ABD, Atina’nın Kıbrıs planına soğuk

Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni’nin Kıbrıs sorununun çözümünde Rum tarafının AB üyeliği gerçeğine özel önem atfeden planına, Washington’dan destek gelmedi.

 

NTV-MSNBC 21/06/06

WASHINGTON - ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’ta çözüm sürecini AB zeminine taşımayı amaçlayan Yunan ve Rum girişimine karşı çıktı. Bakanlık sözcüsü Adam Ereli, çözümün BM ve Annan Planı çerçevesinde aranması gerektiğini vurguladı.

Ereli, “Bizim anlayışımıza göre Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik görüşmeler, Annan Planı çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu aracılığıyla yapılmalı, bu süreci desteklemeyi sürdürüyoruz” dedi.

Ereli, taraflara, Annan Planı’nı yeniden gözden geçirerek referandumlarda kabul edilecek bir metin bulmaları çağrısında bulundu. Ereli’nin, Bakoyanni’nin Kıbrıs planını görmediğini söylemesi de dikkat çekti.

 

 

Bakoyanni’den ‘dram’ yorumu

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Paris’te, Batı Avrupa Birliği Asamblesi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’den AB konusunda gelen son açıklamaları, “dram” olarak nitelendirdi ancak bunları abartmaya gerek olmadığını söyledi.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 02:19 ET 21 Haziran 2006 Çarşamba

PARİS - Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni, “Birkaç gündür, son AB zirvesi kararlarına yanıt olarak, Türkiye’de gerginlik olduğunu görüyorum. Ortak Avrupa anlayışımıza uymayan kamuya açık ifadelerde bulunuluyor. Abartmamalıyız” dedi.

Bakoyanni, Paris’teki konuşmasında, Atina’nın Türkiye’nin AB üyelik sürecini desteklediğini, bunun “taktik bir oyun” olmadığını, bilinçli bir stratejiye dayandığını söyledi.

Türkiye’nin AB üyeliği yolunda hâlâ çözmesi gereken çok sayıda konu olduğunu dile getiren Bakoyanni, iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuka bağlılığın da Türk-Yunan ilişkilerinin normalleşmesi için birincil derecede önemli olduğunu söyledi.

Kıbrıs konusuna da değinen Bakoyanni, “Kıbrıs, uluslararası bir sorundur. Çözüm Kıbrıs, Yunanistan, Türkiye, AB ve uluslararası toplum için kazan-kazan durumu olmalıdır” dedi.

Bakoyanni, adil, işleyen ve kalıcı bir çözüm için BM kararları, uluslararası hukuk ve AB müktesebatının temel alınması gerektiğini

NTV 21/06/06

 

 

'KKTC'Yİ FEDA ETMEYİZ'

 

 

 

 

• Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "KKTC'yi hiçbir zaman AB'ye feda etmeyeceklerini" belirtti ve "Türkiye olarak bir onurumuz var, bu Kıbrıs'tır" dedi. Erdoğan izolasyonlar kalkmadan limanların açılmayacağı görüşünü de yineledi. Erdoğan, TRT'de canlı yayınlanan enine boyuna programında güncel konularla ilgili soruları yanıtladı. AB ile ilgili süreçte mücadeleyi aynen sürdüreceklerini belirten Başbakan, Kıbrıs konusunda ödün verilmeyeceğini söyledi. Erdoğan, "Ülkemizin menfaatlerinden asla taviz vermeyiz, onurlu duruşumuzu asla kaybetmeyiz. Türkiye olarak bir onurumuz var, bu Kıbrıs'tır. Biz KKTC'yi kalkıp da hiçbir zaman AB'ye feda etmeyiz. Ama bazıları feda edermişiz gibi gösterme gayreti içerisinde... Bunu diyenlere soruyorum; acaba KKTC'de AK Parti iktidarı ne kaybettirdi, şu ana kadar politikalarda ne kazanıldı?" dedi. Kıbrıs'ta barışa evet diyenlerin izole edildiğini kaydeden Erdoğan, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti. Erdoğan, "Önce siz sözünüzde duracaksınız, izolasyonlar kalkacak, o zaman bizden de havalimanlarını ve limanları isteyin" dedi.

 

Erdoğan: Kıbrıs'ı feda etmeyiz

A.A.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”KKTC'yi hiçbir zaman AB'ye feda etmeyeceklerini” belirterek, ”Türkiye olarak bir onurumuz var, bu Kıbrıs'tır” dedi.

Erdoğan, “inandıkları istikamette yaşamaya çalıştıklarını” kaydederek, “Ülkede siyaset yapma hakkım var. Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim” diye konuştu.

Erdoğan, TRT'de canlı yayınlanan “Enine Boyuna” programında Nermin Tuğuşlu'nun sorularını yanıtladı.

Bir soru üzerine Erdoğan, TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı ve Mustafa Koç ile görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti.

Ekonomiyle ilgisi olan herkesin hemen hemen aynı tespiti yaptığını söyleyen Erdoğan, ekonominin durumuyla ilgili içerden bazı etkiler bulunduğunu, ancak ağırlıklı olarak dış piyasaların etkisi olduğunu ifade etti.

“Özellikle döviz kurundaki artış nedeniyle eskiden ihracatçı sıkıntıda olduğunu söylerken, şimdi tam tersi ithalatçının sıkıntılarını dile getirdiğini” anlatan Erdoğan, “Bu dalgalı kur rejiminin cilvesi, kaderi” dedi.

Ekonomik programdan, mali disiplinden taviz vermeyeceklerini, programların aynı ciddiyetle devam edeceğini belirten Erdoğan, ”Piyasalarda şu anda bir durulma var, kendini toparlayacaktır” diye konuştu.

Erdoğan, IMF ile yeni bir program yapılmasının düşünülemeyeceğini, zaten yapılması gerekenlerin yapıldığını söyledi.
Erdoğan, Türkiye'de güven ortamını zedeleyecek bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti.

“PANİĞE GEREK YOK”

“Faiz önce düşüp sonra biraz çıkınca paniklemeye gerek olmadığını” ifade eden Erdoğan, piyasalarla ilgili panik havası yaratılmamasını istedi.

Piyasalarda son anda olumsuz bir gelişme olduğunu belirten Erdoğan, bunu kalıcı bulmadıklarını bildirdi.

Ekonomideki en önemli hedefinin faizde 10 puanın altına düşmek olduğunu aktaran Erdoğan, faizi, yoksulun en büyük baskı, ezilme aracı olarak gördüğünü kaydetti.

Enflasyonda yakalanan tek haneli rakamın çift haneliye dönmemesi gerektiğini de kaydeden Erdoğan, “Eğer işi sıkı tutarsak, gevşeme olmazsa, kamuyla özel sektör aynı tasarrufu sürdürmeye devam ederse, çift haneli rakamlara çıkmayız” dedi.

Kamu sektörünün harcamalarında azami ölçüde tasarruf içinde olduklarını anlatan Erdoğan, özel sektörün de bunu yapmasını istedi.

“THY İLE İLGİLİ TEFTİŞ DE BAŞLATACAĞIM”

THY'de yaşanan rötarlarla ilgili bir soru üzerine Erdoğan, “Orada çok ciddi hatalar oldu. Soruşturma başlatıldı, 'kadro eksik' dediler. 400 kadro verilmişti, 150'sini almışlar. Soruşturma neticesinde olayla ilgili karar vereceğiz” dedi.
“THY'deki sıkıntılar bizi üzmüştür” diyen Erdoğan, gerekirse hemen olayla ilgili teftiş de başlatacağını bildirdi.

“KIBRIS ONURUMUZ”

Avrupa Birliği (AB) ile ilgili gelişmelere de değinen Erdoğan, bu süreci hiçbir zaman taktik olarak değil, vatanseverliklerinin gereği, milletin geleceği için düşündüklerini söyledi.

Bu yolda mücadeleyi aynen sürdüreceklerini anlatan Erdoğan, “Bu kadar adım atıldıktan sonra buna bir kulp takmanın bir gereği yok” diye konuştu.

“İçe kapalı değil, dünyaya açık bir politika izlediklerini” belirten Erdoğan, “Ülkemizin menfaatlerinden asla taviz vermeyiz, onurlu duruşumuzu asla kaybetmeyiz. Türkiye olarak bir onurumuz var, bu Kıbrıs'tır. Biz KKTC'yi kalkıp da hiçbir zaman AB'ye feda etmeyiz. Ama bazıları feda edermişiz gibi gösterme gayreti içerisinde... Bunu diyenlere soruyorum; acaba KKTC'de AK Parti iktidarı ne kaybettirdi, şu ana kadar politikalarda ne kazanıldı?” dedi.

KKTC'nin Annan Planı'na “evet”, Güney Kıbrıs'ın ise “hayır” dediğini anımsatan Erdoğan, “Bizi üzen, planı kabul etmeyenleri, AB'ye alıyorsunuz, barışa 'evet' diyenleri izole ediyorsunuz. Bunu kabul etmemiz mümkün değil” diye konuştu.

Annan raporunun BM Güvenlik Konseyi'nde 2 yıldır görüşülmediğini vurgulayan Erdoğan, “BM tarihinde böyle bekleyen bir rapor var mı” diye sordu. Erdoğan, “Önce siz sözünüzde duracaksınız, izolasyonlar kalkacak, o zaman bizden de havalimanlarını ve limanları isteyin” dedi.

LAİKLİK...

Danıştay saldırısının ardından laiklikle ilgili rahatsızlıklara ilişkin yapılan açıklamaların hatırlatılması üzerine Erdoğan, laiklikle ilgili 1982 Anayasası'nda yer alan tanımı parti programlarına yerleştirdiklerini, bu nedenle laikliği o istikamette andıklarını belirtti.

Her inanç gurubuna aynı mesafede olduklarını kaydeden Erdoğan, kesinlikle devletin dine, dinin devlete müdahalesi gibi bir yaklaşım içinde olmadıklarını söyledi. Erdoğan, partilerinin din eksinli değil, insan eksenli olduğunu ifade etti.

“Bunu anlamak istemeyenler varsa ne yapabiliriz?” diyen Erdoğan, Türkiye halkının yüzde 99'unun Müslüman olduğunu, halkın dinini ne kadar alabilmişse aldığı bilgi istikametinde dinini yaşamaya gayret ettiğini anlattı. Erdoğan, “Bunları laiklik çerçevesinde oturtup, yargısız infaza gitmek doğru değil. Sürekli olarak benim aileme, eşime çocuklarıma bile hakarete varan yaklaşımlar yapıp, bunu laiklik çerçevesine oturtmaya kalkanlar var bu ülkede. Hala buna devam ediyorlar. Bunu yapmak bizlere haksızlıktır” diye konuştu.

“DEĞİŞEMEM, DEĞİŞMEDİM...”

Bunu yapanların istediği çerçevede yaşamak mecburiyetinde olmadıklarını, inandıkları istikamette yaşamaya çalıştıklarını kaydeden Erdoğan, “Ülkede siyaset yapma hakkım var. Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim” dedi.

Parti içinde farklı şekilde olanların, partinin muhafazakar demokrat kimliğinde birleştiklerini belirten Erdoğan, “Arzumuz; şu kavramalar bizi birbirimizden koparmamalı, anlaşmaya ve zenginlik olarak birbirimize yaklaştırmaya vesile olmalı. Benim düşüncemi kabul etmiyorsanız saygı duymak, saygı duymuyorsanız katlanmak gerekir. Demokrasi bir tahammül rejimidir. Bunun bilmeyenler, anlamayanlar laikliğin tanımında da çelişkiye düşüyorlar” diye konuştu.

“MİLLİYETÇİLİĞİMİ KİMSEYLE TARTIŞMAM”

Erdoğan, AK Parti'nin “merkez parti” olduğunu, aşırı uçlarla bir alakaları bulunmadığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, “Milliyetçilik vatansever olmaksa, Türk milletine hizmet etmekse, ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaksa bu konuda bizden daha milliyetçi kimse olamaz. Milliyetçiliğimi, vatanseverliğimi kimseyle tartışmam” dedi.

İktidarda bulundukları 3.5 yılda arzuladıklarını yüzde 100 yerine getiremediklerini belirten Erdoğan, birçok konunun da gerçekleşmediğini söyledi. Erdoğan, bu konulara şimdi girmeyi doğru bulmadığını belirterek, “Çünkü öyle konular var ki bunlar ülkede gerilmeye neden olur” dedi.

“TÜRBAN” SORUNU

Tuğuşlu'nun “Türban olayı örneğin” demesi üzerine Erdoğan, bu konuyla ilgili düşüncesini seçim öncesinde söylediğini aktardı. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ama bunlar tabi ki halkımın da beklentisidir. Ben bu konuda hep şunu söyledim; toplumun beklentisi... Ve toplumda bu konuda konsensüs var. Ama ne yazık ki, bu ülkedeki bazı kurumlar arasında bu konsensüs yok. Bu neyi getiriyor biliyor musunuz, çoğunluğun azınlığın tahakkümü altına girmesini getiriyor.”

Bazı kamuoyu araştırmalarından örnekler veren Erdoğan, “Burada Türk halkının ne beklediği ve bu işe nasıl baktığı çok açık, net ortada. Şimdi tüm bunlar ortadayken, biz hala ön kesmeye çalışıyoruz. Bırakalım ya, toplum bu noktada da relaks olsun, rahat olsun. İnanan inandığı gibi yaşasın” diye konuştu.

“SABIRLA HAREKET EDİYORUM...'

Batı'da, ABD'de, Avrupa ülkelerinde, diğer kıtalarda böyle bir problem olmadığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bizde niye bu sorun var? Neymiş; Türkiye nevi şahsına münhasırmış, tamam da nevi şahsına münhasır olmayı belli kurumlar mı belirleyecek. Yoksa ülkenin halkının büyük bir kısmının düşünceleri mi? Tabi bunu göz ardı etmek yanlış olur. Biz tabi olaya işin başından bu yana hep olumlu yaklaşmanın gayreti içinde olduk. Toplumun gerilmesine müsaade etmeden bir konsensüsle bu konunun çözümünden yana olduğumuzu hep ifade ettik. Ve ben şu anda da aynı anlayışın içerisindeyim. Sabırlıyım. Sabırla hareket ediyorum. Çünkü ülkemin gerilmesinin kaybettireceklerini biliyorum ve bu tür kayıplara tahammülümüz yok. Diyorum ki herhalde aklıselim bir gün hakim olacak. Aklıselimin hakim olduğu anda da bunlar o zeminde çok daha rahat çözülür diye düşünüyorum. Şu ana kadar da arkadaşlarımla hep bunun müzakeresini, istişaresini bu şekilde yaptık. Bu şekilde de yolumuza devam ettik.”

Bir başka soru üzerine Erdoğan, seçimlerin normal zamanında yapılacağını, Türkiye'nin güven ve istikrar ülkesi olduğunu ve ülkeyi erken seçimle bir yanlışın içine sokmayacaklarını, yanlış hesabın içine düşmeyeceklerini bildirdi. Erdoğan, “Ekonomideki ufak dalgalanmalar asla bu seçimi gerektirecek gerekçe olamaz, değildir” dedi.

ANKARA'YA ALIŞTIM

“Hep Ankara'da az kaldığınız yönünde eleştiriler yapıldı size. Ankara'ya alışabildiniz mi?” sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

“Ankara'ya doğrusu alıştım, alışmamak mümkün değil ama Ankara'nın siyasetine hiçbir zaman alışmam mümkün değil. Coğrafi anlamda alışmamam diye birşey yok. Ama siyaset anlayışı olarak derseniz, Ankara'daki siyaseti değiştirmenin gayreti içindeyiz. Çalışmalarımız o istikamette yürüyor. Bunu başarmaya mecburuz. Başaramazsak ülkemiz kaybeder. Her zaman söylüyoruz, hani Ankara bürokrasisi derler ya... Bunun mutlaka değişmesi lazım. Bu yaklaşım tarzı değişmezse ülkemiz bundan çok kaybeder. Bu bürokratik yapı işi kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor. Nereye gitsek yatırımcı, vatandaş bundan şikayetçi.”

Vatandaşların sürekli dertlerini kendisine iletmeye çalıştığını söyleyen Erdoğan, Tuğuşlu'nun “Telefonlarınız da açık galiba” sözleri üzerine, “Bir tanesi out oldu. Birisini de toplantıda söylemiştim, arıyorlar” dedi.

“ÇOCUKLARIMI ÖZLÜYORUM”

“Nasıl bir babasınız?” sorusu üzerine Erdoğan, “Çocuklarını özleyen ve çocukları tarafından da özlenen bir babayım” dedi.

Çocuklarıyla arasının “gayet iyi” olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Siyaset doğrusu beni çocuklarımdan çok uzak tutuyor. Çünkü Türkiye'de siyaset gündüz saatlerinde olmuyor, gece geç saatlere kadar devam ediyor. Çocuklarım okulda, ben parti çalışmalarında... Gece geç saatlerde eve geliyorsunuz. Sabah ben kalktığımda çocuklarım okula gitmiş oluyor. Şu anda doktorasını yapan kızım, bir gün benim kapıma bir pusula iliştirmiş 'baba bir geceni de bize ayır' diye.”

“Bu anlarda 'keşke siyasete hiç girmeseydim dediğiniz oluyor mu?” sorusuna Erdoğan, “Sonra ağlayarak dertleşirdik. Dertleştiğimizde de onlar 'baba millete hizmet ediyorsun' derlerdi” karşılığını verirken, gözleri doldu.

“BREZİLYA GÖTÜRÜR”

Bir soru üzerine dünya kupası maçlarını izlemeye çalıştığını ifade eden Erdoğan, “Seyrettiklerim arasında bu işi Brezilya götürür gibi geliyor. Şu ana kadar seyrettiklerim arasında beğendiğim takımlar Brezilya, Arjantin, İspanya ve Ekvador. Almanya ev sahibi avantajını kullanabilir” yorumunda bulundu.

“Fenerbahçenin hali ne olacak?” sorusu üzerine Erdoğan, ”Fenerbahçenin önce başkanını bulması gerektiğini” söyledi. Erdoğan, ”Temennim odur ki yeni dönemde yönetim birçok eksikliklerini görmek suretiyle giderir ve yeni sezona farklı bir şekilde hazırlanırlar. Gerek içerde, gerekse dışarıda Türkiye'yi güzel bir şekilde temsil ederler” dedi.

Galatasarayın dışarıdaki tecrübesinin “takdire şayan” olduğunu dile getiren Erdoğan, uluslararası müsabakalarda Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Beşiktaş takımlarını ayırım yapmadan izlediğini ifade etti. Erdoğan, “Ama çocukluğumdan bu yana gönlümün takımı Fenerbahçe. Başbakan olduğum için Fenerbahçenin içerdeki maçlarına da gidemiyorum. Niye? diğerlerini gücendiririm diye” şeklinde konuştu.

Spora önem verdiklerini ifade eden Erdoğan, bu alanda yeni adımlar attıklarını, spor liseleri kurduklarını anlattı.

Milli Eğitim Bakanlığının, milli takımla işbirliği yapacağını kaydeden Erdoğan, spor alanında çocukların çekirdekten yetişmiş olacağını belirterek, “Birkaç yıl içinde Türkiye birçok dalda yeniden bir sıçramayı başarmış olacak” dedi.

Programın sonunda Tuğuşlu'nun bir şiir okumasını istemesi üzerine Erdoğan, “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısının dizelerini okudu.

HURRIYET 21/06/06

ABD: Kıbrıs'ta çözüm Annan Planı üzerinden yürütülmeli

WASHINGTON (A.A)

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabaların, Annan Planı ve bu planda ortaya konulan süreç çerçevesinde yürütülmesini desteklediklerini söyledi.

Sözcü Ereli, ABD Dışişleri Bakanlığında düzenlenen günlük basın toplantısında, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'nin, Kıbrıs'ta yeni bir plan önerdiği yolundaki soruyu yanıtladı.

Bakoyanni'nin son önerisini henüz görmediğini belirten Ereli, ”bizim anlayışımıza göre Kıbrıs konusundaki bütün görüşmeler, tartışmalar Annan Planı çerçevesinde ve BM'nin iyi niyet misyonu aracılığıyla yapılmalıdır. BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve onun Kıbrıs ekibi, yorulmadan bu zor konu üzerinde çaba sarf ediyor, biz de bu süreci desteklemeyi sürdürüyoruz” dedi.

ABD'nin, Annan Planı'nda tarafların kabul etmediği bölümler üzerinde uzlaşmanın BM aracılığıyla çözülmesini tavsiye edip etmediğine ilişkin bir soru üzerine de Ereli, “Annan Planı çerçevesinde ve Plan'da ortaya konulan süreç çerçevesinde olmalı” dedi. Ereli, “Annan Planı'nı, her iki tarafın da referandumda kabul edebileceği şekilde revize etmek taraflara kalmış bir şey” diye konuştu. Gazetecinin, “o zaman denemekten zarar çıkmaz mı diyorsunuz?” sorusu üzerine Ereli, “tamamen öyle” yanıtını verdi.

HURRIYET 21/06/06

 

Annan devrede

Ömer BİLGE LEFKOŞA

AB ile Türkiye ilişkileri Kıbrıs yüzünden krizli günler yaşarken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan devreye girmeye karar verdi. Annan’ın Temmuz başında Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’a göndereceği yardımcısı İbrahim Gambari, Ankara ve Atina’nın gündeme getirdiği çözüm önerileri çerçevesinde uzlaşma zemini arayacak.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Türkiye-AB ilişkilerinin Kıbrıs sorunu nedeniyle kriz aşamasına geldiği bir sırada yardımcısı İbrahim Gambari’yi Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’a gönderme kararı aldı. 6 Temmuz’da Kıbrıs’a geleceğini açıklayan Gambari, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Tasos Papadopulos ile zirve düzenlemeyi planlıyor. Gambari ayrıca, Papadopulos ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’i, Türkiye’nin önerdiği 4’lü zirve konununda zorlayacak.

Genel Sekreter’in siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Gambari, Kıbrıs sorununda tarafların tutumunu ele almak ve muhtemel görüşmeler için ön hazırlıklar yapacak. Gambari, Talat ve Papadopulos ile ayrı ayrı görüştükten sonra 8 Temmuz’da adadan ayrılmadan önce ara bölgede zirve düzenlemeyi hedefliyor.

RUMLAR İSTEKSİZ

Kıbrıs’taki zirve toplantısına KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat hemen olumlu yanıt verdi. Ancak Rum lider Tasos Papadopulos’un yanıtı henüz belli değil. Gambari’nin ziyareti öncesinde hazırlıklar başlatan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller, bugüne kadar Talat ile görüşmeyi reddeden Papadopulos’u 3 Temmuz’da BM Kayıp Kişiler Komitesi’nin 3’üncü üyesi Christoph Zirod’un adaya gelmesi nedeniyle düzenlenen kokteylde Talat ile buluşmaya ikna etti. Rum hükümet sözcüsü Hristodulos Paşardis, ilk buluşmanın kokteylde gerçekleşeceğini doğruladı

ancak Gambari ile yapılması planlanan zirve konusunda açıklama yapmadı.

HURRIYET 21/06/06

 

İzolasyon dalgası



Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, limanları Kıbrıs bandıralı gemilere ancak "izolasyonların kaldırılması" karşılığında açacaklarını bildiriyorlar... Başmüzakereci Ali Babacan, izolasyonların kaldırılması için formül aradıklarını söylüyor. İyi de... İzolasyonların kaldırılması derken acaba kim ne anlıyor?
Kıbrıs konusunu en titiz ve ayrıntılı biçimde izeyen kişilerden biri olan.. Kıbrıs'taki Volkan gazetesi (volkangazetesi.com) yazarı Sabahattin İsmail diyor ki:
"... Önümüzdeki 5 ay içinde, çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Bu tehlike, limanlarını Rumlara açarak Rum devletini fiili tanımaktır... Ve, AKP'lilerin bunun karşılığında bir şeyler aldıklarını, bu çerçevede izolasyonları kaldırdıklarını iddia ederek Türk ulusunu aldatmak, böylece Kıbrıs davasını gömmektir...
Rum yönetimi, Yunanistan, ABD ve AB, "izolasyonların" kaldırılması için 3 koşul ileri sürmüşlerdir:
1 - Maraş Rum yönetimine iade edilecek,
2 - Gazimağusa limanı Rum yönetimi ve AB'nin ortak yönetimine verilecek. Ancak buradan yapılacak ihracatta Kıbrıs Cumhuriyeti ihracat belgeleri kullanılacak ve ancak yüzde yüz yerel ürünler ihraç edilecek... Türkiye ve 3. ülke malları ihraç edilemeyecek,
3 - Ercan Havalimanı bu kapsamın dışında tutulacak.
Gaflet içindeki AKP hükümeti, ABD ve AB tarafından da desteklenen bu önerileri kabul edip karşılığında 'Eylem Planı'mızı kabul ettirdik, izolasyonları kaldırdık, ambargoları kırdık, her iki taraf da kazandı' diyerek, Türk limanlarını Rumlara açacak ya da müzakere sürecinin bir süre dondurulmasını göze alacaktır... Ben bugüne kadarki uygulamalarına bakarak 1. yolu seçeceklerini tahmin ediyorum..."
Başbakan Erdoğan "izolasyonlar kaldırılmadıkça limanları açmayacağız" sözünü dün yeniden tekrarladı. Eğer bu sözde direnirse elbette arkasında destek bulacaktır. Türk halkının bir kez daha yanıltılmaya tahümmülü olmadığını umarız Erdoğan da anlamıştır.
Aksi takdirde işler zor...

MELIH ASIK MILLIYET 21/06/06

 

Kıbrıs'ta sil baştan mı?



Hafta başında Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'nin yeni bir Kıbrıs planı hazırlamakta olduğuna ilişkin olarak Atina'dan gelen haberlere Ankara'nın ilk "gayri resmi" tepkisi olumsuzdu.
Gerçi Bakoyanni'nin Yunan gazetesi "Eleftereotipia"ya demecinde bu konuda söyledikleri, "çözüm önerisi"nin tam içeriğini açıklamaktan uzaktı. Bakan sadece bu planın bazı ana hatlarını belirtiyordu.
Ankara'nın ilk "resmi olmayan" tepkisi, doğrusu biraz aceleye gelmişti. Basına yansıyan ilk değerlendirmeler, "plan"ın kabul edilemez olduğu yönündeydi.
Oysa dün, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, farklı bir yorum getirdi ve Bakoyanni'nin bu girişiminin gerçekten önemli bir yönünü vurguladı. Onun deyişiyle, bu girişim "Yunanistan'ın da artık resmen sürecin içinde olduğunu" gösteriyor. Türkiye geçen yıl sunduğu "Eylem Planı"nda Yunanistan'ın da katılımıyla "dörtlü" bir toplantı önermişti. Şimdiye kadar Atina böyle bir sürece dahil olmaya pek yanaşmıyordu. Şimdi ise bizzat çözüm önerisi hazırlığı içinde.

Hem olumlu, hem olumsuz
Bakoyanni'nin henüz detayları açıklanmayan "planı" ile ilgili olarak Yunan gazetesine söylediklerinde, hem olumlu, hem olumsuz bazı noktalar var.
Bakan, öneriyi şöyle özetliyor: "BM mevzuatı çerçevesinde ve Genel Sekreter düzeyinde yapılmış çalışmaların verileriyle, Kıbrıs'ın son iki buçuk yıl içinde bulunduğu AB gerçeği ve iki toplumun taleplerinin temellerine dayalı bir plan"...
Bu cümlenin ilk kısmı BM "çerçevesi"ne ve Kofi Annan'ın çabalarına atıfta bulunuyor ki, bu şimdiye kadar Ankara'nın ısrar ettiği bir husus...
Cümlenin ikinci kısmında ise "AB gerçeği"nden söz ediliyor ve bir bakıma çözüm arayışı ile AB arasında bir ilinti kuruluyor ki, bu, Ankara'nın görüşüne ters...
Nitekim Ankara'dan gelen ilk "gayri resmi" tepkiler de bu "olumsuz" unsuru öne çıkardı. Hele Dora'nın bu planını "Avrupa Birleşik Kıbrıs Planı" olarak nitelendirmesi, Ankara'da Yunan diplomasisinin Kıbrıs sorununu daha çok "AB zeminine kaydırmak" istediği şeklinde yorumlandı.
Gerçekten, Atina'nın girişimi böyle bir amaç güdüyor mu? Doğrusu, Bakoyanni'nin sözünü ettiği önerinin veya planın detaylarının ortaya çıkmasını beklemektir...

Ne BM, ne AB...
Türkiye ve KKTC daha baştan Kıbrıs sorununa çözüm çabalarının BM çerçevesinde sürdürülmesi ve AB ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini savunmuştur.
Bu iş için BM'nin doğru zemin olduğu konusunda herkes mutabık. Kıbrıs Rum Kesimi'nin üyesi olduğu AB'nin tarafsız ve adil bir çözüm üretecek durumda olmadığı da açık.
Aslında BM ile de bir sonuç alındığı söylenemez. Her ne kadar Annan kendi müzakerelerin başlaması çağrısında bulunuyorsa (ve AB'yi de işi zorlaştırmakla suçluyorsa) da BM bir türlü devreye girip ağırlığını koyamıyor. Bu gerçeği dün Başbakan Erdoğan da açıkça belirtti; Güvenlik Konseyi'nin Annan'ın 2 yıl önce hazırladığı Kıbrıs raporunu bir türlü görüşmeye yanaşmadığını hatırlattı.
Bunun yarattığı düş kırıklığı, KKTC'de daha çok hissediliyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Talat da, "Turkish Daily News" gazetesine demecinde, Annan Planı dışında da çözüm aranabileceğini ihsas etti. Rum yönetimine seslenen Talat, "O takdirde müzakerelere tekrar baştan başlayabiliriz" şeklinde konuştu...
İşte çözüm arayışında bulunduğumuz nokta bu!

SAMI KOHEN 21/06/06

 

"Yes be anem!" ve kırmızı çizgiler...



"AMAN, Türkiye havaalanlarını ve limanlarını Rumların uçaklarıyla gemilerine açmasın!"
Açarsa ne olur?
"Çözüm için son manivela da elden gider, her şey Rum lideri Papadopulos'un insafına kalır."
Kim söylüyor bunları?
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat söylüyor.
***
"YES be anem!"
Seçim sırasında, Rumların bilerek reddettiği, bizimkilerin mal bulmuş Mağribi, ya da yeni gelin misali sarıldığı Annan Planı'nı kabul ettirebilmek için, gerçek bir vatansever, devlet adamı ve kahraman olan Rauf Denktaş'a karşı halkı kışkırtan, "Yes be anem!" diye bağırtan sanki başkalarıymış...
Hadi bakalım, "Yes be anem"in şimdi tam sırası...
***
"RUMLARIN bundan sonraki tutumlarını ve Kıbrıs sorununa ilginin ne olacağını bilemiyorum!"
Bunları da söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat!
Şu ifadedeki acze bakın:
"Ne olacağını bilemiyorum!"
O halde niye oradasın, Cumhurbaşkanı mısın, Girne kahvesinde laf tüketen "Kıprıslı"nın biri misin?
***
SEÇİM boyunca ağızlarında bir sakız vardı, Ankara'yla birlikte çiğniyorlardı:
"Çözümsüzlük, çözüm değildir!"
Hedef Rauf Denktaş'tı, onlara ve Ankara'daki bazılarına göre, Denktaş çözüm istemiyordu, eğer Kıbrıs halkı "Yes be anem!" derse iş çözülecekti.
Kimin lehine o belli değil!
Yeter ki çözülsün!
Çözüm ne hale geldi gördünüz...
Avrupa'ya toz kondurmayan Başbakan Erdoğan bile Kıbrıs yüzünden AB'ye rest çekti:
"Müzakereler durur, diyorlar... Açık söylüyorum, durursa durur!"
Çözümün geldiği yere bakar mısınız?
Neredeyse Kıbrıs yüzünden, Avrupa'yla ipi koparacağız.
***
"YES be anem, yes!"
Karen Fogg denilen kadının "şekerleri" seçimden önce Kıbrıs'a para yağdırıyorlardı:
"Avrupa'dan para yağacak para, Kıbrıslılar bunu anlamıyor!"
Anladılar anladılar, hele ceplerine para yağanlar çok iyi anladılar.
Anlamasına anladılar da, para Kıbrıs'ın üzerine yağmadı.
***
YAKINDA yine bize dönüp "Halimizi görün!" derler.
Bir gün Süleyman Nazif'in önünü Galata Köprüsü'nde sefil, üstü başı yırtık pırtık, dilsizin biri kesmiş, birtakım garip sesler çıkararak sadaka istemiş. Süleyman Nazif'in zaten canı sıkkın, adamı elinin tersiyle itip "Bana ne!" demiş:
"Seni bu hale ben getirmedim ya!"
***
BİR de "kırmızı çizgiler"imiz vardır, sık sık oraya buraya kırmızı çizgiler çekeriz.
Sonra?
Geçen pazar günü Kürdistan televizyonunda, işgalci Amerikalıların Irak Cumhurbaşkanı Kürt Talabani'nin Türkiye'den giden bir heyeti kabulü gösteriliyordu. Türkiye'deki bir partinin Genel Başkanı, Şeyh Sait'in torunu Melik Fırat, Irak Cumhurbaşkanı'nın huzurundaydı.
Çok değil, on yıl önce, böyle bir görüntüye bizim malum "kırmızı çizgimiz" izin verir miydi?
Ya şimdi?
Onun için "kırmızı çizgilere" de güvenmeyin...

HASAN PULUR 21/06/06

 

Erdoğan ne söyledi?

Başbakan: KKTC'ye izolasyonlar kalkmadan, Rumların siyasi tanınması beklenmesin, kalkınca gereği yapılır

21/06/2006

RADİKAL - ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'nden, Kıbrıs üzerinden sürece siyaset bulaştırmamasını isterken, ilginç bir çıkış yaptı. AB'ye seslenen Erdoğan, şimdiye kadarki söylemlerinden farklı olarak Kıbrıs Rum Kesimi'nin siyasi tanınmasından söz etti.
Erdoğan AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, KKTC üzerindeki izolasyonlar kaldırılmadıkça, 'tanıma' beklenmemesi gerektiğini söyledi. Danışmanları Erdoğan'ın bu ifadeleri bilinçli seçtiğini belirtti. Türkiye, adada kapsamlı bir çözüm olmadığı sürece Kıbrıs Rum Kesimi'ni siyasi olarak tanımayı hiçbir şekilde kabul etmiyor. Erdoğan, özetle şu mesajları verdi:
Üzerimize düşeni yapacağız: AB katılım süreci zorlu olacak. Karşılıklı hoş olmayan açıklamalar olacaktır. Bundan rahatsız olanlar olacak. Biz de rahatsız olduk. Ama üzerimize düşeni de tabii ki yapacağız.
Siyasi tanımanın şartı: "Verilen sözler yerine gelmezse kimse bizden ne limanları, ne havaalanlarını beklemesin. Siyasi tanıma noktasında tüm izolasyonların kalkması gerçekleşmedikçe, tüm izolasyonlar kaldırılmadıkça bu beklenmesin. Bir defa tüm izolasyonların kalkması lazım. Kalktığı anda gereğini yaparız. Verdiğimiz sözü tutarız. Türkiye bugüne kadar verdiği sözü nasıl yerine getirdiyse aynı şekilde karşımızdakiler de sözlerini tutsunlar ve gereğini yerine getirsinler. Bu gelmedikçe de o zaman kusura bakmasınlar."

Çözüm AB'de değil BM'de
AB'ye ihtiyacımız var: 'Türkiye zor bir ülke' deniyor. Bu yakıştırma çirkin. Türkiye zor bir ülke değil, dürüst bir ülkedir. Bazıları kolaycılığa kaçıyor ve "Bizim AB'ye ihtiyacımız mı var' diyorlar. Bu, olayı fasit bir daire içine mahkûm etmek, dünyadan izole etme anlayışının basit bir mantığıdır. Nasıl oralardan kendini tecrit edersin? Bu münasebetleri kopardığın zaman, ekonomideki ilişkiler de zaman içinde tam tersine dönecektir. Artık dünya bir bütündür ve büyükçe bir köydür.
11 adım öndeyiz: Şu anda biz çok daha güçlüyüz. 'Bir adım öndeyiz' demiştik. Şimdi 11 adım öndeyiz. Yeni paketimizde 10 tane daha çözüm önerisi var. Onlar bu adımları atacak ki iş süratle çözüme kavuşsun. Siyaseten yapılan yanlış, Rum tarafının elinde bulundurduğu AB kozuna güvenerek, BM'nin çözüm arayışının dışında hareket etmesine sebep olmaktadır. Kıbrıs'ta siyasi çözüm AB zemininde olamaz, çözüm BM zemininde olacak.

Resmi söyleme aykırı
Başbakan Erdoğan'ın partisinin dünkü grup toplantısında, "Verilen sözler yerine gelmezse kimse bizden ne limanları, ne havaalanlarını beklemesin. Siyasi tanıma noktasında da tüm izolasyonlar kaldırılmadıkça bizden bu beklenmesin. Kalktığı anda biz gereğini yaparız" şeklindeki sözleri Türkiye'nin resmi Kıbrıs politikasıyla uyuşmuyor. 3 Ekim'de müzakerelerin açılması için gerekli olan gümrük birliğini Kıbrıs Rumları'na genişleten ek protokolü 29 Temmuz 2005'te imzalayan hükümet, o tarihte yayımladığı deklarasyonla siyasi pozisyonunu netleştirmişti. Deklarasyonun 4. maddesinde, Türkiye'nin limanlar konusundaki inisiyatiflerinin 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmeyeceği' vurgulanıyordu. Dışişleri Bakanlığı da Başbakan'ın aksine 'izolasyonların kaldırılmasıyla tanıma konusu' arasında asla bir bağlantı kurmamaya özen gösteriyor.

Rumların aklı 'Vassiliki'de

Rumlar, 1974'te annesi öldürülünce Türk subayının evlat edindiği Rum kızın öyküsünü anlatan Vassiliki dizisine kilitlendi. Gelecek ayki finalde Rumların dileği, Vassiliki'nin Hıristiyanlığı seçmesi

21/06/2006 RADIKAL

AFP - LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Kesimi'nde halk, Türkiye'de büyüyüp yetişen bir Rum kızının gerçek kökenini ve ailesini arayışını konu edinen 'Vassiliki' adlı televizyon dizisiyle yatıp kalkıyor. Konu klişe gözükse de, Vassiliki'nin hayatı Rumları ekrana kilitlerken, diziye izlenme rekorları kırdırıyor.
Aktris Christina Pavlidou'nun, Vassiliki'yi canlandırdığı dizi, Temmuz 1974'teki Barış Harekâtı'yla başlıyor. Bu en hararetli günlerde 'Marina' adlı bir kadın, bir kız dünyaya getiriyor. Ama bebek vaftiz edilip 'Vassiliki' adını alırken, Türk askerleri baskında genç anneyi öldürüyor. Vassiliki'yi kurtaran Osman adlı Türk subay oluyor. Osman, İstanbul'a getirdiği Vassiliki'nin adını Emine olarak değiştiriyor. Osman ve karısının büyüttüğü Vassiliki-Emine, ömrünün 30 yıldan fazlasını gerçek kimliğini bilmeden ve kendini Türk ve Müslüman zannederek geçiriyor. Ancak kalp krizi geçiren Osman, son nefesinde Vassiliki'ye gerçekleri açıklıyor. Vassiliki de, kökenlerini ve gerçek ailesini bulmak üzere adanın yolunu tutuyor.

Kıbrıslı Türk oyuncu yok
Sigma kanalında yayımlanan dizinin ortalama yüzde 37 olan izlenme oranı bazen yüzde 52'ye çıkıyor. Çekimleri Atina, İstanbul ve Kıbrıs'ta yapılan Vassiliki'nin Rum televizyon tarihinin en pahalı dizisi olduğu söyleniyor. Senarist Yorgo Tsiakkas 'Vassiliki fenomenini' şöyle anlatıyor: "1974'te 12 yaşındaydım. Türk işgalini asla unutmayacağım. Dizi, benim için olduğu kadar tüm Kıbrıslılar için bir katarsis duygusu yaratıyor". İki toplumu yakınlaştırma hedeflenmese de, dizide hiçbir Kıbrıslı Türk oyuncu olmaması dikkat çekiyor. Tsiakkas ise "Çoğuyla temasa geçtim ancak son derece fazla olan soruları karşısında cesaretim kırıldı" diyor. Tsiakkas, eşi Pavlidou ile diğer oyuncuların Türkçe öğrenirken çok zorlandığını da "İki gün boyunca ağladılar" sözleriyle gülerek anlatıyor.

Son bölüm İstanbul'da çekilecek
Her izleyici dizide başka bir şey buluyor. Hiçbir bölümü kaçırmayan 73 yaşındaki Elizabeth Pieri, "40 yıl İngiltere'de yaşadım. İşgalde burada değildim. Dizi ülkemin tarihini yaşamanın yolu" diyor. Michael Hacıyusuf, "Dil ve dinden bağımsız olarak bir milletin ıstırabı anlatılıyor" görüşünde. Birleşme karşıtı Girneli Stella Antoniadou, "Bazı sahnelerde Türkçe konuşulunca rahatsız oluyordum. Ama dizi, Türkçe ve Kıbrıslı Türk komşularıma alışmama yardım etti" deneyimini aktarıyor.
118 bölümlük dizinin ay sonundaki son bölümü merak konusu. Çoğu izleyici Emine-Vassiliki'nin, Hıristiyanlığa dönmesini istiyor. Tsiakkas, "Bu konu, Kıbrıs sorunundan bile önemli. Son bölümü, Hellenizm'i sürdürmek için eski Konstantinapolis'te çekeceğiz" demekle yetiniyor.

Papadopulos'la Talat görüşecek

21/06/2006 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 3 Temmuz'da Kıbrıs'ta bir araya gelecek. İki lider, Kıbrıs Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nin üçüncü üyesi konumundaki BM temsilcisi Christophe Girod'un ataması nedeniyle Lefkoşa'da buluşacak. BM Genel Sekreteri'nin yardımcısı İbrahim Gambari'nin de, ada ziyaretinin son günü 8 Temmuz'da Papadopulos ile Talat'ı görüştürmeyi planladığı kaydedildi. Talat, iki görüşme önerisini de kabul ettiğini ancak Papadopulos'un 8 Temmuz görüşmesine verdiği yanıtı bilmediğini açıkladı.

Gözler KKTC Anayasa Mahkemesi'nde

21/06/2006 RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıslı Rumların KKTC'deki mülkleri konusunda iç hukuk yolu oluşturmak için Türk tarafına verdiği süre yarın dolarken, dikkatler KKTC'de Anayasa Mahkemesi'nin Tazmin Komisyonu ile ilgili bugün açıklayacağı kararına çevrildi. İktidardaki CTP kaynakları, mahkemenin olumsuz karar vermesini beklemezken, iptal başvurusunu yapan ana muhalefetteki UBP, Anayasa Mahkemesi'nin Rumlara mal iadesinin 'anayasaya aykırı' olduğuna hükmederek, Tazmin Komisyonu'nun iptalinin yolunu açacağını iddia etti. Böyle bir gelişme AİHM kararını olumsuz etkileyecek.
Tazmin Komisyonu, Kıbrıslı Rum Mirna Ksenidi Aresti'nin Maraş'taki mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM'ye yaptığı başvuru görüşülürken, mahkemenin uyarısıyla kurulmuştu.
22 Aralık 2005'te Aresti'nin Maraş'taki mülkiyet haklarının çiğnendiğine hükmeden AİHM, bu komisyonun oluşturulması için 22 Mart, komisyonun etkin iç hukuk yolu olduğunu ispatlaması için de 22 Haziran'a dek süre tanımıştı. Tazmin Komisyonu'nun yarın Aresti davası görüşülürken 740 bin dolarlık (1.180 bin YTL) tazminat bedeli öngören bir karar açıklaması bekleniyor. Ayrıca komisyona başvuru yapan diğer Rumlara verilecek tazminatlarla ilgili miktarlara değinilecek. Tazmin Komisyonu'nun hedefi, KKTC'de tüketilmesi gereken iç hukuk yolu olduğu konusunda AİHM'yi ikna etmek. Zira AİHM ikna olursa önündeki 1400 başvurunun önce bu yolu kullanması gündeme gelecek. Aresti, mahkeme masrafları dahil Ankara'dan 2 milyon avro talep ediyor.

Simitis'e göre Türkiye, Yunanistan ve AB

Haluk Şahin

21/06/2006 RADIKAL

Dış politikada ülkelerin kullandığı başlıca pusulanın 'ulusal çıkar' olduğunu biliyoruz. Ne var ki, çoğu kez bu çıkarın ne olduğu açık seçik bir biçimde ifade edilmez, ya kırmızı kitaplarda saklı durur ya da hamasi sözcük ve kavramlarla yarı gizemli bir hale getirilir. Bu yüzden büyük çoğunluklar, çocuklarını o uğurda ölmeye gönderseler de, gerçekte ne olup bittiğini anlamakta zorluk çekerler.
Ama bazen net kafalı bir politikacı çıkar. Doğruları olduğu gibi söyler. Siyaset dünyaları birbirine çok benzeyen Türkiye ve Yunanistan'da bu türden politikacılara pek rastlanmaz. Yunanistan'da eski Başbakan Kostas Simitis istisnalardan birisidir.
Bilindiği gibi Simitis, İsmail Cem ve Andreas Papandreu ile birlikte Türk-Yunan yakınlaşmasının baş mimarlarından biridir, belki de birincisidir. Simitis kuşkusuz bunu Türklere yönelik sevgisi birdenbire coştuğu için değil, ülkesinin ulusal çıkarları böyle gerektirdiği için yapmıştır. Yunanistan'ın Helsinki zirvesinde veto tehdidini çekmesiyle birlikte Avrupa Birliği önündeki en önemli engel aşılmış, adım adım bugüne gelinmiştir.
Yunanistan'dan gelen haberlerden, şimdi bu ülkede yeni bir değerlendirme aşamasına gelindiğini anlıyoruz. Sorulan soru şu: Yakınlaşma politikası hâlâ Yunanistan'ın çıkarına mıdır, yoksa 'Kıbrıs'ta uzlaşmaz bir tutum takınan' Türkiye'ye karşı yeniden vetoya sarılmanın zamanı mıdır? Öyle anlaşılıyor ki, onların ulusalcı takımı, titreyerek kendine gelmenin ve Türkiye'ye posta koymanın zamanı geldiği kanısındadır.
Birkaç gün önce Atina'da çıkan Ethnos gazetesinde Simitis'in 'Artık uygulama zamanı geldi' başlıklı çok önemli bir yazısı çıktı. Yunanistan'ın çıkarlarını son derece net olarak anlatan bu makalenin Türk-Yunan ilişkilerine ilgi duyan herkes tarafından dikkatle okunması yararlı olacaktır.
Ben hiçbir metinde Yunanistan'ın AB içinde Türkiye politikası konusunda şu kadar açık bir çıkar tanımlamasına rastlamadım:
"Bazı ülkelerin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çekinceleri olduğu doğrudur. Bazıları, Avusturya gibi, bunu açıkça söylüyor, bazıları söylemiyor. Çıkarlarımız bunların çıkarlarıyla örtüşmüyor. Yunanistan, Türkiye'nin üyeliği için karşılık elde etmeyi amaçlıyor, üyeliği durdurmayı değil, karşılıkları elde edene kadar geciktirmeyi amaçlıyor."
Simitis daha sonra bazı ülkelerin Türkiye'ye özel statü verilmesinden yana olduklarını, bunun Türkiye'de de bazı çevrelerin işine geleceğine işaret ettikten sonra yine bir politikacıdan beklemeyeceğimiz kadar açık konuşuyor:
"Türkiye tutumunu değiştirir, üyelik yerine özel statüyü tercih ederse Yunanistan zor durumda kalacak. AB'deki bütün ülkeler bu gelişmeyi memnuniyetle karşılayacak ve en kısa zamanda benimsenmesini isteyecekler."
O zaman ne olacak? Türk-Yunan ilişkileri iki ülke arasında doğrudan görüşmeyle çözülecek sorunlara dönüşecek. Bazı ülkeler Türkiye'ye verilen özel statü 'acı hap'ını yaldızlamak için Türkiye'ye yaltaklanacaklar. Simitis böyle diyor.
Peki, şu anda Türkiye'nin AB bağlamında Yunanistan konusundaki ulusal çıkar tanımı nedir? Bizim bir politikacımızın da aynı derecede net olarak tanımlamasını isterdim. Ki, ne olup bittiğini anlayabilelim.

Talat, Ankara'nın sözünü dinlemekten vazgeçsin!

Rum meclisi başkanı ve AKEL Partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, Cumhurbaşkanı

Mehmet Ali Talat ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ateş püskürdü:

Talat, Ankara'nın sözünü dinlemekten vazgeçsin!

BÖYLE DAVRANIRSA ÇÖZÜM OLMAZ... Rum meclisi başkanı ve komünist AKEL Partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Ankara'nın sözünü dinlediğini ve bu davranışı devam ettirmesi durumunda Kıbrıs'ta kolay kolay bir çözümün oluşamayacağını iddia etti

 

Gökhan ALTINER

Rum meclisi başkanı ve komünist AKEL Partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Ankara'nın sözünü dinlediğini ve bu davranışı devam ettirmesi durumunda Kıbrıs'ta kolay kolay bir çözümün oluşamayacağını iddia etti.

KIBRIS TV Muhabiri Gökhan Altıner'e konuşan Rum meclisi başkanı Hristofyas, her geçen gün Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk liderliğinin tutumunun sertleştiğine ve tehdit edici bir hal aldığına dikkat çekerek, "Biz Kıbrıs'ta hiçbir dış gücün müdahalesi olmadan bir çözüm yaratmak istiyoruz ve bu noktada Yunanistan'ı içişlerimize karıştırmıyoruz, ancak Sayın Talat her atacağı adımı Türkiye'ye soruyor, böyle siyaset olmaz" sözlerini kullandı.

"Kıbrıslı Türklere asıl izolasyonu

uygulayan Erdoğan'dır"

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a oldukça sert eleştiriler yönelten Dimitris Hristofyas son zamanlarda Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın "Müzakereler durursa dursun, Rumlara limanları açmayız" sözlerine "tehditle bir yere varılmaz" yorumunu getirdi.

Hristofyas, Türkiye'nin limanları açma konusunda Rum tarafının Türk halkına uyguladığı izolasyonu bahane ettiğini ancak Kıbrıslı Türklere asıl izolasyonu Türkiye'nin uyguladığını ve bunu 1974 yılından beri devam ettirdiğini iddia etti. Hristofyas sözlerini şöyle sürdürdü: " Türkiye hükümeti ve askeri iyi bilmelidir ki "Kıbrıs Cumhuriyeti" dünya tarafından tanınan ve kabul gören bir devlettir. Sayın Erdoğan tehdit edici cümleler sarf etmek yerine Kıbrıslı Türklerin refahı için uğraşmalıdır. Biz "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak Türkiye'nin AB'ye girmesini destekliyoruz ve bu konuda da her türlü desteği vermeye hazırız; ancak Türkiye her gittiği yerde bize ambargo uyguluyor ve bizi veto ediyor. Türkiye bu tutumunu devam ettirirse biz de veto hakkımızı çekinmeden kullanırız".

"Talat kendi kararlarını değil,

Türkiye'ninkileri uyguluyor"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın barışı isteyen ve destekleyen bir siyasetçi olduğunu ancak Kıbrıs konusunda Türkiye'nin yönlendirmeleri ile hareket ettiğini ifade eden Hristofyas Cumhurbaşkanı Talat'ın özgürce hareket edemediğini ve Türkiye'nin izinden gittiğini iddia etti. Hristofyas "Dostum Talat'a buradan seslenmek istiyorum, kendisi 'AKEL , Papadopulos'un yönetimi altına girdi' sözlerini kullanıyor, bunun kesinlikle doğruluk yanı yoktur. Bu sözler Talat gibi siyasetçilere yakışmaz. Rum hükümeti Güney Kıbrıs'taki her toprak parçası üzerinde karar sahibidir, merak ediyorum acaba kendisi Türkiye'ye sormadan Maraş'ı verebilir mi?, Sayın Talat'ın da Türkiye'nin yönetimi altında olduğunu mu söyleyelim?, Bunları söyletmesinler bize.

Sayın Mehmet Ali Talat bir zamanlar Kıbrıs konusunda hem Türklerin hem de Rumların yararına çabalarda bulunurdu. Ancak artık kendisinde bu çabaları göremiyoruz ve bu bizleri üzüyor. AKEL olarak her zaman çözümün dıştan müdahalelerle değil içteki barışı sağlayarak geleceğini savunduk. Sayın Talat her geçen gün bu yapıdan uzaklaşıyor. Türkiye hükümeti ve askerinin sözünden çıkmıyor, bir zamanlar kendisi Türk toplumu lideri Rauf Denktaş'ı eleştiriyordu, şimdi ondan ne farkı kaldı. Sayın Talat artık Ankara'nın sözünü dinlemekten vazgeçsin. Biz hiçbir zaman Yunanistan'ı iç meselelerimize karıştırmadık, AKEL her zaman Anti-Yunancı olarak bilinmiştir. Sayın Karamanlis veya Yunan generali hiçbir zaman telefon açıp hükümetimize direktif veremez, çünkü böyle bir şeyi biz kabul etmeyiz. Biz Sayın Talat'tan ve CTP'den de aynı davranışları beklerdik; ancak onlar da çok değiştiler".

"Ferdi Sabit Soyer,

Kimi, nasıl temsil ediyor?"

Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in Viyana'daki bir sergide Rumların baskısı sonucu fotoğrafının kapatıldığı ve bunun hangi iyi niyet çerçevesine konulabileceğinin sorulması üzerine, Hristofyas, kendilerinin Kıbrıs Türk toplumunun uluslararası alanda temsil edilmesinin ve Kıbrıslı Türk liderlerin de bu temsiliyeti gerçekleştirmelerini desteklediklerini, ancak Başbakan Ferdi Sabit Soyer tanınmışlığı olmayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başbakanı olarak Türk yurttaşları temsil edemeyeceğini iddia etti.

Hristofyas "Biz kesinlikle Türk liderlerin kendi halklarını temsil etmelerine karşı değiliz ancak Sayın Soyer'in fotoğrafı tanınmışlığı olmayan bir devletin başbakanı olarak, Papadopulos'un fotoğrafının yanına konulamaz; biz bunu kabul edemeyiz. Bunun iyi-kötü devlet politikasıyla bir ilgisi yok. Şu an bir devlet var ve bu devletin Başbakanı Sayın Soyer değildir. Sayın Soyer kimi nasıl temsil ediyor bunu sorgulamak lazım" sözlerini kullandı.

"2006 yılı için büyük

hareketlenmeler beklemiyorum"

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'nin yeni bir planı olduğunun hatırlatılması üzerine Hristofyas, Kıbrıs konusunda 2006 yılı içerisinde bir takım hareketlenmeler beklediğini ancak önemli sayılabilecek gelişmelerin yaşanmasını öngörmediklerini söyledi. Hristofyas "Bu sene atılabilecek adımlar ancak bir sonraki yıla hazırlık olacaktır. Bizim endişemiz Türkiye ile bir kriz yaşamamak, zira bunun ne Türkiye'ye ne de Kıbrıslılara bir faydası olur. Bu nedenle Türkiye'nin bazı inatlarından vazgeçmesi gerekiyor" dedi.

"İsmet Güney'i onurlandırmaktan gurur duyarız"

Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını ve armaların desenlerini çizen Kıbrıslı Türk Ressam İsmet Güney'in 46 yıldır kendisine vaad edilen yıllık ödemenin yapılmadığının ve bu yönde Türk ressamın yargıya başvuracağının hatırlatılması üzerine, Dimitris Hristofyas, olayla ilgili herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, Rum yönetiminin tazminat ödemesi gerekirse bunu yapacağını ifade etti. Hristofyas "Türk ressamları yarattıkları güzel eserler vesilesiyle her zaman onurlandırmaktan büyük sevinç duydum. Rum meclis başkanı olarak Sayın İsmet Güney'i de onurlandıracağımı söylemek isterim. Bu olayın yargıya intikal etmesinin bir anlamı yoktur. Biz bayrağımızdan vazgeçecek değiliz, kendisine ödenmesi gereken bir tazminat varsa ödenecektir".

KIBRIS 21/06/06

 

İzolasyonlar kalkmazsa hiç bir şey olmaz

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin grup toplantısında konuşan Türkiye Başbakanı Erdoğan vurguladı:

İzolasyonlar kalkmazsa hiç bir şey olmaz

11 ADIM ÖNDEYİZ Türkiye'nin garantör ülke olarak üzerine düşen adımları attığını yineleyen Türkiye Başbakanı Erdoğan, Türk tarafının Rumlardan 11 adım önde olduğunu ifade etti. Erdoğan ayrıca, Kıbrıs sorununun süratli bir şekilde çözülmesi için Rum tarafının da adım atması gerektiğini, şu anda Güney Kıbrıs'ın çözüm üretmeyen taraf olduğunu vurguladı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta siyasi çözümün AB zemininde değil, BM zemininde olacağını belirterek, ''Şu anda biz daha güçlüyüz. Ne demiştik; 'Bir adım öndeyiz.' Şimdi 11 adım öndeyiz'' dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, AB konusundaki gelişmelere değindi. 12 Hazirandaki AB zirvesinde, Güney Kıbrıs'ın engelleme gayretlerine rağmen AB içinde sağduyunun galip geldiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin, 17 Aralık, 3 Ekim ve Lüksemburg zirvesini geçerek, fiili müzakerelere başlayan ülke konumuna geldiğini vurguladı.

Erdoğan, zirve öncesi ve sonrasında yaşananların, AB sözcülerinden bazılarının beyanatları dikkate alındığında, Kıbrıs meselesinin Türkiye-AB ilişkileri üzerinde önümüzdeki süreçte de tesirli olacağı ifadesi olduğunu kaydetti.

''Kıbrıs'ta çözüme ulaşılmadan, Güney Kıbrıs'ın üyeliğe kabulü siyaseten çok yanlış bir karar olmuştur'' sözünü kendisinin değil, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın söylediğini hatırlatan Erdoğan, Türkiye'nin samimi davrandığını bildirdi. Erdoğan, Annan'ın, ''24 Nisan referandumundan sonra, bu tabloya rağmen Annan Planı'nın reddedilmesine karşılık Güney Kıbrıs'ı AB'ye kabul etmek, yanlış olmuştur'' dediğine dikkati çekti.

Annan'ın, BM Genel Sekreterliği olarak, Kıbrıs'ta referandum çalışmasından sonra raporunu hazırladığını, bunun, BM Güvenlik Konseyi'ne gittiğini, ancak iki yıl geçmesine karşılık raporun görüşülmediğini hatırlatan Erdoğan, ''Peki, biz bunu nasıl izah edeceğiz, BM Güvenlik Konseyi bunu nasıl izah edecek? Şu ana kadar bu konuda niye bir açıklama yapmamıştır. O zaman BM Güvenlik Konseyi'nin görevi ne? O zaman referandumun yapılmasının anlamı da yoktu. Bir Annan Planı'nın ileri sürülmesinin de anlamı yoktu'' diye konuştu.

Çözüm üretmeyen taraf Güney Kıbrıs

Kıbrıs'ta garantör bir ülke olarak istenileni yerine getirdiklerine; bunu, sadece AB'nin değil, dünyanın da kendilerinden istediğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bizler, ülkemizdeki marjinal çevrelerin, marjinal bazı grupların muhalefetine rağmen, verilmesi gereken bütün sinyalleri verdik ve Kuzey Kıbrıs'taki soydaşlarımızın, kardeşlerimizin hakikaten o objektif bakışları neticesinde de Annan Planı'na yüzde 65 'evet' çıktı. Güneyde ise 'hayır' çıktı. Güney Kıbrıs 'hayır' derken; barışa hayır dedi, adada birlikteliğe hayır dedi, Annan Planı'na hayır dedi, AB'ye hayır dedi. Ama kabul edildi. Bunu anlamak mümkün değil. Şu anda biz çok daha güçlüyüz. Ne demiştik; 'Bir adım öndeyiz'. Şimdi 11 adım

öndeyiz. Çünkü yeni paketimizde 10 tane daha çözüm önerisi var. Onların atması gereken adımlar var. Onlar bu adımları atacak ki o zaman bu iş süratle çözüme kavuşsun. Şu anda Güney Kıbrıs, çözüm üretmeyen bir taraf. Dolayısıyla dost ülkelerle, AB üyesi ülkelerle bir araya geldiğimizde; bu konu açıldığında, biz bunları söylüyoruz. Söylediğimizde de onların herhangi bir savunacak yanları olmadığı ortaya çıkıyor ve kalkıp da durumlarını, tezlerini savunamıyorlar. Çünkü çözümden yana biz olduk. Çözüm için iradesini ortaya koyan biz olduk. Ama maalesef çözümü isteyen Kuzey Kıbrıs, şu ana kadar hala cezalandırılmıştır. Siyaseten yapılan bu yanlış, Rum tarafının elinde bulundurduğu AB kozuna güvenerek, BM'nin çözüm arayışının dışında

hareket etmesine sebep olmaktadır. Kıbrıs'ta siyasi çözüm AB zemininde olamaz. Kıbrıs'ta siyasi çözüm, BM zemininde olacak.''

"AB verdiği sözleri tutmuyor"

Bazı ifadelerinin, AB üyesi ülke liderlerince, ''Türkiye Başbakanı çok sert konuştu, sert açıklamalar yaptı'' diye değerlendirdiğini hatırlatarak, bu ifadeleri ilk kez kullanmadığını, 3 Kasım sonrası yaptığı turlarda da kendilerine ifade ettiğini söyledi. Erdoğan, ''O gün, bugündür söylediklerimi söylüyorum. Bunlar yeni ifadeler değil. Onların söyledikleri yeni mi, hayır yeni değil. Aslında aynı şeyler söylenmektedir. Biz de diyoruz ki 'Artık gelin, bu işi çözüme kavuşturalım. 'Biz çözümü istiyoruz ama siz tıkıyorsunuz'' diye konuştu.

AB'nin KKTC'ye verdiği sözleri de tutmadığını, 24 Nisanın 2 gün sonrasında AB Mali ve İdari İşlerin doğrudan ticaret konusunda verdiği kararı hâlâ uygulamaya koyamadığını ifade eden Erdoğan, izolasyonların kaldırılması yönünde en ufak bir adım atmadığını kaydetti.

"Güney Kıbrıs'ın Gümrük Birliği'ne

katılımını veto edebilirdik"

''Şimdi, Kıbrıs meselesini AB içine taşıdığını düşünen Rum kesimi, Türkiye'nin müzakerelerini yürüttüğü bir konjonktürde, Türkiye üzerinden bir baskı oluşturmak gayretinde'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün bu yıl sonuna kadar Türkiye tarafından imzalanması istenmektedir. Türkiye, AB üyesi ülkelerde üye olmadan Gümrük Birliği'ne kabul edilen tek ülkedir. Güney Kıbrıs, AB'ye kabul edildiği zaman, Gümrük Birliği üyesi olarak Güney Kıbrıs'ın da Gümrük Birliği'ne dahil edilmesi

noktasında Türkiye, burada bir veto yetkisini kullanabilirdi ama kullanmamıştır. Niye? Sözünde durmak var ya... İşte orada da sözünde durmuştur. AB'ye artık üye olmuştur, üye olduğu için de Gümrük Birliği üyesi olma hakkı kazandığı için burada kalkıp böyle tersliğe girmemiştir; böyle bir gerginliğin tarafı olmamıştır. Ama bunun dışında bir şeyi bizden talep etmek, haksızlıktır, biz buna 'evet' demeyiz.''

Türkiye'nin, AB ile müzakere sürecinin teknik olduğunu söylediğine işaret eden Erdoğan, ''Bu sürece asla siyaseti bulaştırmayalım. Nasıl üzerimize düşeni yapıyorsak muhataplarımız da üzerine düşeni yapmalıdır. AB içinde bu hakkaniyet ölçüsüne, bu devlet ciddiyetine sahip dostlar olduğunu da biliyorum. Bunlar hakikaten ilk fasılda da tavırlarını ortaya net koydu. Muhataplarımız üzerine düşeni yapsın ki hak yerini bulsun, taşlar yerli yerine otursun. AB içinde aynı şekilde bunu savunanlar da var'' dedi.

KIBRIS 21/06/06

 

GAÜ, İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu'na (FUIW) tam üye oldu

Girne Amerikan Üniversitesi'nin (GAÜ), İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu'na (FUIW) tam üyeliği resmen kabul edildi. Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) eğitim- denetleme ve denklik kurumlarına olan uluslararası tanınmışlık ve üyeliklerine bir yenisini ekleyen GAÜ, 27 Mayıs 2006 tarihinde, Birleşik Arap Emirlikleri'nde yapılan yönetim kurulu toplantısında alınan kararla "İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu"na tam üye olarak kabul edildi.

"İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu"na tam üyelik ile ilgili olarak Girne Amerikan Üniversitesi Başkanlık Ofisi'nden bir açıklama yapıldı.

Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yükseköğrenimi denetleyen ve denklik veren yükseköğretimde otorite olarak kabul edilen kurumlar tarafından GAÜ akademik programlarının tanındığının hatırlatıldığı açıklamada, İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu üyeliği ile GAÜ diploması ile akademik programlarının dünyanın her yerinde tanındığı ifade edildi.

Akpınar: GAÜ, İslam dünyası yüksek öğretimini

Avrupa standartlarına taşıyacak

İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu üyeliği ile ilgili GAÜ Başkanı Serhat Akpınar tarafından yapılan açıklamada, GAÜ'nün İslam dünyası yükseköğretimini Avrupa standartlarına taşıyacak teknolojik alt-yapı ve uzman kadrolara sahip olduğu ifade edildi.

İslam dünyasında birçok üniversite ile eğitim işbirliklerinin yanı sıra Mısır başta olmak üzere Müslüman ülkelerde GAÜ'nün eğitim merkezlerinin olduğunun altını çizen Akpınar, GAÜ'nün Amerikan eğitim anlayışını Avrupa eğitim standartları ile birbirine entegre eden tek üniversite olduğunu vurguladı.

İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu üyeliği ile GAÜ'nün böylesi bir vizyonu İslam dünyası yükseköğretimini AB standartlarına ulaştırmak adına misyona dönüştürdüğünü belirten Akpınar, Karmi Kampus ile diğer eğitim merkezlerinde uzaktan eğitim amaçlı teknolojik altyapı birikimi ile GAÜ'nün bu misyonu başaracak güçte olduğunu belirtti.

Diğer üniversitelerin de İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu üyeliği ile önemli bir adım attıklarını ifade eden Akpınar, GAÜ'nün bilim ve eğitim ortakları ile İslam dünyası yükseköğretimine yön vereceğini söyledi.

GAÜ'nün Avrupa İşletme Eğitimi Konseyi (ECBE) kongresine geçtiğimiz günlerde ev sahipliği yaptığını da hatırlatan Akpınar, Avrupa Birliği tarafından GAÜ akademik programları ve diplomasının tanındığını belirterek, AB eğitim konseyleri içerisinde GAÜ'nün etkinliğinin gerek Kuzey Kıbrıs gerekse İslam dünyası yükseköğretimine yön vereceğini sözlerine ekledi.

KIBRIS 21/06/06

 

Mülkiyette kritik günler

AİHM, Mal Tazmin Komisyonu'nun etkin iç hukuk yolu olup olamayacağına yönelik kararını yarın veriyor. Mal Tazmin Komisyonu Başkanı Sümer Erkmen, komisyona yapılan başvurularla ilgili çalışmaların aralıksız sürdüğünü söyledi

Mülkiyette kritik günler

RAPORLAR AİHM'YE ULAŞTIRILIYOR... KIBRIS'a konuşan Mal Tazmin Komisyonu Başkanı Sümer Erkmen, Rumların, KKTC'de bıraktıkları taşınmazlarıyla ilgili yaptıkları başvuru dosyalarından bir kısmının neticelenmek üzere olduğunu, gerekli raporların, AİHM'nin komisyonun etkin iç hukuk yolu olup olamayacağına yönelik yarın vereceği karardan önce Strasbourg'a gönderileceğini belirtti

YARIN SON GÜN... Kıbrıslı Rum Ksenides Arestis'in mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının çiğnendiğine hükmeden AİHM, Türkiye Cumhuriyeti'ne adanın kuzeyinde Rumlar için tazmin komisyonu oluşturulması için 22 Mart 2006, komisyonun fiili işlerlik kazandığının ispatlanması konusunda ise yarına kadar süre tanımıştı. Erkmen, raporların yarına kadar yetkililerin eline ulaştırılmasına çalışılacağını söyledi

 

Aral MORAL

KKTC'de kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun Başkanı Sümer Erkmen, Rumların, KKTC'de bıraktıkları taşınmazlarıyla ilgili yaptıkları başvuru dosyalarından bir kısmının neticelenmek üzere olduğunu, gerekli raporların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), komisyonun etkin iç hukuk yolu olup olamayacağına ilişkin kararından önce AİHM'ye gönderileceğini belirtti.

Kıbrıslı Rumlara KKTC'deki taşınmazlarını veya bu taşınmazların bedellerini geri alabilmeleri için etkin iç hukuk yolu oluşturulması amacıyla AİHM'nin Ankara'ya verdiği süre yarın doluyor.

Kıbrıslı Rum Ksenides Arestis'in mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının çiğnendiğine hükmeden AİHM, Türkiye Cumhuriyeti'ne adanın kuzeyinde Rumlar için tazmin komisyonu oluşturulması için 22 Mart 2006, komisyonun fiili işlerlik kazandığının ispatlanması konusunda ise yarına kadar süre tanımıştı.

Hazırlanan raporların ne zaman gönderileceği sorusuna "Bilmiyorum" yanıtı veren Sümer Erkmen, AİHM'nin vereceği karardan önce raporların yetkililerin eline ulaşıp ulaşmayacağı sorusuna ise "Yetişir herhalde" yanıtını verdi.

Açıklama yapılmayacak

"Tazmin Komisyonu'nun kararlarını yarından itibaren açıklamaya başlayacağı" şeklindeki basın haberlerini de değerlendiren Sümer Erkmen, "Açıklama yapacağız şeklinde haberler var. Bu doğru değil. Açıklama yapılmayacak" dedi.

Erkmen sözlerini tamamlarken, tazminatların Türkiye Cumhuriyeti tarafından değil, KKTC hükümetinin bütçede ayırdığı paydan ödeneceğini sözlerine ekledi.

AİHM'in seçenekleri

Türkiye hükümetinin AİHM'ye ileteceği veriler ışığında, AİHM gelecek aylarda Arestis davasında yeni bir karar daha açıklayacak. AİHM kaynakları, Strasbourg mahkemesinin önünde iki olasılık bulunduğunu belirtiyor.

İlk olasılığa göre, Ankara'nın ileteceği veriler tatmin edici bulunacak ve KKTC'de Rum başvuruları için etkin iç hukuk yolu oluşturulduğuna kara verilecek.

AİHM'in böyle bir durumda gerek Arestis'i gerekse gündemdeki Rum başvurularını tazmin komisyonuna yöneltebileceği söyleniyor.

Ancak tazmin komisyonu AİHM kapısının Rumlara kapandığı anlamına gelmiyor. Komisyon kararından memnun olmayan Rumlar için AİHM'e başvurunun mümkün olacağı belirtiliyor.

İkinci olasılık ise tazmin komisyonunun gerçek anlamda işlerlik kazanmaması senaryosu üzerinde kurulu. Böyle bir durumda AİHM'in Ksenides-Arestis'le ilgili tazminat kararını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 41'inci maddesi temelinde bu yıl sonuna doğru açıklayabileceği belirtiliyor.

Ksenides-Arestis, mahkeme masrafları da dahil olmak üzere Türkiye'den 2 milyon Euro'nun üzerinde tazminat talep ediyor.

Loizidu kararı

AİHM, 1996 yılında da benzer bir davada Titiana Loizidu adlı bir Rum vatandaşını haklı bulmuş, 1998 yılında Ankara'nın kendisine maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetmişti.

Ankara, yoğun diplomatik ve politik baskılar karşısında 2003 yılı sonunda Loizidu'ya 1 milyon Euro'yu aşkın tazminat ödemişti.

AİHM'nin Türkiye'yi Ada'da "işgal gücü" olarak tanımladığı Loizidu kararı Rumların mülkiyet başvuruları için emsal kara olmaz özelliğine sahip.

1400 başvuru askıda

Öte yandan, AİHM gündemdeki 144'ü aşkın Rum başvurusu da Ksenides-Arestis kararı ve tazmin komisyonunun nasıl işleyeceğini bekliyor.

Büyük çoğunluğu henüz davalaşmamış olan bu başvuruların AİHM'ye büyük iş yükü oluşturduğunu Strasbourg kulislerinde kimse gizlemiyor.

KIBRIS 21/06/06

 

Talat Papadopulos ile buluşuyor

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 3 Temmuz’da bir araya gelecek.

 

NTV

Güncelleme: 00:32 TSİ 21 Haziran 2006 Çarşamba

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Papadopulos, Kıbrıs Kayıp Şahıslar Komitesi’ndeki BM Temsilcisi Christophe Girod’nun atanması nedeniyle Lefkoşa’da ara bölgede buluşacak

Rum hükümet sözcüsü Hristodulos Paşiardis, görüşmede kayıplar konusunun ele alınacağını, başka konuların görüşülmeyeceğini açıkladı.

Rum Politis gazetesi ise, BM’nin iki lider arasında ikinci bir görüşme ayarlamak için de çalıştığını yazdı. Gazete, BM Genel Sekreteri’nin siyasi işlerden sorumlu yardımcısı İbrahim Gambari’nin Kıbrıs ziyaretini, 8 Temmuz’da Papadopulos ile Talat arasında yapılacak zirveyle sonlandırmak istediğini kaydetti.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’la 3 ve 8 Temmuz’da görüşmesi için yapılan önerileri kabul ettiğini, ancak Papadopulos’un 8 Temmuz görüşmesine ne yanıt verdiğini henüz bilmediğini açıkladı.

Talat, gazetecilere, Kıbrıs Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’nin üçüncü üyesi Christophe Girod’un atanması vesilesiyle Papadopulos’la görüşeceğini söyledi.

Talat, BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari’nin Kıbrıs’ı ziyareti sırasında, 8 Temmuzda tarafları bir araya getirmek istediği toplantıya da kendisinin onay verdiğini, ancak Rum tarafından ne yanıt verildiğini henüz bilmediğini kaydetti.

KKTC’den Rumlara tazminat önerisi

KKTC’de oluşturulan tazmin komisyonu, Rumların 2 başvurusunda toprak iadesi, 1 başvuruda ise tazminat önerisinde bulundu. Kararlar, 1974’ten bu yana bir ilk olması açısından önem taşıyor.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 06:47 ET 21 Haziran 2006 Çarşamba

LEFKOŞA - Tazmin komisyonuyla, Rumlar için KKTC’de bir iç hukuk yolu oluşturularak, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açtıkları davaların önüne geçilmesi hedefleniyor.

KKTC Tazmin Komisyonu, Rumların Türk tarafındaki mallarıyla ilgili 16 davadan 3’ünü sonuçlandırdı. Tatlısu’daki araziler için yapılan başvuruların ikisine toprak iadesi, 1 başvuruya da tazminat ödenmesi önerildi.

Adları açıklanmayan 2 Ruma ait geniş arazinin, herhangi bir KKTC vatandaşının kullanımında olmadığına ve yasa uyarınca hemen iade kapsamına girdiğine dikkati çeken ilgililer, malın iadesinin kamu çıkarı açısından da sakınca taşımadığını belirttiler.

Mülkiyet Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı gerçek veya tüzel kişiye ait olmayan, konumu ve niteliği uyarınca ulusal güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında.

KKTC’de kalan eski malına karşılık tazminat talebiyle Komisyona başvuran Rum’la duruşmaya gerek kalmadan anlaşmaya varıldığı öğrenildi.

KSENİDES-ARESTİS’E 1 MİLYON 610 BİN YTL ÖNERİLDİ
Tazminat Komisyonu ayrıca, Ksenides-Arestis’in Maraş’taki taşınmaz malları için 460 bin Kıbrıs Lirası 1 milyon 610 bin YTL tazminat önerisinde bulundı.

Davacı, KKTC sınırları içinde yerleşime kapalı Maraş bölgesinde 1974 yılında terk ettiği taşınmaz mallarını geri almak için 1999 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuştu.

Ksenides-Arestis’in açtığı davada Türkiye’yi mahkum eden mahkeme, davacının iç hukuk yoluyla tatmin edilmesi için altı aylık bir süre tanımıştı ve bu süre yarın doluyordu.

Mülkiyet Yasası uyarınca tazminata karar verilmesi halinde, bu miktar devlet adına İçişleri Bakanlığı tarafından ödenecek. Tazminat alan Rum’un mülkiyet hakkı da ortadan kalkacak.

Kıbrıs’taki mülkiyet sorunuyla ilgili muhatap kabul edilen Ankara’nın, hafta içinde Strasbourg’daki daimi temsilciliği aracılığıyla KKTC’deki tazmin komisyonu ve Rumlar tarafından yapılan başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda AIHM’e ayrıntılı bilgi vermesi bekleniyor.

‘MÜLKİYET İADESİ ANAYASAYA AYKIRI DEĞİL’
Öte yandan ana muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi’nin, mülkiyet iadesinin anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi oyçokluğuyla, mülkiyet yasasının her yönüyle anayasaya uygun olduğu görüşüne vardı.

Anayasaya uygun bulunan mülkiyet yasasıyla, Rumların Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açtıkları davaların önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede oluşturulan tazmin komisyonuyla, Rumlar için KKTC’de bir iç hukuk yolu oluşturulması öngörülüyor.

AİHM Ankara’dan haber bekliyor

Kıbrıslı Rumlara KKTC’deki taşınmazlarını veya bu taşınmazların bedellerini geri alabilmeleri için etkin iç hukuk yolu oluşturulması amacıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Ankara’ya verdiği süre 22 Haziran’da doluyor.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 21:09 TSİ 20 Haziran 2006 Salı

STRASBOURG - 22 Aralık 2005’te Kıbrıslı Rum Ksenides-Arestis’in mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının çiğnendiğine hükmeden AİHM, Ankara’ya Ada’nın kuzeyinde Rumlar için tazmin komisyonu oluşturulması için 22 Mart 2006, komisyonun fiili işlerlik kazandığının ispatlanması konusunda ise 22 Haziran 2006’ya kadar süre tanımıştı.

Ankara’nın bu hafta içinde, Strasbourg’daki daimi temsilciliği aracılığıyla, KKTC’deki tazmin komisyonu ve bu komisyona şu ana kadar Rumlar tarafından yapılan başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda AİHM’e ayrıntılı bilgi vermesi bekleniyor.

AİHM’İN SEÇENEKLERİ
Türk hükümetinin AİHM’e ileteceği veriler ışığında, AİHM gelecek aylarda Ksenides-Arestis davasında yeni bir karar daha açıklayacak. NTV’ye konuşan AİHM kaynakları, Strasbourg mahkemesinin önünde iki olasılık bulunduğunu belirtiyor.

İlk olasılığa göre, Ankara’nın ileteceği veriler tatmin edici bulunacak ve KKTC’de Rum başvuruları için etkin iç hukuk yolu oluşturulduğuna karar verilecek.

AİHM’in böyle bir durumda gerek Ksenides-Arestis’i gerekse gündemindeki Rum başvurularını tazmin komisyonuna yöneltebileceği söyleniyor.

Ancak tazmin komisyonu AİHM kapısının Rumlara kapandığı anlamına gelmiyor. Komisyon kararından memnun olmayan Rumlar için AİHM’e başvurunun her zaman mümkün olacağı belirtiliyor.

İkinci olasılık ise tazmin komisyonunun gerçek anlamda işlerlik kazanamaması senaryosu üzerine kurulu. Böyle bir durumda AİHM’in Ksenides-Arestis’le ilgili tazminat kararını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 41’inci maddesi temelinde bu yıl sonuna doğru açıklayabileceği belirtiliyor.

Ksenides-Arestis, mahkeme masrafları da dahil olmak üzere Ankara’dan 2 milyon Euro’nun üzerinde tazminat talep ediyor.

LOIZIDU KARARI
AİHM, 1996 yılında da benzer bir davada Titina Loizidu adlı Rum vatandaşını haklı bulmuş, 1998 yılında Ankara’nın kendisine maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetmişti.

Ankara, yoğun diplomatik ve politik baskılar karşısında 2003 yılı sonunda Loizidu’ya 1 milyon Euro’yu aşkın tazminat ödemişti. AİHM’in Türkiye’yi Ada’da ‘işgal gücü’ olarak tanımladığı Loizidu kararı Rumların mülkiyet başvuruları için emsal karar olma özelliğine sahip.

1400 BAŞVURU ASKIDA
Öte yandan, AİHM gündemindeki 1400’ü aşkın Rum başvurusu da Ksenides-Arestis kararı ve tazmin komisyonunun nasıl işleyeceğini bekliyor. Büyük çoğunluğu henüz davalaşmamış olan bu başvuruların AİHM’e büyük iş yükü oluşturduğunu Strasbourg kulislerinde kimse gizlemiyor.

İK֒den Türkiye’nin Kıbrıs planına destek

Uğur ERGAN / BAKÜ



İSLAM Konferansı Örgütü (İKÖ), son yılların en kapsamlı "Kıbrıs kararı"nı alarak tüm dünyaya, adada çözüme kavuşulması için Kıbrıs Rum Kesimi’ne ciddi şekilde baskı yapılması çağrısında bulundu.

Bakü’de dün sona eren İKÖ Dışişleri Bakanları toplantısında kabul edilen "Kıbrıs’ta durum kararı" başlığını taşıyan belgede şu kararlar yer aldı:

1. İKÖ, Kıbrıs sorununun çözümünde Kıbrıs Rum Kesimi’nin isteksizliğini büyük bir memnuniyetsizlikle not eder.

2. Tüm uluslararası kuruluşlar ile toplumu, Kıbrıs Rum Kesimi’ne Annan Planı çerçevesinde çözüm sağlanması için baskı yapmaya davet ediyoruz.

3. Kıbrıs Türklerine yönelik ambargoların kaldırılması yönündeki çağrımızı yineliyoruz.

4. İKÖ, Kıbrıs’ta çözüm için Türkiye’nin geçen Ocak ayında açıkladığı eylem planına tam destek verir.

5. İKÖ, Kıbrıs’ta çözüm için BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonuna ve bunun önemine tam destek verir.

6. İKÖ, Kıbrıs’ta çözüm için iki tarafın siyasi eşitliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulunur.

Sonuç bildirgesinde İKÖ Yunanistan’a ağır eleştirilerde bulundu ve vatandaşlığını kaybeden 60 bin Batı Trakya’ya bu haklarının geri verilmesini istedi.

HURRIYET 22/06/06

Rumlara ilk toprak iadesi

Ömer BİLGE LEFKOŞA

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’den ’İç hukuk oluştur’ isteği üzerine KKTC’de kurulan komisyon, 1974’ten bu yana ilk kez Rumlara topraklarını iade kararı aldı. İçinde 2 Avrupalı hukukçunun da bulunduğu komisyon, 2 Rum’a Girne’deki mülklerini iade etti, Türkiye’yi AİHM’de mahkum ettiren Ksenidi Aresti adlı kadına da kapalı Maraş’taki evi için kullanım kaybından dolayı 920 bin dolar tazminat önerdi.

TÜRKİYE’yi AİHM’de köşeye sıkıştıran Rum davalarında tarihi bir karar alındı. AİHM 22 Aralık’ta Ksenidi Aresti adlı Rum kadının kapalı Maraş kentindeki mülkü için açtığı davada Türkiye’den "Kuzey Kıbrıs’ın denetimi Türkiye’de. Rum davalarını tatmin edecek bir iç hukuk yolu oluştur" kararı almıştı. KKTC’de Tazmin Komisyonu dün AİHM’nin Türkiye’ye verdiği 6 ayın dolmasına saatler kala Aresti’ye 920 bin dolar (440 bin dolar mal kaybı, 480 bin dolar kullanım kaybı) tazminat önerdi. Mahkeme ayrıca, Maraş’ın kapalı olması nedeniyle mülk iadesini de Kıbrıs’ta çözüm sonrasına bıraktı.

Kararı değerlendiren Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Memnuniyet verici olduğuna inanıyorum. Türkiye’nin bunun arkasında desteği vardır" dedi.

Aralarında 2 yabancı hukukçunun da bulunduğu komisyon ayrıca AİHM’yi, raflarında bekleyen 1400’e yakın Rum davasına iç hukuk yolu oluşturma kabiliyeti bulunduğunu ikna için başvuruda bulunan 16 Rum’dan 8’inin davasını görüştü ve 3’ü ile pazarlığa oturarak uzlaşma sağladı.

Mahkeme gücündeki komisyon, 2 Rum’a Girne’ye bağlı Tatlısu köyündeki arazilerini doğrudan iade etmeye karar verdi. Bir Rum’a ise istediği tazminatın ödenmesini kararlaştırdı. Rumların isimleri ve tazminat miktarı ise açıklanmadı. Tazminat isteyen Rum’a istediği yabancı para biriminden ve istediği bankaya çekinin yatırılacağı belirtildi. Rumlar’dan AİHM’deki davalarını geri çekmeleri ve mülkleri ile ilgili bir daha talepte bulunmayacakları yönünde yazılı teminat alındı. Böylece örnek teşkil etmesi açısından, 1974’ten bu yana ilk kez Rumlara, mahkeme eliyle topraklarına geri dönüş hakkı sağlanmış oldu.

HALK ENDİŞELİ

Tazmin komisyonunun çalışma esaslarını belirleyen yasaya göre, başka biri tarafından kullanılan 1974 öncesindeki mülkün iadesi yapılmayacak. Komisyon sadece, boş olan, birisine tahsis edilmeyen ve askeri bölge dışında kalan yerlerin iadesine karar verebiliyor. Ancak komisyon, başvuran Rumların tazminat taleplerini ele almak zorunda.

Girne’nin Tatlısu köyünde 2 Rum’a iade edilen arazilerin bir başkası tarafından kullanılmadığı belirtildi. Buna rağmen, Tatlısu köyünde onlarca köylüye topraklarının Rumlar tarafından komisyon yoluyla istendiği yönünde mahkeme celbi gitmiş ve halk arasında panik yaratmıştı. Kıbrıslı Türkler, KKTC topraklarının yüzde 80’inin 1974 öncesinde Rum tapulu olması nedeniyle mülkiyet ile ilgili gelişmeleri büyük bir endişe ile takip ediyor.

HURRIYET 22/06/06

Rumlar tazminat teklifini kabul edecek mi

AİHM, tazmin komisyonunun Türkiye adına aldığı kararlara pilot dava olması nedeniyle Ksenidi Aresti’nin avukatına ve davaya 3’üncü taraf olarak katılan Rum yönetimine gönderecek. Aresti’nin teklif edilen 920 bin dolar tazminatı kabul edip etmeyeceği henüz bilinmiyor. Aresti Türkiye’den mahkeme masraflarıyla birlikte 2 milyon Euro istiyordu. Rum kesimi ve Aresti’nin komisyon ve kararlarıyla ilgili tutumunu AİHM’e bildirmesinin ardından mahkeme, tekrar toplanarak tazmin komisyonun diğer davalar için de bir adres olup olmayacağına karar verecek. Bu sürecin iki ayı bulması bekleniyor.

HURRIYET 22/06/06

Erdoğan, asıl mesajı Lefkoşa’dan verecek

Turan YILMAZ / ANKARA


 

 

 

 

 

 

 

Kıbrıs konusunda AB’ye rest çeken Başbakan Tayyip Erdoğan, bu konuda yeni bir adım daha atıyor.

"İZOLASYONLAR kalkmadan yeni adım yok, müzakereler durursa dursun" diyerek Kıbrıs konusunda AB’ye rest çeken Başbakan Tayyip Erdoğan, bu konuda yeni bir adım daha atıyor. Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekátı’nın 32. yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere 19-21 Temmuz tarihlerinde KKTC’ye gidecek. Erdoğan, AB ile müzakerelerde Türkiye’ye engel çıkarıp "veto" tehdidinde bulunan Rumlara ve AB’ye Lefkoşa’dan yanıt verecek. Erdoğan, "Çözüm için somut adımlar atmadığınız sürece Kıbrıs konusunda kesinlikle taviz yok" mesajını iletecek. Eşi Emine Erdoğan ile yapacağı ziyaret sırasında Türkiye’nin, Kıbrıs konusunda taviz vermesinin kesinlikle mümkün olmadığını bir kez daha ilan edecek olan Erdoğan’ın, KKTC ile ekonomik ilişkiler konusunda da önemli mesajlar vermesi bekleniyor. Erdoğan’ın, KKTC’nin enerji ve su gibi acil çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin bazı somut projeleri de gündeme getirmesi bekleniyor.

HURRIYET 22/06/06

 

Türk subayın Rum kızı

 

 

 

 

 

 

1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında annesi öldürülen bir Rum kızı ile onu evlat edinen Türk subayın yaşadıklarını konu alan "Vasiliki" adlı dizi, iki yıldır Kıbrıs Rum Kesimi'nde reyting rekorları kırıyor.

 

 

İstanbul'da da çekim yapıldı

 

Kıbrıs Rum Kesimi'nin özel televizyon kanalı Sigma’da yayınlanan ve 114'üncü bölümü bu hafta ekrana gelen "Vasiliki"nin çekimleri İstanbul, Atina ve Kıbrıs Rum Kesimi’nde gerçekleştiriliyor. Vasiliki'nin konusu ise şöyle: Girneli Marina, kızını kilisede vaftiz ederken Türk askerleri baskın düzenler ve Marina öldürülür. Osman adlı Türk subay küçük Vasiliki’yi kurtarır, onu İstanbul’a götürüp evlat edinir. Üvey babası, Emine adını alan ve Rum olduğunu bilmeyen Vasiliki'ye gerçekleri ölüm döşeğindeyken anlatır. 30 yaşındaki Vasiliki de ailesini bulmak için yollara düşer.

 

Amaç halkları birleştirmek değil

 

Başrol oyuncusu Kristina Pavlidu’nun eşi ve dizinin senaristi Yorgo Tsiakkas, "Vasiliki"nin bugüne kadar çekilen Türk-Rum halklarını birleştiren dizilerden farklı olduğunu, amaçlarının toplumların yakınlaşması olmadığını, bir dramı anlattıklarını söylüyor. Dizinin neredeyse her bölümü de 1974 yılını tasvir eden çatışma görüntüleriyle başlıyor. Dizi önümüzdeki ay yayınlanacak 118'inci bölümle sona erecek.

 

Çekimlerde Türkçe krizi

 

Senarist Yorgo Tsiakkas, Türk oyuncunun yer almadığı dizide en büyük zorluğun Vasiliki’ye Türkçe konuşturmakta yaşandığını söyledi. "Türkçe konusunda ciddi zorluklar yaşadık. Ama sonunda başarılı olduk" diyen Tsiakkas, Vasiliki’nin hangi dini seçeceğinin şu anda halkın en merak ettiği konu olduğunu, düğümün önümüzdeki ay çekilecek son bölümde çözüleceğini de sözlerine ekledi.

 

HURRIYET 22/06/06

 

Türklerin desteği Almanları şaşırttı



Dünya Kupası’nda, Almanya’da yaşayan Türklerin bayraklar taşıyarak Alman Milli Takımı’nı desteklemesi, televizyonlarda birinci haber oldu.

Ünlü haber spikeri Ulrich Wickert, ARD televizyonundaki ana haber programında Almanya-Ekvador mücadelesini izleyen Türklerin coşkulu görüntülerini ekrana getirdi ve ellerinde Alman bayrakları taşıyan Türklerin görüntülerinin entegrasyonun kanıtı olduğunu söyledi.

 

HURRIYET 22/06/06

 

 

Yeşil Hat'ta 'serbest ticaret bölgesi' planı

YASEMİN ÇONGAR Washington

 

 

 

 

 

 





 

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'nin Kıbrıs için bir açılım hazırlığı içinde olduklarını bildirmesi ardından, gözler Avrupa Birliği (AB) ile Ankara arasında gayri resmi düzeyde ele alınan bir formüle çevrildi. AB yetkililerinin değerlendirdiği, Ankara açısından ise henüz resmi politikadan ziyade bir düşünce egzersizi olma niteliği taşıyan plan, Kıbrıs'taki Yeşil Hat üzerinde bir serbest ticaret bölgesi kurulmasını öngörüyor.
Ada'daki Türk ve Rum taraflarının ortaklaşa ve eşit biçimde yararlanacakları böyle bir serbest bölgenin, KKTC'ye yönelik iktisadi izolasyonların kaldırılmasında önemli bir adım oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.
Plandan haberli siyasi bir kaynak, "Yeşil Hat'ta İki Taraflı Serbest Ticaret Bölgesi" fikrinin, Ankara ile Brüksel arasında gündeme geldiğini ve konunun, yine "bir fikir olarak" bu hafta içinde Washington'a da aktarıldığını belirtti. Ancak taraflar henüz bu öneriyle ilgili resmi tavır almadılar.
Yeşil Hat üzerinde Serbest Bölge kurulmasının, Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs Rum gemilerine açmak için öne sürdüğü, KKTC'ye yönelik izolasyonların kaldırılması beklentisini ne ölçüde karşılayacağı ise şimdilik soru işareti.

MILLIYET 22/06/06

 

 

 

AİHM, KOMİSYONUN ETKİLİ BİR İÇ HUKUK YOLU OLUP OLMADIĞINI BUGÜN KARARA BAĞLAYACAK

KKTC'den tarihi adım

Mal Tazmin Komisyonu iki Ruma mal iadesi yapılmasına, birine tazminat ödenmesine karar verdi, AİHM'den tazminat kararı bekleyen Arestis'e ise 1 milyon 565 bin YTL önerdi

Sefa Karahasan - Lefkoşa


KKTC'de, Kıbrıs sorununun kilit başlıklarından olan mülkiyet sorununa iç hukuk yolu oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonu, dün Kuzey Kıbrıs'ta kalan eski malları için başvuruda bulunan 3 Rumdan 2'sine mallarının iadesi, birine de tazminat ödenmesine karar verdi.
Böylelikle KKTC, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıslı Rumların KKTC'deki mülkleri konusunda "iç hukuk" yolu oluşturmak için Türk tarafına verdiği sürenin dolmasına 24 saat kala, tarihi bir adım atmış oldu.
Komisyon, AİHM'nin gündemindeki kilit davalardan olan Mirna Ksenides Arestis'e de 460 bin Kıbrıs lirası (yaklaşık 1 milyon 565 bin YTL) tazminat önerdi. Komisyonun kararına göre, Tatlısu'daki eski arazileri için başvuruda bulunan 2 Ruma malları iade edilecek, 1 Ruma da malı karşılığında tazminat ödenecek. Komisyon kararını mahkemeye gerek kalmadan, Rumlarla anlaşma imzalayarak verdi.

Yoğun ilgi görüyor
Rumlardan yoğun ilgi gören Komisyon, işleme koyduğu toplam 16 başvurudan 3'ünü dün karara bağlarken, adları açıklanmayan 2 Ruma ait geniş arazinin, herhangi bir KKTC vatandaşının kullanımında olmadığı, hemen iade kapsamına girdiği ve malın iadesinin kamu çıkarı açısından sakınca yaratmadığı belirtildi.
3. başvuru sahibineyse tazminat ödenmesini kararlaştıran Komisyon, bu Rumla da duruşmaya gerek kalmadan anlaştı. Rumun adı ve tazminat miktarı açıklanmadı. İçişleri Bakanlığı'nca ödenecek tazminatı alan Rumun mülkiyet hakkı ortadan kalkıyor. Komisyon, Titina Loizidu davasından sonra Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kilit davalarından AİHM'nin gündemindeki Arestis davasıyla ilgili de bir karar üretti. Kapalı Maraş bölgesindeki malı için tazminat isteyerek AİHM'ye başvuran Arestis'e Komisyon, 220 bini mal karşılığı, 240 bini de gelir kaybı olmak üzere toplam 460 bin Kıbrıs lirası (1 milyon 565 bin YTL) tazminat önerdi.

Rumlar şaşkın
Üç Rumun KKTC'deki eski malları için hukuki çözüm yolu üretilmesi, Kıbrıs Rum Kesimi'nde yankı buldu. Politis gazetesi, davası karara bağlanan Kıbrıslı Rumlardan birinin, AİHM'ye gidenlerden olduğunu ve Tazmin Komisyonu'nun bu Kıbrıslı Rumdan, AİHM'deki davasını çekeceğine dair belge imzalamasını istediğini yazdı. Gazete, "AİHM'de bekleyen bir davaya çözüm getirilmiş olması iç hukuk organı atanması için Kıbrıs Türk tarafının eline büyük bir argüman verdi" dedi.

AİHM'nin iki seçeneği

GÜVEN ÖZALP Brüksel

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'nin ileteceği veriler ışığında KKTC'de oluşturulan Tazmin Komisyonu'nun etkili bir iç hukuk yolu olup olmadığını karara bağlayacak.
Bu konudaki yaklaşım yıl sonuna kadar açıklanması öngörülen Ksenides Arestis davasında ortaya konulacak.
Aralık 2005'te Ksenides Arestis davasında mülkiyet ve özel hayatla ilgili ihlal tespit eden AİHM, Tazmin Komisyonu oluşturulması ve bunun fiilen işler hale getirilmesi için 6 ay süre verdi.
Bugün sona eren süre kapsamında iletilecek veriler Kıbrıs konusunda askıda bekleyen 1400 dosyanın da kaderini belirleyecek.
AİHM, Türkiye'nin verilerini yeterli bulur ve Tazmin Komisyonu'nu etkin bir iç hukuk yolu olarak nitelerse Rum başvurularının bu komisyona yönlendirilmesi gündeme gelebilecek. Ancak Rumların, komisyon kararlarından memnun olmamaları halinde AİHM yolunun da açık olacağı kaydediliyor.
Tazmin Komisyonu'nun AİHM tarafından etkin bir başvuru yolu olarak değerlendirilmemesi halinde ise her şeyden önce Ksenides Arestis davasıyla ilgili tazminat kararı açıklanacak.
Rum davacı Türkiye'den yaklaşık 2 milyon euro tazminat talep ediyor. AİHM'nin Tazmin Komisyonu'nu yetersiz bulması halinde dosya aşamasında olan ve çoğu henüz davalaşmamış 1400 dosya işleme sokulmaya başlanacak.

MILLIYET 22/06/06

 

Kıbrıs'ta çözüm esnek ve yapıcı olmaktan geçiyor



Kıbrıs konusuyla ilgili olarak bir hareketlilik gözleniyor. Yunanistan'ın bir "öneriler paketi" ile ortaya çıkacağı, BM Genel Sekreteri'nin de yardımcısı İbrahim Gambari'yi bölgeye göndereceği belirtiliyor. Bu arada diplomatik kulislerde, Washington ile Londra'nın, perde arkasından, Papadopulos'u daha "uyumlu" hale getirmeye çalıştıkları konuşuluyor.
Lüksemburg'da yaşanan tansiyon bu hareketliliğin başlıca nedeni. Sorunun çözümüyle gerçekten ilgili olanlar bu işin böyle gidemeyeceğini anladılar. Zira, Türk-AB müzakerelerinin her aşamasında yaşanacak olan gerilim hem Türkleri Avrupa'ya karşı soğutuyor -ki bu AB'de herkesin işine gelmiyor- hem de Kıbrıs sorununu iyice açmaza itiyor.

Sorunun çözüm yeri BM
Rumların sorunu AB platformuna çekme gayreti, Fransa ve Avusturya gibi ülkelerin Kıbrıs'ı Türkiye'ye karşı kullanmaları bir yana, birçok AB üyesi bu sorunun bir "AB sorunu" haline gelmesini istemiyor.
AB'nin resmi pozisyonuna göre de sorunun çözüm yeri hâlâ BM. Bu arada farklı hesapları olan Washington da toplumlararası görüşmelerin yeniden başlaması için tarafları zorluyor.
Kıbrıs konusunda görülen hareketliliği bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Peki, bu hareketlilikten bir şey çıkar mı? Esas soru bu.
Önce Gambari'nin yapacağı temaslara bakalım. Türkiye ve KKTC bu gelişmeden memnun. Atina "memnun değilim" diyecek durumda olmadığı için, "memnun görünüyor."
Rumlar ise hiç memnun değiller. Çünkü, son genel seçimlerinde de gösterdikleri gibi, meselenin BM'den alınıp AB'ye transfer edilmesini istiyorlar. Böylece, Türk tarafını istedikleri pozisyona zorlayabileceklerine inanıyorlar.

Masada başka seçenek yok
Ancak masada, en azından şu aşamada, böyle bir seçenek yok. AB'nin Kıbrıs konusuyla daha çok ilgileniyor olması da bu durumu değiştirmiyor. Bu yüzden Papadopulos Gambari'nin ziyaretine soğuk bakıyor. Çünkü BM'nin eninde sonunda Annan Planı'na benzer bir belgeyi önüne koyacağını biliyor.
Oysa bu planı kökünden reddettiği gibi, halkına da reddettirdi. Bu arada, Atina'nın getireceği çözüm önerilerine de kuşkuyla bakıyorlar. Çünkü, AB nezdinde ikna edici olması için, bu öneriler paketinin BM sürecine atıfta bulunarak Kıbrıslı Türkleri de kolluyor görünmesi gerekiyor.
Yani, "limanlar" meselesinin "dar açısından" değil, Kıbrıs meselesinin "geniş açısından" bakıldığında, Rumlar aslında kendilerini çıkmaz yola soktular.

Ret cephesi harekete geçti
Bu arada, Atina'nın çıkaracağı söylenen önerilerin basına sızmış hali bile bizdeki "ret cephesi"ni harekete geçirdi. Nedeni, "Kıbrıs'ın son iki buçuk yıl içinde bulunduğu AB gerçeği"ne yapılan atıfmış. Fakat bu cümle şayet gerçekten varsa -bakış açısına göre değişir.
Nitekim, Kofi Annan, BM açısından ortaya çıkan "AB gerçeğini" geçen hafta açıkladı. Türkiye'nin de üyesi olmak için çabaladığı bir örgüte Rum tarafının alınmış olmasının Kıbrıs çözümünü zorlaştırdığını söyledi.
AB'nin de şimdi üstesinden gelmeye çalıştığı açmaz da zaten bu. Onun için, Yunan önerilerini görmeden bunları peşinen lanetlemenin diplomatik açıdan pratik bir yararı yok. Unutmayalım, Kıbrıs'ta gerçekten çözüm isteniyorsa esnek ve yapıcı olmak lazım.

SEMIH IDIZ MILLIYET 22/06/06

 

KKTC'den Rumlara mal iadesi

KKTC'deki Tazmin Komisyonu, AİHM'nin verdiği sürenin dolmasına bir gün kala üç Rum'un başvurusunu mutabakatla sonuçlandırdı. İki Rum'a Tatlısu'daki arazileri iade edilecek, üçüncüsüne tazminat ödenecek. Gözler, AİHM'nin bunu iç hukuk yolunun ispatı olarak kabul edip etmeyeceğinde...

22/06/2006 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Kıbrıs'ta kilit sorunlardan biri olan mülkiyet konusunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türkiye'ye açılan davaları KKTC'ye yönlendirmesi amacıyla kurulan Tazmin Komisyonu, ilk kararlarını açıkladı. Üç Rum'dan ikisine mal iadesi, birine tazminat ödenmesi mutabakatlarını, AİHM'nin iç hukuk yolu oluşturulduğuna kanıt kabul etmesi umuluyor. Kararlar, AİHM'nin komisyonun fiili işlerlik kazandığının ispatlanması için tanıdığı altı aylık sürenin dolmasına bir gün kala çıktı.
Rumlardan yoğun ilgi gören komisyon, 16 Rum'un kuzeyde kalan eski malları için başvurularını işleme koyup üçünü sonuçlandırdı. Mahkemeye gerek kalmadan anlaşma imzalanıp mutakata varıldı. Buna göre Tatlısu'daki arazilerle ilgili başvurularda, KKTC vatandaşlarınca kullanılmadıkları ve iadeleri kamu çıkarına zarar vermediği için hemen iade kapsamına giren mallar adı açıklanmayan iki Rum'a verilecek. Adı açıklanmayan üçüncü Rum'a ödenecek tazminat ise açıklanmadı. Devlet adına İçişleri'nin tazminatı ödemesiyle Rum'un mülkiyet hakkı ortadan kalkacak.

Arestis'e 460 bin KL
Titiana Loizidu davasından sonra mülkiyet sorununun kilit davalarından olan AİHM gündemindeki Mira İksenidis Arestis davasıyla ilgili de komisyon karar verdi. Kapalı Maraş bölgesindeki malı için tazminat talebiyle AİHM'ye başvuran Arestis'e, 220 bini mal karşılığı, 240 bini de gelir kaybı olmak üzere 460 bin Kıbrıs Lirası (1 milyon 610 bin YTL) tazminat önerildi. Arestis'in avukatına gönderilen yazılı öneride, iade talebinin komisyonun kurulmasına temel olan 'taşınmaz malların tazmini, takası ve iadesi yasası' uyarınca çözümden sonra karşılanabileceği belirtildi. Arestis, öneriye henüz yanıt vermedi. 22 Aralık 2005 tarihli kararında Arestis'in 'mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının çiğnendiğine' hükmeden AİHM, tazmin komisyonu kurulması için 22 Mart, komisyonun etkin çalışması içinse bugüne dek süre tanımıştı.

AİHM'nin iki seçeneği
Ankara, komisyondaki Rum başvurularına dair hafta içinde AİHM'yi bilgilendirecek. AİHM' nin buna dayanıp gelecek aylarda Arestis davasında yeni karar açıklaması bekleniyor. İki olasılık var: Ya AİHM komisyon çalışmalarını tatmin edici bulup Rum başvuruları için etkin iç hukuk yolu oluşturduğuna karar verecek. Böylece AİHM gerek Arestis, gerek askıdaki 1400 Rum başvurusunu komisyona yöneltecek. Rumlar, ancak komisyon kararından memnun olmazsa AİHM'ye gidebilecek. Ya da AİHM, komisyonun işlerlik kazanamadığına hükmederse Arestis'e ödenecek tazminatı yıl sonu açıklayacak. Arestis, masraflar dahil 2 milyon avro istiyor. Loizidu'nun 1996'da AİHM'ye açtığı dava sonucu, Ankara 2003'te bir kereye mahsus Loizidu'ya 1 milyon avroyu aşkın tazminat ödemişti.
KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi'nden Doç. Kudret Özersay da süreci şöyle yorumladı: "AİHM, Türkiye'nin açıklamalarını dinleyecek ama bence hemen karar vermeyecek. Komisyonun nasıl işlediğine bir süre daha bakacak ve bu sürede başvuruları askıya alacak. AİHM'nin, komisyonun işlediğine dair net karar alabilmesi için daha zamana ihtiyacı var ama komisyonun kendisine yapılan başvuruları karara bağlamaya başlaması, Türkiye lehinedir."

'Anayasa'ya uygun'
Dün KKTC Anayasa Mahkemesi de komisyonun dayandığı 'tazmin, takas ve iade yasası'nın anayasaya uygun olduğuna hükmetti. Ana muhalefetteki UBP'nin iptal istemini değerlendiren mahkeme, anayasanın 159. maddesi 1. fıkrasının (b) bendi kapsamına giren yasanın anayasaya aykırılığının bulunmadığını açıkladı

Ödeme çekle yapılacak

22/06/2006 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC'de Tazmin Komisyonu'nun, Rumların KKTC'de kalan malları için başvuran 16 Rum'dan üçüne dair kararını anlaşmayla sonuçlandırması Rum Kesimi'nde yankı yarattı. Politis gazetesi, alınan kararlardan birinin AİHM'de bulunan bir davaya çözüm önermesinin, komisyonun iç hukuk yolu olarak tanınması için Türk tarafına önemli bir argüman verdiği yorumunu yaptı. Verilecek tazminat miktarına dair sıkı pazarlık yapıldığını yazan gazete, Rumlara ödemelerin, birkaç gün sonra çekle yapılacağını, bu çeklerin, KKTC'deki bankalarda, Rumların istediği para biriminde bozulabileceğini belirtti. Paranın Güney Kıbrıs dahil yurtdışındaki bankalara havale imkânı olduğunu belirten gazete, TL olarak ödenecek para döviz kurları sebebiyle istenilen tazminatı karşılamaz ya da para gönderilen hesaba ulaşmazsa, dostluk anlaşmasının iptalinin öngörüldüğünü kaydetti.
Gazete, paranın ödenmesiyle Kıbrıslı Rumların anlaşmanın onaylandığına dair yeni bir belgeyi imzalamakla yükümlü olduklarını da yazdı.

Anayasa Mahkemesi'nden UBP'ye ret

Anayasa Mahkemesi, Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası'nın Anayasaya aykırı olmadığına karar verdi

Anayasa Mahkemesi'nden UBP'ye ret

YASA ANAYASAYA AYKIRI DEĞİL... Anayasa Mahkemesi, Ulusal Birlik Partisi'nin, KKTC Anayasası'na aykırı olduğu iddiasıyla tümünün iptalini ve/veya bazı maddelerinin iptalini istediği "Anayasa'nın 159'uncu maddesinin (1.) fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası"yla ilgili kararını dün açıkladı. Anayasa Mahkemesi, yasanın Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi. Mahkeme'nin kararında yasanın 8'nci maddesiyle ilgili bölüme üyelerden Yargıç Nevvar Nolan karşı oy verdi, diğer maddelerle ilgili karar ise oybirliğiyle alındı.

Anayasa Mahkemesi, Ulusal Birlik Partisi'nin, KKTC Anayasası'na aykırı olduğu iddiasıyla tümünün iptalini ve/veya bazı maddelerinin iptalini istediği "Anayasa'nın 159'uncu maddesinin (1.) fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası"yla ilgili kararını dün sabah açıkladı.

Anayasa Mahkemesi, yasanın Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi, Mahkeme'nin kararında yasanın 8'inci maddesiyle ilgili bölüme üyelerden Yargıç Nevvar Nolan karşı oy verdi, diğer maddelerle ilgili karar ise oybirliğiyle alındı.

Metin A. Hakkı başkanlığındaki Anayasa Mahkemesi'nde Yargıçlar Nevvar Nolan, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen ve Şafak Öneri görev alıyor.

Anayasa Mahkemesi'nin kararını Başkan Metin A. Hakkı saat 09.10'da okumaya başladı. Kararın okunması 10.45'te tamamlandı. Hakkı'nın ardından Yargıç Nevvar Nolan kendi kararını okudu.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Hakkı, kararın sonuç bölümünde şöyle dedi:

"Sonuç itibarıyla iptali istenen yasanın, 8'inci maddesinin, manevi tazminat öngören kısmı ile KKTC topraklarında bulunup, 1974 senesinde Rumlar tarafından terk edilen gayrimenkullerin, mal sahibi Rum'a iadesine imkân tanıyan kısımlarının, Sayın Nevvar Nolan'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile Anayasa'ya aykırı olmadığına; diğer maddelerinin ise Anayasa'nın herhangi bir kuralına aykırı olmadığına oy birliği ile karar verilir."

Nolan Manevi Tazminat ve Mal İadesine karşı oy verdi

Anayasa Mahkemesi olarak oturum yapan Yüksek Mahkeme'nin dava kararı, 59 sayfada ifade edildi. Yasanın manevi tazminat ve mal iadesi öngören maddelerine Yargıç Nevvar Nolan karşı oy verdi. İptali istenen diğer maddelerle ilgili kararlar ise oybirliğiyle alındı.

Davacı UBP adına aynı zamanda parti Genel Sekreter Yardımcısı olan Avukat Enver Öztürk'ün, davalı Cumhuriyet Meclisi'ni temsilen ise Avukat Emine Erk'in taraf olduğu davada, amicus curiae olarak başsavcılığı temsilen Başsavcı Yardımcısı Muavini Müjgan Irkad yer aldı. Bu davada başsavcılık dava layihası dosyalamadı ve görevlendirdiği savcı vasıtasıyla görüşlerini mahkemeye aktardı. Başsavcılık manevi tazminat ve mal iadesinin anayasaya aykırı; yasanın diğer maddelerinin ise uygun olduğu görüşünü belirtmişti.

Anayasa Mahkemesi'nin kararını saat 09.10'da okumaya başlayan Başkan Metin A. Hakkı, okumayı saat 10.45'e kadar sürdürdü. Hakkı'nın ardından Yargıç Nevvar Nolan, yasanın anayasaya aykırı bulduğu ifadelerine dair düşüncelerini ayrı bir karar okuyarak dile getirdi. Nolan'ın kararını okuması da 25 dakika sürdü.

Anayasa Mahkemesi'nin kararına basın mensuplarıyla hukuk çevreleri büyük ilgi göstererek mahkeme salonunu doldurdu.

Karar

Resmi Gazete'nin 21 Aralık 2005 tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 67/2005 sayılı "Anayasanın 159'uncu maddesinin (1.) fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası"nın tümünün ve/veya yasanın ismi dâhil 1, 2, 3, 4, 6, 8, 11, 12, 13, 14 ve 22. maddelerinin KKTC Anayasası'nı aykırı olduğu iddiasıyla UBP tarafından 21 Mart 2006'da açılan davanın kararında, davacı ve davalıların iddialarının gerekçelerine yer veren Anayasa Mahkemesi, ilgili anayasa metinlerini ve yasayı da kullandı.

Duruşmalarını 18 Mayıs, 23 Mayıs ve 1 Haziran'da yapan Anayasa Mahkemesi'nin kararında, mahkemenin görevinin, iptali istenen yasanın veya davacıların talep takririnde gösterilen maddelerinin, Anayasaya aykırı olup olmadığını karara bağlamak ve Anayasaya aykırı maddesi varsa onu iptal etmekle sınırlı olduğuna işaret edildi.

"Görevimiz yapılan yasanın iyi veya kötü bir yasa olduğunu karara bağlamak değildir. Yasanın anayasaya aykırı bulunması halinde yasanın iyi veya kötü bir yasa olduğu konusundaki siyasi sorumluluk, yasayı yapan meclise aittir" denilen kararda, iptali istenen yasa veya yasa maddeleri ile anayasa karşılaştırılırken ulusal hukukla uluslararası hukukun karşılıklı ilişkileri göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulandı.

KKTC Anayasası'na göre usulüne uygun yürürlüğe konulan uluslararası antlaşmaların yasa hükmünde olduğu ve Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme'ye başvurulamayacağına işaret edilen kararda, 1950 Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu'nun 1'inci Protokolü'nden, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nden, KKTC Bağımsızlık Bildirgesi'nden, 1996 Sivil ve Siyasi Haklar Konvansiyonu'ndan, 1975 Nüfus Mübadelesi Anlaşması'ndan, 1977-79 Doruk Anlaşmaları'ndan ve AİHM'in Xenides-Arestis davası kararından alıntılar yapıldı.

Anayasa Mahkemesi kararında, uluslararası hukukun ırka dayalı her türlü ayrımcılığı ve insan hakkı özgürlük kısıtlamalarını yasakladığını, buna gayrimenkul mal sahibi olma hakkı ve veraset yoluyla mal elde etme hakkının da dâhil olduğu belirtilerek, KKTC Anayasası'nın 13'üncü maddesine göre, yabancıların mülkiyet hakkının uluslararası hukuka uygun olarak kısıtlanabildiği kaydedildi.

1974 Barış Harekâtı neticesi kendi istekleriyle Güney'e göç eden ve Kuzey'de mal bırakan Rumların topluca tekrar Kuzey'e dönme hakkının olup olmadığının halen ihtilaf ve tartışma konusu olduğuna işaret edilen Anayasa Mahkemesi kararında, bu konuda fikir beyan etmeyi gereksiz görmekle birlikte, Balvenisti ve Zamir'in yazılarından alıntılara yer verildi.

25 maddeden oluşan yasanın en can alıcı maddelerinin amacını gösteren 3. maddesi, 11.12, 13. ve 14. maddeleriyle oluşturulan Taşınmaz Mal Komisyon'nun oluşumu, görev ve yetkileri ve komisyonun kararlarının çerçevesini çizen veya verebileceği kararların kapsamını gösteren 8. maddesi olduğu ifade edilen kararda, yasanın, Rumların Kuzey'de bıraktığı gayrimenkulleri 3 kategoriye ayırdığı belirtildi.

Bunlardan ilkinin "KKTC dâhili hukuk mevzuatı ile mülkiyeti ve tasarrufu KKTC Devletinde kalan ve devlet tarafından mülkiyet ve kullanım hakkı hiçbir kişiye verilmeyen gayrimenkuller" olduğunu ve yasanın bunların komisyonca makul sürede müracaatçı Rum'a iadesine emredebileceğini buyurduğu kaydedilen kararda; ikinci kategorideki mallar şöyle anlatıldı:

"Kamu yararına veya sosyal adalet amacıyla tahsis edilmemiş olması halinde1974 öncesi mal sahibi Rum tarafından talep edilen malın, 1974'teki değerinde herhangi bir artış olmamış veya terk edildiği tarihteki değerinin bir katından daha az bir artış olması halinde veya mal üzerinde yetkili makamlarca onaylanmamış bir proje olması halinde ve KKTC mevzuatına uygun olarak Güney'de mal bırakan bir Kıbrıslı Türk'e eşdeğer olarak verilmemiş olanlar."

Kararda, yasaya göre üçüncü kategorideki gayrimenkullerin 1974 Mutlu Barış Harekâtı neticesi Güney'de gayrimenkullerini bırakıp Kuzey'e göç eden ve KKTC'deki mevzuat uyarınca Kuzey'de 1974 öncesi Rumlara ait gayrimenkullere eşdeğerci olarak tasarruf veya mülkiyet verilen kişilere şamil diye tanımlandı.

KKTC sınırları içinde KKTC mevzuatına uygun olarak tasarrufunda Rum malı bulunduran hiçbir Türk'ün, eşdeğere mukabil aldığı gayrimenkulün Rum'a aynen iadesinin öngörülmediğine dikkat çekilen Anayasa Mahkemesi kararında, şöyle denildi:

"Eşdeğer olarak tasarrufun dışında, başka herhangi bir sıfatla KKTC mevzuatına uygun olarak tasarrufunda aslen Rum malı olup 1974 sonrası tasarrufu Türk'e verilen gayrimenkul, yasanın öngördüğü kriterlerin tatmin olması halinde ancak çözümden sonra ve çözüm şartlarına bağlı olarak tasarrufunda bulundurduğu gayrimenkulü Rum sahibine iadesi emrolunabilecek, ancak ilgili Türk de devletçe tazmin olunacaktır. Yasa bunu öngörmektedir. Müracaatçı Rum'a 'makul bir süre' içinde iadesi öngörülen Rum malı, yukarıda daha detaylı olarak gösterilen şartlara tabi olarak sadece kimseye henüz verilmeyen gayrimenkullere şamildir. Her halükarda Komisyon bütün müracaatları 3. maddedeki yasanın amacında öngörülen kritere uygun olarak değerlendirmek zorundadır."

Taşınmaz Mal Komisyonu'nun çalışmasının mahkemelere benzer tarzda olduğu kaydedilen kararda, davacının, bu komisyonun aslında Anayasanın 17 (1) maddesinde öngörülen ve kurulması yasaklanan bir mahkeme olduğu iddiasının ilk nazarda haklılık payı olduğu belirtildi.

Yargıçlar ile komisyon üyeleri arasındaki farkların sıralandığı Anayasa Mahkemesi kararında, komisyonun bir diğer deyişle "dairenin" Anayasaya uygun kurulduğu, davacıların yakındığı gibi Anayasanın hiçbir maddesine aykırılık olmadığı kaydedildi.

Kararda, davacıların, Taşınmaz Mal Komisyonu'nun 2 üyesinin yabancı olması konusundaki iddialarını destekleyecek herhangi bir Anayasa maddesi görülmediği ifade edilerek, "Anaysa kamu yönetiminde yabancı atanmasını yasaklamadığına göre ve bu konuda herhangi bir yasaklayıcı madde koymadığına göre de konuyu yasama meclisinin takdirine bıraktı demektir" denildi.

Davacıların iddia ettiği gibi Mal Tazmin Komisyonu'nun oluşumunda Yüksek Adliye Kurulu'na iptali istenen yasayla verilen görevin Anayasanın çerçevesinde bir görev olduğu ve Anayasaya aykırılığı olmadığı dile getirilen kararda, davacıların Rum'a mal verme veya takas etmenin Anayasaya aykırı olduğu iddiası da değerlendirildi.

Meclis tutanakları

KKTC Anayasası'nın 36. ve 159. maddelerine yer verilen değerlendirmede, anayasanın yorumu başlıklı 149. maddeye de atıf yapılarak, 159. maddenin tefsiri yapılırken meclis tutanaklarından yararlanmasının uygun olduğu vurgulandı ve İsmail Bozkurt ile Osman Örek'in konuşmalarından alıntılar yapıldı. Kararın bu bölümünde şöyle denildi:

"Meclis tutanaklarından görülebileceği gibi 159. maddenin 1. paragrafında, sırf KKTC egemenliğini göstersin diye bu malların mülkiyetini devletin üzerine geçirdiğini ve 159 (4) maddesi ile de ve bu malların Rum hak sahiplerinin ileride yapılacak yasalar altında KKTC'ye müracaatları halinde (Anayasa'dan alınan kelimelerle) 'alacakları tazminat esaslarının' düzenleneceğini kabul edersek, yani bir yerde bu kişilerin mallarının mülkiyetinin devlete geçtiğini ancak tazminatın, ilgili kişiye müracaatı halinde karşılanacak olduğunu kabul edersek, uluslararası hukuk ilkeleri ile ulusal hukukumuzun çatışması önlenmiş olur ve 159. maddenin bu anlamda yorumlanması gerektiği düşüncesi ağırlık kazanır. Travaux da bu tefsiri destekler."

Anayasa Mahkemesi'nin kararında, başka ülkelerin ulusal hukuk ile uluslararası hukukun ilişkilerini nasıl düzenlediği konusunda duruşma esnasında tarafların hiçbirinin mahkemeye yardımcı olmadığı kaydedilerek, Fransa, Hollanda, Güney Afrika Cumhuriyeti ve ABD anayasalarının mahkemeye ışık tutabileceği belirtilerek, ilgili metinlere İngilizce olarak yer verildi.

Amerikan mahkemesinin, Amerikan Yasama Meclisi'nin, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün BM içindeki ofisini kapatma kararıyla ilgili davada, meclisin kararının uluslararası hukukla çatışmasını önler şekilde tefsir ettiği anlatılan Anayasa Mahkemesi kararında, KKTC'nin egemenliğini göstermek için Rum mallarının mülkiyetini devlete geçirirken, 1974 Mutlu Barış Harekâtı neticesi bu malların mülkiyet ve kullanımından mahrum kalan Rum hak sahiplerine de Anayasanın 159. maddesinin 4. fıkrası mucibince tazminat hakkı tanıdığına işaret edildi.

Aykırılık yok

Anayasanın 159. maddesi kaleme alınırken KKTC'nin uluslararası hukuka saygılı bir ülke olacağının düşünüldüğü ve tasarlandığı vurgulanan kararda, 159. maddedeki tazminatın sadece parasal tazminat ile sınırlı olmadığı, müracaatçı Rum'a 1974 öncesi sahip olduğu Kuzey'deki malının, yasanın içeriğinde ve öngördüğü ön koşulların tatmin olması halinde, Kuzey'de bulunan malının aynen iadesi veya kendine Güney'de Türk malı ile takas teklif edilmesinin Anayasaya bir aykırılığı olmadığı görüşü yer aldı.

Davacıların, yasanın mülkiyet ve miras hakkına ters olduğu iddiasının da incelendiği kararda, yasadaki düzenlemelerin, Anayasanın mülkiyet hakkını güvence altına alan hiçbir maddesine bir aykırı olduğunun görülmediği belirtildi.

Kararda, davacının "manevi tazminat"a karşı çıktığı belirtilerek, Anayasanın hiçbir maddesinde manevi tazminatı yasaklayan herhangi bir madde bulunmadığına işaret edildi.

Yasanın öngördüğü tüzüklere karşı davacının iddialarının doğru olmadığı belirtilen kararda, yasanın yetki çerçevesini çizdiği ve komisyonun, Bakanlar Kurulu'nca onaylanıp Resmi Gazete'de yayımlanacak tüzükler hazırlayabileceğini düzenlediği kaydedildi.

İddia havada kaldı

Anayasa Mahkemesi'nin kararında, davacıların "yasanın eşitlik ve sosyal adalet ilkelerine Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesine, toplumsal haklarına, Barış Harekâtı sonrası ilan edilen KKTC devletinin varlığına aykırıdır" iddiasına da şöyle yanıt verildi:

"İptali istenen yasa incelendiğinde, bu iddianın yasanın içerdiği hiçbir maddeyle desteklenmediği görülmektedir. Tam tersine iptali istenen yasanın 3. maddesi yasanın amacının (yasadan alınan kelimelerle) '1977-79 Doruk Anlaşmalarının ve BM'nin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda bugüne kadar hazırlamış olduğu tüm planların ana unsurunu teşkil eden iki kesimlilik esası ve bunun korunması için öngörülen düzenlemeler gözetilerek, KKTC mevzuatına göre mülkiyet hakkına ya da kullanım hakkına sahip olanların haklarını da koruyarak ve Kıbrıs sorununa bulunacak kapsamlı bir çözümün Kıbrıs Türk halkına sağlayacağı haklara halel getirmeyecek bir biçimde düzenlemektir' şeklinde kaleme alınmıştır. Bundan da görülebileceği gibi, davacıların bu iddiası havada kalmakta ve olgusal ve yasal hiçbir şeyle desteklenmemektedir.

Netice olarak yukarıdakilerden de görülebileceği gibi yasanın tümünün veya herhangi bir maddesinin Anayasaya aykırı olduğu görülmediğinden, davacılar davalarında muvaffak olamamışlardır."

Nevvar Nolan'ın karşı oy yazısı

Anayasa Mahkemesi Yargıçlarından Nevvar Nolan, UBP'nin açtığı davanın kararında, 4 üyeden farklı olarak yasanın bazı maddelerinin KKTC Anayasası'na aykırı olduğu sonucuna vardı.

Nevvar Nolan'ın karşı oy yazısını, Anayasa Mahkemesi Başkanı Metin Hakkı'nın ardından kendisi okudu.

Nolan, "Anayasanın 159'uncu maddesinin (1.) fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası"nın 4 (1) maddesinin yasa kapsamına giren taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde hak iddia eden gerçek ve tüzel kişilerin, Taşınmaz Mal Komisyonu'na başvurarak mallarının iadesini, Güney Kıbrıs'ta KKTC yurttaşlarının bırakmak zorunda kaldıkları taşınmaz mallarla takas edilmesini veya mallarına karşılık kendilerine tazminat ödenmesini talep edebileceklerinin düzenlendiğine işaret etti.

Yasanın 8. maddesinin taşınmaz malları üç sınıfa ayırdığını, 8 (1) maddesi kapsamındaki taşınmaz malların makul bir sürede iadesine karar verilebileceğini; 8 (2) maddesi kapsamındakilerin Kıbrıs sorununun çözümünden sonra ve çözüm hükümleri çerçevesinde iadesine karar verilebileceğini ve 8 (3) maddesi kapsamındakilerin de başvurana takas teklif edilmesine veya tazminat ödenmesine karar verilebileceğini anlatan Nevvar Nolan, Anayasanın 159'uncu maddesinin 4. fıkrasındaki "tazminat" sözcüğünün taşınmaz malı önceki sahibine iadesini kapsamayacağı kanısında olduğunu söyledi.

Yargıç Nevvar Nolan, "Kurucu Meclis, mülkiyetini tapuda kayıtlı sahibinden alıp devlete geçirdiği taşınmaz malın önceki sahibine iade edilebilirliğini düşünmüş olsaydı, bunu maddenin 4. fıkrasında açıkça ifade edebilirdi" dedi.

Kurucu Meclis'in devletin mülkiyetine geçirdiği malın önceki sahibine yitirdiği taşınmaz malına karşılık, tazminat ödemeyi öngördüğünü, taşınmaz malın iadesinin düşünülmediğini, Kurucu Meclis'in böyle bir niyet taşımadığını kaydeden Nolan, şöyle devam etti:

"Terk edilmiş veya terk edilmiş olarak nitelendirdiğimiz taşınmaz malların Kıbrıslı Rumlara ait oldukları biliyordu, bu bilinene rağmen Kurucu Meclis bu taşınmaz malların mülkiyetini devlete verdi. Eğer bu taşınmaz malların önceki sahiplerine iadesini düşünüyor iseydi, niye bu taşınmaz malları Anayasa ile devletin mülkiyetine alsın ve bunların mülkiyetinin gerçek ve tüzel kişilere devrini öngörsün ki? Anayasa geçici madde 1 (2)'de eşdeğerde taşınmaz mal alacaklıları dışında, şehitlik, malul gazilik nedeniyle yasanın mülkiyet hakkı tanıdığı kişilere ve yasada belirtilen diğer nedenlerle hak sahibi olanlara da mülkiyet verilir demekte, Anayasanın 159. maddesinin (3). fıkrası kapsamında olan taşınmaz malların mülkiyetinin bu kişilere devrini öngörmektedir, mülkiyet devri sadece bu sayılanlarla kısıtlı olmasa bile."

Meclis tutanaklarından, Anayasanın 159. maddesiyle getirilmek istenen düzenlemenin, uluslararası hukuka ters düşmemesi istemi olduğunu kaydeden Nevvar Nolan, tazminat sözcüğünün, maddenin uluslararası hukuka uygun olması adına, taşınmaz malın iadesini de kapsadığı sonucuna varmayı isabetli bulmadığını ifade etti.

Toplu kamulaştırma

Anayasa Mahkemesi Yargıcı Nolan, mülkiyet hakkının saygı gösterilmesi gereken temel bir hak olduğunu ancak bu hakkın hiçbir surette dokunulamayan, sınırlandırılamayan bir hak olmadığını belirterek, "Taşınır veya taşınmaz mal üzerindeki mülkiyet hakkı, kamu yararına olan bir amaç için yasayla ve tazminat öngörülmesi koşuluyla sonlandırılabilir. Devlet, kamu yararına olan bir amaç için bir taşınmaz malı kamulaştırmaya yetkilidir. Anayasanın 159 (1) maddesiyle toplu bir kamulaştırma gerçekleştirdiği söylenebilir" diye konuştu.

Bunun neden yapıldığını değerlendirirken siyasi değerlendirme yapmak durumu doğduğunu kaydeden Nevvar Nolan, Kıbrıs'ın son 50 yılında Kıbrıslı Türklerle Rumların ortak vatanlarında iç içe yaşama sınavında geçer not alamadığını, sürekli çatıştığını, can ve mal kaybettiğini anlattı.

Nolan, iki toplumun huzur içinde yan yana yaşayabilmeleri için iki bölgeli, iki toplumlu bir Kıbrıs oluşturma çabalarına ciddi katkı koymak amacıyla Anayasanın 159 (1) (b) maddesi kapsamındaki taşınmaz malların mülkiyetinin Kıbrıslı Rumlardan alınıp devlete verildiğini kaydederek, bu düzenlemenin tüm Kıbrıslıların ve bölge barışının yararına olduğunu, KKTC'yi kuranların bunu böyle taktir ettiğini belirtti.

Nevvar Nolan, "Anayasanın 159 (1) (b) maddesi kapsamındaki, devletin mülkiyetine geçmiş bir taşınmaz malın önceki sahibine iadesini öngören 67/2005 sayılı yasanın 8 (1) maddesinin, keza, konu taşınmaz malların iadesini öngördüğü oranda aynı yasanın 1, 3, 4 (1), 8, 8 (1) (A) ve 8 (6) maddelerinin Anayasanın 159 (4) maddesine aykırı olduğu kanaatindeyim" dedi.

AİHM'in başvuranları ilgili taşınmaz malın hâlâ sahibi olarak kabul ettiğine dikkat çeken Nolan, manevi tazminat taleplerinin gerçeklerle örtüşmediğini, Anayasa'yla bağdaşmadığını, benimsemelerinin söz konusu olamayacağını dile getirdi.

Nolan, tazminat talep edenlerin KKTC yurttaşı olmadığını ve KKTC'ye girişi ve konaklamasının, KKTC'nin egemenliği ışığında yetkili makamların iznine bağlı olduğunu kaydederek, "Kişinin bir hak olarak dilediği zaman KKTC'ye giriş yapması, burada dilediği kadar konaklaması da söz konusu değildir" dedi ve AB vatandaşı olmayanların da Fransa ve İngiltere'ye girmelerinin ve konaklamalarının izne bağlı olduğuna işaret etti.

Nolan, yasanın 6 (4) maddesindeki manevi tazminatın Anayasanın başlangıç kısmına ve hukukun üstünlüğünü savunan 1. maddesine aykırı olduğu görüşünü ifade etti. Nolan, yasanın diğer maddeleriyle ilgili çoğunluk kararında varılan sonuca katıldığını açıkladı.

Sonuç

Nolan'ın ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Hakkı, kararın sonuç bölümünde şöyle dedi:

"Sonuç itibarıyla iptali istenen yasanın, 8'inci maddesinin, manevi tazminat öngören kısmı ile KKTC topraklarında bulunup, 1974 senesinde Rumlar tarafından terk edilen gayrimenkullerin, mal sahibi Rum'a iadesine imkân tanıyan kısımlarının, Sayın Nevvar Nolan'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile Anayasaya aykırı olmadığına; diğer maddelerinin ise Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı olmadığına oy birliği ile karar verilir."

Erk: Yasa aykırı bulunmadı komisyonun çalışmasında sakınca yok

Anayasa Mahkemesi'nin "Anayasa'nın 159'uncu maddesinin (1.) fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası"yla ilgili kararını açıklamasından sonra basın mensuplarına değerlendirme yapan davada Cumhuriyet Meclisi'ni savunan Avukat Emine Erk, yasanın herhangi bir maddesinin anayasaya aykırı bulunmadığını, Mal Tazmin Komisyonu'nun çalışmalarında da bir sakınca olmadığını söyledi.

Erk, UBP'nin Mal Tazmin Komisyonu'nu kuran yasanın iptali için açtığı davada mahkemenin oyçokluğuyla UBP'nin iddiasının aksine 1974 öncesi kendine ait olduğunu iddia ederek başvuran Rum'un malını iade alabilmesinin anayasaya aykırı olmadığı görüşüne varıldığını söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin çok derinliğine inceleme yaptığını, uluslararası hukuku ve KKTC hukukunu iyice incelediğini kaydeden Avukat Erk, "Aynı zamanda 1985'te KKTC Anayasası kaleme alınırken yapılan tartışmalar ve incelemelerde böyle bir yorumun yapılması ve uluslararası hukuka uygun davranılması kastedildiğini ve kendi anayasamızı bu doğrultuda yorumlamamızın en doğrusu olduğu neticesine varmıştır" dedi.

Avukat Emine Erk, davacının mal iadesi yanında, manevi tazminatla ilgili iddiaların da oyçokluğuyla reddedildiğini kaydederek, yasanın herhangi bir maddesinin anayasaya aykırı bulunmadığını, dolayısıyla Mal Tazmin Komisyonu'nun çalışmasında herhangi bir sakınca olmadığını ifade etti.

KIBRIS 22/06/06

Tazminatın çok yüksek olması bekleniyor

1960 "Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti"nin bayrağını çizen İsmet Güney ve avukatı Mario

Georgiogi, Rum yönetimi aleyhine açılan tazminat davasıyla ilgili açıklamada bulundu:

Tazminatın çok yüksek olması bekleniyor

1960 "Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti"nin bayrağını çizen Kıbrıslı Türk ressam İsmet Güney, maddi olarak tazmin edilmediği gerekçesiyle Rum yönetimi aleyhine dava açarak, tazminat talep ediyor.

İsmet Güney'in ayrıca, Rum yönetiminin ilk üç damga pulunun ressamı olduğu ve Güney'in, Güney Kıbrıs'ta bilinen bir avukatlık bürosu aracılığıyla, Rum adaletine başvurarak, "telif haklarının" tazminatını talep ettiği belirtildi.

Güney, yaptığı çalışmalardan ötürü Makarios'un zamanında kendisine her yıl 20 KL verileceğine dair söz verdiğini ancak bunu yapmadığını savunarak, son 46 yıla dair tazminat talep ediyor.

İsmet Güney ve avukatı Marios Georgiou dün Kıbrıs TV'de yayınlanan Kıbrıs'ta Bugün programına katılarak program yapımcısı Gökhan Altıner'in sorularını yanıtladı.

İsmet Güney, bayrağı 1960 yılında çizdiğini, o yıllarda Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hem Rum hem de Türk toplumunu temsil ettiğini belirtti. Günümüzde Kıbrıslı Türklerin ayrı bir devlet kurduğunu ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kendinin çizdiği bayrağı kullanmaya devam ettiğini söyleyen Güney, "Artık Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir kurum yok. Kıbrıs Cumhuriyeti artık Türkleri temsil etmiyor" dedi.

Beş yüz kişinin katıldığı bir yarışmada birinci gelerek çizdiği bayrağın kullanılmaya başlandığını, daha sonra üç hatıra pulu ve resmi amblemi de kendisinin yaptığını belirten Güney, kendisine ödenilmesi vaat edilen paranın ödenmediğini kaydetti.

Güney, bayrağı çizen kişi olarak bir takım maddi hakları olduğunu, hakkını aramak amacıyla dava açmaya hazırlandığını ancak amacının maddiyat olmadığını belirterek, "Bayrağın asılacağı gün beni davet etmediler özellikle bu konu beni çok kırmıştır" dedi.

Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını çizenin Kıbrıslı Türk olduğunun Güney Kıbrıs'ta bilinmediğini kaydeden Güney, bunu gösteren tüm kayıtların da silindiğini vurguladı.

Rum bir avukatla anlaştığını söyleyen Güney, avukatın durumu açıklayan bir metin yazdığını, bu metni Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'a gönderdiklerini ve ona cevap vermesi için 10 gün süre tanıdıklarını belirtti.

Güney, 10 gün içinde yetkililerden cevap alamamaları halinde önce Rum Mahkemelerine başvuracaklarını istenilen sonucun alınmaması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gideceklerini söyledi.

Georgiogi: Tazminat 50 bin KL'den fazla olacak

İsmet Güney'in avukatı Mario Georgiogi, İsmet Güney'in Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını, ilk üç pulu ve resmi amblemi çizen kişi olduğunu, resmi makamların kendisine ödenmesi gereken parayı ödemediğini ve İsmet Güney'in hakkını aramak için kendisine başvurduğunu söyledi.

Georgiogi, Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın dün öğlen bir açıklama yaparak, tazminat ödenmesi gerekiyorsa bunun yapılacağını ve İsmet Güney'in onurlandırılacağını belirtti.

Davanın güçlü bir dava olduğunu belirten Georgiogi, Rum yetkililerin 10 gün içinde anlaşma taleplerine karşılık vermemesi halinde dava açmaya hazırlandıklarını vurguladı.

Güney Kıbrıs'ta Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını çizenin Kıbrıslı Türk olduğunun bilinmediğini, 1960lı yıllarda yaşanan durum nedeniyle bu olayın üstünün örtüldüğünü söyleyen Georgiogi, davanın olumlu sonuçları olacağını, bunlardan en önemli olanın da iki toplumun birbirlerine ne kadar yakın olduğunun görülmesi olacağını kaydetti.

Ödenmesi gereken tazminatın miktarının henüz hesaplanmadığını kaydeden Georgiogi, tazminatın evrensel prensiplere göre belirleneceğini ve kesinlikle 50bin Kıbrıs Lirasının üzerinde bir miktar olacağını belirtti.

Georgiogi, Rum makamlarına verilen 10 günlük sürenin sonunda anlaşma sağlanamaması halinde önce Rum Mahkemelerine ardından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidileceğini söyledi.

Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesi gerektiğini belirten Georgiogi, "sorunun çözülmesiyle birlikte kendi içimizdeki sorunları kendimiz halledebiliriz. Böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne de gerek kalmaz" dedi.

KIBRIS 22/06/06

 

AB doğrudan ticareti başlatmalı

Olli Rehn AP Dış İlişkiler Komitesi'nde Türkiye ve Kıbrıs konusuna değindi:

AB doğrudan ticareti başlatmalı

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Türkiye'nin Ek Protokol'ü eksiksiz uygulaması gerektiğini ve AB'nin de Türk toplumunun izolasyonunu kaldırma yönünde doğrudan ticareti başlatması gerektiğini söyledi.

Rehn, geçen hafta Lüksemburg'da Türkiye ile AB arasında fiili müzakerelere başlanmış olmasının, "sürecin yolunda ilerlediğini gösterdiğini" belirterek "Ancak artık müzakerelere başlamış bir ülke olan Türkiye'den beklentilerimiz doğal olarak arttı" dedi.

Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi, Rehn'in de katılımıyla Hollandalı Hıristiyan Demokrat üye Camiel Eurlings tarafından hazırlanan "Türkiye İlerleme Raporu"nu tartışmaya başladı.

Rehn, yaptığı konuşmada, Türkiye'nin siyasi kriterlere tam saygı göstermesinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Bu yıl kesinlikle yeni somut ilerlemelere ihtiyaç hissediliyor. 3 yıldan fazla süren önemli reformlar sürecinde hızın kaybedilmiş olmasından endişeleniyorum. Bu Türkiye ile 12 Haziranda yapılan Ortaklık Konseyi'nde verilen mesajdı" diye konuştu.

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Rehn, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ni Kıbrıs Rum kesimi dahil 10 yeni AB üyesine genişleten Ek Protokol'ü eksiksiz uygulaması gerektiğini de belirterek "Eğer sonbaharda büyük bir krizden kaçınmak istiyorsak, Türkiye'nin sözlerine bağlı kalması gerekiyor" dedi. Rehn, aynı şekilde Kıbrıs'ta tarafların geçmişin adaletsizliklerinden şikayet etmeyi bırakarak, pragmatik bir yaklaşımla önlerindeki çözüm için çalışması, AB'nin de Türk toplumunun izolasyonunu kaldırmada kararlı davranarak doğrudan ticareti başlatması gerektiğini sözlerine ekledi.

KIBRIS 22/06/06

 

Mülkiyette yeni dönem

Mal Tazmin Komisyonu, Kuzey'de kalan malları için başvuruda bulunan Rum mal sahiplerinden üçüyle ilgili karar aldı. Komisyonun kararına göre, başvuruda bulunan Rumlardan ikisine malları iade edilecek, birine tazminat ödenecek

Mülkiyette yeni dönem

ARESTİS'E 460 BİN KL TAZMİNAT ÖNERİLDİ... Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonu, Kuzey'de kalan malları için başvuruda bulunan Rum mal sahiplerinden üçüyle ilgili karar aldı. Varılan mutabakat uyarınca Tatlısu'daki eski arazileri için başvuruda bulunan iki Rum'a malları iade edilecek, bir Rum'a da malı karşılığında tazminat ödenecek. Komisyon, AİHM gündemindeki kilit davalardan Arestis davasıyla ilgili olarak mal sahibine de 460 bin Kıbrıs Lirası tazminat önerdi

EŞDEĞER KARŞILIĞI MALLAR İADE KAPSAMI DIŞINDA... Mülkiyet Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı gerçek veya tüzel kişiye ait olmayan; konumu ve niteliği uyarınca ulusal güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında. Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş malların iadesi yönünde karar alınması halinde, iade yasayla çözüm sonrasına erteleniyor. Eşdeğer karşılığı mallar ise iade kapsamı dışında

 

Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonu, Kuzey'de kalan malları için başvuruda bulunan Rumlardan üçüyle ilgili karar aldı. Varılan mutabakat uyarınca Tatlısu'daki eski arazileri için başvuruda bulunan iki Rum'a malları iade edilecek, bir Rum'a da malı karşılığında tazminat ödenecek.

Komisyon, AİHM gündemindeki kilit davalardan Arestis'e de 460 bin KL tazminat önerdi.

16 başvurudan üçü sonuçlandı:

İki iade, bir tazminat

TAK muhabirinin Komisyon yetkililerinden edindiği bilgiye göre Rumlardan yoğun ilgi gören komisyon, işleme koyduğu toplam 16 başvurudan üçünü karara bağladı. Mahkemeye gerek kalmadan anlaşma imzalanması yoluyla varılan mutabakat uyarınca, Tatlısu'daki eski malları için başvuruda bulunan iki Rum'a malları iade edilecek.

Adları açıklanmayan söz konusu iki Rum'a ait geniş arazinin, herhangi bir KKTC vatandaşının kullanımında olmadığına ve yasa uyarınca hemen iade kapsamına girdiğine dikkat çeken ilgililer, malın iadesinin kamu çıkarı açısından da sakınca taşımadığını belirttiler.

Mülkiyet Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı gerçek veya tüzel kişiye ait olmayan; konumu ve niteliği uyarınca ulusal güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında. Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş malların iadesi yönünde karar alınması halinde, iade yasayla çözüm sonrasına erteleniyor. Eşdeğer karşılığı mallar ise iade kapsamı dışında.

Bir Rum'a da tazminat,

parayı devlet ödeyecek

Mal Tazmin Komisyonu'nun sonuçlandırdığı üçüncü başvuru sahibine ise tazminat ödenmesi kararı alındı. Kuzey'de kalan eski malına karşılık tazminat talebiyle Komisyon'a başvuran Rum'la duruşmaya gerek kalmadan anlaşmaya varıldığı öğrenilirken, Rum'un adı ve tazminat miktarı hakkında bilgi alınamadı.

Mülkiyet Yasası uyarınca tazminata karar verilmesi halinde bu miktar devlet adına İçişleri Bakanlığı tarafından ödenecek. Tazminat alan Rum'un mülkiyet hakkı da ortadan kalkacak.

Arestis'e 460 bin KL tazminat önerisi

Komisyon, Loizidu davasının ardından Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kilit davalarından AİHM gündemindeki Arestis davasıyla ilgili olarak da karar üretti.

TAK muhabirinin Komisyon yetkililerinden edindiği bilgiye göre kapalı Maraş bölgesindeki malı için tazminat talebiyle AİHM'ye başvuran Arestis'e Komisyon, 220 bini mal karşılığı, 240 bini de gelir kaybı olmak üzere 460 bin KL tazminat önerdi. Öneriyi yazılı olarak Arestis'in avukatına gönderen Komisyon, bu mal için iade talebinin ise ilgili yasa uyarınca ancak çözümden sonra mümkün olabileceği görüşüne vardı.

Arestis'in tazminat önerisiyle ilgili henüz yanıt vermediği de öğrenildi.

Yasa ne öngörüyor

Mal Tazmin Komisyonu, Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorunu konusunda iç hukuk oluşturma hedefiyle uzun tartışmaların ardından 19 Aralık'ta yasalaşarak uygulamaya giren mülkiyet yasası uyarınca oluşturulmuştu. Anayasa'nın 159'uncu maddesine göre hazırlanan "Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi" adlı yasayla oluşturulan Taşınmaz Mal Komisyonu, Kuzey'de kalan Rum malları için tazminat, takas ve mal iadesi öngören yasayı uygulamakla yükümlü bulunuyor.

Sümer Erkmen başkanlığındaki Taşınmaz Mal Komisyonu, Erol Erozan, Güngör Günkan, Ayfer Said Erkmen, Aytekin Erin ve yabancı üyeler Hans Christian Kruger ile Daniel Tarschys'den oluşuyor.

İç hukuk kabul edilir mi?

Yasa uyarınca mahkeme gibi çalışan Taşınmaz Mal Komisyonu'nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından "iç hukuk" olarak kabul edilip edilmeyeceğinin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor. AİHM, Arestis davasıyla ilgili kararında, Komisyon'un 22 Haziran'a kadar sonuç alıcı çalışma yapmasını istemişti.

AİHM, 22 Aralık 2005'te aldığı kararda Kıbrıslı Rum Ksenides-Arestis'in "mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının çiğnendiğine" hükmetmiş ve Kuzey Kıbrıs'ta Rumlar için tazmin komisyonu oluşturulması için 22 Mart 2006, komisyonun fiili işlerlik kazandığını ispatlanması konusunda ise 22 Haziran 2006'ya kadar süre tanımıştı.

Türkiye AİHM'ye bilgi verecek

Kıbrıs'taki mülkiyet sorunuyla ilgili muhatap kabul edilen Ankara'nın hafta içinde Strasbourg'daki daimi temsilciliği aracılığıyla KKTC'deki Mal Tazmin Komisyonu ve Komisyon'a Rumlar tarafından yapılan başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda AİHM'ye ayrıntılı bilgi vermesi bekleniyor.

AİHM nasıl bir karar alacak

İletilecek veriler ışığında, AİHM'nin gelecek aylarda Ksenides-Arestis davasında yeni bir karar daha açıklaması bekleniyor. Konuyla ilgili yorumlarda, iki olasılığa dikkat çekiliyor.

İlk olasılığa göre KKTC Mal Tazmin Komisyonu'nun çalışmaları AİHM tarafından tatmin edici bulunacak ve KKTC'de Rum başvuruları için etkin iç hukuk yolu oluşturulduğuna karar verilecek. Böyle bir durumda AİHM'in gerek Ksenides-Arestis'i, gerek gündemindeki Rum başvurularını Mal Tazmin Komisyonu'na yöneltmesi bekleniyor. Bu durumda Rumlar ancak Komisyon kararından memnun olmamaları halinde AİHM'ye gidebilecekler.

İkinci olasılık ise AİHM'nin Mal Tazmin Komisyonu'nun gerçek anlamda işlerlik kazanamadığı kanaatine varması. Böyle bir durumda AİHM'nin Ksenides-Arestis'le ilgili tazminat kararını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 41'inci maddesi temelinde bu yıl sonuna doğru açıklayacağı tahmin ediliyor.

Ksenides-Arestis, mahkeme masrafları da dâhil olmak üzere 2 milyon Euro'nun üzerinde tazminat talep ediyor.

Loizidu kararı

AİHM, 1996 yılında benzer bir davada Titina Loizidu adlı Rum vatandaşını haklı bulmuş, 1998 yılında Ankara'nın kendisine maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetmişti.

Ankara, 2003 yılı sonunda Loizidu'ya 1 milyon Euro'yu aşkın tazminat ödemişti. AİHM'nin Türkiye'yi Ada'da "işgal gücü" olarak tanımladığı Loizidu kararı, Rumların mülkiyet başvuruları için emsal karar olma özelliğine sahip.

1400 başvuru askıda

Öte yandan, AİHM gündemindeki 1400'ü aşkın Rum başvurusu da Ksenides-Arestis kararı ve Mal Tazmin Komisyonu'nun nasıl işleyeceğini bekliyor. Büyük çoğunluğu henüz davalaşmamış olan bu başvuruların AİHM'ye büyük yük oluşturduğu belirtiliyor.

Rum basını: İlk imzalar atıldı

Rum basını, Mal Tazmin Komisyonu'nun 2 Rum'la varılan mutabakat sonucunda iade, Arestis'e ise tazminat önerisiyle ilgili olarak yaptığı haberlerinde ilk imzaların atıldığını duyurdu.

Politis gazetesi, "İlk İmzalar Atıldı - Üç Davada Dostluk Anlaşması Sağlandı" başlıkları altında verdiği haberinde, KKTC'deki mallarının tazmini için KKTC Tazmin Komisyonu'na ilk aşamada başvuruda bulunan sekiz Kıbrıslı Rum'dan üçünün davasının, önceki gün Komisyon'da görüşüldüğünü ve dostluk anlaşmasına (friendly settlement) varılması sonucunda, ödenecek tazminatlara ilişkin ilk imzaların da atıldığını iddia etti.

Gazete, elde ettiği bilgilere dayandırarak verdiği haberinde, Tazmin Komisyonu'nda davası karara bağlanan Kıbrıslı Rumlardan birinin, halen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde davası bekleyen kişilerden biri olduğunu ve Tazmin Komisyonu'nun bu Kıbrıslı Rum'dan, AİHM'deki davasını çekeceğine dair belge imzalamasını da istediğini savundu.

Gazete, AİHM'de bulunan bir davaya çözüm getirmiş olmasının, iç hukuk organı atanması için Kıbrıs Türk tarafının eline, büyük bir argüman verdiğini belirterek, önceki gün toplanan ve üç Kıbrıslı Rum'un davasına çözüm getiren Tazmin Komisyonu'nda, verilecek tazminat miktarına ilişkin sıkı pazarlıkların da yaşandığını iddia etti.

Gazete, bu pazarlıklar sonrasında, üç Kıbrıslı Rum'a, talep ettikleri tazminatın %10-15'inin altında bir miktarın verilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, Kıbrıslı Rumlara ödemelerin, birkaç gün sonra çek verilerek yapılacağını yazdı.

Gazete, verilecek çeklerin, aynı gün KKTC'deki bankalarda, Kıbrıslı Rumların istedikleri para biriminde bozulabileceğini de belirterek, paranın KKTC bankalarına yatırılması ya da Güney Kıbrıs'ta dahil yurt dışındaki bankalara havale edilmesi imkanının da bulunduğunu ifade etti.

Gazete, Türk Lirası olarak ödenecek tazminatın, döviz kurları sebebiyle istenilen tazminatı karşılamaması ya da paranın gönderilen hesaba ulaşmaması durumunda, varılan dostluk anlaşmasının iptalinin öngörüldüğünü kaydetti ve paranın ödenmesinin ardından Kıbrıslı Rumların anlaşmanın onaylandığına dair yeni bir belgeyi imzalamakla yükümlü olduklarını da yazdı.

Öte yandan Fileleftheros gazetesi, " 'Komisyon' Kararları Açıklamadan Muallakta - 'Anayasa Mahkemesi' Bugün (dün) 'Yasallığı' Konusunda Karar Verecek" başlıkları altında verdiği haberinde, Ulusal Birlik Partisi tarafından KKTC Anayasa Mahkemesi'ne yapılan ve mülk yasasının Anayasa'ya aykırı olduğu savunulan başvuruya ilişkin kararın bugün (dün) verilecek olmasına dikkat çekti.

Gazete, Tazmin Komisyonu'nun dayandığı yasanın iptal edilmesi durumunda, Tazmin Komisyonu'nun aldığı kararların muallakta kalacağını savundu.

Gazete, Kseni-Arestis'in AİHM'deki davasına ilişkin çözüm sunması amacıyla Türkiye'ye tanınan sürenin, bugün dolacağını belirterek, AİHM'nin, Tazmin Komisiyonu'nu iç hukuk organı olarak tanısa dahi Türkiye'nin Kıbrıslı Rumlara yüklü miktarda tazminatlar ödemek zorunda kalacağını yazdı.

KIBRIS 22/06/06

 

AB Komisyonu KKTC’de ofis açıyor

AB ofisi, KKTC’ye verilecek mali yardımın koordinasyonunu yapacak. Ancak AB’deki son hazırlıklara rağmen Türk tarafı, Rum yönetiminin 139 milyon Euro’luk mali yardım tüzüğünün uygulanmasını engelleyeceği görüşünde.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 10:50 ET 22 Haziran 2006 Perşembe

BRÜKSEL - 24 Nisan 2004’teki referandumunda çözüme ‘evet’ diyen Kıbrıs Türklerinin izolasyonun kırılması için karar alan AB Komisyonu, ilk somut adımı atmaya hazırlanıyor. Kuzey Kıbrıs için çıkartılan doğrudan ticaret tüzüğü Rum vetosu nedeniyle masada kalmış olsa da, Brüksel en azından mali yardım tüzüğünü hayata geçirmekte kararlı.

Toplam 259 milyon Euro olarak öngörülen ancak aralık 2005’te 120 milyonu kaybedilen mali yardımın Kuzey Kıbrıs’a transferi için AB, KKTC’de ‘program destek ofisi’ açıyor.

AB, KKTC’yi tanımadığı için Kuzey’de açılacak olan ofis, hukuki statü olarak Güney’de aynı amaçla açılacak ofise bağlı olacak. Ancak AB bayrağı Kuzey’de de dalgalanacak.

39 MİLYON EURO TEMMUZ’DA SERBEST BIRAKILACAK
Mali yardımın koordinasyonuna ilişkin kararlar ise Lefkoşe’de değil Brüksel’de alınacak. 139 milyonluk yardımın ilk bölümünün Temmuz ayında kullanılabilir hale gelmesi bekleniyor.

AB ofisi, bu paranın hangi projelerde kullanılacağına karar verecek. Mali yardımın Aralık 2008’e kadar kullanılması gerekiyor. Bu süre zarfında KKTC’nin daha önce kaybettiği 120 milyon da konsey kararının ardından toplama eklenmesi bekleniyor.

RUMLAR SORUN YARATABİLİR
AB cephesindeki yoğun hazırlığa rağmen Türk tarafı, mali yardım tüzüğünün uygulanabileceğinden şüpheli. Türk diplomatik kaynaklar, “Avrupa Birliği’ne uygulamada zorlanabilecekleri uyarısı yaptık. Zira Kuzey’in izolasyonunun devamını isteyen Rumlar uygulamayı engellemek için ellerinden geleni yapacaktır” diyor.

AB kaynakları da, bazı projeler için Rumları ikna etmenin zor olacağını kabul ediyor.

KKTC'de AB ofisi temmuzda açılıyor


23 Haziran, 2006 09:42:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa Birliği Komisyonu'nun KKTC'de açacağı ofis için son aşamaya gelindi. Herhangi bir teknik sorunla karşılaşılmaması halinde, mali yardımın kullanılmasında koordinasyon görevi üstlenecek AB ofisi temmuz ayı başında açılacak.

Rumların yoğun itirazları sebebiyle uzun süre nerede açılacağına karar verilemeyen AB ofisinin 'program destek ofisi' sıfatıyla KKTC'de açılması kesinleşti.

Organizasyon açısından Brüksel'e bağlı olarak çalışacak olan ofis, mali yardım kapsamında gelecek projelerin koordinasyonu ve Kıbrıs Türk toplumuyla temas görevini üstlenecek.

120 milyon euro kurtarılmak isteniyor
 
AB'nin KKTC'ye vermeyi kabul ettiği 259 milyon euronun geçtiğimiz yıl zaman aşımı sebebiyle kullanılamaz hale gelen 120 milyon euro tutarındaki kısmının kurtarılması için de çalışmalar son aşamasında.

AB Komisyonu'nun bütçe birimleri bu konuda son öneriyi yapma aşamasına geldi.

Bu miktarın sonbaharda kullanılabilir hale gelmesi öngörülüyor.

Mal Tazmin Komisyonu kararları

Türkiye, KKTC'deki mülkiyet sorununun çözümü için kurulan Tazmin Komisyonu'nun çalışmalarıyla ilgili raporu AİHM'e sundu.
 
Raporda, KKTC'deki Mal Tazmin Komisyonu ve Komisyon'a Rumlar tarafından yapılan başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda ayrıntılı bilgiler verildi.
 
Mahkemeye iletilen bilgiler çerçevesinde, AİHM'nin gelecek aylarda Ksenides-Arestis davasında yeni bir karar daha açıklaması bekleniyor.

Eğer komisyonun çalışmaları Yüksek Mahkeme tarafından tatmin edici bulunursa, Yüksek Mahkeme'de bulunan 400'ü aşkın mülkiyet davasının  Komisyon'a yönlendirilmesi gündeme gelebilir.

KKTC'de, mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma hedefiyle, yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonu Rum kesiminden büyük tepki görmüştü.
 
Komisyon, Kuzey Kıbrıs'ta kalan eski malları için başvuruda bulunan Rumlardan üçüyle ilgili karar almış, varılan mutabakat uyarınca Tatlısu'daki eski arazileri için başvuran iki Ruma mallarının iadesi, bir Ruma da malı karşılığında tazminat ödenmesine karar verilmişti.

Komisyon, AİHM'in gündemindeki kilit davalardan birinin sahibi Arestis'e de 1 milyon 610 bin YTL tazminat önermişti.
 
Rum tarafı 'aldatmaca' dedi
 
Kıbrıs Rum yönetimi, KKTC'de mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturmak için kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun, Kuzey Kıbrıs'ta kalan eski malları için başvuruda bulunan Rumlardan ikisine 'eski mallarını iade', birine de 'malı karşılığı tazminat ödeme' kararının 'aldatmaca' olduğunu ileri sürmüştü..

 

Rum kesimi: "Mal iadesi Türk oyunu"

 

''Sahte devletteki yasadışı komisyon Türklere hizmettir''



22 Haziran, 2006 15:31:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum yönetimi, KKTC'de mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturmak için kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun, Kuzey Kıbrıs'ta kalan eski malları için başvuruda bulunan Rumlardan ikisine 'eski mallarını iade', birine de 'malı karşılığı tazminat ödeme' kararının 'aldatmaca' olduğunu ileri sürdü.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, ''Rum'un 'çok güzel yaptınız' demesini beklemiyorduk'' dedi.
 
Yazılı bir açıklama yapan Rum yönetimi sözcüsü Hristodulos Pashiardis, kararın 'Türkiye'nin, tüm yerlerinden edilmiş Kıbrıslı Rumların tazmin edilmesi için fonksiyonel ve tatminkar bir iç mekanizmanın bulunduğunu kanıtlama yönünde aldatıcı bir hareketi olduğunu' ileri sürdü.
 
Rum sözcü, 'iki Kıbrıslı Ruma mallarının seçilerek iade edilmesinin, diğer bir Kıbrıslı Ruma açıklanmamış bir tazminat verilmesinin ve Arestis'e, malının ancak Kıbrıs sorununun çözümünden sonra iade edilebileceğinin bildirilerek önerilen tazminat miktarının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'tüm yasal hak sahiplerinin mülkiyet haklarının iade edilmesi ve tazminat şekilleri' konusundaki emirlerine uygun olmadığını' iddia etti.
 
"Fırsatçı Türk oyunları..."

Pashiardis, ''bunlar, bitiş tarihi olan ve Türkiye'nin, devam etmekte olan Kıbrıslı Rumların mallarının sömürülmesi suçundan kurtulması çabalarına bazı Kıbrıslı Rumların, istekleri dışında, katılmalarını sağlamak amacını taşıyan fırsatçı Türk oyunlarından başka bir şey değildir'' iddiasında bulundu.
 "Sahte devlette, yasadışı komisyon"
 
Pashiardis, her vatandaşın yasal yolları
kullanarak kişisel haklarına saygı gösterilmesini talep etmesine saygı duyduklarını, ancak bu hakkın 'sahte' devlette bulunan 'yasadışı' bir Tazmin Komisyonu aracılığıyla kullanılmasının, malları 'yasadışı' bir biçimde 'işgal' altında bulunan Kıbrıslı Rumların haklarını tam olarak tatmin etmeye yanaşmayan Türkiye'nin bu çabalarına hizmet sunacağını savundu.
   
AKEL Rumlara yüklendi

 
AKEL Partisi Basın Sözcüsü Andros Kiprianu da, Tazmin Komisyonu'na başvuruda bulunan üç Kıbrıslı Rumun eylemlerinin, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarının altını oyduğunu söyledi.
 
Kıbrıs sorununun siyasi bir sorun olduğunu ve hukuki süreçlerin esiri olmaması gerektiğini belirten Kiprianu, ''bu tür eylemlerin, Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için harcamakta olduğumuz çabaların altını oyduğunu anlamamız gerekir'' dedi.
 
Talat: "Takdir beklemiyorduk"
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Kıbrıs Rum yönetiminin, Mal Tazmin Komisyonu'nun aldığı karara yönelik tepkisiyle ilgili olarak, ''Rum'un 'çok güzel yaptınız' demesini beklemiyorduk'' dedi.
 
Mal Tazmin Komisyonu'nun etkin çalışıp çalışmadığına Rum tarafının değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin karar vereceğini belirten Talat, ''mahkeme gibi çalışan bir komisyon, bu kadar kısa sürede böylesine önemli ve kapsamlı kararlar üretti. Bu gerçekten bir başarıdır'' diye konuştu.
 
Ercan Havaalanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan KKTC lideri, bu hukuk yoluyla ne mülkiyet sorununu, ne de bütün mağdurların sorunlarını çözme iddiasında olduklarını,  ancak çözümsüzlük koşullarında mağduriyetlerinin giderilmesini isteyen insanlara çözüm üreteceklerini, iddialarının bu olduğunu kaydetti.
 
Talat, ''biz bugün geçici, çözümsüzlük koşullarında bir formül yarattık. Komisyonun kararını beğenmeyen Yüksek İdare Mahkemesi'ne, onu da beğenmeyen AİHM'ye başvurabilir. Önemli olan bu komisyonun etkin çalışan, çare üreten bir komisyon olmasıdır'' dedi.

 

ADA'YA BM ZİYARETİ

BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari, temmuz ayının ilk haftasında Atina, Ankara ve Kıbrıs'ı kapsayan bir bölge turuna çıkmaya hazırlanıyor.
 
Gambari, Ada'daki temasları çerçevesinde Kıbrıs sorununda çözüme dönük yeni bir inisiyatifin başlama olanağının bulunup bulunmadığı ve nasıl başlayabileceğine ilişkin olarak tarafların nabzını yoklayacak.

 
Gambari'nin, Kıbrıs'taki temaslarını tamamladıktan sonra Ankara'ya gelerek izlenimlerini Türk yetkililerle paylaşması bekleniyor. Gambari'nin, temaslarının ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a rapor sunması da öngörülüyor.

 

Tarafları yüzleştirme çabası

 

Adaya 6 temmuzda varması beklenen Gambari, Kıbrıs ziyaretinin son günü olan 8 temmuzda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'u 'tarafsız bir yerde' yüz yüze olarak bir araya getirmeye çalışacak.

 

Talat, bu görüşmeye onay verirken, Rum tarafından henüz herhangi bir açıklama yapılmadı

CNN TURK 22/06/06

 

Bakü, otel bile vermedi

Uğur ERGAN / BAKÜ - ANKARA

KKTC’ye destek kararlarını önlemek için İK֒nün Bakü’deki Dışişleri Bakanları toplantısına giden Kıbrıs Rum Kesimi Moskova Elçisi Pantelides, hüsrana uğradı. Azerbaycan yönetiminin hiçbir otelde yer göstermediği Elçi, sokakta kaldı.

KIBRIS Rum Kesimi’nin Moskova Büyükelçisi Leonidas Pantelides’in, Bakü’de önceki gün sona eren İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Dışişleri Bakanları toplantısından KKTC’ye tam destek veren kararların çıkmasını önlemek için yapmak istediği girişim, hüsranla sonuçlandı. Azerbaycan yönetimi, İKÖ toplantısı için akreditasyon vermeyip hiçbir otelde yer göstermeyince, Rum Büyükelçi 19 Haziran’ı 20 Haziran’a bağlayan geceyi Bakü’de sokakları, açık bar ve restoranları dolaşarak geçirmek zorunda kaldı.

İlginç olay şöyle gerçekleşti:

ANKARA UYARDI

Türkiye, daha önceleri olduğu gibi Rum Kesimi’nin bölgeden bir büyükelçisini İKÖ toplantısına göndereceğinden haberdar oldu. Bunun üzerine Azerbaycan nezdinde girişimde bulunarak, bir Rum temsilcinin İKÖ toplantısına gelmesine izin verilmemesini istedi. Türkiye’nin istihbaratı doğru çıktı ve Bakü’de temsilciliği olmayan Rum yönetimi, Moskova Büyükelçisi Pantelides’i Bakü’ye göndermek istediğini Azerbaycan yönetimine iletti.

Ancak Azerbaycan yönetimi, Rum büyükelçiyle irtibata geçerek kendisine akreditasyon verilemeyeceğini, Bakü’deki tüm oteller dolu olduğu için de yer gösteremeyeceğini bildirdi. Azeri yönetimi bu şartlar altında Büyükelçinin "turist" olarak Bakü’ye gelmesinin engellenmesinin ise sözkonusu olmayacağını söyledi. Bakü’ye gelen Rum Elçi, sabaha kadar gezmek zorunda kaldı.

YEMEN’DE DE DENEDİLER

İKÖ Dışişleri Bakanları’nın bundan önce Yemen’de yapılan toplantısına Yemen’deki Rum Büyükelçi girmeyi başarmıştı. Kimseye belli etmeden aile fotoğrafında da yer almak isteyen Büyükelçiyi Türkiye heyeti tespit edince, Yemenli yetkililer çekimin yapıldığı salondan uzaklaştırmışlardı.

İKÖ, Rum elçinin girişimini kınadı

Rum Büyükelçi, İK֒nün KKTC’ye açık destek vermesini engelleyemezken, İK֒nün Kıbrıslı Türklerle ilgili aldığı kararlardan birisi de, "Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması için yürütülen çalışmaların engellenmesi girişimlerini kınamak" oldu.

Sabaha kadar barları dolaştı

İKÖ toplantısının başladığı 19 Haziran günü kimseye haber vermeden Moskova’dan Bakü’ye gelen Pantelides’in, akreditasyon ve bir otelde yer bulunması talebi bir kez daha geri çevrildi. Rum Büyükelçi’yi gizlice gözetim altında tutan Azeri yetkililer, 19 Haziran’ı 20 Haziran’a bağlayan geceyi Bakü’de barları ve açık olan restoranları gezerek geçirdiğini belirledi.

HURRIYET 23/06/06

 

Yeni Rum Bakan: Veto tehdidi vetodan etkili



Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yeni Dışişleri Bakanı Yorgo Lillikas, AB’de Türkiye’yi veto tehdidiyle sıkıştırma taktiğine devam edeceklerinin işaretini verdi. Dışişleri Bakanı olarak Atina’ya ilk

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ziyaretini gerçekleştiren ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani ile görüşen Lillikas "veto tehdidi veto kullanılmasından daha iyi netice veriyor" dedi.

Türkiye-AB arasındaki son ortaklık konseyi toplantısında, Rum Yönetimi’nin vetosunu kullanacağını resmen açıklamamakla birlikte, metinde yeralması için bir dizi talepte bulunduğunu belirten Lillikas "Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin başlangıcında, daha ilk dosyanın açılmasıyla hem siyasi kriterlere hem de Kıbrıs’a değinilmesini sağladık. Büyük başarı elde ettik. Bunu tekrarlayacağız. Karar metninde bu konulara değinilmesi ilerisi için fevkalade yararlı olacak" diye konuştu. Lillikas, "Eğer hedeflerimize ulaşamasaydık, Türkiye ile ilgili dosyalar açılmayacaktı" diye ekledi. Rum bakan, AB’de Türkiye’nin "ikna edilmesini" hedefleyen çabalarını ekim ayına kadar sürdüreceklerini de belirterek, Rum Yönetimi’nin uzlaşmaz tavrının değişmeyeceğini gösterdi.

HURRIYET 23/06/06

 

 

Kıbrıs, Türkiye’nin AB üyeliğini engellemesin

Kasım CİNDEMİR / WASHİNGTON

ABD’nin en saygın ve etkili düşünce kuruluşlarından "Council on Foreign Relations" 1 Mart tezkeresinden bu yana sık sık sorunlara sahne olan Türk-Amerikan ilişkilerinin iyileşmesi ve Türkiye’nin Batı’daki yerini alması için bir dizi öneride bulundu.

CFR tarafından yayınlanan raporda, biri acil ve kısa vadeli sorunlara yönelik olmak üzere "iki kulvarlı" bir paketin işletilmesinin yararlarına dikkat çekildi.

Kısa vadeli öneriler arasında, Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasının her iki ülke tarafından da istendiği ifade edildikten sonra, ABD-Türkiye ve Irak arasındaki üçlü diyaloğun işlevsel hale getirilmesine işaret edildi. Bu çerçevede, K. Irak’ın statüsü, ortak çıkar alanları ve güven artırıcı önlemlerle, PKK’ya karşı ortak hareketin yollarının düzenli olarak ele alınabileceği ifade edildi. Öneriler şöyle:

KIBRIS ENGEL OLMAMALI

Kıbrıs meselesinin, Türkiye’nin AB üyeliği önünde engel oluşturmasına izin verilmemeli. ABD diplomasisinin görevlerinden biri, AB ile güçlü bağlarını, Türkiye’nin Batı’daki yerini almasına yönlendirmektir.

ABD, AB üzerindeki nüfuzunu, Rum tarafının "yapıcı" olması için kullanmalıdır. ABD’nin uzun bir süredir boş olan "Kıbrıs Özel Koordinatörü" kadrosuna atama yapılmalıdır.

ABD, KKTC’deki diplomatik temsil düzeyini daha üst düzeye çıkarabilir. ABD Donanması’na ait savaş gemileri KKTC limanlarında durabilir. ABD, KKTC ile ticaretini geliştirebilir.

İŞBİRLİĞİ KOMİSYONU KURULSUN

Daha uzun vadeye yönelik somut öneriler arasında ise Türk-Amerikan İşbirliği Komisyonu’nun kurulmasına dikkat çekildi. Raporu kaleme alan Steven Cook ve Elizabeth Sherwood-Randall, Bush yönetimini Ermeni soykırımı tasarılarına karşı çıkmaya devam etmeye çağırarak, tasarının kabul edilmesinin ikili ilişkilere daha fazla zarar vereceği uyarısında bulundular.

 

HURRIYET 23/06/06

 

Rum Kesimi tepkili: Tazmin, Türk oyunu

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


KKTC Mal Tazmin Komisyonu'nun iki Ruma mal iadesi, bir Ruma da tazminat öngören bir karar alması Rum Yönetimi tarafından "aldatmaca" diye tanımlandı. Rum Hükümet Sözcüsü Hristodulos Paşardis, yaptığı yazılı açıklamada, Mal Tazmin Komisyonu'nun kararını, "Bu kararlar fırsatçı Türk oyunlarından başka bir şey değildir" diye yorumladı.
Paşardis, Tazmin Komisyonu'nun kararının, "Türkiye'nin, tüm yerlerinden edilmiş Kıbrıslı Rumların mallarının tazmin edilmesi için fonksiyonel bir iç mekanizmanın bulunduğunu kanıtlama yönünde aldatıcı bir hareketi olduğunu" savundu. Paşardis, Rum Yönetimi'nin "Her vatandaşın, yasal yolları kullanarak kişisel haklarını talep etmesine saygı duyduğunu, ancak bu hakkın sahte devlette bulunan yasadışı bir komisyon aracılığıyla kullanılmasının Türkiye'ye hizmet edeceğini" söyledi. Komünist AKEL partisinin basın sözcüsü Andros Kipriyanu ise, Rumların Tazmin Komisyonu'na başvurmasının, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarının altını oyduğunu söyledi.

MILLIYET 23/06/06

 

AB, KKTC'de ofis açıyor

Avrupa Birliği'nin temmuzda açacağı temsilcilik, yardım koordinasyonu ve Türk toplumuyla ilişkilerden sorumlu olacak

GÜVEN ÖZALP Brüksel


Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun KKTC'de açacağı ofis için son aşamaya gelindi. Herhangi bir teknik sorunla karşılaşılmaması halinde mali yardımın kullanılmasında koordinasyon görevi üstlenecek olan AB ofisinin, temmuz ayı başında açılması öngörülüyor.
Rumların yoğun itirazları nedeniyle uzun süre nerede açılacağına karar verilemeyen AB ofisinin "program destek ofisi" sıfatıyla KKTC'de açılması kesinleşti. Organizasyon açısından Brüksel'e bağlı olarak çalışacak olan ofis, mali yardım kapsamında gelecek projelerin koordinasyonu ve Kıbrıs Türk toplumuyla temas görevini üstlenecek. Ofisin ilk aşamalarda fazla etkin olması beklenmezken, etkinliğin projelerin sunulmasına paralel olarak artacağı belirtiliyor.
AB'nin KKTC'ye proje karşılığında kullanılmak üzere vermeyi kabul ettiği 259 milyon euro'nun geçtiğimiz yıl zaman aşımı nedeniyle kadük hale gelen 120 milyon euro tutarındaki kısmının da kurtarılması için çalışmalar son aşamasında. AB Komisyonu'nun bütçe birimleri bu konuda son öneriyi yapma aşamasına geldi. Bu miktarın sonbaharda kullanılabilir hale gelmesi öngörülüyor. Mali yardımın kullanılması konusunda Brüksel, Kıbrıs Rum Kesimi'yle sürekli danışma halinde olacak.

MILLIYET 23/06/06

 

Tatlısu halkı tedirgin

 

 



 



KKTC'de Mal Tazmin Komisyonu'nun Tatlısu Beldesi'nden 2 araziyi Ruma iade kararından tedirgin olan belde halkı tepkilerini Milliyet muhabiri Sefa Karahasan'a (ortada) aktardı. 1974'ten önce Rum beldesi olan ve 74'ten sonra Türkiyelilerin yerleştirildiği beldede halk, evlerinden çıkartılacakları korkusu yaşıyor. Tazmin Komisyonu'nun mal iadesi kararı verdiği 2 Rumun Tatlısu'daki arazileri herhangi bir KKTC vatandaşı tarafından kullanılmıyor.

MILLIYET 23/06/06

 

The Independent

Kürdistan: Bir ulus mu doğuyor?


İngiliz The Independent gazetesinde dün yer alan "Kürdistan: Bir ulus mu doğuyor?" başlıklı haber-analizde, Kuzey Irak'taki Kürtlerin Irak savaşından güçlenerek çıktığı belirtildi. Independent yazarı Patrick Cockburn, "Irak Kürdistanı teoride bağımsız bir devlet olmasa da BM'nin birçok üyesinden daha güçlü durumda. Etkili ordusu var. Halen Irak'ın bir parçası, ancak aldığı kararlarda Bağdat'ın etkisi az" diye yazdı. Analizde, 2003'te Saddam rejimi devrildiğinde belirli bir özerkliğe sahip olan Kürtlerin özerkliklerini kaybetmekten, ABD'nin 40 bin Türk askerle Kuzey Irak'a girme planlarının TBMM tarafından reddedilmesiyle kurtulduğu kaydedildi. Yazıda, "Kürtler bir gecede ABD'nin Irak'taki müttefiki haline geldi. Ancak her şey değişebilir. ABD, Irak'tan askerlerinin çekmesinin ardından yüzünü bir kez daha eski müttefiki Türkiye'ye dönebilir" dendi.

MILLIYET 23/06/06

 

* * *

MÜZAKERE KESİLİRSE NE OLUR ?


Son günlerde, Başbakan başta olma üzere, birçok çevrede "AB ile müzakereler Kıbrıs nedeniyle kesilirse kesilsin" anlayışı yaygınlaşıyor.

Türkiye, Rum gemilerine limanlarını açıp açmamak konusunda haklı bir tutum içinde. Bu konuda bir vaadimiz var.17 Aralık kararında imzamız bulunuyor. Tam üye olan yeni ülkelere Gümrük Birliği çerçevesinde limanlarımızı açmak zorundayız. Doğrudur ve bunu da eninde sonunda yerine getireceğiz. Limanların açılması teknik bir konu. Gümrük Birliği anlaşmasından kaynaklanan bir taahhüt.

Ancak, aynı konuda bizim de sorunlarımız var.

1. Gümrük Birliği çerçevesinde AB ülkelerinin uygulamadıkları taahhütleri var. Örneğin, iş adamlarımıza vize uygulaması sürüyor.

2. AB'nin KKTC'ye yönelik kısıtlamaların kaldırılacağına dair verdiği ve yerine getirmediği sözler var.

Türkiye, işte bu iki gerekçeye dayanarak, limanlarını açmak istemiyor. Gümrük Birliği ile ilgili tüm sorunların -Kıbrıs konusu dahil olmak üzere- ele alınmasını ve tümünün çözülmesini istiyor.AB ise öncelikle Kıbrıs konusundaki taahhüdümüzün yerine getirilmesi için bastırıyor. Eğer bu yıl sonuna kadar çözümlenmezse, Tam Üyelik Müzakerelerinin askıya alınabileceğini söylüyor.

Başbakan'ın tepkisini de biliyoruz: Ne yapalım, askıya alınırsa alınsın…

Peki, müzakereler askıya alınırsa ne olur ?

Katılma müzakerelerinin askıya alınması, hem Türkiye, hem de AB açısından sorunlarla dolu yeni bir süreci başlatır.

Müzakereleri askıya almak kolay, ancak yeniden başlatmak zordur. Bunun en tehlikeli yanı da,müzakereleri yeniden başlatma noktasına gelindiğinde ortaya çıkar. Zira o zaman, onayını vermesi gereken taraf durumuna girecek olan Kıbrıs ek ödünler isteyecektir. Ek ödün elde edemedikçe de, müzakereler üstündeki vetosunu sürdürecek.

Sonunda hem Türkiye, hem de faturanın diğer tarafını ödeyecek olan AB zararlı çıkacak. Türkiye ek ödün vermedikçe, AB Kıbrıs'ı tatmin etmek için elini cebine atmak zorunda kalacak.

Müzakerelerin askıya alınması, genel olarak Türkiye'ye yatırım yapmayı planlayanlar ve kredi açacak olan uluslararası kuruluşlar arasında rahatsızlık yaratacak. Olumsuz bir hava doğacak ve bunun sonucunda, Türkiye kredilerinin pahallanması, ekonomik notların düşmesi ve yatırımcılarda tereddütler doğacak.

Bu tehlikeler bilindiğinden dolayı, büyük olasılıkla orta yol formülleri aranacak.

Kıbrıs'ı ve Türkiye'yi tatmin edecek çözümler üretilecek, sonuş alınamadığı taktirde de, müzakerelerin resmen askıya alındığı söylenmeyecek ve bir deklarasyon yayınlanmasıyla yetinilecek. Bu tutum da, Kıbrıs'ın vetosunu kullanmasına yol açacak.

Bir başka deyişle, Kıbrıs'ın Türkiye'yi rehine almasına göz yumulacak.

Anlayacağınız, her iki tarafta bol keseden "müzakerelerin askıya alınmasından" söz ederken, ufuktaki büyük tehlikeyi gözden kaçırıyorlar.

Belki en çok biz kaybedeceğiz, ancak AB'nin de kayıpları olacağını unutmamak gerekir.

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 23/06/06

 

Tatlısu'yu aldı bir düşünce

Tatlısu'yu aldı bir düşünce

Girne'nin doğusundaki Tatlısu, 1974 öncesi Rumlara aitti. Burada şimdi 1200 Türkiyeli yaşıyor.

KKTC'de Tazmin Komisyonu kararıyla arazileri iki Rum'a iade edilecek Tatlısu'daki Türkiyeli göçmenler, 'Bizi buraya Türkiye yerleştirdi. Şimdi ne olacağız' diyor. Rum Yönetimi, komisyon kararını 'Aldatmaca' diye niteledi

23/06/2006

SEFA KARAHASAN

LEFKOŞA - KKTC'de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) talebi doğrultusunda Rumlarla mülkiyet sorunlarını çözebilecek iç hukuk yolu olması için oluşturulan Tazmin Komisyonu tarihi bir karara imza attı, ama iki Rum'a mallarının iadesi birine de tazminat ödenmesi kararı bazı kesimlerde tedirginlik yarattı. İki Rum'a iade edilecek arazilerin bulunduğu Girne'nin doğusunda kalan Tatlısu beldesindeki halk "Bizleri buraya Türkiye yerleştirdi. Bizleri kandırdılar. Şimdi ne olacağız" diye soruyor.
Radikal, komisyon kararı sonrası 1200 nüfuslu Tatlısu'da halkın nabzını tuttu. 1974'teki Barış Harekâtı öncesi Rum beldesi olan Tatlısu'ya daha sonra Türkiye göçmenleri yerleştirilmiş. Mal iadesinin harekâtın sorgulanması anlamına geldiğini savunan Tatlısu sakinleri, "Bizi Türkiye yerleştirdi. Tapu dağıtılırken kimse 'Buraları Rum malları, sizden geri alınabilir' demedi. Bizi neden kandırdılar" diye şikâyet ediyor.

Emlakçılar cirit atıyor
Muhtar Bayram İnce, "Malımıza gözümüz gibi baktık. İnsanlar 'malımızı elimizden alacaklar' diye tedirgin" derken, emekli Osman Yalçın, "Benim malımı Rum'a pazarlıyorlar. Gençliğimizi, hayatımızı buraya verdik" tepkisini gösteriyor. İşçi Osman Uyanık ise "Karardan sonra emlakçılar beldeye aktı. Biz ne olacağız? Bir açıklama yapılmalı" diye soruyor. Belde Belediye Başkanı Hayri Orçan da, 30 yıldır burada yaşayanlara kararı uygulatmanın zorluğunu şöyle anlatıyor: "Bizlere KKTC devleti tapu dağıttı. Şimdi 30 yıldır burada yaşayan adama sen çık, Rum gelecek nasıl deriz?"
Rum Yönetimi ise komisyonun üç Rum'la sağladığı anlaşmaları 'aldatmaca' diye niteledi. Hükümet Sözcüsü Hristodulos Paşiardis, "Bu kararlar fırsatçı Türk oyunlarından başka bir şey değil" dedi. Türkiye'nin Maraş'taki mallarının iadesini isteyen Arestis'in davasına dair görüşlerini AİHM'-ye sunacağı tarihin son gününde komisyonun karar almasının bilinçli olduğunu savunan Paşiardis, 'önerilerin, AİHM'nin 'tüm yasal hak sahiplerinin mülkiyet haklarının iadesi ve tazminat şekillerine' dair emirlerine uymadığını' iddia etti. Rum sözcü bu gelişmenin sadece Türkiye'ye yarayacağını savundu. İktidarın büyük ortağı AKEL de komisyona başvuran üç Rum'u çözüm çabalarının altını oymakla suçladı.

Talat alkış beklemiyor
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise buna "Rum'un 'çok güzel yaptınız' demesini beklemiyorduk" yanıtını verdi. "Mahkeme gibi çalışan komisyon, bu kısa süre içinde önemli ve kapsamlı kararlar üretti. Bu bir başarıdır" diyen Talat, komisyonun çare üretip üretmediğine Rumlar değil, AİHM'-nin karar vereceğini belirtti.

Türkiye raporunu iletti
Bu arada Türkiye, Komisyon'un çalışmalarıyla ilgili raporunu, dün akşam AİHM'ye sundu. Mahkemenin, raporu inceledikten sonra Arestis davasında yeni bir karar daha açıklaması bekleniyor.

KKTC'de AB ofisi açılacak

23/06/2006 RADIKAL

RADİKAL - BRÜKSEL - AB, KKTC'de ilk ofisini açmaya hazırlanıyor. Rumların yoğun itirazları nedeniyle uzun süre nerede açılacağına karar verilemeyen ofisin temmuz başında açılması öngörülüyor. 'Program destek ofisi' sıfatıyla çalışacak ofis, mali yardım kapsamında gelecek projelerin koordinasyonu ve Kıbrıs Türk toplumuyla temas görevini üstlenecek. Ofisin ilk aşamalarda fazla etkin olması beklenmezken etkinliğin projelerin sunulmasına paralel
olarak artacağı belirtiliyor. Bu arada AB'nin KKTC'ye vermeyi kabul ettiği yardımın zaman aşımına uğrayan 120 milyon avroluk kısmının kurtarılması için çalışma yapılıyor.

KKTC'deki AB ofisi 1 Temmuz'da aç

Rumların şiddetle karşı çıktığı KKTC'deki "AB Ofisi"nin temmuz sonu değil, 1 Temmuz'da açılacağı bildirildi. "AB Ofisi", KKTC'ye verilecek mali yardımın koordinasyonunu yapacak. Ancak AB'deki son hazırlıklara rağmen Türk tarafı, Rum yönetiminin 139 milyon Euro'luk mali yardım tüzüğünün uygulanmasını engelleyeceği görüşünde.

24 Nisan 2004'teki referandumunda çözüme 'evet' diyen Kıbrıs Türklerinin izolasyonun kırılması için karar alan AB Komisyonu, ilk somut adımı atmaya hazırlanıyor.

Kuzey Kıbrıs için çıkartılan Doğrudan Ticaret Tüzüğü Rum vetosu nedeniyle masada kalmış olsa da, Brüksel en azından Mali Yardım Tüzüğü'nü hayata geçirmekte kararlı.

Toplam 259 milyon Euro olarak öngörülen ancak aralık 2005'te 120 milyonu kaybedilen mali yardımın Kuzey Kıbrıs'a transferi için AB, 1 Temmuz'da KKTC'de 'program destek ofisi' açıyor.

AB, KKTC'yi tanımadığı için kuzeyde açılacak olan ofis, hukuki statü olarak güneyde aynı amaçla açılacak ofise bağlı olacak. Ancak AB bayrağı kuzeyde de dalgalanacak.

39 milyon Euro temmuzda

serbest bırakılacak

Mali yardımın koordinasyonuna ilişkin kararlar ise Lefkoşa'da değil Brüksel'de alınacak. 139 milyonluk yardımın ilk bölümünün temmuz ayında kullanılabilir hale gelmesi bekleniyor.

AB ofisi, bu paranın hangi projelerde kullanılacağına karar verecek. Mali yardımın Aralık 2008'e kadar kullanılması gerekiyor. Bu süre zarfında KKTC'nin daha önce kaybettiği 120 milyon da konsey kararının ardından toplama eklenmesi bekleniyor.

Rumlar sorun yaratabilir

AB cephesindeki yoğun hazırlığa rağmen Türk tarafı, Mali Yardım Tüzüğü'nün uygulanabileceğinden şüpheli. Türk diplomatik kaynaklar, "Avrupa Birliği'ne uygulamada zorlanabilecekleri uyarısı yaptık. Zira kuzeyin izolasyonunun devamını isteyen Rumlar uygulamayı engellemek için ellerinden geleni yapacaktır" diyor.

AB kaynakları da, bazı projeler için Rumları ikna etmenin zor olacağını kabul ediyor.

KIBRIS 23/06/06

 

Komisyonun çare üretip üretmediğine Rum hükümeti değil, AİHM karar verecek

Cumhurbaşkanı Talat, Mal Tazmin Komisyonu kararını ve Rum tepkisini değerlendirdi:

Komisyonun çare üretip üretmediğine Rum hükümeti değil, AİHM karar verecek

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Mal Tazmin Komisyonu'nun önemli ve kapsamlı kararlar ürettiğini söyleyerek, "Mahkeme gibi çalışan bir komisyon, bu kadar kısa sürede böylesine önemli ve kapsamlı kararlar üretti. Bu gerçekten bir başarıdır" dedi.

Rum yönetiminin, Mal Tazmin Komisyonu'nun aldığı karara yönelik tepkisini de değerlendiren Talat, "Rum'un 'çok güzel yaptınız' demesini beklemiyorduk" diye konuştu.

Talat, Mal Tazmin Komisyonu'nun etkin çalışıp çare üretip üretmediğine Rum tarafının değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) karar vereceğini de vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat, İzmir'deki temaslarını tamamlayarak dün KKTC'ye döndü.

Talat'ı, Ercan Havaalanı'nda, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, GKK Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Salih Cengaver Cem, Sayıştay Başkanı Soner Vehbi ve Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev karşıladı.

Talat, gazetecilerin, Mal Tazmin Komisyonu'nun kararıyla ilgili değerlendirme istemesi ve Rum Yönetimi'nin bu karara yönelik tepkisiyle ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine, Rum Yönetimi'nin kendilerine "çok güzel yaptınız" demesini beklemediklerini ifade etti. Talat, AİHM'nin; mülkiyet konusunda mağduriyet yaşadığını iddia edenlerin, çözümsüzlük koşullarında da başvuracakları bir hukuk yolu yaratılmasını istediğini, kendilerinin de böyle bir hukuk yolu yarattıklarını, önemli olanın da bu olduğunu söyledi.

Bu hukuk yoluyla ne mülkiyet sorununu çözme iddiasında bulunduklarını, ne de bütün mağdurların sorunlarını çözecekleri iddiasında olduklarını belirten Talat, çözümsüzlük koşullarında mağduriyetlerinin giderilmesini isteyen insanlara çözüm üreteceklerini, iddialarının bu olduğunu ve yola böyle çıktıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı, hedefin bütünlüklü çözüm olduğunu ve mülkiyet rejimini de o çözümün yaratacağını kaydederek, "Biz bugün geçici, çözümsüzlük koşullarında bir formül yarattık. Komisyonun kararını beğenmeyen Yüksek İdare Mahkemesi'ne, onu da beğenmeyen AİHM'ye başvurabilir. Önemli olan bu komisyonun etkin çalışan, çare üreten bir komisyon olmasıdır" dedi.

Buna karar verecek olanın Rum hükümeti değil, AİHM olduğunu vurgulayan Talat, "AİHM'nin uygun bir prosedürle, uygun bir zamanda bu konuyu ele alacağını, önündeki davaları, uygun bir iç hukuk yolu olarak görürse, buraya sevk edeceğini ve diğer opsiyonları da kendisinin tayin edeceğini" söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, "Biz kendi üzerimize düşeni yaptık. Bana göre komisyonumuz iyi çalıştı. Mahkeme gibi çalışan bir komisyon, bu kadar kısa sürede böylesine önemli ve kapsamlı kararlar üretti. Bu gerçekten bir başarıdır" diye konuştu.

Komisyonun 3 ayda oluştuğunu ve ondan sonraki 3 ayda da bazı kararlar ürettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı, bundan sonraki başvurular için çalışmanın süreceğini ve AİHM'nin konuyu değerlendirmesi sürecinin yaşanacağını kaydetti.

Erdoğan'ın açıklamaları

Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son günlerdeki açıklamalarının Kıbrıs konusuna ne gibi bir etkisi olabileceğinin sorulması üzerine, Türkiye'nin mantıklı ve Avrupai bir plan olan eylem planını sunmasından sonra, Rum tarafı ve Yunanistan tarafından hemen reddedilmesi ve bu konuda adım atılamaması, ayrıca Türkiye'nin, yasal olmayan bir Kıbrıs Cumhuriyeti rejimine destek olma, kolaylık sağlama, limanları açma gibi bir baskıyla karşı karşıya kalmasının, buna karşılık da Kıbrıslı Türklere izolasyonların kaldırılacağı sözünün verilmesine rağmen hiçbir harekete girilmemesinin büyük bir can sıkıntısı ve düş kırıklığı yarattığını belirtti.

Cumhurbaşkanı, Erdoğan'ın bu çerçevede sert bir tepki ortaya koyduğunu, önemli olanın, bu konunun Kıbrıslı Türkler ve Türkiye için ne kadar önemli olduğunu AB'nin ve izolasyonları kaldıracağını ifade eden uluslararası toplumun algılaması olduğunu söyledi.

Talat, aksi halde Kıbrıs sorunu nedeniyle Türkiye'nin AB sürecinde yaşayacağı sıkıntıların, AB'yi de, Türkiye'yi etkilediği kadar, etkileyeceğini kaydetti ve şöyle dedi:

"Sağduyunun egemen olması gerekiyor. Türkiye, Kıbrıslı Türklere uyguladıkları izolasyon nedeniyle Rum tarafına izolasyon değil, belli ölçüde kısıtlamalar uyguluyor, onların uyguladığının çok azını Rumlara uyguluyor. Rum tarafı ve dünya, bu izolasyonları kaldırmadan, Rum tarafına yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını istemek büyük haksızlıktır. Bu haksızlığa karşı sesimizi duyurmamız gerekiyor.

KIBRIS 23/06/06

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan: Barış için iki toplumun bir sürece katılmaları gerekir

GAMBARİ İYİ HABERLER GETİRMELİ... BM Genel Sekreteri Annan, "Kıbrıs'ta sürekli bir barışın olması için adadaki iki toplumun bir sürece katılmaları gerektiğini" söyledi. Annan, yeni bir sürecin ilerlemesinin mümkün olup olmayacağına karar verebilmesi için, Gambari'nin, Kıbrıs'a ziyareti sonrasında, kendisine iyi haberler ve bilgiler iletmesini diledi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, "Kıbrıs'ta sürekli bir barışın olması için adadaki iki toplumun bir sürece katılmaları gerektiğini" söyledi.

Rum Radyosu'nun haberine göre, Annan, Fransa Başbakanı Dominque Le Pen ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "adadaki her iki toplum liderinin son 2 yıldır görüşme fırsatı bulamadıklarını" ifade etti.

Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari'nin Kıbrıs'a yapacağı ziyarete de değinen Annan, BM'nin, gelecekte yeni bir barış sürecinin başlayabilmesi için zeminin hazırlanması amacıyla, adadaki iki tarafın ortaklaşa çalışması konusunda her iki tarafı da cesaretlendirmeyi sürdürdüğünü vurguladı.

Annan planı konusunda 24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen referanduma da değinen Annan, Kıbrıs'ın Kuzeyi'nde planın kabul edildiğini, ancak aynı şeyin Güney'de gerçekleşmediğini ifade etti.

Annan, ayrıca, yeni bir sürecin ilerlemesinin mümkün olup olmayacağına karar verebilmesi için, Gambari'nin, Kıbrıs'a ziyareti sonrasında, kendisine iyi haberler ve bilgiler iletmesini diledi.

KIBRIS 23/06/06

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat: Türkiye-AB ilişkileri, limanların açılması konusu nedeniyle askıya alınmaz

BİZE SÜRPRİZ OLMADI... Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye-AB üyelik müzakere sürecinin, Türk liman ve havaalanlarının Rum kesimine açılması konusu nedeniyle askıya alınmayacağını düşündüğünü söyledi. Talat, Kıbrıs Rum yönetiminin Türkiye-AB müzakerelerinin ilerleyişini veto ile tehdit etmesinin, kendileri için değil, AB üyesi diğer ülkeler için sürpriz olduğunu belirtti

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye-AB üyelik müzakere sürecinin, Türk liman ve havaalanlarının Rum kesimine açılması konusu nedeniyle askıya alınmayacağını düşündüğünü söyledi.

Talat, Kıbrıs Rum yönetiminin Türkiye-AB müzakerelerinin ilerleyişini veto ile tehdit etmesinin, kendileri için değil, AB üyesi diğer ülkeler için sürpriz olduğunu belirtti.

Talat, İzmir ziyaretinde ikamet ettiği Hilton Oteli'nde AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetiminin veto unsurunu dile getirerek, Türkiye-AB üyelik müzakerelerinde dış politikayı ilgilendirmeyen başlıklarda dahi Türk limanlarının ve havaalanlarının Rumlara açılması konusunu gündeme getirmesinin, kendileri için sürpriz olmadığını belirtti ve şunları kaydetti:

"Biz bunun böyle olacağını biliyorduk. Kıbrıs Rum tarafının ne kadar katı ve uzlaşmaz olduğunu, özellikle son yıllarda, özellikle referandumdan bu yana görmüş taraf olarak, Rum tarafının son derece katı tutum izleyeceğini zaten biliyorduk. Bunun böyle olup olmayacağı konusunda kuşkuları olan Avrupalılardı. Doğrudan yaşayarak, üstelik de dış politikayla hiç alakası olmayan, Kıbrıs Rum tarafıyla hiçbir ilgisi olmayan konularda bile ne kadar büyük zorluklarla karşılaşılacağını AB görmüş oldu."

Rum kesiminin çıkardığı zorlukların olumsuz olmasına karşın, AB'nin hangi boyutta uzlaşmazlıkla karşı karşıya olduğunu görmesi bakımından da uyarıcı olduğunu ifade eden Talat, sözlerine şöyle devam etti:

"Her konunun (müzakere faslı) açılışında, kapanışında ve içeriği tartışılırken bu zorluklarla karşılaşılacaktır. Bunun hesabını AB yapmalı. Böylesine Avrupalı olmayan bir ülkeyi bünyesine almakla ne kadar büyük bir belayı satın aldığını daha iyi anlayacaktır. Görünce de tedbir alma yoluna gidecektir diye düşünüyorum."

Limanlar ve havaalanlarının açılması

Talat, KKTC'ye yönelik izolasyonlar kaldırılmadan Türkiye'nin Gümrük Birliğini AB'nin 10 yeni üyesini kapsayacak şekilde genişletmesinin, liman ve havaalanlarını Rum yönetimine açmasının, Kıbrıs sorununa hiçbir katkıda bulunmayacağını belirtti.

"Limanların açılmasına karşı değiliz, KKTC'ye yönelik izolasyonların da eş zamanlı olarak kaldırılması gerektiğini söylüyoruz" diyen Talat, "İzolasyonların devam etmesi hiçbir akla ve vicdana sığmaz" şeklinde konuştu. Talat, Türkiye'nin konuya ilişkin tutumunun ve yürüttüğü politikanın kendileri tarafından talep edilen politika olduğunu da kaydetti.

Teknik komitelerin çalışması

Talat, 10 gün kadar önce BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a teknik komitelerin çalışmaya başlaması yönündeki isteklerini yineleyen bir mektup yazdığını hatırlatarak, Rum yönetiminin komitelerin çalışmasına taraftar görünmekle birlikte süreç içinde çeşitli sorunlar yarattığını belirtti ve "Rum kesimi bizimle ve bütün dünyayla oyun oynuyor" diye konuştu.

Rum yönetiminin çeşitli şartlar öne sürerek süreci aksattığını, kendisinin de Annan'a bir mektup daha yazarak duydukları rahatsızlığı dile getirdiğini söyleyen Talat, komitelerin çalışmaya başlaması durumunda beklentilerinin ne olacağının sorulması üzerine, "Bugünkü çözümsüzlük ve tıkanıklık koşullarında, komitelerin çalışmaya başlaması, iki taraf arasındaki ilişkileri iyileştirecek yaratıcı bir durumdur" diye konuştu. Talat, şunları kaydetti:

"Teknik komiteler başladıktan sonra artık kaçmak çok kolay olmaz, çünkü başladıktan sonra kaçan taraf sorumlu olur ve kimin kaçtığı da daha kolay belli olur. Rum tarafının uğraşı bu işi sürüncemede bırakarak, kimin sorumlu olduğunun ortaya çıkmasını engelleyerek, durumu iki tarafın uzlaşamaması olarak göstermektir.

Ben bunu kırmak istiyorum, komiteler çalışmaya başladıktan sonra kimin uzlaşmaz olduğu artık ciddi şekilde sorgulanır."

AB'nin tüm üyelerinin, 26 Nisan 2004 tarihinde oybirliğiyle aldıkları Konsey kararıyla KKTC'ye yönelik izolasyonların kaldırılması yönünde "söz verdiğini", Türkiye'nin Ek Protokolü 2005 yılında imzaladığını hatırlatan Talat, aradaki bir yıllık süre zarfında ve 2004'ten bu yana izolasyonların hala kaldırılmamış olmasını eleştirdi.

Talat, bir soru üzerine, Türkiye-AB üyelik müzakere sürecinin, Türk liman ve havaalanlarının Rum kesimine açılması konusu nedeniyle askıya alınmayacağını düşündüğünü söyledi.

Müzakerelerin hangi koşullarda askıya alınacağının yazılı olarak açıkça belirtildiğini, bunun da yalnızca "müzakere edilen ülkede demokrasinin askıya alınması ya da ciddi şekilde kesintiye uğraması" olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, görüşmelerin başka bir nedenle kesintiye uğramayacağını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı'nda bir

yılın değerlendirmesi

Talat, Cumhurbaşkanlığı koltuğunu 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan devralmasının üzerinden bir yıl iki ay geçtiğinin hatırlatılması, bu süreçte Kıbrıs sorununa ilişkin temel görüşlerinin değişip değişmediğinin ve Rauf Denktaş'a hak verip vermediğinin sorulması üzerine de şunları kaydetti:

"Geçmişte söylediklerimin ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı. Ben hep (Kıbrıs sorunu Kopenhag zirvesine kadar çözülmelidir, Kıbrıs Türk tarafı çözüm istediğini kanıtlamalıdır) diye uyarıyordum. (Rum tarafı çözüm istemiyorsa bunu istemediği dünyaya gösterilerek, deşifre edilmelidir) diyordum. Dediklerimin doğru olduğu ortaya çıktı. Niye hak verecekmişim ki Sayın Denktaş'a?

Rumların çözüm

istemediğini ispat ettim

Tam tersi, ne kadar haksız olduğunu gördüm. Denktaş, (Rumlar çözüm istemez) diyordu. Bu önemli değil, Rumların çözüm istemediğini bütün dünyaya göstermek önemli. Ben ispat ettim."

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un çözüm istemediğinin artık bütün dünya tarafından bilindiğini ifade eden Talat, başka bir soru üzerine, GKRY'de daha ılımlı yönde bir yönetim değişikliğinin "Kıbrıs'ta işleri kolaylaştıracağını" ancak lider değişikliğinin Kıbrıs Rum halkının tercihi olduğunu kaydetti.

Talat, Kıbrıs'ta yapılması gerekenin, izolasyonların kaldırılması olduğunu vurgulayarak, "İzolasyonlar kalkınca, Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıslı Türklerin kendilerine muhtaç olmadığını görerek, Kıbrıslı Türklerin dünya ile bütünleştiğini görerek, bu gidişin kendilerinin aleyhine gelişeceğini anlayacak ve o zaman Kıbrıs sorununu çözme yoluna girebilecektir" dedi.

KIBRIS 23/06/06

 

Seçim heyecanı

Adaylar seçim propagandalarının son günlerini yoğun tempoda geçiriyor

Seçim heyecanı

PROPAGANDADA SON İKİ GÜN... KKTC'de seçmenler 25 Haziran Pazar günü yerel yöneticileri ile Lefkoşa ve Girne ilçesinden birer milletvekilini belirlemek üzere sandığa gidecek. Seçime 2 gün kala, siyasi partiler ve adaylar tüm enerjilerini propaganda çalışmalarına harcıyor. Siyasi partiler ve adaylar, seçim propagandasının son iki gününü daha çok meydan mitingleriyle geçirecek

SEÇMEN KARTLARININ DAĞTILMASINDA SON GÜN... "2006 Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi"nin takvimi uyarınca, bugün seçmen kartlarının dağıtılmasının son günü. 30 Mayıs'ta başlayan seçim propaganda süreci, 24 Haziran Cumartesi akşamı sona erecek. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimde görev yapacak sandık görevlilerine önceki gün başlattığı kurslar, bugün tamamlanıyor

KKTC'de seçmenler 25 Haziran Pazar günü yerel yöneticileri ile Lefkoşa ve Girne ilçesinden birer milletvekilini belirlemek üzere sandığa gidecek.

Seçime 2 gün kala, siyasi partiler ve adaylar tüm enerjilerini propaganda çalışmalarına harcıyor.

Siyasi partiler ve adaylar, seçim propagandasının son iki gününü daha çok meydan mitingleriyle geçirecek. Mitingleri için Türkiye'den şarkıcı getirtenler de var. Radyo ve televizyon programlarıyla seçmenlerine projelerini aktarma fırsatı bulan adaylar, işyeri ve örgütlere ziyaretlerde ise, yüz yüze iletişim kuruyor.

"2006 Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi"nin takvimi uyarınca, bugün seçmen kartlarının dağıtılmasının son günü. 30 Mayıs'ta başlayan seçim propaganda süreci, 24 Haziran Cumartesi akşamı sona erecek.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimde görev yapacak sandık görevlilerine önceki gün başlattığı kursları, bugün tamamlanıyor.

YSK Başkanı Metin A. Hakkı, bugün saat 10.00'da düzenlediği basın toplantısında, seçimlerle ilgili ayrıntıları açıkladı.

Seçim yarışı, aday ve seçmen sayıları

Adayların kesinleşmesiyle, ülke genelindeki 237 muhtarlığın 86'sı için seçim yarışına gerek kalmadı. 85 aday, rakibi olmamasından dolayı muhtar olurken; 1 muhtarlık için, hiç aday olmamasından dolayı seçim yapılmayacak.

237 muhtarlığın 948 azalığı için seçime gidilirken; seçilmiş sayılacak adaylardan dolayı 111 muhtarlıkta aza yarışı yapılmayacak. Geriye kalan 126 muhtarlığın 580 azalığı için 957 aday yarışacak.

Lefkoşa'daki 1 milletvekilliği için 7, Girne'deki 1 milletvekilliği için 4 aday; 28 belediye başkanlığı için 100 aday; 234 belediye meclisi üyeliği için 786 aday; 149 muhtarlık için 321 aday; 520 azalık için de 988 aday bulunuyor.

Pazar günü yapılacak seçimlerde oy kullanabilecek kayıtlı seçmen sayısı ise 151 bin 389. Seçmen sayısının ilçelere göre dağılımı da şöyle:

Lefkoşa 47 bin 527, Gazimağusa 39 bin 702, Girne 28 bin 186, Güzelyurt 20 bin 211 ve İskele 15 bin 763.

Seçmen kartı şart değil, kimlik şart

Oy kullanmak için, seçmen kartı şart değil; oy kullanılacak sandığı bilmek yeterli. Seçmen kimliğini ispatlayıcı belge olarak KTFD veya KKTC kimlik kartı, KTFD veya KKTC pasaportu, polis kimlik kartı veya sürüş ehliyetini göstererek, oy verebilecek.

Nasıl oy kullanılacak?

Yerel kuruluş organları seçimi için, belediyesi olan yerlerde seçmenlere, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği, muhtarlık ve azalık seçimi için 4 oy pusulası verilecek. Belediye olmayan yerlerde ise, seçmenler, yalnız muhtarlık ve azalık seçimleri için 2 oy pusulası alacak.

Sandık başına gidecek Lefkoşa ve Girneli seçmenler, milletvekilliği ara seçimi için de oy pusulası dağıtılacak. Böylece, Lefkoşa ve Girne İlçelerinde, belediyesi olan yerleşim yerlerinde ikamet eden vatandaşlar, oylarını 5 oy pusulası aracılığıyla verecek.

Milletvekilliği, başkanlık ve muhtarlık için mühür

Lefkoşa ve Girne ilçesindeki seçmenler, tercih ettikleri milletvekili adayına "evet" mührü vurarak oylarını kullanacak. Yüksek Seçim Kurulu'nun aldığı karara göre, yalnız bu seçimde geçerli olmak üzere bağımsız milletvekili adayları için de, parti adayları gibi "evet " mührü vurulacak. Oy pusulaları buna göre düzenlendi.

Belediye başkanlığı ve muhtarlık için seçmen, oy pusulasında, oy vermek istediği adaya ait bölümün herhangi bir yerine "evet" mührünü basarak oy verecek.

Belediye meclis üyeliği

Belediye meclis üyeleri seçiminde ise, tercih yapılabilecek veya karma oy kullanılabilecek. Eğer bir partiye mühür vurulmuş ise, tercih de aynı partinin listesinden yapılacak. Tercihler, belediyenin meclis üyelerinin yarısı kadar olmak zorunda. Ancak kişi mühür vurduktan sonra tercih yapmak zorunda da değil.

Tercih sayısı

Buna göre Lefkoşa'nın belediye meclis üyelerinin sayısı 20... Seçmen (X) partiye mühür vurursa, ya hiç tercih yapmayacak veya o partinin listesinden 10 kişi için tercih kullanacak.

Mührün ardından tercih yapılacaksa, tercih sayısı Gazimağusa'da 8, Girne ve Güzelyurt'ta 6, İskele'de de 4 olacak. Diğer belediyelerdeki tercih sayıları da şöyle:

Gönyeli ve Lefke belediyeleri 5; Beyarmudu, Değirmenlik, Vadili, Akdoğan, Alsancak, Yeni Boğaziçi, Çatalköy, İnönü, Lapta ve Alayköy belediyeleri 4; Akıncılar, Geçitkale, Paşaköy, Serdarlı, Tatlısu, Dikmen, Esentepe, Büyükkonuk, Dipkarpaz, Mehmetçik ve Yeni Erenköy belediyeleri de 3.

Karma oy

Belediye meclis üyeleri için karma oy kullanacaklar ise, mühür vurmayacak.

Belediye Meclis üyeleri için oyunu, oy pusulasında adı ve soyadı bulunan partililere veya partililer ile bağımsız adaylara karışık olarak vermek isteyen seçmen, adaylara işaret koyarak karma olarak kullanabilecek. Seçmen oyunu karma olarak kullanmak isterse, bu hakkını en az o bölgeden çıkarılacak belediye meclis üyesi sayısının yarısı kadar aday için kullanmak zorunda olacak.

Örneğin Lefkoşa Belediye Meclisi için oy kullanacak seçmen, herhangi bir partiye mühür vurmamak şartıyla, kalemle, değişik partilerin listelerinden 20 kişinin adını işaretleyebilecek. İşaretlenen aday sayısı 10'un altında olamayacak.

İhtiyar heyeti

İhtiyar Heyeti Üyeliği (azalık) seçiminde seçmen, oy pusulası üzerinde ad ve soyadları bulunan adaylardan hangilerine oyunu vermek istiyorsa, onların karşısında bulunan dörtgenin içine işaret koyacak.

Adayların ad ve soyadları karşısında bulunan dörtgenler dışına konan işaretler geçersiz sayılacak.

İhtiyar Heyeti Üyeliği seçiminde seçmen, seçilmesi gereken ihtiyar heyeti üyesi sayısı (4) kadar adaya işaret koyarak oy verecek. Yani oy kullanılacak aday sayısı 4'ten az veya çok olamayacak aksi halde pusula geçersiz sayılacak.

KIBRIS 23/06/06

 

Talat: Papadopulos ile görüşmedim

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetimi lideri Papadopulos ile dolaylı görüşmeler yapmadığını söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 20:41 TSİ 24 Haziran 2006 Cumartesi

LEFKOŞA - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Başkanlık Siyasi Büro Müdürü Tasos Conis’i makamında kabul ettiğine dair Rum basınında çıkan haberlerin asılsız olduğunu söyledi.

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile dolaylı görüşme yapmadığını belirten Mehmet Ali Talat, iki taraf arasında sadece Birleşmiş Milletler gözetiminde temasta bulunulduğunu, bu görüşmelerin de açıklama yapılabilecek düzeye gelmediğini kaydetti.

Öte yandan, görüşme iddialarını Rum Başkanlık Siyasi Müdürü Tasos Conis de yalanladı.

RUM BASINININ İDDİASI
Politis gazetesi, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Tasos Conis ile, Tasos Papadopulos’un da KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ile görüştüğünü iddia etmişti.

KKTC'de yarın seçim var


24 Haziran, 2006 21:00:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC, yarın son üç yıl içinde beşinci kez sandığa gidiyor. Bir genel ve bir erken seçim geçiren Kıbrıslı Türkler, Annan Planı referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından, yarın da yerel ve ara seçimler için oy kullanacak.

Kayıtlı seçmen sayısının 151 bin 389 olduğu KKTC'de saat 08.00'de başlayacak oy verme işlemi, saat 18.00'e kadar devam edecek.
 
Seçimde, 28 belediye başkanlığı için 99, 234 belediye meclis üyeliği için 786, 150 muhtarlık için 366, 520 ihtiyar heyeti üyeliği için 946, 2 milletvekilliği için de 11 aday yarışacak.
 
İktidar partilerinden Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 28 belediyenin tamamında, Demokrat Parti (DP) 19 belediyede başkanlık için aday gösterdi.
 
Ana muhalefet partisi Ulusal Birlik Partisinin (UBP) belediye başkanı aday sayısı 22. Mecliste 1 milletvekiliyle temsil edilen Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) ise 5 beldede belediye başkanlığına aday gösterdi.
 
Seçim sonuçlarının, sandıkların kapanıp oy sayımına geçilmesinden iki saat sonra netleşmesi bekleniyor.
 
CTP-DP koalisyonunda durum
 
151 bin 392 seçmen, belediye başkanlarının yanı sıra, bir milletvekilinin ölümü, Mehmet Ali Talat'ın da Cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle boşalan iki milletvekilini seçecek.
 
İki milletvekili, KKTC Meclisi'ndeki dağılım nedeniyle, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümetini de etkileyecek.
 
İki milletvekilini CTP'nin alması halinde, parti tek başına iktidara geçebilecek sayıya ulaşabilecek.
 
Ancak gözlemciler, CTP-DP koalisyon hükümetinin, siyasi istikrarı gözeterek bozulmayacağına dikkat çekiyor.

 

Yunan vekilden Talat’ın kızına pasaport sorusu

Ömer BİLGE - Yorgo KIRBAKİ LEFKOŞA - ATİNA

Yunanlı AP milletvekili Karacaferis, AB Komisyonu’na bir soru önergesi vererek, "Ayşenur Talat hangi pasaportla komisyonda çalışıyor?" diye sordu. Rum pasaportu imasına karşılık, Talat’ın TC pasaportuyla istatistik alanında staj yaptığı ortaya çıktı.

TÜRK düşmanlığı ile ün yapan ve geçmişte ’Ayasofya’yı Türkler’den kurtarmayı’ vaat ederek oy toplayan Yunanlı milletvekili Yorgo Karacaferis, Avrupa Parlamentosu’na bir önerge vererek, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın kızı Ayşenur Talat’a ’hangi pasaportlar ve hangi sıfatla iş verildiğini’ sordu. Karacaferis, Talat’ın ’Rum kimliği kullandığı’ imasında bulundu ama Ayşenur Talat’ın, Lüksemburg’da Avrupa Konseyi’nde Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile staj yaptığı ortaya çıktı.

Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıslı Türkler ile ilişkileri geliştirmek amacıyla kurduğu Temas Grubu’nun da üyeliğini yapan Karacaferis soru önergesinde, Ayşenur Talat’ın Rumların denetimindeki ’Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu kullandığını’ ima etti. Ancak Ayşenur Talat’ın, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu kullandığı ve Avrupa Komisyonu’nda da çalışmadığı sadece istatistik alanında staj yaptığı ortaya çıktı.

Almanya’da sosyoloji eğitimini tamamladıktan sonra Avrupa Komisyonu’nun Kıbrıslı Türklere 7 yıldır uyguladığı staj programına başvuran Ayşenur Talat, KKTC pasaportunun tanınması nedeniyle TC pasaportu kullanıyor. Avrupa Komisyonu son 7 yılda çok sayıda Kıbrıslı Türk’e, Lüksemburg ile Brüksel’de staj imkanı tanıdı.

2 yıl önce KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kendi adını taşıyan torunu Rauf Denktaş’ın Kıbrıs Rum yönetimine başvurarak pasaport ve kimlik aldığı ortaya çıkmıştı. Torun Denktaş’ın ailesi ’İngiltere’de ucuz eğitim’ için kimlik başvurusu yaptığını belirtmiş, dede Denktaş ise, ’Kıbrıs Cumhuriyeti’ pasaportu almanın bir hak olduğunu savunmuştu.

HURRIYET 24/06/06

Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Apakan

Uğur ERGAN / ANKARA

Dışişleri Bakanlığı'nda merakla beklenen yaz kararnamesinde en önemli görev değişikliği gerçekleşti.

Edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı'na en kıdemli Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Ertuğrul Apakan'ın getirilmesine Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in sözlü onay verdi.

Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanlığı'nın en uzman ismi olarak bilinen Apakan, Burgenstock'da Annan Planı ile ilgili yürütülen çalışmalarda kilit rol oynamıştı.

Türkiye'nin AB sürecinde önüne çıkarılan Kıbrıs sorununun çözümünde halen önemli bir isim olan ve geçen ocak ayında açıklanan 10 maddelik Kıbrıs Eylem Planı'nın hazırlanmasında önemli görevler üstlenen Apakan, daha önce de Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi olarak görev yapmıştı.

Apakan'a bu önemli grevi devredecek olan şimdiki Müsteşar Ali Tuygan'ın da atanacağı yerin Madrid Büyükelçiliği olduğu öğrenildi. Şimdiki Madrid Büyükelçisi Volkan Vural'ın ise yaş haddinden emekli olması bekleniyor. Apakan'ın yeni görevine sonbaharda başlaması bekleniyor. Otuz kadar büyükelçinin yeni görev yerlerinin belirleneceği kararnamenin, ikinci bölümünün ise önümüzdeki dönemde belli olacağı belirtiliyor.

HURRIYET 24/06/06

Arestis 1.6 milyon YTL'yi beğenmedi

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


KKTC Mal Tazmin Komisyonu'nun yerleşime kapalı Maraş'taki mülkü için 460 bin Kıbrıs lirası (1 milyon 600 bin YTL) tazminat ödenmesi önerisi, mülk sahibi Rum Miras Ksenides Arestis tarafından reddedildi. Daha önce 2 milyon YTL tazminat talebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuran Arestis, başvurusunu yenileyeceğini söyledi. Avukatı Ahilleas Dimitriadis aracılığıyla açıklama yapan Bayan Arestis, Maraş'taki evine dönmek istediğini, bunun için de komisyonun önerdiği parayı kabul etmeyeceğini belirtti, "Ben evime geri dönmek istiyorum, para değil" dedi

MILLIYET 24/06/06

 

Türkiye'ye ayrı bir statü verilecek

A.A.

AB Dönem Başkanı Avusturya'nın Başbakanı Wolfgang Schüssel, “Türkiye'ye, ismi üyelik de olsa ayrı bir statü verileceğini” savunarak, “Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) katılımı konusunda son sözü Avusturyalılar'ın referandumda söyleyeceğini” bildirdi.

Liberal eğilimli günlük Die Presse Gazetesi'nin hafta sonu sayısına demeç veren Wolfgang Schüssel, “Türkiye'nin diğer üye ülkelerden daha değişik bir statüye sahip olacağını” ileri sürerek, ”Benim Türkiye için değişik bir stratejim var” dedi.

Türkiye'ye ilişkin stratejisi hakkında ayrıntı vermeyen Schüssel, ”Türkiye'nin, Macaristan'nın sahip olduğu statüye sahip olacağını olası görmediğini” söyledi.

Avusturya iş piyasasının Türk işçilerine “otomatikman açılmaması” için çaba sarfedeceklerini ifade eden Schüssel, ”Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne mümkün olduğu kadar sıkı bağlarla bağlanmasının gerekli olduğunu” bildirdi.
Türkiye'nin tam üyeliği konusunda Schüssel, “Türkiye'nin olası tam üyeliği konusunda Avusturyalılar'ın yapılacak referandumda son sözü söyleyeceklerini” kaydetti.

Die Presse Gazetesi, Schüssel'in özel demecinin tam metninin yarın yayımlanacak sayısında yer alacağını duyurdu.

HURRIYET 24/06/06

 

Schüssel'e yanıt Finlandiya'dan geldi

ANKA

Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen, AB'nin, Türkiye'ye üyelik kriterlerini yerine getirmesi için yardımcı olması çağrısında bulundu.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne özel bir statüde üye olması gerektiğini savunan Avusturya Dışişleri Bakanı Wolfgang Schüssel'e yanıt, AB Dönem Başkanlığı'nı Avusturya'dan devralacak olan Finlandiya'dan geldi.

Finlandiya'nın AB Dönem Başkanlığı'nı, Avusturya'dan devralmadan önce 26 Haziran'da Viyana'ya bir ziyarette bulunacak olan Halonen, ziyaret öncesi Avusturya'nın günlük gazetelerinden Kurier'e konuştu.

"GENİŞLEMEYİ VİYANA KADAR DRAMATİK GÖRMÜYORUZ"

Halonen, Finlandiya ile Avusturya arasındaki ilişkileri güçlendirmek istediklerini, ancak genişleme konusunu Viyana kadar dramatik görmediklerini belirtti.

Türkiye'nin kriterleri yerine getirdiği gün AB'ye üye olabileceğini söyleyen Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen, "Bu konuda pozisyonumuzu değiştirmek istemiyoruz. Bu benim ve ülkem için Türkiye'ye verilmiş bir sözün yerine getirilmesi açısından da önemli. Ayrıca samimiyetle de ilgili bir durum. Türkiye'nin reformları ertelemeyeceğini umuyorum. AB, Türkiye'nin kriterleri yerine getirmesinde yardımcı olmalı" dedi.

TÜRKİYE'NİN BÜYÜKLÜĞÜ AVANTAJ OLACAK

Halonen ayrıca, "Türkiye'nin büyüklüğü korkutuyor. Ancak müzakereler başarılı olursa, bu durum AB için bir avantaj olacak" diye konuştu

HURRIYET 24/06/06

 

Arestis tazminat önerisini reddediyor

24/06/2006 RADIKAL

SEFA KARAHASAN

LEFKOŞA - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin talebi doğrultusunda Kıbrıs'taki mülkiyet sorunlarının çözümü için oluşturulan Tazminat Komisyonu'nun kapalı bölge Maraş'taki mülkü için 460 bin Kıbrıs Lirası önerdiği Kıbrıslı Rum Mira Ksenidi Arestis'in tavrı olumsuz oldu. Arestis öneriyi kabul etmeyerek başvurusunun AİHM'de çözümlenmesinde ısrarlı olduğunu duyurdu.
Komisyon, iki Rum'un başvurusunda Tatlısu'daki arazilerinin iadesi, bir Rum'a da tazminat ödenmesi konusunda uzlaşma sağlarken, yine tazminat önerdiği Arestis dün avukatı Ahilleas Dimitriadis aracılığıyla ret yanıtı yolladı. Arestis 1974'te zorla kovulduğu evini 32 yıldır kullanamadığını belirtip, "Ben evime dönmek istiyorum, para değil. Bu AB vatandaşlarının hakkıdır. Türkiye evime dönmek için bana siyasi şartlar koyamaz" dedi.
Rum lideri Tasos Papadopulos ise dün konuyla ilgili ilk kez açıklama yapıp, "Tazmin Komisyonu yasadışı, boyunduruk altındaki rejim tarafından kuruldu. Bu yüzden hukuki bir işleve sahip değil" dedi.

'Ankara, AİHM masraflarını ödedi'
Komisyon'un karara bağladığı tazminatların da Türkiye'nin yıllık 350 milyon avroyu bulan yardımlarının yarısının akıtılacağı fondan karşılanacağı öğrenildi. Bu arada Ankara'nın Arestis'i haklı bulan ve tazminat miktarına yıl sonuna dek karar vermesi beklenen AİHM'deki davanın 65 bin avroluk masraflarını önceki gün ödediği öne sürüldü. Dimitriadis, ödemenin Strasbourg'daki Fransız Bankası aracılığıyla yapıldığını ve bu paranın KDV'sinin de ödenmesi gerektiğini söyledi.

AİHM'e rapor verildi

Türkiye, komisyonla ilgili raporu AİHM'e sundu

AİHM'e rapor verildi

Türkiye, KKTC'de Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonunun çalışmalarıyla ilgili olarak hazırladığı raporu, önceki akşam Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) sundu.

Avrupa Konseyi nezdindeki Türk delegasyonu tarafından AİHM'ye sunulan raporda, KKTC'deki Mal Tazmin Komisyonu ve komisyona Rumlar tarafından yapılan başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda ayrıntılı bilgiler veriliyor.

Mahkemeye iletilen bilgiler çerçevesinde, AİHM'nin gelecek aylarda Ksenides-Arestis davasında yeni bir karar daha açıklaması bekleniyor.

KKTC'de, mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonu, Kuzey Kıbrıs'ta kalan eski malları için başvuruda bulunan Rumlardan üçüyle ilgili karar almış, varılan mutabakat uyarınca Tatlısu'daki eski arazileri için başvuruda bulunan 2 Rum'a mallarının iadesi, 1 Rum'a da malı karşılığında tazminat ödenmesine karar verilmişti.

Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) gündemindeki kilit davalardan birinin sahibi Arestis'e de 460 bin Kıbrıs Lirası (KL) tazminat önermişti.

 KIBRIS 24/06/06

Mira Ksenidis-Aresti'nin avukatı Ahilleyas Dimitriadis, Mal Tazmin Komisyonu'nun kararını değerlendirdi: Komisyon etkili bir çare değil

Mira Ksenidis-Aresti'nin avukatı Ahilleyas Dimitriadis, Kıbrıslı Rumların mülkleriyle ilgili başvurular için kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun, Türkiye'nin insan hakları ihlalleri için etkili bir çare olarak görülemeyeceğini söyledi

Mira Ksenidis-Aresti'nin avukatı Ahilleyas Dimitriadis, Kıbrıslı Rumların mülkleriyle ilgili başvurular için kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun, Türkiye'nin insan hakları ihlalleri için etkili bir çare olarak görülemeyeceğini söyledi.

Dimitriadis, Türkiye'ye, Konvansiyon'un ve 1 Numaralı Protokol 1'in 8'inci maddelerinde yer alan hakların etkili korumasını sağlayan etkili bir çare bulması için verilen sürenin dolmasının ardından basın toplantısı düzenleyerek, Türkiye'nin, Mal Tazmin Komisyonunu etkili bir çare olarak sunacağına inandığını söyledi.

Mal Tazmin Komisyonu, Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorunu konusunda iç hukuk oluşturma hedefiyle uzun tartışmaların ardından 19 Aralık'ta yasalaşarak uygulamaya giren mülkiyet yasası uyarınca oluşturulmuştu.

Anayasa'nın 159'uncu maddesine göre hazırlanan "Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi" adlı yasayla oluşturulan Taşınmaz Mal Komisyonu, Kuzeyde kalan Rum malları için tazminat, takas ve mal iadesi öngören yasayı uygulamakla yükümlü bulunuyor.

Yasa uyarınca mahkeme gibi çalışan Taşınmaz Mal Komisyonu'nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından "iç hukuk" olarak kabul edilip edilmeyeceğinin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor. AİHM, Arestis davasıyla ilgili kararında, Komisyon'un 22 Haziran'a (yarın) kadar sonuç alıcı çalışma yapmasını istemişti.

AİHM, 22 Aralık 2005'te aldığı kararda Kıbrıslı Rum Ksenides-Arestis'in "mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının çiğnendiğine" hükmetmiş ve Kuzey Kıbrıs'ta Rumlar için tazmin komisyonu oluşturulması için 22 Mart 2006, komisyonun fiili işlerlik kazandığını ispatlanması konusunda ise 22 Haziran 2006'ya kadar süre tanımıştı.

Aresti için öncelik Mağusa'daki

mülkünün iadesidir

Mira Xenides-Aresti'nin avukatı Achilleas Dimitriadis, yabancı uzmanlardan konu ile ilgili yasal tavsiyeler aldıklarını söyleyerek, mahkemenin mal Tazmin Komisyonu kararlarının İnsan Hakları Konvansiyonu ile uyumlu olmadığını saptayacağını umduklarını belirtti.

Geçtiğimiz cuma Mal Tazmin Komisyonun Aresti'nin malı için 260 bin Kıbrıs Lirası tazminat önerdiğini ifade eden Dimitriadis, komisyon tarafından Aresti'nin mülkünün iadesinin Kıbrıs sorunun çözümüne ertelendiğini söyledi.

Dimitriadis, "bizim tutumumuz şudur ki bu kabul edilemezdir ve bu nedenle Türkiye'nin Avrupa Konsey'indeki Daimi Temsilcisi'ne bir mektup göndererek, Aresti'nin mülkiyetinin iade edilmemesi halinde mücadelenin devam edeceğini yazdık" diye konuştu.

Dimitriadis, basın toplantısında Aresti'nin, yazılı açıklamasını da okudu. Dimitriadis, Aresti için önceliğin Mağusa'daki mülkünün iadesi olduğunu, tazminatın ikincil bir konu olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin eklemeyi ihmal ettiği Aresti'nin mahkeme masraflarının vergisini de Avrupa Konseyi'nden talep edeceğini kaydeden Dimitriadis, Mal Tazmin Komisyonu'na başvuran Kıbrıslı Rumları eleştirerek, bu eylemlerin zarar verici olduğunu söyledi.

Dimitriadis, Aresti'ye malı için önerilen 246 bin Kıbrıs Lirası değerindeki tazminatı Aresti gibi Mağusa'da mülkü bulunan 5000 kişi ile çarpınca, tazminat miktarının 1.25 milyar Kıbrıs Lirasına (2.5 milyar ABD doları) yükseleceğine işaret ederek, bu miktarın sadece Mağusa'nın kapalı bölgesi için geçerli olacağını söyledi.

KIBRIS 24/06/06

Herkes oy versin

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Metin A. Hakkı'dan halka çağrı:

Herkes oy versin

08.00 - 1800 ARASI OY KULLANILABİLECEK... KKTC'de 151 bin 389 seçmen 4 yıl boyunca görev yapacak belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, muhtarları ve ihtiyar heyeti üyelerini belirlemek üzere yarın 08.00-18.00 saatleri arasında sandık başına gidecek. Başkent Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler yerel yöneticilerine ek olarak Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de belirleyecek. Seçimlerin resmi olmayan sonuçlarının 2 saat içinde açıklanması bekleniyor

HAYIRLI OLSUN... Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Metin A. Hakkı, KKTC'deki tüm seçmenleri oy vermeye davet ederek, "Vatandaşlık görevlerini inşallah herkes seve seve yerine getirecektir" dedi. YSK Başkanı Hakkı, seçimin Kıbrıs Türk toplumuna yakışır şekilde ağırbaşlılıkla, medeni şekilde geçmesini ve sonuçların hayırlı olmasın diledi. Hakkı, seçmen kartı eline ulaşamayan seçmenlerin seçmen kartı olmadan, kimliğini ispat etmek koşuluyla oy kullanabileceğini vurguladı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Metin A. Hakkı, KKTC'deki tüm seçmenleri oy vermeye davet ederek, "Vatandaşlık görevlerini inşallah herkes seve seve yerine getirecektir" dedi. YSK Başkanı Hakkı, seçimin Kıbrıs Türk toplumuna yakışır şekilde ağırbaşlılıkla, medeni şekilde geçmesini ve sonuçların hayırlı olmasın diledi.

KKTC'de 151 bin 389 seçmen 4 yıl boyunca görev yapacak belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, muhtarları ve ihtiyar heyeti üyelerini belirlemek üzere yarın 08.00-18.00 saatleri arasında sandık başına gidecek. Başkent Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler yerel yöneticilerine ek olarak Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de belirleyecek.

Yarın yapılacak "2006 Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi"nde belediye başkanlığı için 100, belediye meclis üyeliği için 786, muhtarlık için 366, ihtiyar heyeti üyeliği için 946 ve milletvekilliği için 11 aday yarışacak.

30 Mayıs'ta başlayan propaganda dönemi bugün tamamlanacak. Son hafta adayların ve siyasi partilerin yoğunlaşan seçim çalışmaları bugün saat 18.00'de sona erecek ve propaganda yasağı başlayacak.

25 Sandıkta seçim olmayacak...

maliyet 1.5 milyon YTL

Toplam 583 sandıktan 558'inde seçime gidilirken YSK'nin resen seçilmiş saydığı Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandık olmak üzere toplam 25 sandıkta, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeliği için seçilecek sayı kadar aday olduğu için seçim yapılmayacak.

Lefkoşa ve Girne ilçesindeki seçmenlerin birçoğu 5 seçimi birden yapacak. Lefkoşa'da 173 sandıktan 103'ünde ve Girne'de 115 sandıktan 25'inde belediye başkanlığı, meclis üyeliği, muhtarlık, ihtiyar heyeti üyeliği ve milletvekilliği için oy kullanılacak. Böylece Cumhuriyet Meclisi'nde CTP Lefkoşa Milletvekili Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve UBP Girne Milletvekili Salih Miroğlu'nun vefatı ile boşalan 2 sandalyenin yeni sahipleri de belirlenmiş olacak.

2 bin civarında kişinin görev yapacağı seçimler için 1.5 milyon YTL harcanacak. Seçim sonuçlarının, sandıkların kapanıp oy sayımına geçilmesinden 2 saat sonra netleşmesi bekleniyor.

Seçim heyecanı

yaşanmayacak yerler

Seçilecek kişi sayısı kadar aday olduğu için YSK'nin 86 muhtarı ve 385 ihtiyar heyeti üyesini (aza) resen seçilmiş sayması nedeniyle yarın seçime gidilmeyecek yerleşim birimleri de var.

Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandığın bulunduğu yerleşim birimlerinde seçim heyecanı yaşanmayacak.

YSK'dan alınan bilgiye göre Gazimağusa ilçesinde Çamlıca, Gönendere, Görneç, Mallıdağ ve Sütlüce'de; Güzelyurt ilçesinde Kalkanlı (2 sandık), Mevlevi, Şahinler, Taşpınar, Yeşilırmak ve Yuvacık'ta; İskele ilçesinde ise Ağıllar, Ardahan, Boltaşlı, Ergazi, Esenköy, Kilitkaya, Kuruova, Sazlıköy, Taşlıca, Yarköy, Zeybekköy ve Ziyamet'te (2 sandık) seçim olmayacak.

YSK, Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 62. maddesi uyarınca Lefkoşa'da 15 muhtar ve 69 azayı, Girne'de 18 muhtar ve 96 azayı, Gazimağusa'da 25 muhtar ve 85 azayı, Güzelyurt'ta 11 muhtar ve 52 azayı ve İskele'de de 17 muhtar ve 83 azayı seçilmiş ilan etmişti.

Yarın Lefkoşa ilçesinde 47 bin 527 seçmen 173 sandıkta; Gazimağusa ilçesinde 39 bin 702 seçmen 149 sandıkta; Girne'de 28 bin 186 seçmen 115 sandıkta; Güzelyurt'ta 20 bin 211 seçmen 79 sandıkta ve İskele'de 15 bin 763 seçmen 67 sandıkta oy kullanacak.

Hakkı'nın basın toplantısı

YSK Başkanı Metin A. Hakkı dün sabah düzenlediği basın toplantısında, seçim hazırlıklarıyla ilgili son durumu aktardı, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Hakkı, yarın milletvekilliği ara seçimi ve yerel seçimler için kayıtlı 151 bin 389 seçmenin sandık başına gideceğini belirterek, milletvekilliği ara seçimi için 11 adayın yarışacağını kaydetti. Lefkoşa ilçesindeki tek sandalyeye 6 partiden ve 1 bağımsız olmak üzere 7 adayın, Girne'deki 1 milletvekilliği için ise 4 partinin aday gösterdiğini hatırlatan Hakkı, yerel seçimlerde ise KKTC genelinde belediye başkanlığı için partilerden 77, bağımsız 23 olmak üzere 100 kişinin; belediye meclis üyeliği için partilerden 782 ve 4 bağımsız olmak üzere toplam 786; ihtiyar heyeti üyeliği için 746 ve muhtarlık için de 366 adayın yarışacağını bildirdi.

Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 62. maddesi uyarınca 86 muhtar ve 385 ihtiyar heyeti üyesinin başka aday olmaması nedeniyle resen seçildiğini kaydeden YSK Başkanı Hakkı, özellikle Girne'de ve Gazimağusa'da sokak adlarının değişmesi nedeniyle seçmen kartları ulaşmayanlar için de şu açıklamayı yaptı:

"DPÖ Müsteşarlığı'nca 30 Nisan'da yapılan nüfus ve konut sayımı amaçları için belediyeler tarafından birçok sokak isimleri ve ev numaraları değiştirilmiştir. Dolayısıyla seçmen kartları, bizde kayıtlı adreslerine gönderildiği için bir kısım seçmenin eline ulaşamamıştır. Seçmen kartı eline ulaşamayan seçmenler, bunları ilgili ilçe seçim kurullarından alabilecekleri gibi, oy vermek için seçmen kartı şart olmadığını tekrar vurgulamak isterim. Her seçmen kayıtlı olduğu sandığa gidip kimliğini ispat etmek koşuluyla, belirlenmiş oy verme saatleri arasında oyunu kullanma hakkı vardır ve YSK olarak buna davet ederiz.

Yasaya göre, seçmen KKTC kimliği, pasaportu, polis kimlik kartı, sürüş ehliyeti, KTFD kimliği, pasaportunu göstererek oyunu kullanabilir.

Mümkün mertebe geçen seçimlerde sandıkta kayıtlı bulunan seçmenin kaydını aynı sandığa vermeye çalıştık ki karışıklık olmasın. Bilhassa Girne'de seçmenler aynı sandıkta kayıtlıdır."

Toplumumuza yakışır,

ağırbaşlı, medeni seçim

YSK Başkanı Metin A. Hakkı, seçimin Kıbrıs Türk toplumuna yakışır şekilde ağırbaşlılıkla, medeni şekilde geçmesini ve sonuçların hayırlı olmasın diledi.

Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Hakkı, seçimlerin sonuçlarını yine YDÜ'yle işbirliği içinde değerlendirip duyuracaklarını söyledi.

Seçim günü saat 19.00'a kadar radyo ve televizyon ile her türlü yayın organının seçimlerle ilgili haber, yorum ve tahmin yapmasının yasak olduğunu kaydeden YSK Başkanı Hakkı, 19.00-21.00 arası ise sadece YSK tarafından verilecek haber ve tebliğlerin yayımlanabileceğini; saat 21.00'den sonra ise tüm yayınların serbest kalacağını anlattı.

Hakkı, seçim sonuçlarını çıktıkça yayımlayacaklarını, öncelikle milletvekilliği ara seçimlerinin sonuçlarını, ardından yerel seçimlerin sonuçlarını açıklayacaklarını ifade ederek, "Saat 18.00'de sandıklar kapandığına göre tahminim resmi olmayan sonuçlar 2 saat içinde açıklanır" dedi.

Sonuçları izlemek isteyen gazeteciler için basın odası hazırlayacaklarını belirten Hakkı, propaganda dönemiyle ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine şöyle konuştu:

Yasayı uygulasak hoş olmayan

adımlar atmış olacaktık

"Uygulamakla yükümlü olduğumuz yasanın hükümlerini harfiyen uygulamış olsaydık, bazı hoş olmayan adımlar atmış olacaktık. Mesela en az bir veya daha fazla televizyon kanalında seçim yasaklarına uymayan bazı programlar yayımlandı. Yasayı uygulasaydık, buna müeyyide uygulayacaktık. Gerekirse o kanalın bir süre kapatılması söz konusu olacaktı. Ancak gerek basın gerek politik partilerle toplantılar düzenleyerek bunları bir centilmenlik anlaşması çerçevesinde yapmaya çalıştık. Yardım gördük. Her ne kadar da bazı partiler bu anlaşmaya harfiyen uymamışlarsa da, tatsız adımlar atma zaruretimiz olmadı."

Propaganda sürecinde bazı yayın kuruluşlarına uyarı verdiklerini ama anlayış sağlayarak daha ileri adım atmadıklarını belirten Metin A. Hakkı, herhangi bir yayın kuruluşuna yayınlarını durdurma cezası verme durumu olmaması dileğinde bulundu.

Adaylıkları düşenlerin yasa gereği listelerde yer aldığını, aday ölse bile adının listede kaldığını kaydeden Hakkı, bir başka soruyu yanıtlarken de, seçim günü yayınlarla ilgili şikayetlerin YSK'ya yapılabileceğini, Yayın Yüksek Kurulu'ndan alarak o yayını izleyip gereğini yapacaklarını bildirdi. Hakkı, YSK ve ilçe seçim kurullarının telefon numaralarına bu amaçla başvurulabileceğini de kaydetti.

Vatandaşlar, ilçe seçim kurullarına şu telefon numaralarından başvurabilecekler:

Lefkoşa İlçesi; 227 30 47- 227 41 55- 227 50 86;

Gazimağusa ve İskele İlçeleri; 366 23 32- 366 40 68;

Girne İlçesi; 815 72 46- 815 68 70;

Güzelyurt İlçesi; 714 62 31- 714 63 18.

YSK Başkanı Hakkı, KKTC'deki tüm seçmenleri oy vermeye davet ederek, "Vatandaşlık görevlerini inşallah herkes seve seve yerine getirecek" diye konuştu.

YSK'nın 35 numaralı duyurusu

Öte yandan Yüksek Seçim Kurulu, 35 numaralı duyurusunda da, sayım amacıyla konutlardaki yeni numaralandırma sonucu ellerine seçmen kartları ulaşmayanlar bulunduğu belirtilerek, oy kullanmak için seçmen kartı gerekmediği yinelendi ancak seçmenin kayıtlı olduğu sandıkta KTFD veya KKTC kimlik kartı ve pasaportu, polis kimlik kartı veya sürüş ehliyeti ibraz ederek oy verebileceği duyuruldu.

Oy verme günü mağduriyet yaşanmaması için seçmen vatandaşların isim ve kimlik kartı numaralarını vererek ilçe seçim kurullarının telefonlarından oy kullanacakları sandığın numarasını, yerini ve seçmen sıra numaralarını öğrenebilecekleri de belirtildi.

KIBRIS 24/06/06

KKTC’de yerel seçimler yapıldı

KKTC Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 2006 Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ile Milletvekilliği Ara Seçimi’nin kesin olmayan sonuçlarını açıkladı.

 

NTV

Güncelleme: 21:07 TSİ 25 Haziran 2006 Pazar

LEFKOŞA - Resmi olmayan sonuçlara göre, KKTC’deki 5 büyük ilçeden 2’sinin belediye başkanlığını ana muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) adayları, birini de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı kazandı.

İskele’de UBP adayı Halil Orun, Güzelyurt’ta UBP adayı Mahmut Özçınar, Gazimağusa’da ise CTP adayı Oktay Kayalp yeniden belediye başkanlığı görevlerine seçildi.

4. dönem belediye başkanlığına seçilen Gazimağusa Belediye BaşkanıOktay Kayalp, çok iyi organize olduklarını ifade ederek, sonucun, Gazimağusa halkının 12 yıllık hizmete güveninin tekrarı olduğunu söyledi.

Beklentilerinin altında oy aldığını belirten Kayalp, bunun, seçimekatılım oranın azlığından kaynakladığını kaydetti. Kayalp, centilmence bir yarış olduğunu bildirdi.

Güzelyurt’ta 3. dönem başkan seçilen Mahmut Özçınar da, “propaganda döneminde, iktidarın iki ortağına karşı mücadele yaptığını” ifade ederek, halkın hizmetine onay verdiğini söyledi. Özçınar, oy veren ve vermeyen herkese kucak açacağını belirtti.

İskele de tekrar belediye başkanı seçilen UBP adayı Halil Orun ise, ‘İskele’nin vaatleri değil, hizmeti tercih ettiğini” ifade ederek, “Sonuçta İskele’nin kazandığını” kaydetti.

Lefke’de UBP adayı Mehmet Zafer 5. dönem yeniden belediye başkanı seçildi. Lefkoşa’da belediye başkanlığı için ise Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Kutlay Erk ile Demokrat Parti (DP) adayı Cemal Bulutoğulları çekişiyor.

Lefkoşa ve Girne milletvekilliği seçiminde ise CTP’li adaylar önde gidiyor.

KKTC'de yerel ve ara seçimler yapıldı


25 Haziran, 2006 21:41:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC'de yerel ve ara seçimler gerçekleştirildi. KKTC Yüksek Seçim Kurulu kesin olmayan sonuçları açıkladı.

Resmi olmayan sonuçlara göre, KKTC'deki beş büyük ilçeden ikisinin belediye başkanlığını ana muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) adayları, birini de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı kazandı. 
 
İskele'de UBP adayı Halil Orun, Güzelyurt'ta UBP adayı Mahmut Özçınar, Gazimağusa'da ise CTP adayı Oktay Kayalp yeniden belediye başkanlığı görevlerine seçildi.
 
Dördüncü dönem belediye başkanlığına seçilen Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, çok iyi organize olduklarını ifade ederek, sonucun, Gazimağusa halkının 12 yıllık hizmete güveninin tekrarı olduğunu söyledi.
 
Güzelyurt'ta üçüncü dönem başkan seçilen Mahmut Özçınar da, 'propaganda döneminde, iktidarın iki ortağına karşı mücadele yaptığını' ifade ederek, halkın hizmetine onay verdiğini söyledi.
 
İskele de tekrar belediye başkanı seçilen UBP adayı Halil Orun ise, 'İskele'nin vaatleri değil, hizmeti tercih ettiğini' ifade ederek, 'sonuçta İskele'nin kazandığını' kaydetti.
 
Lefke'de UBP adayı Mehmet Zafer beşinci dönem yeniden belediye başkanı seçildi.

Lefkoşa'da belediye başkanlığı için ise Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Kutlay Erk ile Demokrat Parti (DP) adayı Cemal Bulutoğulları çekişiyor.
 
Lefkoşa ve Girne milletvekilliği seçiminde ise CTP'li adaylar önde gidiyor.

Kıbrıs Eylem Planı'na Rum engeli


25 Haziran, 2006 16:40:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Filelefteros gazetesi, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümü için Birleşmiş Milletler'e gönderdiği Kıbrıs Eylem Planı'nın Rum engeline takılabileceğini yazdı.

Gazetede yer alan habere göre, Birleşmiş Milletler Hukuk Birimi'nin Genel Sekreter Kofi Annan'a ilettiği rapor, Türkiye'nin planının uygulanmasının, Rumların onayı olmadan çok zor olduğunu belirtiyor.

Filelefteros gazetesi, Birleşmiş Milletler Hukuk Bürosu'nun 10 maddelik Kıbrıs Eylem Planı'nı derinlemesine incelediğini bildirdi.
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından açıklanan planın hayata geçirilmesinin zor olduğunu vurgulayan gazete, 'Gül'ün 10 emri havada' başlığını kullandı.
 
Gazeteye göre, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin görüşünü alan hukuk birimi,  Türkiye'nin önerisinin ancak Kıbrıs Rum yönetiminin onayı ile uygulanabileceğini hükme bağladı.
 
Genel Sekreter Kofi Annan'a iletilen raporda, Kıbrıs liman ve havaalanlarının uluslararası taşımacılığa açılması, KKTC'nin Gümrük Birliği'ne katılması için özel düzenlemeler yapılması ve Kıbrıs Türk tarafının bağımsız bir şekilde uluslararası spor, kültür ve sosyal etkinliklerine katılması Rumların engeline takıldı.

Öneriler arasında yer alan Kıbrıs sorununa ilişkin dörtlü konferansın ise, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın reddetmesiyle mümkün olmadığı da vurgulandı.
 
Rumlar Annan Planı'na 'hayır' demişti
 
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu 'Annan Planı', 24 nisan 2004'te halkoyuna sunulmuş, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların yüzde 76'sı 'hayır' demişti.
 
Annan Planı'nın ardından Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik girişimler rafa kaldırılmıştı. Son olarak, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 ocakta Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı açıklamış, plana Avrupa ve ABD'den destek gelmişti.

Gökçeadalı Stelyo ile İzmitli Pelin

Ersin KALKAN

10 Haziran sabahı telefonum çaldı. Arayan dostum Stelyo’ydu. Beş dakika sonra buluştuk. Motosikletine yaslanmış beni bekliyordu. Hiçbir şey söylemeden elime üstünde ismimin yazılı olduğu iki zarf tutuşturup "Aç" dedi. "Nedir" diye sordum. "Sürprizdir" dedi. İlkini açtım, baktım. İkiye katlanmış bir kart, kartın kapağında 18. yüzyıl başlarından kalma olduğu anlaşılan bir gravür. Galata’nın sırtlarından İstanbul’u betimleyen gravürde, Tarihi Yarımada resmedilmişti. Kapağa bakınca, bir kitap ya da bir kent etkinliğinin davetiyesi sandım.

Ama şunlar yazıyordu: "İstanbul’da başlayıp İstanbul’da devam edecek olan bir çağ masalı daha yazılıyor. Aşkın evrensel ezgisi eşliğinde, bir kez daha buluşuyor, kültürler, diller, dinler, hayatlar... Tüm dostları, nikah törenimizde yanımızda görmek istiyoruz. İmza: Pelin ve Stelyo. Beyoğlu Evlendirme Dairesi, 17 Haziran 2006..."

İkinci kartta Yunan alfabesiyle yazılmıştı adım. "Bu diğerinin Rumcası mı" diye sordum Stelyo’ya. "Hayır bu Vula’nın davetiyesi" dedi. Benim en eski arkadaşlarımdan biri olan Vula yani. Stelyo’nun sevgili ablası. İki kardeş aynı gün evleniyorlardı.
/_newsimages/1745423.jpg

İmam nikahı ile kına gecesinde bulunamadım ama Pelin ile Stelyo’nun ve Vula ile Yorgo’nun düğününe gittim. Bir gazeteci olarak değil bir dost olarak. Düğünün en güzel saatiydi. Marmara’nın doğusundan ay yükseliyordu. Pelin’le Stelyo, ay ışığının ve arkada yükselen Sultanahmet ve Ayasofya’nın ışıklı siluetinin önünde tango yapıyordu. Düğüne hoş geldiniz...

Patrikhane avlusunda başörtülü türbanlı, ıstavrozlu davetliler papazlar ve bir de imam

17 Haziran günü hafifçe esen rüzgar, ipekten bir dalga gibi çarpıyordu insanların yüzüne. Güzel bir İstanbul günüydü. Resmi nikah saat 14.00’te Beyoğlu Evlendirme Dairesi’nde yapıldı. Vula ile Yorgo’nun nikahları daha önce yapıldığı için onlar törende yoktu. Ama her iki taraftan çok sayıda aile mensubu oradaydı. Nikah salonunun koridorlarında telaşlı ve neşeli Rumca ve Türkçe sözcükler uçuşuyor, farklı kültürden insanlar hiç kendilerini kasmadan birbiriyle kucaklaşıyordu.

Nikahın ardından Stelyo kulağıma eğilip, "Az sayıda arkadaşımla bizim evde damat tıraşı yapacağız. Sen de gel" dedi. Yarım saat sonra Beyoğlu’nun eski, güzel apartmanlarından birinin beşinci katındaydık.

Yunanistan’dan iki müzisyen arkadaşı, birkaç yakın akraba ile Stelyo’nun damat tıraşı için bir araya gelmiştik. Masada Yeni Rakı ile Girit’in o meşhur boğma rakısı vardı. Ádet olduğu üzere kadehlerimizi doldurup damat ve gelinin şerefine kaldırdık. Sonra buzukinin nağmeleri girdi devreye. Salonun ortasına bir sandalye koyuldu, damat oturtuldu ve tıraş başladı. Tek eksiğimiz bir berber ve usturaydı. Tabii bir de eski usul tıraş fırçası ve sabunu.

Misafirlerden biri banyodan bir tıraş köpüğü getirdi. İlk köpüğü kulak memelerine sıktı damadın. "Evlilik ciddi bir iştir, sakın unutma. Bu senin kulağına küpe olsun" dedi. Sonra ikinci köpüğü tam alnına oturtarak, "Çocuklarına ve karına her zaman sahip çıkarsan alnın böyle ak kalacak" diye sürdürdü mizanseni. "İyi bir erkek gücüne rağmen yüzü yumuşak olandır" diyerek son köpüğü yanaklarına sürdü. Ve beni işaret ederek, gel tıraşı başlat dedi.

KIVRAK HAVALARLAKİLİSE AVLUSUNA GİRDİK

Aslında Stelyo, sinek kaydı bir yüzle oturmuştu sandalyeye. Bana sadece bir bıçağın tersiyle yüzündeki köpükleri almak kaldı. Eğlence ve oyun faslı uzun sürmedi. Çünkü saat 17.00’de Patrikhane’deki dini tören başlıyordu.

Patrikhane’nin avlusu davetlilerle doluydu. Başörtülüler, türbanlılar, boynunda ıstavroz taşıyanlar, papazlar, ladini olanlar oradaydı. Pelin-Stelyo ve Vula-Yorgo çiftinin dini nikahları birlikte kıyılacaktı. Patrikhane’nin sokağından müzisyenlerin eşliğinde Yorgo ile Stelyo göründü. Sokakta kıvrak havalar çalan müzisyenler, kilisenin avlusuna girince ağır havalara geçtiler. Müzik bitti ve damatlar Aya Yorgi Kilisesi’nin hemen önünde vaziyet alarak gelinleri beklemeye koyuldu.

Birazdan kapıdan babalarının kollarına girmiş iki gelin göründü. Damatlar eğilip babaların elini öperek kızların duvağını açtı ve yanaklarına (dudaklarına değil çünkü burası bir Ortodoks kilisesi) birer buse kondurdu.

Kilise nikahı bizdeki dini nikah gibi şipşak bitmiyor. Uzun uzun ilahiler okunuyor, ritüeller birbiri peşi sıra geliyor, tam bir ayin havasında geçiyor. Nikahın sürprizlerinden biri de imam nikahını kıyan imamın orada olmasıydı. Stelyo, "Hocam arzu ederseniz, kilisedeki nikahımıza buyurun" demiş çekinerek. "Hay hay" demiş alim din adamı. "Bugüne kadar hiç Hıristiyan nikahı görmedim, benim için iyi bir tecrübe olur" diyerek kabul etmiş. Kenarda durup pür dikkat izledi töreni. Bir ara avluda karşılaşıp sohbet ettik. "Herkesin dini kendine muhterem" diyerek başladı söze ve şunları söyledi: "Tarih bize ırkların, dinlerin, dillerin sevdayı engelleyemediğini gösterdi. Şimdi bu çocuklar evlenmek istiyor.
/_newsimages/1745424.jpgHayır, siz ayrı dinlerdensiniz, kavuşamazsınız dersek Ortaçağ’ın melunlarına döneriz. Allah zorlaştıranı değil, kolaylaştıranı sever..."

BU TANGO İÇİN İKİAYDIR ÇALIŞIYORLARDI

Gün batımına doğru Armada Otel’in terasında toplandık. Akordeoncu Muammer Ketencoğlu, grubuyla sahnede. 77 yaşındaki Domna Samiu, eski türküleri öğrettiği öğrencisinin düğününde o türküleri parlatmak için ta Atina’dan kalkıp gelmişti. Buzuki Orhan da oradaydı.

Önce tango çaldı orkestra. Pelin ile Stelyo, iki aydır birlikte çalışmışlar bu geceki tangonun eksiksiz olması için. Öyle de oldu. Mükemmeldi. Sonra zeybek oynadılar, sonra da sirtaki.

O gece Cankurtaran’ın semalarına birbirine kardeş şarkılar, sesler, nefesler yükseldi. Halaylar çekildi hep birlikte, amaneler, gazeller okundu, çiftetelliler oynandı. Bir barış, aşk ve güzellik masalı yaşandı...

Dans bitti kalabalığa karışıp kayboldu

Stelyo, Gökçeadalı Rum bir ailenin çocuğu. Yorgo ve Stella Berber çiftinin ikinci çocukları olarak 1974’te İstanbul’da doğuyor. Beyoğlu’nda Zoğrafyan’dan mezun olduktan sonra Atina’da okuyan ablası Vula’nın yanına gidiyor. Sınavlara giriyor ve Pire Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü kazanıyor. Mezun olunca tekrar memleketine, Türkiye’ye dönüyor.

Ekonomi okumuş ama aklı fikri müzikte. 7-8 yaşlarından beri de kiliselerdeki ilahi korolarında muganni olarak şarkı söylüyor. Üniversite yıllarında ise bir müzik topluluğuna katılarak bütün Yunanistan’ı geziyor. Yunanistan dönüşü, akordeoncu Muammer Ketencoğlu ile tanışıyor, grubuna giriyor. Bu arada bir şirket kurup turizm ve ticarete başlasa da müzik, hep hayatının merkezinde oluyor. Ketencoğlu ile 1999’da İstanbul’da Babylon’da verdikleri bir konserde de büyük hikaye başlıyor...

"Aşağıda dans eden gruba bakıyordum. Birden gözlerim kamaştı. Önce sahne ışıklarından sandım. Oysa ışıklar yukarıdaydı. Bir kızdan yayılıyordu. İndim ve elinden tutup sahneye çıkardım. Biraz şaşkın ve mahcup, neye uğradığını anlayamadan benimle dans etmeye başladı. Nasıl güzel dans ediyordu! Kendimi kaybettim. Dans faslı bitince aşağı indi ve kalabalığın arasından mekánı terk etti. Şarkının, son dörtlüğünü okuyordum. Bitirdim, sahneden deli gibi inip Asmalımescit’e çıktım. Aradım, aradım ama bulamadım. Üzerimde sahne kıyafetleri vardı. Bir beyaz gömlek, bir kuşak ve bir siyah pantolon. Ararken o kadar uzağa gitmişim ki, kendimi Galata’da buldum. Ansızın bir yağmur başladı. Babylon’a vardığımda gömlek üzerime yapışmıştı. Sahneye tekrar çıkıp sırılsıklam son şarkıyı söyledim. Kendi kendime söyleniyordum. Nereden çıktı şimdi bu Külkedisi hikayesi..."

Stelyo’nun o akşam gözünü alan kızın adı Pelin Suer. 1978’de İzmit’te doğuyor. Saime Hanım’la Arif Bey’in en küçük çocuğu. Liseyi İzmit’te bitirip sınavlara giriyor, Stelyo’nun kapısından döndüğü İTÜ Türk Müziği Konservatuvarı’na giriyor. Pera Güzel Sanatlar’da da dans dersleri alıyor. Çeşitli topluluklarda hem dans edip hem şarkı söylüyor.

Babylon’daki o akşamın ardından iki yıl geçiyor. 2001’in Şubatı’nda bir gün Muammer Ketencoğlu, Stelyo’ya "Bir kız var rebetiko söylüyor. Bir yandan da Rumca öğreniyor. Ama aksanı biraz bozuk. Sen ona yardım eder misin?" diyor. Stelyo filoloji okuyan ablası Vula’nın yardım için daha uygun olacağını düşünüyor. Ama Ketencoğlu, "Bu kız müzisyen. Önce sen de bir tanı" diye ısrar ediyor.

O günlerde başı çok sıkışık olan Stelyo, oflayıp puflayarak buluşma saatinde Ketencoğlu’nun stüdyosuna geliyor. Kızı görünce ağzından sadece uzunca bir "Aaahhh" duyuluyor. Gelen kız, iki yıldır unutamadığı Pelin çıkıyor...

BİLGE İMAM İLEPATRİK’İN KARARI

Kısa sürede "Saga poli" diye seni seviyorum mesajları atacak kadar aşık oluyorlar birbirlerine. Aradan yıllar geçiyor. Sonunda evlenmeye karar veriyorlar. Ama Stelyo bir Hıristiyan, Pelin de Müslüman. Stelyo’nun üzerinde yaşadığı cemaatin baskısı var: "Bu ülkede zaten bin küsur kişi kaldık. Bir Rum kızıyla evlenmelisin!" Pelin için durum daha da zor.

Direniyorlar. Ve dört yılın sonunda herkesi ikna etmeyi başarıyorlar. Düğün gününe bir hafta kala Pelin’in ailesi, "İyi de geleneklerimiz var. İmam nikahı, kına gecesi gibi..." diyor. "Tamam" diyor Stelyo, ne gerekiyorsa yapalım. Fakat, tüm aramalara rağmen bu nikahı kıyacak bir imam bulunmuyor.

İmamlardan biri, "Çocuk sünnet olmuş mu" diye soruyor. Öteki, "Erkek Müslüman olsaydı da kız Hıristiyan kalmakta ısrar etseydi bu nikahı kıyardım" diye geri çekiliyor. Sonunda bilge bir din adamı buluyorlar. Son imam diyor ki, "Ne olacak, Fatih Sultan Mehmed’in annesi de Hıristiyan’dı. Hıristiyan doğdu, Hıristiyan öldü. Ama bir Fatih doğurdu." Ve imam nikahı kıyılıyor. Kına gecesi yapılıyor.

İş kalıyor kilise nikahına. Episkoposlar, papazlar toplanıp günlerce tartışıyor. Patrik Bartholomeos, bütün tartışmaları oturduğu yerden sessizce dinliyor. Ve nikaha birkaç gün kala, asasını üç kez yere vurup ruhbanları susturuyor. "Gönül ferman dinlemez" diyerek, sözü bağlıyor.

Kim bilir belki de bu kararı alırken Patrik, büyük şair Hacopulos’un o çok sevdiği şiirini hatırlıyor: "Hayat serin bir nefes, ipekten bir dalgadır / Rüzgar bildiği gibi, istediği gibi sürüklesin..."

HURRIYET 25/06/06

KKTC’de 3 yılda 5’inci seçim

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KKTC bugün son 3 yıl içinde 5’inci kez sandığa gidiyor. Bir genel ve bir erken seçim geçiren Kıbrıslı Türkler, Annan planı referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından bugün de yerel ve ara seçimler için oy kullanacak.

151 bin 392 seçmen, belediye başkanlarının yanı sıra bir milletvekilinin ölümü, Mehmet Ali Talat’ın da cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle boşalan 2 milletvekilini seçecek. 2 milletvekili, KKTC meclisindeki dağılım nedeniyle CTP-DP koalisyon hükümetini de etkileyecek. 2 milletvekilini CTP’nin alması halinde tek başına iktidara geçebilecek sayıya ulaşabilecek. Ancak gözlemciler, CTP-DP koalisyon hükümetinin siyasi istikrarı gözeterek bozulmayacağına dikkat çekiyor.

KKTC’de siyasi partiler, yerel ve ara seçimlere, Türkiye’den gelen sanatçıların da katıldığı müzikli mitinglerle halktan oy istediler.

HURRIYET 25/06/06

Rumlar, mahkeme masrafı üstüne KDV’sini istiyor

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Türkiye ile Rumlar arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde devam eden mülkiyet mücadelesinde şimdi de yüzde 15 KDV kavgası yaşanıyor. Türkiye, kapalı Maraş’taki evi için dava açan Ksenidi Aresti adlı kadının 65 bin euro tutarındaki mahkeme masraflarını ödedi ancak Rumlar, 9750 euro tutan yüzde 15 KDV’yi de istedi.

AİHM, 22 Aralık’ta Ksenidi Aresti adlı Rum kadının kapalı Maraş’taki eviyle ilgili açtığı davada, Türkiye’ye iç hukuk yolu oluşturmasını istemişti. KKTC’de kurulan tazmin komisyonu da geçtiğimiz günlerde tarihi bir karar alarak başvuru yapan 2 Rum’a KKTC’deki mülklerini iade, birine de tazminat ödemeye karar verdi ve Türkiye’ye dava açan Ksenidi Aresti’ye ise, 920 bin dolar tazminat önerdi. Türkiye ayrıca, Aresti’ye 65 euro mahkeme masraflarını hemen ödedi.

MARAŞ’I İSTİYOR

Ancak Ksenidi Aresti adlı Rum kadının avukatı, önceki gün bir açıklama yaparak, müvekkilinin Türkiye’nin önerdiği 920 bin doları reddettiğini ve kapalı Maraş’taki evine geri dönmek istediğini açıkladı. Aresti’nin avukatı ayrıca Türkiye’nin doğrudan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kasasına gireceğinden dolayı yüzde 15 oranındaki mahkeme masraflarının KDV’sini ödemeyi reddettiğini belirtti. Rum avukat, davaya üçüncü taraf olarak katılan Rum yönetimiyle birlikte 9750 euro tutan KDV’yi de istemek için girişimde bulunacaklarını söyledi.

HURRIYET 25/06/06

KKTC yerel seçim için sandık başında


KKTC'de halk, 4 yıl boyunca görev yapacak olan belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, muhtarları ve ihtiyar heyeti üyeleri ile Lefkoşa ve Girne'de boş olan birer milletvekilliğini belirlemek üzere bugün sandık başına gidiyor. Kayıtlı seçmen sayısının 151 bin 389 olduğu KKTC'de saat 08.00'de başlayacak oy verme işlemi, saat 18.00'e kadar devam edecek. Seçimde, 28 belediye başkanlığı için 99, 234 belediye meclis üyeliği için 786, 150 muhtarlık için 366, 520 ihtiyar heyeti üyeliği için 946, 2 milletvekilliği için de 11 aday yarışacak.

MILLIYET 25/06/06

Denktaş: AB ve Kıbrıs süreçleri ayrılmalı



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda söylemi sertleştirdi ve "AB süreci durursa dursun" diyerek, "Türkiye'den izolasyonlar kalkıncaya kadar adım beklemeyin" diyerek bir anlamda rest çekti.
"AB için Kıbrıs'ı feda edemeyiz" diyen Başbakan'daki söylem değişikliğini KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la konuştuk.
Denktaş, gerek Ankara'nın gerek KKTC yönetiminin "aldatıldık" duygusu içinde olduklarını belirterek, ödün vermenin sonu olmadığının anlaşıldığını, gelinen noktada sağlam ve sert durulması gerektiğini kaydetti.

"Süreçleri ayırın"
Rauf Denktaş'a göre, Türkiye'nin AB süreci ve Kıbrıs sorunuyla ilgili süreci birbirinden ayrılmalı. Bu sağlanmadıkça, Yunanistan'ın ve Güney Kıbrıs'ın Türkiye'ye sürekli engel çıkaracaklarının ve veto tehdidiyle süreci baltalayacaklarının da anlaşıldığını vurguladı.
Bu durumun AB'ye de zarar verdiğinin gösterilmesi gerektiği üzerinde duran Denktaş, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Rum tarafı Kıbrıs'ta üniter bir devlet istiyor. Bunun anlamı Kıbrıs Türkünü Rum yönetimine yamamaktır. Yapılmak istenen budur. Papadopulos, açıkça federasyon olmaz, üniter devlet olmalı, diyor.
Bunun anlamı Türkler Rum idaresine girsinler demektir, Türkler azınlık demektir. Böyle yaklaşınca, Kıbrıs sorununun çözülmesi mümkün değildir. Zaten Rumun da böyle bir derdi yoktur.
AB sürecinin ilerlemesi için yapılması gereken, bu iki konuyu birbirinden ayırmaktır. 1999'da Ecevit'e verilen taahhüt de buydu. AB süreci ile Kıbrıs süreci ayrı yürütülmelidir."

'Üye olunca'
AB'ye Türk tarafının öneri götürmesi gerektiğini belirten Denktaş, şöyle devam etti:
"AB'ye denebilir ki; siz de görüyorsunuz, Rum tarafı sürekli engelleme yapıyor. İki süreci birden tıkıyor. Bizim önerimiz şudur; bu iki süreci ayıralım ve AB'ye tam üye olduğumuz zaman konuyu çözüme kavuşturmak daha kolay olur. Madem müzakerelerin ucu açıktır o halde Kıbrıs sorununu bir yana bırakıp bu süreci tamamlayalım ve o koşullarda konuya eğilelim."

'Kendi formülümüz'
Rauf Denktaş'a göre, Türk tarafı başka formüller beklemeden kendi formülünü oluşturmalı ve onu gündeme getirmeli. Denktaş, bu yapılmadıkça Türkiye'nin de KKTC'nin de başkalarının formülleri peşinde sürüklenip zaman yitireceğini düşünüyor ve formülün temellerini de şöyle özetliyor:
"Bir kere kendi formülümüz olmalı ki, bunun çerçevesi de bellidir. Rum yönetim kendini adanın tümünün yönetimi olarak görmekten ve göstermekten vazgeçmelidir.
AB de Rum yönetimini böyle görmemelidir. Adada iki toplum, iki devlet, iki egemenlik, iki demokrasi olduğu kabul edilmelidir. Bu kabul edilmedikçe hangi zemin üzerinde çözüm arayacaksınız? Ama Rumlar bunu kabul etmediler, hâlâ da etmiyorlar. Oysa gerçek budur. Bunun için konfederasyon üzerinde durulmalıdır.
Güvenlik içinde iki devletin konfederasyonu. Başka türlü bir çözüm geliştirmek mümkün değildir. Rumlar federasyon yürümez, üniter devlet yürür diyerek, bu formüllere şimdiden kapıyı kapatıyor.
400 yıl iki ayrı toplum kaynaşmamışsa nasıl üniter yapıyla yürüyeceksiniz? Buna kendileri de inanmıyor, amaçları Türkleri yönetimleri altına alıp eritmektir. Bu artık iyice ortaya çıktı. Bu nedenle Türk tarafı kendi formülünü ortaya koymalıdır."

FIKRET BILA MILLIYET 25/06/06

KKTC yerel seçim coşkusunda

KKTC'de bugün düzenlenecek yerel seçim, Lefkoşa ve Girne'den iki milletvekilliğinin de belirlenecek olması açısından önem taşıyor. CTP'nin gözü iki sandalyede

25/06/2006  RADIKAL

AA - LEFKOŞA/BERLİN - KKTC bugün yerel seçim için sandık başına giderken, Lefkoşa ve Girne'den birer milletvekilinin de belirlenecek olması seçime ayrı bir önem kazandırıyor. İktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) iki milletvekiliğini de alarak, meclisteki 50 sandalyeden 24'ünü ele geçirmenin hesabını yapıyor.
Önceki gece partiler son mitinglerini yaparken, CTP Lefkoşa'daki mitingiyle sonuca en yakın parti olarak göründü. Bugün sandıktan dört yıl boyunca görev yapacak belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri çıkacak. 151 bin seçmen, 28 belediye başkanlığı için 99, 234 meclis üyeliği için 786, 150 muhtarlık için 366, 520 heyet üyeliği için 946, iki vekillik için 11 aday arasından tercihini yapacak. En merakla beklenen Lefkoşa Belediye Başkanlığı'nı kimin kazanacağı... CTP adayı ve halen Belediye Başkanı olan Kutlay Erk, Demokrat Parti adayı Cemal Bulutoğulları ve Ulusal Birlik Partisi'nin adayı, daha önce iki dönem Lefkoşa Belediye Başkanlığı yapan Şemi Bora arasında kıyasıya çekişme yaşanacak.

Steinmeier: Protokolden kaçış yok
AB'nin Türkiye'ye yıl sonuna dek limanlarını Rumlara açması yönündeki baskısı sürerken, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı Berlin'de ağırlayarak Rumlara nazire yapmış olan Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de koroya katıldı. Yunan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani'yle görüşmesi sonrası "Tüm Avrupa Türkiye'nin AB'ye katılımının ileriye yönelik büyük adım olacağına inanıyor" diyen Steinmeier, Rumların çıkardığı krizlerin aşılmasına dair çözüm bulamadıklarını kaydederek, "Türkiye'ye Gümrük Birliği Ek Protokolü'yle ilgili üstlendiği tüm yükümlülükleri yerine getirmek zorunda olduğunu açıkça belirtmeliyiz. Türkiye'yi yönlendirmek hepimizin sorunudur" dedi.

Schüssel: Sadece adı üyelik...
AB Dönem Başkanı Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel ise, "Türkiye'nin, Macaristan'la aynı statüde olmasını olası görmüyorum. Türkiye'ye adı üyelik de olsa ayrı statü verilecek. Türk işçilerin Avusturya pazarına girmemesini sağlayacağım. Türkiye'nin AB'ye en sıkı bağlarla bağlanması gerek" diye konuştu.

Türkiye'nin çözümü

Erdal Güven

25/06/2006 RADIKAL

KKTC'de kurulan Tazmin Komisyonu, ilk kararlarını açıkladı. İki Rum'a KKTC topraklarındaki gayrimenkulleri iade ediliyor, bir diğerine tazminat ödenecek. Komisyon, davası AİHM gündeminde bulunan Aristis adlı Rum'a da yine KKTC topraklarındaki gayrimenkulü için 460 bin Kıbrıs Lirası önerdi...
Bu kuru haber cümlelerinin önemini anlamak için olup bitenin arkaplanına
bir göz atalım:
AİHM 22 Aralık 2005'te Kıbrıs'la ilgili bir karara imza attı. Mira İksenidis Aristis adlı Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşının, halen KKTC'nin Maraş bölgesinde bulunan gayrimenkulü için açtığı dava kapsamında alınan kararda, davacı haklı bulunarak Ankara'nın hukuki çözüm üretmesi
istendi. Bu amaçla Türkiye'ye altı aylık bir süre tanındı. AİHM davacıyı haklı bulmakla birlikte, meşhur Loizidu davasında yaptığının aksine, herhangi bir tazminatı karara bağlamadığı gibi iade de öngörmedi. Yalnızca davacının söz konusu ihlalden ötürü uğradığı zararın 'telafi'sini istedi.
Karar önemliydi, çünkü Ankara'nın sunacağı çözüm, AİHM tarafından bir iç hukuk zemini olarak kabul edilebilir bulunursa, Türkiye aleyhinde açılmayı bekleyen 1400'e yakın benzeri dava, mahkeme tarafından beklemeye alınabilecekti, başvurular önce KKTC'deki Tazmin Komisyonu'na yönlendirilecekti.
Türkiye ve KKTC kolları sıvadı. KKTC'de yeni bir yasayla, bir Tazmin Komisyonu kuruldu. Komisyon, Aristis davası için çözüm üretmenin ötesinde benzer durumdaki Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarının başvurularını değerlendirmeye de hazırdı.
Tazmin Komisyonu bir mahkeme niteliğinde çalışacak, kararları temyize açık, ancak bağlayıcı olacak; yalnızca tazminat değil, takas ve iade kararı verme yetkisi de bulunacaktı. Bununla birlikte komisyonun yetki alanı sınırlıydı: En önemlisi kamu yararına kullanılan, askeri bölge içinde bulunan, şahıslara ait sayılan gayrimenkullerin iadesi mümkün değildi, bu durumdaki gayrimenkullerin iadesi, eğer uygun bulunursa, ancak Kıbrıs sorununun çözümünden sonra söz konusu olabilecekti.
Rum yönetimi AİHM'nin Aristis kararından pek memnun olmadı. Beklentileri, Loizidu davasında verilene benzer bir karar çıkmasıydı. Dahası, AİHM'nin kararında, KKTC zikredilmese ve Türkiye'ye 'bağımlı yerel yönetim' olarak adlandırılsa da, pratikte tamamen KKTC'nin siyasi iradesiyle kurulup çalıştırılacağı için söz konusu komisyonun muhatap alınması Rum yönetimi için başlı başına bir sorundu. Nitekim, Papadopulos hükümeti, Tazmin Komisyonu aleyhinde propagandaya girişti. Hem resmi kanallardan hem de medya üzerinden...
Gelgelelim aksi yöndeki tüm propagandaya rağmen Rumlar, Tazmin Komisyonu'na başvurmaktan çekinmedi.
Ve nitekim, AİHM'nin, çözüm üretmesi için Türkiye'ye tanıdığı sürenin dolduğu gün Tazmin Komisyonu ilk kararlarını duyurdu. İki Rum iade kapsamında bulunan arazilerini geri almayı kabul etti, bir başka Rum ise tercihini tazminattan yana kullandı. Komisyonun, bu üç başvuruya 'çözüm' üretmiş bulunması başlı başlına önemli. Çünkü, komisyonun işlediğini gösteriyor. Kıbrıs'ın her iki yanından gelen haberlere göre, sırada komisyonla anlaşma niyetinde bulunan birçok Rum var...
Bu anlaşmalar gerçekleştikçe komisyonun işlerliği güçlenecek hiç kuşku yok ki.
Ancak tabii ki son sözü AİHM söyleyecek...
Aristis davasına gelince... Aristis AİHM'ye hem gayrimenkulünün iadesi, hem de bugüne kadar uğradığı zararın tazmin edilmesi için dava açmış tazminat olarak da 2 milyon avro (yaklaşık 4 milyon YTL) istemişti.
Söz konusu gayrimenkul askeri bölge sayılan Maraş'ta bulunduğu için Tazmin Komisyonu'nun iade kararı vermesi mümkün değildi. Bu yüzden Aristis'e
tazminat önerildi ve rakam da 460 bin Kıbrıs Lirası (yaklaşık 1 milyon 600 bin YTL) olarak belirlendi. Beklendiği üzere Aristis, öneriyi reddetti.
Şimdi gözler AİHM'de... Mahkemenin kararı Kıbrıs'taki mal mülk sorununun, dolayısıyla Kıbrıs sorununun gidişatını doğrudan etkileyecek.

Haydi sandığa

KKTC HALKI SANDIK BAŞINDA... KKTC'de 151 bin 389 seçmen; 4 yıl boyunca görev yapacak belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, muhtarları ve ihtiyar heyeti üyelerini belirlemek üzere bugün 08.00-18.00 saatleri arasında sandık başına gidiliyor. Başkent Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler, yerel yöneticilerine ek olarak Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de belirleyecek

BELEDİYE BAŞKANLIĞI İÇİN 100 ADAY YARIŞIYOR... "2006 Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi"nde belediye başkanlığı için 100, belediye meclis üyeliği için 786, muhtarlık için 366, ihtiyar heyeti üyeliği için 946 ve milletvekilliği için 11 aday yarışacak. 2 bin civarında kişinin görev yapacağı seçimler için 1.5 milyon YTL harcanacak. Seçim sonuçlarının, sandıkların kapanıp oy sayımına geçilmesinden 2 saat sonra netleşmesi bekleniyor

25 SANDIKTA SEÇİM YAPILMAYACAK... Toplam 583 sandıktan 558'inde seçime gidilirken YSK'nın resen seçilmiş saydığı Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandık olmak üzere toplam 25 sandıkta, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeliği için seçilecek sayı kadar aday olduğu için seçim yapılmayacak. Lefkoşa ve Girne ilçesindeki seçmenlerin birçoğu 5 seçimi birden yapacak. Lefkoşa'da 173 sandıktan 103'ünde ve Girne'de 115 sandıktan 25'inde belediye başkanlığı, meclis üyeliği, muhtarlık, ihtiyar heyeti üyeliği ve milletvekilliği için oy kullanılacak

KKTC'de 151 bin 389 seçmen; 4 yıl boyunca görev yapacak belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, muhtarları ve ihtiyar heyeti üyelerini belirlemek üzere bugün 08.00-18.00 saatleri arasında sandık başına gidiliyor.

Başkent Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler, yerel yöneticilerine ek olarak Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de belirleyecek.

"2006 Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi"nde belediye başkanlığı için 100, belediye meclis üyeliği için 786, muhtarlık için 366, ihtiyar heyeti üyeliği için 946 ve milletvekilliği için 11 aday yarışacak.

30 Mayıs'ta başlayan propaganda dönemi ise dün tamamlandı. Son hafta adayların ve siyasi partilerin yoğunlaşan seçim çalışmaları dün saat 18.00'de sona erdi ve propaganda yasağı başladı.

25 sandıkta seçim olmayacak, seçimin maliyet 1.5 milyon YTL

Toplam 583 sandıktan 558'inde seçime gidilirken Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) resen seçilmiş saydığı Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandık olmak üzere toplam 25 sandıkta, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeliği için seçilecek sayı kadar aday olduğu için seçim yapılmayacak.

Lefkoşa ve Girne ilçesindeki seçmenlerin birçoğu 5 seçimi birden yapacak. Lefkoşa'da 173 sandıktan 103'ünde ve Girne'de 115 sandıktan 25'inde belediye başkanlığı, meclis üyeliği, muhtarlık, ihtiyar heyeti üyeliği ve milletvekilliği için oy kullanılacak. Böylece Cumhuriyet Meclisi'nde CTP Lefkoşa Milletvekili Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve UBP Girne Milletvekili Salih Miroğlu'nun vefatı ile boşalan 2 sandalyenin yeni sahipleri de belirlenmiş olacak.

2 bin civarında kişinin görev yapacağı seçimler için 1.5 milyon YTL harcanacak. Seçim sonuçlarının, sandıkların kapanıp oy sayımına geçilmesinden 2 saat sonra netleşmesi bekleniyor.

Seçim heyecanı yaşanmayacak yerler

Seçilecek kişi sayısı kadar aday olduğu için YSK'nın 86 muhtarı ve 385 ihtiyar heyeti üyesini (aza) resen seçilmiş sayması nedeniyle seçime gidilmeyecek yerleşim birimleri de var.

Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandığın bulunduğu yerleşim birimlerinde seçim heyecanı yaşanmayacak.

YSK'dan alınan bilgiye göre Gazimağusa ilçesinde Çamlıca, Gönendere, Görneç, Mallıdağ ve Sütlüce'de; Güzelyurt ilçesinde Kalkanlı (2 sandık), Mevlevi, Şahinler, Taşpınar, Yeşilırmak ve Yuvacık'ta; İskele ilçesinde ise Ağıllar, Ardahan, Boltaşlı, Ergazi, Esenköy, Kilitkaya, Kuruova, Sazlıköy, Taşlıca, Yarköy, Zeybekköy ve Ziyamet'te (2 sandık) seçim olmayacak.

YSK, Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 62. maddesi uyarınca Lefkoşa'da 15 muhtar ve 69 azayı, Girne'de 18 muhtar ve 96 azayı, Gazimağusa'da 25 muhtar ve 85 azayı, Güzelyurt'ta 11 muhtar ve 52 azayı ve İskele'de de 17 muhtar ve 83 azayı seçilmiş ilan etmişti.

Lefkoşa ilçesinde 47 bin 527 seçmen 173 sandıkta; Gazimağusa ilçesinde 39 bin 702 seçmen 149 sandıkta; Girne'de 28 bin 186 seçmen 115 sandıkta; Güzelyurt'ta 20 bin 211 seçmen 79 sandıkta ve İskele'de 15 bin 763 seçmen 67 sandıkta oy kullanacak.

Seçmen kartı şart değil, kimlik şart

Oy kullanmak için, seçmen kartı şart değil; oy kullanılacak sandığı bilmek yeterli. Seçmen kimliğini ispatlayıcı belge olarak KTFD veya KKTC kimlik kartı, KTFD veya KKTC pasaportu, polis kimlik kartı veya sürüş ehliyetini göstererek, oy verebilecek.

Oy verme günü mağduriyet yaşanmaması için seçmen vatandaşların isim ve kimlik kartı numaralarını vererek ilçe seçim kurullarının telefonlarından oy kullanacakları sandığın numarasını, yerini ve seçmen sıra numaralarını öğrenebilecekleri de belirtildi.

Nasıl oy kullanılacak?

Yerel kuruluş organları seçimi için, belediyesi olan yerlerde seçmenlere, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği, muhtarlık ve azalık seçimi için 4 oy pusulası verilecek. Belediye olmayan yerlerde ise, seçmenler, yalnız muhtarlık ve azalık seçimleri için 2 oy pusulası alacak.

Sandık başına gidecek Lefkoşa ve Girneli seçmenler, milletvekilliği ara seçimi için de oy pusulası dağıtılacak. Böylece, Lefkoşa ve Girne ilçelerinde, belediyesi olan yerleşim yerlerinde ikamet eden vatandaşlar, oylarını 5 oy pusulası aracılığıyla verecek.

Milletvekilliği, başkanlık ve muhtarlık için mühür

Lefkoşa ve Girne ilçesindeki seçmenler, tercih ettikleri milletvekili adayına "evet" mührü vurarak oylarını kullanacak. Yüksek Seçim Kurulu'nun aldığı karara göre, yalnız bu seçimde geçerli olmak üzere bağımsız milletvekili adayları için de, parti adayları gibi "evet " mührü vurulacak. Oy pusulaları buna göre düzenlendi.

Belediye başkanlığı ve muhtarlık için seçmen, oy pusulasında, oy vermek istediği adaya ait bölümün herhangi bir yerine "evet" mührünü basarak oy verecek.

Belediye meclis üyeliği

Belediye meclis üyeleri seçiminde ise, tercih yapılabilecek veya karma oy kullanılabilecek. Eğer bir partiye mühür vurulmuş ise, tercih de aynı partinin listesinden yapılacak. Tercihler, belediyenin meclis üyelerinin yarısı kadar olmak zorunda. Ancak kişi mühür vurduktan sonra tercih yapmak zorunda da değil.

Tercih sayısı

Buna göre Lefkoşa'nın belediye meclis üyelerinin sayısı 20... Seçmen (X) partiye mühür vurursa, ya hiç tercih yapmayacak veya o partinin listesinden 10 kişi için tercih kullanacak.

Mührün ardından tercih yapılacaksa, tercih sayısı Gazimağusa'da 8, Girne ve Güzelyurt'ta 6, İskele'de de 4 olacak. Diğer belediyelerdeki tercih sayıları da şöyle:

Gönyeli ve Lefke belediyeleri 5; Beyarmudu, Değirmenlik, Vadili, Akdoğan, Alsancak, Yeni Boğaziçi, Çatalköy, İnönü, Lapta ve Alayköy belediyeleri 4; Akıncılar, Geçitkale, Paşaköy, Serdarlı, Tatlısu, Dikmen, Esentepe, Büyükkonuk, Dipkarpaz, Mehmetçik ve Yeni Erenköy belediyeleri de 3.

Karma oy

Belediye meclis üyeleri için karma oy kullanacaklar ise, mühür vurmayacak.

Belediye Meclis üyeleri için oyunu, oy pusulasında adı ve soyadı bulunan partililere veya partililer ile bağımsız adaylara karışık olarak vermek isteyen seçmen, adaylara işaret koyarak karma olarak kullanabilecek. Seçmen oyunu karma olarak kullanmak isterse, bu hakkını en az o bölgeden çıkarılacak belediye meclis üyesi sayısının yarısı kadar aday için kullanmak zorunda olacak.

Örneğin Lefkoşa Belediye Meclisi için oy kullanacak seçmen, herhangi bir partiye mühür vurmamak şartıyla, kalemle, değişik partilerin listelerinden 20 kişinin adını işaretleyebilecek. İşaretlenen aday sayısı 10'un altında olamayacak.

İhtiyar Heyeti

İhtiyar Heyeti Üyeliği (azalık) seçiminde seçmen, oy pusulası üzerinde ad ve soyadları bulunan adaylardan hangilerine oyunu vermek istiyorsa, onların karşısında bulunan dörtgenin içine işaret koyacak.

Adayların ad ve soyadları karşısında bulunan dörtgenler dışına konan işaretler geçersiz sayılacak.

İhtiyar Heyeti Üyeliği seçiminde seçmen, seçilmesi gereken ihtiyar heyeti üyesi sayısı (4) kadar adaya işaret koyarak oy verecek. Yani oy kullanılacak aday sayısı 4'ten az veya çok olamayacak aksi halde pusula geçersiz sayılacak.

Şikâyetler yapılabilecek

Yayınlarla ilgili şikâyetler ise YSK'ya yapılabilecek. Vatandaşlar, YSK ve ilçe seçim kurullarına şu telefon numaralarından başvurabilecek.

Vatandaşlar, ilçe seçim kurullarına şu telefon numaralarından başvurabilecekler:

Lefkoşa İlçesi; 227 30 47- 227 41 55- 227 50 86;

Gazimağusa ve İskele İlçeleri; 366 23 32- 366 40 68;

Girne İlçesi; 815 72 46- 815 68 70;

Güzelyurt İlçesi; 714 62 31- 714 63 18.

KIBRIS 25/06/06

AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürü Michael Leigh:AB'de hiç kimse Kıbrıs yüzünden kriz çıksın istemiyor

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Genişleme Genel Müdürü Michael Leigh, Brüksel'de hiç kimsenin Kıbrıs yüzünden bir kriz çıkmasını istemediğini söyledi.

Leigh, Şemdinli ve başörtüsü gibi konularda ayrıntıya girmekten kaçınırken, Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin limanlarını Rum gemilerine açması gerektiğini yineledi. Leigh, Başmüzakereci Ali Babacan ve ekibinin taramalardaki performansından da etkilendiğini kaydetti.

Türkiye'nin "haysiyetli" bir ülke olarak limanlara dair verdiği sözü tutmasını beklediklerini kaydeden Leigh, "AB'de hiç kimse, hiçbir üye ülke ve hiçbir kurum Türkiye ile bir Kıbrıs krizi istemiyor." dedi.

Sorun çözülmeden Rumların üye yapılmasının 'hata' olmadığını savunan Leigh, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Rumların üyeliğinin sorunun çözümünü de daha da zorlaştırdığına dair sözleri için ise, "Bütün taraflar BM çerçevesinde sorunun çözümü için kendilerini tekrar harekete geçirmelidir" dedi.

Leigh, fiili müzakerelere açılması beklenen eğitim ve kültür faslında siyasî kriterin gündeme gelebileceğini de kaydetti.

KIBRIS 25/06/06

Dünyadan uzmanlar okul öncesi eğitim için KKTC'de

7-29 Haziran tarihleri arasında "Uluslararası Katılımlı Avrupa Birliği Sürecinde Okul Öncesi Eğitimin Bugünü ve Geleceği Sempozyumu" gerçekleştiriliyor

Dünyadan uzmanlar okul öncesi eğitim için KKTC'de

ULUSLARARASI KATILIMLI Milli Eğitim Bakanlığı'nın ev sahipliği yaptığı ilk "Uluslararası Katılımlı Avrupa Birliği Sürecinde Okul Öncesi Eğitimin Bugünü ve Geleceği Sempozyumu" 27-29 Haziran tarihleri arasında düzenleniyor. İspanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve İsrail'den yabancı konukların yanı sıra Türkiye'den 9 üniversiteden 45 konuşmacının katılacağı sempozyumda okul öncesi eğitimin önemi üzerinde durulacak

 

Uluslararası Katılımlı Avrupa Birliği Sürecinde Okul Öncesi Eğitimin Bugünü ve Geleceği Sempozyumu 27-29 Haziran tarihleri arasında düzenleniyor.

İlk kez uluslararası olarak düzenlenecek sempozyum, KKTC Milli Eğitim Bakanlığı, TC Milli Eğitim Bakanlığı, Girne Amerikan Üniversitesi ve YA-PA işbirliği ile gerçekleştiriliyor. İspanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve İsrail'den yabancı konukların yanı sıra Türkiye'den 9 üniversiteden 45 konuşmacının katılacağı sempozyumda okul öncesi eğitimin önemi üzerinde durulacak.

Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz Milli Eğitim Bakanlığı İlk Öğretim Dairesi Müdürü Hatice Düzgün, göreve geldikleri günden beri okul öncesi eğitime hep önem verdiklerini belirterek, şura kararları ile bu konudaki hedefleri belirlediklerini ve bu yönde adımlar atmaya başladıklarını kaydetti.

"Toplumun bütün kesimlerinde okul öncesinin önemli olduğunu vurgulamak için 2 yıldan beri de bir dizi etkinliklerde bulunuyoruz" diyen Düzgün, Mayıs ayında düzenlenen Okul Öncesi Eğitim Şenlikleri'nin bunun bir örneği olduğunu söyledi.

En son 1985 yılında buna benzer bir sempozyum düzenlendiğini ifade eden Hatice Düzgün, "İlk defa ülkemizde okul öncesi eğitimde uluslararası katılımlı bir sempozyum gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz, ülkemizdeki bütün kesimlerin katılımıdır. Bunun için de üniversiteler, sendikalar, özel okullar, kreşler ve anaokullarındaki öğretim görevlileri ve öğretmenlerimizi sempozyuma davet ettik" dedi.

Sempozyumun KKTC Milli Eğitim Bakanlığı, TC Milli Eğitim Bakanlığı, Girne Amerikan Üniversitesi ve YA-PA işbirliğinde uluslararası olarak gerçekleştirileceğinin altını çizen Düzgün, sempozyumda İspanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve İsrail'den yabancı konukların yanı sıra Türkiye'den 9 ayrı üniversiteden 45 konuşmacının tebliğ sunacağını vurguladı.

Düzgün, sempozyumun Salı günü Girne Amerikan Üniversitesi'nde Milli Eğitim Bakanı Canan Öztoprak, YA-PA Genel Müdürü Turan Özüduru, Prof. Dr. Ayla Oktay ve Prof. Dr. Hıfzı Doğan'ın konuşmasıyla açılışının yapılacağını, Türkiye'den 280, Kıbrıs'tan da 100 anaokul eğitimcisinin katılacağını söyledi.

Sempozyumda, okul öncesi eğitimde AB'ye uyum ve eğitimde nitelik geliştirmeye yönelik konuların tartışılacağını ifade eden Hatice Düzgün, eğitimin doğumla başladığı dile getirilerek okul öncesi eğitimin tanımının yeniden yapılanması ve isminin değiştirilmesinin tartışılacağını vurguladı.

Sempozyumu Türkiye'den Cumhuriyet Gazetesi'nden Figen Atalay ile Milliyet Gazetesi'nden Abbas Güçlü de izleyecek.

Salı günü başlayacak sempozyumun ilk gün programı şöyle:

08.00-10.00 Kayıt

10-00-10.50 Açılış Töreni - Büyük Salon

10.50-11.05 Ara

11.15-12.30 Ortak oturum (Konferans) - Büyük Salon

12.30-13.30 Yemek

13.30-15.20 Paralel oturum - Salon 1 + Salon 2

15.20-15.40 Ara

15.40-17.30 Paralel oturum - Salon 1 + Salon 2

KIBRIS 25/06/06

Tasos Conis'ten yalanlama: Talat ile görüşmedim

Rum Başkanlık Siyasi Büro Müdürü Tasos Conis, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüştüğüne ilişkin haberi yalanladı.Rum radyosunun haberine göre, Conis, Politis gazetesinde dün konuya ilişkin olarak yer alan haber üzerine yaptığı yazılı açıklamada, kendi ifadesiyle, "İşgal altındaki topraklardaki sözde Cumhurbaşkanlığı binasında Kıbrıs Türk lideri Mehmet Ali Talat ile görüşmediğini" söyledi.

Conis ayrıca, böyle bir görüşmenin hiçbir zaman gerçekleşmediğini de ifade etti.

Politis dünkü sayısında, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un dolaylı görüşmeler gerçekleştirdiğini ve bu çerçevede Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev'in Papadopulos, Conis'in ise Talat tarafından kabul edildiğini iddia etmişti.

KIBRIS 25/06/06

Ankara, "Kıbrıs"ı en geç 2007'de tanımalı

Portekiz Dışişleri Bakanı Freitas do Amaral, Türkiye'nin Rum yönetiminin politikası ile ilgili yorum yaptı:

Ankara, "Kıbrıs"ı en geç 2007'de tanımalı

Portekiz Dışişleri Bakanı Diogo Freitas do Amaral, Türkiye'nin, Rum yönetimini "en geç 2007'de" tanıması gerektiğini söyledi. Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas'ı ağırlayan Freitas do Amaral, düzenlenen ortak basın toplantısında, "Türkiye'nin siyasi sorunları çözmesinin zamanı gelmiştir. Ben, (Türkiye'deki) seçimlere kadar beklemeye hazırım, ama ondan hemen sonra, Türkiye'den Kıbrıs sorunu hakkında hızlı ve açık bir çözüm bekliyorum" ifadelerini kullandı.

"Ankara, Kıbrıs'ı (Rum yönetimini) en geç 2007'de tanımalı" diyen Portekizli Bakan, "AB'nin siyasi sorunu bir kenara bırakarak sadece teknik planda ilerleyemeyeceğini" söyledi.

Lillikas ise, "Türkiye'den işbirliği beklediğini" söyledi. "Tek taraflı bir süreç söz konusu olamaz, Türkiye taahhütlerini yerine getirmelidir" diyen Lillikas, 2007'nin ikinci yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek Portekiz'den Ankara'ya baskı yapmasını istedi.

KIBRIS 25/06/06

Papadopulos Talat’la görüşmeyecek

Rum lider Papadopulos’un, BM Genel Sekreteri’nin yardımcısı Gambari’nin ziyareti sırasında, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’la bir araya gelmek istemediği belirtildi.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 13:53 TSİ 26 Haziran 2006 Pazartesi

 

LEFKOŞA - Rum Alithia gazetesi, Papadopulos’un Talat’la görüşmeyi reddetmesi nedeniyle BM temsilcisi İbrahim Gambari’nin taraflarla ayrı ayrı bir araya geleceğini yazdı. Gambari’nin Genel Sekreter Kofi Annan’a ileteceği raporda, Rumların bu tutumunu kayda geçireceğini belirtti.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın görüşme önerisine olumlu yanıt vermesinin Kıbrıs Rum kesimini zor durumda bıraktığını savunan Alithia gazetesi, Kofi Annan’ın “Kıbrıs’ın AB üyeliği çözümü zorlaştırdı” açıklamasının Rum tarafına yönelik bir uyarı olduğunu da vurguladı

 

İngiltere Dışişleri’nden AB desteği

İngiltere Dışişleri Bakanı Beckett, Guardian’ın özel Türkiye ekinde, Türkiye’nin AB’ye üye olmasının Avrupa için kazançlarını sıraladı.

 

NTV

Güncelleme: 04:58 ET 26 Haziran 2006 Pazartesi

LONDRA - İngiliz The Guardian gazetesi, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gelişmelerini tanıtan 16 sayfalık özel bir ek yayımladı. Ekin giriş yazısını kaleme alan İngiltere Dışişleri Bakanı Margaret Beckett, son dalgalanmalara rağmen Türk piyasalarının temelinin sağlam olduğunu belirtti.

Türkiye’yi Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarı olarak nitelendiren Beckett, Türkiye gibi büyük bir ülkenin AB’ye üye olmasına dair endişeleri gidermenin, Avrupalı hükümetlerin temel görevlerinden birisi olduğunu söyledi.

Üyeliğin Türkiye kadar AB için de iyi olacağını dile getiren Beckett, bankacılık ve sigorta hizmetlerine talebin artacağını, istikrarlı ve şeffaf bir yatırım ortamının oluşacağını vurguladı.

Beckett, Türkiye’den gelecek vasıflı işçilerin birlik ekonomisi için faydalı olacağına da dikkat çekti ve asıl tehlikenin, kapıları Ankara’nın yüzüne kapattıklarında karşılarına çıkacağını ifade etti.

Beckett, coğrafi konumu sayesinde Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasına katkısının büyük olacağını ifade etti.

İngiltere Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin üyeliğinin Avrupa’yı ırk ve din temelinde değil, temel hak ve özgürlükler temelinde birbirine bağlı olduğunu göstereceğini sözlerine ekledi.

‘AVRUPA SÖZÜNÜ TUTMALI’
AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de ekte yer alan açıklamasında, “Türkiye’de reformların hız kaybetmesi, Fransa ve Avusturya gibi ülkelerde
Türkiye’ye duyulan antipatinin süreci tehdit ettiğini” belirtirken, “Avrupa sözünü tutmalı” dedi.

Rehn, Avrupa’nın dürüst bir çizgi yakalamak için taahhütlerine sıkı sıkı sarılması gerektiğini belirtti. Rehn, birincil sorumluluğun Türk halkı ve liderlerinde olmasına rağmen, Avrupa’nın da bu sorumluluktan kaçamayacağını vurguladı.

KKTC'ye AB bürosu

ANKA

Avrupa Komisyonu, 139 milyon Euro tutarındaki mali yardımla ilgili olarak Kuzey Kıbrıs'ta bir AB ofisinin faaliyet göstermesini resmen onayladı.

Kıbrıslı Türklere tahsis edilecek 139 milyon tutarındaki mali yardıma ilişkin olarak Komisyon, 23 Haziran'da yazılı prosedür usulüyle bir karar alarak Kuzey Kıbrıs'taki AB ofisinin çalışmasına onay verdi. Böylece AB bürosu, 23 Haziran tarihi itibariyle resmen görevine başlamış oldu.

ABHaber'e göre, Kuzey Kıbrıs'taki büronun, bir anlamda AB'nin anten görevini göreceği, Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Biriminden dört veya beş memur gönderileceği, memurların kısa zamanda büroda göreve başlayacağı belirtiliyor.

Ancak alınan kararda Kuzeydeki ofisin Avrupa Komisyonu ile ne şekilde bağlantı kuracağı ise tam olarak netlik kazanmadı. Söz konusu yazılı prosedür kararına Kıbrıs Rum Kesimini Avrupa Komisyonu'nda temsil eden Markos Kyprianu başta olmak üzere, tüm Komisyon üyeleri imza koydu.

AB tarafından Kuzey Kıbrıs'a sağlanacağı bildirilen toplam 259 milyon Euro tutarındaki mali yardımdan geri kalan 120 milyonluk dilimi ise, Komisyon tarafından Kıbrıslı Türklere daha sonra tahsis edilecek.

HURRIYET 26/06/06

 

 

Milletvekilliğinde CTP zaferi

Cumhuriyet Meclisi'nde boş kalan iki milletvekilliği sandalyesini doldurmak için Lefkoşa ve Girne'de dün milletvekilliği seçimleri de yapıldı

Milletvekilliğinde CTP zaferi

LEFKOŞA VE GİRNE MİLLETVEKİLLİĞİ CTP-BG'NİN... CTP-BG Lefkoşa milletvekili Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesi ve UBP Girne Milletvekili Dr. Salih Miroğlu'nun vefatıyla boşalan iki milletvekilliği sandalyesini doldurmak için yapılan seçimlerde CTP-BG adayları Özkan Yorgancıoğlu ve Dr. Gülboy Beydağlı galip geldi

LEFKOŞA'DA 4141, GİRNE'DE 336 OY FARKLA... Lefkoşa'da ve Girne'de boş kalan her iki milletvekilliğini de kazanan CTP-BG'nin Cumhuriyet Meclisi'ndeki sandalye sayısı 23'ten 25'e yükseldi. CTP-BG'nin Lefkoşa adayı Özkan Yorgancıoğlu 13 bin 93, Girne adayı Dr. Gülboy Beydağlı 7 bin 411 oy ile milletvekilliğini kazandı

CTP-BG Lefkoşa milletvekili Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesi, UBP Girne milletvekili Dr. Salih Miroğlu'nun da vefatı nedeniyle boşalan Cumhuriyet Meclisi'ndeki iki sandalye için dün yapılan seçimlerin galibi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) oldu.

Lefkoşa ve Girne milletvekillikleri için yapılan seçimlerde, CTP-BG'nin Lefkoşa adayı Özkan Yorgancıoğlu 13 bin 93, Girne adayı Dr. Gülboy Beydağlı 7 bin 411 oy ile milletvekili seçildi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi, Yorgancıoğlu ve Beydağlı'nın milletvekili seçilmesiyle Cumhuriyet Meclisi'ndeki sandalye sayısını 23'ten 25'e çıkardı.

Milletvekilliği açık farkla CTP-BG'nin

Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki milletvekilliği sandalyesi için Lefkoşa ve Girne ilçelerinde dün yapılan seçimleri CTP-BG adayları açık farkla kazandı.

Lefkoşa milletvekilliği için biri bağımsız 7 aday yarışırken, Girne milletvekilliği için 4 aday yarıştı.

Lefkoşalı seçmenlerin 173 sandıkta oy kullandığı seçimlerden, CTP-BG adayı Gençlik ve Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu 13 bin 93, UBP adayı Özay Andıç 8 bin 952, DP adayı Salih Tunar 6 bin 891, BDH adayı Harper Orhon bin 641, TKP adayı Hasan Kasapoğlu 597, bağımsız aday Ali Sanatkar 343, Özgürlük ve Adalet Partisi adayı Arif Salih Kırdağ ise 319 oy aldı.

Girne'de 115 sandıkta yapılan seçimde ise, CTP-BG adayı Dr. Gülboy Beydağlı 7 bin 411, UBP adayı Dt. Ünal Üstel 7 bin 75, DP adayı Neriman Saygılı 4 bin 440, BDH adayı Boysan Boyra ise 710 oy aldı.

CTP-BG Lefkoşa adayı Özkan Yorgancıoğlu en yakın takipçisi UBP adayı Özay Andıç'tan 4 bin 141, Girne adayı Dr. Gülboy Beydağlı da en yakın takipçisi UBP adayı Dt. Ünal Üstel'den 336 oy fazla alarak milletvekili seçildi.

Dün yapılan seçimleri kazanarak CTP-BG'nin meclisteki sandalye sayısını 25'e çıkaran iki adayın özgeçmişleri şöyle:

Özkan Yorgancıoğlu

1954 yılında Baf'a bağlı Lemba köyünde dünyaya geldi. İlköğrenimini Lemba Baf ve Lefkoşa Atatürk İlkokullarında, orta eğitimini Bayraktar B ve Lefkoşa Türk Lisesi'nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye ve Siyaset Bilimi Kürsüsü'nden mezun oldu.

Üniversite öğrenimi yıllarında aktif olarak öğrenci dernek ve federasyonlarında görev aldı.

Askerlik görevini tamamladıktan sonra sırasıyla Seracılar Kooperatifi, Kıbrıs Türk Petrolleri'nde çalıştı, Yenidüzen Gazetesi'ndeki genel yayın yönetmenliği görevinin ardından, kendi işini de kurarak süt ürünleri üreticiliği yaptı.

1974 yılından bugüne kadar Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin her kademesinde görev yapan Yorgancıoğlu, halen Merkez Yönetim Kurulu üyeliği yanında, 14 Ocak 2004 tarihinden beri de Gençlik ve Spor Bakanlığı görevini yürütmektedir.

Yorgancıoğlu, evli ve iki çocuk babasıdır.

Gülboy Beydağlı

1948 yılında Limasol'da doğdu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve ihtisasını çocuk doktorluğu alanında tamamladı.

18 yıl çocuk hastalıkları uzmanı, 6 yıl ise milletvekili olarak hizmet verdi.

Evli ve 3 çocuk babası olan Gülboy Beydağlı, iyi derecede İngilizce biliyor.

KIBRIS 26/06/06

 

Haydi göreve

Yerel Kuruluş Organları Seçimleri'nde 28 belediye başkanlığından 10'unu UBP, 8'ini CTP-BG, 7'sini DP ve 3'ünü de bağımsızlar aldı... 5 büyük belediyeden 1'ini DP alırken, diğer dört büyük şehri CTP-BG ve UBP bölüştü...

Haydi göreve

 

l BELEDİYE BAŞKANLIKLARININ DAĞILIMI... Dünkü seçimlerde, CTP-BG'li belediye başkanlarının sayısı 3 artarken, UBP'li başkan sayısında 6 azalma oldu. DP ise Belediye başkanlarının sayısını 3 artırdı. 28 belediyedeki bağımsız adayların sayısı da 1'den 3'e yükseldi. 2002 yılındaki seçimlerde, 28 belediye başkanlığının 16'sını UBP, 5'ini CTP-BG, 4'ünü DP, 2'sini MAP, ve 1'ini de bağımsız aday kazanmıştı. Seçimde Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) belediye başkanı çıkaramamıştı

l LEFKOŞA BELEDİYE BAŞKANLIĞI BULUTOĞLULARI'NIN... Beş büyük belediyeden Lefkoşa Belediyesi'nin başkanlığını 6807 oyla DP adayı Cemal Metin Bulutoğluları alırken, CTP-BG adayı Kutlay Erk, 136 oy farkıyla seçimi kaybetti. Erk'e 6671 oy çıktı. Diğer üç adaydan UBP adayı Şemi Borea 4016 oyla üçüncü sırada yer alırken, BDH adayı Ünal Akifler 868 oyla dördüncü oldu. TKP adayı Mehmet Davulcu ise 200 oyla en az oy alan aday oldu

 

Halkımız 1974'ten bu yana dün sekizinci kez sandık başına giderek dört yıl süreyle işbaşında kalacak yerel yöneticilerini seçti.

KKTC'de dün yapılan Yerel Kuruluş Organları Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi'yle Belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve ihtiyar heyeti üyelerin seçilmesinin yanında Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de belirledi.

Ülke genelinde kayda değer bir olayın yaşanmadığı ve katılma oranının yüzde 75 olduğu seçimlerin Yüksek Seçim Kurulu'nca (YSK) açıklanan kesin olmayan sonuçlarına göre, 28 belediye başkanlığının 10'unu Ulusal Birlik Partisi (UBP), 8'ini Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG), 7'sini Demokrat Parti (DP), 3'ünü de bağımsızlar kazandı.

Bu durumda CTP-BG'li belediye başkanlarının sayısı 3 artarken, UBP'li başkan sayısında 6 azalma oldu. DP ise

Belediye başkanlarının sayısını 3 artırdı. 28 belediyedeki bağımsız adayların sayısı da 1'den 3'e yükseldi.

2002 yılındaki seçimlerde, 28 belediye başkanlığının 16'sını UBP, 5'ini CTP-BG, 4'ünü DP, 2'sini MAP, ve 1'ini de bağımsız aday kazanmıştı. Seçimde Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) belediye başkanı çıkaramamıştı.

Lefkoşa Belediye Başkanlığını

Cemal Bulutoğluları kazandı

Beş büyük belediyeden Lefkoşa Belediyesi'nin başkanlığını 6807 oyla DP adayı Cemal Metin Bulutoğluları alırken, CTP-BG adayı Kutlay Erk, 136 oy farkıyla seçimi kaybetti. Erk'e 6671 oy çıktı. Diğer üç adaydan UBP adayı Şemi Bora 4016 oyla üçüncü sırada yer alırken, BDH adayı Ünal Akifler 868 oyla dördüncü oldu. TKP adayı Mehmet Davulcu ise 200 oyla en az oy alan aday oldu.

Gazimağusa Belediye Başkanı

Ahmet Oktay Kayalp yerini kordu

Gazimağusa'da CTP-BG adayı Ahmet Oktay Kayalp 40680 oyla yeniden seçilirken, UBP adayı Hazma Ersan Saner 509 oy farkıyla belediye başkanlığını kaybetti. Saner'e 4171 oy çıktı. DP adayı İsmail Arter'in 3129 oy aldığı seçimde diğer adayların oyları şöyle: Bağımsız aday Ümit İnatçı 341, TKP adayı Doğay Çakıcı 137, diğer üç bağımsız adaylar Abdurrahman Ömeroğlu 73, Hayri Akalın 28 ve İbrahim Köklüoğlu 25 oy aldı.

Girne Belediye Başkanı

yine Sümer Aygın

Girne'de CTP-BG adayı Sümer Aygın, 2460 oyla yeniden seçilirken, UBP adayı Mehmet Ayder 1577, DP adayı Hayat Aydınova 896, BDH adayı Halil Sadrazam da 345 oyla seçimi kaybettiler.

Güzelyurt belediye

başkanlığı UBP'de kaldı

Güzelyurt belediye başkanlığı 4097 oyla yine UBP adayı Mahmut Özçınar'a kaldı. Seçimde CTP-BG adayı Hakan Kuntay'a 2680, DP adayı İltaç Karayel'e 740 oy çıktı.

İskele'de belediye başkanı değişmedi

İskele'de UBP adayı Halil İbrahim Orun, 778 oyla yerini korurken, DP adayı Ejder Aslanbaba'ya 761, CTP-BG adayı Selma Yorgancı'ya 301, bağımsız aday Ali Civisilli'ye 111 oy çıktı.

Gönyeli belediye başkanı değişti

Dün yapılan seçimle, yıllardan beri Gönyeli belediye başkanlığını yürüten Ali Çetin Amcaoğlu, bu kez bağımsız olarak katıldığı yarıştan yenik çıktı. Amcaoğlu'nun aldığı 1763 oya karşılık CTP-BG adayı Ahmet Yalçın Benli, 1991 oyla Gönyeli yeni belediye başkanı oldu. Diğer iki aday, UBP adayı Fahri Yönlüer'e 884, BDH adayı Özgün Kutalmış'a 205 oy çıktı.

Değirmenlik'de de değişim

Belediye başkanının değiştiği bir diğer belde, Değirmenlik oldu. Değirmenlik'in DP'li belediye başkanı Hüseyin Paşa, yerini CTP-BG adayı Osman Işısal'a bıraktı. Işısal 1030, Paşa 952 oy aldı. Seçimde UBP adayı Özdem Kerem'e 369, bağımsız aday Yusuf Suiçmez'e 54 oy çıktı.

Dipkarpaz belediye başkanı

Özbayrak seçimi kaybetti

Dipkarpaz'da da DP'li Arif Özbayrak seçimi kaybetti. Özbayrak, UBP adayı Mehmet Demirci'nin 401 oyuna karşılık 256 oy alabildi. CTP-BG adayı Gültekin Erdoğan'a ise 363 oy çıktı.

Yenierenköy'ün yeni belediye

başkanı DP'li Öykün

Yenierenköy'de de belediye başkanlığı UBP'li Kemal Güneş'ten DP'li Özay Öykün'e geçti. Öykün, 379 oy aldı. Seçimde, CTP-BG adayı Mesut Yıkıcı'ya 345, UBP adayı Aytekin Selengin'e 179 ve bağımsız adaylar Hasan Hasanbulli'ye 88 ve Biray Hamzaoğluları'na 65 oy çıktı.

Yeniboğaziçi'nde de CTP-BG'li Biren

Yeniboğaziçi'nde halen belediye başkanı olan ve bağımsız olarak yeniden aday olan Katip Demir seçimi kazanamadı. Demir'in 911 oyuna karşılık CTP-BG adayı Cemal Biren 1089 oy aldı.

Akıncılar'da Barbaros başkan

Akıncılar'da belediye başkanlığı CTP-BG adayı Hasan Barbaros'a geçti. Seçimlerde, 202 oy alan Hasan Barbaros'un rakibi bağımsız aday Hüseyin Eğmez ise 88 oy aldı.

Serdarlı'da galip

bağımsız aday Kerimoğlu

Serdarlı'da yeni belediye başkanı bağımsız aday Mehmet Kerimoğlu oldu. 446 oyla seçimi kazanan Kerimoğlu'nu, 341 oyla CTP-BG adayı Ahmet Billuroğlu takip etti.

Büyükkonuk belediye

başkanlığı da bağımsız adayın

Dünkü seçimlerde Büyükkonuk belediye başkanlığı da değişti. Büyükkonuk'un DP'li belediye başkanı Raif Mındık başkanlığı, bağımsız aday Sezai Sezen'e kaptırdı. Mındık, Sezen'in 239 oyuna karşılık, 146 oy alabildi. Seçimde, UBP'li Süleyman Doğan'a 181 ve bağımsız aday İsmail Cemal'a 12 oy çıktı.

Beyarmudu belediye

başkanı da değişti

UBP'li Hüseyin Beyar'ın katılmadığı seçimden, yine UBP adayı İlker Edip 1081 oyla galip çıktı. Diğer adaylar, CTP'li Ali Gürdağ 764, bağımsız Cemal Kozansoy 217, diğer iki bağımsız Ercan Şadan Elçin ve Gülnasır Seymert 21 oy aldı.

Geçitkale belediye başkanlığı da

bağımsız aday Kıvanç Buhara

Geçitkale'de belediye başkanlığı UBP'li Hüseyin Baybora'dan bağımsız aday Dr. Kıvanç Buhara'ya geçti. Buhara'nın 432 oyuna karşılık Baybora 273, CTP-BG adayı Erdal Palu ise 223 oy alabildi.

Alayköy'de başkanlık

DP'den CTP-BG'ye geçti

Alayköy'de seçime kısa bir süre kala belediye başkanlığından çekilen Hüseyin Kaya'nın yerine, 366 oyla CTP-BG adayı Hulusi Manisoy seçildi. Seçimde, bağımsız aday Erdem Berkan'a 302, DP adayı Kemal Havalı'ya 294, bağımsız adaylar Menteş Aytaç'a 233 ve Mustafa Türkkal'a da 68 oy çıktı.

Dikmen'de ilginç sonuç

Dikmen'de belediye başkanlığı DP adayı Yaşar Güçsav'dan, bir oy farkıyla CTP-BG adayı Yüksel Çelebi'ye geçti. Güçsav 563, Çelebi 564 oy aldı. UBP adayı Ali Kılınç'ın oyu 182, BDH adayı Gönül Şekerci'nin oyu da 18 oldu.

Vadili'de Dr. Kanatlı seçimi kaybetti

Vadili'de belediye başkanlığını uzun yıllardır sürdüren UBP adayı Dr. Erbay Kanatlı, başkanlığı DP adayı Şahin Sapsızoğlu'na kaptırdı. Sapsızoğlu'nun 599 oyuna karşılık, Kanatlı 442 oy alabildi. CTP adayı Hasan Kasap'a ise 303 oy çıktı.

14 belediyenin başkanları değişmedi

Dünkü seçimlerde, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve Lefke'nin yanı sıra İnönü, Akdoğan, Tatlısu, Paşaköy, Lapta, Alsancak, Çatalköy, Esentepe, Lefke ve Mehmetçik'de belediye başkanları değişmedi.

İnönü'de UBP'li Hasan Basri Beycanlı 632, DP adayı Ali Öncü 557, CPT-BG adayı Salih Özevrim 353, bağımsız aday Bünaymin Öztürk 501 oy aldı.

Akdoğan'da UPB adayı Adem Ademgil'in 734 oyuna karşılık, CTP-BG adayı Dr. Ömer Güre 594, DP adayı Sevgen Kali'ye 159 oy çıktı.

Tatlısu'da DP adayı Ahmet Hayri Orçan 328 oyla yeniden başkan seçilirken, CTP-BG adayı Musa Oktay Yaman'a 222, UBP adayı Yusuf Çelik'e 106 oy çıktı.

Paşaköy'de DP adayı Habil Tülücü'nün 628 oyuna karşılık, rakibi CTP-BG adayı Nurettin Özer 233 oy aldı.

Lapta'da da UBP adayı Fuat Namsoy yerini korudu. 1568 oy alan Namsoy'un rakibi CTP-BG adayı Gürsel Nizam 594 oyda kaldı.

Belediye başkanı değişmeyen bir diğer belde Alsancak oldu. CTP-BG adayı Mehmet Salih Rahvancıoğlu'nun 692, DP adayı Ali Palabıyık'ın 217 oyu, UBP'li Yücel Atakara'nın 933 oyuna yetmedi.

Çatalköy'de de seçimi 988 oyla yine UBP adayı Nejdet Numan kazandı. Numan'ın 988 oyuna karşılık, rakibi CTP-BG'li Menteş Korol 752 oy alabildi.

Esentepe'de ise DP'li Erdal Barut 381 oyla yerini korudu. Barut'un rakipleri CTP'li Necay Tümkan 375, bağımsız Cemal Erdoğan'da 175 oy alabildi.

Lefke'de seçimin galibi yine UBP'li Mehmet Zafer oldu. Zafer'in 1753 oyuna karşılık rakipleri CTP adayı Vehit Mekipzade 1662, BDH adayı Ahmet Öksüz 73 oy alabildi.

Mehmetçik'te de DP adayı Ahmet Beyazit Adalıer yerini korudu. Adalıer'in 392 oyuna karşı CTP-BG'li Cemil Sarıçizmeli 362, UBP'li Mehmet Ziya Tolgan'da 251 oy alabildi.

Toplam 2 bin 209 aday yarıştı

Dün yapılan "Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi"nde belediye başkanlığı için 100, belediye meclis üyeliği için 786, muhtarlık için 366, ihtiyar heyeti üyeliği için 946 ve milletvekilliği için 11 aday yarıştı.

25 sandıkta seçim olmadı

Ülke genelinde toplam 583 sandıktan 558'inde seçime gidilirken YSK'nın resen seçilmiş saydığı Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandık olmak üzere toplam 25 sandıkta, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeliği için seçilecek sayı kadar aday olduğu için seçim yapılmadı.

Lefkoşa ve Girne ilçesindeki seçmenlerin çoğu 5 seçimi birden yaptı. Lefkoşa'da 173 sandıktan 103'ünde ve Girne'de 115 sandıktan 25'inde belediye başkanlığı, meclis üyeliği, muhtarlık, ihtiyar heyeti üyeliği ve milletvekilliği için oy kullanıldı. Böylece Cumhuriyet Meclisi'nde CTP Lefkoşa Milletvekili Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve UBP Girne Milletvekili Salih Miroğlu'nun vefatı ile boşalan 2 sandalyenin yeni sahipleri de belirlenmiş oldu.

Seçim heyecanı yaşanmayan yerler

Seçilecek kişi sayısı kadar aday olduğu için YSK'nın 86 muhtarı ve 385 ihtiyar heyeti üyesini (aza) resen seçilmiş sayması nedeniyle bugün seçime gidilmeyen yerleşim birimleri de var.

Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandığın bulunduğu yerleşim birimlerinde seçim heyecanı yaşanmadı.

YSK'dan alınan bilgiye göre Gazimağusa ilçesinde Çamlıca, Gönendere, Görneç, Mallıdağ ve Sütlüce'de; Güzelyurt ilçesinde Kalkanlı (2 sandık), Mevlevi, Şahinler, Taşpınar, Yeşilırmak ve Yuvacık'ta; İskele ilçesinde ise Ağıllar, Ardahan, Boltaşlı, Ergazi, Esenköy, Kilitkaya, Kuruova, Sazlıköy, Taşlıca, Yarköy, Zeybekköy ve Ziyamet'te (2 sandık) seçim olmadı.

YSK, Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 62. maddesi uyarınca Lefkoşa'da 15 muhtar ve 69 azayı, Girne'de 18 muhtar ve 96 azayı, Gazimağusa'da 25 muhtar ve 85 azayı, Güzelyurt'ta 11 muhtar ve 52 azayı ve İskele'de de 17 muhtar ve 83 azayı seçilmiş ilan etmişti.

KIBRIS 26/06/06

 

Cumhuriyet, Güneş, Ortam ve Yenidüzen toplatıldı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Seçim ve Halkoylaması Yasası'na aykırı yayın yapan Cumhuriyet, Güneş, Ortam ve Yenidüzen gazetelerinin dünkü sayılarını toplattı.YSK'nın 62 numaralı duyurusuna göre, dün ilk olarak CTP'nin itirazı üzerine başlatılan incelemede, seçim yasağına uymadığı tespit edilen Cumhuriyet, Güneş ve Ortam gazetelerinin satış ve dağıtımı yasaklandı.

Daha sonra ise UBP Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy'un itirazı üzerine başlatılan incelemede, seçim yasağına uymadığı tespit edilen Yenidüzen gazetesinin de satış ve dağıtımına yasak geldi.

YSK, dağıtılan ve gazete bayileri ile benzeri yerlerde kalan gazetelerin toplatılmasına karar verdi.

YSK, söz konusu dört gazeteden alıntı yapılarak, televizyonlarda haber yapılmasını da yasakladı.

KIBRIS 26/06/06

 

Belediyelerde seçim analizi

Belediyelerde seçim analizi

Lefkoşa şoku

Dilek ÇETEREİSİ

* Lefkoşa hem üzdü, hem sevindirdi

Ülkemizde dün yapılan seçimlere başkent Lefkoşa'da alınan sonuçlar damgasını vurdu. Koalisyonun büyük ortağı CTP/BG'nin Lefkoşa'da boş bulunan bir milletvekilliğini açık ara kazanmasına rağmen belediye başkanlığını kaybetmesi, dünkü seçimlerin en ilginç yanını oluşturdu. Böylece Lefkoşa bir yandan sevindirirken, diğer yandan da üzdü.

CTP/BG'nin milletvekili adayı Özkan Yorgancıoğlu yarışı açık ara önde kazanırken, bu partinin belediye başkanı Kutlay Erk seçimi "kıl payı" kaybetti.

Son ana kadar CTP/BG adayı Kutlay Erk ile "kıran kırana" bir yarış yürüten DP adayı Cemal Bulutoğluları ipi göğüsleyerek zafere ulaşan taraf oldu. Çok az farkla yarışı kazanan Cemal Bulutoğluları Lefkoşa'nın yeni belediye başkanı oldu.

Bulutoğluları, Erk'e 136 oy fark atarak 4 yıllığına Lefkoşa'yı yönetmeye hak kazandı. Bulutoğulları 6 bin 807 oy alarak belediye başkanlığına seçilirken, Erk 6 bin 671 oyla seçimi kaybetti ve partisini üzdü.

Oysa Kutlay Erk, oyunu 2002'ye göre bin 484 artırmıştı. Erk 2002 seçimlerinde 5 bin 187 oy almıştı.

Yarış baştan sona CTP/BG ve DP adayı arasında geçerken, her açılan sandıkta bir aday öne geçti. Fakat sonuçta gülen taraf DP adayı Cemal Bulutoğluları oldu.

Bu sonuç DP'de bayram havası yaratırken, CTP/BG'nin Lefkoşa'da bir milletvekilliği kazanmasına rağmen sevinmesine yetmedi.

Koalisyonun küçük ortağı DP'nin genel başkanı Serdar Denktaş'ın zafer sarhoşluğu ile yaptığı ilk değerlendirmede, "Lefkoşalı rozete değil hizmete onay verdi. Lefkoşalı gerçekten Avrupalı hizmeti şimdi alacak" dedi.

Lefkoşa'nın çiçeği burnunda yeni başkanı Cemal Bulutoğluları da zaferini ilan ettiği sırada sert bir çıkış yaparak Ticaret Odası Başkanı Erdil Nami'yi istifaya çağırdı. DP merkezinde toplanan coşkulu kalabalığa seslenen Bulutoğluları, "KKTC halkı kazandı. Ticaret Odası başkanı yarın sabah istifa et, yoksa oradan seni ben alacağım" şeklinde konuştu.

Lefkoşa'nın eski belediye başkanı, UBP adayı Şemi Bora ise 4 bin 16 oyla yarışı üçüncü sırada tamamladı.

 

* Gönyeli ilk kez CTP/BG'nin

 

KKTC'nin büyük denilebilecek belediyelerinden biri olan Gönyeli Belediyesi, dünkü seçimle ilk kez CTP/BG'nin eline geçti.

2002 seçimlerini UBP saflarında kazanan ancak daha sonra partisinden istifa ederek bağımsız kalan ve seçime de bağımsız aday olarak katılan Gönyeli'nin 15 yıllık belediye başkanı Ali Çetin Amcaoğlu, koltuğunu, CTP/BG adayı Ahmet Benli'ye devretti.

2002 haziranında yapılan seçimlerde bin 981 oyla belediye başkanı seçilen Amcaoğlu, dünkü seçimde bin 763 oyda kaldı. Aslında bağımsız olmasına rağmen "iyi" sayılabilecek oranda oy alan Amcaoğlu bu kez koltuğu CTP/BG'nin adayı Ahmet Benli'ye kaptırdı. Benli, Gönyeli belediye başkanlığına bin 991 oyla geldi.

UBP adayı Fahri Yönlüer ise 884 oy alarak yarışın üçüncüsü oldu.

 

* En ilginç seçim Dikmen'de

 

Çöplüğünün yaydığı zehir ile ünlenen Dikmen'de en ilginç seçim yaşandı. Dikmen'de seçimin galibini sadece bir oy belirledi.

Belediye başkanlığını defalarca UBP saflarında tadan ve 2002 seçimlerini de bu partiden kazanan fakat daha sonra DP'ye transfer olan Dikmen Belediye Başkanı Yaşar Güçsav, dün büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Yaşar Güçsav 1 oy yüzünden koltuktan olurken, bu oy CTP/BG adayı Yüksel Çelebi'yi başkanlığa taşıdı. Güçsav'a 563 oy çıkarken, Çelebi 564 oyla Dikmen Belediye Başkanı oldu.

Dikmen'de yarışan UBP ve BDH adayları ise pek bir varlık gösteremedi. UBP adayı Ali Kılınç 182, BDH adayı Gönül Şekerci ise 18 oy aldı.

 

* 5'inci dönemleri

 

Dünkü seçimlerde yeniden sandıktan çıkan UBP'li 3 belediye başkanı, 5'inci dönemlerine de merhaba dedi.

Lefke Belediye Başkanı Mehmet Zafer, Çatalköy Belediye Başkanı Necdet Numan ve İnönü Belediye Başkanı Hasan Basri Beycanlı, 16 yıllarını belediye başkanı olarak tamamlayıp dünkü seçimle yeniden 4 yıllığına görev tazeledi.

2002 seçimlerinde bin 494 oy alarak başkan seçilen Lefke Belediye Başkanı Mehmet Zafer, dünkü seçimde oy oranını 259 artırarak bin 753'e çıkardı.

Çatalköy Belediye Başkanı Necdet Numan da oy oranını artırarak yeniden bu göreve geldi. 2002'de 658 oy alan Numan dünkü seçimde 988 oy aldı. Yani Numan oy oranını 330 artırmış oldu.

İnönü Belediye Başkanı Hasan Basri Beycanlı da oyunu 92 artırarak belediye başkanlığında 5'inci döneme giren başkanlardan oldu. Beycanlı 2002'de 540, dünkü seçimde de 632 oy aldı.

 

* Güzelyurt ve Lefke'de UBP kalesi yıkılamadı

 

"Lefkoşa kazasına" rağmen 2002'ye göre oy oranlarını artıran CTP, iki milletvekilliğini kazanmasına rağmen buruk bir mutluluk yaşadı. Ayrıca Güzelyurt ve Lefke'ye de büyük ağırlık veren CTP, bu yerleşim birimlerinde de umduğunu bulamadı.

Güzelyurt'ta seçimin galibi büyük bir farkla mevcut belediye başkanı Mahmut Özçınar (UBP) olurken, CTP'nin adayı Hakan Kuntay 2 bin 680 oyla ikinci olabildi. Özçınar'a giden oy ise 4 bin 97 oldu.

Güzelyurt'ta DP adayı İltaç Karayel ise diğer iki adayın çok gerisinde kalarak yarışı 740 oyla tamamladı.

Bu arada Mahmut Özçınar'ın 2002'ye göre oy oranını bin 11 artırdığı görülüyor. Özçınar'a 2002'de giden oy miktarı 3 bin 86 olmuştu.

Lefke'de ise CTP adayı seçimi kıl payı kaybetti. 91 oyla seçimi kaybeden CTP adayı Vehit Nekipzade bin 662 oyla sandıktan çıkmayı başaramadı.

* Kayalp kazandı ama

 

Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp yeniden seçimin galibi oldu. Kayalp bir kez daha halkından 4 yıllığına belediye başkanlığı için yetki alırken, oylarında bir miktar düşüş yaşandı.

2002 seçimlerinde 5 bin 622 oy alan Oktay Kayalp, dünkü seçimde 942 daha az oy alarak yarışı 4 bin 680 oyla tamamladı.

Kayalp'ın en yakın takipçisi ise 4 bin 171 oyla UBP adayı Ersan Saner oldu. DP adayı İsmail Arter ise 3 bin 129 oyla yarışın üçüncüsü oldu.

Gazimağusa'da yarışa katılan diğer bağımsız 4 aday ise pek bir varlık gösteremedi. Gazimağusa'da 4 bağımsız adayın aldığı toplam oy miktarı 467'de kaldı.

 

* Aygın büyük fark yaptı

Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, yarışı büyük farkla kazanarak yeniden başkanlık koltuğuna oturdu.

2 bin 460 oyla yeniden başkan seçilen Aygın, en yakın takipçisi UBP adayı Mehmet Ayder'e 883 oy fark attı.

Seçim kampanyası boyunca oldukça rahat görülen Sümer Aygın, dün alınan sonuçlarla da bunu kanıtlamış oldu.

 

 

 

 

 

Kimler geldi, kimler geçti

 

2002'de kazananlar oy miktarı 2006'da kazananlar oy miktarı

1) Lefkoşa Kutlay Erk(CTP) 5,187 Cemal Bulutoğluları(DP) 6,807

2) Gazimağusa Oktay Kayalp(CTP) 5,622 Oktay Kayalp(CTP) 4,680

3) Girne Sümer Aygın(CTP) 2018 Sümer Aygın(CTP) 2,460

4) Güzelyurt Mahmut Özçınar(UBP) 3,086 Mahmut Özçınar(UBP) 4,097

5) İskele Halil İbrahim Orun(UBP) 790 Halil İbrahim Orun(UBP) 778

6) Gönyeli Ali Çetin Amcaoğlu(UBP) 1,981 Ahmet Benli(CTP) 1,991

7) Değirmenlik Hüseyin Paşa(UBP) 835 Osman Işısal(CTP) 1,030

8) Dipkarpaz Arif Özbayrak(DP) 233 Mehmet Demirci(UBP) 401

9) Çatalköy Necdet Numan(UBP) 658 Necdet Numan(UBP) 988

10) Lapta Fuat Namsoy(UBP) 1,137 Fuat Namsoy(UBP) 1,568

11) Erenköy Kemal Gündeş(UBP) 659 Özay Öykün(DP) 379

12) Yeniboğaziçi Katip Demir (Bağımsız) 1,152 Cemal Biren(CTP) 1,089

13) Akıncılar Alkan Cannur(CTP) 146 Hasan Barbaros(CTP) 202

14) Serdarlı Erdin Sütçüoğulları(CTP) 294 Mehmet Kerimoğlu(bağımsız) 446

15) İnönü Hasan Basri Beycanlı(UBP) 540 Hasan Basri Beycanlı(UBP) 632

16) Büyükkonuk Raif Mındık(UBP) 151 Sezai Sezen(bağımsız) 239

17) Beyarmudu Hüseyin Beyar(UBP) 861 İlker Edip(UBP) 1,081

18) Paşaköy Habil Tülücü (MAP) 418 Habil Tülücü(DP) 628

19) Alsancak Yücel Atakara(UBP) 717 Yücel Atakara(UBP) 933

20) Mehmetçik Beyazıt Adalıer(DP) 422 Beyazıt Adalıer(DP) 392

21) Lefke Mehmet Zafer(UBP) 1,494 Mehmet Zafer(UBP) 1,753

22) Geçitkale Hüseyin Baybora(UBP) 391 Kıvanç Buhara(bağımsız) 432

23) Alayköy Hüseyin Kaya(DP) 391 Hulusi Manisoy(CTP) 366

24) Akdoğan Adem Ademgil(UBP) 562 Adem Ademgil(UBP) 734

25) Esentepe Erdal Barut(MAP) 193 Erdal Barut(DP) 381

26) Dikmen Yaşar Güçsav(UBP) 600 Yüksel Çelebi(CTP) 564

27) Tatlısu Hayri Orçan(DP) 274 Hayri Orçan(DP) 328

28) Vadili Dr. Erbay Kanatlı(UBP) 518 Şahin Sapsızoğlu(DP) 599

KIBRIS 26/06/06

 

 

 

Bakoyanni: Limanları açmanız yararınıza

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Türkiye’nin limanlarını Rum gemilerine açmasının Türk halkının da yararına olacağını savundu. Bakoyanni, Kıbrıs’ta, BM’nin getireceği yeni önerilere tarafların açık olması gerektiğini söyledi.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 08:45 TSI 27 Haziran 2006 Salı

İSTANBUL - NTV’de “Dünyayı Yönetenler” programına konuk olan ve İpek Cem’in sorularını yanıtlayan Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Ankara’nın Avrupa Birliği’ne yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’nin Rum gemi ve uçaklarına limalarını açmasının üyelik kriteri olduğunu söyleyen Bakoyanni, Türkiye’nin buna karşılık Kuzey Kıbrıs’a izolasyonların kaldırılmasını şart koşmasını ise eleştirdi. Bakoyanni, Türkiye’nin limanlarını Rumlar’a açmasının kendi çıkarına olduğunu savundu ve şöyle konuştu:

“Bence Türkiye limanlarını açmazsa çok zor bir dönem olacaktır. Şu anda senaryoları düşünmek istemiyorum, çünkü ben iyimser biriyim. Başbakan Erdoğan ile Türk yönetiminin yapılması gerekli reformlar ve verilmesi gerekli kararlar olduğunu anlayacağına inanıyorum. Nihayetinde bu reformlar ve kararlar sıkıntılara değer, çünkü sonuçları Türk halkı için olumlu olacaktır.”

AB DESTEĞİ
Fener Rum Patrikanesi’nin “ekümenik” statüsünün tanınması gerektiğini de ileri süren Yunan Bakan, ülkesinin Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine desteğini yineledi.

KIBRIS’TA ÇÖZÜM
Kıbrıs sorununa yönelik girişimlere de değinen Dora Bakoyanni, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’nın Kıbrıs’ta