KKTC görüşmeye kuşkulu bakıyor

KKTC Dışişleri Bakanı Avcı, Papadopulos’un Talat’la görüşmeyi kabul etmesinin, Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimleriyle bağlantılı olduğundan kuşkulandıklarını söyledi. Avcı, “Papadopulos’un niyeti iç politikaya oynamaksa, süreç çıkmaza girer” dedi.

Didem Tuncay

NTV-MSNBC

Güncelleme: 17:50 TSİ 01 Eylül 2007 Cumartesi

 

ANKARA - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Talat ile Papadopulos’un 5 Eylül’de yapacağı görüşmeye önem verdiklerini belirtti. 2008’in Şubat ayında Güney Kıbrıs’ta başkanlık seçimleri yapılacağını hatırlatan Avcı, Papadopulos’un uzun bir süreden sonra görüşmeyi kabul etmesine kuşkuyla yaklaştıklarını söyledi.

Avcı şunları söyledi: “5 Eylül’deki görüşmede eğer Rum yönetimi ciddiyse, niyeti adil, kapsamlı, eşit bir çözümse o zaman bu süreç devam edebilir. Ancak Papadopulos’un iç politikaya oynamak ve Rum halkına ‘İşte ben görüşüyorum, görüşeceğim’ deyip de bu süreci yıllara yayma niyeti varsa, bu her zamanki gibi Rum tarafının olumsuz tavrıyla çıkmaza girecektir.”

Çözüm konusunda umutlu olmadıklarını dile getiren Avcı, “Seçimlerden sonra da, pek bir şeyin değişeceğini zannetmiyorum” dedi.

Avrupa Birliği ülkeleriyle temaslarını yoğunlaştıracaklarını anlatan Avcı, Suriye’yle de çok önemli üst düzey görüşmeler gerçekleştirdiklerini, bunların sonuçlarının yakında görüleceğini kaydetti.

Avcı, Türkiye Jokey Kulübü’nün düzenlediği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Koşusu’na katılmak üzere geldiği Ankara’da resmi görüşme yapmadı. Bu yönde bir talepte bulunmadığını söyleyen Avcı, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’dan, hükümet güven oyu aldıktan sonra görüşmek için randevu istediklerini açıkladı.

Ban’dan Talat’a Kıbrıs mektubu

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un, Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’la gelecek hafta yapacağı görüşme öncesi, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a mektup gönderdiği bildirildi.

AA

Güncelleme: 12:12 TSI 01 Eylül 2007 Cumartesi

 

LEFKOŞA - Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, Talat’ın Papadopulos’la yapacağı görüşme arifesi BM Genel Sekreteri Ban’dan mektup aldığını yazdı. Ban’ın mektubunun, KKTC’ye Perşembe günü ulaştığı ve mektubun Cumhurbaşkanı Talat’ın kısa süre önce BM Genel Sekreteri’ne gönderdiği mektuba yanıt niteliği taşıdığı kaydedildi.

Gazeteye göre, BM Genel Sekreteri Ban, söz konusu mektupta, 8 Temmuz Anlaşmasına varılmasından 14 ay sonra hiçbir ilerleme kaydedilmemiş olmasından duyduğu hayal kırıklığı ve endişeyi dile getirdi, ancak Talat-Papadopulos görüşmesinin yapılması için uzlaşıya varılmasından duyduğu memnuniyeti de ifade etti.

Ban’ın mektubunda ayrıca, Talat’ı bu fırsatı bir prosedür başlaması ve bugünkü çıkmazın aşılması amacıyla değerlendirmesi konusunda cesaretlendirdiği belirtildi.

5 Eylül görüşmesi öncesi Kıbrıs Türk tarafında ve Rum tarafında çalışmalar sürüyor. KKTC Cumhurbaşkanı Talat görüşmeyle ilgili siyasi parti yetkilileriyle yaptığı çalışmaları dün tamamlarken, Rum lider Papadopulos pazartesi günü “Rum Ulusal Konseyini” toplantıya çağırdı.

Cumhurbaşkanı Talat, Papadopulos’la yapacağı görüşmeyle ilgili hazırlıkların yapıldığını, hazırlıklar tamamlandıktan sonra nasıl bir strateji izlenileceğine karar verileceğini söylemişti.

Talat, Kıbrıs’ta bütünlüklü çözüm hedefine varabilmek için bir formül oluşturacaklarını da belirtmişti.

Talat ve Papadopulos gelecek hafta Çarşamba günü, öğleden sonra, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’in rezidansında görüşecek.

BM’nin eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın siyasi işlerden sorumlu yardımcısı İbrahim Gambari’nin aracılığıyla 8 Temmuz 2006’da adada iki taraf arasında varılan ve “Gambari süreci” olarak bilinen mutabakatla Kıbrıs’ta insanların günlük hayatlarını etkileyen konuları görüşmek üzere teknik komitelerin kurulması ve buna paralel olarak Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konularda çalışma grupları oluşturulması öngörülüyordu.

Matsakis 'iki devletli çözüm' deyince...

01/09/2007 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Daha önce KKTC'ye yasadışı giriş yaparak dünyanın ilgisini toplamaya çalışan Avrupa Parlamentosu'ndaki Rum vekili Marios Matsakis'in, 'KKTC'nin tanınması ve Kıbrıs'ta iki devletli çözümden' söz etmesi Rum Kesimi'ni karıştırdı. Matsakis, Rum haber ajansına, AP'deki bir toplantıda şu görüşleri dile getirdiğini aktardı: "33 yıldır işgal varken hâlâ Kıbrıslı Türklere tecritten söz ediyorlar. Artık, çözüme dair tüm ihtimalleri görme zamanı geldi. Çözüm olacaksa, Kıbrıslı Türklerin 'Kuzey'in efendisi ve Güney'in ortağı' olacakları kötü bir iki toplumlu, iki kesimli federasyon olacaksa, iki devletli çözümü tercih ederim. Böyle bir çözüm, toprak düzenlemesi yapılarak, Türklerin de AB'ye üyelik için çalışması, askersizleştirme ve barış gücünün varlığıyla olmalı." Annan Planı tipi iki toplumlu, iki kesimli federasyondansa, iki devlet çözümünü tercih ettiğini söyleyen Matsakis, "Devekuşu gibi başımızı kuma gömmekten vazgeçme zamanı geldi. Bugün masadaki çözüm Annan Planı ve bize çok farklı bir çözüm önerileceği de sanılmasın."

Rum partiler sert bir dille kınadı
Bu sözler Rum partileri ayaklandırdı. Komünist AKEL, iki devletli çözümün 'intihar' anlamına geldiğini belirtip AB'de Matsakis'in inisiyatifinin benimsenmesi ihtimalini engellemek için tüm girişimlerde bulunacağını kaydetti. Papadopulos'un partisi DİSİ yayımladığı bildiriyle, açıklamaları 'hayretle' karşıladığını belirtip sert bir dille kınadı. Sosyal Demokratlar Hareketi EDEK de Matsakis'in sözlerini 'Kıbrıs Elenizminin tamamına zıt olan, kabul edilemez açıklama ve hareket" diye niteledi.

Kıbrıs'ta adım atın

“ARTIK LİMANLARI AÇIN"... Brüksel, AKP'den, başta Kıbrıs konusunda, birçok alanda önemli adımlar bekliyor. Türkiye'deki gelişmeler ve hükümetten beklentilere ilişkin bir önerge hazırlayan Avrupa Parlamentosu'nun en büyük beklentisinin, "seçimlerden güçlenerek çıkan Erdoğan hükümetinin, Kıbrıs konusunda adım atması ve limanlarını açması" olduğunu bildirdi

 "AB SÜRECİNDE YAVAŞLAMANIN NEDENİ, KIBRIS'TA ADIM ATILMAMASIDIR"... Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde son bir yılda yaşanan duraklamanın, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'den değil, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda adım atmamasından kaynaklandığı kanısında

"SEÇİMLERDEN ÖNCE ZOR"... Ruijten: İyi komşuluk ilişkilerine sahip olmak, yalnızca Türkiye için değil, AB için de yaşamsal önem taşıyor. Bu söylediğim özel olarak da Türkiye ve Kıbrıs için geçerli. Gelecek yıl Kıbrıs'ta cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Bu seçimlere kadar çok fazla bir ilerleme olacağını tahmin etmiyorum. Ancak bu seçimlerin ardından Türkiye ile Kıbrıs arasında uzlaşma çabalarının yeniden başlamasını gönülden arzu ediyorum

Brüksel, AKP Hükümeti'nden, başta Kıbrıs konusunda, birçok alanda önemli adımlar bekliyor. Avrupa Parlamentosu'nda, Türkiye'deki gelişmeler ve hükümetten beklentilere ilişkin bir önerge hazırlanmaya başlandı.

Deutsche Welle'nin haberine göre, Brüksel'in en büyük beklentisi, seçimlerden güçlenerek çıkan Erdoğan hükümetinin, Kıbrıs konusunda adım atması ve limanlarını açması.

Ankara ise politikalarını, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy'nin Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkan tutumunu dikkate alarak oluşturma eğiliminde. Sarkozy bu hafta başında yumuşama sinyali göstererek, 35 müzakere başlığından yalnızca beşinin açılmasına karşı olduğunu söyledi. Ancak bu beş başlığın tam üyelik için kritik önem taşıması Ankara'yı düşündürüyor.

Sorun Sarkozy değil Kıbrıs

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde son bir yılda yaşanan duraklamanın, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'den değil, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda adım atmamasından kaynaklandığı kanısında.

Oomen-Ruijten "Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin bir şeylere karşı çıkması gibi bir durum yok. Gerçek olan durum şu; Kıbrıs protokolü, Türkiye tarafından onaylanmış değil. Avrupa Birliği üyeleri, bir bütün olarak, ilk olarak bu protokolün gereklerinin yerine getirilmesi kararını aldılar. Evet, bir şeyler donduruldu. Ancak bu Cumhurbaşkanı Sarkozy yüzünden değil. Avrupa Birliği ve Türkiye arasında karşılıklı bir anlayışın sonucu olarak donduruldu. Beklentim, yeni seçilen Meclis ve hükümetin, verilen taahhüdün gereğini olabilecek en kısa sürede yerine getirmeleri" diyor.

İlerleme Raporu'na yansıyacak

Avrupa Parlamentosu raportörü, bu günlerde Türkiye konusunda Dışişleri Komisyonu'nda ele alınacak bir önerge üzerinde çalışıyor. Türkiye'deki son gelişmeler ve hükümetten beklentilerin yer alacağı ve gelecek ay ortasında oylanacak önerge, Avrupa Birliği Komisyonu'nun 2007 yılı Türkiye İlerleme Raporu'na da kaynaklık edecek.

Hollandalı Hıristiyan Demokrat parlamenter Oomen-Ruijten, yeni hükümetin 2005 yılında imzaladığı Kıbrıs protokolünü bir an önce onaylaması ve limanlarını açması beklentisini ifade ederken, şunları kaydediyor: "İyi komşuluk ilişkilerine sahip olmak, yalnızca Türkiye için değil, Avrupa Birliği için de yaşamsal önem taşıyor. Bu söylediğim özel olarak da Türkiye ve Kıbrıs için geçerli. Gelecek yıl Kıbrıs'ta Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Bu seçimlere kadar çok fazla bir ilerleme olacağını tahmin etmiyorum. Ancak bu seçimlerin ardından Türkiye ile Kıbrıs arasında uzlaşma çabalarının yeniden başlamasını gönülden arzu ediyorum."

Ordu ile uzlaşma beklentisi

Ria Oomen-Ruijten, yeni Türk hükümetinden reform sürecinde daha güçlü adımlar atmasını isterken, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığının yeni sürece olumlu katkıda bulunabileceğini söylüyor. Oomen-Ruijten, Gül'den beklentilerini şöyle dile getiriyor: "Öncelikle Cumhurbaşkanı Gül'e tebriklerimi iletmek istiyorum. Türkiye açısından çok önemli bir dönemde bu göreve seçilmiştir. Türkiye, Avrupa Birliği ile yeni bir ilişkiyle karşı karşıyadır. Cumhurbaşkanı Gül'ün, büyük siyasi deneyimiyle birlikte, tüm Türk yurttaşları arasında yeniden mutabakatı sağlamak için tüm çabasını göstereceğine eminim."

Avrupalı parlamenter, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin laiklik konusundaki hassasiyeti ve hükümetle yaşadığı gerilim konusunda da şunları kaydediyor: "Ordu açısından da, genel seçim sonuçlarının oldukça açık olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla ordu ve hükümet arasında uzlaşmanın da gelecek aylarda sağlanacağını düşünüyorum."

KIBRIS 01/09/07

 

İki devletli çözüm Annan planından iyi

Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) en büyük üçüncü grup olan Liberal Demokratlar, Kuzey Kıbrıs'ın tanınması seçeneğini tartışmaya açmaya hazırlanıyor.

BBC Türkçe servisinin sorularını yanıtlayan, Avrupa Parlamentosu üyelerinden, Kıbrıslı Rum milletvekili Marios Matsakis, "İki devletli çözüm, Annan planından iyidir" dedi.

"Dürüst olmalıyız. Federal çözüm diye Kıbrıs'ta kötü bir çözüme razı olamayız. Annan planı tüm Kıbrıs için felakettir. Çünkü insanlar evlerine dönemeyecek, dolaşım özgürlüğü olmayacak. Ada'daki Türk, Yunan ve İngiliz askeri varlığı devam edecek. Annan planı da masada olmaya devam edecek."

"Kıbrıslı Türklerin bu planda büyük değişiklikler yapılmasına izin vermeyeceklerini biliyoruz. Kıbrıslı Türkleri bizimle yaşamaya zorlayamayız. İki insanı zorla evlendiremezsiniz. Ben iki devletli çözüm ideal bir çözümdür demiyorum. Bunu savunmuyorum da. Sadece bu olasılığı dışlamamamız gerektiğini söylüyorum... İki devletli bir çözüm, çok sayıda Rum göçmenin geri dönüşüne izin vermeli ve ada askerden arındırılmalı. Böyle bir çözüm olursa, Kıbrıslı Türkler de üyelik için Avrupa Birliği üyeliğine başvurabilir. Kriterleri yerine getirirlerse üye olurlar."

Marios Matsakis, sadece Kıbrıslı Rumlara değil, Kıbrıslı Türkler ve Avrupalılara da mesaj vermek istediğini söylüyor.

"Bu mesajım aynı zamanda Avrupa Parlamentosu'ndaki Liberal milletvekillerine. Çünkü birçoğu Annan planının kabul edilmesi gerektiğini savunuyor. Türk tarafını sözde izolasyondan kurtarmak için onlara doğrudan ticaret yapma şansı verilmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu, işgal topraklarındaki yönetimi tanımak anlamına gelir.

Bu yüzden Avrupa parlamentosu milletvekilleri, iki devletli çözümü tartışmaya hazır olmalıdır. Ülkemde bazı milletvekilleri beni hain ilan ettiler. Kıbrıslı Türkler de bizimle birlikte yaşamak isteyip istemediklerine karar vermelidir. Avrupa Birliği'nin içinde mi olacaklar yoksa kendi yolları mı devam edecekler, bu onların bileceği iş."

İngiliz Milletvekili Davies: Çözümsüzlük süremez

Liberal gruptan İngiliz milletvekili Chris Davies ise Kıbrıs'taki çözümsüzlüğün artık devam edemeyeceğini söylüyor.

Avrupa Birliği'nin tam üyesi olan Kıbrıs'ın sadece Kıbrıslı Rumlar tarafından temsil edildiğini belirtip devam ediyor:

"Kıbrıslı Türkler de Avrupa Birliği vatandaşı... Ancak biz onların yönetimlerini tanımıyoruz ve onlara ticari yaptırımlar uyguluyoruz. Kıbrıslı Türklere nefes aldırmaya yönelik adımlar, Kıbrıslı Rumlar tarafından sürekli engelleniyor. Uzun zamandır devam eden bu sorun, Avrupa Birliği'nin, Brüksel'in koridorlarına taşınmış durumda.

Bundan bir çıkış yolu da yok gibi görünüyor. Biz bu kısır döngüyü kırmak, Kıbrıs'ı yeniden birleştirecek bir çözüme ulaşmak istiyoruz. Bu mümkün olmazsa, iki devletli çözüm fikrinin de dışlanmaması ve Türk devletinin tanınması yolunda bir çağrıda bulunmayı planlıyoruz.

Ancak bunun için önce Avrupa Parlamentosu'nun diğer üyelerini ikna etmeleri gerekiyor".

Davies bunu başarmak konusunda iyimser konuşuyor ve şunları ekliyor:

"Mevcut rahatsızlığın boyutlarına bakınca, diğer üyelerin ikna olmaması için bir neden yok. Bazı çevrelerden özellikle Yunanlı ve Kıbrıslı Rumların itirazları var. Liberal Demokrat grup yöneticileri bir tartışma belgesi hazırlayacak. Bu belgede, mevcut durum tahlil edilecek ve Avrupa toplumunun önüne konması gereken seçenekler sıralanacak. Bu seçenekler arasıda Kıbrıslı Türklerin devletinin tanınması da olacak.

Bu aşamada tartışmanın nasıl sonuçlanacağını kestirmek mümkün değil ama birçok Liberal milletvekili, radikal bir şey yapılmazsa tarafların pozisyonlarını terk etmeyeceğini ve sorunun daha yıllarca devam edeceğini düşünüyor. Biz birleşik bir Kıbrıs istiyoruz. AB'de tek bir ses duymak istiyoruz. Bu AB'nin de görüşüydü. Ama Annan planıyla ilgili oylamadan sonra Rumların her şeyi engellemeye çalıştığını görüyoruz.

Kıbrıslı Türklerin bağımsızlığını engellemeye çalışmalarını anlayabiliyoruz. Ama artık Rumları her girişimi engellemekten vazgeçme ve yeni adımlar atma zamanı geldi. Biz iki devletli çözümün daha geniş ölçekte tartışılmasının Rumları esnek davranmaya zorlayabileceğini düşünüyoruz".

Matsakis'e Güney Kıbrıs'ta tepki yağdı

Öte yandan AP'deki Rum milletvekili Marios Matsakis'in, Liberaller Grubu'nun "KKTC'yi tanıma ve Kıbrıs'ta iki devletli çözümü Kıbrıs sorunundaki resmi tutum olarak ileri götürmesine" destek vermesi, Güney Kıbrıs'ta büyük tepkiye neden oldu.

Rum basınındaki haberlere göre, Rum siyasi partileri, Matsakis'e veryansın etti.

AB'de içten içe var olan Kıbrıslı Türklerin tanınması eğilimlerinin, Avrupa Parlamentosu'nun 3'üncü gücü olan liberallerin bu tezi, Kıbrıs sorunundaki resmi tutum olarak belirlemesiyle ortaya çıkmaya başladığını yazan Alithia gazetesi, Kıbrıslı Türklerin ayrı tanınması yönünde adımlar atılmakta olduğuna dikkat çekti.

Gazete "Matsakis Yeni Yangınlar Çıkardı -Liberal Grubun Taksim ve İki Devletli Çözüm Fikrini Destekledi -Hükümet Yumuşak Tepki Gösterirken AKEL, DİSİ ve EDEK Kınadı" başlığıyla verdiği haberinde şunları yazdı:

"Avrupa Milletvekili Marios Matsakis, Liberaller'in parlamento grup toplantısında yaptığı, Kıbrıs'ta kötü bir iki toplumlu, iki kesimli federasyondansa, iki devletli çözümü tercih ettiği şeklindeki açıklamasıyla, yine yangınlar çıkardı. Kıbrıslı politikacı tarafından ilk kez bu şekilde yapılan bu açıklama siyasi partilerin yoğun tepkisine neden oldu. Çünkü özellikle yabancıların önünde söylendiğinde hangi tehlikeleri içerdiği anlaşılabilirdir. Yumuşak tepki yalnızca 'katılmıyoruz' demekle yetinen hükümetten geldi.

AKEL: İki devletli çözüm intihar

 

AKEL Basın Sözcüsü Andros Kiprianu; iki devletli çözüm yaklaşımının 'intihar demek' olduğunu söyledi. Kiprianu, AKEL'in Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu içerisinde, Matsakis'in inisiyatifinin benimsenmesi ihtimalini engellemek için gerekli bütün girişimlerde bulunacağını belirtti.

DİSİ, yayımladığı bildiriyle "hayret" belirtti ve Matsakis'in söylediklerini "sert" şekilde kınadı. Bildiride 'Bu tür görüşlerin Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs Cumhuriyeti'nin temsilcisi tarafından ortaya konulması, bu görüşleri çok daha tehlikeli ve kabul edilemez kılıyor' denildi. DİSİ, Matsakis'in savunduğu bu görüşlerin engellenmesi için bütün gücüyle çaba üstleneceğini ve çok geç olmadan "vatanın" yeniden birleştirilmesine bağlılığını sürdürdüğünü beyan etti.

EDEK de, Matsakis'in açıklamasını kınadı ve bunu "Kıbrıs Elenizmi'nin tamamına zıt olan, kabul edilemez açıklama ve hareketler" olarak niteledi.

KIBRIS 01/09/07

 

Soyer: Papadopulos, 5 Eylül'deki görüşmeyi büyük bir fırsata çevrilmelidir

CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un 5 Eylül'de yapacağı görüşmenin büyük bir fırsata çevrilmesi gerektiğini söyledi.

Soyer, iki liderin görüşmesinin, BM zemini ve parametreleriyle esas görüşmeleri başlatması sonucunu doğurmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 5 Eylül'de Rum lider Tasos Papadopulos'la yapacağı görüşme öncesinde meclisteki siyasi partilerle başlattığı görüşmeleri dün tamamladı. Daha önce UBP, DP, ÖRP ve TDP ile görüşen Talat, dün saat 10.30'da da CTP-BG Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer başkanlığındaki heyeti kabul etti.

Yaklaşık bir saat süren görüşmeyle ilgili Cumhurbaşkanı Talat açıklama yapmazken Başbakan Soyer, görüşme sonrasında gazetecilere değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

"Fırsata çevrilmeli"

Soyer, Cumhurbaşkanı'yla oldukça detaylı bir görüşme yaptıklarını belirterek, halka mesajlarını "5 Eylül buluşması hangi gerekçeyle başlıyor olsa da taraflar bu görüşmeyi büyük bir şansa çevirmelidir, büyük bir fırsata döndürmelidir" sözleriyle özetledi.

Başbakan Soyer, tarafların, gerekçelere saplanmadan, bu şansı Kıbrıs'a kalıcı, karşılıklı kabul edilebilir bir çözümün en erken bir zamanda gelmesinin önemli şansını yaratmak mecburiyetinde olduğunu kaydederek, barış güçlerinin, iki toplum liderine yardımcı olmasını istedi.

"Barış güçlerine çağrı"

Her iki taraftaki barış güçlerinin, iç siyasi hesaplar ve gaileler yerine iki tarafın liderine destek olarak, en erken

zamanda, 2008 sonuna kadar kalıcı ve kapsamlı bir çözümün Kıbrıs'a gelmesi için ellerinden gelen gayreti göstermeleri gerektiğini vurgulayan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs'ta çözümün hem Kıbrıslı Türklerin hem de Rumların ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Soyer, Kıbrıs'ta çözüm için Türkiye'nin, Yunanistan'ın ve AB'nin de yapıcı gelişmelere ihtiyacı olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:

"Biz yapıcı yaklaşıyoruz"

"Kıbrıslı Türkler olarak biz kendi halkımıza, Kıbrıs'a, Türkiye ve Yunanistan'a, dünyaya ve bölgeye olan borcumuz nedeniyle bu tarzda, bu sürece son derece yapıcı olarak yaklaşacağız. Kalıcı bir anlaşmanın bu topraklara gelmesi, acının bitmesi ve iki halkın barış ortamında, siyasal eşitlik temelinde, yeni bir anlayışla yeni bir ortaklık cumhuriyeti çerçevesinde çözümde yer alması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz; göstermemiz gerekir."

CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, 8 Temmuz sürecinin bir an evvel sonuçlandırılması gerektiğini ifade ederek, "Bunun için çok kısa sürede iki liderin Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm getirecek esas görüşmelerine bu sürecin yol açmasını sağlamamız gerektiği inancındayız. Bu bakımdan bu yapıcı anlayış ümit ederim Kıbrıs Rum tarafında da yer bulur" dedi.

Başbakan Soyer, liderlerin görüşmesinin, süratle BM zemininde ve parametrelerinde esas görüşmelere başlamaları sonucu doğurmasını dileyerek, şunları ifade etti:

"24 Nisan referandumundan sonra iki tarafın ilişkilerinin günlük yaşamda iyileştirilmesi ve bütün Kıbrıs'ın

ihtiyacı olan işbirliğinin tartışılması sürecinde özlü konuların da tartışılması düşüncesiyle şekillendirilen Gambari sürecinin çok erken zamanda başlaması, iki taraf arasında kopan pek çok ilişkinin yeniden başlaması ve insani konular başta olmak üzere hayatın bütün ihtiyaçlarına cevap veren süreçlerin yaşama geçmesinin de bu görüşme sürecinde muhakkak başarılması gerektiğine inanıyoruz.

Süratle iki liderin esas görüşmelere, BM zemininde ve parametrelerinde bir an evvel başlatmaları sonucunu doğurmasını diliyoruz. Yurt ve insan sevgisinin barışa inanan bütün insanların görevinin bu olduğu inancındayız."

KIBRIS 01/09/07

 

Soyer: İzolasyonlara rağmen yatırımlar sürüyor

İş dünyasındaki atılımların gelişmesiyle, sadece KKTC'de değil dış dünyada da rekabet imkanının yakalanacağını kaydeden Soyer, "Kalitede kendi bilgi gücümüz ve emeğimizle yarışarak daha büyük imzalara hep birlikte şahit olacağız" dedi.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Lefkoşa Sanayi Bölgesi'ndeki Con Kahve ve Kuruyemişleri İmalathanesi'nin açılışına katıldı.

Soyer açılışta yaptığı konuşmada, Con Kahve ve Kuruyemişleri'nin yeni imalathanesinin açılışında büyük bir sebat bulunduğunu söyledi. Soyer, tesisin inşa edildiği yerin daha önce harap halde olduğunu ancak şimdi son derece güzel bir yatırımla bu şekle getirildiğini belirtti.

Con Kahve ve Kuruyemişleri Direktörü Haluk Ruhi de, tesisin bu hale gelişinde emeği geçenlere teşekkür etti ve başarının sadece kendilerine değil çalışanlara ait olduğunu kaydetti.

KIBRIS 01/09/07

 

Talat’tan 5 Eylül öncesi ılımlı mesajlar

KKTC Cumhurbaşkanı, Rum lider Papadopulos’la yapacağı görüşmenin, Kıbrıs sorununun çözümü için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Bu arada BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Talat’ın görüşme talebine olumlu yanıt verdi.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 19:56 TSİ 01 Eylül 2007 Cumartesi

 

LEFKOŞA - Dünya Barış Günü nedeniyle İzmir Dikili’de düzenlenen şenliklere katılan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümünün temel hedefleri olduğunu söyledi.

 

Çarşamba günü Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile yapacağı görüşmeden umutlu olduğunu belirten Talat, “Ben elimden geleni yapacağım. İyi niyetle, önkoşulsuz gidiyoruz. En kısa zamanda çözümün yolunu açmak ve zemini hazırlamak için gidiyoruz.” dedi.

Talat, Rum tarafından da çözüm için adım atmasını beklediklerini vurguladı.

KKTC Dışişleri Bakanı Avcı ise, Papadopulos’un Talat’la görüşmeyi kabul etmesinin, Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimleriyle bağlantılı olduğundan kuşkulandıklarını söyledi. Avcı, “Papadopulos’un niyeti iç politikaya oynamaksa, süreç çıkmaza girer” dedi.

BAN VE TALAT EKİM’DE GÖRÜŞECEK
Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın görüşme talebine olumlu yanıt verdi. Görüşmenin, Ekim ayı ortalarında yapılması bekleniyor.

Görüşmenin yeri ve kesin tarihini, KKTC Cumhurbaşkanlığı ile BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel temsilcisi belirleyecek. Ban Ki-moon, Cumhurbaşkanı Talat’a gönderdiği cevap mektubunda, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin, 1 yılı aşkın süredir hiçbir ilerleme kaydedilmemiş olmasından duyduğu hayalkırıklığını dile getiriyor.

Bununla birlikte, 5 Eylül’de Talat ile Rum yönetimi lideri Papadopulos arasında yapılacak görüşmeden, umutlu olduğunu belirtiyor.

5 Eylül görüşmesi öncesi Kıbrıs Türk tarafında ve Rum tarafında çalışmalar sürüyor. KKTC Cumhurbaşkanı Talat görüşmeyle ilgili siyasi parti yetkilileriyle yaptığı çalışmaları dün tamamlarken, Rum lider Papadopulos pazartesi günü “Rum Ulusal Konseyini” toplantıya çağırdı.

Talat ve Papadopulos Çarşamba günü, öğleden sonra, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’in rezidansında görüşecek.

BM’nin eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın siyasi işlerden sorumlu yardımcısı İbrahim Gambari’nin aracılığıyla 8 Temmuz 2006’da adada iki taraf arasında varılan ve “Gambari süreci” olarak bilinen mutabakatla Kıbrıs’ta insanların günlük hayatlarını etkileyen konuları görüşmek üzere teknik komitelerin kurulması ve buna paralel olarak Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konularda çalışma grupları oluşturulması öngörülüyordu.

Gül'ün ilk yurtdışı gezisi KKTC olabilir


2 Eylül, 2007 10:22:00 (TSİ) CNN TURK

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk yurtdışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yapmayı planlıyor.

Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından çok sayıda devlet başkanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
 
Kuzey Kıbrıs ziyareti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la yapılan telefon görüşmesinde de gündeme geldi.
 
Kısa vadede yurtdışına seyahatin gündemde olmadığını belirten yetkililer ilk sırada KKTC'nin yer aldığını ifade ediyor, ancak kesin bir tarih vermiyor.
 
10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ı sadece bir kez Köşk'e davet etmiş, bu davette de Talat için devlet başkanı protokolünü tam olarak uygulamamıştı.

 

 

'KKTC 5 Eylül görüşmesinde iyi niyetli'


1 Eylül, 2007 18:41:00 (TSİ) CNN TURK

Gökhan Bozkurt / CNN TÜRK

Kıbrıs'ta taraflar uzun bir aranın ardından hafta başında bir araya geliyor. KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, hem Avrupa Birliği'ni hem de Rum yönetimini uyardı. Avcı, ''Eğer Kıbrıs'ta bir çözüm isteniyorsa, iki halkın eşitliği, iki bölgelilik ve siyasi eşitlik gözetilmeli'' dedi.

Kıbrıs'ta taraflar 5 Eylül'de bir araya geliyor. Rum lider Tasos Papadapulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat süreci gözden geçirecek.
 
KKKTC  Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, bu kritik görüşme öncesi CNN TÜRK'e konuştu.
 
Avcı, "Biz Kuzey Kıbrıs olarak görüşmeye iyi niyetle gidiyoruz. Herzaman bunu ortaya koyduk. Adil siyasi eşitliğe dayalı Türkiye'nin garantörlüğünde BM çatısı altında görüşmeye herzaman hazırız" dedi.
 
Turgay Avcı, Rum kesiminden iyi niyet görememekten ise şikayetçi: "2008 başkanlık seçimleri, bir iç siyaset hamlesi mi? Bana göre öyledir. Ama umut ediyoruz öyle değildir. Bizim beklentimiz görüşmelerin sürekli olması kapsamlı çözüm için bir süreç ortaya konması."
 
"Tek taraflı AB üyeliği hata"
 
Bakan Avcı, Rumların tek taraflı AB üyeliğinin hata olduğunu söyledi, bunun Rumların elini güçlendirdiğine dikkat çekti.
 
Rumların masaya gelmesi için Kuzey Kıbrıs'ın da elinin güçlenmesi gerektiğine vurgu yapan Avcı, bunun yolunun da ekonomisi güçlü ve yatırım yapan bir Kuzey Kıbrıs'tan geçtiğini anlattı.
 
"AB sözünü tutmamıştır" diyen Bakan Avcı, "Öncelikle bunu yerine getirmesi gerekir. Biz AB'den bunu bekliyoruz" dedi.
 
KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılması gerektiğini söyleyen Avcı, "AB Kıbrıs'ta çözüm istiyorsa Rum yönetimini baskı altına almalı" diye konuştu.
 
Avcı, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığının Kıbrıs açısından olumlu olduğuna da işaret etti ve "Türkiye'nin güçlü, istirkarlı olması KKTC'nin de güçlü olmasını sağlıyor" ifadesini kullandı.

 

'Bush PKK'yı koruyor'

 

 

ANKA

 

Amerikalı muhafazakarların gazetesi Conservative Voice, ABD Başkanı George Bush’un, Mukteda el Sadr’ın milislerine gösterdiği tepkiyi terör örgütü PKK için göstermeyerek PKK’yı bir çeşit koruduğunu yazdı.

Conservative Voice (Muhafazakar Ses) gazetesinde yayınlanan haberde, PKK’nın bir terör örgütü olduğu vurgulandı, İran Devrim muhafızları da Hitler’in Siyah gömlekli SS birliklerine benzetildi.

Bush’un, Mukteda el Sadr’ın milislerine gösterdiği tepkiyi terör örgütü PKK ve Devrim Muhafızlarına göstermediği vurgulanan haberde, aslında Sadr’ın Irak’ın bölünmesi engellemek istediği, PKK ve Devrim Muhafızlarının ise Irak’ı bölmek istediği değerlendirmesi yapıldı.

Haberde PKK’nın Kuzey Irak’tan ve Türkiye’den toprak alarak bir Kürt devleti kurmak, Devrim Muhafızlarının da Şii Irak’ın İran’a bağlanmasını sağlamak istediği ifade edildi.

PKK’nın Kuzey Irak’tan Türkiye’ye saldırılar yaptığını da hatırlatan gazete, PKK’nın Kuzey Irak ve Türkiye’den toprak alarak Büyük Kürdistan kurma hayali içinde olduğunu ve buna Kerkük’ü de dahil etmek istediğini yazdı.

Haberde, “Kaybeden PKK ve Devrim Muhafızlarının safı neden terk edilmiyor” diye soruldu.



Türkiye'nin PKK'lı teröristlerin üzerinde ele geçirildiğini belirttiği ABD çıkışlı silahlarla Amerikan ordusunun Irak güvenlik güçlerine verdiği bazı silahların aynı olduğu, ABD Savunma Bakanlığı(Pentagon) da kabul etti. Türkiye, yakalanan ya da öldürülen PKK'lı teröristlerin üzerindeki silahların, Amerikan yapımı olduğunun tespit edilmesinin ardından Washington'dan açıklama istemişti.  Sonunda bu durumu kabul eden Pentagon, konunun araştırılması için başmüfettişini önümüzdeki hafta Irak'a gönderme kararı aldı.

HURRIYET 02/09/07

 

3 kuşak Bodrumlu İngilizler


Siyasete pazar molası... Yıllar önce Bodrum'a 3 çocuklu bir İngiliz çift gelir. Unutulmaz bir tatil yaşarlar.
Son gece, baba Philip Price, kaldıkları otelin sahibine sorar:
"Buraya çok İngiliz turist geldiği halde ne otelinizde,ne de yörede bir İngiliz tarzı pub var... Neden bir pub açmazsın?"
Otelin sahibi ona; "Şurada sana yer vereyim. Gel sen pub aç" cevabını verir.
Philip Price, "mesleğinin mühendislik olduğunu" söyleyerek konuyu noktalar.
Son gece için eşiyle birlikte Bodrum barlar sokağına gider.

Gri şok
Aile İngiltere'ye döner.
Yağmur yağmakta, sert ve soğuk bir rüzgâr esmektedir.
Sanayi dumanlarıyla da büsbütün grileşen gök, kâbus gibi görünür.
Hele Bodrum'un tertemiz havası, pırıl pırıl lacivert suları, mavi göğü, yeşille kucaklaşan dantela gibi koylarından sonra...
O gece evde Philip Price, eşi Marilyn'le yeni bir yaşam tasarısını paylaşır:
"Bodrum'da kaldığımız otelin sahibinin önerisini düşünüyorum. Otelde bize bir yer verecekti, 'orada pub açabilirsin' demişti. Bodrum'a dönüp bunu yapalım diyorum.
Emekliye ayrılırım. Çocuklar da orada yetişirler."
Peki ya geride bırakacakları?..
Marilyn Price'ın babası Frank Hood, II. Dünya Savaşı'nda Alman uçaklarıyla çarpışmış eski bir pilot.
Uçağı 9 kez düşürülmüş, ama hepsinde de paraşütü zamanında açarak kurtulmuş.
Bodrum'a göçerken geride o yaşlı adamı ve eşini nasıl bırakacaklardı?..
Bu ciddi bir sorundu...
Gene de "Bodrum'da pub" düşüncelerini yaşlı anne ve babaya açarlar.
Alacakları olası bir tepki beklentisiyle endişelidirler.
Oysa... Bir bakarlar ki, eski pilot, maceraya dünden hazırdır.
Frank Hood, "Benim de emekli maaşım var. Annenizi alıp sizinle Bodrum'a geliyorum" cevabını verir.
Aile Bodrum /Gümbet'e yerleşir.
Philip Price, İngiliz tarzı ilk pub'ı açar.
Sonra... Turgutreis'te daha büyük bir pub işletmeye başlar.
Bu pub, Bodrum'un İngiltere fahri konsolosluğu gibi çalışır.
Bodrum'daki sorunu olan İngiliz turistlerin başvuru merkezidir artık...
Philip Price hepsinin yardımına koşar.
Zaman içinde esnafın, bürokratın, herkesin sevdiği bir dost olmuştur.
Ya eski pilot dede?
Onu bisikletiyle dolaşırken tanımıştım. Turgutreislilerin "Frank Amcası"ydı.
Neşeli, hayata iyimser bakan, keyifli bir dede...
Bisikletiyle turlarken, manavlar, midyeciler, simitçiler ikramda bulunuyorlardı "Frank Amca"larına...

Aile büyüyor
Philip Price, son yıllarda Bodrum Sağlık Vakfı'na katkıları da çalışmalarının merkezine koymuştu.
Ya çocukları?
Erkek çocuklardan Gareth, Bilkent'i bitirdi; bilgisayar mühendisi...
Stuart, Londra'da yaşıyor.
Kızları Janine ise Bodrum turizm sektöründe çalıştı.
Sonraları Bodrum'un simgesi Halikarnas Club'ın sahibi Süleyman Demir'le evlendi.
Harika bir çift oldular.
Birbirinden şeker 3 kızları var.
Önce Sophia doğdu... Sonra da ikizler; Alara ve Melissa...
.......................
Philip Price'ı ne yazık ki yitirdik.
Bu güzel ailenin oluşmasına uzanan ne de güzel bir karar vermişti.
Bodrum onu, o da Bodrum'u çok sevdi.
Dolu dolu ve güzel yaşadığı Bodrum'da bugün toprağa verilirken onun son yolculuğunda bulunacağız.
Üzerine ışık yağsın.

GUNERI CIVAOGLU MILLIYET 02/09/07

 

Talat, Ekim'de Ban ile görüşecek

KESİN TARİH ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA BELLİ OLUR... Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a mektup göndererek Ekim ayı ortalarında görüşmeye hazır olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Hasan Erçakıca, Talat-Ban görüşmesiyle ilgili kesin tarihin, önümüzdeki hafta, BM'nin Kıbrıs'taki yetkilileriyle yapılacak temaslarla saptanacağını söyledi

LİDERLERİN GÖRÜŞMESİNDEN MEMNUN... Erçakıca, Ban'ın, Talat'a Cumhurbaşkanı ile Papadopulos'un çarşamba günü görüşecek olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini kaydetti. Mektubu duyuran Politis gazetesi ise, Genel Sekreterin, 8 Temmuz Anlaşması'na varılmasından 14 ay sonra hiç bir ilerleme kaydedilmemiş olmasından duyduğu hayal kırıklığını aktardığını yazdı

Birleşmiş Millet Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a mektup gönderdi. Ban, bir süre önce kendisine mektup gönderen Talat'a gönderdiği cevabi mektubunda, Ekim ayı ortalarında Talat'la görüşmeye hazır olduğunu belirtti.

TAK muhabirinin, Rum basınında yer alan "Ban'ın Talat'a mektup gönderdiği" haberleriyle ilgili sorusunu yanıtlayan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Ban'ın Talat'a cevabi bir mektup gönderdiğini ve mektupta, Ekim ayı ortalarında Cumhurbaşkanı Talat'la görüşmeye hazır olduğunu belirttiğini kaydetti.

Talat-Ban görüşmesinin ne zaman gerçekleşeceğinin sorulması üzerine ise Erçakıca, Talat-Ban görüşmesiyle ilgili kesin tarihin, önümüzdeki hafta, BM'nin Kıbrıs'taki yetkilileriyle yapılacak temaslarla saptanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, BM genel Sekreteri Ban'ın, Talat'a gönderdiği mektupta, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un 5 Eylül Çarşamba günü görüşecek olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti de belirttiğini aktardı.

 

Politis: Mektup KKTC'ye perşembe günü ulaştı

Politis gazetesi, Ban'ın mektubunun, KKTC'ye Perşembe günü ulaştığını ve Cumhurbaşkanı Talat'ın kısa süre önce Ban'a gönderdiği mektuba yanıt niteliği taşıdığını belirtti.

Gazete, BM Genel Sekreteri'nin, söz konusu mektupta, 8 Temmuz Anlaşması'na varılmasından 14 ay sonra hiç bir ilerleme kaydedilmemiş olmasından duyduğu hayal kırıklığı ve endişeyi bir kez daha dile getirdiğini; fakat en azından şimdi, Papadopulos'un Talat'la görüşmesinin gerçekleştirilmesi konusunda uzlaşılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini yazdı, özetle şöyle devam etti:

"Ban ki Moon Kıbrıslı Türk lideri, bu fırsatı; bir prosedür başlaması ve bugünkü çıkmazın aşılması amacıyla değerlendirmesi konusunda cesaretlendirdi. Ancak Ban'ın 8 Temmuz Anlaşması'nın derhal hayata geçirilmesi gerektiğine işaret edip etmediği veya herhangi başka bir prosedüre olanak bırakıp bırakmadığı net değildir.

BM kaynakları, Kıbrıs'taki tarafların üzerinde uzlaşacakları herhangi bir prosedürü kabul edeceklerine ve ileri götüreceklerine işaret ediyorlar. Ancak şimdilik, iki liderin imzasını taşıyan tek anlaşma 8 Temmuz anlaşmasıdır.

BM kaynakları, KİPE'ye (Rum Haber Ajansı) iki taraf arasında istikrarlı çelişkiler ve görüş ayrılıkları saptanmakta olduğunu söylediler. Ancak aynı kaynaklar, farklı anlayış ve yorumlar bulunmasının, görüş ayrılıklarının dağıtılması ve 8 Temmuz prosedürünün uygulanmasında ilerleme sağlanması için, iki liderin 5 Eylül'deki görüşmesini özellikle önemli kıldığını vurguladılar."

Simerini gazetesinde yer alan haberde, Rum Yönetimi Sözcüsü Vasilis Palmas'ın KİPE'ye açıklamasında, Rum tarafının Talat-Papadopulos görüşmesinden gerçek bir ilerleme başarılması beklentisi içinde olduğunu söyledi ve "Olumlu sonuçlar yalnız Kıbrıs Rum tarafına bağlı değildir" diyerek herkesi; temkinli ve ihtiyatlı olmaya çağırdı.

Fileleftheros gazetesi, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının 5 Eylül'de gerçekleşecek Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat - Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos görüşmesine yoğun şekilde hazırlanmakta olduğunu; bu çerçevede Papadopulos'un Talat'la görüşmesi öncesinde Rum Ulusal Konseyi'ni 3 Eylül Pazartesi günü toplantıya çağırdığını hatırlattı.

Haberi "Talat ve Papadopulos Görüşmelerine Farklı Hedeflerle Hazırlanıyor - Tarafların Taktikleri Neler" başlıklarıyla veren gazete, Cumhurbaşkanı Talat'ın ise, İzmir-Dikili Belediye Başkanı Osman Güven'in daveti ile "Kıbrıs sorunundaki yeni taktiği görüşmek üzere" Türkiye'ye gittiğini ileri sürüdü ve özetle şunları kaydetti:

"Her iki taraf da, önümüzdeki Çarşamba günü gerçekleşecek görüşme sırasında ortaya koyacakları bütün olası senaryoları ve olası hareketleri değerlendirerek yoğun şekilde hazırlanıyor. Kıbrıs Rum tarafı düşük tonlarda hareket ederek, bu görüşmeden 8 Temmuz Anlaşması'nın hayata geçirilmesi yönünde bir sonuç çıkmasını kendisine stratejik hedef olarak belirledi. Kıbrıs Türk tarafı başarısızlığı yüklenmek istemiyor, ancak aynı zamanda da Anlaşma'nın hayata geçirilmesi yönündeki adımları kabul etmek istemiyor. Bu politika temelinde nasıl ileri gidileceği ise Çarşamba günü öğleden sonra ortaya çıkacak."

KIBRIS 02/09/07

 

Talat: 5 Eylül çözüm için önemli bir fırsat

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nün önemine uygun olarak Kıbrıs sorununun bir an önce çözümlenmesinin en büyük temennileri olduğunu ifade ederek, "Bunun için 5 Eylül önemli bir fırsattır" dedi.

Talat, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla İzmir'in Dikili Belediyesi'nin davetlisi olarak eşi Oya Talat ile birlikte gittiği ilçede, belediye başkanlığını ziyaret etti.

Kaldığı otelden Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven eşliğinde yürüyerek belediye binasına gelen Talat, yol boyunca vatandaşlarla sohbet etti, parklardaki ağaçları inceledi, Muammer Aksoy Parkı'ndaki iğde ağacının meyvesini yedi.

Talat, belediyeye gelişinde, Yunanistan'ın Midilli adasından 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlamaları çerçevesinde Dikili Belediyesi'nin davetlisi olarak ilçeye gelen Yunanistan vatandaşlarıyla İngilizce olarak kısa süreli sohbette bulundu.

Mehmet Ali Talat, Dikili Belediyesi'nde Anadolu Ajansı ve TRT'nin görüşme talebini olumlu karşılayarak, muhabirlerin sorularını yanıtladı.

5 Eylül'de Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos'la yapacağı görüşmeye ilişkin beklentilerinin sorulması üzerine Talat, görüşmede kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşmanın en büyük beklentileri olduğunu ifade etti.

Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesini istediklerini belirten Talat, "Bugün (dün) 1 Eylül Dünya Barış Günü. Elbette ki bugünün önemine uygun olarak Kıbrıs sorununun da bir an önce çözümlenmesi en büyük temennimiz. Ama tabii ki bu temenni ile olmuyor. Bizzat katkımızı yapmamız lazım. Bizzat sorunu çözmemiz lazım" dedi.

Talat, kendisinin sorunu çözme mevkisinde bulunduğunu, o sorumluluğu taşıdığının bilincinde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Biz Türk tarafı olarak Kıbrıs Rum tarafına elimizi uzun yıllardır uzatmış durumdayız. 2004 referandumundan beri Kıbrıs sorununun acil çözümü temel hedefimiz olmaya devam ediyor. Bunun için 5 Eylül önemli bir fırsattır. Bizim 2004 yılından beri yaptığımız, 'Bir araya gelelim, bu sorunu çözelim' çağrımıza, bir buluşmayla 8 Temmuz 2006'da yanıt almıştık. Bu ikinci yanıttır. Bu ikinci yanıtın 8 Temmuz'da olduğu gibi, Kıbrıs sorununun çözümünü uzun zamana yayan bir yaklaşıma yol açmaması dileğindeyim. Bir an önce bütünlüklü olarak ve kapsamlı olarak Kıbrıs sorununun çözümüne yol açmasını diliyorum ve bunun için ben elimden geleni yapacağım. İyi niyetle gidiyoruz, ön koşulsuz gidiyoruz. En kısa zamanda çözümün yolunu açmak için, zemini hazırlamak için gidiyoruz. Ben umutluyum."

Görüşmelerde Rum iç siyasetinin etkisi iddiaları

Cumhurbaşkanı Talat, 5 Eylül'de yapılacak görüşmeye Rum tarafının iç siyasetteki gelişmeler nedeniyle olumlu yanıt verdiği iddiaları hatırlatılarak, aynı iyi niyetin Papadopulos tarafından da taşınıp taşınmadığına ilişkin görüşünün sorulması üzerine, sebep ne olursa olsun sonuçta her şeyin bir vesileyle başladığını ifade etti.

Bu defa da çağrılarına, iddialara göre Güney Kıbrıs'taki iç politik nedenlerle yanıt verildiğini kaydeden Talat, şöyle devam etti:

"Ama olsun. Kıbrıs sorununu birçok uluslararası ve ulusal gelişmeler etkiliyor. Sadece ulusal değil, uluslararası gelişmeler de etkiliyor. Çünkü Kıbrıs sorunu uluslararası bir sorun haline geldi, istesek de istemesek de, kabul etsek de etmesek de. Sonuçta uluslararası bir sorunu dış faktörler ve iç faktörler etkiliyor. Bu görüşmenin olmasını da etkileyen sadece iç faktörler değildir. Aynı zamanda uluslararası faktörlerdir. Çünkü uluslararası alanda gerek Avrupa Birliği çerçevesinde gerek Birleşmiş Milletler çerçevesinde gerekse

dünyanın değişik ülkeleri ve uluslararası kuruluşları nezdinde Kıbrıs sorununun çözümü için iki liderin bir araya gelmesi baskısı, isteği, arzusu, cesaretlendirmesi, ne derseniz deyin uzun zamandır devam ediyor.

Dolayısıyla iç faktörler de dış faktörler de bu bir araya gelişi sağlamıştır. O nedenle nasıl bir araya geldiğimizi bir tarafa bırakıp, bunun meyvesini toplamaya çalışmak lazım. O yüzden ben umarım ki Kıbrıs Rum tarafı da bizim gibi bir an önce çözümü ve bu çözümün gerekliliğini kavrar veya kavramıştır ve sonuçta da iyi bir başarı elde ederiz."

Talat, ziyaretinin ardından Belediye Başkanı Osman Özgüven'le birlikte Belediye Kültür Evi'ne geçerek, burada ilçeyle ilgili brifing aldı.

KIBRIS 02/09/07

 

Avcı: KKTC, 5 Eylül görüşmesinde iyi niyetli

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un görüşmeyi kabul etmesinin seçimlerle bağlantılı olduğundan kuşkulanıldığını belirtti ve Papadopulos'un niyetinin iç politikaya oynamak olması halinde sürecin çıkmaza gireceğini vurguladı.

Turgay Avcı, Türkiye Jokey Kulübü'nün düzenlediği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Koşusu'na katılmak üzere Ankara'ya gitti.

Avcı'nın Ankara'da resmi görüşme yapmadığını belirten NTV, Avcı'nın, resmi görüşme talebinde bulunmadığını; TC Dışişleri Bakanı Ali Babacan'dan, hükümeti güven oyu aldıktan sonra görüşmek için randevu istediklerini açıkladığını duyurdu.

NTV'ye göre, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un 5 Eylül'de yapacağı görüşmeyle ilgili açıklamasında ise, görüşmeye önem verdiklerini belirtti.

2008'in Şubat ayında Güney Kıbrıs'ta başkanlık seçimleri yapılacağını hatırlatan Avcı, Papadopulos'un uzun bir süreden sonra görüşmeyi kabul etmesinin, seçimlerle bağlantılı olduğundan kuşkulandıklarını söyledi ve şunları kaydetti:

"5 Eylül'deki görüşmede eğer Rum Yönetimi ciddiyse; niyeti, adil, kapsamlı, eşit bir çözümse; o zaman bu süreç devam edebilir. Ancak Papadopulos'un iç politikaya oynamak ve Rum halkına 'İşte ben görüşüyorum, görüşeceğim' deyip de bu süreci yıllara yayma niyeti varsa; bu her zamanki gibi Rum tarafının olumsuz tavrıyla çıkmaza girecektir."

Çözüm konusunda umutlu olmadıklarını dile getiren Avcı, "Seçimlerden sonra da, pek bir şeyin değişeceğini zannetmiyorum" dedi.

Avrupa Birliği ülkeleriyle temaslarını yoğunlaştıracaklarını belirten Turgay Avcı, Suriye'yle de çok önemli üst düzey görüşmeler gerçekleştirdiklerini, bunların sonuçlarının yakında görüleceğini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, CNN TÜRK'e yaptığı açıklamada hem Avrupa Birliği'ni hem de Rum yönetimini uyardı. Avcı, ''Eğer Kıbrıs'ta bir çözüm isteniyorsa, iki halkın eşitliği, iki bölgelilik ve siyasi eşitlik gözetilmeli'' dedi.

Avcı, "Biz Kuzey Kıbrıs olarak görüşmeye iyi niyetle gidiyoruz. Her zaman bunu ortaya koyduk. Adil siyasi eşitliğe dayalı Türkiye'nin garantörlüğünde BM çatısı altında görüşmeye her zaman hazırız" dedi.

Turgay Avcı, Rum kesiminden iyi niyet görememekten ise şikayetçi: "2008 başkanlık seçimleri, bir iç siyaset hamlesi mi? Bana göre öyledir. Ama umut ediyoruz öyle değildir. Bizim beklentimiz görüşmelerin sürekli olması kapsamlı çözüm için bir süreç ortaya konması."

"Tek taraflı AB üyeliği hata"

Bakan Avcı, Rumların tek taraflı AB üyeliğinin hata olduğunu söyledi, bunun Rumların elini güçlendirdiğine dikkat çekti.

Rumların masaya gelmesi için Kuzey Kıbrıs'ın da elinin güçlenmesi gerektiğine vurgu yapan Avcı, bunun yolunun da ekonomisi güçlü ve yatırım yapan bir Kuzey Kıbrıs'tan geçtiğini anlattı.

" "AB sözünü tutmamıştır" diyen Bakan Avcı, "Öncelikle bunu yerine getirmesi gerekir. Biz AB'den bunu bekliyoruz" dedi.

KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılması gerektiğini söyleyen Avcı, "AB Kıbrıs'ta çözüm istiyorsa Rum yönetimini baskı altına almalı" diye konuştu.

Avcı, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığının Kıbrıs açısından olumlu olduğuna da işaret etti ve "Türkiye'nin güçlü, istikrarlı olması KKTC'nin de güçlü olmasını sağlıyor" ifadesini kullandı.

KIBRIS 02/09/07

 

5 Eylül'den beklenti yok

HER İKİ TOPLUM DA UMUTLU DEĞİL... Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde geçen yıl temmuz ayında gerçekleşen görüşmenin ardından, 5 Eylül'de ilk kez bir araya gelecek olan iki toplum liderinin görüşmesi iki toplumda da umuda yol açmadı. Görüşlerine başvurduğumuz Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar görüşmeyle ilgili herhangi bir beklenti içinde olmadıklarını belirttiler

LİDERLER ÖZGÜRCE HAREKET ETMİYOR... İki toplum liderinin kendi kararlarını özgürce alamadığına, dış faktörlerin baskıları doğrultusunda hareket ettiklerine ve görüşmenin güneyde gelecek yıl şubat ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin gölgesinde gerçekleşeceğine işaret eden Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, bu şartlar altında iki liderin görüşmesinin Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde herhangi bir gelişmeye imkan tanıyacak bir netice doğurmayacağı inancını dile getirdi.

Anıl IŞIK

Birleşmiş Milletler'in (BM) himayesinde geçen yıl temmuz ayında gerçekleşen görüşmenin ardından, 5 Eylül'de ilk kez bir araya gelecek olan iki toplum liderinin görüşmesinden Ne Kıbrıslı Türkler, ne de Kıbrıslı Rumlar, umutlu.

KIBRIS, hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos'un yarın gerçekleştirilecek görüşmesinden beklentilerini sordu.

Görüşlerine başvurduğumuz her iki toplumdan insanlar, görüşmeyle ilgili herhangi bir beklenti içinde olmadığını söyledi.

Hem Kıbrıslı Rumlar hem de Kıbrıslı Türkler, iki toplum liderinin kendi kararlarını özgürce alamadığına, dış faktörlerin baskıları doğrultusunda hareket ettiklerine ve görüşmenin güneyde gelecek yıl şubat ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin gölgesinde gerçekleşeceğine işaret ederek, bu şartlar altında iki liderin görüşmesinin Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde herhangi bir gelişmeye imkan tanıyacak bir netice doğurmayacağı inancını dile getirdi.

Görüş bildirenlerin büyük çoğunluğu, çözüm anahtarının Kıbrıslıların elinde değil, yabancı ülkelerin elinde olduğu görüşünü bildirirken, çok az bir kesim ise çözüm anahtarının Kıbrıslıların elinde olduğunu ve tarafların sorununu çözme iradesi göstermesi halinde çözüme ulaşılabileceğini ifade ettiler.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari huzurunda geçen yıl temmuz ayında bir araya gelerek, Kıbrıs sorunun kapsamlı müzakerelerine yardımcı olması hedefiyle 8 Temmuz anlaşması üzerinde mutabık kalmışlardı.

8 Temmuz süreci, Kıbrıs sorunun günlük konularını ve ayrıca özlü konularını ele alacak teknik komitelerin ve çalışma guruplarının oluşturulmasını öngörüyor.

Ancak, 8 Temmuz mutabakatının üzerinden bir yıl geçmesine ve iki toplum liderinin temsilcilerinin, Raşit Pertev ile Tasos Conis'in son 13 aydır yaptığı görüşmelere rağmen, özlü müzakerelerin başlamasına olanak tanıyacak hiçbir sonuca ulaşılamadı.

Konuyla ilgili görüşünü aldığımız Fatma Ergene, "Kıbrıs sorunun çözüleceğine dair hiç bir şeye inancım kalmadı. Tüm bu gelişmeler bir oyalama taktiği gibi geliyor bana. Kıbrıs sorunuyla ilgili haberleri bile takip etmek istemiyorum, çünkü yapılan tüm açıklamalar sözden ibaret. Olaylar bizim dışımızda gelişiyor. Bu ayki Talat-Papadopulos görüşmesini, Papadopulos'un bir seçim yatırımı olarak görüyorum. Umarım söylediklerimde ben haksız çıkarım ve olumlu bir takım gelişmeler yaşanır" dedi.

Güray Altun, "Görüşmeden ne ümidimiz olacak? Hiçbir ümidim yok. Başından beri inandıklarımın hayal olduğunu düşünüyorum. Söylenenler gerçek değil. 1963'ten beri hem Türk hem de Rum tarafı bizimle oynuyor. Bizi de oyunlarına alet ettiler. Ne söylenenlere ne de yapılanlara inanıyorum. Her iki tarafın da Kıbrıs sorununu çözmeye niyeti yok. Bu görüşme Papadopulos ve Talat'ın iç politikalarına yönelik bir gelişmedir. İki toplum da kandırılıyor" görüşünü bildirdi.

Talat Ermetal, "görüşmeden bir netice alınacağını tahmin etmiyorum. Talat, çözüm istiyor ve uzun zamandır Papadopulos'a görüşme için çağrıda bulunuyor. Papadopulos, Talat ile BM'nin baskıları sonucu görüşecek. Bu görüşme göstermelik bir görüşme ve bundan bir sonuç elde edileceğine inanmıyorum" dedi.

Güray Keçeci, "Hareketin bir zararı yoktur, oturup beklemekten daha iyidir. Barışı sağlamak ve çözüm bulmak insanların elindedir. Bazıları, 'Türkiye, ABD istemezse bir şey olmaz, bu görüşmeden bir şey çıkmaz diyorlar', bu görüşlere katılmıyorum. Eğer halk isterse çözüm olur. Ancak liderler arasında büyük bir güvensizlik var ve bu da halkı olumsuz etkiliyor. Bu güvenin oluşması için diyalog şart. Görüşmeden bir netice çıkacağına inanıyorum" diye konuştu.

Kamil Hür, "Beklenti diye bir şey yoktur. Kıbrıs'ta iki taraf, aldıkları direktifler doğrultusunda hareket ederler. İki cumhurbaşkanı bağımsız olarak görüşmüyorlar. Kıbrıs'a bağlı bir şey yok ki çözülsün. 3 garantör vardır ve onlar anlaşarak bu işi yürütüyorlar. Garantörlerin maskeli ustası da bu işleri yürütüyor. Tüm taraflar durumdan mutlu. Garantörler isterse bir değişiklik olabilir. Her zaman bir sürpriz yapabilirler" dedi.

Salih Bayraktar, "Yaşamaya bakın. Çevre temiz, henüz çok kirletilmemiş. Hava temiz. İklimimiz güzel. Dünyanın en güzel köşesinde yaşıyoruz. Derin derin düşünmeyin. Sevin, sevilin, mutlu olun" şeklinde konuştu.

Çimer Ergene, "Bana her şey çok ikiyüzlü geliyor. İki toplum liderlerinin de özgürce düşünüp hareket ettiklerine inanmıyorum. Hep iki toplumun da akıllı olup başka toplumların çıkarlarına alet olmaları gerektiğini düşünüyorum ama biz yuvarlanıp gitmeyi tercih ediyoruz, sanki tembelleşip bilgilerle yaşama lüksümüz varmış gibi" diye görüşlerini özetledi.

Görüşlerine başvurduğumuz Kıbrıslı Rumların çoğunluğu, ne isimlerini vermek istediler ne de görüntülerinin alınmasına izin verdiler.

İsmini vermekten kaçınan bir Kıbrıslı Rum, "Ben bu görüşme hakkında karamsarım. Talat'ın görüşmeyle ilgili ifade ettiği beklentilerinden dolayı. Talat, iki ayrı devlet istediğini söylüyor. Umarım bu görüşmenin sonunda tarafların iyi niyetlerini ortaya koyacağı bir sonuç çıkar. 8 Temmuz anlaşmasının uygulanması ve böylelikle Kıbrıs sorunun çözüm müzakerelerine yol açacak şartların oluşmasını ümit ediyorum" şeklinde konuştu.

Dükkanda çalışan bir Kıbrıslı Rum kadın ise, "Bu görüşmenin olumlu sonuç vermesi bize bağlı değildir, Amerikalılara bağlıdır. Ne Kıbrıs Rum tarafı, ne de Kıbrıs Tür tarafı Amerika'nın direktifleri dışında hareket edemiyorlar. Papadopulos ve Talat'a direktifleri Amerika veriyor. Amerika'nın çıkarları Yunan tarafında ise Yunanlılara yakın, Türk tarafında ise Türklere yakın hareket ediyor. Papadopulos ya da Talat'ın elinde yapabilecek hiçbir şey yok" diye konuştu.

Dükkan sahibi Panayiotis Sokratus, "Bu görüşmeden hiçbir şey beklemiyorum. Bu görüşme seçimlere bağlantılı bir görüşme. Bir netice çıkmasını beklemiyorum. Anahtar Türkiye'nin elindedir. Talat ile Papadopulos bir araya gelecekler, oturup konuşacaklar ama anlaşamayacaklar. Talat, Türkiye'den bağımsız olarak hareket edemiyor" dedi.

Adını vermekten çekinen bir başka Kıbrıslı Rum, "Papadopulos-Talat görüşmesinden bir sonuç alınamayacak. Bu görüşmede herhangi bir gelişme olmasını beklemiyorum. Papadopulos, seçimlerden dolayı Talat ile görüşme adımını attı. Görüşmede, 8 Temmuz sürecinin yeniden canlanmasını da beklemiyorum, bu süreç de bitmiştir" görüşünü bildirdi.

Serbest meslek sahibi bir Kıbrıslı Rum, "bu görüşmenin ardından Kıbrıs sorununda bir değişiklik olmayacak. Görüşmeden bir netice alınacağı konusunda ümitli değilim. 33 yıldır devam eden bir sorunun çözümlenmemesinden nasıl ümitli olabilirim? Çözümün iki toplumun elinde olduğuna inanıyorum, ancak bunun için Yunanistan, Türkiye ve diğer ülkeleri dışarıda bırakmamız gerekiyor" diye düşüncelerini özetledi.

KIBRIS 04/09/07

 

Talat, barış diledi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Bergama akropolü ziyaretinde, eşi Oya Talat ile birlikte adada barışın sağlanması için dilek ağacına bez bağladı.

Cumhurbaşkanı Talat, Bergama Belediye Meclis Salonu'nda düzenlenen konferansın ardından önceki gün bazilika ve akropolü ziyaret etti.

Akropoldeki Zeus Sunağı'nın temellerini inceleyen Talat, Bergama Müzesi'nde görevli Arkeolog Sevgi Soyaker'den, sunağın Bergama'dan kaçırılışıyla ilgili bilgi aldı.

Soyaker'in, Zeus Sunağı'nın, Dikili Limanı'ndan gemi ile kaçırıldığını belirtmesi üzerine Talat, "Dikili Belediye Başkanı suçlu. O izin vermemiş olsaydı Zeus Sunağı Almanya'ya kaçırılamazdı" dedi.

Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven de "Ben o zaman belediye başkanı olsaydım Zeus Sunağı'nın kaçırılmasına izin vermezdim" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Talat, akropolü gezerken bir ağacın üzerinin tamamen beyaz bezle kaplı olduğunu gördü.

Bunun dilek ağacı olduğunu öğrenen Talat, Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven'in verdiği bezi ağaca bağlayarak, adada barış dileğinde bulundu.

KIBRIS 04/09/07

 

Taraflar, 5 Eylül'e hazırlanıyor

Cumhurbaşkanı Talat, geçen hafta mecliste bulunan siyasi partilerin temsilcileriyle bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaparken, Papadopulos da dün Ulusal Konseyi topladı.

Kıbrıs Türk tarafı görüşme masasına kalıcı bir çözüm için kapsamlı müzakerelerin başlaması isteğiyle oturacak. Rum lider Tasos Papadopulos, Rum Ulusal Konseyi ile değerlendirme yapıyor.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen siyasi partiler ile geçen hafta görüşmeler yapmış ve fikir alış verişinde bulunmuştu.

Türk tarafı yarın yapılacak görüşmeye kalıcı bir çözüm için kapsamlı müzakerelerin başlaması gerektiği görüşü ile oturacak.

İki liderin uzun süre bir araya gelmemiş olmasından dolayı Türk tarafı görüşme masasında her şeyin konuşulması gerektiğini belirtiyor.

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, TRT'ye yaptığı açıklamada, AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın Rum tarafında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olduğunu duyurmasının hemen ardından Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un Türk tarafı ile görüşme talebinde bulunduğuna dikkat çekti.

Pertev, Papadopulos'un bu atağını bir taktik olarak niteledi ve "biz kalıcı bir çözüm için kapsamlı müzakerelerin başlaması isteği ile görüşme masasına oturacağız. İlelebet sürecek bir müzakere veya hazırlık istemiyoruz. Rum tarafı da nasıl bir çözüm istediğine karar vermeli" dedi.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ise, 5 Eylül Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapacağı görüşme öncesinde, Ulusal Konseyi topladı.

Papadopulos, saat 17:00'de başlayan Ulusal Konsey toplantısında konsey üyelerine, 5 Eylül görüşmesiyle ilgili bilgi verdi.

Rum Hükümet Sözcüsü Vasilis Palmas, iki liderin görüşmesiyle ilgili değerlendirmesinde "iyi niyet, irade ve ilerleme sağlanması ümidiyle" masaya oturacaklarını ifade etti...

Palmas, "İki toplumlu, iki bölgeli federal bir çözüm" politikasının tartışılmasının yersiz olduğunu da ifade etti ve Annan Planı'nın iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyona dayalı çözümü öngörmediğini, bunu savunanların yanlış değerlendirme yaptıklarını kaydetti.

KIBRIS 04/09/07

 

İki toplumlu, iki bölgeli federasyon yeniden taahhüt edilsin

Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapacağı görüşme öncesinde dün toplantıya çağırdığı Ulusal Konsey'in, iki toplumlu, iki bölgeli federasyonu yeniden taahhüt etmesini talep etti.

Rum basınında yer alan haberlere göre, bir anma etkinliğinde konuşan Hristofyas, Ulusal Konsey'in Avrupa hukuku, uluslararası hukuk, BM kararları ve doruk anlaşmalarına dayalı iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm için taahhüdünü yinelemesi gerektiğini söyledi.

Hristofyas "İki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm Kıbrıs'ı işgal ve kolonizasyondan kurtarabilir, temel hakları ve insan haklarını garanti altına alabilir. Bu çözüm Kıbrıs'ı, halkımızı, kurumları ve ekonomiyi yeniden birleştirebilir" şeklinde de konuştu.

Hristofyas açıklamasında önce Makarios, ardından ise Kiprianu döneminde kabul edilen iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm üzerinde kuşku yaratmaya çalışan düşüncelerin son günlerde dile getirildiğini belirterek, bu düşüncelerin Ulusal Konsey'de bulunan koalisyon partilerinin ileri gelenleri tarafından dile getirildiğine dikkat çekti.

"Taksim en yıkıcı çözüm..."

Sözü edilen "sözde net çözümlerin, kendi kendini kandırma tehlikesini teşkil ettiğini" söyleyen Hristofyas, bu tür sloganların, DİKO listesinden seçilen Avrupa Parlamentosu üyesi Marios Matsakis'in, "desteklemeye cüret ettiği" iki ayrı devletin yaratılmasına ve taksimin kalıcılaştırılmasına yol açacağını ifade etti. "Net çözüm acaba taksim mi?" sorusunu soran Hristofyas, kendilerinin taksimi sadece "kabul edilemez" olarak değil "olabilecek en kötü ve yıkıcı çözüm" olarak da gördüklerini belirtti.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ile Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında çarşamba günü gerçekleştirilecek olan görüşmeye de değinen Hristofyas, kendileri için görüşme konusunda olabilecek iyi gelişmenin, 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi, bir diğer deyişle teknik komiteler ve çalışma gruplarının çalışması ve iki lider arasındaki gündemi ve zemini hazırlaması olduğunu söyledi.

Hristofyas şu anda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, çalışma grupları ile teknik komiteler çalışmadan, koşulsuz olarak doğrudan müzakerelere gidilmesi isteğinin hayata geçirilmesine doğru gittiklerini belirtti.

KIBRIS 04/09/07

 

Lefkoşa fır hattının kontrolü İngilizlere bırakılıyor

"BELL" helikopterleri bir yana, Rum polis uçağının da bir süredir faaliyet dışı olduğunu kaydeden Tharros gazetesi, helikopterlerden birinin İsveç'te olduğunu belirtti.

Gazete, KKTC'nin ise Rum Yönetimi'nin çıplak olduğunu bilerek, araştırma ve kurtarma alanında "Lefkoşa FIR hattının" kontrol edilmesine karışması bakımından İngilizlere yönelik müdahalelerde bulunduğunu iddia etti.

Gazete, güvenli kaynaklardan edindiği bilgilere dayandırdığı haberinde, "Lefkoşa FIR hattındaki" arama ve kurtarma kontrolünü Rum hükümetiyle gerçekleştirilen bir anlaşmayla, yaklaşık 8 aydan beri İngiliz Üslerinin üstlendiğini kaydetti. Gazete bu durumun, helikopter ve uçak yetersizliğinden doğan zafiyet sebebiyle meydana geldiğini belirtti.

Habere göre uçuş unsurlarının eksikliğiyle ilgili sorun, Rum polisinin iki helikopterinin arızalanmasıyla ortaya çıktı. Gazete, MAHİ'nin bu konuyu geçen hafta baş sayfasından ifşa ettiğine; Rum hükümetinin ise konuyla ilgili olarak sesini hiç çıkarmadığına dikkat çekti.

Gazete, helikopterlerle ilgili arızayı Rum Polis Genel Müdürü Yakovos Papakostas'ın da doğruladığını; öte yandan Papakostas'ın sipariş edilen ve adaya hiç gelmeyen Rus helikopterleriyle ilgili olarak işe personel alındığını doğruladığını da ifade etti.

Gazete, herkesin helikopterlerin gelmeyeceğini biliyor olmasına rağmen, işe alınan söz konusu personele yüksek ücretler ödenmeye devam edildiğini de yazdı.

Gazete haberinde, uçuş unsurları eksikliğinin Rum Yönetimini zor durumda bıraktığını; Rum Yönetimi'nin bu durumdan dolayı, ayrıca Türkiye ve KKTC'nin olası müdahalesinden korkması yüzünden, "Lefkoşa FIR Hattı" içerisindeki arama ve kurtarma kontrolünün sorumluluğunu İngiliz Üslerine havale ettiğini kaydetti.

KKTC devrede

Gazete haberine şöyle devam etti:

"Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre "Lefkoşa FIR hattı" içerisinde meydana gelen herhangi bir olayda gözlemlenen her durumda, sahte devlet -hali hazırda arama ve kurtarma uçuş unsurlarıyla donanmış olan- tahsis ettiği araçları İngilizlerin hizmetine sunarak müdahalelere girişiyor. Bunlar ise sahte devletin olumlu izlenim yaratma ve dolaylı olarak siyasi tanınma sağlama çabalarıdır."

Öte yandan gazete, bir Rum hükümet yetkilisinden edindiği bilgilere dayanarak, Türkiye'nin KKTC'yle arasında bulunan "devletlerarası bir anlaşamaya" dayanarak, "Lefkoşa FIR hattındaki" arama ve kurtarma kontrolü sorumluluğunu üzerine almak için müdahalede bulunması tehlikesinin var olduğunu da öne sürdü.

KIBRIS 04/09/07

 

Talat-Papadopulos görüşmesi bugün


5 Eylül, 2007 00:00:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 8 Temmuz 2006'daki görüşmenin ardından, bugün öğleden sonra Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile bir araya gelecek.

BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki Misyon Şefi Michael Möller'in ara bölgedeki evinde saat 16.00'da başlayacak zirvede iki lider açık gündemle görüşecek.
 
Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerle geçen hafta görüşen Talat, dün Möller ile bir araya gelmişti.
 
Talat, dün gece de hükümet yetkilileriyle yeniden görüşerek Papadopulos ile yapacağı toplantıya ilişkin hazırlıklarını tamamladı.
 
Möller'in de katılacağı görüşmede Cumhurbaşkanı Talat'a Müsteşarı Raşit Pertev, Rum lider Papadopulos'a ise Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis eşlik edecek.
 
Görüşmenin açık gündemle yapılması planlanıyor
 
Görüşmeyi izleyecek basın mensupları için BM Kıbrıs Barış Gücü de düzenlemeler yaptı.
 
Basın mensuplarının en geç saat 15.30'da görüşme yerinde hazır olması istendi. Ara bölgeye geçişler 12.30'da başlayacak ve 15.30'a kadar sürecek.
 
KKTC Enformasyon Dairesi de görüşmeyi izlemek üzere önceden kayıt yaptıran basın mensuplarının, kimlik ve basın kartları ve kayıt yaptırdıkları araçlarıyla Metehan Sınır Kapısı'ndaki askeri geçiş noktasından ara bölgeye gidebileceklerini duyurdu.
 
Talat ve Papadopulos, en son, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari'nin adayı ziyaretinde 8 Temmuz 2006'da görüşmüştü.
 
Papadopulos ile yapacağı görüşmeden umutlu olduğunu söyleyen Talat, "5 Eylül’e umutla bakıyorum. Dünya Barış Günü’nden 5 gün sonra bir araya gelip Kıbrıs'ta barışı sağlayacak temel anlaşmayı yapmak üzere eğer ortak bir kanaate varabilirsek Kıbrıs sorununu çözmemek için ortada bir neden görmüyorum" demişti.
 
Rum siyasiler ümitsiz
 
Kıbrıs Rum siyasi liderlerinin, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos arasında yapılacak görüşmeye ilişkin fazla beklenti içerisinde olmadıkları bildirildi.
 
Ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) lideri Nikos Anastasiadis, Talat-Papadopulos görüşmesinin, "çıkmazın aşılması için yeni bir girişimin başlangıcı olmasını" diledi.
 
"Görev süresinin bitimine beş kala, özlü hazırlık olmadan ve açık gündemle görüşmeye karar veren" Papadopulos'u eleştiren DİSİ lideri, "(Rum) hükümet ortaklarının iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm konusunda devam eden tartışmalarının, Rum yönetiminin uluslararası güvenilirliğini yaraladığını, içte de karışıklığa neden olduğunu" söyledi.
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, Talat ile yapacağı görüşmeye değinirken, hedeflerinin 8 Temmuz sürecindeki çıkmazın aşılması ve uygulanmasında ilerleme kaydedilmesi olduğunu duyurdu.
 
"Çok dilek, az beklenti"
 
Rum basını da, görüşmeyle ilgili olarak, "Çok dilek, az beklenti" yorumunu yaptı.
 
Haberlerde, Talat ve Papadopulos'un, ilk görüşmelerinden tam 14 ay sonra ikinci görüşmelerini bugün, "pek çok dilek ve çok az beklenti içerisinde gerçekleştirecekleri" ifadesine yer verildi.
 
Türk tarafı kapsamlı çözüm için masada
 
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca ise Türk tarafının görüşmeye, kapsamlı müzakereleri başlatabilmek amacıyla gideceğini söyledi.
 
İlkeler Dizisinde çözümün çerçevesinin, "iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon" olarak belirlendiğini anımsatan Erçakıca, "Görüşmeye bu çerçevede, ivedi çözüm arayışımızı devam ettirmek; Kıbrıslı Türkler ile Rumların çıkarlarına hizmet edecek bir çözüm bulmanın yolunu açabilmek için gidiyoruz" dedi.
 
Kıbrıs'taki Türk ve Rum kayıplar

Öte yandan Kıbrıs'taki Türk ve Rum kayıpların bulunması için uzun süreden beri kazı ve kimlik tespit çalışmalarını sürdüren Kıbrıs Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi, kimlik tespiti tamamlanan yeni kayıp kalıntılarını ekim ayı başında ailelere teslim etmeyi planlıyor.
 
Bugüne kadar 19'ü Türk, 38'i de Rum olmak üzere toplam 57 kayıp kalıntısını, kimlik tespitlerinin ardından ailelerine teslim eden komite, toplu veya münferit kazılardan çıkarılan 320 kayba ait kalıntıları, antropoloji ve DNA testleriyle kimlik tespitinin ardından ailelere teslim edecek.
 
Komitedeki Türk Üye Gülden Plümer Küçük'ün verdiği bilgiye göre, kimlik tespitiyle ilgili çalışmaların tamamlanmasıyla ekim ayı başlarında bir grup kaybın kalıntılarının daha ailelerine teslim edilmesi planlanıyor.
 
Küçük, kimlik tespitinin zor ve zaman alan bir süreç olduğuna, her kayıp için yaklaşık 3 aylık teknik bir süreçle kimlik tespiti yapılabildiğine dikkat çekti.

 

 

Kıbrıs'ta son tango!


YILLARDAN beri alışılagelen görüntü, bugün tekrar gözler önüne serilecek... Kıbrıs Türk ve Rum liderleri -Mehmet Ali Talat ile Tasos Papadopulos- Lefkoşa'da ara bölgedeki BM özel temsilcisinin ikametgâhı önünde kameralara gülümseyerek ve birbirlerinin elini sıkarak poz verecekler. Daha sonra BM özel temsilcisinin eşliğinde, kapalı kapıların ardında görüşmelere başlayacaklar... Bu arada gazeteciler dışarıda heyecanla bekleyecekler. Ta ki iki lider çıkıp kendilerine bu ilk toplantı hakkında birkaç söz söyleyinceye kadar...
Bu işte yıllanmış gazetecilere "Biz bu filmi daha önce görmüştük" dedirten bu senaryoda acaba bu kez bir "yenilik" olacak mı? Yani daha açıkçası, bu zirveden doğru dürüst bir şey çıkacak mı?
Kimine göre, bu toplantının önemi, yapılabilmiş olmasıdır ve bu, yeni bir sürecin başlangıcıdır... Kimine göre ise, bu göstermelik, zoraki bir zirvedir ve bundan somut herhangi bir sonuç beklenmemelidir...
Eğer bugünkü toplantıda, geçen yıl temmuz ayında yapılan benzer zirvede alınan, fakat bir türlü yaşama geçirilemeyen görüşme sürecinin yeniden canlandırılması yönünde bir mutabakat sağlanırsa, bu dahi bir başarı sayılacaktır. Ama bu süreç, bir önceki gibi, tıkanıp kalır mı, bunu tahmin etmek imkânsız tabii...

Pozisyonlar aynı
Bugünkü toplantı olsa olsa bir "start" işareti verebilir. Ancak yeni -veya yenilenen- bir süreçten söz ediyorsak, bunun başarılı olması için, tarafların artık kemikleşmiş olan pozisyonlarını değiştirmesi gerekir ki, açıkçası bu da şu anda pek olası görünmüyor.
Karşılıklı pozisyonlar belli:
Türk tarafı, adadaki iki ayrı varlığı, "siyasi eşitlik esasına dayalı olarak, ortak bir devlet yapısı" içinde görmek istiyor. Türkler Annan Planı böyle bir çözüm öngördüğü için referandumda "evet" demişlerdi...
Rum tarafı ise, "iki kesimli, iki bölgeli federatif çözüm" ifadesini tekrarlayarak, Türk tarafının entegre olacağı "üniter bir devlet" tezini savunuyor. Rumlar da Annan Planı bu isteklerini karşılamadığı için referandumda "hayır" demişlerdi.
O gün bugün, pozisyonlar değişmedi, aksine sabitleşti ve hatta katılaştı.
"Birleşik bir Kıbrıs" idealiyle işe başlayan M. A. Talat bile, Papadopulos yönetiminin inatçı tavrı karşısında derin düş kırıklığına uğradı. Annan Planı'na "evet" diyen Türklerin çoğu, "birleşme" umudunu yitirmeye başladı...
Buna karşılık, Papadopulos başlangıç noktasındaki (yani pratikte Kıbrıs Türklerinin eşitliğini ve Türkiye'nin konumunu inkâr eden) pozisyonuna sımsıkı yapıştı. Rum halkının geniş bir kesimi de (yapılan anketlerin gösterdiği gibi) artık Türklerle birlikte yaşama arzusunu yitirdi...
Bugün varılan nokta bu.

Sihirli formül gerek!
Şimdi nasıl bir formül bulmalı ki, Türklerin "eşit şartlarla devlet ortaklığı" parametreleriyle, Rumların "federal sistem içinde üniter devlet" ölçütleri örtüşebilsin?
Günümüze dek diplomasi böyle sihirli bir formül bulamadı.
Bugünkü zirvenin bu kısır döngüyü kırıp kıramayacağını göreceğiz.
Eğer kıramazsa, "birleşik Kıbrıs" umudunun -ve hayalinin- büsbütün yok olması kaçınılmaz. Yani sonuç bugünkü statükonun ve bölünmenin pekişmesi olacaktır.
Bunu Rum kesiminde de görenler var. Geçen hafta Avrupa Parlamentosu üyesi Marios Matsakis'in Kıbrıs'ta "iki devlet" seçeneğini ortaya atan konuşması bunun yeni bir göstergesi.
Anlaşma olmazsa, olacağı budur.
Papadopulos bugün toplantıya giderken, bunun "son tango" -veya uzlaşmak için son fırsat- olacağını düşünürse, iyi eder...

SAMI KOHEN MILLIYET 05/09/07

 

Kıbrıs'ta bölünme yeni fırsatlar doğurur

Kıbrıs'ta 30 yıldır çözümün zemini olarak benimsenen federasyon modeli, bugün ihtilafın çözümsüz kalmasının başlıca nedeni. Adanın bölünmesiyse, taraflar arasında resmi tanımaya ve yapıcı işbirliğine imkân tanır

05/09/2007 RADIKAL

James Ker-Lindsay

Kosova'nın da gösterdiği gibi, bir ihtilafın en açık çözümü çoğunlukla kimsenin ortaya koymak istemediğidir. Göründüğü kadarıyla bu durum en çok Kıbrıs için geçerli. Avrupa Parlamentosu'nun, Türkiye ve Britanya karşıtı eylemleriyle tuhaf bir şöhret kazanan ateşli Kıbrıslı Rum milletvekili Marios Matsakis, meslektaşlarına yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorunuyla ilgili tartışmalarda yeni bir kapı açtı ve belki de taksimin, adada tek bölgeli, tek toplumlu bir federasyon kurmaktan (ki 30 yıldır çözümün zemini olarak benimsenmiş model bu) daha iyi bir seçenek olduğunu söyledi.

Statüko artık kabul edilir değil
Beklendiği gibi sözleri siyasi yelpazenin her tarafından sert eleştiriler aldı. Bu pek de şaşırtıcı değildi, zira tek bir Kıbrıslı Rum siyasetçi böyle bir şeyi dile getirmeye hiçbir zaman cesaret edememişti. Ne var ki meselenin aslı, Matsakis'in yorumlarının sıradan Kıbrıslı Rumların kafasında hiç de radikal olmaması. Özel sohbetlerde birçokları uzun zamandır adadaki iki toplumu tek bir çatı altında birleşmeye zorlamaktan ziyade iki devletin daha iyi olup olmayacağını sorguluyor. Bunu açıklarken de Kıbrıslı Rumların 40 yıldır kendi evlerinin efendisi olduğunu vurguluyorlar. Kendi kaderlerini tayin etme hakları varken, nüfusun yüzde 20'sinden azını oluşturan Kıbrıslı Türkler federal devletin idaresinde eşit pay sahibi olsunlar diye bu haklarından niye vazgeçmek istesinlerdi ki?
Daha beş yıl önce bu, statüko adına bir argümandı. Ancak statüko artık kabul edilebilir olmaktan çıktı. 2003'te yeşil hattın açılışından bu yana birçok Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs vatandaşı olmanın bütün nimetlerine (sözgelimi vergi ödememelerine, hatta Kıbrıs devletinin otoritesi ve meşruiyetini bile tanımamalarına rağmen AB içinde serbest dolaşım hakkına sahip olmaları) ulaşabilmesi karşısında giderek sinirleniyor ve rahatsızlık duyuyor. Bugün insanları ne tür bir çözüm istedikleri hususunda alenen ve artan bir şekilde sorgulamaya iten şey, işte bu düşünce. Hem sözleri hem eylemleri açısından iflah olmaz bir popülist olan Matsakis'in yorumları aslında Kıbrıslı Rumların kafasındakilerin çok daha gerçekçi bir yansıması; tabii birçok kurumlaşmış siyasi lider bunu kabul etmek istemeyecektir.
Elbette taksim derde hemen deva olmayacak veya meseleleri bir gecede çözmeyecek. Bir dizi çetrefilli meseleyi çözmek için müzakerelere ihtiyaç olacak. Başlangıç için, anlaşmada bir toprak karşılığı barış unsurunun olacağı neredeyse kesin. Bağımsızlık hakkı karşılığında Kıbrıslı Türkler şu an kontrol altında tuttukları toprakların bir kısmını vermek zorunda kalacak. (Genel düşünce, yüzde 37 oranındaki topraklarını yüzde 28 civarına çekmek ve kilit önemdeki Mağusa kentini geri vermek zorunda oldukları yönünde.)
Buna, on binlerce Kıbrıs Rum mülkünün Kıbrıs Türk devleti sınırları dahilinde kalacak olması sorunu eşlik ediyor. Bir tür adil tazminat sisteminin oluşturulması gerekecek. Alternatif olarak mülklerini yeni bir Kıbrıs Türk devleti altında elde tutmak isteyenler bunu yapma imkânına sahip olmalı.
Elbette bu müzakereler kolay geçmeyecek. Dedikleri gibi, şeytan ayrıntıda gizli. Ancak geçmişteki deneyimlere bakıldığında, resmi bir taksimin ayrıntılarının, tekrar birleşmenin ayrıntıları üzerinde uğraşmaktan daha kolay olduğu muhtemelen görülecek.
Bununla birlikte, ileriye bakıldığında taksimin ada için yeni fırsatlar çıkaracağı da kesin gibi. Resmi tanıma iki taraf arasında resmi bağlar kurulmasına yol açacak ve bu da geniş bir yelpazedeki başka konularda hükümetlerarası işbirliğine vesile olacak. Sözgelimi bu yaz mevsiminin de gösterdiği gibi, orman yangınları bölge için büyük bir felaket yarattı. Ortak bir yangın söndürme biriminin kurulması, bir anlaşmanın ilk adımı olarak ideal bir seçim. Sağlık hizmetleri yarar sağlanacak bir başka alan. Uzman tedavi sağlamanın maliyetleri, paylaşıldığı takdirde çok daha başa çıkılabilir hale gelecektir. Aynı zamanda eğer Kıbrıslı Türkler, beklendiği gibi AB'ye katılım için başvurursa, bu tür bir işbirliği daha da güçlenecektir.

İnatçı etnik çatışmanın ders kitabı
Nihayetinde tek bölgeli tek toplumlu bir federasyona dair argümanlar gücünü koruyor. Kıbrıs küçük bir yer -hele taksim edilmek bakımından epey küçük. Fakat Kosova'ya dair tartışmaların da gösterdiği gibi, farklı grupların tek devlet çatısı altında yaşaması kesinlikle tercih edilse de, onları bir araya getirmenin imkânsız göründüğü durumlar da mevcut.
Bu durumlarda onlara, gelecekte büyük olasılıkla sıkı ilişkiler kurmalarına imkân tanıyacak bir tarzda kendi yollarında gitme izni vermek daha iyi olmaz mı? İnatçı bir etnik çatışmanın ders kitabı niteliğindeki Kıbrıs'ta bu sorunun tam da bugün soruluyor olması bilhassa manidar. (3 Eylül 2007)

Liderler masada

"AÇIK GÜNDEM"LE GÖRÜŞECEKLER...En son, dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler'den sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari'nin adayı ziyaretinde 8 Temmuz 2006'da bir araya gelen Talat ile Papadopulos'un bugünkü görüşmesi merakla bekleniyor. Möller'in de katılacağı zirvede liderler "açık gündemle" masaya oturacak. Cumhurbaşkanı Talat'a Müsteşarı Raşit Pertev'in, Rum lider Papadopulos'a ise Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis'in eşlik etmesi bekleniyor. Türk tarafı, görüşmenin, kapsamlı çözüm müzakerelerinin önünü açması beklentisini taşıyor

MÖLLER, SON RÖTUŞLAR İÇİN TALAT'LA GÖRÜŞTÜ...Tarihi zirveye 1 gün kala, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la bugün yapacağı görüşme öncesinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefi Michael Möller ile zirvenin teknik detaylarını görüştü. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, "Bugünkü görüşmeye, ivedi çözüm arayışımızı devam ettirmek; Kıbrıslı Türkler ile Rumların çıkarlarına hizmet edecek bir çözüm bulmanın yolunu açabilmek için gidiyoruz" dedi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos arasındaki tarihi zirve bugün. En son 8 Temmuz 2006'da bir araya gelen iki lider, bir yılı aşkın sürenin sonunda bugün saat 16.00'da Birleşmiş Milletler(BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve adadaki Misyon Şefi Michael Möller'in ara bölgedeki evinde görüşecek.

Möller'in de katılacağı zirvede liderler "açık gündemle" masaya oturacak.

Görüşmede Cumhurbaşkanı Talat'a Müsteşarı Raşit Pertev'in, Rum lider Papadopulos'a ise Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis'in eşlik etmesi bekleniyor.

Talat ve Papadopulos, en son, dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler'den sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari'nin adayı ziyaretinde 8 Temmuz 2006'da görüşmüştü.

Türk tarafı görüşmenin, kapsamlı çözüm müzakerelerinin önünü açması beklentisini taşıyor.

Möller, Talat'ı ziyaret etti

Öte yandan dün, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la bugün yapacağı görüşme öncesinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefi Michael Möller ile zirvenin teknik detaylarını görüştü.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün sabah düzenlediği haftalık basın brifinginde bir soru üzerine, Möller'in dün sabah Cumhurbaşkanı Talat'a kısa bir ziyaret gerçekleştirdiğini açıkladı.

Erçakıca, ziyarette, bugün Möller'in evinde saat 16.00'da yapılacak Talat-Papadopulos görüşmesinin teknik detaylarının ele alındığını ve önceden yapılan çalışmanın teyit edildiğini kaydetti.

Bugünkü görüşmenin esnek, açık bir gündemle gerçekleştirileceğini belirten Erçakıca, Türk tarafının görüşmeye, kapsamlı müzakereleri başlatabilmek amacıyla gideceğini söyledi. Bu amacın 8 Temmuz'da liderler tarafından imzalanan anlaşmanın da başlıca hedefi olduğunu hatırlatan Erçakıca, bu anlaşmanın ilkelerinden birinde, "kapsamlı bir çözümün hem arzu edilir hem de mümkün olduğu ve daha fazla gecikmemesi gerektiğine" vurgu yapıldığını anımsattı. Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının bu ilkeye bağlılığını sürdürdüğünü anlattı.

İlkeler Dizisi'nde çözümün çerçevesinin, "iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon" olarak belirlendiğini anımsatan Erçakıca, "Bugünkü görüşmeye bu çerçevede, ivedi çözüm arayışımızı devam ettirmek; Kıbrıslı Türkler ile Rumların çıkarlarına hizmet edecek bir çözüm bulmanın yolunu açabilmek için gidiyoruz" şeklinde konuştu.

Erçakıca, Rum Ulusal Konseyi'nin önceki günkü toplantısından çıkan sonuçla ilgili bir soruya karşılık ise, konuyla ilgili henüz ayrıntılı bilgiye sahip olmadığını, ancak Rum tarafında federal çözüm konusundaki tartışmaları yakından izlediklerini belirtti. Erçakıca, "federal bir Kıbrıs Cumhuriyeti oluşturma arayışının anlamlı bir arayış olduğunu" vurguladı.

"Federal bir devlet başka federal devletlerde nasıl çalışıyorsa bizde de öyle çalışacak" diyen Erçakıca, bunun mümkün olan ve tarafların çıkarlarına hizmet edebilecek en iyi çözüm şekli olacağını yineledi.

Liderler zirvesini izleyecek gazeteciler için program açıklandı

Bu arada bugünkü zirveyi izleyecek basın mensupları için uygulanacak prosedür, Enformasyon Dairesi tarafından açıklandı.

Buna göre, görüşmeyi izlemek için daireye kayıt yaptıran basın mensupları, kimlik kartları ve kayıt yaptırdıkları araçlarıyla Metehan Sınır Kapısı'ndaki askeri geçiş noktasından ara bölgeye gidebilecekler.

BM'nin uygulaması nedeniyle geçişler 12.30'da başlayacak ve 15.30'a dek sürecek. Talat-Papadopulos görüşmesinin başlamasının ardından isteyen basın mensupları saat 16.15'ten itibaren yeniden ara bölgeye geçebilecek.

Enformasyon Dairesi açıklamasında, görüşmeyi izleyecek basın mensuplarının yanlarında basın kartlarını da bulundurması istendi.

Öte yandan BM Kıbrıs Barış Gücü'nden yapılan açıklamada da, benzer bilgilere yer verildi ve görüşmeyi izleyecek gazetecilerin basın kartlarıyla birlikte en geç saat 15.30'da görüşme yerinde olması gerektiği belirtildi.

Açıklamada, geçiş için kapıların 12.30'da açılıp 15.30'da kapanacağı ve saat 16.15'te yeniden açılacağı da bildirildi.

KIBRIS 05/09/07

 

Lefkoşa Belediyesi'ne büyük onur

Dünyanın en prestijli mimarlık ödülü olan "Ağa Han Mimarlık Ödülleri" bu yıl "Lefkoşa Master Planı" çerçevesinde Lefkoşa Türk Belediyesi'ne veriliyor. Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları bu büyük olayın LTB'nin tanınmışlığının en büyük ispatı olduğunu vurguladı.

Her iki yılda bir geleneksel olarak verilen ve dünyanın mimarlık alanında en prestijli ödülü olarak bilinen "Ağa Han Mimarlık Ödülleri" Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da sahiplerini buldu.

Lefkoşa Türk Belediyesi ve Lefkoşa Rum Belediyesi'nin ortak olarak yürüttüğü "Lefkoşa Master Planı" dünyadaki bir çok önemli eseri geride bırakarak ödül almaya hak kazandı.

Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da bulunan Petronas Kuleleri'nde üst düzey bürokratların katılımı ile gerçekleşen ödül töreninde LTB'nin ödülünü Asbaşkan Celal Cin Malezya Başbakanı Dato' Seri Abdullah Ahmad Badawi ve Ağa Han'ın elinden aldı. Ödül anında Lefkoşa İmar planı Türk sorumlusu Ali Güralp ve İmar Planının yaratıcısı Mustafa Akıncı da hazır bulundu.

Ödül töreninin en önemli siyasi vurgusu ise Eleni Mavru'nun ödülünü "Lefkoşa Rum Cemaat Temsilcisi" olarak alması oldu.

Lefkoşa Master Planı çerçevesinde, rehabilitasyon projeleri, kanalizasyon, ve restorasyon çalışmaları yapılıyor.

Ortak olarak yürütülen çalışmalar çerçevesinde özellikle Lefkoşa Surlariçi'nin tarihi dokusunun korunması amaçlanıyor.

"Ağa Han Ödülleri" Dünyadaki

en önemli mimarlık ödülü

Ağa Han Mimarlık Ödülleri, 1977 yılından beri Ağa Han tarafından İslam Kültürü'nün mimarlıktaki anlatımlarını anlamak ve değerlendirmek üzere veriliyor. Bunu gerçekleştirmek için modern mimari, sosyal yerleşme, kalkınma, restorasyon, yeniden kullanım ve bölge koruma, peyzaj ve çevreye ilişkin projeleri kapsayacak şekilde mükemmel mimari örneklerini bulma ve tanıma yolu izleniyor.

Seçim sürecinde insanların fiziksel, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarından başka kültürel ve manevi beklentilerini de sağlayan mimari örnekler üzerinde duruluyor. Yerel kaynakları ve uygun teknolojileri kullanan yapı programlarına ve projelere özel ilgi gösteriliyor.

3 yılda bir düzenlenen mimarlık ödülleri, Ağa Han'ın başkanlığındaki bir komite tarafından yönetiliyor. Toplam 500.000 $ değerindeki ödüllerle dünyanın en büyük mimarlık ödülleri her üç senede bir bağımsız bir jüri tarafından belirlenen tasarımlara veriliyor. 1977'den beri 8 dönem geçiren mimarlık ödülleri, dünyanın farklı bölgelerinde bulunan 7.000'den fazla yapı projesini içeren bir arşive sahip. Bugüne kadar 84 projeye ödül verildi.

Bulutoğluları: LTB'nin tanınmış

bir belediye olduğunun açık ispatı

LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları konu ile ilgili olarak Türkiye'nin en önemli haber kanallarından olan NTV'ye yaptığı açıklamada böylesine önemli LTB'ye verilmesinden duyduğu büyük mutluluğu dile getirdi.

Bulutoğluları, Lefkoşa Türk Belediyesi'nin tanınmış bir belediye olduğunu, verilen bu büyük onurun bunun en büyük ispatı olduğunu söyledi.

Lefkoşa Master Planı'nın uzun yıllardır yapılan bir çalışma olduğunu, kendisi döneminde de büyük bir kararlılıkla projeye eğildiklerini söylediği konuşmasında, hazırlanan yeni projelerle Lefkoşa Master Planı'nın geliştirilerek devam ettirileceğini söyledi.

KIBRIS 05/09/07

 

Rum yönetiminden müzakerelere tekrar başlanılması istenecek

Eylem ERAYDIN / LONDRA

Londra'da bulunan KKTC Cumhuriyet Meclisi milletvekilleri Kadri Fellahoğlu, Ahmet Barçın ve Teberrüken Uluçay, temaslarının altıncı günü olan dün temsilcilikte bir basın toplantısı düzenledi.

Teberrüken Uluçay, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın bu görüşmede müzakerelerin tekrar başlamasını talep edeceğini belirterek, "Bizim de arzumuz budur. Kabul edilmesi halinde 5 Eylül Kıbrıs Türkü için bir dönüm noktası olacaktır" dedi.

Toplantıda Londra temasları hakkında bilgi veren milletvekilleri, amaçlarının adadaki toplum ile İngiltere'de yaşayan Kıbrıs Türk toplumu arasında daha güçlü bağlar kurmak olduğunu ifade ettiler...

Londra'da bulundukları süre boyunca İngiltere Başbakanlık Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan, sivil toplum örgütlerinin yetkilileri, Türk okulları başkanları, Kıbrıslı Türk Belediye Meclis üyeleri ve Türk Futbol Federasyonu ile bir araya gelen heyet, görüşmelerde yaşanan sorunlar, öneriler ve çözüm yolları konusunda fikir alış verişinde bulunduklarını kaydettiler.

Toplantıda konuşan Kadri Fellahoğlu, bundan sonra iki toplum arasındaki ilişkilerin kuvvetlendirilmesi amacıyla sivil toplum örgütleri arasında işbirliği yapılacağını ve özellikle spor ve eğitim konusunda önemli çalışmalar yapacaklarını söyledi. Fellahoğlu, "Buradaki ve oradaki iki toplum arasında farklı görüşlerde olsa hepimiz Kıbrıs Türk halkının menfaati için ortak hareket etmeliyiz. Çözüm er ya da geç olacaktır. Bu konuda çalışmalıyız" dedi.

Kadri Fellahoğlu ayrıca Kıbrıs'ın bir bütün olarak AB'ye girdiğini söyleyerek, "Kuzey Kıbrıs'ın tek farkı, AB kurallarının bizde uygulanamamasıdır" şeklinde konuştu.

Bugünkü Talat-Papadopulos görüşmesinin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Fellahoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

"Her ne kadar Rum tarafı bu görüşmeyi seçimler için yapıyor olsa da biz iyi niyetliyiz ve bu görüşmenin çözüm yolunda ki müzakerelerin bir başlangıcı olarak değerlendiriyoruz."

Milletvekili Ahmet Barçın da konuşmasında Talat-Papadopulos görüşmesini adada barış, çözüm ve AB formlarının saptanması için önemli bir görüşme olduğunu ifade ederek, "CTP olarak biz her zaman bu konuda özverili davranacağız. Umutluyuz, kararlıyız ve önümüzde daha güzel günler göreceğiz" dedi.

Milletvekili Teberrüken Uluçay ise görüşmenin 8 Temmuz süreci tıkanıklıklarının saptanması ve çalışmaların devam etmesi için bir başlangıç noktası olduğunu ifade ederek, "Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat bu görüşmede müzakerelerin tekrar başlamasını talep edecek. Bizim de arzumuz budur. Kabul edilmesi halinde 5 Eylül Kıbrıs Türkü için bir dönüm noktası olacaktır" şeklinde düşüncelerini ifade etti.

Uluçay, ayrıca Yeşil Hat Tüzüğü'nün uygulamada olduğunu belirterek, "Mali yardım zor da olsa hayata geçti. Kuzey Kıbrıs'ta ofis açıldı ve çalışmalar son hızıyla devam ediyor. 259 milyon Euro'nun projeleri de uygulamaya girdi. Hatta 2 tarafın onayı ile 4 milyon Euro'su kayıpların aranması çalışmalarında harcandı. Ancak Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nde hâlâ sorun yaşıyoruz. AB'nin Almanya dönem başkanlığında bu konuda çok önemli çalışmalar yapmamıza ve Almanya'nın da bu konuda bize karşı olumlu yaklaşıma rağmen Rumlar tüzüğün geçmesini engelledi" şeklinde konuştu.

Şu andaki dönem başkanı Portekiz ile de bu konudaki çalışmaların devam ettiğini belirten Teberrüken Uluçay, "Doğru söylemek gerekirse, tüzük ile ilgili Portekiz'den pek de olumlu bir yanıt almadık. Bizim tek amacımız izolasyonların kaldırılması ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün uygulanmasıdır" dedi.

Milletvekili Kadri Fellahoğlu, gazetecilerin bir sorusunu "Bizim tanınmayı içeren bir siyasetimiz yok. Tanınma istemek bugüne kadar birçok sorunu da beraberinde getirdi, bundan sonra da devam edecektir. Bu durum dünyada kabul görmez, biz sadece çözüm istiyoruz" şeklinde cevapladı.

Özellikle spor ve eğitim alanında yaşanan izolasyonların insan haklarına aykırı olduğuna vurgu yapan milletvekilleri, futbol konusunda Kıbrıs Futbol Federasyonu'nun Kıbrıs Türk futbol takımlarına 1983 yılında önce nasıl davrandıysa, öyle davranması gerektiğini belirtti.

Fellahoğlu, her konuda Kıbrıs Cumhuriyeti'nden onay alınmasını isteyen diğer Avrupa ülkelerine, "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni, Kıbrıslı Türkleri temsil etmediği için kabul etmiyoruz" dedi.

"İğne ile kuyu kazıyoruz"

Toplantı da 30 yıllık Denktaş politikasını da eleştiren milletvekili Ahmet Barçın, "Kıbrıs Türk toplumu 30 yıllık Denktaş politikasını yıkarak referandum da evet oyunu kullanmıştır. Biz 30 yılda yapılan yanlışlıkları düzeltmek için, son 3 yıldır hükümet olarak çalışıyoruz. Yani iğne ile kuyu kazıyoruz" dedi.

Toplantıda son olarak İngiltere'de yaşayan Kıbrıs Türk toplumuna, "Siyasete giriniz, seçme ve seçilme hakkınızı kullanınız, oy veriniz ve Kıbrıs Türkü'nün sesinin İngiltere'de duyulmasını sağlayınız" mesajları verildi.

KIBRIS 05/09/07

 

Talat-Papadopulos zirvesi sonuçsuz

14 Ay aradan sonra Lefkoşa’da bir araya gelen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un görüşmesinden hiçbir somut sonuç çıkmadı.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 09:27 TSI 06 Eylül 2007 Perşembe

 

LEFKOŞA - Görüşmeden sonra liderler ortak bir açıklama yapmadı. Daha sonra cumhurbaşkanlığı ofisinde bir basın toplantısı düzenleyen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise Papadopulos’a 2 temel öneri sunduğunu ancak bunların reddedildiğini söyledi.

 

Talat, 2 ya da 2,5 ay içerisinde Kıbrıs sorununun ana konularının ele alınacağı 5 komite kurulmasından yana görüş bildirdi. KKTC Cumhurbaşkanı, komitelerin kuruluş hazırlık sürecinin hemen sonrasında kapsamlı müzakerelere başlanması ve kapsamlı çözüm için de 2008 yılını hedef gösterdi.

Tasos Papadopulos ise komitelerin kurulması konusundaki 2-2,5 aylık hazırlık sürecini reddetti. Papadopulos, Talat’ın önerisine karşılık, 3 komite kurulmasını, komitelerin zaman limiti olmadan çalışmasını ve liderlerin de gerektikçe bir araya gelmelerini önerdi.

TALAT’IN BASIN TOPLANTISI
Papadopulos’la, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilci Michael Möller’in ara bölgedeki ikametgahında 3 saatten fazla görüşen Talat, Kıbrıs sorununun çözüm sürecini hızlandırma ve zaman limiti getirme önerisinin Rum tarafınca kabul görmediğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’a, görüşmede, 2-2,5 aylık hazırlık görüşmesinin ardından tam teşekküllü müzakerelere geçilmesini, müzakerelerin başlamasıyla 2008 yılı sonuna kadar çözümü hedeflemeyi önerdiğini, ancak Rum tarafının zaman limiti kabul etmediğini bildirdi.

8 Temmuz sürecinin hızlandırılması ve disiplin altına alınmasını; bu hazırlığın 2 ay içinde yapılmasını, Kıbrıs sorununun ana konularının 5 komite tarafından ele alınmasını önerdiklerini ifade eden Talat, şunları söyledi:

“2-2.5 aylık hazırlıktan sonra liderlerin masa başına geçerek tam teşekküllü müzakerelerin başlatılmasını önerdik. Yani aslında 8 Temmuz sürecine bir düzenleme öngördük. Yani 8 Temmuz sürecini hızlandırma, disiplin altın alma ve sonuç alıcı hale getirme önerisi yaptık. Bu düşüncemiz ne yazık ki kabul görmedi. Sonuç olarak bu görüşmeden sonra bildiğiniz basın açıklaması yapıldı.”

Teknik komitelerin kurulması önerisini de yaptıklarını kaydeden Talat, “Kapsamlı müzakerelerin başlamasıyla 2008 yılı sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözülmesi, yani bütünlüklü çözüm hedefine ulaşılması önerisini yaptık” dedi.

Talat, hazırlık sürecinin hızlandırılması ve kapsamlı çözüme yönelik müzakerelerin başlatılması önerilerinin kabul görmediğini belirterek, “Kıbrıs Rum tarafı 14 ay önce anlaştığımız 8 Temmuz sürecini birkaç komiteyle başlatma önerisinde bulundu. Bu tabi tarihi 14 ay önceye taşımak demekti. Biz geçen zamanı da, bu kıymetli zamanı da değerlendirerek hızlandırmak istedik. Hızlandırma ve zaman limiti getirme, yani 2-2.5 ay hazırlık süreci Rum tarafınca kabul görmedi. Mesele bu kadardır. Bunun dışında bir şey yoktur” diye konuştu.

Rum tarafının zaman limiti kabul etmediğini dile getiren Talat, “Zaman limiti kabul etmiyorlar, ne kadar giderse” ifadesini kullandı.

Talat, Kıbrıs Rum tarafının kapsamlı bir çözümü, Kıbrıs Türk tarafı kadar istemediğini kaydetti. Rum tarafının bütünlüklü çözüme yol açacak kapsamlı müzakerelere hazırlığının olmadığını dile getiren Talat, çözümün herkes için gerekli olduğunu vurguladı.

Sorunun çözümünün çok gerekli olduğunu belirten Talat, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar için yararlı olacak bir süreci başlatmak istediklerini söyledi.

Talat, bir soru üzerine, “Görüşür müyüz, görüşmez miyiz zaman belirlemedik” dedi.

PAPADOPULOS: TEMASLAR SÜRECEK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşmesinin ardından Rum Başkanlık Köşkü’ne dönüşünde basına açıklama yapan Papadopulos ise “Bu görüşme, 8 Temmuz prosedürüne yardımcı olmamızı hedefleyen bir görüşmeydi” dedi. Papadopulos, özetle şunları söyledi:

“Yalnızca, ana gündem konusu olan 8 Temmuz prosedürünü görüştük. Biz, anlaşmanın derhal ve şartsız şekilde hayata geçirilmesinde ısrar ettik. Çünkü 8 Temmuz’un Kıbrıs sorununa, yeni bir zemin üzerinde kapsamlı çözüm bulunmasını olumlu şekilde ileri götürebilecek bir prosedür olduğunu düşünüyoruz. Önerilerimizin özlü görüşmeleri ve Kıbrıs sorununun çözümünü gündeme getirecek zamanı oldukça kısaltacağına inanıyoruz. Rum tarafı olarak, Gambari prosedürünün de kesin şekilde öngördüğü gibi, iki toplum liderinin komisyonlar aracılığıyla varılacak ilerleme noktalarını periyodik olarak görüşmeleri ve komisyonların işaret edecekleri anlaşmazlık noktalarını müzakere etmeleri şartıyla komisyonların ciddi bir ön hazırlık yapması gereği üzerinde çok ısrar ettik.”

‘TALAT GAMBARİ SÜRECİNDE DEĞİŞİKLİK İSTEDİ’
Cumhurbaşkanı Talat’ın görüşmede, Gambari sürecinde değişiklik istediğini ve görüşmelerin teknik düzeyde sınırlandırılmasını talep ettiğini belirten Papadopulos, bunun prosedürü hızlandırmayacağı görüşünü savundu.

Görüşmenin yapıcı bir ortamda gerçekleştiğini dile getiren Papadopulos, “Ortaya çıkan zorlukları aşmak amacıyla temaslarımıza BM aracılığıyla devam edeceğiz” dedi.

Prosedürün nasıl ilerleyeceğine ilişkin bir soruya karşılık Papadopulos, “Önce BM aracılığıyla temaslar olacak. Kıbrıs Rum tarafı doğal olarak bunun BM çerçevesinin veya şemsiyesinin dışında olmayan doğru bir prosedür olduğunda ısrar etti ve inanıyoruz ki bizim önerilerimiz pratik sonuç getirici olacak” dedi. Papadopulos, şöyle devam etti:

“Liderlerin belirlenmiş bir takvim içerisinde bir veya iki ay her gün görüşmeleri sadece sohbet olur. Ancak bu prosedürün tek başına sonuç getirip getirmeyeceği, yoksa çıkmazın resmileşmesini mi gündeme getireceği konusuna hassasiyet gösterilmeli.”

TAKVİM KONUSU
Bir soru üzerine, müzakerelerin başlaması konusunda takvim belirlenmemesini yorumlayan Papadopulos, müzakereleri belirleyecek olanın takvim değil kaydedilecek ilerleme olduğunu söyledi. Papadopulos, şöyle devam etti:

“İki lider arasında özlü görüşme yapılabileceğinin güvence altına alınması amacıyla önceden zemin hazırlanmadan, iki aylık bir takvim koysanız ne önem taşır ki. Bu da ısrar ettiğimiz bir noktaydı. Biz, zamana yayılmış görüşmelerden bahsetmiyoruz. Takvimi sadece görüşmelerin süreci belirler. İki lider komisyonların çalışmasını denetlemek için, komisyonların saptayacağı görüş ayrılıklarını müzakere etmek için görüşeceklerse, alt komisyonların yapacağı çalışmaların hızına göre bir ayda da, 15 günde de, 2 veya 3 ayda da olabilir.”

Rum gazetecilerin, “Kıbrıs Türk tarafınca zamanın boşa harcanması tehlikesi bulunup bulunmadığı” sorusuna karşılık Papadopulos, bu tehlikenin her zaman var olduğunu öne sürerek, “Mesela, görüşmelerin başlama tarihi olarak 15 Eylül’ü tayin ederseniz, yine tehlike yok mu? İki liderin kendi başlarına görüşüp anlaşacakları yönünde herhangi bir garanti mi var” ifadelerini kullandı.

İngiliz bakandan anlamlı mesajlar


İNGİLTERE Dışişleri Bakanı David Miliband'ın Türkiye'ye gelişinin sembolik yönü, bunun Ankara'da yeni hükümetin kurulmasından ve yeni Cumhurbaşkanı'nın göreve başlamasından hemen sonra, bir yabancı devlet adamı tarafından yapılan ilk resmi ziyaret olmasıdır.
Aslında bu simgesel özellik, konuk için de söz konusu. 41 yaşındaki Miliband da, henüz iki buçuk ay önce işbaşına gelen Gordon Brown hükümetinin üyesi ve Türkiye, onun da ilk ziyaret ettiği ülkelerden biri...
Bunlar, iki ülkenin birbirlerine verdikleri öncelikli önemin işaretleri. Ancak ziyaretin esas önemli ve anlamlı yanı, genç bakanın bu vesileyle verdiği siyasi mesajlardır.
Birinci mesaj Türkiye'ye yönelik. Miliband, yeni İngiliz hükümetinin çeşitli alanlarda Türkiye'ye desteğinin ve ilgisinin devam edeceği taahhüdünde bulundu. Bu bağlamda Başbakan Brown, selefi Tony Blair'in yolundan ayrılmayacak.
Miliband'ın bir mesajı da AB'ye yönelik. Bakan gerek dünkü "Daily Telegraph"ta yayımlanan makalesinde, gerek basın toplantısında AB'nin Türkiye'yi tam üye olarak kabul etmesinin ve müzakereleri kesintisiz sürdürmesinin önemini vurguladı.

Dışarıdan bakınca...
Bakanın Ankara'daki konuşmalarında dikkati çeken bir husus da, Türkiye'deki son iç siyasal gelişmelerle ilgili.
Miliband, basın toplantısında, son haftalarda yaşanan sıkıntılardan sonra, Türkiye'deki demokratik sürece nasıl baktığı sorusunu yanıtlarken bu sürecin Avrupa'da takdirle karşılandığını, Türkiye'de demokratik karar mekanizmalarının yerleşmiş olduğunu belirtti ve şöyle konuştu: "Türkiye'nin bir yandan modern dünyayı kucaklama, diğer yandan da geleneklerine saygılı olma konusundaki başarılı çabaları bizi etkiliyor. Bunun ülkenizi daha güçlendirip güçlendirmediğine karar vermek size düşüyor. Ama dışarıdan bakıldığında, Türkiye'nin çok daha güçlü göründüğünü söyleyebilirim."
Miliband, CNN Türk'e verdiği demeçte de, Türkiye'de demokrasi ile İslam arasındaki dengeye ve türban meselesine nasıl baktığını şöyle anlattı: "Bu konular Fransa'da da, İngiltere'de de tartışılıyor. Bu tartışmaları sağlıklı buluyorum... Türk hükümetinin bireysel özgürlükler ile gelenekleri arasındaki dengeleri korumak konusunda kararlı görüyoruz"...
Bu ifadeler, Türkiye'deki son siyasi gelişmelerin ve ortaya çıkan yeni imajının genelde Batı'da nasıl değerlendirildiği hakkında bir fikir veriyor. Ancak Miliband'ın, Türk demokrasisinin işleyişine olumlu yaklaşımını Ankara'daki iktidar için değil, Türkiye lehinde yapılan bir saptama olarak görmek daha doğru olur...

Destek tüm Türkiye'ye...
Bu ziyaret vesilesiyle İngiltere'nin Türkiye'ye aktif desteğinin yeniden teyit edilmesi, bu politikanın Brown hükümetince de sürdürüleceğinin açıklanması, Türkiye için bir kazanç. Bu bakımdan Ankara ile Londra arasında "dostluk ve ittifak tazelemesi"nin gerçekleşmesi, önem taşıyor.
Bununla beraber, iki ülkenin Kıbrıs, Irak, İran ve diğer bazı bölgesel sorunlar karşısında farklı görüşler taşıdığı açık. Miliband'ın dün bu spesifik konularda söyledikleri de Türk kamuoyunun beklentilerini tam karşılamamış olabilir. Ama bakanın ziyareti, temelde İngiltere'nin Türkiye'nin yanında yer aldığını ve kurumlaşan işbirliğinin kesintisiz devam ettiğini gösterdi.
Batı camiası içindeki ülkelerden (ABD'den AB'ye kadar) pek azının Türkiye'ye arka çıktığı bir dönemde, İngiltere'nin böyle bir tutum sergilemesinin değeri vardır.

SAMI KOHEN MILLIYET 06/09/07

 

Tasos kaçıyor

GÖRÜŞME 3 SAAT SÜRDÜ... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Micheal Möller'in Lefkoşa Havaalanı yakınlarında ara bölgedeki evinde dün saat 16.08'de bir araya geldi. Tahminlerin aksine yaklaşık 3 saat süren görüşme saat 19.20 sıralarında tamamlandı. Cumhurbaşkanı Talat'a Müsteşarı Raşit Pertev eşlik ederken Papadopulos ile birlikte Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis de görüşmeye girdi.

TALAT: ÖNERİMİZ KABUL GÖRMEDİ... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Papadopulos'la görüşmesini Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde düzenlediği basın toplantısıyla değerlendirdi. "2-2,5 aylık hazırlık sürecinden sonra tam teşekküllü müzakerelerin başlamasını ve 2008 sonuna dek çözümün hedeflenmesini önerdiklerini ancak önerilerinin kabul görmediğini açıklayan Talat, "İvedi çözüm için hızlandırılmış bir hazırlık süreci önerdik. Bu önerimiz ne yazık ki kabul görmedi" dedi

PAPADOPULOS'DAN FARKLI YAKLAŞIM... Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, görüşmede 8 Temmuz anlaşmasının derhal ve şartsız şekilde hayata geçirilmesinde ısrar ettiklerini açıklayarak, "Çünkü 8 Temmuz'un Kıbrıs sorununa, yeni bir zemin üzerinde kapsamlı çözüm bulunmasını olumlu şekilde ileri götürebilecek bir prosedür olduğunu düşünüyoruz." dedi. Papadopulos, Talat'ın önerisi için "Bu prosedürü hızlandıramazdı, aksine çıkmaza saplanmasını hızlandıracaktı" şeklinde konuştu

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ile Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos bir yılı aşkın bir süreden sonra dün ilk kez bir araya geldi. Görüşmenin ardından Talat "2-2,5 aylık hazırlık sürecinden sonra tam teşekküllü müzakerelerin başlanmasını ve 2008 sonuna dek çözümün hedeflenmesini" önerdiklerini, ancak önerilerinin kabul görmediğini açıklarken, Papadopulos, Cumhurbaşkanı Talat'ın görüşmede, "Gambari sürecinde değişiklik istediğini", "müzakerelerin ivedilikle başlaması" ya da "görüşmelerin teknik düzeyde sınırlandırılmasını" talep ettiğini ifade ederek, "bu prosedürü hızlandıramazdı, aksine çıkmaz saptamasını hızlandıracaktı" dedi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Micheal Möller'in Lefkoşa Havaalanı yakınlarındaki ara bölgedeki evinde saat 16.08' de bir araya geldiler.

Aylardır beklenen görüşme için Möller'in evine ilk gelen Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos oldu. Papadopulos saat 16.03'te BMW marka makam aracıyla görüşme yerine geldi. Ardından saat 16.08' de ise Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Möller'in evine geldi.

Her iki lideri Möller ve diğer BM yetkilileri kapıda karşıladı. Cumhurbaşkanı Talat'a Müsteşarı Raşit Pertev eşlik ederken Papadopulos ile birlikte Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis de görüşmeye girdi. Liderler, alışılmışın aksine görüşme öncesinde basına birlikte görüntü vermeden hemen görüşmeye geçtiler.

Kuzey ve Güney Kıbrıs'tan çok sayıda medya kuruluşu temsilcisi, görüşmenin gerçekleştiği, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in resmi ikametgâhı önüne saatler öncesinde gelerek hazırlıklar yaptı. Görüşmeyi takip eden basın mensupları kendileri için hazırlanan çadırda görüşmenin sona ermesini bekledi. Basın mensupları için BM tarafından su, kahve, çay gibi içecekler de temin edildi. Uzun bekleyiş sırasında bazı basın mensupları tavla oynayarak vakit geçirdi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos arasındaki görüşme saat 19.20'de sona erdi.

Görüşmeyle ilgili kısa bir açıklama yapan Möller, "Sayın Papadopulos ile Sayın Talat yapıcı bir atmosfer içerisinde görüştüler. Prosedürün en kısa zamanda başlaması gereği üzerinde uzlaştılar ve kapsamlı bir çözümü gündeme getirecek diğer konuları da ele aldılar. Temaslarına BM aracılığıyla devam etmeye ve uygun bir zamanda yeniden bir araya gelmeye karar verdiler" dedi.

Görüşmeden sonra dışarıya çıkarak tokalaşan iki lider, basına poz verdikten sonra kısa bir süre tekrar içeriye girdiler. Liderler ardından herhangi bir açıklama yapmadan bölgeden ayrıldılar.

Cumhurbaşkanı Talat görüşmeyi basın toplantısıyla değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'la dünkü görüşmelerinde "2-2,5 aylık hazırlık sürecinden sonra tam teşekküllü müzakerelerin başlamasını ve 2008 sonuna dek çözümün hedeflenmesini" önerdiklerini, ancak önerilerinin kabul görmediğini açıkladı.

Talat, "İvedi çözüm için hızlandırılmış bir hazırlık süreci önerdik. Bu önerimiz ne yazık ki kabul görmedi" dedi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Papadopulos'la dünkü görüşmesini, Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde saat 20.35'te başlayan basın toplantısıyla değerlendirdi. Basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev de hazır bulundu.

BM aracılığıyla temaslara devam kararı aldıklarını, bir ilerleme olursa Papadopulos'la bir araya geleceklerini ancak zaman sınırı konulmadığını kaydeden Talat, Rum lider Papadopulos'un "birkaç komite kuralım, Kıbrıs sorununu onlara havale edelim" anlayışı taşıdığını, bu sürenin 14 ay mı, 14 yıl mı, 140 yıl mı süreceğinin ise belirsiz olduğunu söyledi.

Talat, 8 Temmuz sürecinde öngörülen komitelerden tek birinin bile kurulamadığına işaret ederek, "Demek ki bu şekli yanlış. Biz bunu değiştirmek, disipline etmek için 8 Temmuz anlaşması sınırları içinde bir öneri sunduk" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs sorununun 4 ana konusuna ek olarak AB konusunu da eklediklerini ve 5 komite kurulmasını önerdiklerini bildirdi.

"Zaman çözümün aleyhine"

Papadopulos'la görüşmelerinde en baştan beri bilinen yaklaşımlarını dile getirdiklerini belirten Talat, "Bizim açımızdan geçen zaman çözümün aleyhinedir. Akıp giden zamanı durdurmak ve kısa sürede bizi bütünlüklü çözüme götürecek tam teşekküllü müzakerelerin başlamasını sağlamak amacıyla, yani ivedi çözüm için hızlandırılmış bir hazırlık süreci önerdik" dedi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "8 Temmuz sürecini hızlandırma düşüncesiyle, hazırlığın 2 ay içinde ve Kıbrıs sorununun ana konularını ele alacak 5 komite vasıtasıyla tartışılmasını, 2-2.5 aylık hazırlıktan sonra liderlerin masa başına geçerek tam teşekküllü müzakerelere başlamalarını" önerdiklerini bildirdi.

8 Temmuz sürecine düzenleme

Talat, şöyle konuştu:

"Yani aslında 8 Temmuz sürecine bir düzenleme öngördük. 8 Temmuz sürecini hızlandırma, disiplin altına alma ve sonuç alıcı hale getirme önerisi yaptık. Bu düşüncemiz ne yazık ki kabul görmedi. Ve sonuç olarak bu görüşmeden sonra bildiğiniz basın açıklaması yapıldı. Bu arada teknik komitelerin kurulması önerimizi de yaptık. Yine kapsamlı müzakerelerin başlamasıyla 2008 sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözülmesi, yani bütünlüklü çözüm hedefine ulaşılması önerisini yaptık.

Özellikle birinci bölüm, yani hazırlık sürecinin hızlandırılması ve kapsamlı çözüme yönelik müzakerelerin başlaması önerimiz kabul görmedi. Kıbrıs Rum tarafı 14 ay önce anlaştığımız 8 Temmuz sürecini birkaç komiteyle başlatma önerisinde bulundu. Bu, tarihi 14 ay öncesine taşımak demekti. Biz geçen kıymetli zamanı değerlendirerek hızlandırmak istedik. Hızlandırma ve zaman limiti getirme Rum tarafınca kabul görmedi."

"Arada dağlar mı, okyanuslar mı var bilmem ama istekli değil"

Basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, görüşmede izolasyonlar ve petrol aramalar gibi çeşitli konuları konuştuklarını, Kıbrıs sorununun içeriğine ve ayrıntılara girmediklerini belirten Talat, "Dolayısıyla aramızda dağlar mı, denizler mi, okyanuslar mı var... Şu an itibarıyla söyleyemem" ifadelerini kullandı.

"Ancak benim anladığım Rum tarafı kapsamlı müzakerelerin bizim kadar isteklisi, savunucusu değildir, bunu gördüm" diyen Talat, Yeşilırmak kapısının görüşmede gündeme gelmediğini bildirdi.

Talat, görüşme sonrasında BM tarafından yapılan açıklamada "sürecin erken zamanda başlatılması konusunda anlaştıklarının" yer aldığına işaret ederek, "Rum tarafının tutumunun bununla pek fazla uyuşmadığını, hızlandırmanın masaya oturup görüşme demek olduğunu, bunun da komitelerdeki görüşmelerin ilerlemesine bağlı kılındığına göre tarafların hızlandırmayı ne kadar kabul ettiğinin kamuoyunca değerlendirilmesi gerektiğini" anlattı.

"Yarın hazırız"

Çözümün hem Kıbrıslı Türkler, hem de Rumlar için gerekli olduğunu vurgulayan Talat, halkların çıkarları konusunda kısır yorumların doğru olmadığını belirtti.

"Biz hem Kıbrıslı Türkler, hem de Kıbrıslı Rumlar için yararlı olacak bir süreci başlatmak istedik ve hâlâ onu istiyoruz" diyen Talat, tam teşekküllü müzakerelere yarın başlama teklifi alırlarsa buna hazır olduklarını vurguladı.

Talat, Kıbrıs'ta çözümün herkes için gerekliliğinin algılanması halinde işin önemli kısmının çözülmüş olacağını dile getirdi.

"Seçim nedeniyle mi?"

Mehmet Ali Talat, "Papadopulos'un şubat ayında yapılacak seçim nedeniyle kendisiyle görüşmeyi kabul ettiği" yönündeki yorumlarla ilgili soruyu yanıtlarken de, görüşmekte hiçbir sakınca görmediğini, yorum yapmak için erken olduğunu, durumu izlemek gerektiğini, zaten temasın BM aracılığıyla devam etmesi sonucuna varıldığını söyledi.

Papadopulos'la yeniden görüşmeleri için bir gelişme kaydedilmesi gerektiğini, bugün varılan sonucun teyidi için yeniden bir araya gelmelerinin iki halka da zarar vereceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, bunu istemediğini, çözümün gerekliliğini iki halka da doğru anlatmak gerektiğini vurguladı.

"Rum tarafında mental hazırlık yok"

"Görüşmenin ardından bugün hangi noktada bulunulduğu" sorusuna karşılık da Talat, "Benim anladığım kadarıyla Rum tarafının bütünlüklü çözüme ulaşacak tam teşekküllü müzakerelere başlama mantığı, mental hazırlığı yoktur" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, Annan Planı hazırlıkları döneminde gece gündüz devam eden çalışmalara atıfta bulunarak, tüm kapasiteyle, insan gücüyle ve arzuyla çözüm müzakerelerine oturulmasını istediklerini vurguladı.

Talat, önerilerinin de bu bağlamda olduğuna işaret ederek, kurulacak komitelerin devam edebileceğini düşündüklerini kaydetti. 8 Temmuz sürecinin de bu hedefle başladığını ancak bir tane komite bile kurulamadığını hatırlatan Talat, "Bu da demektir ki 8 Temmuz sürecinin bu şekli başarısızlığa uğramıştır. Biz onu canlandırmak, sonucu kalıcı kılmak, disipline edebilmek için bir öneri getirdik" diye konuştu.

"5 komite önerdik"

Rum lider Papadopulos'un kendisini, "8 Temmuz sürecinin dışına çıkıp anlaşmanın uygulanmasına engel olmakla" suçladığının hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Talat, özetle şunları dile getirdi:

"Bizim önerimiz 8 Temmuz sürecinin hızlandırılması, disiplin altına alınması ve sonuç alıcı hale getirilmesine ilişkindi. 8 Temmuz sürecinin neresinin dışına çıktık? 5 komite dedik. O 7-8 mi istiyordu? Konu başlıklarını da söylemedik. Kıbrıs'ın 4 ana konusuna bir de AB'yi ekledik. 2-2.5 aylık hazırlık süreci istedik. Peki 8 Temmuz'da ya da Gambari mektubunda zaman kısıtlaması getirilemez diye bir kural var mı? Yoktur. Biz etkin kılıp hızlandırmak için zaman kısıtlaması önerdik, bu kadar basit. Biz tamamen 8 Temmuz anlaşmasının sınırları içinde davrandık."

İzolasyonlar, petrol

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, izolasyonlar ve petrol arama gibi konuları kısaca konuştuklarını, petrol arama konusunda endişelerini dile getirdiklerini, ancak asker konusuna değinmediklerini de belirtti

Papadopulos'la uygun zamanda yeniden bir araya gelebileceklerini ancak görüşme zamanı belirlenmediğini, temasların BM aracılığıyla süreceğini kaydeden Talat, Papadopulos'un görüşmede yaptığı öneriyi, "Birkaç komite kuralım, Kıbrıs sorununu onlara havale edelim. Onlarda bir ilerleme olursa liderler bir araya gelip müzakere etsin" şeklinde özetledi. Talat, "Bu 14 ay mı, 14 yıl mı yoksa 140 yıl mı sürer, bilinmez" diye ekledi.

KIBRIS 06/09/07

 

 

İngiltere, Talat-Papadopoulos görüşmesinden netice bekliyor

Rum yönetimi İçişleri Bakanı Hristos Patsalidis ile görüşmesinin ardından açıklamada bulunan Millet, "İngiltere ve Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri, 8 Temmuz sürecini destekliyor ve bu sürecin başlamasını bekliyor. Biz, bu görüşmeden doğru neticeler bekliyoruz" dedi.

Talat ve Papadopulos arasında başka görüşmelerin yapılıp yapılmayacağı konusundaki bir soruya ise Millet, bunun liderlerin siyasi iradesine bağlı olduğunu kaydetti.

Bu arada, Millet ve Patsilidis, görüşmede, göç ve mülteci konularını da ele alarak, bu konuda işbirliği yapma kararı aldı.

KIBRIS 06/09/07

 

Prosedürün derhal ve şartsız uygulanmasını istedik

Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la dünkü görüşmesinde 8 Temmuz prosedürünü ele aldıklarını söyledi.

Papadopulos, görüşmenin yapıcı bir ortamda geçtiğini ve zorlukların aşılması için BM aracılığıyla temasların devam edeceğini de vurguladı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşmesinin ardından Rum Başkanlık Köşkü'ne dönüşünde basına açıklama yapan Papadopulos, "Bu görüşme, 8 Temmuz prosedürüne yardımcı olmamızı hedefleyen bir görüşmeydi" dedi.

Papadopulos, özetle şunları söyledi:

"Yalnızca, ana gündem konusu olan 8 Temmuz prosedürünü görüştük. Biz, anlaşmanın derhal ve şartsız şekilde hayata geçirilmesinde ısrar ettik. Çünkü 8 Temmuz'un Kıbrıs sorununa, yeni bir zemin üzerinde kapsamlı çözüm bulunmasını olumlu şekilde ileri götürebilecek bir prosedür olduğunu düşünüyoruz. Önerilerimizin özlü görüşmeleri ve Kıbrıs sorununun çözümünü gündeme getirecek zamanı oldukça kısaltacağına inanıyoruz. Rum tarafı, Gambari prosedürünün de kesin şekilde öngördüğü gibi, iki toplum liderinin komisyonlar aracılığıyla varılacak ilerleme noktalarını periyodik olarak görüşmeleri ve komisyonların işaret edecekleri anlaşmazlık noktalarını müzakere etmeleri şartıyla komisyonların ciddi bir ön hazırlık yapması gereği üzerinde çok ısrar ettik."

Talat, Gambari sürecinde değişiklik istedi

Papadopulos, Cumhurbaşkanı Talat'ın görüşmede, "Gambari sürecinde değişiklik istediğini" belirterek, "müzakerelerin ivedilikle başlaması" ya da "görüşmelerin teknik düzeyde sınırlandırılmasını" talep ettiğini ifade ederek, "bu prosedürü hızlandıramazdı, aksine çıkmaz saptamasını hızlandıracaktı" dedi.

Yapıcı geçti...Prosedür...

Görüşmenin yapıcı bir ortamda gerçekleştiğini de vurgulayan Papadopulos, "Ortaya çıkan zorlukları aşmak amacıyla temaslarımıza BM aracılığıyla devam edeceğiz" dedi.

Prosedürün nasıl ilerleyeceğine ilişkin bir soruya karşılık Papadopulos, "Önce BM aracılığıyla temaslar olacak. Kıbrıs Rum tarafı doğal olarak bunun BM çerçevesinin veya şemsiyesinin dışında olmayan doğru bir prosedür olduğunda ısrar etti ve inanıyoruz ki bizim önerilerimiz pratik sonuç getirici olacak" dedi.

Papadopulos, şöyle konuştu:

"Liderlerin belirlenmiş bir takvim içerisinde bir veya iki ay her gün görüşmeleri sadece sohbet olur. Ancak bu prosedürün tek başına sonuç getirip getirmeyeceği yoksa çıkmazın resmileşmesini mi gündeme getireceği konusuna hassasiyet gösterilmeli."

Takvim konusu

"Müzakerelerin başlaması konusunda takvim belirlenmemesini" de bir soru üzerine yorumlayan Papadopulos, "müzakereleri belirleyecek olanın takvim değil kaydedilecek ilerleme olduğunu" söyledi.

Papadopulos, şunları kaydetti:

"İki lider arasında özlü görüşme yapılabileceğinin güvence altına alınması amacıyla önceden zemin hazırlanmadan iki aylık bir takvim koysanız ne önem taşır ki... Bu da ısrar ettiğimiz bir noktaydı. Biz, zamana yayılmış görüşmelerden bahsetmiyoruz. Takvimi sadece görüşmelerin süreci belirler.

İki lider komisyonların çalışmasını denetlemek için, komisyonların saptayacağı görüş ayrılıklarını müzakere etmek için görüşeceklerse, alt komisyonların yapacağı çalışmaların hızına göre bir ayda da, 15 günde de, 2 veya 3 ayda da olabilir..."

"Kıbrıs Türk tarafınca zamanın boşa harcanması tehlikesi bulunup bulunmadığının" sorulması üzerine de Papadopulos, bu tehlikenin her zaman var olduğunu öne sürerek, "Mesela, görüşmelerin başlama tarihi olarak 15 Eylül'ü tayin ederseniz, yine tehlike yok mu? İki liderin kendi başlarına görüşüp anlaşacakları yönünde herhangi bir garanti mi var..." ifadelerini kullandı.

KIBRIS 06/09/07

 

Babacan: Kıbrıs konusunda İngiltere'nin desteği artarak sürmeli

TC Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye ile İngiltere'nin iki ülke arasındaki mevcut işbirliğinin her alanda daha da gelişmesi için ortak kararlılığa sahip olduğunu söyledi. Babacan, "Adadaki garantör ülkelerinden biri olan İngiltere'nin Kıbrıs sorununun BM çatısı altında kapsamlı çözümüne ilişkin desteğinin artarak sürmesini beklediğimizi ifade ettik" dedi.

Dışişleri Bakanlığı'nda bir araya gelen TC Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Babacan ile İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Bakan Babacan konuşmasında, Miliband'ı Türkiye'de ağırlamaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, "İngiltere Dışişleri Bakanının yeni hükümetin kurulmasından sadece birkaç gün sonra ülkemizi ziyaret etmiş olması ve bu yeni dönemde ülkemize yurt dışından dışişleri bakanı düzeyinde yapılan ilk ziyaretin İngiltere'den gerçekleşmesi bizim için son derece sevindiricidir" dedi.

Miliband ile görüşmelerinin yararlı ve yapıcı olduğunu belirten Babacan, görüşmelerde Türkiye-İngiltere ikili ilişkileri ve iki ülkeyi yakından ilgilendiren AB konularını ele aldıklarını kaydetti.

Türkiye-AB ilişkilerinin görüşmelerinin en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Babacan, konuk bakana "Türkiye-AB ilişkilerinin ilerletilmesi için Türkiye'ye her zaman destek vermiş olan İngiltere'nin gerçekçi politikaları için" teşekkür ettiğini bildirdi.

Kıbrıs

Görüşmelerinde Kıbrıs konusunun da ele alındığını ve Türkiye'nin bu konudaki görüş ve beklentilerini konuk bakana izah etme fırsatı bulduğunu da bildiren Babacan, "Adadaki garantör ülkelerinden biri olan İngiltere'nin Kıbrıs sorununun BM çatısı altında kapsamlı çözümüne ilişkin desteğinin artarak sürmesini beklediğimizi ifade ettik" dedi.

Dünkü çalışma yemeğinde Orta Doğu'daki gelişmeler konusunda konuk bakan ile görüş alışverişinde bulunduklarını yineleyen Babacan, "Ülkelerimiz bölgeye yönelik barışçı politikalar izlemekte ve bu konuda da birçok alanda işbirliği imkânı mevcut" diye konuştu.

Bakan Babacan, Miliband'ın ziyaretinin İngiltere ile ilişkilerin, muhtelif bölgesel ve uluslararası gelişmelerin gözden geçirilmesine olanak sağladığını ve ziyaretin her yönüyle yararlı olduğunu belirterek, bundan sonraki dönemde de Miliband ile sık sık belirli periyotlarla görüşme konusunda mutabık kaldıklarını bildirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Miliband

İngiltere Dışişleri Bakanı Miliband da, Babacan'la "yoğun ve verimli" bir görüşme yaptıklarını belirterek, bu görüşmenin başlangıcından beri ilişkileri daha da ileriye götürmek için gerçek işbirliği, birbirine güç verme ve ortak kararlılık pozisyonundan yapıldığını kaydetti.

Ziyaretinin "sembolikten çok öte, gerçekten özde anlamda bir ziyaret" olduğunu belirten İngiliz bakan, "Blair hükümeti son 10 yılda Türkiye'nin uluslararası toplumdaki rolü ve İngiltere-Türkiye ilişkileri konularında adeta bir şampiyon gibi çalıştı. Gordon Brown hükümeti de bu rolü kararlılıkla üstlenecektir ve hükümetinizle işbirliği yapmaya devam edecektir" diye konuştu.

Türkiye-İngiltere ilişkilerinin ortak değerler ve çıkarlar üzerine kurulduğunu bildiren Miliband, "Ortak çıkarlar derken, her iki ülkenin de ekonomik değişim süreçleri, terörizm konusunda ve uluslararası platformda, sınırları aşan ülkeler arası işbirliği konusunda ortak tecrübeleri kastediyorum. Ortak kurumlar da çok önemlidir. Özellikle de Türkiye ve İngiltere'nin tam ve eşit üyeleri olduğu AB'nin ortak kurum olmasını arzu ediyoruz."

KIBRIS 06/09/07

 

Back to square one?
By Jean Christou and Simon Bahceli

A THREE-HOUR meeting yesterday between the leaders of the two sides resulted in accusation and counter accusation that served only to highlight the yawning gap in their respective positions.

As soon as he returned to the Presidential Palace, President Tassos Papadopoulos accused Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat of attempting to change the parameters of the July 8, 2006 agreement.

“Mr Talat wanted changes to the agreement ... to something which would not have expedited the process, but would on the contrary have led to an early deadlock,” Papadopoulos said.

In a news conference in the north, Talat rejected the accusation and said he had confirmed his earlier suspicions that the Greek Cypriot side was not seeking a solution.

“The Greek Cypriot side is not psychologically ready to start fully fledged negotiations," said Talat.

"I can't say whether there is a sea between us or an ocean."

He said the July 8 process was now “back where it was 14 months ago”.

Yesterday’s meeting, the first between the two leaders in those 14 months, took place at the house of UN Special Representative Michael Moller in the UN-controlled Nicosia airport grounds.

It was designed to kick-start the stalled July 8 process brokered by UN envoy Ibrahim Gambari, which calls for technical committees to tackle everyday concerns, such as crime and the environment, and working groups to handle substantive issues like territorial and power-sharing arrangements.

Despite over a year of on and off meetings – 50 in all – between senior aides to Papadopoulos and Talat, no progress was made in forming the committees.

Yesterday there was not even a definite date for a new meeting between the two aides Tasos Tzonis and Rasit Pertev.

In an ultra-brief statement following the Papadopoulos-Talat meeting, a sombre Moller said: “Mr Papadopoulos and Mr Talat held a discussion in a constructive atmosphere and agreed on the need for the earliest start of the process and discussed other issues leading to a comprehensive settlement.

“They agreed to continue their contacts through the United Nations and to meet again when appropriate.”

Immediately after Moller’s statement, both leaders shook hands and smiled for the cameras. Neither made a statement until they returned to their respective sides of the buffer zone.

Papadopoulos then accused Talat of trying to change the Gambari agreement by restricting the role of the committees to simply a technical level.

“He wanted talks to begin immediately without the committees,” said Papadopoulos who insists the ground must be well prepared to avoid a new breakdown.

Papadopoulos said he had insisted at the meeting on the “speedy and unconditional implementation” of the Gambari deal “because we believe this is a process that can push forward in a positive manner the talks towards a comprehensive settlement of the Cyprus questions on a new basis.”

“We believe that through our suggestions we would have shortened considerably the time needed leading to substantive talks and the solution of the Cyprus problem,” he said.

Talat countered that he had raised the issue of timetables due to the urgency to move forward, and accused Papadopoulos of merely stalling.

“We said that because time was working against a solution, there was a need to speed up the 8 July process,” said Talat.

He said he had proposed the immediate formation of five committees which would prepare the ground for fully-fledged negations on a comprehensive settlement.

“This, we said, should be completed within eight to ten weeks. We also proposed a deadline of the end of 2008 by which time negotiations on a comprehensive solution should be complete. This was rejected,” Talat added. “There is nothing in the [Gambari] agreement that time limits cannot be introduced.”

Papadopoulos said the agreement called for solid preparations at committee level coupled with periodic meetings of the two leaders.

“What is the meaning of setting a date for a meeting without having prepared the ground for substantive talks? We do not favour talks which would extend for ever.

The pace of discussion will determine the timeframes,” he said. Progress, not dates and times, was what was important.
Asked if he would be willing to meet Papadopoulos again before the presidential elections, Talat said he would have to “wait and see” whether such meetings were, from Papadopoulos’ point of view, genuine efforts to negotiate or simply a form of electioneering.

Cyprus Mail 06/092007

 

 

 Analyst sees little hope for talks progress
By Jean Christou

ONE of Britain’s leading experts on international relations does not hold out much hope for progress in the Cyprus issue.
In an article published this week, Fred Halliday a professor of International Relations at the London School of Economics, said expectations of a major new international initiative may prove illusory.
This was mainly due to impending elections in Greece and next February in Cyprus but also because of the Greek Cypriot rejection of the Annan plan in 2004.
Halliday said the manner of the ‘no’ vote was “another example (if one were needed) of the folly, self-indulgence and international irresponsibility of nationalist politics.”
“Greek Cypriot leaders willfully and frenetically misrepresented the terms of the Annan proposals; Greek Orthodox bishops piled in with menacing sermons; the Greek press engaged in weeks of invective and scaremongering; soldiers doing their military service were simply ordered to vote no,” He said.
“But pride of place for irresponsibility and mendacity must go to the president of Cyprus, Tassos Papadopoulos, a conservative politician with a less than stellar record over inter-ethnic violence who had long opposed UN reconciliation efforts and. His speech calling for a ‘no’ vote, delivered just before the referendum, was a masterpiece of ingenuousness.”
Halliday said the danger now was that the initiative would pass to a new generation of more nationalist politicians.
“Some see hope in the fact that Demetris Christofias, the leader of AKEL, the Greek Cypriot communist party, has now broken with Papadopoulos and has announced he will run for president in the next Cypriot elections; but no one can be sure this is more than a tactical gambit, and in any case AKEL itself has sunk (its progressive veneer notwithstanding) into a mire of clientilism and dogmatic verbiage such that few can believe it is capable of taking a decisive initiative,” said Halliday.
He warned that the international consequences of the Greek ‘no’ vote were serious and that “in the years, decades, perhaps centuries to come it may be seen as one of the decisive moments in that short-sighted, and bigoted, European rejection of the Middle East and of the Muslim world that will lead to centuries of conflict.”
“…As an act of parochial self-indulgence, the Greek Cypriot vote of April 2004 has few equals,’ Halliday concluded. “The Greek Cypriots cling to the idea that the world will in the end come to them and on their terms.”

 Cyprus Mail 05/09/2007

 

Talat: Çözüm hedefine bağlıyız

ACİL ÇÖZÜMÜN ACİLİYETİNİ GEREKÇELERİYLE ANLATTIK...Yaklaşık bir yıllık aradan sonra Papadopulos'la önceki gün yaptığı yaklaşık 3 saatlik görüşmede, Kıbrıs'ın, bölgenin ve dünyanın çıkarları bakımından acil çözümün aciliyetini gerekçeleriyle anlatarak önerilerde bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Talat, "İzolasyonların yarattığı sıkıntıların, iki halk arasındaki güvenin hızla düşmesinin, bölünmenin gittikçe kalıcı hale gelmesinin acil çözüm ihtiyacını artırdığını detaylı bir şekilde anlattık. Bu nedenle süreci hızlandırmak gerektiğine vurgu yaptık, bu çerçevede önerilerde bulunduk" dedi

 "8 TEMMUZ SÜRECİNİN İÇİNDE DAVRANDIK"... Rum lideri Papadopulos'la önceki gün yaptığı görüşmeyi TAK muhabirine değerlendiren Cumhurbaşkanı Talat, bir soruya karşılık özetle şunları söyledi: "Biz 8 Temmuz sürecine karşı çıkmadık, 8 Temmuz sürecinin içinde davrandık. Sadece bu sürecin hızlandırılması gerektiğini söylüyoruz. Bugün 14 ay öncesi gibi davranamayız. 'Hızlandırıp 14 ayı telafi etmemiz gerekir. Bir 14 ay daha kaybetmeye gerek yok. Süre tahdidi koyalım, 2-2.5 aylık hazırlık sürecinin ardından 2008 sonuna kadar da çözümü hedefleyelim' dedik"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la görüşme, acil çözümün gerekli olduğuna ilişkin gerekçe ve önerileriyle gittiklerini ancak sonuç alamadıklarını belirterek, "Çünkü Rum tarafı sorunu zamana yayma hedefinde, bütünlüklü çözüm müzakerelerine karşı" dedi.

BM aracılığıyla temasların süreceğini, ortak bir zemin yakalanması halinde yeni bir görüşme olabileceğini söyleyen Talat, Rum liderle ilgili olarak da, "Karşılıklı diyaloğumuz gelişti ama birbirimizi görüşmelerde tanıdık. Beraber bir yemek bile yemedik" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum lider Tasos Papadopulos'la BM gözetiminde önceki gün yaptığı görüşmeyi TAK muhabirine değerlendirdi.

Rum tarafı acil çözüm önerimize karşı

zamana yayan önerilerinde bulundu

Yaklaşık bir yıllık aradan sonra Papadopulos'la önceki gün yaptığı yaklaşık 3 saatlik görüşmede, Kıbrıs'ın, bölgenin ve dünyanın çıkarları bakımından acil çözümün aciliyetini gerekçeleriyle anlatarak önerilerde bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Talat, "İzolasyonların yarattığı sıkıntıların, iki halk arasındaki güvenin hızla düşmesinin, bölünmenin gittikçe kalıcı hale gelmesinin acil çözüm ihtiyacını artırdığını detaylı bir şekilde anlattık. Bu nedenle süreci hızlandırmak gerektiğine vurgu yaptık, bu çerçevede önerilerde bulunduk" dedi.

8 Temmuz sürecinin hızlandırılarak etkin hale getirilmesi için, 2-2.5 aylık hazırlık sürecinin ardından 4 temel başlık ve AB konusu olmak üzere 5 ayrı komitenin çalışmaya başlamasını ve ardından bütünlüklü müzakerelere geçilmesini önerdiklerini tekrarlayan Talat, "Bu önerimiz kabul görmedi. Çünkü bütünlüklü çözüm müzakerelerine başlama niyetleri yok" dedi.

Talat, Rum tarafının, "8 Temmuz anlaşmasıyla öngörülen çalışma gruplarının oluşturulması ve liderlerin de gerektiğinde zaman zaman bir araya gelerek değerlendirme yapması" şeklindeki önerisini, "sorunu zamana yayma" olarak değerlendirdi.

8 Temmuz sürecinin içinde davrandık

Talat, bir soruya karşılık özetle şunları söyledi:

"Biz 8 Temmuz sürecine karşı çıkmadık, 8 Temmuz sürecinin içinde davrandık. Sadece bu sürecin hızlandırılması gerektiğini söylüyoruz. Bugün 14 ay öncesi gibi davranamayız. 'Hızlandırıp 14 ayı telafi etmemiz gerekir. Bir 14 ay daha kaybetmeye gerek yok. Süre tahdidi koyalım, 2-2.5 aylık hazırlık sürecinin ardından 2008 sonuna kadar da çözümü hedefleyelim' dedik."

-

Yazılı döküman olmadı...

Möller müdahale etmedi

Görüşmede herhangi yazılı bir döküman sunulmadığını, önerilerin sözlü olarak dile getirildiğini de söyleyen Talat, BM'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'in görüşmedeki tutumuyla ilgili olarak da, "Pek müdahale etmedi, genellikle dinledi. Tarafların görüşleri doğrultusunda da ortak açıklamayı hazırladı" dedi.

Seçim vesilesiyle de olsa...

Ama sonuç alamadık

"Papadopulos'un görüşme önerisini şubat ayındaki seçimler nedeniyle kabul ettiğine" ilişkin Türk ve Rum tarafındaki yaygın değerlendirmenin anımsatılması üzerine de Cumhurbaşkanı Talat, özetle şunları söyledi:

"Seçim nedeniyle olsa da, vesile ne olursa olsun bundan yararlanmak istedim. Çözümü, müzakere sürecini hızlandırabilir miyiz düşüncesiyle hareket ettim. Her görüşmenin başlaması için bir vesile olur. Görüşmeye giderken de, seçimler ve dünyanın baskısı gibi nedenlerle Papadopulos'un görüşmenin başarısız olmasını istemeyeceğini düşündüm. Ama sonuç alamadık, hedefe ulaşamadık..."

Cumhurbaşkanı Talat, "Papadopulos seçimi kazanırsa, bunda sizin de bu görüşmeyle küçük de olsa katkınız olduğunu hissedecek misiniz" yönündeki soruya da, "Bu görüşme ve bundan sonra yaşanabilecek gelişmeler başkanlık seçimlerinde Papadopulos'a artı puan olabilir. Ama seçeneğim var mı? Sürekli görüşme isteyen biri olarak 'seçim kazanmasını istemem, o nedenle görüşmem' diyebilir miydim? Zaten gerek Türk, gerek Rum tarafında böyle bir yaklaşım sergileyen yok. Papadopulos'un rakipleri bile böyle bir öneride bulunmadı" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs'ta şubat ayında yapılacak seçimlerle ilgili sorulara ise, "Biri kazansın, öteki kazanmasın diye bir yorumda bulunmam. Ben iradelerine ipotek koymam" dedi ancak, "Kıbrıs sorununu çözebilecek niyet ve yetenekte bir liderin seçilmesini temenni ettiğini" de ekledi.

Uygun zemin olursa yeniden...

Rum Lider Papadopulos'un pazartesi günü yeniden görüşme önerisinde bulunduğunu, ancak "bıraktığımız noktada konuşulacak bir şey yoktu" diyerek bu öneriyi kabul etmediğini de söyleyen Talat, "Ufukta şu an için yeni bir görüşme, kararlaştırılmış bir tarih yok. Ama BM aracılığıyla temaslar sürecek, uygun zemin olması halinde her an yeni bir görüşme olabilir" dedi.

Umutsuzluk Kıbrıs sorunu

kaynaklıysa yazık ederiz

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "görüşmeyle ilgili iki tarafta da fazla beklenti yoktu ancak bu tür sonuç getirmeyen görüşmeler özellikle Kıbrıs Türk tarafında umutsuzluğu artırmaz mı?" şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi:

"Çeşitli nedenlerle Kıbrıs Türkü için en önemli sorun Kıbrıs olmaktan çıktı. Belki çözüm umudu olmamasının da bunda payı var, başka nedenler de var... Ama eğer umutsuzluk Kıbrıs sorunundan kaynaklanıyorsa kendimize yazık ederiz. Çünkü biz gerekeni yaptık, yapıyoruz ve bu sorunu tek başımıza çözemeyiz. Biz kendimizi Kıbrıs sorununa mahkum edemeyiz. Çözümle ölümcül bir şekilde uğraşamayız, çözümsüzlüğü umutsuzluk haline getirmememiz gerekir. Hayatımızı birkaç nesil daha Kıbrıs sorunuyla heba edemeyiz. Sorun devam ettiği sürece de ekonomik, sosyal, siyasal birçok sorun çözülebilir. Bu yapılabilir, yapamıyorsak yetersizliğimizdendir..."

Yemek bile yiyemedik,

davete yanıt vermedi

Rum Lider Tasos Papadopulos'la yakınlıklarıyla ilgili soruları yanıtlarken de Talat, "Aramızdaki diyalog, yakınlık gelişti ama yeterli düzeyde değil. Birbirimizi görüşmelerde tanıdık. Beraber yemek bile yemedik. Bu şartlarda daha fazla yakınlık, daha iyi tanıma olur mu bilemem..." dedi.

Talat, başka bir soruya karşılık da, dünkü görüşmenin resmi olmayan kısmında Papadopulos'u yemeğe davet ettiğini, kendisinin de gidebileceğini söylediğini ancak yanıt almadığını da açıkladı.

KIBRIS 07/09/07

 

Liberaller'den Kıbrıs Türkü'ne destek

Rum kesiminde yayınlanan Fileleftheros gazetesi, konuyla ilgili yorum haberinde Liberaller'in, "Kıbrıslı Türklere izolasyonlarının kaldırılması amacıyla Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi'ne sözlü soru yönelttiğini" kaydetti.

Liberaller'in, "Rum tarafını köşeye sıkıştırmak ve baskıyı artırmak" için 108'inci madde uyarınca girişimler yaptığını yazan gazete, Komisyon ile Konsey'e yönelik sözlü soruyu dile getiren Avusturyalı parlamenter Karen Resetarits'in, "referandumun olumsuz sonucu olarak Kıbrıs'ın birleşik olarak AB'ye katılamaması nedeniyle Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarının kaldırılmasına" vurgu yaptığını belirtti.

AB'ın Kıbrıs Türk toplumuna yönelik taahhütlerini yerine getirememesindeki zafiyetine de dikkat çeken Liberaller, Kıbrıs Türk toplumu ile ticari faaliyetlerin başlatılması amacıyla gerekli tedbirlerin alınması ve Kıbrıs Türk üniversitelerinin Bologna sürecine dâhil olması için AB dönem başkanı Portekiz, Avrupa Komisyonu ile Avrupa Konseyi'ne çağrıda bulundular.

KIBRIS 07/09/07

 

The Times Gazetesi: Miliband, Türkiye'yi Kıbrıs konusunda derin bir nefes almaya ikna etmeye çalıştı

Avrupa'nın güneyine yaptığı ziyaretin, Miliband'ın yeni görevindeki üçüncü ziyaret olduğunu hatırlatan Times gazetesi dış politika editörü Bronwen Maddox, Miliband'ın, AB'nin güvenlik ve iklim değişikliği gibi konularda da Türkiye'ye ihtiyacı bulunduğunu hatırlattığını, İngiltere Dışişleri Bakanı'nın, Türkiye'yi Kıbrıs konusunda ise "derin bir nefes almaya ikna etmeye çalıştığını" yazdı.

Maddox, bu gezinin aynı zamanda Avrupa'nın sınırlarının genişlemesi ve Türkiye'nin zaman içinde gerçekleşecek tam üyeliği konusundaki görüşlerin ortaya konulması için yeni bir platform oluşturduğuna dikkat çekti.

Miliband'ın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesi sırasında, Türkiye'nin İslam ile demokrasinin birlikte yaşatılamayacağına dair önyargıları yıkmasının önemine işaret ettiğini de belirten Maddox, Miliband'ın ayrıca bir politikacı olarak işinin, Türkiye'nin AB'nin içinde olmasının İngiltere'nin de çıkarına olduğunu ortaya koymak olduğuna dair sözlerine de dikkat çekti.

Miliband'ın bunun kolay olmayacağını söylediğini de belirten Maddox, Miliband'ın "AB Romanya'yı üye olarak alabiliyorsa, neden Türkiye'yi de tam üye yapmasın" sorusunu yönelttiğini ve her iki ülkenin de yoksul birer tarım ülkesi olduğunu söylediğini hatırlattı.

Miliband'ın, Türkiye'nin nüfusunu hatırlatarak, aynı zamanda çoğunluğu Müslüman bir ülke olduğunu söyleyenlere de yanıt verdiğini belirten Maddox, Miliband'ın "Bu, AB'nin içine kapalı bir Hıristiyan kulübü olmadığını gösterecek büyük bir sınav" dediğine işaret etti.

KIBRIS 07/09/07

 

ABD, kalıcı bir çözüm görmek istiyor

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Tom Casey, Kıbrıs'ta çözüme yönelik girişimleri desteklediklerini söyledi.

Casey, düzenlediği günlük basın toplantısında, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, BM çabaları çerçevesinde yaptıkları görüşmeye ilişkin bir soruyu yanıtladı.

Tom Casey, "Temaslarda bulunulduğunu görmekten daima memnuniyet duyuyoruz. ABD, uluslararası toplumun geri kalanıyla birlikte uzun zamandır süren Kıbrıs meselesine kalıcı bir çözüm bulunduğunu görmek istiyor. Elbette BM'nin çabalarını destekliyoruz ve bu görüşmelerden bir sonuç çıktığını görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz" dedi.

KIBRIS 07/09/07

 

Turkish Cypriots seek Parliamentary rights through European rights court

TURKISH Cypriots Ali Erel and Mustafa Damdelen have filed a recourse against Cyprus at the European Court of Human Rights (ECHR) to allow the Turkish Cypriot community representation in Parliament.

A statement issued by the Turkish Cypriot Cyprus-EU Association and signed by Erel and Damdelen, said the applicants continued to seek reactivation of their constitutional rights providing for political representation in the House of Representatives.

They said their hope was that the application would contribute to the resolution of the deadlock in the Cyprus problem.

Erel and Damdelen, along with 76 other Turkish Cypriots, requested in February last year to be registered in a separate electoral roll for the May parliamentary elections, a right guaranteed by the 1960 Constitution.

The Minister of Interior rejected the request and a judicial review was initiated before the Supreme Court. The Court dismissed the application on in April this year, basing its decision on the law of necessity.

“Mr Erel and Mr Damdelen now turn to the ECHR as their last resort to secure their human rights,” said the statement. “They base their case on a breach of Article 3 of Protocol No 1 of the European Convention on Human Rights, which guarantees the free expression of the opinion of the people in the choice of the legislature.”

In Strasbourg, Erel and Damdelen will be represented by Achilleas Demetriades and Nicolas Kyriacou.
The case is expected to proceed in the next 12-18 months.

Cyprus Mail 07/09/2007

 

Blame game in full swing
By Jean Christou

PRESIDENT Tassos Papadopoulos asked Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat for another meeting on Monday but was refused, the government revealed yesterday.

“President Papadopoulos then proposed a date in October, but Mr Talat said he would answer at a later stage,” Government Spokesman Vassilis Palmas said, a day after the two leaders met in Nicosia for the first time in 14 months.

Wednesday’s meeting under UN auspices was supposed to help move forward the July 8, 2006 agreement. However, it proved to be a huge disappointment, and Papadopoulos and Talat launched into a public blame game soon after leaving three hours of talks with no results.

“It is clear that there has been a discordance of opinions. This is a fact.

President Papadopoulos tried to persuade the Turkish Cypriot leader to implement the July 8th agreement, but Talat made every effort to distance himself from it,” Palmas said.

He also said Talat had made indirect efforts to bring back the Annan plan, which was rejected by Greek Cypriots in a referendum.

However, Palmas said Papadopoulos told the Turkish Cypriot leader that the July 8 agreement was the only process on the table.

The agreement calls for technical committees to tackle everyday concerns, such as crime and the environment, and working groups to handle substantive issues like territorial and power-sharing arrangements.

Despite 50 meetings over more than a year between senior aides to the two leaders, there has been no progress in forming the committees.

The agreement also provides for periodic meetings between the two leaders. Talat on Wednesday suggested speeding up this process by having more meetings.

“The Turkish Cypriot leader insisted on setting timeframes for the commencement of daily and direct meetings between the Cypriot President and himself, independently of whether there would be any progress or not in the committees’ work and he proposed as a final date for solving the Cyprus problem the end of 2008,” said Palmas.

This was interpreted as an attempt to wriggle out of the July 8 agreement. Papadopoulos has made it clear that no timetables should be set because it would lead to ultimate failure.

Palmas said if a 2008 deadline existed and no agreement was reached by that time it would mean the end of all prospects for a settlement.

The Turkish Cypriot leader said there was nothing in the July 8 agreement prohibiting timeframes but his stance on this was widely interpreted within the Greek Cypriot political spectrum yesterday as an attempt to scupper the agreement.

Last night, Papadopoulos said he would ask the UN to persuade the Turkish Cypriot side to stick to the process.

“I believe Mr Talat’s proposals would suppress the process. We propose it be continued. The world may choose to believe who is right,” he said.

“Our position is clear. We want the application of the agreement. Mr Talat wants to change it.”

Asked to comment on a statement by Talat that he didn't know whether the process “would last for 14 months, 14 years or 140 years”, Papadopoulos said he had not commented for months on what Talat said.


TASSOS Papadopoulos’ political supporters yesterday parroted the President’s take that Talat was entirely to blame for the talks failure on Wednesday.

EDEK leader Yiannakis Omirou said Talat’s proposal for timeframes was tantamount to reversing the July 8 process.

Omirou said that without sufficient preparations, there was no guarantee the Annan plan would not make a reappearance.

“The Turkish Cypriot side attempted a complete disengagement from the July 8 agreement,” he said. He added that if they continued in this way, the government should ask the UN to apportion blame for the failure of the process.

Marios Karoyan, leader of the ruling DIKO party, said nothing could have been expected from the meeting, given the recent behaviour of the Turkish side.

“We very rightly had low expectations of this meeting,” Karoyan said.
He said the July 8 process should be followed to the letter because it was the only way to avoid the Annan plan.

Green Party leader George Perdikis praised Papadopoulos for refusing to be sidetracked from the UN process by Talat’s attempt to downplay the agreement.

Former government coalition partner AKEL warned of the danger of a new impasse. “It appears that the two sides insisted in their positions,” said spokesman Andros Kyprianou. He said the party was awaiting a more in depth briefing from Papadopoulos.

Opposition DISY’s presidential candidate Ioannis Kasoulides said he had asked for a meeting with Papadopoulos so he too could be briefed.

Kasoulides did agree with the assessment that the UN had asked for the gap between the sides to be closed before it would launch any new negotiations for a comprehensive settlement. This would involve preparing the ground, he said.

From the international community, British High Commissioner Peter Millet yesterday expressed his disappointment at the result of the talks, but hoped the political will would exist to move forward.

“It is disappointment because 14 months after the July 8 agreement it appears that we are not near the start of meaningful negotiations,” he said.

“At least the two leaders agreed that the need existed for progress and we hope to see the political will and eagerness for compromise that will make this possible.”

Cyprus Mail 07/09/2007

 

 

İngiliz Okulu öğrencileri, Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret etti

Öğretmenleri Yıltan Taşçı, Antonis Antoniou, Eugenia Nikiforou ve Christina Ioakimidou eşliğinde parlamento binasının tüm birimlerini gelip inceleyen öğrenciler, oldukça yararlı bir gözlem yaptı.

Özellikle komisyon binalarında, komisyonların nasıl çalıştığını inceleyen öğrenciler çok yararlı bir çalışma yaptıklarını dile getirdiler.

Öğrenciler, Brüksel'in birçok müzesini de gezdi.

KIBRIS 09/09/07

 

Hristofyas, çözümden yana tavır koymazsa seçimi kaybeder

AKEL'İN TAVRI, 24 NİSAN REFERANDUMUNU ÇAĞRIŞTIRIYOR... Genel Sekreter Ömer Kalyoncu AKEL'in tavrının 24 Nisan referandumunu çağrıştırdığını söylerken, AKEL Genel Sekreteri Hristofyas'ı, adil ve kalıcı bir çözümden yana tavır koymaması halinde başkanlık seçimini kaybedeceği konusunda uyardı

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos arasında 5 Eylül'deki zirvenin ardından tartışmalar devam ediyor. Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un Birleşmiş Milletleri (BM) ve Amerika Birleşik Devletleri'ni (ABD) Türk tarafına baskı yapmaya davet etmesi ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın da Cumhurbaşkanı Talat'ı suçlayıcı yaklaşımı, hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler'in (CTP/BG) tepkisine neden oldu.

Genel Sekreter Ömer Kalyoncu AKEL'in tavrının 24 Nisan referandumunu çağrıştırdığını söylerken, AKEL Genel Sekreteri Hristofyas'ı, adil ve kalıcı bir çözümden yana tavır koymaması halinde başkanlık seçimini kaybedeceği konusunda uyardı.

Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Sekreteri Nazım Çavuşoğlu ise, Rum tarafının ısrarla üzerinde durduğu 8 Temmuz sürecinin Kıbrıs Türkü'nün haklarını Annan Planı'ndan da geriye atan bir süreç olduğunu söyledi.

Kalyoncu: Papadopulos zaman kazanmaya çalışıyor

CTP/ BG Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu 5 Eylül sonrası Güney Kıbrıs'tan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne, özellikle de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a yönelik eleştirileri BRT'ye değerlendirdi.

Ömer Kalyoncu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un Türk tarafına yönelik eleştirilerini yadırgamadığını, Avrupa Birliği üyeliğini cebine atan Rum liderin zaman kazanmaya çalıştığını söyledi.

Kalyoncu şöyle konuştu:

"Daha önce yapılan 5 maddelik anlaşmaya göre statüko kabul edilmezdir, soruna erken ve adil bir çözüm bulunmalı. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın 2008 yılı sonuna kadar Kıbrıs sorununda çözüme ulaşılması önerisi gayet yerinde bir öneridir. Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller de Papadopulos'un itirazlarına yönelik olarak zaman kısıtlamasının Gambari sürecine aykırı olmadığını söylemiştir".

Kalyoncu, Güney Kıbrıs'ta bir seçim süreci bulunduğunu, Rum Lider Papadopulos ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın koalisyon yaptığı dönemde yaratılan ortamın Papadopulos liderliğinde hazırlanmış olmasından dolayı AKEL'in rahat hareket etmesini engellediğini söyledi.

Çavuşoğlu: 5 Eylül görüşmesi senaryoydu

UBP Genel Sekreteri Nazım Çavuşoğlu, da kendilerinin 5 Eylül görüşmesinin tamamen bir senaryodan ibaret olduğunu, görüşmeden bir netice çıkmayacağını daha önceden tahmin ettiklerini ve açıkladıklarını söyledi.

"Nitekim üç buçuk saat süren görüşmenin ardından yapılan açıklama da bu görüşmenin boş geçtiğini gösteriyor" diyen Çavuşoğlu, 5 Eylül buluşmasının bundan sonra da Kıbrıs sorununda bir sonuca varılmasının çok zor olduğunu göstermesi açısından çok önemli olduğunu kaydetti.

Kıbrıs konusunda bir neticeye varılmamasında en büyük nedenin Rumların çözüme yaklaşmamaları ve 1974 Barış Harekâtını işgal olarak görmelerine bağlayan Çavuşoğlu, Rumların halen en büyük hedeflerinin ise Kıbrıs'ın bütününe sahip çıkmak olduğunu söyledi.

KIBRIS 09/09/07

 

Kıbrıslı Türklere, İngiltere'de büyük ilgi

The British Psychological Society tarafında düzenlenen "Cognitive Pscholohy Section" isimli konferansa psikoloji alanında çalışmalar yapan Middlesex Üniversitesi öğretim üyesi Dr. İlhan Raman ile birlikte katılan Sevil Hançerli, özel bir çalışmasını sundu ve büyük ilgi gördü.

Psikolog Dr. İlhan Raman'ın sorumluluğunu üstlendiği konferansta, Psikolog Sevil Hançerli, özel bir çalışmasını sundu.

Eğitimini Middlesex Üniversitesi'nde yapan ve aynı üniversitede öğretim görevlisi olan Dr. İlhan Raman'la Ankara Hacettepe Üniversitesi mezunu olan ve şu anda Middlesex Üniversitesi'nde yüksek lisansına devam eden Sevil Hançerli, Aberdeen'de başarılı bir performans sergilediler.

Psikolog Sevil Hançerli, İngiltere'ye gitmezden önce, KKTC'de 8 ay Merkezi Cezaevi'nde, 6 ay da Barış ve Ruh Hastanesi'nde görev yaptı.

Hançerli'nin babası Recep Hançerli KIBRIS'a yaptığı açıklamada, yurtdışında başarılı olan gençlerin ülkeye dönmediğini ve ülkelerine faydalı olamadığını belirtti.

Recep Hançerli, "Başarılı ve zeki gençler yurt dışında büyük başarılar elde ediyorlar. Ancak bu gençleri ülkeye getirmeyi bir türlü başaramıyoruz. Burada onlara yeteneklerin kullanabilmeleri için imkân sağlayamıyoruz" şeklinde konuştu.

GCSE sınavında büyük başarı

İngiltere'de yaşamını sürdüren Kıbrıslı Türk Mustafa Çağlar da GCSE sınav sonuçlarında 4 dersten A*, 4 dersten A bir dersten de B ve bir dersten de C alarak büyük başarı kazandı. Hornsey St. Aloysius College'de eğitim gören Çağlar, tarih, matematik, fen bilimleri derslerinden A*, Müzik, Din, Coğrafya ve Psikoloji derslerinden A, İngiliz edebiyatından da bir yıl önce A Level yaptı.

Beyin cerrahı olmayı hedeflediğini belirten Mustafa Çağlar'ın Mensa tarafından düzenlenen IQ testinden de 150 puan alarak İngiltere genelindeki yüzde 2'lik oran arasına girmeyi başardığı belirtildi.

KIBRIS 09/09/07

 

Möller planını yaptı

Fileleftheros gazetesi haberinde, yabancı bir diplomatik kaynağa dayanarak, Möller'in, iki liderle ayrı ayrı görüşmeler yapmasına zemin bulunduğunu ve sonuç alabileceğini saptaması halinde, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la görüşeceğini yazdı.

Möller'in git-gellerinin en azından gelecek haftaya kadar netleşeceğini yazan gazete şöyle devam etti:

Görüşülecek somut bir şey yok

"Çünkü Tasos Papadopulos ABD'ye gidecek ve eylül ayı sonlarında dönecek. Buna; yeni bir Talat - Papadopulos görüşmesi gerçekleşmesine çalışılması muhtemel olan ekim ayında devam edilecek. İzah edildiği üzere, bir dolaylı görüşmeler prosedürü söz konusu değildir ve şimdilik görüşülecek somut bir şey belirlenmedi. Ancak hedef; 8 Temmuz anlaşmasının başlangıçta takıldığı engellerin aşılmasıdır.

Michael Möller Güvenlik Konseyi'nden; 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi ve bu temelde hareket edilmesi yönünde direktif aldı. ABD'nin Lefkoşa'daki Büyükelçisi Ronald Sclicher'in açıklamalarından da ortaya çıktığı üzere Birleşik Devletler de bu teze sahip. Amerikalılar; Türk tarafının 8 Temmuz'la ilgili olarak harcanan çabalara yardımcı olmaktan başka her şeyi yaptığını biliyor olmalarına rağmen başka Papadopulos-Talat görüşmeleri de olması gerektiğini düşünüyorlar.

Rumlardan yabancı hükümetlere bilgi

Kıbrıs hükümeti, geçen Çarşamba günkü görüşmenin içeriği ve olup bitenlere yönelik tezleri hakkında yabancı hükümetlere bilgi vermeye başladı. Edindiğimiz bilgiler, BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi'nin; Genel Sekreter Ban ki Moon'un bu ayın 26'sında Başkan Papadopulos'la, Ekim ayında da Talat'la görüşecek olması ışığı altında, New York'taki BM Genel Sekreterliği'ne yazılı bilgi verdiği yolundadır."

Haravgi gazetesi "BM'den 8 Temmuz'a 'Oksijen'" başlıklı haberinde, Rum tarafının; 8 Temmuz'un canlı tutulması ve çıkmazın kırılması amacıyla üzerinde uzlaşılanların hayata geçirilmesi için New York'tan yardım eli beklemekte olduğunu bildirdi.

Gazete, BM'nin bu yönde bir şey yapıp yapmayacağının ve ne yapacağının; Genel Sekreter'in Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'la da görüşeceği 21-24 Eylül'de gerçekleşecek BM Genel Kurulu sonrasında ortaya çıkacağına inanıldığını yazdı, şöyle devam etti:

"BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller iki liderin temsilcileriyle 'dolaylı' sondajlarda bulunmaya devam ediyor ve bu sondajlardan elde edeceklerini, 5 Eylül görüşmesinin (olmayan) sonuçlarıyla birlikte Ban ki Moon'un önüne koyması bekleniyor.

Bir yandan seçim öncesi dönem olması, diğer yandan da tek bir hatanın her şeyi havaya uçurabileceği şartların ve ön koşulların oluşması dolayısıyla, ne olacağı ve Talat'ın tavrı, siyaset dünyasını yoğun şekilde düşündürüyor."

Gözler Möller'de

Simerini gazetesi, "Gözler Möller'de -Lefkoşa Ümidini Birleşmiş Milletler'e Bağlıyor -Başkan: Dolaylı Görüşmeler Söz Konusu Değil" başlıklı haberinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos arasında 5 Eylül Çarşamba günkü görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Rum yönetiminin artık Birleşmiş Milletler'e ümit bağladığını yazdı.

Gazete, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un "dolaylı görüşmeler söz konusu değildir, çünkü konuşacak bir şey yok" şeklindeki dünkü açıklamasını hatırlattı.

"Kıbrıs Türk tarafı cayamayacağını anlamalıdır"

Politis gazetesi ise, Rum Yönetimi başkanı adaylarından Yannakis Kasulidis'in; 5 Eylül görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a "meydan okuduğunu" bildirdi.

Haberi, "Kasulidis'ten Talat'a Eleştiriler" başlığıyla yansıtan gazete, Kasulidis'in, "Türk tarafı, uluslar arası anlaşmalardan cayamayacağını anlamalıdır. Yani; iki taraf arasında BM huzurunda yapılan ve Güvenlik Konseyi kararıyla kutlanan anlaşmalardan..." diyerek Cumhurbaşkanı Talat'ı 8 Temmuz anlaşmasını terk etmekle suçladığını yazdı.

Gazeteye göre, Perşembe günü Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la 5 Eylül görüşmesini ele aldıkları telefon görüşmesine de atıfta bulunan Kasulidis, "Başkan'ın yalnız bana bilgi vermediği, görüş alış verişinde de bulunduğumuz uzun bir görüşmeydi" dedi.

Kıbrıs sorunu ve atak politikayla ilgili önerisini çok yakında düzenleyeceği bir basın toplantısıyla izah edeceğini söyleyen Yannakis Kasulidis, "Mesela, seçildiğim ilk gün; tarafların her birinin, diğerinin lehine önlemler ortaya koymalarını konuşmak üzere Sayın Talat'la görüşmek isterdim. Bu, kendiliğinden girişimin özüne hitap eden bir harekettir, ancak aynı zamanda bir atak diplomasi hareketidir" dedi.

Mahi gazetesi de Kasulidis-Papadopulos telefon görüşmesiyle ilgili haberini, "Papadopulos-Kasulidis Ne Konuştu -Sorumluluğun Ağırlığı Türk Tarafında" başlığıyla yansıttı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın önceki gün Rum medya mensuplarıyla görüşme gerçekleştirdiğini ve iki liderin ön hazırlık yapılmadan derhal müzakerelere geçmeleri, takvim ve hakemliğin gerekliliği görüşünü yinelediğini kaydeden gazeteler, ilgili haberlerine şu başlıkları attılar :

Haravgi gazetesi "Talat Doğrudan Görüşmelerde, Takvimlerde ve Hakemlikte Israr Ediyor"

Alithia gazetesi "Talat Hakemlikte Israr Ediyor -Tasos'la Yeniden Görüşmeyi Reddetmedim"

Politis gazetesi "Kıbrıs Türk Tarafı Kesin Şekilde Terk Etti -8 Temmuz Ölü"

Fileleftheros gazetesi "Mehmet Ali Talat: Hakemlik ve Takvimler Gerekli -Avrupa Birliği'ne Güvenmiyor."

KIBRIS 09/09/07

 

Talat'ı ikna edin

"GAMBARİ ANLAŞMASI'NIN HAYATA GEÇİRİLMESİNİ İSTİYORUZ"... Papadopulos, "Dolaylı müzakereler diye bir şey yok. Dolaylı görüşmeler görüşülecek bir konu olduğu ve bu konunun görüşüldüğü anlamına gelir" dedi. "Bizim tutumumuz açıktır. Biz Gambari Anlaşması'nın hayata geçirilmesini istiyoruz, Sayın Talat ise bunu değiştirmeyi istiyor" ifadesini kullanan Papadopulos, "Biz BM'den Talat'ın, altına imzasını attığı şeye -çünkü üzerinde uzlaşılmış bir prosedürdür- uymaya ikna etmesini istiyoruz" şeklinde konuştu

"TALAT'IN SÖYLEDİKLERİNİ YORUMLAMAM"... Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, milli günleri dolayısıyla Slovakya ve Libya'nın, Lefkoşa'nın Rum kesimindeki bir otelde verdikleri davetten çıkışında, gazetecilerin sorularıyla karşılaştı. Gazeteciler, Papadopulos'tan, Cumhurbaşkanı Talat'ın "Kıbrıs Rum tarafının önerdiği prosedür 14 ay, 14 yıl veya 140 yıl gerektirecek bir çözümü gündeme getirecek" ifadesini yorumlamasını istedi. Rum yönetimi lideri Papadopulos ise "Sayın Talat'ın söylediklerini aylardır yorumlamıyorum" dedi

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Birleşmiş Milletler'den (BM), Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı, "imzasını taşıyan 8 Temmuz anlaşmasına uymaya ikna etmesi"ni istedi.

Papadopulos, tutumlarının gayet açık olduğunu ve Gambari Anlaşması'nın hayata geçirilmesini istediklerini, Talat'ın ise bunu değiştirme arzusunda olduğunu iddia etti.

Tasos Papadopulos, "Dolaylı müzakereler diye bir şey yok. Dolaylı görüşmeler görüşülecek bir konu olduğu ve bu konunun görüşüldüğü anlamına gelir" dedi.

Rum radyosunun haberine göre Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos milli günleri dolayısıyla Slovakya ve Libya'nın Lefkoşa'nın Rum kesimindeki bir otelde verdikleri davetten çıkışında yaptığı açıklamada, Rum yönetiminin BM'den, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı "imzasını taşıyan 8 Temmuz anlaşmasına uymaya ikna etmesini" beklediğini söyledi.

Dolaylı müzakere

diye bir şey yok

"Gambari sürecinin dolaylı görüşmeler şeklinde mi devam edeceği" yönündeki bir soruya karşılık Papadopulos, "Dolaylı müzakereler diye bir şey yok. Dolaylı görüşmeler, görüşülecek bir konu olduğu ve bu konunun görüşüldüğü anlamına gelir. Bizim tutumumuz açıktır. Biz Gambari Anlaşması'nın hayata geçirilmesini istiyoruz, Sayın Talat ise bunu değiştirmeyi istiyor" yanıtını verdi.

"Biz Birleşmiş Milletler'den Talat'ın, altına imzasını attığı şeye -çünkü üzerinde uzlaşılmış bir prosedürdür- uymaya ikna etmesini istiyoruz" ifadesini kullanan Rum Yönetimi Başkanı, "BM Güvenlik Konseyi'nin son kararı, görüşmelerden önce ön hazırlığın yapılması gerektiğini net şekilde ortaya koyuyor" dedi.

Yorum yok

Tasos Papadopulos, "BM'nin Talat'ı 8 Temmuz anlaşmasını hayata geçirmeye mi ikna etmesi gerektiği" sorusuna "evet" yanıtı verdi.

Cumhurbaşkanı Talat'ın "Kıbrıs Rum tarafının önerdiği prosedür 14 ay, 14 yıl veya 140 yıl gerektirecek bir çözümü gündeme getirecek" ifadesi hatırlatılarak yorumu sorulan Papadopulos "Sayın Talat'ın söylediklerini aylardır yorumlamıyorum" dedi.

KIBRIS 09/09/07

 

 

Schlicher: İki lider tekrar bir araya gelip, sorunları çözmeli

Kıbrıs'taki gelişmeleri yakından takip eden Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD), 5 Eylül görüşmesiyle ilgili açıklamalar gelmeye devam ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ronald Schlicher, Papadopulos ve Talat'a tekrar bir araya gelip, yakınlaşmayı engelleyen sorunları çözmeleri çağrısında bulundu...

Rum Devlet Radyosu'nun haberine göre, Amerika Birleşik Devletleri'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ronald Schlicher, iki lider arasında yapılan görüşmeyle ilgili açıklamalarda bulundu...

Papadopulos ve Talat'a tekrar bir araya gelip, yakınlaşmayı engelleyen sorunları çözmeleri çağrısında bulunan Amerikalı Elçi, bu görüşmenin gerekli olduğunu vurguladı.

Schlicher, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konuların ele alınmasını sağlayarak müzakerelerin başlaması için süreç üzerindeki diyaloğun devamının gereğine işaret etti.

Kıbrıs sorununda hareketsiz geçen her günün kaybedilen gün olduğuna inandığını kaydeden Schlicher iki liderin tekrar görüşme kararından memnun olduğunu ifade etti.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı da Kıbrıs'ta liderler arasında başlayan diyaloğun devam edeceği umudunu dile getirerek, Kıbrıs halkının çözümü hak ettiğini belirtti.

Bakanlık sözcülerinden Tom Casey, "Kıbrıs'ta uzun süredir devam eden probleme çözüm bulunabilmesi için diyalog önemli. Bu görüşmenin, çözüme yardım edecek bir dizi temasın ilki olmasını umuyoruz. Kıbrıs halkı, kesinlikle çözümü hak ediyor" dedi.

KIBRIS 09/09/07

 

Hristofyas: Talat'ın karşı önerilerini tartışmak bile hata

Rum Yönetimi Başkanı adaylarından AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, Cumhurbaşkanı Talat'ın 5 Eylül'de ortaya koyduğu karşı önerilerin "tartışılmasının bile hata olduğunu" savundu.

Hristofyas, "8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesinde ısrar edilmesini, uluslar arası camianın 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi konusunda Türkiye'ye ve Kıbrıs Türk liderliğine baskı yapmasını ve çıkmazın kırılması için Rum tarafınca bir dizi faaliyette bulunulmasını" önerdi.

Haravgi gazetesi haberi, "Anlaşmada Israr, Türkiye'ye Baskı - Dimitris Hristofyas: Talat'ın Karşı Önerilerinin Tartışılması Hata Yanlış - AKEL 'Olası Karşılıklı Taktik Oyunlardan Uzak Durulmasını' Tavsiye Ediyor" başlık ve spotlarıyla manşete taşıdı.

Gazete, Dimitris Hristofyas'ın önceki gün Rum tarafında yayın yapmakta olan (AKEL yanlısı) Astra Radyo'suna yaptığı açıklamada; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Rum Yönetimi Başkanı'yla önceki gün gerçekleştirdiği görüşmede ortaya koyduğu karşı önerileri değerlendirmeyi reddettiğini yazdı.

Gazeteye göre Hristofyas, "böyle bir şeyin hata olacağı, 1999'da olan ve Annan planını gündeme getiren arzu edilmeyen sapmalara neden olabileceği" uyarısında bulundu, şunları iddia etti:

"Hata ederiz"

"Karşı önerileri değerlendirmeye başlarsak büyük bir hata ederiz. Sayın Talat'ın hedeflediği de budur. Tarafların biri veya diğeri tarafından taktik oyunlar oynanamayacağına ve Gambari sürecinin dışına sürüklenmeyeceğimize inanmak istiyorum. Güvenlik Konseyi'nin de desteklemekte olduğu 8 Temmuz sürecinde tutarlı olmalıyız.

Biz; bu prosedürün ve anlaşmanın hayata geçirilmesi gereğinde ısrar ederek, anlaşmanın hayata geçirilmesi yönünde Türkiye'ye nüfuzlarını kullanmaları için Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesine ve AB'ne gitmeliyiz. Aksi halde, Talat'ın karşı önerilerini tartışırsak, 1999'da olduğu gibi sözünde durmamalar başlayacak ve nasıl o zaman Annan planına sürüklendiysek, şimdi de feci sonuçlara varacağız.

Önceki günkü görüşmeyle ilgili olarak BM tarafından yapılan açıklama, BM açısından doğru idi, çünkü BM bu anlaşmaya değer veriyor ve daha ilk görüşmede başarısızlığın saptanması doğru olmazdı. Ancak umarım prosedür, sadece görünsün diye gözden uzak yaşamaz.

5 Eylül görüşmesinin vardığı sonuçtan üzgünüm. İki liderin görüşmeye farklı gündemlerle gittiği görünüyor. Başkan Papadopulos - Ulusal Konsey toplantısının da ardından- anlaşmanın hayata geçirilmesi, yani; teknik komiteler ile çalışma gruplarının çalışmalarına başlamaları ve anlaşmanın öngördüğü gibi süreç içerisinde, sonuç ortaya çıktığı zaman iki liderin görüşmesi gündemi ile görüşmeye gitti. Sayın Talat ise iki lider arasında doğrudan hızlandırılmış görüşmelerle ilgili kendi söylemiyle gitti. Maalesef bu söylemde ısrar, hiç yardımcı değil. Aksine, çok daha derin de olabilecek çıkmazın teyidini gündeme getirebilir.

Talat'ın söylemi, bu anlaşmanın başlamasını istemeyen ve bu nedenle de altına imzasını attığı için Talat'ı eleştiren Türkiye'den geliyor. Annan planına yapışıp kalmak istediler. Annan planı şu anda masada olamaz. BM ve Gambari; yine Kıbrıslıların kendileri tarafından yeni bir çaba başlaması, sonuç vermesi halinde de üzerinde uzlaşılmış bir çözümü gündeme getirmesi gerektiğini vurgulamıştı."

AKEL bildirisi

Gazete AKEL'in; önceki gün bildiri yayımlayarak, 5 Eylül görüşmesini değerlendirdiğini yazdı, AKEL'in 5 noktadaki değerlendirmelerini şöyle aktardı :

"1- İki lider, tezlerinde ısrar etmiş görünüyor. Kıbrıs Rum tarafı, son Ulusal Konsey toplantısına alınan karar temelinde, 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesinde; Kıbrıs Türk tarafı da, takvimleri ve iki toplum liderinin doğrudan görüşmelerini öne çıkararak prosedürün değiştirilmesinde ısrar etti. Maalesef, dünkü (önceki günkü) görüşmeden çıkan mesajlar, beklenen mesajlar değildi.

2- Kıbrıs Türk tarafının kesin olan, 8 Temmuz anlaşmasından kurtulma çabası çıkmazın kalıcılaşması tehlikesini yaratıyor. Ancak şu anda, çıkmaz karşısında -8 Temmuz Anlaşması Güvenlik Konseyi'nin desteğini de almışken- yapılan karşı önerileri değerlendirme çabasına girişmemiz yanlış olurdu.

3- Kıbrıs sorununun askeri kurulu düzen ile Erdoğan hükümeti arasında, çözüm meselesinin aleyhine bir al-verin parçası olduğu değerlendirmemiz belki de doğrulanıyor. Türkiye o zamanlar 8 Temmuz anlaşmasına iyi gözle bakmamış ve Annan planının yeniden gündeme getirilmesine engel olarak görmüştü.

4- Olgular toplu halde değerlendirildiğinde, çıkmazın en yakın zamanda kırılması için Kıbrıs Rum tarafının bir dizi faaliyette bulunması gerekir. Durgunluğun daha fazla devam etmesi, işgal oldu-bittilerini sağlamlaştırır ve hayal kırıklığı duygusunu yoğunlaştırır. Şu anda; olası karşılıklı taktik oyunlardan uzak bir şekilde, 8 Temmuz anlaşması temelindeki prosedürün hayata geçirilmesinde ısrar edilmelidir.

5- AKEL Kıbrıs halkını; çözüm ve yeniden birleşme mücadelesine devam etmeye çağırıyor. Uluslar arası camiayı; 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi için Türkiye'ye ve Kıbrıs Türk liderliğine baskı yapmaya çağırıyor."

Rum siyasilerin değerlendirmeleri

Fileleftheros gazetesi ise haberinde, Cumhurbaşkanı Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos arasında gerçekleşen görüşmeden çıkan sonuca, Rum siyasilerin yorumlarının çeşitli olduğunu bildirdi.

Gazete, Rum siyasi partilerinin görüşmeden çıkan sonuç konusunda kötümser göründüklerini, çıkmazın devam etmesi ve Rum tarafının neler yapması gerektiği konusunda her birinin kendi değerlendirmesinde bulunduğunu yazdı.

Gazeteye göre, AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, "Astra Radyo"ya yaptığı açıklamada, kendisinin; Rum tarafında yapılacak başkanlık seçimlerinden sonra ciddi bir inisiyatif üstlenilmesini beklediğini söyledi ve "Başkan Papadopulos bu inisiyatifi üstlenmesi gerektiğine karar verdi, üstlendi, görüşme gerçekleşti, başarılı olmadı" dedi.

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, görüşmenin sonucundan duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. "Çıkmaz var olmaya devam ediyor ve Kıbrıs Rum tarafının aramakta olduklarına hiçbir katkı yapmıyor. Süregelen çıkmaz sadece taksimi isteyenlere hizmet eder. Eksik olan; gerek BM gerek AB ve gerekse müdahil ülkeler tarafından inisiyatifler hareketliliği yeniden yaratacak bir politikadır" diyen Anastasiadis, görüşme sonrasında Moller tarafından okunan açıklamada 8 Temmuz ifadesinin yer almamasından da kaygı belirtti.

DİKO Başkanı Marios Karoyan ise, "İstediğimiz bu değildi, ancak öngörmüştük. Bu görüşmeden olağanüstü gelişmeler beklemiyorduk" dedi. Görüşmenin bir yandan 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi yönünde bir anlaşmayı gündeme getirmediğini, öte yandan da başarısızlıkla sonuçlandığını belirten Karoyan, "Türkiye'ye; tavrını değiştirmesi, daha işbirlikçi olması, 8 Temmuz anlaşmasının işleyebilmesi konusunda baskı yapılmalı, bu argümanı da ABD, BM ve Güvenlik Konseyi'nin diğer üyelerinin üstlenmesi gerekir" dedi.

EDEK Başkanı Yannakis Omiru de, Rum Yönetimi Başkanı'nın, 8 Temmuz'un hayata geçirilmesinde ısrar ederek doğru yaptığı görüşünü dile getirdi ve görüşmeden çıkan sonuç ışığı altında, " üstlenilen çabalara rağmen, prosedürün ileri götürülmesi mümkün olmazsa, BM Genel Sekreteri'nden ve Güvenlik Konseyi'nden çıkmazın sorumluluğunu Kıbrıs Türk tarafına yüklemelerini talep etmemiz gerekir" dedi.

EUROKO Başkanı Dimitris Şilluris; "BM'nin, itibarı olmasını istiyorsa bugün, prosedürün devamı için Türk tarafına baskı yapmasından başka çıkar yol yoktur" iddiasında bulundu.

Rum Ekologlar ve Çevreciler Hareketi Başkanı Yorgos Perdikis de hayal kırıklığını belirterek; "Büyük güçlerin, bu durum aleyhine görüş ortaya koymaya ve Türkiye ve Talat'a; imzalarının hakkını vermeleri yönünde baskı yapmaya çağrılması gerekir" dedi.

Özgür Vatandaşlar Hareketi de, "Kıbrıs Türk tarafının sorumlu olmasının, Rum yönetimince inisiyatif üstlenilmemesine bahane olamayacağı" görüşünü ortaya koydu.

Simerini gazetesi Rum yönetimi başkanlığı adaylarından Yannakis Kasulidis'in dün Tasos Papadopulos'la uzun bir telefon görüşmesi yaparak; 5 Eylül görüşmesinin detayları hakkında bilgi aldığını bildirdi.

Gazete, Kasulidis'in bu telefon görüşmesi öncesinde yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Şimdi istenen; Türk tarafına BM temsilcisinin önünde gerçekleşen anlaşmadan caymasına imkan tanımayacak uluslar arası şartların nasıl yaratılacağıdır. Birilerinin bizi ciddiye almasını istiyorsak, uluslar arası anlaşmalara uyulması gerektiğini defalarca söyledim. Bunun başarılabilmesinin tek yolu; manevi üstünlüğümüzü yeniden bina etmemize olanak tanıyacak atak bir diplomasidir."

Politis gazetesi ise, Rum siyasilerin değerlendirmeleri okurlarına "Seçim Kampanyalık.... Gargara - AKEL ve DİSİ İnisiyatif Üstlenilmesini İstiyor - Partiler Seçimler Öncesinde 'Tehlikelerden' Kaçınarak Çıkmazı Saptadılar - AKEL Ulusal Konseyiin Toplanmasını, DİSİ de Atak Diplomasi Öneriyor" başlığı altında özetledi.

 

KIBRIS 09/09/07