Kıbrıs'ta Lokmacı'dan çok daha zorlu meseleler var

Kıbrıs'ta Lokmacı'dan çok daha zorlu meseleler var

Talat'ın, Kıbrıs'ta yıl sonuna dek çözüm sağlanmasına yönelik temennisi fazla iyimser. Lokmacı barikatının açılması olumlu ama sadece sembolik bir adım

01/04/2008 RADIKAL

Gerd Höhler

Kıbrıs'taki iki halkın liderlerinin, bölünmüş Lefkoşa'dak bulunan tampon bölgede yeni bir geçiş noktasının açılması kararı sembolik bir adım ve bunun Kıbrıs sorununun çözümünde bir başarı olduğundan söz edilemez. Rum lider Hristofyas, Türk meslektaşı Talat'la buluşması öncesinde, "Bu kez başarılı olmak zorundayız" dedi.
Öncelikle, Kıbrıslı Rumlar ellerindeki zamanın azaldığının farkında. Sertlik yanlısı milliyetçi Papadopulos dönemindeki beş yıllık sessizliğin ardından, adadaki Rumlar savunma konumunda. Adanın Türk işgali altındaki kuzeyinin fiilen tanınması konusunda ilerleme kaydediliyor. Artık görüşmeler gerçekleştirmek için doğrudan Kuzey Kıbrıs'a seyahat edenler, sadece Britanyalı veya Amerikalı diplomatlarla sınırlı değil. Eski Almanya başbakanı Gerhard Schröder ve Yeşiller Partisi'nin eşbaşkanı Claudia Roth da kuzeyi ziyaret etti. Bir çözüm bulunamazsa, adanın kuzeyi günün birinde uluslararası alanda tanınacak.
Ancak çoğu Kıbrıslı Türk'ün tercihi bu yönde değil. Zira çoğunluk, bölünmüşlük teyit edilirse Türkiye'ye bağımlılığın tescilleneceğinin bilincinde. Kıbrıslı Türkler daha 2004'te eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı plana onay vererek, geleceklerini güneyle federasyona gitmekte gördüklerini gösterdi.
Bu şekilde dört yıl önce Rumlara açılan AB kapısı, onlar için de açılacaktır.
Bu nedenle en başta Talat müzakerelerin yeniden başlaması için ısrar ediyor. Talat'ın Kıbrıs'ta çözüm için 'son pencerenin' açıldığı uyarısıyla haklı çıkması pekâla mümkün. Ancak Talat'ın, iyi niyetle Kıbrıs meselesinin yıl sonuna dek çözüme kavuşabileceği beklentisi fazla iyimser. Zira, gündemde epey karmaşık konular var: Kuzey Kıbrıs'ta konuşlanan Türk işgal birlikleri ne olacak?
Ankara'daki generaller çekilmelerine izin verecekler mi? 1974'te kuzeyden sürülen Kıbrıslı Rumlara dönüş ya da tazminat konusunda ne gibi imkânlar sunulacak? Ve, belki de en zor soru: Türk azınlığın siyasi eşitlik talebi, demokratik çoğulculuk ilkesiyle nasıl bağdaşacak? İmkânsızı başarmak anlamına gelen bu durum, daha Kıbrıs'ın bağımsızlığını kazandığı 1960'da anayasayı başarısızlığa uğratmıştı. Bu temel soruya verilecek tek yanıt, geniş özerkliğe sahip iki halk grubunun, daha ziyade sembolik bir federasyondan oluşacak bir çatı altında birleşmesi. (22 Mart 2008)

 

 

BM, süreçte aktif rol almalı

ERÇAKICA: ÇÖZÜM ARZUMUZU İLETTİK... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, yaptığı kısa açıklamada, Pascoe ile görüşmenin daha çok Türk tarafının pozisyonunu aktarmak şeklinde gerçekleştiğini söyledi. Türk tarafının yeni süreçten beklentilerinin aktarıldığına işaret eden Erçakıca, "Cumhurbaşkanı Talat, bu sürecin sonunda çözüme ulaşma arzusunu ve kararlılığını dile getirdi. Sürece BM'nin aktif olarak dahil olmasını ve katılımını beklediğini vurguladı" diye konuştu

PASCOE AÇIKLAMA YAPMADI... BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, görüşmeden çıkışta gazetecilerin sorusu üzerine, görüşmelerin çok iyi geçtiğini söyledi. Pascoe, temaslarına ilişkin ayrıntıları yarın basın toplantısında açıklayacağını belirtti. Görüşmede, Pascoe'ya, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilciliği ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefliği görevini yürüten Elizabeth Spehar eşlik etti

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün sabah, Kıbrıs konusunda inisiyatif üstlenmesi beklenen BM'nin Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Talat'ın, görüşmede, Türk tarafının çözüme ulaşma arzusunu ve kararlılığını ortaya koyduğu ve sürece, BM'nin aktif olarak katılmasını istediği bildirildi.

Cumhurbaşkanlığı'nda saat 09.30'da başlayan görüşmeye, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca, Cumhurbaşkanlığı BM ve AB'yle Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Namık Korhan, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy da katıldı.

Görüşmede, Pascoe'ya ise BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilciliği ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefliği görevini yürüten Elizabeth Spehar eşlik etti.

Pascoe, Talat'la görüşmesinden önce ise, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la görüştü. Rum Başkanlık Sarayı'nda yer alan görüşme saat 08.00'de başladı ve yaklaşık 1 saat sürdü.

Ayrıntılar basın toplantısında

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, görüşmeden çıkışta gazetecilerin sorusu üzerine, görüşmelerin çok iyi geçtiğini söyledi.

Pascoe, temaslarına ilişkin ayrıntıları yarın basın toplantısında açıklayacağını belirtti

Türk tarafı pozisyonunu anlattı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca da kısa açıklamasında, Pascoe ile görüşmenin daha çok Türk tarafının pozisyonunu aktarmak şeklinde gerçekleştiğini söyledi.

Türk tarafının yeni süreçten beklentilerinin aktarıldığına işaret eden Erçakıca, "Cumhurbaşkanı Talat, bu sürecin sonunda çözüme ulaşma arzusunu ve kararlılığını dile getirdi. Sürece BM'nin aktif olarak dahil olmasını ve katılımını beklediğini vurguladı" diye konuştu.

Verimli oldu

Bir soru üzerine Pascoe'nun, BM'den bir öneri veya yaklaşım getirip getirmediğine ilişkin bir açıklamada bulunmadığını da söyleyen Erçakıca, şunları kaydetti:

"Daha fazla dinlemeyi tercih etti. İlk görüşme bir yoklama şeklinde oldu diyebiliriz. Bizim bakımımızdan da verimli oldu. Bizim de bu görüşmeye ihtiyacımız vardı. Bir kez daha yeni süreci ve Kıbrıs sorununu genel olarak nasıl değerlendirdiğimizi aktardık..."

Lokmacı Kapısı

Erçakıca, başka bir soru üzerine, Türk tarafının Lokmacı kapısının mümkün olduğu kadar erken açılmasını istediğine de işaret etti. Erçakıca, "Teknik hazırlıklar ne zaman elverirse kapının açılması bizim bakımımızdan önemlidir. Ancak çarşambaya yetişip yetişmeyeceğini bilmiyoruz. Pascoe buradayken açılırsa daha iyi olur diye düşünüyoruz" dedi.

Pascoe'nun programı yoğun

Adaya önceki gece gelen Lyn Pascoe, dün iki liderin yanı sıra öğle yemeğinde Kıbrıslı Türk ve Rum sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle biraraya geldi.

Lyn Pascoe dün ayrıca Rum siyasi parti liderleriyle görüştü.

Pascoe dün akşam da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ilişkilerinden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Başkanlık Danışmanı Yorgo Yakovu ile bir toplantı yaptı.

Pascoe bugün de Türk siyasi parti temsilcileriyle görüşecek.

Kıbrıs'ta görev yapan yabancı diplomat ve misyon şefleriyle de görüşmelerde bulunacak olan Pascoe, bugün ayrıca Otonom Kayıplar Komitesi ile de bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Lider Hristofyas ile yarın sabah ayrı ayrı bir kez daha görüşecek olan Pascoe, aynı gün 10.30'da Ledra Palace'da düzenleyeceği basın toplantısının ardından adadan ayrılacak.

KIBRIS 01/04/08

 

Lokmacı Kapısı'ndaki çalışmalar yarın tamamlanıyor

TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre, Lefkoşa Türk Belediyesi bölgedeki çalışmalarını çarşamba gününe kadar tamamlamayı hedefliyor.

Toplumsal çatışmaların başlamasıyla 1963'den beri kapalı olan bölgede yayaların güvenli geçişi için binalar tamir ediliyor, kanalizasyon çukurları kapatılıyor, asfaltlama yapılıyor ve kabinler yerleştiriliyor.

KIBRIS 01/04/08

 

Marking EOKA anniversary

VETERANS of EOKA, the National Organisation of Cypriot Fighters, will today celebrate the anniversary of the start of the uprising from British colonial rule, with a series of events.

EOKA (Ethniki Organosis Kyprion Agoniston) was a Greek Cypriot organisation that fought for the end of British colonial rule on the island, for self-determination and for union with Greece in the mid to late 1950s.

The organisation was headed by George Grivas, a Cyprus-born Colonel in the Greek army who distinguished himself during World War II and fought in the subsequent Greek civil war. Grivas assumed the ‘nom de guerre’ Digenis in honour of the Byzantine legend Digenis Akritas, who repelled invaders from the Byzantine Empire during the middle ages.

EOKA was clandestinely supported by the Greek government in the form of arms, money and propaganda on radio stations aired from Athens.

Its guerrilla campaign began on April 1, 1955 when the group targeted British military and civilian installations on the island. It later also targeted Greek and Turkish Cypriot collaborators and informants.

April 1 is now a national holiday. It is celebrated in memorial services in churches and gatherings in cities and villages in the free parts of Cyprus.

CYPRUS MAIL 01/04/08

 

Unsafe building may delay Ledra works by couple of days
By Jean Christou

IT MAY take slightly longer than expected to secure the buildings inside the buffer zone in the Ledra Street area, Nicosia Mayor Eleni Mavrou said yesterday.

Mavrou said the municipality still hoped to complete the work by the weekend but one building in particular would require a different type of support, she said.

“It seems a couple of more days will be needed,” she said.

Commenting on reports of a delay, a UN spokesman said work was continuing and there was no political obstacle to the work. He confirmed it might take longer to secure the buildings.

“The work is going on,” said the spokesman. “There never was a fixed date for opening.”

Work on the 80-metre stretch linking the two sides has been going on since last week and municipalities from both sides worked over the weekend to asphalt the pathway.

Lighting has already been installed and offices for checking those crossing are in the process of becoming operational. The trickiest part was securing the buildings in the stretch of road that have been abandoned since 1974.

Scaffolding and other support has been put in place, but some of the structures need more work that originally thought necessary to open the crossing quickly.

“One part seems to be more difficult than first impressions. We are changing the type of support and it might mean a small delay, but we are still hoping it will be ready at the weekend,” Mavrou said.

Government Spokesman Stefanos Stefanou said yesterday no special celebration was planned for the opening of the Ledra Street crossing. It would open in the same way and under the same conditions as the other five.

However, the Ledra Street crossing is more symbolic of the division of Cyprus because it has been barricaded since the intercommunal troubles of 1963-1964.

“Festivals and celebrations are needless,” Stefanou said. “Previous procedures with regard to the opening of other crossing points should be used.”

Even if the government does not plan a celebration, there is likely to be one organised by non-governmental organsations, and EU and UN officials and diplomats have expressed an interest in participating in any event that may be organised.

Foreign Minister Marcos Kyprianou also pointed out that there would still be controls at the crossing, like there were in the other areas.

“Our wish and our goal is one day to be able to walk from one end of Ledra Street to the other, as we should be doing throughout Cyprus, without having to go through any procedures,” Kyprianou said.

Freeze for Ledra

EVEN if the government is not planning anything official, non-governmental organisations are already making plans. One group announced yesterday that in addition to a celebratory concert, it was planning a five-minute freeze on the day Ledra Street is opened.
“All the members of our group will synchronise their watches in a co-ordination meeting beforehand and at exactly the same time all the participants will freeze for five minutes. When the five minutes are over all the participants will start moving again as though nothing happened,” said an announcement.

“The event is a silent comment on the frozen space and time in Ledra Street and Cyprus for the past few decades.

“This is a passive action and not a provocation,” the statement added.
“It is a celebration of the newfound mobility in this particular space and a hope for a greater mobility in the future.”

The idea of the ‘Freeze’ action is borrowed from the international group ImprovEverywhere, who are based in New York City and co-ordinate similar events all over the globe.

A meeting is due to take place tonight at 7pm for members of the public interested in taking part in the ‘freeze’.

For information contact Melita (99-430378), Evros (99-386327),
Stephanie (99-583347), or Harris (99-350323) or email: freezeinledras@gmail.com

CYPRUS MAIL 01/04/08

 

KKTC Dış Basın Birliği, TGF üyesi oldu

KKTC Dış Basın Birliği, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) üyesi oldu.

AA

Güncelleme: 17:29 TSİ 02 Nisan 2008 Çarşamba

 

LEFKOŞA - Karabük’ün Safranbolu ilçesinde bugün yapılan Türkiye Gazeteciler Federasyonu 25. Başkanlar Konseyi Toplantısı’nda, KKTC Dış Basın Birliği’nin Federasyona üyelik talebi görüşülerek oy birliğiyle kabul edildi.

KKTC Dış Basın Birliği, TGF toplantılarında Birliği temsil etmek üzere TRT Kıbrıs Bürosu Başkameramanı Yaşar Suvat’ı görevlendirdi.

 

 

BM'nin Kıbrıs'ta işi şimdilik bitti

 

2 Nisan, 2008 13:27:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde pazartesi gününden bu yana görüşmelerde bulunan BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, Ada'daki temaslarını tamamladı.

Lefkoşa ara bölgedeki Ledra Palace otelinde basın toplantısı düzenleyen Pascoe, iki taraftan da olumlu bir yaklaşım gördüğünü belirtti.
 
Pascoe, izlenimlerini BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'a ileteceğini ve BM'nin güçlü bir şekilde çalışacağını kaydetti.
 
Sürecin "gerçekten zor" olduğunu belirten Pascoe, liderlerin çözüme istekli olduğunu gördüğünü belirtti.
 
"BM güçlü bir şekilde var olacak"
 
Pascoe, birçok görüşme yaptığını, bu kez nihai çözüme ulaşılacağı kanısında olduğunu kaydederek, "Bu süreçte BM güçlü bir şekilde var olacak, cesaret vermeye devam edecek" dedi.
 
İki tarafta komiteler kurulacağını ve çalışmalarına başlayacağını bildiren Pascoe, iki taraftaki komite çalışmalarını destekleyeceklerini söyledi.
 
Lokmacı kapısı
 
Pascoe, Lokmacı Kapısı ile ilgili bir soru üzerine, "barikatın kaldırılmasının ve kapının açılmasının önemli bir gelişme olduğunu" ifade etti.
 
Pascoe, Lokmacı Kapısı'nın güvenliğinin nasıl sağlanacağına dair çalışmaların sürdüğünü belirtti.
 
AB ile temas
 
Pascoe, bir soru üzerine, Kıbrıs'ta neler yapılabileceği konusunda AB ile de yakın çalıştıklarını kaydetti.
 
"Atılacak adımlar ve müzakere çerçevesinin neler olacağı" yönündeki bir soru üzerine Pascoe, ana konular üzerinde birçok görüşme olacağını, birçok konuda yapılması gerekenler olduğunu ifade etti.
 
Pascoe, aradaki farkların giderilmesi, bir önlemler paketinin oluşturulması ve halkların bunları desteklemesi gerektiğini, bunun üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
 
Pascoe, Atina, Ankara ve Avrupa'yı da ziyaret ederek, sürecin nasıl ileriye götürüleceğini görüşeceğini belirterek, "Şu aşamada herkes cesaret verici bir şekilde sürecin ileriye gitmesini sağlamaya çalışıyor" dedi.

 

 

Lokmacı Kapısı yarın açılıyor



2 Nisan, 2008 15:52:00 (TSİ)  CNN TURK

Kıbrıs'ta toplumsal çatışmaların başladığı 1963 yılından bu yana 45 yıldır kapalı bulunan Lefkoşa'daki Lokmacı Kapısı (Ledra Caddesi), yarın sabah saatlerinde düzenlenecek törenle, KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yaya geçişine açılıyor.

KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki karşılık geçişlerin başladığı 23 Nisan 2003 tarihinden beri sürekli tartışma konusu olan Lokmacı'nın açılışı dolayısıyla bölgede tören düzenlenecek.
 
Törene, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile müzakerelerden sorumlu temsilcisi Özdil Nami, Rum yönetimi başkanlık danışmanı Yorgo Yakovu, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları, Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilci Vekili Elizabeth Sphere ve BM Kalkınma Programı (UNDP) yöneticisi Titiana Zennaro katılacak.
 
Resmi törenin ardından karşılıklı geçişlerin başlaması bekleniyor. Kıbrıs'ta, 2003'ten sonra açılacak 5'inci geçiş kapısı olan Lokmacı bölgesi, 45 yıllık terk edilmişlik nedeniyle yoğun tadilatın ardından geçişlere açılıyor.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında 21 Mart'ta yapılan ilk görüşmede varılan mutabakat uyarınca bölgede çalışmalara başlayan Lefkoşa Türk ve Rum belediyeleri, binaların tadilatından asfaltlama ve temizliğe kadar günlerden beri yoğun çalışma yapıyor.
 
Belediyelerin bölgedeki çalışmalarının bugün de geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.
 
Lokmacı'yı açma çalışmaları 2005'in sonunda başladı
 
Lokmacı kapsını açma çalışmaları 2005'in son aylarında başladı. Kıbrıs'ta 2005'in sonlarına doğru, Lokmacı kapısının açılması konusuyla ilgili tartışmalar gündemi meşgul etti.
 
KKTC yönetimi, kapının açılması için kasım ayında bölgede çalışmalara başladı ve Lokmacı'daki duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktı.
 
Bölgeye, geçişlerde, nöbet yerine giden askerle yayaların karşılaşmaması için üst geçit yapıldı.
 
Üst geçidin yapılmasına 12 Aralık'ta başlandı ve 24 Aralık 2005'te üst geçit bitirildi. Üst geçidin yapımı için yaklaşık 1 milyon YTL harcandı ve bunun yarısını Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği karşıladı.
 
Kapının açılmasına önce destek veren Rum yönetimi, Türk tarafının çalışmalarının "ara bölgeyi ihlal" olduğu gerekçesiyle bu desteğini geri çektiği ve Türk tarafının, kapının açılmasına yönelik bölgedeki çalışmalarını BM'ye şikayet etti.
 
BM Barış Gücü (UNFICYP) sözcülüğü, Türk tarafının çalışmasının "ara bölgeyi ihlal olmadığını" açıkladı.
 
UNFICYP 8 Aralık 2005'te yaptığıyazılı açıklamada ise "İki tarafın rızası olmadan, Lokmacı kapısının (Ledra Sokağı) açılmasına destek olamayacağını" belirterek, Türk tarafının çalışmaları durdurmasını istedi. Yeşil Hat tüzüğü kapsamındada olan Lokmacı kapısı 2005'te açılamadı.
 
Üst geçit 9 Ocak 2007'de kaldırıldı
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum tarafının, kapının açılmasına bahane olarak gösterdiği Lokmacı barikatındaki üst geçidin kaldırılmasına karar verdi.
 
Talat, Sözcüsü Hasan Erçakıca aracılığıyla 28 Aralık 2006'da yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, 2007 yılının ilk çeyreği içinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki halkın işbirliği duygularının geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Lokmacı kapısının açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidi nkaldırılmasına karar verdiğini" duyurdu.
 
Kıbrıs Türk tarafının bu tutumu, bir mektupla Birleşmiş Milletler'e de iletildi.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın üst geçidi kaldırma kararını, ABD'nin güney Lefkoşa Büyükelçiliği ve İngiliz Yüksek Komiserliği de memnuniyetle karşıladığını bildirdi. KKTC, Lokmacı'daki üst geçidi 9 Ocak 2007'de kaldırdı.
 
Rum tarafı direndi
 
Lokmacı kapısının açılmasına en başından beri isteksiz olan Kıbrıs Rum yönetimi, sürekli koşullar öne sürerek, kapının açılmasına direndi. Rum tarafı, üst geçidin yıkılmasını "olumlu bir adım" olarak görmekle birlikte "üst geçidin kaldırılmasının, kapının açılması için yeterli olmadığını, tüm engelleri ortadan kaldırmadığını" açıkladı.
 
Rum tarafı, üst geçidin kaldırılmasının yanında, bölgedeki bayraklarınkaldırılmasını, askerin bölgeden uzaklaşmasını, sınır niteliğikazandıran düzenlemelerin ve sembollerin kaldırılmasını da istedi.
 
"Lefkoşa'yı ikiye ayıran duvar"
 
Kıbrıs Rum yönetimi, çeşitli bahaneler öne sürerek, açmaya yanaşmadığı barikatın Rum tarafındaki duvarı, ani bir kararla KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın Azerbaycan'da, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in de Almanya'da olduğu bir dönemde, 8 Mart 2007 gece yarısı yıktı.
 
Rum tarafının "Lefkoşa'yı ikiye ayıran duvar" olarak nitelenen Lokmacı'daki duvarı yıkması, Lokmacı kapısının geçişlere açılmasına yetmedi. Rum yönetimi, kapının açılması için öne sürdüğü koşullarda ısrar etti.
 
Açılması en çok esnafa yarayacak
 
Lokmacı kapısının KKTC ile Güney Kıbrıs arasında geçişlere açılması en çok bölgedeki esnafın işine yarayacak. Kıbrıslı Rumlar, Türk tarafına geçtiğinde, en çok Lefkoşa'daki Arasta çarşısında alışveriş yapıyor.
 
Çarşı esnafı, Lokmacı kapsının açılması ile mesafenin kısalmış olması nedeniyle kendilerine daha çok Rum müşteri geleceğine ve çarşının canlanacağına inanıyor.
 
Lokmacı kapısının karşılıklı geçişlere açılmasının diğer önemli bir yanıda Kıbrıs'ın ilk bölündüğü yerden, iki tarafın başkenti Lefkoşa"birleştirilmiş" olacak. Lokmacı kapsının, gerekli teknik hazırlıklar tamamlandıktan sonra, 31 Mart ya da 1 Nisan'da adaya gelmesi öngörülen, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn Pascoe'nun ziyareti sırasında açılması bekleniyor.
 
Kıbrıs'ta taraflar 3 ay içinde tekrar görüşecek
 
Bugün Ada'da buluşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, BM'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde 3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlanması ve en kısa sürede soruna çözüm bulunması konusunda anlaştı.

 

 

Bu ziyaret Rumları çok kızdıracak

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un yardımcısı Lynn Pascoe, KKTC Başbakanı Soyer ve Dışişleri Bakanı Avcı’yı makamlarında ziyaret etti

Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik Ada’da temaslarda bulunan BM Genel Sekreteri Ban Ki- moon’un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, dün Rumları kızdıracak bir adım attı. Pascoe, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri ve Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı’yı Rumların “yasa dışı” olarak ilan ettiği makamlarında ziyaret etti.
Diplomatik kaynaklar, bu ziyaretlerle birlikte BM tarafından Rumlara, Kıbrıslı Türklerin üst düzeyde muhatap alınacağı mesajını verdiğine dikkat çekiyor.

BM yokluyor
Başbakanlık binasına BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilciliği ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü Misyon Şefliği görevini yürüten Elizabeth Spehar’le birlikte gelen Pascoe, ardından Dışişleri Bakanı Avcı tarafından Dışişleri Bakanlığı’nda kabul edildi. İki görüşmede de basına açıklama yapılmadı. Edinilen bilgilere göre, Pascoe temaslarında, Türk tarafının pozisyonunu öğrenmeye çalıştı.
BM diplomatı, bugün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Dimitris Hristofyas’la tekrar bir araya gelecek. Pascoe, iki liderle yapacağı görüşmenin ardından, basın toplantısıyla temaslarını değerlendirecek ve Ada’dan ayrılacak. Eski BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Kieran Prendergast ve BM eski Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto,  2004’te KKTC başbakanlığına giderek dönemin Başbakanı Mehmet Ali Talat’ı ziyaret etmişti. Ziyarete, Rumlar tepki göstermişti.

Lokmacı yarın açılıyor
Kıbrıs’ta Kuzey ve Güney arasında sembolik bir öneme sahip olan Lokmacı Barikatı’nın yarın sabah 09.00’da resmen açılacağı öğrenildi. Milliyet’in edindiği bilgilere göre, Lefkoşa Türk Belediyesi ve Lefkoşa Rum Belediyesi bölgedeki çalışmalarını tamamladı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn Pascoe’nun da bugün bölgeyi ziyaret etmesi bekleniyor. KKTC’de halen Kuzey ve Güney arasında kullanılan 5 kapı bulunuyor.

MILLIYET 02/04/08

 

Pascoe, bugün sonuç alacak

TALAT VE HRİSTOFYAS'LA BUGÜN YENİDEN GÖRÜŞÜP ADADAN AYRILACAK... BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, dün Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı'yı makamlarında ziyaret etmesinin ardından bugün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'la görüşüp, iki tarafın nabzını yeniden yoklayacak. UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'la da bir araya gelen Pascoe, temaslarını değerlendirmek üzere bugün saat 10.30'da Ledra Palace Otel'de basın toplantısı düzenleyecek ve adadan ayrılacak

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, bugün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'la görüşüp, iki tarafın nabzını yeniden yoklayacak.

Pascoe, daha sonra temaslarını değerlendirmek üzere saat 10.30'da Ledra Palace Otel'de basın toplantısı düzenleyecek ve adadan ayrılacak.

Lynn Pascoe, KKTC'deki temasları çerçevesinde dün Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı'yı makamlarında ziyaret etti. Pascoe dün Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş'la da bir araya geldi.

Pascoe'nun Başbakan Soyer'le görüşmesi başbakanlıkta yapıldı.

Görüşmede, Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG) Güzelyurt Milletvekili Mehmet Çağlar da hazır bulundu.

Pascoe, daha sonra Dışişleri Bakanlığı'nda, Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı ile bir araya geldi.

Pascoe'ya görüşmelerinde, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilciliği ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefliği görevini yürüten Elizabeth Spehar eşlik etti.

Başbakanlıktaki ve Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan iki görüşmede de açıklama yapılmazken, görüntü ve fotoğraf alınmasına izin verildi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la önceki gün görüşen Pascoe, akşam da iki liderin özel temsilcileri Özdil Nami ve Yorgo Yakovu ile yemekte bir araya geldi.

 

UBP'den mektup

BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, dün UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu ile de görüştü.

UBP Genel Merkezi'ndeki görüşmede, Genel Sekreter Nazım Çavuşoğlu ve Pascoe'nun ekibi de hazır bulundu.

Görüşmenin ardından parti basın bürosu tarafından yapılan açıklamada, UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun, Pascoe'ya, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne iletilmek üzere bir mektup verdiği bildirildi.

Görüşmenin bir saatten fazla sürdüğü belirtilen açıklamada, Ertuğruloğlu'nun, Pascoe aracılığıyla BM Genel Sekreteri'ne gönderdiği mektupta, UBP'nin başlaması öngörülen süreçle ilgili görüşlerinin, sürecin önündeki olası zorlukların ve partinin "bir uzlaşı konusundaki kırmızı çizgilerinin" yer aldığı kaydedildi.

UBP açıklamasında ayrıca, "Genel sekreterin müzakereleri başlatıp başlatmama konusunu tarafların görüş ve pozisyonları çerçevesinde değerlendireceği öğrenildi" denildi.

 

Kayıp şahıslar komitesiyle toplantı

Temaslarını yoğun tempoda sürdüren Pascoe, dün saat 16.50'de de Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nin Türk ve Rum üyeleriyle görüştü. Görüşme, ara bölgedeki Antropoloji Laboratuarı'nda yapıldı.

Serdar Denktaş'a ziyaret

Lynn Pascoe, DP Genel Başkan'ı Serdar R. Denktaş'ı da ziyaret etti

DP'den yapılan açıklamaya göre, dün sabah saat 09.00'da gerçekleştirilen görüşme DP Genel Merkezi'nde yer aldı.

Açıklamada, Serdar Denktaş'ın Lynn Pascoe'ya başlaması öngörülen süreçle ilgili görüşlerini aktardı ve Ban'a iletilmek üzere bir mektup verdi.

 

KIBRIS 02/04/08

 

AİHM, takası onayladı

AİHM'DEN ONAY... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), KKTC Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu'na başvurarak, kuzeydeki eski malına karşılık güneydeki vakıf malını alma konusunda uzlaşmaya varan Kıbrıslı Rum Mike Timvios'un komisyonla olan anlaşmasını onayladı.

LARNAKA'DAN 22 DÖNÜM ALACAK... AİHM'in 4'üncü dairesi tarafınca dün alınan karara göre Timvios, Kuzey Kıbrıs'ta bıraktığı mala karşılık, Larnaka'da Kıbrıslı Türkler'e ait 22 dönüm taşınmaz malı alacak. Ayrıca karara göre, Timvios'a, 22 dönüm taşınmaz malın yanında 1 milyon dolar da tazminat ödenmesi kararı alındı.

KARAR EMSAL TEŞKİL EDECEK... İlgili anlaşmanın AİHM tarafından onaylanmasıyla Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu'nun "iç hukuk" olarak kabulü yönünde önemli bir adım atıldı. Örnek niteliğindeki söz konusu karar, mahkeme gündemindeki diğer davalara da emsal oluşturacak. Karar, Türk tarafında memnuniyetle karşılandı, "önemli bir karar" olarak nitelendirildi

Aral MORAL

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), KKTC Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu'na başvurarak, kuzeydeki eski malına karşılık güneydeki vakıf malını alma konusunda uzlaşmaya varan Kıbrıslı Rum Mike Timvios'un komisyonla olan anlaşmasını onayladı.

Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs'taki güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgiye göre, KKTC Taşınmaz Mal

Komisyonu'yla, KKTC'deki eski taşınmaz malına karşılık Güney Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türk taşınmaz malını takas etme şeklinde uzlaşıya varan ve bu anlaşmayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bildirerek, Türkiye aleyhine yapmış olduğu başvuruyu geri çekme talebini ileten Kıbrıslı Rum Mike Timvios'un başvurusu karara bağlandı.

22 dönüm taşınmaz mal, 1 milyon dolar tazminat

AİHM'in 4'üncü dairesi tarafınca dün alınan karara göre, Mike Timvios, Kuzey Kıbrıs'ta bıraktığı mala karşılık, Larnaka'da Kıbrıslı Türkler'e ait 22 dönüm taşınmaz malı alacak.

Ayrıca karara göre, Timvios'a, 22 dönüm taşınmaz malın yanında 1 milyon dolar da tazminat ödenmesi kararı alındı.

İç hukuk yolu olarak algılanacak

İlgili anlaşmanın AİHM tarafından onaylanmasıyla KKTC Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu'nun "iç hukuk" olarak kabulü yönünde önemli bir adım atıldı.

Örnek niteliğindeki söz konusu kararın AİHM tarafından onaylanmasıyla birlikte, bundan sonra mahkeme gündemindeki diğer davalara da emsal oluşturacak.

Karar, Türk tarafında memnuniyetle karşılandı, "önemli bir karar" olarak nitelendirildi.

Kararla ilgili resmi açıklamanın bugün, KKTC yetkililerince açıklanması bekleniyor.

KIBRIS 02/04/08

 

Lokmacı "bugün", olmadı "yarın"

MUHACERET VE GÜMRÜK MEMURLARI BUGÜN LOKMACI'DA... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Lefkoşa Türk Belediyesi'nin Türk tarafı adına sürdürdüğü çalışmaların dün tamamlanmasının beklendiğini kaydederek, İçişleri Bakanlığı'nın da bugünden itibaren muhaceret ve gümrük memurlarını Lokmacı Kapısı'nda hazır bulunduracağını belirtti

Cumhurbaşkanı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Lokmacı Kapısı'ndan bugün, en geç yarın geçişlerin başlayabileceğini söyledi.

Lefkoşa Türk Belediyesi'nin Türk tarafı adına sürdürdüğü çalışmaların bugün tamamlanmasının beklendiğini kaydeden Erçakıca, İçişleri Bakanlığı'nın da bugünden itibaren muhaceret ve gümrük memurlarını Lokmacı Kapısı'nda hazır bulunduracağını belirtti.

Erçakıca, dün düzenlediği haftalık brifingde gazetecilerin sorusu üzerine, Lokmacı Kapısı'nın açılması girişimleriyle ilgili gelişmeleri anlattı.

Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda iki tarafça koordine edilen bir tören bulunmadığını ifade Erçakıca, "Bizim öngörümüz kapının mümkün olan en erken sürede açılmasıdır... Ki 'bu mümkün olan en erken süre' şimdiki durumda yarın (bugün) gibi gözüküyor. Yarın (bugün) başarılabilir gibi görünüyor" dedi.

Hasan Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının kapıyı iki halkın hizmetine bugün sunabilirse çok mutlu olacağını söyledi.

Büyükanıt'ın açıklamaları

Erçakıca, TC Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın "Lokmacı Kapısı'nın açılması çözüm gibi algılanmamalı" sözlerinin hatırlatılması üzerine, "Haklı bir şeye değindi. Biz de öyle algılamıyoruz. Kıbrıs Rum tarafında da benzer görüş ve eleştiriler var" dedi.

Türk tarafının bu konudaki tavrının da "halkın kapıdan günlük hayatlarını kolaylaştırmak ve iyileştirmek için faydalanması" şeklinde olduğuna işaret eden Hasan Erçakıca, "Yoksa bu kapının açılmasının Kıbrıs sorununun çözümlenmesi anlamına geldiği görüşüne biz de sahip değiliz" şeklinde konuştu.

Erçakıca, Lokmacı Kapısı'nın açılmasının sembolik bir değeri olmadığını söylemenin de mümkün olmadığını belirterek, 1963'de "barikat" olarak ortaya çıkan bir noktanın bugün geçişe dönüşmesinin önemli bir gelişme olduğunu kaydetti.

KIBRIS 02/04/08

 

Talat ve Hristofyas, Pascoe'nun onuruna verilen resepsiyonda bir araya geldi

21 Mart'ta yaptıkları görüşmeyle adada yeni bir süreç başlatan Talat ve Hristofyas, dün akşam Lefkoşa ara bölgedeki Ledra Palace Otel'deki resepsiyonda bir kez daha buluşmuş oldu.

Kokteyle her iki taraftan devlet ve hükümet yetkilileri, siyasi parti temsilcileri ve diplomatlar katıldı.

Daha önce basına açık olacağı duyurulan resepsiyona basın mensupları alınmadı.

KIBRIS 02/04/08

 

Ambargoların kaldırılmasıyla ilgili yeni umutlar belirdi

İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan'ın da katıldığı toplantıda, Murphy kendisine, Kıbrıslı Türkler üzerinde 44 yıldan beri süren haksız ambargolarla ilgili soru sorulması üzerine, konuyu geçiştirme teşebbüsünde bulunmadı. Murphy, izolasyonlar hakkında konuşulması gerektiğini kaydetti.

Murphy, bu yanıtı Ambargolular başkanı Fevzi Hüseyin'in tartışmalı bir konu olan doğrudan uçuşlarla ilgili sorusu üzerine verdi. Murphy, Ercan Havaalanı'na doğrudan uçuşları desteklemenin İngiliz hükümetinin politikası olduğunu doğruladı.

Fevzi Hüseyin, "Avrupa Bakanı Kıbrıslı Türklerle görüşmek için Kuzey Londra'ya geldiği için toplantı gerçekten tarihi bir toplantıydı. İngiliz hükümeti, Kıbrıslı Türklerin de söz hakkı olduğunu resmen kabullendiğini ve eğer Kıbrıs sorununun çözümünde herhangi bir ilerleme sağlanacaksa kaygılarımızla ilgilenilmesi gerektiğini gösterdi" diye konuştu.

Hüseyin şu açıklamayı da yaptı: "Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlar tarafından büyük bir çoğunlukla reddedilen Annan Planı'nı onaylamalarının ardından neredeyse dört yıl geçmiş bulunuyor. Geniş uluslararası destek ve haksız izolasyonların kaldırılacağı yönünde verilen sözlere karşılık referandumdan bu yana tek bir ambargo bile kaldırılmadı. Kıbrıs Rum yeni Başkanı Dimitris Hristofias, daha şimdiden, kaygı verici bir şekilde Annan Planı'nın temel maddelerini çöpe atmış bulunuyor. Avrupa Bakanı, 'insanların eylemleriyle yargılanmaları gerektiğini' defalarca tekrarladı.

Ambargoluların Kıbrıslı Türklerin zaten sabır, güç ve kahramanlıklarını gösterdikleri konusunda kuşkusu bulunmamaktadır. Bugüne kadar her bir ambargonun yerinde duruyor olması utandırıcıdır. Kıbrıslı Türkler daha fazla beklemek zorunda olmamalıdırlar. Gerçekten de tüm bu sözleri verenler açısından harekete geçmenin zamanı gelmiştir. Atasözünde olduğu gibi konuşmak bedavadır.

Ambargolular bu konuyla ilgili duygularımızın ne kadar güçlü olduğunu göstermek amacıyla tüm Kıbrıslı Türkleri barışçıl bir protesto başlatmaya teşvik etmektedir. Annan Planı'nın dördüncü yıldönümü neredeyse gelmiştir. Web sitemizdeki şablonu kullanarak, Birleşik Krallık'ın desteğinden yoksun olma ve unutkanlıkla ilgili şikayetlerinizi millet vekillerinize yazın. Kıbrıs'ın ardındaki garantör güçlerin (diğer ikisi ise Yunanistan ve Türkiye'dir) sözde 'yansız' olanı olup, milletvekilinizi Kıbrıslı Türkler üzerindeki haksız izolasyonlara son verilmesi için hükümet içerisinde lobi faaliyetlerinde bulunmaya teşvik etmektedir. İngiltere'de 200 bin civarında Kıbrıslı Türk yaşamaktadır. Varlığımızı hissettirelim!"

KIBRIS 02/04/08

 

 

Erçakıca'dan Hristofyas'a: Davalar dostça değil

Avrupa Komisyonu aleyhine bugüne kadar 8 dava açıldığına, bu davaların 2'sinin Rum Lider Dimitris Hristofyas dönemine ait olduğuna işaret eden Erçakıca, "Hristofyas'ın göreve yeni geldiği günlerde bu davaları 'kucağında bulduğu' yorumunu yapmış ve ondan daha farklı bir tavır görmeyi ummuştuk. Rum tarafının bu tutumunda ısrar etmesi tarafımızdan hayret ve üzüntüyle karşılanmıştır" dedi.

Hasan Erçakıca, dün düzenlediği brifingde, son gelişmeleri değerlendirdi.

Çözüm, Türkiye dışlanarak bulunamaz

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının Türkiye'nin çıkarlarına aykırı olmadığı gibi, çözümün de Türkiye dışlanarak bulunmayacağını söyledi.

Erçakıca, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Kıbrıs Türk halkının çıkarları ile Türkiye'nin çıkarlarının çelişmediğine, tam tersine uyumlu olduğuna ve bu süreçte ortak çıkarları koruyabileceğine inandığını belirtti.

Hasan Erçakıca, "Kıbrıs Türk tarafı olarak yeni başlayan sürece zaman tanınması halinde ilgili tüm tarafların gerçek niyet ve politikalarının açık bir şekilde ortaya çıkacağına ve bu gerçeğe dayanarak hareket edilmesinin kapsamlı çözüme daha fazla hizmet edeceğine inanıyoruz" dedi.

Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının başlayan yeni süreçte Türkiye ile tam bir uyum içinde hareket ettiğini söyledi. Erçakıca, şöyle devam etti:

"Çözüm bulma sorumluluğumuz, bu uyumu sürdürmemizi de zorunlu kılmaktadır. Hristofyas, Kıbrıs sorununa Türkiye'nin çıkarlarına ters düşecek bir çözüm arayışı içinde ise boşuna uğraşıyor demektir. Türkiye, kendi çıkarlarını koruyabilecek durumdadır."

Erçakıca, Türkiye'nin Kıbrıs'a ilişkin politikasının, Kıbrıs'ta barış ve adil çözümü destekleyen bir çizgiye oturduğuna işaret ederek, bu tutumun Annan Planı'nın desteklenmesiyle de tartışmasız bir gerçeklik halini aldığını söyledi.

Hasan Erçakıca, "Türkiye'nin en üst düzey yöneticileri, Kıbrıs'ta başlayan bu yeni süreci de destekleyeceklerini, BM Genel Sekreteri başta olmak üzere uluslararası kamuoyuna duyurmuştur" dedi.

Türkiye'deki gelişmeler

Hasan Erçakıca, Türkiye'deki iç sorunların Kıbrıs'ta başlayan yeni süreci etkileyip etkilemeyeceğinin sorulması üzerine, "Türkiye gibi önemli bir ülkenin kendi içine dönmesi ve kendi iç sorunlarıyla uğraşması, aranan bir çözümü elbette ki olumsuz etkiler" diye konuştu.

Erçakıca, iç sorunların boyutunun Kıbrıs'ta çözümden yana olan Türk dış politikasında çok büyük etkiler yapmaması temennisinde bulundu.

Erçakıca, şöyle devam etti:

"Zaten Türkiye ölçeğindeki başka ülkelerdeki iç sorunlar da global ya da bölgesel sorunları olumsuz etkiler. Örneğin Türkiye yerine İngiltere'de sorunlar olsa, bu hem bizi hem de global sorunları olumsuz etkiler. Ama bu bizim elimizde olan bir şey değil."

Haziran'ın ikinci yarısında

Erçakıca, 21 Mart mutabakatı sonrasında başlayan yeni süreçte iki liderin haziran ayının ikinci yarısında kapsamlı müzakerelere başlayabileceğini de söyledi.

Erçakıca, çalışma grupları ile teknik komitelerin ise gelecek hafta çalışmaya başlamasını beklediklerini kaydetti.

21 Mart mutabakatı uyarınca ortak toplantıları sürdüren iki liderin temsilcileri Özdil Nami ve Yorgo Yakovu'nun çalışma grupları ile teknik komitelerin gündemleri ve çalışma prensipleri üzerinde çalıştığını söyleyen Erçakıca, "Arzumuz ve beklentimiz, bu çalışmaların bu hafta içinde tamamlanması ve çalışma grupları ile teknik komitelerin gelecek hafta içinde çalışmaya başlamasıdır" dedi.

İzolasyonları ağırlaştırmaya çalışıyorlar

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonları kaldırmak için değil ağırlaştırmak için çalıştığını söyledi.

Rum Yönetimi'nin Mali Yardım Tüzüğü'nün uygulanmasını engellemek için Avrupa Komisyonu aleyhine açtığı davaları da değerlendiren Erçakıca, Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm arayışları devam ederken, iki halkın ilişkilerini iyileştirmek ve Kıbrıs Türk halkının çözüm sürecine bağlılığını devam ettirmek için izolasyonların kaldırılması için de çalışmak gerektiğini söyledi.

Avrupa Komisyonu aleyhine bugüne kadar 8 dava açıldığına, bu davaların 2'sinin Rum Lider Hristofyas dönemine ait olduğuna işaret eden Erçakıca, "Hristofyas'ın göreve yeni geldiği günlerde bu davaları 'kucağında bulduğu' yorumunu yapmış ve ondan daha farklı bir tavır görmeyi ummuştuk. Rum tarafının bu tutumunda ısrar etmesi tarafımızdan hayret ve üzüntüyle karşılanmıştır" dedi.

Erçakıca, şunları kaydetti:

"Davalarla ilgili olarak mahkeme tarafından geçici tedbirler alınması yönünde karar verilmesi halinde, bazı davalar için geri dönülmez etkilerin ortaya çıkacağı, tüm ihale prosedürlerinin başlangıç tarihinden itibaren 6-9 ay arası bir gecikmeyle yeniden başlatılması gereğinin gündeme geleceği ve hatta tümden çökebileceği gibi birtakım bilgilere sahibiz.

Kıbrıs sorununa çözüm ararken, iki tarafın birbirine güven duymasını sağlayacak önlemlerden söz edilmektedir. Mali Yardım Tüzüğü'nün sorunsuz bir şekilde uygulanması, Kıbrıs Rum tarafının herhangi bir şey kaybetmeden Kıbrıs Türk halkının güven duygusunu geliştirmesine katkıda bulunacaktı. Rum liderliğinin bu fırsatı değerlendirmek yerine, bunu Kıbrıs Türk halkının izolasyonunu artırma çabalarına kurban etmesini akıl ve mantıkla veya yeni başlayan sürecin yapıcı ruhu ile bağdaştırmak olanaksızıdır."

Avrupa da şaşkın

Rum tarafının açtığı davaların Hristofyas seçildikten sonra da devam etmesinin Avrupa Parlamentosu'nda milletvekilleri tarafından şaşkınlıkla karşılandığını da söyleyen Erçakıca, "AP milletvekillerinin bu konudaki şaşkınlıklarını en kısa zamanda atlatarak, söz konusu davaların mahkeme tarafından reddedilmesi doğrultusunda girişimlerde bulunmalarını umuyoruz" dedi.

Rum kilisesinin Brüksel'de temsilcilik açma girişimlerinin hatırlatılması üzerine de Erçakıca, "Rum kilisesinin Başpiskopos Hrisostomos döneminde olabildiğince politikleştiğini" söyledi.

Erçakıca, siyasal bir sorun olan Kıbrıs sorununun dinsel bir sorun haline getirilmeye çalışılmasının tehlikeli bir gidişat olduğuna da vurgu yaptı.

KIBRIS 02/04/08

 

 

ECHR endorses land swap deal
By Jean Christou

THE EUROPEAN Court of Human Rights (ECHR) has endorsed a friendly settlement between Turkey and Mike Tymvios, a Greek Cypriot who swapped land with a Turkish Cypriot through the property commission in the north.

It is not clear yet, since the full decision has not been released, whether the ECHR has merely ratified the Tymvios deal in isolation, or whether the Court endorses the controversial Turkish Cypriot property commission as a means other Greek Cypriot refugees could use. If so, new Greek Cypriot applications to the ECHR could be affected.

In itself the Tymvios case has implications for the Guardianship of Turkish Cypriot properties in the south since the swap involves a large tract of land in Larnaca. Another complication arises from the fact that the Larnaca property contains two schools, residential homes and businesses.

“The European Court of Human Rights has accepted the friendly settlement,” said Yiannakis Erotokritou, lawyer for Tymvios.

Erotokritou said he had not yet received the written text but had received unofficial confirmation by phone that the deal between Tymvios and Turkey had been ratified by the ECHR.

“This means the friendly settlement has to be applied and Mr Tymvios will take $1 million in compensation, and the land in Larnaca,” said Erotokritou.

Government Spokesman Stefanos Stefanou said the Greek Cypriot side was aware of the decision. “But we have to see it,” he said. “We got the information but we are waiting for the written text before making a statement.”

But state television CyBC quoted government sources last night as saying it was a negative development.

In the north, Sumer Erken, the administrator of the Turkish Cypriot property commission, said: ‘We are very happy. This is an important decision for us and it’s what we expected.”

Lawyer Achilleas Demetriades, who has a number of Greek Cypriot refugee cases pending before the ECHR, said he did not see any implications for existing cases.
He said he would have to read the full text before drawing conclusions but if there was a decision as regards the property commission that would be “an issue”. If not: “In my view it doesn’t affect pending cases.”

“We can’t comment until we see the text,” Demetriades added.

The previous Cyprus government tried hard in recent months to block the friendly settlement secured by Tymvios.

It was bankruptcy that led him to resort to the property commission when he failed to secure a loan guarantee from the government on his property in the north. He was told repeatedly it was worthless as far as his estate was concerned.

In an attempt to stave off a negative decision at the ECHR, the Official Receiver of the Republic, who is administrating the liquidation of Tymvios’ assets, told the ECHR that Tymvios did not have the right to dispose of property within his bankrupt estate.

The attempt failed.
(Additional reporting by Simon Bahceli)

CYPRUS MAIL 02/04/08

 

 

Ledra Street could open tomorrow
By Jean Christou

THE Ledra Street crossing could conceivably be opened tomorrow if the two sides give the final go ahead, Nicosia Mayor Eleni Mavrou said yesterday.

Municipal workers from both sides have been working round the clock since last week to prepare for the opening.

The 80-metre stretch has been repaved, new lighting has been installed, and dilapidated buildings are in the final stages of being secured.

Yesterday, Hasan Ercakica, the spokesman for Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, told reporters, “It looks like it could be tomorrow [Wednesday].” He added that he expected preparation work being carried out by the Turkish Cypriot municipality to be completed by the end of yesterday, and that police and other staff “will be in position to allow crossings to begin” on Wednesday.

However, Mavrou said the work was not finished yet and that the opening date and time for the crossing would be decided during a meeting today between Presidential Commissioner George Iacovou and Talat’s adviser Ozdil Nami.

“It will not be possible to finish the work in time to open tomorrow [Wednesday] Mavrou said. “I verified this at noon. There is still work to be done until late on Wednesday.”

On Monday, Mavrou had spoken of a possible delay of two days because of the condition of one of the buildings, but those problems now appear to have been overcome. Yesterday, the mayor said that by tomorrow, the work should be completed, probably in the morning at the latest, but whether the crossing would open immediately after, she couldn’t say. “It will be ready and it could open tomorrow,” she said.

The Mayor said as far as she understood there would not be any official ceremony to mark the opening of the road, which has been closed since 1963. However, she said she thought Iacovou and Nami would be there, as would the two mayors.

The government does not want to declare any kind of ceremony to mark the opening as long as checks and controls still exist.

Despite the government’s reluctance to have an official ceremony for the symbolic crossing, non-governmental organisations are already planning what they will do when the opening happens.

CYPRUS MAIL 02/04/08

 

 

Turkish Cypriot traders prepare for Ledra opening
By Simon Bahceli

AS PREPARATIONS continue for the opening of the Green Line crossing at Ledra Street, traders on the Turkish Cypriot side’s Arasta shopping area are in a hurry of their own, tidying up shop fronts and displaying prices in euros.

“We have already put our prices up in euros. It wouldn’t make sense not to,” said Yasin Kus, owner of a clothes outlet already bustling with Greek Cypriot customers. His premises now sport a brand new metallic sign bearing the company’s name in preparation for what Kus believes will be a major influx of business once the new crossing opens barely 50 metres away.

Other shops, many of which have remained closed for decades, are also coming back to life, this time as cafes, restaurants or boutiques.

While some traders lagged behind Kus in displaying prices in euro, all insisted they would do so once the crossing was opened. But with haggling still the norm in this part of north Nicosia, exchange rates between the Turkish lira and euro appeared as arbitrary the areas traditional pricing policy. In one shop 30 Turkish lira was said to equal 15 euros while in another 17 Turkish lira was listed as equivalent to ten euros.

Hurrem Tolga, head of the Retailers’ Association said yesterday his organisation would be on the lookout for traders who continued to price their goods “according to the customer”.

“There must be no opportunism here, because that will be damaging for all those in business,” he said.

“All prices must be fixed and displayed. There is no law that the prices be displayed in euros – although I do advise it – but they must be displayed at least in Turkish lira.”
Tolga believes the Arasta area will undergo a sweeping transformation in the coming months.

“Restoration is already happening, but will really take off once the crossing has been opened.”

He envisages major projects to upgrade pedestrian areas, traffic systems and parking. Shop owners would also feel confident enough to invest in the properties for the first time in decades, he added.

Tolga called on the north’s authorities to give incentives to traders to upgrade their premises.

“We also need to see a change in the type of businesses in the area. At the moment we still have too many textile sellers. What we need is caf?s, restaurants and handicraft shops,” he said. “Arasta will become a tourist area.”

Asked whether he could envisage a day when internationally known companies like Starbucks, McDonald’s the Body Shop would open branches in Arasta Tolga said, “I don’t see why not,” but added that he believed it would be Turkish Cypriot traders that would get the lion’s share of business in the area.

“We have a strong business tradition, and if the conditions are right and the government gives us a little help, we’ll do fine ourselves”.

Greek Cypriot shoppers in Arasta yesterday said they were happy with the variety and prices they currently found in the shops there.

“It’s cheaper than on our side,” said one shopper, who refused to give her name.
Clothes shop owner Kerim Gumus explained why.

“We don’t have the same high rents as they do in the south, and we don’t sell original label clothes.”

CYPRUS MAIL 02/04/08

 

 

Christofias: best way to honour EOKA heroes is to reflect on failures of 1960 Republic

WITH special religious services and other festive events, Cyprus yesterday honoured the anniversary of the beginning of the EOKA 1955-59 liberation struggle.

President Demetris Christofias in his 1st April speech said that, “The best way to honour the victims of the EOKA liberation struggle is to reflect over why the 1960 Republic was not a success, why the coup d’?tat occurred, the invasion and the occupation, but also by determining a realistic strategy to achieve a viable and functional solution.”

Christofias added that he considered the day, “as day of honour for the liberation struggle of our people and, a day of honour for the victims of the struggle, who paid the ultimate price and proudly approached the gallows and showed no fear.”

CYPRUS MAIL 02/04/08

 

 

Christofias and Talat meet at Ledra Palace
By Jean Christou

PRESIDENT Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat met last night for the second time in less than two weeks, at reception for the visiting UN assessment team.

The reception at the Ledra Palace Hotel for UN Undersecretary-general for Political Affairs Lynn Pascoe and the other two UN officials on his team, was attended by diplomats and officials from both sides.

Commenting after the reception on the interaction between the two leaders, one diplomat said: “They both utilised the opportunity presented.”

The two leaders also exchanged a few words together, he said and each made a short statement. Pascoe had also made a few comments.

“They all sounded optimistic in their remarks,” said the diplomat.
Pascoe, who arrived on Sunday, continued his contacts yesterday at a lunch with the ambassadors of the five Permanent Representatives of the UN Security Council: Britain, France, Russia, China and the US.

In the afternoon he held meeting with Turkish Cypriot party leaders in the north, and also met ‘Prime Minister’ Ferdi Sabit Soyer and ‘Foreign Minister’ Turgay Avci.

This morning he will meet Christofias and Talat again separately before holding a news conference, after which he will leave the island and report back to the UN Secretary-general on his visit.
The UN is seeking signs of goodwill before deciding whether to launch a new Cyprus initiative before summer.

Since Christofias came to power just over a month ago, he has met Talat officially and they both agreed to move forward towards fully-fledged negotiations, the groundwork for which will be laid by teams of working groups and technical committees.

The committees are due to start work next Monday.

The two leaders also agreed to the opening of the Ledra Street crossing as an indication of the goodwill the UN wants to see.

CYPRUS 02/04/08

 

Kıbrıs’ta Lokmacı Kapısı törenle açıldı

Kıbrıs’ta Türk ve Rum kesimi ayıran Lokmacı Geçidi, 45 yıl sonra törenle açıldı. İki taraf arasında geçişlerin başladığı törende, Türk Belediyesi davul-zurna çaldırdı, lokma dağıttı. Yıllardır kapalı olan dükkanlarını restore ederek açan esnaf memnun.

Kapı açıldı, Türk ve Rum halkları, karşılıklı geçmeye başladı

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 13:44 TSİ 03 Nisan 2008 Perşembe

 

LEFKOŞA - Kıbrıs’ta bölünmüşlüğün simgesi olan ve 45 yıldır kapalı olan Lokmacı Kapısı bugün törenle açıldı. 45 yıl önce Kıbrıs önce Lokmacı’da bölünmüştü, bugün bu kapının açılmasıyla “birleşti”. Lokmacı kapısının açılması, kalıcı barışa giden yolda, sembolik açıdan önemli bir adım olarak niteleniyor. Dünyanın bölünmüş tek başkenti Lefkoşa’yı ‘birleştiren’ kapının açılması, adını aldığı Lokmacı Kirkor’un anısına, Türk ve Rum halklarına lokma dağıtılarak kutlandı.

 

Başkent Lefkoşa’yı, Ledra Caddesi’ni, burada bulunan çarşıyı bölen “duvar” ya da barikat, tam 45 yıl önce örülmüş, adını çarşıdaki Lokmacı Kirkor’dan almıştı.

TALAT BİR GECEDE DUVARI YIKTI
Barikatın kaldırılmasını 2005 yılı sonunda, Mehmet Ali Talat gündeme getirdi. Talat, Türk tarafındaki duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktırdı; yerine, nöbet yerine giden askerlerle sivil halkın karşılaşmaması için üst geçit yapıldı. 24 Aralık 2005’te bitirilen üst geçit yaklaşık 1 milyon YTL’ye mal oldu; masrafın yarısını Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği karşıladı.

Türk tarafının kapının açılması yönünde attığı bu adım, AB ve ABD’den olumlu mesaj aldı. Rum yönetimi ise, Türk tarafının üst geçit yapmasını, “ara bölgeyi ihlal” olarak niteledi, Türk askerlerinin geçitten Rum tarafını “gözlediği” iddiasıyla BM’ye şikayette bulundu. BM, “İki tarafın rızası olmadan, Lokmacı kapısının (Ledra Sokağı) açılmasına destek olamayacağını” belirterek, Türk tarafının çalışmaları durdurmasını istedi. Yeşil Hat tüzüğü kapsamında olan Lokmacı kapısı bu nedenle 2005’te açılamadı.

Panoların yerine balonlu beyaz perdeler asıldı...

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, 2006 yılı sonunda ise, Kıbrıs Rum tarafının, kapının açılmasına bahane olarak gösterdiği Lokmacı barikatındaki üst geçidin de kaldırılmasına karar verdi. Talat, Sözcüsü Hasan Erçakıca aracılığıyla 28 Aralık 2006’da yaptığı açıklamada, “Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, 2007 yılının ilk çeyreği içinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki halkın işbirliği duygularının geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Lokmacı kapısının açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidin kaldırılmasına karar verdiğini” duyurdu. Talat kararını bir mektupla Birleşmiş Milletler’e de iletti ve üst geçidi 9 Ocak 2

 

007’de kaldırdı.

ABD ve AB’nin “Birleşme yolunda olumlu ve memnuniyet verici adım” mesajlarıyla desteklediği girişim, Türk askeri yetkililerin tepkisiyle karşılandı. Tepkiler üzerine istifa edeceği haberleri yayılan Talat, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği özel ATA uçağı ile apar topar Ankara’ya gelmiş, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le birlikte Genelkurmay’a gitmiş, Genelkurmay Başkanı ile görüşmeden sonra “Türkiye’deki resmi görüşle aralarında farklılık olmadığını” söylemiş, ayrıca bir soru üzerine

Açılışta balonlar uçuruldu.

KKTC Türk Barış Kuvvetleri Komutanı ile de “sorun yaşama lüksü bulunmadığını” belirtmişti. Daha sonra Genelkurmay Başkanlığı da bir açıklama yapmış; “Askeri yasak bölge konumunda olan ve KKTC Anayasasının geçici 10’uncu maddesi gereği TSK’nın kontrolünde bulunan Lokmacı Kapısı’na ilişkin Genelkurmay’ın görüşünün daha önce hükümet yetkililerine iletildiğini, Talat’a da ayrıntılı olarak açıklandığını” bildirmişti.

Rum yönetimi dirense de, AB’nin baskısı üzerine, 8 Mart 2007 gece yarısı, kendi tarafındaki duvarı yıkıp, yerine panolar koydu.


O tarihten beri duvarların bulunmadığı, ancak panolarla ayrılan ve geçişe kapalı olan Lokmacı Kapısı’nın bugün açılmasına yol açan adım, 10 gün önce, KKTC ve Rum liderlerinin buluşup aldığı karar üzerine atıldı. O günden sonra Lefkoşa’nın Türk ve Rum belediye başkanları 45 yıldır terk edilmiş olan geçitte temizlik yaptı; BM Barış Gücü bölgede mayın araması yaparak ‘temiz’ olduğu raporu verdi; esnaf dükkanını yeniledi; soğuk panoların yerine, üzerinde balonlar, çocuklar olan beyaz perdeler kondu ve çalışmalar bu sabah sona erdi.

AÇILIŞ TÖRENİNDE LOKMA DAĞITILDI
Açılış törenine KKTC ve Rum kesimi yetkilileri ile BM temsilcileri ve iki kesimden kalabalık bir halk topluluğu katıldı. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın BM ve AB ile müzakerelerden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami törende yaptığı konuşmada “açılışın sembolik olduğunu ve

 

pozitif bir havayı temsil ettiğini, iki halkın cesaret gösterdikten sonra tüm sorunların üstesinden geleceğini, birleşme için bir engelin daha ortadan kalktığını” söyledi. Rum yönetimi Başkanlık Danışmanı Yorgo Yakovu da “Kapılara gerek yok, her taraf açık olsun” diye konuştu.

Açılış için düzenlenen törenin ardından Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro kapının önce Türk tarafına sonra Rum tarafına geçtiler. Kıbrıslı Rumlar KKTC’ye geçerken kimlik göstererek giriş yaptı. Lefkoşa Türk Belediyesi kapının Türk tarafında vatandaşlara lokma dağıtırken, belediye tarafından tutulan davul-zurna ekibi de müzik yaptı.

ESNAF AÇILIŞTAN MEMNUN
Lokmacı kapısının KKTC ile Güney Kıbrıs arasında geçişlere açılmasından bölge esnafı memnun. Pekçok dükkan, kapının geçişlere açılması nedeniyle restore edildi, daha önce kapalı olanlar da yenilenerek bugün açıldı.

 

AP'ye İngiltere'den ilk Türk aday



3 Nisan, 2008 15:25:00 (TSİ) CNN TURK

Metin Güneş / CNN TÜRK / Londra

İngiltere'deki İşçi Partisi, Haringey Belediyesi Meclis Üyesi Nilgün Canver'i Londra'dan Avrupa Parlamentosu milletvekilliğine aday gösterdi.

Kuzey Londra'daki Haringey Belediyesi'nde, toplum güvenliğinden sorumlu kabine üyesi olarak görev yapan Nilgün Canver 12 yıldır İngiliz İşçi Partisi üyesi.
 
Canver, parti tarafından Avrupa Parlamentosu milletvekilliğine Londra'dan aday seçildi.
 
Londra'daki Türk toplumu tarfından ve İşçi Partisi teşkilatınca yakından tanınan Canver, önümüzdeki yıl yapılacak seçimleri kazanırsa İngiltere'den Avrupa Parlamentosu'na giden ilk Türk milletvekili olacak.
 
Avrupa Parlamentosu milletvekilliği seçimleri için ilk defa bir Türk politikacı İngiltere'den aday gösteriliyor.

 

 

"Lokmacı çözümü doğrudan etkilemez"



3 Nisan, 2008 16:05:00 (TSİ)  CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lokmacı Kapısı'nın açılmasından önce de pek çok kapının açıldığını, ''kapıların açılmasının Kıbrıs sorununun çözümünü doğrudan etkilemeyeceğini'' söyledi.

İstanbul Swissotel'de basın mensuplarıyla bir araya gelen Talat, bugün açılan Lokmacı Kapısı'nın ilk defa 1958 yılında Lefkoşa bölünürken yapıldığını, daha sonra aradan geçen yıllarda açıldığını ve tekrar kapandığını anlattı.
 
Talat, kendi duvarlarını kapının açılması amacıyla 2005 yılında yıktıklarını, ancak Rum tarafının çıkardığı zorluklar nedeniyle bunun bir türlü gerçekleşmediğini söyledi.
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile yaptıkları görüşme sonucu kapıyı açma kararı aldıklarını kaydeden Talat, kapının açılmasının sembolik anlamda en önemli noktasının, "yıllar boyu birkaç kez açılıp kapanan bu kapının sonuçta tamamen açılması" olduğunu vurguladı.
 
Talat, "İyi olmuştur. Bölgeye hem kuzey, hem güney için ekonomik hareket getirecektir" diye konuştu.
 
"Diğer kapılardan farkı yok"
 
Talat, kapının açılmasının sorununu çözümüne olası etkisiyle ilgili bir soruya karşılık, "Daha önce de birçok kapı açıldı. Onlardan bir farkı yok bunun. Sonuç itibariyle kapıların açılması Kıbrıs sorununun çözümünü doğrudan etkilemez" dedi.
 
KKTC Cumhurbaşkanı, kapılar ilk açılmaya başladığında, iki tarafın birbirine yakınlaşacağı beklentisinin oluştuğunu, bunun aksine eski Rum lideri Tasos Papadopulos'un uyguladığı politika nedeniyle ilişkilerin zaman zaman daha da gerginleştiğini, diğer tarafa geçen Türklere saldırılar yapıldığını anımsatarak, "önemli olanın kapıların açılması olmadığını" söyledi.
 
Talat, "Dolayısıyla önemli olan güdülen politikadır. Yakınlaşma politikası ciddi olarak güdülürse, kapıların açılmasından çok daha önemli yarar getirir" diye konuştu.
 
Daha çok kapının açılmasının mevcut çözümsüzlüğü pekiştirici ve kanıksatıcı etkisi olabileceğine de işaret eden Talat, bunun ikincil ama yine de gerçek bir etki olduğunu söyledi.
 
Talat, bir gazetecinin, "kapının açılmasında bir günlük gecikmenin dedikodulara neden olduğunu" ifade etmesi üzerine, kapının açılışıyla ilgili hem kuzeyde, hem de güneyde pek çok spekülasyon yapıldığını, "Türk askeri izin vermiyor" dahi dendiğini, ancak gecikmenin, gerçekleştirilen tamiratın 2 Nisan'da bitmemiş olmasından kaynaklandığını bildirdi.
 
"Rum tarafının geri adım attığını ve tutumunun yumuşadığı görüyoruz. Devam etmesini bekliyor musunuz?" sorusu üzerine Talat, "Ben, 'Rum tarafı geri adım attı' demek istemiyorum, ama makul olan, insan aklının çıkarması gereken sonuç, diğer kapılar nasıl açıldıysa, bunun da öyle açılmasıydı. 'Rum tarafı bu gerçekçi çizgiyi sürdürecek mi?' diye sorarsanız, ben tabii ki umutluyum. (Hristofyas) Sadece gerçekçi değil, pragmatik ve sorun çözücü tutum ortaya koyarsa, hepimiz için çok iyi olacak" dedi.
 
Büyükanıt'ın açıklamaları
 
Talat, "Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 'Kıbrıs Türkü'nün tamamen güvende olduğunu görmeden adadan ayrılmayız' şeklindeki açıklaması müzakereleri nasıl etkiler?"sorusu üzerine, "Sayın Büyükanıt'ın söyledikleri, bizim kalıcı ve adil çözüm arayışımızın askerce ifadesidir diyebiliriz. Sonuçta adil ve kalıcı barış, bütünlüklü çözüm, güvenli bir çözüm olursa olur, olmazsa da olmaz. O yüzden, ona çözüm bile diyemezsiniz. Onun için tabii ki Kıbrıs'taki Türklerin güvenliği, sorunun çözümünde tam olarak sağlanacak ve ancak o zaman 1974'te Türkiye'nin gerçekleştirdiği müdahale siyasi amacına ulaşmış olacak" diye konuştu.
 
Talat, Kıbrıs'ta sağlanacak bir anlaşmanın Kıbrıs Rum kesimi, Türk tarafı, Yunanistan, Türkiye ve İngiltere'nin içinde yer aldığı 5 tarafın onayını gerektirdiğini hatırlatarak, "Sayın Büyükanıt, 'Anlaşmaya rağmen biz orada kalacağız' demedi. Ama Türk ordusunun nasıl bir anlaşmayla Kıbrıslı Türkleri güvende göreceğini ifade etti. Dolayısıyla daha başka anlamlar aramaya gerek yok. Yapılacak anlaşmaya 5 taraflı onay gerçekleştikten sonra, bunların içinde Türkiye de olduğuna göre, Türk ordusu da Türkiye'nin parçası olduğuna göre, imzalayan herkes o anlaşmanın arkasında duracak. Ordu dahil" diye konuştu.
 
"Üzerimize düşeni yapacağız"
 
Talat, Kıbrıs'ta çözüm için koşulların "oldukça uygun" olduğunu ve "üzerlerine düşeni yapacaklarını" söyledi.
 
KKTC lideri Talat, Rum tarafının eski lideri Tasos Papadopulos'un politikasının aksine, yeni lider Dimitris Hristofyas'ın adanın bölünmesinden korktuğunu dile getirdiğini ve seçimleri böyle kazandığını söyledi.
 
"İdeolojisine baktığında, Hristofyas'ın adanın birleştirilmesini istediği" görüşünde olduğunu anlatan Talat, AB'nin tutumuna yönelik olarak da, "AB her halükarda Kıbrıs Rum tarafının etkisi altındadır, ama zaten AB'den çok fazla bir şey beklemiyorduk doğrusu... Çünkü tarafsız olmalarına imkan yok" dedi.
 
Mehmet Ali Talat, KKTC üzerindeki izolasyonu kaldırma çabalarının çözüm müzakerelerinden olumsuz etkilenmemesi gerektiğini belirterek, bazı kesimlerin "Nasıl olsa çözüm arıyoruz, izolasyonun kaldırılmasına gerek yoktur" gibi bir yaklaşım getirebileceğini, ama kendilerinin bunu kabul etmediğini kaydetti.
 
Türkiye'nin izolasyona tepki olarak Rum kesimine koyduğu kısıtlamaların izolasyon kaldırılmadan çözülemeyeceğine işaret eden Talat, "AK Parti'nin kapatılması istemiyle açılan davanın Kıbrıs'ta çözümün gecikmesine etkisi olup olmayacağına" ilişkin bir soru üzerine, "Şimdi biz müzakereleri başlatmak üzereyiz. Üç ay sonra tam teşekküllü müzakereler başlayacak. Kapatma davası bir yıl devam ederse biz onun sonucunu mu bekleyeceğiz? Türkiye böyle demokrasi krizlerini atlatacak. Bizim umudumuz herhangi bir yara almadan atlatmak. Birincisi, Türkiye'ye sevgimiz ve saygımızdan, ikincisi Kıbrıs'ı da etkileyeceğinden..." dedi.
 
Talat Kosova örneğini verdi
 
Talat, Kosova'nın ayrılmasının da Rum kesimindeki seçim sonuçlarını ve çözüm arayışını etkilediğini belirterek, "Kosova'nın Kıbrıs'ta barış sürecini hızlandırmada etkisi olduğu kesindir. Zaten Papadopulos'un seçimi kaybetmesinde de Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesi ve Rusya Devlet Başkanı (Vladimir) Putin'in 'Çifte standart uyguluyorsunuz' açıklamasının çok etkisi oldu. Bu, Rum halkı açısından da ciddi bir uyarı oldu. Yani, 'Bir Kosova benzeri doğabilir' endişesi Rum tarafında ağırlık kazandı" diye konuştu.
 
"Annan Planı masada olacak"
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, "Müzakerelerde Annan Planı masada olacak mı?" sorusunu da, "Annan Planı masada olacak. En azından benim koltuğumda olacak" diye yanıtladı.
 
Talat, halen üç ayrı çalışma grubunun Kıbrıs konusunun bütün yönlerini değerlendirdiğini, üç ay sonra değerlendirmelerini iki tarafın liderlerine sunacaklarını, daha sonra da görüşmelerin başlayacağını anlattı.
 
Görüşmelerde AB üyesi Rum tarafının avantajlarına işaret eden Talat, "BM aktif olarak devrede olmalıdır. Bazen Rum tarafına baskı yapmalıdır, bazen Türk tarafını desteklemelidir" dedi.
 
Talat, "Rum tarafının kırmızı çizgilerinin nasıl aşılacağının" sorulması üzerine de, "Türkiye'nin garantörlüğünü kabul etmez değil mi? Sizce bu kırmızı çizgisi mi? O zaman masaya oturmaması lazım. Demek ki değil. Adada ne kadar asker kalacak, ne zaman adadan çekilecek? Bunlar masada Türkiye'nin garantörlüğünden daha fazla konuşulacak. Annan Planı'nın öngörüleri, düzenlemeleri de resmi olarak masada olmasa bile benim tarafımdan getirilecek. Dolayısıyla masada olacak" diye konuştu.

 

 

Kıbrıs'ta tarihi gün



3 Nisan, 2008 09:40:00 (TSİ) CNN TURK

 

 

Kıbrıs'ta toplumsal çatışmaların başladığı 1963 yılından bu yana 45 yıldır kapalı bulunan Lefkoşa'daki Lokmacı Kapısı (Ledra Caddesi), bugün sabah saatlerinde düzenlenen törenle, KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yaya geçişine açıldı

 

Lefkoşa'da KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yaya geçişine açılan Lokmacı kapısından karşılıklı geçişler başladı.
 
Açılışın ardından Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro kapının önce Türk tarafına sonra Rum tarafına geçti.
 
Kıbrıslı Rumlar KKTC'ye geçerken kimlik göstererek giriş yaptı. Lefkoşa Türk Belediyesi kapının Türk tarafında vatandaşlara lokma dağıttı. Belediye tarafından tutulan davul zurna ekibi açılışa şölen havası kattı.
 
Törenle açıldı
 
KKTC Bakanlar Kurulu'nun aldığı kararla KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında karşılıklı geçişlerin başladığı 23 Nisan 2003'den beri sürekli gündemde olan Lokmacı Kapısı'nın açılması nedeniyle Ledra caddesinin tam ortasında tören düzenlendi.
 
Kıbrıs'ın ilk ikiye ayrıldığı yer olması nedeniyle "bölünmüşlüğün simgesi" olarak nitelenen Lokmacı kapsının açılış törenine, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile müzakerelerden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, Rum yönetimi Başkanlık Danışmanı Yorgo Yakovu, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları, Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilci Vekili Elizabeth Sphere, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) yöneticisi Titiana Zennaro, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, KKTC'den bakan ve milletvekilleri, eski Rum yönetimi lideri Yorgo Vasiliu, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
 
Nami törende yaptığı konuşmada, açılışın sembolik olduğunu ve pozitif bir havayı temsil ettiğini belirtti, iki halkın cesaret gösterdikten sonra tüm sorunların üstesinden geleceğini kaydetti.
 
Nami, "iki tarafın birleşmesi için bir engelin daha ortadan kalktığını" ifade etti. Yakovu da "Kapılara gerek yok, her taraf açık olsun" diye konuştu.
 
Bulutoğluları ise Lefkoşa master planından bahsederek, bu planın Malezya'da ödül aldığını anımsattı ve iki tarafın eski belediye başkanlarının da bu planda emeği olduğunu söyledi. Bulutoğluları emeği geçenlere teşekkür etti.
 
Mavro da Lokmacı kapısının açılmasının barış için bir adım olduğunu kaydetti. Sphere ise yaptığı konuşmada, BM'nin büyük bir başarı elde ettiğini, bundan sonra daha da güzel gelişmeler olacağını söyledi.
 
Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Bulutoğluları ve Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Mavro daha sonra açılışı yaptı.
 
Sembolik değeri olan Lokmacı kapısının açılması, Ada'da "olumlu bir adım" olarak nitelendiriliyor. Ancak açılışın "çözüm gibi algılanmaması" ve "adil ve kalıcı bir barışa doğru giden çok büyük bir adım olmadığına" da dikkat çekiliyor.
 


Yoğun tadilat yapıldı
 
Resmi törenin ardından karşılıklı geçişlerin başlaması bekleniyor. Kıbrıs'ta, 2003'ten sonra açılacak 5'inci geçiş kapısı olan Lokmacı bölgesi, 45 yıllık terk edilmişlik nedeniyle yoğun tadilatın ardından geçişlere açıldı.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında 21 Mart'ta yapılan ilk görüşmede varılan mutabakat uyarınca bölgede çalışmalara başlayan Lefkoşa Türk ve Rum belediyeleri, binaların tadilatından asfaltlama ve temizliğe kadar günlerden beri yoğun çalışma yaptı.
 
Belediyelerin bölgedeki çalışmalarının bugün de geç saatlere kadar devam etmesi bekleniyor.
 
Lokmacı çatışmanın sembolü
 
KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yaya geçişine açılan Lefkoşa'daki Lokmacı barikatı, Kıbrıs'ta Türkler ve Rumlar arasındaki "çatışmanın ve bölünmenin sembolü" olarak niteleniyor.
 
Lokmacı, EOKA'cı Rumların 1956'dan beri Enosis (Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama hayali) mücadelesinin Kıbrıs'ta yarattığı çatışmanın sembolü olarak görülüyor.
 
Kıbrıs önce Lokmacı'da bölündü. Lokmacı, yani Ledra caddesi, 1963'de Enosis yüzünden barikatla ayrıldı. 1974'te de Makarios'a karşı yapılan darbeden dolayı Türk tarafı Lokmacı'ya, Rum tarafı da Ledra caddesindeki barikata duvar ördü.
 
Lokmacı, "Kıbrıs'ı Enosis hedefiyle bölenlerin sembolü" olarak da niteleniyor. Türkleri 1963'teki ortaklık devletinden silah zoruyla dışlayan Rumlardan korunmak için yapılan Lokmacı barikatı, Kıbrıs'ta yapılan ilk barikat olarak tarihe geçti ve bu yüzden Ada'daki bölünmüşlüğün simgesi olarak görülüyor.
 
Barikat, o dönemin en önemli alışveriş merkezlerinden olan Lokmacı ile Ledra caddesini (Uzun yol) birbirinden ayırdı. Lokmacı Türk tarafında, Ledra caddesi de Rum tarafında kaldı. Kıbrıs gibi, Türk ve Rumların yoğun alışveriş yaptığı çarşı da ikiye bölündü.
 
Lokmacı'yı açma çalışmaları 2005'in sonunda başladı
 
Lokmacı Kapısı'nı açma çalışmaları 2005'in son aylarında başladı. Kıbrıs'ta 2005'in sonlarına doğru, Lokmacı Kapısı'nın açılması konusuyla ilgili tartışmalar gündemi meşgul etti.
 
KKTC yönetimi, kapının açılması için kasım ayında bölgede çalışmalara başladı ve Lokmacı'daki duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktı.
 
Bölgeye, geçişlerde, nöbet yerine giden askerle yayaların karşılaşmaması için üst geçit yapıldı.
 
Üst geçidin yapılmasına 12 Aralık'ta başlandı ve 24 Aralık 2005'te üst geçit bitirildi. Üst geçidin yapımı için yaklaşık 1 milyon YTL harcandı ve bunun yarısını Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği karşıladı.
 
Kapının açılmasına önce destek veren Rum yönetimi, Türk tarafının çalışmalarının "ara bölgeyi ihlal" olduğu gerekçesiyle bu desteğini geri çektiği ve Türk tarafının, kapının açılmasına yönelik bölgedeki çalışmalarını BM'ye şikayet etti.
 
BM Barış Gücü (UNFICYP) sözcülüğü, Türk tarafının çalışmasının "ara bölgeyi ihlal olmadığını" açıkladı.
 
UNFICYP 8 Aralık 2005'te yaptığı yazılı açıklamada ise "İki tarafın rızası olmadan, Lokmacı kapısının (Ledra Sokağı) açılmasına destek olamayacağını" belirterek, Türk tarafının çalışmaları durdurmasını istedi. Yeşil Hat tüzüğü kapsamındada olan Lokmacı kapısı 2005'te açılamadı.
 
Üst geçit 9 Ocak 2007'de kaldırıldı
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum tarafının, kapının açılmasına bahane olarak gösterdiği Lokmacı barikatındaki üst geçidin kaldırılmasına karar verdi.
 
Talat, Sözcüsü Hasan Erçakıca aracılığıyla 28 Aralık 2006'da yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, 2007 yılının ilk çeyreği içinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki halkın işbirliği duygularının geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Lokmacı kapısının açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidi nkaldırılmasına karar verdiğini" duyurdu.
 
Kıbrıs Türk tarafının bu tutumu, bir mektupla Birleşmiş Milletler'e de iletildi.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın üst geçidi kaldırma kararını, ABD'nin güney Lefkoşa Büyükelçiliği ve İngiliz Yüksek Komiserliği de memnuniyetle karşıladığını bildirdi. KKTC, Lokmacı'daki üst geçidi 9 Ocak 2007'de kaldırdı.
 
Rum tarafı direndi
 
Lokmacı kapısının açılmasına en başından beri isteksiz olan Kıbrıs Rum yönetimi, sürekli koşullar öne sürerek, kapının açılmasına direndi. Rum tarafı, üst geçidin yıkılmasını "olumlu bir adım" olarak görmekle birlikte "üst geçidin kaldırılmasının, kapının açılması için yeterli olmadığını, tüm engelleri ortadan kaldırmadığını" açıkladı.
 
Rum tarafı, üst geçidin kaldırılmasının yanında, bölgedeki bayraklarınkaldırılmasını, askerin bölgeden uzaklaşmasını, sınır niteliğikazandıran düzenlemelerin ve sembollerin kaldırılmasını da istedi.
 
"Lefkoşa'yı ikiye ayıran duvar"
 
Kıbrıs Rum yönetimi, çeşitli bahaneler öne sürerek, açmaya yanaşmadığı barikatın Rum tarafındaki duvarı, ani bir kararla KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın Azerbaycan'da, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in de Almanya'da olduğu bir dönemde, 8 Mart 2007 gece yarısı yıktı.
 
Rum tarafının "Lefkoşa'yı ikiye ayıran duvar" olarak nitelenen Lokmacı'daki duvarı yıkması, Lokmacı kapısının geçişlere açılmasına yetmedi. Rum yönetimi, kapının açılması için öne sürdüğü koşullarda ısrar etti.
 
Açılması en çok esnafa yarayacak
 
Lokmacı kapısının KKTC ile Güney Kıbrıs arasında geçişlere açılması en çok bölgedeki esnafın işine yarayacak. Kıbrıslı Rumlar, Türk tarafına geçtiğinde, en çok Lefkoşa'daki Arasta çarşısında alışveriş yapıyor.
 
Çarşı esnafı, Lokmacı kapsının açılması ile mesafenin kısalmış olması nedeniyle kendilerine daha çok Rum müşteri geleceğine ve çarşının canlanacağına inanıyor.
 
Lokmacı kapısının karşılıklı geçişlere açılmasının diğer önemli bir yanıda Kıbrıs'ın ilk bölündüğü yerden, iki tarafın başkenti Lefkoşa"birleştirilmiş" olacak. Lokmacı kapsının, gerekli teknik hazırlıklar tamamlandıktan sonra, 31 Mart ya da 1 Nisan'da adaya gelmesi öngörülen, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn Pascoe'nun ziyareti sırasında açılması bekleniyor.
 
Kıbrıs'ta taraflar 3 ay içinde tekrar görüşecek
 
Bugün Ada'da buluşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, BM'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde 3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlanması ve en kısa sürede soruna çözüm bulunması konusunda anlaştı.

 

 

Londra'da Türk asıllı aday önde



3 Nisan, 2008 12:17:00 (TSİ) CNN TURK

 

İngiltere'nin başkenti Londra'da 1 Mayıs'ta yapılacak Belediye Başkanlığı seçimi için halen Belediye Başkanı olan İşçi Partisi'nden ''Kızıl Ken'' lakaplı Ken Livingstone ile Muhafazakar Parti adayı Türk asıllı Boris Johnson arasındaki yarış nefes nefese sürüyor.

The Guardian gazetesinin ICM kamuoyu araştırması kurumuna yaptırdığı anketin sonuçlarına göre, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında kısa süreli Dahiliye Nazırı görevinde bulunan gazeteci Ali Kemal'in soyundan olan Boris Johnson, Londra halkından yüzde 42 oranında destek alırken, Ken Livingstone'a verilen destek yüzde 41 olarak belirlendi.
 
Gazete, ankete katılanların kullandıkları oylara göre, seçimde ikinci turda alınabilecek oy oranlarını da yüzde 51'e yüzde 49 olarak tahmin etti.
 
Önceki seçimde Muhfazakar Parti adayına karşı yüzde 37 oranındaki halk desteğiyle belediye başkanı seçilen Livingstone'un işinin bu kez o kadar kolay olmadığını belirten gazete, 2004 yılında muhafazakar adayın yüzde 29 olan halk desteğini bugün yüzde 42'ye çıkarmayı başaran Johnson'un dişli bir rakip olduğunu yazdı.
 
Liberal Demokrat Parti'nin eski bir polis olan adayı Brian Paddick'in ise halktan yüzde 10 civarında destek alabildiği belirlendi.
 
Gözlemciler, bu yüzde 10'luk kitleyle diğer bazı küçük partilerin toplam yüzde 7 olarak tahmin edilen oylarını ikinci turda alacak adayın belediye başkanlığını kazanabileceğine işaret ediyor.
 
Liberal Demokrat Parti seçmenleri arasında yapılan bir anket, bu seçmenlerin yüzde 43'ünün, kendi adaylarının elenmesi halinde, ikinci turda oyunu Boris Johnson'a, yüzde 30'unun Ken Livingstone'a vereceğini gösterdi.
 
Bu durumda Johnson'un seçimi favorisi olduğunu söylemenin mümkün olduğunu da belirten siyasi gözlemciler, sonuç ne olursa olsun 8 yıl boyunca görevde kalmayı başaran Livingstone'un Londralıların kalbindeki yerini koruyacağını belirtiyor.

 

 

 

45 yıldır kapalı olan Lokmacı Kapısı açıldı

  Züleyha Karaman –

Kıbrıs’ta toplumsal çatışmaların başladığı 1963 yılından buyana 45 yıldır kapalı bulunan Lefkoşa’daki Lokmacı kapısı (Ledra caddesi), törenle KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasındaki yaya geçişine açıldı.

 

KKTC Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararla KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi

arasında karşılıklı geçişlerin başladığı 23 Nisan 2003’den beri sürekli

gündemde olan Lokmacı Kapısı’nın açılması nedeniyle Ledra caddesinin tam

ortasında tören düzenlendi.

Kıbrıs’ın ilk ikiye ayrıldığı yer olması nedeniyle "bölünmüşlüğün

simgesi" olarak nitelenen Lokmacı kapsının açılış törenine, KKTC

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın BM ve AB ile müzakerelerden sorumlu

Temsilcisi Özdil Nami, Rum yönetimi Başkanlık Danışmanı Yorgo Yakovu,

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları, Lefkoşa Rum

Belediyesi Başkanı Eleni Mavro, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel

Temsilci Vekili Elizabeth Sphere, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı

(UNDP) yöneticisi Titiana Zennaro, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi

Türkekul Kurttekin, KKTC’den bakan ve milletvekilleri, eski Rum yönetimi

lideri Yorgo Vasiliu, davetliler ve vatandaşlar katıldı.

Nami törende yaptığı konuşmada, açılışın sembolik olduğunu ve pozitif

bir havayı temsil ettiğini belirtti, iki halkın cesaret gösterdikten

sonra tüm sorunların üstesinden geleceğini kaydetti. Nami, "iki tarafın

birleşmesi için bir engelin daha ortadan kalktığını" ifade etti.

Yakovu da "Kapılara gerek yok, her taraf açık olsun" diye konuştu.

Bulutoğluları ise Lefkoşa master planından bahsederek, bu planın

Malezya’da ödül aldığını anımsattı ve iki tarafın eski belediye

başkanlarının da bu planda emeği olduğunu söyledi. Bulutoğluları emeği

geçenlere teşekkür etti.

Mavro da Lokmacı kapısının açılmasının barış için bir adım olduğunu

kaydetti.

Sphere ise yaptığı konuşmada, BM’nin büyük bir başarı elde ettiğini,

bundan sonra daha da güzel gelişmeler olacağını söyledi.

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Bulutoğluları ve Lefkoşa Rum Belediyesi

Başkanı Mavro daha sonra açılışı yaptı.

Sembolik değeri olan Lokmacı kapısının açılması, adada "olumlu bir

adım" olarak nitelendiriliyor. Ancak açılışın "çözüm gibi

algılanmaması" ve "adil ve kalıcı bir barışa doğru giden çok büyük bir

adım olmadığına" da dikkat çekiliyor.

-5. SINIR KAPISI-

Kıbrıs’ta 2003’ten sonra açılan 5. geçiş kapısı olan Lokmacı, 45 yıllık

terk edilmişlik nedeniyle yoğun tadilatın ardından geçişlere açıldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris

Hristofyas arasında 21 Mart’ta yapılan ilk görüşmede varılan mutabakat

uyarınca bölgede çalışmalara başlayan Lefkoşa Türk ve Rum belediyeleri,

binaların tadilatından asfaltlama ve temizliğe kadar günlerden beri

bölgede yoğun çalıştı.

Belediyelerin bölgedeki çalışmaları, açılışın ardından da sürecek.

Bölgedeki binaların restorasyon çalışmalarının aylar süreceği

belirtiliyor.

Belediyelerin bölgedeki çalışmalarının bugün de geç saatlere kadar devam

etmesi bekleniyor.

-ÇATIŞMA VE BÖLÜNMENİN SEMBOLÜ-

KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yaya geçişine açılan Lefkoşa’daki

Lokmacı barikatı, Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar arasındaki "çatışmanın ve

bölünmenin sembolü" olarak niteleniyor.

Lokmacı, EOKA’cı Rumların 1956’dan beri Enosis (Kıbrıs’ı Yunanistan’a

bağlama hayali) mücadelesinin Kıbrıs’ta yarattığı çatışmanın sembolü

olarak görülüyor. Kıbrıs önce Lokmacı’da bölündü.

Lokmacı, yani Ledra caddesi, 1963’de Enosis yüzünden barikatla ayrıldı.

1974’te de Makarios’a karşı yapılan darbeden dolayı Türk tarafı

Lokmacı’ya, Rum tarafı da Ledra caddesindeki barikata duvar ördü.

Lokmacı, "Kıbrıs’ı Enosis hedefiyle bölenlerin sembolü" olarak da

niteleniyor.

Türkleri 1963’teki ortaklık devletinden silah zoruyla dışlayan Rumlardan

korunmak için yapılan Lokmacı barikatı, Kıbrıs’ta yapılan ilk barikat

olarak tarihe geçti ve bu yüzden adadaki bölünmüşlüğün simgesi olarak

görülüyor.

Barikat, o dönemin en önemli alışveriş merkezlerinden olan Lokmacı ile

Ledra caddesini (Uzun yol) birbirinden ayırdı. Lokmacı Türk tarafında,

Ledra caddesi de Rum tarafında kaldı. Kıbrıs gibi, Türk ve Rumların

yoğun alışveriş yaptığı çarşı da ikiye bölündü.

-ESNAF MEMNUN-

Lokmacı kapısının KKTC ile Güney Kıbrıs arasında geçişlere açılmasından

bölge esnafı memnun.

Birçok esnaf, kapının geçişlere açılması nedeniyle dükkanlarına

restorasyon yaptırdı. Kapalı olan bazı dükkanlar da yenilenerek açıldı.

Lokmacı kapısının karşılıklı geçişlere açılmasının diğer önemli bir yanı

da Kıbrıs’ın ilk bölündüğü yerden, iki tarafın başkenti Lefkoşa

"birleştirilmiş" olacak.

-LOKMACI’YI AÇMA GİRİŞİMLERİ-

Lokmacı kapısını açma çalışmaları 2005’in son aylarında başladı. KKTC

yönetimi, kapının açılması için kasım 2005’de bölgede çalışmalara

başladı ve Lokmacı’daki duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktı.

Bölgeye, geçişlerde, nöbet yerine giden askerle yayaların karşılaşmaması

için üst geçit yapıldı.

Üst geçidin yapılmasına 12 Aralık’ta başlandı ve 24 Aralık 2005’de üst

geçit bitirildi. Üst geçidin yapımı için yaklaşık 1 milyon YTL harcandı

ve bunun yarısını Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği karşıladı.

Kapının açılmasına önce destek veren Rum yönetimi, Türk tarafının

çalışmalarının "ara bölgeyi ihlal" olduğu gerekçesiyle bu desteğini

geri çektiği ve Türk tarafının, kapının açılmasına yönelik bölgedeki

çalışmalarını BM’ye şikayet etti.

BM Barış Gücü (UNFICYP) sözcülüğü, Türk tarafının çalışmasının "ara

bölgeyi ihlal olmadığını" açıkladı. UNFICYP 8 Aralık 2005’te yaptığı

yazılı açıklamada ise "İki tarafın rızası olmadan, Lokmacı kapısının

(Ledra Sokağı) açılmasına destek olamayacağını" belirterek, Türk

tarafının çalışmaları durdurmasını istedi. Yeşil Hat tüzüğü kapsamında

da olan Lokmacı kapısı 2005’te açılamadı.

-ÜST GEÇİT KALDIRILDI, RUM DUVARI YIKTI-

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Rum tarafının, kapının açılmasına

bahane olarak gösterdiği Lokmacı barikatındaki üst geçidin

kaldırılmasına karar verdi.

Talat, Sözcüsü Hasan Erçakıca aracılığıyla 28 Aralık 2006’da yaptığı

açıklamada, "Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, 2007 yılının ilk

çeyreği içinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki

halkın işbirliği duygularının geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla

Lokmacı kapısının açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidin

kaldırılmasına karar verdiğini" duyurdu.

Kıbrıs Türk tarafının bu tutumu, bir mektupla Birleşmiş Milletler’e de

iletildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın üst geçidi kaldırma kararını, ABD’nin güney

Lefkoşa Büyükelçiliği ve İngiliz Yüksek Komiserliği de memnuniyetle

karşıladığını bildirdi.

KKTC, Lokmacı’daki üst geçidi 9 Ocak 2007’de kaldırdı.

Lokmacı kapısının açılmasına en başından beri isteksiz olan Kıbrıs Rum

yönetimi, sürekli koşullar öne sürerek, kapının açılmasına direndi.

Kıbrıs Rum yönetimi, çeşitli bahaneler öne sürerek, açmaya yanaşmadığı

barikatın Rum tarafındaki duvarı ani bir kararla KKTC Cumhurbaşkanı

Talat’ın Azerbaycan’da, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer’in de

Almanya’da olduğu bir dönemde, 8 Mart 2007 gece yarısı yıktı ve yerine

bariyer çekti.

MILLIYET 03/04/08

 

 

AİHM, Kıbrıs’ta takası onayladı

LEFKOŞA AA

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), KKTC Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu’na başvurarak, KKTC’deki eski malına karşılık Güney Kıbrıs’ta Türklere ait malı alma konusunda uzlaşmaya varan Kıbrıslı Rum Mike Timvios’un komisyonla olan anlaşmasını onayladığı bildirildi.
AİHM’in 4’üncü dairesi tarafınca önceki gün alınan karara göre, Timvios, Kuzey Kıbrıs’ta bıraktığı mala karşılık, Larnaka’da Kıbrıslı Türklere ait 22 dönüm taşınmaz malı alacak.
KKTC’de yayımlanan Kıbrıs gazetesinin haberine göre, ayrıca Timvios’a, 22 dönüm taşınmaz malın yanında 1 milyon dolar da tazminat ödenmesi kararı alındı.
İlgili anlaşmanın AİHM tarafından onaylanmasıyla KKTC Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu’nun “iç hukuk” olarak kabulü yönünde önemli bir adım atıldığı belirtildi. Örnek niteliğindeki bu karar, mahkeme gündemindeki diğer davalara da emsal oluşturacak. Karar, Türk tarafında memnuniyetle karşılandı.

MILLIYET 03/04/08

 

 

Kıbrıs'ta hava çok olumlu

PASCOE MUTLU AYRILDI... BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, Kıbrıs'taki 3 günlük temaslarından son derece memnun olduğunu belirterek, Kıbrıslıların çözüm konusunda büyük beklenti içinde bulunmakta haklı olduklarını söyledi

BM'YE OLUMLU MESAJ... İki liderden duyduklarından çok etkilendiğini ve cesaretlendiğini söyleyen Pascoe, bu konudaki görüşlerini Ban Ki-Moon'a ve BM Güvenlik Konseyi'ne ileteceğini bildirdi. Pascoe, çözüm için iki halkın kabul edebileceği bir paketle ortaya çıkmanın önem taşıdığını da vurguladı

ÇÖZÜME ULAŞMAK KOLAY DEĞİL... "Bir çözüme ulaşmanın kolay olmayacağını biliyoruz" diyen Pascoe, yıllarca birçok konunun ele alındığını bazıları üretken, bazıları hiçbir yere götürmeyen tartışmaların yapıldığını belirtti. Pasoce, "Konu üzerinde çalışacağız" diyerek, sorunun çözüme ulaşmasının iki tarafın liderlerinin başarması gereken bir şey olduğunu ve halkların da bunu desteklemesi gerektiğini söyledi

BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, Kıbrıs'taki 3 günlük temaslarından son derece memnun olduğunu belirterek, Kıbrıslıların çözüm konusunda büyük beklenti içinde bulunmakta haklı olduklarını söyledi.

Pascoe, Kıbrıs'taki temaslarının ardından ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de dün basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda, Pascoe'ya, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilci Vekili ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefi Elizabeth Sphere ve BM Barış Gücü Sözcüsü Jose Diaz eşlik etti.

Lynn Pascoe, Kıbrıs'ta iki tarafla fevkalade iyi temaslar yaptığını belirterek, şu anda adada çok olumlu bir hava bulunduğunu belirtti.

Pascoe, BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi'ne Kıbrıs'tan pozitif ve umut dolu bir mesaj götüreceğini söyledi.

Pascoe, önümüzdeki üç ay içerisinde teknik komiteler ve çalışma gruplarının çalışmalarında kapsamlı bir ilerleme sağlanması halinde BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'a özel temsilci atamayı ele alacağını belirterek, "Liderlerin esas görüşmeleri başladığında orada olmak istiyoruz" dedi.

Pascoe, şimdilik söz konusu göreve Elizabeth Sphere'nin vekâlet edeceğini kaydetti.

Pascoe, ziyaretinde iki liderle "son derece iyi" görüşmelerde bulunduğunu, siyasi parti yetkilileri ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle konuşma fırsatı bulduğunu belirtti.

Kıbrıs'ta "şu anda" çok olumlu bir ortam olduğunu kaydeden Pascoe, iki liderin adil ve kalıcı bir çözüme ulaşmak amacıyla harekete geçtiklerini, Kıbrıslıların, çözüm konusunda büyük beklenti içinde olmakta haklı bulduğunu söyledi.

İki liderden duyduklarından çok etkilendiğini ve cesaretlendiğini söyleyen Pascoe, bu konudaki görüşlerini BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'a ve BM Güvenlik Konseyi'ne ileteceğini bildirdi.

Pascoe, çözüm için iki halkın kabul edebileceği bir paketle ortaya çıkmanın önem taşıdığını da vurguladı.

"Duyduklarımdan cesaretlendim"

Temaslarından cesaretlendiğini ve Genel Sekreterle bir araya geldiğinde bunu ona aktaracağını ifade eden Pascoe, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un kendisini buraya göndermekteki amacının 21 Mart'ta liderler tarafından başlatılan sürece nasıl yardımcı olabileceklerini görmek olduğunu söyledi.

Konuşmasında, "duyduklarımdan cesaretlendim" ifadesini birkaç defa yineleyen Pascoe, Genel Sekreter ve BM Güvenlik Konseyi'ne mesajının pozitif ve ümit dolu olacağını kaydetti.

Önümüzdeki üç aylık sürede Kıbrıs'ta yoğun bir çalışmanın sürdürüleceğini kaydeden Pascoe, söz konusu sürecin kapsamlı müzakerelere geçişi sağlamasını umduğunu belirtti.

"Çözüme ulaşmanın kolay olmayacağını biliyoruz"

"Bir çözüme ulaşmanın kolay olmayacağını biliyoruz" diyen Pascoe, yıllarca birçok konunun ele alındığını bazıları üretken, bazıları hiçbir yere götürmeyen tartışmaların yapıldığını belirtti.

Pasoce, "Konu üzerinde çalışacağız" diyerek, sorunun çözüme ulaşmasının iki tarafın liderlerinin başarması gereken bir şey olduğunu ve halkların da bunu desteklemesi gerektiğini söyledi.

"Çok çalışma yapmaları ve uzlaşmaları lazım" diyen Pascoe, sonunda tarafların kendi yardımlarıyla da başaracağına güveni olduğunu kaydetti.

Elizabeth Sphere'nin de özel temsilci vekili olarak görev yapacağını belirten Pascoe, teknik komiteler ve çalışma gruplarıyla ilgili süreçte neler yapabileceklerine bakacaklarını söyledi.

"AB ile yakın temas halindeyiz"

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Pascoe, BM'nin sorunu, 40 yıldır çözemediğine işaret edilerek, AB'nin konuyu BM'den devralmaya çalıştığına dair duyumlar olduğunun belirtilmesi üzerine, kendisinin bu konuda bir şey "duymadığını", AB ile yakın temas halinde olduklarını ve hem birlik hem de Kıbrıs konusuyla ilgilenen diğer kurumlarla yakın çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

Pascoe, sorunun çözümü konusunda parametreler belirlenip belirlenmediğine ilişkin bir soru üzerineyse, bu konuda yıllardır bir çok çalışma yapıldığını ancak her şey üzerinde anlaşılıncaya kadar hiçbir şey üzerinde uzlaşılmamış kabul edildiğini belirterek, "Yapılacak çok çalışma var, iki lider çalışacakları temel parametreleri, ne konuda çalışıp yol alınabileceğini biliyorlar. Çalışıp boşlukları doldurmak ve iki halkın da kabul edebileceği bir paketle ortaya çıkmak önemli" dedi.

"Hedefimiz budur, bu süreçte yolumuza devam edeceğiz" diyen Pascoe, tarafların ilk üç ayda çalışma gruplarını harekete geçirerek liderlerin üzerinde konsantre olacakları noktaları ortaya çıkarmak istediklerini kaydetti.

Pascoe, ilk dönemde Sphere ve buradaki diğer BM yetkilileriyle çalışarak komiteleri destekleyeceklerini ifade ederek, kapsamlı bir ilerleme sağlanması halinde, Genel Sekreter'in Kıbrıs'a bir özel temsilci atama konusunu ele alacağını belirtti. Pascoe, liderlerin "esas görüşmeleri" başladığında orada olmak istediklerini ve görüşmelerden umutlu olduklarını kaydetti.

"Lokmacı konusunda asıl konu

geçişlerin güvenli olmasıdır"

Pascoe, bir Rum gazetecinin, Rum hükümet sözcüsünün, "Türk askeri bölgeden çekilene kadar Ledra Kapısı açılmayacak" şeklinde açıklaması bulunduğunun belirtilerek, bu konudaki gelişmeleri sorması üzerine, "Anladığım kadarıyla Ledra (Lokmacı) Kapısı konusu açılmaya doğru ilerliyor ancak esas konu bazılarının ortaya attığı gibi siyasi değil. Asıl konu bölgenin geçişlere güvenli bir hale getirilmesidir. Bunu yapmak için şu anda süreç devam ediyor ve insanlar çalışıyor. Bunu hızlı bir şekilde yapılmasını bekliyoruz" dedi.

Genel Sekreter'in insiyatifi

BM diplomatı, "BM Genel Sekreteri'ne yeni inisiyatif almasını tavsiye edecek misiniz?" şeklindeki soru üzerineyse şu yanıtı verdi:

"Yapabileceğimiz herhangi bir şekilde yardımcı olmak istediğimizi açık bir şekilde ortaya koyduk zannediyorum. Çalışmalarını sürdüren liderlere yardımcı olmak için elimizden gelen herşeyi yapacağız. Ziyaretim bu süreci cesaretlendirmek amacını taşıyordu ve bu konuda sıkı çalışmamızı sürdüreceğiz."

Türkiye'deki durum

Pascoe, "Türkiye'deki siyasi krizlerin konuya etkisinin" sorulması üzerine, Kıbrıs'ta sürecin devam ettiğini ve konuyla ilgili tüm tarafların " sorunun çözümü için iyi niyet dileklerinde bulunduğunu, sürecin devamı konusunda cesaretlendirdiğini" anımsatarak, önümüzdeki haftalarda Kıbrıs konusuyla ilgili tarafları ziyaret edeceğini ve bu çerçevede Ankara, Atina ve Avrupa'da temaslarda bulunacağını kaydetti.

Talat-Pascoe ile bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dün saat 09.15'de BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn Pascoe ile yeniden bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı'ndaki görüşmeye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı da katıldı.

Cumhurbaşkanlığı'nda yaklaşık 2 saat süren görüşmeye, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Hasan Sarıca, Cumhurbaşkanlığı BM ve AB'yle Müzakerelerden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ile Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Namık Korhan katıldı.

Görüşmede Pascoe'ya da, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilciliği ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefliği'ni vekaleten yürüten Elizabeth Sphere eşlik etti.

Görüşme sonrasında herhangi bir açıklama yapılmadı.

KIBRIS 03/04/08

 

 

"Lokmacı" için komite kuruluyor

Bakanlar Kurulu, bugün açılacak Lefkoşa'nın Lokmacı kapısının çevresel ve ekonomik etkileriyle ilgili çalışmalar yapmak üzere bir komite kurulması kararı aldı.

Lefkoşa Türk Belediyesi'yle birlikte alınacak önlemlerin hayata geçirilmesi için İçişleri Bakanı Özkan Murat başkanlığında kurulacak komitede, Başbakanlık, Maliye Bakanlığı, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Esnaf ve Zanaatkârlar Odası ve Kıbrıs Türk Ticaret Odası temsilcileri yer alacak.

Hükümet, kuraklık ve su sıkıntısıyla ilgili çalışmalarını sürdüren kriz komitesinin çalışmalarını gelecek toplantıda da değerlendirerek kararlar üretecek.

Bakanlar Kurulu toplantısı, saat 18.15 sıralarında tamamlandı. Toplantıda alınan kararları, Kurul Sözcüsü, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar basına açıkladı.

Kıbrıs Türk tarafının Lokmacı kapısının açılması için koyduğu iradenin uzun süre karşılık bulmadığını, ancak iki liderin temsilcilerinin görüşmeleri sonrasında kapının açılabileceğinde konsensüs yaratıldığını ve bugünden itibaren Lokmacı'dan geçişlerin yapılabileceğini söyleyen Usar, ekonomik ve çevresel etkilerin neler olacağı ve önlem gerekiyorsa bunları görüşüp sonuçlara ulaşmak üzere bir komite kurulması kararı aldıklarını bildirdi.

Usar, KKTC ile Türkiye arasında imzalanan sağlık alanında işbirliği anlaşmasını onaylayarak Meclise sevk ettiklerini belirtti.

Tabiplik ve veteriner hizmetlerindeki KDV

Katma Değer Vergisi Oranları (Değişiklik) Tüzüğü'nü onayladıklarını ifade eden Usar, yüzde 1 oranında KDV'ye tabi tabiplik ve veteriner hizmetlerinde, uygulamadaki yanlışlıkları kaldırmak amacıyla bu hizmetleri detaylandırdıklarını kaydetti. Usar, buna göre, beslenme ve diyetetik, fizyoterapi ve rehabilitasyon, psikolog hizmetlerinin ve Sağlık Bakanlığı onaylı yaşlı bakım evi hizmetlerinin de yüzde 1'lik KDV uygulanan tabiplik ve veterinerlik hizmet sınıfına girdiğini açıkladı.

Salih Usar, sendikalardaki ve kurumlardaki görev değişiklikleri nedeniyle teknik kurulların yeniden düzenlendiğini söyledi.

4 belediyenin 2008 bütçeleri onaylandı

Usar'ın açıklamasına göre, Bakanlar Kurulu toplantısında Çatalköy Belediyesi'nin 8 milyon 868 bin 400 YTL, Yenierenköy Belediyesi'nin 3 milyon 226 bin YTL, Akıncılar Belediyesi'nin 569 bin 550 YTL ve Tatlısu Belediyesi'nin 4 milyon 753 bin YTL tutarındaki 2008 mali yılı bütçeleri de onaylandı.

Kuraklık...su...

Kurul Sözcüsü Salih Usar, kuraklıkla beraber baş gösteren ciddi su sıkıntısıyla ilgili bazı önlemler alınması için Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı temsilcilerinden oluşturulan kriz komitesinin çalışmalarını değerlendirdiklerini ve halkı bilinçlendirme çalışmalarının hayata geçirilmesi yanında bazı kısıtlama ve yasaklamaların da görüşüldüğünü ifade etti.

Usar, bu çalışmaların gelecek toplantıda son halini alacağını belirterek, kriz komitesinin görevinin devamına karar verdiklerini söyledi.

Salih Usar, bir soru üzerine kuraklıkla ilgili kriz komitesinin biraz daha net ve emredici hükümler üretmesi için gelecek toplantıya kadar çalışma yapacağını belirtti. Alınacak önlemlerden örnek de veren Usar, resmi ve yarı resmi işyerlerinde tuvalet klozetlerinde harcanan suyun azaltılması için içlerine 1'er litrelik pet şişe konması gibi tedbirler düşünüldüğünü bildirdi.

Bakanlar Kurulu'nun onaylayacağı önlemlerin halkın bilgisine getirileceğini ve halka çağrı yapılacağını, kaymakamlıklar ve belediyeler aracılığıyla da tasarruf tedbirleriyle ilgili çalışmalara gidileceğini kaydeden Usar, halkın suyu tasarruflu kullanma bilincine ulaşması, asla bir damla suyu israf etmemesi gerektiğini vurguladı.

Kurak geçen kışın ardından susuz bir yaz geçirileceğini belirten Usar, köklü çözüm için deniz suyu arıtmaya gidilmesi için gerekli yatırımlara yönelik proje ve fizibilite çalışmalarına hız verileceğini söyledi.

Denizde can emniyeti sözleşmesi

1974 Uluslararası Denizde Can Emniyeti Sözleşmesi ve değişiklikleriyle 1978 ve 1988 protokollerindeki değişiklikleri onaylayan yasayı görüşüp Meclise sevk etme kararı aldıklarını ifade eden Sözcü Usar, dijital (sayısal) yayıncılık konusunda çalışmalar yapmak üzere de bir komite kurulduğunu açıkladı.

Dijital Yayıncılık Komitesi

Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında kurulan Dijital Yayıncılık komitesi'nde Yayın Yüksek Kurulu (YYK) Başkanı başkan yardımcısı olarak görev yapacak. Komitenin üyeleri ise BRTK, YYK, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı temsilcilerinden oluşuyor. Sayısal yayıncılık komitesi, çalışmaların koordineli yürütülmesi, ihtiyaç duyulacak teknik kararların verilmesi, gerekli finansal çalışmaların planlanması ve tamamlanması amacıyla kurulan komite, bu alanlarda yetkilendirildi.

Napoli'deki Turizm Fuarı

Öte yandan 4-6 Nisan'da İtalya'nın Napoli kentinde düzenlenecek uluslararası turizm fuarına Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği ve Kıbrıs Türk Otelciler Birliği'nden 5'er temsilci katılması da Bakanlar Kurulunca onaylandı.

"Kuraklık toplumsal bir felaket"

Başbakan Soyer, Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde de gazetecilere yaptığı açıklama, toplumsal bir sorun olan kuraklık felaketine karşı toplumun tüm kesimlerinin düşünce ve önerileriyle ve "elini taşın altına koyma özverisi göstererek", alınacak önlemlere katkı sağlaması gerektiğini söyledi.

Başbakan, aylar öncesinde kuraklık felaketine işaret ederek, toplum ekonomisine ve insan yaşamına büyük yük geleceğine işaret ettiğini kaydederek, şöyle konuştu:

"Fakat ne acıdır ki, olayları derinlemesine ele almayan bir kısım muhalif partilerimiz yaptıkları çeşitli açıklamalarda, kamu çalışanlarına artış vermemek için kuraklık mazeretinin arkasına sığındığımı söylemişler ve bizi bu yüzden tenkit etmişlerdi.

Hayvancılar Birliği'nin pazartesi günü Meclis önünde eylem yaparken kuraklık mazeretinin arkasına sığındığımızı söyleyen muhalefet parti liderleri, bu kez onların sorunlarıyla ilgili destek beyan eden tavırlar serdettiler. Bu garip tutumu da kamuoyunun dikkatine getirmek istiyorum.

Kuraklık yalnızca bir kesimin değil, bütün ülkenin felaketidir. Kuraklık yalnız hükümetin değil, toplumun felaketidir. Bunun için çok önemli parasal kaynağa olduğu gibi su kaynaklarımızı da sağlıklı kullanmaya ihtiyacımız var."

"Deniz suyu arıtmaya da

kaynak ayırmak zorundayız"

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, deniz suyu arıtmasına da kaynak ayırmak zorunda olduklarına işaret ederek, bu gerçeğin göz ardı edilmemesini istedi. Hükümetin her şeye rağmen, kararlılıkla, akıl dolu bir siyaset üretmeye, ülkenin geleceğini kurtarmaya ve Kıbrıs Türk halkını dünya standartlarına yükseltmeye devam edeceklerini, kimsenin kendilerini bundan geri çektiremeyeceğini vurguladı.

"Popülist söylemlerle

kaybedecek vaktimiz yok"

"Popülist söylemlerle kaybedecek vaktimiz yoktur" diyen Başbakan Soyer, tüm çalışanların, toplumun her kesiminin kuraklık felaketi konusunda, yönetime düşünce ve önerileriyle ve "elini taşın altına koyma özverisi göstererek", alınacak önlemlere katkı sağlaması gerektiğini söyledi.

Başbakan Soyer, bir soru üzerine Türkiye'den su taşınması projesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü, yapacak daha işler olduğunu, ancak bu proje bitene kadar da önlemler almak gerektiğini belirtti. (GÜL/can)

KIBRIS 03/04/08

 

 

Lokmacı bugün açılıyor

GEÇİŞLER 09.30'DA BAŞLAYACAK... Türk ve Rum yetkililer yanında BM ve AB temsilcilerinin de katılımıyla saat 09.00'da yapılacak açılış töreninin ardından karşılıklı geçişlerin de 09.30'da başlaması bekleniyor. TAK muhabirinin Lefkoşa Türk Belediyesi ve Rum kaynaklardan derlediği bilgilere göre, açılış törenine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile müzakerelerden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, Rum Başkanlık Danışmanı Yorgo Yakovu, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları, Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilci Vekili Elizabeth Sphere ve UNDP yöneticisi Titiana Zennaro katılacak

Toplumsal çatışmaların başladığı 1963 yılından beri 45 yıldır kapalı bulunan Lefkoşa'nın ortasındaki Lokmacı-Ledra geçidi, bugün açılıyor.

Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki kapıların açılmasına başlandığı 2003 yılından beri sürekli gündemde olan Lokmacı geçidinin açılması dolayısıyla saat 09.00'da tören yapılacak.

Lokmacı'daki düzenleme çalışmaları sırasında basın mensuplarına açıklama yapan LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları, polisin ve gümrük ekiplerinin kabinlerinin de bugün (dün) hazır olacağını ifade ederek, "Biz gereğini yaptık. Bundan sonraki kısmı Rumlara kalmıştır" dedi.

Lokmacının geçişlere açılması için görebildiği bir engel kalmadığını belirten Bulutoğluları, Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Eleni Mavru'yla ara bölgede toplantı yaparak son düzenlemelerle ilgili görüş alışverişinde bulundu.

TAK muhabirinin Lefkoşa Türk Belediyesi ve Rum kaynaklardan derlediği bilgilere göre, açılış töreni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM ve AB ile müzakerelerden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami, Rum başkanlık danışmanı Yorgo Yakovu, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları, Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilci Vekili Elizabeth Sphere ve UNDP yöneticisi Titiana Zennaro'nun katılımıyla yapılacak.

Resmi törenin ardından karşılıklı geçişlerin de 09.30'da başlaması bekleniyor.

Kıbrıs'ta, 2003'ten sonra açılacak 5'inci geçiş kapısı olan Lokmacı bölgesi, 45 yıllık terkedilmişlik nedeniyle yoğun tadilatın ardından geçişlere açılıyor. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında 21 Mart'ta yapılan ilk görüşmede varılan mutabakat uyarınca bölgede çalışmalara başlayan Lefkoşa Türk ve Rum belediyeleri, günlerden beri bölgede, binaların tadilatından asfaltlama ve temizliğe kadar yoğun çalışma yapıyor.

Lokmacı'da bu akşam şölen var

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası Başkanı Hürrem Tulga, Lokmacı Sınır Kapısı'nın açılışı dolayısıyla bu akşam açılış şöleni düzenleneceğini duyurdu.

Tulga, yaptığı yazılı açıklamayla, saat 18.00'de, "ortak mücadele ruhuna uygun bir şekilde" kutlama yapılacağını bildirdi.

Lokmacı'nın açılması konusundaki mücadeleye çeşitli saflarda katkıda bulunan herkese teşekkür eden Tulga, "çözüm ve barıştan yana olanları", Lokmacı'da bugün yapılacak iki toplumlu açılış şenliğine davet etti.

Tulga, Lokmacı Barikatı'nın açılma sürecinde "iki toplumun iyiliği için önyargısız ve eşitlikçi bir zeminde iki toplumun insanlarının bir araya gelebilecekleri, çalışabilecekleri, kamuoyu oluşturabilecekleri ve karar vericileri etkileyerek uzun vadede sonuç alabileceklerinin ispatlanmış olduğunu" da ifade etti.

KIBRIS 03/04/08

 

 

Barış gelir, Yunan askeri çekilir, o zaman Türk askeri de çekilir

EŞ ZAMANLI OLARAK BİZ BUNLARI YAPARIZ"...Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde "AB ve Türkiye" konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Türk askerinin Kıbrıs'tan ancak adaya barış gelmesinden ve Yunan askerlerinin çekilmesinden sonra çekileceğini söyledi. Erdoğan, "Askerimiz oradan (Kıbrıs) çekilir mi? Ne zaman çekilir? Askerimiz oradan çekilir, ne zaman çekilir? Bütün bunlar yerine geldikten, barış adası teşekkül ettikten sonra,Yunan askeri de çekilir, o zaman Türk askeri de çekilir. Eş zamanlı olarak biz bunları yaparız" dedi

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk askerinin Kıbrıs'tan ancak adaya barış gelmesinden ve Yunan askerlerinin çekilmesinden sonra çekileceğini söyledi.

Erdoğan, "Askerimiz oradan (Kıbrıs) çekilir mi? Ne zaman çekilir? Askerimiz oradan çekilir, ne zaman çekilir? Bütün bunlar yerine geldikten, barış adası teşekkül ettikten sonra, Yunan askeri de çekilir, o zaman Türk askeri de çekilir" dedi.

İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde "AB ve Türkiye" konulu toplantıda konuşan ve soruları yanıtlayan Erdoğan, Kıbrıs konusuna da değindi.

Güney Kıbrıs'ın Stockholm Büyükelçisi'nin "Kıbrıs sorununun çözümü için siyasi iradenin devam etmesi şart. Türkiye'nin bunda olumlu bir rol oynayacağı taahhüdünde bulunur musunuz? Böyle bir anlayışla Kıbrıs'taki askeri birliklerin çekilmesi gibi konulara hazır mısınız?" soruları üzerine Erdoğan, "Sayın Pavlos'u kutluyorum. Temenni ederim ki Güney Kıbrıs'ın bütün temsilcileri de sizin gibi yaklaşsınlar. Sizler büyük ölçüde incelikleri yakalamışsınız" dedi.

Annan planının gelişim sürecini anlattı

Erdoğan, Annan planının gelişim sürecini de anlatarak, planın hazırlanması sürecinde Yunanistan Başbakanı Karamanlis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Papadopulos ile bazı anlarda bir kelime üzerinde bile saatlerce tartışmaları, müzakereleri olduğunu anımsattı.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Artık imza safhasına geldik. O anda Karamanlis ve Papadopulos, 'bunu ertelesek mi' dediler. Ben orada Sayın Annan'a şunu söyledim; size bu süreci başlatma konusunda Davos'ta ben ricada bulundum. Sizler önce dediniz ki 'ben 3 kez bu işi başaramadım. 4. kez başarısızlıktan korkuyorum' ben de size dedim ki 'bu konuda Türkiye her zaman bir adım önde olacak.' Siz, 'görüşeyim ondan sonra döneceğim' dediniz. Görüştünüz ve süreci başlattınız. Süreç başladı. Buraya geldi. Şimdi de ertelenmesi isteniyor. Biz size 'verdiğimiz sözden geri adım atmayız' dedik. Annan da dedi ki 'siz de buna uyacaksınız'. İmzalar atıldı, iş referanduma geldi."

Kuzey Kıbrıs cezalandırıldı,

Güney Kıbrıs ödüllendirildi

Başbakan Erdoğan, referandumda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yüzde 65 oranında Annan planına "evet", Güney Kıbrıs'ın ise yüzde 76 ile "hayır" dediğini anımsatırken, Kuzey Kıbrıs'ın cezalandırıldığını, ama Güney Kıbrıs'ın ödüllendirildiğini söyledi. Referandumdan bir hafta sonra Güney Kıbrıs'ın da içinde bulunduğu bazı ülkelerin AB'ye alındığını anımsatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Şimdi burada bir şey soruyorum; Bu adalet midir? Bu adil bir yaklaşım mıdır? Ve geçenlerde Şansölye Sayın Merkel bir açıklama yaptı; 'Güney Kıbrıs'ın AB'ye alınması yanlıştı, hataydı.' Ve şu anda Türkiye'nin AB ile ilgili tüm müzakerelerinde engel Güney Kıbrıs gösteriliyor. Türkiye'nin bunda suçu yok. Türkiye AB ne istediyse bu konuda onu yaptı. Bunu yaptığı halde şimdi siz durmadan Türkiye'nin önüne engeller koyuyorsunuz.

Bizim Kıbrıs'ta istediğimiz nedir? İki kesimli ve eşit siyasi haklarla donanımlı bir Kıbrıs, istediğimiz bu. Ve bu konuda Türkiye olarak elimizden geleni yapmaya hazırız."

"Lokmacı Kapısı'nı önce kim açtı?" diye soran Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Kuzey Kıbrıs açtı. Hep bir adım öndeyiz. Hristofyas ile yapılan anlaşmadan sonra şimdi Lokmacı Kapısı da karşılıklı olarak açıldı. Türkiye barıştan yana, kavgadan yana değil. Kuzey Kıbrıs barıştan yana, kavgadan yana değil. Yani düşünün Kuzey Kıbrıs'tan Güney'e geçişte bir kilo beyaz peynir alan Güney Kıbrıs'a girerken yakalandığı anda cezalandırılıyor. Böyle şey olur mu? Yani bu denli önyargılar, ön kabuller var. Bunları aşmamız gerekir. Bunları aştığımız zaman zaten Kıbrıs çok kısa zamanda inanıyorum ki bir barış adası haline gelebilecek. Küçük hesaplar yapmayalım.

"Barış gelir, Yunan askeri

çekilir, Türk askeri de çekilir"

Askerimizin çekilmesine gelince; askerimiz oradan çekilir mi? Ne zaman çekilir? Askerimiz oradan çekilir, ne zaman çekilir? Bütün bunlar yerine geldikten, barış adası teşekkül ettikten sonra, Yunan askeri de çekilir, o zaman Türk askeri de çekilir. Eş zamanlı olarak biz bunları yaparız."

Erdoğan, bunları İsviçre'de Kıbrıs ile ilgili görüşmelerin yapıldığı kentte de söylediklerini belirterek, "Orada kayıtlarda var. Ne zaman, ne kadar asker çekilecek bunların hepsi orada var. Altlarına imza koyduk. Biz imzamızın sahibiyiz. Her zaman bunun arkasında dururuz. Hiç endişe etmeyin. Ama dediğiniz gibi herkes görevini yapacak, her şey yerine gelecek. Asker meselesi en son mesele. Ondan sonra adım atacağız" dedi.

KIBRIS 03/04/08

 

 

A palpable sense of momentum’
By Jean Christou

U.N. UNDER-Secretary-General for Political Affairs Lynn Pascoe said yesterday there was a palpable sense of momentum in Cyprus that he would transmit back to the Secretary-General.

Pascoe held a news conference at the Ledra Palace before his departure yesterday. He described his visit as good, saying he was encouraged.
He arrived on the island last Sunday to gauge the new climate and take the pulse for possible new negotiations following a meeting of the two leaders on March 21.

“There is a very positive tone here in Cyprus at the moment, and a palpable sense of momentum,” Pascoe said.

“The two leaders have set their sights on achieving a fair and lasting solution, and I think Cypriots are right to have high expectations. I’m encouraged and I will pass this on to the Secretary-General when I talk with him,” he added.

The UN has been waiting for confirmation of genuine good will in Cyprus before attempting to move forward with any new negotiations.

Since they met on March 21, President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat agreed the opening of Ledra Street, and started moving on establishing working groups and technical committees to lay the groundwork for new talks.

“The Secretary-General asked me to come here primarily to see how the UN can best be helpful to the process agreed by the leaders on March 21 and we have been for the last two and a half days discussing this with many, many people.” Pascoe said.

“I also wanted to get a sense of how the people of Cyprus see their future together, and again I was very encouraged by what I heard.”

Pascoe said he would be returning to New York after more contacts in the coming weeks in Athens, Ankara and European capitals. He would then report to Secretary-General Ban Ki-moon.

“My message will be a positive and a hopeful one. It will also be practical,” said Pascoe.

He warned there would be hard work ahead in the coming three months after which new talks are slated to take place.

“It is our expectation and sincere hope that this period in the next three months will take us towards full-fledged negotiations on a settlement, the UN envoy added.

“We all know that achieving a solution will not be easy. There are many issues that have been around, as you all know, for many years. There have been many discussions on it; some have been productive, some have led nowhere. But we will work on it. These are, of course, something that the leadership of the two sides must achieve, and they must be supported by their people. It will require a lot of hard work and compromise, but I am confident in the end the two sides, with our help, can succeed.”

Pascoe said the trick was to close the gaps and find the appropriate trade-offs to come up with a package that would be acceptable to the people on both sides.

He had no news on the appointment of a new Cyprus envoy, saying for the moment the two sides had made it clear they wanted to spend the first three months developing the discussions through the committees and working groups.

Pascoe met separately with both leaders before his news conference yesterday morning. His visit was viewed positively by both sides.

CYPRUS MAIL 03/04/08

 

 

Frantic work to prepare Ledra Street for opening
By Jean Christou

WORK at the end of Ledra Street continued feverishly yesterday in an attempt to finish everything that needed to be done by this morning’s opening.

The long-awaited crossing point will officially be opened at 9am, with statements from Presidential Commissioner George Iacovou and Ozdil Nami, an advisor to Turkish Cypriot leader Mehemt Ali Talat.

Both men were instrumental in having the crossing opened in record time.

After a nearly three-year delay under the previous government, it has taken only two weeks for the sides to reach agreement and to carry out the necessary work.

The Mayors of divided Nicosia will also make statements, and diplomats are also likely to attend the opening of the street that has been barricaded for nearly half a century.

In a final interview last night with state television CyBC at the bottom of Ledra Street, Nicosia Mayor Eleni Mavrou said everything was on schedule to open on time.

She said the final jobs that needed to be done would be carried out this morning at around 6.30am. This involved removing the plastic barrier currently closing off the 80-metre buffer zone between the two sides, and the removal of the Greek Cypriot National Guard post.

Mavrou confirmed that no Turkish soldiers would be visible to pedestrians either.

She said the municipality would continue fixing the buildings in the coming months, but the work would not affect pedestrians.

“Some of the buildings are in a very bad condition,” she added.
“I hope we can finish that soon as well.”

Mavrou said, however, that there were no plans at present for the commercial use of the buildings on either side of the path. “There is no agreement on this,” Mavrou said, adding that the issue would probably be discussed at a later date.

There was a meeting of the municipal council yesterday to brief them on the opening, and to exchange views, the Mayor said.

“This is an important and symbolic step,” said Mavrou. “Unfortunately Ledra Street will be a checkpoint. The message in opening it will be helpful towards a solution, but it will still be a checkpoint.”

Police also said yesterday they were ready. During a visit to the end of Ledra Street, Police Chief Costas Papacostas said: “We are in the final stages and waiting for the green light.”

Meanwhile non-governmental organisations are gearing up for a day of celebrations today.

The Committee for the Opening of Ledra Street announced it would be holding an event titled “We Sing for Ledra” at 6pm. The Committee has been pushing for the past three years for the crossing to open.

“This is an important step in the effort for reunification of Cyprus and a solution to the Cyprus question,” the Committee said in a statement.

“The Ledra barricade, a tool and symbol of segregation and partition since 1963, will no longer exist as a barrier.”

The Committee also lambasted the political factions that have been playing down the opening. “The miserable approach of certain political and other factions that want to diminish the importance of this belong in a different era that sought only stagnation and obstacles to the reunification of Cyprus,” it added.

‘We Sing for Ledra’ will begin at Eleftheria Square and participants will march to the crossing, make statements and then cross over where a joint event will be held with Turkish Cypriots at 7.30pm.

Tradesmen and artists from both sides will also have an event, as will another group that wants people to “freeze” in time for five minutes.

CYPRUS MAIL 03/04/08

 

 

UN to clear mines near Yeri
By Rala Kawas

THE UNITED Nations Development Programme (UNDP) will dispose of several landmines in the UN-patrolled buffer zone in the north of the Yeri area tomorrow, as part of its efforts to clear the remaining minefields from Cyprus.

The controlled explosions will take place between 8am and 4pm on April 4 to mark the annual International Mine Awareness and Assistance Day.

The Demining Project Manager, Michael Raine, is advising nearby residents, who will hear explosions that there is “no cause for alarm.”

Raine told the Cyprus Mail that “the controlled explosions will be carried out in small quantities in order to reduce noise pollution.” He added that the demining team would be issuing a warning before each explosion, in order to keep people reassured about the situation.

The EU-funded UNDP has been working towards clearing minefields in Cyprus since 2004, which saw the first removal of landmines from the 180km buffer zone, which has divided Cyprus for 32 years.

By the beginning of 2005, the area near Nicosia airport had been demined, with 1,203 mines, 874 anti-tank and 329 anti-personnel mines removed. The Kaimakli area was also cleared shortly after.

In late 2005, another phase of the project was launched, when landmines were detonated in a Turkish Forces minefield in the buffer zone adjacent to the United Nations Protected Area (UNPA) and UNFICYP headquarters.

The annual International Mine Awareness and Assistance Day was launched in 2006, and is an international initiative to help sustain efforts to end the never-ending problems caused by minefields and to make more countries mine-free.

A member of the UN demining team from Mozambique lost the lower part of his leg last Friday when he stepped on an unmarked Turkish landmine in the buffer zone north of Athienou towards occupied Tymbou.

With more than €9 million already provided by the EU, the initiative has come a long way. The project, which is implemented by the UNDP with assistance from
UNFICYP, has already cleared more than 3 million square metres of land in Cyprus.

The UNDP has confirmed that 3,483 landmines have already been destroyed from 35 minefields on the island.

CYPRUS MAIL 03/04/08

 

Wild Karpas donkeys at risk of extinction
By Simon Bahceli

A RARE breed of feral donkey, once labeled by Cyprus’ first president Makarios as “the only true Cypriots on Cyprus”, could be under threat of extinction from reckless hunters, disgruntled farmers and drought, environmental activists warned yesterday.

“Hunters are shooting at them for fun, and farmers are killing them because they say they damage their crops,” the head of the Turkish Cypriot branch of the Green Action group, Dogan Sahir, told the Cyprus Mail yesterday.

Sahir believes number of the indigenous donkeys living in the relatively unspoiled wilderness of the Karpas peninsula have been falling rapidly since the last census was carried out by the Turkish Cypriot authorities five years ago. The breed is believed to be unique because it has managed to survive unassisted by humans in the wild since escaping from its owners hundreds of years ago.

“We cannot know how many are left, but we do know that many have been killed since the count,” Sahir said.

Sahir blames the recent spate of killings on the authorities in the north, who he says have been unable to decide on whether to designate the Karpas area – a 50km peninsula of pristine beaches and Mediterranean wilderness – a national park.

“If it is going to be a national park, the area needs to be properly marked out, fenced off and protected by wardens,” he said, adding that little or nothing was being done by the authorities because of pressure to develop the area for mass tourism.

Alarm was raised about the latest spate of donkey killings by local pharmacist and NGO activist Huseyin Yorganci.

“Locals phoned and told us that dead donkeys were being found in the area, and warned that if we didn’t act quickly there would soon be none left,” he told the Mail.

Yorganci said he and other activists have so far found only ten dead donkeys, all of which had gunshot wounds.

“There are many more out there, but we have only been able to reach ten by car,” he said, adding that many parts of the peninsula were remote and inaccessible by motorised vehicle.

Local police, he said, were running ballistic tests to ascertain the kind of weapon or weapons that had been used to kill the donkeys.

A spokesperson from north Cyprus’ ‘environment ministry’ told the Mail a census carried out in 2003 had counted around 800 wild Karpas donkeys, and that a new census would be carried out soon in response to news of the killings.

“We want to find out if there has been a serious drop in population. We will also look at the ratio between male and female donkeys and the number of those pregnant,” the spokesperson said, adding that the authorities had finished drafting a national parks law aimed at better protecting the region.

CYPRUS MAIL 03/04/08

 

 

Lokmacı’da barış gitti geldi

Kıbrıs’ta 45 yıl sonra törenle açılan Lokmacı Kapısı, gece Rum yönetimi tarafından kapatıldı. Hristofyas Londra gezisini kısa kesip geri dönme kararı aldı, BM devreye girdi ve kapı 3 saat sonra yeniden açıldı.

Kapı önce açıldı, Türk ve Rum halkları, karşılıklı geçmeye başladı. Ancak sonradan alınan kapatma kararı düş kırıklığına neden oldu. Düşkırıklığı uzun sürmedi. Kısa süreli kriz aşıldı ve kapı yeniden açıldı.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 15:37 TSİ 04 Nisan 2008 Cuma

 

LEFKOŞA - Kıbrıs’ta Türk ve Rumlar’ı ayıran, başkent Lefkoşa’yı ikiye bölen Lokmacı Kapısı, 45 yıl sonra dün açıldı. Simgesel olarak iki toplumu “birleştiren” açılış, balonlar uçurularak kutlandı, iki toplum karşılıklı geçiş yaptı, dünya haberi “flaş” olarak duyurdu. Ancak gece bir krizle kapı yeniden kapandı.

 

Yapılan açıklamaya göre, dün saat 20.30 sıralarında bir grup Rum, ellerinde pankartlarla ve sloganlar atarak, Rum barikatını geçip KKTC kontrolündeki Cikkos’un kuzey bölgesine ulaştı. KKTC polisi, güvenli geçişin engellenmemesi için göstericilere müdahale ederek ellerindeki pankartları aldı. Rum kesimi ise “Türk polisinin ara bölgeyi ihlal ettiği” iddiasıyla, kapıyı tek taraflı olarak kapattı. Türk tarafı da önlem olarak geçişleri durdurdu. BM’nin devreye girmesi ve Türk tarafının yoğun girişimleri sonucu saat 23.00’da yeniden geçişlere açıldı.

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, yaşanan kriz üzerine Londra gezisini kısa kesti.

Rum hükümetinin sözcüsü Stefanos Stefanu, Hristofyas’ın Lokmacı Kapısıyla ilgili anlaşmazlık yüzünden bugün Londra’dan Rum kesimine geleceğini söyledi.

TALAT: MÜNFERİT BİR OLAY
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, yaşanan gelişmeleri eski engellemelerin bugüne yansıması olarak niteledi.

Talat, “Bizden kaynaklanan bir şey yok. Münferit bir olaydı. Ben sorunun çözümlendiğini düşünüyorum. Kötü bir gelişme, olumsuz bir gelişme olmayacağını düşünüyorum. Normal karşılamamız lazım. Biz sakince işimizi yapalım. Kim suçludur, kim kabahatlidir tartışmalarına girmeye gerek yok” dedi.

BÖLÜNMÜŞLÜĞÜN SİMGESİ
Kıbrıs’ta bölünmüşlüğün simgesi olan 45 yıldır kapalı olan Lokmacı Sınır Kapısı Türk, Rum ve BM temsilcilerinin katıldığı törenle dün sabah yaya geçişine açılmıştı.

İki kesimin çarşısını birbirine bağlayan Lokmacı Kapısı’nın açılması konusunda, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri 21 Mart’ta yaptıkları görüşmede anlaşmaya varmıştı. Lokmacı kapısının açılması, kalıcı barışa giden yolda, sembolik açıdan önemli bir adım olarak niteleniyor. Dünyanın bölünmüş tek başkenti Lefkoşa’yı ‘birleştiren’ kapının açılması, adını aldığı Lokmacı Kirkor’un anısına, Türk ve Rum halklarına lokma dağıtılarak kutlandı.

TALAT BİR GECEDE DUVARI YIKTI
Barikatın kaldırılmasını 2005 yılı sonunda, Mehmet Ali Talat gündeme getirdi. Talat, Türk tarafındaki duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktırdı; yerine, nöbet yerine giden askerlerle sivil halkın karşılaşmaması için üst geçit yapıldı. 24 Aralık 2005’te bitirilen üst geçit yaklaşık 1 milyon YTL’ye mal oldu; masrafın yarısını Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği karşıladı.

Türk tarafının kapının açılması yönünde attığı bu adım, AB ve ABD’den olumlu mesaj aldı. Rum yönetimi ise, Türk tarafının üst geçit yapmasını, “ara bölgeyi ihlal” olarak niteledi, Türk askerlerinin geçitten Rum tarafını “gözlediği” iddiasıyla BM’ye şikayette bulundu. BM, “İki tarafın rızası olmadan, Lokmacı kapısının (Ledra Sokağı) açılmasına destek olamayacağını” belirterek, Türk tarafının çalışmaları durdurmasını istedi. Yeşil Hat tüzüğü kapsamında olan Lokmacı kapısı bu nedenle 2005’te açılamadı.

Panoların yerine balonlu beyaz perdeler asıldı...

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, 2006 yılı sonunda ise, Kıbrıs Rum tarafının, kapının açılmasına bahane olarak gösterdiği Lokmacı barikatındaki üst geçidin de kaldırılmasına karar verdi. Talat, Sözcüsü Hasan Erçakıca aracılığıyla 28 Aralık 2006’da yaptığı açıklamada, “Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, 2007 yılının ilk çeyreği içinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki halkın işbirliği duygularının geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Lokmacı kapısının açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidin kaldırılmasına karar verdiğini” duyurdu. Talat kararını bir mektupla Birleşmiş Milletler’e de iletti ve üst geçidi 9 Ocak 2

 

007’de kaldırdı.

ABD ve AB’nin “Birleşme yolunda olumlu ve memnuniyet verici adım” mesajlarıyla desteklediği girişim, Türk askeri yetkililerin tepkisiyle karşılandı. Tepkiler üzerine istifa edeceği haberleri yayılan Talat, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği özel ATA uçağı ile apar topar Ankara’ya gelmiş, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le birlikte Genelkurmay’a gitmiş, Genelkurmay Başkanı ile görüşmeden sonra “Türkiye’deki resmi görüşle aralarında farklılık olmadığını” söylemiş, ayrıca bir soru üzerine

Açılışta balonlar uçuruldu.

KKTC Türk Barış Kuvvetleri Komutanı ile de “sorun yaşama lüksü bulunmadığını” belirtmişti. Daha sonra Genelkurmay Başkanlığı da bir açıklama yapmış; “Askeri yasak bölge konumunda olan ve KKTC Anayasasının geçici 10’uncu maddesi gereği TSK’nın kontrolünde bulunan Lokmacı Kapısı’na ilişkin Genelkurmay’ın görüşünün daha önce hükümet yetkililerine iletildiğini, Talat’a da ayrıntılı olarak açıklandığını” bildirmişti.

Rum yönetimi dirense de, AB’nin baskısı üzerine, 8 Mart 2007 gece yarısı, kendi tarafındaki duvarı yıkıp, yerine panolar koydu.

O tarihten beri duvarların bulunmadığı, ancak panolarla ayrılan ve geçişe kapalı olan Lokmacı Kapısı’nın açılmasına yol açan adım, 10 gün önce, KKTC ve Rum liderlerinin buluşup aldığı karar üzerine atılmıştı.

O günden sonra Lefkoşa’nın Türk ve Rum belediye başkanları 45 yıldır terk edilmiş olan geçitte temizlik yaptı; BM Barış Gücü bölgede mayın araması yaparak ‘temiz’ olduğu raporu verdi; esnaf dükkanını yeniledi; soğuk panoların yerine, üzerinde balonlar, çocuklar olan beyaz perdeler kondu ve çalışmalar sona erdi.

AÇILIŞ TÖRENİNDE LOKMA DAĞITILDI
Yeniden kapanmayla sonuçlanan açılış törenine KKTC ve Rum kesimi yetkilileri ile BM temsilcileri ve iki kesimden kalabalık bir halk topluluğu katıldı. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın BM ve AB ile müzakerelerden sorumlu Temsilcisi Özdil Nami törende yaptığı konuşmada “açılışın sembolik olduğunu ve

 

pozitif bir havayı temsil ettiğini, iki halkın cesaret gösterdikten sonra tüm sorunların üstesinden geleceğini, birleşme için bir engelin daha ortadan kalktığını” söyledi. Rum yönetimi Başkanlık Danışmanı Yorgo Yakovu da “Kapılara gerek yok, her taraf açık olsun” diye konuştu.

Açılış için düzenlenen törenin ardından Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavro kapının önce Türk tarafına sonra Rum tarafına geçtiler. Kıbrıslı Rumlar KKTC’ye geçerken kimlik göstererek giriş yaptı. Lefkoşa Türk Belediyesi kapının Türk tarafında vatandaşlara lokma dağıtırken, belediye tarafından tutulan davul-zurna ekibi de müzik yaptı.

ESNAF AÇILIŞTAN MEMNUN
Lokmacı kapısının KKTC ile Güney Kıbrıs arasında geçişlere açılmasından bölge esnafı memnun. Pekçok dükkan, kapının geçişlere açılması nedeniyle restore edildi, daha önce kapalı olanlar da yenilenerek açıldı.

Kıbrıslıların 'Lokmacı bayramı' fiyaskoya döndü

04/04/2008 RADIKAL

Tarihi günde kriz çıktı

LEFKOŞA - Kıbrıs adasında bölünmüşlüğün sembolü olan Lefkoşa'daki 45 yıllık Lokmacı barikatının tarihe karışması için dün yapılan törenlerle esen bayram havası kısa sürdü. Adada bir zamanlar 'Uzun Yol' olarak bilinen Türk tarafındaki Lokmacı ile Rum tarafındaki Ledra caddeleri Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dmitris Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın 21 Mart'taki ilk buluşmalarında kararlaştırıldıkları gibi dünkü törenle birbirine bağlandı. Ama, yaklaşık 12 saat sonra, kutlamalar henüz sona ermemişken, Rum kesimi Lokmacı'yı tek yanlı olarak geçişlere kapattı. Rum yönetimi sözcüsü Stefanos Stefanu karara gerekçe olarak Kıbrıs Türk polisinin, kapının olduğu caddenin bir bölümünde yasadışı olarak devriye gezmesini gösterdi. Çok geçmeden KKTC polisi de geçişleri durdurdu. Rum tarafının sınır kapısını tek taraflı kapatmasından sonra, yalnızca bir süre, daha önce karşılıklı geçiş yapanların geçmesine izin verildi. KKTC polisi, daha önce KKTC'ye geçen ve Rum tarafına dönmek isteyen Rumlar'ı, yakınlardaki Ledra Palace Kapsı'na yönlendirerek geçişleri durdurdu.

'Bölge, KKTC sınırları içinde'
"Sorunları varsa tatışılır, konuşulabilir ama sınırlarımız tartıştırılmaz" diyen KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, kapatma gerekçesine dair "Onların iddiasına göre konuştukları bölge, KKTC sınırları içindedir" açıklaması yaptı. Rumlar'ın, saat 21.00 itibariyle geçişleri durduğunu kaydeden Avcı, "Rum tarafı inşallah bu hatasından vazgeçer" diye konuştu. Halbuki adını Ermeni bir tatlıcıdan alan Lokmacı'nın açılışı için gün içinde yapılan törende dostluk ve barış rüzgârları esmişti. Törene Talat ile Hristofyas'ın danışmanları Özdil Nami ve Yorgo Yakovu, Lefkoşa'ın Türk ve Rum belediye başkanları Cemal Bulutoğuları ile Eleni Mavru, eski Rum lider Yorgo Vasiliu, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilci Vekili Elizabeth Sphere, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı yöneticisi Titiana Zennaro, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin'in yanı sıra KKTC'li bakan ve milletvekilleri katıldı. Kapının kalıcı barışa açılması temenni edildi.

Bir saatte 378 kişi geçti
1963 olaylarından sonra Britanyalı General Peter Young harita üzerinde yeşil kalemle çizdiğinden 'Yeşil Hat' olarak anılan 80 metre genişliğindeki ara bölgede enkaza dönmüş binaların cepheleri, ellerinde balonlar taşıyan insan figürlü bezlerle örtüldü. Yüzlerce balon gökyüzüne bırakılırken sevinç gözyaşları döküldü. İlk geçişi yapan belediye başkanlarına Türk tarafında lokma, Rum tarafında kek-kahve ikram edildi. Türk belediyesi davul zurna ekibi tutarken, iki taraftan barış şarkıları yükseldi. Törenden sonra bir saat içinde 145 kişi kuzeyden güneye, 233 kişi güneyden kuzeye geçti. 73 yaşındaki Dimitris Konstantin "Savaşı yaşadığım için insanların birleşmesini görmek için geldim. Sorunu çözersek bu ülke cennet olur" derken, 44 yaşındaki Şencan Yeşilada "Hâlâ pasaport kullanmak zorunda olduğum için üzgünüm. Bir gün hepsi çözülecek" diye konuştu. (Dış Haberler)

 

1963'ten beri Kıbrıs'ta bölünmenin sembolü

04/04/2008 RADIKAL

LEFKOŞA - Lokmacı, EOKA'cı Rumların 1956'dan itibaren Enosis yani Yunanistan'a bağlanma hayaliyle yarattıkları çatışmalar nedeniyle 1963'te kurulan ilk barikattı. Upuzun caddenin yaklaşık 800 metresi Rum tarafı, 150 metresi Türk tarafı, 70-80 metresi ara bölgede kaldı. 1974'te Makarios'a karşı darbeden dolayı Türk tarafı Lokmacı'ya, Rum tarafı Ledra'ya duvar ördü. 1950'lerde Britanya askerlerine saldırılar nedeniyle Londra basını caddeye 'Murder Mile' (Cinayet Mili) adını takmıştı. KKTC, Lokmacı'daki duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktı. Nöbete giden askerler yayalarla karşılaşmasın diye 1 milyon YTL'ye üst geçit yapıldı. Rum tarafının kapının açılmamasına bahane yaptığı üst geçit de 9 Ocak 2007'de kaldırıldı. Rum tarafı kendi duvarını 8 Mart 2007 gecesi yıkıp bariyer çekti. (Dış Haberler)

 

Open at last
By Jean Christou

THE barricades that have severed Ledra Street for the past half century were torn down at dawn yesterday, only hours before the long-awaited crossing was finally opened to the public.

Hundreds of Greek and Turkish Cypriots gathered at either end of the newly-paved road linking the two sides, waiting patiently for the police cordons to be taken away.

But they had to wait for the close of the ceremony taking place inside the 80-metre stretch of UN-controlled buffer zone, where officials, diplomats and media jostled for space.

The opening was officially marked with the release of dozens of coloured balloons, followed by cheering from both ends of the road.

During the ceremony, Presidential Commissioner George Iacovou, who was instrumental in speeding up the opening with Ozdil Nami, the adviser to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, called it an important and auspicious occasion.

“We want it to be auspicious because we aspire to the elimination of crossings and to the opening of all roads in this country for all its citizens with no obstructions, as a consequence of its reunification,” Iacovou said.

Referring to the possible new Cyprus negotiations, he pledged to work towards a settlement as soon as possible.

“It has not been an easy road… in fact I could say it has been a difficult road to this happy celebratory occasion. But we have overcome [the obstacles] and I hope that we can overcome all the difficulties that we face in the process of finding a solution to the problem of Cyprus that would lead to the reunification of the country and its people,” he added.

Nami said the day was historic.

“We are witnessing the overthrow of one of the obstacles for the reunification of the island. Almost half a century of division has been symbolised here,” he said.

“I think it’s symbolic in the fact that we are now in a new era. A new process has started. It started in a very positive mood. This is a continuation of that positive mood. It also symbolises for me that when Turkish Cypriots and Greek Cypriots can overcome their fears, when they have good will and when they start to build trust with one another they can overcome long standing disputes and arguments. We are now at a new age, a new understanding and we have to make use of it.”

Nami said it was not only important for “us Cypriots” but that the world was also watching, “and watching closely” how the people of Cyprus were going to manage their conflict, which could give sense of hope for other conflicts around the world.

He also said that without the vision and political will of the two Cypriot leaders, the opening could not have happened.

The Greek Cypriot and Turkish Cypriot Mayors, Eleni Mavrou and Cemal Bulutoglulari, also gave short speeches.

Bulutoglulari said that over the years it was the determination a string of mayors that kept pushing the politicians to open Ledra Street.

“We said we will open this gate without politicians and force it till we get the solution,” he said. “Today this had happened.”

It was Mavrou who delivered the most eloquent and moving address of all of the speakers yesterday.

“No barricade symbolises so strongly the island’s division and decades of failed reunification attempts as much as this one, Ledra Street,” she said.

“It could be the fact that historically this road reflected the tensions and conflicts between the two communities and at the same time their co-operation and friendship. It could be the fact that it runs through the heart of the capital of Cyprus. It could be the fact that while life goes on in both sides, these 70 metres remained frozen in time with the bullet-scarred derelict buildings reminding us of the tragedy of this island.”

Mavrou said opening Ledra Street was a much-needed positive step forward that could underpin peace efforts and generated a renewed sense of hope in both communities.

“The road is open but the bullet-pocked derelict buildings around us are a constant reminder that there is still a long way to go until peace prevails and the reunification of the island is achieved,” said Mavrou.

“It remains to be seen whether this road will in the end turn into the avenue that will help reach a solution for all Greek and Turkish Cypriots. There is still a long way to go.”

Mavrou also briefly addressed the crowd in Greek and in Turkish, for which she received loud appreciation.

Former Nicosia Mayor Lellos Demetriades was also at the event. He said he was very pleased and full of optimism. “You cannot solve problems by sitting at the office and thinking all about the negatives. You have to think the positive things too,” he said.


“And the fact that the heart of the city, the real heart of the city now can communicate, that’s a very great thing. Of course, this whole problem has not been solved. Of course, the wall is there, but there are cracks and if you have a enough cracks, then you have no wall.”

Elizabeth Spehar, the acting UN Special Representative in Cyprus, also used the word historic “for the hope it represents with the renewal of the peace process in Cyprus”.

“Historic as tangible evidence that what has appeared impossible for decades is in fact attainable if the will to go forward is there,” she said.

“And historic in its symbolism as the barrier that came to embody the division of this beautiful island finally give way to let all the people of Nicosia come together in the heart of the city.”

Spehar said the UN was aware that the opening of Ledra Street did not mean that the Cyprus problem was resolved and warned that would involve much more work among Cypriots.

“But the opening does give us a glimpse of what is possible when those elements come together,” she said. “There is a new environment in Cyprus, one that has raised many expectations here and around the world. I sincerely hope that today’s historic event will be one of many markers of progress on that road.”

The international community sent words of encouragement. EU Enlargement Commissioner Olli Rehn said: “It shows the two sides on the island are ready to put aside the difficulties of the past and work together to bring a comprehensive settlement and reunification to Cyprus under the aegis of the United Nations.”

British High Commissioner Peter Millett said the opening showed the political will existed to resolve differences. “This shows that it can be done,” he said.

Only one black spot marked yesterday’s event. When Mavrou went to have a coffee with Bulutoglulari on the Greek Cypriot side, two Turkish Cypriot police officers accompanied him right up to the Greek Cypriot police line, which elicited some complaints.

Greek Cypriot officers complained to the UN and asked them ensure that it would not happen again.

CYPRUS MAIL 04/04/08

 

My chest feels lighter, full of air’
By Alexia Saoulli

Emotional pensioners and giggling teenagers swarmed the narrow street

Greek and Turkish Cypriots were yesterday united in celebrating the historic opening of Nicosia’s Ledra Street.

People started to gather on either side of the 80 metre strip of road from as early as 7.30am, a feeling of tension and excitement in the air. The area was swarming with local and foreign press, waiting for the moment when people from both communities would be allowed to pass across a barrier that has for 44 years kept what was once the capital’s busiest shopping district divided.

Lively chanting and whistling could be heard from the Turkish Cypriot side as early as 8.45am.

“Peace cannot be obstructed in Cyprus,” the crowd cried.

At 9.26am around 50 multicoloured balloons were released into the sky. Cheers erupted on both sides. Police from both communities prepared to allow the sea of people to pass through as easily as possible. UN soldiers milled around as journalists excitedly went on air to record the historic moment. Foreign press kept their mobiles clutched to their ears as they gave their networks a detailed account of the events as they started to unfold.

One of the first people to cross over was Christos Komodromou, who admitted he was doing so with mixed feelings.

“I feel so-so. I haven’t been here since 1963. I am originally from the occupied areas but then moved to Australia when the troubles started. This should have been done forty years ago before it was divided,” said the 63-year-old.

Christofis Petri, 73, said this was his first time over in 45 years.

“I feel a huge sense of relief. My chest feels lighter, full of air. Turkish Cypriots and Greek Cypriots can mix again like they did once before. We got on well together, we were friends, we worked together. My employer used to be Turkish,” the Dikomo refugee said.

The shoemaker said he’d felt a tightening in his chest as he watched the balloons soaring high up into the air and out of sight.

“I feel a lot of hope. We have to live together now. It will be better,” he said.

Eighty-nine-year-old Georgios Shakides said he had been waiting for the checkpoint to open since 8am.

“I waited, standing. I did not want to miss it. I wanted to see it,” he said.

Originally from Lapitho in Kyrenia, Shakides said that to feel really good he needed to know something “official had happened … That there is going to be a solution”.

He said: “For now this is something symbolic. It’s not something positive. There is a small hope that it will lead to something positive. For now I came to see.”

The pensioner, who used to be a greengrocer, said he had often travelled to Nicosia and passed through the old, familiar footpath, yesterday dotted with flower pots containing small olive bushes and a colourful array of spring blossoms.

“I used to come to the Nicosia municipal market to shop … Things are all very different now. The buildings are all changed,” he said.

The 89-year-old said he’d spent about half an hour in occupied Nicosia before crossing back.

“I haven’t been across since the Invasion,” he added.

Evgenia Petsa, 65, was more emotional.

“It’s a very nice feeling. People have been waiting for this for years,” she said.

“I’m happy that Ledra Street has opened,” she said.

For others it was just another checkpoint opening.

“I think it’s a good move forward, but it’s purely symbolic at this point,” one man was overheard telling his companion.

“I know, but it’s still very exciting. It’s a move in the right direction. I’m very excited to be here,” his companion replied.

Mehmet Mustafa, 70, said the opening was a good start, but that he hoped the Greek Cypriot authorities put an end to checking Greek Cypriots’ bags and pockets for possible purchases made in the north as it was “undemocratic”.

Nevertheless, “I feel that this will be a start for a final solution,” he said.

“To open a passage is nothing if you don’t have a result. The most important thing is the psychological effect this will have on the people of both communities,” Mustafa said.

Maria Constantinou, 63, failed to get across because she had only brought her driver’s licence.

“Never mind. I’ll come back another day. I’m still very happy, very moved. I hope this goes all the way and leads to a solution. I feel a real sense of satisfaction,” she said.

Ambrosia Sakkadas, 44, stood clutching a bottle of champagne, full glass in hand. This was her first time crossing over to the occupied areas.

“It feels fantastic,” she said. “I’ve never been to the other side and feel ready today for some reason.”

She said she’d popped open the champagne the minute the balloons had gone up.

“I feel quite emotional actually… I don’t think it should only be looked at as a commercial move that will bring a lot of business to Ledra Street. Maybe a beginning to some sort of a solution, whether some like it or not we have to start being a bit more positive otherwise we’re just going to end up divided.”

Greek nationals Leonidas Philipakopoulos and his wife Koulla Prousalidou said they had also wanted to share in the historic moment.

Although the couple have only been living on the island for the past five months, they said they felt overwhelmed.

“We’ve been fighting for Cyprus since the 50s. It’s very emotional,” Philipakopoulos said.

Another Turkish Cypriot man could hardly contain his enthusiasm as he prepared to go back across to the Turkish Cypriot side.

Using the little English that he knew, a grinning 38-year-old Mustafa Ali Altiner said he felt “very good and hopeful” that the divided city had opened up its main street.

Further up the road a group of jubilant schoolgirls from Archangelos Gymnasium expressed their disappointment that they’d failed to get across.

“We were brought here to see this [historic event], but weren’t allowed to go over because we didn’t have any passports,” the giggling 14-year-olds chorused.

“I’m sad I didn’t get over because I wanted to see it [occupied Nicosia],” one girl said.

“I’m actually happy that we got as far as we did and saw what we did. At least it was something. At least we were here,” said another.

A small crowd of German tourists eagerly snapped photos of the checkpoint.

Elisabet Seame, 51, said she remembered when the Berlin Wall came down in 1989.

“This reminds me of that. It was a great feeling for Germans and I hope it is for the people here also,” she said. “It’s exciting to be here and to share in this.”

Haris Touliatos, 68, said he’d felt so emotional about the whole event that his hair had stood on end. Up until yesterday he said he’d only ever stood at the checkpoint and peered across to the other side, wondering what it would feel like to finally walk across.

“Thankfully I lived to see this day. If it hadn’t opened now, I don’t know when I’d have seen it. I’m not getting any younger,” he said.

Maroulla Koundoura, 60, said she remembered walking along the old street as a young teen to buy sewing threads for her embroidery.

“I used to live in Trachonas. It would take about five minutes on foot to come to Nicosia. My father used to work at KEM [a Nicosia transport company],” she said.

“Today I feel very emotional. I haven’t been over since it closed,” she added.

The 60-year-old said she had arrived only minutes after the opening ceremony, but that she planned on watching it on the news last night.

“I’ll watch it all on TV tonight. Definitely. I’m not going to miss it,” she said.

Some people didn’t even try to get across. They were simply happy to come down, see what the fuss was all about, and then leave.

“It’s far too busy today. There are too many people and I don’t want to wait in that long queue of people. I’ll come back another day during the week when it’s quieter,” 78-year-old Michalis Yiavris said.

CYPRUS MAIL 04/04/08

 

 

Waiting for decades
By Simon Bahceli

Turkish Cypriots flock to the opening

As the crowds began to gather in the morning sunshine the excitement was tangible. People had been waiting a long time for this – not just since early morning, but for decades.

“I can’t believe it. Our leaders have been playing a game of chess for so long I feel as if they are going to call it off at any moment,” said 44-year-old Aziz Ener, a printing technician based in the old town.

The crowd swelled to several hundred and the sun rose higher in the sky. Thirty or so police in the northern part of the buffer zone nervously planned who would stand or sit where, and where to place plastic bollards that would segregate those entering and leaving the Turkish Cypriot side of the crossing.

The world had been told to expect the crossing to open at 9.00am, and as the time neared, a throng of reporters, politicians and UN officials began gathering in the thin UN-controlled buffer zone a mere 20 metres away. All of a sudden virtually all the journalists posted on the Turkish Cypriot side spilled into the buffer zone to join the growing melee. Briefly, the police tried to hold them back but then gave up.

Speeches began: first the UN spokesman, then George Iacovou, then Ozdil Nami. It was during Nami’s speech that the crowd gathered on the Turkish Cypriot side began to lose patience. They had been told 9.00am, and now for perhaps for the first time in Cypriot history, punctuality was called for.

“Peace will prevail in Cyprus!” the crowd repeatedly chanted, drowning out Nami’s words.

Many of the journalists at that point headed for the northern side of the checkpoint, some for a moment believing demonstrators had turned up to mar what promised to be an historical day.

But there was no protest to be found – only ordinary people who had turned out to see the oldest symbol of division finally come down after decades.

The crowd began to sing and chant other pro-peace songs and slogans, while two men played the drums and zurna, giving the event the air of a Cypriot wedding.

To the consternation of the police, George Vassiliou and several other Greek Cypriot political figures drifted, along with the Turkish Cypriot mayor of north Nicosia, towards the checkpoint. None of them had gone through the passport formalities the Turkish Cypriot side still insisted on.

When Greek Cypriot Mayor of Nicosia Eleni Mavrou appeared and was ushered past the Turkish Cypriot police, the crowd burst into spontaneous chants of “Eleni! Eleni!” It was likely the first time in Cypriot history that a Greek Cypriot politician had been greeted by a Turkish Cypriot crowd in such a way.

By around 9.40am the first Turkish Cypriots were at the checkpoints filling in the obligatory visa forms and showing their ID cards or passports to cross.

One of the first was Rana Zincir Celal, a 31-year-old activist who said she felt “elated” to be using the new crossing.

“It’s the first of many steps to be taken in the peace process,” she said, adding that the crossing would provide “a new point of interaction for the two communities which we didn’t have before”.

Sencan Yesilada, a 39-year-old civil servant, said she crossed every day to work on the Greek Cypriot side of the buffer zone but saw yesterday as an historical event that marked the beginning of the end for borders in Cyprus.

“One day this will all be gone. We’ll tell our children but they won’t believe us,” she enthused.

Patiently waiting for her turn to cross, 17-year-old Seren Yasar Cavlan said that despite being too young to remember violent conflict in Cyprus she felt deeply the historical significance of the day. “It’s great to be here. I think everyone should be part of this. I’m going to wander round and take pictures to show to those who didn’t come,” she said.

But for others it was a journey down a road almost but not quite forgotten.

Mehmet Bolkan, a 46-year-old teacher described how he had last walked this road between the two sectors of Nicosia in 1973 to buy shoes with his father.

“I was 11 at the time. So crossing here is a trip down memory lane for me and it feels really good.”

CYPRUS MAIL 04/04/08

 

 

Tortuous path to opening

April 23, 2003 First crossing point opens at Ledra Palace Hotel in Nicosia

May 24, 2004 With four crossing points open, the government first touts the opening of Ledra Street

May 28, 2004 Turkish Cypriot ‘Prime Minister’ Mehmet Ali Talat said his side was preparing to open a checkpoint at the end of Ledra Street

July 15, 2004 The government proposes a series of mainly military reciprocal confidence-building measures, including the opening of eight new crossing points

April 27, 2005 Ledra Street earmarked for demining by the Greek Cypriot side.

July 14, 2005 The EU Commission urges the swift opening of two new crossing points, at Zodhia and Ledra Street

December 1, 2005 The government says a pedestrian bridge being put in place by the Turkish side to facilitate the crossing was a violation of the buffer zone.

December 4, 2005 The government withdraws its consent for the opening of the crossing because the contentious bridge across Ermou Street, which bisects Ledra, would allow the Turkish side to still patrol the area.


December 5, 2005 The Ledra crossing point is to be discussed at the UN

December 20, 2006 A year has passed since hopes were high that the Ledra Street crossing point would be open in time for Christmas 2005 but the possibility appeared as remote as ever as President Tassos
Papadopoulos refused to consider anything as long as the bridge remains

December 28, 2006 The Turkish began dismantling the controversial footbridge that has prevented the opening of a crossing point so that discussions could resume

January 2, 2007 The government said the whole exercise was just a sham and that the Turkish side had not yet responded to its invitation to a dialogue on the opening of Ledra Street.

January 5, 2007 President Tassos Papadopoulos said the Greek Cypriot side was ready within 24 hours to knock down the barrier at the end of Ledra Street as soon as the bridge was gone

January 11, 2007 Both sides begin a separate dialogue with the UN to determine the next steps to be taken to open Ledra Street. The Greek Cypriot side said the dismantling of the footbridge was merely the removal of something that was already illegally built there only a year ago and did not constitute part of the deal to open the crossing. It was merely a precondition for dialogue.

March 8, 2007 In a surprise move Greek Cypriot authorities began knocking down the Ledra Street wall just before midnight, but this didn’t mean the crossing would open, the government said, not until the other conditions – removal of Turkish troops and flags - were met. A light barrier was erected instead of the cement wall.

March 18, 2007 US ambassador Ronald Schlicher urged the two sides to get moving. He said the demolition of the wall could be used as a broader lever towards progress on the July 8 agreement.

March 25, 2007 The Turkish Cypriot denies reports in the north that an agreement had been reached for demilitarisation in the area of Ledra Street and that the crossing point would be ready to open in July.

March 26, 2005 The UN Security Council urged that the Ledra crossing be opened.

October 15, 2007 President Tassos Papadopoulos submitted a new proposal for the opening at Ledra Street to UN Secretary-general Ban Ki-moon in New York during September. The new proposal provided for an agreement between the Turkish military and the National Guard that UNFICYP would be in charge of the area as laid down in UN maps delineating the ceasefire line. It suggested the crossing be opened without either side laying down any terms or preconditions on the peacekeeping force.

October 18, 2007 UN Secretary-general Ban Ki-moon urges the opening of Ledra Street as a confidence-building measure.

October 30, 2007 The Turkish Cypriot side said it was ready to open Ledra Street and was just waiting for the Greek Cypriot side’s approval.

December 13, 2007 The UN Security Council yesterday renewed the mandate for the UN peacekeeping force in Cyprus until June 2008 and called on both sides to continue to engage, ‘as a matter of urgency’ in relation to the Ledra Street crossing point.

February 24, 2008 Cyprus elects a new President

February 26, 2008 Greek and Turkish Cypriot municipal officials meet to make sure everything is in place for the expected opening of Ledra Street once the two leaders give the green light. It will only take five days after that, said Nicosia Mayor Eleni Mavrou.

March 11, 2008 Hopes for the swift opening of the Ledra Street crossing grew when Presidential Commissioner George Iacovou said significant progress had been made during a meeting with Ozdil Nami, an aide to Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.

March 21, 2008 President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat agreed on the opening of the Ledra Street within two weeks.
March 24, 2008 UNFICYP completed its mine sweep in the Ledra Street buffer zone area, clearing the way for both sides to go in to start clean-up work ahead

March 26, 2008 A team of engineers from the municipalities on both sides entered the Green Line accompanied by UN personnel to carry out a joint survey of the 80-metre stretch that links the two barriers.

March 28, 2007 Work continues but opening date remains elusive

April 1, 2008 Both sides, and diplomats confirm the crossing would open
April 3.

April 3, 2008 Ledra Street checkpoint opens.

CYPRUS MAIL 04/04/08

 

 

From murder mile to commercial hub
By Jean Christou

BUSTLING with crowds of locals, immigrants and tourists, it might be difficult to believe that Ledra Street, now home to Starbucks, McDonalds and other global brands, was once known as ‘Murder Mile’ by British colonial rulers.

Before it was barricaded, Ledra Street was nearly a kilometre long, and reflecting the ethnic demographics, its partition left some 800 metres on the Greek Cypriot side and the remainder north of the dividing line.

But 50 years ago during the EOKA struggle against British rule, Ledra Street was one of the most dangerous places in Nicosia for a British soldier to walk along.

According to accounts from former soldiers, bombs would be randomly thrown into caf?s, and soldiers would be shot in the back while walking down the road, often by teenage schoolboys who would then run back to their classroom.

US army vets on one website described how they would have to wear garish American shirts and switch from pipes to cigarettes to avoid being mistaken for British soldiers.

Wikipedia mentions the violence of the summer and autumn in 1958. One victim was Sergeant Hammond, shot dead in Ledra Street while walking his two-year-old son.

Earlier accounts dating from 1956 wrote of three EOKA members who fired a volley of shots into the backs of three officers wearing plain clothes – Webb, Carter and Thorogood – “as they looked into shops on the corner of Ledra Street and Alexander the Great Street”.

Nicos Sampson, who later gained infamy as the eight-day President of the Athens-engineered coup in 1974, was in 1956 a 25-year-old photo-journalist and photographed many of the dead bodies on ‘Murder Mile’. It was he who was suspected of firing the fatal shots at the three soldiers.

It was in 1958 that Ledra Street was first barricaded by the British after fighting erupted between Greek Cypriots and Turkish Cypriots. At the time it was only barbed wire, but an actual barricade reinforced with sandbags was erected in 1963 during the intercommunal hostilities.

In 1964, when the Green Line of division was drawn on a map of Nicosia, the Ledra Street barricade became part of it. In 1968 when then interlocuters Glafcos Clerides and Rauf Denktash were negotiating on the Cyprus issue, the barricade was opened, but only to allow Turkish Cypriots who worked in the Greek Cypriot areas to cross over. Greek Cypriots were not allowed through the barricade.

All that ended with the Turkish invasion in 1974, when the barricade was solidified and some 80 metres of Ledra Street ended up in no-man’s land until now.

Ledra Street faced a complete demise after 1974, and only the presence of the Iraklis ice-cream parlour, which is still there, kept the road alive for many years. Even in the 1980s, it remained a ghost of its former self. Although it was sometimes choked with traffic during the day, Ledra Street was really only somewhere people drove to for a quick purchase.

Come evening, the street was deserted.

It was only in the 1990s when it was pedestrianised that Ledra earned its place as a shopping street, now lined with caf?s, trendy boutiques and chain stores. A very long way indeed from ‘Murder Mile’.

CYPRUS MAIL 04/04/08

 

 

Christofias to meet Brown on sidelines of UK conference

PRESIDENT Demetris Christofias arrived in London last night, after an invitation by British Prime Minister Gordon Brown to take part in a conference on “The promotion of Global Welfare”.

The work of the conference, taking place in Watford, will be separated into two parts: the first part on the subject the progressive governing, will be tomorrow and takes place under the auspices of the Policy Network think-tank.

The second part, will be organised by the Chancellor, and will take place on Saturday involving a meeting of the leaders.

Tonight, Christofias will take part in a dinner hosted by Brown at his country house of Chequers.

CYPRUS MAIL 04/04/08

 

Rum Kesimi’nde Lokmacı krizi

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

Kıbrıs’ta toplumsal çatışmaların başladığı 1958’de mevzi olarak inşa edilen ve 1963’ten bu yana kapalı olan Lefkoşa’daki Lokmacı Kapısı, Rum Kesimi’nde krize neden oldu. Kapının önceki gece Rum tarafınca tek taraflı olarak kapatılması, Rum Yönetimi lider Dimitris Hristofyas ile Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan’ı bir birine düşürdü.
Londra ziyareti nedeniyle Rum Yönetimi liderine vekâlet eden, Lokamacı’da Türk tarafına taviz verildiğini öne süren ve Tasos Papadopulos’un partisi DİKO’dan Meclis Başkanı seçilen Karoyan, Hristofyas’ın Ada’da olmayışını fırsat bilerek önceki gece geçişleri durdurdu. Geçişlerin durdurulması üzerine bölgede kısa süreli bir belirsizlik yaşandı. Rum tarafı, Türk polisinin sınırı ihlal ettiğini iddia ederken, Türk tarafı ise bunu kesin bir dille yalanladı.
İngiltere ziyaretinin yarın sona ermesi beklenen Hristofyas da Londra’dan olaylara müdahale edemeyince, gezisini dün yarıda keserek apar topar Kıbrıs’a geri döndü. Karoyan’ın Hristofyas’ı karşılamak için havaalanına gelmemesi de gözlerden kaçmadı.
Hristofyas, Larnaka’da yaptığı açıklamada Talat’ı suçlamaktan kaçınırken, olayı Türk askerinin üzerine yıkmaya çalıştı ve “Ara Bölge’nin Türk ordusu tarafından ihlal edildiğini” iddia etti. Hristofyas, BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin büyükelçilerini ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki temsilcisini başkanlık sarayına çağırarak olayı protesto etti.
Bu arada, kapının açılmasıyla birlikte Kuzey’deki Arasta Çarşısı’nın turistlerin ve Rumların akınına uğrayacağı iddialarının aksine, dün öğle saatlerine kadar geçişlerde, Kuzey’den Güney’e 922 kişi, Güney’den Kuzey’e de 875 kişi geçti.

MILLIYET 05/04/08

 

 

Lokmacı'ya nazar değdi ama sorun yok...

Lefkoşa'da 45 yıl sonra açılan Lokmacı'nın iki saat kapanmasına Rum eylemci neden oldu. Talat: Sorun yok

05/04/2008 RADIKAL

LEFKOŞA - Kıbrıs adasında bölünmüşlüğün sembolü olan Lefkoşa'daki 45 yıllık Lokmacı kapısının önceki gün davul zurna eşliğinde açılıp kapatılmasıyla yaşanan kriz, nihayetinde aşılsa da keyifleri kaçırmaya yetti. Kapının önceki akşam 9-11 saatleri arasında kapalı kalmasıyla yaşanan sorunun nedeni KKTC kontrolündeki bölgeyi ihlal eden Rum göstericilerin pankartlı eylemi olarak açıklandı. KKTC İçişleri Bakanı Özkan Murat'a göre önceki akşam saat 20.15 civarında 20 kadar Rum, ellerinde pankartlarla ve sloganlar atarak Rum barikatını geçip KKTC'nin kontrolündeki Cikkos'un kuzey tarafına geçti. KKTC polisi, güvenli geçişin engellenmemesi için göstericilere müdahale ederek ellerindeki pankartları aldı. Rumlar da KKTC polisinin ara bölgeyi ihlal ettiği gerekçesiyle kapıyı kapattı. Murat, ihlal suçlamasına "KKTC polisinin ara bölgeye müdahale yetkisi var" yanıtını verdi. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, krizi 'eski engellemelerin bugüne yansıması' diye yorumladı. Talat, "Bizden kaynaklanan bir şey yok. Münferit bir olaydı. Sakince işimizi yapalım. Sorun çözümlendi" derken yaşananların üç ay sonra başlaması planlanan müzakere sürecine etkisi olmayacağını kaydetti. Dün Londra gezisini kısa kesip Rum kesimine dönen Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas da "Türk ordusunun tarafsız bölgedeki ihlalleri sürerken uzakta kalamazdım. Kıbrıs halkı bu ihlallerin suçlusunun Talat olmadığını düşündüğümü bilmeli. İnanıyorum ki o da bu durumdan hoşnut değil. Bu duruma son vermek amacıyla Talat'la temasa geçeçeğim" dedi. (aa, afp)

 

Münferit olay

"ESKİ ENGELLEMELERİN BUGÜNE YANSIMASI"... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lokmacı Kapısı'nda önceki gece yaşanan gelişmeleri, "eski engellemelerin bugüne yansıması" olarak niteledi ve "Bizden kaynaklanan bir şey yok... Münferit bir olaydı...Normal karşılamamız lazım..." dedi

  

"SORUN ÇÖZÜLDÜ, İŞİMİZİ YAPALIM"... Cumhurbaşkanı Talat, "Ben sorununun çözümlendiğini düşünüyorum. Kötü bir gelişme, olumsuz bir gelişme olmayacağını düşünüyorum. Bence sakince işimizi yapalım. Kim suçludur, kim kabahatlidir tartışmalarına girmeye gerek yok" şeklinde konuştu

 

"EYLEM YASAL DEĞİLDİ"...Askeri bölgeye çok yakın olan bölgede gece eylem ya da gösteri yapmanın yasal olmamasından dolayı polisin müdahale ettiğini kaydeden Talat, eylemi yapanların art niyetli olmadığına inandığını da belirtti. Talat,"kalabalığı ve medya ilgisini dikkate alarak kendi seslerini duyurmak istediler. Dolayısıyla sorun tatlılıkla aşıldı" ifadesini kullandı

 

   Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lokmacı Kapısı'nda önceki gece yaşanan gelişmeleri, "eski engellemelerin bugüne yansıması" olarak niteledi ve "Bizden kaynaklanan bir şey yok... Münferit bir olaydı...Normal karşılamamız lazım. Biz sakince işimizi yapalım" diye konuştu.

   İstanbul'daki temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dün saat 11.00'de KKTC'ye döndü

   Ercan Havaalanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Talat, bir günlük İstanbul temaslarını da değerlendirdi.

   Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lokmacı Kapısı'nda önceki gece yaşananlarda, Kıbrıs Türk tarafından kaynaklanan bir sıkıntı olmadığına işaret ederek, Rum tarafının, eski engellemelerin bugüne yansımaları biçiminde tepkiler ortaya koyduğunu söyledi.

   Talat, "Bunu normal karşılamak lazım, ben sorunun çözümlendiğini düşünüyorum. Kötü bir gelişme, olumsuz bir gelişme olmayacağını düşünüyorum. Bence sakince işimizi yapalım. Kim suçludur, kim kabahatlidir tartışmalarına girmeye gerek yok" dedi.

 

Türk Musevi Cemaatiyle temas

 

   Talat, havaalanında yaptığı açıklamada, İstanbul'da, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonların kaldırılabilmesi için çok ciddi çalışmalar yapan Türk Musevi Cemaati yöneticileriyle bir araya geldiğini söyledi.

   Bir ABD ziyaretinde Amerika'daki Yahudi toplumuyla temaslar yaptığını ifade eden Talat, bu cemaatin destek ve katkılarını almaya devam edeceklerini belirtti.

 

TUSİAD'dan destek talebi

 

   Cumhurbaşkanı Talat önceki akşam da TUSİAD istişare ve yönetim kuruluyla yemekte bir araya geldiğini söyledi.

   Kıbrıs sorununun son durumunu, Türkiye'nin AB sürecini ve Kıbrıs'ta başlayan yeni süreci konuştuklarını kaydeden Talat, TUSİAD'dan sürekli olarak Kıbrıs sorununun çözümü ve Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması konusundaki çalışmaları devam ettirmesini istediklerini ve olumlu yanıt aldıklarını belirtti.

   Talat, İstanbul'da bulunduğu süre içinde Türkiye medyasının dış haberler editörleriyle de bir araya geldiğini kaydetti.

 

Lokmacı Kapısı'nda yaşanan sorun

 

   Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, gazetecilerin sorusu üzerine, Lokmacı Kapısı'nda dün gece yaşananlarda, Kıbrıs Türk tarafından kaynaklanan bir sıkıntı olmadığına işaret ederek, "Zaten Lokmacı Kapısı'yla ilgili olarak 2005'den beri Türk tarafından sürekli inisiyatif geliyor, adım atılıyor" dedi.

   Talat, Rum tarafının, özellikle Papadopulos döneminde bunu tamamen engellediğini, bugün ise eski engellemelerin bugüne yansımaları biçiminde, rahatsızlık çerçevesinde tepkiler ortaya koyduğunu söyledi.

 

Art niyet yok

 

   Lokmacı Kapısı'nda yaşananların başlayan yeni sürece etkilerinin sorulması üzerine Talat, "Sanmıyorum. Bu münferit bir olaydı" yanıtını verdi.

   Askeri bölgeye çok yakın olan bölgede gece eylem ya da gösteri yapmanın yasal olmamasından dolayı polisin müdahale ettiğini kaydeden Talat, benzeri bir olayın tekrarlanacağını sanmadığını söyledi.

   Talat, eylemi yapanların art niyetli olmadığına inandığını belirterek, "kalabalığı ve medya ilgisini dikkate alarak kendi seslerini duyurmak istediler. Dolayısıyla sorun tatlılıkla aşıldı" dedi.

KIBRIS 05/04/08

 

 

Geçişler normale döndü

"BM MUTABAKATINA BAĞLIYIZ"... İçişleri Bakanı Özkan Murat, Lokmacı Kapısı'nın Rum polisi tarafından tek taraflı kapatılmasıyla, Türk tarafının da geçişleri zorunlu olarak durdurduğunu ifade ederek, "Biz kapının açılması konusunda BM ile varılan mutabakata bağlıyız ve bu mutabakata uygun hareket ediyoruz" dedi

   İçişleri Bakanı Özkan Murat, önceki sabah törenle açılmasının ardından akşam saatlerinde bir grup pankartlı Rum göstericinin KKTC kontrolündeki bölgeyi ihlal etmesiyle kısa süreli kriz yaşanan Lokmacı Kapısı bölgesinde incelemelerde bulundu.

   Bölgedeki incelemelerinin ardından TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Murat, Lokmacı'da önceki akşam yaklaşık 2 saat süren krizin aşılmasıyla geçişlerin normale döndüğünü söyledi.

   Kapının Rum polisi tarafından tek taraflı kapatılmasıyla Türk tarafının da geçişleri zorunlu olarak durdurduğunu tekrarlayan Murat, "Biz kapının açılması konusunda BM ile varılan mutabakata bağlıyız ve bu mutabakata uygun hareket ediyoruz" dedi.

 

Olay nasıl oldu?

 

   Olayın gelişimini özetlerken, önceki akşam saat 20.30 sıralarında bir grup Rum'un ellerinde pankartlarla ve sloganlar atarak Rum barikatını geçerek KKTC kontrolündeki Cikkos'un kuzey bölgesine geçtiklerini, bunun üzerine KKTC polisinin güvenli geçişin engellenmemesi için göstericilere müdahale ederek ellerindeki pankartları aldığını tekrarlayan Murat, özetle şunları söyledi:

   "BM ile varılan mutabakat uyarınca KKTC polisinin kendi bölgesine, Rum polisinin de kendi bölgesine müdahale etme yetkisine sahip olduğunu" söyleyen Murat, Rum kesiminin iddia ettiği gibi "ara bölgeyi ihlal" durumunun söz konusu olmadığını vurguladı.

 

Arasta esnafı çok memnun

 

   Önceki akşam kısa süreli krizin ardından geçişlerin normale döndüğünü ve aksamadan devam ettiğini belirten İçişleri Bakanı Özkan Murat, incelemeleri sırasında Arasta esnafının kapının açılmasından duyduğu memnuniyeti gözlemleme imkanı da bulduğunu anlattı.

   "Esnaf memnun ancak destek bekliyor" diyen Murat, bölgenin geliştirilmesi ve canlandırılması amacıyla Bakanlar Kurulu tarafından oluşturulan komitenin toplanacağını ekledi.

 

KIBRIS 05/04/08

 

 

Lokmacı krizi Hristofyas'ı geri getirdi

APAR TOPAR GELDİ... Bir toplantı için önceki gün İngiltere'ye giden Rum yönetimi lideri Hristofyas, Lokmacı krizi nedeniyle apar topar adaya döndü. Rum Sözcü Stefanos Stefanu, Hristofyas'ın, Lokmacı ile ilgili durumu yerinde görmek ve gelişmeleri yönetmek için adaya geri dönmeyi uygun bulduğunu kaydetti

Londra'da resmi temaslarda bulunan Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın ziyaretini yarıda keserek dün adaya döndü.

   Rum Sözcü Stefanos Stefanu, program uyarınca pazar günü dönmesi gereken Hristofyas'ın, Lokmacı Kapısı'nda önceki akşam yaşanan kısa süreli kriz nedeniyle ziyaretini yarıda kestiğini söyledi.

   Rum radyosunun haberine göre, Hristofyas, dün saat 16.00'da adaya döndü. Stefanu yazılı açıklamasında, Hristofyas'ın Lokmacı ile ilgili durumu yerinde görmek ve gelişmeleri yönetmek için adaya geri dönmeyi uygun bulduğunu kaydetti.

   Stefanu, İngiltere ziyaretinde Hristofyas'a eşlik eden Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun, İngiltere'de kalarak toplantılarda Rum Yönetimi'ni temsil edeceğini ve İngiltere Dışişleri Bakanlığı'yla temaslarda bulunacağını da söyledi.

   Hristofyas'ın ziyaretini yarıda keserek dönme kararı aldığını Özel Kalem Müdürü Vasos Georgiu da doğruladı. Georgiu, "Başkan Hristofyas'ın kararı, anlaşmaya uyulduğu sürece Ledra (Lokmacı) barikatının açık kalacağı yönündedir" dedi. 

   Rum Radyosu konuyla ilgili haberinde, Hristofyas'ın BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi 5 ülkenin temsilcileriyle ve BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar'la görüşeceğini de bildirdi.

   Radyo, Londra'daki muhabirine dayandırdığı haberde, "Başkan Hristofyas önceki akşam yaşanan gelişmeden çok hoşnutsuz. Önemli gördüğü bu meseleyi yakından takip etmek için acilen dönmeyi uygun buldu" dedi.

   Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas, İngiltere Başbakanı'nın davetiyle "merkez sol politika izleyen ülke ve hükümet liderleri" konulu yuvarlak masa toplantısına katılmak için önceki gün Londra'ya gitmişti.

KIBRIS 05/04/08

 

 

Kıbrıs'ın 2 yıl içinde mayınlardan arındırılması hedefleniyor

Etkinlikler kapsamında Kıbrıs'taki mayın temizleme çalışmalarıyla ilgili bilgiler de verilen bir basın toplantısı düzenlendi. Saat 15.00'te Ledra Palas Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan AB Program Destek Ofisi Sorumlusu Alain Bothorel ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefi Elizabeth Spehar, hedeflerinin mayınlardan tamamen arındırılmış bir Kıbrıs olduğunu belirterek, bunun adanın yeniden birleştirilmesi ve çözüme katkı sağlayacağını vurguladılar. Mayın Temizleme Merkezi Program Sorumlusu Michael Raine de, Kıbrıs'ta yürüttükleri mayın temizleme çalışmalarını ve mayınların nasıl temizlendiğini anlattı.

   Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefi Elizabeth Spehar konuşmasında, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un gün dolayısıyla yayınladığı mesajda mayınlardan etkilenen 68 ülkede kadın, erkek ve çocukların hayatlarını, kol ya da bacaklarını kaybetme korkusu içerisinde yaşadıklarını anlattı.

   BM Genel Sekreteri Ban'ın, 2007 yılında 6 bin kişinin mayın ve savaşın patlayıcı kalıntılarının kurbanı olduğuna dikkat çeken mesajına vurgu yapan Spehar, bu rakamın geçmiş yıllara oranla düşüklüğüne dikkat çekti. Spehar, Ban'ın her yıl dünyanın birçok yerinde yürütülen mayın temizleme programları ile 100 km. karenin üzerinde bir alanın mayınlardan arındırıldığını ve yine her yıl 7 milyonun üzerindeki kişiye mayın olan bölgelerde tehlikeden nasıl uzak duracaklarının anlatıldığını kaydetti.

 

Hedef; 2 yılda mayınsız Kıbrıs

 

   Spehar, Kıbrıs'ta AB tarafından finanse edilen ve UNFICYP'in  (BM Kıbrıs Barış Gücü) desteğiyle çalışmalarını sürdüren UNDP (BM Kalkınma Programı) Mayın Temizleme Merkezi'nin alanı 3 milyon metre kareden fazla olan 35 mayın bölgesinde 3 bin 483 mayın temizlediğini ifade etti.

   Yıllardır yürütülen çabaların kaza ve ölüm oranını düşürdüğünü de dile getiren Spehar, kabul edilir kaza ve ölüm oranının sıfır olduğunu, ancak bu rakama Kıbrıs'ta bile ulaşılamadığını belirtti. Spehar, bir hafta önce mayın temizleme çalışmalarında Mayın Temizleme Merkezi'nden bir kişinin yaralandığını hatırlattı ve bunun mayınlardan arındırılmış bir Kıbrıs yaratılana kadar çalışmaların sürdürülmesi gerektiğinin göstergesi olduğunu kaydetti. 2 yıl içerisinde Kıbrıs'ın mayınlardan arındırılmasının hedeflendiğini ifade eden Spehar,  mayınlara karşı bilincin ve duyarlılığın artırılmasının halkın güvenliği için önemli olduğunu da dile getirdi.

 

5 milyon Euro harcandı... 4 milyon daha

 

   AB Destek Ofisi Sorumlusu Alain Bothorel de, AB'nin dünyanın her yerinde BM tarafından yürütülen mayın temizleme çalışmalarına destek verdiğini belirtti. Bothorel, AB'nin dünyanın bir çok yerindeki mayın temizleme çalışmaları için finansman sağlamayı sürdüreceğini de söyledi.

   Kıbrıs'ta AB Komisyonu'nun 2006 yılına kadar yürütülen çalışmalar için 5 milyon Euro ayrıldığını, Kıbrıslı Türklere yönelik 259 milyon Euro'luk mali yardım çerçevesinde 4 milyon Euro daha sağlanacağını anlatan Bothorel, yardımların Mayın Temizleme Merkezi'nin kurulmasına ve merkezin faaliyetlerine olanak tanıdığını kaydetti. Bothorel, temizleme çalışmalarında kat edilen yolun etkileyici olduğunu dile getirdi.

 

Çalışmalar birleşme açısından da önemli

 

   Mayın temizleme çalışmalarının AB'nin adanın birleştirilmesi çabaları açısından da önemli olduğunu belirten Bothorel,  bunun çok önemli bir güven artırıcı önlem olduğunu söyledi. Bothorel "Eğer Kıbrıslı Türkler ve Rumlar bu öldürücü tehdit kafalarında bulunmadan bir taraftan diğer tarafa güven içerisinde geçemezse uzlaşma süreci daha zor olur" dedi.

   Bothorel, geçiş noktaları arasında bulunan alanları mayınlardan arındırmanın geçiş kapılarının açılmasından daha önemli olduğunu da vurguladı.

 

Görevli bacağını kaybetti. Türk ordusu harita verdi

 

   Mayın temizleme işleminin hem çok pahalı hem de tehlikeli bir işlem olduğunu da belirten Bothorel, geçtiğimiz hafta meydana gelen kazada merkezde görevli uzmanlardan birinin bacağını kaybettiğini söyledi.

   Ara bölgeyi mayınlardan tamamen arındırmak için daha yapılacak çok şey olduğunu belirten Bothorel, Türk ordusunun UNFICYP'e mayın tarlalarının haritasını verdiğini de söyledi. Bothorel, buna göre temizlenmesi gereken 20 bin mayın bulunduğunu kaydetti.

   Bothorel, "yeniden birleşme ile her iki toplumun barış içerisinde yaşamasına katkı koyacak mayınlardan arındırılmış bir Kıbrıs" diledi.

 

İki taraftan askeri otoriteleriyle işbirliği

 

   Mayın Temizleme Merkezi Program Sorumlusu Michael Raine de, AB'ye çalışmalarına sağladığı maddi yardımdan dolayı teşekkür etti ve hem UNFICYP, hem de iki taraftaki askeri otoritelerle koordinasyon içerisinde çalıştıklarını belirtti.

   Mayın temizlemenin sadece mayınlardan arındırmak değil, gelişimi desteklemek anlamı da taşıdığını belirten Raine, yaptıkları çalışmaların sınır kapılarının açılmasına olanak tanıdığını ve yıllardır insanları tehdit eden bir unsurun ortadan kaldırıldığını söyledi.

   Dün Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yerleştirilen mayınları temizlemeye başladıklarını anlatan Raine, hedeflerinin mayınlardan tamamen arındırılmış bir Kıbrıs olduğunu vurguladı.

 

Kiracıköy'de mayın temizliği

 

   Uluslararası Mayın Duyarlılığı Günü dolayısıyla dün sabah Kiracıköy'de mayın temizliği de yapıldı. Gün dolayısıyla gazetecilere mayın alanları ve çalışmaları hakkında brifing verildi.

   Brifingde konuşan Mayın Temizleme Merkezi Sorumlusu Michael Raine, 2004 yılında Avrupa Birliği'nin 9 milyon Euro maddi destek sağladığı proje çerçevesinde bugüne kadar 35 mayın alanında toplam 3 bin 500 civarında mayının imha edildiğini belirtti. Raine, ayrıca 26 mayın alanında yapılacak mayın temizleme çalışmasıyla 20 bin mayının daha imha edileceğini söyledi.

   Brifingin ardından, gazeteciler mayın alanına götürülerek tarama ve çıkarma çalışmaları gösterildi. Gazeteciler daha sonra mayınların imhasını da izledi. 

KIBRIS 05/04/08

 

 

Rumlar 'taviz verdik' duygusu içinde

Rum Yönetimi'nin, karşılıklı yaya geçişine açılan Lefkoşa'daki Lokmacı Kapısı'nı, önce tek yanlı olarak geçişlere kapatması, 3 saat sonra da yeniden açmasının, "beklenen bir olay" olduğu ve Rumların, Lokmacı'da "taviz verdik" duygusunda oldukları bildirildi.

   Konuyla ilgili olarak AA muhabirinin görüşüne başvurduğu KKTC'den bir yetkili, Rumların "taviz verdik" duygusuna kapıldığına işaret ederek, Rumların hedefinin, bölgede Türklere ait yerin kontrolünün de BM Barış Gücü'ne verilmesi olduğunu kaydetti.

   "Bütün manevranın bunun üzerine" olduğuna vurgu yapan yetkili, "Bu olmadığı takdirde, açsalar bile öbür gün yine kapatacaklar. Bunu sağlayamadıkları sürece de bu böyle devam edecek" dedi.

   Rumların böyle bir şey yapmasının beklendiğine, bölgedeki sınır hattı ve kapının işletilmesi konusunda Rumların "taviz verdik" duygusuna kapıldığına işaret eden yetkili, Rumların Ermu Caddesi'nden bir devriye aracının geçişini de bahane ederek kapıyı kapatabileceğini bildirdi.

   Rumların "polis sınırı ihlal etti" diye asılsız bir gerekçe yarattığını, sonra da kapının açıldığını kaydeden yetkili, Rumların amacının, 1974'deki KKTC sınırının 1963 sınırına çekilmesi olduğunu belirterek, "Bunu sağlayamadıkları için taviz verdik duygusundalar" diye konuştu.

KIBRIS 05/04/08

 

Kıbrıs'a Çek-Slovak modeli

Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Kıbrıs'taki sorunun hal çaresi Çek ve Slovak biçimi gibi iki devlete dayalı bir hal çaresidir. Başka çare yoktur" dedi.

   Denktaş, Giresun Valisi Mustafa Taşkesen'i ziyaretinde yaptığı konuşmada, çetin bir mesele olan Kıbrıs meselesinde, Türkiye ile Kıbrıs Türklerine "uzlaşma olabilir ve olmalıdır" denilerek baskı yapıldığını söyledi.

   Uzlaşmanın içeriğinin kendilerine anlatılmadığını, Rum tarafınınsa kırmızıçizgilerini açıkladığını belirten Denktaş, "Buna göre Türk askeri adadan çıkacak, garanti anlaşması ortadan kalkacak, Rum göçmenleri yerlerine gidecek, Türkiye'den gelenler geri dönecek. Kıbrıs Türkleri, varılacak anlaşma altında, 1960'daki özel haklarını beklemesinler" dedi.

     Türk oldukları, 400-500 yıl bayrağı gönderden indirmedikleri ve Türklüklerini ayakta tuttukları için Rumların kendilerine düşman olduğunu anlatan Denktaş, şunları söyledi:

   "Bunun hal çaresi Çek ve Slovak biçimi gibi iki devlete dayalı bir hal çaresidir. Başka çare yoktur. Kalıcı bir anlaşma yapabilmemiz için başka çare yoktur. Bunları savunuyoruz.

   Türk hükümetinin çizgisi nedir, nerede duracaklardır bilen yoktur. Bilen azdır. Bu konularda sıkıntılıyız. Sayın Gül, Kıbrıs'a geldiğinde, (Kıbrıs meselesinin halli, Kıbrıs'ın gerçeklerini kabulden geçer) demişti. İki eşit egemen halk, bunların ayrı demokrasileri ve ayrı devletleri, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarını vurgulamıştır. Sayın Toptan ve Sayın Çiçek geldiklerinde, aynı konunun altını çizerek bunu söylemişlerdir. (Garanti anlaşmasından vazgeçilmez) demişlerdir. Bunlar bizim içimize su serpmiştir. Ama bizi masaya oturtmak isteyenler bunları duymamış oluyorlar. Duymamış gibi davranıyorlar, endişemiz bundandır. İnşallah milletin de heyecanla ayakta diri durduğu gibi hükümetler de mecliste Kıbrıs konusunda aynı diriliği ve aynı heyecanı gösterir diye düşünüyoruz."

   Bir gazetecinin açılan Lokmacı Kapısı'nın Rumlar tarafından bir süre tek taraflı kapatılması ve tekrar açılması konusundaki sorusunu da yanıtlayan Denktaş, "İşte ben onun için konuşmak istemiyorum. Bu maskaralıktır. Eğer hakikaten anlaşma yapmak isterseniz, Rum'un istediğini kabul edeceksiniz. Kabul etmediğiniz takdirde sizinle böyle oynar" dedi.

KIBRIS 05/04/08

 

 

UN: Ledra Street agreements will be adhered to

THE United Nations are responsible for the buffer zone and they are determined to ensure all agreements surrounding the opening of Ledra Street are maintained.

This was confirmed in two meetings held by President Demetris Christofias yesterday, after his rushed return to Cyprus from the UK because of the incidents at Ledra on Thursday night.

The checkpoint was closed down for 90 minutes after Turkish Cypriot “policemen” were seen patrolling the UN-controlled buffer zone area. Part of the agreement to open Ledra was that the specific area could only be patrolled by UN soldiers.

Christofias first met with the ambassadors of the five permanent members of the UN Security Council, followed by a meeting with the UN Secretary-general’s special representative in Cyprus, Elisabeth Spehar.

Government Spokesman Stephanos Stephanou last night stressed the need for a strict implementation of agreements regarding the opening of Ledra Street so no further problems arise.

“It was also confirmed that the buffer zone is under the responsibility of the UN and that they are determined to take on that responsibility,” he told reporters outside the Presidential Palace.

Stephanou added that Christofias had repeated the government’s will for the Ledra Street checkpoint to remain open, “the opening of which has justifiably caused joy to both Greek and Turkish Cypriots”.

Asked whether the five ambassadors had been assured by the Turkish Cypriot side that there would be no further violations of the Ledra Street agreements, he said there were assurances that certain conditions would be set to ensure that the agreements were respected.

According to Stephanou, President Christofias had not yet met with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.

CYPRUS MAIL 05/04/08

 

 

President’s return prompts speculation
By Andreas Avgousti

There is no crisis over Ledra

THE PRESIDENT’S premature return from London does not mean there is a crisis over Ledra Street government officials said yesterday.

The crossing was temporarily closed on Thursday night for ninety minutes - just hours after it had opened - when four uniformed Turkish Cypriot policemen began to patrol a part of the street they were not allowed into according to terms of the Ledra Street opening agreement.

The occupying forces met with the UN officials yesterday to discuss Thursday night’s incident, said the Justice Minister Kypros Chrysostomides.

“The terms of the agreement for the Ledra opening specified that the area between Ermou Street and Kykkos Street would be under UN control, therefore any presence of any military or police elements would be inexcusable,” the Minister said.

“Unfortunately, this was not the case and we proceeded to close the crossing. If a similar incident was to be repeated in the future, then our orders to police will be to close the crossing once again,” he said.

The Turkish Cypriot ‘Foreign Minister’ Turgay Avci was emphatic that the area in which the Turkish Cypriot police had moved into was part of the ‘Turkish Republic of Northern Cyprus’.

“Our borders are not under debate,” he said. “If the Greek Cypriots have a problem, then we can discuss it.”

During the incident, President Christofias was on the plane to London to attend a round table discussion on progressive government held by Britain’s Labour Party.

However, upon being informed of the situation, Christofias promptly returned to Cyprus yesterday afternoon and lined up meetings with ambassadors of the five permanent members of the Security Council and with UN representative Elizabeth Spehar to discuss the issue.

His decision to return fuelled speculation over whether the President was happy with the way the incident at Ledra Street was handled and over the seriousness of the incident itself.

The order for the closing of the street came from acting President Marios Karoyian who had first consulted Christofias, according to Chrysostomides.

Karoyian did not wish to make any statements to the Mail yesterday.

Government spokesman Stephanos Stephanou denied that the President’s return meant that there was a crisis at hand.

“There is no crisis, as some people argue. The President merely wants to keep a close eye on things,” he said.

He added that Christofias’ decision to cut his London visit short “was the responsible choice to make”, and said that there was no issue of snubbing the British Prime Minister Gordon Brown since no private meeting had been arranged between the two leaders.

Director of the President’s Office Vassos Georgiou visited the crossing yesterday morning “to see what is exactly happening” and said that, “Ledra has opened and will remain open as long as the agreement is maintained.”

Georgiou emphasised that, “the UN have given reassurances last night” that yesterday’s incident will not happen again.

As to the reason why President Christofias untimely return from London, Georgiou said that it was “so that he can be fully informed.”

It is now up to the Presidential Commissioner George Iacovou to represent Cyprus at the round table discussion. Iacovou is also set to meet with members from the British Foreign Office.

Speaking to London Greek Radio about the incident, Iacovou said that “this is not the only provocation by the Turkish occupying forces. Therefore the President is back in Cyprus to deal with the matter because it is unknown if and how it may develop.”

CYPRUS MAIL 05/04/08

 

 

Mine free in two years
By Jacqueline Theodoulou

After clearing Nicosia of landmines, international agencies aim to detonate a further 20,000 to leave the island clear

CYPRUS will be a mine-free zone within the next two years, the UN and the European Union pledged yesterday.

Only last week a UN soldier was injured during a demining process in the Ledra Street area ahead of the opening of the street’s checkpoint on Thursday. In late March a member of the demining team on the island lost the lower half of one leg when he stepped on an unmarked mine in the buffer zone near Athienou.

Nicosia was declared mine free within the buffer zone in November 2006, due to the work of the Mine Action Centre (MAC), set up under the umbrella of the EU funded, UNDP programme. Over three million square metres of land has been checked, 35 minefields cleared and 3,483 landmines disposed of.

The centre has now set itself the task of clearing a further 26 minefields – an estimated 20,000 landmines – within the next two years.

The European Union has so far funded €9 million for the Landmine and Unexploded Ordnance Clearance Project in Cyprus, which began operations in November 2004.

MAC manages and supports mine clearance and mine action related activities in the buffer zone. It provides a planning, coordination and monitoring capability to ensure that landmines and unexploded ordnance hazards are removed in a safe, time efficient and cost effective manner.

The project significantly supports development in Cyprus by:

l Facilitating the opening of new crossing points between the two communities

l Enhancing economic development by releasing farmland back to the communities

l Supporting the increases of trade between the two sides through the opening of crossing points

l Contributing to the reconciliation process in Cyprus

l Supporting the implementation of the EU’s green line regulation

According to the UN Secretary-general’s message for yesterday’s International Day of Mine Awareness and Assistance in Mine Action, “Although nearly 6,000 people fell victim to landmines and explosive remnants of war in 2007, these numbers are dramatically lower than they were only a few years ago”.

Each year, mine action programmes around the world are clearing landmines from more than 100 square kilometres of land and teaching more than seven million people how to avoid danger in infested areas.
“These efforts have helped reduce casualty rates; still, the only acceptable casualty rate is zero,” a representative for the UN Secretary-general said yesterday.

CYPRUS MAIL 05/04/08

 

 

Residents demand that Limnitis checkpoint be opened

RESIDENTS of the Pyrgos and Tylliria communities have threatened to take drastic measures if the Limnitis checkpoint is not opened.

Speaking after a conference in Astromeritis last night, Greek and Turkish Cypriot community leaders said they had decided to impose a one-month deadline for the Limnitis checkpoint to be opened, or at least for some type of formal decision to be made on when it can be opened. They also demanded that the issue be top priority for the forthcoming meeting between the technical committees of the two sides.

The communities warned that they would be taking drastic measures – such as blocking one of the main checkpoints – if their demands aren’t satisfied.

A new demand also emerged: for the checkpoint near Kampos river to open.

“We will stop only if we are promised that the issue is being discussed on a serious level and a time-limit is given for when it can open,” Pyrgos Community leader Costas Michaelides said yesterday.

“The next step, unfortunately, we have no choice but to react dynamically, is to close a checkpoint which serves only certain sectors of the public,” he added.

The community leader of occupied Limnitis pointed out that checkpoints that served the people’s best interests needed to be open, not just for money and the benefit of tradesmen.

Kampos Mukhtar Markos Aristodemou concluded, “In the immediate future if we don’t get a response that they will open the checkpoints, we will take action and ensure they are opened.”

CYPRUS MAIL 05/04/08

 

 

Lefkoşa çarşısındaLokmacı bereketi

ESNAF MEMNUN... Lefkoşa'daki Lokmacı Kapısı'nın geçtiğimiz perşembe günü karşılıklı geçişlere açılmasıyla birlikte Güney Kıbrıs'tan Kuzey Kıbrıs'a geçişlerin oldukça yoğun olması bölge esnafının yüzünü güldürdü. Lefkoşa çarşısında Lokmacı bereketi yaşandı. Perşembeden beri Lokmacı Kapısı'nda en fazla yoğunluk dün gerçekleşti. Esnaf, iyi satış yaptığını belirterek, bu ilginin geçici olmamasını temenni etti

 

BİR GÜNDE 2 BİN 627 RUM GELDİ... Lokmacı Kapısı'ndaki geçişlerin çoğunluğunu Kıbrıslı Rumlar oluştururken, turistlerin de aynı kapıyı tercih ettiği gözlemlendi. Lokmacı Kapısı'ndan önceki gece saat 23.30'dan dün gece saat 23.00'e kadar Kuzey Kıbrıs'a 2 bin 627 Rum gelirken, 2 bin 285 Kıbrıslı Türk de Güney Kıbrıs'a geçti. Öte yandan Lokmacı Kapısı'ndan bini aşkın da turist ve Kıbrıs'ta yaşayan yabancı kişi KKTC'ye geldi

 

 

İbrahim BEYAZOĞLU

 

 Lefkoşa'daki Lokmacı Kapısı'nın geçtiğimiz perşembe günü karşılıklı geçişlere açılmasıyla birlikte Güney Kıbrıs'tan Kuzey Kıbrıs'a geçişlerin oldukça yoğun olması bölge esnafının yüzünü güldürdü. Lefkoşa çarşısında Lokmacı bereketi yaşandı.

   Perşembeden beri Lokmacı Kapısı'nda en fazla yoğunluk dün gerçekleşti.

   Lokmacı Kapısı'ndaki geçişlerin çoğunluğunu Kıbrıslı Rumlar oluştururken, turistlerin de aynı kapıyı tercih ettiği gözlemlendi.

   Lokmacı Kapısı'ndan önceki gece saat 23.30'dan dün gece 23.00'e kadar Kuzey Kıbrıs'a 2 bin 627 Rum gelirken, 2 bin 285 Kıbrıslı Türk de Güney Kıbrıs' geçti. Öte yandan Lokmacı Kapısı'ndan bini aşkın da turist ve Kıbrıs'ta yaşayan yabancı kişi KKTC'ye geldi.

  Kapının açılmasından bu yana giriş yapanların sayısının 9 bine yaklaştığı bildirildi.

  KIBRIS'a konuşan Arasta esnafı, kapının açılmasının ardından ilk günlerdeki yoğunluktan memnun olduğunu söyledi.

    Esnaf, sabah 09.00'dan başlayarak, akşam saatlerine kadar süren geçişlerde ortaya çıkan istikrarın bozulmadan sürmesinin sevindirici olduğunu kaydetti.

   Lokmacı Kapısı'nın açılmasından kaynaklanan memnuniyetini dile getiren Arasta esnafı, uygun hava koşullarının oluşmasından ve sattıkları ürünlerin Güney'e oranla daha ucuz olmasından dolayı Rumların kendilerini tercih ettiğini iddia etti.

   Kıbrıslı Rumlarla, Lefkoşa esnafı arasında kıran kırana pazarlıklar gözlemlenirken, Arasta'daki işletme sahipleri, genel olarak bölgedeki esnafın yaptıkları satışlardan tatmin olduğunu söyledi.

   Geçmişte satış yapmadan günü noktaladıklarını anlatan bazı dükkân sahipleri, son birkaç gün içerisinde artan talep ve rağbetten dolayı yoğun bir uğraş ve koşuşturmaca içerisinde olduklarını kaydetti.

   Esnaf, Rumların perde ve kumaş ürünlerini daha önceden Suriye'den aldıklarını ancak artık bu ihtiyaçlarını kendilerinden karşılayacakları izlenimi edindiklerini dile getirdi. 

   Bu bağlamda, yetkililere vergilendirme sistemini yeniden gözden geçirerek, esnafa yardımcı olmaları mesajını gönderen Arastalı işletmeciler, hükümete iki tarafın fiyatları arasında karşılaştırmalı bir araştırma yapması çağrısında bulundu.  

   Lefkoşa esnafı, bölgede otopark sıkıntısı yaşandığını dile getirirken, bir kısım vatandaş, otopark ücretlerinin 8 YTL'ye kadar yükseldiğini iddia ederek, bu duruma tepki koydu.

   Öte yandan Kuzey Kıbrıs'a geçerken KIBRIS'a konuşan Kıbrıslı Rumlar, kapıların açılmasından mutlu olduklarını, son gelişmelerin iki tarafı bir arada yaşatacak iletişimsel özellikler barındırdığını vurguladı.

   Birçok Kıbrıslı Rum, nostaljik sebeplerden ötürü Lokmacı'dan geçtiğini belirtirken, bazı Rumlar, Lokmacı'nın eskiden beri alışveriş merkezi ve yolu olduğunu söyledi.

   Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın bir çözüm yolu bulacağını umduğunu söyleyen bazı Rumlar, gelecekte pasaport kullanılmaya gerek kalmadan ada içerisinde sadece Kıbrıslıların dolaşmasını arzu ettiklerini söyledi.

  

Arasta esnafı ne diyor?

 

Süleyman Yüncü (Süleyman Yüncü):

Esnaf mutlu. 45 yıldır yün işiyle uğraşıyorum. Allah'a şükür satışlar daha iyi. Daha çok yün kumaş ve perdelik ürünlere rağbet var. Tabii ki mallar bizde daha ucuz ve kaliteli olduğundan Rumlar bizi tercih ediyor ve ürünler çok satılıyor.

 

Özlem Cengiz (Amcacık Kumaş Mağazası):

Eskiden beri Arasta'yı ayakta tutan daha çok Rumlardır. Kapı açılmadan önce de Rum müşterilerimiz vardı. Kumaşlar ve perde ürünleri bizde daha ucuz, daha kaliteli. Sabahtan beri gelen müşteriler Rumlar.  Saat 19.30. Eskiden bu vakit dükkânı kapatıp evimize dönerdik. İş zamanı Arasta'da tavla oynanırdı. Şimdi hava kararmasına rağmen her yer açık. Bu kadar zamandan beri gelmediklerinden dolayı Arasta'yı bilmeyen Kıbrıslı Türkler bile var. Bu kadar zamandan beri Arasta'da park yeri sorunu yaşanırken, şimdi sanki sihirli değnek değmiş gibi, park yerinde sorun kalmadı.    

 

Leyla Altuncuoğlu (The Future):

Geçmişe göre hazır giyim satışlarında artış var, işler daha iyi. Eskiden satış yapmadan dükkân kapattığımızı hatırlıyorum. Şimdilerde işler düzelir gibi oldu, umarız bu bereket geçici olmaz, sürekli olur.

 

Göksel Düzgün (Lefkonuklu Ticaret Ltd.):

Lokmacı Kapısı'nın açılmasından memnunuz. İlgi var. Bu ilginin kalıcı olmasını umuyoruz. 2003'te de iyi başlamamıza rağmen arkası gelmemişti. Fiyatlarımız uygun. Geçiş yapanlar "ucuz" diyor. Zaten taleplerinden de belli.  Önceden, Ledra Palace ve Metehan'dan geçerek bizden alışveriş yapan müşteriler de vardı. Buraları ve insanları kalabalık görmek güzel. Rumlar da heyecanlı. Yaşlı Rumlar da göze çarpıyor. Umarım bir sorun çıkmaz. Gelecekte alışverişin artması ve dostlukların pekişmesi açısından duvarın kalkması iyi oldu.

KIBRIS 06/04/08

 

 

Pascoe, pazartesi Ankara'ya,salı Atina'ya gidiyor

Pascoe pazartesi günü Atina'da salı günü de Ankara'da temaslarda bulunacak.

   Genel Sekreter Ban'ın sözcüsü New York'ta yaptığı açıklamada, ziyaretlerin Pascoe'nun Kıbrıs'ta önceki istişarelerinin devamı olduğunu söyledi.

KIBRIS 06/04/08

 

Kiprianu, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Negroponte ile bir araya geldi

Casey, seçimlerden sonra Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki yeni hükümetin Dışişleri Bakanı sıfatıyla Washington'a ilk ziyaretini yapan Kiprianu'nun, ABD Başkanı George W. Bush'un ziyaretine eşlik eden ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın yokluğunda, Negroponte ile görüştüğünü kaydetti.

   Casey, ''İkili konular hakkında iyi bir görüşmede bulundular hem de Negroponte, Lokmacı kapısının açılmasına ve taraflar arasında görüşmelerin başlamasına Amerikan desteğini ifade etme imkanı buldu. Kıbrıs'taki duruma başarılı bir çözüm bulunması arzumuzu ve bu sonucu ulaşılması için BM sürecine ABD desteğini yineledik'' dedi.

   Görüşme talebinin hangi taraftan geldiğini bilmediğini belirten Casey, ''Ancak Kıbrıslı liderlerle görüşme fırsatı bulmak daima bizi memnun eder. Bildiğiniz gibi yeni bir hükümet var. Bunun parçası olarak Kıbrıs (Rum Kesimi) Dışişleri Bakanı'yla ilk kez görüşmek iyi bir fırsat oldu'' ifadesini kullandı.

   ABD'nin, Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması için özel temsilci atama planı olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine Casey, bilgisi dahilinde, böyle bir planın bulunmadığını kaydetti.

 KIBRIS 06/04/08

 

All going smoothly as crowds flock to Ledra Street
By Jean Christou

LEDRA Street was teeming with people yesterday as the public on both sides took advantage of the weekend to satisfy their curiosity after Thursday’s big opening of the crossing point.

According to reports, by noon 820 Greek Cypriots had crossed over to the north, along with over 700 non Cypriots. From the Turkish Cypriot side, more than 550 had crossed.

During a visit yesterday morning, Police Chief Iacovos Papcostas said there had not been any problem with the movement of so many people. “Everything is going smoothly,” he said, adding that increased movement was also expected today.

The Ledra crossing opened on Thursday but the event was marred 12 hours later when it was closed for two hours by the Greek Cypriot side after Turkish Cypriot police entered the buffer zone area of the crossing.
Details of what actually happened and who gave instructions to close the crossing were still sketchy yesterday.

Initially, reports said that President Demetris Christofias had ordered the closure, but the President was on a plane to London when it happened.

Reports from London said he was informed of the closure when he landed in the UK, but that would have been well after 10pm Cyprus time, and the crossing was closed some time between 8.30pm and 9pm.

On Friday, it emerged that House President and DIKO leader Marios Karoyan had ordered the closure.

As House President, Karoyan becomes Acting President of the Republic in Christofias’ absence. The order was executed by the Justice Minister and the police.

Turkish press speculated that Karoyan had ordered the closure without the permission of the President, and that was why Christofias had cut short his visit to the UK to return to Cyprus on Friday.

Government Spokesman Stefanos Stefanou said yesterday: “I know about the rumours and they are nonsense.”

Stefanou said Karoyan was just following the orders of the President, and that the two men had been in communication on the issue.

“Before he departed, President Christofias gave instructions that it was the position of the government – and made very clear to the UN and the other side – that any violation of the agreement for the opening of the crossing would result in closure,” Stefanou told the Sunday Mail.

Asked why the President felt the need to return if everything was being handled according to his instructions, Stefanou said: “He came back to safeguard the implementation of the agreement. It is the will of the government that Ledra be open and to use this positive step to move forwards. The closure of Ledra would be a negative development. We didn’t ask for excuses, we asked for the implementation of the agreement. The UN is fully responsible for the buffer zone and they have to act in this spirit. If there is a violation there will be a lack of trust.”

According to the agreement to open Ledra Street, neither Greek Cypriot nor Turkish Cypriot police are to enter the 80-metre stretch linking the two ends of the crossing point.

However on, the opening day, the Turkish Cypriot police violated the agreement three times. The first was prior to the opening, when eight officers stationed themselves on the corner of Kykkos Street, which bisects Ledra half way to the Turkish Cypriot checkpoint.

The second violation happened just after the opening ceremony when two Turkish Cypriot police officers escorted the Turkish Cypriot mayor all the way up to the Greek Cypriot police line when he was crossing for a coffee with Nicosia Mayor Eleni Mavrou.

The third violation in the evening was the one that led to the closure, for which the Turkish Cypriot side blamed the Greek Cypriots. A statement from the Turkish Cypriot Press and Information Office called it a surprise, and a provocation.

“The Lokmac? gateway was closed at around 8.30pm with the allegation that the buffer zone had been infringed by Turkish police, only to reopen again at 11pm through UN initiatives and intense Turkish diplomacy,” the statement said.

“It was later discovered that the short crisis which took place last night was a result of Greek Cypriot demonstrators carrying banners which infringed Turkish Cypriot controlled areas,” it added.

It said 20 Greek Cypriots crossed the Greek Cypriot barricade to the Turkish Cypriot line at 8.15pm carrying placards and shouting slogans. Turkish Cypriot police were authorised through the agreement with the UN to intervene in the area under such circumstances.

However, Turkish Cypriot police were actually stationed at the corner of Kykkos and Ledra Streets as early as 8pm. Having personally witnessed the scene, there were no protestors there at that time.

The Turkish Cypriot police had run a cordon from their checkpoint to the corner of Kykkos Street, where two UN soldiers were stationed on either side of Ledra Street. One Turkish Cypriot police officer was sauntering up and down no more than two feet away from the UN guards, one of whom was chatting to a civilian and the other watching the fireworks display, both oblivious to the violation.

CYPRUS MAIL 06/04/08