit cards, a European insurance card and an identity card. The Greek Cypriot police thanked the Turkish Cypriot ‘second detective inspector’ and eventually located the owner of the wallet.

CYPRUS MAIL 09/04/08

Stalin ve Hitler’in Türkiye sırrı ortaya çıktı

Sovyetler Birliği dönemine ait arşivlerde her gün yeni bir bilgi gün ışığına çıkarken, belgelerde Stalin’in Çanakkale ve İstanbul boğazlarının ele geçirilmesi için Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler’den destek istediği yer aldı.

AA

Güncelleme: 15:10 TSİ 10 Nisan 2008 Perşembe

 

MOSKOVA - Rus Vremya Novostey gazetesinde “Nisan dönüşü protokollerde geçmiyor” başlığıyla yayımlanan habere göre, arşiv belgelerinin incelenmesi sonucu 1941 yılında Nazi Almanyası ve ve Sovyetler Birliği arasındaki savaşı kimin başlattığı ortaya çıktı.

 

Stalin, Nisan 1941’de Hitler ile başlatacağı savaşın tarihini bizzat kendisi belirledi. Rus lider, Almanya’ya karşı savaşı 1941 yılının sonbaharında başlatmayı planlıyordu.

Haberde Türkiye ile ilgili şu bilgilere yer verildi:

“Dönemin SSCB Dışişleri Bakanı Vyaçeslav Molotov’un Berlin’i savaş öncesinde ziyareti sırasında, dünyanın paylaştırılması için yeni anlaşmalar yapması planlanıyordu. Ancak iki ülke bu görüşmeler sırasında anlaşmaya varamadılar.Molotov, Balkanlar ile Finlandiya’nın Sovyetler Birliğine verilmesini talep ederken, İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki askeri birlikleri ele geçirmek için Türkiye’ye karşı açılacak savaşta Almanya’nın kendilerine destek vermesini istedi.

Molotov’un önerisinde, SSCB ile Almanya’nın birleşerek Türkiye’ye karşı savaş başlatması bile öngörülüyordu. Tüm bunların 5 adet gizli protokolde imzalanması planlanıyordu.”

Hitler ise Sovyetler Birliği’nin sadece Asya’ya doğru ilerlemesini ve bu çerçevede Afganistan ile İran’ı ele geçirmesinin yeterli olacağını düşünüyordu. Haberde, “Hitler, Avrupa’yı kimseyle paylaşmak istemiyordu” denildi.

RUSYA TÜRKİYE’YE GÜVENCE VERDİ
Molotov’un Berlin ziyaretinin başarısızlıkla sonuçlanmasının iki ülkenin birbirlerini rakip ve askeri düşman olarak görmeye başlamasına neden olduğu belirtilen habere göre, iki ülke arasındaki çatışmaların işaretleri 1941 yılının başlarında net şekilde görülmeye başlandı.

Sovyetler’in Nazi Almanyasının Balkanlar’daki varlığına karşı olduğu konusunda Berlin’e defalarca uyarıda bulunduğu dile getirilen haberde, şu ifadeler kullanıldı:

“Nisan ayında Nazi ordusu Bulgaristan’a girince, Türkiye de endişelenmeye başladı. Moskova, Türkiye hükümetiyle ilişkiye geçerek, Türkiye’nin
Nazi Almanyası tarafından saldırıya uğrayacağını, Türklerin eline silah alarak kendi toprak bütünlüğünü korumaya çalışması halinde Sovyetler Birliği tamamen tarafsız olarak Türkiye’yi anlayışla karşılayacağını vurguladı. Bu açıklama ile Moskova, Ankara’nın Bulgaristan veya Almanya ile savaşa girmesi halinde, arka cephesi konusunda emin olması için güvence vermişti.”

Rusya, Kıbrıs’ta devreye giriyor

Kıbrıs sorununda çözüm için diplomatik çabalar hız kazanırken, Rusya da devreye girmeye hazırlanıyor

NTV-MSNBC

Güncelleme: 14:48 TSİ 10 Nisan 2008 Perşembe

 

ATİNA - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Dimitris Hristofyas ile görüşecek olan Titov, bu ziyaretiyle nabız yoklayacak.

Yunanistan’ı ziyaret eden Titov, Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile görüşmesinden sonra gazetecilere açıklamalar yaptı. Titov, çözüm çabalarına Rusya’nın ne ölçüde katılabileceğini değerlendireceklerini söyledi.

Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünü bölgenin en önemli sorunlarından biri olarak tanımlayan Rus yetkili, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin desteklediği gerçek uzlaşmadan yana olduğunu dile getirdi. Titov, “Rus tarafı olarak çözüm çabalarına olabildiğince destek vermeye çalışacağız” dedi.

AB laiklik ve türban konusunda son noktayı koydu

AB Komisyonu Başkanı Jose-Manuel Barroso TBMM'de konuşuyor. İşte Jose-Manuel Barroso'nun açıklamalarından satırbaşları:

Meclisinizin tarihinizde büyük önemi olduğunu biliyorum. Büyük Atatürk Türkiye modern bir ülke yapmak için kurdu. Dünyadaki gelişmeler yüzünden sizin sorumluluğunuz daha da artıyor.

General De Gaulle 40 yıl önce şöyle demişti;

"İşte burası Türkiye boğazların hakimi ve pek çok kapının hakimi. Bu kapılardan savaş da barış da geçer. Bu kapının sahipleri elinde büyük bir gücü tutar. "
De Gaulle Avrupa açısından Türkiye’nin önemini işte böyle anlatmıştı.

Türkiye’nin önemi inişler çıkışlar olmasına rağmen önemini hep korumuştur. İkinci dünya savaşından sonra da Avrupa’nın yeniden inşasında rol almıştır.

 

"BOĞAZLARIN KAPILARIN HAKİMİSİNİZ"

Oldukça kuvvetli ortak menfaatlerimiz var ve bu özel bir vurguya sahiptir.
Türkiye’nin Avrupa’nın Bosna v.b. gibi bir dizi faaliyete destek vermesi çok önemlidir.
Ayrıca Türk ordusunun da gösterdiği profesyonelliğe de hayranlık duyuyoruz.
Genel anlamda Müslüman dünyayla diyalog adına Türkiye çok büyük rol oynamaktadır.
Türkiye laik ve demokratik bir ülke olduğunu göstererek Avrupa’ya entegre olmuştur.
Ayrıca Müslüman bir ülke olarak nitelikleriyle kökten dinciliğe karşı önemli bir örnektir.

 

"AB'NİN LAİKLİK VE TÜRBAN KONUSUNDA TAVIR ALMASINI BEKLEMEYİN"

Ekonomik güç olarak da çekim merkezidir. Yapılan reformlar Türkiye’ye sermayeyi çekiyor.
İş imkanları ilişkilerin ilerlemesi ile artıyor.

AB devletlerin egemenlik gücünü azaltmaz.
Milliyetçi duygular ile AB ülküsü çelişmez.
Katılacak ülke tüm kriterleri karşılamalı.
AB’ye giden kısa bir yol yok.
AB komisyonu reformlara yardım eder içişlerine karışmaz.

Türkiye’nin geliştirmesi gereken konular var.
İfade özgürlüğü ve kültürel haklar daha fazla artırılmalı.
Sivil asker ilişkilerinde demokrasinin daha fazla etkili olması gerekiyor.
Şiddet içermeyen konuların yargılanması sağlıklı değil.
Laikliğe dair tartışmaların öneminin farkındayım. Avrupa’da da bunlar yaşandı. Eminim Türkiye kendi dinamikleri içinde bunu çözecek.
Bu yüzden taraf olmamızı beklemeyin aynı şey başörtüsü konusu için de geçerli.
Türban her kadının kendi alması gereken bir konudur.

 

PKK KONUSUNDA YANLIŞ ANLAMA OLMASIN
Kürt menşeli Türk vatandaşlarının kültürel hakları da göz önüne alınmalı. Hükümetin bu konuda önemli adımlar atmaya hazırlandığını biliyorum.
Ayrıca Avrupa’nın terör listesinde PKK ile ilgili gelişme yanlış anlaşılmalı.


RUMLARA LİMANLARI AÇIN
Kıbrıs konusunda tarihi bir fırsat yakalandı. Bu konuda gerekli adımların atılacağını biliyorum.
Ama bu süreçte Türkiye Rumlara limanlarını açmalı


ELEŞTİRİLER SİZİ KORKUTMASIN
Biliyorsunuz İngiltere daha önce iki kez AB’nin kapısından çevrildi.
AB 27 ülkeden oluşuyor. Her ülkeden farklı bir ses çıkacaktır.
Lütfen Türkiye ile ilgili farklı sesler duyduğunuzda şaşırmayın. Bu demokratik bir tartışmadır ve Türkiye’nin bunlardan korkmaması gerekiyor.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile AB Komisyonu Başkanı Jose-Manuel Barroso’nun ortak basın toplantısı 

AB Komisyonu Başkanı düzeyinde bir ziyaretin olması Türkiye’nin üyeliğine verilen önemi gösterir.

Reform süreciyle ilgili görüştük. Türkiye’nin bu süreçte yaşadığı sıkıntıları gözden geçirme fırsatı bulduk. Türkiye’nin bu konuda gösterdiği gayreti anlattık.

Müzakere sürecinin hedefinin tam üyelik olduğunu belirttik ve başka bir alternatifi kabul edemeyeceğimizi teyit ettik.

Terörizmle ilgili Barroso ile aynı fikirdeyiz.

 

Başbakan Erdoğan'ın ardından sözü AB Komisyonu Başkanı Jose-Manuel Barroso aldı. İşte Barroso açıklamalarından satırbaşları:

 

Ziyaretimin amacı reformların hızlandırılması için yüreklendirilmesi ve aynı zamanda dinlemek için geldim.

Reformların devam etmesi için cesaretlendirmeye geldim.

Ortak hedeflerimiz ve menfaatlerimiz var. Türkiye için önemli olan bir şey AB için de önemlidir.

Ölüm cezasının kaldırılması ve 301’inci maddenin kaldırılmasına ilişkin girişim çok olumlu reformlar.

Temmuzda bence iki fasılda daha müzakere açılacaktır.

Türkiye’ye karşı büyük bir güven taşımaktayız.

SORU CEVAP

Barroso’ya soru: Türkiye’ye gelişiniz kapatma davası sürecinde bir mesaj olarak algılandı. Ne düşünüyorsunuz?

Avrupa standartlarının uygulanmadığını görürsek buna kayıtsız kalamayız ama Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına saygılıyız. Ümit ediyorum ki Anayasa Mahkemesi’nin kararı Avrupa standartlarına ve Venedik Komisyonu’nun içtihatlarına uygun olacaktır.

Kapatılma davasını duyunca doğrusu şaşırdım. Böylesi bir süreci bir gelişmiş bir ülkede görmek mümkün değil.


Barroso’ya soru: Laiklik din değildir demiştiniz niye böyle konuştunuz ve Türkiye’deki laiklik algılamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Laiklikle ilgili İstanbul’da bir üniversitede konuşacağım orada daha geniş bir anlatımda bulunacağım.

Laik kurallarını uygulamanın farklı yolları var. Din değil dememin sebebi bir dogma olmamasıdır. Demokratik laiklik budur. Demokratik laik anlayışına göre dini görmezden gelemezsiniz. Yani dinin gereklerine de saygı göstermelisiniz.


Barroso’ya soru: 301 değişikliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Taslakla ilgili yorum yapamam çünkü parlamento sürecinde. Ama ilk okumada intibaımız olumlu

Erdoğan’a soru: Parti kapatma ile ilgili kanuni değişiklik yapılacak mı?
Erdoğan: çalışmalar devam ediyor. Gerekli görülürse yapılacaktır

HURRIYET 10/04/08

 

Talat umutlu

GEÇMİŞE GÖRE UMUTLUYUM AMA BU HERŞEYİN MÜKEMMEL OLDUĞUNU GÖSTERMİYOR... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, KIBRIS'ın, "Karşınızda farklı bir Rum lider profili var. Şimdi barışa yakın mıyız? Umutlu musunuz?" sorusuna, "Tabii ki geçmişe göre umutluyuz. Bu her şeyin çok iyi gittiğini, her şeyin mükemmel olduğunu göstermiyor. Sıkıntılarımız var. Bugün sayın cumhurbaşkanlığı sözcüsü de açıkladı. Yani, Kıbrıs Türk tarafının iç işlerine yönelik girişimler var. Veya söylemler var. Bunlar bizi rahatsız ediyor" dedi

HRİSTOFYAS YANLIŞ YAPTI... Rum lider Hristofyas'ın Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan açıklamalarını da değerlendiren Talat "Bu açıklamaları içişlerimize karışma ve kendi kurumlarımız arasında sorunlar yaratmaya çalışma olarak görürüm. O nedenle çok rahatsızım. Çok çirkin bir yaklaşımdır bu. Bunu bugüne kadar hiç kimse yapmamıştır. Biz, Hristofyas'ın askerle sorunu var dedik mi? Ya da polisle? Biz de söyleyebilirdik. Her şeyi söyleyebilirdik. O bunu yaptı ve bence çok yanlış yaptı" dedi

Aral MORAL

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda geçmişe göre umutlu olduğunu, bazı noktalarda sıkıntıları bulunduğunu söyledi.

KIBRIS'ın, "Karşınızda farklı bir Rum lider profili var. Şimdi barışa yakın mıyız? Umutlu musunuz?"

sorusuna, "Tabii ki geçmişe göre umutluyuz. Bu her şeyin çok iyi gittiğini, her şeyin mükemmel olduğunu göstermiyor. Sıkıntılarımız var. Bugün sayın cumhurbaşkanlığı sözcüsü de açıkladı. Yani, Kıbrıs Türk tarafının iç işlerine yönelik girişimler var. Veya söylemler var. Bunlar bizi rahatsız ediyor." dedi

Talat, 8 Temmuz süreci ve 21 Mart süreci arasında benzerlik olmadığı yönündeki soruya "Bunda 8 Temmuzun unsurları var. Ama zaman boyutu da var. Zaman limiti de var. Karma bir şey meydana geldi. Yani bu ne 8 Temmuzdur, ne 8 Temmuz değildir. Buna isterseniz 21 Mart mutabakatı deyin" dedi.

Tasos Papadopulos tarafından, Mali Yardım Tüzüğü Çerçevesi'nde Kuzey Kıbrıs için hazırlanan projelere açılan davaların sorulması üzerine Talat, iki yeni davanın da Hristofyas döneminde açıldığına dikkat çekti.

Güncel konulara da değinen Cumhurbaşkanı Talat, Çağlayan Parkı konusunda yaşananları 'asimilasyon' olarak değerlendirmenin yanlış olduğunu söyleyerek "Ama bana kalsaydı Çağlayan Parkı'nın ismini değişmezdim" dedi.

Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un KKTC'ye yapacağı ziyaretin bazı kesimler tarafından tepkiyle karşılanması sorusuna ise Talat "Askeri operasyon yapılmıyor. Alt tarafı bir ziyaret. Tersine barışçı bir ziyaret. Kara Kuvvetleri Komutanı'nın gelişi denetleme maksatlıdır" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Talat'ın KIBRIS'ın sorularına verdiği cevaplar aynen şöyle:

"Kıbrıs Türk tarafının iç işlerine yönelik girişimler var"

KIBRIS: Karşınızda farklı bir Rum lider profili var. Şimdi barışa yakın mıyız? Umutlu musunuz?

TALAT: Tabi ki geçmişe göre umutluyuz. Bu her şeyin çok iyi gittiğini, her şeyin mükemmel olduğunu göstermiyor. Sıkıntılarımız var. Bugün sayın cumhurbaşkanlığı sözcüsü de açıkladı. Yani Kıbrıs Türk tarafının iç işlerine yönelik girişimler var. Veya söylemler var. Bunlar bizi rahatsız ediyor. Sanki, KKTC'de makamlar birbiriyle kavgalıdır, birbiriyle sorunları var. Bu sorunlara da Rum tarafı taraf oluyor. Bir tarafı tutuyor, bir tarafı destekliyor, bir tarafa karşıdır gibi yaklaşımlar var. Bu arada yine Türkiye'nin ve TSK'nın Kıbrıs sorununun içine çekilmesine çalışılıyor ve Türkiye'nin çözüm istemediği gibi iddialar öne sürülüyor. Türkiye ile Kıbrıs Türkü ayrılmaya çalışılıyor. Sanki, Türkiye çözüm istemiyor, Kıbrıs Türkü çözüm istiyor gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılıyor. Tabi ki bunlar tehlikeli oyunlardır. Güzel oyunlar değildir. Çünkü sonuçta, ben her zaman söylediğim gibi ki bunu kendilerine de defalarca söyledim. Türkiye kendilerine cevap vermez. TSK da kendilerine cevap vermez. Bu cevap bize düşer. Bizde cevap verdiğimizde yeni bir suçlama yarışı başlar. Bu hoş bir şey değil. Bunun gibi, çok ciddi olumsuzluklar olmakla birlikte, geçmiş döneme göre çözüm umutlarımızda bir iyileşme var.

"Bu ne 8 Temmuzdur, ne 8 Temmuz değildir"

KIBRIS: 8 Temmuz süreci çok tartışılmıştı, gerek Rum kamuoyunda gerekse de Kıbrıs Türk kamuoyunda. 21 Mart mutabakatı ile 8 Temmuz anlaşması arasında ne gibi fark var? Bazı kesimler ikisi arasında fark olmadığını söylüyor.

TALAT: 8 Temmuz anlaşması, Papadopulos ile yapılmış bir anlaşmaydı ve onun benimle bir kahve içmeye bile gelmeyen tutumuna yumuşama getirilebilmesi için BM'nin kotardığı bir anlaşmaydı. Ancak o zaman da biz ifade etmiştik; bu anlaşma Rum tarafının zaman kazanmasına yol açacak ve anlamlı sonuç alıcı müzakerelerin başlaması mümkün olmayacak. Yani kaybımız ne olacaktı? Bundan kaybımız; zaman olacaktı. Ama zaten o gün de zaman kaybediliyordu. Anlaşmanın yapıldığı tarihleri düşünün. Masaya gelmiyordu, benimle görüşmüyordu, kahve içmiyordu. Zaten zaman akıp gidiyordu. O yüzden 8 Temmuz anlaşmasının kendisi zaman geçmesine yol açmadı. Ama geçmekte olan, akmakta olan zamanı yani kaybettiğimiz zamanı, bize kazandırmadı. Kazandırmasını istiyorduk onu bekliyorduk. Olmayabileceğini hatta olamayacağını söylüyorduk BM'ye uyarı olarak. Nitekim dediğimiz çıktı, olmadı. Yani Rum tarafı bunu, zaman kazanma amacıyla bir oyalama süreci gibi gördü. Ben bu gerçekleri anlattığımda özellikle içte muhalefet 'bak işte 8 Temmuz anlaşması çok kötü bir anlaşmaydı' gibi yorumladı. Hâlbuki değil. Aleyhimize olduğundan değil. Ama akıp giden zamanı durdurmayı umut ederek bir anlaşma ve bundan da emin değildik tabi ki. Hatta Rum tarafı bunu kullanarak yine zaman kazanacak diyorduk; buna yol açtı. O bakımdan 8 Temmuzun biz, bir zaman limiti ile sınırlandırılmasını onun arkasından da sonuç alıcı tam teşekküllü müzakerelere geçilmesini öneriyorduk. Bunu 5 Eylül 2007'de Sayın Papadopulos kabul etmedi. Sonra yeni lider, yeni bir görüşme yaptık kendisiyle. Bunda 8 Temmuzun unsurları var. Ama zaman boyutu da var. Zaman limiti de var. Karma bir şey meydana geldi. Yani bu ne 8 Temmuzdur, ne 8 Temmuz değildir. Buna isterseniz 21 Mart mutabakatı deyin veya anlaşması. 21 Mart anlaşmasıdır. Öyle algılayın. Bunda, takvim var. 3 ay sonra tam teşekküllü müzakereler başlayacak. Bunda, gerçekten bunun sonucu olarak da çalışma gruplarının ve teknik komitelerin isimlerini belirleyebildik. Gündemleri üzerinde ve çalışma ilkeleri üzerinde çalışıyoruz. Ben sanıyorum ki onları da başaracağız. Yani bunu, gündemleri saptayamadığımız, konu başlıklarını saptayamadığımız, komite ve çalışma gruplarının isimlerini saptayamadığımız eski ile kıyaslarsanız çok ciddi bir fark var. O bakımdan 21 Mart anlaşması sanıyorum ki tam teşekküllü müzakerelere yardımcı olacak, yol açacak ve sonuç almamıza yol açacak.

İlkeler bazında izlenecek olan

siyasi yol hemen hemen netleşti

KIBRIS: Geçtiğimiz gün Rum basınında, Rum kesiminin, çalışma gruplarında ve teknik komitelerde ele alınacak 13 başlığı hazırladığı belirtildi. Bu konu Yakovu ve Nami görüşmesinde ele alındı mı?

TALAT: Biz de hazırladık. Komisyonların gündemlerini görüşüyorlar.

KIBRIS: Bir de "starting document" dedikleri başlangıç bildirgesinin öne sürüleceği de konuşuluyor?

TALAT: Yok. Öyle bir şey yok. Sadece, çalışma prensiplerini belirleyen bir metin üzerinde çalışılıyor ve her bir çalışma grubuyla komitenin gündemleri üzerinde çalışılıyor.

KIBRIS: İlkeler bazında izlenecek olan siyasi yol netleşti mi?

TALAT: Tabi tabi. Bir çoğu netleşti.

KIBRIS: Bunları biraz açar mısınız?

TALAT: Yani her birinin ayrı ayrı gündemi var. Zaten adı üstünde. Yönetim ve güç bölüşümü adı altında ne kadar unsur varsa hepsi olacak. Hükümet nasıl oluşacak, meclis nasıl oluşacak, kurucu devletlerin yetkileri neler olacak.

KIBRIS: Yani bunlarda bir anlaşmaya varılmadı.

TALAT: Hayır. Gündem bu. Onu çalışma grupları çalışacak.

Türkiye'de gelişen olaylar KKTC'yi etkiler

KIBRIS: Peki, bu kadar ilerleme varken, gelişen olaylar arasında, Türkiye'de yaşanan siyasi kriz, AKP'ye açılan davalar süreci nasıl etkiler sizce?

TALAT: Nihayetinde Türkiye'deki her olumsuzluk, sonuçta etkiler. Bunu hiç kimse inkar edemez. Yani neredeyse ABD'de olsa ve BM'yi etkilese, bizi de etkiler sonuçta. Ama bunun asgari ölçüde olmasını dileriz ve onun için çalışırız.

"2 dava da Hristofyas döneminde açıldı"

KIBRIS: Papadopulos döneminde Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde Kuzey Kıbrıs için hazırlanan projeleri dava etmişti. Bu konuda Hristofyas ile bir görüşmeniz oldu mu?

TALAT: Hayır bunu görüşmedik. Hatta Hristofyas döneminde iki dava daha açıldı. Papadopulos döneminde 6 dava vardı. 2 dava da Hristofyas döneminde açıldı. Bu bizi üzdü. Davalar 8'e çıktı. Bizi üzdü. Ama henüz görüşmedik. Görüşeceğiz herhalde.

KIBRIS: BM aktif olarak sürece ne zaman dahil olacak?

TALAT: BM o konuda henüz bir karar üretmedi. Herhalde Pascoe'yu dinlediniz. Pascoe, aktif olarak yer alacaklarını ifade etti. Ben 3 ay sonra başlayacak olan tam teşekküllü müzakerelere BM Genel Sekreterinin özel danışman atayarak iyi niyet misyonunu başlatacağını ve harekete geçireceğini düşünüyorum.

"Dekonfrantasyon güven artırıcı önlemler paketimizde var"

KIBRIS: Rum hükümet sözcüsü Stefanu'nın açıklaması olmuştu. Lefkoşa'da dekonfrantasyon olsun yönünde konuşmuştu.

TALAT: Zaten biliyorsunuz, dekonfrantasyon bizim güven yaratıcı önlemler paketimizde var. Lefkoşa'da değil her yerde var.

KIBRIS: Bununla ilgili masaya bir şey geldi mi?

TALAT: Hayır. Bakın, o ayrı bir kategoridir. Yani çalışma grupları ve teknik komiteler Kıbrıs sorununun özü ve gündelik konularla ilgili çalışır. Sizin sözünü ettiğiniz askeri ve sivil güven yaratıcı önemler başka bir kategoridir. Onu henüz ele almaya başlamadık.

"Lokmacı'da, BM ile vardığımız

anlaşmanın dışında bir şey yapmadık"

KIBRIS: Lokmacı'da yaşanan ilk gün gerginliği konusundan konuşalım.

TALAT: Konu açık ve nettir aslında. Orada biz BM ile vardığımız anlaşmanın dışında bir şey yapmadık. Orada da Rum tarafının, 'sorumlu olan askerdir, Talat'ın yetkisi yoktur' gibi beni aşağılayan bir yaklaşımı oldu. Bir yandan da benimle asker arasına nifak sokmaya çalışan tatsız bir yaklaşım. Halbuki sayın Hristofyas'ın söyledikleri hiç doğru değil. Gerçek durum açık ve nettir. Bizim BM ile yapılan anlaşma çerçevesinde görev yapan polisimiz, yasalarımıza uygun olmayan ve gece vakti bir eylemi karşılamıştır ve durdurmuştur. Bu yapılmasaydı daha kötü şeyler de olabilirdi. Eylemcinin kuzeye geçip kuzey de bir tahrik yaratabilirdi. Kuzeyde zaten farklı bir dil kullanıldığı için yanlış anlaşılabilirdi. Kaldı ki bizim yasalarımıza göre böyle bir eylem kuzeyde yapılamaz. Gece ve Kıbrıslı Rumlar tarafından. Yasalarımız böyle.

"Hristofyas'ın iç işlerimize karışması çok çirkin bir yaklaşım"

KIBRIS: Gerçi başında biraz bahsettiniz ama, Hristofyas sürekli olarak Türkiye'ye ve TSK'ya sataşma içerisinde. Kendisi bu hareketlerle, Papadopulos'un yaptığı gibi, sizi ekarte ederek benim muhatabım Türkiye'dir mi demeye çalışıyor?

TALAT: Ben, ondan daha önemli olanı; bir içişlerimize karışması, iki kendi kurumlarımız arasında sorunlar yaratmaya çalışma olarak görürüm. O nedenle çok rahatsızım. Çok çirkin bir yaklaşımdır bu. Bunu bugüne kadar hiç kimse yapmamıştır. Biz, Hristofyas'ın askerle sorunu var dedik mi? Ya da polisle? Biz de söyleyebilirdik. Her şeyi söyleyebilirdik. O bunu yaptı ve bence çok yanlış yaptı.

"Ben olsam Çağlayan Parkı'nın ismini değişmezdim"

KIBRIS: Çağlayan Parkı'nın isminin değiştirilmesine yönelik tepkiler geldi. Bunun için asimilasyona uğruyoruz dendi. Bu konuda düşünceleriniz nedir?

TALAT: Asimilasyonun ne olduğunu bilmeyenler bunu söyleyebilir. Çağlayan Parkı'nın adı değişmeli miydi diye sorarsanız bana, bana kalsaydı değiştirmezdim. Ama bunu asimilasyon olarak nitelemek doğru değil. Asimilasyonun ne olduğunu bilmek lazım. Sözlüklerde bile var. Bunun yanında, o parkın bir mezbelelik olduğu ve o halde kalmasının da bu halde olmasından çok daha kötü olduğunu kabul etmek lazım. Yani öyle bir hale geldi ki sanki işte Çağlayan Parkı'nın adının değiştirilmesine karşı çıkanlar sanki o haliyle kalsındı demeye getiriyorlar gibi bir izlenim doğuruyorlar. Bu yüzden belki de anlaşmaya varılamıyor. Bence doğru olan şudur. Tabi ki Çağlayan Parkı bakımlı ve güzel olmalıydı. Bunu sağlayamadılar. Sorumlu aramıyorum. Sağlamayan herkes sorumludur sonuçta. Buranın temizlenmesi, tertiplenmesi ve modernleşmesi lazımdı. Bunu iyi niyetle birileri yaptı. Yani LTB, Ankara Belediyesi ile işbirliği içerisinde iyi niyetle yaptı. Burada belediyeleri kesinlikle eleştirmiyorum. Farz edin ki yanlış oldu bu isim değiştirme ya da isim ekleme. Bu değiştirme değil. Bir Ankara sözünün eklenmesi farz edin ki yanlış oldu. Bunu düzeltmeye çalışmak varken, gerginliğe yol açacak şekilde bunu kavgaya dönüştürmek, eğer bir yanlış varsa onun düzeltilmesini değil, yanlışa sahip çıkılmasını yaratır. Bugün olan budur. Halbuki ona serin kanlı bir şekilde yaklaşılsaydı, bunun yanlış olduğu üzerinde durulsaydı, yani bu konunun yanlış olduğu basın ve diğer yollarla ifade edilseydi, ama kavga etmeden yapılsaydı bu belki de bu yanlış düzeltilirdi. Ama şimdi öyle bir gerginleşti ki iş kavgaya dönüştü. Taraflar kavga etmeye başladı. Kavga da olunca keskinleşme olur. Ben böyle bakıyorum. Fazla abartıldı. Anlamından saptırıldı. Gereksiz bir toplumsal kavga ortaya çıktı.

KIBRIS: Aslında bir gerginlik daha oldu. KTOEÖS'ün LAÜ'de bir grevi yaptı. İstenmeyen olaylar oldu.

TALAT: Böyle bir gerginliğe ne gerek vardı ben anlamadım. Bu ülkede yasalar var. Bu ülkenin yasaları ne gerektiriyorsa o yapılırdı. Ama konuyu bir gerginlik noktasına taşımak sanıyorum çok yanlış bir şey olur. Örgütlenme ile ilgili yasalar var ve o yasalar uygulanırdı. Uygulamayan varsa ondan hesap sorulurdu ve bu mesele öyle çözülürdü. Bunu da kavgaya dönüştürdük. Sonuçta da çözümü daha zor hale getirdik.

KIBRIS: Gine Ekonomi, Maliye ve Planlama Bakanı'nın ülkemize bir ziyareti oldu. Bir açıklamasında, KKTC'nin yapacağı yardımlarla Gine'de sürdürülebilir bir ekonominin sağlanabileceği söylendi. Bu esprili bir şekilde farklı yorumlara neden oldu.

TALAT: Ne olduğunu bilmiyorum. Bu açıklamasını duymadım. Benim bildiğim Gineli bakan, Sayın Avcı'nın daveti üzerine ülkemize geldi. Daha ziyade eğitim alanında, bizim üniversitelerimizde Gineli gençlerin eğitim görmesi konuşuldu.

"Kara Kuvvetleri Komutanı'nın gelişi alt tarafı bir ziyaret"

KIBRIS: Türkiye Genel Kurmay Başkanı'nın ardından, Kara Kuvvetleri Komutanı da ülkemize ziyarette bulunuyor. Gelen tepkiler arasında, böyle bir zamanda bu tür ziyaretlerin yanlış olduğu söyleniyor. Kıbrıslı Türk ve Rumlar arasında olumlu hava var ve bu ziyaretlerin art niyetli olduğu ifade ediliyor.

TALAT: Askeri operasyon yapılmıyor. Alt tarafı bir ziyaret. Tersine barışçı bir ziyaret. Kara Kuvvetleri Komutanı'nın gelişi denetleme maksatlıdır. Şimdi işte denetleme zamanı. Her yıl hemen hemen bu zamanda gelinir. Dolayısıyla o çerçevede geliyor kara kuvvetleri komutanı. Genel Kurmay Başkanını ise ben davet etmiştim. Tabi ki zamanlama geliş tarihini belirleme prosedürleri geçtiğimiz günlere denk geldi. Ama önemli olan verilen mesajdır. Verilen mesaj; Kıbrıs'ta havayı bozucu bir mesaj olmadı. Bir ara Genel Kurmay Başkanı'nın söylediği bazı şeyler farklı algılanmış, farklı yorumlanmış, ama sağduyu ile düşünüldüğünde ve sağduyu ile düşünen basın organları ve köşe yazarları durumu makul değerlendirdiklerinde Genel Kurmay Başkanı'nın ziyaretinin, siyasi olarak destek mahiyetinde algılanması gerektiğini görmüşlerdir. Ve gerçekten de öyle olmuştur. Kurmay başkanı, Kıbrıslı Türklerin güvenliği için, kalıcı ve adil bir barış oluncaya kadar görevlerine devam edeceklerini söylemişlerdir.

"Bizim hedefimiz olan çözüm ve AB biraz

daha gerçek olma yoluna giriyor gibi görünüyor"

KIBRIS: Yurttaşlara Kıbrıs konusunda mesajınız nedir?

TALAT: Her zamanki gibi Kıbrıs sorununun çözümü için çalışıyoruz. Yeni bir dönem olabilir gerçekten önümüzdeki dönem. Bundan yararlanmak lazım. Herkes için yararlanmak lazım; hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar için yararlanmak lazım. Ve bölge için de yararlanmak lazım. Başta Türkiye ve Yunanistan olmak üzere AB için. Bizim hedefimiz olan çözüm ve AB biraz daha gerçek olma yoluna giriyor gibi görünüyor. Bu nedenle yararlanalım. Bu dönem için daha fazla birlik ve beraberlik sağlamamız lazım. Çünkü pazarlıklarımız olacak. Bu pazarlıklar zor olacak. Her alanda pazarlık olacak. Hayatın her alanını ele alacağız. Her alanında alacağız ve vereceğiz. Bazen acı olacak bazen tatlı olacak. Ama bütününde, genelinde gelecek belirsizliğinden kurtulmuş olacağız. Çözüm bizim ana hedefimiz olmaya devam ediyor. Bu arada tabi çözüm çalışmaları ile birlikte izolasyonların kaldırılması çalışmaları da geçmişe göre ivme de kazanmıştır. En azından, son birkaç günde hepimizin gördüğü bakan ziyareti, belediye ziyareti gibi daha önce yeşillerin ziyareti gibi eskiden tabu görülen şeyler yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır ve direk Ercan'a geliyorlar. Bunlar çözümden yana olumlu yaklaşımımız nedeniyle olmaktadır.

KIBRIS 10/04/08

 

İş yapmak isteyenlere AB'den yardım

HİBELER AB MALİ YARDIM PROGRAMI TARAFINDAN SAĞLANACAK... Avrupa Birliği "işgücü piyasasında daha fazla yer almayı sağlamak" amacıyla hibe programı başlatıyor. Program çerçevesinde, çalışanlarının eğitilmesini isteyen işletmelere, kariyer danışma ve eğitim kurumlarına, işveren ağ şebekelerine, odalara ve işsiz kişilere 10 bin ve 50 bin Euro arasında hibe sağlanacak. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, hibelerin Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB Mali Yardım Programı tarafından sağlanacağı kaydedildi

Avrupa Birliği "işgücü piyasasında daha fazla yer almayı sağlamak" amacıyla hibe programı başlatıyor.

Program çerçevesinde, çalışanlarının eğitilmesini isteyen işletmelere, kariyer danışma ve eğitim kurumlarına, işveren ağ şebekelerine, odalara ve işsiz kişilere 10 bin ve 50 bin Euro arasında hibe sağlanacak.

Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, hibelerin Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB Mali Yardım Programı tarafından sağlanacağı kaydedildi.

Açıklamaya göre söz konusu hibe programı; eğitim kursları, çalışma ziyaretleri düzenlemek, teknolojiyi ve ekipmanları geliştirmek, toplum içerisinde bir staj programı inşa etmek gibi faaliyetlere fon sağlayarak Kıbrıs Türk toplumunda bulunan işçilerin, çalışanların ve işsizlerin iş becerilerini artırmayı destekliyor.

Herkesin iş gücü piyasasına eşit olanaklar içerisinde girebilmesini sağlamak; işçilerin, çalışanların ve işsizlerin iş becerilerinin iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu doğrultuda geliştirilmesini sağlamak amacı taşıyan hibe programı iki diziden oluşuyor.

Dizi A yeni teknolojiler ve/veya ekipman tedarikini içermeyen projeleri; Dizi B ise eğitim kursları ve yeni teknolojiler ve/veya ekipmanların tedarik edilmesi kombinasyonu yoluyla iş becerilerini artırmaya yönelik projeleri kapsıyor.

Açıklamaya göre, ek bir değer getireceği veya daha az masraflı olacağı düşünüldüğü takdirde adaylar, hem Dizi A hem de Dizi B altındaki aktiviteler için ortak bir başvuru yapabilir.

Adayların danışması için hazırlanan kapsamlı kılavuza http://ec.europa.eu/europeaid/cgi/frame12.pl adresinden ulaşabilir. (Arama tipi olarak "By Country" ve ülke olarak "Cyprus" seçilecek. Proje teklif çağrılarına ulaşmak için ise "Status"ün altında "Open" ve "Grants" tıklanacak).

Projeler için başvuruların 5 Haziran Perşembe günü Merkezi Avrupa Saati ile 16.00'ya kadar yapılması gerekiyor.

Eğitim kurslarının ilki bu ay, ikincisi ise mayıs ayında gerçekleştirilecek.

Eğitim kurslarının kesin saat ve yerleri daha sonra açıklanacak.

Daha ayrıntılı bilgi için Daniela Huhmann'a daniela.huhmann@ec.europa.eu e-mail adresinden ulaşılabileceği belirtildi.

KIBRIS 10/04/08

 

Başbuğ: Garantiler sulandırılamaz

TSK'NIN DESTEĞİ HER ZAMAN YANIMIZDA... Kıbrıs'ta siyasi olarak çözümü hedefleyen bir süreç yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Talat, adil ve kalıcı bir çözüm gerçekleştirmek için ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koyduklarını dile getirdi. Bu süreçte TSK'nın desteğine de ihtiyaçları olduğunu ifade eden Talat, TSK'nın desteğini her zaman yanlarında bulduklarını söyledi. Hedefleri olan adil ve kalıcı barışa ulaşabilmek için gerekli desteğe sahip olduklarını kaydeden Talat, geleceğe güvenle baktıklarını dile getirdi

GARANTİ VE İTTİFAT ANLAŞMALARI SULANDIRILMAMALI... "KKTC artık bir gerçek, adil kalıcı ve kapsamlı bir çözüm istiyorsanız bu gerçeği kabul etmeniz lâzım" diyen Org. Başbuğ, tarafların eşit ve egemenlik haklarına sahip olarak ortak iradelerini koymalarıyla elde edilebileceğini kaydetti. İlgili tarafların, eşitlik ve egemenlik haklarına saygı göstermediği takdirde gerçekten adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşmanın zor göründüğünü belirten Başbuğ, "Mutlaka garanti ve ittifak anlaşmaları muhafaza edilmeli, deldirtmemeli ve sulandırılmamalıdır." dedi

Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, askeri birlikleri denetlemek amacıyla dün KKTC'ye geldi.

Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Cumhurbaşkanı Talat, Meclis Başkanı Ekenoğlu, Başbakan Soyer ve eski Cumhurbaşkanı Denktaş'ı ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundu.

Kıbrıs Türk halkının ve KKTC'nin güvenliğini sağlamakta KTBK'nın en temel rolü oynadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Barış Harekatı'yla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvenlik sorunun kalmadığını dile getirerek, bunun KTBK Komutanlığı'nın yaptığı görevle mümkün olduğunu söyledi.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs'ta eşitlik temelinde yapılacak olası bir çözümün dayandığı bir diğer esas noktanın da Garanti ve İttifak Anlaşmaları olacağına dikkat çekerek bunun dışında bir çözümün mümkün olmadığını vurguladı.

Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ da, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve birliklerinin 1974'ten bugüne kadar adada bulunuşunun yalnız KKTC ve Türk halkının güvenliği değil, aynı zamanda tüm adayı kapsayacak şekilde adaya güvenlik ve huzur getirilmesi için olduğunu ve bunun da sağlandığına işaret ederek, bunun gözden kaçırılmaması gerektiğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'u, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, 39. Mekanize Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Mehmet Taş, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz, 28. Mekanize Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem, 14. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Faruk Şengün, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca ve Meclis Genel Sekreteri Fisun Aksun karşıladı.

Başbuğ'u, Ercan VIP salonu önünde ise, muharip derneklerin üyeleri ve öğrenciler, ellerinde Atatürk posteriyle, üzerlerinde "mevzubahis vatansa gerisi teferruattır" yazılı Türk bayraklarıyla karşıladılar.

Orgeneral İlker Başbuğ'un KKTC'ye gelmesi dolayısıyla Ercan Havaalanı'nda ve izleyeceği güzergah üzerinde üst düzey güvenlik önlemleri alındı.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, VIP salonundan ayrılacağı sırada kendisini karşılayan muharip derneklerin üyeleri ile öğrencileri selamlayarak, KKTC'de olmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her zaman Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu ve bundan sonra da olmaya devam edeceğini vurguladı.

Orgeneral Başbuğ Talat'ı ziyaret etti

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ve Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hareket Daire Başkanı Tümgeneral Hüsmen Akdeniz'in eşlik ettiği Orgeneral Başbuğ, saat 10:45'te Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ziyaret etti.

Her yıl Kıbrıs Türk Barış Kuvvetler Komutanlığı'nın (KTBK) yıllık plan semineri faaliyetleri bulunduğunu ifade eden Başbuğ, Kolordunun (KTBK) bu yılki faaliyetlerine katılmak üzere KKTC'ye geldiğini söyledi. KTBK Komutanlığı'nın asli ve önce gelen görevlerinden birinin Kuzey Kıbrıs'taki Türk halkının güvenliğini savunup, gerekli savunma tedbirlerini almak olduğunu kaydeden Başbuğ, 1974 yılından beri adada bulunan KTBK Komutanlığı ve bu Komutanlığa ait birliklerin, yalnız KKTC Devletine değil adanın bütününe huzur ve güven getirdiğini belirtti.

Kara Kuvvetler Komutanı olarak kendisinin Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın görevlerine hazırlanmasından ve bu görevleri icra etmesinden sorumlu olduğunu dile getiren Başbuğ, bu nedenle adaya geldiğini ve bulunacağı süre zarfında hem plan semineri faaliyetlerini izleyeceğini hem de birliklerde denetlemelerde bulunacağını ifade etti.

Talat: Barış Harekatı'yla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvenlik sorunu kalmadı

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Kıbrıs Türk halkının ve KKTC'nin güvenliğini sağlamakta KTBK'nın en temel rolü oynadığını söyledi. Kıbrıs Türk halkının çok zor günlerden geçerek güvenlik zafiyetleri yaşadığını dile getiren Talat, Kıbrıs Türk halkının, güvenliğinin sağlanması hususundaki beklentilerine 1974'te cevap aldığını kaydetti. Barış Harekatı'yla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvenlik sorunun kalmadığını dile getiren Talat, bunun KTBK Komutanlığı'nın yaptığı görevle mümkün olduğunu söyledi.

Kıbrıs'ta siyasi olarak çözümü hedefleyen bir süreç yaşandığını belirten Talat, adil ve kalıcı bir çözüm gerçekleştirmek için ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koyduklarını dile getirdi.

Güvenlik zafiyeti ve ekonomik sıkıntı yaşamamanın kendilerini güçlü kıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türkü'nün geleceğini sağlamak ve kalıcı bir barışa ulaşmak için Türkiye Cumhuriyeti'ninkiler de dahil olmak üzere bütün kurumların desteğine ihtiyaçları olduğunu vurguladı. TSK'nın desteğine de ihtiyaçları olduğunu ifade eden Talat, TSK'nın desteğini her zaman yanlarında bulduklarını söyledi. Hedefleri olan adil ve kalıcı barışa ulaşabilmek için gerekli desteğe sahip olduklarını kaydeden Talat, geleceğe güvenle baktıklarını dile getirdi.

Orgeneral Başbuğ Meclis Başkanı Ekenoğlu'nu ziyaret etti

Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu'nu ziyaret etti.

Ekenoğlu ile Başbuğ'un Meclis Şeref Salonu'nda saat 11.15'te yaptıkları görüşmede, Başbuğ'a, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Daire Başkanı Tümgeneral Hüsmen Akdeniz eşlik etti. Görüşmede, basına açıklama yapılmadı.

Görüşmenin gerçekleşeceği Meclis ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri dikkati çekerken, Meclis Şeref Salonu güvenlik güçleri ve detektör köpek tarafından arandı.

Soyer: Garanti ve ittifak anlaşmaları dışında bir çözüm mümkün değil

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'u kabul etti.

Orgeneral Başbuğ'a Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu'nun da eşlik ettiği ziyarette Başbakanlık Müsteşarı Öntaç Düzgün de hazır bulundu.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, görüşmenin başında basına yaptığı açıklamada, öncelikle Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ardından yapılan bu ziyaretin, kendilerini fazlasıyla mutlu ettiğini ifade ederek, Orgeneral Başbuğ ve beraberindeki heyetle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kıbrıs Türk halkının Türkiye'nin desteği ve her yönden katkılarıyla adada eşitlik davası yürütmekte olduğuna işaret eden Soyer, "bunu bütünleştirmesi gereken en temel nokta, ekonomik, sosyal ve demokratik kurumsallaşmamızdır. Bu konuda hızla mesafe almamız; daha ileriye gitmemiz lazım" dedi.

Soyer, Kıbrıs sorununa karşılıklı kabul edilebilir çözüm bulunması için yeni bir görüşme sürecinin başladığı aşamada, Kıbrıs Rum siyasi liderliğinden yapılan açıklamalara atıfta bulunarak tepkisini dile getirirdi ve gerek Rum Yönetimi gerekse dünyaya mesajlar verdi.

Rumların sürekli olarak "TSK'nın Cumhurbaşkanı, Hükümet ve Kıbrıs Türk halkıyla çelişkisi olduğu" hayali üstünden siyaset yapmakta olduğuna işaret eden Soyer, "bu hayal dün de Kıbrıs sorununun çözümünde hiçbir katkı yapmadığı gibi bugün de yapmayacaktır" dedi.

Kıbrıs Rum liderliğinin artık bu hayallerden uzak durması gerektiğini ifade eden Soyer, "Türkiye ile, TSK ile, Kıbrıs Türk halkıyla barışmak istiyorsa öncelikle varlıklarımızın kendileri kadar değerli olduğunu kabul etmelerinin öncelikli bir adım olduğunun ve bunu düşünce sistemlerine yerleştirmeleri gerektiğinin altını çizmek istiyorum" şeklinde konuştu.

Soyer, Kıbrıs sorunu devam ettiği sürece, Kıbrıs Rum tarafının Yunanistan'la, onun silahlı kuvvetleriyle kurduğu ilişkileri benimsememekle birlikte hiçbir zaman düşmanca yaklaşmadıklarını yineleyerek, bunun çözüm sürecine katkı sağlayacak bir hadise olmadığını kaydetti. Soyer, şöyle devam etti:

"Rum tarafının siyaset yapmak ve Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde TSK ile, Cumhurbaşkanımızın, hükümetimizin ve Kıbrıs Türk halkının sözde arasını açmak adına yaptıkları bu hayalperest davranışlar asla kabul edilemez ve bu yanlışa oynamaktır."

Kıbrıs'ta eşitlik temelinde yapılacak olası bir çözümün dayandığı bir diğer esas noktanın da Garanti ve İttifak Anlaşmaları olacağına dikkat çeken Soyer, bunun dışında bir çözümün mümkün olmadığını vurguladı.

Kıbrıs Türkü'nün eşitlik mücadelesinde her zaman Türkiye'nin desteğini yanında bulduğunu vurgulayan Soyer, şunları kaydetti:

"Burada Kıbrıs Türk halkı bu anlaşmaları sürekli destekleyen bir halktır. 'Buradan geri çekilecektir' diye bir yaklaşım yoktur. Bunu bilmeleri lazımdır ki 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmalarının özü, Türkiye'ye yalnızca Kıbrıs Türk halkının güvenliğiyle ilgili değil, ama aynı zamanda adanın bütününün toprak bütünlüğü ve egemenliyle de ilgili uluslararası mükellefiyetler taşımaktadır ve TSK'nın ve KTBK'nın adada bulunuşunun en temel noktası, bu uluslararası anlaşmaları feshetmek için, 15 Temmuz 1974'te yapılan darbedir. Ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünü, statüsünü değiştirmeye dönük girişim, Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini de tehdit ettiği için ikisiyle birlikte bu noktada müşterek bir değeri savunmak için TSK adaya müdahale etmiştir. İşin özü buradadır.

Dolayısıyla bu temeli göz ardı etmek mümkün değildir ve çözüm arayışlarında bu temeli içlerine sindirerek çaba harcamaları gerekir. Önemli olan karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak. Bu yalnız Kıbrıs'ta değil ama bölgede de barış, istikrar ve huzuru getirecektir.

Bizim kendi aramızdaki demokratik ilişkilerimizi ya da problemlerimizi biz kendimiz çözeriz. Kimsenin konuşmaya ve bununla ilgili hayaller kurmaya hakkı yoktur ve boş hayallerle de kimse yola çıkmasın."

Başbuğ: Tüm adaya güvenlik ve huzur

Orgeneral İlker Başbuğ da, açıklamasında, KTBK'nın bu yılki yıllık faaliyetlerini izlemek ve birlikleri görmek amacıyla KKTC'de bulunduğunu belirterek, KTBK'nın adaya geldiği 1974 Mutlu Barış Harekatı'ndan beri temel asli görevi olan KKTC halkının güvenliği ve savunmasını korumayı başarıyla yerine getirmekte olduğunu kaydetti.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve birliklerinin 1974'ten bugüne kadar adada bulunuşunun yalnız KKTC ve Türk halkının güvenliği değil, aynı zamanda tüm adayı kapsayacak şekilde adaya güvenlik ve huzur getirilmesi için olduğunu ve bunun da sağlandığına dikkat çeken Başbuğ, bunun gözden kaçırılmaması gerektiğini vurguladı.

"Dünyadaki çeşitli olaylara baktığımız zaman bu gerçekten çok özel ve farklı bir durumdur" diyen Orgeneral Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs Türkü'nün haklı davasında her zaman yanında olduğuna, savunduğuna ve gerekli desteği vermeyi sürdüreceğine işaret etti.

Orgeneral Başbuğ, KKTC'de son bir yıl içinde başta Lefkoşa olmak üzere gelişimin olduğunu görmekten memnuniyet duyduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yaptıkları görüşmede, Talat'ın ülke ekonomisinin iyiyi gittiği yönündeki sözlerinin de kendisini memnun ettiğini kaydetti.

Görüşmelerinde, Soyer Başbuğ'a anı tabağı sunarken; Başbuğ da, Soyer'e Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın şildini takdim etti.

Denktaş: Halk anlaşma oldu oluyor diye kandırılmaya çalışılıyor

Eski Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'u kabul ederek görüştü.

Denktaş'ın çalışma bürosunda saat 12.00'de gerçekleşen kabulde, Başbuğ'a, KTBK Komutanı

Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmenin basına açık bölümünde yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununun çetin ve nazik bir döneminde İlker Başbuğ'u adada ağırlamaktan mutlu olduklarını dile getirdi.

Denktaş, Kıbrıs'ta bir uzlaşmaya varılmasında parametrelerinin iyi bilinmesi gerektiğini kaydederek, KKTC devletinden taviz verilmemesi ve Türkiye'nin garantörlüğünü sıfırlayacak herhangi bir anlaşmanın kabul edilebileceği hissinin Rumlara verilmemesi gerektiğini söyledi.

Halkın "uzlaşma, barış oldu oluyor" şeklinde boş ümitlere düşürüldüğünü ifade eden Denktaş, basında "oldu, oluyor, olacak" havası yaratılmakta olduğunu kaydetti. Halkın Annan Planı döneminde nasıl aldatıldığını bildiğini dile getiren Denktaş, halkın sakin olması ve gelişmeleri dikkatli izlemesi gerektiğini belirtti.

"Bu dünyada devletinden vazgeçerek anlaşma yapan hiçbir halk olmamıştır, olmayacaktır" diyen Denktaş, "biz bunun ilkini teşkil etmeyelim, tarih bizi çok kötü yazacaktır, bizden sonra gelenler de bizi affetmeyecektir" şeklinde konuştu.

Rumların yeniden yıkamayacağı bir anlaşma peşinde olduklarını söyleyen eski Cumhurbaşkanı, 1960 anlaşmasının sağlam bir anlaşma olduğunu, ancak Rumların adanın tümüne sahip olmak için uğraştığını ve anlaşmayı bozduğunu kaydetti ve yeni anlaşmanın 1960 anlaşmasından daha sağlam, devlet, egemenlik ve Türkiye'nin garantörlüğünden ödün vermeyen bir anlaşma olması gerektiğini ifade etti.

Denktaş, Rum lider Hristofyas'ın yaptığı bir konuşmadan da örnek vererek; "Türklere yeniden Rumların, Ermenilerin, Maronitlerin ve Latinlerin haklarını gölgeleyecek haklar verilemez" ifadelerinden, Kıbrıslı Türklere 1960 anlaşmalarında bulunan haklarını yeniden vermeyeceklerinin anlaşılması ve hangi masaya oturulması gerektiğinin bilinmesi gerektiğini söyledi.

Denktaş, sözlerini, "Kıbrıs meselesinde Barış Harekâtı olmamış olsaydı şimdi burada Yunan bayrakları dalgalanacaktı, ENOSİS olacaktı, tek bir Türk kalmamış olacaktı. Mutluyuz, müteşekkiriz askerimizle övünüyoruz, güveniyoruz" diyerek tamamladı.

Başbuğ: KKTC artık bir gerçek...

Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ da, TSK ve personelinin iyi dileklerini getirdiğini söyleyerek, "Kurucu Cumhurbaşkanı" olarak Denktaş'ın ömrünü Kıbrıs davasına verdiğini kaydetti ve KKTC'nin her zaman yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirtti.

Başbuğ, 1974'te TSK'nın adaya gelmesi ve burada bulunmasının, Kıbrıs Türk halkına güvenlik ve özgüven sağlamasının yanında, dünyada eşi benzeri olmayan bir durum da yaratarak "sadece adanın Kuzeyine değil adanın tümüne güvenlik, huzur ve barış getirdiğini" vurguladı.

Kalıcı kapsamlı ve adil bir çözüme kimsenin karşı çıkmadığını, fakat önemli olanın anlaşmanın hangi parametrelerde olacağı konusu olduğunu söyleyen Başbuğ, böyle bir barışta samimi olunması halinde 59-60 anlaşmalarında ortaya çıkan "Kıbrıs Cumhuriyeti" kavramından farklı bir durum bulunduğunun, sözde, ifadede ve davranışta gösterilmesinin gerekli olduğunu kaydetti.

Başbuğ, konuşmasına şöyle devam etti:

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti artık bir gerçek, Kıbrıs'ta adil kalıcı ve kapsamlı bir çözüm istiyorsanız bu gerçeği kabul etmeniz lâzım... Böyle bir anlaşmanın takip etmesi gereken ana istikamet, ilgili tarafların eşit ve egemenlik haklarına sahip olarak ortak iradelerini koymalarıyla ancak elde edilebilir. İlgili taraflar, eşitlik ve egemenlik haklarına saygı göstermediği takdirde yine gerçekten adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşmak zor görülüyor... Mutlaka garanti ve ittifak anlaşmalarını muhafaza etmeli, deldirmemeli ve sulandırmamalıdır.

Kıbrıs'ta geçmiş olayları da göz önüne alırsak bir gün kalıcı, kapsamlı ve adil çözüm bulunduğu anda, bulunduğunu farz edelim, şöyle bir yanılgıya düşülmemesi lâzım 'ertesi gün acaba bu iki halk birbirine güven duyacak mı, o güven ortamı sağlanacak mı' bu soruya evet demek çok zor. Bu yüzden bir anlaşma garanti ve ittifak anlaşmalarını olduğu gibi delinmeden, sulandırmadan muhafaza etmelidir... Kapsamlı çözümün takip etmesi gereken yolu da iki kesimliliğin muhafazası olarak düşünüyoruz."

Kendisinin KTBK'nın yıllık planlı faaliyetlerini yerinde izlemek için adada bulunduğunu da ifade eden Orgeneral Başbuğ, "KTBK'nın buradaki varlığının temel nedeni buradaki Kıbrıs Türk halkının güvenliğini savunmak ve korumaktır" şeklinde konuştu.

Başbuğ, KTBK'nın kendine verilecek görevlere ne derece hazır olduğunu görmek için ziyareti gerçekleştirdiğini söyledi. Başbuğ "Geleceğe iyi bakmak ve iyi görmek istiyoruz. Yukarıdaki hususlara dikkat edilirse ve samimiyet de varsa; belki kapsamlı adil ve kalıcı çözüme ulaşmak mümkün olabilir dedi.

KIBRIS 10/04/08

 

Five-hour talks yield agreement on three more committees
By Jean Christou

PRESIDENTIAL Commissioner George Iacovou and Ozdil Nami, the adviser to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, agreed details for a further three committees and working groups yesterday.

The two men met for five hours at the Ledra Palace to bring the total agreed committees and groups to eight out of the 13 originally proposed.

They expect to sort out the remaining five groups today or at the latest by tomorrow, Iacovou said after the meeting.

“The ones examined by us today were among the most important and that is why it took so many hours,” said Iacovou. “We are nearly at the end and I expect that we will conclude all 13 working groups and technical committees, and [we will finish] perhaps by tomorrow night or Friday,'' he added.

Iacovou said he expected that another technical committee and one more working group would be created in addition to the 13 agreed initially.

This could focus on progress issues, reports on state television said last night.

The two sides initially agreed to six working groups and seven technical committees.

The six working groups will include governance and power-sharing, EU, security and guarantees, territory, property and economy.

The technical committees will focus on crime, commerce, cultural heritage, crisis management, humanitarian issues, health and environment.

The technical committees are designed to tackle everyday concerns while the working groups handle substantive issues of the Cyprus question. Iacovou said it would be a “laborious process”.

Although hopes had initially been high that the committees and groups would start work this week, they will not now start until Monday, President Demetris Christofias said yesterday after a meeting of the National Council.

Both sides are remaining tight lipped on why a delay has occurred amid speculation and reports that the two sides have failed to agree on a joint statement to launch the committees and groups.

But Christofias dodged questions relating to the issue yesterday, pointing back to the previous administration which did not even manage to agree on the titles of the committees in 18 months.

“In the last two years there were 50 meetings and nothing ever happened.

Why the obsession with a delay of one week?” he said. “We are only human and there are bound to be unexpected problems. The road we are going down must be travelled with seriousness. When there is progress, and when this progress is positive, I am satisfied,” he added, referring to the fact the committees would begin work next week.

Christofias said the party leaders at yesterday’s National Council meeting also seemed happy with the progress being made on the Cyprus problem.
He said he did not have any negative reactions regarding his handling of the issue.

The party leaders all made cautiously positive comments yesterday as they emerged from the Presidential Palace.

Former President Glafcos Clerides said the general consensus suggested there was a better climate.

“My belief is that there is a long way to go, the talks are yet to begin,” he said, referring to negotiations between the leaders when they happen in the coming months.

CYPRUS MAIL 10/04/08

Why are the Turkish generals suddenly rushing to Cyprus?
By Simon Bahceli

COMING less than two weeks after a three-day visit to the north of the island by the Turkish military Chief of Staff Yasar Buyukanit, the arrival in Cyprus yesterday of the Commander of the Turkish Army Ilker Basbug has raised questions about the Turkish military’s view of a recent thaw in relations between the Greek and Turkish Cypriot communities.

“My guess is that the Turkey means business and is actually interested in solving the Cyprus problem,” international relations expert at the Eastern Mediterranean University (EMU) Ahmet Sozen told the Cyprus Mail yesterday. The spate of visits by Turkish generals to the island, he said, showed that “behind the scenes” discussions between the Turkish Cypriot leadership, the Turkish foreign ministry and the military were taking place, clearly as a result of the positive start to peace talks the leaders of the two Cypriot communities.

Sozen’s words run counter to those who see a clash looming between Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, an avid supporter of a federal solution to the Cyprus problem, and the Turkish generals, who many see as unwilling to relinquish their military hold on the north of the island.

But there were no signs of a clash yesterday when Talat and Basbug met at the Turkish Cypriot leader’s residence in northern Nicosia. Instead, both men were keen to emphasise the role the Turkish military had played in maintaining peace on Cyprus since it invaded the northern third of the island in 1974. And perhaps even more pleasing to the army was Talat’s keenness to stress the role that the military, along with “all involved parties”, would be playing in the search for a “fair and lasting solution” to the Cyprus problem.

Recognising that Talat would be seeking consensus between different sections of the Turkish political, bureaucratic and military scene, Sozen said he believed there was – fortunately for the Turkish Cypriot leadership – “harmony” between Turkey’s ruling Justice and Development Party (AKP) and foreign ministry “bureaucrats and technocrats”. The military, too, he said, “might for once not oppose the AK party government, because of its support of the army’s incursion into northern Iraq”.

“Those in the foreign ministry who oppose EU membership, democratisation and a solution to the Cyprus problem do not currently have the upper hand,” the academic said, adding his belief that the Turkish government would in the coming months be “going all out to push through democratic reforms” in an effort to give new momentum to the country’s EU accession hopes. Such a programme, he said, could include conciliatory moves on Cyprus.

“I would not consider it an impossibility that Turkey might remove some troops from the island,” he said.

Basbug, however, was playing down the significance of his visit yesterday, saying that he was on the island for an annual inspection of the troops and to meet with local commanders to devise strategy for the coming year.

But President Demetris Christofias said the visit could only be viewed as provocative.
“This is something the United Nations and the International community are well aware of, and they do not feel happy when leaders of the Turkish Military Forces visit the occupied areas in order to inspect the troops, especially at a time when a positive effort has begun,” Christofias said.

The presence of the general, who is widely tipped to become Turkey’s next Chief of Staff in the coming year, also caused reaction in the north’s media. Pro-reunification daily Afrika described Basbug as “a hawk who is not one to make concessions on Cyprus” and commented that it “would be better if these visits weren’t so regular when negations were so near to starting”.

The paper also asked why Talat’s spokesman had described as “dangerous” President Demetris Christofias’ attempt to differentiate between Talat’s and the Turkish military’s views on the Cyprus problem, saying: “If the army believes Talat is doing things with Christofias behind its back, will it then get rid of Talat? Is that the danger?”

CYPRUS MAIL 10/04/08

Focus on Turkish shipping ban

THE TURKISH ban on Cypriot ships was one of the issues discussed yesterday between President Demetris Christofias and shipping bosses on the island.

Yesterday’s meeting was held ahead of today’s annual general meeting of the Cyprus Shipping Council (CSC) in Limassol, which will focus on the necessity of a Cyprus Shipping Chamber.

Speaking after the meeting with Christofias, CSC general secretary Thomas Kazakos said the President had reiterated his election pledge to try and resolve the Turkish shipping ban, which has been in place since 1987.

Over the years, the ban has dissuaded numerous international shipping companies from registering under the Cyprus flag.
Kazakos said that Cyprus now had the world’s tenth biggest fleet and was 3rd in the EU.

“We informed the President on current issues affecting Cypriot shipping, which will be discussed in our annual general meeting,” Kazakos said.

He said he could not state categorically that there was a lack of interest in registering under the Cyprus flag, but did talk of a slowdown in recent years. One of the objectives of the meeting with Christofias was to hand over certain proposals that could alter this course, Kazakos said.

He said Christofias had been very positive.

CYPRUS MAIL 10/04/08

Obama hails new optimism in Cyprus

ILLINOIS Senator and US Democratic presidential contender Barack Obama believes that the time has come for new optimism for a solution to the Cyprus issue, reports from Washington said yesterday.

In his opening remarks at the Senate Foreign Relations Committee for the confirmation hearing of Ambassador-designate to Cyprus Frank C.

Urbancic Jr, Obama, who was chairing the session, said he thought that this was time for “new optimism” after a long time of estrangement for Cyprus.

Referring to the recent opening of a crossing point at Ledra Street in Nicosia, Obama stated that “after four decades this was a tangible indication of the good will of both communities.”

He said that the two communities shared a “common home, history and destiny”.

Addressing Urbancic, Obama added: “I’m sure you will do everything in your power to help the Republic of Cyprus and the Turkish Cypriot community to reach a just and lasting peace.”

Urbancic, a Turkish-speaking counterterrorism expert, is destined to replace Ronald Schlicher as Cyprus ambassador in the coming months.
He has in the past served as US Consul General in Istanbul when Turkey suffered one of its worst earthquakes in 1999, and more recently was responsible for managing and overseeing all aspects of counterterrorism activities at the Office of the Co-ordinator for Counterterrorism.

As Deputy Chief of Mission at the US Embassy in Kuwait, Urbancic negotiated access for US and coalition forces into Iraq in 2003 and twice served at the US Mission to the UN, and as Deputy Chief of Mission at US Embassies in Abu Dhabi (United Arab Emirates), Freetown (Sierra Leone), and Doha (Qatar). He speaks French, Arabic, and Turkish.

CYPRUS MAIL 10/04/08

Talat, Lokmacı’dan Rum tarafına geçti

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ani bir kararla Lokmacı Kapısından Güney Kıbrıs’a geçti. Rum tarafında yoğun ilgi gören Talat, esnafla konuştu, dondurma yedi, müzik mağazasına Pink Floyd’un The Wall albümünü sipariş etti ve kahve satın aldı.

NTV-MSNBC

Güncelleme: 17:25 TSİ 11 Nisan 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - Talat, Lokmacı’nın Türk tarafında bulunan Arasta çarşısında yürüyüp esnafla sohbet ettikten sonra ani bir kararla Rum tarafına yöneldi. Lokmacı Kapısından Güney Kıbrıs’a yürüyerek geçen Talat, KKTC ve Güney Kıbrıs sınırında tarafında herhangi bir işlem yaptırmadı.

 

Rumların son derece yoğun ilgi gösterdiği Cumhurbaşkanı Talat, 40 yıldır ilk kez Lokmacı’dan geçmiş oldu. En son lise çağlarında buraya geldiğini söyleyen Talat, Rum tarafında Lidra çarşısı olarak bilinen bölgede mağazaları ziyaret etti, esnafla konuştu.

Rum halkının mesajlarını dinleyen Talat’a yoğun sevgi gösterileri vardı. Talat, Heraklis diye 1939’dan beri Lidra çarşısında olan bir dondurmacıda bir süre dinlendi, dondurma yedi ve kahve içti.

Talat Heraklis’te otururken yanına gelen bir Rum vatandaş, Türk tarafından aldığı ekmek kadayıfını gösterdi ve bir süre Talat’la sohbet etti.

Rum basını beklenmedik ziyaret karşısında Talat’ı adım adım takip etti ve KKTC Cumhurbaşkanı’na birçok soru yöneltti.

THE WALL’U SİPARİŞ ETTİ
Talat “Kapıların açılması barış yönünde önemli bir adımdır ancak çözüm anlamına gelmiyor. Biz sadece kapıyı açmakla kalmıyoruz, barış için iyi niyetle çalışıyoruz. İşte bu mesajı vermeye geldim Rum halkına” dedi.

Lidra çarşısında bir müzik mağazasına giren Talat, ünlü Yunan sanatçı Teodorakis’in bir albümünü satın aldı.

Talat, Pink Floyd’un The Wall albümünü de almak istedi ancak mağazada bulunamayınca sipariş verdi. Duvarların yıkılmasını simgeleyen The Wall, Lokmacı Kapısı’nı da yakından ilgilendiriyor.

Talat, son olarak Ermeni kahveci dükkanından kahve satın aldı ve Türk tarafına döndü.

KKTC Cumhurbaşkanı, NTV’ye yaptığı özel açıklamada “Hristofyas’la da belki bir gün birlikte buraya geliriz, teklif edecek zaman dahi olmadı ancak herkes görsün ki iyi niyetle barış için çalışıyoruz” diye konuştu.

 

Talat Lokmacı'dan Rum tarafına geçti



11 Nisan, 2008 15:20:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Ada'da 3 Nisan'da karşılıklı yaya geçişine açılan Lokmacı Kapısı'ndan Rum tarafına geçti. Talat, 30 yıldır bu şekilde Rum tarafına geçen ilk lider oldu.

Lokmacı Kapısı'ndan Güney Kıbrıs'a geçerek, "Uzun Yol" olarak bilinen Ledra Caddesi'nde yürüyen Talat, esnafla sohbet etti.
 
Basının ilgisi nedeniyle Rum esnafla selamlaşıp sohbet etmeye çalışırken zaman zaman zor anlar yaşayan Talat, yol boyunca birçok dükkan sahibi ve yoldan geçen insanların yoğun ilgisiyle karşılaştı.
 
Girdiği bazı dükkanlarda kendisine çeşitli hediyeler verilen Talat, bir dükkandan CD de satın aldı. Vangelis, Beatles ve Rembetiko CD'leri aldığı dükkanda Talat'a bir başka müşteri de Theodorakis'in CD'sini hediye etti.
 
Talat, oturduğu bir kafede dondurma da yedi.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geçtikten sonra, kapıya yakın bir kafede basına açıklama yaptı ve gezisini Arasta'da sürdürdü.
 
Arasta'da da esnafın, vatandaşların ve turistlerin büyük ilgi gösterdiği Talat, girdiği bir ayakkabı dükkanında lastik bahçe çizmesi satın aldı.
 
"Olumlu hava var"
 
Ziyaretini değerlendiren ve basının sorularını yanıtlayan Talat, "İzlenimim son derece olumlu oldu" dedi.
 
Talat, Lokmacı'nın Kıbrıs'ın en eski bölünme noktası olduğunu, 1958'den bugüne geçen zaman içinde birkaç kez açılıp kapandığını, 2005'te Türk tarafının, geçen yıl sonu da Rum tarafının duvarı yıktığını anımsattı.
 
Talat, bir Rum gazetecinin, "Uzun Yol"da Rumlardan gördüğü "güler yüzü" bekleyip beklemediğini sormasına karşılık, "Tabii ki, kesinlikle bekliyordum" dedi.
 
"Hristofyas da gezerse memnun olurum"

Talat, "Hristofyas'ın da Arasta'yı gezmesini bekliyor musunuz, bu yönde bir çağrınız olacak mı?" soru üzerineyse "Tabii memnun olurum. Benim isteğimle olacak birşeyse ben bunu isterim doğal olarak, çünkü iki halk arasındaki hava daha da yumuşar" dedi.
 
Bir gazetecinin, Rum tarafında alışveriş yapmasının, "halkı buna teşvik edici, özendirici olarak algılanabileceği" yönündeki yorumu üzerineyse Cumhurbaşkanı Talat, herkesin kurallar, yasalar çerçevesinde özgür olduğunu, hükümetin politikasının da bu yönde olduğunu, dolayısıyla alışverişte bir sorun olmadığını belirtti.

İki lider 21 Mart'ta bir araya gelerek görüşmelere başlama kararı almış, Lokmacı Kapısı da iyi niyet göstergesi olarak açılmıştı.

 

 

Başbuğ KKTC'den uyardı

LEFKOŞA (A.A)

 

 

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), yurt içinde ve yurt dışında terör örgütü bulunduğu bütün bölgelerde etkisiz hale getirilinceye kadar, operasyonlara büyük bir kararlılıkla devam edeceğini” bildirdi.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı (KTBK) birliklerinde denetlemelerde bulunmak ve yıllık Plan Seminerine katılmak üzere KKTC'de bulunan Orgeneral Başbuğ, KTBK Karargahında, KTBK üst düzey personelinin de bulunduğu toplantında basın açıklaması yaptı.

Açıklamasında, Kıbrıs sorunu ve terörle mücadeleye değinen Orgeneral Başbuğ, şubat ayına Irak'ın kuzeyine yapılan askeri operasyonun başarısının altında “hesaplı risk” yattığını vurguladı.         

“Operasyonun ne zaman, nereye, hangi birliklerle ve ne kadar süreli olarak icra edileceğinin

 aralık 2007'de belirlendiğine” işaret eden Orgeneral Başbuğ, operasyon birliklerinin, kışlalarından büyük bir gizlilik içerisinde 21 şubat günü “ileriye yanaştığını ve aynı gece de operasyonun icrasına başlandığını” kaydetti. Orgeneral Başbuğ, “bunu, ne bölücü terör örgütünün ne de medyanın tespit edebildiğini” vurguladı.

Operasyon hakkında detaylı bilgi veren Orgeneral Başbuğ, “Türk Silahlı Kuvvetleri, yurt içinde ve yurt dışında örgütün bulunduğu bütün bölgelerde terör örgütü etkisiz hale getirilinceye kadar,

operasyonlara büyük bir kararlılıkla devam edecektir” dedi.

KÜLTÜREL FARKLILIKLAR

Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel farklılıklara saygılı olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel alanda, bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar vermemek şartıyla kültürel zenginliklerin yaşanması ve yaşatılması için gerekli düzenlemeleri gerçekleştirdiğini ve bazı uygulamaların devam etiğini anlatan Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti:

“Bunun ötesinde, kimse Türkiye'den belirli bir etnik gruba kültürel alanın dışında, ulus devlet ve

 üniter devlet yapısını tehlikeye sokacak, siyasal alanda, grupsal düzenlemeler yapmasını isteyemez

ve bekleyemez.

Kültürel alandaki düzenlemeler herhangi bir şekilde siyasal alana doğru götürülmeye ve ikincil

kimlikler birinci kimliğe dönüştürülmeye çalışılırsa ve bu konular ülke gündemine kasıtlı olarak

 devamlı sokulursa korkarız ki ülke kutuplaşmaya ve ayrışmaya sürüklenebilir. Bu Türk toplumuna

 karşı yapılabilecek en büyük kötülüktür.”

Bölücü terör örgütünün 1984'ten beri bunu başaramadığını ve Türk toplumun mayasını bozman isteyenler olduğunu, buna karşı sağduyulu ve dengeli olunması gerektiğini ifade eden Orgeneral Başbuğ, bazı marjinal grupların Türkiye'yi götürmek istedikleri noktanın bu olduğunu, tuzaklara düşmemek gerektiğini vurguladı.
Orgeneral Başbuğ, “bölücü terör örgütüne karşı yürütülen mücadeleden sorumlu bir komutan

 olarak, bu endişesini paylaşmayı bir görev
bildiğini” belirtti.

“TEK ÇIKAR YOL”

TSK'nın, yurt içinde ve yurt dışında terör örgütü bulunduğu bütün bölgelerde etkisiz hale

 getirilinceye kadar, operasyonlara büyük bir kararlılıkla devam edeceğini bildiren Orgeneral

 Başbuğ, şöyle konuştu:

“Sınır ötesi operasyon dışında, güvenlik kuvvetleri 2008 yılı içerisinde, yurt içinde icra etmiş

olduğu operasyonlar neticesinde 51 teröristi etkisiz hale getirmiştir. Yine aynı dönemde 46

terörist sağ olarak ele geçirilirken, 41 terörist de kendiliğinden teslim olmuştur.

Özellikle bu operasyonlarla örgütün Şırnak'ın Küpeli, Bestler, Dereler ve Tunceli, Bingöl

bölgelerinde bulunan unsurlarına çok büyük darbeler vurulmuştur.

Örgüte mensup teröristler ve destekleyicileri için tek çıkar yol vardır, o yol da Türkiye

Cumhuriyeti devletine teslim olmak ve yüce Türk adaletinin karşısına çıkmaktır.”

"KIBRIS MİLLİ VE ORTAK SORUN"

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Kıbrıs sorununun, Türkiye'nin ve Kuzey

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliklerini ilgilendiren milli ve ortak bir sorun olduğunu vurgulayarak, “Kıbrıs sorunun çözümünde, iki kesimlilik ile Garanti ve İttifak Antlaşmalarının delinmeden ve sulandırılmadan korunması şarttır. İki kesimliliğin delinmesi, Kıbrıs Türk halkının geleceğinin ipotek altına alınmasıdır” dedi.

Orgeneral Başbuğ, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) karargahında yaptığı basın açıklamasında,

 “Türk Silahlı Kuvvetlerinin bakış açısından Kıbrıs'ın öneminin iki temel esasa dayandığına” vurgu yaparak, şöyle devam etti:

“Bunlardan birincisi, Türkiye Cumhuriyeti'ne Garanti Antlaşması ile yüklenen Kıbrıs Türk halkına sağlamak zorunda olduğumuz güvenlik sorumluluğudur.

İkincisiyse ittifak antlaşmasında açıkça ifade edildiği gibi, Kıbrıs'ın, Türkiye'nin güvenliği

açısından taşıdığı stratejik rolün önemidir. Bu iki temel, süreklilik arz etmektedir. Çünkü Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'deki istikrar ve denge ancak bu sayede sağlanmaktadır.

Buradan açıkça görüleceği gibi, Kıbrıs sorunu, Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliklerini ilgilendiren milli ve ortak bir sorundur.”

ADİL VE KALICI ÇÖZÜM

Kıbrıs sorununa, BM çerçevesinde, kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının istenilen bir

 husus olduğunu kaydeden Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi:

“Gerçekten Kıbrıs sorununa kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunması isteniyorsa ilk önce,

 Güney Kıbrıs Rum yönetiminin 1959-1960 antlaşmalarına dayalı '1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'

olmadığının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bir gerçek olduğunun ve ilgili tarafların eşit ve

egemen şekilde ortaya konulacak 'ortak iradesi' olmaksızın soruna çözüm bulunamayacağının,

 herkes tarafından kabul edilmesi gerekir.”

GÜVEN ORTAMI

Mehmet Akif Ersoy'un “hiç ibret alınsa tekerrür mü ederdi tarih” sözüne atıf yapan Orgeneral

Başbuğ, şöyle devam etti:

“Aralık 1963'te başlayan Rum saldırıları, 1964'te Erenköy, 1967'de Boğazköy ve Geçitkale

saldırıları ile devam etmiş, 1974 yılına kadar geçen sürede Kıbrıs'ta kan ve gerginlik hakim

olmuştur. Bunca yaşanılandan sonra, Kıbrıs Türk halkının, haklı nedenlerle Kıbrıs Rum tarafına

karşı güven duyamaması, üzerinde durulması gereken önemli bir husustur. Kapsamlı bir çözümün

bile hemen iki taraf arasında güven ortamı yaratabileceğini düşünmek zordur.”

“KKTC İYİ NİYETİNE KARŞILIK GÖRMEDİ”

KKTC'nin bugüne kadar iyi niyeti, barışçı ve uzlaşıcı yaklaşımlarının Güney Kıbrıs Rum yönetimi tarafından herhangi bir karşılık görmediğine işaret eden Orgeneral Başbuğ, “KKTC uzlaşmadan

ve çözümden yana tavır almasına rağmen Avrupa Birliği izolasyonları ile karşı karşıya kalmıştır.

 Bu durum da güveni sarsmaktadır” dedi.

Orgeneral Başbuğ, mutlu barış harekatının sadece Kıbrıs Türk halkı için değil, Kıbrıs Rum halkı için

de barış ortamı sağladığını, binlerce yabancı uyruklu şahsın, Türk ordusunun varlığıyla kendisini güvende hissederek KKTC'de yaşadığını anlattı.

Bu nedenle KTBK'nın adadaki varlığının, 1974 yılından bugüne kadar, Kıbrıs'ta yaşanan huzur ve güvenin sağlayıcısı ve teminatı olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizen Orgeneral

Başbuğ, şunları söyledi:

“Kıbrıs sorununun çözümünde, iki kesimlilikle garanti ve ittifak antlaşmalarının delinmeden ve sulandırılmadan korunması şarttır. İki kesimliliğin delinmesi, Kıbrıs Türk halkının geleceğinin ipotek altına alınmasıdır.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve birliklerinde yapmış olduğum denetlemeler sonucunda, birliklerimizin üstün bir moral, eğitim, öz güven ve disiplin içinde, kararlı ve her an göreve hazır bir şekilde; başta Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve savunulması olmak üzere, kendilerine verilebilecek

 bütün görevleri mükemmel şekilde yerine getirebileceklerini görmekten büyük bir mutluluk duydum.”

“KİMSE YANLIŞ HESAP YAPMASIN”

Orgeneral İlker Başbuğ, KKTC halkının, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı duyduğu değişmeyen güven

ve sevgisinin, güçlerini perçinlediğini ifade ederek, KKTC halkının, Türk ordusunun terörle mücadele verdiği desteğe Türk Silahlı Kuvvetleri adına teşekkür etti.

Kıbrıs Türkünün yeni nesillere geçmişi iyi öğretmesi gerektiğini, bu hususun geleceğin teminatı

olduğunu vurgulayan Başbuğ, KKTC'nin, kim ne derse desin bir gerçek olduğunu dile getirerek,

 şöyle konuştu:

“Anavatanından güç alan mücahit Kıbrıs Türkü de, dünyada hiçbir topluma reva görülmeyen zulüm

ve haksızlıklara, gelecek nesillere örnek teşkil etmesi ve ders alınması gereken müstesna bir

fedakarlık ve azimle direnmiş ve var oluş mücadelesini bir devlet kurarak taçlandırmıştır.

Bunun bazıları tarafından iyi okunması ve anlaşılmasında sonsuz yararlar vardır. Kimse yanlış

 hesap yapmasın.”

HURRIYET 11/04/08

 

Kıbrıs’a yeni  BM özel temsilcisi

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Sudan konusunda uzman Etiyopyalı Taye-Brook Zerihoun’u Kıbrıs özel temsilcisi olarak atadı. Ban, konuyla ilgili BM Güvenlik Konseyi’ni bilgilendirirken, Konsey’in atamayı onaylaması bekleniyor. BM Sözcü Yardımcısı Marie Okabe dün basına yaptığı açıklamada, 2004 yılından beri Genel Sekreter’in Sudan özel temsilci yardımcısı olarak BM Sudan Misyonu’nda (UNMIS) çalışan Zerihoun’un, özel temsilci olarak Michael Möller’in yerine Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün (UNFICYP) başına atandığını söyledi. Ekim 2006-Ekim 2007 döneminde UNMIS’e vekaleten başkanlık eden Zerihoun, Ekim 2007 tarihinden bu yana Darfur barış görüşmelerinde BM’nin baş arabulucusu olarak görev yapıyordu.

 MILLIYET 11/04/08

Nami ile Yakovu iyi gidiyor

İLERLEME SAĞLANDI... Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas arasında varılan 21 Mart Mutabakatı uyarınca özel temsilciler arasında sürdürülen görüşmelerde ilerleme sağlandı. Komitelerden 11'inin gündemini belirleyen özel temsilciler, bugünkü toplantıda diğer 2 komitenin de gündeminin belirlenmesini hedefliyor

KIBRISLI TÜRK ÇALIŞMA GRUPLARI BUGÜN TOPLANIYOR... Komitelerde ve çalışma gruplarında Kıbrıs Türk tarafı adına görev alacaklar bugün toplantıya çağrılacak. Komitelerin gelecek hafta çalışmaya başlayabileceği de belirtildi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında varılan 21 Mart Mutabakatı uyarınca özel temsilciler arasında sürdürülen görüşmelerde ilerleme sağlandı.

Komitelerden 11'inin gündemini belirleyen özel temsilciler, bugünkü toplantıda diğer 2 komitenin de gündeminin belirlenmesini hedefliyor.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu, dün saat 15.00'de tekrar bir araya geldi.

21 Mart mutabakatı uyarınca ortak toplantıları sürdüren iki liderin temsilcileri Özdil Nami ve Yorgos Yakovu, görüşmede, çalışma grupları ile teknik komitelerin görev talimatının saptanması ve oluşturulması üzerinde çalışmalarını sürdürdü.

Komitelerde yer alacaklar

toplantıya çağrılacak

TAK muhabirinin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca'dan aldığı bilgiye göre, komitelerde ve çalışma gruplarında Kıbrıs Türk tarafı adına görev alacaklar bugün toplantıya çağrılacak.

Erçakıca, komitelerin gelecek hafta çalışmaya başlayabileceğini de söyledi.

Liderlerin temsilcileri Özdil Nami ile Yorgos Yakovu arasında dün yapılan görüşmede, teknik komite ve çalışma gruplarının gündemini belirleme çalışmalarının devam ettiğini anlatan Erçakıca, dünkü görüşmeyle 11 komiteyle ilgili çalışmanın tamamlandığını, bugün de geri kalan 2 komitenin gündemini belirleme çalışmasının tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi.

Çalışmalardaki ilerlemenin memnuniyet verici olduğunu söyleyen Erçakıca, komitelerin gelecek hafta en geç çarşamba gününe kadar çalışmaya başlayabileceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB'yle İlişkilerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgo Yakovu, dün yaklaşık 4 saat süren görüşmenin ardından bugün saat 14.00'te yeniden bir araya gelecek.

Liderler arasında varılan mutabakat uyarınca, 6 çalışma grubu ve 7 teknik komite oluşturulacak ve bu komitelerin çalışmalarının ardından haziran ayında liderler özlü müzakerelere başlayacak.

Mutabakat uyarınca çalışma grupları Kıbrıs'la ilgili özlü konularda, teknik komiteler ise günlük teknik konularda çalışma yapacak.

KIBRIS 11/04/08

Barroso: Kıbrıs'ta BM çerçevesinde gerçekleşecek müzakereleri destekliyoruz

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Kıbrıs'ta ileride olabilecek bir birleşmenin AB'nin çıkarına da olacağını söyleyerek, AB Komisyonunun BM çerçevesinde gerçekleşecek müzakereleri desteklediğini, uzlaşının zor olacağının ancak AB'nin çözümü desteklediğini vurguladı.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise, "Görüşmelerimizde Kıbrıs konusundaki görüşlerimizi de Sayın Barroso'ya etraflıca izah ettik. Teknik nitelikteki müzakere sürecimizle ilgisi bulunmayan siyası konuların karşımıza çıkartılmaması gerektiğinin altını çizdik" dedi.

Barroso, Erdoğan ile görüştü

Resmi ziyaret için Ankara'da bulunan Barroso ve beraberindeki heyet, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la bir araya geldi. Erdoğan ve Barroso, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Türkiye'de olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek konuşmasına başlayan Barroso, Türkiye'ye saygı duyduğunu ve bu ziyareti çok uzun süredir, dört gözle beklediğini, ziyaretin Türkiye-AB ilişkileri açısından önemli bir zamanda gerçekleştiğini ifade etti.

Yaptığı görüşmelerin "dostane ve yapıcı bir atmosferde" gerçekleştiğini kaydeden Barroso, ziyaretinin ilk amacının Türkiye'deki reformları teşvik etmek olduğunu, ancak "Türkiye'yi dinlemeye ve daha iyi anlamaya geldiğini" belirtti.

"Türkiye'nin AB üyeliğinin hem Türkiye'nin hem de AB'nin hedefi olduğunu" kaydeden Barroso, Ankara'yı reformların devamı için cesaretlendirmek istediklerini ifade etti. Barroso, reformların Türkiye-AB ilişkileri açısından önemli olduğunu kaydederek, hem Türkiye'nin hem de AB'nin ortak sorumluluk ve menfaatlerinin olduğunu söyledi.

Türkiye'de olan bir şeyin AB'yi ilgilendirmemesinin söz konusu olamayacağını dile getiren Barroso, AB'nin de Türkiye için önemli olduğunu belirtti. Türkiye'nin tutarlı bir ilerleme kaydettiğini ifade eden Barroso, Avrupa perspektifinin Türkiye'de olumlu dönüşümün itici gücü olduğunu kaydetti. Barroso, ölüm cezasının kaldırılmasından sonra TCK'nın 301. maddesindeki muhtemel değişiklik gibi gelişmelerin Türk toplumuna fayda sağlayacağını belirtti.

Temmuzdan önce iki başlığın daha açılacağını söyleyen Barroso, önemli olanın reform sürecinin hızının korunması olduğunu kaydetti. "Ancak daha yapılacak çok şey var, katedilecek çok yol var" diyen Barroso, birçok reforma ihtiyaç olduğunu ve Türk halkı açısından bu reformların önemli olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Türkiye içerisindeki uzlaşı ve toplumsal diyalogla bu konuların aşılabileceğini düşündüklerini söyleyen Barroso, müzakerelerin karmaşık ve kapsamlı bir süreç olduğunu, ancak uzlaşı ve diyalog ile bu yolun daha kolay aşılabileceğini belirtti ve kamu oyunun desteğinin önemli olduğuna da dikkati çekti.

Barroso, "AB Komisyonu adına bir güven mesajını paylaşmak istiyorum. Ortak geleceğimize karşı çok büyük bir güven duymaktayız" diye konuştu.

Kıbrıs konusu da gündeme geldi

TC Başbakanı Erdoğan'la görüşmesinde Kıbrıs konusunun da gündeme geldiğini belirten Barroso, "Sayın Başbakan'ın açık, olumlu ve uzlaşıcı bir yaklaşımda olduğunu gördük" dedi.

Çözüm yönünde son dönemde Kıbrıs'ta bazı gelişmeler olduğunu hatırlatan Barroso, Rum lider Dimitris Hristofyas ile yapılan çalışmaların olumlu olduğunu, bu çerçevede Lokmacı kapısının açılmasının önemine dikkati çekti.

Barroso, Kıbrıs'ta ileride olabilecek bir birleşmenin AB'nin çıkarına da olacağını söyleyerek, AB Komisyonunun BM çerçevesinde gerçekleşecek müzakereleri desteklediğini, uzlaşının zor olacağının ancak AB'nin çözümü desteklediğini vurguladı.

Barroso, "Kıbrıs'ta bölünmüşlük bizim için kabul edilebilir değil. Türkiye'nin çözüm çabalarını destekleyeceğine dair inancım tamdır. Lokmacı Kapısı'nın açılması çok önemli bir adımdır. Kıbrıs konusunun çözümü AB'ye üyeliğe katkı sağlayacak. Ek protokol yüzünden açılan fasıllarda zorun oluyor. Türkiye limanlarını Rum kesimine açmalıdır" dedi.

Erdoğan: Kıbrıs konusundaki

görüşlerimizi de etraflıca izah ettik

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ''Görüşmelerimizde Kıbrıs konusundaki görüşlerimizi de Sayın Barroso'ya etraflıca izah ettik. Teknik nitelikteki müzakere sürecimizle ilgisi bulunmayan siyası konuların karşımıza çıkartılmaması gerektiğinin altını çizdik" dedi.

TC Başbakanı Erdoğan ile AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Barroso yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, Türkiye'ye Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı düzeyinde bir ziyaretin gerçekleşmesinin, Türkiye'nin AB katılım sürecine verdiği önemi göstermesi bakımından ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı.

''Komisyonun bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin AB'ye üyelik sürecine yönelik desteğini sürdüreceğinden bir kuşkumuz bulunmadığını bu vesileyle ifade etmek istiyorum'' dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Komisyonun bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin AB'ye üyelik sürecine yönelik desteğini sürdüreceğinden bir kuşkumuz bulunmadığını bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Sayın Barroso ile yaptığımız görüşmede Türkiye-AB ilişkilerini bütün boyutlarıyla ayrıntılı bir şekilde ele aldık. Reform sürecimizdeki son gelişmeler hakkında kendisiyle fikir alışverişinde bulunduk.

Kendisi de Türkiye'nin AB'ye katılım süreci noktasındaki değerlendirmelerini bizimle paylaştılar.

Görüşmemizde, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde yaşadığı sıkıntıları da gözden geçirme fırsatını bulduk. Türkiye'nin özellikle geleceğe yönelik bu süreçte elinden gelen tüm gayreti, kararlılığı ortaya koyduğunu da ifade etme fırsatı bulduk.

Komisyonun, bugüne kadar olduğu gibi ileride de ülkemizin üyelik hedefine desteklemeye devam edeceğine inanıyoruz. Görüşmemizde ayrıca önümüzdeki dönemde açılacak fasıllar ve fasıllardaki açılış kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarımızı da ele aldık.

Ayrıca, önümüzdeki döneme yönelik olarak AB ile yürüttüğümüz müzakere sürecinin ortak hedefinin üyelik olduğu ve bu konuda da bizim başka bir alternatif kabul edemeyeceğimizi her zaman ifade ettiğimiz gibi yine değerlendirdik.''

Barroso ile yaptığı görüşmede bazı uluslararası konuların da ele alındığını bildiren Erdoğan, bunların başında NABUCCO Projesi'nin geldiğini ve enerji faslında müzakerelerin başlamasını bu noktada önemsediklerini dile getirdi.

Türkiye'nin enerji stratejisinin önemli bir unsurunun Hazar, Orta Asya ve Orta Doğu enerji kaynaklarının kesintisiz bir şekilde ve çeşitlendirilmiş güzergahlardan dünya piyasalarına taşınması olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Görüşmelerimizde Kıbrıs konusundaki görüşlerimizi de Sayın Barroso'ya etraflıca izah ettik. Teknik nitelikteki müzakere sürecimizle ilgisi bulunmayan siyası konuların karşımıza çıkartılmaması gerektiğinin altını çizdik.

Birleşmiş Milletler zemininde, kapsamlı ve adil bir çözüme ulaşılması amacıyla geçmişte olduğu gibi şimdi de gereken çabayı gösterme azminde olduğumuzu bu vesileyle bir kez daha, her zaman bir adım önde olacağımızı yine ifade ettik. Ve BM nezdinde kapsamlı bir çözüme ulaşılması yönünde çalışmaların ivedilikle başlatılması ve 21 Mart sürecinin bu noktada önemli olduğunu vurguladık ve öyle zannediyorum ki Sayın Barroso ile aynı fikirde olduğunu memnuniyetle müşahede ettik.

Bu çerçevede, Kıbrıs Türk halkının tabii maruz kaldığı ve şu anda da Kuzey'den Güney'e geçişlerde Güney'de yaşanan bazı sıkıntıları değerlendirme fırsatımız oldu.

Görüşmede, uluslararası toplumun ortak düşmanı olan terörizm tehdidini ele aldık. Bu konuda da yine düşüncelerimizin örtüştüğünü görmenin mutluluğu içerisindeyim.''

Başbakan Erdoğan, AB Komisyonu Başkanı Barroso'nun Türkiye ziyaretinin gerek Türkiye'nin AB sürecine yönelik, gerekse geleceğe yönelik önemli adımlara bir milat olmasını da temenni etti.

Açıklamaların ardından soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, yabancı bir gazetecinin ''Anayasa'da parti kapatmayı zorlaştıran taslağı şimdilik askıya mı aldınız?'' şeklindeki sorusu üzerine, ''Şu anda arkadaşlar çalışmaları sürdürüyor. Bildiğiniz gibi pazartesi günü yapılan Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısından sonra değerli başkan yardımcım gerekli açıklamaları yaptı. Şu anda süreç bütün yönleriyle ele alınmak suretiyle devam ediyor. Belli bir noktaya geldikten sonra eğer gerekirse böyle bir adım atılır. Ama gerekmediği takdirde de hukuki süreç aynen izlenecektir'' dedi.

Görüşmede, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de hazır bulundu.

KIBRIS 11/04/08

Arabasında G3 Piyade Tüfeği bulunan Rum'a 1 ay hapis c

Erol UYSAL

Metehan Kara Giriş Kapısı'ndan 25 Mart tarihinde KKTC'ye giriş yaparken, aracının bagajında G3 Piyade Tüfeği türü silahla yakalanan ve hükümsüz tutuklu olarak yargılanan 50 yaşındaki Panayodis Evangelu isimli Rum'un Ağır Ceza'da görülen davası dün karara bağlandı. Mahkeme, Panayodis Evangelu'ya bir ay hapislik cezası verdi.

Mahkemede zanlının konuşulanları anlayabilmesi için bir de Rumca tercüman bulunduruldu. Rum kesiminden çok sayıda basın mensubu da verilecek kararı duruşma salonu önünde beklerken, Barış Gücü'nden (BM) yetkililer de duruşmayı izledi.

Mehmet Türker başkanlığında Kıdemli Yargıç Ömer Güran ve Yargıç Şerife Katip Kır'dan oluşan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin oyçokluğuyla aldığı kararı okuyan Reis Mehmet Türker, iddia makamının ve savunma makamının olgularını anlattı.

Türker, iddia makamının olgusunda, Rum sanığın 25 Mart tarihinde Metehan Kara Giriş Kapısı'ndan KKTC'ye geçmeye çalıştığı bir esnada, adına kayıtlı KJL 466 Rum plakalı aracının bagaj kısmında yapılan aramada, bir adet ithali yasak G3 Piyade Tüfeği bulunduğunu ve sanığın tutuklandığını anlattı.

Silahın, Rum yönetimi tarafından sanığa 11 Mart 2008 tarihinde zimmet edildiğini ve sanığın o tarihten beri silahı arabasının bagajında taşıdığını ifade eden Türker, sanığın silahı unutarak KKTC'ye giriş yapmaya çalıştığını belirtti.

Savunma makamının da olgularını okuyan Türker, sanığın aleyhine getirilen suçları kabul ettiğini, 50 yaşında olması ve yengesinin yakın tarihte vefat etmesinden dolayı ruh halinin kötü olduğunu güneyde de yargılanacak olmasının da göz önünde bulundurulması talebinde olduğunu ifade etti.

Mehmet Türker başkanlığında Kıdemli Yargıç Ömer Güran ve Yargıç Şerife Katip Kır'dan oluşan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin oyçokluğuyla aldığı kararı okuyan Reis Mehmet Türker, sanığın unutkanlığının sabit olduğunu ve Rum kesiminde de yargılanacak olmasını göz önünde bulundurduklarını belirterek, sanığın suçlu bulunarak 1 ay hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Türker, G3 Piyade Tüfeği'nin ise müsaderesine emir verdi.

KIBRIS 11/04/08

Barroso: Turkey should open its ports to Greek Cypriots

THE PRESIDENT of the European Commission Jose Manuel Barroso yesterday urged Turkey to fulfil its European Union obligation and open its ports to Cyprus.
“We have a historic opportunity in Cyprus,” Barroso, on a three-day visit to Turkey, said of the recent agreement between Greek and Turkish Cypriots to restart stalled reunification talks.

“I know all the necessary steps will be made on this issue but during this procedure, Turkey should open its ports to Greek Cypriots,” he said during in a speech in the Turkish parliament.

“This is today the main obstacle for significant progress in Turkey's accession process."

The EU has blocked several of Turkey’s negotiating chapters over its refusal to open its ports and airports to Cyprus.

“And no chapter can be closed until Turkey ensures full implementation of the additional protocol," Barroso said.

Ankara says it will fulfil its obligation if the EU fulfils its pledge to end the Turkish Cypriots’ economic isolation.

Erdogan said his country backed a rapid settlement to Cyprus' 34-year division between its Turkish and Greek communities, which lies at the core of the dispute.

On Wednesday, Barroso warned that attempts to ban Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan’s Islamic-rooted governing party could harm ties with the European Union.

“It is not normal that the party that was chosen by the majority of the Turkish people is now under this kind of investigation,” Barroso said.

Turkey's Constitutional Court has agreed to hear the chief prosecutor's case for shutting down the party and banning Erdogan, President Abdullah Gul and 70 others from politics for five years.

CYPRUS MAIL 11/04/08

Proposal to increase goods allowed from north
By Jean Christou

THE EUROPEAN Commission has proposed amendments to the Green Line Regulation that would raise the shopping ceiling from €135 to €260, it said yesterday.

The new amendment also provides for a general lifting of duties on agricultural products originating in the northern part of Cyprus when being traded across the Green Line.

“So far duties had to be paid for a variety of agricultural products causing financial and administrative burden for Turkish Cypriot traders,” the Commission said in a statement.

It said the amendment increasing the personal goods allowance to €260 was to encourage the economic development of the Turkish Cypriot community.

“If the proposal is adopted goods up to this amount could be introduced free of customs, excise duties and taxes into the government-controlled areas when introduced across the Green Line,” the Commission said.

“This is expected to particularly stimulate the business of small Turkish Cypriot shop keepers.”

The rule would not apply to cigarettes and alcohol. For these products the existing quantities remain unchanged at 40 cigarettes and one litre of spirits for personal consumption.

Both sides hopes to see an increase in shopping across the divide since the opening of the Ledra Street crossing point a week ago, which is being seen as a way to revive the heart of the old town.

The €135 ceiling has been in place since the Green Line Regulation was first adopted in April 2004. Last year there was uproar in the north when Turkish Cypriots were targeted by ‘customs officials’ in a clampdown on shopping on the Greek Cypriot side. Pressure had come from Turkish Cypriot traders who were losing business.

Now however with the opening of Ledra Street, Turkish Cypriot shops say they are enjoying a new lease of life.

The new EU amendments also propose the temporary introduction of goods for up to six months from the north to the south.

“This allows, for instance, that Turkish Cypriot service providers can bring their equipment across the line when providing on a temporary basis a service in the government-controlled areas,” said the Commission.

“It will also permit the repair of equipment there. Finally, it will encourage the participation of Turkish Cypriot companies in trade fairs in the government-controlled areas.”

The Green Line Regulation was amended once before in 2005 to facilitate trade in certain agricultural products such as citrus fruit, fish and honey. “The new amendment can be seen as a subsequent step,” the Commission said.

CYPRUS MAIL 11/04/08

Kıbrıslı mühendisin büyük buluşu

Kıbrıslı Türk elektrik mühendisi Öğren Süleyman icat ettiği elektrik buatı (electrical junction box) ile İngiltere’deki dev şirketlerin gözdesi oldu. Süleyman Travis Perkins, B&Q, Wicks gibi şirketlerle anlaşma hazırlığında.

Öğren Süleyman’ın yaklaşık 5 yıllık bir çalışma sonucu icat ettiği kablo buatlarını diğerlerinden ayıran en temel avantajları yanmaması, kırılmaması ve dağılmaması. Süleyman’ın İngiltere Patent Ofisi’ne kayıt ettirdiği buatı dünyada başkasının üretmesi mümkün değil.

AB standartlarına uygun üretilen ve İngiliz Standartları BSI patenti taşıyan elektrik buatları şimdiden Travis Perkins, B&Q, Wicks gibi uluslararası mağazalarla satış anlaşması imzalamak üzere.

Öğren'in, 3 değişik boyutta ve 3 değişik renkte ürettiği elektrik buatı elektrik sektöründe çalışanlara büyük kolaylık sağlayacak. Ürününe İngiltere’de patent alarak uluslararası alanda da büyük başarı sağlayan Öğren konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“5 yıldır bu işle uğraşıyorum. Junction box olarak bilinen bu ürünü imal edebilmek için iki evimi sattım ve yüzbinlerce sterlin masrafa girdim. Dizaynını İtalya’da, üretimini ise Türkiye’de yaptırdık. Ürünüm AB standartlarına uygun ve çevreye uyumlu. Eski ürünler sıcak olduğunda kırılıyor ve dağılıyordu. Ayrıca yangın riski de taşıyordu. Bu yeni ürünümüzle hem yangın riskini ortadan kaldırdık hem de kalitesini arttırdık. Bir Türk olarak dünya elektrik marketine kalıcı bir ürün bırakmaktan  dolayı gururluyum...”

City Guilds College Electrik Bölümü’nde mezun olan 54 yaşındaki Öğren, “amacımız İngiltere’ye ayda 3 milyon adet, dünyaya ise 20 milyon adet satmak” diye konuştu. Süleyman’ın ürünüyle ilgili ayrıntılı bilgileri  www.enterpriseprom-uk.com web sitesinden görebilirsiniz. (Toplum Postası)

Acikgazete.com 10/04/2008

Fransız müsteşardan Kıbrıs iddiası



11 Nisan, 2008 21:30:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum kesiminde temaslarda bulunan Fransa'nın Avrupa konularından sorumlu müsteşarı Jean Pierre Jouet, Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum Kesimini tanımadan Avrupa Birliği'ne tam üye olmasının söz konusu olmadığını iddia etti.

Rum radyosunun haberine göre, Güney Kıbrıs'a çalışma ziyaretinde bulunan Fransız heyete başkanlık eden Jouet, Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu ile görüştü.
 
Jouet, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Rum yönetimi liderliğine Dimitris Hristofyas'ın seçilmesinin ardından Kıbrıs'ta başlayan yeni sürecin Fransa tarafından desteklediğini belirtti ve sürecin başarıya ulaşmasını diledi.
 
Rum Dışişleri Bakanı Kiprianu da Rum hükümetinin, Fransa'nın "öncelikleri ile hemfikir olduğunu ve bunları desteklediğini" kaydetti

 

 

Dondurma seferi

 

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

 

KKTC Cumhurbaşkanı Talat dün yürüyerek Lokmacı kapısından Rum tarafına sürpriz bir geçiş yaptı ve ünlü dondurmacı Herakles’e uğradı. Çocukluğunda sık sık gittiği Herakles’te vanilyalı dondurma yedi, çarşıdan Teodorakis, Vangelis ve Beatles CD’leri aldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat göreve seçildiği 2005 yılından bu yana dün ilk kez Kıbrıs Rum kesimine geçti. Güneye programsız sürpriz bir ziyaret yapan Talat, geçen hafta törenle açılan Lokmacı kapısından yürüyerek Lefkoşa’nın Rum kesimindeki çarşıya gitti. Rum çarşısındaki Herakles dondurmacısına oturan Talat’a Rum esnaf ve halk büyük ilgi gösterdi. Talat’a korumaları ve danışmanları eşlik etti.

Talat, Rum çarşısındaki ünlü dondurmacı Herakles’de vanilyalı dondurma yedi ve "Çocukluğumda buraya gelir ve dondurma yerdim, bu yeni ortamda tekrar denemek istedim" dedi. Talat, dondurma ikram eden Rum esnaf Kostas Vrontis’e, "Kıbrıs’ın en iyi dondurması burada diyorlar, ama ben emin değilim. Yine de güzel dondurma" diyerek teşekkür etti. Talat, Rum lider Dimitris Hristofyas’ı ise bir sonraki ziyaretinde çağırmayı düşündüğünü belirtti.

Bir müzikevinden Mikis Teodorakis, Vangelis ve Beatles’ın CD’lerini alan Talat daha sonra geldiği yolu kullanarak KKTC’ye döndü. Talat ve beraberindekiler, BM ve Rum yönetimine önceden haber verilmesi nedeniyle sınırı geçerken Rum polisine kimlik göstermedi.

DENKTAŞ’I UNUTTULAR

Rum yönetiminin başkanlık sekreteri Vassos Yorgos ise, 2002 yılında eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın dönemin Rum lideri Glafkos Klerides’i Rum kesimindeki evinde ziyaret etmesini unutarak, Talat’ın geçişini, "İlk kez bir Türk lider geliyor" diyerek duyurdu.

HURRIYET 12/04/08

 

Lokmacı sürprizi

Sefa Karahasan

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, kısa süre önce açılan Lefkoşa’daki Lokmacı Kapısı’ndan Güney’e geçerek Rum Kesimi’ne tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Rum polisi, Talat’ı işleme tabi tutmadı

Lokmacı’nın iki tarafında da geniş güvenlik önlemleri alınırken, medya Talat’a büyük ilgi gösterdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 3 Nisan’da halkın geçişine açılan Lokmacı Kapısı’ndan Güney Kıbrıs’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Lokmacı’nın Rum tarafında kalan “Uzun Yol”da yürüyüş yapan Talat, Rum esnafla sohbet etti, dondurma yedi, alışveriş yaptı.
Talat, böylece 2001’de Rum Kesimi’ne giden eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ardından Güney Kıbrıs’a geçen ikinci lider oldu. KKTC Cumhurbaşkanı’na, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca ve Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Talat’ın programında yer almayan ziyareti, sabah saatlerinde önce BM’ye daha sonra Rum polisine bildirildi. Ardından Cumhurbaşkanlığı, “Talat’ın Güney Kıbrıs’a geçeceğini” duyurdu. Lokmacı’nın Kuzey ve Güney taraflarında geniş güvenlik önlemleri alındı. Talat, ilk olarak Kuzey tarafta kalan Arasta bölgesinde yürüyüp Kıbrıslı Türk esnafla sohbet etti. Burada esnafın sorunlarını dinleyen Talat, kapının açılmasıyla birlikte bölgede yaşanan hareketliliği yakından izleme fırsatı buldu.

Hristofyas devrede
Türk kontrol bölgesinden herhangi bir işlem yaptırmadan Yeşil Hat üzerinden yürüyerek Rum Kesimi’ne geçen Talat, Rum lider Dimitris Hristofyas’ın daha önceden verdiği talimat üzerine Rum polisi tarafından da bir işleme tabi tutulmadı. KKTC lideri, Rum esnafın büyük ilgisiyle karşılaştı. Esnafla selamlaşan ve sohbet eden Talat, Kıbrıs meselesinin çözülüp çözülmeyeceği ile ilgili sorulara karşılık Rumlara umut mesajları verdi.
Cumhurbaşkanı Talat, Rum tarafının popüler dondurmacısı Hereklas’ta 3 top vanilyalı dondurma yedi. Eskiden de Hereklas’a gelerek dondurma yediğini anlatan Talat, “Çocukluğumda ben bu dondurmacıya çok gelip giderdim. Şimdiki ortamda da denemek istedim” dedi.
Rum gazetecilerin Güney Kıbrıs’a yaptığı ziyaret öncesinde Hristofyas’ı beraber yürümeye davet edip etmediği yönündeki bir soruyu yanıtlayan Talat, “Şu anda davet etmedim, ancak bir dahaki gelişimde davet edeceğim” diye cevap verdi.

Beatles CD’si aldı
Rum çarşısında alışveriş yapan Talat, bir müzik mağazasında Beatles’ın, Yunan sanatçı Mikis Teodorakis’in ve Rembetiko’nun CD’lerini aldı.
Rum tarafındaki gezisini tamamladıktan sonra Kuzey’e dönen Talat, burada gazetecilerle yemek yedi.
İlk kez Denktaş geçmişti
Diplomatik çevreler, Talat’ın sürpriz bir kararla Lokmacı’dan Güney Kıbrıs’a geçmesini, “Doğrudan Rum halkına, barış ve çözüm istediği mesajını vermeyi amaçlayan bir ziyaret” olarak değerlendiriyor.
Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 29 Aralık 2001’de dönemin Rum lideri Glafkos Klerides’in Güney Kıbrıs’taki konutuna geçerek akşam yemeği yemişti.

 

MILLIYET 12/04/08

 

Kimse yanlış hesap yapmasın’

LEFKOŞA Milliyet

 

KKTC’de incelemelerde bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Karargâhı’nda basına yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununa da değinerek, “KKTC’nin kim ne derse desin bir gerçek olduğunu” söyledi.
Başbuğ şöyle konuştu: “Anavatanından güç alan mücahit Kıbrıs Türkü de dünyada hiçbir topluma reva görülmeyen zulüm ve haksızlıklara, gelecek nesillere örnek teşkil etmesi ve ders alınması gereken müstesna bir fedakârlık ve azimle direnmiş ve var oluş mücadelesini bir devlet kurarak taçlandırmıştır. Bunun bazıları tarafından iyi okunması ve anlaşılmasında sonsuz yararlar vardır. Kimse yanlış hesap yapmasın.”

MILLIYET 12/04/08

 

Org. Başbuğ’dan önemli mesajlar

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, dün Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri personeline hitaben Kıbrıs sorunu, terör ve terör örgütüyle mücadele konularında uyarıcı nitelikte bir konuşma yaptı. Org. Başbuğ’un konuşması bir tesadüf de olsa, dün, TBMM’de, “Kürt kökenlilere siyasal ve kültürel haklar verilmeli” diyen AB Komisyon Başkanı Barroso’nun mesajlarına karşılık geliyordu.
Org. Başbuğ’un konuşmasındaki önemli mesajları şöyle sıralamak mümkün:

Kıbrıs milli ve ortak sorun
1- Org. Başbuğ, Kıbrıs sorununun sadece Kıbrıs Türklerinin değil, Türkiye ve KKTC’nin güvenliklerini ilgilendiren “milli ve ortak” bir sorun olduğuna dikkat çekti.
2- Org. Başbuğ, Kıbrıs’ın Türkiye’nin güvenliği açısından “stratejik” önemde olduğunu vurguladı.
3- Kara Kuvvetleri Komutanı’nın verdiği önemli bir mesaj da soruna kalıcı ve adil bir çözüm bulunabilmesi için KKTC’nin bir gerçek olduğunun kabul edilmesi çağrısıydı.
4- Org. Başbuğ, tarafların eşit ve egemen şekilde ortaya koyacakları “ortak iradesi” olmaksızın çözüm bulunamayacağının herkes tarafından kabul edilmesini istedi.
5- AB Komisyonu Başkanı Barroso, “Kıbrıs’ta doğan fırsat kaçırılmamalı ve Türkiye, Rum gemilerine limanlarını açmalı” derken, Kara Kuvvetleri Komutanı, KKTC’nin iyi niyetli, barışçı ve uzlaşıcı yaklaşımlarına Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin karşılık vermediğini, ayrıca Avrupa Birliği’nin izolasyonlarıyla karşılaştığını, bu durumun de güven sarsıcı olduğunun altını çizdi.
6- Org. Başbuğ, iki kesimliliğin garanti ve ittifak anlaşmaları delinmeden ve sulandırılmadan korunması gerektiğini vurguladı. İki kesimliliğin delinmesinin, Kıbrıs Türk halkının geleceğinin ipotek altına alınması anlamına geleceğini söyledi.

‘Bazıları iyi okusun ve anlasın’
7- Org. Başbuğ, Türk ulusunun kendisine zorla dayatılan bir antlaşmayı (Sevr) elinin tersiyle itip çöken bir imparatorluğun küllerinden yepyeni bir devlet yaratan bir ulus olduğunu ve buradan güç olan mücahit Kıbrıs Türkünün de zulüm ve haksızlıklara karşı fedakârlık ve azimle direnerek var oluş mücadelesini bir devlet (KKTC) kurarak taçlandırdığını vurguladıktan sonra, “Bunun bazıları tarafından iyi okunması ve anlaşılmasında sonsuz yararlar var” diyerek, yanlış hesaplar yapılmaması mesajını verdi.
8- Org. Başbuğ, TSK, örgütün dağ kadrosunu etkisiz hale getirmeye devam ederken, katılım devam ediyorsa, yapılması gerekenin, örgüte neden katıldıklarının tespit edilmesi ve buna karşı tedbirlerin alınması gerektiğini tekrar vurguladı.
9- Örgüte katılım nedenlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik tedbirler alınırken bir yandan da dağdaki teröristlerin örgütten ayrılmaları üzerinde de durulması gerektiği mesajını verdi.

‘Kültürel farklara saygılıyız’
10- Org. Başbuğ, Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel farklılıklara saygılı olduğunu anımsattıktan sonra; kültürel alanda bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar vermemek şartıyla kültürel zenginliklerin yaşanması ve yaşatılması için gerekli düzenlemelerin yapıldığını vurguladı.
11- Org. Başbuğ, bireysel/kültürel alanın dışında, “Kimse Türkiye’den belirli bir etnik gruba ulus devlet ve üniter yapısını tehlikeye sokacak siyasal alanda/grupsal düzenlemeler yapmasını isteyemez ve bekleyemez” diyerek, bu konudaki çerçeveyi çizdi. Başbuğ’un bu sözleri, -özel olarak Barroso’ya yanıt olsun diye söylenmemiş olsa bile- “Kürt kökenlilere siyasal ve kültürel haklar verilmeli” diyen AB Komisyon Başkanı’nın konuşmasına karşılık geliyordu.

FIKRET BILA MILLIYET 12/04/08

 

Talat, Lokmacı'dan geçip Rum kahvesi içti

12/04/2008 RADIKAL

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yeni müzakere sürecine jest olsun diye 3 Nisan'da açılan Lokmacı Barikatı'ndan dün ilk kez geçerek Rum tarafındaki Letra Caddesi'ni gezdi. Trafiğine kapalı caddede yürüyen Talat, esnafla selamlaşıp Rumca sohbet etti.
Basının yoğun ilgisi nedeniyle zaman zaman zor anlar yaşayan Talat, bir kafede Vanilyalı dondurma yiyip kahve içti. Talat, bir mağazadan Yunan sanatçılar Vangelis ve Rembetiko'nun yanı sıra Beatles ve Pink Floyd'un albümlerini satın aldı. Bir müşteri de Talat'a Theodorakis'in CD'sini hediye etti. Talat "Bu ziyaretle çözüm, barış ve dostluk mesajı vermek istedim. Herşeyin yolunda gittiğini görmekten mutlu oldum" dedi. Kapının açılması iyi olsa da Kıbrıs sorununun devam ettiğini kaydeden Talat, "Sorunun çözülmesi hala sağlanabilmiş değil ve kapı açmakla da sorun çözülmez. Bizim hedefimiz bütünlüklü çözüme ulaşmaktır. Biz artık kapı açmakla değil Kıbrıs sorununu çözmekle uğraşıyoruz" diye konuştu. Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın da KKTC'deki Arasta çarşısını gezmesinden memnun olacağını söyledi.
Talat, Rum tarafından dönüşte Türk kesimindeki Arasta çarşısını gezdi. Arasta'da da esnaf, vatandaş ve turistlerin büyük ilgi gösterdiği Talat, girdiği bir ayakkabı dükkanın lastik bahçe çizmesi satın aldı. (afp, aa)

 

Kapı açmakla sorun çözülmez

HEDEF BÜTÜNLÜKLÜ ÇÖZÜM... Cumhurbaşkanı Talat, Lokmacı Kapısı'nın açılmasının iyi ve yararlı olduğunu ifade ederek, buna sevinen kesimler yanında dudak bükenlerin de olduğunu söyledi ve "Ben aslında ikisi ortasındayım. Yani çok iyi, yararlı oldu, sembolik olarak büyük önemi vardı, ama tabi Kıbrıs sorunu da devam ediyor. Kıbrıs sorununun çözülmesi hâlâ sağlanabilmiş değil ve kapı açmakla da sorun çözülmez. Bizim hedefimiz bütünlüklü çözüme ulaşmaktır" şeklinde konuştu

"ARTIK KAPI AÇMAKLA UĞRAŞMIYORUZ"... Bazı Rum gazetecilerin, kendisine, başka hangi kapıların, ne zaman açılacağını sorduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, bu soruyu "Biz artık kapı açmakla uğraşmıyoruz. Kıbrıs sorununu çözmekle uğraşıyoruz. Kıbrıs sorunu çözülürse kapı açmaya da gerek kalmaz" diye yanıtladığını kaydetti. Talat; " Bu ziyaretten amacım, Kıbrıs sorununun çözümü için çalışmak olduğunu ifade etmektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, kısa süre önce açılan Lokmacı Kapısı'ndan dün Güney Kıbrıs'a geçerek, "Uzun Yol" olarak bilinen Ledra Caddesi'nde yürüdü ve esnafla sohbet etti.

KKTC'ye döndükten sonra da Arasta'da da gezen Talat, ardından, bir lokantada öğle yemeği yedi.

Kıbrıs sorununun çözümü için çalıştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, bu ziyaretle çözüm, barış ve dostluk mesajı vermek istediğini söyledi.

Lokmacı Kapısı'nın açılmasının iyi ve yararlı olduğunu, bunun sembolik olarak büyük önemi bulunduğunu belirten Talat, ancak Kıbrıs sorununun halen devam ettiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs sorununun çözülmesi hâlâ sağlanabilmiş değil ve kapı açmakla da sorun çözülmez. Bizim hedefimiz bütünlüklü çözüme ulaşmaktır" şeklinde konuştu.

Talat, buna sevinen kesimler yanında dudak bükenlerin de olduğunu belirterek, "Ben, aslında, ikisi ortasındayım" dedi.

"Uzun yol"a 1 saatlik ziyaret

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca ve Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy'un eşlik ettiği Talat, Arasta bölgesinde yürüyüp esnafla sohbet etti. Talat, saat 11.15 sıralarında gittiği Lokmacı Kapısı'ndan, ne KKTC'de, ne de Güney Kıbrıs kontrol noktasında herhangi bir işlem yaptırmadan Güney'e geçti.

"Uzun Yol" olarak da bilinen araç trafiğine kapalı Ledra Caddesi'nde yürüyen Cumhurbaşkanı Talat, gerek Kıbrıs Türk ve Türkiye, gerekse Rum basın mensuplarının yoğun ilgisi nedeniyle, Rum esnafla selamlaşıp sohbet etmeye çalışırken zaman zaman zor anlar yaşadı.

Talat, yol boyunca birçok dükkân sahibi ve yoldan geçen insanların yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Girdiği bazı dükkânlarda kendisine çeşitli hediyeler verilen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir dükkândan CD de satın aldı. Vangelis, Beatles ve Rembetiko CD'leri aldığı dükkânda, Talat'a, bir başka müşteri de Teodorakis'in CD'sini hediye etti.

Cumhurbaşkanı bu arada, oturduğu bir kafede dondurma da yedi.

Arasta gezisi

Cumhurbaşkanı Talat, KKTC'ye geçtikten sonra kapıya yakın bir kafede basına açıklama yaptıktan sonra gezisini Arasta'yla sürdürdü.

Arasta'da da esnafın, vatandaşların ve turistlerin büyük ilgi gösterdiği Cumhurbaşkanı Talat, girdiği bir ayakkabı dükkânında ise lastik bahçe çizmesi satın aldı.

Talat ve beraberindekiler daha sonra bölgedeki bir lokantada öğle yemeği yedi.

"Olumlu hava var"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, KKTC'ye döndükten sonra basına yaptığı açıklamada, "Uzun Yol" ziyaretini değerlendirdi ve basının sorularını yanıtladı.

Talat, ziyareti sırasında edindiği izlenimleri "olumlu" olarak nitelendirerek, "İzlenimim son derece olumlu oldu" dedi.

Bölgede gerçekten olumlu bir hava olduğunu; gerek Kuzey'de, gerekse güneyde, esnafın "işlerin arttığını söyleyerek" mutlu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Talat, bunun işin bir yanı olduğunu, diğer bir yanının ise Lokmacı'nın sembolik bir yer olmasıyla ilgili olduğunu kaydetti.

Lokmacı'nın; Kıbrıs'ın en eski bölünme noktası olduğu, 1958'den bugüne geçen zaman içinde birkaç kez açılıp kapandığını, 2005'te Türk tarafının, geçen yılsonu da Rum tarafının duvarı yıkmasının ardından sonunda bir hafta kadar önce açıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Talat, "Bu sembolik ayrılık noktasının bir ilişki noktasına dönüşmesi önemliydi" dedi.

"Açılması iyi oldu ama sorun devam ediyor..."

Talat, buna sevinen kesimler yanında dudak bükenlerin de olduğunu belirterek "Ben aslında ikisi ortasındayım. Yani çok iyi, yararlı oldu, sembolik olarak büyük önemi vardı, ama tabi Kıbrıs sorunu da devam ediyor. Kıbrıs sorununun çözülmesi hâlâ sağlanabilmiş değil ve kapı açmakla da sorun çözülmez. Bizim hedefimiz bütünlüklü çözüme ulaşmaktır" şeklinde konuştu.

Bazı Rum gazetecilerin, kendisine, başka hangi kapıların ne zaman açılacağını sorduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, bu soruyu "Biz artık kapı açmakla uğraşmıyoruz. Kıbrıs sorununu çözmekle uğraşıyoruz. Kıbrıs sorunu çözülürse kapı açmaya da gerek kalmaz" diye yanıtladığını ve bu ziyaretle amacının; Kıbrıs sorununun çözümü için çalışmak olduğunu ifade etmiş olduğunu anlattı.

"Çözüm, barış ve dostluk mesajı vermek istedim..."

"Vermek istediğim mesaj; çözüm mesajıdır, barış mesajıdır, dostluk mesajıdır" diyen Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs Rum halkına, Kıbrıs Türk halkının en iyi dileklerini iletmek istedim. Bilmiyorum başarıya ulaştım mı, ama sonuç olarak benim niyetlerim böyle özetlenebilir" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Talat, bir Rum gazetecinin, "Uzun Yol"da Rumlardan gördüğü "güler yüzü" bekleyip beklemediğini sormasına karşılık, "tabi ki, kesinlikle bekliyordum" diyerek Kıbrıslı Rumlarla teması olduğunu, birçok Kıbrıslı Rum tanıdığını ve kendisini memnuniyetle karşılamalarını beklediğini ve beklediğinin de olduğunu; bunun sürpriz olmadığını söyledi.

"Hristofyas da Arasta'yı gezerse memnun olurum"

Talat, "Hristofyas'ın da Arasta'yı gezmesini bekliyor musunuz, bu yönde bir çağrınız olacak mı?" şeklindeki soru üzerine ise, "Tabii memnun olurum. Benim isteğimle olacak bir şeyse ben bunu isterim doğal olarak, çünkü iki halk arasındaki hava daha da yumuşar" dedi.

Bir gazetecinin, Rum tarafında alışveriş yapmasının "halkı buna teşvik edici, özendirici olarak algılanabileceği" yönündeki yorumu üzerine ise Cumhurbaşkanı Talat, herkesin kurallar, yasalar çerçevesinde özgür olduğunu, hükümetin politikasının da bu yönde olduğunu, dolayısıyla alışverişte bir sorun olmadığını belirtti.

"Tabii fiyat kıyaslaması yapacak bir alışveriş yapmadım. Fiyatlar nasıldır onu bilemem, ama benim bildiğim bazı mallar güneyde ucuzdur, bazı mallar kuzeyde ucuzdur. Kuzeyde de çok miktarda ucuz mallar vardır, bize gelen bilgilere göre.

Ben yurttaşlarımı elbette ki ekonomiyi desteklemek bakımından öncelikle tercih etmeleri gereken yerin kendi ekonomik aktivitelerini de yürüttükleri yer olması gerektiği inancındayım. Doğru olan odur."

"Barışa giden gemi..."

Kendisine bir yerde bir de gemi hediye edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Talat, "Güzel ve anlamlı bir hediye" dediği gemiyi veren kişinin "Bu gemi barışa giden gemi olsun" dediğini, kendisinin de aynı temenni ve arzuyu dile getirdiğini ifade etti.

KIBRIS 12/04/08

 

Çözüm için KKTC'nin varlığı kabul edilmeli

Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, BM çerçevesinde, kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılabilmesi için Rum Yönetimi'nin, 59-60 anlaşmalarına dayalı kurulan "Kıbrıs Cumhuriyeti" olmadığının benimsenmesi ve KKTC'nin varlığının kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

İlgili tarafların eşit ve egemen şekilde ortaya konulacak ortak iradesi olmaksızın soruna çözüm bulunamayacağının herkes tarafından kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Başbuğ, 63'te başlayan Rum saldırılarıyla 1974'e kadar süren olaylar neticesinde, Kıbrıs Türk halkının haklı nedenlerle Rum tarafına karşı güven duyamadığını, kapsamlı bir çözümün bile hemen iki taraf arasında güven ortamı yaratabileceğini düşünmenin zor olduğunu belirtti.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ, adadan ayrılmadan önce Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Karargâhı'nda, KKTC'deki tümen ve tugayların komutanları ile subaylarına yönelik bir konuşma yaptı.

Konuşmasında birçok konuya değinen Başbuğ, bugüne kadar KKTC'nin iyi niyeti, barışçı ve uzlaşıcı yaklaşımlarının Rum Yönetimi tarafından herhangi bir karşılık görmediğini, KKTC'nin uzlaşmadan ve çözümden yana tavır almasına rağmen Avrupa Birliği izolasyonları ile karşı karşıya kaldığını söyleyerek, bu durumun güveni sarstığını kaydetti.

"İki taraf için de barış ve huzur sağladık"

Mutlu Barış Harekâtı'nın sadece Kıbrıs Türk halkı için değil, Kıbrıs Rum halkı için de barış ortamı sağladığını yineleyen Başbuğ, binlerce yabancı uyruklu kişinin, Türk ordusunun varlığı ile kendisini güvende hissederek KKTC'de yaşamını sürdürdüğünü ifade etti.

Başbuğ, "Bu nedenlerle, KTBK Komutanlığı'nın adadaki varlığının, 1974 yılından bugüne kadar, Kıbrıs'ta yaşanan huzur ve güvenin sağlayıcısı ve teminatı olduğu da unutulmamalıdır.

Kıbrıs sorunun çözümünde, 'iki kesimlilik' ile garanti ve ittifak antlaşmalarının delinmeden ve sulandırılmadan korunması şarttır. 'İki kesimliliğin' delinmesi, Kıbrıs Türk halkının geleceğinin ipotek altına alınmasıdır" şeklinde konuştu.

TSK'nın bakış açısından, Kıbrıs'ın önemi iki temel esasa dayandığını belirten Başbuğ, bunların birincisinin, TC'ye garanti antlaşması ile yüklenen Kıbrıs Türk halkına sağlamak zorunda olduğu güvenlik sorumluluğu; diğerininse, ittifak antlaşmasında ifade edildiği gibi, Kıbrıs'ın, Türkiye'nin güvenliği açısından taşıdığı stratejik rolün önemi olduğunu söyledi ve bu iki hususun da Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'de istikrar ve dengeyi sağladığını ifade etti.

"KTBK her göreve hazır"

KTBK Komutanlığı ve birliklerinde yapmış olduğu denetlemeler sonucunda, birliklerin üstün bir moral, eğitim, özgüven ve disiplin içinde, kararlı ve her an göreve hazır olduğunu gördüğünü söyleyen Orgeneral Başbuğ, başta Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve savunulması olmak üzere, kendilerine verilebilecek bütün görevleri mükemmel şekilde yerine getirebileceklerini görmekten mutluluk duyduğunu anlattı.

Orgeneral Başbuğ, KKTC halkının TSK'ya karşı duyduğu değişmeyen güveni ve sevgisinin, TSK'nın gücünü perçinlediğini, KKTC halkının terörle mücadelede şehit düşen Mehmetçiklerin acısını paylaşması, ''şehitlere destek kampanyası'' ve ''teröre lanet mitingleri'' düzenlemesi ile bazı belediyelerin yeni yıl kutlama programlarını iptal ederek, bu maksatla ayırdıkları ödenekleri Mehmetçik Vakfı'na bağışlamalarının güçlerine güç kattığını belirtti.

"Kıbrıs Türkü TSK'ya moral veriyor"

Kıbrıs Türkü'nün sergilediği bu dayanışmanın, şubat ayı içerisinde Irak'ın kuzeyinde icra edilen operasyonda Mehmetçiğe çok büyük moral kaynağı olduğunu söyleyen Başbuğ, terörle mücadelenin hassas, zor ve acılı bir süreç olduğunu anlattı.

Kamuoyunun bu durumlara karşı hassasiyet göstermesinin takdire şayan olduğunu kaydeden Başbuğ, "Ancak bu hassasiyetin gösterilmesinde dengenin korunamamasıyla terör örgütü propagandasına alet olunabilir" dedi.

"Kültürel farklılıklara saygılıyız, fakat.."

Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti:

"Türkiye Cumhuriyeti kültürel farklılıklara saygılıdır. Türkiye Cumhuriyeti kültürel alanda bireysel kalmak ve ulus devlet yapısına zarar vermemek şartıyla kültürel zenginliklerin yaşanması ve yaşatılması için gerekli düzenlemeleri gerçekleştirmiştir.

Bunun ötesinde, kimse Türkiye'den belirli bir etnik gruba kültürel alanın dışında, ulus devlet ve üniter devlet yapısını tehlikeye sokacak, siyasal alanda grupsal düzenlemeler yapmasını isteyemez ve bekleyemez. Kültürel alandaki düzenlemeler herhangi bir şekilde siyasal alana doğru götürülmeye ve ikincil kimlikler birinci kimliğe dönüştürülmeye çalışılırsa ve bu konular ülke gündemine kasıtlı olarak devamlı sokulursa, korkarız ki ülke kutuplaşmaya ve ayrışmaya sürüklenebilir. Bu Türk toplumuna karşı yapılabilecek en büyük kötülüktür."

"Teslim olup adalet karşısına çıksınlar"

Orgeneral Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, yurt içinde ve yurt dışında terör örgütünün bulunduğu bütün bölgelerde terör örgütü etkisiz hale getirilinceye kadar, operasyonlara büyük bir kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.

2008 yılı içerisinde terör örgütüne yönelik operasyonlarda, örgütün Şırnak'ın Küpeli, Bestler/ Dereler ve Tunceli, Bingöl bölgelerinde bulunan unsurlarına çok büyük darbeler vurulduğunu da söyleyen Başbuğ, örgüte mensup teröristler ve destekleyicileri için tek çıkar yolun, Türkiye Cumhuriyeti devletine teslim olmak ve yüce Türk adaletinin karşısına çıkmak olduğunu belirtti.

"Her zorluğu yenebilecek güçteyiz"

Başbuğ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye Cumhuriyeti, devletin bütün kurum ve kuruluşları ile her türlü zorluğu ve güçlüğü yenebilecek güçtedir.

Bu ulus, tarihin kendisine gösterdiği ve yaşattığı en zor şartlar altında bile, kendisine zorla dayatılmaya çalışılan bir antlaşmayı elinin tersiyle itip, çöken bir imparatorluğun külleri üzerinden, yepyeni bir devlet yaratan bir ulustur.

"Kıbrıs Türkü taçlandırdı"

Anavatanından güç alan mücahit Kıbrıs Türkü de; dünyada hiçbir topluma reva görülmeyen zulüm ve haksızlıklara, gelecek nesillere örnek teşkil etmesi ve ders alınması gereken müstesna bir fedakârlık ve azimle direnmiş ve var oluş mücadelesini bir devlet kurarak taçlandırmıştır.

Bunun bazıları tarafından iyi okunması ve anlaşılmasında sonsuz yararlar vardır."

"Adadan ayrılırken..."

Orgeneral Başbuğ, adadan ayrılırken gönlünün güven ve huzur içinde olduğunu da dile getirerek, KKTC'deki gelişmelerle birlikte TSK'ya yönelik davranışlarda gözlemlenen sevginin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.

Başbuğ, TSK'nın KKTC ve Kıbrıs Türk halkının yanında ve destekçisi olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

KIBRIS 12/04/08

 

BM'den önemli atama

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin, Michael Möller'den boşalan Kıbrıs Özel Temsilciliği ve Kıbrıs Barış Gücü misyon şefi görevine Etiyopyalı Taye-Brook Zerihoun atandı..

2004 yılından bu yana Genel Sekreter'in Sudan özel temsilci yardımcısı olarak Birleşmiş Milletler Sudan Misyonu'nda çalışan Zerihoun, Ekim 2007 tarihinden beri de Darfur barış görüşmelerinde BM'nin baş arabulucusu olarak görev yapıyordu.

Taye-Brook Zerihoun, özellikle "çatışmaların önlenmesi ve çözülmesi, barışın korunması ve barışın sağlanması" konularında uzmanlaşmış bir diplomat olarak biliniyor.

BM'de 1981 yılında göreve başlayan Zerihoun, siyasi sorun yaşanan bir çok bölgede kolonileşmeyi önleme, güven artırma, çatışma önleme ve çözüm/barış inşa etme gibi misyonlarla görev yaptı.

Eğitimini New-York'ta tamamlayan Zerihoun, Kolombiya Üniversitesi'nde politika alanında master yaptı.

Zerihoun'un evli ve 1'i kız 4 çocuğu olduğu da belirtildi.

Zerihoun'un göreve resmen başlayabilmesi için, atamanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanması gerekiyor.

KIBRIS 12/04/08

 

2008 çözüm için gerçek bir fırsat

ÇÖZÜM, SİYASİ LİDERLİK VE CESARETTEN GEÇER... İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Ryan, çözüm yönünde iyimserliğin elden bırakılmaması gerektiğine işaret ederek, 2007 Ekimi'nde adada bulunduğu sırada, "Kıbrıslılar" arasında, birçok başarısız çözüm girişiminden kaynaklanan hayal kırıklığı gözlemlediğini ifade etti. Ryan, çözümün 21 Mart'ta iki lider tarafından gösterildiği gibi "siyasi liderlik ve cesaret"ten geçtiğini söyledi

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan, gelecek hafta Yunanistan ve Kıbrıs'ı ziyaret edeceğini bildirdi.

Ryan, Kıbrıs ile Yunanistan'ı "yeni bir iyimserlikle" ziyaret edeceğini, 2008 yılının Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün sona ermesi için gerçek bir fırsatı temsil ettiğini söyledi.

Ryan'ın, Kıbrıs'a salı günü gelmesi bekleniyor.

İngiliz Yüksek Komiserliği aracılığıyla yazılı bir açıklama yapan Ryan, 21 Mart'ta Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında gerçekleşen görüşme, teknik komiteler ve çalışma gruplarının çabaları ile Lokmacı Kapısı'nın açılmasını, "Kıbrıs'ta çözüm bulunması yönünde iyi niyet göstergesi" olarak niteledi.

Ryan, aynı hızda devam edilmesi halinde Kıbrıs'ta gerçek bir ilerlemenin sağlanabileceğini ifade ettiği açıklamasında, Kıbrıs'a gerçekleştireceği ziyaret sırasında muhataplarından süreçle ilgili görüş alacağını, amacının; İngiltere'nin adada adil ve kalıcı bir çözüme nasıl yardım edebileceğini görmek ve çözüme yönelik çaba harcamak olduğunu kaydetti.

"Anlaşma, Kıbrıslılar için,

Kıbrıslılar tarafından olmalı"

Kıbrıs'ı ziyaretinin bir diğer amacının ise; olası bir çözümün yapacağı ekonomik katkıları da yerinde incelemek olduğunu kaydeden Ryan, çözümün iki tarafa da "kazan/kazan" senaryosu içinde ekonomik fayda sağlayacağı görüşünü dile getirdi.

Çözüm yönünde iyimserliğin elden bırakılmaması gerektiğini de söyleyen Ryan, 2007 Ekim'inde adada bulunduğu sırada, Kıbrıslılar arasında, birçok başarısız çözüm girişiminden kaynaklanan hayal kırıklığı gözlemlediğini ifade ederek, çözümün 21 Mart'ta iki lider tarafından gösterildiği gibi "siyasi liderlik ve cesaret"ten geçtiğini söyledi.

Ryan, "Başarı yakalanacaksa ve bu yeni fırsat değerlendirilecekse, yani bir anlaşma Kıbrıslılar için, Kıbrıslılar tarafından olmalı" ifadesini kullandı.

KIBRIS 12/04/08

 

Avrupa Komisyonu, Yeşil Hat Tüzüğü kapsamındaki ticarete kolaylıklar sağlayan öneriyi kabul etti

Avrupa Konseyi'nde onaylandığında yürürlüğe girecek yönetmelikle gerçekleşecek tüzük değişikliği, Yeşil Hat Tüzüğü uygulamaya girdiğinden bu yana Kuzey Kıbrıs'ta yetiştirilip Yeşil Hat üzerinden Güney Kıbrıs'a ticaret amacıyla geçirilen tarımsal ürünlerin çoğundan alınan gümrük vergisini kaldırmayı içeriyor.

Kabul edilen öneri, Kıbrıslı Türk tüccarlar için mali ve idari bir yük olan gümrük vergisinin kaldırılmasının yanı sıra, Kıbrıslı Rumların Kuzey'den yapabileceği alış veriş tutarının (yeşil hat tüzüğü kapsamındaki kişisel alış veriş tutarı) 135 Euro'dan 260 Euro'ya yükseltilmesini de kapsıyor.

Avrupa Komisyonu Güney Kıbrıs Temsilciliği tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, önerinin kabul edilmesi halinde, tutarı 260 Euro'ya kadar olan kişisel ürünler gümrük ve vergi alınmadan Yeşil Hat'tan geçirilebilecek. Bu kural sigara ve alkol için uygulanmayacak, bu tür ürünler için var olan miktarlar (bireysel olarak 40 sigara ve 1 litre alkollü içki) tüketimi sabit kalacak.

Açıklamada, önerilen değişikliklerin amacının, eşyaların Kıbrıs'ın Kuzey kesiminden Güneyine geçişinde, "şeffaf bir yol" düzenleyip geçici olarak (6 aya kadar) etkili bir şekilde yürütülmesini sağlamak olduğu belirtildi. Bunun da, hizmet sağlayan Kıbrıslı Türklerin ekipmanlarını geçici olarak Güneye geçirmelerini sağlayacağının kaydedildiği açıklamada, ekipmanların Güneyde tamir edilebilmesinin mümkün olacağı ifade edildi. Açıklamada, bu durumun Kıbrıslı Türk şirketlerin Güneyde gerçekleşecek ticaret fuarlarına katılabilmelerini de teşvik edeceği aktarıldı.

29 Nisan 2004'te kabul edilen Yeşil Hat Tüzüğü, kişilerin ve malların Yeşil Hattın bir tarafından diğer tarafına serbest dolaşımını düzenliyor. 2005'te narenciye, balık ve balın geçişini kolaylaştırmak amacıyla Konsey yönetmeliği ile tüzükte bir değişiklik yapılmıştı. Komisyon'dan geçen öneri, kabul edildiği takdirde tüzükteki ikinci değişiklik olacak.

KIBRIS 12/04/08

 

Ice cream diplomacy: Talat stuns Ledra Street shoppers
By Jean Christou and Simon Bahceli

SHOPPERS on Ledra Street were left speechless yesterday when Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat decided to take an impromptu stroll through the newly-opened crossing point.

Although Talat has crossed to the Greek Cypriot side in the past as leader of the Republican Turkish Party, it was his first visit in his capacity as Turkish Cypriot leader. It was also Talat’s first visit to Ledra Street since he was a schoolboy, he said.

Asked when he had last been on this side of Ledra Street, he said: “In my childhood maybe. I don’t recognise the place, so I could say it’s my first time here.”

Surrounded by security and several aides, including his spokesman Hasan Er?ak?ca, Talat received a warm welcome from Ledra Street shopkeepers and from both Greek and Turkish Cypriots.

He crossed over just after 11am and spent a good hour strolling around, as people kept coming up and shaking his hand and inviting him into their shops and also to sit down for coffee.

He gave in to the invite from Costas Vrontis, the owner of the Heraclis ice cream parlour, who treated Talat and his aides to three scoops of vanilla ice cream and coffee, while reporters and television crews jostled for the best position to hear what the Turkish Cypriot leader was saying.

"I was told that this is the best ice cream in Cyprus. I'm not sure about that claim, but it is very good ice cream," said Talat.

When he was asked whether he was going to meet President Demetris Christofias for coffee on Ledra Street, Talat said: “Maybe next time.”

“I didn’t plan to cross, but today in the morning since I was visiting the area I thought let’s also go to the other side.” Talat acknowledged that his visit might draw some criticism on the Turkish Cypriot side, but he said: “We live in a democratic society”.

Continuing his stroll after thanking Vrontis in Greek for his ice cream, Talat dropped €10 into a busker’s violin case before entering the Ledra Arcade, greeting more people as he went.

He spent a good ten minutes in a music shop, coming out with several CDs – a Beatles album, Vangelis, Mikis Theodorakis, and a collection of rembetika songs. He had asked for the rather symbolic Pink Floyd album, ‘The Wall’, but it was not in stock.

With his purchases being carried out by an aide, Talat headed back towards the crossing at around 12.15pm. “My message today is to convey my best wishes to everyone,” he said. When asked about further crossing points, he said the only other one on the agenda was Limnitis.

“All our efforts are going towards a solution,” he said. “With a solution you don’t need crossing points. I prefer to solve the Cyprus problem.”

Before heading back to the north, Talat purchased a packet of Cyprus coffee and went to visit a woman in another shop who had wanted to see him but could not go outside because she had a broken leg. He came out with a brass ornament.

He didn’t rule out another trip across to Ledra Street. “Yes, if I have time.”

As he left the Greek Cypriot side, Talat told journalists he would be back soon “because I have not seen all I wanted to see,” and added: “I send my best wishes to all those who are working for peace.”

As he left, Talat shook hands with the surprised but cheerful looking police and customs officials on the Greek Cypriot side of the crossing and headed back to the north.

Just inside the Turkish Cypriot side, he sat for a coffee with journalists from both sides and spoke of his wishes for a solution to the Cyprus problem.

Talat said he had crossed to the south because he had wanted to relay “a message of peace and friendship”, and when asked if he had been surprised by the warm reception he had received from the Greek Cypriots he had met, he said he knew many Greek Cypriots and had therefore been expecting to be treated well.

Indeed, referring to the gifts he had been given, he said: “I went shopping and came back with gifts.”

One of the gifts was a brass boat, given to him by a shop keeper close to the crossing. Describing the gift later, Talat said, “I was given this boat and told that it is sailing towards peace. It’s a very nice and meaningful present.”

Having shopped during his trip, Talat will undoubtedly come under fire from Turkish Cypriot hardliners who view shopping in the south as betrayal of the national cause. Talat pre-empted such criticism by saying: “Everyone is free to do as they please within the rules… so I don’t see any problem with shopping.” He added, however, that he had not had the opportunity to compare prices, but said he believed “certain products are cheaper in the south, and others are cheaper in the north”.

Talat rounded off his Ledra Street tour by chatting with shopkeepers and tourists in the Turkish Cypriot Arasta Street. When a Ukrainian young man told Talat his country had also been racked by ethnic and political upheaval Talat said: “You have to solve your problems yourself, but if you like I could come and mediate for you.”

CYPRUS MAIL 12/04/08

 

Flurry of diplomatic activity
By Jean Christou

THE INTERNATIONAL community is pulling out all the stops to help keep up the new momentum on the Cyprus issue with three official foreign visits in the last ten days and another four coming up.

On top of what a UN official said in New York on Thursday that the UN Secretary General has discussed developments in Moscow and asked for the support of President Vladimir Putin, similar talks were held in Bucharest by British Prime Minister Gordon Brown.

Since the start of the month UN Undersecretary General Lynn Pascoe visited the Nicosia, Athens, Ankara triangle. There has been a visit by the Serbian Foreign Minister, and yesterday French Minister of State, responsible for European Affairs, Jean-Pierre Jouyet, held a round of contacts on the island.

Next week Britain’s special envoy for Cyprus Joan Ryan will be on the island, as will Russian Deputy Foreign Minister Vladimir Titov and Czech Republic Prime Minister Mirek Topolanek.

Another expected visitor is US Undersecretary of State Matthew Bryza who was in Athens over the past few days for meetings with the Greek leadership. Titov has also been in Athens.

All visiting officials have spoken of the new chance for progress and the window of opportunity this year for a solution.

“Clearly there is an interest with the new mood and with the progress that has been made,” said one diplomat commenting on the flurry of activity.

“The international community sees this as an encouraging time to make progress so that would be one of the reasons why we are seeing this.”

Presidential Commissioner George Iacovou told state radio yesterday the current momentum is being seen as an historic chance by the international community. ‘This historic chance has come with the election of President Demetris Christofias and they don’t want to lose this chance,” he said.

Iacovou said however that, although the support of the international community would be needed in the months ahead, the negotiations would be a Cypriot affair.

This was reiterated by Government Spokesman Stefanos Stefanou yesterday. Stefanou said the last UN resolution on Cyprus was clear that the initiative was to be between the two communities. No interventions would be allowed, he said.

“The initiative is in the hands of Cypriots and as the President often says the two communities must prove that they want to, and can resolve the Cyprus issue in such a way that would serve the interests of the Cypriot population.

“The momentum by the international community is a result of the climate that has been created and the renewed interest from abroad after President Christofias` election.”

The international community, Stefanou said, should focus their energies on bringing Turkey on board.

Visiting French Minister Jean-Pierre Jouyet whose country takes over the next EU six-month presidency said yesterday Paris’ position was that Turkey could not join the bloc unless it recognised Cyprus.

“The President of the French government has expressed his position on the subject with great clarity. Turkey will not enter the EU unless it recognises Cyprus”, Jouyet said.

“France fully supports the procedure which began after the election of President Christofias. We have stressed that France will continue to support this process. The French EU presidency, which will begin July 1st, will support all efforts in the framework of this process which will last three months and we will monitor the progress,” he added.

CYPRUS MAIL 12/04/08

 

Details finalised on more committee
By Jean Christou

PRESIDENTIAL Commissioner George Iacovou and Ozdil Nami, the adviser to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, agreed on details for one more discussion panel yesterday bringing the total to 12 out of 13.

Iacovou said last night the 13th panel would be finalised during his next meeting with Nami on Monday.

It was hoped the 13 working groups and technical committees could begin work this week but now it looks as if the middle of next week would be a more realistic target according to sources close to the process.

“We have closed on 12 committees and there is one more to go,” Iacovou said after the meeting yesterday.

“We will use the weekend for deliberating and meet again on Monday afternoon.”

Iacovou also said the list of members for the committees and groups was also nearly ready. The proposed members would be summoned for briefings by the President when all the groups had been decided on, Iacovou said.

“They are 13 committees, with a minimum of two people and a maximum of five, because there is no space in the room for more than 10 to 12 persons. The UN will be there, that means five from each side, so there will be 26 to 60 people,” Iacovou said.

Each of the panels will have a UN facilitator who will act as a mediator during the meetings of the groups and committees.

It is believed the UN has already chosen the people it wants and they are due on the island next week. Sources said they would not be members of former envoy Alvaro de Soto’s old team that worked on the failed Annan plan.

The committees and groups will be working out of the same conference area at the UN-controlled old Nicosia airport, but there are some concerns currently about the amount of space needed.

Iacovou and Nami are expected to inspect the rooms on Monday.

Iacovou said currently there were only four rooms almost ready and for the moment four committees might have to work in the mornings and four in the afternoons. He said to facilitate the 13 committees two more rooms would need to be made available. Financing for the work will come from the UN. Secretary General Ban Ki-moon put aside money for a Cyprus initiative in the 2008 budget.

Commenting on reports and speculation related to some difficulties the Iacovou and Nami might be having, a source close to the process said yesterday there was some difficulty over how much reference should be made to previous Cyprus negotiation attempts.

“But they haven’t let it stop them from forming the groups so that is positive,” said the sources. “They feel they will cross that bridge when they come to it and it’s constructive that they are looking at it that way.”

CYPRUS MAIL 12/04/08

 

New UN envoy will arrive ahead of talks
By Jean Christou

THE GOVERNMENT has already given its consent to the appointment of Taye-Brook Zerihoun as the UN Secretary General's Special Representative in Cyprus spokesman Stefanos Stefanou said yesterday.

Commenting on the Secretary General’s decision to appoint Zerihoun, who will replace Michael Moller, Stefanou reaffirmed the government’s readiness to continue to show good will and work for the settlement of the Cyprus problem.

He said Zerihoun would probably arrive on the island in about a month.

Commenting earlier in the day, Presidential Commissioner George Iacovou when asked why the Secretary General had appointed a new representative when real negotiations would probably not start for three months, said a full-time representative was needed here.

Iacovou said there were a lot of other fronts where a UN Special Representative might be needed such as the opening of the Ledra Street crossing. “I believe that’s what the Secretary General is thinking,” he said.

UN Secretary General Ban Ki-moon on Thursday informed the Security Council of his intention to appoint Zerihoun of Ethiopia as the UN Secretary General's Special Representative in Cyprus and Head of UNFICYP.

Zerihoun is currently the Secretary General's Principal Deputy Special Representative in the UN Mission in Sudan (UNMIS). He has also been serving as Chief UN Mediator for the Darfur Peace Talks since October 2007, in support of the efforts of Special Envoy Jan Eliasson.

“We await the Security Council's response to the Secretary General's letters,” the Secretary General's Spokeswoman said.

Between 1995 and 2003, Zeirhoun served initially as Deputy and then Director of Africa I Division in the Department of Political Affairs with responsibility for the countries of the Horn of Africa, the Great Lakes and Southern Africa regions as well as regional organisations. He was then appointed Chairman of the Inter-departmental Task Force for Sudan and served in that capacity until becoming Principal Deputy Special Representative with UNMIS.

Zerihoun completed his undergraduate and graduate studies in New York, and holds a Master of Philosophy degree in comparative politics from Columbia University. He is married and is the father of four children, a son and three daughters.

CYPRUS MAIL 12/04/08

 

Will planned regulations save the Karpas?
By Simon Bahceli

There are too many loopholes, say environmentalists

EFFORTS to create a national park in one of Cyprus’ last wildernesses have again caused controversy, as environmentalists accuse the Turkish Cypriot authorities of pandering more to the needs of developers and farmers than to those of the wildlife the park aims to protect.

“The law reveals nothing more than a lack of knowledge, a lack of know-how, and a lack of proper aims,” the head of northern Cyprus’ Green Action Group Dogan Sahir said this week of a draft national parks law recently devised by the ‘environment ministry’.

“All the government is trying to do is give people the impression it is trying to do something. It will not save the Karpas,” Sahir added.

The Karpas, a thin peninsula of land jutting out towards Syria, is, despite its beauty, one of the few remaining areas in Cyprus yet to fall into the hands of land developers. It is also a haven for numerous types of endemic flora, fauna and marine life including caretta caretta turtles and wild donkeys.

Arguments have been raging for years on how best to protect the Karpas peninsula, large portions of which have already gone under the bulldozer. Last summer, environmentalists accused the authorities of seeking to develop the last remaining unspoiled part of the peninsula for tourism when it commissioned the electricity authority to add the area to the grid. The authorities went ahead with the electricity project, but sought to assure environmentalists that a national parks law would be devised that would pave the way for the establishment of a Karpas national park. Finally, last weekend, the ‘environment ministry’ announced the completion of a 95-page draft version of the law, which is now in the hands of a ‘parliamentary’ committee formed to go through it before submitting it to ‘parliament’ for ratification.

But environmentalists, who complain they were not consulted when the bill was being formulated, say they are not satisfied that the draft, and the national park that is meant to spring from it, will do anything to protect Karpas.

“Although the objective may be to protect the Karpas, the new law could actually lead to the area suffering more damage than it does under the current Karpas directive,” Sahir said.

The Nicosia-based environmentalist reels off a list of factors that he says renders the national parks law “ineffective”.

“Basically the law gives the park to the farmers, and they can do what they want with it. It also gives the town planning department a role, and the right to designate areas to building developments,” Sahir says. He adds that there will be an amnesty for illegal building that will give carte blanche to developers to build before the law is in place.
“It even allows for people to hunt.”

Sahir’s final criticism is that the decision-making body of the park authority will also be responsible for regulating it.

“Basically, they will be regulating themselves,” Sahir says.

But while Sahir insisted the EU Commission’s Project Support Office in north Nicosia was critical of the bill, such criticism has been hard to elicit. An official from the office told the Mail it had nothing to say about the content of the draft, but that “the proof of the pudding was in the eating”.

“It’s all about implementation, but from our point of view, this [the draft law] is an important step,” the official said.

Asked whether the office had provided input towards the draft law the official said, “We have provided support and comment”. Forty per cent of the €259 million allocated to the Turkish Cypriot community by the EU was aimed at environmental protection of one sort or another, he added.

Officials at the ‘environment ministry’ also seemed pleased with their work, telling the Mail that the law aimed to be “water tight”.

“There will be no loopholes that people can jump through because the law is so detailed,” the official insisted, adding that although farmers would be able to cultivate some parts of the park, it would be “within strict guidelines”.

“They will be able to farm, but will have to use low-impact organic methods.”

Contrary to Sahir’s accusation, the official claimed “the primary aim will be to protect the Karpas”, but added that people in the area would still need to earn a living – something they could do through organic farming and eco-tourism.

“The villagers have to know that it [the national park] is good for them, and that it is also for them we want to save the area, because without its nature Karpas is nothing,” the official said.

Once the bill becomes law, work will begin on forming the committee that will set up and run the park. This could take up to three years. The question that remains is what mechanisms will be in place to protect the Karpas from development till then.

CYPRUS MAIL 12/04/08

 

Times: Almanlar Akdeniz Birliği’nden rahatsız

İngiltere’de yayımlanan The Times gazetesi, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bölgesel anlaşmazlıkları sona erdirmek amacıyla oluşturmayı planladığı Akdeniz Birliğinin Almanya’yı rahatsız ettiğini öne sürdü.

AA

Güncelleme: 11:28 TSİ 13 Nisan 2008 Pazar

 

LONDRA - Gazete, İngiltere’nin de Sarkozy’nin Akdeniz Birliği önerisiyle Türkiye’yi AB dışında tutmaya çalıştığından kuşkulandığını yazdı.

Sarkozy’nin Fransa’nın 6 aylık AB dönem Başkanlığı sırasında Paris’te yapılacak zirveye Akdeniz’e kıyısı bulunan Libya, Suriye ve İsrail gibi bütün ülkeleri davet edeceğini yazan Times, bu ülkelerin 13 temmuzda Paris’te yapılacak AB zirvesine davet edileceklerini ve bu vesileyle 14 temmuzda yapılacak Bastil günü kutlamalarında Avrupalı askerlerle birlikte bu ülkelerin askerlerinin de geçit törenine katılmalarının düşünüldüğünü kaydetti.

Gazete, organizasyonun İsrail ve Arap askerlerini bir araya getirme potansiyeline de dikkati çekti.

Haberi, Sarkozy’nin danışmanı Henri Guaino’ya dayandıran gazetede, şunlar kaydedildi:

“Akdeniz Birliği fikri Almanları rahatsız etti. Birlik, bunun sadece AB ile işbirliği çerçevesinde oluşturulabileceği görüşünde. Oysa projenin fikir babası olan Guaino, böyle bir birliğin etkisiz bir versiyonunun bile terörizm, yasa dışı göç gibi konulara olumlu katkı sağlayacağına inanıyor. Savaş ve ekonomik güçlüklerden çeken bölgenin bu projeyle rahatlayabileceğini düşünüyor.”

Bu yılki Bastil Kutlamalarının tarihin en büyüklerinden biri olacağına dair Fransız yetkililerin açıklamalarına da işaret eden Times, Akdeniz birliği fikrinin bir “savaş alanına” dönüşebileceğini de öne sürdü.

Gazete, Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki en büyük destekçisi durumundaki İngiltere’nin, Sarkozy’nin Akdeniz Birliği önerisinde bulunarak bir komployla Türkiye’yi AB dışında tutmak gibi bir amacı bulunduğundan kuşkulu olduğuna işaret etti.

Gazetenin haberinde, “Türkleri de kızdırmasının yanı sıra bu öneri Merkel ile Sarkozy ilişkilerini de olumsuz etkiledi” denilirken, Almanya’nın, Fransa’nın önderliğindeki bir birliğin ekonomik yüküne de katlanmak durumunda kalmaktan rahatsızlık duyduğu belirtildi.

Haberde, Merkel’in Sarkozy’yi bu planından vaz geçmedikçe Paris zirvesini boykot etmekle tehdit ettiği de öne sürüldü.

 

Rumlarda Talat şaşkınlığı

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, sürpriz bir kararla 3 Nisan’da açılan Lokmacı Kapısı’ndan Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne geçmesi, Rum medyasında geniş yer buldu. Rum Simerini gazetesi konuyla ilgili haberini, “Talat şaşkınlığı” başlığıyla verdi.
Fileleftheros gazetesi, Talat’ın Lokmacı Kapısı’ndan geçerek Uzun Yol’a gerçekleştirdiği ziyaretin “etkileşim operasyonu olduğunun açıkça görüldüğünü, ancak bu durumun ziyaretin önemini azaltmadığını” yazdı.
Haravgi gazetesi ise “Talat sadece özgür bölgeleri görmek için geldi” başlığıyla verdiği haberinde, Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu’nun açıklamalarına yer verdi. Habere göre Stefanu, “Talat küçük bir uyarıyla bize özgür bölgelere geçmek istediğini haber verdi. Elbette hükümet sadece geçmesine izin vermekle kalmadı bunu kolaylaştırdı. Ayrıca kendisi Kıbrıs Türk toplumunun lideridir ve biz teması, iletişimi ve iyi havayı kolaylaştırmayı istiyoruz” dedi.

MILLIYET 13/04/08

 

Görüşmeler haziran sonu başlayabilir

KOMİTELER ÇALIŞMAYA BAŞLIYOR... Elektrik Mühendisleri Odası'nın olağan genel kurulunda konuşan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, önümüzdeki hafta ortasında komitelerin bazılarının çalışmaya başlayabileceğini söyledi. Çalışma grupları ve teknik komitelerin oluşturulmasında Rum Yönetimi'nin daha önceki sert tutumunu görmediklerini de ifade eden Talat, bu çerçevede komitelerin biri dışındaki başlıkların belirlendiğini belirtti

PİYASALARIN HAZIR OLMASI GEREKİR..."Gerçek niyet varsa Kıbrıs sorunu çözülecektir" diyen Talat, sorunun çözümün yan etkilerinin de olacağını ve piyasaların duruma hazırlıklı olması gerektiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Talat, "Bu konudaki hazırlık, sadece hükümetin değil, piyasanın, yani özel sektörün de katkısıyla sağlanmalıdır. Ülke ekonomisine artık bir bütün olarak bakılmalıdır. Biz müzakereleri başlattık, çalışmalarımız sürüyor" dedi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'ta çözüm müzakerelerinin bir sorun olmazsa, haziran ayının sonuna doğru başlayabileceğini söyledi.

BRTK'nın haberine göre, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Elektrik Mühendisleri Odası'nın 40. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunda açıklamalar yaptı.

Çalışma grupları ve teknik komitelerin oluşturulmasında Rum Yönetimi'nin daha önceki sert tutumunu görmediklerini ifade eden Talat, bu çerçevede komitelerin birinin dışındaki başlıklarının belirlendiğini belirtti.

Talat, önümüzdeki hafta ortasında komitelerin bazılarının çalışmaya başlayabileceklerini de söyledi.

Özel sektörün katkısı sağlanmalı

"Gerçek niyet varsa Kıbrıs sorunu çözülecektir" diyen Talat, sorunun çözümün yan etkilerinin de olacağını ve piyasaların duruma hazırlıklı olması gerektiğini anlattı.

Talat "Bu konudaki hazırlık, sadece hükümetin değil, piyasanın, yani özel sektörün de katkısıyla sağlanmalıdır. Ülke ekonomisine artık bir bütün olarak bakılmalıdır. Biz müzakereleri başlattık, çalışmalarımız sürüyor" dedi.

Elektrik Mühendisler Odası'nın genel kurulunda konuşan Maliye Bakanı Ahmet Uzun da, hükümetin Kıbrıs konusunda bir politika ortaya koyduğunu ifade ederek, Lokmacı kapısını açarak, kuzeyin albenisini artırmayı ve ekonomik ve ticari anlamda güneyle rekabet edebilecek duruma gelmeyi amaçladıklarını anlattı.

KIBRIS 13/04/08

 

Lokmacı geçişlerinde kolaylık sağlanacak, Arasta ışıklandırılacak

BAKANLAR KURULU'NA SUNULACAK... İçişleri Bakanı Murat, toplantıda, Lokmacı'dan geçişlerin daha seri yapılmasını sağlamak amacıyla teknolojik cihazların kullanılması, bölgenin ışıklandırılması, güvenlik tedbirlerinin artırılması ve Büyük Han'ın saat 24.00'e kadar açık kalması gibi kararlar aldığını söyledi. Murat, çizilen "yol haritasının" "stratejik metin" olarak Bakanlar Kurulu'na sunulacağını bildirdi

Lokmacı bölgesiyle Lefkoşa Surlariçi'nde alınacak önlemlerle ilgili çalışmalar yapmak amacıyla Bakanlar Kurulu'nun 9 Nisan 2008 tarihli kararıyla kurulan "Lefkoşa Surlariçi İzleme, Koordinasyon Ve Yönlendirme Kurulu", ilk toplantısını, dün, İçişleri Bakanı Özkan Murat başkanlığında yaptı.

Kurul, Lokmacı'dan geçişlerin daha seri yapılmasını sağlamak amacıyla teknolojik cihazların kullanılması, bölgenin ışıklandırılması, güvenlik tedbirlerinin artırılması ve Büyük Han'ın saat 24.00'e kadar açık kalması dahil, bir dizi karar aldı. Toplantıda çizilen "yol haritası", "stratejik metin" olarak Bakanlar Kurulu'na sunulacak.

Kurul üyeleri, daha sonra Arasta bölgesinde incelemelerde bulundu.

Başbakanlığın koordinatörlüğünde, İçişleri Bakanlığı'nın başkanlığında oluşturulan Lefkoşa Surlariçi İzleme, Koordinasyon Ve Yönlendirme Kurulu, Şehir Planlama Dairesi, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Turizm ve Pazarlama Dairesi, Turizm Planlama Dairesi, Enformasyon Dairesi, Polis Genel Müdürlüğü, Lefkoşa Türk Belediyesi, Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği temsilcilerinden oluşuyor.

Murat: Kısa, orta ve uzun vadeli önlemler alınacak

İçişleri Bakanı Özkan Murat toplantıya girişte yaptığı konuşmada, kurulun, Lokmacı Kapısı'nın açılmasından sonra Surlariçi ve bölgede alınacak acil, kısa, orta ve uzun vadeli önlemler konusunda çalışma yapacağını ve çalışmalarının sonucunu hükümete ileteceğini bildirdi.

Murat, alınacak acil önlemler arasında geçişlerin daha seri yapılmasını sağlamak amacıyla teknolojik cihazların kullanılması, bölgenin ışıklandırılması, Büyük Han'ın 24.00'e kadar açılmasının da bulunduğunu belirtti.

Murat, bölgede birkaç istisna dışında olumsuzluk yaşanmadığını, fahiş fiyat uygulayan bir kısım esnafa karşı ise yine diğer esnafın tavır alışıyla sorununun giderildiğini belirterek, Arasta esnafına çalışmaları için teşekkür etti.

Bölgenin eski eserler açısından da önemli bir bölge olduğuna işaret eden Özkan Murat, önemli olanın eski eserlerin korunarak, ekonomik yaşama katılmasının önemine işaret etti.

İçişleri Bakanı Özkan Murat, toplantıdan sonra yaptığı açıklamada da, acil tedbirlerin gözden geçirildiğini, yol haritasının çizildiğini ve kurulun aldığı kararların Bakanlar Kurulu'na "stratejik metin" olarak sunulacağını söyledi.

Lokmacı Bölgesi'nin turizm alanı olarak ilan edildiğini, bu çerçevede tüm çalışmaların bir üst kurul şeklinde bakanlıklar, teknik daire temsilcilikleri, Lefkoşa Türk Belediyesi'nin, Polis Genel Müdürlüğü'nün, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürütüldüğünü anımsatan Murat, kurulun tüm çalışmalarının bölgenin ekonomik, fiziki, kültürel ve sosyal olarak geliştirilmesi ve kalkındırılmasına yönelik olduğunu söyledi. Murat, bölgenin ışıklandırılması, güvenlik tedbirlerinin artırılması, genel temizliğinin yapılması, büyük Han'ın daha geç saatlere kadar açılması gibi birçok kararlar alındığını kaydetti.

Dün Lokmacı Bölgesi'nde gözlemler ve geçişlerle ilgili denetlemeler de yapıldığını ifade eden Murat, şöyle konuştu:

"Devletimiz bütün kurumlarıyla birlikte çalışıyor. Bölgede acil, kısa, orta ve uzun vadede önlemler alacağız. Geçişlerin kolaylaştırılmasıyla ilgili de tedbirler alacağız. Trafiğin tek yönlü sağlanmasıyla ilgili, mali teşviklerle ilgili maliye ve ekonomi bakanlığı önlem alacak. Teşvikler ve krediler de önümüzdeki günlerde açıklanmış olacak. Alınan kararlar konusunda esnafın tam bir uyum içinde olduğunu gördük."

KIBRIS 13/04/08

 

 

Arasta esnafı için destek paketleri haftaya açıklanacak

"ALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞUNUZU KESERSENİZ..."...Başbakan Soyer, Ticaret Dairesi'nin, Arasta'da, fiyatlarla ilgili denetimlere başladığını, fakat en büyük denetimin halkın kendisinden ve esnaftan gelmesi gerektiğini söyledi. "Altın yumurtlayan tavuğunuzu keserseniz daha çok altına ulaşamazsınız" diyen Soyer, bu yüzden esnafın ticaret ahlakıyla hareket edeceğine inandığını ve bir kısım spekülatörlere de esnafın gereken dersi vermesi gerektiğini kaydetti

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Lefkoşa'nın Arasta ve surlariçi bölgesine gereken yatırımların yapılması için adımların atılacağını belirterek, Arasta esnafına yönelik destek paketlerini gelecek hafta açıklayacaklarını söyledi.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cumhurbaşkanı Talat'ın önceki gün Lokmacı bölgesinden geçerek Rum tarafına gitmesinin Türk tarafının samimiyetinin göstergesi olduğunu vurguladı.

CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün Arasta bölgesini gezdi. Bölgeye saat 11.00 sıralarında giden Soyer, esnafla sohbet etti, vatandaşlarla görüştü, bazı turistlerle konuşarak birlikte fotoğraf çektirdi.

Soyer'e gezisi sırasında CTP Milletvekilleri Ahmet Barçın, Ali Seylani, Kadri Fellahoğlu ve Özkan Yorgancıoğlu ile belediye meclis üyeleri eşlik etti.

"Talat'ın ziyareti samimiyetimizin göstergesi"

Soyer ziyareti sırasında önceki gün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Lokmacı Kapısı'ndan Rum kesimine geçmesinin Kıbrıs Türk tarafının samimiyetinin bir göstergesi olduğunu kaydederek, bu şekilde Rum tarafına mesaj verildiğini söyledi.

Başbakan Soyer, 2008 yılı sonuna kadar Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılmasını istediklerini yineleyerek, bunu kendilerine bir hedef olarak koyduklarının altını çizdi.

Arasta bölgesini ve Bandabuliya'yı gezen Soyer, daha sonra kahvede oturarak basına açıklamalarda bulundu.

Soyer, çözüm yönünde atılan adımlar neticesinde Arasta bölgesindeki canlılığı görmenin kendisini mutlu ettiğini ifade ederek, bölgede hala alınması gereken tedbirlerin bulunduğunu ifade etti.

Başbakan, devletin ilgili tüm daireleri ve belediyenin harekete geçtiğini, bölgenin bir kısmının 1. Sınıf Turizm Bölgesi olarak ilan edildiğini ifade ederek, gereken yatırımların bölgeye yapılacağını, önümüzdeki hafta esnafa dönük bir kısım destek paketlerinin açıklanacağını söyledi.

Soyer "Bu ziyaret attığımız adımların doğru, ama daha çok işlememiz gerektiğinin de işaretidir" şeklinde konuştu.

"Artık çok katlı bir otopark Lefkoşa için şart"

Kendisine yöneltilen bir soru üzerine Soyer, park sorununun ciddi bir problem olduğunu, belediye ile çalışarak soruna çözüm bulmak için uğraştıklarını, fakat artık çok katlı bir otoparkın Lefkoşa için şart olduğunu ifade etti.

Fahiş fiyat uygulamaları

Başka bir soru üzerine Soyer, Ticaret Dairesi'nin fiyatlarla ilgili denetimlere başladığını, fakat en büyük denetimin halkın kendisinden ve esnaftan gelmesi gerektiğini söyledi.

"Altın yumurtlayan tavuğunuzu keserseniz daha çok altına ulaşamazsınız" diyen Soyer, bu yüzden esnafın ticaret ahlakıyla hareket edeceğine inandığını ve bir kısım spekülatörlere de esnafın gereken dersi vermesi gerektiğini söyledi.

Sınır kapılarındaki propaganda unsurları

Rum sınır kapılarında kayıp yakınlarına yönelik propaganda unsurlarının bulunması konusundaki soruya da Soyer, "Bunu biz kendi sağduyumuzla kaldırdık, onlara bunu ele almaları gerektiği önerisini yapmaktan başka yapacak bir şeyim yok. Doğru değil ama onlar bunu yapıyor. Biz kendi tedbirimizi aldıktan sonra onlar da tedbir almak zorunda olacaklar, çünkü sırıtıyor, sırıtan bir iş, şık değildir kanısındayım." şeklinde yanıt verdi.

KIBRIS 13/04/08