Güney Kıbrıs sandık başında

 

Seçimlerin favorisi komünist AKEL partisi



21 Mayıs, 2006 09:35:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum kesimi, genel seçimler için oy verme işlemi başladı. Siyasi partilerin tümünün kampanyaları, ağırlıklı olarak Türkiye aleyhtarlığı üzerine kurulu.

Toplam 500 bin 606 kayıtlı seçmen, bin 216 seçim merkezinde saat 17.00'ye kadar oy kullanabilecek.
 
Rum Milli Meclisi'ndeki 56 sandalyenin belirleneceği seçimlere, 495 aday katılıyor. Güney Kıbrıs'ta 266 Kıbrıslı Türk var.
 
Kıbrıslı Türklere, Rum kesiminde oturmak şartıyla, ilk kez seçme-seçilme hakkı verildi. Yıllardır Güney Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Türk yazar Neşe Yaşın da, bir Rum partisinden milletvekili adayı oldu.
 
Kamuoyu yoklamalarına göre, komünist AKEL Partisi önde. Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, halka 'Annan Planı'na karşı olan partilere oy verin' çağrısı yaptı.
 
Rum kesimindeki son kamuoyu yoklamaları, Papadopulos'un oylarının bir önceki seçime oranla artacağını ortaya koydu.
 
Annan Planı referandumunda 'evet' çağrısı yapan tek büyük parti olan muhalefetteki DİSİ'nin ise oy kaybedeceği tahmin ediliyor.
 
Seçimlere katılan partiler
 
Seçimlerde, komünist AKEL partisi, Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ), Demokratik Parti (DİKO), Sosyal Demokratlar Hareketi (KS EDEK), Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), Ekologlar ve Çevreciler Hareketi, EUROKO, EURODİ, Özgür Vatandaşlar Hareketi (KEP), Sosyalist Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların adayları ve bağımsız adaylar yarışıyor.
 
Maronit, Ermeni ve Latin grupların çıkaracağı vekiller, Meclis'te oy hakkına sahip değiller, ancak kendi dini gruplarını Meclis'te temsil ediyorlar.
 
Meclis, nisan ayında kendini feshetmeden önce AKEL'in 20, DİSİ'nin15, DİKO'nun 9, Sosyal Demokratlar Hareketi (EDEK) ve Avrupa Partisi'nin 4'er, Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), ADİK, Çevreciler Hareketi ve Avrupa Demokrasi Partisi'nin 1'er sandalyesi bulunuyordu.
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos:
Papadopulos, bugün yapılan seçimlerin sonucunun Rum tarafının Kıbrıs politikasında bir değişikliğe neden olmayacağını ifade ederek, ''Kıbrıs politikamız doğru bir politika'' dedi.
 
Papadopulos, 'halkın değerlendirmesine tamamen güvendiğini, halkın bu sefer de siyasi kültür ve olgunluk mesajı vereceğini' belirtti.
 
Papadopulos, bir Türk gazetecinin, 'seçimlerin Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs sorununa ilişkin tutumunda değişiklik yaratıp yaratmayacağı' sorusuna, 'Kıbrıs Rum tarafının politikasının çok iyi bilindiği ve doğru bir politika olduğu' karşılığını verdi.
 
AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas:
Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da, oyunu kullanırken, herkesi sandık başına gitmeye çağırdı.
 
Sözde 'Girne' milletvekili olan ve yine aynı yerden aday Hristofyas, 'her oy kullandığında Kıbrıs'ın ve de özellikle Girne'nin ne zaman çarmıhtan ineceğini yoğun duygularla düşündüğünü' söyledi.
 
Oyunu Limasol'da kullanan Rum ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) Başkanı Nikos Anastasiadis ise seçimin ertesi günü için birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.
 
Kıbrıslı Türk Milletvekili Neşe Yaşın:
Birleşik Demokratlar Hareketi'nden (EDİ) güney Lefkoşa milletvekili adayı olarak seçime katılan Kıbrıslı Türk Neşe Yaşın da, oyunu kullandıktan sonra yaptığı açıklamada, ''ülkemiz için en iyisini düşünüyorum'' dedi.
 
Birleşik bir Kıbrıs istediğini kaydeden Yaşın, ''seçimlerde, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar ülkemizin geleceği için karar veririz'' diye konuştu.

 

Karadağ'da halkın bağımsızlık referandumu


21 Mayıs, 2006 15:41:00 (TSİ) CNN TURK

 

Eski Yugoslavya'yı oluşturan cumhuriyetlerden geriye kalan Sırbistan ve Karadağ'ın küçük ortağı Karadağ, bağımsızlık referandumu için bugün sandık başında. Referandumdan 'evet' çıkarsa Yugoslavya'nın parçalanması tamamlanacak.

Karadağ'ın bağımsızlığını kazanması için seçmenlerin yüzde en az 55'inin 'evet' oyu vermesi gerekiyor.
 
Son anketlere göre bağımsızlık yanlılarının oranı yüzde 56 civarında. Ancak siyasi gözlemciler sonuçların yüzde 50 ile 55 arasında kalması halinde siyasi kriz çıkacağı konusunda endişeli.
 
Referandumu izleyen Demokratik Geçiş Merkezi, katılım oranının yüzde 51.8'i bulduğunu açıkladı. Merkez, bu oranının Karadağ'da 1990'larda yapılan ilk demokratik seçimden bu yana en yüksek katılım olduğunu bildirdi.
 
Cukanoviç: "Bağımsızlıktan eminiz"
 
Karadağ'ın bağımsızlık yanlısı lideri Başbakan Milo Cukanoviç, oyunu kullandıktan sonra yaptığı açıklamada, 'Karadağ'ın bağımsızlığa kavuşması için açık farkla çoğunluğu elde edeceklerinden emin olduğunu' söyledi.
 
Ayrılmaya karşı çıkan cephenin lideri Pregrad Bilatoviç ise oyunu verdikten sonra, Karadağ'ın Avrupa içindeki geleceğini düşünmeleri gerektiğini belirterek, 'Sırbistan ile ortak devlet seçeneğinin kazanacağını' savundu.
 
Kamuoyu yoklamaları, bağımsızlık yanlılarının referandumu kazanacağını gösteriyor.  İlk gayri resmi sonuçların sandıklar 21:00'de (TSİ 22:00) kapandıktan yaklaşık bir saat sonra alınması, ilk resmi sonuçların da yarın öğle saatlerinde ilan edilmesi bekleniyor.
 
Karadağ da bağımsızlığını kazanırsa Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek ve Makedonya'nın 1990'larda ayrılmasıyla tarihe karışan Yugoslavya'nın parçalanması tamamlanacak.
 
AB, bölgede yeni bir kriz çıkacağı endişesiyle Karadağ'ın bağımsızlığını kazanmasını desteklemiyor.
 
Karadağ yönetimi ise Sırbistan'la ortaklığın Avrupa Birliği ile bütünleşmesine engel olduğunu iddia ederek ayrılmak istiyor. Sırbistan-Karadağ ortaklığı 2003 yılında AB'nin aracılığıyla kurulmuştu.

 

 

Nazım'ın vatandaşlığı İçişleri'nde


21 Mayıs, 2006 14:58:00 (TSİ) CNN TURK

 

İçişleri Komisyonu Vatandaşlık Yasası'na ilişkin görüşmelerini tamamladı. Görüşmeler sırasında Nazım Hikmet'in Türk vatandaşlığına dönüşü için özel düzenleme talebi kabul görmedi.

CHP'nin Nazım Hikmet'e yeniden Türk vatandaşlığı verilmesi önerisi alt komisyondan çıkan tasarıda yer almadı.
 
Alt komisyon üyesi CHP İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, tasarıya Nazım Hikmet'i Türk vatandaşlığından çıkaran Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılması yönünde bir madde eklenmesini önerdi.
 
Komisyonun AKP'li üyeleri bu maddenen Nazım Hikmet gibi başka isimlerin de yararlanabileceğini, binlerce kişinin yararlanacağı bu düzenlemenin sakıncalı olabileceğini belirtti.
 
AKP'li üyeler, kararın İçişleri Komisyonu'nda verilmesini istedi. Tasarının tümü üzerinde yapılan ilk görüşmelerde İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Nazım Hikmet'in Türk vatandaşlığına dönüşü için bir formül üretilebileceğini buna sıcak bakacaklarını açıklamıştı.

 

Mr. No’yu oylayacaklar

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum yönetiminde bugün sandık başına giderek parlamentolarını yenileyecek olan Rum halkı, liderleri Tasos Papadopulos’un politikasına destek verip vermediklerini ortaya koyacak. 56 sandalyeli Rum meclisinin yenileneceği seçimlerde Papadopulos’un partisinin oylarını artırması bekleniyor.

500 binin üzerindeki seçmen, seçimlerde yarışan 12 parti arasından tercihlerini belirleyecek. Kamuoyu yoklamaları, mecliste 3’üncü sırada yer alan Rum lider Tasos Papadopulos’un partisi DİKO ile aşırı milliyetçi küçük partilerin oylarını artıracağını gösteriyor. Ülkenin en büyük partileri, Komünist AKEL ile muhalefetteki DİSİ’nin, 2001’deki seçimlere göre, oy ve milletvekili kaybetmesi bekleniyor.

Ülkede başkanlık sistemi olması nedeniyle seçimler Rum lider Tasos Papadopulos’un iktidarını etkilemeyecek. Ancak Papadopulos, seçimler öncesinde Rum halkına, ’Ohi’ye (hayır) oy vermeleri’ çağrısında bulundu. Papadopulos’un partisi ve Türkiye düşmanı milliyetçi partilerin oylarını artırması, Rum liderin uzlaşmaz politikasının daha da güçlenmesine neden olacak.

HURRIYET 21/05/06

Kıbrıslı Rumlar oy vermeye başladı

A.A.

Kıbrıs Rum kesiminde, 56 sandalyenin yeni sahiplerini belirlemek üzere saat 07.00'den itibaren sandık başına gidiliyor.

Toplam 500 bin 606 kayıtlı seçmen, bin 216 seçim merkezinde saat 17.00'ye kadar oy kullanabilecek. Oy verme işlemine, saat 12.00-13.00 arasında bir saat ara verilecek. 56 sandalyenin belirleneceği seçimlere, 495 aday katılıyor. Rum seçimlerinde ilk kez, bir Kıbrıslı Türk, bir Rum partisinden milletvekili adayı oldu. Kıbrıs Rum Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Neşe Yaşın, Birleşik Demokratlar Hareketi'nden (EDİ) güney Lefkoşa adayı olarak yarışıyor.

Seçimlerde, komünist AKEL partisi, Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ), Demokratik Parti (DİKO), Sosyal Demokratlar Hareketi (KS EDEK), Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), Ekologlar ve Çevreciler Hareketi, EUROKO, EURODİ, Özgür Vatandaşlar Hareketi (KEP), Sosyalist Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların adayları ve bağımsız adaylar yarışıyor.

Maronit, Ermeni ve Latin grupların çıkaracağı vekiller, Mecliste oy hakkına sahip değiller, ancak kendi dini gruplarını Mecliste temsil ediyorlar. Meclis, nisan ayında kendini feshetmeden önce AKEL'in 20, DİSİ'nin 15, DİKO'nun 9, Sosyal Demokratlar Hareketi (EDEK) ve Avrupa Partisi'nin 4'er, Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), ADİK, Çevreciler Hareketi ve Avrupa Demokrasi Partisi'nin 1'er sandalyesi bulunuyordu.

Bu yıl seçimlerde, Güney Kıbrıs'ta 5 yıl daimi ikamet eden Türkler de seçme-seçilme hakkı kullanacak. Kayıtlı seçmenler arasında 266 Türk de bulunuyor. Seçimlerde, tercihli oy kullanılacak.

HURRIYET 21/05/06

Rumlar sandıkta

SEFA KARAHASAN Lefkoşa

 

 

 


Kıbrıs Rum Kesimi parlamentosunun 56 milletvekilini belirlemek üzere bugün sandık başına gidiliyor. 500 bin kayıtlı seçmenin bulunduğu yarışta, iktidardaki komünist AKEL'in az farkla galip geleceği tahmin ediliyor. Gözlemciler, sandıktan çıkacak sonucun Rum lider Tasos Papadopulos'un durumunu güçlendireceğini ve Rumların Kıbrıs politikasında değişiklik yaratmayacağını vurguluyorlar. Seçimlerde ilk kez, Rum Kesimi'nde yaşayan ve seçmen kütüğüne kaydını yaptıran 270 civarındaki Kıbrıslı Türk de oy kullanacak. 495 adayın olduğu seçimde, ayrıca ilk kez bir Kıbrıslı Türk de yarışacak. Şair ve yazar Neşe Yaşın, Birleşik Demokratlar Hareketi'nden (EDİ) milletvekili adayı oldu.

Papadopulos güçlenecek
Son kamuoyu yoklamaları Annan Planı'na "hayır" diyen AKEL'in yüzde 32, eski Devlet Başkanı Glafkos Klerides'in kurucusu olduğu ve Annan Planı'nı destekleyen DİSİ'nin yüzde 31 civarında oy alacağını gösteriyor.
Seçim sonucunda AKEL'in 20, DİSİ'nin de 19 milletvekili çıkarması bekleniyor. Üçüncü sıradaki Papadopulos'un kurucusu olduğu Demokratik Parti'nin (DİKO) 9 sandalye kazanacağı tahmin ediliyor.

MILLIYET 21/05/06

 

Kıbrıs'ta şenlik!



AB bastırıyor; "Limanları ve havaalanlarını Rumlara açın"... Haklılar... Çünkü bizim hükümet hem Brüksel'de hem Ek Protokol'de Rum yönetimini tanıyacağına söz verdi. İç kamuoyunu bugüne dek yalanlarla oyaladılar. Ama yanlış hesabı ödeme vakti geldi. Eğer bu yıl limanları açmazsak AB görüşmeleri çıkmaza girecek.
Öte yandan... KKTC yönetimi de teslimiyetçiliğin birbirinden parlak örneklerini veriyor. Örneğin... Adı Girne Milletvekili olarak geçen Rum Meclis Başkanı Hristofyas'a, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçim propagandası yapması için izin veriyor. Hristofyas Girne'ye geliyor, sayıları 500'ü aşmayan Maronit ve Rumlara propaganda yapıyor. Amaç oy almak mı? Yok canım... Onun amacı "Girne bizimdir" imajını güçlendirmek. Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas'ı bunu bile bile, Dışişleri Bakanlığı'ndan da habersiz buyur ediyor...
Bir başka teslimiyet gafı... Rum Merkez Bankası bir konferans düzenliyor. Baş konuşmacı, Papadopulos... Konferansın davetiyeleri Kuzey Kıbrıs'ta KKTC Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi tarafından dağıtılıyor. Sanki KKTC Dışişleri Bakanlığı Papadopulos'a bağlıymış, onun hizmetkârıymış gibi...
Papadopulos, Rum egemenliğinde bir Kıbrıs kurmakta kararlı... Bizimkileri adam yerine koymuyor.
Bizimkilerin bu muameleden rahatsız olduğu da pek gözlenmiyor...

Erdoğan, "Cumhuriyet'e lafla sahip çıkılmaz" demiş.
Doğru... İşte onun için on binler Anıtkabir'e çıkıyor...
Haldun Ertem

İlginç ifşaat...

Başbakan Erdoğan, Danıştay'a yapılan saldırıyla ilgili konuşurken arada şunu söylüyor:
"Bu ülke Necip Hablemitoğlu cinayetini yaşamış, sonrasında her şey örtbas edilmiş bir ülke. Bazı derin noktalara doğru yol alan bir komplo olabilir."
Necip Hablemitoğlu öldürüldüğünde AKP iktidarda idi. Suikastın ardından 3.5 yıl geçti. Bugün iktidarda olan parti yine AKP...
Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili kim, neleri örtbas etti? Başbakan bunu kamuoyuna açıklamalıdır.
Aksi takdirde faili meçhul cinayeti örtbas edenlerden biri de o olur...

Biri size ölü numarası yaparsa siz de onu gömme numarası yapın...
Togo sözü

Londra'da balo...

Türk - İngiliz Ticaret ve Sanayi Odası (TBCCİ) yıllık balosu 19 Mayıs akşamı Londra'da Kensington Royal Garden otelinde yapılıyor... Başkanlığını Remzi Gür'ün yaptığı TBCCİ, bu yıl Devlet Bakanı Ali Babacan'ı konuk ediyor. Babacan Türk ve İngiliz işadamlarına yaptığı konuşmada çeşitli konulara temas ediyor... Ancak 19 Mayıs'la ilgili tek söz sarf etmiyor. Konuşmasında bir de hayali tespit yapıyor:
- Türkiye'de aç ve fakir insan kalmamıştır...
Türkiye'yi hiç görmemiş olanlar bunu duyunca çok mutlu oluyor. Türkler önlerine bakıyor...

MELIH ASIK MILLIYET 21/05/06

 

Rumların 'hayır' seçimi

21/05/2006

RADİKAL - LEFKOŞA - Başkanlık sistemiyle yönetilen Kıbrıs Rum halkı parlamentodaki 56 vekili belirlemek için bugün sandık başında. Seçimin AKEL/DİKO hükümetini değiştirmesi beklenmiyor. 500 bin seçmenin oy kullanacağı seçimi iktidardaki komünist AKEL'in kazanması kesin. Anketlere göre Annan Planı'na 'hayır' diyen AKEL yüzde 32'yle önde. Rum lideri Tasos Papadopulos'un DİKO'su yüzde 18'de. Annan Planı'nı destekleyen DİSİ yüzde 31'de. 'Hayırcı' Papadopulos'un hesabı, AKEL desteğiyle 2008'de yeniden seçilmek.

 

Güney'de seçim heyecanı

Rum halkı, Rum meclisindeki 56 sandalyenin yeni

sahiplerini belirlemek üzere bugün sandık başına gidiyor

Güney'de seçim heyecanı

BAZI KIBRISLI TÜRKLER DE OY KULLANACAK... Rum meclisindeki 56 sandalyenin belirleneceği seçimler, meclise girme başarıları veya başarısızlıklarına göre kaderleri belirlenecek olan küçük partiler için ve bu partilerin, geçmişte Rum siyasi yaşamında baş rol oynayan liderlerinin siyasi gelecekleri açısından büyük önem taşıyor. Yeni yüzlerin ve çok sayıda kadın adayın yarışıyor olması ve bu yıl Kıbrıslı Türklere de, Güney Kıbrıs'ta daimi ikamet etmeleri şartıyla seçme-seçilme hakkı verilmiş olması, bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden bazıları

ANKET SONUÇLARI AKEL'İ İŞARET EDİYOR... Yapılan son anketlere (RİK/ 12 Mayıs) göre, AKEL'in % 32,3'lük oranla seçimlerden birinci parti olarak çıkması bekleniyor. AKEL'i % 30,7 oranıyla DİSİ'nin izleyeceği, DİKO'nun % 18,6; KS EDEK'in % 7,9; EUROKO'nun % 5; Ekologlar'ın %3,3; EDİ'nin % 1,2; KEP'in (Özgür Vatandaşlar Hareketi) % 0,6 oranında destek bulacağı tahmin ediliyor. Kararsız seçmenlerin oranı % 7,1; oy pusulasını boş bırakacakların oranı % 2,6 olarak beklenirken; anketlere katılan %0,3 oranında seçmen yanıt vermek istemiyorum veya bilmiyorum yanıtını verdi. Bu veriler ışığında, 56 sandalyenin 18'ini AKEL, 18'ini DİSİ'nin, 11'ini DİKO'nun, 5'ini EDEK'in, 3'ünü EUROKO'nun ve 1'ini de Ekologlar'ın alacağı hesap ediliyor

Rum halkı, Rum meclisindeki sandalyelerin yeni sahiplerini belirlemek üzere bugün sandık başına gidiyor.

Rum meclisindeki 56 sandalyenin belirleneceği seçimler, meclise girme başarıları veya başarısızlıklarına göre kaderleri belirlenecek olan küçük partiler için ve bu partilerin, geçmişte Rum siyasi yaşamında baş rol oynayan liderlerinin siyasi gelecekleri açısından büyük önem taşıyor. Yeni yüzlerin ve çok sayıda kadın adayın yarışıyor olması ve bu yıl Kıbrıslı Türklere de, Güney Kıbrıs'ta daimi ikamet etmeleri şartıyla seçme-seçilme hakkı verilmiş olması, bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden bazıları.

Rum Meclisi'ndeki 56 sandalye için, siyasi partiler AKEL, DİSİ, DİKO, KS EDEK, EDİ, Ekologlar ve Çevreciler Hareketi, EUROKO, EURODİ, Özgür Vatandaşlar Hareketi, Sosyalist Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların adayları ve bağımsız adaylar yarışıyor. Maronit, Ermeni, Latin grupların çıkaracağı vekiller, Rum Meclisi'nde oy hakkına sahip olmayan, ancak kendi dini gruplarının sorunlarını meclise aktaran aracılar olacak.

Toplam 495 adayın yarışmakta olduğu seçimler çerçevesinde, 500 bin 606 kayıtlı seçmen için 1216 seçim merkezi oluşturuldu. Kayıtlı seçmenler arasında 270 civarında da Kıbrıslı Türk bulunuyor. Seçimin ilk resmi sonuçlarının bu gece saat 21.00 civarında alınması, tercih oylarının sayımının ise geceyarısına kadar sürmesi bekleniyor. İlk seçim sonuçları, saat 17:10'dan itibaren 44 seçmenin bulunduğu Baf'a bağlı Gilinya, 49 seçmenli Milyu ve de 45 seçmenin bulunduğu Larnaka'ya bağlı "Mennoya" (Ötüken) köylerinden alınacak.

Anketlere göre, AKEL seçimden

birinci parti olarak çıkacak

Yapılan son anketlere (RİK/ 12 Mayıs) göre, AKEL'in % 32,3'lük oranla seçimlerden birinci parti olarak çıkması bekleniyor. AKEL'i % 30,7 oranıyla DİSİ'nin izleyeceği, DİKO'nun % 18,6; KS EDEK'in % 7,9; EUROKO'nun % 5; Ekologlar'ın %3,3; EDİ'nin % 1,2; KEP'in (Özgür Vatandaşlar Hareketi) % 0,6 oranında destek bulacağı tahmin ediliyor. Kararsız seçmenlerin oranı % 7,1; oy pusulasını boş bırakacakların oranı % 2,6 olarak beklenirken; anketlere katılan %0,3 oranında seçmen yanıt vermek istemiyorum veya bilmiyorum yanıtını verdi.

Bu veriler ışığında, 56 sandalyenin 18'ini AKEL, 18'ini DİSİ'nin, 11'ini DİKO'nun, 5'ini EDEK'in, 3'ünü EUROKO'nun ve 1'ini de Ekologlar'ın alacağı hesap ediliyor.

Seçim çerçevesinde, 2 bin 800'ü aşkın polis, bu akşamdan itibaren alarm durumuna geçecek. Seçim dolayısıyla, RMMO'nun da tedbirlerini artırması bekleniyor. Polisler, seçim merkezileri ve siyasi parti merkezleri etrafında sürekli devriye gezecek, Rum Polis Genel Müdürlüğü ve diğer bölge müdürlüklerinde de kriz masaları oluşturulacak.

KIBRIS 21/05/06

 

İzolasyonlardan kurtulmak için lobi faaliyetleri artırılmalı

Ambargolu" grubunun düzenlediği "Sessiz Yürüyüş" programına katılmak için sanatçıAyhatun Ateşin ile birlikte Londra'da bulunan Oya Talat, İngiltere'deki yurttaşları işbirliğine çağırdı:

İzolasyonlardan kurtulmak için lobi faaliyetleri artırılmalı

YOĞUN TEMASLAR... Ambargolu (Embargoed) grubunun düzenlediği "Sessiz Yürüyüş" programına katılmak üzere Londra'da bulunan Yurtsever Kadınlar Birliği (YKB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın eşi Oya Talat ile seramik sanatçısı Ayhatun Ateşin, Londra Türk Radyosu'nda bir programa katıldı; Kıbrıslı Türklerin örgütlerini ziyaret etti; Ambargolu'nun Başkanı, dünyaca ünlü moda tasarımcısı Kıbrıslı Türk Hüseyin Çağlayan ve Belediye Meclisinin Kıbrıslı Türk üyeleriyle de yemeklerde bir araya geldi

ÇÖZÜM İÇİN HERKES ÇALIŞMALI... Londra Türk Radyosu'nda Mustafa Güllü'nün hazırlayıp sunduğu "Kıbrıs Masası-Özel" programına canlı yayın konuğu olan Oya Talat, izolasyonlar altında inleyen Kıbrıslı Türklerin, bundan kurtulması için dünyada lobi faaliyetlerini artırması gerektiğine işaret ederek, Kıbrıs sorununun hem Kıbrıslı Türkleri hem de Rumları etkilediğini, ağlayan, kanayan yürekler bıraktığını kaydetti ve çözüm için herkesin çalışmasını ve çözüm isteyen Kıbrıs Türk halkının varlığının kabulü için destek istediklerini anlattı

Özgül Gürkut MUTLUYAKALI

Ambargolu (Embargoed) grubunun düzenlediği "Sessiz Yürüyüş" programına katılmak üzere Londra'da bulunan Yurtsever Kadınlar Birliği (YKB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın eşi Oya Talat ile seramik sanatçısı Ayhatun Ateşin, Londra Türk Radyosu'nda bir programa katıldı; Kıbrıslı Türklerin örgütlerini ziyaret etti; Ambargolu'nun Başkanı, dünyaca ünlü moda tasarımcısı Kıbrıslı Türk Hüseyin Çağlayan ve Belediye Meclisinin Kıbrıslı Türk üyeleriyle de yemeklerde bir araya geldi.

Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması amacıyla faaliyet gösteren Ambargolu grubunun, sanatçı Ayhatun Ateşin'in 50 çift seramik kadın ayakkabısından oluşan sergisi "Sessiz Yürüyüş"ten esinlenerek organize ettiği ve kadınlar arasında köprüler kurmayı amaçlayan etkinliğinin önceki günkü ilk gününde yoğun bir program yaşandı.

KKTC Londra Temsilcisi Namık Korhan'ın ve kurumunun organize ettiği Cem Kafkas konseri için Londra'da bulunan BRTK Müdürü Hüseyin Gürşan'ın da katıldığı program uyarınca, Oya Talat ile Ayhatun Ateşin, önceki sabah ilk olarak Londra Türk Radyosu'nda Mustafa Güllü'nün hazırlayıp sunduğu "Kıbrıs Masası-Özel" programına canlı yayın konuğu oldu.

Programda Sessiz Yürüyüş'ü anlatan Oya Talat, tüm dünyada barışı kadınların yaptığını, kendisinin de yıllardır Kıbrıs'ta barış için çaba gösteren Yurtsever Kadınlar Birliği'nde çalıştığını anlattı. Cumhurbaşkanı'nın eşi olma sorumluluğu da taşıdığına işaret eden Oya Talat, Ayhatun Ateşin'le başlattıkları yürüyüşü, kalıcı işbirliklerine çevirmek ve yüreği Kıbrıs için çarpan herkesi buluşturmak istediklerini söyledi.

"İçinde çığlıklar barındıran sessiz yürüyüş"

"Bu Sessiz Yürüyüş içinde çığlıklar barındırıyor" diyen Talat, desteğe ihtiyaç duyduklarını belirterek, Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türkleri de işbirliğine çağırdı.

Felsefi bir birliktelik içinde olduklarını, politik taraf olarak algılanmaması gerektiğini kaydeden Oya Talat, Kıbrıslı Türklerin dünyayla kucaklaşmasını hedeflediklerini vurguladı.

Oya Talat, izolasyonlar altında inleyen Kıbrıslı Türklerin, bundan kurtulması için dünyada lobi faaliyetlerini artırması gerektiğine işaret ederek, Kıbrıs sorununun hem Kıbrıslı Türkleri hem de Rumları etkilediğini, ağlayan, kanayan yürekler bıraktığını kaydetti ve çözüm için herkesin çalışmasını ve çözüm isteyen Kıbrıs Türk halkının varlığının kabulü için destek istediklerini anlattı.

Talat, "birlikte yürür, enerjimizi sinerjiye çevirebiliriz. Sessizliğimizi, sese dönüştürmek hepimizin katkısıyla olacak" dedi.

"Farklı yoldan çıkıp buluşan ayakkabılar"

Sanatçı Ayhatun Ateşin ise, farklı dil, farklı din, farklı fikirde olunsa bile, aynı gönül birliğiyle adım atılabileceğini kaydederek, değişik renk ve biçimlerdeki ayakkabıların, farklı noktalardan çıkmış olsalar da, yollarının kesişip aynı doğrultuda hareket edebildiğini söyledi.

Ateşin, "Birler onlar, onlar yüzler olabilir, el ele verebilirsek Tıpkı pabuçlar gibi" diye konuştu.

Sanatta da politikada da, yani yaşamın her alanında atılacak her adımda, hoşgörü olması gerektiğini vurgulayan Ateşin, kin ve önyargıdan uzak davranıldığı ölçüde başarıya varılacağını belirtti ve birliktelik yanında, insanların büyümesi için hedef belirlenmesi ve bu hedef yönünde azimle ve cesurca adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Ateşin, atılan her adımın aslında bir yolculuk olduğunu ve bu yolculuğun hedeflerde köprüler kurup yaşamdaki merhabaları yarınlara umutla taşımayı içerdiğini belirtti. Ateşin, "uzatılan her el yakalanmalı, omuz omuza adım atılmalı" diye konuştu.

Çağlayan'la öğle yemeği

Yurtsever Kadınlar Birliği (YKB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın eşi Oya Talat ile seramik sanatçısı Ayhatun Ateşin, öğle yemeğinde Londra'da yaşayan dünyaca ünlü Kıbrıslı Türk moda tasarımcısı ve Ambargolu'nun Başkanı Hüseyin Çağlayan'la bir araya geldi.

Kıbrıslılar sorunlarını aktardı

Daha sonra Southwark Kıbrıslı Türk Derneği'ne giden Talat ile Ateşin, Başkan Hulusi Yürüten ve dernek üyeleriyle sohbet fırsatı buldu, yaşlıların bakımı konusunda çalışan derneğin üyelerinin sorularını yanıtladı. Sohbet sırasında bölge milletvekili Harriet Harman da derneği ziyaret etti.

Southwark Kıbrıslı Türk Derneği üyeleri, Harman'a, Kıbrıslı Türklerin izolasyonlar yüzünden Kuzey Kıbrıs'a direkt uçuş yapılamamasını, posta haberleşmesinde ve havaalanında karşılaştıkları zorlukları ve ev bulma gibi sıkıntılarını aktararak, yardım istedi.

Konuşmalarda ise, Tanıtma Dairesi'nin çalışmalara daha fazla destek vermesi ve gençlerin askerlik konusundaki beklentileri üzerinde duruldu ve Kıbrıslı Türkler Masası kurulması için geçmişte verilen sözlerin yerine getirilmesi istendi.

Oya Talat ise, sohbet sırasında, halkın, seçtiklerinin lehlerine çalışması için baskı yapması gerektiğini belirterek, Kıbrıslı Türklerin dünyada yeterince lobi faaliyeti yapamadığını, daha örgütlü ve bilinçli çalışmak gerektiğini söyledi.

Farklılıkların ortak zenginlik olduğunu belirten Talat, Kıbrıs'ın, Kıbrıslı Türk ve Rumların ortak yaşayacağı bir ada olması için seslerin birleştirilmesi gerektiğine, özellikle kadınlar arasında dayanışmanın önemine inandığını anlattı.

Oya Talat, YKB'nin kuruluş sürecinden ve amaçlarından bahsederek, "Kıbrıs'ta bir daha savaşlar, göçler yaşanmasın, şehitler verilmesin" diye çalıştıklarını belirtti. Kuzey Kıbrıs'ta şu anda, barışçı tavırla dünyaya entegre olma görüşü taşıyan bir iktidar bulunduğunu kaydeden Talat, Rum tarafından karşılık görülemediğini, bunun kırılması için izolasyonların kalkması ve karşılıklı köprüler kurulması gerektiğini ifade etti.

KKTC Londra Temsilcisi Namık Korhan ise, askerlikle ilgili Bakanlar Kurulu'na sunulmuş bir çalışma bulunduğunu öğrendiğini belirterek, yasa tasarısının önümüzdeki haftalarda meclis gündemine girmesinin beklendiğini söyledi.

Kıbrıs Türk Kadınlar Projesi

Oya Talat ile Ayhatun Ateşin, daha sonra, "Kıbrıslı Türk Kadınlar Projesi" binasına giderek burada çeşitli örgütlerin temsilcisi kadınlarla yuvarlak masa toplantısına katıldı.

Ayhatun Ateşin, Sessiz Yürüyüş çalışmasının nasıl doğup geliştiğini anlatırken, sanatta da politikada da çıkılan yolculuğun köprüler kurabileceğini söyledi. "Sessiz Yürüyüş'ün çığlıklar atabileceğine inanıyorum" diyen Ateşin, kadınların öncü olduğunu vurguladı.

Oya Talat ise, kadın ve barış konseptiyle, Ayhatun Ateşin'le buluştuklarını, YKB'nin yaptığı faaliyetleri, Kıbrıs Türk halkının geçirdiği süreçleri anlattı.

Oya Talat, Kıbrıslı Türk Kadınlar Linki oluşturulmasını da önerdi.

Toplantıya katılan Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türk kadın temsilciler ise, yaşadıkları sorunları ve Kıbrıs'a bakışlarını anlattı.

Toplantıda, benzer toplantı ve etkinliklerin devamı için karar alınırken; yapılabilecek etkinlikler üzerinde de duruldu.

Oya Talat ile Ayhatun Ateşin, gece yemeğinde ise, Belediye Meclisinin Kıbrıslı Türk üyeleriyle bir araya geldi. Talat, görüşmede, Kıbrıs'tan getirdiği hediyeleri de takdim etti.

Oya Talat ve Ayhatun Ateşin'in dünkü programında ise , Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu'nu ziyaret ederek, "Sessiz Yürüyüş: Kıbrıslı Türk Kadınlar ve Kıbrıslı Türklerin İzolasyonunu Sona Erdirme Kampanyası" adlı seminere katıldı Daha sonra Talat ve Ateşin, Mehmetçik Spor Kulübü'nün düzenlediği baloya katıldı.

Türk okuluna ziyaret

Yurtsever Kadınlar Birliği Başkanı ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın eşi Oya Talat, Londra'daki temasları çerçevesinde dün Wood Green bölgesindeki St. Thomas More Ortaokulu'nda faaliyet gösteren Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu'nu ziyaret etti.

Sanatçı Ayhatun Ateşin'le birlikte Ambargolu grubunun Sessiz Yürüyüş etkinlikleri için Londra'da bulunan Oya Talat, 300 öğrencinin 16 öğretmen eşliğinde Türkçe eğitim gördüğü Ali Rıza Değirmencioğlu İlkokulu'nda, Okul Başkanı Sevtap Kemal, yönetim kurulu üyeleri, veliler ve öğrencilerle görüştü. Talat ve Ateşin'in okulu ziyareti büyük ilgi gördü.

Ziyaret sırasında Talat ve Ateşin'e porselen ayakkabı armağan edildi. Daha sonra Oya Talat ve Ayhatun Ateşin, sınıfları gezerek öğretmen ve öğrencilerle sohbet etti. Oya Talat, Londra'daki tüm Türk okullarını ziyaret etmek istediğini, ancak kısıtlı süredeki programına sadece bir okul koyabildiğini belirterek, diğer okulları da bundan sonraki gelişlerinde ziyaret edeceği sözünü verdi.

Oya Talat, okulu ziyaretinde yaptığı konuşmada, sıcak karşılama için teşekkür ederek, İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türklerle diyaloğun daha da gelişmesi için adımlar atmaya devam edeceklerini söyledi. Kadınların barışa yürüyüşünün, sanatçı Ayhatun Ateşin'in Sessiz Yürüyüşü'yle birleşince ortaya bu projenin çıktığını kaydeden Talat, Londra'daki Kıbrıslı Türklerle köprülerde eksiklikler bulunduğunu, kopukluk yaşandığını, ancak bunların Kıbrıs Türk halkının dünyaya açılma çabaları çerçevesinde şimdi daha hızlı giderileceğini anlattı.

Kıbrıslı Türklerin dünyadaki varlığının sürmesi için farklı görüşlerdeki herkesin bir araya gelebilmesi gerektiğine işaret eden Oya Talat, Türkiye'de yaşayan Kıbrıslı Türklere daha önce yaptığı çağrıyı, şimdi Londra'dakilere yapmak istediğini belirtti ve barışı yaratan, sevgiyi yücelten kadınların, evlatlarının daha refah ortamlarda yaşaması için bundan sonraki yolculuğa birlikte çıkmasını istedi.

Sanatçı Ayhatun Ateşin ise, çocukların düşüncelerine karışmamak, ama yol gösterici olmak gerektiğini belirterek, "yürüyüşümüz hep birlikte devam edecek" dedi.

Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu Başkanı Sevtap Kemal ise, Oya Talat ve Ayhatun Ateşin'in başlattığı projeyi her zaman destekleyeceklerini belirterek, "inşallah Kıbrıs'ımızda barış içinde güzel günler göreceğiz" dedi.

Emekli öğretmen Akıle Işın ise, Londra'da ilk açılan Türk okulu olan Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu'na her zaman destek verdiğini belirterek, 1961 yılında Londra'ya geldiğinde Türk olduğunu utanarak söyleyen çocukların, şimdi Türk okulları sayesinde hem Türkçelerini ilerlettiğini, hem de benliklerini bulduğunu söyledi.

Okulun kurucusu merhum Ali Rıza Değirmencioğlu'nun eşi Pelin Değirmencioğlu ise, elbirliğiyle tüm çalışmalara destek verdiklerini belirterek, Oya Talat ve Ayhatun Ateşin'in çalışmalarına başarı diledi.

KIBRIS 21/05/06

 

Annan planının kabulü için harcanan paralar

Annan planının her iki taraftan da kabulünü sağlamak için BM tarafından harcanan paralarla ilgili olarak, Atina'nın ETNOS gazetesinde yeni bilgiler yayımlandı.

Simerini gazetesi, ETNOS'un, konuyla ilgili olarak, UNOPS (UN Office For Project) belgelerini yayımladığına da dikkat çekti.

Fileleftheros gazetesi de, ETNOS'un ifşa ettiği UNOPS belgelerinin, Annan planının ileriye götürülmesi için 24 Nisan referandumdan kısa bir süre önce dahi, iki toplumlu projeler için milyonlarca dolar harcandığını gösterdiğini, esas sorumluların isimlerinin gizli kalmasının ise, ısrarla sürdürüldüğünü yazdı.

Gazeteye göre UNOPS, referandum döneminde, "BM'nin iyi niyet misyonuna doğrudan destek ve Annan planının dağıtımının sağlanması" başlığı altında belli paraların dağıtımını üstlendi, bu ise Annan planının kabul edilmesi finansmanının sadece bir bölümünü kapsıyordu.

UNOPS, belgelerinde, Rum eski başsavcısı Stella Sulyotis ile UNOPS ileri gelenleri Andriew Russel ve John Milker'in hararetli görüşmelerinden söz etmektedir. Belgelere göre, Sulyotis anlaşmazlığa düştü ve Başsavcılık'tan istifasını sundu, ancak istifası kabul görmedi.

UNOPS belgelerinde yer alan Russel'in notlarında, UNOPS'un, BM Genel Sekreteri'nin talebi üzerine, 508 bin dolar harcandığı, ancak bu paraların nasıl ve hangi şekilde harcandığı ise belirtilmiyor.

Gazeteye göre, notlarda, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto'nun emrine 270 bin dolar verildiği, Annan planının bölümleri için 160 bin dolar, Annan planının basımı için 188 bin dolar, özel inisiyatif adı altında 272 bin dolar, "web page and internet access" başlığı altında 536 bin dolar, "promations and outreach" başlığı altında 214 bin dolar ve "television" başlığı altında ise 2 milyon dolar harcandığı gösteriliyor.

Gazeteye göre, aynı notta, örgütler veya projelerde çalıştırılanlar veya projelerin gerçekleştirilmesini üstlenenlerin kimlikleri açıklanmadan, yaklaşık 44 milyon dolar harcandığı da belirtiliyor.

 KIBRIS 21/05/06

AKEL birinci, milliyetçiler yükseldi

Güney Kıbrıs Rum kesimindeki parlamento seçimini, oy kaybına rağmen komünist AKEL kazandı. Milliyetçi partiler ise seçimden güçlenerek çıktı. Sonuçlar AB’de farklı yorumlara neden oldu.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 03:48 ET 22 Mayıs 2006 Pazartesi

LEFKOŞA - Rum meclisine girecek yeni milletvekilleri 5 yıl süreyle görev yapacak. Seçime katılım yüzde 89.02 oldu. Bu oran 2001 seçiminde yüzde 91.75 idi. Yüzde 10.98 oranındaki seçmen ise sandık başına gitmedi.

Sonuçlara göre, milliyetçiliği öne çıkaran küçük partilerin oylarında artış olduğu görüldü. Rum siyasi partilerinin oy oranları şöyle:

*AKEL: yüzde 31,16 (2001’de yüzde 34,71) Oyu yüzde 3,55 düştü.
*Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ): yüzde 30,33 (2001’de 34,00) Oyu yüzde 3,67 düştü.
*Demokratik Parti (DİKO): yüzde 17,91 (2001’de yüzde 14,84) Oyu yüzde 3,07 arttı.
*Sosyal Demokratlar Hareketi (EDEK): yüzde 8,91 (2001’de 6,51) Oyuyüzde 2,40 arttı.
*Avrupa Partisi (EURODİ): yüzde 5,73 (2001’de yüzde 5,16) Oyu 0,58 arttı.
*Çevreciler ve Ekologlar Hareketi: yüzde 1,95
*Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ): yüzde 1,56 (2001’de yüzde 2,59) Oyu yüzde 1,03 düştü.
*Özgür Vatandaslar Hareketi (KEP): yüzde 1,22
*Avrupai Demokrasi (EVRODİ): yüzde 0,44

AB’DE FARKLI SEÇİM YORUMLARI
Öte yandan Papadopulos’un partisi DİKO’nun yükseliş kaydederken; iktidar ortağı komünist AKEL’in birinci parti konumunu koruması AB’de farklı yorumlara neden oldu.

Avrupa Komisyonu yetkilileri, seçimlerden çıkan sonucun KKTC’nin yararına olabileceğini belirtiyor. Zira komisyon yetkililere göre Papadopulos, Türkiye’nin limanlarını açması talebinin yerine gelebilmesi için AB’nin de KKTC’ye yönelik izolasyonları kaldırması gerekeceğini biliyor.

Komisyon yetkililerine göre bu da Kıbrıs sorununun çözümü için değil ama statükonun taraflar yarına değişmesi için bir fırsat penceresi yaratıyor.

Ancak AB’ye üye ülkelerin diplomatlarına göre seçim sonuçları aksine Türkiye aleyhine, hatta Papadopulos’un Türkiye’ye yönelik sert tutumunun meyvesi. AB diplomatları, önümüzdeki dönemde Rum liderin Türkiye’ye karşı sert bir politika izlemeyi sürdüreceği görüşünde.

Bu oyunun galibi Papadopulos’tur

Aslında AKEL’in seçimi birinci , DİSİ’nin de ikinci sırada bitirmesi çok önemli değil.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 05:19 ET 22 Mayıs 2006 Pazartesi FEHMI GURDALLI

İSTANBUL - Rum Kesimindeki seçimin haber değeri taşıyan tek unsuru, hem AKEL hem de DİSİ’nin yaklaşık yüzde 3.5 oy kaybetmesi ve Tasos Papadopulos’un Partisi DİKO’nun oylarını en fazla artıran parti olması.

Çok farklı bir sonuç beklediğimden değil ama seçim sonucunu ilk duyduğumda keyfim kaçtı. Sandıktan çıkan oylar, Kıbrıslı Türklere neredeyse azınlık haklarını bile çok gören bir zihniyetin politikalarının onaylanması anlamına geliyor. Peki böyle bir düşünceyle, Kıbrıslı Rumlar ile Türkler arasında nasıl bir ortaklık kurulacak?

Kişisel temennileri bir yana bırakırsak, Papadopulos’un zaferinin haklı bir başarı olduğu şüphe götürmez. Zira 72 yaşındaki Rum liderin referandumdan birkaç hafta önce, 7 Nisan 2004’te televizyondan yaptığı ve gözyaşları içinde halktan Annan Planı’nı reddetmesini istediği konuşmasındaki tüm öngörüler doğru çıktı. Eğer politikada doğru öngörü bir meziyetse, bu oyunun galibi Papadopulos’tur.

“Halk plana ‘hayır’ derse etkileri ne olacak sorusu soruluyor. Egemen Kıbrıs halkı oyu ile planı reddederse Kıbrıs Cumhuriyeti (Rum yönetimi) bir hafta içinde tam ve eşit bir şekilde AB üyesi olacak. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni siyasi açıdan korumamız için koymuş olduğumuz bir stratejik hedefe ulaşmış olacağız. Bu girişimin Kıbrıs sorununun çözümü için son fırsat olduğu görüşü doktrinciliktir ve uluslararası siyaset kurallarının bilinmediğini göstermektedir. Bu girişimi sağlayan temel parametreler 25 Nisan’dan sonra da var olmaya devam edecek. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyeliği kesin. Ayrıca Türkiye’nin AB üyelik süreci de devam edecek ve böylece Ankara Avrupa müktesebatını yerine getirmesi açısından sürekli değerlendirme altında olacak. Bölgemizde barışın ve iyileşmenin sağlanması yönünde uluslararası ilgi devam edecek. AB ülkeleri gibi önemli ülkelerin, sahte devleti tanıması yönünde koşullar mevcut değil. Çünkü bu devletler zaten Kıbrıs Cumhuriyeti ile üyelik anlaşmasını imzaladılar ve bu anlaşma bu yönde bir tanınmayı yasaklıyor. Uluslararası tecrit konusunda söylenenler ise, içi boş korkutmalardan ibaret. Kıbrıs Cumhuriyeti, Doğu Akdeniz’deki yükseltilmiş role ve sorumluluğa sahip olan tek ülke olacak.”

Papadopulos’un uzun konuşmasından yapılan bu alıntı, bu oyundaki rol arkadaşını da işaret ediyor; AB. Papadopulos’un seçim başarısındaki en büyük rol, hiç şüphesiz, onun öngörülerini boşa çıkartmayan AB ülkeleridir.

Annan Planı’nın büyük çoğunlukla reddedilmesinin ardından Rum kesimi hiçbir fatura ödemediği gibi, bugün Türkiye’nin müzakere sürecini tehdit eden, şantaj yapan bir Birlik üyesidir.

Belki daha da önemlisi, bırakın KKTC’nin tanınmasını, aradan geçen iki yılı aşkın bir sürede, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonlar kalkmamıştır ve kazanımlar çok kısıtlıdır.

Ne vaat edilen serbest ticaret başlatılmıştır ne doğrudan uçuşlar. Zaman, AB başta olmak üzere uluslararası toplumun uyarılarına aldırmayan Rum lideri haklı çıkarmıştır ve o da şimdi haklı zaferinin tadını çıkarmaktadır.

DİKO’nun başarısında en büyük paya sahip olan AB, geçen 2 yıldaki tutumunu değiştirmezse, 2008’deki başkanlık seçiminde de Tasos Papadopulos’a yeni bir zafer kazandıracaktır.

AB'den liman sorununa çözüm önerisi


22 Mayıs, 2006 11:50:00 (TSİ) CNN TURK

Barçın Yinanç / CNN TÜRK

Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye ile Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki limanlar sorununu aşmak için yeni bir formül geliştirdi. Komisyon, sorunun çözümü için Avrupa Birliği Adalet Divanı’na (ABAD) gidilmesini önerdi.

Kıbrıs Rum Yönetimi, AB’ye üye olduktan sonra Birlik ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde Türk limanlarının gemilerine açılması gerektiğini savunuyor.
 
Türkiye ise, KKTC’ye yönelik izolasyonlar kalkmadan Rum Kesimi lehine adım atmak istemiyor.
 
Avrupa Komisyonu yetkilileri, Türkiye’nin limanları açmamasının kısa vadede ciddi bir krize yol açacağı görüşünde.
 
'İki taraf arasında hukuki ihtilaf var' noktasından hareket eden Komisyon, bu ihtilafın çözümü için ABAD’a başvurulmasını önerdi.
 
"Karar Türkiye'ye zaman kazandırır" 
 
Komisyon, Türkiye ile AB arasındaki karar organı olan Ortaklık Konseyi’nde bu yönde bir karar alınması konusunda Ankara’nın nabzını yokladı.
 
Ankara ile temasa geçen Komisyon yetkilileri “bu yıl kimse sorun yaşanmasını istemiyor” diyerek, ABAD’a gidilmesinin krizin en azından bir süreliğine ertelenmiş olacağına işaret etti.
 
ABAD’ın karar almasının en az iki yıl süreceğini vurgulayan Avrupa Komisyonu 'bu Türkiye’ye de zaman kazandırır' görüşünü savundu.
 
Rumlar Gümrük Birliği Anlaşması uyarınca Türkiye’nin limanları açması gerektiğini savunuyor. Bu görüş AB içinde de destek buluyor.
 
Ankara limanların açılmasına karşı
 
Türkiye ise limanlar konusunun hizmetler alanına girdiğini, Gümrük Birliği'nin ise hizmetleri kapsamadığını öne sürüyor.
 
Ancak bu tezin güçlü hukuki dayanaktan yoksun olduğu Türk tarafınca da biliniyor. ABAD’ın Türkiye aleyhine karar alacağına kesin gözüyle bakılıyor.
 
Bu nedenle Komisyon’un önerisinin Ankara tarafından kabul edilme şansı düşük gözüküyor.
 
Rumlar müzakerelerin başlaması kararının verildiği 3 Ekim öncesinde limanların açılmamasının müzakere sürecini etkileyeceği yönünde AB’den karar çıkarmıştı.
 
Başbakan Erdoğan’ın ise AB KKTC’ye verdiği sözleri yerine getirmeden limanlar konusunda en ufak adım atılmaması yönünde talimatı var.
 
Ankara limanların açılmaması durumunda Gümrük Birliği ile ilgili birkaç başlık altında müzakerelerin açılmayacağı, müzakere sürecinin genelinin ise etkilenmeyeceği beklentisinde.

Papadopulos oylarını artırdı

LEFKOŞA (A.A)

Kıbrıs Rum kesiminde, 56 üyeli meclisin yeni üyelerini belirlenmek üzere dün yapılan seçimde birinci olan AKEL ile ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) 18'er milletvekili kazandı. Rum meclisine 6 parti girdi.

Oylarını 2001 genel seçimlerine göre en fazla artıran, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un başkanı olduğu Demokratik Parti (DİKO) ise 11 milletvekili çıkardı. Oylarında artış olan bir diğer parti Sosyal Demokratlar Hareketi de (EDEK) meclise 5 milletvekili gönderdi. Avrupa Partisi (EUROKO) 3, Çevreciler Hareketi ise 1 milletvekilliği kazandı.

2001 seçimine kıyasla oy oranı yüzde 34,71'den yüzde 31,13'e gerileyen AKEL 2 milletvekilliği, oy oranı yüzde 34'ten yüzde 30,34'e gerileyen DİSİ 1 milletvekilliği kaybetti.

Önceki seçime göre oy oranını yüzde 14,84'ten yüzde 17,97'ye çıkaran DİKO ise milletvekili sayısını 2 artırarak meclise 11 sandalye gönderdi.

EDEK, 2001'e göre oy oranını yüzde 6,51'den yüzde 8,91'e çıkardı, 1 fazla ile 5 milletvekilliği kazandı.
Avrupa Partisi (EURODİ) yüzde 5,75 oyla 3, Çevreciler Hareketi ise yüzde 1,95 oyla 1 milletvekili çıkardı.
56 üyeli Rum meclisinde partilerin milletvekili dağılımı; AKEL 18, DİSİ 18, DİKO 11, EDEK 5, EUROKO 3 ve ÇEVRECİLER 1 şeklinde oldu.

AKEL, DİKO ve EDEK, Rum hükümetinde koalisyon oluşturuyordu. Koalisyonun en büyük ortağı oy kaybederken, küçük ortaklar oylarını artırdı.

RUM SİYASİLERİN AÇIKLAMALARI

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, seçimlerin verdiği mesajların Rum hükümetini güçlendirdiğini, hükümetin programının daha güçlü olacağını söyledi.

“Birleşik ve özgür bir vatan için harcanan çabalar herkes için gereklidir” diyen Papadopulos, herkesin, önünde bulacağı büyük tehditleri göğüslemek için hareket etmesi gerektiğini kaydetti.

Büyük hedeflerini başarmak için çaba harcamaya devam edeceklerini ifade eden Papadopulos, “Hedefimiz, Kıbrıs sorununa çalışabilir ve yaşayabilir bir çözüm bulunmasıdır” dedi.

AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas da, “AKEL'in seçimlerde küçük bir düşüş yaşadığını, ancak seçimlerde birinci parti olmayı başardığını” söyledi.

AKEL'in Kıbrıs sorununa, iki bölgeli, iki toplumlu federal bir çözüm bulunmasını desteklediğini belirten Hristofyas, “Kıbrıs'ın ev sahipleri Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerdir” dedi. DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ise DİSİ'nin yeni mecliste 18 sandalye kazandığını ifade ederek, “Yapıcı bir muhalefetle Kıbrıs sorununa yakında bir çözüm bulunması için mücadele vereceğiz” diye konuştu. Anastasiadis, Kıbrıs sorununun çözümünün, adanın yeniden birleşmesi için bir çözüm olması gerektiğini belirtti.

“PAPADOPULOS ÖDÜLLENDİRİLDİ”

DİKO Başkan Vekili Nikos Kleanthus, DİKO'nun halkın oyuyla önemli bir artış sağladığını belirtti. Kleantus, “seçim sonuçlarının, Papadopulos ve DİKO'nun Kıbrıs sorununda sürdürdüğü politikayı ödüllendirdiğini” söyledi.
EDEK Başkanı Yannakis Omiru da, Kıbrıs Rum halkının, EDEK'in verdiği mesajları kabul ettiğini ve mecliste güçlü bir EDEK olmasına karar verdiğini kaydetti. Omiru, “Seçimler EDEK'in 37 yıllık yaşamını onurlandırdı” dedi.
EUROKO Başkanı Dimitris Silluris ise partisinin kazandığı oyların tatmin edici olduğunu, partisinin önceliğinin Kıbrıs sorunu olduğunu belirtti.

Çevreciler Hareketi Genel Sekreteri Yorgos Perdikis, sonuçların partisi için fena olmadığını ifade ederek, partisinin yeni mecliste 1 sandalye kazandığını belirtti.

EDİ BAŞKANI İSTİFA EDİYOR

Seçimde az bir farka meclise giremeyen, Annan Planı'na “Evet” kampanyası yürüten Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ) Başkanı Mihalis Papapetru, seçim sonuçlarından dolayı istifa edeceğini açıkladı. EDİ'nin haziran ayında yapılacak olağanüstü kurultayında istifasını sunağını bildiren Papapetru, seçim yenilgisinin sorumluluğunu üstlendiğini söyledi. Papapetru, “Kıbrıs Rum toplumu bizim verdiğimiz mesajları kabul etmiyor ve bu başarısızlığın sonuçlarını üstleniyorum” dedi.

EDİ'den, Güney Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Türk Neşe Yaşın da milletvekili adayı olmuştu. EDİ 2001 genel seçimlerinde yüzde 2,16 oranında oy alarak 1 milletvekilliği kazanmıştı. EDİ dün yüzde 1,56 oranında oy alabildi.

HURRIYET 22/05/06

'Ohi' iktidarı daha da güçlendi

'Ohi' iktidarı daha da güçlendi

Papadopulos: Siyaset değişmez.

Annan Planı'na 'Ohi' (Hayır) dedirten Papadopulos ile ortakları, dünkü seçimde oyların yüzde 61'ini aldı. Bir Rum yazar, seçimi 'Muz cumhuriyeti'ndeki deli siyasetinin kutlaması' diye niteledi

22/05/2006 RADIKAL

SEFA KARAHASAN

LEFKOŞA - Kıbrıs'ın güney yarısı, Annan Planı'na referandumda 'Ohi' (Hayır) demesinden iki yıl sonraki ilk seçim için dün sandığa gitti. Başkanlık sisteminin hâkim olduğu Rum Yönetimi'nde 56 vekilin belirlendiği seçimde 495 aday yarışırken, yarım milyon seçmen sandığa çağrıldı. Sonuç, 'Ohi'nin başını çeken Rum lider Tasos Papadopulos ile destekçilerinin elini güçlendirdi. Papadopulos'un liderliğindeki DİKO oy oranını 14.8'den yüzde 17.9'a çıkardı. Baş ortağı olan komünist AKEL, yüzde 31.1'le birinci parti çıktı. İktidardaki beş partilik koalisyon, oyların yüzde 61'ini topladı. Annan Planı'na 'Evet' diyen ana muhalefet DİSİ ise yüzde 30.3 oy aldı. Katılım yüzde 89'la 2001'den iki puan düşük kaldı.
Yine de 270 kişilik Türk azınlığa oy kullanma hakkı ilk olurken, 46 yıldır ilk kez bir Türk bir Rum partisinden yarıştı. Rum Üniversitesi öğretim görevlisi, yazar Neşe Yaşın, Birleşik Demokratlar Hareketi'nin (EDİ) Güney Lefkoşa'da sekizinci adayıydı. KKTC'li gazeteciler Ledra'dan otobüsle güneye taşındı.

'Girne çarmıhtan insin'
Papadopulos oy atarken "Kıbrıs politikamız doğru bir politika. Seçim sonucu değişikliğe yol açmaz. Halkın değerlendirmesine tamamen güveniyorum" dedi. Parlamento başkanı ve komünist AKEL'-in genel sekreteri olan Dimitris Hristofyas da 'Girne milletvekili' olma iddiasıyla, "Her oy attığımda Kıbrıs ve Girne'nin ne zaman çarmıhtan ineceğini düşünüyorum" diye konuştu.

'Katil seçilirse...'
Yazar Lukas Haralambos ise Sunday Mail'de çıkan makalesinde, seçimi "Muz Cumhuriyeti'ndeki deli politikasının kutlaması" diye niteledi. Haralambos, şunları yazdı: "Kıbrıs'ta seçim, sağır-dilsizler okulunda Beethoven konseri gibi. Siyasi olgunluk açısından taş devrindeki bir halkın seçiminden ne bekleyebilirsiniz? Sorunun baş yaratıcılarını cumhurbaşkanı seçen bir halk nasıl doğru oy kullanır? 45 yıl sonra hâlâ olgunlaşmayan bu halk, suçu Türklere atmak amacıyla EOKA kahramanlarının heykellerini bombalayıp Rum okullarını kundaklayarak, ülkeyi kanlı çatışmaya sürükleyen yasadışı bir silahlı örgütün komutan yardımcısını cumhurbaşkanı (Papadopulos) seçerken, seçimden ne gibi faydalı bir sonuç beklenebilir ki?"

Kilit isim Tekin 'Kızılelma'cı

Kilit isim Tekin 'Kızılelma'cı

Cem Ersever'le arkadaş çıkan Tekin'in, 'derin devlet'in KKTC'deki kolu TMT ile de bağı olduğu öne sürülüyor

22/05/2006 RADIKAL

SONER ARIKANOĞLU

ANKARA - Danıştay'a ve Cumhuriyet Gazetesi'ne yönelik saldırıların kilit ismi olarak aranırken esrarengiz bir şekilde göğsünden bıçakla yaralanmış halde hastaneye kaldırılan ve intihar etmek istediği öne sürülen eski yüzbaşı Muzaffer Tekin'in kimliği, solun ve sağın milliyetçi kesiminin oluşturduğu 'Kızılelma' koalisyonunu işaret ediyor. 12 Eylül döneminde ordudan ihraç edilen Tekin'in 'Türkeli' dergisine yazılar yazdığı belirlendi, evinde 'Türk Solu' dergisinin tüm sayıları bulundu. Tekin'in, derin devletin KKTC'deki örgütlenmesi olarak bilinen Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ile de bağlantılı olabileceği belirtildi.

Ersever'in sınıf arkadaşı
Harp Okulu'ndan 1972 yılında mezun olan Tekin, JİTEM'in kurucusu olarak bilinen ve JİTEM'in yasadışı faaliyetlerini açıkladıktan sonra faili meçhul cinayete kurban giden Cem Ersever'in sınıf arkadaşı. Tekin'in 12 Eylül döneminde Yüksek Askeri Şûra kararıyla 'disiplinsizlik' gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden uzaklaştırılmasına sebep olan olay ise bir restoran baskını. Tuzla Piyade Okulu'nda yüzbaşı rütbesiyle görev yapan Tekin'in nöbetçi olduğu bir gece emrindeki dört teğmenin, daha önce iki teğmen adayının dayak yediği restoranı bastığı ve bundan Tekin'in sorumlu
tutulduğu, dört teğmen ile birlikte ordudan ihraç edildiği belirlendi.
Kardeşinin akaryakıt istasyonuna ve tekstil şirketine gidip geldiği belirtilen Tekin, Kıbrıs gazisi. Tekin'in dikkat çeken bir özelliği ise Kıbrıs merakı. Tekin'in Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a destek için hazırlanan 'Milli davamızın ve Rauf Denktaş'ın arkasındayız' isimli bildiriye 'emekli subay' sıfatıyla imza koyduğu belirlendi.

TMT adı 'Sauna'da da geçti
Bildiride eski Başbakan Bülent Ecevit, Yekta Güngör Özden, Vural Savaş ve emekli orgeneraller Edip Başer, Doğu Aktulga, Tuncer Kılınç gibi isimlerin de imzası bulunuyor. Denktaş'a destek kampanyası kapsamında sık sık KKTC'ye gidip gelen Tekin'in Kıbrıs ilgisinin bununla sınırlı olmadığı, Tekin'in 1957 yılında faaliyete geçen Türk Mukavemet Teşkilatı'yla (TMT) bağlantısının bulunduğu iddialar arasında.
TMT'nin adı, Ankara'da ortaya çıkarılan ve devlet bağlantılı olduğu ileri sürülen 'Sauna çetesi' soruşturmasında da geçmişti. Sahte Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kimliğiyle yakalanan çete lideri Kasım Zengin, şikeden haraç almaya kadar birçok konuda suçlanan 'sauna çetesi'nin 'Türk Mukavemet Teşkilatı' adı altında örgütlendiğini, çetede emekli ve halen görevdeki bazı subaylar, MİT görevlileri ve Emniyet mensuplarının da yer aldığını ileri sürmüştü. Küre Operasyonu'nda eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) görevli yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır'ın da adı geçiyor.

Türkeli yazarı
Evinde yapılan aramada Türk Solu adlı derginin tüm sayıları ciltlenmiş halde bulunan Tekin'in eski MHP Genel Sekreteri Taner Ünal'ın başkanlığındaki Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği'nin çıkardığı 'Türkeli' dergisine zaman zaman yazılar yazdığı saptandı. Avukat Arslan'ın üzerinden de Vatansever Güç Birliği Hareketi Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ercan Cin'in kartviziti çıkmıştı. Ancak Ünal ve Cin, Arslan'ın derneklerine üye olmadığını ve kendisini tanımadıklarını açıklamışlardı. Tekin'in evinde bulunan 'İstihbarat ve Gerillanın El Kitabı' adlı broşür de ilgi çekici. Çünkü bu broşür de Vatansever Güç Birliği Hareketi başlığı taşıyor.

'Öztürk cumhuriyetçi biri'
Tekin polisten kaçtığı dönemde emekli başçavuş Mahmut Öztürk'ün evinde saklandı. Öztürk'ü komşuları, cumhuriyetçi biri olarak tanımlıyor. Tripleks villanın geniş bir bahçesi bulunuyor. Çevredeki emlakçılar, evin bedelinin yaklaşık bir milyar YTL olduğunu ifade ediyor.
İsminin açıklanmasını istemeyen bir komşusu, "Sohbetlerimizde Atatürk'ten, Cumhuriyet'in değerinden bahseden bir insandı. Nasıl böyle bir olaya karıştığını aklım almıyor. Öztürk'ün bu olay ile ilgisi olamaz. Bu villayı da üç yıl önce metruk bir halde iken aldı. Yavaş yavaş onardı ve tamamladı. Burası köy tapulu olduğu için ucuz bir araziydi. Ama ben bu evi yapmak için çok borca girdiğini biliyorum" dedi.

Saldırgan kardeş katili çıktı
Danıştay'a ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılarda avukat Alparslan Arslan'ın yanında olduğu belirlenen Osman Yıldırım, kardeş katili çıktı. Yıldırım'ın, 'kötü yola düştüğü' gerekçesiyle kız kardeşini öldürdüğü ve dokuz yıl hapis yattığı öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre avukatlığını, aynı zamanda suç ortağı olan Alparslan Arslan'ın yaptığı Yıldırım, 17 yaşında anne ve babasını kaybettikten sonra memleketi Kars'tan Ankara'ya geldi.
Bir süre Yenidoğan'daki Karslı hemşerilerinin yanında kalan Yıldırım, Bursa'da yaşayan kız kardeşinin 'kötü yola düştüğünü' öğrendi. Bursa'ya giderek kız kardeşini öldüren Yıldırım, bu yüzden dokuz yıl hapis yattıktan sonra tahliye oldu.
Cezaevinde karanlık ilişkiler kuran Yıldırım, tahliye olduktan sonra İstanbul'a yerleşti. Bir dönem kahvehane işleten Yıldırım, kapkaç, hırsızlık, evrakta sahtecilik, adam yaralama gibi çok sayıda suça karıştı. Yıldırım'ın bu dönemde sık sık Ankara'ya gelip gittiği öğrenildi.
Zanlılardan Saim Özmen ve Nusret Aras'ın, Osman Yıldırım'ın pazarcılık yapan Kağızmanlı hemşerileri oldukları öğrenildi. Yıldırım'ın, Danıştay'a yönelik saldırının ardından Özmen ve Aras'la telefonla bağlantısı kurduğu, Özmen ve Aras'ın bu nedenle gözaltına alındığı belirlendi.
Nusret Aras adliyeye getirilirken kendisini görüntüleyen gazetecilere, "Ben pazarcıyım. Beni neden çekiyorsunuz" diyerek tepki gösterdi.

Dünyayla kucaklaşmak için 42 yıl daha beklemek istemiyoruz

Ambargolu (Embargoed!) grubunun davetlisi olarak Londra'da bulunan Oya Talat, seminerde konuşma yaptı:

Dünyayla kucaklaşmak için 42 yıl daha beklemek istemiyoruz

Yurtsever Kadınlar Birliği (YKB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın eşi Oya Talat, Londra'da katıldığı seminerde, Kıbrıs'ta barış isteğini ispatlayan Kıbrıslı Türklerin dünyayla kucaklaşmak için 42 yıl daha beklemek istemediğine işaret ederek, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın tüm Kıbrıslı Türkleri, halkın geneline yönelik politikaları ortaklaştırmayı başarmaya ve lobi faaliyetlerini örgütlü yürütmeye çağırdı.

Haringey'deki Kıbrıslı Türk Toplum Merkezi'nde yer alan ve Londra'da yaşayan çok sayıda Kıbrıslı Türk'ün izlediği seminerde ayrıca sanatçı Ayhatun Ateşin, Londra Limasollular Derneği Başkanı Emine Sönmez, Islington Belediyesi Liberal Demokrat Meclis Üyesi Kıbrıslı Türk Meral Ece, Ambargolu grubu kampanya ve iletişim sorumlusu İpek Özerim konuştu. Semineri, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Akmen Sıtkı yönetti. Semineri izleyenler arasında yeni seçilen belediye meclis üyeleri Ahmet Öykener ile Serra Kentman da vardı.

Ateşin: Tek amaca doğru yürüyebilmek

Seminerin ilk konuşmasını yapan sanatçı Ayhatun Ateşin, "Sessiz Yürüyüş" adlı 50 çift seramik kadın ayakkabısı sergisinin nasıl doğduğunu projeksiyon eşliğinde anlatarak, "Kadın duyarlılığıyla bu sessizlik bozulmalı... Kapılar açılmalı. Sokaklar tanık olmalı bu yürüyüşe" dedi. Kıbrıslı Türk kadınların ambargolara karşı seslerini yükselttiğini çünkü barışı kadınların yaptığını ifade eden Ateşin, insanların farklı dil, kültür ve görüşte olsalar da tek amaca doğru yürüyebilmesi gerektiğini söyledi.

Ateşin, sanatsal sunumunda, sessiz yürüyüşte erkekleri de dışlamadığını, onlarla kadınların hayatı paylaştığını belirterek, farklı noktalardan çıkıp ortak hedefe yürünebileceğini, büyümek için hedefler gerektiğini anlattı.

Ayhatun Ateşin, Oya Talat'la buluşmaları ile bir ayakkabısının iki olduğunu, şimdi yüzlercesine ulaşacağına inandığını ifade etti.

Talat: Dünyayla kucaklaşmaya hazırız

YKB Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın eşi Oya Talat, hayatın her zaman umuda yolculuk olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı'nın, YKB'nin ve daha iyi bir gelecek için çalışan herkesin selam ve sevgilerini ileterek başladığı konuşmasında, kadın çalışmalarına nasıl başladığını anlattı.

Talat, dünyayla kucaklaşmak isteyen Kıbrıs Türk halkının artık görülmesini istediklerini kaydederek, "Kıbrıs'ın kuzeyindeki halkımız artık dünyayla kucaklaşmaya hazırdır" dedi.

Kıbrıslı Türklerin her şeye yetecek gücünün bulunduğunu ifade eden Oya Talat, "Rum bizi yutar" diyen politikanın artık bitmesi gerektiğini söyledi.

Talat, YKB'nin "barışı biz kuracağız" diyerek barış otobüsüne bindiğini ve "evet diyelim dünyaya açılalım" sloganıyla Kıbrıs'ı dolaşıp halka ulaştığını anlatarak, Kıbrıs'ta bir çatı altında iki devletli çözüm istediklerini ancak Rumların tutumu yüzünden bunun aksadığını, barış için tüm güçlerin birleşmesi gerektiğini kaydetti.

Rum yönetiminin pasaport ve sağlık hizmeti vererek, izolasyonların Kıbrıslı Türkleri mağdur etmediği politikasını yaymaya çalıştığına işaret eden Oya Talat, Kıbrıslı Türklerin "Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu" almasını kınamadığını ama bir an önce Kıbrıs'ta çözüm sağlanarak bu pasaportların Kıbrıs Türk yönetimince de verilebilmesini istediklerini belirtti.

Oya Talat, Kıbrıslı Türk ve Rumların güzel ada Kıbrıs'ı paylaşmak zorunda olduğuna işaret ederek, "Sorunu bu haliyle bırakmamak gerektiğine inananlardanım" dedi ve aksi halde adanın sıcak olaylara gebe olacağını, geleceğin bilinmezlikler taşıyacağını anlattı.

Talat, "Hangi politik görüşten olursak olalım, Kıbrıs Türk halkının parçası olarak en genelimize politikaları ortaklaştırmayı başarabilmeliyiz. Lobi faaliyetlerimizi örgütlü yürütmeliyiz" dedi ve çıktıkları "Sessiz Yürüyüş"ün bunu amaçladığını dile getirdi.

Türkiye'nin değişik yerlerinde de benzer toplantılar yaptıklarını belirten Oya Talat, dünyanın her yerindeki Kıbrıslı Türklerin ortak politikalar üretme zamanlarının çoktan geldiğini, bugüne dek Kuzey Kıbrıs ile İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türkler arasında uygun adımların atılmasında zorlanıldığını kaydetti.

Oya Talat, kadınlara seslenirken, erkek egemen bir toplum yapısı bulunduğunu, eşitlikçi bir yapı için çalıştıklarını, Kıbrıslı Türk kadın örgütlerinin siyasi yelpazenin neresinde olursa olsun ilk kez Bosna-Hersek savaşı sırasında savaşa karşı ses vererek bir araya geldiğini, daha sonra Aile Yasası'nın değişmesi, Çocuk Hakları Bildirgesi'nin kabulü, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin kabulü gibi başarılar elde ettiğini, seçimlerde kadın adayların desteklenmesi için etkinlikler yaptıklarını anlattı.

Referandumda evet çağrısı için geniş kesimlerin bir araya gelebildiğini, şimdi de gelebileceğini kaydeden Talat, ambargolar yüzünden yaşanan sıkıntılardan örnekler verdi ve Rumların iddia ettiği gibi izolasyonlar kalkarsa Kıbrıslı Türklerin ayrılıkçı politika izlemeyeceğini, birleştirici bir politika bulunduğunu ve barışı görüşmeye de hazır olduğunu söyledi.

Oya Talat, ambargoların kaldırılması için lobi faaliyetlerine devam edilmesi çağrısı yaparak, Rumların ancak böyle barış masasına oturacağını kaydetti.

 

Ece: Yeterince ayaklanamadık

Islington Belediyesi Liberal Demokrat Meclis Üyesi Meral Ece, İngiltere'deki Kıbrıslı Türk ve Türkiyeli kadınların birçok çalışmalar yaptığını ama kısıtlı kalındığını belirterek, "Kendimizi yeterince ayaklandıramadık, suç bizde" dedi.

Referandum sonrasında "artık yeter" diyerek haksızlıklara baş kaldırıldığına işaret eden Ece, Kıbrıslı Türklerin geleceğinin Türkiye'nin AB üyeliğine bağlanmasını eleştirdi ve kişiliklerinin sömürüldüğünü söyledi.

Meral Ece, daha fazla çalışmak gerektiğini belirterek, "Kıbrıs Türk meselesi için çıtayı biraz daha yükseltelim" dedi.

1994'ten beri belediye meclis üyesi olduğunu kaydeden Meral Ece, kendini hep geniş kapsamda tuttuğunu, sınırlamadığını, Kıbrıslı Rumlar da dahil değişik toplumlardan kişilerle çalıştığını anlattı. Londra'da 200 dil konuşulduğunu ve Türkçe'nin 5. sırada yer aldığını ama hâlâ kaç Kıbrıslı Türk yaşadığının bilinmediğini, eğitim, sağlık ve yaşlılar konusunda ihtiyaçlar bulunduğunu dile getiren Meral Ece, "İngiltere'de önemli bir sayımız var, lobi yapmalıyız" dedi.

Ece, Friends of Cyprus'a katıldığını çünkü tartışmanın yapıldığı odanın içinde bulunmak istediğini ifade ederek, Rumların bunu çoktan öğrendiğini kaydetti. Rumların referandum olmamış gibi davrandığını, buna karşı uyarılarını yaptığını anlatan Meral Ece, lobi faaliyetlerinin daha profesyonel yürütülmesi gerektiği vurguladı.

Sönmez 1963'ten itibaren yapılanları anlattı

Limasollular Derneği Başkanı Emine Sönmez, "1963-2006 Kıbrıslı Türk kadınların haklarını koruma yürüyüşü" konulu fotoğraflı sunumunda, 24 Ekim 1963'te geldiği Londra'da 27 Aralık 1963'te Kıbrıs'ta çatışmaların başlamasıyla yaptıkları eylem ve etkinlikleri anlattı.

Sönmez, kadınların öncülüğündeki çalışmaları, "Barbar Türkler" başlığı atan Sun gazetesini basmaları ve gazetenin ertesi gün özür yayınlamasını, "Ya Taksim Ya Ölüm" yürüyüşlerini anlatarak, önce İngiltere Türk Kadınları Yardımlaşma Derneği kurulduğunu 1975'ten sonra derneklerin çoğaldığını kaydetti.

Bugünkü olanakların geçmiştekine oranla çok daha fazla olduğuna işaret eden Emine Sönmez, hakların da daha iyi aranabildiğini söyledi. "Sessiz Yürüyüş"le köprüler kurulması dileğinde bulunan Sönmez, Kıbrıs'ta sonsuza dek sürecek bir barış istediklerini ve barış ellerinin havada beklediğini ifade etti.

Özerim: Amaç etkili bir lobi yaratmak

Ambargolu grubu kampanya ve iletişim sorumlusu İpek Özerim, Ambargolu'nun kuruluşunu ve amaçlarını anlattığı sunumunda, bir insan hakları savunucusu grubu olarak Kıbrıslı Türkler üzerindeki ambargoların kaldırılması yönünde faaliyetler yaptıklarını kaydetti.

Etkili bir lobi yaratma uğraşında olduklarını belirten Özerim, dünyanın referandum sonrası Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri henüz tutmadığına işaret etti.

İpek Özerim, dünyanın merkezi olan Londra'nın seslerini duyurmak için önemli bir merkez olduğunu kaydederek, lobi faaliyetleri ve kampanyalarda karşı tarafı etkilemek için çok iyi düşünmek gerektiğini söyledi.

Özerim, Ambargolu grubu hakkında çok dedikodular yapıldığını belirterek, "Biz herkesle çalışmaya hazırız. Aramızda İngilizler ve Pakistanlılar da var. Brüksel'deki eylemimize bizimle 10 da İngiliz katılmıştı. Bu kampanyayı sürekli canlı tutmak lazım" diye konuştu.

Genellikle başlatılan çalışmaların yarım kaldığını ancak ne istediklerini bildiklerini kaydeden İpek Özerim, "Ambargoların kalkmasını istiyoruz. Biz bu kampanyayla da insanları karşımıza değil, yanımıza almak istiyoruz. Her partiden desteğe ihtiyacımız var" dedi.

Ambargolu grubunun gönüllü başkan Hüseyin Çağlayan'ın öncülüğünde "çürük limonlar, araç konvoyu, çıplak futbolcuların ambargolara şut" gibi etkinler yaptığını hatırlatan İpek Özerim, Londra'daki otobüslere verilen Kuzey Kıbrıs turizm reklamlarının kaldırılmasına karşı da girişimler yaptıklarını, yakın geçmişte Brüksel'de de bir eylem gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Özerim, Ambargolu grubunun çalışmalarında da kadınların öncü olduğunu belirtti.

Sorular

Seminerde daha sonra sorular bölümüne geçildi ve izleyenler hem görüşlerini ifade etme hem de soru sorma fırsatı buldu.

BBC'de yayımlanan bir programda "en iyi Türk ölü Türktür" denildiğini bu durumda nasıl köprüler kurulacağını soran bir izleyiciyi yanıtlayan Oya Talat, buna tepki gösterilmesi gerektiğini söyledi.

İngiltere'de ve Kıbrıs'ta yaşayan gençlerin ihtiyaçlarının farklı olduğuna işaret eden Talat, öncelikle bir araya gelip karşılıklı anlayış sağlanması ve konuşurken diğerini ötekileştirmemek gerektiğini kaydetti.

"Hümanist insanlar dünyada neden el ele verip barışı hakim kılmasın?" diye soran Talat, kimlerin hatalarıyla Kıbrıs'ın tek yanlı AB'ye girdiğini bu toplantıda konuşmak istemediğini ancak geçmişin iyi bilinmesi gerektiğini belirtti.

Oya Talat, kendi çocukluğu ve gençliğinden örnekler vererek, kötü olaylar bir daha yaşanmasın diye Kıbrıs'ta barış istediğini vurguladı.

Yaşanan yere entegre olmak, farklılıklardan zenginlik üretmeyi bilmek gerektiğini ifade eden Oya Talat, örgütlü gücün daha etkili olacağına işaret etti.

Gelin bu yürüyüşe katılın

"Rumlar anlaşmaya yaklaşmazsa 42 yıl daha bekleyecek miyiz?" sorusuna karşılık Oya Talat, "42 yıl daha beklememek için buradayız. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki ambargoların kalkması için yola çıktık. Destek verecek herkese bu yol açık. Gelin bu yürüyüşe katılın. Ambargolar kalksın, Kıbrıs Türk halkının durumu iyileşsin ki Rumlar masaya gelip konuşsun. 42 yıl daha beklememek için haydi gelin yürüyüşümüzü sürdürelim" dedi.

Sıtkı: El ele hedef çizgisine

Seminerin yöneticisi Akmen Sıtkı ise konsey başkanlığına yeni seçildiğini hatırlatarak, herkesi kucaklayacak çalışmalar yapmak istediklerini, bu andan itibaren el ele verilirse hedef çizgisine gidilebileceğine inandığını söyledi.

KIBRIS 22/05/06

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov: Kıbrıs sorununda, BM Güvenlik Konseyi lider rolünü sürdürmeli

Rusya Federasyonu, Kıbrıs sorununda BM Güvenlik Konseyi'nin lider rolünün devamını destekliyor

Kıbrıs Haber Ajansı'nın haberine göre, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Strasburg'da düzenlenen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 116. dönem toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarında BM Güvenlik Konseyi'nin lider rolünün devamından yana olduğunu söyledi.

Rusya'nın, Güvenlik Konseyi daimi üyesi ve aynı zamanda Avrupa Konseyi dönem başkanı olmasını, Kıbrıs sorunu gibi uluslar arası sorunları çözümlemek için kullanıp kullanmayacağının sorulması üzerine Lavrov, Rusya'nın, Kıbrıs sorununun BM Güvenlik Konseyi kararları ve çözüm sürecinde Güvenlik Konseyi daimi üyesi beş ülkenin lider rolünü koruması temelinde ilerletilmesinden yana olduğu cevabını verdi.

Lavrov, bu çerçevede taraflar arasında günlük ekonomik ve insani sorunların çözümü için pratik adımlar atılmasından yana olduklarını ifade etti. Bakan bu adımların Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda olması gerektiğini belirtti. Lavrov, üstünlük sağlamak amacıyla bazı tek taraflı çabaların sonuç alıcı olmadığını da söyledi.

Bakanın bu yöndeki açıklamasını duyuran Rusya Dışişleri Bakanlığı basın bürosuna göre Lavrov, Kıbrıs'ta ve Kosova gibi başka sorunlarda çözümün sadece tarafların kabul edebileceği bir temelde mümkün olabileceğini, çözümün dayatılmasının istikrar ve kalıcı çözüm getirmeyeceğini vurguladı.

KIBRIS 22/05/06

Rus turizmcilerden KKTC'ye büyük ilgi

Ali CANSU

Başta Türkiye ve Mısır olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde yatırımları bulunan ve Rusya'daki üç büyük turizm şirketinden biri olan TEZ Tour, KKTC'ye turist getirmek istiyor.

Türkiye'ye en fazla turist götüren Rus şirket olan TEZ Tour, KKTC'nin bir turizm ülkesi olduğunu göstermek için Rusya'da faaliyet gösteren turizm acentelerin çalışanlarını ülkemize getirdi.

Rusya'dan geçtiğimiz gün gelen 80 kişilik Rus kafilesi dün Girne'de Jasmin Court Otel'de kendileri için düzenlenen öğle yemeğine katıldı, dans etti, güneşlendi daha sonra ise denize girdi.

Acentelerde çalışırken çeşitli ülkelere turist gönderen Rus turizm acentelerinin çalışanları, bu kez kendileri turist oldu. Jasmine Court'daki yemeğe TEZ Tour'un KKTC partneri Fellahoğlu Turizm yetkilileri de katıldı.

Amaç, tur operatörlerine KKTC'yi tanıtmak

TEZ Tour'un Kıbrıs yatırımları hissedarı ve Mali işler Koordinatörü İsmet Günaydın, 80 kişilik ilk Rus grubunu önceki gece KKTC'ye getirmelerine rağmen, burada bekledikleri heyecanı ve ilgiyi bulamadıklarını ifade etti. Günaydın, şahsi dostlarının yardımları olmasa grubun KKTC'ye gelemeyeceğini, çünkü otel rezervasyonlarının iptal edildiğini söyledi.

Kalacakları otelde ilk önce yer olduğunun, daha sora ise olmadığının kendilerine söylendiğini ifade eden Günaydın, grubun tamamen seyahat acentesi çalışanları olduğunu belirterek, amacın KKTC'nin tarihi dokusunu ön plana çıkararak, buranın tabiatı, doğası, plajı, denizi ile bir tatil ülkesi olduğunu gelen gruba göstermek istediklerini söyledi.

KKTC yetkililerinin yurt dışında gidip fuarlara katılarak ülkelerini tanıttıklarını ve orada seyahat acenteleri ile temasa geçerek, turist getirmeye çalıştıklarını kaydeden Günaydın, "Biz, fuarlarda temasa geçilen seyahat acentelerini KKTC'ye getirdik. Siz, ekmek yapmak istiyorsunuz ve un için yurt dışından buğday almaya çalışıyorsunuz ve biz buğdayı sizin ayağınıza getirdik" dedi.

Her hafta Rus turist getireceğiz

İnfo gruplarını 10 Haziran'a kadar otellerde yer buldukları taktirde KKTC'ye getirmeyi planladıklarını anlatan İsmet Günaydın, ancak esas amaçlarının Antalya'ya giden turistleri her hafta, ikişer gece konaklamalı olarak KKTC'ye getirtmek olduğunu belirtti.

TEZ Tour'un Türkiye'ye geçtiğimiz yıl 600 bin turist getirildiğini ve bu kişilerin 450 bin tanesinin kendilerinin tur programlarına katıldığını anlatan Günaydın, bu turların bir tanesini de KKTC turu yapacaklarını ifade etti.

Günaydın, tarihi yerlerin ön plana çıkardıklarını, çünkü kültürel dokuları da turistlerin bilmek istediğini söyledi.

Türkiye'ye en fazla turisti biz getiriyoruz

TEZ Tour'un 5 ortaklı bir kuruluş olduğunu ve piyasa değerinin ise 1.5 milyar dolar olan merkezinin de Moskova'da bulunduğunu kaydeden İsmet Günaydın, bu ortakların 4'ünün Rus, bir tanesinin Türk olduğunu ve şirketin Moskova ve Mısır'da da yatırımları olduğu belirtti.

TEZ Tour'un Türkiye'de dört adet otel yatırımı olduğunu ifade eden ve Side bölgesindeki otellerinden bir tanesinin geçtiğimiz yıl kalitede dünya beşincisi seçildiğini de anlatan İsmet Günaydın konuşmasına şöyle devam etti:

"KKTC'de de turizm yatırımları yapmak istiyoruz. Biz şu anda Turizm Bakanlığı'na başvurarak Güzelyurt ve Bafra'da bize yer tahsis edilmesini istedik. Seçim sonrasında bize bu konuda yardımcı olacaklarını söylediler. TEZ Tour'un gelecek yıl Rusya borsasına girecek. Türkiye'ye şu anda en fazla turist getiren tur operatörüyüz. Rusya'daki turizm şirketi olarak bugün ilk 3'ün içerindeyiz."

KIBRIS 22/05/06

Güney Kıbrıs'ta değişen bir şey yok

AKEL 1'NCİ, DİSİ 2'NCİ, DİKO 3'ÜNCÜ PARTİ... Kıbrıs Rum tarafında, Rum Temsilciler Meclisi'ndeki 56 sandalyenin yeni sahiplerini belirlemek üzere dün sandık başına gidildi. Seçimlerin resmi ilk sonuçlara göre siyasi güçler dengesinde önemli bir değişiklik olmadı. Komünist AKEL partisi yüzde 31.16 oy oranıyla mecliste birinci parti olurken bunu yüzde 30.33 oy oranıyla Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) ve yüzde 17.91 oy oranıyla Demokrat Parti (DİKO) izledi

AKEL VE DİSİ'DE DÜŞÜŞ, DİKO'DA YÜKSELİŞ... İlk sonuçlara göre, AKEL'in oy potansiyelinde 2001 seçimlerine oranla yüzde 3,55 oranında, DİSİ'nin oy oranında yüzde 3.67 oranında düşüş olurken, DİKO'nun oy oranında yüzde 3.07 oranında, EDEK'in oy oranında ise yüzde 2.40 artış oldu. Yani Annan Planı'na karşı çıkan kesimden DİKO ve EDEK, seçimden güçlenerek çıktı. Kayıtlı 501 bin 024 kayıtlı seçmenin 55 bin 35'i (%10,98'i) oy kullanmaya gitmezken; 445 bin 989 seçmen (%89,02'si) oyunu kullandı. Kullanılan oyların 14 bin 737'si (%3,30) geçersiz; 10 bin 104'ü (% 2,27)boş ve 421 bin 148'i geçerli sayıldı

HRİSTOFYAS: BİRİNCİ PARTİ OLMAYI BAŞARDIK... AKEL Genel Sekreteri Hristofyas, AKEL'in seçimlerde küçük bir düşüş yaşadığını ancak birinci parti olmayı başardığını belirtti. "Bu düşüşün nedenleri ve seçim sonuçlarının değerlendirilmesi yapılacak" diyen Hristofyas, AKEL'in Kıbrıs sorununa iki bölgeli, iki toplumlu federal bir çözüm bulunmasını desteklediğini belirtti. Hristofyas, "Kıbrıs'ın ev sahipleri Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerdir" dedi

KLEANTUS: PAPADOPULOS'IN KIBRIS POLİTİKASI ÖDÜLLENDİRİLDİ... DİKO Başkan Vekili Kleantus, DİKO'nun halkın oyu ile önemli bir artış sağladığını söyledi. Kleantus, seçim sonuçlarının Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos ve DİKO'nun Kıbrıs sorununda sürdüğü politikayı ödüllendirdiğini belirtti. Klenatus, DİKO'nun politikasının devam edeceğini ve aynı zamanda, desteklediği ilkelerine saygı duymaya devam edeceğini söyledi

PAPAPETRU, İSTİFA EDECEK... Birleşik Demokratlar Hareketi'nin (EDİ) Başkanı Papapetru, seçim sonuçlarından dolayı EDİ başkanlığından istifa edeceğini açıkladı. Papapetru, EDİ'nin Haziran ayında yapılacak olağanüstü kurultayında istifasını sunacağını söyledi. Papapedru, seçim yenilgisinin sorumluluğunu üstlendiğini belirtti. Papapetru, "Kıbrıs toplumu bizim sunduğumuz mesajları kabul etmiyor ve bu başarısızlığın sonuçlarını üstleniyorum" dedi

 

Kıbrıs Rum tarafında, Rum Temsilciler Meclisi'ndeki 56 sandalyenin yeni sahiplerini belirlemek üzere dün sandık başına gidildi. Seçim sonuçları, Rum tarafındaki siyasi güçler dengesinde değişiklik meydana getirmedi.

Seçimlerin resmi ilk sonuçlara göre komünist AKEL partisi yüzde 31.16 oy oranıyla mecliste birinci parti olurken bunu yüzde 30.33 oy oranıyla Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) ve yüzde 17.91 oy oranıyla Demokrat Parti (DİKO) izledi.

İlk sonuçlara göre AKEL'in oy potansiyelinde 2001 seçimlerine oranla yüzde 3,55 oranında, DİSİ'nin oy oranında yüzde 3.67 oranında düşüş olurken, DİKO'nun oy oranında yüzde 3.07, EDEK'in oy oranında ise yüzde 2.40 oranında artış oldu. Annan Planı'na karşı çıkan kesimden DİKO ve EDEK, seçimden güçlenerek çıktı.

Kayıtlı 501 bin 024 kayıtlı seçmenin 55 bin 35'i (%10,98'i) oy kullanmaya gitmezken; 445 bin 989 seçmen (%89,02'si) oyunu kullandı. Kullanılan oyların 14 bin 737'si (%3,30) geçersiz; 10 bin 104'ü (% 2,27)boş ve 421 bin 148'i geçerli sayıldı.

Rum Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Lazaros Savvidis, dün yaptığı açıklamada, seçim sandıklarında herhangi bir sorun olmadığını açıkladı. Savvadis, seçimlerin kesin son sonuçların ve Rum Temsilciler Meclisi'nin 56 yeni üyesinin bugün saat 14.00'da açıklanmasının beklendiğini kaydetti.

495 aday yarıştı

Kıbrıs Rum tarafında, 56 sandalyenin yeni sahiplerini belirlemek üzere dün saat 07.00'den itibaren sandık başına gidildi. 12.00-13.00 saatleri arasında bir saat ara verilen oy verme işlemi saat 17.00'da sona erdi.

495 milletvekili adayın katıldığı seçimlerde ilk kez, bir Kıbrıslı Türk, bir Rum partisinden milletvekili adayı oldu. Kıbrıs Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Neşe Yaşın, Birleşik Demokratlar Hareketi'nden (EDİ) Güney Lefkoşa adayı olarak yarıştı.

Bu yıl seçimlerde, Kıbrıs Rum tarafında 5 yıl daimi ikamet eden Kıbrıslı Türkler de seçme-seçilme hakkını kullandı. Kayıtlı seçmenler arasında bulunan 266 Kıbrıslı Türk de seçimlerde oy kullandı.

Tercihli oy kullanılan seçimde, komünist AKEL partisi, Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ), Demokratik Parti (DİKO), Sosyal Demokratlar Hareketi (KS EDEK), Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), Ekologlar ve Çevreciler Hareketi, EUROKO, EURODİ, Özgür Vatandaşlar Hareketi (KEP), Sosyalist Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların adayları ve bağımsız adaylar yarıştı.

Meclis, nisan ayında kendini feshetmeden önce AKEL'in 20, DİSİ'nin 15, DİKO'nun 9, Sosyal Demokratlar Hareketi (EDEK) ve Avrupa Partisi'nin 4'er, Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), ADİK, Çevreciler Hareketi ve Avrupa Demokrasi Partisi'nin 1'er sandalyesi bulunuyordu.

Seçim çerçevesinde, 2 bin 800'ü aşkın polis, önceki akşamdan itibaren alarm durumuna geçti. Seçim dolayısıyla, RMMO da tedbirlerini artırdı. Rum Polis Genel Müdürlüğü ve diğer bölge müdürlüklerinde de kriz masaları oluşturuldu.

AKEL birinci, DISI ikinci, DIKO üçüncü parti

Kıbrıs Rum tarafında gerçekleştirilen seçimlerin resmi olmayan ilk sonuçlarına göre Kıbrıs Rum siyasi partilerin oy oranları şöyle:

Parti 2006 (oy/%) 2001(%) oy kaybı

AKEL 131 bin 237 oy % 31,16 % 34,71 / -3,55

DİSİ 127 bin 734 % 30,33 % 30,00 / -3,67

DİKO 75 bin 429 % 17,91 % 14,84 / +3,07

EDEK 37 bin 531 % 8,91 % 6,51 / +2,40

EUROKO 24 bin 152 % 5, 73 % 5,16 / +0,58

EKOLOGLAR 8 bin192 % 1,95 % 1,98 / -0,03

EDİ 6 bin 563 % 1,56 % 2,59 / - 1,03

KEP (Özgür Vatandaşlar Hareketi) 5 bin155 % 1,22 % 0,00 / +1,22

EURODİ bin 861 % 0,44 %0,00 / +0,44

LASOK (Sosyalist Halk Hareketi) 979 % 0,23 %0,00 / +0,23

Rum Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Lazaris Savvidis, Rum tarafında yaşayan dini grupların Rum meclisine gönderdiği temsilcileri şu şekilde açıkladı:

Maronitler'in temsilcisi Andonis Hacirusos, Ermeniler'in temsilcisi Vartkes Mahtesian ve Latinlerin temsilcisi de Benito Mandovani.

Hristofyas: Birinci parti olmayı başardık

AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, milletvekili seçimleri sonuçları konusunda yaptığı açıklamada, AKEL'in seçimlerde küçük bir düşüş yaşadığını ancak birinci parti olmayı başardığını belirtti.

Hristofyas, "Bu düşüşün nedenleri ve seçim sonuçlarının değerlendirilmesi yapılacak" dedi.

AKEL'in Kıbrıs sorununa iki bölgeli, iki toplumlu federal bir çözüm bulunmasını desteklediğini belirtti.

Hristofyas, "Kıbrıs'ın ev sahipleri Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerdir" dedi.

Kleantus: Önemli bir artış sağladık

DİKO Başkan Vekili Nikos Kleantus, milletvekili seçimleri sonuçları konusunda yaptığı açıklamada, DİKO'nun halkın oyu ile önemli bir artış sağladığını söyledi.

Kleantus, seçim sonuçlarının Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos ve DİKO'nun Kıbrıs sorununda sürdüğü politikayı ödüllendirdiğini belirtti.

Klenatus, DİKO'nun politikasının devam edeceğini ve aynı zamanda, desteklediği ilkelerine saygı duymaya devam edeceğini söyledi.

Mihalis Papapetru, EDİ

başkanlığından istifa edecek

Birleşik Demokratlar Hareketi'nin (EDİ) Başkanı Mihalis Papapetru, seçim sonuçlarından dolayı EDİ başkanlığından istifa edeceğini açıkladı.

Papapetru, yaptığı açıklamada, EDİ'nin haziran ayında yapılacak olağanüstü kurultayında istifasını sunacağını söyledi. Papapedru, seçim yenilgisinin sorumluluğunu üstlendiğini belirtti.

Papapetru, "Kıbrıs toplumu bizim sunduğumuz mesajları kabul etmiyor ve bu başarısızlığın sonuçlarını üstleniyorum" dedi.

Papadopulos: Büyük hedefimiz için savaş vermeliyiz

Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos, propaganda dönemindeki zıtlaşmaların bir yana bırakılması gerektiğini belirterek, "Büyük hedefimizi başarmak için savaş vermeliyiz" dedi.

Rum tarafında dün gerçekleştirilen seçimlerde kullanılan oyların sayımına başlanmasının ardından Rum Yönetimi Başkanı Tassos Papadopulos, Rum Başkanlık Sarayı'nda basına açıklama yaptı.

Seçimlerin tamamlandığını ve herkesin, propaganda dönemindeki zıtlaşmaları geride bırakması gerektiğini söyleyen Papadopulos , bugün sabah itibarıyla hep birlikte, önlerinde bulacakları büyük tehditleri göğüsleme yönünde hareket etmeleri gerektiğini kaydetti. Tassos Papadopulos şunları söyledi:

"Büyük hedefimizi başarmak için savaş vermeliyiz. Hedefimiz; gerçekten fonksiyonel ve yaşayabilir bir çözüm; özgür ve birleşik bir vatandır. Kimsenin bu çabanın dışında kalmaması, birlik halinde ilerlememiz gerekir. Birlik halinde başaracağız."

"Rum tarafının politikası

doğru bir politikadır"

Sabah saat 09:30 sularında Deftera İlkokulu'nda oyunu kullanan Papadopulos, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, halkın değerlendirmesine güvendiğini kaydetti ve halkın bu sefer de siyasi kültür ve olgunluk mesajı vereceğine yönelik inanç belirtti.

Seçimlerin Rum tarafının Kıbrıs soruna ilişkin tutumunda değişiklik yaratıp yaratmayacağının sorulması üzerine Papadopulos, Kıbrıs Rum tarafının politikasının çok iyi bilindiğini ve bunun doğru bir politika olduğunu savundu.

Hristofyas: Dersler çıkardık

Engomi Ortaokulu'nda oyunu kullanan Rum Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas ise oyunu kullanırken açıklama yaptı.

Hristofyas, "Girne'nin çarmıhtan ne zaman ineceğini yoğun duygularla merak ettiğini" söyledi.

Hristofyas:, oy kullanırken, hafızasının gerilere gittiğini, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bazıları tarafından dağıtılmak, Kıbrıs'ın yıkıma götürülmek istendiği, 60'larda başlayan ve 74'te doruk noktasına ulaşılan zor aşamaları hatırladığını" ifade etti. Hristofyas, "O zamandan dersler çıkardık" şeklinde konuştu.

Rum siyasiler oy kullandı

Oyunu Limasol'da kullanan Kıbrıs Rum ana muhalefet partisi DİSİ'nin Başkanı Nikos Anastasiadis, seçim sonrası için birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.

Seçimlerin demokrasi bayramı olduğunu söylen Anastasidis, "Kıbrıs halkının, güçlü bir muhalefetin daha iyi ve doğru iktidar için koşullar yarattığı mesajı vereceğini" söyledi.

Larnaka'da oy kullanan DİKO Başkan Vekili Nikos Kleantus ise, "Kıbrıs halkının ve demokrasinin günü" olduğunu söyledi.

Sosyal Demokratlar Hareketi EDEK Başkanı Yannakis Omiru ise, oy kullandıktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, seçim kampanyası sırasında, EDEK'in Kıbrıs sorununda kendi mesajlarını verdiğini söyledi.

Avrupa Partisi (EVROKO) başkanı Dimitris Syllouris, "Bugün Avrupa Partisi ve Kıbrıslılar için daha iyi bir gündür" dedi.

Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ) Başkanı Mihalis Papapetru, dünkü seçimlerle Kıbrıs'ta yeni bir siyasi durumun yaratılacağına inandığını söyledi.

Papapetru, "Bugün Kıbrıs için oy kullanıyoruz ve kalbimiz yeşil hattadır" dedi.

Ekologlar ve Çevreciler Hareketi Genel Sekreteri Yorgos Perdikis ise yaptığı açıklamada, Ekologların güçlendirilmesiyle, tüm siyasi güçlere, temiz bir siyasi ve doğal çevre mesajı verileceğini söyledi.

Özgür Vatandaşlar Hareketi Başkanı Timis Eftimiu ise oy kullandıktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Hareketinin yeni Temsilciler Meclisi'nde sandalye kazanacağı ümidini dile getirdi.

Kısa adı LASOK olan Sosyalist Halk Hareketi Başkanı Lakis Yoannu, oy kullandıktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliğinden dolayı Kıbrıs'taki değişikliklerin büyük olduğunu ve bundan dolayı Kıbrıslıların objektif olarak oy kullanması gerektiğini söyledi.

KIBRIS 22/05/06

Tasos’un oğlu Klerides’in kızını yendi

Ömer Bilge / LEFKOŞA

Rum lider Papadopulos, birleşmeye "hayır" politikası için halktan destek aldığı seçimlerde bir sevinç daha yaşadı ve oğlu Nikolas meclise seçildi.

KIBRIS Rum yönetiminde önceki gün yapılan parlamento seçimlerinde Rum lider Tasos Papadopulos’un ’çözümsüzlük’ politikası galip geldi. Merkezde yer alan ve Kıbrıs’ta iki kesimli iki toplumlu çözümü savunan partiler oy ve milletvekili kaybederken, Papadopulos’un partisi DİKO ve aşırı milliyetçiler sandıktan daha güçlü çıktı. Seçimde veliahtlar da yarıştı, eski Rum lider Glafkos Klerides’in kızı Keti parlamento dışında kaldı, Papadopulos’un oğlu Nikolas ise milletvekili seçildi.

Keti Klerides, DİSİ’den 7’nci sırada aday gösterilmesine rağmen seçilemedi. Papadopulos’un oğlu Nikolas Papadopulos ise, DİKO’nun listesinin 16’ncı sırasında olmasına rağmen, tercihli oylar sayesinde parlamentoya girmeyi başardı. EOKA lideri Nikos Sampson’un oğlu Sotiris Sampson ise, ikinci kez DİSİ listelerinden milletvekili seçildi.

Rum yönetiminde başkanlık sistemi olması nedeniyle seçimlerde hükümet etkilenmedi. Seçimlerde Papadopulos’un ’Ohi’ (hayır) politikası ile adada iki kesimli çözümü savunan merkezdeki partilerin politikaları yarıştı. 500 bin kayıtlı seçmenin bulunduğu Rum kesiminde halk, Annan planına ’evet’ diyen Demokratik Seferberlik Partisi’ni (DİSİ) cezalandırdı.

AB YOLUYLA ASİMİLASYON

Kıbrıs sorununun Rumların çoğunluk, Türklerin ise azınlık haklarına sahip olacağı üniter devlet esasına göre çözülmesini savunan Rum lider Tasos Papadopulos’un partisi DİKO, nasyonal sol EDEK ve aşırı sağcı partiler oy oranlarını artırdılar. Papadopulos’a tam destek veren bu partiler, ’Avrupai çözüm’ adı altında, Kıbrıslı Türklere sadece kültürel ve azınlık hakları verilmesini ve devletin ise Rum çoğunluğun elinde olmasını istiyor, bu amaca ulaşmak için de Türkiye’nin AB sürecinde veto kartının sıklıkla kullanılmasını istiyor.

Seçimlerden daha güçlü çıkan ve 2008’deki başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmaya hazırlanan Rum lider Papadopulos’un, uzlaşmaz politikasını daha da tırmandırmasına kesin gözüyle bakılıyor.

HURRIYET 23/05/06

 

Rumlar "taksim"e oy verdi!



Kıbrıs Rum kesimindeki seçimlerin sonucunun anlamı açık: Halkın çoğunluğu Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'a ve onun izlediği politikalara yoğun destek veriyor.
Aslında bu seçimler meclis için yapılmıştır. Papadopulos'un partisi DİKO -sandalye sayısını artırdığı halde- mecliste üçüncü durumdadır. Birinci durumda olan parti, geleneksel gücünü (bu kez az oy kaybıyla) sürdüren AKEL'dir. Ancak komünist AKEL, sağcı DİKO'nun iktidar ortağıdır ve Papadopulos'un aktif destekçisidir.
Sağ veya sol eğilimli "milliyetçi" partilerin de bu seçimlerde aldığı sonuç hesaba katıldığında, şu tablo ortaya çıkıyor: Yeni meclise Papadopulos'un politikasını destekleyenler hâkim durumdadır. Bu da Rum liderinin gücünü artırmaktadır...

Sonucun sonuçları
Bu politikanın ne olduğu da açık: Tek kelimeyle "çözümsüzlük"...
Papadopulos ve bu seçimlerde başarı kazanan diğer partiler -ve tabii onlara oy verenler- çözümsüzlüğü, örneğin Annan Planı'nın öngördüğü esaslar üzerindeki bir çözüme (yani iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı iki kesimli federal sisteme) tercih ediyorlar. Onlar için tek çözüm, iki kesimi ancak çoğunluk-azınlık statüsü içinde birleştirecek bir "üniter devlet" olabilir.
Ne var ki, Papadopulos'un özellikle AB üyeliğinden yararlanarak çevirdiği bütün manevralara ve Türkiye'yi baskı altında tutma çabalarına rağmen, Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye'nin böyle bir "çözüm"e kesinlikle yanaşmayacağı açık. Olsa olsa, Rum yönetiminin bu politika üzerindeki ısrarı, zaten çoktan oluşan bölünmeyi büsbütün derinleştirecek ve kemikleştirecektir.
Seçimlerin sonucu Rum halkının çoğunluğunun bu gidişata bilerek veya bilmeyerek yeşil ışık yaktığını gösteriyor. O zaman da oylarıyla bu sonucu yaratanların bundan sonraki gelişmelere katlanmaları gerekecektir.

Çoğunluğun isteği
Rum kesiminde "VPRC Public Issue" adlı kamuoyu araştırma kurumunun yaptığı bir anketten çıkan sonuçlar da, Rumların çoğunluğunun artık birleşmeden umudunu kestiğini ve hatta Türklerle beraber yaşamak istemediğini ortaya koydu. Örneğin 45 yaşının altındaki Rumların yüzde 61'i Türklerden ayrı yaşamak istediklerini söylüyorlar. Annan Planı'na dayalı çözüm isteyenlerin oranı sadece yüzde 1, Papadopulos'a güvenenlerin oranı ise yüzde 67...
Bu durumda Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir sürecin başlaması olasılığı giderek zayıflıyor. Seçimlerde aldığı destekten sonra Papadopulos'tan uzlaşma yönünde bir gayret görmek ise büsbütün hayal...
Peki, Rum kesiminde bunun Türk tarafının da -zaten sarsılan- umutlarını kaybetmesine yol açacağını ve sonuçta devam eden "fiili taksim" ile beraber "iki devlet realitesi" sürecine girileceğini gören yok mu? Sayıları az, sesleri cılız da olsa, var tabii. "Cyprus Mail" gazetesinde yorumcu Lukas Haralambus şöyle yazıyor: "Üzücü bir gerçekle karşı karşıyayız. Rumlar büyük çoğunlukla bölünmeden, yani iki bağımsız devletten yana. Bu, öfkeye neden olsa da, çoğunluğun isteğine uymak zorundayız."
Karadağ'da halkın Sırbistan'dan ayrılıp bağımsızlığa "evet" dediği bir sırada yayımlanan bu cümleler düşündürücü...
(Karadağ örneğini yarın ele alacağız.)

SAMI KOHEN MILLIYET 23/05/06

 

Çözüm, Ek Protokol'e bağlı

AB, Türkiye'ye Ek Protokol'ü hayata geçirmesi için daha fazla süre vermek istiyor. Rum tarafının vetosu ise Kıbrıs sorununun çözümünü geciktirir

23/05/2006 RADIKAL

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Türkiye ile AB'nin Türk limanlarının Rum Yönetimi'ne açılmasıyla ilgili Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü hayata geçirmeyi ertelemeyi tartıştığını söyledi.
Türkiye'nin dostu bazı ülkeler, erteleme gerekliliğini şöyle savunuyor: Türkiye, genel seçimlerden birkaç ay önce bu tavizleri vermeye ikna edilirse, AKP seçimleri kaybedecek ve ordu güçlenecek, AB de bunu tercih etmez.
Peki Kıbrıs bu uygulamalara nasıl tepki verecek? Yakovu'nun birkaç haftalık bir uzatmayı kabul edebileceğinden, ama konunun yıl sonuna bırakılmasını reddedeceğinden şüphe duyulamaz. Bakan, Kıbrıs'ın ne yapacağı konusunda açıktı. Rum tarafının AB üyesi olarak veto hakkı var ve Ek Protokol hayata geçirilmezse Türkiye'nin üyelik sürecini dondurarak bunu kullanacak. Çünkü, en alt seviyedeki taleplerden bile taviz verilirse, Rumlar hükümete güvenmeyecek. Fakat, veto sonucunda Avrupa yörüngesinin dışına çıkmış bir Türkiye'nin de, Kıbrıs konusunda görüşme bile isteme nedeni kalmayacak, Türkiye sorunu çözmekten azade olacak.
Bu uç ihtimale karşı daha ılımlı bir senaryo var: Çözüm için görüşmelerin hızlandırılması. Fakat, Rum tarafı için trajik olan, toplum ve liderlik
olarak böyle bir sürece yeniden girmeye hazır olmamamız. Bugün Kıbrıs'ta çözüme cesur bir vizyonla ilerleyebilecek bir politikacı yok. Çoğu politikacı, bunca yıldır Kıbrıs kamuoyunda yaratılan korku ve güvensizliği sürdürüyor. (Rum gazetesi Politis, başyazı, 18 Mayıs 2006)

Sol kanattan "mücadeleye devam" sağdan "artık tamam" mesajları

KIBRIS TÜRKÜ İÇİN DAHA ZOR BİR SÜREÇ... Rum tarafında yapılan ve Kıbrıs Türklerinin de merakla beklediği seçimin sonuçları, çözümsüzlüğün devamı olarak algılandı. Kıbrıs Türk siyasileri de, sonuçları, Kıbrıs sorununda daha karmaşık bir dönemin habercisi olarak niteledi. Rum tarafında siyasi güç bağlamında herhangi bir değişiklik olmasa da, milliyetçi akımın gücünü artırarak yoluna devam etmesini, siyasiler Kıbrıs sorununda, daha zor bir dönem olarak görüyor. Sol kanat, Kıbrıslı Türklerin adada 'barış için mücadeleye devam' mesajları verirken, sağ partiler, KKTC çatısı altında, sağlam adımlar atılması görüşünde birleşti

Gizem ÖZGEÇ

Güney Kıbrıs'ta, aylardır Kıbrıs Türkü'nün de merakla beklediği seçim sonuçları, çözümsüzlüğün devamı olarak algılandı. Kıbrıs Türk siyasileri de, sonuçlarını, Kıbrıs sorununda daha karmaşık bir dönemin habercisi olarak niteledi.

Kıbrıs Türk siyasi parti temsilcileri, Rum tarafındaki seçimin sonuçlarını KIBRIS'a değerlendirdi.

AKEL'in oy kaybetmesine karşın sandıktan birinci çıktığı seçimlerde, çözümsüzlüğün devamı için adeta savaş veren Tasos Papadopulos'un partisi DİKO'nun oylarını artırması, Kuzey Kıbrıs'ta umutların bir kez daha dibe vurmasına neden oldu.

Rum tarafında siyasi güç bağlamında herhangi bir değişiklik olmasa da, milliyetçi akımın gücünü artırarak yoluna devam etmesi, siyasiler tarafından Kıbrıs sorununda, daha zor bir dönem olarak nitelendi.

Sol kanat, Kıbrıslı Türklerin adada barış için mücadeleye devam mesajları verirken, sağ partiler, KKTC çatısı altında, sağlam adımlar atılması görüşünde birleşti.

Kalyoncu: İşimiz biraz daha zor olacak

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu, seçim sonuçlarının, Papadopulos'un çağrısına uygun olarak, hayırcı partilerin oy artırmasıyla sonuçlandığını söyledi. Katı hayırcı partiler DİKO ve EDEK'in seçimden oylarını artırarak çıktığına işaret eden Kalyoncu, şimdiki sonuçlarla Papadopulos'un hükümette daha da belirleyici bir rol üstleneceğini belirtti.

Sonuçların, Kıbrıs Türkü'nün önündeki günlerin, Kıbrıs sorunu açısından daha da zor geçeceğinin göstergesi olarak niteleyen Kalyoncu, "Her olumsuzluktan bir olumluluk da beklenebilir. Biz CTP-BG olarak, çözümsüzlüğü ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapmayı devam edeceğiz. Ancak şimdi işimiz biraz daha zor olacak" dedi.

 

Hasipoğlu: Biz ev ödevimize devam edelim

Demokrat Parti Genel Sekreteri Ertuğrul Hasipoğlu ise, Güney Kıbrıs'ta yapılan seçimlerle Kıbrıs sorunu adına herhangi bir değişiklik olmayacağını söyledi. Hasipoğlu, beklenenden daha farklı bir sonuç çıksa dahi, Rumların, Kıbrıslı Türklerle barış yapma niyetinde olmadığını vurgulayan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs'ta hangi parti başa gelirse gelsin, Kıbrıs Türkü ile ortaklığı paylaşmayacağını ifade etti. Rumların, Kıbrıs Türkü'nün içinde olduğu hiçbir çözümü kabul etmeyeceği yönünde yorum yapan Hasipoğlu, sadece Kıbrıslı Türklerin çabasıyla ilerleme kaydedilemeyeceğini belirtti ve şöyle konuştu:

"Sadece bizim çabamızla bu sorun çözülmez. Rum tarafında niyet yok. Biz kendi devletimizde ev ödevlerimizi yapmaya devam edelim. Zaten bu sonuçları bekliyorduk".

 

Çakıcı: Umutları tüketmeyin

Barış ve Demokrasi Hareketi Genel Sekreteri Mehmet Çakıcı, Güney Kıbrıs'ta milliyetçilik akımının giderek arttığının göstergesi olan seçim sonuçlarının, umutları tüketmemesini istedi.

Çakıcı, seçim öncesinde, Rum tarafındaki siyasilerin Kıbrıs Türk toplumuna güvenli mesajlar vermediğini ve her iki liderliğin de, toplumların birbirine olan hassasiyetini dikkate almadığını söyledi.

Seçimlerden, demokratik ve barış ile çözümü getirecek yeni açılımlar beklediklerini ancak, Rum tarafında gelişen bir milliyetçilik olmasını olumsuz karşıladıklarını belirtti.

Çakıcı, bundan sonra oluşacak mecliste, ortaya çıkacak hükümet modelinin, iki bölgeli ve iki toplumlu federal bir Kıbrıs için politika ortaya koymasını beklediklerini ifade etti. Bugüne kadar Rum lider Papadopulos'un yürüttüğü başarısız politikaların ortada olduğunu vurgulayan Çakıcı, şunları söyledi:

"Umarım bundan sonra Kıbrıs Türk toplumuna olumlu mesaj veren bir siyaset ortaya konur. Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koyacak yeni politikalar üretmeleri gerekiyor. Ancak her iki liderliğin de birbirine öfkeli ve saldırgan demeçler vermesi, halkları birbirinden uzaklaştırıyor. Sonuçlar direnci kırmasın, umutları tüketmemek lazım."

 

Avcı: Papadopulos'un politikaları kazandı

Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Turgay Avcı da, seçimde Papadopulos'un politikalarının kazandığını, bunun da bir kez daha çözüm istemeyen tarafın Kıbrıslı Türkler değil, Rumlar olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Avcı, Güney Kıbrıs'ta hayırcı politikaların sadece Papadopulos destekli olmadığını, Kıbrıs Rum halkının da barış ortamı istemediğini söyledi. Hükümet partilerinin, 'Rum yönetimini uzlaşamaya biz getireceğiz,' yönünde açıklamalar yaptıklarını da ifade eden Avcı, şunları söyledi:

"Seçimler, Papadopulos'un arkasında büyük bir halk desteğinin olduğunu göstermiştir. Rumları çözüme getireceklerini düşünenler ve söyleyenlerin hayal gördükleri sonuçlarla birlikte daha da belirgindir. Rüyadan uyansınlar ve gerçekleri görsünler. Gerçekler UBP'nin otuz yıldır söyledikleridir. Kıbrıs Türk halkı artık kendi yolunu çizmeli ve devletine sahip çıkmalıdır"

KIBRIS 23/05/06

Kliridis'in kızı kaybetti, Papadopulos'un oğlu kazandı

AĞIR TOPLAR DIŞARIDA KALDI... Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri tarafından 2004 yılında sunulan Annan planına "hayır" diyen Kıbrıs Rum siyasi güçlerinin güçlenerek çıktığı Kıbrıs Rum tarafındaki parlamento seçimlerinde kullanılan tercih oyları büyük sürprizler getirdi. Eski kabinedeki partilerin ağır topları ve önemli kişiler meclise girmezken, yeni kişiler parlamentoda sandalye sahibi olmaya hak kazandı.

KETİ DIŞARIDA, NİKOLAS MECLİSTE... Kıbrıs sorununda çözüm ve barış yanlısı güçlü bir tutumu sergileyen Rum yönetiminin eski başkanı Glafkos Kliridis'in kızı, ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) milletvekili Keti Kleridis, meclise girmeyi başaramadı. Öte yandan, Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos'un oğlu Nikolas Papadopulos, Demokratik Parti (DİKO) Lefkoşa milletvekili olarak seçilerek, meclise ilk kez giren genç parlamenterler arasında yer aldı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri tarafından 2004 yılında sunulan Annan planına "hayır" diyen Kıbrıs Rum siyasi güçlerinin güçlenerek çıktığı Rum tarafındaki parlamento seçimlerinde kullanılan tercih oyları büyük sürprizler getirdi.

Eski kabinedeki partilerin ağır topları ve önemli kişiler meclise girmezken, yeni kişiler parlamentoda sandalye sahibi olmaya hak kazandı.

Kıbrıs sorununda çözüm ve barış yanlısı güçlü bir tutumu sergileyen Rum yönetiminin eski başkanı Glafkos Kliridis'in kızı, ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) milletvekili Keti Kleridis, meclise girmeyi başaramadı.

Öte yandan, Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos'un oğlu Nikolas Papadopulos, Demokratik Parti (DİKO) Lefkoşa milletvekili olarak seçilerek, 56 sandalyeli meclise ilk kez giren genç parlamenterler arasında yer aldı.

Fileleftheros Gazetesi, Rum milletvekilliği seçimlerinde eski kabinedeki önemli kişilerin bu kez meclise giremediğini yazdı.

Gazeteye göre şu şahıslar meclise giremedi:

Nikkos Pittokopitis, Yorgo Haciyeoryiu (Baf); Dinos Mihailidis, Aristos Hrisostomu (Limasol); Prodromos Prodromu; Hristos Kliridis, Andreas Papapoliviu, Kety Kliridis (Lefkoşa); Zaharios Zahariu (Larnaka); Kostas Papakostas; Andonis Karas (Mağusa) ve Hristodulos Taramuntas (Girne!)

Meclise ilk kez giren milletvekilleri şunlardır:

AKEL: Kipros Hrisostomidis, (Lefkoşa-Rum Yönetimi Eski Sözcüsü); Pambis Kiritsis, Panikos Stavrianos (Larnaka) Andreas Muskalis (Mağusa), Aristos Aristotelus (Limasol), Andreas Fakontis (Baf)

DİSİ: Averof Neofitu, Hristos Stilyanidis, Stella Kiryakidu (Lefkoşa), Tasos Mitsopulos (Larnaka).

DİKO: Marios Karoyan; Nikolas Papadopulos (Lefkoşa), Andonis Antoniu (Baf).

EDEK: Rula Mavronikola (Lefkoşa), Fidias Sarikas (Baf)

EVROKO: Nikos Kutsu (Mağusa).

Politis gazetesi de tercih oylarının, partilerin ağır toplarının meclis dışında kalmasına neden olduğunun altını çizdi.

Gazete AKEL'den Stella Mişauli, Yorgo Haciyeoryiu, Kiryakos Tirimos, DİSİ'den Andonis Karas, Kety Klerides, Andreas Papapoliviu, Zaharios Zahariu; DİKO'dan Nikos Pittokopitis, Aristos Hrisostomu, EVROKO'dan ise Hristodulos Taramuntas, ADİK'ten Dinos Mihailidis (parti Başkanı) ve EVRODİ'den Prodromos Prodromu'nun (Parti Başkanı) meclis dışında kaldığına dikkat çekti.

KIBRIS 23/05/06

Güneydeki seçimler çözümden uzaklaşma eğilimini gösteriyor

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs Türk halkının, Güney Kıbrıs'taki çözümden uzaklaşma eğilimini dünyanın dikkatine daha fazla getirebilmek için, çözüme ve BM çözüm planına bağlılığını dünyaya daha fazla göstermek zorunda olduğunu, bunun tam zamanı olduğunu vurguladı.

Başbakan Soyer, dün bir kabulü sırasında basının sorusuna karşılık Güney Kıbrıs'ta önceki gün yapılan milletvekilliği seçimlerinde ortaya çıkan sonuçları değerlendirdi.

İlk kez bu kadar heyecansız

Kıbrıs Türk halkının Güney'deki seçimleri ilk kez bu kadar heyecansız izlediğine dikkat çeken Soyer, bu ilgisizliği, Rum tarafında, çözüme dair ciddi projelerin ortaya konulmadığı ve tartışmaların yaşanmadığı bir seçim süreci geçirilmesine bağladı. Soyer, referandum sürecinde "evet" kampanyası yürüten DİSİ'nin, kendi içinden "hayırcı" önemli bir grubun kopmasına rağmen %30 oy almasını önemli bir gelişme olarak değerlendirirken; "hayır" görüşündeki DİKO ve EDEK'in oylarını artırmalarını Rum tarafında uyanan ve uyandırılan dar milliyetçiliğin boyutlarını göstermesi açısından önemli bulduğunu kaydetti.

Hükümetin büyük ortağı AKEL'in de oylarını düşürdüğüne dikkat çeken Soyer, AKEL'deki bu oy kaybıyla ilgili olarak, geçen seçimlere göre seçmen sayısındaki artışa işaret ederek yeni seçmen konumuna ulaşmış gençlerin oylarını büyük ölçüde milliyetçi partilere (EDEK ve DİKO) yönelttiği yorumunda bulundu. Soyer bunu, Papadopulos yönetiminin "suni bir şekilde, basını manipüle ederek kendi halkını dar milliyetçi noktalara doğru yanıltmasının sonucu" olarak değerlendirdi. Soyer, "Tüm bunlara karşın, özellikle birbirleriyle ciddi tartışma içinde olsalar bile AKEL ve DİSİ'nin, sonuçta iki bölgeli, iki toplumlu federasyonu savunduğunu söyleyen iki partinin toplam %60 civarında oy alması da geleceğe dair, bizim inat ve ısrarla hangi zeminde çalışma yapmamız gerektiğini bize göstermektedir" şeklinde konuştu.

Çözüme bağlılığımızı dünyaya daha fazla göstermeliyiz

Başbakan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi tam zamanıdır. Kıbrıs Türk halkı çözüme bağlılığını ve Kıbrıs sorununda BM çözüm planına

ne kadar duyarlı ve bağlı olduğunu dünyaya daha fazla göstermek zorundadır ki Güney Kıbrıs'taki bu çözümden uzaklaşma eğilimini daha fazla dünyanın dikkatine getirelim ve bu Papadopulos yönetiminin AB ilkelerine ve genel olarak çözüme verdiği zararı dünyanın gözüne daha bir batırtalım."

Teknik komiteler hemen kurulsun

Soyer, bir başka soruya karşılık, Rum yönetimine, teknik komiteleri hemen kurarak ön çalışmalara başlama çağrısını yineleyerek, böylelikle BM Genel Sekreteri'nin Yardımcısı İbrahim Gambari'nin bölgeye yapması beklenen ziyareti öncesinde iki toplum arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayarak çözüme yönelik zemin hazırlanmış olunacağını kaydetti.

Seçimin ruhunda çözüme ivme istemi yoktu

Başbakan Soyer, seçim sonuçlarının çözüme ivme kazandırıp kazandırmayacağı yönündeki bir soruya verdiği yanıtta ise, "Bu seçimin ruhunda Kıbrıs sorununa bir ivme kazandırma istemi ya da devinimi yoktu ki seçim sonuçlarından sonra onun kendi kaynağından bir hız oluşturmasını bekleyelim" dedi.

KIBRIS 23/05/06

AP: Kıbrıs için ufukta çözüm yok

KKTC Cumhurbaşkanı Talat’la görüşen Avrupa Parlamentosu heyeti, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının derin olduğunu, bu nedenle yakın gelecekte çözüm yönünde bir ilerleme beklemediklerini vurguladı.

 

NTV

Güncelleme: 19:39 TSİ 24 Mayıs 2006 Çarşamba

LEFKOŞA - Avrupa Parlamentosu’ndan bir heyet, KKTC’yi ziyaret ediyor. İngiliz parlamenterlerden oluşan heyet, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşmenin ardından KKTC’ye yönelik ekonomik izolasyonlarla ilgili Avrupa Birliği’nin çabalarından bahsetti.

Heyet, izolasyonları kaldıracak olan doğrudan ticaret tüzüğünü hayata geçirmek için Türkiye’nin imzaladığı ek protokolü uygulayarak limanlarını Rumlara açması gerektiğini hatırlattı.

Parlamenterler, iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarının derin olduğunu ve yakın gelecekte uzlaşma yönünde bir ilerleme beklemediklerini de belirtti. Avrupalı parlamenterler, AB’nin birleşik Kıbrıs’ı hedeflediğini, bunun için Birleşmiş Milletler çerçevesinde bir çözümü desteklediğini vurguladı.

'www.kktc.eu'ya uyanık Rum Yönetimi talip

24/05/2006 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - AB, internet üzerinden iletişim sistemini oluşturmak için '.eu' ile biten adreslerin kime dağıtılacağını belirlemeye çalışırken, 'uyanıklık yapan' Kıbrıs Rum Yönetimi "www.kktc.eu" adresini almak için başvuruda bulundu. Kıbrıs Türk tarafı bu girişimi 'tecridi internete taşımak' olarak nitelendirerek tepki gösterdi.
Rum Dışişleri'nin başvurusu Avrupa Komisyonu'nun '.eu' alan adlarının dağıtımında yetkili kıldığı 'Eurid' kurumunun www.whois.eu adresinden görülüyor. Kurumsal başvuru, 6 Nisan'da Rum hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı'na bağlı mfa.gov.cy adresinden yapılmış. Eurid'de kayıt üç aşamalı. 'Sunrise I' adlı 6 Şubat'ta biten aşamada, kamu kurumları, markalar, coğrafi bölge temsilcileri veya köken adı temsilcileri başvuru yapabiliyordu. Rum başvurusu 7 Şubat'tan 6 Nisan'a kadar süren ve 'AB üyelerinin ulusal yasalarında tanımlanan hakların sahiplerinin' yer aldığı 'Sunrise II' sürecinde geldi. Aşamanın bitmesine saatler kala başvuran Rumlar, belgeleri 15 Mayıs'ta teslim etti. Eurid'den alan adı talebinde bulunan kurum, şirket veya bireylerin, istedikleri adresi hangi amaçla kullanacaklarını belirtmeleri ve Eurid'in bunun uygunluğunu kontrol etmesi gerekiyor. Rum Dışişleri Bakanlığı'nın başvuru sırasında 'kktc' alan adını alma amacı olarak hangi gerekçeleri gösterdiği ise bilinmiyor.

KKTC itiraz ediyor
Rum Yönetimi'nin başvurusu onaylanırsa 40 günlük itiraz süreci var. Nitekim KKTC de itiraz etmekte gecikmedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, başvurunun kötü niyetli olduğunu belirtip, Rumların tecridi internete taşımak istediğini söyledi. Hukuki girişimi yaptıklarını aktaran Erçakıca, "Kendimizi dünyaya anlatmamızın önünü tıkamak istiyorlar" dedi.

Rum siyasi yaşamında pek bir şey değişmedi

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Hasan Erçakıca, basınla ilk buluşmasını gerçekleştirerek, Güney Kıbrıs'taki seçim sonuçlarını değerlendirdi:

Rum siyasi yaşamında pek bir şey değişmedi

GÜNEY'DEKİ SEÇİMLER... Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Güney Kıbrıs'taki seçim sonuçlarına göre Kıbrıs Rum siyasi hayatında pek bir şey değişmediğini söyledi ve Türk tarafının Kıbrıs politikasını değiştirmesine gerek olmadığına, tam tersine uygulamakta olduğu politikayı etkinleştirip, çözüm için daha atak davranmak gerektiğine dikkat çekti

 

Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü görevine atanan Hasan Erçakıca, medya mensuplarıyla ilk buluşmasını dün gerçekleştirerek, Güney Kıbrıs'taki seçim sonuçlarına göre Kıbrıs Rum siyasi hayatında pek bir şey değişmediğini söyledi.

Erçakıca, seçim sonuçlarına bağlı olarak Türk tarafının Kıbrıs politikasını değiştirmesine gerek olmadığına, tam tersine uygulamakta olduğu politikayı etkinleştirip, çözüm için daha atak davranmak gerektiğine dikkat çekti.

Erçakıca, Cumhurbaşkanlığı'nın gündeminde bulunan güncel konular hakkında bilgi verdi, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da basın brifinginin başlangıç bölümüne katılarak Cumhurbaşkanlığı'nda sözcülük makamının oluşturulmasının nedenleri ve hedefleri hakkında bilgi verdi.

Basın mensuplarıyla Cumhurbaşkanı Sözcüsü'nün her hafta yapacağı toplantılarda basının bilgilendirileceğini, sözcü aracılığıyla resmi demeçler dışında basına bilgi akışının sağlanacağını belirten Cumhurbaşkanı Talat, "Sözcü aracılığıyla bilgilendirme yapılması, Cumhurbaşkanlığı ile basın arasında bir perde oluşturma anlamına gelmemektedir. Cumhurbaşkanı olarak benim basından uzaklaşma gibi bir niyetim yok" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, verilecek bilgilerle basının dış kaynaklardan gelen ve çoğu zaman gerçekleri yansıtmayan haberleri kullanmasından kaynaklanan sorunların ortadan kalkacağını, ayrıca resmi demeçler dışında basına bilgi akışının olmadığı yönündeki şikayetlerin giderileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca'nın basın mensuplarıyla her salı buluşması hedefleniyor. Erçakıca, rutin brifingler dışında da gazetecilerin sorularını yanıtlayacak.

Sözcü Hasan Erçakıca, sözcülük biriminin Özel Kalem'in yerini almayacağını, her iki birimin paralel çalışma yürüteceğini de belirtti.

 

"Beklenen sonuçlardı"

Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün ilk kez düzenlenen haftalık basın brifinginde gazetecilerin Güney Kıbrıs'taki seçimlerle ilgili sorusuna verdiği yanıtta, seçim sonuçlarına bakarak hayırcıların büyük zafer kazandığını söylemenin biraz abartılı olduğunu söyledi.

Seçim sonuçlarını umutsuz bir vaka olarak görmediklerini kaydeden Erçakıca, "Beklenen sonuçlardı Kıbrıs Rum siyasi hayatında pek bir şey değişmedi" dedi.

Seçim sonuçlarının bakış açısına göre farklı değerlendirilebileceğine işaret eden Erçakıca, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un seçimden zafer çıktığı düşüncesiyle hareket ederek, tutumunu katılaştırması halinde Kıbrıs'ı daha zor günlerin bekleyebileceğini kaydetti.

Erçakıca, Kıbrıs Türkü ile yakın ilişkiye önem veren kişilerin kaybetmesinin ise bir ölçüt olmadığına dikkat çekerek, partisinin Annan Planı'na "hayır" kararına rağmen "evet" diyen AKEL milletvekillerinin seçimden zaferle çıktığının altını çizdi.

Türk tarafının politikasında değişiklik

Hasan Erçakıca, bir başka soruya verdiği yanıtta, Türk tarafının Kıbrıs politikasında değişikliğe gerek olmadığını, tam tersine uygulanmakta olan politikanın daha da etkinleştirilerek, çözüm için daha atak davranmak gerektiğini söyledi.

Papadopulos yönetiminin uluslar arası alanda karşılaştığı zorlukların, Türk tarafının politikasından kaynaklandığına işaret eden Erçakıca, bu politikayı değiştirerek, Rum lideri rahatlatmaya gerek olmadığını belirtti.

BM girişimi ve Gambari'nin ziyareti

Hasan Erçakıca, Güney Kıbrıs'taki seçim sonrası BM Siyasi İşlerden Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Gambari'nin Kıbrıs'a gelerek, yeni girişimde bulunmasının, Rum tarafının tutumuna bağlı olduğunu söyledi.

Konuyla ilgili soruyu yanıtında Gambari'nin Kıbrıs'a gelerek içinde bulunulan durgunluktan çıkma konusunda eksersiz yapmasını beklediklerini ancak bunun tamamıyla Rum tarafının tutumuna bağlı olduğunu kaydeden Erçakıca, şöyle devam etti:

"Gambari'nin gelmesi durumunda ne konuşulacak? Sürecin hareketlenmesi için Rum tarafının duruşunu netleştirip, pozitif pozisyon belirlemesi gerekiyor Ortada Gambari'nin gelişini engelleyen siyasi bir durum var Gelecek de ne olacak? Eli boş mu dönecek?"

"Teknik komiteler konusunda

Rum tarafının yanıtı bekleniyor"

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Misyon Şefi Michael Moller'in önerisi üzerine gündeme gelen Teknik Komiteler konusunda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin resmi yanıtının beklendiği açıklandı.

Erçakıca, Möller'in 10 başlık atlında oluşturulmasını önerdiği teknik komiteler konusunda önemli bir gelişmenin olmadığını söyledi.

Hasan Erçakıca, Türk tarafının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos ile şubat ayında Paris'te gerçekleştirdiği görüşme öncesinde gündeme getirilen teknik komitelerle ilgili tavır ve görüşlerini BM Genel Sekreteri'ne bir mektupla bildirdiğini söyledi.

"Türk tarafının yanıtı olumlu"

Erçakıca, Türk tarafının, genel olarak iki toplum arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi ve güvenlik, mülteci, kriminal, sağlık ve benzeri konularda işbirliğin geliştirilmesinin amaçlandığı teknik komitelerin oluşturulmasına olumlu yanıt vermesine rağmen Rum tarafının Möller'in önerisini resmen yanıtlamadığını belirtti.

Türk tarafının bir üst komite gözetiminde çalışma koşulu önerisinde bulunmasına karşın, resmi bir tutum takınmayan Rum tarafının, daha çok basın önünde yaptığı tartışmalarda esasa ilişkin konuları da bu teknik komiteye yüklemeye çalıştığına dikkat çeken Erçakıca, Rum tarafının bu konuda resmi bir önerisi de bulunmadığını söyledi.

Erçakıca, "Seçimler bir engel olarak görülüyorsa ve seçimler de geride kaldığına göre, Rum yönetiminden belki olumlu yanıt alabiliriz diye düşünüyoruz" dedi.

"Komitelerin çalışması için siyasi bir engel yok"

Erçakıca, politik ve siyasi olarak komitelerin çalışması için hiçbir engel bulunmadığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Komiteler için hükümetten eleman istememiz lazım. Bu komitelerde çalışabilecek yetkin eleman seçip, çalışmalara başlamamız lazım. Bundan sonraki aşama budur. Biz 3-5 gün içinde bu elemanları saptayıp, komiteleri çalıştırmaya hazırız. İsteyebileceğimiz süre, teknik olarak bu elemanları saptayıp, görevlendirme sürecidir"

Rumların internette alan adı alma girişiminde hukuki boyut

Erçakıca, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Internet ortamında "kktc", "trnc" gibi uzantıların bulunduğu alan adlarını ele geçirme girişiminden haberdar olduklarını ve gerekli hukuki işlemlerin yapıldığını söyledi.

Erçakıca, Türk tarafının "kktc.eu", "trnc.eu", "tourism.trnc", "trnc", "trnc.go" gibi üretebileceği muhtemel isimler için Rum tarafının başvuruda bulunduğunu kaydetti.

Bu konuda başlattıkları hukuki girişimleriyle ilgili bugünlerde yanıt beklediklerini söyleyen Erçakıca, olayı "kötü niyetli bir girişim olarak" değerlendirdiklerini belirtti. Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:

"Bu bir nevi; limanlarımıza, hava limanlarımıza, sportif ilişkilerimize uygulanan ambargo ve izolasyonların Internet ortamında da devam ettirilmesi için Rum 'dostlarımızın' aldığı bir önlemdir. Bunun dostlukla bağdaşan bir durumu yok. Bizim en azından kendimizi anlatmak, tanıtmak gibi bir hakkımız olması gerekir. Ama maalesef bunun önünü tıkamaya çalışıyorlar."

"AB'nin ofis açma çalışmaları sürüyor"

Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsü Erçakıca, Avrupa Birliği'nin Mali Yardım Tüzüğü'nün uygulanabilmesi için KKTC'de ofis açma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Erçakıca, AB'nin Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili soruya yanıtında Kıbrıs Türk tarafının siyasal pozisyonuna, yasallığına zarar vermeyecek şekilde uygulanmasına karşı olmadıkları tüzükle ilgili girişimlerinin sürdüğünü belirtti.

AB görevlilerinin, KKTC hükümeti ve Ticaret Odası yetkilileriyle temaslarda bulunup, çeşitli görüşmeler yaptığını kaydeden Erçakıca, bu konuda bir bina arayışında olunduğunu söyledi. Erçakıca, "Bizim beklentimiz, Kuzey Kıbrıs'ta bu ofisin açılması ve bu mali yardımın nasıl kullanılacağına dair prosedürün hükümet ve sivil toplum örgütleriyle bilgi alış-verişi şeklinde oluşturulması ve projelerin bu ofis aracılığıyla kabul edilmesidir" dedi.

Mali Tüzük konusunda çok süratli bir gelişme olmadığını ifade eden Erçakıca, Türk tarafının oldukça hassas olan bu konuda dikkatli davrandığını belirtti.

Doğrudan Ticaret Tüzüğü

Hasan Erçakıca, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün önümüzdeki dönemde AB Dönem Başkanı Avusturya tarafından gündeme getirilebileceği duyumu elde ettiklerini kaydetti.

Erçakıca, bir başka soru üzerine, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ile AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in Brüksel'de gerçekleşen görüşmesinin, önümüzdeki günlerde Kıbrıs sorununun alabileceği şekil konusunda bir fikir eksersizi olduğunu söyledi.

Ek protokolün ertelenmesi

Rehn'in ayrıca Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde karşılaşılabilecek sorunlar konusunda araştırma yaptığına işaret eden Erçakıca, özellikle ek protokol çerçevesinde Türkiye limanlarının Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne açılması konusunun ele alındığını belirtti.

Erçakıca, "Ek protokolün ertelenmesi söz konusu mu?" yönündeki soruya "Ortada ertelemeyi gerektirecek bir durum yok. Çözüm vardır. Türk tarafı çözümü net bir şekilde ortaya koydu. Türkiye bu konuda gösterebileceği esnekliği gösterdi" yanıtını verdi.

Mülkiyet Yasası

Hasan Erçakıca, bir soru üzerine Mülkiyet Yasası konusundaki her şeyin yolunda olduğunu söyledi.

Erçakıca, Mal Tazmin Komisyonu'nun haziran ayı içinde yabancı üyelerin de katılacağı bir oturum yapacağını belirtti.

KIBRIS 24/05/06

Bu tüzük çalışmıyor

Kıbrıslı Türk işadamları, Yeşil Hat üzerinden gerçekleşen satışlardan 15 ayda sadece 1.4 milyon KL kazanç sağladı

Bu tüzük çalışmıyor

23 AĞUSTOS 2004'TE ONAYLANMIŞTI... Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Rum yönetimiyle ticaretini düzenleyen Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden gerçekleşen satışlardan, Kıbrıslı Türk işadamları 15 ayda sadece 1.4 milyon Kıbrıs Lirası kazanç sağladı. 10 Ağustos 2004 tarihinde Avrupa Komisyonu'nda onaylanan ve 23 Ağustos'ta uygulanmaya başlanan Yeşil Hat Tüzüğü ile plastik ürünler, elektrik malzemeleri, kağıt ürünleri ve daha bir çok yerli ürünümüz Güney Kıbrıs'ta Rum alıcılara satılıyor

"TÜZÜĞE EKLEMELER YAPILMALI"... Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar arasında yapılan ticaretin çerçevesini belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü'yle, 15 ayda sağlanan 1.4 milyon Kıbrıs Lirası tutarındaki satış beklentilere cevap veremiyor. Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Erdil Nami, mali yardım ve direkt ticaret tüzüklerinin yanında, Kıbrıs Türk halkının kalkındırılması için üçüncü unsur olarak görülen Yeşil Hat Tüzüğü'nün yeterli olmadığını belirterek, tüzüğe eklemeler yapılması gerektiğini söyledi

Aral MORAL

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Rum yönetimiyle ticaretini düzenleyen Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden gerçekleşen satışlarda, Kıbrıs Türk işadamları 15 ayda sadece 1.4 milyon Kıbrıs Lirası kazanç sağladı.

10 Ağustos 2004 tarihinde Avrupa Komisyonu'nda onaylanan ve 23 Ağustos'ta uygulanmaya başlanan Yeşil Hat Tüzüğü ile plastik ürünler, elektrik malzemeleri, kağıt ürünleri ve daha bir çok yerli ürünümüz Güney Kıbrıs'ta Rum alıcılara satılıyor.

Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar arasında yapılan ticaretin çerçevesini belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü'yle, 15 ayda sağlanan 1.4 milyon Kıbrıs Lirası tutarındaki satış, beklentilere cevap veremiyor.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Erdil Nami, mali yardım ve direkt ticaret tüzüklerinin yanında, Kıbrıs Türk halkının kalkındırılması için üçüncü unsur olarak görülen Yeşil Hat Tüzüğü'nün yeterli olmadığını belirterek, tüzüğe eklerin yapılması gerektiğini söyledi.

2005'te toplam satış 981 bin 191 KL

Ocak 2005'ten Aralık 2005'e kadar olan bir yıllık sürede toplam 981 bin 191 KL satış oldu. Aynı yıl içerisinde en çok satış şubat ayında 99 bin 547 KL ile gerçekleşirken, en düşük ticaret ise, 46 bin 208 KL ile ocak ayında gerçekleşti.

2005 yılında yapılan satışlarda, Tahta ürünler ve mobilya satışı 179 bin 954 KL ile ilk sırada yer aldı. Tahta ürünler ve mobilya satışını sırasıyla, sebze, kâğıt ürünler, yapı taşı ve plastik ürün satışı takip etti.

2006 ilk üç aylık satışlarından elde edilen gelir 337 bin 512 KL

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Yeşil Hat Tüzüğü 2006'nın ilk üç ayında yapılan satış tablolarında ise, toplam 337 bin 512 KL'lık ticaret yapılırken, en çok satış 132 bin 490 KL ile mart ayında oldu.

2006 yılının ilk üç ayında en fazla satışı yapılan ürün 100 bin 175 KL ile elektrik malzemeleri oldu. Sırasıyla sebze, tahta ürünler ve mobilya, plastik ürünler ve yapı taşı, elektrik malzemelerinden satışı yapılan ürünler oldu.

Nami: Yeşil Hat Tüzüğü yeterli değil

Erdil Nami, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinde gerçekleştirilen ticarette yılda 1 milyon Kıbrıs Liralık gelir elde edildiğini ifade ederek, söz konusu tüzüğün yeterli olmadığını belirterek, satışı yapılabilecek ürün listesinin genişletilmesi gerektiğini söyledi.

Nami, Kıbrıslı Türklerin kalkınması için Mali Yardım ve Direkt Ticaret Tüzükleri'nin yanında üçüncü unsur olarak görülen Yeşil Hat Tüzüğü'nün tatmin edici olmaktan uzak olduğun vurguladı.

Türk mallarının Güney'e geçmesini istiyoruz

Tüzüğe, ilaveler yapılması gerektiğini kaydeden Erdil Nami, "Bizim ısrarımız, Gümrük Birliği'ne dahil olan tüm ülkelerin mallarının transit olarak Yeşil Hat'tan geçmesidir. Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen Gümrük Birliği'ne üyedir. Bu yüzden Türkiye mallarının Güney Kıbrıs'a geçmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.

Nami, Türkiye ile ticaret yapmak isteyen Rumların KKTC limanlarını kullanarak yapmaları gerektiğini vurgulayarak, Larnaka Limanı gibi Girne ve Mağusa Limanları'nın da kullanıma açık olması gerektiğini ifade etti.

Erdil Nami sözlerini tamamlarken, ticaretin liberal ve serbest yapılması gerektiğini kaydederek, ülkemize barış ve refahın ancak böyle gelebileceğini sözlerine ekledi.

 

2005 yılında Yeşil Hat Tüzüğü üzerinde yapılan satışlar

Ocak Demir/çelik ürünler 400.00 KL

Kâğıt ürünler 14,424.24 KL

Plastik ürünler 4,703.70 KL

Alüminyum/PVC ürünler 1,919.90 KL

Tahta ürünler/ mobilya 6,781.00 KL

Giyim 1,237.30 KL

Sebze 11,378.40 KL

Yapı taşı 2,874.00 KL

Kimyasal ürünler 2,490.00 KL

TOPLAM 46,208.54 KL

Şubat Sebze 15,219.50 KL

Kâğıt ürünler 12,675.29 KL

Yapı taşı 26,450.55 KL

Tahta ürünler/ mobilya 12,730.10 KL

Elişi ürünler 570.00 KL

Alüminyum/PVC ürünler 4,583.00 KL

Plastik ürünler 9,164.15 KL

Ham metal 12,600.00 KL

Kimyasal ürünler 3,465.58 KL

Demir/çelik ürünler 756.00 KL

Giyim 545.00 KL

Toprak & taş 788.80 KL

TOPLAM 99,547.97 KL

Mart Sebze 13,508.30 KL

Kâğıt ürünler 10,774.85 KL

Tahta ürünler/ mobilya 7,787.51 KL

Alüminyum/PVC ürünler 4,651.17 KL

Yapı taşı 12,105.52 KL

Plastik ürünler 7,076.26 KL

Giyim 1,702.00 KL

Kimyasal ürünler 2,642.55 KL

Elişi ürünler 701.00 KL

Demir/çelik ürünler 2,460.00 KL

Ham metal 3,600.00 KL

Yiyecek / içecek 200.00 KL

TOPLAM 67,209.16 KL

Nisan Kâğıt ürünler 16,092.50 KL

Yapı taşı 18,800.69 KL

Tahta ürünler/ mobilya 11,246.00 KL

Giyim 3,842.80 KL

Kimyasal ürünler 119.32 KL

Alüminyum/PVC ürünler 2,142.00 KL

Sebze 17,194.90 KL

Plastik ürünler 7,378.67 KL

Elişi ürünler 325.00 KL

Demir/çelik ürünler 300.00 KL

Ham metal 7,200.00 KL

TOPLAM 84,641.88 KL

Mayıs Alüminyum/PVC ürünler 4,123.00 KL

Kâğıt ürünler 14,519.85 KL

Giyim 1,902.40 KL

Tahta ürünler/ mobilya 8,453.00 KL

Yapı taşı 9,379.90 KL

Prefabrik binalar 35,966.00 KL

Elişi ürünler 662.00 KL

Sebze 6,351.00 KL

Yiyecek / içecek 9.00 KL

Plastik ürünler 8,058.25 KL

Kimyasal ürünler 579.00 KL

Demir/çelik ürünler 117.00 KL

Ham metal 1,800.00 KL

TOPLAM 91,920.40 KL

Haziran Tahta ürünler/ mobilya 28,003.50 KL

Elişi ürünler 1,343.00 KL

Giyim 2,102.80 KL

Alüminyum/PVC ürünler 5,048.00 KL

Sebze 16,023.00 KL

Yapı taşı 4,158.03 KL

Kâğıt ürünler 10,979.20 KL

Kimyasal ürünler 8,930.64 KL

Ham metal 4,600.00 KL

Demir/çelik ürünler 1,020.00 KL

Plastik ürünler 6,343.50 KL

Su depolama & ısıtma üniteleri 1,300.00 KL

TOPLAM 89,851.67 KL

Temmuz Alüminyum/PVC ürünler 2,116.00 KL

Tahta ürünler/ mobilya 17,027.40 KL

Demir/çelik ürünler 10,788.00 KL

Kimyasal ürünler 838.00 KL

Kâğıt ürünler 10,873.70 KL

Sebze 9,922.40 KL

Yapı taşı 8,004.67 KL

Ham metal 2,400.00 KL

Giyim 1,850.00 KL

Plastik ürünler 8,433.11 KL

Elişi ürünler 933.00 KL

Koşum takımı 843.00 KL

Basılmış kitap, gazete vb.. 6,860.00 KL

TOPLAM 80,889.28 KL

Ağustos Kâğıt ürünler 11,930.90 KL

Yapı taşı 11,052.38 KL

Tahta ürünler/ mobilya 14,466.50 KL

Plastik ürünler 8,946.24 KL

Giyim 1,736.00 KL

Elişi ürünler 2,596.00 KL

Demir/çelik ürünler 4,070.00 KL

Sebze 26,352.50 KL

Alüminyum/PVC ürünler 2,517.00 KL

Ham metal 7,600.00 KL

Yiyecek / içecek 0.00 KL

Kimyasal ürünler 2,232.50 KL

TOPLAM 93,500.02 KL

Eylül Ham metal 6,428.00 KL

Yapı taşı 3,088.76 KL

Alüminyum/PVC ürünler 7,886.00 KL

Plastik ürünler 11,924.55 KL

Tahta ürünler/ mobilya 20,202.00 KL

Kimyasal ürünler 1,698.50 KL

Elişi ürünler 1,503.00 KL

Kâğıt ürünler 10,748.64 KL

Toprak & taş 100.00 KL

Sebze 4,761.55 KL

Mangal kömürü 1,793.83 KL

Yiyecek / içecek 192.00 KL

Demir/çelik ürünler 300.00 KL

TOPLAM 70,626.83 KL

Ekim Ham metal 3,580.00 KL

Kâğıt ürünler 10,777.64 KL

Yapı taşı+ 7,566.04 KL

Kimyasal ürünler 838.00 KL

Tahta ürünler/ mobilya 15,076.00 KL

Sebze 24,354.66 KL

Elişi ürünler 2,697.00 KL

Alüminyum/PVC ürünler 3,535.00 KL

Demir/çelik ürünler 312.00 KL

Giyim 300.00 KL

Elektrik malzemesi 19,857.55 KL

Plastik ürünler 6,990.80 KL

TOPLAM 95,884.69 KL

Kasım Ham metal 3,200.00 KL

Kâğıt ürünler 8,437.65 KL

Yapı taşı+ 12,106.86 KL

Kimyasal ürünler 1,460.00 KL

Tahta ürünler/ mobilya 17,049.00 KL

Sebze 10,363.69 KL

Elişi ürünler 1,040.00 KL

Koşum takımı 499.00 KL

Elektrik malzemesi 8,198.00 KL

Plastik ürünler 14,717.25 KL

Alüminyum/PVC ürünler 5,501.00 KL

Demir/çelik ürünler 1,040.00 KL

Giyim 1,280.00 KL

Yiyecek / içecek 108.80 KL

TOPLAM 85,001.25 KL

Aralık Ham metal 2,500.00 KL

Kâğıt ürünler 6,085.00 KL

Yapı taşı+ 7,665.68 KL

Tahta ürünler/ mobilya 21,132.81 KL

Sebze 12,011.14 KL

Elişi ürünler 1,458.16 KL

Elektrik malzemesi 7,154.90 KL

Plastik ürünler 8,312.74 KL

Alüminyum/PVC ürünler 5,246.28 KL

Demir/çelik ürünler 1,906.00 KL

Kimyasal ürünler 1,324.00 KL

Yiyecek / içecek 1,112.00 KL

TOPLAM 75,908.71 KL

 

2005 Genel satışlar

Alüminyum/PVC ürünler 49,268.35 KL

Elişi ürünler 13,828.16 KL

Ham metal 55,508.00 KL

Giyim 16,498.30 KL

Kâğıt ürünler 138,319.46 KL

Yapı taşı 120,529.08 KL

Sebze 167,441.04 KL

Tahta ürünler/ mobilya 179,954.82 KL

Kimyasal ürünler 26,618.09 KL

Plastik ürünler 102,049.22 KL

Yiyecek / içecek 1,621.80 KL

Demir/çelik ürünler 23,469.00 KL

Toprak & taş 3,613.80 KL

Prefabrik binalar 35,966.00 KL

Su depolama & ısıtma üniteleri 1,300.00 KL

Koşum takımı 1,342.00 KL

Basılmış kitap, gazete vb.. 6,860.00 KL

Mangal kömürü 1,793.83 KL

Elektrik malzemesi 35,210.45 KL

TOPLAM 981,191.40 KL

 

 

 

Yeşil Hat üzerinden 2006 yılında yapılan satışlar

Ocak Kâğıt ürünler 6,303.00 KL

Yapı taşı 6,134.87 KL

Tahta ürünler / mobilya 11,512.50 KL

Sebze 20,796.00 KL

Elektrik malzemesi 18,525.80 KL

Plastik ürünleri 6,171.92 KL

Alüminyum/PVC ürünleri 5,127.00 KL

Kimyasal ürünler 1,030.00 KL

Su depolama & ısıtma üniteleri 868.00 KL

Elişi ürünleri 777.51 KL

Giyim 450.00 KL

TOPLAM 77,696.60 KL

Şubat Kâğıt ürünler 5,903.48 KL

Yapı taşı 16,434.88 KL

Tahta ürünler / mobilya 19,097.00 KL

Sebze 27,413.00 KL

Elektrik malzemesi 33,882.68 KL

Plastik ürünleri 15,994.42 KL

Alüminyum/PVC ürünleri 1,775.52 KL

Kimyasal ürünler 1,604.20 KL

Toprak & taş 1,892.10 KL

Ham metal 2,625.00 KL

Elişi ürünleri 703.00 KL

TOPLAM 127,325.28 KL

Mart Kâğıt ürünler 6,405.00 KL

Yapı taşı 10,741.77 KL

Tahta ürünler / mobilya 14,929.83 KL

Sebze 24,168.50 KL

Elektrik malzemesi 47,766.87 KL

Plastik ürünleri 14,125.10 KL

Ham metal 5,250.00 KL

Elişi ürünleri 1,000.12 KL

Giyim 76.72 KL

Alüminyum/PVC ürünleri 6,287.45 KL

Kimyasal ürünler 1,431.40 KL

Toprak & taş 108.00 KL

Demir/ Çelik ürünleri 200.00 KL

TOPLAM 132,490.76 KL

2006'daki genel satışlar

Kâğıt ürünler 18,611.48 KL

Yapı taşı 33,311.52 KL

Tahta ürünler / mobilya 45,539.33 KL

Sebze 72,377.50 KL

Elektrik malzemesi 100,175.35 KL

Plastik ürünleri 36,291.44 KL

Alüminyum/PVC ürünleri 13,189.97 KL

Kimyasal ürünler 4,065.60 KL

Su depolama & ısıtma üniteleri 868.00 KL

Elişi ürünleri 2,480.63 KL

Giyim 526.72 KL

Toprak & taş 2,000.10 KL

Ham metal 7,875.00 KL

Demir/ Çelik ürünleri 200.00 KL

TOPLAM 337,512.64 KL

KIBRIS 24/05/06

Annan’dan yeni Kıbrıs girişimi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs konusunun çözümü çerçevesinde özel temsilci Michael Moller’i hem Ada’ya hem de Türkiye ve Yunanistan’a yollamayı planladığını bildirdi.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 23:44 TSİ 24 Mayıs 2006 Çarşamba

NEW YORK/LEFKOŞA - Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması konusunda Güvenlik Konseyi üyelerine yeni bir rapor yayınlayan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, özel temsilcisi Michael Moller’in yeni BM girişimi için zemin yoklamasının tasarlandığını kaydetti.

Annan, raporunda, “Bu noktada tarafların temaslara yeniden başlaması ve Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm arayışına nasıl geçileceği üzerinde düşünmeye başlaması önem taşıyor” dedi.

Genel Sekreter, temasların öncelikli olarak Kıbrıs Türk ve Rum liderler arasında başlaması gerektiğini kaydetti.

Annan, Kıbrıs’ta çözüm konusunda görüş birliğinin olmadığı şu ortamda, Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasını da istedi.

Genel Sekreterin raporu, zamanlama olarak Rum kesimindeki seçimlerin ardından yayınlandı. Seçim sonuçlarının, Rumların süregelen uzlaşmazlığının değişeceği konusunda bir işaret vermediği biliniyor.

930 kişilik BM Barış Gücü 1964’ten beri Kıbrıs’ta görev yapıyor ve Birliğin görev süresi 6 ayda bir Güvenlik Konseyince uzatılıyor. Son durumda Barış Gücü’nün görev süresi 15 Haziran’da sona eriyor. Genel Sekreter de rutin biçimde 15 Aralık’a dek uzatma isteminde bulunuyor.

SOYER: BM İNİSİYATİF YÜKLENMELİ
Bu arada KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer konuyla ilgili olarak, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs’ta çözüm için inisiyatif yüklenmesinin ve girişim başlatmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi ve “BM, Kıbrıs sorunu gibi tarihsel bir uzlaşmazlığı çözme becerisini gösteremezse bundan sonraki çarpışma noktalarında çözümleyici güç olamaz” dedi.

Soyer, BM’nin ilgili kişileri çok önceden Kıbrıs sorununa dönük olarak görevlendirmesi gerektiğini ve Annan’ın çağrısından memnuniyet duyduğunu belirtti.

Çözümü reddeden tarafın Rum yönetimi olduğunu ve BM Genel Sekreteri Annan’ın da raporunda buna işaret ettiğini hatırlatan Soyer, BM’ye ve Genel Sekreter Kofi Annan’a raporda belirtilen sıkıntıları aşacak çalışmalar yapma çağrısında bulundu. Soyer, bir an önce Kıbrıs’ta çözüm sağlayacak girişimlerde bulunulmasını arzuladıklarını vurguladı.

AP HEYETİ KKTC’DE
Yaşanan bir diğer gelişme de Avrupa Parlamentosu’ndan bir heyetin, bugün KKTC’yi ziyaret etmesi oldu. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşen heyet, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının derin olduğunu, bu nedenle yakın gelecekte çözüm yönünde bir ilerleme beklemediklerini vurguladı.

İngiliz parlamenterlerden oluşan heyet, görüşmenin ardından KKTC’ye yönelik ekonomik izolasyonlarla ilgili AB’nin çabalarından bahsetti. Heyet, izolasyonları kaldıracak olan doğrudan ticaret tüzüğünü hayata geçirmek için Türkiye’nin imzaladığı ek protokolü uygulayarak limanlarını Rumlara açması gerektiğini hatırlattı.

Parlamenterler, iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarının derin olduğunu ve yakın gelecekte uzlaşma yönünde bir ilerleme beklemediklerini de belirtti. Avrupalı parlamenterler, AB’nin Birleşik Kıbrıs’ı hedeflediğini, bunun için BM çerçevesinde bir çözümü desteklediğini vurguladı.

Rumların KKTC ile internet savaşı


25 Mayıs, 2006 17:14:00 (TSİ) CNN TURK

Daha önce KKTC'nin AB'nin internet iletişim sisteminde yer almasından çekinen Kıbrıs Rum yönetimi, 'www.kktc.eu' adresinden sonra Kıbrıslı Türklerin alabileceği diğer adresleri de ele geçirdi.

Kıbrıs Rum yönetimi, AB'nin kurum ve kuruluşlar için oluşturduğu ‘eu’ uzantılı internet adreslerinden KKTC'nin yararlanmaması için Kıbrıslı Türklerin kullanabileceği tüm isimlerin haklarını aldı.
 
Rum Dışişleri Bakanlığı'nın aldığı bazı isimler şöyle:
 
www. kktc.eu
www. northcyprus.eu
www. lefkosa.eu
www. kktcbaskanlik.eu

 
Kıbrıs Rum kesimi, 6 nisanda da 'www.kktc.eu' adresini ele geçirmek için girişimde bulunmuştu.

AB uygulamasına göre, '.eu' alan adı başvuruları, AB Komisyonu tarafından seçilmiş, merkezi Brüksel'de bulunan bir sivil toplum örgütü olan 'Eurid' isimli kuruma yapılıyor.
  
Rum hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı adresinden 'mfa.gov.cy' yapılan kurumsal başvuru ile ilgili belgelerin 15 mayıs 2006 tarihinde ilgililere ulaştığı görülüyor.
 
'Eurid' yetkilileri bugünlerde karar aşamasında bulunuyor ve başvuru dosyasını inceliyor. Başvurunun onaylanması halinde 40 günlük bir itiraz süreci bulunuyor.
 
Normal koşullarda, alan adı talebinde bulunan kurum, şirket veya bireylerin, istedikleri ismi hangi amaçla kullanacaklarını belirtmeleri, bunun kurum, şirket veya kişi amacına uygun olup olmadığının kontrol edilmesi gerekiyor.
 
Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanlığı'nın, 'kktc' adını hangi amaçla kullanacağı merak konusu. AB'den '.eu' alan adı almak için gerekli işlemler, www.eurid.eu
adresinde beş dilde anlatılıyor.
 
Ayrıca tüm başvuruların durumu 'www1.whois.eu' adresinden görülebiliyor.

Tarkan KKTC'de konser verecek


25 Mayıs, 2006 21:36:00 (TSİ) CNN TURK

Popstar Tarkan, cuma günü Girne'de vereceği konser için KKTC'ye gitti.

Ercan Havaalanı'na inen Tarkan, VIP salonundan giriş yaparken yaptığı açıklamada, Girne'de yarın akşam bir 'barış konseri' vereceğini söyledi.
 
Yaklaşık iki bin Rum’un da konsere katılacak olmasıyla iki tarafın bir araya gelmesinin kendisini heyecanlandırdığını belirten Tarkan, şarkılarının barış mesajı verdiğini kaydetti.
 
Kendisine devlet adamlarına uygulanan protokolün uygulanmasına şaşırdığını söyleyen Tarkan, "layık olmaya çalışacağım" dedi.
 
Hayranlarını yarın akşam Jasmine Court Hotel'de vereceği konsere davet eden Tarkan, "yarın akşam müthiş bir konser olacak, bence kaçırmayın" diye konuştu.
 
Konsere KKTC'nin üst düzey yetkililerinin de katılması bekleniyor.

 

AB'den 'Şemdinli'de yargı işlesin' talebi

CNN TÜRK

Avrupa Birliği Komisyonu'nun haziran ayındaki Ortaklık Konseyi için hazırladığı 'Ortak Tutum Belgesi'nde Şemdinli davasından, ordunun siyasetteki rolünü, refomların yavaşlamasından, limanların Kıbrıs Rum kesimine açılmasına kadar yeni talepler yer alıyor.

Avrupa Birliği Komisyonu'nun haziran ayındaki Ortaklık Konseyi için hazırladığı 'Ortak Tutum Belgesi'nde Şemdinli olaylarıyla ilgili yargı sürecinin, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı ilkeleri çerçevesinde yürütülmesinin beklendiği vurgulandı.

Belgede Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün 2006 yılı içinde eksiksiz bir şekilde uygulanmaması durumunda müzakere sürecinin olumsuz etkilenebileceği uyarısı da yapılıyor.

12-13 Haziran'da Lüksemburg'da yapılacak Ortaklık Konseyi Toplantısı'nın öncesinde kaleme alınan belgede Türkiye'ye yönelik uyarılar yer alıyor.

Bu uyarılar arasındaki en dikkat çekicilerinden biri Şemdinli olaylarıyla ilgili.

Uyarılar şöyle sıralanıyor:

- Şemdinli olaylarına ilişkin yargı süreci hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı ilkeleri çerçevesinde yürütülmeli.

- Gümrük Birliği Ek Protokolü 2006 yılı içinde Rum gemilerine yönelik kısıtlamaları da kaldıracak şekilde uygulanmazsa müzakere süreci olumsuz etkilenir.

- Ordudan gelen açıklamalar sadece askeri konularda olmalı ve  hükümetin yetkisi ile yapılmalı. 

- Milli güvenlik stratejisi sivil otoritenin denetiminde belirlenmeli ve savunma harcamaları Meclis'e tabi olmalı.

- Belge ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinin ifade özgürlüğüne kısıtlamalar getirecek şekilde yorumlandığı eleştirisine yer veriyor.

- Namus cinayetlerine yönelik yasal düzenlemeler ile Meclis Töre Cinayetleri Araştırma Komisyonu'nun raporundan ise övgüyle sözediliyor.

- Danıştay'a düzenlenen saldırı ve Ege Denizi üzerinde Türk ve Yunan F16'larının çarpışması olaylarının belgede yer alıp almayacağı belirsizliğini koruyor.
 
Ek Protokol, Türkiye'nin bütün limanlarını Rumlara açmasını öngörüyor.
 
EK PROTOKOL
 
Türkiye, Gümrük Birliği'nin Kıbrıs Rum yönetimi dahil AB'ye yeni katılan 10 üyeye de uyarlanması için Ankara Anlaşması'nın Ek Protokolü'nü 29 temmuzda imzalamıştı.
 
Ancak Türkiye, aynı zamanda bir de deklarasyon yayımlayarak, imzanın Kıbrıs Rum kesimini tanıma anlamına gelmediğini ilan etmişti.
Altı maddeden oluşan 'Türkiye'nin Kıbrıs ile İlgili Deklarasyonu' adlı metin şöyle:
 
1. Türkiye, Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulunması yönündeki kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu yöndeki tutumunu da açıkça ortaya koymuştur. Bu doğrultuda Türkiye, BM Genel Sekreteri'nin iki kesimli yeni bir ortaklık devleti kurulmasını hedefleyen kapsamlı çözüme ulaşma yönündeki çabalarını desteklemeyi sürdürecektir. Adil ve kalıcı bir çözüm, bölgede barışa, istikrara ve uyumlu ilişkilerin tesisine önemli bir katkıda bulunacaktır.
 
2. İş bu protokolde atıfta bulunulan 'Kıbrıs Cumhuriyeti', 1960'ta kurulan asıl ortaklık devleti değildir.
 
3. Türkiye bu nedenle, Kıbrıs Rum makamlarının, hali hazırda olduğu gibi, Kıbrıs'ta sadece ara bölgenin güneyinde otorite, denetim ve yetki icra ettiği ve Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği şeklindeki tutumunu sürdürecek ve anılan makamların tasarruflarını buna göre muameleye tabi tutacaktır.
 
4. Türkiye bu protokolün imzalanması, onaylanması ve uygulanmasının, protokolde atıfta bulunulan 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin herhangi bir biçimde tanınması anlamına gelmediğini ve Türkiye'nin 1960 Garanti, İttifak ve Kuruluş anlaşmalarından kaynaklanan hak ve mükellefiyetlerini haleldar etmediğini beyan eder.
 
5. Türkiye, işbu protokole taraf olmasının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile mevcut ilişkilerini değiştirmeyeceğini teyit eder.
 
6. Kapsamlı bir çözüm bulununcaya değin, Türkiye'nin Kıbrıs'a ilişkin tutumu değişmeyecektir. Türkiye, Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüm sonucunda oluşacak yeni ortaklık devleti ile ilişkiler tesis etmeye hazır olduğunu beyan eder.

HURRIYET 25/05/06

AB: Mallar serbet dolaşmalı

BRÜKSEL(ANKA)

Avrupa Komisyonu, Türkiye’yi "liman ve havaalanlarını Rumlara açmaya" çağırdı.

Komisyon’nun ulaştırmadan sorumlu Başkan Yardımcısı Jacques Barrot, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ile yaptığı görüşmede "Türkiye liman ve haavalanlarını açmalı" dedi.

AB Komisyonu’nun ulaştırmadan sorumlu Başkan Yardımcısı Jacques Barrot’un, geçtiğimiz günlerde Brüksel’de Ali Babacan ile yaptığı görüşmede, Ankara Antlaşması’na Ek Protokol’ün uygulanması konusunu gündeme getirdiği öğrenildi.

ABHaber’e göre, Barrot, "Türkiye’nin katılım antlaşmasından doğan yükümlülükleri çerçevesinde malların serbest dolaşımı ile ilgili Kıbrıs bayraklı gemi ve uçaklara, Türk limanları, havaalanı ve hava sahasının açılması gibi yükümlülüğü" bulunduğuna dikkat çekti.

Görüşmede, AB’nin Türkiye’den Ek Protokol beklentisini açık bir dille dile getiren Barrot, bu konuya birliğin çok önem verdiğini Babacan’a hissetirdi. Babacan ise, Barrot’a hükümetin AB süreci ile ilgili yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

HURRIYET 25/05/06

 

Seçim sonucu çözüme engel

Güney Kıbrıs seçimlerinde bölünme yanlısı Papadopulos'un elini güçlendirmesi, Kıbrıs sorununun çözülmesinin önünü süresiz tıkadı

25/05/2006 RADIKAL

Pampos Haralambus

Tasos Papadopulos'un 2003'teki cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci turda seçilmesinden sonra Alithia gazetesinde hâkim görüş şöyleydi: Kıbrıslılar bölünmeye oy verdi. Papadopulos'un seçilmesi, en iyi durumda Kıbrıs sorununun askıda beklemesi, yani başka hiçbir ülkenin istemediği bölünmeye sürükleyecek statükoyu kalıcılaştırmak anlamına geliyordu. Ancak, Batı basınını kışkırtmamak ve peşin hükümlü olmamak için bu yönde bir başlık atmadık. Annan Planı'nın referanduma sunulmasından çıkan yüzde 76'lık 'Hayır' yanıtının yıkıntılarını toplarken de aynı endişeler aklımıza gelmişti.
Pazar günkü milletvekili seçimleriyle, Kıbrıs sorununa ilişkin üçüncü seçimi de düzenledik. Ve bu seçim Papadopulos adına kaçınılmaz olanı tamamladı. O artık Kıbrıs'taki siyasi oyunun hâkimi. Seçimden birinci parti çıkmasına rağmen, ortağı AKEL'in rolü azaldı. Geniş koalisyonunun desteğiyle, Papadopulos AKEL'e danışmadan cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidebilir.
Sonuç olarak, oyunun hâkimi Papadopulos ise Kıbrıs sorununun çözümünü unutmamız gerek. Seçim, Kıbrıs ile Kıbrıs sorununu Papadopulos'a teslim etti ve sorun onun elinde çözülemez. Papadopulos'un tutumunun bölünmeyi kalıcılaştırdığı yönünde değerlendirme yaptığımızda, varsın Papadopulos bunun küfür olduğunu iddia etsin. Geç olsa da, artık bunu yazabiliriz: Bölünmenin engellenmesi neredeyse imkânsız.
Seçimlerin sonucu netlik kazanmadan, Papadopulos "Demokraside galip ve mağlup yoktur" diyerek, tek galibin halkımız olduğunu savundu. Ancak demokraside hem galipler, hem de mağluplar bulunduğunu seçimlerde de gördük. Galipler Papadopulos ve bölünmeydi. Mağluplar ise Kıbrıs sorununun çözümü ve yeniden birleşmeyi destekleyen bizleriz.
(Rum gazetesi Alithia, 23 Mayıs 2006)

 

Annan'ın inisiyatif yüklenmesi kaçınılmaz

Soyer, Annan'ın görüşmeleri başlatma çağrısından memnuniyet belirtti

Başbakan Soyer BM Kıbrıs Sorununu çözemezse bundan sonra çözümleyici güç olamaz

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, "Birleşmiş Milletler Kıbrıs sorunu gibi tarihsel bir uzlaşmazlığı çözme becerisini gösteremezse bundan sonraki çarpışma noktalarında çözümleyici güç olamaz" dedi

Dün bir kabulü sırasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Rum kesimi ve KKTC'yi yeniden görüşmeleri başlatmaya çağırması konusunda düşünceleri sorulan Başbakan Soyer, BM'nin her şeyden önce bölgesel uzlaşmazlıkları ve Kıbrıs sorunu gibi tarihsel bir uzlaşmazlığı çözme inisiyatifine sahip olması gerektiğini belirtti. Soyer, BM'nin Kıbrıs'ta çözümü sağlayamaması durumunda dünyadaki diğer çarpışma noktalarında herhangi bir iddia sahibi ya da çözümleyici güç olamayacağını ifade etti.

BM'nin "Kıbrıs konusunda önerilen en kapsamlı çözüm" olarak nitelediği Annan Planı'nın Güney Kıbrıs tarafından ret edilmesiyle Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün gerçekleştiğini söyleyen Soyer, bu durumun da BM'nin aciz ve sorunlara çözüm bulamayan çaresiz bir teşkilat durumuna düşmesine sebep olacağını belirtti. Başbakan Soyer, bu nedenlerle Genel Sekreter Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için inisiyatif yüklenmesinin ve girişim başlatmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Soyer, BM'nin ilgili kişileri çok önceden Kıbrıs sorununa dönük olarak görevlendirmesi gerektiğini ve Annan'ın çağrısından memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Çözümü ret eden tarafın Rum yönetimi olduğunu ve BM Genel Sekreteri Annan'ın da raporunda buna işaret ettiğini söyleyen Soyer, BM'ye ve Genel Sekreter Kofi Annan'a raporda belirtilen sıkıntıları aşacak çalışmalar yapma çağrısında bulundu, bir an önce Kıbrıs'ta çözüm sağlayacak girişimlerde bulunmasını arzuladıklarını vurguladı.

KIBRIS 25/05/06

 

Bölünmüşlük sürdürülemez

Avrupa Parlamentosu Alman Sosyal Demokrat Milletvekili Feleknaz Uca

Kıbrıs konusunda değerlendirmelerde bulundu

Bölünmüşlük sürdürülemez

ÇÖZÜMÜ KIBRIS HALKI BULACAK... KIBRIS'a, Kıbrıs konusunu değerlendiren Avrupa Parlamentosu Alman Sosyal Demokrat Milletvekili Feleknaz Uca, Kıbrıs'ın artık Avrupa Birliği'nin bir parçası olduğunu, adanın bölünmüş kalmasının kabul edilemez bir durum olduğunu belirtti. Uca, Kıbrıs'ta yaşayan her iki halkın da çözüm istediğine inandığını ifade ederek, Kıbrıs sorununa çözüm getirecek olanın Kıbrıs halkı olması gerektiğinin altını çizdi

 

Gözde SÜREÇ

Avrupa Parlamentosu Alman Sosyal Demokrat Milletvekili Feleknaz Uca, Kıbrıs'ta bölünmüşlüğün kabul edilebilir olmadığını söyledi.

Avrupa Parlamentosu'nun Starsbourg'da yapılan aylık toplantısına katılan Uca, KIBRIS'a Kıbrıs konusunu değerlendirdi.

Kıbrıs'ın artık Avrupa Birliği'nin bir parçası olduğunu vurgulayan Uca, adanın bölünmüş kalmasının kabul edilemez bir durum olduğunu belirtti.

Avrupa Parlamentosu Yüksek Temas Grubu ile birlikte mart ayında Kıbrıs'a gelen Feleknaz Uca, Kıbrıs'ta yaşayan her iki halkın da çözüm istediğine inandığını ifade etti.

Kıbrıs sorununa çözüm getirecek olanın Kıbrıs halkı olması gerektiğinin altını çizen Uca, sorunun Ankara veya Yunanistan tarafından değil, ancak Kıbrıs halkı tarafından çözümlenebileceğini vurguladı.

Uca, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin görüşmeleri başlatmak için aracı olabileceğini belirterek, çözümün temelinin iki halkın çıkarları doğrultusunda olması gerektiğinin altını çizdi.

Avrupa Parlamentosunda Kıbrıslı Türklerin de temsil edilmesi gerektiğine işaret eden Uca, çözüm olmadan bunun gerçekleşmesinin mümkün görünmediğini kaydetti.

Parlamentodaki kadın sayısı yeterli değil

Parlamentoda bulunan kadın ve erkek milletvekili sayısının eşit olmadığına işaret eden Uca, parlamentodaki kadın milletvekili sayısının artması gerektiğini belirtti.

Yeni bir siyaset geliştirilerek parlamentodaki kadın milletvekili sayısının artırılması gerektiğini vurgulayan Uca, kadınların daha aktif bir şekilde siyaset dünyasında yer alması gerektiğini ifade etti.

Birçok ülkenin kadın hakları konusunda çok gerilerde olduğunu söyleyen Uca, kadın haklarının geliştirilmesinin ve kadın erkek eşitliğinin toplumun tüm alanlarına yayılmasının sağlanmasının gerektiğini vurguladı.

Kadın haklarının geliştirilmesi konusunda Avrupa Birliği'nin de bazı adımlar atması gerektiğini belirten Uca, Avrupa Birliği'nin bu konuda daha yoğun çaba göstermesi gerektiğini kaydetti.

Uca, özellikle İslam ülkelerinde kadın haklarının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

KIBRIS 25/05/06

 

Talat, Kleridis ile bu akşam yemek yiyecek

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi eski başkanı Glafkos Kleridis ile bu akşam sosyal içerikli yemekte bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Talat'ın daveti üzerine Cumhurbaşkanlığı'nda gerçekleşecek olan yemek saat 19.30'da başlayacak.

Yemekte Cumhurbaşkanı Talat'a eşi Oya Talat, Kleridis'e de kızı Katherine (Kety) Kleridis ve onun eşi Costas Shiammas eşlik edecek.

Basın mensupları yemek öncesi ve sonrasında görüntü ve değerlendirme alabilecek.

KIBRIS 25/05/06

 

Annan nabız yoklayacak

Barış Gücü'nün görev süresinin uzatılması için hazırladığı raporda BM Genel Sekreteri Annan taraflara yeniden görüşmeleri başlatma çağrısı yaptı...

Annan nabız yoklayacak

ÖZEL TEMSİLCİSİNİ GÖNDERİYOR... BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın görüşmelerin yeniden başlama ihtimalini araştırmak için özel temsilcisini Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs'a göndereceği bildirildi. Kıbrıs'taki Barış Gücü'nün görev süresinin uzatılması konusunda Güvenlik Konseyi üyelerine yeni bir rapor yayınlayan BM Genel Sekreter Kofi Annan "bu konuda tarafların temaslara yeniden başlaması ve Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm arayışına nasıl geçileceği üzerinde düşünmeye başlaması önem taşıyor" dedi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs Rum Kesimi ve KKTC'yi yeniden görüşmeleri başlatmaya çağırdı.

Annan, BM Güvenlik Konseyine sunduğu durum raporunda, "bu aşamada, tarafların tekrar ilişkiye geçmeleri ve Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulmak için nasıl yeniden bir araya gelebileceklerini düşünmeye başlamaları önemlidir" dedi.

Annan raporunda ayrıca, her iki tarafın da kabul edebileceği bir plan varolmadığı için, Ada'daki BM barış gücünün görev yapmaya devam etmesi gerektiğini belirtti.

Annan, Kıbrıs Özel Temsilcisini görüşmelerin yeniden başlama ihtimalini araştırmak için Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs'a göndermeyi planladığını da bildirdi.

930 kişilik BM Barış Gücü 1964'ten beri Kıbrıs'ta görev yapıyor ve Birliğin görev süresi 6 ayda bir Güvenlik Konseyince uzatılıyor. Son durumda Barış Gücü'nün görev süresi 15 Haziran'da sona eriyor. Genel Sekreter de rutin biçimde 15 Aralık'a dek uzatma isteminde bulunuyor.

KIBRIS 25/05/06

 

 

 

Klerides ve Talat’ın dostluk yemeği

Rum kesimi eski lideri Glafkos Klerides, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı Cumhurbaşkanlığı konutunda ziyaret etti.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 18:12 TSİ 26 Mayıs 2006 Cuma

 

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanlığı, 5 yıl aradan sonra ilk kez bir Rum siyaset adamına, Rum yönetimi eski lideri Glafkos Kleridese kapılarını açtı.

5 yıl önce Rauf Denktaş’la yediği yemekten bu yana ilk kez Türk kesimine geçen Glafkos Klerides, Cumhurbaşkanı Talat’ın onuruna verdiği davete kızı, damadı ve eski bakanlardan Kostas Temistokleus ile katıldı.

Yemek öncesinde Klerides’le bir süre görüşen Talat, Rum konuğuna özel yapılmış bir Tekirdağ rakısı hediye ederken Klerides de Talat’a ender bulunan bir Rum içkisi verdi.

 

Edinilen bilgilere göre Talat ve Klerides, yemekte Kıbrıs sorununda gelinen noktayı enine boyuna görüştü.

Deneyimlerinden örnekler veren Klerides, iki taraf arasındaki soğukluğun aşılabilmesi için bazı tavsiyelerde bulundu.

Görüşmede iki lider, Papadopulos’un izlediği politikaların çözümsüzlüğe neden olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Yemekten sonra Klerides ve Talat basına kısa açıklamalar yaptı.

Talat, “Bu geceki yemek, Kıbrıs sorununu konuşmamız açısından iyi bir fırsat oldu. Umarım bu tip buluşmalarla ilişkileri daha da geliştiririz. Sorunun çözümünde ilerlemek için her fırsatı kullanmalıyız” dedi.

Türkiye malları KKTC üzerinden Rum tarafına serbestçe satılmalı

Başlık kenarı için:Uzmanlar Yeşil Hat Tüzüğü'nün daha kazançlı ve çalışır hale gelmesi için görüş belirtti:

Türkiye malları KKTC üzerinden Rum tarafına serbestçe satılmalı

KIBRIS'a konuşan uzmanlar, KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasındaki ticaretin hatlarını belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü'nün daha verimli kılınması için, Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki ticaretin serbest bırakılması gerektiği belirtildi

 

 

Uzmanlar Yeşil Hat Tüzüğü'nün daha kazançlı ve çalışır hale gelmesi için görüş belirtti:

Türkiye malları KKTC üzerinden

Rum tarafına serbestçe satılmalı

 

Aral MORAL

KKTC ile Kıbrıs Rum kesimi arasındaki ticaretin hatlarını belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü'nün daha verimli kılınması için, Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki ticaretin serbest bırakılması gerektiği belirtildi.

KIBRIS'a konuşan uzmanlar, 10 Ağustos 2004 tarihinde Avrupa Komisyonu'nda onaylanan ve 23 Ağustos'ta uygulanmaya başlanan Yeşil Hat Tüzüğü'nün, şimdiki haliyle beklentilere cevap veremeyeceğini ifade ederek, KKTC limanlarından giriş yapan malların, Kıbrıs Rum kesimine serbestçe geçebilmesi konusunda ortak görüş belirttiler.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Erdil Nami, Türkiye'den gelen malların Rum tarafında satılmasıyla, tüzük üzerinde yapılan aylık 100 bin Kıbrıs Lirası değerindeki satışın ayda 10 milyon Kıbrıs Lirasına çıkacağını söyledi.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Musa Sönmezler ise, Avrupa Birliği'nin, Türkiye mallarının KKTC üzerinde Güney'e satılması konusunda açılım yapması gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası eski başkanı ve Kıbrıs AB Derneği Başkanı Ali Erel yaptığı açıklamada, Türkiye'nin limanlarını Rumlara açmadan, malların serbest dolaşımının sağlanması gerektiğini kaydetti.

Kobi Center'de uzman danışman olarak görev yapan eski ekonomi bakanı Ayşe Dönmezer, Rum lider Tasos Papadopulos'un tüzük üzerinde yapılan satışları desteklemesi gerektiğini kaydederek, Türk mallarının serbestçe Rum tarafına satılmasına destek çıktı.

Kobi Center'de Danışman olarak görev yapan Derya Beyatlı ise, tüzüğün ne olup olmadığı konusunda eğitimin şart olduğunu vurgulayarak, ada ülkelerinde ithal malların daha da önem kazandığını, bu yüzden Türkiye menşeli malların Rum kesimine serbest geçmesi gerektiğini ifade etti.

Nami: Kuzeye gelen mallar Rum tarafına geçmeli

Balık ve balın da Güney Kıbrıs'a satılamadığını ifade eden Erdil Nami, "Avrupa Birliği (AB) bizi yetkilendirerek, yerli ürünlere sertifika vermemizi sağladı. Ama maalesef bal ve balığı satamıyoruz. Balık satışı ancak kişisel yollardan yapılıyor" dedi.

"Bizim AB'ye söylediğimiz, Gümrük Birliği'ne dahil olan ülkelerden gelen malların satışı karşılıklı yapılsın" şeklinde konuşan Nami, Türkiye'den KKTC'ye gelen malların transit olarak Güneye geçmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye'den getirilecek malların güneye geçirilmesiyle, şu an yapılan ve ayda 100 bin Kıbrıs Lirası'na denk gelen ticaretin, 10 milyon Kıbrıs Lirası'na ulaşacağına dikkat çeken Erdil Nami, bunun gerçekleşmesi sonucunda, karşılıklı bağımlılığın ve ilişkilerin artacağını kaydetti.

Rumların en büyük gelirlerinden bir tanesinin, AB'den gelen malları Arap ülkelerine satması olduğunu ifade eden Nami, Kıbrıs içerisinde de transit ticaretin yapılması gerektiğini söyledi.

Nami, Brüksel'de Rum lobisi yüzünden yaşanan bir takım bürokratik engellemeler nedeniyle, bazı yerli ürünlerin tüzük yelpazesinde yer alamadığını söyledi.

"AB üyeliğiyle voyvodalık yapıyorlar"

Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik şoven tutumu nedeniyle, transit ticaretin gerçekleşemediğine işaret eden Erdil Nami, KKTC limanlarını "yasa dışı" ilan eden Rumların, AB üyeliğini kullanarak Kıbrıslı Türklere voyvodalık yaptığının altını çizdi

Nami, kısa bir süre önce Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün açıkladığı ve 'Kıbrıs Eylem Planı' adı verilen öneriler konusunda gelişmeler olacağına inandığını belirtti.

Sönmezler: AB Yeşil Hat konusunda açılım yapmalı

Musa Sönmezler, Rum tarafının Kıbrıs Türk mallarına karşı psikolojik olarak yaklaşım geliştirdiğini belirterek, KKTC ürünü malları almaktan çekindiklerini söyledi

Türkiye'den gelen malların da Güney Kıbrıs'a geçebilmesinin sağlanması gerektiğini kaydeden Sönmezler, "Barış olmasını ve ekonomimizin gelişmesini istiyorsak her türlü malın geçmesi sağlanmalı" şeklinde konuştu.

AB'nin, Gümrük Birliği'ne dahil olan Türkiye'den gelecek malların güneye geçmesi konusunda açılım yapması gerekliliği üzerinde duran Musa Sönmezler, "Böyle olursa, izolasyonlar da hafiflemiş olur" dedi.

Asıl hedefin dünya ile doğrudan ticaret olduğunu vurgulayan Sönmezler, direkt ticaret konusunda ısrarlı olacaklarını, Rum tarafının ise, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinde yapılacak değişikliklere 'evet' demesi gerektiğini kaydetti.

Musa Sönmezler, sözlerini tamamlarken, Rum hükümetinin, kendi vatandaşlarına yönelik açıklama yaparak "Kıbrıslı Türkler ile ticaret yapabilirsiniz. Onların ekonomisinin güçlendirilmesi gerekir" demesi gerektiğini de sözlerine ekledi

Erel: Temel hata, tüzüğün tek taraflı çalışıyor olmasıdır

Ali Erel, Yeşil Hat Tüzüğü'nde, en temel hatanın tek taraflı çalışması olduğuna dikkat çekerek, hiçbir ticaret şeklinde tek taraflı çalışmanın mümkün olmadığını ifade etti.

Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki ticaretin serbest ticaret halini alması gerektiğini kaydeden Erel, yapılması gerekenin ince ayarlamalar yaparak tüzüğü daha sağlıklı hale getirmek olmaması gerektiğini söyledi.

Ticaret hacmini artırmanın, kuzey ile güney arasındaki ürünlerin serbest dolaşımını sağlamaktan geçtiğine dikkat çeken Ali Erel, "KKTC'nin süratli bir şekilde, gümrük ve limanlarını AB kontrolüne bırakması ve ticari yasaları AB'ye uyarlaması gerekiyor" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin limanlarını Kıbrıslı Rumların yönetiminde olan Kıbrıs Cumhuriyeti'ne açacağını söyleyen Erel, "Türkiye'nin limanlarını Rumlara açmadan, malların serbest dolaşımını sağlayarak gerekli tedbirleri almamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

Dönmezer: Papadopulos ticareti desteklemeli

Kobi Center olarak Kıbrıslı Rum ekonomist Kostas Apostolos ile birlikte Yeşil Hat Tüzüğü'nün geliştirilmesi için çalışma yaptıklarına dikkat çeken Ayşe Dönmezer, söz konusu tüzüğün daha sağlıklı işleyebilmesi için yapılması gerekenleri belirlediklerini ifade etti.

İlk olarak, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden gerçekleştirilen ticaretin, kuzey ve güneyde iyi bilinmediğine dikkat çeken Dönmezer, özellikle Rum kesiminde, tüzük üzerinde yapılan ticaretin yasallığı konusunda ikilem yaşandığını söyledi.

İkinci olarak, tüzükten gelen sorunlara değinen Ayşe Dönmezer, hayvansal ve tarımsal ürünlerin satışı yapılabilecek mal yelpazesine dahil olmadığını ifade ederek "Hayvansal ve tarımsal ürünlerin satışının da yapılması gerekiyor" dedi.

Rum lideri Tasos Papadopulos'un, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden gerçekleştirilecek satışları desteklemesi gerektiğini kaydeden Ayşe Dönmezer, tüzüğün tanıtımının önemini vurguladı.

Türkiye menşeli malların Kuzey Kıbrıs'tan Güney Kıbrıs'a serbestçe geçirilebilmesi gerektiğine dikkat çeken Dönmezer, "İki taraflı ticaret serbest olmalı" dedi.

Beyatlı: Tüzük hakkında eğitim şart

Derya Beyatlı ise, Yeşil Hat Tüzüğü'nün ne olup olmadığı konusunda eğitimin şart olduğunu belirtti.

KKTC'deki iş insanlarının tüzük hakkında bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Beyatlı, Kobi Center'in tüzük hakkında bilgilendirici çalışmalar yaptığını, bugün Güney Kıbrıs'ta gerçekleştirilecek olan uluslararası fuarda, Kıbrıslı Türk katılımcılara yönelik bilgilendirici çalışmalar yapacaklarını söyledi.

Sanayi üretiminin pek fazla olmadığı Kıbrıs gibi küçük ülkelerde, ithal ürünlerin daha da önem kazandığına işaret eden Derya Beyatlı, "Bu yüzden, Türkiye'den gelen malların Güney Kıbrıs'a satışının serbest olması gerekiyor" şeklinde konuştu.

Rum kesiminden KKTC'ye yapılan ticaret konusunda da KKTC hükümetinin atması gereken adımlar olduğuna dikkat çeken Beyatlı, "Güney'den gelen malların kuzeye geçişinin daha kolay olması, kendi ürünlerimizin de satışını kolaylaştıracak. Size mal satamayan bir kişi sizin malınızı da almak istemez. Ticaret tek taraflı değil, karşılıklı yapılır" dedi.

Derya Beyatlı, tüzük hakkında bilgi verecek, gerekli belgelerin hazırlanmasını sağlayacak ofis oluşturulması gerektiğini kaydederek "One stop agency adı verilen bu ofislerde, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin birlikte çalışarak, KKTC'deki ve Güney Kıbrıs'taki iş insanlarına tüzük üzerinde yapılacak satışlarda yardım edebilirler" dedi.

KIBRIS 26/05/06

 

Komitelerde ısrarlıyız

Rum tarafının olumsuz tutumuna rağmen, KKTC, teknik

komitelerin oluşturulması için girişimlerini sürdürüyor

Komitelerde ısrarlıyız

ANNAN'IN TEMSİLCİSİNE MEKTUP GÖNDERİLDİ... Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgiye göre, komiteler konusundaki son girişim, KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev tarafından yapıldı. Pertev, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'e bir mektup göndererek, Rum tarafının tutumundan duyulan hayal kırıklığını ve Kıbrıs Türk tarafının teknik komitelerin bir an önce kurulması yönünde ısrarlı olduğunu vurguladı.

"BASINA KONUŞMAMA" ANLAŞMASINI BOZDULAR... Pertev, Rum yönetimi başkanı Tassos Papadopulos ve dışişleri bakanı Yorgos Yakovu'nun son dönemde yaptıkları açıklamalardan duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek bu açıklamalarla daha önce üzerinde anlaşılan "basına konuşmama" anlaşmasının Rum tarafının üst düzey yetkilileri tarafından bozulduğuna dikkat çekti. Pertev, Rum yetkililerinin bu beyanlarının anlaşmayı delmekle kalmadığını, bu açıklamaların suçlama ve gerçeği saptırma durumuna dönüştüğünü kaydetti.

Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafının bütün engellemeleri ve olumsuz tutumuna rağmen, iki toplum arasında güven artırıcı önlemleri ve pratik konuları görüşecek teknik komitelerin oluşturulması konusunda ısrarlı girişimlerini sürdürdüğü öğrenildi..

Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgiye göre, bu konudaki son girişim, KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev tarafından yapıldı.

Pertev, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'e bir mektup göndererek, Rum tarafının tutumundan duyulan hayal kırıklığını ve Kıbrıs Türk tarafının teknik komitelerin bir an önce kurulması yönünde ısrarlı olduğunu vurguladı.

Pertev, Rum yönetimi başkanı Tassos Papadopulos ve dış işleri bakanı Yorgos Yakovu'nun son dönemde yaptığı açıklamalardan duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek bu açıklamalarla daha önce üzerinde anlaşılan basına konuşmama anlaşmasının Rum tarafının üst düzey yetkilileri tarafından bozulduğuna dikkat çekti.

Papadopulos, Simerini gazetesine yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk tarafını teknik komitelerin çalışmasını ve Kayıp Kişiler Komitesi'ne üçüncü kişinin atanmasını engellemekle suçlamış, Yorgos Yakovu ise Cyprus Mail gazetesine verdiği demeçte Annan ile Papadopulos'un "Kıbrıs Türk tarafının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından ileri sürülen komite şartlarını tartışmayı reddettikleri" konusunu görüştüğünü belirtmişti.

Pertev, Rum tarafının üst düzey yetkililerinin bu beyanlarının "basına konuşmama" anlaşmasını delmekle kalmadığını, bu açıklamaların suçlama ve gerçeği saptırma durumuna dönüştüğünü kaydetti.

Rum tarafının gerçek niyeti

konusunda ciddi şüpheler var

Bu açıklamalarla Rum tarafının gerçek niyeti konusunda ciddi şüpheler duymaya başladıklarını belirten Pertev, Rumların teknik komitelerin fişini çekmek istediğine inanmaya başladıklarını vurguladı.

Paris görüşmelerinden önce yazılı ve sözlü olarak teknik komitelerin oluşmasını kabul ettiklerini yazan Pertev, teknik komitelerin kurulması için gayet iyi çalışarak temel ve üzerinde çalışılabilir bir anlaşma oluşturduklarını ifade etti.

Pertev, Möller'e gönderdiği mektupta, Rum tarafının teknik komiteler konusunda Birleşmiş Milletler ve Türk tarafının iyi niyetini seçimler nedeniyle politik bir araç olarak kullanmadığını kanıtlaması gerektiğini belirtti.

Kıbrıslı Türklerin, teknik komitelerin kurulmasını kabul etmesinin ardından, Rumların Paris görüşmelerini "Paris Anlaşması" olarak değerlendirdiğine işaret eden Pertev, teknik komitelerin seçim malzemesi olarak kullanılmaması yönünde yapılan ortak açıklamaya rağmen Rum tarafının buna uymadığını belirtti.

Pertev, seçim arifesinde Rum tarafı yetkilileri tarafından yapılan bu açıklamaların, seçimlerden sonra Kıbrıs Rum tarafının daha da zor öneriler sunarak teknik komitelerin kuruluşunu imkânsız hale getireceklerini düşündürdüğünü de ifade etti.

Raşit Pertev, teknik komitelerin kuruluşu konusunda yapılacak açıklama veya deklarasyon konusunda bir sorun olması halinde bundan vazgeçilip komitelerin doğrudan oluşturulmasına geçilebileceğini de belirtti.

Teknik komitelerin kurulmasını konusunda ısrarcı olduklarını vurgulayan Pertev, bu konuda BM ve Rum tarafı ile çalışmayı istediklerini kaydetti.

KIBRIS 26/05/06

 

Talat ve Kliridis'ten çözüm için işbirliği çağrısı

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum yönetimi eski başkanı Glafkos Kliridis dün akşam Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda sosyal içerikli bir akşam yemeğinde bir araya geldi

Talat ve Kliridis'ten çözüm için işbirliği çağrısı

Anıl IŞIK

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi eski başkanı Glafkos Kliridis, dün akşam Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya geldikleri sosyal içerikli akşam yemeği sonrasında, Kıbrıs sorununa çözüm bulunarak adaya barış ve refahın getirilmesi için her türlü olanağı değerlendirmeye devam edeceklerini bildirdi.

Talat ile Kliridis, bu amaç doğrultusunda herkesi işbirliği yapmaya çağırdı.

Cumhurbaşkanı Talat'ın daveti üzerine Cumhurbaşkanlığı Saray'ında gerçekleşen yemek saat 19.30'da başladı ve saat 22.30'da sonra erdi.

Yemekte Cumhurbaşkanı Talat'a eşi Oya Talat, Müsteşarı Raşit Pertev, Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy, Koordinatör Danışmanı Hasan Sarıca, Kliridis'e de kızı Keti Kliridis ve onun eşi Kostas Shiammas ve Rum yönetiminin eski tarım bakanı Kostas Themistokleous eşlik etti.

Yemek öncesinde basına herhangi bir açıklama yapılmazken sadece görüntü alma imkânı verildi.

Talat ile Kliridis'in bir araya geldiği yemeğin mönüsünde, giriş olarak "Enginar Dolması, Yaprak Dolması ve Humus", ana yemek olarak "Dana Biftek, Izgara Tavuk ve Balık ile Fırın Kebabı" seçenekleri ile tatlı olarak Ekmek Kadayıfı vardı.

Talat ile Kliridis, yemek sonrasında ortak bir basın açıklaması yaptı, ancak gazetecilerin yemekte konuşulan konular hakkındaki soruları yanıtsız bırakıldı.

Talat: Çözüm için her türlü

fırsatı değerlendireceğiz

İlk sözü alan Cumhurbaşkanı Talat, Kliridis'e teşekkür ederek akşam yemeğinin çok iyi geçtiğini ifade etti ve genel konuların konuşulduğu sosyal içerikli bu görüşmeyi "çok iyi bir fırsat" olarak nitelendirdi.

Talat, bu tür toplantıların, temaslarımızın ve ilişkilerimizin geliştirilmesine yardımcı olacağı yönündeki umudunu dile getirerek, Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak için sorunların aşılması ve ilerleme kaydedilmesi için her türlü fırsatı değerlendireceklerini ifade etti.

Kliridis: İkimiz de Kıbrıs'ı seviyoruz

Kliridis ise yaptığı kısa konuşmada, "İki Kıbrıslı, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum için, bir araya gelebilmek ve genel olarak konuşmak ve ayrıca bir birimize bakmaktan çok bir birimizle konuşmaya çalışmamızın ne kadar dostça olabileceğini görebilmemiz açısından çok iyi bir fırsat oldu" dedi.

"Bana baktığınızda yaşlı bir adama bakıyorsunuz, Talat'a baktığınızda daha genç bir adama bakıyorsunuz, ancak ikimiz arasında bir unsur var; her ikimiz de, Kıbrıs'ı seviyoruz, bir birimizle barış içinde olmak istiyoruz ve etrafımızdaki insanların, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar için daha mutlu bir yaşam yapmak için çalıştıklarını görmek istiyoruz. Bu benim için büyük bir memnuniyettir" dedi.

Sorular

Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos'un, Cumhurbaşkanı Talat ile yakın zamanda bir araya gelip gelmeyeceğiyle ilgili bir soru üzerine Kliridis, "ortak bir çıkarımız var; bu ülkeyi refah ve mutlu bir ülke yapmak ve bunu sadece işbirliği yaparsak başarabiliriz" dedi.

Kliridis, Cumhurbaşkanı Talat'a Papadopulos'tan bir mesaj getirip getirmediği sorusunu ise yanıtsız bıraktı.

KIBRIS 26/05/06

 

"Ben de şaşırdım"

Konser için adamıza gelen Tarkan'ı, Ercan Devlet Havaalanı'nda yaklaşık yüz kişilik gazeteci ordusu ve hayranları karşıladı

"Ben de şaşırdım"

8 yıl aradan sonra yeniden adamıza gelen Tarkan'ın, gördüğü olağanüstü ilgi devlet protokolünün üzerindeydi. Sanatçı Ercan Havaalanı'nda düzenlediği basın toplantısında, "Geçmişte Kıbrıs'ta bu kadar ilgi görmüyordum. 8 yıl ardan sonra gördüğüm ilgi karşısında ben de şaşırdım" dedi

Tarkan'ın, bu akşam saat 22.00'de Jasmine Court Hotel'de vereceği konserine Güney Kıbrıs'tan gelecek hayranlarının da olması sanatçıyı heyecanlandırıyor. Tarkan, yaptığı açıklamada "Konsere yaklaşık on bin kişi bekliyorum. Programım boyunca sadece kendi şarkılarımı seslendireceğim. Müthiş bir konser olacak" diye konuştu

Megastar Tarkan, Ercan Havaalanı'ndan 8 özel araba, ambulans ve polis eskortu eşliğinde ayrılıp konaklayacağı Jasmine Court Otel'e gitti

Mustafa ÖZSOY

Konser vermek için dün adamıza gelen Megastar Tarkan, "şarkılarının barış mesajı vereceğini" söyledi. Ercan Havaalanı'nda VIP salonundan kendini bekleyen yaklaşık yüz kişilik gazeteci ordusuna açıklamalar yapan sanatçı, 8 yıl aradan sonra konser için KKTC'ye yeniden gelmekten dolayı heyecanlı olduğunu belirtti.

Girne Jasmine Court Hotel'de vereceği konserine, Güney Kıbrıs'tan da hayranlarının geleceğinin sorulması üzerine Tarkan, "konserimde Kıbrıs'ın iki tarafındaki insanların bir araya gelecek olmasından dolayı heyecanlıyım" dedi.

"Şarkılarım barış mesajı veriyor" diyen Tarkan, konserinde sadece kendi şarkılarımı seslendireceğim. Rumca şarkı söylemeyeceğim ama süper bir konser yanında barış konseri olacağına inanıyorum" diye konuştu.

Yeni İngilizce albümü "Come Closer"in ardından ilk konserini KKTC'de vermesinin özel bir nedeni olmadığını belirten Tarkan, sevgilisi Bilge Öztürk'ün konsere gelmeyeceğini söyledi.

8 yıl sonra yeniden konser verecek

Tarkan, Kıbrıs'taki hayranlarıyla 8 yıl sonra bugün yeniden buluşacak.

Geçmiş dönemlere baktığımızda Tarkan, adamızın çeşitli bölge mekanlarında konserler vermişti. O yıllarda henüz daha Türkiye starları arasındandı. Ancak geçen zaman içinde çalışarak dünya starı olup çıkıvermiş.

Ve Tarkan, dün adamıza ayak bastığında mutluğunu şu ifadelerle yansıtıyordu: "8 yıl önce geldiğimde daha bir toydum ama şimdi olgunlaştım. Bu uzun süre ayrılıktan sonra vereceği konserimde ben de hayranlarım kadar heyecanlıyım."

Dün sanatçının Ercan'da devlet protokolünün üzerinde karşılanması da bunun en basit göstergesiydi.

Tarkan, şaşırdı kaldı

Tarkan, kendisine 8 yıl önce konserler için adamıza normal bir sanatçı gibi geldiğini, oysa şimdi üst düzey devlet adamlarına uygulanan protokolün üzerinde olduğunu sorduğumuzda sanatçı sadece, " ben de şaşırdım" ifadesini kullandı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tarkan, Ercan Havaalanı'ndan 8 özel araba, ambulans ve polis eskortu eşliğinde ayrılıp konaklayacağı Jasmine Court Otel'e gitti.

Megastar Tarkan'ın yıllardır üzerinde çalıştığı İngilizce albümü "Come Closer" yaklaşık iki ay müzik marketlerde yerini almasından sonra ilk konserini saat 22.00'de verecek.

Albüm çalışmalarını ABD ve Londra'da yapan ve dünyaca ünlü müzisyenlerle çalışan Tarkan, yeni çıkan albümü ile birlikte vereceği konser ülkemizde olduğu kadar Türkiye'de de merakla bekleniyor.

Tarkan'ın konseri Jasmine Court Hotel'in bahçesindeki 5000 m2'lik çim alanda kurulan dev bir platform üzerinde gerçekleşecek.

Tarkan, dans şovları ve İngilizce şarkılarının yanı sıra Kıbrıslı hayranları için repertuarında sürpriz şarkılara da yer verecek.

KIBRIS 26/05/06