Güney Kıbrıs sandık başında
Seçimlerin favorisi komünist AKEL partisi
21 Mayıs, 2006 09:35:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs Rum kesimi, genel seçimler için oy verme
işlemi başladı. Siyasi partilerin tümünün kampanyaları,
ağırlıklı olarak Türkiye aleyhtarlığı üzerine
kurulu.
Toplam
500 bin 606 kayıtlı seçmen, bin 216 seçim merkezinde saat 17.00'ye
kadar oy kullanabilecek.
Rum Milli Meclisi'ndeki 56 sandalyenin belirleneceği seçimlere, 495 aday
katılıyor. Güney Kıbrıs'ta 266 Kıbrıslı Türk
var.
Kıbrıslı Türklere, Rum kesiminde oturmak şartıyla, ilk
kez seçme-seçilme hakkı verildi. Yıllardır Güney
Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Türk yazar Neşe
Yaşın da, bir Rum partisinden milletvekili adayı oldu.
Kamuoyu yoklamalarına göre, komünist AKEL Partisi önde. Rum yönetimi
lideri Tasos Papadopulos, halka 'Annan Planı'na karşı olan
partilere oy verin' çağrısı yaptı.
Rum kesimindeki son kamuoyu yoklamaları, Papadopulos'un
oylarının bir önceki seçime oranla artacağını ortaya
koydu.
Annan Planı referandumunda 'evet' çağrısı yapan tek büyük
parti olan muhalefetteki DİSİ'nin ise oy kaybedeceği tahmin
ediliyor.
Seçimlere katılan partiler
Seçimlerde, komünist AKEL partisi, Demokratik Seferberlik Partisi
(DİSİ), Demokratik Parti (DİKO), Sosyal Demokratlar Hareketi (KS
EDEK), Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), Ekologlar ve Çevreciler
Hareketi, EUROKO, EURODİ, Özgür Vatandaşlar Hareketi (KEP), Sosyalist
Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların
adayları ve bağımsız adaylar yarışıyor.
Maronit, Ermeni ve Latin grupların çıkaracağı vekiller,
Meclis'te oy hakkına sahip değiller, ancak kendi dini
gruplarını Meclis'te temsil ediyorlar.
Meclis, nisan ayında kendini feshetmeden önce AKEL'in 20,
DİSİ'nin15, DİKO'nun 9, Sosyal Demokratlar Hareketi (EDEK) ve
Avrupa Partisi'nin 4'er, Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ),
ADİK, Çevreciler Hareketi ve Avrupa Demokrasi Partisi'nin 1'er sandalyesi
bulunuyordu.
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos:
Papadopulos, bugün yapılan seçimlerin sonucunun Rum tarafının
Kıbrıs politikasında bir değişikliğe neden
olmayacağını ifade ederek, ''Kıbrıs politikamız
doğru bir politika'' dedi.
Papadopulos, 'halkın değerlendirmesine tamamen güvendiğini,
halkın bu sefer de siyasi kültür ve olgunluk mesajı vereceğini'
belirtti.
Papadopulos, bir Türk gazetecinin, 'seçimlerin Kıbrıs Rum
tarafının Kıbrıs sorununa ilişkin tutumunda
değişiklik yaratıp yaratmayacağı' sorusuna,
'Kıbrıs Rum tarafının politikasının çok iyi
bilindiği ve doğru bir politika olduğu'
karşılığını verdi.
AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas:
Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da,
oyunu kullanırken, herkesi sandık başına gitmeye
çağırdı.
Sözde 'Girne' milletvekili olan ve yine aynı yerden aday Hristofyas, 'her
oy kullandığında Kıbrıs'ın ve de özellikle
Girne'nin ne zaman çarmıhtan ineceğini yoğun duygularla
düşündüğünü' söyledi.
Oyunu Limasol'da kullanan Rum ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin
(DİSİ) Başkanı Nikos Anastasiadis ise seçimin ertesi günü
için birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.
Kıbrıslı Türk Milletvekili Neşe Yaşın:
Birleşik Demokratlar Hareketi'nden (EDİ) güney Lefkoşa
milletvekili adayı olarak seçime katılan Kıbrıslı Türk
Neşe Yaşın da, oyunu kullandıktan sonra
yaptığı açıklamada, ''ülkemiz için en iyisini
düşünüyorum'' dedi.
Birleşik bir Kıbrıs istediğini kaydeden Yaşın,
''seçimlerde, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar ülkemizin geleceği
için karar veririz'' diye konuştu.
Karadağ'da halkın bağımsızlık
referandumu
21 Mayıs, 2006 15:41:00 (TSİ) CNN TURK
Eski Yugoslavya'yı oluşturan cumhuriyetlerden geriye
kalan Sırbistan ve Karadağ'ın küçük ortağı
Karadağ, bağımsızlık referandumu için bugün
sandık başında. Referandumdan 'evet' çıkarsa
Yugoslavya'nın parçalanması tamamlanacak.
Karadağ'ın
bağımsızlığını kazanması için
seçmenlerin yüzde en az 55'inin 'evet' oyu vermesi gerekiyor.
Son anketlere göre bağımsızlık yanlılarının
oranı yüzde 56 civarında. Ancak siyasi gözlemciler sonuçların
yüzde 50 ile 55 arasında kalması halinde siyasi kriz
çıkacağı konusunda endişeli.
Referandumu izleyen Demokratik Geçiş Merkezi, katılım
oranının yüzde 51.8'i bulduğunu açıkladı. Merkez, bu
oranının Karadağ'da 1990'larda yapılan ilk demokratik
seçimden bu yana en yüksek katılım olduğunu bildirdi.
Cukanoviç: "Bağımsızlıktan eminiz"
Karadağ'ın bağımsızlık yanlısı lideri
Başbakan Milo Cukanoviç, oyunu kullandıktan sonra
yaptığı açıklamada, 'Karadağ'ın
bağımsızlığa kavuşması için açık farkla
çoğunluğu elde edeceklerinden emin olduğunu' söyledi.
Ayrılmaya karşı çıkan cephenin lideri Pregrad Bilatoviç ise
oyunu verdikten sonra, Karadağ'ın Avrupa içindeki geleceğini
düşünmeleri gerektiğini belirterek, 'Sırbistan ile ortak devlet
seçeneğinin kazanacağını' savundu.
Kamuoyu yoklamaları, bağımsızlık
yanlılarının referandumu kazanacağını
gösteriyor. İlk gayri resmi sonuçların sandıklar 21:00'de
(TSİ 22:00) kapandıktan yaklaşık bir saat sonra
alınması, ilk resmi sonuçların da yarın öğle
saatlerinde ilan edilmesi bekleniyor.
Karadağ da bağımsızlığını
kazanırsa Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek ve Makedonya'nın
1990'larda ayrılmasıyla tarihe karışan Yugoslavya'nın
parçalanması tamamlanacak.
AB, bölgede yeni bir kriz çıkacağı endişesiyle
Karadağ'ın bağımsızlığını
kazanmasını desteklemiyor.
Karadağ yönetimi ise Sırbistan'la ortaklığın Avrupa
Birliği ile bütünleşmesine engel olduğunu iddia ederek
ayrılmak istiyor. Sırbistan-Karadağ ortaklığı
2003 yılında AB'nin aracılığıyla kurulmuştu.
Nazım'ın vatandaşlığı
İçişleri'nde
21 Mayıs, 2006 14:58:00 (TSİ) CNN TURK
İçişleri Komisyonu Vatandaşlık Yasası'na
ilişkin görüşmelerini tamamladı. Görüşmeler
sırasında Nazım Hikmet'in Türk
vatandaşlığına dönüşü için özel düzenleme talebi kabul
görmedi.
CHP'nin
Nazım Hikmet'e yeniden Türk vatandaşlığı verilmesi
önerisi alt komisyondan çıkan tasarıda yer almadı.
Alt komisyon üyesi CHP İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü,
tasarıya Nazım Hikmet'i Türk vatandaşlığından
çıkaran Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten
kaldırılması yönünde bir madde eklenmesini önerdi.
Komisyonun AKP'li üyeleri bu maddenen Nazım Hikmet gibi başka
isimlerin de yararlanabileceğini, binlerce kişinin
yararlanacağı bu düzenlemenin sakıncalı olabileceğini
belirtti.
AKP'li üyeler, kararın İçişleri Komisyonu'nda verilmesini
istedi. Tasarının tümü üzerinde yapılan ilk görüşmelerde
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Nazım Hikmet'in Türk
vatandaşlığına dönüşü için bir formül
üretilebileceğini buna sıcak bakacaklarını
açıklamıştı.
Mr. Noyu oylayacaklar
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Kıbrıs Rum
yönetiminde bugün sandık başına giderek parlamentolarını
yenileyecek olan Rum halkı, liderleri Tasos Papadopulosun
politikasına destek verip vermediklerini ortaya koyacak. 56 sandalyeli Rum
meclisinin yenileneceği seçimlerde Papadopulosun partisinin
oylarını artırması bekleniyor.
500 binin üzerindeki seçmen, seçimlerde yarışan 12 parti
arasından tercihlerini belirleyecek. Kamuoyu yoklamaları, mecliste
3üncü sırada yer alan Rum lider Tasos Papadopulosun partisi DİKO
ile aşırı milliyetçi küçük partilerin oylarını
artıracağını gösteriyor. Ülkenin en büyük partileri,
Komünist AKEL ile muhalefetteki DİSİnin, 2001deki seçimlere göre,
oy ve milletvekili kaybetmesi bekleniyor.
Ülkede başkanlık sistemi olması nedeniyle seçimler Rum lider
Tasos Papadopulosun iktidarını etkilemeyecek. Ancak Papadopulos,
seçimler öncesinde Rum halkına, Ohiye (hayır) oy vermeleri
çağrısında bulundu. Papadopulosun partisi ve Türkiye
düşmanı milliyetçi partilerin oylarını artırması,
Rum liderin uzlaşmaz politikasının daha da güçlenmesine neden
olacak.
HURRIYET 21/05/06
Kıbrıslı
Rumlar oy vermeye başladı
A.A.
Kıbrıs Rum kesiminde, 56 sandalyenin yeni sahiplerini belirlemek
üzere saat 07.00'den itibaren sandık başına gidiliyor.
Toplam 500 bin 606 kayıtlı seçmen, bin 216 seçim
merkezinde saat 17.00'ye kadar oy kullanabilecek. Oy verme işlemine, saat
12.00-13.00 arasında bir saat ara verilecek. 56 sandalyenin
belirleneceği seçimlere, 495 aday katılıyor. Rum seçimlerinde
ilk kez, bir Kıbrıslı Türk, bir Rum partisinden milletvekili
adayı oldu. Kıbrıs Rum Üniversitesi'nde öğretim görevlisi
olan Neşe Yaşın, Birleşik Demokratlar Hareketi'nden
(EDİ) güney Lefkoşa adayı olarak yarışıyor.
Seçimlerde, komünist AKEL partisi, Demokratik Seferberlik Partisi
(DİSİ), Demokratik Parti (DİKO), Sosyal Demokratlar Hareketi (KS
EDEK), Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), Ekologlar ve Çevreciler
Hareketi, EUROKO, EURODİ, Özgür Vatandaşlar Hareketi (KEP), Sosyalist
Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların
adayları ve bağımsız adaylar yarışıyor.
Maronit, Ermeni ve Latin grupların çıkaracağı vekiller,
Mecliste oy hakkına sahip değiller, ancak kendi dini
gruplarını Mecliste temsil ediyorlar. Meclis, nisan ayında
kendini feshetmeden önce AKEL'in 20, DİSİ'nin 15, DİKO'nun 9,
Sosyal Demokratlar Hareketi (EDEK) ve Avrupa Partisi'nin 4'er, Birleşik
Demokratlar Hareketi (EDİ), ADİK, Çevreciler Hareketi ve Avrupa
Demokrasi Partisi'nin 1'er sandalyesi bulunuyordu.
Bu yıl seçimlerde, Güney Kıbrıs'ta 5 yıl daimi ikamet eden
Türkler de seçme-seçilme hakkı kullanacak. Kayıtlı seçmenler
arasında 266 Türk de bulunuyor. Seçimlerde, tercihli oy kullanılacak.
HURRIYET 21/05/06
Rumlar sandıkta
SEFA KARAHASAN Lefkoşa

Kıbrıs Rum Kesimi parlamentosunun 56 milletvekilini belirlemek üzere
bugün sandık başına gidiliyor. 500 bin kayıtlı
seçmenin bulunduğu yarışta, iktidardaki komünist AKEL'in az
farkla galip geleceği tahmin ediliyor. Gözlemciler, sandıktan
çıkacak sonucun Rum lider Tasos Papadopulos'un durumunu
güçlendireceğini ve Rumların Kıbrıs politikasında
değişiklik yaratmayacağını vurguluyorlar. Seçimlerde
ilk kez, Rum Kesimi'nde yaşayan ve seçmen kütüğüne kaydını
yaptıran 270 civarındaki Kıbrıslı Türk de oy
kullanacak. 495 adayın olduğu seçimde, ayrıca ilk kez bir
Kıbrıslı Türk de yarışacak. Şair ve yazar
Neşe Yaşın, Birleşik Demokratlar Hareketi'nden (EDİ)
milletvekili adayı oldu.
Papadopulos güçlenecek
Son kamuoyu yoklamaları Annan Planı'na "hayır" diyen
AKEL'in yüzde 32, eski Devlet Başkanı Glafkos Klerides'in kurucusu
olduğu ve Annan Planı'nı destekleyen DİSİ'nin yüzde 31
civarında oy alacağını gösteriyor.
Seçim sonucunda AKEL'in 20, DİSİ'nin de 19 milletvekili
çıkarması bekleniyor. Üçüncü sıradaki Papadopulos'un kurucusu
olduğu Demokratik Parti'nin (DİKO) 9 sandalye kazanacağı
tahmin ediliyor.
MILLIYET 21/05/06
Kıbrıs'ta
şenlik!
AB bastırıyor; "Limanları ve havaalanlarını
Rumlara açın"... Haklılar... Çünkü bizim hükümet hem Brüksel'de
hem Ek Protokol'de Rum yönetimini tanıyacağına söz verdi.
İç kamuoyunu bugüne dek yalanlarla oyaladılar. Ama yanlış
hesabı ödeme vakti geldi. Eğer bu yıl limanları açmazsak AB
görüşmeleri çıkmaza girecek.
Öte yandan... KKTC yönetimi de teslimiyetçiliğin birbirinden parlak
örneklerini veriyor. Örneğin... Adı Girne Milletvekili olarak geçen
Rum Meclis Başkanı Hristofyas'a, KKTC
Cumhurbaşkanlığı seçim propagandası yapması için
izin veriyor. Hristofyas Girne'ye geliyor, sayıları 500'ü
aşmayan Maronit ve Rumlara propaganda yapıyor. Amaç oy almak mı?
Yok canım... Onun amacı "Girne bizimdir" imajını
güçlendirmek. Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas'ı bunu bile bile,
Dışişleri Bakanlığı'ndan da habersiz buyur
ediyor...
Bir başka teslimiyet gafı... Rum Merkez Bankası bir konferans
düzenliyor. Baş konuşmacı, Papadopulos... Konferansın
davetiyeleri Kuzey Kıbrıs'ta KKTC Dışişleri
Bakanlığı Enformasyon Dairesi tarafından
dağıtılıyor. Sanki KKTC Dışişleri
Bakanlığı Papadopulos'a bağlıymış, onun
hizmetkârıymış gibi...
Papadopulos, Rum egemenliğinde bir Kıbrıs kurmakta
kararlı... Bizimkileri adam yerine koymuyor.
Bizimkilerin bu muameleden rahatsız olduğu da pek gözlenmiyor...
Erdoğan, "Cumhuriyet'e lafla sahip çıkılmaz"
demiş.
Doğru... İşte onun için on binler Anıtkabir'e
çıkıyor...
Haldun Ertem
İlginç
ifşaat...
Başbakan Erdoğan, Danıştay'a
yapılan saldırıyla ilgili konuşurken arada şunu
söylüyor:
"Bu ülke Necip Hablemitoğlu cinayetini yaşamış,
sonrasında her şey örtbas edilmiş bir ülke. Bazı derin
noktalara doğru yol alan bir komplo olabilir."
Necip Hablemitoğlu öldürüldüğünde AKP iktidarda idi. Suikastın
ardından 3.5 yıl geçti. Bugün iktidarda olan parti yine AKP...
Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili kim, neleri örtbas etti? Başbakan
bunu kamuoyuna açıklamalıdır.
Aksi takdirde faili meçhul cinayeti örtbas edenlerden biri de o olur...
Biri size ölü numarası yaparsa siz de onu gömme numarası
yapın...
Togo sözü
Londra'da balo...
Türk -
İngiliz Ticaret ve Sanayi Odası (TBCCİ) yıllık balosu
19 Mayıs akşamı Londra'da Kensington Royal Garden otelinde
yapılıyor... Başkanlığını Remzi Gür'ün
yaptığı TBCCİ, bu yıl Devlet Bakanı Ali
Babacan'ı konuk ediyor. Babacan Türk ve İngiliz
işadamlarına yaptığı konuşmada çeşitli
konulara temas ediyor... Ancak 19 Mayıs'la ilgili tek söz sarf etmiyor.
Konuşmasında bir de hayali tespit yapıyor:
- Türkiye'de aç ve fakir insan kalmamıştır...
Türkiye'yi hiç görmemiş olanlar bunu duyunca çok mutlu oluyor. Türkler
önlerine bakıyor...
MELIH ASIK MILLIYET 21/05/06
Rumların
'hayır' seçimi
21/05/2006
RADİKAL - LEFKOŞA -
Başkanlık sistemiyle yönetilen Kıbrıs Rum halkı
parlamentodaki 56 vekili belirlemek için bugün sandık başında.
Seçimin AKEL/DİKO hükümetini değiştirmesi beklenmiyor. 500 bin
seçmenin oy kullanacağı seçimi iktidardaki komünist AKEL'in
kazanması kesin. Anketlere göre Annan Planı'na 'hayır' diyen
AKEL yüzde 32'yle önde. Rum lideri Tasos Papadopulos'un DİKO'su yüzde
18'de. Annan Planı'nı destekleyen DİSİ yüzde 31'de.
'Hayırcı' Papadopulos'un hesabı, AKEL desteğiyle 2008'de
yeniden seçilmek.
Güney'de seçim heyecanı
Rum halkı,
Rum meclisindeki 56 sandalyenin yeni
sahiplerini
belirlemek üzere bugün sandık başına gidiyor
Güney'de seçim
heyecanı
BAZI KIBRISLI
TÜRKLER DE OY KULLANACAK... Rum meclisindeki 56 sandalyenin belirleneceği
seçimler, meclise girme başarıları veya
başarısızlıklarına göre kaderleri belirlenecek olan
küçük partiler için ve bu partilerin, geçmişte Rum siyasi
yaşamında baş rol oynayan liderlerinin siyasi gelecekleri
açısından büyük önem taşıyor. Yeni yüzlerin ve çok
sayıda kadın adayın yarışıyor olması ve bu
yıl Kıbrıslı Türklere de, Güney Kıbrıs'ta daimi
ikamet etmeleri şartıyla seçme-seçilme hakkı verilmiş
olması, bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden bazıları
ANKET SONUÇLARI
AKEL'İ İŞARET EDİYOR... Yapılan son anketlere
(RİK/ 12 Mayıs) göre, AKEL'in % 32,3'lük oranla seçimlerden birinci
parti olarak çıkması bekleniyor. AKEL'i % 30,7 oranıyla
DİSİ'nin izleyeceği, DİKO'nun % 18,6; KS EDEK'in % 7,9;
EUROKO'nun % 5; Ekologlar'ın %3,3; EDİ'nin % 1,2; KEP'in (Özgür
Vatandaşlar Hareketi) % 0,6 oranında destek bulacağı tahmin
ediliyor. Kararsız seçmenlerin oranı % 7,1; oy pusulasını
boş bırakacakların oranı % 2,6 olarak beklenirken; anketlere
katılan %0,3 oranında seçmen yanıt vermek istemiyorum veya
bilmiyorum yanıtını verdi. Bu veriler
ışığında, 56 sandalyenin 18'ini AKEL, 18'ini
DİSİ'nin, 11'ini DİKO'nun, 5'ini EDEK'in, 3'ünü EUROKO'nun ve
1'ini de Ekologlar'ın alacağı hesap ediliyor
Rum halkı,
Rum meclisindeki sandalyelerin yeni sahiplerini belirlemek üzere bugün
sandık başına gidiyor.
Rum
meclisindeki 56 sandalyenin belirleneceği seçimler, meclise girme
başarıları veya başarısızlıklarına göre
kaderleri belirlenecek olan küçük partiler için ve bu partilerin, geçmişte
Rum siyasi yaşamında baş rol oynayan liderlerinin siyasi
gelecekleri açısından büyük önem taşıyor. Yeni yüzlerin ve
çok sayıda kadın adayın yarışıyor olması ve
bu yıl Kıbrıslı Türklere de, Güney Kıbrıs'ta
daimi ikamet etmeleri şartıyla seçme-seçilme hakkı verilmiş
olması, bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden bazıları.
Rum
Meclisi'ndeki 56 sandalye için, siyasi partiler AKEL, DİSİ,
DİKO, KS EDEK, EDİ, Ekologlar ve Çevreciler Hareketi, EUROKO,
EURODİ, Özgür Vatandaşlar Hareketi, Sosyalist Halk Hareketi ve
Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların adayları ve
bağımsız adaylar yarışıyor. Maronit, Ermeni,
Latin grupların çıkaracağı vekiller, Rum Meclisi'nde oy hakkına
sahip olmayan, ancak kendi dini gruplarının sorunlarını meclise
aktaran aracılar olacak.
Toplam 495
adayın yarışmakta olduğu seçimler çerçevesinde, 500 bin 606
kayıtlı seçmen için 1216 seçim merkezi oluşturuldu.
Kayıtlı seçmenler arasında 270 civarında da
Kıbrıslı Türk bulunuyor. Seçimin ilk resmi
sonuçlarının bu gece saat 21.00 civarında alınması,
tercih oylarının sayımının ise geceyarısına
kadar sürmesi bekleniyor. İlk seçim sonuçları, saat 17:10'dan
itibaren 44 seçmenin bulunduğu Baf'a bağlı Gilinya, 49 seçmenli
Milyu ve de 45 seçmenin bulunduğu Larnaka'ya bağlı
"Mennoya" (Ötüken) köylerinden alınacak.
Anketlere göre,
AKEL seçimden
birinci parti
olarak çıkacak
Yapılan
son anketlere (RİK/ 12 Mayıs) göre, AKEL'in % 32,3'lük oranla
seçimlerden birinci parti olarak çıkması bekleniyor. AKEL'i % 30,7
oranıyla DİSİ'nin izleyeceği, DİKO'nun % 18,6; KS
EDEK'in % 7,9; EUROKO'nun % 5; Ekologlar'ın %3,3; EDİ'nin % 1,2;
KEP'in (Özgür Vatandaşlar Hareketi) % 0,6 oranında destek
bulacağı tahmin ediliyor. Kararsız seçmenlerin oranı % 7,1;
oy pusulasını boş bırakacakların oranı % 2,6
olarak beklenirken; anketlere katılan %0,3 oranında seçmen yanıt
vermek istemiyorum veya bilmiyorum yanıtını verdi.
Bu veriler
ışığında, 56 sandalyenin 18'ini AKEL, 18'ini
DİSİ'nin, 11'ini DİKO'nun, 5'ini EDEK'in, 3'ünü EUROKO'nun ve
1'ini de Ekologlar'ın alacağı hesap ediliyor.
Seçim
çerçevesinde, 2 bin 800'ü aşkın polis, bu akşamdan itibaren
alarm durumuna geçecek. Seçim dolayısıyla, RMMO'nun da tedbirlerini
artırması bekleniyor. Polisler, seçim merkezileri ve siyasi parti
merkezleri etrafında sürekli devriye gezecek, Rum Polis Genel
Müdürlüğü ve diğer bölge müdürlüklerinde de kriz masaları
oluşturulacak.
KIBRIS 21/05/06
İzolasyonlardan kurtulmak için lobi faaliyetleri
artırılmalı
|
Ambargolu"
grubunun düzenlediği "Sessiz Yürüyüş" programına
katılmak için sanatçıAyhatun Ateşin ile birlikte Londra'da
bulunan Oya Talat, İngiltere'deki yurttaşları
işbirliğine çağırdı: İzolasyonlardan
kurtulmak için lobi faaliyetleri artırılmalı YOĞUN
TEMASLAR... Ambargolu (Embargoed) grubunun düzenlediği "Sessiz
Yürüyüş" programına katılmak üzere Londra'da bulunan
Yurtsever Kadınlar Birliği (YKB) Başkanı ve
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın eşi Oya Talat ile
seramik sanatçısı Ayhatun Ateşin, Londra Türk Radyosu'nda bir
programa katıldı; Kıbrıslı Türklerin örgütlerini ziyaret
etti; Ambargolu'nun Başkanı, dünyaca ünlü moda
tasarımcısı Kıbrıslı Türk Hüseyin Çağlayan
ve Belediye Meclisinin Kıbrıslı Türk üyeleriyle de yemeklerde
bir araya geldi ÇÖZÜM
İÇİN HERKES ÇALIŞMALI... Londra Türk Radyosu'nda Mustafa
Güllü'nün hazırlayıp sunduğu "Kıbrıs
Masası-Özel" programına canlı yayın konuğu olan
Oya Talat, izolasyonlar altında inleyen Kıbrıslı
Türklerin, bundan kurtulması için dünyada lobi faaliyetlerini
artırması gerektiğine işaret ederek, Kıbrıs
sorununun hem Kıbrıslı Türkleri hem de Rumları
etkilediğini, ağlayan, kanayan yürekler
bıraktığını kaydetti ve çözüm için herkesin
çalışmasını ve çözüm isteyen Kıbrıs Türk
halkının varlığının kabulü için destek
istediklerini anlattı Özgül Gürkut
MUTLUYAKALI Ambargolu
(Embargoed) grubunun düzenlediği "Sessiz Yürüyüş"
programına katılmak üzere Londra'da bulunan Yurtsever Kadınlar
Birliği (YKB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın eşi Oya Talat ile seramik sanatçısı Ayhatun
Ateşin, Londra Türk Radyosu'nda bir programa katıldı;
Kıbrıslı Türklerin örgütlerini ziyaret etti; Ambargolu'nun
Başkanı, dünyaca ünlü moda tasarımcısı
Kıbrıslı Türk Hüseyin Çağlayan ve Belediye Meclisinin
Kıbrıslı Türk üyeleriyle de yemeklerde bir araya geldi. Kıbrıslı
Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması amacıyla
faaliyet gösteren Ambargolu grubunun, sanatçı Ayhatun Ateşin'in 50
çift seramik kadın ayakkabısından oluşan sergisi
"Sessiz Yürüyüş"ten esinlenerek organize ettiği ve
kadınlar arasında köprüler kurmayı amaçlayan etkinliğinin
önceki günkü ilk gününde yoğun bir program yaşandı. KKTC Londra
Temsilcisi Namık Korhan'ın ve kurumunun organize ettiği Cem
Kafkas konseri için Londra'da bulunan BRTK Müdürü Hüseyin Gürşan'ın
da katıldığı program uyarınca, Oya Talat ile Ayhatun
Ateşin, önceki sabah ilk olarak Londra Türk Radyosu'nda Mustafa
Güllü'nün hazırlayıp sunduğu "Kıbrıs
Masası-Özel" programına canlı yayın konuğu
oldu. Programda
Sessiz Yürüyüş'ü anlatan Oya Talat, tüm dünyada barışı
kadınların yaptığını, kendisinin de
yıllardır Kıbrıs'ta barış için çaba gösteren
Yurtsever Kadınlar Birliği'nde
çalıştığını anlattı.
Cumhurbaşkanı'nın eşi olma sorumluluğu da
taşıdığına işaret eden Oya Talat, Ayhatun
Ateşin'le başlattıkları yürüyüşü, kalıcı
işbirliklerine çevirmek ve yüreği Kıbrıs için çarpan
herkesi buluşturmak istediklerini söyledi. "İçinde
çığlıklar barındıran sessiz yürüyüş" "Bu
Sessiz Yürüyüş içinde çığlıklar
barındırıyor" diyen Talat, desteğe ihtiyaç
duyduklarını belirterek, Londra'da yaşayan
Kıbrıslı Türkleri de işbirliğine çağırdı. Felsefi bir
birliktelik içinde olduklarını, politik taraf olarak
algılanmaması gerektiğini kaydeden Oya Talat,
Kıbrıslı Türklerin dünyayla kucaklaşmasını
hedeflediklerini vurguladı. Oya Talat,
izolasyonlar altında inleyen Kıbrıslı Türklerin, bundan
kurtulması için dünyada lobi faaliyetlerini artırması
gerektiğine işaret ederek, Kıbrıs sorununun hem
Kıbrıslı Türkleri hem de Rumları etkilediğini,
ağlayan, kanayan yürekler bıraktığını kaydetti
ve çözüm için herkesin çalışmasını ve çözüm isteyen
Kıbrıs Türk halkının varlığının
kabulü için destek istediklerini anlattı. Talat,
"birlikte yürür, enerjimizi sinerjiye çevirebiliriz.
Sessizliğimizi, sese dönüştürmek hepimizin katkısıyla
olacak" dedi. "Farklı
yoldan çıkıp buluşan ayakkabılar" Sanatçı
Ayhatun Ateşin ise, farklı dil, farklı din, farklı
fikirde olunsa bile, aynı gönül birliğiyle adım
atılabileceğini kaydederek, değişik renk ve biçimlerdeki
ayakkabıların, farklı noktalardan çıkmış
olsalar da, yollarının kesişip aynı doğrultuda
hareket edebildiğini söyledi. Ateşin,
"Birler onlar, onlar yüzler olabilir, el ele verebilirsek
Tıpkı pabuçlar gibi" diye konuştu. Sanatta da
politikada da, yani yaşamın her alanında atılacak her
adımda, hoşgörü olması gerektiğini vurgulayan
Ateşin, kin ve önyargıdan uzak davranıldığı
ölçüde başarıya varılacağını belirtti ve
birliktelik yanında, insanların büyümesi için hedef belirlenmesi ve
bu hedef yönünde azimle ve cesurca adımlar atılması
gerektiğini vurguladı. Ateşin,
atılan her adımın aslında bir yolculuk olduğunu ve
bu yolculuğun hedeflerde köprüler kurup yaşamdaki merhabaları
yarınlara umutla taşımayı içerdiğini belirtti.
Ateşin, "uzatılan her el yakalanmalı, omuz omuza
adım atılmalı" diye konuştu. Çağlayan'la
öğle yemeği Yurtsever
Kadınlar Birliği (YKB) Başkanı ve
Cumhurbaşkanı'nın eşi Oya Talat ile seramik
sanatçısı Ayhatun Ateşin, öğle yemeğinde Londra'da
yaşayan dünyaca ünlü Kıbrıslı Türk moda
tasarımcısı ve Ambargolu'nun Başkanı Hüseyin
Çağlayan'la bir araya geldi. Kıbrıslılar
sorunlarını aktardı Daha sonra
Southwark Kıbrıslı Türk Derneği'ne giden Talat ile
Ateşin, Başkan Hulusi Yürüten ve dernek üyeleriyle sohbet
fırsatı buldu, yaşlıların bakımı konusunda
çalışan derneğin üyelerinin sorularını
yanıtladı. Sohbet sırasında bölge milletvekili Harriet
Harman da derneği ziyaret etti. Southwark
Kıbrıslı Türk Derneği üyeleri, Harman'a,
Kıbrıslı Türklerin izolasyonlar yüzünden Kuzey
Kıbrıs'a direkt uçuş yapılamamasını, posta
haberleşmesinde ve havaalanında karşılaştıkları
zorlukları ve ev bulma gibi sıkıntılarını
aktararak, yardım istedi. Konuşmalarda
ise, Tanıtma Dairesi'nin çalışmalara daha fazla destek vermesi
ve gençlerin askerlik konusundaki beklentileri üzerinde duruldu ve
Kıbrıslı Türkler Masası kurulması için geçmişte
verilen sözlerin yerine getirilmesi istendi. Oya Talat
ise, sohbet sırasında, halkın, seçtiklerinin lehlerine
çalışması için baskı yapması gerektiğini
belirterek, Kıbrıslı Türklerin dünyada yeterince lobi
faaliyeti yapamadığını, daha örgütlü ve bilinçli çalışmak
gerektiğini söyledi. Farklılıkların
ortak zenginlik olduğunu belirten Talat, Kıbrıs'ın,
Kıbrıslı Türk ve Rumların ortak yaşayacağı
bir ada olması için seslerin birleştirilmesi gerektiğine,
özellikle kadınlar arasında dayanışmanın önemine
inandığını anlattı. Oya Talat,
YKB'nin kuruluş sürecinden ve amaçlarından bahsederek,
"Kıbrıs'ta bir daha savaşlar, göçler
yaşanmasın, şehitler verilmesin" diye
çalıştıklarını belirtti. Kuzey Kıbrıs'ta
şu anda, barışçı tavırla dünyaya entegre olma görüşü
taşıyan bir iktidar bulunduğunu kaydeden Talat, Rum
tarafından karşılık görülemediğini, bunun
kırılması için izolasyonların kalkması ve
karşılıklı köprüler kurulması gerektiğini ifade
etti. KKTC Londra
Temsilcisi Namık Korhan ise, askerlikle ilgili Bakanlar Kurulu'na
sunulmuş bir çalışma bulunduğunu öğrendiğini
belirterek, yasa tasarısının önümüzdeki haftalarda meclis
gündemine girmesinin beklendiğini söyledi. Kıbrıs
Türk Kadınlar Projesi Oya Talat ile
Ayhatun Ateşin, daha sonra, "Kıbrıslı Türk
Kadınlar Projesi" binasına giderek burada çeşitli
örgütlerin temsilcisi kadınlarla yuvarlak masa toplantısına
katıldı. Ayhatun
Ateşin, Sessiz Yürüyüş çalışmasının nasıl
doğup geliştiğini anlatırken, sanatta da politikada da
çıkılan yolculuğun köprüler kurabileceğini söyledi.
"Sessiz Yürüyüş'ün çığlıklar atabileceğine
inanıyorum" diyen Ateşin, kadınların öncü
olduğunu vurguladı. Oya Talat
ise, kadın ve barış konseptiyle, Ayhatun Ateşin'le
buluştuklarını, YKB'nin yaptığı faaliyetleri,
Kıbrıs Türk halkının geçirdiği süreçleri
anlattı. Oya Talat,
Kıbrıslı Türk Kadınlar Linki
oluşturulmasını da önerdi. Toplantıya
katılan Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türk kadın
temsilciler ise, yaşadıkları sorunları ve
Kıbrıs'a bakışlarını anlattı. Toplantıda,
benzer toplantı ve etkinliklerin devamı için karar
alınırken; yapılabilecek etkinlikler üzerinde de duruldu. Oya Talat ile
Ayhatun Ateşin, gece yemeğinde ise, Belediye Meclisinin
Kıbrıslı Türk üyeleriyle bir araya geldi. Talat,
görüşmede, Kıbrıs'tan getirdiği hediyeleri de takdim
etti. Oya Talat ve
Ayhatun Ateşin'in dünkü programında ise , Ali Rıza
Değirmencioğlu Türk Okulu'nu ziyaret ederek, "Sessiz
Yürüyüş: Kıbrıslı Türk Kadınlar ve
Kıbrıslı Türklerin İzolasyonunu Sona Erdirme
Kampanyası" adlı seminere katıldı Daha sonra Talat
ve Ateşin, Mehmetçik Spor Kulübü'nün düzenlediği baloya
katıldı. Türk okuluna
ziyaret Yurtsever Kadınlar
Birliği Başkanı ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın eşi Oya Talat, Londra'daki temasları çerçevesinde dün
Wood Green bölgesindeki St. Thomas More Ortaokulu'nda faaliyet gösteren Ali
Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu'nu ziyaret etti. Sanatçı
Ayhatun Ateşin'le birlikte Ambargolu grubunun Sessiz Yürüyüş
etkinlikleri için Londra'da bulunan Oya Talat, 300 öğrencinin 16
öğretmen eşliğinde Türkçe eğitim gördüğü Ali
Rıza Değirmencioğlu İlkokulu'nda, Okul Başkanı
Sevtap Kemal, yönetim kurulu üyeleri, veliler ve öğrencilerle
görüştü. Talat ve Ateşin'in okulu ziyareti büyük ilgi gördü. Ziyaret
sırasında Talat ve Ateşin'e porselen ayakkabı
armağan edildi. Daha sonra Oya Talat ve Ayhatun Ateşin,
sınıfları gezerek öğretmen ve öğrencilerle sohbet
etti. Oya Talat, Londra'daki tüm Türk okullarını ziyaret etmek
istediğini, ancak kısıtlı süredeki programına sadece
bir okul koyabildiğini belirterek, diğer okulları da bundan
sonraki gelişlerinde ziyaret edeceği sözünü verdi. Oya Talat,
okulu ziyaretinde yaptığı konuşmada, sıcak
karşılama için teşekkür ederek, İngiltere'de yaşayan
Kıbrıslı Türklerle diyaloğun daha da gelişmesi için
adımlar atmaya devam edeceklerini söyledi. Kadınların
barışa yürüyüşünün, sanatçı Ayhatun Ateşin'in Sessiz
Yürüyüşü'yle birleşince ortaya bu projenin
çıktığını kaydeden Talat, Londra'daki
Kıbrıslı Türklerle köprülerde eksiklikler bulunduğunu,
kopukluk yaşandığını, ancak bunların
Kıbrıs Türk halkının dünyaya açılma çabaları
çerçevesinde şimdi daha hızlı giderileceğini
anlattı. Kıbrıslı
Türklerin dünyadaki varlığının sürmesi için farklı
görüşlerdeki herkesin bir araya gelebilmesi gerektiğine işaret
eden Oya Talat, Türkiye'de yaşayan Kıbrıslı Türklere daha
önce yaptığı çağrıyı, şimdi
Londra'dakilere yapmak istediğini belirtti ve barışı
yaratan, sevgiyi yücelten kadınların, evlatlarının daha
refah ortamlarda yaşaması için bundan sonraki yolculuğa
birlikte çıkmasını istedi. Sanatçı
Ayhatun Ateşin ise, çocukların düşüncelerine
karışmamak, ama yol gösterici olmak gerektiğini belirterek,
"yürüyüşümüz hep birlikte devam edecek" dedi. Ali Rıza
Değirmencioğlu Türk Okulu Başkanı Sevtap Kemal ise, Oya
Talat ve Ayhatun Ateşin'in başlattığı projeyi her
zaman destekleyeceklerini belirterek, "inşallah
Kıbrıs'ımızda barış içinde güzel günler
göreceğiz" dedi. Emekli
öğretmen Akıle Işın ise, Londra'da ilk açılan Türk
okulu olan Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu'na her zaman
destek verdiğini belirterek, 1961 yılında Londra'ya
geldiğinde Türk olduğunu utanarak söyleyen çocukların,
şimdi Türk okulları sayesinde hem Türkçelerini ilerlettiğini,
hem de benliklerini bulduğunu söyledi. Okulun
kurucusu merhum Ali Rıza Değirmencioğlu'nun eşi Pelin
Değirmencioğlu ise, elbirliğiyle tüm çalışmalara
destek verdiklerini belirterek, Oya Talat ve Ayhatun Ateşin'in
çalışmalarına başarı diledi. |
KIBRIS 21/05/06
Annan planının kabulü için harcanan paralar
Annan
planının her iki taraftan da kabulünü sağlamak için BM
tarafından harcanan paralarla ilgili olarak, Atina'nın ETNOS
gazetesinde yeni bilgiler yayımlandı.
Simerini
gazetesi, ETNOS'un, konuyla ilgili olarak, UNOPS (UN Office For Project)
belgelerini yayımladığına da dikkat çekti.
Fileleftheros
gazetesi de, ETNOS'un ifşa ettiği UNOPS belgelerinin, Annan
planının ileriye götürülmesi için 24 Nisan referandumdan kısa
bir süre önce dahi, iki toplumlu projeler için milyonlarca dolar
harcandığını gösterdiğini, esas sorumluların
isimlerinin gizli kalmasının ise, ısrarla sürdürüldüğünü
yazdı.
Gazeteye göre
UNOPS, referandum döneminde, "BM'nin iyi niyet misyonuna doğrudan
destek ve Annan planının dağıtımının
sağlanması" başlığı altında belli
paraların dağıtımını üstlendi, bu ise Annan
planının kabul edilmesi finansmanının sadece bir bölümünü
kapsıyordu.
UNOPS,
belgelerinde, Rum eski başsavcısı Stella Sulyotis ile UNOPS
ileri gelenleri Andriew Russel ve John Milker'in hararetli görüşmelerinden
söz etmektedir. Belgelere göre, Sulyotis anlaşmazlığa düştü
ve Başsavcılık'tan istifasını sundu, ancak
istifası kabul görmedi.
UNOPS
belgelerinde yer alan Russel'in notlarında, UNOPS'un, BM Genel
Sekreteri'nin talebi üzerine, 508 bin dolar harcandığı, ancak bu
paraların nasıl ve hangi şekilde harcandığı ise
belirtilmiyor.
Gazeteye göre,
notlarda, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto'nun
emrine 270 bin dolar verildiği, Annan planının bölümleri için
160 bin dolar, Annan planının basımı için 188 bin dolar,
özel inisiyatif adı altında 272 bin dolar, "web page and
internet access" başlığı altında 536 bin dolar,
"promations and outreach" başlığı altında
214 bin dolar ve "television" başlığı
altında ise 2 milyon dolar harcandığı gösteriliyor.
Gazeteye göre,
aynı notta, örgütler veya projelerde çalıştırılanlar
veya projelerin gerçekleştirilmesini üstlenenlerin kimlikleri
açıklanmadan, yaklaşık 44 milyon dolar harcandığı
da belirtiliyor.
KIBRIS 21/05/06
|
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 03:48 ET 22 Mayıs 2006 Pazartesi
LEFKOŞA
- Rum meclisine girecek yeni milletvekilleri 5 yıl süreyle görev yapacak.
Seçime katılım yüzde 89.02 oldu. Bu oran 2001 seçiminde yüzde 91.75
idi. Yüzde 10.98 oranındaki seçmen ise sandık başına
gitmedi.
Sonuçlara göre,
milliyetçiliği öne çıkaran küçük partilerin oylarında
artış olduğu görüldü. Rum siyasi partilerinin oy oranları
şöyle:
AKEL:
yüzde 31,16 (2001de yüzde 34,71) Oyu yüzde 3,55 düştü.
Demokratik
Seferberlik Partisi (DİSİ): yüzde 30,33 (2001de 34,00) Oyu yüzde
3,67 düştü.
Demokratik
Parti (DİKO): yüzde 17,91 (2001de yüzde 14,84) Oyu yüzde 3,07 arttı.
Sosyal
Demokratlar Hareketi (EDEK): yüzde 8,91 (2001de 6,51) Oyuyüzde 2,40
arttı.
Avrupa
Partisi (EURODİ): yüzde 5,73 (2001de yüzde 5,16) Oyu 0,58 arttı.
Çevreciler
ve Ekologlar Hareketi: yüzde 1,95
Birleşik
Demokratlar Hareketi (EDİ): yüzde 1,56 (2001de yüzde 2,59) Oyu yüzde 1,03
düştü.
Özgür
Vatandaslar Hareketi (KEP): yüzde 1,22
Avrupai
Demokrasi (EVRODİ): yüzde 0,44
ABDE
FARKLI SEÇİM YORUMLARI
Öte yandan Papadopulosun partisi DİKOnun yükseliş kaydederken;
iktidar ortağı komünist AKELin birinci parti konumunu koruması
ABde farklı yorumlara neden oldu.
Avrupa
Komisyonu yetkilileri, seçimlerden çıkan sonucun KKTCnin yararına
olabileceğini belirtiyor. Zira komisyon yetkililere göre Papadopulos,
Türkiyenin limanlarını açması talebinin yerine gelebilmesi için
ABnin de KKTCye yönelik izolasyonları kaldırması
gerekeceğini biliyor.
Komisyon
yetkililerine göre bu da Kıbrıs sorununun çözümü için değil ama
statükonun taraflar yarına değişmesi için bir fırsat
penceresi yaratıyor.
Ancak ABye üye ülkelerin diplomatlarına göre seçim sonuçları aksine
Türkiye aleyhine, hatta Papadopulosun Türkiyeye yönelik sert tutumunun
meyvesi. AB diplomatları, önümüzdeki dönemde Rum liderin Türkiyeye
karşı sert bir politika izlemeyi sürdüreceği görüşünde.
Bu oyunun galibi
Papadopulostur
Aslında
AKELin seçimi birinci , DİSİnin de ikinci sırada bitirmesi çok
önemli değil.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 05:19 ET 22 Mayıs 2006
Pazartesi FEHMI GURDALLI
İSTANBUL
- Rum Kesimindeki seçimin haber değeri taşıyan tek unsuru, hem
AKEL hem de DİSİnin yaklaşık yüzde 3.5 oy kaybetmesi ve
Tasos Papadopulosun Partisi DİKOnun oylarını en fazla
artıran parti olması.
Çok farklı
bir sonuç beklediğimden değil ama seçim sonucunu ilk duyduğumda
keyfim kaçtı. Sandıktan çıkan oylar, Kıbrıslı
Türklere neredeyse azınlık haklarını bile çok gören bir
zihniyetin politikalarının onaylanması anlamına geliyor.
Peki böyle bir düşünceyle, Kıbrıslı Rumlar ile Türkler
arasında nasıl bir ortaklık kurulacak?
Kişisel temennileri bir yana bırakırsak, Papadopulosun
zaferinin haklı bir başarı olduğu şüphe götürmez. Zira
72 yaşındaki Rum liderin referandumdan birkaç hafta önce, 7 Nisan
2004te televizyondan yaptığı ve gözyaşları içinde
halktan Annan Planını reddetmesini istediği
konuşmasındaki tüm öngörüler doğru çıktı. Eğer
politikada doğru öngörü bir meziyetse, bu oyunun galibi Papadopulostur.
Halk plana hayır derse etkileri ne olacak sorusu soruluyor. Egemen
Kıbrıs halkı oyu ile planı reddederse Kıbrıs
Cumhuriyeti (Rum yönetimi) bir hafta içinde tam ve eşit bir şekilde
AB üyesi olacak. Kıbrıs Cumhuriyetini siyasi açıdan
korumamız için koymuş olduğumuz bir stratejik hedefe
ulaşmış olacağız. Bu girişimin Kıbrıs
sorununun çözümü için son fırsat olduğu görüşü doktrinciliktir
ve uluslararası siyaset kurallarının bilinmediğini göstermektedir.
Bu girişimi sağlayan temel parametreler 25 Nisandan sonra da var olmaya
devam edecek. Kıbrıs Cumhuriyetinin AB üyeliği kesin.
Ayrıca Türkiyenin AB üyelik süreci de devam edecek ve böylece Ankara
Avrupa müktesebatını yerine getirmesi açısından sürekli
değerlendirme altında olacak. Bölgemizde barışın ve
iyileşmenin sağlanması yönünde uluslararası ilgi devam
edecek. AB ülkeleri gibi önemli ülkelerin, sahte devleti tanıması
yönünde koşullar mevcut değil. Çünkü bu devletler zaten
Kıbrıs Cumhuriyeti ile üyelik anlaşmasını
imzaladılar ve bu anlaşma bu yönde bir tanınmayı yasaklıyor.
Uluslararası tecrit konusunda söylenenler ise, içi boş korkutmalardan
ibaret. Kıbrıs Cumhuriyeti, Doğu Akdenizdeki yükseltilmiş
role ve sorumluluğa sahip olan tek ülke olacak.
Papadopulosun uzun konuşmasından
yapılan bu alıntı, bu oyundaki rol arkadaşını da
işaret ediyor; AB. Papadopulosun seçim başarısındaki en
büyük rol, hiç şüphesiz, onun öngörülerini boşa çıkartmayan AB
ülkeleridir.
Annan Planının büyük çoğunlukla reddedilmesinin ardından
Rum kesimi hiçbir fatura ödemediği gibi, bugün Türkiyenin müzakere
sürecini tehdit eden, şantaj yapan bir Birlik üyesidir.
Belki daha da önemlisi, bırakın KKTCnin tanınmasını,
aradan geçen iki yılı aşkın bir sürede,
Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonlar
kalkmamıştır ve kazanımlar çok kısıtlıdır.
Ne vaat edilen serbest ticaret başlatılmıştır ne
doğrudan uçuşlar. Zaman, AB başta olmak üzere uluslararası
toplumun uyarılarına aldırmayan Rum lideri haklı
çıkarmıştır ve o da şimdi haklı zaferinin
tadını çıkarmaktadır.
DİKOnun başarısında en büyük paya sahip olan AB, geçen 2
yıldaki tutumunu değiştirmezse, 2008deki başkanlık
seçiminde de Tasos Papadopulosa yeni bir zafer kazandıracaktır.
AB'den liman sorununa çözüm önerisi
22 Mayıs, 2006 11:50:00 (TSİ) CNN TURK
Barçın Yinanç / CNN TÜRK
Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye ile Kıbrıs Rum Kesimi
arasındaki limanlar sorununu aşmak için yeni bir formül
geliştirdi. Komisyon, sorunun çözümü için Avrupa Birliği Adalet
Divanına (ABAD) gidilmesini önerdi.
Kıbrıs Rum
Yönetimi, ABye üye olduktan sonra Birlik ile Türkiye arasındaki Gümrük
Birliği Anlaşması çerçevesinde Türk limanlarının
gemilerine açılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye ise, KKTCye yönelik izolasyonlar kalkmadan Rum Kesimi lehine adım
atmak istemiyor.
Avrupa Komisyonu yetkilileri, Türkiyenin limanları açmamasının
kısa vadede ciddi bir krize yol açacağı görüşünde.
'İki taraf arasında hukuki ihtilaf var' noktasından hareket eden
Komisyon, bu ihtilafın çözümü için ABADa başvurulmasını
önerdi.
"Karar Türkiye'ye zaman kazandırır"
Komisyon, Türkiye ile AB arasındaki karar organı olan Ortaklık
Konseyinde bu yönde bir karar alınması konusunda Ankaranın
nabzını yokladı.
Ankara ile temasa geçen Komisyon yetkilileri bu yıl kimse sorun
yaşanmasını istemiyor diyerek, ABADa gidilmesinin krizin en
azından bir süreliğine ertelenmiş olacağına
işaret etti.
ABADın karar almasının en az iki yıl süreceğini
vurgulayan Avrupa Komisyonu 'bu Türkiyeye de zaman kazandırır'
görüşünü savundu.
Rumlar Gümrük Birliği Anlaşması uyarınca Türkiyenin
limanları açması gerektiğini savunuyor. Bu görüş AB içinde
de destek buluyor.
Ankara limanların açılmasına karşı
Türkiye ise limanlar konusunun hizmetler alanına girdiğini, Gümrük
Birliği'nin ise hizmetleri kapsamadığını öne sürüyor.
Ancak bu tezin güçlü hukuki dayanaktan yoksun olduğu Türk tarafınca
da biliniyor. ABADın Türkiye aleyhine karar alacağına kesin
gözüyle bakılıyor.
Bu nedenle Komisyonun önerisinin Ankara tarafından kabul edilme
şansı düşük gözüküyor.
Rumlar müzakerelerin başlaması kararının verildiği 3
Ekim öncesinde limanların açılmamasının müzakere sürecini
etkileyeceği yönünde ABden karar çıkarmıştı.
Başbakan Erdoğanın ise AB KKTCye verdiği sözleri yerine
getirmeden limanlar konusunda en ufak adım atılmaması yönünde
talimatı var.
Ankara limanların açılmaması durumunda Gümrük Birliği ile
ilgili birkaç başlık altında müzakerelerin
açılmayacağı, müzakere sürecinin genelinin ise
etkilenmeyeceği beklentisinde.
Papadopulos
oylarını artırdı
LEFKOŞA (A.A)
Kıbrıs Rum kesiminde, 56 üyeli meclisin yeni üyelerini belirlenmek
üzere dün yapılan seçimde birinci olan AKEL ile ana muhalefet Demokratik
Seferberlik Partisi (DİSİ) 18'er milletvekili kazandı. Rum
meclisine 6 parti girdi.
Oylarını 2001 genel seçimlerine göre en fazla
artıran, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un başkanı
olduğu Demokratik Parti (DİKO) ise 11 milletvekili çıkardı.
Oylarında artış olan bir diğer parti Sosyal Demokratlar
Hareketi de (EDEK) meclise 5 milletvekili gönderdi. Avrupa Partisi (EUROKO) 3,
Çevreciler Hareketi ise 1 milletvekilliği kazandı.
2001 seçimine kıyasla oy oranı yüzde 34,71'den yüzde
31,13'e gerileyen AKEL 2 milletvekilliği, oy oranı yüzde 34'ten yüzde
30,34'e gerileyen DİSİ 1 milletvekilliği kaybetti.
Önceki seçime göre oy oranını yüzde 14,84'ten yüzde
17,97'ye çıkaran DİKO ise milletvekili sayısını 2
artırarak meclise 11 sandalye gönderdi.
EDEK, 2001'e göre oy oranını yüzde 6,51'den yüzde 8,91'e
çıkardı, 1 fazla ile 5 milletvekilliği kazandı.
Avrupa Partisi (EURODİ) yüzde 5,75 oyla 3, Çevreciler Hareketi ise yüzde
1,95 oyla 1 milletvekili çıkardı.
56 üyeli Rum meclisinde partilerin milletvekili dağılımı;
AKEL 18, DİSİ 18, DİKO 11, EDEK 5, EUROKO 3 ve ÇEVRECİLER 1
şeklinde oldu.
AKEL, DİKO ve EDEK, Rum hükümetinde koalisyon
oluşturuyordu. Koalisyonun en büyük ortağı oy kaybederken, küçük
ortaklar oylarını artırdı.
RUM SİYASİLERİN AÇIKLAMALARI
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, seçimlerin verdiği mesajların
Rum hükümetini güçlendirdiğini, hükümetin programının daha güçlü
olacağını söyledi.
Birleşik ve özgür bir vatan için harcanan çabalar herkes
için gereklidir diyen Papadopulos, herkesin, önünde bulacağı büyük
tehditleri göğüslemek için hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
Büyük hedeflerini başarmak için çaba harcamaya devam
edeceklerini ifade eden Papadopulos, Hedefimiz, Kıbrıs sorununa
çalışabilir ve yaşayabilir bir çözüm bulunmasıdır
dedi.
AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da, AKEL'in seçimlerde
küçük bir düşüş yaşadığını, ancak seçimlerde
birinci parti olmayı başardığını söyledi.
AKEL'in Kıbrıs sorununa, iki bölgeli, iki toplumlu
federal bir çözüm bulunmasını desteklediğini belirten
Hristofyas, Kıbrıs'ın ev sahipleri Kıbrıslı
Rumlar ve Kıbrıslı Türklerdir dedi. DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis ise DİSİ'nin yeni mecliste 18 sandalye
kazandığını ifade ederek, Yapıcı bir muhalefetle
Kıbrıs sorununa yakında bir çözüm bulunması için mücadele
vereceğiz diye konuştu. Anastasiadis, Kıbrıs sorununun
çözümünün, adanın yeniden birleşmesi için bir çözüm olması
gerektiğini belirtti.
PAPADOPULOS ÖDÜLLENDİRİLDİ
DİKO Başkan Vekili Nikos Kleanthus, DİKO'nun halkın oyuyla
önemli bir artış sağladığını belirtti.
Kleantus, seçim sonuçlarının, Papadopulos ve DİKO'nun
Kıbrıs sorununda sürdürdüğü politikayı
ödüllendirdiğini söyledi.
EDEK Başkanı Yannakis Omiru da, Kıbrıs Rum
halkının, EDEK'in verdiği mesajları kabul ettiğini ve
mecliste güçlü bir EDEK olmasına karar verdiğini kaydetti. Omiru,
Seçimler EDEK'in 37 yıllık yaşamını
onurlandırdı dedi.
EUROKO Başkanı Dimitris Silluris ise partisinin
kazandığı oyların tatmin edici olduğunu, partisinin
önceliğinin Kıbrıs sorunu olduğunu belirtti.
Çevreciler Hareketi Genel Sekreteri Yorgos Perdikis,
sonuçların partisi için fena olmadığını ifade ederek,
partisinin yeni mecliste 1 sandalye kazandığını belirtti.
EDİ BAŞKANI İSTİFA EDİYOR
Seçimde az bir farka meclise giremeyen, Annan Planı'na Evet
kampanyası yürüten Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ)
Başkanı Mihalis Papapetru, seçim sonuçlarından dolayı
istifa edeceğini açıkladı. EDİ'nin haziran ayında
yapılacak olağanüstü kurultayında istifasını
sunağını bildiren Papapetru, seçim yenilgisinin
sorumluluğunu üstlendiğini söyledi. Papapetru, Kıbrıs Rum
toplumu bizim verdiğimiz mesajları kabul etmiyor ve bu
başarısızlığın sonuçlarını
üstleniyorum dedi.
EDİ'den, Güney Kıbrıs'ta yaşayan
Kıbrıslı Türk Neşe Yaşın da milletvekili
adayı olmuştu. EDİ 2001 genel seçimlerinde yüzde 2,16
oranında oy alarak 1 milletvekilliği kazanmıştı.
EDİ dün yüzde 1,56 oranında oy alabildi.
HURRIYET 22/05/06
'Ohi'
iktidarı daha da güçlendi
|
|
|
Papadopulos: Siyaset
değişmez. |
Annan Planı'na
'Ohi' (Hayır) dedirten Papadopulos ile ortakları, dünkü seçimde
oyların yüzde 61'ini aldı. Bir Rum yazar, seçimi 'Muz
cumhuriyeti'ndeki deli siyasetinin kutlaması' diye niteledi
22/05/2006
RADIKAL
SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA
- Kıbrıs'ın güney yarısı, Annan Planı'na
referandumda 'Ohi' (Hayır) demesinden iki yıl sonraki ilk seçim için
dün sandığa gitti. Başkanlık sisteminin hâkim olduğu
Rum Yönetimi'nde 56 vekilin belirlendiği seçimde 495 aday
yarışırken, yarım milyon seçmen sandığa
çağrıldı. Sonuç, 'Ohi'nin başını çeken Rum lider
Tasos Papadopulos ile destekçilerinin elini güçlendirdi. Papadopulos'un
liderliğindeki DİKO oy oranını 14.8'den yüzde 17.9'a
çıkardı. Baş ortağı olan komünist AKEL, yüzde 31.1'le
birinci parti çıktı. İktidardaki beş partilik koalisyon,
oyların yüzde 61'ini topladı. Annan Planı'na 'Evet' diyen ana
muhalefet DİSİ ise yüzde 30.3 oy aldı. Katılım yüzde
89'la 2001'den iki puan düşük kaldı.
Yine de 270 kişilik Türk azınlığa oy kullanma hakkı
ilk olurken, 46 yıldır ilk kez bir Türk bir Rum partisinden
yarıştı. Rum Üniversitesi öğretim görevlisi, yazar
Neşe Yaşın, Birleşik Demokratlar Hareketi'nin (EDİ)
Güney Lefkoşa'da sekizinci adayıydı. KKTC'li gazeteciler
Ledra'dan otobüsle güneye taşındı.
'Girne çarmıhtan
insin'
Papadopulos oy atarken "Kıbrıs politikamız doğru bir
politika. Seçim sonucu değişikliğe yol açmaz. Halkın
değerlendirmesine tamamen güveniyorum" dedi. Parlamento
başkanı ve komünist AKEL'-in genel sekreteri olan Dimitris Hristofyas
da 'Girne milletvekili' olma iddiasıyla, "Her oy
attığımda Kıbrıs ve Girne'nin ne zaman çarmıhtan
ineceğini düşünüyorum" diye konuştu.
'Katil seçilirse...'
Yazar Lukas Haralambos ise Sunday Mail'de çıkan makalesinde, seçimi
"Muz Cumhuriyeti'ndeki deli politikasının kutlaması"
diye niteledi. Haralambos, şunları yazdı:
"Kıbrıs'ta seçim, sağır-dilsizler okulunda Beethoven
konseri gibi. Siyasi olgunluk açısından taş devrindeki bir
halkın seçiminden ne bekleyebilirsiniz? Sorunun baş yaratıcılarını
cumhurbaşkanı seçen bir halk nasıl doğru oy kullanır?
45 yıl sonra hâlâ olgunlaşmayan bu halk, suçu Türklere atmak
amacıyla EOKA kahramanlarının heykellerini bombalayıp Rum
okullarını kundaklayarak, ülkeyi kanlı çatışmaya
sürükleyen yasadışı bir silahlı örgütün komutan
yardımcısını cumhurbaşkanı (Papadopulos)
seçerken, seçimden ne gibi faydalı bir sonuç beklenebilir ki?"
Kilit
isim Tekin 'Kızılelma'cı
|
|
Cem Ersever'le
arkadaş çıkan Tekin'in, 'derin devlet'in KKTC'deki kolu TMT ile de
bağı olduğu öne sürülüyor
22/05/2006
RADIKAL
SONER
ARIKANOĞLU
ANKARA -
Danıştay'a ve Cumhuriyet Gazetesi'ne yönelik
saldırıların kilit ismi olarak aranırken esrarengiz bir
şekilde göğsünden bıçakla yaralanmış halde hastaneye
kaldırılan ve intihar etmek istediği öne sürülen eski
yüzbaşı Muzaffer Tekin'in kimliği, solun ve sağın
milliyetçi kesiminin oluşturduğu 'Kızılelma' koalisyonunu
işaret ediyor. 12 Eylül döneminde ordudan ihraç edilen Tekin'in 'Türkeli'
dergisine yazılar yazdığı belirlendi, evinde 'Türk Solu'
dergisinin tüm sayıları bulundu. Tekin'in, derin devletin KKTC'deki
örgütlenmesi olarak bilinen Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ile de
bağlantılı olabileceği belirtildi.
Ersever'in
sınıf arkadaşı
Harp Okulu'ndan 1972 yılında mezun olan Tekin, JİTEM'in kurucusu
olarak bilinen ve JİTEM'in yasadışı faaliyetlerini
açıkladıktan sonra faili meçhul cinayete kurban giden Cem Ersever'in
sınıf arkadaşı. Tekin'in 12 Eylül döneminde Yüksek Askeri
Şûra kararıyla 'disiplinsizlik' gerekçesiyle Türk Silahlı
Kuvvetleri'nden uzaklaştırılmasına sebep olan olay ise bir
restoran baskını. Tuzla Piyade Okulu'nda yüzbaşı rütbesiyle
görev yapan Tekin'in nöbetçi olduğu bir gece emrindeki dört teğmenin,
daha önce iki teğmen adayının dayak yediği restoranı
bastığı ve bundan Tekin'in sorumlu
tutulduğu, dört teğmen ile birlikte ordudan ihraç edildiği
belirlendi.
Kardeşinin akaryakıt istasyonuna ve tekstil şirketine gidip
geldiği belirtilen Tekin, Kıbrıs gazisi. Tekin'in dikkat çeken
bir özelliği ise Kıbrıs merakı. Tekin'in Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki cumhurbaşkanlığı
seçimi öncesinde dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a destek
için hazırlanan 'Milli davamızın ve Rauf Denktaş'ın
arkasındayız' isimli bildiriye 'emekli subay' sıfatıyla
imza koyduğu belirlendi.
TMT adı 'Sauna'da
da geçti
Bildiride eski Başbakan Bülent Ecevit, Yekta Güngör Özden, Vural
Savaş ve emekli orgeneraller Edip Başer, Doğu Aktulga, Tuncer
Kılınç gibi isimlerin de imzası bulunuyor. Denktaş'a destek
kampanyası kapsamında sık sık KKTC'ye gidip gelen Tekin'in
Kıbrıs ilgisinin bununla sınırlı
olmadığı, Tekin'in 1957 yılında faaliyete geçen Türk
Mukavemet Teşkilatı'yla (TMT) bağlantısının
bulunduğu iddialar arasında.
TMT'nin adı, Ankara'da ortaya çıkarılan ve devlet
bağlantılı olduğu ileri sürülen 'Sauna çetesi' soruşturmasında
da geçmişti. Sahte Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)
kimliğiyle yakalanan çete lideri Kasım Zengin, şikeden haraç
almaya kadar birçok konuda suçlanan 'sauna çetesi'nin 'Türk Mukavemet
Teşkilatı' adı altında örgütlendiğini, çetede emekli
ve halen görevdeki bazı subaylar, MİT görevlileri ve Emniyet
mensuplarının da yer aldığını ileri
sürmüştü. Küre Operasyonu'nda eski Emniyet Genel Müdür
Yardımcısı Ertuğrul Çakır ve Özel Kuvvetler
Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli yüzbaşı Nuri Gökhan
Bozkır'ın da adı geçiyor.
Türkeli yazarı
Evinde yapılan aramada Türk Solu adlı derginin tüm sayıları
ciltlenmiş halde bulunan Tekin'in eski MHP Genel Sekreteri Taner
Ünal'ın başkanlığındaki Vatansever Kuvvetler Güç
Birliği Hareketi Derneği'nin çıkardığı 'Türkeli'
dergisine zaman zaman yazılar yazdığı saptandı. Avukat
Arslan'ın üzerinden de Vatansever Güç Birliği Hareketi Derneği
Genel Başkan Yardımcısı Ercan Cin'in kartviziti
çıkmıştı. Ancak Ünal ve Cin, Arslan'ın derneklerine
üye olmadığını ve kendisini
tanımadıklarını açıklamışlardı.
Tekin'in evinde bulunan 'İstihbarat ve Gerillanın El Kitabı'
adlı broşür de ilgi çekici. Çünkü bu broşür de Vatansever Güç
Birliği Hareketi başlığı taşıyor.
'Öztürk cumhuriyetçi
biri'
Tekin polisten kaçtığı dönemde emekli başçavuş Mahmut
Öztürk'ün evinde saklandı. Öztürk'ü komşuları, cumhuriyetçi biri
olarak tanımlıyor. Tripleks villanın geniş bir bahçesi
bulunuyor. Çevredeki emlakçılar, evin bedelinin yaklaşık bir
milyar YTL olduğunu ifade ediyor.
İsminin açıklanmasını istemeyen bir komşusu,
"Sohbetlerimizde Atatürk'ten, Cumhuriyet'in değerinden bahseden bir
insandı. Nasıl böyle bir olaya
karıştığını aklım almıyor. Öztürk'ün bu
olay ile ilgisi olamaz. Bu villayı da üç yıl önce metruk bir halde
iken aldı. Yavaş yavaş onardı ve tamamladı. Burası
köy tapulu olduğu için ucuz bir araziydi. Ama ben bu evi yapmak için çok
borca girdiğini biliyorum" dedi.
Saldırgan
kardeş katili çıktı
Danıştay'a ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılarda
avukat Alparslan Arslan'ın yanında olduğu belirlenen Osman
Yıldırım, kardeş katili çıktı.
Yıldırım'ın, 'kötü yola düştüğü' gerekçesiyle
kız kardeşini öldürdüğü ve dokuz yıl hapis
yattığı öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre avukatlığını, aynı zamanda suç
ortağı olan Alparslan Arslan'ın yaptığı
Yıldırım, 17 yaşında anne ve babasını
kaybettikten sonra memleketi Kars'tan Ankara'ya geldi.
Bir süre Yenidoğan'daki Karslı hemşerilerinin yanında kalan
Yıldırım, Bursa'da yaşayan kız kardeşinin 'kötü
yola düştüğünü' öğrendi. Bursa'ya giderek kız
kardeşini öldüren Yıldırım, bu yüzden dokuz yıl hapis
yattıktan sonra tahliye oldu.
Cezaevinde karanlık ilişkiler kuran Yıldırım, tahliye
olduktan sonra İstanbul'a yerleşti. Bir dönem kahvehane işleten
Yıldırım, kapkaç, hırsızlık, evrakta sahtecilik,
adam yaralama gibi çok sayıda suça karıştı.
Yıldırım'ın bu dönemde sık sık Ankara'ya gelip
gittiği öğrenildi.
Zanlılardan Saim Özmen ve Nusret Aras'ın, Osman
Yıldırım'ın pazarcılık yapan
Kağızmanlı hemşerileri oldukları öğrenildi.
Yıldırım'ın, Danıştay'a yönelik saldırının
ardından Özmen ve Aras'la telefonla bağlantısı
kurduğu, Özmen ve Aras'ın bu nedenle gözaltına
alındığı belirlendi.
Nusret Aras adliyeye getirilirken kendisini görüntüleyen gazetecilere,
"Ben pazarcıyım. Beni neden çekiyorsunuz" diyerek tepki
gösterdi.
Dünyayla
kucaklaşmak için 42 yıl daha beklemek istemiyoruz
Ambargolu
(Embargoed!) grubunun davetlisi olarak Londra'da bulunan Oya Talat, seminerde
konuşma yaptı:
Dünyayla
kucaklaşmak için 42 yıl daha beklemek istemiyoruz
Yurtsever
Kadınlar Birliği (YKB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın
eşi Oya Talat, Londra'da katıldığı seminerde,
Kıbrıs'ta barış isteğini ispatlayan
Kıbrıslı Türklerin dünyayla kucaklaşmak için 42 yıl
daha beklemek istemediğine işaret ederek, dünyanın neresinde
yaşarsa yaşasın tüm Kıbrıslı Türkleri,
halkın geneline yönelik politikaları ortaklaştırmayı
başarmaya ve lobi faaliyetlerini örgütlü yürütmeye çağırdı.
Haringey'deki
Kıbrıslı Türk Toplum Merkezi'nde yer alan ve Londra'da
yaşayan çok sayıda Kıbrıslı Türk'ün izlediği
seminerde ayrıca sanatçı Ayhatun Ateşin, Londra Limasollular
Derneği Başkanı Emine Sönmez, Islington Belediyesi Liberal
Demokrat Meclis Üyesi Kıbrıslı Türk Meral Ece, Ambargolu grubu
kampanya ve iletişim sorumlusu İpek Özerim konuştu. Semineri,
İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Akmen
Sıtkı yönetti. Semineri izleyenler arasında yeni seçilen
belediye meclis üyeleri Ahmet Öykener ile Serra Kentman da vardı.
Ateşin:
Tek amaca doğru yürüyebilmek
Seminerin ilk
konuşmasını yapan sanatçı Ayhatun Ateşin, "Sessiz
Yürüyüş" adlı 50 çift seramik kadın ayakkabısı
sergisinin nasıl doğduğunu projeksiyon eşliğinde
anlatarak, "Kadın duyarlılığıyla bu sessizlik
bozulmalı... Kapılar açılmalı. Sokaklar tanık olmalı
bu yürüyüşe" dedi. Kıbrıslı Türk kadınların
ambargolara karşı seslerini yükselttiğini çünkü
barışı kadınların yaptığını ifade
eden Ateşin, insanların farklı dil, kültür ve görüşte
olsalar da tek amaca doğru yürüyebilmesi gerektiğini söyledi.
Ateşin,
sanatsal sunumunda, sessiz yürüyüşte erkekleri de
dışlamadığını, onlarla kadınların
hayatı paylaştığını belirterek, farklı
noktalardan çıkıp ortak hedefe yürünebileceğini, büyümek için
hedefler gerektiğini anlattı.
Ayhatun
Ateşin, Oya Talat'la buluşmaları ile bir
ayakkabısının iki olduğunu, şimdi yüzlercesine
ulaşacağına inandığını ifade etti.
Talat: Dünyayla
kucaklaşmaya hazırız
YKB
Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın eşi Oya Talat,
hayatın her zaman umuda yolculuk olduğunu belirterek,
Cumhurbaşkanı'nın, YKB'nin ve daha iyi bir gelecek için
çalışan herkesin selam ve sevgilerini ileterek
başladığı konuşmasında, kadın
çalışmalarına nasıl başladığını
anlattı.
Talat, dünyayla
kucaklaşmak isteyen Kıbrıs Türk halkının artık
görülmesini istediklerini kaydederek, "Kıbrıs'ın
kuzeyindeki halkımız artık dünyayla kucaklaşmaya
hazırdır" dedi.
Kıbrıslı
Türklerin her şeye yetecek gücünün bulunduğunu ifade eden Oya Talat,
"Rum bizi yutar" diyen politikanın artık bitmesi
gerektiğini söyledi.
Talat, YKB'nin
"barışı biz kuracağız" diyerek
barış otobüsüne bindiğini ve "evet diyelim dünyaya
açılalım" sloganıyla Kıbrıs'ı
dolaşıp halka ulaştığını anlatarak,
Kıbrıs'ta bir çatı altında iki devletli çözüm istediklerini
ancak Rumların tutumu yüzünden bunun aksadığını,
barış için tüm güçlerin birleşmesi gerektiğini kaydetti.
Rum yönetiminin
pasaport ve sağlık hizmeti vererek, izolasyonların
Kıbrıslı Türkleri mağdur etmediği
politikasını yaymaya çalıştığına işaret
eden Oya Talat, Kıbrıslı Türklerin "Kıbrıs
Cumhuriyeti pasaportu" almasını
kınamadığını ama bir an önce Kıbrıs'ta çözüm
sağlanarak bu pasaportların Kıbrıs Türk yönetimince de verilebilmesini
istediklerini belirtti.
Oya Talat,
Kıbrıslı Türk ve Rumların güzel ada Kıbrıs'ı
paylaşmak zorunda olduğuna işaret ederek, "Sorunu bu
haliyle bırakmamak gerektiğine inananlardanım" dedi ve aksi
halde adanın sıcak olaylara gebe olacağını, geleceğin
bilinmezlikler taşıyacağını anlattı.
Talat,
"Hangi politik görüşten olursak olalım, Kıbrıs Türk
halkının parçası olarak en genelimize politikaları
ortaklaştırmayı başarabilmeliyiz. Lobi faaliyetlerimizi
örgütlü yürütmeliyiz" dedi ve çıktıkları "Sessiz Yürüyüş"ün
bunu amaçladığını dile getirdi.
Türkiye'nin
değişik yerlerinde de benzer toplantılar
yaptıklarını belirten Oya Talat, dünyanın her yerindeki
Kıbrıslı Türklerin ortak politikalar üretme
zamanlarının çoktan geldiğini, bugüne dek Kuzey Kıbrıs
ile İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türkler
arasında uygun adımların atılmasında
zorlanıldığını kaydetti.
Oya Talat,
kadınlara seslenirken, erkek egemen bir toplum yapısı
bulunduğunu, eşitlikçi bir yapı için
çalıştıklarını, Kıbrıslı Türk
kadın örgütlerinin siyasi yelpazenin neresinde olursa olsun ilk kez
Bosna-Hersek savaşı sırasında savaşa karşı
ses vererek bir araya geldiğini, daha sonra Aile Yasası'nın
değişmesi, Çocuk Hakları Bildirgesi'nin kabulü, Kadınlara
Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi
Sözleşmesi'nin kabulü gibi başarılar elde ettiğini,
seçimlerde kadın adayların desteklenmesi için etkinlikler
yaptıklarını anlattı.
Referandumda
evet çağrısı için geniş kesimlerin bir araya
gelebildiğini, şimdi de gelebileceğini kaydeden Talat,
ambargolar yüzünden yaşanan sıkıntılardan örnekler verdi ve
Rumların iddia ettiği gibi izolasyonlar kalkarsa
Kıbrıslı Türklerin ayrılıkçı politika
izlemeyeceğini, birleştirici bir politika bulunduğunu ve barışı
görüşmeye de hazır olduğunu söyledi.
Oya Talat,
ambargoların kaldırılması için lobi faaliyetlerine devam
edilmesi çağrısı yaparak, Rumların ancak böyle
barış masasına oturacağını kaydetti.
Ece: Yeterince
ayaklanamadık
Islington
Belediyesi Liberal Demokrat Meclis Üyesi Meral Ece, İngiltere'deki
Kıbrıslı Türk ve Türkiyeli kadınların birçok
çalışmalar yaptığını ama kısıtlı
kalındığını belirterek, "Kendimizi yeterince
ayaklandıramadık, suç bizde" dedi.
Referandum
sonrasında "artık yeter" diyerek haksızlıklara
baş kaldırıldığına işaret eden Ece,
Kıbrıslı Türklerin geleceğinin Türkiye'nin AB
üyeliğine bağlanmasını eleştirdi ve
kişiliklerinin sömürüldüğünü söyledi.
Meral Ece, daha
fazla çalışmak gerektiğini belirterek, "Kıbrıs
Türk meselesi için çıtayı biraz daha yükseltelim" dedi.
1994'ten beri
belediye meclis üyesi olduğunu kaydeden Meral Ece, kendini hep geniş
kapsamda tuttuğunu, sınırlamadığını,
Kıbrıslı Rumlar da dahil değişik toplumlardan
kişilerle çalıştığını anlattı.
Londra'da 200 dil konuşulduğunu ve Türkçe'nin 5. sırada yer
aldığını ama hâlâ kaç Kıbrıslı Türk
yaşadığının bilinmediğini, eğitim,
sağlık ve yaşlılar konusunda ihtiyaçlar bulunduğunu
dile getiren Meral Ece, "İngiltere'de önemli bir sayımız
var, lobi yapmalıyız" dedi.
Ece, Friends of
Cyprus'a katıldığını çünkü tartışmanın
yapıldığı odanın içinde bulunmak istediğini ifade
ederek, Rumların bunu çoktan öğrendiğini kaydetti. Rumların
referandum olmamış gibi davrandığını, buna
karşı uyarılarını yaptığını
anlatan Meral Ece, lobi faaliyetlerinin daha profesyonel yürütülmesi
gerektiği vurguladı.
Sönmez 1963'ten
itibaren yapılanları anlattı
Limasollular
Derneği Başkanı Emine Sönmez, "1963-2006
Kıbrıslı Türk kadınların haklarını koruma
yürüyüşü" konulu fotoğraflı sunumunda, 24 Ekim 1963'te
geldiği Londra'da 27 Aralık 1963'te Kıbrıs'ta
çatışmaların başlamasıyla yaptıkları eylem
ve etkinlikleri anlattı.
Sönmez,
kadınların öncülüğündeki çalışmaları,
"Barbar Türkler" başlığı atan Sun gazetesini
basmaları ve gazetenin ertesi gün özür yayınlamasını,
"Ya Taksim Ya Ölüm" yürüyüşlerini anlatarak, önce İngiltere
Türk Kadınları Yardımlaşma Derneği kurulduğunu
1975'ten sonra derneklerin çoğaldığını kaydetti.
Bugünkü
olanakların geçmiştekine oranla çok daha fazla olduğuna
işaret eden Emine Sönmez, hakların da daha iyi aranabildiğini
söyledi. "Sessiz Yürüyüş"le köprüler kurulması dileğinde
bulunan Sönmez, Kıbrıs'ta sonsuza dek sürecek bir barış
istediklerini ve barış ellerinin havada beklediğini ifade etti.
Özerim: Amaç
etkili bir lobi yaratmak
Ambargolu grubu
kampanya ve iletişim sorumlusu İpek Özerim, Ambargolu'nun
kuruluşunu ve amaçlarını anlattığı sunumunda, bir
insan hakları savunucusu grubu olarak Kıbrıslı Türkler
üzerindeki ambargoların kaldırılması yönünde faaliyetler
yaptıklarını kaydetti.
Etkili bir lobi
yaratma uğraşında olduklarını belirten Özerim,
dünyanın referandum sonrası Kıbrıslı Türklere
verdiği sözleri henüz tutmadığına işaret etti.
İpek
Özerim, dünyanın merkezi olan Londra'nın seslerini duyurmak için
önemli bir merkez olduğunu kaydederek, lobi faaliyetleri ve kampanyalarda
karşı tarafı etkilemek için çok iyi düşünmek gerektiğini
söyledi.
Özerim,
Ambargolu grubu hakkında çok dedikodular
yapıldığını belirterek, "Biz herkesle
çalışmaya hazırız. Aramızda İngilizler ve
Pakistanlılar da var. Brüksel'deki eylemimize bizimle 10 da İngiliz
katılmıştı. Bu kampanyayı sürekli canlı tutmak
lazım" diye konuştu.
Genellikle
başlatılan çalışmaların yarım
kaldığını ancak ne istediklerini bildiklerini kaydeden
İpek Özerim, "Ambargoların kalkmasını istiyoruz. Biz
bu kampanyayla da insanları karşımıza değil,
yanımıza almak istiyoruz. Her partiden desteğe
ihtiyacımız var" dedi.
Ambargolu
grubunun gönüllü başkan Hüseyin Çağlayan'ın öncülüğünde
"çürük limonlar, araç konvoyu, çıplak futbolcuların ambargolara
şut" gibi etkinler yaptığını hatırlatan
İpek Özerim, Londra'daki otobüslere verilen Kuzey Kıbrıs turizm
reklamlarının kaldırılmasına karşı da
girişimler yaptıklarını, yakın geçmişte
Brüksel'de de bir eylem gerçekleştirdiklerini hatırlattı.
Özerim,
Ambargolu grubunun çalışmalarında da kadınların öncü
olduğunu belirtti.
Sorular
Seminerde daha
sonra sorular bölümüne geçildi ve izleyenler hem görüşlerini ifade etme
hem de soru sorma fırsatı buldu.
BBC'de
yayımlanan bir programda "en iyi Türk ölü Türktür"
denildiğini bu durumda nasıl köprüler kurulacağını
soran bir izleyiciyi yanıtlayan Oya Talat, buna tepki gösterilmesi
gerektiğini söyledi.
İngiltere'de
ve Kıbrıs'ta yaşayan gençlerin ihtiyaçlarının
farklı olduğuna işaret eden Talat, öncelikle bir araya gelip
karşılıklı anlayış sağlanması ve
konuşurken diğerini ötekileştirmemek gerektiğini kaydetti.
"Hümanist
insanlar dünyada neden el ele verip barışı hakim
kılmasın?" diye soran Talat, kimlerin hatalarıyla
Kıbrıs'ın tek yanlı AB'ye girdiğini bu toplantıda
konuşmak istemediğini ancak geçmişin iyi bilinmesi
gerektiğini belirtti.
Oya Talat,
kendi çocukluğu ve gençliğinden örnekler vererek, kötü olaylar bir
daha yaşanmasın diye Kıbrıs'ta barış
istediğini vurguladı.
Yaşanan
yere entegre olmak, farklılıklardan zenginlik üretmeyi bilmek
gerektiğini ifade eden Oya Talat, örgütlü gücün daha etkili
olacağına işaret etti.
Gelin bu
yürüyüşe katılın
"Rumlar
anlaşmaya yaklaşmazsa 42 yıl daha bekleyecek miyiz?"
sorusuna karşılık Oya Talat, "42 yıl daha beklememek
için buradayız. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki
ambargoların kalkması için yola çıktık. Destek verecek herkese
bu yol açık. Gelin bu yürüyüşe katılın. Ambargolar
kalksın, Kıbrıs Türk halkının durumu iyileşsin ki
Rumlar masaya gelip konuşsun. 42 yıl daha beklememek için haydi gelin
yürüyüşümüzü sürdürelim" dedi.
Sıtkı:
El ele hedef çizgisine
Seminerin
yöneticisi Akmen Sıtkı ise konsey başkanlığına
yeni seçildiğini hatırlatarak, herkesi kucaklayacak
çalışmalar yapmak istediklerini, bu andan itibaren el ele verilirse
hedef çizgisine gidilebileceğine inandığını söyledi.
KIBRIS 22/05/06
Rusya
Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov:
Kıbrıs sorununda, BM Güvenlik Konseyi lider rolünü sürdürmeli
Rusya
Federasyonu, Kıbrıs sorununda BM Güvenlik Konseyi'nin lider rolünün
devamını destekliyor
Kıbrıs
Haber Ajansı'nın haberine göre, Rusya Federasyonu
Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Strasburg'da düzenlenen
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 116. dönem toplantısı
sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin
Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarında BM Güvenlik Konseyi'nin
lider rolünün devamından yana olduğunu söyledi.
Rusya'nın,
Güvenlik Konseyi daimi üyesi ve aynı zamanda Avrupa Konseyi dönem
başkanı olmasını, Kıbrıs sorunu gibi uluslar
arası sorunları çözümlemek için kullanıp
kullanmayacağının sorulması üzerine Lavrov, Rusya'nın,
Kıbrıs sorununun BM Güvenlik Konseyi kararları ve çözüm
sürecinde Güvenlik Konseyi daimi üyesi beş ülkenin lider rolünü
koruması temelinde ilerletilmesinden yana olduğu cevabını
verdi.
Lavrov, bu
çerçevede taraflar arasında günlük ekonomik ve insani sorunların
çözümü için pratik adımlar atılmasından yana olduklarını
ifade etti. Bakan bu adımların Güvenlik Konseyi kararları
doğrultusunda olması gerektiğini belirtti. Lavrov, üstünlük
sağlamak amacıyla bazı tek taraflı çabaların sonuç
alıcı olmadığını da söyledi.
Bakanın bu
yöndeki açıklamasını duyuran Rusya Dışişleri
Bakanlığı basın bürosuna göre Lavrov, Kıbrıs'ta
ve Kosova gibi başka sorunlarda çözümün sadece tarafların kabul
edebileceği bir temelde mümkün olabileceğini, çözümün dayatılmasının
istikrar ve kalıcı çözüm getirmeyeceğini vurguladı.
KIBRIS 22/05/06
Rus
turizmcilerden KKTC'ye büyük ilgi
Ali CANSU
Başta
Türkiye ve Mısır olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde
yatırımları bulunan ve Rusya'daki üç büyük turizm
şirketinden biri olan TEZ Tour, KKTC'ye turist getirmek istiyor.
Türkiye'ye en
fazla turist götüren Rus şirket olan TEZ Tour, KKTC'nin bir turizm ülkesi
olduğunu göstermek için Rusya'da faaliyet gösteren turizm acentelerin
çalışanlarını ülkemize getirdi.
Rusya'dan
geçtiğimiz gün gelen 80 kişilik Rus kafilesi dün Girne'de Jasmin
Court Otel'de kendileri için düzenlenen öğle yemeğine
katıldı, dans etti, güneşlendi daha sonra ise denize girdi.
Acentelerde
çalışırken çeşitli ülkelere turist gönderen Rus turizm
acentelerinin çalışanları, bu kez kendileri turist oldu. Jasmine
Court'daki yemeğe TEZ Tour'un KKTC partneri Fellahoğlu Turizm
yetkilileri de katıldı.
Amaç, tur
operatörlerine KKTC'yi tanıtmak
TEZ Tour'un
Kıbrıs yatırımları hissedarı ve Mali işler
Koordinatörü İsmet Günaydın, 80 kişilik ilk Rus grubunu önceki
gece KKTC'ye getirmelerine rağmen, burada bekledikleri heyecanı ve
ilgiyi bulamadıklarını ifade etti. Günaydın, şahsi
dostlarının yardımları olmasa grubun KKTC'ye
gelemeyeceğini, çünkü otel rezervasyonlarının iptal edildiğini
söyledi.
Kalacakları
otelde ilk önce yer olduğunun, daha sora ise olmadığının
kendilerine söylendiğini ifade eden Günaydın, grubun tamamen seyahat
acentesi çalışanları olduğunu belirterek, amacın
KKTC'nin tarihi dokusunu ön plana çıkararak, buranın tabiatı,
doğası, plajı, denizi ile bir tatil ülkesi olduğunu gelen
gruba göstermek istediklerini söyledi.
KKTC
yetkililerinin yurt dışında gidip fuarlara katılarak
ülkelerini tanıttıklarını ve orada seyahat acenteleri ile
temasa geçerek, turist getirmeye çalıştıklarını
kaydeden Günaydın, "Biz, fuarlarda temasa geçilen seyahat acentelerini
KKTC'ye getirdik. Siz, ekmek yapmak istiyorsunuz ve un için yurt
dışından buğday almaya çalışıyorsunuz ve biz
buğdayı sizin ayağınıza getirdik" dedi.
Her hafta Rus
turist getireceğiz
İnfo
gruplarını 10 Haziran'a kadar otellerde yer buldukları taktirde
KKTC'ye getirmeyi planladıklarını anlatan İsmet
Günaydın, ancak esas amaçlarının Antalya'ya giden turistleri her
hafta, ikişer gece konaklamalı olarak KKTC'ye getirtmek olduğunu
belirtti.
TEZ Tour'un
Türkiye'ye geçtiğimiz yıl 600 bin turist getirildiğini ve bu
kişilerin 450 bin tanesinin kendilerinin tur programlarına
katıldığını anlatan Günaydın, bu turların
bir tanesini de KKTC turu yapacaklarını ifade etti.
Günaydın,
tarihi yerlerin ön plana çıkardıklarını, çünkü kültürel
dokuları da turistlerin bilmek istediğini söyledi.
Türkiye'ye en
fazla turisti biz getiriyoruz
TEZ Tour'un 5
ortaklı bir kuruluş olduğunu ve piyasa değerinin ise 1.5
milyar dolar olan merkezinin de Moskova'da bulunduğunu kaydeden İsmet
Günaydın, bu ortakların 4'ünün Rus, bir tanesinin Türk olduğunu
ve şirketin Moskova ve Mısır'da da yatırımları
olduğu belirtti.
TEZ Tour'un
Türkiye'de dört adet otel yatırımı olduğunu ifade eden ve
Side bölgesindeki otellerinden bir tanesinin geçtiğimiz yıl kalitede
dünya beşincisi seçildiğini de anlatan İsmet Günaydın
konuşmasına şöyle devam etti:
"KKTC'de
de turizm yatırımları yapmak istiyoruz. Biz şu anda Turizm
Bakanlığı'na başvurarak Güzelyurt ve Bafra'da bize yer
tahsis edilmesini istedik. Seçim sonrasında bize bu konuda
yardımcı olacaklarını söylediler. TEZ Tour'un gelecek
yıl Rusya borsasına girecek. Türkiye'ye şu anda en fazla turist
getiren tur operatörüyüz. Rusya'daki turizm şirketi olarak bugün ilk 3'ün
içerindeyiz."
KIBRIS 22/05/06
Güney
Kıbrıs'ta değişen bir şey yok
AKEL
1'NCİ, DİSİ 2'NCİ, DİKO 3'ÜNCÜ PARTİ...
Kıbrıs Rum tarafında, Rum Temsilciler Meclisi'ndeki 56
sandalyenin yeni sahiplerini belirlemek üzere dün sandık başına
gidildi. Seçimlerin resmi ilk sonuçlara göre siyasi güçler dengesinde önemli
bir değişiklik olmadı. Komünist AKEL partisi yüzde 31.16 oy
oranıyla mecliste birinci parti olurken bunu yüzde 30.33 oy oranıyla
Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) ve yüzde 17.91 oy oranıyla
Demokrat Parti (DİKO) izledi
AKEL VE
DİSİ'DE DÜŞÜŞ, DİKO'DA YÜKSELİŞ... İlk
sonuçlara göre, AKEL'in oy potansiyelinde 2001 seçimlerine oranla yüzde 3,55
oranında, DİSİ'nin oy oranında yüzde 3.67 oranında
düşüş olurken, DİKO'nun oy oranında yüzde 3.07
oranında, EDEK'in oy oranında ise yüzde 2.40 artış oldu.
Yani Annan Planı'na karşı çıkan kesimden DİKO ve EDEK,
seçimden güçlenerek çıktı. Kayıtlı 501 bin 024
kayıtlı seçmenin 55 bin 35'i (%10,98'i) oy kullanmaya gitmezken; 445
bin 989 seçmen (%89,02'si) oyunu kullandı. Kullanılan oyların 14
bin 737'si (%3,30) geçersiz; 10 bin 104'ü (% 2,27)boş ve 421 bin 148'i
geçerli sayıldı
HRİSTOFYAS:
BİRİNCİ PARTİ OLMAYI BAŞARDIK... AKEL Genel Sekreteri
Hristofyas, AKEL'in seçimlerde küçük bir düşüş
yaşadığını ancak birinci parti olmayı
başardığını belirtti. "Bu düşüşün
nedenleri ve seçim sonuçlarının değerlendirilmesi
yapılacak" diyen Hristofyas, AKEL'in Kıbrıs sorununa iki
bölgeli, iki toplumlu federal bir çözüm bulunmasını
desteklediğini belirtti. Hristofyas, "Kıbrıs'ın ev
sahipleri Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı
Türklerdir" dedi
KLEANTUS:
PAPADOPULOS'IN KIBRIS POLİTİKASI ÖDÜLLENDİRİLDİ...
DİKO Başkan Vekili Kleantus, DİKO'nun halkın oyu ile önemli
bir artış sağladığını söyledi. Kleantus,
seçim sonuçlarının Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos
Papadopulos ve DİKO'nun Kıbrıs sorununda sürdüğü
politikayı ödüllendirdiğini belirtti. Klenatus, DİKO'nun
politikasının devam edeceğini ve aynı zamanda,
desteklediği ilkelerine saygı duymaya devam edeceğini söyledi
PAPAPETRU,
İSTİFA EDECEK... Birleşik Demokratlar Hareketi'nin (EDİ)
Başkanı Papapetru, seçim sonuçlarından dolayı EDİ
başkanlığından istifa edeceğini açıkladı.
Papapetru, EDİ'nin Haziran ayında yapılacak olağanüstü
kurultayında istifasını sunacağını söyledi.
Papapedru, seçim yenilgisinin sorumluluğunu üstlendiğini belirtti.
Papapetru, "Kıbrıs toplumu bizim sunduğumuz mesajları
kabul etmiyor ve bu başarısızlığın
sonuçlarını üstleniyorum" dedi
Kıbrıs
Rum tarafında, Rum Temsilciler Meclisi'ndeki 56 sandalyenin yeni
sahiplerini belirlemek üzere dün sandık başına gidildi. Seçim
sonuçları, Rum tarafındaki siyasi güçler dengesinde değişiklik
meydana getirmedi.
Seçimlerin
resmi ilk sonuçlara göre komünist AKEL partisi yüzde 31.16 oy oranıyla
mecliste birinci parti olurken bunu yüzde 30.33 oy oranıyla Demokratik
Seferberlik Partisi (DİSİ) ve yüzde 17.91 oy oranıyla Demokrat
Parti (DİKO) izledi.
İlk
sonuçlara göre AKEL'in oy potansiyelinde 2001 seçimlerine oranla yüzde 3,55
oranında, DİSİ'nin oy oranında yüzde 3.67 oranında
düşüş olurken, DİKO'nun oy oranında yüzde 3.07, EDEK'in oy
oranında ise yüzde 2.40 oranında artış oldu. Annan Planı'na
karşı çıkan kesimden DİKO ve EDEK, seçimden güçlenerek
çıktı.
Kayıtlı
501 bin 024 kayıtlı seçmenin 55 bin 35'i (%10,98'i) oy kullanmaya
gitmezken; 445 bin 989 seçmen (%89,02'si) oyunu kullandı. Kullanılan
oyların 14 bin 737'si (%3,30) geçersiz; 10 bin 104'ü (% 2,27)boş ve
421 bin 148'i geçerli sayıldı.
Rum Yüksek
Seçim Kurulu Başkanı Lazaros Savvidis, dün yaptığı
açıklamada, seçim sandıklarında herhangi bir sorun
olmadığını açıkladı. Savvadis, seçimlerin kesin
son sonuçların ve Rum Temsilciler Meclisi'nin 56 yeni üyesinin bugün saat
14.00'da açıklanmasının beklendiğini kaydetti.
495 aday
yarıştı
Kıbrıs
Rum tarafında, 56 sandalyenin yeni sahiplerini belirlemek üzere dün saat
07.00'den itibaren sandık başına gidildi. 12.00-13.00 saatleri
arasında bir saat ara verilen oy verme işlemi saat 17.00'da sona
erdi.
495
milletvekili adayın katıldığı seçimlerde ilk kez, bir
Kıbrıslı Türk, bir Rum partisinden milletvekili adayı oldu.
Kıbrıs Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Neşe
Yaşın, Birleşik Demokratlar Hareketi'nden (EDİ) Güney
Lefkoşa adayı olarak yarıştı.
Bu yıl
seçimlerde, Kıbrıs Rum tarafında 5 yıl daimi ikamet eden
Kıbrıslı Türkler de seçme-seçilme hakkını
kullandı. Kayıtlı seçmenler arasında bulunan 266
Kıbrıslı Türk de seçimlerde oy kullandı.
Tercihli oy
kullanılan seçimde, komünist AKEL partisi, Demokratik Seferberlik Partisi
(DİSİ), Demokratik Parti (DİKO), Sosyal Demokratlar Hareketi (KS
EDEK), Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), Ekologlar ve Çevreciler
Hareketi, EUROKO, EURODİ, Özgür Vatandaşlar Hareketi (KEP), Sosyalist
Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların
adayları ve bağımsız adaylar yarıştı.
Meclis, nisan
ayında kendini feshetmeden önce AKEL'in 20, DİSİ'nin 15,
DİKO'nun 9, Sosyal Demokratlar Hareketi (EDEK) ve Avrupa Partisi'nin 4'er,
Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), ADİK, Çevreciler Hareketi
ve Avrupa Demokrasi Partisi'nin 1'er sandalyesi bulunuyordu.
Seçim
çerçevesinde, 2 bin 800'ü aşkın polis, önceki akşamdan itibaren
alarm durumuna geçti. Seçim dolayısıyla, RMMO da tedbirlerini
artırdı. Rum Polis Genel Müdürlüğü ve diğer bölge
müdürlüklerinde de kriz masaları oluşturuldu.
AKEL birinci,
DISI ikinci, DIKO üçüncü parti
Kıbrıs
Rum tarafında gerçekleştirilen seçimlerin resmi olmayan ilk
sonuçlarına göre Kıbrıs Rum siyasi partilerin oy oranları
şöyle:
Parti 2006
(oy/%) 2001(%) oy kaybı
AKEL 131 bin
237 oy % 31,16 % 34,71 / -3,55
DİSİ
127 bin 734 % 30,33 % 30,00 / -3,67
DİKO 75
bin 429 % 17,91 % 14,84 / +3,07
EDEK 37 bin 531
% 8,91 % 6,51 / +2,40
EUROKO 24 bin
152 % 5, 73 % 5,16 / +0,58
EKOLOGLAR 8
bin192 % 1,95 % 1,98 / -0,03
EDİ 6 bin
563 % 1,56 % 2,59 / - 1,03
KEP (Özgür
Vatandaşlar Hareketi) 5 bin155 % 1,22 % 0,00 / +1,22
EURODİ bin
861 % 0,44 %0,00 / +0,44
LASOK
(Sosyalist Halk Hareketi) 979 % 0,23 %0,00 / +0,23
Rum Yüksek
Seçim Kurulu Başkanı Lazaris Savvidis, Rum tarafında
yaşayan dini grupların Rum meclisine gönderdiği temsilcileri
şu şekilde açıkladı:
Maronitler'in
temsilcisi Andonis Hacirusos, Ermeniler'in temsilcisi Vartkes Mahtesian ve
Latinlerin temsilcisi de Benito Mandovani.
Hristofyas:
Birinci parti olmayı başardık
AKEL Genel
Sekreteri Dimitris Hristofyas, milletvekili seçimleri sonuçları konusunda
yaptığı açıklamada, AKEL'in seçimlerde küçük bir
düşüş yaşadığını ancak birinci parti
olmayı başardığını belirtti.
Hristofyas,
"Bu düşüşün nedenleri ve seçim sonuçlarının
değerlendirilmesi yapılacak" dedi.
AKEL'in
Kıbrıs sorununa iki bölgeli, iki toplumlu federal bir çözüm
bulunmasını desteklediğini belirtti.
Hristofyas,
"Kıbrıs'ın ev sahipleri Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı
Türklerdir" dedi.
Kleantus:
Önemli bir artış sağladık
DİKO
Başkan Vekili Nikos Kleantus, milletvekili seçimleri sonuçları
konusunda yaptığı açıklamada, DİKO'nun halkın oyu
ile önemli bir artış sağladığını söyledi.
Kleantus, seçim
sonuçlarının Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos
ve DİKO'nun Kıbrıs sorununda sürdüğü politikayı
ödüllendirdiğini belirtti.
Klenatus,
DİKO'nun politikasının devam edeceğini ve aynı
zamanda, desteklediği ilkelerine saygı duymaya devam edeceğini
söyledi.
Mihalis Papapetru,
EDİ
başkanlığından
istifa edecek
Birleşik
Demokratlar Hareketi'nin (EDİ) Başkanı Mihalis Papapetru, seçim
sonuçlarından dolayı EDİ başkanlığından
istifa edeceğini açıkladı.
Papapetru,
yaptığı açıklamada, EDİ'nin haziran ayında
yapılacak olağanüstü kurultayında istifasını
sunacağını söyledi. Papapedru, seçim yenilgisinin
sorumluluğunu üstlendiğini belirtti.
Papapetru,
"Kıbrıs toplumu bizim sunduğumuz mesajları kabul
etmiyor ve bu başarısızlığın
sonuçlarını üstleniyorum" dedi.
Papadopulos:
Büyük hedefimiz için savaş vermeliyiz
Kıbrıs
Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos, propaganda dönemindeki
zıtlaşmaların bir yana bırakılması
gerektiğini belirterek, "Büyük hedefimizi başarmak için
savaş vermeliyiz" dedi.
Rum
tarafında dün gerçekleştirilen seçimlerde kullanılan
oyların sayımına başlanmasının ardından Rum
Yönetimi Başkanı Tassos Papadopulos, Rum Başkanlık
Sarayı'nda basına açıklama yaptı.
Seçimlerin
tamamlandığını ve herkesin, propaganda dönemindeki
zıtlaşmaları geride bırakması gerektiğini söyleyen
Papadopulos , bugün sabah itibarıyla hep birlikte, önlerinde
bulacakları büyük tehditleri göğüsleme yönünde hareket etmeleri
gerektiğini kaydetti. Tassos Papadopulos şunları söyledi:
"Büyük
hedefimizi başarmak için savaş vermeliyiz. Hedefimiz; gerçekten fonksiyonel
ve yaşayabilir bir çözüm; özgür ve birleşik bir vatandır.
Kimsenin bu çabanın dışında kalmaması, birlik halinde
ilerlememiz gerekir. Birlik halinde başaracağız."
"Rum
tarafının politikası
doğru bir
politikadır"
Sabah saat
09:30 sularında Deftera İlkokulu'nda oyunu kullanan Papadopulos,
basın mensuplarına yaptığı açıklamada,
halkın değerlendirmesine güvendiğini kaydetti ve halkın bu
sefer de siyasi kültür ve olgunluk mesajı vereceğine yönelik inanç
belirtti.
Seçimlerin Rum
tarafının Kıbrıs soruna ilişkin tutumunda
değişiklik yaratıp yaratmayacağının
sorulması üzerine Papadopulos, Kıbrıs Rum tarafının
politikasının çok iyi bilindiğini ve bunun doğru bir
politika olduğunu savundu.
Hristofyas:
Dersler çıkardık
Engomi
Ortaokulu'nda oyunu kullanan Rum Meclisi Başkanı ve AKEL Genel
Sekreteri Dimitris Hristofyas ise oyunu kullanırken açıklama
yaptı.
Hristofyas,
"Girne'nin çarmıhtan ne zaman ineceğini yoğun duygularla
merak ettiğini" söyledi.
Hristofyas:, oy
kullanırken, hafızasının gerilere gittiğini, "Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin bazıları tarafından dağıtılmak,
Kıbrıs'ın yıkıma götürülmek istendiği, 60'larda
başlayan ve 74'te doruk noktasına ulaşılan zor aşamaları
hatırladığını" ifade etti. Hristofyas, "O
zamandan dersler çıkardık" şeklinde konuştu.
Rum siyasiler
oy kullandı
Oyunu
Limasol'da kullanan Kıbrıs Rum ana muhalefet partisi
DİSİ'nin Başkanı Nikos Anastasiadis, seçim sonrası
için birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.
Seçimlerin
demokrasi bayramı olduğunu söylen Anastasidis, "Kıbrıs
halkının, güçlü bir muhalefetin daha iyi ve doğru iktidar için
koşullar yarattığı mesajı vereceğini"
söyledi.
Larnaka'da oy
kullanan DİKO Başkan Vekili Nikos Kleantus ise,
"Kıbrıs halkının ve demokrasinin günü"
olduğunu söyledi.
Sosyal
Demokratlar Hareketi EDEK Başkanı Yannakis Omiru ise, oy
kullandıktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada,
seçim kampanyası sırasında, EDEK'in Kıbrıs sorununda
kendi mesajlarını verdiğini söyledi.
Avrupa Partisi
(EVROKO) başkanı Dimitris Syllouris, "Bugün Avrupa Partisi ve
Kıbrıslılar için daha iyi bir gündür" dedi.
Birleşik
Demokratlar Hareketi (EDİ) Başkanı Mihalis Papapetru, dünkü
seçimlerle Kıbrıs'ta yeni bir siyasi durumun
yaratılacağına inandığını söyledi.
Papapetru,
"Bugün Kıbrıs için oy kullanıyoruz ve kalbimiz yeşil
hattadır" dedi.
Ekologlar ve
Çevreciler Hareketi Genel Sekreteri Yorgos Perdikis ise yaptığı
açıklamada, Ekologların güçlendirilmesiyle, tüm siyasi güçlere, temiz
bir siyasi ve doğal çevre mesajı verileceğini söyledi.
Özgür
Vatandaşlar Hareketi Başkanı Timis Eftimiu ise oy
kullandıktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada,
Hareketinin yeni Temsilciler Meclisi'nde sandalye kazanacağı ümidini
dile getirdi.
Kısa
adı LASOK olan Sosyalist Halk Hareketi Başkanı Lakis Yoannu, oy
kullandıktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada,
Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliğinden dolayı
Kıbrıs'taki değişikliklerin büyük olduğunu ve bundan
dolayı Kıbrıslıların objektif olarak oy
kullanması gerektiğini söyledi.
KIBRIS 22/05/06
Tasosun oğlu Kleridesin
kızını yendi
Ömer Bilge / LEFKOŞA
Rum
lider Papadopulos, birleşmeye "hayır" politikası için
halktan destek aldığı seçimlerde bir sevinç daha
yaşadı ve oğlu Nikolas meclise seçildi.
KIBRIS Rum yönetiminde önceki gün yapılan parlamento seçimlerinde Rum
lider Tasos Papadopulosun çözümsüzlük politikası galip geldi. Merkezde
yer alan ve Kıbrısta iki kesimli iki toplumlu çözümü savunan
partiler oy ve milletvekili kaybederken, Papadopulosun partisi DİKO ve
aşırı milliyetçiler sandıktan daha güçlü çıktı.
Seçimde veliahtlar da yarıştı, eski Rum lider Glafkos
Kleridesin kızı Keti parlamento dışında kaldı,
Papadopulosun oğlu Nikolas ise milletvekili seçildi.
Keti Klerides, DİSİden 7nci sırada aday gösterilmesine
rağmen seçilemedi. Papadopulosun oğlu Nikolas Papadopulos ise,
DİKOnun listesinin 16ncı sırasında olmasına
rağmen, tercihli oylar sayesinde parlamentoya girmeyi başardı.
EOKA lideri Nikos Sampsonun oğlu Sotiris Sampson ise, ikinci kez
DİSİ listelerinden milletvekili seçildi.
Rum yönetiminde başkanlık sistemi olması nedeniyle seçimlerde
hükümet etkilenmedi. Seçimlerde Papadopulosun Ohi (hayır)
politikası ile adada iki kesimli çözümü savunan merkezdeki partilerin
politikaları yarıştı. 500 bin kayıtlı seçmenin
bulunduğu Rum kesiminde halk, Annan planına evet diyen Demokratik
Seferberlik Partisini (DİSİ) cezalandırdı.
AB YOLUYLA ASİMİLASYON
Kıbrıs sorununun Rumların çoğunluk, Türklerin ise
azınlık haklarına sahip olacağı üniter devlet
esasına göre çözülmesini savunan Rum lider Tasos Papadopulosun partisi
DİKO, nasyonal sol EDEK ve aşırı sağcı partiler
oy oranlarını artırdılar. Papadopulosa tam destek veren bu
partiler, Avrupai çözüm adı altında, Kıbrıslı
Türklere sadece kültürel ve azınlık hakları verilmesini ve
devletin ise Rum çoğunluğun elinde olmasını istiyor, bu
amaca ulaşmak için de Türkiyenin AB sürecinde veto kartının
sıklıkla kullanılmasını istiyor.
Seçimlerden daha güçlü çıkan ve 2008deki başkanlık seçimlerinde
yeniden aday olmaya hazırlanan Rum lider Papadopulosun, uzlaşmaz
politikasını daha da tırmandırmasına kesin gözüyle
bakılıyor.
HURRIYET 23/05/06
Rumlar
"taksim"e oy verdi!
Kıbrıs Rum kesimindeki seçimlerin sonucunun anlamı açık:
Halkın çoğunluğu Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'a ve
onun izlediği politikalara yoğun destek veriyor.
Aslında bu seçimler meclis için yapılmıştır.
Papadopulos'un partisi DİKO -sandalye sayısını
artırdığı halde- mecliste üçüncü durumdadır. Birinci
durumda olan parti, geleneksel gücünü (bu kez az oy kaybıyla) sürdüren
AKEL'dir. Ancak komünist AKEL, sağcı DİKO'nun iktidar
ortağıdır ve Papadopulos'un aktif destekçisidir.
Sağ veya sol eğilimli "milliyetçi" partilerin de bu
seçimlerde aldığı sonuç hesaba katıldığında,
şu tablo ortaya çıkıyor: Yeni meclise Papadopulos'un
politikasını destekleyenler hâkim durumdadır. Bu da Rum liderinin
gücünü artırmaktadır...
Sonucun sonuçları
Bu politikanın ne olduğu da açık: Tek kelimeyle
"çözümsüzlük"...
Papadopulos ve bu seçimlerde başarı kazanan diğer partiler -ve
tabii onlara oy verenler- çözümsüzlüğü, örneğin Annan
Planı'nın öngördüğü esaslar üzerindeki bir çözüme (yani iki
toplumun siyasi eşitliğine dayalı iki kesimli federal sisteme)
tercih ediyorlar. Onlar için tek çözüm, iki kesimi ancak
çoğunluk-azınlık statüsü içinde birleştirecek bir
"üniter devlet" olabilir.
Ne var ki, Papadopulos'un özellikle AB üyeliğinden yararlanarak
çevirdiği bütün manevralara ve Türkiye'yi baskı altında tutma
çabalarına rağmen, Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye'nin böyle
bir "çözüm"e kesinlikle yanaşmayacağı açık. Olsa
olsa, Rum yönetiminin bu politika üzerindeki ısrarı, zaten çoktan
oluşan bölünmeyi büsbütün derinleştirecek ve kemikleştirecektir.
Seçimlerin sonucu Rum halkının çoğunluğunun bu
gidişata bilerek veya bilmeyerek yeşil ışık
yaktığını gösteriyor. O zaman da oylarıyla bu sonucu
yaratanların bundan sonraki gelişmelere katlanmaları
gerekecektir.
Çoğunluğun isteği
Rum kesiminde "VPRC Public Issue" adlı kamuoyu
araştırma kurumunun yaptığı bir anketten çıkan
sonuçlar da, Rumların çoğunluğunun artık birleşmeden
umudunu kestiğini ve hatta Türklerle beraber yaşamak istemediğini
ortaya koydu. Örneğin 45 yaşının altındaki
Rumların yüzde 61'i Türklerden ayrı yaşamak istediklerini
söylüyorlar. Annan Planı'na dayalı çözüm isteyenlerin oranı
sadece yüzde 1, Papadopulos'a güvenenlerin oranı ise yüzde 67...
Bu durumda Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir sürecin
başlaması olasılığı giderek zayıflıyor.
Seçimlerde aldığı destekten sonra Papadopulos'tan uzlaşma
yönünde bir gayret görmek ise büsbütün hayal...
Peki, Rum kesiminde bunun Türk tarafının da -zaten sarsılan-
umutlarını kaybetmesine yol açacağını ve sonuçta devam
eden "fiili taksim" ile beraber "iki devlet realitesi"
sürecine girileceğini gören yok mu? Sayıları az, sesleri
cılız da olsa, var tabii. "Cyprus Mail" gazetesinde yorumcu
Lukas Haralambus şöyle yazıyor: "Üzücü bir gerçekle
karşı karşıyayız. Rumlar büyük çoğunlukla
bölünmeden, yani iki bağımsız devletten yana. Bu, öfkeye neden
olsa da, çoğunluğun isteğine uymak zorundayız."
Karadağ'da halkın Sırbistan'dan ayrılıp
bağımsızlığa "evet" dediği bir
sırada yayımlanan bu cümleler düşündürücü...
(Karadağ örneğini yarın ele alacağız.)
SAMI KOHEN MILLIYET 23/05/06
Çözüm,
Ek Protokol'e bağlı
AB, Türkiye'ye Ek
Protokol'ü hayata geçirmesi için daha fazla süre vermek istiyor. Rum
tarafının vetosu ise Kıbrıs sorununun çözümünü geciktirir
23/05/2006
RADIKAL
Kıbrıs Rum
Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Türkiye ile AB'nin
Türk limanlarının Rum Yönetimi'ne açılmasıyla ilgili Gümrük
Birliği Ek Protokolü'nü hayata geçirmeyi ertelemeyi tartıştığını
söyledi.
Türkiye'nin dostu bazı ülkeler, erteleme gerekliliğini şöyle
savunuyor: Türkiye, genel seçimlerden birkaç ay önce bu tavizleri vermeye ikna
edilirse, AKP seçimleri kaybedecek ve ordu güçlenecek, AB de bunu tercih etmez.
Peki Kıbrıs bu uygulamalara nasıl tepki verecek? Yakovu'nun
birkaç haftalık bir uzatmayı kabul edebileceğinden, ama konunun
yıl sonuna bırakılmasını reddedeceğinden
şüphe duyulamaz. Bakan, Kıbrıs'ın ne yapacağı
konusunda açıktı. Rum tarafının AB üyesi olarak veto
hakkı var ve Ek Protokol hayata geçirilmezse Türkiye'nin üyelik sürecini
dondurarak bunu kullanacak. Çünkü, en alt seviyedeki taleplerden bile taviz
verilirse, Rumlar hükümete güvenmeyecek. Fakat, veto sonucunda Avrupa
yörüngesinin dışına çıkmış bir Türkiye'nin de, Kıbrıs
konusunda görüşme bile isteme nedeni kalmayacak, Türkiye sorunu çözmekten
azade olacak.
Bu uç ihtimale karşı daha ılımlı bir senaryo var:
Çözüm için görüşmelerin hızlandırılması. Fakat, Rum
tarafı için trajik olan, toplum ve liderlik
olarak böyle bir sürece yeniden girmeye hazır olmamamız. Bugün
Kıbrıs'ta çözüme cesur bir vizyonla ilerleyebilecek bir
politikacı yok. Çoğu politikacı, bunca yıldır
Kıbrıs kamuoyunda yaratılan korku ve güvensizliği
sürdürüyor. (Rum gazetesi Politis, başyazı, 18 Mayıs 2006)
Sol kanattan
"mücadeleye devam" sağdan "artık tamam"
mesajları
KIBRIS TÜRKÜ
İÇİN DAHA ZOR BİR SÜREÇ... Rum tarafında yapılan ve
Kıbrıs Türklerinin de merakla beklediği seçimin sonuçları,
çözümsüzlüğün devamı olarak algılandı. Kıbrıs
Türk siyasileri de, sonuçları, Kıbrıs sorununda daha karmaşık
bir dönemin habercisi olarak niteledi. Rum tarafında siyasi güç
bağlamında herhangi bir değişiklik olmasa da, milliyetçi
akımın gücünü artırarak yoluna devam etmesini, siyasiler
Kıbrıs sorununda, daha zor bir dönem olarak görüyor. Sol kanat,
Kıbrıslı Türklerin adada 'barış için mücadeleye devam'
mesajları verirken, sağ partiler, KKTC çatısı altında,
sağlam adımlar atılması görüşünde birleşti
Gizem ÖZGEÇ
Güney
Kıbrıs'ta, aylardır Kıbrıs Türkü'nün de merakla
beklediği seçim sonuçları, çözümsüzlüğün devamı olarak
algılandı. Kıbrıs Türk siyasileri de,
sonuçlarını, Kıbrıs sorununda daha karmaşık bir
dönemin habercisi olarak niteledi.
Kıbrıs
Türk siyasi parti temsilcileri, Rum tarafındaki seçimin
sonuçlarını KIBRIS'a değerlendirdi.
AKEL'in oy
kaybetmesine karşın sandıktan birinci
çıktığı seçimlerde, çözümsüzlüğün devamı için
adeta savaş veren Tasos Papadopulos'un partisi DİKO'nun
oylarını artırması, Kuzey Kıbrıs'ta umutların
bir kez daha dibe vurmasına neden oldu.
Rum
tarafında siyasi güç bağlamında herhangi bir
değişiklik olmasa da, milliyetçi akımın gücünü
artırarak yoluna devam etmesi, siyasiler tarafından Kıbrıs
sorununda, daha zor bir dönem olarak nitelendi.
Sol kanat,
Kıbrıslı Türklerin adada barış için mücadeleye devam
mesajları verirken, sağ partiler, KKTC çatısı altında,
sağlam adımlar atılması görüşünde birleşti.
Kalyoncu:
İşimiz biraz daha zor olacak
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu, seçim sonuçlarının,
Papadopulos'un çağrısına uygun olarak, hayırcı
partilerin oy artırmasıyla sonuçlandığını
söyledi. Katı hayırcı partiler DİKO ve EDEK'in seçimden
oylarını artırarak çıktığına işaret
eden Kalyoncu, şimdiki sonuçlarla Papadopulos'un hükümette daha da
belirleyici bir rol üstleneceğini belirtti.
Sonuçların,
Kıbrıs Türkü'nün önündeki günlerin, Kıbrıs sorunu
açısından daha da zor geçeceğinin göstergesi olarak niteleyen
Kalyoncu, "Her olumsuzluktan bir olumluluk da beklenebilir. Biz CTP-BG
olarak, çözümsüzlüğü ortadan kaldırmak için elimizden geleni
yapmayı devam edeceğiz. Ancak şimdi işimiz biraz daha zor
olacak" dedi.
Hasipoğlu:
Biz ev ödevimize devam edelim
Demokrat Parti
Genel Sekreteri Ertuğrul Hasipoğlu ise, Güney Kıbrıs'ta
yapılan seçimlerle Kıbrıs sorunu adına herhangi bir
değişiklik olmayacağını söyledi. Hasipoğlu, beklenenden
daha farklı bir sonuç çıksa dahi, Rumların,
Kıbrıslı Türklerle barış yapma niyetinde
olmadığını vurgulayan Hasipoğlu, Güney
Kıbrıs'ta hangi parti başa gelirse gelsin, Kıbrıs
Türkü ile ortaklığı paylaşmayacağını ifade
etti. Rumların, Kıbrıs Türkü'nün içinde olduğu hiçbir
çözümü kabul etmeyeceği yönünde yorum yapan Hasipoğlu, sadece
Kıbrıslı Türklerin çabasıyla ilerleme
kaydedilemeyeceğini belirtti ve şöyle konuştu:
"Sadece
bizim çabamızla bu sorun çözülmez. Rum tarafında niyet yok. Biz kendi
devletimizde ev ödevlerimizi yapmaya devam edelim. Zaten bu sonuçları
bekliyorduk".
Çakıcı:
Umutları tüketmeyin
Barış
ve Demokrasi Hareketi Genel Sekreteri Mehmet Çakıcı, Güney
Kıbrıs'ta milliyetçilik akımının giderek
arttığının göstergesi olan seçim sonuçlarının,
umutları tüketmemesini istedi.
Çakıcı,
seçim öncesinde, Rum tarafındaki siyasilerin Kıbrıs Türk
toplumuna güvenli mesajlar vermediğini ve her iki liderliğin de,
toplumların birbirine olan hassasiyetini dikkate
almadığını söyledi.
Seçimlerden,
demokratik ve barış ile çözümü getirecek yeni açılımlar
beklediklerini ancak, Rum tarafında gelişen bir milliyetçilik
olmasını olumsuz karşıladıklarını belirtti.
Çakıcı,
bundan sonra oluşacak mecliste, ortaya çıkacak hükümet modelinin, iki
bölgeli ve iki toplumlu federal bir Kıbrıs için politika ortaya
koymasını beklediklerini ifade etti. Bugüne kadar Rum lider
Papadopulos'un yürüttüğü başarısız politikaların
ortada olduğunu vurgulayan Çakıcı, şunları söyledi:
"Umarım
bundan sonra Kıbrıs Türk toplumuna olumlu mesaj veren bir siyaset
ortaya konur. Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koyacak yeni
politikalar üretmeleri gerekiyor. Ancak her iki liderliğin de birbirine
öfkeli ve saldırgan demeçler vermesi, halkları birbirinden
uzaklaştırıyor. Sonuçlar direnci kırmasın, umutları
tüketmemek lazım."
Avcı:
Papadopulos'un politikaları kazandı
Ulusal Birlik
Partisi Genel Sekreteri Turgay Avcı da, seçimde Papadopulos'un
politikalarının kazandığını, bunun da bir kez
daha çözüm istemeyen tarafın Kıbrıslı Türkler değil,
Rumlar olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Avcı,
Güney Kıbrıs'ta hayırcı politikaların sadece
Papadopulos destekli olmadığını, Kıbrıs Rum
halkının da barış ortamı istemediğini söyledi.
Hükümet partilerinin, 'Rum yönetimini uzlaşamaya biz getireceğiz,'
yönünde açıklamalar yaptıklarını da ifade eden Avcı,
şunları söyledi:
"Seçimler,
Papadopulos'un arkasında büyük bir halk desteğinin olduğunu
göstermiştir. Rumları çözüme getireceklerini düşünenler ve
söyleyenlerin hayal gördükleri sonuçlarla birlikte daha da belirgindir. Rüyadan
uyansınlar ve gerçekleri görsünler. Gerçekler UBP'nin otuz
yıldır söyledikleridir. Kıbrıs Türk halkı artık
kendi yolunu çizmeli ve devletine sahip çıkmalıdır"
KIBRIS 23/05/06
Kliridis'in
kızı kaybetti, Papadopulos'un oğlu kazandı
|
AĞIR
TOPLAR DIŞARIDA KALDI... Birleşmiş Milletler (BM) Genel
Sekreteri tarafından 2004 yılında sunulan Annan planına
"hayır" diyen Kıbrıs Rum siyasi güçlerinin
güçlenerek çıktığı Kıbrıs Rum tarafındaki
parlamento seçimlerinde kullanılan tercih oyları büyük sürprizler
getirdi. Eski kabinedeki partilerin ağır topları ve önemli
kişiler meclise girmezken, yeni kişiler parlamentoda sandalye
sahibi olmaya hak kazandı. KETİ
DIŞARIDA, NİKOLAS MECLİSTE... Kıbrıs sorununda çözüm
ve barış yanlısı güçlü bir tutumu sergileyen Rum yönetiminin
eski başkanı Glafkos Kliridis'in kızı, ana muhalefet
partisi Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) milletvekili Keti
Kleridis, meclise girmeyi başaramadı. Öte yandan, Rum toplumu
lideri Tassos Papadopulos'un oğlu Nikolas Papadopulos, Demokratik Parti
(DİKO) Lefkoşa milletvekili olarak seçilerek, meclise ilk kez giren
genç parlamenterler arasında yer aldı. Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri tarafından 2004 yılında sunulan
Annan planına "hayır" diyen Kıbrıs Rum siyasi
güçlerinin güçlenerek çıktığı Rum tarafındaki
parlamento seçimlerinde kullanılan tercih oyları büyük sürprizler
getirdi. Eski
kabinedeki partilerin ağır topları ve önemli kişiler
meclise girmezken, yeni kişiler parlamentoda sandalye sahibi olmaya hak
kazandı. Kıbrıs
sorununda çözüm ve barış yanlısı güçlü bir tutumu
sergileyen Rum yönetiminin eski başkanı Glafkos Kliridis'in
kızı, ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik Partisi
(DİSİ) milletvekili Keti Kleridis, meclise girmeyi başaramadı. Öte yandan,
Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos'un oğlu Nikolas
Papadopulos, Demokratik Parti (DİKO) Lefkoşa milletvekili olarak
seçilerek, 56 sandalyeli meclise ilk kez giren genç parlamenterler
arasında yer aldı. Fileleftheros
Gazetesi, Rum milletvekilliği seçimlerinde eski kabinedeki önemli
kişilerin bu kez meclise giremediğini yazdı. Gazeteye göre
şu şahıslar meclise giremedi: Nikkos
Pittokopitis, Yorgo Haciyeoryiu (Baf); Dinos Mihailidis, Aristos Hrisostomu
(Limasol); Prodromos Prodromu; Hristos Kliridis, Andreas Papapoliviu, Kety
Kliridis (Lefkoşa); Zaharios Zahariu (Larnaka); Kostas Papakostas;
Andonis Karas (Mağusa) ve Hristodulos Taramuntas (Girne!) Meclise ilk
kez giren milletvekilleri şunlardır: AKEL: Kipros
Hrisostomidis, (Lefkoşa-Rum Yönetimi Eski Sözcüsü); Pambis Kiritsis, Panikos
Stavrianos (Larnaka) Andreas Muskalis (Mağusa), Aristos Aristotelus
(Limasol), Andreas Fakontis (Baf) DİSİ:
Averof Neofitu, Hristos Stilyanidis, Stella Kiryakidu (Lefkoşa), Tasos
Mitsopulos (Larnaka). DİKO:
Marios Karoyan; Nikolas Papadopulos (Lefkoşa), Andonis Antoniu (Baf). EDEK: Rula
Mavronikola (Lefkoşa), Fidias Sarikas (Baf) EVROKO: Nikos
Kutsu (Mağusa). Politis
gazetesi de tercih oylarının, partilerin ağır
toplarının meclis dışında kalmasına neden
olduğunun altını çizdi. Gazete
AKEL'den Stella Mişauli, Yorgo Haciyeoryiu, Kiryakos Tirimos,
DİSİ'den Andonis Karas, Kety Klerides, Andreas Papapoliviu,
Zaharios Zahariu; DİKO'dan Nikos Pittokopitis, Aristos Hrisostomu,
EVROKO'dan ise Hristodulos Taramuntas, ADİK'ten Dinos Mihailidis (parti
Başkanı) ve EVRODİ'den Prodromos Prodromu'nun (Parti
Başkanı) meclis dışında kaldığına
dikkat çekti. |
KIBRIS 23/05/06
Güneydeki
seçimler çözümden uzaklaşma eğilimini gösteriyor
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs Türk halkının, Güney
Kıbrıs'taki çözümden uzaklaşma eğilimini dünyanın
dikkatine daha fazla getirebilmek için, çözüme ve BM çözüm planına
bağlılığını dünyaya daha fazla göstermek zorunda
olduğunu, bunun tam zamanı olduğunu vurguladı.
Başbakan
Soyer, dün bir kabulü sırasında basının sorusuna
karşılık Güney Kıbrıs'ta önceki gün yapılan
milletvekilliği seçimlerinde ortaya çıkan sonuçları
değerlendirdi.
İlk kez bu
kadar heyecansız
Kıbrıs
Türk halkının Güney'deki seçimleri ilk kez bu kadar heyecansız
izlediğine dikkat çeken Soyer, bu ilgisizliği, Rum tarafında,
çözüme dair ciddi projelerin ortaya konulmadığı ve
tartışmaların yaşanmadığı bir seçim süreci
geçirilmesine bağladı. Soyer, referandum sürecinde "evet"
kampanyası yürüten DİSİ'nin, kendi içinden
"hayırcı" önemli bir grubun kopmasına rağmen %30
oy almasını önemli bir gelişme olarak değerlendirirken;
"hayır" görüşündeki DİKO ve EDEK'in oylarını
artırmalarını Rum tarafında uyanan ve uyandırılan
dar milliyetçiliğin boyutlarını göstermesi açısından
önemli bulduğunu kaydetti.
Hükümetin büyük
ortağı AKEL'in de oylarını düşürdüğüne dikkat
çeken Soyer, AKEL'deki bu oy kaybıyla ilgili olarak, geçen seçimlere göre
seçmen sayısındaki artışa işaret ederek yeni seçmen
konumuna ulaşmış gençlerin oylarını büyük ölçüde
milliyetçi partilere (EDEK ve DİKO) yönelttiği yorumunda bulundu.
Soyer bunu, Papadopulos yönetiminin "suni bir şekilde,
basını manipüle ederek kendi halkını dar milliyetçi
noktalara doğru yanıltmasının sonucu" olarak
değerlendirdi. Soyer, "Tüm bunlara karşın, özellikle
birbirleriyle ciddi tartışma içinde olsalar bile AKEL ve
DİSİ'nin, sonuçta iki bölgeli, iki toplumlu federasyonu
savunduğunu söyleyen iki partinin toplam %60 civarında oy alması
da geleceğe dair, bizim inat ve ısrarla hangi zeminde
çalışma yapmamız gerektiğini bize göstermektedir"
şeklinde konuştu.
Çözüme
bağlılığımızı dünyaya daha fazla
göstermeliyiz
Başbakan
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi tam
zamanıdır. Kıbrıs Türk halkı çözüme
bağlılığını ve Kıbrıs sorununda BM
çözüm planına
ne kadar
duyarlı ve bağlı olduğunu dünyaya daha fazla göstermek
zorundadır ki Güney Kıbrıs'taki bu çözümden uzaklaşma
eğilimini daha fazla dünyanın dikkatine getirelim ve bu Papadopulos
yönetiminin AB ilkelerine ve genel olarak çözüme verdiği zararı
dünyanın gözüne daha bir batırtalım."
Teknik
komiteler hemen kurulsun
Soyer, bir
başka soruya karşılık, Rum yönetimine, teknik komiteleri
hemen kurarak ön çalışmalara başlama
çağrısını yineleyerek, böylelikle BM Genel Sekreteri'nin
Yardımcısı İbrahim Gambari'nin bölgeye yapması
beklenen ziyareti öncesinde iki toplum arasındaki ilişkilerin
gelişmesine katkı sağlayarak çözüme yönelik zemin
hazırlanmış olunacağını kaydetti.
Seçimin ruhunda
çözüme ivme istemi yoktu
Başbakan
Soyer, seçim sonuçlarının çözüme ivme kazandırıp
kazandırmayacağı yönündeki bir soruya verdiği yanıtta
ise, "Bu seçimin ruhunda Kıbrıs sorununa bir ivme
kazandırma istemi ya da devinimi yoktu ki seçim sonuçlarından sonra
onun kendi kaynağından bir hız oluşturmasını
bekleyelim" dedi.
KIBRIS 23/05/06
AP:
Kıbrıs için ufukta çözüm yok
KKTC
Cumhurbaşkanı Talatla görüşen Avrupa Parlamentosu heyeti,
taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının derin
olduğunu, bu nedenle yakın gelecekte çözüm yönünde bir ilerleme
beklemediklerini vurguladı.
NTV
Güncelleme: 19:39 TSİ 24 Mayıs 2006 Çarşamba
LEFKOŞA
- Avrupa Parlamentosundan bir heyet, KKTCyi ziyaret ediyor. İngiliz
parlamenterlerden oluşan heyet, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talatla görüşmenin ardından KKTCye yönelik ekonomik izolasyonlarla
ilgili Avrupa Birliğinin çabalarından bahsetti.
Heyet,
izolasyonları kaldıracak olan doğrudan ticaret tüzüğünü
hayata geçirmek için Türkiyenin imzaladığı ek protokolü
uygulayarak limanlarını Rumlara açması gerektiğini
hatırlattı.
Parlamenterler, iki taraf arasındaki görüş
ayrılıklarının derin olduğunu ve yakın gelecekte
uzlaşma yönünde bir ilerleme beklemediklerini de belirtti. Avrupalı
parlamenterler, ABnin birleşik Kıbrısı
hedeflediğini, bunun için Birleşmiş Milletler çerçevesinde bir
çözümü desteklediğini vurguladı.
'www.kktc.eu'ya
uyanık Rum Yönetimi talip
24/05/2006
RADIKAL
AA - LEFKOŞA - AB, internet
üzerinden iletişim sistemini oluşturmak için '.eu' ile biten
adreslerin kime dağıtılacağını belirlemeye
çalışırken, 'uyanıklık yapan' Kıbrıs Rum
Yönetimi "www.kktc.eu" adresini almak için başvuruda bulundu.
Kıbrıs Türk tarafı bu girişimi 'tecridi internete
taşımak' olarak nitelendirerek tepki gösterdi.
Rum Dışişleri'nin başvurusu Avrupa Komisyonu'nun '.eu' alan
adlarının dağıtımında yetkili
kıldığı 'Eurid' kurumunun www.whois.eu adresinden
görülüyor. Kurumsal başvuru, 6 Nisan'da Rum hükümeti ve
Dışişleri Bakanlığı'na bağlı mfa.gov.cy
adresinden yapılmış. Eurid'de kayıt üç aşamalı.
'Sunrise I' adlı 6 Şubat'ta biten aşamada, kamu kurumları,
markalar, coğrafi bölge temsilcileri veya köken adı temsilcileri
başvuru yapabiliyordu. Rum başvurusu 7 Şubat'tan 6 Nisan'a kadar
süren ve 'AB üyelerinin ulusal yasalarında tanımlanan hakların
sahiplerinin' yer aldığı 'Sunrise II' sürecinde geldi.
Aşamanın bitmesine saatler kala başvuran Rumlar, belgeleri 15
Mayıs'ta teslim etti. Eurid'den alan adı talebinde bulunan kurum,
şirket veya bireylerin, istedikleri adresi hangi amaçla
kullanacaklarını belirtmeleri ve Eurid'in bunun uygunluğunu
kontrol etmesi gerekiyor. Rum Dışişleri
Bakanlığı'nın başvuru sırasında 'kktc' alan
adını alma amacı olarak hangi gerekçeleri gösterdiği ise
bilinmiyor.
KKTC itiraz ediyor
Rum Yönetimi'nin başvurusu onaylanırsa 40 günlük itiraz süreci var.
Nitekim KKTC de itiraz etmekte gecikmedi. Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca, başvurunun kötü niyetli olduğunu
belirtip, Rumların tecridi internete taşımak istediğini
söyledi. Hukuki girişimi yaptıklarını aktaran
Erçakıca, "Kendimizi dünyaya anlatmamızın önünü
tıkamak istiyorlar" dedi.
Rum siyasi
yaşamında pek bir şey değişmedi
Cumhurbaşkanlığı
sözcüsü Hasan Erçakıca, basınla ilk buluşmasını
gerçekleştirerek, Güney Kıbrıs'taki seçim sonuçlarını
değerlendirdi:
Rum siyasi
yaşamında pek bir şey değişmedi
GÜNEY'DEKİ
SEÇİMLER... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan
Erçakıca, Güney Kıbrıs'taki seçim sonuçlarına göre
Kıbrıs Rum siyasi hayatında pek bir şey
değişmediğini söyledi ve Türk tarafının
Kıbrıs politikasını değiştirmesine gerek
olmadığına, tam tersine uygulamakta olduğu politikayı
etkinleştirip, çözüm için daha atak davranmak gerektiğine dikkat
çekti
Cumhurbaşkanlığı
Sözcülüğü görevine atanan Hasan Erçakıca, medya mensuplarıyla
ilk buluşmasını dün gerçekleştirerek, Güney
Kıbrıs'taki seçim sonuçlarına göre Kıbrıs Rum siyasi
hayatında pek bir şey değişmediğini söyledi.
Erçakıca,
seçim sonuçlarına bağlı olarak Türk tarafının
Kıbrıs politikasını değiştirmesine gerek
olmadığına, tam tersine uygulamakta olduğu politikayı
etkinleştirip, çözüm için daha atak davranmak gerektiğine dikkat
çekti.
Erçakıca,
Cumhurbaşkanlığı'nın gündeminde bulunan güncel konular
hakkında bilgi verdi, gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat da basın brifinginin başlangıç bölümüne
katılarak Cumhurbaşkanlığı'nda sözcülük
makamının oluşturulmasının nedenleri ve hedefleri
hakkında bilgi verdi.
Basın
mensuplarıyla Cumhurbaşkanı Sözcüsü'nün her hafta
yapacağı toplantılarda basının
bilgilendirileceğini, sözcü aracılığıyla resmi
demeçler dışında basına bilgi akışının
sağlanacağını belirten Cumhurbaşkanı Talat,
"Sözcü aracılığıyla bilgilendirme yapılması,
Cumhurbaşkanlığı ile basın arasında bir perde oluşturma
anlamına gelmemektedir. Cumhurbaşkanı olarak benim basından
uzaklaşma gibi bir niyetim yok" dedi.
Cumhurbaşkanı
Talat, verilecek bilgilerle basının dış kaynaklardan gelen
ve çoğu zaman gerçekleri yansıtmayan haberleri kullanmasından
kaynaklanan sorunların ortadan kalkacağını, ayrıca
resmi demeçler dışında basına bilgi
akışının olmadığı yönündeki
şikayetlerin giderileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca'nın basın mensuplarıyla her
salı buluşması hedefleniyor. Erçakıca, rutin brifingler
dışında da gazetecilerin sorularını yanıtlayacak.
Sözcü Hasan
Erçakıca, sözcülük biriminin Özel Kalem'in yerini
almayacağını, her iki birimin paralel çalışma
yürüteceğini de belirtti.
"Beklenen
sonuçlardı"
Cumhurbaşkanlığı
Basın Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün ilk kez düzenlenen haftalık
basın brifinginde gazetecilerin Güney Kıbrıs'taki seçimlerle
ilgili sorusuna verdiği yanıtta, seçim sonuçlarına bakarak
hayırcıların büyük zafer kazandığını
söylemenin biraz abartılı olduğunu söyledi.
Seçim
sonuçlarını umutsuz bir vaka olarak görmediklerini kaydeden
Erçakıca, "Beklenen sonuçlardı Kıbrıs Rum siyasi
hayatında pek bir şey değişmedi" dedi.
Seçim
sonuçlarının bakış açısına göre farklı
değerlendirilebileceğine işaret eden Erçakıca, Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un seçimden zafer
çıktığı düşüncesiyle hareket ederek, tutumunu
katılaştırması halinde Kıbrıs'ı daha zor
günlerin bekleyebileceğini kaydetti.
Erçakıca,
Kıbrıs Türkü ile yakın ilişkiye önem veren kişilerin
kaybetmesinin ise bir ölçüt olmadığına dikkat çekerek,
partisinin Annan Planı'na "hayır" kararına rağmen
"evet" diyen AKEL milletvekillerinin seçimden zaferle
çıktığının altını çizdi.
Türk
tarafının politikasında değişiklik
Hasan
Erçakıca, bir başka soruya verdiği yanıtta, Türk tarafının
Kıbrıs politikasında değişikliğe gerek
olmadığını, tam tersine uygulanmakta olan politikanın
daha da etkinleştirilerek, çözüm için daha atak davranmak gerektiğini
söyledi.
Papadopulos
yönetiminin uluslar arası alanda
karşılaştığı zorlukların, Türk
tarafının politikasından kaynaklandığına
işaret eden Erçakıca, bu politikayı değiştirerek, Rum
lideri rahatlatmaya gerek olmadığını belirtti.
BM
girişimi ve Gambari'nin ziyareti
Hasan
Erçakıca, Güney Kıbrıs'taki seçim sonrası BM Siyasi
İşlerden Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı
İbrahim Gambari'nin Kıbrıs'a gelerek, yeni girişimde
bulunmasının, Rum tarafının tutumuna bağlı
olduğunu söyledi.
Konuyla ilgili
soruyu yanıtında Gambari'nin Kıbrıs'a gelerek içinde
bulunulan durgunluktan çıkma konusunda eksersiz yapmasını
beklediklerini ancak bunun tamamıyla Rum tarafının tutumuna
bağlı olduğunu kaydeden Erçakıca, şöyle devam etti:
"Gambari'nin
gelmesi durumunda ne konuşulacak? Sürecin hareketlenmesi için Rum
tarafının duruşunu netleştirip, pozitif pozisyon belirlemesi
gerekiyor Ortada Gambari'nin gelişini engelleyen siyasi bir durum var
Gelecek de ne olacak? Eli boş mu dönecek?"
"Teknik
komiteler konusunda
Rum
tarafının yanıtı bekleniyor"
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi ve
Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefi Michael
Moller'in önerisi üzerine gündeme gelen Teknik Komiteler konusunda Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi'nin resmi yanıtının
beklendiği açıklandı.
Erçakıca,
Möller'in 10 başlık atlında oluşturulmasını
önerdiği teknik komiteler konusunda önemli bir gelişmenin
olmadığını söyledi.
Hasan
Erçakıca, Türk tarafının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos ile şubat
ayında Paris'te gerçekleştirdiği görüşme öncesinde gündeme
getirilen teknik komitelerle ilgili tavır ve görüşlerini BM Genel
Sekreteri'ne bir mektupla bildirdiğini söyledi.
"Türk
tarafının yanıtı olumlu"
Erçakıca,
Türk tarafının, genel olarak iki toplum arasındaki
ilişkilerin iyileştirilmesi ve güvenlik, mülteci, kriminal,
sağlık ve benzeri konularda işbirliğin
geliştirilmesinin amaçlandığı teknik komitelerin
oluşturulmasına olumlu yanıt vermesine rağmen Rum
tarafının Möller'in önerisini resmen
yanıtlamadığını belirtti.
Türk
tarafının bir üst komite gözetiminde çalışma koşulu
önerisinde bulunmasına karşın, resmi bir tutum takınmayan
Rum tarafının, daha çok basın önünde yaptığı
tartışmalarda esasa ilişkin konuları da bu teknik komiteye
yüklemeye çalıştığına dikkat çeken Erçakıca, Rum
tarafının bu konuda resmi bir önerisi de
bulunmadığını söyledi.
Erçakıca,
"Seçimler bir engel olarak görülüyorsa ve seçimler de geride
kaldığına göre, Rum yönetiminden belki olumlu yanıt
alabiliriz diye düşünüyoruz" dedi.
"Komitelerin
çalışması için siyasi bir engel yok"
Erçakıca,
politik ve siyasi olarak komitelerin çalışması için hiçbir engel
bulunmadığına işaret ederek, şöyle devam etti:
"Komiteler
için hükümetten eleman istememiz lazım. Bu komitelerde
çalışabilecek yetkin eleman seçip, çalışmalara
başlamamız lazım. Bundan sonraki aşama budur. Biz 3-5 gün
içinde bu elemanları saptayıp, komiteleri çalıştırmaya
hazırız. İsteyebileceğimiz süre, teknik olarak bu
elemanları saptayıp, görevlendirme sürecidir"
Rumların
internette alan adı alma girişiminde hukuki boyut
Erçakıca,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Internet ortamında
"kktc", "trnc" gibi uzantıların bulunduğu
alan adlarını ele geçirme girişiminden haberdar
olduklarını ve gerekli hukuki işlemlerin
yapıldığını söyledi.
Erçakıca,
Türk tarafının "kktc.eu", "trnc.eu",
"tourism.trnc", "trnc", "trnc.go" gibi üretebileceği
muhtemel isimler için Rum tarafının başvuruda bulunduğunu
kaydetti.
Bu konuda
başlattıkları hukuki girişimleriyle ilgili bugünlerde
yanıt beklediklerini söyleyen Erçakıca, olayı "kötü niyetli
bir girişim olarak" değerlendirdiklerini belirtti. Hasan Erçakıca,
şöyle devam etti:
"Bu bir
nevi; limanlarımıza, hava limanlarımıza, sportif
ilişkilerimize uygulanan ambargo ve izolasyonların Internet
ortamında da devam ettirilmesi için Rum 'dostlarımızın'
aldığı bir önlemdir. Bunun dostlukla bağdaşan bir
durumu yok. Bizim en azından kendimizi anlatmak, tanıtmak gibi bir
hakkımız olması gerekir. Ama maalesef bunun önünü tıkamaya
çalışıyorlar."
"AB'nin
ofis açma çalışmaları sürüyor"
Cumhurbaşkanlığı
Basın Sözcüsü Erçakıca, Avrupa Birliği'nin Mali Yardım
Tüzüğü'nün uygulanabilmesi için KKTC'de ofis açma
çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Erçakıca,
AB'nin Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili soruya yanıtında
Kıbrıs Türk tarafının siyasal pozisyonuna,
yasallığına zarar vermeyecek şekilde uygulanmasına
karşı olmadıkları tüzükle ilgili girişimlerinin
sürdüğünü belirtti.
AB
görevlilerinin, KKTC hükümeti ve Ticaret Odası yetkilileriyle temaslarda
bulunup, çeşitli görüşmeler yaptığını kaydeden
Erçakıca, bu konuda bir bina arayışında olunduğunu
söyledi. Erçakıca, "Bizim beklentimiz, Kuzey Kıbrıs'ta bu
ofisin açılması ve bu mali yardımın nasıl
kullanılacağına dair prosedürün hükümet ve sivil toplum
örgütleriyle bilgi alış-verişi şeklinde oluşturulması
ve projelerin bu ofis aracılığıyla kabul edilmesidir"
dedi.
Mali Tüzük
konusunda çok süratli bir gelişme olmadığını ifade
eden Erçakıca, Türk tarafının oldukça hassas olan bu konuda
dikkatli davrandığını belirtti.
Doğrudan
Ticaret Tüzüğü
Hasan
Erçakıca, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün önümüzdeki dönemde AB
Dönem Başkanı Avusturya tarafından gündeme getirilebileceği
duyumu elde ettiklerini kaydetti.
Erçakıca,
bir başka soru üzerine, Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev ile AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Olli Rehn'in Brüksel'de gerçekleşen görüşmesinin, önümüzdeki günlerde
Kıbrıs sorununun alabileceği şekil konusunda bir fikir
eksersizi olduğunu söyledi.
Ek protokolün
ertelenmesi
Rehn'in
ayrıca Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde
karşılaşılabilecek sorunlar konusunda araştırma
yaptığına işaret eden Erçakıca, özellikle ek protokol
çerçevesinde Türkiye limanlarının Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi'ne açılması konusunun ele
alındığını belirtti.
Erçakıca,
"Ek protokolün ertelenmesi söz konusu mu?" yönündeki soruya
"Ortada ertelemeyi gerektirecek bir durum yok. Çözüm vardır. Türk
tarafı çözümü net bir şekilde ortaya koydu. Türkiye bu konuda
gösterebileceği esnekliği gösterdi" yanıtını
verdi.
Mülkiyet
Yasası
Hasan
Erçakıca, bir soru üzerine Mülkiyet Yasası konusundaki her şeyin
yolunda olduğunu söyledi.
Erçakıca,
Mal Tazmin Komisyonu'nun haziran ayı içinde yabancı üyelerin de
katılacağı bir oturum yapacağını belirtti.
KIBRIS 24/05/06
Bu tüzük
çalışmıyor
Kıbrıslı
Türk işadamları, Yeşil Hat üzerinden gerçekleşen
satışlardan 15 ayda sadece 1.4 milyon KL kazanç sağladı
Bu tüzük
çalışmıyor
23 AĞUSTOS
2004'TE ONAYLANMIŞTI... Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Rum
yönetimiyle ticaretini düzenleyen Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden
gerçekleşen satışlardan, Kıbrıslı Türk
işadamları 15 ayda sadece 1.4 milyon Kıbrıs Lirası
kazanç sağladı. 10 Ağustos 2004 tarihinde Avrupa Komisyonu'nda
onaylanan ve 23 Ağustos'ta uygulanmaya başlanan Yeşil Hat
Tüzüğü ile plastik ürünler, elektrik malzemeleri, kağıt ürünleri
ve daha bir çok yerli ürünümüz Güney Kıbrıs'ta Rum
alıcılara satılıyor
"TÜZÜĞE
EKLEMELER YAPILMALI"... Kıbrıslı Türklerle
Kıbrıslı Rumlar arasında yapılan ticaretin çerçevesini
belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü'yle, 15 ayda sağlanan 1.4 milyon
Kıbrıs Lirası tutarındaki satış beklentilere
cevap veremiyor. Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı
Erdil Nami, mali yardım ve direkt ticaret tüzüklerinin yanında,
Kıbrıs Türk halkının kalkındırılması
için üçüncü unsur olarak görülen Yeşil Hat Tüzüğü'nün yeterli
olmadığını belirterek, tüzüğe eklemeler yapılması
gerektiğini söyledi
Aral MORAL
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Rum yönetimiyle ticaretini düzenleyen
Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden gerçekleşen satışlarda,
Kıbrıs Türk işadamları 15 ayda sadece 1.4 milyon
Kıbrıs Lirası kazanç sağladı.
10 Ağustos
2004 tarihinde Avrupa Komisyonu'nda onaylanan ve 23 Ağustos'ta uygulanmaya
başlanan Yeşil Hat Tüzüğü ile plastik ürünler, elektrik
malzemeleri, kağıt ürünleri ve daha bir çok yerli ürünümüz Güney
Kıbrıs'ta Rum alıcılara satılıyor.
Kıbrıslı
Türklerle Kıbrıslı Rumlar arasında yapılan ticaretin
çerçevesini belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü'yle, 15 ayda sağlanan
1.4 milyon Kıbrıs Lirası tutarındaki satış,
beklentilere cevap veremiyor.
Kıbrıs
Türk Ticaret Odası Başkanı Erdil Nami, mali yardım ve
direkt ticaret tüzüklerinin yanında, Kıbrıs Türk
halkının kalkındırılması için üçüncü unsur olarak
görülen Yeşil Hat Tüzüğü'nün yeterli olmadığını
belirterek, tüzüğe eklerin yapılması gerektiğini söyledi.
2005'te toplam
satış 981 bin 191 KL
Ocak 2005'ten
Aralık 2005'e kadar olan bir yıllık sürede toplam 981 bin 191 KL
satış oldu. Aynı yıl içerisinde en çok satış
şubat ayında 99 bin 547 KL ile gerçekleşirken, en düşük
ticaret ise, 46 bin 208 KL ile ocak ayında gerçekleşti.
2005
yılında yapılan satışlarda, Tahta ürünler ve mobilya
satışı 179 bin 954 KL ile ilk sırada yer aldı. Tahta
ürünler ve mobilya satışını sırasıyla, sebze,
kâğıt ürünler, yapı taşı ve plastik ürün
satışı takip etti.
2006 ilk üç
aylık satışlarından elde edilen gelir 337 bin 512 KL
Kıbrıs
Türk Ticaret Odası, Yeşil Hat Tüzüğü 2006'nın ilk üç
ayında yapılan satış tablolarında ise, toplam 337 bin
512 KL'lık ticaret yapılırken, en çok satış 132 bin
490 KL ile mart ayında oldu.
2006
yılının ilk üç ayında en fazla satışı
yapılan ürün 100 bin 175 KL ile elektrik malzemeleri oldu.
Sırasıyla sebze, tahta ürünler ve mobilya, plastik ürünler ve
yapı taşı, elektrik malzemelerinden satışı
yapılan ürünler oldu.
Nami:
Yeşil Hat Tüzüğü yeterli değil
Erdil Nami,
Yeşil Hat Tüzüğü üzerinde gerçekleştirilen ticarette yılda
1 milyon Kıbrıs Liralık gelir elde edildiğini ifade ederek,
söz konusu tüzüğün yeterli olmadığını belirterek,
satışı yapılabilecek ürün listesinin genişletilmesi
gerektiğini söyledi.
Nami,
Kıbrıslı Türklerin kalkınması için Mali Yardım ve
Direkt Ticaret Tüzükleri'nin yanında üçüncü unsur olarak görülen
Yeşil Hat Tüzüğü'nün tatmin edici olmaktan uzak olduğun vurguladı.
Türk
mallarının Güney'e geçmesini istiyoruz
Tüzüğe,
ilaveler yapılması gerektiğini kaydeden Erdil Nami, "Bizim
ısrarımız, Gümrük Birliği'ne dahil olan tüm ülkelerin
mallarının transit olarak Yeşil Hat'tan geçmesidir. Türkiye,
Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen Gümrük Birliği'ne
üyedir. Bu yüzden Türkiye mallarının Güney Kıbrıs'a
geçmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.
Nami, Türkiye
ile ticaret yapmak isteyen Rumların KKTC limanlarını kullanarak
yapmaları gerektiğini vurgulayarak, Larnaka Limanı gibi Girne ve
Mağusa Limanları'nın da kullanıma açık olması
gerektiğini ifade etti.
Erdil Nami
sözlerini tamamlarken, ticaretin liberal ve serbest yapılması
gerektiğini kaydederek, ülkemize barış ve refahın ancak
böyle gelebileceğini sözlerine ekledi.
2005
yılında Yeşil Hat Tüzüğü üzerinde yapılan
satışlar
Ocak
Demir/çelik ürünler 400.00 KL
Kâğıt
ürünler 14,424.24 KL
Plastik ürünler
4,703.70 KL
Alüminyum/PVC
ürünler 1,919.90 KL
Tahta ürünler/
mobilya 6,781.00 KL
Giyim 1,237.30
KL
Sebze 11,378.40
KL
Yapı taşı
2,874.00 KL
Kimyasal
ürünler 2,490.00 KL
TOPLAM
46,208.54 KL
Şubat
Sebze 15,219.50 KL
Kâğıt
ürünler 12,675.29 KL
Yapı
taşı 26,450.55 KL
Tahta ürünler/
mobilya 12,730.10 KL
Elişi
ürünler 570.00 KL
Alüminyum/PVC
ürünler 4,583.00 KL
Plastik ürünler
9,164.15 KL
Ham metal
12,600.00 KL
Kimyasal
ürünler 3,465.58 KL
Demir/çelik
ürünler 756.00 KL
Giyim 545.00 KL
Toprak &
taş 788.80 KL
TOPLAM
99,547.97 KL
Mart Sebze
13,508.30 KL
Kâğıt
ürünler 10,774.85 KL
Tahta ürünler/
mobilya 7,787.51 KL
Alüminyum/PVC
ürünler 4,651.17 KL
Yapı
taşı 12,105.52 KL
Plastik ürünler
7,076.26 KL
Giyim 1,702.00
KL
Kimyasal
ürünler 2,642.55 KL
Elişi
ürünler 701.00 KL
Demir/çelik
ürünler 2,460.00 KL
Ham metal
3,600.00 KL
Yiyecek /
içecek 200.00 KL
TOPLAM
67,209.16 KL
Nisan
Kâğıt ürünler 16,092.50 KL
Yapı
taşı 18,800.69 KL
Tahta ürünler/
mobilya 11,246.00 KL
Giyim 3,842.80
KL
Kimyasal
ürünler 119.32 KL
Alüminyum/PVC
ürünler 2,142.00 KL
Sebze 17,194.90
KL
Plastik ürünler
7,378.67 KL
Elişi
ürünler 325.00 KL
Demir/çelik
ürünler 300.00 KL
Ham metal
7,200.00 KL
TOPLAM
84,641.88 KL
Mayıs
Alüminyum/PVC ürünler 4,123.00 KL
Kâğıt
ürünler 14,519.85 KL
Giyim 1,902.40
KL
Tahta ürünler/
mobilya 8,453.00 KL
Yapı
taşı 9,379.90 KL
Prefabrik
binalar 35,966.00 KL
Elişi
ürünler 662.00 KL
Sebze 6,351.00
KL
Yiyecek /
içecek 9.00 KL
Plastik ürünler
8,058.25 KL
Kimyasal
ürünler 579.00 KL
Demir/çelik
ürünler 117.00 KL
Ham metal
1,800.00 KL
TOPLAM
91,920.40 KL
Haziran Tahta
ürünler/ mobilya 28,003.50 KL
Elişi
ürünler 1,343.00 KL
Giyim 2,102.80
KL
Alüminyum/PVC
ürünler 5,048.00 KL
Sebze 16,023.00
KL
Yapı
taşı 4,158.03 KL
Kâğıt
ürünler 10,979.20 KL
Kimyasal
ürünler 8,930.64 KL
Ham metal
4,600.00 KL
Demir/çelik
ürünler 1,020.00 KL
Plastik ürünler
6,343.50 KL
Su depolama
& ısıtma üniteleri 1,300.00 KL
TOPLAM
89,851.67 KL
Temmuz
Alüminyum/PVC ürünler 2,116.00 KL
Tahta ürünler/
mobilya 17,027.40 KL
Demir/çelik
ürünler 10,788.00 KL
Kimyasal
ürünler 838.00 KL
Kâğıt
ürünler 10,873.70 KL
Sebze 9,922.40
KL
Yapı
taşı 8,004.67 KL
Ham metal
2,400.00 KL
Giyim 1,850.00
KL
Plastik ürünler
8,433.11 KL
Elişi
ürünler 933.00 KL
Koşum
takımı 843.00 KL
Basılmış
kitap, gazete vb.. 6,860.00 KL
TOPLAM
80,889.28 KL
Ağustos
Kâğıt ürünler 11,930.90 KL
Yapı
taşı 11,052.38 KL
Tahta ürünler/
mobilya 14,466.50 KL
Plastik ürünler
8,946.24 KL
Giyim 1,736.00
KL
Elişi
ürünler 2,596.00 KL
Demir/çelik
ürünler 4,070.00 KL
Sebze 26,352.50
KL
Alüminyum/PVC
ürünler 2,517.00 KL
Ham metal
7,600.00 KL
Yiyecek /
içecek 0.00 KL
Kimyasal
ürünler 2,232.50 KL
TOPLAM
93,500.02 KL
Eylül Ham metal
6,428.00 KL
Yapı
taşı 3,088.76 KL
Alüminyum/PVC
ürünler 7,886.00 KL
Plastik ürünler
11,924.55 KL
Tahta ürünler/
mobilya 20,202.00 KL
Kimyasal
ürünler 1,698.50 KL
Elişi
ürünler 1,503.00 KL
Kâğıt
ürünler 10,748.64 KL
Toprak &
taş 100.00 KL
Sebze 4,761.55
KL
Mangal kömürü
1,793.83 KL
Yiyecek /
içecek 192.00 KL
Demir/çelik
ürünler 300.00 KL
TOPLAM
70,626.83 KL
Ekim Ham metal
3,580.00 KL
Kâğıt
ürünler 10,777.64 KL
Yapı
taşı+ 7,566.04 KL
Kimyasal
ürünler 838.00 KL
Tahta ürünler/
mobilya 15,076.00 KL
Sebze 24,354.66
KL
Elişi
ürünler 2,697.00 KL
Alüminyum/PVC
ürünler 3,535.00 KL
Demir/çelik
ürünler 312.00 KL
Giyim 300.00 KL
Elektrik
malzemesi 19,857.55 KL
Plastik ürünler
6,990.80 KL
TOPLAM
95,884.69 KL
Kasım Ham
metal 3,200.00 KL
Kâğıt
ürünler 8,437.65 KL
Yapı
taşı+ 12,106.86 KL
Kimyasal ürünler
1,460.00 KL
Tahta ürünler/
mobilya 17,049.00 KL
Sebze 10,363.69
KL
Elişi
ürünler 1,040.00 KL
Koşum
takımı 499.00 KL
Elektrik
malzemesi 8,198.00 KL
Plastik ürünler
14,717.25 KL
Alüminyum/PVC
ürünler 5,501.00 KL
Demir/çelik
ürünler 1,040.00 KL
Giyim 1,280.00
KL
Yiyecek /
içecek 108.80 KL
TOPLAM
85,001.25 KL
Aralık Ham
metal 2,500.00 KL
Kâğıt
ürünler 6,085.00 KL
Yapı
taşı+ 7,665.68 KL
Tahta ürünler/
mobilya 21,132.81 KL
Sebze 12,011.14
KL
Elişi
ürünler 1,458.16 KL
Elektrik
malzemesi 7,154.90 KL
Plastik ürünler
8,312.74 KL
Alüminyum/PVC
ürünler 5,246.28 KL
Demir/çelik
ürünler 1,906.00 KL
Kimyasal
ürünler 1,324.00 KL
Yiyecek /
içecek 1,112.00 KL
TOPLAM
75,908.71 KL
2005 Genel
satışlar
Alüminyum/PVC
ürünler 49,268.35 KL
Elişi
ürünler 13,828.16 KL
Ham metal 55,508.00
KL
Giyim 16,498.30
KL
Kâğıt
ürünler 138,319.46 KL
Yapı
taşı 120,529.08 KL
Sebze
167,441.04 KL
Tahta ürünler/
mobilya 179,954.82 KL
Kimyasal
ürünler 26,618.09 KL
Plastik ürünler
102,049.22 KL
Yiyecek /
içecek 1,621.80 KL
Demir/çelik
ürünler 23,469.00 KL
Toprak &
taş 3,613.80 KL
Prefabrik
binalar 35,966.00 KL
Su depolama
& ısıtma üniteleri 1,300.00 KL
Koşum
takımı 1,342.00 KL
Basılmış
kitap, gazete vb.. 6,860.00 KL
Mangal kömürü
1,793.83 KL
Elektrik
malzemesi 35,210.45 KL
TOPLAM
981,191.40 KL
Yeşil Hat
üzerinden 2006 yılında yapılan satışlar
Ocak
Kâğıt ürünler 6,303.00 KL
Yapı
taşı 6,134.87 KL
Tahta ürünler /
mobilya 11,512.50 KL
Sebze 20,796.00
KL
Elektrik
malzemesi 18,525.80 KL
Plastik
ürünleri 6,171.92 KL
Alüminyum/PVC
ürünleri 5,127.00 KL
Kimyasal
ürünler 1,030.00 KL
Su depolama
& ısıtma üniteleri 868.00 KL
Elişi
ürünleri 777.51 KL
Giyim 450.00 KL
TOPLAM
77,696.60 KL
Şubat
Kâğıt ürünler 5,903.48 KL
Yapı
taşı 16,434.88 KL
Tahta ürünler /
mobilya 19,097.00 KL
Sebze 27,413.00
KL
Elektrik
malzemesi 33,882.68 KL
Plastik
ürünleri 15,994.42 KL
Alüminyum/PVC
ürünleri 1,775.52 KL
Kimyasal
ürünler 1,604.20 KL
Toprak &
taş 1,892.10 KL
Ham metal
2,625.00 KL
Elişi
ürünleri 703.00 KL
TOPLAM
127,325.28 KL
Mart
Kâğıt ürünler 6,405.00 KL
Yapı
taşı 10,741.77 KL
Tahta ürünler /
mobilya 14,929.83 KL
Sebze 24,168.50
KL
Elektrik
malzemesi 47,766.87 KL
Plastik
ürünleri 14,125.10 KL
Ham metal
5,250.00 KL
Elişi
ürünleri 1,000.12 KL
Giyim 76.72 KL
Alüminyum/PVC
ürünleri 6,287.45 KL
Kimyasal
ürünler 1,431.40 KL
Toprak & taş
108.00 KL
Demir/ Çelik
ürünleri 200.00 KL
TOPLAM
132,490.76 KL
2006'daki genel
satışlar
Kâğıt
ürünler 18,611.48 KL
Yapı
taşı 33,311.52 KL
Tahta ürünler /
mobilya 45,539.33 KL
Sebze 72,377.50
KL
Elektrik
malzemesi 100,175.35 KL
Plastik
ürünleri 36,291.44 KL
Alüminyum/PVC
ürünleri 13,189.97 KL
Kimyasal
ürünler 4,065.60 KL
Su depolama
& ısıtma üniteleri 868.00 KL
Elişi
ürünleri 2,480.63 KL
Giyim 526.72 KL
Toprak &
taş 2,000.10 KL
Ham metal
7,875.00 KL
Demir/ Çelik
ürünleri 200.00 KL
TOPLAM
337,512.64 KL
KIBRIS 24/05/06
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 23:44 TSİ 24 Mayıs 2006 Çarşamba
NEW
YORK/LEFKOŞA - Kıbrıstaki Barış Gücünün görev
süresinin uzatılması konusunda Güvenlik Konseyi üyelerine yeni bir
rapor yayınlayan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, özel temsilcisi Michael
Mollerin yeni BM girişimi için zemin yoklamasının
tasarlandığını kaydetti.
Annan,
raporunda, Bu noktada tarafların temaslara yeniden başlaması ve
Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm arayışına
nasıl geçileceği üzerinde düşünmeye başlaması önem
taşıyor dedi.
Genel Sekreter, temasların öncelikli olarak Kıbrıs Türk ve Rum
liderler arasında başlaması gerektiğini kaydetti.
Annan, Kıbrısta çözüm konusunda görüş birliğinin
olmadığı şu ortamda, Barış Gücünün görev
süresinin uzatılmasını da istedi.
Genel Sekreterin raporu, zamanlama olarak Rum kesimindeki seçimlerin
ardından yayınlandı. Seçim sonuçlarının, Rumların
süregelen uzlaşmazlığının değişeceği
konusunda bir işaret vermediği biliniyor.
930 kişilik BM Barış Gücü 1964ten beri Kıbrısta
görev yapıyor ve Birliğin görev süresi 6 ayda bir Güvenlik Konseyince
uzatılıyor. Son durumda Barış Gücünün görev süresi 15
Haziranda sona eriyor. Genel Sekreter de rutin biçimde 15 Aralıka dek
uzatma isteminde bulunuyor.
SOYER: BM
İNİSİYATİF YÜKLENMELİ
Bu arada KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer konuyla ilgili olarak, BM
Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrısta çözüm için inisiyatif
yüklenmesinin ve girişim başlatmasının kaçınılmaz
olduğunu söyledi ve BM, Kıbrıs sorunu gibi tarihsel bir
uzlaşmazlığı çözme becerisini gösteremezse bundan sonraki
çarpışma noktalarında çözümleyici güç olamaz dedi.
Soyer, BMnin ilgili kişileri çok önceden Kıbrıs sorununa dönük
olarak görevlendirmesi gerektiğini ve Annanın
çağrısından memnuniyet duyduğunu belirtti.
Çözümü reddeden tarafın Rum yönetimi olduğunu ve BM Genel Sekreteri Annanın
da raporunda buna işaret ettiğini hatırlatan Soyer, BMye ve
Genel Sekreter Kofi Annana raporda belirtilen sıkıntıları
aşacak çalışmalar yapma çağrısında bulundu.
Soyer, bir an önce Kıbrısta çözüm sağlayacak girişimlerde
bulunulmasını arzuladıklarını vurguladı.
AP
HEYETİ KKTCDE
Yaşanan bir diğer gelişme de Avrupa Parlamentosundan bir
heyetin, bugün KKTCyi ziyaret etmesi oldu. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talatla görüşen heyet, taraflar arasındaki görüş
ayrılıklarının derin olduğunu, bu nedenle yakın
gelecekte çözüm yönünde bir ilerleme beklemediklerini vurguladı.
İngiliz parlamenterlerden oluşan heyet, görüşmenin ardından
KKTCye yönelik ekonomik izolasyonlarla ilgili ABnin çabalarından
bahsetti. Heyet, izolasyonları kaldıracak olan doğrudan ticaret
tüzüğünü hayata geçirmek için Türkiyenin imzaladığı ek
protokolü uygulayarak limanlarını Rumlara açması
gerektiğini hatırlattı.
Parlamenterler, iki taraf arasındaki görüş
ayrılıklarının derin olduğunu ve yakın gelecekte
uzlaşma yönünde bir ilerleme beklemediklerini de belirtti. Avrupalı
parlamenterler, ABnin Birleşik Kıbrısı
hedeflediğini, bunun için BM çerçevesinde bir çözümü desteklediğini
vurguladı.
Rumların KKTC ile internet savaşı
25 Mayıs, 2006 17:14:00 (TSİ) CNN TURK
Daha önce
KKTC'nin AB'nin internet iletişim sisteminde yer almasından çekinen
Kıbrıs Rum yönetimi, 'www.kktc.eu' adresinden sonra
Kıbrıslı Türklerin alabileceği diğer adresleri de ele
geçirdi.
Kıbrıs
Rum yönetimi, AB'nin kurum ve kuruluşlar için oluşturduğu eu
uzantılı internet adreslerinden KKTC'nin yararlanmaması için
Kıbrıslı Türklerin kullanabileceği tüm isimlerin
haklarını aldı.
Rum Dışişleri Bakanlığı'nın
aldığı bazı isimler şöyle:
www. kktc.eu
www. northcyprus.eu
www. lefkosa.eu
www. kktcbaskanlik.eu
Kıbrıs Rum kesimi, 6 nisanda da 'www.kktc.eu' adresini ele geçirmek
için girişimde bulunmuştu.
AB uygulamasına göre, '.eu' alan adı başvuruları, AB
Komisyonu tarafından seçilmiş, merkezi Brüksel'de bulunan bir sivil
toplum örgütü olan 'Eurid' isimli kuruma yapılıyor.
Rum hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı adresinden
'mfa.gov.cy' yapılan kurumsal başvuru ile ilgili belgelerin 15
mayıs 2006 tarihinde ilgililere ulaştığı görülüyor.
'Eurid' yetkilileri bugünlerde karar aşamasında bulunuyor ve
başvuru dosyasını inceliyor. Başvurunun onaylanması
halinde 40 günlük bir itiraz süreci bulunuyor.
Normal koşullarda, alan adı talebinde bulunan kurum, şirket veya
bireylerin, istedikleri ismi hangi amaçla kullanacaklarını
belirtmeleri, bunun kurum, şirket veya kişi amacına uygun olup
olmadığının kontrol edilmesi gerekiyor.
Kıbrıs Rum Dışişleri
Bakanlığı'nın, 'kktc' adını hangi amaçla
kullanacağı merak konusu. AB'den '.eu' alan adı almak için
gerekli işlemler, www.eurid.eu
adresinde beş dilde anlatılıyor.
Ayrıca tüm başvuruların durumu 'www1.whois.eu' adresinden
görülebiliyor.
Tarkan KKTC'de konser verecek
25 Mayıs, 2006 21:36:00 (TSİ) CNN TURK
Popstar Tarkan,
cuma günü Girne'de vereceği konser için KKTC'ye gitti.
Ercan
Havaalanı'na inen Tarkan, VIP salonundan giriş yaparken
yaptığı açıklamada, Girne'de yarın akşam bir
'barış konseri' vereceğini söyledi.
Yaklaşık iki bin Rumun da konsere katılacak olmasıyla iki
tarafın bir araya gelmesinin kendisini
heyecanlandırdığını belirten Tarkan,
şarkılarının barış mesajı verdiğini
kaydetti.
Kendisine devlet adamlarına uygulanan protokolün uygulanmasına
şaşırdığını söyleyen Tarkan,
"layık olmaya çalışacağım" dedi.
Hayranlarını yarın akşam Jasmine Court Hotel'de
vereceği konsere davet eden Tarkan, "yarın akşam
müthiş bir konser olacak, bence kaçırmayın" diye
konuştu.
Konsere KKTC'nin üst düzey yetkililerinin de katılması bekleniyor.
AB'den
'Şemdinli'de yargı işlesin' talebi
CNN TÜRK
Avrupa Birliği
Komisyonu'nun haziran ayındaki Ortaklık Konseyi için
hazırladığı 'Ortak Tutum Belgesi'nde Şemdinli
davasından, ordunun siyasetteki rolünü, refomların
yavaşlamasından, limanların Kıbrıs Rum kesimine
açılmasına kadar yeni talepler yer alıyor.
Avrupa Birliği Komisyonu'nun haziran ayındaki
Ortaklık Konseyi için hazırladığı 'Ortak Tutum
Belgesi'nde Şemdinli olaylarıyla ilgili yargı sürecinin, hukukun
üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı
ilkeleri çerçevesinde yürütülmesinin beklendiği vurgulandı.
Belgede Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün 2006 yılı
içinde eksiksiz bir şekilde uygulanmaması durumunda müzakere
sürecinin olumsuz etkilenebileceği uyarısı da
yapılıyor.
12-13 Haziran'da Lüksemburg'da yapılacak Ortaklık Konseyi
Toplantısı'nın öncesinde kaleme alınan belgede Türkiye'ye
yönelik uyarılar yer alıyor.
Bu uyarılar arasındaki en dikkat çekicilerinden biri
Şemdinli olaylarıyla ilgili.
Uyarılar şöyle sıralanıyor:
- Şemdinli olaylarına ilişkin yargı süreci
hukukun üstünlüğü ve yargının
bağımsızlığı ilkeleri çerçevesinde yürütülmeli.
- Gümrük Birliği Ek Protokolü 2006 yılı içinde Rum
gemilerine yönelik kısıtlamaları da kaldıracak şekilde
uygulanmazsa müzakere süreci olumsuz etkilenir.
- Ordudan gelen açıklamalar sadece askeri konularda
olmalı ve hükümetin yetkisi ile yapılmalı.
- Milli güvenlik stratejisi sivil otoritenin denetiminde
belirlenmeli ve savunma harcamaları Meclis'e tabi olmalı.
- Belge ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinin
ifade özgürlüğüne kısıtlamalar getirecek şekilde
yorumlandığı eleştirisine yer veriyor.
- Namus cinayetlerine yönelik yasal düzenlemeler ile Meclis Töre
Cinayetleri Araştırma Komisyonu'nun raporundan ise övgüyle
sözediliyor.
- Danıştay'a düzenlenen saldırı ve Ege Denizi
üzerinde Türk ve Yunan F16'larının çarpışması
olaylarının belgede yer alıp almayacağı
belirsizliğini koruyor.
Ek Protokol, Türkiye'nin bütün limanlarını Rumlara açmasını
öngörüyor.
EK PROTOKOL
Türkiye, Gümrük Birliği'nin Kıbrıs Rum yönetimi dahil AB'ye yeni
katılan 10 üyeye de uyarlanması için Ankara
Anlaşması'nın Ek Protokolü'nü 29 temmuzda
imzalamıştı.
Ancak Türkiye, aynı zamanda bir de deklarasyon yayımlayarak,
imzanın Kıbrıs Rum kesimini tanıma anlamına
gelmediğini ilan etmişti.
Altı maddeden oluşan 'Türkiye'nin Kıbrıs ile İlgili
Deklarasyonu' adlı metin şöyle:
1. Türkiye, Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulunması yönündeki
kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu yöndeki
tutumunu da açıkça ortaya koymuştur. Bu doğrultuda Türkiye, BM
Genel Sekreteri'nin iki kesimli yeni bir ortaklık devleti
kurulmasını hedefleyen kapsamlı çözüme ulaşma yönündeki
çabalarını desteklemeyi sürdürecektir. Adil ve kalıcı bir
çözüm, bölgede barışa, istikrara ve uyumlu ilişkilerin tesisine
önemli bir katkıda bulunacaktır.
2. İş bu protokolde atıfta bulunulan 'Kıbrıs
Cumhuriyeti', 1960'ta kurulan asıl ortaklık devleti değildir.
3. Türkiye bu nedenle, Kıbrıs Rum makamlarının, hali
hazırda olduğu gibi, Kıbrıs'ta sadece ara bölgenin
güneyinde otorite, denetim ve yetki icra ettiği ve Kıbrıs Türk
halkını temsil etmediği şeklindeki tutumunu sürdürecek ve
anılan makamların tasarruflarını buna göre muameleye tabi
tutacaktır.
4. Türkiye bu protokolün imzalanması, onaylanması ve
uygulanmasının, protokolde atıfta bulunulan 'Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin herhangi bir biçimde tanınması anlamına
gelmediğini ve Türkiye'nin 1960 Garanti, İttifak ve Kuruluş
anlaşmalarından kaynaklanan hak ve mükellefiyetlerini haleldar
etmediğini beyan eder.
5. Türkiye, işbu protokole taraf olmasının Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti ile mevcut ilişkilerini değiştirmeyeceğini
teyit eder.
6. Kapsamlı bir çözüm bulununcaya değin, Türkiye'nin
Kıbrıs'a ilişkin tutumu değişmeyecektir. Türkiye,
Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüm sonucunda oluşacak yeni
ortaklık devleti ile ilişkiler tesis etmeye hazır olduğunu
beyan eder.
HURRIYET
25/05/06
AB:
Mallar serbet dolaşmalı
BRÜKSEL(ANKA)
Avrupa Komisyonu, Türkiyeyi "liman ve havaalanlarını Rumlara
açmaya" çağırdı.
Komisyonnun ulaştırmadan sorumlu Başkan
Yardımcısı Jacques Barrot, Devlet Bakanı ve
Başmüzakereci Ali Babacan ile yaptığı görüşmede
"Türkiye liman ve haavalanlarını açmalı" dedi.
AB Komisyonunun ulaştırmadan sorumlu Başkan
Yardımcısı Jacques Barrotun, geçtiğimiz günlerde
Brükselde Ali Babacan ile yaptığı görüşmede, Ankara
Antlaşmasına Ek Protokolün uygulanması konusunu gündeme
getirdiği öğrenildi.
ABHabere göre, Barrot, "Türkiyenin katılım
antlaşmasından doğan yükümlülükleri çerçevesinde malların
serbest dolaşımı ile ilgili Kıbrıs bayraklı gemi
ve uçaklara, Türk limanları, havaalanı ve hava sahasının
açılması gibi yükümlülüğü" bulunduğuna dikkat çekti.
Görüşmede, ABnin Türkiyeden Ek Protokol beklentisini
açık bir dille dile getiren Barrot, bu konuya birliğin çok önem
verdiğini Babacana hissetirdi. Babacan ise, Barrota hükümetin AB süreci
ile ilgili yaptığı çalışmalar hakkında bilgi
verdi.
HURRIYET 25/05/06
Seçim
sonucu çözüme engel
Güney Kıbrıs
seçimlerinde bölünme yanlısı Papadopulos'un elini güçlendirmesi,
Kıbrıs sorununun çözülmesinin önünü süresiz tıkadı
25/05/2006
RADIKAL
Pampos
Haralambus
Tasos Papadopulos'un 2003'teki
cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci turda seçilmesinden
sonra Alithia gazetesinde hâkim görüş şöyleydi:
Kıbrıslılar bölünmeye oy verdi. Papadopulos'un seçilmesi, en iyi
durumda Kıbrıs sorununun askıda beklemesi, yani başka
hiçbir ülkenin istemediği bölünmeye sürükleyecek statükoyu
kalıcılaştırmak anlamına geliyordu. Ancak, Batı
basınını kışkırtmamak ve peşin hükümlü
olmamak için bu yönde bir başlık atmadık. Annan
Planı'nın referanduma sunulmasından çıkan yüzde 76'lık
'Hayır' yanıtının yıkıntılarını
toplarken de aynı endişeler aklımıza gelmişti.
Pazar günkü milletvekili seçimleriyle, Kıbrıs sorununa ilişkin
üçüncü seçimi de düzenledik. Ve bu seçim Papadopulos adına
kaçınılmaz olanı tamamladı. O artık
Kıbrıs'taki siyasi oyunun hâkimi. Seçimden birinci parti
çıkmasına rağmen, ortağı AKEL'in rolü azaldı.
Geniş koalisyonunun desteğiyle, Papadopulos AKEL'e
danışmadan cumhurbaşkanlığı seçimlerine
gidebilir.
Sonuç olarak, oyunun hâkimi Papadopulos ise Kıbrıs sorununun çözümünü
unutmamız gerek. Seçim, Kıbrıs ile Kıbrıs sorununu
Papadopulos'a teslim etti ve sorun onun elinde çözülemez. Papadopulos'un
tutumunun bölünmeyi kalıcılaştırdığı yönünde
değerlendirme yaptığımızda, varsın Papadopulos
bunun küfür olduğunu iddia etsin. Geç olsa da, artık bunu
yazabiliriz: Bölünmenin engellenmesi neredeyse imkânsız.
Seçimlerin sonucu netlik kazanmadan, Papadopulos "Demokraside galip ve
mağlup yoktur" diyerek, tek galibin halkımız olduğunu
savundu. Ancak demokraside hem galipler, hem de mağluplar bulunduğunu
seçimlerde de gördük. Galipler Papadopulos ve bölünmeydi. Mağluplar ise
Kıbrıs sorununun çözümü ve yeniden birleşmeyi destekleyen
bizleriz.
(Rum gazetesi Alithia, 23 Mayıs 2006)
Annan'ın inisiyatif
yüklenmesi kaçınılmaz
Soyer,
Annan'ın görüşmeleri başlatma çağrısından
memnuniyet belirtti
Başbakan
Soyer BM Kıbrıs Sorununu çözemezse bundan sonra çözümleyici güç
olamaz
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, "Birleşmiş Milletler Kıbrıs sorunu
gibi tarihsel bir uzlaşmazlığı çözme becerisini
gösteremezse bundan sonraki çarpışma noktalarında çözümleyici
güç olamaz" dedi
Dün bir kabulü
sırasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Rum
kesimi ve KKTC'yi yeniden görüşmeleri başlatmaya
çağırması konusunda düşünceleri sorulan Başbakan
Soyer, BM'nin her şeyden önce bölgesel uzlaşmazlıkları ve
Kıbrıs sorunu gibi tarihsel bir uzlaşmazlığı
çözme inisiyatifine sahip olması gerektiğini belirtti. Soyer, BM'nin
Kıbrıs'ta çözümü sağlayamaması durumunda dünyadaki
diğer çarpışma noktalarında herhangi bir iddia sahibi ya da
çözümleyici güç olamayacağını ifade etti.
BM'nin
"Kıbrıs konusunda önerilen en kapsamlı çözüm" olarak
nitelediği Annan Planı'nın Güney Kıbrıs
tarafından ret edilmesiyle Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün
gerçekleştiğini söyleyen Soyer, bu durumun da BM'nin aciz ve
sorunlara çözüm bulamayan çaresiz bir teşkilat durumuna düşmesine
sebep olacağını belirtti. Başbakan Soyer, bu nedenlerle
Genel Sekreter Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için inisiyatif
yüklenmesinin ve girişim başlatmasının kaçınılmaz
olduğunu ifade etti.
Soyer, BM'nin
ilgili kişileri çok önceden Kıbrıs sorununa dönük olarak
görevlendirmesi gerektiğini ve Annan'ın çağrısından
memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Çözümü ret eden
tarafın Rum yönetimi olduğunu ve BM Genel Sekreteri Annan'ın da
raporunda buna işaret ettiğini söyleyen Soyer, BM'ye ve Genel
Sekreter Kofi Annan'a raporda belirtilen sıkıntıları
aşacak çalışmalar yapma çağrısında bulundu, bir
an önce Kıbrıs'ta çözüm sağlayacak girişimlerde
bulunmasını arzuladıklarını vurguladı.
KIBRIS 25/05/06
Bölünmüşlük
sürdürülemez
Avrupa
Parlamentosu Alman Sosyal Demokrat Milletvekili Feleknaz Uca
Kıbrıs
konusunda değerlendirmelerde bulundu
Bölünmüşlük
sürdürülemez
ÇÖZÜMÜ KIBRIS
HALKI BULACAK... KIBRIS'a, Kıbrıs konusunu değerlendiren Avrupa
Parlamentosu Alman Sosyal Demokrat Milletvekili Feleknaz Uca,
Kıbrıs'ın artık Avrupa Birliği'nin bir parçası
olduğunu, adanın bölünmüş kalmasının kabul edilemez
bir durum olduğunu belirtti. Uca, Kıbrıs'ta yaşayan her iki
halkın da çözüm istediğine inandığını ifade
ederek, Kıbrıs sorununa çözüm getirecek olanın Kıbrıs
halkı olması gerektiğinin altını çizdi
Gözde SÜREÇ
Avrupa
Parlamentosu Alman Sosyal Demokrat Milletvekili Feleknaz Uca,
Kıbrıs'ta bölünmüşlüğün kabul edilebilir
olmadığını söyledi.
Avrupa
Parlamentosu'nun Starsbourg'da yapılan aylık toplantısına
katılan Uca, KIBRIS'a Kıbrıs konusunu değerlendirdi.
Kıbrıs'ın
artık Avrupa Birliği'nin bir parçası olduğunu vurgulayan
Uca, adanın bölünmüş kalmasının kabul edilemez bir durum
olduğunu belirtti.
Avrupa
Parlamentosu Yüksek Temas Grubu ile birlikte mart ayında
Kıbrıs'a gelen Feleknaz Uca, Kıbrıs'ta yaşayan her iki
halkın da çözüm istediğine inandığını ifade etti.
Kıbrıs
sorununa çözüm getirecek olanın Kıbrıs halkı olması
gerektiğinin altını çizen Uca, sorunun Ankara veya Yunanistan
tarafından değil, ancak Kıbrıs halkı tarafından
çözümlenebileceğini vurguladı.
Uca,
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin görüşmeleri
başlatmak için aracı olabileceğini belirterek, çözümün temelinin
iki halkın çıkarları doğrultusunda olması
gerektiğinin altını çizdi.
Avrupa
Parlamentosunda Kıbrıslı Türklerin de temsil edilmesi
gerektiğine işaret eden Uca, çözüm olmadan bunun
gerçekleşmesinin mümkün görünmediğini kaydetti.
Parlamentodaki
kadın sayısı yeterli değil
Parlamentoda
bulunan kadın ve erkek milletvekili sayısının eşit
olmadığına işaret eden Uca, parlamentodaki kadın
milletvekili sayısının artması gerektiğini belirtti.
Yeni bir
siyaset geliştirilerek parlamentodaki kadın milletvekili
sayısının artırılması gerektiğini vurgulayan
Uca, kadınların daha aktif bir şekilde siyaset dünyasında
yer alması gerektiğini ifade etti.
Birçok ülkenin
kadın hakları konusunda çok gerilerde olduğunu söyleyen Uca,
kadın haklarının geliştirilmesinin ve kadın erkek
eşitliğinin toplumun tüm alanlarına yayılmasının
sağlanmasının gerektiğini vurguladı.
Kadın
haklarının geliştirilmesi konusunda Avrupa Birliği'nin de
bazı adımlar atması gerektiğini belirten Uca, Avrupa
Birliği'nin bu konuda daha yoğun çaba göstermesi gerektiğini
kaydetti.
Uca, özellikle
İslam ülkelerinde kadın haklarının geliştirilmesi
gerektiğini ifade etti.
KIBRIS 25/05/06
Talat, Kleridis ile bu
akşam yemek yiyecek
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi eski başkanı Glafkos Kleridis ile bu
akşam sosyal içerikli yemekte bir araya gelecek.
Cumhurbaşkanlığı
Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre,
Cumhurbaşkanı Talat'ın daveti üzerine
Cumhurbaşkanlığı'nda gerçekleşecek olan yemek saat
19.30'da başlayacak.
Yemekte
Cumhurbaşkanı Talat'a eşi Oya Talat, Kleridis'e de
kızı Katherine (Kety) Kleridis ve onun eşi Costas Shiammas
eşlik edecek.
Basın
mensupları yemek öncesi ve sonrasında görüntü ve değerlendirme
alabilecek.
KIBRIS 25/05/06
Annan nabız
yoklayacak
Barış
Gücü'nün görev süresinin uzatılması için
hazırladığı raporda BM Genel Sekreteri Annan taraflara
yeniden görüşmeleri başlatma çağrısı yaptı...
Annan
nabız yoklayacak
ÖZEL
TEMSİLCİSİNİ GÖNDERİYOR... BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın görüşmelerin yeniden başlama ihtimalini
araştırmak için özel temsilcisini Yunanistan, Türkiye ve
Kıbrıs'a göndereceği bildirildi. Kıbrıs'taki
Barış Gücü'nün görev süresinin uzatılması konusunda
Güvenlik Konseyi üyelerine yeni bir rapor yayınlayan BM Genel Sekreter
Kofi Annan "bu konuda tarafların temaslara yeniden
başlaması ve Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm
arayışına nasıl geçileceği üzerinde düşünmeye
başlaması önem taşıyor" dedi
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Rum Kesimi ve KKTC'yi yeniden
görüşmeleri başlatmaya çağırdı.
Annan, BM
Güvenlik Konseyine sunduğu durum raporunda, "bu aşamada,
tarafların tekrar ilişkiye geçmeleri ve Kıbrıs sorununa
kapsamlı bir çözüm bulmak için nasıl yeniden bir araya
gelebileceklerini düşünmeye başlamaları önemlidir" dedi.
Annan raporunda
ayrıca, her iki tarafın da kabul edebileceği bir plan varolmadığı
için, Ada'daki BM barış gücünün görev yapmaya devam etmesi
gerektiğini belirtti.
Annan,
Kıbrıs Özel Temsilcisini görüşmelerin yeniden başlama
ihtimalini araştırmak için Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs'a
göndermeyi planladığını da bildirdi.
930 kişilik
BM Barış Gücü 1964'ten beri Kıbrıs'ta görev yapıyor ve
Birliğin görev süresi 6 ayda bir Güvenlik Konseyince uzatılıyor.
Son durumda Barış Gücü'nün görev süresi 15 Haziran'da sona eriyor.
Genel Sekreter de rutin biçimde 15 Aralık'a dek uzatma isteminde
bulunuyor.
KIBRIS 25/05/06
|
|
|
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 18:12 TSİ 26 Mayıs 2006 Cuma
LEFKOŞA
- KKTC Cumhurbaşkanlığı, 5 yıl aradan sonra ilk kez
bir Rum siyaset adamına, Rum yönetimi eski lideri Glafkos Kleridese
kapılarını açtı.
5 yıl önce Rauf Denktaşla yediği
yemekten bu yana ilk kez Türk kesimine geçen Glafkos Klerides, Cumhurbaşkanı
Talatın onuruna verdiği davete kızı, damadı ve eski
bakanlardan Kostas Temistokleus ile katıldı.
Yemek öncesinde Kleridesle bir süre görüşen Talat, Rum konuğuna özel
yapılmış bir Tekirdağ rakısı hediye ederken
Klerides de Talata ender bulunan bir Rum içkisi verdi.
Edinilen bilgilere göre Talat ve Klerides, yemekte
Kıbrıs sorununda gelinen noktayı enine boyuna görüştü.
Deneyimlerinden örnekler veren Klerides, iki taraf arasındaki
soğukluğun aşılabilmesi için bazı tavsiyelerde
bulundu.
Görüşmede iki lider, Papadopulosun izlediği politikaların
çözümsüzlüğe neden olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Yemekten sonra Klerides ve Talat basına kısa açıklamalar
yaptı.
Talat, Bu geceki yemek, Kıbrıs sorununu konuşmamız
açısından iyi bir fırsat oldu. Umarım bu tip
buluşmalarla ilişkileri daha da geliştiririz. Sorunun çözümünde
ilerlemek için her fırsatı kullanmalıyız dedi.
Türkiye malları
KKTC üzerinden Rum tarafına serbestçe satılmalı
Başlık
kenarı için:Uzmanlar Yeşil Hat Tüzüğü'nün daha kazançlı ve
çalışır hale gelmesi için görüş belirtti:
Türkiye
malları KKTC üzerinden Rum tarafına serbestçe satılmalı
KIBRIS'a
konuşan uzmanlar, KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasındaki
ticaretin hatlarını belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü'nün daha
verimli kılınması için, Kuzey ile Güney Kıbrıs
arasındaki ticaretin serbest bırakılması gerektiği
belirtildi
Uzmanlar
Yeşil Hat Tüzüğü'nün daha kazançlı ve çalışır
hale gelmesi için görüş belirtti:
Türkiye
malları KKTC üzerinden
Rum
tarafına serbestçe satılmalı
Aral MORAL
KKTC ile
Kıbrıs Rum kesimi arasındaki ticaretin hatlarını
belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü'nün daha verimli kılınması
için, Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki ticaretin serbest
bırakılması gerektiği belirtildi.
KIBRIS'a
konuşan uzmanlar, 10 Ağustos 2004 tarihinde Avrupa Komisyonu'nda
onaylanan ve 23 Ağustos'ta uygulanmaya başlanan Yeşil Hat
Tüzüğü'nün, şimdiki haliyle beklentilere cevap veremeyeceğini
ifade ederek, KKTC limanlarından giriş yapan malların,
Kıbrıs Rum kesimine serbestçe geçebilmesi konusunda ortak görüş
belirttiler.
Kıbrıs
Türk Ticaret Odası Başkanı Erdil Nami, Türkiye'den gelen
malların Rum tarafında satılmasıyla, tüzük üzerinde
yapılan aylık 100 bin Kıbrıs Lirası değerindeki
satışın ayda 10 milyon Kıbrıs Lirasına
çıkacağını söyledi.
Kıbrıs
Türk Sanayi Odası Başkanı Musa Sönmezler ise, Avrupa
Birliği'nin, Türkiye mallarının KKTC üzerinde Güney'e
satılması konusunda açılım yapması gerektiğini
ifade etti.
Kıbrıs
Türk Ticaret Odası eski başkanı ve Kıbrıs AB
Derneği Başkanı Ali Erel yaptığı açıklamada,
Türkiye'nin limanlarını Rumlara açmadan, malların serbest
dolaşımının sağlanması gerektiğini kaydetti.
Kobi Center'de
uzman danışman olarak görev yapan eski ekonomi bakanı Ayşe
Dönmezer, Rum lider Tasos Papadopulos'un tüzük üzerinde yapılan
satışları desteklemesi gerektiğini kaydederek, Türk
mallarının serbestçe Rum tarafına satılmasına destek
çıktı.
Kobi Center'de
Danışman olarak görev yapan Derya Beyatlı ise, tüzüğün ne
olup olmadığı konusunda eğitimin şart olduğunu
vurgulayarak, ada ülkelerinde ithal malların daha da önem
kazandığını, bu yüzden Türkiye menşeli malların
Rum kesimine serbest geçmesi gerektiğini ifade etti.
Nami: Kuzeye
gelen mallar Rum tarafına geçmeli
Balık ve
balın da Güney Kıbrıs'a satılamadığını
ifade eden Erdil Nami, "Avrupa Birliği (AB) bizi yetkilendirerek,
yerli ürünlere sertifika vermemizi sağladı. Ama maalesef bal ve
balığı satamıyoruz. Balık satışı ancak
kişisel yollardan yapılıyor" dedi.
"Bizim
AB'ye söylediğimiz, Gümrük Birliği'ne dahil olan ülkelerden gelen
malların satışı karşılıklı yapılsın"
şeklinde konuşan Nami, Türkiye'den KKTC'ye gelen malların
transit olarak Güneye geçmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'den
getirilecek malların güneye geçirilmesiyle, şu an yapılan ve
ayda 100 bin Kıbrıs Lirası'na denk gelen ticaretin, 10 milyon Kıbrıs
Lirası'na ulaşacağına dikkat çeken Erdil Nami, bunun
gerçekleşmesi sonucunda, karşılıklı
bağımlılığın ve ilişkilerin
artacağını kaydetti.
Rumların
en büyük gelirlerinden bir tanesinin, AB'den gelen malları Arap ülkelerine
satması olduğunu ifade eden Nami, Kıbrıs içerisinde de
transit ticaretin yapılması gerektiğini söyledi.
Nami,
Brüksel'de Rum lobisi yüzünden yaşanan bir takım bürokratik
engellemeler nedeniyle, bazı yerli ürünlerin tüzük yelpazesinde yer
alamadığını söyledi.
"AB
üyeliğiyle voyvodalık yapıyorlar"
Rum yönetiminin
Kıbrıslı Türklere yönelik şoven tutumu nedeniyle, transit
ticaretin gerçekleşemediğine işaret eden Erdil Nami, KKTC
limanlarını "yasa dışı" ilan eden
Rumların, AB üyeliğini kullanarak Kıbrıslı Türklere
voyvodalık yaptığının altını çizdi
Nami, kısa
bir süre önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül'ün açıkladığı ve 'Kıbrıs Eylem Planı'
adı verilen öneriler konusunda gelişmeler olacağına inandığını
belirtti.
Sönmezler: AB
Yeşil Hat konusunda açılım yapmalı
Musa Sönmezler,
Rum tarafının Kıbrıs Türk mallarına karşı
psikolojik olarak yaklaşım geliştirdiğini belirterek, KKTC
ürünü malları almaktan çekindiklerini söyledi
Türkiye'den
gelen malların da Güney Kıbrıs'a geçebilmesinin
sağlanması gerektiğini kaydeden Sönmezler, "Barış
olmasını ve ekonomimizin gelişmesini istiyorsak her türlü
malın geçmesi sağlanmalı" şeklinde konuştu.
AB'nin, Gümrük
Birliği'ne dahil olan Türkiye'den gelecek malların güneye geçmesi
konusunda açılım yapması gerekliliği üzerinde duran Musa
Sönmezler, "Böyle olursa, izolasyonlar da hafiflemiş olur" dedi.
Asıl
hedefin dünya ile doğrudan ticaret olduğunu vurgulayan Sönmezler,
direkt ticaret konusunda ısrarlı olacaklarını, Rum
tarafının ise, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinde yapılacak
değişikliklere 'evet' demesi gerektiğini kaydetti.
Musa Sönmezler,
sözlerini tamamlarken, Rum hükümetinin, kendi vatandaşlarına yönelik
açıklama yaparak "Kıbrıslı Türkler ile ticaret
yapabilirsiniz. Onların ekonomisinin güçlendirilmesi gerekir" demesi
gerektiğini de sözlerine ekledi
Erel: Temel
hata, tüzüğün tek taraflı çalışıyor
olmasıdır
Ali Erel,
Yeşil Hat Tüzüğü'nde, en temel hatanın tek taraflı
çalışması olduğuna dikkat çekerek, hiçbir ticaret
şeklinde tek taraflı çalışmanın mümkün
olmadığını ifade etti.
Kuzey ile Güney
Kıbrıs arasındaki ticaretin serbest ticaret halini alması
gerektiğini kaydeden Erel, yapılması gerekenin ince ayarlamalar
yaparak tüzüğü daha sağlıklı hale getirmek olmaması
gerektiğini söyledi.
Ticaret hacmini
artırmanın, kuzey ile güney arasındaki ürünlerin serbest
dolaşımını sağlamaktan geçtiğine dikkat çeken Ali
Erel, "KKTC'nin süratli bir şekilde, gümrük ve limanlarını
AB kontrolüne bırakması ve ticari yasaları AB'ye uyarlaması
gerekiyor" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin
limanlarını Kıbrıslı Rumların yönetiminde olan
Kıbrıs Cumhuriyeti'ne açacağını söyleyen Erel,
"Türkiye'nin limanlarını Rumlara açmadan, malların serbest
dolaşımını sağlayarak gerekli tedbirleri almamız
gerekiyor" şeklinde konuştu.
Dönmezer:
Papadopulos ticareti desteklemeli
Kobi Center
olarak Kıbrıslı Rum ekonomist Kostas Apostolos ile birlikte
Yeşil Hat Tüzüğü'nün geliştirilmesi için çalışma
yaptıklarına dikkat çeken Ayşe Dönmezer, söz konusu tüzüğün
daha sağlıklı işleyebilmesi için yapılması
gerekenleri belirlediklerini ifade etti.
İlk
olarak, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden gerçekleştirilen ticaretin,
kuzey ve güneyde iyi bilinmediğine dikkat çeken Dönmezer, özellikle Rum
kesiminde, tüzük üzerinde yapılan ticaretin yasallığı
konusunda ikilem yaşandığını söyledi.
İkinci
olarak, tüzükten gelen sorunlara değinen Ayşe Dönmezer, hayvansal ve
tarımsal ürünlerin satışı yapılabilecek mal
yelpazesine dahil olmadığını ifade ederek "Hayvansal
ve tarımsal ürünlerin satışının da yapılması
gerekiyor" dedi.
Rum lideri
Tasos Papadopulos'un, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden
gerçekleştirilecek satışları desteklemesi gerektiğini
kaydeden Ayşe Dönmezer, tüzüğün tanıtımının
önemini vurguladı.
Türkiye
menşeli malların Kuzey Kıbrıs'tan Güney Kıbrıs'a
serbestçe geçirilebilmesi gerektiğine dikkat çeken Dönmezer,
"İki taraflı ticaret serbest olmalı" dedi.
Beyatlı:
Tüzük hakkında eğitim şart
Derya
Beyatlı ise, Yeşil Hat Tüzüğü'nün ne olup
olmadığı konusunda eğitimin şart olduğunu
belirtti.
KKTC'deki
iş insanlarının tüzük hakkında bilgilendirilmesi
gerektiğine dikkat çeken Beyatlı, Kobi Center'in tüzük hakkında
bilgilendirici çalışmalar yaptığını, bugün Güney
Kıbrıs'ta gerçekleştirilecek olan uluslararası fuarda,
Kıbrıslı Türk katılımcılara yönelik bilgilendirici
çalışmalar yapacaklarını söyledi.
Sanayi
üretiminin pek fazla olmadığı Kıbrıs gibi küçük
ülkelerde, ithal ürünlerin daha da önem kazandığına işaret
eden Derya Beyatlı, "Bu yüzden, Türkiye'den gelen malların Güney
Kıbrıs'a satışının serbest olması gerekiyor"
şeklinde konuştu.
Rum kesiminden
KKTC'ye yapılan ticaret konusunda da KKTC hükümetinin atması gereken
adımlar olduğuna dikkat çeken Beyatlı, "Güney'den gelen
malların kuzeye geçişinin daha kolay olması, kendi ürünlerimizin
de satışını kolaylaştıracak. Size mal satamayan
bir kişi sizin malınızı da almak istemez. Ticaret tek taraflı
değil, karşılıklı yapılır" dedi.
Derya
Beyatlı, tüzük hakkında bilgi verecek, gerekli belgelerin
hazırlanmasını sağlayacak ofis oluşturulması
gerektiğini kaydederek "One stop agency adı verilen bu
ofislerde, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin
birlikte çalışarak, KKTC'deki ve Güney Kıbrıs'taki iş
insanlarına tüzük üzerinde yapılacak satışlarda yardım
edebilirler" dedi.
KIBRIS 26/05/06
Komitelerde
ısrarlıyız
Rum
tarafının olumsuz tutumuna rağmen, KKTC, teknik
komitelerin
oluşturulması için girişimlerini sürdürüyor
Komitelerde
ısrarlıyız
ANNAN'IN
TEMSİLCİSİNE MEKTUP GÖNDERİLDİ... Güvenilir
kaynaklardan elde edilen bilgiye göre, komiteler konusundaki son girişim,
KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev
tarafından yapıldı. Pertev, Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael
Möller'e bir mektup göndererek, Rum tarafının tutumundan duyulan
hayal kırıklığını ve Kıbrıs Türk
tarafının teknik komitelerin bir an önce kurulması yönünde
ısrarlı olduğunu vurguladı.
"BASINA
KONUŞMAMA" ANLAŞMASINI BOZDULAR... Pertev, Rum yönetimi
başkanı Tassos Papadopulos ve dışişleri bakanı
Yorgos Yakovu'nun son dönemde yaptıkları açıklamalardan
duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek bu
açıklamalarla daha önce üzerinde anlaşılan "basına
konuşmama" anlaşmasının Rum tarafının üst
düzey yetkilileri tarafından bozulduğuna dikkat çekti. Pertev, Rum
yetkililerinin bu beyanlarının anlaşmayı delmekle
kalmadığını, bu açıklamaların suçlama ve
gerçeği saptırma durumuna dönüştüğünü kaydetti.
Kıbrıs
Türk tarafı, Rum tarafının bütün engellemeleri ve olumsuz
tutumuna rağmen, iki toplum arasında güven artırıcı
önlemleri ve pratik konuları görüşecek teknik komitelerin
oluşturulması konusunda ısrarlı girişimlerini
sürdürdüğü öğrenildi..
Güvenilir kaynaklardan
elde edilen bilgiye göre, bu konudaki son girişim, KKTC
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev
tarafından yapıldı.
Pertev,
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'e bir mektup göndererek,
Rum tarafının tutumundan duyulan hayal
kırıklığını ve Kıbrıs Türk
tarafının teknik komitelerin bir an önce kurulması yönünde
ısrarlı olduğunu vurguladı.
Pertev, Rum
yönetimi başkanı Tassos Papadopulos ve dış işleri
bakanı Yorgos Yakovu'nun son dönemde yaptığı açıklamalardan
duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek bu
açıklamalarla daha önce üzerinde anlaşılan basına
konuşmama anlaşmasının Rum tarafının üst düzey
yetkilileri tarafından bozulduğuna dikkat çekti.
Papadopulos,
Simerini gazetesine yaptığı açıklamada, Kıbrıs
Türk tarafını teknik komitelerin çalışmasını ve
Kayıp Kişiler Komitesi'ne üçüncü kişinin atanmasını
engellemekle suçlamış, Yorgos Yakovu ise Cyprus Mail gazetesine verdiği
demeçte Annan ile Papadopulos'un "Kıbrıs Türk
tarafının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
tarafından ileri sürülen komite şartlarını
tartışmayı reddettikleri" konusunu görüştüğünü
belirtmişti.
Pertev, Rum
tarafının üst düzey yetkililerinin bu beyanlarının
"basına konuşmama" anlaşmasını delmekle
kalmadığını, bu açıklamaların suçlama ve
gerçeği saptırma durumuna dönüştüğünü kaydetti.
Rum
tarafının gerçek niyeti
konusunda ciddi
şüpheler var
Bu
açıklamalarla Rum tarafının gerçek niyeti konusunda ciddi
şüpheler duymaya başladıklarını belirten Pertev,
Rumların teknik komitelerin fişini çekmek istediğine inanmaya
başladıklarını vurguladı.
Paris
görüşmelerinden önce yazılı ve sözlü olarak teknik komitelerin
oluşmasını kabul ettiklerini yazan Pertev, teknik komitelerin
kurulması için gayet iyi çalışarak temel ve üzerinde
çalışılabilir bir anlaşma oluşturduklarını
ifade etti.
Pertev,
Möller'e gönderdiği mektupta, Rum tarafının teknik komiteler
konusunda Birleşmiş Milletler ve Türk tarafının iyi
niyetini seçimler nedeniyle politik bir araç olarak
kullanmadığını kanıtlaması gerektiğini belirtti.
Kıbrıslı
Türklerin, teknik komitelerin kurulmasını kabul etmesinin
ardından, Rumların Paris görüşmelerini "Paris
Anlaşması" olarak değerlendirdiğine işaret eden
Pertev, teknik komitelerin seçim malzemesi olarak kullanılmaması
yönünde yapılan ortak açıklamaya rağmen Rum tarafının
buna uymadığını belirtti.
Pertev, seçim
arifesinde Rum tarafı yetkilileri tarafından yapılan bu
açıklamaların, seçimlerden sonra Kıbrıs Rum
tarafının daha da zor öneriler sunarak teknik komitelerin
kuruluşunu imkânsız hale getireceklerini düşündürdüğünü de
ifade etti.
Raşit
Pertev, teknik komitelerin kuruluşu konusunda yapılacak açıklama
veya deklarasyon konusunda bir sorun olması halinde bundan vazgeçilip
komitelerin doğrudan oluşturulmasına geçilebileceğini de
belirtti.
Teknik
komitelerin kurulmasını konusunda ısrarcı
olduklarını vurgulayan Pertev, bu konuda BM ve Rum tarafı ile
çalışmayı istediklerini kaydetti.
KIBRIS 26/05/06
Talat ve Kliridis'ten
çözüm için işbirliği çağrısı
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi eski başkanı Glafkos Kliridis dün
akşam Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda sosyal içerikli
bir akşam yemeğinde bir araya geldi
Talat ve
Kliridis'ten çözüm için işbirliği çağrısı
Anıl
IŞIK
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi eski başkanı Glafkos Kliridis, dün
akşam Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya
geldikleri sosyal içerikli akşam yemeği sonrasında,
Kıbrıs sorununa çözüm bulunarak adaya barış ve refahın
getirilmesi için her türlü olanağı değerlendirmeye devam
edeceklerini bildirdi.
Talat ile
Kliridis, bu amaç doğrultusunda herkesi işbirliği yapmaya
çağırdı.
Cumhurbaşkanı
Talat'ın daveti üzerine Cumhurbaşkanlığı
Saray'ında gerçekleşen yemek saat 19.30'da başladı ve saat
22.30'da sonra erdi.
Yemekte
Cumhurbaşkanı Talat'a eşi Oya Talat, Müsteşarı
Raşit Pertev, Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy, Koordinatör
Danışmanı Hasan Sarıca, Kliridis'e de kızı Keti
Kliridis ve onun eşi Kostas Shiammas ve Rum yönetiminin eski tarım
bakanı Kostas Themistokleous eşlik etti.
Yemek öncesinde
basına herhangi bir açıklama yapılmazken sadece görüntü alma
imkânı verildi.
Talat ile
Kliridis'in bir araya geldiği yemeğin mönüsünde, giriş olarak
"Enginar Dolması, Yaprak Dolması ve Humus", ana yemek
olarak "Dana Biftek, Izgara Tavuk ve Balık ile Fırın
Kebabı" seçenekleri ile tatlı olarak Ekmek Kadayıfı
vardı.
Talat ile
Kliridis, yemek sonrasında ortak bir basın açıklaması
yaptı, ancak gazetecilerin yemekte konuşulan konular hakkındaki
soruları yanıtsız bırakıldı.
Talat: Çözüm
için her türlü
fırsatı
değerlendireceğiz
İlk sözü
alan Cumhurbaşkanı Talat, Kliridis'e teşekkür ederek akşam
yemeğinin çok iyi geçtiğini ifade etti ve genel konuların
konuşulduğu sosyal içerikli bu görüşmeyi "çok iyi bir
fırsat" olarak nitelendirdi.
Talat, bu tür
toplantıların, temaslarımızın ve ilişkilerimizin
geliştirilmesine yardımcı olacağı yönündeki umudunu
dile getirerek, Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak için sorunların
aşılması ve ilerleme kaydedilmesi için her türlü
fırsatı değerlendireceklerini ifade etti.
Kliridis:
İkimiz de Kıbrıs'ı seviyoruz
Kliridis ise
yaptığı kısa konuşmada, "İki
Kıbrıslı, Kıbrıslı Türk ve
Kıbrıslı Rum için, bir araya gelebilmek ve genel olarak
konuşmak ve ayrıca bir birimize bakmaktan çok bir birimizle
konuşmaya çalışmamızın ne kadar dostça
olabileceğini görebilmemiz açısından çok iyi bir fırsat
oldu" dedi.
"Bana
baktığınızda yaşlı bir adama bakıyorsunuz,
Talat'a baktığınızda daha genç bir adama bakıyorsunuz,
ancak ikimiz arasında bir unsur var; her ikimiz de,
Kıbrıs'ı seviyoruz, bir birimizle barış içinde olmak
istiyoruz ve etrafımızdaki insanların, Kıbrıslı
Türkler ve Kıbrıslı Rumlar için daha mutlu bir yaşam yapmak
için çalıştıklarını görmek istiyoruz. Bu benim için
büyük bir memnuniyettir" dedi.
Sorular
Kıbrıs
Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos'un, Cumhurbaşkanı Talat ile
yakın zamanda bir araya gelip gelmeyeceğiyle ilgili bir soru üzerine
Kliridis, "ortak bir çıkarımız var; bu ülkeyi refah ve
mutlu bir ülke yapmak ve bunu sadece işbirliği yaparsak
başarabiliriz" dedi.
Kliridis,
Cumhurbaşkanı Talat'a Papadopulos'tan bir mesaj getirip
getirmediği sorusunu ise yanıtsız bıraktı.
KIBRIS 26/05/06
"Ben de
şaşırdım"
Konser için
adamıza gelen Tarkan'ı, Ercan Devlet Havaalanı'nda
yaklaşık yüz kişilik gazeteci ordusu ve hayranları
karşıladı
"Ben de
şaşırdım"
8 yıl
aradan sonra yeniden adamıza gelen Tarkan'ın, gördüğü
olağanüstü ilgi devlet protokolünün üzerindeydi. Sanatçı Ercan
Havaalanı'nda düzenlediği basın toplantısında,
"Geçmişte Kıbrıs'ta bu kadar ilgi görmüyordum. 8 yıl
ardan sonra gördüğüm ilgi karşısında ben de
şaşırdım" dedi
Tarkan'ın,
bu akşam saat 22.00'de Jasmine Court Hotel'de vereceği konserine
Güney Kıbrıs'tan gelecek hayranlarının da olması
sanatçıyı heyecanlandırıyor. Tarkan, yaptığı
açıklamada "Konsere yaklaşık on bin kişi bekliyorum.
Programım boyunca sadece kendi şarkılarımı
seslendireceğim. Müthiş bir konser olacak" diye konuştu
Megastar
Tarkan, Ercan Havaalanı'ndan 8 özel araba, ambulans ve polis eskortu
eşliğinde ayrılıp konaklayacağı Jasmine Court
Otel'e gitti
Mustafa ÖZSOY
Konser vermek
için dün adamıza gelen Megastar Tarkan,
"şarkılarının barış mesajı
vereceğini" söyledi. Ercan Havaalanı'nda VIP salonundan kendini
bekleyen yaklaşık yüz kişilik gazeteci ordusuna açıklamalar
yapan sanatçı, 8 yıl aradan sonra konser için KKTC'ye yeniden
gelmekten dolayı heyecanlı olduğunu belirtti.
Girne Jasmine
Court Hotel'de vereceği konserine, Güney Kıbrıs'tan da
hayranlarının geleceğinin sorulması üzerine Tarkan,
"konserimde Kıbrıs'ın iki tarafındaki insanların
bir araya gelecek olmasından dolayı heyecanlıyım"
dedi.
"Şarkılarım
barış mesajı veriyor" diyen Tarkan, konserinde sadece kendi
şarkılarımı seslendireceğim. Rumca şarkı
söylemeyeceğim ama süper bir konser yanında barış konseri
olacağına inanıyorum" diye konuştu.
Yeni
İngilizce albümü "Come Closer"in ardından ilk konserini
KKTC'de vermesinin özel bir nedeni olmadığını belirten
Tarkan, sevgilisi Bilge Öztürk'ün konsere gelmeyeceğini söyledi.
8 yıl
sonra yeniden konser verecek
Tarkan,
Kıbrıs'taki hayranlarıyla 8 yıl sonra bugün yeniden
buluşacak.
Geçmiş
dönemlere baktığımızda Tarkan, adamızın
çeşitli bölge mekanlarında konserler vermişti. O yıllarda
henüz daha Türkiye starları arasındandı. Ancak geçen zaman
içinde çalışarak dünya starı olup çıkıvermiş.
Ve Tarkan, dün
adamıza ayak bastığında mutluğunu şu ifadelerle
yansıtıyordu: "8 yıl önce geldiğimde daha bir toydum
ama şimdi olgunlaştım. Bu uzun süre ayrılıktan sonra
vereceği konserimde ben de hayranlarım kadar
heyecanlıyım."
Dün
sanatçının Ercan'da devlet protokolünün üzerinde
karşılanması da bunun en basit göstergesiydi.
Tarkan,
şaşırdı kaldı
Tarkan,
kendisine 8 yıl önce konserler için adamıza normal bir sanatçı
gibi geldiğini, oysa şimdi üst düzey devlet adamlarına uygulanan
protokolün üzerinde olduğunu sorduğumuzda sanatçı sadece, "
ben de şaşırdım" ifadesini kullandı.
Gazetecilerin
sorularını yanıtlayan Tarkan, Ercan Havaalanı'ndan 8 özel
araba, ambulans ve polis eskortu eşliğinde ayrılıp
konaklayacağı Jasmine Court Otel'e gitti.
Megastar
Tarkan'ın yıllardır üzerinde çalıştığı
İngilizce albümü "Come Closer" yaklaşık iki ay müzik
marketlerde yerini almasından sonra ilk konserini saat 22.00'de verecek.
Albüm
çalışmalarını ABD ve Londra'da yapan ve dünyaca ünlü
müzisyenlerle çalışan Tarkan, yeni çıkan albümü ile birlikte
vereceği konser ülkemizde olduğu kadar Türkiye'de de merakla
bekleniyor.
Tarkan'ın
konseri Jasmine Court Hotel'in bahçesindeki 5000 m2'lik çim alanda kurulan dev
bir platform üzerinde gerçekleşecek.
Tarkan, dans
şovları ve İngilizce şarkılarının yanı
sıra Kıbrıslı hayranları için repertuarında
sürpriz şarkılara da yer verecek.
KIBRIS 26/05/06