Rumlar Straw’u soğuk karşılayacak

Yarın Kıbrıs Rum kesimine gelmesi beklenen İngiltere Dışişleri Bakanı Straw’la diyaloğu düşük düzeyde tutulacağı öne sürüldü. Papadopulos’un ardından, Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Hristofyas da, Straw’la bir araya gelmeyeceğini açıkladı.

 

AA

Güncelleme: 12:37 TSİ 23 Ocak 2006 Pazartesi

LEFKOŞA - Rumlar, yaptıkları tüm girişimlere rağmen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la cumhurbaşkanlığında görüşmekte ısrarlı olan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’a, soğuk ve protestolu karşılama hazırlıyor.

 

Politis gazetesi, Straw’un ziyaretinin düşük düzeyde tutulduğunu, bununla Rum yönetiminin İngiliz bakanı cezalandırmaya çalıştığını yazdı.

Gazeteye göre, Straw’u salı günü öğleden sonra saat 17.30’da Larnaka Havaalanı’nda protokol müdürlüğünde hiyerarşinin en son basamağındaki memur karşılayacak. Aynı saatlerde Papadopulos Rusya’dan dönecek. VIP’te dahi tesadüfi bir karşılaşma olmaması için Straw’un VIP salonunu kullanmaması kararlaştırıldı.

Politis ayrıca, Straw’un sadece Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’yla görüşeceğini ancak Yakovu’nun görüşmeden sonra ortak basın toplantısı düzenlemeyi reddettiğini yazdı.

Rum göçmen dernekleri de çarşamba günü Rum Dışişleri Bakanlığı binası dışında Straw’un ziyaretini protesto eylemi düzenleyecek.

 

Kıbrıs için yeni adım

Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki yeni önerileri BM Genel Sekreteri’ne iletildi. Önerilerin aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi belgesi olarak kayda geçmesi ve BM içinde dağıtılması bekleniyor.

 

NTV

Güncelleme: 23:56 TSİ 23 Ocak 2006 Pazartesi

NEW YORK - Öneriler, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un Atina, Kıbrıs ve Ankara’ya ziyareti öncesinde Türk tarafının yapıcı ve olumlu tutumunu devam ettirdiğinin bir teyidi olarak görülüyor. BM kaynakları, Türk tarafının önerilerinin Jack Straw’un ziyareti çerçevesinde değerlendirileceğini söylediler.

Bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ofisinden yapılan açıklamada Genel Sekreter’in, Straw’un bölge ziyaretini desteklediği belirtildi.

Açıklamada “Genel Sekreter Kıbrıs konusuna kapsamlı bir çözüm bulma arayışına derinden bağlıdır” denildi. Ayrıca Straw’un ziyaretinin ‘BM’nin Kıbrıs konusundaki aktif tutumunun bir tamamlayıcısı olacağı’ da belirtildi.

Birleşmiş Milletler açıklaması bir anlamda Straw’un ‘BM Genel Sekreteri’nden tam yetkiyle bölgeye geldiğini’, özellikle Rum tarafına hatırlatıyor. Rumlar Straw’un KKTC’de görüşmeler yapmasına hala tepkililer.

ERDOĞAN ANNAN İLE GÖRÜŞEBİLİR
Birleşmiş Milletler kaynakları, Straw ile görüşmesinden sonra Davos’a gidecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinin sözkonusu olduğunu bildirdiler..

Bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ofisinden yapılan açıklamada Genel Sekreter’in, Straw’un bölge ziyaretini desteklediği belirtildi.

Açıklamada “Genel Sekreter Kıbrıs konusuna kapsamlı bir çözüm bulma arayışına derinden bağlıdır” denildi. Ayrıca Straw’un ziyaretinin ‘BM’nin Kıbrıs konusundaki aktif tutumunun bir tamamlayıcısı olacağı’ da belirtildi.

Birleşmiş Milletler açıklaması bir anlamda Straw’un ‘BM Genel Sekreteri’nden tam yetkiyle bölgeye geldiğini’, özellikle Rum tarafına hatırlatıyor. Rumlar Straw’un KKTC’de görüşmeler yapmasına hala tepkililer.

ERDOĞAN ANNAN İLE GÖRÜŞEBİLİR
Birleşmiş Milletler kaynakları, Straw ile görüşmesinden sonra Davos’a gidecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinin sözkonusu olduğunu bildirdiler.

Türkiye’nin BM Genel Sekreteri, İngiltere ve ABD destekli girişimlerine karşılık, Rum Yönetimi lideri Papadapulos Rusya nın desteğiyle direnmeyi planlıyor. Papadapulos’un son Moskova ziyareti, Rusya’nın Kıbrıs konusuna daha çok müdahil olmasını amaçlamaktaydı. Bu manevranın Amerika ve İngiltere’nin tepkisiyle karşılanması bekleniyor.

 

Erdoğan Putin’den destek istedi

Başbakan Erdoğan, Kıbrıs’ta ekonomik ve sosyal kalkınmayı engelleyen kısıtlamaların kaldırılması için Rusya Devlet Başkanı Putin’den destek istedi. Putin ise, çözüm konusundaki ana rolün BM’ye ait olması gerektiğini belirtti.

 

NTV

Güncelleme: 23:35 23 Ocak 2006 Pazartesi

ANKARA - Başbakan Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde Kıbrıs konusunu gündeme getirdi. Türkiye’nin, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde kapsamlı çözüm çabalarını desteklemeye devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, yapıcı açılımlara yönelik öneriler sunmayı sürdürdüklerine dikkat çekti.

Başbakan, Davos’ta biraraya geleceği BM Genel Sekreteri Annan ile bu konuları konuşacağını da söyledi. Erdoğan, Kıbrıs adası ve çevresindeki kısıtlamaların kaldırılması konusunda, BM Güvenlik Konseyi üyesi olan Rusya’dan destek talep etti. Putin ise yaklaşık 25 dakika süren görüşmede, çözüm konusunda ana rolün BM’ye ait olması gerektiğini belirtti ve adada iki taraf arasında diyalog sağlanmasının önceliğini vurguladı.

 

Türkiye’den Kıbrıs atağı

Ankara, Kıbrıs’ta çözüm görüşmelerinin başlaması ve adadaki kısıtlamaların karşılıklı kaldırılması için yeni bir öneriye hazırlanıyor. Dışişleri Bakanı Gül, “Bazı gelişmelerin olması muhtemeldir” sözleri ile önerinin sinyalini verdi.

 

NTV

Güncelleme: 23:35 23 Ocak 2006 Pazartesi

ANKARA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Brezilya dönüşü Esenboğa Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Kıbrıs’ta çözüm için üzerinde çalıştığı önerinin ilk sinyalini verdi.

Gül, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada “Bu problemin Birleşmiş Milletler’in başkanlığı, gözlemi, önderliği altında kapsamlı bir çözüme ulaşmasını istiyoruz. Bunun için bildiğiniz gibi Türkiye daima aktif olmuştur, çeşitli çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalarımız devam ediyor ve bunlarla ilgili bazı gelişmelerin olması da muhtemeldir. Bunlar bizim üzerinde durdumuz çözüm için uğraştığımız en önemli projedir” dedi.

Ankara’nın bu girişime yönelik olarak birçok önemli isimle temas halinde olduğunu belirten Gül, Başbakan Erdoğan’ın BM Genel Sekreteri Annan’la görüşmesinin de sözkonusu olabileceği mesajı verdi.

Gül’ün bugün saat 15:00’te İstanbul Sepetçiler Kasrı’nda düzenleyeceği basın toplantısı ile Türkiye’nin girişimini kamuyoyuna duyurması planlanıyor.

Edinilen bilgilere göre, Türkiye 30 Mayıs 2005’te Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan’a ilettiği “Adadaki tüm kısıtlamlar karşılıklı olarak kaldırılsın” şeklindeki önerisini genişleterek yeni bir çağrı yapacak. Ankara, KKTC’ye doğrudan ticaret ve mali yardım tüzüklerinin çıkartılması için Avrupa Birliği’ne baskı yapılmasını da isteyecek.

KKTC’nin tecritinin kaldırılması için Annan’ın 2004 yılında hazırladığı raporun tekrar Güvenlik Konseyi gündemine getirilerek onaylanması da Türkiye’nin önerisinde yer alan beklentilerden. Genel Seketer’den taraflar arasındaki görüşmeleri bir an önce başlatmasını da isteyen Türkiye, ancak bu koşulların sağlanması durumunda Türk limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılabileceğini bildirecek.

 

Erdoğan’dan Putin’e Kıbrıs telefonu


23 Ocak, 2006 21:55:00 (TSİ) CNN TURK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Viladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde, Kıbrıs konusunda BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak Rusya'nın desteğini talep etti.

25 dakika süren Erdoğan – Putin görüşmesinde Kıbrıs gündeme geldi. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdinde çözüm çabalarını desteklediğini vurgulayan Başbakan Erdoğan Davos'ta Annan ile bu konuyu konuşacağını Putin'e iletti.
 
Kıbrıs Adası ve çevresindeki ekonomik sosyal kalkınmayı engelleyen kısıtlamaların kaldırılmasında yarar olacağını belirten Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi sıfatı ile Rusya'nın desteğini istedi.
 
Putin ise, Kıbrıs'ta çözüme yönelik çabalar ile Kıbrıs Türk kesiminin ekonomik kalkınmasını  desteklemeye devam edecekleri güvencesini verdi.
 
Görüşmede, doğalgaz sevkiyatının arttırılması  da gündeme geldi. Putin Türkiye'ye ağır iklim koşullarına rağmen yardımcı olmaya çalışacaklarını belirtti.
 
İki ülke arasındaki ilişkilerin Cumhurbaşkanı Sezer'in Rusya'ya yapacağı ziyaret ile ivme kazanacağı da iki lider tarafından dile getirildi.
 
Putin, Papadopulos’la görüştü
 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümünde etkin rol almaya devam edeceğini söyledi. 
 
Putin, Moskova'da bulunan Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile görüşmesinde yaptığı açıklamada, Rusya'nın BM mekanizmaları çerçevesinde Kıbrıs sorununun çözümünde etkin rol almaya devam edeceğini belirtti.
 
Putin, ''Kıbrıs sorunu konusunda görüş alışverişinin yararlı olacağına inanıyorum'' dedi.
 
Rusya'nın Kıbrıs'ta karşılıklı kabul edilebilir bir çözümün bulunması çabalarında etkin rol aldığını ve almaya devam etme niyetinde olduğunu ifade eden Putin, bu çabaların çerçevesinin de BM kurumları olduğunu belirtti.

 

KKTC'de kuş gribi şüphesi



KKTC'de Gazimağusa'ya bağlı İncirli Köyü'nde bir kümeste görülen kuş gribi şüphesi üzerine, bu köyde tedbir amacıyla bine yakın kanatlı hayvan itlaf edildi.

KKTC Veteriner Dairesi ekipleri ile Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi ekiplerinin işbirliğiyle köydeki kanatlı hayvanlar toplanarak itlaf ediliyor. İtlaf işleminin yarın tamamlanacağı belirtildi.

Öte yandan, tedbirler çerçevesinde köye giren ve çıkan araçlarla tavuk ve hindilerin toplandığı tüm kümesler de dezenfekte edildi.

Gazimağusa Kaymakamı İsmail Gündost, önlem olarak köyde gerekli tedbirlerin alındığını ifade ederek, İncirli'de sağlık açısından herhangi bir tehlikenin bulunmadığını söyledi.

Gündost, köydeki tüm kanatlı hayvanların itlaf edilmekte olduğunu, bu işlemlerin büyük oranda tamamlandığını, geriye kalan 100 kadar kanatlının da yarın itlaf edileceğini belirtti.

HURRIYET 23/01/06

 

Rumlar'dan Straw'a soğuk ve protestolu karşılama


      Rumlar, yaptıkları tüm girişimlere rağmen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la cumhurbaşkanlığında görüşmekte ısrarlı olan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'a, soğuk ve protestolu karşılama hazırlıyor.
      Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un ardından, Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da, Straw'un Talat'la makamında görüşmesini gerekçe göstererek İngiliz Bakanla bir araya gelmeyeceğini açıkladı. Politis gazetesinin haberine göre, Rum yönetimi, Kıbrıs Rum kesimine yarın öğleden sonra gelmesi beklenen Straw'la diyalogu düşük düzeyde tutacak.
      Straw'u Larnaka Havaalanı'nda Rum Dışişleri Bakanlığı'nın alt düzey memurlarının karşılayacağını ve havaalanının VİP salonunun da kullanılmayacağını belirten gazete, Straw'un Cumhurbaşkanı Talat'la makamında görüşme konusunda ısrar etmesi nedeniyle ziyaretin Rum tarafınca düşük düzeyde tutulduğunu, bununla Rum yönetiminin Straw'u cezalandırmaya çalıştığını yazdı.
      Habere göre, Straw, Rum kesiminde sadece Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'yla görüşecek. Görüşme, çarşamba sabahı kısa bir görüşme ve ardından Dışişleri Bakanlığı'nda çalışma yemeği şeklinde olacak.
      Politis'e göre, Straw'a yönelik düzeyi düşürülmüş ziyaret senaryosu şöyle:
      ''Straw'u salı günü öğleden sonra saat 17.30'da Larnaka Havaalanı'nda protokol müdürlüğünde hiyerarşinin en son basamağındaki memur karşılayacak.
      Salı günü aynı saatlerde Papadopulos Rusya'dan dönecek. VİP'te dahi tesadüfi bir karşılaşma olmaması için Straw'un VİP salonunu kullanmaması kararlaştırıldı. Straw bir araçla havaalanından ayrılıp İngiliz Yüksek Komiserliği'ne hareket edecek.
      Yakovu, çarşamba günü Straw'la yapacağı görüşmeden sonra ortak basın toplantısı düzenlemeyi reddetti.'' Rum göçmen dernekleri de çarşamba günü Rum Dışişleri Bakanlığı binası dışında Straw'un ziyaretini protesto eylemi düzenleyecek

MILLIYET 23/01/2006

 

Rum basını: Türkiye Straw'u ellerini ovuşturarak bekliyor


      Oshan SABIRLI DHA

      İNGİLTERE Dışişleri Bakanı Jack Straw'un KKTC'yi ziyaret edecek olması Rum basınında tepkiyle karşılandı. Bakan Straw'un programına geniş yer veren Rum gazeteler, Türkiye'nin de gelişmeleri ‘ellerini ovuşturarak’ izlediğini yazdı.
      Habere sayfalarında geniş yer ayıran Fileleftheros Gazetesi, Ankara ile KKTC’nin birlikte haraket ederek, İngiltere Dışişleri Bakanlığı ile yapılacak temaslarda etki yaratmaya çalıştığını öne sürdü. Gazete Cumhurbaşkanı Talat için tanıma unsurları elde edilmeye çalışıldığını belirterek, “Ankara, Straw’un ziyaretine Lefkoşa’daki tepkilerden faydalanarak, Kıbrıslı Türk lideri İngiliz Dışişleri Bakanı’nın eşit muhatabı olarak gösteriyor ve Kıbrıslı Türklerin sözde tecritten çıkarılmasına ilişkin bilinen tezlerini yineliyor'' diye yazdı.
      Rum Politis Gazetesi ise Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenine gelişi arifesinde Güney Kıbrıs- İngiltere ilişkilerinde ‘diplomatik ateşkes’ ilan ettiğini yazdı. Gazete, Londra’nın Kıbrıs sorunundaki açıklığa kavuşmamış niyetlerinin Rum Yönetimi Başkanlığı diplomatik kurmaylığında bir ‘asabiyet’ yarattığını bildirdi. Gazete ayrıca İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw'un önümüzdeki aylarda hızlanması beklenen görüşmeleri yönlendirmeye çalıştığını iddia etti. Rum Yönetimi Lideri Papadopulos'un Moskova’ya gidirek İngiltere ve ABD’nin dışındaki BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin de aktif katılımından söz ettiğini, İngilizlerin -hem şu anda hem de geçmişte- kendi kendilerine arabuluculuk rolü üstlenmelerini eleştirildi.
     
     ANKARA MEMNUN
      Ankara’nın İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Rum Yönetimi arasındaki gerginliği memnuniyetle izlemekte olduğunu yazan gazete şu ifadelere yer verdi:
      “Ankara, İngiltere ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında tırmanmakta olan gerginliği ellerini ovuşturarak izliyor. Siyasi gözlemciler, Ankara’nın İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Başkan Papadopulos sürtüşmesinin aldığı şekilden tam bir memuniyet duyduğunu, müdahale etmeksizin durumların kendi süreçlerine girmelerini beklemesi gerektiğini düşünmekte olduğunu değerlendiriyorlar.''
     
     STRAW’A RUM TARAFINDA BÜTÜN KAPILAR KAPALI
      ‘Jack Straw’a bütün kapılar kapalı’ başığını kullanan Haravgi Gazetesi ise İngiliz Bakanın Rum tarafının hassasiyetlerini görmezden geldiğini belirtti. Gazete, Bakan Straw'un Cumhurbaşkanı Talat’la Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda görüşmekte ısrar ettiği sürece Rum tarafındaki bütün siyasi partilerin kapılarını kapalı göründüğünü yazdı. Gazeteye göre AKEL Basın Sözcüsü Andros Kiprianu, İngiliz Yüksek Komiserliği’nin, Rum Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas’ın, Kıbrıs’ı ziyareti sırasında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’la görüşmesi konusunda nabzını yokladığı AKEL’den olumsuz yanıt aldığını açıkladı. Kiprianu, İngiliz Yüksek Komiserliği’nin Straw’la Hristofyas arasında görüşme gerçekleşmesi konusunda nabız tutmak amacıyla AKEL’e yaklaştığını, Hristofyas’ın bu davete olumsuz yanıt verdiğini söyledi. Kiprianu, Hristofyas’ın olumsuz yanıtının nedenini açıklarken, “Kıbrıs ziyareti sırasında Straw’a eşlik edecek olan İngiliz diplomasisinin, Kıbrıs Rum toplumunun, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hassasiyetlerini maalesef dikkate almamasıdır'' dedi. Kiprianu şunları söyledi:
      “Başkan Papadopulos’un böyle bir görüşmeyi reddettiği andan itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin ikinci adamı olan Dimitris Hristofyas’ın Straw’la görüşemeyeceği de dikkate alınmadı. İngiliz diplomasisinin Kıbrıs siyasi partilerinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin tamamının takındığı tavırdan mesajlar almasını umuyorum.''
     

MILLIYET 23/01/06

 

Türkiye'den yeni Kıbrıs belgesi

Rum Kesimi'nin limanların açılması yönündeki baskısı artarken ABD'nin ve İngiltere'nin desteğini alan Türkiye, Kıbrıs'ta barış görüşmelerinin yeniden başlaması için gizli bir plan hazırladı.

Utku Çakırözer

AB üyeliğini kullanan Rum Kesimi'nin Türk limanlarının gemilerine açılması yönünde oluşturduğu baskıdan kurtulmak isteyen Ankara, Kıbrıs konusunda yeni taktik geliştirdi. ABD ve İngiltere'nin desteğini alan Türkiye, barış görüşmelerinin yeniden başlatılması ve taraflar arasındaki kısıtlamaların karşılıklı kaldırılması yönündeki önerilerini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iletti. Türkiye, bu yöndeki çağrısını yakında dünya kamuoyuna duyuracak.

Dışişleri yalanladı
Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü, New York'ta geçen hafta Annan'a "yeni bir çözüm planı" iletildiği iddialarını kesin dille yalanladı. Ancak kaynaklar "Türkiye'nin, 30 Mayıs 2005'te BM'ye sunduğu 'adada tüm kısıtlama ve ambargoların karşılıklı kaldırılması' yönündeki önerisinin genişletilerek yenilenmesine ilişkin çağrının" bir süredir gizlilik içinde hazırlandığını bildirdi. Edinilen bilgiye göre yeni paketin içeriği şöyle:

·  Öncelikle toplumlararası görüşmelerin yeniden başlatılması için BM ve Annan'a "harekete geç" çağrısı yapılacak.

·  Türkiye'nin "adadaki kısıtlamaların karşılıklı olarak kaldırılması" yönündeki çağrısı detaylandırılarak, somut istekler iletilecek. Bu çerçevede Annan'ın 2004'teki referandum sonrasında hazırladığı, ancak Güvenlik Konseyi'nde hâlâ kabul edilmeyen raporunda ortaya koyduğu, Kıbrıs Türkleri üzerindeki siyasi ve ekonomik izolasyonların kaldırılmasına yönelik çağrının hayata geçirilmesi istenen bazı somut adımlar sıralanacak.
Girişimin temel amacının AB'nin Türkiye'ye yönelik "Rum taşıtlarına liman ve havaalanlarınızı açın" yönünde artan baskısını bertaraf etmek olduğu öğrenildi. AB'nin 2006'da Türk limanlarının açılıp açılmadığını kontrol edeceğini anımsatan kaynaklar, "Şimdi Türkiye bu yapılmadan önlem alarak, limanların sadece Kuzey Kıbrıs'a yönelik kısıtlamalar kaldırılırsa açılabileceğini net biçimde ortaya koyacak" bilgisini verdi.
Türkiye, yeni çağrısı öncesinde BM Güvenlik Konseyi üyelerinden ABD ve İngiltere ile temasa geçti. İki ülkenin de barış görüşmelerine dönüş ve adada kısıtlamaların karşılıklı kaldırılmasını amaçlayan yeni girişime sıcak baktıkları öğrenildi.
Diplomatik kaynaklar, yeni açılım için, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un bu hafta Kıbrıs ve Türkiye'de, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın şubatta Ankara'da yapacağı temaslar öncesinde start verildiğini vurguladı. Kaynaklar, Straw'un ardından Rice'ın Türkiye'nin çağrısını destekler açıklama yapmasının beklendiğini belirtti.
ABD ile Türkiye'nin, Rum Kesimi'nin "sıkıştırılması" yönünde atılacak adımlar konusunda çalışmalar yaptığını kaydeden kaynaklar "Türkiye'nin çağrısı ile Rice'ın Ankara ziyareti arasında yaklaşık bir ay var. Eğer Rumlar hiçbir somut adım atmazlarsa Rice'ın sert bir açıklama yapmasını bekliyoruz" dedi.

Sızma rahatsız etti
Ankara'nın gizlilik içinde hazırladığı belgenin BM kulislerinde sızdırılması Dışişleri'nde rahatsızlık yarattı. Bu girişimi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün düzenleyeceği basın toplantısıyla dünyaya duyurmaya hazırlanan Türkiye, haberin sızması üzerine belgeyi yalanlama yolunu seçti.

MILLIYET 23/01/2006

 

Dön dolaş BM'ye...

Türkiye, KKTC'ye tecridin kaldırılması karşılığı limanları Rumlara açmak için harekete geçti. Annan'a sunulan teklifi ABD ve Britanya destekliyor

RADIKAL 23/01/06

RADİKAL - RIO DE JANEIRO - AB'nin gümrük birliği ek protokolü uyarınca limanlarını Rumlara açması için baskı yaptığı Türkiye, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı harekete geçirmeye çalışıyor. Ankara'nın geçen hafta BM'ye ilettiği belgede, BM'nin KKTC'ye dönük haksızlıkların giderilmesi istenerek, "Ancak bu koşulda Türk limanları Rum gemilerine açılır" denildi. Girişimi öncesinde BM Güvenlik Konseyi daimi ve geçici üyelerini bilgilendiren Türkiye'ye ABD ve Britanya destek verdi.
2006'da AB'nin 'ek protokolü uygulayın' baskısı yüzünden Kıbrıs gerilimine hazırlanan Ankara, karşı politikayı uygulamaya geçirdi. Dışişleri'nin hazırladığı belge ve kapağındaki mektubu, BM Daimi Temsilcisi Baki İlkin Annan'a sundu. Belge özetle şöyle:

·  Adada kalıcı çözüm için toplumlararası görüşmeler başlasın.

·  Nisan 2004'teki referandum sonrası Genel Sekreter'in hazırladığı, ama başta Rusya olmak üzere bazı devletlerin Güvenlik Konseyi'ne sunulmasını önlediği rapor ve içeriği yeniden gündeme taşınsın. (Annan, raporunda, plana 'evet' diyen Türklere tecridin kaldırılması çağrısı yapmıştı).

·  KKTC'ye tecridin kaldırılması için çalışmalar yapılsın.

·  Annan Planı'ndaki şekliyle Kıbrıs Türklerinin doğrudan ticaret yapmasının önünün açılması.

·  Rumların engellemesi nedeniyle AB'nin hazırladığı ancak uygulanamayan serbest ticaret ve mali yardım tüzükleri konusunda Brüksel'e baskı yapılsın.

·  Türkiye, ancak bu koşullar sağlanırsa, Rum uçak ve gemilerine limanlarını açmayı kabul eder.
Türkiye, BM'ye Kıbrıs'ta tecridin karşılıklı kaldırılması çağrısını ilk kez 30 Mayıs 2005'te yapmıştı. Diplomatik kaynaklar, "Bu sefer ABD ve Britanya'nın desteğini aldık. ABD ile 'Rumları nasıl sıkıştırırız'ı konuşuyoruz" dedi.

Rusya'da değişiklik yok
Ancak Rus politikası değişmiş değil. Ankara'ya 25 Ocak'ta Britanya Dışişleri Bakani Jack Straw, 1-2 Şubat'ta Fransa Dışişleri Bakani Philippe Douste-Blazy, ardından ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'in ziyaretleri, BM girişiminin devamı görülüyor. Straw ile Rice'ın Kıbrıs'a dair önemli mesajlar vermesi beklenirken, Ankara girişimle Douste-Blazy'nin olası 'Limanlarınızı açın' çıkışına yanıt verebilecek. Dışişleri, BM girişimini, bakan Abdullah Gül'ün düzenleyeceği basın toplantısıyla duyurmayı planlıyordu. Ama belgenin BM kulislerinden sızması planı bozdu. Dışişleri bu yüzden girişimle ilgili haberi yalanladı.

Güney ve İngiltere arasında diplomatik kriz

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'ın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşmesinin kesinleşmesi, Güney Kıbrıs ve İngiltere arasında kriz yaşanmasına neden oluyor

Güney ve İngiltere arasında diplomatik kriz

MUHATAP YAKOVU... Straw'ın Talat ile görüşecek olması Rumları çılgına çevirdi. Rum lider Tasos Papadopulos'un ardından Rum Meclis Başkanı, AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da Jack Straw ile görüşmeyecek. Rum basınında yer alan haberlerde " Straw'un Lefkoşa'da bulacağı tek muhatap Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'dur" denildi

ZİYARET RUMLARI GERDİ... Güney Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin; Jack Straw'un Ada'yı ziyaret etmesiyle yeni bir sınavdan geçeceği iddia ediliyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un kesinleşen KKTC ziyaretinin ardından Rum dışişlerinde hareketli günler yaşanıyor

Güney Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin, Jack Straw'un Ada'yı ziyaret etmesiyle yeni bir sınavdan geçeceği iddia ediliyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un kesinleşen KKTC ziyaretinin ardından Rum dışişlerinde hareketli günler yaşanıyor.

Rum basının da geniş yer ayırdığı kriz haberlerinde Rum Meclis Başkanı Hristofyas'ın da Straw ile görüşmeyeceği yazıldı.

Fileleftheros Gazetesi, "Etkileme Savaşları - İşgal Rejimi ve Ankara Straw'la İlgili Metotlamalarına Devam Ediyor - Hristofyas İngiliz Dışişler"i Bakanı'yla Görüşmeye Ohi Dedi" başlık ve spotlarıyla manşete çektiği haberinde, Ankara ile KKTC'nin İngiltere Dışişleri Bakanlığı bürokratlarıyla temaslarında birlikte hareket ettiğini, etki yaratmaya ve Cumhurbaşkanı Talat için tanıma unsurları elde etmeye çalıştıklarını yazdı, özetle şunları ekledi:

"Ankara; Straw'un ziyaretine Lefkoşa'daki tepkilerden faydalanarak, Kıbrıslı Türk lideri İngiliz Dışişleri Bakanı'nın eşit muhatabı olarak gösteriyor ve Kıbrıslı Türklerin sözde tecritten çıkarılmasına ilişkin bilinen tezlerini yineliyor.

Kıbrıslı Türk lider, İngiliz Dışişleri Bakanı'yla temasların da aralarında bulunduğu, önümüzdeki günlerde yönetilecek büyük meselelerde ortak bir çizgi belirlemek için Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmek üzere İstanbul'a gitti.

Straw'un Lefkoşa'da bulacağı tek muhatap Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'dur. Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas; İngiliz diplomasisinin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hassasiyetlerini dikkate almamaktaki aşılmaz ısrarına tepki göstererek İngiliz bakanın görüşme talebini reddetti. AKEL, Basın Sözcüsü aracılığıyla; Başkan Tasos Papadopulos (Staw'u) görmeyeceği için Hristofyas'ın da Straw'u kabul edemeyeceğini söyledi.

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis de görüşmeyecek. Anastasiadis; ne nabız tutulduğunu ne sorulduğunu, İngiliz Bakan'la görüşüp görüşmeyeceğine yanıt vermesi gerekmediğini söyledi."

Rum diplomatik kurmaylığında asabiyet

Politis, Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenine gelişi arifesinde Güney Kıbrıs - İngiltere ilişkilerinde "diplomatik ateşkes" ilan ettiğini, Londra'nın Kıbrıs sorunundaki açıklığa kavuşmamış niyetlerinin Rum yönetimi Başkanlığı diplomatik kurmaylığında bir "asabiyet" yarattığını bildirdi.

Haberi, "Kıbrıs-İngiltere İlişkilerinde Diplomatik Krize Doğru" başlığıyla okurlarına aktaran gazete şunları kaydetti:

"Jack Straw'un gerek Kıbrıs ziyaretiyle içerde, gerek dönem başkanlığının ardından BM düzeyinde görüşmeleri Kıbrıs sorunu perspektiflerinden değiştirme sinyalleri vermesi bu olguyu artırıyor.

Hükümet kaynaklarına göre 'bütün diplomatik kurumların karmakarışık olmasına rağmen İngiliz Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs ziyaretini gerçekleştirmekteki ısrarı; önümüzdeki aylarda Kıbrıs sorununun esasına ilişkin görüşmeleri yönlendirmeye çalıştığı hissini yaratıyor. Başkanlık tezlerine mesafeli olan diplomatik çevreler sürekli olarak; 'yalnız Kıbrıs sorununda değil, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı yükümlülüklerine uymaması konusunda da düşünüyorlar ve yapıyorlar' diyorlar.

Üst düzeyli bir diplomata göre; Başkan Papadopulos Moskova'ya gidişinde İngiltere ve ABD'nin dışındaki BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin de aktif katılımından söz ederek, İngilizlerin -hem şu anda hem de geçmişte- kendi kendilerine arabuluculuk rolü üstlenmelerini eleştirdi.

Londra-Lefkoşa zıtlaşmasının yalnız protokolden ve Straw'un Mehmet Ali Talat'la sözde Cumhurbaşkanlığı'nda görüşmekteki ısrarına ilişkin çekişmeden değil, başka bir şeyden başladığı ortadadır.

Başkan Papadopulos'un; Kıbrıs-İngiltere ilişkilerindeki zıtlaşmanın azalmamak şöyle dursun, önümüzdeki aylarda tırmanacağını okumuş olduğu görünüyor. Bu nedenle Jack Straw'un gidişini takip edecek olan diplomatik sondajlara göndermede bulunarak tonları düşürdü.

Misilleme politikası

Ancak bu; Kıbrıs diplomasisinin; Jack Straw'un Kıbrıs'ta yapacakları ve söyleyeceklerini göğüslemede aciz kalmasının gizemini çözmüyor. Straw'un Mehmet Ali Talat'la görüşmedeki ısrarı başkanlık kurmaylığını; İngiltere Dışişleri Bakanı'nın gerçekleştireceği ziyaretinin içeriğini 'konusuz' hale getirmek hedefiyle bir misilleme diplomasisi planını tam olarak uygulamaya geçirdi. Başkan Papadopulos'un Straw'la görüşmeme kararı, Kıbrıs sorununda esaslı görüşme yapma olanağını elinden aldı. Bağımsız bir diplomatik kaynak, Straw-Yakovu görüşmesinin gündeminin hiçbir şekilde; müzakerelerin yeniden başlaması perspektifleriyle ilgili meseleleri kapsayamayacağını veya bunların yerine geçemeyeceğini değerlendirdi.

Bu metoda karşılık Başkanlık, Straw'un ziyaretini; ikili düzeyde rutin görüşmelere indirgedi ki bunlar da en iyi durumda; AB çerçevesindeki işbirliği konularına kadar genişletilebilir. Jack Straw Kıbrıs meselesinde de karşısında Yakovu'un yüzünü görecek."

"Ankara ellerini ovuşturarak izliyor"

Gazete, Ankara'nın ise İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos arasındaki gerginliği memnuniyetle izlemekte olduğunu yazdı ve şu ifadeye yer verdi:

"Ankara; İngiltere ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında tırmanmakta olan gerginliği ellerini ovuşturarak izliyor. Siyasi gözlemciler; Ankara'nın İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Başkan Papadopulos sürtüşmesinin aldığı şekilden tam bir memnuniyet duyduğunu; müdahale etmeksizin, durumların kendi süreçlerine girmelerini beklemesi gerektiğini düşünmekte olduğunu değerlendiriyorlar."

Staw'a Rum tarafında bütün kapılar kapalı

Haravgi haberi, "Jack Straw'a Bütün Kapılar Kapalı - Dimitris Hristofyas'ın İngiliz Dışişleri Bakanı'yla Olası Görüşmesi Konusunda AKEL de İngiliz Yüksek Komiserliği'ne Olumsuz Yanıt Verdi" başlığıyla yansıttı.

Gazete, Ada'yı ziyaret edecek olan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Rum tarafının ortaya koyduğu hassasiyetleri görmezden geldiği ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görüşmekte ısrar ettiği sürece Rum tarafındaki bütün siyasi partilerin kapılarını kapalı bulacak göründüğünü yazdı.

Gazeteye göre AKEL Basın Sözcüsü Andros Kiprianu, İngiliz Yüksek Komiserliği'nin; Rum Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıs'ı ziyareti sırasında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'la görüşmesi konusunda nabzını yokladığı AKEL'den olumsuz yanıt aldığını açıkladı.

Kiprianu, İngiliz Yüksek Komiserliği'nin Straw'la Hristofyas arasında görüşme gerçekleşmesi konusunda nabız tutmak amacıyla AKEL'e yaklaştığını, Hristofyas'ın bu davete olumsuz yanıt verdiğini söyledi. Kiprianu, Hristofyas'ın olumsuz yanıtının birinci ve asıl nedenini açıklarken, "Kıbrıs ziyareti sırasında Straw'a eşlik edecek olan İngiliz diplomasisinin, Kıbrıs Rum toplumunun, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hassasiyetlerini maalesef dikkate almamasıdır" dedi.

Kiprianu devamla şunları söyledi:

"Başkan Papadopulos'un böyle bir görüşmeyi reddettiği andan itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin ikinci adamı olan Dimitris Hristofyas'ın Straw'la görüşemeyeceği de dikkate alınmadı. İngiliz diplomasisinin Kıbrıs siyasi partilerinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin tamamının takındığı tavırdan mesajlar almasını umuyorum."

Kibris 23/01/06

 

Kırgızistan milli takımları KKTC'de

KKTC ve Kırgızistan milli futbol takımları 25 Ocak ve 27 Ocak'ta, milli basketbol takımları da 24 ve 26 Ocak'ta ikişer maç yapacakBaşbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş: Siyasi bir nedenle buraya gelmiş değillerdir. Bu, tamamen insani bir olaydır

Kırgızistan futbol ve basketbol milli takımları, kamp ve özel maç yapmak amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) geldiler.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Kırgızistan takımlarının siyasi bir nedenle gelmediğini belirterek, "Rum tarafı bu insani adımı siyasi nedenlere bağlamaya çalışmaktadır. Yanlış yapıyorlar. Bu, tamamen insani bir olaydır" dedi.

Kafileyle birlikte, Kırgızistan'da temaslarda bulunan Serdar Denktaş ve Kırgızistan Spor Bakanı Biktor Asanov ile Kırgız Futbol ve Basketbol federasyon başkanları da geldiler.

Serdar Denktaş, Ercan Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, Bişkek temaslarının yoğun ve verimli geçtiğini, büyük misafirperverlik gördüğünü söyledi. Denktaş, Rum-Yunan ikilisinin karşı çabalarını Kırgızistan'da da gördüğünü ifade ederek, Kırgızistan Spor Bakanı'nın daha önce söz verdiği gibi Kırgız futbol ve basketbol milli takımlarının adaya geldiğini kaydetti.

Kırgızistan takımlarının KKTC'ye gelmesinin tamamen kardeşçe duygularla atılmış, insani duygulara dayanan bir adım olduğunu belirten Denktaş, şöyle konuştu:

"Siyasi bir nedenle buraya gelmiş değillerdir. Rum tarafı bu insani adımı siyasi nedenlere bağlamaya çalışmaktadır. Yanlış yapıyorlar. Bu, tamamen insani bir olaydır. Kıbrıs Türk gençlerinin de spor yapma hakkı vardır. Kardeş ülke Kırgızistan bu hakkı insani nedenlerle Kıbrıs Türk gençliğine tanımak için bir adım atmıştır, kendilerine teşekkür ediyorum."

Serdar Denktaş, takımların ikişer maç yapacağını, bu maçlarda iki ülke halkının dostluğunun kazanacağını söyledi. Bakan Denktaş, Kırgızistan'ın attığı adımı başka ülkelerin de örnek almasını ve böylece Kıbrıs Türk gençliğinin önündeki ambargoların kalkmasını diledi.

Rumların engelleme girişimleri nedeniyle olayı daha önceden yeterince kamuoyuna duyuramadıklarına işaret eden Serdar Denktaş, halkı, yapılacak maçlara ilgi göstermeye çağırdı.

Kırgızistan Spor Bakanı Biktor Asanov da, KKTC'de bulunmaktan dolayı onurlu ve gururlu olduklarını, iki takımla birlikte, dostluk maçı yapmak üzere geldiklerini belirtti.

Beraberinde yardımcısı ve federasyon başkanlarının da olduğunu kaydeden Asanov, aralarındaki ilişkinin dostça ve kardeşçe olacağını söyledi.

KKTC ve Kırgızistan milli futbol takımları 25 Ocak ve 27 Ocak'ta, milli basketbol takımları da 24 ve 26 Ocak'ta ikişer maç yapacak.

KIBRIS 23/01/06

 

Elektriğe kalıcı çözüm

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elektrik sorununu masaya yatırmasının ardından hemen adaya gelen TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ile hükümet arasındaki temaslar tamamlandı, 2006'dan itibaren elektrik sorununun son bulacağı açıklandı

Elektriğe kalıcı çözüm

KESİN VE KALICI ÇÖZÜM İÇİN MUTABAKAT... Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in dün KKTC'ye yaptığı yaklaşık 5 saatlik ani ziyarette, KKTC'nin elektrik sorunu masaya yatırıldı ve 2006 yılında sorunun kesin olarak çözümlenmesi yolunda mutabakata varıldı. Toplantıda varılan mutabakatla, geçtiğimiz ay ihalesine çıkılan her biri 17.5 megavatlık 4 ünitenin hızla kurulması ve bu konuda gerekli finansmanın ivedilikle sağlanması kararlaştırıldı

l GÜLER: ÇÖZÜM KALICI OLACAKTürkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler elektrik sorununun çözümüne yönelik temaslarda bulundu. Başbakan Ferdi Sabit Soyer'le bir araya gelen Güler, elektrik sorununun işbirliğiyle süratle çözümleneceğini belirterek, "Enerji sorununu kökünden çözmeye kararlıyız. Çözüm kalıcı çözüm olacak" dedi

 

l SOYER: ÜRETİM VE İLETİM HATLARI GELİŞTİRİLECEK Başbakan Ferdi Sabit Soyer Türkiye ile işbirliği halinde sorunu çözmeye çalıştıklarını belirterek, "Elektrik sorununu 2006 yılında hızlı bir şekilde ele almak için tam mutabakata varıldı. Kendi imkânlarımız ve Türkiye'nin desteğiyle 2006'da hem üretimin, hem de iletim hatlarının geliştirilmesi konusunda atılım yapılacak" ifadesini kullandı

 

Elektrik sorununa çözüm bulmak amacıyla temaslarda bulunmak için KKTC'ye günü birlik ziyarette bulunan TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, TC hükümetinin, KKTC hükümeti ile işbirliği halinde elektrik sorununa kalıcı bir çözüm bulmakta kararlı olduklarını kaydetti.

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler elektrik sorunuyla ilgili temaslarda bulunmak amacıyla dün KKTC'ye geldi. Saat 12.45'de özel uçakla KKTC'ye gelen Türkiye Enerji Bakanı Hilmi Güler, KKTC Tarım ve Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak, Maliye Bakanı Ahmet Uzun ve TC Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan'la Colony Hotel'de yer alan öğle yemeğinin ardından, saat 16.00'da Başbakan Ferdi Sabit Soyer'le bir araya geldi.

Başbakanlıkta dün öğleden sonra Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Türkiye Enerji Bakanı Hilmi Güler arasında yapılan toplantıda, elektrik sorununun 2006 yılı içinde kesin olarak çözülmesi kararlaştırıldı.

Saat 16.00'da başlayan ve iki saat süren toplantıdan sonra Başbakan Soyer ile Enerji Bakanı Güler ortak basın toplantısı düzenledi.

Soyer ve Güler, KKTC'nin elektrik sorununun 2006 yılında kesin olarak çözülmesi için gerekli çalışmaların süratle yapılacağını belirttiler.

Toplantıya Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Maliye Bakanı Ahmet Uzun ve elektrikten sorumlu Tarım ve Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak ile TC Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan da katıldı.

Güler: Sorun kökten çözülecek

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in dün KKTC'ye yaptığı yaklaşık 5 saatlik ani ziyarette, KKTC'nin elektrik sorunu masaya yatırıldı ve 2006 yılında sorunun kesin olarak çözümlenmesi yolunda mutabakata varıldı.

Öğle saatlerinde ekibiyle birlikte özel uçakla KKTC'ye gelen Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, önce Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Öztoprak ve Maliye Bakanı Ahmet Uzun ile yemekte biraraya geldi. Yemeğin ardından Güler, Başbakan Ferdi Sabit Soyer tarafından kabul edildi ve ardından heyetler arası geniş kapsamlı bir toplantı yapıldı.

Elektrik sorunu gündemiyle Başbakanlık'ta yapılan toplantıya, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Tarım ve Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan ve Elçilik yetkilileri ile Elektrik Kurumu Müdürü Fuat Mertay katıldı.

2006'da kesin çözüm

Başbakanlıkta yaklaşık 2 saat süren toplantının ardından Başbakan Soyer ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler ortak basın toplantısı düzenledi.

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, başta elektrik olmak üzere ortak yatırımların toplantıda değerlendirildiğini belirtti.

Toplantıda varılan mutabakat uyarınca elektrik sorununun işbirliğiyle süratle çözümleneceğini belirten Güler, "Enerji sorununu kökünden çözmeye kararlıyız. Çözüm kalıcı çözüm olacak" ifadelerini kullandı, ancak ayrıntıya girmedi.

Üretim ve iletim hatları

Başbakan Ferdi Sabit Soyer de, Türkiye ile işbirliği halinde sorunları çözmeye çalıştıklarını söyledi.

Çok yararlı bir görüşme yaptıklarını belirten Soyer, "Elektrik sorununu 2006 yılında hızlı bir şekilde ele almak için tam mutabakata varıldı. Kendi imkânlarımız ve Türkiye'nin desteğiyle 2006'da hem üretimin, hem de iletim hatlarının geliştirilmesi konusunda atılım yapılacak" dedi.

Bir soruya karşılık, Cumhurbaşkanı Talat ile Türkiye Başbakanı Erdoğan arasında önceki gün İstanbul'da yapılan görüşmede diğer konular yanında elektrik sorununun da ayrıntılı olarak ele alındığını söyleyen Soyer, Talat'ın telefonla temasları hakkında bilgi verdiğini kaydetti.

Soyer, ayrıca 60 megavatlığın bakımının tamamlandığını ve denenmeye başlandığını söyleyerek, sisteme girmekte risk almamak için adım adım hareket edeceklerini belirtti.

Detaylar hafta ortası

Başbakan Soyer, elektrik sorununun 2006 yılında nasıl çözümleneceği konusunda detay istenmesi üzerine ise, "Önemli olan sorunun 2006'da bitecek olması. Teknik detay hafta içinde açıklanacak" ifadelerini kullandı.

Edinilen bilgiye göre, dünkü toplantıda varılan mutabakat uyarınca, geçtiğimiz ay ihalesine çıkılan her biri 17.5 megawatt'lık 4 ünitenin hızla kurulması ve bu konuda gerekli finansmanın ivedilikle sağlanması kararlaştırıldı.

Güler KKTC'den ayrıldı

Ortak toplantının ardından Türkiye Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler saat 18.30 sıralarında KKTC'den ayrıldı.

KIBRIS 23/01/06

 

DİSİ, Papadopulos hükümetine sert çıktı

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, önceki gün partisinin toplantısında yaptığı konuşmada Papadopulos hükümetine sert eleştirilerde bulundu.Alithia Gazetesi haberine göre Anastasiadis, Rum hükümetini çelişkili politikalar izlemek ve ülkeyi belirsizlikler içerisinde bırakmakla suçladı.

Kıbrıs konusuna çözüm bulunması için yeni ulusal bir strateji belirlenmesi gerektiğini söyleyen Anastasiadis, partisinin adanın yavaş yavaş taksim olmasına izin vermeyeceğini belirtti.

Anastasiadis, "Yaşadığımız sürece Girne, Omorfo ve Mağusa'da misafir, turist olma fikrini hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz. Adanın sessizce taksimini hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz. Türkiye'nin sınırlarını Kıbrıs'a kadar uzatmasını da hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz" şeklinde konuştu.

Mahi de haberi, "DİSİ Çaktı Gürledi.. Anastasiadis'ten Hükümete Sert Saldırı" başlığıyla manşetten verdi.

Gazeteye göre DİSİ'nin üst kurul toplantısında konuşan Anastasiadis, hükümeti, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası dayanaklarını güçlendirmeye, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tecritten çıkarmaya ve iç tüketime yönelik dış siyaset yapmamaya" çağırdı.

KIBRIS 23/01/06

 

Moskova Patriği'nin "çözüm için acele etmeyin" sözü Papadopulos sevindirdi

Rusya ziyareti çerçevesinde önceki gün görüştüğü Moskova Patriği II. Aleksios'un "Çözüm için acele etmeyin" sözünün Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'u çok memnun etti.

Fileleftheros Gazetesi, "Aleksios Çözüm İçin Acele Etmeyin Teşvikinde Bulundu - Moskova Baş Patriği Başkan Papadopulos'u Çok Memnun Etti" başlığıyla yansıttığı haberinde, Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ve heyetinin Moskova ziyaretinin; Moskova Patriğinin Kıbrıs sorunuyla ilgili, Rum yönetimini çok memnun eden bir sözü ile başladığını yazdı.

Gazeteye göre II. Aleksios Rum yönetimi başkanıyla görüşmesinde; "karmaşık Kıbrıs sorununda, çözüm için acele adımlar atılmaması gerektiğini, yabancılardan gelen Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili planların Kıbrıs halkı tarafından anlaşılır olması ve desteğini kazanması gerektiğini" söyledi.

Rum yönetiminin "Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm bulunması" konusundaki tutumuna, Güney Kıbrıs ile Rusya arasındaki yakın dostluk ilişkilerine ve her iki ülkenin kiliseleri arasındaki içten ilişkilere atıfta bulunan II. Aleksios, "BM Genel Sekreteri Kofi Annan yakın geçmişte Kıbrıslı Türkler ve Rumların işgal bölgeleri ile özgür bölgeler arasında 9 milyona yakın geçiş gerçekleştirdiklerini söylemişti. Bu, karşılıklı anlayışa ve adayı 30 yıldır bölünmüş bırakan anlaşmazlığın aşılmasına katkı sağlayan kişisel ve insani bir temastır" dedi.

"Ortodoksluğun birliğinin korunmasına" yaptığı katkılar nedeniyle Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a teşekkür eden II. Aleksios, "Bu alandaki faaliyetlerinizin büyük değeri vardır, bu nedenle Ortodoks Halklar Vakfı tarafından ödüllendirildiniz" dedi.

Gazete, Rusya'dan yanlışlıkla çıkan ikonların iadesiyle ilgili yardımlarından dolayı Rum yönetimine teşekkür eden II. Aleksios'un önceki gün geç saatlerde Hristu Sotiros Kilisesi'nde Rum yönetimi Başkanı'nı Rusya Ortodoks Kilisesi adına onurlandırmasının söz konusu olduğunu yazdı ve devamla şunları kaydetti:

"Başkan Papadopulos, Moskova Patriğinin Kıbrıs sorununu çok iyi bilen birisi olduğunu belirterek, 'Patriğin Kıbrıs sorununda bu kadar iyi bilgi sahibi olmasından büyülendim' dedi. Kıbrıs Kilisesi'nin Rusya Ortodoks Kilisesi'yle yakın ilişkiler içinde olduğunu söyleyen Papadopulos, Patriğin Kıbrıs Elenizmine ilgisinin canlı olmasından etkilendiğini kaydetti.

Edindiğimiz bilgilere göre görüşme sırasında Başkan Papadopulos; Başpiskoposluk tahtının doldurulması ve bu konuda varolan anlaşmazlıklar açısından Kıbrıs Kilisesi'ndeki duruma ilişkin bilgi verdi. II. Aleksios ise bu anlaşmazlığın Kıbrıs Kilisesi'nin yararına çözülmesini diledi. Başkan Papadopulos'un Moskova'yı ziyaretine de değinen Moskova Patriği, 'Ortodoks devletlerin Moskova'yı ziyaret etmeleri doğaldır çünkü Rus nüfusunun büyük çoğunluğu Ortodokstur. Ortodoks ananelerini güçlendirmek görevimizdir ve Ortodoks Halklar Vakfı'nın Ortodoksluğun güçlenmesine katkıda bulunanları bu nedenle onurlandırıyor' dedi."

Haravgi, "Tam Rus Desteği - Rusya'nın Siyasi ve Dini Liderliği Kıbrıs Halkının Mücadelesine Destek Beyan Ediyor - Putin-Papadopulos Görüşmesi Büyük Öneme Haiz" başlığıyla yansıttığı haberinde, Rus siyasi ve dini liderliğinin, özellikle de Moskova ve Rusya Patriği II. Aleksio'nun Rum yönetiminin ve Rum halkının mücadelesine istikrarla destek belirttiğini bildirdi.

Gazete, Papadopulos başkanlığındaki heyetin Moskova Patriği II. Alseksio ile tarihi Danilovsky Manastırı'nda gerçekleşen görüşmesinde Aleksio'nun Güney Kıbrıs'ın AB'a üyeliğinin Ortodoksluğun sesinin Batı'da daha çok duyulmasında olumlu unsur olduğunu söylediğini yazdı.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un önceki akşam Hristu Sotiros Kilisesi'ne giderek II. Aleksio tarafından onurlandırıldığını yazan gazete, Papadopulos'un; "bu onuru Kıbrıs Elenizmi adına alıyorum ve bütün Kıbrıslıların şahsına yönelik taktir telakki ediyorum" dediğini kaydetti.

Gazeteye göre Papadopulos, KKTC'deki kiliselerin "yağmalandığını" da öne sürerek, "süregelen işgal, kültürel ve Hristiyan mirasını tahrip etti" iddiasında bulundu. Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümüne verdiği destek nedeniyle Rusya'ya ve Rus halkına teşekkür etti.

Gazete, Moskova'daki diplomatik çevrelerin Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yarın gerçekleştireceği görüşmeyi "özel öneme haiz" olarak nitelediklerini yazdı, şöyle devam etti:

"Çünkü yarınki görüşmede Kıbrıs sorunu, ikili ilişkiler ve AB'yle ilgili konular stratejik düzeyde görüşülecek. Başkan Papadopulos'un Putin'le 24 saat içinde iki kez görüşeceğine işaret ediliyor. Önceki akşam üzeri Putin Kremlin Sarayı'nda Uluslar Arası Ortodoks Halklar Birliği Vakfı tarafından onurlandırılan Başkan Papadopulos, Arnavutluk Başpiskoposu Anastasios, Moskova Belediye Başkanı Luskos ve Lübnan Balamat Üniversitesi onuruna bir davet verecek.

Şunu da belirtelim ki; Rusya medyası Başkan Papadopulos'un ziyaretini büyük bir ilgiyle takip ediyor ve başkanın Kıbrıs sorununa da atıfta bulunan söyleşileri yayımlandı."

Politis, "Kıbrıs Rusya'dan Aktif Katılım İsteyecek" başlığıyla, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ile Moskova Patriği II. Aleksio'nun Danilovsky Manastırı'nda gerçekleşen görüşmesini yansıttığı haberinde, Aleksio'nun "Karmaşık Kıbrıs sorununda, çözüm için acele adımlar atılmaması gerektiğine inanıyorum" şeklindeki sözlerini öne çıkardı.

Gazete şunları yazdı:

"Diplomatik çevreler Başkan Papadopulos'un Moskova ziyaretini özellikle önemli addediyorlar. Edindiğimiz bilgilere göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov'la görüşmesi sırasında Başkan Papadopulos; BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak Rusya'nın Kıbrıs sorununun çözümü çabalarına daha aktif katılmasını talep edecek. Bu görüşmelerde Rusya'nın; Kıbrıs sorununa BM kararları temelinde adil, yaşayabilir ve işleyebilir çözümle ilgili tavrı da teyit edilecek. Başkan Papadopulos'un Vladimir Putin'le görüşmesinin pazartesi günü öğleden sonra gerçekleşmesi programlandı."

Mahi haberi, "Patrik Aleksios: Kıbrıs Sorununda Acele Adımlara Hayır" başlığıyla okurlarına aktardı.

Alithia, "Çözüm İçin Ağır ve Dikkatli - Moskova Patriği'nin Başkan Papadopulos'a Tavsiyesi" başlığını kullandı.

Gazete, "İşadamları Moskova'da İş Bağladılar" başlığıyla verdiği haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la birlikte Mosova'ya giden 54 Rum işadamından bazılarının; Moskova'ya varır varmaz Rus işadamlarıyla temaslara başladığını bildirdi.

Gazeteye göre son zamanlarda Ruya'da elverişli ekonomik, girişim ve yatırım ortamları gözlemlenmesi, Rusya'da yapacakları temaslara büyük önem veren Rum işadamlarının ilgisini çekmiş görünüyor. Rum işadamları; Rus Sanayi Odası'nın işbirliğiyle yarın düzenlenecek olan ve çok sayıda Rus işadamının ilgi göstermesi beklenen etkinliğe özellikle önem veriyorlar. Rum işadamları; gün boyunca, Güney Kıbrıs'ta veya Rusya'da ekonomik işbirliği yapma konusunu ele alacakları temaslarda bulunacaklar söyledi.

KIBRIS 23/01/06

 

AB’den Kıbrıs eylem planına destek

Ankara’nın Kıbrıs’ta çözüm için yeni planı AB’den destek gördü. Planda liman ve havaalanlarının Rumlara açılması karşılığında izolasyonların kaldırılması isteniyor.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 23:31 24 Ocak 2006 Salı

ANKARA/BRÜKSEL - Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Türkiye’nin önerilerini “dikkatli şekilde incelenmeye değer” bulduklarını söyledi. Ekibindeki çalışanlara da önerileri incelemelerini söylediğini anlatan Rehn, “Komisyonun Türkiye’nin başlattığı tartışmaya katkı yapmaya hazır olduğu” da vurguladı.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Bireşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne sunduğu yeni eylem planının ayrıntılarını açıkladı. Ada’da barış ve istikrara katkıda bulunmak için yeni bir girişim başlatıldığını açıklayan Gül, önerilen eylem planının kalıcı bir çözüme katkıda bulunacağını söyledi.

Gül, “2004 yılında Ada’da çözüme çok yaklaşıldığını ancak, Türk tarafının tüm gayretlerine rağmen, BM Genel Sekreteri’nin arzu ettiği çözüme gidilmesi engellenmiştir” dedi.

Kıbrıs’taki mevcut durumun herkesin çıkarına ters düştüğünü söyleyen Gül, Annan’ın koşullar uygun olursa müzakere sürecini başlatacakğını hatırlattı ve “Yeni bir girişim başlatıyoruz” dedi. Dışişleri Bakanı daha sonra eylem planının ayrıntılarını açıkladı.

Gül eylem planınun uygulanması için de şu adımların atılmasını önerdi:

Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planınına nihai şeklini vermek amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs, Haziran 2006’ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi.
Eylem planı ve toplantının sonuçlarının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunulması. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin ayrıca gelişmeleri Güvenlik Konseyi’ne rapor etmek amacıyla planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunda değerlendirmesi.
Birleşmiş Milletler’in ve Avrupa Birliği komisyonunun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir.

Dışişleri Bakanı Gül, eylem planının kapsamlı bir siyasi çözümü hedeflemediğini ancak bunu kolaylaştıracağını da söyledi.

Yeni önerileri açıkladıktan sonra habercilerin sorularını yanıtlayan Gül, “BM’nin ve Annan’ın liderliğine güveniyoruz” dedi. Gül bir soru üzerine, sunulan eylem planıyla İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un Ada’ya ziyaretinin zamanlamasının tamamen tesadüf olduğunu söyledi.

MCCORMACK: MEMNUNİYET VERİCİ BİR ADIM
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, Türkiye’nin açıkladığı Kıbrıs eylem planını, “memnuniyet verici bir adım” olarak nitelendirdi.

McCormack, düzenlediği günlük basın toplantısında bir soru üzerine, “Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bugün bu planı duyurdu. Ayrıntılarını henüz gördük. Üzerinde çalışmamız gerekiyor” dedi.

ABD’nin konumunun açık olduğunu ve Annan planına dayalı bir çözüm yönünde uluslararası toplumun desteklendiğini belirten McCormack, ABD’nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile çalışmaya açık olacağını kaydetti.

McCormack, “Bu elbette memnuniyet verici bir adım. Detayları konusunda yorum yapamam, ancak bu çaba, uzun süredir devam eden bir problemin çözümü için ilgili bütün tarafların iyi niyetini gerektiriyor” diye konuştu.

Annan’ın, Kıbrıs’ta çözüm yönünde bir planı ve bu plana dayalı birpotansiyel çözümü bulunduğunu söyleyen McCormack, “Ancak bölge halkları bir çözüm istiyorsa, taraflar enerjilerini bir çözüme ulaşılmasına yoğunlaştırmalı” dedi.

Rumlar Kıbrıs girişimine tepkili

Ankara’nın Birleşmiş Milletler’e de sunduğu Kıbrıs konusundaki açılımlara, Rum yönetimi tepki gösterdi.

 

NTV

Güncelleme: 17:57 TSİ 24 Ocak 2006 Salı

LEFKOŞA - Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, kısıtlamaların karşılıklı kaldırılması önerisinin eski olduğunu söyledi. “Limanlarını bize açmak, Ankara’nın yükümlülüğüdür” diyen Papadopulos, Ankara’nın bunu yerine getirmemek için, ‘karşılıklı isteme taktiği’ uyguladığını savundu.

Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da, “Türkiye’nin önerileri temcit pilavına benziyor; yeniden ısıtıp önümüze koyuyorlar” dedi. Yakovu, aynı öneriyi daha önce de yapan Ankara’nın, uluslararası kamuoyu önünde olumlu bir hava yaratmaya çalıştığını öne sürdü..

Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edildiği iddialarının doğru olmadığını savunan Yakovu, “Türkiye er ya da geç limanlarını Rumlara açacaktır” dedi.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yorgo Kumuçakos’sa, Türkiye’nin girişiminin gümrük birliği ek protokolünün uygulanmasıyla bağlantılı olmadığını savundu ve AB’nin Türkiye’den, bu konudaki yükümlülüğünü yerine getirmesini istediğini hatırlattı.

 

‘Türkiye Kıbrıs için inisiyatif alacak’

Türkiye, Kıbrıs konusunda BM’ye yeni bir öneri sunmaya hazırlanıyor. Başbakan Erdoğan, Kıbrıs konusunda adil, kapsamlı bir çözüm için Türkiye’nin gerekli insiyatifi alacağını söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 15:49 TSİ 24 Ocak 2006 Salı

ANKARA - Kıbrıs konusundaki yeni çözüm önerisinin ayrıntılarını bir saat sonra Dışişleri Bakanı Gül, Ankara’da açıklayacak.

Başbakan Erdoğan da AKP grup toplantısında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Tıbrıs bizim milli davamızdır, KKTC halkını güvence altına alarak destek istiyoruz” diyen Erdoğan, bundan sonra Türkiye’nin aktif bir dış politika sürdüreceğini açıkladı.

Erdoğan, bu çerçevede Davos zirvesinde BM Genel Sekreteri Annan ile görüşeceğini söyledi.

Erdoğan, dün Rusya Lideri Vladimir Putin’le yaptığı telefon görüşmesinde de destek istediğini söyledi. Güney Kıbrıs’ın çözümü Birleşmiş Milletler’den AB zeminine kaydırmak istemesini eleştiren Erdoğan, “Bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

Erdoğan, Annan raporunun neticesinin BM Güvenlik Konseyi’nden çıkmamasını da eleştirdi ve “BM Güvenlik Konseyi sümenaltı mantığı ile hareket etmemelidir” dedi.

10 MADDELİK EYLEM PLANI

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye’nin BM Genel Sekreteri’ne sunduğu 10 maddelik eylem planında şu öneriler yer alıyor:

•

Türkiye’nin deniz limanlarının Avrupa Birliği, Gümrük Birliği kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine açılması,

•

Kıbrıs Rum hava yolu taşıyıcılarının üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk hava alanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar ve usüller çerçevesinde izin verilmesi,

•

Gazi Magosa, Girne ve gemi konağı dahil Kuzey Kıbrıs’taki limanların Kıbrıs Türk yönetimi altında malların kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına açılması,

•

Ercan Havaalanı’nın Kıbrıs Türk yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması,

•

Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik bir varlık olarak Avrupa Birliği, Gümrük Birliği’ne pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla özel düzenlemelerin yürürlüğe girmesi, adadaki taraflar arasında ve taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz biçimde yapılmasının sağlanması,

•

Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi,

 

 

 

Talat: Annan planı ilerletmeli

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Kıbrıs konusundaki önerilerinin, Kofi Annan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğur aporla neredeyse birebir örtüştüğünü belirttti.

 

NTV

Güncelleme: 20:29 24 Ocak 2006 Salı

LEFKOŞA - Rapora ek olarak Türkiye’nin kendi liman ve havaalanlarını açma gibi fazladan iyi niyet önerilerinin bulunduğunu söyleyen Mehmet Ali Talat, “Dolayısıyla Genel Sekreter’in konuyu ele alıp ilerletmesine ihtiyaç var” dedi.

Talat, düzenlediği basın toplantısında, Gül’ün açıkladığı önerileri değerlendirdi. Kıbrıs Türk tarafı olarak önerileri kuvvetli bir şekilde desteklediklerini ve üzerlerine düşen yanlarını gerçekleştirmeye hazır olduklarını belirten Talat, Rum yönetimi lideriTasos Papadopulos’a, “konuyu soğukkanlılıkla değerlendirmesi ve elinin tersi ile bir kenara itmemesi” çağrısı yaptı.

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin, 2004 ve 2005 yıllarında Kıbrıs sorununun çözülebilmesi için gayret gösterdiğini, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Annan planında istenilen değişikliklerin net olarak ortaya konulması çağrısına da destek olduğunu belirterek, ancak Kıbrıs Rum tarafının bu doğrultuda hareket etmekten kaçındığını kaydetti.

Rum tarafının, Kıbrıs sorununun çözüm parametrelerini de değiştirecek adımlar atmaya çalıştığını kaydeden Talat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un Eylül 2005’te BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da Kıbrıs sorununun çözümünü, adanın birleştirilmesini ozmosis yoluyla öngördüğünü ortaya koyarak, ‘iki bölgeli, iki kesimli,iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı bir federal çözümden uzaklaştığını ortaya koyduğunu” belirtti.

“ÇÖZÜMÜ TETİKLEYECEK”
Bugün gelinen aşamada, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden dolayı yaşanan sıkıntıları aşabilmek için Abdullah Gül’ün bir eylem planı açıkladığını ifade eden Talat, şöyle konuştu:

“
Bu eylem planı Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’den beklentileriyle, uluslararası toplumun, BM Genel Sekreteri’nin ve AB’nin Kıbrıs Rum tarafından beklentilerini içiçe geçiren bir bütünlük arz ediyor. Karşılıklı olarak tüm kısıtlamaların kaldırılması, geçmiş önerisinin bir eylem planı biçiminde yeniden formüle edilmesini öngören bu öneri, sanıyorum ki karşılıklı işbirliğini, istikrarı, bölgede karşılıklı yarara dayalı çalışmaları teşvik edecek bir yaklaşım olarak Kıbrıs sorununun çözümünü de tetikleyecek, Kıbrıs sorununun çözümünde büyük katkıda bulunacak bir öneridir.”

Kıbrıs Türk tarafı olarak öneriyi, açık, net ve güçlü bir şekilde desteklediklerini vurgulayan Talat, bugüne kadar benzer şeyleri söylediklerini, ancak söz konusu olanın Türkiye limanları ve hava sahası olduğunu, söz hakkı da Türkiye’de olduğu için böyle açık ve netbir öneriyi kendilerinin formüle edemeyeceğini söyledi.

Gül’ün önerilerinin, Annan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporla neredeyse birebir örtüştüğünü dile getiren Talat, “Hatta, Genel Sekreter’in sunduğu rapora ek olarak Türkiye’nin kendi liman ve havaalanlarını açma gibi fazladan iyi niyet önerileri var. DolayısıylaGenel Sekreter’in konuyu ele alıp ilerletmesine ihtiyaç var” dedi.

“PAPADOPULOS KONUYU SOĞUKKANLILIKLA ELE ALMALI”
Kıbrıs Rum tarafının tepkisinin aşırı hızlı olduğunu kaydeden Talat, şöyle konuştu:

“Papadopulos’un konuyu daha soğukkanlılıkla ele alıp değerlendireceğini ve uzatılan yeni barış elini tutmayı tercih edeceğini ummak istiyorum. Çünkü büyük bir çıkmaza doğru ilerliyoruz. Kıbrıs Türk halkının tecridinin ortadan kaldırılması BM Genel Sekreteri’nin ve AB’nin kararları doğrultusundadır. Bundan dolayı da tutulan yol, bugün ortaya konan yol bana göre bir açılımdır. Bu açılımla birlikte uluslararası toplumun beklentisi de yerine gelmiş olacaktır. Bu bağlamda Papadopulos’un konuyu soğukkanlılıkla ele alıp,bunu ‘geçmiş önerilerin tekrarıdır’ gibi elinin tersiyle bir kenara itmemesini istiyorum, diliyorum.”

Straw’un diplomasi turu başladı

Türkiye’nin, Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler’e yeni bir öneri sunduğu bir dönemde, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Lefkoşa, Ankara ve Atina’da temaslarda bulunacak.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 20:09 24 Ocak 2006 Salı

LEFKOŞA - Rum Kesimi’ne giden Jack Straw, yarın, önce Kıbrıs Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile bir araya gelecek, ardından kuzeye geçerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile makamında görüşecek

İngiltere’nin, Kıbrıs’ta yeni bir rol üstlenmeye hazırlandığı; Straw’un bu çerçevede, hem adadaki tarafların, hem de Ankara ile Atina’nın pozisyonunu öğrenmeye çalışacağı belirtiliyor.

İngiltere’nin amacı, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki olası bir krizi engellemek...

Rumlarsa, Talat’la cumhurbaşkanlığında görüşecek olması nedeniyle, Straw’u protesto etmeye hazırlanıyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı’nın alt düzey memurlar tarafından karşılanması bekleniyor.

Rum göçmenlerin de Straw’u protesto edeceği belirtiliyor.

 

Talat'tan Eylem Planı'na tam destek


24 Ocak, 2006 18:44:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’nin Kıbrıs Eylem Planı’nın sorununun çözümünü tetikleyecek öneriler içerdiğini söyledi.

Talat, ''Kıbrıs Türk tarafı olarak önerileri açık, net ve kuvvetli şekilde destekliyoruz'' dedi. 
 
Basın toplantısıyla Gül’ün Eylem Planı’nı değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Talat, önerilerin bütün unsurlarını, sürekli olarak istişare ettiklerini de söyledi.
 
Eylem Planı’nda kendilerine düşen yanları desteklemeye hazır olduklarını dile getiren Talat, bu önerilerin gerçekleşebilmesi için rol üstlenmesi gereken taraflar olduğunu belirtti.
 
Kıbrıs Rum tarafının da konuyu soğukkanlılıkla değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Talat Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un uzatılan yeni barış elini tutmasını umduğunu söyledi.
 
Kıbrıs sorununda ‘çıkmaza doğru gidiyoruz’ diyen Talat, Papadopulos'un, 'geçmiş önerilerin tekrarıdır' diye önerileri elinin tersiyle bir kenara itmemesi dileğinde bulundu.

 

 

Türk tarafının Kıbrıs'taki geçmiş açılımları


24 Ocak, 2006 18:23:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC son yıllarda, Ada'daki iki toplumu yakınlaştıracak adımlar atıyor

Türk tarafı 2 nisan 2003'ten günümüze Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin çok sayıda adım attı:

2 nisan 2003:  KKTC'nin ilk Cumhurbaşkanı Denktaş GKRY lideri Papadoupulos'a, 6 adet güven artırıcı önlem içeren bir mektup gönderdi. Kıbrıs Rum liderliğinin isteksizliği bu önlemlerin bir paket halinde uygulanmasını engelledi.
 
16 nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu, Kuzey'den Güney'e mal ihracatı üzerindeki kısıtlamaları kaldırdı.
 
23 nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu iki taraf arasındaki sınırı, Kuzey'den Güney'e insan geçişlerine açma kararı aldı. Kıbrıs Rum liderliği başlangıçta bu fikre karşı çıktı ve Kıbrıs Rum halkına, KKTC'ye geçmeme çağrısında bulundu. Buna rağmen, bugüne kadar yaklaşık 9 milyon geçiş kaydedildi.
 
23 mayıs 2003: Türkiye, Kıbrıs Rum vatandaşları için yeni ve kolaylaştırılmış bir vize rejimi uygulamaya başladı.
 
11 temmuz 2003:  KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Ada'daki atmosfere olumlu katkıda bulunabilmek amacıyla Lefkoşa Uluslararası Havaalanı'nın hava trafiğine açılmasını da içeren ilave önlemler teklif eden bir mektubunu, BM Genel Sekreteri Annan'a gönderdi.
 
24 temmuz 2003: KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk tarafının sınır bölgesinin mayınlardan temizlenmesi konusunu BM ile görüşmeye hazır olduğunu ifade eden bir mektubu BM Genel Sekreteri Annan'a gönderdi.
 
Ağustos 2003: Kıbrıs Türk tarafı, isteyen Rumlara Kuzey'de bıraktıkları taşınmaz mallarının tazmin edilmesi talebinde bulunabilmelerini sağlamak amacıyla Tazmin Komisyonu'nu kurdu. Rum liderliği halkına, söz konusu Komisyon'a başvurmamaları çağrısında bulundu. Komisyon'a başvuranlar için çeşitli cezalar öngören yasa tasarısı GKRY Parlamentosu'na sunuldu.
 
25 mayıs 2004: KKTC makamları, Kıbrıslı Rumların KKTC'yi sadece kimlik kartlarıyla ziyaret edebilmesine imkan veren yeni bir tüzük kabul etti. Pasaport yükümlülüğü kaldırıldı.
 
25 mayıs 2004: KKTC makamları Kuzey ile Güney arasındaki mal ihracat ve ithalatına yönelik tüm kısıtlamaları kaldırdı. Böylece iki taraflı ticaret tamamen serbest hale getirildi.
 
Ağustos 2004: KKTC ile GKRY arasında doğrudan telefon hattı açıldı.
 
Temmuz - Ağustos 2004: KKTC Bakanlar Kurulu, Karpaz bölgesinde yaşayan Rumlar için ortaokul açma kararı aldı. Okul 13 eylülde hizmete girdi. Güney'den gelen Kıbrıslı Rum öğretmenlerin okulda hizmet vermelerine izin verildi.
 
2 eylül 2004: Güzelyurt'taki Ay Mama Kilisesi'nde, 30 yıl aradan sonra ilk kez Rum Ortodoks ayini düzenlendi. Dönemin Başbakanı Talat, KKTC'deki tüm kiliselerde ayin yapma serbestisinin bulunduğunu açıkladı.  2 eylül günü yapılan ayine çok sayıda Rum katıldı.
 
12 kasım 2004: Kayıp şahıslar konusunda bilgi temin ederek Kıbrıs Türk ailelerinin yanı sıra Rum ailelere de yardımcı olmak amacıyla Türk kesiminde, Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK)'nın Türk üyesinin ofisi bünyesinde bir ‘özel bilgilendirme birimi’ oluşturuldu.
 
Ocak 2005: Kayıp şahısların kemiklerinin bulunması amacıyla KKTC'de kazı çalışmaları başlatıldı.
 
Eylül 2004 ve 2005: KKTC'de yaşayan Rum öğrencilerinin kullandığı okul kitaplarının tarama işlemi Avrupa standartları ile uyumlaştırıldı.
 
23 mayıs 2005: KKTC Bakanlar Kurulu, Karpaz'da yaşayan Rum kökenli çocukların ilk, orta ve lise düzeyinde öğrenimlerini sürdürecekleri okulların yasal statüsünü düzenleyen kararı aldı.  
 
30 mayıs 2005: Türkiye, Kıbrıs'ta her iki tarafa uygulanan tüm kısıtlamaların ilgili tüm taraflarca eşzamanlı olarak kaldırılması çağrısında bulundu. Öneri BM belgesi olarak da yayınlandı.
 
12 ağustos 2005: Ara bölgedeki mayınların temizlenmesi konusunda KKTC ile Kıbrıs'ta konuşlu BM Barış Gücü (UNFICYP) arasında anlaşmaya varıldı.
 
31 ağustos 2005: Kıbrıs Türk tarafının girişimiyle Bostancı Kapısı karşılıklı geçişlere açıldı.  Kıbrıs Rum tarafı, kapının açılması konusunda ciddi engeller çıkardı.
 
Eylül 2005: Kıbrıs Türk tarafı, 2 eylülde bölgenin mayınlardan arındırılmasının tamamlanmasını takiben Lefkoşa kent merkezindeki (Ledra Caddesi) Lokmacı Kapısı'nın açılması için istikşafi çalışmalar başlattı.
 
Kasım 2005: Türkiye, Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK) tarafından yürütülen çalışmalara 150 bin ABD Doları maddi katkıda bulunma kararı aldı. Diğer taraftan KKTC Bakanlar Kurulu'nun 8 kasım 2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, KŞK çerçevesinde ara bölgede kurulması öngörülen antropoloji laboratuvarının tesisi için KKTC tarafından 195 binYTL tutarında katkıda bulunulması kararlaştırıldı.
 
25 kasım 2005: Lokmacı Kapısı'nın KKTC ile GKRY arasında karşılıklı geçişlere açılması çalışmalarına KKTC tarafınca fiilen 25 kasım 2005 günü başlandı. KKTC makamları tarafından yürütülen çalışmaların desteklenmesi amacıyla, ülkemiz tarafından 500 bin YTL katkıda bulunulması kararlaştırıldı.
 
Aralık 2005: KKTC sınırları içinde yer alan ve 1974'ten önce Rumlara ait olan mallar için iadeyi, tazminat ödenmesini veya söz konusu mülkün Kıbrıslı Türklere ait olan ve Güney Kıbrıs'ta bulunan bir gayrimenkulle takas edilmesini öngören Tazmin Komisyonu yasa değişikliği tasarısı, KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde 19 aralık 2005 günü kabul edildi. Yasa değişikliği, KKTC Resmi Gazetesi'nde yayımlandığı 22 aralık tarihinde yürürlüğe girdi.
 
4 ocak 2006: Kara sınır kapısından geçişlere ilaveten, KKTC'ye hava ve deniz yoluyla yapılan girişlerde GKRY ve Yunanistan vatandaşları ile üçüncü ülke uyruğunda bulunan Rum ve Yunan asıllılara yönelik vize uygulaması, KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırıldı.
 
Bütün bu açılımlara ek olarak Kıbrıslı Rumlar, Türkiye'de düzenlenen uluslararası nitelikli tüm sportif, kültürel ve sosyal etkinliklere katılabilmektedir.

 

Yakovu: “Yeniden ısıtılmış yemek”


24 Ocak, 2006 16:46:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum yönetimi, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda geçtiğimiz cuma günü BM'ye sunduğu öneri için ‘yeniden ısıtılmış yemek’ yorumunu yaptı.

Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Abdullah Gül'ün basın toplantısında söyleyeceklerini beklemeden, Rum devlet televizyonuna konuştu.
 
Yakovu, "Türkiye'nin önerisi, yeniden ısıtılmış yemektir. Türk Dışişleri Bakanı birkaç ay önce de aynı öneride bulunmuştu. O öneri de boşa çıkmıştı. Türkiye, uluslararası alanda olumlu intiba yaratmaya çalışıyor" dedi.
 
Rum Dışişleri Bakanı Yakovu, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'e sunduğu önerinin, Kıbrıslı Türklere tecritin kalkmasına karşılık, Rum uçak ve gemilerine limanlarını ve havaalanlarını açmasını içerdiğini belirtti.
 
Yakovu, bununla ilgili olarak, "Türkiye ilgisiz iki konuyu birleştirmeye çalışıyor. Kıbrıslı Türklerin tecrit edildiği iddiası doğru değil. Öyle bir konu yok. Türkiye'nin, Avrupa Birliği çerçevesinde üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesini bekliyoruz. Türkiye, er veya geç, yükümlüklerini yerine getirmek zorunda kalacak" diye konuştu.
 
Eylem Planı’na tepkiler
 
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos: "Önemli olan Kıbrıs sorununa Yunanistan ve Rum tarafının izah ettikleri şekilde çözüm bulunması." 
 
Rusya Parlamentosu’nun Alt Kanadı Duma'nın Başkanı Boris Grizlov: “Kıbrıs sorununun barışçıl bir şekilde, hem Rumların, hem de Türklerin çıkarları göz önünde bulundurularak çözülmesinden yanayız.” 
 
AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk: “Türkiye’nin Kıbrıs Eylem Planı’nı memnuniyetle karşılıyorum. Türkiye çözüm için net bir adım attı.”
 

Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn Türkiye’nin Kıbrıs Eylem Planı’nın dikkatlice ele alınacağını söyledi. Rehn, komisyonun tartışmaya hazır olduğunu da belirtti.
 
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sözcüsü Stefan Dujarric, Türkiye’nin Kıbrıs Eylem Planı üzerinde çalıştıklarını söyledi.
 
Dujarric, ''Genel Sekreter'in talebi üzerine, BM'nin siyasi bölümü, planı dikkatle incelemekte. Bu, Genel Sekreter'in sorunun çözümü için sürdürdüğü çabalar çerçevesinde yer alıyor'' dedi.  
 
Rumlar birleşmeye 'hayır' demişti
 
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu plan, 24 nisan 2004'te halkoyuna sunulmuştu. Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların yüzde 76'sı 'hayır' demişti.
 
Referandumun ardından Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Annan Planı'nın halkımız tarafından reddedilmesi Kıbrıslı Türkleri hayal kırıklığına uğratmamalı. Rum kesimi olarak çözüm çabalarımızı sürdüreceğiz" demişti.
 
Avrupa Birliği Komisyonu, her fırsatta Kıbrıs Rum kesimine limanların açılmasıyla ilgili olarak, "AB sözünü tuttu ve müzakereleri başlattı. Şimdi Türkiye'nin taahhütlerini yerine getirmesi ve limanlarını Kıbrıs Rum gemilerine açması gerekiyor" baskısı yapıyor.

Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı


24 Ocak, 2006 16:53:00 (TSİ) CNN TURK

 

BM Genel Sekreteri, aşağıda ana unsurları sunulan eylem planının uygulanması amacıyla ilgili taraflarla istişarelerde bulunma keyfiyetini değerlendirmeye davet edilir:

Türkiye’nin deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine açılması;
 
Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;
 
Gazimagosa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıs’taki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına açılması;
 
Ercan Havaalanı’nın Kıbrıs Türk yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması;
 
Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Ada’daki taraflar arasında ve taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz biçimde yapılmasının sağlanması;
 
Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi;
 
Uygulama için şu adımların atılmasını öneriyoruz:
 
Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM Genel Sekreteri’nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006’ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi;
 
Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyi’ne sunulması; BM Genel Sekreteri’nin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi’ne rapor etmek amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;
 
BM’nin ve AB Komisyonu’nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
 
Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, Ada’da gerçek bir işbirliği ve karşılıklı güven ortamı yaratmayı amaçlamaktadır.
 
Bu bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri’nin planı temelinde kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006 yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını içtenlikle ümit etmektedir.
 
Açıklayıcı not:
 
Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve BMGS’nin planı temelinde kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara bağlılığını korumaktadır.
 
Türkiye, adil ve kalıcı bir çözümün bölgede barış ve istikrarın sağlanması ile uyumlu ilişkilerin kurulmasına büyük katkısı olacağına inanmaktadır.
 
Bu çerçevede, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullah Gül’ün 30 Mayıs 2005 tarihinde, Kıbrıs konusu bağlamında, özellikle malların, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına getirilen tüm kısıtlamaların eşzamanlı olarak ilgili tüm taraflarca kaldırılması için sunduğu öneriler hatırlanacaktır.
 
Sözkonusu öneriler, bütün tarafların BM çerçevesinde kapsamlı bir çözüm için birlikte yeniden çaba harcayabilecekleri, taraflar arasındaki farklılıkların azaltıldığı bir karşılıklı güven ve ekonomik kalkınma ortamı yaratılmasını teminen bütün taraflara özlü kazanımlar sağlayacak şekilde, iki tarafa yönelik kısıtlamaların dengeli ve adil bir biçimde kaldırılmasının önünü açmaktaydı.
 
Kapsamlı çözümün temel ihtiyaç olduğu kuşkusuzdur. Ancak buna ulaşılana değin, Kıbrıs Adası ve çevresindeki ekonomik ve sosyal kalkınmayı engelleyen ve istikrarı tehdit eden tüm kısıtlamaların kaldırılmasına yönelik bir sürecin başlatılmasının zamanının geldiği görüşünü de taşımaktayız. Bu bağlamda, bir Eylem Planı kabul edilerek bir bütün olarak iyi niyetle uygulanabilir. Uluslararası toplumu böyle bir uzlaşıyı teşvik etmeye ve önerilen eylem planını aktif biçimde desteklemeye davet ediyoruz.
 
Bu yeni girişim, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulununcaya kadar, uygulamaya dönük düzenlemelerle ekonomik kalkınmanın önünü açacak bir geçiş süreci yaratma yönünde güçlü bir potansiyeli beraberinde getirmektedir. Önerilen eylem planı taraflarca karşılıklı olarak kabul edilecek kapsamlı bir çözümün alternatifi olmadığı gibi, ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına da halel getirmemektedir.
 
Uygulamaya dönük bu düzenlemeler, kabul edilecek bir takvim çerçevesinde, ulaşıma ilişkin olanlar dahil, malların, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına getirilen tüm kısıtlamaların kaldırılmasını öngörmeli ve AB gümrük birliğinin uygulanması kapsamında tarafların tedricen birbirlerine uyumlaştırılmaları perspektifini Kıbrıs’taki iki tarafa sunmalıdır.
 
Doğrudan ticaret, seyahat, doğrudan uçuş ve artırılmış temaslar, daha güçlü bir bölgesel işbirliğinin temel dayanaklarını oluşturabilir. Öneriler, gerçekten ortaklık anlayışıyla uygulandıkları takdirde, BM çözüm sürecini son aşamaya doğru ilerletmeye de büyük katkıda bulunacaktır.
 
Bu bağlamda Türkiye, BM Genel Sekreteri’ni, ilgili tüm taraflar arasındaki tüm kısıtlamaların tamamının kaldırılmasına yönelik kapsamlı bir girişimin geliştirilmesine öncülük etme keyfiyetini değerlendirmeye davet etmektedir. BM himayesinde ve Kıbrıs’taki her iki taraf ile Türkiye ve Yunanistan’ın katılımıyla üst düzey bir toplantı düzenlenmesi bu yönde ilk adımı oluşturabilir. Bu toplantıda nihai aşamaya getirilecek eylem planı BM Güvenlik Konseyi’ne sunulacaktır.
 
Türkiye, hazırladığı eylem planının ana çizgilerini, bu notun ekinde uluslararası toplumun değerlendirmesine sunmaktadır.

 

"BM, Kıbrıs'ı sümenaltı etmemelidir"

 

Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'ni eleştirdi



24 Ocak, 2006 14:55:00 (TSİ) CNN TURK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı raporun, BM Güvenlik Konseyi'nden çıkmamasının düşündürücü olduğunu söyledi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, ''BM Güvenlik Konseyi, sümenaltı mantığı ile hareket etmemelidir ve bunu karara bağlamalıdır'' dedi.
 
Hiç kimsenin Türkiye'den, pasif, etkisiz ve çözümsüzlüğe sığınan bir dış politika izlemesini beklememesini isteyen Erdoğan, ''Türkiye, aktif, çok boyutlu dış politikasını sürdürecektir, bölgesinde ve dünyada tayin edici bir rol üstlenmeye devam edecektir'' dedi.
 
Başbakan Erdoğan, KKTC'nin Türkiye'nin 'milli davası' olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin bu düşüncesini, görüştüğü her dünya liderine anlattığını ifade etti.
 
Kıbrıs konusunda çözümün BM olduğunu söylediğini anlatan Erdoğan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Kıbrıs davasını BM zemininden AB zeminine kaydırma gayreti içerisinde bulunduğunu, bunun kabul edilemeyeceğini söylediklerini hatırlattı.
 
AB Konseyi üyesi ülkelerin liderlerinin Türkiye'ye uyguladıkları baskı politikası ile ilgil olarak, "garantör ülke olarak Türkiye ve KKTC halkı sözünde durmuştur, ancak siz sözünüzde durmadınız. Siz, sözünüzü yerine getirmedikçe bizden yeni ve farklı bir şey beklemeyin'' diye konuştu.
 
Davos'ta da Kıbrıs gündeme gelecek
 
Başbakan Erdoğan, 26 ocak perşembe günü gideceği Davos'ta, bu konuları BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve dünya liderleri ile tekrar görüşeceğini belirtti.
 
Erdoğan, "24 nisan referandumunun ardından, Annan'ın iyi niyet misyonuna uygun olarak hazırladığı raporun hala BM Güvenlik Konseyi'nden çıkmamış olması bile düşündürücüdür" diye konuştu.
 
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu plan, 24 nisan 2004'te halkoyuna sunulmuştu. Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların yüzde 76'sı 'hayır' demişti.
 
Referandumun ardından Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Annan Planı'nın halkımız tarafından reddedilmesi Kıbrıslı Türkleri hayal kırıklığına uğratmamalı. Rum kesimi olarak çözüm çabalarımızı sürdüreceğiz" demişti.

 

Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm için 10 maddelik eylem planı

ANKARA (A.A)

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 10 maddeden oluşan Kıbrıs eylem planını açıkladı.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, 2005 yılında yaşanan gelişmelerin, Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılamamasının, her şeyden önce Ada'daki her iki halkın çıkarına olmadığını bir kez daha gösterdiğini, mevcut durumun, AB ve sorunun tüm tarafları dahil, herkesin çıkarlarına ters düştüğünün açık olduğunu kaydetti.

Bu nedenle, kalıcı ve adil, kapsamlı bir çözüm bulunmasının temel öncelikleri olması gerektiğini ifade eden Gül, “Hükümetimiz bu konudaki inancını muhafaza etmektedir. Hatırlarsanız, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde böyle bir çözüme 2004 yılında çok yaklaşılmıştı. Biz bu hedefin halen gerçekleştirilebileceğine inanıyoruz” diye konuştu. Gül, sözlerine şöyle devam etti:

“Ancak, uluslararası camianın da gayet yakinen bildiği üzere, Türk tarafının tüm gayretlerine rağmen, geçtiğimiz yıl yaşanan gelişmeler, BM Genel Sekreteri'nin kapsamlı çözüme giden müzakere süreci için arzu ettiği uygun zemini oluşturmamıştır. Tıkanıklığın devam ettiği görülmektedir. Ancak, BM Genel Sekreteri'nin konuya olan ilgisinin devam ettiğini ve koşullar uygun olduğunda müzakere sürecini yeniden başlatmaya hazır olduğunu memnuniyetle görmekteyiz.
Bununla birlikte, mevcut koşullar bizi, bölgedeki genel durumu iyileştirmeye yönelik somut adımlar atmaktan alıkoymayacaktır. Karşılıklı ve birbirini tamamlayıcı nitelikteki önlemlerin, iyi niyetle uygulanması halinde bu durum, BM müzakere sürecinin yeniden başlatılmasının yolunu da açabilecektir.”

10 MADDELİK EYLEM PLANI

”Bu amaca olan bağlılıklarını bir kez daha ortaya koyan yeni bir girişimi bugün başlatmakta olduklarını” kaydeden Gül, eylem planının ayrıntıları hakkında bilgi verdi. Gül'ün verdiği bilgi doğrultusunda eylem planı şu hususları içeriyor:

“BM Genel Sekreteri, aşağıda ana unsurları sunulan eylem planının uygulanması amacıyla ilgili taraflarla istişarelerde bulunma keyfiyetini değerlendirmeye davet edilir:

1. Türkiye'nin deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine açılması;

2. Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;

3. Gazimagosa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıs'taki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına açılması;

4. Ercan Havaalanı'nın Kıbrıs Türk yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması;

5. Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Ada'daki taraflar arasında ve taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz biçimde yapılmasının sağlanması;

6. Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi.” Planın sonraki maddelerinde, uygulama için atılacak hususlara yer veriliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:

“7. Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006'ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi;

8. Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Genel Sekreteri'nin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi'ne rapor etmek amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;

9. BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.

10. Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, Ada'da gerçek bir işbirliği ve karşılıklı güven ortamı yaratmayı amaçlamaktadır.

Bu bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri'nin planı temelinde kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006 yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını içtenlikle ümit etmektedir.”

HURRIYET 24/01/06

 

Erdoğan: Kıbrıs'ı sümenaltı etmeyin



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda atağa geçen Türkiye’nin kararlı tavrının değişmeyeceğini beklirken Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’i eleştirdi. Rum kesimini alan AB’nin "sözünde durmadığını" belirten Erdoğan, referandum sonucu hakkında karar almayan BM’ye de "Güvenlik Konseyi sümenaltı mantığıyla hareket etmemelidir" önerisinde bulundu.

AKP grup toplantısı 11.00’de yapılacağı duyurulmasına karşın sabah saatlerinde 12.00’ye ertelendi. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın salona 12.30’da gelmesi nedeniyle toplantı gecikmeli olarak başladı.

KIŞLA MÜCADELEDE GÖREVLİLERİ UYARDI

Dün yaşamını yitiren 8 Dışişleri Bakanlığı çalışanı ile bir personel çocucuğuna Allah’tan rahmet dileyen Erdoğan, Türkiye’nin karasal iklimin hakim olduğu ve bu nedenle kış aylarının sert yaşandığı bir coğrafya üzerinde bulunduğunu söyledi. "Ağır kış koşullarının getirdiği zorlukları halkımızla birlikte hepimiz bu güçlükleri yaşıyoruz" diyen Erdoğan, devlet olarak vatandaşın yaşadığı sıkıntıları yok etmek için "işin başında olduklarını" söyledi. Erdoğan, "Buradan bütün ilgili kamu kurumları personelini ve yerel yöneticileri özellikle uyarmak istiyorum; en küçük ihmal telafisi olmayan kayıplara yol açabilir. Tedbirleri lütfen zamanında alın ve uyarıları zamanında vatandaşlara bildirelim" şeklinde konuştu.

MİLLETVEKİLLERİNE: KÖMÜR YARDIMINI TAKİP EDİN

Vatandaşların aç ve açıkta kalmaması için de çalıştıklarını belirten Başbakan Erdoğan, 2005’te 1 milyon 710 bin yoksul aileye 1 milyon 250 bin ton bedelsiz kömür yardımı yaptıklarını anımsattı. Erdoğan, AKP milletvekillerini de bu yardımları takip etmeleri, ulaşılamayan aileler varsa harekete geçmeleri konusunda uyardı. Erdoğan, "Ancak aldığımız her türlü tedbire rağmen ulaşamadığımız vatandaşlarımız olabilir. Ağır geçmesi beklenen kış şartlarında hiçbir vatandaş mağdur olmaması bakımından sosyal yardımın önemi de giderek artmaktır. Milletvekillerimizin de eksikliklerin kapatılması konusunda gayret sarf etmenizi özellikle istiyorum" dedi.

KKTC’Lİ KARDEŞLERİMİZİN HAKLARINI KORUYACAĞIZ

Türkiye’nin Kıbrıs ile ilgili tutumunun bundan sonra da devam edeceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Biz Kıbrıs’ta adil ve kapsamlı bir çözümden yana irademizi bir kez daha ortaya koyuyoruz. Bir kez daha bu yönde inisiyatif koyuyoruz. Dışişleri Bakanımız kapsamlı açıklamalar yapacak. Ben detaylara girmeyeceğim, sadece Türkiye bütün dış meselelerinin hallinde olduğu gibi Kıbrıs meselesinde de inisiyatif almaya, adil, barışçı, kapsamlı çözüm politikalarını kararlılıkla uygulamaya devam edecek" dedi. Hafta sonunda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile  görüştüğünü anımsatan Erdoğan, "Attığımız her adımda bir defa KKTC’de yaşayan kardeşlerimizin haklarını nasıl koruduysak bundan sonra da koruyacak şekilde orada mutabık kaldık" dedi.

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile dün yaptığı telefon görüşmesinde KKTC’nin haklarını güvence altına alarak dünyaya açılması için destek istediğini anlatan Başbakan Erdoğan, "Kendileri de çözümün BM olduğunu ifade ettiler. Biz de bundan özel memnuniyet duyduk. Çünkü KKTC için zemin kaydırma çalışması var. Rum kesimi Kıbrıs davasını BM’den AB’ye kaydırmaya çalışıyor. Böyle bir şeyi bizim kabul etmemiz mümkün değil" diye konuştu.

HURRIYET 24/01/06

 

Talat'tan öneriye tam destek

Hürriyet İnternet

Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, Kıbrıs'ta çözüme yönelik eylem planını desteklediklerini açıkladı.

Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kuzey Kıbrıs'ın adada çözüm için Türk tarafının 2004 ve 2005 yıllarında azami gayret gösterdiğini belirterek, "2004 yılında müzekere sürecinin ardından referandumda Kuzey Kıbrıs, olumlu oy kullanmış, verilen sözleri yerine getirmiştir" dedi.

Rum tarafının adada çözüm için hareket etmekten kaçındığını ve çözüm parametrelerini de değiştirrecek adımlar atmaya çalıştığını belirten Talat, "Bugün gelinen aşamada çözümsüzlüğü aşabilmek için Türkiye Cumhuriyeti'nin Bakanı bir eylem planı açıkladı. Plan AB'nin Türkiye'den beklentisi ile AB'nin Kıbrıs toplumundan bekletisi konusunda bir bütünlük arz ediyor. Bu plan karşılıklı işbirliği ve bölgede istikrarı teşvik edecek, çözümü de tetikleyecek bir öneridir. Kuzey Kıbrıs olarak bu öneriyi açık, net ve güçlü bir şekilde desteklediğimizi belirtmek isterim" dedi.

HURRIYET 24/01/06

 

ABD: Kıbrıs'ta çözüm Annan Planı'ndan geçer



Bush Yönetimi, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’nun bölge ziyareti öncesi Annan Planı’na olan desteğini yineleyerek, Kıbrıs’ta çözümün Annan Planı’ndan geçtiği mesajını verdi.

ABD Dışişleri Sözcüsü Sean McCormack, günlük olağan basın toplantısında sorular üzerine ABD’nin Kıbrıs konusunda AB ile temas içerisinde olduğuna, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’nin da MGK Genel Sekreteri Yiğit Alpogan ile biraraya geldiğine dikkat çekerek ABD’nin Annan Planı’na desteğini yineledi.

Buna ulaşmanın çeşitli yollarının bulunduğunu, Annan Planı’na ilişkin referandumun sonuçsuz kaldığını ifade eden Sözcü, "Bir çözüm bulunabileceği umudumuzu koruyoruz ve uygun yolun Annan Planı’na dayalı bir çözüm olduğuna inaniyoruz. Bu nedenle konu ile ilgilenmeyi sürdüreceğiz" diye konuştu.

Diğer bir sorununun karşısında Rice ve Alpogan’ın Türk- Yunan ilişkilerini ele almadıklarını ancak Kıbrıs’ın görüşülen konulardan biri olduğunu anlatan McCormack, Türkiye ile stratejik ilişkilerin ABD için ne anlamına geldiğine ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: "Türkiye, iyi bir dosttur. Türkiye, bir NATO müttefikidir. Türkiye hükümeti ile çeşitli konularda çalıştık. ABD ile Türkiye arasında iyi iylişkilerin tarihi uzun ve derindir ve iki ülkenin önündeki birçok önemli konu var ve bu konularda onlarla birlikte çalışmak için sabırsızlanıyoruz."

ORHAN PAMUK DAVASI

ABD Dışişleri Sözcüsü McCormack, Pamuk davasının düşürüldüğünün anımsatılması üzerine "Sayın Orhan Pamuk hakkındaki suçlamaların düşürülmesinden memnunuz. Diğer yazarlar ve gazeteciler hakkındaki benzer davaların da düşürüleceğini umuyoruz" karşılığını verdi.

İRAN'IN NÜKLEER ARAŞTIRMALARI 

Sean McCormack, Rice ile Alpogan’ın İran sorununu ele aldıklarını doğrularken de Türk hükümetinin İran ile ilgili görüşlerine kendisine sorulması gerektiğini belirtmekle birlikte şunları söyledi:"Ancak İran’ın nükleer silahları peşinde olmasının, tüm İran’ın komşuları ve dünyanın geri kalan kısmı olduğu gibi Türk hükümeti için de bir endişe kaynağı olduğunu sanıyorum. İran nükleer bombası, bölgede çok istikrarsızlaştırıcı bir eylem olur."

HURRIYET 24/01/06

 

Türkiye'nin daha önceki Kıbrıs açılımları

A.A.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 10 maddeden oluşan yeni Kıbrıs eylem planını bugün açıklarken, Kıbrıs konusunda Türk tarafının daha önce yaptığı açılımlar, şöyle sıralanıyor:

2 Nisan 2003: KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Tasos Papadopulos'a, 6 adet güven artırıcı önlem içeren bir mektup gönderdi. Kıbrıs Rum liderliğinin isteksizliği, bu önlemlerin bir paket halinde uygulanmasını engelledi.

16 Nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu, Kuzey'den Güney'e mal ihracatı üzerindeki kısıtlamaları kaldırdı.

23 Nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu, iki taraf arasındaki sınırı Kuzey'den Güney'e insan geçişlerine açma kararı aldı. Kıbrıs Rum liderliği, başlangıçta bu fikre karşı çıktı ve Kıbrıs Rum halkına, KKTC'ye geçmeme çağrısında bulundu. Buna rağmen, bugüne kadar yaklaşık 9 milyon geçiş kaydedildi.

23 Mayıs 2003: Türkiye, Kıbrıs Rum vatandaşları için yeni ve kolaylaştırılmış bir vize rejimi uygulamaya başladı.

11 Temmuz 2003: KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Ada'daki atmosfere olumlu katkıda bulunabilmek amacıyla Lefkoşa Uluslararası Havaalanı'nın hava trafiğine açılmasını da içeren ilave önlemler teklif eden bir mektubunu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdi.

24 Temmuz 2003: KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk tarafının sınır bölgesinin mayınlardan temizlenmesi konusunu BM ile görüşmeye hazır olduğunu ifade eden bir mektubu Annan'a gönderdi.

Ağustos 2003: Kıbrıs Türk tarafı, isteyen Rumlara Kuzey'de bıraktıkları taşınmaz mallarının tazmin edilmesi talebinde bulunabilmelerini sağlamak amacıyla Tazmin Komisyonu'nu kurdu. Rum liderliği halkına, bu Komisyon'a başvurmamaları çağrısında bulundu. Komisyona başvuranlar için çeşitli cezalar öngören yasa tasarısı GKRY Parlamentosu'na sunuldu.

PASAPORT YÜKÜMLÜLÜĞÜ KALDIRILDI

25 Mayıs 2004: KKTC makamları, Kıbrıslı Rumların KKTC'yi sadece kimlik kartlarıyla ziyaret edebilmesine imkan veren yeni bir tüzük kabul etti. Pasaport yükümlülüğü kaldırıldı.

25 Mayıs 2004: KKTC makamları Kuzey ile Güney arasındaki mal ihracat ve ithalatına yönelik tüm kısıtlamaları kaldırdı. Böylece iki-taraflı ticaret tamamen serbest hale getirildi.

Ağustos 2004: KKTC ile GKRY arasında doğrudan telefon hattı açıldı.

Temmuz - Ağustos 2004: KKTC Bakanlar Kurulu, Karpaz bölgesinde yaşayan Rumlar için ortaokul açma kararı aldı. Okul 13 Eylülde hizmete girdi. Güney'den gelen Kıbrıslı Rum öğretmenlerin okulda hizmet vermelerine izin verildi.

2 Eylül 2004: Güzelyurt'taki Ay Mama Kilisesi'nde, 30 yıl aradan sonra ilk kez Rum Ortodoks ayini düzenlendi. Dönemin Başbakanı Mehmet Ali Talat, KKTC'deki tüm kiliselerde ayin yapma serbestisinin bulunduğunu açıkladı. 2 Eylül günü yapılan ayine çok sayıda Rum katıldı. 12 Kasım 2004: Kayıp şahıslar konusunda bilgi temin ederek Kıbrıs Türk ailelerinin yanı sıra Rum ailelere de yardımcı olmak amacıyla Türk kesiminde, Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK)'nın Türk üyesinin ofisi bünyesinde bir “Özel Bilgilendirme Birim” oluşturuldu.

Ocak 2005: Kayıp şahısların kemiklerinin bulunması amacıyla KKTC'de kazı çalışmaları başlatıldı.

Eylül 2004 ve 2005: KKTC'de yaşayan Rum öğrencilerinin kullandığı okul kitaplarının tarama işlemi Avrupa standartlarıyla uyumlaştırıldı.

23 Mayıs 2005: KKTC Bakanlar Kurulu, Karpaz'da yaşayan Rum kökenli çocukların ilk, orta ve lise düzeyinde öğrenimlerini sürdürecekleri okulların yasal statüsünü düzenleyen kararı aldı.

30 Mayıs 2005: Türkiye, Kıbrıs'ta her iki tarafa uygulanan tüm kısıtlamaların ilgili tüm taraflarca eşzamanlı olarak kaldırılması çağrısında bulundu. Öneri, BM belgesi olarak da yayınlandı.

12 Ağustos 2005: Ara bölgedeki mayınların temizlenmesi konusunda KKTC ile Kıbrıs'ta konuşlu BM Barış Gücü (UNFICYP) arasında anlaşmaya varıldı.

31 Ağustos 2005: Kıbrıs Türk tarafının girişimiyle Bostancı Kapısı karşılıklı geçişlere açıldı. Kıbrıs Rum tarafı, kapının açılması konusunda ciddi engeller çıkardı. Eylül 2005: Kıbrıs Türk tarafı, 2 Eylülde bölgenin mayınlardan arındırılmasının tamamlanmasını takiben Lefkoşa kent merkezindeki (Ledra Caddesi) Lokmacı Kapısı'nın açılması için istikşafi çalışmalar başlattı.

KAYIPLAR

Kasım 2005: Türkiye, Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK) tarafından yürütülen çalışmalara 150.000 ABD Doları maddi katkıda bulunma kararı aldı. Diğer taraftan KKTC Bakanlar Kurulu'nun 8 Kasım 2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla KŞK çerçevesinde ara bölgede kurulması öngörülen antropoloji laboratuvarının tesisi için KKTC tarafından 195.000 YTL tutarında katkıda bulunulması kararlaştırıldı.

25 Kasım 2005: Lokmacı Kapısı'nın KKTC ile GKRY arasında karşılıklı geçişlere açılması çalışmalarına KKTC tarafınca fiilen 25 Kasım 2005 günü başlandı. KKTC makamları tarafından yürütülen çalışmaların desteklenmesi amacıyla ülkemiz tarafından 500.000 YTL katkıda bulunulması kararlaştırıldı.

Aralık 2005: KKTC sınırları içinde yer alan ve 1974'ten önce Rumlara ait olan mallar için iadeyi, tazminat ödenmesini veya söz konusu mülkün Kıbrıslı Türklere ait olan ve Güney Kıbrıs'ta bulunan bir gayrı menkulle takas edilmesini öngören Tazmin Komisyonu yasa değişikliği tasarısı, KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde 19 Aralık 2005 günü kabul edildi. Yasa değişikliği, KKTC Resmi Gazetesi'nde yayımlandığı 22 Aralık tarihinde yürürlüğe girdi.

4 Ocak 2006: Kara sınır kapısından geçişlere ilaveten, KKTC'ye hava ve deniz yoluyla yapılan girişlerde GKRY ve Yunanistan vatandaşlarıyla üçüncü ülke uyruğunda bulunan Rum ve Yunan asıllılara yönelik vize uygulaması, KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırıldı.
Kıbrıslı Rumlar, Türkiye'de düzenlenen uluslararası nitelikli tüm sportif, kültürel ve sosyal etkinliklere katılabilmektedir.

HURRIYET 24/01/06

 

Straw Güney Kıbrıs'ta

(a.a.)

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, temaslarda bulunmak üzere Kıbrıs Rum kesimine geldi.

Larnaka Havalimanı'ndan giriş yapan Straw'un gelişini izlemek üzere alana giden Türk ve Rum gazeteciler, Rum görevlilerce içeriye alınmadı. Straw, havaalanından ayrılışını görüntülemek isteyen basın mensuplarının göremeyeceği kapıdan çıktı.

Straw, yarın saat 09.30'da Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile görüşecek ve daha sonra KKTC'ye geçerek saat 12.00'de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la makamında bir araya gelecek. Jack Straw, saat 13.00'te de ara bölgedeki Ledra Palas Oteli'nde basın toplantısı yapacak.

HURRIYET 24/01/06

BM Türkiye'nin Kıbrıs önerisini inceliyor

(a.a.)

BM'nin, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki “eylem planını” incelemekte olduğu bildirildi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sözcüsü Stefan Dujarric, basına yaptığı açıklamada, “Genel Sekreter'in talebi üzerine, BM'nin siyasi bölümü, planı dikkatle incelemekte. Bu, Genel Sekreter'in sorunun çözümü için sürdürdüğü çabalar çerçevesinde yer alıyor” dedi.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı'nda bugün düzenlediği basın toplantısında, 11 maddeden oluşan Kıbrıs eylem planını açıklayarak, Türkiye'nin yeni Kıbrıs önerilerini bildirmiş, bundan sonraki dönemde de Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrarı etkileyecek önemli gelişmelere sahne olacağını belirtmişti.

HURRIYET 24/01/06

Gül, Kıbrıs Eylem Planı'nı açıkladı


      Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs meselesinin çözümü yolunda hazırladıkları 10 maddelik eylem planını açıkladı.
      Gül, Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, 2005 yılında yaşanan gelişmelerin, Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılamamasının, her şeyden önce Ada’daki her iki halkın çıkarına olmadığını bir kez daha gösterdiğini, mevcut durumun, AB ve sorunun tüm tarafları dahil, herkesin çıkarlarına ters düştüğünün açık olduğunu kaydetti.
      Bu nedenle, kalıcı ve adil, kapsamlı bir çözüm bulunmasının temel öncelikleri olması gerektiğini ifade eden Gül, "Hükümetimiz bu konudaki inancını muhafaza etmektedir. Hatırlarsanız, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde böyle bir çözüme 2004 yılında çok yaklaşılmıştı. Biz bu hedefin halen gerçekleştirilebileceğine inanıyoruz" diye konuştu.
      Gül, sözlerine şöyle devam etti:
      "Ancak, uluslararası camianın da gayet yakinen bildiği üzere, Türk tarafının tüm gayretlerine rağmen, geçtiğimiz yıl yaşanan gelişmeler, BM Genel Sekreteri’nin kapsamlı çözüme giden müzakere süreci için arzu ettiği uygun zemini oluşturmamıştır.
      Tıkanıklığın devam ettiği görülmektedir. Ancak, BM Genel Sekreteri’nin konuya olan ilgisinin devam ettiğini ve koşullar uygun olduğunda müzakere sürecini yeniden başlatmaya hazır olduğunu memnuniyetle görmekteyiz.
      Bununla birlikte, mevcut koşullar bizi, bölgedeki genel durumu iyileştirmeye yönelik somut adımlar atmaktan alıkoymayacaktır.
      Karşılıklı ve birbirini tamamlayıcı nitelikteki önlemlerin, iyi niyetle uygulanması halinde bu durum, BM müzakere sürecinin yeniden başlatılmasının yolunu da açabilecektir."
     
     10 MADDELİK EYLEM PLANI

      "Bu amaca olan bağlılıklarını bir kez daha ortaya koyan yeni bir girişimi bugün başlatmakta olduklarını" kaydeden Gül, eylem planının ayrıntıları hakkında bilgi verdi.
      Gül’ün verdiği bilgi doğrultusunda eylem planı şu hususları içeriyor:
      "BM Genel Sekreteri, aşağıda ana unsurları sunulan eylem planının uygulanması amacıyla ilgili taraflarla istişarelerde bulunma keyfiyetini değerlendirmeye davet edilir:
     

 

1. Türkiye’nin deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine açılması;

2. Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;

3. Gazimagosa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıs’taki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına açılması;

4. Ercan Havaalanı’nın Kıbrıs Türk yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması;

5. Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Ada’daki taraflar arasında ve taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz biçimde yapılmasının sağlanması;

6. Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi." Planın sonraki maddelerinde, uygulama için atılacak hususlara yer veriliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:

"7. Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM Genel Sekreteri’nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006’ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi;

8. Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyi’ne sunulması; BM Genel Sekreteri’nin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi’ne rapor etmek amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;

9. BM’nin ve AB Komisyonu’nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.

10. Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, Ada’da gerçek bir işbirliği ve karşılıklı güven ortamı yaratmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri’nin planı temelinde kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006 yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını içtenlikle ümit etmektedir."

      Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs meselesiyle ilgili bugün açıkladıkları girişimin, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasını kolaylaştıracak yeni bir süreci başlatabileceğine inandıklarını söyledi.
      Dışişleri Bakanlığı’nda basın toplantısı düzenleyerek, hazırladıkları Kıbrıs Eylem Planı’nı kamuoyuna açıklayan Gül, kısıtlamaları ve çatışmaları artık geride bırakarak ileriye doğru hep birlikte yürüme zamanının geldiğini ve yeni bir sayfa açmak zorunda olduklarını belirterek, "Bugün açıkladığım yeni öneri paketi, bu yönde ilk adımı oluşturabilir" diye konuştu.
      Gül, Eylem Planı’nın, ilgili taraflarca kabul edilerek bir bütün olarak içtenlikle uygulanmasını önerdiklerini, bu önerinin ana fikrinin, Kıbrıs’ta her iki tarafa yönelik kısıtlamaların kaldırılması, taraflar arasındaki farklılıkların azaltılması suretiyle sosyo-ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi ve ilgili tüm taraflara özlü kazanımlar sağlanması olarak özetlenebileceğini belirtti.
      Eylem Planı’nın, tarafların karşılıklı olarak üzerinde mutabık kalacakları bir siyasi çözümü ikame etmediğini özellikle vurgulayan Gül, temel hedefin, Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme ulaşılması olduğunu kaydetti. Gül, "Bununla birlikte, söz konusu girişimimizin Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasını kolaylaştıracak yeni bir süreci başlatabileceğine inanıyoruz" dedi.
     
     "ÖNERİLERİMİZ, TARAFLARIN HUKUKİ VE SİYASİ POZİSYONLARINA HALEL GETİRMEMEKTE"

      Gül, önerilerinin, ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına da halel getirmemekte olduğunu, bu hususun özellikle altını çizmek istediğini ifade etti.
      Önerilerinin temelindeki Eylem Planı’nın, tüm taraflar arasında yakınlaşma sağlanması amacı üzerine inşa edildiğini belirten Gül, planın, ilgili tüm tarafların karşılıklı ve tamamlayıcı adımlar atmaları suretiyle bir güven ve işbirliği ortamının tedricen yaratılması hedefine yönelik olduğunu kaydetti. Gül, yeni girişimlerinin fikrinin, 30 Mayıs 2005 tarihli önerilerinden kaynaklandığını da söyledi.
      Gül, Eylem Planı kapsamında, Türkiye’nin deniz limanlarıyla havalimanlarının Kıbrıs Rum deniz ve hava taşıtlarına açılacağına işaret ederek, aynı şekilde, Kuzey Kıbrıs’taki deniz ve hava limanlarının da uluslararası deniz ve hava trafiğine açılacağını belirtti.
      Uygulamaya dönük bu düzenlemelerin, kabul edilecek bir takvim çerçevesinde, ulaşıma ilişkin olanlar dahil, malların, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına getirilen tüm kısıtlamaların kaldırılmasını öngördüğünü ifade eden Gül, düzenlemelerin ayrıca, Kıbrıs’taki her iki tarafa AB gümrük birliği çerçevesinde bütünleşme perspektifi sunduğunu söyledi.
     
     "BM GENEL SEKRETERİNİN LİDERLİĞİNE GÜVENİYORUZ"

      Gül, Eylem Planı’nın hayata geçirilmesinde BM Genel Sekreteri’nin liderliğine güvendiklerini kaydetti.
      Bu bağlamda, BM Genel Sekreteri’nin himayesinde Kıbrıs’taki iki tarafa ilaveten Türkiye ve Yunanistan’ın katılımıyla tertiplenecek bir üst düzey toplantının da uygulama açısından yararlı olacağı düşüncesini dile getiren Gül, uluslararası toplumdan bu önerilerini dikkatlice incelemelerini ve aktif şekilde destek olmalarını beklediklerini söyledi.
      Gül, "Kısıtlamaları ve çatışmaları artık geride bırakarak ileriye doğru hep birlikte yürümenin zamanı gelmiştir. Yeni bir sayfa açmak zorundayız. Bugün açıkladığım yeni öneri paketi, bu yönde ilk adımı oluşturabilir" diye konuştu.
      Bakan Gül, başlatmak istedikleri bu yeni girişimin, başta BM Genel Sekreteri’nin 28 Mayıs 2004 tarihli raporu, AB Konseyi’nin 26 Nisan 2004 tarihli kararı ile AB Parlamentosu, İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa Konseyi kararları olmak üzere, referandum sonrası tüm uluslararası camianın her vesileyle yinelemiş olduğu, Kıbrıs Türklerinin dünya ile bütünleşmelerine yönelik beklenti ve çağrılarla uyum içinde olduğunu belirtti.
     
     ÖNERİNİN UYGULANMASININ GETİRECEĞİ SONUÇLAR

      Gül, sözlerine şöyle devam etti:
      "Öte yandan, önerimizin hayata geçirilmesi şu sonuçları da beraberinde getirecektir:
      -İlgili taraflar arasında günlük yaşamda ilişkilerin düzelmesine yardımcı olacaktır.
      -Doğu Akdeniz bölgesinde istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacaktır.
      -Tüm taraflara ekonomik kazanımlar getirecektir.
      -Kıbrıs’taki iki tarafın AB normlarına, standartlarına ve değerlerine ulaşması sağlanacaktır.
      -AB dahil uluslararası toplumun 2004 yılının ortasından bu yana amaç olarak benimsediği, Kıbrıslı Türklerin dünya ile bütünleşmeleri amacına ulaşılacaktır." Özetle bu Eylem Planı’nın beraberinde bir güven ve ekonomik kalkınma ortamı getireceğine işaret eden Gül, planın, bölgesel refahın sağlanmasına katkıda bulunacağını, bu ortamın ilgili taraflara kapsamlı bir çözüm için birlikte çalışma fırsatını da verebileceğini belirtti.
      Dışişleri Bakanı Gül, "İlgili tarafların, sunduğumuz bu öneri paketini olumlu ve yapıcı bir yaklaşımla değerlendireceklerini ümit ediyoruz. Türkiye’nin, geçmişte olduğu gibi bugün de BM Genel Sekreteri ve tüm ilgili taraflarla barış, istikrar ve uyum için birlikte çalışmaya hazır olduğunu da bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim" diye konuştu.
      Gül, kalıcı çözüme ulaşmada iyi bir ortam hazırlayarak güven oluşturmasını amaçladıkları Kıbrıs eylem planının, Rumlar için bir samimiyet testi olduğunu söyledi.
      Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin yeni Kıbrıs eylem planını açıklayan Gül, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
      Gül, hazırladıkları eylem planını uluslararası toplumdan kimlerle paylaştığına ilişkin bir soru üzerine, metnin sadece BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a verildiğini, planın, Annan dışında kimseyle içerik olarak paylaşılmadığını bildirdi.
      Eylem planının, 20 Ocak’ta Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin kanalıyla Annan’a iletildiğini kaydeden Gül, Annan’ın planı memnuniyetle karşıladığını ve metni dikkatlice inceleyeceğini söylediğini belirtti.
      Türkiye’nin çözüm için sarf ettiği çabaların uluslararası camia tarafından bilindiğini kaydeden Gül, bu meselenin "donmuş şekilde" Doğu Akdeniz’de durmaması gerektiğini, bu durumun bölgede ve uluslararası birçok konuda işbirliğini önlediğini ve bunu katıldıkları bütün toplantılarda dile getirdiklerini kaydetti.
      Bir başka soru üzerine, eylem planındaki düşüncelerin ana kaynağının, 30 Mayıs’ta yapmış oldukları bir önceki tekliflerine dayandığını ifade eden Gül, ancak bu son belgede daha somut adımlar, takvim ve takvimle ilgili mekanizma bulunduğunu bildirdi.
      Gül, çözümün tek taraflı değil, problemin taraflarının uzlaşmasıyla sağlanabileceğini de vurguladı.
     
     "RUMLAR İÇİN SAMİMİYET TESTİ"

      Hazırladıkları eylem planının, kalıcı çözüme ulaşmada iyi bir ortam hazırlayacağı, güven oluşturacağı ve çözüm yolunda tarafları yakınlaştıracağı inancında olduklarını kaydeden Gül, kalıcı çözümün herkesin çıkarına olduğunu belirtti. Gül, AB içinde, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ın tamamının ayrı bir işbirliği alanı haline dönüşmesini arzu ettiklerini söyledi.
      Gül, geçen yıla kadar adanın bölünmüşlüğünden en çok şikayet edenin Rumlar olduğuna işaret ederek, "Rumlar burada bir samimiyet testi içerisinden geçeceklerdir" dedi.
      Eylem planının açıklanmasının ardından Türkiye’nin beklentilerinin gerçekleşmemesi durumunda yeni bir politika mı izleneceği sorusuna, Gül şu yanıtı verdi:
      "Zaman ne gösterir, hep birlikte bakarız. Diplomaside bazen çok kısa bir süre uzun gibi gelir, uzun zamanlar kısa gelir. Ama bizim samimi arzumuz; her iki tarafı da tatmin edici bir şekilde, adanın gerçeklerine uygun kapsamlı bir çözüm bulunmasıdır. Bunun merkezi de BM’dir, BM’nin öncülüğünde olacaktır, başka bir kurum ya da bölge kesinlikle gerçekleştiremez. BM Genel Sekreterliği’ne güveniyoruz."
     
     "AB AYRI, KIBRIS AYRI MESELE"

      Bakan Gül, eylem planı konusunda AB ile nasıl bir istişare yapıldığının ve bu planın Türk limanlarının Rum gemilerine açılmasını koşula mı bağladığının sorulması üzerine de, AB ile Kıbrıs konularının ayrı meseleler olduğunu söyledi.
      "AB ayrı bir mesele, Kıbrıs’ın bu kronik meselesinin çözümü ayrı bir mesele" diyen Gül, bu nedenle BM’nin rolü ve liderliğinin önemini bilinçli şekilde tekrarladığını kaydetti. Gül, önemli olan konunun kapsamlı bir çözüm olduğunu ve Türkiye’nin Gümrük Birliği ek protokolünü imzalayarak 17 Aralık zirvesinin neticelerini yerine getirdiğini söyleyerek, "henüz Avrupa Parlamentosu’nca da onaylanmayan protokolün uygun zamanlama çerçevesinde onay için TBMM’ye gideceğini ve son sözün yüce Meclis’in olacağını" bildirdi.
      Gül, Rumların şimdiye kadar kapsamlı bir çözümün unsurlarını AB’den parça parça elde etme stratejisi izlediğini, kendilerinin de bunun farkında olduğunu belirterek, açık, şeffaf, samimi, kalıcı ve iki tarafı da tatmin edici, yaşayabilir bir çözüm istediklerini bildirdi.
      Bir gazetecinin, eylem planını bütün olarak mı görmek gerektiğini ve bazı maddeleriyle ilgili pazarlık payı bulunup bulunmadığını sormasına karşılık Gül, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını kaydetti. Ortada karşılıklı olarak tartışacak bir durum bulunmadığını ifade eden Gül, bu plandaki unsurların aslında BM ve AB kurumlarının ilke ve kararlarına da uyduğunu, dolayısıyla planın sadece Türkiye açısından, kendi dünyası içinde hazırlanmadığını belirtti. Gül, plandaki düşünce ve cümlelerin AB ve BM kararlarına paralel olduğunu da ifade etti.
     
     STRAW’UN ZİYARETİ

      Planın açıklanmasının Straw’un ziyaretiyle ilgisi bulunup bulunmadığının sorulması üzerine de Bakan Gül, "Hiçbir ilgisi yok, diplomaside böyle rastlantılar hep olur, rastlantıdan başka bir şey değildir bu" dedi.
      Bakan Gül, Rumların planı kabul etmemesi durumunda bunun Türk limanlarının Rum gemilerine açılmayacağı anlamına mı geldiğinin sorusuna da, "Tek taraflı olarak limanlarımızı ve havaalanlarımızı açmayacağımızı zaten herkes biliyor" yanıtını verdi.
      Planı Rumların kabul etmesi durumunda Ek Protokol’ün TBMM’ye onay için sevk edilip edilmeyeceği sorusu üzerine de Gül, "Planın onaylanması karşısında limanlarımızı, havaalanlarımızı zaten açıyoruz" dedi.
      Bakan Gül, "planda takvim bulunmasının, buna sıcak bakmadığı bilinen Rumlar tarafından nasıl karşılanacağının" sorulması üzerine de, takvimin Türk tarafının bu meseleye ne kadar ciddi sarıldığının, ne kadar samimi olduğunun göstergesi olduğunu belirtti. Gül, bazı şeylerin askıda kalmaması gerektiğini de söyleyerek, planda somut adımlar ve takvim bulunmasının önemine dikkat çekti.
      Bir gazetecinin Rumların samimiyetinin daha önce referandumda test edilip edilmediğini sorması üzerine de Gül, "Türk tarafı üstüne düşeni yaptıktan sonra, karşı taraf üstüne düşeni yapmazsa o zaman zaten yapılacak bir şey yoktur" diye konuştu.
      Gül, BM Genel Sekreteri Annan’ın, Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi İlkin’in kendisine ilettiği planı dikkatli şekilde değerlendireceğini ve yanıt vereceğini söylediğini kaydetti. Gül, Annan’ın bu değerlendirmesini makul süre içinde yapmasını umduklarını söyledi.
      Ek Protokol’le ilgili bir başka soruya karşılık da Gül şunları söyledi:
      "Henüz Avrupa Parlamentosu’nun imzalamadığı bir belgedir.
      Türkiye, 17 Aralık’taki sözünü yerine getirmiştir. Zamanlama çerçevesinde her şeyin bir zamanı vardır. TBMM’ye gidecektir, nihai kararı yüce meclis verecektir."

MILLIYET 24/01/06

AKPM Kıbrıs raportörü, Rumlara kızıp istifa etti


      Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) Kıbrıs raportörü Matyas Eörsi, adaya yapmak istediği ziyaretler için güçlük çıkartan Rumlara kızıp istifa etti.
      Kıbrıs raporunu kaleme almadan önce adanın iki kesimini de ziyaret edip, yetkililerle görüşmeyi planlayan Eörsi, Rum kesimin sürekli zorluk çıkarmasına ve ziyaretleri çeşitli bahanelerle erteleme girişmelerine tepki gösterdi.
      Bu koşullarda raporunu sağlıklı bir biçimde yazamayacağını düşünen Macar parlamenter, istifasını AKPM başkanlık divanına sundu.
      AKPM'nin gelecek günlerde Kıbrıs ile ilgili yeni bir raportör tayin etmesi bekleniyor.
      AKPM, BM barış planının Rumlar tarafından reddedilmesinden sonra, KKTC'li parlamenterlerin genel kurul ve komisyon toplantılarına oy kullanmadan katılmasını kararlaştırmıştı.

MILLIYET 24/01/06

 

Kumarhaneler manşette: Rumlar, Talat’ın ruletinde vatanlarını satıyorlar


      Oshan SABIRLI DHA

      KIBRIS Rum Kesimi’nde yayımlanan Simerini gazetesi, KKTC’deki kumarhanelerde şanslarını deneyip malvarlıklarını kaybeden Rumlara atfen hazırladığı bir haberi manşetten yayımlayarak "Talat’ın Ruletinde Vatanlarını Satıyorlar - Kumarhanelerde Alışverişler ve İpotekler" başlıklarını kullandı. Gazete, bazı Kıbrıslı Rumların, Türk tarafındaki kumarhanelerde kaybettiği paralara karşılık taşınmaz mallarını bu kumarhanelere ipotek ettikleri ve mal satışında bulundukları yönünde bilgiler olduğunu yazdı.
      Gazete, Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu ve Rum Başsavcı Petros Kliridis’in hazır bulundukları Rum meclisi komite toplantısında bir Rum milletvekilinin bu yöndeki bilgileri dile getirdiğini belirtti.
      Gazete, söz konusu Rum milletvekilinin komite toplantısında, KKTC’deki kumarhanelerde sürekli kumar oynayan bir kısım Kıbrıslı Rumun büyük miktarda para kaybetmesi üzerine taşınmaz mallarını kumarhanelere devir ya da ipotek ettikleri şikayetinde bulunduğunu, Rum İçişleri Bakanı Hristu’nun da konuyu araştırma sözü verdiğini yazdı.
      Gazete ayrıca, Rum İçişleri Bakanı Hristu’nun bu toplantıda, Güney Kıbrıs’ın AB’ye katılımını fırsat bilen ve AB ülkelerinde yabancı ve Kıbrıslı Türklerle şirket kurarak KKTC’deki Rum mallarının satışı işlerine karışan Kıbrıslı Rumların olduğuna dair bilgilerin bulunduğunu, ancak bu bilgilerin henüz kanıtlara dayanmadığını açıkladığını kaydetti.

MILLIYET 24/01/06

 

Kıbrıs ve AB cephesinde ilginç gelişmeler

Murat Yetkin

'Kıbrıs önerilerini Genelkurmay ve Dışişleri irtibatla hazırladı' denilebilir

RADIKAL 24/01/06

Türkiye'nin Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler'e sunduğu yeni önerilerin bugün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından ilan edilmesi bekleniyor. Öneriler dizisi aslında birkaç gündür New York kaynaklı olarak basına sızmış bulunuyor. Bu sızma, işin heyecanını kaçırdığı için Türk Dışişleri'nin biraz canını sıksa da, işin önemini azaltmıyor.
Aslında, Gül'ün bu planı açıklayacağı gün İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs'ta olması ayrı bir heyecan unsuru olarak görülebilir. Straw'un Kıbrıs Rum Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un 'yoksa görüşmem' şantajını dikkate almayarak Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile makamında görüşeceğini açıklaması, adadaki dengeleri nasıl değiştirecektir?
Talat ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 21 Ocak'ta İstanbul'da, Dolmabahçe Sarayı'nda yaptıkları görüşme ardından açıklamaları, KKTC üzerindeki ekonomik yaptırımlar kaldırılmadıkça Türkiye'nin yeni bir adım atmayacağı yönündeydi.
Erdoğan'ın bu buluşma öncesi Kıbrıs konusunu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve kuvvet komutanları ile görüşmüş olduğunu burada anımsamak gerekiyor. Başbakanlık binasında 4 Ocak'ta yapılan toplantıda aslında Irak ve Kürt meselesinin yanı sıra görüşülen önemli konu Kıbrıs olmuştu. Dolayısıyla Dışişleri Bakanı Gül'ün bugün ayrıntılarını açıklayacağı Kıbrıs öneriler dizisinin Dışişleri ve Genelkurmay arasında irtibatla hazırlanmış bir girişim olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Gül'ün açıklayacağı öneriler, Straw'un Türkiye'deki temasları sırasında kendisine, daha sonra, muhtemelen 27 Ocak'ta da Erdoğan tarafından İsviçre'nin Davos şehrinde yapılacak Dünya Ekonomik Forumu toplantıları sırasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a aktarılacak.
Peki, hem KKTC üzerindeki ambargo kalkmadan adım atılmayacağını söyleyip, hem de dünyaya yeni öneriler dizisi açıklamak bir çelişki değil mi?
Öneriler dizisine bakınca, aslında hiçbir maddenin yenilik içermediği söylenebilir. Türkiye ne toplumlararası görüşmelerin yeniden başlamasını, ne KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılmasını, ne de bunlar yapıldığı takdirde kendi liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum bayraklı gemilere açacağını ilk defa söylemiyor. Evet, bunlar belki ilk defa bu netlikte ve aynı metin içinde dile getiriliyor ama, hiçbiri yeni değil. Dolayısıyla Rum hükümeti tarafından kabul edilmesi ihtimali oldukça zayıf.
Ancak Annan tarafından reddedilme ihtimali de oldukça zayıf. Çünkü bu öneriler aslında Annan Planı'nı yansıtıyor.
Türkiye'nin Kıbrıs önerilerinin en büyük işlevi, belki de Rum hükümetinin uzlaşmazlığını yalnız BM Güvenlik Konseyi üyelerine değil, Avrupa Birliği üyelerine de bir kez daha göstermek. Önerilerin açıklanmasının tam da İngiltere'nin Kıbrıs Rum hükümetiyle ziyaret sorunu yaşadığı günlere denk gelmesi, bu açıdan daha dikkat çekici oluyor.
Bu tip öneriler Kıbrıs Rum hükümetinin, Papadopulos yönetiminin hırçınlığını artırmasına yol açabilir. Hırçınlığı artan Rum yönetimi daha kolay hata yapar hale gelebilir. Bu durum, Kıbrıs Rumlarının AB içindeki elini güçlendirmeyecektir. Bu tartışmalı ortam içinde Türkiye'nin liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum bayrağına açması ne kadar aciliyet taşıyan bir dış politikası olmayı sürdürecektir. Soruyu başka türlü de sorabiliriz. Rumlar uzlaşmaz ve hırçın tutumlarını sürdürdükçe, Irak ve İran gibi iki küresel kriz için Türkiye ile işbirliği imkânlarını genişletmeye çalışan ABD ve AB, Ankara'ya Kıbrıs konusunda ne kadar sert baskı uygulayacaklardır?
Bu arada Ankara'nın AB ile ilişkilerde yargı kaynaklı gerilimleri gidermek için attığı adımların da bu ortama yardımcı olabileceği görülüyor. Sondan başlarsak, Orhan Pamuk davasının düşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin boşaltılan köyler ve Kıbrıs'taki mülkiyet anlaşmazlıkları konusunda aldığı kararlar, bu gelişmeler arasında sayılabilir.
Ankara sonunda, reaktif olmaktan, yani gelişmeler karşısında tepki ortaya koymaktan sıyrılıp, proaktif olmaya, yani ön almaya mı çalışıyor yoksa? Yoksa Ankara çağdaş diplomasiyi uygulamaya mı başlıyor sonunda? Acele karar vermeyelim, izleyelim.

'ABD KKTC'de tersane kuracak'

ABD'li bir şirketin KKTC'de tersane kurmak istediği iddia edildi. Girişim teyit edilse de, Başbakan Soyer, 'İlk defa duydum' dedi

24/01/06

RADİKAL - LEFKOŞA - ABD'nin Kuzey Kıbrıs'ta deniz üssü kurma girişiminde bulunduğu iddiası KKTC'de tartışma yarattı. Dün Kıbrıslı gazetesi, geçmişte Amerikan maden şirketi CMC'nin işlettiği Gemikonağı'ndaki Mangli'nin Limanı'nı şimdi de Amerikan şirketi Moty Industries'in 49 yıllığına kiraladığını, buranın Akdeniz'de dolaşan ABD savaş gemilerinin bakım ve onarımı için hizmet vereceğini iddia etti. Başbakan Ferdi Sabit Soyer, iddiayla ilgili sorulara "İlk kez duyuyorum. ABD'nin böyle bir teklifi yok. Basın özgürlüğü çerçevesinde basın böyle değerlendirmeler yapabilir" yanıtını verirken, Cumhurbaşkanlığı kaynakları, şirketin tersane kurmak üzere girişimde bulunduğunu ama yapılmış bir anlaşma olmadığını kaydetti. Şirketin, KKTC'den istediği yatırım garantisini alamaması nedeniyle karara varmadığı vurgulandı.
CMC'nin 1960'larda bakır çıkardıktan sonra 110 ton siyanür atığı bırakarak terk ettiği Mangli'nin Limanı kamulaştırılmıştı. Habere göre, ABD Dışişleri'nin devreye girmesiyle Moty Industries, limanı KKTC Maliye Bakanlığı'ndan 49 yıllığına kiraladı. ABD Savunma Bakanlığı'nın 150 milyon dolarlık projeyle ilgilendiğini iddia edip bu iddianın şirket yöneticilerince doğrulandığını yazan gazete, ABD'nin Akdeniz'de 6. filoya aradığı güvenli limanı bulduğu değerlendirmesi de yaptı. Gazete, ABD Dışişleri kaynaklarına dayanarak, 6. Filo'nun kullandığı Malta limanındaki doluluğun ihtiyaç doğurduğunu yazdı. Buna göre, geçen yaz KKTC'yi ziyaret eden ABD'li senatörlerin bu şirketle bağı bulunuyor ve ziyaretin gizli amacını bu liman oluşturuyordu. Bir diğer nokta ise Bakü-Ceyhan petrol boru hattının güvenliği açısından en yakın noktanın KKTC olması.

Kıbrıs için Davos zirvesi

24/01/06

RADİKAL - ANKARA - Türkiye KKTC'ye tecridin kaldırılması karşılığı Rum Yönetimi'ne limanların açılmasını içeren teklifi BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunmaya hazırlanırken dikkatler, Dünya Ekonomik Forumu'nun Davos toplantısına çevrildi. Başbakan Tayyip Erdoğan, 26-27 Ocak'ta Davos'ta Annan'la buluşarak Kıbrıs'ı ele alacak. Görüşmenin günü henüz saptanmadı. Forumda 'Avrupa'nın Genişleyen Sınırları', 'İş Dünyasının Etkileşim Grubu' ve 'Yeni Mukayeseli Avantajlar' toplantılarına katılacak olan Erdoğan aralarında Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili'nin de olduğu 12 liderle görüşecek.

Erdoğan'dan Putin'e Kıbrıs telefonu
Erdoğan, dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i arayarak Kıbrıs'ta çözüm için destek istedi. Türkiye'nin yapıcı öneriler sunduğuna dikkat çeken Erdoğan, kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini söyledi. BM'nin çözüm çabalarını ve tarafları teşvik etmeyi sürdüreceklerini vurgulayan Putin de Kıbrıs Türk kesiminin kalkınmasına yönelik adımlara devam edeceklerini belirtti.
BM girişimini doğrulayan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise yakında detaylı açıklama yapacağını duyurdu. Açıklamanın Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'un çarşamba KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşmesinden önce yapılması planlanıyor.

Rum-İngiliz ilişkilerinde krize doğru

Güney  Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin; Jack Straw'un Ada'yı ziyaret etmesiyle yeni bir sınavdan geçeceği bildirildi

Fileleftheros gazetesi,, "Etkileme Savaşları - İşgal Rejimi ve Ankara Straw'la İlgili Metotlamalarına Devam Ediyor - Hristofyas İngiliz Dışişleri Bakanı'yla Görüşmeye Ohi Dedi" başlık ve spotlarıyla manşete çektiği haberinde, Ankara ile KKTC'nin  İngiltere Dışişleri Bakanlığı bürokratlarıyla temaslarında birlikte hareket ettiğini, etki yaratmaya ve Cumhurbaşkanı Talat için tanıma unsurları elde etmeye çalıştıklarını yazdı, özetle şunları ekledi:

"Ankara; Straw'un ziyaretine Lefkoşa'daki tepkilerden faydalanarak, Kıbrıslı Türk lideri İngiliz Dışişleri Bakanı'nın eşit muhatabı olarak gösteriyor ve Kıbrıslı Türklerin sözde tecritten çıkarılmasına ilişkin bilinen tezlerini yineliyor.

Kıbrıslı Türk lider, İngiliz Dışişleri  Bakanı'yla temasların da aralarında bulunduğu, önümüzdeki günlerde yönetilecek büyük meselelerde ortak bir çizgi  belirlemek için Türkiye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la  görüşmek üzere İstanbul'a gitti.

Straw'un Lefkoşa'da bulacağı tek muhatap Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'dur. Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas; İngiliz diplomasisinin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hassasiyetlerini dikkate almamaktaki aşılmaz ısrarına tepki göstererek  İngiliz bakanın görüşme talebini reddetti. AKEL, Basın Sözcüsü aracılığıyla; Başkan Tasos Papadopulos (Staw'u) görmeyeceği için Hristofyas'ın da Straw'u kabul edemeyeceğini söyledi.

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis de görüşmeyecek. Anastasiadis; ne nabız tutulduğunu ne sorulduğunu, İngiliz Bakan'la görüşüp görüşmeyeceğine yanıt vermesi gerekmediğini söyledi."

RUM DİPLOMATİK KURMAYLIĞINDA ASABİYET

Politis gazetesi,, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenine gelişi arifesinde Güney Kıbrıs - İngiltere ilişkilerinde "diplomatik ateşkes" ilan ettiğini, Londra'nın Kıbrıs sorunundaki açıklığa kavuşmamış niyetlerinin Rum Yönetimi Başkanlığı diplomatik kurmaylığında bir "asabiyet" yarattığını bildirdi.

Haberi, "Kıbrıs-İngiltere İlişkilerinde Diplomatik Krize Doğru" başlığıyla okurlarına aktaran gazete şunları kaydetti:

"Jack Straw'un gerek Kıbrıs ziyaretiyle içerde, gerek dönem başkanlığının ardından BM düzeyinde görüşmeleri Kıbrıs sorunu perspektiflerinden değiştirme sinyalleri vermesi bu olguyu           artırıyor.

Hükümet kaynaklarına göre 'bütün diplomatik kurumların  karmakarışık olmasına rağmen İngiliz  Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs ziyaretini gerçekleştirmekteki ısrarı; önümüzdeki aylarda Kıbrıs sorununun esasına ilişkin görüşmeleri yönlendirmeye çalıştığı hissini yaratıyor. Başkanlık tezlerine mesafeli olan diplomatik çevreler sürekli olarak; 'yalnız  Kıbrıs sorununda değil, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı yükümlülüklerine uymaması konusunda da düşünüyorlar ve yapıyorlar' diyorlar.

Üst düzeyli bir diplomata göre; Başkan Papadopulos Moskova'ya gidişinde İngiltere ve ABD'nin dışındaki BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin de aktif katılımından söz ederek, İngilizlerin -hem şu anda hem de geçmişte- kendi kendilerine arabuluculuk rolü üstlenmelerini eleştirdi.

Londra-Lefkoşa  zıtlaşmasının yalnız protokolden ve Straw'un Mehmet Ali  Talat'la sözde Cumhurbaşkanlığı'nda görüşmekteki ısrarına ilişkin çekişmeden değil, başka bir şeyden başladığı ortadadır.

Başkan Papadopulos'un; Kıbrıs-İngiltere  ilişkilerindeki zıtlaşmanın  azalmamak şöyle dursun, önümüzdeki aylarda tırmanacağını okumuş olduğu görünüyor. Bu nedenle Jack Straw'un gidişini takip edecek olan diplomatik sondajlara  göndermede bulunarak tonları düşürdü.

MİSİLLEME POLİTİKASI

Ancak bu; Kıbrıs diplomasisinin; Jack Straw'un Kıbrıs'ta yapacakları ve  söyleyeceklerini göğüslemede aciz kalmasının gizemini çözmüyor. Straw'un Mehmet Ali Talat'la görüşmedeki ısrarı başkanlık kurmaylığını; İngiltere Dışişleri Bakanı'nın gerçekleştireceği ziyaretinin içeriğini 'konusuz' hale getirmek hedefiyle bir misilleme diplomasisi planını tam olarak uygulamaya geçirdi. Başkan Papdopulos'un Straw'la görüşmeme kararı, Kıbrıs sorununda esaslı görüşme yapma olanağını elinden aldı. Bağımsız bir diplomatik kaynak, Straw-Yakovu görüşmesinin gündeminin hiçbir şekilde; müzakerelerin yeniden başlaması perspektifleriyle ilgili meseleleri kapsayamayacağını veya bunların yerine geçemeyeceğini değerlendirdi.

Bu metoda karşılık Başkanlık, Straw'un ziyaretini; ikili düzeyde rutin görüşmelere indirgedi ki bunlar da en iyi durumda; AB çerçevesindeki işbirliği konularına kadar genişletilebilir. Jack Straw Kıbrıs meselesinde de karşısında Yakovu'un yüzünü görecek."

 

"ANKARA ELLERİNİ

OVUŞTURARAK İZLİYOR"

Gazete, Ankara'nın ise İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Rum  Yönetimi Başkanı Tasos Papdopulos arasındaki gerginliği memnuniyetle izlemekte olduğunu yazdı ve şu    ifadeye yer verdi:

"Ankara; İngiltere ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında tırmanmakta olan gerginliği ellerini ovuşturarak izliyor.  Siyasi gözlemciler; Ankara'nın İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Başkan Papadopulos sürtüşmesinin aldığı şekilden tam bir memnuniyet duyduğunu; müdahale etmeksizin, durumların kendi süreçlerine girmelerini beklemesi gerektiğini düşünmekte olduğunu değerlendiriyorlar."

STAW'A RUM TARAFINDA

BÜTÜN KAPILAR KAPALI

Haravgi gazetesi, haberi, "Jack Straw'a Bütün Kapılar Kapalı - Dimitris Hristofyas'ın İngiliz  Dışişleri Bakanı'yla Olası Görüşmesi Konusunda AKEL de İngiliz Yüksek Komiserliği'ne Olumsuz Yanıt Verdi" başlığıyla yansıttı.

Gazete, Ada'yı ziyaret edecek olan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un  Rum tarafının ortaya koyduğu hassasiyetleri görmezden geldiği ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görüşmekte ısrar ettiği sürece Rum tarafındaki bütün siyasi partilerin kapılarını kapalı bulacak göründüğünü yazdı.

Gazeteye göre AKEL Basın Sözcüsü Andros Kiprianu, İngiliz Yüksek Komiserliği'nin; Rum Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıs'ı ziyareti sırasında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'la  görüşmesi konusunda nabzını yokladığı  AKEL'den olumsuz yanıt aldığını açıkladı.

Kiprianu, İngiliz Yüksek Komiserliği'nin Straw'la Hristofyas arasında görüşme gerçekleşmesi konusunda nabız tutmak amacıyla AKEL'e yaklaştığını, Hristofyas'ın bu davete olumsuz yanıt verdiğini söyledi. Kiprianu, Hristofyas'ın olumsuz yanıtının birinci ve asıl nedenini açıklarken, "Kıbrıs ziyareti sırasında Straw'a eşlik edecek olan İngiliz diplomasisinin, Kıbrıs Rum toplumunun, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hassasiyetlerini maalesef dikkate almamasıdır" dedi.

Kiprianu devamla şunları söyledi:

"Başkan Papadopulos'un böyle bir görüşmeyi reddettiği andan itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin ikinci adamı olan Dimitris Hristofyas'ın Straw'la görüşemeyeceği de dikkate alınmadı.  İngiliz diplomasisinin  Kıbrıs siyasi partilerinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin tamamının takındığı tavırdan mesajlar almasını umuyorum

HALKINSESI 23/01/2006

Rumlar, bağları söküp elektrik santrali..

Pınar SELENGİN

Güney'deki malına elektrik santrali yapıldığı gerekçesiyle konuyu AİHM'e taşıyan ilk Kıbrıslı Türk olan Erdoğan Durmuş Atakan, hakkını sonuna değin aramakta kararlı.

Larnaka'ya bağlı Tatlısu (Mari) köyündeki 14 dönümlük arazisinde babasının ve ardından da kendisinin bağcılık yaptığını anlatan Erdoğan Durmuş, yıllar sonra kapıların açılmasıyla arazisinin üzerine elektrik santrali inşa edildiğini gördüğünü söyledi. Yıllar sonra olsa da hakkını aramakta ısrarlı olduğunu dile getiren Durmuş, "elinde koçanı olan" herkesin hakkını araması gerektiğini kaydetti.

AİHM yolunda Aralık ayı sonunda dosyalanan dava öncesinde yıllarca Güney'de hakkını aradığını dile getiren Durmuş, güneydeki temas ve çalışmalardan sonuç çıkmayınca, konuyu kuzeyden yürüt-meye başladığını kaydetti.

Durmuş, Larnaka'ya bağlı Tatlısu köyünde babasından ve annesinden kalan iki ayrı koçanından (tapu) 14 dönümlük arazisine elektrik santrali yapılmadan önce burasının bağlarla dolu olduğunu ve bölgenin 1982 yılında istimlak edildiğini ifade etti.

Elektrik santrali ve santral makinelerinin kendi arazisi üzerine kurulduğuna işaret eden Durmuş, diğer Kıbrıslı Türklerin arazilerinin ise sadece istimlak edilerek tellendiğini ifade etti.

Bölgede ayrıca santral yanına petrol rafinelerinin konulacağını öğrendiklerini söyleyen Durmuş, diğer insanların da bu konuda harekete geçmesinin gerekli olduğunu belirtti.

İSTİMLAK EDİLDİĞİNİ YEREL BASINDAN ÖĞRENDİK  

Durmuş, mallarının istimlak edildiği haberini 2003 yılında kapılar açıldıktan sonra yerel basınımızda yayınlanan Türklerin istimlak edilen mallarıyla ilgili

 

haberden öğrendiklerini söyledi. Durmuş, kuzeyde yaptıkları araştırmalar neticesinde istimlak edilen mallar için de "Erdoğan Durmuş-tümü" şeklinde mallarına el konulduğunu gördüklerini ve bunun üzerine harekete geçtiklerini kaydetti. Durmuş, kapıların açık olmasını fırsat bildiklerini ve güneye giderek malları üzerine santral yapıldığını gördüklerini söyledi. 

RUM AVUKATLAR DAVAYI KABUL ETMEDİ

Elektrik santali kurulan alana buradaki bekçi ve yetki-lilerin kendilerini yaklaştırmadığını ifade eden Durmuş, belirli bir süre sonra Rum tarafından girişim yapmaya çalıştığını kaydederek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Rum avukatlarla görüştüm. Bana dedikleri; bu konuda barış olmadan, şimdi hiçbir şey yapamayız. Başvurduğum avukatlar davayı almaya yanaşmadı. Rum zaten hiçbir zaman bu konulara sıcak bakmadı, oyaladı bizi. Bu konuda birkaç Rum avukatla görüştük. Ama aynı şeyleri söylediler ve davayı almaktan kaçındılar."

MAL KOMİSYONUNA BAŞVURU YAPTIK; YİNE NETİCE ALINAMADI

Rum tarafındaki temaslar işe yaramayınca, kuzeydeki Taşınmaz Mal Saptama Değerlendirme Tazmin Komisyonu'na başvurduklarını kaydeden Durmuş, ellerindeki bilgileri buraya aktardıklarını, ancak komisyondan da herhangi bir netice alamadıklarını ifade etti. 

KIBRISLI TÜRK İNSAN HAKLARI VAKFI'NA BAŞVURU

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı'na başvurularının 2005 Haziran ayı içerisinde olduğunu söyleyen Durmuş, avukatlığını Mustafa Yeşilada'nın yaptığını dile getirdi.

Kıbrıslı Türk avukatlar ve vakıf aracılığıyla Rum tarafına da müracaatlarının olduğunu dile getiren Durmuş, davada koçanların kendi üzerinde olması nedeniyle sorun yaşamadıklarını ifade etti.

Durmuş, avukat ve vakıf aracılığıyla 20 Aralık gününde davanın AİHM'e gidilmesine karar verildiğini belirterek, 30 Aralık 2005 tarihinde de davanın dosyalandığını dile getirdi.

HAKLI OLDUĞUM MÜCADELEME DEVAM EDECEĞİM

AİHM'de dosyalanan davası için sonuna kadar uğraş vereceğini dile getiren Durmuş, "Haklı olduğum mücadelemi sonuna dek sürdüreceğim. Ne kadar sürerse sürsün, davayı sonuna kadar götüreceğim" dedi. 

Durmuş, 1974 yılında 3 ay Limasol'da esir olduğunu, ardından kuzeye yerleştiklerini anlatarak, kuzeyde yaşadığı ev dışında, memurluk yaptığından dolayı başka Rum malı almadığını söyledi. 

SANTRAL YERİNDE ESKİDEN SULTANİ ÜZÜM BAĞLARIMIZ VARDI

Şimdi elektrik santrali olan arazisinde dönümlerce sultani üzüm bağları olduğunu anlatan Erdoğan Durmuş, "Bağlardan verim alacağımız bir dönemde bırakıp kaçtık" diyerek, bağlarının çok kaliteli olduğuna da değinmeden geçemedi.

BARIŞ OLSA DA EVİMİZ YIKILDI, HİÇBİR ŞEYİMİZ KALMADI

Barış olması durumunda güneyde hiçbir şeyleri kalmadığını dile getiren Durmuş, güneydeki evlerinin yıkıldığını, arazilerine ise santral yapıldığını kaydetti.

Arazisi üzerinde inşaat yapılmasının ardından anne ve babasıyla ilgili bir hatırası kalmadığını dile getiren Durmuş, bu yüzden malının tazminini talep ettiğini kaydetti.

BÖLGEDE 50 KİŞİNİN ARAZİSİ DE İSTİMLAK EDİLDİ

Rumların elektrik santrali yaptıkları bölgede yaklaşık 50 kişinin daha arazisinin istimlak edildiğini söyleyen Erdoğan Durmuş, kendi arazisi yanında, Cihan Hasan, Aziz Bayram, Ahmet İzzet, İbrahim Yakup, Derviş Alirıza gibi isimler olduğunu kaydetti. Durmuş, ancak bu kişilerin birçoğunun hayatta olmadığını dile getirdi. 

ELİNDE KOÇANI OLAN HAKKINI ARAMALI

Güney'den göç eden ve malını mülkünü bırakan Kıbrıslı Türklerin, ellerinde koçanları olması durumunda haklarını aramaları gerektiğine işarete eden Erdoğan Durmuş, eninde sonunda Kıbrıslı Türklerin de bu yolda haklarını alacağını söyledi.

AİLEM VE ÇEVREMDEN DESTEK

Şimdi Paşaköy'de yaşayan Dumuş, eşi Nazif ve ailesinin başından beri kendine destek olduğunu söyleyerek, çevresindeki tanıdık ve insanların ise cesaretinden dolayı kendini kutladığını dile getirdi.

Durmuş, ayrıca, hakkını aramada yardımcı olan vakıf ve avukatına teşekkür ederek, AİHM yolunda, vakıf yanında devlet yetkililerinden de destek beklediklerini söyledi.

HALKI N SESI 23/01/06

1960’a dönüş İMKANSIZ

1960!.. KEŞKE MÜMKÜN OLSA... “Bu söyleyeceklerim yanlış anlaşılmasın. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş keşke mümkün olsa... Ama, 40 yıldır yaşadığımız acı tecrübelerden de ders alarak mümkün olsa... Ancak mümkün değil!.. Kesinlikle mümkün değil. Bunu, en ilerici Kıbrıslı Türkler dahi istemez. Kaldı ki, biz iki toplumlu iki bölgeli federasyonu içeren bir çözüm modelini onayladık. Bu model tüm Birleşmiş Milletler belgelerinde yer alıyor.”

SORULARIMIZI YANITLADI... YeniDÜZEN Yazı İşleri Müdürü Cenk Mutluyakalı ve yazarı Sami Özuslu, dün Meclis’ndeki makamında AKEL Genel Sekreteri ve ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ (Rum) Meclis Başkanı Dimitris Hristofiyas’la yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir görüşme yaptı, Hristofiyas tüm soruları içtenlikle yanıtladı.


HİÇ BİR ZAMAN ‘EVET’ DEMEDİK!.. “Biz Annan Planı’na hiçbir zaman EVET demedik. Hiçbir organımızda böyle bir karar vermedik. Bunu Mehmet Ali’ye (Talat) de söylemedim. Ama şu anki çözümsüzlükten mutlu olduğumu da söyleyemem”

TALAT’I DENKTAŞ’A BENZETMEDİM!.. “Kıbrıs Türk toplumuna benin ağzımdan sürekli yanlış mesajlar veriliyor, bu fırsatla üzüntülerimi belirtmek isterim. Kimi zaman Talat’ın ve CTP’nin tezlerinden üzüntü duyduğumu söylüyorum. Ama hiçbir koşulda sayın Talat’ı Denktaş’a benzetmedim.”

YeniDÜZEN Yazı İşleri Müdürü Cenk Mutluyakalı ve yazarı Sami Özuslu, dün Meclis’ndeki makamında AKEL Genel Sekreteri ve ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ (Rum) Meclis Başkanı Dimitris Hristofiyas’la yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir görüşme yaptı, Hristofiyas tüm soruları içtenlikle yanıtladı.
İşte röportaj:

YeniDÜZEN: ‘Annan Planı’ referandumuna önce ‘evet’ dediğiniz konuşuluyor!.. Bu doğru mu? Eğer doğruysa ‘evet’, daha sonra nasıl ‘hayır’a dönüştü.!
Hristofiyas: Biz Annan Planı’na hiçbir zaman EVET demedik. Hiçbir organımızda böyle bir karar vermedik. Bunu Mehmet Ali’ye (Talat) de söylemedim. Önce EVET kararı aldığımız yönünde söylenenler gerçek değildir. AKEL, uzun yıllardır Kıbrıs’ta “yeniden birleşme” yönünde bir mücadele veriyor. Ortada, başkalarının ‘bizsiz’ hazırladıkları bir plan vardı. Referandum öncesinde Annan Planı’nı CTP ile görüşmeyi planladık, başaramadık.  Bir çözümün Kıbrıslı Türklerin beklentilerine yanıt vermesi yanında, bizim Kıbrıslı Rumların da haklarını koruma ve beklentilerine yanıt verme görevimiz vardı. Planın zemininde Kıbrıs’ın bağımsızlığı güvencede değildi. Planda askersizleştirme yoktu, “yerleşiklerin” bir çoğu adada kalıyordu, göçmenlerin yarısı dahi haklarına kavuşmuyordu, insan hakları güvencede değildi. Sonuçta çok sancılı bir süreç yaşadık... Biz referandumun ertelenmesini önermiştik, tüm bu sıkıntıları görüşmeyi, çözümlemeyi, daha sonra referanduma gitmeyi önermiştik ama olumlu yanıt alamadık.

 

AB’ye katılımın da ertelenmesi!


YeniDÜZEN: Ancak CTP’nin de size “Referandumu erteleyeceksek, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne katılımını da erteleyelim” önerisi getirdiğini biliyoruz. Yani ‘Birleşik Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne girişi beklenemez miydi?
Hristofiyas: Böylesi bir ertelemenin ihtimali ve mümkünü yoktu. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne girişi bir paket olarak olacaktı. Yani 10 ülkenin birlikte katılımının olacağı, önceden belirlenmiş bir süreç vardı. Böylesi bir genişleme süreci içerisinde, diğer dokuz ülkenin de bunu kabul etmesi mümkün değildi.

YeniDÜZEN: Ama referandumdan ‘evet’ çıksaydı, Avrupa Birliği’ne “Birleşik Kıbrıs” katılacaktı!.. Bu önemli bir fark değil miydi?
Hristofiyas:
Elbette önemli bir farktı!.. Çözümsüzlükten kimse memnun değil!.. Ama bir çözümün tüm Kıbrıslılar güvence altına alması gerekir. Yani sadece Kıbrıslı Türkleri değil, Kıbrıslı Rumları da, adada yaşayan herkesi de... Kıbrıs’ın bu ana sorununun çözümsüz kalmasından memnun değiliz. Ancak, şimdi ortaya çıkan yeni oldu bittiler ile çözüm çok daha güç koşullarda sağlanacak.

YeniDÜZEN: Nedir bu yeni ‘oldu bittiler’ biraz açar mısınız?
Hristofiyas:
En önemlisi gayrı menkullerin kullanımı... Çok daha artmış bir durumda Kıbrıslı Rumlara ait gayrı menkuller kullanılıyor. Özel mülkiyet hakkı insanlar için çok önemli!.. Kimi zaman bu hak için cinayet dahi işleniyor!.. Yani uç bir örnek oldu ama bu insanlar için çok önemli.

‘Hayır’ dediniz de ne oldu?

YeniDÜZEN: Peki plana ‘Hayır’ dediniz de ne oldu? Yani ada askersizleşti mi? Göçmenler evine döndü mü? Daha mı iyi oldu?
Hristofiyas:
Türkiye’ye adanın tümünü işgal şansı veren bir durum karşısında, adanın yarısının işgal altında olması seçeneği vardı. Biz referandumun ertelenmesini talep ettik, bunu biliyorduk... Önemli olan anavatanların çıkarlarına hizmet eden değil, Kıbrıslıların çıkarlarına hizmet edecek bir plan üzerinde anlaşmaktır. Sol güçlerin, anavatanları yanında ‘öteki’ toplumu da düşünmeleri, onların endişelerini de anlaması gerekir.

 

YeniDÜZEN: Yani ‘Annan Planı’ sizce “adanın tümünün Türkiye tarafından işgali” anlamına mı geliyordu?
Hristofiyas:
Öyle demek istemedim. Böyle yaklaşmayın konuya lütfen!..

 

YeniDÜZEN: Israrla soruyorum!.. Kıbrıs’ın şu anki durumu Annan Planı’ndan daha mı iyi?
Hristofiyas:
Böylesi bir mantıki zeminde boşluk var. Yani o zaman konfederasyon işgalden daha iyidir diyerek, kabul etmemiz mi gerekirdi? Ya da Denktaş’ın ve Türkiye’nin her dediğini kabul edelim, şimdiki durumdan daha iyidir diyerek. Elbette bugünkü durum iyi değildir. Ancak bizim istediğimiz kalıcı, zamana dayanıklı, işlerliği olan bir plandır. Çözüm istiyoruz ve bu çözümün zamana dayanıklı olmasını istiyoruz, geçici bir çözüm istemiyoruz!.

İtirazlarınızı BM’ye sundunuz mu?

YeniDÜZEN: ‘Annan Planı’na dair itirazlarınızı Birleşmiş Milletler’e şu ana kadar ‘yazılı’ olarak iletmediniz? Ne zaman iletmeyi düşünüyorsunuz?
Hristofiyas:
Bu da doğru değil. Evet, bu öneriler yetkililerimiz tarafından sözlü olarak Birleşmiş Milletler’e iletilmiştir. İtirazlarımız BM tarafından kaydedilmiştir. Yani yazılı hale BM tarafından getirilmiştir ve orada durmaktadır. Bu itirazlar iletilmiştir.

YeniDÜZEN: Sayın Hristofiyas, Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunlukla ‘Birleşik Kıbrıs’a “evet” demesinin sizin için hiçbir anlamı yok mu? Siz, Kıbrıslı Türkleri de temsil ettiğinizi hissediyor musunuz?
Hristofiyas:
Çok açık söylüyorum, çözümsüzlük beni mutlu etmedi. Elbette ki Kıbrıslı Türklerin evet kararının benim için bir anlamı vardır. Ama iki toplumun da evet demesini isterdim. İki toplumun da evet diyeceği bir plan isterdim. Kıbrıslı Türklerin haklarının güvence altına alınması ne kadar önemliyse, Kıbrıslı Rumların haklarının güvence altına alınması da aynı derecede önemlidir.  Kıbrıslı Rumların çok önemli bir bölümünün HAYIR kararı da, Kıbrıslı Türk toplumunun büyük sol partisi tarafından dikkate alınmalıdır. Şimdi yapmamız gereken şudur... Güneydeki HAYIR kararının evete dönüşmesi için çalışırken, Kıbrıslı Türklerin evet iradesini de korumayı başarmalıyız. Hedefimiz bu olmalı...



YeniDÜZEN: Peki AKEL’den ne bekleyelim bu süreçte? Kıbrıslı Türklere bir mesajınız var mı?
Hristofiyas:
Bir süreç başladı aslında... Ama biz daha üst düzeyde, AKEL ile CTP arasında görüşmeler yapılmasını, planın tartışılmasını istiyoruz. Bunu karşılıklı anlayışla yapabilmeliyiz. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların haklarını koruyacak, ancak adamızı da yabancıların bağımlılığından koruyacak bir çalışmaya ihtiyacımız var. Ve Türkiye’nin de şunu anlaması lazım. Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerleyen bir ülke, Avrupa Birliği üyesi bir başka ülkeye müdahale edemez. Yeni bir planda da üç ülkenin garantörlük hakkı maalesef sürecek. Ama müdahale hakkı olmamalı... Kıbrıs artık Avrupa Birliği üyesi bir ülkedir.


‘Talat-Papadopulos’ buluşacak mı?


YeniDÜZEN: Peki Talat’la görüşmeniz ne oldu? Talat ile Papadopulos’u bir araya getirecektiniz. Bu yönde bir çalışma var mı?

Hristofiyas:
Bunun için koşulların yaratılması lazım. En önemlisi ama bu görüşmenin gerçekleşmesi için karşılıklı olarak yapılan açıklamalarda daha dikkatli olunmasıdır. Talat’la görüşmeyi istiyorum. Sayın Papadopulos’un da görüşmesini istiyorum. Ama her iki taraf da yaptıkları açıklamaların yaralayıcı olmaması konusunda daha dikkatli olmalıdır. Her iki tarafından karşılıklı ifadeleri beni gerçekten de üzüyor. Ayırım yapmıyorum. Propaganda amaçlı konuşmalardan kaçmak gerekiyor.

 

YeniDÜZEN: Bu bir ateşkes çağrısı mı? Bir de siz sayın Talat’ın Denktaş’a benzediğini söylediniz mi?
Hristofiyas:
Kıbrıs Türk toplumuna benin ağzımdan sürekli yanlış mesajlar veriliyor, bu fırsatla üzüntülerimi belirtmek isterim. Kimi zaman Talat’ın ve CTP’nin tezlerinden üzüntü duyduğumu söylüyorum. Ama hiçbir koşulda sayın Talat’ı Denktaş’a benzetmedim. Yalnız, şunu da anlamanız gerekiyor. Nasıl ki biz Kıbrıslı Türkleri anlamaya çalışıyoruz, Kıbrıslı Rumların düşüncelerinin de anlaşılması gerekiyor. Talat’ın Türkiye liderliği ile paralel açıklamalarının Kıbrıslı Rumlar üzerindeki etkisinin de anlaşılması gerekiyor. Referandum sonrasında sol camia özellikle Talat’tan daha ılımlı bir tutum bekliyordu. Kıbrıslı Rumlar içerisinde de Talat’a karşı bir burukluk vardır.

 

YeniDÜZEN: AKEL Kongresi’nde yaptığınız konuşma çok eleştirildi. Özellikle sayın Soyer’e yönelik, onun söz hakkı olmadığı bir ortamda söyledikleriniz. Sayın Soyer de bu konuşma sonrasında kongreyi terk etti zaten?
Hristofiyas:
Bu siyasi bir konu!.. Duygularımızı bir yana bırakmamız gerekiyor. AKEL kongresi 5 yılda bir yapılan en önemli, en üst toplantıdır. Siyasi olarak beş yıllık bir dönemin değerlendirmesini yapıyoruz. Bu değerlendirme sırasında eleştirilerimizi yapmamız da doğaldır. Ne CTP liderliğini aşağılamak gibi bir hedefimiz olabilir, ne de CTP ile defterleri yırtmak gibi bir düşüncemiz. Şunun bilincindeyiz, ancak CTP ile ortak tezler geliştirerek Kıbrıs sorununun çözümünü mümkün kılabiliriz. Belirli noktalarda sorunun çözümü için Ankara’nın da karar vermesi gerekir, biliyoruz. Ama CTP ile ilişkilerimizi kopartamayız. AKEL Kongresi’nde, dostum Ferdi Soyer’in de selamlama konuşması vardı. İstese, o selamlama konuşmasında eleştirilere yanıt verebilirdi. Bizce, kimilerine göre gösterişli bir şekilde toplantıyı terk etmesi, yapılan eleştirilerden daha üzücüdür. Biz katıldığımız CTP kongrelerinde, hiç söz hakkımız olmamasında rağmen konuşmaları sonuna kadar dinledik ve hiçbir zaman kongrelerini terk etmedik.

 

Çözüm şansı ne kadar?


YeniDÜZEN: Çözüm şansı referandum öncesi döneme göre daha mı az?
Hristofiyas:
Önemli olan çözüm şansının azlığı ya da çokluğu değildir. Önemli olan daha fazla çalışmamız gerektiğidir. Ve ayrıca referandum döneminde yaşananlardan da ders almamız gerekir.

 

YeniDÜZEN: İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’ın ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz. Sayın Talat’la makamında görüşecek? Siz de kendisi ile görüşecek misiniz? İngiltere ile ilişkileriniz bu ziyaret sonrasında daha mı gergin olacak?
Hristofiyas:
İngiltere Dışişleri Bakanı ile bizim bakanımız, Dışişleri Bakanı Yakovu iki ayrı görüşme yapacak. Sayın Papadopulos gibi ben de kendisi ile görüşmeyeceğim. Bu ziyaret sonrasında Kıbrıs Cumhuriyeti ile İngiltere arasındaki ilişkilerin geçmişteki gibi olmayacağı kesin. Ancak uluslararası diplomaside, ziyaret için adaya gelen kişilerin kendi duyarlılıkları da göz önüne alınır.

1960’a dönüş mümkün mü?

YeniDÜZEN: Sayın Hristofiyas, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş mümkün mü?
Hristofiyas:
Vereceğim yanıt kesinlikle yanlış anlaşılmasın!.. Keşke mümkün olsa... Daha normal bir süreç yaşardık. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş keşke mümkün olsa... Ama, 40 yıldır yaşadığımız acı tecrübelerden de ders alarak mümkün olsa... Ancak mümkün değil!.. Kesinlikle mümkün değil. Bunu, en ilerici Kıbrıslı Türkler dahi istemez. Kaldı ki, biz iki toplumlu iki bölgeli federasyonu içeren bir çözüm modelini onayladık. Bu model tüm Birleşmiş Milletler belgelerinde yer alıyor.

 

YeniDÜZEN: Siz, Kıbrıs’ın kuzeyinin Türkiye’nin işgali altında olduğunu söylüyorsunuz ama... “Kıbrıs Cumhuriyeti” de Kıbrıslı Rumların işgali altında değil mi?
Hristofiyas:
Ben yoldaşlarımın ağzından duyduğum bu tür sözlere üzülüyorum. Ortak tezimiz şuydu, faşist darbe ve onun ardından gelen işgal uluslararası hukuka aykırıdır. Ve bu konuda onlarca Birleşmiş Milletler kararı vardır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararası düzeyde tanınmış olmasından dolayı Kıbrıslı Türklerin duygularını çok iyi anlıyorum. Ama bir çözümle Kıbrıs Cumhuriyeti bir federasyon haline gelecektir. İki bölgeli, iki toplumlu bir federasyona dönüşecektir.

YeniDÜZEN: Yani Kıbrıs Cumhuriyeti ölecek mi? Siz de Papadopulos gibi gözyaşı döküyor musunuz bu konuda?
Hristofiyas:
Elbette değişecek. Bir çözümle Kıbrıs Cumhuriyeti yine tüm dünyanın tanıdığı iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyona dönüşecek.

 

Kıbrıs birleşsin, varsın evimde oturayım!


YeniDÜZEN: Genel seçimler var!.. AKEL oylarını artıracak mı?
Hristofiyas:
Tüm ilerici Kıbrıslı Türklerin de arzu ettiği gibi seçimlerden AKEL güçlenerek çıkacaktır. AKEL’in seçimlerden güçlü çıkması, Kıbrıs adasında mantıklı ve kalıcı bir barışın da teminatıdır. AKEL’in 80 yıllık tarihi böyledir.

 

YeniDÜZEN: Peki, 2008’de Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Aday mısınız?
Hristofiyas:
2008 yılında birleşik, iki bölgeli, iki toplumlu, federal bir Kıbrıs’a ulaşılmış olsun da, varsın ben evde oturayım... Mevki, makam önemli değil. Hangi pozisyonda olursam olayım, Kıbrıs’ı yeniden birleştirmek, federal çözüme ulaşmak için bütün gücümle mücadele edeceğim. Bunun sözünü veriyorum. Şu anda milletvekilliği seçimleri var. Ona konsantre oluyoruz. Günü gelsin, parti karar verir...

 

YeniDÜZEN: Çok teşekkür ediyoruz.
Hristofiyas:
Ben teşekkür ederim... Tüm Kıbrıslı Türkleri sevgiyle selamlarım.

YENIDUZEN 24/01/06

Türkiye’den Kıbrıs’ta yeni girişim mi?

 

Günlerdir Türkiye medyasında konuşulan, ‘Türkiye’nin Kıbrıs’ta çözüm için muhtemel yeni girişimi’ konusunda TC Dışişleri sinyal verdi. TC Dışişleri Bakanı Gül ‘Kıbrıs’ta çözüm yolundaki çalışmalarımızı yakında açıklayacağım’ dedi

   

 

TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye’nin, Kıbrıs meselesinin çözümü yolundaki çalışmalarıyla ilgili yakında detaylı bir açıklama yapacağını bildirdi.

Gül’e, Brezilya dönüşünde Esenboğa Havalimanı’nda, dün basında yer alan, Türkiye’nin, İngiltere ve ABD’nin de desteğini alarak, Kıbrıs’ta barış görüşmelerinin yeniden başlaması için harekete geçtiği yönündeki haberle ilgili sorular soruldu.

 “Türkiye olarak, BM’ye görüşmelerin yeniden başlatılması için yeni bir çağrı yaptınız mı?” şeklindeki bir soru üzerine Gül, şöyle konuştu:

 “Türkiye, bildiğiniz gibi kapsamlı bir çözüm için daima bir adım önde olmuştur. Bu problemin kronik bir şekilde çözümsüz orada durması, hem Kıbrıs Türklerine, hem Rumlara, hem bütün dünyaya fayda sağlamamaktadır. Dolayısıyla bu problemin, BM’nin başkanlığı, gözlemi, önderliği altında kapsamlı bir çözüme ulaşmasını istiyoruz.

Bunun için bildiğiniz gibi Türkiye daima aktif olmuştur. Çeşitli çalışmalar yapmıştır, bu çalışmalarımız devam ediyor. Bunlarla ilgili bazı gelişmelerin olması tabii ki muhtemeldir. Ama bunlar bizim üstünde çok durduğumuz, çözüm için uğraştığımız önemli projeler.”

Gül, 30 Mayıs 2005’te, Kıbrıs’ta izolasyonların karşılıklı olarak kaldırılması yönündeki önerisinin hatırlatılarak, şu anda üzerinde çalıştıkları belgenin bunun daha geliştirilmiş bir hali olup olmadığının sorulması üzerine de, “Bununla ilgili çok yakında geniş tafsilatlı bir açıklama yapacağız. O zaman zaten bütün detaylar da hep ortaya çıkacak” dedi.

Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinin söz konusu olup olmadığı yönündeki bir soruyu da, “Birçok kişiyle zaten görüşülüyor. Tabii onunla da görüşme söz konusu” diye yanıtladı.

TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD ve İngiltere’nin de bu çalışmalara destek verdiği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine de, “Bununla ilgili geniş bir açıklama yapacağım çok yakında, detaylarını vereceğim” dedi. (aa)

YENIDUZEN 24/01/06

Ada ‘Straw’a odaklandı

Rum yönetimi Straw’u ‘soğuk’ karşılayacak!

Papadopulos yönetiminden Straw’a ‘düzeyi düşürülmüş protokol’ (!)


İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’a Rum yönetimi ‘düzeyi düşürülmüş protokol’ uygulamaya hazırlanıyor.

Rum yönetiminin tepkisine ve tüm girişimlerine karşı KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la “Cumhurbaşkanlığı makamı”nda görüşeceğini açıklayan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’a adanın güneyinde tepki sürüyor.

Straw’un bugün adaya yapacağı ziyaret öncesinde Rum yönetimi ‘diplomatik protesto’ya hazırlanıyor!.. Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ve Meclis Başkanı Dimitris Hristofiyas, İngiltere Dışişleri Bakanı Straw’un görüşme taleplerini reddetti. Straw ile Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu görüşecek. Bu görüşme sırasında Yakovu’nun Straw’a “üzüntülerini” ileteceği bildirildi.
Rum basını, bugün Kıbrıs’a gelecek olan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un Güney’de soğuk ve protestolarla karşılanacağını ön plana çıkardı. Straw’a “düzeyi düşürülmüş protokol” uygulanacağı belirtilirken; İngiltere Dışişleri Bakanı’nı Larnaka Havaalanı’nda Rum Dışişleri Bakanlığı’nın alt düzey memurlarının karşılayacağı ve havaalanının VİP salonunun da kullanılmayacağı iddia edildi.
Rum basınında yapılan değerlendirmelerde Straw’un KKTC Cumhurbaşkanı Talat’la makamında görüşme konusunda ısrar etmesi nedeniyle adaya ziyaretinin Rum tarafınca düşük düzeyde tutulduğunun açık olduğunu, sadece ziyaret programına bakıldığı zaman Rum Yönetimi’nin Straw’un cezalandırmaya çalıştığının açık şekilde görüldüğü yorumu yapıldı.

Papadopulos’la ‘karşılaşmasın’ diye!

Öte yandan Rusya’da görüşmeler yapan Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, bugün Straw’la aynı saatlerde adaya dönmüş olacak. Rum basınına yansıyan yorumlara göre VİP’te dahi tesadüfi bir karşılaşma olmaması için Straw’un VİP salonunu kullanmaması kararlaştırıldı.
Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’nun da Çarşamba günü Straw’la görüşmesi sonrasında ortak basın toplantısı yapmayı reddettiği öğrenildi.


Rum göçmenlerden eylem


Rum göçmen kulüpleri Çarşamba günü Rum Dışişleri Bakanlığı dışında Straw’un ziyaretini protesto eylemi düzenledi. Eylem 08.00’de başlayıp iki saat sürecek.
Protesto eylemini, Rum Göçmenler Birliği “Özgür Girne” Karpaz Koordinasyon Komitesi” “Özgür Karpaz”, “Özgür Omorfo” ve diğer daha küçük göçmen dernekleri organize etti.



Straw’ın Kıbrıs programı


·          İngiltere Dışişleri Bakanı Straw bugün saat 17.30’da Larnaka Havaalanı’ndan adaya gelecek.

·          Straw’ın adaya geldiği saatlerde, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos Rusya ziyaretini tamamlayarak Kıbrıs’a dönmüş olacak.

·          Straw, Larnaka Havaalanı’ndan güney Kıbrıs’taki İngiliz Yüksek Komiserliği’ne hareket edecek.

·          İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, çarşamba günü Rum Dışişleri Bakanı Yakovu ile bir araya gelecek.

·          Straw Çarşamba günü KKTC’ye geçecek ve saat 11.30’da makamında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşecek. Yaklaşık bir saat sürecek toplantının ardından ortak açıklama yapılması da bekleniyor.

Straw’un, aynı gün muhtemelen Ledra Palace’ta Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk gazetecilere ortak bir açıklamada bulunması bekleniyor.

Talat – Straw buluşması yarın!

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, resmi ziyaret amacıyla bugün adaya gelecek İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’u çarşamba günü saat 11.30’da kabul edecek. Yaklaşık bir saat sürecek toplantının ardından ortak açıklama yapılması da bekleniyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, resmi ziyaret amacıyla bu akşam saatlerinde Larnaka Havaalanı’ndan adaya gelecek. Çarşamba sabahı Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile görüşecek olan Straw, aynı gün KKTC’ye geçecek ve saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek. Yaklaşık bir saat sürecek görüşmenin ardından ortak açıklama yapılması da bekleniyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı Straw’un Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşmesini Cumhurbaşkanlığı’nda yapmaması yönünde yoğun girişimler yapan Rum Yönetimi, girişimlerinden sonuç alamaması üzerine Straw’un ziyaretini tepkiyle karşılamıştı. 


Straw Atina’ya da gidiyor

 

 

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un 26 Ocak Perşembe günü Atina’ya gideceğini açıkladı.

Kumuçakos, basın toplantısında, Straw’un Başbakan Kostas Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis ile bir araya geleceğini ve gündemde ikili ilişkiler, AB konuları, bölgedeki gelişmeler ve Kıbrıs konusunun bulunduğunu söyledi.

Sorular üzerine Straw’un bugün yapacağı Kıbrıs ziyaretine değinen Kumuçakos, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın bu ziyaretin amacının ikili ilişkileri güçlendirmek olduğunu açıkladığını hatırlattı. Kumuçakos, şöyle dedi:

 “Ziyaretin, aslında mevcut olmayan sorunlar üzerine yoğunlaşmak yerine bu açıklamayı doğrulayacak nitelikte olması gerekiyor. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti hassas olduğu noktaları dile getirdi, bunlara biz de katılıyoruz. Bu aşamada ziyaretin neticelerini bekleyeceğiz.”

 

Türkiye’nin Kıbrıs girişimi

 

Kumuçakos, sorular üzerine Türkiye’nin Kıbrıs konusunda yeni bir girişimde bulunacağı bilgisinin Atina’ya ulaştığını açıkladı.

Kumuçakos, “Edindiğimiz bilgiye göre, Türkiye bugün BM nezdinde tek taraflı bir girişimde bulunarak Kıbrıs konusunda bir fikirler dizisi sunacak” dedi.

Türkiye’nin bu girişiminin gümrük birliği ek protokolünün uygulanmasıyla bağlantılı olmadığını da savunan Kumuçakos, AB’nin 21 Eylül 2005 tarihli açıklamasında, Türkiye’nin bu yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini vurgulamış olduğunu kaydetti. (aa

YENIDUZEN 24/01/06

Straw: Kıbrıs planı değerlendirilmeli

Ankara’nın Kıbrıs eylem planını açıklamasından bir gün sonra, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw Kıbrıs’ta temaslarda bulundu.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 10:41 ET 25 Ocak 2006 Çarşamba

LEFKOŞA - Önce Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile görüşen Straw, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı makamında ziyaret etti. Straw, Abdullah Gül’ün dün açıkladığı önerilerin de ciddiyetle ele alınması gerektiğini kaydetti.

Ada’dan ayrılmadan önce temaslarını değerlendiren Straw, Talat’ı makamında ziyaret etmesinin “KKTC ile ilişkilerin siyasi düzeyinin yükseldiği anlamına gelmediğini” söyledi. Straw, İngiltere’nin taraf tutmadığını, Ada’ya dostça amaçlarla geldiğini söyledi.

Straw, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün dünkü açıklamalarına da değinerek, “Gül, ciddiye alınmayı hak eden önemli açıklamalar yaptı” dedi. Ada’daki en önemli sorun olan mülkiyet meselesinin ancak bütünlüklü bir çözümle sonuçlandırılabileceğini anlatan Straw, iki taraf arasındaki diyalog eksikliğine dikkat çekti.

‘BÜTÜN ADA AB’NİN PARÇASI’
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın desteğini alarak Ada’ya gittiğini anımsatan Straw, çözüm girişimlerini yeniden başlatmak için çaba harcadıklarını ve 2006’da ilerleme beklediklerini ifade etti. Bütün Ada’nın Kıbrıs’ın bir parçası olduğunu belirten Straw, kuzeyde de müktesebatın uygulanmasını beklediklerini söyledi.

TALAT ‘AKTİF ROL’ TALEP ETTİ
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, kendisini makamında ziyaret ettiği için Straw’a teşekkür etti ve İngiltere’nin çözüm için aktif rol almasını istedi. Talat ve Straw, görüşmenin ardından yaptıkları açıklamalarda, 2006’nın çözüm yılı olmasını istediklerini söyledi.

Bu arada Yaklaşık 100 kişilik bir grup, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşeceği için Straw’u protesto etti.

 

 


Straw, öğleden sonra Ankara ve Atina’da temaslarda bulunmak üzere Ada’dan ayrıldı.

‘ZİYARET RUMLARIN DUYARLILIĞINA SALDIRI’
Rum kesimi ise, Straw’a, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’la makamında görüşmesi nedeniyle tepkili. Straw’la görüşmeyeceğini açıklayan Rum lider Papadopulos, “Ziyaret, çözüm çabasının bir uzantısı olarak gösterilmek isteniyorsa, böyle bir role soyunanlar önce objektif olmalı ve iki tarafın da güvenini kazanmalı” dedi. Papadopulos ayrıca, Straw’un ziyaretinin Kıbrıslı rumların duyarlılıklarına saldırı olduğunu savundu.

Straw’sa, başka birçok ülkenin temsilcisinin Talat’la görüştüğünü hatırlatarak, Papadopulos’un kendisiyle görüşmeme kararından üzüntü duyduğunu açıkladı. İngiltere Dışişleri Bakanı bunun kendisini, ziyaretin amacından uzaklaştırmayacağını kaydetti. Straw ayrıca, ziyareti sırasında tarafların Annan planını yeniden ele almaya açık olup olmadıklarını öğrenmeyi umduğunu dile getirdi.

Yunanistan: Önerileri inceleyeceğiz

Rum Yönetimi, Ankara’nın Birleşmiş Milletler’e sunduğu Kıbrıs konusundaki açılımları reddederken, Yunanistan Türkiye’nin önerilerini inceleyeceğini açıkladı.

 

NTV

Güncelleme: 18:03 TSİ 25 Ocak 2006 Çarşamba

ATİNA - Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, “Türkiye’nin önerileri incelenecektir. Ancak ilk bakışta geçmişteki benzer önerilerden farklı görünmüyor” dedi.

Türk önerilerinin ABD tarafından desteklendiğine ilişkin soruyu Rusopulos, “Destek, Türkiye’nin hareketine verilmiştir, sunduğu önerilerin içeriğine değil” şeklinde yanıtladı.

Yunanistan’ın bu açıklamalarına karşın önerilere sıcak bakmadığı ve Rum hükümetinin görüşleriyle aynı doğrultuda hareket ettiği yorumları yapılıyor. Yunan hükümet çevreleri, Türkiye’nin bu önerilerilerle Avrupa Birliği’ne karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmaya çalıştığı ya da zaman kazanmak istediği görüşünde.

ATİNA, PAPADOPULOS’TAN ŞİKAYETÇİ
Buna karşın Yunanistan’ın, Rum lideri Papadopulos’un Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin konularda genel olarak gösterdiği olumsuz tepkilerden hoşnutsuz olduğu yorumları da yapılıyor.

 

Muhalefetten plana şartlı destek

Dışişleri Bakanı Gül tarafından açıklanan Kıbrıs paketine muhalefetten şartlı destek geldi. CHP, ‘Bağlayıcı taahhütler olmamalı’ uyarısında bulundu. Anavatan ise ‘bütünlüğü bozulmamak ve arkasında durulması kaydıyla’ paketi desteklediklerini açıkladı.

 

NTV

Güncelleme: 17:10 25 Ocak 2006 Çarşamba

ANKARA - CHP lideri Baykal, Kıbrıs eylem planının yeni bir unsur içermediğini ancak yine de prensip olarak yanlış bulmadıklarını söyledi.

Baykal, gazetecilerin Kıbrıs Eylem Planı ile ilgili sorusunu yanıtlarken “Çok çarpıcı yeni bir unsur yok ama Kıbrıs’ta Türkiye’den şu sırada beklenen adımların, Kıbrıs Rum Kesimi’ne yönelik bekleyişlerimizle birlikte ele alınması talebi aslında haklı bir taleptir. Türkiye’nin Kıbrıs Rum Kesimi’ne yönelik olarak anlayışını, pozisyonunu, tutumunu değiştirmesi, ancak KKTC’nin ambargolardan kurtarılmasına hem Ada içinde hem de üçüncü ülkelerle KKTC’nin temaslarının serbestleştirilmesine bağlı tutulmalıdır. Bunu prensip olarak yanlış bulmuyorum” dedi.

Baykal, Türkiye’nin şu anda kendiliğinden, tek taraflı olarak Kıbrıs Rum Yönetimi’ne “bazı ödünleri vermeye hazır olduğunu ifade etmesinin ve ısrarla bunu beyan etmesinin” ise doğru bir müzakere yöntemi olmadığını söyledi.

MUMCU’DAN DA ŞARTLI DESTEK VERDİ
Kıbrıs Eylem Planı Anavatan Partisi grup toplantısında da gündeme geldi. Anavatan lideri Mumcu, grup toplantısında “Yıllardır ‘Kıbrıs için çözüm platformu BM’dir dedim. Bunu bekletmek ve sümen altına atmak Türkiye’nin yararınadır diyenler arasında bugünün Başbakanı ve Dışişleri Bakanı da vardı. Şimdi BM diyorlar. Günaydın” diye konuştu. Anavatan lideri hükümetin girişimin arkasında durması ve planın bütünlüğünün bozulmaması koşuluyla plana destek verdiklerini açıkladı.

Rehn: Fiili müzakereler ilkbaharda

AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, “Türkiye ile fiili müzakerelere ilkbaharda başlanabileceğini” söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 03:45 ET 25 Ocak 2006 Çarşamba

VİYANA - Avusturya’nın Der Standard gazetesine konuşan Rehn, “Şu anda AB müktesebatı ve Türkiye’deki yasal uygulamalar konusunda tarama sürecinin devam ettiğini” anımsatarak, “Sonuçlarını kontrol ettiğimiz tarama sürecinin birkaç hafta içinde biteceğini umuyorum” dedi.

Tarama süreci sonuçlarını birkaç hafta sonra “AB Konseyi’ne sunacağını” belirten Rehn, “Türkiye ile müzakerelere Avusturya’nın dönem başkanlığında başlanmaması için neden göremediğini” kaydetti.

Rehn, bir soru üzerine, “Türkiye ile müzakerelere bilim, araştırma, kültür ve eğitim konularında başlanabileceğini” bildirdi.

"Tıkanıklık bizden kaynaklanmıyor"


25 Ocak, 2006 15:01:00 (TSİ)

cnnturk.com

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ''KKTC olarak çözüme ve Ada'nın birleşmesinden yanayız. Tıkanıklık bizden değil, Rum tarafından kaynaklanıyor'' dedi.

Makamında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'u ağırlayan KKTC Cumhurbaşkanı Talat, "KKTC, çözüme desteğini ispatlamıştır. Biz Türk tarafı olarak hazırız" diye konuştu.
 
Talat, "Türkiye yapması gerekenleri yapmıştır. 'Türkiye bundan başka ne yapabilir' diye sorabilecek hiçbir lider yoktur. Tıkanıklığı Türliye'ye bağlamak yanlıştır. Evet, ortada mevcut bir sorun var ve sorumlusu Rum tarafıdır. Barış bizim karakterimizdir" ifadesini kullandı.
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün açıkladığı 'Kıbrıs Eylem Planı'nı desteklediklerini vurgulayan Talat, "plan, KKTC'nin AB ile endişeli ve hatta tehlikeli durumu karşısında bulunmaz bir fırsat olarak değerlendirilmesi gereken bir öneri paketidir" dedi.
 
Planın, Türkiye'nin daha önceki önerilerinin eyleme dönüştürülmüş olması bakımından da önemli olduğunu vurgulayan Talat, öneri paketinin bölgede istikrarı öngördüğünün altını çizdi.
 
Rum tarafının aceleci tavrını doğru bulmadığını belirten Talat, "Rumlar, siyasi eşitliğe dayalı bir güç paylaşımı istemiyor. Onları ikna edecek olan uluslararası toplumdur" dedi.
 
Straw ile görüşmesinde garantör ülke olarak İngiltere'nin sorumluluklarını hatırlattığını belirten Talat, "İngiltere'nin sorumlulukları diğerlerine göre farklıdır. Kıbrıs sorununu daha iyi biliyor. Straw, ziyaretiyle KKTC'ye önem verdiğini ve saygı duyduğunu ortaya koymuştur. Garantör bir ülke de zaten böyle davranmalı" dedi.
 
"Biz nerede olduğumuzu biliyoruz"
 
İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'ın, Cumhurbaşkanı Talat'ı makamında ziyaret etmesinin kendilerini yükseltmediğini vurgulayan Talat, "biz nerede olduğumuzu zaten görüyoruz. Halkın helal oylarıyla seçildik. Bu gerçeğin ortadan kaldırılması mümkün değildir" diye konuştu.
 
Plan dün açıklandı
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül dün yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ta çözüm için Türkiye’nin sunduğu Eylem Planı'nın kabul edilmesi halinde Türk limanları ve havaalanlarının Rumlara açılacağını söyledi.
 
Türkiye’nin sunduğu eylem planından önemli satırbaşları:

·  2006 haziran ayına kadar tarafların katılacağı üst düzey bir toplantı yapılması

·  Bu üst düzey toplantıda Türkiye, Yunanistan, KKTC, Rum tarafı, BM'nin yer alması

·  Üst düzey toplantıda alınan kararların BM Genel Sekreteri Annan tarafından rapor olarak Güvenlik Konseyi’ne sunulması

·  Eylem Planı'nın kabulü halinde Türkiye’nin deniz ve limanlarının Rum tarafına açılması

·  Ada’da ticaretin önündeki engellerin kaldırılması

·  Gazi Magosa, Girne ve Ercan Havaalanı’nın uluslararası dolaşıma açılması

·  2006 sonuna kadar Ada'da kalıcı bir çözüme ulaşılması

·  Kuzey Kıbrıs uluslararası spor ve sosya aktivitelere katılması

·  Asıl öncelik kapsamlı çözüm

·  Çözümün adresi Birlemiş Milletler

·  Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi

·  BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olunması
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Eylem Planı’nın hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyeceğini de belirtti.
 
Dışişleri Bakanı Gül, planı BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a Eylem Planı'nı 20 ocakta sunduklarını söyledi.

 

Straw'a göre Türkiye'nin adımı önemli


25 Ocak, 2006 13:32:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs'ta bulunan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Türkiye'nin yeni Kıbrıs açılımını 'önemli' olarak niteledi. Straw'un KKTC lideri Mehmet Ali Talat ile görüşmesi Rumları kızdırdı.

Bugün Kıbrıs Rum kesimi ve KKTC'deki temaslarda bulunan Jack Straw, ardından Ledra Palas Oteli'nde basın toplantısı düzenledi. Straw, Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin başlaması gerektiğini söyledi.
 
"Bütün uluslararası toplumun hedefi adada kalıcı bir çözüme ulaşmaktır'' diyen İngiliz Bakan, Kıbrıs ziyaretini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini söyledi.
 
Straw, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret etmesinin 'KKTC'nin siyasi düzeyinin yükseltilmesi' anlamına gelmediğinin altını çizdi ve ''bu, bizim Kıbrıs politikamızın değiştiği anlamına da gelmez'' dedi.
 
Jack Straw, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un kendisiyle görüşmemesine ilişkin soruya karşılık da bunun Papadopulos'un bileceği
bir şey olduğunu belirtti.
 
Şu anda Kuzey Kıbrıs'ta AB müktesebatının askıda olduğunu kaydeden Straw, ancak müktesebatın Kuzey Kıbrıs'ta da uygulanmasını istediklerini ifade etti.
 
Rumlar protesto etti
 
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, ziyareti nedeniyle yapılan protesto eylemlerinden üzgün olduğunu da söyledi.

Bu sabah Straw'un KKTC Cumhurbaşkanlığı'na gelişi sırasında Kıbrıs Sosyalist Partisi'nden 10 kişilik bir grup ellerinde parti bayraklarıyla Cumhurbaşkanlığı girişinde gösteri yaparak, 'garantörler dışarı', 'üsler dışarı' ve 'kahrolsun İngiliz emperyalizmi' sloganları attı. Polis göstericilere müdahale etmedi. 
 
Protestocu grup ayrıca, Straw'u fes takmış bir halde gösteren poster açtı ve İngiliz Bakan'ın aracına şemsiye fırlattı.
 
Straw bugün Ada'da önce Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, ardından KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüştü. Straw, ''her iki topluma dostlukla geldim, yalnızca birine değil'' dedi.

Talat ile olan görüşmeye KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım Akınsoy katıldı.
 
Straw'un beraberinde de İngiltere'nin Güney Lefkoşa Yüksek Komiseri Peter Millet bulunuyor.

Akşam İstanbul'a geçecek
 
Kıbrıs temaslarının ardından İstanbul'a gelecek olan İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, İngiliz işadamları ile toplantı yapacak, TÜSİAD'ın ödül törenine katılacak. 
Straw, Türkiye'deki temaslarının ardından Yunanistan'a geçecek.
 
Rum yönetimi - Straw krizi
 
Straw'un Kıbrıs ziyareti öncesi Ada'da tansiyon yükseldi. Rum yönetimi, Straw'un KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la makamında görüşecek olmasına tepki gösterdi.
 
Rum yönetimi bunun KKTC'nin resmen tanınması anlamına geleceğini savunarak, görüşmenin başka bir mekanda yapılmasını istedi. Straw ise Rumların bu talebine olumsuz yanıt verdi.

Türkiye'nin Eylem Planı
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 ocakta Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm için Eylem Planı'nı açıkladı. Gül, planın kabul edilmesi halinde Türk limanları ve havaalanlarının Rumlara açılacağını söyledi. Eylem Planı şunları öngörüyor: 
 
2006 haziran ayına kadar tarafların katılacağı üst düzey bir toplantı yapılması
Bu üst düzey toplantıda Türkiye, Yunanistan, KKTC, Rum tarafı, BM'nin yer alması

Üst düzey toplantıda alınan kararların BM Genel Sekreteri Annan tarafından rapor olarak Güvenlik Konseyi’ne sunulması

Eylem Planı'nın kabulü halinde Türkiye’nin deniz ve limanlarının Rum tarafına açılması

Ada’da ticaretin önündeki engellerin kaldırılması

Gazi Magosa, Girne ve Ercan Havaalanı’nın uluslararası dolaşıma açılması
2006 sonuna kadar Ada'da kalıcı bir çözüme ulaşılması

Kuzey Kıbrıs uluslararası spor ve sosya aktivitelere katılması

Asıl öncelik kapsamlı çözüm

Çözümün adresi Birlemiş Milletler

Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi

BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olunması 
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Eylem Planı’nın hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyeceğini de belirtti.
 
Dışişleri Bakanı Gül, planı BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a Eylem Planı'nı 20 ocakta sunduklarını söyledi.

Yunanistan Eylem Planı'na mesafeli


25 Ocak, 2006 16:12:00 (TSİ) CNN TURK

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yorgo Kumuçakos, Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı inceleyeceklerini, ancak ilk bakışta geçmişteki benzer önerilerden farklı görünmediğini söyledi.

Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nı ziyaret ederek Türkiye'nin Kıbrıs girişimine ilişkin bilgi verdi. 
 
Ziyaretin ardından açıklama yapan Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yorgo Kumuçakos, Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nın ilk bakışta geçmiştekilerden farklı görünmediğini belirtti.  
  
'Yeni birşey yok' eleştirisi
 
Yunan basını da, Türkiye'nin Kıbrıs girişimini, ‘dikkati, AB sürecinde üstlendiği yükümlülüklerden başka yöne çekme çabası’ olarak değerlendirdi. 
 
Ankara'nın müzakere sürecinde çözümler öneren taraf olarak görünmeye çalıştığını savunan gazeteler, ‘Türkiye'nin önerilerinin, zaten AB ile müzakere sürecinde yapmak zorunda olduklarından ibaret olduğunu’ iddia etti. 
 
Yunan basını, Türk tarafının önerilerinin ‘Tayvan modelini’ anımsattığı değerlendirmesini yaptı ve bu modelin ‘BM Güvenlik Konseyi'nin vesayeti altında tanınmayan bir devlet’ olarak tanımlanabileceğini belirtti.
 
Türkiye'nin KKTC'nin ‘de facto’ olarak tanınmasını sağlamaya yönelik çabalarını da sürdürdüğünü savunan gazeteler, ABD'nin Ankara'nın yeni önerisine ‘evet’ dediğini belirtti.
 
Yunan basını, Atina ve Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye'nin önerilerini ‘yeni ambalaja sarılmış eski ürün’ olarak nitelediklerini de iddia etti.
 
Annan’dan ‘Eylem Planı’ açıklaması
 
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından dün açıklanan Kıbrıs Eylem Planı'ndan haberdar olduğunu açıklandı.
 
Annan, basın mensuplarının ‘Türkiye'nin açıkladığı Kıbrıs Eylem Planı hakkındaki düşüncelerini’ sorması üzerine, ''konuyu biliyorum. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeden bu konuda bir açıklama yapmam doğru olmaz'' dedi.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, yarın başlayacak Davos ziyareti çerçevesinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir araya gelmesi bekleniyor.

 

. Star'a KKTC'li işadamından düşük teklif

ANKA/A.A.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) 19 milyon 500 bin dolar muhammen bedel ile satışa çıkardığı Star Gazetesi için en yüksek teklifi 5 milyon 150 bin dolarla KKTC'li işadamı Ali Özmen Safa verdi

TMSF'nin Esentepe'deki binasında yapılan ihaleye, İpek Yayıncılık Bilim Sanatsal Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş ile KKTC'li işadamı Ali Özmen Safa katıldı.

TMSF’nin ilk ihalesinde teklif verilmeyen Star Gazetesi için bugün yaptığı ikinci ihaleye Ali Özmen Safa Özmen ve İpek Yayıncılık Bilişim Sanatsal ve Eğitim Hizmetleri katıldı.

İhale şirket yetkililerin 17 Ocak 2006 tarihinde teslim etiği tekliflerin yer aldığı kapalı zarfların İhale Komisyonu tarafından açılmasıyla başladı. Kapalı zarflarla en yüksek teklif 5 milyon dolarla İpek Yayıncılık Bilişim Sanatsal ve Eğitim Hizmetleri’nden geldi. Ali Özmen Safa’nın verdiği zarftan ise 4 milyon dolarlık teklif çıktı.

Açık artırma aşamasına geçilen ihalede açılış fiyatı İpek Yayıncılık’ın verdiği 5 milyon dolar oldu. Ali Özmen Safa’nın 50 bin dolar artırım yapmasıyla 5 milyon 50 bin dolara çıkan fiyat teklifi İpek Yayıncılık Bilişim Sanatsal ve Eğitim Hizmetleri tarafından 5 milyon 100 bin dolara yükseltildi. Ali Özmen Safa’nın bu fiyatı 5 milyon 150 bin dolara çıkarmasının üstüne İpek Yayıncılık artırım yapmayınca İhale Komisyonu Star Gazetesi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nü 5 milyon 150 bin dolara Ali Özmen Safa’ya ihale etti.

İhale Fon Kurulu’nun onayıyla sonuçlanacak. TMSF’nin İmar Bankası’ndan kaynaklanan kamu alacakları nedeneniyle el koyduğu Star Gazetesi’nin İstanbul’un yanı sıra Ankara, İzmir ve Adana’da da matbaaları bulunuyor. Bu matbaalarda yerel ve ulusal toplam 43 süreli yayının baskısı yapılıyor. Birçok ulusal gazetenin baskısının da yapıldığı matbaalar, mevcut portföyü ile birlikte ihale edildi.

Yaklaşık 140 bin tirajlı Star Gazetesi bünyesinde bulunan ve kullanılmayan tesisler, TMSF yönetiminde hayata geçirilerek, 2004 yılında 1 milyon 77 bin 279 YTL olan fason baskı cirosu, geçen yıl 4 milyon 569 bin 238 YTL’ye yükseltildi. 2005 yılında işletme maliyetlerine göre karlılık oranı yüzde 77 civarında gerçekleşti. 2005’te Star Gazetesi ve matbaalarının, reklam gelirleriyle birlikte toplam cirosu 26 milyon YTL’ye ulaştı.

SAFA: BU GAZETEYİ DAHA İYİ BİR ŞEKLE SOKMAK GEREKİR.

İhalenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ali Özmen Safa, Kıbrıs'ta 3 yıldır gayrimenkul, turizm ve enerji sektörlerinde yatırımları bulunan bir işadamı olduğunu kaydetti.  İngiltere'de de 5 yıldır gayrimenkul yatırımları olduğunu, bu ülkede cirolarının 100 milyon sterlin civarında bulunduğunu aktaran Safa, “İngiltere'deki projelerimiz isim yapmış projelerdir. Burada konutta birçok konuda öncülük yaptık. İngiltere'deki tecrübemizi daha sonra Kıbrıs'a getirdik. Türkiye'ye de gelecek” diye konuştu.

Ali Özmen Safa, medya sektöründe bulunup bulunmadığına ilişkin olarak da “Residence” isimli bir emlak dergisi çıkardıklarını söyledi. Safa, Star Gazetesi ihalesini Türkiye'de bir yatırım fırsatı olarak gördüklerini belirterek, “İleride bu gazeteyi tabii daha iyi bir şekle sokmak gerekir. Bu konuda uzmanlarla çalışıp, uzmanların görüşlerini de alacağım” dedi. Uzanlarla bir problem yaşayıp yaşamadığına ilişkin bir soru üzerine Safa, “Ne tanıyorum ne tanıştım ne gördüm. O yüzden niçin bir problem olsun? Şu ana kadar bir tehdit gelmedi. İnşallah da gelmez” diye konuştu.

Safa, muhammen bedelin çok altında sunulan teklifin makul olup olmadığına ilişkin olarak da, şunları kaydetti: “Bu, araştırmamızın, değerlendirmemizin bir sonucuydu. Bildiğiniz gibi değişik problemler var. Bizim vereceğimiz rakam bu kadar. Üzerine başkası verebilecekse... Star'ın bizim için olmazsa olmaz bir durumu yok. Bu hesaplı bir risktir ve değerlendirmelerimiz içinde oluyor.”  Safa, Türkiye'de medyada başka yatırımları olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine de, Star'ın küçük bir gazete olduğunu, başka bir fırsat olursa bunu değerlendirebileceklerini söyledi. “Kral FM ve Kral TV ihalelerinde sizi görebilecek miyiz?” sorusuna Safa, “Niçin olmasın?” diye cevap verdi.

“ASİL NADİR'İN İLGİSİ YOK”

Ali Özmen Safa, adının Asil Nadir'le anıldığının anımsatılması üzerine de, Asil Nadir'in Kıbrıs'ın en başarılı işadamı unvanına sahip oldunu ifade ederek, Nadir'in global dev şirketinin yanında kendi şirketinin çok küçük kaldığını söyledi. Safa, “Benim ona karşı Kıbrıslı işadamı olarak saygım vardır. Mukayese etmek gerekmiyor. Asil Nadir'i tanıyorum. Ama belki 3-4 sene oldu görüşmedik. Onun hiçbir ilgisi, alakası yoktur” dedi.

Türkiye'de şu an bir ortağı bulunmadığını belirten Safa, şu görüşleri dile getirdi: “Ben sadece medya üzerinde çalışmıyorum, değişik alanlarda çalışıyorum. Ve tabii ki işadamı olarak ortak almam gerekir. Ama ortak olmadan da idare etme kabiliyetimiz var. Star Gazetesi'ne ilişkin ilerisi için belirlenmiş bir şey yok. Değişik yollara da girebiliriz. Bunları değerlendirmek gerekir. Ortak olarak bir isim yok.” Safa, sırf gazete almak için ortaya çıkmadığını vurgulayarak, Türkiye'deki yatırım fırsatlarını değerlendirmek için ihaleye katıldığını kaydetti.

Türkiye'de büyük çaplı konut projeleri üzerinde çalıştıklarını da aktaran Safa, “Burada konut sektöründe epey ilerleme var. Ama inancım şudur ki; sadece maddi değil, global tecrübem de katkı sağlayacak” dedi. Safa, yurtdışında özellikle Ortadoğu ülkelerine yönelik konut projeleri bulunduğunu bildirdi.

HURRIYET 25/01/06

 

2006'da çözüm temennisi

Hürriyet İnternet/A.A

KKTC Cumhurbaşkanı, görüştüğü Straw'un, İngiltere'nin 2006'da Ada’da çözüm temenni ettiğini söylediğini aktardı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lefkoşa'daki makamında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile görüştükten sonra basın toplantısı düzenledi.

 

Talat, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün açıkladığı güven artırıcı önlemler için eylem planını desteklerinin belirtti. Bunun çözüm ilk adımı oluşturacağının vurgulayan Talat, Kıbrıs Türk tarafı olarak bu önlemleri görüşmeye hazır olduklarını bildirdi.

 

Talat,  İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile görüşmesinde İngiltere'nin 2006 yılında Kıbrıs'ta çözüm temenni ettiğini söylediğini aktardı.

 

STRAW: ÇÖZÜM İÇİN MÜZAKERELER BAŞLAMALI

Kıbrıs Rum kesimi ve KKTC'deki temaslarının ardından ara bölgedeki Ledra Palas Oteli'nde basın toplantısı düzenleyen  İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin başlaması gerektiğini ifade ederek, “Bütün uluslararası toplumun hedefi adada kalıcı bir çözüme ulaşmaktır” dedi.
   
Her iki tarafta da çok yararlı ve yapıcı görüşmelerde bulunduğunu belirten Straw, Kıbrıs ziyaretinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini söyledi.
   
"TALAT'I ZİYARETİM KKTC'NİN SİYASİ DÜZEYENİ YÜKSELTMEK ANLAMINA GELMEZ"

 

Straw, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret etmesiyle ilgili bir soru üzerine, bunun KKTC'nin siyasi düzeyinin yükseltilmesi anlamına gelmediğini kaydederek, “Bu, bizim Kıbrıs politikamızın değiştiği anlamına da gelmez” dedi.
   
Jack Straw, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un kendisiyle görüşmemesine ilişkin soruya karşılık da bunun Papadopulos'un bileceği bir şey olduğunu belirterek, ancak Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile çok yararlı bir görüşme yaptığını söyledi.
   
Kuzey Kıbrıs'ın AB'nin bir parçası olduğunu ve Kıbrıs adasının bir bütün olarak AB'ye alındığını belirten Straw, şu anda Kuzey Kıbrıs'ta AB müktesebatının askıda olduğunu, ancak müktesebatın Kuzey Kıbrıs'ta da uygulanmasını istediklerini ifade etti.
   
Straw, sorular üzerine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün açıkladığı Kıbrıs önerileriyle, ziyaretinin aynı zamana denk gelmesinin tamamen tesadüf olduğunu belirtti.
   
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, ziyareti nedeniyle yapılan protesto eylemlerinden üzgün olduğunu da söyledi.

HURRIYET 25/01/06

 

Jack Straw, Rum Dışişleri Bakanı Yakovu ile görüştü

İhsan DÖRTKARDEŞ-Oshan SABIRLI/İSTANBUL, LEFKOŞA, (DHA)

Temaslarda bulunmak üzere dün Kıbrıs’a gelen İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile yaklaşık 1 saat süren bir görüşme yaptı.

Yaklaşık 50 kadar kişi, Straw’u protesto etmek üzere Rum Dışişleri Bakanlığı önünde toplanarak, ’Straw utan’ , ’Türk askeri Ada’dan dışarı’ , ’İngiltere ve Amerika politikalarını Kıbrıs’ta istemiyoruz’ şeklinde sloganlar attı. İskambil kağıdı şeklindeki pankartlar üzerinde İngilizce ’Straw utan’ yazısı ve ay yıldızlı fes takan Straw resmi dikkat çekti. Straw saat 12:00’de KKTC’ye geçip KKTC Cumhurbaşkanı Talat’la görüşecek.

BBC’YE KONUŞAN RUM BAKAN: TÜRKİYE’NİN PLANININ İÇİ BOŞ

Bu arada Yakovu, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Kıbrıs ile ilgili açıkladığı eylem planıyla ’sorumluluktan kaçmaya çalıştığını’ öne sürdü. Yakovu, Bakan Gül’ün açıkladığı planı, "İçi boş, gösterişe yönelik bir adım" olarak nitelendirdi.

BBC Türkçe Servisi’nin sorularını yanıtlayan Yakovu, "Gül’ün kafasının ’biraz karışık’ olduğunu düşündüğünü" söylerken, "Zira bahsettiği şey, yani Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına yönelik tüm kısıtlamaların kaldırılması, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne karşı bir yükümlülüğü. Türkiye 3 Ekim’de bu yükümlülüğü kabul etti. Şimdiyse önerilerle bu yükümlülükten kaçmaya çalışıyor" iddiasında bulundu.

Rum Bakan Yorgo Yakovu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la işbirliğine açık olduklarını anlatırken, "Sayın Genel Sekreter bir konuşsun bakalım. Sayın Annan, Güvenlik Konseyi’nden aldığı yetkiyle bir iyi niyet misyonu yürütmektedir. İyi niyet misyonu da ilgili tüm taraflar ile istişare demektir. Genel Sekreter’den beklenen de budur" dedi.

HURRIYET 25/01/06

 

2006'da çözüm temennisi

Hürriyet İnternet/A.A

KKTC Cumhurbaşkanı, görüştüğü Straw'un, İngiltere'nin 2006'da Ada’da çözüm temenni ettiğini söylediğini aktardı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lefkoşa'daki makamında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile görüştükten sonra basın toplantısı düzenledi.

 

Talat, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün açıkladığı güven artırıcı önlemler için eylem planını desteklerinin belirtti. Bunun çözüm ilk adımı oluşturacağının vurgulayan Talat, Kıbrıs Türk tarafı olarak bu önlemleri görüşmeye hazır olduklarını bildirdi.

 

Talat,  İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile görüşmesinde İngiltere'nin 2006 yılında Kıbrıs'ta çözüm temenni ettiğini söylediğini aktardı.

 

STRAW: ÇÖZÜM İÇİN MÜZAKERELER BAŞLAMALI

Kıbrıs Rum kesimi ve KKTC'deki temaslarının ardından ara bölgedeki Ledra Palas Oteli'nde basın toplantısı düzenleyen  İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin başlaması gerektiğini ifade ederek, “Bütün uluslararası toplumun hedefi adada kalıcı bir çözüme ulaşmaktır” dedi.
   
Her iki tarafta da çok yararlı ve yapıcı görüşmelerde bulunduğunu belirten Straw, Kıbrıs ziyaretinin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini söyledi.
   
"TALAT'I ZİYARETİM KKTC'NİN SİYASİ DÜZEYENİ YÜKSELTMEK ANLAMINA GELMEZ"

 

Straw, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret etmesiyle ilgili bir soru üzerine, bunun KKTC'nin siyasi düzeyinin yükseltilmesi anlamına gelmediğini kaydederek, “Bu, bizim Kıbrıs politikamızın değiştiği anlamına da gelmez” dedi.
   
Jack Straw, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un kendisiyle görüşmemesine ilişkin soruya karşılık da bunun Papadopulos'un bileceği bir şey olduğunu belirterek, ancak Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile çok yararlı bir görüşme yaptığını söyledi.
   
Kuzey Kıbrıs'ın AB'nin bir parçası olduğunu ve Kıbrıs adasının bir bütün olarak AB'ye alındığını belirten Straw, şu anda Kuzey Kıbrıs'ta AB müktesebatının askıda olduğunu, ancak müktesebatın Kuzey Kıbrıs'ta da uygulanmasını istediklerini ifade etti.
   
Straw, sorular üzerine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün açıkladığı Kıbrıs önerileriyle, ziyaretinin aynı zamana denk gelmesinin tamamen tesadüf olduğunu belirtti.
   
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, ziyareti nedeniyle yapılan protesto eylemlerinden üzgün olduğunu da söyledi.

HURRIYET 25/01/06

 

Star Gazetesi'ni KKTC'li işadamı Safa aldı...


      Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa çıkarılan Star Gazetesi, 5 milyon 150 bin dolara KKTC’li işadamı Ali Özmen Safa’ya ihale edildi.
      TMSF’nin Esentepe’deki binasında 19 milyon 500 bin dolar muhammen bedelle satışa çıkarılan Star Gazetesi’nin ihalesine, İpek Yayıncılık Bilim Sanatsal Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş ile KKTC’li işadamı Ali Özmen Safa katıldı.
      Kapalı zarf, açık artırma usulüyle yapılan ihale, 5 milyon 150 bin dolar teklifle KKTC’li iş adamı Ali Özmen Safa’da kaldı.
      Kıbrıs'ta 'emlak kralı' olarak bilinen ve inşaat seköründe önemli yatırımları olan Ali Özmen Safa, daha önce de Kıbrıs Türk Hava Yolları'na (KTHY) teklif vererek dikkatleri üzerine çekmişti.
     
     Matbaalar da dahil

      TMSF'den alınan bilgiye göre, Star Gazetesi'nin İstanbul merkez olmak üzere Ankara, İzmir ve Adana'da çok gelişmiş matbaaları bulunuyor. Bu matbaalarda yerel ve ulusal toplam 43 süreli yayının baskısı yapılıyor. Birçok ulusal gazetenin baskısının da yapıldığı matbaalar, mevcut portföyü ile birlikte satılacak.
      Daha önce sadece Star Gazetesi baskısı için kullanılan kaynaklar bugün 6 adet günlük, 2 adet haftalık ulusal gazetenin baskısıyla birlikte 35 bölgesel süreli yayının baskısında kullanılıyor.
      Matbaalar, 1999'dan 2003 yılı sonuna kadar Uzan Grubu'nun çıkardığı yayınlar ve Genç Parti'nin tanıtım broşürlerinin basımında değerlendirilmişti.
      Star Gazetesi'nin ihale tarihi, daha önce 6 Ekim 2005 olarak belirlenmiş, başvuru olmadığı için ihale ertelenmişti.

CNN TURK - AA
     
     SAFA: "İLERİDE BU GAZETEYİ DAHA İYİ ŞEKLE SOKMAK GEREKİR"

      İhalenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ali Özmen Safa, Kıbrıs'ta 3 yıldır gayrimenkul, turizm ve enerji sektörlerinde yatırımları bulunan bir işadamı olduğunu kaydetti.
      İngiltere'de de 5 yıldır gayrimenkul yatırımları olduğunu, bu ülkede cirolarının 100 milyon sterlin civarında bulunduğunu aktaran Safa, "İngiltere'deki projelerimiz isim yapmış projelerdir. Burada konutta birçok konuda öncülük yaptık. İngiltere'deki tecrübemizi daha sonra Kıbrıs'a getirdik. Türkiye'ye de gelecek" diye konuştu.
      Ali Özmen Safa, medya sektöründe bulunup bulunmadığına ilişkin olarak da "Residence" isimli bir emlak dergisi çıkardıklarını söyledi.
      Safa, Star Gazetesi ihalesini Türkiye'de bir yatırım fırsatı olarak gördüklerini belirterek, "İleride bu gazeteyi tabii daha iyi bir şekle sokmak gerekir. Bu konuda uzmanlarla çalışıp, uzmanların görüşlerini de alacağım" dedi.
      Uzanlarla bir problem yaşayıp yaşamadığına ilişkin bir soru üzerine Safa, "Ne tanıyorum ne tanıştım ne gördüm. O yüzden niçin bir problem olsun? Şu ana kadar bir tehdit gelmedi. İnşallah da gelmez" diye konuştu.
      Safa, muhammen bedelin çok altında sunulan teklifin makul olup olmadığına ilişkin olarak da, şunları kaydetti:
      "Bu, araştırmamızın, değerlendirmemizin bir sonucuydu. Bildiğiniz gibi değişik problemler var. Bizim vereceğimiz rakam bu kadar. Üzerine başkası verebilecekse... Star'ın bizim için olmazsa olmaz bir durumu yok. Bu hesaplı bir risktir ve değerlendirmelerimiz içinde oluyor." Safa, Türkiye'de medyada başka yatırımları olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine de, Star'ın küçük bir gazete olduğunu, başka bir fırsat olursa bunu değerlendirebileceklerini söyledi.
      "Kral FM ve Kral TV ihalelerinde sizi görebilecek miyiz?" sorusuna Safa, "Niçin olmasın?" diye cevap verdi.
     
     "ASİL NADİR'İN İLGİSİ YOK"

      Ali Özmen Safa, adının Asil Nadir'le anıldığının anımsatılması üzerine de, Asil Nadir'in Kıbrıs'ın en başarılı işadamı unvanına sahip oldunu ifade ederek, Nadir'in global dev şirketinin yanında kendi şirketinin çok küçük kaldığını söyledi.
      Safa, "Benim ona karşı Kıbrıslı işadamı olarak saygım vardır. Mukayese etmek gerekmiyor. Asil Nadir'i tanıyorum. Ama belki 3-4 sene oldu görüşmedik. Onun hiçbir ilgisi, alakası yoktur" dedi.
      Türkiye'de şu an bir ortağı bulunmadığını belirten Safa, şu görüşleri dile getirdi:
      "Ben sadece medya üzerinde çalışmıyorum, değişik alanlarda çalışıyorum. Ve tabii ki işadamı olarak ortak almam gerekir. Ama ortak olmadan da idare etme kabiliyetimiz var. Star Gazetesi'ne ilişkin ilerisi için belirlenmiş bir şey yok. Değişik yollara da girebiliriz. Bunları değerlendirmek gerekir. Ortak olarak bir isim yok." Safa, sırf gazete almak için ortaya çıkmadığını vurgulayarak, Türkiye'deki yatırım fırsatlarını değerlendirmek için ihaleye katıldığını kaydetti.
      Türkiye'de büyük çaplı konut projeleri üzerinde çalıştıklarını da aktaran Safa, "Burada konut sektöründe epey ilerleme var. Ama inancım şudur ki; sadece maddi değil, global tecrübem de katkı sağlayacak" dedi.
      Safa, yurtdışında özellikle Ortadoğu ülkelerine yönelik konut projeleri bulunduğunu bildirdi.

MILLIYET 25/01/06

 

Türkiye'nin Kıbrıs çıkışına AB ve ABD ne dedi?


      AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs sorununun çözülmesi yönündeki çabaları memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi.
      Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki bugünkü açılımı üzerine yazılı bir açıklama yapan Rehn, şunları kaydetti:
      "Kıbrıs sorunuyla ilgili mevcut kilitlenme ortamında ilerleme sağlamaya yönelik çabaları memnuniyetle karşılıyoruz. Statüko kimsenin çıkarına değildir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün bugün duyurduğu Türkiye’nin açılımı, dikkatli bir incelemeyi hak ediyor. Ben de çalışanlarıma bunu söyledim. Anladığım kadarıyla BM himayesinde ilgili taraflarla müzakerelerin sürdürülmesini amaçlayan bir açılım. AB Komisyonu böyle bir sürece destek sağlamaya hazırdır".
      Türkiye’nin geçen yıl temmuz ayında Ek Protokol’ü imzalayarak Kıbrıs Rum kesimi dahil AB’ye taahhütte bulunduğunu belirten Rehn, bunların tam olarak karşılanmasının beklendiğini ifade etti.
      Rehn, AB’nin de Nisan 2004’te "Kıbrıs Türk toplumu üzerindeki izolasyonun kaldırılması" taahhüdünde bulunduğunu hatırlatarak, Komisyon olarak bu kapsamda önerilerini sunduklarını, Konsey’in de bu doğrultuda karar alacağını umduklarını kaydetti.
      Rehn, açıklamasını şöyle sürdürdü:
      "AB Komisyonu, uzun süredir koruduğu tutumu doğrultusunda, BM önderliğinde görüşmelerin kaldığı yerden devam etmesini ve Kıbrıs sorununda en kısa zamanda kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını arzulamaktadır."
     
     DEMOKRAT VE CUMHURİYETÇİ ÜYELERDEN DESTEK

      ABD Kongresi’nin iki üyesi, Demokrat Parti Florida Milletvekili Robert Wexler ve Cumhuriyetçi Parti Kentucky Milletvekili Ed Whitfield, Türk hükümetinin yeni Kıbrıs girişimini övdü.
      ABD Temsilciler Meclisi’nin iki milletvekili ve Kongre’deki Türk dostluk grubunun üyeleri olan Wexler ve Whitfield, yayınladıkları açıklamada, Kıbrıslı Türklerin tecridinin de bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
      Açıklamada, "Türk hükümetinin bugün duyurduğu Kıbrıs eylem planı, uzun süredir devam eden Kıbrıs meselesinde ilerlemeye yönelik dengeli ve yapıcı bir çabadır" denildi.
      Kıbrıs Türk tarafının Annan Planı uyarınca 2004 yılında yapılan referandumda çözüm yönünde oy kullandığı hatırlatılan açıklamada, uluslararası toplumun Kuzey Kıbrıs’a karşı uzun süredir devam eden diplomatik ve ekonomik izolasyonun durdurulması yönünde adım atması gerektiği belirtildi.
      Açıklamada Whitfield, Türkiye’nin önerdiği eylem planının çözüm yönünde "iyi niyetli bir girişim" olduğunu ve bu planın, bütün Ada’nın ekonomik gelişmesi ve istikrarına katkıda bulunacağını ayrıca çözüm yönünde diyaloga destek vereceğini kaydetti.
      Wexler da "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü, Kıbrıs sorununa çözüm yönünde bir başka cesur planı öne sürdükleri için kutluyorum. Türk hükümeti bir kez daha bu süreci canlandırma yönündeki güçlü kararlılığını sergiledi. Güney Kıbrıs liderliğinin de buna hemen karşılık vereceği ve Kıbrıslı Türklerle, BM gözetiminde görüşmelere başlayacaklarından umutluyum" ifadelerini kullandı.
      Wexler ayrıca, BM, AB ve ABD’nin tam desteğiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’taki iki toplumun, Türkiye’nin önerdiği plan sayesinde bölgede demokrasi, barış ve refahı destekleyecek şekilde birlikte çalışma yönünde başka bir olağanüstü fırsat yakaladığını kaydetti.
     
     ABD MEMNUN

      ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, Türkiye’nin açıkladığı Kıbrıs eylem planını, "memnuniyet verici bir adım" olarak nitelendirdi.
      McCormack, düzenlediği günlük basın toplantısında bir soru üzerine, "Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bugün bu planı duyurdu.
      Ayrıntılarını henüz gördük. Üzerinde çalışmamız gerekiyor" dedi.
      ABD’nin konumunun açık olduğunu ve Annan planına dayalı bir çözüm yönünde uluslararası toplumun desteklendiğini belirten McCormack, ABD’nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile çalışmaya açık olacağını kaydetti.
      McCormack, "Bu elbette memnuniyet verici bir adım. Detayları konusunda yorum yapamam, ancak bu çaba, uzun süredir devam eden bir problemin çözümü için ilgili bütün tarafların iyi niyetini gerektiriyor" diye konuştu.
      Annan’ın, Kıbrıs’ta çözüm yönünde bir planı ve bu plana dayalı bir potansiyel çözümü bulunduğunu söyleyen McCormack, "Ancak bölge halkları bir çözüm istiyorsa, taraflar enerjilerini bir çözüme ulaşılmasına yoğunlaştırmalı" dedi.
     
     BM İNCELİYOR

      BM’nin, Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki "eylem planını" incelemekte olduğu bildirildi.
      BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sözcüsü Stefan Dujarric, basına yaptığı açıklamada, "Genel Sekreter’in talebi üzerine, BM’nin siyasi bölümü, planı dikkatle incelemekte. Bu, Genel Sekreter’in sorunun çözümü için sürdürdüğü çabalar çerçevesinde yer alıyor" dedi.
      Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı’nda bugün düzenlediği basın toplantısında, 11 maddeden oluşan Kıbrıs eylem planını açıklayarak, Türkiye’nin yeni Kıbrıs önerilerini bildirmiş, bundan sonraki dönemde de Türkiye’nin uluslararası barış ve istikrarı etkileyecek önemli gelişmelere sahne olacağını belirtmişti.

MILLIYET 25/01/06

 

Rumlar: Türkiye'nin planını ciddiye almıyoruz


      BBC TÜRKÇE

      Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Türkiye'nin dün adayla ilgili olarak açıkladığı eylem planıyla sorumluluktan kaçmaya çalıştığını söyledi.
      Yorgo Yakovu BBC Türkçe Servisi'ne yaptığı açıklamada, Türkiye'nin planını "içi boş, gösterişe yönelik bir adım" olarak nitelendirdi, dolayısıyla planı ciddiye almadıklarını belirtti.
      Yakovu, "Sanırım Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün kafası biraz karışık. Zira bahsettiği şey, yani Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına yönelik tüm kısıtlamaların kaldırılması, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne karşı bir yükümlülüğü. Türkiye 3 Ekim'de bu yükümlülüğü kabul etti. Şimdiyse önerilerle bu yükümlülükten kaçmaya çalışıyor" dedi.
      Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamadaysa, "Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki açılımının, dikkatli bir incelemeyi hak ettiği" belirtilmişti.
      Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Kıbrıs sorunuyla ilgili mevcut kilitlenme ortamında, ilerleme sağlamaya yönelik çabaları memnuniyetle karşıladıklarını söylemişti.
      Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından açıklanan eylem planı 10 maddeden oluşuyor.
      İlk iki madde, Türkiye'nin liman ve hava alanlarını Rumlara açmasını öngörüyor, ki bu, Türkiye'nin Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa Birliği'ne karşı yükümlülüğü.
      Birlik, Ankara'nın bu adımı 2006 yılı içinde atmasını şart koşmuştu.
      Türkiye bu adımın karşılığı olarak tanımlanabilecek bir şekilde, Kıbrıs Türkleri'nin ekonomik izolasyonuna son verilmesini sağlayacak önerilerde bulunuyor.
      8 maddeye yayılan düzenlemeler, Kuzey Kıbrıs'ın dünya ile doğrudan ticaret yapabilmesini, adanın bu kesimine doğrudan uçuşların başlamasını öngörüyor.
      Aslında bu yanıyla öneriler, geçen yıl Mayıs ayında sunulanlardan farklı değil.
      Ancak Türkiye bu kez plana nihai şeklini vermek amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türkler ve Rumların katılımıyla en geç Haziran 2006'ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesini istiyor.
     
     Rumlar Annan'la işbirliğine açık

      Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu BBC Türkçe Servisi'ne yaptığı açıklamada bu noktada Kofi Annan'la işbirliğine açık olduklarını söyledi.
      Yorgo Yakovu, "Sayın Genel Sekreter bir konuşsun bakalım. Sayın Annan, Güvenlik Konseyi'nden aldığı yetkiyle bir iyi niyet misyonu yürütmektedir. İyi niyet misyonu da ilgili tüm taraflar ile istişare demektir. Genel Sekreter'den beklenen de budur" dedi.
      Türkiye'nin önerileri, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs, Ankara ve Atina üçgeninde başlayacağı temaslarla aynı zamana rastladı.

MILLIYET 25/01/06

 

Kıbrıs satrancı



TÜRKİYE Kıbrıs satrancında yeni bir hamle yaptı; Abdullah Gül'ün dünkü açıklamasıyla...
Bu hamle, İngiliz Başbakanı Jack Straw'ın Kıbrıs'ta bulunduğu zamana "tesadüf" etti! Öyle bir zaman ki, Rumlar Straw'a karşı nezaket sınırlarını bile aşan tepkiler ortaya koyuyor, Straw da KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ı "makamında ziyaret" ediyor! ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da şubatta Türkiye'ye geliyor!
Bu da "tesadüf" tabii!
Ve Abdullah Gül, açıkladığı "eylem planını" çeşitli diplomatik temaslar yaptıktan sonra hazırladıklarını söylüyor. Belli ki Türkiye bu planını, başta ABD, İngiltere ve BM Genel Sekreteri olmak üzere, önemli aktörlerle görüşerek hazırlamış, şu veya bu ölçüde destek sağlamış.

Türkiye'nin hamlesi
Baba Bush 1991'de Cumhurbaşkanı Özal'a Kıbrıs sorunu için "dörtlü görüşmeler" önermişti; Türkiye'de seçimlere gidildiği için bu konuda Ankara bir adım atamamıştı.
Şimdi Abdullah Gül, Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Rum yönetiminden oluşacak aynı dörtlü toplantıyı öneriyor. "Annan Planı"nı devrede tutmak ve "uluslararası zemin" oluşturmak için de bu toplantıların "BM Genel Sekreteri'nin himayesinde" yapılmasını istiyor.
Türkiye bu planla Mayıs 2005'te yaptığı "öneri"nin "bir adım ötesine" geçerek daha etkin bir "eylem planı" sunuyor.
AB üyeliğini kullanarak Türkiye'yi sıkıştıran Rum yönetimi, Türkiye'nin bu zamanlaması ve içeriği çok iyi düzenlenmiş "eylem planı" karşısında şimdi kendisi sıkışacak.
Türkiye böylelikle, Rum baskısıyla AB'den gelen "Limanlarınızı tek taraflı açın" hamlesine karşı hamle yapıyor!
"Şah mat" değil elbette, çünkü maç daha çok uzun...

Maçın başındayız
Abdullah Gül, açıkladığı planın diplomaside çok görülen basit taktiklerden biri olarak algılanmasını istemiyor. Bunun "samimi bir çözüm planı" olduğunun kabul edilmesini istiyor. Ortaya "dörtlü toplantılar" gibi mekanizma koyması bu samimiyetin bir ispatı...
Başka bir şey daha var: Rumlar çözüm istemiyor, AB'yi kullanarak Türkiye'yi sıkıştırmak suretiyle "bir şeyler koparmak" istiyor. Bu çok açık.
Ankara ise çözüm sürecinin başlamasını istemekle kalmıyor, hem bunun mekanizmasını ortaya koyuyor, hem BM'nin gözetimini isteyerek işi ne kadar ciddi tuttuğunu gösteriyor.
Elbette Kıbrıs meselesi yakın bir gelecekte çözülmeyecek. Rum kesiminin 2008'deki seçimlerinden önce bir çözüm beklemek zor... Hele de seçimleri Papadopulos gibi bir 'faşist' kazanırsa daha da zor...
Ama şu mümkün: Çözüm için uluslararası baskı Türkiye ve KKTC üzerinde azalıp Yunanistan ve Rum yönetimi üzerinde yoğunlaşabilir. İşte Ankara'nın yapmak istediği bu...
Rum ve Yunan tarafının üzerindeki baskının artması demek, Türkiye ve KKTC'nin haklılıklarının daha çok gündeme gelmesi demektir. Bu da AB sürecinde "Limanlarınızı Rumlara açın" baskısı karşısında Türkiye'nin elini güçlendirir elbette. İşte Ankara'nın dün yaptığı satranç hamlesinin asıl başarısı budur.
Gül bu gidişle başarılı Dışişleri bakanlarımız listesinde yerini alacak.
Türkiye bu şekilde elini güçlendirerek bir kere daha açıkladı: "Tek taraflı olmaz, siz izolasyonu kaldırın, biz limanları açalım, oturup çözümü konuşalım..."
Rumlar hemen "hayır" dedi tabii.
Olsun, şu anda 1-0 Türkiye galip, ama daha maçın çok başındayız.

TAHA AKYOL MILLIYET 25/01/06

 

Yeter ki tecrit kaldırılsın

 

Türkiye, yeni 'eylem planı'yla limanların Rum tarafına açılmasını KKTC'ye tecridin kalkmasına bağladı. Gül, mayıs ya da hazirana dek süre tanıdığı öneri için Annan'dan dörtlü zirve istedi

RADIKAL 25/01/06

RADİKAL - ANKARA - Türkiye, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunduğu 'eylem planı'yla limanların Rum gemi ve uçaklarına açılmasını koşula bağladı. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'taki iki tarafın bir araya gelerek kısıtlamaları karşılıklı kaldırması için harekete geçen Ankara, bu girişimin mayıs-haziran'a dek gerçekleştirilmesi gerektiğini duyurdu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, dün bakanlıktaki basın toplantısıyla ilan ettiği 10 maddelik planı 20 Ocak'ta alan Annan'ın "Dikkatle inceleyeceğim" yanıtını verdiği kaydedildi.
Konuşmasına "Neden Kıbrıs ve neden şimdi?" sorusuyla başlayan Gül, bu konudaki tıkanıklığı aşmak gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Sunduğumuz 'Eylem Planı'nın bütün olarak içtenlikle uygulanmasını öneriyoruz. Önerinin ana fikri Kıbrıs'ta iki tarafa yönelik kısıtlamaların kaldırılması, taraflar arasındaki farklılıkların azaltılması suretiyle sosyo-ekonomik kalkınmanın teşviki ve özlü kazanımlar sağlanması. Planın bir siyasi çözümü ikame etmediğini özellikle vurgulamak isterim. Bununla birlikte, girişimimizin soruna kapsamlı çözümü kolaylaştıracak yeni bir süreci başlatabileceğine inanıyoruz."

Dörtlü toplantı çağrısı
Dışişleri Bakanı, limanların karşılıklı olarak açılmasının iki tarafın AB ile bütünleşmesine hizmet edeceğini belirtirken, bu süreçte BM Genel Sekreteri'nin liderliğine 'Annan'ın dörtlü zirve düzenlemesi' önerisiyle atıf yaptı. Gül, "Yeni öneri paketi ilk adımı oluşturabilir" dedi. Ancak Gül, AB'nin 2006'da limanlara dair baskıyı artıracağı anımsatılınca "AB ayrı, kronik sorunun çözümü ayrıdır. Bu işin BM himayesinde olduğunu bilinçle söyledim. Türkiye, 17 Aralık kararlarını uyguladı. Bunun zamanlaması vardır. TBMM'ye gider, Yüce Meclis'in diyeceğine bir şey diyemeyiz" yanıtını verdi. Rumların Kıbrıs konusunu AB'ye taşıma niyetini anımsatan Dışişleri Bakanı, AB'nin de çözüme katkı yapması gerektiğine dikkat çekti. Önerilerin BM raporları ve AB ilkelerine uygun olduğunu anlatan Gül, 'Rumlar öneriyi kabul etmezse limanlar ne olacak' sorusuna, "Limanları tek taraflı açmayacağımızı herkes biliyor. Karşı taraf üzerine düşeni yapmazsa yapılacak bir şey yoktur" diye yanıt verdi.

'Rumlar testten geçecek'
Türkiye'nin takvim ortaya koyarak samimiyet sergilediğini de belirten Gül, "Adanın bölünmüşlüğünden en çok şikayet eden Rumlar. Burada samimiyet testinden geçecekler" dedi. Türkiye dün planla ilgili BM Güvenlik Konseyi üyeleri de dahil ilgili ülkelere bilgi verdi. Ankara, mayıs/haziran takvimiyle mayıstaki Rum seçimleri, nisandaki Gümrük Birliği taraması ve Annan'ın görev süresi dolmadan harekete geçmeyi hedefliyor.


 

10 maddelik plan
ANKARA - 10 maddelik 'eylem planı'nın ilk altı maddesi atılması gereken adımları, son dört maddesi uygulama yöntemlerini içeriyor:
1. Türkiye'nin deniz limanlarının Rum gemilerine açılması.
2. Rum uçaklarının Türk hava sahası ve havaalanlarını kullanması.
3. Mağusa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıs'taki limanların uluslararası dolaşıma açılması.
4. Ercan Havaalanı'nın doğrudan uçuşlara açılması.
5. Kuzey Kıbrıs'ın AB Gümrük Birliği'ne pratik açıdan katılması.
Adada iki taraf ve dünyanın geri kalanı ile engelsiz ticaret yapılması.
6. Kıbrıs Türklerinin uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlarda faaliyetlere serbestçe katılabilmesi.
7. Mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006'ya dek bir üst düzey toplantı yapılması.
8. Plan ve toplantının sonucunun Annan tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Genel Sekreteri'nin ayrıca, gelişmeleri Konsey'e rapor etmek amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunu değerlendirmesi.
9. BM ve Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
10. Eylem planı tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Plan, adada kapsamlı çözüm perspektifinden, gerçek işbirliği ve karşılıklı güven yaratmayı amaçlamaktadır.
(Radikal)


 

Erdoğan BM'yi zorluyor
Başbakan'ın 2004 Ocak'ındaki Davos Forumu'nda Annan ile buluşması, adada referandumların yolunu açmıştı. Başbakan bu yıl da Annan ile görüşecek.
FOTOĞRAF: AFP


Erdoğan, 'KKTC'ye tecrit kalksın' diyen Annan raporunun BM Güvenlik Konseyi'nde onayını istedi: Sumenaltı etmeyin. Başbakan, Rus vetosunu aşmak için Putin'i aradığını da anımsattı

ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, Kıbrıslı Rumların geleneksel ortağı Rusya'nın vetosu nedeniyle BM Güvenlik Konseyi'nde bir türlü görüşülemeyen Kıbrıs'la ilgili Annan raporu konusunda BM'ye sitem etti. "BM Güvenlik Konseyi sumenaltı mantığı ile hareket etmemeli. Bu kadar önemli bir mesele, bu kadar zaman bekletilemez" diyen Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm konusunda sözünde durduğunu vurgulayarak, "Sözünde durmayanların bizden yeni bir şey beklemesin" vurgusu yaptı.

'Rus elçileri adaya gitsin'
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile önceki akşam telefonla görüşen Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de Kıbrıs'la ilgili önemli açıklamalar yaptığı dün Meclis grup konuşmasında Kıbrıs'ı öne çıkardı. Erdoğan'ın mesajları şöyle:
YENİ İNİSİYATİF: Biz Kıbrıs'ta adil ve kapsamlı çözümden yana irademizi bir kez daha ortaya koyuyoruz. Bir kez daha bu yönde inisiyatif koyuyoruz. Türkiye bütün dış meselelerinde olduğu gibi Kıbrıs meselesinde de inisiyatif almaya, adil, barışçı, kapsamlı çözüm politikalarını kararlılıkla uygulamaya devam edecektir. Muhataplarımızla KKTC'nin haklarını güvence altına alarak dünyaya açılması için destek istiyoruz. Putin'le yaptığım görüşmede de KKTC'nin şu andaki mağduriyetlerini giderecek konular gündemimizi oluşturdu. Kendilerinden tecridin kaldırılması ve Rusya'dan dört büyükelçinin KKTC'yi ziyaretinin daha farklı bir şekilde devamına dair destek istedim. Kendileri de çözümün BM'de olduğunu ifade etti.
KONUYU AB'YE KAYDIRMAYIZ: Kıbrıs Rum Kesimi zemin kaydırması yapmak istemektedir. Kıbrıs davasını BM'den AB'ye kaydırmaya çalışmaktadır. Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değildir. Biz hep şunu işliyoruz. Bize böyle dediğiniz halde 1 Mayıs'ta Güney Kıbrıs'ı AB'ye dahil ettiniz. Dolayısıyla siz sözünüzde durmadınız. Garantör ülke olarak Türkiye sözünde durmuştur. KKTC halkı sözünde durmuştur. Siz sözünüzü yerine getirmedikçe, bizden yeni bir şey farklı bir şey, beklemeyin. İktidarımız bu kararlılığını aynen devam ettiriyor.
SUMENALTI MANTIĞIYLA OLMAZ: Davos zirvesinde Annan ile görüşeceğiz. Diğer liderlerle de konuyu konuşacağız. Referandum sonrası Annan'ın iyi niyet kapsamında hazırlanmış raporunun hâlâ BM Güvenlik Konseyi'nden çıkmamış olması bile düşündürücüdür. Konsey sumenaltı mantığıyla hareket etmemelidir. Bu kadar uzun süre bu kadar önemli mesele bekletilemez.
AKTİF POLİTİKA: Kimse bizden silik, pasif ve çözümsüzlüğe bağlı dış politika beklemesin. Türkiye aktif, kararlı, bölgede söz sahibi dış politikasını sürdürecek.
(Radikal)


 

Rehn: Öneri dikkate alınmaya değer
BRÜKSEL - Türkiye'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunduğu 'KKTC'ye tecridin kaldırılması karşılığında limanlarımızı Rum gemi ve uçaklarına açalım' önerisi AB içinde farklı tepkilere yol açtı.
Türkiye'nin önerisine olumlu yaklaşan AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn konu üzerinde 'dikkatle çalışacaklarını' söyledi. Rehn "Kıbrıs sorunuyla ilgili mevcut kilitlenme ortamında ilerleme sağlamaya yönelik çabaları memnuniyetle karşılıyoruz. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün açıkladığı öneri dikkatli bir incelemeye değer. Gerekli birimlere de bu talimatı verdim. Avrupa Komisyonu konunun tartışmaya açılması için katkıda bulunmaya hazırdır" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin Ek Protokol'ü imzalayarak Rum kesimi dahil AB'ye taahhütte bulunduğunu belirten Rehn, bunların tam olarak karşılanmasının beklendiğini ifade etti. Rehn, "Avrupa Komisyonu, BM önderliğinde görüşmelerin kaldığı yerden devam etmesini ve Kıbrıs'ta en kısa zamanda kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını arzulamaktadır" diye konuştu.

Brok: Öneride yeni bir şey yok
Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok ise Türkiye'nin getirdiği önerinin 'yeni bir nokta barındırmadığını' söyledi. Alman Hıristiyan Demokrat Brok, Kıbrıs'ta tıkanıklık yaşandığını ifade ederek, Türkiye'nin Ek Protokol'ü uygulaması gerektiğine dikkat çekti. AP Liberal Grup üyesi Marios Matsakis de önerisinin yeni olmadığının altını çizerek, "Türkiye köşeye sıkıştı. 2006'da Türkiye'nin Ek Protokolü uygulamaya geçirmesi gerekiyor" dedi.
Bu arada Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Kıbrıs raportörü Matyas Eörsi, adaya yapmak istediği ziyaret için güçlük çıkaran Rumlara kızıp istifa etti. Adanın iki kesimine de gitmeyi planlayan Eörsi, Rumların sürekli zorluk çıkardığını ve ziyaretleri çeşitli bahanelerle ertelediği söyledi. (Dış Haberler)


 

Artık dikkatler Davos'ta
ANKARA - Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki önerilerini dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ağzından dünyaya açıklarken, dikkatler Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık olağan toplantılarına çevrildi. Henüz bir randevu kararlaştırılmamış olsa da Davos toplantılarına katılacak olan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşmesi bekleniyor. Kıbrıs'ta Annan Planı'nı referanduma götürme süreci de 2004'te Erdoğan'la Annan'ın Davos buluşmasıyla başlamıştı.
Başbakan, Davos toplantıları vesilesiyle Annan dışında ikili temaslarda da bulunacak. Bu yılki temasını 'yaratıcı zorunluluk' başlığının oluşturduğu beş gün sürecek foruma katılmak üzere yarın Davos'a gidecek olan Erdoğan'ın Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref ve İsviçre Cumhurbaşkanı Moritz Leuenberger'in aralarında bulunduğu 12 kadar liderle ikili görüşmeler yapması bekleniyor. Davos'ta işadamı gruplarıyla da buluşacak olan Erdoğan, 'Avrupa'nın Genişleyen Sınırları', 'İş Dünyası Etkileşim Grubu Türkiye Toplantısı' ve 'Yeni Mukayeseli Avantajlar' konulu panel ile toplantılara katılacak. Erdoğan, 27 Ocak'ta Türkiye'ye dönecek.
Devlet Bakanı Ali Babacan da, Davos Forumu'nda 'Terörizm Karşıtı Önlemler Ekonomik Büyümeyi Boğar mı?' başlıklı toplantıda bir konuşma yapacak. Fener Rum Patriği Bartholomeos'un da forumda yarın düzenlenecek olan 'Ekonominin Ahlaka İhtiyacı Var mı?' başlıklı toplantıda konuşması öngörülüyor.
(aa)


 

Rum Yönetimi: Öneriler temcit pilavı
ATİNA - Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye'nin BM'ye sunduğu yeni önerileri 'temcit pilavı' sayıp geri çevirdi. Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül daha önerinin detaylarını açıklamadan "Yeniden ısıtılmış yemek" derken, Rum lideri Tasos Papadopulos da "İçinde yeni bir şey yok" yorumunu yaptı. Rum lider, öneriyle ilgili sorulara "Bence bu girişim 2004'te yapılan önerinin aynısı ve Türkiye'nin Kıbrıs'a ve AB'ye karşı yükümlülüklerinin üzerini örtme çabası" yanıtını verdi.
Telefonla Rum televizyonu RİK'in sorularını cevaplayan Yakovu da, "Türkiye birkaç ay önce de aynı öneride bulunmuştu. O öneri de havada kalmıştı. Türkiye birbiri ile ilgisiz iki konuyu (Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesi ile Türkiye'nin limanlarının Rum tarafına açmayı) birleştirmeye çalışıyor. Türkiye kendisi için olumlu intiba yaratmak peşinde" dedi. Yakovu, Türkiye'nin er veya geç AB'ye karşı sorumluluklarını yerine getirmek zorunda olduğunu belirterek, Kıbrıslı Türklerin tecrit edilmediklerini ileri sürdü.
Yunan ve Rum basını, Atina ile Lefkoşa'nın yine 'gafil avlandığı' yorumu yaptı. Etnos, 'Türkiye, Yunanistan'ı uykuda yakaladı. Erdoğan'ın 2004'te BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesi ile başlayan süreç adada referandumlarla sonuçlanmıştı. Erdoğan yine Annan ile görüşecek' diye yazdı. Rum Fileleftheros ise 'Türkiye AB'deki engelleri aşmaya çalışıyor' dedi.

BM açıklamasına öfke
Öte yandan Yakovu, Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan ziyaretlerinin 'BM çözüm çabalarını tamamlayıcı bir misyon' olduğuna dair Genel Sekreterlik açıklamasına tepki gösterdi. Rum Bakan, "Talihsiz" diye nitelediği BM açıklamasına şaşırdığını söylerken, "Straw'un özel bir misyonu yok. Britanya'nın Türkiye'nin AB perspektifine desteğinden ötürü kendisine verilen bir ödül için Ankara'ya gitti" dedi.
Papadopulos'un protesto için bir araya gelmeyeceği Straw bugün Kıbrıs'ta önce Yakovu'yla görüşecek. Straw, KKTC ve Türkiye ziyareti sonrası perşembe Atina'da Başbakan Kostas Karamanlis ile bir araya gelecek.
(Radikal)


 

BM'den Straw'a destek
NEW YORK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs sorununun çözümü için adanın kuzeyi ve güneyi ile Türkiye ve Yunanistan'ı içeren misyonunu memnuniyetle karşıladığını açıkladı. BM açıklamasında, Annan'ın Straw'un üstlendiği girişimden duyduğu memnuniyet dile getirilirken, şu ifadeler kullanıldı:

'Tamamlayıcı nitelik'
'Genel Sekreter, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm yollarını araştırma konusunda kararlılığını sürdürmektedir ve Britanya Dışişleri Bakanı'nın misyonu BM'nin konuya aktif müdahilliğini tamamlayıcı bir nitelik taşıyacaktır" ifadeleri kullanıldı.
Kıbrıslı Türklerin aksine Kıbrıslı Rumların hazırladığı planı reddetmesi sonrası Annan, adada yeni müzakere süreci başlatmak için girişimde bulunabilmesi için zemin olmadığını açıklamıştı. Annan'ın hazırladığı ve ülkeleri KKTC'ye yönelik tecridi kaldırmaya çağıran rapor ise BM Güvenlik Konseyi'nde Rus vetosuna takılmış durumda. Annan'ın Kıbrıs konusunu son olarak bugün Dünya Ekonomik Forumu'nun düzenlenmeye başlanacağı Davos'ta Başbakan Tayyip Erdoğan'la görüşmesi bekleniyor. Ancak henüz bir randevu belirlenmiş değil.
(afp)

Ankara'dan AB'ye: Kıbrıs BM'nin işi

Murat Yetkin

Hükümet, AB adım atmadan ek protokolü Meclis'e getirmeye niyetli değil

RADIKAL 25/01/06

Dün Başbakan Tayyip Erdoğan'ın AK Parti Meclis grubunda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de basın toplantısında yaptığı Kıbrıs açıklamalarının önemli bir mesajı vardı. Bu mesajın iki muhatabı bulunuyordu. Muhataplardan birisi Birleşmiş Milletler Genel Sekereteri Kofi Annan, diğeri ise Avrupa Birliği Komisyonu idi.
AB'ye verilen mesajın, Kıbrıs sorununun çözülmesi işini üstlenmeye ve bu konuyu Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde engelleyici unsur olarak kullanmaya kalkışmaması olduğu söylenebilir.
BM Genel Sekreteri'ne düşen mesajın ise, Kıbrıs sorununa sahip çıkması, Erdoğan'ın deyimiyle 'sumenaltı etmemesi' olduğu görülüyor.
BM Genel Sekreteri Annan'ın sorunu sumenaltı ettiği, sürüncemede bıraktığı bir gerçek. Ama bu durumun Annan'ın kişisel tercihi olduğu söylenemez. Tersine, bu düzeye gelmiş bir diplomat, özellikle de kendi adını taşıyan bir planın göz göre göre çöpe atılmasından hoşnut olamaz. Ancak Annan Planı'nın Nisan 2004 referandumu ardından hazırlanan raporunun BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması hâlâ gerçekleşmemiştir. Bunun nedeni, Kıbrıs Rum hükümetiyle güçlü siyasi, dini ve mali bağları olan Rusya'nın, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi sıfatıyla raporun sunulmasını veto etmesidir. Başbakan Erdoğan'ın bugüne dek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaptığı çok sayıda görüşme, bu vetoyu kaldırmaya yetmemiştir. Buna önceki akşam yapılan telefon görşmesi dahildir.
BM Güvenlik Konseyi'nin diğer dört veto yetkisine sahip üyesinden Çin, konuya ilgisiz ve çekimser kalmaktadır. ABD, İngiltere ve Fransa dışişleri bakanları kısa bir süre içinde Ankara'da olacaklardır. Kendileriyle görüşülecek konular arasında Irak ve İran'ın yanı sıra, Kıbrıs'ın da bulunacağı anlaşılmaktadır.
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, dünkü Kıbrıs Rum ve Türk devletleri ziyaretinden sonra, bu akşam saatlerinde Türkiye'de olacaktır. Erdoğan'ın yarın İsviçre'nin Davos kentinde Annan ile görüşmesi beklenmektedir. Türkiye'den sonra da Yunanistan'a gidecek olan Straw'un, Kıbrıs için yeni bir girişim için zemin yokladığı, İngiliz diplomatik kaynaklarınca ifade edilmektedir.
Gül'ün dün ayrıntılarını açıkladığı girişim, böyle bir zamanlama ile ortaya atılmıştır.
Mayıs-Haziran 2006'ya dek BM, Kıbrıs'taki iki devlet, Yunanistan ve Türkiye'nin bir araya gelerek çözüm için bir mekanizma oluşturulması önerilmektedir.
Girişim, aslında BM zemininde çözüm arayışını öne çıkarması bakımından, AB kararlarıyla da uyum içindedir. Ancak bu girişimin, BM'yi devreden çıkarıp sorunu bütünüyle AB zeminine çekmeye çalışan Kıbrıs Rum Cumhuriyeti tarafından kabul görmesi neredeyse imkânsız görünüyor.
Ama zaten dün Dışişleri Bakanı Gül'ün de vurguladığı gibi Türkiye, Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarını kendi AB sürecinin tamamıyla dışında tutmak istiyor.
Erdoğan'ın 4 Ocak'ta askerlerle yaptığı toplantı, 20 Ocak'ta Ankara'daki AB büyükelçileriyle yediği yemek ve nihayet dün Gül'ün ayrıntılarını açıkladığı girişim, şunları gösteriyor:
- Türkiye, Kıbrıs sorununa, AB metinlerinde de yer aldığı gibi, BM zemininde çözüm aranmaya devam edilmesini istiyor,
- Bununla birlikte, Kıbrıs sorununun AB zeminine çekilme çabalarını kabul etmeyeceğini peşinen ilan ediyor,
- Bu çerçevede, İngiltere, ya da başka bir ülke tarafından yapılacak bir girişimin önceliği AB'ye verme ihtimalinin de önüne geçmek istiyor,
- Hükümet, 1963 Ankara Anlaşması'nı Kıbrıs Cumhuriyeti'ni dahil eden ve liman ve havaalanlarının Kıbrıs Rum bayrağına açılmasına izin verecek Ek Protokolü şu aşamada Meclis onayına getirmeyecektir. AB Komisyonu'ndan, bu yönde gelen 'müzakereler başlamaz' baskısına karşın bunu yapmayacaktır. Gül'ün dünkü basın toplantısında 'AB Parlamentosu henüz onaylamamışken' vurgusu yapması, önemli bir ayrıntıdır.
Ankara'nın 2003 yılından itibaren değiştirdiği Kıbrıs politikası, henüz istediği sonucu getirmedi. Ancak uluslararası politikada Kıbrıs Türkleri üzerine son 30 yıldır yapışan uzlaşmazlık yaftasını kaldırıp, Rumların üzerine yapıştırdı. Türkiye'nin açıkladığı bu girişimin Tasos Papadopulos yönetiminin uzlaşmaz ve hırçın tutumunu biraz daha ortaya çıkaracağı söylenebilir.

Ortak yok

Erdal Güven

RADIKAL 25/01/06

Gül'ün, Kıbrıs'la ilgili eylem planını dinledikten sonra, aklıma gelen ilk soru şuydu: "Papadopulos yönetimi bu planı kabul eder mi, daha doğrusu niye kabul etsin?" Bu sorunun arkasındaki mantık, eylem planını yermek değil, zaafına dikkat çekmek.
Kendimizi kandırmayalım. Gül'ün dün ortaya koyduğu eylem planı, Ankara'nın Kıbrıs politikasını yenilemiyor, bir çerçeve ve takvim dahilinde yineliyor. Pekiştiriyor. Bunda yanlış bir şey yok. Türkiye, çözüm odaklı politikasını koruyor, çözümü zorlamayı sürdürürüyor.
Siyasi olarak da diplomatik olarak da doğru bir hamle bu. Hatta geç kalındığı bile söylenebilir. Ankara, Kıbrıs'taki çözümsüzlüğün en fazla Türk tarafına zarar verdiğinin bilinciyle, hem çözüme dönük politikasını koruyup sürdürdüğünü bir kez daha gösterdi; hem de pratikte Rum tarafı üzerindeki baskıyı artırabilecek bir manevra yaptı. Belli ki Ankara bir yandan Kıbrıs'taki moral üstünlüğünü pekiştirirken, bir yandan da bunu somut kazanımlara tahvil etmenin hesabı içinde. Diplomaside her hamle sonuç almak için yapılmaz. Bazı hamleler de iz bıraksın diye yapılır. Eylem planı da bu tür hamlelerden.
Zaten benim kastettiğim zaaf, planın kendisinden ya da genel olarak Türkiye'nin Kıbrıs politikasından kaynaklanmıyor. Gül'ün açıkladığı plan da bu politika doğrultusunda bir diplomatik hamle. Planda öngörülen eylemler uygulamaya geçirilebilse elbette çözüm süreci ivme kazanabilir, kazanır. Türkiye'nin Kıbrıs politikasının ve eylem planının zaafı, tam da söz konusu plan ve politikanın birinci derecedeki muhatabından, Papadopulos yönetiminden kaynaklanıyor. Lafı uzatmadan söyleyeyim: Bugün Türkiye'nin, daha doğrusu Türk tarafının Kıbrıs'ta çözüm için bir ortağı yok. Papadopulos yönetimi, 'çözüm'ün değil, 'sorun'un bir parçası.
Planda, somut olarak Papadopulos yönetiminin artı hanesine kaydedebileceği ne var? Türkiye'nin deniz ve havalimanlarının
Rum gemi ve uçaklarına açılması. İyi ama Türkiye bu açılımları yapmayı zaten taahhüt etmiş durumda. Nasıl mı? AB ile arasındaki gümrük birliğini Kıbrıs Cumhuriyeti dahil 10 yeni üyeye genişletmesini öngören ek protokolü imzalayarak. Bu açılım halihazırda, Ankara'nın Rum yönetimine vereceği bir ödünden ziyade, AB'ye üyelik sürecinde yerine getirmesi gereken yükümlülüklerden biri. AB üç günde bir anımsatıyor zaten bu yükümlülüğü Ankara'ya. Son olarak Rehn, Türkiye'nin bir sonraki ilerleme raporu yayımlanmadan önce bu konudu adım atması gerektiğini belirtti. Dolayısıyla, Papadopulos yönetiminin, bu bağlamda yapması gereken tek şey beklemek.
Hal böyleyken eylem planında Rum yönetiminden kabul etmesi beklenen maddelere bakalım: Kuzey Kıbrıs'taki limanların uluslararası ticarete açılmasını onaylamak; Ercan Havaalanı'nın doğrudan uçuşlara açılmasına izin vermek; Kuzey Kıbrıs'ın AB gümrük birliğine dahil edilmesine ses çıkarmamak; Kuzey Kıbrıs üzerindeki tüm sportif, kültürel ve sosyal kısıtlamarın kaldırılmasına rıza göstermek; ilk günden itibaren yerden yere vurduğu Annan Planı temelinde, yeni bir görüşme sürecine katılmak; BM ve Avrupa Birliği'nin, pratikte Kuzey Kıbrıs'ın siyasi statüsünü yükseltecek adımlar atmasına seyirci kalmak, hatta bunlara katkıda bulunmak... Papadopulos'la mı? Unutun gitsin... Her şey bir yana, Papadopulos yönetiminin, Straw'un, Talat'ı makamında ziyaret etmek istemesi üzerine kopardığı yaygara bile fazlasıyla aydınlatıcı değil mi?

Hazirana kadar dörtlü toplantı

Türkiye, Kıbrıs sorununu çözmek amacıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a öneri paketi sundu. Kıbrıs'ta her iki tarafa yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını öngören bir dizi öneri yapılan pakette ayrıca Mayıs/ Haziran 2006'ya kadar Annan himayesinde üst düzey bir toplantı yapılması da teklif ediliyor

Hazirana kadar dörtlü toplantı

ÇÖZÜM İSTİYORUZ... Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, dün bir basın toplantısı düzenleyerek hazırlanan 10 maddelik öneri paketini açıkladı. Abdullah Gül, 2005'teki gelişmelerin Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılamamasının her iki halkın çıkarına olmadığını gösterdiğini ifade ederek, kalıcı ve adil bir kapsamlı çözüm bulunmasının temel öncelikleri olduğunu kaydetti

PLAN, ÇÖZÜM SÜRECİNİN YOLUNU AÇABİLİR... Gül: Bundan sonraki dönemde de Türkiye, uluslararası barış ve istikrarı etkileyecek önemli gelişmelere sahne olacak. Türkiye, bölgesinde olumlu bir rol oynama imkanı ve kabiliyetine sahiptir. Açıkladığımız eylem planı, karşılıklı ve iyi niyetli bir şekilde uygulanırsa, çözüm sürecinin yolunu açabilecek

 

İşte eylem planı

1. Türkiye'nin deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine açılması;

2. Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;

3. Gazimağusa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıs'taki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına açılması;

4. Ercan Havaalanı'nın Kıbrıs Türk yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması;

5. Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Adadaki taraflar arasında ve taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz biçimde yapılmasının sağlanması;

6. Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi."

Planın sonraki maddelerinde, uygulama için atılacak hususlara yer veriliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:

"7. Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006'ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi;

8. Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Genel Sekreteri'nin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi'ne rapor etmek amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;

9. BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.

10. Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, adada gerçek bir işbirliği ve karşılıklı güven ortamı yaratmayı amaçlamaktadır.

Bu bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri'nin planı temelinde kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006 yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını içtenlikle ümit etmektedir."

 

 

Türkiye, Kıbrıs sorununu çözmek amacıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a öneri paketi sundu.

Kıbrıs'ta her iki tarafa yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını öngören bir dizi öneri yapılan pakette ayrıca Mayıs 2006'ya kadar Annan himayesinde üst düzey bir toplantı yapılması teklif ediliyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün bir basın toplantısı düzenleyerek hazırlanan 10 maddelik öneri paketini açıkladı.

Abdullah Gül, 2005'teki gelişmelerin Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılamamasının her iki halkın çıkarına olmadığını gösterdiğini ifade ederek, kalıcı ve adil bir kapsamlı çözüm bulunmasının temel öncelikleri olduğunu kaydetti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin yeni Kıbrıs önerilerini açıklayan Gül, eylem planının 20 Ocak'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iletildiğini söyledi.

Gül, bundan sonraki dönemde de Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrarı etkileyecek önemli gelişmelere sahne olacağını belirtti. "Türkiye bölgesinde olumlu bir rol oynama imkanı ve kabiliyetine sahiptir" diye konuşan Gül, dün açıkladığı Kıbrıs eylem planının her iki tarafa yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını öngördüğünü bildirdi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde böyle bir çözüme 2004'te çok yaklaşıldığını belirten Gül, böyle bir çözümün hâlâ gerçekleşeceğine inandıklarını bildirdi. Gül, açıkladığı eylem planının karşılıklı ve iyi niyetli bir şekilde uygulanmasının çözüm sürecinin yolunu açabileceğini de söyledi.

Gül'ün açıkladığı eylem planının ilk maddeleri çerçevesinde, Türk deniz ve hava limanlarının Kıbrıs Rum gemilerine, KKTC limanlarının da uluslararası ticarete açılması yönünde öneriler bulunuyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs konusuna ilgisinin devam ettiğini ve koşullar uygun olduğunda müzakere sürecini yeniden başlatmaya hazır olduğunu söyledi.

Gül, sözlerine şöyle devam etti:

"Ancak, uluslararası camianın da gayet yakinen bildiği üzere, Türk tarafının tüm gayretlerine rağmen, geçtiğimiz yıl yaşanan gelişmeler, BM Genel Sekreteri'nin kapsamlı çözüme giden müzakere süreci için arzu ettiği uygun zemini oluşturmamıştır.

Tıkanıklığın devam ettiği görülmektedir. Ancak, BM Genel Sekreteri'nin konuya olan ilgisinin devam ettiğini ve koşullar uygun olduğunda müzakere sürecini yeniden başlatmaya hazır olduğunu memnuniyetle görmekteyiz.

Bununla birlikte, mevcut koşullar bizi, bölgedeki genel durumu iyileştirmeye yönelik somut adımlar atmaktan alıkoymayacaktır. Karşılıklı ve birbirini tamamlayıcı nitelikteki önlemlerin, iyi niyetle uygulanması halinde bu durum, BM müzakere sürecinin yeniden başlatılmasının yolunu da açabilecektir."

Eylem planı

"Bu amaca olan bağlılıklarını bir kez daha ortaya koyan yeni bir girişimi başlatmakta olduklarını" kaydeden Gül, eylem planının ayrıntıları hakkında bilgi verdi.

Gül'ün verdiği bilgi doğrultusunda eylem planı şu hususları içeriyor:

"BM Genel Sekreteri, aşağıda ana unsurları sunulan eylem planının uygulanması amacıyla ilgili taraflarla istişarelerde bulunma keyfiyetini değerlendirmeye davet edilir:

1. Türkiye'nin deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine açılması;

2. Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;

3. Gazimağusa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıs'taki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına açılması;

4. Ercan Havaalanı'nın Kıbrıs Türk yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması;

5. Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Adadaki taraflar arasında ve taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz biçimde yapılmasının sağlanması;

6. Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi."

Planın sonraki maddelerinde, uygulama için atılacak hususlara yer veriliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:

"7. Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006'ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi;

8. Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Genel Sekreteri'nin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi'ne rapor etmek amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;

9. BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.

10. Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, adada gerçek bir işbirliği ve karşılıklı güven ortamı yaratmayı amaçlamaktadır.

Bu bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri'nin planı temelinde kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006 yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını içtenlikle ümit etmektedir."

"Yeni bir sürecin başlatabileceğine inanıyoruz"

Abdullah Gül, Kıbrıs meselesiyle ilgili dün açıkladıkları girişimin, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasını kolaylaştıracak yeni bir süreci başlatabileceğine inandıklarını söyledi.

Gül, kısıtlamaları ve çatışmaları artık geride bırakarak ileriye doğru hep birlikte yürüme zamanının geldiğini ve yeni bir sayfa açmak zorunda olduklarını belirterek, "Bugün açıkladığım yeni öneri paketi, bu yönde ilk adımı oluşturabilir" diye konuştu.

Gül, Eylem Planı'nın, ilgili taraflarca kabul edilerek bir bütün olarak içtenlikle uygulanmasını önerdiklerini, bu önerinin ana fikrinin, Kıbrıs'ta her iki tarafa yönelik kısıtlamaların kaldırılması, taraflar arasındaki farklılıkların azaltılması suretiyle sosyo-ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi ve ilgili tüm taraflara özlü kazanımlar sağlanması olarak özetlenebileceğini belirtti.

Eylem Planı'nın, tarafların karşılıklı olarak üzerinde mutabık kalacakları bir siyasi çözümü ikame etmediğini özellikle vurgulayan Gül, temel hedefin, Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüme ulaşılması olduğunu kaydetti. Gül, "Bununla birlikte, söz konusu girişimimizin Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasını kolaylaştıracak yeni bir süreci başlatabileceğine inanıyoruz" dedi.

"Önerilerimiz, hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmez"

Gül, önerilerinin, ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına da halel getirmemekte olduğunu, bu hususun özellikle altını çizmek istediğini ifade etti.

Önerilerinin temelindeki Eylem Planı'nın, tüm taraflar arasında yakınlaşma sağlanması amacı üzerine inşa edildiğini belirten Gül, planın, ilgili tüm tarafların karşılıklı ve tamamlayıcı adımlar atmaları suretiyle bir güven ve işbirliği ortamının tedricen yaratılması hedefine yönelik olduğunu kaydetti. Gül, yeni girişimlerinin fikrinin, 30 Mayıs 2005 tarihli önerilerinden kaynaklandığını da söyledi.

Gül, Eylem Planı kapsamında, Türkiye'nin deniz limanlarıyla havalimanlarının Kıbrıs Rum deniz ve hava taşıtlarına açılacağına işaret ederek, aynı şekilde, Kuzey Kıbrıs'taki deniz ve hava limanlarının da uluslararası deniz ve hava trafiğine açılacağını belirtti.

Uygulamaya dönük bu düzenlemelerin, kabul edilecek bir takvim çerçevesinde, ulaşıma ilişkin olanlar dahil, malların, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına getirilen tüm kısıtlamaların kaldırılmasını öngördüğünü ifade eden Gül, düzenlemelerin ayrıca, Kıbrıs'taki her iki tarafa AB gümrük birliği çerçevesinde bütünleşme perspektifi sunduğunu söyledi.

"BM genel sekreterinin liderliğine güveniyoruz"

Gül, Eylem Planı'nın hayata geçirilmesinde BM Genel Sekreteri'nin liderliğine güvendiklerini kaydetti.

Bu bağlamda, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde Kıbrıs'taki iki tarafa ilaveten Türkiye ve Yunanistan'ın katılımıyla tertiplenecek bir üst düzey toplantının da uygulama açısından yararlı olacağı düşüncesini dile getiren Gül, uluslararası toplumdan bu önerilerini dikkatlice incelemelerini ve aktif şekilde destek olmalarını beklediklerini söyledi.

Gül, "Kısıtlamaları ve çatışmaları artık geride bırakarak ileriye doğru hep birlikte yürümenin zamanı gelmiştir. Yeni bir sayfa açmak zorundayız. Bugün açıkladığım yeni öneri paketi, bu yönde ilk adımı oluşturabilir" diye konuştu.

Bakan Gül, başlatmak istedikleri bu yeni girişimin, başta BM Genel Sekreteri'nin 28 Mayıs 2004 tarihli raporu, AB Konseyi'nin 26 Nisan 2004 tarihli kararı ile AB Parlamentosu, İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa Konseyi kararları olmak üzere, referandum sonrası tüm uluslararası camianın her vesileyle yinelemiş olduğu, Kıbrıs Türklerinin dünya ile bütünleşmelerine yönelik beklenti ve çağrılarla uyum içinde olduğunu belirtti.

Önerinin uygulanmasının getireceği sonuçlar

Gül, sözlerine şöyle devam etti:

"Öte yandan, önerimizin hayata geçirilmesi şu sonuçları da beraberinde getirecektir: İlgili taraflar arasında günlük yaşamda ilişkilerin düzelmesine yardımcı olacaktır. Doğu Akdeniz bölgesinde istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacaktır. Tüm taraflara ekonomik kazanımlar getirecektir.

Kıbrıs'taki iki tarafın AB normlarına, standartlarına ve değerlerine ulaşması sağlanacaktır.

AB dahil uluslararası toplumun 2004 yılının ortasından bu yana amaç olarak benimsediği, Kıbrıslı Türklerin dünya ile bütünleşmeleri amacına ulaşılacaktır."

Özetle bu Eylem Planı'nın beraberinde bir güven ve ekonomik kalkınma ortamı getireceğine işaret eden Gül, planın, bölgesel refahın sağlanmasına katkıda bulunacağını, bu ortamın ilgili taraflara kapsamlı bir çözüm için birlikte çalışma fırsatını da verebileceğini belirtti.

Dışişleri Bakanı Gül, "İlgili tarafların, sunduğumuz bu öneri paketini olumlu ve yapıcı bir yaklaşımla değerlendireceklerini ümit ediyoruz. Türkiye'nin, geçmişte olduğu gibi bugün de BM Genel Sekreteri ve tüm

ilgili taraflarla barış, istikrar ve uyum için birlikte çalışmaya hazır olduğunu da bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim" diye konuştu.

Rumlar için samimiyet testi

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, kalıcı çözüme ulaşmada iyi bir ortam hazırlayarak güven oluşturmasını amaçladıkları Kıbrıs eylem planının, Rumlar için bir samimiyet testi olduğunu söyledi.

Abdullah Gül, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Gül, hazırladıkları eylem planını uluslararası toplumdan kimlerle paylaştığına ilişkin bir soru üzerine, metnin sadece BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a verildiğini, planın, Annan dışında kimseyle içerik olarak paylaşılmadığını bildirdi.

Eylem planının, 20 Ocak'ta Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin kanalıyla Annan'a iletildiğini kaydeden Gül, Annan'ın planı memnuniyetle karşıladığını ve metni dikkatlice inceleyeceğini söylediğini belirtti.

Türkiye'nin çözüm için sarf ettiği çabaların uluslararası camia tarafından bilindiğini kaydeden Gül, bu meselenin "donmuş şekilde" Doğu Akdeniz'de durmaması gerektiğini, bu durumun bölgede ve uluslararası birçok konuda işbirliğini önlediğini ve bunu katıldıkları bütün toplantılarda dile getirdiklerini kaydetti.

Bir başka soru üzerine, eylem planındaki düşüncelerin ana kaynağının, 30 Mayıs'ta yapmış oldukları bir önceki tekliflerine dayandığını ifade eden Gül, ancak bu son belgede daha somut adımlar, takvim ve takvimle ilgili mekanizma bulunduğunu bildirdi.

Gül, çözümün tek taraflı değil, problemin taraflarının uzlaşmasıyla sağlanabileceğini de vurguladı.

"Rumlar için samimiyet testi"

Hazırladıkları eylem planının, kalıcı çözüme ulaşmada iyi bir ortam hazırlayacağı, güven oluşturacağı ve çözüm yolunda tarafları yakınlaştıracağı inancında olduklarını kaydeden Gül, kalıcı çözümün herkesin çıkarına olduğunu belirtti. Gül, AB içinde, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'ın tamamının ayrı bir işbirliği alanı haline dönüşmesini arzu ettiklerini söyledi.

Gül, geçen yıla kadar adanın bölünmüşlüğünden en çok şikayet edenin Rumlar olduğuna işaret ederek, "Rumlar burada bir samimiyet testi içerisinden geçeceklerdir" dedi.

Eylem planının açıklanmasının ardından Türkiye'nin beklentilerinin gerçekleşmemesi durumunda yeni bir politika mı izleneceği sorusuna, Gül şu yanıtı verdi:

"Zaman ne gösterir, hep birlikte bakarız. Diplomaside bazen çok kısa bir süre uzun gibi gelir, uzun zamanlar kısa gelir. Ama bizim samimi arzumuz; her iki tarafı da tatmin edici bir şekilde, adanın gerçeklerine uygun kapsamlı bir çözüm bulunmasıdır. Bunun merkezi de BM'dir, BM'nin öncülüğünde olacaktır, başka bir kurum ya da bölge kesinlikle gerçekleştiremez. BM Genel Sekreterliği'ne güveniyoruz."

"AB ayrı, Kıbrıs ayrı mesele"

Bakan Gül, eylem planı konusunda AB ile nasıl bir istişare yapıldığının ve bu planın Türk limanlarının Rum gemilerine açılmasını koşula mı bağladığının sorulması üzerine de, AB ile Kıbrıs konularının ayrı meseleler olduğunu söyledi.

"AB ayrı bir mesele, Kıbrıs'ın bu kronik meselesinin çözümü ayrı bir mesele" diyen Gül, bu nedenle BM'nin rolü ve liderliğinin önemini bilinçli şekilde tekrarladığını kaydetti. Gül, önemli olan konunun kapsamlı bir çözüm olduğunu ve Türkiye'nin Gümrük Birliği ek protokolünü imzalayarak 17 Aralık zirvesinin neticelerini yerine getirdiğini söyleyerek, "Henüz Avrupa Parlamentosu'nca da onaylanmayan protokolün uygun zamanlama çerçevesinde onay için TBMM'ye gideceğini ve son sözün yüce Meclis'in olacağını" bildirdi.

Gül, Rumların şimdiye kadar kapsamlı bir çözümün unsurlarını AB'den parça parça elde etme stratejisi izlediğini, kendilerinin de bunun farkında olduğunu belirterek, açık, şeffaf, samimi, kalıcı ve iki tarafı da tatmin edici, yaşayabilir bir çözüm istediklerini bildirdi.

Bir gazetecinin, eylem planını bütün olarak mı görmek gerektiğini ve bazı maddeleriyle ilgili pazarlık payı bulunup bulunmadığını sormasına karşılık Gül, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını kaydetti. Ortada karşılıklı olarak tartışacak bir durum bulunmadığını ifade eden Gül, bu plandaki unsurların aslında BM ve AB kurumlarının ilke ve kararlarına da uyduğunu, dolayısıyla planın sadece Türkiye açısından, kendi dünyası içinde hazırlanmadığını belirtti. Gül, plandaki düşünce ve cümlelerin AB ve BM kararlarına paralel olduğunu da ifade etti.

Straw'un ziyareti

Planın açıklanmasının Straw'un ziyaretiyle ilgisi bulunup bulunmadığının sorulması üzerine de Bakan Gül, "Hiçbir ilgisi yok, diplomaside böyle rastlantılar hep olur, rastlantıdan başka bir şey değildir bu" dedi.

Bakan Gül, Rumların planı kabul etmemesi durumunda bunun Türk limanlarının Rum gemilerine açılmayacağı anlamına mı geldiğinin sorusuna da, "Tek taraflı olarak limanlarımızı ve havaalanlarımızı açmayacağımızı zaten herkes biliyor" yanıtını verdi.

Planı Rumların kabul etmesi durumunda Ek Protokol'ün TBMM'ye onay için sevk edilip edilmeyeceği sorusu üzerine de Gül, "Planın onaylanması karşısında limanlarımızı, havaalanlarımızı zaten açıyoruz" dedi.

Bakan Gül, "planda takvim bulunmasının, buna sıcak bakmadığı bilinen Rumlar tarafından nasıl karşılanacağının" sorulması üzerine de, takvimin Türk tarafının bu meseleye ne kadar ciddi sarıldığının, ne kadar samimi olduğunun göstergesi olduğunu belirtti. Gül, bazı şeylerin askıda kalmaması gerektiğini de söyleyerek, planda somut adımlar ve takvim bulunmasının önemine dikkat çekti.

Bir gazetecinin Rumların samimiyetinin daha önce referandumda test edilip edilmediğini sorması üzerine de Gül, "Türk tarafı üstüne düşeni yaptıktan sonra, karşı taraf üstüne düşeni yapmazsa o zaman zaten yapılacak bir şey yoktur" diye konuştu.

Gül, BM Genel Sekreteri Annan'ın, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi İlkin'in kendisine ilettiği planı dikkatli şekilde değerlendireceğini ve yanıt vereceğini söylediğini kaydetti. Gül, Annan'ın bu değerlendirmesini makul süre içinde yapmasını umduklarını söyledi.

Ek Protokol'le ilgili bir başka soruya karşılık da Gül şunları söyledi:

"Henüz Avrupa Parlamentosu'nun imzalamadığı bir belgedir. Türkiye, 17 Aralık'taki sözünü yerine getirmiştir. Zamanlama çerçevesinde her şeyin bir zamanı vardır. TBMM'ye gidecektir, nihai

kararı yüce meclis verecektir."

KIBRIS 25/01/06

Annan, Straw'un Kıbrıs ziyaretinden memnun

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununun kapsamlı ve kalıcı çözümüne derin bağlılığını yineledi

Annan, Straw'un Kıbrıs ziyaretinden memnun

STRAW'UN TEMASLARINI SELAMLIYORUM... BM Genel Sekreteri Annan, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, sırasıyla Lefkoşa, Atina ve Ankara'ya yapacağı ziyaretlere işaret ederek, İngiliz bakanının temaslarının BM'nin aktif uğraşlarını tamamlayıcı nitelikte olacağına emin olduğunu belirterek, "Straw'un temaslarını selamlıyorum" dedi

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununun kapsamlı ve kalıcı çözümüne derin bağlılığını yineledi. Annan, önceki gün basın sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, sırasıyla Lefkoşa, Atina ve Ankara'ya yapacağı ziyaretlere işaret ederek, İngiliz bakanının temaslarının BM'nin aktif uğraşlarını tamamlayıcı nitelikte olacağına emin olduğunu belirterek, "Straw'un temaslarını selamlıyorum" dedi.

Açıklamada, Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) ile ilgili bilgi verilerek, gücün 1964'ten beri adada görev yaptığı hatırlatıldı.

Öte yandan Genel Sekreter Kofi Annan'ın sözcüsü aracılığıyla yaptığı bu yöndeki açıklama Rum basınında geniş yer aldı.

BM sitesindeki yazı: Önemli bir ilerleme görülmüyor

BM Basın Sözcüsü'nün söz konusu açıklamasına yer verilen BM'nin resmi web sitesi www.un.org da, Güvenlik Konseyi'nin, geçtiğimiz ay Annan'ın Kıbrıs konusundaki raporu çerçevesinde, UNFICYP'ın görev süresini Haziran'a kadar 6 ay daha uzattığına işaret edilerek, raporda "Adada durum sakin ancak siyasi çözüm yönünde önemli bir ilerleme görülmüyor" denildiği kaydedildi.

Sitede yer alan yazıda, Annan'ın aralık ayında yaptığı, "Kıbrıs sorununu ancak kapsamlı bir çözüme ulaşılmasının sonlandıracağına inanıyorum" şeklindeki açıklamasına yer verildi.

Tatbikatlar endişe yarattı

Yazıda, Güvenlik Konseyi'nin, taraflara adada tansiyonun artırılmaması için yaptığı çağrı ve 2001'den bu yana yapılmayan askeri tatbikatların bu yıl gerçekleştirilmesinden duyduğu endişeyi ifade ettiği kaydedildi.

Adada Nisan 2004 referandumlarından sonra taraflar arasında resmi temas gerçekleşmediğine işaret edilen yazıda, referandumlarda Annan planına, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'inin "evet", Rumların yüzde 76'sının ise "hayır" dediği anımsatıldı.

BM Straw'un ziyaretinin

düzeyini yükseltti

Öte yandan Politis gazetesi BM Sözcüsü'nün açıklamasıyla ilgili haberi manşetten "Kofi Annan'ın Özel Görevlisi -BM, Jack Straw'un Ziyaretinin Düzeyini Yükseltiyor" başlığıyla yansıttı. Kıbrıs sorununun aniden gündeme düştüğünü, çünkü BM'nin, Straw'un ziyaretini, Genel Sekreter'in Kıbrıs sorununu çözüm çabalarının içinde mütalaa ettiğini belirtti. Gazeteye göre BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Sözcüsü yaptığı açıklamayla Straw'un 24-26 Ocak tarihlerinde Lefkoşa-Ankara ve Atina'ya ziyaretinin, Annan'ın Kıbrıs sorununda aktif olarak devreye girmesi çerçevesinde BM Genel Sekreteri'nin özel görevlisi olarak gerçekleştirileceğinin anlaşılmasını istedi. Gazeteye göre Annan'ın Sözcüsü, cuma günü Türkiye'den Kıbrıs konusunda sunduğu öneriyi aldıklarını ve bunu incelediklerini de açıkladı.

Papadopulos tutum

değiştirmeye niyetli değil

Gazeteye göre, aldığı yüksek tavsiyelere rağmen Papadopulos Straw ziyareti konusunda tutum değiştirmek niyetinde görülmüyor. Rum Yönetimi, BM'nin ilgili açıklamasının, Straw'un ziyaretinin düzeyinin yükseltilmesi için İngiltere'nin talebiyle gerçekleştirildiği düşüncesindedir.

Alithia da Straw'un ziyaretinin başka boyut kazandığına dikkat çekti, haberi manşetten "Straw Annan'ın Desteğiyle Adaya Geliyor -İngiliz Dışişleri Bakanının Ziyaretinde Yeni Olgular Meydana Geldi - Lefkoşa-Ankara ve Atina'da Nabız Yoklayacak -Cumhurbaşkanı Papadopulos Bir İkilem Karşısında - Türkler Annan'a Önerilerini Cuma Günü Verdi -BM'nin Kendilerini Bilgilendirmediği İçin Lefkoşa Hoşnut Değil" başlık ve spotlarıyla yayımladı.

Haravgi ise "Straw Bugün Tepkiler İçerisinde Adaya Geliyor -Yarın Yakovu ve Talat, Perşembe Günü Erdoğan ve Karamanlis'le Görüşecek -İngiliz Dışişleri Bakanı Protesto Eylemleriyle Karşılanıyor" başlık ve spotlarını kullandı.

Gazete, Yüksek Komiserliğin açıklamasına dayanarak, güvenlik nedeniyle Straw'un adaya kesin geliş saatinin açıklanmadığını, tek açıklamanın Straw'un bu sabah Yorgo Yakovu, daha sonra da Cumhurbaşkanı M. Ali Talat'la görüşeceği olduğunu da belirtti.

KIBRIS 25/01/06

Ankara’nın planına Rumlardan ret

Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye’nin açıkladığı Kıbrıs eylem planını, “düşünmeye bile değmez” diyerek reddetti.

 

NTV

Güncelleme: 13:26 TSİ 26 Ocak 2006 Perşembe

LEFKOŞA - Rumlar, kararlarını, dün Ada’da temaslarda bulunan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’a da iletti.

Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, İngiltere ile, önerilerin “olumlu” olduğu konusunda aynı fikirde olmadıklarını söyledi. Yakovu, “Straw’a, önerilerin üzerinde düşünme zahmetine bile değmeyeceğini söyledik ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e yeni olmayan önerileri reddettiğimizi iletmesini istedik” dedi.

Yakovu, Straw’a, Maraş’ın açılmasına karşılık Gazimağusa limanının ortak işletilmesi önerisini de bir kez daha iletti.

Rum basını, Yakovu’nun İngiltere’nin Ada’yla ilgili yükümlülükleri konusunda “Lahey Adalet Divanı’na birlikte gidilmesini” de gündeme getirdiğini, Önerinin, straw tarafından kabul edilmediğini yazdı.

Erdoğan: Rumlar da adım atmalı

Başbakan Erdoğan, Ankara’nın Kıbrıs konusundaki eylem planını, “Rumlardan bir adım önde olma politikasının devamı” olarak nitelendirdi.

 

NTV

Güncelleme: 12:10 TSİ 26 Ocak 2006 Perşembe

ANKARA - Başbakan, “Bir adım, onlar yerinde saydığı için on adım oldu. Fark açılıyor” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu toplantısına katılmak üzere Davos’a giden Başbakan Erdoğan, hareketinden önce habercilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, “Bundan sonraki süreçte artık onlar düşünecektir. Biz düşünmeyeceğiz” dedi. Uluslararası kamuoyunun eylem planına destek verdiğini kaydeden Erdoğan, Rum yönetiminden de olumlu adımlar beklediklerini söyledi.

Bu arada Erdoğan’ın İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’la görüşmesinin en önemli gündem maddesi de Kıbrıs’a ilişkin yeni eylem planı oldu. Straw planı olumlu değerlendirdiklerini ve Türkiye’nin uzlaşmacı tutumunun devam etmesini dilediklerini söyledi.

"Kıbrıs sorunu üyeliğe engel olabilir"


26 Ocak, 2006 13:30:00 (TSİ) CNN TURK

cnnturk.com

Türkiye'de bulunan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs ile ilgili mevcut durumun Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine engel olabileceğini söyledi.

CNN TÜRK'te Radikal gazetesi Ankara temsilcisi Murat Yetkin'in sorularını yanıtlayan İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, "Türkiye'nin hiçbir şarta bağlanmayan net yükümlülükleri var. Bunların yerine getirilmesi önemli. Ben sorumluluklarını yerine getiren bir Türkiye görmek istiyorum" diye konuştu.
 
İngiltere'nin bu konuda Türkiye'ye destek verdiğini belirten Straw, "Türkiye'yi hiçbir şekilde kayırmıyoruz. Hatta Türkiye'nin üyeliğinden AB, pek çok fayda sağlayacaktır" dedi.
 
Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı çok yapıcı olarak değerlendiren Straw, Ankara Anlaşması'nın Ek Protokolünün parlamentoya gönderilmesi gerektiğini vurguladı.
 
Eylemi açıklayan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü takdir ettiğini belirten Straw, "planda yeni bişey olmayabilir ama herşey birarada ve yapıcı bir ruhla eyleme dönüştürülmüş. Öneriler tarihi yanlışların düzeltilmesidir ve yeni bir formattadır. Umarız ilerleme kaydedilir" ifadesini kullandı.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile biraraya gelen İngiliz Bakan, "uzun bir görüşme oldu. Görüşmenin özü müzakerelerdi. Türiye'nin Kıbrıs açılımını değerlendirdik. BM'yi nasıl teşvik ederiz, barış yolu nasıl açılır? Bunu görüştük" diye konuştu.
 
"Talat'ı ziyaretim gayet normal"
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret ederek Rumları kızdırdığının hatırlatılması üzerine Straw, "aslında tepki beklemiyorduk. Talat'ı ziyaretim gayet normal. Ziyaret tanıma anlamına gelmiyor. Bu, sadece Kıbrıslı Türklerin demokratik bir şekilde seçtiği liderlerine saygıdır" dedi.
 
Ziyaretle ilşkilerin üst düzeye taşınmasının söz konusu olmadığını belirten Straw, "ancak bir şekilde Talat'ı aşağı da çekmemeliyiz. Çözüm bulunacaksa, her iki tarafla da görüşülmeli" diye konuştu.
 
İran ve PKK terörü
 
Başbakan Erdoğan ile görüşmelerinde İran'ın nükleer çalışmalarını da ele aldıklarını ifade eden İngiliz Bakan, "İran konusunda nükleer silah endişemiz var. Uranyum zenginleştirme çalışmaları BM Güvenlik Konseyi'ne gönderilebilir. Türkiye konuyla doğrudan bağlantılı olmasa da, komşusunun nükleer bir İran olmasını istemez herhalde" dedi.
 
PKK konusunun da gündeme geldiğini anlatan Straw, "Başbakan Erdoğan, Türkiye'deki PKK terörüyle ilgili endişelerini anlattı. Endişeleri anlıyoruz. Türkiye'deki tehdit çok önemli" açıklamasını yaptı.
 
Irak'a kesinlikle sınır ötesi bir operasyonun yapılmaması gerektiğinin altını çizen Straw, "silahlı çatışma gereksiz. Bu gündem dışı kimseye yararı olmaz. Biz, ABD ile birlikte güvenliğe destek oluyoruz" dedi.
 
Straw, İçişleri Bakanı olduğu dönemde PKK'yı terör örgütü ilan ettiğini hatırlatarak, "ben sorumluluğumu yaptım. Irak'ta zaten bir şiddet sorunu var. Şimdi egemen bir Irak hükümeti görevde" dedi.

Erdoğan ile Annan Davos'ta buluşacak

 

Foruma, BM iyi niyet elçisi Angelina Jolie ve Bono da katılıyor



26 Ocak, 2006 10:16:00 (TSİ) CNN TURK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık olağan toplantılarına katılmak için bugün İsviçre'nin Davos kasabasına gidiyor. Erdoğan, BM Genel Sekreteri Annan ile de biraraya gelecek.

Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık olağan toplantıları bugün, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in açılış konuşmasıyla başladı. Merkel, dünya liderlerini sosyal ve çevre politikalarını geliştirmeleri yönünde uyardı.
 
Merkel, dünya liderlerini sosyal ve çevre politikalarını geliştirmeleri yönünde uyardı ve "Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF ile beraber çevre ve sosyal politikalarımızı örmeliyiz" dedi.
 
Bugün Davos'a gitmesi beklenen Erdoğan'ın, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'la biraraya gelmesi bekleniyor. Görüşmenin ağırlıklı gündem maddesinin ise Türkiye'nin yeni Kıbrıs açılımı olacağı tahmin ediliyor.
 
Erdoğan ayrıca Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Sakaşvili, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref ve İsviçre Cumhurbaşkanı Moritz Leuenberger ile görüşecek.
 
İşadamı gruplarıyla da biraraya gelecek olan Erdoğan, ''Avrupa'nınGenişleyen Sınırları'', ''İş Dünyası Etkileşim Grubu Türkiye Toplantısı'', ''Yeni Mukayeseli Avantajlar'' konulu panel ve toplantılara katılacak. 
 
Erdoğan'ın, 27 ocak cuma günü Türkiye'ye dönmesi bekleniyor. Zirve 29 ocağa kadar sürecek.
 
Politika ve iş dünyasından, 89 ülkeden yaklaşık 2 bin 300 kişinin katılacağı forumun bu yılki teması, 'yaratıcı zorunluluk'. Ekonomik kalkınma, gelir dengesizliği, siyaset ve global riskler de, forumda tartışılacak konular arasında yer alıyor.
 
Angelina Jolie ve Bono da Davos'ta
 
Devlet adamları ve işadamlarının yanı sıra, Birleşmiş Milletler iyi niyet elçisi Angelina Jolie, rock yıldızı Bono ve müzisyen Peter Gabriel de, foruma katılanlar arasında.
 
Angelina Jolie, çocuk hakları konusunda düzenlenen panele konuşmacı olarak katılırken, ünlü müzik grubu U-2'nin solisti Bono da, her yıl olduğu gibi bu sene de Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına katılacak, 'Afrika İçin Gelecek Adım' konulu panelde konuşma yapacak.
 
Her yıl Dünya Ekonomik Forumu tarafından geleneksel olarak dağıtılan 'Kristal' ödülü, 28 ocak cumartesi günü düzenlenecek bir törenle ünlü film yıldızı Michael Douglas ile dünya eski ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali'ye verilecek.
 
Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına Türkiye'de değişik sektörlerden ünlü kişiler de katılıyor. Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı kitapların geleceği konulu panele konuşmacı olarak katılacak.
 
Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına genç küresel lider konumu ile katılıyor.
 
Ayrıca toplantılara konuşmacı olarak, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu Başkanı Kemal Derviş, Kalite Derneği Başkanı Yılmaz Argüden ve karikatürist Salih Memecan da katılacak.

Gül ve Straw'ın Kıbrıs görüş birliği

ANKARA (A.A)

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un KKTC'ye yaptığı ziyaretin, kendisinin cesaretini gösterdiğini söyledi.

Temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gelen İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Dışişleri Konutu'nda bir araya gelen Gül, görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Straw ile çok verimli bir çalışma yemeği yediklerini kaydetti.

Görüşmede, bölgeyle ilgili çeşitli siyasi konularla Kıbrıs konusunu detaylı şekilde ele alma fırsatını bulduklarını belirten Gül, Irak ve nükleer meselelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını da söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'un KKTC'ye yaptığı ziyarete de değinen Gül, “Straw'un KKTC'ye yaptığı ziyaret, çok büyük bir takdirle karşılanmıştır, gerçekten kendisinin cesaretini de göstermiştir. Birçok eleştiriler olmuştur ama doğrusunu yaptığına inanıyoruz” diye konuştu.

Gül, Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlama sürecinde gösterdikleri olağanüstü gayretlerinden dolayı İngiltere Başbakanı Tony Blair'e, Straw'a ve çalışma arkadaşlarına müteşekkir olduklarını belirterek, “Türk halkı hiç bir zaman bu gayretleri unutmayacaktır” dedi.

İki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin gayet iyi gittiğini belirten Gül, daha önce kararlaştırıldığı gibi her sene yakın istişarelerde bulunmayı sürdüreceklerini söyledi.

STRAW'UN AÇIKLAMASI

İngiltere Dışişleri Bakanı Straw da konuşmasında, Kıbrıs konusunda Annan Planı'nın maalesef adadaki bir kesim tarafından kabul gördüğünü, diğer tarafınsa planı reddedildiğini hatırlattı.

Straw, bunun demokratik bir karar olduğunu, demokratik kararlara karşı hiçbir şey söylenemeyeceğini belirterek, ancak adanın her iki toplumunun da lehine olmayacak bir şekilde bölünmüşlüğünün devam etmesinin yazık olduğunu kaydetti.

“Gül'ün iki gün önce açıkladığı Kıbrıs Eylem Planı'nı gerek İngiltere'nin gerek BM'nin gerekse AB'nin çok sıcak baktıklarını” ifade eden Straw, adada bir an önce çözüm olması için diğerlerinin de bu çağrıyı duyup, buna göre davranmaları gerektiğini söyledi. Straw, yeni planın yapıcı bir girişim olduğunu kaydederek, devamının gelmesi gerektiğine işaret etti.

Görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konuları da ele aldıklarını belirten Straw, İngiltere'nin, AB Dönem Başkanlığı sırasında 3 ekimde Türkiye için verilen tarihi kararda küçücük bir katkısının olduğunu ifade etti.

Esas katkının Türkiye'nin ve Türk halkının olduğunu söyleyen Straw, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğindeki Türk hükümetinin ve Gül önderliğindeki Dışişleri Bakanlığı'nın çabaları sayesinde böyle bir kararın alındığını kaydetti.

Straw, Türkiye'nin AB süreci içinde, birliğin Türkiye'ye de diğer aday üyelere davrandığı şekilde eşit davranması gerektiğini belirtti.

Konuk dışişleri bakanı konuşmasında ayrıca, kendisine ve eşine Başbakan Erdoğan ve Gül tarafından gösterilen konukseverliğe teşekkür etti.

TÜSİAD'ın verdiği ödülden büyük onur duyduğunu belirten İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, uzun süre İngiltere'nin güneyinde hasret kaldıkları karın da Türkiye'de tadını çıkarma fırsatı bulduklarını sözlerine ekledi.

HURRIYET 26/01/06

Rum basını: Türkiye'nin önerileri reddedildi

Oshan SABIRLI/LEFKOŞA, (DHA)

Kıbrıs Rum basını İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un Kıbrıs temaslarına ve Rum kesimindeki protestolara geniş yer ayırdı. Rum gazeteleri, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’nun Straw’a Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümü için sunduğu yeni eylem planının reddildiğini ilettiğini vurguladı.

Rum basındaki yorumlar şöyle:

Haravgi:

"Maraş odak merkezinde. Straw sondaj çalışmaları için Kıbrıs’ta. İngiliz politikasına karşı halkın öfkesi. Straw’un ziyaretinin amacı yeni bir girişim başlatılması konusunda Rum yönetiminin ne düşündüğüne dair sondaj çalışmaları yapmak. Görüşmede Straw’a, Türkiye tarafından açıklanan öneri paketinin kabul edilmediğinin Türkiye’ye iletmesi talep edildi ve aynı zamanda da Maraş’ın açılmasına ilişkin öneriyi gündeme getirildi.

Yakovu görüşmede ’İngiltere’nin 1959 anlaşmalarından ileri gelen garantörlük rolüne ve Kuruluş Anlaşması’ndaki yükümlülüklerine ilişkin uluslararası hukukun öngörülerinin incelenmesi amacıyla Lahey Adalet Divanı’na birlikte gidilmesi’ önerisinde de bulundu ancak öneri Straw tarafından kabul görmedi."

Fileleftheros:

"Lefkoşa İngiltere’nin yükümlülükleri konusunda Lahey’e ortak başvuru önerisinde bulundu, Jack Straw ne kabul etti ne de reddetti. Straw için kırgınlıklar ve yumurtalar. Limuzin göstericiyi yaraladı."

Alithia:

"Ziyaret gerçekleşti. Gül’e söyleyin zahmete değmez. Diplomasi eldiveniyle Straw açıklamalarında temkinli, rahatsız edecek açıklamalardan kaçındı. Talat memnun kaldı."

Simerini:

"Ankara’nın sesi. Jack Staw niyetleri konusunda ikna edemedi. Straw’a karşı halk öfkesi.

Mahi:

"Straw Türk önerisinin reklamını yaptı. Straw Ankara’ya mesaj götürüyor."

HURRIYET 26/01/06

Rumlar Straw’u umursamadı

Derleyen: Mehmet SÜMER

Jack Straw’un Kıbrıs ziyaretini Rum yönetimi umursamadı. 'Hamas hala sizin ölmenizi istiyor.' İngiltere’de kanser tedavisinde çifte standart. İşte dünya basınında öne çıkan konular.

İngiliz Daily telegraph gazetesi dışişleri bakanı Jack Straw’un Kıbrıs ziyaretinin Rum yönetimi tarafından umursanmadığını yazıyor. Gazete Jack Straw KKTC cumhurbaşkanı Talat ile görüştüğü için Rum yönetimi tarafından reddedildi derken Kıbrıslı Rumların da Straw’a “Evine git” diye bağırdıklarını bir kadının da şemsiyesini dışişleri bakanının arabasına fırlattığını yazıyor.

The Financial Times gazetesi de Kıbrıs ile ilgili haberinde Türkiye son girişimi ile Kıbrıs konusunda inisiyatifi eline almak istiyor yorumunda bulunuyor. FT Abdullah Gül’ün açıkladığı yeni eylem planının İngiltere dışişleri tarafından da memnuniyetle karşılandığını ancak planın başarısının BM’nin konuya ilgi göstermesine ve tarafların masaya oturmak istemesine bağlı olduğu yorumunu yapıyor.


İNGİLTERE'DE KANSER TEDAVİSİNDE ÇİFTE STANDART

İngiliz The Independent gazetesinin bu sabahki manşet haberinde ülkenin değişik yerlerindeki kanser hastalarına uygulanan tedavilerin aynı kalitede olmadığı ifade ediliyor. Haberini konu ile ilgili oluşturulan meclis araştırma komisyonuna dayandıran gazete, komisyonun bugün yapacağı açıklamada ülkede kanser tedavisinde eşitsizlik olduğunun ortaya çıktığını yazıyor. Gazete farklı bölgelerde uygulanan tedaviler nedeniyle birçok hastanın kısa süre içerisinde yaşamını kaybettiğine dikkat çekiyor. Independent, komisyon raporuna göre aynı türden kanser vakası görülen hastaların ülkenin bazı bölgelerinde daha uzun süre yaşamasına karşın bazı bölgelerde ise kısa sürede öldüklerinin tespit edildiğini belirtiyor. Bu oranın bazen iki katına kadar yükseldiği ifade ediliyor. Gazetenin aktardığı ulusal istatistik enstitüsü verileri de çok çarpıcı. Enstitü “eğer İngiltere’nin her yerinde kanser vakalarındaki ölüm oranı, doğru yöntemlerin kullanıldığı alanlardaki kadar olsaydı, geçen yıl gerçekleşen 25 bin ölümden 17.500’ün önüne geçilebilirdi diyor.

 

Ve İngiltere şu aralar bu sağlık skandalı dışında bir de yolsuzluk konusunu tartışıyor. The Daily Telegraph gazetesinin ilk sayfasından aktardığı haberinde İngiliz parlamenter George Galloway, BM tarafından Saddam Hüseyin yönetimine karşı uygulanan gıda karşılığı petrol programında yolsuzluk yapmakla suçlanıyor. Gazete Galloway hakkında bu suçtan ötürü soruşturma açılmasına kesin gözüyle bakıldığını yazıyor.  Bu konuda ilginç bir olay da şu; Galloway ile Daily Telegraph arasında gazetenin Galloway’i, Saddam rejiminden para aldı diye suçlaması nedeniyle bir tazminat davası vardı. Aynı gazete dün açıklanan mahkeme kararı ile Galloway hakkında yayınladığı haber ile ilgili davayı kaybetti. Ve tüm bu gelişmelerin ortasında bir başka İngiliz gazetesi The Sun da Galloway’in Saddam Hüseyin’in oğlu Uday ile çekilmiş bir fotoğrafını yayımladı. İngiliz parlamentosu yolsuzlukları araştırma komiyonu şimdi Amerikan yönetiminden ve BM’den gıda karşılığı petrol programı ile ilgili dokümanları isteyecek ve soruşturma açılıp açılmamasına karar verecek. Daily Telegraph bu sürecin birkaç ay süreceğini belirtiyor.

İSRAİL BASINI: HAMAS HALA SİZİN ÖLMENİZİ İSTİYOR!

Ha’aretz gazetesi El Fetih’in Hamas’ın önünde olduğunu ancak aradaki farkın çok küçük olduğunu yazıyor. Gazetenin verdiği sandık başı anket sonuçlarına göre 132 koltuklu parlamentoda El Fetih 58, Hamas ise 53 milletvekili çıkaracak. Bu sonuçlar hiçbir partinin tek başına iktidar olamayacağını işaret ediyor. Ha’aretz ise bu sonuçların ardından Hamas’ın hükümet kuracağı yorumunu yapıyor. Gazete İsrail yönetiminin seçim sonuçlarına ilişkin herhangi bir açıklama yapmama kararı aldığını belirtiyor. Ve Ha’aretz’de bu sabah Hamas ile ilgili ilginç bir köşe yazısı var. Yazının başlığı “Hamas hala ölmenizi istiyor mu?” Sorunun cevabı. Evet ölmenizi istiyor. Ancak bu dünya çapında bir hareket çünkü sizin ölmenizi isteyen Hamas’takiler, sizin ölmenizi isteyen Şam’dan, sizin ölmenizi isteyen Bağdat’tan sizin ölmenizi isteyen Beyrut’tan ve sizin ölmenizi isteyen Tahran’da emir alıyorlar. Yazı şu yorumla devam ediyor. Hamas şimdi parlamentoya ve hatta belki de kabineye girecek ama bu onların sizin ölmenizi istedikleri gerçeğini değiştirmeyecek…

The Wall Street Journal gazetesi ise Amerika Birleşik Devletleri başkanı George Bush’un seçime ilişkin yorumuna yer veriyor. George Bush WSJ’ye verdiği demeçte “İsrail’i yok etme arzusundan vazgeçmediği sürece Hamas ile ilişkiye girmeyeceğiz. Bir siyasi partinin güvenilir olması için bana göre barıştan yana olması gerekir” diyor.

AMERİKAN FİRMALARINDAN TEFLON ÜRETİMİNDE YENİ KARAR
 

The Washington Post gazetesinin haberine göre aralarında DuPont’un da bulunduğu 8 büyük firma 2015 yılından itibaren teflon ürünlerin imalatında perfluorooctanoic acid maddesini kullanmama kararı aldı. Gazete söz konusu firmaların diğer tüm firmaları da bu maddenin kullanımından alıkoymak için çaba sarf edeceklerini yazıyor. Perfluorooctanoic acid maddesinin bazı kanser hastalıklarına ve hamile kadınlarda düşüğe neden olduğu belirtiliyor.

DÜNYA EKONOMİK FORUMU'NUN AÇILIŞINI ALMANYA BAŞBAKANI MERKEL YAPTI

Alman Die Welt gazetesi Almanya başbakanının açılış konuşmasında 2 binden fazla katılımcıya seslenerek yaratıcı çözümler istediğini yazıyor. Gazete Merkel’in konuşmasında Almanya’daki işsizlik sorununa değindiğini ve kendilerinin dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmalarına karşın en büyük sorunlarının işsizlik olduğunu söylediğini yazıyor.

HURRIYET 26/01/06

Türkiye haklıdır ve doğru adım atmıştır


Türkiye’ye bir şeyler oluyor (!). Eskiden sadece seyrederdik, şimdi ise ileri adım atan taraf olduk. Kıbrıs konusunda doğru bir manevraya girişildi.Rumlar bunu reddetseler dahi önemli değil. Önemli olan AB ve ABD’ nin bu yaklaşıma destek vermeleridir.

Türkiye, Annan planıyla ilgili cesaret dolu yaklaşımının yaşandığı 2004’ten bu yana, bir suskunluğa girmişti. Anan planını biz kabul etmiştik, ancak Rumlar reddetmelerine rağmen AB tarafından ödüllendirilmiş ve AB’ye tam üyeliğin tüm nimetlerinden yararlanır bir konuma girmişti.

           

Bu durum karşısında bizler küstük.

 

Sesimiz sedamız kesildi. Elimizi ayağımızı çektik ve “Biz yapacağımızı yaptık, bundan sonrası AB’ye aittir. Verdiği sözleri tutmalılar” tutumunu benimsedik.

 

Ankara işte bu sessizliğini bozdu. Alanı tamamen Rumlara bırakma anlamına gelen politikadan vaz geçti.

 

En doğrusunu yaptı.

 

Kıbrıs konusunda Salı günü açıklanan ve yarın Başbakan tarafından, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a tekrar anlatılacak olan bu yeni paket, Kıbrıs sorununun çözümünü hedeflemiyor. Aksine, çözüme zemin hazırlayacak, bölgede istikrarı ve karşılıklı güveni arttıracak bir adım.

Ankara bu girişimiyle, Rumların oyununu bozmaya, AB içinde istedikleri gibi cirit atmalarını önlemeye ve en önemlisi “limanlarını Rum gemilerine karşılıksız açmamaya- eğer açılacaksa, Rumların da karşılığında bir şeyler vermesini” sağlamaya çalışıyor.

 

Türkiye, beklentilerinden  hiçbirini elde edemeyebilir.

 

Hiç önemli değil.

 

Bırakın Rumlar karşı çıksınlar, itiraz etsinler. Faturayı da ödemek zorunda kalsınlar.

 

Türkiye ,limanlarını karşılıksız açamaz ve açmamalıdır.

 

Avrupa Birliği, Rumları bu kadar serbest bırakmamalıdır.

 

Artık yeter…

                                                             

                                                            *                      *                      *

 

ANNAN’IN GÖREVİ BU YIL BİTİYOR

 

Türkiye’nin son Kıbrıs girişiminin kilit insanı, BM Genel Sekreteri Kofi Annan. Eğer Genel sekreter Türkiye’ nin girişimini benimser ve haziran ayında dörtlü bir toplantı yapılması için harekete geçerse, Ankara amacına ulaşmış olacak.

           

Ancak Annan kızgın. Rumlar tarafından aldatıldığına inanıyor ve tüm taraflar anlaşmak istediklerini açıkça belirtmedikleri taktirde masaya oturmayacağını çok açık biçimde herkese söylüyor. Ancak ,Türkiye’ nin girişimi “nihai çözüm” ile ilgili değil. Çözüme zemin hazırlamayı hedefliyor. Ayrıca ortaya atılan öneriler, Annan planından alınmış fikirlerden oluşuyor.Sonuncu etken de, Genel Sekreterin bu yıl sonunda görevinden ayrılması.

           

Kofi Annan, bunca çaba harcamasına rağmen sonuç alamadığı Kıbrıs konusunda belki son bir katkıda bulunmak isteyebilir. Biraz zor olsa dahi, yine de tamamen ümitsiz değil. Yine de , Genel Sekreterin hareketlenmesinin tek yolu, Washington, Londra ve Brüksel’den yeşil ışık almasına bağlıdır.

                                               

                                                *                      *                      *

 

RUMLAR, ADAYI KENDİ ELLERİYLE BÖLÜYOR…

                       

Kıbrıs Rumları kısa ve orta vadede iyi bir oyun sergilediler.

                       

Bizim kalemize goller attılar.

                       

Ancak, hayatın hep böyle devam edeceğini sanıyorlar. Yani, her yaptıkları yanlarına kar kalacağını ve sürekli şekilde AB’ nin desteğini elde edeceklerini hesaplıyorlar.

                       

Oysa yanılıyorlar.

                       

Rumlar, Türkiye’ nin hazırladığı önerinin amacını çok iyi görüyorlar. Zira şimdiye kadar defalarca kendileri bu tip paketler hazırlamışlardı.

                       

Bu defa da reddedecekler.

                       

Reddettikleri taktirde ne Türkiye, ne de AB’nin bir yaptırım gücü var. Sadece susus oturacaklar.

                       

Ancak, Annan planından bu yana Papadopulos’un uyguladığı politikaların iki önemli sonucu olacak:

                       

Biri, uzun vadede Kıbrıs’ın bölünmesi pekişecek, Uluslararası kamu oyunda “bölünmüşlük” durumuna giderek alışılacaktır.

                       

Diğeri de, Avrupa Birliğinin sonuna kadar Rumları desteklemesinin imkansızlığıdır.

Bakalım birlikte göreceğiz.

MEHMET ALI BIRAND HURRIYET 26/01/06

Talat: Dünya Rumlara 'Artık yeter' demeli



İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı, Rumların muhalefetine karşın, makamında ziyaret etmesi, Türk tarafına moral verdi.
Rum lider Papadopulos'un, bu ziyareti bahane ederek Straw'la görüşmeyeceğini açıklaması etkili olmadı. Straw'un ziyaretinden sonra görüştüğümüz KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Rumların çıkardığı gürültü olmasa Sayın Straw'un beni ziyareti olağan sayılacaktı. Ama Rumların tutumu yüzünden bu ziyaret olağandışıymış gibi algılandı. Tabii ki Straw'un, KKTC'de cumhurbaşkanlığı makamına yaptığı ziyareti bu açıdan önemsiyorum. Rumların çözüm karşıtı tutumlarını bu ziyaret de bir anlamda ortaya koymuş oldu."

'Artık yeter'
Talat, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün açıkladığı eylem planının, Türk tarafının çözümü istediğinin kanıtlarından biri olduğunu vurgulayarak, Birleşmiş Milletler'den (BM) ve Avrupa Birliği'nden (AB) destek beklediklerini de belirtti. Straw'un ziyaretinde de Türk tarafının bu adımının destek göreceği izlenimi edindiğini kaydeden Talat, şöyle konuştu:
"Rumlar hiçbir şeye yanaşmıyorlar. Çünkü Kıbrıs Türk'üne hiçbir hak vermek istemiyorlar. Dünya artık Rumların bu tutumunu görmeli. Kıbrıs'la ilgili uluslararası kuruluşlar ve devletler de Rumlara 'Artık yeter' demeli. Bu denilmedikçe Rumların tutumlarını değiştirmeleri mümkün görünmüyor. Papadopulos yönetiminin katı tavrı ortada. Bu anlayış değişmedikçe Rum tarafından bir adım veya çözüme katkı beklemek mümkün değil. Ne Annan Planı'nı canlandırmayı istiyorlar ne yeni bir açılım getiriyorlar. Çözümden kaçıyorlar."

'Engel Rumlar'
Straw'la görüşmesinden sonra yaptığı değerlendirmede Talat, AB müktesebatının KKTC'ye uygulanmasına Rumların engel oluşturduğuna işaret etti ve &