|
AA
Güncelleme: 12:37 TSİ 23 Ocak 2006
Pazartesi
LEFKOŞA - Rumlar, yaptıkları tüm girişimlere
rağmen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla
cumhurbaşkanlığında görüşmekte ısrarlı olan
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Strawa, soğuk ve
protestolu karşılama hazırlıyor.
Politis gazetesi, Strawun ziyaretinin düşük düzeyde
tutulduğunu, bununla Rum yönetiminin İngiliz bakanı
cezalandırmaya çalıştığını yazdı.
Gazeteye göre, Strawu salı günü öğleden sonra saat 17.30da Larnaka
Havaalanında protokol müdürlüğünde hiyerarşinin en son
basamağındaki memur karşılayacak. Aynı saatlerde
Papadopulos Rusyadan dönecek. VIPte dahi tesadüfi bir
karşılaşma olmaması için Strawun VIP salonunu
kullanmaması kararlaştırıldı.
Politis ayrıca, Strawun sadece Rum Dışişleri Bakanı
Yorgo Yakovuyla görüşeceğini ancak Yakovunun görüşmeden sonra
ortak basın toplantısı düzenlemeyi reddettiğini yazdı.
Rum göçmen dernekleri de çarşamba günü Rum Dışişleri
Bakanlığı binası dışında Strawun ziyaretini
protesto eylemi düzenleyecek.
|
NTV
Güncelleme: 23:56 TSİ 23 Ocak 2006
Pazartesi
NEW
YORK - Öneriler, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack
Strawun Atina, Kıbrıs ve Ankaraya ziyareti öncesinde Türk
tarafının yapıcı ve olumlu tutumunu devam ettirdiğinin
bir teyidi olarak görülüyor. BM kaynakları, Türk tarafının
önerilerinin Jack Strawun ziyareti çerçevesinde değerlendirileceğini
söylediler.
Bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annanın ofisinden yapılan
açıklamada Genel Sekreterin, Strawun bölge ziyaretini desteklediği
belirtildi.
Açıklamada Genel Sekreter Kıbrıs konusuna kapsamlı bir
çözüm bulma arayışına derinden bağlıdır denildi.
Ayrıca Strawun ziyaretinin BMnin Kıbrıs konusundaki aktif
tutumunun bir tamamlayıcısı olacağı da belirtildi.
Birleşmiş Milletler açıklaması bir anlamda Strawun BM
Genel Sekreterinden tam yetkiyle bölgeye geldiğini, özellikle Rum
tarafına hatırlatıyor. Rumlar Strawun KKTCde görüşmeler
yapmasına hala tepkililer.
ERDOĞAN ANNAN İLE GÖRÜŞEBİLİR
Birleşmiş Milletler kaynakları, Straw ile görüşmesinden
sonra Davosa gidecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın
Davosta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinin sözkonusu
olduğunu bildirdiler..
Bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annanın ofisinden yapılan
açıklamada Genel Sekreterin, Strawun bölge ziyaretini desteklediği
belirtildi.
Açıklamada Genel Sekreter Kıbrıs konusuna kapsamlı bir
çözüm bulma arayışına derinden bağlıdır denildi.
Ayrıca Strawun ziyaretinin BMnin Kıbrıs konusundaki aktif
tutumunun bir tamamlayıcısı olacağı da belirtildi.
Birleşmiş Milletler açıklaması bir anlamda Strawun BM
Genel Sekreterinden tam yetkiyle bölgeye geldiğini, özellikle Rum
tarafına hatırlatıyor. Rumlar Strawun KKTCde görüşmeler
yapmasına hala tepkililer.
ERDOĞAN ANNAN İLE GÖRÜŞEBİLİR
Birleşmiş Milletler kaynakları, Straw ile görüşmesinden
sonra Davosa gidecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın
Davosta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinin sözkonusu
olduğunu bildirdiler.
Türkiyenin BM Genel Sekreteri, İngiltere ve ABD destekli
girişimlerine karşılık, Rum Yönetimi lideri Papadapulos
Rusya nın desteğiyle direnmeyi planlıyor. Papadapulosun son
Moskova ziyareti, Rusyanın Kıbrıs konusuna daha çok müdahil
olmasını amaçlamaktaydı. Bu manevranın Amerika ve
İngilterenin tepkisiyle karşılanması bekleniyor.
Erdoğan
Putinden destek istedi
Başbakan
Erdoğan, Kıbrısta ekonomik ve sosyal kalkınmayı
engelleyen kısıtlamaların kaldırılması için Rusya
Devlet Başkanı Putinden destek istedi. Putin ise, çözüm konusundaki
ana rolün BMye ait olması gerektiğini belirtti.
NTV
Güncelleme: 23:35 23 Ocak 2006 Pazartesi
ANKARA
- Başbakan Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile
yaptığı telefon görüşmesinde Kıbrıs konusunu
gündeme getirdi. Türkiyenin, BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu
çerçevesinde kapsamlı çözüm çabalarını desteklemeye devam
ettiğini vurgulayan Erdoğan, yapıcı açılımlara
yönelik öneriler sunmayı sürdürdüklerine dikkat çekti.
Başbakan,
Davosta biraraya geleceği BM Genel Sekreteri Annan ile bu konuları
konuşacağını da söyledi. Erdoğan, Kıbrıs
adası ve çevresindeki kısıtlamaların
kaldırılması konusunda, BM Güvenlik Konseyi üyesi olan Rusyadan
destek talep etti. Putin ise yaklaşık 25 dakika süren görüşmede,
çözüm konusunda ana rolün BMye ait olması gerektiğini belirtti ve
adada iki taraf arasında diyalog sağlanmasının
önceliğini vurguladı.
Türkiyeden
Kıbrıs atağı
Ankara,
Kıbrısta çözüm görüşmelerinin başlaması ve adadaki
kısıtlamaların karşılıklı
kaldırılması için yeni bir öneriye hazırlanıyor.
Dışişleri Bakanı Gül, Bazı gelişmelerin
olması muhtemeldir sözleri ile önerinin sinyalini verdi.
NTV
Güncelleme: 23:35 23 Ocak 2006 Pazartesi
ANKARA
- Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Brezilya dönüşü
Esenboğa Havaalanında yaptığı açıklamada,
Türkiyenin Kıbrısta çözüm için üzerinde
çalıştığı önerinin ilk sinyalini verdi.
Gül, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada Bu
problemin Birleşmiş Milletlerin başkanlığı,
gözlemi, önderliği altında kapsamlı bir çözüme
ulaşmasını istiyoruz. Bunun için bildiğiniz gibi Türkiye
daima aktif olmuştur, çeşitli çalışmalar
yapmıştır. Bu çalışmalarımız devam ediyor ve
bunlarla ilgili bazı gelişmelerin olması da muhtemeldir. Bunlar
bizim üzerinde durdumuz çözüm için uğraştığımız
en önemli projedir dedi.
Ankaranın bu girişime yönelik olarak birçok önemli isimle temas
halinde olduğunu belirten Gül, Başbakan Erdoğanın BM Genel
Sekreteri Annanla görüşmesinin de sözkonusu olabileceği mesajı
verdi.
Gülün bugün saat 15:00te İstanbul Sepetçiler Kasrında
düzenleyeceği basın toplantısı ile Türkiyenin
girişimini kamuyoyuna duyurması planlanıyor.
Edinilen bilgilere göre, Türkiye 30 Mayıs 2005te Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Annana ilettiği Adadaki tüm
kısıtlamlar karşılıklı olarak
kaldırılsın şeklindeki önerisini genişleterek yeni
bir çağrı yapacak. Ankara, KKTCye doğrudan ticaret ve mali
yardım tüzüklerinin çıkartılması için Avrupa
Birliğine baskı yapılmasını da isteyecek.
KKTCnin tecritinin kaldırılması için Annanın 2004
yılında hazırladığı raporun tekrar Güvenlik
Konseyi gündemine getirilerek onaylanması da Türkiyenin önerisinde yer
alan beklentilerden. Genel Seketerden taraflar arasındaki
görüşmeleri bir an önce başlatmasını da isteyen Türkiye,
ancak bu koşulların sağlanması durumunda Türk
limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılabileceğini
bildirecek.
Erdoğandan Putine Kıbrıs telefonu
23 Ocak, 2006 21:55:00 (TSİ) CNN TURK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet
Başkanı Viladimir Putin ile yaptığı telefon
görüşmesinde, Kıbrıs konusunda BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak
Rusya'nın desteğini talep etti.
25
dakika süren Erdoğan Putin görüşmesinde Kıbrıs gündeme
geldi. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdinde çözüm
çabalarını desteklediğini vurgulayan Başbakan Erdoğan
Davos'ta Annan ile bu konuyu konuşacağını Putin'e iletti.
Kıbrıs Adası ve çevresindeki ekonomik sosyal
kalkınmayı engelleyen kısıtlamaların
kaldırılmasında yarar olacağını belirten
Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi
sıfatı ile Rusya'nın desteğini istedi.
Putin ise, Kıbrıs'ta çözüme yönelik çabalar ile Kıbrıs Türk
kesiminin ekonomik kalkınmasını desteklemeye devam
edecekleri güvencesini verdi.
Görüşmede, doğalgaz sevkiyatının
arttırılması da gündeme geldi. Putin Türkiye'ye
ağır iklim koşullarına rağmen yardımcı olmaya
çalışacaklarını belirtti.
İki ülke arasındaki ilişkilerin Cumhurbaşkanı Sezer'in
Rusya'ya yapacağı ziyaret ile ivme kazanacağı da iki lider
tarafından dile getirildi.
Putin, Papadopulosla görüştü
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Kıbrıs
sorununun çözümünde etkin rol almaya devam edeceğini söyledi.
Putin, Moskova'da bulunan Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos ile görüşmesinde yaptığı açıklamada,
Rusya'nın BM mekanizmaları çerçevesinde Kıbrıs sorununun
çözümünde etkin rol almaya devam edeceğini belirtti.
Putin, ''Kıbrıs sorunu konusunda görüş
alışverişinin yararlı olacağına inanıyorum''
dedi.
Rusya'nın Kıbrıs'ta karşılıklı kabul
edilebilir bir çözümün bulunması çabalarında etkin rol
aldığını ve almaya devam etme niyetinde olduğunu ifade
eden Putin, bu çabaların çerçevesinin de BM kurumları olduğunu
belirtti.
KKTC'de
kuş gribi şüphesi
KKTC'de Gazimağusa'ya bağlı İncirli Köyü'nde bir kümeste
görülen kuş gribi şüphesi üzerine, bu köyde tedbir amacıyla bine
yakın kanatlı hayvan itlaf edildi.
KKTC Veteriner Dairesi ekipleri ile Temel Sağlık
Hizmetleri Dairesi ekiplerinin işbirliğiyle köydeki kanatlı
hayvanlar toplanarak itlaf ediliyor. İtlaf işleminin yarın
tamamlanacağı belirtildi.
Öte yandan, tedbirler çerçevesinde köye giren ve çıkan
araçlarla tavuk ve hindilerin toplandığı tüm kümesler de
dezenfekte edildi.
Gazimağusa Kaymakamı İsmail Gündost, önlem olarak
köyde gerekli tedbirlerin alındığını ifade ederek,
İncirli'de sağlık açısından herhangi bir tehlikenin
bulunmadığını söyledi.
Gündost, köydeki tüm kanatlı hayvanların itlaf edilmekte
olduğunu, bu işlemlerin büyük oranda
tamamlandığını, geriye kalan 100 kadar kanatlının
da yarın itlaf edileceğini belirtti.
HURRIYET 23/01/06
Rumlar'dan Straw'a soğuk ve
protestolu karşılama
Rumlar, yaptıkları tüm
girişimlere rağmen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la
cumhurbaşkanlığında görüşmekte ısrarlı olan
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'a, soğuk ve
protestolu karşılama hazırlıyor.
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un
ardından, Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris
Hristofyas da, Straw'un Talat'la makamında görüşmesini gerekçe
göstererek İngiliz Bakanla bir araya gelmeyeceğini
açıkladı. Politis gazetesinin haberine göre, Rum yönetimi,
Kıbrıs Rum kesimine yarın öğleden sonra gelmesi beklenen
Straw'la diyalogu düşük düzeyde tutacak.
Straw'u Larnaka Havaalanı'nda Rum
Dışişleri Bakanlığı'nın alt düzey
memurlarının karşılayacağını ve
havaalanının VİP salonunun da kullanılmayacağını
belirten gazete, Straw'un Cumhurbaşkanı Talat'la makamında
görüşme konusunda ısrar etmesi nedeniyle ziyaretin Rum tarafınca
düşük düzeyde tutulduğunu, bununla Rum yönetiminin Straw'u
cezalandırmaya çalıştığını yazdı.
Habere göre, Straw, Rum kesiminde sadece Rum
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'yla görüşecek.
Görüşme, çarşamba sabahı kısa bir görüşme ve
ardından Dışişleri Bakanlığı'nda
çalışma yemeği şeklinde olacak.
Politis'e göre, Straw'a yönelik düzeyi
düşürülmüş ziyaret senaryosu şöyle:
''Straw'u salı günü öğleden sonra saat
17.30'da Larnaka Havaalanı'nda protokol müdürlüğünde
hiyerarşinin en son basamağındaki memur karşılayacak.
Salı günü aynı saatlerde Papadopulos
Rusya'dan dönecek. VİP'te dahi tesadüfi bir karşılaşma
olmaması için Straw'un VİP salonunu kullanmaması
kararlaştırıldı. Straw bir araçla havaalanından
ayrılıp İngiliz Yüksek Komiserliği'ne hareket edecek.
Yakovu, çarşamba günü Straw'la
yapacağı görüşmeden sonra ortak basın toplantısı
düzenlemeyi reddetti.'' Rum göçmen dernekleri de çarşamba günü Rum
Dışişleri Bakanlığı binası
dışında Straw'un ziyaretini protesto eylemi düzenleyecek
MILLIYET 23/01/2006
Rum basını: Türkiye Straw'u
ellerini ovuşturarak bekliyor
Oshan SABIRLI DHA
İNGİLTERE
Dışişleri Bakanı Jack Straw'un KKTC'yi ziyaret edecek
olması Rum basınında tepkiyle karşılandı. Bakan
Straw'un programına geniş yer veren Rum gazeteler, Türkiye'nin de
gelişmeleri ellerini ovuşturarak izlediğini yazdı.
Habere sayfalarında geniş yer
ayıran Fileleftheros Gazetesi, Ankara ile KKTCnin birlikte haraket
ederek, İngiltere Dışişleri Bakanlığı ile
yapılacak temaslarda etki yaratmaya
çalıştığını öne sürdü. Gazete
Cumhurbaşkanı Talat için tanıma unsurları elde edilmeye
çalışıldığını belirterek, Ankara, Strawun
ziyaretine Lefkoşadaki tepkilerden faydalanarak, Kıbrıslı
Türk lideri İngiliz Dışişleri Bakanının
eşit muhatabı olarak gösteriyor ve Kıbrıslı Türklerin
sözde tecritten çıkarılmasına ilişkin bilinen tezlerini
yineliyor'' diye yazdı.
Rum Politis Gazetesi ise Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulosun İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Strawun Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenine gelişi
arifesinde Güney Kıbrıs- İngiltere ilişkilerinde
diplomatik ateşkes ilan ettiğini yazdı. Gazete,
Londranın Kıbrıs sorunundaki açıklığa
kavuşmamış niyetlerinin Rum Yönetimi
Başkanlığı diplomatik kurmaylığında bir
asabiyet yarattığını bildirdi. Gazete ayrıca
İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw'un önümüzdeki
aylarda hızlanması beklenen görüşmeleri yönlendirmeye
çalıştığını iddia etti. Rum Yönetimi Lideri
Papadopulos'un Moskovaya gidirek İngiltere ve ABDnin
dışındaki BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin de aktif
katılımından söz ettiğini, İngilizlerin -hem şu
anda hem de geçmişte- kendi kendilerine arabuluculuk rolü üstlenmelerini eleştirildi.
ANKARA MEMNUN
Ankaranın İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Rum Yönetimi
arasındaki gerginliği memnuniyetle izlemekte olduğunu yazan
gazete şu ifadelere yer verdi:
Ankara, İngiltere ile Kıbrıs
Cumhuriyeti arasında tırmanmakta olan gerginliği ellerini
ovuşturarak izliyor. Siyasi gözlemciler, Ankaranın İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Başkan Papadopulos
sürtüşmesinin aldığı şekilden tam bir memuniyet
duyduğunu, müdahale etmeksizin durumların kendi süreçlerine
girmelerini beklemesi gerektiğini düşünmekte olduğunu
değerlendiriyorlar.''
STRAWA RUM TARAFINDA BÜTÜN KAPILAR KAPALI
Jack Strawa bütün kapılar kapalı
başığını kullanan Haravgi Gazetesi ise İngiliz
Bakanın Rum tarafının hassasiyetlerini görmezden geldiğini
belirtti. Gazete, Bakan Straw'un Cumhurbaşkanı Talatla
Cumhurbaşkanlığı Sarayında görüşmekte ısrar
ettiği sürece Rum tarafındaki bütün siyasi partilerin kapılarını
kapalı göründüğünü yazdı. Gazeteye göre AKEL Basın Sözcüsü
Andros Kiprianu, İngiliz Yüksek Komiserliğinin, Rum Meclis
Başkanı AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyasın,
Kıbrısı ziyareti sırasında İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Strawla görüşmesi konusunda
nabzını yokladığı AKELden olumsuz yanıt
aldığını açıkladı. Kiprianu, İngiliz Yüksek
Komiserliğinin Strawla Hristofyas arasında görüşme
gerçekleşmesi konusunda nabız tutmak amacıyla AKELe
yaklaştığını, Hristofyasın bu davete olumsuz yanıt
verdiğini söyledi. Kiprianu, Hristofyasın olumsuz
yanıtının nedenini açıklarken, Kıbrıs ziyareti
sırasında Strawa eşlik edecek olan İngiliz diplomasisinin,
Kıbrıs Rum toplumunun, Kıbrıs Cumhuriyetinin
hassasiyetlerini maalesef dikkate almamasıdır'' dedi. Kiprianu
şunları söyledi:
Başkan Papadopulosun böyle bir görüşmeyi
reddettiği andan itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin ikinci
adamı olan Dimitris Hristofyasın Strawla görüşemeyeceği
de dikkate alınmadı. İngiliz diplomasisinin Kıbrıs
siyasi partilerinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin
tamamının takındığı tavırdan mesajlar
almasını umuyorum.''
MILLIYET 23/01/06
Türkiye'den
yeni Kıbrıs belgesi
Rum Kesimi'nin limanların açılması yönündeki
baskısı artarken ABD'nin ve İngiltere'nin desteğini alan
Türkiye, Kıbrıs'ta barış görüşmelerinin yeniden
başlaması için gizli bir plan hazırladı.
Utku Çakırözer
AB üyeliğini kullanan Rum Kesimi'nin Türk limanlarının
gemilerine açılması yönünde oluşturduğu baskıdan
kurtulmak isteyen Ankara, Kıbrıs konusunda yeni taktik
geliştirdi. ABD ve İngiltere'nin desteğini alan Türkiye,
barış görüşmelerinin yeniden başlatılması ve
taraflar arasındaki kısıtlamaların
karşılıklı kaldırılması yönündeki
önerilerini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iletti. Türkiye, bu yöndeki
çağrısını yakında dünya kamuoyuna duyuracak.
Dışişleri yalanladı
Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü, New York'ta
geçen hafta Annan'a "yeni bir çözüm planı" iletildiği
iddialarını kesin dille yalanladı. Ancak kaynaklar
"Türkiye'nin, 30 Mayıs 2005'te BM'ye sunduğu 'adada tüm
kısıtlama ve ambargoların karşılıklı
kaldırılması' yönündeki önerisinin genişletilerek
yenilenmesine ilişkin çağrının" bir süredir gizlilik
içinde hazırlandığını bildirdi. Edinilen bilgiye göre
yeni paketin içeriği şöyle:
· Öncelikle
toplumlararası görüşmelerin yeniden başlatılması için
BM ve Annan'a "harekete geç" çağrısı yapılacak.
· Türkiye'nin
"adadaki kısıtlamaların karşılıklı
olarak kaldırılması" yönündeki çağrısı
detaylandırılarak, somut istekler iletilecek. Bu çerçevede
Annan'ın 2004'teki referandum sonrasında
hazırladığı, ancak Güvenlik Konseyi'nde hâlâ kabul
edilmeyen raporunda ortaya koyduğu, Kıbrıs Türkleri üzerindeki
siyasi ve ekonomik izolasyonların kaldırılmasına yönelik
çağrının hayata geçirilmesi istenen bazı somut adımlar
sıralanacak.
Girişimin temel amacının AB'nin Türkiye'ye yönelik "Rum
taşıtlarına liman ve havaalanlarınızı
açın" yönünde artan baskısını bertaraf etmek
olduğu öğrenildi. AB'nin 2006'da Türk limanlarının
açılıp açılmadığını kontrol edeceğini
anımsatan kaynaklar, "Şimdi Türkiye bu yapılmadan önlem
alarak, limanların sadece Kuzey Kıbrıs'a yönelik
kısıtlamalar kaldırılırsa açılabileceğini
net biçimde ortaya koyacak" bilgisini verdi.
Türkiye, yeni çağrısı öncesinde BM Güvenlik Konseyi üyelerinden
ABD ve İngiltere ile temasa geçti. İki ülkenin de barış
görüşmelerine dönüş ve adada kısıtlamaların
karşılıklı kaldırılmasını amaçlayan
yeni girişime sıcak baktıkları öğrenildi.
Diplomatik kaynaklar, yeni açılım için, İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw'un bu hafta Kıbrıs ve
Türkiye'de, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın
şubatta Ankara'da yapacağı temaslar öncesinde start
verildiğini vurguladı. Kaynaklar, Straw'un ardından Rice'ın
Türkiye'nin çağrısını destekler açıklama
yapmasının beklendiğini belirtti.
ABD ile Türkiye'nin, Rum Kesimi'nin
"sıkıştırılması" yönünde atılacak
adımlar konusunda çalışmalar yaptığını
kaydeden kaynaklar "Türkiye'nin çağrısı ile Rice'ın
Ankara ziyareti arasında yaklaşık bir ay var. Eğer Rumlar
hiçbir somut adım atmazlarsa Rice'ın sert bir açıklama
yapmasını bekliyoruz" dedi.
Sızma rahatsız etti
Ankara'nın gizlilik içinde hazırladığı belgenin BM
kulislerinde sızdırılması Dışişleri'nde
rahatsızlık yarattı. Bu girişimi Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül'ün düzenleyeceği basın
toplantısıyla dünyaya duyurmaya hazırlanan Türkiye, haberin
sızması üzerine belgeyi yalanlama yolunu seçti.
MILLIYET
23/01/2006
Dön
dolaş BM'ye...
Türkiye, KKTC'ye
tecridin kaldırılması karşılığı
limanları Rumlara açmak için harekete geçti. Annan'a sunulan teklifi ABD
ve Britanya destekliyor
RADIKAL 23/01/06
RADİKAL - RIO DE JANEIRO - AB'nin gümrük
birliği ek protokolü uyarınca limanlarını Rumlara
açması için baskı yaptığı Türkiye, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ı harekete geçirmeye çalışıyor. Ankara'nın
geçen hafta BM'ye ilettiği belgede, BM'nin KKTC'ye dönük
haksızlıkların giderilmesi istenerek, "Ancak bu
koşulda Türk limanları Rum gemilerine açılır" denildi.
Girişimi öncesinde BM Güvenlik Konseyi daimi ve geçici üyelerini
bilgilendiren Türkiye'ye ABD ve Britanya destek verdi.
2006'da AB'nin 'ek protokolü uygulayın' baskısı yüzünden
Kıbrıs gerilimine hazırlanan Ankara, karşı
politikayı uygulamaya geçirdi. Dışişleri'nin
hazırladığı belge ve kapağındaki mektubu, BM
Daimi Temsilcisi Baki İlkin Annan'a sundu. Belge özetle şöyle:
· Adada
kalıcı çözüm için toplumlararası görüşmeler
başlasın.
· Nisan 2004'teki
referandum sonrası Genel Sekreter'in hazırladığı, ama
başta Rusya olmak üzere bazı devletlerin Güvenlik Konseyi'ne
sunulmasını önlediği rapor ve içeriği yeniden gündeme
taşınsın. (Annan, raporunda, plana 'evet' diyen Türklere
tecridin kaldırılması çağrısı
yapmıştı).
· KKTC'ye tecridin
kaldırılması için çalışmalar yapılsın.
· Annan
Planı'ndaki şekliyle Kıbrıs Türklerinin doğrudan
ticaret yapmasının önünün açılması.
· Rumların
engellemesi nedeniyle AB'nin hazırladığı ancak uygulanamayan
serbest ticaret ve mali yardım tüzükleri konusunda Brüksel'e baskı
yapılsın.
· Türkiye, ancak bu
koşullar sağlanırsa, Rum uçak ve gemilerine
limanlarını açmayı kabul eder.
Türkiye, BM'ye Kıbrıs'ta tecridin karşılıklı
kaldırılması çağrısını ilk kez 30 Mayıs
2005'te yapmıştı. Diplomatik kaynaklar, "Bu sefer ABD ve
Britanya'nın desteğini aldık. ABD ile 'Rumları nasıl
sıkıştırırız'ı konuşuyoruz" dedi.
Rusya'da
değişiklik yok
Ancak Rus politikası değişmiş değil. Ankara'ya 25
Ocak'ta Britanya Dışişleri Bakani Jack Straw, 1-2 Şubat'ta
Fransa Dışişleri Bakani Philippe Douste-Blazy, ardından ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'in ziyaretleri, BM
girişiminin devamı görülüyor. Straw ile Rice'ın Kıbrıs'a
dair önemli mesajlar vermesi beklenirken, Ankara girişimle
Douste-Blazy'nin olası 'Limanlarınızı açın'
çıkışına yanıt verebilecek. Dışişleri,
BM girişimini, bakan Abdullah Gül'ün düzenleyeceği basın
toplantısıyla duyurmayı planlıyordu. Ama belgenin BM
kulislerinden sızması planı bozdu. Dışişleri bu
yüzden girişimle ilgili haberi yalanladı.
Güney ve İngiltere arasında diplomatik kriz
İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw'ın KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşmesinin
kesinleşmesi, Güney Kıbrıs ve İngiltere arasında kriz
yaşanmasına neden oluyor
Güney ve
İngiltere arasında diplomatik kriz
MUHATAP
YAKOVU... Straw'ın Talat ile görüşecek olması Rumları
çılgına çevirdi. Rum lider Tasos Papadopulos'un ardından Rum
Meclis Başkanı, AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da Jack
Straw ile görüşmeyecek. Rum basınında yer alan haberlerde "
Straw'un Lefkoşa'da bulacağı tek muhatap
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'dur" denildi
ZİYARET
RUMLARI GERDİ... Güney Kıbrıs ile İngiltere arasındaki
ilişkilerin; Jack Straw'un Ada'yı ziyaret etmesiyle yeni bir
sınavdan geçeceği iddia ediliyor. İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw'un kesinleşen KKTC
ziyaretinin ardından Rum dışişlerinde hareketli günler
yaşanıyor
Güney
Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin, Jack
Straw'un Ada'yı ziyaret etmesiyle yeni bir sınavdan geçeceği iddia
ediliyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un
kesinleşen KKTC ziyaretinin ardından Rum dışişlerinde
hareketli günler yaşanıyor.
Rum
basının da geniş yer ayırdığı kriz
haberlerinde Rum Meclis Başkanı Hristofyas'ın da Straw ile
görüşmeyeceği yazıldı.
Fileleftheros
Gazetesi, "Etkileme Savaşları - İşgal Rejimi ve Ankara
Straw'la İlgili Metotlamalarına Devam Ediyor - Hristofyas
İngiliz Dışişler"i Bakanı'yla Görüşmeye Ohi
Dedi" başlık ve spotlarıyla manşete çektiği
haberinde, Ankara ile KKTC'nin İngiltere Dışişleri
Bakanlığı bürokratlarıyla temaslarında birlikte
hareket ettiğini, etki yaratmaya ve Cumhurbaşkanı Talat için
tanıma unsurları elde etmeye çalıştıklarını
yazdı, özetle şunları ekledi:
"Ankara;
Straw'un ziyaretine Lefkoşa'daki tepkilerden faydalanarak,
Kıbrıslı Türk lideri İngiliz Dışişleri
Bakanı'nın eşit muhatabı olarak gösteriyor ve
Kıbrıslı Türklerin sözde tecritten çıkarılmasına
ilişkin bilinen tezlerini yineliyor.
Kıbrıslı
Türk lider, İngiliz Dışişleri Bakanı'yla
temasların da aralarında bulunduğu, önümüzdeki günlerde
yönetilecek büyük meselelerde ortak bir çizgi belirlemek için Türk
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmek üzere İstanbul'a
gitti.
Straw'un
Lefkoşa'da bulacağı tek muhatap Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu'dur. Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri
Dimitris Hristofyas; İngiliz diplomasisinin Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin hassasiyetlerini dikkate almamaktaki aşılmaz
ısrarına tepki göstererek İngiliz bakanın görüşme
talebini reddetti. AKEL, Basın Sözcüsü aracılığıyla;
Başkan Tasos Papadopulos (Staw'u) görmeyeceği için Hristofyas'ın
da Straw'u kabul edemeyeceğini söyledi.
DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis de görüşmeyecek. Anastasiadis; ne
nabız tutulduğunu ne sorulduğunu, İngiliz Bakan'la
görüşüp görüşmeyeceğine yanıt vermesi gerekmediğini
söyledi."
Rum diplomatik
kurmaylığında asabiyet
Politis, Rum
yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Lefkoşa-Atina-Ankara
üçgenine gelişi arifesinde Güney Kıbrıs - İngiltere
ilişkilerinde "diplomatik ateşkes" ilan ettiğini,
Londra'nın Kıbrıs sorunundaki açıklığa
kavuşmamış niyetlerinin Rum yönetimi
Başkanlığı diplomatik kurmaylığında bir
"asabiyet" yarattığını bildirdi.
Haberi,
"Kıbrıs-İngiltere İlişkilerinde Diplomatik Krize
Doğru" başlığıyla okurlarına aktaran gazete
şunları kaydetti:
"Jack
Straw'un gerek Kıbrıs ziyaretiyle içerde, gerek dönem
başkanlığının ardından BM düzeyinde
görüşmeleri Kıbrıs sorunu perspektiflerinden
değiştirme sinyalleri vermesi bu olguyu artırıyor.
Hükümet
kaynaklarına göre 'bütün diplomatik kurumların
karmakarışık olmasına rağmen İngiliz
Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs ziyaretini
gerçekleştirmekteki ısrarı; önümüzdeki aylarda Kıbrıs
sorununun esasına ilişkin görüşmeleri yönlendirmeye
çalıştığı hissini yaratıyor. Başkanlık
tezlerine mesafeli olan diplomatik çevreler sürekli olarak; 'yalnız
Kıbrıs sorununda değil, Türkiye'nin Kıbrıs
Cumhuriyeti'ne karşı yükümlülüklerine uymaması konusunda da
düşünüyorlar ve yapıyorlar' diyorlar.
Üst düzeyli bir
diplomata göre; Başkan Papadopulos Moskova'ya gidişinde İngiltere
ve ABD'nin dışındaki BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin de
aktif katılımından söz ederek, İngilizlerin -hem şu
anda hem de geçmişte- kendi kendilerine arabuluculuk rolü üstlenmelerini
eleştirdi.
Londra-Lefkoşa
zıtlaşmasının yalnız protokolden ve Straw'un Mehmet
Ali Talat'la sözde Cumhurbaşkanlığı'nda görüşmekteki
ısrarına ilişkin çekişmeden değil, başka bir
şeyden başladığı ortadadır.
Başkan
Papadopulos'un; Kıbrıs-İngiltere ilişkilerindeki
zıtlaşmanın azalmamak şöyle dursun, önümüzdeki aylarda tırmanacağını
okumuş olduğu görünüyor. Bu nedenle Jack Straw'un gidişini takip
edecek olan diplomatik sondajlara göndermede bulunarak tonları
düşürdü.
Misilleme
politikası
Ancak bu;
Kıbrıs diplomasisinin; Jack Straw'un Kıbrıs'ta
yapacakları ve söyleyeceklerini göğüslemede aciz kalmasının
gizemini çözmüyor. Straw'un Mehmet Ali Talat'la görüşmedeki
ısrarı başkanlık kurmaylığını;
İngiltere Dışişleri Bakanı'nın gerçekleştireceği
ziyaretinin içeriğini 'konusuz' hale getirmek hedefiyle bir misilleme
diplomasisi planını tam olarak uygulamaya geçirdi. Başkan
Papadopulos'un Straw'la görüşmeme kararı, Kıbrıs sorununda
esaslı görüşme yapma olanağını elinden aldı.
Bağımsız bir diplomatik kaynak, Straw-Yakovu görüşmesinin
gündeminin hiçbir şekilde; müzakerelerin yeniden başlaması
perspektifleriyle ilgili meseleleri kapsayamayacağını veya
bunların yerine geçemeyeceğini değerlendirdi.
Bu metoda
karşılık Başkanlık, Straw'un ziyaretini; ikili düzeyde
rutin görüşmelere indirgedi ki bunlar da en iyi durumda; AB çerçevesindeki
işbirliği konularına kadar genişletilebilir. Jack Straw
Kıbrıs meselesinde de karşısında Yakovu'un yüzünü
görecek."
"Ankara
ellerini ovuşturarak izliyor"
Gazete,
Ankara'nın ise İngiltere Dışişleri Bakanı Jack
Straw ile Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos arasındaki
gerginliği memnuniyetle izlemekte olduğunu yazdı ve şu
ifadeye yer verdi:
"Ankara;
İngiltere ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında tırmanmakta
olan gerginliği ellerini ovuşturarak izliyor. Siyasi gözlemciler;
Ankara'nın İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw
ile Başkan Papadopulos sürtüşmesinin aldığı
şekilden tam bir memnuniyet duyduğunu; müdahale etmeksizin,
durumların kendi süreçlerine girmelerini beklemesi gerektiğini
düşünmekte olduğunu değerlendiriyorlar."
Staw'a Rum
tarafında bütün kapılar kapalı
Haravgi haberi,
"Jack Straw'a Bütün Kapılar Kapalı - Dimitris Hristofyas'ın
İngiliz Dışişleri Bakanı'yla Olası Görüşmesi
Konusunda AKEL de İngiliz Yüksek Komiserliği'ne Olumsuz Yanıt Verdi"
başlığıyla yansıttı.
Gazete,
Ada'yı ziyaret edecek olan İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Straw'un Rum tarafının ortaya koyduğu
hassasiyetleri görmezden geldiği ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'la Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görüşmekte ısrar
ettiği sürece Rum tarafındaki bütün siyasi partilerin
kapılarını kapalı bulacak göründüğünü yazdı.
Gazeteye göre
AKEL Basın Sözcüsü Andros Kiprianu, İngiliz Yüksek
Komiserliği'nin; Rum Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri
Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıs'ı ziyareti
sırasında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack
Straw'la görüşmesi konusunda nabzını yokladığı
AKEL'den olumsuz yanıt aldığını açıkladı.
Kiprianu,
İngiliz Yüksek Komiserliği'nin Straw'la Hristofyas arasında
görüşme gerçekleşmesi konusunda nabız tutmak amacıyla
AKEL'e yaklaştığını, Hristofyas'ın bu davete
olumsuz yanıt verdiğini söyledi. Kiprianu, Hristofyas'ın olumsuz
yanıtının birinci ve asıl nedenini açıklarken,
"Kıbrıs ziyareti sırasında Straw'a eşlik edecek
olan İngiliz diplomasisinin, Kıbrıs Rum toplumunun,
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hassasiyetlerini maalesef dikkate
almamasıdır" dedi.
Kiprianu
devamla şunları söyledi:
"Başkan
Papadopulos'un böyle bir görüşmeyi reddettiği andan itibaren
Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin ikinci adamı olan Dimitris
Hristofyas'ın Straw'la görüşemeyeceği de dikkate
alınmadı. İngiliz diplomasisinin Kıbrıs siyasi
partilerinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin tamamının
takındığı tavırdan mesajlar almasını
umuyorum."
Kibris 23/01/06
Kırgızistan milli takımları KKTC'de
KKTC ve
Kırgızistan milli futbol takımları 25 Ocak ve 27 Ocak'ta,
milli basketbol takımları da 24 ve 26 Ocak'ta ikişer maç
yapacakBaşbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş: Siyasi bir nedenle buraya gelmiş
değillerdir. Bu, tamamen insani bir olaydır
Kırgızistan
futbol ve basketbol milli takımları, kamp ve özel maç yapmak
amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) geldiler.
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Kırgızistan takımlarının siyasi bir
nedenle gelmediğini belirterek, "Rum tarafı bu insani
adımı siyasi nedenlere bağlamaya çalışmaktadır.
Yanlış yapıyorlar. Bu, tamamen insani bir olaydır"
dedi.
Kafileyle
birlikte, Kırgızistan'da temaslarda bulunan Serdar Denktaş ve
Kırgızistan Spor Bakanı Biktor Asanov ile Kırgız
Futbol ve Basketbol federasyon başkanları da geldiler.
Serdar
Denktaş, Ercan Havaalanı'nda yaptığı açıklamada,
Bişkek temaslarının yoğun ve verimli geçtiğini, büyük
misafirperverlik gördüğünü söyledi. Denktaş, Rum-Yunan ikilisinin
karşı çabalarını Kırgızistan'da da gördüğünü
ifade ederek, Kırgızistan Spor Bakanı'nın daha önce söz
verdiği gibi Kırgız futbol ve basketbol milli
takımlarının adaya geldiğini kaydetti.
Kırgızistan
takımlarının KKTC'ye gelmesinin tamamen kardeşçe duygularla
atılmış, insani duygulara dayanan bir adım olduğunu
belirten Denktaş, şöyle konuştu:
"Siyasi
bir nedenle buraya gelmiş değillerdir. Rum tarafı bu insani
adımı siyasi nedenlere bağlamaya çalışmaktadır.
Yanlış yapıyorlar. Bu, tamamen insani bir olaydır.
Kıbrıs Türk gençlerinin de spor yapma hakkı vardır.
Kardeş ülke Kırgızistan bu hakkı insani nedenlerle
Kıbrıs Türk gençliğine tanımak için bir adım
atmıştır, kendilerine teşekkür ediyorum."
Serdar
Denktaş, takımların ikişer maç yapacağını,
bu maçlarda iki ülke halkının dostluğunun
kazanacağını söyledi. Bakan Denktaş,
Kırgızistan'ın attığı adımı başka
ülkelerin de örnek almasını ve böylece Kıbrıs Türk
gençliğinin önündeki ambargoların kalkmasını diledi.
Rumların
engelleme girişimleri nedeniyle olayı daha önceden yeterince
kamuoyuna duyuramadıklarına işaret eden Serdar Denktaş,
halkı, yapılacak maçlara ilgi göstermeye çağırdı.
Kırgızistan
Spor Bakanı Biktor Asanov da, KKTC'de bulunmaktan dolayı onurlu ve
gururlu olduklarını, iki takımla birlikte, dostluk maçı
yapmak üzere geldiklerini belirtti.
Beraberinde
yardımcısı ve federasyon başkanlarının da
olduğunu kaydeden Asanov, aralarındaki ilişkinin dostça ve
kardeşçe olacağını söyledi.
KKTC ve
Kırgızistan milli futbol takımları 25 Ocak ve 27 Ocak'ta,
milli basketbol takımları da 24 ve 26 Ocak'ta ikişer maç
yapacak.
KIBRIS 23/01/06
Elektriğe kalıcı çözüm
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
elektrik sorununu masaya yatırmasının ardından hemen adaya
gelen TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ile hükümet
arasındaki temaslar tamamlandı, 2006'dan itibaren elektrik sorununun
son bulacağı açıklandı
Elektriğe
kalıcı çözüm
KESİN VE
KALICI ÇÖZÜM İÇİN MUTABAKAT... Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Hilmi Güler'in dün KKTC'ye yaptığı
yaklaşık 5 saatlik ani ziyarette, KKTC'nin elektrik sorunu masaya
yatırıldı ve 2006 yılında sorunun kesin olarak
çözümlenmesi yolunda mutabakata varıldı. Toplantıda varılan
mutabakatla, geçtiğimiz ay ihalesine çıkılan her biri 17.5
megavatlık 4 ünitenin hızla kurulması ve bu konuda gerekli
finansmanın ivedilikle sağlanması
kararlaştırıldı
l GÜLER: ÇÖZÜM
KALICI OLACAKTürkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler elektrik
sorununun çözümüne yönelik temaslarda bulundu. Başbakan Ferdi Sabit
Soyer'le bir araya gelen Güler, elektrik sorununun işbirliğiyle
süratle çözümleneceğini belirterek, "Enerji sorununu kökünden çözmeye
kararlıyız. Çözüm kalıcı çözüm olacak" dedi
l SOYER:
ÜRETİM VE İLETİM HATLARI GELİŞTİRİLECEK
Başbakan Ferdi Sabit Soyer Türkiye ile işbirliği halinde sorunu
çözmeye çalıştıklarını belirterek, "Elektrik
sorununu 2006 yılında hızlı bir şekilde ele almak için
tam mutabakata varıldı. Kendi imkânlarımız ve Türkiye'nin
desteğiyle 2006'da hem üretimin, hem de iletim hatlarının
geliştirilmesi konusunda atılım yapılacak" ifadesini
kullandı
Elektrik
sorununa çözüm bulmak amacıyla temaslarda bulunmak için KKTC'ye günü
birlik ziyarette bulunan TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler,
TC hükümetinin, KKTC hükümeti ile işbirliği halinde elektrik sorununa
kalıcı bir çözüm bulmakta kararlı olduklarını
kaydetti.
Türkiye Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler elektrik sorunuyla ilgili temaslarda
bulunmak amacıyla dün KKTC'ye geldi. Saat 12.45'de özel uçakla KKTC'ye
gelen Türkiye Enerji Bakanı Hilmi Güler, KKTC Tarım ve Orman
Bakanı Hüseyin Öztoprak, Maliye Bakanı Ahmet Uzun ve TC Lefkoşa
Büyükelçisi Aydan Karahan'la Colony Hotel'de yer alan öğle yemeğinin
ardından, saat 16.00'da Başbakan Ferdi Sabit Soyer'le bir araya
geldi.
Başbakanlıkta
dün öğleden sonra Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Türkiye Enerji
Bakanı Hilmi Güler arasında yapılan toplantıda, elektrik
sorununun 2006 yılı içinde kesin olarak çözülmesi
kararlaştırıldı.
Saat 16.00'da
başlayan ve iki saat süren toplantıdan sonra Başbakan Soyer ile
Enerji Bakanı Güler ortak basın toplantısı düzenledi.
Soyer ve Güler,
KKTC'nin elektrik sorununun 2006 yılında kesin olarak çözülmesi için
gerekli çalışmaların süratle yapılacağını
belirttiler.
Toplantıya
Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş, Maliye Bakanı Ahmet Uzun ve elektrikten sorumlu
Tarım ve Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak ile TC Lefkoşa
Büyükelçisi Aydan Karahan da katıldı.
Güler: Sorun
kökten çözülecek
Türkiye Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in dün KKTC'ye
yaptığı yaklaşık 5 saatlik ani ziyarette, KKTC'nin
elektrik sorunu masaya yatırıldı ve 2006 yılında sorunun
kesin olarak çözümlenmesi yolunda mutabakata varıldı.
Öğle
saatlerinde ekibiyle birlikte özel uçakla KKTC'ye gelen Türkiye Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, önce Tarım ve Doğal Kaynaklar
Bakanı Hüseyin Öztoprak ve Maliye Bakanı Ahmet Uzun ile yemekte
biraraya geldi. Yemeğin ardından Güler, Başbakan Ferdi Sabit
Soyer tarafından kabul edildi ve ardından heyetler arası
geniş kapsamlı bir toplantı yapıldı.
Elektrik sorunu
gündemiyle Başbakanlık'ta yapılan toplantıya, Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Tarım ve Orman Bakanı
Hüseyin Öztoprak, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan ve Elçilik
yetkilileri ile Elektrik Kurumu Müdürü Fuat Mertay katıldı.
2006'da kesin
çözüm
Başbakanlıkta
yaklaşık 2 saat süren toplantının ardından
Başbakan Soyer ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler
ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, başta elektrik olmak üzere ortak
yatırımların toplantıda değerlendirildiğini
belirtti.
Toplantıda
varılan mutabakat uyarınca elektrik sorununun işbirliğiyle
süratle çözümleneceğini belirten Güler, "Enerji sorununu kökünden
çözmeye kararlıyız. Çözüm kalıcı çözüm olacak"
ifadelerini kullandı, ancak ayrıntıya girmedi.
Üretim ve iletim
hatları
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer de, Türkiye ile işbirliği halinde sorunları
çözmeye çalıştıklarını söyledi.
Çok
yararlı bir görüşme yaptıklarını belirten Soyer,
"Elektrik sorununu 2006 yılında hızlı bir şekilde
ele almak için tam mutabakata varıldı. Kendi imkânlarımız
ve Türkiye'nin desteğiyle 2006'da hem üretimin, hem de iletim
hatlarının geliştirilmesi konusunda atılım
yapılacak" dedi.
Bir soruya
karşılık, Cumhurbaşkanı Talat ile Türkiye
Başbakanı Erdoğan arasında önceki gün İstanbul'da
yapılan görüşmede diğer konular yanında elektrik sorununun
da ayrıntılı olarak ele alındığını
söyleyen Soyer, Talat'ın telefonla temasları hakkında bilgi
verdiğini kaydetti.
Soyer,
ayrıca 60 megavatlığın bakımının
tamamlandığını ve denenmeye
başlandığını söyleyerek, sisteme girmekte risk almamak
için adım adım hareket edeceklerini belirtti.
Detaylar hafta
ortası
Başbakan
Soyer, elektrik sorununun 2006 yılında nasıl çözümleneceği
konusunda detay istenmesi üzerine ise, "Önemli olan sorunun 2006'da
bitecek olması. Teknik detay hafta içinde açıklanacak"
ifadelerini kullandı.
Edinilen
bilgiye göre, dünkü toplantıda varılan mutabakat uyarınca,
geçtiğimiz ay ihalesine çıkılan her biri 17.5 megawatt'lık
4 ünitenin hızla kurulması ve bu konuda gerekli finansmanın
ivedilikle sağlanması kararlaştırıldı.
Güler KKTC'den
ayrıldı
Ortak
toplantının ardından Türkiye Enerji ve Tabi Kaynaklar
Bakanı Hilmi Güler saat 18.30 sıralarında KKTC'den
ayrıldı.
KIBRIS 23/01/06
DİSİ, Papadopulos hükümetine sert çıktı
DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis, önceki gün partisinin
toplantısında yaptığı konuşmada Papadopulos
hükümetine sert eleştirilerde bulundu.Alithia Gazetesi haberine göre
Anastasiadis, Rum hükümetini çelişkili politikalar izlemek ve ülkeyi
belirsizlikler içerisinde bırakmakla suçladı.
Kıbrıs
konusuna çözüm bulunması için yeni ulusal bir strateji belirlenmesi
gerektiğini söyleyen Anastasiadis, partisinin adanın yavaş
yavaş taksim olmasına izin vermeyeceğini belirtti.
Anastasiadis,
"Yaşadığımız sürece Girne, Omorfo ve
Mağusa'da misafir, turist olma fikrini hiçbir zaman kabul
etmeyeceğiz. Adanın sessizce taksimini hiçbir zaman kabul
etmeyeceğiz. Türkiye'nin sınırlarını
Kıbrıs'a kadar uzatmasını da hiçbir zaman kabul
etmeyeceğiz" şeklinde konuştu.
Mahi de haberi,
"DİSİ Çaktı Gürledi.. Anastasiadis'ten Hükümete Sert
Saldırı" başlığıyla manşetten verdi.
Gazeteye göre
DİSİ'nin üst kurul toplantısında konuşan Anastasiadis,
hükümeti, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası
dayanaklarını güçlendirmeye, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni
tecritten çıkarmaya ve iç tüketime yönelik dış siyaset
yapmamaya" çağırdı.
KIBRIS 23/01/06
Moskova Patriği'nin "çözüm için acele etmeyin" sözü
Papadopulos sevindirdi
Rusya ziyareti
çerçevesinde önceki gün görüştüğü Moskova Patriği II.
Aleksios'un "Çözüm için acele etmeyin" sözünün Rum yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'u çok memnun etti.
Fileleftheros
Gazetesi, "Aleksios Çözüm İçin Acele Etmeyin Teşvikinde Bulundu
- Moskova Baş Patriği Başkan Papadopulos'u Çok Memnun Etti"
başlığıyla yansıttığı haberinde, Rum
yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ve heyetinin Moskova ziyaretinin;
Moskova Patriğinin Kıbrıs sorunuyla ilgili, Rum yönetimini çok
memnun eden bir sözü ile başladığını yazdı.
Gazeteye göre
II. Aleksios Rum yönetimi başkanıyla görüşmesinde;
"karmaşık Kıbrıs sorununda, çözüm için acele
adımlar atılmaması gerektiğini, yabancılardan gelen
Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili planların Kıbrıs
halkı tarafından anlaşılır olması ve
desteğini kazanması gerektiğini" söyledi.
Rum yönetiminin
"Kıbrıs sorununa barışçıl bir çözüm
bulunması" konusundaki tutumuna, Güney Kıbrıs ile Rusya
arasındaki yakın dostluk ilişkilerine ve her iki ülkenin
kiliseleri arasındaki içten ilişkilere atıfta bulunan II.
Aleksios, "BM Genel Sekreteri Kofi Annan yakın geçmişte
Kıbrıslı Türkler ve Rumların işgal bölgeleri ile özgür
bölgeler arasında 9 milyona yakın geçiş
gerçekleştirdiklerini söylemişti. Bu, karşılıklı
anlayışa ve adayı 30 yıldır bölünmüş bırakan
anlaşmazlığın aşılmasına katkı
sağlayan kişisel ve insani bir temastır" dedi.
"Ortodoksluğun
birliğinin korunmasına" yaptığı katkılar
nedeniyle Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a teşekkür eden
II. Aleksios, "Bu alandaki faaliyetlerinizin büyük değeri
vardır, bu nedenle Ortodoks Halklar Vakfı tarafından
ödüllendirildiniz" dedi.
Gazete,
Rusya'dan yanlışlıkla çıkan ikonların iadesiyle ilgili
yardımlarından dolayı Rum yönetimine teşekkür eden II.
Aleksios'un önceki gün geç saatlerde Hristu Sotiros Kilisesi'nde Rum yönetimi
Başkanı'nı Rusya Ortodoks Kilisesi adına onurlandırmasının
söz konusu olduğunu yazdı ve devamla şunları kaydetti:
"Başkan
Papadopulos, Moskova Patriğinin Kıbrıs sorununu çok iyi bilen
birisi olduğunu belirterek, 'Patriğin Kıbrıs sorununda bu
kadar iyi bilgi sahibi olmasından büyülendim' dedi. Kıbrıs
Kilisesi'nin Rusya Ortodoks Kilisesi'yle yakın ilişkiler içinde
olduğunu söyleyen Papadopulos, Patriğin Kıbrıs Elenizmine
ilgisinin canlı olmasından etkilendiğini kaydetti.
Edindiğimiz
bilgilere göre görüşme sırasında Başkan Papadopulos;
Başpiskoposluk tahtının doldurulması ve bu konuda varolan
anlaşmazlıklar açısından Kıbrıs Kilisesi'ndeki
duruma ilişkin bilgi verdi. II. Aleksios ise bu
anlaşmazlığın Kıbrıs Kilisesi'nin yararına
çözülmesini diledi. Başkan Papadopulos'un Moskova'yı ziyaretine de
değinen Moskova Patriği, 'Ortodoks devletlerin Moskova'yı ziyaret
etmeleri doğaldır çünkü Rus nüfusunun büyük çoğunluğu
Ortodokstur. Ortodoks ananelerini güçlendirmek görevimizdir ve Ortodoks Halklar
Vakfı'nın Ortodoksluğun güçlenmesine katkıda
bulunanları bu nedenle onurlandırıyor' dedi."
Haravgi,
"Tam Rus Desteği - Rusya'nın Siyasi ve Dini Liderliği
Kıbrıs Halkının Mücadelesine Destek Beyan Ediyor -
Putin-Papadopulos Görüşmesi Büyük Öneme Haiz"
başlığıyla yansıttığı haberinde, Rus
siyasi ve dini liderliğinin, özellikle de Moskova ve Rusya Patriği
II. Aleksio'nun Rum yönetiminin ve Rum halkının mücadelesine
istikrarla destek belirttiğini bildirdi.
Gazete,
Papadopulos başkanlığındaki heyetin Moskova Patriği
II. Alseksio ile tarihi Danilovsky Manastırı'nda gerçekleşen
görüşmesinde Aleksio'nun Güney Kıbrıs'ın AB'a üyeliğinin
Ortodoksluğun sesinin Batı'da daha çok duyulmasında olumlu unsur
olduğunu söylediğini yazdı.
Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'un önceki akşam Hristu Sotiros
Kilisesi'ne giderek II. Aleksio tarafından
onurlandırıldığını yazan gazete, Papadopulos'un;
"bu onuru Kıbrıs Elenizmi adına alıyorum ve bütün
Kıbrıslıların şahsına yönelik taktir telakki
ediyorum" dediğini kaydetti.
Gazeteye göre
Papadopulos, KKTC'deki kiliselerin
"yağmalandığını" da öne sürerek,
"süregelen işgal, kültürel ve Hristiyan mirasını tahrip
etti" iddiasında bulundu. Papadopulos, Kıbrıs sorununun
çözümüne verdiği destek nedeniyle Rusya'ya ve Rus halkına
teşekkür etti.
Gazete,
Moskova'daki diplomatik çevrelerin Rum yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yarın
gerçekleştireceği görüşmeyi "özel öneme haiz" olarak
nitelediklerini yazdı, şöyle devam etti:
"Çünkü
yarınki görüşmede Kıbrıs sorunu, ikili ilişkiler ve
AB'yle ilgili konular stratejik düzeyde görüşülecek. Başkan
Papadopulos'un Putin'le 24 saat içinde iki kez görüşeceğine
işaret ediliyor. Önceki akşam üzeri Putin Kremlin Sarayı'nda
Uluslar Arası Ortodoks Halklar Birliği Vakfı tarafından
onurlandırılan Başkan Papadopulos, Arnavutluk Başpiskoposu
Anastasios, Moskova Belediye Başkanı Luskos ve Lübnan Balamat
Üniversitesi onuruna bir davet verecek.
Şunu da
belirtelim ki; Rusya medyası Başkan Papadopulos'un ziyaretini büyük
bir ilgiyle takip ediyor ve başkanın Kıbrıs sorununa da
atıfta bulunan söyleşileri yayımlandı."
Politis,
"Kıbrıs Rusya'dan Aktif Katılım İsteyecek"
başlığıyla, Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos ile Moskova Patriği II. Aleksio'nun Danilovsky
Manastırı'nda gerçekleşen görüşmesini yansıttığı
haberinde, Aleksio'nun "Karmaşık Kıbrıs sorununda,
çözüm için acele adımlar atılmaması gerektiğine
inanıyorum" şeklindeki sözlerini öne çıkardı.
Gazete
şunları yazdı:
"Diplomatik
çevreler Başkan Papadopulos'un Moskova ziyaretini özellikle önemli
addediyorlar. Edindiğimiz bilgilere göre Rusya Devlet Başkanı
Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov'la
görüşmesi sırasında Başkan Papadopulos; BM Güvenlik Konseyi
daimi üyesi olarak Rusya'nın Kıbrıs sorununun çözümü
çabalarına daha aktif katılmasını talep edecek. Bu
görüşmelerde Rusya'nın; Kıbrıs sorununa BM kararları
temelinde adil, yaşayabilir ve işleyebilir çözümle ilgili tavrı
da teyit edilecek. Başkan Papadopulos'un Vladimir Putin'le
görüşmesinin pazartesi günü öğleden sonra gerçekleşmesi
programlandı."
Mahi haberi,
"Patrik Aleksios: Kıbrıs Sorununda Acele Adımlara
Hayır" başlığıyla okurlarına aktardı.
Alithia,
"Çözüm İçin Ağır ve Dikkatli - Moskova Patriği'nin
Başkan Papadopulos'a Tavsiyesi" başlığını
kullandı.
Gazete,
"İşadamları Moskova'da İş
Bağladılar" başlığıyla verdiği
haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la birlikte
Mosova'ya giden 54 Rum işadamından bazılarının;
Moskova'ya varır varmaz Rus işadamlarıyla temaslara
başladığını bildirdi.
Gazeteye göre
son zamanlarda Ruya'da elverişli ekonomik, girişim ve
yatırım ortamları gözlemlenmesi, Rusya'da yapacakları
temaslara büyük önem veren Rum işadamlarının ilgisini
çekmiş görünüyor. Rum işadamları; Rus Sanayi Odası'nın
işbirliğiyle yarın düzenlenecek olan ve çok sayıda Rus
işadamının ilgi göstermesi beklenen etkinliğe özellikle
önem veriyorlar. Rum işadamları; gün boyunca, Güney
Kıbrıs'ta veya Rusya'da ekonomik işbirliği yapma konusunu
ele alacakları temaslarda bulunacaklar söyledi.
KIBRIS 23/01/06
|
ABden
Kıbrıs eylem planına destek Ankaranın
Kıbrısta çözüm için yeni planı ABden destek gördü. Planda
liman ve havaalanlarının Rumlara açılması
karşılığında izolasyonların
kaldırılması isteniyor. |
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 23:31 24 Ocak 2006 Salı
ANKARA/BRÜKSEL
- Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn,
Türkiyenin önerilerini dikkatli şekilde incelenmeye değer
bulduklarını söyledi. Ekibindeki çalışanlara da önerileri
incelemelerini söylediğini anlatan Rehn, Komisyonun Türkiyenin
başlattığı tartışmaya katkı yapmaya hazır
olduğu da vurguladı.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Bireşmiş
Milletler Genel Sekreterine sunduğu yeni eylem planının
ayrıntılarını açıkladı. Adada barış ve
istikrara katkıda bulunmak için yeni bir girişim
başlatıldığını açıklayan Gül, önerilen eylem
planının kalıcı bir çözüme katkıda
bulunacağını söyledi.
Gül, 2004 yılında Adada çözüme çok
yaklaşıldığını ancak, Türk tarafının
tüm gayretlerine rağmen, BM Genel Sekreterinin arzu ettiği çözüme
gidilmesi engellenmiştir dedi.
Kıbrıstaki mevcut durumun herkesin çıkarına ters
düştüğünü söyleyen Gül, Annanın koşullar uygun olursa
müzakere sürecini başlatacakğını hatırlattı ve
Yeni bir girişim başlatıyoruz dedi. Dışişleri
Bakanı daha sonra eylem planının
ayrıntılarını açıkladı.
Gül
eylem planınun uygulanması için de şu adımların
atılmasını önerdi:
Üzerinde
mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak
uygulanacak eylem planınına nihai şeklini vermek amacıyla
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin himayesinde ve Türkiye,
Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum
tarafının katılımıyla en geç Mayıs, Haziran 2006ya
kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi.
Eylem planı ve toplantının sonuçlarının
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından,
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine sunulması.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin ayrıca gelişmeleri
Güvenlik Konseyine rapor etmek amacıyla planın
uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma
kurulması hususunda değerlendirmesi.
Birleşmiş Milletlerin ve Avrupa Birliği komisyonunun özellikle
Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen
tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya
yardımcı olacaktır.
Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi
pozisyonlarına halel getirmeyecektir.
Dışişleri Bakanı Gül, eylem planının
kapsamlı bir siyasi çözümü hedeflemediğini ancak bunu kolaylaştıracağını
da söyledi.
Yeni önerileri açıkladıktan sonra
habercilerin sorularını yanıtlayan Gül, BMnin ve Annanın
liderliğine güveniyoruz dedi. Gül bir soru üzerine, sunulan eylem
planıyla İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Strawun
Adaya ziyaretinin zamanlamasının tamamen tesadüf olduğunu
söyledi.
MCCORMACK: MEMNUNİYET VERİCİ BİR ADIM
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean
McCormack, Türkiyenin açıkladığı Kıbrıs eylem
planını, memnuniyet verici bir adım olarak nitelendirdi.
McCormack, düzenlediği günlük basın toplantısında bir soru
üzerine, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bugün bu
planı duyurdu. Ayrıntılarını henüz gördük. Üzerinde
çalışmamız gerekiyor dedi.
ABDnin konumunun açık olduğunu ve Annan planına dayalı bir
çözüm yönünde uluslararası toplumun desteklendiğini belirten
McCormack, ABDnin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile çalışmaya
açık olacağını kaydetti.
McCormack, Bu elbette memnuniyet verici bir adım. Detayları
konusunda yorum yapamam, ancak bu çaba, uzun süredir devam eden bir problemin
çözümü için ilgili bütün tarafların iyi niyetini gerektiriyor diye
konuştu.
Annanın, Kıbrısta çözüm yönünde bir planı ve bu plana
dayalı birpotansiyel çözümü bulunduğunu söyleyen McCormack, Ancak
bölge halkları bir çözüm istiyorsa, taraflar enerjilerini bir çözüme
ulaşılmasına yoğunlaştırmalı dedi.
Rumlar
Kıbrıs girişimine tepkili
Ankaranın
Birleşmiş Milletlere de sunduğu Kıbrıs konusundaki
açılımlara, Rum yönetimi tepki gösterdi.
NTV
Güncelleme: 17:57 TSİ 24 Ocak 2006 Salı
LEFKOŞA
- Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, kısıtlamaların
karşılıklı kaldırılması önerisinin eski
olduğunu söyledi. Limanlarını bize açmak, Ankaranın
yükümlülüğüdür diyen Papadopulos, Ankaranın bunu yerine getirmemek
için, karşılıklı isteme taktiği uyguladığını
savundu.
Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da,
Türkiyenin önerileri temcit pilavına benziyor; yeniden
ısıtıp önümüze koyuyorlar dedi. Yakovu, aynı öneriyi daha
önce de yapan Ankaranın, uluslararası kamuoyu önünde olumlu bir hava
yaratmaya çalıştığını öne sürdü..
Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edildiği
iddialarının doğru olmadığını savunan
Yakovu, Türkiye er ya da geç limanlarını Rumlara açacaktır
dedi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü
Yorgo Kumuçakossa, Türkiyenin girişiminin gümrük birliği ek
protokolünün uygulanmasıyla bağlantılı
olmadığını savundu ve ABnin Türkiyeden, bu konudaki
yükümlülüğünü yerine getirmesini istediğini hatırlattı.
|
NTV
Güncelleme: 15:49 TSİ 24 Ocak 2006 Salı
ANKARA
- Kıbrıs konusundaki yeni çözüm önerisinin
ayrıntılarını bir saat sonra Dışişleri
Bakanı Gül, Ankarada açıklayacak.
Başbakan
Erdoğan da AKP grup toplantısında konuya ilişkin
değerlendirmelerde bulundu. Tıbrıs bizim milli
davamızdır, KKTC halkını güvence altına alarak destek
istiyoruz diyen Erdoğan, bundan sonra Türkiyenin aktif bir dış
politika sürdüreceğini açıkladı.
Erdoğan, bu çerçevede Davos zirvesinde BM Genel Sekreteri Annan ile
görüşeceğini söyledi.
Erdoğan, dün Rusya Lideri Vladimir Putinle yaptığı telefon
görüşmesinde de destek istediğini söyledi. Güney
Kıbrısın çözümü Birleşmiş Milletlerden AB zeminine
kaydırmak istemesini eleştiren Erdoğan, Bunu kabul etmemiz
mümkün değil dedi.
Erdoğan, Annan raporunun neticesinin BM Güvenlik Konseyinden
çıkmamasını da eleştirdi ve BM Güvenlik Konseyi sümenaltı
mantığı ile hareket etmemelidir dedi.
|
10 MADDELİK EYLEM PLANI |
||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
||||||||||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||||||
|
NTV
Güncelleme: 20:29 24 Ocak 2006 Salı
LEFKOŞA
- Rapora ek olarak Türkiyenin kendi liman ve havaalanlarını açma
gibi fazladan iyi niyet önerilerinin bulunduğunu söyleyen Mehmet Ali
Talat, Dolayısıyla Genel Sekreterin konuyu ele alıp
ilerletmesine ihtiyaç var dedi.
Talat, düzenlediği basın toplantısında, Gülün
açıkladığı önerileri değerlendirdi. Kıbrıs
Türk tarafı olarak önerileri kuvvetli bir şekilde desteklediklerini
ve üzerlerine düşen yanlarını gerçekleştirmeye hazır
olduklarını belirten Talat, Rum yönetimi lideriTasos Papadopulosa,
konuyu soğukkanlılıkla değerlendirmesi ve elinin tersi ile
bir kenara itmemesi çağrısı yaptı.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk tarafı ve
Türkiyenin, 2004 ve 2005 yıllarında Kıbrıs sorununun
çözülebilmesi için gayret gösterdiğini, BM Genel Sekreteri Kofi
Annanın, Annan planında istenilen değişikliklerin net
olarak ortaya konulması çağrısına da destek olduğunu
belirterek, ancak Kıbrıs Rum tarafının bu doğrultuda
hareket etmekten kaçındığını kaydetti.
Rum tarafının, Kıbrıs sorununun çözüm
parametrelerini de değiştirecek adımlar atmaya
çalıştığını kaydeden Talat, Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulosun Eylül 2005te BM Genel Kurulunda yaptığı
konuşmada da Kıbrıs sorununun çözümünü, adanın
birleştirilmesini ozmosis yoluyla öngördüğünü ortaya koyarak, iki
bölgeli, iki kesimli,iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı bir
federal çözümden uzaklaştığını ortaya koyduğunu
belirtti.
ÇÖZÜMÜ
TETİKLEYECEK
Bugün gelinen aşamada, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden
dolayı yaşanan sıkıntıları aşabilmek için
Abdullah Gülün bir eylem planı açıkladığını
ifade eden Talat, şöyle konuştu:
Bu
eylem planı Avrupa Birliğinin (AB) Türkiyeden beklentileriyle,
uluslararası toplumun, BM Genel Sekreterinin ve ABnin Kıbrıs
Rum tarafından beklentilerini içiçe geçiren bir bütünlük arz ediyor.
Karşılıklı olarak tüm kısıtlamaların
kaldırılması, geçmiş önerisinin bir eylem planı biçiminde
yeniden formüle edilmesini öngören bu öneri, sanıyorum ki
karşılıklı işbirliğini, istikrarı, bölgede
karşılıklı yarara dayalı çalışmaları
teşvik edecek bir yaklaşım olarak Kıbrıs sorununun
çözümünü de tetikleyecek, Kıbrıs sorununun çözümünde büyük
katkıda bulunacak bir öneridir.
Kıbrıs
Türk tarafı olarak öneriyi, açık, net ve güçlü bir şekilde
desteklediklerini vurgulayan Talat, bugüne kadar benzer şeyleri
söylediklerini, ancak söz konusu olanın Türkiye limanları ve hava
sahası olduğunu, söz hakkı da Türkiyede olduğu için böyle
açık ve netbir öneriyi kendilerinin formüle edemeyeceğini söyledi.
Gülün önerilerinin, Annanın BM Güvenlik Konseyine sunduğu raporla
neredeyse birebir örtüştüğünü dile getiren Talat, Hatta, Genel
Sekreterin sunduğu rapora ek olarak Türkiyenin kendi liman ve
havaalanlarını açma gibi fazladan iyi niyet önerileri var.
DolayısıylaGenel Sekreterin konuyu ele alıp ilerletmesine
ihtiyaç var dedi.
PAPADOPULOS
KONUYU SOĞUKKANLILIKLA ELE ALMALI
Kıbrıs Rum tarafının tepkisinin aşırı
hızlı olduğunu kaydeden Talat, şöyle konuştu:
Papadopulosun konuyu daha soğukkanlılıkla ele alıp
değerlendireceğini ve uzatılan yeni barış elini
tutmayı tercih edeceğini ummak istiyorum. Çünkü büyük bir
çıkmaza doğru ilerliyoruz. Kıbrıs Türk halkının
tecridinin ortadan kaldırılması BM Genel Sekreterinin ve ABnin
kararları doğrultusundadır. Bundan dolayı da tutulan yol,
bugün ortaya konan yol bana göre bir açılımdır. Bu açılımla
birlikte uluslararası toplumun beklentisi de yerine gelmiş olacaktır.
Bu bağlamda Papadopulosun konuyu soğukkanlılıkla ele
alıp,bunu geçmiş önerilerin tekrarıdır gibi elinin
tersiyle bir kenara itmemesini istiyorum, diliyorum.
|
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 20:09 24 Ocak 2006 Salı
LEFKOŞA - Rum Kesimine giden Jack Straw, yarın, önce
Kıbrıs Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu
ile bir araya gelecek, ardından kuzeye geçerek Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile makamında
görüşecek
İngilterenin, Kıbrısta yeni bir rol üstlenmeye
hazırlandığı; Strawun bu çerçevede, hem adadaki
tarafların, hem de Ankara ile Atinanın pozisyonunu öğrenmeye
çalışacağı belirtiliyor.
İngilterenin amacı, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki
olası bir krizi engellemek...
Rumlarsa, Talatla
cumhurbaşkanlığında görüşecek olması nedeniyle,
Strawu protesto etmeye hazırlanıyor.
İngiltere Dışişleri Bakanının alt düzey memurlar
tarafından karşılanması bekleniyor.
Rum göçmenlerin de Strawu protesto edeceği belirtiliyor.
Talat'tan Eylem Planı'na tam destek
24 Ocak, 2006 18:44:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiyenin
Kıbrıs Eylem Planının sorununun çözümünü tetikleyecek
öneriler içerdiğini söyledi.
Talat,
''Kıbrıs Türk tarafı olarak önerileri açık, net ve kuvvetli
şekilde destekliyoruz'' dedi.
Basın toplantısıyla Gülün Eylem Planını
değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Talat, önerilerin bütün
unsurlarını, sürekli olarak istişare ettiklerini de söyledi.
Eylem Planında kendilerine düşen yanları desteklemeye
hazır olduklarını dile getiren Talat, bu önerilerin gerçekleşebilmesi
için rol üstlenmesi gereken taraflar olduğunu belirtti.
Kıbrıs Rum tarafının da konuyu
soğukkanlılıkla değerlendirmesi gerektiğini ifade eden
Talat Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un uzatılan
yeni barış elini tutmasını umduğunu söyledi.
Kıbrıs sorununda çıkmaza doğru gidiyoruz diyen Talat,
Papadopulos'un, 'geçmiş önerilerin tekrarıdır' diye önerileri
elinin tersiyle bir kenara itmemesi dileğinde bulundu.
Türk tarafının Kıbrıs'taki geçmiş
açılımları
24 Ocak, 2006 18:23:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC son yıllarda, Ada'daki iki toplumu
yakınlaştıracak adımlar atıyor
Türk tarafı 2 nisan 2003'ten günümüze Kıbrıs
sorununun çözümüne ilişkin çok sayıda adım attı:
2 nisan
2003:
KKTC'nin ilk Cumhurbaşkanı Denktaş GKRY lideri Papadoupulos'a, 6
adet güven artırıcı önlem içeren bir mektup gönderdi.
Kıbrıs Rum liderliğinin isteksizliği bu önlemlerin bir
paket halinde uygulanmasını engelledi.
16 nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu, Kuzey'den Güney'e mal
ihracatı üzerindeki kısıtlamaları kaldırdı.
23 nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu iki taraf arasındaki
sınırı, Kuzey'den Güney'e insan geçişlerine açma
kararı aldı. Kıbrıs Rum liderliği
başlangıçta bu fikre karşı çıktı ve
Kıbrıs Rum halkına, KKTC'ye geçmeme çağrısında
bulundu. Buna rağmen, bugüne kadar yaklaşık 9 milyon geçiş
kaydedildi.
23 mayıs 2003: Türkiye, Kıbrıs Rum
vatandaşları için yeni ve kolaylaştırılmış
bir vize rejimi uygulamaya başladı.
11 temmuz 2003: KKTC Cumhurbaşkanı
Denktaş, Ada'daki atmosfere olumlu katkıda bulunabilmek amacıyla
Lefkoşa Uluslararası Havaalanı'nın hava trafiğine
açılmasını da içeren ilave önlemler teklif eden bir mektubunu,
BM Genel Sekreteri Annan'a gönderdi.
24 temmuz 2003: KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş,
Kıbrıs Türk tarafının sınır bölgesinin
mayınlardan temizlenmesi konusunu BM ile görüşmeye hazır
olduğunu ifade eden bir mektubu BM Genel Sekreteri Annan'a gönderdi.
Ağustos 2003: Kıbrıs Türk tarafı, isteyen Rumlara
Kuzey'de bıraktıkları taşınmaz mallarının
tazmin edilmesi talebinde bulunabilmelerini sağlamak amacıyla Tazmin
Komisyonu'nu kurdu. Rum liderliği halkına, söz konusu Komisyon'a
başvurmamaları çağrısında bulundu. Komisyon'a
başvuranlar için çeşitli cezalar öngören yasa tasarısı GKRY
Parlamentosu'na sunuldu.
25 mayıs 2004: KKTC makamları,
Kıbrıslı Rumların KKTC'yi sadece kimlik kartlarıyla
ziyaret edebilmesine imkan veren yeni bir tüzük kabul etti. Pasaport
yükümlülüğü kaldırıldı.
25 mayıs 2004: KKTC makamları Kuzey ile Güney
arasındaki mal ihracat ve ithalatına yönelik tüm
kısıtlamaları kaldırdı. Böylece iki taraflı
ticaret tamamen serbest hale getirildi.
Ağustos 2004: KKTC ile GKRY arasında doğrudan
telefon hattı açıldı.
Temmuz - Ağustos 2004: KKTC Bakanlar Kurulu, Karpaz
bölgesinde yaşayan Rumlar için ortaokul açma kararı aldı. Okul
13 eylülde hizmete girdi. Güney'den gelen Kıbrıslı Rum
öğretmenlerin okulda hizmet vermelerine izin verildi.
2 eylül 2004: Güzelyurt'taki Ay Mama Kilisesi'nde, 30 yıl
aradan sonra ilk kez Rum Ortodoks ayini düzenlendi. Dönemin Başbakanı
Talat, KKTC'deki tüm kiliselerde ayin yapma serbestisinin bulunduğunu
açıkladı. 2 eylül günü yapılan ayine çok sayıda Rum
katıldı.
12 kasım 2004: Kayıp şahıslar konusunda bilgi
temin ederek Kıbrıs Türk ailelerinin yanı sıra Rum ailelere
de yardımcı olmak amacıyla Türk kesiminde, Kayıp
Şahıslar Komitesi (KŞK)'nın Türk üyesinin ofisi bünyesinde
bir özel bilgilendirme birimi oluşturuldu.
Ocak 2005: Kayıp şahısların kemiklerinin
bulunması amacıyla KKTC'de kazı çalışmaları
başlatıldı.
Eylül 2004 ve 2005: KKTC'de yaşayan Rum
öğrencilerinin kullandığı okul kitaplarının
tarama işlemi Avrupa standartları ile
uyumlaştırıldı.
23 mayıs 2005: KKTC Bakanlar Kurulu, Karpaz'da yaşayan
Rum kökenli çocukların ilk, orta ve lise düzeyinde öğrenimlerini
sürdürecekleri okulların yasal statüsünü düzenleyen kararı
aldı.
30 mayıs 2005: Türkiye, Kıbrıs'ta her iki
tarafa uygulanan tüm kısıtlamaların ilgili tüm taraflarca
eşzamanlı olarak kaldırılması
çağrısında bulundu. Öneri BM belgesi olarak da
yayınlandı.
12 ağustos 2005: Ara bölgedeki mayınların
temizlenmesi konusunda KKTC ile Kıbrıs'ta konuşlu BM
Barış Gücü (UNFICYP) arasında anlaşmaya varıldı.
31 ağustos 2005: Kıbrıs Türk tarafının
girişimiyle Bostancı Kapısı karşılıklı
geçişlere açıldı. Kıbrıs Rum tarafı,
kapının açılması konusunda ciddi engeller
çıkardı.
Eylül 2005: Kıbrıs Türk tarafı, 2 eylülde
bölgenin mayınlardan arındırılmasının
tamamlanmasını takiben Lefkoşa kent merkezindeki (Ledra Caddesi)
Lokmacı Kapısı'nın açılması için istikşafi
çalışmalar başlattı.
Kasım 2005: Türkiye, Kayıp Şahıslar
Komitesi (KŞK) tarafından yürütülen çalışmalara 150 bin ABD
Doları maddi katkıda bulunma kararı aldı. Diğer
taraftan KKTC Bakanlar Kurulu'nun 8 kasım 2005 tarihli Bakanlar Kurulu
kararıyla, KŞK çerçevesinde ara bölgede kurulması öngörülen
antropoloji laboratuvarının tesisi için KKTC tarafından 195
binYTL tutarında katkıda bulunulması
kararlaştırıldı.
25 kasım 2005: Lokmacı Kapısı'nın
KKTC ile GKRY arasında karşılıklı geçişlere
açılması çalışmalarına KKTC tarafınca fiilen 25
kasım 2005 günü başlandı. KKTC makamları tarafından
yürütülen çalışmaların desteklenmesi amacıyla, ülkemiz
tarafından 500 bin YTL katkıda bulunulması kararlaştırıldı.
Aralık 2005: KKTC sınırları içinde yer
alan ve 1974'ten önce Rumlara ait olan mallar için iadeyi, tazminat ödenmesini
veya söz konusu mülkün Kıbrıslı Türklere ait olan ve Güney
Kıbrıs'ta bulunan bir gayrimenkulle takas edilmesini öngören Tazmin
Komisyonu yasa değişikliği tasarısı, KKTC Cumhuriyet
Meclisi'nde 19 aralık 2005 günü kabul edildi. Yasa
değişikliği, KKTC Resmi Gazetesi'nde
yayımlandığı 22 aralık tarihinde yürürlüğe girdi.
4 ocak 2006: Kara sınır kapısından
geçişlere ilaveten, KKTC'ye hava ve deniz yoluyla yapılan
girişlerde GKRY ve Yunanistan vatandaşları ile üçüncü ülke
uyruğunda bulunan Rum ve Yunan asıllılara yönelik vize
uygulaması, KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırıldı.
Bütün bu açılımlara ek olarak Kıbrıslı Rumlar,
Türkiye'de düzenlenen uluslararası nitelikli tüm sportif, kültürel ve
sosyal etkinliklere katılabilmektedir.
Yakovu: Yeniden ısıtılmış yemek
24 Ocak, 2006 16:46:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs Rum yönetimi, Türkiye'nin Kıbrıs
konusunda geçtiğimiz cuma günü BM'ye sunduğu öneri için yeniden
ısıtılmış yemek yorumunu yaptı.
Rum
yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Abdullah Gül'ün
basın toplantısında söyleyeceklerini beklemeden, Rum devlet
televizyonuna konuştu.
Yakovu, "Türkiye'nin önerisi, yeniden ısıtılmış
yemektir. Türk Dışişleri Bakanı birkaç ay önce de aynı
öneride bulunmuştu. O öneri de boşa çıkmıştı.
Türkiye, uluslararası alanda olumlu intiba yaratmaya
çalışıyor" dedi.
Rum Dışişleri Bakanı Yakovu, Türkiye'nin
Birleşmiş Milletler'e sunduğu önerinin, Kıbrıslı
Türklere tecritin kalkmasına karşılık, Rum uçak ve
gemilerine limanlarını ve havaalanlarını açmasını
içerdiğini belirtti.
Yakovu, bununla ilgili olarak, "Türkiye ilgisiz iki konuyu
birleştirmeye çalışıyor. Kıbrıslı Türklerin
tecrit edildiği iddiası doğru değil. Öyle bir konu yok.
Türkiye'nin, Avrupa Birliği çerçevesinde üstlendiği yükümlülükleri
yerine getirmesini bekliyoruz. Türkiye, er veya geç, yükümlüklerini yerine
getirmek zorunda kalacak" diye konuştu.
Eylem Planına tepkiler
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos: "Önemli
olan Kıbrıs sorununa Yunanistan ve Rum tarafının izah
ettikleri şekilde çözüm bulunması."
Rusya Parlamentosunun Alt Kanadı Duma'nın Başkanı
Boris Grizlov: Kıbrıs sorununun barışçıl bir
şekilde, hem Rumların, hem de Türklerin çıkarları göz
önünde bulundurularak çözülmesinden yanayız.
AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost
Lagendijk: Türkiyenin Kıbrıs Eylem Planını
memnuniyetle karşılıyorum. Türkiye çözüm için net bir adım
attı.
Avrupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn
Türkiyenin Kıbrıs Eylem Planının dikkatlice ele
alınacağını söyledi. Rehn, komisyonun tartışmaya
hazır olduğunu da belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın sözcüsü Stefan Dujarric, Türkiyenin Kıbrıs Eylem
Planı üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Dujarric, ''Genel
Sekreter'in talebi üzerine, BM'nin siyasi bölümü, planı dikkatle
incelemekte. Bu, Genel Sekreter'in sorunun çözümü için sürdürdüğü çabalar
çerçevesinde yer alıyor'' dedi.
Rumlar birleşmeye 'hayır' demişti
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu plan, 24
nisan 2004'te halkoyuna sunulmuştu. Kıbrıslı Türklerin
yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların yüzde 76'sı 'hayır'
demişti.
Referandumun ardından Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Annan
Planı'nın halkımız tarafından reddedilmesi
Kıbrıslı Türkleri hayal kırıklığına
uğratmamalı. Rum kesimi olarak çözüm çabalarımızı sürdüreceğiz"
demişti.
Avrupa Birliği Komisyonu, her fırsatta Kıbrıs Rum kesimine
limanların açılmasıyla ilgili olarak, "AB sözünü tuttu ve
müzakereleri başlattı. Şimdi Türkiye'nin taahhütlerini yerine
getirmesi ve limanlarını Kıbrıs Rum gemilerine açması
gerekiyor" baskısı yapıyor.
Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı
24 Ocak, 2006 16:53:00 (TSİ) CNN TURK
BM Genel Sekreteri, aşağıda ana unsurları
sunulan eylem planının uygulanması amacıyla ilgili
taraflarla istişarelerde bulunma keyfiyetini değerlendirmeye davet
edilir:
Türkiyenin
deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki
malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine
açılması;
Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst
uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk
havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar
ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;
Gazimagosa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıstaki
limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların,
kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına
açılması;
Ercan Havaalanının Kıbrıs Türk yönetimi altında
doğrudan uçuşlara açılması;
Kuzey Kıbrısın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük
birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel
düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Adadaki taraflar arasında ve
taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz
biçimde yapılmasının sağlanması;
Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel
ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi;
Uygulama için şu adımların atılmasını
öneriyoruz:
Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak
uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM
Genel Sekreterinin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk
tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının
katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006ya kadar bir üst
düzey toplantı gerçekleştirilmesi;
Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel
Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyine sunulması; BM Genel
Sekreterinin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyine rapor etmek
amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında
tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;
BMnin ve AB Komisyonunun özellikle Kıbrıs Türk tarafına
sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını
kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi
pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs
sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, Adada gerçek bir
işbirliği ve karşılıklı güven ortamı
yaratmayı amaçlamaktadır.
Bu bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreterinin iyi
niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreterinin planı temelinde
kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara
bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006
yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını
içtenlikle ümit etmektedir.
Açıklayıcı not:
Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu
çerçevesinde ve BMGSnin planı temelinde kapsamlı bir çözüm
bulunmasına yönelik çabalara bağlılığını
korumaktadır.
Türkiye, adil ve kalıcı bir çözümün bölgede barış ve
istikrarın sağlanması ile uyumlu ilişkilerin
kurulmasına büyük katkısı olacağına inanmaktadır.
Bu çerçevede, Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Sayın Abdullah Gülün 30 Mayıs 2005
tarihinde, Kıbrıs konusu bağlamında, özellikle
malların, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına
getirilen tüm kısıtlamaların eşzamanlı olarak ilgili
tüm taraflarca kaldırılması için sunduğu öneriler
hatırlanacaktır.
Sözkonusu öneriler, bütün tarafların BM çerçevesinde kapsamlı bir
çözüm için birlikte yeniden çaba harcayabilecekleri, taraflar arasındaki
farklılıkların azaltıldığı bir
karşılıklı güven ve ekonomik kalkınma ortamı
yaratılmasını teminen bütün taraflara özlü kazanımlar
sağlayacak şekilde, iki tarafa yönelik kısıtlamaların
dengeli ve adil bir biçimde kaldırılmasının önünü
açmaktaydı.
Kapsamlı çözümün temel ihtiyaç olduğu kuşkusuzdur. Ancak buna
ulaşılana değin, Kıbrıs Adası ve çevresindeki
ekonomik ve sosyal kalkınmayı engelleyen ve istikrarı tehdit
eden tüm kısıtlamaların kaldırılmasına yönelik
bir sürecin başlatılmasının zamanının
geldiği görüşünü de taşımaktayız. Bu bağlamda,
bir Eylem Planı kabul edilerek bir bütün olarak iyi niyetle uygulanabilir.
Uluslararası toplumu böyle bir uzlaşıyı teşvik etmeye
ve önerilen eylem planını aktif biçimde desteklemeye davet ediyoruz.
Bu yeni girişim, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm
bulununcaya kadar, uygulamaya dönük düzenlemelerle ekonomik
kalkınmanın önünü açacak bir geçiş süreci yaratma yönünde güçlü
bir potansiyeli beraberinde getirmektedir. Önerilen eylem planı taraflarca
karşılıklı olarak kabul edilecek kapsamlı bir çözümün
alternatifi olmadığı gibi, ilgili tarafların hukuki ve
siyasi pozisyonlarına da halel getirmemektedir.
Uygulamaya dönük bu düzenlemeler, kabul edilecek bir takvim çerçevesinde,
ulaşıma ilişkin olanlar dahil, malların, kişilerin ve
hizmetlerin serbest dolaşımına getirilen tüm
kısıtlamaların kaldırılmasını öngörmeli ve
AB gümrük birliğinin uygulanması kapsamında tarafların
tedricen birbirlerine uyumlaştırılmaları perspektifini
Kıbrıstaki iki tarafa sunmalıdır.
Doğrudan ticaret, seyahat, doğrudan uçuş ve
artırılmış temaslar, daha güçlü bir bölgesel
işbirliğinin temel dayanaklarını oluşturabilir.
Öneriler, gerçekten ortaklık anlayışıyla
uygulandıkları takdirde, BM çözüm sürecini son aşamaya
doğru ilerletmeye de büyük katkıda bulunacaktır.
Bu bağlamda Türkiye, BM Genel Sekreterini, ilgili tüm taraflar
arasındaki tüm kısıtlamaların tamamının
kaldırılmasına yönelik kapsamlı bir girişimin
geliştirilmesine öncülük etme keyfiyetini değerlendirmeye davet
etmektedir. BM himayesinde ve Kıbrıstaki her iki taraf ile Türkiye
ve Yunanistanın katılımıyla üst düzey bir toplantı
düzenlenmesi bu yönde ilk adımı oluşturabilir. Bu
toplantıda nihai aşamaya getirilecek eylem planı BM Güvenlik
Konseyine sunulacaktır.
Türkiye, hazırladığı eylem planının ana çizgilerini,
bu notun ekinde uluslararası toplumun değerlendirmesine
sunmaktadır.
"BM, Kıbrıs'ı sümenaltı etmemelidir"
Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'ni eleştirdi
24 Ocak, 2006 14:55:00 (TSİ) CNN TURK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın hazırladığı raporun, BM Güvenlik Konseyi'nden
çıkmamasının düşündürücü olduğunu söyledi.
Partisinin
grup toplantısında konuşan Erdoğan, ''BM Güvenlik Konseyi,
sümenaltı mantığı ile hareket etmemelidir ve bunu karara
bağlamalıdır'' dedi.
Hiç kimsenin Türkiye'den, pasif, etkisiz ve çözümsüzlüğe
sığınan bir dış politika izlemesini beklememesini
isteyen Erdoğan, ''Türkiye, aktif, çok boyutlu dış
politikasını sürdürecektir, bölgesinde ve dünyada tayin edici bir rol
üstlenmeye devam edecektir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, KKTC'nin Türkiye'nin 'milli davası'
olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin bu düşüncesini,
görüştüğü her dünya liderine anlattığını ifade
etti.
Kıbrıs konusunda çözümün BM olduğunu söylediğini anlatan
Erdoğan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Kıbrıs
davasını BM zemininden AB zeminine kaydırma gayreti içerisinde
bulunduğunu, bunun kabul edilemeyeceğini söylediklerini
hatırlattı.
AB Konseyi üyesi ülkelerin liderlerinin Türkiye'ye uyguladıkları
baskı politikası ile ilgil olarak, "garantör ülke olarak
Türkiye ve KKTC halkı sözünde durmuştur, ancak siz sözünüzde
durmadınız. Siz, sözünüzü yerine getirmedikçe bizden yeni ve
farklı bir şey beklemeyin'' diye konuştu.
Davos'ta da Kıbrıs gündeme gelecek
Başbakan Erdoğan, 26 ocak perşembe günü gideceği Davos'ta,
bu konuları BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve dünya liderleri ile tekrar
görüşeceğini belirtti.
Erdoğan, "24 nisan referandumunun ardından, Annan'ın iyi
niyet misyonuna uygun olarak hazırladığı raporun hala BM
Güvenlik Konseyi'nden çıkmamış olması bile
düşündürücüdür" diye konuştu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu plan, 24
nisan 2004'te halkoyuna sunulmuştu. Kıbrıslı Türklerin
yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların yüzde 76'sı 'hayır'
demişti.
Referandumun ardından Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Annan
Planı'nın halkımız tarafından reddedilmesi
Kıbrıslı Türkleri hayal kırıklığına
uğratmamalı. Rum kesimi olarak çözüm çabalarımızı
sürdüreceğiz" demişti.
Türkiye'nin
Kıbrıs'ta çözüm için 10 maddelik eylem planı
ANKARA (A.A)
Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, 10 maddeden oluşan
Kıbrıs eylem planını açıkladı.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlediği
basın toplantısında, 2005 yılında yaşanan
gelişmelerin, Kıbrıs'ta bir çözüme
ulaşılamamasının, her şeyden önce Ada'daki her iki
halkın çıkarına olmadığını bir kez daha
gösterdiğini, mevcut durumun, AB ve sorunun tüm tarafları dahil,
herkesin çıkarlarına ters düştüğünün açık
olduğunu kaydetti.
Bu nedenle, kalıcı ve adil, kapsamlı bir çözüm
bulunmasının temel öncelikleri olması gerektiğini ifade
eden Gül, Hükümetimiz bu konudaki inancını muhafaza etmektedir.
Hatırlarsanız, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde
böyle bir çözüme 2004 yılında çok yaklaşılmıştı.
Biz bu hedefin halen gerçekleştirilebileceğine inanıyoruz diye
konuştu. Gül, sözlerine şöyle devam etti:
Ancak, uluslararası camianın da gayet yakinen bildiği üzere,
Türk tarafının tüm gayretlerine rağmen, geçtiğimiz yıl
yaşanan gelişmeler, BM Genel Sekreteri'nin kapsamlı çözüme giden
müzakere süreci için arzu ettiği uygun zemini
oluşturmamıştır. Tıkanıklığın
devam ettiği görülmektedir. Ancak, BM Genel Sekreteri'nin konuya olan
ilgisinin devam ettiğini ve koşullar uygun olduğunda müzakere
sürecini yeniden başlatmaya hazır olduğunu memnuniyetle
görmekteyiz.
Bununla birlikte, mevcut koşullar bizi, bölgedeki genel durumu
iyileştirmeye yönelik somut adımlar atmaktan
alıkoymayacaktır. Karşılıklı ve birbirini
tamamlayıcı nitelikteki önlemlerin, iyi niyetle uygulanması
halinde bu durum, BM müzakere sürecinin yeniden
başlatılmasının yolunu da açabilecektir.
10 MADDELİK EYLEM PLANI
Bu amaca olan bağlılıklarını bir kez
daha ortaya koyan yeni bir girişimi bugün başlatmakta
olduklarını kaydeden Gül, eylem planının
ayrıntıları hakkında bilgi verdi. Gül'ün verdiği bilgi
doğrultusunda eylem planı şu hususları içeriyor:
BM Genel Sekreteri, aşağıda ana unsurları sunulan eylem
planının uygulanması amacıyla ilgili taraflarla
istişarelerde bulunma keyfiyetini değerlendirmeye davet edilir:
1. Türkiye'nin deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği
kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum
gemilerine açılması;
2. Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının
üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk
havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar
ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;
3. Gazimagosa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıs'taki
limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların,
kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına
açılması;
4. Ercan Havaalanı'nın Kıbrıs Türk yönetimi altında
doğrudan uçuşlara açılması;
5. Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük
birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel
düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Ada'daki taraflar arasında ve
taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz
biçimde yapılmasının sağlanması;
6. Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif,
kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe
katılabilmesi. Planın sonraki maddelerinde, uygulama için
atılacak hususlara yer veriliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:
7. Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün
olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla,
BM Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs
Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının
katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006'ya kadar bir üst
düzey toplantı gerçekleştirilmesi;
8. Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel
Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Genel
Sekreteri'nin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi'ne rapor etmek
amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında
tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;
9. BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına
sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını
kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
10. Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve
siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı,
Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, Ada'da gerçek
bir işbirliği ve karşılıklı güven ortamı
yaratmayı amaçlamaktadır.
Bu bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel
Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri'nin
planı temelinde kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara
bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006
yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını
içtenlikle ümit etmektedir.
HURRIYET 24/01/06
Erdoğan:
Kıbrıs'ı sümenaltı etmeyin
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda
atağa geçen Türkiyenin kararlı tavrının
değişmeyeceğini beklirken Avrupa Birliği ve
Birleşmiş Milletleri eleştirdi. Rum kesimini alan ABnin
"sözünde durmadığını" belirten Erdoğan,
referandum sonucu hakkında karar almayan BMye de "Güvenlik Konseyi
sümenaltı mantığıyla hareket etmemelidir" önerisinde
bulundu.
AKP grup toplantısı 11.00de yapılacağı
duyurulmasına karşın sabah saatlerinde 12.00ye ertelendi. Ancak
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın salona 12.30da gelmesi
nedeniyle toplantı gecikmeli olarak başladı.
KIŞLA MÜCADELEDE GÖREVLİLERİ UYARDI
Dün yaşamını yitiren 8 Dışişleri
Bakanlığı çalışanı ile bir personel
çocucuğuna Allahtan rahmet dileyen Erdoğan, Türkiyenin karasal
iklimin hakim olduğu ve bu nedenle kış aylarının sert
yaşandığı bir coğrafya üzerinde bulunduğunu söyledi.
"Ağır kış koşullarının getirdiği
zorlukları halkımızla birlikte hepimiz bu güçlükleri
yaşıyoruz" diyen Erdoğan, devlet olarak
vatandaşın yaşadığı
sıkıntıları yok etmek için "işin
başında olduklarını" söyledi. Erdoğan,
"Buradan bütün ilgili kamu kurumları personelini ve yerel
yöneticileri özellikle uyarmak istiyorum; en küçük ihmal telafisi olmayan
kayıplara yol açabilir. Tedbirleri lütfen zamanında alın ve
uyarıları zamanında vatandaşlara bildirelim" şeklinde
konuştu.
MİLLETVEKİLLERİNE: KÖMÜR YARDIMINI TAKİP
EDİN
Vatandaşların aç ve açıkta kalmaması için de
çalıştıklarını belirten Başbakan Erdoğan,
2005te 1 milyon 710 bin yoksul aileye 1 milyon 250 bin ton bedelsiz kömür
yardımı yaptıklarını anımsattı.
Erdoğan, AKP milletvekillerini de bu yardımları takip etmeleri,
ulaşılamayan aileler varsa harekete geçmeleri konusunda uyardı.
Erdoğan, "Ancak aldığımız her türlü tedbire
rağmen ulaşamadığımız
vatandaşlarımız olabilir. Ağır geçmesi beklenen
kış şartlarında hiçbir vatandaş mağdur
olmaması bakımından sosyal yardımın önemi de giderek
artmaktır. Milletvekillerimizin de eksikliklerin kapatılması
konusunda gayret sarf etmenizi özellikle istiyorum" dedi.
KKTCLİ KARDEŞLERİMİZİN HAKLARINI
KORUYACAĞIZ
Türkiyenin Kıbrıs ile ilgili tutumunun bundan sonra da
devam edeceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Biz
Kıbrısta adil ve kapsamlı bir çözümden yana irademizi bir kez
daha ortaya koyuyoruz. Bir kez daha bu yönde inisiyatif koyuyoruz.
Dışişleri Bakanımız kapsamlı açıklamalar
yapacak. Ben detaylara girmeyeceğim, sadece Türkiye bütün dış
meselelerinin hallinde olduğu gibi Kıbrıs meselesinde de
inisiyatif almaya, adil, barışçı, kapsamlı çözüm
politikalarını kararlılıkla uygulamaya devam edecek"
dedi. Hafta sonunda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile
görüştüğünü anımsatan Erdoğan,
"Attığımız her adımda bir defa KKTCde
yaşayan kardeşlerimizin haklarını nasıl koruduysak
bundan sonra da koruyacak şekilde orada mutabık kaldık"
dedi.
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile dün
yaptığı telefon görüşmesinde KKTCnin haklarını
güvence altına alarak dünyaya açılması için destek
istediğini anlatan Başbakan Erdoğan, "Kendileri de çözümün
BM olduğunu ifade ettiler. Biz de bundan özel memnuniyet duyduk. Çünkü
KKTC için zemin kaydırma çalışması var. Rum kesimi
Kıbrıs davasını BMden ABye kaydırmaya
çalışıyor. Böyle bir şeyi bizim kabul etmemiz mümkün
değil" diye konuştu.
HURRIYET 24/01/06
Talat'tan
öneriye tam destek
Hürriyet İnternet
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül'ün, Kıbrıs'ta çözüme yönelik eylem planını
desteklediklerini açıkladı.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Kuzey Kıbrıs'ın adada çözüm için Türk tarafının 2004
ve 2005 yıllarında azami gayret gösterdiğini belirterek,
"2004 yılında müzekere sürecinin ardından referandumda
Kuzey Kıbrıs, olumlu oy kullanmış, verilen sözleri yerine
getirmiştir" dedi.
Rum tarafının adada çözüm için hareket etmekten
kaçındığını ve çözüm parametrelerini de
değiştirrecek adımlar atmaya
çalıştığını belirten Talat, "Bugün gelinen
aşamada çözümsüzlüğü aşabilmek için Türkiye Cumhuriyeti'nin
Bakanı bir eylem planı açıkladı. Plan AB'nin Türkiye'den
beklentisi ile AB'nin Kıbrıs toplumundan bekletisi konusunda bir bütünlük
arz ediyor. Bu plan karşılıklı işbirliği ve bölgede
istikrarı teşvik edecek, çözümü de tetikleyecek bir öneridir. Kuzey
Kıbrıs olarak bu öneriyi açık, net ve güçlü bir şekilde
desteklediğimizi belirtmek isterim" dedi.
HURRIYET 24/01/06
ABD:
Kıbrıs'ta çözüm Annan Planı'ndan geçer
Bush Yönetimi, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack
Strawnun bölge ziyareti öncesi Annan Planına olan desteğini
yineleyerek, Kıbrısta çözümün Annan Planından geçtiği
mesajını verdi.
ABD Dışişleri Sözcüsü Sean McCormack, günlük
olağan basın toplantısında sorular üzerine ABDnin
Kıbrıs konusunda AB ile temas içerisinde olduğuna, ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Ricenin da MGK Genel
Sekreteri Yiğit Alpogan ile biraraya geldiğine dikkat çekerek ABDnin
Annan Planına desteğini yineledi.
Buna ulaşmanın çeşitli yollarının bulunduğunu,
Annan Planına ilişkin referandumun sonuçsuz
kaldığını ifade eden Sözcü, "Bir çözüm
bulunabileceği umudumuzu koruyoruz ve uygun yolun Annan Planına
dayalı bir çözüm olduğuna inaniyoruz. Bu nedenle konu ile ilgilenmeyi
sürdüreceğiz" diye konuştu.
Diğer bir sorununun karşısında Rice ve
Alpoganın Türk- Yunan ilişkilerini ele almadıklarını
ancak Kıbrısın görüşülen konulardan biri olduğunu
anlatan McCormack, Türkiye ile stratejik ilişkilerin ABD için ne
anlamına geldiğine ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı:
"Türkiye, iyi bir dosttur. Türkiye, bir NATO müttefikidir. Türkiye
hükümeti ile çeşitli konularda çalıştık. ABD ile Türkiye
arasında iyi iylişkilerin tarihi uzun ve derindir ve iki ülkenin
önündeki birçok önemli konu var ve bu konularda onlarla birlikte
çalışmak için sabırsızlanıyoruz."
ORHAN PAMUK DAVASI
ABD Dışişleri Sözcüsü McCormack, Pamuk
davasının düşürüldüğünün anımsatılması
üzerine "Sayın Orhan Pamuk hakkındaki suçlamaların
düşürülmesinden memnunuz. Diğer yazarlar ve gazeteciler
hakkındaki benzer davaların da düşürüleceğini
umuyoruz" karşılığını verdi.
İRAN'IN NÜKLEER ARAŞTIRMALARI
Sean McCormack, Rice ile Alpoganın İran sorununu ele
aldıklarını doğrularken de Türk hükümetinin İran ile
ilgili görüşlerine kendisine sorulması gerektiğini belirtmekle
birlikte şunları söyledi:"Ancak İranın nükleer
silahları peşinde olmasının, tüm İranın
komşuları ve dünyanın geri kalan kısmı olduğu
gibi Türk hükümeti için de bir endişe kaynağı olduğunu
sanıyorum. İran nükleer bombası, bölgede çok
istikrarsızlaştırıcı bir eylem olur."
HURRIYET 24/01/06
Türkiye'nin daha önceki
Kıbrıs açılımları
A.A.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, 10 maddeden oluşan yeni
Kıbrıs eylem planını bugün açıklarken,
Kıbrıs konusunda Türk tarafının daha önce yaptığı
açılımlar, şöyle sıralanıyor:
2 Nisan 2003: KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Tasos Papadopulos'a, 6 adet güven
artırıcı önlem içeren bir mektup gönderdi. Kıbrıs Rum
liderliğinin isteksizliği, bu önlemlerin bir paket halinde
uygulanmasını engelledi.
16 Nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu, Kuzey'den Güney'e mal ihracatı
üzerindeki kısıtlamaları kaldırdı.
23 Nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu, iki taraf arasındaki
sınırı Kuzey'den Güney'e insan geçişlerine açma kararı
aldı. Kıbrıs Rum liderliği, başlangıçta bu fikre
karşı çıktı ve Kıbrıs Rum halkına, KKTC'ye
geçmeme çağrısında bulundu. Buna rağmen, bugüne kadar
yaklaşık 9 milyon geçiş kaydedildi.
23 Mayıs 2003: Türkiye, Kıbrıs Rum vatandaşları için
yeni ve kolaylaştırılmış bir vize rejimi uygulamaya
başladı.
11 Temmuz 2003: KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Ada'daki atmosfere
olumlu katkıda bulunabilmek amacıyla Lefkoşa Uluslararası
Havaalanı'nın hava trafiğine açılmasını da içeren
ilave önlemler teklif eden bir mektubunu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a
gönderdi.
24 Temmuz 2003: KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs
Türk tarafının sınır bölgesinin mayınlardan
temizlenmesi konusunu BM ile görüşmeye hazır olduğunu ifade eden
bir mektubu Annan'a gönderdi.
Ağustos 2003: Kıbrıs Türk tarafı, isteyen Rumlara Kuzey'de
bıraktıkları taşınmaz mallarının tazmin
edilmesi talebinde bulunabilmelerini sağlamak amacıyla Tazmin
Komisyonu'nu kurdu. Rum liderliği halkına, bu Komisyon'a
başvurmamaları çağrısında bulundu. Komisyona
başvuranlar için çeşitli cezalar öngören yasa tasarısı GKRY
Parlamentosu'na sunuldu.
PASAPORT YÜKÜMLÜLÜĞÜ KALDIRILDI
25 Mayıs 2004: KKTC makamları, Kıbrıslı Rumların
KKTC'yi sadece kimlik kartlarıyla ziyaret edebilmesine imkan veren yeni
bir tüzük kabul etti. Pasaport yükümlülüğü kaldırıldı.
25 Mayıs 2004: KKTC makamları Kuzey ile Güney arasındaki mal
ihracat ve ithalatına yönelik tüm kısıtlamaları
kaldırdı. Böylece iki-taraflı ticaret tamamen serbest hale
getirildi.
Ağustos 2004: KKTC ile GKRY arasında doğrudan telefon hattı
açıldı.
Temmuz - Ağustos 2004: KKTC Bakanlar Kurulu, Karpaz bölgesinde
yaşayan Rumlar için ortaokul açma kararı aldı. Okul 13 Eylülde
hizmete girdi. Güney'den gelen Kıbrıslı Rum öğretmenlerin
okulda hizmet vermelerine izin verildi.
2 Eylül 2004: Güzelyurt'taki Ay Mama Kilisesi'nde, 30 yıl aradan sonra ilk
kez Rum Ortodoks ayini düzenlendi. Dönemin Başbakanı Mehmet Ali
Talat, KKTC'deki tüm kiliselerde ayin yapma serbestisinin bulunduğunu
açıkladı. 2 Eylül günü yapılan ayine çok sayıda Rum katıldı.
12 Kasım 2004: Kayıp şahıslar konusunda bilgi temin ederek
Kıbrıs Türk ailelerinin yanı sıra Rum ailelere de
yardımcı olmak amacıyla Türk kesiminde, Kayıp
Şahıslar Komitesi (KŞK)'nın Türk üyesinin ofisi bünyesinde
bir Özel Bilgilendirme Birim oluşturuldu.
Ocak 2005: Kayıp şahısların kemiklerinin bulunması
amacıyla KKTC'de kazı çalışmaları
başlatıldı.
Eylül 2004 ve 2005: KKTC'de yaşayan Rum öğrencilerinin
kullandığı okul kitaplarının tarama işlemi Avrupa
standartlarıyla uyumlaştırıldı.
23 Mayıs 2005: KKTC Bakanlar Kurulu, Karpaz'da yaşayan Rum kökenli
çocukların ilk, orta ve lise düzeyinde öğrenimlerini sürdürecekleri
okulların yasal statüsünü düzenleyen kararı aldı.
30 Mayıs 2005: Türkiye, Kıbrıs'ta her iki tarafa uygulanan tüm
kısıtlamaların ilgili tüm taraflarca eşzamanlı olarak
kaldırılması çağrısında bulundu. Öneri, BM
belgesi olarak da yayınlandı.
12 Ağustos 2005: Ara bölgedeki mayınların temizlenmesi konusunda
KKTC ile Kıbrıs'ta konuşlu BM Barış Gücü (UNFICYP)
arasında anlaşmaya varıldı.
31 Ağustos 2005: Kıbrıs Türk tarafının
girişimiyle Bostancı Kapısı karşılıklı
geçişlere açıldı. Kıbrıs Rum tarafı,
kapının açılması konusunda ciddi engeller
çıkardı. Eylül 2005: Kıbrıs Türk tarafı, 2 Eylülde
bölgenin mayınlardan arındırılmasının tamamlanmasını
takiben Lefkoşa kent merkezindeki (Ledra Caddesi) Lokmacı
Kapısı'nın açılması için istikşafi
çalışmalar başlattı.
KAYIPLAR
Kasım 2005: Türkiye, Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK)
tarafından yürütülen çalışmalara 150.000 ABD Doları maddi
katkıda bulunma kararı aldı. Diğer taraftan KKTC Bakanlar
Kurulu'nun 8 Kasım 2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla KŞK
çerçevesinde ara bölgede kurulması öngörülen antropoloji
laboratuvarının tesisi için KKTC tarafından 195.000 YTL
tutarında katkıda bulunulması kararlaştırıldı.
25 Kasım 2005: Lokmacı Kapısı'nın KKTC ile GKRY
arasında karşılıklı geçişlere açılması
çalışmalarına KKTC tarafınca fiilen 25 Kasım 2005 günü
başlandı. KKTC makamları tarafından yürütülen
çalışmaların desteklenmesi amacıyla ülkemiz tarafından
500.000 YTL katkıda bulunulması kararlaştırıldı.
Aralık 2005: KKTC sınırları içinde yer alan ve 1974'ten
önce Rumlara ait olan mallar için iadeyi, tazminat ödenmesini veya söz konusu
mülkün Kıbrıslı Türklere ait olan ve Güney Kıbrıs'ta
bulunan bir gayrı menkulle takas edilmesini öngören Tazmin Komisyonu yasa
değişikliği tasarısı, KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde 19
Aralık 2005 günü kabul edildi. Yasa değişikliği, KKTC Resmi
Gazetesi'nde yayımlandığı 22 Aralık tarihinde
yürürlüğe girdi.
4 Ocak 2006: Kara sınır kapısından geçişlere ilaveten,
KKTC'ye hava ve deniz yoluyla yapılan girişlerde GKRY ve Yunanistan
vatandaşlarıyla üçüncü ülke uyruğunda bulunan Rum ve Yunan
asıllılara yönelik vize uygulaması, KKTC Bakanlar Kurulu
kararıyla kaldırıldı.
Kıbrıslı Rumlar, Türkiye'de düzenlenen uluslararası
nitelikli tüm sportif, kültürel ve sosyal etkinliklere katılabilmektedir.
HURRIYET
24/01/06
Straw Güney Kıbrıs'ta
(a.a.)
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, temaslarda
bulunmak üzere Kıbrıs Rum kesimine geldi.
Larnaka Havalimanı'ndan giriş yapan Straw'un gelişini izlemek
üzere alana giden Türk ve Rum gazeteciler, Rum görevlilerce içeriye
alınmadı. Straw, havaalanından
ayrılışını görüntülemek isteyen basın
mensuplarının göremeyeceği kapıdan çıktı.
Straw, yarın saat 09.30'da Rum yönetimi Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu ile görüşecek ve daha sonra KKTC'ye geçerek saat
12.00'de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la makamında bir
araya gelecek. Jack Straw, saat 13.00'te de ara bölgedeki Ledra Palas Oteli'nde
basın toplantısı yapacak.
HURRIYET 24/01/06
BM Türkiye'nin Kıbrıs
önerisini inceliyor
(a.a.)
BM'nin, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki eylem planını
incelemekte olduğu bildirildi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sözcüsü Stefan Dujarric, basına
yaptığı açıklamada, Genel Sekreter'in talebi üzerine,
BM'nin siyasi bölümü, planı dikkatle incelemekte. Bu, Genel Sekreter'in
sorunun çözümü için sürdürdüğü çabalar çerçevesinde yer alıyor dedi.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı'nda bugün
düzenlediği basın toplantısında, 11 maddeden oluşan
Kıbrıs eylem planını açıklayarak, Türkiye'nin yeni
Kıbrıs önerilerini bildirmiş, bundan sonraki dönemde de Türkiye'nin
uluslararası barış ve istikrarı etkileyecek önemli
gelişmelere sahne olacağını belirtmişti.
HURRIYET 24/01/06
Gül, Kıbrıs Eylem
Planı'nı açıkladı
Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs
meselesinin çözümü yolunda hazırladıkları 10 maddelik eylem
planını açıkladı.
Gül, Dışişleri
Bakanlığında düzenlediği basın
toplantısında, 2005 yılında yaşanan gelişmelerin,
Kıbrısta bir çözüme ulaşılamamasının, her
şeyden önce Adadaki her iki halkın çıkarına olmadığını
bir kez daha gösterdiğini, mevcut durumun, AB ve sorunun tüm
tarafları dahil, herkesin çıkarlarına ters düştüğünün
açık olduğunu kaydetti.
Bu nedenle, kalıcı ve adil,
kapsamlı bir çözüm bulunmasının temel öncelikleri olması
gerektiğini ifade eden Gül, "Hükümetimiz bu konudaki
inancını muhafaza etmektedir. Hatırlarsanız, BM Genel
Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde böyle bir çözüme 2004
yılında çok yaklaşılmıştı. Biz bu hedefin
halen gerçekleştirilebileceğine inanıyoruz" diye
konuştu.
Gül, sözlerine şöyle devam etti:
"Ancak, uluslararası camianın da
gayet yakinen bildiği üzere, Türk tarafının tüm gayretlerine
rağmen, geçtiğimiz yıl yaşanan gelişmeler, BM Genel
Sekreterinin kapsamlı çözüme giden müzakere süreci için arzu ettiği
uygun zemini oluşturmamıştır.
Tıkanıklığın devam
ettiği görülmektedir. Ancak, BM Genel Sekreterinin konuya olan ilgisinin
devam ettiğini ve koşullar uygun olduğunda müzakere sürecini
yeniden başlatmaya hazır olduğunu memnuniyetle görmekteyiz.
Bununla birlikte, mevcut koşullar bizi,
bölgedeki genel durumu iyileştirmeye yönelik somut adımlar atmaktan
alıkoymayacaktır.
Karşılıklı ve birbirini
tamamlayıcı nitelikteki önlemlerin, iyi niyetle uygulanması
halinde bu durum, BM müzakere sürecinin yeniden
başlatılmasının yolunu da açabilecektir."
10 MADDELİK EYLEM PLANI
"Bu amaca olan
bağlılıklarını bir kez daha ortaya koyan yeni bir
girişimi bugün başlatmakta olduklarını" kaydeden Gül,
eylem planının ayrıntıları hakkında bilgi verdi.
Gülün verdiği bilgi doğrultusunda
eylem planı şu hususları içeriyor:
"BM Genel Sekreteri, aşağıda
ana unsurları sunulan eylem planının uygulanması
amacıyla ilgili taraflarla istişarelerde bulunma keyfiyetini
değerlendirmeye davet edilir:
|
|
|
1. Türkiyenin deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine açılması; |
|
2. Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar ve usuller çerçevesinde izin verilmesi; |
|
3. Gazimagosa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey Kıbrıstaki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşımına açılması; |
|
4. Ercan Havaalanının Kıbrıs Türk yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması; |
|
5. Kuzey Kıbrısın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Adadaki taraflar arasında ve taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz biçimde yapılmasının sağlanması; |
|
6. Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi." Planın sonraki maddelerinde, uygulama için atılacak hususlara yer veriliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor: |
|
"7. Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM Genel Sekreterinin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006ya kadar bir üst düzey toplantı gerçekleştirilmesi; |
|
8. Eylem planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyine sunulması; BM Genel Sekreterinin ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyine rapor etmek amacıyla, planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi; |
|
9. BMnin ve AB Komisyonunun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır. |
|
10. Eylem planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, Adada gerçek bir işbirliği ve karşılıklı güven ortamı yaratmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreterinin planı temelinde kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006 yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını içtenlikle ümit etmektedir." |
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, Kıbrıs meselesiyle ilgili bugün
açıkladıkları girişimin, Kıbrıs sorununa
kapsamlı bir çözüm bulunmasını kolaylaştıracak yeni
bir süreci başlatabileceğine inandıklarını söyledi.
Dışişleri
Bakanlığında basın toplantısı düzenleyerek,
hazırladıkları Kıbrıs Eylem Planını
kamuoyuna açıklayan Gül, kısıtlamaları ve çatışmaları
artık geride bırakarak ileriye doğru hep birlikte yürüme
zamanının geldiğini ve yeni bir sayfa açmak zorunda
olduklarını belirterek, "Bugün açıkladığım
yeni öneri paketi, bu yönde ilk adımı oluşturabilir" diye
konuştu.
Gül, Eylem Planının, ilgili
taraflarca kabul edilerek bir bütün olarak içtenlikle uygulanmasını
önerdiklerini, bu önerinin ana fikrinin, Kıbrısta her iki tarafa
yönelik kısıtlamaların kaldırılması, taraflar
arasındaki farklılıkların azaltılması suretiyle
sosyo-ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi ve ilgili tüm
taraflara özlü kazanımlar sağlanması olarak
özetlenebileceğini belirtti.
Eylem Planının, tarafların
karşılıklı olarak üzerinde mutabık kalacakları
bir siyasi çözümü ikame etmediğini özellikle vurgulayan Gül, temel
hedefin, Kıbrısta kapsamlı bir çözüme ulaşılması
olduğunu kaydetti. Gül, "Bununla birlikte, söz konusu
girişimimizin Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm
bulunmasını kolaylaştıracak yeni bir süreci
başlatabileceğine inanıyoruz" dedi.
"ÖNERİLERİMİZ, TARAFLARIN
HUKUKİ VE SİYASİ POZİSYONLARINA HALEL
GETİRMEMEKTE"
Gül, önerilerinin, ilgili tarafların hukuki
ve siyasi pozisyonlarına da halel getirmemekte olduğunu, bu hususun
özellikle altını çizmek istediğini ifade etti.
Önerilerinin temelindeki Eylem
Planının, tüm taraflar arasında yakınlaşma
sağlanması amacı üzerine inşa edildiğini belirten Gül,
planın, ilgili tüm tarafların karşılıklı ve
tamamlayıcı adımlar atmaları suretiyle bir güven ve
işbirliği ortamının tedricen yaratılması hedefine
yönelik olduğunu kaydetti. Gül, yeni girişimlerinin fikrinin, 30
Mayıs 2005 tarihli önerilerinden kaynaklandığını da
söyledi.
Gül, Eylem Planı kapsamında,
Türkiyenin deniz limanlarıyla havalimanlarının Kıbrıs
Rum deniz ve hava taşıtlarına açılacağına
işaret ederek, aynı şekilde, Kuzey Kıbrıstaki deniz
ve hava limanlarının da uluslararası deniz ve hava trafiğine
açılacağını belirtti.
Uygulamaya dönük bu düzenlemelerin, kabul
edilecek bir takvim çerçevesinde, ulaşıma ilişkin olanlar dahil,
malların, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına
getirilen tüm kısıtlamaların kaldırılmasını
öngördüğünü ifade eden Gül, düzenlemelerin ayrıca,
Kıbrıstaki her iki tarafa AB gümrük birliği çerçevesinde
bütünleşme perspektifi sunduğunu söyledi.
"BM GENEL SEKRETERİNİN
LİDERLİĞİNE GÜVENİYORUZ"
Gül, Eylem Planının hayata
geçirilmesinde BM Genel Sekreterinin liderliğine güvendiklerini kaydetti.
Bu bağlamda, BM Genel Sekreterinin
himayesinde Kıbrıstaki iki tarafa ilaveten Türkiye ve
Yunanistanın katılımıyla tertiplenecek bir üst düzey
toplantının da uygulama açısından yararlı
olacağı düşüncesini dile getiren Gül, uluslararası
toplumdan bu önerilerini dikkatlice incelemelerini ve aktif şekilde destek
olmalarını beklediklerini söyledi.
Gül, "Kısıtlamaları ve
çatışmaları artık geride bırakarak ileriye doğru
hep birlikte yürümenin zamanı gelmiştir. Yeni bir sayfa açmak
zorundayız. Bugün açıkladığım yeni öneri paketi, bu
yönde ilk adımı oluşturabilir" diye konuştu.
Bakan Gül, başlatmak istedikleri bu yeni
girişimin, başta BM Genel Sekreterinin 28 Mayıs 2004 tarihli
raporu, AB Konseyinin 26 Nisan 2004 tarihli kararı ile AB Parlamentosu,
İslam Konferansı Örgütü ve Avrupa Konseyi kararları olmak üzere,
referandum sonrası tüm uluslararası camianın her vesileyle
yinelemiş olduğu, Kıbrıs Türklerinin dünya ile
bütünleşmelerine yönelik beklenti ve çağrılarla uyum içinde
olduğunu belirtti.
ÖNERİNİN UYGULANMASININ
GETİRECEĞİ SONUÇLAR
Gül, sözlerine şöyle devam etti:
"Öte yandan, önerimizin hayata geçirilmesi
şu sonuçları da beraberinde getirecektir:
-İlgili taraflar arasında günlük
yaşamda ilişkilerin düzelmesine yardımcı olacaktır.
-Doğu Akdeniz bölgesinde istikrarın
sağlanmasına katkıda bulunacaktır.
-Tüm taraflara ekonomik kazanımlar
getirecektir.
-Kıbrıstaki iki tarafın AB
normlarına, standartlarına ve değerlerine ulaşması
sağlanacaktır.
-AB dahil uluslararası toplumun 2004
yılının ortasından bu yana amaç olarak benimsediği,
Kıbrıslı Türklerin dünya ile bütünleşmeleri amacına
ulaşılacaktır." Özetle bu Eylem Planının
beraberinde bir güven ve ekonomik kalkınma ortamı getireceğine
işaret eden Gül, planın, bölgesel refahın sağlanmasına
katkıda bulunacağını, bu ortamın ilgili taraflara
kapsamlı bir çözüm için birlikte çalışma
fırsatını da verebileceğini belirtti.
Dışişleri Bakanı Gül,
"İlgili tarafların, sunduğumuz bu öneri paketini olumlu ve
yapıcı bir yaklaşımla değerlendireceklerini ümit
ediyoruz. Türkiyenin, geçmişte olduğu gibi bugün de BM Genel
Sekreteri ve tüm ilgili taraflarla barış, istikrar ve uyum için
birlikte çalışmaya hazır olduğunu da bu vesileyle bir kez
daha vurgulamak isterim" diye konuştu.
Gül, kalıcı çözüme ulaşmada iyi
bir ortam hazırlayarak güven oluşturmasını
amaçladıkları Kıbrıs eylem planının, Rumlar için
bir samimiyet testi olduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanlığında
düzenlediği basın toplantısında Türkiyenin yeni
Kıbrıs eylem planını açıklayan Gül, gazetecilerin
sorularını da yanıtladı.
Gül, hazırladıkları eylem
planını uluslararası toplumdan kimlerle
paylaştığına ilişkin bir soru üzerine, metnin sadece
BM Genel Sekreteri Kofi Annana verildiğini, planın, Annan
dışında kimseyle içerik olarak
paylaşılmadığını bildirdi.
Eylem planının, 20 Ocakta Türkiyenin
BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin kanalıyla Annana
iletildiğini kaydeden Gül, Annanın planı memnuniyetle
karşıladığını ve metni dikkatlice
inceleyeceğini söylediğini belirtti.
Türkiyenin çözüm için sarf ettiği
çabaların uluslararası camia tarafından bilindiğini
kaydeden Gül, bu meselenin "donmuş şekilde" Doğu
Akdenizde durmaması gerektiğini, bu durumun bölgede ve
uluslararası birçok konuda işbirliğini önlediğini ve bunu
katıldıkları bütün toplantılarda dile getirdiklerini
kaydetti.
Bir başka soru üzerine, eylem
planındaki düşüncelerin ana kaynağının, 30
Mayısta yapmış oldukları bir önceki tekliflerine
dayandığını ifade eden Gül, ancak bu son belgede daha somut
adımlar, takvim ve takvimle ilgili mekanizma bulunduğunu bildirdi.
Gül, çözümün tek taraflı değil,
problemin taraflarının uzlaşmasıyla
sağlanabileceğini de vurguladı.
"RUMLAR İÇİN
SAMİMİYET TESTİ"
Hazırladıkları eylem
planının, kalıcı çözüme ulaşmada iyi bir ortam
hazırlayacağı, güven oluşturacağı ve çözüm
yolunda tarafları yakınlaştıracağı inancında
olduklarını kaydeden Gül, kalıcı çözümün herkesin
çıkarına olduğunu belirtti. Gül, AB içinde, Türkiye, Yunanistan
ve Kıbrısın tamamının ayrı bir
işbirliği alanı haline dönüşmesini arzu ettiklerini
söyledi.
Gül, geçen yıla kadar adanın
bölünmüşlüğünden en çok şikayet edenin Rumlar olduğuna
işaret ederek, "Rumlar burada bir samimiyet testi içerisinden
geçeceklerdir" dedi.
Eylem planının
açıklanmasının ardından Türkiyenin beklentilerinin
gerçekleşmemesi durumunda yeni bir politika mı izleneceği
sorusuna, Gül şu yanıtı verdi:
"Zaman ne gösterir, hep birlikte
bakarız. Diplomaside bazen çok kısa bir süre uzun gibi gelir, uzun
zamanlar kısa gelir. Ama bizim samimi arzumuz; her iki tarafı da
tatmin edici bir şekilde, adanın gerçeklerine uygun kapsamlı bir
çözüm bulunmasıdır. Bunun merkezi de BMdir, BMnin öncülüğünde
olacaktır, başka bir kurum ya da bölge kesinlikle
gerçekleştiremez. BM Genel Sekreterliğine güveniyoruz."
"AB AYRI, KIBRIS AYRI MESELE"
Bakan Gül, eylem planı konusunda AB ile
nasıl bir istişare yapıldığının ve bu
planın Türk limanlarının Rum gemilerine
açılmasını koşula mı
bağladığının sorulması üzerine de, AB ile
Kıbrıs konularının ayrı meseleler olduğunu
söyledi.
"AB ayrı bir mesele,
Kıbrısın bu kronik meselesinin çözümü ayrı bir
mesele" diyen Gül, bu nedenle BMnin rolü ve liderliğinin önemini
bilinçli şekilde tekrarladığını kaydetti. Gül, önemli
olan konunun kapsamlı bir çözüm olduğunu ve Türkiyenin Gümrük
Birliği ek protokolünü imzalayarak 17 Aralık zirvesinin neticelerini
yerine getirdiğini söyleyerek, "henüz Avrupa Parlamentosunca da
onaylanmayan protokolün uygun zamanlama çerçevesinde onay için TBMMye
gideceğini ve son sözün yüce Meclisin olacağını"
bildirdi.
Gül, Rumların şimdiye kadar
kapsamlı bir çözümün unsurlarını ABden parça parça elde etme
stratejisi izlediğini, kendilerinin de bunun farkında olduğunu
belirterek, açık, şeffaf, samimi, kalıcı ve iki tarafı
da tatmin edici, yaşayabilir bir çözüm istediklerini bildirdi.
Bir gazetecinin, eylem planını bütün
olarak mı görmek gerektiğini ve bazı maddeleriyle ilgili
pazarlık payı bulunup bulunmadığını
sormasına karşılık Gül, böyle bir şeyin söz konusu
olmadığını kaydetti. Ortada karşılıklı
olarak tartışacak bir durum bulunmadığını ifade
eden Gül, bu plandaki unsurların aslında BM ve AB
kurumlarının ilke ve kararlarına da uyduğunu,
dolayısıyla planın sadece Türkiye açısından, kendi
dünyası içinde hazırlanmadığını belirtti. Gül,
plandaki düşünce ve cümlelerin AB ve BM kararlarına paralel
olduğunu da ifade etti.
STRAWUN ZİYARETİ
Planın açıklanmasının
Strawun ziyaretiyle ilgisi bulunup bulunmadığının
sorulması üzerine de Bakan Gül, "Hiçbir ilgisi yok, diplomaside böyle
rastlantılar hep olur, rastlantıdan başka bir şey
değildir bu" dedi.
Bakan Gül, Rumların planı kabul
etmemesi durumunda bunun Türk limanlarının Rum gemilerine
açılmayacağı anlamına mı geldiğinin sorusuna da,
"Tek taraflı olarak limanlarımızı ve
havaalanlarımızı açmayacağımızı zaten herkes
biliyor" yanıtını verdi.
Planı Rumların kabul etmesi durumunda
Ek Protokolün TBMMye onay için sevk edilip edilmeyeceği sorusu üzerine
de Gül, "Planın onaylanması karşısında
limanlarımızı, havaalanlarımızı zaten
açıyoruz" dedi.
Bakan Gül, "planda takvim
bulunmasının, buna sıcak bakmadığı bilinen Rumlar
tarafından nasıl karşılanacağının"
sorulması üzerine de, takvimin Türk tarafının bu meseleye ne
kadar ciddi sarıldığının, ne kadar samimi
olduğunun göstergesi olduğunu belirtti. Gül, bazı şeylerin
askıda kalmaması gerektiğini de söyleyerek, planda somut
adımlar ve takvim bulunmasının önemine dikkat çekti.
Bir gazetecinin Rumların samimiyetinin daha
önce referandumda test edilip edilmediğini sorması üzerine de Gül,
"Türk tarafı üstüne düşeni yaptıktan sonra, karşı
taraf üstüne düşeni yapmazsa o zaman zaten yapılacak bir şey
yoktur" diye konuştu.
Gül, BM Genel Sekreteri Annanın,
Türkiyenin BM Daimi Temsilcisi İlkinin kendisine ilettiği
planı dikkatli şekilde değerlendireceğini ve yanıt
vereceğini söylediğini kaydetti. Gül, Annanın bu değerlendirmesini
makul süre içinde yapmasını umduklarını söyledi.
Ek Protokolle ilgili bir başka soruya
karşılık da Gül şunları söyledi:
"Henüz Avrupa Parlamentosunun
imzalamadığı bir belgedir.
Türkiye, 17 Aralıktaki sözünü yerine
getirmiştir. Zamanlama çerçevesinde her şeyin bir zamanı
vardır. TBMMye gidecektir, nihai kararı yüce meclis
verecektir."
MILLIYET 24/01/06
AKPM Kıbrıs raportörü, Rumlara
kızıp istifa etti
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM)
Kıbrıs raportörü Matyas Eörsi, adaya yapmak istediği ziyaretler
için güçlük çıkartan Rumlara kızıp istifa etti.
Kıbrıs raporunu kaleme almadan önce
adanın iki kesimini de ziyaret edip, yetkililerle görüşmeyi planlayan
Eörsi, Rum kesimin sürekli zorluk çıkarmasına ve ziyaretleri
çeşitli bahanelerle erteleme girişmelerine tepki gösterdi.
Bu koşullarda raporunu
sağlıklı bir biçimde yazamayacağını düşünen
Macar parlamenter, istifasını AKPM başkanlık divanına
sundu.
AKPM'nin gelecek günlerde Kıbrıs ile
ilgili yeni bir raportör tayin etmesi bekleniyor.
AKPM, BM barış planının
Rumlar tarafından reddedilmesinden sonra, KKTC'li parlamenterlerin genel
kurul ve komisyon toplantılarına oy kullanmadan
katılmasını kararlaştırmıştı.
MILLIYET 24/01/06
Kumarhaneler manşette: Rumlar,
Talatın ruletinde vatanlarını satıyorlar
Oshan SABIRLI DHA
KIBRIS Rum Kesiminde yayımlanan
Simerini gazetesi, KKTCdeki kumarhanelerde şanslarını deneyip
malvarlıklarını kaybeden Rumlara atfen
hazırladığı bir haberi manşetten yayımlayarak
"Talatın Ruletinde Vatanlarını Satıyorlar -
Kumarhanelerde Alışverişler ve İpotekler"
başlıklarını kullandı. Gazete, bazı
Kıbrıslı Rumların, Türk tarafındaki kumarhanelerde
kaybettiği paralara karşılık taşınmaz
mallarını bu kumarhanelere ipotek ettikleri ve mal
satışında bulundukları yönünde bilgiler olduğunu
yazdı.
Gazete, Rum İçişleri Bakanı
Andreas Hristu ve Rum Başsavcı Petros Kliridisin hazır
bulundukları Rum meclisi komite toplantısında bir Rum
milletvekilinin bu yöndeki bilgileri dile getirdiğini belirtti.
Gazete, söz konusu Rum milletvekilinin komite
toplantısında, KKTCdeki kumarhanelerde sürekli kumar oynayan bir
kısım Kıbrıslı Rumun büyük miktarda para kaybetmesi
üzerine taşınmaz mallarını kumarhanelere devir ya da ipotek
ettikleri şikayetinde bulunduğunu, Rum İçişleri Bakanı
Hristunun da konuyu araştırma sözü verdiğini yazdı.
Gazete ayrıca, Rum İçişleri
Bakanı Hristunun bu toplantıda, Güney Kıbrısın ABye
katılımını fırsat bilen ve AB ülkelerinde yabancı
ve Kıbrıslı Türklerle şirket kurarak KKTCdeki Rum
mallarının satışı işlerine karışan
Kıbrıslı Rumların olduğuna dair bilgilerin
bulunduğunu, ancak bu bilgilerin henüz kanıtlara
dayanmadığını açıkladığını
kaydetti.
MILLIYET 24/01/06
Kıbrıs
ve AB cephesinde ilginç gelişmeler
'Kıbrıs
önerilerini Genelkurmay ve Dışişleri irtibatla
hazırladı' denilebilir
RADIKAL 24/01/06
Türkiye'nin
Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler'e sunduğu yeni
önerilerin bugün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
tarafından ilan edilmesi bekleniyor. Öneriler dizisi aslında birkaç
gündür New York kaynaklı olarak basına sızmış
bulunuyor. Bu sızma, işin heyecanını
kaçırdığı için Türk Dışişleri'nin biraz
canını sıksa da, işin önemini azaltmıyor.
Aslında, Gül'ün bu planı açıklayacağı gün
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un
Kıbrıs'ta olması ayrı bir heyecan unsuru olarak
görülebilir. Straw'un Kıbrıs Rum Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Tasos Papadopulos'un 'yoksa görüşmem' şantajını dikkate almayarak
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile
makamında görüşeceğini açıklaması, adadaki dengeleri
nasıl değiştirecektir?
Talat ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 21 Ocak'ta İstanbul'da,
Dolmabahçe Sarayı'nda yaptıkları görüşme ardından açıklamaları,
KKTC üzerindeki ekonomik yaptırımlar kaldırılmadıkça
Türkiye'nin yeni bir adım atmayacağı yönündeydi.
Erdoğan'ın bu buluşma öncesi Kıbrıs konusunu
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve kuvvet komutanları
ile görüşmüş olduğunu burada anımsamak gerekiyor.
Başbakanlık binasında 4 Ocak'ta yapılan toplantıda
aslında Irak ve Kürt meselesinin yanı sıra görüşülen önemli
konu Kıbrıs olmuştu. Dolayısıyla
Dışişleri Bakanı Gül'ün bugün
ayrıntılarını açıklayacağı Kıbrıs
öneriler dizisinin Dışişleri ve Genelkurmay arasında
irtibatla hazırlanmış bir girişim olduğunu varsaymak
yanlış olmaz. Gül'ün açıklayacağı öneriler, Straw'un
Türkiye'deki temasları sırasında kendisine, daha sonra,
muhtemelen 27 Ocak'ta da Erdoğan tarafından İsviçre'nin Davos
şehrinde yapılacak Dünya Ekonomik Forumu toplantıları
sırasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a aktarılacak.
Peki, hem KKTC üzerindeki ambargo kalkmadan adım
atılmayacağını söyleyip, hem de dünyaya yeni öneriler
dizisi açıklamak bir çelişki değil mi?
Öneriler dizisine bakınca, aslında hiçbir maddenin yenilik
içermediği söylenebilir. Türkiye ne toplumlararası görüşmelerin
yeniden başlamasını, ne KKTC'ye yönelik izolasyonun
kaldırılmasını, ne de bunlar yapıldığı
takdirde kendi liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum bayraklı
gemilere açacağını ilk defa söylemiyor. Evet, bunlar belki ilk
defa bu netlikte ve aynı metin içinde dile getiriliyor ama, hiçbiri yeni
değil. Dolayısıyla Rum hükümeti tarafından kabul edilmesi
ihtimali oldukça zayıf.
Ancak Annan tarafından reddedilme ihtimali de oldukça zayıf. Çünkü bu
öneriler aslında Annan Planı'nı yansıtıyor.
Türkiye'nin Kıbrıs önerilerinin en büyük işlevi, belki de Rum
hükümetinin uzlaşmazlığını yalnız BM Güvenlik
Konseyi üyelerine değil, Avrupa Birliği üyelerine de bir kez daha
göstermek. Önerilerin açıklanmasının tam da İngiltere'nin
Kıbrıs Rum hükümetiyle ziyaret sorunu yaşadığı
günlere denk gelmesi, bu açıdan daha dikkat çekici oluyor.
Bu tip öneriler Kıbrıs Rum hükümetinin, Papadopulos yönetiminin
hırçınlığını artırmasına yol açabilir.
Hırçınlığı artan Rum yönetimi daha kolay hata yapar
hale gelebilir. Bu durum, Kıbrıs Rumlarının AB içindeki
elini güçlendirmeyecektir. Bu tartışmalı ortam içinde
Türkiye'nin liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum
bayrağına açması ne kadar aciliyet taşıyan bir
dış politikası olmayı sürdürecektir. Soruyu başka
türlü de sorabiliriz. Rumlar uzlaşmaz ve hırçın
tutumlarını sürdürdükçe, Irak ve İran gibi iki küresel kriz için
Türkiye ile işbirliği imkânlarını genişletmeye
çalışan ABD ve AB, Ankara'ya Kıbrıs konusunda ne kadar sert
baskı uygulayacaklardır?
Bu arada Ankara'nın AB ile ilişkilerde yargı kaynaklı
gerilimleri gidermek için attığı adımların da bu
ortama yardımcı olabileceği görülüyor. Sondan başlarsak,
Orhan Pamuk davasının düşmesi, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin boşaltılan köyler ve Kıbrıs'taki mülkiyet
anlaşmazlıkları konusunda aldığı kararlar, bu
gelişmeler arasında sayılabilir.
Ankara sonunda, reaktif olmaktan, yani gelişmeler
karşısında tepki ortaya koymaktan sıyrılıp,
proaktif olmaya, yani ön almaya mı çalışıyor yoksa? Yoksa
Ankara çağdaş diplomasiyi uygulamaya mı başlıyor
sonunda? Acele karar vermeyelim, izleyelim.
'ABD KKTC'de tersane
kuracak'
ABD'li bir
şirketin KKTC'de tersane kurmak istediği iddia edildi. Girişim
teyit edilse de, Başbakan Soyer, 'İlk defa duydum' dedi
24/01/06
RADİKAL - LEFKOŞA - ABD'nin Kuzey
Kıbrıs'ta deniz üssü kurma girişiminde bulunduğu
iddiası KKTC'de tartışma yarattı. Dün
Kıbrıslı gazetesi, geçmişte Amerikan maden şirketi
CMC'nin işlettiği Gemikonağı'ndaki Mangli'nin
Limanı'nı şimdi de Amerikan şirketi Moty Industries'in 49
yıllığına kiraladığını, buranın
Akdeniz'de dolaşan ABD savaş gemilerinin bakım ve
onarımı için hizmet vereceğini iddia etti. Başbakan Ferdi
Sabit Soyer, iddiayla ilgili sorulara "İlk kez duyuyorum. ABD'nin
böyle bir teklifi yok. Basın özgürlüğü çerçevesinde basın böyle
değerlendirmeler yapabilir" yanıtını verirken,
Cumhurbaşkanlığı kaynakları, şirketin tersane
kurmak üzere girişimde bulunduğunu ama yapılmış bir
anlaşma olmadığını kaydetti. Şirketin, KKTC'den
istediği yatırım garantisini alamaması nedeniyle karara
varmadığı vurgulandı.
CMC'nin 1960'larda bakır çıkardıktan sonra 110 ton siyanür
atığı bırakarak terk ettiği Mangli'nin Limanı
kamulaştırılmıştı. Habere göre, ABD
Dışişleri'nin devreye girmesiyle Moty Industries, limanı
KKTC Maliye Bakanlığı'ndan 49 yıllığına
kiraladı. ABD Savunma Bakanlığı'nın 150 milyon
dolarlık projeyle ilgilendiğini iddia edip bu iddianın
şirket yöneticilerince doğrulandığını yazan
gazete, ABD'nin Akdeniz'de 6. filoya aradığı güvenli limanı
bulduğu değerlendirmesi de yaptı. Gazete, ABD
Dışişleri kaynaklarına dayanarak, 6. Filo'nun
kullandığı Malta limanındaki doluluğun ihtiyaç doğurduğunu
yazdı. Buna göre, geçen yaz KKTC'yi ziyaret eden ABD'li senatörlerin bu
şirketle bağı bulunuyor ve ziyaretin gizli amacını bu
liman oluşturuyordu. Bir diğer nokta ise Bakü-Ceyhan petrol boru
hattının güvenliği açısından en yakın
noktanın KKTC olması.
Kıbrıs
için Davos zirvesi
24/01/06
RADİKAL - ANKARA - Türkiye KKTC'ye tecridin
kaldırılması karşılığı Rum Yönetimi'ne
limanların açılmasını içeren teklifi BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'a sunmaya hazırlanırken dikkatler, Dünya Ekonomik
Forumu'nun Davos toplantısına çevrildi. Başbakan Tayyip
Erdoğan, 26-27 Ocak'ta Davos'ta Annan'la buluşarak
Kıbrıs'ı ele alacak. Görüşmenin günü henüz saptanmadı.
Forumda 'Avrupa'nın Genişleyen Sınırları',
'İş Dünyasının Etkileşim Grubu' ve 'Yeni Mukayeseli
Avantajlar' toplantılarına katılacak olan Erdoğan
aralarında Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref,
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili'nin de olduğu 12
liderle görüşecek.
Erdoğan'dan
Putin'e Kıbrıs telefonu
Erdoğan, dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i arayarak
Kıbrıs'ta çözüm için destek istedi. Türkiye'nin yapıcı
öneriler sunduğuna dikkat çeken Erdoğan,
kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini
söyledi. BM'nin çözüm çabalarını ve tarafları teşvik etmeyi
sürdüreceklerini vurgulayan Putin de Kıbrıs Türk kesiminin kalkınmasına
yönelik adımlara devam edeceklerini belirtti.
BM girişimini doğrulayan Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül ise yakında detaylı açıklama
yapacağını duyurdu. Açıklamanın Britanya
Dışişleri Bakanı Jack Straw'un çarşamba KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile görüşmesinden önce yapılması
planlanıyor.
Rum-İngiliz
ilişkilerinde krize doğru
Güney Kıbrıs ile İngiltere
arasındaki ilişkilerin; Jack Straw'un Ada'yı ziyaret etmesiyle
yeni bir sınavdan geçeceği bildirildi
Fileleftheros
gazetesi,, "Etkileme Savaşları - İşgal Rejimi ve
Ankara Straw'la İlgili Metotlamalarına Devam Ediyor - Hristofyas
İngiliz Dışişleri Bakanı'yla Görüşmeye Ohi
Dedi" başlık ve spotlarıyla manşete çektiği
haberinde, Ankara ile KKTC'nin
İngiltere Dışişleri Bakanlığı
bürokratlarıyla temaslarında birlikte hareket ettiğini, etki
yaratmaya ve Cumhurbaşkanı Talat için tanıma unsurları elde
etmeye çalıştıklarını yazdı, özetle
şunları ekledi:
"Ankara;
Straw'un ziyaretine Lefkoşa'daki tepkilerden faydalanarak,
Kıbrıslı Türk lideri İngiliz Dışişleri
Bakanı'nın eşit muhatabı olarak gösteriyor ve
Kıbrıslı Türklerin sözde tecritten çıkarılmasına
ilişkin bilinen tezlerini yineliyor.
Kıbrıslı
Türk lider, İngiliz Dışişleri Bakanı'yla temasların da aralarında
bulunduğu, önümüzdeki günlerde yönetilecek büyük meselelerde ortak bir
çizgi belirlemek için Türkiye
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la
görüşmek üzere İstanbul'a gitti.
Straw'un
Lefkoşa'da bulacağı tek muhatap Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu'dur. Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri
Dimitris Hristofyas; İngiliz diplomasisinin Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin hassasiyetlerini dikkate almamaktaki aşılmaz
ısrarına tepki göstererek
İngiliz bakanın görüşme talebini reddetti. AKEL,
Basın Sözcüsü aracılığıyla; Başkan Tasos
Papadopulos (Staw'u) görmeyeceği için Hristofyas'ın da Straw'u kabul
edemeyeceğini söyledi.
DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis de görüşmeyecek. Anastasiadis; ne
nabız tutulduğunu ne sorulduğunu, İngiliz Bakan'la
görüşüp görüşmeyeceğine yanıt vermesi gerekmediğini
söyledi."
RUM
DİPLOMATİK KURMAYLIĞINDA ASABİYET
Politis
gazetesi,, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Lefkoşa-Atina-Ankara
üçgenine gelişi arifesinde Güney Kıbrıs - İngiltere
ilişkilerinde "diplomatik ateşkes" ilan ettiğini,
Londra'nın Kıbrıs sorunundaki açıklığa
kavuşmamış niyetlerinin Rum Yönetimi
Başkanlığı diplomatik kurmaylığında bir
"asabiyet" yarattığını bildirdi.
Haberi,
"Kıbrıs-İngiltere İlişkilerinde Diplomatik Krize
Doğru" başlığıyla okurlarına aktaran gazete
şunları kaydetti:
"Jack
Straw'un gerek Kıbrıs ziyaretiyle içerde, gerek dönem
başkanlığının ardından BM düzeyinde
görüşmeleri Kıbrıs sorunu perspektiflerinden
değiştirme sinyalleri vermesi bu olguyu artırıyor.
Hükümet
kaynaklarına göre 'bütün diplomatik kurumların karmakarışık olmasına
rağmen İngiliz
Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs
ziyaretini gerçekleştirmekteki ısrarı; önümüzdeki aylarda
Kıbrıs sorununun esasına ilişkin görüşmeleri
yönlendirmeye çalıştığı hissini yaratıyor.
Başkanlık tezlerine mesafeli olan diplomatik çevreler sürekli olarak;
'yalnız Kıbrıs sorununda
değil, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı
yükümlülüklerine uymaması konusunda da düşünüyorlar ve
yapıyorlar' diyorlar.
Üst
düzeyli bir diplomata göre; Başkan Papadopulos Moskova'ya gidişinde
İngiltere ve ABD'nin dışındaki BM Güvenlik Konseyi daimi
üyelerinin de aktif katılımından söz ederek, İngilizlerin
-hem şu anda hem de geçmişte- kendi kendilerine arabuluculuk rolü
üstlenmelerini eleştirdi.
Londra-Lefkoşa zıtlaşmasının
yalnız protokolden ve Straw'un Mehmet Ali
Talat'la sözde Cumhurbaşkanlığı'nda
görüşmekteki ısrarına ilişkin çekişmeden değil,
başka bir şeyden başladığı ortadadır.
Başkan
Papadopulos'un; Kıbrıs-İngiltere ilişkilerindeki zıtlaşmanın azalmamak şöyle dursun, önümüzdeki
aylarda tırmanacağını okumuş olduğu görünüyor. Bu
nedenle Jack Straw'un gidişini takip edecek olan diplomatik
sondajlara göndermede bulunarak
tonları düşürdü.
MİSİLLEME
POLİTİKASI
Ancak
bu; Kıbrıs diplomasisinin; Jack Straw'un Kıbrıs'ta
yapacakları ve söyleyeceklerini
göğüslemede aciz kalmasının gizemini çözmüyor. Straw'un Mehmet
Ali Talat'la görüşmedeki ısrarı başkanlık
kurmaylığını; İngiltere Dışişleri
Bakanı'nın gerçekleştireceği ziyaretinin içeriğini
'konusuz' hale getirmek hedefiyle bir misilleme diplomasisi planını
tam olarak uygulamaya geçirdi. Başkan Papdopulos'un Straw'la
görüşmeme kararı, Kıbrıs sorununda esaslı görüşme
yapma olanağını elinden aldı. Bağımsız bir
diplomatik kaynak, Straw-Yakovu görüşmesinin gündeminin hiçbir
şekilde; müzakerelerin yeniden başlaması perspektifleriyle
ilgili meseleleri kapsayamayacağını veya bunların yerine
geçemeyeceğini değerlendirdi.
Bu
metoda karşılık Başkanlık, Straw'un ziyaretini; ikili
düzeyde rutin görüşmelere indirgedi ki bunlar da en iyi durumda; AB
çerçevesindeki işbirliği konularına kadar genişletilebilir.
Jack Straw Kıbrıs meselesinde de karşısında Yakovu'un
yüzünü görecek."
"ANKARA
ELLERİNİ
OVUŞTURARAK
İZLİYOR"
Gazete,
Ankara'nın ise İngiltere Dışişleri Bakanı Jack
Straw ile Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papdopulos arasındaki gerginliği memnuniyetle
izlemekte olduğunu yazdı ve şu ifadeye yer verdi:
"Ankara;
İngiltere ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında tırmanmakta
olan gerginliği ellerini ovuşturarak izliyor. Siyasi gözlemciler; Ankara'nın
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Başkan
Papadopulos sürtüşmesinin aldığı şekilden tam bir memnuniyet
duyduğunu; müdahale etmeksizin, durumların kendi süreçlerine
girmelerini beklemesi gerektiğini düşünmekte olduğunu
değerlendiriyorlar."
STAW'A
RUM TARAFINDA
BÜTÜN
KAPILAR KAPALI
Haravgi
gazetesi, haberi, "Jack Straw'a Bütün Kapılar Kapalı - Dimitris
Hristofyas'ın İngiliz
Dışişleri Bakanı'yla Olası Görüşmesi
Konusunda AKEL de İngiliz Yüksek Komiserliği'ne Olumsuz Yanıt
Verdi" başlığıyla yansıttı.
Gazete,
Ada'yı ziyaret edecek olan İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Straw'un Rum
tarafının ortaya koyduğu hassasiyetleri görmezden geldiği
ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görüşmekte ısrar
ettiği sürece Rum tarafındaki bütün siyasi partilerin
kapılarını kapalı bulacak göründüğünü yazdı.
Gazeteye
göre AKEL Basın Sözcüsü Andros Kiprianu, İngiliz Yüksek
Komiserliği'nin; Rum Meclis Başkanı AKEL Genel Sekreteri
Dimitris Hristofyas'ın, Kıbrıs'ı ziyareti
sırasında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack
Straw'la görüşmesi konusunda
nabzını yokladığı
AKEL'den olumsuz yanıt aldığını
açıkladı.
Kiprianu,
İngiliz Yüksek Komiserliği'nin Straw'la Hristofyas arasında
görüşme gerçekleşmesi konusunda nabız tutmak amacıyla
AKEL'e yaklaştığını, Hristofyas'ın bu davete
olumsuz yanıt verdiğini söyledi. Kiprianu, Hristofyas'ın olumsuz
yanıtının birinci ve asıl nedenini açıklarken,
"Kıbrıs ziyareti sırasında Straw'a eşlik edecek
olan İngiliz diplomasisinin, Kıbrıs Rum toplumunun,
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hassasiyetlerini maalesef dikkate almamasıdır"
dedi.
Kiprianu
devamla şunları söyledi:
"Başkan
Papadopulos'un böyle bir görüşmeyi reddettiği andan itibaren
Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin ikinci adamı olan Dimitris
Hristofyas'ın Straw'la görüşemeyeceği de dikkate
alınmadı. İngiliz
diplomasisinin Kıbrıs siyasi
partilerinin ve Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin tamamının
takındığı tavırdan mesajlar almasını
umuyorum
HALKINSESI 23/01/2006
Rumlar,
bağları söküp elektrik santrali..
Pınar SELENGİN
Güney'deki
malına elektrik santrali yapıldığı gerekçesiyle konuyu
AİHM'e taşıyan ilk Kıbrıslı Türk olan
Erdoğan Durmuş Atakan, hakkını sonuna değin aramakta
kararlı.
Larnaka'ya
bağlı Tatlısu (Mari) köyündeki 14 dönümlük arazisinde
babasının ve ardından da kendisinin bağcılık
yaptığını anlatan Erdoğan Durmuş, yıllar
sonra kapıların açılmasıyla arazisinin üzerine elektrik
santrali inşa edildiğini gördüğünü söyledi. Yıllar sonra
olsa da hakkını aramakta ısrarlı olduğunu dile getiren
Durmuş, "elinde koçanı olan" herkesin hakkını
araması gerektiğini kaydetti.
AİHM
yolunda Aralık ayı sonunda dosyalanan dava öncesinde yıllarca
Güney'de hakkını aradığını dile getiren
Durmuş, güneydeki temas ve çalışmalardan sonuç
çıkmayınca, konuyu kuzeyden yürüt-meye
başladığını kaydetti.
Durmuş,
Larnaka'ya bağlı Tatlısu köyünde babasından ve annesinden
kalan iki ayrı koçanından (tapu) 14 dönümlük arazisine elektrik
santrali yapılmadan önce burasının bağlarla dolu
olduğunu ve bölgenin 1982 yılında istimlak edildiğini ifade
etti.
Elektrik
santrali ve santral makinelerinin kendi arazisi üzerine kurulduğuna
işaret eden Durmuş, diğer Kıbrıslı Türklerin arazilerinin
ise sadece istimlak edilerek tellendiğini ifade etti.
Bölgede
ayrıca santral yanına petrol rafinelerinin
konulacağını öğrendiklerini söyleyen Durmuş,
diğer insanların da bu konuda harekete geçmesinin gerekli
olduğunu belirtti.
İSTİMLAK
EDİLDİĞİNİ YEREL BASINDAN ÖĞRENDİK
Durmuş,
mallarının istimlak edildiği haberini 2003 yılında
kapılar açıldıktan sonra yerel basınımızda
yayınlanan Türklerin istimlak edilen mallarıyla ilgili
haberden
öğrendiklerini söyledi. Durmuş, kuzeyde yaptıkları
araştırmalar neticesinde istimlak edilen mallar için de
"Erdoğan Durmuş-tümü" şeklinde mallarına el
konulduğunu gördüklerini ve bunun üzerine harekete geçtiklerini kaydetti.
Durmuş, kapıların açık olmasını fırsat
bildiklerini ve güneye giderek malları üzerine santral
yapıldığını gördüklerini söyledi.
RUM
AVUKATLAR DAVAYI KABUL ETMEDİ
Elektrik
santali kurulan alana buradaki bekçi ve yetki-lilerin kendilerini
yaklaştırmadığını ifade eden Durmuş, belirli
bir süre sonra Rum tarafından girişim yapmaya
çalıştığını kaydederek, konuşmasına
şöyle devam etti:
"Rum
avukatlarla görüştüm. Bana dedikleri; bu konuda barış olmadan,
şimdi hiçbir şey yapamayız. Başvurduğum avukatlar
davayı almaya yanaşmadı. Rum zaten hiçbir zaman bu konulara
sıcak bakmadı, oyaladı bizi. Bu konuda birkaç Rum avukatla
görüştük. Ama aynı şeyleri söylediler ve davayı almaktan
kaçındılar."
MAL
KOMİSYONUNA BAŞVURU YAPTIK; YİNE NETİCE ALINAMADI
Rum
tarafındaki temaslar işe yaramayınca, kuzeydeki
Taşınmaz Mal Saptama Değerlendirme Tazmin Komisyonu'na
başvurduklarını kaydeden Durmuş, ellerindeki bilgileri
buraya aktardıklarını, ancak komisyondan da herhangi bir netice
alamadıklarını ifade etti.
KIBRISLI
TÜRK İNSAN HAKLARI VAKFI'NA BAŞVURU
Kıbrıslı
Türk İnsan Hakları Vakfı'na başvurularının 2005
Haziran ayı içerisinde olduğunu söyleyen Durmuş,
avukatlığını Mustafa Yeşilada'nın
yaptığını dile getirdi.
Kıbrıslı
Türk avukatlar ve vakıf aracılığıyla Rum tarafına
da müracaatlarının olduğunu dile getiren Durmuş, davada
koçanların kendi üzerinde olması nedeniyle sorun
yaşamadıklarını ifade etti.
Durmuş,
avukat ve vakıf aracılığıyla 20 Aralık gününde
davanın AİHM'e gidilmesine karar verildiğini belirterek, 30
Aralık 2005 tarihinde de davanın dosyalandığını
dile getirdi.
HAKLI
OLDUĞUM MÜCADELEME DEVAM EDECEĞİM
AİHM'de
dosyalanan davası için sonuna kadar uğraş vereceğini dile
getiren Durmuş, "Haklı olduğum mücadelemi sonuna dek
sürdüreceğim. Ne kadar sürerse sürsün, davayı sonuna kadar
götüreceğim" dedi.
Durmuş,
1974 yılında 3 ay Limasol'da esir olduğunu, ardından kuzeye
yerleştiklerini anlatarak, kuzeyde yaşadığı ev
dışında, memurluk yaptığından dolayı
başka Rum malı almadığını söyledi.
SANTRAL
YERİNDE ESKİDEN SULTANİ ÜZÜM BAĞLARIMIZ VARDI
Şimdi
elektrik santrali olan arazisinde dönümlerce sultani üzüm bağları
olduğunu anlatan Erdoğan Durmuş, "Bağlardan verim
alacağımız bir dönemde bırakıp kaçtık"
diyerek, bağlarının çok kaliteli olduğuna da
değinmeden geçemedi.
BARIŞ
OLSA DA EVİMİZ YIKILDI, HİÇBİR ŞEYİMİZ
KALMADI
Barış
olması durumunda güneyde hiçbir şeyleri
kalmadığını dile getiren Durmuş, güneydeki evlerinin
yıkıldığını, arazilerine ise santral
yapıldığını kaydetti.
Arazisi
üzerinde inşaat yapılmasının ardından anne ve
babasıyla ilgili bir hatırası kalmadığını
dile getiren Durmuş, bu yüzden malının tazminini talep
ettiğini kaydetti.
BÖLGEDE
50 KİŞİNİN ARAZİSİ DE İSTİMLAK
EDİLDİ
Rumların
elektrik santrali yaptıkları bölgede yaklaşık 50
kişinin daha arazisinin istimlak edildiğini söyleyen Erdoğan
Durmuş, kendi arazisi yanında, Cihan Hasan, Aziz Bayram, Ahmet
İzzet, İbrahim Yakup, Derviş Alirıza gibi isimler
olduğunu kaydetti. Durmuş, ancak bu kişilerin birçoğunun
hayatta olmadığını dile getirdi.
ELİNDE
KOÇANI OLAN HAKKINI ARAMALI
Güney'den
göç eden ve malını mülkünü bırakan Kıbrıslı
Türklerin, ellerinde koçanları olması durumunda haklarını
aramaları gerektiğine işarete eden Erdoğan Durmuş,
eninde sonunda Kıbrıslı Türklerin de bu yolda
haklarını alacağını söyledi.
AİLEM
VE ÇEVREMDEN DESTEK
Şimdi
Paşaköy'de yaşayan Dumuş, eşi Nazif ve ailesinin
başından beri kendine destek olduğunu söyleyerek, çevresindeki
tanıdık ve insanların ise cesaretinden dolayı kendini
kutladığını dile getirdi.
Durmuş,
ayrıca, hakkını aramada yardımcı olan vakıf ve
avukatına teşekkür ederek, AİHM yolunda, vakıf yanında
devlet yetkililerinden de destek beklediklerini söyledi.
HALKI N SESI 23/01/06
1960a dönüş
İMKANSIZ
1960!.. KEŞKE MÜMKÜN OLSA... Bu söyleyeceklerim
yanlış anlaşılmasın. 1960 Kıbrıs
Cumhuriyetine dönüş keşke mümkün olsa... Ama, 40 yıldır
yaşadığımız acı tecrübelerden de ders alarak
mümkün olsa... Ancak mümkün değil!.. Kesinlikle mümkün değil. Bunu,
en ilerici Kıbrıslı Türkler dahi istemez. Kaldı ki, biz iki
toplumlu iki bölgeli federasyonu içeren bir çözüm modelini onayladık. Bu
model tüm Birleşmiş Milletler belgelerinde yer alıyor.
SORULARIMIZI YANITLADI...
YeniDÜZEN Yazı İşleri Müdürü Cenk Mutluyakalı ve
yazarı Sami Özuslu, dün Meclisndeki makamında AKEL Genel Sekreteri
ve Kıbrıs Cumhuriyeti (Rum) Meclis Başkanı Dimitris
Hristofiyasla yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir görüşme
yaptı, Hristofiyas tüm soruları içtenlikle yanıtladı.
HİÇ BİR ZAMAN EVET
DEMEDİK!.. Biz Annan Planına hiçbir
zaman EVET demedik. Hiçbir organımızda böyle bir karar vermedik. Bunu
Mehmet Aliye (Talat) de söylemedim. Ama şu anki çözümsüzlükten mutlu
olduğumu da söyleyemem
TALATI DENKTAŞA
BENZETMEDİM!.. Kıbrıs Türk toplumuna benin
ağzımdan sürekli yanlış mesajlar veriliyor, bu
fırsatla üzüntülerimi belirtmek isterim. Kimi zaman Talatın ve
CTPnin tezlerinden üzüntü duyduğumu söylüyorum. Ama hiçbir koşulda
sayın Talatı Denktaşa benzetmedim.
YeniDÜZEN Yazı İşleri Müdürü Cenk Mutluyakalı ve
yazarı Sami Özuslu, dün Meclisndeki makamında AKEL Genel Sekreteri
ve Kıbrıs Cumhuriyeti (Rum) Meclis Başkanı Dimitris
Hristofiyasla yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir görüşme
yaptı, Hristofiyas tüm soruları içtenlikle yanıtladı.
İşte röportaj:
YeniDÜZEN: Annan Planı
referandumuna önce evet dediğiniz konuşuluyor!.. Bu doğru mu?
Eğer doğruysa evet, daha sonra nasıl hayıra
dönüştü.!
Hristofiyas: Biz Annan Planına
hiçbir zaman EVET demedik. Hiçbir organımızda böyle bir karar
vermedik. Bunu Mehmet Aliye (Talat) de söylemedim. Önce EVET kararı
aldığımız yönünde söylenenler gerçek değildir. AKEL,
uzun yıllardır Kıbrısta yeniden birleşme yönünde
bir mücadele veriyor. Ortada, başkalarının bizsiz
hazırladıkları bir plan vardı. Referandum öncesinde Annan
Planını CTP ile görüşmeyi planladık,
başaramadık. Bir çözümün
Kıbrıslı Türklerin beklentilerine yanıt vermesi
yanında, bizim Kıbrıslı Rumların da
haklarını koruma ve beklentilerine yanıt verme görevimiz
vardı. Planın zemininde Kıbrısın
bağımsızlığı güvencede değildi. Planda
askersizleştirme yoktu, yerleşiklerin bir çoğu adada
kalıyordu, göçmenlerin yarısı dahi haklarına kavuşmuyordu,
insan hakları güvencede değildi. Sonuçta çok sancılı bir
süreç yaşadık... Biz referandumun ertelenmesini önermiştik, tüm
bu sıkıntıları görüşmeyi, çözümlemeyi, daha sonra
referanduma gitmeyi önermiştik ama olumlu yanıt alamadık.
ABye katılımın da
ertelenmesi!
YeniDÜZEN: Ancak CTPnin de size Referandumu
erteleyeceksek, Kıbrıs Cumhuriyetinin Avrupa Birliğine
katılımını da erteleyelim önerisi getirdiğini
biliyoruz. Yani Birleşik Kıbrısın Avrupa Birliğine
girişi beklenemez miydi?
Hristofiyas: Böylesi bir ertelemenin
ihtimali ve mümkünü yoktu. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyetinin Avrupa
Birliğine girişi bir paket olarak olacaktı. Yani 10 ülkenin
birlikte katılımının olacağı, önceden belirlenmiş
bir süreç vardı. Böylesi bir genişleme süreci içerisinde, diğer
dokuz ülkenin de bunu kabul etmesi mümkün değildi.
YeniDÜZEN: Ama referandumdan evet
çıksaydı, Avrupa Birliğine Birleşik Kıbrıs
katılacaktı!.. Bu önemli bir fark değil miydi?
Hristofiyas: Elbette önemli bir farktı!.. Çözümsüzlükten kimse memnun
değil!.. Ama bir çözümün tüm Kıbrıslılar güvence
altına alması gerekir. Yani sadece Kıbrıslı Türkleri
değil, Kıbrıslı Rumları da, adada yaşayan herkesi
de... Kıbrısın bu ana sorununun çözümsüz kalmasından
memnun değiliz. Ancak, şimdi ortaya çıkan yeni oldu bittiler ile
çözüm çok daha güç koşullarda sağlanacak.
YeniDÜZEN: Nedir bu yeni oldu bittiler
biraz açar mısınız?
Hristofiyas: En önemlisi gayrı menkullerin kullanımı... Çok
daha artmış bir durumda Kıbrıslı Rumlara ait
gayrı menkuller kullanılıyor. Özel mülkiyet hakkı insanlar
için çok önemli!.. Kimi zaman bu hak için cinayet dahi işleniyor!.. Yani
uç bir örnek oldu ama bu insanlar için çok önemli.
Hayır dediniz de ne oldu?
YeniDÜZEN: Peki plana Hayır
dediniz de ne oldu? Yani ada askersizleşti mi? Göçmenler evine döndü mü?
Daha mı iyi oldu?
Hristofiyas: Türkiyeye adanın tümünü işgal şansı veren
bir durum karşısında, adanın yarısının
işgal altında olması seçeneği vardı. Biz referandumun
ertelenmesini talep ettik, bunu biliyorduk... Önemli olan anavatanların
çıkarlarına hizmet eden değil, Kıbrıslıların
çıkarlarına hizmet edecek bir plan üzerinde anlaşmaktır.
Sol güçlerin, anavatanları yanında öteki toplumu da düşünmeleri,
onların endişelerini de anlaması gerekir.
YeniDÜZEN: Yani Annan Planı
sizce adanın tümünün Türkiye tarafından işgali anlamına
mı geliyordu?
Hristofiyas: Öyle
demek istemedim. Böyle yaklaşmayın konuya lütfen!..
YeniDÜZEN: Israrla soruyorum!..
Kıbrısın şu anki durumu Annan Planından daha mı
iyi?
Hristofiyas: Böylesi
bir mantıki zeminde boşluk var. Yani o zaman konfederasyon
işgalden daha iyidir diyerek, kabul etmemiz mi gerekirdi? Ya da
Denktaşın ve Türkiyenin her dediğini kabul edelim,
şimdiki durumdan daha iyidir diyerek. Elbette bugünkü durum iyi
değildir. Ancak bizim istediğimiz kalıcı, zamana
dayanıklı, işlerliği olan bir plandır. Çözüm istiyoruz
ve bu çözümün zamana dayanıklı olmasını istiyoruz, geçici
bir çözüm istemiyoruz!.
İtirazlarınızı
BMye sundunuz mu?
YeniDÜZEN: Annan Planına dair itirazlarınızı
Birleşmiş Milletlere şu ana kadar yazılı olarak
iletmediniz? Ne zaman iletmeyi düşünüyorsunuz?
Hristofiyas: Bu da doğru değil. Evet, bu öneriler yetkililerimiz
tarafından sözlü olarak Birleşmiş Milletlere iletilmiştir.
İtirazlarımız BM tarafından kaydedilmiştir. Yani
yazılı hale BM tarafından getirilmiştir ve orada
durmaktadır. Bu itirazlar iletilmiştir.
YeniDÜZEN: Sayın Hristofiyas,
Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunlukla Birleşik
Kıbrısa evet demesinin sizin için hiçbir anlamı yok mu? Siz,
Kıbrıslı Türkleri de temsil ettiğinizi hissediyor musunuz?
Hristofiyas: Çok açık söylüyorum, çözümsüzlük beni mutlu etmedi.
Elbette ki Kıbrıslı Türklerin evet kararının benim
için bir anlamı vardır. Ama iki toplumun da evet demesini isterdim.
İki toplumun da evet diyeceği bir plan isterdim.
Kıbrıslı Türklerin haklarının güvence altına
alınması ne kadar önemliyse, Kıbrıslı Rumların
haklarının güvence altına alınması da aynı
derecede önemlidir.
Kıbrıslı Rumların çok önemli bir bölümünün HAYIR
kararı da, Kıbrıslı Türk toplumunun büyük sol partisi
tarafından dikkate alınmalıdır. Şimdi yapmamız
gereken şudur... Güneydeki HAYIR kararının evete dönüşmesi
için çalışırken, Kıbrıslı Türklerin evet iradesini
de korumayı başarmalıyız. Hedefimiz bu olmalı...
YeniDÜZEN: Peki AKELden ne bekleyelim
bu süreçte? Kıbrıslı Türklere bir mesajınız var
mı?
Hristofiyas: Bir süreç başladı aslında... Ama biz daha üst
düzeyde, AKEL ile CTP arasında görüşmeler yapılmasını,
planın tartışılmasını istiyoruz. Bunu
karşılıklı anlayışla yapabilmeliyiz. Kıbrıslı
Türkler ve Kıbrıslı Rumların haklarını koruyacak,
ancak adamızı da yabancıların
bağımlılığından koruyacak bir çalışmaya
ihtiyacımız var. Ve Türkiyenin de şunu anlaması
lazım. Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerleyen bir ülke, Avrupa
Birliği üyesi bir başka ülkeye müdahale edemez. Yeni bir planda da üç
ülkenin garantörlük hakkı maalesef sürecek. Ama müdahale hakkı
olmamalı... Kıbrıs artık Avrupa Birliği üyesi bir
ülkedir.
Talat-Papadopulos buluşacak
mı?
YeniDÜZEN: Peki Talatla görüşmeniz
ne oldu? Talat ile Papadopulosu bir araya getirecektiniz. Bu yönde bir
çalışma var mı?
Hristofiyas: Bunun için koşulların yaratılması
lazım. En önemlisi ama bu görüşmenin gerçekleşmesi için
karşılıklı olarak yapılan açıklamalarda daha
dikkatli olunmasıdır. Talatla görüşmeyi istiyorum. Sayın
Papadopulosun da görüşmesini istiyorum. Ama her iki taraf da
yaptıkları açıklamaların yaralayıcı olmaması
konusunda daha dikkatli olmalıdır. Her iki tarafından
karşılıklı ifadeleri beni gerçekten de üzüyor.
Ayırım yapmıyorum. Propaganda amaçlı konuşmalardan
kaçmak gerekiyor.
YeniDÜZEN: Bu bir ateşkes
çağrısı mı? Bir de siz sayın Talatın
Denktaşa benzediğini söylediniz mi?
Hristofiyas: Kıbrıs
Türk toplumuna benin ağzımdan sürekli yanlış mesajlar
veriliyor, bu fırsatla üzüntülerimi belirtmek isterim. Kimi zaman
Talatın ve CTPnin tezlerinden üzüntü duyduğumu söylüyorum. Ama
hiçbir koşulda sayın Talatı Denktaşa benzetmedim.
Yalnız, şunu da anlamanız gerekiyor. Nasıl ki biz
Kıbrıslı Türkleri anlamaya çalışıyoruz,
Kıbrıslı Rumların düşüncelerinin de
anlaşılması gerekiyor. Talatın Türkiye liderliği ile
paralel açıklamalarının Kıbrıslı Rumlar
üzerindeki etkisinin de anlaşılması gerekiyor. Referandum
sonrasında sol camia özellikle Talattan daha ılımlı bir
tutum bekliyordu. Kıbrıslı Rumlar içerisinde de Talata
karşı bir burukluk vardır.
YeniDÜZEN: AKEL Kongresinde
yaptığınız konuşma çok eleştirildi. Özellikle
sayın Soyere yönelik, onun söz hakkı olmadığı bir
ortamda söyledikleriniz. Sayın Soyer de bu konuşma sonrasında kongreyi
terk etti zaten?
Hristofiyas: Bu
siyasi bir konu!.. Duygularımızı bir yana bırakmamız
gerekiyor. AKEL kongresi 5 yılda bir yapılan en önemli, en üst
toplantıdır. Siyasi olarak beş yıllık bir dönemin
değerlendirmesini yapıyoruz. Bu değerlendirme sırasında
eleştirilerimizi yapmamız da doğaldır. Ne CTP
liderliğini aşağılamak gibi bir hedefimiz olabilir, ne de
CTP ile defterleri yırtmak gibi bir düşüncemiz. Şunun
bilincindeyiz, ancak CTP ile ortak tezler geliştirerek Kıbrıs
sorununun çözümünü mümkün kılabiliriz. Belirli noktalarda sorunun çözümü
için Ankaranın da karar vermesi gerekir, biliyoruz. Ama CTP ile
ilişkilerimizi kopartamayız. AKEL Kongresinde, dostum Ferdi Soyerin
de selamlama konuşması vardı. İstese, o selamlama
konuşmasında eleştirilere yanıt verebilirdi. Bizce,
kimilerine göre gösterişli bir şekilde toplantıyı terk
etmesi, yapılan eleştirilerden daha üzücüdür. Biz
katıldığımız CTP kongrelerinde, hiç söz
hakkımız olmamasında rağmen konuşmaları sonuna
kadar dinledik ve hiçbir zaman kongrelerini terk etmedik.
Çözüm şansı ne kadar?
YeniDÜZEN: Çözüm şansı
referandum öncesi döneme göre daha mı az?
Hristofiyas: Önemli olan çözüm şansının
azlığı ya da çokluğu değildir. Önemli olan daha fazla
çalışmamız gerektiğidir. Ve ayrıca referandum döneminde
yaşananlardan da ders almamız gerekir.
YeniDÜZEN: İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Strawın ziyaretini nasıl
değerlendiriyorsunuz. Sayın Talatla makamında görüşecek?
Siz de kendisi ile görüşecek misiniz? İngiltere ile ilişkileriniz
bu ziyaret sonrasında daha mı gergin olacak?
Hristofiyas: İngiltere
Dışişleri Bakanı ile bizim bakanımız,
Dışişleri Bakanı Yakovu iki ayrı görüşme yapacak.
Sayın Papadopulos gibi ben de kendisi ile görüşmeyeceğim. Bu
ziyaret sonrasında Kıbrıs Cumhuriyeti ile İngiltere arasındaki
ilişkilerin geçmişteki gibi olmayacağı kesin. Ancak
uluslararası diplomaside, ziyaret için adaya gelen kişilerin kendi
duyarlılıkları da göz önüne alınır.
1960a dönüş mümkün mü?
YeniDÜZEN: Sayın Hristofiyas, 1960
Kıbrıs Cumhuriyetine dönüş mümkün mü?
Hristofiyas: Vereceğim yanıt kesinlikle yanlış
anlaşılmasın!.. Keşke mümkün olsa... Daha normal bir süreç
yaşardık. 1960 Kıbrıs Cumhuriyetine dönüş keşke
mümkün olsa... Ama, 40 yıldır yaşadığımız
acı tecrübelerden de ders alarak mümkün olsa... Ancak mümkün değil!..
Kesinlikle mümkün değil. Bunu, en ilerici Kıbrıslı Türkler
dahi istemez. Kaldı ki, biz iki toplumlu iki bölgeli federasyonu içeren
bir çözüm modelini onayladık. Bu model tüm Birleşmiş Milletler
belgelerinde yer alıyor.
YeniDÜZEN: Siz, Kıbrısın
kuzeyinin Türkiyenin işgali altında olduğunu söylüyorsunuz
ama... Kıbrıs Cumhuriyeti de Kıbrıslı Rumların
işgali altında değil mi?
Hristofiyas: Ben
yoldaşlarımın ağzından duyduğum bu tür sözlere
üzülüyorum. Ortak tezimiz şuydu, faşist darbe ve onun ardından
gelen işgal uluslararası hukuka aykırıdır. Ve bu
konuda onlarca Birleşmiş Milletler kararı vardır.
Kıbrıs Cumhuriyetinin uluslararası düzeyde
tanınmış olmasından dolayı Kıbrıslı
Türklerin duygularını çok iyi anlıyorum. Ama bir çözümle
Kıbrıs Cumhuriyeti bir federasyon haline gelecektir. İki
bölgeli, iki toplumlu bir federasyona dönüşecektir.
YeniDÜZEN: Yani Kıbrıs
Cumhuriyeti ölecek mi? Siz de Papadopulos gibi gözyaşı döküyor
musunuz bu konuda?
Hristofiyas: Elbette değişecek. Bir çözümle Kıbrıs
Cumhuriyeti yine tüm dünyanın tanıdığı iki toplumlu,
iki bölgeli bir federasyona dönüşecek.
Kıbrıs birleşsin,
varsın evimde oturayım!
YeniDÜZEN: Genel seçimler var!.. AKEL
oylarını artıracak mı?
Hristofiyas: Tüm ilerici Kıbrıslı Türklerin de arzu ettiği
gibi seçimlerden AKEL güçlenerek çıkacaktır. AKELin seçimlerden
güçlü çıkması, Kıbrıs adasında mantıklı ve
kalıcı bir barışın da teminatıdır. AKELin
80 yıllık tarihi böyledir.
YeniDÜZEN: Peki, 2008de
Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Aday mısınız?
Hristofiyas: 2008
yılında birleşik, iki bölgeli, iki toplumlu, federal bir
Kıbrısa ulaşılmış olsun da, varsın ben evde
oturayım... Mevki, makam önemli değil. Hangi pozisyonda olursam
olayım, Kıbrısı yeniden birleştirmek, federal çözüme
ulaşmak için bütün gücümle mücadele edeceğim. Bunun sözünü veriyorum.
Şu anda milletvekilliği seçimleri var. Ona konsantre oluyoruz. Günü
gelsin, parti karar verir...
YeniDÜZEN: Çok teşekkür
ediyoruz.
Hristofiyas: Ben
teşekkür ederim... Tüm Kıbrıslı Türkleri sevgiyle selamlarım.
YENIDUZEN 24/01/06
Türkiyeden
Kıbrısta yeni girişim mi?
Günlerdir
Türkiye medyasında konuşulan, Türkiyenin Kıbrısta çözüm
için muhtemel yeni girişimi konusunda TC Dışişleri sinyal
verdi. TC Dışişleri Bakanı Gül Kıbrısta çözüm
yolundaki çalışmalarımızı yakında
açıklayacağım dedi
TC
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, Türkiyenin, Kıbrıs meselesinin çözümü yolundaki
çalışmalarıyla ilgili yakında detaylı bir
açıklama yapacağını bildirdi.
Güle,
Brezilya dönüşünde Esenboğa Havalimanında, dün basında yer
alan, Türkiyenin, İngiltere ve ABDnin de desteğini alarak,
Kıbrısta barış görüşmelerinin yeniden
başlaması için harekete geçtiği yönündeki haberle ilgili sorular
soruldu.
Türkiye olarak, BMye görüşmelerin
yeniden başlatılması için yeni bir çağrı
yaptınız mı? şeklindeki bir soru üzerine Gül, şöyle
konuştu:
Türkiye, bildiğiniz gibi kapsamlı
bir çözüm için daima bir adım önde olmuştur. Bu problemin kronik bir
şekilde çözümsüz orada durması, hem Kıbrıs Türklerine, hem
Rumlara, hem bütün dünyaya fayda sağlamamaktadır.
Dolayısıyla bu problemin, BMnin başkanlığı,
gözlemi, önderliği altında kapsamlı bir çözüme
ulaşmasını istiyoruz.
Bunun
için bildiğiniz gibi Türkiye daima aktif olmuştur. Çeşitli
çalışmalar yapmıştır, bu
çalışmalarımız devam ediyor. Bunlarla ilgili bazı
gelişmelerin olması tabii ki muhtemeldir. Ama bunlar bizim üstünde
çok durduğumuz, çözüm için uğraştığımız
önemli projeler.
Gül, 30
Mayıs 2005te, Kıbrısta izolasyonların
karşılıklı olarak kaldırılması yönündeki
önerisinin hatırlatılarak, şu anda üzerinde
çalıştıkları belgenin bunun daha geliştirilmiş
bir hali olup olmadığının sorulması üzerine de,
Bununla ilgili çok yakında geniş tafsilatlı bir açıklama
yapacağız. O zaman zaten bütün detaylar da hep ortaya çıkacak
dedi.
Gül, BM
Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinin söz konusu olup
olmadığı yönündeki bir soruyu da, Birçok kişiyle zaten
görüşülüyor. Tabii onunla da görüşme söz konusu diye
yanıtladı.
TC
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD ve İngilterenin de
bu çalışmalara destek verdiği yönündeki haberlerin
hatırlatılması üzerine de, Bununla ilgili geniş bir
açıklama yapacağım çok yakında, detaylarını
vereceğim dedi. (aa)
YENIDUZEN 24/01/06
Ada Strawa
odaklandı
Rum yönetimi Strawu soğuk karşılayacak!
Papadopulos yönetiminden Strawa
düzeyi düşürülmüş protokol (!)
İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Strawa Rum yönetimi düzeyi
düşürülmüş protokol uygulamaya hazırlanıyor.
Rum yönetiminin tepkisine ve tüm
girişimlerine karşı KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talatla Cumhurbaşkanlığı makamında
görüşeceğini açıklayan İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Strawa adanın güneyinde tepki sürüyor.
Strawun
bugün adaya yapacağı ziyaret öncesinde Rum yönetimi diplomatik
protestoya hazırlanıyor!.. Kıbrıs Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos ve Meclis Başkanı Dimitris
Hristofiyas, İngiltere Dışişleri Bakanı Strawun
görüşme taleplerini reddetti. Straw ile Rum Yönetimi
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu görüşecek. Bu
görüşme sırasında Yakovunun Strawa üzüntülerini
ileteceği bildirildi.
Rum basını, bugün Kıbrısa gelecek olan İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Strawun Güneyde soğuk ve
protestolarla karşılanacağını ön plana
çıkardı. Strawa düzeyi düşürülmüş protokol
uygulanacağı belirtilirken; İngiltere Dışişleri
Bakanını Larnaka Havaalanında Rum Dışişleri
Bakanlığının alt düzey memurlarının
karşılayacağı ve havaalanının VİP salonunun
da kullanılmayacağı iddia edildi.
Rum basınında yapılan değerlendirmelerde Strawun KKTC
Cumhurbaşkanı Talatla makamında görüşme konusunda
ısrar etmesi nedeniyle adaya ziyaretinin Rum tarafınca düşük
düzeyde tutulduğunun açık olduğunu, sadece ziyaret
programına bakıldığı zaman Rum Yönetiminin Strawun
cezalandırmaya çalıştığının açık
şekilde görüldüğü yorumu yapıldı.
Papadopulosla karşılaşmasın diye!
Öte yandan Rusyada görüşmeler yapan Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos, bugün Strawla aynı saatlerde adaya dönmüş olacak. Rum
basınına yansıyan yorumlara göre VİPte dahi tesadüfi bir
karşılaşma olmaması için Strawun VİP salonunu
kullanmaması kararlaştırıldı.
Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovunun da Çarşamba günü
Strawla görüşmesi sonrasında ortak basın toplantısı
yapmayı reddettiği öğrenildi.
Rum
göçmenlerden eylem
Rum
göçmen kulüpleri Çarşamba günü Rum Dışişleri
Bakanlığı dışında Strawun ziyaretini protesto
eylemi düzenledi. Eylem 08.00de başlayıp iki saat sürecek.
Protesto eylemini, Rum Göçmenler Birliği Özgür Girne Karpaz Koordinasyon
Komitesi Özgür Karpaz, Özgür Omorfo ve diğer daha küçük göçmen dernekleri
organize etti.
Strawın Kıbrıs programı
·
İngiltere
Dışişleri Bakanı Straw bugün saat 17.30da Larnaka
Havaalanından adaya gelecek.
·
Strawın adaya
geldiği saatlerde, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos Rusya
ziyaretini tamamlayarak Kıbrısa dönmüş olacak.
·
Straw, Larnaka
Havaalanından güney Kıbrıstaki İngiliz Yüksek
Komiserliğine hareket edecek.
·
İngiltere
Dışişleri Bakanı Straw, çarşamba günü Rum
Dışişleri Bakanı Yakovu ile bir araya gelecek.
·
Straw Çarşamba
günü KKTCye geçecek ve saat 11.30da makamında Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talatla görüşecek. Yaklaşık bir saat sürecek
toplantının ardından ortak açıklama yapılması da
bekleniyor.
Strawun,
aynı gün muhtemelen Ledra Palaceta Kıbrıs Rum ve
Kıbrıs Türk gazetecilere ortak bir açıklamada bulunması
bekleniyor.
Talat Straw buluşması yarın!
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, resmi ziyaret amacıyla bugün
adaya gelecek İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Strawu
çarşamba günü saat 11.30da kabul edecek. Yaklaşık bir saat
sürecek toplantının ardından ortak açıklama
yapılması da bekleniyor.
İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw, resmi ziyaret amacıyla bu
akşam saatlerinde Larnaka Havaalanından adaya gelecek. Çarşamba
sabahı Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile
görüşecek olan Straw, aynı gün KKTCye geçecek ve saat 11.30da
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edilecek.
Yaklaşık bir saat sürecek görüşmenin ardından ortak açıklama
yapılması da bekleniyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı Strawun
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla görüşmesini
Cumhurbaşkanlığında yapmaması yönünde yoğun
girişimler yapan Rum Yönetimi, girişimlerinden sonuç alamaması
üzerine Strawun ziyaretini tepkiyle
karşılamıştı.
Straw Atinaya da gidiyor
Yunanistan
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos,
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Strawun 26 Ocak
Perşembe günü Atinaya gideceğini açıkladı.
Kumuçakos, basın
toplantısında, Strawun Başbakan Kostas Karamanlis ve
Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis ile bir araya
geleceğini ve gündemde ikili ilişkiler, AB konuları, bölgedeki
gelişmeler ve Kıbrıs konusunun bulunduğunu söyledi.
Sorular üzerine Strawun bugün
yapacağı Kıbrıs ziyaretine değinen Kumuçakos,
İngiltere Dışişleri Bakanlığının bu
ziyaretin amacının ikili ilişkileri güçlendirmek olduğunu
açıkladığını hatırlattı. Kumuçakos,
şöyle dedi:
Ziyaretin, aslında mevcut olmayan sorunlar üzerine
yoğunlaşmak yerine bu açıklamayı doğrulayacak
nitelikte olması gerekiyor. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti hassas
olduğu noktaları dile getirdi, bunlara biz de katılıyoruz.
Bu aşamada ziyaretin neticelerini bekleyeceğiz.
Türkiyenin Kıbrıs
girişimi
Kumuçakos, sorular üzerine
Türkiyenin Kıbrıs konusunda yeni bir girişimde
bulunacağı bilgisinin Atinaya ulaştığını açıkladı.
Kumuçakos, Edindiğimiz
bilgiye göre, Türkiye bugün BM nezdinde tek taraflı bir girişimde
bulunarak Kıbrıs konusunda bir fikirler dizisi sunacak dedi.
Türkiyenin bu girişiminin
gümrük birliği ek protokolünün uygulanmasıyla
bağlantılı olmadığını da savunan Kumuçakos,
ABnin 21 Eylül 2005 tarihli açıklamasında, Türkiyenin bu
yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini vurgulamış
olduğunu kaydetti. (aa
YENIDUZEN 24/01/06
|
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 10:41 ET 25 Ocak 2006 Çarşamba
LEFKOŞA
- Önce Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile
görüşen Straw, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talatı makamında ziyaret etti. Straw, Abdullah Gülün dün
açıkladığı önerilerin de ciddiyetle ele alınması
gerektiğini kaydetti.
Adadan
ayrılmadan önce temaslarını değerlendiren Straw,
Talatı makamında ziyaret etmesinin KKTC ile ilişkilerin siyasi
düzeyinin yükseldiği anlamına gelmediğini söyledi. Straw,
İngilterenin taraf tutmadığını, Adaya dostça
amaçlarla geldiğini söyledi.
Straw, Dışişleri Bakanı
Abdullah Gülün dünkü açıklamalarına da değinerek, Gül, ciddiye
alınmayı hak eden önemli açıklamalar yaptı dedi. Adadaki
en önemli sorun olan mülkiyet meselesinin ancak bütünlüklü bir çözümle
sonuçlandırılabileceğini anlatan Straw, iki taraf
arasındaki diyalog eksikliğine dikkat çekti.
BÜTÜN ADA ABNİN PARÇASI
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın desteğini alarak Adaya
gittiğini anımsatan Straw, çözüm girişimlerini yeniden
başlatmak için çaba harcadıklarını ve 2006da ilerleme
beklediklerini ifade etti. Bütün Adanın Kıbrısın bir
parçası olduğunu belirten Straw, kuzeyde de müktesebatın
uygulanmasını beklediklerini söyledi.
TALAT AKTİF ROL TALEP ETTİ
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, kendisini makamında ziyaret
ettiği için Strawa teşekkür etti ve İngilterenin çözüm için
aktif rol almasını istedi. Talat ve Straw, görüşmenin ardından
yaptıkları açıklamalarda, 2006nın çözüm yılı
olmasını istediklerini söyledi.
Bu arada Yaklaşık 100 kişilik bir grup, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşeceği için Strawu
protesto etti.
|
|
|
|
Straw, öğleden sonra Ankara ve Atinada temaslarda bulunmak üzere Adadan
ayrıldı.
ZİYARET RUMLARIN DUYARLILIĞINA SALDIRI
Rum kesimi ise, Strawa, KKTC Cumhurbaşkanı Talatla makamında
görüşmesi nedeniyle tepkili. Strawla görüşmeyeceğini
açıklayan Rum lider Papadopulos, Ziyaret, çözüm çabasının bir
uzantısı olarak gösterilmek isteniyorsa, böyle bir role soyunanlar
önce objektif olmalı ve iki tarafın da güvenini kazanmalı dedi.
Papadopulos ayrıca, Strawun ziyaretinin Kıbrıslı
rumların duyarlılıklarına saldırı olduğunu
savundu.
Strawsa, başka birçok ülkenin temsilcisinin
Talatla görüştüğünü hatırlatarak, Papadopulosun kendisiyle
görüşmeme kararından üzüntü duyduğunu açıkladı.
İngiltere Dışişleri Bakanı bunun kendisini, ziyaretin
amacından uzaklaştırmayacağını kaydetti. Straw
ayrıca, ziyareti sırasında tarafların Annan
planını yeniden ele almaya açık olup
olmadıklarını öğrenmeyi umduğunu dile getirdi.
Yunanistan:
Önerileri inceleyeceğiz
Rum
Yönetimi, Ankaranın Birleşmiş Milletlere sunduğu
Kıbrıs konusundaki açılımları reddederken, Yunanistan
Türkiyenin önerilerini inceleyeceğini açıkladı.
NTV
Güncelleme: 18:03 TSİ 25 Ocak 2006 Çarşamba
ATİNA
- Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos, Türkiyenin önerileri incelenecektir.
Ancak ilk bakışta geçmişteki benzer önerilerden farklı
görünmüyor dedi.
Türk önerilerinin ABD tarafından
desteklendiğine ilişkin soruyu Rusopulos, Destek, Türkiyenin
hareketine verilmiştir, sunduğu önerilerin içeriğine değil
şeklinde yanıtladı.
Yunanistanın bu açıklamalarına karşın önerilere
sıcak bakmadığı ve Rum hükümetinin görüşleriyle
aynı doğrultuda hareket ettiği yorumları
yapılıyor. Yunan hükümet çevreleri, Türkiyenin bu önerilerilerle
Avrupa Birliğine karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmekten
kaçınmaya çalıştığı ya da zaman kazanmak
istediği görüşünde.
ATİNA,
PAPADOPULOSTAN ŞİKAYETÇİ
Buna karşın Yunanistanın, Rum lideri Papadopulosun
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin konularda genel olarak
gösterdiği olumsuz tepkilerden hoşnutsuz olduğu yorumları
da yapılıyor.
Muhalefetten
plana şartlı destek
Dışişleri
Bakanı Gül tarafından açıklanan Kıbrıs paketine
muhalefetten şartlı destek geldi. CHP, Bağlayıcı
taahhütler olmamalı uyarısında bulundu. Anavatan ise bütünlüğü
bozulmamak ve arkasında durulması kaydıyla paketi
desteklediklerini açıkladı.
NTV
Güncelleme: 17:10 25 Ocak 2006 Çarşamba
ANKARA
- CHP lideri Baykal, Kıbrıs eylem planının yeni bir unsur
içermediğini ancak yine de prensip olarak yanlış
bulmadıklarını söyledi.
Baykal,
gazetecilerin Kıbrıs Eylem Planı ile ilgili sorusunu
yanıtlarken Çok çarpıcı yeni bir unsur yok ama
Kıbrısta Türkiyeden şu sırada beklenen
adımların, Kıbrıs Rum Kesimine yönelik
bekleyişlerimizle birlikte ele alınması talebi aslında
haklı bir taleptir. Türkiyenin Kıbrıs Rum Kesimine yönelik
olarak anlayışını, pozisyonunu, tutumunu
değiştirmesi, ancak KKTCnin ambargolardan kurtarılmasına
hem Ada içinde hem de üçüncü ülkelerle KKTCnin temaslarının
serbestleştirilmesine bağlı tutulmalıdır. Bunu prensip
olarak yanlış bulmuyorum dedi.
Baykal, Türkiyenin şu anda kendiliğinden, tek taraflı olarak
Kıbrıs Rum Yönetimine bazı ödünleri vermeye hazır
olduğunu ifade etmesinin ve ısrarla bunu beyan etmesinin ise
doğru bir müzakere yöntemi olmadığını söyledi.
MUMCUDAN
DA ŞARTLI DESTEK VERDİ
Kıbrıs Eylem Planı Anavatan Partisi grup toplantısında
da gündeme geldi. Anavatan lideri Mumcu, grup toplantısında
Yıllardır Kıbrıs için çözüm platformu BMdir dedim. Bunu
bekletmek ve sümen altına atmak Türkiyenin yararınadır diyenler
arasında bugünün Başbakanı ve Dışişleri
Bakanı da vardı. Şimdi BM diyorlar. Günaydın diye
konuştu. Anavatan lideri hükümetin girişimin arkasında durması
ve planın bütünlüğünün bozulmaması koşuluyla plana destek
verdiklerini açıkladı.
|
NTV
Güncelleme: 03:45 ET 25 Ocak 2006 Çarşamba
VİYANA
- Avusturyanın Der Standard gazetesine konuşan Rehn, Şu anda
AB müktesebatı ve Türkiyedeki yasal uygulamalar konusunda tarama
sürecinin devam ettiğini anımsatarak, Sonuçlarını kontrol
ettiğimiz tarama sürecinin birkaç hafta içinde biteceğini umuyorum
dedi.
Tarama
süreci sonuçlarını birkaç hafta sonra AB Konseyine
sunacağını belirten Rehn, Türkiye ile müzakerelere
Avusturyanın dönem başkanlığında
başlanmaması için neden göremediğini kaydetti.
Rehn, bir soru üzerine, Türkiye ile müzakerelere bilim, araştırma,
kültür ve eğitim konularında başlanabileceğini bildirdi.
"Tıkanıklık bizden kaynaklanmıyor"
25 Ocak, 2006 15:01:00 (TSİ)
cnnturk.com
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ''KKTC olarak çözüme ve
Ada'nın birleşmesinden yanayız. Tıkanıklık bizden
değil, Rum tarafından kaynaklanıyor'' dedi.
Makamında
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'u
ağırlayan KKTC Cumhurbaşkanı Talat, "KKTC, çözüme
desteğini ispatlamıştır. Biz Türk tarafı olarak
hazırız" diye konuştu.
Talat, "Türkiye yapması gerekenleri yapmıştır.
'Türkiye bundan başka ne yapabilir' diye sorabilecek hiçbir lider yoktur.
Tıkanıklığı Türliye'ye bağlamak
yanlıştır. Evet, ortada mevcut bir sorun var ve sorumlusu Rum
tarafıdır. Barış bizim karakterimizdir" ifadesini
kullandı.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün
açıkladığı 'Kıbrıs Eylem Planı'nı
desteklediklerini vurgulayan Talat, "plan, KKTC'nin AB ile endişeli
ve hatta tehlikeli durumu karşısında bulunmaz bir fırsat
olarak değerlendirilmesi gereken bir öneri paketidir" dedi.
Planın, Türkiye'nin daha önceki önerilerinin eyleme dönüştürülmüş
olması bakımından da önemli olduğunu vurgulayan Talat,
öneri paketinin bölgede istikrarı öngördüğünün altını
çizdi.
Rum tarafının aceleci tavrını doğru
bulmadığını belirten Talat, "Rumlar, siyasi
eşitliğe dayalı bir güç paylaşımı istemiyor.
Onları ikna edecek olan uluslararası toplumdur" dedi.
Straw ile görüşmesinde garantör ülke olarak İngiltere'nin
sorumluluklarını hatırlattığını belirten
Talat, "İngiltere'nin sorumlulukları diğerlerine göre
farklıdır. Kıbrıs sorununu daha iyi biliyor. Straw,
ziyaretiyle KKTC'ye önem verdiğini ve saygı duyduğunu ortaya
koymuştur. Garantör bir ülke de zaten böyle davranmalı" dedi.
"Biz nerede olduğumuzu biliyoruz"
İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'ın,
Cumhurbaşkanı Talat'ı makamında ziyaret etmesinin kendilerini
yükseltmediğini vurgulayan Talat, "biz nerede olduğumuzu zaten
görüyoruz. Halkın helal oylarıyla seçildik. Bu gerçeğin ortadan
kaldırılması mümkün değildir" diye konuştu.
Plan dün açıklandı
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül dün yaptığı
açıklamada, Kıbrıs'ta çözüm için Türkiyenin sunduğu Eylem
Planı'nın kabul edilmesi halinde Türk limanları ve
havaalanlarının Rumlara açılacağını söyledi.
Türkiyenin sunduğu eylem planından önemli
satırbaşları:
·
2006 haziran ayına kadar tarafların katılacağı
üst düzey bir toplantı yapılması
·
Bu üst düzey toplantıda Türkiye, Yunanistan, KKTC, Rum tarafı,
BM'nin yer alması
·
Üst düzey toplantıda alınan kararların BM Genel Sekreteri
Annan tarafından rapor olarak Güvenlik Konseyine sunulması
·
Eylem Planı'nın kabulü halinde Türkiyenin deniz ve
limanlarının Rum tarafına açılması
·
Adada ticaretin önündeki engellerin kaldırılması
·
Gazi Magosa, Girne ve Ercan Havaalanının uluslararası
dolaşıma açılması
·
2006 sonuna kadar Ada'da kalıcı bir çözüme
ulaşılması
·
Kuzey Kıbrıs uluslararası spor ve sosya aktivitelere
katılması
·
Asıl öncelik kapsamlı çözüm
·
Çözümün adresi Birlemiş Milletler
·
Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük
birliğine pratik açıdan dahil edilmesi
· BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle
Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen
tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya
yardımcı olunması
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Eylem Planının
hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına
halel getirmeyeceğini de belirtti.
Dışişleri Bakanı Gül, planı BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'a Eylem Planı'nı 20 ocakta sunduklarını söyledi.
Straw'a göre Türkiye'nin adımı önemli
25 Ocak, 2006 13:32:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs'ta bulunan İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw, Türkiye'nin yeni
Kıbrıs açılımını 'önemli' olarak niteledi.
Straw'un KKTC lideri Mehmet Ali Talat ile görüşmesi Rumları
kızdırdı.
Bugün
Kıbrıs Rum kesimi ve KKTC'deki temaslarda bulunan Jack Straw,
ardından Ledra Palas Oteli'nde basın toplantısı düzenledi.
Straw, Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin başlaması
gerektiğini söyledi.
"Bütün uluslararası toplumun hedefi adada kalıcı bir çözüme
ulaşmaktır'' diyen İngiliz Bakan, Kıbrıs ziyaretini BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde
değerlendirmek gerektiğini söyledi.
Straw, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında
ziyaret etmesinin 'KKTC'nin siyasi düzeyinin yükseltilmesi' anlamına
gelmediğinin altını çizdi ve ''bu, bizim Kıbrıs
politikamızın değiştiği anlamına da gelmez''
dedi.
Jack Straw, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un kendisiyle
görüşmemesine ilişkin soruya karşılık da bunun
Papadopulos'un bileceği
bir şey olduğunu belirtti.
Şu anda Kuzey Kıbrıs'ta AB müktesebatının askıda
olduğunu kaydeden Straw, ancak müktesebatın Kuzey Kıbrıs'ta
da uygulanmasını istediklerini ifade etti.
Rumlar protesto etti
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, ziyareti
nedeniyle yapılan protesto eylemlerinden üzgün olduğunu da söyledi.
Bu sabah Straw'un KKTC Cumhurbaşkanlığı'na gelişi
sırasında Kıbrıs Sosyalist Partisi'nden 10 kişilik bir
grup ellerinde parti bayraklarıyla Cumhurbaşkanlığı
girişinde gösteri yaparak, 'garantörler dışarı', 'üsler
dışarı' ve 'kahrolsun İngiliz emperyalizmi' sloganları
attı. Polis göstericilere müdahale etmedi.
Protestocu grup ayrıca, Straw'u fes takmış bir halde gösteren
poster açtı ve İngiliz Bakan'ın aracına şemsiye
fırlattı.
Straw bugün Ada'da önce Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu, ardından KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ile görüştü. Straw, ''her iki topluma dostlukla geldim,
yalnızca birine değil'' dedi.
Talat ile olan görüşmeye KKTC Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş,
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ve
Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım Akınsoy
katıldı.
Straw'un beraberinde de İngiltere'nin Güney Lefkoşa Yüksek Komiseri
Peter Millet bulunuyor.
Akşam İstanbul'a geçecek
Kıbrıs temaslarının ardından İstanbul'a gelecek
olan İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, İngiliz
işadamları ile toplantı yapacak, TÜSİAD'ın ödül
törenine katılacak.
Straw, Türkiye'deki temaslarının ardından Yunanistan'a geçecek.
Rum yönetimi - Straw krizi
Straw'un Kıbrıs ziyareti öncesi Ada'da tansiyon yükseldi. Rum
yönetimi, Straw'un KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la
makamında görüşecek olmasına tepki gösterdi.
Rum yönetimi bunun KKTC'nin resmen tanınması anlamına
geleceğini savunarak, görüşmenin başka bir mekanda
yapılmasını istedi. Straw ise Rumların bu talebine olumsuz
yanıt verdi.
Türkiye'nin Eylem Planı
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 ocakta Türkiye'nin
Kıbrıs'ta çözüm için Eylem Planı'nı açıkladı.
Gül, planın kabul edilmesi halinde Türk limanları ve
havaalanlarının Rumlara açılacağını söyledi.
Eylem Planı şunları öngörüyor:
2006 haziran ayına kadar tarafların katılacağı üst
düzey bir toplantı yapılması
Bu üst düzey toplantıda Türkiye, Yunanistan, KKTC, Rum tarafı, BM'nin
yer alması
Üst düzey toplantıda alınan kararların BM Genel Sekreteri Annan
tarafından rapor olarak Güvenlik Konseyine sunulması
Eylem Planı'nın kabulü halinde Türkiyenin deniz ve
limanlarının Rum tarafına açılması
Adada ticaretin önündeki engellerin kaldırılması
Gazi Magosa, Girne ve Ercan Havaalanının uluslararası
dolaşıma açılması
2006 sonuna kadar Ada'da kalıcı bir çözüme ulaşılması
Kuzey Kıbrıs uluslararası spor ve sosya aktivitelere
katılması
Asıl öncelik kapsamlı çözüm
Çözümün adresi Birlemiş Milletler
Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük
birliğine pratik açıdan dahil edilmesi
BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına
sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını
kolaylaştırmaya yardımcı olunması
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Eylem Planının
hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına
halel getirmeyeceğini de belirtti.
Dışişleri Bakanı Gül, planı BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'a Eylem Planı'nı 20 ocakta sunduklarını söyledi.
Yunanistan Eylem Planı'na mesafeli
25 Ocak, 2006 16:12:00 (TSİ) CNN TURK
Yunanistan Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Yorgo Kumuçakos, Türkiye'nin Kıbrıs
Eylem Planı'nı inceleyeceklerini, ancak ilk bakışta
geçmişteki benzer önerilerden farklı görünmediğini söyledi.
Türkiye'nin
Atina Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu, Yunanistan Dışişleri
Bakanlığı'nı ziyaret ederek Türkiye'nin Kıbrıs
girişimine ilişkin bilgi verdi.
Ziyaretin ardından açıklama yapan Yunanistan Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Yorgo Kumuçakos, Türkiye'nin
Kıbrıs Eylem Planı'nın ilk bakışta
geçmiştekilerden farklı görünmediğini belirtti.
'Yeni birşey yok' eleştirisi
Yunan basını da, Türkiye'nin Kıbrıs girişimini,
dikkati, AB sürecinde üstlendiği yükümlülüklerden başka yöne çekme
çabası olarak değerlendirdi.
Ankara'nın müzakere sürecinde çözümler öneren taraf olarak görünmeye
çalıştığını savunan gazeteler, Türkiye'nin
önerilerinin, zaten AB ile müzakere sürecinde yapmak zorunda olduklarından
ibaret olduğunu iddia etti.
Yunan basını, Türk tarafının önerilerinin Tayvan modelini
anımsattığı değerlendirmesini yaptı ve bu modelin
BM Güvenlik Konseyi'nin vesayeti altında tanınmayan bir devlet
olarak tanımlanabileceğini belirtti.
Türkiye'nin KKTC'nin de facto olarak tanınmasını sağlamaya
yönelik çabalarını da sürdürdüğünü savunan gazeteler, ABD'nin
Ankara'nın yeni önerisine evet dediğini belirtti.
Yunan basını, Atina ve Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye'nin
önerilerini yeni ambalaja sarılmış eski ürün olarak
nitelediklerini de iddia etti.
Annandan Eylem Planı açıklaması
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan da,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından dün
açıklanan Kıbrıs Eylem Planı'ndan haberdar olduğunu
açıklandı.
Annan, basın mensuplarının Türkiye'nin açıkladığı
Kıbrıs Eylem Planı hakkındaki düşüncelerini
sorması üzerine, ''konuyu biliyorum. Ancak Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan ile görüşmeden bu konuda bir açıklama yapmam doğru
olmaz'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, yarın başlayacak
Davos ziyareti çerçevesinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir araya gelmesi
bekleniyor.
. Star'a KKTC'li
işadamından düşük teklif
ANKA/A.A.
Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu'nun (TMSF) 19 milyon 500 bin dolar muhammen bedel ile
satışa çıkardığı Star Gazetesi için en yüksek
teklifi 5 milyon 150 bin dolarla KKTC'li işadamı Ali Özmen Safa verdi
TMSF'nin Esentepe'deki binasında yapılan ihaleye,
İpek Yayıncılık Bilim Sanatsal Eğitim Hizmetleri
Sanayi ve Ticaret A.Ş ile KKTC'li işadamı Ali Özmen Safa
katıldı.
TMSFnin ilk ihalesinde teklif verilmeyen Star Gazetesi için bugün
yaptığı ikinci ihaleye Ali Özmen Safa Özmen ve İpek
Yayıncılık Bilişim Sanatsal ve Eğitim Hizmetleri
katıldı.
İhale şirket yetkililerin 17 Ocak 2006 tarihinde teslim etiği
tekliflerin yer aldığı kapalı zarfların İhale
Komisyonu tarafından açılmasıyla başladı. Kapalı
zarflarla en yüksek teklif 5 milyon dolarla İpek Yayıncılık
Bilişim Sanatsal ve Eğitim Hizmetlerinden geldi. Ali Özmen Safanın
verdiği zarftan ise 4 milyon dolarlık teklif çıktı.
Açık artırma aşamasına geçilen ihalede
açılış fiyatı İpek Yayıncılıkın
verdiği 5 milyon dolar oldu. Ali Özmen Safanın 50 bin dolar
artırım yapmasıyla 5 milyon 50 bin dolara çıkan fiyat
teklifi İpek Yayıncılık Bilişim Sanatsal ve
Eğitim Hizmetleri tarafından 5 milyon 100 bin dolara yükseltildi. Ali
Özmen Safanın bu fiyatı 5 milyon 150 bin dolara
çıkarmasının üstüne İpek Yayıncılık
artırım yapmayınca İhale Komisyonu Star Gazetesi Ticari ve
İktisadi Bütünlüğünü 5 milyon 150 bin dolara Ali Özmen Safaya ihale
etti.
İhale Fon Kurulunun onayıyla sonuçlanacak. TMSFnin İmar
Bankasından kaynaklanan kamu alacakları nedeneniyle el koyduğu
Star Gazetesinin İstanbulun yanı sıra Ankara, İzmir ve
Adanada da matbaaları bulunuyor. Bu matbaalarda yerel ve ulusal toplam 43
süreli yayının baskısı yapılıyor. Birçok ulusal
gazetenin baskısının da yapıldığı matbaalar,
mevcut portföyü ile birlikte ihale edildi.
Yaklaşık 140 bin tirajlı Star Gazetesi bünyesinde bulunan ve
kullanılmayan tesisler, TMSF yönetiminde hayata geçirilerek, 2004
yılında 1 milyon 77 bin 279 YTL olan fason baskı cirosu, geçen
yıl 4 milyon 569 bin 238 YTLye yükseltildi. 2005 yılında
işletme maliyetlerine göre karlılık oranı yüzde 77
civarında gerçekleşti. 2005te Star Gazetesi ve
matbaalarının, reklam gelirleriyle birlikte toplam cirosu 26 milyon
YTLye ulaştı.
SAFA: BU GAZETEYİ DAHA İYİ BİR ŞEKLE SOKMAK
GEREKİR.
İhalenin ardından basın mensuplarının
sorularını yanıtlayan Ali Özmen Safa, Kıbrıs'ta 3
yıldır gayrimenkul, turizm ve enerji sektörlerinde yatırımları
bulunan bir işadamı olduğunu kaydetti. İngiltere'de
de 5 yıldır gayrimenkul yatırımları olduğunu, bu
ülkede cirolarının 100 milyon sterlin civarında bulunduğunu
aktaran Safa, İngiltere'deki projelerimiz isim yapmış
projelerdir. Burada konutta birçok konuda öncülük yaptık.
İngiltere'deki tecrübemizi daha sonra Kıbrıs'a getirdik.
Türkiye'ye de gelecek diye konuştu.
Ali Özmen Safa, medya sektöründe bulunup
bulunmadığına ilişkin olarak da Residence isimli bir
emlak dergisi çıkardıklarını söyledi. Safa, Star Gazetesi
ihalesini Türkiye'de bir yatırım fırsatı olarak
gördüklerini belirterek, İleride bu gazeteyi tabii daha iyi bir
şekle sokmak gerekir. Bu konuda uzmanlarla çalışıp,
uzmanların görüşlerini de alacağım dedi. Uzanlarla bir
problem yaşayıp yaşamadığına ilişkin bir
soru üzerine Safa, Ne tanıyorum ne tanıştım ne gördüm. O
yüzden niçin bir problem olsun? Şu ana kadar bir tehdit gelmedi.
İnşallah da gelmez diye konuştu.
Safa, muhammen bedelin çok altında sunulan teklifin makul
olup olmadığına ilişkin olarak da, şunları
kaydetti: Bu, araştırmamızın, değerlendirmemizin bir
sonucuydu. Bildiğiniz gibi değişik problemler var. Bizim
vereceğimiz rakam bu kadar. Üzerine başkası verebilecekse...
Star'ın bizim için olmazsa olmaz bir durumu yok. Bu hesaplı bir
risktir ve değerlendirmelerimiz içinde oluyor. Safa, Türkiye'de
medyada başka yatırımları olup olmayacağına
ilişkin bir soru üzerine de, Star'ın küçük bir gazete olduğunu,
başka bir fırsat olursa bunu değerlendirebileceklerini söyledi.
Kral FM ve Kral TV ihalelerinde sizi görebilecek miyiz? sorusuna Safa, Niçin
olmasın? diye cevap verdi.
ASİL NADİR'İN İLGİSİ YOK
Ali Özmen Safa, adının Asil Nadir'le
anıldığının anımsatılması üzerine de,
Asil Nadir'in Kıbrıs'ın en başarılı
işadamı unvanına sahip oldunu ifade ederek, Nadir'in global dev
şirketinin yanında kendi şirketinin çok küçük
kaldığını söyledi. Safa, Benim ona karşı
Kıbrıslı işadamı olarak saygım vardır. Mukayese
etmek gerekmiyor. Asil Nadir'i tanıyorum. Ama belki 3-4 sene oldu
görüşmedik. Onun hiçbir ilgisi, alakası yoktur dedi.
Türkiye'de şu an bir ortağı
bulunmadığını belirten Safa, şu görüşleri dile
getirdi: Ben sadece medya üzerinde çalışmıyorum,
değişik alanlarda çalışıyorum. Ve tabii ki işadamı
olarak ortak almam gerekir. Ama ortak olmadan da idare etme kabiliyetimiz var.
Star Gazetesi'ne ilişkin ilerisi için belirlenmiş bir şey yok.
Değişik yollara da girebiliriz. Bunları değerlendirmek
gerekir. Ortak olarak bir isim yok. Safa, sırf gazete almak için ortaya
çıkmadığını vurgulayarak, Türkiye'deki
yatırım fırsatlarını değerlendirmek için ihaleye
katıldığını kaydetti.
Türkiye'de büyük çaplı konut projeleri üzerinde
çalıştıklarını da aktaran Safa, Burada konut
sektöründe epey ilerleme var. Ama inancım şudur ki; sadece maddi
değil, global tecrübem de katkı sağlayacak dedi. Safa,
yurtdışında özellikle Ortadoğu ülkelerine yönelik konut
projeleri bulunduğunu bildirdi.
HURRIYET 25/01/06
2006'da
çözüm temennisi
Hürriyet İnternet/A.A
KKTC Cumhurbaşkanı, görüştüğü Straw'un,
İngiltere'nin 2006'da Adada çözüm temenni ettiğini söylediğini
aktardı.
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lefkoşa'daki makamında
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile
görüştükten sonra basın toplantısı düzenledi.
Talat,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün açıkladığı
güven artırıcı önlemler için eylem planını
desteklerinin belirtti. Bunun çözüm ilk adımı
oluşturacağının vurgulayan Talat, Kıbrıs Türk
tarafı olarak bu önlemleri görüşmeye hazır olduklarını
bildirdi.
Talat, İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Straw ile görüşmesinde İngiltere'nin 2006
yılında Kıbrıs'ta çözüm temenni ettiğini
söylediğini aktardı.
STRAW:
ÇÖZÜM İÇİN MÜZAKERELER BAŞLAMALI
Kıbrıs
Rum kesimi ve KKTC'deki temaslarının ardından ara bölgedeki
Ledra Palas Oteli'nde basın toplantısı düzenleyen
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw,
Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin başlaması
gerektiğini ifade ederek, Bütün uluslararası toplumun hedefi adada
kalıcı bir çözüme ulaşmaktır dedi.
Her iki tarafta da çok yararlı ve yapıcı görüşmelerde
bulunduğunu belirten Straw, Kıbrıs ziyaretinin, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde değerlendirmek
gerektiğini söyledi.
"TALAT'I ZİYARETİM KKTC'NİN SİYASİ
DÜZEYENİ YÜKSELTMEK ANLAMINA GELMEZ"
Straw,
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret
etmesiyle ilgili bir soru üzerine, bunun KKTC'nin siyasi düzeyinin
yükseltilmesi anlamına gelmediğini kaydederek, Bu, bizim
Kıbrıs politikamızın değiştiği anlamına
da gelmez dedi.
Jack Straw, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un kendisiyle
görüşmemesine ilişkin soruya karşılık da bunun
Papadopulos'un bileceği bir şey olduğunu belirterek, ancak Rum
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile çok yararlı bir
görüşme yaptığını söyledi.
Kuzey Kıbrıs'ın AB'nin bir parçası olduğunu ve
Kıbrıs adasının bir bütün olarak AB'ye
alındığını belirten Straw, şu anda Kuzey
Kıbrıs'ta AB müktesebatının askıda olduğunu,
ancak müktesebatın Kuzey Kıbrıs'ta da uygulanmasını
istediklerini ifade etti.
Straw, sorular üzerine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün
açıkladığı Kıbrıs önerileriyle, ziyaretinin
aynı zamana denk gelmesinin tamamen tesadüf olduğunu belirtti.
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, ziyareti
nedeniyle yapılan protesto eylemlerinden üzgün olduğunu da söyledi.
HURRIYET 25/01/06
Jack
Straw, Rum Dışişleri Bakanı Yakovu ile görüştü
İhsan DÖRTKARDEŞ-Oshan SABIRLI/İSTANBUL,
LEFKOŞA, (DHA)
Temaslarda bulunmak üzere dün Kıbrısa gelen İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw, Rum Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu ile yaklaşık 1 saat süren bir görüşme
yaptı.
Yaklaşık 50 kadar kişi, Strawu protesto etmek
üzere Rum Dışişleri Bakanlığı önünde toplanarak,
Straw utan , Türk askeri Adadan dışarı , İngiltere ve
Amerika politikalarını Kıbrısta istemiyoruz şeklinde
sloganlar attı. İskambil kağıdı şeklindeki
pankartlar üzerinde İngilizce Straw utan yazısı ve ay
yıldızlı fes takan Straw resmi dikkat çekti. Straw saat 12:00de
KKTCye geçip KKTC Cumhurbaşkanı Talatla görüşecek.
BBCYE KONUŞAN RUM BAKAN: TÜRKİYENİN PLANININ
İÇİ BOŞ
Bu arada Yakovu, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün Kıbrıs ile
ilgili açıkladığı eylem planıyla sorumluluktan
kaçmaya çalıştığını öne sürdü. Yakovu, Bakan
Gülün açıkladığı planı, "İçi boş,
gösterişe yönelik bir adım" olarak nitelendirdi.
BBC Türkçe Servisinin sorularını yanıtlayan
Yakovu, "Gülün kafasının biraz karışık
olduğunu düşündüğünü" söylerken, "Zira bahsettiği
şey, yani Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına yönelik tüm
kısıtlamaların kaldırılması, Türkiyenin Avrupa
Birliğine karşı bir yükümlülüğü. Türkiye 3 Ekimde bu
yükümlülüğü kabul etti. Şimdiyse önerilerle bu yükümlülükten kaçmaya
çalışıyor" iddiasında bulundu.
Rum Bakan Yorgo Yakovu, BM Genel Sekreteri Kofi Annanla
işbirliğine açık olduklarını anlatırken,
"Sayın Genel Sekreter bir konuşsun bakalım. Sayın
Annan, Güvenlik Konseyinden aldığı yetkiyle bir iyi niyet
misyonu yürütmektedir. İyi niyet misyonu da ilgili tüm taraflar ile
istişare demektir. Genel Sekreterden beklenen de budur" dedi.
HURRIYET 25/01/06
2006'da
çözüm temennisi
Hürriyet İnternet/A.A
KKTC Cumhurbaşkanı, görüştüğü Straw'un,
İngiltere'nin 2006'da Adada çözüm temenni ettiğini söylediğini
aktardı.
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lefkoşa'daki makamında
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile
görüştükten sonra basın toplantısı düzenledi.
Talat,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün
açıkladığı güven artırıcı önlemler için
eylem planını desteklerinin belirtti. Bunun çözüm ilk adımı
oluşturacağının vurgulayan Talat, Kıbrıs Türk tarafı
olarak bu önlemleri görüşmeye hazır olduklarını bildirdi.
Talat, İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Straw ile görüşmesinde İngiltere'nin 2006
yılında Kıbrıs'ta çözüm temenni ettiğini
söylediğini aktardı.
STRAW:
ÇÖZÜM İÇİN MÜZAKERELER BAŞLAMALI
Kıbrıs
Rum kesimi ve KKTC'deki temaslarının ardından ara bölgedeki
Ledra Palas Oteli'nde basın toplantısı düzenleyen
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw,
Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin başlaması
gerektiğini ifade ederek, Bütün uluslararası toplumun hedefi adada
kalıcı bir çözüme ulaşmaktır dedi.
Her iki tarafta da çok yararlı ve yapıcı görüşmelerde
bulunduğunu belirten Straw, Kıbrıs ziyaretinin, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde değerlendirmek
gerektiğini söyledi.
"TALAT'I ZİYARETİM KKTC'NİN SİYASİ
DÜZEYENİ YÜKSELTMEK ANLAMINA GELMEZ"
Straw,
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret
etmesiyle ilgili bir soru üzerine, bunun KKTC'nin siyasi düzeyinin
yükseltilmesi anlamına gelmediğini kaydederek, Bu, bizim
Kıbrıs politikamızın değiştiği anlamına
da gelmez dedi.
Jack Straw, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un kendisiyle
görüşmemesine ilişkin soruya karşılık da bunun
Papadopulos'un bileceği bir şey olduğunu belirterek, ancak Rum Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu ile çok yararlı bir görüşme
yaptığını söyledi.
Kuzey Kıbrıs'ın AB'nin bir parçası olduğunu ve
Kıbrıs adasının bir bütün olarak AB'ye
alındığını belirten Straw, şu anda Kuzey
Kıbrıs'ta AB müktesebatının askıda olduğunu, ancak
müktesebatın Kuzey Kıbrıs'ta da uygulanmasını
istediklerini ifade etti.
Straw, sorular üzerine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün
açıkladığı Kıbrıs önerileriyle, ziyaretinin
aynı zamana denk gelmesinin tamamen tesadüf olduğunu belirtti.
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, ziyareti
nedeniyle yapılan protesto eylemlerinden üzgün olduğunu da söyledi.
HURRIYET 25/01/06
Star Gazetesi'ni KKTC'li
işadamı Safa aldı...
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)
tarafından satışa çıkarılan Star Gazetesi, 5 milyon
150 bin dolara KKTCli işadamı Ali Özmen Safaya ihale edildi.
TMSFnin Esentepedeki binasında 19 milyon
500 bin dolar muhammen bedelle satışa çıkarılan Star
Gazetesinin ihalesine, İpek Yayıncılık Bilim Sanatsal
Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş ile KKTCli işadamı
Ali Özmen Safa katıldı.
Kapalı zarf, açık artırma
usulüyle yapılan ihale, 5 milyon 150 bin dolar teklifle KKTCli iş
adamı Ali Özmen Safada kaldı.
Kıbrıs'ta 'emlak kralı' olarak
bilinen ve inşaat seköründe önemli yatırımları olan Ali
Özmen Safa, daha önce de Kıbrıs Türk Hava Yolları'na (KTHY)
teklif vererek dikkatleri üzerine çekmişti.
Matbaalar da dahil
TMSF'den alınan bilgiye göre, Star
Gazetesi'nin İstanbul merkez olmak üzere Ankara, İzmir ve Adana'da
çok gelişmiş matbaaları bulunuyor. Bu matbaalarda yerel ve
ulusal toplam 43 süreli yayının baskısı
yapılıyor. Birçok ulusal gazetenin baskısının da
yapıldığı matbaalar, mevcut portföyü ile birlikte
satılacak.
Daha önce sadece Star Gazetesi baskısı
için kullanılan kaynaklar bugün 6 adet günlük, 2 adet haftalık ulusal
gazetenin baskısıyla birlikte 35 bölgesel süreli yayının
baskısında kullanılıyor.
Matbaalar, 1999'dan 2003 yılı sonuna
kadar Uzan Grubu'nun çıkardığı yayınlar ve Genç
Parti'nin tanıtım broşürlerinin basımında
değerlendirilmişti.
Star Gazetesi'nin ihale tarihi, daha önce 6 Ekim
2005 olarak belirlenmiş, başvuru olmadığı için ihale
ertelenmişti.
CNN TURK - AA
SAFA: "İLERİDE BU GAZETEYİ
DAHA İYİ ŞEKLE SOKMAK GEREKİR"
İhalenin ardından basın
mensuplarının sorularını yanıtlayan Ali Özmen Safa,
Kıbrıs'ta 3 yıldır gayrimenkul, turizm ve enerji
sektörlerinde yatırımları bulunan bir işadamı
olduğunu kaydetti.
İngiltere'de de 5 yıldır gayrimenkul
yatırımları olduğunu, bu ülkede cirolarının 100
milyon sterlin civarında bulunduğunu aktaran Safa,
"İngiltere'deki projelerimiz isim yapmış projelerdir.
Burada konutta birçok konuda öncülük yaptık. İngiltere'deki
tecrübemizi daha sonra Kıbrıs'a getirdik. Türkiye'ye de gelecek"
diye konuştu.
Ali Özmen Safa, medya sektöründe bulunup
bulunmadığına ilişkin olarak da "Residence"
isimli bir emlak dergisi çıkardıklarını söyledi.
Safa, Star Gazetesi ihalesini Türkiye'de bir
yatırım fırsatı olarak gördüklerini belirterek,
"İleride bu gazeteyi tabii daha iyi bir şekle sokmak gerekir. Bu
konuda uzmanlarla çalışıp, uzmanların görüşlerini de
alacağım" dedi.
Uzanlarla bir problem yaşayıp
yaşamadığına ilişkin bir soru üzerine Safa, "Ne
tanıyorum ne tanıştım ne gördüm. O yüzden niçin bir problem
olsun? Şu ana kadar bir tehdit gelmedi. İnşallah da gelmez"
diye konuştu.
Safa, muhammen bedelin çok altında sunulan
teklifin makul olup olmadığına ilişkin olarak da,
şunları kaydetti:
"Bu, araştırmamızın,
değerlendirmemizin bir sonucuydu. Bildiğiniz gibi değişik
problemler var. Bizim vereceğimiz rakam bu kadar. Üzerine
başkası verebilecekse... Star'ın bizim için olmazsa olmaz bir
durumu yok. Bu hesaplı bir risktir ve değerlendirmelerimiz içinde oluyor."
Safa, Türkiye'de medyada başka yatırımları olup
olmayacağına ilişkin bir soru üzerine de, Star'ın küçük bir
gazete olduğunu, başka bir fırsat olursa bunu
değerlendirebileceklerini söyledi.
"Kral FM ve Kral TV ihalelerinde sizi
görebilecek miyiz?" sorusuna Safa, "Niçin olmasın?" diye
cevap verdi.
"ASİL NADİR'İN
İLGİSİ YOK"
Ali Özmen Safa, adının Asil Nadir'le
anıldığının anımsatılması üzerine de,
Asil Nadir'in Kıbrıs'ın en başarılı
işadamı unvanına sahip oldunu ifade ederek, Nadir'in global dev
şirketinin yanında kendi şirketinin çok küçük
kaldığını söyledi.
Safa, "Benim ona karşı
Kıbrıslı işadamı olarak saygım vardır.
Mukayese etmek gerekmiyor. Asil Nadir'i tanıyorum. Ama belki 3-4 sene oldu
görüşmedik. Onun hiçbir ilgisi, alakası yoktur" dedi.
Türkiye'de şu an bir ortağı
bulunmadığını belirten Safa, şu görüşleri dile
getirdi:
"Ben sadece medya üzerinde
çalışmıyorum, değişik alanlarda
çalışıyorum. Ve tabii ki işadamı olarak ortak almam
gerekir. Ama ortak olmadan da idare etme kabiliyetimiz var. Star Gazetesi'ne
ilişkin ilerisi için belirlenmiş bir şey yok. Değişik
yollara da girebiliriz. Bunları değerlendirmek gerekir. Ortak olarak
bir isim yok." Safa, sırf gazete almak için ortaya
çıkmadığını vurgulayarak, Türkiye'deki
yatırım fırsatlarını değerlendirmek için ihaleye
katıldığını kaydetti.
Türkiye'de büyük çaplı konut projeleri
üzerinde çalıştıklarını da aktaran Safa, "Burada
konut sektöründe epey ilerleme var. Ama inancım şudur ki; sadece
maddi değil, global tecrübem de katkı sağlayacak" dedi.
Safa, yurtdışında özellikle
Ortadoğu ülkelerine yönelik konut projeleri bulunduğunu bildirdi.
MILLIYET 25/01/06
Türkiye'nin Kıbrıs
çıkışına AB ve ABD ne dedi?
AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi
Olli Rehn, Kıbrıs sorununun çözülmesi yönündeki çabaları
memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi.
Türkiyenin Kıbrıs konusundaki bugünkü
açılımı üzerine yazılı bir açıklama yapan Rehn,
şunları kaydetti:
"Kıbrıs sorunuyla ilgili mevcut
kilitlenme ortamında ilerleme sağlamaya yönelik çabaları
memnuniyetle karşılıyoruz. Statüko kimsenin çıkarına
değildir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün bugün
duyurduğu Türkiyenin açılımı, dikkatli bir incelemeyi hak
ediyor. Ben de çalışanlarıma bunu söyledim. Anladığım
kadarıyla BM himayesinde ilgili taraflarla müzakerelerin sürdürülmesini
amaçlayan bir açılım. AB Komisyonu böyle bir sürece destek
sağlamaya hazırdır".
Türkiyenin geçen yıl temmuz ayında Ek
Protokolü imzalayarak Kıbrıs Rum kesimi dahil ABye taahhütte
bulunduğunu belirten Rehn, bunların tam olarak
karşılanmasının beklendiğini ifade etti.
Rehn, ABnin de Nisan 2004te
"Kıbrıs Türk toplumu üzerindeki izolasyonun
kaldırılması" taahhüdünde bulunduğunu
hatırlatarak, Komisyon olarak bu kapsamda önerilerini
sunduklarını, Konseyin de bu doğrultuda karar
alacağını umduklarını kaydetti.
Rehn, açıklamasını şöyle
sürdürdü:
"AB Komisyonu, uzun süredir koruduğu
tutumu doğrultusunda, BM önderliğinde görüşmelerin
kaldığı yerden devam etmesini ve Kıbrıs sorununda en
kısa zamanda kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını
arzulamaktadır."
DEMOKRAT VE CUMHURİYETÇİ ÜYELERDEN
DESTEK
ABD Kongresinin iki üyesi, Demokrat Parti
Florida Milletvekili Robert Wexler ve Cumhuriyetçi Parti Kentucky Milletvekili
Ed Whitfield, Türk hükümetinin yeni Kıbrıs girişimini övdü.
ABD Temsilciler Meclisinin iki milletvekili ve
Kongredeki Türk dostluk grubunun üyeleri olan Wexler ve Whitfield,
yayınladıkları açıklamada, Kıbrıslı
Türklerin tecridinin de bir an önce sona erdirilmesi çağrısında
bulundu.
Açıklamada, "Türk hükümetinin bugün
duyurduğu Kıbrıs eylem planı, uzun süredir devam eden
Kıbrıs meselesinde ilerlemeye yönelik dengeli ve yapıcı bir
çabadır" denildi.
Kıbrıs Türk tarafının Annan
Planı uyarınca 2004 yılında yapılan referandumda çözüm
yönünde oy kullandığı hatırlatılan açıklamada,
uluslararası toplumun Kuzey Kıbrısa karşı uzun
süredir devam eden diplomatik ve ekonomik izolasyonun durdurulması yönünde
adım atması gerektiği belirtildi.
Açıklamada Whitfield, Türkiyenin
önerdiği eylem planının çözüm yönünde "iyi niyetli bir
girişim" olduğunu ve bu planın, bütün Adanın ekonomik
gelişmesi ve istikrarına katkıda bulunacağını
ayrıca çözüm yönünde diyaloga destek vereceğini kaydetti.
Wexler da "Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gülü,
Kıbrıs sorununa çözüm yönünde bir başka cesur planı öne
sürdükleri için kutluyorum. Türk hükümeti bir kez daha bu süreci
canlandırma yönündeki güçlü kararlılığını sergiledi.
Güney Kıbrıs liderliğinin de buna hemen karşılık
vereceği ve Kıbrıslı Türklerle, BM gözetiminde
görüşmelere başlayacaklarından umutluyum" ifadelerini
kullandı.
Wexler ayrıca, BM, AB ve ABDnin tam
desteğiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıstaki iki toplumun,
Türkiyenin önerdiği plan sayesinde bölgede demokrasi, barış ve
refahı destekleyecek şekilde birlikte çalışma yönünde
başka bir olağanüstü fırsat yakaladığını
kaydetti.
ABD MEMNUN
ABD Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, Türkiyenin
açıkladığı Kıbrıs eylem planını,
"memnuniyet verici bir adım" olarak nitelendirdi.
McCormack, düzenlediği günlük basın
toplantısında bir soru üzerine, "Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, bugün bu planı duyurdu.
Ayrıntılarını henüz gördük.
Üzerinde çalışmamız gerekiyor" dedi.
ABDnin konumunun açık olduğunu ve
Annan planına dayalı bir çözüm yönünde uluslararası toplumun
desteklendiğini belirten McCormack, ABDnin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan
ile çalışmaya açık olacağını kaydetti.
McCormack, "Bu elbette memnuniyet verici
bir adım. Detayları konusunda yorum yapamam, ancak bu çaba, uzun
süredir devam eden bir problemin çözümü için ilgili bütün tarafların iyi
niyetini gerektiriyor" diye konuştu.
Annanın, Kıbrısta çözüm yönünde
bir planı ve bu plana dayalı bir potansiyel çözümü bulunduğunu
söyleyen McCormack, "Ancak bölge halkları bir çözüm istiyorsa,
taraflar enerjilerini bir çözüme ulaşılmasına
yoğunlaştırmalı" dedi.
BM İNCELİYOR
BMnin, Türkiyenin Kıbrıs konusundaki
"eylem planını" incelemekte olduğu bildirildi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın sözcüsü
Stefan Dujarric, basına yaptığı açıklamada,
"Genel Sekreterin talebi üzerine, BMnin siyasi bölümü, planı
dikkatle incelemekte. Bu, Genel Sekreterin sorunun çözümü için sürdürdüğü
çabalar çerçevesinde yer alıyor" dedi.
Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri
Bakanlığında bugün düzenlediği basın
toplantısında, 11 maddeden oluşan Kıbrıs eylem
planını açıklayarak, Türkiyenin yeni Kıbrıs
önerilerini bildirmiş, bundan sonraki dönemde de Türkiyenin
uluslararası barış ve istikrarı etkileyecek önemli
gelişmelere sahne olacağını belirtmişti.
MILLIYET 25/01/06
Rumlar: Türkiye'nin planını
ciddiye almıyoruz
BBC TÜRKÇE
Kıbrıs Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Türkiye'nin dün adayla
ilgili olarak açıkladığı eylem planıyla sorumluluktan
kaçmaya çalıştığını söyledi.
Yorgo Yakovu BBC Türkçe Servisi'ne
yaptığı açıklamada, Türkiye'nin planını "içi
boş, gösterişe yönelik bir adım" olarak nitelendirdi,
dolayısıyla planı ciddiye almadıklarını belirtti.
Yakovu, "Sanırım Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün kafası biraz
karışık. Zira bahsettiği şey, yani Kıbrıs
gemilerine ve uçaklarına yönelik tüm kısıtlamaların
kaldırılması, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne karşı
bir yükümlülüğü. Türkiye 3 Ekim'de bu yükümlülüğü kabul etti.
Şimdiyse önerilerle bu yükümlülükten kaçmaya çalışıyor"
dedi.
Avrupa Birliği'nden yapılan
açıklamadaysa, "Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki
açılımının, dikkatli bir incelemeyi hak ettiği"
belirtilmişti.
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu
üyesi Olli Rehn, Kıbrıs sorunuyla ilgili mevcut kilitlenme
ortamında, ilerleme sağlamaya yönelik çabaları memnuniyetle
karşıladıklarını söylemişti.
Türkiye Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül tarafından açıklanan eylem planı 10 maddeden
oluşuyor.
İlk iki madde, Türkiye'nin liman ve hava
alanlarını Rumlara açmasını öngörüyor, ki bu, Türkiye'nin
Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa Birliği'ne karşı
yükümlülüğü.
Birlik, Ankara'nın bu adımı 2006
yılı içinde atmasını şart koşmuştu.
Türkiye bu adımın
karşılığı olarak tanımlanabilecek bir
şekilde, Kıbrıs Türkleri'nin ekonomik izolasyonuna son
verilmesini sağlayacak önerilerde bulunuyor.
8 maddeye yayılan düzenlemeler, Kuzey
Kıbrıs'ın dünya ile doğrudan ticaret yapabilmesini,
adanın bu kesimine doğrudan uçuşların
başlamasını öngörüyor.
Aslında bu yanıyla öneriler, geçen
yıl Mayıs ayında sunulanlardan farklı değil.
Ancak Türkiye bu kez plana nihai şeklini
vermek amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türkler ve
Rumların katılımıyla en geç Haziran 2006'ya kadar bir üst
düzey toplantı gerçekleştirilmesini istiyor.
Rumlar Annan'la işbirliğine
açık
Kıbrıs Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu BBC Türkçe Servisi'ne
yaptığı açıklamada bu noktada Kofi Annan'la
işbirliğine açık olduklarını söyledi.
Yorgo Yakovu, "Sayın Genel Sekreter
bir konuşsun bakalım. Sayın Annan, Güvenlik Konseyi'nden
aldığı yetkiyle bir iyi niyet misyonu yürütmektedir. İyi
niyet misyonu da ilgili tüm taraflar ile istişare demektir. Genel
Sekreter'den beklenen de budur" dedi.
Türkiye'nin önerileri, İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs, Ankara ve
Atina üçgeninde başlayacağı temaslarla aynı zamana
rastladı.
MILLIYET 25/01/06
Kıbrıs
satrancı
TÜRKİYE Kıbrıs satrancında yeni bir hamle yaptı;
Abdullah Gül'ün dünkü açıklamasıyla...
Bu hamle, İngiliz Başbakanı Jack Straw'ın
Kıbrıs'ta bulunduğu zamana "tesadüf" etti! Öyle bir
zaman ki, Rumlar Straw'a karşı nezaket
sınırlarını bile aşan tepkiler ortaya koyuyor, Straw
da KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ı "makamında ziyaret"
ediyor! ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da
şubatta Türkiye'ye geliyor!
Bu da "tesadüf" tabii!
Ve Abdullah Gül, açıkladığı "eylem
planını" çeşitli diplomatik temaslar yaptıktan sonra
hazırladıklarını söylüyor. Belli ki Türkiye bu
planını, başta ABD, İngiltere ve BM Genel Sekreteri olmak
üzere, önemli aktörlerle görüşerek hazırlamış, şu veya
bu ölçüde destek sağlamış.
Türkiye'nin hamlesi
Baba Bush 1991'de Cumhurbaşkanı Özal'a Kıbrıs sorunu için
"dörtlü görüşmeler" önermişti; Türkiye'de seçimlere
gidildiği için bu konuda Ankara bir adım atamamıştı.
Şimdi Abdullah Gül, Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Rum yönetiminden
oluşacak aynı dörtlü toplantıyı öneriyor. "Annan
Planı"nı devrede tutmak ve "uluslararası zemin"
oluşturmak için de bu toplantıların "BM Genel Sekreteri'nin
himayesinde" yapılmasını istiyor.
Türkiye bu planla Mayıs 2005'te yaptığı
"öneri"nin "bir adım ötesine" geçerek daha etkin bir
"eylem planı" sunuyor.
AB üyeliğini kullanarak Türkiye'yi sıkıştıran Rum
yönetimi, Türkiye'nin bu zamanlaması ve içeriği çok iyi
düzenlenmiş "eylem planı" karşısında
şimdi kendisi sıkışacak.
Türkiye böylelikle, Rum baskısıyla AB'den gelen
"Limanlarınızı tek taraflı açın" hamlesine
karşı hamle yapıyor!
"Şah mat" değil elbette, çünkü maç daha çok uzun...
Maçın başındayız
Abdullah Gül, açıkladığı planın diplomaside çok
görülen basit taktiklerden biri olarak algılanmasını istemiyor.
Bunun "samimi bir çözüm planı" olduğunun kabul edilmesini
istiyor. Ortaya "dörtlü toplantılar" gibi mekanizma koyması
bu samimiyetin bir ispatı...
Başka bir şey daha var: Rumlar çözüm istemiyor, AB'yi kullanarak
Türkiye'yi sıkıştırmak suretiyle "bir şeyler
koparmak" istiyor. Bu çok açık.
Ankara ise çözüm sürecinin başlamasını istemekle kalmıyor,
hem bunun mekanizmasını ortaya koyuyor, hem BM'nin gözetimini
isteyerek işi ne kadar ciddi tuttuğunu gösteriyor.
Elbette Kıbrıs meselesi yakın bir gelecekte çözülmeyecek. Rum
kesiminin 2008'deki seçimlerinden önce bir çözüm beklemek zor... Hele de
seçimleri Papadopulos gibi bir 'faşist' kazanırsa daha da zor...
Ama şu mümkün: Çözüm için uluslararası baskı Türkiye ve KKTC
üzerinde azalıp Yunanistan ve Rum yönetimi üzerinde
yoğunlaşabilir. İşte Ankara'nın yapmak istediği
bu...
Rum ve Yunan tarafının üzerindeki baskının artması
demek, Türkiye ve KKTC'nin haklılıklarının daha çok gündeme
gelmesi demektir. Bu da AB sürecinde "Limanlarınızı Rumlara
açın" baskısı karşısında Türkiye'nin elini
güçlendirir elbette. İşte Ankara'nın dün yaptığı
satranç hamlesinin asıl başarısı budur.
Gül bu gidişle başarılı Dışişleri
bakanlarımız listesinde yerini alacak.
Türkiye bu şekilde elini güçlendirerek bir kere daha açıkladı:
"Tek taraflı olmaz, siz izolasyonu kaldırın, biz
limanları açalım, oturup çözümü konuşalım..."
Rumlar hemen "hayır" dedi tabii.
Olsun, şu anda 1-0 Türkiye galip, ama daha maçın çok
başındayız.
TAHA AKYOL MILLIYET 25/01/06
Yeter ki tecrit kaldırılsın
Türkiye, yeni 'eylem
planı'yla limanların Rum tarafına açılmasını
KKTC'ye tecridin kalkmasına bağladı. Gül, mayıs ya da
hazirana dek süre tanıdığı öneri için Annan'dan dörtlü
zirve istedi
RADIKAL 25/01/06
RADİKAL - ANKARA - Türkiye, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'a sunduğu 'eylem planı'yla limanların Rum
gemi ve uçaklarına açılmasını koşula
bağladı. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'taki iki
tarafın bir araya gelerek kısıtlamaları
karşılıklı kaldırması için harekete geçen Ankara,
bu girişimin mayıs-haziran'a dek gerçekleştirilmesi
gerektiğini duyurdu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün,
dün bakanlıktaki basın toplantısıyla ilan ettiği 10
maddelik planı 20 Ocak'ta alan Annan'ın "Dikkatle
inceleyeceğim" yanıtını verdiği kaydedildi.
Konuşmasına "Neden Kıbrıs ve neden şimdi?"
sorusuyla başlayan Gül, bu konudaki tıkanıklığı
aşmak gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
"Sunduğumuz 'Eylem Planı'nın bütün olarak içtenlikle
uygulanmasını öneriyoruz. Önerinin ana fikri Kıbrıs'ta iki
tarafa yönelik kısıtlamaların kaldırılması,
taraflar arasındaki farklılıkların azaltılması
suretiyle sosyo-ekonomik kalkınmanın teşviki ve özlü
kazanımlar sağlanması. Planın bir siyasi çözümü ikame
etmediğini özellikle vurgulamak isterim. Bununla birlikte,
girişimimizin soruna kapsamlı çözümü kolaylaştıracak yeni
bir süreci başlatabileceğine inanıyoruz."
Dörtlü toplantı
çağrısı
Dışişleri Bakanı, limanların
karşılıklı olarak açılmasının iki
tarafın AB ile bütünleşmesine hizmet edeceğini belirtirken, bu
süreçte BM Genel Sekreteri'nin liderliğine 'Annan'ın dörtlü zirve
düzenlemesi' önerisiyle atıf yaptı. Gül, "Yeni öneri paketi ilk
adımı oluşturabilir" dedi. Ancak Gül, AB'nin 2006'da
limanlara dair baskıyı artıracağı
anımsatılınca "AB ayrı, kronik sorunun çözümü
ayrıdır. Bu işin BM himayesinde olduğunu bilinçle söyledim.
Türkiye, 17 Aralık kararlarını uyguladı. Bunun
zamanlaması vardır. TBMM'ye gider, Yüce Meclis'in diyeceğine bir
şey diyemeyiz" yanıtını verdi. Rumların
Kıbrıs konusunu AB'ye taşıma niyetini anımsatan
Dışişleri Bakanı, AB'nin de çözüme katkı yapması
gerektiğine dikkat çekti. Önerilerin BM raporları ve AB ilkelerine
uygun olduğunu anlatan Gül, 'Rumlar öneriyi kabul etmezse limanlar ne
olacak' sorusuna, "Limanları tek taraflı
açmayacağımızı herkes biliyor. Karşı taraf
üzerine düşeni yapmazsa yapılacak bir şey yoktur" diye
yanıt verdi.
'Rumlar testten
geçecek'
Türkiye'nin takvim ortaya koyarak samimiyet sergilediğini de belirten Gül,
"Adanın bölünmüşlüğünden en çok şikayet eden Rumlar.
Burada samimiyet testinden geçecekler" dedi. Türkiye dün planla ilgili BM
Güvenlik Konseyi üyeleri de dahil ilgili ülkelere bilgi verdi. Ankara,
mayıs/haziran takvimiyle mayıstaki Rum seçimleri, nisandaki Gümrük
Birliği taraması ve Annan'ın görev süresi dolmadan harekete
geçmeyi hedefliyor.
10 maddelik plan
ANKARA - 10 maddelik 'eylem planı'nın ilk altı maddesi
atılması gereken adımları, son dört maddesi uygulama
yöntemlerini içeriyor:
1. Türkiye'nin deniz limanlarının Rum gemilerine açılması.
2. Rum uçaklarının Türk hava sahası ve
havaalanlarını kullanması.
3. Mağusa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey
Kıbrıs'taki limanların uluslararası dolaşıma
açılması.
4. Ercan Havaalanı'nın doğrudan uçuşlara
açılması.
5. Kuzey Kıbrıs'ın AB Gümrük Birliği'ne pratik
açıdan katılması.
Adada iki taraf ve dünyanın geri kalanı ile engelsiz ticaret
yapılması.
6. Kıbrıs Türklerinin uluslararası sportif, kültürel ve
sosyal alanlarda faaliyetlere serbestçe katılabilmesi.
7. Mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak
uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM
Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk
tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının katılımıyla
en geç Mayıs/Haziran 2006'ya dek bir üst düzey toplantı
yapılması.
8. Plan ve toplantının sonucunun Annan tarafından BM
Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Genel Sekreteri'nin ayrıca,
gelişmeleri Konsey'e rapor etmek amacıyla, planın
uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir mekanizma
kurulması hususunu değerlendirmesi.
9. BM ve Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs Türk tarafına
sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını
kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
10. Eylem planı tarafların hukuki ve siyasi
pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Plan, adada kapsamlı çözüm
perspektifinden, gerçek işbirliği ve karşılıklı
güven yaratmayı amaçlamaktadır.
(Radikal)
Erdoğan BM'yi
zorluyor
Başbakan'ın 2004 Ocak'ındaki Davos Forumu'nda Annan ile
buluşması, adada referandumların yolunu açmıştı.
Başbakan bu yıl da Annan ile görüşecek.
FOTOĞRAF: AFP
Erdoğan, 'KKTC'ye tecrit kalksın' diyen Annan raporunun BM
Güvenlik Konseyi'nde onayını istedi: Sumenaltı etmeyin.
Başbakan, Rus vetosunu aşmak için Putin'i
aradığını da anımsattı
ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, Kıbrıslı
Rumların geleneksel ortağı Rusya'nın vetosu nedeniyle BM
Güvenlik Konseyi'nde bir türlü görüşülemeyen Kıbrıs'la ilgili
Annan raporu konusunda BM'ye sitem etti. "BM Güvenlik Konseyi sumenaltı
mantığı ile hareket etmemeli. Bu kadar önemli bir mesele, bu
kadar zaman bekletilemez" diyen Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin
Kıbrıs'ta çözüm konusunda sözünde durduğunu vurgulayarak,
"Sözünde durmayanların bizden yeni bir şey beklemesin"
vurgusu yaptı.
'Rus elçileri adaya
gitsin'
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile önceki akşam telefonla
görüşen Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün
de Kıbrıs'la ilgili önemli açıklamalar yaptığı
dün Meclis grup konuşmasında Kıbrıs'ı öne
çıkardı. Erdoğan'ın mesajları şöyle:
YENİ İNİSİYATİF: Biz Kıbrıs'ta adil
ve kapsamlı çözümden yana irademizi bir kez daha ortaya koyuyoruz. Bir kez
daha bu yönde inisiyatif koyuyoruz. Türkiye bütün dış meselelerinde
olduğu gibi Kıbrıs meselesinde de inisiyatif almaya, adil,
barışçı, kapsamlı çözüm politikalarını
kararlılıkla uygulamaya devam edecektir. Muhataplarımızla
KKTC'nin haklarını güvence altına alarak dünyaya
açılması için destek istiyoruz. Putin'le yaptığım
görüşmede de KKTC'nin şu andaki mağduriyetlerini giderecek
konular gündemimizi oluşturdu. Kendilerinden tecridin
kaldırılması ve Rusya'dan dört büyükelçinin KKTC'yi ziyaretinin
daha farklı bir şekilde devamına dair destek istedim. Kendileri
de çözümün BM'de olduğunu ifade etti.
KONUYU AB'YE KAYDIRMAYIZ: Kıbrıs Rum Kesimi zemin
kaydırması yapmak istemektedir. Kıbrıs davasını
BM'den AB'ye kaydırmaya çalışmaktadır. Böyle bir şeyi
kabul etmemiz mümkün değildir. Biz hep şunu işliyoruz. Bize
böyle dediğiniz halde 1 Mayıs'ta Güney Kıbrıs'ı AB'ye
dahil ettiniz. Dolayısıyla siz sözünüzde durmadınız.
Garantör ülke olarak Türkiye sözünde durmuştur. KKTC halkı sözünde
durmuştur. Siz sözünüzü yerine getirmedikçe, bizden yeni bir şey
farklı bir şey, beklemeyin. İktidarımız bu
kararlılığını aynen devam ettiriyor.
SUMENALTI MANTIĞIYLA OLMAZ: Davos zirvesinde Annan ile
görüşeceğiz. Diğer liderlerle de konuyu
konuşacağız. Referandum sonrası Annan'ın iyi niyet
kapsamında hazırlanmış raporunun hâlâ BM Güvenlik
Konseyi'nden çıkmamış olması bile düşündürücüdür.
Konsey sumenaltı mantığıyla hareket etmemelidir. Bu kadar
uzun süre bu kadar önemli mesele bekletilemez.
AKTİF POLİTİKA: Kimse bizden silik, pasif ve
çözümsüzlüğe bağlı dış politika beklemesin. Türkiye
aktif, kararlı, bölgede söz sahibi dış politikasını
sürdürecek.
(Radikal)
Rehn: Öneri dikkate
alınmaya değer
BRÜKSEL - Türkiye'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunduğu 'KKTC'ye
tecridin kaldırılması karşılığında
limanlarımızı Rum gemi ve uçaklarına açalım' önerisi
AB içinde farklı tepkilere yol açtı.
Türkiye'nin önerisine olumlu yaklaşan AB'nin genişlemeden sorumlu
üyesi Olli Rehn konu üzerinde 'dikkatle çalışacaklarını'
söyledi. Rehn "Kıbrıs sorunuyla ilgili mevcut kilitlenme
ortamında ilerleme sağlamaya yönelik çabaları memnuniyetle
karşılıyoruz. Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül'ün açıkladığı öneri dikkatli bir incelemeye değer.
Gerekli birimlere de bu talimatı verdim. Avrupa Komisyonu konunun
tartışmaya açılması için katkıda bulunmaya
hazırdır" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin Ek
Protokol'ü imzalayarak Rum kesimi dahil AB'ye taahhütte bulunduğunu
belirten Rehn, bunların tam olarak karşılanmasının
beklendiğini ifade etti. Rehn, "Avrupa Komisyonu, BM
önderliğinde görüşmelerin kaldığı yerden devam
etmesini ve Kıbrıs'ta en kısa zamanda kapsamlı bir çözüme
ulaşılmasını arzulamaktadır" diye konuştu.
Brok: Öneride yeni bir
şey yok
Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komisyonu
Başkanı Elmar Brok ise Türkiye'nin getirdiği önerinin 'yeni bir
nokta barındırmadığını' söyledi. Alman
Hıristiyan Demokrat Brok, Kıbrıs'ta tıkanıklık
yaşandığını ifade ederek, Türkiye'nin Ek Protokol'ü
uygulaması gerektiğine dikkat çekti. AP Liberal Grup üyesi Marios
Matsakis de önerisinin yeni olmadığının altını
çizerek, "Türkiye köşeye sıkıştı. 2006'da
Türkiye'nin Ek Protokolü uygulamaya geçirmesi gerekiyor" dedi.
Bu arada Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Kıbrıs raportörü
Matyas Eörsi, adaya yapmak istediği ziyaret için güçlük çıkaran
Rumlara kızıp istifa etti. Adanın iki kesimine de gitmeyi
planlayan Eörsi, Rumların sürekli zorluk
çıkardığını ve ziyaretleri çeşitli bahanelerle
ertelediği söyledi. (Dış Haberler)
Artık dikkatler
Davos'ta
ANKARA - Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki önerilerini dün
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ağzından dünyaya
açıklarken, dikkatler Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık
olağan toplantılarına çevrildi. Henüz bir randevu
kararlaştırılmamış olsa da Davos
toplantılarına katılacak olan Başbakan Tayyip
Erdoğan'ın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşmesi
bekleniyor. Kıbrıs'ta Annan Planı'nı referanduma götürme
süreci de 2004'te Erdoğan'la Annan'ın Davos buluşmasıyla
başlamıştı.
Başbakan, Davos toplantıları vesilesiyle Annan
dışında ikili temaslarda da bulunacak. Bu yılki
temasını 'yaratıcı zorunluluk'
başlığının oluşturduğu beş gün sürecek
foruma katılmak üzere yarın Davos'a gidecek olan Erdoğan'ın
Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili, Afganistan Devlet
Başkanı Hamid Karzai, Pakistan Devlet Başkanı Pervez
Müşerref ve İsviçre Cumhurbaşkanı Moritz Leuenberger'in
aralarında bulunduğu 12 kadar liderle ikili görüşmeler
yapması bekleniyor. Davos'ta işadamı gruplarıyla da
buluşacak olan Erdoğan, 'Avrupa'nın Genişleyen
Sınırları', 'İş Dünyası Etkileşim Grubu
Türkiye Toplantısı' ve 'Yeni Mukayeseli Avantajlar' konulu panel ile
toplantılara katılacak. Erdoğan, 27 Ocak'ta Türkiye'ye dönecek.
Devlet Bakanı Ali Babacan da, Davos Forumu'nda 'Terörizm
Karşıtı Önlemler Ekonomik Büyümeyi Boğar mı?'
başlıklı toplantıda bir konuşma yapacak. Fener Rum
Patriği Bartholomeos'un da forumda yarın düzenlenecek olan
'Ekonominin Ahlaka İhtiyacı Var mı?' başlıklı
toplantıda konuşması öngörülüyor.
(aa)
Rum Yönetimi: Öneriler
temcit pilavı
ATİNA - Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye'nin BM'ye sunduğu yeni
önerileri 'temcit pilavı' sayıp geri çevirdi. Rum
Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu dün Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül daha önerinin detaylarını açıklamadan
"Yeniden ısıtılmış yemek" derken, Rum lideri
Tasos Papadopulos da "İçinde yeni bir şey yok" yorumunu
yaptı. Rum lider, öneriyle ilgili sorulara "Bence bu girişim
2004'te yapılan önerinin aynısı ve Türkiye'nin
Kıbrıs'a ve AB'ye karşı yükümlülüklerinin üzerini örtme
çabası" yanıtını verdi.
Telefonla Rum televizyonu RİK'in sorularını cevaplayan Yakovu
da, "Türkiye birkaç ay önce de aynı öneride bulunmuştu. O öneri
de havada kalmıştı. Türkiye birbiri ile ilgisiz iki konuyu
(Kıbrıslı Türklerin tecridine son verilmesi ile Türkiye'nin
limanlarının Rum tarafına açmayı) birleştirmeye
çalışıyor. Türkiye kendisi için olumlu intiba yaratmak
peşinde" dedi. Yakovu, Türkiye'nin er veya geç AB'ye karşı
sorumluluklarını yerine getirmek zorunda olduğunu belirterek,
Kıbrıslı Türklerin tecrit edilmediklerini ileri sürdü.
Yunan ve Rum basını, Atina ile Lefkoşa'nın yine 'gafil
avlandığı' yorumu yaptı. Etnos, 'Türkiye, Yunanistan'ı
uykuda yakaladı. Erdoğan'ın 2004'te BM Genel Sekreteri Kofi
Annan ile görüşmesi ile başlayan süreç adada referandumlarla
sonuçlanmıştı. Erdoğan yine Annan ile görüşecek' diye
yazdı. Rum Fileleftheros ise 'Türkiye AB'deki engelleri aşmaya
çalışıyor' dedi.
BM
açıklamasına öfke
Öte yandan Yakovu, Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'un
Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan ziyaretlerinin 'BM çözüm
çabalarını tamamlayıcı bir misyon' olduğuna dair Genel
Sekreterlik açıklamasına tepki gösterdi. Rum Bakan,
"Talihsiz" diye nitelediği BM açıklamasına
şaşırdığını söylerken, "Straw'un özel
bir misyonu yok. Britanya'nın Türkiye'nin AB perspektifine
desteğinden ötürü kendisine verilen bir ödül için Ankara'ya gitti"
dedi.
Papadopulos'un protesto için bir araya gelmeyeceği Straw bugün
Kıbrıs'ta önce Yakovu'yla görüşecek. Straw, KKTC ve Türkiye
ziyareti sonrası perşembe Atina'da Başbakan Kostas Karamanlis
ile bir araya gelecek.
(Radikal)
BM'den Straw'a destek
NEW YORK - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Britanya Dışişleri
Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs sorununun çözümü için adanın
kuzeyi ve güneyi ile Türkiye ve Yunanistan'ı içeren misyonunu memnuniyetle
karşıladığını açıkladı. BM
açıklamasında, Annan'ın Straw'un üstlendiği girişimden
duyduğu memnuniyet dile getirilirken, şu ifadeler
kullanıldı:
'Tamamlayıcı
nitelik'
'Genel Sekreter, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm
yollarını araştırma konusunda
kararlılığını sürdürmektedir ve Britanya
Dışişleri Bakanı'nın misyonu BM'nin konuya aktif
müdahilliğini tamamlayıcı bir nitelik
taşıyacaktır" ifadeleri kullanıldı.
Kıbrıslı Türklerin aksine Kıbrıslı Rumların
hazırladığı planı reddetmesi sonrası Annan, adada
yeni müzakere süreci başlatmak için girişimde bulunabilmesi için
zemin olmadığını açıklamıştı.
Annan'ın hazırladığı ve ülkeleri KKTC'ye yönelik
tecridi kaldırmaya çağıran rapor ise BM Güvenlik Konseyi'nde Rus
vetosuna takılmış durumda. Annan'ın Kıbrıs
konusunu son olarak bugün Dünya Ekonomik Forumu'nun düzenlenmeye
başlanacağı Davos'ta Başbakan Tayyip Erdoğan'la
görüşmesi bekleniyor. Ancak henüz bir randevu belirlenmiş değil.
(afp)
Ankara'dan
AB'ye: Kıbrıs BM'nin işi
Hükümet, AB adım
atmadan ek protokolü Meclis'e getirmeye niyetli değil
RADIKAL 25/01/06
Dün Başbakan Tayyip
Erdoğan'ın AK Parti Meclis grubunda, Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül'ün de basın toplantısında
yaptığı Kıbrıs açıklamalarının önemli
bir mesajı vardı. Bu mesajın iki muhatabı bulunuyordu.
Muhataplardan birisi Birleşmiş Milletler Genel Sekereteri Kofi Annan,
diğeri ise Avrupa Birliği Komisyonu idi.
AB'ye verilen mesajın, Kıbrıs sorununun çözülmesi işini
üstlenmeye ve bu konuyu Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde engelleyici unsur
olarak kullanmaya kalkışmaması olduğu söylenebilir.
BM Genel Sekreteri'ne düşen mesajın ise, Kıbrıs sorununa
sahip çıkması, Erdoğan'ın deyimiyle 'sumenaltı
etmemesi' olduğu görülüyor.
BM Genel Sekreteri Annan'ın sorunu sumenaltı ettiği, sürüncemede
bıraktığı bir gerçek. Ama bu durumun Annan'ın
kişisel tercihi olduğu söylenemez. Tersine, bu düzeye gelmiş bir
diplomat, özellikle de kendi adını taşıyan bir planın
göz göre göre çöpe atılmasından hoşnut olamaz. Ancak Annan
Planı'nın Nisan 2004 referandumu ardından hazırlanan
raporunun BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması hâlâ
gerçekleşmemiştir. Bunun nedeni, Kıbrıs Rum hükümetiyle
güçlü siyasi, dini ve mali bağları olan Rusya'nın, Güvenlik
Konseyi'nin daimi üyesi sıfatıyla raporun sunulmasını veto
etmesidir. Başbakan Erdoğan'ın bugüne dek Rusya Devlet
Başkanı Vladimir Putin'le yaptığı çok sayıda
görüşme, bu vetoyu kaldırmaya yetmemiştir. Buna önceki
akşam yapılan telefon görşmesi dahildir.
BM Güvenlik Konseyi'nin diğer dört veto yetkisine sahip üyesinden Çin,
konuya ilgisiz ve çekimser kalmaktadır. ABD, İngiltere ve Fransa
dışişleri bakanları kısa bir süre içinde Ankara'da
olacaklardır. Kendileriyle görüşülecek konular arasında Irak ve
İran'ın yanı sıra, Kıbrıs'ın da
bulunacağı anlaşılmaktadır.
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, dünkü
Kıbrıs Rum ve Türk devletleri ziyaretinden sonra, bu akşam
saatlerinde Türkiye'de olacaktır. Erdoğan'ın yarın
İsviçre'nin Davos kentinde Annan ile görüşmesi beklenmektedir. Türkiye'den
sonra da Yunanistan'a gidecek olan Straw'un, Kıbrıs için yeni bir
girişim için zemin yokladığı, İngiliz diplomatik
kaynaklarınca ifade edilmektedir.
Gül'ün dün ayrıntılarını açıkladığı
girişim, böyle bir zamanlama ile ortaya atılmıştır.
Mayıs-Haziran 2006'ya dek BM, Kıbrıs'taki iki devlet, Yunanistan
ve Türkiye'nin bir araya gelerek çözüm için bir mekanizma
oluşturulması önerilmektedir.
Girişim, aslında BM zemininde çözüm arayışını öne
çıkarması bakımından, AB kararlarıyla da uyum
içindedir. Ancak bu girişimin, BM'yi devreden çıkarıp sorunu
bütünüyle AB zeminine çekmeye çalışan Kıbrıs Rum
Cumhuriyeti tarafından kabul görmesi neredeyse imkânsız görünüyor.
Ama zaten dün Dışişleri Bakanı Gül'ün de
vurguladığı gibi Türkiye, Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarını
kendi AB sürecinin tamamıyla dışında tutmak istiyor.
Erdoğan'ın 4 Ocak'ta askerlerle yaptığı toplantı,
20 Ocak'ta Ankara'daki AB büyükelçileriyle yediği yemek ve nihayet dün
Gül'ün ayrıntılarını açıkladığı
girişim, şunları gösteriyor:
- Türkiye, Kıbrıs sorununa, AB metinlerinde de yer
aldığı gibi, BM zemininde çözüm aranmaya devam edilmesini
istiyor,
- Bununla birlikte, Kıbrıs sorununun AB zeminine çekilme
çabalarını kabul etmeyeceğini peşinen ilan ediyor,
- Bu çerçevede, İngiltere, ya da başka bir ülke tarafından
yapılacak bir girişimin önceliği AB'ye verme ihtimalinin de
önüne geçmek istiyor,
- Hükümet, 1963 Ankara Anlaşması'nı Kıbrıs
Cumhuriyeti'ni dahil eden ve liman ve havaalanlarının
Kıbrıs Rum bayrağına açılmasına izin verecek Ek
Protokolü şu aşamada Meclis onayına getirmeyecektir. AB
Komisyonu'ndan, bu yönde gelen 'müzakereler başlamaz' baskısına
karşın bunu yapmayacaktır. Gül'ün dünkü basın
toplantısında 'AB Parlamentosu henüz onaylamamışken'
vurgusu yapması, önemli bir ayrıntıdır.
Ankara'nın 2003 yılından itibaren değiştirdiği
Kıbrıs politikası, henüz istediği sonucu getirmedi. Ancak
uluslararası politikada Kıbrıs Türkleri üzerine son 30
yıldır yapışan uzlaşmazlık yaftasını
kaldırıp, Rumların üzerine yapıştırdı.
Türkiye'nin açıkladığı bu girişimin Tasos Papadopulos
yönetiminin uzlaşmaz ve hırçın tutumunu biraz daha ortaya
çıkaracağı söylenebilir.
Ortak
yok
RADIKAL 25/01/06
Gül'ün, Kıbrıs'la
ilgili eylem planını dinledikten sonra, aklıma gelen ilk soru
şuydu: "Papadopulos yönetimi bu planı kabul eder mi, daha
doğrusu niye kabul etsin?" Bu sorunun arkasındaki mantık,
eylem planını yermek değil, zaafına dikkat çekmek.
Kendimizi kandırmayalım. Gül'ün dün ortaya koyduğu eylem planı,
Ankara'nın Kıbrıs politikasını yenilemiyor, bir
çerçeve ve takvim dahilinde yineliyor. Pekiştiriyor. Bunda
yanlış bir şey yok. Türkiye, çözüm odaklı
politikasını koruyor, çözümü zorlamayı sürdürürüyor.
Siyasi olarak da diplomatik olarak da doğru bir hamle bu. Hatta geç
kalındığı bile söylenebilir. Ankara, Kıbrıs'taki
çözümsüzlüğün en fazla Türk tarafına zarar verdiğinin
bilinciyle, hem çözüme dönük politikasını koruyup sürdürdüğünü
bir kez daha gösterdi; hem de pratikte Rum tarafı üzerindeki
baskıyı artırabilecek bir manevra yaptı. Belli ki Ankara
bir yandan Kıbrıs'taki moral üstünlüğünü pekiştirirken, bir
yandan da bunu somut kazanımlara tahvil etmenin hesabı içinde.
Diplomaside her hamle sonuç almak için yapılmaz. Bazı hamleler de iz
bıraksın diye yapılır. Eylem planı da bu tür
hamlelerden.
Zaten benim kastettiğim zaaf, planın kendisinden ya da genel olarak
Türkiye'nin Kıbrıs politikasından kaynaklanmıyor. Gül'ün
açıkladığı plan da bu politika doğrultusunda bir
diplomatik hamle. Planda öngörülen eylemler uygulamaya geçirilebilse elbette
çözüm süreci ivme kazanabilir, kazanır. Türkiye'nin Kıbrıs
politikasının ve eylem planının zaafı, tam da söz
konusu plan ve politikanın birinci derecedeki muhatabından,
Papadopulos yönetiminden kaynaklanıyor. Lafı uzatmadan söyleyeyim:
Bugün Türkiye'nin, daha doğrusu Türk tarafının
Kıbrıs'ta çözüm için bir ortağı yok. Papadopulos yönetimi,
'çözüm'ün değil, 'sorun'un bir parçası.
Planda, somut olarak Papadopulos yönetiminin artı hanesine
kaydedebileceği ne var? Türkiye'nin deniz ve havalimanlarının
Rum gemi ve uçaklarına açılması. İyi ama Türkiye bu
açılımları yapmayı zaten taahhüt etmiş durumda.
Nasıl mı? AB ile arasındaki gümrük birliğini
Kıbrıs Cumhuriyeti dahil 10 yeni üyeye genişletmesini öngören ek
protokolü imzalayarak. Bu açılım halihazırda, Ankara'nın
Rum yönetimine vereceği bir ödünden ziyade, AB'ye üyelik sürecinde yerine
getirmesi gereken yükümlülüklerden biri. AB üç günde bir anımsatıyor
zaten bu yükümlülüğü Ankara'ya. Son olarak Rehn, Türkiye'nin bir sonraki
ilerleme raporu yayımlanmadan önce bu konudu adım atması
gerektiğini belirtti. Dolayısıyla, Papadopulos yönetiminin, bu
bağlamda yapması gereken tek şey beklemek.
Hal böyleyken eylem planında Rum yönetiminden kabul etmesi beklenen
maddelere bakalım: Kuzey Kıbrıs'taki limanların
uluslararası ticarete açılmasını onaylamak; Ercan
Havaalanı'nın doğrudan uçuşlara açılmasına izin
vermek; Kuzey Kıbrıs'ın AB gümrük birliğine dahil
edilmesine ses çıkarmamak; Kuzey Kıbrıs üzerindeki tüm sportif,
kültürel ve sosyal kısıtlamarın kaldırılmasına
rıza göstermek; ilk günden itibaren yerden yere vurduğu Annan
Planı temelinde, yeni bir görüşme sürecine katılmak; BM ve
Avrupa Birliği'nin, pratikte Kuzey Kıbrıs'ın siyasi
statüsünü yükseltecek adımlar atmasına seyirci kalmak, hatta bunlara
katkıda bulunmak... Papadopulos'la mı? Unutun gitsin... Her şey
bir yana, Papadopulos yönetiminin, Straw'un, Talat'ı makamında
ziyaret etmek istemesi üzerine kopardığı yaygara bile
fazlasıyla aydınlatıcı değil mi?
Hazirana
kadar dörtlü toplantı
Türkiye,
Kıbrıs sorununu çözmek amacıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a
öneri paketi sundu. Kıbrıs'ta her iki tarafa yönelik
kısıtlamaların kaldırılmasını öngören bir
dizi öneri yapılan pakette ayrıca Mayıs/ Haziran 2006'ya kadar
Annan himayesinde üst düzey bir toplantı yapılması da teklif
ediliyor
Hazirana kadar
dörtlü toplantı
ÇÖZÜM
İSTİYORUZ... Türkiye Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, dün bir basın
toplantısı düzenleyerek hazırlanan 10 maddelik öneri paketini
açıkladı. Abdullah Gül, 2005'teki gelişmelerin
Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşılamamasının her iki
halkın çıkarına olmadığını gösterdiğini
ifade ederek, kalıcı ve adil bir kapsamlı çözüm bulunmasının
temel öncelikleri olduğunu kaydetti
PLAN, ÇÖZÜM
SÜRECİNİN YOLUNU AÇABİLİR... Gül: Bundan sonraki dönemde de
Türkiye, uluslararası barış ve istikrarı etkileyecek önemli
gelişmelere sahne olacak. Türkiye, bölgesinde olumlu bir rol oynama
imkanı ve kabiliyetine sahiptir. Açıkladığımız
eylem planı, karşılıklı ve iyi niyetli bir
şekilde uygulanırsa, çözüm sürecinin yolunu açabilecek
İşte
eylem planı
1. Türkiye'nin
deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki
malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine
açılması;
2.
Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst
uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk
havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar
ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;
3.
Gazimağusa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey
Kıbrıs'taki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi
altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası
dolaşımına açılması;
4. Ercan
Havaalanı'nın Kıbrıs Türk yönetimi altında
doğrudan uçuşlara açılması;
5. Kuzey
Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük
birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel düzenlemelerin
yürürlüğe girmesi. Adadaki taraflar arasında ve taraflar ile
dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz biçimde
yapılmasının sağlanması;
6.
Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel
ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe katılabilmesi."
Planın
sonraki maddelerinde, uygulama için atılacak hususlara yer veriliyor.
Bunlar şöyle sıralanıyor:
"7.
Üzerinde mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak
uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM
Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk
tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının
katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006'ya kadar bir üst
düzey toplantı gerçekleştirilmesi;
8. Eylem
planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri
tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Genel Sekreteri'nin
ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi'ne rapor etmek amacıyla,
planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir
mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;
9. BM'nin ve AB
Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına
sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını
kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
10. Eylem
planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi
pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs
sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, adada gerçek bir
işbirliği ve karşılıklı güven ortamı
yaratmayı amaçlamaktadır.
Bu
bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri'nin iyi
niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri'nin planı temelinde
kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara
bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006
yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını
içtenlikle ümit etmektedir."
Türkiye,
Kıbrıs sorununu çözmek amacıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a
öneri paketi sundu.
Kıbrıs'ta
her iki tarafa yönelik kısıtlamaların
kaldırılmasını öngören bir dizi öneri yapılan pakette
ayrıca Mayıs 2006'ya kadar Annan himayesinde üst düzey bir
toplantı yapılması teklif ediliyor.
Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün bir basın
toplantısı düzenleyerek hazırlanan 10 maddelik öneri paketini
açıkladı.
Abdullah Gül,
2005'teki gelişmelerin Kıbrıs'ta bir çözüme
ulaşılamamasının her iki halkın çıkarına
olmadığını gösterdiğini ifade ederek, kalıcı
ve adil bir kapsamlı çözüm bulunmasının temel öncelikleri
olduğunu kaydetti.
Türkiye
Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlediği
basın toplantısında, Türkiye'nin yeni Kıbrıs
önerilerini açıklayan Gül, eylem planının 20 Ocak'ta BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'a iletildiğini söyledi.
Gül, bundan
sonraki dönemde de Türkiye'nin uluslararası barış ve
istikrarı etkileyecek önemli gelişmelere sahne
olacağını belirtti. "Türkiye bölgesinde olumlu bir rol
oynama imkanı ve kabiliyetine sahiptir" diye konuşan Gül, dün
açıkladığı Kıbrıs eylem planının her
iki tarafa yönelik kısıtlamaların
kaldırılmasını öngördüğünü bildirdi.
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonu çerçevesinde böyle bir çözüme
2004'te çok yaklaşıldığını belirten Gül, böyle
bir çözümün hâlâ gerçekleşeceğine inandıklarını
bildirdi. Gül, açıkladığı eylem planının
karşılıklı ve iyi niyetli bir şekilde
uygulanmasının çözüm sürecinin yolunu açabileceğini de söyledi.
Gül'ün
açıkladığı eylem planının ilk maddeleri
çerçevesinde, Türk deniz ve hava limanlarının Kıbrıs Rum
gemilerine, KKTC limanlarının da uluslararası ticarete
açılması yönünde öneriler bulunuyor.
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs konusuna ilgisinin devam
ettiğini ve koşullar uygun olduğunda müzakere sürecini yeniden
başlatmaya hazır olduğunu söyledi.
Gül, sözlerine
şöyle devam etti:
"Ancak,
uluslararası camianın da gayet yakinen bildiği üzere, Türk
tarafının tüm gayretlerine rağmen, geçtiğimiz yıl
yaşanan gelişmeler, BM Genel Sekreteri'nin kapsamlı çözüme giden
müzakere süreci için arzu ettiği uygun zemini
oluşturmamıştır.
Tıkanıklığın
devam ettiği görülmektedir. Ancak, BM Genel Sekreteri'nin konuya olan
ilgisinin devam ettiğini ve koşullar uygun olduğunda müzakere
sürecini yeniden başlatmaya hazır olduğunu memnuniyetle
görmekteyiz.
Bununla
birlikte, mevcut koşullar bizi, bölgedeki genel durumu iyileştirmeye
yönelik somut adımlar atmaktan alıkoymayacaktır.
Karşılıklı ve birbirini tamamlayıcı nitelikteki
önlemlerin, iyi niyetle uygulanması halinde bu durum, BM müzakere
sürecinin yeniden başlatılmasının yolunu da
açabilecektir."
Eylem
planı
"Bu amaca
olan bağlılıklarını bir kez daha ortaya koyan yeni bir
girişimi başlatmakta olduklarını" kaydeden Gül, eylem
planının ayrıntıları hakkında bilgi verdi.
Gül'ün
verdiği bilgi doğrultusunda eylem planı şu hususları
içeriyor:
"BM Genel
Sekreteri, aşağıda ana unsurları sunulan eylem
planının uygulanması amacıyla ilgili taraflarla
istişarelerde bulunma keyfiyetini değerlendirmeye davet edilir:
1. Türkiye'nin
deniz limanlarının, AT-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki
malların ticareti çerçevesinde Kıbrıs Rum gemilerine
açılması;
2.
Kıbrıs Rum havayolu taşıyıcılarının üst
uçuşlar için Türk hava sahasını kullanmalarına ve Türk
havaalanlarını kullanmalarına, ilgili uluslararası kurallar
ve usuller çerçevesinde izin verilmesi;
3.
Gazimağusa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kuzey
Kıbrıs'taki limanların, Kıbrıs Türk yönetimi
altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası
dolaşımına açılması;
4. Ercan
Havaalanı'nın Kıbrıs Türk yönetimi altında
doğrudan uçuşlara açılması;
5. Kuzey
Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük
birliğine pratik açıdan dahil edilmesi amacıyla, özel
düzenlemelerin yürürlüğe girmesi. Adadaki taraflar arasında ve
taraflar ile dünyanın geri kalanı arasında ticaretin engelsiz
biçimde yapılmasının sağlanması;
6.
Kıbrıs Türk tarafının uluslararası sportif, kültürel
ve sosyal alanlardaki diğer faaliyetlere serbestçe
katılabilmesi."
Planın
sonraki maddelerinde, uygulama için atılacak hususlara yer veriliyor.
Bunlar şöyle sıralanıyor:
"7. Üzerinde
mutabık kalınacak bir takvim çerçevesinde bir bütün olarak
uygulanacak eylem planına nihai şeklini vermek amacıyla, BM
Genel Sekreteri'nin himayesinde ve Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk
tarafı ve Kıbrıs Rum tarafının
katılımıyla en geç Mayıs/Haziran 2006'ya kadar bir üst
düzey toplantı gerçekleştirilmesi;
8. Eylem
planı ve toplantının sonuçlarının BM Genel Sekreteri
tarafından BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması; BM Genel Sekreteri'nin
ayrıca, gelişmeleri Güvenlik Konseyi'ne rapor etmek amacıyla,
planın uygulanmasını sürekli gözetim altında tutacak bir
mekanizma kurulması hususunu da değerlendirmesi;
9. BM'nin ve AB
Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına
sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını
kolaylaştırmaya yardımcı olacaktır.
10. Eylem
planı hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi
pozisyonlarına halel getirmeyecektir. Eylem planı, Kıbrıs
sorununa kapsamlı çözüm perspektifinden, adada gerçek bir
işbirliği ve karşılıklı güven ortamı
yaratmayı amaçlamaktadır.
Bu
bağlamda Türkiye, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri'nin iyi
niyet misyonu çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri'nin planı temelinde
kapsamlı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara
bağlılığını korumaktadır. Türkiye, 2006
yılı içinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını
içtenlikle ümit etmektedir."
"Yeni bir
sürecin başlatabileceğine inanıyoruz"
Abdullah Gül,
Kıbrıs meselesiyle ilgili dün açıkladıkları
girişimin, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm
bulunmasını kolaylaştıracak yeni bir süreci
başlatabileceğine inandıklarını söyledi.
Gül,
kısıtlamaları ve çatışmaları artık geride
bırakarak ileriye doğru hep birlikte yürüme zamanının
geldiğini ve yeni bir sayfa açmak zorunda olduklarını
belirterek, "Bugün açıkladığım yeni öneri paketi, bu
yönde ilk adımı oluşturabilir" diye konuştu.
Gül, Eylem
Planı'nın, ilgili taraflarca kabul edilerek bir bütün olarak
içtenlikle uygulanmasını önerdiklerini, bu önerinin ana fikrinin,
Kıbrıs'ta her iki tarafa yönelik kısıtlamaların
kaldırılması, taraflar arasındaki
farklılıkların azaltılması suretiyle sosyo-ekonomik
kalkınmanın teşvik edilmesi ve ilgili tüm taraflara özlü
kazanımlar sağlanması olarak özetlenebileceğini belirtti.
Eylem
Planı'nın, tarafların karşılıklı olarak
üzerinde mutabık kalacakları bir siyasi çözümü ikame etmediğini
özellikle vurgulayan Gül, temel hedefin, Kıbrıs'ta kapsamlı bir
çözüme ulaşılması olduğunu kaydetti. Gül, "Bununla
birlikte, söz konusu girişimimizin Kıbrıs sorununa kapsamlı
bir çözüm bulunmasını kolaylaştıracak yeni bir süreci
başlatabileceğine inanıyoruz" dedi.
"Önerilerimiz,
hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmez"
Gül,
önerilerinin, ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına da
halel getirmemekte olduğunu, bu hususun özellikle altını çizmek
istediğini ifade etti.
Önerilerinin
temelindeki Eylem Planı'nın, tüm taraflar arasında
yakınlaşma sağlanması amacı üzerine inşa
edildiğini belirten Gül, planın, ilgili tüm tarafların
karşılıklı ve tamamlayıcı adımlar
atmaları suretiyle bir güven ve işbirliği ortamının
tedricen yaratılması hedefine yönelik olduğunu kaydetti. Gül,
yeni girişimlerinin fikrinin, 30 Mayıs 2005 tarihli önerilerinden
kaynaklandığını da söyledi.
Gül, Eylem
Planı kapsamında, Türkiye'nin deniz limanlarıyla
havalimanlarının Kıbrıs Rum deniz ve hava
taşıtlarına açılacağına işaret ederek,
aynı şekilde, Kuzey Kıbrıs'taki deniz ve hava
limanlarının da uluslararası deniz ve hava trafiğine
açılacağını belirtti.
Uygulamaya
dönük bu düzenlemelerin, kabul edilecek bir takvim çerçevesinde,
ulaşıma ilişkin olanlar dahil, malların, kişilerin ve
hizmetlerin serbest dolaşımına getirilen tüm
kısıtlamaların kaldırılmasını
öngördüğünü ifade eden Gül, düzenlemelerin ayrıca,
Kıbrıs'taki her iki tarafa AB gümrük birliği çerçevesinde
bütünleşme perspektifi sunduğunu söyledi.
"BM genel
sekreterinin liderliğine güveniyoruz"
Gül, Eylem
Planı'nın hayata geçirilmesinde BM Genel Sekreteri'nin
liderliğine güvendiklerini kaydetti.
Bu
bağlamda, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde Kıbrıs'taki iki
tarafa ilaveten Türkiye ve Yunanistan'ın katılımıyla
tertiplenecek bir üst düzey toplantının da uygulama
açısından yararlı olacağı düşüncesini dile
getiren Gül, uluslararası toplumdan bu önerilerini dikkatlice
incelemelerini ve aktif şekilde destek olmalarını beklediklerini
söyledi.
Gül,
"Kısıtlamaları ve çatışmaları artık geride
bırakarak ileriye doğru hep birlikte yürümenin zamanı
gelmiştir. Yeni bir sayfa açmak zorundayız. Bugün
açıkladığım yeni öneri paketi, bu yönde ilk adımı
oluşturabilir" diye konuştu.
Bakan Gül,
başlatmak istedikleri bu yeni girişimin, başta BM Genel
Sekreteri'nin 28 Mayıs 2004 tarihli raporu, AB Konseyi'nin 26 Nisan 2004
tarihli kararı ile AB Parlamentosu, İslam Konferansı Örgütü ve
Avrupa Konseyi kararları olmak üzere, referandum sonrası tüm
uluslararası camianın her vesileyle yinelemiş olduğu,
Kıbrıs Türklerinin dünya ile bütünleşmelerine yönelik beklenti
ve çağrılarla uyum içinde olduğunu belirtti.
Önerinin
uygulanmasının getireceği sonuçlar
Gül, sözlerine
şöyle devam etti:
"Öte
yandan, önerimizin hayata geçirilmesi şu sonuçları da beraberinde getirecektir:
İlgili taraflar arasında günlük yaşamda ilişkilerin
düzelmesine yardımcı olacaktır. Doğu Akdeniz bölgesinde
istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacaktır. Tüm
taraflara ekonomik kazanımlar getirecektir.
Kıbrıs'taki
iki tarafın AB normlarına, standartlarına ve değerlerine
ulaşması sağlanacaktır.
AB dahil
uluslararası toplumun 2004 yılının ortasından bu yana
amaç olarak benimsediği, Kıbrıslı Türklerin dünya ile
bütünleşmeleri amacına ulaşılacaktır."
Özetle bu Eylem
Planı'nın beraberinde bir güven ve ekonomik kalkınma ortamı
getireceğine işaret eden Gül, planın, bölgesel refahın
sağlanmasına katkıda bulunacağını, bu
ortamın ilgili taraflara kapsamlı bir çözüm için birlikte çalışma
fırsatını da verebileceğini belirtti.
Dışişleri
Bakanı Gül, "İlgili tarafların, sunduğumuz bu öneri
paketini olumlu ve yapıcı bir yaklaşımla
değerlendireceklerini ümit ediyoruz. Türkiye'nin, geçmişte
olduğu gibi bugün de BM Genel Sekreteri ve tüm
ilgili
taraflarla barış, istikrar ve uyum için birlikte çalışmaya
hazır olduğunu da bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim"
diye konuştu.
Rumlar için
samimiyet testi
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, kalıcı çözüme ulaşmada iyi bir ortam
hazırlayarak güven oluşturmasını amaçladıkları
Kıbrıs eylem planının, Rumlar için bir samimiyet testi
olduğunu söyledi.
Abdullah Gül,
gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Gül,
hazırladıkları eylem planını uluslararası
toplumdan kimlerle paylaştığına ilişkin bir soru
üzerine, metnin sadece BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a verildiğini,
planın, Annan dışında kimseyle içerik olarak
paylaşılmadığını bildirdi.
Eylem
planının, 20 Ocak'ta Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki
İlkin kanalıyla Annan'a iletildiğini kaydeden Gül, Annan'ın
planı memnuniyetle karşıladığını ve metni
dikkatlice inceleyeceğini söylediğini belirtti.
Türkiye'nin
çözüm için sarf ettiği çabaların uluslararası camia
tarafından bilindiğini kaydeden Gül, bu meselenin "donmuş
şekilde" Doğu Akdeniz'de durmaması gerektiğini, bu
durumun bölgede ve uluslararası birçok konuda işbirliğini
önlediğini ve bunu katıldıkları bütün toplantılarda
dile getirdiklerini kaydetti.
Bir başka
soru üzerine, eylem planındaki düşüncelerin ana
kaynağının, 30 Mayıs'ta yapmış oldukları bir
önceki tekliflerine dayandığını ifade eden Gül, ancak bu
son belgede daha somut adımlar, takvim ve takvimle ilgili mekanizma
bulunduğunu bildirdi.
Gül, çözümün
tek taraflı değil, problemin taraflarının
uzlaşmasıyla sağlanabileceğini de vurguladı.
"Rumlar
için samimiyet testi"
Hazırladıkları
eylem planının, kalıcı çözüme ulaşmada iyi bir ortam
hazırlayacağı, güven oluşturacağı ve çözüm
yolunda tarafları yakınlaştıracağı inancında
olduklarını kaydeden Gül, kalıcı çözümün herkesin
çıkarına olduğunu belirtti. Gül, AB içinde, Türkiye, Yunanistan
ve Kıbrıs'ın tamamının ayrı bir
işbirliği alanı haline dönüşmesini arzu ettiklerini
söyledi.
Gül, geçen
yıla kadar adanın bölünmüşlüğünden en çok şikayet
edenin Rumlar olduğuna işaret ederek, "Rumlar burada bir
samimiyet testi içerisinden geçeceklerdir" dedi.
Eylem
planının açıklanmasının ardından Türkiye'nin
beklentilerinin gerçekleşmemesi durumunda yeni bir politika mı
izleneceği sorusuna, Gül şu yanıtı verdi:
"Zaman ne
gösterir, hep birlikte bakarız. Diplomaside bazen çok kısa bir süre
uzun gibi gelir, uzun zamanlar kısa gelir. Ama bizim samimi arzumuz; her
iki tarafı da tatmin edici bir şekilde, adanın gerçeklerine
uygun kapsamlı bir çözüm bulunmasıdır. Bunun merkezi de BM'dir,
BM'nin öncülüğünde olacaktır, başka bir kurum ya da bölge kesinlikle
gerçekleştiremez. BM Genel Sekreterliği'ne güveniyoruz."
"AB
ayrı, Kıbrıs ayrı mesele"
Bakan Gül,
eylem planı konusunda AB ile nasıl bir istişare
yapıldığının ve bu planın Türk
limanlarının Rum gemilerine açılmasını koşula
mı bağladığının sorulması üzerine de, AB ile
Kıbrıs konularının ayrı meseleler olduğunu
söyledi.
"AB
ayrı bir mesele, Kıbrıs'ın bu kronik meselesinin çözümü
ayrı bir mesele" diyen Gül, bu nedenle BM'nin rolü ve
liderliğinin önemini bilinçli şekilde
tekrarladığını kaydetti. Gül, önemli olan konunun
kapsamlı bir çözüm olduğunu ve Türkiye'nin Gümrük Birliği ek
protokolünü imzalayarak 17 Aralık zirvesinin neticelerini yerine
getirdiğini söyleyerek, "Henüz Avrupa Parlamentosu'nca da
onaylanmayan protokolün uygun zamanlama çerçevesinde onay için TBMM'ye
gideceğini ve son sözün yüce Meclis'in olacağını"
bildirdi.
Gül,
Rumların şimdiye kadar kapsamlı bir çözümün
unsurlarını AB'den parça parça elde etme stratejisi izlediğini,
kendilerinin de bunun farkında olduğunu belirterek, açık,
şeffaf, samimi, kalıcı ve iki tarafı da tatmin edici,
yaşayabilir bir çözüm istediklerini bildirdi.
Bir
gazetecinin, eylem planını bütün olarak mı görmek
gerektiğini ve bazı maddeleriyle ilgili pazarlık payı
bulunup bulunmadığını sormasına
karşılık Gül, böyle bir şeyin söz konusu
olmadığını kaydetti. Ortada karşılıklı
olarak tartışacak bir durum bulunmadığını ifade
eden Gül, bu plandaki unsurların aslında BM ve AB kurumlarının
ilke ve kararlarına da uyduğunu, dolayısıyla planın
sadece Türkiye açısından, kendi dünyası içinde
hazırlanmadığını belirtti. Gül, plandaki düşünce
ve cümlelerin AB ve BM kararlarına paralel olduğunu da ifade etti.
Straw'un
ziyareti
Planın
açıklanmasının Straw'un ziyaretiyle ilgisi bulunup
bulunmadığının sorulması üzerine de Bakan Gül,
"Hiçbir ilgisi yok, diplomaside böyle rastlantılar hep olur,
rastlantıdan başka bir şey değildir bu" dedi.
Bakan Gül,
Rumların planı kabul etmemesi durumunda bunun Türk
limanlarının Rum gemilerine açılmayacağı anlamına
mı geldiğinin sorusuna da, "Tek taraflı olarak
limanlarımızı ve havaalanlarımızı
açmayacağımızı zaten herkes biliyor"
yanıtını verdi.
Planı
Rumların kabul etmesi durumunda Ek Protokol'ün TBMM'ye onay için sevk
edilip edilmeyeceği sorusu üzerine de Gül, "Planın
onaylanması karşısında limanlarımızı,
havaalanlarımızı zaten açıyoruz" dedi.
Bakan Gül,
"planda takvim bulunmasının, buna sıcak
bakmadığı bilinen Rumlar tarafından nasıl
karşılanacağının" sorulması üzerine de,
takvimin Türk tarafının bu meseleye ne kadar ciddi
sarıldığının, ne kadar samimi olduğunun
göstergesi olduğunu belirtti. Gül, bazı şeylerin askıda
kalmaması gerektiğini de söyleyerek, planda somut adımlar ve
takvim bulunmasının önemine dikkat çekti.
Bir gazetecinin
Rumların samimiyetinin daha önce referandumda test edilip edilmediğini
sorması üzerine de Gül, "Türk tarafı üstüne düşeni
yaptıktan sonra, karşı taraf üstüne düşeni yapmazsa o zaman
zaten yapılacak bir şey yoktur" diye konuştu.
Gül, BM Genel
Sekreteri Annan'ın, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi İlkin'in
kendisine ilettiği planı dikkatli şekilde
değerlendireceğini ve yanıt vereceğini söylediğini
kaydetti. Gül, Annan'ın bu değerlendirmesini makul süre içinde
yapmasını umduklarını söyledi.
Ek Protokol'le
ilgili bir başka soruya karşılık da Gül şunları
söyledi:
"Henüz
Avrupa Parlamentosu'nun imzalamadığı bir belgedir. Türkiye, 17
Aralık'taki sözünü yerine getirmiştir. Zamanlama çerçevesinde her
şeyin bir zamanı vardır. TBMM'ye gidecektir, nihai
kararı
yüce meclis verecektir."
KIBRIS 25/01/06
Annan,
Straw'un Kıbrıs ziyaretinden memnun
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununun kapsamlı ve
kalıcı çözümüne derin bağlılığını
yineledi
Annan, Straw'un
Kıbrıs ziyaretinden memnun
STRAW'UN
TEMASLARINI SELAMLIYORUM... BM Genel Sekreteri Annan, İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, sırasıyla
Lefkoşa, Atina ve Ankara'ya yapacağı ziyaretlere işaret
ederek, İngiliz bakanının temaslarının BM'nin aktif
uğraşlarını tamamlayıcı nitelikte olacağına
emin olduğunu belirterek, "Straw'un temaslarını
selamlıyorum" dedi
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs sorununun kapsamlı ve
kalıcı çözümüne derin bağlılığını
yineledi. Annan, önceki gün basın sözcüsü aracılığıyla
yaptığı açıklamada, İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Straw'un, sırasıyla Lefkoşa, Atina ve Ankara'ya
yapacağı ziyaretlere işaret ederek, İngiliz
bakanının temaslarının BM'nin aktif
uğraşlarını tamamlayıcı nitelikte
olacağına emin olduğunu belirterek, "Straw'un
temaslarını selamlıyorum" dedi.
Açıklamada,
Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) ile ilgili bilgi
verilerek, gücün 1964'ten beri adada görev yaptığı
hatırlatıldı.
Öte yandan
Genel Sekreter Kofi Annan'ın sözcüsü aracılığıyla
yaptığı bu yöndeki açıklama Rum basınında
geniş yer aldı.
BM sitesindeki
yazı: Önemli bir ilerleme görülmüyor
BM Basın
Sözcüsü'nün söz konusu açıklamasına yer verilen BM'nin resmi web
sitesi www.un.org da, Güvenlik Konseyi'nin, geçtiğimiz ay Annan'ın
Kıbrıs konusundaki raporu çerçevesinde, UNFICYP'ın görev
süresini Haziran'a kadar 6 ay daha uzattığına işaret edilerek,
raporda "Adada durum sakin ancak siyasi çözüm yönünde önemli bir ilerleme
görülmüyor" denildiği kaydedildi.
Sitede yer alan
yazıda, Annan'ın aralık ayında yaptığı,
"Kıbrıs sorununu ancak kapsamlı bir çözüme
ulaşılmasının sonlandıracağına
inanıyorum" şeklindeki açıklamasına yer verildi.
Tatbikatlar
endişe yarattı
Yazıda,
Güvenlik Konseyi'nin, taraflara adada tansiyonun artırılmaması
için yaptığı çağrı ve 2001'den bu yana yapılmayan
askeri tatbikatların bu yıl gerçekleştirilmesinden duyduğu
endişeyi ifade ettiği kaydedildi.
Adada Nisan
2004 referandumlarından sonra taraflar arasında resmi temas
gerçekleşmediğine işaret edilen yazıda, referandumlarda
Annan planına, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'inin
"evet", Rumların yüzde 76'sının ise
"hayır" dediği anımsatıldı.
BM Straw'un
ziyaretinin
düzeyini
yükseltti
Öte yandan
Politis gazetesi BM Sözcüsü'nün açıklamasıyla ilgili haberi
manşetten "Kofi Annan'ın Özel Görevlisi -BM, Jack Straw'un
Ziyaretinin Düzeyini Yükseltiyor" başlığıyla
yansıttı. Kıbrıs sorununun aniden gündeme
düştüğünü, çünkü BM'nin, Straw'un ziyaretini, Genel Sekreter'in
Kıbrıs sorununu çözüm çabalarının içinde mütalaa
ettiğini belirtti. Gazeteye göre BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Sözcüsü yaptığı açıklamayla Straw'un 24-26 Ocak
tarihlerinde Lefkoşa-Ankara ve Atina'ya ziyaretinin, Annan'ın
Kıbrıs sorununda aktif olarak devreye girmesi çerçevesinde BM Genel
Sekreteri'nin özel görevlisi olarak gerçekleştirileceğinin
anlaşılmasını istedi. Gazeteye göre Annan'ın Sözcüsü,
cuma günü Türkiye'den Kıbrıs konusunda sunduğu öneriyi
aldıklarını ve bunu incelediklerini de açıkladı.
Papadopulos
tutum
değiştirmeye
niyetli değil
Gazeteye göre,
aldığı yüksek tavsiyelere rağmen Papadopulos Straw ziyareti
konusunda tutum değiştirmek niyetinde görülmüyor. Rum Yönetimi,
BM'nin ilgili açıklamasının, Straw'un ziyaretinin düzeyinin
yükseltilmesi için İngiltere'nin talebiyle gerçekleştirildiği
düşüncesindedir.
Alithia da
Straw'un ziyaretinin başka boyut kazandığına dikkat çekti,
haberi manşetten "Straw Annan'ın Desteğiyle Adaya Geliyor
-İngiliz Dışişleri Bakanının Ziyaretinde Yeni
Olgular Meydana Geldi - Lefkoşa-Ankara ve Atina'da Nabız Yoklayacak
-Cumhurbaşkanı Papadopulos Bir İkilem Karşısında
- Türkler Annan'a Önerilerini Cuma Günü Verdi -BM'nin Kendilerini
Bilgilendirmediği İçin Lefkoşa Hoşnut Değil"
başlık ve spotlarıyla yayımladı.
Haravgi ise
"Straw Bugün Tepkiler İçerisinde Adaya Geliyor -Yarın Yakovu ve
Talat, Perşembe Günü Erdoğan ve Karamanlis'le Görüşecek
-İngiliz Dışişleri Bakanı Protesto Eylemleriyle
Karşılanıyor" başlık ve spotlarını
kullandı.
Gazete, Yüksek
Komiserliğin açıklamasına dayanarak, güvenlik nedeniyle Straw'un
adaya kesin geliş saatinin açıklanmadığını, tek
açıklamanın Straw'un bu sabah Yorgo Yakovu, daha sonra da
Cumhurbaşkanı M. Ali Talat'la görüşeceği olduğunu da
belirtti.
KIBRIS 25/01/06
|
NTV
Güncelleme: 13:26 TSİ 26 Ocak 2006 Perşembe
LEFKOŞA
- Rumlar, kararlarını, dün Adada temaslarda bulunan İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Strawa da iletti.
Rum
Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, İngiltere ile,
önerilerin olumlu olduğu konusunda aynı fikirde
olmadıklarını söyledi. Yakovu, Strawa, önerilerin üzerinde
düşünme zahmetine bile değmeyeceğini söyledik ve
Dışişleri Bakanı Abdullah Güle yeni olmayan önerileri
reddettiğimizi iletmesini istedik dedi.
Yakovu, Strawa, Maraşın açılmasına
karşılık Gazimağusa limanının ortak
işletilmesi önerisini de bir kez daha iletti.
Rum basını, Yakovunun İngilterenin Adayla ilgili
yükümlülükleri konusunda Lahey Adalet Divanına birlikte gidilmesini de
gündeme getirdiğini, Önerinin, straw tarafından kabul
edilmediğini yazdı.
|
NTV
Güncelleme: 12:10 TSİ 26 Ocak 2006 Perşembe
ANKARA
- Başbakan, Bir adım, onlar yerinde saydığı için on
adım oldu. Fark açılıyor dedi.
Dünya
Ekonomik Forumu toplantısına katılmak üzere Davosa giden
Başbakan Erdoğan, hareketinden önce habercilerin sorularını
yanıtladı.
Erdoğan, Bundan sonraki süreçte artık onlar düşünecektir. Biz
düşünmeyeceğiz dedi. Uluslararası kamuoyunun eylem planına
destek verdiğini kaydeden Erdoğan, Rum yönetiminden de olumlu
adımlar beklediklerini söyledi.
Bu arada Erdoğanın İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Strawla görüşmesinin en önemli gündem maddesi de
Kıbrısa ilişkin yeni eylem planı oldu. Straw planı
olumlu değerlendirdiklerini ve Türkiyenin uzlaşmacı tutumunun
devam etmesini dilediklerini söyledi.
"Kıbrıs sorunu üyeliğe engel olabilir"
26 Ocak, 2006 13:30:00 (TSİ) CNN TURK
cnnturk.com
Türkiye'de bulunan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack
Straw, Kıbrıs ile ilgili mevcut durumun Türkiye'nin Avrupa
Birliği üyeliğine engel olabileceğini söyledi.
CNN
TÜRK'te Radikal gazetesi Ankara temsilcisi Murat Yetkin'in sorularını
yanıtlayan İngiltere Dışişleri Bakanı Straw,
"Türkiye'nin hiçbir şarta bağlanmayan net yükümlülükleri var.
Bunların yerine getirilmesi önemli. Ben sorumluluklarını yerine
getiren bir Türkiye görmek istiyorum" diye konuştu.
İngiltere'nin bu konuda Türkiye'ye destek verdiğini belirten Straw,
"Türkiye'yi hiçbir şekilde kayırmıyoruz. Hatta Türkiye'nin
üyeliğinden AB, pek çok fayda sağlayacaktır" dedi.
Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı çok
yapıcı olarak değerlendiren Straw, Ankara
Anlaşması'nın Ek Protokolünün parlamentoya gönderilmesi
gerektiğini vurguladı.
Eylemi açıklayan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü
takdir ettiğini belirten Straw, "planda yeni bişey olmayabilir
ama herşey birarada ve yapıcı bir ruhla eyleme
dönüştürülmüş. Öneriler tarihi yanlışların
düzeltilmesidir ve yeni bir formattadır. Umarız ilerleme
kaydedilir" ifadesini kullandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile biraraya gelen İngiliz Bakan,
"uzun bir görüşme oldu. Görüşmenin özü müzakerelerdi. Türiye'nin
Kıbrıs açılımını değerlendirdik. BM'yi
nasıl teşvik ederiz, barış yolu nasıl
açılır? Bunu görüştük" diye konuştu.
"Talat'ı ziyaretim gayet normal"
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret
ederek Rumları kızdırdığının
hatırlatılması üzerine Straw, "aslında tepki
beklemiyorduk. Talat'ı ziyaretim gayet normal. Ziyaret tanıma
anlamına gelmiyor. Bu, sadece Kıbrıslı Türklerin demokratik
bir şekilde seçtiği liderlerine saygıdır" dedi.
Ziyaretle ilşkilerin üst düzeye taşınmasının söz
konusu olmadığını belirten Straw, "ancak bir
şekilde Talat'ı aşağı da çekmemeliyiz. Çözüm
bulunacaksa, her iki tarafla da görüşülmeli" diye konuştu.
İran ve PKK terörü
Başbakan Erdoğan ile görüşmelerinde İran'ın nükleer
çalışmalarını da ele aldıklarını ifade eden
İngiliz Bakan, "İran konusunda nükleer silah endişemiz var.
Uranyum zenginleştirme çalışmaları BM Güvenlik Konseyi'ne
gönderilebilir. Türkiye konuyla doğrudan bağlantılı olmasa
da, komşusunun nükleer bir İran olmasını istemez herhalde"
dedi.
PKK konusunun da gündeme geldiğini anlatan Straw, "Başbakan Erdoğan,
Türkiye'deki PKK terörüyle ilgili endişelerini anlattı.
Endişeleri anlıyoruz. Türkiye'deki tehdit çok önemli"
açıklamasını yaptı.
Irak'a kesinlikle sınır ötesi bir operasyonun
yapılmaması gerektiğinin altını çizen Straw,
"silahlı çatışma gereksiz. Bu gündem dışı
kimseye yararı olmaz. Biz, ABD ile birlikte güvenliğe destek
oluyoruz" dedi.
Straw, İçişleri Bakanı olduğu dönemde PKK'yı terör
örgütü ilan ettiğini hatırlatarak, "ben sorumluluğumu
yaptım. Irak'ta zaten bir şiddet sorunu var. Şimdi egemen bir
Irak hükümeti görevde" dedi.
Erdoğan ile Annan Davos'ta buluşacak
Foruma, BM iyi niyet elçisi Angelina Jolie ve Bono da
katılıyor
26 Ocak, 2006 10:16:00 (TSİ) CNN TURK
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık
olağan toplantılarına katılmak için bugün İsviçre'nin
Davos kasabasına gidiyor. Erdoğan, BM Genel Sekreteri Annan ile de
biraraya gelecek.
Dünya
Ekonomik Forumu'nun yıllık olağan toplantıları bugün,
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in açılış
konuşmasıyla başladı. Merkel, dünya liderlerini sosyal ve
çevre politikalarını geliştirmeleri yönünde uyardı.
Merkel, dünya liderlerini sosyal ve çevre politikalarını
geliştirmeleri yönünde uyardı ve "Dünya Bankası, Dünya
Ticaret Örgütü ve IMF ile beraber çevre ve sosyal politikalarımızı
örmeliyiz" dedi.
Bugün Davos'a gitmesi beklenen Erdoğan'ın, Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'la biraraya gelmesi bekleniyor.
Görüşmenin ağırlıklı gündem maddesinin ise Türkiye'nin
yeni Kıbrıs açılımı olacağı tahmin ediliyor.
Erdoğan ayrıca Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail
Sakaşvili, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Pakistan
Devlet Başkanı Pervez Müşerref ve İsviçre
Cumhurbaşkanı Moritz Leuenberger ile görüşecek.
İşadamı gruplarıyla da biraraya gelecek olan Erdoğan,
''Avrupa'nınGenişleyen Sınırları'', ''İş
Dünyası Etkileşim Grubu Türkiye Toplantısı'', ''Yeni
Mukayeseli Avantajlar'' konulu panel ve toplantılara katılacak.
Erdoğan'ın, 27 ocak cuma günü Türkiye'ye dönmesi bekleniyor. Zirve 29
ocağa kadar sürecek.
Politika ve iş dünyasından, 89 ülkeden yaklaşık 2 bin 300
kişinin katılacağı forumun bu yılki teması,
'yaratıcı zorunluluk'. Ekonomik kalkınma, gelir
dengesizliği, siyaset ve global riskler de, forumda
tartışılacak konular arasında yer alıyor.
Angelina Jolie ve Bono da Davos'ta
Devlet adamları ve işadamlarının yanı sıra,
Birleşmiş Milletler iyi niyet elçisi Angelina Jolie, rock
yıldızı Bono ve müzisyen Peter Gabriel de, foruma
katılanlar arasında.
Angelina Jolie, çocuk hakları konusunda düzenlenen panele konuşmacı
olarak katılırken, ünlü müzik grubu U-2'nin solisti Bono da, her
yıl olduğu gibi bu sene de Dünya Ekonomik Forumu
toplantılarına katılacak, 'Afrika İçin Gelecek Adım'
konulu panelde konuşma yapacak.
Her yıl Dünya Ekonomik Forumu tarafından geleneksel olarak
dağıtılan 'Kristal' ödülü, 28 ocak cumartesi günü düzenlenecek
bir törenle ünlü film yıldızı Michael Douglas ile dünya eski
ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali'ye verilecek.
Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına Türkiye'de değişik
sektörlerden ünlü kişiler de katılıyor. Hürriyet Gazetesi
İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı
kitapların geleceği konulu panele konuşmacı olarak
katılacak.
Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, Dünya
Ekonomik Forumu toplantılarına genç küresel lider konumu ile
katılıyor.
Ayrıca toplantılara konuşmacı olarak, Fener Rum
Patriği Bartholomeos, Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu
Başkanı Kemal Derviş, Kalite Derneği Başkanı
Yılmaz Argüden ve karikatürist Salih Memecan da katılacak.
Gül
ve Straw'ın Kıbrıs görüş birliği
ANKARA (A.A)
Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri
Bakanı Jack Straw'un KKTC'ye yaptığı ziyaretin, kendisinin
cesaretini gösterdiğini söyledi.
Temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gelen İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Dışişleri
Konutu'nda bir araya gelen Gül, görüşmenin ardından düzenlenen ortak
basın toplantısında, Straw ile çok verimli bir çalışma
yemeği yediklerini kaydetti.
Görüşmede, bölgeyle ilgili çeşitli siyasi konularla
Kıbrıs konusunu detaylı şekilde ele alma
fırsatını bulduklarını belirten Gül, Irak ve nükleer
meselelere ilişkin görüş alışverişinde
bulunduklarını da söyledi.
İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'un
KKTC'ye yaptığı ziyarete de değinen Gül, Straw'un KKTC'ye
yaptığı ziyaret, çok büyük bir takdirle
karşılanmıştır, gerçekten kendisinin cesaretini de
göstermiştir. Birçok eleştiriler olmuştur ama doğrusunu
yaptığına inanıyoruz diye konuştu.
Gül, Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlama sürecinde
gösterdikleri olağanüstü gayretlerinden dolayı İngiltere
Başbakanı Tony Blair'e, Straw'a ve çalışma
arkadaşlarına müteşekkir olduklarını belirterek, Türk
halkı hiç bir zaman bu gayretleri unutmayacaktır dedi.
İki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin
gayet iyi gittiğini belirten Gül, daha önce
kararlaştırıldığı gibi her sene yakın
istişarelerde bulunmayı sürdüreceklerini söyledi.
STRAW'UN AÇIKLAMASI
İngiltere Dışişleri Bakanı Straw da
konuşmasında, Kıbrıs konusunda Annan Planı'nın
maalesef adadaki bir kesim tarafından kabul gördüğünü, diğer
tarafınsa planı reddedildiğini hatırlattı.
Straw, bunun demokratik bir karar olduğunu, demokratik
kararlara karşı hiçbir şey söylenemeyeceğini belirterek,
ancak adanın her iki toplumunun da lehine olmayacak bir şekilde
bölünmüşlüğünün devam etmesinin yazık olduğunu kaydetti.
Gül'ün iki gün önce açıkladığı
Kıbrıs Eylem Planı'nı gerek İngiltere'nin gerek BM'nin
gerekse AB'nin çok sıcak baktıklarını ifade eden Straw,
adada bir an önce çözüm olması için diğerlerinin de bu
çağrıyı duyup, buna göre davranmaları gerektiğini
söyledi. Straw, yeni planın yapıcı bir girişim
olduğunu kaydederek, devamının gelmesi gerektiğine
işaret etti.
Görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanı sıra
bölgesel ve uluslararası konuları da ele aldıklarını
belirten Straw, İngiltere'nin, AB Dönem Başkanlığı
sırasında 3 ekimde Türkiye için verilen tarihi kararda küçücük bir
katkısının olduğunu ifade etti.
Esas katkının Türkiye'nin ve Türk halkının
olduğunu söyleyen Straw, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
önderliğindeki Türk hükümetinin ve Gül önderliğindeki
Dışişleri Bakanlığı'nın çabaları
sayesinde böyle bir kararın alındığını kaydetti.
Straw, Türkiye'nin AB süreci içinde, birliğin Türkiye'ye de
diğer aday üyelere davrandığı şekilde eşit
davranması gerektiğini belirtti.
Konuk dışişleri bakanı konuşmasında
ayrıca, kendisine ve eşine Başbakan Erdoğan ve Gül
tarafından gösterilen konukseverliğe teşekkür etti.
TÜSİAD'ın verdiği ödülden büyük onur duyduğunu
belirten İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, uzun süre
İngiltere'nin güneyinde hasret kaldıkları karın da
Türkiye'de tadını çıkarma fırsatı
bulduklarını sözlerine ekledi.
HURRIYET 26/01/06
Rum
basını: Türkiye'nin önerileri reddedildi
Oshan SABIRLI/LEFKOŞA, (DHA)
Kıbrıs Rum basını İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Strawun Kıbrıs temaslarına
ve Rum kesimindeki protestolara geniş yer ayırdı. Rum
gazeteleri, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovunun Strawa
Türkiyenin Kıbrıs sorununun çözümü için sunduğu yeni eylem
planının reddildiğini ilettiğini vurguladı.
Rum basındaki yorumlar şöyle:
Haravgi:
"Maraş odak merkezinde. Straw sondaj
çalışmaları için Kıbrısta. İngiliz
politikasına karşı halkın öfkesi. Strawun ziyaretinin
amacı yeni bir girişim başlatılması konusunda Rum
yönetiminin ne düşündüğüne dair sondaj çalışmaları
yapmak. Görüşmede Strawa, Türkiye tarafından açıklanan öneri
paketinin kabul edilmediğinin Türkiyeye iletmesi talep edildi ve
aynı zamanda da Maraşın açılmasına ilişkin
öneriyi gündeme getirildi.
Yakovu görüşmede İngilterenin 1959
anlaşmalarından ileri gelen garantörlük rolüne ve Kuruluş
Anlaşmasındaki yükümlülüklerine ilişkin uluslararası
hukukun öngörülerinin incelenmesi amacıyla Lahey Adalet Divanına
birlikte gidilmesi önerisinde de bulundu ancak öneri Straw tarafından kabul
görmedi."
Fileleftheros:
"Lefkoşa İngilterenin yükümlülükleri konusunda
Laheye ortak başvuru önerisinde bulundu, Jack Straw ne kabul etti ne de
reddetti. Straw için kırgınlıklar ve yumurtalar. Limuzin
göstericiyi yaraladı."
Alithia:
"Ziyaret gerçekleşti. Güle söyleyin zahmete
değmez. Diplomasi eldiveniyle Straw açıklamalarında temkinli,
rahatsız edecek açıklamalardan kaçındı. Talat memnun
kaldı."
Simerini:
"Ankaranın sesi. Jack Staw niyetleri konusunda ikna
edemedi. Strawa karşı halk öfkesi.
Mahi:
"Straw Türk önerisinin reklamını yaptı. Straw
Ankaraya mesaj götürüyor."
HURRIYET 26/01/06
Rumlar Strawu umursamadı
Derleyen: Mehmet SÜMER
Jack Strawun
Kıbrıs ziyaretini Rum yönetimi umursamadı. 'Hamas hala sizin
ölmenizi istiyor.' İngilterede kanser tedavisinde çifte standart.
İşte dünya basınında öne çıkan konular.
İngiliz Daily telegraph gazetesi dışişleri
bakanı Jack Strawun Kıbrıs ziyaretinin Rum yönetimi
tarafından umursanmadığını yazıyor. Gazete Jack
Straw KKTC cumhurbaşkanı Talat ile görüştüğü için Rum
yönetimi tarafından reddedildi derken Kıbrıslı
Rumların da Strawa Evine git diye
bağırdıklarını bir kadının da
şemsiyesini dışişleri bakanının arabasına
fırlattığını yazıyor.
The Financial Times gazetesi de Kıbrıs ile ilgili
haberinde Türkiye son girişimi ile Kıbrıs konusunda inisiyatifi
eline almak istiyor yorumunda bulunuyor. FT Abdullah Gülün
açıkladığı yeni eylem planının İngiltere
dışişleri tarafından da memnuniyetle
karşılandığını ancak planın
başarısının BMnin konuya ilgi göstermesine ve
tarafların masaya oturmak istemesine bağlı olduğu yorumunu
yapıyor.
İNGİLTERE'DE KANSER TEDAVİSİNDE ÇİFTE
STANDART
İngiliz The Independent gazetesinin bu sabahki manşet
haberinde ülkenin değişik yerlerindeki kanser hastalarına
uygulanan tedavilerin aynı kalitede olmadığı ifade ediliyor.
Haberini konu ile ilgili oluşturulan meclis araştırma
komisyonuna dayandıran gazete, komisyonun bugün yapacağı
açıklamada ülkede kanser tedavisinde eşitsizlik olduğunun ortaya
çıktığını yazıyor. Gazete farklı bölgelerde
uygulanan tedaviler nedeniyle birçok hastanın kısa süre içerisinde
yaşamını kaybettiğine dikkat çekiyor. Independent, komisyon
raporuna göre aynı türden kanser vakası görülen hastaların
ülkenin bazı bölgelerinde daha uzun süre yaşamasına
karşın bazı bölgelerde ise kısa sürede öldüklerinin tespit
edildiğini belirtiyor. Bu oranın bazen iki katına kadar
yükseldiği ifade ediliyor. Gazetenin aktardığı ulusal
istatistik enstitüsü verileri de çok çarpıcı. Enstitü eğer
İngilterenin her yerinde kanser vakalarındaki ölüm oranı,
doğru yöntemlerin kullanıldığı alanlardaki kadar
olsaydı, geçen yıl gerçekleşen 25 bin ölümden 17.500ün önüne
geçilebilirdi diyor.
Ve İngiltere şu aralar bu sağlık skandalı
dışında bir de yolsuzluk konusunu tartışıyor. The
Daily Telegraph gazetesinin ilk sayfasından aktardığı
haberinde İngiliz parlamenter George Galloway, BM tarafından Saddam
Hüseyin yönetimine karşı uygulanan gıda
karşılığı petrol programında yolsuzluk yapmakla
suçlanıyor. Gazete Galloway hakkında bu suçtan ötürü soruşturma
açılmasına kesin gözüyle bakıldığını
yazıyor. Bu konuda ilginç bir olay da şu; Galloway ile Daily
Telegraph arasında gazetenin Gallowayi, Saddam rejiminden para aldı
diye suçlaması nedeniyle bir tazminat davası vardı. Aynı
gazete dün açıklanan mahkeme kararı ile Galloway hakkında
yayınladığı haber ile ilgili davayı kaybetti. Ve tüm
bu gelişmelerin ortasında bir başka İngiliz gazetesi The
Sun da Gallowayin Saddam Hüseyinin oğlu Uday ile çekilmiş bir
fotoğrafını yayımladı. İngiliz parlamentosu
yolsuzlukları araştırma komiyonu şimdi Amerikan
yönetiminden ve BMden gıda karşılığı petrol
programı ile ilgili dokümanları isteyecek ve soruşturma
açılıp açılmamasına karar verecek. Daily Telegraph bu
sürecin birkaç ay süreceğini belirtiyor.
İSRAİL
BASINI: HAMAS HALA SİZİN ÖLMENİZİ İSTİYOR!
Haaretz gazetesi El Fetihin Hamasın önünde olduğunu
ancak aradaki farkın çok küçük olduğunu yazıyor. Gazetenin
verdiği sandık başı anket sonuçlarına göre 132
koltuklu parlamentoda El Fetih 58, Hamas ise 53 milletvekili çıkaracak. Bu
sonuçlar hiçbir partinin tek başına iktidar
olamayacağını işaret ediyor. Haaretz ise bu
sonuçların ardından Hamasın hükümet kuracağı yorumunu
yapıyor. Gazete İsrail yönetiminin seçim sonuçlarına ilişkin
herhangi bir açıklama yapmama kararı aldığını
belirtiyor. Ve Haaretzde bu sabah Hamas ile ilgili ilginç bir köşe
yazısı var. Yazının başlığı Hamas hala
ölmenizi istiyor mu? Sorunun cevabı. Evet ölmenizi istiyor. Ancak bu
dünya çapında bir hareket çünkü sizin ölmenizi isteyen Hamastakiler,
sizin ölmenizi isteyen Şamdan, sizin ölmenizi isteyen Bağdattan
sizin ölmenizi isteyen Beyruttan ve sizin ölmenizi isteyen Tahranda emir
alıyorlar. Yazı şu yorumla devam ediyor. Hamas şimdi
parlamentoya ve hatta belki de kabineye girecek ama bu onların sizin
ölmenizi istedikleri gerçeğini değiştirmeyecek
The Wall Street Journal gazetesi ise Amerika Birleşik
Devletleri başkanı George Bushun seçime ilişkin yorumuna yer
veriyor. George Bush WSJye verdiği demeçte İsraili yok etme
arzusundan vazgeçmediği sürece Hamas ile ilişkiye girmeyeceğiz.
Bir siyasi partinin güvenilir olması için bana göre barıştan
yana olması gerekir diyor.
AMERİKAN FİRMALARINDAN TEFLON
ÜRETİMİNDE YENİ KARAR
The Washington Post gazetesinin haberine göre aralarında
DuPontun da bulunduğu 8 büyük firma 2015 yılından itibaren
teflon ürünlerin imalatında perfluorooctanoic acid maddesini kullanmama
kararı aldı. Gazete söz konusu firmaların diğer tüm
firmaları da bu maddenin kullanımından alıkoymak için çaba
sarf edeceklerini yazıyor. Perfluorooctanoic acid maddesinin bazı
kanser hastalıklarına ve hamile kadınlarda düşüğe
neden olduğu belirtiliyor.
DÜNYA EKONOMİK FORUMU'NUN AÇILIŞINI ALMANYA
BAŞBAKANI MERKEL YAPTI
Alman Die Welt gazetesi Almanya başbakanının
açılış konuşmasında 2 binden fazla
katılımcıya seslenerek yaratıcı çözümler
istediğini yazıyor. Gazete Merkelin konuşmasında
Almanyadaki işsizlik sorununa değindiğini ve kendilerinin
dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmalarına karşın en
büyük sorunlarının işsizlik olduğunu söylediğini
yazıyor.
HURRIYET 26/01/06
Türkiye
haklıdır ve doğru adım atmıştır
Türkiyeye bir şeyler oluyor (!). Eskiden sadece seyrederdik,
şimdi ise ileri adım atan taraf olduk. Kıbrıs konusunda
doğru bir manevraya girişildi.Rumlar bunu reddetseler dahi önemli
değil. Önemli olan AB ve ABD nin bu yaklaşıma destek
vermeleridir.
Türkiye, Annan planıyla ilgili cesaret dolu
yaklaşımının yaşandığı 2004ten bu
yana, bir suskunluğa girmişti. Anan planını biz kabul
etmiştik, ancak Rumlar reddetmelerine rağmen AB tarafından
ödüllendirilmiş ve ABye tam üyeliğin tüm nimetlerinden
yararlanır bir konuma girmişti.
Bu durum karşısında bizler küstük.
Sesimiz sedamız kesildi. Elimizi
ayağımızı çektik ve Biz
yapacağımızı yaptık, bundan sonrası ABye aittir.
Verdiği sözleri tutmalılar tutumunu benimsedik.
Ankara işte bu sessizliğini bozdu. Alanı
tamamen Rumlara bırakma anlamına gelen politikadan vaz geçti.
En doğrusunu yaptı.
Kıbrıs konusunda Salı günü açıklanan ve
yarın Başbakan tarafından, BM Genel Sekreteri Kofi Annana
tekrar anlatılacak olan bu yeni paket, Kıbrıs sorununun çözümünü
hedeflemiyor. Aksine, çözüme zemin hazırlayacak, bölgede istikrarı ve
karşılıklı güveni arttıracak bir adım.
Ankara bu girişimiyle, Rumların oyununu bozmaya,
AB içinde istedikleri gibi cirit atmalarını önlemeye ve en önemlisi limanlarını
Rum gemilerine karşılıksız açmamaya- eğer
açılacaksa, Rumların da karşılığında bir
şeyler vermesini sağlamaya çalışıyor.
Türkiye, beklentilerinden
hiçbirini elde edemeyebilir.
Hiç önemli değil.
Bırakın Rumlar karşı çıksınlar,
itiraz etsinler. Faturayı da ödemek zorunda kalsınlar.
Türkiye ,limanlarını
karşılıksız açamaz ve açmamalıdır.
Avrupa Birliği, Rumları bu kadar serbest
bırakmamalıdır.
Artık yeter
* * *
ANNANIN GÖREVİ BU YIL
BİTİYOR
Türkiyenin son Kıbrıs girişiminin kilit
insanı, BM Genel Sekreteri Kofi Annan. Eğer Genel sekreter Türkiye
nin girişimini benimser ve haziran ayında dörtlü bir toplantı
yapılması için harekete geçerse, Ankara amacına
ulaşmış olacak.
Ancak Annan kızgın. Rumlar tarafından
aldatıldığına inanıyor ve tüm taraflar anlaşmak
istediklerini açıkça belirtmedikleri taktirde masaya
oturmayacağını çok açık biçimde herkese söylüyor. Ancak
,Türkiye nin girişimi nihai çözüm ile ilgili değil. Çözüme
zemin hazırlamayı hedefliyor. Ayrıca ortaya atılan
öneriler, Annan planından alınmış fikirlerden
oluşuyor.Sonuncu etken de, Genel Sekreterin bu yıl sonunda görevinden
ayrılması.
Kofi Annan, bunca çaba harcamasına rağmen sonuç
alamadığı Kıbrıs konusunda belki son bir katkıda
bulunmak isteyebilir. Biraz zor olsa dahi, yine de tamamen ümitsiz değil.
Yine de , Genel Sekreterin hareketlenmesinin tek yolu, Washington, Londra ve
Brükselden yeşil ışık almasına
bağlıdır.
* * *
RUMLAR, ADAYI KENDİ ELLERİYLE
BÖLÜYOR
Kıbrıs Rumları kısa ve orta vadede iyi
bir oyun sergilediler.
Bizim kalemize goller attılar.
Ancak, hayatın hep böyle devam edeceğini
sanıyorlar. Yani, her yaptıkları yanlarına kar
kalacağını ve sürekli şekilde AB nin desteğini elde
edeceklerini hesaplıyorlar.
Oysa yanılıyorlar.
Rumlar, Türkiye nin hazırladığı
önerinin amacını çok iyi görüyorlar. Zira şimdiye kadar
defalarca kendileri bu tip paketler hazırlamışlardı.
Bu defa da reddedecekler.
Reddettikleri taktirde ne Türkiye, ne de ABnin bir yaptırım
gücü var. Sadece susus oturacaklar.
Ancak, Annan planından bu yana Papadopulosun
uyguladığı politikaların iki önemli sonucu olacak:
Biri, uzun vadede Kıbrısın bölünmesi
pekişecek, Uluslararası kamu oyunda bölünmüşlük
durumuna giderek alışılacaktır.
Diğeri de, Avrupa Birliğinin sonuna kadar
Rumları desteklemesinin imkansızlığıdır.
Bakalım birlikte
göreceğiz.
MEHMET ALI
BIRAND HURRIYET 26/01/06
Talat: Dünya Rumlara
'Artık yeter' demeli
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ı, Rumların muhalefetine karşın,
makamında ziyaret etmesi, Türk tarafına moral verdi.
Rum lider Papadopulos'un, bu ziyareti bahane ederek Straw'la
görüşmeyeceğini açıklaması etkili olmadı. Straw'un
ziyaretinden sonra görüştüğümüz KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Rumların çıkardığı gürültü olmasa Sayın
Straw'un beni ziyareti olağan sayılacaktı. Ama Rumların
tutumu yüzünden bu ziyaret olağandışıymış gibi
algılandı. Tabii ki Straw'un, KKTC'de cumhurbaşkanlığı
makamına yaptığı ziyareti bu açıdan önemsiyorum.
Rumların çözüm karşıtı tutumlarını bu ziyaret de
bir anlamda ortaya koymuş oldu."
'Artık yeter'
Talat, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün
açıkladığı eylem planının, Türk
tarafının çözümü istediğinin kanıtlarından biri
olduğunu vurgulayarak, Birleşmiş Milletler'den (BM) ve Avrupa
Birliği'nden (AB) destek beklediklerini de belirtti. Straw'un ziyaretinde
de Türk tarafının bu adımının destek göreceği
izlenimi edindiğini kaydeden Talat, şöyle konuştu:
"Rumlar hiçbir şeye yanaşmıyorlar. Çünkü Kıbrıs
Türk'üne hiçbir hak vermek istemiyorlar. Dünya artık Rumların bu
tutumunu görmeli. Kıbrıs'la ilgili uluslararası kuruluşlar
ve devletler de Rumlara 'Artık yeter' demeli. Bu denilmedikçe
Rumların tutumlarını değiştirmeleri mümkün görünmüyor.
Papadopulos yönetiminin katı tavrı ortada. Bu anlayış
değişmedikçe Rum tarafından bir adım veya çözüme katkı
beklemek mümkün değil. Ne Annan Planı'nı canlandırmayı
istiyorlar ne yeni bir açılım getiriyorlar. Çözümden kaçıyorlar."
'Engel Rumlar'
Straw'la görüşmesinden sonra yaptığı değerlendirmede
Talat, AB müktesebatının KKTC'ye uygulanmasına Rumların
engel oluşturduğuna işaret etti ve &