Annan Planı'na geri dönüş kabul edilemez

Talat, Hristofyas'ın seçilmesi sonrası yine Annan Planı'nı gündeme getirerek 'rengini belli etti'. Geçmişte çıkmaz yaratan hamleler yerine yeni bir bakış ele alınmalı

01/03/2008 RADIKAL

Aristos Mihailidis

(Kıbrıslı Türk lider) Mehmet Ali Talat, güneyde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasının üzerinden henüz 24 saat geçmeden kendi kırmızı çizgilerini ortaya koydu ve hoş olmayan mesajlar gönderdi.
Talat'ın Dimitris Hristofyas'ın seçilmesinden sonra gösterdiği tepki, seçimlerden önceki gibi, çıkmazın ve Türk uzlaşmazlığının çerçevesi içindeydi. Talat, değişimin ortaya koyduğu iyimserliğin biraz olsun yayılmasını beklemedi bile. Güya çözüm istediğini açıklamak için alelacele bir basın toplantısı düzenledi. Ancak, gerçekte sınırlarını, muhtemelen Ankara'nın sınırlarını yeniden çizmek istedi. Çünkü bu sınırlar kendisine ait olsaydı, nezaketen de olsa Hristofyas'la görüşmeyi bekleyecekti.
Talat'ın mesajı, daha önceki yaklaşımının geçerli olduğu yönünde: '8 Temmuz anlaşması öldü ve Annan Planı'ndan devam edecek yeni bir müzakere başlamalı.'
Örneğin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamını değil, iki yeni devletin doğuşunu görüşeceği yönünde koşullar koyarak konuşma konusundaki acelesi, bizi gerçeğe döndürme konusunda yeterli oldu.
Çok şükür ki yeni cumhurbaşkanı, etrafına toplanarak dengesizce, seçilir seçilmez eski dostu Talat'la kahve içeceğini ve hemen çözüm bulacağını söyleyen içten pazarlıklı kişilere kulak asmadığını ortaya koyuyor. Hristofyas, imaj yaratmak uğruna sorumsuz bir biçimde rolünün değerini düşürmedi. BM'den, BM gözetimi altında gerçekleşecek bir görüşme ayarlamasını istedi. Talat'ın çizmek için acele ettiği kırmızı çizgilerde yürümememiz için, seçim döneminde eski cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'tan istediği kırmızı çizgileri kendisinin de en kısa zamanda ortaya koyması gerekiyor. Yeni cumhurbaşkanı, sadece hareketlilik için değil, çözüm amacıyla açık bir biçimde kırmızı çizgilerini ortaya koymalı. Zira birçok kişinin şu anda ilk iyi niyet jesti olarak Ledra caddesinin açılmasının fırsat olduğunu ileri sürerek, bizi ileriye değil geriye götürmeyi istediğinden çok korkuyoruz. Bu kişilerin, Ledra'nın açılmasının 'gevşeklikten' başka bir şey getirmeyeceğini görmezden geldikleri açık. Ancak mesele, birçok kez çıkmaz yaratan türden hareketliliğin yaşanması değil. Önemli olan yeni hareketliliğin ele alınması ve perspektif. (Rum gazetesi Fileleftheros, 27 Şubat 2008)

 

 

Hedef, kapsamlı görüşmeler

GÖRÜŞME AYARLANMASI SÜRECİ DEVAM EDİYOR... BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Misyon Şefi Michael Möller, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüştü. Möller'in talebi üzerine gerçekleşen görüşme öncesinde basına herhangi bir açıklama yapılmadı, basın mensupları içeriye alınmadı. Pazartesi günü de Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas'la bir araya gelecek olan Möller, Talat'la Hristofyas arasında görüşme ayarlanması sürecinin devam ettiğini söyledi

HRİSTOFYAS'TAN TALAT'A 'KARŞILIKLI YORUMLARDAN KAÇINALIM' MESAJI... Rum yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, "Kıbrıs sorununun çözümü için ciddi şekilde çalışmak için karşılıklı yorumlardan kaçınmak gerektiğini" söyledi. Rum basınına göre, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'a gönderdiği mektupla ilgili görüşü sorulan Hristofyas, "Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ciddi şekilde çalışmak istiyorsak, karşılıklı yorumlardan kaçınılması gerekir. Sayın Talat'a mesajım budur" dedi

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Misyon Şefi Michael Möller, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüştü.

Möller'in talebi üzerine gerçekleşen görüşme öncesinde basına herhangi bir açıklama yapılmadı, basın mensupları içeriye alınmadı:

Pazartesi günü de Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas'la bir araya gelecek olan Möller.

Talat'la Hristofyas arasında görüşme ayarlanması sürecinin devam ettiğini söyledi.

Rum radyosunun haberine göre dün Rum Başkanlık Sarayı'nda diplomatik görevlilere yönelik verilen resepsiyonun ardından açıklamada bulunan Möller; "görüşmelerin başlaması konusunda tüm taraflarda iyi niyet varmış gibi göründüğünü" belirtti.

Michael Möller, Cumhurbaşkanı Talat'ın BM'ye göndermiş olduğu mektuba ilişkin sorulara ise yanıt vermekten kaçındı.

Hristofyas: Karşılıklı yorumlardan kaçınmak gerek

Rum yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, "Kıbrıs sorununun çözümü için ciddi şekilde çalışmak için karşılıklı yorumlardan kaçınmak gerektiğini" söyledi.

Rum basınına göre, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'a gönderdiği mektupla ilgili görüşü sorulan Hristofyas, "Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ciddi şekilde çalışmak istiyorsak, karşılıklı yorumlardan kaçınılması gerekir. Sayın Talat'a mesajım budur" dedi.

Hristofyas, önceki günkü yemin töreninde ortaya koyduğu çözüm parametrelerine ve standartlarına göndermede yaparak, "Olgular programımda nettir ve diğer taraftan da anlayış olmasını umuyorum" diye konuştu.

Rum basını, Hristofyas'ın açıklamasını, "Kıbrıs Türk liderliğine ilk mesaj" olarak yorumladı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller ile pazartesi günü görüşeceğini anımsatan Hristofyas, BM Genel Sekreteri'ne mektup göndermek niyetinde olup olmadığı sorusuna karşılık, "Mesai arkadaşlarımla görüşerek bazı şeyleri inceleyeceğim. BM Sekreteryası, BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesine yönelik hareketler olacak" dedi.

Salı günü Atina'yı ziyaret edeceğini ve ziyaretin perşembe günü tamamlanacağını belirten Hristofyas, Atina'nın ardından Brüksel'e gideceğini de söyledi.

KIBRIS 01/03/08

 

Ankara'da Kıbrıs zirvesi yapılıyor

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmek üzere Ankara'ya gidiyor.

TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre Talat, Marmara Üniversitesi öğrencilerinin seçimiyle "yılın devlet adamı" ödülünü almak üzere çarşamba günü İstanbul'a gidecek.

İstanbul'dan Ankara'ya geçecek Talat, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirecek.

Talat'a, Ankara ziyaretinde, çalışma arkadaşlarından oluşan bir heyet eşlik edecek.

KIBRIS 01/03/08

 

Kyprianou eyes unification
By Darren Ennis

NEW Foreign Minister Markos Kyprianou has said he intends to capitalise on a "new momentum" to unify the island and believes there is a real chance he can broker a long-term agreement.

Kyprianou resigned as the European Union's health chief on Thursday to return to Cyprus, become foreign minister of a new government and help lead attempts to forge a peace deal for the divided island.

"There is new interest and new momentum to reach a deal and I intend to exploit this new momentum," Kyprianou told Reuters in an interview in Brussels after his resignation.
"I have two goals, one to integrate Cyprus fully into the European Union by contributing to the European structure and foreign and defence policy, but yes, my top priority is the resolution of the Cyprus issue. It is very early after the elections, but I think we can achieve this."

Kyprianou, appointed EU health commissioner in May 2005, said the positive conditions for forging a reunification of Cyprus were irresistible.

"This is the only reason I am going back. I was very proud to be EU Commissioner and was still very enthusiastic to look after the health of over 500 million Europeans," he said.

"But at the same time the good prospects and the positive new process on unification meant I could not sit back and watch from afar. I owed it to my country."

The 58-year-old member of DIKO said he hoped to take up his new role next week alongside Communist leader Demetris Christofias, who won the presidential election runoff last Sunday.

He said he expected United Nations-brokered meetings with the Turkish Cypriots to take place "very soon" after he takes office. Christofias has already sought early talks with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.

"The responsibility lies with the UN Any deal relies on the UN and the EU, which has the most interest in this issue since it already contains one of the countries involved and the other is a candidate country," Kyprianou said.

The outgoing commissioner, who has been tireless in tackling sensitive problems such as alcohol, smoking and obesity, believes his time in Brussels has put him in a good position to engage the help of the international community, which he said is necessary for an agreement on Cyprus.

"My experience in dealing with delicate international issues in Brussels certainly means I am very well placed and I intend to use

CYPRUS MAIL 01/03/08

 

UN hails good will for new talks
By Jacqueline Theodoulou

THERE appears to be good will on both sides for a resolution to the Cyprus problem, the UN Secretary-general’s Special Representative in Cyprus said yesterday.

Michael Moller, who was speaking after a reception held by President Demetris Christofias yesterday afternoon, had earlier met with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat. He will meet Christofias on Monday, in his bid to arrange a meeting between the two communities’ leaders “as soon as possible”.

Moller explained that he couldn’t yet announce a date for the meeting, but expressed hope that he will “be able to come up with something more concrete”, after his meeting with Christofias.

He confirmed discussing the opening of the Ledra Street checkpoint with Talat and said he would be broaching the subject with Christofias on Monday.

“Mr Talat is quite ready to open it [Ledra Street] and I hope Mr Christofias is as well. So with a bit of luck we will finally manage,” said Moller, adding that the date of the opening of the crossing point is up to the two leaders.

“The sooner the better as far as I am concerned,” he said.

Moller did not comment on a letter Talat sent to UN Secretary-general Ban Ki-moon, noting that both Christofias and Talat had already commented on the issue.

British High Commissioner Peter Millett also said that “the sooner we can get the two leaders meeting face to face the better”.

“I hope that can happen very soon,” he concluded.
On his part, Chinese Ambassador in Cyprus Zhao Yali expressed hope that efforts for a settlement were fruitful.

“We hope that the contacts between the two leaders commence and we hope for the best for this process,” Zhao added

CYPRUS MAIL 01/03/08

 

"Annan Planı'nın yapı taşları kullanılmalı"



2 Mart, 2008 14:26:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ''Kıbrıs sorununun çözümünde Annan Planı'nın yapı taşlarının kullanılması gerektiğini'' söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, Atina'da yayımlanan Elefterotipia gazetesindeki demecinde, Kıbrıs sorununa "en kısa zamanda kesin çözüm istediğini" belirtti.
 
Kıbrıs'ta, "Baştan başlayarak yeni müzakereler yapılmasının mümkün olmadığını" kaydeden Talat, "Ortada Annan Planı var. Bu planın yapı taşlarını kullanmalıyız" dedi.
 
Talat, "Hedefim, 2008 yılı sonuna kadar kesin çözüme varmak. Bunun mümkün olduğuna inanmak için birçok nedenim var. Yıl sonuna kadar kısa bir ön hazırlık ve daha sonra da toplu bir çözümle ilgili müzakereleriçin çok zamanımız var" diye konuştu.
 
Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün sürmesinin "Ada'nın iki toplum temelinde bölünmesine yol açacağını" belirten Talat, politikacıların kendi aralarındaki kavgayı halka hissettirmelerinin "son derece tehlikeli bir gelişme" olacağını söyledi.
 
"Hedefimiz Tayvan değil"
 
Talat, "Bizim hedefimiz Tayvan olmak değil. Benim yıllardır savunduğum şey, ilgili BM kararlarında da izah edildiği gibi çözümün siyasi eşitliğe dayandırılmasıdır. (Eski Rum yönetimi lideri Tasos) Papadopulos bunlara başka bir yorum getiriyordu. Ben ayrıca, iki devletin birleşiminden oluşacak yeni ortaklıktan söz ettim, bizim Kıbrıs Cumhuriyeti'ne eklenmemizden değil. Bulunduğumuz çıkmazlardan hepimizi sadece çözüm çıkaracaktır. Çözüm hem Kıbrıslı Türkler, hem de Rumlar için yararlıdır" dedi.
 
Gazetenin, Rum yönetiminin yeni lideri Dimitris Hristofyas ile ilişkilerinin nasıl olduğu sorusunu da yanıtlayan Talat, "Hristofyas ile çok iyi ilişkileri bulunduğunu" ve "en kısa zamanda, yeni bir girişimde bulunmak üzere uluslararası toplumun çağrısına birlikte yanıt vermek için görevi üstlenmesini ve politikasını belirlemesini beklediğini" söyledi.
 
KKTC lideri Talat, "Yeni bir döneme girmiş olmamızdan memnunum. Bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Hristofyas ile görüşmeyi ve çözüm konusundaki niyetimizi teyit etmeyi bekliyorum. Biz liderler, vatandaşların kabul edeceği bir çözüm bulmak zorundayız. Eğer vatandaşlar bunu istemiyorlarsa, bunun olması mümkün değil. Böyle birşey olsa bile işlemeyecektir" diye konuştu.

 

BM inisiyatifini samimi olarak arzuluyoruz

ERDOĞAN: ADİL VE KAPSAMLI BİR ÇÖZÜMLE BİRLEŞİK KIBRIS... TC Başbakanı Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine önceki akşam yemek verdi. Erdoğan yemekte yaptığı konuşmada, Türkiye'nin vizyonunun; "adil ve kapsamlı çözüme kavuşmuş birleşmiş bir Kıbrıs çerçevesinde Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ın AB içerisinde yer alacakları bir işbirliği sütunu oluşturulması" yönünde olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, Rum yönetimi liderinin Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm bulunması yönünde irade sergilemesini beklediklerini de vurguladı

STRUKELJ: İKİ TOPLUM DA BU FIRSATI DEĞERLENDİRMELİ... AB dönem başkanı Slovenya'nın Ankara Büyükelçisi Mitja Strukelj de, Güney Kıbrıs'taki seçimlerin ardından yapılan ilk açıklamaların kendilerine Kıbrıs'ta yeni bir fırsat penceresinin açıldığına dair umut aşıladığını ifade etti. Strukelj, uzun zamandır süregelen çözümsüzlüğün aşılması ve BM şemsiyesi altında kapsamlı bir çözüm için görüşmelerin yeniden başlaması amacıyla adadaki iki toplumun bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini kaydetti. Büyükelçi, Türk tarafının açıklamalarının kendilerini yüreklendirdiğini de bildirdi

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye olarak, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunmasına yönelik inisiyatif almasını samimi bir şekilde arzu ettiklerini vurgulayarak, "Bu çabalara aktif katkıda bulunmaya hazırız" dedi.

AB dönem başkanı Slovenya'nın Ankara Büyükelçisi Mitja Strukelj de, Güney Kıbrıs seçimlerinin ardından yapılan ilk açıklamaların kendilerine Kıbrıs'ta yeni bir fırsat penceresinin açıldığına dair umut aşıladığını ifade ederek, uzun zamandır süregelen çözümsüzlüğün aşılması ve BM şemsiyesi altında kapsamlı bir çözüm için görüşmelerin yeniden başlaması amacıyla adadaki iki toplumun bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.

AA'nın haberine göre, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine önceki akşam verdiği yemekteki konuşmasında, Türkiye'nin AB üyeliği süreci yanında Kıbrıs sorununa da değindi.

Erdoğan, Türkiye'nin vizyonunun; "adil ve kapsamlı çözüme kavuşmuş birleşmiş bir Kıbrıs çerçevesinde Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ın AB içerisinde yer alacakları bir işbirliği sütunu oluşturulması" yönünde olduğuna işaret etti.

Bunun, Doğu Akdeniz'in bir barış ve refah havzası haline gelmesine de katkıda bulunacağına dikkat çeken Erdoğan, "Bu nedenle biz, Türkiye olarak BM Genel Sekreteri'nin soruna kapsamlı çözüm bulunmasına yönelik inisiyatif almasını samimi bir şekilde arzu ediyoruz. Bu çabalara aktif katkıda bulunmaya hazırız" diye konuştu.

Türkiye Başbakanı Erdoğan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm bulunması yönünde irade sergilemesini beklediklerini de vurguladı.

Strukelj: Seçim sonuçları

yeni bir fırsat için umut

AB dönem başkanı Slovenya'nın Ankara Büyükelçisi Mitja Strukelj de, yemekte yaptığı konuşmasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki seçimlere değinerek, seçimlerin ardından yapılan ilk açıklamaların kendilerine Kıbrıs'ta yeni bir fırsat penceresinin açıldığına dair umut aşıladığını kaydetti.

Strukelj, uzun zamandır süregelen çözümsüzlüğün aşılması ve BM şemsiyesi altında kapsamlı bir çözüm için görüşmelerin yeniden başlaması amacıyla adadaki iki toplumun bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini belirterek, Türk tarafının açıklamalarının kendilerini yüreklendirdiğini bildirdi.

"Bu tür gelişmeler ışığında Türkiye, Ankara Anlaşması ek protokolü konusundaki pozisyonunu yeniden gözden geçirmelidir" diyen Büyükelçi Strukelj, bu doğrultudaki bir kararın ilerleme sağlanabilecek fasıl sayısını artırarak, katılım müzakerelerine olumlu etkide bulunabileceğini ifade etti.

Strukelj, AB'nin de Kuzey Kıbrıs'a yönelik izolasyonu sona erdirmeye yönelik çalışmalarının süreceğini belirtti.

Büyükelçi Strukelj, Türkiye'nin, Yunanistan'la ikili ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik adımlarının Doğu Akdeniz'deki istikrara büyük katkı sağlayacağını da ifade ederek, Ermenistan'da yeni devlet başkanının seçilmesiyle birlikte Türkiye, Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ve Ermenistan'ın bölgesel işbirliğine dahil edilmesini umduklarını kaydetti.

KIBRIS 02/03/08

 

 

Lokmacı gündemde

LOKMACI 2 LİDERE BAĞLI... Rum radyosunun haberine göre, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller, Lokmacı Kapısı'nın ne kadar kısa zamanda açılacağının, Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetiminin yeni lideri Hristofyas'a bağlı olduğunu söyledi.

MAVRU: SİYASİ KARAR ALINSIN, 5 GÜN İÇERİSİNDE AÇMAYA HAZIRIM... Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru da Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda yaptığı açıklamada, "Siyasi karar alınması durumunda 5 gün içerisinde kapıyı açmaya hazır olduklarını" belirtti

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller arasında önceki gün yapılan görüşmede, Lokmacı Kapısının da gündeme geldiği bildirildi.

Rum radyosunun haberine göre, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller, Rum Başkanlık Sarayı'nda verilen resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Cumhurbaşkanı Talat ile önceki gün yaptığı görüşmede, Lokmacı Kapısı'nın da gündeme geldiğini söyledi.

Möller, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile 3 Mart Pazartesi günü yapacağı görüşmede konuyu ele alacaklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Talat'ın Lokmacı Kapısı'nı açmaya hazır olduğunu söylediğini belirten Möller, Hristofyas'ın da aynı tavır içinde olacağını umut ettiğini kaydetti..

Micheal Möller, Lokmacı Kapısı'nın ne kadar kısa zamanda açılacağının iki lidere bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Mavru: Siyasi karar olursa Lokmacıyı hemen açarız

Öte yandan Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru da Lokmacı kapısının açılması konusunda bir açıklama yaptı ve "siyasi karar alınması durumunda 5 gün içerisinde kapıyı açmaya hazır olduklarını" söyledi.

Rum radyosunun haberine göre Mavru; Lokmacı kapısının açılması konusunda teknik açıdan hazır olunduğunu ve gerekli olan tek şeyin siyasi karar olduğunu ifade etti; yol boyundaki evlerin tamiratının 3 ay süreceğini, ancak bu çalışmaların yayaların güvenli geçişini engellemeyeceğini kaydetti.

Habere göre Mavru ayrıca; Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları ile görüşme olasılığını da göz ardı etmediğini belirtti.

KIBRIS 02/03/08

 

Türkiye'den KKTC'ye 200 milyon dolarlık kredi

Türkiye'nin, KKTC'ye 200 milyon dolar kredi sağlamasına ilişkin anlaşma yürürlüğe girdi.

AA'nın haberine göre Türkiye ile KKTC arasında 11 Şubat 2008 tarihinde Ankara'da imzalanan kredi anlaşmasına ilişkin Türkiye Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.

Anlaşma, imza tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Kredi anlaşması, Türkiye ile KKTC arasında 20 Temmuz 2006'da imzalanan "Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü" uyarınca yapıldı

KIBRIS 02/03/08

 

KKTC'de yaşayan Rum ve Maronitler, Rum gümrüğünden şikayetçi

Rum tarafında yayınlanan Alithia gazetesinin dün, "Barikatlardaki Denetimler: Deveyi Yutuyor, Salyangozu Süzgeçten Geçiriyorlar -Dondurulmuş İki Tavuğun Macerası. Özgürlükten Tutsaklığa Yolculukları ve Yeniden Özgürlüğe Dönüşleri" başlıklarıyla verdiği haberde, KKTC'de yaşayan Rum ve Maronitlerin; Güney Kıbrıs'a gidişleri sırasında yanlarında götürdükleri şeylere; Rum Gümrüğü tarafından el konulması nedeniyle yaşadıkları sıkıntılara yer verildi.

Gazete hafta başında Rum gümrüğünün KKTC'de yaşamakta olan yaşlı bir Rum kadının, Güney'e giderken beraberinde götürdüğü 2 adet dondurulmuş tavuğa el koyduğunu, aynı tavukların birkaç gün önce de Rum yönetiminin "mahsurlara yönelik sözde bonkör politikası çerçevesinde" yaşlı Rum kadına verildiğini yazdı.

Yeşil Hat Tüzüğü dikkate alınıyor

Gazeteye göre konuyla ilgili görüşüne başvurulan Rum Gümrüğü üst düzey yetkililerinden Hrisostomos Hacihristodulu, Yeşil Hat Tüzüğü'nün KKTC'den Rum tarafına hayvansal ürün geçişini yasakladığını ve Rum gümrükçülerin de buna uymak zorunda olduklarını söyledi.

Falas: Rum hükümeti bu konuya hassasiyet göstermiyor

"Karpaz Eşgüdüm Komitesi Başkanı" Nikos Falas da, KKTC hükümetinin Güney'e gitmelerine izin verdiği zamandan beridir KKTC'de yaşayan Rumların yaşamakta olduğu bu meşakkate hiçbir Rum hükümetinin gereken hassasiyeti göstermediğini söyledi ve bu konuda en kötü hükümetin Papadopulos hükümeti olduğunu vurguladı.

Son olarak yaşanan tavuk olayına benzer pek çok durumla karşı karşıya kalındığını söyleyen Falas, Rum gümrükçülerin, Güney'e gitmek isteyen Rumların yanlarındaki salyangoz, yağ, kolokas ve benzeri mallarına el koyduklarını da anlattı.

Yeşil Hat Tüzüğü bahane gösterilemez

Nikos Falas bu duruma bahane olarak Yeşil Hat Tüzüğü'nün gösterilemeyeceğini, çünkü aynı şeylerin söz konusu tüzüğün uygulamaya girmesinden önce de yaşandığını belirterek şunları söyledi:

"Avrupa Birliği, mahsurların (KKTC'de yaşayan Rum ve Maronitler) özgür bölgelerde yaşayan çocuklarına Karpaz'daki teknesinde yoğurduğu iki ekmeği götürmesini yasaklaması nasıl mümkün olabilir? Cumhuriyet'in yetkili makamlarının; mahsurları büyük bir katılık içerisinde yoklamaktan başka uğraşacak ciddi işleri yok gibi görünüyor."

KIBRIS 02/03/08

 

 

Christofias keen for Ledra Street to open
By Jacqueline Theodoulou

THE OPENING of Ledra Street is a priority for new President Demetris Christofias, and will be on the agenda at talks with the UN tomorrow, the Government Spokesman said yesterday.

Speaking ahead of Christofias’ meeting with the UN Secretary-general’s special representative Michael Moller, Stefanos Stefanou said Ledra Street was definitely on the agenda for discussion.

“If it [Ledra Street] opens, it will help foster a climate of trust between the two communities,” he said, adding that Christofias was willing to meet Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat as soon as possible.

Stefanou insisted the new President was after a solution to the Cyprus problem, and the sooner the better.

Moller said on Friday he had discussed the opening of Ledra Street with Talat.

“Mr Talat is quite ready to open it [Ledra Street] and I hope Mr Christofias is as well.

“The sooner the better as far as I am concerned,” said Moller.

Nicosia Mayor Eleni Mavrou yesterday repeated that Ledra Street could be safely open within five days, once the political decision was made.

Technical teams from Nicosia’s Greek and Turkish Cypriot municipalities met on Wednesday to discuss the issue.

“This is a matter that has preoccupied us for a long time,” she told the Cyprus News Agency. “We just confirmed that from a technical point of view, we are ready.”

She stressed that the opening of the Ledra Street checkpoint was a political decision.

“I understand that many of the issues have been resolved for a while now. Regarding the technical aspect of the issue, which involves the Municipality, there are no problems,” Mavrou said.

“From the moment the decision is made, in five days at the latest, the road will be safe for pedestrians.”

The Nicosia Mayor explained that works to restore the buildings on either side of the crossing point would take about three months to complete; but she added that this would not affect pedestrians’ mobility.

Mavrou said she had already discussed Ledra Street with President Demetris Christofias. “We will have the opportunity to discuss it further.”

Asked if there were to be any meetings with her Turkish Cypriot counterpart Cemal Bulutoglulari, Mavrou said nothing had been planned.

“If the need arises, of course, we will gladly arrange it. We have already met with Mr Bulutoglulari on numerous occasions for various issues that needed co-ordination and co-operation,” she said.

CYPRUS MAIL 02/03/2008

 

Close down the brothels in the north’
By Simon Bahceli

TWO of the most influential women in Turkish Cypriot public life yesterday called for brothels in the north to be closed down, saying they were nothing more than centres for human trafficking.

Oya Talat, wife of Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, and Emine Erk, the north’s foremost human rights lawyer, were speaking at a conference on human trafficking held at the north’s Near East University (NEU). The conference was backed by the US Embassy, the British High Commission and the Turkish Cypriot Human Rights Foundation (KTIHV), headed by Erk.

“Work has to start to close these places down, and it needs to be done with urgency,” Talat told the conference yesterday.

Erk backed Talat’s call, highlighting the need for urgent changes in the law, without which it would be virtually impossible to crack down on the traffickers.

“We have no laws to prevent human trafficking and no legal deterrents,” Erk said. She added that people generally viewed what happened in night clubs simply as prostitution, and were mostly unaware that the 300-plus women working in them were victims of human traffickers who made vast amounts of money by forcing the women into modern-day slavery.

Erk was at pains to explain the differences between human smuggling and trafficking, the latter being where people are brought into a country to face exploitation of their sexuality or physical labour. The phenomenon was widespread in the north Cyprus sex trade, she said, because women brought to the island were kept in prison-like conditions, had their passports confiscated, and were burdened with debt on their arrival – something which rendered the women indentured labourers who worked “inhumanly long hours”. All these factors constituted violations of the UN’s human rights charter on human trafficking, she said.

Much of what goes on in north’s Cyprus’ brothels was brought to light by researcher Mine Yucel, who delivered a stinging report to the conference on the authorities’ ineffectiveness at dealing with the problem, even going as far as accusing them of culpability.

“If prostitution is illegal here, why are women who are brought to the island supposedly to serve drinks put in quarantine for two days and given tests for sexually transmitted diseases? As far as I know, you cannot pass on an STD by serving someone a drink,” Yucel told the conference. She also accused the authorities of further complicity, highlighting the fact that the police keep the passports of the women until they had completed their contracts and are released by their employers.

Yucel’s report referred to a number of interviews she had held with sex workers at the clubs, taxi drivers, and even club owners. What she spoke of left few in doubt that major human rights violations were taking place under the noses of ordinary Turkish Cypriots.
“I interviewed one woman who said she wanted to remain drunk 24 hours a day, seven days a week so that when it was all over she would not remember what she had gone through,” she said. Another woman told Yucel she had been “sold into prostitution by her boyfriend”. From an interview with a club owner, Yucel said she believed owners were earning around $150,000 dollars per month from the proceeds.

But there was light at the end of the tunnel, Talat told the Cyprus Mail on the fringe of the conference, saying that a committee of legal experts and people from a number of other fields were working together to update the north’s laws in a way that would make it much harder for human traffickers to ply their trade.

One of the lawyers on the committee told the Mail that new laws would clearly differentiate between pimping and human trafficking, and that traffickers in the future could face up to 25 years in jail.

“We can’t say that we will close all the night clubs down. If they are providing legitimate services, we can’t. But if, once the law is in place, they are found to be trafficking, we will,” he said.

CYPRUS MAIL 02/03/08

 

Hristofyas, Atina’ya ‘barikatları yıkalım’ diyecek

Kıbrıs Rum yönetiminin yeni lideri Dimitris Hsitofyas, ilk yurt dışı ziyaretini yarın Yunanistan’a yapacak. Ziyaret öncesi Rum gazeteleri Hristofyas’ın KKTC ile Rum kesimi arasındaki tüm barikatların yıkılması yönünde öneride bulunacağını yazdı.

AA

Güncelleme: 11:33 ET 03 Mart 2008 Pazartesi

 

LEFKOŞA - Hristofyas, Atina’da, Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Başbakan Kostas Karamanlis ve siyasi liderlerle ayrı ayrı bir araya gelecek. Rum lideri, Karamanlis ile Çarşamba günü görüşecek ve görüşeminin ardından basına ortak açıklama yapılacak.

Atina ziyaretini Perşembe günü tamamlayacak Hristofyas, 13-14 Mart tarihlerinde de Brüksel’de AB Konseyi toplantılarına katılacak.

TÜM BARİKATLARIN AÇILMASINI ÖNERECEK
Öte yandan, Rum gazeteleri Hristofyas’ın sadece Lefkoşa’daki Lokmacı Kapısı’nın değil, KKTC ile Rum kesimi arasındaki tüm barikatların açılması yönünde öneride bulunacağını yazdı.

Gazetelerde yer alan haberlerde, Hristofyas’ın BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’e, Lokmacı’nın yanı sıra Yeşilırmak ve Derinya öncelikli olmak üzere, Yeşil Hat boyunca mevcut tüm geçiş noktalarının açılması önerisinde bulunacağı belirtildi.

Haberlerde, Rum tarafının yeni geçiş noktalarının açılmasına ilişkin ön koşulunun, “Türk askerinin yayaların ‘güvenli’ geçişine imkan sağlayacak bir uzaklığa çekilmesi” olduğu, Hristofyas’ın bu girişiminin “Kıbrıs Türk tarafında çaresizliğe yol açacağını” savunuldu.

STEFANU: HRİSTOFYAS BARIŞ İÇİN ÇALIŞACAK
Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller ile görüşmesi sırasında, “en kısa sürede Kıbrıs sorununun adil, yaşayabilir ve fonksiyonel çözümü için çalışacağını teyit ettiğini” söyledi.

Stefanu, Hristofyas’ın Möller’e, “8 Temmuz 2006 Anlaşmasından başlayarak, Kıbrıs sorunundaki görüşmelerin yeniden başlaması için gerekli atmosferin oluşturulmasına yönelik inisiyatifler üstlenmesi isteğini ilettiğini” belirtti.

8 TEMMUZ ANLAŞMASI
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eski Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreterinin eski Yardımcısı İbrahim Gambari’nin başkanlığında 8 Temmuz 2006’da Lefkoşa ara bölgede yaptıkları görüşmede, “kararlar” ve “ilkeler” anlaşması yapmıştı.

8 Temmuz Anlaşması veya “Gambari Süreci” olarak da bilinen anlaşma, iki taraf arasındaki, insan kaçakçılığı, kuş gribi gibi gündelik sorunların görüşülerek halledilmesi için teknik komiteler kurulmasını, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların ele alınması için de çalışama grupları oluşturulmasını öngörüyordu.

Papadopulos’un, Kıbrıs sorununun çözümünü zamana yayma taktiği nedeniyle 8 Temmuz Anlaşması hayata geçirilmedi.

 

Rumlar KKTC’deki eski mallarını satabilecek

KKTC Cumhuriyet Meclisi, Rumlara, KKTC’deki eski mallarını belli şartlarda satma imkanı veren yasa tasarısını oy çokluğuyla onayladı.

AA

Güncelleme: 12:58 ET 03 Mart 2008 Pazartesi

 

LEFKOŞA - KKTC, Rumlara, KKTC’deki eski malları için takas, tazminat ve iade amacıyla Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurma hakkı vermesinin ardından, yeni bir yasayla mal satma imkanı da sağlıyor.

İlgili malın koçanlı olmaması ve 3 yıldan fazla tasarruf edilmesi şartıyla, tasarruf edene eski Rum sahibi tarafından satılabilmesini düzenleyen yasa, Meclis’in bugünkü birleşiminde oy çokluğuyla kabul edildi.

“Anayasa’nın 159’uncu Maddesinin (1)’inci Fıkrasının (B) Bendi Kapsamına Giren, KKTC Hukuku’na Göre Mülkiyet Hakkı Herhangi Bir Gerçek veya Devlet Dışındaki Tüzel Kişiye Ait Olmayan ve Tasarruf Hakkı Halen Bir Gerçek veya Tüzel Kişiye ya da KKTC Devletine Ait Bulunan Taşınmaz Mallar Üzerindeki Hakların Devri ve Kaydedilmesi” adını taşıyan yasa, Meclis’in bugünkü birleşiminde ele alındı.

Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekilleri, Mecliste konuyla ilgili yaptıkları konuşmalarda, yasadan duydukları rahatsızlıklarını dile getirdi.

KKTC Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile İçişleri Bakanı Özkan Murat ise, yasanın, mülkiyet rejiminin uluslararası hukuka uygunluğu açısından ihtiyaç olduğunu vurguladı.

BAŞBAKAN SOYER: “MÜLKİYET KRONİKLEŞEN BİR SORUN”
Soyer, mülkiyet tartışmalarının toplumsal çatışmaların başladığı dönemden beri var olduğunu kaydederek, çözümün ana unsurunun da siyasal çözüm olduğunu belirtti.

Çözüm uzadıkça, mülkiyet sorununun da diğer sorunlar gibi kronikleşip çözümü zorlaşacak sorunlar olacağını ifade eden Soyer, bu yüzden Kıbrıs sorununun çözümüne ağırlık verilmesi gerektiğini anlattı.

İçişleri Bakanı Özkan Murat da, yasayla amaçlananın, yatırımcıların kirasında veya kullanımındaki malların karşılığının, devletin kontrolünde satılarak devralınması olduğunu belirtti. Murat, “Hem Türk koçanı yapıyoruz, hem de uluslararası hukuka giriyoruz. Buna gerçekten ihtiyacımız var. Yıllarca AİHM’de hem bizi hem Türkiye’yi çok uğraştırdılar” dedi.

Yabancıların mal alımının izne tabi olduğunu hatırlatan Murat, bu yasanın Kıbrıs sorununun çözümü konusunda da pozitif bir adım olduğunu ve AİHM’de karşılaşılan sorunlara cevap için gerek görüldüğünü söyledi.

Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi Başkanı, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Lefkoşa Milletvekili Kadri Fellahoğlu ise sadece devlete ait ve bir tasarrufçunun 3 yıl kullandığı arazilerin satışını düzenleyen yasadan yararlanacak Rumların, Kıbrıs Türk otoritesini tanıması gerekeceğine işaret etti.

Kıbrıs sorununun çözümünü beklemeden bir takım adımlar atmak, bazı argümanları tartışmak zorunda olduklarını belirten Fellahoğlu, aksi takdirde bunların ileride daha büyük sorunlar olarak karşılarına çıkabileceğini kaydetti.

 

Rumlar KKTC'deki mallarını satabilecek



3 Mart, 2008 21:00:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhuriyet Meclisi, Rumlara, KKTC'deki eski mallarını belli şartlarda satma imkanı veren yasa tasarısını oy çokluğuyla onaylandı.

KKTC, Rumlara, KKTC'deki eski malları için takas, tazminat ve iade amacıyla Taşınmaz Mal Komisyonu'na başvurma hakkı vermesinin ardından, yeni bir yasayla mal satma imkanı da sağlıyor.
 
İlgili malın koçanlı olmaması ve 3 yıldan fazla tasarruf edilmesi şartıyla tasarruf edene eski Rum sahibi tarafından satılabilmesini düzenleyen yasa, Meclis'in bugünkü birleşiminde oy çokluğuyla kabul edildi.
 
"Anayasa'nın 159'uncu maddesinin (1)'inci fıkrasının (B) Bendi Kapsamına Giren, KKTC Hukukuna Göre Mülkiyet Hakkı Herhangi Bir Gerçek veya Devlet Dışındaki Tüzel Kişiye Ait Olmayan ve Tasarruf Hakkı Halen Bir Gerçek veya Tüzel Kişiye ya da KKTC Devletine Ait Bulunan Taşınmaz Mallar Üzerindeki Hakların Devri ve Kaydedilmesi" adını taşıyan yasa, Meclis'in bugünkü birleşiminde ele alındı.
 
Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekilleri, Meclis'te konuyla ilgili yaptıkları konuşmalarda, yasadan duydukları rahatsızlıklarını dile getirdi.
 
KKTC Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile İçişleri Bakanı Özkan Murat ise yasanın, mülkiyet rejiminin uluslararası hukuka uygunluğu açısından ihtiyaç olduğunu vurguladı.
 
Soyer: "Mülkiyet kronikleşen bir sorun"
 
Başbakan Ferdi Sabit Soyer de, yasaya emek verenlere teşekkür etti ve Kıbrıs Türk tarafının haklılığına dikkati çekti.
 
Soyer, mülkiyet tartışmalarının toplumsal çatışmaların başladığı dönemden beri var olduğunu kaydederek, çözümün ana unsurunun da siyasal çözüm olduğunu belirtti.
 
Çözüm uzadıkça mülkiyet sorununun da diğer sorunlar gibi kronikleşip çözümü zorlaşacak sorunlar olacağını ifade eden Soyer, bu yüzden Kıbrıs sorununun çözümüne ağırlık verilmesi gerektiğini anlattı.
 
İçişleri Bakanı Özkan Murat da, yasayla amaçlananın, yatırımcıların kirasında veya kullanımındaki malların karşılığının devletin kontrolünde satılarak devralınması olduğunu belirtti.
 
Murat, "Hem Türk koçanı yapıyoruz, hem de uluslararası hukuka giriyoruz. Buna gerçekten ihtiyacımız var. Yıllarca AİHM'de hem bizi hem Türkiye'yi çok uğraştırdılar" dedi.
 
Yabancıların mal alımının izne tabi olduğunu hatırlatan Murat, bu yasanın Kıbrıs sorununun çözümü konusunda da pozitif bir adım olduğunu ve AİHM'de karşılaşılan sorunlara cevap için gerek görüldüğünü söyledi.
 
Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi Başkanı, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Lefkoşa Milletvekili Kadri Fellahoğlu ise sadece devlete ait ve bir tasarrufçunun 3 yıl kullandığı arazilerin satışını düzenleyen yasadan yararlanacak Rumların, Kıbrıs Türk otoritesini tanıması gerekeceğine işaret etti.
 
Kıbrıs sorununun çözümünü beklemeden bir takım adımlar atmak, bazı argümanları tartışmak zorunda olduklarını belirten Fellahoğlu, aksi takdirde bunların ileride daha büyük sorunlar olarak karşılarına çıkabileceğini kaydetti.

 

 

Hristofyas'tan ilk ziyaret Yunanistan'a



3 Mart, 2008 16:48:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum yönetiminin yeni lideri Dimitris Hristofyas, ilk yurtdışı ziyaretini yarın Yunanistan'a yapacak.

Hristofyas, Atina'da, Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Başbakan Kostas Karamanlis ve siyasi liderlerle ayrı ayrı bir araya gelecek.
 
Rum lideri, Karamanlis ile çarşamba günü görüşecek ve görüşmenin ardından basına ortak açıklama yapılacak.
 
Atina ziyaretini Perşembe günü tamamlayacak Hristofyas, 13-14 Mart tarihlerinde de Brüksel'de AB Konseyi toplantılarına katılacak.
 
Hristofyas'ın sadece Lefkoşa'daki Lokmacı Kapısı'nın değil, KKTC ile Rum kesimi arasındaki tüm barikatların açılması yönünde öneride bulunacağı ileri sürüldü.
 
Rum gazetelerinde yer alan haberlerde, Hristofyas'ın BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'e, Lokmacı'nın yanı sıra Yeşilırmak ve Derinya öncelikli olmak üzere, Yeşil Hat boyunca mevcut tüm geçiş noktalarının açılması önerisinde bulunacağı belirtildi.
 
Haberlerde, Rum tarafının yeni geçiş noktalarının açılmasına ilişkin önkoşulunun, "Türk askerinin yayaların 'güvenli' geçişine imkan sağlayacak bir uzaklığa çekilmesi" olduğu, Hristofyas'ın bu girişiminin "Kıbrıs Türk tarafında çaresizliğe yol açacağını" savunuldu.
 
Stefanu: "Hristofyas Kıbrıs sorunu için çalışacak"
 
Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller ile görüşmesi sırasında, "en kısa sürede Kıbrıs sorununun adil, yaşayabilir ve fonksiyonel çözümü için çalışacağını teyit ettiğini" söyledi.
 
Stefanu, Hristofyas'ın Möller'e, "8 Temmuz 2006 Anlaşması'ndan başlayarak, Kıbrıs sorunundaki görüşmelerin yeniden başlaması için gerekli atmosferin oluşturulmasına yönelik inisiyatifler üstlenmesi isteğini ilettiğini" belirtti.
 
Rum Sözcü, Hristofyas'ın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile mart sonunda görüşmesi için çabaların yürütüldüğünü de söyledi.
 
8 Temmuz Anlaşması
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eski Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin eski Yardımcısı İbrahim Gambari'nin başkanlığında 8 Temmuz 2006'da Lefkoşa ara bölgede yaptıkları görüşmede, "kararlar" ve "ilkeler" anlaşması yapmıştı.
 
8 Temmuz Anlaşması veya "Gambari Süreci" olarak da bilinen anlaşma, iki taraf arasındaki, insan kaçakçılığı, kuş gribi gibi gündelik sorunların görüşülerek halledilmesi için teknik komiteler kurulmasını, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların ele alınması için de çalışama grupları oluşturulmasını öngörüyordu.
 
Papadopulos'un, Kıbrıs sorununun çözümünü zamana yayma taktiği nedeniyle 8 Temmuz Anlaşması hayata geçirilmedi.

 

 

Talat: Hedefim, 2008'de çözüm

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Kıbrıs sorununun çözümünde Annan Planının yapı taşlarının kullanılması gerektiğini" söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, Atina'da yayımlanan Elefterotipia gazetesindeki demecinde, Kıbrıs sorununa "en kısa zamanda kesin çözüm istediğini" belirtti.

Kıbrıs'ta, "Baştan başlayarak yeni müzakereler yapılmasının mümkün olmadığını" kaydeden Talat, "Ortada Annan Planı var. Bu planın yapı taşlarını kullanmalıyız" dedi.

Talat, "Hedefim, 2008 yılı sonuna kadar kesin çözüme varmak. Bunun mümkün olduğuna inanmak için birçok nedenim var. Yılsonuna kadar kısa bir ön hazırlık ve daha sonra da toplu bir çözümle ilgili müzakereler için çok zamanımız var" diye konuştu.

Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün sürmesinin "Adanın iki toplum temelinde bölünmesine yol açacağını" belirten Talat, politikacıların kendi aralarındaki kavgayı halka hissettirmelerinin "son derece tehlikeli bir gelişme" olacağını söyledi.

Talat, "Bizim hedefimiz Tayvan olmak değil. Benim yıllardır savunduğum şey, ilgili BM kararlarında da izah edildiği gibi çözümün siyasi eşitliğe dayandırılmasıdır. (Eski Rum yönetimi lideri Tasos) Papadopulos bunlara başka bir yorum getiriyordu. Ben ayrıca, iki devletin birleşiminden oluşacak yeni ortaklıktan söz ettim, bizim Kıbrıs Cumhuriyeti'ne eklenmemizden değil. Bulunduğumuz çıkmazlardan hepimizi sadece çözüm çıkaracaktır. Çözüm hem Kıbrıslı Türkler, hem de Rumlar için yararlıdır" dedi.

Gazetenin, Rum yönetiminin yeni lideri Dimitris Hristofyas ile ilişkilerinin nasıl olduğu sorusunu da yanıtlayan Talat, "Hristofyas ile çok iyi ilişkileri bulunduğunu" ve "en kısa zamanda, yeni bir girişimde bulunmak üzere uluslararası toplumun çağrısına birlikte yanıt vermek için görevi üstlenmesini ve politikasını belirlemesini beklediğini" söyledi.

Talat, "Yeni bir döneme girmiş olmamızdan memnunum. Bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Hristofyas ile görüşmeyi ve çözüm konusundaki niyetimizi teyit etmeyi bekliyorum. Biz liderler, vatandaşların kabul edeceği bir çözüm bulmak zorundayız. Eğer vatandaşlar bunu istemiyorlarsa, bunun olması mümkün değil. Böyle bir şey olsa bile işlemeyecektir" diye konuştu.

KIBRIS 03/03/2008

 

Hristofyas: Türkiye hazır ise, biz de hazırız

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, EOKA'cı Grigoris Afksentiu için Maşera'da düzenlenen anma töreninde "Kıbrıs sorununa çözüm bulunması konusunda Türkiye de hazır ise, Rum tarafının da hazır olduğunu" öne sürdü.

Rum radyosunun haberine göre Hristofyas "işgale son verecek, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü ve birliğini federasyon çerçevesinde yeniden tesis edecek, Kıbrıslıların tamamının insan hakları lehinde bir çözüm bulunması gerekir" dedi.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın; Hristofyas'tan, Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm bulunması konusunda istek göstermesini beklediği açıklamasını da yorumlayan Dimitris Hristofyas "Kıbrıs Rum tarafının tutumunun kesin olduğunu" savundu. "Türkiye'nin tavrını değiştirmesini, BM kararlarına, 8 Temmuz Anlaşması'na, Doruk Anlaşmaları'na, Uluslararası Hukuk'a ve Avrupa Hukuku'na saygı göstermesini umduğunu" da söyleyen Rum Yönetimi Başkanı "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin toprağını işgal ile elinde bulunduran biz değiliz, Türkiye'dir" dedi.

Lokmacı karşısındaki Rum barikatı ve BM'nin barikatın açılmasına ilişkin bir formül hazırlayıp hazırlamadığına ilişkin bir soruya karşılık Hristofyas, "Birleşmiş Milletler bize gelip konuştuğunda

pozisyonumuzu alacağız" yanıtını verdi. Hristofyas hem Lokmacı'nın hem de Yeşilırmak geçitlerinin açılmasına hazır olduklarını ancak bazı şartları bulunduğunu söyledi.

Protesto edildi

Hristofyas bu açıklamaları; EOKA'cı Grigoris Afksentiu için Ledra Bölge Piskoposu ve Maşera Manastırı Sorumlusu Epifaneos'un yönetiminde düzenlenen anma töreninin ardından yaptı. Törenin ardından EOKA'cılar; RMMO askerlerinin de katkısıyla Maşera çarpışmalarını canlandırdıkları bir gösteri yaptı.

Radyo; Dimitris Hristofyas'ın Grigoris Afksentiu anıtına çelenk koyması sırasında Kilise destekli "Elen Ruhlu Gençler" örgütü EFEN'e mensup gençlerin federasyon ve Hristofyas'ın törene katılması aleyhine sloganlar attığını haber verdi.

Aleyhine atılan sloganlarla ilgili yorumu sorulan Hristofyas; "Bütün bunların, şu anda yaşasaydı halkın ve ülkenin birleşmesi için çalışacak olan Afksentiu gibi bir kahramanı onurlandıracak şeyler olmadığına inanıyorum" dedi.

Atina'da taktik belirlenecek

Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın bu hafta gerçekleştireceği Atina ziyaretinde Kıbrıs sorunundaki gelişmeler ışığı altında taktik konularını görüşeceğini bildirildi.

Fileleftheros "Atina-Lefkoşa Taktik Belirliyor" başlıklı haberinde Yunan hükümetinin Hristofyas'la bir süredir birlikte çalışmakta olduğunu yazdı ve üst düzeyli bir Yunan yetkiliye dayanarak Atina'daki görüşme sırasında bir "tanışma veya niyetlerin belirlenmesi çabası olmayacağını" yazdı.

Gazeteye göre Yunanistan Başbakanlığı'nda gerçekleşecek görüşmenin gündeminin en üst sırasında şu iki konu bulunuyor:

"-BM yetkililerinin bölgeye gerçekleştirecekleri ziyaret ışığı altında Kıbrıs sorununda yaklaşmakta olan gelişmeler,

-Türkiye-Avrupa ilişkileri ve bu başlıkta ortak taktik belirleme."

Gazete "iki hükümetin; gelişmelerin yönetilmesi ve göğüslenmesi yöntemleri konusunda görüşlerini orta koymalarının ardından, izlenmekte olan politika üzerinde uzlaşacaklarının açık olduğu" yorumunda bulundu.

Habere göre "Yunanistan'ın elinin Makedonya konusunda taşın altında olması; sahneyi şöyle veya böyle etkiliyor ve Yunan diplomasisi gelişme aşamasında bulunan bu meselede savaş pozisyonunda bulunuyor."

Kıbrıs sorunu müzakerelerin yeniden başlaması trafiğine giriyor

Fileleftheros "Çığ Gelişmeler -Kıbrıs Sorunu, Müzakerelerin Yeniden Başlaması Trafiğine Giriyor" başlığıyla manşete çektiği haberinde Kıbrıs sorununda "bundan sonraki hareketler bulmacasının; nisan sonlarına doğru çözüm müzakerelerinin başlamasının muhtemel olduğunu değerlendiren arabulucular tarafından şekillendirilmekte olduğunu" bildirdi.

Gazete planlamalara göre; müzakerelerin yaklaşık 6 ay süreceğini, ekspres bir prosedüre sıcak bakıldığını, ancak bunun bütün oyuncuların ve baş aktörlerin izleyecekleri taktiğe bağlı olacağını yazdı ve "arabulucuların; iki toplumun dümeninde Talat ve Hristofyas'ın bulunuyor olmasının yarattığı momentumun değerlendirilmesi, ancak ilk önce menünün ortaya konulması gerektiği düşüncesinde olduklarını" kaydetti.

Gazeteye göre BM Genel Sekreter Yardımcısı Lynn Pascoe başkanlığındaki BM grubunun 26 Mart civarlarında Ada'ya gelmesi ve 3 gün kalması bekleniyor. Bunun öncesinde Talat-Hristofyas görüşmesinin gerçekleşmesi beklenirken; Lokmacı geçidinin açılması çabalarının olması da ihtimal dışı görülmüyor.

Gazete Rum Yönetimi yeni Başkanı Dimitris Hristofyas'tan, seçilmesinin ardından uluslararası alanda oluşan ortamı özlü şekilde yönetmesi ve bu ortamı Güney Kıbrıs için "kâra dönüştürmesinin" beklendiğini yazdı. Buna paralel olarak Hristofyas'ın "Türk tarafının ve üçüncü tarafların, 8 Temmuz anlaşmasını etkisiz hale getirme ve Annan planını arka kapıdan geri getirmeyi hedefleyen" hareketlerini de göğüslemesi gerekeceğini belirten gazete, "dolayısıyla da taktiğinin; 1-inisiyatifler ve 2-metotlamaları caydırma nitelikli eksenlerde olacağını" kaydetti.

KIBRIS 03/03/2008

 

Denktaş: Görüşmelerde, verilemeyecek şeyler istenecek

Demokrat Parti (DP) Girne İlçe Örgütü önceki gün gece Girne Acapulco Resort Hotel'de "Demokrasi Şöleni" adı altında bir etkinlik düzenledi.

Geceye 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, DP Genel Başkan Serdar Denktaş, Genel Sekreter Ertuğrul Hasipoğlu, DP milletvekilleri, bazı belediye başkanları, meclis üyeleri ve partililer katıldı.

1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile DP Genel Başkanı Serdar Denktaş gecede birer konuşma yaptı.

Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türkleri "yakın gelecekte bekleyen bir tehlikeye" işaret ederek, "görüşme" adı altında Kıbrıslı Rumlarla pazarlık yapmadan masaya oturulması halinde Kıbrıslı Türklerden verilemeyecek şeyler isteneceğini söyledi.

Kendi adının "uzlaşmaz", "Mister No"ya çıkmasına aldırmadan, Kıbrıs konusunda yapılan görüşmelerde yıllarca Kıbrıslı Türklerin Rumlardan ayrı, Rumlarla denk, kendi kaderini tayin etme hakkına sahip bir halk olduğunu savunduğunu, eşitlik ve Türkiye'nin garantörlüğünden asla taviz vermediğini belirten Rauf Denktaş, bunlardan taviz verilmesi durumunda Kıbrıslı Türklerin, kâğıt üzerinde kendilerine ne hak verirlerse verilsin, yüzde 80 Rum içinde azınlık durumuna düşeceğini ifade etti.

Belli bir yaşın üzerinde olan kişilerin, Kıbrıslı Türklerin bu haklarını teslim etmemek için verilen mücadele ve direnişi çok iyi bildiğini dile getiren Denktaş, bu konuda gençlerin bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

"Dost ve müttefik gibi görülen" Amerika Birleşik Devletleri'nin, "Türkiye'ye açıkça yükümlülüklerini yerine getir ve Rumları tanı, önerilerini Rumların kabul edebileceği şekle sok" dediğini ifade eden Denktaş, "Bu, KKTC'nin yok olması demektir" şeklinde konuştu.

Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın; "Türkiye'nin garantörlüğünün ortadan kaldırılması, Türk askerleri ve 'yerleşik' dediği insanların adadan tamamen çıkması, Rum göçmenlerin tümünün evlerine geri dönmesi, serbest dolaşım ve yerleşim ilkelerini barındıran Avrupa Birliği normlarında bir federasyon" istediğini belirten Rauf Denktaş, bunun Kıbrıslı Türklerin "Rum çoğunluk içinde kaynatılması" amacı taşıdığını kaydetti.

Bütün bunlara neden olacak Annan Planı'nın, Rum Yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos'un "hayır" demesi sayesinde rafa kalktığını, ancak yakın zamanda Kıbrıs Türkü'nün karşısına getirilecek planın Rum Yönetiminin kabul edebileceği bir plan olacağı görüşünü ifade eden 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Hristofyas'ın "Kıbrıs Türklerine verilecek haklar Kıbrıs'ta yaşayan Maronit, Ermeni ve Latinlerin haklarına tecavüz etmemelidir" şeklindeki sözünü anımsatarak, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Ankara'da yapacağı temaslarda bütün bu gerçekleri masaya yatırarak; "KKTC'nin varlığı ve Türkiye'nin garantörlüğü kabul edilmeksizin biz anlaşma yapamayız" sözünü dile getirmesi dileğinde bulundu.

Bağımsızlık konusunda taviz vermeyip direnen Kosova'nın sonunda bağımsızlığına kavuştuğu konusuna da dikkat çeken Rauf Denktaş, "Bizden de 'bağımsızlığımızı masaya yatırmıyoruz' diyen seslerin çoğalmasını" beklediğini ve bu konuda partilere, partililere ve sivil toplum örgütlerine büyük görevler düştüğünü sözlerine ekledi.

Serdar Denktaş: İrademize sahip çıkma zamanı geldi

Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş partililere hitaben yaptığı konuşmada Girne İlçe Örgütünün "Demokrasi Şöleni" adı altında gerçekleştirdiği geceye partililerin gösterdiği ilgiye teşekkür ederek, Kıbrıs Türkü'nün kendi iradesine sahip çıkma zamanı geldiğini vurguladı.

Konuyla ilgili DP'nin içinde bulunduğu hareket tarzının; "Kıbrıs Türk'ünün kendi iradesine sahip çıkma, özgür iradesine müdahale Anavatanı'ndan da gelse 'bu bizim özgür irademizdir, müdahale etmeyin' diyebilmek ve amacının da tüm dünyaya biz burada kendi devletimizde kendi demokrasimize, kendi insanımıza sahip çıkma kararlılığındayız, hiçbir şekilde yama olmayız, azınlık durumuna düşmeyiz" mesajı vermek olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, bu konuda kendilerine destek verenlere teşekkür etti.

1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs Türk'ünün çok dağınık yaşadığı ve çok zayıf olduğu günlerde son derece onurlu bir mücadele vererek Kıbrıs Türk halkına 1974'te Anavatanla kucaklaşmayı gösterdiğini, ardından 1983'te KKTC'yi ilan ettiğini ifade eden Serdar Denktaş, Kıbrıslı Türklerin adada eşit hak sahibi ve diğer dünya vatandaşları gibi eşit hak ve güçlere sahip olduğunu gösteren tek şeyin -dünya tanımamış olsa bile- devletleri olduğunu vurguladı.

"En büyük garantimiz olan devletimize sahip çıkarak yürüdüğümüz sürece biliniz ki dünya bize saygı göstermeye, saygı duymaya mecbur olacaktır. Yeter ki önce kendi kendimize saygı duyalım, kendi devletimize sahip çıktığımızı bütün dünyaya gösterelim. Müdahalelerle oluşturulmuş yapay iktidar bugün bu saygıyı kendi kendine gösteremeyecekse bütün dünya bilecek ki bu devletin içinde bir de Demokrat Parti vardır ve Kıbrıslı Türklerin bu haklarından asla vazgeçmeyecektir" şeklinde konuşan Serdar Denktaş, bu konuda en büyük güvencelerinin Demokrat Partililer, gençler ve Kıbrıs Türk halkı olduğunu kaydetti.

Konuşmasının sonunda, partililerden yakında yapılacak DP kurultayına hazırlanarak onu iyi şekilde sonuçlandırmasını isteyen Serdar Denktaş, yapılacak genel seçimde tek başına iktidar olma hazırlığı yaptıklarını söyledi.

KIBRIS 03/03/2008

 

 

Hristofyas Yunanistan’a gitti

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, seçilmesinin ardından ilk yurt dışı gezisini Yunanistan’a yapıyor.

AA

Güncelleme: 08:35 ET 04 Mart 2008 Salı

 

LEFKOŞA - Hristofyas, temaslarda bulunmak üzere bugün Atina’ya gitti. Hristofyas, Atina’da Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Başbakan Kostas Karamanlis ve Yunan siyasi parti yetkilileriyle görüşecek.

Bu akşam Papulyas’ın onuruna vereceği yemeğe katılacak olan Hristofyas, yarın sabah Meçhul Asker Anıtına çelenk koyacak. Hristofyas daha sonra parlamentoyu ziyaret ederek, Yunanistan Parlamento Başkanı Dimitris Suifas ile bir araya gelecek.

Yarın Cumhurbaşkanı Papulyas ve Başbakan Karamanlis ile görüşecek olan Hristofyas, Karamanlis ile görüşmenin ardından basına açıklamalarda bulunacak.

Hristofyas, temaslarını perşembe günü Dış Basın Birliğinde yapacağı basın toplantısında değerlendirecek. Rum lideri, son görüşmesini ünlü Yunan müzisyen Mikis Teodorakis ile yapacak ve aynı gün öğleden sonra Güney Kıbrıs’a dönecek.

 

Talat-Hristofyas görüşmesi netleşiyor

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasındaki görüşmenin bu ay içinde gerçekleşeceği açıklandı

AA

Güncelleme: 08:23 ET 04 Mart 2008 Salı

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Hasan Erçakıca, haftalık basın brifinginde, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’in Talat’a bugün yaptığı ziyaretin ardından, Talat-Hristofyas görüşmesinin bu ay içinde olacağının ortaya çıktığını belirtti. Erçakıca, Möller’in Rum tarafıyla yapacağı temasların ardından tarihin netleşmesini beklediklerini ifade etti.

 

Erçakıca, “Hristofyas, ‘Türkiye çözüme hazırsa ben de hazırım’ yönündeki açıklamasıyla, Ankara’dan bir iyi niyet adımı mı bekliyor, yoksa Papadopulos’un yaptığı gibi ‘Ankara’yı mı muhatap alırım’ demek istiyor” şeklindeki bir soruya karşılık, “Sanırım ikinci noktaya getirmeye çalışıyor” ifadesini kullandı.

Hristofyas’ın sözlerini, Rum kamuoyuna yönelik bir söylem olarak kabul etmek gerektiğini kaydeden Erçakıca, “Kıbrıs’ta çözümü engelleyenin Türkiye olduğunu zaman zaman ifade ediyor. Bu tabii çok yanlış bir tutumdur. Sorunu yanlış tanımladığınız zaman da çözüme ulaşmak tabii mümkün olmaz. Peşinen bu uyarıları da yapmak istemem, ama Sayın Hristofyas’ın muhatabı Sayın Talat’tır, buradadır, adresi bellidir” diye konuştu.

Hristofyas’ın Talat’la görüşmekten kaçınmadığına işaret eden Erçakıca şöyle devam etti:

“Hristofyas’ın bu söylemini biraz iç politikaya dönük bir söylem olarak değerlendirmek de mümkündür. Çünkü bunu söylerken aynı zamanda Sayın Talat’la görüşmekten kaçınsaydı, bu çok tehlikeli bir boyuta taşıdı demektir bu düşüncesini veya bu tutumu. Bunu bir yerde söylemeye devam ederken eğer işimizi yapmamıza da olanak verirse bunu hoşgörüyle karşılayabiliriz. Zaman iş yapma zamanıdır. Ama bu bir tavra dönüştüğü zaman göreceğiz ki Kıbrıs sorununu çözmek artık mümkün olmayacak, bu kötü bir şey olacak.”

LİDER DEĞİŞİKLİĞİNİN YANSIMALARINI GÖRMEK İSTİYORUZ
Dikkatlerinin, Rum tarafındaki lider değişikliğinin, Kıbrıs sorununun çözümüne ne kadar katkısı olacağı noktasında olduğunu ifade eden Erçakıca, “Lider değişiminin Kıbrıs Rum tarafının pozisyonunda yarattığı olumlu politik değişikleri görmemiz gerekiyor. Herhalde bu da özellikle Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkacaktır diye düşünüyoruz” ifadesini kullandı.

Erçakıca, başka bir soru üzerine de, BM değerlendirme heyetinin Nisan’ın ilk yarısında adaya geleceğini söyledi.

 

Girne'de 3 bin yıllık gemi kalıntıları bulundu



4 Mart, 2008 09:10:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC'nin liman kenti Girne açıklarında sualtı uzmanı tarafından, Mısır Uygarlığı'na ait 3 bin yıllık olduğu belirtilen bir gemiye ait parçalar bulundu.

Gemi parçalarının KKTC Arkeoloji Dairesi tarafından kayıt altına alındığı, ardından İngiliz müzesi uzmanları tarafından şifrelerinin çözüldüğü kaydedildi.

KKTC'deki Nautilus Diving Dalış Okulu Basın Bürosu tarafından yapılan açıklamada, araştırmalar sonucunda, su altındaki parçalar içinde bulunan taştan yapılmış çapanın, dünyada üzerinde yazıt bulunan ilk çapa olduğunun anlaşıldığı belirtildi.
 
Açıklamada, çapanın ve geminin yükü olduğu sanılan kırık testilerin en az 3 bin yıllık olduğunun belirlendiği kaydedildi.

Çapanın üzerindeki yazıtların bir firavuna ait olduğunun ortaya çıktığına işaret edilen açıklamada, "Yazıların okunmasıyla birlikte hangi firavunun olduğu ve neden Kıbrıs'a sefer düzenlediği anlaşılacak" denildi.

Tesadüfen bulundu

Su altındaki gemi parçaları Nautilus Diving Dalış Okulu'nun sahibi ve profesyonel dalgıç Tevfik Camgöz tarafından yaz ayları sonunda yeni bir dalış noktası arayışı sırasında tesadüfen bulundu.

Camgöz, eserlerin çalınmaması için parçaların bulunduğu bölgeyi gizli tuttu ve sadece KKTC Arkeoloji Dairesi'ne bildirdi.

Mısır tarihçileri araştırdı

Daire uzmanları da Mısır uygarlığına ait gemi parçalarını kayıt altına aldı. Tevfik Camgöz, daha sonra eserlerin parçalarının resimlerini İngiltere'ye götürerek, İngiliz Müzesi Mısır Uygarlığı arkeologlarına gösterdi.

Açıklamaya göre, arkeologlar yaptıkları incelemeler sonucunda, bulunan gemiye ait çapanın Mısır uygarlığına ait üzerinde yazı bulunan ilk çapa olduğunu belirledi. Arkeologlar, bulunan parçaların tarihe büyük ışık tutabileceğini kaydetti.

3 bin yıllık geminin bulunmasıyla birlikte dünyanın sayılı arkeologlarının, tarihçelerin ve su altı uzmanlarının yakın zamanda KKTC'ye gelmesi bekleniyor.

 

Hristofyas ile Talat ay sonunda buluşacak

04/03/2008 RADIKAL;

RADİKAL - ATİNA/LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Yönetimi'nin yeni başkanı Dimitris Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat birleşme müzakerelerini yeniden başlatma yollarını görüşmek üzere mart sonunda buluşuyor. BM'nin Kıbrıs özel temsilcisi Michael Möller, dün Hristofyas'la görüşmesinin ardından "Muhtemelen ayın ikinci yarısının sonunda yapılacak görüşmenin hazırlıklarına başlayacağım" dedi. Ancak Möller tarih vermezken, bunun Hristofyas ile Talat'ın bu hafta Yunanistan ve Türkiye'yi ziyaretleri sonrasında netleşmesi bekleniyor.

'Barikatlar Türk ordusu çekilirse açılacak'
"Başkan Hristofyas'la çok iyi bir toplantı yaptık. Bana Talat'la bir an önce görüşmeyi çok arzuladığını söyledi" diyen Möller, BM Genel Sekreteri Ban ki Mun'un da mart sonunda adaya nabız yoklamak için bir heyet yollayacağını anımsattı. Möller, Hristofyas'ın özellikle güven artırıcı önlem olarak Lefkoşa'daki Lokmacı barikatının açılmasına hazırlandığını kaydedip, "Bunun ay sonundan önce olmasına çalışıyorum" diye konuştu. Rum basını ise Hristofyas'ın sadece Lokmacı değil, Yeşilırmak ve Derinya öncelikli olmak üzere Yeşil Hat'ta tüm geçiş noktaların açılmasını önereceğini ileri sürdü. Ama bu konuda ön koşulun, Türk askerinin yayaların 'güvenli' geçişine imkan sağlayacak bir uzaklığa çekilmesi olduğu belirtildi.
Hristofyas'ın çarşamba Yunanistan Başbakan Kostas Karamanlis'le görüşeceği Atina ziyareti, Talat'ın ise perşembe yapacağı Ankara ziyaretinde yeni dönemdeki pozisyonlarını değerlendirmesi bekleniyor. Rum tarafı yeni müzakere süreci için bir hazırlık süreci talep ederken, Türk tarafı bunun iki ayla sınırlı olmasını istiyor.

 

Talat ile Hristofyas mart sonu görüşecek

MÖLLER: HRİSTOFYAS TALAT'LA GÖRÜŞMEYE ÇOK İSTEKLİ... Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas, dün sabah, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller ile görüştü. Reuters'in haberine göre, Möller görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, iki liderin görüşmesi için çalışmalara başladığını ve görüşmenin, muhtemelen "mart ayının ikinci yarısının sonuna doğru" olacağını kaydetti. Möller, "Başkan Hristofyas ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdim. Bana, Sayın Talat ile görüşmek için çok istekli olduğunu ve buna hazır bulunduğunu belirterek, görüşmeye ilişkin çalışmamı sürdürmemi istedi" dedi.

TALAT'LA MÖLLER BUGÜN YENİDEN BİRARAYA GELİYOR... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller ile bugün ikinci bir görüşme yapacak. Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre görüşme saat 10.30'da gerçekleşecek. Cumhurbaşkanı Talat, Güney Kıbrıs'ta başkanlık seçimini Hristofyas'ın kazanmasının ardından yeni bir ivme kazanan müzakerelerin yeniden başlaması çabaları çerçevesinde geçen hafta cuma günü Möller ile bir araya gelmişti

Kıbrıs'ta iki liderin beklenen ilk buluşmasının, muhtemelen mart sonu gerçekleşeceği bildirildi.

Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas, dün sabah, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller ile görüştü.

Reuters'in haberine göre, Möller görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, iki liderin görüşmesi için çalışmalara başladığını ve görüşmenin, muhtemelen "mart ayının ikinci yarısının sonuna doğru" olacağını kaydetti.

Möller, "Başkan Hristofyas ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdim. Bana, Sayın Talat ile görüşmek için çok istekli olduğunu ve buna hazır bulunduğunu belirterek, görüşmeye ilişkin çalışmamı sürdürmemi istedi" dedi.

Mart sonu gerçekleşmesi beklenen görüşme, iki lider arasındaki ilk görüşme olacak.

Hristofyas, seçim çalışmaları sırasında, seçilirse Kıbrıslı Türklerle çözüm için çalışacağını söylemişti.

Reuters, konuya ilişkin haberinde, Rum yönetimi eski başkanı Tasos Papadopulos'un, Kıbrıslı Rumları Annan Planı'nı reddetmeleri yönünde yönlendirmekle ve sonraki süreçte de adadaki çözümsüzlüğü sona erdirmek için hiçbir çaba göstermemekle eleştirildiğini de yazdı.

Talat, Möller ile bugün

ikinci bir görüşme yapacak

Bu arada, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller ile bugün ikinci bir görüşme yapacak

Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre görüşme saat 10.30'da gerçekleşecek.

Cumhurbaşkanı Talat, Güney Kıbrıs'ta Rum Yönetimi başkanlığını Dimitris Hristofyas'ın kazanmasının ardından yeni bir ivme kazanan Kıbrıs konusunda müzakerelerin yeniden başlaması çabaları çerçevesinde geçen hafta Cuma günü Möller ile bir araya gelmişti.

Möller: Lokmacı bu yıl içerisinde açılabilir

Bu arada dün sabah Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile görüşen Michael Möller, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Lokmacı Barikatı'nın bu yıl içersinde açılması konusunda ümitli olduğunu ifade etti.

Rum Haber Ajansı'na göre Möller, Lokmacı Barikatı'nın Talat ile Hristofyas arasında yer alacak görüşmede ele alınması gerektiğine inandığını ve bu görüşmenin bu ay içerisinde gerçekleşmesi için çalıştıklarını belirtti.

Michael Möller, Hristofyas ile görüşmesinde Lokmacı Barikatı'nın da ele alındığını ve Hristofyas'ın kapının açılması için istekli olduğunu kaydetti.

Lokmacı Barikatı'nın ne zaman açılabileceği sorusuna karşılık "Umuyoruz bu yıl içerisinde, en kısa zamanda" yanıtını veren Möller, bu konuda da hazırlıklar yapmaya devam ettiklerini kaydetti.

"Temmuz 2008 süreci iki lider arasında yer alacak görüşmede bir başlama noktası olarak kullanılacak mı?" sorusuna karşılık Möller, görüşmenin içeriği konusunda görüş belirtmenin kendisine düşmediğini, ancak iki liderin görüşmek için hevesli olduğunu ve görüşmenin bu ayın sonunda gerçekleşebileceğini söyledi.

"İkisi de birlikte çok iyi bir iş çıkarabileceklerini düşünüyor ve ben de, onların bu olumlu yaklaşımına paylaşıyorum" diyen Möller, "Hristofyas ile Talat'ın pozisyonları herkes tarafından biliniyor. Bu pozisyonlarda nasıl uzlaşmaya varacaklarını kendileri tartışıp bulmaları gerekir" şeklinde konuştu.

KIBRIS 04/03/08

Christofias and Talat to meet by the end of the month
By Jacqueline Theodoulou

DEMETRIS Christofias and Mehmet Ali Talat are set to meet by the end of this month, UN Special Representative in Cyprus Michael Moller said yesterday.

Speaking after meeting with President Demetris Christofias, Moller added that the new President had expressed his willingness to open the Ledra Street checkpoint.

Although a specific date has not yet been arranged for Christofias’ meeting with Talat, Moller said it was expected to take place by the end of the month.

“I had a very good meeting with President Christofias and he has told me that he is very keen and ready to meet with Mr Talat as soon as possible,” the UN representative said. “He has asked me to continue working on that. Now, we will start the preparations for that meeting, probably towards to the end of the second half of this month”, he said.

Moller declined to comment on whether the July 8 agreement would work as a starting point for negotiations between the two leaders.

“Both leaders are very clear of their eagerness to start,” he explained. “They both think there is a good chance for them to do some very good work together and I share their optimism.”

Regarding the political context of the leaders’ meeting and whether it should be based on the July 8 agreement, he said that “it is not for me to discuss”, adding: “Everybody knows the positions of Mr Christofias and Mr Talat and they will have to discuss how they can reconcile those positions. That is the whole point of sitting down and having a good discussion.”

The UN-brokered July 8 agreement has yet failed to produce any results despite 50 meetings between aides to the two leaders over a period of 19 months.

Moller said the President seemed willing to start proceedings for the opening of Ledra Street straight away.

“We are also going to continue our preparation work for that and hopefully we will be able to give you some good news very soon,” he said.

He added that he hoped the checkpoint – situated in the heart of Nicosia along the Capital’s main pedestrian street – would be open soon.

“This is something which has to be discussed between Talat and Christofias when they meet and I am trying to make sure that this can happen before the end of the month.”

Newly-appointed Government Spokesman Stephanos Stephanou said Christofias had made it clear during the one-hour long meeting that he wished to begin fresh talks with the Turkish Cypriot leader, with the July 8 agreement as a starting point.

“The President of the Republic reconfirmed his eagerness to work towards a fair, viable and functional solution to the Cyprus issue as soon as possible,” said Stephanou in his first briefing to the media.

''The President of the Republic underlined the fact that for the Greek Cypriot side, the basis of a solution is formed by the high level agreements of 1977 and 1979, which provide for a bizonal bicommunal federation, UN resolutions on Cyprus, and the principles of international and European law,'' he added.

“Mr Christofias repeated that the Greek Cypriot side is seeking a solution that will end the occupation and reunify the land, the people, the institutions and economy,” said Stephanou.

He added the new President had “conveyed to Mr Moller his willingness to take initiatives and act in a way that would help create the appropriate climate for the resumption of talks on the Cyprus problem, beginning with the July 8 agreement”.

Stephanou also confirmed Christofias’ willingness to negotiate the opening of Ledra Street, but also other checkpoints such as that in LImnitis in the north west of the island.

Asked to comment on Mr Talat’s intentions, Stephanou said: “We believe all intentions and inclinations will become apparent along the way.”

He added that it would be wiser to await the outcome of the meeting before making further statements on the issue.

Regarding the opening of Ledra Street, Stephanou said “what is certain is that we are working in that direction”.

Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat will be visiting Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan and Turkish President Abdullah Gul in Ankara on Thursday to discuss the latest developments in the Cyprus issue.

Erdogan was quoted yesterday as saying he expected UN Secretary-general Ban Ki-moon to take a new initiative for a comprehensive solution to the Cyprus problem. “He Turkish side is ready to provide full support to such initiatives,” Erdogan said.

CYPRUS MAIL 04/03/08

Vassiliou heads for Brussels to take up new job

ANDROULLA Vassiliou leaves for Brussels today to officially undertake her duties as European Health Commissioner, following the approval given on Friday from members of the Council of the EU and the President of the European Commission Jos? Manuel Barroso.
“It is with complete awareness of my responsibilities, that I undertake this significant post,” Vassiliou said yesterday, “because I believe that it is important for Cyprus to be represented in the European Union and to develop an important role despite its small size”.

Vassiliou said she had already had a meeting in Brussels with her predecessor Marcos Kyprianou, who has been appointed as the new Foreign Minister of Cyprus. During the meeting, Kyprianou briefed her on the issues that the Health Commission is currently dealing with.

“Mr Kyprianou assured me that he will be at my disposal for any clarifications, explanations, or questions regarding subjects that concern the post,” said Vassiliou.

Vassiliou pointed out the importance of public health issues and especially the subject of cancer, which concerns her personally because of her previous post as president of the Bank of Cyprus Oncology Centre. Vassiliou noted that she has been invited to be the key speaker during a conference on cancer organised by the Slovenian EU Presidency at the beginning of April.

The new Cypriot Commissioner said she would attend the meeting of the Commission taking place tomorrow.

Her appointment is expected to be approved by the European Parliament within the next two or three weeks. Until the approval, Vassiliou will execute her duties, but will not be able to represent the European Commission abroad.

CYPRUS MAIL 04/03/08

Manhunt for illegal immigrants who crossed from north

DHEKELIA police yesterday arrested six illegal immigrants, who crossed over from occupied areas on Sunday evening.

The six are Palestinians from Iraq.

According to the police, those caught are part a group of 47 people who came by boat to Kyrenia and headed in a van towards the Dhekelia British Bases area, which they reached at 11pm on Sunday.

Dhekelia SBA police found six of the illegal immigrants wandering in the area. They also arrested a Greek Cypriot from Nicosia suspected of assisting the illegal immigrants. He has been remanded in custody. The Cypriot Police have asked for his immediate transfer in order to assist in the investigation of an illegal immigrant ring from the occupied area.

The illegal immigrants reported to SBA police that they paid human traffickers between $1,000 and $1,500 each in order to be transported to the Cyprus through the Dhekelia SBA.

Police have launched a manhunt in the area between Dasaki tis Achnas and Ormidhia in an effort to track down the remaining 41 illegal immigrants.

CYPRUS MAIL 04/03/08

 

Kyprianou sweeps into the Foreign Ministry
By Andreas Avgousti

NEW Foreign Minister Markos Kyprianou said yesterday he expected imminent developments on the Cyprus problem.

“There are challenges ahead. The first, and largest, concerns the Cyprus problem,” he said.

“Developments are around the corner and we should be well-positioned to make the best of them, especially in light of the new [Lisbon] Treaty and the Kosovo issue.”

These were the first words of the incoming Foreign Minister as he formally assumed his duties yesterday.

There was a sense of urgency in his words concerning the EU constitutional treaty signed at Lisbon which Cyprus has yet to ratify, as well as the repercussions of Kosovo’s embryonic independence on the Cyprus problem.

Having been absent from the confirmation ceremony of the new Cabinet last Friday because of business he had to attend to at his former post as EU Health Commissioner in Brussels, Kyprianou yesterday gave his confirmation to President Demetris Christofias.

His replacement as the new Cyprus Commissioner for the EU, United Democrat’s Androulla Vassiliou, was also present at the confirmation.

In a speech at the Ministry, Kyprianou mentioned his father, the late Spyros Kyprianou, who was the first Foreign Minister of Cyprus, and reminisced of the times when he was roaming the corridors of the ministry as a boy.

He expressed his conviction to the diplomats and staff that, “we will work together and successfully deal with the great challenges ahead”, and gave them a “friendly warning” that he potentially knows more about them than they think he does.

General Director of the Foreign Ministry Alexandros Zinon welcomed Kyprianou, saying that, “he carries with him experience which raises the bar of expectations at the Foreign Ministry.”

Kyprianou and outgoing Foreign Minister Erato Kozakou-Markoulli both thanked former President Tassos Papadopoulos for his support to them both.

Kyprianou, 48, has a showcase career in both the legal and political realms.

As the son of the man who founded DIKO in 1976 and served as President from 1977 to 1988, Kyprianou had great expectations to live up to.

He studied Law at Athens, Cambridge and Harvard and was a trainee at the Human Rights Commission of the Council of Europe.

At the local level, he served as municipal councillor for Nicosia between 1986 and 1991, before becoming an MP for DIKO between 1991 and 2003, and later Chairman of the House Committee on Financial and Budgetary Affairs.

He was also the head of the DIKO youth movement, and served on both DIKO’s central committee and executive bureau.

The Foreign Ministry is the second high profile portfolio he gets, since between March 2003 and April 2004 he had served as Finance Minster under the Tassos Papadopoulos government.

His last post was as European Commissioner for Health and Consumer Protection since November 2004.

During his time there, he was at the frontline in dealing with the bird flu crisis which swept Europe in 2006, while he also masterminded campaigns against smoking and obesity.

CYPRUS MAIL 04/03/08

 

Kıbrıs'ta her şey hâlâ eskisi kadar zor

Kıbrıs'ta her şey hâlâ eskisi kadar zor

Kıbrıslı Rumların yeni bir başkan seçmesiyle adayı birleştirme umutları artmış olsa da, 34 yıldır çözülemeyen sorunun zorlukları hafife alınmamalı. Anlaşma yönündeki irade sağlamlaştı, ancak tarafların mülteciler, yerleşimciler ve güvenlik meselelerine bakışındaki çoğu zıtlık sürüyor

05/03/2008 RADIKAL

James Ker

Lındsay
Kıbrıs'taki başkanlık seçiminin ertesinde, adayı birleştirmek yönünde yeni bir çabanın daha ortaya konulacağı yönünde umut var. Gerçekten de, Kıbrıslı Türk lider Talat, bir anlaşmaya bu yılın sonunda bile varılabileceğini ileri sürdü. İki tarafın müzakere masasına döndüğünü görmek kesinlikle iyi bir şey olsa da, önlerindeki görevin zorluğu hafife alınmamalı. Ele alınması gereken uzun bir liste var.
İktidar paylaşımıyla başlayalım.
Talat'ın da dediği gibi, siyasi eşitlik Kıbrıslı Türkler için kilit mesele. Devlet kurumlarında sayısal eşitlik talep etmeseler de, herhangi bir yeni durumda eşit ortak sayılmak istiyorlar. Çoğu Kıbrıslı Rum bunu artık kabul ediyor.
Fakat, vekil sayısı, başkanlık sisteminin yapısı ve oy ağırlığı gibi anayasal meseleler adayı birleştirmek yönündeki son büyük çabanın ortaya konulduğu 2004'te Kıbrıslı Rumlar açısından listenin alt sıralarında yer alıyormuş gibi görünse de, bu durum halkın memnunuiyetsizliğinin genelde başka konulara odaklanmasından kaynaklanmış olabilir.

Annan Planı güncelliğini yitirdi
Çoğu Kıbrıslı Rum için, ana meseleler mülkler ve mültecilerin dönüş hakkıyla ilgili. BM'nin 2004'teki önerileri (Annan Planı) çerçevesinde, şu an Türk kontrolündeki büyük miktarda toprağın geri verilmesi gerekecekti; pek çok Kıbrıslı Rum'un eski evlerine dönüşünün önü açılacaktı. Gerçekten de, çizgiler tam da mümkün olan en büyük miktarda Rum'un topraklarını geri kazanmasına izin vermeye yönelik çizilmişti. Ancak birçoğu da, topraklarının sadece bir kısmını elde edebilecek ve kalan kısmı için tazminat alacaktı. Araştırmalar bu karmaşık sistemin iyi işleyeceğini ve pek çok mülteciyi servet sahibi yapacağını ortaya koymuş olsa da, aynı sistemin bugün işe yarayıp yaramayacağı belirsiz. 2004'ten bu yana, kuzeyde meydana gelen bir mülk inşası patlaması durumu gözle görülür bir biçimde değiştirdi.
Tabii ki, pek çok Kıbrıslı Rum atalarının mülklerine değer biçilebileceği fikrini reddediyor. Onlar eve dönmek istiyor. Kıbrıslı Türkler bunu kabul ediyor fakat dönecek kişi sayısına bir üst sınır koyulmasını talep ediyorlar. Bu da, yerleşme özgürlüğünü temel hak olarak değerlendiren pek çok Rum için kabul edilemez. Ancak uygulamada sorun çıkması şart değil. Adanın başka yerlerine yerleşmiş olan pek çok Kıbrıslı Rum, Lefkoşa veya Limasol'u Girne veya Karpaz yarımadasına dönmek için terk etmek istemeyecektir. Bu anlamda, 2004 planının koşulları, muhtemelen dönmek isteyenlerin çoğunun bunu yapabileceği anlamına geliyordu. Sorun, insanların prensiplerin ötesine bakıp, yerleşim konusunda daha pragmatik bir tavır alıp alamayacağıyla ilgili.
Kıbrıslı Rumlar açısından bir diğer mesele de, 34 yıl önceki Türk istilasından beri adaya gelen onbinlerce Türk yerleşimci. Rumlar demografiyi değiştir-meye yönelik bu çabaya öfkelense de, çoğu, adada geçirilen onyıllardan sonra ve ikinci ve üçüncü nesiller Kıbrıs'ta doğmuşken, sorunun insani bir unsuru bulunduğunu da kabul etmeye istekli. 2004'te, söz konusu Kıbrıslı Türklerin 40 bininin kalmasına izin verilmesi önerilmişti. Herhangi bir yeni süreçte, tarafların bu sayıya bağlı kalmayı isteyip istemeyeceği belirsiz.
İki toplum için de kilit mesele güvenlik. Bu, çeşitli nedenlerden ötürü özellikle zor bir alan. Öncelikle, iki taraf da kendilerini daha zayıf olan tarafmış gibi görüyor. Sayıca daha fazla olan Kıbrıslı Rumlardan kor-kan Kıbrıslı Türkler açısından, Türk ordusu güvenliklerinin nihai garantörü. Ancak, Kıbrıslı Rumlar da adadaki 35 bin Türk askerini, bütün adaya dair tasarıları bulunan büyük ve saldırgan bir komşu-nun kanıtı gibi görüyor. Bu sorunu çözmek hiçbir zaman kolay olmayacak. Fakat, kayda değer miktarda Türk askeri-nin çekilmesinin, herhangi bir çözümün bir parçasını oluşturması gerektiği evrensel olarak kabul edilmiş durumda.
Britanya, Yunanistan ve Türkiye'ye adanın işlerine müdahale hakkı veren Garanti Anlaşması'nın süren varlığı da bu konuyla ilgili. Bu durum, Kıbrıslı Rumlar arasında da derin öfke yaratmıyor. Fakat, anlaşmanın varlığının sürmesinin, bunu Kıbrıslı Türklerin yasal garantisi olarak gören Türkiye ve Kıbrıslı Türkler için kırmızı çizgi oluşturması da muhtemel.

Ankara asker sayısını azaltmalı
Daha önceden de önerilen mantıklı bir alternatif, anlaşmaya, Türkiye AB'ye katıldığında yürürlükten kalkacağına dair bir bitiş tarihi eklemek olabilir. Sorun şu ki, güvenlik meselelerinde Ankara'nın taviz vermesi gerekecek. İyi de olsa kötü de olsa, bunlar adanın iki toplumunun karar verebileceği meseleler değil.
Yukarıdakiler pek tabii ki ele alınması gereken meselelerin geniş kapsamlı bir listesi değil; sadece iki liderin önündeki tartışmanın bazı kilit alanlarının bir özeti. İki tarafın bir anlaşma yönündeki görüşmelere yakın zamanda başlama ihtimali ve bir anlaşmaya varmak için siyasi irade bulunsa da, kimse zorlukları hafife almamalı. BM sponsorluğunda 34 yıldır yapılan görüşmelerin de gösterdiği gibi, Kıbrıs sorununu çözmek hiçbir zaman kolay bir görev değil. (Lond-ra'daki Kingson Üniversitesi'nde öğretim görevlisi, 3 Mart 2008)

Lokmacı umudu

LOKMACI'NIN AÇILMASI İÇİN HERHANGİ BİR ÖNKOŞUL YOK"... Möller, yeni kapıların açılması konusunda istek bulunduğunu, konuya ilişkin olumlu bir karar alınması için doğru yerin liderler buluşması olduğunu belirtti. Möller, Lokmacı'nın açılması için Yeşilırmak Kapısı'nın da açılmasının "bir ön koşul değil, dilek olduğunu" ifade ederek, "Lokmacı'nın açılması için herhangi bir önkoşul yoktur" dedi

"GÖRÜŞME MART AYI BİTMEDEN GERÇEKLEŞECEK"... BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve UNFICYP Misyon Şefi Möller, iki toplum liderlerinin buluşması için henüz kesin bir tarih belirlemediklerini, görüşmenin mart ayı bitmeden gerçekleşeceğini, ancak kesin tarihin bu hafta içinde belli olmasını beklediğini kaydetti

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller, iki toplum liderlerinin buluşması için henüz kesin bir tarih belirlemediklerini, görüşmenin mart ayı bitmeden gerçekleşeceğini, ancak kesin tarihin bu hafta içinde belli olmasını beklediğini kaydetti.

Möller, yeni kapıların açılması konusunda istek bulunduğunu, konuya ilişkin olumlu bir karar alınması için doğru yerin liderler buluşması olduğunu belirtti.

Möller, Lokmacı'nın açılması için Yeşilırmak Kapısı'nın da açılmasının "bir ön koşul değil, dilek" olduğunu ifade ederek, Lokmacı'nın açılması için herhangi bir önkoşul olmadığını açıkladı.

Michael Möller, Lokmacı'nın açılması konusunda iyimser "çok iyimser" olduğunu ifade ederek, kapının açılmaması için bir neden göremediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün Möller'i kabul etti.

Michael Möller, yaklaşık 40 dakika süren görüşmeden sonra çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Görüşme tarihiyle ilgili yuvarlak ifadeler

BM yetkilisi Möller, görüşme tarihine ilişkin soru üzerine, önceki gün güneyde yaptığı açıklamadan biraz daha "yuvarlak" ifadeler kullanarak, liderlerle henüz bir tarih belirlemediklerini, çünkü görüşmeyle ilgili yapılması gereken birçok çalışma bulunduğunu, görüşmenin "mart ayı bitmeden" gerçekleşeceğini söyledi.

Möller, "Tam tarihin belirlenmesi için bana birkaç gün daha vermeniz gerek" dedi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile çok iyi bir görüşme yaptıklarını vurgulayan Möller, "İki lider de, en kısa zamanda bir araya gelmeye istekli, bunun üzerinde çalışarak gerçekleşmesi için uğraşacağız" diye konuştu.

Yeni kapıların açılması konusunda istek

Möller, yeni kapıların açılması konusunu ele alıp almadıkları konusundaki bir soru üzerine, bu konuyu ele aldıklarını, bu konunun da ele alınması için istek bulunduğunu, konuya ilişkin olumlu bir karar alınması için doğru yerin liderler buluşması olduğunu belirtti.

Möller, Lokmacı'nın açılması için Yeşilırmak Kapısı'nın da açılması gibi bir Rum önkoşulu olup olmadığı sorusu üzerine, "Bu bir ön koşul değil, dilektir" diyerek, Lokmacı'nın açılması için herhangi bir önkoşul olmadığını söyledi.

Michael Möller, Lokmacı'nın açılması konusunda iyimser olup olmadığının sorulması üzerine ise, "Evet çok iyimserim. Olmaması için bir neden göremiyorum" dedi.

Möller, kapının bu ay sonuna kadar açılıp açılmayacağının sorulmasına karşılık da şöyle dedi:

"Bilmiyorum. Liderler açılmasına karar verirlerse bile, ele alınması gereken pratik konular var. Yayaların geçmesi için güvenli olacağından emin hale gelmemiz gerekiyor. Bu biraz zaman alacak. Bu nedenle size hemen bir zaman veremem. Ancak bu konuyu ele aldıktan sonra hızla ilerleyeceğimizi söyleyebilirim. Konu ele alındıktan sonra iki belediye de birlikte çalışma yapacak."

Görüşme tarihiyle ilgili sorunun tekrarlanması üzerine Möller, bu hafta içinde bir tarih belirlenmesini umduğunu kaydetti.

Möller, "Gidip gelerek iki tarafın da doğru tarih üzerinde emin olmasını sağlamak durumundayız" dedi. BM diplomatı, gündemde başka neler bulunduğuyla ilgili soru üzerineyse, bunu önümüzdeki günlerde belirleyeceklerini kaydetti.

"BM heyetinin gelişi liderler buluşması sonrasında"

Möller, New York'tan Kıbrıs'a gelecek olan BM heyetiyle ilgili soru üzerine de, henüz kesin tarih belirlenmediğini, söz konusu heyetin, iki liderin buluşmasından sonra mart sonu veya nisan başı gelmesini beklediklerini ifade etti.

"Dünkü (önceki günkü)açıklama..."

Bu arada Möller, önceki gün yaptığı açıklamada, liderler arasındaki görüşmenin mart sonunda yapılacağını belirtmişti.

BM diplomatının önceki günkü görüşmeden sonra, "henüz bir tarih belirlemedik" ve "görüşme mart ayı bitmeden gerçekleşecek" şeklinde daha yuvarlak ifadeler kullandığı dikkat çekti.

KIBRIS 05/03/08

 

 

Talat-Hristofyas görüşmesi bu ayın içinde BM değerlendirme heyeti nisanda adada

ARA BÖLGENİN BM'YE DEVRİ SORUNU BÜYÜTÜR... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Lokmacı Kapısı'nın açılabilmesi için ara bölgenin BM'ye devredilmesi yönündeki haberlerin sorulması üzerine Erçakıca, "Hayır böyle bir şey yok. Bu, sorunu büyütmek anlamına gelir. Bu gerçekten kapının açılmasını imkansız hale getirebilir" dedi

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın, mart ayı içinde görüşeceğini söyledi. Erçakıca, bölgeyi ziyaret etmesi beklenen BM değerlendirme heyetinin de nisan ayının ilk yarısında adaya geleceğini belirtti.

Güney Kıbrıs'taki seçimler sonrasında yeniden gündeme gelen Lokmacı Kapısı'nın açılabilmesi için ara bölgenin BM'ye devredilmesi yönündeki haberlerin sorulması üzerine Erçakıca, "Hayır böyle bir şey yok. Bu, sorunu büyütmek anlamına gelir. Bu gerçekten kapının açılmasını imkansız hale getirebilir" dedi.

Hasan Erçakıca, dün düzenlediği haftalık brifinginde, Güney Kıbrıs'taki seçimler sonrasında hareketlenen süreç hakkında bilgi verdi.

Kıbrıs Rum liderliğinde yaşanan değişimin, Kıbrıs sorunuyla ilgili siyasi ortamı etkilediğine ve müzakereler yoluyla kapsamlı bir çözüm bulma umutlarını artırdığına işaret eden Erçakıca, Türk tarafının uzun zamandan beridir devam eden ve gayet açık olan tavrının, Kıbrıs sorununa erken ve kapsamlı bir çözüm bulma olduğunu yineledi.

Erçakıca, "Bu arayış, 24 Nisan 2004 referandumunda doğrudan doğruya Kıbrıs Türk halkının oyları ile ifade edilmiştir. Bu irade devam etmektedir. Bu nedenle, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulma çabalarının hız kazanması, Kıbrıs Rum tarafının göstereceği iradeye bağlıdır. Değişmesi gereken tarafın Kıbrıs Rum tarafı olduğu unutulmamalıdır" diye konuştu.

Möller'in girişimleri

Hasan Erçakıca, çözüm yolunda nasıl yol alınabileceğinin saptanması için BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in bir çalışma başlattığını ve geçtiğimiz cuma günü Cumhurbaşkanı Talat ile görüştükten sonra önceki gün de Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas ile görüştüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Möller ile gerçekleştirdiği görüşmede de sürece ilişkin konuların ele alındığını kaydeden Erçakıca, dünkü görüşmede yapılan teknik çalışma sonucunda Talat-Hristofyas görüşmesinin mart ayı içinde gerçekleşeceğinin söylenebileceğini belirtti.

Erçakıca, bir soruyu yanıtında, BM değerlendirme heyetinin, nisan ayının ilk yarısında adaya gelmesinin beklendiğini söyledi.

Lokmacı Kapısı'nın açılması

Hasan Erçakıca, Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla ilgili bir soruya yanıtında, Türk tarafının kapının açılmasına olan ilgisine vurgu yaparak, diğer kapılar nasıl açıldıysa bu kapının da öyle açılacağını kaydetti.

Türk tarafının her şekliyle Lokmacı Kapısı'nın açılması için hazır olduğunu kaydeden Erçakıca, Möller'in açıklamalarından, Rum tarafının da ön koşulu bulunmadığı izlenimi edindiğini; bundan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.

Erçakıca, kapının açılmasında yaşanan sıkıntıların, Lokmacı ve ara bölgenin BM'ye devredilerek aşılması formülü üzerinde çalışıldığı yönündeki haberlerin sorulması üzerine, "Hayır böyle bir şey yok. Bu sorunu büyütmek anlamına gelir. Bu, gerçekten kapının açılmasını imkansız hale getirebilir" dedi.

Lokmacı konusunda başka siyasi sorunlara etki edecek tarz getirmeden pratik düşünerek hareket etmek gerektiğini kaydeden Erçakıca, böyle olması halinde kapının en erken zamanda açılabileceğini söyledi.

Talat'ın Ankara ziyareti

Ankara'dan beklentilerin sorulması üzerine Erçakıca, Cumhurbaşkanı Talat başkanlığında bir heyetin, yarın Ankara'ya gideceğini ve üst düzey temaslar yapacağını; ancak Türk tarafının duruşunun, Talat'ın 3 Ocak'ta Ankara'ya yaptığı ziyarette netleştiğini söyledi.

Erçakıca, "Gelinen aşamada daha detaylı görüşme ihtiyacı doğdu. Spesifik olarak beklediğimiz bir şey yoktur. Türkiyeli yetkililerle tutumumuzu gözden geçireceğiz. Kuşkumuz veya endişemiz veya bir tartışma noktamız yok, ama bu istişarelere ihtiyaç var" diye konuştu.

Hasan Erçakıca, Türkiye'den gelecek özel bir uçakla Ankara'ya gidecek Talat'ın heyetinde, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın da yer alacağını kaydetti. Hasan Erçakıca, bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Talat'ın, Ankara ziyaretinin ardından Dakar'daki İslam Konferansı Örgütü zirvesine katılmak üzere Senegal'e gideceğini söyledi.

Hristofyas'ın açıklamaları

Hristofyas'ın "Türkiye hazırsa, ben de hazırım" açıklamasının hatırlatılması üzerine Erçakıca, şöyle devam etti:

"Kıbrıs'ta çözümü Türkiye'nin engellediğini söylemeye çalışıyor. Bu çok yanlış bir tutum. Sorunu yanlış tanımladığınız zaman çözümü sağlamak da mümkün olmaz. Madem ki Talat ile görüşmeleri gerçekleştirmek konusunda gönüllü davranıyor, bu açıklamayı tamamıyla iç politikaya dönük bir söylem olarak da değerlendirebiliriz."

Taraflar pozisyonlarını kamuoyu

önünde ifade etmemeli

Hasan Erçakıca, yeni süreçte olumlu bir rol oynama kararlılığındaki Türk tarafının, bazı konular netlik kazanmadan tavrını basın yayın organları aracılığıyla açıklamayacağına işaret ederek, bu nedenle her soruya açıklıkla cevap verme olanağını biraz daha fazla yitirebileceğini söyledi.

Erçakıca, "Verimli bir çalışma ortamının oluşması için tarafların bazı pozisyonlarını peşinen kamuoyu önünde ifade etmemeleri ve katılaştırmamaları gerekir. Bunun nedeni, basın mensuplarıyla aramızda bir güvensizlik veya gizli bir plan hazırlıyor olmamız değildir" dedi.

Basın yayın mensuplarının süreci tamamen açık bir şekilde devam ettirmenin sakıncalarını dikkate almasını isteyen Erçakıca, Türk basının yanı sıra Rum basınından da aynı sorumluluğu beklediklerini söyledi. Erçakıca, şöyle devam etti:

"Basın yayın mensubu arkadaşlarımız, bazı sorularının yanıtlarını doğrudan bizden almak yerine açıklamaların satır aralarını daha dikkatli okumalı veya sorularını daha spesifik hale getirebilmelidir... Bazı şeyler bizim ağzımızla ifade edildiği zaman, bir suçlama yarışı olarak kolaylıkla anlaşılabilir. Biz bu duruma düşmemek için özel gayret göstereceğiz."

Talat-Hristofyas görüşmesinin henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen basında kesinmiş gibi verilmesinden duyulan rahatsızlığı da dile getiren Erçakıca, iki liderin görüşme tarihinin Möller'in dünkü toplantısının ardından Güney Kıbrıs'taki temasları sonrasında kesinleşeceğine dikkat çekti.

KIBRIS 05/03/08

 

Moller to leave Cyprus post at end of March
By Jean Christou

MICHAEL Moller, the UN Secretary-general’s Special Representative in Cyprus will be leaving his post at the end of the month, UNFICYP confirmed yesterday.

UNFICYP spokesman Jose Luis Diaz, responding to reports over the past few days that Moller would be replaced, said the Danish diplomat would be leaving at the end of the month.

“His contract is up,” Diaz said, adding that Moller’s last major task in Cyprus would be to facilitate the setting up of the first expected meeting between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat as leaders of the two communities.

On February 22, the UN Secretary-general's spokeswoman Michele Montas had told her press briefing that there was no change in leadership at the UN Mission in Cyprus. Asked whether Moller was being replaced, Montas said: "At this point, Moller is still in charge of the UN Mission in Cyprus."

Diaz did not want to comment yesterday on speculation that it was the Turkish side that did not want Moller involved in Cyprus talks due to its long-standing perception that Moller was biased towards the Greek Cypriot position.

Moller. who took up his UNFICYP position in January 2006, found himself under fire from Ankara only two months later.

After days of speculation. a report from Ankara said a request by Moller to visit the Turkish capital had been turned down because the Turkish government believed he was biased in favour of the Greek Cypriots.

An official, who asked not to be identified, said then Secretary-general Kofi Annan's Special Representative appeared to support the Greek Cypriots' view that the EU should play a bigger role in efforts to resolve the Cyprus issue.

"We feel uneasy about Moller because he has created doubts about his impartiality," a Turkish official told Reuters at the time, adding that Moller's request to visit Turkey had been turned down.

A day later, the Turkish Cypriot side said it shared Ankara’s concerns about talking to Moller.

“The Turkish government’s refusal to let the Danish diplomat go to Ankara was based on sound reasons,” Turkish Cypriot ‘Prime Minister’ Ferdi Sabit Soyer was quoted as saying. “We as the TRNC, are also distant to Moller now.”

Unconfirmed reports touted Swiss diplomat Heidi Tagliavini as a possible replacement for Moller.

Tagliavini served as the Secretary-general’s Special Representative for Georgia and head of the United Nations Observer Mission in the country.

She is described as a “seasoned diplomat”, having been Deputy Head of the United Nations Observer Mission in Georgia from 1998-1999, Personal Representative of the Organisation for Security and Co-operation in Europe (OSCE), Chairperson-in-Office for the Caucasus in 2000 and 2001 and was a member of the first OSCE Assistance Group to Chechnya in 1995. 

UNFICYP spokesman Diaz said he did not know who would be replacing Moller. “There is no decision on that yet,” he said.

CYPRUS MAIL 05/03/08

 

North insists it will not stall Cyprus talks
By Simon Bahceli

ALL SEEMED set yesterday for a quick and fresh start to negotiations between newly-elected Greek Cypriot President Dimitris Christofias and his Turkish Cypriot counterpart Mehmet Ali Talat on solving the long-running Cyprus problem.

Speaking after meeting Talat yesterday, UN Special Representative to Cyprus Michael Moller said all that remained was for the two leaders to “to pin down the date” – something he said he would leave to the leaders to announce “hopefully this week”.

After meeting on Monday with Christofias, Moller had said he believed the first meeting between the two would take place in the second half of March.

Following Moller’s statements yesterday, Talat’s spokesman Hasan Ercakica told journalists the Turkish Cypriot side was committed to starting negotiations “as soon as possible”, but that both leaders had a number of commitments and engagements to fulfill before an initial meeting could take place.

“There are also procedures that need to be completed before a definite date can be determined… but I believe that in the next few days we’ll be able to give you a date,” he said, stressing there was no question of stalling on the part of the Turkish Cypriot side, and that its leadership remained “committed to a solution of the Cyprus problem as soon as possible”.

Ercakica added, however, that the north would employ a wait-and-see approach to early stages of negotiations to ensure that the Greek Cypriot side was not simply seeking to improve its image internationally by appearing keen to negotiate. But he was quick to add that it “does not mean we won’t take a positive stance and put forward ideas”.

Ercakica was also keen to play down the notion that Turkey, ahead of meetings between Talat and officials in Ankara on Thursday, might be less willing now than in the past to give its backing to a solution thrashed out between the two Cypriot leaders.

“The belief that Ankara is against a solution is wrong. We have been sure in the past, and are sure now, that Ankara is ready [for a solution],” he insisted, adding that it was partly because of Ankara’s positive stance that the international community was so pleased that a moderate had been elected to lead the Greek Cypriot side in negotiations.

Nevertheless, Ercakica said that north Nicosia and Ankara would be looking “in detail” at the policy they would take into the negotiating room when they met on Thursday.

“The alliance has to be strong because even the slightest differences can be damaging to the process,” he said.

Moller also spoke yesterday of his hopes that the symbolic barricade in the heart of old Nicosia at Ledra Street would be lifted in the near future, saying that there remained “no reason why it shouldn’t happen”. He added that once he had been given the go-ahead from the two sides, the crossing could be opened “fairly quickly”.

“All that we need to do is make sure it is safe for pedestrians,” he said.

Moller also said the Greek Cypriots had not laid down conditions to the opening of the crossing – a move which Ercakica later welcomed. He added that the Turkish Cypriot side’s stance on the opening of the crossing was that “it should be opened as soon as possible in the same way as the other crossings”.

A UN mission is due in Cyprus, either at the end of March or the beginning of April, to gauge the willingness of the two sides to negotiate a settlement. The outcome of the visit will be the deciding factor as to whether the UN will mediate between them.

CYPRUS MAIL 05/03/08

 

Christofias hopes for Ledra deal before Talat talks
By Jacqueline Theodoulou

PRESIDENT Demetris Christofias yesterday said he hoped his forthcoming meeting with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat would bring the opening of Ledra Street.

From now until the day of the meeting, discussions surrounding the opening of the checkpoint are expected to be complete, he added. There will therefore be no need to discuss the specific issue at length on the day of the meeting.

“I want to believe that on the day of the meeting, we will not need to make special discussions [over Ledra Street] and any pending issues will be sorted so we can announce the opening of Ledra Street,” the President said before departing for Athens yesterday.

He pointed out, however, that the opening of the Limnitis checkpoint was not expected to happen any time soon.

Christofias said the aim was to open the Limnitis checkpoint as well, but not as soon as he was expecting Ledra to open.

According to the CyBC last night, the government has put forward four points regarding the opening of Ledra Street.

The first is for the United Nations to have control over the checkpoint.

A second is that under no circumstance should Turkish troops be able to cross Ledra Street in any way.

Another point was the renovation of the old buildings either side of the checkpoint for the safety of the public. The Cyprus government’s position is for both communities to take on the project in collaboration, under the umbrella of the UN, through its UNDP programme.

And finally the desire to work on the opening of Limnitis was reiterated.

CYPRUS MAIL 05/03/08

 

Christofias heads for Athens talks
By Jacqueline Theodoulou

THE CYPRUS problem will be at the centre of discussions between President Demetris Christofias and the Greek government today.

Speaking at Larnaca Airport before leaving for Athens yesterday afternoon, Christofias said that during his visit, he would inform those involved on his meetings with UN special representative in Cyprus Michael Moller, as well as with ambassadors of the five permanent members of the Security Council.

He will also be discussing his forthcoming meeting with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.

“This visit is a tradition for the President of the Republic after he is elected,” Christofias told reporters.

Last night, Christofias attended a dinner held in his honour by Greek President Karolos Papoulias, while today he will meet with Papoulias, as well as the Greek Prime Minister, House President and all party leaders.

“We will exchange views that have to do with current developments in the Cyprus problem, I will inform them on my contacts with the representatives of the five permanent members of the Security Council and the UN special representative in Cyprus Michael Moller, the preparations that are being made for the meeting with Mr Talat and of course, we will discuss with the Prime Minister of Greece the imminent Summit Meeting of the European Union,” said Christofias.

He added that he would also request to be informed on issues that are related to Greece, such as the issue of the name of the Former Yugoslav Republic of Macedonia.

“We support the way the Greek government is handling the issue,” said Christofias.

Referring to his relationship with the attending media, Christofias said this was his first meeting with them as President of the Republic and added: “We will continue our co-operation as it was in the past, very warmly and harmoniously.”

CYPRUS MAIL 05/03/08

 

Hristofyas, görüşme için tarih verdi

Kıbrıs Rum kesiminin yeni lideri Dimitris Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile, 17-24 Mart tarihleri arasında görüşebileceğini söyledi.

NTV

Güncelleme: 12:04 TSİ 06 Mart 2008 Perşembe

 

ATİNA - Hristofyas, Atina’daki temaslarının ardından düzenlediği basın toplantısında, “Görüşme için bir tarih belirlenmedi; ama görüşme muhtemelen bu ayın 17 ile 24’ü arasında gerçekleşir” dedi. “Başkanlığım döneminde çözüme varılması için yorulmadan çalışacağım” diyen Rum lider, sonuca varılması için Türk tarafının da aynı isteği göstermesi gerektiğini kaydetti. Hristofyas, Talat’la yapacağı ilk görüşmenin, müzakerelerin yeniden başlatılması yönünde bir zemin yoklaması olacağını belirtmişti.

 

Rum lider Hristofyas'tan özeleştiri



6 Mart, 2008 11:03:00 (TSİ)  CNN TURK

 

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 17-24 Mart tarihleri arasında görüşeceklerini açıkladı. Hristofyas Kıbrıs sorununun çözümü konusunda da özeleştiride bulundu.

Hristofyas, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960'ta Zürih ve Londra anlaşmaları ile kurulduğunu ve ortak bir devlet olduğunu belirterek, "Biz Kıbrıslı Rumlar buna inanmayı ve onurlandırmayı istemedik. Gerçeği söyleyelim. Aynı şekilde Kıbrıslı Türkler de bu ortaklığı sürdürmediler. Her iki toplum da yanlışlar yaptı" dedi.
 
Hristofyas, "Yabancıların tuzaklarına düştük. Nihayetinde bize 34 seneden beri eziyet veren 'trajik işgal' ve darbe koşulları ile karşı karşıya kaldık" diye konuştu.

Hristofyas Yunanistan'ın başkenti Atina'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "önceliğinin Kıbrıs sorununun çözümü ile 8 Temmuz sürecinin hayata geçirilmesi olduğunu" söyledi.
 
Rum yönetimi lideri seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Atina'ya yapan Hristofyas, "Hedefim Kıbrıs sorununun Kıbrıslı Türkler ile birlikte çözülmesidir. Gerek ben, gerekse Sayın (KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali) Talat Kıbrıslı'yız. Görüşmeye, adanın kurtulması ortak düşüncesiyle gidilmelidir. Sayın Talat ile uzun süredir tanışıyoruz, kendisi eski bir dosttur ve öteden beri birlikte çalışmaktayız" dedi.
 
Dimitris Hristofyas, "Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun çözümünde önemli rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının kesilmesi gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile olan bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir ana vatanın kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum" diye konuştu.
 
Rum lider, "Atina ile Lefkoşa (Rum) arasında eşit ve gıpta edilecek bir bağ olduğunu" da sözlerine ekledi.
 
Kıbrıs sorununun çözümünde tarafların birbirlerine şüpheyle yaklaşmamaları gerektiğini kaydeden Hristofyas, "Şüphe, bugüne kadar iki toplum ve liderleri arasında adeta ağaç kurdu gibi hareket etmiştir" dedi.

Kıbrıs sorununun çözülmesi yönündeki tezinin, adada 1977-1979 anlaşmaları, BM kararları ve uluslararası hukuk, AB ilke ve değerleri temelinde, silahtan arındırılmış, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon olduğunu söyleyen Hristofyas, "Hedefimiz, adanın silahtan arındırılmasıdır. Birleşik bir Kıbrıs'ta ne yabancı askerlerin yeri var, ne de garantör güçlerin müdahale hakları bulunmaktadır" ifadesini kullandı.

"Türkiye'nin AB ve Kıbrıs'a karşı olan yükümlülüklerini" yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Hristofyas, AB'nin de Türkiye'ye karşı daha tutarlı bir tutum izlemesi gerektiğini kaydetti.

Rum lider Atina'yla Kıbrıs'ı görüştü
 
Dimitris Hristofyas, dün de 8 Temmuz sürecinin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik her yeni girişim için başlangıç noktası olduğunu söylemişti.
 
Rum yönetimi lideri seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Yunanistan'a yapan Hristofyas, Başbakan Kostas Karamanlis ile görüşmesinin ardından Yunan yetkililerle temaslarında Kıbrıs'taki son gelişmeler ile uluslararası konuların ele alındığını kaydetmişti.
 
Rum lideri, çok yakın zamanda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya geleceğini belirterek bu görüşmenin amacının şu an iki tarafça da imzalanan tek anlaşma olan 8 Temmuz sürecinin hayata geçirilmesi olduğunu vurgulamıştı.
 
Hristofyas, 8 Temmuz Anlaşması konusunda önceki Rum lideri Tasos Papadopulos'un koyduğu imzayı tanıdığını ve aynı yaklaşımın Cumhurbaşkanı Talat tarafından da gösterilmesini umduğunu belirtmişti.

 

Rumların yeni lideri Hristofyas Atina’da

Temmuz sürecinin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik her yeni girişim için başlangıç noktası olduğunu” söyledi.
Rum Yönetimi lideri seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Yunanistan’a yapan Hristofyas, Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Meclis Başkanı Dimitri Siufas ve Başbakanı Kostas Karamanlis ile bir araya geldi.
Başbakan Karamanlis ile görüşmesinin ardından basına açıklama yapan Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya geleceğini belirttiği açıklamasında, bu görüşmenin amacının şu an iki tarafça da imzalanan tek anlaşma olan 8 Temmuz sürecinin hayata geçirilmesi olduğunu vurguladı.

MILLIYET 06/03/08

 

Hristofyas'tan çözüme niyet, neye kısmet

Yeni Rum lideri, Atina'yı ilk ziyaretinde çözüm niyetini dile getirdi. Ancak müzakerelerin başlangıcına içi boş 8 Temmuz 2006 mutabakatının temel alınmasını isteyen Hristofyas, Annan Planı'nın ana kurallarına karşı çıktı

06/03/2008 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ (Arşivi)

ATİNA - Kıbrıs Rum Yönetimi'nde başkanlık seçimini kazanmasıyla kuzey ile güneyin çözüm için müzakerelere yeniden başlaması ihtimalini doğuran Dimitris Hristofyas, Atina'ya ilk ziyaretinde bu yönde sembolik adım attı. Dün Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'le istişare için Atina'ya giden Rum lider, geçen beş yılda selefi Tasos Papadopulos'un ağzına bile almadığı kelimeri kullandı: "Zaman lehimize işlemiyor. Hatta Kıbrıslı gibi konuşalım; zaman Kıbrıslı Türk toplumunun da lehine işlemiyor."
İki lider öncelikle Kıbrıs konusunda 'her gün temas halinde olmada' anlaştı. Atina, Papadopulos'un kendisinden habersiz karar alıp uygulamasından rahatsızdı.
Hristofyas ile Karamanlis, 2008'de çözüm ümidini paylaştı, ancak müzakereler için başlangıç noktasının bugüne dek hiçbir somut sonuç üretmemiş, BM arabuluculuğundaki 8 Temmuz 2006 mutabakatı olmasını vurguladı. İkili, olası çözümün Annan Planı'ndaki gibi zaman sınırlaması ve hakemlik içermemesinde ısrar etti. Rum lider, BM hakemliğini 'hortlak'a benzetirken, zaman sınırlamasını "Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin boynuna ip geçirilememeli" diye eleştirdi.

'Türk askeri adadan çekilmeli'
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la bu ay planlanan görüşmeye ilişkin, "İlk görüşme nabız ölçme mahiyetinde olacak. Papadopulos'un 8 Temmuz mutabakatına attığı imzaya saygı göstereceğim. Talat da umarım kendi imzasına saygı gösterir" diyen Hristofyas, ilk görüşmede Lefkoşa'daki Lokmacı kapısının açılmasının ilan edilmesi temennisinde bulundu.
Olası anlaşmanın Türk askerinin adadan çekilmelerini içermesi gerektiğini vurgulayan Hristofyas, "Kıbrıs adası askerden arınmış olmalı. Dileğim Türkiye'nin de Kıbrıslıların ortak vatanın geleceği konusunu serbestçe konuşmalarına izin vermesidir" dedi. Papadopulos AB'yi silah olarak kullanmışken, Hristofyas Türkiye'nin AB perspektifinin çözüme yardımcı unsur olabileceğini belirtti. Karamanlis de, Rumlara desteğini dile getirirken Türkiye'ye karşı sert ifadelerden kaçındı.
Bugün Ankara'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan'la durum değerlendirmesi yapacak Talat, Financial Time'a yazdığı mektupta da şu mesajları verdi: "Zorlukların üstesinden gelip ortaklık devleti kurulmalı. Hristofyas'la ağır bir sorumluluğu paylaşıyoruz: Siyasi eşitlik temelinde, yeni bir ortaklık yapısı içinde her iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüme ulaşmak. Mülkiyet hakları, kültürel mirasın korunması, güvenlik ve en önemlisi gelecek hükümetteki ortaklık dahil çözülmesi gereken zor meseleler var. Ama bunlar çözülebilir ve çözülmelidir, BM çatısı altında..."

Greek PM sees ‘window of opportunity’ for Cyprus solution
By Jean Christou

GREEK Prime Minister Costas Karamanlis spoke yesterday of a window of opportunity in 2008 to settle the Cyprus question.

Karamanlis was speaking after a meeting Demetris Christofias in Athens, the first foreign visit by the new Cypriot President since he came to power last month.

“We hope that during 2008 there will be a window of opportunity to achieve decisive progress towards a Cyprus settlement”, Karamanlis said after the meeting.

“The framework is for this solution is UN Security Council decisions and the values and principles of the EU, of which Cyprus is a member state,” he added.

Karamanlis also called on Turkey to show a sincere will for cooperation and to respond positively by complying with EU requirements to normalise its relations with Cyprus.

“We expect Turkey’s full compliance with the aquis communautaire and we also expect that it will meet all its obligations towards the EU, so as to have a positive outcome in the country’s European course”, Karamanlis said.

In their statements to the press both Karamanlis and Christofias rejected any return of the failed Annan plan in new Cyprus talks.

“The Annan Plan was rejected in the April 2004 referendum and has therefore become null and void,” said Karamanlis.

“Apart from that, part of the essence of the Annan Plan was a process of strict deadlines for negotiation, arbitration, which was proven unproductive as to the achievement of a mutually acceptable solution.”

Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat are due to meet face to face under UN auspices before the end of the month in an attempt to put negotiations back on track.

Christofias said the July 8 agreement was the point from which talks should move forward.

“This is the only signed agreement at this moment between the leaders of the two
communities,” Chrstofias said, adding that he hoped Talat would honour his signature on this agreement. Referring to Turkey, he said: “It is an occupation force and at the end of the day an agreement must come from the Cypriots, provide for the withdrawal of the Turkish occupations troops, the termination of illegal settlement by Turkish settlers, the recognition of the rights of the refugees to return to their property and of course we must agree on a bizonal bicommunal federation, that will unite the people, the institutions and the economy.”

He also said he hoped that the upsurge in interest by the international community would result in some pressure on Turkey not to get in the way of a settlement.

Christofias also said in Athens that he hoped he and Talat, when they meet could announce the opening of the new crossing point at Ledra Street and also the one at Limnitis.

The President returns to Cyprus tonight.

CYPRUS MAIL 06/03/08

Swedish invitation for new President
By Jean Christou

SWEDEN has decided to give Cyprus another chance following former President Tassos Papadopoulos’ diplomatic gaffe last year that led to strained relations between Nicosia and Stockholm.

Swedish Prime Minister Fredrik Reinfeldt has extended an invitation to new President Demetris Christofias to visit Sweden.

The invitation was made through Sweden’s ambassador to Cyprus Ingemar Lindahl during a meeting he had with Christofias.

“I had a very good meeting with the new President of Cyprus Mr Christofias and I wanted also to express my best wishes to him,” Lindahl told reporters.

Lindahl described bilateral relations between the two countries as “excellent”, but this did not appear to be the case three months ago when a planned visit to Sweden by then Foreign Minister Erato Kozakou-Marcoullis was cancelled because of Papadopoulos’ diplomatic gaffe.

Papadopoulos raised eyebrows after he implied that Swedish Foreign Minister Carl Bildt’s favourable stance on the thorny issue of direct trade for Turkish Cypriots was different to that of the Swedish government.

In his comments, Papadopoulos said he had spoken to Reinfeldt and then implied that Reinfeldt had a different view to Bildt.

Behind the scenes, Stockholm informed Nicosia that its policy on direct trade was constant and formulated by the Swedish government’s Foreign Ministry. They added that there were no disagreements and labelled Papadopoulos’ comments as “unfortunate”.

Lindahl said in writing at the time: “Sweden has one common foreign policy, decided by the government and executed by the Foreign Minister. Any other interpretation is unfounded.”

The gaffe led to the cancellation of Marcoullis’ visit to Sweden in December, but now with a new President, visits are back on.

“Our Prime Minister would very much like to see Mr Christofias in Sweden to continue our good relations so far,” Lindahl said yesterday after his meeting with the President.

Christofias was asked later if the planned visit meant that relations had been restored: "I do not believe that relations between the two countries were damaged to the extent that we need to speak about their re-establishment,” he said.

CYPRUS MAIL 06/03/08

 

 

‘Talat, Ankara’yla göbek bağını kessin’

DIŞ HABERLER SERVİSİ

Kıbrıs Rum kesiminin yeni lideri Dimitris Hristofyas, KKTC lideri Mehmet Ali Talat ile 17-24 Mart tarihleri arasında görüşmeyi planladıklarını söyledi.
Geçen ay Rum kesiminde yapılan seçimde devlet başkanı seçildikten sonra ilk resmi yurtdışı ziyaretini Yunanistan’a yapan Hristofyas, dün Atina’da düzenlediği basın toplantısında, “Arzumuz ve hedefimiz, Kıbrıs sorununu bu dönem içinde çözmektir. Bu eğer yalnızca bize bağlı olsaydı çözüleceğini söyleyebilirdim. Ama diğer tarafa da bağlı” dedi.
Rum lider ayrıca, “Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun çözümünde önemli rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının kesilmesi gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile olan bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir anavatanın kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin AB ve Kıbrıs’a karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini” söyleyen Hristofyas, AB’nin de Türkiye’ye karşı daha tutarlı bir tutum izlemesi gerektiğini kaydetti.

MILLIYET 07/03/08

 

'Çözüm Kıbrıs'ı ihya edecek'

Hristofyas'ın Rum lideri seçilmesiyle Kıbrıs hareketlenirken, iki taraftan ekonomistlerin araştırmasına göre çözüm adaya en az 1.8 milyar avro, her aileye 5 bin 500 avro ek gelir sağlayacak. Baş gelir kapısı da Türkiye ile ticaret

07/03/2008 RADIKAL

LEFKOŞA/ANKARA/ATİNA - Kıbrıs'ta Rumların çözüm karşıtı Tasos Papadopulos'u liderlikten edip yerine çözüm yanlısı Dimitris Hristofyas'ı seçmeleriyle diplomatik kıpırdanma yaşanırken, çözümün adaya en az 1.8 milyar avroluk kazanç sağlayacağı, yani her Kıbrıslı aileye yılda 5 bin 500 avroluk ek gelir kazandıracağı iddia edildi.
Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitütüsü (PRIO) Kıbrıs Merkezi'nin desteğiyle iki taraftan ekonomistlerin yaptığı 'Ertesi gün: Çözüm sonrası ticari fırsatlar' araştırması, en büyük kazancın Türkiye ile ticaretten geleceğini belirtip Rumların kazançlı çıkacağına işaret ediyor. GSYİH, AB üyesi Rum Yönetimi'nde 15.5, Türkiye'nin tanıdığı KKTC'de 2 milyar avro. Çözümün getireceği refahın iki tarafa eşit yansıması zor. Gelgelelim Yunanistan ile Türkiye'nin 1999'da başlayan yakınlaşmasının 2000-06 arasında mal-hizmet ticaretini yılda yüzde 25, turizmi yılda yüzde 275 oranında büyütmesinden hareket eden rapora göre, gelecek yıl çözüme ulaşılırsa, yedi yılda Türkiye'yle ticaretin başını çekeceği ortalama getiri şöyle olacak:
*Turizmden yılda 700 milyon avro (385 milyon avrosu Türkiye'den)
*İnşaatta yılda 393 milyon avro
*Emlakta yılda 155 milyon avro
*Eğitimde 162 milyon avro
*Muhasebe ve hukuk şirketlerine yılda 103 milyon avro
*Yeni yabancı doğrudan yatırımlardan yılda 184 milyon avro
*Türkiye ile mal ve hizmet ticareti olarak toplam ek ticaretten yılda 618 milyon avro
Buna göre ekonomide ortalama yıllık artış 2009'da 283 milyon, 2015'te 3.9 milyar avro olacak, yani tüm ada için GSYİH'nın yüzde 10'u olan 1.8 milyar avronun üzerinde seyredecek. Bu, güneydeki ortalama gelirin yüzde 20 ve kuzeydekinin yüzde 40'ına karşılık geliyor. Bakü-Ceyhan petrol hattının olanakları (1.3 milyar avro) ve Türkiye'nin limanlarını Rumlara açmasına dair protokolü'n uygulanması (187 milyon avro) dahil olursa, kazanım ikiye katlanabilecek.

Talat Hristofyas'a şüpheci
Hristofyas'la 17-24 Mart arasında görüşecek KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün GAP uçağıyla Ankara'ya gelip köşkte Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan'la zirve yaptı. Hristofyas'ın 2004'te Annan Planı'nı desteklediğini ama referandum arifesinde desteğini çektiğini hatırlatan Talat, yeni Rum liderinin ilk açıklamalarında da 'çözüm yanlısı' göründüğünü, ama bu durum karşısında 'çok dikkatli' hareket etmeleri gerektiğini belirtti.

Hristofyas: Hatalıyız
Atina'da basın toplantısı düzenleyen Hristofyas ise, 1960/70'lerde Kıbrıs'ta yaşananlar için özeleştiri yapıp 'mea culpa'mız' (hatamız) derken, Talat'tan sürekli 'dostum' diye bahsetti. "Kıbrıslı Türklere karşı yaptığımız hatalar ve verdiğimiz zararlar için ben Rumların mea culpa'sını kabul ettim. Ancak Kıbrıslı Türklerin de Türkiye'nin mea culpa'larını kabul etmeleri gerek" diyen Rum lideri, Türkiye'nin çok iyi diplomasi geleneği bulunduğunu, uyanıklık gerektiğini belirtip, Talat'tan şöyle söz etti: "Türkiye'nin maşası olduğu ve en kötü niyetleri beslediğini söylemiyorum. Ona inanmak istiyorum." (Dış Haberler)

 

Çözüm 2008'de hâlâ mümkün

ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ"... Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs sorununun çok uzadığını ve bir an önce çözülmesi gerektiğini belirterek, Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununa yıl sonuna kadar kapsamlı çözüm bulma kararlılığında olduğunu söyledi. BM heyetinin nisan ayında Kıbrıs'a gerçekleştireceği çalışma ve değerlendirme ziyaretini müzakerelerin başlangıcı haline getirmek için Türk tarafının üzerine düşeni yapacağını belirtti

"EN SAĞLAM GÜVEN ARTIRICI ÖNLEM MÜZAKERELERİN BAŞLAMASI"... Türk tarafının güven artırıcı önlemler önerisini BM Genel Sekreteri'ne ilettiğine işaret eden Talat, "Kıbrıs'ta sorun güven artırıcı önlemler değil. Bugüne kadar Kıbrıs'ta sorun, Kıbrıs sorununu çözme istekliliğindeki eksiklikti. O nedenle güvensizlik artıyordu" dedi. Kapıların açılmasının dahi beklenen etkiyi yaratmadığına işaret eden Talat, "En sağlam güven artırıcı önlem, müzakerelerin başlamasıdır" dedi

"LOKMACI KAPISI'NIN AÇILMASINA HAZIRIZ"... Cumhurbaşkanı Talat, Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda Türk tarafının herhangi bir problemi bulunmadığına işaret ederek, kapının açılmama sorununun nereden kaynaklandığını da bilmediğini belirtti. Talat, "Biz hazırız. Ancak kapı hâlâ kapalı... Möller dahi konuyla ilgili sorularıma verdiği yanıtlarda sorunu açıklayamadı" dedi

"8 TEMMUZ ANLAŞMASI BİR HAZIRLIK ANLAŞMASIDIR"... Cumhurbaşkanı Talat, 8 Temmuz anlaşmasının bir hazırlık anlaşması olduğuna ve hazırlık yapmak amacıyla yapıldığına işaret ederek, "Hazırlık, müzakere demek değildir. Hazırlığa gerçekten ihtiyacımız var mı?... Hristofyas uzun bir hazırlık süreci isteyecek mi, göreceğiz. Tabii ki önce görüşmemiz lazım" dedi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çok uzadığını ve bir an önce çözülmesi gerektiğini belirterek, Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununa yılsonuna kadar kapsamlı çözüm bulma kararlılığında olduğunu söyledi.

BM heyetinin nisan ayında Kıbrıs'a gerçekleştireceği çalışma ve değerlendirme ziyaretini müzakerelerinin başlangıcı haline getirmek için Türk tarafının üzerine düşeni yapacağını belirten Talat, "Çözüm müzakerelerinin hangi şartlarda başlayacağı, hatta başlayıp başlamayacağı, müzakerelerin hangi kapsamda ve ne zaman başlayacağı henüz açıklık kazanmadı. Biz bir an önce olmasını istiyoruz. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz ancak sonuçta BM inisiyatifiyle olacağına göre BM'nin değerlendirme ziyaretini beklemek zorundayız" dedi.

Kıbrıs konusunda olası yeni müzakere sürecini görüşmek için dün Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve beraberindeki heyet, TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.

Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya Köşkü'ne gelişinde Talat'ı Şeref Kapısı'nda karşıladı.

Gül ve Talat, gazetecilere el sıkışarak poz vermelerinin ardından heyetler arası görüşmelere geçildi. Görüşmeye Türkiye heyetinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul Apakan, Cumhurbaşkanı Gül'ün Dışişleri Başdanışmanı Büyükelçi Gürcan Türkoğlu; KKTC heyetinden de Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Ankara Büyükelçisi Tamer Gazioğlu ile Cumhurbaşkanı Talat'ın heyeti katıldı.

Basına kapalı gerçekleşen heyetler arası görüşmenin başlangıcında gazetecilerin görüntü almasına izin verildi.

Cumhurbaşkanı Talat, Ankara dönüşünde Ercan Havaalanı'nda bir basın toplantısı düzenledi. Talat, toplantıda yaptığı açıklamada, gerek Ankara'da gerçekleştirdiği toplantıda, gerekse daha sonra yapılan değerlendirmelerde, Türk tarafı ve Türkiye'nin üzerine düşen her türlü çabayı yapmaya hazır olduğu sonucuna vardıklarını söyledi.

Talat, bu konuda bir tereddüt bulunmadığını ve Türkiye ile görüş birliğinin devam ettiğini kaydederek, bunu bir kere daha teyit ediklerini ve değerlendirmelerin de önümüzdeki günlerde devam edeceğini kaydetti.

Türkiye'de koordinasyon...

Güney Kıbrıs'ta çözüm istemediği kesinleşmiş olan lider yerine, çözümü istediğini ifade eden bir liderin seçilmesiyle umutların arttığını kaydeden Talat, bunun için gereken hazırlıkların Kıbrıs'ta yapıldığını ve Türkiye'de de bunun koordinasyonunun yapıldığını belirtti.

Türkiye ile sürekli olarak durum değerlendirmesi ve koordinasyon amaçlı görüşmeler gerçekleştirildiğine işaret eden Talat, şöyle devam etti:

"Türkiye de, biz de Kıbrıs sorununun biran önce çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Bir an önce bütünlüklü çözüm müzakerelerinin başlamasını istiyoruz. Zaman kaybına hiç mahal yoktur. 2008 yılının sonuna kadar çözüme ulaşmak hala mümkün. Bunun için BM'nin ortaya koyacağı çabaya her türlü desteği vermeye hazırız."

Kıbrıs sorununun uluslararası ve çok yönlü bir sorun olduğuna işaret eden Talat, başrol oyuncuların Kıbrıs Türk ve Rum tarafı olmasına rağmen garantör ülke olarak Türkiye ile Yunanistan ve İngiltere'nin de rol sahibi ülke olduğunu söyledi. Talat, bu roller çerçevesinde görüş alışverişi ve birlikte çalışmanın devam edeceğini kaydetti.

Görüş farklılığı yok

Talat, "Ankara Hristofyas'ı nasıl karşıladı" yönündeki soruya, "Ankara bizden dinledi. Hristofyas'ı hem tanıyan biziz, hem de doğal olarak buradaki durumu en iyi değerlendiren de biziz. Büyük ihtimalle bizim görüşlerimizi paylaşıyorlar" yanıtını verdi.

Ankara'daki değerlendirmede herhangi bir görüş ayrılığı olmadığını belirten Talat, "Görüşmelerin en önemli, en civcivli zamanında böyle bir görüş farklılığı doğabilir ancak şu aşamada o noktada olmadığımıza göre, bunun doğması tuhaf olur. Böyle bir şey yok" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soruyu yanıtlarken, görüşmelerde limanlar konusunun gündeme gelmediğini söyledi.

En sağlam güven artırıcı önlem,

müzakerelerin başlaması

Türk tarafının güven artırıcı önlemler önerisini BM Genel Sekreteri'ne ilettiğine işaret eden Talat, "Kıbrıs'ta sorun güven artırıcı önlemler değil. Bugüne kadar Kıbrıs'ta sorun, Kıbrıs sorununu çözme istekliliğindeki eksiklikti. O nedenle güvensizlik artıyordu" dedi.

Kapıların açılmasının dahi beklenen etkiyi yaratmadığına işaret eden Talat, "En sağlam güven artırıcı önlem, müzakerelerin başlamasıdır" dedi.

BM'den inisiyatif almasını bekliyoruz

Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soruya verdiği yanıtta, BM'den Kıbrıs sorununun çözümü konusunda inisiyatif almasını beklediklerini söyledi.

Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununa yılsonuna kadar kapsamlı çözüm bulma kararlılığında olduğunu kaydeden Talat, şöyle devam etti:

"Kıbrıs sorunu çok uzadı. Bir an önce çözümlenmesi lazım. Zannederim son zamanların en uzamış sorunudur. Bu nedenle bir an önce çözüme kavuşturulması gerekir. Genel Sekreter'den beklentimiz inisiyatif almasıdır. Bu nedenle nisan başında gerçekleştirilmesi muhtemel değerlendirme gezisini bekliyoruz."

17 Mart haftası önerisi bizdendi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir soru üzerine, Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas ile gerçekleştirilecek görüşmenin 17-24 Mart tarihleri arasında yapılmasının Türk tarafının önerisi olduğunu açıkladı.

Talat, söz konusu tarihlerden önce kendisinin İKÖ konferansında, Hristofyas'ın da Brüksel'de olacağından BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'e görüşmenin ya önümüzdeki 1-2 gün içinde, ya da 17 Mart haftasında yapılması önerisinde bulunduğunu belirtti.

Talat, "Demek ki olumlu cevap aldı. Bizim önerimiz kabul edildi. Bizce de uygundur...Ancak kesin bir tarih henüz belirlenmedi" dedi.

Hristofyas görüşmesinden beklenenler

Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas ile gerçekleştireceği görüşmeden ne beklediğinin sorulması üzerine, bir ilk görüşme niteliğindeki toplantıda tarafların birbirinin tutumunu tartışıp değerlendireceğine işaret ederek, bütünlüklü çözüm müzakerelerinin BM Genel Sekreteri'nin inisiyatif almasıyla başlayacağını belirtti.

Talat, "Hristofyas'tan BM çerçevesi dışında da görüşmeyi bekliyorduk ancak o bunu uygun görmedi. BM yetkililerinin de bulunacağı çerçevede olabilir dedi. Buna itirazımız yoktur... Hristofyas'ı ben AKEL Genel Sekreteri olarak biliyor ve tanıyorum. Bugün geldiği noktada pozisyonunun ne olduğunu bilemiyorum. Bunu görmüş olacağım" dedi.

Lokmacı Kapısı'nda bir sorunumuz yok

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir başka soruyu yanıtlarken, Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda Türk tarafının herhangi bir problemi bulunmadığına işaret ederek, kapının açılmama sorununun nereden kaynaklandığını da bilmediğini belirtti.

Kapının açılması için toplantı yapmaya dahi gerek olmadığını kaydeden Talat, "Biz hazırız. Ancak kapı hala kapalı... Möller dahi konuyla ilgili sorularıma verdiği yanıtlarda sorunu açıklayamadı" dedi.

8 Temmuz Anlaşması

Cumhurbaşkanı Talat, bir soru üzerine, 8 Temmuz anlaşmasının bir hazırlık anlaşması olduğuna ve hazırlık yapmak amacıyla yapıldığına işaret ederek, "Hazırlık, müzakere demek değildir. Hazırlığa gerçekten ihtiyacımız var mı?... Hristofyas uzun bir hazırlık süreci isteyecek mi, göreceğiz. Tabii ki önce görüşmemiz lazım" dedi.

KIBRIS 07/03/08

 

17-24 Mart arasında Talat'la görüşebilirim

KIBRISLI TÜRKLERİN ANKARA İLE OLAN BAĞLARI KESİLMELİ... Rum yönetimi lideri Hristofyas, "Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun çözümünde önemli rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının kesilmesi gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile olan bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir ana vatanın kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum" dedi

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, 17-24 Mart tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile biraraya gelme olasılığının bulunduğunu söyledi.

Rum yönetimi başkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Atina'ya yapan Dimitris Hristofyas, önceliğinin Kıbrıs sorununu çözmek olduğunu da kaydetti.

Atina'daki temaslarını tamamladıktan sonra Yunanistan Yabancı Gazeteciler Derneği'nde basın toplantısı düzenleyen Hristofyas, hedefinin Kıbrıs sorununun Kıbrıslı Türkler ile birlikte çözülmesi olduğunu ifade ederken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki bağların kesilmesi gerektiği iddiasında da bulundu.

Hristofyas, "Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun çözümünde önemli rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının kesilmesi gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile olan bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir ana vatanın kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum" dedi.

Dimitris Hristofyas, "Hedefim Kıbrıs sorununun Kıbrıslı Türkler ile birlikte çözülmesidir. Gerek ben, gerekse Sayın (Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat) Talat Kıbrıslıyız. Görüşmeye, adanın kurtulması ortak düşüncesiyle gidilmelidir. Sayın Talat ile uzun süredir tanışıyoruz, kendisi eski bir dosttur ve öteden beri birlikte çalışmaktayız" şeklinde konuştu.

"Atina ile Rum yönetimi arasında gıpta edilecek bir bağ var"

Hristofyas, 17-24 Mart tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya gelmesi olasılığının bulunduğunu belirtti.

"Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun çözümünde önemli rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının kesilmesi gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile olan bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir ana vatanın kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum" diyen Hristofyas, "Atina ile Lefkoşa (Rum) arasında eşit ve gıpta edilecek bir bağ olduğunu" kaydetti.

Kıbrıs sorununun çözümünde tarafların birbirlerine şüpheyle yaklaşmamaları gerektiğini kaydeden Hristofyas, "Şüphe, bugüne kadar iki toplum ve liderleri arasında adeta ağaç kurdu gibi hareket etmiştir" dedi.

Hristofyas, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960'ta Zürih ve Londra anlaşmaları ile kurulduğunu ve ortak bir devlet olduğunu belirterek, "Biz Kıbrıslı Rumlar buna inanmayı ve onurlandırmayı istemedik. Gerçeği söyleyelim. Aynı şekilde Kıbrıslı Türkler de bu ortaklığı sürdürmediler. Her iki toplum da yanlışlar yaptı. Yabancıların tuzaklarına düştük. Nihayetinde bize 34 seneden beri eziyet veren 'trajik işgal' ve darbe koşulları ile karşı karşıya kaldık" diye konuştu.

"Yabancı askerlerin ve garantörlerin yeri ve müdahale hakkı yok"

Kıbrıs sorununun çözülmesi yönündeki tezinin, adada 1977-1979 anlaşmaları, BM kararları ve uluslararası hukuk, AB ilke ve değerleri temelinde, silahtan arındırılmış, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon olduğunu söyleyen Hristofyas, "Hedefimiz, adanın silahtan arındırılmasıdır. Birleşik bir Kıbrıs'ta ne yabancı askerlerin yeri var, ne de garantör güçlerin müdahale hakları bulunmaktadır" ifadesini kullandı.

"Türkiye'nin AB ve Kıbrıs'a karşı olan yükümlülüklerini" yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Hristofyas, AB'nin de Türkiye'ye karşı daha tutarlı bir tutum izlemesi gerektiğini kaydetti.

KIBRIS 07/03/08

 

Truszczynski: Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişimini cesaretlendirici çalışmalar yapıyoruz

KKTC'de AB müktesebatının uygulanmasına yönelik çalışmalar sürerken, temas ve incelemelerde bulunmak üzere adaya gelen Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Jan Truszczynski Kuzey ve Güney Kıbrıs'ta temaslarda bulundu.

Güney Kıbrıs'ta temaslarda bulunan, önceki gün de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşen Truszczynski, dün ara bölgede bir basın toplantısı düzenledi.

Kıbrıslı Türkler için yapılanlar

Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamaya göre basın toplantısında, Kıbrıslı Türkler için neler yapıp neler yapamadıklarını anlatan Truszczynski, adada BM tarafından yürütülen yeniden birleşme sürecini desteklediklerini belirtti ve Kıbrıs Türk toplumu üzerindeki izolasyonların hafifletilmesine yardım ettiklerini kaydetti.

Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişimini cesaretlendirici çalışmalar yaptıklarını ifade eden Truszczynski, Kıbrıs'ın bölünmüş bir ada olarak AB'ye üye oluşunun sonuçlarıyla da uğraştıklarını söyledi.

Yeşil Hat Tüzüğü ve Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili bilgi de veren Truszczynski, tüzüklerle Kıbrıs'ın birleşmesinin hızlandırılmasının ve Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişiminin cesaretlendirilmesinin amaçlandığını söyledi. Adanın ekonomik entegrasyonuna, iki toplum arasındaki diyaloğun geliştirilmesine ve AB kurallarının uygulanmasına yönelik hazırlıkların önemine vurgu yapan Truszczynski, Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde hazırlanıp ihale edilen ve sözleşmesi yapılan projelerle ilgili rakamsal bilgiler de verdi.

İki toplum liderini "adadaki kilit oyuncular" olarak niteleyen Truszczynski, BM'nin müzakere sürecini yürüttüğünü; AB'nin de liderleri ve BM'yi politik, teknik ve yasal olarak destekleyeceğini söyledi.

KIBRIS 07/03/08

 

Peace dividend ‘worth billions’
By Stefanos Evripidou

A SOLUTION to the Cyprus problem would boost business to the island by a minimum €1.8 billion a year, with each Cypriot family standing to gain an extra €5,500 per year, according to new research from an all-island team of economists.

The report looks at the colossal growth in business and travel between former enemies Greece and Turkey to calculate the billions of euros to be generated from the normalisation of relations between Turkey and a reunified Cyprus.

The report titled, “The day after: Commercial opportunities following a solution to the Cyprus problem” is the first of its kind to focus solely on the economic benefits of a solution. Undertaken by Cyprus-based researchers and funded by the Cyprus branch of the Peace Research Institute of Oslo (PRIO), the team yesterday revealed the staggering statistics on potential economic growth for a reunified island. They revealed that the main source of this euro injection would be Turkey, the largest and fastest growing market in the region.

The team studied the breathtaking rise in commerce that followed the thawing of relations between Greece and Turkey following the earthquake diplomacy of 1999. Trade in goods and services between the two rose at an annual average rate of 25 per cent in 2000-06, while the tourism market increased at an astonishing average rate of 275 per cent per year. Greece is now the ninth largest investor in Turkey and Turkey is one of the fastest growing tourism markets for Greece. Just a few years ago, business transactions between Greece and Turkey counted for a few thousand euros. Last year, transactions reached €2.2 billion while the aim is to take this up to €5.5 billion in the next five years.

Using the results for Greece-Turkey trade, the research team forecast both reunification and continued division scenarios in five main sectors (tourism, shipping, construction and real estate, tertiary education, and accounting and legal services).

They subtracted the difference to quantify the annual peace dividend Cypriots would enjoy post-solution.

The report did not deal with the economic costs of a solution but simply focused on normal business relations following a settlement. It also left out the costs and benefits of reconstructing the ghost town of Varosha.

According to the team’s calculations, the reunification of Cyprus would add, on average, in the first seven years:

€700 million per year in new tourism business, including €385 million from Turkey;
€393 million per year in new business for Cypriot construction companies;
€155 million per year in new business for Cypriot real estate companies;
€162 million per year for the Cypriot university education sector;
€103 million per year for Cypriot accounting and legal firms;
€184 million in new foreign direct investment (FDI) into Cyprus, not including the already substantial investment in construction and real estate.
Taking 2009 as the first year post-solution, the annual boost to the economy would amount to €283 million. By the seventh year, 2015, this would soar to €3.9 billion, counting for 10 per cent of the all-island GDP. This is an average of €1.8 billion per year. Translated into household income, the annual dividend per family comes to approximately €5,500: 20 per cent of the average income in the south and more than 40 per cent of the estimated average income in the north.

The economists were keen to point out that they used very conservative estimates of economic growth, meaning these figures are the least that could be expected from a solution.

The peace dividend calculated could be almost doubled if important regional developments, such as new business from the Baku-Ceyhan oil pipeline (€1.3 billion) and the implementation of the Ankara Protocol (€187 million per year) were taken into account, noted researcher Fiona Mullen.

Team member Praxoula Antoniadou Kyriacou highlighted that FDI had increased 19 times in Turkey, reflecting confidence in the country, while Cyprus FDI remained a modest 1.6 per cent, despite EU membership. In fact, Cyprus came 24th out of the 27 EU member states in terms of attracting FDI.

Kyriacou noted that tourism was falling on the island, while the current account deficit had reached worrying proportions. The most lucrative opportunities for Cypriot businesses after a solution lay beyond the island, namely in doing business with Turkey, she said.

The UN’s Special Representative in Cyprus Michael Moller welcomed the report, saying it would provide some substance to a debate that is “often stuck in generalities”.

“[The research] helps answer a question at the front of every Cypriot’s mind, Greek and Turkish, one we should be doing more to address: What will a solution mean to me and my family?”

He highlighted that the peace dividend included benefits that would impact Cypriots’ daily lives in concrete ways, including in their pocketbooks. He noted that the figures released only confirmed what common sense dictated, “that it makes economic sense to solve the Cyprus problem”.

Head of the Cyprus Chamber of Commerce and Industry (KEVE) Manthos Mavrommatis said the report provided “food for thought for all of us”. He referred to the half a million Turkish tourists that visited the north of the island in 2006, which counts for 20 per cent of tourist flows to the south. “This represents potential for the whole of the island. Tourism and real estate are the most promising sectors. There are prospects for joint tourism packages for both Cyprus and Turkey, joint ventures etc.,” he said.

“Both economies on the island are experiencing a slowdown. The only real prospect of high growth rates can only come out from a political solution. In April, we are starting the first bicommunal business meetings since the 2004 referendum,” he added.

CYPRUS MAIL 07/03/08

 

EU aid to north could collapse if Cyprus wins cases
By Jean Christou

THE EU’s entire financial aid programme for the north could come crashing down if the Cyprus government wins its case against the involvement of Turkish Cypriot ‘state’ bodies in the tenders process.

Jan Truszczynski, the Deputy Director General DG Enlargement, told a news conference yesterday that the Cyprus government had filed no less than six cases with the Court of First Instance at the European Court of Justice.

The Court of Justice is the highest court in the EU and has the ultimate say on matters of EU law.

Truszczynski said each of the cases related to elements of the financial aid programme tenders, which form part of the €259 million aid package to boost Turkish Cypriot development.

But the government is unhappy that some of the tenders for the work to be carried out under the aid project involve certain Turkish Cypriot bodies.

Although it is the Commission itself that deals with the tenders for the various projects, which are accepted from companies in all EU member states, the Cyprus government said it also involved Turkish Cypriot ‘state’ organisations. It feels that allowing this constitutes an upgrade of the breakaway Turkish Cypriot state.

The consequences of a win for Nicosia would effectively mean a halt to the projects concerned.

“We are not commenting on the substance of the cases or their prospects,” said Truszczynski. “Things must run their course at the Court.

I will admit if the Commission should lose the cases… it would mean suspension of the tenders and prevent us from effectively tendering and contracting on those aspects of the programme before the expiry date.

That would be a pretty major downturn should the Commission lose.”

There are 30 EU officials on the island working on implementation of the financial aid package to the Turkish Cypriots.

At the end of last month, €83 million, or 32 per cent of the money had been allocated to tendered projects and €38 million, or 15 per cent, has already been contracted out.

The deadline for contracting is the end of 2009 and for implementation of the projects, 2012. Any money not spent is lost.

The projects for the north includes a waste management project, a feasibility study for the rehabilitation of the Lefka copper mine, financial support for the Committee for Missing Persons, traffic safety management, and demining in the buffer zone. Truszczynski said the Turkish army had just released a map of all minefields in the buffer zone.

The EU official also briefed journalists on the Green Line Regulation (GLR) and the stalled Direct Trade Regulation for the Turkish Cypriots.

“The direct trade regulation remains a draft under consideration by the Council and until now remains unadopted,” said Truszczynski. The regulation has been on the table since 2004, blocked by the government.

“We call it unfinished business,” Truszczynski said.

He said the regulation aimed to allow Turkish Cypriots access to markets of member states. “Until now they do not enjoy preferential treatment. In our assessment opening up of the possibility for preferential handling under the regulation would generate significant and almost immediate pick up in trade. This would increase the growth rate of the economy in the north and add to the wellbeing of the Turkish Cypriots.”

Truszczynski said this needed to be seen as something complementary to the GLR.

None of this meant EU recognition of the north, he stressed. “The direct trade regulation drafted at present carries no risk for what is known as recognition. It is just a different part of our business. Our mandate is clear; help overcome the economic isolation and aid the development of the north to contribute to reunification of the country,” he said.

He said the Commission expects that members states will asses when and how to resume work on the regulation.

Speaking of the GLR, which regulates the crossing of people and goods, Truszczynski said that in January trade totalled €700,000, half of which was from potatoes.

It was the highest monthly total seen so far since the regulation came into force in 2004 but still far below what the EU hoped it would be.

“We thought it [the regulation] would contribute to the volume of trade but we have to admit that after a couple of years the monthly trade flow remains limited,” said Truszczynski.

He said there was no visible pattern indicating a stead flow but numbers were increasing.

He also said the Commission was considering some amendments to the GLR aimed at facilitating the movement of such things as musical bands’ equipment. It may also include a substantial increase in €135 limit for shopping that is currently imposed, he said.

CYPRUS MAIL 07/03/08

 

UN puts mediating team on standby
By Jean Christou

U.N. UNDER-Secretary General for Political Affairs Lynn Pascoe has announced the creation of a UN standby team of mediation experts that could assist in the case of Cyprus.

According to the Cyprus News Agency, the special team would help carry out the Secretary-general’s efforts for fast and effective mediation.
Asked how the team could help Cyprus, Pascoe said that it depended what kind of negotiations would be forthcoming.

“Clearly there was a tremendous amount of expertise that went into earlier negotiations in Cyprus. These are very complicated issues and it is just possible that there may be a call for something like that again, if we get into serious negotiations, that’s all. I’m not saying anything more about it,” Pascoe said.

It was not immediately clear whether the Standby Team is the same one due in Cyprus after the elections to assess the situation on the ground.

The visit was not contingent on who would win the election, but the purpose and outcome of the assessment was the difference between new negotiations or none at all.

If former President Tassos Papadopoulos had been returned to power, the team’s assessment would have focused, not on new talks but to see how the UN could remove itself from Cyprus.

The UN denied this. New speculation also suggests that even though Papadopoulos was ousted and a complete extrication of the UN from Cyprus is off the table, the new hope for progress might also result in an assessment for the further downsizing of UNFICYP in anticipation of a settlement.

Pascoe said the UN expected to announce what was to happen next on the Cyprus problem front within a week or two. The two leaders are expected to meet in the week of March 17-21 to kick-start new negotiations based on the July 8 agreement.

“Certainly the important thing is the developments on the island, what the new leadership of the Greek Cypriots and the leadership of the Turkish Cypriots decide when they’ll have their meeting as they work forward,’ he said.

He said the UN was currently quite engaged through Chief of Mission Michael Moller, who is quitting Cyprus at the end of the month because of Turkish opposition to what they claim is his bias in favour of the Greek Cypriot side.

“He’s been talking to both, has talked to both sides at this point, he is working it. So, I think that this process is to move forward. I do not want to make any statements or announcements of what we are doing until it is all tied down and we know exactly what is happening but I think in principle there has been an extremely strong interest in having UN involvement as the two sides trying to work together. So we have said all along that we want to help,” Pascoe said.

CYPRUS MAIL 07/03/08

 

ABD Kıbrıs'ta yeni bir inisiyatif başlatmıyor



8 Mart, 2008 08:40:00 (TSİ) CNN TURK

ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'un şu aşamada Kıbrıs konusunda yeni bir inisiyatif başlatmayı planlamadığını bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey, ABD'nin Kıbrıs'a ilişkin yeni bir inisiyatif alıp almayacağının sorulması üzerine, "Bu noktada rolümüz BM sürecinin desteklenmesi. Yeni inisiyatiflerden haberim yok, hayır" dedi.
 
Sözcü Casey, "Kıbrıs'ta çözümün çok önemli olduğuna inanıyoruz. Kıbrıslı liderlerin birbirleriyle bu konuda diyaloğa girme konusuna ilgi gösterdiklerini dile getirmelerinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
 
Casey, "BM'nin özel temsilcisinin bu durumla ilgili bir karara ulaşılmasına yardım çabalarını tabii ki destekleyeceğiz. Bildiğiniz gibi zaman içinde böyle çabaları destekledik. Nihai bir çözümün yolunu açacakbir noktaya ulaşmamızı umarız" ifadesini kullandı.

 

Hristofyas, Annan Planı’na karşı

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

 

Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, açıklamalarında Annan Planı’na atıfta bulunmasına, “Biz Annan Planı’nı konuşmuyoruz, BM Güvenlik Konseyi de BM’nin Kıbrıs sorunuyla ilgilenen hiçbir yetkilisi de konuşmuyor” diye tepki gösterdi.
Yunanistan’da yaptığı resmi temaslarının ardından önceki akşam Ada’ya dönen Hristofyas, Atina’dan coşkulu ve çok daha güçlü döndüğünü söyledi. Hristofyas, “Hedeflenenin, görüşmeye mümkün olan en iyi ön hazırlık yapılarak gidilmesi olduğunu söyledi ve “herkes acele ediyor, sorunların göğüslenmesi için aklı başında ve soğukkanlı olunmalı. Uzattığımız elin, sıkmak için bir el bulmasını umuyoruz” dedi. Talat’ın Annan Planı’ndaki ısrarının sorulmasına karşılık Hristofyas, “Önümüzde bulunan ve BM’nin benimseyerek desteklediği 8 Temmuz anlaşmasıdır” ifadesini kullandı.

MILLIYET 08/03/08

Kıbrıs ve Kürt sorunları ciddi siyasi türbülansa işaret ediyor

Ülkeyi iki koldan siyasi türbülans bekliyor. İlki Kıbrıs, ikincisi Kürt sorunu. Her iki konunun CHP-MHP eksenli sağ kanat tarafından hükümete karşı kullanılmaya çalışılacağı aşikâr. Uzmanlarca başarılı olduğu söylenen bir operasyondan siyasi prim sağlamaya çalışmaları bile bu eğilimlerini ortaya koyuyor.
Bu arada bir parantez açalım. CHP’yi “sağ kanada” yerleştirmemiz bazılarını kızdırıyor, biliyoruz. Ancak bu partiye baktığımızda aksini yapmamıza el verecek faktörleri göremiyoruz. “Sosyal demokrasi” gibi kökleri 150 yılı geriye giden bir siyasi akım, zengin bir geleneğe dayanarak, spesifik bir dünya görüşünü yansıtır.
Türkiye’de ise “sosyal demokrat” tanımı CHP’nin kullandığı içi boş bir etiketten ibarettir.

MHP siyaseten dürüst

MHP bu açıdan CHP’ye oranla siyaseten daha dürüsttür. “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” özdeyişiyle de daha uyumludur. Başörtüsü konusundaki tutumu bazılarınca “sapma” olarak görülse bile, bu konuya yaklaşımı MHP’nin temel dünya görüşüne ters değildir.
Asıl konuya dönersek, Rum kesimindeki son seçimler, Kıbrıs sorununun çözümü için umutları,  ihtiyatlı bir şekilde olsa bile, yeniden canlandırdı. Bu arada, Norveç’teki “Barış Araştırma Enstitüsü” gibi, Türkiye’de olmasa bile dünyada saygın bir yeri olan kuruluşlar, çözümün iki tarafa getireceği somut yararları şimdiden sıralamaya başladılar.
Bu gelişmelerin şahinlerimizi rahatsız ettiğini daha önce yazmıştık. Zira Denktaş kampının tasfiyesiyle Ankara’nın Kıbrıslı Türklerin üzerindeki kontrolünü önemli ölçüde yitirdiği biliniyor.

İki sorun da eşzamanlı gelecek

Tabii şu da var. Ankara Rumlara yıllarca, “Siyasi muhatabınız biz değil Kıbrıslı Türklerdir” demiştir. Fakat şahin kanadın, Rumların bu yaklaşımı şimdi benimsemeleri olasılığından çok memnun olduğu söylenemez. Zira Talat’a ve Kıbrıslı Türklere güveni yok.
Ciddi siyasi türbülans yaratacak diğer konu ise, Kürt sorununa askeri ve polisiye yaklaşımlar dışında yeni yaklaşımların getirilmesi aşamasına gelinmiş olmasıdır. Sağda bu düşünceye duyulan derin alerji biliniyor. “Kapsamlı çözüm paketi,” “kısmi af” veya “kültürel haklar” gibi kavramların hangi kesimlerde ne tür alarm zillerini çaldırdığı ortada.
Sağın bu konuyu kullanarak toplumsal ajitasyon ve siyasi istikrarsızlık yaratma potansiyelinin Kıbrıs sorununa oranla çok daha yüksek olduğu ise malum. Onun için hükümetin önüne neredeyse eşzamanlı olarak gelecek bu iki temel sorunun çözümü için ne tür bir yol izleyeceği merak konusudur. 

AKP için test zamanı

AKP için en kolay çıkış yolu, sağ kanatta yükselen rüzgâra kendisini kaptırmak olurdu. Ancak bu yoldan gitmesi, genel seçimlerde önemli oranda oyunu aldığı kesimlerin desteğini kaybetmesi anlamına gelecektir.
Burada, tabii ki Güneydoğu seçmeninden söz ediyoruz. Bu da mart yerel seçimleri öncesinde AKP’nin istemediği bir şeydir.
Özetle, ülke yeni bir siyasi türbülans dönemine girerken, son seçimlerden güçlü destekle çıkmış olan AKP’nin, iddia ettiği gibi, gerçekten “vizyoner” ve “Türkiye’nin önünü açan reformcu bir parti”mi,  yoksa “eski hamam eski tas partisi” mi olduğunu hep birlikte göreceğiz.

SEMIH IDIZ MILLIYET 08/03/08

 

Iacovou in contacts ahead of talks
By Jean Christou

PRESIDENTIAL Commissioner George Iacovou has begun a round of contacts related to the upcoming meeting of the two leaders and for the opening of the Ledra Street crossing, he said yesterday.

Although no firm date has been fixed for the meeting between President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, it is expected to happen in the week of March 17 to 24.

Advance work for the meeting is being carried out by Iacovou, who said yesterday he had been in contact with outgoing UN Special Representative Michael Moller and did not rule out a meeting with him.

“We are also ready for a meeting next week with Mr Moller and Ozdil Nami,” said Iacovou. Nami is a senior aide to Talat.

Iacovou said he was positive with regard to the opening of Ledra Street, which will reportedly be one of the first items on the agenda of the Christofias Talat meeting.

Iacovou said, however, that the first meeting would be mainly a ‘get-to-know-you’ event.

Nami also said yesterday that a meeting between him and Iacovou was in the works for next week. He said he and the Greek Cypriot Commissioner would probably discuss the exact date of the talks along with other procedural issues related to the talks.

Greek and Turkish Cypriot shopkeepers have also met to discuss the opening of the crossing, which they hope will boost trade on both sides.
The two leaders have expressed the wish to open of the crossing point after the issue spent the last three years in limbo.

The UN sees it as a goodwill gesture from both sides that would get the ball rolling on new Cyprus negotiations.

There is also a possibility that a decision will be made on the opening of the Limnitis checkpoint and on other areas earmarked as possible new crossing points.

CYPRUS MAIL 08/03/08

Talat: real talks will begin after UN team flies in
By Jean Christou

TURKISH Cypriot leader Mehmet Ali Talat said yesterday real negotiations could not begin until after the UN assessment team visits the island in early April.

Talat was speaking on his return from Ankara, where it is understood he was finalising a strategy with the Turkish government. Although he is due to meet President Demetris Christofias in the week of March 17-24, Talat said this was not the start of negotiations.

“It is not yet clear under what conditions the solution negotiations will begin, if they will even begin, within what scope they will be and when they will begin,” said Talat. “We want [negotiations] to begin as soon as possible. We are doing everything in our capacity in that regard but since negotiations will begin through an initiative by the UN, we have to wait for the UN’s assessment visit.”

The team is expected in early April.

Talat said hopes had arisen that a solution could be reached with the election of a leader on the Greek Cypriot side who was pro-solution.

“Both Turkey and we want the Cyprus problem to be solved as soon as possible,” said Talat. “We want comprehensive solution negotiations to begin as soon as possible. We should not waste any more time. It is still possible to reach a solution by the end of 2008. We are ready to give our support to the efforts of the UN in this respect.”

Asked what Ankara thought of Christofias, Talat said: “Ankara listened to us. We are the ones who know Christofias, and we are the ones who can best assess the situation in Cyprus. They most probably share our views.”

Reports in the Greek Cypriot press yesterday said Ankara had had two plans in place, depending on whether Christofias or ousted President Tassos Papadopoulos had been elected.

Talat said that during his first meeting with Christofias this month, the two sides would discuss and assess each other’s positions and that the talks would progress at the initiative of the UN.

“We were expecting to meet with Christofias outside the UN framework,” said Talat. “But he did not see this fit. He wanted to meet under the UN framework. We have no objections to that... I know Christofias from when he was AKEL’s Secretary-General. I don’t know his position today. I will have a chance to find out.”

CYPRUS MAIL 08/03/08

Syria vague on ferry pleas
By Jean Christou

SYRIA again failed to give a clear signal that it would stop the ferry service between occupied Famagusta and Latakia during a visit yesterday by Syrian Deputy Foreign Minister Fayssal Mekdad.

The previous government, despite intensive efforts, failed to persuade Syria to put a stop to the ferry service. It even sent EDEK’s honorary president Vassos Lyssarides to Damascus at the beginning of the year.

Lyssarides said he expected the service to be stopped. Instead it has resumed after a short suspension unrelated to Syria and plans even more trips this summer.

President Demetris Christofias was due to raise the issue again yesterday during his meeting with Mekdad.

Speaking after the meeting, the Syrian minister said his government was aware that the ferry issue was one “dear to the Cypriot people”.

“We hope that not only on this but on many other issues this will never separate the spirit of friendship between the countries. There are solutions for everything,” Mekdad said.

The ferry service began last October, and according to reports from the north this week over 800 people have entered the north on the ferry service on 14 trips since the route began. Only 200 of those passengers made the return trip, the papers said.

Even Turkish Cypriot police complained about the number of immigrants entering the north on board the ferry.

For months, Greek Cypriot police in the Larnaca region have been arresting illegal immigrants crossing illegally through the Green Line. In the past week alone nearly 50 were caught.

“There are a lot of ways to solve all these controversies,” Mekdad said.

He told reporters he had also brought a message to the new President from his Syrian counterpart Bashar al-Assad confirming the need for the two countries to maintain good relations.

CYPRUS MAIL 08/03/08

 

Dev yatırım start aldı

SOYER: HEYECAN VERİCİ... Başbakan Soyer, CAS şirketi ve Asil Nadir'in bu projeyle ihaleyi kazanmasının ülke ekonomisi açısından heyecan verici olduğunu belirtti. Soyer, bu yatırımların istihdama yapacağı katkı yanında, havaalanının faaliyete geçmesiyle dünyanın dört bir yanından yapılacak uçuşlarla özellikle tarım ürünlerinin paketlenip pazarlanmasına ve diğer turistik faaliyetlere önemli katkı sağlayacağının altını çizdi

USAR: EKONOMİK BİR ABİDE YÜKSELECEK... Ulaştırma Bakanı Usar da, projenin hayata geçmesiyle Geçitkale'de "ekonomik bir abidenin" yükseleceğini ve ciddi istihdam olanakları yaratacak işletme bütünlüğünün ortaya çıkacağını vurguladı. Usar, insanları yeni teknolojilerle tanıştırmak ve yaşam kalitesini artırmak için sorunları aşa aşa yol almaya çalıştıklarını kaydetti

NADİR: KUZEY KIBRIS'I VE İNSANINI ÇOK SEVİYORUM... İşadamı Asil Nadir de, "Kuzey Kıbrıs'a ve insanına olan sevgisine" vurgu yaptığı konuşmasında, "İçimde inanılmaz bir heyecan var" dedi. Nadir, "Yıllardır bu ülke insanının üreten, üretime değer veren ve refaha koşan bir halk haline gelmesini bekledim, bunu hayal ettim. Üretime ve gelişmeye önem veren insanların varlığı ve bu insanların yolunu açan yönetimin varlığı, ülkenin gelişmesi için gereken koşuldur" şeklinde konuştu

Geçitkale Havalimanı, işadamı Asil Nadir'e ait İngiltere'deki Cyprus Aviation Services (CAS) Limited Şirketi'ne kiralandı.

Özel İhale Komisyonu tarafından 1 Şubat'ta sonuçlandırılan ve 20 Şubat'ta Bakanlar Kurulu'nca onaylanan karar uyarınca 15 yılı kapsayan kira sözleşmesi dün taraflar arasında imzalandı.

Sözleşmeye Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar ve ihaleyi kazanan CAS (UK) adına Direktör James Beveridge imza koydu. Başbakan Ferdi Sabit Soyer de şeref konuğu olarak imza attı.

Sayıştaylık binasındaki Hayati Güven Salonu'nda yer alan imza töreninde, şirket sahibi Asil Nadir ve diğer bazı şirket yetkilileri ile bazı bakan ve bürokratlar da hazır bulundu.

Projeyle ilgili sunumla başlayan törende Başbakan Soyer, Bakan Usar ve İşadamı Nadir'in konuşmalarının ardından sözleşme imzalandı. Tören kokteylle sona erdi.

Geçitkale Havaalanı için kurulan özel ihale komisyonu tarafından değerlendirilen teklif sonucu ihaleyi kazanan şirket, havaalanına 58 milyon Euro'luk yatırım öngörüyor.

Siyasi boyutu da önemli... Sivil yaşama kazandırılıyor

İmza töreninde konuşan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Geçitkale Havaalanı'nın kiralanmasını, "Kıbrıs Türk halkının kendi dinamiğiyle yarattığı değerlerden biri... Güzel, heyecan verici bir olay" diye niteledi.

Havaalanı'nın ekonomiye kazandırılmasının kültürel ve siyasal boyutu da bulunduğuna işaret eden Başbakan Soyer, "askeri niteliği bulunan havaalanının sivil amaçlar için kullanılarak ülke ekonomisine kazandırılmasının" önemini vurguladı.

Geçmişte askeri amaçlar için düşünülen havaalanının ülke ekonomisine kazandırılması ve dış dünyaya açılım yönünde değerlendirilmesi yoluna gidildiğini anlatan Soyer, Güvenlik Kuvvetleri ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri komutanlıklarına projeye gösterdikleri ilgi ve destek için teşekkür etti.

Soyer, Kıbrıs Türk halkının tüm kurumlarıyla irade ortaya koyarak askeri nitelikteki bir havaalanını sivil yaşama, dünya insanlığının hizmetine kazandırma yönünde bir değer üretirken, Güney'de bulunan Baf Havaalanı'nın askeri niteliğiyle faaliyet göstermeye devam ettiğine de dikkat çekti.

Soyer, "Bu yalnız ekonomik boyutuyla değil, aynı zamanda hükümetiyle, Güvenlik Kuvvetleri ve Barış Kuvvetleri Komutanlığı'yla, Türkiye'yle birlikte gerçekleştirdiğimiz çözüm, barış ve dünya istikrarına katkı sağlama siyasetimizin de ete kemiğe bürünmüş, çok ciddi bir göstergesidir" şeklinde konuştu.

Ekonomi açısından da heyecan verici

CAS şirketi ve Asil Nadir'in bu projeyle ihaleyi kazanmasının ülke ekonomisi açısından heyecan verici olduğunu belirten Başbakan Soyer, bu yatırımların istihdama yapacağı katkı yanında, havaalanının faaliyete geçmesiyle dünyanın dört bir yanından gelecek uçuşlarla özellikle tarım ürünlerinin paketlenip pazarlanmasının ve diğer turistik faaliyetlerin önemli katkı sağlayacağının altını çizdi.

Soyer, proje kapsamında yapılması öngörülen uçuş okulunun da Kıbrıs Türk halkı ve gençlere uçuş eğitimi imkanı sağlayacağını, bunun da entellektüel yaşama katkı yapacağını kaydetti.

Soyer, "Böyle güzellikler yaratmaya devam edeceğiz. Her şeye rağmen dik durmaya, rüzgara karşı yürümeye devam edeceğiz. Önemli olan ülkede yatırım iklimini gerçekleştirmektir" dedi.

İlginç bir hükümet

"İlginç bir hükümet" olduklarını, pek çok dinamizm yarattıklarını, hükümetin gözle görülemeyen başka başarıları da bulunduğunu ve son derece de mutlu olduğunu kaydeden Soyer, bazı sendikal çevrelerin kendilerini "sermayenin temsilcisi", iş dünyasının "Stalin", bazı çevrelerin "Türkiye'nin kuklası", bazılarının da "AKEL'in temsilcisi" olarak nitelediğine dikkat çekerek, şunları söyledi:

"Bundan daha güzel bir şey olamaz... Kurtla kuzuyu buluşturabilme, birbirine karşıt olanların diyalog ve köprü kurmasında katkı sağlama gibi bir fonksiyon... Hükümetimiz rüzgara karşı yürümeye, dik durmaya ve ülkenin tüm kesimlerini yurtseverlik temelinde bir ortak çizgide ve paydada buluşturup yürümeye devam edecektir..."

Usar: Ekonomik bir abide yükselecek

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar da, Geçitkale Havaalanı'nın işletmesinin özel girişimcilere verilerek ekonomiye kazandırılması hedefiyle açılan ihale ve gelinen süreçle ilgili bilgi verdi.

Projenin hayata geçmesiyle Geçitkale'de "ekonomik bir abidenin" yükseleceğini ve ciddi istihdam olanakları yaratacak işletme bütünlüğünün ortaya çıkacağını anlatan Usar, insanları yeni teknolojilerle tanıştırmak ve yaşam kalitesini artırmak için sorunları aşa aşa yol almaya çalıştıklarını kaydetti.

Usar, hava ulaşımında son yıllarda dünyada ve Türkiye'de yaşanan gelişmelerden hareketle ülkede de yeni yatırımlara olanak tanıdıklarını anlattı.

Yolcu taşımacılığı

Usar, Geçitkale Havaalanı'nın şu anda yolcu taşımacılığına açılmayacağını, ancak ilerleyen süreçte charter veya tarifeli uçuşlara da yanıt verebilecek noktaya geleceğine inandığını söyledi.

Ülkede son dört yılda gelen-giden uçak ve yolcu sayısında yüzde 200'ler civarında artış yaşandığına da işaret eden Usar, bunu "izolasyonlara rağmen küçümsenemeyecek bir gelişme" olarak değerlendirdi ve hükümet açısından da gurur verici olduğunu kaydetti.

İstihdama katkı

Projeyle, ilk 1.5 yılda 1000 kişilik istihdam öngören yaklaşık 60 milyon Euro'luk bu yatırımla 6 yılın sonunda ekonomiye 160 milyon Euro katma değer sağlanmış olacağını belirten Usar, her şeyi devletin yapmasının mümkün olmadığını, girişimcilerin desteğinin de gerekli olduğunu anlattı ve bu tür yatırımlarla izolasyonların geriletilebileceğine inancını dile getirdi.

Üretime değer verilmesi gelişmenin koşulu

CAS'ın sahibi işadamı Asil Nadir de, "Kuzey Kıbrıs'a ve insanına olan sevgisine" vurgu yaptı. Nadir, "Yıllardır bu ülke insanının üreten, üretime değer veren ve refaha koşan bir halk haline gelmesini bekledim, bunu hayal ettim. Üretime ve gelişmeye önem veren insanların varlığı ve bu insanların yolunu açan yönetimin varlığı ülkenin gelişmesi için gereken koşuldur" dedi.

"Ne mutlu ki, bu yeni KKTC'nin gelişmesi yolunda ilk adım olarak baktığım hadise yaşanıyor" diyen Nadir, bunun Kıbrıs Türk halkının dış dünyaya karşı uyumlu, çalışkan, başarılı imajının gösterilmesi açısından önemli olduğunu anlattı.

Yıpratıcı davranışlardan sakınılmalı

Ülkede hükümetle bazı kesimler arasında yaşanan tartışmalara da değinen Asil Nadir, "Bu kadar zorluklar içindeki bir ülkede yönetimle bazı sendikaların enerjilerini ülkenin gelişmesi yönünde harcaması varken birbirlerini yok edercesine davranması doğru değil. Yıpratıcı davranışlardan sakınılması gerekir" dedi.

Nadir, bu sözlerinin "politik" değil, "Kıbrıs insanına değer veren bir kişinin" sözleri olarak algılanması gerektiğini de vurguladı.

Atıl durumdan modern havaalanına

Atıl durumdaki Geçitkale Havaalanı'nın modern bir havaalanı ve diğer yatırımlarla değişik alanlarda hizmet verebilecek bir noktaya getirileceğini söyleyen Asil Nadir, "İçimde inanılmaz bir heyecan var" ifadelerini kullandı.

Nadir, dünyanın anladığı anlamda bir düzen kurulması halinde direkt uçuşların yapılamaması, nakliyat masraflarının yüksek oluşu ve dış dünyayla ilişkilerdeki noksanlık gibi sorunların çözülebilecek konular olduğunu belirtti.

İstihdamlar hemen başlayacak... Geçmişten fazla katkı

Bu projenin yeni istihdam olanakları yaratacağını da belirten Asil Nadir, geçmişte tarım ve tarıma dayalı endüstriyle ilgili yatırımlarını anımsatarak, "Bu hazırlıklarla geçmişteki o güzel dönemi kat kat katlayacak bir ortamı insanımıza sunacağımızı müjdelemek isterim" ifadesini kullandı.

İstihdam için ilanların çıktığını ve yüzlerce başvuru geldiğini belirten Nadir, işe alımlara hemen başlanacağını da açıkladı.

58 milyon Euro'luk yatırım

Merkezi İhale Komisyonu'nun, uluslararası şirketlere de açık Geçitkale Havaalanı'nın özel işletmeye açılması ihalesinin teknik şartnamesini 6 firma satın almış, ancak sadece Asil Nadir'e ait Cyprus Aviation Services (CAS) Limited teklif vermişti.

İmzalanan sözleşmeyle havaalanı işletim hakkı yıllık 1 milyon 579 bin 900 Euro'ya (+KDV) kiralanacak. Bu miktara her yıl için işletme katkı payı olarak 157 bin 990 Euro daha ödenecek ve her yıl bu ücretler yüzde 3 artırılacak.

Projeyle firmanın, kargo taşımacılık, bakım-onarım, hava operasyonları ve paketleme, uçuş okulu, diğer hizmet ve servisler için toplam 58 milyon Euro'luk yatırım yapması öngörülüyor.

Kargo bakım merkezi için 22 milyon 100 bin, bakım merkezi için 10 bin 50, hava operasyonları için 7 bin 700, diğer yatırımlar için de 7 bin Euro'luk yatırım söz konusu olacak.

Ekonomiye 6 yılda 160 milyon euro katkı

Projenin tamamlanmasıyla Geçitkale Havaalanı'nın KKTC milli gelirine ilk yıl toplam 24 milyon Euro, 6 yıl içinde de 160 milyon Euro katkı yapması öngörülüyor.

Geçitkale Havaalanı Projesi, uluslararası standartları karşılayan bir havacılık ve yatırım merkezi yaratma amacıyla hazırlanırken; işletme bölümü, alt yapısı ve organizasyonu ile Uluslararası Havacılık kurallarına uygun faaliyet gösterecek. Havaalanı, ICAO, IATA, ECAC, Eurocontrol, JAA ve EASA koşullarına da uyumlu olarak çalışacak.

Şirket, ilk 2 yıl için 800-1000 kişilik istihdam öngörürken, bu rakamın zaman içinde önce 3-4 bine, ardından da 7 bine kadar yükselebileceği belirtiliyor.

KIBRIS 08/03/08

Kayıp şehitler Yalluri ve Hüseyin törenle defnedildi

24 Nisan 1964 tarihinde Rumlar tarafından Lefkoşa'nın Leçça bölgesinde kaçırıldıktan sonra şehit edilen Yalluri ve Hüseyin, Gazimağusa Suriçi Şehitliği'nde askeri törenin ardından toprağa verildi.

Gözyaşı ve hüznün hakim olduğu törende, şehitler için saygı duruşu ve saygı atışı yapıldı. Şehitlerin tabutlarına sarılan KKTC ve Türk bayrakları ailelerine verilirken, defnedildikleri mezarlara çıkarıldıkları yerden getirilen toprak serpildi.

Törene, Sivil Savunma Teşkilat Başkanı Ömer Faruk Bozdemir, Deniz Komutanı Kıdemli Albay Abdullah Balkan, Merkez Komutanı Piyade Kıdemli Albay Abdülkadir Cüneyt Giray, 4. Piyade Alay Komutanı Kurmay Albay Kader Kencer, Gazimağusa Polis Müdürü Erdal Emanet, Sivil Savunma Gazimağusa Bölge Müdürü Dursun Oğuz, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Ertan Ersan, şehitlerin aileleri, askerler ve vatandaşlar katıldı.

KIBRIS 08/03/08

Kıbrıs, BM'nin gündeminde

Söz konusu grubun, Kıbrıs sorunu gibi "karmaşık" konularda Birleşmiş Milletler yetkililerine danışmanlık yapması hedefleniyor.

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan gazeteler, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe'nun, Birleşmiş Milletler'in "Arabuluculuk Uzmanları Teyakkuz Grubu" kurulduğunu ve bu grubun gerekirse Kıbrıs sorununda da harekete geçeceğini söylediğini yazdı.

Kıbrıs sorunu gibi "karmaşık" konularda Birleşmiş Milletler yetkililerine danışmanlık yapması hedeflenen söz konusu grupta, Amerika Birleşik Devletleri eski Başkanı Jimmy Carter'in danışmanlığını yapan Amerikalı Joyce Neu, eski asker ve silahsızlandırma uzmanı Zimbabweli Jeffrey Mapendere, insan hakları uzmanı Amerikalı Patric Gavian, yetki paylaşımı uzmanı Kanadalı John McGarry ve anayasa uzmanı Yeni Zelandalı Andrew Ladley bulunuyor.

KIBRIS 08/03/08

 

Talat, Annan Planı'nın hazırlanmasında görev yapan komite üyeleriyle bir araya geliyor

Kıbrıs Türk tarafı, nisan ayında başlaması muhtemel Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulma müzakereleri öncesi hazırlıklarını yoğunlaştırdı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'deki koordinasyon toplantısının ardından Annan Planı'nın hazırlanması aşamasında oluşturulan komitelerin üyeleriyle bir araya geliyor.

Cumhurbaşkanı Talat bu amaçla pazartesi akşam saat 19.30'da Dome Otel'de bir resepsiyon düzenliyor. Cumhurbaşkanı Talat'ın birebir görüşeceği komite üyelerine, gelinen aşama hakkında bilgi verip, karşılıklı görüş alışverişinde bulunması amaçlanıyor.

Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy'dan elde edilen bilgiye göre, resepsiyona, BM'nin Kapsamlı Çözüm Planı (Annan Planı) müzakereleri sürecindeki komitelerde görev yapanlar davet edildi.

Annan Planı hazırlığı sürecinde yeni devletin alt yapısını hazırlamak ve Kıbrıs Türk kurucu devleti mevzuatı, ekonomisi ve tüm sektörleriyle yeni oluşuma uyumlu hale getirmek amacıyla 23 komite oluşturulmuştu.

Zaman zaman Rumlarla ortak toplantılar yapıp, geri kalan zamanda da kendi iç çalışmalarını sürdüren komiteler AB ile uyum, ekonomik ve mali işler, yasalar, bakanlıkların oluşumu, mal-mülk konuları, eğitim, bayrak, marş ve benzeri konuları ele almıştı.

KIBRIS 08/03/08

 

Kıbrıs için önemli bir fırsat penceresi doğdu

YENİ BİR ÇÖZÜME YÖNLENİLECEK... Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, önümüzdeki dönemi Kıbrıs konusunda "önemli bir fırsat penceresi" olarak değerlendirerek, 8 Temmuz anlaşmasının Kıbrıs konusunu yeni bir çözüme yönlendirebileceğini söyledi

KIBRIS, ÖNEMLİ KONU... Türkiye Dışişleri Bakanı Babacan, Kıbrıs konusunun önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, "2008 için önemli bir fırsat penceresinin açıldığını düşünüyoruz" dedi

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, önümüzdeki dönemi Kıbrıs konusunda "önemli bir fırsat penceresi" olarak değerlendirerek, 8 Temmuz anlaşmasının Kıbrıs konusunu yeni bir çözüme yönlendirebileceğini söyledi.

Ankara'ya iki günlük çalışma ziyaretinde bulunan Bakoyanni, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ile bir araya geldi.

Babacan ve Bakoyanni Dışişleri Bakanlığındaki görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Bakoyanni, Kıbrıs konusunun görüşmede ele alındığını belirterek, önümüzdeki dönemin Kıbrıs'la ilgili hareketli geçeceği konusunda Babacan'la aynı fikri paylaştıklarını söyledi.

"Önümüzde bir fırsat penceresi olarak algılayabileceğimiz ve bizim de bunun geliştirilmesi için katkıda bulunabileceğimiz bir fırsat var" diyen Bakoyanni, sözlerini şöyle sürdürdü:

"8 Temmuz anlaşmasının, yeni ve son derece güzel hazırlanmış bir çözüm aşamasına yönlendirebileceği düşüncesini taşıyoruz. Bu da tabii ki BM Güvenlik Konseyinin kararlarının da uygulanacağı, Kıbrıs'ın haklı, kalıcı ve temelli bir çözüme yaklaşması ve böyle bir sürece girmesi anlamını taşıyor. Bu da tabii ki, iki halkın birlikte yaşayabileceği bir çözüm anlamına geliyor."

Dışişleri Bakanı Babacan ise Kıbrıs konusunun önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, "2008 için önemli bir fırsat penceresinin açıldığını düşünüyoruz" dedi.

Ege ile ilgili konuların ise istikşafi görüşmeler çerçevesinde ele alındığını kaydeden Babacan, önceki gün Atina'da yeni hükümet dönemindeki ikinci tur görüşmelerin gerçekleştirildiğini ve bunların devam edeceğini belirtti.

Babacan, azınlıklarla ilgili konuların da rahatlıkla ve açıklıkla konuşulduğunu söyledi ve "Her iki tarafta çözüm odaklı bir siyasi irade var" diye konuştu.

8 Temmuz anlaşması

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eski Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreterinin eski yardımcısı İbrahim Gambari'nin başkanlığında 8 Temmuz 2006'da Lefkoşa'da ara bölgede yaptıkları görüşmede, "kararlar" ve "ilkeler" anlaşması yapmıştı.

8 Temmuz Anlaşması veya "Gambari Süreci" olarak da bilinen anlaşma, iki taraf arasındaki, insan kaçakçılığı, kuş gribi gibi gündelik sorunların görüşülerek halledilmesi için teknik komiteler kurulmasını, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların ele alınması için de çalışma grupları oluşturulmasını öngörüyordu.

Papadopulos'un, Kıbrıs sorununun çözümünü zamana yayma taktiği nedeniyle 8 Temmuz Anlaşması hayata geçirilmedi.

KIBRIS 09/03/08

 

 

"Kıbrıs Terkedilmiş"

GENÇLERİN SORUNU ŞARKIYA KONU OLDU... Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan gençlerin sorunları, rap müzik şarkısına konu oldu. İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türk rapçi Musdy (Mustafa Denizkan) "Kıbrıs Terkedilmiş" isimli şarkısı ile Kıbrıs'tan işsizlik sorunu nedeniyle yurt dışına giden gençlerin öyküsünü anlatıyor

Eylem ERAYDIN / LONDRA

İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türk rapçi Musdy (Mustafa Denizkan) "Kıbrıs Terkedilmiş" şarkısı ile Kıbrıs'tan işsizlik sorunu nedeniyle yurt dışına giden gençlerin duygularına tercüman oluyor.

2000 yılından beri rap müzik yapan Musdy, son şarkısı "Kıbrıs Terkedilmiş"in klibinin önümüzdeki günlerde Kıbrıs ve Türkiye'deki televizyonlarda yayınlanacağını söyledi.

Musdy ile KIBRIS gazetesi için görüştük. Cambridge Üniversitesi'nde öğrenim gören Musdy ile müzik çalışmaları hakkında bir söyleşi yaptık.

İlk müzik çalışmalarına Kıbrıs'ta MB59 grubuyla başlayan Musdy, 2005 yılında İngiltere'ye üniversite için gelmiş.

MB59 rap grubuyla Kıbrıs'ta birçok projeye katıldıklarını belirten Musdy, "O zamanlar Rum tarafından bize teklif geldi. Hajimike ile birlikte Rum- Türk sanatçıların da içinde olduğu ve UNOPS'un desteklediği 'Cyprus Thing' adında bir albüm yaptık. Bu albümle Rum tarafında böyle bir projede yer alan ilk Kıbrıslı Türk grup olduk" diye konuştu.

Daha sonra grubun dağılması ile Musdy, Lefkoşa'da kendisine ait bir müzik stüdyosu kurmuş ve müzik çalışmalarına ara vermeden devam etmiş.

En son 28 Aralık ta Girne'de Ceza ile birlikte bir konser veren Musdy, ilki geçen sene ağustos ayında Kıbrıs'ta yapılan ve geliri Kanser Hastalarına Yardım Derneği'ne verilen Ada Müzik Festivali'ni organize etmiş.

Konuyla ilgili konuşan Musdy, "Amacım bu Ada Müzik Festivali'ni her yıl yaparak geleneksel hale getirmek ve elde edilen geliri de yardım kurumlarına bağışlamak. Böylece adada hem müziğin ve sanatın gelişmesine yardımcı olmak, hem de ihtiyacı olan kurumlara destek vermek istiyorum" dedi.

Festivalde sözü ve müziği kendisine ait 16 parçalık ilk solo albümünü de çıkaran Musdy, özellikle albümün ismini de Ada Müzik Festivali olarak belirlediğini, böylece festivalin adını tüm gençlere duyurarak, gelecek yıllarda festivale olan ilginin daha artacağını söyledi.

Şu sıralar, önümüzdeki ay Girne'de rock müzik grubu Duman ile yapacağı konserin hazırlıklarını yapan Musdy, haziran ayında da yeni albümünü çıkaracak.

"Karamsar Notalar" adını verdiği albümünde yer alan "Kıbrıs Terkedilmiş" adlı şarkıyla Kıbrıslı Türk gençlerinin sorunlarına dikkat çekmek isteyen Musdy, şarkısına neden böyle bir konu seçtiğini de şu şekilde anlatıyor:

"Kıbrıs'taki hayat şartlarının özellikle gençler için ne kadar zor olduğunu, işsizlik yüzünden çoğu gencin vatanlarını terk ederek, yurt dışına gitmek zorunda kaldıklarını anlatmak istedim. Ve klibimizi de Kıbrıs Hamidiye'de çektik, bu klipte Kıbrıs'ta çekilen ilk rap klibi olma özelliğini taşıyor. Yakın da Kıbrıs ve Türkiye'deki televizyon kanallarında gösterilmeye başlayacak."

"Kıbrıs Terkedilmiş"in şarkısının nakaratı ise şöyle:

Bak yine arkanda gözü yaşlı insanlar annen baban

Herkesin gözü dönmüş, gelecek gelmeden çöküp gitmiş

İnsanlar saygıda kusur etmiş

Kıbrıs terkedilmiş

KIBRIS 09/03/08

 

Rum basını, Lokmacı Barikatı'nın 10 güne kadar açılacağını iddia etti

Simerini, "Ledra (Lokmacı) Barikatı 10 Güne Kadar Açılıyor - Yedi Aya Kadar Limnidi (Yeşilırmak) Yolu Hazır Olacak" başlığıyla manşete çektiği haberinde Lokmacı'nın 10 güne kadar açılmasının beklendiğini savundu.

Gazete edindiği bilgilere dayanarak iki tarafın; neredeyse anlaşmaya varmış göründüğünü, BM'nin hedefinin; söz konusu anlaşmanın Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın ilk yüz-yüze görüşmelerinin öncesinde hayata geçirilmesi olduğunu yazdı.

Yeşilırmak geçidinin açılması konusunda da anlaşmaya varıldığını, Pirgo'ya giden yolun kullanılır hale getirilmesi çalışmalarının 7 ayda tamamlanacağının hesaplandığını yazan gazete Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun; konuyu görüştüğünü söyleyerek SİMERİNİ'nin bilgilerini teyit ettiğini kaydetti, şunları yazdı:

"Ledra Caddesi geçidi en geç on gün içerisinde; yani Başkan Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat'la görüşmesinden önce açılacak. Halen bilinmekte olduğu üzere gerek Dimitris Hristofyas gerekse Mehmet Ali Talat ilk yüz-yüze görüşmelerinin 17-24 Mart haftasında olacağını söylüyor.

Güvenilir bilgilerimiz; iki taraf arasındaki bazı anlaşamazlıkların BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'in arabuluculuğuyla aşıldığını söylüyor. Ledra geçidinin kesin açılış tarihine; önümüzdeki Çarşamba veya Perşembe günü, Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun Kıbrıslı Türk liderin danışmanı Özdil Nami'yle görüşmesi sırasında karar verilecek. Yakovu ve Nami'nin görüşmesi Michael Möller'in konutunda gerçekleşecek.

Yorgos Yakovu gazetemize yaptığı açıklamada konuyu halen görüşmekte olduğunu doğruladı. Yakovu 'Ledra Caddesi barikatı meselesini görüşüyorum, iyi gidiyor. Sayın Möller'in arabuluculuğuna ilişkin bütün göstergeler iyidir ancak halen son noktaya gelmedik. Önümüzdeki hafta Sayın Talat'ın danışmanıyla bir görüşme yapacağım. Göstergeler; (görüşmenin) Çarşamba veya Perşembe günü olacağı konusunda beni ikna ediyor. Görüşmenin hedefi; Ledra Caddesi'nin açılmasına ilişkin kesin bir tarihe varıp varamayacağımızı görmektir' dedi.

"Türk askeri 100 metre geri çekilecek"

Kaynaklarımıza göre, yapılan anlaşma uyarınca Türk askerleri, insanların geçeceği noktanın 100 metre uzağına çekilecek ve görünmeyecekler. Yine; Türk tarafının talep ettiği gibi, insanların geçeceği noktadan geçmeyecekler.

Yine aynı kaynaklara göre Türkler, askerleriyle ilgili kendi düzenlemelerini yapacaklar, bölge ise uluslar arası barış gücünün denetiminde olacak.

Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi ülkelerin hükümetleri Ledra Caddesi'nin Talat-Hristofyas görüşmesinden önce açılmasını istiyorlar ki yaratılacak uygun ortam Kıbrıs sorununa çözüm bulunması diyaloğunun yeniden başlaması yönündeki daha ileri çabalara yardımcı olsun.

Yine aynı kaynaklara göre Limnidi (Yeşilırmak)-Pirgo-Kokkina (Erenköy) barikatlarının açılması konusunda da anlaşmaya varıldı. Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu; iki tarafın görüşmeleri ile bu barikatların önümüzdeki aylar içerisinde açılmasının mümkün olacağı ümidini dile getirdi. Yakovu 'Limnidi meselesini de görüşmeye başladım. Yapılacak anlaşmada Limnidi konusunun da yer almasını çok isterdik. Yalnız ilke düzeyinde değil çok daha somut bir şey. Bölgenin özelliğinden dolayı; hayata geçirilmesi bir miktar zaman alacak olmasına rağmen ümidimi koruyorum. Niyetimiz 2008 içerisinde açmaktır' ifadelerini kullandı.

Yolların açılması ve düzenlenmesi için gereken altyapı çalışmalarına olanak tanınması için Limnidi-Pirgo-Kokkina barikatlarının açılmasına en az yedi ay veriliyor. 45 yıldır kapalı olan bu yolun açılması Pirgo-Lefkoşa mesafesini oldukça kısaltacak"

Alithia "Hristofyas Dillirga Sakinlerine Vaatler Dağıtıyor - Ledra Limnidi'den Önce Açılmıyor" başlıklı haberinde Aşağı Pirgo Muhtarı Kostas Mihailidis'in Yeşilırmak geçidinin açılması konusunu Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la görüştüğünü ve kendisinden net sözler aldığını bildirdi.

Gazeteye göre Mihailidis; Hristofyas'ın kendilerine; yalnızca Lokmacı'nın açılmasına izin vermesinin söz konusu olmadığı sözünü verdiğini anlattı.

KIBRIS 09/03/08

 

Türk tarafının gerçek niyeti Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkacak

Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu, Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununun çözüme ilişkin gerçek niyetinin; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın ilk yüz yüze görüşmesinde ortaya çıkacağını öne sürdü.

Rum radyosunun haberine göre Limasol'da yaptığı açıklamada "Kıbrıs Türk tarafından ve hatta Türkiye'den işitilmekte olan bazı tezlerin veya uzlaşmaz tutumlardan hiçbir önyargıya kapılmamamız gerekir" dedi.

Bunların Türk tarafının; müzakere masasına daha iyisinin konulması veya avantaj elde etmek için taktik hareketler mi yoksa nihai tezleri mi olduğunun, bundan sonraki hareket ve temaslarda görüleceğini, söyleyen Kiprianu, bunun hem, Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın temaslarından hem de BM'nin ziyaretinden ortaya çıkacağı görüşünü ortaya koydu. Lokmacı'nın açılmasıyla ilgili olumlu mesajlara da değinen Rum Dışişleri Bakanı, bunun da Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkacağını söyledi.

"Cesaret verici mesajlar geliyor, temaslara şimdi başladık ancak sonucun, Başkan Hristofyas'ın Sayın Talat'la görüşmesinde ortaya çıkacağına inanıyorum" dedi.

Markos Kiprianu, Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın Yeşilırmak'ın açılmasına da büyük ilgi gösterdiğini belirterek "Bizim tarafta iyi niyet var ancak uluslar arası unsurun diğer tarafa da tavsiyelerde bulunması gerekir" ifadesini kullandı.

KIBRIS 09/03/08

 

Ledra Street could be open within 10 days
By Jacqueline Theodoulou

THE Ledra Street checkpoint could be open in 10 days’ time.

Citing sources yesterday, Simerini newspaper said an agreement had almost been reached between the two communities.

It is understood the United Nations are keen to reach an agreement on Ledra before President Demetris Christofias meets with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat towards the end of this month.

Simerini said the information had been confirmed by Presidential Commissioner George Iacovou, though attempts to contact him yesterday failed.

According to the paper, certain differences between the two sides had been ironed out, following the intervention of the UN Secretary-general’s special representative in Cyprus Michael Moller. It adds that a final date for the official opening of Ledra Street could be announced this Wednesday or Thursday, after a meeting between Iacovou and Talat’s advisor, Ozdil Nami. The meeting will take place at Moller’s residence.

Iacovou said, “I am discussing the issue of Ledra Street and it is going smoothly. All the indications over Mr Moller’s mediation are good, but we haven’t reached a final conclusion yet.”

He added that he believed a decision would be reached during his meeting with Nami this week.

The paper said the current agreement saw a withdrawal of Turkish troops from the Ledra Street area to a hundred metres further away; a demand held firmly by the Greek Cypriot side and underlined by President Christofias during his trip to Greece this week.

Also, the area will be under the supervision of the UN.

The UN and the governments of the five permanent members of the Security Council have made no secret of wanting the Ledra Street issue settled before the Christofias-Talat meeting, seeking to create a positive climate for the talks to take place.

Citing the same sources, Simerini claimed agreements were also in the works for the opening of the Limnitis checkpoint in the remote northwest of the island.

Iacovou told the paper that he hoped the specific crossing point would be open within the next few months. “I have also started discussing the matter of Limnitis. We would very much like the agreement to include the Limnitis checkpoint.”

He added: “I continue to hope, even though its realisation will take some time, due to the peculiarity of the area; but the aim is to have it opened by the end of 2008.”
If Limnitis opens – after being closed for almost 45 years – it will hugely reduce the distance between Pyrgos and Nicosia.

CYPRUS MAIL 09/03/08

 

Turkey and Greece see window of opportunity for Cyprus

THE FOREIGN ministers of Turkey and Greece said yesterday they saw an opportunity for progress towards a settlement of the Cyprus problem in the wake of elections on the island.

They were meeting in Ankara two days after Cyprus' newly elected President Demetris Christofias said he was likely to meet Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat later in March, the first such meeting on the island in years.

"We think that an important window of opportunity has opened for 2008," Turkish Foreign Minister Ali Babacan was quoted as saying by the state-run Anatolian news agency in reference to the Cyprus issue.

Christofias has pledged to restart reunification talks between the Greek and Turkish communities on the island, whose division remains a hurdle to Turkey's European Union aspirations.

The meeting will probably be between March 17 and 24.

Greek Foreign Minister Dora Bakoyanni's comments echoed those of Babacan.

"There is a window of opportunity before us and it is an opportunity that we can develop by making a contribution," Bakoyanni was reported as saying.

CYPRUS MAIL 09/03/08

Reintroducing Greek place names in the north?
By Simon Bahceli

GREEK village and town names could stand alongside their Turkish equivalents on road signs in the north, if a proposal put forward by a top Turkish Cypriot academic receives backing from the Turkish Cypriot authorities, it was revealed yesterday.

The proposal, the brainchild of Dr Mehmet Hasguler, a lecturer at a number of universities in Turkey and north Cyprus, has already received support from several high-ranking officials within Turkey’s ruling Justice and Development Party (AKP), and the tentative backing of a number of Turkish Cypriot academics and politicians.

“Whoever I’ve discussed the idea with, either in Turkey or Cyprus, has said it would be a positive move,” Hasguler told the Sunday Mail yesterday.

Hundreds of village names in the north were changed following the 1974 Turkish invasion as part of a policy of “Turkification” – a move viewed by many as an attempt to wipe out traces of Greek Cypriot culture in that part of the island.

Hasguler, however, believes the policy has “backfired” on the Turkish Cypriot community, and that the sooner old names are restored the better.

He believes that accepting the old names alongside the new Turkish ones on road signs would not negate the existence of a centuries-old Turkish culture on the island, but would in fact make people realise that Turks had been on the island for centuries.

“Changing of town and village names after 1974 gave the impression that Turks first arrived on the island then, rather than 400 years before in 1571,” he said.

“It was a short-sighted policy that has acted to fuel the idea that the north is under military occupation,” Hasguler added.

Hasguler says many village and town names are neither Greek nor Turkish, and signify a common history of Greeks and Turks on the island.

“The village of Livadia in the Karpas has a counterpart in the Van region of Turkey, so why does it need to be given a different Turkish name?” he asks.

The same argument, he said, applied to the village of Galatia, a village that was predominantly Turkish-populated before 1974.

“Why rename it Mehmetcik when there is a Galatia in Anatolia, and especially when the name is closely associated with the founder of the Turkish Republic, Mustafa Kemal Ataturk?”

Historical arguments aside, Hasguler believes that implementing his proposal in the north could go a long way to boosting reconciliation between the Greek and Turkish Cypriot communities. It should also not be seen as the abandonment of the Turkish Cypriot community’s efforts to claim a common homeland on the island.

“This would not constitute a concession, because it would be good for the Turkish Cypriot side too,” Hasguler said, arguing that it would demonstrate the north’s willingness to embrace and be part of the whole history of Cyprus.

“We have nothing to lose by doing this, but a lot to gain,” he said, adding that the move should go ahead even without a solution to the island’s decades-old divide.

The academic’s idea was not rejected outright yesterday by an official from the body responsible for road signs in the north. Undersecretary for the north’s ‘communications and works ministry’ Sener Cagnan told the Mail, “Personally, I think it’s a great idea that would do a lot for peace. But it is a decision that will need to be taken at a political level”. He added the warning, however, that there had been vocal opposition from nationalist elements when some road signs were erected giving the English names of a number of towns.

“Are we ready for this? I’m not really sure,” he said.

CYPRUS MAIL 09/03/08