Annan Planı'na geri dönüş kabul edilemez
Talat,
Hristofyas'ın seçilmesi sonrası yine Annan Planı'nı gündeme
getirerek 'rengini belli etti'. Geçmişte çıkmaz yaratan hamleler
yerine yeni bir bakış ele alınmalı
01/03/2008
RADIKAL
Aristos Mihailidis
(Kıbrıslı Türk lider) Mehmet Ali Talat, güneyde
cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasının
üzerinden henüz 24 saat geçmeden kendi kırmızı çizgilerini
ortaya koydu ve hoş olmayan mesajlar gönderdi.
Talat'ın Dimitris Hristofyas'ın seçilmesinden sonra gösterdiği tepki,
seçimlerden önceki gibi, çıkmazın ve Türk
uzlaşmazlığının çerçevesi içindeydi. Talat,
değişimin ortaya koyduğu iyimserliğin biraz olsun
yayılmasını beklemedi bile. Güya çözüm istediğini
açıklamak için alelacele bir basın toplantısı düzenledi.
Ancak, gerçekte sınırlarını, muhtemelen Ankara'nın
sınırlarını yeniden çizmek istedi. Çünkü bu
sınırlar kendisine ait olsaydı, nezaketen de olsa Hristofyas'la
görüşmeyi bekleyecekti.
Talat'ın mesajı, daha önceki yaklaşımının geçerli
olduğu yönünde: '8 Temmuz anlaşması öldü ve Annan
Planı'ndan devam edecek yeni bir müzakere başlamalı.'
Örneğin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamını değil,
iki yeni devletin doğuşunu görüşeceği yönünde koşullar
koyarak konuşma konusundaki acelesi, bizi gerçeğe döndürme konusunda
yeterli oldu.
Çok şükür ki yeni cumhurbaşkanı, etrafına toplanarak
dengesizce, seçilir seçilmez eski dostu Talat'la kahve içeceğini ve hemen
çözüm bulacağını söyleyen içten pazarlıklı
kişilere kulak asmadığını ortaya koyuyor. Hristofyas,
imaj yaratmak uğruna sorumsuz bir biçimde rolünün değerini
düşürmedi. BM'den, BM gözetimi altında gerçekleşecek bir
görüşme ayarlamasını istedi. Talat'ın çizmek için acele
ettiği kırmızı çizgilerde yürümememiz için, seçim döneminde
eski cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'tan istediği kırmızı
çizgileri kendisinin de en kısa zamanda ortaya koyması gerekiyor.
Yeni cumhurbaşkanı, sadece hareketlilik için değil, çözüm
amacıyla açık bir biçimde kırmızı çizgilerini ortaya
koymalı. Zira birçok kişinin şu anda ilk iyi niyet jesti olarak
Ledra caddesinin açılmasının fırsat olduğunu ileri
sürerek, bizi ileriye değil geriye götürmeyi istediğinden çok
korkuyoruz. Bu kişilerin, Ledra'nın açılmasının
'gevşeklikten' başka bir şey getirmeyeceğini görmezden
geldikleri açık. Ancak mesele, birçok kez çıkmaz yaratan türden
hareketliliğin yaşanması değil. Önemli olan yeni
hareketliliğin ele alınması ve perspektif. (Rum gazetesi
Fileleftheros, 27 Şubat 2008)
Hedef, kapsamlı görüşmeler
GÖRÜŞME AYARLANMASI SÜRECİ DEVAM EDİYOR... BM Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM
Misyon Şefi Michael Möller, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la
görüştü. Möller'in talebi üzerine gerçekleşen görüşme öncesinde
basına herhangi bir açıklama yapılmadı, basın
mensupları içeriye alınmadı. Pazartesi günü de Rum yönetimi
başkanı Dimitris Hristofyas'la bir araya gelecek olan Möller,
Talat'la Hristofyas arasında görüşme ayarlanması sürecinin devam
ettiğini söyledi
HRİSTOFYAS'TAN TALAT'A 'KARŞILIKLI YORUMLARDAN KAÇINALIM'
MESAJI... Rum yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas,
"Kıbrıs sorununun çözümü için ciddi şekilde
çalışmak için karşılıklı yorumlardan
kaçınmak gerektiğini" söyledi. Rum basınına göre,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, BM Genel Sekreteri Ban Ki
Moon'a gönderdiği mektupla ilgili görüşü sorulan Hristofyas,
"Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ciddi şekilde
çalışmak istiyorsak, karşılıklı yorumlardan
kaçınılması gerekir. Sayın Talat'a mesajım budur"
dedi
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve
Kıbrıs'taki BM Misyon Şefi Michael Möller, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'la görüştü.
Möller'in talebi üzerine gerçekleşen görüşme öncesinde
basına herhangi bir açıklama yapılmadı, basın
mensupları içeriye alınmadı:
Pazartesi günü de Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas'la
bir araya gelecek olan Möller.
Talat'la Hristofyas arasında görüşme ayarlanması
sürecinin devam ettiğini söyledi.
Rum radyosunun haberine göre dün Rum Başkanlık
Sarayı'nda diplomatik görevlilere yönelik verilen resepsiyonun
ardından açıklamada bulunan Möller; "görüşmelerin başlaması
konusunda tüm taraflarda iyi niyet varmış gibi göründüğünü"
belirtti.
Michael Möller, Cumhurbaşkanı Talat'ın BM'ye
göndermiş olduğu mektuba ilişkin sorulara ise yanıt
vermekten kaçındı.
Hristofyas: Karşılıklı yorumlardan kaçınmak
gerek
Rum yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas,
"Kıbrıs sorununun çözümü için ciddi şekilde
çalışmak için karşılıklı yorumlardan
kaçınmak gerektiğini" söyledi.
Rum basınına göre, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'a gönderdiği mektupla ilgili
görüşü sorulan Hristofyas, "Kıbrıs sorununun çözümü
konusunda ciddi şekilde çalışmak istiyorsak,
karşılıklı yorumlardan kaçınılması gerekir.
Sayın Talat'a mesajım budur" dedi.
Hristofyas, önceki günkü yemin töreninde ortaya koyduğu çözüm
parametrelerine ve standartlarına göndermede yaparak, "Olgular
programımda nettir ve diğer taraftan da anlayış
olmasını umuyorum" diye konuştu.
Rum basını, Hristofyas'ın açıklamasını,
"Kıbrıs Türk liderliğine ilk mesaj" olarak
yorumladı.
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael
Möller ile pazartesi günü görüşeceğini anımsatan Hristofyas, BM
Genel Sekreteri'ne mektup göndermek niyetinde olup olmadığı
sorusuna karşılık, "Mesai arkadaşlarımla görüşerek
bazı şeyleri inceleyeceğim. BM Sekreteryası, BM Genel Sekreteri
ve Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesine yönelik hareketler olacak" dedi.
Salı günü Atina'yı ziyaret edeceğini ve ziyaretin
perşembe günü tamamlanacağını belirten Hristofyas,
Atina'nın ardından Brüksel'e gideceğini de söyledi.
KIBRIS
01/03/08
Ankara'da Kıbrıs zirvesi yapılıyor
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmek üzere
Ankara'ya gidiyor.
TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre Talat, Marmara Üniversitesi
öğrencilerinin seçimiyle "yılın devlet adamı"
ödülünü almak üzere çarşamba günü İstanbul'a gidecek.
İstanbul'dan Ankara'ya geçecek Talat, Türkiye
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'la Kıbrıs konusundaki gelişmeleri
değerlendirecek.
Talat'a, Ankara ziyaretinde, çalışma
arkadaşlarından oluşan bir heyet eşlik edecek.
KIBRIS
01/03/08
Kyprianou eyes
unification
By
Darren Ennis
NEW Foreign
Minister Markos Kyprianou has said he intends to capitalise on a "new
momentum" to unify the island and believes there is a real chance he can
broker a long-term agreement.
Kyprianou resigned as the European Union's health chief on Thursday to return
to Cyprus, become foreign minister of a new government and help lead attempts
to forge a peace deal for the divided island.
"There is new interest and new momentum to reach a deal and I intend to
exploit this new momentum," Kyprianou told Reuters in an interview in
Brussels after his resignation.
"I have two goals, one to integrate Cyprus fully into the European Union
by contributing to the European structure and foreign and defence policy, but
yes, my top priority is the resolution of the Cyprus issue. It is very early
after the elections, but I think we can achieve this."
Kyprianou, appointed EU health commissioner in May 2005, said the positive
conditions for forging a reunification of Cyprus were irresistible.
"This is the only reason I am going back. I was very proud to be EU
Commissioner and was still very enthusiastic to look after the health of over
500 million Europeans," he said.
"But at the same time the good prospects and the positive new process on
unification meant I could not sit back and watch from afar. I owed it to my
country."
The 58-year-old member of DIKO said he hoped to take up his new role next week
alongside Communist leader Demetris Christofias, who won the presidential
election runoff last Sunday.
He said he expected United Nations-brokered meetings with the Turkish Cypriots
to take place "very soon" after he takes office. Christofias has
already sought early talks with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat.
"The responsibility lies with the UN Any deal relies on the UN and the EU,
which has the most interest in this issue since it already contains one of the
countries involved and the other is a candidate country," Kyprianou said.
The outgoing commissioner, who has been tireless in tackling sensitive problems
such as alcohol, smoking and obesity, believes his time in Brussels has put him
in a good position to engage the help of the international community, which he
said is necessary for an agreement on Cyprus.
"My experience in dealing with delicate international issues in Brussels
certainly means I am very well placed and I intend to use
CYPRUS MAIL 01/03/08
UN hails good will for
new talks
By
Jacqueline Theodoulou
THERE appears
to be good will on both sides for a resolution to the Cyprus problem, the UN
Secretary-generals Special Representative in Cyprus said yesterday.
Michael Moller, who was speaking after a reception held by President Demetris Christofias
yesterday afternoon, had earlier met with Turkish Cypriot leader Mehmet Ali
Talat. He will meet Christofias on Monday, in his bid to arrange a meeting
between the two communities leaders as soon as possible.
Moller explained that he couldnt yet announce a date for the meeting, but
expressed hope that he will be able to come up with something more concrete,
after his meeting with Christofias.
He confirmed discussing the opening of the Ledra Street checkpoint with Talat
and said he would be broaching the subject with Christofias on Monday.
Mr Talat is quite ready to open it [Ledra Street] and I hope Mr Christofias is
as well. So with a bit of luck we will finally manage, said Moller, adding
that the date of the opening of the crossing point is up to the two leaders.
The sooner the better as far as I am concerned, he said.
Moller did not comment on a letter Talat sent to UN Secretary-general Ban
Ki-moon, noting that both Christofias and Talat had already commented on the
issue.
British High Commissioner Peter Millett also said that the sooner we can get
the two leaders meeting face to face the better.
I hope that can happen very soon, he concluded.
On his part, Chinese Ambassador in Cyprus Zhao Yali expressed hope that efforts
for a settlement were fruitful.
We hope that the contacts between the two leaders commence and we hope for the
best for this process, Zhao added
CYPRUS MAIL 01/03/08
"Annan Planı'nın yapı taşları
kullanılmalı"
|
2 Mart, 2008 14:26:00 (TSİ)
CNN TURK |
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
''Kıbrıs sorununun çözümünde Annan Planı'nın yapı
taşlarının kullanılması gerektiğini'' söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Atina'da yayımlanan
Elefterotipia gazetesindeki demecinde, Kıbrıs sorununa "en
kısa zamanda kesin çözüm istediğini" belirtti.
Kıbrıs'ta, "Baştan başlayarak yeni müzakereler
yapılmasının mümkün olmadığını"
kaydeden Talat, "Ortada Annan Planı var. Bu planın yapı
taşlarını kullanmalıyız" dedi.
Talat, "Hedefim, 2008 yılı sonuna kadar kesin çözüme varmak.
Bunun mümkün olduğuna inanmak için birçok nedenim var. Yıl sonuna
kadar kısa bir ön hazırlık ve daha sonra da toplu bir çözümle
ilgili müzakereleriçin çok zamanımız var" diye konuştu.
Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün sürmesinin "Ada'nın iki toplum
temelinde bölünmesine yol açacağını" belirten Talat,
politikacıların kendi aralarındaki kavgayı halka
hissettirmelerinin "son derece tehlikeli bir gelişme"
olacağını söyledi.
"Hedefimiz Tayvan değil"
Talat, "Bizim hedefimiz Tayvan olmak değil. Benim yıllardır
savunduğum şey, ilgili BM kararlarında da izah edildiği
gibi çözümün siyasi eşitliğe dayandırılmasıdır.
(Eski Rum yönetimi lideri Tasos) Papadopulos bunlara başka bir yorum getiriyordu.
Ben ayrıca, iki devletin birleşiminden oluşacak yeni
ortaklıktan söz ettim, bizim Kıbrıs Cumhuriyeti'ne eklenmemizden
değil. Bulunduğumuz çıkmazlardan hepimizi sadece çözüm
çıkaracaktır. Çözüm hem Kıbrıslı Türkler, hem de
Rumlar için yararlıdır" dedi.
Gazetenin, Rum yönetiminin yeni lideri Dimitris Hristofyas ile
ilişkilerinin nasıl olduğu sorusunu da yanıtlayan Talat,
"Hristofyas ile çok iyi ilişkileri bulunduğunu" ve "en
kısa zamanda, yeni bir girişimde bulunmak üzere uluslararası
toplumun çağrısına birlikte yanıt vermek için görevi
üstlenmesini ve politikasını belirlemesini beklediğini"
söyledi.
KKTC lideri Talat, "Yeni bir döneme girmiş olmamızdan memnunum.
Bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Hristofyas ile görüşmeyi ve
çözüm konusundaki niyetimizi teyit etmeyi bekliyorum. Biz liderler,
vatandaşların kabul edeceği bir çözüm bulmak zorundayız.
Eğer vatandaşlar bunu istemiyorlarsa, bunun olması mümkün
değil. Böyle birşey olsa bile işlemeyecektir" diye
konuştu.
BM inisiyatifini samimi olarak arzuluyoruz
ERDOĞAN: ADİL VE KAPSAMLI BİR ÇÖZÜMLE
BİRLEŞİK KIBRIS... TC Başbakanı Erdoğan,
Başbakanlık Resmi Konutu'nda AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine
önceki akşam yemek verdi. Erdoğan yemekte yaptığı
konuşmada, Türkiye'nin vizyonunun; "adil ve kapsamlı çözüme
kavuşmuş birleşmiş bir Kıbrıs çerçevesinde
Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ın AB içerisinde yer
alacakları bir işbirliği sütunu oluşturulması"
yönünde olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, Rum yönetimi liderinin
Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm bulunması yönünde irade
sergilemesini beklediklerini de vurguladı
STRUKELJ: İKİ TOPLUM DA BU FIRSATI
DEĞERLENDİRMELİ... AB dönem başkanı Slovenya'nın
Ankara Büyükelçisi Mitja Strukelj de, Güney Kıbrıs'taki seçimlerin
ardından yapılan ilk açıklamaların kendilerine Kıbrıs'ta
yeni bir fırsat penceresinin açıldığına dair umut
aşıladığını ifade etti. Strukelj, uzun
zamandır süregelen çözümsüzlüğün aşılması ve BM
şemsiyesi altında kapsamlı bir çözüm için görüşmelerin
yeniden başlaması amacıyla adadaki iki toplumun bu
fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini
kaydetti. Büyükelçi, Türk tarafının açıklamalarının
kendilerini yüreklendirdiğini de bildirdi
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye olarak,
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunmasına
yönelik inisiyatif almasını samimi bir şekilde arzu ettiklerini
vurgulayarak, "Bu çabalara aktif katkıda bulunmaya
hazırız" dedi.
AB dönem başkanı Slovenya'nın Ankara Büyükelçisi Mitja
Strukelj de, Güney Kıbrıs seçimlerinin ardından yapılan ilk
açıklamaların kendilerine Kıbrıs'ta yeni bir fırsat
penceresinin açıldığına dair umut
aşıladığını ifade ederek, uzun zamandır
süregelen çözümsüzlüğün aşılması ve BM şemsiyesi
altında kapsamlı bir çözüm için görüşmelerin yeniden
başlaması amacıyla adadaki iki toplumun bu fırsatı en
iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.
AA'nın haberine göre, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda AB üyesi ülkelerin
büyükelçilerine önceki akşam verdiği yemekteki
konuşmasında, Türkiye'nin AB üyeliği süreci yanında
Kıbrıs sorununa da değindi.
Erdoğan, Türkiye'nin vizyonunun; "adil ve kapsamlı
çözüme kavuşmuş birleşmiş bir Kıbrıs çerçevesinde
Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ın AB içerisinde yer
alacakları bir işbirliği sütunu oluşturulması"
yönünde olduğuna işaret etti.
Bunun, Doğu Akdeniz'in bir barış ve refah havzası
haline gelmesine de katkıda bulunacağına dikkat çeken
Erdoğan, "Bu nedenle biz, Türkiye olarak BM Genel Sekreteri'nin
soruna kapsamlı çözüm bulunmasına yönelik inisiyatif
almasını samimi bir şekilde arzu ediyoruz. Bu çabalara aktif
katkıda bulunmaya hazırız" diye konuştu.
Türkiye Başbakanı Erdoğan, Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi liderinin Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm
bulunması yönünde irade sergilemesini beklediklerini de vurguladı.
Strukelj: Seçim sonuçları
yeni bir fırsat için umut
AB dönem başkanı Slovenya'nın Ankara Büyükelçisi Mitja
Strukelj de, yemekte yaptığı konuşmasında Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki seçimlere değinerek, seçimlerin
ardından yapılan ilk açıklamaların kendilerine
Kıbrıs'ta yeni bir fırsat penceresinin
açıldığına dair umut
aşıladığını kaydetti.
Strukelj, uzun zamandır süregelen çözümsüzlüğün
aşılması ve BM şemsiyesi altında kapsamlı bir
çözüm için görüşmelerin yeniden başlaması amacıyla adadaki
iki toplumun bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi
gerektiğini belirterek, Türk tarafının
açıklamalarının kendilerini yüreklendirdiğini bildirdi.
"Bu tür gelişmeler ışığında Türkiye,
Ankara Anlaşması ek protokolü konusundaki pozisyonunu yeniden gözden
geçirmelidir" diyen Büyükelçi Strukelj, bu doğrultudaki bir
kararın ilerleme sağlanabilecek fasıl sayısını
artırarak, katılım müzakerelerine olumlu etkide
bulunabileceğini ifade etti.
Strukelj, AB'nin de Kuzey Kıbrıs'a yönelik izolasyonu sona
erdirmeye yönelik çalışmalarının süreceğini belirtti.
Büyükelçi Strukelj, Türkiye'nin, Yunanistan'la ikili ilişkilerinin
geliştirilmesine yönelik adımlarının Doğu Akdeniz'deki
istikrara büyük katkı sağlayacağını da ifade ederek,
Ermenistan'da yeni devlet başkanının seçilmesiyle birlikte
Türkiye, Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ve Ermenistan'ın
bölgesel işbirliğine dahil edilmesini umduklarını kaydetti.
KIBRIS 02/03/08
Lokmacı gündemde
LOKMACI 2 LİDERE BAĞLI... Rum radyosunun haberine göre, BM
Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Möller, Lokmacı
Kapısı'nın ne kadar kısa zamanda
açılacağının, Cumhurbaşkanı Talat ile Rum
yönetiminin yeni lideri Hristofyas'a bağlı olduğunu söyledi.
MAVRU: SİYASİ KARAR ALINSIN, 5 GÜN İÇERİSİNDE
AÇMAYA HAZIRIM... Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru da
Lokmacı Kapısı'nın açılması konusunda
yaptığı açıklamada, "Siyasi karar alınması
durumunda 5 gün içerisinde kapıyı açmaya hazır olduklarını"
belirtti
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael
Möller arasında önceki gün yapılan görüşmede, Lokmacı
Kapısının da gündeme geldiği bildirildi.
Rum radyosunun haberine göre, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs
Özel Temsilcisi Michael Möller, Rum Başkanlık Sarayı'nda verilen
resepsiyonda gazetecilerin sorularını yanıtlarken,
Cumhurbaşkanı Talat ile önceki gün yaptığı
görüşmede, Lokmacı Kapısı'nın da gündeme
geldiğini söyledi.
Möller, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile 3 Mart
Pazartesi günü yapacağı görüşmede konuyu ele alacaklarını
ifade etti.
Cumhurbaşkanı Talat'ın Lokmacı
Kapısı'nı açmaya hazır olduğunu söylediğini
belirten Möller, Hristofyas'ın da aynı tavır içinde
olacağını umut ettiğini kaydetti..
Micheal Möller, Lokmacı Kapısı'nın ne kadar
kısa zamanda açılacağının iki lidere bağlı
olduğunu da sözlerine ekledi.
Mavru: Siyasi karar olursa Lokmacıyı hemen açarız
Öte yandan Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Eleni Mavru da
Lokmacı kapısının açılması konusunda bir
açıklama yaptı ve "siyasi karar alınması durumunda 5
gün içerisinde kapıyı açmaya hazır olduklarını"
söyledi.
Rum radyosunun haberine göre Mavru; Lokmacı
kapısının açılması konusunda teknik açıdan
hazır olunduğunu ve gerekli olan tek şeyin siyasi karar
olduğunu ifade etti; yol boyundaki evlerin tamiratının 3 ay
süreceğini, ancak bu çalışmaların yayaların güvenli
geçişini engellemeyeceğini kaydetti.
Habere göre Mavru ayrıca; Lefkoşa Türk Belediyesi
Başkanı Cemal Bulutoğluları ile görüşme
olasılığını da göz ardı etmediğini belirtti.
KIBRIS 02/03/08
Türkiye'den KKTC'ye 200 milyon dolarlık kredi
Türkiye'nin, KKTC'ye 200 milyon dolar kredi sağlamasına
ilişkin anlaşma yürürlüğe girdi.
AA'nın haberine göre Türkiye ile KKTC arasında 11 Şubat
2008 tarihinde Ankara'da imzalanan kredi anlaşmasına ilişkin
Türkiye Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında
yayımlandı.
Anlaşma, imza tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
Kredi anlaşması, Türkiye ile KKTC arasında 20 Temmuz
2006'da imzalanan "Ekonomik ve Mali İşbirliği
Protokolü" uyarınca yapıldı
KIBRIS 02/03/08
KKTC'de yaşayan Rum ve Maronitler, Rum
gümrüğünden şikayetçi
Rum tarafında yayınlanan Alithia gazetesinin dün,
"Barikatlardaki Denetimler: Deveyi Yutuyor, Salyangozu Süzgeçten
Geçiriyorlar -Dondurulmuş İki Tavuğun Macerası. Özgürlükten
Tutsaklığa Yolculukları ve Yeniden Özgürlüğe
Dönüşleri" başlıklarıyla verdiği haberde, KKTC'de
yaşayan Rum ve Maronitlerin; Güney Kıbrıs'a gidişleri
sırasında yanlarında götürdükleri şeylere; Rum Gümrüğü
tarafından el konulması nedeniyle yaşadıkları
sıkıntılara yer verildi.
Gazete hafta başında Rum gümrüğünün KKTC'de
yaşamakta olan yaşlı bir Rum kadının, Güney'e giderken
beraberinde götürdüğü 2 adet dondurulmuş tavuğa el
koyduğunu, aynı tavukların birkaç gün önce de Rum yönetiminin
"mahsurlara yönelik sözde bonkör politikası çerçevesinde"
yaşlı Rum kadına verildiğini yazdı.
Yeşil Hat Tüzüğü dikkate alınıyor
Gazeteye göre konuyla ilgili görüşüne başvurulan Rum
Gümrüğü üst düzey yetkililerinden Hrisostomos Hacihristodulu, Yeşil
Hat Tüzüğü'nün KKTC'den Rum tarafına hayvansal ürün geçişini
yasakladığını ve Rum gümrükçülerin de buna uymak zorunda
olduklarını söyledi.
Falas: Rum hükümeti bu konuya hassasiyet göstermiyor
"Karpaz Eşgüdüm Komitesi Başkanı" Nikos Falas
da, KKTC hükümetinin Güney'e gitmelerine izin verdiği zamandan beridir
KKTC'de yaşayan Rumların yaşamakta olduğu bu meşakkate
hiçbir Rum hükümetinin gereken hassasiyeti göstermediğini söyledi ve bu
konuda en kötü hükümetin Papadopulos hükümeti olduğunu vurguladı.
Son olarak yaşanan tavuk olayına benzer pek çok durumla
karşı karşıya kalındığını söyleyen
Falas, Rum gümrükçülerin, Güney'e gitmek isteyen Rumların
yanlarındaki salyangoz, yağ, kolokas ve benzeri mallarına el
koyduklarını da anlattı.
Yeşil Hat Tüzüğü bahane gösterilemez
Nikos Falas bu duruma bahane olarak Yeşil Hat Tüzüğü'nün
gösterilemeyeceğini, çünkü aynı şeylerin söz konusu tüzüğün
uygulamaya girmesinden önce de yaşandığını belirterek
şunları söyledi:
"Avrupa Birliği, mahsurların (KKTC'de yaşayan Rum
ve Maronitler) özgür bölgelerde yaşayan çocuklarına Karpaz'daki
teknesinde yoğurduğu iki ekmeği götürmesini yasaklaması
nasıl mümkün olabilir? Cumhuriyet'in yetkili makamlarının;
mahsurları büyük bir katılık içerisinde yoklamaktan başka
uğraşacak ciddi işleri yok gibi görünüyor."
KIBRIS
02/03/08
Christofias keen for
Ledra Street to open
By
Jacqueline Theodoulou
THE OPENING
of Ledra Street is a priority for new President Demetris Christofias, and will
be on the agenda at talks with the UN tomorrow, the Government Spokesman said
yesterday.
Speaking ahead of Christofias meeting with the UN Secretary-generals special
representative Michael Moller, Stefanos Stefanou said Ledra Street was
definitely on the agenda for discussion.
If it [Ledra Street] opens, it will help foster a climate of trust between the
two communities, he said, adding that Christofias was willing to meet Turkish
Cypriot leader Mehmet Ali Talat as soon as possible.
Stefanou insisted the new President was after a solution to the Cyprus problem,
and the sooner the better.
Moller said on Friday he had discussed the opening of Ledra Street with Talat.
Mr Talat is quite ready to open it [Ledra Street] and I hope Mr Christofias is
as well.
The sooner the better as far as I am concerned, said Moller.
Nicosia Mayor Eleni Mavrou yesterday repeated that Ledra Street could be safely
open within five days, once the political decision was made.
Technical teams from Nicosias Greek and Turkish Cypriot municipalities met on
Wednesday to discuss the issue.
This is a matter that has preoccupied us for a long time, she told the Cyprus
News Agency. We just confirmed that from a technical point of view, we are
ready.
She stressed that the opening of the Ledra Street checkpoint was a political
decision.
I understand that many of the issues have been resolved for a while now.
Regarding the technical aspect of the issue, which involves the Municipality,
there are no problems, Mavrou said.
From the moment the decision is made, in five days at the latest, the road
will be safe for pedestrians.
The Nicosia Mayor explained that works to restore the buildings on either side
of the crossing point would take about three months to complete; but she added
that this would not affect pedestrians mobility.
Mavrou said she had already discussed Ledra Street with President Demetris
Christofias. We will have the opportunity to discuss it further.
Asked if there were to be any meetings with her Turkish Cypriot counterpart
Cemal Bulutoglulari, Mavrou said nothing had been planned.
If the need arises, of course, we will gladly arrange it. We have already met
with Mr Bulutoglulari on numerous occasions for various issues that needed
co-ordination and co-operation, she said.
CYPRUS
MAIL 02/03/2008
Close down the brothels
in the north
By
Simon Bahceli
TWO of the most
influential women in Turkish Cypriot public life yesterday called for brothels
in the north to be closed down, saying they were nothing more than centres for
human trafficking.
Oya Talat, wife of Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, and Emine Erk, the
norths foremost human rights lawyer, were speaking at a conference on human
trafficking held at the norths Near East University (NEU). The conference was
backed by the US Embassy, the British High Commission and the Turkish Cypriot
Human Rights Foundation (KTIHV), headed by Erk.
Work has to start to close these places down, and it needs to be done with
urgency, Talat told the conference yesterday.
Erk backed Talats call, highlighting the need for urgent changes in the law,
without which it would be virtually impossible to crack down on the
traffickers.
We have no laws to prevent human trafficking and no legal deterrents, Erk
said. She added that people generally viewed what happened in night clubs
simply as prostitution, and were mostly unaware that the 300-plus women working
in them were victims of human traffickers who made vast amounts of money by
forcing the women into modern-day slavery.
Erk was at pains to explain the differences between human smuggling and
trafficking, the latter being where people are brought into a country to face
exploitation of their sexuality or physical labour. The phenomenon was
widespread in the north Cyprus sex trade, she said, because women brought to
the island were kept in prison-like conditions, had their passports
confiscated, and were burdened with debt on their arrival something which
rendered the women indentured labourers who worked inhumanly long hours. All
these factors constituted violations of the UNs human rights charter on human
trafficking, she said.
Much of what goes on in norths Cyprus brothels was brought to light by
researcher Mine Yucel, who delivered a stinging report to the conference on the
authorities ineffectiveness at dealing with the problem, even going as far as
accusing them of culpability.
If prostitution is illegal here, why are women who are brought to the island
supposedly to serve drinks put in quarantine for two days and given tests for
sexually transmitted diseases? As far as I know, you cannot pass on an STD by serving
someone a drink, Yucel told the conference. She also accused the authorities
of further complicity, highlighting the fact that the police keep the passports
of the women until they had completed their contracts and are released by their
employers.
Yucels report referred to a number of interviews she had held with sex workers
at the clubs, taxi drivers, and even club owners. What she spoke of left few in
doubt that major human rights violations were taking place under the noses of
ordinary Turkish Cypriots.
I interviewed one woman who said she wanted to remain drunk 24 hours a day,
seven days a week so that when it was all over she would not remember what she
had gone through, she said. Another woman told Yucel she had been sold into
prostitution by her boyfriend. From an interview with a club owner, Yucel said
she believed owners were earning around $150,000 dollars per month from the
proceeds.
But there was light at the end of the tunnel, Talat told the Cyprus Mail on the
fringe of the conference, saying that a committee of legal experts and people
from a number of other fields were working together to update the norths laws
in a way that would make it much harder for human traffickers to ply their
trade.
One of the lawyers on the committee told the Mail that new laws would clearly
differentiate between pimping and human trafficking, and that traffickers in
the future could face up to 25 years in jail.
We cant say that we will close all the night clubs down. If they are
providing legitimate services, we cant. But if, once the law is in place, they
are found to be trafficking, we will, he said.
CYPRUS
MAIL 02/03/08
AA
Güncelleme: 11:33 ET 03 Mart 2008 Pazartesi
LEFKOŞA
- Hristofyas, Atinada, Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Başbakan
Kostas Karamanlis ve siyasi liderlerle ayrı ayrı bir araya gelecek.
Rum lideri, Karamanlis ile Çarşamba günü görüşecek ve
görüşeminin ardından basına ortak açıklama yapılacak.
Atina
ziyaretini Perşembe günü tamamlayacak Hristofyas, 13-14 Mart tarihlerinde
de Brükselde AB Konseyi toplantılarına katılacak.
TÜM
BARİKATLARIN AÇILMASINI ÖNERECEK
Öte yandan, Rum gazeteleri Hristofyasın sadece Lefkoşadaki
Lokmacı Kapısının değil, KKTC ile Rum kesimi
arasındaki tüm barikatların açılması yönünde öneride
bulunacağını yazdı.
Gazetelerde yer alan haberlerde, Hristofyasın BM Genel Sekreteri
Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möllere, Lokmacının
yanı sıra Yeşilırmak ve Derinya öncelikli olmak üzere,
Yeşil Hat boyunca mevcut tüm geçiş noktalarının
açılması önerisinde bulunacağı belirtildi.
Haberlerde, Rum tarafının yeni geçiş noktalarının
açılmasına ilişkin ön koşulunun, Türk askerinin
yayaların güvenli geçişine imkan sağlayacak bir
uzaklığa çekilmesi olduğu, Hristofyasın bu
girişiminin Kıbrıs Türk tarafında çaresizliğe yol
açacağını savunuldu.
STEFANU:
HRİSTOFYAS BARIŞ İÇİN ÇALIŞACAK
Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, Rum yönetimi lideri
Dimitris Hristofyasın, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel
Temsilcisi Michael Möller ile görüşmesi sırasında, en kısa
sürede Kıbrıs sorununun adil, yaşayabilir ve fonksiyonel çözümü
için çalışacağını teyit ettiğini söyledi.
Stefanu, Hristofyasın Möllere, 8 Temmuz 2006 Anlaşmasından
başlayarak, Kıbrıs sorunundaki görüşmelerin yeniden
başlaması için gerekli atmosferin oluşturulmasına yönelik
inisiyatifler üstlenmesi isteğini ilettiğini belirtti.
8 TEMMUZ
ANLAŞMASI
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eski Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos, BM Genel Sekreterinin eski Yardımcısı İbrahim
Gambarinin başkanlığında 8 Temmuz 2006da Lefkoşa ara
bölgede yaptıkları görüşmede, kararlar ve ilkeler
anlaşması yapmıştı.
8 Temmuz Anlaşması veya Gambari Süreci olarak da bilinen
anlaşma, iki taraf arasındaki, insan kaçakçılığı,
kuş gribi gibi gündelik sorunların görüşülerek halledilmesi için
teknik komiteler kurulmasını, Kıbrıs sorununun özüne
ilişkin konuların ele alınması için de çalışama
grupları oluşturulmasını öngörüyordu.
Papadopulosun, Kıbrıs sorununun çözümünü zamana yayma taktiği
nedeniyle 8 Temmuz Anlaşması hayata geçirilmedi.
AA
Güncelleme: 12:58 ET 03 Mart 2008 Pazartesi
LEFKOŞA
- KKTC, Rumlara, KKTCdeki eski malları için takas, tazminat ve iade
amacıyla Taşınmaz Mal Komisyonuna başvurma hakkı
vermesinin ardından, yeni bir yasayla mal satma imkanı da
sağlıyor.
İlgili
malın koçanlı olmaması ve 3 yıldan fazla tasarruf edilmesi
şartıyla, tasarruf edene eski Rum sahibi tarafından
satılabilmesini düzenleyen yasa, Meclisin bugünkü birleşiminde oy
çokluğuyla kabul edildi.
Anayasanın 159uncu Maddesinin (1)inci Fıkrasının (B)
Bendi Kapsamına Giren, KKTC Hukukuna Göre Mülkiyet Hakkı Herhangi
Bir Gerçek veya Devlet Dışındaki Tüzel Kişiye Ait Olmayan
ve Tasarruf Hakkı Halen Bir Gerçek veya Tüzel Kişiye ya da KKTC
Devletine Ait Bulunan Taşınmaz Mallar Üzerindeki Hakların Devri
ve Kaydedilmesi adını taşıyan yasa, Meclisin bugünkü
birleşiminde ele alındı.
Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekilleri, Mecliste konuyla
ilgili yaptıkları konuşmalarda, yasadan duydukları
rahatsızlıklarını dile getirdi.
KKTC Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile İçişleri Bakanı Özkan
Murat ise, yasanın, mülkiyet rejiminin uluslararası hukuka
uygunluğu açısından ihtiyaç olduğunu vurguladı.
BAŞBAKAN
SOYER: MÜLKİYET KRONİKLEŞEN BİR SORUN
Soyer, mülkiyet tartışmalarının toplumsal
çatışmaların başladığı dönemden beri var
olduğunu kaydederek, çözümün ana unsurunun da siyasal çözüm olduğunu
belirtti.
Çözüm uzadıkça, mülkiyet sorununun da diğer sorunlar gibi
kronikleşip çözümü zorlaşacak sorunlar olacağını ifade
eden Soyer, bu yüzden Kıbrıs sorununun çözümüne
ağırlık verilmesi gerektiğini anlattı.
İçişleri Bakanı Özkan Murat da, yasayla amaçlananın,
yatırımcıların kirasında veya kullanımındaki
malların karşılığının, devletin kontrolünde
satılarak devralınması olduğunu belirtti. Murat, Hem Türk
koçanı yapıyoruz, hem de uluslararası hukuka giriyoruz. Buna
gerçekten ihtiyacımız var. Yıllarca AİHMde hem bizi hem
Türkiyeyi çok uğraştırdılar dedi.
Yabancıların mal alımının izne tabi olduğunu
hatırlatan Murat, bu yasanın Kıbrıs sorununun çözümü
konusunda da pozitif bir adım olduğunu ve AİHMde
karşılaşılan sorunlara cevap için gerek görüldüğünü
söyledi.
Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi Başkanı, Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) Lefkoşa Milletvekili Kadri Fellahoğlu ise sadece
devlete ait ve bir tasarrufçunun 3 yıl kullandığı
arazilerin satışını düzenleyen yasadan yararlanacak
Rumların, Kıbrıs Türk otoritesini tanıması
gerekeceğine işaret etti.
Kıbrıs sorununun çözümünü beklemeden bir takım adımlar
atmak, bazı argümanları tartışmak zorunda
olduklarını belirten Fellahoğlu, aksi takdirde bunların
ileride daha büyük sorunlar olarak karşılarına
çıkabileceğini kaydetti.
Rumlar KKTC'deki mallarını satabilecek
|
3 Mart, 2008 21:00:00 (TSİ)
CNN TURK |
KKTC Cumhuriyet Meclisi, Rumlara, KKTC'deki eski
mallarını belli şartlarda satma imkanı veren yasa
tasarısını oy çokluğuyla onaylandı.
KKTC, Rumlara, KKTC'deki eski malları için takas, tazminat ve
iade amacıyla Taşınmaz Mal Komisyonu'na başvurma hakkı
vermesinin ardından, yeni bir yasayla mal satma imkanı da
sağlıyor.
İlgili malın koçanlı olmaması ve 3 yıldan fazla
tasarruf edilmesi şartıyla tasarruf edene eski Rum sahibi
tarafından satılabilmesini düzenleyen yasa, Meclis'in bugünkü
birleşiminde oy çokluğuyla kabul edildi.
"Anayasa'nın 159'uncu maddesinin (1)'inci fıkrasının
(B) Bendi Kapsamına Giren, KKTC Hukukuna Göre Mülkiyet Hakkı Herhangi
Bir Gerçek veya Devlet Dışındaki Tüzel Kişiye Ait Olmayan
ve Tasarruf Hakkı Halen Bir Gerçek veya Tüzel Kişiye ya da KKTC
Devletine Ait Bulunan Taşınmaz Mallar Üzerindeki Hakların Devri
ve Kaydedilmesi" adını taşıyan yasa, Meclis'in bugünkü
birleşiminde ele alındı.
Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekilleri, Meclis'te konuyla
ilgili yaptıkları konuşmalarda, yasadan duydukları
rahatsızlıklarını dile getirdi.
KKTC Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile İçişleri Bakanı Özkan
Murat ise yasanın, mülkiyet rejiminin uluslararası hukuka
uygunluğu açısından ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Soyer: "Mülkiyet kronikleşen bir sorun"
Başbakan Ferdi Sabit Soyer de, yasaya emek verenlere teşekkür etti ve
Kıbrıs Türk tarafının haklılığına
dikkati çekti.
Soyer, mülkiyet tartışmalarının toplumsal
çatışmaların başladığı dönemden beri var
olduğunu kaydederek, çözümün ana unsurunun da siyasal çözüm olduğunu
belirtti.
Çözüm uzadıkça mülkiyet sorununun da diğer sorunlar gibi
kronikleşip çözümü zorlaşacak sorunlar olacağını ifade
eden Soyer, bu yüzden Kıbrıs sorununun çözümüne ağırlık
verilmesi gerektiğini anlattı.
İçişleri Bakanı Özkan Murat da, yasayla amaçlananın,
yatırımcıların kirasında veya kullanımındaki
malların karşılığının devletin kontrolünde
satılarak devralınması olduğunu belirtti.
Murat, "Hem Türk koçanı yapıyoruz, hem de uluslararası
hukuka giriyoruz. Buna gerçekten ihtiyacımız var. Yıllarca
AİHM'de hem bizi hem Türkiye'yi çok
uğraştırdılar" dedi.
Yabancıların mal alımının izne tabi olduğunu
hatırlatan Murat, bu yasanın Kıbrıs sorununun çözümü
konusunda da pozitif bir adım olduğunu ve AİHM'de
karşılaşılan sorunlara cevap için gerek görüldüğünü
söyledi.
Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi Başkanı, Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) Lefkoşa Milletvekili Kadri Fellahoğlu ise sadece
devlete ait ve bir tasarrufçunun 3 yıl kullandığı
arazilerin satışını düzenleyen yasadan yararlanacak
Rumların, Kıbrıs Türk otoritesini tanıması
gerekeceğine işaret etti.
Kıbrıs sorununun çözümünü beklemeden bir takım adımlar
atmak, bazı argümanları tartışmak zorunda
olduklarını belirten Fellahoğlu, aksi takdirde bunların
ileride daha büyük sorunlar olarak karşılarına
çıkabileceğini kaydetti.
Hristofyas'tan ilk ziyaret Yunanistan'a
|
3 Mart, 2008 16:48:00 (TSİ)
CNN TURK |
Kıbrıs Rum yönetiminin yeni lideri Dimitris
Hristofyas, ilk yurtdışı ziyaretini yarın Yunanistan'a
yapacak.
Hristofyas, Atina'da, Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas,
Başbakan Kostas Karamanlis ve siyasi liderlerle ayrı ayrı bir
araya gelecek.
Rum lideri, Karamanlis ile çarşamba günü görüşecek ve görüşmenin
ardından basına ortak açıklama yapılacak.
Atina ziyaretini Perşembe günü tamamlayacak Hristofyas, 13-14 Mart
tarihlerinde de Brüksel'de AB Konseyi toplantılarına katılacak.
Hristofyas'ın sadece Lefkoşa'daki Lokmacı
Kapısı'nın değil, KKTC ile Rum kesimi arasındaki tüm
barikatların açılması yönünde öneride bulunacağı ileri
sürüldü.
Rum gazetelerinde yer alan haberlerde, Hristofyas'ın BM Genel Sekreteri
Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'e, Lokmacı'nın
yanı sıra Yeşilırmak ve Derinya öncelikli olmak üzere,
Yeşil Hat boyunca mevcut tüm geçiş noktalarının
açılması önerisinde bulunacağı belirtildi.
Haberlerde, Rum tarafının yeni geçiş noktalarının
açılmasına ilişkin önkoşulunun, "Türk askerinin
yayaların 'güvenli' geçişine imkan sağlayacak bir
uzaklığa çekilmesi" olduğu, Hristofyas'ın bu
girişiminin "Kıbrıs Türk tarafında çaresizliğe
yol açacağını" savunuldu.
Stefanu: "Hristofyas Kıbrıs sorunu için
çalışacak"
Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, Rum yönetimi lideri
Dimitris Hristofyas'ın, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel
Temsilcisi Michael Möller ile görüşmesi sırasında, "en
kısa sürede Kıbrıs sorununun adil, yaşayabilir ve
fonksiyonel çözümü için çalışacağını teyit
ettiğini" söyledi.
Stefanu, Hristofyas'ın Möller'e, "8 Temmuz 2006
Anlaşması'ndan başlayarak, Kıbrıs sorunundaki
görüşmelerin yeniden başlaması için gerekli atmosferin
oluşturulmasına yönelik inisiyatifler üstlenmesi isteğini
ilettiğini" belirtti.
Rum Sözcü, Hristofyas'ın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile
mart sonunda görüşmesi için çabaların yürütüldüğünü de söyledi.
8 Temmuz Anlaşması
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eski Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin eski Yardımcısı İbrahim
Gambari'nin başkanlığında 8 Temmuz 2006'da Lefkoşa ara
bölgede yaptıkları görüşmede, "kararlar" ve
"ilkeler" anlaşması yapmıştı.
8 Temmuz Anlaşması veya "Gambari Süreci" olarak da bilinen
anlaşma, iki taraf arasındaki, insan kaçakçılığı,
kuş gribi gibi gündelik sorunların görüşülerek halledilmesi için
teknik komiteler kurulmasını, Kıbrıs sorununun özüne
ilişkin konuların ele alınması için de çalışama
grupları oluşturulmasını öngörüyordu.
Papadopulos'un, Kıbrıs sorununun çözümünü zamana yayma taktiği
nedeniyle 8 Temmuz Anlaşması hayata geçirilmedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Kıbrıs
sorununun çözümünde Annan Planının yapı
taşlarının kullanılması gerektiğini"
söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Atina'da yayımlanan Elefterotipia
gazetesindeki demecinde, Kıbrıs sorununa "en kısa zamanda
kesin çözüm istediğini" belirtti.
Kıbrıs'ta, "Baştan başlayarak yeni
müzakereler yapılmasının mümkün
olmadığını" kaydeden Talat, "Ortada Annan
Planı var. Bu planın yapı taşlarını kullanmalıyız"
dedi.
Talat, "Hedefim, 2008 yılı sonuna kadar kesin çözüme
varmak. Bunun mümkün olduğuna inanmak için birçok nedenim var.
Yılsonuna kadar kısa bir ön hazırlık ve daha sonra da toplu
bir çözümle ilgili müzakereler için çok zamanımız var" diye
konuştu.
Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün sürmesinin "Adanın
iki toplum temelinde bölünmesine yol açacağını" belirten
Talat, politikacıların kendi aralarındaki kavgayı halka
hissettirmelerinin "son derece tehlikeli bir gelişme"
olacağını söyledi.
Talat, "Bizim hedefimiz Tayvan olmak değil. Benim
yıllardır savunduğum şey, ilgili BM kararlarında da
izah edildiği gibi çözümün siyasi eşitliğe
dayandırılmasıdır. (Eski Rum yönetimi lideri Tasos)
Papadopulos bunlara başka bir yorum getiriyordu. Ben ayrıca, iki
devletin birleşiminden oluşacak yeni ortaklıktan söz ettim,
bizim Kıbrıs Cumhuriyeti'ne eklenmemizden değil.
Bulunduğumuz çıkmazlardan hepimizi sadece çözüm
çıkaracaktır. Çözüm hem Kıbrıslı Türkler, hem de
Rumlar için yararlıdır" dedi.
Gazetenin, Rum yönetiminin yeni lideri Dimitris Hristofyas ile
ilişkilerinin nasıl olduğu sorusunu da yanıtlayan Talat,
"Hristofyas ile çok iyi ilişkileri bulunduğunu" ve "en
kısa zamanda, yeni bir girişimde bulunmak üzere uluslararası
toplumun çağrısına birlikte yanıt vermek için görevi
üstlenmesini ve politikasını belirlemesini beklediğini"
söyledi.
Talat, "Yeni bir döneme girmiş olmamızdan memnunum. Bu
fırsatı değerlendirmeliyiz. Hristofyas ile görüşmeyi ve
çözüm konusundaki niyetimizi teyit etmeyi bekliyorum. Biz liderler,
vatandaşların kabul edeceği bir çözüm bulmak zorundayız.
Eğer vatandaşlar bunu istemiyorlarsa, bunun olması mümkün
değil. Böyle bir şey olsa bile işlemeyecektir" diye
konuştu.
KIBRIS 03/03/2008
Hristofyas: Türkiye hazır ise, biz de hazırız
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, EOKA'cı
Grigoris Afksentiu için Maşera'da düzenlenen anma töreninde
"Kıbrıs sorununa çözüm bulunması konusunda Türkiye de
hazır ise, Rum tarafının da hazır olduğunu" öne
sürdü.
Rum radyosunun haberine göre Hristofyas "işgale son verecek,
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğini,
bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü ve
birliğini federasyon çerçevesinde yeniden tesis edecek,
Kıbrıslıların tamamının insan hakları
lehinde bir çözüm bulunması gerekir" dedi.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın;
Hristofyas'tan, Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm bulunması
konusunda istek göstermesini beklediği açıklamasını da
yorumlayan Dimitris Hristofyas "Kıbrıs Rum tarafının
tutumunun kesin olduğunu" savundu. "Türkiye'nin
tavrını değiştirmesini, BM kararlarına, 8 Temmuz
Anlaşması'na, Doruk Anlaşmaları'na, Uluslararası
Hukuk'a ve Avrupa Hukuku'na saygı göstermesini umduğunu" da
söyleyen Rum Yönetimi Başkanı "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin
toprağını işgal ile elinde bulunduran biz değiliz,
Türkiye'dir" dedi.
Lokmacı karşısındaki Rum barikatı ve BM'nin
barikatın açılmasına ilişkin bir formül
hazırlayıp hazırlamadığına ilişkin bir
soruya karşılık Hristofyas, "Birleşmiş Milletler
bize gelip konuştuğunda
pozisyonumuzu alacağız" yanıtını verdi.
Hristofyas hem Lokmacı'nın hem de Yeşilırmak geçitlerinin
açılmasına hazır olduklarını ancak bazı
şartları bulunduğunu söyledi.
Protesto edildi
Hristofyas bu açıklamaları; EOKA'cı Grigoris Afksentiu
için Ledra Bölge Piskoposu ve Maşera Manastırı Sorumlusu
Epifaneos'un yönetiminde düzenlenen anma töreninin ardından yaptı.
Törenin ardından EOKA'cılar; RMMO askerlerinin de
katkısıyla Maşera çarpışmalarını
canlandırdıkları bir gösteri yaptı.
Radyo; Dimitris Hristofyas'ın Grigoris Afksentiu
anıtına çelenk koyması sırasında Kilise destekli
"Elen Ruhlu Gençler" örgütü EFEN'e mensup gençlerin federasyon ve
Hristofyas'ın törene katılması aleyhine sloganlar
attığını haber verdi.
Aleyhine atılan sloganlarla ilgili yorumu sorulan Hristofyas;
"Bütün bunların, şu anda yaşasaydı halkın ve
ülkenin birleşmesi için çalışacak olan Afksentiu gibi bir
kahramanı onurlandıracak şeyler olmadığına
inanıyorum" dedi.
Atina'da taktik belirlenecek
Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın bu hafta
gerçekleştireceği Atina ziyaretinde Kıbrıs sorunundaki
gelişmeler ışığı altında taktik
konularını görüşeceğini bildirildi.
Fileleftheros "Atina-Lefkoşa Taktik Belirliyor"
başlıklı haberinde Yunan hükümetinin Hristofyas'la bir süredir
birlikte çalışmakta olduğunu yazdı ve üst düzeyli bir Yunan
yetkiliye dayanarak Atina'daki görüşme sırasında bir "tanışma
veya niyetlerin belirlenmesi çabası olmayacağını"
yazdı.
Gazeteye göre Yunanistan Başbakanlığı'nda
gerçekleşecek görüşmenin gündeminin en üst sırasında
şu iki konu bulunuyor:
"-BM yetkililerinin bölgeye gerçekleştirecekleri ziyaret
ışığı altında Kıbrıs sorununda
yaklaşmakta olan gelişmeler,
-Türkiye-Avrupa ilişkileri ve bu başlıkta ortak taktik
belirleme."
Gazete "iki hükümetin; gelişmelerin yönetilmesi ve
göğüslenmesi yöntemleri konusunda görüşlerini orta
koymalarının ardından, izlenmekte olan politika üzerinde
uzlaşacaklarının açık olduğu" yorumunda bulundu.
Habere göre "Yunanistan'ın elinin Makedonya konusunda
taşın altında olması; sahneyi şöyle veya böyle
etkiliyor ve Yunan diplomasisi gelişme aşamasında bulunan bu
meselede savaş pozisyonunda bulunuyor."
Kıbrıs sorunu müzakerelerin yeniden başlaması
trafiğine giriyor
Fileleftheros "Çığ Gelişmeler -Kıbrıs
Sorunu, Müzakerelerin Yeniden Başlaması Trafiğine Giriyor"
başlığıyla manşete çektiği haberinde
Kıbrıs sorununda "bundan sonraki hareketler
bulmacasının; nisan sonlarına doğru çözüm müzakerelerinin
başlamasının muhtemel olduğunu değerlendiren
arabulucular tarafından şekillendirilmekte olduğunu"
bildirdi.
Gazete planlamalara göre; müzakerelerin yaklaşık 6 ay
süreceğini, ekspres bir prosedüre sıcak
bakıldığını, ancak bunun bütün oyuncuların ve
baş aktörlerin izleyecekleri taktiğe bağlı
olacağını yazdı ve "arabulucuların; iki toplumun
dümeninde Talat ve Hristofyas'ın bulunuyor olmasının
yarattığı momentumun değerlendirilmesi, ancak ilk önce
menünün ortaya konulması gerektiği düşüncesinde
olduklarını" kaydetti.
Gazeteye göre BM Genel Sekreter Yardımcısı Lynn Pascoe
başkanlığındaki BM grubunun 26 Mart civarlarında
Ada'ya gelmesi ve 3 gün kalması bekleniyor. Bunun öncesinde
Talat-Hristofyas görüşmesinin gerçekleşmesi beklenirken; Lokmacı
geçidinin açılması çabalarının olması da ihtimal
dışı görülmüyor.
Gazete Rum Yönetimi yeni Başkanı Dimitris Hristofyas'tan,
seçilmesinin ardından uluslararası alanda oluşan ortamı
özlü şekilde yönetmesi ve bu ortamı Güney Kıbrıs için
"kâra dönüştürmesinin" beklendiğini yazdı. Buna paralel
olarak Hristofyas'ın "Türk tarafının ve üçüncü
tarafların, 8 Temmuz anlaşmasını etkisiz hale getirme ve
Annan planını arka kapıdan geri getirmeyi hedefleyen"
hareketlerini de göğüslemesi gerekeceğini belirten gazete,
"dolayısıyla da taktiğinin; 1-inisiyatifler ve
2-metotlamaları caydırma nitelikli eksenlerde
olacağını" kaydetti.
KIBRIS 03/03/2008
Denktaş:
Görüşmelerde, verilemeyecek şeyler istenecek
Demokrat Parti (DP) Girne İlçe Örgütü önceki gün gece Girne
Acapulco Resort Hotel'de "Demokrasi Şöleni" adı
altında bir etkinlik düzenledi.
Geceye 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, DP Genel
Başkan Serdar Denktaş, Genel Sekreter Ertuğrul Hasipoğlu,
DP milletvekilleri, bazı belediye başkanları, meclis üyeleri ve
partililer katıldı.
1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile DP Genel
Başkanı Serdar Denktaş gecede birer konuşma yaptı.
Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türkleri "yakın
gelecekte bekleyen bir tehlikeye" işaret ederek,
"görüşme" adı altında Kıbrıslı Rumlarla
pazarlık yapmadan masaya oturulması halinde Kıbrıslı
Türklerden verilemeyecek şeyler isteneceğini söyledi.
Kendi adının "uzlaşmaz", "Mister
No"ya çıkmasına aldırmadan, Kıbrıs konusunda
yapılan görüşmelerde yıllarca Kıbrıslı Türklerin
Rumlardan ayrı, Rumlarla denk, kendi kaderini tayin etme hakkına
sahip bir halk olduğunu savunduğunu, eşitlik ve Türkiye'nin
garantörlüğünden asla taviz vermediğini belirten Rauf Denktaş,
bunlardan taviz verilmesi durumunda Kıbrıslı Türklerin,
kâğıt üzerinde kendilerine ne hak verirlerse verilsin, yüzde 80 Rum
içinde azınlık durumuna düşeceğini ifade etti.
Belli bir yaşın üzerinde olan kişilerin,
Kıbrıslı Türklerin bu haklarını teslim etmemek için
verilen mücadele ve direnişi çok iyi bildiğini dile getiren
Denktaş, bu konuda gençlerin bilinçlendirilmesinin büyük önem
taşıdığını vurguladı.
"Dost ve müttefik gibi görülen" Amerika Birleşik
Devletleri'nin, "Türkiye'ye açıkça yükümlülüklerini yerine getir ve
Rumları tanı, önerilerini Rumların kabul edebileceği
şekle sok" dediğini ifade eden Denktaş, "Bu, KKTC'nin
yok olması demektir" şeklinde konuştu.
Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın; "Türkiye'nin
garantörlüğünün ortadan kaldırılması, Türk askerleri ve
'yerleşik' dediği insanların adadan tamamen çıkması,
Rum göçmenlerin tümünün evlerine geri dönmesi, serbest dolaşım ve
yerleşim ilkelerini barındıran Avrupa Birliği
normlarında bir federasyon" istediğini belirten Rauf
Denktaş, bunun Kıbrıslı Türklerin "Rum çoğunluk
içinde kaynatılması" amacı taşıdığını
kaydetti.
Bütün bunlara neden olacak Annan Planı'nın, Rum Yönetimi
eski lideri Tasos Papadopulos'un "hayır" demesi sayesinde rafa
kalktığını, ancak yakın zamanda Kıbrıs
Türkü'nün karşısına getirilecek planın Rum Yönetiminin
kabul edebileceği bir plan olacağı görüşünü ifade eden 1.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Hristofyas'ın
"Kıbrıs Türklerine verilecek haklar Kıbrıs'ta
yaşayan Maronit, Ermeni ve Latinlerin haklarına tecavüz
etmemelidir" şeklindeki sözünü anımsatarak,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Ankara'da yapacağı
temaslarda bütün bu gerçekleri masaya yatırarak; "KKTC'nin
varlığı ve Türkiye'nin garantörlüğü kabul edilmeksizin biz
anlaşma yapamayız" sözünü dile getirmesi dileğinde bulundu.
Bağımsızlık konusunda taviz vermeyip direnen
Kosova'nın sonunda bağımsızlığına
kavuştuğu konusuna da dikkat çeken Rauf Denktaş, "Bizden de
'bağımsızlığımızı masaya
yatırmıyoruz' diyen seslerin çoğalmasını"
beklediğini ve bu konuda partilere, partililere ve sivil toplum
örgütlerine büyük görevler düştüğünü sözlerine ekledi.
Serdar Denktaş: İrademize sahip çıkma zamanı geldi
Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş partililere
hitaben yaptığı konuşmada Girne İlçe Örgütünün
"Demokrasi Şöleni" adı altında
gerçekleştirdiği geceye partililerin gösterdiği ilgiye
teşekkür ederek, Kıbrıs Türkü'nün kendi iradesine sahip
çıkma zamanı geldiğini vurguladı.
Konuyla ilgili DP'nin içinde bulunduğu hareket
tarzının; "Kıbrıs Türk'ünün kendi iradesine sahip
çıkma, özgür iradesine müdahale Anavatanı'ndan da gelse 'bu bizim
özgür irademizdir, müdahale etmeyin' diyebilmek ve amacının da tüm
dünyaya biz burada kendi devletimizde kendi demokrasimize, kendi
insanımıza sahip çıkma
kararlılığındayız, hiçbir şekilde yama
olmayız, azınlık durumuna düşmeyiz" mesajı vermek
olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, bu konuda kendilerine destek
verenlere teşekkür etti.
1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın
Kıbrıs Türk'ünün çok dağınık
yaşadığı ve çok zayıf olduğu günlerde son derece
onurlu bir mücadele vererek Kıbrıs Türk halkına 1974'te
Anavatanla kucaklaşmayı gösterdiğini, ardından 1983'te
KKTC'yi ilan ettiğini ifade eden Serdar Denktaş,
Kıbrıslı Türklerin adada eşit hak sahibi ve diğer
dünya vatandaşları gibi eşit hak ve güçlere sahip olduğunu
gösteren tek şeyin -dünya tanımamış olsa bile- devletleri
olduğunu vurguladı.
"En büyük garantimiz olan devletimize sahip çıkarak
yürüdüğümüz sürece biliniz ki dünya bize saygı göstermeye, saygı
duymaya mecbur olacaktır. Yeter ki önce kendi kendimize saygı
duyalım, kendi devletimize sahip çıktığımızı
bütün dünyaya gösterelim. Müdahalelerle oluşturulmuş yapay iktidar
bugün bu saygıyı kendi kendine gösteremeyecekse bütün dünya bilecek
ki bu devletin içinde bir de Demokrat Parti vardır ve
Kıbrıslı Türklerin bu haklarından asla
vazgeçmeyecektir" şeklinde konuşan Serdar Denktaş, bu
konuda en büyük güvencelerinin Demokrat Partililer, gençler ve Kıbrıs
Türk halkı olduğunu kaydetti.
Konuşmasının sonunda, partililerden yakında
yapılacak DP kurultayına hazırlanarak onu iyi şekilde
sonuçlandırmasını isteyen Serdar Denktaş, yapılacak
genel seçimde tek başına iktidar olma hazırlığı
yaptıklarını söyledi.
KIBRIS 03/03/2008
AA
Güncelleme: 08:35 ET 04 Mart 2008 Salı
LEFKOŞA
- Hristofyas, temaslarda bulunmak üzere bugün Atinaya gitti. Hristofyas,
Atinada Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Başbakan Kostas
Karamanlis ve Yunan siyasi parti yetkilileriyle görüşecek.
Bu
akşam Papulyasın onuruna vereceği yemeğe katılacak
olan Hristofyas, yarın sabah Meçhul Asker Anıtına çelenk
koyacak. Hristofyas daha sonra parlamentoyu ziyaret ederek, Yunanistan
Parlamento Başkanı Dimitris Suifas ile bir araya gelecek.
Yarın Cumhurbaşkanı Papulyas ve Başbakan Karamanlis ile
görüşecek olan Hristofyas, Karamanlis ile görüşmenin ardından
basına açıklamalarda bulunacak.
Hristofyas, temaslarını perşembe günü Dış Basın
Birliğinde yapacağı basın toplantısında
değerlendirecek. Rum lideri, son görüşmesini ünlü Yunan müzisyen
Mikis Teodorakis ile yapacak ve aynı gün öğleden sonra Güney
Kıbrısa dönecek.
AA
Güncelleme: 08:23 ET 04 Mart 2008 Salı
LEFKOŞA
- KKTC Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Hasan Erçakıca, haftalık
basın brifinginde, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi
Michael Möllerin Talata bugün yaptığı ziyaretin ardından,
Talat-Hristofyas görüşmesinin bu ay içinde olacağının
ortaya çıktığını belirtti. Erçakıca, Möllerin
Rum tarafıyla yapacağı temasların ardından tarihin
netleşmesini beklediklerini ifade etti.
Erçakıca,
Hristofyas, Türkiye çözüme hazırsa ben de hazırım yönündeki
açıklamasıyla, Ankaradan bir iyi niyet adımı mı
bekliyor, yoksa Papadopulosun yaptığı gibi Ankarayı
mı muhatap alırım demek istiyor şeklindeki bir soruya
karşılık, Sanırım ikinci noktaya getirmeye
çalışıyor ifadesini kullandı.
Hristofyasın sözlerini, Rum kamuoyuna yönelik bir söylem olarak kabul
etmek gerektiğini kaydeden Erçakıca, Kıbrısta çözümü
engelleyenin Türkiye olduğunu zaman zaman ifade ediyor. Bu tabii çok
yanlış bir tutumdur. Sorunu yanlış
tanımladığınız zaman da çözüme ulaşmak tabii
mümkün olmaz. Peşinen bu uyarıları da yapmak istemem, ama
Sayın Hristofyasın muhatabı Sayın Talattır,
buradadır, adresi bellidir diye konuştu.
Hristofyasın Talatla görüşmekten kaçınmadığına
işaret eden Erçakıca şöyle devam etti:
Hristofyasın bu söylemini biraz iç politikaya dönük bir söylem olarak
değerlendirmek de mümkündür. Çünkü bunu söylerken aynı zamanda Sayın
Talatla görüşmekten kaçınsaydı, bu çok tehlikeli bir boyuta
taşıdı demektir bu düşüncesini veya bu tutumu. Bunu bir
yerde söylemeye devam ederken eğer işimizi yapmamıza da olanak
verirse bunu hoşgörüyle karşılayabiliriz. Zaman iş yapma
zamanıdır. Ama bu bir tavra dönüştüğü zaman göreceğiz
ki Kıbrıs sorununu çözmek artık mümkün olmayacak, bu kötü bir
şey olacak.
LİDER DEĞİŞİKLİĞİNİN
YANSIMALARINI GÖRMEK İSTİYORUZ
Dikkatlerinin, Rum tarafındaki lider değişikliğinin,
Kıbrıs sorununun çözümüne ne kadar katkısı
olacağı noktasında olduğunu ifade eden Erçakıca,
Lider değişiminin Kıbrıs Rum tarafının
pozisyonunda yarattığı olumlu politik değişikleri
görmemiz gerekiyor. Herhalde bu da özellikle Talat-Hristofyas görüşmesinde
ortaya çıkacaktır diye düşünüyoruz ifadesini kullandı.
Erçakıca, başka bir soru üzerine de, BM değerlendirme heyetinin
Nisanın ilk yarısında adaya geleceğini söyledi.
Girne'de 3 bin yıllık gemi
kalıntıları bulundu
|
4 Mart, 2008 09:10:00 (TSİ)
CNN TURK |
KKTC'nin liman kenti Girne açıklarında sualtı
uzmanı tarafından, Mısır Uygarlığı'na ait 3
bin yıllık olduğu belirtilen bir gemiye ait parçalar bulundu.
Gemi parçalarının KKTC Arkeoloji Dairesi tarafından
kayıt altına alındığı, ardından İngiliz
müzesi uzmanları tarafından şifrelerinin çözüldüğü
kaydedildi.
KKTC'deki Nautilus Diving Dalış Okulu Basın Bürosu
tarafından yapılan açıklamada, araştırmalar sonucunda,
su altındaki parçalar içinde bulunan taştan yapılmış
çapanın, dünyada üzerinde yazıt bulunan ilk çapa olduğunun
anlaşıldığı belirtildi.
Açıklamada, çapanın ve geminin yükü olduğu sanılan
kırık testilerin en az 3 bin yıllık olduğunun
belirlendiği kaydedildi.
Çapanın üzerindeki yazıtların bir firavuna ait olduğunun
ortaya çıktığına işaret edilen açıklamada,
"Yazıların okunmasıyla birlikte hangi firavunun olduğu
ve neden Kıbrıs'a sefer düzenlediği anlaşılacak"
denildi.
Tesadüfen bulundu
Su altındaki gemi parçaları Nautilus Diving Dalış Okulu'nun
sahibi ve profesyonel dalgıç Tevfik Camgöz tarafından yaz ayları
sonunda yeni bir dalış noktası arayışı
sırasında tesadüfen bulundu.
Camgöz, eserlerin çalınmaması için parçaların
bulunduğu bölgeyi gizli tuttu ve sadece KKTC Arkeoloji Dairesi'ne
bildirdi.
Mısır tarihçileri araştırdı
Daire uzmanları da Mısır uygarlığına ait gemi
parçalarını kayıt altına aldı. Tevfik Camgöz, daha
sonra eserlerin parçalarının resimlerini İngiltere'ye götürerek,
İngiliz Müzesi Mısır Uygarlığı
arkeologlarına gösterdi.
Açıklamaya göre, arkeologlar yaptıkları incelemeler sonucunda,
bulunan gemiye ait çapanın Mısır uygarlığına ait
üzerinde yazı bulunan ilk çapa olduğunu belirledi. Arkeologlar,
bulunan parçaların tarihe büyük ışık tutabileceğini
kaydetti.
3 bin yıllık geminin bulunmasıyla birlikte dünyanın
sayılı arkeologlarının, tarihçelerin ve su altı
uzmanlarının yakın zamanda KKTC'ye gelmesi bekleniyor.
Hristofyas ile Talat ay sonunda buluşacak
04/03/2008
RADIKAL;
RADİKAL -
ATİNA/LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Yönetimi'nin yeni
başkanı Dimitris Hristofyas ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat birleşme müzakerelerini yeniden başlatma
yollarını görüşmek üzere mart sonunda buluşuyor. BM'nin
Kıbrıs özel temsilcisi Michael Möller, dün Hristofyas'la
görüşmesinin ardından "Muhtemelen ayın ikinci
yarısının sonunda yapılacak görüşmenin
hazırlıklarına başlayacağım" dedi. Ancak Möller
tarih vermezken, bunun Hristofyas ile Talat'ın bu hafta Yunanistan ve
Türkiye'yi ziyaretleri sonrasında netleşmesi bekleniyor.
'Barikatlar Türk ordusu
çekilirse açılacak'
"Başkan Hristofyas'la çok iyi bir toplantı yaptık. Bana
Talat'la bir an önce görüşmeyi çok arzuladığını
söyledi" diyen Möller, BM Genel Sekreteri Ban ki Mun'un da mart sonunda
adaya nabız yoklamak için bir heyet yollayacağını
anımsattı. Möller, Hristofyas'ın özellikle güven
artırıcı önlem olarak Lefkoşa'daki Lokmacı
barikatının açılmasına
hazırlandığını kaydedip, "Bunun ay sonundan önce
olmasına çalışıyorum" diye konuştu. Rum
basını ise Hristofyas'ın sadece Lokmacı değil,
Yeşilırmak ve Derinya öncelikli olmak üzere Yeşil Hat'ta tüm
geçiş noktaların açılmasını önereceğini ileri
sürdü. Ama bu konuda ön koşulun, Türk askerinin yayaların 'güvenli'
geçişine imkan sağlayacak bir uzaklığa çekilmesi
olduğu belirtildi.
Hristofyas'ın çarşamba Yunanistan Başbakan Kostas Karamanlis'le
görüşeceği Atina ziyareti, Talat'ın ise perşembe
yapacağı Ankara ziyaretinde yeni dönemdeki pozisyonlarını
değerlendirmesi bekleniyor. Rum tarafı yeni müzakere süreci için bir
hazırlık süreci talep ederken, Türk tarafı bunun iki ayla
sınırlı olmasını istiyor.
Talat ile
Hristofyas mart sonu görüşecek
MÖLLER: HRİSTOFYAS TALAT'LA GÖRÜŞMEYE ÇOK
İSTEKLİ... Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas, dün
sabah, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve
Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi
Michael Möller ile görüştü. Reuters'in haberine göre, Möller görüşmeden
sonra yaptığı açıklamada, iki liderin görüşmesi için
çalışmalara başladığını ve görüşmenin,
muhtemelen "mart ayının ikinci yarısının sonuna
doğru" olacağını kaydetti. Möller, "Başkan
Hristofyas ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdim. Bana, Sayın
Talat ile görüşmek için çok istekli olduğunu ve buna hazır
bulunduğunu belirterek, görüşmeye ilişkin
çalışmamı sürdürmemi istedi" dedi.
TALAT'LA MÖLLER BUGÜN YENİDEN BİRARAYA GELİYOR...
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki
Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi
Michael Möller ile bugün ikinci bir görüşme yapacak.
Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre
görüşme saat 10.30'da gerçekleşecek. Cumhurbaşkanı Talat,
Güney Kıbrıs'ta başkanlık seçimini Hristofyas'ın
kazanmasının ardından yeni bir ivme kazanan müzakerelerin
yeniden başlaması çabaları çerçevesinde geçen hafta cuma günü
Möller ile bir araya gelmişti
Kıbrıs'ta iki liderin beklenen ilk
buluşmasının, muhtemelen mart sonu gerçekleşeceği
bildirildi.
Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas, dün sabah, BM Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM
Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller ile
görüştü.
Reuters'in haberine göre, Möller görüşmeden sonra
yaptığı açıklamada, iki liderin görüşmesi için
çalışmalara başladığını ve görüşmenin,
muhtemelen "mart ayının ikinci yarısının sonuna
doğru" olacağını kaydetti.
Möller, "Başkan Hristofyas ile çok iyi bir görüşme
gerçekleştirdim. Bana, Sayın Talat ile görüşmek için çok istekli
olduğunu ve buna hazır bulunduğunu belirterek, görüşmeye
ilişkin çalışmamı sürdürmemi istedi" dedi.
Mart sonu gerçekleşmesi beklenen görüşme, iki lider
arasındaki ilk görüşme olacak.
Hristofyas, seçim çalışmaları sırasında,
seçilirse Kıbrıslı Türklerle çözüm için
çalışacağını söylemişti.
Reuters, konuya ilişkin haberinde, Rum yönetimi eski
başkanı Tasos Papadopulos'un, Kıbrıslı Rumları
Annan Planı'nı reddetmeleri yönünde yönlendirmekle ve sonraki süreçte
de adadaki çözümsüzlüğü sona erdirmek için hiçbir çaba göstermemekle
eleştirildiğini de yazdı.
Talat, Möller ile bugün
ikinci bir görüşme yapacak
Bu arada, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve
Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü
(UNFICYP) Misyon Şefi Michael Möller ile bugün ikinci bir görüşme
yapacak
Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya
göre görüşme saat 10.30'da gerçekleşecek.
Cumhurbaşkanı Talat, Güney Kıbrıs'ta Rum Yönetimi
başkanlığını Dimitris Hristofyas'ın
kazanmasının ardından yeni bir ivme kazanan Kıbrıs
konusunda müzakerelerin yeniden başlaması çabaları çerçevesinde
geçen hafta Cuma günü Möller ile bir araya gelmişti.
Möller: Lokmacı bu yıl içerisinde açılabilir
Bu arada dün sabah Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas
ile görüşen Michael Möller, görüşmenin ardından
yaptığı açıklamada, Lokmacı Barikatı'nın bu
yıl içersinde açılması konusunda ümitli olduğunu ifade
etti.
Rum Haber Ajansı'na göre Möller, Lokmacı
Barikatı'nın Talat ile Hristofyas arasında yer alacak
görüşmede ele alınması gerektiğine
inandığını ve bu görüşmenin bu ay içerisinde
gerçekleşmesi için çalıştıklarını belirtti.
Michael Möller, Hristofyas ile görüşmesinde Lokmacı
Barikatı'nın da ele alındığını ve
Hristofyas'ın kapının açılması için istekli
olduğunu kaydetti.
Lokmacı Barikatı'nın ne zaman açılabileceği
sorusuna karşılık "Umuyoruz bu yıl içerisinde, en
kısa zamanda" yanıtını veren Möller, bu konuda da
hazırlıklar yapmaya devam ettiklerini kaydetti.
"Temmuz 2008 süreci iki lider arasında yer alacak
görüşmede bir başlama noktası olarak kullanılacak
mı?" sorusuna karşılık Möller, görüşmenin
içeriği konusunda görüş belirtmenin kendisine düşmediğini,
ancak iki liderin görüşmek için hevesli olduğunu ve görüşmenin
bu ayın sonunda gerçekleşebileceğini söyledi.
"İkisi de birlikte çok iyi bir iş
çıkarabileceklerini düşünüyor ve ben de, onların bu olumlu
yaklaşımına paylaşıyorum" diyen Möller,
"Hristofyas ile Talat'ın pozisyonları herkes tarafından
biliniyor. Bu pozisyonlarda nasıl uzlaşmaya varacaklarını
kendileri tartışıp bulmaları gerekir" şeklinde
konuştu.
KIBRIS 04/03/08
Christofias and Talat to
meet by the end of the month
By
Jacqueline Theodoulou
DEMETRIS
Christofias and Mehmet Ali Talat are set to meet by the end of this month, UN
Special Representative in Cyprus Michael Moller said yesterday.
Speaking after meeting with President Demetris Christofias, Moller added that
the new President had expressed his willingness to open the Ledra Street
checkpoint.
Although a specific date has not yet been arranged for Christofias meeting
with Talat, Moller said it was expected to take place by the end of the month.
I had a very good meeting with President Christofias and he has told me that
he is very keen and ready to meet with Mr Talat as soon as possible, the UN
representative said. He has asked me to continue working on that. Now, we will
start the preparations for that meeting, probably towards to the end of the
second half of this month, he said.
Moller declined to comment on whether the July 8 agreement would work as a
starting point for negotiations between the two leaders.
Both leaders are very clear of their eagerness to start, he explained. They
both think there is a good chance for them to do some very good work together
and I share their optimism.
Regarding the political context of the leaders meeting and whether it should
be based on the July 8 agreement, he said that it is not for me to discuss,
adding: Everybody knows the positions of Mr Christofias and Mr Talat and they
will have to discuss how they can reconcile those positions. That is the whole
point of sitting down and having a good discussion.
The UN-brokered July 8 agreement has yet failed to produce any results despite
50 meetings between aides to the two leaders over a period of 19 months.
Moller said the President seemed willing to start proceedings for the opening
of Ledra Street straight away.
We are also going to continue our preparation work for that and hopefully we
will be able to give you some good news very soon, he said.
He added that he hoped the checkpoint situated in the heart of Nicosia along
the Capitals main pedestrian street would be open soon.
This is something which has to be discussed between Talat and Christofias when
they meet and I am trying to make sure that this can happen before the end of
the month.
Newly-appointed Government Spokesman Stephanos Stephanou said Christofias had
made it clear during the one-hour long meeting that he wished to begin fresh
talks with the Turkish Cypriot leader, with the July 8 agreement as a starting
point.
The President of the Republic reconfirmed his eagerness to work towards a
fair, viable and functional solution to the Cyprus issue as soon as possible,
said Stephanou in his first briefing to the media.
''The President of the Republic underlined the fact that for the Greek Cypriot
side, the basis of a solution is formed by the high level agreements of 1977
and 1979, which provide for a bizonal bicommunal federation, UN resolutions on
Cyprus, and the principles of international and European law,'' he added.
Mr Christofias repeated that the Greek Cypriot side is seeking a solution that
will end the occupation and reunify the land, the people, the institutions and economy,
said Stephanou.
He added the new President had conveyed to Mr Moller his willingness to take
initiatives and act in a way that would help create the appropriate climate for
the resumption of talks on the Cyprus problem, beginning with the July 8
agreement.
Stephanou also confirmed Christofias willingness to negotiate the opening of
Ledra Street, but also other checkpoints such as that in LImnitis in the north
west of the island.
Asked to comment on Mr Talats intentions, Stephanou said: We believe all
intentions and inclinations will become apparent along the way.
He added that it would be wiser to await the outcome of the meeting before
making further statements on the issue.
Regarding the opening of Ledra Street, Stephanou said what is certain is that
we are working in that direction.
Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat will be visiting Turkish Prime Minister
Recep Tayyip Erdogan and Turkish President Abdullah Gul in Ankara on Thursday
to discuss the latest developments in the Cyprus issue.
Erdogan was quoted yesterday as saying he expected UN Secretary-general Ban
Ki-moon to take a new initiative for a comprehensive solution to the Cyprus
problem. He Turkish side is ready to provide full support to such
initiatives, Erdogan said.
CYPRUS MAIL 04/03/08
Vassiliou heads for
Brussels to take up new job
ANDROULLA
Vassiliou leaves for Brussels today to officially undertake her duties as
European Health Commissioner, following the approval given on Friday from
members of the Council of the EU and the President of the European Commission
Jos? Manuel Barroso.
It is with complete awareness of my responsibilities, that I undertake this
significant post, Vassiliou said yesterday, because I believe that it is
important for Cyprus to be represented in the European Union and to develop an
important role despite its small size.
Vassiliou said she had already had a meeting in Brussels with her predecessor
Marcos Kyprianou, who has been appointed as the new Foreign Minister of Cyprus.
During the meeting, Kyprianou briefed her on the issues that the Health
Commission is currently dealing with.
Mr Kyprianou assured me that he will be at my disposal for any clarifications,
explanations, or questions regarding subjects that concern the post, said
Vassiliou.
Vassiliou pointed out the importance of public health issues and especially the
subject of cancer, which concerns her personally because of her previous post
as president of the Bank of Cyprus Oncology Centre. Vassiliou noted that she
has been invited to be the key speaker during a conference on cancer organised
by the Slovenian EU Presidency at the beginning of April.
The new Cypriot Commissioner said she would attend the meeting of the
Commission taking place tomorrow.
Her appointment is expected to be approved by the European Parliament within
the next two or three weeks. Until the approval, Vassiliou will execute her
duties, but will not be able to represent the European Commission abroad.
CYPRUS MAIL 04/03/08
Manhunt for illegal immigrants
who crossed from north
DHEKELIA
police yesterday arrested six illegal immigrants, who crossed over from
occupied areas on Sunday evening.
The six are Palestinians from Iraq.
According to the police, those caught are part a group of 47 people who came by
boat to Kyrenia and headed in a van towards the Dhekelia British Bases area,
which they reached at 11pm on Sunday.
Dhekelia SBA police found six of the illegal immigrants wandering in the area.
They also arrested a Greek Cypriot from Nicosia suspected of assisting the
illegal immigrants. He has been remanded in custody. The Cypriot Police have
asked for his immediate transfer in order to assist in the investigation of an
illegal immigrant ring from the occupied area.
The illegal immigrants reported to SBA police that they paid human traffickers
between $1,000 and $1,500 each in order to be transported to the Cyprus through
the Dhekelia SBA.
Police have launched a manhunt in the area between Dasaki tis Achnas and
Ormidhia in an effort to track down the remaining 41 illegal immigrants.
CYPRUS MAIL 04/03/08
Kyprianou sweeps into
the Foreign Ministry
By
Andreas Avgousti
NEW Foreign
Minister Markos Kyprianou said yesterday he expected imminent developments on
the Cyprus problem.
There are challenges ahead. The first, and largest, concerns the Cyprus
problem, he said.
Developments are around the corner and we should be well-positioned to make
the best of them, especially in light of the new [Lisbon] Treaty and the Kosovo
issue.
These were the first words of the incoming Foreign Minister as he formally
assumed his duties yesterday.
There was a sense of urgency in his words concerning the EU constitutional
treaty signed at Lisbon which Cyprus has yet to ratify, as well as the
repercussions of Kosovos embryonic independence on the Cyprus problem.
Having been absent from the confirmation ceremony of the new Cabinet last
Friday because of business he had to attend to at his former post as EU Health
Commissioner in Brussels, Kyprianou yesterday gave his confirmation to
President Demetris Christofias.
His replacement as the new Cyprus Commissioner for the EU, United Democrats
Androulla Vassiliou, was also present at the confirmation.
In a speech at the Ministry, Kyprianou mentioned his father, the late Spyros
Kyprianou, who was the first Foreign Minister of Cyprus, and reminisced of the
times when he was roaming the corridors of the ministry as a boy.
He expressed his conviction to the diplomats and staff that, we will work
together and successfully deal with the great challenges ahead, and gave them
a friendly warning that he potentially knows more about them than they think
he does.
General Director of the Foreign Ministry Alexandros Zinon welcomed Kyprianou,
saying that, he carries with him experience which raises the bar of
expectations at the Foreign Ministry.
Kyprianou and outgoing Foreign Minister Erato Kozakou-Markoulli both thanked
former President Tassos Papadopoulos for his support to them both.
Kyprianou, 48, has a showcase career in both the legal and political realms.
As the son of the man who founded DIKO in 1976 and served as President from
1977 to 1988, Kyprianou had great expectations to live up to.
He studied Law at Athens, Cambridge and Harvard and was a trainee at the Human
Rights Commission of the Council of Europe.
At the local level, he served as municipal councillor for Nicosia between 1986
and 1991, before becoming an MP for DIKO between 1991 and 2003, and later
Chairman of the House Committee on Financial and Budgetary Affairs.
He was also the head of the DIKO youth movement, and served on both DIKOs
central committee and executive bureau.
The Foreign Ministry is the second high profile portfolio he gets, since
between March 2003 and April 2004 he had served as Finance Minster under the
Tassos Papadopoulos government.
His last post was as European Commissioner for Health and Consumer Protection
since November 2004.
During his time there, he was at the frontline in dealing with the bird flu
crisis which swept Europe in 2006, while he also masterminded campaigns against
smoking and obesity.
CYPRUS MAIL 04/03/08
Kıbrıs'ta her şey hâlâ eskisi kadar zor
|
|
Kıbrıslı
Rumların yeni bir başkan seçmesiyle adayı birleştirme
umutları artmış olsa da, 34 yıldır çözülemeyen sorunun
zorlukları hafife alınmamalı. Anlaşma yönündeki irade
sağlamlaştı, ancak tarafların mülteciler,
yerleşimciler ve güvenlik meselelerine bakışındaki
çoğu zıtlık sürüyor
05/03/2008
RADIKAL
James Ker
Lındsay
Kıbrıs'taki başkanlık seçiminin ertesinde, adayı
birleştirmek yönünde yeni bir çabanın daha ortaya
konulacağı yönünde umut var. Gerçekten de, Kıbrıslı
Türk lider Talat, bir anlaşmaya bu yılın sonunda bile
varılabileceğini ileri sürdü. İki tarafın müzakere
masasına döndüğünü görmek kesinlikle iyi bir şey olsa da,
önlerindeki görevin zorluğu hafife alınmamalı. Ele
alınması gereken uzun bir liste var.
İktidar paylaşımıyla başlayalım.
Talat'ın da dediği gibi, siyasi eşitlik Kıbrıslı
Türkler için kilit mesele. Devlet kurumlarında sayısal eşitlik talep
etmeseler de, herhangi bir yeni durumda eşit ortak sayılmak
istiyorlar. Çoğu Kıbrıslı Rum bunu artık kabul ediyor.
Fakat, vekil sayısı, başkanlık sisteminin yapısı
ve oy ağırlığı gibi anayasal meseleler adayı
birleştirmek yönündeki son büyük çabanın ortaya konulduğu
2004'te Kıbrıslı Rumlar açısından listenin alt
sıralarında yer alıyormuş gibi görünse de, bu durum
halkın memnunuiyetsizliğinin genelde başka konulara
odaklanmasından kaynaklanmış olabilir.
Annan Planı
güncelliğini yitirdi
Çoğu Kıbrıslı Rum için, ana meseleler mülkler ve
mültecilerin dönüş hakkıyla ilgili. BM'nin 2004'teki önerileri (Annan
Planı) çerçevesinde, şu an Türk kontrolündeki büyük miktarda
toprağın geri verilmesi gerekecekti; pek çok Kıbrıslı
Rum'un eski evlerine dönüşünün önü açılacaktı. Gerçekten de,
çizgiler tam da mümkün olan en büyük miktarda Rum'un topraklarını
geri kazanmasına izin vermeye yönelik çizilmişti. Ancak birçoğu
da, topraklarının sadece bir kısmını elde edebilecek
ve kalan kısmı için tazminat alacaktı. Araştırmalar bu
karmaşık sistemin iyi işleyeceğini ve pek çok mülteciyi
servet sahibi yapacağını ortaya koymuş olsa da, aynı
sistemin bugün işe yarayıp yaramayacağı belirsiz. 2004'ten
bu yana, kuzeyde meydana gelen bir mülk inşası patlaması durumu
gözle görülür bir biçimde değiştirdi.
Tabii ki, pek çok Kıbrıslı Rum atalarının mülklerine
değer biçilebileceği fikrini reddediyor. Onlar eve dönmek istiyor.
Kıbrıslı Türkler bunu kabul ediyor fakat dönecek kişi
sayısına bir üst sınır koyulmasını talep
ediyorlar. Bu da, yerleşme özgürlüğünü temel hak olarak
değerlendiren pek çok Rum için kabul edilemez. Ancak uygulamada sorun
çıkması şart değil. Adanın başka yerlerine
yerleşmiş olan pek çok Kıbrıslı Rum, Lefkoşa veya
Limasol'u Girne veya Karpaz yarımadasına dönmek için terk etmek
istemeyecektir. Bu anlamda, 2004 planının koşulları,
muhtemelen dönmek isteyenlerin çoğunun bunu yapabileceği
anlamına geliyordu. Sorun, insanların prensiplerin ötesine
bakıp, yerleşim konusunda daha pragmatik bir tavır alıp
alamayacağıyla ilgili.
Kıbrıslı Rumlar açısından bir diğer mesele de, 34
yıl önceki Türk istilasından beri adaya gelen onbinlerce Türk
yerleşimci. Rumlar demografiyi değiştir-meye yönelik bu çabaya
öfkelense de, çoğu, adada geçirilen onyıllardan sonra ve ikinci ve
üçüncü nesiller Kıbrıs'ta doğmuşken, sorunun insani bir
unsuru bulunduğunu da kabul etmeye istekli. 2004'te, söz konusu
Kıbrıslı Türklerin 40 bininin kalmasına izin verilmesi
önerilmişti. Herhangi bir yeni süreçte, tarafların bu sayıya
bağlı kalmayı isteyip istemeyeceği belirsiz.
İki toplum için de kilit mesele güvenlik. Bu, çeşitli nedenlerden
ötürü özellikle zor bir alan. Öncelikle, iki taraf da kendilerini daha
zayıf olan tarafmış gibi görüyor. Sayıca daha fazla olan
Kıbrıslı Rumlardan kor-kan Kıbrıslı Türkler
açısından, Türk ordusu güvenliklerinin nihai garantörü. Ancak,
Kıbrıslı Rumlar da adadaki 35 bin Türk askerini, bütün adaya
dair tasarıları bulunan büyük ve saldırgan bir komşu-nun
kanıtı gibi görüyor. Bu sorunu çözmek hiçbir zaman kolay olmayacak.
Fakat, kayda değer miktarda Türk askeri-nin çekilmesinin, herhangi bir
çözümün bir parçasını oluşturması gerektiği evrensel
olarak kabul edilmiş durumda.
Britanya, Yunanistan ve Türkiye'ye adanın işlerine müdahale
hakkı veren Garanti Anlaşması'nın süren
varlığı da bu konuyla ilgili. Bu durum, Kıbrıslı
Rumlar arasında da derin öfke yaratmıyor. Fakat, anlaşmanın
varlığının sürmesinin, bunu Kıbrıslı
Türklerin yasal garantisi olarak gören Türkiye ve Kıbrıslı
Türkler için kırmızı çizgi oluşturması da muhtemel.
Ankara asker
sayısını azaltmalı
Daha önceden de önerilen mantıklı bir alternatif, anlaşmaya,
Türkiye AB'ye katıldığında yürürlükten
kalkacağına dair bir bitiş tarihi eklemek olabilir. Sorun
şu ki, güvenlik meselelerinde Ankara'nın taviz vermesi gerekecek.
İyi de olsa kötü de olsa, bunlar adanın iki toplumunun karar
verebileceği meseleler değil.
Yukarıdakiler pek tabii ki ele alınması gereken meselelerin
geniş kapsamlı bir listesi değil; sadece iki liderin önündeki
tartışmanın bazı kilit alanlarının bir özeti.
İki tarafın bir anlaşma yönündeki görüşmelere yakın
zamanda başlama ihtimali ve bir anlaşmaya varmak için siyasi irade
bulunsa da, kimse zorlukları hafife almamalı. BM sponsorluğunda
34 yıldır yapılan görüşmelerin de gösterdiği gibi,
Kıbrıs sorununu çözmek hiçbir zaman kolay bir görev değil.
(Lond-ra'daki Kingson Üniversitesi'nde öğretim görevlisi, 3 Mart 2008)
Lokmacı umudu
LOKMACI'NIN AÇILMASI İÇİN HERHANGİ BİR ÖNKOŞUL
YOK"... Möller, yeni kapıların açılması konusunda
istek bulunduğunu, konuya ilişkin olumlu bir karar alınması
için doğru yerin liderler buluşması olduğunu belirtti.
Möller, Lokmacı'nın açılması için Yeşilırmak
Kapısı'nın da açılmasının "bir ön koşul
değil, dilek olduğunu" ifade ederek, "Lokmacı'nın
açılması için herhangi bir önkoşul yoktur" dedi
"GÖRÜŞME MART AYI BİTMEDEN GERÇEKLEŞECEK"...
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve UNFICYP Misyon
Şefi Möller, iki toplum liderlerinin buluşması için henüz kesin
bir tarih belirlemediklerini, görüşmenin mart ayı bitmeden
gerçekleşeceğini, ancak kesin tarihin bu hafta içinde belli
olmasını beklediğini kaydetti
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü (UNFICYP)
Misyon Şefi Michael Möller, iki toplum liderlerinin buluşması
için henüz kesin bir tarih belirlemediklerini, görüşmenin mart ayı
bitmeden gerçekleşeceğini, ancak kesin tarihin bu hafta içinde belli
olmasını beklediğini kaydetti.
Möller, yeni kapıların açılması konusunda istek
bulunduğunu, konuya ilişkin olumlu bir karar alınması için
doğru yerin liderler buluşması olduğunu belirtti.
Möller, Lokmacı'nın açılması için
Yeşilırmak Kapısı'nın da açılmasının
"bir ön koşul değil, dilek" olduğunu ifade ederek,
Lokmacı'nın açılması için herhangi bir önkoşul
olmadığını açıkladı.
Michael Möller, Lokmacı'nın açılması konusunda
iyimser "çok iyimser" olduğunu ifade ederek, kapının
açılmaması için bir neden göremediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün Möller'i kabul etti.
Michael Möller, yaklaşık 40 dakika süren görüşmeden
sonra çıkışta gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
Görüşme tarihiyle ilgili yuvarlak ifadeler
BM yetkilisi Möller, görüşme tarihine ilişkin soru üzerine,
önceki gün güneyde yaptığı açıklamadan biraz daha
"yuvarlak" ifadeler kullanarak, liderlerle henüz bir tarih
belirlemediklerini, çünkü görüşmeyle ilgili yapılması gereken
birçok çalışma bulunduğunu, görüşmenin "mart ayı
bitmeden" gerçekleşeceğini söyledi.
Möller, "Tam tarihin belirlenmesi için bana birkaç gün daha
vermeniz gerek" dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile çok iyi bir görüşme
yaptıklarını vurgulayan Möller, "İki lider de, en
kısa zamanda bir araya gelmeye istekli, bunun üzerinde çalışarak
gerçekleşmesi için uğraşacağız" diye konuştu.
Yeni kapıların açılması konusunda istek
Möller, yeni kapıların açılması konusunu ele
alıp almadıkları konusundaki bir soru üzerine, bu konuyu ele
aldıklarını, bu konunun da ele alınması için istek
bulunduğunu, konuya ilişkin olumlu bir karar alınması için
doğru yerin liderler buluşması olduğunu belirtti.
Möller, Lokmacı'nın açılması için
Yeşilırmak Kapısı'nın da açılması gibi bir
Rum önkoşulu olup olmadığı sorusu üzerine, "Bu bir ön
koşul değil, dilektir" diyerek, Lokmacı'nın
açılması için herhangi bir önkoşul
olmadığını söyledi.
Michael Möller, Lokmacı'nın açılması konusunda
iyimser olup olmadığının sorulması üzerine ise,
"Evet çok iyimserim. Olmaması için bir neden göremiyorum" dedi.
Möller, kapının bu ay sonuna kadar açılıp
açılmayacağının sorulmasına karşılık da
şöyle dedi:
"Bilmiyorum. Liderler açılmasına karar verirlerse bile, ele
alınması gereken pratik konular var. Yayaların geçmesi için
güvenli olacağından emin hale gelmemiz gerekiyor. Bu biraz zaman
alacak. Bu nedenle size hemen bir zaman veremem. Ancak bu konuyu ele
aldıktan sonra hızla ilerleyeceğimizi söyleyebilirim. Konu ele
alındıktan sonra iki belediye de birlikte çalışma
yapacak."
Görüşme tarihiyle ilgili sorunun tekrarlanması üzerine
Möller, bu hafta içinde bir tarih belirlenmesini umduğunu kaydetti.
Möller, "Gidip gelerek iki tarafın da doğru tarih
üzerinde emin olmasını sağlamak durumundayız" dedi. BM
diplomatı, gündemde başka neler bulunduğuyla ilgili soru
üzerineyse, bunu önümüzdeki günlerde belirleyeceklerini kaydetti.
"BM heyetinin gelişi liderler buluşması
sonrasında"
Möller, New York'tan Kıbrıs'a gelecek olan BM heyetiyle
ilgili soru üzerine de, henüz kesin tarih belirlenmediğini, söz konusu
heyetin, iki liderin buluşmasından sonra mart sonu veya nisan
başı gelmesini beklediklerini ifade etti.
"Dünkü (önceki günkü)açıklama..."
Bu arada Möller, önceki gün yaptığı açıklamada,
liderler arasındaki görüşmenin mart sonunda
yapılacağını belirtmişti.
BM diplomatının önceki günkü görüşmeden sonra,
"henüz bir tarih belirlemedik" ve "görüşme mart ayı
bitmeden gerçekleşecek" şeklinde daha yuvarlak ifadeler
kullandığı dikkat çekti.
KIBRIS 05/03/08
Talat-Hristofyas görüşmesi bu ayın içinde BM
değerlendirme heyeti nisanda adada
ARA BÖLGENİN BM'YE DEVRİ SORUNU BÜYÜTÜR...
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Lokmacı
Kapısı'nın açılabilmesi için ara bölgenin BM'ye
devredilmesi yönündeki haberlerin sorulması üzerine Erçakıca,
"Hayır böyle bir şey yok. Bu, sorunu büyütmek anlamına
gelir. Bu gerçekten kapının açılmasını imkansız
hale getirebilir" dedi
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas'ın, mart ayı içinde
görüşeceğini söyledi. Erçakıca, bölgeyi ziyaret etmesi beklenen
BM değerlendirme heyetinin de nisan ayının ilk
yarısında adaya geleceğini belirtti.
Güney Kıbrıs'taki seçimler sonrasında yeniden gündeme
gelen Lokmacı Kapısı'nın açılabilmesi için ara
bölgenin BM'ye devredilmesi yönündeki haberlerin sorulması üzerine
Erçakıca, "Hayır böyle bir şey yok. Bu, sorunu büyütmek
anlamına gelir. Bu gerçekten kapının açılmasını
imkansız hale getirebilir" dedi.
Hasan Erçakıca, dün düzenlediği haftalık brifinginde,
Güney Kıbrıs'taki seçimler sonrasında hareketlenen süreç
hakkında bilgi verdi.
Kıbrıs Rum liderliğinde yaşanan
değişimin, Kıbrıs sorunuyla ilgili siyasi ortamı
etkilediğine ve müzakereler yoluyla kapsamlı bir çözüm bulma
umutlarını artırdığına işaret eden
Erçakıca, Türk tarafının uzun zamandan beridir devam eden ve
gayet açık olan tavrının, Kıbrıs sorununa erken ve
kapsamlı bir çözüm bulma olduğunu yineledi.
Erçakıca, "Bu arayış, 24 Nisan 2004 referandumunda
doğrudan doğruya Kıbrıs Türk halkının oyları
ile ifade edilmiştir. Bu irade devam etmektedir. Bu nedenle,
Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulma çabalarının
hız kazanması, Kıbrıs Rum tarafının
göstereceği iradeye bağlıdır. Değişmesi gereken
tarafın Kıbrıs Rum tarafı olduğu
unutulmamalıdır" diye konuştu.
Möller'in girişimleri
Hasan Erçakıca, çözüm yolunda nasıl yol
alınabileceğinin saptanması için BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in bir çalışma
başlattığını ve geçtiğimiz cuma günü
Cumhurbaşkanı Talat ile görüştükten sonra önceki gün de Rum
Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas ile görüştüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Möller ile
gerçekleştirdiği görüşmede de sürece ilişkin konuların
ele alındığını kaydeden Erçakıca, dünkü
görüşmede yapılan teknik çalışma sonucunda Talat-Hristofyas
görüşmesinin mart ayı içinde gerçekleşeceğinin
söylenebileceğini belirtti.
Erçakıca, bir soruyu yanıtında, BM değerlendirme
heyetinin, nisan ayının ilk yarısında adaya gelmesinin
beklendiğini söyledi.
Lokmacı Kapısı'nın açılması
Hasan Erçakıca, Lokmacı Kapısı'nın
açılmasıyla ilgili bir soruya yanıtında, Türk
tarafının kapının açılmasına olan ilgisine vurgu
yaparak, diğer kapılar nasıl açıldıysa bu
kapının da öyle açılacağını kaydetti.
Türk tarafının her şekliyle Lokmacı
Kapısı'nın açılması için hazır olduğunu
kaydeden Erçakıca, Möller'in açıklamalarından, Rum
tarafının da ön koşulu bulunmadığı izlenimi
edindiğini; bundan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.
Erçakıca, kapının açılmasında yaşanan
sıkıntıların, Lokmacı ve ara bölgenin BM'ye
devredilerek aşılması formülü üzerinde
çalışıldığı yönündeki haberlerin sorulması
üzerine, "Hayır böyle bir şey yok. Bu sorunu büyütmek
anlamına gelir. Bu, gerçekten kapının açılmasını
imkansız hale getirebilir" dedi.
Lokmacı konusunda başka siyasi sorunlara etki edecek tarz
getirmeden pratik düşünerek hareket etmek gerektiğini kaydeden
Erçakıca, böyle olması halinde kapının en erken zamanda
açılabileceğini söyledi.
Talat'ın Ankara ziyareti
Ankara'dan beklentilerin sorulması üzerine Erçakıca,
Cumhurbaşkanı Talat başkanlığında bir heyetin,
yarın Ankara'ya gideceğini ve üst düzey temaslar
yapacağını; ancak Türk tarafının duruşunun,
Talat'ın 3 Ocak'ta Ankara'ya yaptığı ziyarette
netleştiğini söyledi.
Erçakıca, "Gelinen aşamada daha detaylı
görüşme ihtiyacı doğdu. Spesifik olarak beklediğimiz bir
şey yoktur. Türkiyeli yetkililerle tutumumuzu gözden geçireceğiz.
Kuşkumuz veya endişemiz veya bir tartışma noktamız
yok, ama bu istişarelere ihtiyaç var" diye konuştu.
Hasan Erçakıca, Türkiye'den gelecek özel bir uçakla Ankara'ya
gidecek Talat'ın heyetinde, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın da yer
alacağını kaydetti. Hasan Erçakıca, bir soru üzerine
Cumhurbaşkanı Talat'ın, Ankara ziyaretinin ardından
Dakar'daki İslam Konferansı Örgütü zirvesine katılmak üzere
Senegal'e gideceğini söyledi.
Hristofyas'ın açıklamaları
Hristofyas'ın "Türkiye hazırsa, ben de
hazırım" açıklamasının
hatırlatılması üzerine Erçakıca, şöyle devam etti:
"Kıbrıs'ta çözümü Türkiye'nin engellediğini
söylemeye çalışıyor. Bu çok yanlış bir tutum. Sorunu
yanlış tanımladığınız zaman çözümü
sağlamak da mümkün olmaz. Madem ki Talat ile görüşmeleri
gerçekleştirmek konusunda gönüllü davranıyor, bu açıklamayı
tamamıyla iç politikaya dönük bir söylem olarak da
değerlendirebiliriz."
Taraflar pozisyonlarını kamuoyu
önünde ifade etmemeli
Hasan Erçakıca, yeni süreçte olumlu bir rol oynama
kararlılığındaki Türk tarafının, bazı
konular netlik kazanmadan tavrını basın yayın organları
aracılığıyla açıklamayacağına işaret
ederek, bu nedenle her soruya açıklıkla cevap verme
olanağını biraz daha fazla yitirebileceğini söyledi.
Erçakıca, "Verimli bir çalışma ortamının
oluşması için tarafların bazı pozisyonlarını
peşinen kamuoyu önünde ifade etmemeleri ve
katılaştırmamaları gerekir. Bunun nedeni, basın
mensuplarıyla aramızda bir güvensizlik veya gizli bir plan
hazırlıyor olmamız değildir" dedi.
Basın yayın mensuplarının süreci tamamen açık
bir şekilde devam ettirmenin sakıncalarını dikkate
almasını isteyen Erçakıca, Türk basının yanı
sıra Rum basınından da aynı sorumluluğu beklediklerini
söyledi. Erçakıca, şöyle devam etti:
"Basın yayın mensubu arkadaşlarımız,
bazı sorularının yanıtlarını doğrudan bizden
almak yerine açıklamaların satır aralarını daha
dikkatli okumalı veya sorularını daha spesifik hale
getirebilmelidir... Bazı şeyler bizim ağzımızla ifade
edildiği zaman, bir suçlama yarışı olarak kolaylıkla
anlaşılabilir. Biz bu duruma düşmemek için özel gayret
göstereceğiz."
Talat-Hristofyas görüşmesinin henüz kesinleşmemiş
olmasına rağmen basında kesinmiş gibi verilmesinden duyulan
rahatsızlığı da dile getiren Erçakıca, iki liderin
görüşme tarihinin Möller'in dünkü toplantısının
ardından Güney Kıbrıs'taki temasları sonrasında
kesinleşeceğine dikkat çekti.
KIBRIS
05/03/08
Moller to leave Cyprus
post at end of March
By
Jean Christou
MICHAEL
Moller, the UN Secretary-generals Special Representative in Cyprus will be
leaving his post at the end of the month, UNFICYP confirmed yesterday.
UNFICYP spokesman Jose Luis Diaz, responding to reports over the past few days
that Moller would be replaced, said the Danish diplomat would be leaving at the
end of the month.
His contract is up, Diaz said, adding that Mollers last major task in Cyprus
would be to facilitate the setting up of the first expected meeting between
President Demetris Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat as
leaders of the two communities.
On February 22, the UN Secretary-general's spokeswoman Michele Montas had told
her press briefing that there was no change in leadership at the UN Mission in
Cyprus. Asked whether Moller was being replaced, Montas said: "At this
point, Moller is still in charge of the UN Mission in Cyprus."
Diaz did not want to comment yesterday on speculation that it was the Turkish
side that did not want Moller involved in Cyprus talks due to its long-standing
perception that Moller was biased towards the Greek Cypriot position.
Moller. who took up his UNFICYP position in January 2006, found himself under
fire from Ankara only two months later.
After days of speculation. a report from Ankara said a request by Moller to
visit the Turkish capital had been turned down because the Turkish government
believed he was biased in favour of the Greek Cypriots.
An official, who asked not to be identified, said then Secretary-general Kofi
Annan's Special Representative appeared to support the Greek Cypriots' view
that the EU should play a bigger role in efforts to resolve the Cyprus issue.
"We feel uneasy about Moller because he has created doubts about his
impartiality," a Turkish official told Reuters at the time, adding that
Moller's request to visit Turkey had been turned down.
A day later, the Turkish Cypriot side said it shared Ankaras concerns about
talking to Moller.
The Turkish governments refusal to let the Danish diplomat go to Ankara was
based on sound reasons, Turkish Cypriot Prime Minister Ferdi Sabit Soyer was
quoted as saying. We as the TRNC, are also distant to Moller now.
Unconfirmed reports touted Swiss diplomat Heidi Tagliavini as a possible
replacement for Moller.
Tagliavini served as the Secretary-generals Special Representative for Georgia
and head of the United Nations Observer Mission in the country.
She is described as a seasoned diplomat, having been Deputy Head of the
United Nations Observer Mission in Georgia from 1998-1999, Personal
Representative of the Organisation for Security and Co-operation in Europe
(OSCE), Chairperson-in-Office for the Caucasus in 2000 and 2001 and was a
member of the first OSCE Assistance Group to Chechnya in 1995.
UNFICYP spokesman Diaz said he did not know who would be replacing Moller.
There is no decision on that yet, he said.
CYPRUS
MAIL 05/03/08
North insists it will
not stall Cyprus talks
By
Simon Bahceli
ALL SEEMED
set yesterday for a quick and fresh start to negotiations between newly-elected
Greek Cypriot President Dimitris Christofias and his Turkish Cypriot
counterpart Mehmet Ali Talat on solving the long-running Cyprus problem.
Speaking after meeting Talat yesterday, UN Special Representative to Cyprus
Michael Moller said all that remained was for the two leaders to to pin down
the date something he said he would leave to the leaders to announce
hopefully this week.
After meeting on Monday with Christofias, Moller had said he believed the first
meeting between the two would take place in the second half of March.
Following Mollers statements yesterday, Talats spokesman Hasan Ercakica told
journalists the Turkish Cypriot side was committed to starting negotiations as
soon as possible, but that both leaders had a number of commitments and
engagements to fulfill before an initial meeting could take place.
There are also procedures that need to be completed before a definite date can
be determined
but I believe that in the next few days well be able to give
you a date, he said, stressing there was no question of stalling on the part
of the Turkish Cypriot side, and that its leadership remained committed to a
solution of the Cyprus problem as soon as possible.
Ercakica added, however, that the north would employ a wait-and-see approach to
early stages of negotiations to ensure that the Greek Cypriot side was not
simply seeking to improve its image internationally by appearing keen to
negotiate. But he was quick to add that it does not mean we wont take a
positive stance and put forward ideas.
Ercakica was also keen to play down the notion that Turkey, ahead of meetings
between Talat and officials in Ankara on Thursday, might be less willing now
than in the past to give its backing to a solution thrashed out between the two
Cypriot leaders.
The belief that Ankara is against a solution is wrong. We have been sure in
the past, and are sure now, that Ankara is ready [for a solution], he
insisted, adding that it was partly because of Ankaras positive stance that
the international community was so pleased that a moderate had been elected to
lead the Greek Cypriot side in negotiations.
Nevertheless, Ercakica said that north Nicosia and Ankara would be looking in
detail at the policy they would take into the negotiating room when they met
on Thursday.
The alliance has to be strong because even the slightest differences can be
damaging to the process, he said.
Moller also spoke yesterday of his hopes that the symbolic barricade in the
heart of old Nicosia at Ledra Street would be lifted in the near future, saying
that there remained no reason why it shouldnt happen. He added that once he
had been given the go-ahead from the two sides, the crossing could be opened
fairly quickly.
All that we need to do is make sure it is safe for pedestrians, he said.
Moller also said the Greek Cypriots had not laid down conditions to the opening
of the crossing a move which Ercakica later welcomed. He added that the
Turkish Cypriot sides stance on the opening of the crossing was that it
should be opened as soon as possible in the same way as the other crossings.
A UN mission is due in Cyprus, either at the end of March or the beginning of
April, to gauge the willingness of the two sides to negotiate a settlement. The
outcome of the visit will be the deciding factor as to whether the UN will
mediate between them.
CYPRUS
MAIL 05/03/08
Christofias hopes for
Ledra deal before Talat talks
By
Jacqueline Theodoulou
PRESIDENT
Demetris Christofias yesterday said he hoped his forthcoming meeting with
Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat would bring the opening of Ledra
Street.
From now until the day of the meeting, discussions surrounding the opening of
the checkpoint are expected to be complete, he added. There will therefore be
no need to discuss the specific issue at length on the day of the meeting.
I want to believe that on the day of the meeting, we will not need to make
special discussions [over Ledra Street] and any pending issues will be sorted
so we can announce the opening of Ledra Street, the President said before
departing for Athens yesterday.
He pointed out, however, that the opening of the Limnitis checkpoint was not
expected to happen any time soon.
Christofias said the aim was to open the Limnitis checkpoint as well, but not
as soon as he was expecting Ledra to open.
According to the CyBC last night, the government has put forward four points
regarding the opening of Ledra Street.
The first is for the United Nations to have control over the checkpoint.
A second is that under no circumstance should Turkish troops be able to cross
Ledra Street in any way.
Another point was the renovation of the old buildings either side of the
checkpoint for the safety of the public. The Cyprus governments position is
for both communities to take on the project in collaboration, under the
umbrella of the UN, through its UNDP programme.
And finally the desire to work on the opening of Limnitis was reiterated.
CYPRUS
MAIL 05/03/08
Christofias heads for
Athens talks
By
Jacqueline Theodoulou
THE CYPRUS
problem will be at the centre of discussions between President Demetris
Christofias and the Greek government today.
Speaking at Larnaca Airport before leaving for Athens yesterday afternoon,
Christofias said that during his visit, he would inform those involved on his
meetings with UN special representative in Cyprus Michael Moller, as well as
with ambassadors of the five permanent members of the Security Council.
He will also be discussing his forthcoming meeting with Turkish Cypriot leader
Mehmet Ali Talat.
This visit is a tradition for the President of the Republic after he is
elected, Christofias told reporters.
Last night, Christofias attended a dinner held in his honour by Greek President
Karolos Papoulias, while today he will meet with Papoulias, as well as the
Greek Prime Minister, House President and all party leaders.
We will exchange views that have to do with current developments in the Cyprus
problem, I will inform them on my contacts with the representatives of the five
permanent members of the Security Council and the UN special representative in
Cyprus Michael Moller, the preparations that are being made for the meeting
with Mr Talat and of course, we will discuss with the Prime Minister of Greece
the imminent Summit Meeting of the European Union, said Christofias.
He added that he would also request to be informed on issues that are related
to Greece, such as the issue of the name of the Former Yugoslav Republic of
Macedonia.
We support the way the Greek government is handling the issue, said
Christofias.
Referring to his relationship with the attending media, Christofias said this
was his first meeting with them as President of the Republic and added: We
will continue our co-operation as it was in the past, very warmly and
harmoniously.
CYPRUS
MAIL 05/03/08
NTV
Güncelleme: 12:04 TSİ 06 Mart 2008 Perşembe
ATİNA
- Hristofyas, Atinadaki temaslarının ardından düzenlediği
basın toplantısında, Görüşme için bir tarih belirlenmedi;
ama görüşme muhtemelen bu ayın 17 ile 24ü arasında
gerçekleşir dedi. Başkanlığım döneminde çözüme
varılması için yorulmadan çalışacağım diyen Rum
lider, sonuca varılması için Türk tarafının da aynı
isteği göstermesi gerektiğini kaydetti. Hristofyas, Talatla
yapacağı ilk görüşmenin, müzakerelerin yeniden
başlatılması yönünde bir zemin yoklaması
olacağını belirtmişti.
Rum lider Hristofyas'tan özeleştiri
|
6 Mart, 2008 11:03:00
(TSİ) CNN TURK |
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas,
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile 17-24 Mart tarihleri
arasında görüşeceklerini açıkladı. Hristofyas
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda da özeleştiride bulundu.
Hristofyas, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960'ta Zürih ve
Londra anlaşmaları ile kurulduğunu ve ortak bir devlet
olduğunu belirterek, "Biz Kıbrıslı Rumlar buna
inanmayı ve onurlandırmayı istemedik. Gerçeği söyleyelim.
Aynı şekilde Kıbrıslı Türkler de bu ortaklığı
sürdürmediler. Her iki toplum da yanlışlar yaptı" dedi.
Hristofyas, "Yabancıların tuzaklarına düştük.
Nihayetinde bize 34 seneden beri eziyet veren 'trajik işgal' ve darbe
koşulları ile karşı karşıya kaldık"
diye konuştu.
Hristofyas Yunanistan'ın başkenti Atina'da gazetecilere
yaptığı açıklamada, "önceliğinin Kıbrıs
sorununun çözümü ile 8 Temmuz sürecinin hayata geçirilmesi olduğunu"
söyledi.
Rum yönetimi lideri seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Atina'ya yapan
Hristofyas, "Hedefim Kıbrıs sorununun Kıbrıslı
Türkler ile birlikte çözülmesidir. Gerek ben, gerekse Sayın (KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali) Talat Kıbrıslı'yız.
Görüşmeye, adanın kurtulması ortak düşüncesiyle gidilmelidir.
Sayın Talat ile uzun süredir tanışıyoruz, kendisi eski bir
dosttur ve öteden beri birlikte çalışmaktayız" dedi.
Dimitris Hristofyas, "Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun
çözümünde önemli rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının
kesilmesi gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile
olan bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir ana
vatanın kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum" diye
konuştu.
Rum lider, "Atina ile Lefkoşa (Rum) arasında eşit ve
gıpta edilecek bir bağ olduğunu" da sözlerine ekledi.
Kıbrıs sorununun çözümünde tarafların birbirlerine şüpheyle
yaklaşmamaları gerektiğini kaydeden Hristofyas,
"Şüphe, bugüne kadar iki toplum ve liderleri arasında adeta
ağaç kurdu gibi hareket etmiştir" dedi.
Kıbrıs sorununun çözülmesi yönündeki tezinin, adada 1977-1979
anlaşmaları, BM kararları ve uluslararası hukuk, AB ilke ve
değerleri temelinde, silahtan arındırılmış, iki
bölgeli, iki toplumlu federasyon olduğunu söyleyen Hristofyas,
"Hedefimiz, adanın silahtan
arındırılmasıdır. Birleşik bir
Kıbrıs'ta ne yabancı askerlerin yeri var, ne de garantör güçlerin
müdahale hakları bulunmaktadır" ifadesini kullandı.
"Türkiye'nin AB ve Kıbrıs'a karşı olan
yükümlülüklerini" yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Hristofyas,
AB'nin de Türkiye'ye karşı daha tutarlı bir tutum izlemesi
gerektiğini kaydetti.
Rum lider Atina'yla Kıbrıs'ı görüştü
Dimitris Hristofyas, dün de 8 Temmuz sürecinin Kıbrıs sorununun
çözümüne yönelik her yeni girişim için başlangıç noktası
olduğunu söylemişti.
Rum yönetimi lideri seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Yunanistan'a yapan
Hristofyas, Başbakan Kostas Karamanlis ile görüşmesinin ardından
Yunan yetkililerle temaslarında Kıbrıs'taki son gelişmeler
ile uluslararası konuların ele alındığını
kaydetmişti.
Rum lideri, çok yakın zamanda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ile bir araya geleceğini belirterek bu görüşmenin
amacının şu an iki tarafça da imzalanan tek anlaşma olan 8
Temmuz sürecinin hayata geçirilmesi olduğunu vurgulamıştı.
Hristofyas, 8 Temmuz Anlaşması konusunda önceki Rum lideri Tasos
Papadopulos'un koyduğu imzayı tanıdığını ve
aynı yaklaşımın Cumhurbaşkanı Talat
tarafından da gösterilmesini umduğunu belirtmişti.
Rumların
yeni lideri Hristofyas Atinada
Temmuz sürecinin Kıbrıs sorununun
çözümüne yönelik her yeni girişim için başlangıç noktası
olduğunu söyledi.
Rum Yönetimi lideri seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Yunanistana yapan
Hristofyas, Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, Meclis Başkanı
Dimitri Siufas ve Başbakanı Kostas Karamanlis ile bir araya geldi.
Başbakan Karamanlis ile görüşmesinin ardından basına
açıklama yapan Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ile bir araya geleceğini belirttiği açıklamasında, bu
görüşmenin amacının şu an iki tarafça da imzalanan tek
anlaşma olan 8 Temmuz sürecinin hayata geçirilmesi olduğunu
vurguladı.
MILLIYET 06/03/08
Hristofyas'tan çözüme niyet, neye kısmet
Yeni Rum
lideri, Atina'yı ilk ziyaretinde çözüm niyetini dile getirdi. Ancak
müzakerelerin başlangıcına içi boş 8 Temmuz 2006
mutabakatının temel alınmasını isteyen Hristofyas,
Annan Planı'nın ana kurallarına karşı çıktı
06/03/2008
RADIKAL
YORGO
KIRBAKİ (Arşivi)
ATİNA
- Kıbrıs Rum Yönetimi'nde başkanlık seçimini
kazanmasıyla kuzey ile güneyin çözüm için müzakerelere yeniden
başlaması ihtimalini doğuran Dimitris Hristofyas, Atina'ya ilk
ziyaretinde bu yönde sembolik adım attı. Dün Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis'le istişare için Atina'ya giden Rum
lider, geçen beş yılda selefi Tasos Papadopulos'un ağzına
bile almadığı kelimeri kullandı: "Zaman lehimize
işlemiyor. Hatta Kıbrıslı gibi konuşalım; zaman
Kıbrıslı Türk toplumunun da lehine işlemiyor."
İki lider öncelikle Kıbrıs konusunda 'her gün temas halinde
olmada' anlaştı. Atina, Papadopulos'un kendisinden habersiz karar
alıp uygulamasından rahatsızdı.
Hristofyas ile Karamanlis, 2008'de çözüm ümidini paylaştı, ancak
müzakereler için başlangıç noktasının bugüne dek hiçbir
somut sonuç üretmemiş, BM arabuluculuğundaki 8 Temmuz 2006
mutabakatı olmasını vurguladı. İkili, olası
çözümün Annan Planı'ndaki gibi zaman sınırlaması ve
hakemlik içermemesinde ısrar etti. Rum lider, BM hakemliğini
'hortlak'a benzetirken, zaman sınırlamasını
"Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin boynuna ip
geçirilememeli" diye eleştirdi.
'Türk
askeri adadan çekilmeli'
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la bu ay planlanan görüşmeye
ilişkin, "İlk görüşme nabız ölçme mahiyetinde olacak.
Papadopulos'un 8 Temmuz mutabakatına attığı imzaya
saygı göstereceğim. Talat da umarım kendi imzasına
saygı gösterir" diyen Hristofyas, ilk görüşmede
Lefkoşa'daki Lokmacı kapısının
açılmasının ilan edilmesi temennisinde bulundu.
Olası anlaşmanın Türk askerinin adadan çekilmelerini içermesi
gerektiğini vurgulayan Hristofyas, "Kıbrıs adası
askerden arınmış olmalı. Dileğim Türkiye'nin de
Kıbrıslıların ortak vatanın geleceği konusunu
serbestçe konuşmalarına izin vermesidir" dedi. Papadopulos AB'yi
silah olarak kullanmışken, Hristofyas Türkiye'nin AB perspektifinin
çözüme yardımcı unsur olabileceğini belirtti. Karamanlis de,
Rumlara desteğini dile getirirken Türkiye'ye karşı sert
ifadelerden kaçındı.
Bugün Ankara'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip
Erdoğan'la durum değerlendirmesi yapacak Talat, Financial Time'a
yazdığı mektupta da şu mesajları verdi:
"Zorlukların üstesinden gelip ortaklık devleti kurulmalı.
Hristofyas'la ağır bir sorumluluğu paylaşıyoruz:
Siyasi eşitlik temelinde, yeni bir ortaklık yapısı içinde
her iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüme ulaşmak.
Mülkiyet hakları, kültürel mirasın korunması, güvenlik ve en
önemlisi gelecek hükümetteki ortaklık dahil çözülmesi gereken zor
meseleler var. Ama bunlar çözülebilir ve çözülmelidir, BM çatısı
altında..."
Greek PM sees window of
opportunity for Cyprus solution
By
Jean Christou
GREEK Prime
Minister Costas Karamanlis spoke yesterday of a window of opportunity in 2008
to settle the Cyprus question.
Karamanlis was speaking after a meeting Demetris Christofias in Athens, the
first foreign visit by the new Cypriot President since he came to power last
month.
We hope that during 2008 there will be a window of opportunity to achieve
decisive progress towards a Cyprus settlement, Karamanlis said after the
meeting.
The framework is for this solution is UN Security Council decisions and the
values and principles of the EU, of which Cyprus is a member state, he added.
Karamanlis also called on Turkey to show a sincere will for cooperation and to
respond positively by complying with EU requirements to normalise its relations
with Cyprus.
We expect Turkeys full compliance with the aquis communautaire and we also
expect that it will meet all its obligations towards the EU, so as to have a
positive outcome in the countrys European course, Karamanlis said.
In their statements to the press both Karamanlis and Christofias rejected any
return of the failed Annan plan in new Cyprus talks.
The Annan Plan was rejected in the April 2004 referendum and has therefore
become null and void, said Karamanlis.
Apart from that, part of the essence of the Annan Plan was a process of strict
deadlines for negotiation, arbitration, which was proven unproductive as to the
achievement of a mutually acceptable solution.
Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat are due to meet face to
face under UN auspices before the end of the month in an attempt to put
negotiations back on track.
Christofias said the July 8 agreement was the point from which talks should
move forward.
This is the only signed agreement at this moment between the leaders of the
two
communities, Chrstofias said, adding that he hoped Talat would honour his
signature on this agreement. Referring to Turkey, he said: It is an occupation
force and at the end of the day an agreement must come from the Cypriots,
provide for the withdrawal of the Turkish occupations troops, the termination
of illegal settlement by Turkish settlers, the recognition of the rights of the
refugees to return to their property and of course we must agree on a bizonal
bicommunal federation, that will unite the people, the institutions and the
economy.
He also said he hoped that the upsurge in interest by the international
community would result in some pressure on Turkey not to get in the way of a
settlement.
Christofias also said in Athens that he hoped he and Talat, when they meet
could announce the opening of the new crossing point at Ledra Street and also
the one at Limnitis.
The President returns to Cyprus tonight.
CYPRUS
MAIL 06/03/08
Swedish invitation for
new President
By
Jean Christou
SWEDEN has
decided to give Cyprus another chance following former President Tassos
Papadopoulos diplomatic gaffe last year that led to strained relations between
Nicosia and Stockholm.
Swedish Prime Minister Fredrik Reinfeldt has extended an invitation to new
President Demetris Christofias to visit Sweden.
The invitation was made through Swedens ambassador to Cyprus Ingemar Lindahl
during a meeting he had with Christofias.
I had a very good meeting with the new President of Cyprus Mr Christofias and
I wanted also to express my best wishes to him, Lindahl told reporters.
Lindahl described bilateral relations between the two countries as excellent,
but this did not appear to be the case three months ago when a planned visit to
Sweden by then Foreign Minister Erato Kozakou-Marcoullis was cancelled because
of Papadopoulos diplomatic gaffe.
Papadopoulos raised eyebrows after he implied that Swedish Foreign Minister
Carl Bildts favourable stance on the thorny issue of direct trade for Turkish
Cypriots was different to that of the Swedish government.
In his comments, Papadopoulos said he had spoken to Reinfeldt and then implied
that Reinfeldt had a different view to Bildt.
Behind the scenes, Stockholm informed Nicosia that its policy on direct trade
was constant and formulated by the Swedish governments Foreign Ministry. They
added that there were no disagreements and labelled Papadopoulos comments as
unfortunate.
Lindahl said in writing at the time: Sweden has one common foreign policy,
decided by the government and executed by the Foreign Minister. Any other
interpretation is unfounded.
The gaffe led to the cancellation of Marcoullis visit to Sweden in December,
but now with a new President, visits are back on.
Our Prime Minister would very much like to see Mr Christofias in Sweden to
continue our good relations so far, Lindahl said yesterday after his meeting
with the President.
Christofias was asked later if the planned visit meant that relations had been
restored: "I do not believe that relations between the two countries were
damaged to the extent that we need to speak about their re-establishment, he
said.
CYPRUS
MAIL 06/03/08
DIŞ
HABERLER SERVİSİ
Kıbrıs Rum kesiminin yeni lideri Dimitris
Hristofyas, KKTC lideri Mehmet Ali Talat ile 17-24 Mart tarihleri arasında
görüşmeyi planladıklarını söyledi.
Geçen ay Rum kesiminde yapılan seçimde devlet başkanı
seçildikten sonra ilk resmi yurtdışı ziyaretini Yunanistana
yapan Hristofyas, dün Atinada düzenlediği basın
toplantısında, Arzumuz ve hedefimiz, Kıbrıs sorununu bu
dönem içinde çözmektir. Bu eğer yalnızca bize bağlı
olsaydı çözüleceğini söyleyebilirdim. Ama diğer tarafa da
bağlı dedi.
Rum lider ayrıca, Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun
çözümünde önemli rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının
kesilmesi gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile
olan bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir
anavatanın kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum ifadelerini
kullandı.
Türkiyenin AB ve Kıbrısa karşı olan yükümlülüklerini
yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Hristofyas, ABnin de Türkiyeye
karşı daha tutarlı bir tutum izlemesi gerektiğini kaydetti.
MILLIYET 07/03/08
'Çözüm Kıbrıs'ı ihya edecek'
Hristofyas'ın
Rum lideri seçilmesiyle Kıbrıs hareketlenirken, iki taraftan
ekonomistlerin araştırmasına göre çözüm adaya en az 1.8 milyar
avro, her aileye 5 bin 500 avro ek gelir sağlayacak. Baş gelir
kapısı da Türkiye ile ticaret
07/03/2008
RADIKAL
LEFKOŞA/ANKARA/ATİNA
- Kıbrıs'ta Rumların çözüm karşıtı Tasos
Papadopulos'u liderlikten edip yerine çözüm yanlısı Dimitris
Hristofyas'ı seçmeleriyle diplomatik kıpırdanma
yaşanırken, çözümün adaya en az 1.8 milyar avroluk kazanç
sağlayacağı, yani her Kıbrıslı aileye yılda
5 bin 500 avroluk ek gelir kazandıracağı iddia edildi.
Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitütüsü
(PRIO) Kıbrıs Merkezi'nin desteğiyle iki taraftan ekonomistlerin
yaptığı 'Ertesi gün: Çözüm sonrası ticari fırsatlar'
araştırması, en büyük kazancın Türkiye ile ticaretten
geleceğini belirtip Rumların kazançlı çıkacağına
işaret ediyor. GSYİH, AB üyesi Rum Yönetimi'nde 15.5, Türkiye'nin
tanıdığı KKTC'de 2 milyar avro. Çözümün getireceği
refahın iki tarafa eşit yansıması zor. Gelgelelim
Yunanistan ile Türkiye'nin 1999'da başlayan
yakınlaşmasının 2000-06 arasında mal-hizmet ticaretini
yılda yüzde 25, turizmi yılda yüzde 275 oranında büyütmesinden
hareket eden rapora göre, gelecek yıl çözüme ulaşılırsa,
yedi yılda Türkiye'yle ticaretin başını çekeceği
ortalama getiri şöyle olacak:
*Turizmden yılda 700 milyon avro (385 milyon avrosu Türkiye'den)
*İnşaatta yılda 393 milyon avro
*Emlakta yılda 155 milyon avro
*Eğitimde 162 milyon avro
*Muhasebe ve hukuk şirketlerine yılda 103 milyon avro
*Yeni yabancı doğrudan yatırımlardan yılda 184 milyon
avro
*Türkiye ile mal ve hizmet ticareti olarak toplam ek ticaretten yılda 618
milyon avro
Buna göre ekonomide ortalama yıllık artış 2009'da 283
milyon, 2015'te 3.9 milyar avro olacak, yani tüm ada için GSYİH'nın
yüzde 10'u olan 1.8 milyar avronun üzerinde seyredecek. Bu, güneydeki ortalama
gelirin yüzde 20 ve kuzeydekinin yüzde 40'ına karşılık
geliyor. Bakü-Ceyhan petrol hattının olanakları (1.3 milyar
avro) ve Türkiye'nin limanlarını Rumlara açmasına dair
protokolü'n uygulanması (187 milyon avro) dahil olursa, kazanım ikiye
katlanabilecek.
Talat Hristofyas'a
şüpheci
Hristofyas'la 17-24 Mart arasında görüşecek KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün GAP uçağıyla Ankara'ya
gelip köşkte Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip
Erdoğan'la zirve yaptı. Hristofyas'ın 2004'te Annan
Planı'nı desteklediğini ama referandum arifesinde desteğini
çektiğini hatırlatan Talat, yeni Rum liderinin ilk
açıklamalarında da 'çözüm yanlısı' göründüğünü, ama bu
durum karşısında 'çok dikkatli' hareket etmeleri
gerektiğini belirtti.
Hristofyas:
Hatalıyız
Atina'da basın toplantısı düzenleyen Hristofyas ise,
1960/70'lerde Kıbrıs'ta yaşananlar için özeleştiri yapıp
'mea culpa'mız' (hatamız) derken, Talat'tan sürekli 'dostum' diye
bahsetti. "Kıbrıslı Türklere karşı
yaptığımız hatalar ve verdiğimiz zararlar için ben
Rumların mea culpa'sını kabul ettim. Ancak
Kıbrıslı Türklerin de Türkiye'nin mea culpa'larını
kabul etmeleri gerek" diyen Rum lideri, Türkiye'nin çok iyi diplomasi
geleneği bulunduğunu, uyanıklık gerektiğini belirtip,
Talat'tan şöyle söz etti: "Türkiye'nin maşası olduğu
ve en kötü niyetleri beslediğini söylemiyorum. Ona inanmak
istiyorum." (Dış Haberler)
Çözüm 2008'de hâlâ mümkün
ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ"...
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs sorununun çok
uzadığını ve bir an önce çözülmesi gerektiğini
belirterek, Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının
Kıbrıs sorununa yıl sonuna kadar kapsamlı çözüm bulma
kararlılığında olduğunu söyledi. BM heyetinin nisan
ayında Kıbrıs'a gerçekleştireceği çalışma ve
değerlendirme ziyaretini müzakerelerin başlangıcı haline
getirmek için Türk tarafının üzerine düşeni
yapacağını belirtti
"EN SAĞLAM GÜVEN ARTIRICI ÖNLEM MÜZAKERELERİN
BAŞLAMASI"... Türk tarafının güven artırıcı
önlemler önerisini BM Genel Sekreteri'ne ilettiğine işaret eden
Talat, "Kıbrıs'ta sorun güven artırıcı önlemler
değil. Bugüne kadar Kıbrıs'ta sorun, Kıbrıs sorununu
çözme istekliliğindeki eksiklikti. O nedenle güvensizlik
artıyordu" dedi. Kapıların açılmasının dahi
beklenen etkiyi yaratmadığına işaret eden Talat, "En
sağlam güven artırıcı önlem, müzakerelerin
başlamasıdır" dedi
"LOKMACI KAPISI'NIN AÇILMASINA HAZIRIZ"...
Cumhurbaşkanı Talat, Lokmacı Kapısı'nın açılması
konusunda Türk tarafının herhangi bir problemi
bulunmadığına işaret ederek, kapının
açılmama sorununun nereden kaynaklandığını da
bilmediğini belirtti. Talat, "Biz hazırız. Ancak kapı
hâlâ kapalı... Möller dahi konuyla ilgili sorularıma verdiği
yanıtlarda sorunu açıklayamadı" dedi
"8 TEMMUZ ANLAŞMASI BİR HAZIRLIK
ANLAŞMASIDIR"... Cumhurbaşkanı Talat, 8 Temmuz
anlaşmasının bir hazırlık anlaşması
olduğuna ve hazırlık yapmak amacıyla yapıldığına
işaret ederek, "Hazırlık, müzakere demek değildir.
Hazırlığa gerçekten ihtiyacımız var mı?...
Hristofyas uzun bir hazırlık süreci isteyecek mi, göreceğiz.
Tabii ki önce görüşmemiz lazım" dedi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun
çok uzadığını ve bir an önce çözülmesi gerektiğini
belirterek, Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının
Kıbrıs sorununa yılsonuna kadar kapsamlı çözüm bulma
kararlılığında olduğunu söyledi.
BM heyetinin nisan ayında Kıbrıs'a
gerçekleştireceği çalışma ve değerlendirme ziyaretini
müzakerelerinin başlangıcı haline getirmek için Türk tarafının
üzerine düşeni yapacağını belirten Talat, "Çözüm
müzakerelerinin hangi şartlarda başlayacağı, hatta
başlayıp başlamayacağı, müzakerelerin hangi kapsamda
ve ne zaman başlayacağı henüz açıklık kazanmadı.
Biz bir an önce olmasını istiyoruz. Bunun için elimizden geleni
yapıyoruz ancak sonuçta BM inisiyatifiyle olacağına göre BM'nin
değerlendirme ziyaretini beklemek zorundayız" dedi.
Kıbrıs konusunda olası yeni müzakere sürecini
görüşmek için dün Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ve beraberindeki heyet, TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya Köşkü'ne gelişinde
Talat'ı Şeref Kapısı'nda karşıladı.
Gül ve Talat, gazetecilere el sıkışarak poz vermelerinin
ardından heyetler arası görüşmelere geçildi. Görüşmeye
Türkiye heyetinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek,
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul
Apakan, Cumhurbaşkanı Gül'ün Dışişleri
Başdanışmanı Büyükelçi Gürcan Türkoğlu; KKTC heyetinden
de Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Ankara Büyükelçisi
Tamer Gazioğlu ile Cumhurbaşkanı Talat'ın heyeti
katıldı.
Basına kapalı gerçekleşen heyetler arası
görüşmenin başlangıcında gazetecilerin görüntü
almasına izin verildi.
Cumhurbaşkanı Talat, Ankara dönüşünde Ercan
Havaalanı'nda bir basın toplantısı düzenledi. Talat,
toplantıda yaptığı açıklamada, gerek Ankara'da
gerçekleştirdiği toplantıda, gerekse daha sonra yapılan
değerlendirmelerde, Türk tarafı ve Türkiye'nin üzerine düşen her
türlü çabayı yapmaya hazır olduğu sonucuna
vardıklarını söyledi.
Talat, bu konuda bir tereddüt bulunmadığını ve
Türkiye ile görüş birliğinin devam ettiğini kaydederek, bunu bir
kere daha teyit ediklerini ve değerlendirmelerin de önümüzdeki günlerde
devam edeceğini kaydetti.
Türkiye'de koordinasyon...
Güney Kıbrıs'ta çözüm istemediği kesinleşmiş
olan lider yerine, çözümü istediğini ifade eden bir liderin seçilmesiyle
umutların arttığını kaydeden Talat, bunun için gereken
hazırlıkların Kıbrıs'ta
yapıldığını ve Türkiye'de de bunun koordinasyonunun
yapıldığını belirtti.
Türkiye ile sürekli olarak durum değerlendirmesi ve koordinasyon
amaçlı görüşmeler gerçekleştirildiğine işaret eden
Talat, şöyle devam etti:
"Türkiye de, biz de Kıbrıs sorununun biran önce çözüme
kavuşturulmasını istiyoruz. Bir an önce bütünlüklü çözüm
müzakerelerinin başlamasını istiyoruz. Zaman kaybına hiç
mahal yoktur. 2008 yılının sonuna kadar çözüme ulaşmak hala
mümkün. Bunun için BM'nin ortaya koyacağı çabaya her türlü
desteği vermeye hazırız."
Kıbrıs sorununun uluslararası ve çok yönlü bir sorun
olduğuna işaret eden Talat, başrol oyuncuların
Kıbrıs Türk ve Rum tarafı olmasına rağmen garantör
ülke olarak Türkiye ile Yunanistan ve İngiltere'nin de rol sahibi ülke
olduğunu söyledi. Talat, bu roller çerçevesinde görüş
alışverişi ve birlikte çalışmanın devam
edeceğini kaydetti.
Görüş farklılığı yok
Talat, "Ankara Hristofyas'ı nasıl
karşıladı" yönündeki soruya, "Ankara bizden dinledi.
Hristofyas'ı hem tanıyan biziz, hem de doğal olarak buradaki
durumu en iyi değerlendiren de biziz. Büyük ihtimalle bizim
görüşlerimizi paylaşıyorlar" yanıtını verdi.
Ankara'daki değerlendirmede herhangi bir görüş
ayrılığı olmadığını belirten Talat,
"Görüşmelerin en önemli, en civcivli zamanında böyle bir
görüş farklılığı doğabilir ancak şu
aşamada o noktada olmadığımıza göre, bunun
doğması tuhaf olur. Böyle bir şey yok" dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soruyu yanıtlarken,
görüşmelerde limanlar konusunun gündeme gelmediğini söyledi.
En sağlam güven artırıcı önlem,
müzakerelerin başlaması
Türk tarafının güven artırıcı önlemler
önerisini BM Genel Sekreteri'ne ilettiğine işaret eden Talat,
"Kıbrıs'ta sorun güven artırıcı önlemler
değil. Bugüne kadar Kıbrıs'ta sorun, Kıbrıs sorununu
çözme istekliliğindeki eksiklikti. O nedenle güvensizlik
artıyordu" dedi.
Kapıların açılmasının dahi beklenen etkiyi
yaratmadığına işaret eden Talat, "En sağlam güven
artırıcı önlem, müzakerelerin başlamasıdır"
dedi.
BM'den inisiyatif almasını bekliyoruz
Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soruya verdiği
yanıtta, BM'den Kıbrıs sorununun çözümü konusunda inisiyatif
almasını beklediklerini söyledi.
Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs
sorununa yılsonuna kadar kapsamlı çözüm bulma
kararlılığında olduğunu kaydeden Talat, şöyle
devam etti:
"Kıbrıs sorunu çok uzadı. Bir an önce çözümlenmesi
lazım. Zannederim son zamanların en uzamış sorunudur. Bu
nedenle bir an önce çözüme kavuşturulması gerekir. Genel Sekreter'den
beklentimiz inisiyatif almasıdır. Bu nedenle nisan başında
gerçekleştirilmesi muhtemel değerlendirme gezisini bekliyoruz."
17 Mart haftası önerisi bizdendi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir soru üzerine, Rum
Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas ile gerçekleştirilecek görüşmenin
17-24 Mart tarihleri arasında yapılmasının Türk
tarafının önerisi olduğunu açıkladı.
Talat, söz konusu tarihlerden önce kendisinin İKÖ
konferansında, Hristofyas'ın da Brüksel'de olacağından BM
Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'e
görüşmenin ya önümüzdeki 1-2 gün içinde, ya da 17 Mart haftasında
yapılması önerisinde bulunduğunu belirtti.
Talat, "Demek ki olumlu cevap aldı. Bizim önerimiz kabul
edildi. Bizce de uygundur...Ancak kesin bir tarih henüz belirlenmedi"
dedi.
Hristofyas görüşmesinden beklenenler
Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas ile
gerçekleştireceği görüşmeden ne beklediğinin sorulması
üzerine, bir ilk görüşme niteliğindeki toplantıda
tarafların birbirinin tutumunu tartışıp
değerlendireceğine işaret ederek, bütünlüklü çözüm
müzakerelerinin BM Genel Sekreteri'nin inisiyatif almasıyla
başlayacağını belirtti.
Talat, "Hristofyas'tan BM çerçevesi dışında da
görüşmeyi bekliyorduk ancak o bunu uygun görmedi. BM yetkililerinin de
bulunacağı çerçevede olabilir dedi. Buna itirazımız
yoktur... Hristofyas'ı ben AKEL Genel Sekreteri olarak biliyor ve
tanıyorum. Bugün geldiği noktada pozisyonunun ne olduğunu
bilemiyorum. Bunu görmüş olacağım" dedi.
Lokmacı Kapısı'nda bir sorunumuz yok
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir başka soruyu
yanıtlarken, Lokmacı Kapısı'nın açılması
konusunda Türk tarafının herhangi bir problemi bulunmadığına
işaret ederek, kapının açılmama sorununun nereden
kaynaklandığını da bilmediğini belirtti.
Kapının açılması için toplantı yapmaya dahi
gerek olmadığını kaydeden Talat, "Biz
hazırız. Ancak kapı hala kapalı... Möller dahi konuyla
ilgili sorularıma verdiği yanıtlarda sorunu
açıklayamadı" dedi.
8 Temmuz Anlaşması
Cumhurbaşkanı Talat, bir soru üzerine, 8 Temmuz
anlaşmasının bir hazırlık anlaşması
olduğuna ve hazırlık yapmak amacıyla
yapıldığına işaret ederek, "Hazırlık,
müzakere demek değildir. Hazırlığa gerçekten
ihtiyacımız var mı?... Hristofyas uzun bir hazırlık
süreci isteyecek mi, göreceğiz. Tabii ki önce görüşmemiz
lazım" dedi.
KIBRIS 07/03/08
17-24 Mart arasında
Talat'la görüşebilirim
KIBRISLI TÜRKLERİN ANKARA İLE OLAN BAĞLARI
KESİLMELİ... Rum yönetimi lideri Hristofyas, "Sadece
Kıbrıslılar olarak sorunun çözümünde önemli rol oynayabiliriz.
Ancak göbek bağlarının kesilmesi gerekmektedir. Talat ve
Kıbrıslı Türklerin Ankara ile olan bağları
kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir ana vatanın kontrolü
altında olduğumu hissetmiyorum" dedi
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, 17-24 Mart
tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile biraraya
gelme olasılığının bulunduğunu söyledi.
Rum yönetimi başkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini
Atina'ya yapan Dimitris Hristofyas, önceliğinin Kıbrıs sorununu
çözmek olduğunu da kaydetti.
Atina'daki temaslarını tamamladıktan sonra Yunanistan
Yabancı Gazeteciler Derneği'nde basın toplantısı
düzenleyen Hristofyas, hedefinin Kıbrıs sorununun
Kıbrıslı Türkler ile birlikte çözülmesi olduğunu ifade
ederken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki
bağların kesilmesi gerektiği iddiasında da bulundu.
Hristofyas, "Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun
çözümünde önemli rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının
kesilmesi gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile
olan bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir ana
vatanın kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum" dedi.
Dimitris Hristofyas, "Hedefim Kıbrıs sorununun
Kıbrıslı Türkler ile birlikte çözülmesidir. Gerek ben, gerekse
Sayın (Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat) Talat
Kıbrıslıyız. Görüşmeye, adanın kurtulması
ortak düşüncesiyle gidilmelidir. Sayın Talat ile uzun süredir tanışıyoruz,
kendisi eski bir dosttur ve öteden beri birlikte çalışmaktayız"
şeklinde konuştu.
"Atina ile Rum yönetimi arasında gıpta edilecek bir
bağ var"
Hristofyas, 17-24 Mart tarihleri arasında Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile bir araya gelmesi olasılığının
bulunduğunu belirtti.
"Sadece Kıbrıslılar olarak sorunun çözümünde önemli
rol oynayabiliriz. Ancak göbek bağlarının kesilmesi
gerekmektedir. Talat ve Kıbrıslı Türklerin Ankara ile olan
bağları kesilmelidir. Ben, şahsen, herhangi bir ana vatanın
kontrolü altında olduğumu hissetmiyorum" diyen Hristofyas,
"Atina ile Lefkoşa (Rum) arasında eşit ve gıpta
edilecek bir bağ olduğunu" kaydetti.
Kıbrıs sorununun çözümünde tarafların birbirlerine
şüpheyle yaklaşmamaları gerektiğini kaydeden Hristofyas,
"Şüphe, bugüne kadar iki toplum ve liderleri arasında adeta
ağaç kurdu gibi hareket etmiştir" dedi.
Hristofyas, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960'ta Zürih ve Londra
anlaşmaları ile kurulduğunu ve ortak bir devlet olduğunu
belirterek, "Biz Kıbrıslı Rumlar buna inanmayı ve
onurlandırmayı istemedik. Gerçeği söyleyelim. Aynı
şekilde Kıbrıslı Türkler de bu ortaklığı
sürdürmediler. Her iki toplum da yanlışlar yaptı.
Yabancıların tuzaklarına düştük. Nihayetinde bize 34
seneden beri eziyet veren 'trajik işgal' ve darbe koşulları ile
karşı karşıya kaldık" diye konuştu.
"Yabancı askerlerin ve garantörlerin yeri ve müdahale
hakkı yok"
Kıbrıs sorununun çözülmesi yönündeki tezinin, adada 1977-1979
anlaşmaları, BM kararları ve uluslararası hukuk, AB ilke ve
değerleri temelinde, silahtan arındırılmış, iki
bölgeli, iki toplumlu federasyon olduğunu söyleyen Hristofyas,
"Hedefimiz, adanın silahtan
arındırılmasıdır. Birleşik bir
Kıbrıs'ta ne yabancı askerlerin yeri var, ne de garantör
güçlerin müdahale hakları bulunmaktadır" ifadesini
kullandı.
"Türkiye'nin AB ve Kıbrıs'a karşı olan
yükümlülüklerini" yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Hristofyas,
AB'nin de Türkiye'ye karşı daha tutarlı bir tutum izlemesi
gerektiğini kaydetti.
KIBRIS
07/03/08
Truszczynski: Kıbrıslı Türklerin ekonomik
gelişimini cesaretlendirici çalışmalar yapıyoruz
KKTC'de AB müktesebatının uygulanmasına yönelik
çalışmalar sürerken, temas ve incelemelerde bulunmak üzere adaya
gelen Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Genel Müdür
Yardımcısı Jan Truszczynski Kuzey ve Güney Kıbrıs'ta
temaslarda bulundu.
Güney Kıbrıs'ta temaslarda bulunan, önceki gün de
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşen Truszczynski, dün ara
bölgede bir basın toplantısı düzenledi.
Kıbrıslı Türkler için yapılanlar
Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamaya göre
basın toplantısında, Kıbrıslı Türkler için neler
yapıp neler yapamadıklarını anlatan Truszczynski, adada BM
tarafından yürütülen yeniden birleşme sürecini desteklediklerini
belirtti ve Kıbrıs Türk toplumu üzerindeki izolasyonların
hafifletilmesine yardım ettiklerini kaydetti.
Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişimini
cesaretlendirici çalışmalar yaptıklarını ifade eden
Truszczynski, Kıbrıs'ın bölünmüş bir ada olarak AB'ye üye
oluşunun sonuçlarıyla da uğraştıklarını
söyledi.
Yeşil Hat Tüzüğü ve Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili
bilgi de veren Truszczynski, tüzüklerle Kıbrıs'ın
birleşmesinin hızlandırılmasının ve
Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişiminin
cesaretlendirilmesinin amaçlandığını söyledi. Adanın
ekonomik entegrasyonuna, iki toplum arasındaki diyaloğun
geliştirilmesine ve AB kurallarının uygulanmasına yönelik
hazırlıkların önemine vurgu yapan Truszczynski, Mali Yardım
Tüzüğü çerçevesinde hazırlanıp ihale edilen ve sözleşmesi
yapılan projelerle ilgili rakamsal bilgiler de verdi.
İki toplum liderini "adadaki kilit oyuncular" olarak
niteleyen Truszczynski, BM'nin müzakere sürecini yürüttüğünü; AB'nin de
liderleri ve BM'yi politik, teknik ve yasal olarak destekleyeceğini
söyledi.
KIBRIS
07/03/08
Peace dividend worth
billions
By
Stefanos Evripidou
A SOLUTION to
the Cyprus problem would boost business to the island by a minimum 1.8 billion
a year, with each Cypriot family standing to gain an extra 5,500 per year,
according to new research from an all-island team of economists.
The report looks at the colossal growth in business and travel between former
enemies Greece and Turkey to calculate the billions of euros to be generated
from the normalisation of relations between Turkey and a reunified Cyprus.
The report titled, The day after: Commercial opportunities following a
solution to the Cyprus problem is the first of its kind to focus solely on the
economic benefits of a solution. Undertaken by Cyprus-based researchers and
funded by the Cyprus branch of the Peace Research Institute of Oslo (PRIO), the
team yesterday revealed the staggering statistics on potential economic growth
for a reunified island. They revealed that the main source of this euro
injection would be Turkey, the largest and fastest growing market in the
region.
The team studied the breathtaking rise in commerce that followed the thawing of
relations between Greece and Turkey following the earthquake diplomacy of 1999.
Trade in goods and services between the two rose at an annual average rate of
25 per cent in 2000-06, while the tourism market increased at an astonishing
average rate of 275 per cent per year. Greece is now the ninth largest investor
in Turkey and Turkey is one of the fastest growing tourism markets for Greece.
Just a few years ago, business transactions between Greece and Turkey counted
for a few thousand euros. Last year, transactions reached 2.2 billion while
the aim is to take this up to 5.5 billion in the next five years.
Using the results for Greece-Turkey trade, the research team forecast both
reunification and continued division scenarios in five main sectors (tourism,
shipping, construction and real estate, tertiary education, and accounting and
legal services).
They subtracted the difference to quantify the annual peace dividend Cypriots
would enjoy post-solution.
The report did not deal with the economic costs of a solution but simply
focused on normal business relations following a settlement. It also left out
the costs and benefits of reconstructing the ghost town of Varosha.
According to the teams calculations, the reunification of Cyprus would add, on
average, in the first seven years:
700 million per year in new tourism business, including 385 million from
Turkey;
393 million per year in new business for Cypriot construction companies;
155 million per year in new business for Cypriot real estate companies;
162 million per year for the Cypriot university education sector;
103 million per year for Cypriot accounting and legal firms;
184 million in new foreign direct investment (FDI) into Cyprus, not including
the already substantial investment in construction and real estate.
Taking 2009 as the first year post-solution, the annual boost to the economy
would amount to 283 million. By the seventh year, 2015, this would soar to
3.9 billion, counting for 10 per cent of the all-island GDP. This is an
average of 1.8 billion per year. Translated into household income, the annual
dividend per family comes to approximately 5,500: 20 per cent of the average
income in the south and more than 40 per cent of the estimated average income
in the north.
The economists were keen to point out that they used very conservative
estimates of economic growth, meaning these figures are the least that could be
expected from a solution.
The peace dividend calculated could be almost doubled if important regional
developments, such as new business from the Baku-Ceyhan oil pipeline (1.3
billion) and the implementation of the Ankara Protocol (187 million per year)
were taken into account, noted researcher Fiona Mullen.
Team member Praxoula Antoniadou Kyriacou highlighted that FDI had increased 19
times in Turkey, reflecting confidence in the country, while Cyprus FDI
remained a modest 1.6 per cent, despite EU membership. In fact, Cyprus came
24th out of the 27 EU member states in terms of attracting FDI.
Kyriacou noted that tourism was falling on the island, while the current
account deficit had reached worrying proportions. The most lucrative
opportunities for Cypriot businesses after a solution lay beyond the island,
namely in doing business with Turkey, she said.
The UNs Special Representative in Cyprus Michael Moller welcomed the report,
saying it would provide some substance to a debate that is often stuck in
generalities.
[The research] helps answer a question at the front of every Cypriots mind,
Greek and Turkish, one we should be doing more to address: What will a solution
mean to me and my family?
He highlighted that the peace dividend included benefits that would impact
Cypriots daily lives in concrete ways, including in their pocketbooks. He
noted that the figures released only confirmed what common sense dictated,
that it makes economic sense to solve the Cyprus problem.
Head of the Cyprus Chamber of Commerce and Industry (KEVE) Manthos Mavrommatis
said the report provided food for thought for all of us. He referred to the
half a million Turkish tourists that visited the north of the island in 2006,
which counts for 20 per cent of tourist flows to the south. This represents
potential for the whole of the island. Tourism and real estate are the most
promising sectors. There are prospects for joint tourism packages for both
Cyprus and Turkey, joint ventures etc., he said.
Both economies on the island are experiencing a slowdown. The only real
prospect of high growth rates can only come out from a political solution. In
April, we are starting the first bicommunal business meetings since the 2004
referendum, he added.
CYPRUS MAIL 07/03/08
EU aid to north could
collapse if Cyprus wins cases
By
Jean Christou
THE EUs
entire financial aid programme for the north could come crashing down if the
Cyprus government wins its case against the involvement of Turkish Cypriot
state bodies in the tenders process.
Jan Truszczynski, the Deputy Director General DG Enlargement, told a news conference
yesterday that the Cyprus government had filed no less than six cases with the
Court of First Instance at the European Court of Justice.
The Court of Justice is the highest court in the EU and has the ultimate say on
matters of EU law.
Truszczynski said each of the cases related to elements of the financial aid
programme tenders, which form part of the 259 million aid package to boost
Turkish Cypriot development.
But the government is unhappy that some of the tenders for the work to be
carried out under the aid project involve certain Turkish Cypriot bodies.
Although it is the Commission itself that deals with the tenders for the
various projects, which are accepted from companies in all EU member states,
the Cyprus government said it also involved Turkish Cypriot state
organisations. It feels that allowing this constitutes an upgrade of the
breakaway Turkish Cypriot state.
The consequences of a win for Nicosia would effectively mean a halt to the
projects concerned.
We are not commenting on the substance of the cases or their prospects, said
Truszczynski. Things must run their course at the Court.
I will admit if the Commission should lose the cases
it would mean suspension
of the tenders and prevent us from effectively tendering and contracting on
those aspects of the programme before the expiry date.
That would be a pretty major downturn should the Commission lose.
There are 30 EU officials on the island working on implementation of the
financial aid package to the Turkish Cypriots.
At the end of last month, 83 million, or 32 per cent of the money had been
allocated to tendered projects and 38 million, or 15 per cent, has already
been contracted out.
The deadline for contracting is the end of 2009 and for implementation of the
projects, 2012. Any money not spent is lost.
The projects for the north includes a waste management project, a feasibility
study for the rehabilitation of the Lefka copper mine, financial support for
the Committee for Missing Persons, traffic safety management, and demining in
the buffer zone. Truszczynski said the Turkish army had just released a map of
all minefields in the buffer zone.
The EU official also briefed journalists on the Green Line Regulation (GLR) and
the stalled Direct Trade Regulation for the Turkish Cypriots.
The direct trade regulation remains a draft under consideration by the Council
and until now remains unadopted, said Truszczynski. The regulation has been on
the table since 2004, blocked by the government.
We call it unfinished business, Truszczynski said.
He said the regulation aimed to allow Turkish Cypriots access to markets of
member states. Until now they do not enjoy preferential treatment. In our
assessment opening up of the possibility for preferential handling under the
regulation would generate significant and almost immediate pick up in trade.
This would increase the growth rate of the economy in the north and add to the
wellbeing of the Turkish Cypriots.
Truszczynski said this needed to be seen as something complementary to the GLR.
None of this meant EU recognition of the north, he stressed. The direct trade
regulation drafted at present carries no risk for what is known as recognition.
It is just a different part of our business. Our mandate is clear; help
overcome the economic isolation and aid the development of the north to
contribute to reunification of the country, he said.
He said the Commission expects that members states will asses when and how to
resume work on the regulation.
Speaking of the GLR, which regulates the crossing of people and goods, Truszczynski
said that in January trade totalled 700,000, half of which was from potatoes.
It was the highest monthly total seen so far since the regulation came into
force in 2004 but still far below what the EU hoped it would be.
We thought it [the regulation] would contribute to the volume of trade but we
have to admit that after a couple of years the monthly trade flow remains
limited, said Truszczynski.
He said there was no visible pattern indicating a stead flow but numbers were
increasing.
He also said the Commission was considering some amendments to the GLR aimed at
facilitating the movement of such things as musical bands equipment. It may
also include a substantial increase in 135 limit for shopping that is
currently imposed, he said.
CYPRUS MAIL 07/03/08
UN puts mediating team
on standby
By
Jean Christou
U.N.
UNDER-Secretary General for Political Affairs Lynn Pascoe has announced the
creation of a UN standby team of mediation experts that could assist in the
case of Cyprus.
According to the Cyprus News Agency, the special team would help carry out the
Secretary-generals efforts for fast and effective mediation.
Asked how the team could help Cyprus, Pascoe said that it depended what kind of
negotiations would be forthcoming.
Clearly there was a tremendous amount of expertise that went into earlier
negotiations in Cyprus. These are very complicated issues and it is just
possible that there may be a call for something like that again, if we get into
serious negotiations, thats all. Im not saying anything more about it,
Pascoe said.
It was not immediately clear whether the Standby Team is the same one due in
Cyprus after the elections to assess the situation on the ground.
The visit was not contingent on who would win the election, but the purpose and
outcome of the assessment was the difference between new negotiations or none
at all.
If former President Tassos Papadopoulos had been returned to power, the teams
assessment would have focused, not on new talks but to see how the UN could
remove itself from Cyprus.
The UN denied this. New speculation also suggests that even though Papadopoulos
was ousted and a complete extrication of the UN from Cyprus is off the table,
the new hope for progress might also result in an assessment for the further
downsizing of UNFICYP in anticipation of a settlement.
Pascoe said the UN expected to announce what was to happen next on the Cyprus
problem front within a week or two. The two leaders are expected to meet in the
week of March 17-21 to kick-start new negotiations based on the July 8
agreement.
Certainly the important thing is the developments on the island, what the new
leadership of the Greek Cypriots and the leadership of the Turkish Cypriots
decide when theyll have their meeting as they work forward, he said.
He said the UN was currently quite engaged through Chief of Mission Michael
Moller, who is quitting Cyprus at the end of the month because of Turkish
opposition to what they claim is his bias in favour of the Greek Cypriot side.
Hes been talking to both, has talked to both sides at this point, he is
working it. So, I think that this process is to move forward. I do not want to
make any statements or announcements of what we are doing until it is all tied
down and we know exactly what is happening but I think in principle there has
been an extremely strong interest in having UN involvement as the two sides
trying to work together. So we have said all along that we want to help,
Pascoe said.
CYPRUS MAIL 07/03/08
ABD Kıbrıs'ta yeni bir inisiyatif
başlatmıyor
|
8 Mart, 2008 08:40:00 (TSİ)
CNN TURK |
ABD Dışişleri Bakanlığı,
Washington'un şu aşamada Kıbrıs konusunda yeni bir
inisiyatif başlatmayı planlamadığını bildirdi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom
Casey, ABD'nin Kıbrıs'a ilişkin yeni bir inisiyatif alıp
almayacağının sorulması üzerine, "Bu noktada rolümüz
BM sürecinin desteklenmesi. Yeni inisiyatiflerden haberim yok, hayır"
dedi.
Sözcü Casey, "Kıbrıs'ta çözümün çok önemli olduğuna
inanıyoruz. Kıbrıslı liderlerin birbirleriyle bu konuda
diyaloğa girme konusuna ilgi gösterdiklerini dile getirmelerinin çok
önemli olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
Casey, "BM'nin özel temsilcisinin bu durumla ilgili bir karara
ulaşılmasına yardım çabalarını tabii ki
destekleyeceğiz. Bildiğiniz gibi zaman içinde böyle çabaları
destekledik. Nihai bir çözümün yolunu açacakbir noktaya
ulaşmamızı umarız" ifadesini kullandı.
SEFA
KARAHASAN Lefkoşa
Rum Yönetimi lideri Dimitris
Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın,
açıklamalarında Annan Planına atıfta bulunmasına,
Biz Annan Planını konuşmuyoruz, BM Güvenlik Konseyi de BMnin
Kıbrıs sorunuyla ilgilenen hiçbir yetkilisi de konuşmuyor diye
tepki gösterdi.
Yunanistanda yaptığı resmi temaslarının ardından
önceki akşam Adaya dönen Hristofyas, Atinadan coşkulu ve çok daha
güçlü döndüğünü söyledi. Hristofyas, Hedeflenenin, görüşmeye mümkün
olan en iyi ön hazırlık yapılarak gidilmesi olduğunu
söyledi ve herkes acele ediyor, sorunların göğüslenmesi için
aklı başında ve soğukkanlı olunmalı.
Uzattığımız elin, sıkmak için bir el
bulmasını umuyoruz dedi. Talatın Annan Planındaki
ısrarının sorulmasına karşılık Hristofyas, Önümüzde
bulunan ve BMnin benimseyerek desteklediği 8 Temmuz
anlaşmasıdır ifadesini kullandı.
MILLIYET 08/03/08
Ülkeyi iki koldan siyasi türbülans bekliyor. İlki
Kıbrıs, ikincisi Kürt sorunu. Her iki konunun CHP-MHP eksenli
sağ kanat tarafından hükümete karşı kullanılmaya
çalışılacağı aşikâr. Uzmanlarca
başarılı olduğu söylenen bir operasyondan siyasi prim
sağlamaya çalışmaları bile bu eğilimlerini ortaya
koyuyor.
Bu arada bir parantez açalım. CHPyi sağ kanada yerleştirmemiz
bazılarını kızdırıyor, biliyoruz. Ancak bu
partiye baktığımızda aksini yapmamıza el verecek
faktörleri göremiyoruz. Sosyal demokrasi gibi kökleri 150 yılı
geriye giden bir siyasi akım, zengin bir geleneğe dayanarak, spesifik
bir dünya görüşünü yansıtır.
Türkiyede ise sosyal demokrat tanımı CHPnin
kullandığı içi boş bir etiketten ibarettir.
MHP siyaseten dürüst
MHP bu açıdan CHPye oranla siyaseten daha dürüsttür.
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol özdeyişiyle de
daha uyumludur. Başörtüsü konusundaki tutumu bazılarınca sapma
olarak görülse bile, bu konuya yaklaşımı MHPnin temel dünya
görüşüne ters değildir.
Asıl konuya dönersek, Rum kesimindeki son seçimler, Kıbrıs
sorununun çözümü için umutları, ihtiyatlı bir şekilde olsa
bile, yeniden canlandırdı. Bu arada, Norveçteki Barış
Araştırma Enstitüsü gibi, Türkiyede olmasa bile dünyada saygın
bir yeri olan kuruluşlar, çözümün iki tarafa getireceği somut
yararları şimdiden sıralamaya başladılar.
Bu gelişmelerin şahinlerimizi rahatsız ettiğini daha önce
yazmıştık. Zira Denktaş kampının tasfiyesiyle
Ankaranın Kıbrıslı Türklerin üzerindeki kontrolünü önemli
ölçüde yitirdiği biliniyor.
İki sorun da eşzamanlı gelecek
Tabii şu da var. Ankara Rumlara yıllarca, Siyasi
muhatabınız biz değil Kıbrıslı Türklerdir
demiştir. Fakat şahin kanadın, Rumların bu
yaklaşımı şimdi benimsemeleri
olasılığından çok memnun olduğu söylenemez. Zira
Talata ve Kıbrıslı Türklere güveni yok.
Ciddi siyasi türbülans yaratacak diğer konu ise, Kürt sorununa askeri ve
polisiye yaklaşımlar dışında yeni
yaklaşımların getirilmesi aşamasına gelinmiş
olmasıdır. Sağda bu düşünceye duyulan derin alerji
biliniyor. Kapsamlı çözüm paketi, kısmi af veya kültürel haklar
gibi kavramların hangi kesimlerde ne tür alarm zillerini çaldırdığı
ortada.
Sağın bu konuyu kullanarak toplumsal ajitasyon ve siyasi
istikrarsızlık yaratma potansiyelinin Kıbrıs sorununa
oranla çok daha yüksek olduğu ise malum. Onun için hükümetin önüne
neredeyse eşzamanlı olarak gelecek bu iki temel sorunun çözümü için
ne tür bir yol izleyeceği merak konusudur.
AKP için test zamanı
AKP için en kolay çıkış yolu, sağ
kanatta yükselen rüzgâra kendisini kaptırmak olurdu. Ancak bu yoldan
gitmesi, genel seçimlerde önemli oranda oyunu aldığı kesimlerin
desteğini kaybetmesi anlamına gelecektir.
Burada, tabii ki Güneydoğu seçmeninden söz ediyoruz. Bu da mart yerel
seçimleri öncesinde AKPnin istemediği bir şeydir.
Özetle, ülke yeni bir siyasi türbülans dönemine girerken, son seçimlerden güçlü
destekle çıkmış olan AKPnin, iddia ettiği gibi, gerçekten
vizyoner ve Türkiyenin önünü açan reformcu bir partimi, yoksa eski
hamam eski tas partisi mi olduğunu hep birlikte göreceğiz.
SEMIH IDIZ MILLIYET 08/03/08
Iacovou in contacts ahead of talks
By Jean
Christou
PRESIDENTIAL
Commissioner George Iacovou has begun a round of contacts related to the
upcoming meeting of the two leaders and for the opening of the Ledra Street
crossing, he said yesterday.
Although no firm date has been fixed for the meeting between President Demetris
Christofias and Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat, it is expected to
happen in the week of March 17 to 24.
Advance work for the meeting is being carried out by Iacovou, who said
yesterday he had been in contact with outgoing UN Special Representative
Michael Moller and did not rule out a meeting with him.
We are also ready for a meeting next week with Mr Moller and Ozdil Nami, said
Iacovou. Nami is a senior aide to Talat.
Iacovou said he was positive with regard to the opening of Ledra Street, which
will reportedly be one of the first items on the agenda of the Christofias
Talat meeting.
Iacovou said, however, that the first meeting would be mainly a
get-to-know-you event.
Nami also said yesterday that a meeting between him and Iacovou was in the
works for next week. He said he and the Greek Cypriot Commissioner would
probably discuss the exact date of the talks along with other procedural issues
related to the talks.
Greek and Turkish Cypriot shopkeepers have also met to discuss the opening of
the crossing, which they hope will boost trade on both sides.
The two leaders have expressed the wish to open of the crossing point after the
issue spent the last three years in limbo.
The UN sees it as a goodwill gesture from both sides that would get the ball
rolling on new Cyprus negotiations.
There is also a possibility that a decision will be made on the opening of the
Limnitis checkpoint and on other areas earmarked as possible new crossing
points.
CYPRUS MAIL 08/03/08
Talat: real talks will begin after
UN team flies in
By Jean
Christou
TURKISH Cypriot
leader Mehmet Ali Talat said yesterday real negotiations could not begin until
after the UN assessment team visits the island in early April.
Talat was speaking on his return from Ankara, where it is understood he was
finalising a strategy with the Turkish government. Although he is due to meet
President Demetris Christofias in the week of March 17-24, Talat said this was
not the start of negotiations.
It is not yet clear under what conditions the solution negotiations will
begin, if they will even begin, within what scope they will be and when they
will begin, said Talat. We want [negotiations] to begin as soon as possible.
We are doing everything in our capacity in that regard but since negotiations
will begin through an initiative by the UN, we have to wait for the UNs
assessment visit.
The team is expected in early April.
Talat said hopes had arisen that a solution could be reached with the election
of a leader on the Greek Cypriot side who was pro-solution.
Both Turkey and we want the Cyprus problem to be solved as soon as possible,
said Talat. We want comprehensive solution negotiations to begin as soon as
possible. We should not waste any more time. It is still possible to reach a
solution by the end of 2008. We are ready to give our support to the efforts of
the UN in this respect.
Asked what Ankara thought of Christofias, Talat said: Ankara listened to us.
We are the ones who know Christofias, and we are the ones who can best assess
the situation in Cyprus. They most probably share our views.
Reports in the Greek Cypriot press yesterday said Ankara had had two plans in
place, depending on whether Christofias or ousted President Tassos Papadopoulos
had been elected.
Talat said that during his first meeting with Christofias this month, the two
sides would discuss and assess each others positions and that the talks would
progress at the initiative of the UN.
We were expecting to meet with Christofias outside the UN framework, said
Talat. But he did not see this fit. He wanted to meet under the UN framework.
We have no objections to that... I know Christofias from when he was AKELs
Secretary-General. I dont know his position today. I will have a chance to
find out.
CYPRUS MAIL 08/03/08
Syria vague on ferry pleas
By Jean
Christou
SYRIA again
failed to give a clear signal that it would stop the ferry service between
occupied Famagusta and Latakia during a visit yesterday by Syrian Deputy
Foreign Minister Fayssal Mekdad.
The previous government, despite intensive efforts, failed to persuade Syria to
put a stop to the ferry service. It even sent EDEKs honorary president Vassos
Lyssarides to Damascus at the beginning of the year.
Lyssarides said he expected the service to be stopped. Instead it has resumed
after a short suspension unrelated to Syria and plans even more trips this
summer.
President Demetris Christofias was due to raise the issue again yesterday
during his meeting with Mekdad.
Speaking after the meeting, the Syrian minister said his government was aware
that the ferry issue was one dear to the Cypriot people.
We hope that not only on this but on many other issues this will never
separate the spirit of friendship between the countries. There are solutions
for everything, Mekdad said.
The ferry service began last October, and according to reports from the north
this week over 800 people have entered the north on the ferry service on 14
trips since the route began. Only 200 of those passengers made the return trip,
the papers said.
Even Turkish Cypriot police complained about the number of immigrants entering
the north on board the ferry.
For months, Greek Cypriot police in the Larnaca region have been arresting
illegal immigrants crossing illegally through the Green Line. In the past week
alone nearly 50 were caught.
There are a lot of ways to solve all these controversies, Mekdad said.
He told reporters he had also brought a message to the new President from his
Syrian counterpart Bashar al-Assad confirming the need for the two countries to
maintain good relations.
CYPRUS MAIL 08/03/08
Dev yatırım start
aldı
SOYER: HEYECAN VERİCİ... Başbakan Soyer, CAS
şirketi ve Asil Nadir'in bu projeyle ihaleyi kazanmasının ülke
ekonomisi açısından heyecan verici olduğunu belirtti. Soyer, bu
yatırımların istihdama yapacağı katkı
yanında, havaalanının faaliyete geçmesiyle dünyanın dört
bir yanından yapılacak uçuşlarla özellikle tarım
ürünlerinin paketlenip pazarlanmasına ve diğer turistik faaliyetlere
önemli katkı sağlayacağının altını çizdi
USAR: EKONOMİK BİR ABİDE YÜKSELECEK...
Ulaştırma Bakanı Usar da, projenin hayata geçmesiyle
Geçitkale'de "ekonomik bir abidenin" yükseleceğini ve ciddi
istihdam olanakları yaratacak işletme bütünlüğünün ortaya
çıkacağını vurguladı. Usar, insanları yeni teknolojilerle
tanıştırmak ve yaşam kalitesini artırmak için sorunları
aşa aşa yol almaya çalıştıklarını kaydetti
NADİR: KUZEY KIBRIS'I VE İNSANINI ÇOK SEVİYORUM...
İşadamı Asil Nadir de, "Kuzey Kıbrıs'a ve
insanına olan sevgisine" vurgu yaptığı
konuşmasında, "İçimde inanılmaz bir heyecan var"
dedi. Nadir, "Yıllardır bu ülke insanının üreten,
üretime değer veren ve refaha koşan bir halk haline gelmesini
bekledim, bunu hayal ettim. Üretime ve gelişmeye önem veren
insanların varlığı ve bu insanların yolunu açan
yönetimin varlığı, ülkenin gelişmesi için gereken
koşuldur" şeklinde konuştu
Geçitkale Havalimanı, işadamı Asil Nadir'e ait
İngiltere'deki Cyprus Aviation Services (CAS) Limited Şirketi'ne
kiralandı.
Özel İhale Komisyonu tarafından 1 Şubat'ta
sonuçlandırılan ve 20 Şubat'ta Bakanlar Kurulu'nca onaylanan
karar uyarınca 15 yılı kapsayan kira sözleşmesi dün
taraflar arasında imzalandı.
Sözleşmeye Bayındırlık ve Ulaştırma
Bakanı Salih Usar ve ihaleyi kazanan CAS (UK) adına Direktör James
Beveridge imza koydu. Başbakan Ferdi Sabit Soyer de şeref konuğu
olarak imza attı.
Sayıştaylık binasındaki Hayati Güven Salonu'nda
yer alan imza töreninde, şirket sahibi Asil Nadir ve diğer bazı
şirket yetkilileri ile bazı bakan ve bürokratlar da hazır
bulundu.
Projeyle ilgili sunumla başlayan törende Başbakan Soyer,
Bakan Usar ve İşadamı Nadir'in konuşmalarının
ardından sözleşme imzalandı. Tören kokteylle sona erdi.
Geçitkale Havaalanı için kurulan özel ihale komisyonu
tarafından değerlendirilen teklif sonucu ihaleyi kazanan şirket,
havaalanına 58 milyon Euro'luk yatırım öngörüyor.
Siyasi boyutu da önemli... Sivil yaşama
kazandırılıyor
İmza töreninde konuşan Başbakan Ferdi Sabit Soyer,
Geçitkale Havaalanı'nın kiralanmasını,
"Kıbrıs Türk halkının kendi dinamiğiyle
yarattığı değerlerden biri... Güzel, heyecan verici bir
olay" diye niteledi.
Havaalanı'nın ekonomiye
kazandırılmasının kültürel ve siyasal boyutu da
bulunduğuna işaret eden Başbakan Soyer, "askeri
niteliği bulunan havaalanının sivil amaçlar için
kullanılarak ülke ekonomisine kazandırılmasının"
önemini vurguladı.
Geçmişte askeri amaçlar için düşünülen
havaalanının ülke ekonomisine kazandırılması ve
dış dünyaya açılım yönünde değerlendirilmesi yoluna
gidildiğini anlatan Soyer, Güvenlik Kuvvetleri ve Kıbrıs Türk Barış
Kuvvetleri komutanlıklarına projeye gösterdikleri ilgi ve destek için
teşekkür etti.
Soyer, Kıbrıs Türk halkının tüm kurumlarıyla
irade ortaya koyarak askeri nitelikteki bir havaalanını sivil
yaşama, dünya insanlığının hizmetine kazandırma
yönünde bir değer üretirken, Güney'de bulunan Baf Havaalanı'nın
askeri niteliğiyle faaliyet göstermeye devam ettiğine de dikkat
çekti.
Soyer, "Bu yalnız ekonomik boyutuyla değil, aynı
zamanda hükümetiyle, Güvenlik Kuvvetleri ve Barış Kuvvetleri
Komutanlığı'yla, Türkiye'yle birlikte
gerçekleştirdiğimiz çözüm, barış ve dünya istikrarına
katkı sağlama siyasetimizin de ete kemiğe bürünmüş, çok
ciddi bir göstergesidir" şeklinde konuştu.
Ekonomi açısından da heyecan verici
CAS şirketi ve Asil Nadir'in bu projeyle ihaleyi
kazanmasının ülke ekonomisi açısından heyecan verici
olduğunu belirten Başbakan Soyer, bu yatırımların
istihdama yapacağı katkı yanında, havaalanının
faaliyete geçmesiyle dünyanın dört bir yanından gelecek
uçuşlarla özellikle tarım ürünlerinin paketlenip pazarlanmasının
ve diğer turistik faaliyetlerin önemli katkı
sağlayacağının altını çizdi.
Soyer, proje kapsamında yapılması öngörülen uçuş
okulunun da Kıbrıs Türk halkı ve gençlere uçuş eğitimi
imkanı sağlayacağını, bunun da entellektüel
yaşama katkı yapacağını kaydetti.
Soyer, "Böyle güzellikler yaratmaya devam edeceğiz. Her
şeye rağmen dik durmaya, rüzgara karşı yürümeye devam
edeceğiz. Önemli olan ülkede yatırım iklimini
gerçekleştirmektir" dedi.
İlginç bir hükümet
"İlginç bir hükümet" olduklarını, pek çok
dinamizm yarattıklarını, hükümetin gözle görülemeyen başka
başarıları da bulunduğunu ve son derece de mutlu
olduğunu kaydeden Soyer, bazı sendikal çevrelerin kendilerini
"sermayenin temsilcisi", iş dünyasının
"Stalin", bazı çevrelerin "Türkiye'nin kuklası",
bazılarının da "AKEL'in temsilcisi" olarak
nitelediğine dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Bundan daha güzel bir şey olamaz... Kurtla kuzuyu
buluşturabilme, birbirine karşıt olanların diyalog ve köprü
kurmasında katkı sağlama gibi bir fonksiyon... Hükümetimiz
rüzgara karşı yürümeye, dik durmaya ve ülkenin tüm kesimlerini yurtseverlik
temelinde bir ortak çizgide ve paydada buluşturup yürümeye devam
edecektir..."
Usar: Ekonomik bir abide yükselecek
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih
Usar da, Geçitkale Havaalanı'nın işletmesinin özel
girişimcilere verilerek ekonomiye kazandırılması hedefiyle
açılan ihale ve gelinen süreçle ilgili bilgi verdi.
Projenin hayata geçmesiyle Geçitkale'de "ekonomik bir
abidenin" yükseleceğini ve ciddi istihdam olanakları yaratacak
işletme bütünlüğünün ortaya çıkacağını anlatan
Usar, insanları yeni teknolojilerle tanıştırmak ve
yaşam kalitesini artırmak için sorunları aşa aşa yol
almaya çalıştıklarını kaydetti.
Usar, hava ulaşımında son yıllarda dünyada ve
Türkiye'de yaşanan gelişmelerden hareketle ülkede de yeni
yatırımlara olanak tanıdıklarını anlattı.
Yolcu taşımacılığı
Usar, Geçitkale Havaalanı'nın şu anda yolcu
taşımacılığına
açılmayacağını, ancak ilerleyen süreçte charter veya
tarifeli uçuşlara da yanıt verebilecek noktaya geleceğine inandığını
söyledi.
Ülkede son dört yılda gelen-giden uçak ve yolcu
sayısında yüzde 200'ler civarında artış
yaşandığına da işaret eden Usar, bunu
"izolasyonlara rağmen küçümsenemeyecek bir gelişme" olarak
değerlendirdi ve hükümet açısından da gurur verici olduğunu
kaydetti.
İstihdama katkı
Projeyle, ilk 1.5 yılda 1000 kişilik istihdam öngören
yaklaşık 60 milyon Euro'luk bu yatırımla 6 yılın
sonunda ekonomiye 160 milyon Euro katma değer sağlanmış
olacağını belirten Usar, her şeyi devletin
yapmasının mümkün olmadığını, girişimcilerin
desteğinin de gerekli olduğunu anlattı ve bu tür
yatırımlarla izolasyonların geriletilebileceğine
inancını dile getirdi.
Üretime değer verilmesi gelişmenin koşulu
CAS'ın sahibi işadamı Asil Nadir de, "Kuzey
Kıbrıs'a ve insanına olan sevgisine" vurgu yaptı.
Nadir, "Yıllardır bu ülke insanının üreten, üretime
değer veren ve refaha koşan bir halk haline gelmesini bekledim, bunu
hayal ettim. Üretime ve gelişmeye önem veren insanların
varlığı ve bu insanların yolunu açan yönetimin varlığı
ülkenin gelişmesi için gereken koşuldur" dedi.
"Ne mutlu ki, bu yeni KKTC'nin gelişmesi yolunda ilk
adım olarak baktığım hadise yaşanıyor" diyen
Nadir, bunun Kıbrıs Türk halkının dış dünyaya
karşı uyumlu, çalışkan, başarılı
imajının gösterilmesi açısından önemli olduğunu
anlattı.
Yıpratıcı davranışlardan sakınılmalı
Ülkede hükümetle bazı kesimler arasında yaşanan
tartışmalara da değinen Asil Nadir, "Bu kadar zorluklar
içindeki bir ülkede yönetimle bazı sendikaların enerjilerini ülkenin
gelişmesi yönünde harcaması varken birbirlerini yok edercesine
davranması doğru değil. Yıpratıcı
davranışlardan sakınılması gerekir" dedi.
Nadir, bu sözlerinin "politik" değil,
"Kıbrıs insanına değer veren bir kişinin"
sözleri olarak algılanması gerektiğini de vurguladı.
Atıl durumdan modern havaalanına
Atıl durumdaki Geçitkale Havaalanı'nın modern bir
havaalanı ve diğer yatırımlarla değişik alanlarda
hizmet verebilecek bir noktaya getirileceğini söyleyen Asil Nadir,
"İçimde inanılmaz bir heyecan var" ifadelerini
kullandı.
Nadir, dünyanın anladığı anlamda bir düzen
kurulması halinde direkt uçuşların yapılamaması,
nakliyat masraflarının yüksek oluşu ve dış dünyayla
ilişkilerdeki noksanlık gibi sorunların çözülebilecek konular
olduğunu belirtti.
İstihdamlar hemen başlayacak... Geçmişten fazla
katkı
Bu projenin yeni istihdam olanakları yaratacağını
da belirten Asil Nadir, geçmişte tarım ve tarıma dayalı
endüstriyle ilgili yatırımlarını anımsatarak, "Bu
hazırlıklarla geçmişteki o güzel dönemi kat kat katlayacak bir
ortamı insanımıza sunacağımızı müjdelemek
isterim" ifadesini kullandı.
İstihdam için ilanların çıktığını
ve yüzlerce başvuru geldiğini belirten Nadir, işe alımlara
hemen başlanacağını da açıkladı.
58 milyon Euro'luk yatırım
Merkezi İhale Komisyonu'nun, uluslararası şirketlere de
açık Geçitkale Havaalanı'nın özel işletmeye
açılması ihalesinin teknik şartnamesini 6 firma satın
almış, ancak sadece Asil Nadir'e ait Cyprus Aviation Services (CAS)
Limited teklif vermişti.
İmzalanan sözleşmeyle havaalanı işletim hakkı
yıllık 1 milyon 579 bin 900 Euro'ya (+KDV) kiralanacak. Bu miktara
her yıl için işletme katkı payı olarak 157 bin 990 Euro
daha ödenecek ve her yıl bu ücretler yüzde 3 artırılacak.
Projeyle firmanın, kargo taşımacılık,
bakım-onarım, hava operasyonları ve paketleme, uçuş okulu,
diğer hizmet ve servisler için toplam 58 milyon Euro'luk yatırım
yapması öngörülüyor.
Kargo bakım merkezi için 22 milyon 100 bin, bakım merkezi
için 10 bin 50, hava operasyonları için 7 bin 700, diğer
yatırımlar için de 7 bin Euro'luk yatırım söz konusu
olacak.
Ekonomiye 6 yılda 160 milyon euro katkı
Projenin tamamlanmasıyla Geçitkale Havaalanı'nın KKTC
milli gelirine ilk yıl toplam 24 milyon Euro, 6 yıl içinde de 160
milyon Euro katkı yapması öngörülüyor.
Geçitkale Havaalanı Projesi, uluslararası standartları
karşılayan bir havacılık ve yatırım merkezi
yaratma amacıyla hazırlanırken; işletme bölümü, alt
yapısı ve organizasyonu ile Uluslararası Havacılık
kurallarına uygun faaliyet gösterecek. Havaalanı, ICAO, IATA, ECAC,
Eurocontrol, JAA ve EASA koşullarına da uyumlu olarak
çalışacak.
Şirket, ilk 2 yıl için 800-1000 kişilik istihdam
öngörürken, bu rakamın zaman içinde önce 3-4 bine, ardından da 7 bine
kadar yükselebileceği belirtiliyor.
KIBRIS 08/03/08
Kayıp şehitler Yalluri
ve Hüseyin törenle defnedildi
24 Nisan 1964 tarihinde Rumlar tarafından Lefkoşa'nın
Leçça bölgesinde kaçırıldıktan sonra şehit edilen Yalluri
ve Hüseyin, Gazimağusa Suriçi Şehitliği'nde askeri törenin
ardından toprağa verildi.
Gözyaşı ve hüznün hakim olduğu törende, şehitler
için saygı duruşu ve saygı atışı
yapıldı. Şehitlerin tabutlarına sarılan KKTC ve Türk
bayrakları ailelerine verilirken, defnedildikleri mezarlara
çıkarıldıkları yerden getirilen toprak serpildi.
Törene, Sivil Savunma Teşkilat Başkanı Ömer Faruk
Bozdemir, Deniz Komutanı Kıdemli Albay Abdullah Balkan, Merkez
Komutanı Piyade Kıdemli Albay Abdülkadir Cüneyt Giray, 4. Piyade Alay
Komutanı Kurmay Albay Kader Kencer, Gazimağusa Polis Müdürü Erdal
Emanet, Sivil Savunma Gazimağusa Bölge Müdürü Dursun Oğuz, Şehit
Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Ertan Ersan,
şehitlerin aileleri, askerler ve vatandaşlar katıldı.
KIBRIS 08/03/08
Kıbrıs, BM'nin
gündeminde
Söz konusu grubun, Kıbrıs sorunu gibi
"karmaşık" konularda Birleşmiş Milletler
yetkililerine danışmanlık yapması hedefleniyor.
Güney Kıbrıs'ta yayınlanan gazeteler,
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden
Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe'nun, Birleşmiş
Milletler'in "Arabuluculuk Uzmanları Teyakkuz Grubu"
kurulduğunu ve bu grubun gerekirse Kıbrıs sorununda da harekete
geçeceğini söylediğini yazdı.
Kıbrıs sorunu gibi "karmaşık" konularda
Birleşmiş Milletler yetkililerine danışmanlık
yapması hedeflenen söz konusu grupta, Amerika Birleşik Devletleri
eski Başkanı Jimmy Carter'in
danışmanlığını yapan Amerikalı Joyce Neu,
eski asker ve silahsızlandırma uzmanı Zimbabweli Jeffrey
Mapendere, insan hakları uzmanı Amerikalı Patric Gavian, yetki
paylaşımı uzmanı Kanadalı John McGarry ve anayasa
uzmanı Yeni Zelandalı Andrew Ladley bulunuyor.
KIBRIS 08/03/08
Talat,
Annan Planı'nın hazırlanmasında görev yapan komite
üyeleriyle bir araya geliyor
Kıbrıs Türk tarafı, nisan ayında
başlaması muhtemel Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm
bulma müzakereleri öncesi hazırlıklarını
yoğunlaştırdı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'deki koordinasyon
toplantısının ardından Annan Planı'nın
hazırlanması aşamasında oluşturulan komitelerin
üyeleriyle bir araya geliyor.
Cumhurbaşkanı Talat bu amaçla pazartesi akşam saat
19.30'da Dome Otel'de bir resepsiyon düzenliyor. Cumhurbaşkanı
Talat'ın birebir görüşeceği komite üyelerine, gelinen aşama
hakkında bilgi verip, karşılıklı görüş
alışverişinde bulunması amaçlanıyor.
Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım
Akansoy'dan elde edilen bilgiye göre, resepsiyona, BM'nin Kapsamlı Çözüm
Planı (Annan Planı) müzakereleri sürecindeki komitelerde görev
yapanlar davet edildi.
Annan Planı hazırlığı sürecinde yeni devletin
alt yapısını hazırlamak ve Kıbrıs Türk kurucu
devleti mevzuatı, ekonomisi ve tüm sektörleriyle yeni oluşuma uyumlu
hale getirmek amacıyla 23 komite oluşturulmuştu.
Zaman zaman Rumlarla ortak toplantılar yapıp, geri kalan
zamanda da kendi iç çalışmalarını sürdüren komiteler AB ile
uyum, ekonomik ve mali işler, yasalar, bakanlıkların
oluşumu, mal-mülk konuları, eğitim, bayrak, marş ve benzeri
konuları ele almıştı.
KIBRIS 08/03/08
Kıbrıs
için önemli bir fırsat penceresi doğdu
YENİ BİR ÇÖZÜME YÖNLENİLECEK... Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, önümüzdeki dönemi
Kıbrıs konusunda "önemli bir fırsat penceresi" olarak
değerlendirerek, 8 Temmuz anlaşmasının Kıbrıs
konusunu yeni bir çözüme yönlendirebileceğini söyledi
KIBRIS, ÖNEMLİ KONU... Türkiye Dışişleri
Bakanı Babacan, Kıbrıs konusunun önemli bir konu olduğunu
vurgulayarak, "2008 için önemli bir fırsat penceresinin
açıldığını düşünüyoruz" dedi
Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni,
önümüzdeki dönemi Kıbrıs konusunda "önemli bir fırsat
penceresi" olarak değerlendirerek, 8 Temmuz
anlaşmasının Kıbrıs konusunu yeni bir çözüme
yönlendirebileceğini söyledi.
Ankara'ya iki günlük çalışma ziyaretinde bulunan Bakoyanni,
Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ile bir
araya geldi.
Babacan ve Bakoyanni Dışişleri
Bakanlığındaki görüşmelerinin ardından ortak
basın toplantısı düzenledi.
Bakoyanni, Kıbrıs konusunun görüşmede ele
alındığını belirterek, önümüzdeki dönemin
Kıbrıs'la ilgili hareketli geçeceği konusunda Babacan'la
aynı fikri paylaştıklarını söyledi.
"Önümüzde bir fırsat penceresi olarak
algılayabileceğimiz ve bizim de bunun geliştirilmesi için
katkıda bulunabileceğimiz bir fırsat var" diyen Bakoyanni,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"8 Temmuz anlaşmasının, yeni ve son derece güzel
hazırlanmış bir çözüm aşamasına
yönlendirebileceği düşüncesini taşıyoruz. Bu da tabii ki BM
Güvenlik Konseyinin kararlarının da uygulanacağı,
Kıbrıs'ın haklı, kalıcı ve temelli bir çözüme
yaklaşması ve böyle bir sürece girmesi anlamını
taşıyor. Bu da tabii ki, iki halkın birlikte
yaşayabileceği bir çözüm anlamına geliyor."
Dışişleri Bakanı Babacan ise Kıbrıs
konusunun önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, "2008 için önemli
bir fırsat penceresinin açıldığını
düşünüyoruz" dedi.
Ege ile ilgili konuların ise istikşafi görüşmeler
çerçevesinde ele alındığını kaydeden Babacan, önceki
gün Atina'da yeni hükümet dönemindeki ikinci tur görüşmelerin
gerçekleştirildiğini ve bunların devam edeceğini belirtti.
Babacan, azınlıklarla ilgili konuların da
rahatlıkla ve açıklıkla konuşulduğunu söyledi ve
"Her iki tarafta çözüm odaklı bir siyasi irade var" diye
konuştu.
8 Temmuz anlaşması
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eski Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreterinin eski yardımcısı
İbrahim Gambari'nin başkanlığında 8 Temmuz 2006'da
Lefkoşa'da ara bölgede yaptıkları görüşmede,
"kararlar" ve "ilkeler" anlaşması yapmıştı.
8 Temmuz Anlaşması veya "Gambari Süreci" olarak da
bilinen anlaşma, iki taraf arasındaki, insan
kaçakçılığı, kuş gribi gibi gündelik sorunların
görüşülerek halledilmesi için teknik komiteler kurulmasını,
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların ele
alınması için de çalışma grupları
oluşturulmasını öngörüyordu.
Papadopulos'un, Kıbrıs sorununun çözümünü zamana yayma
taktiği nedeniyle 8 Temmuz Anlaşması hayata geçirilmedi.
KIBRIS 09/03/08
"Kıbrıs
Terkedilmiş"
GENÇLERİN SORUNU ŞARKIYA KONU OLDU... Kuzey
Kıbrıs'ta yaşayan gençlerin sorunları, rap müzik
şarkısına konu oldu. İngiltere'de yaşayan
Kıbrıslı Türk rapçi Musdy (Mustafa Denizkan)
"Kıbrıs Terkedilmiş" isimli şarkısı ile
Kıbrıs'tan işsizlik sorunu nedeniyle yurt dışına
giden gençlerin öyküsünü anlatıyor
Eylem ERAYDIN / LONDRA
İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türk rapçi
Musdy (Mustafa Denizkan) "Kıbrıs Terkedilmiş"
şarkısı ile Kıbrıs'tan işsizlik sorunu nedeniyle
yurt dışına giden gençlerin duygularına tercüman oluyor.
2000 yılından beri rap müzik yapan Musdy, son
şarkısı "Kıbrıs Terkedilmiş"in klibinin
önümüzdeki günlerde Kıbrıs ve Türkiye'deki televizyonlarda
yayınlanacağını söyledi.
Musdy ile KIBRIS gazetesi için görüştük. Cambridge
Üniversitesi'nde öğrenim gören Musdy ile müzik çalışmaları
hakkında bir söyleşi yaptık.
İlk müzik çalışmalarına Kıbrıs'ta MB59
grubuyla başlayan Musdy, 2005 yılında İngiltere'ye
üniversite için gelmiş.
MB59 rap grubuyla Kıbrıs'ta birçok projeye
katıldıklarını belirten Musdy, "O zamanlar Rum
tarafından bize teklif geldi. Hajimike ile birlikte Rum- Türk
sanatçıların da içinde olduğu ve UNOPS'un desteklediği
'Cyprus Thing' adında bir albüm yaptık. Bu albümle Rum tarafında
böyle bir projede yer alan ilk Kıbrıslı Türk grup olduk"
diye konuştu.
Daha sonra grubun dağılması ile Musdy, Lefkoşa'da
kendisine ait bir müzik stüdyosu kurmuş ve müzik
çalışmalarına ara vermeden devam etmiş.
En son 28 Aralık ta Girne'de Ceza ile birlikte bir konser veren
Musdy, ilki geçen sene ağustos ayında Kıbrıs'ta
yapılan ve geliri Kanser Hastalarına Yardım Derneği'ne
verilen Ada Müzik Festivali'ni organize etmiş.
Konuyla ilgili konuşan Musdy, "Amacım bu Ada Müzik
Festivali'ni her yıl yaparak geleneksel hale getirmek ve elde edilen
geliri de yardım kurumlarına bağışlamak. Böylece adada
hem müziğin ve sanatın gelişmesine yardımcı olmak, hem
de ihtiyacı olan kurumlara destek vermek istiyorum" dedi.
Festivalde sözü ve müziği kendisine ait 16 parçalık ilk solo
albümünü de çıkaran Musdy, özellikle albümün ismini de Ada Müzik Festivali
olarak belirlediğini, böylece festivalin adını tüm gençlere
duyurarak, gelecek yıllarda festivale olan ilginin daha artacağını
söyledi.
Şu sıralar, önümüzdeki ay Girne'de rock müzik grubu Duman
ile yapacağı konserin hazırlıklarını yapan Musdy,
haziran ayında da yeni albümünü çıkaracak.
"Karamsar Notalar" adını verdiği albümünde
yer alan "Kıbrıs Terkedilmiş" adlı
şarkıyla Kıbrıslı Türk gençlerinin sorunlarına
dikkat çekmek isteyen Musdy, şarkısına neden böyle bir konu
seçtiğini de şu şekilde anlatıyor:
"Kıbrıs'taki hayat şartlarının özellikle
gençler için ne kadar zor olduğunu, işsizlik yüzünden çoğu
gencin vatanlarını terk ederek, yurt dışına gitmek
zorunda kaldıklarını anlatmak istedim. Ve klibimizi de
Kıbrıs Hamidiye'de çektik, bu klipte Kıbrıs'ta çekilen ilk
rap klibi olma özelliğini taşıyor. Yakın da Kıbrıs
ve Türkiye'deki televizyon kanallarında gösterilmeye
başlayacak."
"Kıbrıs Terkedilmiş"in
şarkısının nakaratı ise şöyle:
Bak yine arkanda gözü yaşlı insanlar annen baban
Herkesin gözü dönmüş, gelecek gelmeden çöküp gitmiş
İnsanlar saygıda kusur etmiş
Kıbrıs terkedilmiş
KIBRIS 09/03/08
Rum
basını, Lokmacı Barikatı'nın 10 güne kadar
açılacağını iddia etti
Simerini, "Ledra (Lokmacı) Barikatı 10 Güne Kadar
Açılıyor - Yedi Aya Kadar Limnidi (Yeşilırmak) Yolu
Hazır Olacak" başlığıyla manşete
çektiği haberinde Lokmacı'nın 10 güne kadar
açılmasının beklendiğini savundu.
Gazete edindiği bilgilere dayanarak iki tarafın; neredeyse
anlaşmaya varmış göründüğünü, BM'nin hedefinin; söz konusu
anlaşmanın Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la Rum Yönetimi
Başkanı Dimitris Hristofyas'ın ilk yüz-yüze görüşmelerinin
öncesinde hayata geçirilmesi olduğunu yazdı.
Yeşilırmak geçidinin açılması konusunda da
anlaşmaya varıldığını, Pirgo'ya giden yolun
kullanılır hale getirilmesi çalışmalarının 7 ayda
tamamlanacağının hesaplandığını yazan gazete
Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun; konuyu görüştüğünü
söyleyerek SİMERİNİ'nin bilgilerini teyit ettiğini
kaydetti, şunları yazdı:
"Ledra Caddesi geçidi en geç on gün içerisinde; yani Başkan
Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali
Talat'la görüşmesinden önce açılacak. Halen bilinmekte olduğu üzere
gerek Dimitris Hristofyas gerekse Mehmet Ali Talat ilk yüz-yüze
görüşmelerinin 17-24 Mart haftasında olacağını
söylüyor.
Güvenilir bilgilerimiz; iki taraf arasındaki bazı
anlaşamazlıkların BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki
Özel Temsilcisi Michael Möller'in arabuluculuğuyla
aşıldığını söylüyor. Ledra geçidinin kesin
açılış tarihine; önümüzdeki Çarşamba veya Perşembe
günü, Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun Kıbrıslı
Türk liderin danışmanı Özdil Nami'yle görüşmesi
sırasında karar verilecek. Yakovu ve Nami'nin görüşmesi Michael
Möller'in konutunda gerçekleşecek.
Yorgos Yakovu gazetemize yaptığı açıklamada konuyu
halen görüşmekte olduğunu doğruladı. Yakovu 'Ledra Caddesi
barikatı meselesini görüşüyorum, iyi gidiyor. Sayın Möller'in
arabuluculuğuna ilişkin bütün göstergeler iyidir ancak halen son
noktaya gelmedik. Önümüzdeki hafta Sayın Talat'ın
danışmanıyla bir görüşme yapacağım. Göstergeler;
(görüşmenin) Çarşamba veya Perşembe günü olacağı
konusunda beni ikna ediyor. Görüşmenin hedefi; Ledra Caddesi'nin açılmasına
ilişkin kesin bir tarihe varıp varamayacağımızı
görmektir' dedi.
"Türk askeri 100 metre geri çekilecek"
Kaynaklarımıza göre, yapılan anlaşma uyarınca
Türk askerleri, insanların geçeceği noktanın 100 metre
uzağına çekilecek ve görünmeyecekler. Yine; Türk tarafının
talep ettiği gibi, insanların geçeceği noktadan geçmeyecekler.
Yine aynı kaynaklara göre Türkler, askerleriyle ilgili kendi
düzenlemelerini yapacaklar, bölge ise uluslar arası barış
gücünün denetiminde olacak.
Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi
ülkelerin hükümetleri Ledra Caddesi'nin Talat-Hristofyas görüşmesinden
önce açılmasını istiyorlar ki yaratılacak uygun ortam
Kıbrıs sorununa çözüm bulunması diyaloğunun yeniden
başlaması yönündeki daha ileri çabalara yardımcı olsun.
Yine aynı kaynaklara göre Limnidi
(Yeşilırmak)-Pirgo-Kokkina (Erenköy) barikatlarının
açılması konusunda da anlaşmaya varıldı.
Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu; iki tarafın görüşmeleri
ile bu barikatların önümüzdeki aylar içerisinde açılmasının
mümkün olacağı ümidini dile getirdi. Yakovu 'Limnidi meselesini de
görüşmeye başladım. Yapılacak anlaşmada Limnidi
konusunun da yer almasını çok isterdik. Yalnız ilke düzeyinde
değil çok daha somut bir şey. Bölgenin özelliğinden dolayı;
hayata geçirilmesi bir miktar zaman alacak olmasına rağmen ümidimi
koruyorum. Niyetimiz 2008 içerisinde açmaktır' ifadelerini kullandı.
Yolların açılması ve düzenlenmesi için gereken
altyapı çalışmalarına olanak tanınması için
Limnidi-Pirgo-Kokkina barikatlarının açılmasına en az yedi
ay veriliyor. 45 yıldır kapalı olan bu yolun açılması
Pirgo-Lefkoşa mesafesini oldukça kısaltacak"
Alithia "Hristofyas Dillirga Sakinlerine Vaatler
Dağıtıyor - Ledra Limnidi'den Önce Açılmıyor"
başlıklı haberinde Aşağı Pirgo Muhtarı
Kostas Mihailidis'in Yeşilırmak geçidinin açılması konusunu
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la görüştüğünü ve
kendisinden net sözler aldığını bildirdi.
Gazeteye göre Mihailidis; Hristofyas'ın kendilerine;
yalnızca Lokmacı'nın açılmasına izin vermesinin söz
konusu olmadığı sözünü verdiğini anlattı.
KIBRIS 09/03/08
Türk
tarafının gerçek niyeti Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya
çıkacak
Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu,
Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununun çözüme
ilişkin gerçek niyetinin; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum
Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın ilk yüz yüze
görüşmesinde ortaya çıkacağını öne sürdü.
Rum radyosunun haberine göre Limasol'da yaptığı
açıklamada "Kıbrıs Türk tarafından ve hatta
Türkiye'den işitilmekte olan bazı tezlerin veya uzlaşmaz
tutumlardan hiçbir önyargıya kapılmamamız gerekir" dedi.
Bunların Türk tarafının; müzakere masasına daha
iyisinin konulması veya avantaj elde etmek için taktik hareketler mi yoksa
nihai tezleri mi olduğunun, bundan sonraki hareket ve temaslarda görüleceğini,
söyleyen Kiprianu, bunun hem, Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Yönetimi
Başkanı Hristofyas'ın temaslarından hem de BM'nin
ziyaretinden ortaya çıkacağı görüşünü ortaya koydu.
Lokmacı'nın açılmasıyla ilgili olumlu mesajlara da
değinen Rum Dışişleri Bakanı, bunun da
Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkacağını
söyledi.
"Cesaret verici mesajlar geliyor, temaslara şimdi
başladık ancak sonucun, Başkan Hristofyas'ın Sayın
Talat'la görüşmesinde ortaya çıkacağına
inanıyorum" dedi.
Markos Kiprianu, Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın
Yeşilırmak'ın açılmasına da büyük ilgi
gösterdiğini belirterek "Bizim tarafta iyi niyet var ancak uluslar
arası unsurun diğer tarafa da tavsiyelerde bulunması gerekir"
ifadesini kullandı.
KIBRIS 09/03/08
Ledra Street could be open within 10
days
By
Jacqueline Theodoulou
THE Ledra Street
checkpoint could be open in 10 days time.
Citing sources yesterday, Simerini newspaper said an agreement had almost been
reached between the two communities.
It is understood the United Nations are keen to reach an agreement on Ledra
before President Demetris Christofias meets with Turkish Cypriot leader Mehmet
Ali Talat towards the end of this month.
Simerini said the information had been confirmed by Presidential Commissioner
George Iacovou, though attempts to contact him yesterday failed.
According to the paper, certain differences between the two sides had been
ironed out, following the intervention of the UN Secretary-generals special
representative in Cyprus Michael Moller. It adds that a final date for the
official opening of Ledra Street could be announced this Wednesday or Thursday,
after a meeting between Iacovou and Talats advisor, Ozdil Nami. The meeting
will take place at Mollers residence.
Iacovou said, I am discussing the issue of Ledra Street and it is going
smoothly. All the indications over Mr Mollers mediation are good, but we
havent reached a final conclusion yet.
He added that he believed a decision would be reached during his meeting with
Nami this week.
The paper said the current agreement saw a withdrawal of Turkish troops from
the Ledra Street area to a hundred metres further away; a demand held firmly by
the Greek Cypriot side and underlined by President Christofias during his trip
to Greece this week.
Also, the area will be under the supervision of the UN.
The UN and the governments of the five permanent members of the Security
Council have made no secret of wanting the Ledra Street issue settled before
the Christofias-Talat meeting, seeking to create a positive climate for the
talks to take place.
Citing the same sources, Simerini claimed agreements were also in the works for
the opening of the Limnitis checkpoint in the remote northwest of the island.
Iacovou told the paper that he hoped the specific crossing point would be open
within the next few months. I have also started discussing the matter of
Limnitis. We would very much like the agreement to include the Limnitis
checkpoint.
He added: I continue to hope, even though its realisation will take some time,
due to the peculiarity of the area; but the aim is to have it opened by the end
of 2008.
If Limnitis opens after being closed for almost 45 years it will hugely
reduce the distance between Pyrgos and Nicosia.
CYPRUS MAIL 09/03/08
Turkey and Greece see window of opportunity for Cyprus
THE FOREIGN
ministers of Turkey and Greece said yesterday they saw an opportunity for
progress towards a settlement of the Cyprus problem in the wake of elections on
the island.
They were meeting in Ankara two days after Cyprus' newly elected President
Demetris Christofias said he was likely to meet Turkish Cypriot leader Mehmet
Ali Talat later in March, the first such meeting on the island in years.
"We think that an important window of opportunity has opened for 2008,"
Turkish Foreign Minister Ali Babacan was quoted as saying by the state-run
Anatolian news agency in reference to the Cyprus issue.
Christofias has pledged to restart reunification talks between the Greek and
Turkish communities on the island, whose division remains a hurdle to Turkey's
European Union aspirations.
The meeting will probably be between March 17 and 24.
Greek Foreign Minister Dora Bakoyanni's comments echoed those of Babacan.
"There is a window of opportunity before us and it is an opportunity that
we can develop by making a contribution," Bakoyanni was reported as
saying.
CYPRUS MAIL 09/03/08
Reintroducing Greek place names in
the north?
By Simon
Bahceli
GREEK village
and town names could stand alongside their Turkish equivalents on road signs in
the north, if a proposal put forward by a top Turkish Cypriot academic receives
backing from the Turkish Cypriot authorities, it was revealed yesterday.
The proposal, the brainchild of Dr Mehmet Hasguler, a lecturer at a number of
universities in Turkey and north Cyprus, has already received support from
several high-ranking officials within Turkeys ruling Justice and Development
Party (AKP), and the tentative backing of a number of Turkish Cypriot academics
and politicians.
Whoever Ive discussed the idea with, either in Turkey or Cyprus, has said it
would be a positive move, Hasguler told the Sunday Mail yesterday.
Hundreds of village names in the north were changed following the 1974 Turkish
invasion as part of a policy of Turkification a move viewed by many as an
attempt to wipe out traces of Greek Cypriot culture in that part of the island.
Hasguler, however, believes the policy has backfired on the Turkish Cypriot
community, and that the sooner old names are restored the better.
He believes that accepting the old names alongside the new Turkish ones on road
signs would not negate the existence of a centuries-old Turkish culture on the
island, but would in fact make people realise that Turks had been on the island
for centuries.
Changing of town and village names after 1974 gave the impression that Turks
first arrived on the island then, rather than 400 years before in 1571, he
said.
It was a short-sighted policy that has acted to fuel the idea that the north
is under military occupation, Hasguler added.
Hasguler says many village and town names are neither Greek nor Turkish, and
signify a common history of Greeks and Turks on the island.
The village of Livadia in the Karpas has a counterpart in the Van region of
Turkey, so why does it need to be given a different Turkish name? he asks.
The same argument, he said, applied to the village of Galatia, a village that
was predominantly Turkish-populated before 1974.
Why rename it Mehmetcik when there is a Galatia in Anatolia, and especially
when the name is closely associated with the founder of the Turkish Republic,
Mustafa Kemal Ataturk?
Historical arguments aside, Hasguler believes that implementing his proposal in
the north could go a long way to boosting reconciliation between the Greek and
Turkish Cypriot communities. It should also not be seen as the abandonment of
the Turkish Cypriot communitys efforts to claim a common homeland on the
island.
This would not constitute a concession, because it would be good for the
Turkish Cypriot side too, Hasguler said, arguing that it would demonstrate the
norths willingness to embrace and be part of the whole history of Cyprus.
We have nothing to lose by doing this, but a lot to gain, he said, adding
that the move should go ahead even without a solution to the islands
decades-old divide.
The academics idea was not rejected outright yesterday by an official from the
body responsible for road signs in the north. Undersecretary for the norths
communications and works ministry Sener Cagnan told the Mail, Personally, I
think its a great idea that would do a lot for peace. But it is a decision
that will need to be taken at a political level. He added the warning,
however, that there had been vocal opposition from nationalist elements when
some road signs were erected giving the English names of a number of towns.
Are we ready for this? Im not really sure, he said.
CYPRUS MAIL 09/03/08