NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:50 TSİ 01 Eylül 2007 Cumartesi
Avcı şunları söyledi: 5 Eylüldeki görüşmede
eğer Rum yönetimi ciddiyse, niyeti adil, kapsamlı, eşit bir
çözümse o zaman bu süreç devam edebilir. Ancak Papadopulosun iç politikaya
oynamak ve Rum halkına İşte ben görüşüyorum,
görüşeceğim deyip de bu süreci yıllara yayma niyeti varsa, bu
her zamanki gibi Rum tarafının olumsuz tavrıyla çıkmaza
girecektir.
Çözüm konusunda umutlu olmadıklarını dile getiren Avcı,
Seçimlerden sonra da, pek bir şeyin değişeceğini
zannetmiyorum dedi.
Avrupa Birliği ülkeleriyle temaslarını
yoğunlaştıracaklarını anlatan Avcı, Suriyeyle de
çok önemli üst düzey görüşmeler gerçekleştirdiklerini, bunların
sonuçlarının yakında görüleceğini kaydetti.
Avcı, Türkiye Jokey Kulübünün düzenlediği Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti Koşusuna katılmak üzere geldiği Ankarada
resmi görüşme yapmadı. Bu yönde bir talepte
bulunmadığını söyleyen Avcı, Dışişleri
Bakanı Ali Babacandan, hükümet güven oyu aldıktan sonra
görüşmek için randevu istediklerini açıkladı.
AA
Güncelleme: 12:12 TSI 01 Eylül 2007 Cumartesi
LEFKOŞA
- Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, Talatın Papadopulosla
yapacağı görüşme arifesi BM Genel Sekreteri Bandan mektup
aldığını yazdı. Banın mektubunun, KKTCye
Perşembe günü ulaştığı ve mektubun Cumhurbaşkanı
Talatın kısa süre önce BM Genel Sekreterine gönderdiği mektuba
yanıt niteliği taşıdığı kaydedildi.
Gazeteye göre, BM Genel Sekreteri Ban, söz konusu mektupta, 8 Temmuz
Anlaşmasına varılmasından 14 ay sonra hiçbir ilerleme
kaydedilmemiş olmasından duyduğu hayal
kırıklığı ve endişeyi dile getirdi, ancak
Talat-Papadopulos görüşmesinin yapılması için uzlaşıya
varılmasından duyduğu memnuniyeti de ifade etti.
Banın mektubunda ayrıca, Talatı bu fırsatı bir
prosedür başlaması ve bugünkü çıkmazın
aşılması amacıyla değerlendirmesi konusunda
cesaretlendirdiği belirtildi.
5 Eylül görüşmesi öncesi Kıbrıs Türk tarafında ve Rum
tarafında çalışmalar sürüyor. KKTC Cumhurbaşkanı Talat
görüşmeyle ilgili siyasi parti yetkilileriyle yaptığı
çalışmaları dün tamamlarken, Rum lider Papadopulos pazartesi
günü Rum Ulusal Konseyini toplantıya çağırdı.
Cumhurbaşkanı Talat, Papadopulosla yapacağı
görüşmeyle ilgili hazırlıkların
yapıldığını, hazırlıklar tamamlandıktan
sonra nasıl bir strateji izlenileceğine karar verileceğini
söylemişti.
Talat, Kıbrısta bütünlüklü çözüm hedefine varabilmek için bir formül
oluşturacaklarını da belirtmişti.
Talat ve Papadopulos gelecek hafta Çarşamba günü, öğleden sonra, BM
Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möllerin
rezidansında görüşecek.
BMnin eski Genel Sekreteri Kofi Annanın siyasi işlerden sorumlu
yardımcısı İbrahim Gambarinin
aracılığıyla 8 Temmuz 2006da adada iki taraf arasında
varılan ve Gambari süreci olarak bilinen mutabakatla Kıbrısta
insanların günlük hayatlarını etkileyen konuları
görüşmek üzere teknik komitelerin kurulması ve buna paralel olarak
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konularda çalışma
grupları oluşturulması öngörülüyordu.
Matsakis 'iki devletli çözüm' deyince...
01/09/2007
RADIKAL
AA -
LEFKOŞA - Daha önce KKTC'ye yasadışı giriş yaparak
dünyanın ilgisini toplamaya çalışan Avrupa Parlamentosu'ndaki
Rum vekili Marios Matsakis'in, 'KKTC'nin tanınması ve
Kıbrıs'ta iki devletli çözümden' söz etmesi Rum Kesimi'ni
karıştırdı. Matsakis, Rum haber ajansına, AP'deki bir
toplantıda şu görüşleri dile getirdiğini aktardı:
"33 yıldır işgal varken hâlâ Kıbrıslı
Türklere tecritten söz ediyorlar. Artık, çözüme dair tüm ihtimalleri görme
zamanı geldi. Çözüm olacaksa, Kıbrıslı Türklerin 'Kuzey'in
efendisi ve Güney'in ortağı' olacakları kötü bir iki toplumlu,
iki kesimli federasyon olacaksa, iki devletli çözümü tercih ederim. Böyle bir
çözüm, toprak düzenlemesi yapılarak, Türklerin de AB'ye üyelik için
çalışması, askersizleştirme ve barış gücünün
varlığıyla olmalı." Annan Planı tipi iki
toplumlu, iki kesimli federasyondansa, iki devlet çözümünü tercih ettiğini
söyleyen Matsakis, "Devekuşu gibi başımızı kuma
gömmekten vazgeçme zamanı geldi. Bugün masadaki çözüm Annan Planı ve
bize çok farklı bir çözüm önerileceği de sanılmasın."
Rum partiler sert bir dille
kınadı
Bu sözler Rum partileri ayaklandırdı. Komünist AKEL, iki devletli
çözümün 'intihar' anlamına geldiğini belirtip AB'de Matsakis'in
inisiyatifinin benimsenmesi ihtimalini engellemek için tüm girişimlerde
bulunacağını kaydetti. Papadopulos'un partisi DİSİ
yayımladığı bildiriyle, açıklamaları 'hayretle'
karşıladığını belirtip sert bir dille
kınadı. Sosyal Demokratlar Hareketi EDEK de Matsakis'in sözlerini
'Kıbrıs Elenizminin tamamına zıt olan, kabul edilemez
açıklama ve hareket" diye niteledi.
Kıbrıs'ta adım atın
ARTIK LİMANLARI AÇIN"... Brüksel, AKP'den, başta
Kıbrıs konusunda, birçok alanda önemli adımlar bekliyor.
Türkiye'deki gelişmeler ve hükümetten beklentilere ilişkin bir önerge
hazırlayan Avrupa Parlamentosu'nun en büyük beklentisinin, "seçimlerden
güçlenerek çıkan Erdoğan hükümetinin, Kıbrıs konusunda
adım atması ve limanlarını açması" olduğunu
bildirdi
"AB SÜRECİNDE YAVAŞLAMANIN NEDENİ, KIBRIS'TA
ADIM ATILMAMASIDIR"... Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria
Oomen-Ruijten, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde son bir yılda
yaşanan duraklamanın, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'den
değil, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda adım atmamasından
kaynaklandığı kanısında
"SEÇİMLERDEN ÖNCE ZOR"... Ruijten: İyi
komşuluk ilişkilerine sahip olmak, yalnızca Türkiye için
değil, AB için de yaşamsal önem taşıyor. Bu söylediğim
özel olarak da Türkiye ve Kıbrıs için geçerli. Gelecek yıl
Kıbrıs'ta cumhurbaşkanlığı seçimleri
yapılacak. Bu seçimlere kadar çok fazla bir ilerleme olacağını
tahmin etmiyorum. Ancak bu seçimlerin ardından Türkiye ile
Kıbrıs arasında uzlaşma çabalarının yeniden
başlamasını gönülden arzu ediyorum
Brüksel, AKP Hükümeti'nden, başta Kıbrıs konusunda,
birçok alanda önemli adımlar bekliyor. Avrupa Parlamentosu'nda,
Türkiye'deki gelişmeler ve hükümetten beklentilere ilişkin bir önerge
hazırlanmaya başlandı.
Deutsche Welle'nin haberine göre, Brüksel'in en büyük beklentisi,
seçimlerden güçlenerek çıkan Erdoğan hükümetinin, Kıbrıs
konusunda adım atması ve limanlarını açması.
Ankara ise politikalarını, Fransa Cumhurbaşkanı
Nicholas Sarkozy'nin Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkan
tutumunu dikkate alarak oluşturma eğiliminde. Sarkozy bu hafta
başında yumuşama sinyali göstererek, 35 müzakere
başlığından yalnızca beşinin açılmasına
karşı olduğunu söyledi. Ancak bu beş
başlığın tam üyelik için kritik önem
taşıması Ankara'yı düşündürüyor.
Sorun Sarkozy değil Kıbrıs
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten,
Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde son bir yılda yaşanan
duraklamanın, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'den değil,
Türkiye'nin Kıbrıs konusunda adım atmamasından
kaynaklandığı kanısında.
Oomen-Ruijten "Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin bir
şeylere karşı çıkması gibi bir durum yok. Gerçek olan
durum şu; Kıbrıs protokolü, Türkiye tarafından
onaylanmış değil. Avrupa Birliği üyeleri, bir bütün olarak,
ilk olarak bu protokolün gereklerinin yerine getirilmesi kararını
aldılar. Evet, bir şeyler donduruldu. Ancak bu
Cumhurbaşkanı Sarkozy yüzünden değil. Avrupa Birliği ve
Türkiye arasında karşılıklı bir
anlayışın sonucu olarak donduruldu. Beklentim, yeni seçilen
Meclis ve hükümetin, verilen taahhüdün gereğini olabilecek en kısa
sürede yerine getirmeleri" diyor.
İlerleme Raporu'na yansıyacak
Avrupa Parlamentosu raportörü, bu günlerde Türkiye konusunda
Dışişleri Komisyonu'nda ele alınacak bir önerge üzerinde
çalışıyor. Türkiye'deki son gelişmeler ve hükümetten
beklentilerin yer alacağı ve gelecek ay ortasında oylanacak
önerge, Avrupa Birliği Komisyonu'nun 2007 yılı Türkiye
İlerleme Raporu'na da kaynaklık edecek.
Hollandalı Hıristiyan Demokrat parlamenter Oomen-Ruijten,
yeni hükümetin 2005 yılında imzaladığı
Kıbrıs protokolünü bir an önce onaylaması ve
limanlarını açması beklentisini ifade ederken, şunları
kaydediyor: "İyi komşuluk ilişkilerine sahip olmak,
yalnızca Türkiye için değil, Avrupa Birliği için de
yaşamsal önem taşıyor. Bu söylediğim özel olarak da Türkiye
ve Kıbrıs için geçerli. Gelecek yıl Kıbrıs'ta
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Bu seçimlere
kadar çok fazla bir ilerleme olacağını tahmin etmiyorum. Ancak
bu seçimlerin ardından Türkiye ile Kıbrıs arasında
uzlaşma çabalarının yeniden başlamasını gönülden
arzu ediyorum."
Ordu ile uzlaşma beklentisi
Ria Oomen-Ruijten, yeni Türk hükümetinden reform sürecinde daha güçlü
adımlar atmasını isterken, Abdullah Gül'ün
cumhurbaşkanlığının yeni sürece olumlu katkıda
bulunabileceğini söylüyor. Oomen-Ruijten, Gül'den beklentilerini
şöyle dile getiriyor: "Öncelikle Cumhurbaşkanı Gül'e
tebriklerimi iletmek istiyorum. Türkiye açısından çok önemli bir
dönemde bu göreve seçilmiştir. Türkiye, Avrupa Birliği ile yeni bir
ilişkiyle karşı karşıyadır.
Cumhurbaşkanı Gül'ün, büyük siyasi deneyimiyle birlikte, tüm Türk
yurttaşları arasında yeniden mutabakatı sağlamak için
tüm çabasını göstereceğine eminim."
Avrupalı parlamenter, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin laiklik
konusundaki hassasiyeti ve hükümetle yaşadığı gerilim
konusunda da şunları kaydediyor: "Ordu açısından da,
genel seçim sonuçlarının oldukça açık olduğunu
düşünüyorum. Dolayısıyla ordu ve hükümet arasında
uzlaşmanın da gelecek aylarda sağlanacağını
düşünüyorum."
KIBRIS 01/09/07
İki devletli çözüm Annan planından iyi
Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) en büyük üçüncü grup olan Liberal
Demokratlar, Kuzey Kıbrıs'ın tanınması seçeneğini
tartışmaya açmaya hazırlanıyor.
BBC Türkçe servisinin sorularını yanıtlayan, Avrupa
Parlamentosu üyelerinden, Kıbrıslı Rum milletvekili Marios
Matsakis, "İki devletli çözüm, Annan planından iyidir"
dedi.
"Dürüst olmalıyız. Federal çözüm diye
Kıbrıs'ta kötü bir çözüme razı olamayız. Annan planı
tüm Kıbrıs için felakettir. Çünkü insanlar evlerine dönemeyecek,
dolaşım özgürlüğü olmayacak. Ada'daki Türk, Yunan ve
İngiliz askeri varlığı devam edecek. Annan planı da
masada olmaya devam edecek."
"Kıbrıslı Türklerin bu planda büyük
değişiklikler yapılmasına izin vermeyeceklerini biliyoruz.
Kıbrıslı Türkleri bizimle yaşamaya zorlayamayız.
İki insanı zorla evlendiremezsiniz. Ben iki devletli çözüm ideal bir
çözümdür demiyorum. Bunu savunmuyorum da. Sadece bu
olasılığı dışlamamamız gerektiğini
söylüyorum... İki devletli bir çözüm, çok sayıda Rum göçmenin geri
dönüşüne izin vermeli ve ada askerden arındırılmalı.
Böyle bir çözüm olursa, Kıbrıslı Türkler de üyelik için Avrupa
Birliği üyeliğine başvurabilir. Kriterleri yerine getirirlerse üye
olurlar."
Marios Matsakis, sadece Kıbrıslı Rumlara değil,
Kıbrıslı Türkler ve Avrupalılara da mesaj vermek
istediğini söylüyor.
"Bu mesajım aynı zamanda Avrupa Parlamentosu'ndaki
Liberal milletvekillerine. Çünkü birçoğu Annan planının kabul
edilmesi gerektiğini savunuyor. Türk tarafını sözde izolasyondan
kurtarmak için onlara doğrudan ticaret yapma şansı verilmesi
gerektiğini söylüyorlar. Bu, işgal topraklarındaki yönetimi
tanımak anlamına gelir.
Bu yüzden Avrupa parlamentosu milletvekilleri, iki devletli çözümü
tartışmaya hazır olmalıdır. Ülkemde bazı milletvekilleri
beni hain ilan ettiler. Kıbrıslı Türkler de bizimle birlikte
yaşamak isteyip istemediklerine karar vermelidir. Avrupa Birliği'nin
içinde mi olacaklar yoksa kendi yolları mı devam edecekler, bu
onların bileceği iş."
İngiliz Milletvekili Davies: Çözümsüzlük süremez
Liberal gruptan İngiliz milletvekili Chris Davies ise
Kıbrıs'taki çözümsüzlüğün artık devam edemeyeceğini
söylüyor.
Avrupa Birliği'nin tam üyesi olan Kıbrıs'ın sadece
Kıbrıslı Rumlar tarafından temsil edildiğini belirtip
devam ediyor:
"Kıbrıslı Türkler de Avrupa Birliği
vatandaşı... Ancak biz onların yönetimlerini
tanımıyoruz ve onlara ticari yaptırımlar uyguluyoruz.
Kıbrıslı Türklere nefes aldırmaya yönelik adımlar,
Kıbrıslı Rumlar tarafından sürekli engelleniyor. Uzun
zamandır devam eden bu sorun, Avrupa Birliği'nin, Brüksel'in
koridorlarına taşınmış durumda.
Bundan bir çıkış yolu da yok gibi görünüyor. Biz bu
kısır döngüyü kırmak, Kıbrıs'ı yeniden
birleştirecek bir çözüme ulaşmak istiyoruz. Bu mümkün olmazsa, iki
devletli çözüm fikrinin de dışlanmaması ve Türk devletinin
tanınması yolunda bir çağrıda bulunmayı
planlıyoruz.
Ancak bunun için önce Avrupa Parlamentosu'nun diğer üyelerini ikna
etmeleri gerekiyor".
Davies bunu başarmak konusunda iyimser konuşuyor ve
şunları ekliyor:
"Mevcut rahatsızlığın boyutlarına
bakınca, diğer üyelerin ikna olmaması için bir neden yok.
Bazı çevrelerden özellikle Yunanlı ve Kıbrıslı
Rumların itirazları var. Liberal Demokrat grup yöneticileri bir
tartışma belgesi hazırlayacak. Bu belgede, mevcut durum tahlil
edilecek ve Avrupa toplumunun önüne konması gereken seçenekler
sıralanacak. Bu seçenekler arasıda Kıbrıslı Türklerin
devletinin tanınması da olacak.
Bu aşamada tartışmanın nasıl
sonuçlanacağını kestirmek mümkün değil ama birçok Liberal
milletvekili, radikal bir şey yapılmazsa tarafların
pozisyonlarını terk etmeyeceğini ve sorunun daha yıllarca
devam edeceğini düşünüyor. Biz birleşik bir Kıbrıs
istiyoruz. AB'de tek bir ses duymak istiyoruz. Bu AB'nin de görüşüydü. Ama
Annan planıyla ilgili oylamadan sonra Rumların her şeyi
engellemeye çalıştığını görüyoruz.
Kıbrıslı Türklerin
bağımsızlığını engellemeye
çalışmalarını anlayabiliyoruz. Ama artık Rumları
her girişimi engellemekten vazgeçme ve yeni adımlar atma zamanı geldi.
Biz iki devletli çözümün daha geniş ölçekte
tartışılmasının Rumları esnek davranmaya
zorlayabileceğini düşünüyoruz".
Matsakis'e Güney Kıbrıs'ta tepki yağdı
Öte yandan AP'deki Rum milletvekili Marios Matsakis'in, Liberaller
Grubu'nun "KKTC'yi tanıma ve Kıbrıs'ta iki devletli çözümü
Kıbrıs sorunundaki resmi tutum olarak ileri götürmesine" destek
vermesi, Güney Kıbrıs'ta büyük tepkiye neden oldu.
Rum basınındaki haberlere göre, Rum siyasi partileri,
Matsakis'e veryansın etti.
AB'de içten içe var olan Kıbrıslı Türklerin
tanınması eğilimlerinin, Avrupa Parlamentosu'nun 3'üncü gücü
olan liberallerin bu tezi, Kıbrıs sorunundaki resmi tutum olarak
belirlemesiyle ortaya çıkmaya başladığını yazan
Alithia gazetesi, Kıbrıslı Türklerin ayrı
tanınması yönünde adımlar atılmakta olduğuna dikkat
çekti.
Gazete "Matsakis Yeni Yangınlar Çıkardı -Liberal
Grubun Taksim ve İki Devletli Çözüm Fikrini Destekledi -Hükümet
Yumuşak Tepki Gösterirken AKEL, DİSİ ve EDEK
Kınadı" başlığıyla verdiği haberinde
şunları yazdı:
"Avrupa Milletvekili Marios Matsakis, Liberaller'in parlamento
grup toplantısında yaptığı, Kıbrıs'ta kötü
bir iki toplumlu, iki kesimli federasyondansa, iki devletli çözümü tercih
ettiği şeklindeki açıklamasıyla, yine yangınlar
çıkardı. Kıbrıslı politikacı tarafından ilk
kez bu şekilde yapılan bu açıklama siyasi partilerin yoğun
tepkisine neden oldu. Çünkü özellikle yabancıların önünde
söylendiğinde hangi tehlikeleri içerdiği anlaşılabilirdir.
Yumuşak tepki yalnızca 'katılmıyoruz' demekle yetinen
hükümetten geldi.
AKEL: İki devletli çözüm intihar
AKEL Basın Sözcüsü Andros Kiprianu; iki devletli çözüm
yaklaşımının 'intihar demek' olduğunu söyledi.
Kiprianu, AKEL'in Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu içerisinde,
Matsakis'in inisiyatifinin benimsenmesi ihtimalini engellemek için gerekli
bütün girişimlerde bulunacağını belirtti.
DİSİ, yayımladığı bildiriyle
"hayret" belirtti ve Matsakis'in söylediklerini "sert"
şekilde kınadı. Bildiride 'Bu tür görüşlerin Avrupa
Parlamentosu'nda Kıbrıs Cumhuriyeti'nin temsilcisi tarafından
ortaya konulması, bu görüşleri çok daha tehlikeli ve kabul edilemez
kılıyor' denildi. DİSİ, Matsakis'in savunduğu bu
görüşlerin engellenmesi için bütün gücüyle çaba üstleneceğini ve çok
geç olmadan "vatanın" yeniden birleştirilmesine
bağlılığını sürdürdüğünü beyan etti.
EDEK de, Matsakis'in açıklamasını kınadı ve
bunu "Kıbrıs Elenizmi'nin tamamına zıt olan, kabul
edilemez açıklama ve hareketler" olarak niteledi.
KIBRIS 01/09/07
Soyer: Papadopulos, 5 Eylül'deki görüşmeyi büyük bir
fırsata çevrilmelidir
CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan Ferdi Sabit Soyer,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulos'un 5 Eylül'de yapacağı görüşmenin büyük bir
fırsata çevrilmesi gerektiğini söyledi.
Soyer, iki liderin görüşmesinin, BM zemini ve parametreleriyle
esas görüşmeleri başlatması sonucunu doğurmasını
diledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 5 Eylül'de Rum lider Tasos
Papadopulos'la yapacağı görüşme öncesinde meclisteki siyasi
partilerle başlattığı görüşmeleri dün tamamladı.
Daha önce UBP, DP, ÖRP ve TDP ile görüşen Talat, dün saat 10.30'da da
CTP-BG Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer
başkanlığındaki heyeti kabul etti.
Yaklaşık bir saat süren görüşmeyle ilgili
Cumhurbaşkanı Talat açıklama yapmazken Başbakan Soyer,
görüşme sonrasında gazetecilere değerlendirmelerde bulundu,
soruları yanıtladı.
"Fırsata çevrilmeli"
Soyer, Cumhurbaşkanı'yla oldukça detaylı bir
görüşme yaptıklarını belirterek, halka
mesajlarını "5 Eylül buluşması hangi gerekçeyle
başlıyor olsa da taraflar bu görüşmeyi büyük bir şansa
çevirmelidir, büyük bir fırsata döndürmelidir" sözleriyle özetledi.
Başbakan Soyer, tarafların, gerekçelere saplanmadan, bu
şansı Kıbrıs'a kalıcı,
karşılıklı kabul edilebilir bir çözümün en erken bir
zamanda gelmesinin önemli şansını yaratmak mecburiyetinde
olduğunu kaydederek, barış güçlerinin, iki toplum liderine
yardımcı olmasını istedi.
"Barış güçlerine çağrı"
Her iki taraftaki barış güçlerinin, iç siyasi hesaplar ve
gaileler yerine iki tarafın liderine destek olarak, en erken
zamanda, 2008 sonuna kadar kalıcı ve kapsamlı bir
çözümün Kıbrıs'a gelmesi için ellerinden gelen gayreti göstermeleri
gerektiğini vurgulayan Başbakan Ferdi Sabit Soyer,
Kıbrıs'ta çözümün hem Kıbrıslı Türklerin hem de
Rumların ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Soyer, Kıbrıs'ta çözüm için Türkiye'nin, Yunanistan'ın
ve AB'nin de yapıcı gelişmelere ihtiyacı olduğunu
kaydederek, şöyle konuştu:
"Biz yapıcı yaklaşıyoruz"
"Kıbrıslı Türkler olarak biz kendi
halkımıza, Kıbrıs'a, Türkiye ve Yunanistan'a, dünyaya ve
bölgeye olan borcumuz nedeniyle bu tarzda, bu sürece son derece
yapıcı olarak yaklaşacağız. Kalıcı bir
anlaşmanın bu topraklara gelmesi, acının bitmesi ve iki
halkın barış ortamında, siyasal eşitlik temelinde,
yeni bir anlayışla yeni bir ortaklık cumhuriyeti çerçevesinde
çözümde yer alması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz;
göstermemiz gerekir."
CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, 8
Temmuz sürecinin bir an evvel sonuçlandırılması gerektiğini
ifade ederek, "Bunun için çok kısa sürede iki liderin
Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm getirecek esas
görüşmelerine bu sürecin yol açmasını sağlamamız
gerektiği inancındayız. Bu bakımdan bu yapıcı
anlayış ümit ederim Kıbrıs Rum tarafında da yer
bulur" dedi.
Başbakan Soyer, liderlerin görüşmesinin, süratle BM zemininde
ve parametrelerinde esas görüşmelere başlamaları sonucu
doğurmasını dileyerek, şunları ifade etti:
"24 Nisan referandumundan sonra iki tarafın
ilişkilerinin günlük yaşamda iyileştirilmesi ve bütün
Kıbrıs'ın
ihtiyacı olan işbirliğinin
tartışılması sürecinde özlü konuların da
tartışılması düşüncesiyle şekillendirilen Gambari
sürecinin çok erken zamanda başlaması, iki taraf arasında kopan
pek çok ilişkinin yeniden başlaması ve insani konular başta
olmak üzere hayatın bütün ihtiyaçlarına cevap veren süreçlerin
yaşama geçmesinin de bu görüşme sürecinde muhakkak
başarılması gerektiğine inanıyoruz.
Süratle iki liderin esas görüşmelere, BM zemininde ve
parametrelerinde bir an evvel başlatmaları sonucunu
doğurmasını diliyoruz. Yurt ve insan sevgisinin barışa
inanan bütün insanların görevinin bu olduğu
inancındayız."
KIBRIS 01/09/07
Soyer: İzolasyonlara rağmen yatırımlar
sürüyor
İş dünyasındaki atılımların
gelişmesiyle, sadece KKTC'de değil dış dünyada da rekabet
imkanının yakalanacağını kaydeden Soyer,
"Kalitede kendi bilgi gücümüz ve emeğimizle yarışarak daha
büyük imzalara hep birlikte şahit olacağız" dedi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Lefkoşa Sanayi Bölgesi'ndeki Con
Kahve ve Kuruyemişleri İmalathanesi'nin açılışına
katıldı.
Soyer açılışta yaptığı konuşmada,
Con Kahve ve Kuruyemişleri'nin yeni imalathanesinin
açılışında büyük bir sebat bulunduğunu söyledi. Soyer,
tesisin inşa edildiği yerin daha önce harap halde olduğunu ancak
şimdi son derece güzel bir yatırımla bu şekle
getirildiğini belirtti.
Con Kahve ve Kuruyemişleri Direktörü Haluk Ruhi de, tesisin bu
hale gelişinde emeği geçenlere teşekkür etti ve
başarının sadece kendilerine değil çalışanlara
ait olduğunu kaydetti.
KIBRIS 01/09/07
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 19:56 TSİ 01 Eylül 2007 Cumartesi
LEFKOŞA
- Dünya Barış Günü nedeniyle İzmir Dikilide düzenlenen
şenliklere katılan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Kıbrıs sorununun çözümünün temel hedefleri olduğunu söyledi.
Çarşamba
günü Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile yapacağı
görüşmeden umutlu olduğunu belirten Talat, Ben elimden geleni
yapacağım. İyi niyetle, önkoşulsuz gidiyoruz. En kısa
zamanda çözümün yolunu açmak ve zemini hazırlamak için gidiyoruz. dedi.
Talat, Rum tarafından da çözüm için adım atmasını
beklediklerini vurguladı.
KKTC Dışişleri Bakanı Avcı ise, Papadopulosun
Talatla görüşmeyi kabul etmesinin, Güney Kıbrıstaki
başkanlık seçimleriyle bağlantılı olduğundan
kuşkulandıklarını söyledi. Avcı, Papadopulosun
niyeti iç politikaya oynamaksa, süreç çıkmaza girer dedi.
BAN
VE TALAT EKİMDE GÖRÜŞECEK
Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın görüşme talebine olumlu
yanıt verdi. Görüşmenin, Ekim ayı ortalarında
yapılması bekleniyor.
Görüşmenin yeri ve kesin tarihini, KKTC
Cumhurbaşkanlığı ile BM Genel Sekreterinin
Kıbrıs özel temsilcisi belirleyecek. Ban Ki-moon,
Cumhurbaşkanı Talata gönderdiği cevap mektubunda,
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin, 1 yılı
aşkın süredir hiçbir ilerleme kaydedilmemiş olmasından
duyduğu hayalkırıklığını dile getiriyor.
Bununla birlikte, 5 Eylülde Talat ile Rum yönetimi lideri Papadopulos
arasında yapılacak görüşmeden, umutlu olduğunu belirtiyor.
5 Eylül görüşmesi öncesi Kıbrıs Türk tarafında ve Rum
tarafında çalışmalar sürüyor. KKTC Cumhurbaşkanı Talat
görüşmeyle ilgili siyasi parti yetkilileriyle yaptığı
çalışmaları dün tamamlarken, Rum lider Papadopulos pazartesi
günü Rum Ulusal Konseyini toplantıya çağırdı.
Talat ve Papadopulos Çarşamba günü, öğleden sonra, BM Genel
Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möllerin
rezidansında görüşecek.
BMnin eski Genel Sekreteri Kofi Annanın siyasi işlerden sorumlu
yardımcısı İbrahim Gambarinin
aracılığıyla 8 Temmuz 2006da adada iki taraf arasında
varılan ve Gambari süreci olarak bilinen mutabakatla Kıbrısta
insanların günlük hayatlarını etkileyen konuları
görüşmek üzere teknik komitelerin kurulması ve buna paralel olarak
Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konularda çalışma
grupları oluşturulması öngörülüyordu.
Gül'ün ilk yurtdışı gezisi KKTC olabilir
2 Eylül, 2007 10:22:00 (TSİ) CNN TURK
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk
yurtdışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne
yapmayı planlıyor.
Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından
çok sayıda devlet başkanı ile telefon görüşmesi
gerçekleştirdi.
Kuzey Kıbrıs ziyareti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la
yapılan telefon görüşmesinde de gündeme geldi.
Kısa vadede yurtdışına seyahatin gündemde
olmadığını belirten yetkililer ilk sırada KKTC'nin yer
aldığını ifade ediyor, ancak kesin bir tarih vermiyor.
10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, KKTC
Cumhurbaşkanı Talat'ı sadece bir kez Köşk'e davet
etmiş, bu davette de Talat için devlet başkanı protokolünü tam
olarak uygulamamıştı.
'KKTC 5 Eylül görüşmesinde iyi niyetli'
1 Eylül, 2007 18:41:00 (TSİ) CNN TURK
Gökhan Bozkurt / CNN TÜRK
Kıbrıs'ta taraflar uzun bir aranın ardından hafta
başında bir araya geliyor. KKTC Dışişleri Bakanı
Turgay Avcı, hem Avrupa Birliği'ni hem de Rum yönetimini uyardı.
Avcı, ''Eğer Kıbrıs'ta bir çözüm isteniyorsa, iki
halkın eşitliği, iki bölgelilik ve siyasi eşitlik
gözetilmeli'' dedi.
Kıbrıs'ta taraflar 5 Eylül'de bir araya geliyor. Rum
lider Tasos Papadapulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
süreci gözden geçirecek.
KKKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, bu
kritik görüşme öncesi CNN TÜRK'e konuştu.
Avcı, "Biz Kuzey Kıbrıs olarak görüşmeye iyi niyetle
gidiyoruz. Herzaman bunu ortaya koyduk. Adil siyasi eşitliğe
dayalı Türkiye'nin garantörlüğünde BM çatısı
altında görüşmeye herzaman hazırız" dedi.
Turgay Avcı, Rum kesiminden iyi niyet görememekten ise şikayetçi:
"2008 başkanlık seçimleri, bir iç siyaset hamlesi mi? Bana göre
öyledir. Ama umut ediyoruz öyle değildir. Bizim beklentimiz
görüşmelerin sürekli olması kapsamlı çözüm için bir süreç ortaya
konması."
"Tek taraflı AB üyeliği hata"
Bakan Avcı, Rumların tek taraflı AB üyeliğinin hata
olduğunu söyledi, bunun Rumların elini güçlendirdiğine dikkat
çekti.
Rumların masaya gelmesi için Kuzey Kıbrıs'ın da elinin
güçlenmesi gerektiğine vurgu yapan Avcı, bunun yolunun da ekonomisi
güçlü ve yatırım yapan bir Kuzey Kıbrıs'tan geçtiğini
anlattı.
"AB sözünü tutmamıştır" diyen Bakan Avcı,
"Öncelikle bunu yerine getirmesi gerekir. Biz AB'den bunu bekliyoruz"
dedi.
KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılması gerektiğini
söyleyen Avcı, "AB Kıbrıs'ta çözüm istiyorsa Rum yönetimini
baskı altına almalı" diye konuştu.
Avcı, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığının
Kıbrıs açısından olumlu olduğuna da işaret etti
ve "Türkiye'nin güçlü, istirkarlı olması KKTC'nin de güçlü
olmasını sağlıyor" ifadesini kullandı.
|
||
|
|
||
|
ANKA |
||
|
|
||
|
Amerikalı
muhafazakarların gazetesi Conservative Voice, ABD Başkanı
George Bushun, Mukteda el Sadrın milislerine gösterdiği tepkiyi
terör örgütü PKK için göstermeyerek PKKyı bir çeşit
koruduğunu yazdı.
|
HURRIYET 02/09/07
3 kuşak Bodrumlu İngilizler
Siyasete pazar molası... Yıllar önce Bodrum'a 3 çocuklu bir
İngiliz çift gelir. Unutulmaz bir tatil yaşarlar.
Son gece, baba Philip Price, kaldıkları otelin sahibine sorar:
"Buraya çok İngiliz turist geldiği halde ne otelinizde,ne de
yörede bir İngiliz tarzı pub var... Neden bir pub
açmazsın?"
Otelin sahibi ona; "Şurada sana yer vereyim. Gel sen pub aç"
cevabını verir.
Philip Price, "mesleğinin mühendislik olduğunu" söyleyerek
konuyu noktalar.
Son gece için eşiyle birlikte Bodrum barlar sokağına gider.
Gri şok
Aile İngiltere'ye döner.
Yağmur yağmakta, sert ve soğuk bir rüzgâr esmektedir.
Sanayi dumanlarıyla da büsbütün grileşen gök, kâbus gibi görünür.
Hele Bodrum'un tertemiz havası, pırıl pırıl lacivert
suları, mavi göğü, yeşille kucaklaşan dantela gibi
koylarından sonra...
O gece evde Philip Price, eşi Marilyn'le yeni bir yaşam
tasarısını paylaşır:
"Bodrum'da kaldığımız otelin sahibinin önerisini
düşünüyorum. Otelde bize bir yer verecekti, 'orada pub açabilirsin'
demişti. Bodrum'a dönüp bunu yapalım diyorum.
Emekliye ayrılırım. Çocuklar da orada yetişirler."
Peki ya geride bırakacakları?..
Marilyn Price'ın babası Frank Hood, II. Dünya Savaşı'nda
Alman uçaklarıyla çarpışmış eski bir pilot.
Uçağı 9 kez düşürülmüş, ama hepsinde de paraşütü
zamanında açarak kurtulmuş.
Bodrum'a göçerken geride o yaşlı adamı ve eşini nasıl
bırakacaklardı?..
Bu ciddi bir sorundu...
Gene de "Bodrum'da pub" düşüncelerini yaşlı anne ve
babaya açarlar.
Alacakları olası bir tepki beklentisiyle endişelidirler.
Oysa... Bir bakarlar ki, eski pilot, maceraya dünden hazırdır.
Frank Hood, "Benim de emekli maaşım var. Annenizi alıp
sizinle Bodrum'a geliyorum" cevabını verir.
Aile Bodrum /Gümbet'e yerleşir.
Philip Price,
İngiliz tarzı ilk pub'ı açar.
Sonra... Turgutreis'te daha büyük bir pub işletmeye başlar.
Bu pub, Bodrum'un İngiltere fahri konsolosluğu gibi
çalışır.
Bodrum'daki sorunu olan İngiliz turistlerin başvuru merkezidir
artık...
Philip Price hepsinin yardımına koşar.
Zaman içinde esnafın, bürokratın, herkesin sevdiği bir dost
olmuştur.
Ya eski pilot dede?
Onu bisikletiyle dolaşırken tanımıştım.
Turgutreislilerin "Frank Amcası"ydı.
Neşeli, hayata iyimser bakan, keyifli bir dede...
Bisikletiyle turlarken, manavlar, midyeciler, simitçiler ikramda
bulunuyorlardı "Frank Amca"larına...
Aile büyüyor
Philip Price, son yıllarda Bodrum Sağlık Vakfı'na
katkıları da çalışmalarının merkezine
koymuştu.
Ya çocukları?
Erkek çocuklardan Gareth, Bilkent'i bitirdi; bilgisayar mühendisi...
Stuart, Londra'da yaşıyor.
Kızları Janine ise Bodrum turizm sektöründe çalıştı.
Sonraları Bodrum'un simgesi Halikarnas Club'ın sahibi Süleyman
Demir'le evlendi.
Harika bir çift oldular.
Birbirinden şeker 3 kızları var.
Önce Sophia doğdu... Sonra da ikizler; Alara ve Melissa...
.......................
Philip Price'ı ne yazık ki yitirdik.
Bu güzel ailenin oluşmasına uzanan ne de güzel bir karar
vermişti.
Bodrum onu, o da Bodrum'u çok sevdi.
Dolu dolu ve güzel yaşadığı Bodrum'da bugün toprağa
verilirken onun son yolculuğunda bulunacağız.
Üzerine ışık yağsın.
GUNERI CIVAOGLU MILLIYET 02/09/07
Talat, Ekim'de Ban ile görüşecek
KESİN TARİH ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA BELLİ OLUR...
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a mektup göndererek Ekim ayı
ortalarında görüşmeye hazır olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Hasan Erçakıca, Talat-Ban
görüşmesiyle ilgili kesin tarihin, önümüzdeki hafta, BM'nin
Kıbrıs'taki yetkilileriyle yapılacak temaslarla
saptanacağını söyledi
LİDERLERİN GÖRÜŞMESİNDEN MEMNUN... Erçakıca,
Ban'ın, Talat'a Cumhurbaşkanı ile Papadopulos'un çarşamba
günü görüşecek olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile
getirdiğini kaydetti. Mektubu duyuran Politis gazetesi ise, Genel
Sekreterin, 8 Temmuz Anlaşması'na varılmasından 14 ay sonra
hiç bir ilerleme kaydedilmemiş olmasından duyduğu hayal
kırıklığını aktardığını
yazdı
Birleşmiş Millet Genel Sekreteri Ban Ki Moon,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a mektup gönderdi. Ban, bir süre önce
kendisine mektup gönderen Talat'a gönderdiği cevabi mektubunda, Ekim
ayı ortalarında Talat'la görüşmeye hazır olduğunu
belirtti.
TAK muhabirinin, Rum basınında yer alan "Ban'ın
Talat'a mektup gönderdiği" haberleriyle ilgili sorusunu
yanıtlayan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan
Erçakıca, Ban'ın Talat'a cevabi bir mektup gönderdiğini ve
mektupta, Ekim ayı ortalarında Cumhurbaşkanı Talat'la
görüşmeye hazır olduğunu belirttiğini kaydetti.
Talat-Ban görüşmesinin ne zaman gerçekleşeceğinin
sorulması üzerine ise Erçakıca, Talat-Ban görüşmesiyle ilgili
kesin tarihin, önümüzdeki hafta, BM'nin Kıbrıs'taki yetkilileriyle
yapılacak temaslarla saptanacağını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, BM genel
Sekreteri Ban'ın, Talat'a gönderdiği mektupta,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulos'un 5 Eylül Çarşamba günü görüşecek olmasından
dolayı duyduğu memnuniyeti de belirttiğini aktardı.
Politis: Mektup KKTC'ye perşembe günü ulaştı
Politis gazetesi, Ban'ın mektubunun, KKTC'ye Perşembe günü
ulaştığını ve Cumhurbaşkanı Talat'ın
kısa süre önce Ban'a gönderdiği mektuba yanıt niteliği
taşıdığını belirtti.
Gazete, BM Genel Sekreteri'nin, söz konusu mektupta, 8 Temmuz
Anlaşması'na varılmasından 14 ay sonra hiç bir ilerleme
kaydedilmemiş olmasından duyduğu hayal
kırıklığı ve endişeyi bir kez daha dile
getirdiğini; fakat en azından şimdi, Papadopulos'un Talat'la
görüşmesinin gerçekleştirilmesi konusunda
uzlaşılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini
yazdı, özetle şöyle devam etti:
"Ban ki Moon Kıbrıslı Türk lideri, bu
fırsatı; bir prosedür başlaması ve bugünkü
çıkmazın aşılması amacıyla değerlendirmesi
konusunda cesaretlendirdi. Ancak Ban'ın 8 Temmuz
Anlaşması'nın derhal hayata geçirilmesi gerektiğine
işaret edip etmediği veya herhangi başka bir prosedüre olanak
bırakıp bırakmadığı net değildir.
BM kaynakları, Kıbrıs'taki tarafların üzerinde
uzlaşacakları herhangi bir prosedürü kabul edeceklerine ve ileri
götüreceklerine işaret ediyorlar. Ancak şimdilik, iki liderin
imzasını taşıyan tek anlaşma 8 Temmuz
anlaşmasıdır.
BM kaynakları, KİPE'ye (Rum Haber Ajansı) iki taraf
arasında istikrarlı çelişkiler ve görüş ayrılıkları
saptanmakta olduğunu söylediler. Ancak aynı kaynaklar, farklı
anlayış ve yorumlar bulunmasının, görüş
ayrılıklarının dağıtılması ve 8 Temmuz
prosedürünün uygulanmasında ilerleme sağlanması için, iki
liderin 5 Eylül'deki görüşmesini özellikle önemli kıldığını
vurguladılar."
Simerini gazetesinde yer alan haberde, Rum Yönetimi Sözcüsü Vasilis
Palmas'ın KİPE'ye açıklamasında, Rum tarafının
Talat-Papadopulos görüşmesinden gerçek bir ilerleme
başarılması beklentisi içinde olduğunu söyledi ve
"Olumlu sonuçlar yalnız Kıbrıs Rum tarafına
bağlı değildir" diyerek herkesi; temkinli ve ihtiyatlı
olmaya çağırdı.
Fileleftheros gazetesi, Kıbrıs Türk ve Rum
taraflarının 5 Eylül'de gerçekleşecek Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat - Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos görüşmesine
yoğun şekilde hazırlanmakta olduğunu; bu çerçevede
Papadopulos'un Talat'la görüşmesi öncesinde Rum Ulusal Konseyi'ni 3 Eylül
Pazartesi günü toplantıya çağırdığını
hatırlattı.
Haberi "Talat ve Papadopulos Görüşmelerine Farklı
Hedeflerle Hazırlanıyor - Tarafların Taktikleri Neler"
başlıklarıyla veren gazete, Cumhurbaşkanı
Talat'ın ise, İzmir-Dikili Belediye Başkanı Osman Güven'in
daveti ile "Kıbrıs sorunundaki yeni taktiği görüşmek
üzere" Türkiye'ye gittiğini ileri sürüdü ve özetle şunları
kaydetti:
"Her iki taraf da, önümüzdeki Çarşamba günü
gerçekleşecek görüşme sırasında ortaya koyacakları
bütün olası senaryoları ve olası hareketleri
değerlendirerek yoğun şekilde hazırlanıyor.
Kıbrıs Rum tarafı düşük tonlarda hareket ederek, bu
görüşmeden 8 Temmuz Anlaşması'nın hayata geçirilmesi
yönünde bir sonuç çıkmasını kendisine stratejik hedef olarak
belirledi. Kıbrıs Türk tarafı
başarısızlığı yüklenmek istemiyor, ancak
aynı zamanda da Anlaşma'nın hayata geçirilmesi yönündeki
adımları kabul etmek istemiyor. Bu politika temelinde nasıl
ileri gidileceği ise Çarşamba günü öğleden sonra ortaya
çıkacak."
KIBRIS 02/09/07
Talat: 5 Eylül çözüm için önemli bir fırsat
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 1 Eylül Dünya Barış
Günü'nün önemine uygun olarak Kıbrıs sorununun bir an önce
çözümlenmesinin en büyük temennileri olduğunu ifade ederek, "Bunun
için 5 Eylül önemli bir fırsattır" dedi.
Talat, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla
İzmir'in Dikili Belediyesi'nin davetlisi olarak eşi Oya Talat ile
birlikte gittiği ilçede, belediye başkanlığını
ziyaret etti.
Kaldığı otelden Dikili Belediye Başkanı Osman
Özgüven eşliğinde yürüyerek belediye binasına gelen Talat, yol
boyunca vatandaşlarla sohbet etti, parklardaki ağaçları
inceledi, Muammer Aksoy Parkı'ndaki iğde ağacının meyvesini
yedi.
Talat, belediyeye gelişinde, Yunanistan'ın Midilli
adasından 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlamaları çerçevesinde
Dikili Belediyesi'nin davetlisi olarak ilçeye gelen Yunanistan
vatandaşlarıyla İngilizce olarak kısa süreli sohbette
bulundu.
Mehmet Ali Talat, Dikili Belediyesi'nde Anadolu Ajansı ve TRT'nin
görüşme talebini olumlu karşılayarak, muhabirlerin
sorularını yanıtladı.
5 Eylül'de Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos'la
yapacağı görüşmeye ilişkin beklentilerinin sorulması
üzerine Talat, görüşmede kalıcı ve kapsamlı çözüme
ulaşmanın en büyük beklentileri olduğunu ifade etti.
Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesini istediklerini
belirten Talat, "Bugün (dün) 1 Eylül Dünya Barış Günü. Elbette
ki bugünün önemine uygun olarak Kıbrıs sorununun da bir an önce
çözümlenmesi en büyük temennimiz. Ama tabii ki bu temenni ile olmuyor. Bizzat
katkımızı yapmamız lazım. Bizzat sorunu çözmemiz
lazım" dedi.
Talat, kendisinin sorunu çözme mevkisinde bulunduğunu, o
sorumluluğu taşıdığının bilincinde
olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Biz Türk tarafı olarak Kıbrıs Rum tarafına
elimizi uzun yıllardır uzatmış durumdayız. 2004
referandumundan beri Kıbrıs sorununun acil çözümü temel hedefimiz
olmaya devam ediyor. Bunun için 5 Eylül önemli bir fırsattır. Bizim
2004 yılından beri yaptığımız, 'Bir araya
gelelim, bu sorunu çözelim' çağrımıza, bir buluşmayla 8
Temmuz 2006'da yanıt almıştık. Bu ikinci
yanıttır. Bu ikinci yanıtın 8 Temmuz'da olduğu gibi,
Kıbrıs sorununun çözümünü uzun zamana yayan bir yaklaşıma
yol açmaması dileğindeyim. Bir an önce bütünlüklü olarak ve
kapsamlı olarak Kıbrıs sorununun çözümüne yol açmasını
diliyorum ve bunun için ben elimden geleni yapacağım. İyi
niyetle gidiyoruz, ön koşulsuz gidiyoruz. En kısa zamanda çözümün
yolunu açmak için, zemini hazırlamak için gidiyoruz. Ben umutluyum."
Görüşmelerde Rum iç siyasetinin etkisi iddiaları
Cumhurbaşkanı Talat, 5 Eylül'de yapılacak görüşmeye
Rum tarafının iç siyasetteki gelişmeler nedeniyle olumlu
yanıt verdiği iddiaları hatırlatılarak, aynı iyi
niyetin Papadopulos tarafından da taşınıp
taşınmadığına ilişkin görüşünün
sorulması üzerine, sebep ne olursa olsun sonuçta her şeyin bir
vesileyle başladığını ifade etti.
Bu defa da çağrılarına, iddialara göre Güney
Kıbrıs'taki iç politik nedenlerle yanıt verildiğini
kaydeden Talat, şöyle devam etti:
"Ama olsun. Kıbrıs sorununu birçok uluslararası ve
ulusal gelişmeler etkiliyor. Sadece ulusal değil, uluslararası
gelişmeler de etkiliyor. Çünkü Kıbrıs sorunu uluslararası
bir sorun haline geldi, istesek de istemesek de, kabul etsek de etmesek de.
Sonuçta uluslararası bir sorunu dış faktörler ve iç faktörler
etkiliyor. Bu görüşmenin olmasını da etkileyen sadece iç
faktörler değildir. Aynı zamanda uluslararası faktörlerdir.
Çünkü uluslararası alanda gerek Avrupa Birliği çerçevesinde gerek
Birleşmiş Milletler çerçevesinde gerekse
dünyanın değişik ülkeleri ve uluslararası
kuruluşları nezdinde Kıbrıs sorununun çözümü için iki
liderin bir araya gelmesi baskısı, isteği, arzusu,
cesaretlendirmesi, ne derseniz deyin uzun zamandır devam ediyor.
Dolayısıyla iç faktörler de dış faktörler de bu bir
araya gelişi sağlamıştır. O nedenle nasıl bir
araya geldiğimizi bir tarafa bırakıp, bunun meyvesini toplamaya
çalışmak lazım. O yüzden ben umarım ki Kıbrıs Rum
tarafı da bizim gibi bir an önce çözümü ve bu çözümün gerekliliğini
kavrar veya kavramıştır ve sonuçta da iyi bir başarı
elde ederiz."
Talat, ziyaretinin ardından Belediye Başkanı Osman
Özgüven'le birlikte Belediye Kültür Evi'ne geçerek, burada ilçeyle ilgili
brifing aldı.
KIBRIS 02/09/07
Avcı: KKTC, 5 Eylül görüşmesinde iyi niyetli
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Turgay Avcı, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un
görüşmeyi kabul etmesinin seçimlerle bağlantılı
olduğundan kuşkulanıldığını belirtti ve
Papadopulos'un niyetinin iç politikaya oynamak olması halinde sürecin
çıkmaza gireceğini vurguladı.
Turgay Avcı, Türkiye Jokey Kulübü'nün düzenlediği Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Koşusu'na katılmak üzere Ankara'ya
gitti.
Avcı'nın Ankara'da resmi görüşme
yapmadığını belirten NTV, Avcı'nın, resmi
görüşme talebinde bulunmadığını; TC
Dışişleri Bakanı Ali Babacan'dan, hükümeti güven oyu
aldıktan sonra görüşmek için randevu istediklerini açıkladığını
duyurdu.
NTV'ye göre, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un 5
Eylül'de yapacağı görüşmeyle ilgili açıklamasında ise,
görüşmeye önem verdiklerini belirtti.
2008'in Şubat ayında Güney Kıbrıs'ta
başkanlık seçimleri yapılacağını hatırlatan
Avcı, Papadopulos'un uzun bir süreden sonra görüşmeyi kabul
etmesinin, seçimlerle bağlantılı olduğundan
kuşkulandıklarını söyledi ve şunları kaydetti:
"5 Eylül'deki görüşmede eğer Rum Yönetimi ciddiyse;
niyeti, adil, kapsamlı, eşit bir çözümse; o zaman bu süreç devam
edebilir. Ancak Papadopulos'un iç politikaya oynamak ve Rum halkına
'İşte ben görüşüyorum, görüşeceğim' deyip de bu süreci
yıllara yayma niyeti varsa; bu her zamanki gibi Rum tarafının
olumsuz tavrıyla çıkmaza girecektir."
Çözüm konusunda umutlu olmadıklarını dile getiren
Avcı, "Seçimlerden sonra da, pek bir şeyin
değişeceğini zannetmiyorum" dedi.
Avrupa Birliği ülkeleriyle temaslarını
yoğunlaştıracaklarını belirten Turgay Avcı,
Suriye'yle de çok önemli üst düzey görüşmeler gerçekleştirdiklerini, bunların
sonuçlarının yakında görüleceğini kaydetti.
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, CNN TÜRK'e
yaptığı açıklamada hem Avrupa Birliği'ni hem de Rum
yönetimini uyardı. Avcı, ''Eğer Kıbrıs'ta bir çözüm
isteniyorsa, iki halkın eşitliği, iki bölgelilik ve siyasi
eşitlik gözetilmeli'' dedi.
Avcı, "Biz Kuzey Kıbrıs olarak görüşmeye iyi
niyetle gidiyoruz. Her zaman bunu ortaya koyduk. Adil siyasi eşitliğe
dayalı Türkiye'nin garantörlüğünde BM çatısı altında
görüşmeye her zaman hazırız" dedi.
Turgay Avcı, Rum kesiminden iyi niyet görememekten ise
şikayetçi: "2008 başkanlık seçimleri, bir iç siyaset
hamlesi mi? Bana göre öyledir. Ama umut ediyoruz öyle değildir. Bizim
beklentimiz görüşmelerin sürekli olması kapsamlı çözüm için bir
süreç ortaya konması."
"Tek taraflı AB üyeliği hata"
Bakan Avcı, Rumların tek taraflı AB üyeliğinin hata
olduğunu söyledi, bunun Rumların elini güçlendirdiğine dikkat
çekti.
Rumların masaya gelmesi için Kuzey Kıbrıs'ın da
elinin güçlenmesi gerektiğine vurgu yapan Avcı, bunun yolunun da
ekonomisi güçlü ve yatırım yapan bir Kuzey Kıbrıs'tan
geçtiğini anlattı.
" "AB sözünü tutmamıştır" diyen Bakan
Avcı, "Öncelikle bunu yerine getirmesi gerekir. Biz AB'den bunu
bekliyoruz" dedi.
KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılması
gerektiğini söyleyen Avcı, "AB Kıbrıs'ta çözüm
istiyorsa Rum yönetimini baskı altına almalı" diye
konuştu.
Avcı, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığının
Kıbrıs açısından olumlu olduğuna da işaret etti
ve "Türkiye'nin güçlü, istikrarlı olması KKTC'nin de güçlü
olmasını sağlıyor" ifadesini kullandı.
KIBRIS 02/09/07
5 Eylül'den beklenti yok
HER İKİ TOPLUM DA UMUTLU DEĞİL...
Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde geçen yıl temmuz
ayında gerçekleşen görüşmenin ardından, 5 Eylül'de ilk kez
bir araya gelecek olan iki toplum liderinin görüşmesi iki toplumda da
umuda yol açmadı. Görüşlerine başvurduğumuz
Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar
görüşmeyle ilgili herhangi bir beklenti içinde
olmadıklarını belirttiler
LİDERLER ÖZGÜRCE HAREKET ETMİYOR... İki toplum liderinin
kendi kararlarını özgürce alamadığına, dış
faktörlerin baskıları doğrultusunda hareket ettiklerine ve
görüşmenin güneyde gelecek yıl şubat ayında yapılacak
başkanlık seçimlerinin gölgesinde gerçekleşeceğine
işaret eden Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı
Rumlar, bu şartlar altında iki liderin görüşmesinin
Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde herhangi bir gelişmeye imkan
tanıyacak bir netice doğurmayacağı inancını dile
getirdi.
Anıl IŞIK
Birleşmiş Milletler'in (BM) himayesinde geçen yıl temmuz
ayında gerçekleşen görüşmenin ardından, 5 Eylül'de ilk kez
bir araya gelecek olan iki toplum liderinin görüşmesinden Ne
Kıbrıslı Türkler, ne de Kıbrıslı Rumlar, umutlu.
KIBRIS, hem Kıbrıslı Türklerin hem de
Kıbrıslı Rumların, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ile Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos'un yarın
gerçekleştirilecek görüşmesinden beklentilerini sordu.
Görüşlerine başvurduğumuz her iki toplumdan insanlar,
görüşmeyle ilgili herhangi bir beklenti içinde
olmadığını söyledi.
Hem Kıbrıslı Rumlar hem de Kıbrıslı
Türkler, iki toplum liderinin kendi kararlarını özgürce
alamadığına, dış faktörlerin baskıları
doğrultusunda hareket ettiklerine ve görüşmenin güneyde gelecek
yıl şubat ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin
gölgesinde gerçekleşeceğine işaret ederek, bu şartlar
altında iki liderin görüşmesinin Kıbrıs sorununun çözüm
sürecinde herhangi bir gelişmeye imkan tanıyacak bir netice
doğurmayacağı inancını dile getirdi.
Görüş bildirenlerin büyük çoğunluğu, çözüm
anahtarının Kıbrıslıların elinde değil,
yabancı ülkelerin elinde olduğu görüşünü bildirirken, çok az bir
kesim ise çözüm anahtarının Kıbrıslıların elinde
olduğunu ve tarafların sorununu çözme iradesi göstermesi halinde
çözüme ulaşılabileceğini ifade ettiler.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum
toplumu lideri Tassos Papadopulos, Birleşmiş Milletler (BM) Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı
İbrahim Gambari huzurunda geçen yıl temmuz ayında bir araya
gelerek, Kıbrıs sorunun kapsamlı müzakerelerine yardımcı
olması hedefiyle 8 Temmuz anlaşması üzerinde mutabık
kalmışlardı.
8 Temmuz süreci, Kıbrıs sorunun günlük konularını
ve ayrıca özlü konularını ele alacak teknik komitelerin ve
çalışma guruplarının oluşturulmasını
öngörüyor.
Ancak, 8 Temmuz mutabakatının üzerinden bir yıl
geçmesine ve iki toplum liderinin temsilcilerinin, Raşit Pertev ile Tasos
Conis'in son 13 aydır yaptığı görüşmelere rağmen,
özlü müzakerelerin başlamasına olanak tanıyacak hiçbir sonuca
ulaşılamadı.
Konuyla ilgili görüşünü aldığımız Fatma
Ergene, "Kıbrıs sorunun çözüleceğine dair hiç bir şeye
inancım kalmadı. Tüm bu gelişmeler bir oyalama taktiği gibi
geliyor bana. Kıbrıs sorunuyla ilgili haberleri bile takip etmek
istemiyorum, çünkü yapılan tüm açıklamalar sözden ibaret. Olaylar
bizim dışımızda gelişiyor. Bu ayki Talat-Papadopulos
görüşmesini, Papadopulos'un bir seçim yatırımı olarak
görüyorum. Umarım söylediklerimde ben haksız çıkarım ve
olumlu bir takım gelişmeler yaşanır" dedi.
Güray Altun, "Görüşmeden ne ümidimiz olacak? Hiçbir ümidim
yok. Başından beri inandıklarımın hayal olduğunu
düşünüyorum. Söylenenler gerçek değil. 1963'ten beri hem Türk hem de
Rum tarafı bizimle oynuyor. Bizi de oyunlarına alet ettiler. Ne
söylenenlere ne de yapılanlara inanıyorum. Her iki tarafın da
Kıbrıs sorununu çözmeye niyeti yok. Bu görüşme Papadopulos ve
Talat'ın iç politikalarına yönelik bir gelişmedir. İki
toplum da kandırılıyor" görüşünü bildirdi.
Talat Ermetal, "görüşmeden bir netice
alınacağını tahmin etmiyorum. Talat, çözüm istiyor ve uzun
zamandır Papadopulos'a görüşme için çağrıda bulunuyor.
Papadopulos, Talat ile BM'nin baskıları sonucu görüşecek. Bu
görüşme göstermelik bir görüşme ve bundan bir sonuç elde
edileceğine inanmıyorum" dedi.
Güray Keçeci, "Hareketin bir zararı yoktur, oturup
beklemekten daha iyidir. Barışı sağlamak ve çözüm bulmak
insanların elindedir. Bazıları, 'Türkiye, ABD istemezse bir
şey olmaz, bu görüşmeden bir şey çıkmaz diyorlar', bu
görüşlere katılmıyorum. Eğer halk isterse çözüm olur. Ancak
liderler arasında büyük bir güvensizlik var ve bu da halkı olumsuz
etkiliyor. Bu güvenin oluşması için diyalog şart.
Görüşmeden bir netice çıkacağına inanıyorum" diye
konuştu.
Kamil Hür, "Beklenti diye bir şey yoktur. Kıbrıs'ta
iki taraf, aldıkları direktifler doğrultusunda hareket ederler.
İki cumhurbaşkanı bağımsız olarak
görüşmüyorlar. Kıbrıs'a bağlı bir şey yok ki
çözülsün. 3 garantör vardır ve onlar anlaşarak bu işi
yürütüyorlar. Garantörlerin maskeli ustası da bu işleri yürütüyor.
Tüm taraflar durumdan mutlu. Garantörler isterse bir değişiklik
olabilir. Her zaman bir sürpriz yapabilirler" dedi.
Salih Bayraktar, "Yaşamaya bakın. Çevre temiz, henüz çok
kirletilmemiş. Hava temiz. İklimimiz güzel. Dünyanın en güzel
köşesinde yaşıyoruz. Derin derin düşünmeyin. Sevin,
sevilin, mutlu olun" şeklinde konuştu.
Çimer Ergene, "Bana her şey çok ikiyüzlü geliyor. İki
toplum liderlerinin de özgürce düşünüp hareket ettiklerine
inanmıyorum. Hep iki toplumun da akıllı olup başka
toplumların çıkarlarına alet olmaları gerektiğini
düşünüyorum ama biz yuvarlanıp gitmeyi tercih ediyoruz, sanki
tembelleşip bilgilerle yaşama lüksümüz varmış gibi"
diye görüşlerini özetledi.
Görüşlerine başvurduğumuz Kıbrıslı
Rumların çoğunluğu, ne isimlerini vermek istediler ne de
görüntülerinin alınmasına izin verdiler.
İsmini vermekten kaçınan bir Kıbrıslı Rum,
"Ben bu görüşme hakkında karamsarım. Talat'ın
görüşmeyle ilgili ifade ettiği beklentilerinden dolayı. Talat,
iki ayrı devlet istediğini söylüyor. Umarım bu görüşmenin
sonunda tarafların iyi niyetlerini ortaya koyacağı bir sonuç
çıkar. 8 Temmuz anlaşmasının uygulanması ve böylelikle
Kıbrıs sorunun çözüm müzakerelerine yol açacak şartların
oluşmasını ümit ediyorum" şeklinde konuştu.
Dükkanda çalışan bir Kıbrıslı Rum kadın
ise, "Bu görüşmenin olumlu sonuç vermesi bize bağlı
değildir, Amerikalılara bağlıdır. Ne Kıbrıs
Rum tarafı, ne de Kıbrıs Tür tarafı Amerika'nın
direktifleri dışında hareket edemiyorlar. Papadopulos ve Talat'a
direktifleri Amerika veriyor. Amerika'nın çıkarları Yunan
tarafında ise Yunanlılara yakın, Türk tarafında ise
Türklere yakın hareket ediyor. Papadopulos ya da Talat'ın elinde
yapabilecek hiçbir şey yok" diye konuştu.
Dükkan sahibi Panayiotis Sokratus, "Bu görüşmeden hiçbir
şey beklemiyorum. Bu görüşme seçimlere bağlantılı bir
görüşme. Bir netice çıkmasını beklemiyorum. Anahtar
Türkiye'nin elindedir. Talat ile Papadopulos bir araya gelecekler, oturup
konuşacaklar ama anlaşamayacaklar. Talat, Türkiye'den
bağımsız olarak hareket edemiyor" dedi.
Adını vermekten çekinen bir başka
Kıbrıslı Rum, "Papadopulos-Talat görüşmesinden bir
sonuç alınamayacak. Bu görüşmede herhangi bir gelişme
olmasını beklemiyorum. Papadopulos, seçimlerden dolayı Talat ile
görüşme adımını attı. Görüşmede, 8 Temmuz
sürecinin yeniden canlanmasını da beklemiyorum, bu süreç de
bitmiştir" görüşünü bildirdi.
Serbest meslek sahibi bir Kıbrıslı Rum, "bu görüşmenin
ardından Kıbrıs sorununda bir değişiklik olmayacak.
Görüşmeden bir netice alınacağı konusunda ümitli
değilim. 33 yıldır devam eden bir sorunun çözümlenmemesinden
nasıl ümitli olabilirim? Çözümün iki toplumun elinde olduğuna
inanıyorum, ancak bunun için Yunanistan, Türkiye ve diğer ülkeleri
dışarıda bırakmamız gerekiyor" diye
düşüncelerini özetledi.
KIBRIS 04/09/07
Talat, barış diledi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Bergama akropolü ziyaretinde,
eşi Oya Talat ile birlikte adada barışın
sağlanması için dilek ağacına bez bağladı.
Cumhurbaşkanı Talat, Bergama Belediye Meclis Salonu'nda
düzenlenen konferansın ardından önceki gün bazilika ve akropolü
ziyaret etti.
Akropoldeki Zeus Sunağı'nın temellerini inceleyen Talat,
Bergama Müzesi'nde görevli Arkeolog Sevgi Soyaker'den, sunağın
Bergama'dan kaçırılışıyla ilgili bilgi aldı.
Soyaker'in, Zeus Sunağı'nın, Dikili Limanı'ndan
gemi ile kaçırıldığını belirtmesi üzerine Talat,
"Dikili Belediye Başkanı suçlu. O izin vermemiş
olsaydı Zeus Sunağı Almanya'ya kaçırılamazdı"
dedi.
Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven de "Ben o zaman
belediye başkanı olsaydım Zeus Sunağı'nın
kaçırılmasına izin vermezdim" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, akropolü gezerken bir ağacın
üzerinin tamamen beyaz bezle kaplı olduğunu gördü.
Bunun dilek ağacı olduğunu öğrenen Talat, Dikili
Belediye Başkanı Osman Özgüven'in verdiği bezi ağaca
bağlayarak, adada barış dileğinde bulundu.
KIBRIS 04/09/07
Taraflar, 5 Eylül'e hazırlanıyor
Cumhurbaşkanı Talat, geçen hafta mecliste bulunan siyasi
partilerin temsilcileriyle bir araya gelerek durum değerlendirmesi
yaparken, Papadopulos da dün Ulusal Konseyi topladı.
Kıbrıs Türk tarafı görüşme masasına
kalıcı bir çözüm için kapsamlı müzakerelerin başlaması
isteğiyle oturacak. Rum lider Tasos Papadopulos, Rum Ulusal Konseyi ile
değerlendirme yapıyor.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyet Meclisinde temsil
edilen siyasi partiler ile geçen hafta görüşmeler yapmış ve
fikir alış verişinde bulunmuştu.
Türk tarafı yarın yapılacak görüşmeye
kalıcı bir çözüm için kapsamlı müzakerelerin başlaması
gerektiği görüşü ile oturacak.
İki liderin uzun süre bir araya gelmemiş olmasından
dolayı Türk tarafı görüşme masasında her şeyin
konuşulması gerektiğini belirtiyor.
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit
Pertev, TRT'ye yaptığı açıklamada, AKEL Genel Sekreteri
Dimitris Hristofyas'ın Rum tarafında yapılacak
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olduğunu
duyurmasının hemen ardından Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos'un Türk tarafı ile görüşme talebinde bulunduğuna
dikkat çekti.
Pertev, Papadopulos'un bu atağını bir taktik olarak
niteledi ve "biz kalıcı bir çözüm için kapsamlı
müzakerelerin başlaması isteği ile görüşme masasına
oturacağız. İlelebet sürecek bir müzakere veya
hazırlık istemiyoruz. Rum tarafı da nasıl bir çözüm istediğine
karar vermeli" dedi.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ise, 5 Eylül
Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile
yapacağı görüşme öncesinde, Ulusal Konseyi topladı.
Papadopulos, saat 17:00'de başlayan Ulusal Konsey
toplantısında konsey üyelerine, 5 Eylül görüşmesiyle ilgili
bilgi verdi.
Rum Hükümet Sözcüsü Vasilis Palmas, iki liderin görüşmesiyle
ilgili değerlendirmesinde "iyi niyet, irade ve ilerleme
sağlanması ümidiyle" masaya oturacaklarını ifade
etti...
Palmas, "İki toplumlu, iki bölgeli federal bir çözüm"
politikasının tartışılmasının yersiz
olduğunu da ifade etti ve Annan Planı'nın iki toplumlu, iki
bölgeli bir federasyona dayalı çözümü öngörmediğini, bunu savunanların
yanlış değerlendirme yaptıklarını kaydetti.
KIBRIS 04/09/07
İki toplumlu, iki bölgeli federasyon yeniden taahhüt
edilsin
Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris
Hristofyas, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile yapacağı görüşme
öncesinde dün toplantıya çağırdığı Ulusal Konsey'in,
iki toplumlu, iki bölgeli federasyonu yeniden taahhüt etmesini talep etti.
Rum basınında yer alan haberlere göre, bir anma
etkinliğinde konuşan Hristofyas, Ulusal Konsey'in Avrupa hukuku,
uluslararası hukuk, BM kararları ve doruk anlaşmalarına dayalı
iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm için taahhüdünü yinelemesi
gerektiğini söyledi.
Hristofyas "İki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm
Kıbrıs'ı işgal ve kolonizasyondan kurtarabilir, temel
hakları ve insan haklarını garanti altına alabilir. Bu çözüm
Kıbrıs'ı, halkımızı, kurumları ve ekonomiyi
yeniden birleştirebilir" şeklinde de konuştu.
Hristofyas açıklamasında önce Makarios, ardından ise
Kiprianu döneminde kabul edilen iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm
üzerinde kuşku yaratmaya çalışan düşüncelerin son günlerde
dile getirildiğini belirterek, bu düşüncelerin Ulusal Konsey'de
bulunan koalisyon partilerinin ileri gelenleri tarafından dile
getirildiğine dikkat çekti.
"Taksim en yıkıcı çözüm..."
Sözü edilen "sözde net çözümlerin, kendi kendini kandırma
tehlikesini teşkil ettiğini" söyleyen Hristofyas, bu tür
sloganların, DİKO listesinden seçilen Avrupa Parlamentosu üyesi
Marios Matsakis'in, "desteklemeye cüret ettiği" iki ayrı
devletin yaratılmasına ve taksimin
kalıcılaştırılmasına yol açacağını
ifade etti. "Net çözüm acaba taksim mi?" sorusunu soran Hristofyas,
kendilerinin taksimi sadece "kabul edilemez" olarak değil
"olabilecek en kötü ve yıkıcı çözüm" olarak da
gördüklerini belirtti.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ile
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat arasında çarşamba günü
gerçekleştirilecek olan görüşmeye de değinen Hristofyas,
kendileri için görüşme konusunda olabilecek iyi gelişmenin, 8 Temmuz
anlaşmasının hayata geçirilmesi, bir diğer deyişle
teknik komiteler ve çalışma gruplarının çalışması
ve iki lider arasındaki gündemi ve zemini hazırlaması
olduğunu söyledi.
Hristofyas şu anda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın, çalışma grupları ile teknik komiteler
çalışmadan, koşulsuz olarak doğrudan müzakerelere gidilmesi
isteğinin hayata geçirilmesine doğru gittiklerini belirtti.
KIBRIS 04/09/07
Lefkoşa fır hattının kontrolü
İngilizlere bırakılıyor
"BELL" helikopterleri bir yana, Rum
polis uçağının da bir süredir faaliyet dışı
olduğunu kaydeden Tharros gazetesi, helikopterlerden birinin İsveç'te
olduğunu belirtti.
Gazete, KKTC'nin ise Rum Yönetimi'nin çıplak olduğunu
bilerek, araştırma ve kurtarma alanında "Lefkoşa FIR
hattının" kontrol edilmesine karışması
bakımından İngilizlere yönelik müdahalelerde bulunduğunu
iddia etti.
Gazete, güvenli kaynaklardan edindiği bilgilere
dayandırdığı haberinde, "Lefkoşa FIR
hattındaki" arama ve kurtarma kontrolünü Rum hükümetiyle
gerçekleştirilen bir anlaşmayla, yaklaşık 8 aydan beri
İngiliz Üslerinin üstlendiğini kaydetti. Gazete bu durumun,
helikopter ve uçak yetersizliğinden doğan zafiyet sebebiyle meydana
geldiğini belirtti.
Habere göre uçuş unsurlarının eksikliğiyle ilgili
sorun, Rum polisinin iki helikopterinin arızalanmasıyla ortaya
çıktı. Gazete, MAHİ'nin bu konuyu geçen hafta baş
sayfasından ifşa ettiğine; Rum hükümetinin ise konuyla ilgili
olarak sesini hiç çıkarmadığına dikkat çekti.
Gazete, helikopterlerle ilgili arızayı Rum Polis Genel Müdürü
Yakovos Papakostas'ın da doğruladığını; öte
yandan Papakostas'ın sipariş edilen ve adaya hiç gelmeyen Rus helikopterleriyle
ilgili olarak işe personel alındığını
doğruladığını da ifade etti.
Gazete, herkesin helikopterlerin gelmeyeceğini biliyor
olmasına rağmen, işe alınan söz konusu personele yüksek
ücretler ödenmeye devam edildiğini de yazdı.
Gazete haberinde, uçuş unsurları eksikliğinin Rum
Yönetimini zor durumda bıraktığını; Rum Yönetimi'nin
bu durumdan dolayı, ayrıca Türkiye ve KKTC'nin olası
müdahalesinden korkması yüzünden, "Lefkoşa FIR Hattı"
içerisindeki arama ve kurtarma kontrolünün sorumluluğunu İngiliz
Üslerine havale ettiğini kaydetti.
KKTC devrede
Gazete haberine şöyle devam etti:
"Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre "Lefkoşa
FIR hattı" içerisinde meydana gelen herhangi bir olayda gözlemlenen
her durumda, sahte devlet -hali hazırda arama ve kurtarma uçuş
unsurlarıyla donanmış olan- tahsis ettiği araçları
İngilizlerin hizmetine sunarak müdahalelere girişiyor. Bunlar ise
sahte devletin olumlu izlenim yaratma ve dolaylı olarak siyasi
tanınma sağlama çabalarıdır."
Öte yandan gazete, bir Rum hükümet yetkilisinden edindiği
bilgilere dayanarak, Türkiye'nin KKTC'yle arasında bulunan
"devletlerarası bir anlaşamaya" dayanarak,
"Lefkoşa FIR hattındaki" arama ve kurtarma kontrolü
sorumluluğunu üzerine almak için müdahalede bulunması tehlikesinin
var olduğunu da öne sürdü.
KIBRIS 04/09/07
Talat-Papadopulos görüşmesi bugün
5 Eylül, 2007 00:00:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 8 Temmuz
2006'daki görüşmenin ardından, bugün öğleden sonra Rum yönetimi
lideri Tasos Papadopulos ile bir araya gelecek.
BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi ve
Kıbrıs'taki Misyon Şefi Michael Möller'in ara bölgedeki evinde
saat 16.00'da başlayacak zirvede iki lider açık gündemle
görüşecek.
Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerle geçen hafta görüşen
Talat, dün Möller ile bir araya gelmişti.
Talat, dün gece de hükümet yetkilileriyle yeniden görüşerek Papadopulos
ile yapacağı toplantıya ilişkin
hazırlıklarını tamamladı.
Möller'in de katılacağı görüşmede Cumhurbaşkanı
Talat'a Müsteşarı Raşit Pertev, Rum lider Papadopulos'a ise
Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis eşlik edecek.
Görüşmenin açık gündemle yapılması planlanıyor
Görüşmeyi izleyecek basın mensupları için BM Kıbrıs
Barış Gücü de düzenlemeler yaptı.
Basın mensuplarının en geç saat 15.30'da görüşme yerinde
hazır olması istendi. Ara bölgeye geçişler 12.30'da
başlayacak ve 15.30'a kadar sürecek.
KKTC Enformasyon Dairesi de görüşmeyi izlemek üzere önceden kayıt
yaptıran basın mensuplarının, kimlik ve basın
kartları ve kayıt yaptırdıkları araçlarıyla
Metehan Sınır Kapısı'ndaki askeri geçiş
noktasından ara bölgeye gidebileceklerini duyurdu.
Talat ve Papadopulos, en son, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi
İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari'nin
adayı ziyaretinde 8 Temmuz 2006'da görüşmüştü.
Papadopulos ile yapacağı görüşmeden umutlu olduğunu
söyleyen Talat, "5 Eylüle umutla bakıyorum. Dünya Barış
Gününden 5 gün sonra bir araya gelip Kıbrıs'ta barışı
sağlayacak temel anlaşmayı yapmak üzere eğer ortak bir
kanaate varabilirsek Kıbrıs sorununu çözmemek için ortada bir neden
görmüyorum" demişti.
Rum siyasiler ümitsiz
Kıbrıs Rum siyasi liderlerinin, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat ile Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos arasında
yapılacak görüşmeye ilişkin fazla beklenti içerisinde
olmadıkları bildirildi.
Ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) lideri Nikos
Anastasiadis, Talat-Papadopulos görüşmesinin, "çıkmazın
aşılması için yeni bir girişimin başlangıcı
olmasını" diledi.
"Görev süresinin bitimine beş kala, özlü hazırlık olmadan
ve açık gündemle görüşmeye karar veren" Papadopulos'u
eleştiren DİSİ lideri, "(Rum) hükümet
ortaklarının iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm konusunda devam
eden tartışmalarının, Rum yönetiminin uluslararası
güvenilirliğini yaraladığını, içte de
karışıklığa neden olduğunu" söyledi.
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, Talat ile
yapacağı görüşmeye değinirken, hedeflerinin 8 Temmuz
sürecindeki çıkmazın aşılması ve uygulanmasında
ilerleme kaydedilmesi olduğunu duyurdu.
"Çok dilek, az beklenti"
Rum basını da, görüşmeyle ilgili olarak, "Çok dilek, az
beklenti" yorumunu yaptı.
Haberlerde, Talat ve Papadopulos'un, ilk görüşmelerinden tam 14 ay sonra
ikinci görüşmelerini bugün, "pek çok dilek ve çok az beklenti
içerisinde gerçekleştirecekleri" ifadesine yer verildi.
Türk tarafı kapsamlı çözüm için masada
KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca ise Türk
tarafının görüşmeye, kapsamlı müzakereleri
başlatabilmek amacıyla gideceğini söyledi.
İlkeler Dizisinde çözümün çerçevesinin, "iki toplumlu, iki bölgeli ve
siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon" olarak
belirlendiğini anımsatan Erçakıca, "Görüşmeye bu
çerçevede, ivedi çözüm arayışımızı devam ettirmek;
Kıbrıslı Türkler ile Rumların çıkarlarına hizmet
edecek bir çözüm bulmanın yolunu açabilmek için gidiyoruz" dedi.
Kıbrıs'taki Türk ve Rum kayıplar
Öte yandan Kıbrıs'taki Türk ve Rum kayıpların
bulunması için uzun süreden beri kazı ve kimlik tespit
çalışmalarını sürdüren Kıbrıs Otonom Kayıp
Şahıslar Komitesi, kimlik tespiti tamamlanan yeni kayıp
kalıntılarını ekim ayı başında ailelere
teslim etmeyi planlıyor.
Bugüne kadar 19'ü Türk, 38'i de Rum olmak üzere toplam 57 kayıp
kalıntısını, kimlik tespitlerinin ardından ailelerine
teslim eden komite, toplu veya münferit kazılardan çıkarılan 320
kayba ait kalıntıları, antropoloji ve DNA testleriyle kimlik
tespitinin ardından ailelere teslim edecek.
Komitedeki Türk Üye Gülden Plümer Küçük'ün verdiği bilgiye göre, kimlik
tespitiyle ilgili çalışmaların tamamlanmasıyla ekim
ayı başlarında bir grup kaybın
kalıntılarının daha ailelerine teslim edilmesi
planlanıyor.
Küçük, kimlik tespitinin zor ve zaman alan bir süreç olduğuna, her
kayıp için yaklaşık 3 aylık teknik bir süreçle kimlik
tespiti yapılabildiğine dikkat çekti.
Kıbrıs'ta son tango!
YILLARDAN beri alışılagelen görüntü, bugün tekrar gözler önüne
serilecek... Kıbrıs Türk ve Rum liderleri -Mehmet Ali Talat ile Tasos
Papadopulos- Lefkoşa'da ara bölgedeki BM özel temsilcisinin
ikametgâhı önünde kameralara gülümseyerek ve birbirlerinin elini
sıkarak poz verecekler. Daha sonra BM özel temsilcisinin
eşliğinde, kapalı kapıların ardında
görüşmelere başlayacaklar... Bu arada gazeteciler
dışarıda heyecanla bekleyecekler. Ta ki iki lider
çıkıp kendilerine bu ilk toplantı hakkında birkaç söz
söyleyinceye kadar...
Bu işte yıllanmış gazetecilere "Biz bu filmi daha önce
görmüştük" dedirten bu senaryoda acaba bu kez bir "yenilik"
olacak mı? Yani daha açıkçası, bu zirveden doğru dürüst bir
şey çıkacak mı?
Kimine göre, bu toplantının önemi, yapılabilmiş
olmasıdır ve bu, yeni bir sürecin
başlangıcıdır... Kimine göre ise, bu göstermelik, zoraki
bir zirvedir ve bundan somut herhangi bir sonuç beklenmemelidir...
Eğer bugünkü toplantıda, geçen yıl temmuz ayında
yapılan benzer zirvede alınan, fakat bir türlü yaşama
geçirilemeyen görüşme sürecinin yeniden canlandırılması
yönünde bir mutabakat sağlanırsa, bu dahi bir başarı
sayılacaktır. Ama bu süreç, bir önceki gibi, tıkanıp
kalır mı, bunu tahmin etmek imkânsız tabii...
Pozisyonlar aynı
Bugünkü toplantı olsa olsa bir "start" işareti verebilir.
Ancak yeni -veya yenilenen- bir süreçten söz ediyorsak, bunun
başarılı olması için, tarafların artık
kemikleşmiş olan pozisyonlarını değiştirmesi
gerekir ki, açıkçası bu da şu anda pek olası görünmüyor.
Karşılıklı pozisyonlar belli:
Türk tarafı, adadaki iki ayrı varlığı, "siyasi
eşitlik esasına dayalı olarak, ortak bir devlet
yapısı" içinde görmek istiyor. Türkler Annan Planı böyle
bir çözüm öngördüğü için referandumda "evet" demişlerdi...
Rum tarafı ise, "iki kesimli, iki bölgeli federatif çözüm"
ifadesini tekrarlayarak, Türk tarafının entegre olacağı
"üniter bir devlet" tezini savunuyor. Rumlar da Annan Planı bu
isteklerini karşılamadığı için referandumda
"hayır" demişlerdi.
O gün bugün, pozisyonlar değişmedi, aksine sabitleşti ve hatta
katılaştı.
"Birleşik bir Kıbrıs" idealiyle işe başlayan
M. A. Talat bile, Papadopulos yönetiminin inatçı tavrı
karşısında derin düş kırıklığına
uğradı. Annan Planı'na "evet" diyen Türklerin
çoğu, "birleşme" umudunu yitirmeye başladı...
Buna karşılık, Papadopulos başlangıç noktasındaki
(yani pratikte Kıbrıs Türklerinin eşitliğini ve Türkiye'nin
konumunu inkâr eden) pozisyonuna sımsıkı yapıştı.
Rum halkının geniş bir kesimi de (yapılan anketlerin
gösterdiği gibi) artık Türklerle birlikte yaşama arzusunu
yitirdi...
Bugün varılan nokta bu.
Sihirli formül gerek!
Şimdi nasıl bir formül bulmalı ki, Türklerin "eşit
şartlarla devlet ortaklığı" parametreleriyle,
Rumların "federal sistem içinde üniter devlet" ölçütleri örtüşebilsin?
Günümüze dek diplomasi böyle sihirli bir formül bulamadı.
Bugünkü zirvenin bu kısır döngüyü kırıp
kıramayacağını göreceğiz.
Eğer kıramazsa, "birleşik Kıbrıs" umudunun
-ve hayalinin- büsbütün yok olması kaçınılmaz. Yani sonuç
bugünkü statükonun ve bölünmenin pekişmesi olacaktır.
Bunu Rum kesiminde de görenler var. Geçen hafta Avrupa Parlamentosu üyesi
Marios Matsakis'in Kıbrıs'ta "iki devlet" seçeneğini
ortaya atan konuşması bunun yeni bir göstergesi.
Anlaşma olmazsa, olacağı budur.
Papadopulos bugün toplantıya giderken, bunun "son tango" -veya
uzlaşmak için son fırsat- olacağını düşünürse,
iyi eder...
SAMI KOHEN MILLIYET 05/09/07
Kıbrıs'ta bölünme yeni fırsatlar
doğurur
Kıbrıs'ta
30 yıldır çözümün zemini olarak benimsenen federasyon modeli, bugün
ihtilafın çözümsüz kalmasının başlıca nedeni.
Adanın bölünmesiyse, taraflar arasında resmi tanımaya ve
yapıcı işbirliğine imkân tanır
05/09/2007
RADIKAL
James Ker-Lindsay
Kosova'nın
da gösterdiği gibi, bir ihtilafın en açık çözümü çoğunlukla
kimsenin ortaya koymak istemediğidir. Göründüğü kadarıyla bu
durum en çok Kıbrıs için geçerli. Avrupa Parlamentosu'nun, Türkiye ve
Britanya karşıtı eylemleriyle tuhaf bir şöhret kazanan
ateşli Kıbrıslı Rum milletvekili Marios Matsakis,
meslektaşlarına yaptığı konuşmada,
Kıbrıs sorunuyla ilgili tartışmalarda yeni bir kapı
açtı ve belki de taksimin, adada tek bölgeli, tek toplumlu bir federasyon
kurmaktan (ki 30 yıldır çözümün zemini olarak benimsenmiş model
bu) daha iyi bir seçenek olduğunu söyledi.
Statüko artık kabul
edilir değil
Beklendiği gibi sözleri siyasi yelpazenin her tarafından sert
eleştiriler aldı. Bu pek de şaşırtıcı
değildi, zira tek bir Kıbrıslı Rum siyasetçi böyle bir
şeyi dile getirmeye hiçbir zaman cesaret edememişti. Ne var ki
meselenin aslı, Matsakis'in yorumlarının sıradan
Kıbrıslı Rumların kafasında hiç de radikal
olmaması. Özel sohbetlerde birçokları uzun zamandır adadaki iki
toplumu tek bir çatı altında birleşmeye zorlamaktan ziyade iki
devletin daha iyi olup olmayacağını sorguluyor. Bunu açıklarken
de Kıbrıslı Rumların 40 yıldır kendi evlerinin
efendisi olduğunu vurguluyorlar. Kendi kaderlerini tayin etme hakları
varken, nüfusun yüzde 20'sinden azını oluşturan
Kıbrıslı Türkler federal devletin idaresinde eşit pay
sahibi olsunlar diye bu haklarından niye vazgeçmek istesinlerdi ki?
Daha beş yıl önce bu, statüko adına bir argümandı. Ancak
statüko artık kabul edilebilir olmaktan çıktı. 2003'te
yeşil hattın açılışından bu yana birçok
Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs
vatandaşı olmanın bütün nimetlerine (sözgelimi vergi
ödememelerine, hatta Kıbrıs devletinin otoritesi ve meşruiyetini
bile tanımamalarına rağmen AB içinde serbest dolaşım
hakkına sahip olmaları) ulaşabilmesi karşısında
giderek sinirleniyor ve rahatsızlık duyuyor. Bugün insanları ne
tür bir çözüm istedikleri hususunda alenen ve artan bir şekilde
sorgulamaya iten şey, işte bu düşünce. Hem sözleri hem eylemleri
açısından iflah olmaz bir popülist olan Matsakis'in yorumları
aslında Kıbrıslı Rumların kafasındakilerin çok
daha gerçekçi bir yansıması; tabii birçok kurumlaşmış
siyasi lider bunu kabul etmek istemeyecektir.
Elbette taksim derde hemen deva olmayacak veya meseleleri bir gecede
çözmeyecek. Bir dizi çetrefilli meseleyi çözmek için müzakerelere ihtiyaç
olacak. Başlangıç için, anlaşmada bir toprak
karşılığı barış unsurunun olacağı
neredeyse kesin. Bağımsızlık hakkı
karşılığında Kıbrıslı Türkler şu
an kontrol altında tuttukları toprakların bir
kısmını vermek zorunda kalacak. (Genel düşünce, yüzde 37
oranındaki topraklarını yüzde 28 civarına çekmek ve kilit
önemdeki Mağusa kentini geri vermek zorunda oldukları yönünde.)
Buna, on binlerce Kıbrıs Rum mülkünün Kıbrıs Türk devleti
sınırları dahilinde kalacak olması sorunu eşlik
ediyor. Bir tür adil tazminat sisteminin oluşturulması gerekecek.
Alternatif olarak mülklerini yeni bir Kıbrıs Türk devleti
altında elde tutmak isteyenler bunu yapma imkânına sahip olmalı.
Elbette bu müzakereler kolay geçmeyecek. Dedikleri gibi, şeytan
ayrıntıda gizli. Ancak geçmişteki deneyimlere
bakıldığında, resmi bir taksimin
ayrıntılarının, tekrar birleşmenin
ayrıntıları üzerinde uğraşmaktan daha kolay
olduğu muhtemelen görülecek.
Bununla birlikte, ileriye bakıldığında taksimin ada için
yeni fırsatlar çıkaracağı da kesin gibi. Resmi tanıma
iki taraf arasında resmi bağlar kurulmasına yol açacak ve bu da
geniş bir yelpazedeki başka konularda hükümetlerarası
işbirliğine vesile olacak. Sözgelimi bu yaz mevsiminin de
gösterdiği gibi, orman yangınları bölge için büyük bir felaket
yarattı. Ortak bir yangın söndürme biriminin kurulması, bir
anlaşmanın ilk adımı olarak ideal bir seçim.
Sağlık hizmetleri yarar sağlanacak bir başka alan. Uzman
tedavi sağlamanın maliyetleri, paylaşıldığı
takdirde çok daha başa çıkılabilir hale gelecektir. Aynı
zamanda eğer Kıbrıslı Türkler, beklendiği gibi AB'ye
katılım için başvurursa, bu tür bir işbirliği daha da
güçlenecektir.
İnatçı etnik
çatışmanın ders kitabı
Nihayetinde tek bölgeli tek toplumlu bir federasyona dair argümanlar gücünü
koruyor. Kıbrıs küçük bir yer -hele taksim edilmek
bakımından epey küçük. Fakat Kosova'ya dair
tartışmaların da gösterdiği gibi, farklı
grupların tek devlet çatısı altında yaşaması
kesinlikle tercih edilse de, onları bir araya getirmenin imkânsız
göründüğü durumlar da mevcut.
Bu durumlarda onlara, gelecekte büyük olasılıkla sıkı
ilişkiler kurmalarına imkân tanıyacak bir tarzda kendi
yollarında gitme izni vermek daha iyi olmaz mı? İnatçı bir
etnik çatışmanın ders kitabı niteliğindeki
Kıbrıs'ta bu sorunun tam da bugün soruluyor olması bilhassa
manidar. (3 Eylül 2007)
Liderler masada
"AÇIK GÜNDEM"LE GÖRÜŞECEKLER...En son, dönemin BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler'den sorumlu
Yardımcısı İbrahim Gambari'nin adayı ziyaretinde 8
Temmuz 2006'da bir araya gelen Talat ile Papadopulos'un bugünkü görüşmesi
merakla bekleniyor. Möller'in de katılacağı zirvede liderler
"açık gündemle" masaya oturacak. Cumhurbaşkanı Talat'a
Müsteşarı Raşit Pertev'in, Rum lider Papadopulos'a ise
Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis'in eşlik etmesi bekleniyor. Türk
tarafı, görüşmenin, kapsamlı çözüm müzakerelerinin önünü
açması beklentisini taşıyor
MÖLLER, SON RÖTUŞLAR İÇİN TALAT'LA GÖRÜŞTÜ...Tarihi
zirveye 1 gün kala, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'la bugün yapacağı görüşme
öncesinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs
Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon
Şefi Michael Möller ile zirvenin teknik detaylarını
görüştü. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,
"Bugünkü görüşmeye, ivedi çözüm arayışımızı
devam ettirmek; Kıbrıslı Türkler ile Rumların
çıkarlarına hizmet edecek bir çözüm bulmanın yolunu açabilmek
için gidiyoruz" dedi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos arasındaki tarihi zirve bugün. En son
8 Temmuz 2006'da bir araya gelen iki lider, bir yılı aşkın
sürenin sonunda bugün saat 16.00'da Birleşmiş Milletler(BM) Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve adadaki Misyon Şefi
Michael Möller'in ara bölgedeki evinde görüşecek.
Möller'in de katılacağı zirvede liderler "açık
gündemle" masaya oturacak.
Görüşmede Cumhurbaşkanı Talat'a Müsteşarı
Raşit Pertev'in, Rum lider Papadopulos'a ise Diplomatik Büro Şefi
Tasos Conis'in eşlik etmesi bekleniyor.
Talat ve Papadopulos, en son, dönemin Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler'den sorumlu
Yardımcısı İbrahim Gambari'nin adayı ziyaretinde 8
Temmuz 2006'da görüşmüştü.
Türk tarafı görüşmenin, kapsamlı çözüm müzakerelerinin
önünü açması beklentisini taşıyor.
Möller, Talat'ı ziyaret etti
Öte yandan dün, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'la bugün yapacağı görüşme
öncesinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs
Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefi
Michael Möller ile zirvenin teknik detaylarını görüştü.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün
sabah düzenlediği haftalık basın brifinginde bir soru üzerine,
Möller'in dün sabah Cumhurbaşkanı Talat'a kısa bir ziyaret
gerçekleştirdiğini açıkladı.
Erçakıca, ziyarette, bugün Möller'in evinde saat 16.00'da
yapılacak Talat-Papadopulos görüşmesinin teknik
detaylarının ele alındığını ve önceden
yapılan çalışmanın teyit edildiğini kaydetti.
Bugünkü görüşmenin esnek, açık bir gündemle
gerçekleştirileceğini belirten Erçakıca, Türk
tarafının görüşmeye, kapsamlı müzakereleri
başlatabilmek amacıyla gideceğini söyledi. Bu amacın 8
Temmuz'da liderler tarafından imzalanan anlaşmanın da
başlıca hedefi olduğunu hatırlatan Erçakıca, bu
anlaşmanın ilkelerinden birinde, "kapsamlı bir çözümün hem
arzu edilir hem de mümkün olduğu ve daha fazla gecikmemesi
gerektiğine" vurgu yapıldığını
anımsattı. Erçakıca, Kıbrıs Türk tarafının
bu ilkeye bağlılığını sürdürdüğünü
anlattı.
İlkeler Dizisi'nde çözümün çerçevesinin, "iki toplumlu, iki
bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon" olarak belirlendiğini
anımsatan Erçakıca, "Bugünkü görüşmeye bu çerçevede, ivedi
çözüm arayışımızı devam ettirmek;
Kıbrıslı Türkler ile Rumların çıkarlarına hizmet
edecek bir çözüm bulmanın yolunu açabilmek için gidiyoruz"
şeklinde konuştu.
Erçakıca, Rum Ulusal Konseyi'nin önceki günkü
toplantısından çıkan sonuçla ilgili bir soruya
karşılık ise, konuyla ilgili henüz ayrıntılı
bilgiye sahip olmadığını, ancak Rum tarafında federal
çözüm konusundaki tartışmaları yakından izlediklerini
belirtti. Erçakıca, "federal bir Kıbrıs Cumhuriyeti
oluşturma arayışının anlamlı bir arayış
olduğunu" vurguladı.
"Federal bir devlet başka federal devletlerde nasıl
çalışıyorsa bizde de öyle çalışacak" diyen
Erçakıca, bunun mümkün olan ve tarafların çıkarlarına
hizmet edebilecek en iyi çözüm şekli olacağını yineledi.
Liderler zirvesini izleyecek gazeteciler için program
açıklandı
Bu arada bugünkü zirveyi izleyecek basın mensupları için
uygulanacak prosedür, Enformasyon Dairesi tarafından açıklandı.
Buna göre, görüşmeyi izlemek için daireye kayıt yaptıran
basın mensupları, kimlik kartları ve kayıt
yaptırdıkları araçlarıyla Metehan Sınır
Kapısı'ndaki askeri geçiş noktasından ara bölgeye
gidebilecekler.
BM'nin uygulaması nedeniyle geçişler 12.30'da başlayacak
ve 15.30'a dek sürecek. Talat-Papadopulos görüşmesinin
başlamasının ardından isteyen basın mensupları
saat 16.15'ten itibaren yeniden ara bölgeye geçebilecek.
Enformasyon Dairesi açıklamasında, görüşmeyi izleyecek
basın mensuplarının yanlarında basın
kartlarını da bulundurması istendi.
Öte yandan BM Kıbrıs Barış Gücü'nden yapılan
açıklamada da, benzer bilgilere yer verildi ve görüşmeyi izleyecek
gazetecilerin basın kartlarıyla birlikte en geç saat 15.30'da
görüşme yerinde olması gerektiği belirtildi.
Açıklamada, geçiş için kapıların 12.30'da
açılıp 15.30'da kapanacağı ve saat 16.15'te yeniden
açılacağı da bildirildi.
KIBRIS 05/09/07
Lefkoşa Belediyesi'ne büyük onur
Dünyanın en prestijli mimarlık ödülü olan "Ağa Han
Mimarlık Ödülleri" bu yıl "Lefkoşa Master
Planı" çerçevesinde Lefkoşa Türk Belediyesi'ne veriliyor.
Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları bu büyük olayın
LTB'nin tanınmışlığının en büyük ispatı
olduğunu vurguladı.
Her iki yılda bir geleneksel olarak verilen ve dünyanın
mimarlık alanında en prestijli ödülü olarak bilinen "Ağa
Han Mimarlık Ödülleri" Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da
sahiplerini buldu.
Lefkoşa Türk Belediyesi ve Lefkoşa Rum Belediyesi'nin ortak
olarak yürüttüğü "Lefkoşa Master Planı" dünyadaki bir
çok önemli eseri geride bırakarak ödül almaya hak kazandı.
Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da bulunan Petronas
Kuleleri'nde üst düzey bürokratların katılımı ile
gerçekleşen ödül töreninde LTB'nin ödülünü Asbaşkan Celal Cin Malezya
Başbakanı Dato' Seri Abdullah Ahmad Badawi ve Ağa Han'ın
elinden aldı. Ödül anında Lefkoşa İmar planı Türk
sorumlusu Ali Güralp ve İmar Planının yaratıcısı
Mustafa Akıncı da hazır bulundu.
Ödül töreninin en önemli siyasi vurgusu ise Eleni Mavru'nun ödülünü
"Lefkoşa Rum Cemaat Temsilcisi" olarak alması oldu.
Lefkoşa Master Planı çerçevesinde, rehabilitasyon projeleri,
kanalizasyon, ve restorasyon çalışmaları yapılıyor.
Ortak olarak yürütülen çalışmalar çerçevesinde özellikle
Lefkoşa Surlariçi'nin tarihi dokusunun korunması amaçlanıyor.
"Ağa Han Ödülleri" Dünyadaki
en önemli mimarlık ödülü
Ağa Han Mimarlık Ödülleri, 1977 yılından beri
Ağa Han tarafından İslam Kültürü'nün mimarlıktaki
anlatımlarını anlamak ve değerlendirmek üzere veriliyor.
Bunu gerçekleştirmek için modern mimari, sosyal yerleşme,
kalkınma, restorasyon, yeniden kullanım ve bölge koruma, peyzaj ve
çevreye ilişkin projeleri kapsayacak şekilde mükemmel mimari
örneklerini bulma ve tanıma yolu izleniyor.
Seçim sürecinde insanların fiziksel, sosyal ve ekonomik
ihtiyaçlarından başka kültürel ve manevi beklentilerini de
sağlayan mimari örnekler üzerinde duruluyor. Yerel kaynakları ve
uygun teknolojileri kullanan yapı programlarına ve projelere özel
ilgi gösteriliyor.
3 yılda bir düzenlenen mimarlık ödülleri, Ağa
Han'ın başkanlığındaki bir komite tarafından
yönetiliyor. Toplam 500.000 $ değerindeki ödüllerle dünyanın en büyük
mimarlık ödülleri her üç senede bir bağımsız bir jüri
tarafından belirlenen tasarımlara veriliyor. 1977'den beri 8 dönem
geçiren mimarlık ödülleri, dünyanın farklı bölgelerinde bulunan
7.000'den fazla yapı projesini içeren bir arşive sahip. Bugüne kadar
84 projeye ödül verildi.
Bulutoğluları: LTB'nin tanınmış
bir belediye olduğunun açık ispatı
LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları konu ile ilgili
olarak Türkiye'nin en önemli haber kanallarından olan NTV'ye
yaptığı açıklamada böylesine önemli LTB'ye verilmesinden
duyduğu büyük mutluluğu dile getirdi.
Bulutoğluları, Lefkoşa Türk Belediyesi'nin
tanınmış bir belediye olduğunu, verilen bu büyük onurun
bunun en büyük ispatı olduğunu söyledi.
Lefkoşa Master Planı'nın uzun yıllardır
yapılan bir çalışma olduğunu, kendisi döneminde de büyük
bir kararlılıkla projeye eğildiklerini söylediği
konuşmasında, hazırlanan yeni projelerle Lefkoşa Master
Planı'nın geliştirilerek devam ettirileceğini söyledi.
KIBRIS 05/09/07
Rum yönetiminden müzakerelere tekrar
başlanılması istenecek
Eylem ERAYDIN / LONDRA
Londra'da bulunan KKTC Cumhuriyet Meclisi milletvekilleri Kadri
Fellahoğlu, Ahmet Barçın ve Teberrüken Uluçay, temaslarının
altıncı günü olan dün temsilcilikte bir basın
toplantısı düzenledi.
Teberrüken Uluçay, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın bu
görüşmede müzakerelerin tekrar başlamasını talep
edeceğini belirterek, "Bizim de arzumuz budur. Kabul edilmesi halinde
5 Eylül Kıbrıs Türkü için bir dönüm noktası olacaktır"
dedi.
Toplantıda Londra temasları hakkında bilgi veren
milletvekilleri, amaçlarının adadaki toplum ile İngiltere'de
yaşayan Kıbrıs Türk toplumu arasında daha güçlü bağlar
kurmak olduğunu ifade ettiler...
Londra'da bulundukları süre boyunca İngiltere
Başbakanlık Kıbrıs Özel Temsilcisi Joan Ryan, sivil toplum
örgütlerinin yetkilileri, Türk okulları başkanları,
Kıbrıslı Türk Belediye Meclis üyeleri ve Türk Futbol Federasyonu
ile bir araya gelen heyet, görüşmelerde yaşanan sorunlar, öneriler ve
çözüm yolları konusunda fikir alış verişinde
bulunduklarını kaydettiler.
Toplantıda konuşan Kadri Fellahoğlu, bundan sonra iki
toplum arasındaki ilişkilerin kuvvetlendirilmesi amacıyla sivil
toplum örgütleri arasında işbirliği
yapılacağını ve özellikle spor ve eğitim konusunda
önemli çalışmalar yapacaklarını söyledi. Fellahoğlu,
"Buradaki ve oradaki iki toplum arasında farklı görüşlerde
olsa hepimiz Kıbrıs Türk halkının menfaati için ortak
hareket etmeliyiz. Çözüm er ya da geç olacaktır. Bu konuda
çalışmalıyız" dedi.
Kadri Fellahoğlu ayrıca Kıbrıs'ın bir bütün
olarak AB'ye girdiğini söyleyerek, "Kuzey Kıbrıs'ın
tek farkı, AB kurallarının bizde
uygulanamamasıdır" şeklinde konuştu.
Bugünkü Talat-Papadopulos görüşmesinin kendileri için çok önemli
olduğunu vurgulayan Fellahoğlu, sözlerine şu şekilde devam
etti:
"Her ne kadar Rum tarafı bu görüşmeyi seçimler için
yapıyor olsa da biz iyi niyetliyiz ve bu görüşmenin çözüm yolunda ki
müzakerelerin bir başlangıcı olarak
değerlendiriyoruz."
Milletvekili Ahmet Barçın da konuşmasında
Talat-Papadopulos görüşmesini adada barış, çözüm ve AB
formlarının saptanması için önemli bir görüşme
olduğunu ifade ederek, "CTP olarak biz her zaman bu konuda özverili
davranacağız. Umutluyuz, kararlıyız ve önümüzde daha güzel
günler göreceğiz" dedi.
Milletvekili Teberrüken Uluçay ise görüşmenin 8 Temmuz süreci
tıkanıklıklarının saptanması ve
çalışmaların devam etmesi için bir başlangıç
noktası olduğunu ifade ederek, "Cumhurbaşkanımız
Mehmet Ali Talat bu görüşmede müzakerelerin tekrar
başlamasını talep edecek. Bizim de arzumuz budur. Kabul edilmesi
halinde 5 Eylül Kıbrıs Türkü için bir dönüm noktası
olacaktır" şeklinde düşüncelerini ifade etti.
Uluçay, ayrıca Yeşil Hat Tüzüğü'nün uygulamada
olduğunu belirterek, "Mali yardım zor da olsa hayata geçti.
Kuzey Kıbrıs'ta ofis açıldı ve çalışmalar son
hızıyla devam ediyor. 259 milyon Euro'nun projeleri de uygulamaya
girdi. Hatta 2 tarafın onayı ile 4 milyon Euro'su
kayıpların aranması çalışmalarında harcandı.
Ancak Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nde hâlâ sorun yaşıyoruz.
AB'nin Almanya dönem başkanlığında bu konuda çok önemli
çalışmalar yapmamıza ve Almanya'nın da bu konuda bize
karşı olumlu yaklaşıma rağmen Rumlar tüzüğün
geçmesini engelledi" şeklinde konuştu.
Şu andaki dönem başkanı Portekiz ile de bu konudaki
çalışmaların devam ettiğini belirten Teberrüken Uluçay,
"Doğru söylemek gerekirse, tüzük ile ilgili Portekiz'den pek de
olumlu bir yanıt almadık. Bizim tek amacımız
izolasyonların kaldırılması ve Doğrudan Ticaret
Tüzüğü'nün uygulanmasıdır" dedi.
Milletvekili Kadri Fellahoğlu, gazetecilerin bir sorusunu
"Bizim tanınmayı içeren bir siyasetimiz yok. Tanınma
istemek bugüne kadar birçok sorunu da beraberinde getirdi, bundan sonra da
devam edecektir. Bu durum dünyada kabul görmez, biz sadece çözüm
istiyoruz" şeklinde cevapladı.
Özellikle spor ve eğitim alanında yaşanan
izolasyonların insan haklarına aykırı olduğuna vurgu
yapan milletvekilleri, futbol konusunda Kıbrıs Futbol Federasyonu'nun
Kıbrıs Türk futbol takımlarına 1983 yılında önce
nasıl davrandıysa, öyle davranması gerektiğini belirtti.
Fellahoğlu, her konuda Kıbrıs Cumhuriyeti'nden onay
alınmasını isteyen diğer Avrupa ülkelerine,
"Kıbrıs Cumhuriyeti'ni, Kıbrıslı Türkleri temsil
etmediği için kabul etmiyoruz" dedi.
"İğne ile kuyu kazıyoruz"
Toplantı da 30 yıllık Denktaş
politikasını da eleştiren milletvekili Ahmet Barçın,
"Kıbrıs Türk toplumu 30 yıllık Denktaş
politikasını yıkarak referandum da evet oyunu
kullanmıştır. Biz 30 yılda yapılan
yanlışlıkları düzeltmek için, son 3 yıldır
hükümet olarak çalışıyoruz. Yani iğne ile kuyu
kazıyoruz" dedi.
Toplantıda son olarak İngiltere'de yaşayan
Kıbrıs Türk toplumuna, "Siyasete giriniz, seçme ve seçilme
hakkınızı kullanınız, oy veriniz ve Kıbrıs
Türkü'nün sesinin İngiltere'de duyulmasını
sağlayınız" mesajları verildi.
KIBRIS 05/09/07
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 09:27 TSI 06 Eylül 2007 Perşembe
LEFKOŞA
- Görüşmeden sonra liderler ortak bir açıklama yapmadı. Daha
sonra cumhurbaşkanlığı ofisinde bir basın
toplantısı düzenleyen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ise Papadopulosa 2 temel öneri sunduğunu ancak bunların
reddedildiğini söyledi.
Talat, 2 ya da 2,5 ay içerisinde Kıbrıs sorununun ana
konularının ele alınacağı 5 komite kurulmasından
yana görüş bildirdi. KKTC Cumhurbaşkanı, komitelerin
kuruluş hazırlık sürecinin hemen sonrasında kapsamlı
müzakerelere başlanması ve kapsamlı çözüm için de 2008
yılını hedef gösterdi.
Tasos Papadopulos ise komitelerin kurulması konusundaki 2-2,5 aylık
hazırlık sürecini reddetti. Papadopulos, Talatın önerisine
karşılık, 3 komite kurulmasını, komitelerin zaman
limiti olmadan çalışmasını ve liderlerin de gerektikçe bir
araya gelmelerini önerdi.
TALATIN
BASIN TOPLANTISI
Papadopulosla, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilci Michael
Möllerin ara bölgedeki ikametgahında 3 saatten fazla görüşen Talat,
Kıbrıs sorununun çözüm sürecini hızlandırma ve zaman limiti
getirme önerisinin Rum tarafınca kabul görmediğini
açıkladı.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulosa, görüşmede, 2-2,5 aylık hazırlık
görüşmesinin ardından tam teşekküllü müzakerelere geçilmesini,
müzakerelerin başlamasıyla 2008 yılı sonuna kadar çözümü
hedeflemeyi önerdiğini, ancak Rum tarafının zaman limiti kabul
etmediğini bildirdi.
8 Temmuz sürecinin hızlandırılması ve disiplin altına
alınmasını; bu hazırlığın 2 ay içinde
yapılmasını, Kıbrıs sorununun ana
konularının 5 komite tarafından ele alınmasını
önerdiklerini ifade eden Talat, şunları söyledi:
2-2.5 aylık hazırlıktan sonra liderlerin masa başına
geçerek tam teşekküllü müzakerelerin başlatılmasını
önerdik. Yani aslında 8 Temmuz sürecine bir düzenleme öngördük. Yani 8
Temmuz sürecini hızlandırma, disiplin altın alma ve sonuç
alıcı hale getirme önerisi yaptık. Bu düşüncemiz ne
yazık ki kabul görmedi. Sonuç olarak bu görüşmeden sonra
bildiğiniz basın açıklaması yapıldı.
Teknik komitelerin kurulması önerisini de yaptıklarını
kaydeden Talat, Kapsamlı müzakerelerin başlamasıyla 2008
yılı sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözülmesi, yani
bütünlüklü çözüm hedefine ulaşılması önerisini yaptık
dedi.
Talat, hazırlık sürecinin hızlandırılması ve
kapsamlı çözüme yönelik müzakerelerin başlatılması
önerilerinin kabul görmediğini belirterek, Kıbrıs Rum
tarafı 14 ay önce anlaştığımız 8 Temmuz sürecini
birkaç komiteyle başlatma önerisinde bulundu. Bu tabi tarihi 14 ay önceye
taşımak demekti. Biz geçen zamanı da, bu kıymetli
zamanı da değerlendirerek hızlandırmak istedik.
Hızlandırma ve zaman limiti getirme, yani 2-2.5 ay hazırlık
süreci Rum tarafınca kabul görmedi. Mesele bu kadardır. Bunun
dışında bir şey yoktur diye konuştu.
Rum tarafının zaman limiti kabul etmediğini dile getiren Talat,
Zaman limiti kabul etmiyorlar, ne kadar giderse ifadesini kullandı.
Talat, Kıbrıs Rum tarafının kapsamlı bir çözümü,
Kıbrıs Türk tarafı kadar istemediğini kaydetti. Rum
tarafının bütünlüklü çözüme yol açacak kapsamlı müzakerelere
hazırlığının olmadığını dile
getiren Talat, çözümün herkes için gerekli olduğunu vurguladı.
Sorunun çözümünün çok gerekli olduğunu belirten Talat,
Kıbrıslı Türkler ve Rumlar için yararlı olacak bir süreci
başlatmak istediklerini söyledi.
Talat, bir soru üzerine, Görüşür müyüz, görüşmez miyiz zaman
belirlemedik dedi.
PAPADOPULOS:
TEMASLAR SÜRECEK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla görüşmesinin
ardından Rum Başkanlık Köşküne dönüşünde basına
açıklama yapan Papadopulos ise Bu görüşme, 8 Temmuz prosedürüne
yardımcı olmamızı hedefleyen bir görüşmeydi dedi.
Papadopulos, özetle şunları söyledi:
Yalnızca, ana gündem konusu olan 8 Temmuz prosedürünü görüştük. Biz,
anlaşmanın derhal ve şartsız şekilde hayata
geçirilmesinde ısrar ettik. Çünkü 8 Temmuzun Kıbrıs sorununa,
yeni bir zemin üzerinde kapsamlı çözüm bulunmasını olumlu
şekilde ileri götürebilecek bir prosedür olduğunu düşünüyoruz.
Önerilerimizin özlü görüşmeleri ve Kıbrıs sorununun çözümünü
gündeme getirecek zamanı oldukça kısaltacağına
inanıyoruz. Rum tarafı olarak, Gambari prosedürünün de kesin
şekilde öngördüğü gibi, iki toplum liderinin komisyonlar
aracılığıyla varılacak ilerleme noktalarını
periyodik olarak görüşmeleri ve komisyonların işaret edecekleri
anlaşmazlık noktalarını müzakere etmeleri
şartıyla komisyonların ciddi bir ön hazırlık
yapması gereği üzerinde çok ısrar ettik.
TALAT
GAMBARİ SÜRECİNDE DEĞİŞİKLİK
İSTEDİ
Cumhurbaşkanı Talatın görüşmede, Gambari sürecinde
değişiklik istediğini ve görüşmelerin teknik düzeyde
sınırlandırılmasını talep ettiğini belirten
Papadopulos, bunun prosedürü hızlandırmayacağı
görüşünü savundu.
Görüşmenin yapıcı bir ortamda gerçekleştiğini dile
getiren Papadopulos, Ortaya çıkan zorlukları aşmak
amacıyla temaslarımıza BM aracılığıyla devam
edeceğiz dedi.
Prosedürün nasıl ilerleyeceğine ilişkin bir soruya
karşılık Papadopulos, Önce BM aracılığıyla
temaslar olacak. Kıbrıs Rum tarafı doğal olarak bunun BM
çerçevesinin veya şemsiyesinin dışında olmayan doğru
bir prosedür olduğunda ısrar etti ve inanıyoruz ki bizim önerilerimiz
pratik sonuç getirici olacak dedi. Papadopulos, şöyle devam etti:
Liderlerin belirlenmiş bir takvim içerisinde bir veya iki ay her gün
görüşmeleri sadece sohbet olur. Ancak bu prosedürün tek başına
sonuç getirip getirmeyeceği, yoksa çıkmazın resmileşmesini
mi gündeme getireceği konusuna hassasiyet gösterilmeli.
TAKVİM
KONUSU
Bir soru üzerine, müzakerelerin başlaması konusunda takvim
belirlenmemesini yorumlayan Papadopulos, müzakereleri belirleyecek olanın
takvim değil kaydedilecek ilerleme olduğunu söyledi. Papadopulos,
şöyle devam etti:
İki lider arasında özlü görüşme yapılabileceğinin
güvence altına alınması amacıyla önceden zemin
hazırlanmadan, iki aylık bir takvim koysanız ne önem
taşır ki. Bu da ısrar ettiğimiz bir noktaydı. Biz,
zamana yayılmış görüşmelerden bahsetmiyoruz. Takvimi sadece
görüşmelerin süreci belirler. İki lider komisyonların
çalışmasını denetlemek için, komisyonların
saptayacağı görüş ayrılıklarını müzakere
etmek için görüşeceklerse, alt komisyonların yapacağı
çalışmaların hızına göre bir ayda da, 15 günde de, 2
veya 3 ayda da olabilir.
Rum gazetecilerin, Kıbrıs Türk tarafınca zamanın boşa
harcanması tehlikesi bulunup bulunmadığı sorusuna
karşılık Papadopulos, bu tehlikenin her zaman var olduğunu
öne sürerek, Mesela, görüşmelerin başlama tarihi olarak 15 Eylülü
tayin ederseniz, yine tehlike yok mu? İki liderin kendi
başlarına görüşüp anlaşacakları yönünde herhangi bir
garanti mi var ifadelerini kullandı.
İngiliz bakandan anlamlı mesajlar
İNGİLTERE Dışişleri Bakanı David Miliband'ın
Türkiye'ye gelişinin sembolik yönü, bunun Ankara'da yeni hükümetin
kurulmasından ve yeni Cumhurbaşkanı'nın göreve
başlamasından hemen sonra, bir yabancı devlet adamı
tarafından yapılan ilk resmi ziyaret olmasıdır.
Aslında bu simgesel özellik, konuk için de söz konusu. 41
yaşındaki Miliband da, henüz iki buçuk ay önce
işbaşına gelen Gordon Brown hükümetinin üyesi ve Türkiye, onun
da ilk ziyaret ettiği ülkelerden biri...
Bunlar, iki ülkenin birbirlerine verdikleri öncelikli önemin işaretleri.
Ancak ziyaretin esas önemli ve anlamlı yanı, genç bakanın bu
vesileyle verdiği siyasi mesajlardır.
Birinci mesaj Türkiye'ye yönelik. Miliband, yeni İngiliz hükümetinin
çeşitli alanlarda Türkiye'ye desteğinin ve ilgisinin devam
edeceği taahhüdünde bulundu. Bu bağlamda Başbakan Brown, selefi
Tony Blair'in yolundan ayrılmayacak.
Miliband'ın bir mesajı da AB'ye yönelik. Bakan gerek dünkü
"Daily Telegraph"ta yayımlanan makalesinde, gerek basın
toplantısında AB'nin Türkiye'yi tam üye olarak kabul etmesinin ve
müzakereleri kesintisiz sürdürmesinin önemini vurguladı.
Dışarıdan bakınca...
Bakanın Ankara'daki konuşmalarında dikkati çeken bir husus da,
Türkiye'deki son iç siyasal gelişmelerle ilgili.
Miliband, basın toplantısında, son haftalarda yaşanan
sıkıntılardan sonra, Türkiye'deki demokratik sürece nasıl
baktığı sorusunu yanıtlarken bu sürecin Avrupa'da takdirle
karşılandığını, Türkiye'de demokratik karar
mekanizmalarının yerleşmiş olduğunu belirtti ve
şöyle konuştu: "Türkiye'nin bir yandan modern dünyayı
kucaklama, diğer yandan da geleneklerine saygılı olma
konusundaki başarılı çabaları bizi etkiliyor. Bunun
ülkenizi daha güçlendirip güçlendirmediğine karar vermek size
düşüyor. Ama dışarıdan bakıldığında,
Türkiye'nin çok daha güçlü göründüğünü söyleyebilirim."
Miliband, CNN Türk'e verdiği demeçte de, Türkiye'de demokrasi ile
İslam arasındaki dengeye ve türban meselesine nasıl
baktığını şöyle anlattı: "Bu konular
Fransa'da da, İngiltere'de de tartışılıyor. Bu
tartışmaları sağlıklı buluyorum... Türk
hükümetinin bireysel özgürlükler ile gelenekleri arasındaki dengeleri
korumak konusunda kararlı görüyoruz"...
Bu ifadeler, Türkiye'deki son siyasi gelişmelerin ve ortaya çıkan
yeni imajının genelde Batı'da nasıl
değerlendirildiği hakkında bir fikir veriyor. Ancak
Miliband'ın, Türk demokrasisinin işleyişine olumlu
yaklaşımını Ankara'daki iktidar için değil, Türkiye
lehinde yapılan bir saptama olarak görmek daha doğru olur...
Destek tüm Türkiye'ye...
Bu ziyaret vesilesiyle İngiltere'nin Türkiye'ye aktif desteğinin
yeniden teyit edilmesi, bu politikanın Brown hükümetince de
sürdürüleceğinin açıklanması, Türkiye için bir kazanç. Bu
bakımdan Ankara ile Londra arasında "dostluk ve ittifak
tazelemesi"nin gerçekleşmesi, önem taşıyor.
Bununla beraber, iki ülkenin Kıbrıs, Irak, İran ve diğer
bazı bölgesel sorunlar karşısında farklı görüşler
taşıdığı açık. Miliband'ın dün bu spesifik
konularda söyledikleri de Türk kamuoyunun beklentilerini tam
karşılamamış olabilir. Ama bakanın ziyareti, temelde
İngiltere'nin Türkiye'nin yanında yer aldığını ve
kurumlaşan işbirliğinin kesintisiz devam ettiğini gösterdi.
Batı camiası içindeki ülkelerden (ABD'den AB'ye kadar) pek
azının Türkiye'ye arka çıktığı bir dönemde,
İngiltere'nin böyle bir tutum sergilemesinin değeri vardır.
SAMI KOHEN MILLIYET 06/09/07
Tasos kaçıyor
GÖRÜŞME 3 SAAT SÜRDÜ... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ile Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Micheal Möller'in Lefkoşa
Havaalanı yakınlarında ara bölgedeki evinde dün saat 16.08'de
bir araya geldi. Tahminlerin aksine yaklaşık 3 saat süren
görüşme saat 19.20 sıralarında tamamlandı.
Cumhurbaşkanı Talat'a Müsteşarı Raşit Pertev
eşlik ederken Papadopulos ile birlikte Diplomatik Büro Şefi Tasos
Conis de görüşmeye girdi.
TALAT: ÖNERİMİZ KABUL GÖRMEDİ... Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Papadopulos'la görüşmesini
Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde düzenlediği
basın toplantısıyla değerlendirdi. "2-2,5 aylık
hazırlık sürecinden sonra tam teşekküllü müzakerelerin
başlamasını ve 2008 sonuna dek çözümün hedeflenmesini
önerdiklerini ancak önerilerinin kabul görmediğini açıklayan Talat,
"İvedi çözüm için hızlandırılmış bir
hazırlık süreci önerdik. Bu önerimiz ne yazık ki kabul
görmedi" dedi
PAPADOPULOS'DAN FARKLI YAKLAŞIM... Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos
ise, görüşmede 8 Temmuz anlaşmasının derhal ve
şartsız şekilde hayata geçirilmesinde ısrar ettiklerini
açıklayarak, "Çünkü 8 Temmuz'un Kıbrıs sorununa, yeni bir
zemin üzerinde kapsamlı çözüm bulunmasını olumlu şekilde
ileri götürebilecek bir prosedür olduğunu düşünüyoruz." dedi.
Papadopulos, Talat'ın önerisi için "Bu prosedürü
hızlandıramazdı, aksine çıkmaza saplanmasını
hızlandıracaktı" şeklinde konuştu
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ile Rum Yönetimi Lideri Tasos
Papadopulos bir yılı aşkın bir süreden sonra dün ilk kez
bir araya geldi. Görüşmenin ardından Talat "2-2,5 aylık
hazırlık sürecinden sonra tam teşekküllü müzakerelerin
başlanmasını ve 2008 sonuna dek çözümün hedeflenmesini"
önerdiklerini, ancak önerilerinin kabul görmediğini açıklarken,
Papadopulos, Cumhurbaşkanı Talat'ın görüşmede,
"Gambari sürecinde değişiklik istediğini",
"müzakerelerin ivedilikle başlaması" ya da
"görüşmelerin teknik düzeyde sınırlandırılmasını"
talep ettiğini ifade ederek, "bu prosedürü
hızlandıramazdı, aksine çıkmaz saptamasını
hızlandıracaktı" dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Micheal Möller'in Lefkoşa
Havaalanı yakınlarındaki ara bölgedeki evinde saat 16.08' de bir
araya geldiler.
Aylardır beklenen görüşme için Möller'in evine ilk gelen Rum
Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos oldu. Papadopulos saat 16.03'te
BMW marka makam aracıyla görüşme yerine geldi. Ardından saat
16.08' de ise Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Möller'in evine geldi.
Her iki lideri Möller ve diğer BM yetkilileri kapıda
karşıladı. Cumhurbaşkanı Talat'a Müsteşarı
Raşit Pertev eşlik ederken Papadopulos ile birlikte Diplomatik Büro
Şefi Tasos Conis de görüşmeye girdi. Liderler,
alışılmışın aksine görüşme öncesinde
basına birlikte görüntü vermeden hemen görüşmeye geçtiler.
Kuzey ve Güney Kıbrıs'tan çok sayıda medya kuruluşu
temsilcisi, görüşmenin gerçekleştiği, BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in resmi ikametgâhı önüne
saatler öncesinde gelerek hazırlıklar yaptı. Görüşmeyi
takip eden basın mensupları kendileri için hazırlanan
çadırda görüşmenin sona ermesini bekledi. Basın mensupları
için BM tarafından su, kahve, çay gibi içecekler de temin edildi. Uzun
bekleyiş sırasında bazı basın mensupları tavla
oynayarak vakit geçirdi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos arasındaki görüşme saat 19.20'de
sona erdi.
Görüşmeyle ilgili kısa bir açıklama yapan Möller,
"Sayın Papadopulos ile Sayın Talat yapıcı bir atmosfer
içerisinde görüştüler. Prosedürün en kısa zamanda başlaması
gereği üzerinde uzlaştılar ve kapsamlı bir çözümü gündeme
getirecek diğer konuları da ele aldılar. Temaslarına BM
aracılığıyla devam etmeye ve uygun bir zamanda yeniden bir
araya gelmeye karar verdiler" dedi.
Görüşmeden sonra dışarıya çıkarak
tokalaşan iki lider, basına poz verdikten sonra kısa bir süre
tekrar içeriye girdiler. Liderler ardından herhangi bir açıklama
yapmadan bölgeden ayrıldılar.
Cumhurbaşkanı Talat görüşmeyi basın toplantısıyla
değerlendirdi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Lideri Tasos
Papadopulos'la dünkü görüşmelerinde "2-2,5 aylık
hazırlık sürecinden sonra tam teşekküllü müzakerelerin
başlamasını ve 2008 sonuna dek çözümün hedeflenmesini"
önerdiklerini, ancak önerilerinin kabul görmediğini açıkladı.
Talat, "İvedi çözüm için
hızlandırılmış bir hazırlık süreci önerdik.
Bu önerimiz ne yazık ki kabul görmedi" dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Papadopulos'la dünkü
görüşmesini, Cumhurbaşkanlığı'na dönüşünde saat
20.35'te başlayan basın toplantısıyla değerlendirdi.
Basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev de hazır bulundu.
BM aracılığıyla temaslara devam kararı
aldıklarını, bir ilerleme olursa Papadopulos'la bir araya
geleceklerini ancak zaman sınırı
konulmadığını kaydeden Talat, Rum lider Papadopulos'un
"birkaç komite kuralım, Kıbrıs sorununu onlara havale
edelim" anlayışı taşıdığını,
bu sürenin 14 ay mı, 14 yıl mı, 140 yıl mı
süreceğinin ise belirsiz olduğunu söyledi.
Talat, 8 Temmuz sürecinde öngörülen komitelerden tek birinin bile
kurulamadığına işaret ederek, "Demek ki bu şekli
yanlış. Biz bunu değiştirmek, disipline etmek için 8 Temmuz
anlaşması sınırları içinde bir öneri sunduk" diye
konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs sorununun 4 ana
konusuna ek olarak AB konusunu da eklediklerini ve 5 komite
kurulmasını önerdiklerini bildirdi.
"Zaman çözümün aleyhine"
Papadopulos'la görüşmelerinde en baştan beri bilinen
yaklaşımlarını dile getirdiklerini belirten Talat,
"Bizim açımızdan geçen zaman çözümün aleyhinedir. Akıp
giden zamanı durdurmak ve kısa sürede bizi bütünlüklü çözüme
götürecek tam teşekküllü müzakerelerin başlamasını
sağlamak amacıyla, yani ivedi çözüm için hızlandırılmış
bir hazırlık süreci önerdik" dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "8 Temmuz sürecini
hızlandırma düşüncesiyle, hazırlığın 2 ay
içinde ve Kıbrıs sorununun ana konularını ele alacak 5
komite vasıtasıyla tartışılmasını, 2-2.5
aylık hazırlıktan sonra liderlerin masa başına geçerek
tam teşekküllü müzakerelere başlamalarını"
önerdiklerini bildirdi.
8 Temmuz sürecine düzenleme
Talat, şöyle konuştu:
"Yani aslında 8 Temmuz sürecine bir düzenleme öngördük. 8
Temmuz sürecini hızlandırma, disiplin altına alma ve sonuç
alıcı hale getirme önerisi yaptık. Bu düşüncemiz ne
yazık ki kabul görmedi. Ve sonuç olarak bu görüşmeden sonra
bildiğiniz basın açıklaması yapıldı. Bu arada
teknik komitelerin kurulması önerimizi de yaptık. Yine kapsamlı
müzakerelerin başlamasıyla 2008 sonuna kadar Kıbrıs
sorununun çözülmesi, yani bütünlüklü çözüm hedefine ulaşılması
önerisini yaptık.
Özellikle birinci bölüm, yani hazırlık sürecinin
hızlandırılması ve kapsamlı çözüme yönelik
müzakerelerin başlaması önerimiz kabul görmedi. Kıbrıs Rum
tarafı 14 ay önce anlaştığımız 8 Temmuz sürecini
birkaç komiteyle başlatma önerisinde bulundu. Bu, tarihi 14 ay öncesine
taşımak demekti. Biz geçen kıymetli zamanı
değerlendirerek hızlandırmak istedik. Hızlandırma ve
zaman limiti getirme Rum tarafınca kabul görmedi."
"Arada dağlar mı, okyanuslar mı var bilmem ama istekli
değil"
Basın toplantısında gazetecilerin sorularını
yanıtlarken, görüşmede izolasyonlar ve petrol aramalar gibi
çeşitli konuları konuştuklarını, Kıbrıs
sorununun içeriğine ve ayrıntılara girmediklerini belirten
Talat, "Dolayısıyla aramızda dağlar mı, denizler
mi, okyanuslar mı var... Şu an itibarıyla söyleyemem"
ifadelerini kullandı.
"Ancak benim anladığım Rum tarafı
kapsamlı müzakerelerin bizim kadar isteklisi, savunucusu değildir,
bunu gördüm" diyen Talat, Yeşilırmak kapısının
görüşmede gündeme gelmediğini bildirdi.
Talat, görüşme sonrasında BM tarafından yapılan
açıklamada "sürecin erken zamanda başlatılması
konusunda anlaştıklarının" yer aldığına
işaret ederek, "Rum tarafının tutumunun bununla pek fazla
uyuşmadığını, hızlandırmanın masaya
oturup görüşme demek olduğunu, bunun da komitelerdeki
görüşmelerin ilerlemesine bağlı
kılındığına göre tarafların
hızlandırmayı ne kadar kabul ettiğinin kamuoyunca
değerlendirilmesi gerektiğini" anlattı.
"Yarın hazırız"
Çözümün hem Kıbrıslı Türkler, hem de Rumlar için gerekli
olduğunu vurgulayan Talat, halkların çıkarları konusunda
kısır yorumların doğru olmadığını
belirtti.
"Biz hem Kıbrıslı Türkler, hem de
Kıbrıslı Rumlar için yararlı olacak bir süreci
başlatmak istedik ve hâlâ onu istiyoruz" diyen Talat, tam teşekküllü
müzakerelere yarın başlama teklifi alırlarsa buna hazır
olduklarını vurguladı.
Talat, Kıbrıs'ta çözümün herkes için gerekliliğinin
algılanması halinde işin önemli kısmının
çözülmüş olacağını dile getirdi.
"Seçim nedeniyle mi?"
Mehmet Ali Talat, "Papadopulos'un şubat ayında
yapılacak seçim nedeniyle kendisiyle görüşmeyi kabul
ettiği" yönündeki yorumlarla ilgili soruyu yanıtlarken de,
görüşmekte hiçbir sakınca görmediğini, yorum yapmak için erken
olduğunu, durumu izlemek gerektiğini, zaten temasın BM aracılığıyla
devam etmesi sonucuna varıldığını söyledi.
Papadopulos'la yeniden görüşmeleri için bir gelişme
kaydedilmesi gerektiğini, bugün varılan sonucun teyidi için yeniden
bir araya gelmelerinin iki halka da zarar vereceğini kaydeden
Cumhurbaşkanı Talat, bunu istemediğini, çözümün
gerekliliğini iki halka da doğru anlatmak gerektiğini
vurguladı.
"Rum tarafında mental hazırlık yok"
"Görüşmenin ardından bugün hangi noktada
bulunulduğu" sorusuna karşılık da Talat, "Benim
anladığım kadarıyla Rum tarafının bütünlüklü
çözüme ulaşacak tam teşekküllü müzakerelere başlama
mantığı, mental hazırlığı yoktur" dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, Annan Planı
hazırlıkları döneminde gece gündüz devam eden
çalışmalara atıfta bulunarak, tüm kapasiteyle, insan gücüyle ve
arzuyla çözüm müzakerelerine oturulmasını istediklerini
vurguladı.
Talat, önerilerinin de bu bağlamda olduğuna işaret
ederek, kurulacak komitelerin devam edebileceğini düşündüklerini
kaydetti. 8 Temmuz sürecinin de bu hedefle başladığını
ancak bir tane komite bile kurulamadığını hatırlatan
Talat, "Bu da demektir ki 8 Temmuz sürecinin bu şekli
başarısızlığa uğramıştır. Biz onu
canlandırmak, sonucu kalıcı kılmak, disipline edebilmek
için bir öneri getirdik" diye konuştu.
"5 komite önerdik"
Rum lider Papadopulos'un kendisini, "8 Temmuz sürecinin
dışına çıkıp anlaşmanın uygulanmasına
engel olmakla" suçladığının
hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Talat, özetle
şunları dile getirdi:
"Bizim önerimiz 8 Temmuz sürecinin
hızlandırılması, disiplin altına alınması ve
sonuç alıcı hale getirilmesine ilişkindi. 8 Temmuz sürecinin
neresinin dışına çıktık? 5 komite dedik. O 7-8 mi
istiyordu? Konu başlıklarını da söylemedik.
Kıbrıs'ın 4 ana konusuna bir de AB'yi ekledik. 2-2.5 aylık
hazırlık süreci istedik. Peki 8 Temmuz'da ya da Gambari mektubunda
zaman kısıtlaması getirilemez diye bir kural var mı?
Yoktur. Biz etkin kılıp hızlandırmak için zaman
kısıtlaması önerdik, bu kadar basit. Biz tamamen 8 Temmuz
anlaşmasının sınırları içinde
davrandık."
İzolasyonlar, petrol
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, izolasyonlar ve petrol arama
gibi konuları kısaca konuştuklarını, petrol arama
konusunda endişelerini dile getirdiklerini, ancak asker konusuna
değinmediklerini de belirtti
Papadopulos'la uygun zamanda yeniden bir araya gelebileceklerini ancak
görüşme zamanı belirlenmediğini, temasların BM
aracılığıyla süreceğini kaydeden Talat, Papadopulos'un
görüşmede yaptığı öneriyi, "Birkaç komite
kuralım, Kıbrıs sorununu onlara havale edelim. Onlarda bir
ilerleme olursa liderler bir araya gelip müzakere etsin" şeklinde
özetledi. Talat, "Bu 14 ay mı, 14 yıl mı yoksa 140 yıl
mı sürer, bilinmez" diye ekledi.
KIBRIS
06/09/07
İngiltere, Talat-Papadopoulos görüşmesinden netice
bekliyor
Rum yönetimi İçişleri Bakanı Hristos Patsalidis ile
görüşmesinin ardından açıklamada bulunan Millet,
"İngiltere ve Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri, 8 Temmuz sürecini
destekliyor ve bu sürecin başlamasını bekliyor. Biz, bu
görüşmeden doğru neticeler bekliyoruz" dedi.
Talat ve Papadopulos arasında başka görüşmelerin
yapılıp yapılmayacağı konusundaki bir soruya ise
Millet, bunun liderlerin siyasi iradesine bağlı olduğunu
kaydetti.
Bu arada, Millet ve Patsilidis, görüşmede, göç ve mülteci
konularını da ele alarak, bu konuda işbirliği yapma
kararı aldı.
KIBRIS
06/09/07
Prosedürün derhal ve şartsız
uygulanmasını istedik
Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la dünkü görüşmesinde 8 Temmuz
prosedürünü ele aldıklarını söyledi.
Papadopulos, görüşmenin yapıcı bir ortamda
geçtiğini ve zorlukların aşılması için BM
aracılığıyla temasların devam edeceğini de
vurguladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşmesinin
ardından Rum Başkanlık Köşkü'ne dönüşünde basına
açıklama yapan Papadopulos, "Bu görüşme, 8 Temmuz prosedürüne
yardımcı olmamızı hedefleyen bir görüşmeydi"
dedi.
Papadopulos, özetle şunları söyledi:
"Yalnızca, ana gündem konusu olan 8 Temmuz prosedürünü
görüştük. Biz, anlaşmanın derhal ve şartsız
şekilde hayata geçirilmesinde ısrar ettik. Çünkü 8 Temmuz'un
Kıbrıs sorununa, yeni bir zemin üzerinde kapsamlı çözüm
bulunmasını olumlu şekilde ileri götürebilecek bir prosedür
olduğunu düşünüyoruz. Önerilerimizin özlü görüşmeleri ve
Kıbrıs sorununun çözümünü gündeme getirecek zamanı oldukça
kısaltacağına inanıyoruz. Rum tarafı, Gambari
prosedürünün de kesin şekilde öngördüğü gibi, iki toplum liderinin
komisyonlar aracılığıyla varılacak ilerleme
noktalarını periyodik olarak görüşmeleri ve komisyonların
işaret edecekleri anlaşmazlık noktalarını müzakere
etmeleri şartıyla komisyonların ciddi bir ön hazırlık
yapması gereği üzerinde çok ısrar ettik."
Talat, Gambari sürecinde değişiklik istedi
Papadopulos, Cumhurbaşkanı Talat'ın görüşmede,
"Gambari sürecinde değişiklik istediğini" belirterek,
"müzakerelerin ivedilikle başlaması" ya da
"görüşmelerin teknik düzeyde sınırlandırılmasını"
talep ettiğini ifade ederek, "bu prosedürü
hızlandıramazdı, aksine çıkmaz saptamasını
hızlandıracaktı" dedi.
Yapıcı geçti...Prosedür...
Görüşmenin yapıcı bir ortamda gerçekleştiğini
de vurgulayan Papadopulos, "Ortaya çıkan zorlukları aşmak amacıyla
temaslarımıza BM aracılığıyla devam
edeceğiz" dedi.
Prosedürün nasıl ilerleyeceğine ilişkin bir soruya
karşılık Papadopulos, "Önce BM
aracılığıyla temaslar olacak. Kıbrıs Rum
tarafı doğal olarak bunun BM çerçevesinin veya şemsiyesinin
dışında olmayan doğru bir prosedür olduğunda
ısrar etti ve inanıyoruz ki bizim önerilerimiz pratik sonuç getirici
olacak" dedi.
Papadopulos, şöyle konuştu:
"Liderlerin belirlenmiş bir takvim içerisinde bir veya iki ay
her gün görüşmeleri sadece sohbet olur. Ancak bu prosedürün tek
başına sonuç getirip getirmeyeceği yoksa çıkmazın
resmileşmesini mi gündeme getireceği konusuna hassasiyet
gösterilmeli."
Takvim konusu
"Müzakerelerin başlaması konusunda takvim
belirlenmemesini" de bir soru üzerine yorumlayan Papadopulos, "müzakereleri
belirleyecek olanın takvim değil kaydedilecek ilerleme
olduğunu" söyledi.
Papadopulos, şunları kaydetti:
"İki lider arasında özlü görüşme
yapılabileceğinin güvence altına alınması
amacıyla önceden zemin hazırlanmadan iki aylık bir takvim koysanız
ne önem taşır ki... Bu da ısrar ettiğimiz bir
noktaydı. Biz, zamana yayılmış görüşmelerden
bahsetmiyoruz. Takvimi sadece görüşmelerin süreci belirler.
İki lider komisyonların çalışmasını
denetlemek için, komisyonların saptayacağı görüş
ayrılıklarını müzakere etmek için görüşeceklerse, alt
komisyonların yapacağı çalışmaların
hızına göre bir ayda da, 15 günde de, 2 veya 3 ayda da
olabilir..."
"Kıbrıs Türk tarafınca zamanın boşa
harcanması tehlikesi bulunup bulunmadığının"
sorulması üzerine de Papadopulos, bu tehlikenin her zaman var
olduğunu öne sürerek, "Mesela, görüşmelerin başlama tarihi
olarak 15 Eylül'ü tayin ederseniz, yine tehlike yok mu? İki liderin kendi
başlarına görüşüp anlaşacakları yönünde herhangi bir
garanti mi var..." ifadelerini kullandı.
KIBRIS
06/09/07
Babacan: Kıbrıs konusunda İngiltere'nin
desteği artarak sürmeli
TC Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali
Babacan, Türkiye ile İngiltere'nin iki ülke arasındaki mevcut
işbirliğinin her alanda daha da gelişmesi için ortak
kararlılığa sahip olduğunu söyledi. Babacan, "Adadaki
garantör ülkelerinden biri olan İngiltere'nin Kıbrıs sorununun
BM çatısı altında kapsamlı çözümüne ilişkin
desteğinin artarak sürmesini beklediğimizi ifade ettik" dedi.
Dışişleri Bakanlığı'nda bir araya gelen
TC Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Babacan ile
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband,
görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı
düzenledi.
Bakan Babacan konuşmasında, Miliband'ı Türkiye'de
ağırlamaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek,
"İngiltere Dışişleri Bakanının yeni
hükümetin kurulmasından sadece birkaç gün sonra ülkemizi ziyaret
etmiş olması ve bu yeni dönemde ülkemize yurt dışından
dışişleri bakanı düzeyinde yapılan ilk ziyaretin İngiltere'den
gerçekleşmesi bizim için son derece sevindiricidir" dedi.
Miliband ile görüşmelerinin yararlı ve yapıcı
olduğunu belirten Babacan, görüşmelerde Türkiye-İngiltere ikili
ilişkileri ve iki ülkeyi yakından ilgilendiren AB
konularını ele aldıklarını kaydetti.
Türkiye-AB ilişkilerinin görüşmelerinin en önemli gündem maddelerinden
biri olduğunu belirten Babacan, konuk bakana "Türkiye-AB
ilişkilerinin ilerletilmesi için Türkiye'ye her zaman destek vermiş
olan İngiltere'nin gerçekçi politikaları için" teşekkür
ettiğini bildirdi.
Kıbrıs
Görüşmelerinde Kıbrıs konusunun da ele
alındığını ve Türkiye'nin bu konudaki görüş ve
beklentilerini konuk bakana izah etme fırsatı bulduğunu da
bildiren Babacan, "Adadaki garantör ülkelerinden biri olan
İngiltere'nin Kıbrıs sorununun BM çatısı altında
kapsamlı çözümüne ilişkin desteğinin artarak sürmesini
beklediğimizi ifade ettik" dedi.
Dünkü çalışma yemeğinde Orta Doğu'daki
gelişmeler konusunda konuk bakan ile görüş
alışverişinde bulunduklarını yineleyen Babacan,
"Ülkelerimiz bölgeye yönelik barışçı politikalar izlemekte
ve bu konuda da birçok alanda işbirliği imkânı mevcut" diye
konuştu.
Bakan Babacan, Miliband'ın ziyaretinin İngiltere ile
ilişkilerin, muhtelif bölgesel ve uluslararası gelişmelerin
gözden geçirilmesine olanak sağladığını ve ziyaretin
her yönüyle yararlı olduğunu belirterek, bundan sonraki dönemde de
Miliband ile sık sık belirli periyotlarla görüşme konusunda
mutabık kaldıklarını bildirdi.
İngiltere Dışişleri Bakanı Miliband
İngiltere Dışişleri Bakanı Miliband da,
Babacan'la "yoğun ve verimli" bir görüşme
yaptıklarını belirterek, bu görüşmenin
başlangıcından beri ilişkileri daha da ileriye götürmek
için gerçek işbirliği, birbirine güç verme ve ortak
kararlılık pozisyonundan yapıldığını
kaydetti.
Ziyaretinin "sembolikten çok öte, gerçekten özde anlamda bir
ziyaret" olduğunu belirten İngiliz bakan, "Blair hükümeti
son 10 yılda Türkiye'nin uluslararası toplumdaki rolü ve
İngiltere-Türkiye ilişkileri konularında adeta bir şampiyon
gibi çalıştı. Gordon Brown hükümeti de bu rolü
kararlılıkla üstlenecektir ve hükümetinizle işbirliği
yapmaya devam edecektir" diye konuştu.
Türkiye-İngiltere ilişkilerinin ortak değerler ve
çıkarlar üzerine kurulduğunu bildiren Miliband, "Ortak
çıkarlar derken, her iki ülkenin de ekonomik değişim süreçleri,
terörizm konusunda ve uluslararası platformda, sınırları
aşan ülkeler arası işbirliği konusunda ortak tecrübeleri
kastediyorum. Ortak kurumlar da çok önemlidir. Özellikle de Türkiye ve
İngiltere'nin tam ve eşit üyeleri olduğu AB'nin ortak kurum
olmasını arzu ediyoruz."
KIBRIS
06/09/07
Back to square one?
By
Jean Christou and Simon Bahceli
A THREE-HOUR
meeting yesterday between the leaders of the two sides resulted in accusation
and counter accusation that served only to highlight the yawning gap in their
respective positions.
As soon as he returned to the Presidential Palace, President Tassos
Papadopoulos accused Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat of attempting to
change the parameters of the July 8, 2006 agreement.
Mr Talat wanted changes to the agreement ... to something which would not have
expedited the process, but would on the contrary have led to an early
deadlock, Papadopoulos said.
In a news conference in the north, Talat rejected the accusation and said he
had confirmed his earlier suspicions that the Greek Cypriot side was not seeking
a solution.
The Greek Cypriot side is not psychologically ready to start fully fledged
negotiations," said Talat.
"I can't say whether there is a sea between us or an ocean."
He said the July 8 process was now back where it was 14 months ago.
Yesterdays meeting, the first between the two leaders in those 14 months, took
place at the house of UN Special Representative Michael Moller in the
UN-controlled Nicosia airport grounds.
It was designed to kick-start the stalled July 8 process brokered by UN envoy
Ibrahim Gambari, which calls for technical committees to tackle everyday
concerns, such as crime and the environment, and working groups to handle
substantive issues like territorial and power-sharing arrangements.
Despite over a year of on and off meetings 50 in all between senior aides
to Papadopoulos and Talat, no progress was made in forming the committees.
Yesterday there was not even a definite date for a new meeting between the two
aides Tasos Tzonis and Rasit Pertev.
In an ultra-brief statement following the Papadopoulos-Talat meeting, a sombre
Moller said: Mr Papadopoulos and Mr Talat held a discussion in a constructive
atmosphere and agreed on the need for the earliest start of the process and
discussed other issues leading to a comprehensive settlement.
They agreed to continue their contacts through the United Nations and to meet
again when appropriate.
Immediately after Mollers statement, both leaders shook hands and smiled for
the cameras. Neither made a statement until they returned to their respective
sides of the buffer zone.
Papadopoulos then accused Talat of trying to change the Gambari agreement by
restricting the role of the committees to simply a technical level.
He wanted talks to begin immediately without the committees, said
Papadopoulos who insists the ground must be well prepared to avoid a new
breakdown.
Papadopoulos said he had insisted at the meeting on the speedy and
unconditional implementation of the Gambari deal because we believe this is a
process that can push forward in a positive manner the talks towards a
comprehensive settlement of the Cyprus questions on a new basis.
We believe that through our suggestions we would have shortened considerably
the time needed leading to substantive talks and the solution of the Cyprus
problem, he said.
Talat countered that he had raised the issue of timetables due to the urgency
to move forward, and accused Papadopoulos of merely stalling.
We said that because time was working against a solution, there was a need to
speed up the 8 July process, said Talat.
He said he had proposed the immediate formation of five committees which would
prepare the ground for fully-fledged negations on a comprehensive settlement.
This, we said, should be completed within eight to ten weeks. We also proposed
a deadline of the end of 2008 by which time negotiations on a comprehensive
solution should be complete. This was rejected, Talat added. There is nothing
in the [Gambari] agreement that time limits cannot be introduced.
Papadopoulos said the agreement called for solid preparations at committee
level coupled with periodic meetings of the two leaders.
What is the meaning of setting a date for a meeting without having prepared
the ground for substantive talks? We do not favour talks which would extend for
ever.
The pace of discussion will determine the timeframes, he said. Progress, not
dates and times, was what was important.
Asked if he would be willing to meet Papadopoulos again before the presidential
elections, Talat said he would have to wait and see whether such meetings
were, from Papadopoulos point of view, genuine efforts to negotiate or simply
a form of electioneering.
Cyprus Mail 06/092007
Analyst
sees little hope for talks progress
By Jean Christou
ONE of Britains leading experts on international
relations does not hold out much hope for progress in the Cyprus issue.
In an article published this week, Fred Halliday a professor of International
Relations at the London School of Economics, said expectations of a major new
international initiative may prove illusory.
This was mainly due to impending elections in Greece and next February in
Cyprus but also because of the Greek Cypriot rejection of the Annan plan in
2004.
Halliday said the manner of the no vote was another example (if one were
needed) of the folly, self-indulgence and international irresponsibility of
nationalist politics.
Greek Cypriot leaders willfully and frenetically misrepresented the terms of
the Annan proposals; Greek Orthodox bishops piled in with menacing sermons; the
Greek press engaged in weeks of invective and scaremongering; soldiers doing
their military service were simply ordered to vote no, He said.
But pride of place for irresponsibility and mendacity must go to the president
of Cyprus, Tassos Papadopoulos, a conservative politician with a less than
stellar record over inter-ethnic violence who had long opposed UN
reconciliation efforts and. His speech calling for a no vote, delivered just
before the referendum, was a masterpiece of ingenuousness.
Halliday said the danger now was that the initiative would pass to a new
generation of more nationalist politicians.
Some see hope in the fact that Demetris Christofias, the leader of AKEL, the
Greek Cypriot communist party, has now broken with Papadopoulos and has
announced he will run for president in the next Cypriot elections; but no one
can be sure this is more than a tactical gambit, and in any case AKEL itself
has sunk (its progressive veneer notwithstanding) into a mire of clientilism
and dogmatic verbiage such that few can believe it is capable of taking a
decisive initiative, said Halliday.
He warned that the international consequences of the Greek no vote were
serious and that in the years, decades, perhaps centuries to come it may be
seen as one of the decisive moments in that short-sighted, and bigoted,
European rejection of the Middle East and of the Muslim world that will lead to
centuries of conflict.
As an act of parochial self-indulgence, the Greek Cypriot vote of April 2004
has few equals, Halliday concluded. The Greek Cypriots cling to the idea that
the world will in the end come to them and on their terms.
Cyprus Mail
05/09/2007
Talat: Çözüm hedefine bağlıyız
ACİL ÇÖZÜMÜN ACİLİYETİNİ GEREKÇELERİYLE
ANLATTIK...Yaklaşık bir yıllık aradan sonra Papadopulos'la
önceki gün yaptığı yaklaşık 3 saatlik görüşmede,
Kıbrıs'ın, bölgenin ve dünyanın çıkarları
bakımından acil çözümün aciliyetini gerekçeleriyle anlatarak
önerilerde bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Talat,
"İzolasyonların yarattığı
sıkıntıların, iki halk arasındaki güvenin hızla
düşmesinin, bölünmenin gittikçe kalıcı hale gelmesinin acil
çözüm ihtiyacını artırdığını detaylı
bir şekilde anlattık. Bu nedenle süreci hızlandırmak
gerektiğine vurgu yaptık, bu çerçevede önerilerde bulunduk" dedi
"8 TEMMUZ SÜRECİNİN İÇİNDE
DAVRANDIK"... Rum lideri Papadopulos'la önceki gün yaptığı
görüşmeyi TAK muhabirine değerlendiren Cumhurbaşkanı Talat,
bir soruya karşılık özetle şunları söyledi: "Biz
8 Temmuz sürecine karşı çıkmadık, 8 Temmuz sürecinin içinde
davrandık. Sadece bu sürecin hızlandırılması
gerektiğini söylüyoruz. Bugün 14 ay öncesi gibi davranamayız.
'Hızlandırıp 14 ayı telafi etmemiz gerekir. Bir 14 ay daha
kaybetmeye gerek yok. Süre tahdidi koyalım, 2-2.5 aylık
hazırlık sürecinin ardından 2008 sonuna kadar da çözümü
hedefleyelim' dedik"
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'la görüşme, acil çözümün gerekli
olduğuna ilişkin gerekçe ve önerileriyle gittiklerini ancak sonuç
alamadıklarını belirterek, "Çünkü Rum tarafı sorunu
zamana yayma hedefinde, bütünlüklü çözüm müzakerelerine karşı"
dedi.
BM aracılığıyla temasların süreceğini,
ortak bir zemin yakalanması halinde yeni bir görüşme
olabileceğini söyleyen Talat, Rum liderle ilgili olarak da,
"Karşılıklı diyaloğumuz gelişti ama
birbirimizi görüşmelerde tanıdık. Beraber bir yemek bile
yemedik" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum lider Tasos Papadopulos'la
BM gözetiminde önceki gün yaptığı görüşmeyi TAK muhabirine
değerlendirdi.
Rum tarafı acil çözüm önerimize karşı
zamana yayan önerilerinde bulundu
Yaklaşık bir yıllık aradan sonra Papadopulos'la
önceki gün yaptığı yaklaşık 3 saatlik görüşmede,
Kıbrıs'ın, bölgenin ve dünyanın çıkarları
bakımından acil çözümün aciliyetini gerekçeleriyle anlatarak
önerilerde bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Talat,
"İzolasyonların yarattığı
sıkıntıların, iki halk arasındaki güvenin hızla
düşmesinin, bölünmenin gittikçe kalıcı hale gelmesinin acil
çözüm ihtiyacını artırdığını detaylı
bir şekilde anlattık. Bu nedenle süreci hızlandırmak
gerektiğine vurgu yaptık, bu çerçevede önerilerde bulunduk"
dedi.
8 Temmuz sürecinin hızlandırılarak etkin hale
getirilmesi için, 2-2.5 aylık hazırlık sürecinin ardından 4
temel başlık ve AB konusu olmak üzere 5 ayrı komitenin
çalışmaya başlamasını ve ardından bütünlüklü
müzakerelere geçilmesini önerdiklerini tekrarlayan Talat, "Bu önerimiz
kabul görmedi. Çünkü bütünlüklü çözüm müzakerelerine başlama niyetleri
yok" dedi.
Talat, Rum tarafının, "8 Temmuz anlaşmasıyla
öngörülen çalışma gruplarının oluşturulması ve
liderlerin de gerektiğinde zaman zaman bir araya gelerek
değerlendirme yapması" şeklindeki önerisini, "sorunu
zamana yayma" olarak değerlendirdi.
8 Temmuz sürecinin içinde davrandık
Talat, bir soruya karşılık özetle şunları
söyledi:
"Biz 8 Temmuz sürecine karşı çıkmadık, 8
Temmuz sürecinin içinde davrandık. Sadece bu sürecin
hızlandırılması gerektiğini söylüyoruz. Bugün 14 ay
öncesi gibi davranamayız. 'Hızlandırıp 14 ayı telafi
etmemiz gerekir. Bir 14 ay daha kaybetmeye gerek yok. Süre tahdidi
koyalım, 2-2.5 aylık hazırlık sürecinin ardından 2008
sonuna kadar da çözümü hedefleyelim' dedik."
-
Yazılı döküman olmadı...
Möller müdahale etmedi
Görüşmede herhangi yazılı bir döküman
sunulmadığını, önerilerin sözlü olarak dile
getirildiğini de söyleyen Talat, BM'nin Kıbrıs'taki Özel
Temsilcisi Michael Möller'in görüşmedeki tutumuyla ilgili olarak da,
"Pek müdahale etmedi, genellikle dinledi. Tarafların görüşleri
doğrultusunda da ortak açıklamayı hazırladı"
dedi.
Seçim vesilesiyle de olsa...
Ama sonuç alamadık
"Papadopulos'un görüşme önerisini şubat ayındaki
seçimler nedeniyle kabul ettiğine" ilişkin Türk ve Rum
tarafındaki yaygın değerlendirmenin anımsatılması
üzerine de Cumhurbaşkanı Talat, özetle şunları söyledi:
"Seçim nedeniyle olsa da, vesile ne olursa olsun bundan
yararlanmak istedim. Çözümü, müzakere sürecini hızlandırabilir miyiz
düşüncesiyle hareket ettim. Her görüşmenin başlaması için
bir vesile olur. Görüşmeye giderken de, seçimler ve dünyanın
baskısı gibi nedenlerle Papadopulos'un görüşmenin
başarısız olmasını istemeyeceğini düşündüm.
Ama sonuç alamadık, hedefe ulaşamadık..."
Cumhurbaşkanı Talat, "Papadopulos seçimi kazanırsa,
bunda sizin de bu görüşmeyle küçük de olsa katkınız
olduğunu hissedecek misiniz" yönündeki soruya da, "Bu
görüşme ve bundan sonra yaşanabilecek gelişmeler
başkanlık seçimlerinde Papadopulos'a artı puan olabilir. Ama
seçeneğim var mı? Sürekli görüşme isteyen biri olarak 'seçim
kazanmasını istemem, o nedenle görüşmem' diyebilir miydim? Zaten
gerek Türk, gerek Rum tarafında böyle bir yaklaşım sergileyen
yok. Papadopulos'un rakipleri bile böyle bir öneride bulunmadı"
ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs'ta
şubat ayında yapılacak seçimlerle ilgili sorulara ise,
"Biri kazansın, öteki kazanmasın diye bir yorumda bulunmam. Ben
iradelerine ipotek koymam" dedi ancak, "Kıbrıs sorununu
çözebilecek niyet ve yetenekte bir liderin seçilmesini temenni
ettiğini" de ekledi.
Uygun zemin olursa yeniden...
Rum Lider Papadopulos'un pazartesi günü yeniden görüşme önerisinde
bulunduğunu, ancak "bıraktığımız noktada
konuşulacak bir şey yoktu" diyerek bu öneriyi kabul
etmediğini de söyleyen Talat, "Ufukta şu an için yeni bir
görüşme, kararlaştırılmış bir tarih yok. Ama BM
aracılığıyla temaslar sürecek, uygun zemin olması
halinde her an yeni bir görüşme olabilir" dedi.
Umutsuzluk Kıbrıs sorunu
kaynaklıysa yazık ederiz
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "görüşmeyle ilgili
iki tarafta da fazla beklenti yoktu ancak bu tür sonuç getirmeyen
görüşmeler özellikle Kıbrıs Türk tarafında umutsuzluğu
artırmaz mı?" şeklindeki soruya da şu yanıtı
verdi:
"Çeşitli nedenlerle Kıbrıs Türkü için en önemli
sorun Kıbrıs olmaktan çıktı. Belki çözüm umudu
olmamasının da bunda payı var, başka nedenler de var... Ama
eğer umutsuzluk Kıbrıs sorunundan kaynaklanıyorsa kendimize
yazık ederiz. Çünkü biz gerekeni yaptık, yapıyoruz ve bu sorunu
tek başımıza çözemeyiz. Biz kendimizi Kıbrıs sorununa
mahkum edemeyiz. Çözümle ölümcül bir şekilde uğraşamayız,
çözümsüzlüğü umutsuzluk haline getirmememiz gerekir.
Hayatımızı birkaç nesil daha Kıbrıs sorunuyla heba
edemeyiz. Sorun devam ettiği sürece de ekonomik, sosyal, siyasal birçok
sorun çözülebilir. Bu yapılabilir, yapamıyorsak
yetersizliğimizdendir..."
Yemek bile yiyemedik,
davete yanıt vermedi
Rum Lider Tasos Papadopulos'la yakınlıklarıyla ilgili
soruları yanıtlarken de Talat, "Aramızdaki diyalog,
yakınlık gelişti ama yeterli düzeyde değil. Birbirimizi
görüşmelerde tanıdık. Beraber yemek bile yemedik. Bu
şartlarda daha fazla yakınlık, daha iyi tanıma olur mu
bilemem..." dedi.
Talat, başka bir soruya karşılık da, dünkü
görüşmenin resmi olmayan kısmında Papadopulos'u yemeğe
davet ettiğini, kendisinin de gidebileceğini söylediğini ancak
yanıt almadığını da açıkladı.
KIBRIS 07/09/07
Liberaller'den Kıbrıs Türkü'ne destek
Rum kesiminde yayınlanan Fileleftheros gazetesi, konuyla ilgili
yorum haberinde Liberaller'in, "Kıbrıslı Türklere
izolasyonlarının kaldırılması amacıyla Avrupa
Komisyonu ve Avrupa Konseyi'ne sözlü soru yönelttiğini" kaydetti.
Liberaller'in, "Rum tarafını köşeye
sıkıştırmak ve baskıyı artırmak" için
108'inci madde uyarınca girişimler yaptığını
yazan gazete, Komisyon ile Konsey'e yönelik sözlü soruyu dile getiren
Avusturyalı parlamenter Karen Resetarits'in, "referandumun olumsuz
sonucu olarak Kıbrıs'ın birleşik olarak AB'ye
katılamaması nedeniyle Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarının
kaldırılmasına" vurgu yaptığını
belirtti.
AB'ın Kıbrıs Türk toplumuna yönelik taahhütlerini yerine
getirememesindeki zafiyetine de dikkat çeken Liberaller, Kıbrıs Türk
toplumu ile ticari faaliyetlerin başlatılması amacıyla
gerekli tedbirlerin alınması ve Kıbrıs Türk
üniversitelerinin Bologna sürecine dâhil olması için AB dönem
başkanı Portekiz, Avrupa Komisyonu ile Avrupa Konseyi'ne
çağrıda bulundular.
KIBRIS 07/09/07
The Times Gazetesi: Miliband, Türkiye'yi Kıbrıs
konusunda derin bir nefes almaya ikna etmeye çalıştı
Avrupa'nın güneyine yaptığı ziyaretin, Miliband'ın
yeni görevindeki üçüncü ziyaret olduğunu hatırlatan Times gazetesi
dış politika editörü Bronwen Maddox, Miliband'ın, AB'nin
güvenlik ve iklim değişikliği gibi konularda da Türkiye'ye
ihtiyacı bulunduğunu hatırlattığını,
İngiltere Dışişleri Bakanı'nın, Türkiye'yi
Kıbrıs konusunda ise "derin bir nefes almaya ikna etmeye
çalıştığını" yazdı.
Maddox, bu gezinin aynı zamanda Avrupa'nın
sınırlarının genişlemesi ve Türkiye'nin zaman içinde
gerçekleşecek tam üyeliği konusundaki görüşlerin ortaya
konulması için yeni bir platform oluşturduğuna dikkat çekti.
Miliband'ın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile
görüşmesi sırasında, Türkiye'nin İslam ile demokrasinin
birlikte yaşatılamayacağına dair önyargıları
yıkmasının önemine işaret ettiğini de belirten Maddox,
Miliband'ın ayrıca bir politikacı olarak işinin,
Türkiye'nin AB'nin içinde olmasının İngiltere'nin de
çıkarına olduğunu ortaya koymak olduğuna dair sözlerine de
dikkat çekti.
Miliband'ın bunun kolay olmayacağını
söylediğini de belirten Maddox, Miliband'ın "AB Romanya'yı
üye olarak alabiliyorsa, neden Türkiye'yi de tam üye yapmasın"
sorusunu yönelttiğini ve her iki ülkenin de yoksul birer tarım ülkesi
olduğunu söylediğini hatırlattı.
Miliband'ın, Türkiye'nin nüfusunu hatırlatarak, aynı
zamanda çoğunluğu Müslüman bir ülke olduğunu söyleyenlere de
yanıt verdiğini belirten Maddox, Miliband'ın "Bu, AB'nin
içine kapalı bir Hıristiyan kulübü olmadığını
gösterecek büyük bir sınav" dediğine işaret etti.
KIBRIS 07/09/07
ABD, kalıcı bir çözüm görmek istiyor
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Tom
Casey, Kıbrıs'ta çözüme yönelik girişimleri desteklediklerini
söyledi.
Casey, düzenlediği günlük basın toplantısında,
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, BM çabaları çerçevesinde
yaptıkları görüşmeye ilişkin bir soruyu
yanıtladı.
Tom Casey, "Temaslarda bulunulduğunu görmekten daima
memnuniyet duyuyoruz. ABD, uluslararası toplumun geri kalanıyla
birlikte uzun zamandır süren Kıbrıs meselesine kalıcı
bir çözüm bulunduğunu görmek istiyor. Elbette BM'nin çabalarını
destekliyoruz ve bu görüşmelerden bir sonuç
çıktığını görmeyi sabırsızlıkla
bekliyoruz" dedi.
KIBRIS 07/09/07
Turkish Cypriots seek
Parliamentary rights through European rights court
TURKISH
Cypriots Ali Erel and Mustafa Damdelen have filed a recourse against Cyprus at
the European Court of Human Rights (ECHR) to allow the Turkish Cypriot
community representation in Parliament.
A statement issued by the Turkish Cypriot Cyprus-EU Association and signed by
Erel and Damdelen, said the applicants continued to seek reactivation of their
constitutional rights providing for political representation in the House of
Representatives.
They said their hope was that the application would contribute to the
resolution of the deadlock in the Cyprus problem.
Erel and Damdelen, along with 76 other Turkish Cypriots, requested in February
last year to be registered in a separate electoral roll for the May
parliamentary elections, a right guaranteed by the 1960 Constitution.
The Minister of Interior rejected the request and a judicial review was
initiated before the Supreme Court. The Court dismissed the application on in
April this year, basing its decision on the law of necessity.
Mr Erel and Mr Damdelen now turn to the ECHR as their last resort to secure
their human rights, said the statement. They base their case on a breach of
Article 3 of Protocol No 1 of the European Convention on Human Rights, which
guarantees the free expression of the opinion of the people in the choice of
the legislature.
In Strasbourg, Erel and Damdelen will be represented by Achilleas Demetriades
and Nicolas Kyriacou.
The case is expected to proceed in the next 12-18 months.
Cyprus Mail 07/09/2007
Blame game in full swing
By
Jean Christou
PRESIDENT
Tassos Papadopoulos asked Turkish Cypriot leader Mehmet Ali Talat for another
meeting on Monday but was refused, the government revealed yesterday.
President Papadopoulos then proposed a date in October, but Mr Talat said he
would answer at a later stage, Government Spokesman Vassilis Palmas said, a
day after the two leaders met in Nicosia for the first time in 14 months.
Wednesdays meeting under UN auspices was supposed to help move forward the
July 8, 2006 agreement. However, it proved to be a huge disappointment, and
Papadopoulos and Talat launched into a public blame game soon after leaving
three hours of talks with no results.
It is clear that there has been a discordance of opinions. This is a fact.
President Papadopoulos tried to persuade the Turkish Cypriot leader to
implement the July 8th agreement, but Talat made every effort to distance
himself from it, Palmas said.
He also said Talat had made indirect efforts to bring back the Annan plan,
which was rejected by Greek Cypriots in a referendum.
However, Palmas said Papadopoulos told the Turkish Cypriot leader that the July
8 agreement was the only process on the table.
The agreement calls for technical committees to tackle everyday concerns, such
as crime and the environment, and working groups to handle substantive issues
like territorial and power-sharing arrangements.
Despite 50 meetings over more than a year between senior aides to the two
leaders, there has been no progress in forming the committees.
The agreement also provides for periodic meetings between the two leaders.
Talat on Wednesday suggested speeding up this process by having more meetings.
The Turkish Cypriot leader insisted on setting timeframes for the commencement
of daily and direct meetings between the Cypriot President and himself,
independently of whether there would be any progress or not in the committees
work and he proposed as a final date for solving the Cyprus problem the end of
2008, said Palmas.
This was interpreted as an attempt to wriggle out of the July 8 agreement.
Papadopoulos has made it clear that no timetables should be set because it
would lead to ultimate failure.
Palmas said if a 2008 deadline existed and no agreement was reached by that
time it would mean the end of all prospects for a settlement.
The Turkish Cypriot leader said there was nothing in the July 8 agreement
prohibiting timeframes but his stance on this was widely interpreted within the
Greek Cypriot political spectrum yesterday as an attempt to scupper the
agreement.
Last night, Papadopoulos said he would ask the UN to persuade the Turkish
Cypriot side to stick to the process.
I believe Mr Talats proposals would suppress the process. We propose it be
continued. The world may choose to believe who is right, he said.
Our position is clear. We want the application of the agreement. Mr Talat
wants to change it.
Asked to comment on a statement by Talat that he didn't know whether the
process would last for 14 months, 14 years or 140 years, Papadopoulos said he
had not commented for months on what Talat said.
TASSOS Papadopoulos political supporters yesterday parroted the Presidents
take that Talat was entirely to blame for the talks failure on Wednesday.
EDEK leader Yiannakis Omirou said Talats proposal for timeframes was tantamount
to reversing the July 8 process.
Omirou said that without sufficient preparations, there was no guarantee the
Annan plan would not make a reappearance.
The Turkish Cypriot side attempted a complete disengagement from the July 8
agreement, he said. He added that if they continued in this way, the
government should ask the UN to apportion blame for the failure of the process.
Marios Karoyan, leader of the ruling DIKO party, said nothing could have been
expected from the meeting, given the recent behaviour of the Turkish side.
We very rightly had low expectations of this meeting, Karoyan said.
He said the July 8 process should be followed to the letter because it was the
only way to avoid the Annan plan.
Green Party leader George Perdikis praised Papadopoulos for refusing to be
sidetracked from the UN process by Talats attempt to downplay the agreement.
Former government coalition partner AKEL warned of the danger of a new impasse.
It appears that the two sides insisted in their positions, said spokesman
Andros Kyprianou. He said the party was awaiting a more in depth briefing from
Papadopoulos.
Opposition DISYs presidential candidate Ioannis Kasoulides said he had asked
for a meeting with Papadopoulos so he too could be briefed.
Kasoulides did agree with the assessment that the UN had asked for the gap
between the sides to be closed before it would launch any new negotiations for
a comprehensive settlement. This would involve preparing the ground, he said.
From the international community, British High Commissioner Peter Millet
yesterday expressed his disappointment at the result of the talks, but hoped
the political will would exist to move forward.
It is disappointment because 14 months after the July 8 agreement it appears
that we are not near the start of meaningful negotiations, he said.
At least the two leaders agreed that the need existed for progress and we hope
to see the political will and eagerness for compromise that will make this
possible.
Cyprus Mail 07/09/2007
İngiliz Okulu öğrencileri, Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret etti
Öğretmenleri Yıltan Taşçı, Antonis Antoniou,
Eugenia Nikiforou ve Christina Ioakimidou eşliğinde parlamento
binasının tüm birimlerini gelip inceleyen öğrenciler, oldukça
yararlı bir gözlem yaptı.
Özellikle komisyon binalarında, komisyonların nasıl
çalıştığını inceleyen öğrenciler çok
yararlı bir çalışma yaptıklarını dile getirdiler.
Öğrenciler, Brüksel'in birçok müzesini de gezdi.
KIBRIS 09/09/07
Hristofyas, çözümden yana tavır koymazsa seçimi kaybeder
AKEL'İN TAVRI, 24 NİSAN REFERANDUMUNU
ÇAĞRIŞTIRIYOR... Genel Sekreter Ömer Kalyoncu AKEL'in
tavrının 24 Nisan referandumunu
çağrıştırdığını söylerken, AKEL Genel
Sekreteri Hristofyas'ı, adil ve kalıcı bir çözümden yana
tavır koymaması halinde başkanlık seçimini kaybedeceği
konusunda uyardı
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos arasında 5 Eylül'deki zirvenin
ardından tartışmalar devam ediyor. Rum Yönetimi lideri Tasos
Papadopulos'un Birleşmiş Milletleri (BM) ve Amerika Birleşik
Devletleri'ni (ABD) Türk tarafına baskı yapmaya davet etmesi ve AKEL
Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın da Cumhurbaşkanı
Talat'ı suçlayıcı yaklaşımı, hükümetin büyük
ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler'in (CTP/BG)
tepkisine neden oldu.
Genel Sekreter Ömer Kalyoncu AKEL'in tavrının 24 Nisan
referandumunu çağrıştırdığını
söylerken, AKEL Genel Sekreteri Hristofyas'ı, adil ve kalıcı bir
çözümden yana tavır koymaması halinde başkanlık seçimini
kaybedeceği konusunda uyardı.
Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Sekreteri
Nazım Çavuşoğlu ise, Rum tarafının ısrarla
üzerinde durduğu 8 Temmuz sürecinin Kıbrıs Türkü'nün
haklarını Annan Planı'ndan da geriye atan bir süreç
olduğunu söyledi.
Kalyoncu: Papadopulos zaman kazanmaya çalışıyor
CTP/ BG Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu 5 Eylül sonrası Güney
Kıbrıs'tan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne, özellikle de
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a yönelik eleştirileri BRT'ye
değerlendirdi.
Ömer Kalyoncu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un
Türk tarafına yönelik eleştirilerini
yadırgamadığını, Avrupa Birliği üyeliğini
cebine atan Rum liderin zaman kazanmaya
çalıştığını söyledi.
Kalyoncu şöyle konuştu:
"Daha önce yapılan 5 maddelik anlaşmaya göre statüko
kabul edilmezdir, soruna erken ve adil bir çözüm bulunmalı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın 2008 yılı sonuna
kadar Kıbrıs sorununda çözüme ulaşılması önerisi gayet
yerinde bir öneridir. Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs Özel
Temsilcisi Michael Möller de Papadopulos'un itirazlarına yönelik olarak
zaman kısıtlamasının Gambari sürecine aykırı
olmadığını söylemiştir".
Kalyoncu, Güney Kıbrıs'ta bir seçim süreci bulunduğunu,
Rum Lider Papadopulos ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın
koalisyon yaptığı dönemde yaratılan ortamın Papadopulos
liderliğinde hazırlanmış olmasından dolayı
AKEL'in rahat hareket etmesini engellediğini söyledi.
Çavuşoğlu: 5 Eylül görüşmesi senaryoydu
UBP Genel Sekreteri Nazım Çavuşoğlu, da kendilerinin 5
Eylül görüşmesinin tamamen bir senaryodan ibaret olduğunu,
görüşmeden bir netice çıkmayacağını daha önceden
tahmin ettiklerini ve açıkladıklarını söyledi.
"Nitekim üç buçuk saat süren görüşmenin ardından
yapılan açıklama da bu görüşmenin boş geçtiğini
gösteriyor" diyen Çavuşoğlu, 5 Eylül buluşmasının
bundan sonra da Kıbrıs sorununda bir sonuca
varılmasının çok zor olduğunu göstermesi
açısından çok önemli olduğunu kaydetti.
Kıbrıs konusunda bir neticeye varılmamasında en
büyük nedenin Rumların çözüme yaklaşmamaları ve 1974
Barış Harekâtını işgal olarak görmelerine
bağlayan Çavuşoğlu, Rumların halen en büyük hedeflerinin
ise Kıbrıs'ın bütününe sahip çıkmak olduğunu söyledi.
KIBRIS
09/09/07
Kıbrıslı
Türklere, İngiltere'de büyük ilgi
The British Psychological Society tarafında düzenlenen
"Cognitive Pscholohy Section" isimli konferansa psikoloji
alanında çalışmalar yapan Middlesex Üniversitesi öğretim
üyesi Dr. İlhan Raman ile birlikte katılan Sevil Hançerli, özel bir
çalışmasını sundu ve büyük ilgi gördü.
Psikolog Dr. İlhan Raman'ın sorumluluğunu
üstlendiği konferansta, Psikolog Sevil Hançerli, özel bir
çalışmasını sundu.
Eğitimini Middlesex Üniversitesi'nde yapan ve aynı
üniversitede öğretim görevlisi olan Dr. İlhan Raman'la Ankara
Hacettepe Üniversitesi mezunu olan ve şu anda Middlesex Üniversitesi'nde
yüksek lisansına devam eden Sevil Hançerli, Aberdeen'de
başarılı bir performans sergilediler.
Psikolog Sevil Hançerli, İngiltere'ye gitmezden önce, KKTC'de 8
ay Merkezi Cezaevi'nde, 6 ay da Barış ve Ruh Hastanesi'nde görev
yaptı.
Hançerli'nin babası Recep Hançerli KIBRIS'a
yaptığı açıklamada, yurtdışında
başarılı olan gençlerin ülkeye dönmediğini ve ülkelerine
faydalı olamadığını belirtti.
Recep Hançerli, "Başarılı ve zeki gençler yurt
dışında büyük başarılar elde ediyorlar. Ancak bu
gençleri ülkeye getirmeyi bir türlü başaramıyoruz. Burada onlara
yeteneklerin kullanabilmeleri için imkân sağlayamıyoruz"
şeklinde konuştu.
GCSE sınavında büyük başarı
İngiltere'de yaşamını sürdüren
Kıbrıslı Türk Mustafa Çağlar da GCSE sınav
sonuçlarında 4 dersten A*, 4 dersten A bir dersten de B ve bir dersten de
C alarak büyük başarı kazandı. Hornsey St. Aloysius College'de
eğitim gören Çağlar, tarih, matematik, fen bilimleri derslerinden A*,
Müzik, Din, Coğrafya ve Psikoloji derslerinden A, İngiliz edebiyatından
da bir yıl önce A Level yaptı.
Beyin cerrahı olmayı hedeflediğini belirten Mustafa
Çağlar'ın Mensa tarafından düzenlenen IQ testinden de 150 puan
alarak İngiltere genelindeki yüzde 2'lik oran arasına girmeyi
başardığı belirtildi.
KIBRIS
09/09/07
Möller planını yaptı
Fileleftheros gazetesi haberinde, yabancı bir diplomatik
kaynağa dayanarak, Möller'in, iki liderle ayrı ayrı
görüşmeler yapmasına zemin bulunduğunu ve sonuç
alabileceğini saptaması halinde, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la görüşeceğini
yazdı.
Möller'in git-gellerinin en azından gelecek haftaya kadar
netleşeceğini yazan gazete şöyle devam etti:
Görüşülecek somut bir şey yok
"Çünkü Tasos Papadopulos ABD'ye gidecek ve eylül ayı
sonlarında dönecek. Buna; yeni bir Talat - Papadopulos görüşmesi
gerçekleşmesine çalışılması muhtemel olan ekim
ayında devam edilecek. İzah edildiği üzere, bir dolaylı
görüşmeler prosedürü söz konusu değildir ve şimdilik
görüşülecek somut bir şey belirlenmedi. Ancak hedef; 8 Temmuz
anlaşmasının başlangıçta takıldığı
engellerin aşılmasıdır.
Michael Möller Güvenlik Konseyi'nden; 8 Temmuz
anlaşmasının hayata geçirilmesi ve bu temelde hareket edilmesi
yönünde direktif aldı. ABD'nin Lefkoşa'daki Büyükelçisi Ronald
Sclicher'in açıklamalarından da ortaya çıktığı üzere
Birleşik Devletler de bu teze sahip. Amerikalılar; Türk
tarafının 8 Temmuz'la ilgili olarak harcanan çabalara
yardımcı olmaktan başka her şeyi
yaptığını biliyor olmalarına rağmen başka
Papadopulos-Talat görüşmeleri de olması gerektiğini
düşünüyorlar.
Rumlardan yabancı hükümetlere bilgi
Kıbrıs hükümeti, geçen Çarşamba günkü görüşmenin
içeriği ve olup bitenlere yönelik tezleri hakkında yabancı
hükümetlere bilgi vermeye başladı. Edindiğimiz bilgiler, BM
Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi'nin; Genel Sekreter Ban ki Moon'un bu
ayın 26'sında Başkan Papadopulos'la, Ekim ayında da
Talat'la görüşecek olması ışığı
altında, New York'taki BM Genel Sekreterliği'ne yazılı
bilgi verdiği yolundadır."
Haravgi gazetesi "BM'den 8 Temmuz'a 'Oksijen'"
başlıklı haberinde, Rum tarafının; 8 Temmuz'un
canlı tutulması ve çıkmazın kırılması
amacıyla üzerinde uzlaşılanların hayata geçirilmesi için
New York'tan yardım eli beklemekte olduğunu bildirdi.
Gazete, BM'nin bu yönde bir şey yapıp
yapmayacağının ve ne yapacağının; Genel Sekreter'in
Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'la da görüşeceği 21-24
Eylül'de gerçekleşecek BM Genel Kurulu sonrasında ortaya
çıkacağına inanıldığını yazdı,
şöyle devam etti:
"BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi
Michael Möller iki liderin temsilcileriyle 'dolaylı' sondajlarda bulunmaya
devam ediyor ve bu sondajlardan elde edeceklerini, 5 Eylül görüşmesinin
(olmayan) sonuçlarıyla birlikte Ban ki Moon'un önüne koyması
bekleniyor.
Bir yandan seçim öncesi dönem olması, diğer yandan da tek
bir hatanın her şeyi havaya uçurabileceği şartların ve
ön koşulların oluşması dolayısıyla, ne
olacağı ve Talat'ın tavrı, siyaset dünyasını
yoğun şekilde düşündürüyor."
Gözler Möller'de
Simerini gazetesi, "Gözler Möller'de -Lefkoşa Ümidini
Birleşmiş Milletler'e Bağlıyor -Başkan: Dolaylı
Görüşmeler Söz Konusu Değil" başlıklı haberinde
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulos arasında 5 Eylül Çarşamba günkü görüşmelerinin
başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Rum
yönetiminin artık Birleşmiş Milletler'e ümit
bağladığını yazdı.
Gazete, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un
"dolaylı görüşmeler söz konusu değildir, çünkü
konuşacak bir şey yok" şeklindeki dünkü
açıklamasını hatırlattı.
"Kıbrıs Türk tarafı cayamayacağını
anlamalıdır"
Politis gazetesi ise, Rum Yönetimi başkanı adaylarından
Yannakis Kasulidis'in; 5 Eylül görüşmesinin ardından
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a "meydan okuduğunu"
bildirdi.
Haberi, "Kasulidis'ten Talat'a Eleştiriler"
başlığıyla yansıtan gazete, Kasulidis'in, "Türk
tarafı, uluslar arası anlaşmalardan
cayamayacağını anlamalıdır. Yani; iki taraf
arasında BM huzurunda yapılan ve Güvenlik Konseyi kararıyla
kutlanan anlaşmalardan..." diyerek Cumhurbaşkanı
Talat'ı 8 Temmuz anlaşmasını terk etmekle
suçladığını yazdı.
Gazeteye göre, Perşembe günü Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos'la 5 Eylül görüşmesini ele aldıkları telefon
görüşmesine de atıfta bulunan Kasulidis, "Başkan'ın
yalnız bana bilgi vermediği, görüş alış verişinde
de bulunduğumuz uzun bir görüşmeydi" dedi.
Kıbrıs sorunu ve atak politikayla ilgili önerisini çok
yakında düzenleyeceği bir basın toplantısıyla izah
edeceğini söyleyen Yannakis Kasulidis, "Mesela, seçildiğim ilk
gün; tarafların her birinin, diğerinin lehine önlemler ortaya
koymalarını konuşmak üzere Sayın Talat'la görüşmek
isterdim. Bu, kendiliğinden girişimin özüne hitap eden bir
harekettir, ancak aynı zamanda bir atak diplomasi hareketidir" dedi.
Mahi gazetesi de Kasulidis-Papadopulos telefon görüşmesiyle
ilgili haberini, "Papadopulos-Kasulidis Ne Konuştu -Sorumluluğun
Ağırlığı Türk Tarafında"
başlığıyla yansıttı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın önceki gün Rum medya
mensuplarıyla görüşme gerçekleştirdiğini ve iki liderin ön
hazırlık yapılmadan derhal müzakerelere geçmeleri, takvim ve
hakemliğin gerekliliği görüşünü yinelediğini kaydeden
gazeteler, ilgili haberlerine şu başlıkları attılar :
Haravgi gazetesi "Talat Doğrudan Görüşmelerde,
Takvimlerde ve Hakemlikte Israr Ediyor"
Alithia gazetesi "Talat Hakemlikte Israr Ediyor -Tasos'la Yeniden
Görüşmeyi Reddetmedim"
Politis gazetesi "Kıbrıs Türk Tarafı Kesin
Şekilde Terk Etti -8 Temmuz Ölü"
Fileleftheros gazetesi "Mehmet Ali Talat: Hakemlik ve Takvimler
Gerekli -Avrupa Birliği'ne Güvenmiyor."
KIBRIS
09/09/07
Talat'ı ikna edin
"GAMBARİ ANLAŞMASI'NIN HAYATA
GEÇİRİLMESİNİ İSTİYORUZ"... Papadopulos,
"Dolaylı müzakereler diye bir şey yok. Dolaylı
görüşmeler görüşülecek bir konu olduğu ve bu konunun
görüşüldüğü anlamına gelir" dedi. "Bizim tutumumuz
açıktır. Biz Gambari Anlaşması'nın hayata geçirilmesini
istiyoruz, Sayın Talat ise bunu değiştirmeyi istiyor"
ifadesini kullanan Papadopulos, "Biz BM'den Talat'ın, altına
imzasını attığı şeye -çünkü üzerinde
uzlaşılmış bir prosedürdür- uymaya ikna etmesini
istiyoruz" şeklinde konuştu
"TALAT'IN SÖYLEDİKLERİNİ YORUMLAMAM"... Rum
yönetimi lideri Tasos Papadopulos, milli günleri dolayısıyla Slovakya
ve Libya'nın, Lefkoşa'nın Rum kesimindeki bir otelde verdikleri
davetten çıkışında, gazetecilerin sorularıyla karşılaştı.
Gazeteciler, Papadopulos'tan, Cumhurbaşkanı Talat'ın
"Kıbrıs Rum tarafının önerdiği prosedür 14 ay, 14
yıl veya 140 yıl gerektirecek bir çözümü gündeme getirecek"
ifadesini yorumlamasını istedi. Rum yönetimi lideri Papadopulos ise
"Sayın Talat'ın söylediklerini aylardır
yorumlamıyorum" dedi
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Birleşmiş
Milletler'den (BM), Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı,
"imzasını taşıyan 8 Temmuz anlaşmasına
uymaya ikna etmesi"ni istedi.
Papadopulos, tutumlarının gayet açık olduğunu ve
Gambari Anlaşması'nın hayata geçirilmesini istediklerini,
Talat'ın ise bunu değiştirme arzusunda olduğunu iddia etti.
Tasos Papadopulos, "Dolaylı müzakereler diye bir şey
yok. Dolaylı görüşmeler görüşülecek bir konu olduğu ve bu
konunun görüşüldüğü anlamına gelir" dedi.
Rum radyosunun haberine göre Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos milli günleri dolayısıyla Slovakya ve Libya'nın
Lefkoşa'nın Rum kesimindeki bir otelde verdikleri davetten
çıkışında yaptığı açıklamada, Rum
yönetiminin BM'den, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı
"imzasını taşıyan 8 Temmuz anlaşmasına
uymaya ikna etmesini" beklediğini söyledi.
Dolaylı müzakere
diye bir şey yok
"Gambari sürecinin dolaylı görüşmeler şeklinde mi
devam edeceği" yönündeki bir soruya karşılık
Papadopulos, "Dolaylı müzakereler diye bir şey yok. Dolaylı
görüşmeler, görüşülecek bir konu olduğu ve bu konunun
görüşüldüğü anlamına gelir. Bizim tutumumuz açıktır.
Biz Gambari Anlaşması'nın hayata geçirilmesini istiyoruz,
Sayın Talat ise bunu değiştirmeyi istiyor"
yanıtını verdi.
"Biz Birleşmiş Milletler'den Talat'ın, altına
imzasını attığı şeye -çünkü üzerinde
uzlaşılmış bir prosedürdür- uymaya ikna etmesini
istiyoruz" ifadesini kullanan Rum Yönetimi Başkanı, "BM
Güvenlik Konseyi'nin son kararı, görüşmelerden önce ön
hazırlığın yapılması gerektiğini net
şekilde ortaya koyuyor" dedi.
Yorum yok
Tasos Papadopulos, "BM'nin Talat'ı 8 Temmuz
anlaşmasını hayata geçirmeye mi ikna etmesi gerektiği"
sorusuna "evet" yanıtı verdi.
Cumhurbaşkanı Talat'ın "Kıbrıs Rum
tarafının önerdiği prosedür 14 ay, 14 yıl veya 140 yıl
gerektirecek bir çözümü gündeme getirecek" ifadesi
hatırlatılarak yorumu sorulan Papadopulos "Sayın
Talat'ın söylediklerini aylardır yorumlamıyorum" dedi.
KIBRIS
09/09/07
Schlicher: İki lider
tekrar bir araya gelip, sorunları çözmeli
Kıbrıs'taki gelişmeleri yakından takip eden
Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD), 5 Eylül görüşmesiyle ilgili
açıklamalar gelmeye devam ediyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ronald
Schlicher, Papadopulos ve Talat'a tekrar bir araya gelip,
yakınlaşmayı engelleyen sorunları çözmeleri
çağrısında bulundu...
Rum Devlet Radyosu'nun haberine göre, Amerika Birleşik
Devletleri'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ronald Schlicher, iki lider
arasında yapılan görüşmeyle ilgili açıklamalarda bulundu...
Papadopulos ve Talat'a tekrar bir araya gelip,
yakınlaşmayı engelleyen sorunları çözmeleri
çağrısında bulunan Amerikalı Elçi, bu görüşmenin
gerekli olduğunu vurguladı.
Schlicher, Kıbrıs sorununun özüne ilişkin
konuların ele alınmasını sağlayarak müzakerelerin
başlaması için süreç üzerindeki diyaloğun devamının
gereğine işaret etti.
Kıbrıs sorununda hareketsiz geçen her günün kaybedilen gün
olduğuna inandığını kaydeden Schlicher iki liderin
tekrar görüşme kararından memnun olduğunu ifade etti.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri
Bakanlığı da Kıbrıs'ta liderler arasında
başlayan diyaloğun devam edeceği umudunu dile getirerek,
Kıbrıs halkının çözümü hak ettiğini belirtti.
Bakanlık sözcülerinden Tom Casey, "Kıbrıs'ta uzun
süredir devam eden probleme çözüm bulunabilmesi için diyalog önemli. Bu görüşmenin,
çözüme yardım edecek bir dizi temasın ilki olmasını
umuyoruz. Kıbrıs halkı, kesinlikle çözümü hak ediyor" dedi.
KIBRIS
09/09/07
Hristofyas: Talat'ın
karşı önerilerini tartışmak bile hata
Rum Yönetimi Başkanı adaylarından AKEL Genel Sekreteri
Dimitris Hristofyas, Cumhurbaşkanı Talat'ın 5 Eylül'de ortaya
koyduğu karşı önerilerin
"tartışılmasının bile hata olduğunu"
savundu.
Hristofyas, "8 Temmuz anlaşmasının hayata
geçirilmesinde ısrar edilmesini, uluslar arası camianın 8 Temmuz
anlaşmasının hayata geçirilmesi konusunda Türkiye'ye ve
Kıbrıs Türk liderliğine baskı yapmasını ve
çıkmazın kırılması için Rum tarafınca bir dizi
faaliyette bulunulmasını" önerdi.
Haravgi gazetesi haberi, "Anlaşmada Israr, Türkiye'ye
Baskı - Dimitris Hristofyas: Talat'ın Karşı Önerilerinin
Tartışılması Hata Yanlış - AKEL 'Olası
Karşılıklı Taktik Oyunlardan Uzak Durulmasını'
Tavsiye Ediyor" başlık ve spotlarıyla manşete taşıdı.
Gazete, Dimitris Hristofyas'ın önceki gün Rum tarafında
yayın yapmakta olan (AKEL yanlısı) Astra Radyo'suna
yaptığı açıklamada; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın, Rum Yönetimi Başkanı'yla önceki gün
gerçekleştirdiği görüşmede ortaya koyduğu karşı
önerileri değerlendirmeyi reddettiğini yazdı.
Gazeteye göre Hristofyas, "böyle bir şeyin hata
olacağı, 1999'da olan ve Annan planını gündeme getiren arzu
edilmeyen sapmalara neden olabileceği" uyarısında bulundu,
şunları iddia etti:
"Hata ederiz"
"Karşı önerileri değerlendirmeye başlarsak
büyük bir hata ederiz. Sayın Talat'ın hedeflediği de budur.
Tarafların biri veya diğeri tarafından taktik oyunlar
oynanamayacağına ve Gambari sürecinin dışına
sürüklenmeyeceğimize inanmak istiyorum. Güvenlik Konseyi'nin de
desteklemekte olduğu 8 Temmuz sürecinde tutarlı olmalıyız.
Biz; bu prosedürün ve anlaşmanın hayata geçirilmesi
gereğinde ısrar ederek, anlaşmanın hayata geçirilmesi
yönünde Türkiye'ye nüfuzlarını kullanmaları için Güvenlik
Konseyi'nin 5 daimi üyesine ve AB'ne gitmeliyiz. Aksi halde, Talat'ın
karşı önerilerini tartışırsak, 1999'da olduğu
gibi sözünde durmamalar başlayacak ve nasıl o zaman Annan
planına sürüklendiysek, şimdi de feci sonuçlara varacağız.
Önceki günkü görüşmeyle ilgili olarak BM tarafından
yapılan açıklama, BM açısından doğru idi, çünkü BM bu
anlaşmaya değer veriyor ve daha ilk görüşmede
başarısızlığın saptanması doğru
olmazdı. Ancak umarım prosedür, sadece görünsün diye gözden uzak
yaşamaz.
5 Eylül görüşmesinin vardığı sonuçtan üzgünüm.
İki liderin görüşmeye farklı gündemlerle gittiği görünüyor.
Başkan Papadopulos - Ulusal Konsey toplantısının da
ardından- anlaşmanın hayata geçirilmesi, yani; teknik komiteler
ile çalışma gruplarının çalışmalarına
başlamaları ve anlaşmanın öngördüğü gibi süreç
içerisinde, sonuç ortaya çıktığı zaman iki liderin
görüşmesi gündemi ile görüşmeye gitti. Sayın Talat ise iki lider
arasında doğrudan hızlandırılmış
görüşmelerle ilgili kendi söylemiyle gitti. Maalesef bu söylemde
ısrar, hiç yardımcı değil. Aksine, çok daha derin de
olabilecek çıkmazın teyidini gündeme getirebilir.
Talat'ın söylemi, bu anlaşmanın
başlamasını istemeyen ve bu nedenle de altına
imzasını attığı için Talat'ı eleştiren
Türkiye'den geliyor. Annan planına yapışıp kalmak
istediler. Annan planı şu anda masada olamaz. BM ve Gambari; yine
Kıbrıslıların kendileri tarafından yeni bir çaba
başlaması, sonuç vermesi halinde de üzerinde
uzlaşılmış bir çözümü gündeme getirmesi gerektiğini
vurgulamıştı."
AKEL bildirisi
Gazete AKEL'in; önceki gün bildiri yayımlayarak, 5 Eylül
görüşmesini değerlendirdiğini yazdı, AKEL'in 5 noktadaki
değerlendirmelerini şöyle aktardı :
"1- İki lider, tezlerinde ısrar etmiş görünüyor.
Kıbrıs Rum tarafı, son Ulusal Konsey toplantısına
alınan karar temelinde, 8 Temmuz anlaşmasının hayata
geçirilmesinde; Kıbrıs Türk tarafı da, takvimleri ve iki toplum
liderinin doğrudan görüşmelerini öne çıkararak prosedürün
değiştirilmesinde ısrar etti. Maalesef, dünkü (önceki günkü)
görüşmeden çıkan mesajlar, beklenen mesajlar değildi.
2- Kıbrıs Türk tarafının kesin olan, 8 Temmuz
anlaşmasından kurtulma çabası çıkmazın
kalıcılaşması tehlikesini yaratıyor. Ancak şu
anda, çıkmaz karşısında -8 Temmuz Anlaşması
Güvenlik Konseyi'nin desteğini de almışken- yapılan
karşı önerileri değerlendirme çabasına girişmemiz
yanlış olurdu.
3- Kıbrıs sorununun askeri kurulu düzen ile Erdoğan
hükümeti arasında, çözüm meselesinin aleyhine bir al-verin parçası
olduğu değerlendirmemiz belki de doğrulanıyor. Türkiye o
zamanlar 8 Temmuz anlaşmasına iyi gözle bakmamış ve Annan
planının yeniden gündeme getirilmesine engel olarak görmüştü.
4- Olgular toplu halde değerlendirildiğinde,
çıkmazın en yakın zamanda kırılması için
Kıbrıs Rum tarafının bir dizi faaliyette bulunması
gerekir. Durgunluğun daha fazla devam etmesi, işgal oldu-bittilerini
sağlamlaştırır ve hayal kırıklığı
duygusunu yoğunlaştırır. Şu anda; olası
karşılıklı taktik oyunlardan uzak bir şekilde, 8
Temmuz anlaşması temelindeki prosedürün hayata geçirilmesinde
ısrar edilmelidir.
5- AKEL Kıbrıs halkını; çözüm ve yeniden
birleşme mücadelesine devam etmeye çağırıyor. Uluslar
arası camiayı; 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesi
için Türkiye'ye ve Kıbrıs Türk liderliğine baskı yapmaya
çağırıyor."
Rum siyasilerin değerlendirmeleri
Fileleftheros gazetesi ise haberinde, Cumhurbaşkanı Talat ve
Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos arasında gerçekleşen
görüşmeden çıkan sonuca, Rum siyasilerin yorumlarının
çeşitli olduğunu bildirdi.
Gazete, Rum siyasi partilerinin görüşmeden çıkan sonuç
konusunda kötümser göründüklerini, çıkmazın devam etmesi ve Rum
tarafının neler yapması gerektiği konusunda her birinin
kendi değerlendirmesinde bulunduğunu yazdı.
Gazeteye göre, AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, "Astra
Radyo"ya yaptığı açıklamada, kendisinin; Rum
tarafında yapılacak başkanlık seçimlerinden sonra ciddi bir
inisiyatif üstlenilmesini beklediğini söyledi ve "Başkan
Papadopulos bu inisiyatifi üstlenmesi gerektiğine karar verdi, üstlendi,
görüşme gerçekleşti, başarılı olmadı" dedi.
DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, görüşmenin
sonucundan duyduğu hayal kırıklığını dile
getirdi. "Çıkmaz var olmaya devam ediyor ve Kıbrıs Rum
tarafının aramakta olduklarına hiçbir katkı yapmıyor.
Süregelen çıkmaz sadece taksimi isteyenlere hizmet eder. Eksik olan; gerek
BM gerek AB ve gerekse müdahil ülkeler tarafından inisiyatifler
hareketliliği yeniden yaratacak bir politikadır" diyen
Anastasiadis, görüşme sonrasında Moller tarafından okunan
açıklamada 8 Temmuz ifadesinin yer almamasından da kaygı
belirtti.
DİKO Başkanı Marios Karoyan ise,
"İstediğimiz bu değildi, ancak öngörmüştük. Bu
görüşmeden olağanüstü gelişmeler beklemiyorduk" dedi.
Görüşmenin bir yandan 8 Temmuz anlaşmasının hayata
geçirilmesi yönünde bir anlaşmayı gündeme getirmediğini, öte
yandan da başarısızlıkla sonuçlandığını
belirten Karoyan, "Türkiye'ye; tavrını değiştirmesi,
daha işbirlikçi olması, 8 Temmuz anlaşmasının
işleyebilmesi konusunda baskı yapılmalı, bu argümanı
da ABD, BM ve Güvenlik Konseyi'nin diğer üyelerinin üstlenmesi
gerekir" dedi.
EDEK Başkanı Yannakis Omiru de, Rum Yönetimi
Başkanı'nın, 8 Temmuz'un hayata geçirilmesinde ısrar ederek
doğru yaptığı görüşünü dile getirdi ve görüşmeden
çıkan sonuç ışığı altında, " üstlenilen
çabalara rağmen, prosedürün ileri götürülmesi mümkün olmazsa, BM Genel
Sekreteri'nden ve Güvenlik Konseyi'nden çıkmazın sorumluluğunu
Kıbrıs Türk tarafına yüklemelerini talep etmemiz gerekir"
dedi.
EUROKO Başkanı Dimitris Şilluris; "BM'nin,
itibarı olmasını istiyorsa bugün, prosedürün devamı için
Türk tarafına baskı yapmasından başka çıkar yol
yoktur" iddiasında bulundu.
Rum Ekologlar ve Çevreciler Hareketi Başkanı Yorgos Perdikis
de hayal kırıklığını belirterek; "Büyük
güçlerin, bu durum aleyhine görüş ortaya koymaya ve Türkiye ve Talat'a;
imzalarının hakkını vermeleri yönünde baskı yapmaya
çağrılması gerekir" dedi.
Özgür Vatandaşlar Hareketi de, "Kıbrıs Türk
tarafının sorumlu olmasının, Rum yönetimince inisiyatif
üstlenilmemesine bahane olamayacağı" görüşünü ortaya koydu.
Simerini gazetesi Rum yönetimi başkanlığı
adaylarından Yannakis Kasulidis'in dün Tasos Papadopulos'la uzun bir
telefon görüşmesi yaparak; 5 Eylül görüşmesinin detayları
hakkında bilgi aldığını bildirdi.
Gazete, Kasulidis'in bu telefon görüşmesi öncesinde
yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Şimdi istenen; Türk tarafına BM temsilcisinin önünde
gerçekleşen anlaşmadan caymasına imkan tanımayacak uluslar
arası şartların nasıl yaratılacağıdır.
Birilerinin bizi ciddiye almasını istiyorsak, uluslar arası
anlaşmalara uyulması gerektiğini defalarca söyledim. Bunun
başarılabilmesinin tek yolu; manevi üstünlüğümüzü yeniden bina
etmemize olanak tanıyacak atak bir diplomasidir."
Politis gazetesi ise, Rum siyasilerin değerlendirmeleri
okurlarına "Seçim Kampanyalık.... Gargara - AKEL ve
DİSİ İnisiyatif Üstlenilmesini İstiyor - Partiler Seçimler
Öncesinde 'Tehlikelerden' Kaçınarak Çıkmazı Saptadılar - AKEL
Ulusal Konseyiin Toplanmasını, DİSİ de Atak Diplomasi Öneriyor"
başlığı altında özetledi.
KIBRIS
09/09/07