Kaulos: Komisyona başvurdum, utanmıyorum
BEN DEĞİL, ONLAR UTANSIN... KKTC Taşınmaz Mal
Komisyonu'na başvurduğu için Güney Kıbrıs'ta
"istenmeyen kişi" ilan edilerek "utanç" listesine
giren Kıbrıslı Rum Thomas Kaulos, haklarını aramak
için komisyona başvurduğunu ve utanmadığını
belirterek "Bu utanç, haklarını talep eden göçmenlere
kapıyı kapatanlarındır" dedi
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Taşınmaz Mal
Komisyonu'na başvuran Rumlar, Güney'de istenmeyen kişi ilan
edilirken, komisyona başvuruda bulunan Thomas Kaulos isimli Rum, hiçbir
utanç duymadan böyle bir girişimde bulunduğunu açıkladı.
Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Politis gazetesi,
Taşınmaz Mal Komisyonu'na başvuruda bulunan Thomas Kaulos'un
açıklamalarına yer verdi.
Habere göre Kaulos; gerek kendisinin, gerekse "göçmen" olarak
nitelendirdiği Rumların içinde bulunduğu ekonomik zorluklara
değinerek, bu konuyu defalarca Rum yönetimi ve Kilise yetkililerine
ilettiğini, ancak yanıt alamadığını söyledi.
Rum yönetiminden umudunu yitiren Kaulos, bir kaç kez Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev ile biraraya geldiğini belirterek,
en sonunda da evinin geri verilmesi ve kullanım kaybıyla ilgili
tazminat talebiyle Taşınmaz Mal Komisyonu'na başvurduğunu
söyledi.
Kaulos, komisyona başvurması nedeniyle "utanç"
listesinde olduğunu, ancak kendisinin bu durumdan
utanmadığını, kendi hakkını aramak için komisyona
başvurduğunu ifade etti.
Thomas Kaulos, "Bu utanç, haklarını talep eden
göçmenlere kapıyı kapatanlarındır" dedi.
Kaulos "Kıbrıs Cumhuriyeti hukuk devletinin, göçmenlere
yönelik yaptığı yardımdan utanç duyup
duymadığını" da sordu.
KIBRIS
18/06/07
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 16:29 TSİ 18 Haziran 2007 Pazartesi
LEFKOŞA
- KKTCdeki Mal Tazmin Komisyonuna başvuruda bulunan Rumların
listesinin, gizlilik koşullarına rağmen Rum basınına
sızdırılmasıyla ilgili araştırmalar sürerken,
bu yayınlara rağmen Komisyona başvuran Rumların
sayısında artış olduğu öğrenildi.
182
olan başvuru sayısı, 10 gün içinde yaklaşık yüzde 9
artış göstererek 198e yükseldi. Rumların, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinde Türkiye aleyhine açtığı
davaların önüne geçilmesi amacıyla kurulan Komisyon, bugüne kadar 22
dosyayı karara bağladı.
Son olarak AİHMin gündeminde dosyası bulunan bir Rumun
başvurusu sonuçlandırıldı. Böylece Komisyon
kararının, AİHM gündemindeki diğer davalar için emsal
oluşturma olasılığı doğdu. Bu süreçte Rumlara ait
1400 dosyanın Mal Tazmin Komisyonuna gönderilmesi bekleniyor.
AA
Güncelleme: 17:49 TSİ 18 Haziran 2007 Pazartesi
ANKARA
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Bakanlar Kurulunun bugünkü
toplantısında, Bor Enstitüsünün faaliyetleri, Türkiyedeki bor
rezervi ve ihracatı konusunda brifing verdi.
Gülerin verdiği bilgiye göre, toplam 1 milyar 176 milyon ton olan
dünya bor madeni rezervinin 851 milyon tonu Türkiyede bulunuyor. Türkiye,
şu andaki tüketim dikkate alındığında, tek başına
dünya bor madeni ihtiyacını 500 yıl karşılayabilecek
rezerve sahip.
2006 yılında 367 milyon dolarlık bor madeni ihracatı yapan
Türkiye, ihracatının yüzde 41ini Uzakdoğu ülkelerine, yüzde
30unu Batı Avrupa ülkelerine, yüzde 20sini Amerikaya, yüzde 6sını
İskandinav ülkelerine, yüzde 2sini de Ortadoğu ülkelerine
yapıyor.
Bor madeni, çimento, seramik, boren, yanmaz boya, izolasyon malzemesi, çinko,
tavuk yemi ve ahşap emperenyesi gibi alan ve ürünlerde
kullanılıyor.
Rumlar inadına komisyona başvuruyor
182 İDİ 198 OLDU... Komisyona başvuruda bulunan Rumlara
ait listelerin yayınlandığı 7 Haziran itibarıyla
başvuru sayısının 182 olduğunu belirten komisyon
yetkilileri, Rum basınının yayınlarına rağmen
istikrarlı bir şekilde başvurularda artış
olduğunu, dün itibarıyla bu sayının 198'e
ulaştığını belirtiyor
Taşınmaz Mal Komisyonu'na başvuruda bulunan
Rumların listesinin gizlilik koşullarına rağmen Rum
basınına "sızdırılmasıyla" ilgili
araştırmalar sürerken, söz konusu yayınlara rağmen
komisyona başvuruda bulunan Rumların sayısında azalma
değil artış olduğu öğrenildi.
TAK muhabirinin Taşınmaz Mal Komisyonu'ndan
aldığı bilgiye göre dün itibarıyla Komisyon'a
başvuruda bulunan Rumların sayısı 198'e ulaştı.
Komisyona başvuruda bulunan Rumlara ait listelerin yayınlandığı
7 Haziran itibarıyla başvuru sayısının 182
olduğunu belirten komisyon yetkilileri, Rum basınının
yayınlarına rağmen istikrarlı bir şekilde
başvurularda artış olduğunu, hatta bazı günler
yoğunlaştığını belirttiler.
Nasıl sızdırıldı... AİHM'e isimler
verilmiyor
Komisyona başvuruda bulunan Rumların isimlerinin
açıklanmasının, komisyonun kuruluş yasası altında
yapılan tüzükle yasaklandığını belirten komisyon
yetkilileri, söz konusu listelerin Rum basınına nasıl ve kimler
tarafından sızdırıldığına ilişkin
araştırmaların çok yönlü devam ettiğini belirttiler.
Bir soruya karşılık, "komisyonda alınan
kararlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidiyor. Ama isim olarak
değil sayı olarak" diyen yetkililer, başvurular ve
kararlarla ilgili nasıl bir prosedür izlendiği konusunda da,
"Komisyon mahkeme gibi çalışıyor. Başvuru olunca 21
iş günü içerisinde Savcılık, İçişleri
Bakanlığı gibi dosyaların gönderilmesi gereken zorunlu bir
prosedür var" ifadelerini kullandılar.
Konuyla ilgili araştırmalardan bugüne kadar herhangi bir
ipucuna ulaşılamadığını da belirten komisyon
yetkilileri, "deşifre yoluyla caydırma" amaçlı söz
konusu yayınlara karşın Rumların
başvurularının devam etmesini dikkat çekici olarak nitelediler.
22 dosya sonuçlanmıştı
Mülkiyet konusuna "iç hukuk" oluşturma amacıyla
mahkeme statüsüyle çalışmalarını sürdüren
Taşınmaz Mal Komisyonu bugüne kadar Rumlardan toplam 198 başvuru
alırken, bunlardan 22'sini sonuçlandırmıştı. Sonuçlandırılan
dosyalardan 3'ü için iade, 2'si için takas, geri kalanlar için de tazminat
kararı alan komisyon, diğer başvurularla ilgili
çalışmalarını sürdürüyor.
Komisyon, takas formülüyle karara bağlanan dosyalardan birinin
AİHM gündeminde başvurusu bulunan bir Rum'a ait olmasıyla bir
ilke imza atmıştı.
Örnek niteliğindeki söz konusu başvurunun "takas"
formülüyle sonuçlandırılmasıyla, komisyonun "iç hukuk"
olarak kabul edilme sürecinin güçleneceği ve AİHM gündemindeki
diğer davalara da emsal oluşturabileceği belirtilmişti.
Gündemde 1400 dava var
Mülkiyet sorununun Rumlar tarafından yoğun olarak Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınmasıyla, bu süreci
KKTC'de ödeme yaparak durdurma hedefiyle Taşınmaz Mal Komisyonu
yasayla kurulmuştu. Taşınmaz Mal Komisyonu'nun "iç
hukuk" olarak kabul edilmesiyle, AİHM önünde bekleyen Rumlara ait
1400 dosyanın komisyona yönlendirilmesi bekleniyor.
Tazminatla mülkiyet hakkı ortadan kalkıyor
Mülkiyet Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım
hakkı gerçek veya tüzel kişiye ait olmayan; konumu ve niteliği
uyarınca ulusal güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye
düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında.
Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş
malların iadesi yönünde karar alınması halinde ise, iade yasayla
çözüm sonrasına erteleniyor. Eşdeğer
karşılığı mallar ise iade kapsamı
dışında.
Aynı yasaya göre tazminata karar verilmesi halinde, bu miktar
devlet adına İçişleri Bakanlığı tarafından
ödeniyor. Tazminat alan Rum'un mülkiyet hakkı da ortadan kalkıyor.
Taşınmaz Mal Komisyonu, uzun tartışmaların
ardından 19 Aralık 2005'te yasalaşarak uygulamaya giren mülkiyet
yasası uyarınca oluşturulmuştu.
Anayasa'nın 159'uncu maddesine göre hazırlanan
"Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve
İadesi" adlı yasayla oluşturulan komisyon, Kuzey'de kalan
eski Rum malları için tazminat, takas ve mal iadesi öngören yasayı
uygulamakla yükümlü bulunuyor.
KIBRIS 19/06/07
Papadopulos: Kıbrıs sorununun çözüm anahtarı
Ankara'dadır
BM eski Genel Sekreteri ve Avusturya eski Cumhurbaşkanı Kurt
Waldheim'in ölümü dolayısıyla Lefkoşa'daki Avusturya
Büyükelçiliği'nde taziye defterini imzaladıktan sonra
açıklamalarda bulunan Papadopulos, "Kıbrıs'ta,
Ankara'nın Kıbrıs sorununun çözümü için anahtar olduğunu
kabul etmeyen fazla insan olduğuna inanmadığını"
söyledi.
Kıbrıs Haber Ajansı'nın haberine göre, Papadopulos,
"Somut örnek isteyenler, bunu saptamak için konuyla ciddi olarak
ilgilenmelidirler" şeklinde konuştu.
Ankara çözümde anahtar ise bu sürecin nasıl
kırılabileceğine ilişkin soruyla ilgili olarak Papadopulos,
"Biz Kıbrıslı Türklerin olması gerektiği gibi
Ankara'nın da Kıbrıs sorununu çözmeye ilgili göstereceğine
inanıyoruz. Kıbrıslı Türklerin Ankara'nın
onayını almadan önce hiçbir konuda karar alamayacağı
biliniyor. Daha geçenlerde bunun bir örneğini yaşadık,
geçmişte de yaşadık" dedi.
KIBRIS 19/06/07
Orams davasıyla ilgili temyiz davası
görüşülmeye başlandı
Dava, İngiliz Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Lord
Philips'in huzurunda görüşülüyor.
Lord Philips, iki tarafın, bundan sonraki süre için karar
vermesini isteyerek, anlaşmaları durumunda bahsedilen noktalar
konusunda dikkatli olmalarının gerekeceğini,
anlaşamamaları durumunda, mahkemeyi caydırmak için bir zaman
sürecinin harcanacağını belirtti.
Philips, iki tarafın avukatlarına bahsedilecek noktaları
tasarlamak ve anlaşmaya fırsat vermek için oturumu, günün daha ileri
saatlerine aldı. Ancak taraflar mahkemenin verdiği sürede
görüşmelerini tamamlayamadılar ve oturum bugüne
bırakıldı.
Bahsedilecek konular üzerinde anlaşma sağlanamaması
durumunda mahkeme her iki tarafın iddialarını dinleyecek.
Mülkiyet davası İngiliz çift David ve Linda Orams'la, Meletis
Apostolides'i kapsıyor.
2004 yılında Güney Lefkoşa Mahkemesi, Linda ve David
Orams'tan Kıbrıslı Rum Apostolides'in Lapta'daki malı
üzerine yaptıkları evi yıkmaları ve Apostolides'e tazminat
ödemeleri kararını almıştı. Mahkemenin hükmü,
Oramsların temyize başvurmaları üzerine
uygulanamamıştı. 2005 yılında Güney Lefkoşa Kaza
Mahkemesi önceki kararını onaylamıştı. 2006
yılında Britanya Yüksek Mahkemesi'nin, Lefkoşa Kaza
Mahkemesi'nin Kasım 2004'te aldığı kararın yerine
getirilemeyeceğini açıklaması üzerine Apostolides karara
karşı çıkmıştı.
KIBRIS 19/06/07
Talat, Avrupa'ya uçuyor
BILDT VE KANERVA İLE GÖRÜŞECEK...
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca'nın
basın brifinginde verdiği bilgiye göre, Cumhurbaşkanı
Talat, İsveç'te Dışişleri Bakanı Carl Bildt ile
görüşecek ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde bir
toplantıya katılacak. Cumhurbaşkanı Talat, 28 Haziran'da da
Finlandiya Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva ile bir
araya gelecek
MÜLKİYET SORUNU ANLAŞMAYLA ÇÖZÜMLENİR... Türk
tarafının, çözüm için elinden geleni yaptığını
kaydeden Erçakıca, buna karşın Rum tarafının mülkiyet
sorununu istismar ettiğine dikkat çekti ve "Kıbrıs'ta iki
halkın da çıkarına hizmet edecek tek yol; kapsamlı bir
anlaşmayla mülkiyet sorununu da çözmektir. Kıbrıs Türk
tarafı bu görüştedir ve bunun için çalışmaya devam
edecektir" DEDİ
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 26 Haziran'da Avrupa'ya
uçuyor. Cumhurbaşkanı Talat, İsveç ve Finlandiya
dışişleri bakanlarıyla görüşmeler yapmak üzere bu
ülkeleri ziyaret edecek.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan
Erçakıca'nın dünkü basın brifinginde verdiği bilgiye göre,
Cumhurbaşkanı Talat, 26 Haziran'da adadan ayrılacak.
Talat, İsveç'te Dışişleri Bakanı Carl Bildt
ile görüşecek ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde bir
toplantıya katılacak.
Ardından Finlandiya'nın başkenti Helsinki'ye geçecek
olan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 28 Haziran'da
Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva ile bir araya gelecek.
Hrisostomos'un temasları zarar veriyor
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, dün
düzenlediği basın brifinginde 2. Hrisostomos'un
yurtdışı temaslarını da değerlendirdi.
Erçakıca, Rum yönetiminin, Kıbrıs sorunu çözülmeden önce
Kıbrıslı Rumların mülkiyet sorununu çözmeye
çalışırken, Kıbrıslı Türklerin
haklarını çözüm sonrasına ertelemekte bir sakınca
görmediğine işaret etti ve Kıbrıs'ta iki halkın da
çıkarına hizmet edecek tek yolun; kapsamlı bir anlaşmayla
mülkiyet sorununu da çözmek olduğunu vurguladı.
Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomos'un,
Kıbrıs sorununu bir din savaşına dönüştürmek için
çalışmayı sürdürdüğünü belirten Erçakıca, dinler
arası diyaloğa önem verilmesi gereken bugünlerde Kıbrıs
sorununu dini temellerle tanımlamayı çok tehlikeli bulduğunu
açıkladı.
Hasan Erçakıca, Hrisostomos'un geçtiğimiz hafta Avrupa'da
yaptığı temaslara atıfta bulunarak, Kıbrıslı
Türkleri aşağılama ve Hristiyan dünyasının liderlerine
şikâyet etme çabalarını sürdüren Başpiskopos'un, açmaya
çalıştığı yeni cephenin, Kıbrıs'taki iki
halkın ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini ve sorunun çözümünü
zorlaştıracağını vurguladı.
Erçakıca, Hrisostomos'un dini duyguları kullanarak, Ortodoks
Hristiyan Kıbrıslı Rumları, Kıbrıslı
Türklere karşı kışkırttığını
örnekleriyle anlattı.
Roma ziyaretinde Kıbrıs Rum tutumunu anlatmak için büyük çaba
gösteren Başpiskopos 2. Hrisostomos'un, Rum Dışişleri
Bakanı Yorgos Lillikas'ın övgülerine mahzar olduğuna işaret
eden Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Kuzey
Kıbrıs'taki dini eserlerin yağmalanmasından söz eden
Hrisostomos'un Vatikan'a yaptığı ziyarette, 17. yüzyıla ait
ikonu izinsiz ada dışına çıkarıp Papa'ya hediye
etmesinin kendi toplumunda da eleştirildiğini kaydetti.
Hasan Erçakıca, dinler arası diyaloğa önem verilmesi
gereken bugünlerde Kıbrıs sorununu dini temellerle
tanımlamanın çok tehlikeli olduğuna işaret ederek,
"Bu, Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olmaz,
gerilimi artırır" diye konuştu.
Mülkiyette çifte standart
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Rum
yönetiminin, Kıbrıs sorununun tüm parametrelerinde olduğu gibi,
mülkiyet konusunda da çifte standartlı bir politika izlediğini
belirterek, şöyle konuştu:
"Kıbrıslı Rumların Kuzey'de kalan mülklerinin
hemen iade edilmesi gerektiğini savunan Kıbrıs Rum tarafı,
Kıbrıslı Türklerin Güney'de kalan malları için ise her gün
yeni oldu-bittiler yaratmaktadır.
Kıbrıs Rum Yüksek Mahkemesi'nin; Kıbrıslı
Türklerin, Güney'deki mallarını kullanma haklarının
bulunmadığı ve Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunana
kadar bu hakkı kullanmaktan men edilmiş olduklarına ilişkin
kararı, bütün dünya tarafından mutlaka dikkate alınması
gereken ibret verici bir karardır."
Devretme ve ipotek yetkisi de verildi
Erçakıca, Rum tarafının, Güney'deki Kıbrıs
Türk mallarını tasarruflarında bulunduran Rumlara, bu mülkleri
daha etkili kullanma ve devretme yetkisi verme kararı
aldığını da duyurduğuna dikkat çekerek, "Bu
hakların içinde devretme ve ipotek verme yetkisi de bulunmaktadır.
Bütün bu gelişmeler; mülkiyet sorununun, Kıbrıs sorununun temel
unsurlarından biri olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.
Mülkiyet sorununa kalıcı çözümler bulmak, iki taraf arasında
varılacak nihai bir anlaşmayla mümkündür" dedi.
Kıbrıs Türk tarafının, çözüm için elinden geleni
yaptığını kaydeden Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Erçakıca, buna karşın Rum tarafının mülkiyet
sorununu istismar ettiğine; Kıbrıslı Rumların
sorunlarını, Kıbrıs sorununa nihai çözüm bulmadan çözme
yolları ararken, Kıbrıslı Türklerin haklarını
çözüm sonrasına ertelemekte sakınca göremediğine işaret
etti.
Erçakıca, "Kıbrıs'ta iki halkın da
çıkarına hizmet edecek tek yol; kapsamlı bir anlaşmayla
mülkiyet sorununu da çözmektir. Kıbrıs Türk tarafı bu
görüştedir ve bunun için çalışmaya devam edecektir" diye
konuştu.
Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne'nin aktif üyeliği olumlu
gelişme
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
İslam Başkentleri ve Kentleri Teşkilatı 11. Genel Konferansı'nda
Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne Belediyelerinin gözlemci üyeliğinin
aktif üyelik statüsüne çıkarılmasını "olumlu bir
gelişme" diye niteledi ve bunu, izolasyonları kaldırma
çabalarında önemli bir adım olarak gördüklerini söyledi.
Hasan Erçakıca, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin bu yöndeki
isteminin değerlendirildiği konferansta, 3 Kıbrıs Türk
belediyesine aktif üyelik verilmesinin çok olumlu olduğunu kaydederek,
"Bunu, Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonları
kaldırma çabamızda önemli bir adım olarak görüyor ve büyük
memnuniyetle karşılıyoruz" dedi.
Hasan Erçakıca, gelişen bu uluslararası ilişkileri
Kıbrıs sorununa çözüm bulmada kullanacaklarını da ifade
etti.
Cumhurbaşkanı gerekli girişimleri yaptı,
yapıyor
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca, basın ile askeri makamlar arasında
geçtiğimiz hafta yaşanan sorun konusunda
Cumhurbaşkanı'nın gerekli girişimleri
yaptığını ve yapmaya da devam ettiğini söyledi.
Erçakıca, gelişmeyi çok yanlış
bulduklarını kaydederek, Cumhurbaşkanı'nın
makamının sorumluluğuyla davranması gerektiğini
vurguladı ve gereğini militan bir havada yapmasının
beklenmemesini istedi.
Erçakıca, basın-asker gerginliğiyle ilgili soruya
karşılık, bu tür gelişmeleri çok yanlış
bulduklarını söyledi. Erçakıca, yaşananları; hem
basın özgürlüğüne aykırı, hem Kıbrıslı
Türklerle Türkiye arasındaki ilişkilere ve dış dünyaya
dönük imaja zarar verici diye niteledi. Erçakıca şöyle konuştu:
Soğukkanlılık... Sorumluluk
"Ama Sayın Cumhurbaşkanı, bu gibi
davranışların yarattığı sorunların üzerine
soğukkanlılıkla ve Cumhurbaşkanlığı'nın
kendisine yüklediği sorumlulukla gitmek durumundadır. Gereğini
bu çerçevede yapıyor. Ama bunu militan bir havada sürdürmesi, sorunu
çözmek yerine derinleştirecek davranışlarda bulunması
Sayın Cumhurbaşkanı'ndan beklenmemelidir. Önemli olan sorunu
çözmektir. Gerekli girişimleri yaptı, yapmaya da devam ediyor."
Üst koordinasyon kurulu toplantısı
Erçakıca, bir soru üzerine bugün
Cumhurbaşkanlığı'nda üst koordinasyon kurulu
toplantısı yapıldığını söyledi.
Erçakıca, bu toplantıda rutin olarak özellikle güvenlikle ilgili
konuların gözden geçirildiğini bildirdi.
"Barışa götürecekse sadece görevi değil..."
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası'nın (KTÖS)
yazılı açıklamasında, şahsına yönelik "iki halkın
ilişkilerini bozma" suçlaması ve istifa etmesi
çağrısıyla ilgili görüşü sorulan Erçakıca,
"Eğer iki halkın ilişkileri benim görevden ayrılmamla
düzelecekse, hele bizi barışa götürecekse, ben sadece bu görevi
değil, çok daha başka şeyleri de bırakırım, feda
edebilirim.
Eğer benim ayrılmam, iki halkın ilişkilerinin
olumlu gelişmesine yardımcı olacaksa, benim yapacak işim
var. İşsiz kaldığımdan dolayı sözcülük
yapıyor değilim. Hiçbir problem yoktur, ama bunun kararını
Şener Elcil değil, Sayın Cumhurbaşkanı verir"
dedi.
-
"Çözüm için çok şey feda ettim"
Hasan Erçakıca, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması
için şimdiye kadar kişisel olarak çok şey feda ettiğini
kaydederek, "Bunu bir eleştiri ve argüman olarak kabul etmem. Tabi ki
bu benim severek, isteyerek yaptığım bir görevdir, ama bu
görevde ne kadar ve nasıl devam edeceğim Sayın
Cumhurbaşkanı'nın takdiridir" diye konuştu.
KTÖS'ün Kıbrıs'ta çözüm için önerilerini "kafaları
kuma sokma" olarak gördüğünü, bu önerilerin Kıbrıs Türk
tarafınca tek taraflı olarak yapılabilecek şeyler
olmadığını ve birçok öneri konusunda da çeşitli
deneyimler yaşandığını anlatan Erçakıca, 1960
haklarının talebini örnek gösterdi.
Bu hakları talep edenlerin Rum tarafından gerekli cevabı
aldığını belirten Hasan Erçakıca, bunları tekrar
tekrar ve sihirli değnekmiş gibi gündeme getirmenin, aslında
Kıbrıs sorununu bilmemek anlamına geldiğini savundu.
KIBRIS
20/06/07
Meclis heyeti, Kıbrıslı Türk örgütlerle bir
araya geldi
Özlem Kaya YALGIN- LONDRA (TAK)
İngiltere'ye önceki gün giden Fatma Ekenoğlu
başkanlığındaki Cumhuriyet Meclisi heyeti, Londra'daki
temaslarına başladı.
Heyet, temasları çerçevesinde, dün ilk olarak Ambargolular Grubu
üyesi Fisun Nadiri ile bir araya geldi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Londra Temsilciliği'nde
yer alan görüşmenin ardından heyet, aynı yerde İngiltere
Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi yetkilileriyle de bir toplantı
gerçekleştirdi.
Ağırlıklı olarak, İngiltere'deki
Kıbrıslı Türk örgütlerin nasıl daha etkin
çalışabileceğinin ele alındığı
görüşmelerde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Londra
Temsilciliği Basın Ataşesi Hüseyin Özel de hazır bulundu.
Ekenoğlu: Kişisel ilişkiler önemli
Görüşmeler sırasında konuşan Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu, siyasette kişisel ilişkileri
geliştirerek adım atmanın önemini vurgulayarak, böylelikle
Kıbrıslı Türklerin kendini dünyaya çok daha iyi
anlatabileceğini söyledi. Rum yönetiminin bunu çok iyi
kullandığına işaret eden Ekenoğlu, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 30 yıl boyunca çok farklı
politikalar yürütüldüğünü ve bu politikaların ses
bulmadığını kaydetti.
Referandumdaki "evet"in ardından dünyanın
Kıbrıslı Türklere bakış açısının
değiştiğini belirten Ekenoğlu, Avrupa Konseyi'yle kurulan
ilk temaslarda temsiliyet istendiğini, bu çevrede birçok temaslar
gerçekleştirildiğini anlattı.
Ekenoğlu, bu temsiliyetin referandumdaki "evet"ten sonra
şekillendiğini ve Kıbrıslı Türklerin oy hakkı
olmasa da bir asil ve bir yedek üyeyle sesini duyurabildiğini kaydetti.
Kişisel ilişkiler geliştirilip ağlar örülünce ciddi
gelişmeler yaşanabildiğini belirten Fatma Ekenoğlu, Alman
milletvekilleriyle sağlanan temaslar ve karşılıklı
ziyaretlerin ardından Alman Federal Parlamentosu'nda
Kıbrıslı Türklerin lehine önemli karalar alındığını
anımsattı.
İngiltere'de de çok sayıda Kıbrıslı Türkün bulunduğunu
ve güçlerini birleştirmeleri halinde Kıbrıslı Türklerin
sesini dünyaya daha etkin duyurabileceğini ifade eden Ekenoğlu, bu
anlamda burada faaliyet gösteren Kıbrıslı Türk örgütlere de
önemli görev düştüğünü vurguladı.
Ekonomik güç
Ekonomik gücün önemine de işaret eden Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Ekenoğlu, Rumların ekonomik güçlerini kullanarak
etkin lobicilik yaptığını, Kıbrıslı
Türklerin de, neler yapılabileceğinin; örgütler olarak nasıl
daha etkin olunabileceğinin yollarını araması
gerektiğini söyledi.
Ekenoğlu, Kıbrıslı Türklere uygulanan haksız
izolasyonların kalkmasının çok önemli olduğunu, bunun
olması haline Rum yönetiminin masaya geleceğine
inandıklarını kaydetti.
Nadiri
Ambargolular Grubu üyesi Fisun Nadiri de, amaçları hakkında
heyete bilgi verdi.
Ambargolular Grubu'nun 300'e yakın üyesi bulunduğuna
işaret eden Nadiri, Kıbrıs konusundaki gerçekleri anlatmak için
birçok çabaları bulunduğunu ifade etti.
Kıbrıslı Türklere yapılan
haksızlıkların ve izolasyonların ortadan kalkması için
çeşitli faaliyetlerde bulunduklarını ifade eden Nadiri,
"Yapılacak çok iş var... Ancak lobicilik faaliyetlerine daha
fazla çaba harcanmalı" dedi.
Sıtkı
İngiltere Kıbrıslı Türk Dernekleri Konseyi
Başkanı Akmen Sıtkı da, heyetle görüşmesinde
çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Konseyin gerekli desteği bulamadığını
işaret eden Sıtkı, daha fazla destek ve katkı görmeleri
halinde daha etkin faaliyet gösterebileceklerini anlattı.
Sıtkı, Türk okullarının sayısının
azalmakta olduğunu ve bu konuda bazı sıkıntılar
yaşandığını da kaydetti.
Meclis heyeti, temasları çerçevesinde bugün,
Kıbrıslı Türk sivil toplum örgütü temsilcileri ve belediye
meclis üyeleri ile de görüşmeler gerçekleştirecek.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu
başkanlığındaki heyette, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik
Güçler milletvekilleri Ali Seylani ile Ali Gulle, Özgürlük ve Reform Partisi
Milletvekili Mustafa Gökmen ile Toplumcu Demokrasi Partisi Milletvekili Mustafa
Akıncı bulunuyor.
Heyet, İngiltere parlamentosunda
düzenlenen resepsiyona katıldı
Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu
başkanlığındaki heyet, dün Ambargolular grubu
yetkilileriyle bir araya geldi.. KKTC Londra Temsilciliği'nde yer alan bu
görüşmenin ardından heyet, aynı yerde, İngiltere
Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi yetkilileriyle de toplantı
gerçekleştirdi.
Meclis heyeti dün öğleden sonra da, İngiltere
Parlamentosu'nda, lordlar ve milletvekillerinin girişimiyle düzenlenen
resepsiyona katıldı. Parlamentoda yer alan resepsiyona birçok lord ve
milletvekili de katıldı.
Meclis heyeti, İngiltere'deki sivil toplum örgütlerinde görev alan
Kıbrıslı Türk bayanlarla da bir araya geldi.
Heyet, temasları çerçevesinde bugün, Kıbrıslı Türk
sivil toplum örgütü temsilcileri ve belediye meclis üyeleri ile de
görüşmeler gerçekleştirecek.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu
başkanlığındaki heyette, CTP-BG Lefkoşa Milletvekili
Ali Seylani ve Gazimağusa Milletvekili Ali Gulle, ÖRP İskele
Milletvekili Mustafa Gökmen ile TDP Lefkoşa Milletvekili Mustafa Akıncı
bulunuyor.
KIBRIS
20/06/07
Rumlara petrol aramada aynı yolla tepki
21 Haziran, 2007 14:09:00 (TSİ) CNN TURK
Dün yapılan Milli Güvenlik Kurulu
toplantısında, Kıbrıslı Rumların petrol arama
faaliyetlerine tepki gösterildi. Ankara, Kıbrıslı Rumların
petrol arama faaliyetlerine aynı yöntemle karşılık veriyor.
Türkiye Petrolleri'nin başlattığı ihale süreci temmuz
ayında bitecek. Belirlenen 7 arama bölgesinden biri Rumların
belirlediği alanla çakışıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi
Güler, "Uluslararası alanda ilgili firmalar ihaleye davet
ediliyor. Değerlendirmeler yapılacak, o şartlara uyan firmalarla
beraber Akdeniz'de çalışmalar yapılacak" dedi.
Ankara Rumların Akdeniz'de petrol arama faaliyetlerine aynı yöntemle
karşılık veriyor. Arama faaliyetleri için ihale
açıldı, temmuzda sonuçlanacak.
Bölgede sismik veri toplamak yani yeraltı haritası çıkarmak için
yapılan ihaleye iki uluslararası firmadan teklif geldi.
İhaleyi kazanan şirket Petrol İşleri Genel Müdürlüğü
tarafından Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na
(TPAO) verilen 7 ruhsat alanında çalışma yapacak.
Çalışmalar başladığında Kıbrıs Rum
kesimi ile yaşanan petrol arama krizi farklı bir boyuta
ulaşacak. Çünkü arama yapılacak alanlardan biri Güney
Kıbrıs'ın da arama yapacağı sahayla kesişiyor.
Son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında da Rumların petrol arama
faaliyetlerine yayımlanan bildiri ile tepki gösterilmiş, Rum
yönetiminin Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri nedeniyle
istikrarsızlık unsuru olmayı sürdürdüğü ve Ada'nın
tümünü ilgilendiren konulardaki girişimlerinin geçerliliği
olmadığı belirtilmişti.
Türkiye sadece Akdeniz'de değil Karadeniz'de de yoğun olarak petrol
arayacak.
TPAO 2011 yılına kadar Karadeniz için 1 milyar dolar kaynak
ayırdı.
Bölgede Türkiye'nin yeni umudu Sinop açıkları. Amerikan Atwood
Southern Cross şirketi haziran sonunda sondaj çalışmalarına
başlayacak. Aynı şirket birkaç ay sonra da yine Sinop Cide
açıklarında arama faaliyetleri yapacak.
YUNANİSTAN'DAN RESMİ AÇIKLAMA
Gelişmeleri izleyen Yunanistan'ın Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos da, Milli Güvenlik Kurulu'nun
(MGK) dünkü bildirisinde yer alan, "Rum kesiminin bölgede
istikrarsızlık unsuru teşkil ettiğine" ilişkin
ifadeye yanıt verdi.
Kumuçakos, "Bölgedeki istikrar unsuru AB'dir. Rum kesimi AB üyesidir ve
uluslararası hukuka tam saygı göstererek egemenliğini ve
egemenlik haklarını kullanmaktadır" dedi.
MGK Kıbrıs'taki gelişmeleri ele aldı
Dün gerçekleştirilen
MGK toplantısın ardından yayımlanan bildiride,
Kıbrıs ile ilgili gelişmelerin gözden geçirildiği, bu
bağlamda çözüm yönündeki iradesini göstermesine rağmen
Kıbrıslı Türkler üzerindeki haksız
kısıtlamaların sürdürülmesinin kabul edilemeyeceğinin
altı çizildi.
Bildiride, "Doğu Akdeniz'de giriştiği eylemlerle bölgede
bir istikrarsızlık unsuru olmayı sürdüren Rum yönetiminin
adanın tümünü ilgilendiren konulardaki girişimlerinin
geçerliliği olmadığı vurgulanmış, ülkemizin Doğu
Akdeniz'deki hak ve çıkarlarının korunması konusunda
yürütülen çabaların devam edeceği, Türkiye'nin, Kıbrıs
konusuna siyasi eşitlik ve iki kesimlilik temelinde yeni bir ortaklık
devleti kurulması, BM çerçevesinde adil, kalıcı ve kapsamlı
bir çözüm bulunmasına yönelik olumlu yaklaşımını
sürdüreceği, KKTC'ye her türlü desteğin sağlanması
konusunda kararlı olduğu vurgulanmıştır" ifadesi
yer aldı.
Kandil Dağına giden FT muhabiri: PKK, barış içinde
yakın gelecekte dağdan inmez
İhsan DÖRTKARDEŞ/ (DHA)
TERÖR örgütü PKK'nın elebaşlarının üstlendiği Kuzey Iraktaki
Kandil Dağı'ndaki karargahına giden Financial Times muhabiri,
PKK militanları muhtemelen dağdaki kamplarından askeri bir
harekatla püskürtülmeyecek, ama barış içinde inecekleri de yakın
bir gelecekte olası görünmüyor'' diye yazdı.
Gazete, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
sınır ötesi operasyon yapacağı iddialarının
artması üzerine dünyanın dikkatini PKK'nın Kuzey Irak'ta Türkiye
sınırı yakınında bulunan iki kampı ve Kandil
Dağındaki üssüne çektiğini yazdı. İngiliz gazetesi
Kandil Dağı'nın Irak yakasında PKK'nın
bulunduğunu, karşıda uzanan İran topraklarında ise
terör örgütü ile bağlantıları olan İrandaki kolu PJAK
kamplarının yer aldığını belirtti. Financial Times,
İrandaki PJAK'ın örgütünün, Tahran hükümetine baskı uygulamak
isteyen Amerikadan destek gördüğünün yaygın kanı olduğunu
aktarırken, gazete muhabiri Kandil Dağındaki örgüt
karargahında güvenlik gerekçesiyle sınırlı alanı
görebilmesine izin verildiğini bildirdi. BBC'de de yayınlanan haberde
PKKnın sözde yürütme konseyi üyesi Suriyeli Rüstem Cudi ile yapılan
röportaja da yer verildi. Cudi, sınırı geçip Türkiyede
saldırı düzenlemediklerini öne sürdü. Gazete, Kuzey Irak'taki
Kürtlerin özel sohbetleri sırasında Marksizmi savunduğu dönemde
kendilerini hainlikle suçladığı için PKKya sempati
beslemediklerini dile getirdiklerini yazdı.
Kuzey Irak'taki Kürt grupların PKKlı
teröristlere af çıkarılmasını istediği, Recep Tayyip
Erdoğan hükümeti döneminde Kürt sorununun çözümü yönünde kayda değer
adımların atıldığını söyledikleri belirtildi.
Terör örgütünün yürütme konseyi üyesi Rüstem
Cudi, silahlarını bırakmaları için aftan daha
fazlasının gerekeceğini anlatırken, Biz sadece affedilelim
diye dağa çıkmadık'' dediği bildirildi.
PKKnın bölücübaşı Abdullah
Öcalan'ın yakalanışından sonra imajını
değiştirmeye çalıştığını ve
ayrılıkçı örgüt olmadığını ileri
sürdüğünü vurgulayan Financial Times muhabiri, örgüt yöneticilerinin
Bağımsız Kürdistan' hedefinden vazgeçtiklerini söylemelerine
rağmen ayrılıkçı köklerine dönmeyeceğinin de garanti
olmadığını aktardı. Terörist yöneticilerinden Rüstem
Cudi, Eğer Kürt sorunu şiddet yoluyla çözmeye çalışmaya
devam ederlerse, bizim de Kürt etniğine dayalı bir devlet kurma
ihtimalimiz ve kudretimiz vardır'' dediği kaydedildi.
MILLIYET 21/06/07
Orams Davası'nda AB Adalet Divanı'na
danışılacak
"KONU AB'Yİ DE İLGİLENDİRİYOR"...
Orams Davası'nın İngiliz çiftin lehine sonuçlanmasının
ardından Kıbrıslı Rum Meletis Apostolodes'in kararın
değiştirilmesi için İngiliz temyiz mahkemesinde
açtığı dava dün sona erdi. İki gündür süren dava sonunda
temyiz mahkemesi konunun AB'yi de ilgilendirmesinden dolayı son
kararını vermeden önce, bazı soruların AB Adalet
Divanı'na sorulması gerektiğine karar verdi.
Eylem ERAYDIN/ LONDRA
Orams Davası'nın İngiliz çiftin lehine
sonuçlanmasının ardından Kıbrıslı Rum Meletis
Apostolodes'in kararın değiştirilmesi için İngiliz temyiz
mahkemesinde açtığı dava dün sona erdi. İki gündür süren
dava sonunda temyiz mahkemesi konunun AB'yi de ilgilendirmesinden dolayı
son kararını vermeden önce, bazı soruların AB Adalet
Divanı'na sorulması gerektiğine karar verdi.
Rum basını bu durumun Kuzey Kıbrıs ve Orams çifti
için olumsuz olduğu imajını yaratmaya çalışırken,
İngiliz çiftin avukatlığını Tony Blair'in eşi
Cherie Blair ile birlikte yapan Hasan Vahip, "Bu durum AB Adalet
Divanı'nın kararının da bizim aleyhimize olacağı
anlamına kesinlikle gelmiyor. Şu an bizim lehimize verilen karar hala
geçerli. Biz hiç kuşkusuz temyiz mahkemesi sonucunda da bu kararın
devam edeceğine eminiz' dedi.
Temyiz Mahkemesi'nin konuyu AB Adalet Divanı'na
taşımasının çok normal bir durum olduğunun
altını ısrarla çizen Vahip, şöyle devam etti:
"Biz davayı kazandıktan sonar karşı taraf
temyize gitti. Temyiz Mahkemesi'nin alacağı karar da en son
noktadır. Artık bundan sonrası da yoktur. Temyiz mahkemesi de
isterse konuyu daha iyi aydınlatmak için AB Adalet Divanı'na
bazı sorular sorarak daha ayrıntılı bir bilgiye sahip olmak
isteyebilir. Bu son derece normal bir süreçtir. Adalet Divanı da
sorularını cevaplarını Temyiz Mahkemesine gönderir. Temyiz
mahkemesi de son kararını bu cevapları değerlendirerek
alır. Ama sanki son kararı Adalet Divanı verecekmiş
havası yansıtılıyor bu son derece yanlıştır.
Bu dava ile ilgili son karar yine İngiltere Temyiz Mahkemesi'nde verilecektir'.
Davanın Adalet Divanı'na
danışılmasının aslında Kıbrıs'taki
mülkiyet konusu ve Orams Çifti için de çok olumlu sonuçlar
doğuracağının altını çizen ve Rumların
şu ana kadar tüm taleplerinin reddedildiğini hatırlatan avukat
Hasan Vahip sözlerini şöyle sürdürdü:
"Aslında davanın AB ye gitmesi ve orada da
değerlendirilmesi bizim için çok daha önemli bir sonuç doğuracak.
Çünkü biz kararın temyizde de bizim lehimize
sonuçlanacağını düşünüyoruz. Şimdiye kadar da tüm
gelişmeler bu yönde. Rumlar bu temyiz davasını da kaybedecek.
Ancak bu lehimize çıkacak karar bu kez AB Adalet Divanı'nda da
görüşülerek alındığı için sadece İngiliz
yasalarını değil tüm Avrupa'yı bağlayan bir karar olacaktır.
Bunun da anlamı Orams Davası'nda kazandığımız tüm
haklarımız sadece İngiltere'yi değil tüm Avrupa'yı
bağlayacaktır."
Adalet Divanı'na bu şekilde giden davalar 18 ay ile 24 ay
arasında sonuçlandırılıyor. Bu durumda ise bu zamana kadar
İngiliz Yüksek Mahkemesi'nin Orams çifti lehine verdiği karar geçerli
olacaktır.
KIBRIS 21/06/07
KKTC'ye her türlü destek sağlanacak
Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Türkiye'nin,
Kıbrıs konusuna siyasi eşitlik ve iki kesimlilik temelinde yeni
bir ortaklık devleti kurulması, BM çerçevesinde adil,
kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik olumlu
yaklaşımını sürdüreceği, KKTC'ye her türlü
desteğin sağlanması konusunda kararlı olduğu
vurgulandı
Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Sezer
başkanlığında toplandı. Toplantıda son günlerde
artan terör olayları ve Kuzey Irak'taki PKK varlığına
karşı alınacak önlemler, seçim güvenliği ve
Kıbrıs konuları ele alındı.
Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında
yayınlanan bildiride, Kıbrıs ile ilgili gelişmelerin gözden
geçirildiğini, bu bağlamda çözüm yönündeki iradesini göstermesine
rağmen Kıbrıslı Türkler üzerindeki haksız
kısıtlamaların sürdürülmesinin kabul edilemeyeceği
vurgulandı.
KKTC'nin uluslararası alanda
yalıtılmışlığının giderilmesi
amacıyla alınacak önlemler üzerinde durulduğu ifade edilen
bildiride, şunlar kaydedildi:
"Doğu Akdeniz'de giriştiği eylemlerle bölgede bir
istikrarsızlık unsuru olmayı sürdüren Rum yönetiminin
adanın tümünü ilgilendiren konulardaki girişimlerinin
geçerliliği olmadığı vurgulanmış, ülkemizin
Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarının korunması
konusunda yürütülen çabaların devam edeceği, Türkiye'nin,
Kıbrıs konusuna siyasi eşitlik ve iki kesimlilik temelinde yeni
bir ortaklık devleti kurulması, Birleşmiş Milletler (BM)
çerçevesinde adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulunmasına
yönelik olumlu yaklaşımını sürdüreceği, KKTC'ye her
türlü desteğin sağlanması konusunda kararlı olduğu
vurgulanmıştır."
Terörizmle mücadele
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, terörizmle
mücadelenin gerektirdiği tüm önlemlerin koşullar ne olursa olsun
alınmaya devam edileceği vurgulandı.
MGK toplantısından sonra yayımlanan bildiride,
toplantıda, Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğine, bölünmez
bütünlüğüne, Ulusun güvenliğine ve yaşama hakkına kasteden
bölücü terörün ortadan kaldırılması için alınan ve
alınması gereken önlemlerin kapsamlı bir değerlendirmesinin
yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, şöyle denildi:
"Bu mücadelenin gerektirdiği adımların
halkımızla birlikte atılmaya devam edileceği, tehdidin
demokrasi ve hukukun üstünlüğü temelinde ve kararlılıkla
üstesinden gelineceği inancı teyit edilmiş, bu bağlamda
terörizmle mücadelenin gerektirdiği tüm önlemlerin koşullar ne olursa
olsun alınmaya devam edileceği vurgulanmıştır."
KIBRIS 21/06/07
NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:06 TSİ 22 Haziran 2007 Cuma
LEFKOŞA
- KKTC, din eğitiminin camilerden okullara alınması
uygulamasıyla karıştı. Uygulamaya muhalefet eden
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, KKTC Milli Eğitim
ve Kültür Bakanlığının düzenlediği yaz
okullarında Türkiyeden gelecek din öğretmenlerinin ders vermesi
fikrinin AK Parti iktidarı tarafından ortaya
atıldığını öne sürerek AKP, KKTCdeki laik düzeni
tehdit ediyor. Eğitimde hurafelere yer yok açıklaması
yaptı.
Başbakan Tayyip Erdoğana yakın olduğu belirtilen,
KKTC Din İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Yönlüer ise,
Yasadışı Kuran kursları, Milli Eğitim
Bakanlığı kararıyla kılıfına uyduruluyor
iddiasına karşı çıktı.
YÖNLÜER:
KURSLAR YASAL STATÜYE KAVUŞTU
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ise, yaz
okullarının müfredatında yer alan din eğitimini Türkiyeden
gelecek 10 meslek öğretmeninin vereceğini belirtiyor. Bakanlık
yetkilileri, imamların okullarda Kuran kursu vereceği yönündeki
iddiaların doğru olmadığını savunuyor.
Yönlüer, aksine daha önce camilerde verilen ve tepki gören Kuran
kurslarının, yasal statüye kavuşturulduğunu söyledi.
Kararın tamamen Milli Eğitim Bakanlığına ait
olduğunu, kendilerinin taraf olmadığını belirten
Yönlüer, Camilerde ya da okullarda din eğitimi verilmesine
karşı olanlar bunu açıkça ortaya koysun. Görüşlere
saygı duyarız. Ancak çocuklarının din eğitimi
almasını isteyen ailelere de saygı duyulması gerek diye
konuştu.
TÜRKİYEDEN
10 ÖĞRETMEN GÖREV YAPACAK
Kursların bir bölümünü KKTCde görevli imamların vereceği, bazı
imamların bölgelerindeki okullara giderek kursa katılacak
öğrenci sayısının belirlenmesini istediği
kaydediliyor.
Ayrıca Türkiyeden de 10 din öğretmeninin ay sonunda KKTCde göreve
başlayacak. Türkiyeden gönderilen din öğretmenleri, yaz süresi boyunca
Kuran kursu verecekler.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:12 TSI 22 Haziran 2007 Cuma
STRASBOURG
- AİHM yargıçlarının ilk aşamada seçimini
gerçekleştiren AKPM hukuk işleri alt komisyonu, Rumlar
tarafından sunulan 3 adayın AİHM yargıçlığı
için ehil olmadıkları sonucuna vardı. Kararın gerekçeleri
hakkında henüz ayrıntılı bilgi verilmiyor.
Alt komisyonun kararının AKPMnin gelecek hafta Strasbourgda
düzenlenecek başkanlık divanı toplantısında
onaylanması ve AKPMnin Kıbrıs Rum Yönetiminden yeni bir aday
listesi istemesi bekleniyor.
Rumlar, şu anda Kıbrıs Rum yönetimi adına AİHMde
yargıçlık yapan Lukis Lukaidesin yerine, Yorgo Nikolau, Elena Efrem
ve Konstantinos Efstathiuyu aday göstermişlerdi. Yargıç Lukaidesin
görev süresi normal şartlarda 31 Ekim 2007de sona eriyor.
AİHM yargıçlarının seçimi konusunda buna benzer bir vaka
daha önce sadece bir kere yaşanmış, kadın aday göstermeyen
Maltanın sunduğu adaylar AKPM tarafından geri çevrilmişti.
AİHMde görev yapan yargıçlar teoride kendi ülkelerinin
yargıcı olarak tanımlanmıyor olsalar da ülkeleri
tarafından aday gösteriliyorlar. Yargıçların, ilk etapta AKPM
hukuk işleri alt komisyonunun, ardından da AKPM genel kurulunun
onayını almaları gerekiyor.
Rumlar tek taraflı kapı açtı
Ali CANSU
"Pirgo Kapıları Açma
İnisiyatifi" yetkilileri dün Yukarı Pirgo köyünde
Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin
karşılıklı geçişlerine olanak tanıyacak yeni bir
geçiş noktasını tek taraflı olarak açtı.
Açılış törenine, "Pirgo Kapıları
Açın İnisiyatifi" Başkanı Adreas Garos, 150'ye
yakın köylü yanında, KKTC'den gelen "Yeşilırmak
Kapıları Açın İnisiyatifi" Başkanı Musa
Seral, Lefkoşa-Ledra yolu kapıları açın inisiyatifi
Başkanı Aziz Ener katıldı. Rum hükümetinden bir yetkilinin
bile kapının açılış törenine katılmaması ise
dikkat çekti.
Ellerinde pankartlar ile saat 19.30'da yukarı Pirgo
sınır kapısına yürüyen köylüler burada
"Kapıların açılması için ortak mücadele"
yazılı Rumca ve Türkçe pankartlar taşıdı.
Rum Milli Muhafız ordusunun askeri kulübesi ile askerinin
kapı açıldıktan sonra da bölgede nöbet beklemeye devam
edeceği öğrenildi.
"Pirgo insiyatifi Başkanı Adreas Garos
yaptığı konuşmada, 40 yıldan beridir ola gelen durum
dolayısıyla kapının açılmasını isteyen
katılımcılara açılışa geldikleri için
teşekkür etti.
Kapının açılması için tüm hazırlıkların
tamamlandığını ve bu yöndeki çabaların süreceğini
kaydeden Garos, Türk tarafındaki kapının da açılması
için her zaman Kıbrıslı Türklere yardımcı olmaya
hazır olduklarını belirtti. Geçtiğimiz nisan ayından
beridir psikolojik yönden kendilerini hazırladıklarını
ifade eden Adreas Garos, "Gururla belirtmeliyim ki; ilk temas grubunu
oluşturan bizler, Kıbrıslı Türk ve Rumlar olarak kalben
ruhumuzu açmış bulunmaktayız. Her şeyden önce bunların
aşılması zor olan konulardır. Bu mücadelenin sona ermesini
belirtmek için yolların açılmış olması gerekir.
Kıbrıslı Türkler ile yapmış olduğumuz mücadelenin
ilkini şu an aşmış durumdayız.
Kıbrıslı Rum ve Türklerin, hükümetlerinden
Yeşilırmak ve Pirgo sınır kapısındaki sorunun
aşılması yönünde talepte bulunması gerekiyor. Tüm
zorluklara rağmen bu yöndeki çabalara destek olmaya devam
edeceğiz" dedi.
"Yeşilırmak Kapıları Açın
İnisiyatifi" Başkanı Musa Seral ise yaptığı
konuşmada, Yeşilırmak'daki kapının açılması
için mücadelelerinin süreceğini belirtti.
"Yarı zaferi elde ettik"
Lefkoşa-Ledra Yolu Kapıları Açın
İnisiyatifi" Başkanı Aziz Ener, kapıların
açılması konusunda geçtiğimiz yıl mart ayında bir
toplantı yapıklarını anımsatarak, mücadelelerinin
sonucunda Pirgo kapısının açılmasıyla yarı zaferi
elde ettiklerini söyledi.
Ener, Pirgo kapısı açıldıktan sonra ise
Yeşilırmak kapısının da açılması için
çabalarını sürdüreceklerini belirterek, "Daha kaç yıl
bekleyeceğiz?" şeklinde yetkililere mesaj gönderdi ve
kendilerinin laf eden hükümet değil, iş yapan hükümetler görmek istediklerini
kaydetti.
Diğer konuşmacılar ise, Yukarı Pirgo bölgesini
Yeşilırmak köyü ile bağlayacak yeni bir geçiş
noktasının açılabilmesi için Kıbrıs Türk tarafına
da aynı şeyi yapmaları çağrısında bulundu.
Daha sonra ise Pirgo'nun eski muhtarı şimdi ise lise
öğretmeni olan Andreas Yuannu, BM yetkililerine Yeşilırmak
kapısının açılması konusunda destek vermelerini içEner
bir metin verdi.
Bilindiği üzere 3 Mayıs 2007'de Rum yönetimi, Yukarı
Pirgo'da Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı
Türklerin iki taraf arasındaki geçişlerine olanak tanıyacak yeni
bir geçiş noktası açmak amacıyla bölgedeki askeri kulübeyi
yıkmıştı.
KIBRIS 22/06/07
Kıbrıs Cumhuriyeti egemenlik haklarını
kullanmaktadır
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü
Yorgo Kumuçakos, Kıbrıs Rum kesiminin "uluslararası hukuka
tam saygı göstererek egemenlik haklarını kullanmakta
olduğunu" savundu.
Kumuçakos, soru üzerine yaptığı yazılı
açıklamada, Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) önceki günkü bildirisinde yer
alan, "Rum kesiminin bölgede istikrarsızlık unsuru teşkil
ettiğine" ilişkin ifadeye yanıt verdi.
Sözcü, açıklamasında, "Bölgedeki istikrar unsuru AB'dir.
Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti AB üyesidir ve uluslararası hukuka tam
saygı göstererek egemenliğini ve egemenlik haklarını
kullanmaktadır" dedi.
KIBRIS 22/06/07
Rusya ve Fransa, Rum militanı gibi
"PAPADOPULOS'UN KAYBETMESİ OLUMLU OLUR"... Güney
Kıbrıs'ta şubat ayında yapılacak başkanlık
seçimlerini de değerlendiren Cumhurbaşkanı Talat, Papadopulos'un
kaybetmesinin Kıbrıs sorununun çözümü açısından olumlu
olacağını söyledi. Talat, "Hristofyas'ın seçilmesi bir
fark yaratır. AKEL'in kendi adayını göstermesi boynunun
borcudur" dedi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rusya ve Fransa'nın
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde her zaman Rumlar lehine
tavır takındıklarını söyledi ve bu iki ülkenin
tutumunu eleştirdi. Talat, "Rusya ve Fransa, Güvenlik Konseyi'nde Rum
militanı gibi çalışıyor" dedi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu'ndan verilen
bilgiye göre Cumhurbaşkanı Talat, önceki gün sabah Sim Radyo'da
yayınlanan Radyo Gazetesi programına katıldı, gündeme ve
Kıbrıs sorununa ilişkin soruları yanıtladı.
Rum militanı gibi
Cumhurbaşkanı Talat, Rusya'nın son olarak, BM
Barış Gücü'nün Kıbrıs'taki görev süresinin
uzatılmasıyla ilgili Güvenlik Konseyi kararına
Yeşilırmak kapısının açılmasını katmaya
çalıştığını söyledi. Fransa'nın da
Rusya'nın bu tutumuna destek verdiğini anlatan Talat, "Rusya
militanca, Rum tarafının militanı gibi çalışıyor
ve Yeşilırmak kapısının açılması talebini
Güvenlik Konseyi kararına katmaya çalışıyor. Fransa da buna
destek veriyor. Rusya ve Fransa Güvenlik Konseyi'nde Rum militanı gibi
çalışıyor" dedi.
Talat, Türk tarafının girişimleriyle Rusya'nın bu
talebinin reddedildiğini belirtti.
Güvenlik Konseyi kararı lehimize değil
Talat, BM Barış Gücü'nün görev süresinin
uzatılmasıyla ilgili geçtiğimiz günlerde alınmış
olan Güvenlik Konseyi kararını da eleştirdi ve kararın,
Kıbrıslı Türklerin lehine olmadığını
söyledi. Talat, "Güvenlik Konseyi kararında hiç kabul
edemeyeceğimiz, doğrudan doğruya konsey kararını reddetmemize
yetecek olan birçok unsur var" diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Talat, kararda, BM Barış Gücü'nün,
"Kıbrıs Cumhuriyeti'nin izniyle Kıbrıs'ta faaliyet
yürüttüğünü" yazan bölümün Kıbrıs Türk tarafınca asla
kabul edilemeyecek bir şey olduğunu vurguladı ve
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kıbrıslı Türkleri temsil
etmediğini, dolayısıyla sadece onun izniyle BM Barış
Gücü'nün adada olmasının imkânsız olduğunu belirtti. Talat,
Barış Gücü'nün Kıbrıs Türk tarafının izni
olmaksızın Kıbrıs'ta faaliyet gösteremeyeceğinin altını
çizdi. "Bu ifade, bütün kararı benimsemememize yol açıyor,"
diyen Talat, "Barış Gücü'nün, bizim kuzeyde otorite
olduğumuzu herhangi bir şekilde kaale almayan
davranışlarına tepki gösteriyoruz" dedi.
"Hristofyas'ın seçilmesi bir fark yaratır"
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs'ta
şubat ayında yapılacak başkanlık seçimleriyle ilgili
bir soruyu yanıtlarken, Papadopulos'un kaybetmesinin Kıbrıs
sorununun çözümü açısından olumlu olacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas'ın seçilmesinin mutlaka
bir fark yaratacağını kaydetti.
Zaman zaman, Papadopulos'u desteklediği ve savunduğu için
AKEL'e kızdığını ve
yadırgadığını belirten Talat şunları
söyledi:
"İkide birde Papadopulos'u savunmak AKEL'e düşmez...
Papadopulos'un kendi mekanizmaları kendisini savunamazken bunu AKEL
yapıyor. Bu da yadırgadığımız bir şey. Çünkü
AKEL ile bir geçmişimiz var. Tanıyoruz birbirimizi ve bunu AKEL ile
bağdaştıramıyoruz."
Talat şöyle devam etti:
"AKEL'in kendi adayını göstermesi bana göre boynunun
borcudur. Çünkü aksi halde, Papadopulos'la yüzde yüz örtüşüyor,
Papadopulos'u destekliyor demektir ki bu korkunç bir şeydir. Nitekim zaten
AKEL tabanı yüzde 90'larda Hristofyas'ın aday olmasını
istiyor. Demek ki kendi tabanı da Papadopulos'a güven duymuyor.
Papadopulos kaybederse Kıbrıs sorununda daha önemli gelişmeler
yaşanabilir. Ancak çok büyük bir değişiklik mi olur onu bilemem.
Bu biraz da Rum toplumundaki dengelere bağlı, uluslararası
konjonktüre bağlı, Avrupa Birliği'nin empoze etmeye
çalıştığı koşullara bağlı, Birleşmiş
Milletler'deki duruma bağlı ve büyük güçlerin, başta ABD olmak
üzere tutumuna bağlı."
"Moon'un raporu olumlu"
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Ban Ki
Moon'un Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün görev süresinin
uzatılması hakkındaki raporunun, Genel Sekreterin ilk raporu
olması ve Kıbrıs sorununa bakışı konusunda
ipuçları vermesi bakımından çok önemli olduğunun
altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Talat, Moon'un raporunun, BM eski Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın 28 Mayıs 2004 raporunun arkasında durduğunu
ve bunun da çok önemli bir unsur olduğunu vurguladı. Talat,
"Annan'ın raporu çok önemli bir rapordu. Sadece izolasyonların
kaldırılması çağrısı bakımından
değil, aynı zamanda Kıbrıs sorununun temelinin de bir
anlamda değiştiğini işaret etmesi bakımından
önemliydi. Yani o raporun, izolasyonların
kaldırılmasının, 541 ve 550 sayılı Güvenlik
Konseyi kararlarına aykırı olmadığına işaret
etmesi önemliydi. Bunlar Kıbrıs sorununun geleceği
açısından önemli hususlar," dedi.
İnşaatlaşma çözüme yardımcı
Raporun, inşaatlaşma faaliyetlerinin Kıbrıs
sorununun çözümünde engel olabileceği endişelerinin var olduğuna
işaret etmesini "olumsuz" bulduğunu belirten
Cumhurbaşkanı Talat, inşaatlaşma faaliyetlerinin, tam
tersine çözüme yardımcı olabileceğini vurguladı şunları
ekledi:
"Bu herkesi sağduyulu düşünmeye sevk eder ve
Kıbrıs sorununun bir an önce çözümüyle mülkiyet sorununun da çözümünü
sağlar. Bu yüzden Kıbrıs sorununun çözümünü engellemez, tersine
teşvik eder."
Tazmin komisyonu iç hukuk yolu
Cumhurbaşkanı Talat, Ksenides Arestis davasındaki
istinaf başvurusunun reddedilmesi konusuna da değindi.
5 yargıçlı panelin istinaf başvurusunu reddetmesinin,
Ksenides Arestis'le ilgili mahkemenin aldığı kararın
kesinleştiği anlamına geldiğini vurgulayan Talat, ancak o
mahkemenin aldığı kararın, bütün davaları
Taşınmaz Mal Komisyonu'na götürülmesi işareti vermediğinin
de altını çizdi.
Talat bu konuda şunları söyledi:
"Karar, Taşınmaz Mal Komisyonu'nun bir iç hukuk yolu
olduğuna işaret ediyor. Ancak Taşınmaz Mal Komisyonu'nun
bundan sonraki bir başvuruda ne kadar etkin ve iç hukuk
bakımından yasal olduğunu mahkemenin değerlendirmesi söz
konusudur. Bundan sonra yapılacak bir duruşmada Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi, Taşınmaz Mal Komisyonu'nun ne kadar hukuki
bir iç hukuk yolu oluşturabildiğini ve ne kadar etkin olduğunu
değerlendirecek. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'bütün o
davaları dönün orada görün' diyeceği nokta odur. Henüz o noktaya
gelmedik."
Talat, "Ancak göstergeler, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin bu komisyonu iç hukuk yolu olarak işaret edeceği ve
bütün Rum başvurularını oraya yönelteceği yönündedir"
dedi.
"Rum yönetiminin tutumu çelişkili"
Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetiminin mülkiyet konusunda
çelişkili davrandığını, bir yandan mülkiyet
hakkının "bir insan hakkı" olduğunu söylerken,
diğer yandan da Taşınmaz Mal Komisyonu'na başvuruları
engellemeye çalıştığını vurguladı.
"Rum Yönetimi, bir yandan 'mülkiyet hakkı bireysel
haktır, aranmalıdır' derken, vatandaşına, 'sen
hakkını aramak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine git.
Kuzey'de oluşturulan komisyona gitme' diyor" şeklinde
konuşan Mehmet Ali Talat, Rumların bu tutumuyla, aslında
vatandaşlarının insan haklarının peşinde
değil, Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye'yi
sıkıştırmanın peşinde olduğunu
gösterdiğini vurguladı.
Rum Yönetimi'nin bir başka çelişkisinin ise mülkiyet
hakkının insan hakkı olduğunu savunan Rum
tarafının, Kıbrıslı Türklerin Güney'deki
mallarını da Kıbrıslı Türklerin kullanımına
vermemesi olduğunun altını çizen Talat, Rum Yönetimi'nin bu
kendi içindeki çelişkilerinin açıkça
sırıttığını belirtti, şunları söyledi:
"Mülkiyet yasasının bireysel insan hakkı
olduğunu savunan bir idarenin Güney'de de Kıbrıslı Türklere
de 'gelin mallarınızı alın' demesi lazım. Rum
tarafı çok ciddi çelişkiler ve ikilemler içindedir. Rum
tarafının bu uygulamasının insan haklarına
aykırı olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
tarafından yakında ortaya çıkarılacaktır. O zaman Rum
tarafının sistemi çökecektir."
"Çözüm çok uzak değil"
Kıbrıslı Türklerin, 24 Nisan 2004 referandumunda Annan
Planı lehine oy kullanmasının ardından, bugün her
açıdan çok daha iyi bir durumda olduğunu ifade eden
Cumhurbaşkanı Talat, çözümün de çok uzak
olmadığını belirtti.
"Bugün eğer ekonomimiz geçmişe göre daha iyi durumdaysa,
geçmişe göre dünyada daha fazla kabul görüyorsak, yabancı
yatırım bu ülkeye geliyorsa, bütün bunların nedeni o yüzde 65
evet'tir," şeklinde konuşan Talat, "Eğer bizim
taraftan da 'hayır' oyu çıksaydı, izolasyonlar çok yoğun
bir hale getirilirdi, nefes alamazdık. Türkiye'nin AB süreci de büyük
zarar görürdü, hatta belki de tamamen sona ererdi" diye ekledi.
Kıbrıs sorununun şu aşamada hem AB hem de BM
bakımından önemsizleştiğini ve bunun da bir
tıkanıklık yarattığını söyleyen Talat,
yakın zamanda Türkiye'nin AB sürecinde ciddi tartışmalar
yaşanacağını belirtti ve o zaman Kıbrıs sorununun
kaçınılmaz olarak ön plana çıkacağını söyledi.
Türkiye'nin gidebileceği tek yer Avrupa'dır
Türkiye'nin AB süreci devam ettikçe Kıbrıs sorununun
çözümünün de kaçınılmaz olduğunu belirten Talat, bunun çok uzun
bir süre almayacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Talat,
çözümün parametrelerinin aynı kalacağını, ancak
içeriğinin zaman içinde değişikliğe
uğrayabileceğini de vurguladı.
"Türkiye'deki seçimlerin Kıbrıs sorununu nasıl
etkileyeceği" yönündeki bir soruya cevaben ise Talat, iktidara hangi
parti gelirse gelsin, Türkiye'nin AB politikasında bir
değişiklik beklemediğini söyledi. Talat, "Türkiye'nin
gidebileceği tek yer Avrupa'dır ve hiçbir Türk partisi bunun dışında
davranmayacaktır" dedi.
"Yeni bina modern ve fonksiyonel olacak"
Yeni Cumhurbaşkanlığı binası projesine de
değinen Talat, şu an hisar üzerinde bulunan
Cumhurbaşkanlığı dairelerinin aynı bölgede istimlâk
edilen bir alana taşınacağını söyledi. Talat, henüz
mimari yarışma aşamasında olan projede, mekânın en
geniş ve verimli şekilde kullanılmasının ve
binanın modern ve fonksiyonel olmasının
amaçlandığını belirtti.
KIBRIS 22/06/07
Sarpten: Gerekirse konuyu Avrupa'ya
taşıyacağız
Yaklaşık 30 sivil toplum örgütünden oluşan
Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu, Dipkarpaz'dan Zafer
Burnu'na kadar enerji nakil hattı çekilmesi projesine engel olmak için
başlattığı mücadele çerçevesinde Toplumcu Demokrasi
Partisi'nden (TDP) destek istedi. Platformu adına konuşan Hasan
Sarpten, gerekirse konuyla ilgili şikayetlerini Avrupa makamlarına
kadar taşımaya kararlı olduklarını söyledi.
Platform yetkilileri, dün saat 09.00'da TDP'yi ziyaret ederek genel
başkan Mehmet Çakıcı'yla görüştü ve enerji nakil hattı
çekilmesine karşı çıkmalarının nedenlerini anlattı.
Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu adına
konuşan Hasan Sarpten, uzun zamandır gündemde olan Dipkarpaz'dan
Zafer Burnu'na 11 bin voltluk enerji nakil hattı çekilmesini öngören
projenin durdurulması için destek istedi.
Sarpten, bölgeye elektrik götürülmesinin gereksiz olduğunu, ancak
buna karşın siyasi makamların ısrarlı bir direniş
sergilediğini ifade etti.
Çalışmalarını hem yasal platformda hem de
halkı bilgilendirerek sürdürdüklerini anlatan Sarpten, gerekirse bu
konudaki şikayetlerini Avrupa makamlarına kadar taşımaya
kararlı olduklarını kaydetti.
Sarpten, "Bu proje uygulamaya girerse bölgenin sonu olur,
Kıbrıs Türk halkının yarınlara yaşanılabilir
bir Kıbrıs bırakma mücadelesine en büyük yara
açılır" dedi.
Alternatif kaynaklar var
TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı da, Karpaz
bölgesinde alternatif enerji seçenekleri olduğunu belirterek, bölgeye
enerji nakil hattı çekilmesine karşı olduklarını
yineledi.
Başbakan Soyer'i, "AK Parti destekli
yatırımların önünü açabilmek için inandırıcı
olmayan komik ifadelerle halkı kandırmaya çalışmakla"
suçlayan Çakıcı, "Elektrik projesinin Apostolos Andreas
Manastırı'nın tadilatı için
hazırlandığı yönündeki açıklamalarına kargalar
bile güldü" ifadelerini kullandı. Çakıcı, "Kendine sol
diyen bir iktidar, hem çevreyi katlediyor, hem de halkın yanında
durmuyor" dedi.
Yatırımlara karşı olmadıklarını,
ancak Güzelyurt bölgesi ve benzeri yerlerde yatırımlar bekletilirken
"milli park" olarak ayrılan bir yere yatırım yaparak
doğanın katledilmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen
Çakıcı, tüm halkı bu konuda mücadeleye çağırdı.
Çakıcı, "Allah aşkına aranızdan bu konuda
tek laf söyleyecek kimse yok mu?... Kimse tavır koymayacak
mı?..." diyerek CTP'li milletvekillerini de duyarlı olmaya
çağırdı.
KIBRIS 22/06/07
AA
Güncelleme: 16:16 TSİ 23 Haziran 2007 Cumartesi
LEFKOŞA
- Güney Kıbrısta yayımlanan Politis gazetesi, AİHMnin,
Türkiyeye, bir Kıbrıslı Ruma ve Kıbrıs Rum
yönetimine bilgilendirme mektubu göndererek; KKTCdeki Taşınmaz Mal
Tazmin Komisyonu aracılığıyla söz konusu Rum ve Türkiye
arasında varılan dostane çözümlemeyi onaylamadan önceki son
adımı attığını yazdı.
Gazete, AİHMden Mülk Takaslarına Yeşil Işık
başlığıyla verdiği haberde, Kıbrıslı
Rumun, KKTCdeki eski mülkünü, Larnakadaki bir Kıbrıslı Türkün
mülküyle takas ettiğini duyurdu.
AİHMnin benzeri görülmemiş bir süratle hareket ettiğine
belirten gazete, takası kabul eden Rumun AİHMdeki başvurusunu
da herhalde çekeceğini yazdı.
Habere göre, AİHMin önünde bulunan davanın dostane
uzlaşıyla halli; başvuru sahibi Rumun KKTCdeki eski mülkünün,
Larnakadaki bir Kıbrıs Türk mülküyle takas edilmesiyle
sağlandı.
AİHMin ilgili tarafları bilgilendirme hareketinin; Strasbourgun
aslında KKTCdeki Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonunun faaliyetini
kabul ettiğini gösterdiğine işaret eden gazete, bunun da söz
konusu davanın AİHMde bekleyen davalar listesinden çekilmesi anlamına
da geleceğini kaydetti.
Gazeteye göre, gelecek günlerde gerçekleşmesi beklenen resmi onayın;
mülk takasının tatmin edici çare modeli olmasına pencere
açacağı için, mülkiyet konusunda, Taşınmaz Mal Tazmin
Komisyonunun meşruiyetinde ve AİHMdeki Rum başvurularında
yeni olgular yaratacağı değerlendiriliyor.
Rum yönetiminin AİHMin onayına saygı göstermesi ve Rum
başvuru sahibine Larnakadaki Kıbrıs Türk mülkünü vermesi
gerekeceğini yazan gazete, başvuru sahibi Ruma verilmesi gerekecek
Larnakadaki Türk mülkünde, Rum göçmenlerin oturuyor olabileceğine veya
özel binalar veya devlet binaları bulunuyor olabileceğine dikkati
çekti.
"AİHM'den mülk takasına yeşil
ışık"
23 Haziran, 2007 16:50:00 (TSİ) CNN TURK
Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Politis gazetesi,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), Kıbrıs'ta
mülkiyet sorununda takas yöntemine ''yeşil ışık''
yaktığını yazdı.
Gazete, AİHM'in Türkiye'ye, bir Kıbrıslı Ruma
ve Kıbrıs Rum yönetimine bilgilendirme mektubu göndererek; KKTC'deki
Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu aracılığıyla söz
konusu Rum ve Türkiye arasında varılan "dostane
çözümlemeyi" onaylamadan önceki son adımı
attığını belirtti.
"AİHM'den Mülk Takaslarına Yeşil Işık"
başlığıyla verilen haberde, Kıbrıslı
Rumun, KKTC'deki eski mülkünü, Larnaka'daki bir Kıbrıslı Türkün
mülküyle takas ettiğini duyurdu.
"AİHM'in benzeri görülmemiş bir süratle hareket
ettiğini" belirten gazete, takası kabul eden Rumun
AİHM'deki başvurusunu da "herhalde çekeceğini"
yazdı.
Habere göre, AİHM'in önünde bulunan davanın dostane
uzlaşıyla halli; başvuru sahibi Rumun KKTC'deki eski mülkünün,
Larnaka'daki bir Kıbrıs Türk mülküyle takas edilmesiyle
sağlandı.
AİHM'in ilgili tarafları bilgilendirme hareketinin, Strasbourg'un
aslında KKTC'deki Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu'nun faaliyetini
kabul ettiğini gösterdiğine işaret eden gazete, bunun da söz
konusu davanın AİHM'de bekleyen davalar listesinden çekilmesi
anlamına da geleceğini yazdı.
Gazeteye göre, gelecek günlerde gerçekleşmesi beklenen resmi onayın;
mülk takasının tatmin edici çare modeli olmasına pencere
açacağı için, mülkiyet konusunda, Taşınmaz Mal Tazmin
Komisyonu'nun meşruiyetinde ve AİHM'deki Rum başvurularında
yeni olgular yaratacağı değerlendiriliyor.
Rum yönetiminin AİHM'in onayına saygı göstermesi ve Rum
başvuru sahibine Larnaka'daki Kıbrıs Türk mülkünü vermesi
gerekeceğini yazan gazete, başvuru sahibi Ruma verilmesi gerekecek
Larnaka'daki Türk mülkünde, Rum göçmenlerin oturuyor olabileceğine veya
özel binalar veya devlet binaları bulunuyor olabileceğine dikkati çekti.
22 dava sonuçlandı
Kıbrıs'taki mülkiyet konusuna "iç hukuk" oluşturma
amacıyla mahkeme statüsüyle çalışmalarını sürdüren
KKTC'deki Taşınmaz Mal Komisyonu, Rum yönetiminin engelleme
girişimlerine ve rağmen toplam 198 başvuru aldı. Bunlardan
22'si sonuçlandırıldı.
Sonuçlandırılan dosyalardan 3'ü için iade, 2'si için takas, geri
kalanlar için de tazminat kararı alan Komisyon, diğer
başvurularla ilgili çalışmalarını sürdürüyor.
Komisyon, takas formülüyle karara bağlanan dosyalardan birinin AİHM gündeminde
başvurusu bulunan bir Ruma ait olmasıyla bir ilke imza
atmıştı.
Kıbrıslı Türklerin kendilerini beğendirmeleri kolay
değil. Askerlere göre yeterince Türk değiller. AKP'ye göre yeterince
Müslüman değiller. Adayı paylaştıkları Rumlara göre
yeterince Kıbrıslı değiller. Avrupa Birliği'ne göre
yeterince Avrupalı değiller.
Bu garibanlar sayıları 150 bini hiçbir zaman geçmemiş
olduğu halde Osmanlıların adayı fethettiği 1571'den bu
yana 436 koca yıl Türk, Müslüman ve adalı kalmayı becerdiler.
Ne paşalardan milliyetçilik dersleri almaları gerekti, ne de AKP'den
Kuran kursu. Kıbrıs Türk toplumu dışında eski
Osmanlı ellerindeki Türklerin hepsi şu veya bu şekilde eridi,
Kıbrıslı Türkler ayakta kaldı.
Bir şeyleri doğru yapmış olmaları lazım, ne
diyorsunuz?
Ama, mümkün değil. Kendilerini bir türlü beğendiremiyorlar. Bir türlü
yeterince milliyetçi ve Müslüman olamıyorlar, Türkiye'de yeterince
milliyetçi ve Müslüman olan ve bu yüzden birbirlerini yemekten başka
iş yapmaya vakit bulamayan abileri gibi.
Dolu bardağa su
Eksikliklerinden birini kapatmak için Ankara'dan gelen paralarla birçok yere
cami inşa edildi. Kimsenin gitmediği camilere imamlar yollandı.
Şimdi bu program Kuran kurslarıyla takviye ediliyor. Bu yaz okullarda
ilk defa devlet tarafından finanse edilen Kuran kursları
açılacak.
Eğer hedef Kıbrıslı Türklerse zahmet etmemelerini öneririm:
Dolu bardağa su doldurulamaz.
Kıbrıslı Türkler tam anlamıyla laiktir. Dünyadaki
Müslümanlar arasında en az fanatik, en çok hoşgörülü
olanlardırlar. Çocuklarını Kuran kurslarına yollayıp
kafalarının hurafelerle doldurulmasına izin vermezler.
Bu kurslara Türkiye'den gelen göçmenlerin çocukları gidecek. Onların
anlamını bilmedikleri Arapça sureleri ezberlemeleri Kıbrıs'ı
daha fazla Müslüman yapmayacak. Kıbrıslılarla Türkiye'den
gelenler arasında var olan sosyal ve kültürel farklılıkları
daha da belirgin hale getirecek, sosyal tansiyonu artıracak. Göçmenlerle yerlilerin
kaynaşma yeri olması gereken okulları "biz ve onlar"
yerleri yapacak.
Bırakın laik olsunlar
Kuran kursu girİşiminin ardından türbanlı öğrenci
konusunun gündeme geleceğine emin olabilirsiniz.
Aynen Türkiye'de olduğu gibi.
Kuran kurslarının arkasında olduğu kesin olan AKP ve
adadaki kuklası haline gelen Cumhuriyetçi Türk Partisi adada müstakbel
kavgaların kazanının altına odun istiflemeye
çalışıyorlar.
Kıbrıs'taki gözlemlerimden ve konuşmalarımdan biliyorum.
Göçmenlerin çoğu Kıbrıslı Türkler gibi olmak, onlar gibi
yaşamak istiyorlar. Hoşgörülü olmanın fanatik olmaktan, esprili
olmanın asık suratlı olmaktan, serbest olmanın zapturapt
altında olmaktan keyifli olduğunu öğrendiler. Bırakın
laik olmasını, inancın Tanrı ile kul arasında olduğunu
da öğrensinler.
Düzeltme: Dünkü yazımda "PKK terörü" yerine yanlışlıkla
"Kürt terörü" ibaresini kullandım. Düzeltir özür dilerim.
METIN MUNIR 23/06/07
Avrupa Birliği'nin "Europe Direct" servisi hizmete girdi
Ulus
HÜR
Kıbrıs
Avrupa Enstitüsü bünyesinde hizmet verecek olan "Europe Direct"
servisinin temel amacı, Avrupa Birliği vatandaşlarını,
Avrupa Birliği prosedürleri, kuralları ve fırsatları
hakkında bilgilendirmek olduğu kaydedildi.
"Europe
Direct" servisinin verdiği hizmetler arasında, Avrupa
Birliği'nden burs, finansman ve hibe yardımı almanın
rehberliği de var.
Serviste,
ziyaretçiler için bedava internet, kütüphane ve AB ile ilgili konularda
çeşitli bilgiler veren onlarca broşür bulunuyor.
Avrupa
Birliği'nin vatandaşları için neler yapabileceğini
öğrenmek isteyenlerin, 80001112 numaralı ücretsiz telefonu arayabileceği,
www.eicy.eu/europedirect internet adresini ziyaret edebileceği,
europedirect@eicy.eu adresine mail atabileceği veya daha detaylı
bilgi ve yüz yüze görüşme için Kıbrıs Avrupa Enstitüsü'nü
ziyaret edebileceği bildirildi.
KKTC'de ilk kez by-pass ameliyatı yapıldı
Sağlık
Bakanı Eşref Vaiz, KKTC'de ilk kez By-Pass ameliyatı
yapıldığını vurguladı.
Lefkoşa
Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde son 3 günde yapılan 30
anjiyo ameliyatının başarılı geçtiğini bildiren
Vaiz, bu kişiler arasında ülkede turist olarak bulunan iki
yabancının da yer aldığını kaydetti.
30
anjiyo ameliyatından 19'unun stent (6 normal, 13 ilaçlı stent)
olduğunu ve bu ameliyatların başarıyla
gerçekleştirildiğini anlatan Bakan Vaiz, ülke turist olarak bulunan
biri İngiliz, diğeri Yeni Zelandalı iki kişiye de akut
enfarktüs teşhisi konularak anında balon uygulaması
yapıldığını kaydetti.
Vaiz,
hastanede düzenlediği basın toplantısında, hastaların
artık, anjiyo veya By-Pass ameliyatları için Türkiye ve diğer
yabancı ülkelere gitmesine gerek kalmadığını söyledi.
Vaiz:
KKTC'de ilk kez by-pass ameliyatı yapıldı... Mutluyuz,
gururluyuz
2
hastaya da KKTC'de ilk defa By-Pass ameliyatı
yapıldığını vurgulayan Vaiz, ameliyatları
gerçekleştiren Türkiye Siyami Ersek Hastanesi Başhekimi İbrahim
Ekeler ve ekibine, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi
Başhekim Yardımcısı, Kalp Cerrahı Ramadan
Kâmiloğlu ile ekibi ve İbni-Sina Hastanesi ekiplerine teşekkür
etti.
Bakan
Vaiz, bu ameliyatların uzun zamandan beri yapılan
çalışmaların bir sonucu olduğunu kaydederek, mutlu ve
gururlu olduklarını sözlerine ekledi.
Ekeler
Siyami
Ersek Hastanesi Başhekimi İbrahim Ekeler de, 2-3 yıl
hazırlıktan sonra yapılan ameliyatların başarıyla
gerçekleştiğini söyleyerek, "KKTC'de yaşayan
yaklaşık 300 bin soydaşımızın kardiyoloji
alanında hissettiği bir eksikliği gidermiş olduk"
şeklinde konuştu.
Ekeler,
İstanbul'da Siyami Ersek Hastanesi'nde bulunan teknik
donanımların aynılarının ve daha iyilerinin KKTC'de
bulunduğunun da altını çizerek, belli bir süre desteğe
devam ettikten sonra görevi buradaki kardiyoloji uzmanlarına
devredeceklerini kaydetti.
Kâmiloğlu
Lefkoşa
Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekim
Yardımcısı, Kalp Cerrahı Ramadan Kâmiloğlu da
konuşmasında, "Bize güvenen, inanan ve her türlü riskli durumda
yanımızda bulunan Sağlık Bakanlığı'na ve
Siyami Ersek Hastanesi ekibine teşekkür ederiz" dedi.
KIBRIS 23/06/07
Londra'da Ekenoğlu onuruna resepsiyon
Ekenoğlu
onuruna düzenlenen Papageno Restaurant'taki resepsiyona, KKTC Londra Temsilciliği
Konsolosu Cem Topçu, Basın Ataşesi Hüseyin Özel, Eğitim
Ataşesi Mehmet Erenler, TC Londra Büyükelçiliği Elçi
Müsteşarı Atılay Ersan, Hava ve Savunma Ataşesi Muhittin
Ergin ve diğer elçilik mensupları, sivil toplum örgütleri
temsilcileri, medya yöneticileri ve işadamları katıldı.
Resepsiyonda
kısa bir konuşma yapan Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu,
Londra'da yoğun bir Kıbrıslı Türk nüfus bulunduğuna
işaret ederek onların ihtiyaçlarına cevap vermek ve
İngiltere ile KKTC arasında köprü kurmanın görevleri olduğunu
belirtti. Bunu sivil toplum örgütleriyle birlikte organize şekilde
gerçekleştireceklerine inandığını söyleyen
Ekenoğlu, "Burada ekonomik gücümüzü, nüfusumuzu gösterirsek;
hissettirirsek o zaman kaale alınacağız" dedi.
Meclis
Başkanı, izolasyonların kaldırılması ve direkt
uçuşların gerçekleşmesi durumunda Rumların çözüm
masasına getirilebileceğine inandığını da dile
getirdi.
Ekenoğlu,
Cumhurbaşkanı, Hükümet ve Meclis olarak siyasi eşitlik temelinde
bir çözümden yana olduklarını da sözlerine ekledi.
Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında
Cumhuriyetçi Türk
Partisi-Birleşik
Güçler Lefkoşa Milletvekili Ali Seylânî, Gazimağusa Milletvekili Ali
Gulle, Özgürlük ve Reform Partisi İskele Milletvekili Mustafa Gökmen ile
Toplumcu Demokrasi Partisi Lefkoşa Milletvekili Mustafa
Akıncı'dan oluşan heyet, Londra'da temaslarını
sürdürmeye devam ediyor.
Meclis
heyeti, İngiliz
parlamenterlerle
görüştü
Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu ve beraberindeki heyet,
İngiliz Parlamenterlerle görüştü.
Heyet,
dün, İşçi Partisi Avrupa Parlamentosu Milletvekili Mary Hanibal ve
İşçi Partisi Edmonton Milletvekili Andy Love ile ayrı ayrı
bir araya geldi.
Basına
kapalı gerçekleşen her iki görüşmede, KKTC Londra
Temsilciliği Basın Ataşesi Hüseyin Özel de hazır bulundu.
Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu
başkanlığındaki heyette, CTP-BG Milletvekilleri Ali
Seylani, Ali Gulle, ÖRP Milletvekili Mustafa Gökmen ve TDP Milletvekili Mustafa
Akıncı yer alıyor.
KIBRIS 23/06/07
İDDİALAR
ARAŞTIRILIYOR... Hükümetin küçük ortağı ÖRP'ye bağlı
bakanlarla ilgili ortaya atılan iddialardan rahatsız olan
Başbakan Soyer, harekete geçti. İddiaları tek tek incelemeye
aldıklarını ve araştırma sonuçlandıktan sonra
hükümet içinde değerlendirme yapacaklarını kaydeden Başbakan
Soyer, iddiaların doğruluğunun ortaya çıkması
durumunda hükümetin de bundan etkileneceğini ve artık
yargının devreye gireceğini ifade etti
MUHALEFET,
ELİNDE MENDİL AĞLAYANIN PEŞİNDE... Başbakan
Soyer, hükümet aleyhinde yapılan her açıklama ve eylemi destekleyen
muhalefetin, elinde mendille ağlayan herkesin peşinden
koştuğunu söyledi. Eylem yapan örgütleri de eleştiren Soyer,
"vermeden alma" kültürünün var olduğunu ifade ederek, herkesin
alabildiğine artış, ekstra menfaatler, buna karşı
kendinden bir şey vermeme duruşunda olduğunu iddia etti
KARPAZ'A
ELEKTRİK GÖTÜRÜLECEK... Karpaz'a elektrik götürülmesi
çalışmalarının kendi rutin süreci içinde
işlediğini açıklayan Soyer, kararnamelerle hem doğayı,
hem de ekonomik gelişmeyi kontrollü bir biçimde yürüttüklerini kaydetti.
Soyer, bölgeye elektrik götürüldüğünde de Karpaz'ın doğal
düzeninin bozulmasını engelleyecek yasal düzenlemenin
hazırlandığını ifade etti
Emin
AKKOR
Hükümetin
küçük ortağı Özgürlük ve Reform Partisi (ÖRP)'ne bağlı
bakanlarla ilgili ortaya atılan iddialar Başbakan Soyer'i
rahatsız etti.
Eski
Ekonomi ve Turizm Bakanı Enver Öztürk'ün görevden
alınmasını gerektiren iddialarla başlayan
tartışmalar güncelliğini korurken, Doğal Kaynaklar ve Çevre
Bakanı Asım Vehbi aleyhinde ortaya atılan iddialar Başbakan
Soyer'i harekete geçirdi.
İddiaları
tek tek incelemeye aldıklarını açıklayan Başbakan
Soyer, başlatılan araştırma sonuçlandıktan sonra
hükümet içinde değerlendirme yapacaklarını kaydetti.
Başbakan soyer, iddiaların doğruluğunun ortaya
çıkması durumunda hükümetin de bundan etkileneceği ve artık
yargının devreye gireceğini ifade etti.
Yaşanan
süreçle ilgili olarak Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Turgay Avcı ile diyaloga girdiklerin ancak
heyetler şeklinde tartışılan konular
değerlendirilmeden yorum yapmak istemediğini belirten Başbakan
Soyer, "Herkesin üzerinde konuştuğu bir konuda bazen
konuşmayıp beklemek daha iyi. Bu, 'Başbakan açıklama
yapmıyor' denilerek benim için bir dezavantaja dönüşüyor. Bir
açıklama, ciddi bir araştırma ve kapsamlı görüşmenin
ardından yapılırsa anlamlı olur" diyerek, Asım
Vehbi ile ilgili tartışmalarda temkinli olacağı
mesajını verdi.
İddiaların
kendisini çok rahatsız ettiği için araştırmaya
koyulduklarını vurgulayan Soyer, iddialarda adı geçen
şirket sahipleriyle görüşmelerin
yapıldığını, hatta rüşvet iddialarında
adı geçen Variant LTD'in haklarından feragat ederek
sözleşmesinin feshedildiğini açıkladı.
Soyer,
"Sanayi bölgeleri ve turizm yatırım yerlerinde; hatta, bugün
Bafra'da yaşanan hadiseler o dönemde verilen tahsislerin konusu
vardır Tartışılan konularda UBP döneminin izleri var.
Hükümetin tahsislerin devredilmeyeceği ve çivi çakmayanların
sözleşmelerinin iptal edileceğini açıklamasıyla farklı
ilişki biçimleri ortaya çıktı." diyerek bugün
yaşananların UBP döneminin mirası olduğunu iddia etti
Başbakan
Soyer, koalisyon ortağına bağlı bakanlıklarda
yaşanan iddialar yanında, UBP ve DP ile yürüttükleri Anayasa
değişikliği görüşmeleri, sivil toplum örgütlerinin
yaptığı eylemler, Karpaz'a elektrik götürülmesi
tartışmaları, Rumların tek taraflı Pirga
kapısını açması ve din ve ahlak kurslarıyla ilgili
KIBRIS'a değerlendirmede bulundu.
Kamu
kaynakları tek elden tahsis edilecek
Ortaya
atılan rüşvet iddialarının yarattığı
sıkıntıya bağlı olarak doğru gelişmeler de
yaşandığını savunan Başbakan Soyer, KKTC'nin
yaşadığı ekonomik gelişmeyle birlikte düne kadar
ekonomik olarak düşük olan değerlerin yatırımlarla birlikte
büyük değer kazandığını belirtti.
Yaşanan
ekonomik devinimin birçok kamu kaynağının dünden farklı
değere dönüştürdüğüne dikkat çeken Başbakan Soyer, bu
şekilde oluşan ilişki biçimini sağlıklı bir hale
dönüştürüp, bürokratik süreci keyfilikten kurtarmanın gerekli
olduğunu söyledi. Ülkemizde, geçmiş dönemde kamu
kaynaklarını dağıtarak belli bir menfaat elde etmenin bir
metot olduğunu iddia eden Başbakan Soyer, "Sanayi bölgelerindeki
arsalar dağıtıldı. Bu arsalara çivi çakılmadan devir
işlemleri yapıldı. Birçok yatırımcıya devlet
arazisi verildi. Çivi çakılmayan bu yerler ekonomik gelişmeyle
birlikte devredilerek rant sağlandı" diyerek bu
anlayışın ekonomik değerler arttıkça insanı,
bürokrasiyi ve siyaseti bozmaya başladığına dikkat çekti.
Bugün
yaşanan tartışmaların temelini bu anlayışa
bağlayan Soyer, "Bugün ortaya atılan iddialar ve
tartışmalar bugüne kadar soyutlanmayan bir yapının
şekillenmesini gündeme getirdi. Son aldığımız bir
kararla sanayi bölgelerinde yer dağıtımı Sanayi Odası
ile Esnaf ve Zanaatkarlar Odası'nın ilgili bakanlıkla birlikte
tespitleri ile iş kriterlere göre sonuçlandıracak. Bu şekilde
spekülasyonları ortadan kaldıracak bir yapı kurulacak."
diyerek hükümetin kamu kaynaklarının dağıtımında
izleyeceği politikayı ortaya koydu.
Bakanlıkların
sorumluluğu altına bulunan kamu kaynaklarıyla ilgili oluşan
taleplerde tahsis edilen yerlerde süresi geldiğinde inşaat
tamamlanmaması durumunda sözleşmenin iptal edileceğini
vurgulayan Başbakan Soyer, "Bu şekilde spekülasyonlara
fırsat verilmeyecek. Bu uygulamayla bugüne kadar
yaşadığımız hoş olmayan ilişki biçimlerini
sekteye uğrayacak. Bu şekilde bugün yaşanan tartışma
ve iddiaların önü kesilecek" dedi.
Bakanlar
Kurulu'nun kararıyla bünyesinde kamu kaynakları bulunan birimlerin
Başbakanlığa bağlı bir kurul altında
toplanması kararının yürürlüğe girdiğini
açıklayan Başbakan Soyer, tüm yatırım
kaynaklarının tahsis işlemlerinin bu kurulun belirleyeceği
ve denetleyeceği kriterlere göre yapılacağını söyledi.
Bu
yapının kurumsallaşması için bir Başbakanlık
müsteşarının başkanlığında
"yatırım ajansı" kurulacağını ifade
eden Soyer, bu şekilde hem spekülasyonların önleneceği hem de
bürokratik engellerin ortadan kalkacağını belirtti.
Muhalefet
Meclis'e dönsün, Anayasa Komisyonu kurulsun
Anayasanın
değiştirilmesiyle ilgili CTP, UBP ve DP arasında devam eden
görüşmelerde sonuca ulaşmak için muhalefetin Meclis'e dönüp
oluşturulacak Anayasa Komisyonu'nda çalışmaların
başlatılması gerektiği belirten Başbakan Soyer,
anayasanın değiştirilmesi çalışmalarında sonuca
ulaşılması konusunda ümitsiz olmadığını
kaydetti.
UBP
ve DP'nin anayasa değişikliğiyle ilgili sundukları
önerilerin "değerlendirildiğini" belirten Soyer, önerilerle
ilgili yorum yapmaktan kaçındı.
Anayasa
değişikliği konusunda diyaloğun kurulmasını
önemli bulan Soyer, anayasa değişikliği konusunda UBP ve DP'nin
samimiyetinin ancak meclis çatısı altında gösterebileceklerini belirtti.
Başbakan
Soyer, hukuk kurumları ve sivil toplum örgütlerinin de görüşleri
alındıktan sonra anayasada nasıl bir değişikliğe
gidilebileceğinin tartışılacağını belirtti.
Erken
seçim kapıda değil
Türkiye'nin
erken seçim sürecine girmesi ve ülkemizde de olası bir anayasa
değişikliğinin ardından erken seçime gidileceğiyle
ilgili söylemleri benimsemeyen Soyer, erken seçimin kapıda
olmadığını vurguladı.
Erken
seçimden çok, esas olanın anayasal kurumsallaşma olduğunu ifade
eden Başbakan Soyer, yılsonuna kadar çıkartılması
gereken sayısız yasa ve düzenleme bulunduğunu belirterek,
anayasa değişikliği şekillendikten sonra seçim tarihinin
görüşüleceğini belirtti.
Vermeden
alma anlayışı yıkılmalı
Ekonomik
örgütlerin eylemini değerlendiren Başbakan Soyer, kendisi için
taleplerin ve buna bağlı olarak ortak değerlerin üretilmesinin
önemli olduğunu belirterek, "Ülkemizde yaşanan ciddi ekonomik
gelişmenin ardından, çeşitli kesimler bu büyümenin bütünlüklü
bir tarzda ileriye gitmesi devinimi yerine kendilerini ilgilendiren konulara
kilitleniyorlar. Halbuki her kesim için, öncelik ülke, sonra zümresel
çıkarlar ön planda olmalı" diyerek sivil toplum örgütlerinden
beklediği duruşu ortaya koydu.
Gayri
Safi Milli Hasıla, turizm gelirleri, maaşlar, ithalattaki
artışların ekonomideki gelişmeyi gösterdiğine
işaret eden Soyer, ekonomik rakamlarda yüzde 300'e varan
artışlar olurken, devlet gelirlerinde yüzde 20 artış
yaşadığını kaydetti. Ekonomideki ciddi büyümeye karşılık
devlet gelirlerindeki artışta ciddi bir çelişki
yaşadığını söyleyen Soyer, "Kamu kaynakları,
ekonomik büyümeye bağlı bir katkı alamadı. Bu da son derece
büyük bir açığı sağlıyor. Bunu yurttaşın
boğazını sıkmadan dengelemek zorundayız" dedi
İnsanlarda,
vermeden alma kültürünün var olduğunu ifade eden Başbakan Soyer,
"Katkı koymadan, Türkiye'den gelenlerle ihtiyacı
karşılama" anlayışını 'kabul edilemez'
bulduğunu belirterek, açığı kapatmak için KKTC'nin kendi
gelir kaynaklarını artırması gerektiğini kaydetti.
Sivil
toplum örgütlerinin taleplerini bu anlayışa bağlayan Soyer,
herkesin alabildiğine artış, ekstra menfaatler buna
karşı kendinden bir şey vermeme duruşunda olduğunu
belirterek bunun aşılması gerektiğini söyledi.
Ülkemizdeki
kesimlerin birbirleriyle çatışma içinde olduğuna dikkat çeken
Soyer, "Ondan kes bana ver, ona verdiğin lüzumsuzdur"
mantığının hakim olduğunu iddia etti.
Muhalefet
elinde mendil, ağlayanın peşinde
Bazı
siyasileri hayretler içinde izlediğini belirten Başbakan Ferdi Sabit
Soyer, muhalefetin elinde mendil ağlayan herkesin peşinden
koştuğunu iddia etti.
Soyer,
"Muhalefet partileri, Sanayi Odası'nın taleplerine destek verdi,
iş dünyasının eylemini destekledi ve sendikaların
açıklamalarına destek oldu. Yani arabesk türküde olduğu gibi,
'sen de haklısın, sen de haklısın' diyerek herkesin
peşinde ellerinde mendille koşuyorlar" diyerek muhalefetin
yürüttüğü politikayı "popülist" olarak nitelendirdi.
Muhalefet
partilerinin sorunların nasıl aşılacağıyla ilgili
hiçbir öneride bulunmadıklarını ifade eden Başbakan Soyer,
"Nasıl olursa olsun, nerden bulursan bul, bana dokunma"
anlayışıyla ileri gitmenin mümkün olmadığını
belirtti.
Soyer,
muhalefet partiler ile sivil toplum örgütleriyle ilgili çizdiği profili
"geçiş dönemi sendromu" olarak değerlendirdi.
Lokmacı
açılmadan Pirgo gündeme gelmez
Rum
yönetimin geçtiğimiz gün Pirgo geçiş kapısını tek
taraflı olarak açması girişimiyle Lokmacı'yı
unutturmaya çalıştığını savunan Başbakan
Soyer, Lokmacı'da geçişler başlamadan başka bir
kapının açılmasının gündemlerinde
olmadığını anımsattı.
Lokmacı
kapısının açılmasıyla ilgili bugüne kadar hiçbir
devinim üretmeyen Rum liderliğinin, Pirgo kapısının
açılması için spekülasyon yarattığını belirterek,
bu anlayışın kabul edilemez olduğunu söyledi.
Pirgo
kapısının geçişlere açılması için "çok
iş" istediğini belirten Soyer, Türk tarafında 4-5
kilometrelik yolun düzeltilmesi gereğinin bile Pirgo'nun
açılışının Lokmacı'dan öncelikli
olmadığının göstergesi olduğunu belirtti.
Din
dersi kursları için AKP'den talep gelmedi
Yaz
aylarında okullarda verilecek eğitimin Kuran kursu değil, din ve
ahlak dersi olduğunu belirten Başbakan Soyer, kursun, Milli
Eğitim ve Kültür Bakanlığı'nın kendi disiplini ve
müfredatı nezdinde din adamlarından alacağı bilgi ve
değerlendirme doğrultusunda yaz döneminde okullarda gönüllü
öğrencilere din ve ahlak eğitiminin verileceği bir yaz
programının uygulanacağını söyledi.
Bu
programın bakanlığın kontrolünde olacağını
kaydeden Soyer, okullarda yaz aylarında din üzerine eğitim
verilmesiyle ilgili olarak Türkiye hükümetinden kendilerine hiçbir talep
gelmediğini belirtti.
Karpaz'a
elektrik götürülmesi süreci işliyor
Karpaz
Milli Park alanının yapılaşmaya
açılmamasının önemli olduğunu belirten Başbakan Soyer,
bölgeye elektrik götürüldüğünde de Karpaz'ın doğal düzeninin
bozulmasını engelleyecek yasal düzenlemenin
hazırlandığını kaydetti.
Kararnamelerle
hem doğayı, hem de ekonomik gelişmeyi kontrollü bir biçimde
yürüttüklerini söyleyen Soyer, Karpaz'a elektrik götürülmesi
çalışmalarının kendi rutin süreci içinde
işlediğini de belirtti.
KIBRIS 23/06/07
Mübadele çocukları karşı kıyıda
bir aradaydı...
|
|
|
Bursa'dan Kastorya'ya
göç ettirilen Rum mübadiller, ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşak
Yunanistan mübadili Türkleri ağırladı. FOTOĞRAF: HAKKI YAZICI |
Anne-babalarının,
öküz arabalarıyla yola çıkıp geride
bıraktığı topraklarda bu sene de merak, bol
gözyaşı ve birbirine karışan Rumca-Türkçe sözcükler
vardı... Yunanistan'dan göç etmiş mübadillerin 84 yıllık
hasreti dört güne sığdırıldı...
25/06/2007
RADIKAL
BAHAR ÇUHADAR
DRAMA/GIANNITSA - Gece yarısı, İstanbul'dan hareket
etmeye hazırlanan iki otobüs dolusu insan 'Selanik yolcuları!' diye
seslenen Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç'in sesiyle,
yerlerini alıyor. Yaş ortalaması hayli yüksek olan 70
civarında mübadil, anne-baba yadigârı toprakları görmek üzere
yola koyuluyor. Selanik'i, Vodina'yı, Karaferya'yı, Yenice'yi,
Serez'i, dedelerinden, anneannelerinden masal tadında dinledikleri
köyleri, evleri görmek için... Çantalarında, eski zamanlarda yaşanan
evleri gösteren fotoğraflar, akıllarında 'derenin arkasına,
tarlanın önüne düşen' bahçe tarifleri, içlerinde müthiş bir heyecanla...
84 yıl önce, ortalığın toza dumana bürünmesinin
ardından devlet adamlarının anlaşmalar
imzaladıkları yıllardan kalma bir hüzün onlarınki.
Sözleşme kesin: Oradakiler gelecek, buradakiler gidecek! Bir de isimleri
olacak: 'mübadil!'
1923'ün ocak ayında Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan'ın 'Batı
Trakya dışında yerleşik Müslüman Türkler ile İstanbul
dışında yerleşik Rum Ortodokslar zorunlu göçe tabi
tutulacaktır' kararını alan mübadele sözleşmesi, 2 milyona
yakın insanı bir kıyıdan ötekine atmıştı.
Kâğıt üstünde basit bir değiş tokuştan ibaret olan
sözleşme, Yunanistan'a göç eden 1 milyon 200 bin Rum, Türkiye'ye göç eden
600 bin Türk için yepyeni yaşamlar anlamına geliyordu. Ne
yaşananlar unutuldu, ne karşı kıyıda konuşulan
dil, ne türküler, ne yemekler...
84 yıl sonra anne
evinde...
"Siz hepisi Türksünüz?" Pazarlar ya da yeni adıyla Agora
Köyü'nde, grupla karşılaşan Maria ve Sofia,
karşılarında köyden göç eden mübadillerin çocukları
olduğunu anlayınca, başlıyorlar anlatmaya: "Anam-babam
Bursa'dan geldi. Geldiklerinde Rumca bilmiyorlarmış. Şimdi çocuklarımın
hepsi Türkçe konuşabiliyor..." Israrlar üzerine, babasından
öğrendiği türküye başlıyor Maria, 'Pencereden kar
geliyor...' diye, sonra 'Söyledikçe babamı hatırlıyorum' diyor,
susuyor...
Annesinin, 12'sindeyken ailesiyle yola çıkıp geride bıraktığı
Pazarlar'a, oğlu ve yeğeniyle gelen 74 yaşındaki Feruze
Sayın, annesinin tarifleri ve köylülerin rehberliğinde, köyde kalan
tek tük Türk evinden biri olan evini buluyor.
"Yukarı mahallede, önünde kayrak taşları, bulgur sokusu
olan iki katlı ev... İşte burası!" Feruze Hanım
'Ah annem sağ olsaydı da görseydi buraları' derken anlatmaya
başlıyor: "Gelip, falanca gün gidiyorsunuz demişler. Rumlar
gelmiş, altı ay birlikte yaşamışlar. Sonra az bir
eşyayla öküz arabalarına binip Samsun'a doğru yola
çıkmışlar."
Evin önünden küçük bir hatıra alınıyor, bir parçacık
toprak...
Her mübadele öyküsü biraz daha hüzün ama bir o kadar da mutluluk yayıyor
gruba... Bursa'nın Gölyazı ilçesinden gelen Rumların
yerleştiği Kastorya'da, pırıl pırıl bir gölün
kenarında buluyoruz kendimizi ikinci gün... Kastorya Küçük Asyalılar
Derneği üyeleri kucaklayarak karşılıyor misafirlerini.
Samsun'dan göç etmiş bir ailenin kızı olan Afrodit,
Veria'lı babaanne ile Edessa'lı dedenin torunu Nurdan
Yazıcı'yı "Kızımsın sen benim, oğlun da
torunum" diyerek çekiyor yamacına... İlk geldiklerinde
kasabadakilerin anne-babalarına nasıl da yabancı
davrandığını, bölgedekilerin hâlâ kızınca onlarla
'Türk' diye alay ettiklerini anlatıyor.
Gölde süzülen teknenin her köşesinde başka bir çift Rum ve Türk
mübadil, geçmişi deşiyor. 60'ını, 70'ini çoktan
aşmış, anne babalarından öğrendikleri Türkçeyi
konuşturan Rum mübadillerin mırıldandığı
türkülere eşlik ediliyor... 'Çanakkale içinde vurdular beni'yi
mırıldanan 60'ı devirmiş Evdoksia Kerizoğlu'nun
babası, Yunanistan'a göç ettiğinde 12
yaşındaymış: "Babamın ana-babası yolda
ölmüş. Babam ölmeden bir saat önce kendi kendine Türkçe gazel okudu.
'Babam var idi babam yok, anam var idi anam yok, kardeşim var idi kardeşim
yok. Kim alacak beni...' diye."
'Alın, bütün
toprağı alın!'
Türkiye'den gelen grubu ağırlayan Küçük Asyalılar Derneği
Başkanı Angeliki Papamantzatis, 1924'te bölgeye Bursa'nın
Gölyazı (Apolyont) ilçesinden, aynı köyden 1000 Rum'un geldiğini
anlatıyor: "İlk kuşak çok sıkıntı
yaşamış. Sonra gidip, Apolyont'u gördük ve derneği kurduk.
Kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz."
"Oy Durutlar Durutlar, gezdim sokaklarını, inkâr etme sevgilim,
öptüm yanaklarını..." 94 yaşındaki Adil Turgut'un
adına besteler yaptığı Durutlar (Proastio) köyündeyiz. Köy
meydanının yukarısındaki evlerden birinin avlusunda,
Yunanca-Türkçe birbirine karışmış, ev sahibesi Kleriki
Papadapulos gelenleri kucaklıyor. Adil Turgut bu sefer yok ama
kızları, torunları, hediyeleriyle avluda hazır durumdalar.
Turgut ailesinden genç, yaşlı 12 kişi, babalarının,
dedelerinin yaşadığı evin avlusunda, Adil beyin küçük bir
çocukken altı ay boyunca beraber yaşadığı Anadolu'dan
gelen Rum ailenin kızı Kleriki'den ortak anılar dinliyor:
"Bizimkilerle Adil beyin ailesi altı ay aynı evi
paylaşmış. Hiç tartışma yaşamışlar. Bir
gün, Türk ailenin kızlarından biri ikonanın önündeki kandili
söndürmüş. İki ailenin büyükleri onu azarlamış, âdet
olduğunu anlatmışlar, bir daha yapmamış. Düşünün,
yaşanan en olumsuz anı bu."
Ve ayrılık vakti. Adil beyin torunları, evlerinin bahçesinden,
bir avuç toprak almak için iznini alıyor, Kleriki'nin. "Alın!
Bütün toprağı alın, evi de alın..." diye sesleniyor ev
sahibi, 'Yine gelin, hep gelin' diyerek uğurluyor Turgut ailesini.
'Kültür mirası
korunacak'
"Bütün göç öyküleri hüzünlüdür. İnsan köklerinden, sevdiği
topraklardan, komşularından kopmak istemez. Babaannem bize hep
Karacaova'yı, dedemin kendisi binmek için yetiştirdiği
tayına binemeden bir gece yarısı gelen Yunan askerleri
tarafından alınıp götürülmesini anlatırdı. Babaannem,
dedem sevdalı oldukları toprakları bir daha hiç göremedi."
Sözlerin sahibi Hakkı Yazıcı'nın, dedesinin
atlarının koşturduğu Edessa'ya (Vodina) ikinci ziyareti.
Mübadeleden önce, Balkan Savaşı sırasında çetelerden
kaçarak İstanbul'a ardından da Manisa'ya yerleşen babaanne ve
dedenin Edessa öyküleri kuşaktan kuşağa yayılmış.
Edessa'nın bereketli topraklarında akan şelalelerin
karşısında, şimdi 10 kişi olarak gelen aile, geçmişi
anıyor...
Yenice (Giannitsa) ziyaretinin ev sahipliği belediye başkanına düşüyor:
"Bazı şeylerin zor görünse de pratikte kolay olduğunu
görüyoruz. Bu etkinlikler için açık zihniyetli, geriye değil,
geleceğe bakan insanlar olmalı. Yenice, Türkler için de bizler için
de çok önemli. Kültür mirasını koruyacağız. Yenice,
Bursa'nın Nilüfer ilçesiyle kardeş şehir olacak." Bu
müjdeye karşılık bir söz de Lozan Mübadilleri Vakfı
Başkanı Ümit İşler ve Genel Sekreteri Sefer Güvenç'ten
geliyor:
"Geçen yıl bize restorasyonun başlayacağını
söylediler, bu sene gördük ki çalışmalar başlamış. Biz
de Türkiye'de kiliselerin, manastırların restorasyonu için
çalışacağız. Mübadeleden kalan mirası yaşatmak
için, her iki hükümeti harekete geçireceğiz. 80 yıldır
hükümetler uyudu ama biz uyandık. Kültür mirasımızı
ayağa kaldıracağız."
Gece yarısı sınırı bu sefer ters yönden geçerken,
'sınırların anlamsızlığını' sorgulayan
ifadeler var, yüzlerde. Akıllarında, Butkova'lı köylülerin
Adana'ya, Kastorya'lıların Bursa'ya, Işıklarlıların
Fulacık'a gönderdiği selam...
Lozan Mübadilleri Vakfı'na 212 2456155 No'lu telefondan ve lozanmubadilleri@ttnet.net.tr adresinden
ulaşılabilir.
Yenice'nin 'sahibi' geri
döndü!
Gezinin son günü, Giannitsa'nın, eski adı ile Yenice-i Vardar'ın
'asıl sahipleri' ile gezmek gibi bir lükse sahip oluyor grubumuz.
Şaka değil, geziye oğlu ve eşiyle katılan emekli deniz
subayı Ersin Evranos, Yenice'yi fetheden, şehri kuran Gazi Evranos'un
büyük torunu. Şehirde Gazi Evranos'un izine her yerde rastlamak mümkün.
Gruptan arada 'Kenti geri almaya geldik' esprileri yükseliyor.
Kalabalığa kenti tanıtan Yenice Belediye Başkanı,
Osmanlı döneminden kalan, Gazi Evranos'un yaptırdığı
eserlerin restore edildiğini anlatıyor. Yenice'deki Küçük
Asyalılar Derneği Başkanı Eleni Mavrokefalidis ve belediye başkanı
eşliğinde gezilen türbe Gazi Evranos'a ait. 1370 ile 1380
arasında şehri kuran Evranos'un kemikleri de türbede bulunmuş.
Kemikler, DNA analizinin ardından türbede sergilenecek. Kentte
Osmanlı döneminden kalma bir saat kulesi, hamam, İskender Camisi
isimli bir camii ve bir Ahmet Evranos türbesi var.
Rumlar: İki başlığın açılması
Türkiye'ye bir mesaj
Kıbrıs Rum yönetimi
Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas, Türkiyenin Avrupa
Birliğine (AB) üyelik müzakereleri çerçevesinde iki
başlığın açılmasının, Türkiyeye yönelik net
bir siyasi mesaj olduğunu öne sürdü.
Rum basınına göre Lillikas,
"Üyelik başlıklarından ikisinin açılması,
Türkiyeye yönelik, AB ile Türkiye arasındaki diyaloğa ve
perspektife kapıyı kapatmadığımız, ancak
prosedürün de Türkiyenin bütün davranışı ve siyasi tezleri
dikkate alınmadan ve bunlardan bağımsız
olamayacağı şeklinde net bir siyasi mesajdır" dedi.
Türkiyenin üyelik sürecini desteklediklerini,
çünkü Türkiyenin yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülüklerinin tam da
bu süreçte bulunduğunu kaydeden Lillikas, "Türkiyenin yerine
getirmek zorunda olduğu yükümlülükler arasında
Kıbrısın yeniden birleşmesi stratejik hedefinin de yer
aldığını" savundu.
MILLIYET 27/06/07
Zamanı harcamayın Gambari sürecini ilerletin
BILDT: TEKNİK SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELİNMELİ...
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşmesinden sonra, kendisine
ilerleme sağlanabilmesi için tavsiyelerde bulup bulunmadığı
yönündeki soruya verdiği yanıtta, " "Hayır, tavsiyede
bulunmadım ancak zaman kaybetmemeyi, bütün imkânları kullanmayı
ve bütün süreçlerde hareket yaratmasını tavsiye edebilirim. Şu
an devam eden Gambari sürecinde karşılaşılan teknik
zorlukların üstesinden gelinmeli. Şu an önemli görünebilir ancak uzun
vadede o kadar da önemli olmayabilir."dedi
TALAT: BİLMEDİKLERİ ÇOK ŞEY DUYDULAR...
Cumhurbaşkanı Talat ise görüşmeyle ilgili olarak,
"Kıbrıslı Türklere oldukça yakın duran ve
sıkıntılarını anlayan bir politikası bulunan
İsveç'in bir kez daha Kıbrıs Rum tarafının sürekli
olarak yer aldığı kurumlarda ortaya koyduğu
görüşlerini bizim açımızdan açıklama fırsatı
bulduk" dedi. Rum tarafının her şeyi kendine göre
yorumlayıp değerlendirirken Türk tarafının ender durumlarda
böyle bir imkân bulduğuna işaret eden Talat, "Bilmedikleri çok
şey duydular."dedi
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum toplumu
lideri Tasos Papadopulos'a zamanı boşa harcamamaları ve Gambari
sürecini ilerletmeleri yönünde tavsiyede bulundu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, oldukça yararlı bir
görüşme gerçekleştirdiğini ifade ettiği İsveç
Dışişleri Bakanı Carl Bildt'e izolasyonların
Kıbrıs Türkleri üzerindeki etkisini en ince ayrıntısına
kadar anlattıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, İsveç Dışişleri Bakanı
Carl Bildt'in resmi davetlisi olarak dün İsveç'e gitti.
Dün sabah saat 05.00'te KKTC'den ayrılan Talat, ilk olarak
İstanbul'a gitti. Talat, saat 10.30 sıralarında
İstanbul'dan ayrılıp İsveç'e gitti.
Cumhurbaşkanı Talat, dün saat 15.00'te (KKTC saatiyle 16.00)
İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde bir konuşma
yaptı. Ardından saat 18.00'de (KKTC saatiyle 19.00) İsveç
Dışişleri Bakanı Bildt'le çalışma yemeğinde
bir araya geldi.
Talat: Görüşmemiz oldukça iyi geçti
Talat, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ile
bu akşam yaklaşık 3 saat süren bir çalışma
yemeğinde bir araya geldi. Sahildeki özel bir restoranda gerçekleşen
yemeğe Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım
Akansoy, AB İşleri Sorumlusu Armağan Candan ve Basın ve
Halkla İlişkiler Sorumlusu Esra Aygın katıldı. Yemekte
İsveç Dışişleri Bakanlığı yetkilileri de
hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Talat ile Bildt yemekten çıkarken
basına kısa açıklamalarda bulundu. Talat açıklamasında
oldukça iyi geçen görüşmede izolasyonların
kaldırılması gibi konularda AB'den beklentiler de dahil olmak
üzere her konunun en ince ayrıntısına kadar konuşulup
değerlendirildiğini söyledi.
Talat, "Kıbrıslı Türklere oldukça yakın duran
ve sıkıntılarını anlayan bir politikası bulunan
İsveç'in bir kez daha Kıbrıs Rum tarafının sürekli
olarak yer aldığı kurumlarda ortaya koyduğu
görüşlerini bizim açımızdan açıklama fırsatı
bulduk" dedi. Rum tarafının her şeyi kendine göre
yorumlayıp değerlendirirken Türk tarafının ender durumlarda
böyle bir imkân bulduğuna işaret eden Talat, "Bilmedikleri çok
şey duydular bu akşam. İzolasyonun bizim üzerimizdeki etkisini
en ince ayrıntısına kadar ortaya koyduk. Anlatmakla bitecek
değil" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, bir soru üzerine Doğrudan Ticaret
Tüzüğü'nün de gündeme geldiğini ve Bildt'in tüzüğe destek
belirttiğini söyledi. Talat, tüzüğün geçip geçmeyeceği yönünde
umut verici mesaj alıp almadığıyla ilgili soruya
yanıtında "Bilemiyorum. O AB'nin kendi içindeki
sorunlardır" dedi.
Bildt: Zaman kaybetmeyin
Carl Bildt de görüşmeyle ilgili sorulara verdiği
yanıtta, iyi bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.
Kıbrıs sorunuyla ilgili konuları ele
aldıklarını kaydeden Bildt, konunun AB'nin de sorunu
olduğuna işaret ederek, görüşmede Gambari süreci, Türkiye'nin AB
üyeliği ve atılacak diğer değişik adımları
konuştuklarını belirtti.
Bildt, bir soru üzerine Doğrudan Ticaret Tüzüğü'yle ilgili
tartışmaların uzun süreli tartışmalar olduğunu,
konunun sene başında AB içinde de
tartışıldığını ve ilerletilmesi konusunda
görüş birliğine varıldığını kaydetti. Bildt,
"Bu daha gerçekleşmedi ancak bu konuda da gelişme
sağlayacağımızı umuyorum" dedi.
Carl Bildt, Talat'a ilerleme sağlanabilmesi için tavsiyelerde
bulup bulunmadığı yönündeki soruya şu yanıtı
verdi:
"Hayır, tavsiyede bulunmadım ancak zaman kaybetmemeyi,
bütün imkânları kullanmayı ve bütün süreçlerde hareket
yaratmasını tavsiye edebilirim. Şu an devam eden Gambari
sürecinde karşılaşılan teknik zorlukların üstesinden
gelinmeli. Şu an önemli görünebilir ancak uzun vadede o kadar da önemli
olmayabilir." FOTOĞRAFLI
Yarın Finlandiya'ya geçecek
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bugün, bazı parlamenter
ve basın mensuplarıyla görüşecek. Talat, bu akşam ise TC
İsveç Büyükelçisi'nin vereceği yemeğe katılacak.
Talat, yarın İsveç'ten Finlandiya'ya geçecek ve burada
Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva'yla görüşecek.
Talat, Finlandiya'da, eski Dışişleri Bakanı Erkki
Tuomioja, bazı Finli parlamenterler ve basın mensuplarıyla da
bir araya gelecek. Cumhurbaşkanı Talat, yarın akşam TC
Finlandiya Büyükelçisi'nin vereceği yemeğe katılacak.
Cumhurbaşkanı Talat, temaslarının ardından
Cuma gecesi KKTC'ye dönecek. Talat'a, Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy,
Cumhurbaşkanlığı AB İşleri Sorumlusu Armağan
Candan ile Basın ve Halkla İlişkiler Memuru Esra Aygın
eşlik ediyor.
KIBRIS 27/06/07
Kıbrıs Türkü, devletten vazgeçerse tarihe 'en
şerefsiz halk' olarak geçer
Azerbaycanlı genç politikacılardan oluşan heyet eski
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret etti.
Heyete Bakü Temsilcisi Zeki Gazioğlu da eşlik etti.
Genç milletvekilleri, vali yardımcıları, bürokratlar ve
diplomatların da bulunduğu heyetin koordinatörlüğünü yapan
iktidardaki Devlet Bakanlığı Genel Müdürü ve Yeni Azerbaycan
Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı Ramiz Hasanov,
hedeflerinin KKTC'yle daha yakın temas kurmak olduğunu belirtti.
KKTC'nin de kendileri için Türkiye gibi kardeş bir ülke
olduğunu söyleyen Hasanov, heyettekileri Denktaş'a tanıttı.
1 millet 3 devlet
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş ise konuşmasında
Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in Türkiye'nin o
dönemdeki Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le birlikte bulunduğu
bir sırada "Biz bir millet iki devletiz" dediğini,
kendisinin de "KKTC'yi unutmayın burada 1 millet 3 devlet var"
hatırlatmasını yaptığını anlattı.
Türkiye'nin, Azerbaycan'ın problemlerini kendi problemi saydığını
anlatan Denktaş, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sorunları
hatırlatarak, Ermenistan Başbakanı'nın Türkiye'ye "Biz
herşeye hazırız siz yeter ki kapılarınızı
açın" dediğini anımsattı. Eski
Cumhurbaşkanı, Ermenistan'ın Azerbaycan toprağını
işgal ederek milyonlarca insanın göç etmesine neden olduğunu
belirterek, "Kapı açmakla bu sorun halledilmez" dedi.
AB'den Rum'a destek
24 yaşına ulaşan KKTC'nin kendi kendini idare
ettiğini, Rumların "Kıbrıs'ta tek halk, tek hükümet
var" iddiasıyla durduğunu, AB'yi de
kullandığını söyleyen Denktaş, AB'nin de ne
uluslararası hukuka ne de toplu mezarlara bakmadan Rum'a destek
verdiğini kaydetti. AB'nin Türkiye'ye de "Rum'u tanı"
diyerek baskı yaptığını belirten Denktaş, Türkiye
olmasa Kıbrıs Türkü'nün şimdi adadan göç etmiş veya toplu
mezarlarda yatıyor olacağını kaydetti.
Kalıcı bir anlaşma isteniyorsa bunun 1960
anlaşmaları veya Annan Planı gibi "kâğıt üstünde
olmaması" gerektiğini ifade eden Rauf Denktaş, ortada iki
halk gerçeği bulunduğunu, Kıbrıs Türkü'nün futbol
oynamasına bile izin verilmediğini söyledi.
AB'nin Azerbaycan'a baskısı direkt uçuşları
engelledi
Azerbaycan'dan yapılan uçuşla "direkt uçuşlar
başladı" diye sevindiklerini kaydeden Denktaş, ancak AB'nin
Azerbaycan'a baskıları sonucu devamının gelemediğini
belirtti.
Eski Cumhurbaşkanı, Batı'nın Irak'ta
yaptığının aksine Türkiye'nin Kıbrıs'a
barışı ve demokrasiyi getirdiğini kaydederek, "Kendi
çıkarları için bunu bozmak istiyorlar" dedi.
Tanımıyorsunuz ama KKTC vardır
Devlet kurmanın "bir kadının çocuk doğurması
gibi zor" bir olay olduğunu, KKTC'nin 20 yıllık çok zor bir
süreçten sonra kurulabildiğini ifade eden Denktaş, devletin 24
yaşına geldiğini, ancak Batı'nın hala
"tanımıyoruz" dediğini kaydetti. Eski
Cumhurbaşkanı, "Tanımıyorsunuz ama devlet
vardır" diyerek KKTC'nin tanınana kadar kardeş ülkelerle
ilişkilerini sürdüreceğini, temaslar kuracağını
kaydetti.
Anlaşma için Rum'un yıkamayacağı bir
"bina" gerektiğini ifade eden Denktaş, kâğıt
üstünde değil gerçekten yaşayabilecek bir barış
gerektiğini söyledi.
Hugo Gobi'nin kitabında yazdıkları
Bir dönemin üst düzey BM yetkililerinden Hugo Gobi'nin
yazdığı kitapta Türkler ile Rumların 400 yılda
kaynaşamadıklarını anlattığını kaydeden
Denktaş, Gobi'nin "İki tarafın birlikte yaşaması
idealdi ama gerçekçi değildi" dediğine işaret etti.
Denktaş, birçok bakan ve yabancı diplomatın da
Kıbrıs'ta "federasyon" değil "konfederasyon"
uygulanabileceğini itiraf ettiklerini belirtti.
AB Türkiye'den bir şeyler yolmak için
Denktaş, çarenin baskılara boyun eğmemek ve milli kararlılıkla
devam etmek olduğunu ifade ederek, Kıbrıs Türkü'nün,
"`Türkiye böyle istedi' diye devletten vazgeçmesi halinde" tarihe
"en şerefsiz halk" olarak geçeceğini söyledi. Denktaş,
Türkiye'nin de buna müsaade de etmeyeceğini kaydetti.
Denktaş, AB'nin de Türkiye'den "bir şeyler yolmak
için" müzakerelere devam ettiğini sözlerine ekledi.
KIBRIS 27/06/07
Talat, İsveç'te Kıbrıs gerçeklerini
anlattı
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, İsveç
Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in davetlisi olarak
gittiği İsveç'in başkenti Stockholm'da İsveç Uluslar
arası İlişkiler Enstitüsü'nde Kıbrıs sorunu ve
süreçteki son gelişmelerle ilgili bir konuşma yaptı.
Talat'ın konuşmasını Türkiye Büyükelçisi Necip
Egüz'ün yanı sıra İngiltere, Danimarka, Slovenya büyükelçileri,
AB üyesi ülkelerin diplomat ve temsilcileri ile Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi Büyükelçisi Pavlos Anastasiades dinledi. Cumhurbaşkanı
Talat'a soru sormak için söz alan Anastasiades, soruyu konuşmaya
dönüştürdü ve bilinen "işgal edebiyatını"
tekrarladı. Anastasiades'in sözlerini yanıtlayan
Cumhurbaşkanı Talat, toplantıdan çıkışta Rum
elçiyle bir süre ayakta sohbet etti.
Bu arada Cumhurbaşkanı Talat'ı, enstitüye gelişinde
İsveç'te yaşayan Azeri bir vatandaş karşıladı ve
çiçek takdim etti.
Talat: Rumlar sadece Annan Planı'nı değil, çözümü de
reddetti
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuşmasında,
Kıbrıs Türkü'nün hala daha Kıbrıs sorununu çözme,
adayı birleştirme ve AB'a girme noktasında olduğuna dikkat
çekerek, Kıbrıs Türkü'nün tüm dünyayı şoka uğratan bu
noktaya bir mücadele sonunda ulaştığını kaydetti.
Talat, Kıbrıs Türkü'nün 2000'den başlayıp, 2005'e
kadar siyasal yapılarını ve figürlerini
değiştirdiğini söyledi. Sürecin dönüm noktası olan Annan
Planı'nın zamanlama ve içerik açısından çok iyi organize
edilmiş, "diplomasi şaheseri" olduğunu belirten Talat,
planın 2002'den 2004'e kadar müzakere edildiğini söyledi. Talat,
"Benim başkanı olduğum hükümet, Annan Planı zemininde
bir çözüme hazır olduğunu deklare etti. Annan Planı'na kimsenin
itiraz etmeyeceğini anlayınca, Papadopulos kendi itiraz etme
kararı aldı" dedi.
Çözüm ve AB'a birleşik Kıbrıs'ın girmesi konusunda
büyük bir fırsat kaçırıldığını kaydeden
Talat, Rumların sadece planı değil, çözümü de reddettiğine
dikkat çekti. Talat, referandumun üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen
çözüm yönünde hiç adım atılmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat, referandum sonrasında
Kıbrıs Türkü'nün yaşadığı hayal
kırıklığının, güvensizliğe
dönüştüğünü ve bunu aşmanın, Kıbrıs sorununu
çözmekten de zor olacağını söyledi.
İzolasyonlar kaldırılmalı
Konuşmasında izolasyonların kaldırılması
gereğine vurgu yapan Talat, şöyle devam etti:
"İzolasyonların kaldırılması, çözümün
yerini alamaz. Çözüm adayı eşit koşullarda
paylaşmaktır. Kıbrıs Türkü hiçbir zaman Tayvan modelini
istemedi. Çünkü bizler Kıbrıs'ta eşit taraflardan biriyiz.
İzolasyonların kaldırılmasını, çözüm olana kadar
daha iyi bir yaşam için istiyoruz."
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türkü'nün maruz
kaldığı izolasyonlardan örnekler de verdiği
konuşmasında, "KKTC Cumhurbaşkanı olarak kendi seyahat
belgelerimle buraya gelemedim. ABD, İngiltere, Pakistan, Fransa ve Türkiye
bu belgeyi kabul ediyor. Diğer ülkeler, örneğin İsveç'e gelmek
için Türkiye pasaportu almak zorundayız" dedi.
AB tüzükleri
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, referandum sonrasında
Kıbrıs Türkü'ne uygulanan izolasyonların
kaldırılması yönünde söz veren AB'nin Mali Yardım
Tüzüğü ile birlikte hazırladığı Doğrudan Ticaret
Tüzüğü'nün aradan 2 yıl geçmesine rağmen Rumların engellemelerinden
dolayı geçmediğini hatırlattı.
Rumların AB üyeliğini suiistimal ettiğini kaydeden
Talat, AB'yi, Güney Kıbrıs'ın tek başına AB'a
girişinden doğacak problemler konusunda defalarca
uyardıklarını belirtti.
Talat, Güney Kıbrıs'ın Türkiye'nin AB üyeliğinin
önünde de bir blok olarak durmaya devam ettiğini kaydetti.
8 Temmuz süreci
Cumhurbaşkanı Talat, 8 Temmuz sürecine de değinerek,
Kıbrıs Türkü ile en düşük seviyede dahi işbirliği
yapmaktan kaçınan Rum Yönetimi'nin uzlaşmaz tutumunun bu süreci de
etkilediğini ve sürecin tıkandığını, ancak Türk
tarafının ilerleme sağlanabilmesi için elinden geleni
yaptığını belirtti.
Teknik komitelerin oluşumuyla ilgili tartışmalarda
"işbirliği" kelimesini dahi
kullanamadıklarını söyleyen Talat,
"İşbirliği olmadan günlük, en basit konuları
nasıl çözeceğiz?" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir soru üzerine,
Kıbrıs sorununda müzakere zemininin BM olduğunu söyledi.
Rumların tek başına üye olduğu AB'nin Kıbrıs
sorununu çözmeye yeteneği olmadığını ifade eden Talat,
"Kıbrıs Türkü AB'nin dışında olduğu için
çözümde rol alması mümkün değil. Tek zemin BM'dir" dedi.
Anastasiades'in sözleri
Cumhurbaşkanı Talat'a soru sormak üzere söz alan Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi Büyükelçisi Pavlos Anastasiades uzun bir
konuşma yaptı ve Kıbrıs sorununun bir "işgal
sorunu" olduğunu, izolasyonlar ile kısıtlamaların da
bunun bir sonucu olduğunu iddia etti. Kıbrıs Türkü'nü
destekleyici ekonomik karar aldıklarını, Kıbrıslı
Türklerin istemeleri halinde "Kıbrıs Cumhuriyeti" seyahat
belgelerini kullanabileceğini ve kullandığını söyleyen
Anastasiades, isteyen sporcuların Güney Kıbrıs
takımlarında oynayabildiğini de ileri sürdü.
Anastasiades'in sözleri üzerine yeniden söz alan
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs'taki sorunun işgal sorunu
olmadığını, Kıbrıs Türkü'nün isteği üzerine
adaya müdahale eden Türkiye'nin Garanti Anlaşmaları'ndan doğan
hakkını kullandığını söyledi. Talat, çözüm
olması halinde Türk ordusunun adadan çekileceğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Talat, izolasyonların kaldırılmasını
isterken, KKTC'nin tanınmasını talep etmediğini de
belirterek, "Kıbrıs Türkü, Kıbrıs Cumhuriyeti
vatandaşıdır diyorsunuz ama siz Kıbrıs Türkü'ne
ayrımcılık yapıyorsunuz. Biz Rumlardan pasaport
istemiyoruz. Biz eşit hakkımızı istiyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklere
ekonomik destek verildiği yönündeki açıklamaların ise sadece
sözde kaldığına işaret etti.
KIBRIS 27/06/07
Financial Times Papadopulos ile mahkemelik oldu
Saygın İngiliz
gazetesi Financial Times, Güney Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tassos
Papadopulos ile mahkemelik oldu. Papadopulos, eski hukuk bürosunun 1990
yıllarında BM ambargosunu ihlal ederek milyarlarca doların
Belgradtan Güney Kıbrısa transferine
karıştığını iddia eden haberlerinden dolayı
Financial Times gazetesine hakaret davası açtı.
Financial Times, Papadopulosnin
cumhurbaşkanı seçildiğinde ayrıldığı eski
hukuk bürosu Tassos Papadopulos ve Ortaklarının, 1990
yıllarında BMnin Yugoslavyaya ilan ettiği ambargoya
aykırı olarak ve yasa dışı bir biçimde milyarlarca
doların Belgradtan Güney Kıbrısa transferine
karıştığını iddia eden haberleri
yayınlamıştı. Papadopulosun adının, Yugoslavyaa
karşı önlem almak yerine söz konusu transferleri
kolaylaştıran bir elit" üyesi olarak geçtiği haberlerinde,
ayrıca Papadopulosun hukuk bürosunun, adada Yugoslav off-shore
şirketlerinin kaydını yaptığı, bu
şirketlerin daha sonra BM Savaş Suçları Mahkemesi raporunda
Miloşeviç rejimi tarafından para aklama operasyonları için
paravan şirketleri olarak kullandığı belirtildiği
ifade edilmişti.
Söz konusu iddiaları reddeden Papadopulos,
eski hukuk bürosu ve şirketin diğer bir ortağı da, gazete
hakkında hakaret davası açtı.
Financial Times son gelişmelere
ilişkin haberinde ise, gazetenin avukatının talebi üzerine
Papadopulosun davada tanık olarak ifade vermeye
çağırılabileceğini de belirtti.(ANKA)
MILLIYET 28/06/07
Cumhurbaşkanı Talat bugün İsveç'ten
Finlandiya'ya geçiyor
Talat, Finlandiya'da eski Dışişleri Bakanı Erkki
Tuomioja, bazı Finli parlamenterler ve basın mensuplarıyla da
bir araya gelecek.
Cumhurbaşkanı Talat bu akşam Türkiye'nin Finlandiya
Büyükelçisi'nin vereceği yemeğe katılacak.
Talat, İsveçli parlamenterlerle görüştü
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in davetlisi
olarak gittiği İsveç'te dün İsveçli parlamenterlerle
görüştü.
Cumhurbaşkanı Talat ilk olarak koalisyon hükümetinin en büyük
ortağı, Muhafazakar Parti parlamenteri Bjorn Hamilton ile bir araya
geldi. Talat daha sonra Sosyal Demokrat Parlamenter Urban Ahln ile bir araya
geldi. Cumhurbaşkanı Talat'a görüşmelerde
Cumhurbaşkanlığı AB İşleri Sorumlusu Armağan
Candan eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat önceki gün sabah İsveç
basın mensuplarıyla görüşmelerde bulunmuştu.
Palme'nin mezarına ziyaret
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, İsveç'te,
uğradığı saldırı sonucunda hayatını
kaybeden eski İsveç Başbakanı Olof Palme'nin mezarını
da ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı Talat ziyarette yaptığı
açıklamada, Palme'nin sadece İskandinav ülkelerinin değil, dünya
siyasetinin çok önemli bir kişisi olduğunu söyledi.
Palme'nin özellikle sosyal demokrasinin dünyadaki en önemli sembol
isimlerinden birisi olduğuna işaret eden Talat, "İsveç'e
gelmişken, İsveçlilerin çok değer verdiği birinin
mezarını ziyaret etmek, KKTC ve Kıbrıs Türk halkı
adına ünlü sosyal demokrata gerekli saygıyı göstermeyi
amaçladık" dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, temaslarının ardından
yarın gece KKTC'ye dönecek
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, İsveç
Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in davetlisi olarak
geldiği İsveç'te bugün bazı parlamenterler ve basın
mensuplarıyla görüşecek.
Cumhurbaşkanı Talat sabah saatlerinde İsveç'in suikast
sonucu hayatını kaybeden başbakanı Olof Palme'nin
mezarını ziyaret edecek.
Talat öğleden sonra da Liberal Parlamenter Bjorn Hamilton ile
Sosyal Demokrat Parlamenter Urban Ahln ile ayrı ayrı görüşmeler
yapacak.
Cumhurbaşkanı Talat akşam da Türkiye'nin İsveç Büyükelçisi'nin
onuruna vereceği yemeğe katılacak.
KIBRIS 28/06/07
Avcı: Rüşvet verdiğini söyleyen kişi bir
an önce tutuklanmalı
Turgay Avcı Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde
gazetecilere yaptığı açıklamada, partisine karşı
"çamur at izi kalsın" mantığıyla bir gazete ve
bir televizyon tarafından yayınların sürdürüldüğünü
belirtti.
Yüzü kapalı bir kişinin bir televizyona çıkıp
"2 milyon dolar rüşvet verdim, 2 milyon dolar da arazi tahsisi
imzalanınca vereceğim" diye açıklama
yaptığını kaydeden Avcı, bunun üzerine geçtiğimiz
cuma günü Polis Genel Müdürlüğü'ne suç duyurusunda
bulunduklarını hatırlattı.
"Bu şirket bu kadar parayı nereden buldu..."
Turgay Avcı, aradan 5 gün geçtiğini, halen bu
şahsın yakalanmadığını, yurt
dışında olduğunun söylendiğini kaydederek, "Bizim
çağrımız şudur. Gerekirse bugün PGM'ye tekrar
gideceğiz. Bir an önce yüzü peçeli bu şahsın bu ülkeye getirilip
2 milyon dolar rüşveti kime, nasıl verdiğini ve yine bu
şirketin bu parayı nereden bulduğunun, nereden
kazandığının, nerede sakladığının,
nasıl verdiğinin bir an önce sonuçlanması gerekiyor" dedi.
Bu konuda yayın yapan gazetede dün söz konusu kişinin "2
milyon dolar rüşvet değildi, ben partinin kuruluşunda borç
olarak vermiştim" dediğini belirten Turgay Avcı, bu kadar
büyük yalan, iftira ve çirkinlik olamayacağını söyledi.
Turgay Avcı, rüşvet verenin de alanın da suçlu
olduğuna işaret ederek, yüzü kapalı konuşan kişinin
rüşvet söylemini "borç vermiştim" şekline çevirmesini
eleştirdi. Halkın ÖRP üzerinde oynanan oyunları gördüğünü
belirten Avcı, bir an önce bu kişinin ülkeye getirilmesi talebini
yineledi.
Avcı, rüşvet verdiği iddiasını yapan
kişiyi tanıyıp tanımadığı sorusuna
karşılık, bu kişiyle muhatap olmadığını
ama 8 ay önce bir grupla bir yemekte birlikte olduklarını söyledi.
"Ama o kişiyle bir yerde, mekanda bulunmadım ve bundan mutluluk
duyuyorum. Çünkü böyle yalancı ve iftiracı biriyle kimsenin
bulunmamasını da tercih ederdim" diyen Avcı, bu
kişinin geçmiş hükümetler döneminde, DP'nin iktidarları
döneminde arazi alıp almadığını araştırdıklarını
ve sonuçları yakında basınla paylaşacaklarını
bildirdi.
DP'ye eleştiriler... "Reform sözcüğünü
ağızlarına almasınlar"
Bir süre önce meclise erken seçim önergesi veren DP'nin Genel
Başkanı Serdar Denktaş'ın dünkü açıklamasını
da yanıtlayan Avcı, Denktaş'ın "reform yapmak için
hükümette yer almaya hazır olduklarını söylemesini" sert
dille eleştirdi.
DP'nin 13 yıl hükümette yer aldığını,
"reform" sözcüğünü ağzına almaması
gerektiğini belirten Avcı, DP'nin gelinen aşamada çaresiz
kaldığını ve hükümete girme çağrısı
yaptığını söyledi.
Avcı, DP'nin "kirlilikten" bahsettiğini ama bunun
"yüzü peçeli bir kişinin önce rüşvet, sonra haraç, sonra da borç
vermiştim yalanlarından" kaynaklandığını
belirterek, "Artık bunlara son verilecektir. Bir an önce o şahsın
tutuklanıp sorgulanması ve halkın aydınlanması
gerekir" dedi.
Hükümetleri döneminde hangi yatırım arazilerinin kimlere
verildiğinin açıklanacağını, bunun aynı
şekilde geçmiş hükümetlerin döneminde yapılanların da
açıklanacağını belirten Turgay Avcı, Kalkınma
Bankası'nın geçmiş dönem başkanının kendi
şirketi adına kredi aldığını, Fahri
Arabacıoğlu'nun da kredi alanlar arasında bulunduğunu
bildirdi.
Partinin yıpratılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan
Avcı, geçmişi de kapsayan bir araştırma komitesi kurulması
için Bakanlar Kurulu toplantısında öneri sunacağını
açıkladı. Avcı, bankaların verdiği kredilerin ve
dağıtılan arazilerin temiz toplum adına
açıklanması gerektiğini söyledi.
Avcı, ÖRP'nin 23 Nisan'da çekilişi yapılması
gereken piyangosunun 20 Temmuz'a ertelenmesinin nedenini ve ikramiyenin ne
olduğunu soran bir gazeteciyi yanıtlarken de, ikramiyenin bir araba
olduğunu, ertelemenin yeterince satış yapamamalarından
kaynaklandığını bildirdi.
KIBRIS 28/06/07
Büyükanıt'a 'diktatör' diyen Yunan gazeteciye ABD'den uyarı
ABD Dışişleri
Bakanlığı sözcülerinden Tom Casey, günlük basın
toplantısında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar
Büyükanıttan sürekli olarak "müstakbel diktatör" diye bahseden
Yunanlı gazeteciye, "başka ülkelerin üst düzey hükümet görevlilerine
gerekli saygı ve nezaketin gösterilmesi" uyarısında
bulundu.
Yunanistanda yayımlanan Eleftheros Typos
gazetesinin Washington muhabiri Lambros Papantoniounun, daha önce de birkaç
kez yaptığı gibi, Türkiye hakkında soru sorarken, Büyükanıt
ile ilgili kullandığı "müstakbel diktatör" ifadesi
üzerine Casey, "Her şeyden önce Bay Lambros, Amerikan hükümetinin
görüşü, diğer ülkelerin üst düzey hükümet yetkililerinden
bahsedenlerin uygun saygı ve nezaketi göstermesi gerektiği
yönündedir" dedi.
Casey, Lambrosun, sürekli olarak Orgeneral
Büyükanıt için aynı ifadeyi kullandığına işaret
etti ve "Kendisi (Büyükanıt) ülkesinin askeri lideridir. Hükümetiyle
işbirliği içinde çalışmaktadır. Ülkesindeki kurumlar
arası ilişkilere ilişkin görüşlerini ifade etmeyi,
Başbakan dahil olmak üzere Türk yetkililerine bırakıyorum"
diye konuştu.
Orgeneral Büyükanıtın, terör örgütü
PKKya karşı sınır ötesi operasyonun gerekliliği
yönündeki sözlerine ilişkin soru üzerine Casey, "PKKnın
Irakın kuzeyinde ve başka yerlerdeki faaliyetlerinden
endişeliyiz. PKK terörist bir grup. Biz de öyle görüyoruz. Türkiyeye,
Iraka ve ABDye tehdit oluşturuyor. Türkiye ve Irakın bu problem
üzerine beraber çalıştığını görmek istiyoruz. Bu
konuya en iyi çözümün, ülkeler arası işbirliğiyle ilerlemek
olacağına inanıyoruz. Herhangi bir tek taraflı askeri
harekatın çözüme yardımcı olacağını
düşünmüyoruz" ifadesini kullandı.
"BRYZA GÖLGE YAZARLIK YAPMIYOR"
Yunanlı gazeteci, Genelkurmay
Başkanlığının 27 Nisandaki basın
açıklamasının "ABD Dışişleri
Bakanlığının görevlilerinden Matt Bryza tarafından
kaleme alındığı" yönünde bir iddianın, bir Türk
köşe yazarı tarafından gündeme getirildiğini de ileri
sürdü. Casey, bunun üzerine, "Matt Bryza benim iyi bir
arkadaşımdır ve çok seçkin bir Amerikan diplomatıdır.
Pek çok yeteneğinin arasında, Türk hükümet yetkililerinin gölge
yazarlığı olduğundan haberim yok. Bu çok saçma bir haber ve
böyle bir şeyi burada söylemenize bile şaşırdım"
dedi.
Yunanlı gazetecinin Orgeneral
Büyükanıttan yine "müstakbel diktatör" diye bahsetmesi üzerine
Casey, "Başka ülkelerin üst düzey hükümet yetkilileri hakkında
konuşurken, sizin uygun gördüğünüz biçimde değil, resmi
sıfatlarını kullanırsanız memnun
olacağım" diye konuştu.
Yunanlı gazetecinin ısrarla, "bu
iddiayı ortaya atan gazetecinin saygın biri olduğunu"
söylemesi üzerine Casey, "Ben bu gazeteciyi de, yazdığı
gazeteyi de bilmiyorum. Ama sizi temin ederim ki Matt Bryza, yabancı
hükümet yetkililerine gölge yazarlık yapmıyor" ifadesini
kullandı.
MILLIYET 29/06/07
Temaslar devam etmeli
YARARLI BİR GÖRÜŞME OLDU... Cumhurbaşkanı Talat ile
görüşmesinin ardından KIBRIS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Süleyman Ergüçlü'nün sorularını yanıtlayan Finlandiya
Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva, AB ve BM üyesi olan
Finlandiya'nın, Kıbrıs konusunda ayrıntılı ve
sağlıklı bilgiye sahip olması gerektiğini söyleyerek,
bu tür temasların devam etmesi gerektiğini vurguladı. Kanerva,
Talat ile görüşmesinin çok yararlı geçtiğini söyledi
ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ; DOĞRUDAN TİCARET
TÜZÜĞÜ'NÜN GEÇİRİLMESİ... Cumhurbaşkanı Talat,
hedefi Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü olan Kıbrıs
Türkü'nün, öncelikli hedefinin Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün geçirilmesi
olduğunu söyledi. Talat, "İzolasyonlar kalkması bizim için
bir temel hedef değil, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda çözümü
kolaylaştıracak ve tabii ki Kıbrıs Türk halkının
yaşamını da kolaylaştıracak bir gelişmeler
bütünüdür" dedi
Finlandiya Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva,
Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Miletler (BM) üyesi olan
Finlandiya'nın, Kıbrıs konusunda ayrıntılı ve
sağlıklı bilgiye sahip olması gerektiğini söyledi.
Kanerva, dün öğleden sonra, Finlandiya'nın başkenti
Helsinki'de, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüştü. Bir
saati aşkın bir süre devam eden görüşmeye, Finlandiya'nın
Lefkoşa Büyükelçisi Pipponen de katıldı.
Finlandiya Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva
görüşmeden sonra, KIBRIS gazetesinin sorularını
yanıtladı. Kanerva şöyle konuştu: "Çok yararlı
bir görüşme oldu. Bu tür görüşmeler, Kıbrıs'taki durumla
ilgili değerli bilgiler almak için çok yararlı. Çok dostça ve samimi
bir görüşme yaptık ve Kıbrıs konusunda yeni bir
yaklaşımı öğrendik. Avrupa Birliği ve
Birleşmiş Milletler üyesi olan Finlandiya için bu değerli
bilgileri almak çok önemli ve bu tür yararlı temasların devam etmesi
gerektiğini düşünüyoruz. Kıbrıs konusunda iyi ve
sağlıklı bilgiye sahip olmamız gerekiyor ve neler
olacağını izleyeceğiz."
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, görüşme
sonrasında yaptığı açıklamada şunları
söyledi:
"İyi bir toplantı oldu. Uzun uzun Kıbrıs
sorununu anlatma imkanı bulduk. Daha önce de bildiğiniz gibi
Finlandiya Dışişleri eski Bakanı Erkki Tuomioja ile
görüştüm. Ona da anlatmıştık. Kıbrıs sorunu yanında,
Avrupa Birliği'nin yapması gerekenler, yaptıkları ve
yapamadıkları ile ilgili düşüncelerimizi ve izlenimlerimizi
ortaya koyduk. Finlandiya Dönem Başkanlığı yaptı,
kısa bir süre önce görevi devrettikleri için zaten bir birikimleri var.
Yine Finlandiya'nın 1963 dönemi ile ilgili deneyimleri var. Hatta 2005
yılına kadar Kıbrıs'ta asker bulundurdu Finlandiya.
Dolayısıyla Kıbrıs'la ilgili bir ülke ama Avrupa
Birliği üyesi. Avrupa Birliği olarak neler yapabilirler,
Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün önemi, Mali Yardım Tüzüğü'nün
uygulanmasındaki problemler. Bunları anlattık kendilerine. Bu
konularda epeyce soruları oldu. Bunları açıkladık. Çok
yararlı bir toplantı oldu. Bir de sürekli temas halinde olmamız
gerektiğini vurguladı. Soruları görüşleri
olabileceğini ve bunları paylaşmak istediğini
vurguladı. Biz de zaten bunun bizim arzumuz olduğunu ifade ettik.
Kısaca çok iyi, yararlı bir görüşme oldu."
"Öncelikli hedefimiz Doğrudan
Ticaret Tüzüğü'nün geçirilmesi"
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, hedefi Kıbrıs
sorununun bütünlüklü çözümü olan Kıbrıs Türkü'nün, öncelikli
hedefinin Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün geçirilmesi olduğunu
söyledi.
Talat, "İzolasyonlar kalkması bizim için bir temel hedef
değil, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda çözümü
kolaylaştıracak ve tabii ki Kıbrıs Türk halkının
yaşamını da kolaylaştıracak bir gelişmeler
bütünüdür" dedi.
Finlandiya'nın AB Dönem Başkanlığı döneminde
Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nü hayata geçirme konusunda ortaya
koyduğu çabayı hatırlatan Talat, artık dönem
başkanı olmayan Finlandiya'nın Kıbrıs konusuna çok
daha geniş bakabilecek pozisyonda bulunduğunu belirtti.
Kanerva'nın görüşmeyi çok bilgilendirici bulduğunu
kaydeden Talat, 1964'den 2005'e kadar BM Kıbrıs Barış
Gücü'nde asker bulunduran Finlandiya'nın Kıbrıs'a ilgisinin çok
eskilere dayandığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, görüşmede öğrenme
isteğini ortaya koyan Kanerva'ya Kıbrıs konusuyla ilgili
görüşlerini aktardıklarını ve Kıbrıs Rum
tarafının AB ile ilişkilerin çeşitli aşamalarında
takındığı tavrı yorumlayarak değerlendirdiklerini
söyledi.
Kanerva'yı 8 Temmuz süreci konusunda da bilgilendirdiklerini kaydeden
Talat, bakanın Kıbrıs sorununun çözümü konusunda
atılması gereken adımlarla ilgili sorusunu yanıtında,
Kıbrıs Türkü açısından neler olabileceğini ortaya
koyduklarını belirtti.
Talat, izolasyonların kaldırılmasının önemini
bir kez daha yineledikleri söyledi. Talat, şöyle devam etti:
"İzolasyonların kaldırılması bizim için
bir temel hedef değil, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda çözümü
kolaylaştıracak ve tabi ki Kıbrıs Türk halkının
yaşamını da kolaylaştıracak bir gelişmeler bütünü
olarak gördüğümüzü aktardık."
Talat, "Kıbrıs sorununun en karanlık günlerinde ve
Kıbrıs Türkleri'nin en zor günlerinde,
tarafsızlıklarıyla da göz dolduran faaliyet yürüttü Finlandiya.
İsveç de öyle. Dolayısıyla Finlandiya'nın yakın
dönemdeki ilgisi çok yeni, birdenbire ortaya çıkmış bir ilgi
değil. Onun bir devamı niteliğindedir" dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, görüşmede
karşılıklı olarak ortaya konan taleplerle ilgili bir soruyu
yanıtında, öncelikli taleplerinin Doğrudan Ticaret
Tüzüğü'nün geçirilmesi olduğunu söyledi. Tüzüğün hayata
geçirilmesinde Rum tarafından onay almanın mümkün
olmadığına dikkat çektiğini kaydeden Talat,
"Komisyonun da tavsiye ettiği gibi, tüzüğü,
ağırlıklı oy çokluğuyla geçirmeyi denemeleri
gerektiğini anlattık" dedi.
Bologna süreciyle ilgili taleplerini de dile getirdiklerini kaydeden
Talat, Kanerva'nın, 'olumlu sonuç çıkmamasının,
Kıbrıs Türkü'nü hayal kırıklığına
uğratmaması gerektiğini, üniversitelerin Avrupa'nın önde
gelen üniversiteleriyle yapacağı ikili anlaşmalarla sorunun
çözümlenebileceği' yönünde görüş belirttiğini söyledi.
Talat, "Üniversitelerimiz zaten bunu yapıyor. Bizim arzumuz
Bologna sürecine katılarak, bir defada bütün Avrupa üniversiteleriyle
birlikte denkliğimizi sağlamaktı" dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, "Görünen o ki, Finlandiya
Kıbrıs Türkleri'nin yaşadığı
sıkıntıları çözmek istiyor. Ama AB çerçevesinde bu konudaki
gücü ve yetkisi de sınırlıdır" şeklinde
konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, Kanerva'nın 8 Temmuz süreciyle
ilgili mesaj verip vermediği yönündeki soruyu yanıtında, "8
Temmuz sürecinin ilerlememesini isteyen yok. Herkes istiyor. O da mutlaka
istiyordur" dedi.
Rum tarafının 8 Temmuz sürecini, Kıbrıs Türkü gibi
kısa bir hazırlık aşaması olarak görmediğine
dikkat çeken Talat, "Kıbrıs sorununu törpüleme süreci olarak
görürseniz, bu sürecin ilerlemesini hem istemezsiniz, hem de
sağlamazsınız. Bugün yaşadığımız
sıkıntı bu" şeklinde konuştu.
Kıbrıslı Türkler ile Rumlar'ın hedeflerinin
farklı olduğunu kaydeden Talat, şöyle devam etti:
"Bizim hedefimiz Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü. Onların
çabası ise kendisine yöneltilen 'sorunu çöz' baskısından
kurtularak, sorunu AB zeminine kaydırmak ve bunu başaramazsa da
Türkiye'nin AB üyeliğini Kıbrıs sorununun çözümüne
endekslemek."
Cumhurbaşkanı Talat, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün
Portekiz dönem başkanlığında geçirilip,
geçirilmeyeceği konusunda umutlu olup, olmadığının
sorulması üzerine, "Umut bitmez. Umudun bittiği yerde,
başka umut başlar" dedi.
Güçlü olmasından dolayı Almanya'nın dönem
başkanlığında hayata geçirilmesi daha muhtemel tüzüğün
Portekiz'in başkanlığı sırasında kabul
edilmeyeceği anlamına gelmediğini kaydeden Talat, şöyle
devam etti:
"Portekiz yapamaz diye bir şey yok ama Almanya daha kolay
yapabilirdi. Top şimdi Portekiz'de. Bunun için çalışır
mı, çalışmaz mı bilemem. Henüz önceliklerini ortaya
koymadı. AB, gündemde olduğu sürece Doğrudan Ticaret
Tüzüğü'nü hayata geçireceğine inanıyorum"
Talat'ın diğer temasları
Cumhurbaşkanı Talat, dün sabah gittiği
Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de, ilk olarak Finlandiya
Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi ve Büyük Komite Üyesi
Kimmo Kiljunen ile parlamentoda öğle yemeğinde bir araya geldi.
Talat daha sonra Finlandiya Parlamentosu Dış
İlişkiler Komitesi Başkanı, eski Dışişleri
Bakanı Erkki Tuomioja ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dün öğleden sonra
çeşitli basın kuruluşlarıyla bir araya geldi. Talat, MTV
3'den Kalle Ville Lahtinen ile Helsingin Sanomat isimli günlük gazeteden Jukka
Huusko'ya röportaj verdi.
Cumhurbaşkanı Talat, dün akşam Türkiye'nin Helsinki
Büyükelçisi Reha Keskintepe'nin verdiği yemeğe katıldı.
Talat'ın bu akşam Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne dönmesi
bekleniyor.
KIBRIS
29/06/07
AP Yeşiller Grubu, Kıbrıs'a geliyor
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de temaslarda bulunacak
olan heyet, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul
edilecek.
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu 4-5 Temmuz'da
Kıbrıslı Türkler ile temaslarda bulunmak üzere Ada'ya gelecek.
Avrupa Parlamentosu Yeşiller grubu temaslarının ilk
gününde, Alman, Portekiz ve İtalyan Büyükelçilerinden brifing alacak.
Heyet aynı gün Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ve
Kıbrıslı Yeşillerle bir araya gelecek.
Heyet, ikinci günkü temaslarına ise Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Birleşmiş
Milletler Barış Gücü Misyon Şefi Michael Möller ile
gerçekleştireceği görüşme ile başlayacak.
Heyet daha sonra Ada'daki dini liderler ile buluşacak.
Avrupa parlamentosu Yeşiller grubu aynı gün, saat 11.00'de
ise Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek.
Görüşme bir buçuk saat olarak planlandı.
Öğle yemeğinde milletvekilleri Özdil Nami ve Hasan Taçoy ile
bir araya gelecek olan heyet, daha sonra Kuzey Kıbrıs'taki Avrupa
Birliği Koordinasyon Merkezi'ni ziyaret edecek.
Heyetin iki taraftaki gazeteciler ile buluşması da programda
yer alıyor.
Heyette Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Eş Başkan
Yardımcısı Monica Frassoni, Yeşilller Grubu üyesi Cem
Özdemi, Yeşiller Grubu Genel Sekreteri Vula Tsetsi ile grubun
dış ilişkilerinden sorumlu yetkililerinden Paolo Bergamaschi
bulunuyor.
Heyette ayrıca Almanya'dan bir bölge Yeşiller partisi
başkanının da yer alacağı belirtiliyor.
KIBRIS
29/06/07
Kıbrıs Türkü'nün AB'ye güveni gittikçe
düşüyor
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk
halkının AB'ye güveninin gittikçe düştüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Finlandiya Dışişleri
Bakanı İlkka Kanerva ile görüşmek ve çeşitli temaslarda
bulunmak üzere dün Finlandiya'nın başkenti Helsinki'ye gitti.
İsveç'in başkenti Stockholm'deki temaslarını
tamamlayarak Helsinki'ye geçen Cumhurbaşkanı Talat, temaslarına
saat 14.30'da Sosyal Demokrat Parlamenter Kimmo Kiljunen'le öğle
yemeğinde bir araya gelerek başladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat saat 15.30'da da Finlandiya
Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva ile görüştü.
Talat dün ayrıca Finlandiya'nın eski Dışişleri
Bakanı Erkki Tuomioja'yla bir araya geldi.
Finlandiyalı basın mensuplarıyla görüşmeler yapan
Talat, akşam da Türkiye'nin Finlandiya Büyükelçisi'nin verdiği
yemeğe katıldı.
Cumhurbaşkanı Talat önceki akşam da Türkiye'nin
İsveç Büyükelçisi'nin verdiği yemeğe katılmış ve
Stockholm'de görev yapan yabancı misyon şefleri, diplomatlar ve
basın mensuplarıyla bir araya gelmişti.
Talat, bu akşam KKTC'ye dönecek.
AB, Rumlardan bıkmak üzere
Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in davetlisi olarak
İsveç'in başkenti Stockholm'de iki günlük temaslarını AA'ya
değerlendiren Cumhurbaşkanı Talat, Avrupa Birliği
ülkelerinin Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz tutumundan
bıkmak üzere olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türk tarafının öncelikli gündeminin,
"Kıbrıs sorununun çözümü, Kıbrıs sorununun çözümünü
zorlamak için ise izolasyonların kaldırılması"
olduğunu belirten Talat, "Bunu birinci hedef olarak görüyorum.
İzolasyonların kaldırılması tabii ki Kıbrıs
sorununun çözümü yanında bugüne kadar Kıbrıs Türk
halkının yaşamını da kolaylaştırma
özelliği vardır. Bu bakımdan temel hedef olarak Kıbrıs
sorununun çözümünü almakla birlikte, izolasyonların
kaldırılması konusunda AB'nin üzerine düşeni yapması
gerekiyor. Bu konudaki taleplerimizi görüşmemiz sırasında Bildt
ile konuştuk" dedi.
Kıbrıs Türk halkının AB'ye güveni gittikçe
düşüyor
Talat, "AB ülkeleri çeşitli vesilelerle bu konuda söz
vermiştir. Ve AB'nin elinde çeşitli zamanlarda birçok fırsat
vardı ve halen vardır. İzolasyonların
kaldırılması konusunda Rum tarafını olumlu davranmaya
sevk edecek birçok imkân vardır. Bunların
kullanılmasını talep ettik. Kıbrıs Türk
halkının AB'ye güveninin gittikçe düşmekte olduğunu
anlattık" diye konuştu.
Talat, 8 Temmuz süreciyle ilgili olarak da bu sürecin Rum
tarafının elinde "oyalama sürecine dönüştüğünü"
söyledi.
Çözüm yeri BM
Kıbrıs sorununun çözüm yerinin BM olduğunu yineleyen
Talat, "Zaten AB'nin Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili
yapabileceği bir şey yok. Ne öyle bir kabiliyeti var AB'nin ne de
öyle bir niyeti. AB, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun
kaldırılması için çok şey yapabilir. Nitekim bunun sözünü
de vermiştir. Dolayısıyla bizim AB'den beklentimiz;
Kıbrıs sorununun çözümü için yapacağı katkının en
başta izolasyonları kaldırmak olacağını kavraması
gerekiyor. İkincisi AB, Rum tarafını çözüm konusunda teşvik
edebilir. Ama çözüm arenası dediğim gibi BM'dir" dedi.
AB, Rum tarafının gerçek niyetini biliyor
AB kurumlarıyla birlikte bütün AB ülkelerin, Kıbrıs Rum
tarafının, AB üyeliğini, Kıbrıslı Türklere ve
Türkiye'ye karşı kullanma eğiliminde olduğunun
farkında olduğunu belirten Talat, şunları söyledi:
"AB ülkeleri gün geçtikçe bundan bıkmakta ve
usanmaktadır. Hiçbir AB yetkilisi yoktur ki 'Hayır Rum tarafı
iyi niyetlidir, siz hatalısınız' desin. Tersine, 'Rum
tarafının niyetini biliyoruz, görüyoruz, anlıyoruz, ancak bu
konuda lütfen yardımcı olun. Yani aşamıyoruz Rum
tarafının engellemelerini' diyorlar. Bununla
karşılaşıyoruz."
AB buna ne kadar tahammül edecek
Kıbrıs Rum tarafının Avrupa ülkesi gibi
davranmadığını kaydeden Talat, bütün her şeyi kendi
çıkarlarına göre biçimlendirmeye
çalıştıklarını, AB'nin çıkarlarını ve
AB'nin kuruluş amaçlarını çarpıtmaya
çalıştıklarını belirterek, "Avrupa ülkeleri buna
ne kadar süre tahammül edecek? Bence uzun süre tahammül edemezler.
Kıbrıs AB'ye gireli daha üç yıl oldu. AB 33 yılda
karşılaştığı problemleri bu 3 yılda
yaşadı. Her gün yaşıyor, her olayda yaşıyor"
dedi.
İsveç ziyareti sırasında devlet başkanlarına
uygulanan protokolle ağırlanan Talat, buna ilişkin olarak da
şunları kaydetti:
"Çünkü biz, çözüm, barış istiyoruz. Barış
istediğimize göre bize yönelik davranışında da
barış isteyen bir politikacıya nasıl
davranılıyorsa öyle olması gerekiyor. Ve ben bunu KKTC
halkının barışçı ve Kıbrıs sorununu çözmek
isteyen tutumuna onay olarak görüyorum, yani olduğundan başka
anlamlar yüklemek istemiyorum. Ama bunu Kıbrıs Türk
halkının politik duruşuna bir onay, destek, belki bir
teşekkür olarak görüyorum."
Üniversiteler
KKTC'deki bütün üniversitelerin, Avrupa Yüksek Öğretim
Alanına (Bologna süreci) katılmak için girişimde
bulunduğunu belirten Talat, şöyle devam etti:
"Fakat Bologna sürecinin eğitim bakanları, 'bu
devletlerarası bir meseledir' deyip KKTC üniversitelerinin bu sürece
kurumsal olarak katılımlarına şimdilik yeşil
ışık yakmadı. Fakat dedi ki, 'Doğu Akdeniz
Üniversitesi ve diğer üniversiteler Avrupa üniversiteleri ile ikili
anlaşmalar yaparak, bu Bologna sürecinin getirilerini elde edebilir. Ve
tavsiye etti ki, KKTC üniversiteleri, Avrupa ile ikili anlaşmalar
yapsın. Bu konuda bir zorluk yok aslında. Tek zorluk Avrupa'da 700
küsur üniversitenin bulunuşudur. Yoksa KKTC üniversitelerini reddeden bir
durum yoktur. Bu karamsar bir karar değildir. Bu nihai karar da
değil, değişme ihtimali var. Bizim üniversitelerimiz bütün
Avrupa ülkelerinde kabul görüyor. Bir sorunumuz yok. Bizim üniversitelerimizin
diplomaları Avrupa ülkelerinde geçerli kabul ediliyor."
KIBRIS
29/06/07
AA
Güncelleme: 11:05 TSİ 30 Haziran 2007 Cumartesi
LEFKOŞE
- Tarım Bakanı Fotis Fotiu, yaptığı açıklamada,
Durum çok korkunç, diğer ülkelerden yardım almaya
çalışıyoruz dedi. Fotiu, yardım taleplerine
İtalyanın olumlu yanıt verdiğini kaydetti.
|
|
Adadaki BM güçlerinin de yangın söndürme
çalışmalarına katkıda bulunduğu, ayrıca
İngiliz üslerinin hava desteği sağladığı
kaydedildi.
|
|
Mevsim
ortalamalarının üzerindeki hava sıcaklıkları ve
rüzgarın da etkisiyle yayılan yangından ötürü bazı köyler
boşaltıldı.
DIŞ
ÜLKELERDEN YARDIM İSTENDİ... Güney Kıbrıs'ta Trodos
Dağları'nın Saida bölgesinde dün, 1995 yılında
Beşparmaklar'daki felaketi andıran büyük bir yangın
çıktı. Kısa zamanda büyüyerek çok geniş bir alana
yayılan yangının kontrol altına alınamaması
yüzünden Rum yönetimi dış ülkelerden yardım istedi... Rum haber
kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Rum yönetimi İtalya'dan
yangın söndürme helikopteri istedi. Çevreciler, Moni devlet ormanı
yanında çamlık bölgede çıkan ve kontrol altına
alınamayan büyük yangının ekolojik felakete neden olduğunu
bildirdi
Güney
Kıbrıs'ta Trodos Dağları'nın Saida bölgesinde dün,
1995 yılında Beşparmaklar'daki felaketi andıran büyük bir
yangın çıktı. Kısa zamanda büyüyerek çok geniş bir
alana yayılan yangının kontrol altına alınamaması
yüzünden Rum yönetimi dış ülkelerden yardım istedi...
Rum
haber kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Rum yönetimi İtalya'dan
yangın söndürme helikopteri istedi. Çevreciler, Moni devlet ormanı
yanında çamlık bölgede çıkan ve kontrol altına
alınamayan büyük yangının ekolojik felakete neden olduğunu
bildirdi..
Rum
tarım bakanı Fotis Fotiu, durumu çok korkunç" olarak
tanımladı.
Mevsim
normalleri üzerindeki sıcaklık Güney Kıbrıs'ta peş
peşe yangınlara neden oluyor. Limasol yakınlarında meydana
gelen ve zorlukla söndürülen yangının ardından dün de Trodos'ta
büyük bir yangın çıktı. Her geçen saat büyüyen yangın
kontrol altına alınamıyor.
"Moni
devlet ormanı"nın çamlık bölgesinde çıkan yangın,
köyleri de tehdit etmeye başladı.
Rum
devlet radyosu, yangının Pelendri köyüne
sıçradığını duyurdu. Rum yetkililer köyün tahliye
edilmesini istedi. Radyo, yangının Amiyantos ve Monyadi köylerine
yöneldiğini belirtti.
Filagra
bölgesinin alevlere teslim olduğu ifade edilirken, yangının
Maşera ormanına yayıldığı kaydedildi.
Bölgede
esen şiddetli rüzgar nedeniyle yangın söndürme çalışmalarının
güçleştiği ve İtalya'dan yangın söndürme helikopteri
istendiği haber veriliyor.
Korkunç
yangının yüksek gerilim hatlarında meydana gelen kısa
devreden çıktığı sanılıyor.
Başbakan
Soyer'den yardım teklifi
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, Güney Kıbrıs'taki Trodos dağlarında
devam eden yangın için Rum Yönetimi'ne yardım teklifinde bulundu.
Başbakan
Soyer, yangın için Birleşmiş Milletler Barış Gücü
nezdinde yardım amacıyla gerekli girişimleri
başlattıklarını açıkladı.
Limasol'un
Arakapa ve Sikopetra köyleri arasında önceki gün çıkan ve dün sabah
kontrol altına alındıktan sonra güçlü rüzgârın etkisiyle
öğleden sonra yüksek kesimlerde tekrar alevlenen yangından üzüntü
duyduklarını belirten Başbakan Soyer, "Ortak yurdumuzun
güzelliklerini korumak için hiçbir politik çıkar gözetmeksizin yardım
elimizi uzatmaya hazırız" dedi.
Başbakanlık
Basın ve Halkla İlişkiler Birimi'nden yapılan
açıklamaya göre, Başbakan Soyer açıklamasında, yardım
ellerinin havada kalmayacağını umduklarını söyledi
KIBRIS 30/06/07
Talat, İsveç ve Finlandiya ziyaretinden memnun
Talat,
BM sürecinde yaşanan tıkanıklıktan rahatsız olan ve
Kıbrıslı Türklerin yaşadığı izolasyonu
onaylamayan İsveç'in bunu Rum tarafına anlatacağına
inandığını da söyledi.
Talat,
İsveç ve Finlandiya ziyaretini izleyen TAK ve BRT muhabirlerine
yaptığı açıklamada, iki ülkenin kendisini davet ederken
Türk tarafının ne istediğini doğrudan öğrenmeyi ve Rum
tarafına "Kıbrıs sorununu sürüncemede tutmayınız,
çözüm için elinizden geleni yapınız" mesajı vermeyi
amaçladıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı
Talat, "Bizim için ne önemli? Neye ağırlık veriyoruz?
Sorunlar ve sıkıntılar ne? BM süreci niye ilerlemiyor? Niye
Doğrudan Ticaret Tüzüğü geçmiyor? AN'dan ne istiyoruz? Nedir bu
izolasyonlar? Bütün bunları sorgulamak istediler diye düşünüyorum"
dedi.
Derinlemesine
görüştük
Talat,
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ve Finlandiya
Dışişleri Bakanı İlkka Kanerva ile uzun uzun ve
derinlemesine konuştuğunu belirterek, temaslarının çok
faydalı geçtiğini söyledi.
Kıbrıs
sorununun başlangıcından beri Barış Gücü'nde asker
bulunduran iki ülkenin Kıbrıs'a ilgisinin yeni
olmadığına işaret eden Talat, AB'ın sorunlarından
birisi haline gelen Kıbrıs sorunuyla ilgilenmelerinin de doğal
olduğunu belirtti.
Tıkanıklıktan
memnun değiller
Cumhurbaşkanı
Talat, BM sürecinde yaşanan tıkanıklıktan rahatsız
olup Kıbrıslı Türklerin yaşadığı
sıkıntı ve izolasyonu onaylamayan İsveç'in, son zamanlarda
Kıbrıs'a ayrı bir ilgi gösterdiğini de söyledi.
Talat,
şöyle dedi:
"İsveç
ve Finlandiya'nın, diğer AB ülkelerinden de fazla konuyla
ilgileneceklerini ve Kıbrıs sorununun çözümünün AB içinde bir
gereklilik olduğunu hem AB üyesi ülkelere, hem de Rum tarafına
anlatacaklarına inanıyorum. Bu, kısa vadede belki sonuç
getirmez. Ancak orta vadede, hele Türkiye'nin AB sürecinin belli bir noktadan
hareketleneceğini düşünecek olursak, oldukça önemli hale
gelecektir."
Doğrudan
ticaret tüzüğü
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, iki ülkenin Doğrudan Ticaret Tüzüğü konusunda da
Kıbrıs'ı desteklediğini, desteklemeye de devam
edeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı
Talat, İsveç ile Finlandiya'nın AB sürecinde Türkiye'nin en büyük
destekçilerinden olduğuna da işaret etti. Talat, özellikle
İsveç'in hem Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini, hem de
bunun ayrılmaz bir parçası haline gelen Kıbrıs sorununun
çözümünü ve izolasyonların kaldırılmasını
savunduğunu ekledi.
KIBRIS 30/06/07
"AB de Kıbrıs konusunda
aktif olarak katkıda bulunmalı"
Finlandiya'nın
Ankara Büyükelçisi Maria Serenius, Avrupa Birliği'nin de Kıbrıs
konusunda aktif olarak katkıda bulunması gerektiğini söyledi.
Serenius,
Türkiye'nin AB'ye üyelik süreciyle ilgili çıkan olumsuz haberlerin,
Türkiye-AB ilişkilerine olumlu katkı
sağlamadığını da belirtti.
Büyükelçi
Serenius, gündemdeki konular, Türkiye-AB ilişkileri, Türkiye-Finlandiya
ilişkileri ve Ankara'daki hayatıyla ilgili AA'nın
sorularını yanıtladı.
Türkiye'de,
AB'ye üyelik süreciyle ilgili son 1,5 yıldır olumlu haberler
çıkmadığını belirten Büyükelçi Serenius, "Bazen
bu süreçle ilgili olumsuz haberler duyunca şaşırıyorum,
çünkü aynı zamanda bir çok olumlu şey de oluyor. Bu olumlu
şeyler, olumsuz şeylerin altında gömülü kalıyor. Bence bu
olumsuz haberler sarmalı, ilişkilerimizin geleceğine olumlu
katkı sağlamıyor. Bununla ilgili daha fazla şey
yapılması lazım" dedi.
Türkiye'nin
AB ile müzakere sürecinin devam ettiğine dikkati çeken Büyükelçi Serenius,
bu sürecin şu an bile, Türkiye'nin istikrarına ve refahına
olumlu etki yaptığını kaydetti.
Kıbrıs
konusunun AB sürecindeki en önemli konulardan biri olduğunun
hatırlatılarak, konunun Türkiye'nin AB üyeliğine etkisinin
sorulması üzerine Büyükelçi Serenius, "Dönem
başkanlığımızda Kıbrıs konusunda ufak da
olsa bir hareketlilik olmasına çalıştık. Ancak bu mümkün
olmadı, çünkü her iki taraf da bu konuda hareket etmeye hazır
değildi. Şu an konu elbette BM'de, ancak yine de çok da iyi ilerliyor
görünmüyor" dedi.
Türkiye
AB'ye üye olmadan önce Kıbrıs konusunda ilerleme olması
gerektiğinin açık olduğunu belirten Büyükelçi, "Türkiye,
Ankara Protokolünü imzaladığında tüm yeni AB üyesi ülkelerle
ilişkilerini normalleştirmeyi kabul etti. Bu (normalleşme)
Türkiye üye olmadan gerçekleştirilmeli" dedi.
Kıbrıs
konusunun çözümünde BM'nin doğru forum olduğunu kaydeden Serenius,
"Ancak AB de aktif olarak bu sürece katkıda bulunmalı" diye
konuştu.
Büyükelçi Serenius, Kıbrıs konusu çözülmeden Rum
kesiminin birliğe dahil olmasını nasıl
değerlendirdiğinin sorulması üzerine de, "Şu an
Kıbrıs bir AB ülkesi. Hepimiz bu gerçeği kabul etmek ve buna
göre ilerlemek zorundayız" dedi.
KIBRIS 30/06/07