ABD,
Atinanın Kıbrıs planına soğuk
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Bakoyanninin Kıbrıs sorununun
çözümünde Rum tarafının AB üyeliği gerçeğine özel önem
atfeden planına, Washingtondan destek gelmedi.
NTV-MSNBC 21/06/06
WASHINGTON
- ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrısta
çözüm sürecini AB zeminine taşımayı amaçlayan Yunan ve Rum
girişimine karşı çıktı. Bakanlık sözcüsü Adam
Ereli, çözümün BM ve Annan Planı çerçevesinde aranması
gerektiğini vurguladı.
Ereli, Bizim
anlayışımıza göre Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik
görüşmeler, Annan Planı çerçevesinde ve BM Genel Sekreterinin iyi
niyet misyonu aracılığıyla yapılmalı, bu süreci
desteklemeyi sürdürüyoruz dedi.
Ereli, taraflara, Annan Planını yeniden gözden geçirerek
referandumlarda kabul edilecek bir metin bulmaları
çağrısında bulundu. Erelinin, Bakoyanninin Kıbrıs
planını görmediğini söylemesi de dikkat çekti.
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 02:19 ET 21 Haziran 2006 Çarşamba
PARİS - Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni,
Birkaç gündür, son AB zirvesi kararlarına yanıt olarak, Türkiyede
gerginlik olduğunu görüyorum. Ortak Avrupa
anlayışımıza uymayan kamuya açık ifadelerde
bulunuluyor. Abartmamalıyız dedi.
Bakoyanni, Paristeki konuşmasında, Atinanın
Türkiyenin AB üyelik sürecini desteklediğini, bunun taktik bir oyun
olmadığını, bilinçli bir stratejiye
dayandığını söyledi.
Türkiyenin AB üyeliği yolunda hâlâ çözmesi gereken çok sayıda konu
olduğunu dile getiren Bakoyanni, iyi komşuluk ilişkileri ve
uluslararası hukuka bağlılığın da Türk-Yunan
ilişkilerinin normalleşmesi için birincil derecede önemli
olduğunu söyledi.
Kıbrıs
konusuna da değinen Bakoyanni, Kıbrıs, uluslararası bir
sorundur. Çözüm Kıbrıs, Yunanistan, Türkiye, AB ve uluslararası
toplum için kazan-kazan durumu olmalıdır dedi.
Bakoyanni, adil, işleyen ve kalıcı bir çözüm için BM
kararları, uluslararası hukuk ve AB müktesebatının temel
alınması gerektiğini
NTV 21/06/06

'KKTC'Yİ FEDA ETMEYİZ'
|
|
|
|
|
|
Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, "KKTC'yi hiçbir zaman AB'ye feda
etmeyeceklerini" belirtti ve "Türkiye olarak bir onurumuz var, bu
Kıbrıs'tır" dedi. Erdoğan izolasyonlar kalkmadan
limanların açılmayacağı görüşünü de yineledi.
Erdoğan, TRT'de canlı yayınlanan enine boyuna programında
güncel konularla ilgili soruları yanıtladı. AB ile ilgili
süreçte mücadeleyi aynen sürdüreceklerini belirten Başbakan,
Kıbrıs konusunda ödün verilmeyeceğini söyledi. Erdoğan,
"Ülkemizin menfaatlerinden asla taviz vermeyiz, onurlu duruşumuzu
asla kaybetmeyiz. Türkiye olarak bir onurumuz var, bu
Kıbrıs'tır. Biz KKTC'yi kalkıp da hiçbir zaman AB'ye feda
etmeyiz. Ama bazıları feda edermişiz gibi gösterme gayreti
içerisinde... Bunu diyenlere soruyorum; acaba KKTC'de AK Parti iktidarı
ne kaybettirdi, şu ana kadar politikalarda ne kazanıldı?"
dedi. Kıbrıs'ta barışa evet diyenlerin izole
edildiğini kaydeden Erdoğan, bunu kabul etmelerinin mümkün
olmadığını kaydetti. Erdoğan, "Önce siz
sözünüzde duracaksınız, izolasyonlar kalkacak, o zaman bizden de
havalimanlarını ve limanları isteyin" dedi. |
Erdoğan: Kıbrıs'ı
feda etmeyiz
A.A.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'yi hiçbir zaman AB'ye feda
etmeyeceklerini belirterek, Türkiye olarak bir onurumuz var, bu
Kıbrıs'tır dedi.
Erdoğan, inandıkları istikamette yaşamaya
çalıştıklarını kaydederek, Ülkede siyaset yapma
hakkım var. Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı
bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı
mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem,
değişmedim diye konuştu.
Erdoğan, TRT'de canlı yayınlanan Enine Boyuna
programında Nermin Tuğuşlu'nun sorularını
yanıtladı.
Bir soru üzerine Erdoğan, TÜSİAD Başkanı Ömer
Sabancı ve Mustafa Koç ile görüş alışverişinde
bulunduklarını belirtti.
Ekonomiyle ilgisi olan herkesin hemen hemen aynı tespiti
yaptığını söyleyen Erdoğan, ekonominin durumuyla
ilgili içerden bazı etkiler bulunduğunu, ancak
ağırlıklı olarak dış piyasaların etkisi
olduğunu ifade etti.
Özellikle döviz kurundaki artış nedeniyle eskiden
ihracatçı sıkıntıda olduğunu söylerken, şimdi tam
tersi ithalatçının sıkıntılarını dile
getirdiğini anlatan Erdoğan, Bu dalgalı kur rejiminin cilvesi,
kaderi dedi.
Ekonomik programdan, mali disiplinden taviz vermeyeceklerini,
programların aynı ciddiyetle devam edeceğini belirten
Erdoğan, Piyasalarda şu anda bir durulma var, kendini
toparlayacaktır diye konuştu.
Erdoğan, IMF ile yeni bir program yapılmasının
düşünülemeyeceğini, zaten yapılması gerekenlerin
yapıldığını söyledi.
Erdoğan, Türkiye'de güven ortamını zedeleyecek bir durumun söz
konusu olmadığını kaydetti.
PANİĞE GEREK YOK
Faiz önce düşüp sonra biraz çıkınca paniklemeye gerek
olmadığını ifade eden Erdoğan, piyasalarla ilgili
panik havası yaratılmamasını istedi.
Piyasalarda son anda olumsuz bir gelişme olduğunu
belirten Erdoğan, bunu kalıcı bulmadıklarını
bildirdi.
Ekonomideki en önemli hedefinin faizde 10 puanın altına
düşmek olduğunu aktaran Erdoğan, faizi, yoksulun en büyük
baskı, ezilme aracı olarak gördüğünü kaydetti.
Enflasyonda yakalanan tek haneli rakamın çift haneliye
dönmemesi gerektiğini de kaydeden Erdoğan, Eğer işi
sıkı tutarsak, gevşeme olmazsa, kamuyla özel sektör aynı
tasarrufu sürdürmeye devam ederse, çift haneli rakamlara çıkmayız
dedi.
Kamu sektörünün harcamalarında azami ölçüde tasarruf içinde
olduklarını anlatan Erdoğan, özel sektörün de bunu
yapmasını istedi.
THY İLE İLGİLİ TEFTİŞ DE
BAŞLATACAĞIM
THY'de yaşanan rötarlarla ilgili bir soru üzerine Erdoğan, Orada çok
ciddi hatalar oldu. Soruşturma başlatıldı, 'kadro eksik'
dediler. 400 kadro verilmişti, 150'sini almışlar.
Soruşturma neticesinde olayla ilgili karar vereceğiz dedi.
THY'deki sıkıntılar bizi üzmüştür diyen Erdoğan,
gerekirse hemen olayla ilgili teftiş de başlatacağını
bildirdi.
KIBRIS ONURUMUZ
Avrupa Birliği (AB) ile ilgili gelişmelere de
değinen Erdoğan, bu süreci hiçbir zaman taktik olarak değil,
vatanseverliklerinin gereği, milletin geleceği için
düşündüklerini söyledi.
Bu yolda mücadeleyi aynen sürdüreceklerini anlatan Erdoğan,
Bu kadar adım atıldıktan sonra buna bir kulp takmanın bir
gereği yok diye konuştu.
İçe kapalı değil, dünyaya açık bir politika
izlediklerini belirten Erdoğan, Ülkemizin menfaatlerinden asla taviz
vermeyiz, onurlu duruşumuzu asla kaybetmeyiz. Türkiye olarak bir onurumuz
var, bu Kıbrıs'tır. Biz KKTC'yi kalkıp da hiçbir zaman AB'ye
feda etmeyiz. Ama bazıları feda edermişiz gibi gösterme gayreti
içerisinde... Bunu diyenlere soruyorum; acaba KKTC'de AK Parti iktidarı ne
kaybettirdi, şu ana kadar politikalarda ne kazanıldı? dedi.
KKTC'nin Annan Planı'na evet, Güney
Kıbrıs'ın ise hayır dediğini anımsatan
Erdoğan, Bizi üzen, planı kabul etmeyenleri, AB'ye alıyorsunuz,
barışa 'evet' diyenleri izole ediyorsunuz. Bunu kabul etmemiz mümkün
değil diye konuştu.
Annan raporunun BM Güvenlik Konseyi'nde 2 yıldır
görüşülmediğini vurgulayan Erdoğan, BM tarihinde böyle bekleyen
bir rapor var mı diye sordu. Erdoğan, Önce siz sözünüzde
duracaksınız, izolasyonlar kalkacak, o zaman bizden de
havalimanlarını ve limanları isteyin dedi.
LAİKLİK...
Danıştay saldırısının ardından laiklikle
ilgili rahatsızlıklara ilişkin yapılan açıklamaların
hatırlatılması üzerine Erdoğan, laiklikle ilgili 1982
Anayasası'nda yer alan tanımı parti programlarına
yerleştirdiklerini, bu nedenle laikliği o istikamette
andıklarını belirtti.
Her inanç gurubuna aynı mesafede olduklarını
kaydeden Erdoğan, kesinlikle devletin dine, dinin devlete müdahalesi gibi
bir yaklaşım içinde olmadıklarını söyledi.
Erdoğan, partilerinin din eksinli değil, insan eksenli olduğunu
ifade etti.
Bunu anlamak istemeyenler varsa ne yapabiliriz? diyen
Erdoğan, Türkiye halkının yüzde 99'unun Müslüman olduğunu,
halkın dinini ne kadar alabilmişse aldığı bilgi
istikametinde dinini yaşamaya gayret ettiğini anlattı.
Erdoğan, Bunları laiklik çerçevesinde oturtup, yargısız
infaza gitmek doğru değil. Sürekli olarak benim aileme, eşime
çocuklarıma bile hakarete varan yaklaşımlar yapıp, bunu
laiklik çerçevesine oturtmaya kalkanlar var bu ülkede. Hala buna devam
ediyorlar. Bunu yapmak bizlere haksızlıktır diye konuştu.
DEĞİŞEMEM, DEĞİŞMEDİM...
Bunu yapanların istediği çerçevede yaşamak mecburiyetinde
olmadıklarını, inandıkları istikamette yaşamaya
çalıştıklarını kaydeden Erdoğan, Ülkede siyaset
yapma hakkım var. Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı
bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı
mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem,
değişmedim dedi.
Parti içinde farklı şekilde olanların, partinin
muhafazakar demokrat kimliğinde birleştiklerini belirten
Erdoğan, Arzumuz; şu kavramalar bizi birbirimizden koparmamalı,
anlaşmaya ve zenginlik olarak birbirimize yaklaştırmaya vesile
olmalı. Benim düşüncemi kabul etmiyorsanız saygı duymak,
saygı duymuyorsanız katlanmak gerekir. Demokrasi bir tahammül
rejimidir. Bunun bilmeyenler, anlamayanlar laikliğin tanımında
da çelişkiye düşüyorlar diye konuştu.
MİLLİYETÇİLİĞİMİ KİMSEYLE
TARTIŞMAM
Erdoğan, AK Parti'nin merkez parti olduğunu, aşırı
uçlarla bir alakaları bulunmadığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, Milliyetçilik vatansever olmaksa, Türk milletine
hizmet etmekse, ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaksa bu
konuda bizden daha milliyetçi kimse olamaz. Milliyetçiliğimi,
vatanseverliğimi kimseyle tartışmam dedi.
İktidarda bulundukları 3.5 yılda
arzuladıklarını yüzde 100 yerine getiremediklerini belirten
Erdoğan, birçok konunun da gerçekleşmediğini söyledi.
Erdoğan, bu konulara şimdi girmeyi doğru
bulmadığını belirterek, Çünkü öyle konular var ki bunlar
ülkede gerilmeye neden olur dedi.
TÜRBAN SORUNU
Tuğuşlu'nun Türban olayı örneğin demesi üzerine
Erdoğan, bu konuyla ilgili düşüncesini seçim öncesinde
söylediğini aktardı. Erdoğan, şöyle devam etti:
Ama bunlar tabi ki halkımın da beklentisidir. Ben bu
konuda hep şunu söyledim; toplumun beklentisi... Ve toplumda bu konuda
konsensüs var. Ama ne yazık ki, bu ülkedeki bazı kurumlar
arasında bu konsensüs yok. Bu neyi getiriyor biliyor musunuz,
çoğunluğun azınlığın tahakkümü altına
girmesini getiriyor.
Bazı kamuoyu araştırmalarından örnekler veren
Erdoğan, Burada Türk halkının ne beklediği ve bu işe
nasıl baktığı çok açık, net ortada. Şimdi tüm
bunlar ortadayken, biz hala ön kesmeye çalışıyoruz.
Bırakalım ya, toplum bu noktada da relaks olsun, rahat olsun.
İnanan inandığı gibi yaşasın diye konuştu.
SABIRLA HAREKET EDİYORUM...'
Batı'da, ABD'de, Avrupa ülkelerinde, diğer kıtalarda böyle bir
problem olmadığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam
etti:
Bizde niye bu sorun var? Neymiş; Türkiye nevi
şahsına münhasırmış, tamam da nevi şahsına
münhasır olmayı belli kurumlar mı belirleyecek. Yoksa ülkenin
halkının büyük bir kısmının düşünceleri mi? Tabi
bunu göz ardı etmek yanlış olur. Biz tabi olaya işin
başından bu yana hep olumlu yaklaşmanın gayreti içinde
olduk. Toplumun gerilmesine müsaade etmeden bir konsensüsle bu konunun
çözümünden yana olduğumuzu hep ifade ettik. Ve ben şu anda da
aynı anlayışın içerisindeyim. Sabırlıyım.
Sabırla hareket ediyorum. Çünkü ülkemin gerilmesinin kaybettireceklerini
biliyorum ve bu tür kayıplara tahammülümüz yok. Diyorum ki herhalde
aklıselim bir gün hakim olacak. Aklıselimin hakim olduğu anda da
bunlar o zeminde çok daha rahat çözülür diye düşünüyorum. Şu ana
kadar da arkadaşlarımla hep bunun müzakeresini, istişaresini bu
şekilde yaptık. Bu şekilde de yolumuza devam ettik.
Bir başka soru üzerine Erdoğan, seçimlerin normal
zamanında yapılacağını, Türkiye'nin güven ve istikrar
ülkesi olduğunu ve ülkeyi erken seçimle bir yanlışın içine
sokmayacaklarını, yanlış hesabın içine
düşmeyeceklerini bildirdi. Erdoğan, Ekonomideki ufak dalgalanmalar
asla bu seçimi gerektirecek gerekçe olamaz, değildir dedi.
ANKARA'YA ALIŞTIM
Hep Ankara'da az kaldığınız yönünde
eleştiriler yapıldı size. Ankara'ya alışabildiniz mi?
sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
Ankara'ya doğrusu alıştım,
alışmamak mümkün değil ama Ankara'nın siyasetine hiçbir
zaman alışmam mümkün değil. Coğrafi anlamda
alışmamam diye birşey yok. Ama siyaset anlayışı
olarak derseniz, Ankara'daki siyaseti değiştirmenin gayreti
içindeyiz. Çalışmalarımız o istikamette yürüyor. Bunu
başarmaya mecburuz. Başaramazsak ülkemiz kaybeder. Her zaman
söylüyoruz, hani Ankara bürokrasisi derler ya... Bunun mutlaka
değişmesi lazım. Bu yaklaşım tarzı
değişmezse ülkemiz bundan çok kaybeder. Bu bürokratik yapı
işi kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor. Nereye
gitsek yatırımcı, vatandaş bundan şikayetçi.
Vatandaşların sürekli dertlerini kendisine iletmeye
çalıştığını söyleyen Erdoğan,
Tuğuşlu'nun Telefonlarınız da açık galiba sözleri
üzerine, Bir tanesi out oldu. Birisini de toplantıda söylemiştim,
arıyorlar dedi.
ÇOCUKLARIMI ÖZLÜYORUM
Nasıl bir babasınız? sorusu üzerine Erdoğan,
Çocuklarını özleyen ve çocukları tarafından da özlenen bir
babayım dedi.
Çocuklarıyla arasının gayet iyi olduğunu
söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:
Siyaset doğrusu beni çocuklarımdan çok uzak tutuyor.
Çünkü Türkiye'de siyaset gündüz saatlerinde olmuyor, gece geç saatlere kadar
devam ediyor. Çocuklarım okulda, ben parti
çalışmalarında... Gece geç saatlerde eve geliyorsunuz. Sabah ben
kalktığımda çocuklarım okula gitmiş oluyor. Şu
anda doktorasını yapan kızım, bir gün benim kapıma bir
pusula iliştirmiş 'baba bir geceni de bize ayır' diye.
Bu anlarda 'keşke siyasete hiç girmeseydim dediğiniz
oluyor mu? sorusuna Erdoğan, Sonra ağlayarak dertleşirdik.
Dertleştiğimizde de onlar 'baba millete hizmet ediyorsun' derlerdi
karşılığını verirken, gözleri doldu.
BREZİLYA GÖTÜRÜR
Bir soru üzerine dünya kupası maçlarını izlemeye
çalıştığını ifade eden Erdoğan,
Seyrettiklerim arasında bu işi Brezilya götürür gibi geliyor.
Şu ana kadar seyrettiklerim arasında beğendiğim
takımlar Brezilya, Arjantin, İspanya ve Ekvador. Almanya ev sahibi
avantajını kullanabilir yorumunda bulundu.
Fenerbahçenin hali ne olacak? sorusu üzerine Erdoğan,
Fenerbahçenin önce başkanını bulması gerektiğini
söyledi. Erdoğan, Temennim odur ki yeni dönemde yönetim birçok
eksikliklerini görmek suretiyle giderir ve yeni sezona farklı bir
şekilde hazırlanırlar. Gerek içerde, gerekse
dışarıda Türkiye'yi güzel bir şekilde temsil ederler dedi.
Galatasarayın dışarıdaki tecrübesinin takdire
şayan olduğunu dile getiren Erdoğan, uluslararası
müsabakalarda Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Beşiktaş
takımlarını ayırım yapmadan izlediğini ifade
etti. Erdoğan, Ama çocukluğumdan bu yana gönlümün takımı
Fenerbahçe. Başbakan olduğum için Fenerbahçenin içerdeki
maçlarına da gidemiyorum. Niye? diğerlerini gücendiririm diye
şeklinde konuştu.
Spora önem verdiklerini ifade eden Erdoğan, bu alanda yeni
adımlar attıklarını, spor liseleri kurduklarını
anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığının, milli
takımla işbirliği yapacağını kaydeden
Erdoğan, spor alanında çocukların çekirdekten yetişmiş
olacağını belirterek, Birkaç yıl içinde Türkiye birçok
dalda yeniden bir sıçramayı başarmış olacak dedi.
Programın sonunda Tuğuşlu'nun bir şiir
okumasını istemesi üzerine Erdoğan, Beraber yürüdük biz bu
yollarda şarkısının dizelerini okudu.
HURRIYET 21/06/06
ABD: Kıbrıs'ta çözüm Annan
Planı üzerinden yürütülmeli
WASHINGTON (A.A)
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli,
Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabaların, Annan Planı ve
bu planda ortaya konulan süreç çerçevesinde yürütülmesini desteklediklerini
söyledi.
Sözcü Ereli, ABD Dışişleri
Bakanlığında düzenlenen günlük basın
toplantısında, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora
Bakoyanni'nin, Kıbrıs'ta yeni bir plan önerdiği yolundaki soruyu
yanıtladı.
Bakoyanni'nin son önerisini henüz görmediğini belirten Ereli,
bizim anlayışımıza göre Kıbrıs konusundaki bütün
görüşmeler, tartışmalar Annan Planı çerçevesinde ve BM'nin
iyi niyet misyonu aracılığıyla yapılmalıdır.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve onun Kıbrıs ekibi, yorulmadan bu zor
konu üzerinde çaba sarf ediyor, biz de bu süreci desteklemeyi sürdürüyoruz
dedi.
ABD'nin, Annan Planı'nda tarafların kabul etmediği
bölümler üzerinde uzlaşmanın BM aracılığıyla
çözülmesini tavsiye edip etmediğine ilişkin bir soru üzerine de
Ereli, Annan Planı çerçevesinde ve Plan'da ortaya konulan süreç
çerçevesinde olmalı dedi. Ereli, Annan Planı'nı, her iki
tarafın da referandumda kabul edebileceği şekilde revize etmek
taraflara kalmış bir şey diye konuştu. Gazetecinin, o
zaman denemekten zarar çıkmaz mı diyorsunuz? sorusu üzerine Ereli,
tamamen öyle yanıtını verdi.
HURRIYET 21/06/06
Ömer BİLGE LEFKOŞA
AB ile Türkiye ilişkileri Kıbrıs yüzünden krizli
günler yaşarken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan devreye girmeye karar
verdi. Annanın Temmuz başında Türkiye, Yunanistan ve
Kıbrısa göndereceği yardımcısı İbrahim
Gambari, Ankara ve Atinanın gündeme getirdiği çözüm önerileri
çerçevesinde uzlaşma zemini arayacak.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Türkiye-AB ilişkilerinin Kıbrıs
sorunu nedeniyle kriz aşamasına geldiği bir sırada
yardımcısı İbrahim Gambariyi Türkiye, Yunanistan ve
Kıbrısa gönderme kararı aldı. 6 Temmuzda
Kıbrısa geleceğini açıklayan Gambari, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Tasos Papadopulos ile
zirve düzenlemeyi planlıyor. Gambari ayrıca, Papadopulos ve
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlisi, Türkiyenin önerdiği
4lü zirve konununda zorlayacak.
Genel Sekreterin siyasi işlerden sorumlu yardımcısı
Gambari, Kıbrıs sorununda tarafların tutumunu ele almak ve muhtemel
görüşmeler için ön hazırlıklar yapacak. Gambari, Talat ve
Papadopulos ile ayrı ayrı görüştükten sonra 8 Temmuzda adadan
ayrılmadan önce ara bölgede zirve düzenlemeyi hedefliyor.
RUMLAR İSTEKSİZ
Kıbrıstaki zirve toplantısına KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat hemen olumlu yanıt verdi. Ancak
Rum lider Tasos Papadopulosun yanıtı henüz belli değil.
Gambarinin ziyareti öncesinde hazırlıklar başlatan BM Genel
Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller, bugüne kadar
Talat ile görüşmeyi reddeden Papadopulosu 3 Temmuzda BM Kayıp
Kişiler Komitesinin 3üncü üyesi Christoph Zirodun adaya gelmesi
nedeniyle düzenlenen kokteylde Talat ile buluşmaya ikna etti. Rum hükümet
sözcüsü Hristodulos Paşardis, ilk buluşmanın kokteylde
gerçekleşeceğini doğruladı
ancak
Gambari ile yapılması planlanan zirve konusunda açıklama
yapmadı.
HURRIYET 21/06/06
İzolasyon
dalgası
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, limanları Kıbrıs
bandıralı gemilere ancak "izolasyonların
kaldırılması" karşılığında
açacaklarını bildiriyorlar... Başmüzakereci Ali Babacan,
izolasyonların kaldırılması için formül
aradıklarını söylüyor. İyi de... İzolasyonların
kaldırılması derken acaba kim ne anlıyor?
Kıbrıs konusunu en titiz ve ayrıntılı biçimde izeyen
kişilerden biri olan.. Kıbrıs'taki Volkan gazetesi
(volkangazetesi.com) yazarı Sabahattin İsmail diyor ki:
"... Önümüzdeki 5 ay içinde, çok büyük bir tehlikeyle karşı
karşıyayız. Bu tehlike, limanlarını Rumlara açarak Rum
devletini fiili tanımaktır... Ve, AKP'lilerin bunun
karşılığında bir şeyler
aldıklarını, bu çerçevede izolasyonları
kaldırdıklarını iddia ederek Türk ulusunu aldatmak, böylece
Kıbrıs davasını gömmektir...
Rum yönetimi, Yunanistan, ABD ve AB, "izolasyonların"
kaldırılması için 3 koşul ileri sürmüşlerdir:
1 - Maraş Rum yönetimine iade edilecek,
2 - Gazimağusa limanı Rum yönetimi ve AB'nin ortak yönetimine
verilecek. Ancak buradan yapılacak ihracatta Kıbrıs Cumhuriyeti
ihracat belgeleri kullanılacak ve ancak yüzde yüz yerel ürünler ihraç
edilecek... Türkiye ve 3. ülke malları ihraç edilemeyecek,
3 - Ercan Havalimanı bu kapsamın dışında tutulacak.
Gaflet içindeki AKP hükümeti, ABD ve AB tarafından da desteklenen bu
önerileri kabul edip karşılığında 'Eylem
Planı'mızı kabul ettirdik, izolasyonları
kaldırdık, ambargoları kırdık, her iki taraf da
kazandı' diyerek, Türk limanlarını Rumlara açacak ya da müzakere
sürecinin bir süre dondurulmasını göze alacaktır... Ben bugüne
kadarki uygulamalarına bakarak 1. yolu seçeceklerini tahmin
ediyorum..."
Başbakan Erdoğan "izolasyonlar kaldırılmadıkça
limanları açmayacağız" sözünü dün yeniden tekrarladı.
Eğer bu sözde direnirse elbette arkasında destek bulacaktır.
Türk halkının bir kez daha yanıltılmaya tahümmülü
olmadığını umarız Erdoğan da
anlamıştır.
Aksi takdirde işler zor...
MELIH ASIK
MILLIYET 21/06/06
Kıbrıs'ta sil
baştan mı?
Hafta başında Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora
Bakoyanni'nin yeni bir Kıbrıs planı hazırlamakta
olduğuna ilişkin olarak Atina'dan gelen haberlere Ankara'nın ilk
"gayri resmi" tepkisi olumsuzdu.
Gerçi Bakoyanni'nin Yunan gazetesi "Eleftereotipia"ya demecinde bu
konuda söyledikleri, "çözüm önerisi"nin tam içeriğini
açıklamaktan uzaktı. Bakan sadece bu planın bazı ana
hatlarını belirtiyordu.
Ankara'nın ilk "resmi olmayan" tepkisi, doğrusu biraz
aceleye gelmişti. Basına yansıyan ilk değerlendirmeler,
"plan"ın kabul edilemez olduğu yönündeydi.
Oysa dün, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, farklı bir
yorum getirdi ve Bakoyanni'nin bu girişiminin gerçekten önemli bir yönünü
vurguladı. Onun deyişiyle, bu girişim "Yunanistan'ın
da artık resmen sürecin içinde olduğunu" gösteriyor. Türkiye
geçen yıl sunduğu "Eylem Planı"nda Yunanistan'ın
da katılımıyla "dörtlü" bir toplantı
önermişti. Şimdiye kadar Atina böyle bir sürece dahil olmaya pek
yanaşmıyordu. Şimdi ise bizzat çözüm önerisi hazırlığı
içinde.
Hem olumlu, hem olumsuz
Bakoyanni'nin henüz detayları açıklanmayan "planı" ile
ilgili olarak Yunan gazetesine söylediklerinde, hem olumlu, hem olumsuz
bazı noktalar var.
Bakan, öneriyi şöyle özetliyor: "BM mevzuatı çerçevesinde ve
Genel Sekreter düzeyinde yapılmış çalışmaların
verileriyle, Kıbrıs'ın son iki buçuk yıl içinde
bulunduğu AB gerçeği ve iki toplumun taleplerinin temellerine
dayalı bir plan"...
Bu cümlenin ilk kısmı BM "çerçevesi"ne ve Kofi
Annan'ın çabalarına atıfta bulunuyor ki, bu şimdiye kadar
Ankara'nın ısrar ettiği bir husus...
Cümlenin ikinci kısmında ise "AB gerçeği"nden söz
ediliyor ve bir bakıma çözüm arayışı ile AB arasında
bir ilinti kuruluyor ki, bu, Ankara'nın görüşüne ters...
Nitekim Ankara'dan gelen ilk "gayri resmi" tepkiler de bu
"olumsuz" unsuru öne çıkardı. Hele Dora'nın bu
planını "Avrupa Birleşik Kıbrıs Planı"
olarak nitelendirmesi, Ankara'da Yunan diplomasisinin Kıbrıs sorununu
daha çok "AB zeminine kaydırmak" istediği şeklinde
yorumlandı.
Gerçekten, Atina'nın girişimi böyle bir amaç güdüyor mu?
Doğrusu, Bakoyanni'nin sözünü ettiği önerinin veya planın
detaylarının ortaya çıkmasını beklemektir...
Ne BM, ne AB...
Türkiye ve KKTC daha baştan Kıbrıs sorununa çözüm
çabalarının BM çerçevesinde sürdürülmesi ve AB ile
ilişkilendirilmemesi gerektiğini savunmuştur.
Bu iş için BM'nin doğru zemin olduğu konusunda herkes
mutabık. Kıbrıs Rum Kesimi'nin üyesi olduğu AB'nin
tarafsız ve adil bir çözüm üretecek durumda olmadığı da
açık.
Aslında BM ile de bir sonuç alındığı söylenemez. Her
ne kadar Annan kendi müzakerelerin başlaması
çağrısında bulunuyorsa (ve AB'yi de işi
zorlaştırmakla suçluyorsa) da BM bir türlü devreye girip
ağırlığını koyamıyor. Bu gerçeği dün
Başbakan Erdoğan da açıkça belirtti; Güvenlik Konseyi'nin Annan'ın
2 yıl önce hazırladığı Kıbrıs raporunu bir
türlü görüşmeye yanaşmadığını
hatırlattı.
Bunun yarattığı düş kırıklığı,
KKTC'de daha çok hissediliyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Talat da,
"Turkish Daily News" gazetesine demecinde, Annan Planı
dışında da çözüm aranabileceğini ihsas etti. Rum yönetimine
seslenen Talat, "O takdirde müzakerelere tekrar baştan
başlayabiliriz" şeklinde konuştu...
İşte çözüm arayışında bulunduğumuz nokta bu!
SAMI KOHEN
21/06/06
"Yes be anem!"
ve kırmızı çizgiler...
"AMAN, Türkiye havaalanlarını ve limanlarını
Rumların uçaklarıyla gemilerine açmasın!"
Açarsa ne olur?
"Çözüm için son manivela da elden gider, her şey Rum lideri
Papadopulos'un insafına kalır."
Kim söylüyor bunları?
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat söylüyor.
***
"YES be anem!"
Seçim sırasında, Rumların bilerek reddettiği, bizimkilerin
mal bulmuş Mağribi, ya da yeni gelin misali
sarıldığı Annan Planı'nı kabul ettirebilmek için,
gerçek bir vatansever, devlet adamı ve kahraman olan Rauf Denktaş'a
karşı halkı kışkırtan, "Yes be anem!"
diye bağırtan sanki başkalarıymış...
Hadi bakalım, "Yes be anem"in şimdi tam sırası...
***
"RUMLARIN bundan sonraki tutumlarını ve Kıbrıs
sorununa ilginin ne olacağını bilemiyorum!"
Bunları da söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat!
Şu ifadedeki acze bakın:
"Ne olacağını bilemiyorum!"
O halde niye oradasın, Cumhurbaşkanı mısın, Girne
kahvesinde laf tüketen "Kıprıslı"nın biri misin?
***
SEÇİM boyunca ağızlarında bir sakız vardı,
Ankara'yla birlikte çiğniyorlardı:
"Çözümsüzlük, çözüm değildir!"
Hedef Rauf Denktaş'tı, onlara ve Ankara'daki bazılarına
göre, Denktaş çözüm istemiyordu, eğer Kıbrıs halkı
"Yes be anem!" derse iş çözülecekti.
Kimin lehine o belli değil!
Yeter ki çözülsün!
Çözüm ne hale geldi gördünüz...
Avrupa'ya toz kondurmayan Başbakan Erdoğan bile Kıbrıs
yüzünden AB'ye rest çekti:
"Müzakereler durur, diyorlar... Açık söylüyorum, durursa durur!"
Çözümün geldiği yere bakar mısınız?
Neredeyse Kıbrıs yüzünden, Avrupa'yla ipi koparacağız.
***
"YES be anem, yes!"
Karen Fogg denilen kadının "şekerleri" seçimden önce
Kıbrıs'a para yağdırıyorlardı:
"Avrupa'dan para yağacak para, Kıbrıslılar bunu
anlamıyor!"
Anladılar anladılar, hele ceplerine para yağanlar çok iyi
anladılar.
Anlamasına anladılar da, para Kıbrıs'ın üzerine
yağmadı.
***
YAKINDA yine bize dönüp "Halimizi görün!" derler.
Bir gün Süleyman Nazif'in önünü Galata Köprüsü'nde sefil, üstü başı
yırtık pırtık, dilsizin biri kesmiş, birtakım
garip sesler çıkararak sadaka istemiş. Süleyman Nazif'in zaten
canı sıkkın, adamı elinin tersiyle itip "Bana
ne!" demiş:
"Seni bu hale ben getirmedim ya!"
***
BİR de "kırmızı çizgiler"imiz vardır,
sık sık oraya buraya kırmızı çizgiler çekeriz.
Sonra?
Geçen pazar günü Kürdistan televizyonunda, işgalci
Amerikalıların Irak Cumhurbaşkanı Kürt Talabani'nin Türkiye'den
giden bir heyeti kabulü gösteriliyordu. Türkiye'deki bir partinin Genel
Başkanı, Şeyh Sait'in torunu Melik Fırat, Irak
Cumhurbaşkanı'nın huzurundaydı.
Çok değil, on yıl önce, böyle bir görüntüye bizim malum
"kırmızı çizgimiz" izin verir miydi?
Ya şimdi?
Onun için "kırmızı çizgilere" de güvenmeyin...
HASAN PULUR
21/06/06
Erdoğan
ne söyledi?
Başbakan: KKTC'ye
izolasyonlar kalkmadan, Rumların siyasi tanınması beklenmesin,
kalkınca gereği yapılır
21/06/2006
RADİKAL - ANKARA - Başbakan Tayyip
Erdoğan, Avrupa Birliği'nden, Kıbrıs üzerinden sürece
siyaset bulaştırmamasını isterken, ilginç bir
çıkış yaptı. AB'ye seslenen Erdoğan, şimdiye
kadarki söylemlerinden farklı olarak Kıbrıs Rum Kesimi'nin
siyasi tanınmasından söz etti.
Erdoğan AKP grup toplantısında yaptığı
konuşmada, KKTC üzerindeki izolasyonlar kaldırılmadıkça,
'tanıma' beklenmemesi gerektiğini söyledi.
Danışmanları Erdoğan'ın bu ifadeleri bilinçli
seçtiğini belirtti. Türkiye, adada kapsamlı bir çözüm
olmadığı sürece Kıbrıs Rum Kesimi'ni siyasi olarak
tanımayı hiçbir şekilde kabul etmiyor. Erdoğan, özetle
şu mesajları verdi:
Üzerimize düşeni yapacağız: AB katılım süreci
zorlu olacak. Karşılıklı hoş olmayan açıklamalar
olacaktır. Bundan rahatsız olanlar olacak. Biz de rahatsız
olduk. Ama üzerimize düşeni de tabii ki yapacağız.
Siyasi tanımanın şartı: "Verilen sözler yerine
gelmezse kimse bizden ne limanları, ne havaalanlarını
beklemesin. Siyasi tanıma noktasında tüm izolasyonların
kalkması gerçekleşmedikçe, tüm izolasyonlar
kaldırılmadıkça bu beklenmesin. Bir defa tüm izolasyonların
kalkması lazım. Kalktığı anda gereğini
yaparız. Verdiğimiz sözü tutarız. Türkiye bugüne kadar
verdiği sözü nasıl yerine getirdiyse aynı şekilde karşımızdakiler
de sözlerini tutsunlar ve gereğini yerine getirsinler. Bu gelmedikçe de o
zaman kusura bakmasınlar."
Çözüm AB'de değil
BM'de
AB'ye ihtiyacımız var: 'Türkiye zor bir ülke' deniyor. Bu
yakıştırma çirkin. Türkiye zor bir ülke değil, dürüst bir
ülkedir. Bazıları kolaycılığa kaçıyor ve
"Bizim AB'ye ihtiyacımız mı var' diyorlar. Bu, olayı
fasit bir daire içine mahkûm etmek, dünyadan izole etme
anlayışının basit bir mantığıdır.
Nasıl oralardan kendini tecrit edersin? Bu münasebetleri
kopardığın zaman, ekonomideki ilişkiler de zaman içinde tam
tersine dönecektir. Artık dünya bir bütündür ve büyükçe bir köydür.
11 adım öndeyiz: Şu anda biz çok daha güçlüyüz. 'Bir adım
öndeyiz' demiştik. Şimdi 11 adım öndeyiz. Yeni paketimizde 10
tane daha çözüm önerisi var. Onlar bu adımları atacak ki iş
süratle çözüme kavuşsun. Siyaseten yapılan yanlış, Rum
tarafının elinde bulundurduğu AB kozuna güvenerek, BM'nin çözüm
arayışının dışında hareket etmesine sebep
olmaktadır. Kıbrıs'ta siyasi çözüm AB zemininde olamaz, çözüm BM
zemininde olacak.
Resmi söyleme
aykırı
Başbakan Erdoğan'ın partisinin dünkü grup
toplantısında, "Verilen sözler yerine gelmezse kimse bizden ne
limanları, ne havaalanlarını beklemesin. Siyasi tanıma
noktasında da tüm izolasyonlar kaldırılmadıkça bizden bu
beklenmesin. Kalktığı anda biz gereğini yaparız"
şeklindeki sözleri Türkiye'nin resmi Kıbrıs politikasıyla
uyuşmuyor. 3 Ekim'de müzakerelerin açılması için gerekli olan
gümrük birliğini Kıbrıs Rumları'na genişleten ek
protokolü 29 Temmuz 2005'te imzalayan hükümet, o tarihte
yayımladığı deklarasyonla siyasi pozisyonunu
netleştirmişti. Deklarasyonun 4. maddesinde, Türkiye'nin limanlar
konusundaki inisiyatiflerinin 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıma
anlamına gelmeyeceği' vurgulanıyordu. Dışişleri
Bakanlığı da Başbakan'ın aksine 'izolasyonların
kaldırılmasıyla tanıma konusu' arasında asla bir
bağlantı kurmamaya özen gösteriyor.
Rumların
aklı 'Vassiliki'de
Rumlar, 1974'te annesi
öldürülünce Türk subayının evlat edindiği Rum kızın
öyküsünü anlatan Vassiliki dizisine kilitlendi. Gelecek ayki finalde
Rumların dileği, Vassiliki'nin Hıristiyanlığı
seçmesi
21/06/2006
RADIKAL
AFP - LEFKOŞA - Kıbrıs
Rum Kesimi'nde halk, Türkiye'de büyüyüp yetişen bir Rum
kızının gerçek kökenini ve ailesini
arayışını konu edinen 'Vassiliki' adlı televizyon
dizisiyle yatıp kalkıyor. Konu klişe gözükse de, Vassiliki'nin
hayatı Rumları ekrana kilitlerken, diziye izlenme rekorları
kırdırıyor.
Aktris Christina Pavlidou'nun, Vassiliki'yi canlandırdığı
dizi, Temmuz 1974'teki Barış Harekâtı'yla başlıyor. Bu
en hararetli günlerde 'Marina' adlı bir kadın, bir kız dünyaya
getiriyor. Ama bebek vaftiz edilip 'Vassiliki' adını alırken,
Türk askerleri baskında genç anneyi öldürüyor. Vassiliki'yi kurtaran Osman
adlı Türk subay oluyor. Osman, İstanbul'a getirdiği
Vassiliki'nin adını Emine olarak değiştiriyor. Osman ve karısının
büyüttüğü Vassiliki-Emine, ömrünün 30 yıldan fazlasını
gerçek kimliğini bilmeden ve kendini Türk ve Müslüman zannederek
geçiriyor. Ancak kalp krizi geçiren Osman, son nefesinde Vassiliki'ye
gerçekleri açıklıyor. Vassiliki de, kökenlerini ve gerçek ailesini
bulmak üzere adanın yolunu tutuyor.
Kıbrıslı
Türk oyuncu yok
Sigma kanalında yayımlanan dizinin ortalama yüzde 37 olan izlenme
oranı bazen yüzde 52'ye çıkıyor. Çekimleri Atina, İstanbul
ve Kıbrıs'ta yapılan Vassiliki'nin Rum televizyon tarihinin en
pahalı dizisi olduğu söyleniyor. Senarist Yorgo Tsiakkas 'Vassiliki
fenomenini' şöyle anlatıyor: "1974'te 12
yaşındaydım. Türk işgalini asla unutmayacağım.
Dizi, benim için olduğu kadar tüm Kıbrıslılar için bir
katarsis duygusu yaratıyor". İki toplumu
yakınlaştırma hedeflenmese de, dizide hiçbir
Kıbrıslı Türk oyuncu olmaması dikkat çekiyor. Tsiakkas ise
"Çoğuyla temasa geçtim ancak son derece fazla olan soruları
karşısında cesaretim kırıldı" diyor.
Tsiakkas, eşi Pavlidou ile diğer oyuncuların Türkçe öğrenirken
çok zorlandığını da "İki gün boyunca
ağladılar" sözleriyle gülerek anlatıyor.
Son bölüm
İstanbul'da çekilecek
Her izleyici dizide başka bir şey buluyor. Hiçbir bölümü
kaçırmayan 73 yaşındaki Elizabeth Pieri, "40 yıl
İngiltere'de yaşadım. İşgalde burada değildim.
Dizi ülkemin tarihini yaşamanın yolu" diyor. Michael
Hacıyusuf, "Dil ve dinden bağımsız olarak bir milletin
ıstırabı anlatılıyor" görüşünde.
Birleşme karşıtı Girneli Stella Antoniadou, "Bazı
sahnelerde Türkçe konuşulunca rahatsız oluyordum. Ama dizi, Türkçe ve
Kıbrıslı Türk komşularıma alışmama
yardım etti" deneyimini aktarıyor.
118 bölümlük dizinin ay sonundaki son bölümü merak konusu. Çoğu izleyici
Emine-Vassiliki'nin, Hıristiyanlığa dönmesini istiyor. Tsiakkas,
"Bu konu, Kıbrıs sorunundan bile önemli. Son bölümü, Hellenizm'i
sürdürmek için eski Konstantinapolis'te çekeceğiz" demekle yetiniyor.
Papadopulos'la
Talat görüşecek
21/06/2006
RADIKAL
AA - LEFKOŞA - KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi
lideri Tasos Papadopulos, 3 Temmuz'da Kıbrıs'ta bir araya gelecek.
İki lider, Kıbrıs Otonom Kayıp Şahıslar
Komitesi'nin üçüncü üyesi konumundaki BM temsilcisi Christophe Girod'un
ataması nedeniyle Lefkoşa'da buluşacak. BM Genel Sekreteri'nin
yardımcısı İbrahim Gambari'nin de, ada ziyaretinin son günü
8 Temmuz'da Papadopulos ile Talat'ı görüştürmeyi
planladığı kaydedildi. Talat, iki görüşme önerisini de
kabul ettiğini ancak Papadopulos'un 8 Temmuz görüşmesine verdiği
yanıtı bilmediğini açıkladı.
Gözler
KKTC Anayasa Mahkemesi'nde
21/06/2006
RADIKAL
RADİKAL - LEFKOŞA - Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıslı Rumların
KKTC'deki mülkleri konusunda iç hukuk yolu oluşturmak için Türk
tarafına verdiği süre yarın dolarken, dikkatler KKTC'de Anayasa
Mahkemesi'nin Tazmin Komisyonu ile ilgili bugün açıklayacağı
kararına çevrildi. İktidardaki CTP kaynakları, mahkemenin
olumsuz karar vermesini beklemezken, iptal başvurusunu yapan ana
muhalefetteki UBP, Anayasa Mahkemesi'nin Rumlara mal iadesinin 'anayasaya
aykırı' olduğuna hükmederek, Tazmin Komisyonu'nun iptalinin
yolunu açacağını iddia etti. Böyle bir gelişme AİHM
kararını olumsuz etkileyecek.
Tazmin Komisyonu, Kıbrıslı Rum Mirna Ksenidi Aresti'nin
Maraş'taki mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle
AİHM'ye yaptığı başvuru görüşülürken, mahkemenin
uyarısıyla kurulmuştu.
22 Aralık 2005'te Aresti'nin Maraş'taki mülkiyet haklarının
çiğnendiğine hükmeden AİHM, bu komisyonun
oluşturulması için 22 Mart, komisyonun etkin iç hukuk yolu
olduğunu ispatlaması için de 22 Haziran'a dek süre
tanımıştı. Tazmin Komisyonu'nun yarın Aresti
davası görüşülürken 740 bin dolarlık (1.180 bin YTL) tazminat
bedeli öngören bir karar açıklaması bekleniyor. Ayrıca komisyona
başvuru yapan diğer Rumlara verilecek tazminatlarla ilgili miktarlara
değinilecek. Tazmin Komisyonu'nun hedefi, KKTC'de tüketilmesi gereken iç
hukuk yolu olduğu konusunda AİHM'yi ikna etmek. Zira AİHM ikna
olursa önündeki 1400 başvurunun önce bu yolu kullanması gündeme
gelecek. Aresti, mahkeme masrafları dahil Ankara'dan 2 milyon avro talep
ediyor.
Simitis'e
göre Türkiye, Yunanistan ve AB
21/06/2006
RADIKAL
Dış politikada
ülkelerin kullandığı başlıca pusulanın 'ulusal
çıkar' olduğunu biliyoruz. Ne var ki, çoğu kez bu
çıkarın ne olduğu açık seçik bir biçimde ifade edilmez, ya
kırmızı kitaplarda saklı durur ya da hamasi sözcük ve
kavramlarla yarı gizemli bir hale getirilir. Bu yüzden büyük
çoğunluklar, çocuklarını o uğurda ölmeye gönderseler de,
gerçekte ne olup bittiğini anlamakta zorluk çekerler.
Ama bazen net kafalı bir politikacı çıkar. Doğruları
olduğu gibi söyler. Siyaset dünyaları birbirine çok benzeyen Türkiye
ve Yunanistan'da bu türden politikacılara pek rastlanmaz. Yunanistan'da
eski Başbakan Kostas Simitis istisnalardan birisidir.
Bilindiği gibi Simitis, İsmail Cem ve Andreas Papandreu ile birlikte
Türk-Yunan yakınlaşmasının baş mimarlarından
biridir, belki de birincisidir. Simitis kuşkusuz bunu Türklere yönelik
sevgisi birdenbire coştuğu için değil, ülkesinin ulusal
çıkarları böyle gerektirdiği için yapmıştır.
Yunanistan'ın Helsinki zirvesinde veto tehdidini çekmesiyle birlikte
Avrupa Birliği önündeki en önemli engel aşılmış,
adım adım bugüne gelinmiştir.
Yunanistan'dan gelen haberlerden, şimdi bu ülkede yeni bir değerlendirme
aşamasına gelindiğini anlıyoruz. Sorulan soru şu:
Yakınlaşma politikası hâlâ Yunanistan'ın çıkarına
mıdır, yoksa 'Kıbrıs'ta uzlaşmaz bir tutum
takınan' Türkiye'ye karşı yeniden vetoya sarılmanın
zamanı mıdır? Öyle anlaşılıyor ki, onların
ulusalcı takımı, titreyerek kendine gelmenin ve Türkiye'ye posta
koymanın zamanı geldiği kanısındadır.
Birkaç gün önce Atina'da çıkan Ethnos gazetesinde Simitis'in 'Artık
uygulama zamanı geldi' başlıklı çok önemli bir
yazısı çıktı. Yunanistan'ın çıkarlarını
son derece net olarak anlatan bu makalenin Türk-Yunan ilişkilerine ilgi
duyan herkes tarafından dikkatle okunması yararlı
olacaktır.
Ben hiçbir metinde Yunanistan'ın AB içinde Türkiye politikası
konusunda şu kadar açık bir çıkar tanımlamasına
rastlamadım:
"Bazı ülkelerin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı
çekinceleri olduğu doğrudur. Bazıları, Avusturya gibi, bunu
açıkça söylüyor, bazıları söylemiyor.
Çıkarlarımız bunların çıkarlarıyla
örtüşmüyor. Yunanistan, Türkiye'nin üyeliği için
karşılık elde etmeyi amaçlıyor, üyeliği
durdurmayı değil, karşılıkları elde edene kadar
geciktirmeyi amaçlıyor."
Simitis daha sonra bazı ülkelerin Türkiye'ye özel statü verilmesinden yana
olduklarını, bunun Türkiye'de de bazı çevrelerin işine
geleceğine işaret ettikten sonra yine bir politikacıdan
beklemeyeceğimiz kadar açık konuşuyor:
"Türkiye tutumunu değiştirir, üyelik yerine özel statüyü tercih
ederse Yunanistan zor durumda kalacak. AB'deki bütün ülkeler bu gelişmeyi
memnuniyetle karşılayacak ve en kısa zamanda benimsenmesini isteyecekler."
O zaman ne olacak? Türk-Yunan ilişkileri iki ülke arasında
doğrudan görüşmeyle çözülecek sorunlara dönüşecek. Bazı
ülkeler Türkiye'ye verilen özel statü 'acı hap'ını
yaldızlamak için Türkiye'ye yaltaklanacaklar. Simitis böyle diyor.
Peki, şu anda Türkiye'nin AB bağlamında Yunanistan konusundaki
ulusal çıkar tanımı nedir? Bizim bir
politikacımızın da aynı derecede net olarak
tanımlamasını isterdim. Ki, ne olup bittiğini anlayabilelim.
Talat, Ankara'nın sözünü dinlemekten vazgeçsin!
Rum meclisi
başkanı ve AKEL Partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas,
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali
Talat ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ateş
püskürdü:
Talat,
Ankara'nın sözünü dinlemekten vazgeçsin!
BÖYLE
DAVRANIRSA ÇÖZÜM OLMAZ... Rum meclisi başkanı ve komünist AKEL
Partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın Ankara'nın sözünü dinlediğini ve bu
davranışı devam ettirmesi durumunda Kıbrıs'ta kolay
kolay bir çözümün oluşamayacağını iddia etti
Gökhan ALTINER
Rum meclisi
başkanı ve komünist AKEL Partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Ankara'nın sözünü
dinlediğini ve bu davranışı devam ettirmesi durumunda
Kıbrıs'ta kolay kolay bir çözümün oluşamayacağını
iddia etti.
KIBRIS TV
Muhabiri Gökhan Altıner'e konuşan Rum meclisi başkanı
Hristofyas, her geçen gün Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk
liderliğinin tutumunun sertleştiğine ve tehdit edici bir hal
aldığına dikkat çekerek, "Biz Kıbrıs'ta hiçbir
dış gücün müdahalesi olmadan bir çözüm yaratmak istiyoruz ve bu
noktada Yunanistan'ı içişlerimize
karıştırmıyoruz, ancak Sayın Talat her
atacağı adımı Türkiye'ye soruyor, böyle siyaset olmaz"
sözlerini kullandı.
"Kıbrıslı
Türklere asıl izolasyonu
uygulayan
Erdoğan'dır"
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'a oldukça sert eleştiriler yönelten Dimitris Hristofyas
son zamanlarda Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın
"Müzakereler durursa dursun, Rumlara limanları açmayız"
sözlerine "tehditle bir yere varılmaz" yorumunu getirdi.
Hristofyas,
Türkiye'nin limanları açma konusunda Rum tarafının Türk
halkına uyguladığı izolasyonu bahane ettiğini ancak
Kıbrıslı Türklere asıl izolasyonu Türkiye'nin
uyguladığını ve bunu 1974 yılından beri devam
ettirdiğini iddia etti. Hristofyas sözlerini şöyle sürdürdü: "
Türkiye hükümeti ve askeri iyi bilmelidir ki "Kıbrıs
Cumhuriyeti" dünya tarafından tanınan ve kabul gören bir
devlettir. Sayın Erdoğan tehdit edici cümleler sarf etmek yerine Kıbrıslı
Türklerin refahı için uğraşmalıdır. Biz
"Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak Türkiye'nin AB'ye girmesini
destekliyoruz ve bu konuda da her türlü desteği vermeye hazırız;
ancak Türkiye her gittiği yerde bize ambargo uyguluyor ve bizi veto
ediyor. Türkiye bu tutumunu devam ettirirse biz de veto
hakkımızı çekinmeden kullanırız".
"Talat
kendi kararlarını değil,
Türkiye'ninkileri
uyguluyor"
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın barışı isteyen ve destekleyen bir
siyasetçi olduğunu ancak Kıbrıs konusunda Türkiye'nin
yönlendirmeleri ile hareket ettiğini ifade eden Hristofyas
Cumhurbaşkanı Talat'ın özgürce hareket edemediğini ve
Türkiye'nin izinden gittiğini iddia etti. Hristofyas "Dostum Talat'a
buradan seslenmek istiyorum, kendisi 'AKEL , Papadopulos'un yönetimi
altına girdi' sözlerini kullanıyor, bunun kesinlikle doğruluk
yanı yoktur. Bu sözler Talat gibi siyasetçilere yakışmaz. Rum
hükümeti Güney Kıbrıs'taki her toprak parçası üzerinde karar
sahibidir, merak ediyorum acaba kendisi Türkiye'ye sormadan Maraş'ı
verebilir mi?, Sayın Talat'ın da Türkiye'nin yönetimi altında olduğunu
mu söyleyelim?, Bunları söyletmesinler bize.
Sayın
Mehmet Ali Talat bir zamanlar Kıbrıs konusunda hem Türklerin hem de
Rumların yararına çabalarda bulunurdu. Ancak artık kendisinde bu
çabaları göremiyoruz ve bu bizleri üzüyor. AKEL olarak her zaman çözümün
dıştan müdahalelerle değil içteki barışı
sağlayarak geleceğini savunduk. Sayın Talat her geçen gün bu
yapıdan uzaklaşıyor. Türkiye hükümeti ve askerinin sözünden
çıkmıyor, bir zamanlar kendisi Türk toplumu lideri Rauf
Denktaş'ı eleştiriyordu, şimdi ondan ne farkı
kaldı. Sayın Talat artık Ankara'nın sözünü dinlemekten
vazgeçsin. Biz hiçbir zaman Yunanistan'ı iç meselelerimize
karıştırmadık, AKEL her zaman Anti-Yunancı olarak
bilinmiştir. Sayın Karamanlis veya Yunan generali hiçbir zaman
telefon açıp hükümetimize direktif veremez, çünkü böyle bir şeyi biz
kabul etmeyiz. Biz Sayın Talat'tan ve CTP'den de aynı
davranışları beklerdik; ancak onlar da çok
değiştiler".
"Ferdi
Sabit Soyer,
Kimi,
nasıl temsil ediyor?"
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer'in Viyana'daki bir sergide Rumların baskısı
sonucu fotoğrafının kapatıldığı ve bunun
hangi iyi niyet çerçevesine konulabileceğinin sorulması üzerine,
Hristofyas, kendilerinin Kıbrıs Türk toplumunun uluslararası
alanda temsil edilmesinin ve Kıbrıslı Türk liderlerin de bu
temsiliyeti gerçekleştirmelerini desteklediklerini, ancak Başbakan
Ferdi Sabit Soyer tanınmışlığı olmayan Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başbakanı olarak Türk
yurttaşları temsil edemeyeceğini iddia etti.
Hristofyas
"Biz kesinlikle Türk liderlerin kendi halklarını temsil
etmelerine karşı değiliz ancak Sayın Soyer'in
fotoğrafı tanınmışlığı olmayan bir
devletin başbakanı olarak, Papadopulos'un fotoğrafının
yanına konulamaz; biz bunu kabul edemeyiz. Bunun iyi-kötü devlet
politikasıyla bir ilgisi yok. Şu an bir devlet var ve bu devletin
Başbakanı Sayın Soyer değildir. Sayın Soyer kimi
nasıl temsil ediyor bunu sorgulamak lazım" sözlerini
kullandı.
"2006
yılı için büyük
hareketlenmeler
beklemiyorum"
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'nin yeni bir planı
olduğunun hatırlatılması üzerine Hristofyas,
Kıbrıs konusunda 2006 yılı içerisinde bir takım
hareketlenmeler beklediğini ancak önemli sayılabilecek
gelişmelerin yaşanmasını öngörmediklerini söyledi.
Hristofyas "Bu sene atılabilecek adımlar ancak bir sonraki
yıla hazırlık olacaktır. Bizim endişemiz Türkiye ile
bir kriz yaşamamak, zira bunun ne Türkiye'ye ne de
Kıbrıslılara bir faydası olur. Bu nedenle Türkiye'nin
bazı inatlarından vazgeçmesi gerekiyor" dedi.
"İsmet
Güney'i onurlandırmaktan gurur duyarız"
Kıbrıs
Cumhuriyeti bayrağını ve armaların desenlerini çizen
Kıbrıslı Türk Ressam İsmet Güney'in 46 yıldır
kendisine vaad edilen yıllık ödemenin
yapılmadığının ve bu yönde Türk ressamın
yargıya başvuracağının hatırlatılması
üzerine, Dimitris Hristofyas, olayla ilgili herhangi bir bilgisinin
bulunmadığını, Rum yönetiminin tazminat ödemesi gerekirse
bunu yapacağını ifade etti. Hristofyas "Türk
ressamları yarattıkları güzel eserler vesilesiyle her zaman onurlandırmaktan
büyük sevinç duydum. Rum meclis başkanı olarak Sayın İsmet
Güney'i de onurlandıracağımı söylemek isterim. Bu
olayın yargıya intikal etmesinin bir anlamı yoktur. Biz
bayrağımızdan vazgeçecek değiliz, kendisine ödenmesi
gereken bir tazminat varsa ödenecektir".
KIBRIS 21/06/06
İzolasyonlar kalkmazsa hiç bir şey olmaz
Adalet ve
Kalkınma Partisi'nin grup toplantısında konuşan Türkiye
Başbakanı Erdoğan vurguladı:
İzolasyonlar
kalkmazsa hiç bir şey olmaz
11 ADIM
ÖNDEYİZ Türkiye'nin garantör ülke olarak üzerine düşen
adımları attığını yineleyen Türkiye Başbakanı
Erdoğan, Türk tarafının Rumlardan 11 adım önde
olduğunu ifade etti. Erdoğan ayrıca, Kıbrıs sorununun
süratli bir şekilde çözülmesi için Rum tarafının da adım
atması gerektiğini, şu anda Güney Kıbrıs'ın çözüm
üretmeyen taraf olduğunu vurguladı
AK Parti Genel
Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Kıbrıs'ta siyasi çözümün AB zemininde değil, BM zemininde
olacağını belirterek, ''Şu anda biz daha güçlüyüz. Ne
demiştik; 'Bir adım öndeyiz.' Şimdi 11 adım öndeyiz'' dedi.
Partisinin grup
toplantısında konuşan Erdoğan, AB konusundaki
gelişmelere değindi. 12 Hazirandaki AB zirvesinde, Güney
Kıbrıs'ın engelleme gayretlerine rağmen AB içinde
sağduyunun galip geldiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin, 17
Aralık, 3 Ekim ve Lüksemburg zirvesini geçerek, fiili müzakerelere
başlayan ülke konumuna geldiğini vurguladı.
Erdoğan,
zirve öncesi ve sonrasında yaşananların, AB sözcülerinden
bazılarının beyanatları dikkate
alındığında, Kıbrıs meselesinin Türkiye-AB
ilişkileri üzerinde önümüzdeki süreçte de tesirli olacağı
ifadesi olduğunu kaydetti.
''Kıbrıs'ta
çözüme ulaşılmadan, Güney Kıbrıs'ın üyeliğe
kabulü siyaseten çok yanlış bir karar olmuştur'' sözünü
kendisinin değil, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın söylediğini
hatırlatan Erdoğan, Türkiye'nin samimi
davrandığını bildirdi. Erdoğan, Annan'ın, ''24
Nisan referandumundan sonra, bu tabloya rağmen Annan Planı'nın
reddedilmesine karşılık Güney Kıbrıs'ı AB'ye
kabul etmek, yanlış olmuştur'' dediğine dikkati çekti.
Annan'ın,
BM Genel Sekreterliği olarak, Kıbrıs'ta referandum
çalışmasından sonra raporunu
hazırladığını, bunun, BM Güvenlik Konseyi'ne
gittiğini, ancak iki yıl geçmesine karşılık raporun
görüşülmediğini hatırlatan Erdoğan, ''Peki, biz bunu
nasıl izah edeceğiz, BM Güvenlik Konseyi bunu nasıl izah edecek?
Şu ana kadar bu konuda niye bir açıklama yapmamıştır.
O zaman BM Güvenlik Konseyi'nin görevi ne? O zaman referandumun
yapılmasının anlamı da yoktu. Bir Annan Planı'nın
ileri sürülmesinin de anlamı yoktu'' diye konuştu.
Çözüm üretmeyen
taraf Güney Kıbrıs
Kıbrıs'ta
garantör bir ülke olarak istenileni yerine getirdiklerine; bunu, sadece AB'nin
değil, dünyanın da kendilerinden istediğine dikkati çeken
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bizler,
ülkemizdeki marjinal çevrelerin, marjinal bazı grupların muhalefetine
rağmen, verilmesi gereken bütün sinyalleri verdik ve Kuzey
Kıbrıs'taki soydaşlarımızın, kardeşlerimizin
hakikaten o objektif bakışları neticesinde de Annan
Planı'na yüzde 65 'evet' çıktı. Güneyde ise 'hayır'
çıktı. Güney Kıbrıs 'hayır' derken; barışa
hayır dedi, adada birlikteliğe hayır dedi, Annan Planı'na
hayır dedi, AB'ye hayır dedi. Ama kabul edildi. Bunu anlamak mümkün
değil. Şu anda biz çok daha güçlüyüz. Ne demiştik; 'Bir
adım öndeyiz'. Şimdi 11 adım
öndeyiz. Çünkü
yeni paketimizde 10 tane daha çözüm önerisi var. Onların atması
gereken adımlar var. Onlar bu adımları atacak ki o zaman bu
iş süratle çözüme kavuşsun. Şu anda Güney Kıbrıs,
çözüm üretmeyen bir taraf. Dolayısıyla dost ülkelerle, AB üyesi ülkelerle
bir araya geldiğimizde; bu konu açıldığında, biz
bunları söylüyoruz. Söylediğimizde de onların herhangi bir
savunacak yanları olmadığı ortaya çıkıyor ve
kalkıp da durumlarını, tezlerini savunamıyorlar. Çünkü
çözümden yana biz olduk. Çözüm için iradesini ortaya koyan biz olduk. Ama
maalesef çözümü isteyen Kuzey Kıbrıs, şu ana kadar hala
cezalandırılmıştır. Siyaseten yapılan bu
yanlış, Rum tarafının elinde bulundurduğu AB kozuna
güvenerek, BM'nin çözüm arayışının dışında
hareket
etmesine sebep olmaktadır. Kıbrıs'ta siyasi çözüm AB zemininde
olamaz. Kıbrıs'ta siyasi çözüm, BM zemininde olacak.''
"AB
verdiği sözleri tutmuyor"
Bazı
ifadelerinin, AB üyesi ülke liderlerince, ''Türkiye Başbakanı çok
sert konuştu, sert açıklamalar yaptı'' diye
değerlendirdiğini hatırlatarak, bu ifadeleri ilk kez
kullanmadığını, 3 Kasım sonrası
yaptığı turlarda da kendilerine ifade ettiğini söyledi.
Erdoğan, ''O gün, bugündür söylediklerimi söylüyorum. Bunlar yeni ifadeler
değil. Onların söyledikleri yeni mi, hayır yeni değil.
Aslında aynı şeyler söylenmektedir. Biz de diyoruz ki
'Artık gelin, bu işi çözüme kavuşturalım. 'Biz çözümü
istiyoruz ama siz tıkıyorsunuz'' diye konuştu.
AB'nin KKTC'ye
verdiği sözleri de tutmadığını, 24 Nisanın 2 gün
sonrasında AB Mali ve İdari İşlerin doğrudan ticaret
konusunda verdiği kararı hâlâ uygulamaya koyamadığını
ifade eden Erdoğan, izolasyonların kaldırılması
yönünde en ufak bir adım atmadığını kaydetti.
"Güney
Kıbrıs'ın Gümrük Birliği'ne
katılımını
veto edebilirdik"
''Şimdi,
Kıbrıs meselesini AB içine taşıdığını
düşünen Rum kesimi, Türkiye'nin müzakerelerini yürüttüğü bir
konjonktürde, Türkiye üzerinden bir baskı oluşturmak gayretinde''
diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Gümrük Birliği Ek
Protokolü'nün bu yıl sonuna kadar Türkiye tarafından imzalanması
istenmektedir. Türkiye, AB üyesi ülkelerde üye olmadan Gümrük Birliği'ne
kabul edilen tek ülkedir. Güney Kıbrıs, AB'ye kabul edildiği
zaman, Gümrük Birliği üyesi olarak Güney Kıbrıs'ın da
Gümrük Birliği'ne dahil edilmesi
noktasında
Türkiye, burada bir veto yetkisini kullanabilirdi ama kullanmamıştır.
Niye? Sözünde durmak var ya... İşte orada da sözünde durmuştur.
AB'ye artık üye olmuştur, üye olduğu için de Gümrük Birliği
üyesi olma hakkı kazandığı için burada kalkıp böyle
tersliğe girmemiştir; böyle bir gerginliğin tarafı
olmamıştır. Ama bunun dışında bir şeyi
bizden talep etmek, haksızlıktır, biz buna 'evet' demeyiz.''
Türkiye'nin, AB
ile müzakere sürecinin teknik olduğunu söylediğine işaret eden
Erdoğan, ''Bu sürece asla siyaseti bulaştırmayalım.
Nasıl üzerimize düşeni yapıyorsak muhataplarımız da
üzerine düşeni yapmalıdır. AB içinde bu hakkaniyet ölçüsüne, bu
devlet ciddiyetine sahip dostlar olduğunu da biliyorum. Bunlar hakikaten
ilk fasılda da tavırlarını ortaya net koydu.
Muhataplarımız üzerine düşeni yapsın ki hak yerini bulsun,
taşlar yerli yerine otursun. AB içinde aynı şekilde bunu
savunanlar da var'' dedi.
KIBRIS 21/06/06
GAÜ, İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu'na (FUIW)
tam üye oldu
Girne Amerikan
Üniversitesi'nin (GAÜ), İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu'na
(FUIW) tam üyeliği resmen kabul edildi. Avrupa Birliği (AB) ve
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) eğitim- denetleme ve denklik
kurumlarına olan uluslararası tanınmışlık ve
üyeliklerine bir yenisini ekleyen GAÜ, 27 Mayıs 2006 tarihinde,
Birleşik Arap Emirlikleri'nde yapılan yönetim kurulu
toplantısında alınan kararla "İslam Dünyası
Üniversiteler Federasyonu"na tam üye olarak kabul edildi.
"İslam
Dünyası Üniversiteler Federasyonu"na tam üyelik ile ilgili olarak
Girne Amerikan Üniversitesi Başkanlık Ofisi'nden bir açıklama
yapıldı.
Avrupa
Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yükseköğrenimi
denetleyen ve denklik veren yükseköğretimde otorite olarak kabul edilen
kurumlar tarafından GAÜ akademik programlarının
tanındığının hatırlatıldığı
açıklamada, İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu üyeliği
ile GAÜ diploması ile akademik programlarının dünyanın her
yerinde tanındığı ifade edildi.
Akpınar:
GAÜ, İslam dünyası yüksek öğretimini
Avrupa
standartlarına taşıyacak
İslam
Dünyası Üniversiteler Federasyonu üyeliği ile ilgili GAÜ Başkanı
Serhat Akpınar tarafından yapılan açıklamada, GAÜ'nün
İslam dünyası yükseköğretimini Avrupa standartlarına
taşıyacak teknolojik alt-yapı ve uzman kadrolara sahip
olduğu ifade edildi.
İslam
dünyasında birçok üniversite ile eğitim işbirliklerinin
yanı sıra Mısır başta olmak üzere Müslüman ülkelerde
GAÜ'nün eğitim merkezlerinin olduğunun altını çizen
Akpınar, GAÜ'nün Amerikan eğitim anlayışını
Avrupa eğitim standartları ile birbirine entegre eden tek üniversite
olduğunu vurguladı.
İslam
Dünyası Üniversiteler Federasyonu üyeliği ile GAÜ'nün böylesi bir
vizyonu İslam dünyası yükseköğretimini AB standartlarına
ulaştırmak adına misyona dönüştürdüğünü belirten
Akpınar, Karmi Kampus ile diğer eğitim merkezlerinde uzaktan
eğitim amaçlı teknolojik altyapı birikimi ile GAÜ'nün bu misyonu
başaracak güçte olduğunu belirtti.
Diğer
üniversitelerin de İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu
üyeliği ile önemli bir adım attıklarını ifade eden
Akpınar, GAÜ'nün bilim ve eğitim ortakları ile İslam
dünyası yükseköğretimine yön vereceğini söyledi.
GAÜ'nün Avrupa
İşletme Eğitimi Konseyi (ECBE) kongresine geçtiğimiz
günlerde ev sahipliği yaptığını da hatırlatan
Akpınar, Avrupa Birliği tarafından GAÜ akademik programları
ve diplomasının tanındığını belirterek, AB
eğitim konseyleri içerisinde GAÜ'nün etkinliğinin gerek Kuzey
Kıbrıs gerekse İslam dünyası yükseköğretimine yön
vereceğini sözlerine ekledi.
KIBRIS 21/06/06
Mülkiyette kritik günler
AİHM, Mal
Tazmin Komisyonu'nun etkin iç hukuk yolu olup olamayacağına yönelik
kararını yarın veriyor. Mal Tazmin Komisyonu Başkanı
Sümer Erkmen, komisyona yapılan başvurularla ilgili
çalışmaların aralıksız sürdüğünü söyledi
Mülkiyette
kritik günler
RAPORLAR
AİHM'YE ULAŞTIRILIYOR... KIBRIS'a konuşan Mal Tazmin Komisyonu
Başkanı Sümer Erkmen, Rumların, KKTC'de
bıraktıkları taşınmazlarıyla ilgili
yaptıkları başvuru dosyalarından bir
kısmının neticelenmek üzere olduğunu, gerekli
raporların, AİHM'nin komisyonun etkin iç hukuk yolu olup
olamayacağına yönelik yarın vereceği karardan önce
Strasbourg'a gönderileceğini belirtti
YARIN SON
GÜN... Kıbrıslı Rum Ksenides Arestis'in mülkiyet ve özel hayatla
ilgili haklarının çiğnendiğine hükmeden AİHM, Türkiye
Cumhuriyeti'ne adanın kuzeyinde Rumlar için tazmin komisyonu
oluşturulması için 22 Mart 2006, komisyonun fiili işlerlik
kazandığının ispatlanması konusunda ise yarına
kadar süre tanımıştı. Erkmen, raporların yarına
kadar yetkililerin eline ulaştırılmasına çalışılacağını
söyledi
Aral MORAL
KKTC'de kurulan
Mal Tazmin Komisyonu'nun Başkanı Sümer Erkmen, Rumların, KKTC'de
bıraktıkları taşınmazlarıyla ilgili
yaptıkları başvuru dosyalarından bir
kısmının neticelenmek üzere olduğunu, gerekli
raporların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM),
komisyonun etkin iç hukuk yolu olup olamayacağına ilişkin
kararından önce AİHM'ye gönderileceğini belirtti.
Kıbrıslı
Rumlara KKTC'deki taşınmazlarını veya bu
taşınmazların bedellerini geri alabilmeleri için etkin iç hukuk
yolu oluşturulması amacıyla AİHM'nin Ankara'ya verdiği
süre yarın doluyor.
Kıbrıslı
Rum Ksenides Arestis'in mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının
çiğnendiğine hükmeden AİHM, Türkiye Cumhuriyeti'ne adanın
kuzeyinde Rumlar için tazmin komisyonu oluşturulması için 22 Mart
2006, komisyonun fiili işlerlik kazandığının
ispatlanması konusunda ise yarına kadar süre
tanımıştı.
Hazırlanan
raporların ne zaman gönderileceği sorusuna "Bilmiyorum"
yanıtı veren Sümer Erkmen, AİHM'nin vereceği karardan önce
raporların yetkililerin eline ulaşıp ulaşmayacağı
sorusuna ise "Yetişir herhalde" yanıtını verdi.
Açıklama yapılmayacak
"Tazmin
Komisyonu'nun kararlarını yarından itibaren açıklamaya
başlayacağı" şeklindeki basın haberlerini de
değerlendiren Sümer Erkmen, "Açıklama yapacağız
şeklinde haberler var. Bu doğru değil. Açıklama
yapılmayacak" dedi.
Erkmen
sözlerini tamamlarken, tazminatların Türkiye Cumhuriyeti tarafından
değil, KKTC hükümetinin bütçede ayırdığı paydan
ödeneceğini sözlerine ekledi.
AİHM'in
seçenekleri
Türkiye
hükümetinin AİHM'ye ileteceği veriler
ışığında, AİHM gelecek aylarda Arestis
davasında yeni bir karar daha açıklayacak. AİHM kaynakları,
Strasbourg mahkemesinin önünde iki olasılık bulunduğunu
belirtiyor.
İlk
olasılığa göre, Ankara'nın ileteceği veriler tatmin
edici bulunacak ve KKTC'de Rum başvuruları için etkin iç hukuk yolu
oluşturulduğuna kara verilecek.
AİHM'in
böyle bir durumda gerek Arestis'i gerekse gündemdeki Rum
başvurularını tazmin komisyonuna yöneltebileceği
söyleniyor.
Ancak tazmin
komisyonu AİHM kapısının Rumlara kapandığı
anlamına gelmiyor. Komisyon kararından memnun olmayan Rumlar için
AİHM'e başvurunun mümkün olacağı belirtiliyor.
İkinci
olasılık ise tazmin komisyonunun gerçek anlamda işlerlik
kazanmaması senaryosu üzerinde kurulu. Böyle bir durumda AİHM'in
Ksenides-Arestis'le ilgili tazminat kararını Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin 41'inci maddesi temelinde bu yıl sonuna
doğru açıklayabileceği belirtiliyor.
Ksenides-Arestis,
mahkeme masrafları da dahil olmak üzere Türkiye'den 2 milyon Euro'nun
üzerinde tazminat talep ediyor.
Loizidu
kararı
AİHM, 1996
yılında da benzer bir davada Titiana Loizidu adlı bir Rum
vatandaşını haklı bulmuş, 1998 yılında
Ankara'nın kendisine maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetmişti.
Ankara,
yoğun diplomatik ve politik baskılar karşısında 2003
yılı sonunda Loizidu'ya 1 milyon Euro'yu aşkın tazminat ödemişti.
AİHM'nin
Türkiye'yi Ada'da "işgal gücü" olarak
tanımladığı Loizidu kararı Rumların mülkiyet
başvuruları için emsal kara olmaz özelliğine sahip.
1400
başvuru askıda
Öte yandan,
AİHM gündemdeki 144'ü aşkın Rum başvurusu da
Ksenides-Arestis kararı ve tazmin komisyonunun nasıl
işleyeceğini bekliyor.
Büyük
çoğunluğu henüz davalaşmamış olan bu
başvuruların AİHM'ye büyük iş yükü oluşturduğunu
Strasbourg kulislerinde kimse gizlemiyor.
KIBRIS 21/06/06
|
NTV
Güncelleme: 00:32 TSİ 21 Haziran 2006 Çarşamba
LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Papadopulos, Kıbrıs Kayıp Şahıslar
Komitesindeki BM Temsilcisi Christophe Girodnun atanması nedeniyle
Lefkoşada ara bölgede buluşacak
Rum hükümet sözcüsü Hristodulos Paşiardis, görüşmede
kayıplar konusunun ele alınacağını, başka
konuların görüşülmeyeceğini açıkladı.
Rum Politis gazetesi ise, BMnin iki lider arasında ikinci bir
görüşme ayarlamak için de çalıştığını
yazdı. Gazete, BM Genel Sekreterinin siyasi işlerden sorumlu
yardımcısı İbrahim Gambarinin Kıbrıs ziyaretini,
8 Temmuzda Papadopulos ile Talat arasında yapılacak zirveyle sonlandırmak
istediğini kaydetti.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulosla 3 ve 8 Temmuzda görüşmesi için yapılan önerileri
kabul ettiğini, ancak Papadopulosun 8 Temmuz görüşmesine ne
yanıt verdiğini henüz bilmediğini açıkladı.
Talat, gazetecilere, Kıbrıs Otonom Kayıp Şahıslar
Komitesinin üçüncü üyesi Christophe Girodun atanması vesilesiyle
Papadopulosla görüşeceğini söyledi.
Talat, BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı İbrahim Gambarinin Kıbrısı
ziyareti sırasında, 8 Temmuzda tarafları bir araya getirmek
istediği toplantıya da kendisinin onay verdiğini, ancak Rum
tarafından ne yanıt verildiğini henüz bilmediğini kaydetti.
KKTCden Rumlara
tazminat önerisi
KKTCde
oluşturulan tazmin komisyonu, Rumların 2 başvurusunda toprak
iadesi, 1 başvuruda ise tazminat önerisinde bulundu. Kararlar, 1974ten bu
yana bir ilk olması açısından önem taşıyor.
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 06:47 ET 21 Haziran 2006 Çarşamba
LEFKOŞA
- Tazmin komisyonuyla, Rumlar için KKTCde bir iç hukuk yolu
oluşturularak, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinde açtıkları davaların önüne geçilmesi hedefleniyor.
KKTC Tazmin Komisyonu, Rumların Türk tarafındaki
mallarıyla ilgili 16 davadan 3ünü sonuçlandırdı.
Tatlısudaki araziler için yapılan başvuruların ikisine
toprak iadesi, 1 başvuruya da tazminat ödenmesi önerildi.
Adları açıklanmayan 2 Ruma ait geniş arazinin, herhangi bir KKTC
vatandaşının kullanımında olmadığına ve
yasa uyarınca hemen iade kapsamına girdiğine dikkati çeken
ilgililer, malın iadesinin kamu çıkarı açısından da
sakınca taşımadığını belirttiler.
Mülkiyet Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı
gerçek veya tüzel kişiye ait olmayan, konumu ve niteliği
uyarınca ulusal güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını
tehlikeye düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade
kapsamında.
KKTCde kalan eski malına karşılık tazminat talebiyle
Komisyona başvuran Rumla duruşmaya gerek kalmadan anlaşmaya
varıldığı öğrenildi.
KSENİDES-ARESTİSE
1 MİLYON 610 BİN YTL ÖNERİLDİ
Tazminat Komisyonu ayrıca, Ksenides-Arestisin Maraştaki
taşınmaz malları için 460 bin Kıbrıs Lirası 1
milyon 610 bin YTL tazminat önerisinde bulundı.
Davacı, KKTC sınırları içinde yerleşime kapalı
Maraş bölgesinde 1974 yılında terk ettiği taşınmaz
mallarını geri almak için 1999 yılında Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesine başvurmuştu.
Ksenides-Arestisin açtığı davada Türkiyeyi mahkum eden
mahkeme, davacının iç hukuk yoluyla tatmin edilmesi için altı
aylık bir süre tanımıştı ve bu süre yarın doluyordu.
Mülkiyet Yasası uyarınca tazminata karar verilmesi halinde, bu miktar
devlet adına İçişleri Bakanlığı tarafından
ödenecek. Tazminat alan Rumun mülkiyet hakkı da ortadan kalkacak.
Kıbrıstaki mülkiyet sorunuyla ilgili muhatap kabul edilen
Ankaranın, hafta içinde Strasbourgdaki daimi temsilciliği
aracılığıyla KKTCdeki tazmin komisyonu ve Rumlar
tarafından yapılan başvuruların hangi aşamada
olduğu konusunda AIHMe ayrıntılı bilgi vermesi bekleniyor.
MÜLKİYET
İADESİ ANAYASAYA AYKIRI DEĞİL
Öte yandan ana muhalefetteki Ulusal Birlik Partisinin, mülkiyet iadesinin
anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı
başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi oyçokluğuyla, mülkiyet
yasasının her yönüyle anayasaya uygun olduğu görüşüne
vardı.
Anayasaya uygun bulunan mülkiyet yasasıyla, Rumların Türkiye aleyhine
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açtıkları davaların
önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede oluşturulan tazmin
komisyonuyla, Rumlar için KKTCde bir iç hukuk yolu oluşturulması
öngörülüyor.
AİHM Ankaradan
haber bekliyor
Kıbrıslı
Rumlara KKTCdeki taşınmazlarını veya bu
taşınmazların bedellerini geri alabilmeleri için etkin iç hukuk
yolu oluşturulması amacıyla Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin Ankaraya verdiği süre 22 Haziranda doluyor.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 21:09 TSİ 20 Haziran 2006 Salı
STRASBOURG
- 22 Aralık 2005te Kıbrıslı Rum Ksenides-Arestisin
mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının çiğnendiğine
hükmeden AİHM, Ankaraya Adanın kuzeyinde Rumlar için tazmin
komisyonu oluşturulması için 22 Mart 2006, komisyonun fiili
işlerlik kazandığının ispatlanması konusunda ise
22 Haziran 2006ya kadar süre tanımıştı.
Ankaranın
bu hafta içinde, Strasbourgdaki daimi temsilciliği
aracılığıyla, KKTCdeki tazmin komisyonu ve bu komisyona
şu ana kadar Rumlar tarafından yapılan başvuruların
hangi aşamada olduğu konusunda AİHMe ayrıntılı
bilgi vermesi bekleniyor.
AİHMİN SEÇENEKLERİ
Türk hükümetinin AİHMe ileteceği veriler
ışığında, AİHM gelecek aylarda Ksenides-Arestis
davasında yeni bir karar daha açıklayacak. NTVye konuşan
AİHM kaynakları, Strasbourg mahkemesinin önünde iki
olasılık bulunduğunu belirtiyor.
İlk olasılığa göre, Ankaranın ileteceği veriler
tatmin edici bulunacak ve KKTCde Rum başvuruları için etkin iç hukuk
yolu oluşturulduğuna karar verilecek.
AİHMin böyle bir durumda gerek Ksenides-Arestisi gerekse gündemindeki
Rum başvurularını tazmin komisyonuna yöneltebileceği
söyleniyor.
Ancak tazmin komisyonu AİHM kapısının Rumlara
kapandığı anlamına gelmiyor. Komisyon kararından
memnun olmayan Rumlar için AİHMe başvurunun her zaman mümkün
olacağı belirtiliyor.
İkinci olasılık ise tazmin komisyonunun gerçek anlamda
işlerlik kazanamaması senaryosu üzerine kurulu. Böyle bir durumda
AİHMin Ksenides-Arestisle ilgili tazminat kararını Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesinin 41inci maddesi temelinde bu
yıl sonuna doğru açıklayabileceği belirtiliyor.
Ksenides-Arestis, mahkeme masrafları da dahil olmak üzere Ankaradan 2
milyon Euronun üzerinde tazminat talep ediyor.
LOIZIDU KARARI
AİHM, 1996 yılında da benzer bir davada Titina Loizidu adlı
Rum vatandaşını haklı bulmuş, 1998 yılında
Ankaranın kendisine maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetmişti.
Ankara, yoğun diplomatik ve politik baskılar
karşısında 2003 yılı sonunda Loiziduya 1 milyon
Euroyu aşkın tazminat ödemişti. AİHMin Türkiyeyi Adada
işgal gücü olarak tanımladığı Loizidu kararı
Rumların mülkiyet başvuruları için emsal karar olma
özelliğine sahip.
1400 BAŞVURU ASKIDA
Öte yandan, AİHM gündemindeki 1400ü aşkın Rum başvurusu da
Ksenides-Arestis kararı ve tazmin komisyonunun nasıl
işleyeceğini bekliyor. Büyük çoğunluğu henüz
davalaşmamış olan bu başvuruların AİHMe büyük
iş yükü oluşturduğunu Strasbourg kulislerinde kimse gizlemiyor.
İKÖden Türkiyenin
Kıbrıs planına destek
Uğur ERGAN / BAKÜ
İSLAM Konferansı Örgütü (İKÖ), son yılların en
kapsamlı "Kıbrıs kararı"nı alarak tüm
dünyaya, adada çözüme kavuşulması için Kıbrıs Rum Kesimine
ciddi şekilde baskı yapılması çağrısında
bulundu.
Baküde dün sona eren İKÖ Dışişleri Bakanları
toplantısında kabul edilen "Kıbrısta durum
kararı" başlığını taşıyan belgede
şu kararlar yer aldı:
1. İKÖ, Kıbrıs sorununun çözümünde Kıbrıs Rum
Kesiminin isteksizliğini büyük bir memnuniyetsizlikle not eder.
2. Tüm uluslararası kuruluşlar ile toplumu, Kıbrıs Rum
Kesimine Annan Planı çerçevesinde çözüm sağlanması için
baskı yapmaya davet ediyoruz.
3. Kıbrıs Türklerine yönelik ambargoların
kaldırılması yönündeki çağrımızı
yineliyoruz.
4. İKÖ, Kıbrısta çözüm için Türkiyenin geçen Ocak
ayında açıkladığı eylem planına tam destek verir.
5. İKÖ, Kıbrısta çözüm için BM Genel Sekreterinin iyi
niyet misyonuna ve bunun önemine tam destek verir.
6. İKÖ, Kıbrısta çözüm için iki tarafın siyasi
eşitliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulunur.
Sonuç bildirgesinde İKÖ Yunanistana ağır eleştirilerde
bulundu ve vatandaşlığını kaybeden 60 bin Batı
Trakyaya bu haklarının geri verilmesini istedi.
HURRIYET 22/06/06
Rumlara ilk toprak iadesi
Ömer
BİLGE LEFKOŞA
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiyeden
İç hukuk oluştur isteği üzerine KKTCde kurulan komisyon,
1974ten bu yana ilk kez Rumlara topraklarını iade kararı
aldı. İçinde 2 Avrupalı hukukçunun da bulunduğu komisyon, 2
Ruma Girnedeki mülklerini iade etti, Türkiyeyi AİHMde mahkum ettiren Ksenidi
Aresti adlı kadına da kapalı Maraştaki evi için
kullanım kaybından dolayı 920 bin dolar tazminat önerdi.
TÜRKİYEyi AİHMde köşeye sıkıştıran Rum
davalarında tarihi bir karar alındı. AİHM 22 Aralıkta
Ksenidi Aresti adlı Rum kadının kapalı Maraş
kentindeki mülkü için açtığı davada Türkiyeden "Kuzey
Kıbrısın denetimi Türkiyede. Rum davalarını tatmin
edecek bir iç hukuk yolu oluştur" kararı almıştı.
KKTCde Tazmin Komisyonu dün AİHMnin Türkiyeye verdiği 6 ayın
dolmasına saatler kala Arestiye 920 bin dolar (440 bin dolar mal
kaybı, 480 bin dolar kullanım kaybı) tazminat önerdi. Mahkeme
ayrıca, Maraşın kapalı olması nedeniyle mülk iadesini
de Kıbrısta çözüm sonrasına bıraktı.
Kararı değerlendiren Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül, "Memnuniyet verici olduğuna inanıyorum. Türkiyenin bunun
arkasında desteği vardır" dedi.
Aralarında 2 yabancı hukukçunun da bulunduğu komisyon
ayrıca AİHMyi, raflarında bekleyen 1400e yakın Rum
davasına iç hukuk yolu oluşturma kabiliyeti bulunduğunu ikna
için başvuruda bulunan 16 Rumdan 8inin davasını görüştü
ve 3ü ile pazarlığa oturarak uzlaşma sağladı.
Mahkeme gücündeki komisyon, 2 Ruma Girneye bağlı Tatlısu
köyündeki arazilerini doğrudan iade etmeye karar verdi. Bir Ruma ise
istediği tazminatın ödenmesini kararlaştırdı.
Rumların isimleri ve tazminat miktarı ise açıklanmadı.
Tazminat isteyen Ruma istediği yabancı para biriminden ve
istediği bankaya çekinin yatırılacağı belirtildi.
Rumlardan AİHMdeki davalarını geri çekmeleri ve mülkleri ile
ilgili bir daha talepte bulunmayacakları yönünde yazılı teminat
alındı. Böylece örnek teşkil etmesi açısından,
1974ten bu yana ilk kez Rumlara, mahkeme eliyle topraklarına geri
dönüş hakkı sağlanmış oldu.
HALK ENDİŞELİ
Tazmin komisyonunun çalışma esaslarını belirleyen
yasaya göre, başka biri tarafından kullanılan 1974 öncesindeki
mülkün iadesi yapılmayacak. Komisyon sadece, boş olan, birisine
tahsis edilmeyen ve askeri bölge dışında kalan yerlerin iadesine
karar verebiliyor. Ancak komisyon, başvuran Rumların tazminat taleplerini
ele almak zorunda.
Girnenin Tatlısu köyünde 2 Ruma iade edilen arazilerin bir
başkası tarafından kullanılmadığı
belirtildi. Buna rağmen, Tatlısu köyünde onlarca köylüye
topraklarının Rumlar tarafından komisyon yoluyla istendiği
yönünde mahkeme celbi gitmiş ve halk arasında panik
yaratmıştı. Kıbrıslı Türkler, KKTC
topraklarının yüzde 80inin 1974 öncesinde Rum tapulu olması
nedeniyle mülkiyet ile ilgili gelişmeleri büyük bir endişe ile takip
ediyor.
HURRIYET 22/06/06
Rumlar tazminat teklifini
kabul edecek mi
AİHM, tazmin komisyonunun Türkiye adına aldığı
kararlara pilot dava olması nedeniyle Ksenidi Arestinin avukatına ve
davaya 3üncü taraf olarak katılan Rum yönetimine gönderecek. Arestinin
teklif edilen 920 bin dolar tazminatı kabul edip etmeyeceği henüz
bilinmiyor. Aresti Türkiyeden mahkeme masraflarıyla birlikte 2 milyon
Euro istiyordu. Rum kesimi ve Arestinin komisyon ve kararlarıyla ilgili
tutumunu AİHMe bildirmesinin ardından mahkeme, tekrar toplanarak tazmin
komisyonun diğer davalar için de bir adres olup olmayacağına
karar verecek. Bu sürecin iki ayı bulması bekleniyor.
HURRIYET 22/06/06
Erdoğan, asıl
mesajı Lefkoşadan verecek
Turan
YILMAZ / ANKARA

Kıbrıs
konusunda ABye rest çeken Başbakan Tayyip Erdoğan, bu konuda yeni
bir adım daha atıyor.
"İZOLASYONLAR kalkmadan yeni adım yok, müzakereler
durursa dursun" diyerek Kıbrıs konusunda ABye rest çeken
Başbakan Tayyip Erdoğan, bu konuda yeni bir adım daha
atıyor. Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekátının
32. yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere 19-21 Temmuz
tarihlerinde KKTCye gidecek. Erdoğan, AB ile müzakerelerde Türkiyeye
engel çıkarıp "veto" tehdidinde bulunan Rumlara ve ABye
Lefkoşadan yanıt verecek. Erdoğan, "Çözüm için somut
adımlar atmadığınız sürece Kıbrıs konusunda
kesinlikle taviz yok" mesajını iletecek. Eşi Emine
Erdoğan ile yapacağı ziyaret sırasında Türkiyenin,
Kıbrıs konusunda taviz vermesinin kesinlikle mümkün
olmadığını bir kez daha ilan edecek olan
Erdoğanın, KKTC ile ekonomik ilişkiler konusunda da önemli
mesajlar vermesi bekleniyor. Erdoğanın, KKTCnin enerji ve su gibi
acil çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin bazı somut projeleri de
gündeme getirmesi bekleniyor.
HURRIYET 22/06/06
Türk subayın Rum kızı

1974 Kıbrıs
Barış Harekatı sırasında annesi öldürülen bir Rum
kızı ile onu evlat edinen Türk subayın
yaşadıklarını konu alan "Vasiliki" adlı
dizi, iki yıldır Kıbrıs Rum Kesimi'nde reyting
rekorları kırıyor.
İstanbul'da da çekim
yapıldı
Kıbrıs Rum
Kesimi'nin özel televizyon kanalı Sigmada yayınlanan ve 114'üncü
bölümü bu hafta ekrana gelen "Vasiliki"nin çekimleri İstanbul,
Atina ve Kıbrıs Rum Kesiminde gerçekleştiriliyor. Vasiliki'nin
konusu ise şöyle: Girneli Marina, kızını kilisede vaftiz
ederken Türk askerleri baskın düzenler ve Marina öldürülür. Osman
adlı Türk subay küçük Vasilikiyi kurtarır, onu İstanbula
götürüp evlat edinir. Üvey babası, Emine adını alan ve Rum
olduğunu bilmeyen Vasiliki'ye gerçekleri ölüm döşeğindeyken
anlatır. 30 yaşındaki Vasiliki de ailesini bulmak için yollara
düşer.
Amaç halkları
birleştirmek değil
Başrol oyuncusu
Kristina Pavlidunun eşi ve dizinin senaristi Yorgo Tsiakkas,
"Vasiliki"nin bugüne kadar çekilen Türk-Rum halklarını
birleştiren dizilerden farklı olduğunu, amaçlarının
toplumların yakınlaşması olmadığını,
bir dramı anlattıklarını söylüyor. Dizinin neredeyse her
bölümü de 1974 yılını tasvir eden çatışma
görüntüleriyle başlıyor. Dizi önümüzdeki ay yayınlanacak 118'inci
bölümle sona erecek.
Çekimlerde Türkçe krizi
Senarist Yorgo Tsiakkas, Türk
oyuncunun yer almadığı dizide en büyük zorluğun Vasilikiye
Türkçe konuşturmakta yaşandığını söyledi.
"Türkçe konusunda ciddi zorluklar yaşadık. Ama sonunda
başarılı olduk" diyen Tsiakkas, Vasilikinin hangi dini
seçeceğinin şu anda halkın en merak ettiği konu
olduğunu, düğümün önümüzdeki ay çekilecek son bölümde
çözüleceğini de sözlerine ekledi.
HURRIYET 22/06/06
Türklerin
desteği Almanları şaşırttı
Dünya Kupasında,
Almanyada yaşayan Türklerin bayraklar taşıyarak Alman Milli
Takımını desteklemesi, televizyonlarda birinci haber oldu.
Ünlü haber spikeri Ulrich Wickert, ARD televizyonundaki ana haber
programında Almanya-Ekvador mücadelesini izleyen Türklerin coşkulu
görüntülerini ekrana getirdi ve ellerinde Alman bayrakları
taşıyan Türklerin görüntülerinin entegrasyonun kanıtı
olduğunu söyledi.
HURRIYET 22/06/06
Yeşil
Hat'ta 'serbest ticaret bölgesi' planı
YASEMİN ÇONGAR Washington

Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'nin Kıbrıs için
bir açılım hazırlığı içinde olduklarını
bildirmesi ardından, gözler Avrupa Birliği (AB) ile Ankara
arasında gayri resmi düzeyde ele alınan bir formüle çevrildi. AB
yetkililerinin değerlendirdiği, Ankara açısından ise henüz
resmi politikadan ziyade bir düşünce egzersizi olma niteliği
taşıyan plan, Kıbrıs'taki Yeşil Hat üzerinde bir
serbest ticaret bölgesi kurulmasını öngörüyor.
Ada'daki Türk ve Rum taraflarının ortaklaşa ve eşit biçimde
yararlanacakları böyle bir serbest bölgenin, KKTC'ye yönelik iktisadi
izolasyonların kaldırılmasında önemli bir adım
oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.
Plandan haberli siyasi bir kaynak, "Yeşil Hat'ta İki
Taraflı Serbest Ticaret Bölgesi" fikrinin, Ankara ile Brüksel
arasında gündeme geldiğini ve konunun, yine "bir fikir
olarak" bu hafta içinde Washington'a da aktarıldığını
belirtti. Ancak taraflar henüz bu öneriyle ilgili resmi tavır
almadılar.
Yeşil Hat üzerinde Serbest Bölge kurulmasının, Türkiye'nin
limanlarını Kıbrıs Rum gemilerine açmak için öne
sürdüğü, KKTC'ye yönelik izolasyonların kaldırılması
beklentisini ne ölçüde karşılayacağı ise şimdilik soru
işareti.
MILLIYET 22/06/06
AİHM, KOMİSYONUN ETKİLİ BİR İÇ
HUKUK YOLU OLUP OLMADIĞINI BUGÜN KARARA BAĞLAYACAK
KKTC'den
tarihi adım
Mal Tazmin Komisyonu iki Ruma mal iadesi yapılmasına, birine
tazminat ödenmesine karar verdi, AİHM'den tazminat kararı bekleyen
Arestis'e ise 1 milyon 565 bin YTL önerdi
Sefa Karahasan -
Lefkoşa
KKTC'de, Kıbrıs sorununun kilit başlıklarından olan
mülkiyet sorununa iç hukuk yolu oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal
Tazmin Komisyonu, dün Kuzey Kıbrıs'ta kalan eski malları için
başvuruda bulunan 3 Rumdan 2'sine mallarının iadesi, birine de
tazminat ödenmesine karar verdi.
Böylelikle KKTC, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM)
Kıbrıslı Rumların KKTC'deki mülkleri konusunda "iç
hukuk" yolu oluşturmak için Türk tarafına verdiği sürenin
dolmasına 24 saat kala, tarihi bir adım atmış oldu.
Komisyon, AİHM'nin gündemindeki kilit davalardan olan Mirna Ksenides
Arestis'e de 460 bin Kıbrıs lirası (yaklaşık 1 milyon
565 bin YTL) tazminat önerdi. Komisyonun kararına göre, Tatlısu'daki
eski arazileri için başvuruda bulunan 2 Ruma malları iade edilecek, 1
Ruma da malı karşılığında tazminat ödenecek.
Komisyon kararını mahkemeye gerek kalmadan, Rumlarla anlaşma
imzalayarak verdi.
Yoğun ilgi görüyor
Rumlardan yoğun ilgi gören Komisyon, işleme koyduğu toplam 16
başvurudan 3'ünü dün karara bağlarken, adları açıklanmayan
2 Ruma ait geniş arazinin, herhangi bir KKTC vatandaşının
kullanımında olmadığı, hemen iade kapsamına
girdiği ve malın iadesinin kamu çıkarı açısından
sakınca yaratmadığı belirtildi.
3. başvuru sahibineyse tazminat ödenmesini kararlaştıran
Komisyon, bu Rumla da duruşmaya gerek kalmadan anlaştı. Rumun
adı ve tazminat miktarı açıklanmadı. İçişleri
Bakanlığı'nca ödenecek tazminatı alan Rumun mülkiyet
hakkı ortadan kalkıyor. Komisyon, Titina Loizidu davasından
sonra Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kilit davalarından
AİHM'nin gündemindeki Arestis davasıyla ilgili de bir karar üretti.
Kapalı Maraş bölgesindeki malı için tazminat isteyerek
AİHM'ye başvuran Arestis'e Komisyon, 220 bini mal
karşılığı, 240 bini de gelir kaybı olmak üzere
toplam 460 bin Kıbrıs lirası (1 milyon 565 bin YTL) tazminat
önerdi.
Rumlar şaşkın
Üç Rumun KKTC'deki eski malları için hukuki çözüm yolu üretilmesi, Kıbrıs
Rum Kesimi'nde yankı buldu. Politis gazetesi, davası karara
bağlanan Kıbrıslı Rumlardan birinin, AİHM'ye
gidenlerden olduğunu ve Tazmin Komisyonu'nun bu Kıbrıslı
Rumdan, AİHM'deki davasını çekeceğine dair belge
imzalamasını istediğini yazdı. Gazete, "AİHM'de
bekleyen bir davaya çözüm getirilmiş olması iç hukuk organı
atanması için Kıbrıs Türk tarafının eline büyük bir
argüman verdi" dedi.
AİHM'nin
iki seçeneği
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'nin
ileteceği veriler ışığında KKTC'de
oluşturulan Tazmin Komisyonu'nun etkili bir iç hukuk yolu olup
olmadığını karara bağlayacak.
Bu konudaki yaklaşım yıl sonuna kadar açıklanması
öngörülen Ksenides Arestis davasında ortaya konulacak.
Aralık 2005'te Ksenides Arestis davasında mülkiyet ve özel hayatla
ilgili ihlal tespit eden AİHM, Tazmin Komisyonu oluşturulması ve
bunun fiilen işler hale getirilmesi için 6 ay süre verdi.
Bugün sona eren süre kapsamında iletilecek veriler Kıbrıs
konusunda askıda bekleyen 1400 dosyanın da kaderini belirleyecek.
AİHM, Türkiye'nin verilerini yeterli bulur ve Tazmin Komisyonu'nu etkin
bir iç hukuk yolu olarak nitelerse Rum başvurularının bu
komisyona yönlendirilmesi gündeme gelebilecek. Ancak Rumların, komisyon
kararlarından memnun olmamaları halinde AİHM yolunun da
açık olacağı kaydediliyor.
Tazmin Komisyonu'nun AİHM tarafından etkin bir başvuru yolu
olarak değerlendirilmemesi halinde ise her şeyden önce Ksenides
Arestis davasıyla ilgili tazminat kararı açıklanacak.
Rum davacı Türkiye'den yaklaşık 2 milyon euro tazminat talep
ediyor. AİHM'nin Tazmin Komisyonu'nu yetersiz bulması halinde dosya
aşamasında olan ve çoğu henüz davalaşmamış 1400
dosya işleme sokulmaya başlanacak.
MILLIYET 22/06/06
Kıbrıs'ta
çözüm esnek ve yapıcı olmaktan geçiyor
Kıbrıs konusuyla ilgili olarak bir hareketlilik gözleniyor.
Yunanistan'ın bir "öneriler paketi" ile ortaya
çıkacağı, BM Genel Sekreteri'nin de yardımcısı
İbrahim Gambari'yi bölgeye göndereceği belirtiliyor. Bu arada
diplomatik kulislerde, Washington ile Londra'nın, perde arkasından,
Papadopulos'u daha "uyumlu" hale getirmeye
çalıştıkları konuşuluyor.
Lüksemburg'da yaşanan tansiyon bu hareketliliğin başlıca
nedeni. Sorunun çözümüyle gerçekten ilgili olanlar bu işin böyle
gidemeyeceğini anladılar. Zira, Türk-AB müzakerelerinin her
aşamasında yaşanacak olan gerilim hem Türkleri Avrupa'ya
karşı soğutuyor -ki bu AB'de herkesin işine gelmiyor- hem
de Kıbrıs sorununu iyice açmaza itiyor.
Sorunun çözüm yeri BM
Rumların sorunu AB platformuna çekme gayreti, Fransa ve Avusturya gibi
ülkelerin Kıbrıs'ı Türkiye'ye karşı kullanmaları
bir yana, birçok AB üyesi bu sorunun bir "AB sorunu" haline gelmesini
istemiyor.
AB'nin resmi pozisyonuna göre de sorunun çözüm yeri hâlâ BM. Bu arada
farklı hesapları olan Washington da toplumlararası
görüşmelerin yeniden başlaması için tarafları zorluyor.
Kıbrıs konusunda görülen hareketliliği bu çerçevede
değerlendirmek gerekiyor. Peki, bu hareketlilikten bir şey çıkar
mı? Esas soru bu.
Önce Gambari'nin yapacağı temaslara bakalım. Türkiye ve KKTC bu
gelişmeden memnun. Atina "memnun değilim" diyecek durumda
olmadığı için, "memnun görünüyor."
Rumlar ise hiç memnun değiller. Çünkü, son genel seçimlerinde de
gösterdikleri gibi, meselenin BM'den alınıp AB'ye transfer edilmesini
istiyorlar. Böylece, Türk tarafını istedikleri pozisyona
zorlayabileceklerine inanıyorlar.
Masada başka seçenek yok
Ancak masada, en azından şu aşamada, böyle bir seçenek yok.
AB'nin Kıbrıs konusuyla daha çok ilgileniyor olması da bu durumu
değiştirmiyor. Bu yüzden Papadopulos Gambari'nin ziyaretine
soğuk bakıyor. Çünkü BM'nin eninde sonunda Annan Planı'na benzer
bir belgeyi önüne koyacağını biliyor.
Oysa bu planı kökünden reddettiği gibi, halkına da reddettirdi.
Bu arada, Atina'nın getireceği çözüm önerilerine de kuşkuyla
bakıyorlar. Çünkü, AB nezdinde ikna edici olması için, bu öneriler
paketinin BM sürecine atıfta bulunarak Kıbrıslı Türkleri de
kolluyor görünmesi gerekiyor.
Yani, "limanlar" meselesinin "dar açısından"
değil, Kıbrıs meselesinin "geniş
açısından" bakıldığında, Rumlar aslında
kendilerini çıkmaz yola soktular.
Ret cephesi harekete geçti
Bu arada, Atina'nın çıkaracağı söylenen önerilerin
basına sızmış hali bile bizdeki "ret cephesi"ni
harekete geçirdi. Nedeni, "Kıbrıs'ın son iki buçuk yıl
içinde bulunduğu AB gerçeği"ne yapılan
atıfmış. Fakat bu cümle şayet gerçekten varsa
-bakış açısına göre değişir.
Nitekim, Kofi Annan, BM açısından ortaya çıkan "AB
gerçeğini" geçen hafta açıkladı. Türkiye'nin de üyesi olmak
için çabaladığı bir örgüte Rum tarafının alınmış
olmasının Kıbrıs çözümünü
zorlaştırdığını söyledi.
AB'nin de şimdi üstesinden gelmeye çalıştığı
açmaz da zaten bu. Onun için, Yunan önerilerini görmeden bunları
peşinen lanetlemenin diplomatik açıdan pratik bir yararı yok.
Unutmayalım, Kıbrıs'ta gerçekten çözüm isteniyorsa esnek ve
yapıcı olmak lazım.
SEMIH IDIZ
MILLIYET 22/06/06
KKTC'den
Rumlara mal iadesi
KKTC'deki Tazmin
Komisyonu, AİHM'nin verdiği sürenin dolmasına bir gün kala üç
Rum'un başvurusunu mutabakatla sonuçlandırdı. İki Rum'a
Tatlısu'daki arazileri iade edilecek, üçüncüsüne tazminat ödenecek.
Gözler, AİHM'nin bunu iç hukuk yolunun ispatı olarak kabul edip
etmeyeceğinde...
22/06/2006
RADIKAL
AA - LEFKOŞA -
Kıbrıs'ta kilit sorunlardan biri olan mülkiyet konusunda, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türkiye'ye açılan
davaları KKTC'ye yönlendirmesi amacıyla kurulan Tazmin Komisyonu, ilk
kararlarını açıkladı. Üç Rum'dan ikisine mal iadesi, birine
tazminat ödenmesi mutabakatlarını, AİHM'nin iç hukuk yolu
oluşturulduğuna kanıt kabul etmesi umuluyor. Kararlar,
AİHM'nin komisyonun fiili işlerlik kazandığının
ispatlanması için tanıdığı altı aylık
sürenin dolmasına bir gün kala çıktı.
Rumlardan yoğun ilgi gören komisyon, 16 Rum'un kuzeyde kalan eski
malları için başvurularını işleme koyup üçünü
sonuçlandırdı. Mahkemeye gerek kalmadan anlaşma imzalanıp
mutakata varıldı. Buna göre Tatlısu'daki arazilerle ilgili
başvurularda, KKTC vatandaşlarınca
kullanılmadıkları ve iadeleri kamu çıkarına zarar
vermediği için hemen iade kapsamına giren mallar adı
açıklanmayan iki Rum'a verilecek. Adı açıklanmayan üçüncü Rum'a
ödenecek tazminat ise açıklanmadı. Devlet adına
İçişleri'nin tazminatı ödemesiyle Rum'un mülkiyet hakkı
ortadan kalkacak.
Arestis'e 460 bin KL
Titiana Loizidu davasından sonra mülkiyet sorununun kilit
davalarından olan AİHM gündemindeki Mira İksenidis Arestis
davasıyla ilgili de komisyon karar verdi. Kapalı Maraş
bölgesindeki malı için tazminat talebiyle AİHM'ye başvuran
Arestis'e, 220 bini mal karşılığı, 240 bini de gelir
kaybı olmak üzere 460 bin Kıbrıs Lirası (1 milyon 610 bin
YTL) tazminat önerildi. Arestis'in avukatına gönderilen yazılı
öneride, iade talebinin komisyonun kurulmasına temel olan
'taşınmaz malların tazmini, takası ve iadesi yasası'
uyarınca çözümden sonra karşılanabileceği belirtildi.
Arestis, öneriye henüz yanıt vermedi. 22 Aralık 2005 tarihli
kararında Arestis'in 'mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının
çiğnendiğine' hükmeden AİHM, tazmin komisyonu kurulması
için 22 Mart, komisyonun etkin çalışması içinse bugüne dek süre
tanımıştı.
AİHM'nin iki
seçeneği
Ankara, komisyondaki Rum başvurularına dair hafta içinde AİHM'yi
bilgilendirecek. AİHM' nin buna dayanıp gelecek aylarda Arestis
davasında yeni karar açıklaması bekleniyor. İki
olasılık var: Ya AİHM komisyon çalışmalarını
tatmin edici bulup Rum başvuruları için etkin iç hukuk yolu
oluşturduğuna karar verecek. Böylece AİHM gerek Arestis, gerek
askıdaki 1400 Rum başvurusunu komisyona yöneltecek. Rumlar, ancak
komisyon kararından memnun olmazsa AİHM'ye gidebilecek. Ya da AİHM,
komisyonun işlerlik kazanamadığına hükmederse Arestis'e
ödenecek tazminatı yıl sonu açıklayacak. Arestis, masraflar
dahil 2 milyon avro istiyor. Loizidu'nun 1996'da AİHM'ye
açtığı dava sonucu, Ankara 2003'te bir kereye mahsus Loizidu'ya
1 milyon avroyu aşkın tazminat ödemişti.
KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi'nden Doç. Kudret Özersay da süreci
şöyle yorumladı: "AİHM, Türkiye'nin
açıklamalarını dinleyecek ama bence hemen karar vermeyecek.
Komisyonun nasıl işlediğine bir süre daha bakacak ve bu sürede
başvuruları askıya alacak. AİHM'nin, komisyonun
işlediğine dair net karar alabilmesi için daha zamana ihtiyacı
var ama komisyonun kendisine yapılan başvuruları karara
bağlamaya başlaması, Türkiye lehinedir."
'Anayasa'ya uygun'
Dün KKTC Anayasa Mahkemesi de komisyonun dayandığı 'tazmin,
takas ve iade yasası'nın anayasaya uygun olduğuna hükmetti. Ana
muhalefetteki UBP'nin iptal istemini değerlendiren mahkeme,
anayasanın 159. maddesi 1. fıkrasının (b) bendi
kapsamına giren yasanın anayasaya
aykırılığının bulunmadığını
açıkladı
Ödeme
çekle yapılacak
22/06/2006
RADIKAL
AA - LEFKOŞA - KKTC'de Tazmin
Komisyonu'nun, Rumların KKTC'de kalan malları için başvuran 16
Rum'dan üçüne dair kararını anlaşmayla sonuçlandırması
Rum Kesimi'nde yankı yarattı. Politis gazetesi, alınan
kararlardan birinin AİHM'de bulunan bir davaya çözüm önermesinin,
komisyonun iç hukuk yolu olarak tanınması için Türk tarafına
önemli bir argüman verdiği yorumunu yaptı. Verilecek tazminat
miktarına dair sıkı pazarlık
yapıldığını yazan gazete, Rumlara ödemelerin, birkaç
gün sonra çekle yapılacağını, bu çeklerin, KKTC'deki
bankalarda, Rumların istediği para biriminde bozulabileceğini
belirtti. Paranın Güney Kıbrıs dahil
yurtdışındaki bankalara havale imkânı olduğunu
belirten gazete, TL olarak ödenecek para döviz kurları sebebiyle istenilen
tazminatı karşılamaz ya da para gönderilen hesaba
ulaşmazsa, dostluk anlaşmasının iptalinin
öngörüldüğünü kaydetti.
Gazete, paranın ödenmesiyle Kıbrıslı Rumların
anlaşmanın onaylandığına dair yeni bir belgeyi
imzalamakla yükümlü olduklarını da yazdı.
Anayasa Mahkemesi'nden UBP'ye ret
Anayasa
Mahkemesi, Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi
Yasası'nın Anayasaya aykırı olmadığına karar
verdi
Anayasa
Mahkemesi'nden UBP'ye ret
YASA ANAYASAYA
AYKIRI DEĞİL... Anayasa Mahkemesi, Ulusal Birlik Partisi'nin, KKTC
Anayasası'na aykırı olduğu iddiasıyla tümünün iptalini
ve/veya bazı maddelerinin iptalini istediği "Anayasa'nın
159'uncu maddesinin (1.) fıkrasının (b) bendi kapsamına
giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi
Yasası"yla ilgili kararını dün açıkladı. Anayasa
Mahkemesi, yasanın Anayasa'ya aykırı olmadığına
karar verdi. Mahkeme'nin kararında yasanın 8'nci maddesiyle ilgili
bölüme üyelerden Yargıç Nevvar Nolan karşı oy verdi, diğer
maddelerle ilgili karar ise oybirliğiyle alındı.
Anayasa
Mahkemesi, Ulusal Birlik Partisi'nin, KKTC Anayasası'na aykırı
olduğu iddiasıyla tümünün iptalini ve/veya bazı maddelerinin
iptalini istediği "Anayasa'nın 159'uncu maddesinin (1.)
fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz Malların
Tazmini, Takası ve İadesi Yasası"yla ilgili
kararını dün sabah açıkladı.
Anayasa
Mahkemesi, yasanın Anayasa'ya aykırı olmadığına
karar verdi, Mahkeme'nin kararında yasanın 8'inci maddesiyle ilgili
bölüme üyelerden Yargıç Nevvar Nolan karşı oy verdi, diğer
maddelerle ilgili karar ise oybirliğiyle alındı.
Metin A.
Hakkı başkanlığındaki Anayasa Mahkemesi'nde
Yargıçlar Nevvar Nolan, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen ve Şafak Öneri
görev alıyor.
Anayasa
Mahkemesi'nin kararını Başkan Metin A. Hakkı saat 09.10'da
okumaya başladı. Kararın okunması 10.45'te tamamlandı.
Hakkı'nın ardından Yargıç Nevvar Nolan kendi
kararını okudu.
Anayasa
Mahkemesi Başkanı Hakkı, kararın sonuç bölümünde şöyle
dedi:
"Sonuç
itibarıyla iptali istenen yasanın, 8'inci maddesinin, manevi tazminat
öngören kısmı ile KKTC topraklarında bulunup, 1974 senesinde
Rumlar tarafından terk edilen gayrimenkullerin, mal sahibi Rum'a iadesine
imkân tanıyan kısımlarının, Sayın Nevvar
Nolan'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile Anayasa'ya
aykırı olmadığına; diğer maddelerinin ise
Anayasa'nın herhangi bir kuralına aykırı
olmadığına oy birliği ile karar verilir."
Nolan Manevi
Tazminat ve Mal İadesine karşı oy verdi
Anayasa
Mahkemesi olarak oturum yapan Yüksek Mahkeme'nin dava kararı, 59 sayfada
ifade edildi. Yasanın manevi tazminat ve mal iadesi öngören maddelerine
Yargıç Nevvar Nolan karşı oy verdi. İptali istenen
diğer maddelerle ilgili kararlar ise oybirliğiyle alındı.
Davacı UBP
adına aynı zamanda parti Genel Sekreter Yardımcısı
olan Avukat Enver Öztürk'ün, davalı Cumhuriyet Meclisi'ni temsilen ise
Avukat Emine Erk'in taraf olduğu davada, amicus curiae olarak
başsavcılığı temsilen Başsavcı
Yardımcısı Muavini Müjgan Irkad yer aldı. Bu davada başsavcılık
dava layihası dosyalamadı ve görevlendirdiği savcı
vasıtasıyla görüşlerini mahkemeye aktardı.
Başsavcılık manevi tazminat ve mal iadesinin anayasaya
aykırı; yasanın diğer maddelerinin ise uygun olduğu
görüşünü belirtmişti.
Anayasa
Mahkemesi'nin kararını saat 09.10'da okumaya başlayan
Başkan Metin A. Hakkı, okumayı saat 10.45'e kadar sürdürdü.
Hakkı'nın ardından Yargıç Nevvar Nolan, yasanın
anayasaya aykırı bulduğu ifadelerine dair düşüncelerini
ayrı bir karar okuyarak dile getirdi. Nolan'ın kararını
okuması da 25 dakika sürdü.
Anayasa
Mahkemesi'nin kararına basın mensuplarıyla hukuk çevreleri büyük
ilgi göstererek mahkeme salonunu doldurdu.
Karar
Resmi
Gazete'nin 21 Aralık 2005 tarihli sayısında yayımlanarak
yürürlüğe giren 67/2005 sayılı "Anayasanın 159'uncu
maddesinin (1.) fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz
Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası"nın
tümünün ve/veya yasanın ismi dâhil 1, 2, 3, 4, 6, 8, 11, 12, 13, 14 ve 22.
maddelerinin KKTC Anayasası'nı aykırı olduğu iddiasıyla
UBP tarafından 21 Mart 2006'da açılan davanın kararında,
davacı ve davalıların iddialarının gerekçelerine yer
veren Anayasa Mahkemesi, ilgili anayasa metinlerini ve yasayı da
kullandı.
Duruşmalarını
18 Mayıs, 23 Mayıs ve 1 Haziran'da yapan Anayasa Mahkemesi'nin
kararında, mahkemenin görevinin, iptali istenen yasanın veya davacıların
talep takririnde gösterilen maddelerinin, Anayasaya aykırı olup
olmadığını karara bağlamak ve Anayasaya
aykırı maddesi varsa onu iptal etmekle sınırlı
olduğuna işaret edildi.
"Görevimiz
yapılan yasanın iyi veya kötü bir yasa olduğunu karara
bağlamak değildir. Yasanın anayasaya aykırı
bulunması halinde yasanın iyi veya kötü bir yasa olduğu
konusundaki siyasi sorumluluk, yasayı yapan meclise aittir" denilen
kararda, iptali istenen yasa veya yasa maddeleri ile anayasa
karşılaştırılırken ulusal hukukla
uluslararası hukukun karşılıklı ilişkileri göz
önünde bulundurulması gerektiği vurgulandı.
KKTC
Anayasası'na göre usulüne uygun yürürlüğe konulan uluslararası
antlaşmaların yasa hükmünde olduğu ve Anayasaya
aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan
Yüksek Mahkeme'ye başvurulamayacağına işaret edilen
kararda, 1950 Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu'nun 1'inci
Protokolü'nden, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nden, KKTC
Bağımsızlık Bildirgesi'nden, 1996 Sivil ve Siyasi Haklar
Konvansiyonu'ndan, 1975 Nüfus Mübadelesi Anlaşması'ndan, 1977-79
Doruk Anlaşmaları'ndan ve AİHM'in Xenides-Arestis davası
kararından alıntılar yapıldı.
Anayasa
Mahkemesi kararında, uluslararası hukukun ırka dayalı her
türlü ayrımcılığı ve insan hakkı özgürlük
kısıtlamalarını yasakladığını, buna
gayrimenkul mal sahibi olma hakkı ve veraset yoluyla mal elde etme
hakkının da dâhil olduğu belirtilerek, KKTC
Anayasası'nın 13'üncü maddesine göre, yabancıların mülkiyet
hakkının uluslararası hukuka uygun olarak
kısıtlanabildiği kaydedildi.
1974
Barış Harekâtı neticesi kendi istekleriyle Güney'e göç eden ve
Kuzey'de mal bırakan Rumların topluca tekrar Kuzey'e dönme
hakkının olup olmadığının halen ihtilaf ve
tartışma konusu olduğuna işaret edilen Anayasa Mahkemesi
kararında, bu konuda fikir beyan etmeyi gereksiz görmekle birlikte,
Balvenisti ve Zamir'in yazılarından alıntılara yer verildi.
25 maddeden
oluşan yasanın en can alıcı maddelerinin amacını
gösteren 3. maddesi, 11.12, 13. ve 14. maddeleriyle oluşturulan
Taşınmaz Mal Komisyon'nun oluşumu, görev ve yetkileri ve
komisyonun kararlarının çerçevesini çizen veya verebileceği
kararların kapsamını gösteren 8. maddesi olduğu ifade
edilen kararda, yasanın, Rumların Kuzey'de bıraktığı
gayrimenkulleri 3 kategoriye ayırdığı belirtildi.
Bunlardan
ilkinin "KKTC dâhili hukuk mevzuatı ile mülkiyeti ve tasarrufu KKTC
Devletinde kalan ve devlet tarafından mülkiyet ve kullanım hakkı
hiçbir kişiye verilmeyen gayrimenkuller" olduğunu ve
yasanın bunların komisyonca makul sürede müracaatçı Rum'a iadesine
emredebileceğini buyurduğu kaydedilen kararda; ikinci kategorideki
mallar şöyle anlatıldı:
"Kamu
yararına veya sosyal adalet amacıyla tahsis edilmemiş
olması halinde1974 öncesi mal sahibi Rum tarafından talep edilen
malın, 1974'teki değerinde herhangi bir artış
olmamış veya terk edildiği tarihteki değerinin bir
katından daha az bir artış olması halinde veya mal üzerinde
yetkili makamlarca onaylanmamış bir proje olması halinde ve KKTC
mevzuatına uygun olarak Güney'de mal bırakan bir
Kıbrıslı Türk'e eşdeğer olarak verilmemiş
olanlar."
Kararda, yasaya
göre üçüncü kategorideki gayrimenkullerin 1974 Mutlu Barış
Harekâtı neticesi Güney'de gayrimenkullerini bırakıp Kuzey'e göç
eden ve KKTC'deki mevzuat uyarınca Kuzey'de 1974 öncesi Rumlara ait
gayrimenkullere eşdeğerci olarak tasarruf veya mülkiyet verilen
kişilere şamil diye tanımlandı.
KKTC
sınırları içinde KKTC mevzuatına uygun olarak tasarrufunda
Rum malı bulunduran hiçbir Türk'ün, eşdeğere mukabil
aldığı gayrimenkulün Rum'a aynen iadesinin öngörülmediğine
dikkat çekilen Anayasa Mahkemesi kararında, şöyle denildi:
"Eşdeğer
olarak tasarrufun dışında, başka herhangi bir sıfatla
KKTC mevzuatına uygun olarak tasarrufunda aslen Rum malı olup 1974
sonrası tasarrufu Türk'e verilen gayrimenkul, yasanın öngördüğü
kriterlerin tatmin olması halinde ancak çözümden sonra ve çözüm
şartlarına bağlı olarak tasarrufunda bulundurduğu
gayrimenkulü Rum sahibine iadesi emrolunabilecek, ancak ilgili Türk de devletçe
tazmin olunacaktır. Yasa bunu öngörmektedir. Müracaatçı Rum'a 'makul
bir süre' içinde iadesi öngörülen Rum malı, yukarıda daha
detaylı olarak gösterilen şartlara tabi olarak sadece kimseye henüz
verilmeyen gayrimenkullere şamildir. Her halükarda Komisyon bütün
müracaatları 3. maddedeki yasanın amacında öngörülen kritere uygun
olarak değerlendirmek zorundadır."
Taşınmaz
Mal Komisyonu'nun çalışmasının mahkemelere benzer tarzda
olduğu kaydedilen kararda, davacının, bu komisyonun aslında
Anayasanın 17 (1) maddesinde öngörülen ve kurulması yasaklanan bir mahkeme
olduğu iddiasının ilk nazarda haklılık payı
olduğu belirtildi.
Yargıçlar
ile komisyon üyeleri arasındaki farkların
sıralandığı Anayasa Mahkemesi kararında, komisyonun
bir diğer deyişle "dairenin" Anayasaya uygun
kurulduğu, davacıların yakındığı gibi
Anayasanın hiçbir maddesine aykırılık
olmadığı kaydedildi.
Kararda,
davacıların, Taşınmaz Mal Komisyonu'nun 2 üyesinin
yabancı olması konusundaki iddialarını destekleyecek
herhangi bir Anayasa maddesi görülmediği ifade edilerek, "Anaysa kamu
yönetiminde yabancı atanmasını yasaklamadığına
göre ve bu konuda herhangi bir yasaklayıcı madde
koymadığına göre de konuyu yasama meclisinin takdirine
bıraktı demektir" denildi.
Davacıların
iddia ettiği gibi Mal Tazmin Komisyonu'nun oluşumunda Yüksek Adliye
Kurulu'na iptali istenen yasayla verilen görevin Anayasanın çerçevesinde
bir görev olduğu ve Anayasaya aykırılığı
olmadığı dile getirilen kararda, davacıların Rum'a mal
verme veya takas etmenin Anayasaya aykırı olduğu iddiası da
değerlendirildi.
Meclis
tutanakları
KKTC
Anayasası'nın 36. ve 159. maddelerine yer verilen
değerlendirmede, anayasanın yorumu başlıklı 149.
maddeye de atıf yapılarak, 159. maddenin tefsiri yapılırken
meclis tutanaklarından yararlanmasının uygun olduğu
vurgulandı ve İsmail Bozkurt ile Osman Örek'in
konuşmalarından alıntılar yapıldı. Kararın
bu bölümünde şöyle denildi:
"Meclis
tutanaklarından görülebileceği gibi 159. maddenin 1.
paragrafında, sırf KKTC egemenliğini göstersin diye bu
malların mülkiyetini devletin üzerine geçirdiğini ve 159 (4) maddesi
ile de ve bu malların Rum hak sahiplerinin ileride yapılacak yasalar
altında KKTC'ye müracaatları halinde (Anayasa'dan alınan
kelimelerle) 'alacakları tazminat esaslarının'
düzenleneceğini kabul edersek, yani bir yerde bu kişilerin
mallarının mülkiyetinin devlete geçtiğini ancak tazminatın,
ilgili kişiye müracaatı halinde karşılanacak olduğunu
kabul edersek, uluslararası hukuk ilkeleri ile ulusal hukukumuzun
çatışması önlenmiş olur ve 159. maddenin bu anlamda yorumlanması
gerektiği düşüncesi ağırlık kazanır. Travaux da
bu tefsiri destekler."
Anayasa
Mahkemesi'nin kararında, başka ülkelerin ulusal hukuk ile
uluslararası hukukun ilişkilerini nasıl düzenlediği
konusunda duruşma esnasında tarafların hiçbirinin mahkemeye
yardımcı olmadığı kaydedilerek, Fransa, Hollanda,
Güney Afrika Cumhuriyeti ve ABD anayasalarının mahkemeye
ışık tutabileceği belirtilerek, ilgili metinlere
İngilizce olarak yer verildi.
Amerikan
mahkemesinin, Amerikan Yasama Meclisi'nin, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün BM
içindeki ofisini kapatma kararıyla ilgili davada, meclisin
kararının uluslararası hukukla çatışmasını
önler şekilde tefsir ettiği anlatılan Anayasa Mahkemesi
kararında, KKTC'nin egemenliğini göstermek için Rum
mallarının mülkiyetini devlete geçirirken, 1974 Mutlu Barış
Harekâtı neticesi bu malların mülkiyet ve kullanımından
mahrum kalan Rum hak sahiplerine de Anayasanın 159. maddesinin 4.
fıkrası mucibince tazminat hakkı tanıdığına
işaret edildi.
Aykırılık
yok
Anayasanın
159. maddesi kaleme alınırken KKTC'nin uluslararası hukuka
saygılı bir ülke olacağının düşünüldüğü ve
tasarlandığı vurgulanan kararda, 159. maddedeki tazminatın
sadece parasal tazminat ile sınırlı olmadığı,
müracaatçı Rum'a 1974 öncesi sahip olduğu Kuzey'deki
malının, yasanın içeriğinde ve öngördüğü ön
koşulların tatmin olması halinde, Kuzey'de bulunan
malının aynen iadesi veya kendine Güney'de Türk malı ile takas
teklif edilmesinin Anayasaya bir aykırılığı
olmadığı görüşü yer aldı.
Davacıların,
yasanın mülkiyet ve miras hakkına ters olduğu
iddiasının da incelendiği kararda, yasadaki düzenlemelerin,
Anayasanın mülkiyet hakkını güvence altına alan hiçbir
maddesine bir aykırı olduğunun görülmediği belirtildi.
Kararda,
davacının "manevi tazminat"a karşı
çıktığı belirtilerek, Anayasanın hiçbir maddesinde
manevi tazminatı yasaklayan herhangi bir madde
bulunmadığına işaret edildi.
Yasanın
öngördüğü tüzüklere karşı davacının
iddialarının doğru olmadığı belirtilen kararda,
yasanın yetki çerçevesini çizdiği ve komisyonun, Bakanlar Kurulu'nca
onaylanıp Resmi Gazete'de yayımlanacak tüzükler hazırlayabileceğini
düzenlediği kaydedildi.
İddia
havada kaldı
Anayasa
Mahkemesi'nin kararında, davacıların "yasanın
eşitlik ve sosyal adalet ilkelerine Kıbrıs Türk
halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesine, toplumsal
haklarına, Barış Harekâtı sonrası ilan edilen KKTC
devletinin varlığına aykırıdır"
iddiasına da şöyle yanıt verildi:
"İptali
istenen yasa incelendiğinde, bu iddianın yasanın içerdiği
hiçbir maddeyle desteklenmediği görülmektedir. Tam tersine iptali istenen
yasanın 3. maddesi yasanın amacının (yasadan alınan
kelimelerle) '1977-79 Doruk Anlaşmalarının ve BM'nin
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda bugüne kadar
hazırlamış olduğu tüm planların ana unsurunu
teşkil eden iki kesimlilik esası ve bunun korunması için
öngörülen düzenlemeler gözetilerek, KKTC mevzuatına göre mülkiyet
hakkına ya da kullanım hakkına sahip olanların
haklarını da koruyarak ve Kıbrıs sorununa bulunacak
kapsamlı bir çözümün Kıbrıs Türk halkına
sağlayacağı haklara halel getirmeyecek bir biçimde
düzenlemektir' şeklinde kaleme alınmıştır. Bundan da
görülebileceği gibi, davacıların bu iddiası havada kalmakta
ve olgusal ve yasal hiçbir şeyle desteklenmemektedir.
Netice olarak
yukarıdakilerden de görülebileceği gibi yasanın tümünün veya
herhangi bir maddesinin Anayasaya aykırı olduğu görülmediğinden,
davacılar davalarında muvaffak olamamışlardır."
Nevvar
Nolan'ın karşı oy yazısı
Anayasa
Mahkemesi Yargıçlarından Nevvar Nolan, UBP'nin açtığı
davanın kararında, 4 üyeden farklı olarak yasanın bazı
maddelerinin KKTC Anayasası'na aykırı olduğu sonucuna
vardı.
Nevvar
Nolan'ın karşı oy yazısını, Anayasa Mahkemesi
Başkanı Metin Hakkı'nın ardından kendisi okudu.
Nolan,
"Anayasanın 159'uncu maddesinin (1.) fıkrasının (b)
bendi kapsamına giren Taşınmaz Malların Tazmini,
Takası ve İadesi Yasası"nın 4 (1) maddesinin yasa
kapsamına giren taşınır ve taşınmaz mallar
üzerinde hak iddia eden gerçek ve tüzel kişilerin, Taşınmaz Mal
Komisyonu'na başvurarak mallarının iadesini, Güney
Kıbrıs'ta KKTC yurttaşlarının bırakmak zorunda
kaldıkları taşınmaz mallarla takas edilmesini veya
mallarına karşılık kendilerine tazminat ödenmesini talep
edebileceklerinin düzenlendiğine işaret etti.
Yasanın 8.
maddesinin taşınmaz malları üç sınıfa
ayırdığını, 8 (1) maddesi kapsamındaki
taşınmaz malların makul bir sürede iadesine karar verilebileceğini;
8 (2) maddesi kapsamındakilerin Kıbrıs sorununun çözümünden
sonra ve çözüm hükümleri çerçevesinde iadesine karar verilebileceğini ve 8
(3) maddesi kapsamındakilerin de başvurana takas teklif edilmesine veya
tazminat ödenmesine karar verilebileceğini anlatan Nevvar Nolan,
Anayasanın 159'uncu maddesinin 4. fıkrasındaki
"tazminat" sözcüğünün taşınmaz malı önceki
sahibine iadesini kapsamayacağı kanısında olduğunu
söyledi.
Yargıç
Nevvar Nolan, "Kurucu Meclis, mülkiyetini tapuda kayıtlı
sahibinden alıp devlete geçirdiği taşınmaz malın
önceki sahibine iade edilebilirliğini düşünmüş olsaydı,
bunu maddenin 4. fıkrasında açıkça ifade edebilirdi" dedi.
Kurucu
Meclis'in devletin mülkiyetine geçirdiği malın önceki sahibine
yitirdiği taşınmaz malına karşılık, tazminat
ödemeyi öngördüğünü, taşınmaz malın iadesinin
düşünülmediğini, Kurucu Meclis'in böyle bir niyet
taşımadığını kaydeden Nolan, şöyle devam
etti:
"Terk
edilmiş veya terk edilmiş olarak nitelendirdiğimiz
taşınmaz malların Kıbrıslı Rumlara ait oldukları
biliyordu, bu bilinene rağmen Kurucu Meclis bu taşınmaz
malların mülkiyetini devlete verdi. Eğer bu taşınmaz
malların önceki sahiplerine iadesini düşünüyor iseydi, niye bu
taşınmaz malları Anayasa ile devletin mülkiyetine alsın ve
bunların mülkiyetinin gerçek ve tüzel kişilere devrini öngörsün ki?
Anayasa geçici madde 1 (2)'de eşdeğerde taşınmaz mal
alacaklıları dışında, şehitlik, malul gazilik
nedeniyle yasanın mülkiyet hakkı tanıdığı
kişilere ve yasada belirtilen diğer nedenlerle hak sahibi olanlara da
mülkiyet verilir demekte, Anayasanın 159. maddesinin (3).
fıkrası kapsamında olan taşınmaz malların
mülkiyetinin bu kişilere devrini öngörmektedir, mülkiyet devri sadece bu
sayılanlarla kısıtlı olmasa bile."
Meclis
tutanaklarından, Anayasanın 159. maddesiyle getirilmek istenen
düzenlemenin, uluslararası hukuka ters düşmemesi istemi olduğunu
kaydeden Nevvar Nolan, tazminat sözcüğünün, maddenin uluslararası
hukuka uygun olması adına, taşınmaz malın iadesini de
kapsadığı sonucuna varmayı isabetli bulmadığını
ifade etti.
Toplu
kamulaştırma
Anayasa
Mahkemesi Yargıcı Nolan, mülkiyet hakkının saygı
gösterilmesi gereken temel bir hak olduğunu ancak bu hakkın hiçbir
surette dokunulamayan, sınırlandırılamayan bir hak
olmadığını belirterek, "Taşınır veya
taşınmaz mal üzerindeki mülkiyet hakkı, kamu yararına olan
bir amaç için yasayla ve tazminat öngörülmesi koşuluyla
sonlandırılabilir. Devlet, kamu yararına olan bir amaç için bir
taşınmaz malı kamulaştırmaya yetkilidir.
Anayasanın 159 (1) maddesiyle toplu bir kamulaştırma
gerçekleştirdiği söylenebilir" diye konuştu.
Bunun neden
yapıldığını değerlendirirken siyasi
değerlendirme yapmak durumu doğduğunu kaydeden Nevvar Nolan,
Kıbrıs'ın son 50 yılında Kıbrıslı
Türklerle Rumların ortak vatanlarında iç içe yaşama
sınavında geçer not alamadığını, sürekli
çatıştığını, can ve mal kaybettiğini
anlattı.
Nolan, iki
toplumun huzur içinde yan yana yaşayabilmeleri için iki bölgeli, iki
toplumlu bir Kıbrıs oluşturma çabalarına ciddi katkı
koymak amacıyla Anayasanın 159 (1) (b) maddesi kapsamındaki
taşınmaz malların mülkiyetinin Kıbrıslı Rumlardan
alınıp devlete verildiğini kaydederek, bu düzenlemenin tüm
Kıbrıslıların ve bölge barışının yararına
olduğunu, KKTC'yi kuranların bunu böyle taktir ettiğini
belirtti.
Nevvar Nolan,
"Anayasanın 159 (1) (b) maddesi kapsamındaki, devletin
mülkiyetine geçmiş bir taşınmaz malın önceki sahibine
iadesini öngören 67/2005 sayılı yasanın 8 (1) maddesinin, keza,
konu taşınmaz malların iadesini öngördüğü oranda aynı
yasanın 1, 3, 4 (1), 8, 8 (1) (A) ve 8 (6) maddelerinin Anayasanın
159 (4) maddesine aykırı olduğu kanaatindeyim" dedi.
AİHM'in
başvuranları ilgili taşınmaz malın hâlâ sahibi olarak
kabul ettiğine dikkat çeken Nolan, manevi tazminat taleplerinin
gerçeklerle örtüşmediğini, Anayasa'yla bağdaşmadığını,
benimsemelerinin söz konusu olamayacağını dile getirdi.
Nolan, tazminat
talep edenlerin KKTC yurttaşı olmadığını ve
KKTC'ye girişi ve konaklamasının, KKTC'nin egemenliği
ışığında yetkili makamların iznine
bağlı olduğunu kaydederek, "Kişinin bir hak olarak
dilediği zaman KKTC'ye giriş yapması, burada dilediği kadar
konaklaması da söz konusu değildir" dedi ve AB
vatandaşı olmayanların da Fransa ve İngiltere'ye
girmelerinin ve konaklamalarının izne bağlı olduğuna
işaret etti.
Nolan,
yasanın 6 (4) maddesindeki manevi tazminatın Anayasanın
başlangıç kısmına ve hukukun üstünlüğünü savunan 1.
maddesine aykırı olduğu görüşünü ifade etti. Nolan,
yasanın diğer maddeleriyle ilgili çoğunluk kararında
varılan sonuca katıldığını açıkladı.
Sonuç
Nolan'ın
ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Hakkı, kararın
sonuç bölümünde şöyle dedi:
"Sonuç
itibarıyla iptali istenen yasanın, 8'inci maddesinin, manevi tazminat
öngören kısmı ile KKTC topraklarında bulunup, 1974 senesinde
Rumlar tarafından terk edilen gayrimenkullerin, mal sahibi Rum'a iadesine
imkân tanıyan kısımlarının, Sayın Nevvar
Nolan'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile Anayasaya
aykırı olmadığına; diğer maddelerinin ise
Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı
olmadığına oy birliği ile karar verilir."
Erk: Yasa
aykırı bulunmadı komisyonun çalışmasında
sakınca yok
Anayasa
Mahkemesi'nin "Anayasa'nın 159'uncu maddesinin (1.)
fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz
Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası"yla ilgili
kararını açıklamasından sonra basın mensuplarına
değerlendirme yapan davada Cumhuriyet Meclisi'ni savunan Avukat Emine Erk,
yasanın herhangi bir maddesinin anayasaya aykırı
bulunmadığını, Mal Tazmin Komisyonu'nun
çalışmalarında da bir sakınca olmadığını
söyledi.
Erk, UBP'nin
Mal Tazmin Komisyonu'nu kuran yasanın iptali için açtığı
davada mahkemenin oyçokluğuyla UBP'nin iddiasının aksine 1974
öncesi kendine ait olduğunu iddia ederek başvuran Rum'un
malını iade alabilmesinin anayasaya aykırı olmadığı
görüşüne varıldığını söyledi.
Anayasa
Mahkemesi'nin çok derinliğine inceleme yaptığını,
uluslararası hukuku ve KKTC hukukunu iyice incelediğini kaydeden
Avukat Erk, "Aynı zamanda 1985'te KKTC Anayasası kaleme
alınırken yapılan tartışmalar ve incelemelerde böyle
bir yorumun yapılması ve uluslararası hukuka uygun davranılması
kastedildiğini ve kendi anayasamızı bu doğrultuda
yorumlamamızın en doğrusu olduğu neticesine
varmıştır" dedi.
Avukat Emine
Erk, davacının mal iadesi yanında, manevi tazminatla ilgili
iddiaların da oyçokluğuyla reddedildiğini kaydederek,
yasanın herhangi bir maddesinin anayasaya aykırı
bulunmadığını, dolayısıyla Mal Tazmin
Komisyonu'nun çalışmasında herhangi bir sakınca
olmadığını ifade etti.
KIBRIS 22/06/06
Tazminatın çok yüksek olması bekleniyor
1960
"Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti"nin bayrağını çizen
İsmet Güney ve avukatı Mario
Georgiogi, Rum
yönetimi aleyhine açılan tazminat davasıyla ilgili açıklamada
bulundu:
Tazminatın
çok yüksek olması bekleniyor
1960
"Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti"nin bayrağını
çizen Kıbrıslı Türk ressam İsmet Güney, maddi olarak tazmin
edilmediği gerekçesiyle Rum yönetimi aleyhine dava açarak, tazminat talep
ediyor.
İsmet
Güney'in ayrıca, Rum yönetiminin ilk üç damga pulunun ressamı
olduğu ve Güney'in, Güney Kıbrıs'ta bilinen bir avukatlık
bürosu aracılığıyla, Rum adaletine başvurarak,
"telif haklarının" tazminatını talep ettiği
belirtildi.
Güney,
yaptığı çalışmalardan ötürü Makarios'un zamanında
kendisine her yıl 20 KL verileceğine dair söz verdiğini ancak
bunu yapmadığını savunarak, son 46 yıla dair tazminat
talep ediyor.
İsmet
Güney ve avukatı Marios Georgiou dün Kıbrıs TV'de
yayınlanan Kıbrıs'ta Bugün programına katılarak
program yapımcısı Gökhan Altıner'in sorularını
yanıtladı.
İsmet
Güney, bayrağı 1960 yılında çizdiğini, o yıllarda
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hem Rum hem de Türk toplumunu temsil
ettiğini belirtti. Günümüzde Kıbrıslı Türklerin ayrı
bir devlet kurduğunu ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kendinin
çizdiği bayrağı kullanmaya devam ettiğini söyleyen Güney, "Artık
Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir kurum yok. Kıbrıs Cumhuriyeti
artık Türkleri temsil etmiyor" dedi.
Beş yüz
kişinin katıldığı bir yarışmada birinci
gelerek çizdiği bayrağın kullanılmaya
başlandığını, daha sonra üç hatıra pulu ve resmi
amblemi de kendisinin yaptığını belirten Güney, kendisine
ödenilmesi vaat edilen paranın ödenmediğini kaydetti.
Güney,
bayrağı çizen kişi olarak bir takım maddi hakları
olduğunu, hakkını aramak amacıyla dava açmaya
hazırlandığını ancak amacının maddiyat
olmadığını belirterek, "Bayrağın
asılacağı gün beni davet etmediler özellikle bu konu beni çok
kırmıştır" dedi.
Kıbrıs
Cumhuriyeti bayrağını çizenin Kıbrıslı Türk
olduğunun Güney Kıbrıs'ta bilinmediğini kaydeden Güney,
bunu gösteren tüm kayıtların da silindiğini vurguladı.
Rum bir
avukatla anlaştığını söyleyen Güney, avukatın
durumu açıklayan bir metin yazdığını, bu metni
Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'a gönderdiklerini ve ona cevap
vermesi için 10 gün süre tanıdıklarını belirtti.
Güney, 10 gün
içinde yetkililerden cevap alamamaları halinde önce Rum Mahkemelerine
başvuracaklarını istenilen sonucun alınmaması halinde
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gideceklerini söyledi.
Georgiogi:
Tazminat 50 bin KL'den fazla olacak
İsmet
Güney'in avukatı Mario Georgiogi, İsmet Güney'in Kıbrıs
Cumhuriyeti bayrağını, ilk üç pulu ve resmi amblemi çizen kişi
olduğunu, resmi makamların kendisine ödenmesi gereken parayı
ödemediğini ve İsmet Güney'in hakkını aramak için kendisine
başvurduğunu söyledi.
Georgiogi, Rum
Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın
dün öğlen bir açıklama yaparak, tazminat ödenmesi gerekiyorsa bunun
yapılacağını ve İsmet Güney'in
onurlandırılacağını belirtti.
Davanın
güçlü bir dava olduğunu belirten Georgiogi, Rum yetkililerin 10 gün içinde
anlaşma taleplerine karşılık vermemesi halinde dava açmaya
hazırlandıklarını vurguladı.
Güney
Kıbrıs'ta Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını
çizenin Kıbrıslı Türk olduğunun bilinmediğini,
1960lı yıllarda yaşanan durum nedeniyle bu olayın üstünün
örtüldüğünü söyleyen Georgiogi, davanın olumlu sonuçları
olacağını, bunlardan en önemli olanın da iki toplumun
birbirlerine ne kadar yakın olduğunun görülmesi
olacağını kaydetti.
Ödenmesi
gereken tazminatın miktarının henüz
hesaplanmadığını kaydeden Georgiogi, tazminatın
evrensel prensiplere göre belirleneceğini ve kesinlikle 50bin
Kıbrıs Lirasının üzerinde bir miktar
olacağını belirtti.
Georgiogi, Rum
makamlarına verilen 10 günlük sürenin sonunda anlaşma
sağlanamaması halinde önce Rum Mahkemelerine ardından da Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesine gidileceğini söyledi.
Kıbrıs
sorununun bir an önce çözülmesi gerektiğini belirten Georgiogi,
"sorunun çözülmesiyle birlikte kendi içimizdeki sorunları kendimiz
halledebiliriz. Böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne de gerek
kalmaz" dedi.
KIBRIS 22/06/06
AB doğrudan ticareti başlatmalı
Olli Rehn AP
Dış İlişkiler Komitesi'nde Türkiye ve Kıbrıs
konusuna değindi:
AB
doğrudan ticareti başlatmalı
AB
Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Türkiye'nin Ek
Protokol'ü eksiksiz uygulaması gerektiğini ve AB'nin de Türk
toplumunun izolasyonunu kaldırma yönünde doğrudan ticareti
başlatması gerektiğini söyledi.
Rehn, geçen
hafta Lüksemburg'da Türkiye ile AB arasında fiili müzakerelere
başlanmış olmasının, "sürecin yolunda
ilerlediğini gösterdiğini" belirterek "Ancak artık
müzakerelere başlamış bir ülke olan Türkiye'den beklentilerimiz
doğal olarak arttı" dedi.
Avrupa
Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi, Rehn'in de
katılımıyla Hollandalı Hıristiyan Demokrat üye Camiel
Eurlings tarafından hazırlanan "Türkiye İlerleme
Raporu"nu tartışmaya başladı.
Rehn, yaptığı
konuşmada, Türkiye'nin siyasi kriterlere tam saygı göstermesinin son
derece önemli olduğunu belirterek, "Bu yıl kesinlikle yeni somut
ilerlemelere ihtiyaç hissediliyor. 3 yıldan fazla süren önemli reformlar
sürecinde hızın kaybedilmiş olmasından endişeleniyorum.
Bu Türkiye ile 12 Haziranda yapılan Ortaklık Konseyi'nde verilen
mesajdı" diye konuştu.
AB
Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Rehn, Türkiye'nin Gümrük
Birliği'ni Kıbrıs Rum kesimi dahil 10 yeni AB üyesine
genişleten Ek Protokol'ü eksiksiz uygulaması gerektiğini de
belirterek "Eğer sonbaharda büyük bir krizden kaçınmak
istiyorsak, Türkiye'nin sözlerine bağlı kalması gerekiyor"
dedi. Rehn, aynı şekilde Kıbrıs'ta tarafların
geçmişin adaletsizliklerinden şikayet etmeyi bırakarak,
pragmatik bir yaklaşımla önlerindeki çözüm için
çalışması, AB'nin de Türk toplumunun izolasyonunu
kaldırmada kararlı davranarak doğrudan ticareti
başlatması gerektiğini sözlerine ekledi.
KIBRIS 22/06/06
Mülkiyette yeni dönem
Mal Tazmin
Komisyonu, Kuzey'de kalan malları için başvuruda bulunan Rum mal
sahiplerinden üçüyle ilgili karar aldı. Komisyonun kararına göre,
başvuruda bulunan Rumlardan ikisine malları iade edilecek, birine
tazminat ödenecek
Mülkiyette yeni
dönem
ARESTİS'E
460 BİN KL TAZMİNAT ÖNERİLDİ... Kıbrıs
sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma
hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonu, Kuzey'de kalan malları
için başvuruda bulunan Rum mal sahiplerinden üçüyle ilgili karar
aldı. Varılan mutabakat uyarınca Tatlısu'daki eski arazileri
için başvuruda bulunan iki Rum'a malları iade edilecek, bir Rum'a da
malı karşılığında tazminat ödenecek. Komisyon,
AİHM gündemindeki kilit davalardan Arestis davasıyla ilgili olarak
mal sahibine de 460 bin Kıbrıs Lirası tazminat önerdi
EŞDEĞER
KARŞILIĞI MALLAR İADE KAPSAMI DIŞINDA... Mülkiyet
Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı gerçek veya
tüzel kişiye ait olmayan; konumu ve niteliği uyarınca ulusal
güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye
düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında.
Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş malların
iadesi yönünde karar alınması halinde, iade yasayla çözüm
sonrasına erteleniyor. Eşdeğer
karşılığı mallar ise iade kapsamı
dışında
Kıbrıs
sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma
hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonu, Kuzey'de kalan malları
için başvuruda bulunan Rumlardan üçüyle ilgili karar aldı.
Varılan mutabakat uyarınca Tatlısu'daki eski arazileri için
başvuruda bulunan iki Rum'a malları iade edilecek, bir Rum'a da
malı karşılığında tazminat ödenecek.
Komisyon,
AİHM gündemindeki kilit davalardan Arestis'e de 460 bin KL tazminat
önerdi.
16
başvurudan üçü sonuçlandı:
İki iade,
bir tazminat
TAK muhabirinin
Komisyon yetkililerinden edindiği bilgiye göre Rumlardan yoğun ilgi
gören komisyon, işleme koyduğu toplam 16 başvurudan üçünü karara
bağladı. Mahkemeye gerek kalmadan anlaşma imzalanması
yoluyla varılan mutabakat uyarınca, Tatlısu'daki eski malları
için başvuruda bulunan iki Rum'a malları iade edilecek.
Adları
açıklanmayan söz konusu iki Rum'a ait geniş arazinin, herhangi bir
KKTC vatandaşının kullanımında
olmadığına ve yasa uyarınca hemen iade kapsamına
girdiğine dikkat çeken ilgililer, malın iadesinin kamu
çıkarı açısından da sakınca
taşımadığını belirttiler.
Mülkiyet
Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı gerçek veya
tüzel kişiye ait olmayan; konumu ve niteliği uyarınca ulusal
güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye
düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında.
Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş malların
iadesi yönünde karar alınması halinde, iade yasayla çözüm
sonrasına erteleniyor. Eşdeğer
karşılığı mallar ise iade kapsamı dışında.
Bir Rum'a da
tazminat,
parayı
devlet ödeyecek
Mal Tazmin
Komisyonu'nun sonuçlandırdığı üçüncü başvuru sahibine
ise tazminat ödenmesi kararı alındı. Kuzey'de kalan eski
malına karşılık tazminat talebiyle Komisyon'a başvuran
Rum'la duruşmaya gerek kalmadan anlaşmaya varıldığı
öğrenilirken, Rum'un adı ve tazminat miktarı hakkında bilgi
alınamadı.
Mülkiyet
Yasası uyarınca tazminata karar verilmesi halinde bu miktar devlet
adına İçişleri Bakanlığı tarafından
ödenecek. Tazminat alan Rum'un mülkiyet hakkı da ortadan kalkacak.
Arestis'e 460
bin KL tazminat önerisi
Komisyon,
Loizidu davasının ardından Kıbrıs'taki mülkiyet
sorununun kilit davalarından AİHM gündemindeki Arestis davasıyla
ilgili olarak da karar üretti.
TAK muhabirinin
Komisyon yetkililerinden edindiği bilgiye göre kapalı Maraş
bölgesindeki malı için tazminat talebiyle AİHM'ye başvuran
Arestis'e Komisyon, 220 bini mal karşılığı, 240 bini
de gelir kaybı olmak üzere 460 bin KL tazminat önerdi. Öneriyi
yazılı olarak Arestis'in avukatına gönderen Komisyon, bu mal
için iade talebinin ise ilgili yasa uyarınca ancak çözümden sonra mümkün
olabileceği görüşüne vardı.
Arestis'in
tazminat önerisiyle ilgili henüz yanıt vermediği de öğrenildi.
Yasa ne
öngörüyor
Mal Tazmin
Komisyonu, Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorunu
konusunda iç hukuk oluşturma hedefiyle uzun tartışmaların
ardından 19 Aralık'ta yasalaşarak uygulamaya giren mülkiyet
yasası uyarınca oluşturulmuştu. Anayasa'nın 159'uncu
maddesine göre hazırlanan "Taşınmaz Malların Tazmini,
Takası ve İadesi" adlı yasayla oluşturulan
Taşınmaz Mal Komisyonu, Kuzey'de kalan Rum malları için
tazminat, takas ve mal iadesi öngören yasayı uygulamakla yükümlü
bulunuyor.
Sümer Erkmen
başkanlığındaki Taşınmaz Mal Komisyonu, Erol
Erozan, Güngör Günkan, Ayfer Said Erkmen, Aytekin Erin ve yabancı üyeler
Hans Christian Kruger ile Daniel Tarschys'den oluşuyor.
İç hukuk
kabul edilir mi?
Yasa
uyarınca mahkeme gibi çalışan Taşınmaz Mal
Komisyonu'nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından "iç
hukuk" olarak kabul edilip edilmeyeceğinin önümüzdeki günlerde
netleşmesi bekleniyor. AİHM, Arestis davasıyla ilgili
kararında, Komisyon'un 22 Haziran'a kadar sonuç alıcı
çalışma yapmasını istemişti.
AİHM, 22
Aralık 2005'te aldığı kararda Kıbrıslı Rum
Ksenides-Arestis'in "mülkiyet ve özel hayatla ilgili haklarının
çiğnendiğine" hükmetmiş ve Kuzey Kıbrıs'ta Rumlar
için tazmin komisyonu oluşturulması için 22 Mart 2006, komisyonun
fiili işlerlik kazandığını ispatlanması konusunda
ise 22 Haziran 2006'ya kadar süre tanımıştı.
Türkiye
AİHM'ye bilgi verecek
Kıbrıs'taki
mülkiyet sorunuyla ilgili muhatap kabul edilen Ankara'nın hafta içinde
Strasbourg'daki daimi temsilciliği aracılığıyla
KKTC'deki Mal Tazmin Komisyonu ve Komisyon'a Rumlar tarafından
yapılan başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda
AİHM'ye ayrıntılı bilgi vermesi bekleniyor.
AİHM
nasıl bir karar alacak
İletilecek
veriler ışığında, AİHM'nin gelecek aylarda
Ksenides-Arestis davasında yeni bir karar daha açıklaması
bekleniyor. Konuyla ilgili yorumlarda, iki olasılığa dikkat
çekiliyor.
İlk
olasılığa göre KKTC Mal Tazmin Komisyonu'nun
çalışmaları AİHM tarafından tatmin edici bulunacak ve
KKTC'de Rum başvuruları için etkin iç hukuk yolu
oluşturulduğuna karar verilecek. Böyle bir durumda AİHM'in gerek
Ksenides-Arestis'i, gerek gündemindeki Rum başvurularını Mal
Tazmin Komisyonu'na yöneltmesi bekleniyor. Bu durumda Rumlar ancak Komisyon
kararından memnun olmamaları halinde AİHM'ye gidebilecekler.
İkinci
olasılık ise AİHM'nin Mal Tazmin Komisyonu'nun gerçek anlamda
işlerlik kazanamadığı kanaatine varması. Böyle bir
durumda AİHM'nin Ksenides-Arestis'le ilgili tazminat kararını
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 41'inci maddesi temelinde bu
yıl sonuna doğru açıklayacağı tahmin ediliyor.
Ksenides-Arestis,
mahkeme masrafları da dâhil olmak üzere 2 milyon Euro'nun üzerinde
tazminat talep ediyor.
Loizidu
kararı
AİHM, 1996
yılında benzer bir davada Titina Loizidu adlı Rum
vatandaşını haklı bulmuş, 1998 yılında
Ankara'nın kendisine maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetmişti.
Ankara, 2003
yılı sonunda Loizidu'ya 1 milyon Euro'yu aşkın tazminat
ödemişti. AİHM'nin Türkiye'yi Ada'da "işgal gücü"
olarak tanımladığı Loizidu kararı, Rumların
mülkiyet başvuruları için emsal karar olma özelliğine sahip.
1400
başvuru askıda
Öte yandan,
AİHM gündemindeki 1400'ü aşkın Rum başvurusu da
Ksenides-Arestis kararı ve Mal Tazmin Komisyonu'nun nasıl
işleyeceğini bekliyor. Büyük çoğunluğu henüz
davalaşmamış olan bu başvuruların AİHM'ye büyük
yük oluşturduğu belirtiliyor.
Rum
basını: İlk imzalar atıldı
Rum
basını, Mal Tazmin Komisyonu'nun 2 Rum'la varılan mutabakat
sonucunda iade, Arestis'e ise tazminat önerisiyle ilgili olarak
yaptığı haberlerinde ilk imzaların
atıldığını duyurdu.
Politis
gazetesi, "İlk İmzalar Atıldı - Üç Davada Dostluk
Anlaşması Sağlandı" başlıkları
altında verdiği haberinde, KKTC'deki mallarının tazmini
için KKTC Tazmin Komisyonu'na ilk aşamada başvuruda bulunan sekiz
Kıbrıslı Rum'dan üçünün davasının, önceki gün
Komisyon'da görüşüldüğünü ve dostluk anlaşmasına (friendly
settlement) varılması sonucunda, ödenecek tazminatlara ilişkin
ilk imzaların da atıldığını iddia etti.
Gazete, elde
ettiği bilgilere dayandırarak verdiği haberinde, Tazmin
Komisyonu'nda davası karara bağlanan Kıbrıslı
Rumlardan birinin, halen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde
davası bekleyen kişilerden biri olduğunu ve Tazmin Komisyonu'nun
bu Kıbrıslı Rum'dan, AİHM'deki davasını
çekeceğine dair belge imzalamasını da istediğini savundu.
Gazete,
AİHM'de bulunan bir davaya çözüm getirmiş olmasının, iç
hukuk organı atanması için Kıbrıs Türk tarafının
eline, büyük bir argüman verdiğini belirterek, önceki gün toplanan ve üç
Kıbrıslı Rum'un davasına çözüm getiren Tazmin
Komisyonu'nda, verilecek tazminat miktarına ilişkin sıkı
pazarlıkların da yaşandığını iddia etti.
Gazete, bu
pazarlıklar sonrasında, üç Kıbrıslı Rum'a, talep
ettikleri tazminatın %10-15'inin altında bir miktarın verilmesi
konusunda anlaşmaya varıldığını,
Kıbrıslı Rumlara ödemelerin, birkaç gün sonra çek verilerek
yapılacağını yazdı.
Gazete,
verilecek çeklerin, aynı gün KKTC'deki bankalarda, Kıbrıslı
Rumların istedikleri para biriminde bozulabileceğini de belirterek,
paranın KKTC bankalarına yatırılması ya da Güney
Kıbrıs'ta dahil yurt dışındaki bankalara havale
edilmesi imkanının da bulunduğunu ifade etti.
Gazete, Türk
Lirası olarak ödenecek tazminatın, döviz kurları sebebiyle
istenilen tazminatı karşılamaması ya da paranın
gönderilen hesaba ulaşmaması durumunda, varılan dostluk
anlaşmasının iptalinin öngörüldüğünü kaydetti ve
paranın ödenmesinin ardından Kıbrıslı Rumların
anlaşmanın onaylandığına dair yeni bir belgeyi
imzalamakla yükümlü olduklarını da yazdı.
Öte yandan
Fileleftheros gazetesi, " 'Komisyon' Kararları Açıklamadan
Muallakta - 'Anayasa Mahkemesi' Bugün (dün) 'Yasallığı'
Konusunda Karar Verecek" başlıkları altında
verdiği haberinde, Ulusal Birlik Partisi tarafından KKTC Anayasa
Mahkemesi'ne yapılan ve mülk yasasının Anayasa'ya
aykırı olduğu savunulan başvuruya ilişkin kararın
bugün (dün) verilecek olmasına dikkat çekti.
Gazete, Tazmin
Komisyonu'nun dayandığı yasanın iptal edilmesi durumunda,
Tazmin Komisyonu'nun aldığı kararların muallakta kalacağını
savundu.
Gazete,
Kseni-Arestis'in AİHM'deki davasına ilişkin çözüm sunması
amacıyla Türkiye'ye tanınan sürenin, bugün dolacağını
belirterek, AİHM'nin, Tazmin Komisiyonu'nu iç hukuk organı olarak
tanısa dahi Türkiye'nin Kıbrıslı Rumlara yüklü miktarda
tazminatlar ödemek zorunda kalacağını yazdı.
KIBRIS 22/06/06
AB Komisyonu
KKTCde ofis açıyor
AB
ofisi, KKTCye verilecek mali yardımın koordinasyonunu yapacak. Ancak
ABdeki son hazırlıklara rağmen Türk tarafı, Rum
yönetiminin 139 milyon Euroluk mali yardım tüzüğünün
uygulanmasını engelleyeceği görüşünde.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 10:50 ET 22 Haziran 2006 Perşembe
BRÜKSEL
- 24 Nisan 2004teki referandumunda çözüme evet diyen Kıbrıs
Türklerinin izolasyonun kırılması için karar alan AB Komisyonu,
ilk somut adımı atmaya hazırlanıyor. Kuzey Kıbrıs
için çıkartılan doğrudan ticaret tüzüğü Rum vetosu
nedeniyle masada kalmış olsa da, Brüksel en azından mali
yardım tüzüğünü hayata geçirmekte kararlı.
Toplam 259 milyon Euro olarak öngörülen ancak
aralık 2005te 120 milyonu kaybedilen mali yardımın Kuzey
Kıbrısa transferi için AB, KKTCde program destek ofisi
açıyor.
AB, KKTCyi tanımadığı için Kuzeyde açılacak olan
ofis, hukuki statü olarak Güneyde aynı amaçla açılacak ofise
bağlı olacak. Ancak AB bayrağı Kuzeyde de dalgalanacak.
39 MİLYON EURO TEMMUZDA SERBEST BIRAKILACAK
Mali yardımın koordinasyonuna ilişkin kararlar ise
Lefkoşede değil Brükselde alınacak. 139 milyonluk
yardımın ilk bölümünün Temmuz ayında kullanılabilir hale
gelmesi bekleniyor.
AB ofisi, bu paranın hangi projelerde kullanılacağına karar
verecek. Mali yardımın Aralık 2008e kadar
kullanılması gerekiyor. Bu süre zarfında KKTCnin daha önce
kaybettiği 120 milyon da konsey kararının ardından toplama
eklenmesi bekleniyor.
RUMLAR SORUN YARATABİLİR
AB cephesindeki yoğun hazırlığa rağmen Türk
tarafı, mali yardım tüzüğünün uygulanabileceğinden
şüpheli. Türk diplomatik kaynaklar, Avrupa Birliğine uygulamada
zorlanabilecekleri uyarısı yaptık. Zira Kuzeyin izolasyonunun
devamını isteyen Rumlar uygulamayı engellemek için ellerinden
geleni yapacaktır diyor.
AB kaynakları da, bazı projeler için Rumları ikna etmenin zor
olacağını kabul ediyor.
KKTC'de AB ofisi temmuzda açılıyor
23 Haziran, 2006 09:42:00 (TSİ) CNN TURK
Avrupa Birliği Komisyonu'nun KKTC'de açacağı ofis
için son aşamaya gelindi. Herhangi bir teknik sorunla
karşılaşılmaması halinde, mali yardımın
kullanılmasında koordinasyon görevi üstlenecek AB ofisi temmuz
ayı başında açılacak.
Rumların
yoğun itirazları sebebiyle uzun süre nerede
açılacağına karar verilemeyen AB ofisinin 'program destek ofisi'
sıfatıyla KKTC'de açılması kesinleşti.
Organizasyon açısından Brüksel'e bağlı olarak
çalışacak olan ofis, mali yardım kapsamında gelecek
projelerin koordinasyonu ve Kıbrıs Türk toplumuyla temas görevini
üstlenecek.
120 milyon euro kurtarılmak isteniyor
AB'nin KKTC'ye vermeyi kabul ettiği 259 milyon euronun geçtiğimiz
yıl zaman aşımı sebebiyle kullanılamaz hale gelen 120
milyon euro tutarındaki kısmının kurtarılması
için de çalışmalar son aşamasında.
AB Komisyonu'nun bütçe birimleri bu konuda son öneriyi yapma
aşamasına geldi.
Bu miktarın sonbaharda kullanılabilir hale gelmesi öngörülüyor.
Mal Tazmin Komisyonu kararları
Türkiye, KKTC'deki mülkiyet sorununun çözümü için kurulan Tazmin Komisyonu'nun
çalışmalarıyla ilgili raporu AİHM'e sundu.
Raporda, KKTC'deki Mal Tazmin Komisyonu ve Komisyon'a Rumlar tarafından
yapılan başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda
ayrıntılı bilgiler verildi.
Mahkemeye iletilen bilgiler çerçevesinde, AİHM'nin gelecek aylarda
Ksenides-Arestis davasında yeni bir karar daha açıklaması
bekleniyor.
Eğer komisyonun çalışmaları Yüksek Mahkeme tarafından
tatmin edici bulunursa, Yüksek Mahkeme'de bulunan 400'ü aşkın
mülkiyet davasının Komisyon'a yönlendirilmesi gündeme
gelebilir.
KKTC'de, mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma hedefiyle, yasayla kurulan
Mal Tazmin Komisyonu Rum kesiminden büyük tepki görmüştü.
Komisyon, Kuzey Kıbrıs'ta kalan eski malları için başvuruda
bulunan Rumlardan üçüyle ilgili karar almış, varılan mutabakat
uyarınca Tatlısu'daki eski arazileri için başvuran iki Ruma
mallarının iadesi, bir Ruma da malı
karşılığında tazminat ödenmesine karar
verilmişti.
Komisyon, AİHM'in gündemindeki kilit davalardan birinin sahibi Arestis'e
de 1 milyon 610 bin YTL tazminat önermişti.
Rum tarafı 'aldatmaca' dedi
Kıbrıs Rum yönetimi, KKTC'de mülkiyet sorununa iç hukuk
oluşturmak için kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun, Kuzey
Kıbrıs'ta kalan eski malları için başvuruda bulunan
Rumlardan ikisine 'eski mallarını iade', birine de 'malı
karşılığı tazminat ödeme' kararının
'aldatmaca' olduğunu ileri sürmüştü..
Rum kesimi: "Mal iadesi Türk oyunu"
''Sahte
devletteki yasadışı komisyon Türklere hizmettir''
22 Haziran, 2006 15:31:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs Rum yönetimi, KKTC'de mülkiyet sorununa iç hukuk
oluşturmak için kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun, Kuzey
Kıbrıs'ta kalan eski malları için başvuruda bulunan
Rumlardan ikisine 'eski mallarını iade', birine de 'malı karşılığı
tazminat ödeme' kararının 'aldatmaca' olduğunu ileri sürdü.
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, ''Rum'un 'çok güzel
yaptınız' demesini beklemiyorduk'' dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Rum yönetimi sözcüsü Hristodulos
Pashiardis, kararın 'Türkiye'nin, tüm yerlerinden edilmiş
Kıbrıslı Rumların tazmin edilmesi için fonksiyonel ve
tatminkar bir iç mekanizmanın bulunduğunu kanıtlama yönünde
aldatıcı bir hareketi olduğunu' ileri sürdü.
Rum sözcü, 'iki Kıbrıslı Ruma mallarının seçilerek
iade edilmesinin, diğer bir Kıbrıslı Ruma
açıklanmamış bir tazminat verilmesinin ve Arestis'e,
malının ancak Kıbrıs sorununun çözümünden sonra iade
edilebileceğinin bildirilerek önerilen tazminat miktarının,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'tüm yasal hak sahiplerinin
mülkiyet haklarının iade edilmesi ve tazminat şekilleri'
konusundaki emirlerine uygun olmadığını' iddia etti.
"Fırsatçı Türk oyunları..."
Pashiardis, ''bunlar, bitiş tarihi olan ve Türkiye'nin, devam etmekte olan
Kıbrıslı Rumların mallarının sömürülmesi suçundan
kurtulması çabalarına bazı Kıbrıslı
Rumların, istekleri dışında, katılmalarını
sağlamak amacını taşıyan fırsatçı Türk
oyunlarından başka bir şey değildir'' iddiasında
bulundu.
"Sahte devlette, yasadışı komisyon"
Pashiardis, her vatandaşın yasal yolları
kullanarak kişisel haklarına saygı gösterilmesini talep etmesine
saygı duyduklarını, ancak bu hakkın 'sahte' devlette
bulunan 'yasadışı' bir Tazmin Komisyonu
aracılığıyla kullanılmasının, malları
'yasadışı' bir biçimde 'işgal' altında bulunan
Kıbrıslı Rumların haklarını tam olarak tatmin
etmeye yanaşmayan Türkiye'nin bu çabalarına hizmet sunacağını
savundu.
AKEL Rumlara yüklendi
AKEL Partisi Basın Sözcüsü Andros Kiprianu da, Tazmin Komisyonu'na
başvuruda bulunan üç Kıbrıslı Rumun eylemlerinin,
Kıbrıs sorununun çözüm çabalarının altını
oyduğunu söyledi.
Kıbrıs sorununun siyasi bir sorun olduğunu ve hukuki süreçlerin
esiri olmaması gerektiğini belirten Kiprianu, ''bu tür eylemlerin,
Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için harcamakta olduğumuz
çabaların altını oyduğunu anlamamız gerekir'' dedi.
Talat: "Takdir beklemiyorduk"
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Kıbrıs Rum
yönetiminin, Mal Tazmin Komisyonu'nun aldığı karara yönelik
tepkisiyle ilgili olarak, ''Rum'un 'çok güzel yaptınız' demesini
beklemiyorduk'' dedi.
Mal Tazmin Komisyonu'nun etkin çalışıp
çalışmadığına Rum tarafının değil,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin karar vereceğini belirten
Talat, ''mahkeme gibi çalışan bir komisyon, bu kadar kısa sürede
böylesine önemli ve kapsamlı kararlar üretti. Bu gerçekten bir
başarıdır'' diye konuştu.
Ercan Havaalanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan
KKTC lideri, bu hukuk yoluyla ne mülkiyet sorununu, ne de bütün mağdurların
sorunlarını çözme iddiasında olduklarını, ancak
çözümsüzlük koşullarında mağduriyetlerinin giderilmesini isteyen
insanlara çözüm üreteceklerini, iddialarının bu olduğunu kaydetti.
Talat, ''biz bugün geçici, çözümsüzlük koşullarında bir formül yarattık.
Komisyonun kararını beğenmeyen Yüksek İdare Mahkemesi'ne,
onu da beğenmeyen AİHM'ye başvurabilir. Önemli olan bu
komisyonun etkin çalışan, çare üreten bir komisyon
olmasıdır'' dedi.
|
ADA'YA BM ZİYARETİ |
|
BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı İbrahim Gambari, temmuz ayının ilk
haftasında Atina, Ankara ve Kıbrıs'ı kapsayan bir bölge
turuna çıkmaya hazırlanıyor. Tarafları yüzleştirme çabası Adaya 6 temmuzda varması beklenen Gambari, Kıbrıs
ziyaretinin son günü olan 8 temmuzda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'u
'tarafsız bir yerde' yüz yüze olarak bir araya getirmeye
çalışacak. Talat, bu görüşmeye onay verirken, Rum tarafından
henüz herhangi bir açıklama yapılmadı |
CNN TURK 22/06/06
Bakü, otel bile vermedi
Uğur ERGAN / BAKÜ - ANKARA
KKTCye destek
kararlarını önlemek için İKÖnün Baküdeki
Dışişleri Bakanları toplantısına giden
Kıbrıs Rum Kesimi Moskova Elçisi Pantelides, hüsrana
uğradı. Azerbaycan yönetiminin hiçbir otelde yer göstermediği
Elçi, sokakta kaldı.
KIBRIS Rum Kesiminin Moskova Büyükelçisi Leonidas Pantelidesin,
Baküde önceki gün sona eren İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Dışişleri
Bakanları toplantısından KKTCye tam destek veren
kararların çıkmasını önlemek için yapmak istediği
girişim, hüsranla sonuçlandı. Azerbaycan yönetimi, İKÖ toplantısı
için akreditasyon vermeyip hiçbir otelde yer göstermeyince, Rum Büyükelçi 19
Haziranı 20 Hazirana bağlayan geceyi Baküde sokakları,
açık bar ve restoranları dolaşarak geçirmek zorunda kaldı.
İlginç olay şöyle gerçekleşti:
ANKARA UYARDI
Türkiye, daha önceleri olduğu gibi Rum Kesiminin bölgeden bir
büyükelçisini İKÖ toplantısına göndereceğinden haberdar
oldu. Bunun üzerine Azerbaycan nezdinde girişimde bulunarak, bir Rum
temsilcinin İKÖ toplantısına gelmesine izin verilmemesini
istedi. Türkiyenin istihbaratı doğru çıktı ve Baküde
temsilciliği olmayan Rum yönetimi, Moskova Büyükelçisi Pantelidesi
Baküye göndermek istediğini Azerbaycan yönetimine iletti.
Ancak Azerbaycan yönetimi, Rum büyükelçiyle irtibata geçerek kendisine
akreditasyon verilemeyeceğini, Baküdeki tüm oteller dolu olduğu için
de yer gösteremeyeceğini bildirdi. Azeri yönetimi bu şartlar
altında Büyükelçinin "turist" olarak Baküye gelmesinin
engellenmesinin ise sözkonusu olmayacağını söyledi. Baküye
gelen Rum Elçi, sabaha kadar gezmek zorunda kaldı.
YEMENDE DE DENEDİLER
İKÖ Dışişleri Bakanlarının bundan önce
Yemende yapılan toplantısına Yemendeki Rum Büyükelçi girmeyi
başarmıştı. Kimseye belli etmeden aile
fotoğrafında da yer almak isteyen Büyükelçiyi Türkiye heyeti tespit
edince, Yemenli yetkililer çekimin yapıldığı salondan
uzaklaştırmışlardı.
İKÖ, Rum elçinin girişimini kınadı
Rum Büyükelçi, İKÖnün KKTCye açık destek vermesini engelleyemezken,
İKÖnün Kıbrıslı Türklerle ilgili aldığı
kararlardan birisi de, "Kıbrıslı Türklere uygulanan
izolasyonların kaldırılması için yürütülen
çalışmaların engellenmesi girişimlerini kınamak"
oldu.
Sabaha kadar barları dolaştı
İKÖ toplantısının başladığı 19 Haziran
günü kimseye haber vermeden Moskovadan Baküye gelen Pantelidesin,
akreditasyon ve bir otelde yer bulunması talebi bir kez daha geri
çevrildi. Rum Büyükelçiyi gizlice gözetim altında tutan Azeri yetkililer,
19 Haziranı 20 Hazirana bağlayan geceyi Baküde barları ve
açık olan restoranları gezerek geçirdiğini belirledi.
HURRIYET 23/06/06
Yeni Rum
Bakan: Veto tehdidi vetodan etkili
Kıbrıs Rum Yönetiminin yeni Dışişleri Bakanı
Yorgo Lillikas, ABde Türkiyeyi veto tehdidiyle sıkıştırma
taktiğine devam edeceklerinin işaretini verdi.
Dışişleri Bakanı olarak Atinaya ilk

ziyaretini gerçekleştiren ve Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani ile görüşen Lillikas
"veto tehdidi veto kullanılmasından daha iyi netice
veriyor" dedi.
Türkiye-AB arasındaki son ortaklık konseyi toplantısında,
Rum Yönetiminin vetosunu kullanacağını resmen
açıklamamakla birlikte, metinde yeralması için bir dizi talepte
bulunduğunu belirten Lillikas "Türkiyenin üyelik müzakerelerinin
başlangıcında, daha ilk dosyanın açılmasıyla hem
siyasi kriterlere hem de Kıbrısa değinilmesini
sağladık. Büyük başarı elde ettik. Bunu
tekrarlayacağız. Karar metninde bu konulara değinilmesi ilerisi
için fevkalade yararlı olacak" diye konuştu. Lillikas,
"Eğer hedeflerimize ulaşamasaydık, Türkiye ile ilgili
dosyalar açılmayacaktı" diye ekledi. Rum bakan, ABde
Türkiyenin "ikna edilmesini" hedefleyen çabalarını ekim
ayına kadar sürdüreceklerini de belirterek, Rum Yönetiminin uzlaşmaz
tavrının değişmeyeceğini gösterdi.
HURRIYET
23/06/06
Kıbrıs,
Türkiyenin AB üyeliğini engellemesin
Kasım CİNDEMİR / WASHİNGTON
ABDnin en saygın ve etkili düşünce kuruluşlarından
"Council on Foreign Relations" 1 Mart tezkeresinden bu yana sık
sık sorunlara sahne olan Türk-Amerikan ilişkilerinin iyileşmesi
ve Türkiyenin Batıdaki yerini alması için bir dizi öneride bulundu.
CFR tarafından yayınlanan raporda, biri acil ve kısa vadeli
sorunlara yönelik olmak üzere "iki kulvarlı" bir paketin
işletilmesinin yararlarına dikkat çekildi.
Kısa vadeli öneriler arasında, Irakın toprak bütünlüğünün
korunmasının her iki ülke tarafından da istendiği ifade
edildikten sonra, ABD-Türkiye ve Irak arasındaki üçlü diyaloğun
işlevsel hale getirilmesine işaret edildi. Bu çerçevede, K.
Irakın statüsü, ortak çıkar alanları ve güven artırıcı
önlemlerle, PKKya karşı ortak hareketin yollarının düzenli
olarak ele alınabileceği ifade edildi. Öneriler şöyle:
KIBRIS ENGEL OLMAMALI
Kıbrıs meselesinin, Türkiyenin AB üyeliği önünde engel
oluşturmasına izin verilmemeli. ABD diplomasisinin görevlerinden
biri, AB ile güçlü bağlarını, Türkiyenin Batıdaki yerini
almasına yönlendirmektir.
ABD, AB üzerindeki nüfuzunu, Rum tarafının
"yapıcı" olması için kullanmalıdır. ABDnin
uzun bir süredir boş olan "Kıbrıs Özel Koordinatörü"
kadrosuna atama yapılmalıdır.
ABD, KKTCdeki diplomatik temsil düzeyini daha üst düzeye çıkarabilir.
ABD Donanmasına ait savaş gemileri KKTC limanlarında durabilir.
ABD, KKTC ile ticaretini geliştirebilir.
İŞBİRLİĞİ KOMİSYONU KURULSUN
Daha uzun vadeye yönelik somut öneriler arasında ise Türk-Amerikan
İşbirliği Komisyonunun kurulmasına dikkat çekildi. Raporu
kaleme alan Steven Cook ve Elizabeth Sherwood-Randall, Bush yönetimini Ermeni
soykırımı tasarılarına karşı çıkmaya
devam etmeye çağırarak, tasarının kabul edilmesinin ikili
ilişkilere daha fazla zarar vereceği uyarısında bulundular.
HURRIYET 23/06/06
Rum
Kesimi tepkili: Tazmin, Türk oyunu
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
KKTC Mal Tazmin Komisyonu'nun iki Ruma mal iadesi, bir Ruma da tazminat öngören
bir karar alması Rum Yönetimi tarafından "aldatmaca" diye
tanımlandı. Rum Hükümet Sözcüsü Hristodulos Paşardis,
yaptığı yazılı açıklamada, Mal Tazmin
Komisyonu'nun kararını, "Bu kararlar fırsatçı Türk
oyunlarından başka bir şey değildir" diye
yorumladı.
Paşardis, Tazmin Komisyonu'nun kararının, "Türkiye'nin, tüm
yerlerinden edilmiş Kıbrıslı Rumların
mallarının tazmin edilmesi için fonksiyonel bir iç mekanizmanın
bulunduğunu kanıtlama yönünde aldatıcı bir hareketi
olduğunu" savundu. Paşardis, Rum Yönetimi'nin "Her
vatandaşın, yasal yolları kullanarak kişisel
haklarını talep etmesine saygı duyduğunu, ancak bu
hakkın sahte devlette bulunan yasadışı bir komisyon
aracılığıyla kullanılmasının Türkiye'ye
hizmet edeceğini" söyledi. Komünist AKEL partisinin basın
sözcüsü Andros Kipriyanu ise, Rumların Tazmin Komisyonu'na
başvurmasının, Kıbrıs sorununun çözüm
çabalarının altını oyduğunu söyledi.
MILLIYET
23/06/06
AB,
KKTC'de ofis açıyor
Avrupa Birliği'nin temmuzda açacağı temsilcilik, yardım
koordinasyonu ve Türk toplumuyla ilişkilerden sorumlu olacak
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun KKTC'de açacağı ofis için son
aşamaya gelindi. Herhangi bir teknik sorunla
karşılaşılmaması halinde mali yardımın
kullanılmasında koordinasyon görevi üstlenecek olan AB ofisinin,
temmuz ayı başında açılması öngörülüyor.
Rumların yoğun itirazları nedeniyle uzun süre nerede
açılacağına karar verilemeyen AB ofisinin "program destek
ofisi" sıfatıyla KKTC'de açılması kesinleşti.
Organizasyon açısından Brüksel'e bağlı olarak
çalışacak olan ofis, mali yardım kapsamında gelecek
projelerin koordinasyonu ve Kıbrıs Türk toplumuyla temas görevini
üstlenecek. Ofisin ilk aşamalarda fazla etkin olması beklenmezken,
etkinliğin projelerin sunulmasına paralel olarak artacağı
belirtiliyor.
AB'nin KKTC'ye proje karşılığında kullanılmak
üzere vermeyi kabul ettiği 259 milyon euro'nun geçtiğimiz yıl
zaman aşımı nedeniyle kadük hale gelen 120 milyon euro
tutarındaki kısmının da kurtarılması için
çalışmalar son aşamasında. AB Komisyonu'nun bütçe birimleri
bu konuda son öneriyi yapma aşamasına geldi. Bu miktarın
sonbaharda kullanılabilir hale gelmesi öngörülüyor. Mali
yardımın kullanılması konusunda Brüksel, Kıbrıs
Rum Kesimi'yle sürekli danışma halinde olacak.
MILLIYET 23/06/06
Tatlısu
halkı tedirgin

KKTC'de Mal Tazmin Komisyonu'nun Tatlısu Beldesi'nden 2 araziyi Ruma iade
kararından tedirgin olan belde halkı tepkilerini Milliyet muhabiri
Sefa Karahasan'a (ortada) aktardı. 1974'ten önce Rum beldesi olan ve
74'ten sonra Türkiyelilerin yerleştirildiği beldede halk, evlerinden çıkartılacakları
korkusu yaşıyor. Tazmin Komisyonu'nun mal iadesi kararı
verdiği 2 Rumun Tatlısu'daki arazileri herhangi bir KKTC
vatandaşı tarafından kullanılmıyor.
MILLIYET
23/06/06
The Independent
Kürdistan:
Bir ulus mu doğuyor?
İngiliz The Independent gazetesinde dün yer alan "Kürdistan: Bir ulus
mu doğuyor?" başlıklı haber-analizde, Kuzey Irak'taki
Kürtlerin Irak savaşından güçlenerek çıktığı
belirtildi. Independent yazarı Patrick Cockburn, "Irak Kürdistanı
teoride bağımsız bir devlet olmasa da BM'nin birçok üyesinden
daha güçlü durumda. Etkili ordusu var. Halen Irak'ın bir parçası,
ancak aldığı kararlarda Bağdat'ın etkisi az" diye
yazdı. Analizde, 2003'te Saddam rejimi devrildiğinde belirli bir
özerkliğe sahip olan Kürtlerin özerkliklerini kaybetmekten, ABD'nin 40 bin
Türk askerle Kuzey Irak'a girme planlarının TBMM tarafından
reddedilmesiyle kurtulduğu kaydedildi. Yazıda, "Kürtler bir
gecede ABD'nin Irak'taki müttefiki haline geldi. Ancak her şey
değişebilir. ABD, Irak'tan askerlerinin çekmesinin ardından
yüzünü bir kez daha eski müttefiki Türkiye'ye dönebilir" dendi.
MILLIYET
23/06/06
* * *
MÜZAKERE
KESİLİRSE NE OLUR ?
Son günlerde, Başbakan başta olma üzere, birçok çevrede "AB ile
müzakereler Kıbrıs nedeniyle kesilirse kesilsin"
anlayışı yaygınlaşıyor.
Türkiye, Rum gemilerine limanlarını açıp açmamak konusunda
haklı bir tutum içinde. Bu konuda bir vaadimiz var.17 Aralık
kararında imzamız bulunuyor. Tam üye olan yeni ülkelere Gümrük
Birliği çerçevesinde limanlarımızı açmak zorundayız.
Doğrudur ve bunu da eninde sonunda yerine getireceğiz.
Limanların açılması teknik bir konu. Gümrük Birliği
anlaşmasından kaynaklanan bir taahhüt.
Ancak, aynı konuda bizim de sorunlarımız var.
1. Gümrük Birliği çerçevesinde AB ülkelerinin uygulamadıkları
taahhütleri var. Örneğin, iş adamlarımıza vize
uygulaması sürüyor.
2. AB'nin KKTC'ye yönelik kısıtlamaların
kaldırılacağına dair verdiği ve yerine
getirmediği sözler var.
Türkiye, işte bu iki gerekçeye dayanarak, limanlarını açmak
istemiyor. Gümrük Birliği ile ilgili tüm sorunların -Kıbrıs
konusu dahil olmak üzere- ele alınmasını ve tümünün çözülmesini
istiyor.AB ise öncelikle Kıbrıs konusundaki taahhüdümüzün yerine
getirilmesi için bastırıyor. Eğer bu yıl sonuna kadar
çözümlenmezse, Tam Üyelik Müzakerelerinin askıya alınabileceğini
söylüyor.
Başbakan'ın tepkisini de biliyoruz: Ne yapalım, askıya
alınırsa alınsın
Peki, müzakereler askıya alınırsa ne olur ?
Katılma müzakerelerinin askıya alınması, hem Türkiye, hem
de AB açısından sorunlarla dolu yeni bir süreci başlatır.
Müzakereleri askıya almak kolay, ancak yeniden başlatmak zordur.
Bunun en tehlikeli yanı da,müzakereleri yeniden başlatma
noktasına gelindiğinde ortaya çıkar. Zira o zaman,
onayını vermesi gereken taraf durumuna girecek olan Kıbrıs
ek ödünler isteyecektir. Ek ödün elde edemedikçe de, müzakereler üstündeki
vetosunu sürdürecek.
Sonunda hem Türkiye, hem de faturanın diğer tarafını
ödeyecek olan AB zararlı çıkacak. Türkiye ek ödün vermedikçe, AB
Kıbrıs'ı tatmin etmek için elini cebine atmak zorunda kalacak.
Müzakerelerin askıya alınması, genel olarak Türkiye'ye
yatırım yapmayı planlayanlar ve kredi açacak olan
uluslararası kuruluşlar arasında rahatsızlık
yaratacak. Olumsuz bir hava doğacak ve bunun sonucunda, Türkiye
kredilerinin pahallanması, ekonomik notların düşmesi ve yatırımcılarda
tereddütler doğacak.
Bu tehlikeler bilindiğinden dolayı, büyük olasılıkla orta
yol formülleri aranacak.
Kıbrıs'ı ve Türkiye'yi tatmin edecek çözümler üretilecek,
sonuş alınamadığı taktirde de, müzakerelerin resmen
askıya alındığı söylenmeyecek ve bir deklarasyon
yayınlanmasıyla yetinilecek. Bu tutum da, Kıbrıs'ın
vetosunu kullanmasına yol açacak.
Bir başka deyişle, Kıbrıs'ın Türkiye'yi rehine
almasına göz yumulacak.
Anlayacağınız, her iki tarafta bol keseden "müzakerelerin
askıya alınmasından" söz ederken, ufuktaki büyük tehlikeyi
gözden kaçırıyorlar.
Belki en çok biz kaybedeceğiz, ancak AB'nin de kayıpları
olacağını unutmamak gerekir.
MEHMET ALI
BIRAND MILLIYET 23/06/06
Tatlısu'yu
aldı bir düşünce
|
|
|
Girne'nin doğusundaki
Tatlısu, 1974 öncesi Rumlara aitti. Burada şimdi 1200 Türkiyeli
yaşıyor. |
KKTC'de Tazmin
Komisyonu kararıyla arazileri iki Rum'a iade edilecek Tatlısu'daki
Türkiyeli göçmenler, 'Bizi buraya Türkiye yerleştirdi. Şimdi ne
olacağız' diyor. Rum Yönetimi, komisyon kararını 'Aldatmaca'
diye niteledi
23/06/2006
SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA
- KKTC'de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) talebi
doğrultusunda Rumlarla mülkiyet sorunlarını çözebilecek iç hukuk
yolu olması için oluşturulan Tazmin Komisyonu tarihi bir karara imza
attı, ama iki Rum'a mallarının iadesi birine de tazminat
ödenmesi kararı bazı kesimlerde tedirginlik yarattı. İki
Rum'a iade edilecek arazilerin bulunduğu Girne'nin doğusunda kalan
Tatlısu beldesindeki halk "Bizleri buraya Türkiye yerleştirdi.
Bizleri kandırdılar. Şimdi ne olacağız" diye
soruyor.
Radikal, komisyon kararı sonrası 1200 nüfuslu Tatlısu'da
halkın nabzını tuttu. 1974'teki Barış Harekâtı
öncesi Rum beldesi olan Tatlısu'ya daha sonra Türkiye göçmenleri
yerleştirilmiş. Mal iadesinin harekâtın sorgulanması
anlamına geldiğini savunan Tatlısu sakinleri, "Bizi Türkiye
yerleştirdi. Tapu dağıtılırken kimse 'Buraları
Rum malları, sizden geri alınabilir' demedi. Bizi neden
kandırdılar" diye şikâyet ediyor.
Emlakçılar cirit
atıyor
Muhtar Bayram İnce, "Malımıza gözümüz gibi baktık.
İnsanlar 'malımızı elimizden alacaklar' diye tedirgin"
derken, emekli Osman Yalçın, "Benim malımı Rum'a
pazarlıyorlar. Gençliğimizi, hayatımızı buraya
verdik" tepkisini gösteriyor. İşçi Osman Uyanık ise
"Karardan sonra emlakçılar beldeye aktı. Biz ne
olacağız? Bir açıklama yapılmalı" diye soruyor.
Belde Belediye Başkanı Hayri Orçan da, 30 yıldır burada
yaşayanlara kararı uygulatmanın zorluğunu şöyle anlatıyor:
"Bizlere KKTC devleti tapu dağıttı. Şimdi 30
yıldır burada yaşayan adama sen çık, Rum gelecek nasıl
deriz?"
Rum Yönetimi ise komisyonun üç Rum'la sağladığı
anlaşmaları 'aldatmaca' diye niteledi. Hükümet Sözcüsü Hristodulos
Paşiardis, "Bu kararlar fırsatçı Türk oyunlarından
başka bir şey değil" dedi. Türkiye'nin Maraş'taki mallarının
iadesini isteyen Arestis'in davasına dair görüşlerini AİHM'-ye
sunacağı tarihin son gününde komisyonun karar almasının
bilinçli olduğunu savunan Paşiardis, 'önerilerin, AİHM'nin 'tüm
yasal hak sahiplerinin mülkiyet haklarının iadesi ve tazminat
şekillerine' dair emirlerine uymadığını' iddia etti.
Rum sözcü bu gelişmenin sadece Türkiye'ye yarayacağını
savundu. İktidarın büyük ortağı AKEL de komisyona
başvuran üç Rum'u çözüm çabalarının altını oymakla
suçladı.
Talat alkış
beklemiyor
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise buna "Rum'un 'çok güzel
yaptınız' demesini beklemiyorduk" yanıtını verdi.
"Mahkeme gibi çalışan komisyon, bu kısa süre içinde önemli
ve kapsamlı kararlar üretti. Bu bir başarıdır" diyen
Talat, komisyonun çare üretip üretmediğine Rumlar değil,
AİHM'-nin karar vereceğini belirtti.
Türkiye raporunu
iletti
Bu arada Türkiye, Komisyon'un çalışmalarıyla ilgili raporunu,
dün akşam AİHM'ye sundu. Mahkemenin, raporu inceledikten sonra
Arestis davasında yeni bir karar daha açıklaması bekleniyor.
KKTC'de
AB ofisi açılacak
23/06/2006
RADIKAL
RADİKAL - BRÜKSEL - AB, KKTC'de ilk ofisini
açmaya hazırlanıyor. Rumların yoğun itirazları
nedeniyle uzun süre nerede açılacağına karar verilemeyen ofisin
temmuz başında açılması öngörülüyor. 'Program destek ofisi'
sıfatıyla çalışacak ofis, mali yardım kapsamında
gelecek projelerin koordinasyonu ve Kıbrıs Türk toplumuyla temas
görevini üstlenecek. Ofisin ilk aşamalarda fazla etkin olması
beklenmezken etkinliğin projelerin sunulmasına paralel
olarak artacağı belirtiliyor. Bu arada AB'nin KKTC'ye vermeyi kabul
ettiği yardımın zaman aşımına uğrayan 120
milyon avroluk kısmının kurtarılması için
çalışma yapılıyor.
KKTC'deki AB ofisi 1 Temmuz'da aç
Rumların
şiddetle karşı çıktığı KKTC'deki "AB
Ofisi"nin temmuz sonu değil, 1 Temmuz'da açılacağı
bildirildi. "AB Ofisi", KKTC'ye verilecek mali yardımın
koordinasyonunu yapacak. Ancak AB'deki son hazırlıklara rağmen
Türk tarafı, Rum yönetiminin 139 milyon Euro'luk mali yardım
tüzüğünün uygulanmasını engelleyeceği görüşünde.
24 Nisan
2004'teki referandumunda çözüme 'evet' diyen Kıbrıs Türklerinin
izolasyonun kırılması için karar alan AB Komisyonu, ilk somut
adımı atmaya hazırlanıyor.
Kuzey
Kıbrıs için çıkartılan Doğrudan Ticaret Tüzüğü
Rum vetosu nedeniyle masada kalmış olsa da, Brüksel en azından
Mali Yardım Tüzüğü'nü hayata geçirmekte kararlı.
Toplam 259
milyon Euro olarak öngörülen ancak aralık 2005'te 120 milyonu kaybedilen
mali yardımın Kuzey Kıbrıs'a transferi için AB, 1 Temmuz'da
KKTC'de 'program destek ofisi' açıyor.
AB, KKTC'yi
tanımadığı için kuzeyde açılacak olan ofis, hukuki
statü olarak güneyde aynı amaçla açılacak ofise bağlı
olacak. Ancak AB bayrağı kuzeyde de dalgalanacak.
39 milyon Euro
temmuzda
serbest
bırakılacak
Mali
yardımın koordinasyonuna ilişkin kararlar ise Lefkoşa'da
değil Brüksel'de alınacak. 139 milyonluk yardımın ilk
bölümünün temmuz ayında kullanılabilir hale gelmesi bekleniyor.
AB ofisi, bu
paranın hangi projelerde kullanılacağına karar verecek.
Mali yardımın Aralık 2008'e kadar kullanılması
gerekiyor. Bu süre zarfında KKTC'nin daha önce kaybettiği 120 milyon
da konsey kararının ardından toplama eklenmesi bekleniyor.
Rumlar sorun
yaratabilir
AB cephesindeki
yoğun hazırlığa rağmen Türk tarafı, Mali
Yardım Tüzüğü'nün uygulanabileceğinden şüpheli. Türk
diplomatik kaynaklar, "Avrupa Birliği'ne uygulamada
zorlanabilecekleri uyarısı yaptık. Zira kuzeyin izolasyonunun
devamını isteyen Rumlar uygulamayı engellemek için ellerinden
geleni yapacaktır" diyor.
AB
kaynakları da, bazı projeler için Rumları ikna etmenin zor
olacağını kabul ediyor.
KIBRIS 23/06/06
Komisyonun çare üretip üretmediğine Rum hükümeti değil,
AİHM karar verecek
Cumhurbaşkanı
Talat, Mal Tazmin Komisyonu kararını ve Rum tepkisini
değerlendirdi:
Komisyonun çare
üretip üretmediğine Rum hükümeti değil, AİHM karar verecek
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Mal Tazmin Komisyonu'nun önemli ve kapsamlı kararlar
ürettiğini söyleyerek, "Mahkeme gibi çalışan bir komisyon,
bu kadar kısa sürede böylesine önemli ve kapsamlı kararlar üretti. Bu
gerçekten bir başarıdır" dedi.
Rum
yönetiminin, Mal Tazmin Komisyonu'nun aldığı karara yönelik
tepkisini de değerlendiren Talat, "Rum'un 'çok güzel
yaptınız' demesini beklemiyorduk" diye konuştu.
Talat, Mal
Tazmin Komisyonu'nun etkin çalışıp çare üretip üretmediğine
Rum tarafının değil, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin (AİHM) karar vereceğini de vurguladı.
Cumhurbaşkanı
Talat, İzmir'deki temaslarını tamamlayarak dün KKTC'ye döndü.
Talat'ı,
Ercan Havaalanı'nda, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma
Ekenoğlu, GKK Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Salih
Cengaver Cem, Sayıştay Başkanı Soner Vehbi ve
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev
karşıladı.
Talat,
gazetecilerin, Mal Tazmin Komisyonu'nun kararıyla ilgili
değerlendirme istemesi ve Rum Yönetimi'nin bu karara yönelik tepkisiyle
ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine, Rum Yönetimi'nin
kendilerine "çok güzel yaptınız" demesini beklemediklerini
ifade etti. Talat, AİHM'nin; mülkiyet konusunda mağduriyet
yaşadığını iddia edenlerin, çözümsüzlük
koşullarında da başvuracakları bir hukuk yolu
yaratılmasını istediğini, kendilerinin de böyle bir hukuk
yolu yarattıklarını, önemli olanın da bu olduğunu
söyledi.
Bu hukuk
yoluyla ne mülkiyet sorununu çözme iddiasında bulunduklarını, ne
de bütün mağdurların sorunlarını çözecekleri
iddiasında olduklarını belirten Talat, çözümsüzlük
koşullarında mağduriyetlerinin giderilmesini isteyen insanlara
çözüm üreteceklerini, iddialarının bu olduğunu ve yola böyle
çıktıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı,
hedefin bütünlüklü çözüm olduğunu ve mülkiyet rejimini de o çözümün
yaratacağını kaydederek, "Biz bugün geçici, çözümsüzlük
koşullarında bir formül yarattık. Komisyonun kararını
beğenmeyen Yüksek İdare Mahkemesi'ne, onu da beğenmeyen AİHM'ye
başvurabilir. Önemli olan bu komisyonun etkin çalışan, çare
üreten bir komisyon olmasıdır" dedi.
Buna karar
verecek olanın Rum hükümeti değil, AİHM olduğunu vurgulayan
Talat, "AİHM'nin uygun bir prosedürle, uygun bir zamanda bu konuyu
ele alacağını, önündeki davaları, uygun bir iç hukuk yolu
olarak görürse, buraya sevk edeceğini ve diğer opsiyonları da
kendisinin tayin edeceğini" söyledi.
Cumhurbaşkanı
Talat, "Biz kendi üzerimize düşeni yaptık. Bana göre
komisyonumuz iyi çalıştı. Mahkeme gibi çalışan bir
komisyon, bu kadar kısa sürede böylesine önemli ve kapsamlı kararlar
üretti. Bu gerçekten bir başarıdır" diye konuştu.
Komisyonun 3
ayda oluştuğunu ve ondan sonraki 3 ayda da bazı kararlar
ürettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı, bundan sonraki
başvurular için çalışmanın süreceğini ve AİHM'nin
konuyu değerlendirmesi sürecinin yaşanacağını
kaydetti.
Erdoğan'ın
açıklamaları
Cumhurbaşkanı
Talat, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son
günlerdeki açıklamalarının Kıbrıs konusuna ne gibi bir
etkisi olabileceğinin sorulması üzerine, Türkiye'nin mantıklı
ve Avrupai bir plan olan eylem planını sunmasından sonra, Rum
tarafı ve Yunanistan tarafından hemen reddedilmesi ve bu konuda
adım atılamaması, ayrıca Türkiye'nin, yasal olmayan bir
Kıbrıs Cumhuriyeti rejimine destek olma, kolaylık sağlama,
limanları açma gibi bir baskıyla karşı karşıya
kalmasının, buna karşılık da Kıbrıslı
Türklere izolasyonların kaldırılacağı sözünün
verilmesine rağmen hiçbir harekete girilmemesinin büyük bir can sıkıntısı
ve düş kırıklığı yarattığını
belirtti.
Cumhurbaşkanı,
Erdoğan'ın bu çerçevede sert bir tepki ortaya koyduğunu, önemli
olanın, bu konunun Kıbrıslı Türkler ve Türkiye için ne
kadar önemli olduğunu AB'nin ve izolasyonları
kaldıracağını ifade eden uluslararası toplumun
algılaması olduğunu söyledi.
Talat, aksi
halde Kıbrıs sorunu nedeniyle Türkiye'nin AB sürecinde
yaşayacağı sıkıntıların, AB'yi de,
Türkiye'yi etkilediği kadar, etkileyeceğini kaydetti ve şöyle
dedi:
"Sağduyunun
egemen olması gerekiyor. Türkiye, Kıbrıslı Türklere
uyguladıkları izolasyon nedeniyle Rum tarafına izolasyon
değil, belli ölçüde kısıtlamalar uyguluyor, onların
uyguladığının çok azını Rumlara uyguluyor. Rum
tarafı ve dünya, bu izolasyonları kaldırmadan, Rum tarafına
yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını
istemek büyük haksızlıktır. Bu haksızlığa
karşı sesimizi duyurmamız gerekiyor.
KIBRIS 23/06/06
BM Genel Sekreteri Kofi Annan: Barış için iki toplumun
bir sürece katılmaları gerekir
GAMBARİ
İYİ HABERLER GETİRMELİ... BM Genel Sekreteri Annan,
"Kıbrıs'ta sürekli bir barışın olması için
adadaki iki toplumun bir sürece katılmaları gerektiğini"
söyledi. Annan, yeni bir sürecin ilerlemesinin mümkün olup
olmayacağına karar verebilmesi için, Gambari'nin, Kıbrıs'a
ziyareti sonrasında, kendisine iyi haberler ve bilgiler iletmesini diledi
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan, "Kıbrıs'ta sürekli bir
barışın olması için adadaki iki toplumun bir sürece
katılmaları gerektiğini" söyledi.
Rum Radyosu'nun
haberine göre, Annan, Fransa Başbakanı Dominque Le Pen ile
gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı
açıklamada, "adadaki her iki toplum liderinin son 2 yıldır
görüşme fırsatı bulamadıklarını" ifade etti.
Siyasi
İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari'nin
Kıbrıs'a yapacağı ziyarete de değinen Annan, BM'nin,
gelecekte yeni bir barış sürecinin başlayabilmesi için zeminin
hazırlanması amacıyla, adadaki iki tarafın ortaklaşa
çalışması konusunda her iki tarafı da cesaretlendirmeyi
sürdürdüğünü vurguladı.
Annan
planı konusunda 24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen referanduma
da değinen Annan, Kıbrıs'ın Kuzeyi'nde planın kabul
edildiğini, ancak aynı şeyin Güney'de
gerçekleşmediğini ifade etti.
Annan,
ayrıca, yeni bir sürecin ilerlemesinin mümkün olup olmayacağına
karar verebilmesi için, Gambari'nin, Kıbrıs'a ziyareti
sonrasında, kendisine iyi haberler ve bilgiler iletmesini diledi.
KIBRIS 23/06/06
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat: Türkiye-AB
ilişkileri, limanların açılması konusu nedeniyle
askıya alınmaz
BİZE
SÜRPRİZ OLMADI... Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye-AB üyelik
müzakere sürecinin, Türk liman ve havaalanlarının Rum kesimine
açılması konusu nedeniyle askıya
alınmayacağını düşündüğünü söyledi. Talat,
Kıbrıs Rum yönetiminin Türkiye-AB müzakerelerinin ilerleyişini
veto ile tehdit etmesinin, kendileri için değil, AB üyesi diğer
ülkeler için sürpriz olduğunu belirtti
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Türkiye-AB üyelik müzakere sürecinin, Türk liman ve
havaalanlarının Rum kesimine açılması konusu nedeniyle
askıya alınmayacağını düşündüğünü söyledi.
Talat,
Kıbrıs Rum yönetiminin Türkiye-AB müzakerelerinin ilerleyişini
veto ile tehdit etmesinin, kendileri için değil, AB üyesi diğer
ülkeler için sürpriz olduğunu belirtti.
Talat,
İzmir ziyaretinde ikamet ettiği Hilton Oteli'nde AA muhabirinin
sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Rum yönetiminin veto unsurunu dile getirerek, Türkiye-AB
üyelik müzakerelerinde dış politikayı ilgilendirmeyen
başlıklarda dahi Türk limanlarının ve
havaalanlarının Rumlara açılması konusunu gündeme
getirmesinin, kendileri için sürpriz olmadığını belirtti ve
şunları kaydetti:
"Biz bunun
böyle olacağını biliyorduk. Kıbrıs Rum
tarafının ne kadar katı ve uzlaşmaz olduğunu,
özellikle son yıllarda, özellikle referandumdan bu yana görmüş taraf
olarak, Rum tarafının son derece katı tutum izleyeceğini
zaten biliyorduk. Bunun böyle olup olmayacağı konusunda
kuşkuları olan Avrupalılardı. Doğrudan yaşayarak,
üstelik de dış politikayla hiç alakası olmayan, Kıbrıs
Rum tarafıyla hiçbir ilgisi olmayan konularda bile ne kadar büyük
zorluklarla karşılaşılacağını AB görmüş
oldu."
Rum kesiminin
çıkardığı zorlukların olumsuz olmasına karşın,
AB'nin hangi boyutta uzlaşmazlıkla karşı karşıya
olduğunu görmesi bakımından da uyarıcı olduğunu
ifade eden Talat, sözlerine şöyle devam etti:
"Her
konunun (müzakere faslı) açılışında,
kapanışında ve içeriği tartışılırken bu
zorluklarla karşılaşılacaktır. Bunun
hesabını AB yapmalı. Böylesine Avrupalı olmayan bir ülkeyi
bünyesine almakla ne kadar büyük bir belayı satın
aldığını daha iyi anlayacaktır. Görünce de tedbir alma
yoluna gidecektir diye düşünüyorum."
Limanlar ve
havaalanlarının açılması
Talat, KKTC'ye
yönelik izolasyonlar kaldırılmadan Türkiye'nin Gümrük Birliğini
AB'nin 10 yeni üyesini kapsayacak şekilde genişletmesinin, liman ve
havaalanlarını Rum yönetimine açmasının, Kıbrıs
sorununa hiçbir katkıda bulunmayacağını belirtti.
"Limanların
açılmasına karşı değiliz, KKTC'ye yönelik
izolasyonların da eş zamanlı olarak kaldırılması
gerektiğini söylüyoruz" diyen Talat, "İzolasyonların
devam etmesi hiçbir akla ve vicdana sığmaz" şeklinde
konuştu. Talat, Türkiye'nin konuya ilişkin tutumunun ve yürüttüğü
politikanın kendileri tarafından talep edilen politika olduğunu
da kaydetti.
Teknik
komitelerin çalışması
Talat, 10 gün
kadar önce BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a teknik komitelerin
çalışmaya başlaması yönündeki isteklerini yineleyen bir
mektup yazdığını hatırlatarak, Rum yönetiminin
komitelerin çalışmasına taraftar görünmekle birlikte süreç
içinde çeşitli sorunlar yarattığını belirtti ve
"Rum kesimi bizimle ve bütün dünyayla oyun oynuyor" diye
konuştu.
Rum yönetiminin
çeşitli şartlar öne sürerek süreci aksattığını,
kendisinin de Annan'a bir mektup daha yazarak duydukları
rahatsızlığı dile getirdiğini söyleyen Talat,
komitelerin çalışmaya başlaması durumunda beklentilerinin
ne olacağının sorulması üzerine, "Bugünkü çözümsüzlük
ve tıkanıklık koşullarında, komitelerin
çalışmaya başlaması, iki taraf arasındaki
ilişkileri iyileştirecek yaratıcı bir durumdur" diye
konuştu. Talat, şunları kaydetti:
"Teknik
komiteler başladıktan sonra artık kaçmak çok kolay olmaz, çünkü
başladıktan sonra kaçan taraf sorumlu olur ve kimin
kaçtığı da daha kolay belli olur. Rum tarafının
uğraşı bu işi sürüncemede bırakarak, kimin sorumlu
olduğunun ortaya çıkmasını engelleyerek, durumu iki
tarafın uzlaşamaması olarak göstermektir.
Ben bunu
kırmak istiyorum, komiteler çalışmaya başladıktan
sonra kimin uzlaşmaz olduğu artık ciddi şekilde
sorgulanır."
AB'nin tüm
üyelerinin, 26 Nisan 2004 tarihinde oybirliğiyle aldıkları
Konsey kararıyla KKTC'ye yönelik izolasyonların
kaldırılması yönünde "söz verdiğini", Türkiye'nin
Ek Protokolü 2005 yılında imzaladığını
hatırlatan Talat, aradaki bir yıllık süre zarfında ve
2004'ten bu yana izolasyonların hala kaldırılmamış
olmasını eleştirdi.
Talat, bir soru
üzerine, Türkiye-AB üyelik müzakere sürecinin, Türk liman ve
havaalanlarının Rum kesimine açılması konusu nedeniyle
askıya alınmayacağını düşündüğünü söyledi.
Müzakerelerin
hangi koşullarda askıya alınacağının
yazılı olarak açıkça belirtildiğini, bunun da yalnızca
"müzakere edilen ülkede demokrasinin askıya alınması ya da
ciddi şekilde kesintiye uğraması" olduğunu ifade eden
Cumhurbaşkanı Talat, görüşmelerin başka bir nedenle
kesintiye uğramayacağını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı'nda
bir
yılın
değerlendirmesi
Talat,
Cumhurbaşkanlığı koltuğunu 1. Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'tan devralmasının üzerinden bir yıl iki ay
geçtiğinin hatırlatılması, bu süreçte Kıbrıs
sorununa ilişkin temel görüşlerinin değişip
değişmediğinin ve Rauf Denktaş'a hak verip
vermediğinin sorulması üzerine de şunları kaydetti:
"Geçmişte
söylediklerimin ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı. Ben hep
(Kıbrıs sorunu Kopenhag zirvesine kadar çözülmelidir,
Kıbrıs Türk tarafı çözüm istediğini
kanıtlamalıdır) diye uyarıyordum. (Rum tarafı çözüm
istemiyorsa bunu istemediği dünyaya gösterilerek, deşifre
edilmelidir) diyordum. Dediklerimin doğru olduğu ortaya
çıktı. Niye hak verecekmişim ki Sayın Denktaş'a?
Rumların
çözüm
istemediğini
ispat ettim
Tam tersi, ne
kadar haksız olduğunu gördüm. Denktaş, (Rumlar çözüm istemez)
diyordu. Bu önemli değil, Rumların çözüm istemediğini bütün
dünyaya göstermek önemli. Ben ispat ettim."
Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'un çözüm istemediğinin artık
bütün dünya tarafından bilindiğini ifade eden Talat, başka bir
soru üzerine, GKRY'de daha ılımlı yönde bir yönetim
değişikliğinin "Kıbrıs'ta işleri kolaylaştıracağını"
ancak lider değişikliğinin Kıbrıs Rum
halkının tercihi olduğunu kaydetti.
Talat,
Kıbrıs'ta yapılması gerekenin, izolasyonların
kaldırılması olduğunu vurgulayarak, "İzolasyonlar
kalkınca, Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıslı
Türklerin kendilerine muhtaç olmadığını görerek,
Kıbrıslı Türklerin dünya ile bütünleştiğini görerek,
bu gidişin kendilerinin aleyhine gelişeceğini anlayacak ve o
zaman Kıbrıs sorununu çözme yoluna girebilecektir" dedi.
KIBRIS 23/06/06
Seçim heyecanı
Adaylar seçim
propagandalarının son günlerini yoğun tempoda geçiriyor
Seçim
heyecanı
PROPAGANDADA
SON İKİ GÜN... KKTC'de seçmenler 25 Haziran Pazar günü yerel
yöneticileri ile Lefkoşa ve Girne ilçesinden birer milletvekilini
belirlemek üzere sandığa gidecek. Seçime 2 gün kala, siyasi partiler
ve adaylar tüm enerjilerini propaganda çalışmalarına
harcıyor. Siyasi partiler ve adaylar, seçim propagandasının son
iki gününü daha çok meydan mitingleriyle geçirecek
SEÇMEN
KARTLARININ DAĞTILMASINDA SON GÜN... "2006 Yerel Kuruluş
Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi"nin
takvimi uyarınca, bugün seçmen kartlarının
dağıtılmasının son günü. 30 Mayıs'ta
başlayan seçim propaganda süreci, 24 Haziran Cumartesi akşamı
sona erecek. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimde görev yapacak sandık
görevlilerine önceki gün başlattığı kurslar, bugün
tamamlanıyor
KKTC'de
seçmenler 25 Haziran Pazar günü yerel yöneticileri ile Lefkoşa ve Girne
ilçesinden birer milletvekilini belirlemek üzere sandığa gidecek.
Seçime 2 gün
kala, siyasi partiler ve adaylar tüm enerjilerini propaganda
çalışmalarına harcıyor.
Siyasi partiler
ve adaylar, seçim propagandasının son iki gününü daha çok meydan
mitingleriyle geçirecek. Mitingleri için Türkiye'den şarkıcı
getirtenler de var. Radyo ve televizyon programlarıyla seçmenlerine
projelerini aktarma fırsatı bulan adaylar, işyeri ve örgütlere
ziyaretlerde ise, yüz yüze iletişim kuruyor.
"2006
Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara
Seçimi"nin takvimi uyarınca, bugün seçmen kartlarının
dağıtılmasının son günü. 30 Mayıs'ta
başlayan seçim propaganda süreci, 24 Haziran Cumartesi akşamı
sona erecek.
Yüksek Seçim
Kurulu (YSK), seçimde görev yapacak sandık görevlilerine önceki gün
başlattığı kursları, bugün tamamlanıyor.
YSK
Başkanı Metin A. Hakkı, bugün saat 10.00'da düzenlediği
basın toplantısında, seçimlerle ilgili
ayrıntıları açıkladı.
Seçim
yarışı, aday ve seçmen sayıları
Adayların
kesinleşmesiyle, ülke genelindeki 237 muhtarlığın
86'sı için seçim yarışına gerek kalmadı. 85 aday,
rakibi olmamasından dolayı muhtar olurken; 1 muhtarlık için, hiç
aday olmamasından dolayı seçim yapılmayacak.
237
muhtarlığın 948 azalığı için seçime gidilirken;
seçilmiş sayılacak adaylardan dolayı 111 muhtarlıkta aza
yarışı yapılmayacak. Geriye kalan 126
muhtarlığın 580 azalığı için 957 aday
yarışacak.
Lefkoşa'daki
1 milletvekilliği için 7, Girne'deki 1 milletvekilliği için 4 aday;
28 belediye başkanlığı için 100 aday; 234 belediye meclisi
üyeliği için 786 aday; 149 muhtarlık için 321 aday; 520 azalık için
de 988 aday bulunuyor.
Pazar günü
yapılacak seçimlerde oy kullanabilecek kayıtlı seçmen
sayısı ise 151 bin 389. Seçmen sayısının ilçelere göre
dağılımı da şöyle:
Lefkoşa 47
bin 527, Gazimağusa 39 bin 702, Girne 28 bin 186, Güzelyurt 20 bin 211 ve
İskele 15 bin 763.
Seçmen kartı
şart değil, kimlik şart
Oy kullanmak
için, seçmen kartı şart değil; oy kullanılacak
sandığı bilmek yeterli. Seçmen kimliğini
ispatlayıcı belge olarak KTFD veya KKTC kimlik kartı, KTFD veya
KKTC pasaportu, polis kimlik kartı veya sürüş ehliyetini göstererek,
oy verebilecek.
Nasıl oy
kullanılacak?
Yerel
kuruluş organları seçimi için, belediyesi olan yerlerde seçmenlere,
belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği,
muhtarlık ve azalık seçimi için 4 oy pusulası verilecek.
Belediye olmayan yerlerde ise, seçmenler, yalnız muhtarlık ve
azalık seçimleri için 2 oy pusulası alacak.
Sandık
başına gidecek Lefkoşa ve Girneli seçmenler,
milletvekilliği ara seçimi için de oy pusulası
dağıtılacak. Böylece, Lefkoşa ve Girne İlçelerinde,
belediyesi olan yerleşim yerlerinde ikamet eden vatandaşlar,
oylarını 5 oy pusulası aracılığıyla verecek.
Milletvekilliği,
başkanlık ve muhtarlık için mühür
Lefkoşa ve
Girne ilçesindeki seçmenler, tercih ettikleri milletvekili adayına
"evet" mührü vurarak oylarını kullanacak. Yüksek Seçim
Kurulu'nun aldığı karara göre, yalnız bu seçimde geçerli
olmak üzere bağımsız milletvekili adayları için de, parti
adayları gibi "evet " mührü vurulacak. Oy pusulaları buna
göre düzenlendi.
Belediye
başkanlığı ve muhtarlık için seçmen, oy
pusulasında, oy vermek istediği adaya ait bölümün herhangi bir yerine
"evet" mührünü basarak oy verecek.
Belediye meclis
üyeliği
Belediye meclis
üyeleri seçiminde ise, tercih yapılabilecek veya karma oy
kullanılabilecek. Eğer bir partiye mühür vurulmuş ise, tercih de
aynı partinin listesinden yapılacak. Tercihler, belediyenin meclis
üyelerinin yarısı kadar olmak zorunda. Ancak kişi mühür
vurduktan sonra tercih yapmak zorunda da değil.
Tercih
sayısı
Buna göre
Lefkoşa'nın belediye meclis üyelerinin sayısı 20... Seçmen
(X) partiye mühür vurursa, ya hiç tercih yapmayacak veya o partinin listesinden
10 kişi için tercih kullanacak.
Mührün
ardından tercih yapılacaksa, tercih sayısı
Gazimağusa'da 8, Girne ve Güzelyurt'ta 6, İskele'de de 4 olacak.
Diğer belediyelerdeki tercih sayıları da şöyle:
Gönyeli ve
Lefke belediyeleri 5; Beyarmudu, Değirmenlik, Vadili, Akdoğan,
Alsancak, Yeni Boğaziçi, Çatalköy, İnönü, Lapta ve Alayköy
belediyeleri 4; Akıncılar, Geçitkale, Paşaköy, Serdarlı,
Tatlısu, Dikmen, Esentepe, Büyükkonuk, Dipkarpaz, Mehmetçik ve Yeni
Erenköy belediyeleri de 3.
Karma oy
Belediye meclis
üyeleri için karma oy kullanacaklar ise, mühür vurmayacak.
Belediye Meclis
üyeleri için oyunu, oy pusulasında adı ve soyadı bulunan
partililere veya partililer ile bağımsız adaylara
karışık olarak vermek isteyen seçmen, adaylara işaret
koyarak karma olarak kullanabilecek. Seçmen oyunu karma olarak kullanmak
isterse, bu hakkını en az o bölgeden çıkarılacak belediye
meclis üyesi sayısının yarısı kadar aday için
kullanmak zorunda olacak.
Örneğin
Lefkoşa Belediye Meclisi için oy kullanacak seçmen, herhangi bir partiye
mühür vurmamak şartıyla, kalemle, değişik partilerin
listelerinden 20 kişinin adını işaretleyebilecek.
İşaretlenen aday sayısı 10'un altında olamayacak.
İhtiyar
heyeti
İhtiyar
Heyeti Üyeliği (azalık) seçiminde seçmen, oy pusulası üzerinde
ad ve soyadları bulunan adaylardan hangilerine oyunu vermek istiyorsa,
onların karşısında bulunan dörtgenin içine işaret
koyacak.
Adayların
ad ve soyadları karşısında bulunan dörtgenler dışına
konan işaretler geçersiz sayılacak.
İhtiyar
Heyeti Üyeliği seçiminde seçmen, seçilmesi gereken ihtiyar heyeti üyesi
sayısı (4) kadar adaya işaret koyarak oy verecek. Yani oy
kullanılacak aday sayısı 4'ten az veya çok olamayacak aksi halde
pusula geçersiz sayılacak.
KIBRIS 23/06/06
|
NTV
Güncelleme: 20:41 TSİ 24 Haziran 2006 Cumartesi
LEFKOŞA
- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Rum Başkanlık Siyasi Büro Müdürü Tasos Conisi makamında
kabul ettiğine dair Rum basınında çıkan haberlerin
asılsız olduğunu söyledi.
Rum
Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile dolaylı görüşme
yapmadığını belirten Mehmet Ali Talat, iki taraf
arasında sadece Birleşmiş Milletler gözetiminde temasta
bulunulduğunu, bu görüşmelerin de açıklama yapılabilecek
düzeye gelmediğini kaydetti.
Öte yandan, görüşme iddialarını Rum Başkanlık Siyasi
Müdürü Tasos Conis de yalanladı.
RUM
BASINININ İDDİASI
Politis gazetesi, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın Tasos Conis
ile, Tasos Papadopulosun da KKTC Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev ile görüştüğünü iddia
etmişti.
KKTC'de yarın seçim var
24 Haziran, 2006 21:00:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC, yarın son üç yıl içinde beşinci kez
sandığa gidiyor. Bir genel ve bir erken seçim geçiren
Kıbrıslı Türkler, Annan Planı referandumu ve
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından, yarın da
yerel ve ara seçimler için oy kullanacak.
Kayıtlı
seçmen sayısının 151 bin 389 olduğu KKTC'de saat 08.00'de
başlayacak oy verme işlemi, saat 18.00'e kadar devam edecek.
Seçimde, 28 belediye başkanlığı için 99, 234 belediye
meclis üyeliği için 786, 150 muhtarlık için 366, 520 ihtiyar heyeti
üyeliği için 946, 2 milletvekilliği için de 11 aday
yarışacak.
İktidar partilerinden Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 28 belediyenin
tamamında, Demokrat Parti (DP) 19 belediyede başkanlık için aday
gösterdi.
Ana muhalefet partisi Ulusal Birlik Partisinin (UBP) belediye başkanı
aday sayısı 22. Mecliste 1 milletvekiliyle temsil edilen
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) ise 5 beldede belediye
başkanlığına aday gösterdi.
Seçim sonuçlarının, sandıkların kapanıp oy
sayımına geçilmesinden iki saat sonra netleşmesi
bekleniyor.
CTP-DP koalisyonunda durum
151 bin 392 seçmen, belediye başkanlarının yanı sıra,
bir milletvekilinin ölümü, Mehmet Ali Talat'ın da Cumhurbaşkanı
seçilmesi nedeniyle boşalan iki milletvekilini seçecek.
İki milletvekili, KKTC Meclisi'ndeki dağılım
nedeniyle, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti koalisyon hükümetini de
etkileyecek.
İki milletvekilini CTP'nin alması halinde, parti tek
başına iktidara geçebilecek sayıya ulaşabilecek.
Ancak gözlemciler, CTP-DP koalisyon hükümetinin, siyasi istikrarı
gözeterek bozulmayacağına dikkat çekiyor.
Yunan vekilden Talatın
kızına pasaport sorusu
Ömer BİLGE - Yorgo KIRBAKİ LEFKOŞA -
ATİNA
Yunanlı AP milletvekili Karacaferis, AB Komisyonuna bir soru önergesi
vererek, "Ayşenur Talat hangi pasaportla komisyonda
çalışıyor?" diye sordu. Rum pasaportu imasına
karşılık, Talatın TC pasaportuyla istatistik alanında
staj yaptığı ortaya çıktı.
TÜRK düşmanlığı ile ün yapan ve geçmişte
Ayasofyayı Türklerden kurtarmayı vaat ederek oy toplayan
Yunanlı milletvekili Yorgo Karacaferis, Avrupa Parlamentosuna bir önerge
vererek, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın kızı
Ayşenur Talata hangi pasaportlar ve hangi sıfatla iş
verildiğini sordu. Karacaferis, Talatın Rum kimliği
kullandığı imasında bulundu ama Ayşenur
Talatın, Lüksemburgda Avrupa Konseyinde Türkiye Cumhuriyeti pasaportu
ile staj yaptığı ortaya çıktı.
Avrupa Parlamentosunun Kıbrıslı Türkler ile ilişkileri
geliştirmek amacıyla kurduğu Temas Grubunun da üyeliğini
yapan Karacaferis soru önergesinde, Ayşenur Talatın Rumların
denetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu
kullandığını ima etti. Ancak Ayşenur Talatın,
Türkiye Cumhuriyeti pasaportu kullandığı ve Avrupa Komisyonunda
da çalışmadığı sadece istatistik alanında staj
yaptığı ortaya çıktı.
Almanyada sosyoloji eğitimini tamamladıktan sonra Avrupa
Komisyonunun Kıbrıslı Türklere 7 yıldır
uyguladığı staj programına başvuran Ayşenur
Talat, KKTC pasaportunun tanınması nedeniyle TC pasaportu
kullanıyor. Avrupa Komisyonu son 7 yılda çok sayıda
Kıbrıslı Türke, Lüksemburg ile Brükselde staj imkanı
tanıdı.
2 yıl önce KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın
kendi adını taşıyan torunu Rauf Denktaşın
Kıbrıs Rum yönetimine başvurarak pasaport ve kimlik
aldığı ortaya çıkmıştı. Torun
Denktaşın ailesi İngilterede ucuz eğitim için kimlik
başvurusu yaptığını belirtmiş, dede Denktaş
ise, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu almanın bir hak
olduğunu savunmuştu.
HURRIYET 24/06/06
Dışişleri
Bakanlığı Müsteşarı Apakan
Uğur ERGAN / ANKARA
Dışişleri
Bakanlığı'nda merakla beklenen yaz kararnamesinde en önemli
görev değişikliği gerçekleşti.
Edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanlığı
Müsteşarlığı'na en kıdemli Müsteşar
Yardımcısı Büyükelçi Ertuğrul Apakan'ın getirilmesine
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in sözlü onay verdi.
Kıbrıs konusunda Dışişleri
Bakanlığı'nın en uzman ismi olarak bilinen Apakan,
Burgenstock'da Annan Planı ile ilgili yürütülen çalışmalarda
kilit rol oynamıştı.
Türkiye'nin AB sürecinde önüne çıkarılan Kıbrıs sorununun
çözümünde halen önemli bir isim olan ve geçen ocak ayında açıklanan
10 maddelik Kıbrıs Eylem Planı'nın
hazırlanmasında önemli görevler üstlenen Apakan, daha önce de
Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi olarak görev yapmıştı.
Apakan'a bu önemli grevi devredecek olan şimdiki Müsteşar Ali
Tuygan'ın da atanacağı yerin Madrid Büyükelçiliği
olduğu öğrenildi. Şimdiki Madrid Büyükelçisi Volkan
Vural'ın ise yaş haddinden emekli olması bekleniyor.
Apakan'ın yeni görevine sonbaharda başlaması bekleniyor. Otuz
kadar büyükelçinin yeni görev yerlerinin belirleneceği kararnamenin,
ikinci bölümünün ise önümüzdeki dönemde belli olacağı belirtiliyor.
HURRIYET 24/06/06
Arestis
1.6 milyon YTL'yi beğenmedi
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
KKTC Mal Tazmin Komisyonu'nun yerleşime kapalı Maraş'taki mülkü
için 460 bin Kıbrıs lirası (1 milyon 600 bin YTL) tazminat
ödenmesi önerisi, mülk sahibi Rum Miras Ksenides Arestis tarafından
reddedildi. Daha önce 2 milyon YTL tazminat talebiyle Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuran Arestis, başvurusunu
yenileyeceğini söyledi. Avukatı Ahilleas Dimitriadis
aracılığıyla açıklama yapan Bayan Arestis,
Maraş'taki evine dönmek istediğini, bunun için de komisyonun
önerdiği parayı kabul etmeyeceğini belirtti, "Ben evime
geri dönmek istiyorum, para değil" dedi
MILLIYET
24/06/06
Türkiye'ye
ayrı bir statü verilecek
A.A.
AB Dönem
Başkanı Avusturya'nın Başbakanı Wolfgang Schüssel,
Türkiye'ye, ismi üyelik de olsa ayrı bir statü verileceğini
savunarak, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) katılımı
konusunda son sözü Avusturyalılar'ın referandumda söyleyeceğini
bildirdi.
Liberal eğilimli günlük Die Presse Gazetesi'nin hafta sonu
sayısına demeç veren Wolfgang Schüssel, Türkiye'nin diğer üye
ülkelerden daha değişik bir statüye sahip olacağını
ileri sürerek, Benim Türkiye için değişik bir stratejim var dedi.
Türkiye'ye ilişkin stratejisi hakkında ayrıntı vermeyen
Schüssel, Türkiye'nin, Macaristan'nın sahip olduğu statüye sahip
olacağını olası görmediğini söyledi.
Avusturya iş piyasasının Türk işçilerine otomatikman
açılmaması için çaba sarfedeceklerini ifade eden Schüssel,
Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne mümkün olduğu kadar sıkı
bağlarla bağlanmasının gerekli olduğunu bildirdi.
Türkiye'nin tam üyeliği konusunda Schüssel, Türkiye'nin olası tam
üyeliği konusunda Avusturyalılar'ın yapılacak referandumda
son sözü söyleyeceklerini kaydetti.
Die Presse Gazetesi, Schüssel'in özel demecinin tam metninin yarın
yayımlanacak sayısında yer alacağını duyurdu.
HURRIYET
24/06/06
Schüssel'e
yanıt Finlandiya'dan geldi
ANKA
Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen, AB'nin, Türkiye'ye üyelik
kriterlerini yerine getirmesi için yardımcı olması
çağrısında bulundu.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne özel bir statüde üye olması
gerektiğini savunan Avusturya Dışişleri Bakanı
Wolfgang Schüssel'e yanıt, AB Dönem Başkanlığı'nı
Avusturya'dan devralacak olan Finlandiya'dan geldi.
Finlandiya'nın AB Dönem Başkanlığı'nı,
Avusturya'dan devralmadan önce 26 Haziran'da Viyana'ya bir ziyarette bulunacak
olan Halonen, ziyaret öncesi Avusturya'nın günlük gazetelerinden Kurier'e
konuştu.
"GENİŞLEMEYİ
VİYANA KADAR DRAMATİK GÖRMÜYORUZ"
Halonen, Finlandiya ile Avusturya arasındaki ilişkileri güçlendirmek
istediklerini, ancak genişleme konusunu Viyana kadar dramatik
görmediklerini belirtti.
Türkiye'nin kriterleri yerine getirdiği gün AB'ye üye olabileceğini
söyleyen Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen, "Bu konuda
pozisyonumuzu değiştirmek istemiyoruz. Bu benim ve ülkem için
Türkiye'ye verilmiş bir sözün yerine getirilmesi açısından da
önemli. Ayrıca samimiyetle de ilgili bir durum. Türkiye'nin
reformları ertelemeyeceğini umuyorum. AB, Türkiye'nin kriterleri
yerine getirmesinde yardımcı olmalı" dedi.
TÜRKİYE'NİN
BÜYÜKLÜĞÜ AVANTAJ OLACAK
Halonen ayrıca, "Türkiye'nin büyüklüğü korkutuyor. Ancak
müzakereler başarılı olursa, bu durum AB için bir avantaj
olacak" diye konuştu
HURRIYET
24/06/06
Arestis
tazminat önerisini reddediyor
24/06/2006
RADIKAL
SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin talebi doğrultusunda
Kıbrıs'taki mülkiyet sorunlarının çözümü için oluşturulan
Tazminat Komisyonu'nun kapalı bölge Maraş'taki mülkü için 460 bin
Kıbrıs Lirası önerdiği Kıbrıslı Rum Mira
Ksenidi Arestis'in tavrı olumsuz oldu. Arestis öneriyi kabul etmeyerek
başvurusunun AİHM'de çözümlenmesinde ısrarlı olduğunu
duyurdu.
Komisyon, iki Rum'un başvurusunda Tatlısu'daki arazilerinin iadesi,
bir Rum'a da tazminat ödenmesi konusunda uzlaşma sağlarken, yine
tazminat önerdiği Arestis dün avukatı Ahilleas Dimitriadis
aracılığıyla ret yanıtı yolladı. Arestis
1974'te zorla kovulduğu evini 32 yıldır
kullanamadığını belirtip, "Ben evime dönmek istiyorum,
para değil. Bu AB vatandaşlarının hakkıdır.
Türkiye evime dönmek için bana siyasi şartlar koyamaz" dedi.
Rum lideri Tasos Papadopulos ise dün konuyla ilgili ilk kez açıklama
yapıp, "Tazmin Komisyonu yasadışı, boyunduruk
altındaki rejim tarafından kuruldu. Bu yüzden hukuki bir işleve
sahip değil" dedi.
'Ankara, AİHM
masraflarını ödedi'
Komisyon'un karara bağladığı tazminatların da
Türkiye'nin yıllık 350 milyon avroyu bulan
yardımlarının yarısının
akıtılacağı fondan karşılanacağı
öğrenildi. Bu arada Ankara'nın Arestis'i haklı bulan ve tazminat
miktarına yıl sonuna dek karar vermesi beklenen AİHM'deki davanın
65 bin avroluk masraflarını önceki gün ödediği öne sürüldü.
Dimitriadis, ödemenin Strasbourg'daki Fransız Bankası
aracılığıyla yapıldığını ve bu
paranın KDV'sinin de ödenmesi gerektiğini söyledi.
AİHM'e rapor verildi
Türkiye,
komisyonla ilgili raporu AİHM'e sundu
AİHM'e
rapor verildi
Türkiye,
KKTC'de Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorununa
iç hukuk oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonunun
çalışmalarıyla ilgili olarak hazırladığı
raporu, önceki akşam Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
(AİHM) sundu.
Avrupa Konseyi
nezdindeki Türk delegasyonu tarafından AİHM'ye sunulan raporda,
KKTC'deki Mal Tazmin Komisyonu ve komisyona Rumlar tarafından yapılan
başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda
ayrıntılı bilgiler veriliyor.
Mahkemeye
iletilen bilgiler çerçevesinde, AİHM'nin gelecek aylarda Ksenides-Arestis
davasında yeni bir karar daha açıklaması bekleniyor.
KKTC'de,
mülkiyet sorununa iç hukuk oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin
Komisyonu, Kuzey Kıbrıs'ta kalan eski malları için
başvuruda bulunan Rumlardan üçüyle ilgili karar almış,
varılan mutabakat uyarınca Tatlısu'daki eski arazileri için
başvuruda bulunan 2 Rum'a mallarının iadesi, 1 Rum'a da
malı karşılığında tazminat ödenmesine karar
verilmişti.
Komisyon,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) gündemindeki kilit
davalardan birinin sahibi Arestis'e de 460 bin Kıbrıs Lirası
(KL) tazminat önermişti.
KIBRIS
24/06/06
Mira
Ksenidis-Aresti'nin avukatı Ahilleyas Dimitriadis, Mal Tazmin
Komisyonu'nun kararını değerlendirdi: Komisyon etkili bir çare
değil
|
Mira
Ksenidis-Aresti'nin avukatı Ahilleyas Dimitriadis,
Kıbrıslı Rumların mülkleriyle ilgili başvurular için
kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun, Türkiye'nin insan hakları ihlalleri
için etkili bir çare olarak görülemeyeceğini söyledi Mira
Ksenidis-Aresti'nin avukatı Ahilleyas Dimitriadis,
Kıbrıslı Rumların mülkleriyle ilgili başvurular için
kurulan Mal Tazmin Komisyonu'nun, Türkiye'nin insan hakları ihlalleri
için etkili bir çare olarak görülemeyeceğini söyledi. Dimitriadis,
Türkiye'ye, Konvansiyon'un ve 1 Numaralı Protokol 1'in 8'inci
maddelerinde yer alan hakların etkili korumasını sağlayan
etkili bir çare bulması için verilen sürenin dolmasının
ardından basın toplantısı düzenleyerek, Türkiye'nin, Mal
Tazmin Komisyonunu etkili bir çare olarak sunacağına
inandığını söyledi. Mal Tazmin
Komisyonu, Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet
sorunu konusunda iç hukuk oluşturma hedefiyle uzun
tartışmaların ardından 19 Aralık'ta yasalaşarak
uygulamaya giren mülkiyet yasası uyarınca oluşturulmuştu.
Anayasa'nın
159'uncu maddesine göre hazırlanan "Taşınmaz Malların
Tazmini, Takası ve İadesi" adlı yasayla oluşturulan
Taşınmaz Mal Komisyonu, Kuzeyde kalan Rum malları için
tazminat, takas ve mal iadesi öngören yasayı uygulamakla yükümlü
bulunuyor. Yasa
uyarınca mahkeme gibi çalışan Taşınmaz Mal
Komisyonu'nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından
"iç hukuk" olarak kabul edilip edilmeyeceğinin önümüzdeki
günlerde netleşmesi bekleniyor. AİHM, Arestis davasıyla ilgili
kararında, Komisyon'un 22 Haziran'a (yarın) kadar sonuç
alıcı çalışma yapmasını istemişti. AİHM, 22
Aralık 2005'te aldığı kararda Kıbrıslı Rum
Ksenides-Arestis'in "mülkiyet ve özel hayatla ilgili
haklarının çiğnendiğine" hükmetmiş ve Kuzey
Kıbrıs'ta Rumlar için tazmin komisyonu oluşturulması için
22 Mart 2006, komisyonun fiili işlerlik kazandığını
ispatlanması konusunda ise 22 Haziran 2006'ya kadar süre
tanımıştı. Aresti için
öncelik Mağusa'daki mülkünün
iadesidir Mira
Xenides-Aresti'nin avukatı Achilleas Dimitriadis, yabancı
uzmanlardan konu ile ilgili yasal tavsiyeler aldıklarını
söyleyerek, mahkemenin mal Tazmin Komisyonu kararlarının İnsan
Hakları Konvansiyonu ile uyumlu olmadığını
saptayacağını umduklarını belirtti. Geçtiğimiz
cuma Mal Tazmin Komisyonun Aresti'nin malı için 260 bin Kıbrıs
Lirası tazminat önerdiğini ifade eden Dimitriadis, komisyon tarafından
Aresti'nin mülkünün iadesinin Kıbrıs sorunun çözümüne
ertelendiğini söyledi. Dimitriadis,
"bizim tutumumuz şudur ki bu kabul edilemezdir ve bu nedenle
Türkiye'nin Avrupa Konsey'indeki Daimi Temsilcisi'ne bir mektup göndererek,
Aresti'nin mülkiyetinin iade edilmemesi halinde mücadelenin devam
edeceğini yazdık" diye konuştu. Dimitriadis,
basın toplantısında Aresti'nin, yazılı
açıklamasını da okudu. Dimitriadis, Aresti için önceliğin
Mağusa'daki mülkünün iadesi olduğunu, tazminatın ikincil bir
konu olduğunu vurguladı. Türkiye'nin
eklemeyi ihmal ettiği Aresti'nin mahkeme masraflarının
vergisini de Avrupa Konseyi'nden talep edeceğini kaydeden Dimitriadis,
Mal Tazmin Komisyonu'na başvuran Kıbrıslı Rumları
eleştirerek, bu eylemlerin zarar verici olduğunu söyledi. Dimitriadis,
Aresti'ye malı için önerilen 246 bin Kıbrıs Lirası
değerindeki tazminatı Aresti gibi Mağusa'da mülkü bulunan 5000
kişi ile çarpınca, tazminat miktarının 1.25 milyar
Kıbrıs Lirasına (2.5 milyar ABD doları)
yükseleceğine işaret ederek, bu miktarın sadece
Mağusa'nın kapalı bölgesi için geçerli
olacağını söyledi. |
KIBRIS 24/06/06
Herkes oy
versin
Yüksek Seçim
Kurulu Başkanı Metin A. Hakkı'dan halka çağrı:
Herkes oy
versin
08.00 - 1800
ARASI OY KULLANILABİLECEK... KKTC'de 151 bin 389 seçmen 4 yıl boyunca
görev yapacak belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini,
muhtarları ve ihtiyar heyeti üyelerini belirlemek üzere yarın
08.00-18.00 saatleri arasında sandık başına gidecek. Başkent
Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler yerel yöneticilerine ek olarak
Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de
belirleyecek. Seçimlerin resmi olmayan sonuçlarının 2 saat içinde
açıklanması bekleniyor
HAYIRLI
OLSUN... Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Metin A. Hakkı,
KKTC'deki tüm seçmenleri oy vermeye davet ederek, "Vatandaşlık
görevlerini inşallah herkes seve seve yerine getirecektir" dedi. YSK
Başkanı Hakkı, seçimin Kıbrıs Türk toplumuna
yakışır şekilde ağırbaşlılıkla,
medeni şekilde geçmesini ve sonuçların hayırlı olmasın
diledi. Hakkı, seçmen kartı eline ulaşamayan seçmenlerin seçmen
kartı olmadan, kimliğini ispat etmek koşuluyla oy
kullanabileceğini vurguladı
Yüksek Seçim
Kurulu (YSK) Başkanı Metin A. Hakkı, KKTC'deki tüm seçmenleri oy
vermeye davet ederek, "Vatandaşlık görevlerini inşallah
herkes seve seve yerine getirecektir" dedi. YSK Başkanı
Hakkı, seçimin Kıbrıs Türk toplumuna yakışır
şekilde ağırbaşlılıkla, medeni şekilde
geçmesini ve sonuçların hayırlı olmasın diledi.
KKTC'de 151 bin
389 seçmen 4 yıl boyunca görev yapacak belediye
başkanlarını, belediye meclis üyelerini, muhtarları ve
ihtiyar heyeti üyelerini belirlemek üzere yarın 08.00-18.00 saatleri
arasında sandık başına gidecek. Başkent Lefkoşa
ve Girne ilçelerindeki seçmenler yerel yöneticilerine ek olarak Cumhuriyet
Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de belirleyecek.
Yarın
yapılacak "2006 Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve
Milletvekilliği Ara Seçimi"nde belediye
başkanlığı için 100, belediye meclis üyeliği için 786,
muhtarlık için 366, ihtiyar heyeti üyeliği için 946 ve
milletvekilliği için 11 aday yarışacak.
30
Mayıs'ta başlayan propaganda dönemi bugün tamamlanacak. Son hafta
adayların ve siyasi partilerin yoğunlaşan seçim
çalışmaları bugün saat 18.00'de sona erecek ve propaganda
yasağı başlayacak.
25
Sandıkta seçim olmayacak...
maliyet 1.5
milyon YTL
Toplam 583
sandıktan 558'inde seçime gidilirken YSK'nin resen seçilmiş
saydığı Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve
İskele ilçesinde ise 13 sandık olmak üzere toplam 25 sandıkta,
muhtar ve ihtiyar heyeti üyeliği için seçilecek sayı kadar aday
olduğu için seçim yapılmayacak.
Lefkoşa ve
Girne ilçesindeki seçmenlerin birçoğu 5 seçimi birden yapacak.
Lefkoşa'da 173 sandıktan 103'ünde ve Girne'de 115 sandıktan
25'inde belediye başkanlığı, meclis üyeliği,
muhtarlık, ihtiyar heyeti üyeliği ve milletvekilliği için oy
kullanılacak. Böylece Cumhuriyet Meclisi'nde CTP Lefkoşa Milletvekili
Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve UBP Girne
Milletvekili Salih Miroğlu'nun vefatı ile boşalan 2 sandalyenin
yeni sahipleri de belirlenmiş olacak.
2 bin
civarında kişinin görev yapacağı seçimler için 1.5 milyon
YTL harcanacak. Seçim sonuçlarının, sandıkların
kapanıp oy sayımına geçilmesinden 2 saat sonra netleşmesi
bekleniyor.
Seçim
heyecanı
yaşanmayacak
yerler
Seçilecek
kişi sayısı kadar aday olduğu için YSK'nin 86 muhtarı
ve 385 ihtiyar heyeti üyesini (aza) resen seçilmiş sayması nedeniyle
yarın seçime gidilmeyecek yerleşim birimleri de var.
Gazimağusa
ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13
sandığın bulunduğu yerleşim birimlerinde seçim
heyecanı yaşanmayacak.
YSK'dan
alınan bilgiye göre Gazimağusa ilçesinde Çamlıca, Gönendere,
Görneç, Mallıdağ ve Sütlüce'de; Güzelyurt ilçesinde Kalkanlı (2
sandık), Mevlevi, Şahinler, Taşpınar, Yeşilırmak
ve Yuvacık'ta; İskele ilçesinde ise Ağıllar, Ardahan,
Boltaşlı, Ergazi, Esenköy, Kilitkaya, Kuruova, Sazlıköy,
Taşlıca, Yarköy, Zeybekköy ve Ziyamet'te (2 sandık) seçim
olmayacak.
YSK, Seçim ve
Halkoylaması Yasası'nın 62. maddesi uyarınca
Lefkoşa'da 15 muhtar ve 69 azayı, Girne'de 18 muhtar ve 96
azayı, Gazimağusa'da 25 muhtar ve 85 azayı, Güzelyurt'ta 11
muhtar ve 52 azayı ve İskele'de de 17 muhtar ve 83 azayı
seçilmiş ilan etmişti.
Yarın
Lefkoşa ilçesinde 47 bin 527 seçmen 173 sandıkta; Gazimağusa
ilçesinde 39 bin 702 seçmen 149 sandıkta; Girne'de 28 bin 186 seçmen 115
sandıkta; Güzelyurt'ta 20 bin 211 seçmen 79 sandıkta ve
İskele'de 15 bin 763 seçmen 67 sandıkta oy kullanacak.
Hakkı'nın
basın toplantısı
YSK
Başkanı Metin A. Hakkı dün sabah düzenlediği basın
toplantısında, seçim hazırlıklarıyla ilgili son durumu
aktardı, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Hakkı,
yarın milletvekilliği ara seçimi ve yerel seçimler için
kayıtlı 151 bin 389 seçmenin sandık başına
gideceğini belirterek, milletvekilliği ara seçimi için 11 adayın
yarışacağını kaydetti. Lefkoşa ilçesindeki tek
sandalyeye 6 partiden ve 1 bağımsız olmak üzere 7 adayın,
Girne'deki 1 milletvekilliği için ise 4 partinin aday gösterdiğini
hatırlatan Hakkı, yerel seçimlerde ise KKTC genelinde belediye
başkanlığı için partilerden 77, bağımsız 23
olmak üzere 100 kişinin; belediye meclis üyeliği için partilerden 782
ve 4 bağımsız olmak üzere toplam 786; ihtiyar heyeti üyeliği
için 746 ve muhtarlık için de 366 adayın
yarışacağını bildirdi.
Seçim ve
Halkoylaması Yasası'nın 62. maddesi uyarınca 86 muhtar ve
385 ihtiyar heyeti üyesinin başka aday olmaması nedeniyle resen
seçildiğini kaydeden YSK Başkanı Hakkı, özellikle Girne'de
ve Gazimağusa'da sokak adlarının değişmesi nedeniyle
seçmen kartları ulaşmayanlar için de şu açıklamayı
yaptı:
"DPÖ
Müsteşarlığı'nca 30 Nisan'da yapılan nüfus ve konut
sayımı amaçları için belediyeler tarafından birçok sokak
isimleri ve ev numaraları değiştirilmiştir.
Dolayısıyla seçmen kartları, bizde kayıtlı adreslerine
gönderildiği için bir kısım seçmenin eline
ulaşamamıştır. Seçmen kartı eline ulaşamayan
seçmenler, bunları ilgili ilçe seçim kurullarından alabilecekleri
gibi, oy vermek için seçmen kartı şart olmadığını
tekrar vurgulamak isterim. Her seçmen kayıtlı olduğu
sandığa gidip kimliğini ispat etmek koşuluyla,
belirlenmiş oy verme saatleri arasında oyunu kullanma hakkı
vardır ve YSK olarak buna davet ederiz.
Yasaya göre,
seçmen KKTC kimliği, pasaportu, polis kimlik kartı, sürüş
ehliyeti, KTFD kimliği, pasaportunu göstererek oyunu kullanabilir.
Mümkün mertebe
geçen seçimlerde sandıkta kayıtlı bulunan seçmenin
kaydını aynı sandığa vermeye çalıştık
ki karışıklık olmasın. Bilhassa Girne'de seçmenler
aynı sandıkta kayıtlıdır."
Toplumumuza
yakışır,
ağırbaşlı,
medeni seçim
YSK
Başkanı Metin A. Hakkı, seçimin Kıbrıs Türk toplumuna
yakışır şekilde ağırbaşlılıkla,
medeni şekilde geçmesini ve sonuçların hayırlı olmasın
diledi.
Basın
toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan
Hakkı, seçimlerin sonuçlarını yine YDÜ'yle işbirliği
içinde değerlendirip duyuracaklarını söyledi.
Seçim günü saat
19.00'a kadar radyo ve televizyon ile her türlü yayın organının
seçimlerle ilgili haber, yorum ve tahmin yapmasının yasak
olduğunu kaydeden YSK Başkanı Hakkı, 19.00-21.00 arası
ise sadece YSK tarafından verilecek haber ve tebliğlerin
yayımlanabileceğini; saat 21.00'den sonra ise tüm
yayınların serbest kalacağını anlattı.
Hakkı,
seçim sonuçlarını çıktıkça
yayımlayacaklarını, öncelikle milletvekilliği ara
seçimlerinin sonuçlarını, ardından yerel seçimlerin
sonuçlarını açıklayacaklarını ifade ederek, "Saat
18.00'de sandıklar kapandığına göre tahminim resmi olmayan
sonuçlar 2 saat içinde açıklanır" dedi.
Sonuçları
izlemek isteyen gazeteciler için basın odası
hazırlayacaklarını belirten Hakkı, propaganda dönemiyle
ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
Yasayı
uygulasak hoş olmayan
adımlar
atmış olacaktık
"Uygulamakla
yükümlü olduğumuz yasanın hükümlerini harfiyen uygulamış
olsaydık, bazı hoş olmayan adımlar atmış olacaktık.
Mesela en az bir veya daha fazla televizyon kanalında seçim
yasaklarına uymayan bazı programlar yayımlandı. Yasayı
uygulasaydık, buna müeyyide uygulayacaktık. Gerekirse o kanalın
bir süre kapatılması söz konusu olacaktı. Ancak gerek basın
gerek politik partilerle toplantılar düzenleyerek bunları bir
centilmenlik anlaşması çerçevesinde yapmaya çalıştık.
Yardım gördük. Her ne kadar da bazı partiler bu anlaşmaya
harfiyen uymamışlarsa da, tatsız adımlar atma zaruretimiz
olmadı."
Propaganda
sürecinde bazı yayın kuruluşlarına uyarı verdiklerini
ama anlayış sağlayarak daha ileri adım
atmadıklarını belirten Metin A. Hakkı, herhangi bir
yayın kuruluşuna yayınlarını durdurma cezası
verme durumu olmaması dileğinde bulundu.
Adaylıkları
düşenlerin yasa gereği listelerde yer aldığını,
aday ölse bile adının listede kaldığını kaydeden
Hakkı, bir başka soruyu yanıtlarken de, seçim günü
yayınlarla ilgili şikayetlerin YSK'ya yapılabileceğini,
Yayın Yüksek Kurulu'ndan alarak o yayını izleyip gereğini
yapacaklarını bildirdi. Hakkı, YSK ve ilçe seçim
kurullarının telefon numaralarına bu amaçla
başvurulabileceğini de kaydetti.
Vatandaşlar,
ilçe seçim kurullarına şu telefon numaralarından
başvurabilecekler:
Lefkoşa
İlçesi; 227 30 47- 227 41 55- 227 50 86;
Gazimağusa
ve İskele İlçeleri; 366 23 32- 366 40 68;
Girne
İlçesi; 815 72 46- 815 68 70;
Güzelyurt
İlçesi; 714 62 31- 714 63 18.
YSK
Başkanı Hakkı, KKTC'deki tüm seçmenleri oy vermeye davet ederek,
"Vatandaşlık görevlerini inşallah herkes seve seve yerine
getirecek" diye konuştu.
YSK'nın 35
numaralı duyurusu
Öte yandan
Yüksek Seçim Kurulu, 35 numaralı duyurusunda da, sayım amacıyla
konutlardaki yeni numaralandırma sonucu ellerine seçmen kartları
ulaşmayanlar bulunduğu belirtilerek, oy kullanmak için seçmen
kartı gerekmediği yinelendi ancak seçmenin kayıtlı
olduğu sandıkta KTFD veya KKTC kimlik kartı ve pasaportu, polis
kimlik kartı veya sürüş ehliyeti ibraz ederek oy verebileceği
duyuruldu.
Oy verme günü
mağduriyet yaşanmaması için seçmen vatandaşların isim
ve kimlik kartı numaralarını vererek ilçe seçim
kurullarının telefonlarından oy kullanacakları
sandığın numarasını, yerini ve seçmen sıra
numaralarını öğrenebilecekleri de belirtildi.
KIBRIS 24/06/06
KKTCde yerel
seçimler yapıldı
KKTC
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 2006 Yerel Kuruluş Organları Genel
Seçimleri ile Milletvekilliği Ara Seçiminin kesin olmayan
sonuçlarını açıkladı.
NTV
Güncelleme: 21:07 TSİ 25 Haziran 2006 Pazar
LEFKOŞA
- Resmi olmayan sonuçlara göre, KKTCdeki 5 büyük ilçeden 2sinin belediye
başkanlığını ana muhalefetteki Ulusal Birlik
Partisinin (UBP) adayları, birini de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)
adayı kazandı.
İskelede
UBP adayı Halil Orun, Güzelyurtta UBP adayı Mahmut Özçınar,
Gazimağusada ise CTP adayı Oktay Kayalp yeniden belediye
başkanlığı görevlerine seçildi.
4. dönem belediye başkanlığına seçilen Gazimağusa
Belediye BaşkanıOktay Kayalp, çok iyi organize olduklarını
ifade ederek, sonucun, Gazimağusa halkının 12 yıllık
hizmete güveninin tekrarı olduğunu söyledi.
Beklentilerinin altında oy aldığını belirten Kayalp,
bunun, seçimekatılım oranın azlığından
kaynakladığını kaydetti. Kayalp, centilmence bir
yarış olduğunu bildirdi.
Güzelyurtta 3. dönem başkan seçilen Mahmut Özçınar da, propaganda
döneminde, iktidarın iki ortağına karşı mücadele
yaptığını ifade ederek, halkın hizmetine onay
verdiğini söyledi. Özçınar, oy veren ve vermeyen herkese kucak
açacağını belirtti.
İskele de tekrar belediye başkanı seçilen UBP adayı Halil
Orun ise, İskelenin vaatleri değil, hizmeti tercih ettiğini ifade
ederek, Sonuçta İskelenin kazandığını kaydetti.
Lefkede UBP adayı Mehmet Zafer 5. dönem yeniden belediye
başkanı seçildi. Lefkoşada belediye
başkanlığı için ise Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)
adayı Kutlay Erk ile Demokrat Parti (DP) adayı Cemal
Bulutoğulları çekişiyor.
Lefkoşa ve Girne milletvekilliği seçiminde ise CTPli adaylar önde
gidiyor.
KKTC'de yerel ve ara seçimler yapıldı
25 Haziran, 2006 21:41:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC'de
yerel ve ara seçimler gerçekleştirildi. KKTC Yüksek Seçim Kurulu kesin
olmayan sonuçları açıkladı.
Resmi
olmayan sonuçlara göre, KKTC'deki beş büyük ilçeden ikisinin belediye
başkanlığını ana muhalefetteki Ulusal Birlik
Partisi'nin (UBP) adayları, birini de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)
adayı kazandı.
İskele'de UBP adayı Halil Orun, Güzelyurt'ta UBP adayı Mahmut
Özçınar, Gazimağusa'da ise CTP adayı Oktay Kayalp yeniden
belediye başkanlığı görevlerine seçildi.
Dördüncü dönem belediye başkanlığına seçilen
Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, çok iyi organize
olduklarını ifade ederek, sonucun, Gazimağusa halkının
12 yıllık hizmete güveninin tekrarı olduğunu söyledi.
Güzelyurt'ta üçüncü dönem başkan seçilen Mahmut Özçınar da,
'propaganda döneminde, iktidarın iki ortağına karşı
mücadele yaptığını' ifade ederek, halkın hizmetine
onay verdiğini söyledi.
İskele de tekrar belediye başkanı seçilen UBP adayı Halil
Orun ise, 'İskele'nin vaatleri değil, hizmeti tercih ettiğini'
ifade ederek, 'sonuçta İskele'nin kazandığını'
kaydetti.
Lefke'de UBP adayı Mehmet Zafer beşinci dönem yeniden belediye
başkanı seçildi.
Lefkoşa'da belediye başkanlığı için ise Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) adayı Kutlay Erk ile Demokrat Parti (DP) adayı
Cemal Bulutoğulları çekişiyor.
Lefkoşa ve Girne milletvekilliği seçiminde ise CTP'li adaylar önde
gidiyor.
Kıbrıs Eylem Planı'na Rum engeli
25 Haziran, 2006 16:40:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs
Rum kesiminde yayımlanan Filelefteros gazetesi, Türkiye'nin
Kıbrıs sorununun çözümü için Birleşmiş Milletler'e
gönderdiği Kıbrıs Eylem Planı'nın Rum engeline
takılabileceğini yazdı.
Gazetede
yer alan habere göre, Birleşmiş Milletler Hukuk Birimi'nin Genel
Sekreter Kofi Annan'a ilettiği rapor, Türkiye'nin planının
uygulanmasının, Rumların onayı olmadan çok zor
olduğunu belirtiyor.
Filelefteros gazetesi, Birleşmiş Milletler Hukuk Bürosu'nun 10
maddelik Kıbrıs Eylem Planı'nı derinlemesine
incelediğini bildirdi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından açıklanan
planın hayata geçirilmesinin zor olduğunu vurgulayan gazete, 'Gül'ün
10 emri havada' başlığını kullandı.
Gazeteye göre, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin görüşünü alan hukuk
birimi, Türkiye'nin önerisinin ancak Kıbrıs Rum yönetiminin
onayı ile uygulanabileceğini hükme bağladı.
Genel Sekreter Kofi Annan'a iletilen raporda, Kıbrıs liman ve
havaalanlarının uluslararası
taşımacılığa açılması, KKTC'nin Gümrük
Birliği'ne katılması için özel düzenlemeler yapılması
ve Kıbrıs Türk tarafının bağımsız bir
şekilde uluslararası spor, kültür ve sosyal etkinliklerine
katılması Rumların engeline takıldı.
Öneriler arasında yer alan Kıbrıs sorununa ilişkin dörtlü
konferansın ise, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın
reddetmesiyle mümkün olmadığı da vurgulandı.
Rumlar Annan Planı'na 'hayır' demişti
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu 'Annan
Planı', 24 nisan 2004'te halkoyuna sunulmuş, Kıbrıslı
Türklerin yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların yüzde 76'sı
'hayır' demişti.
Annan Planı'nın ardından Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik girişimler rafa kaldırılmıştı. Son
olarak, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 ocakta
Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı açıklamış,
plana Avrupa ve ABD'den destek gelmişti.
Gökçeadalı Stelyo ile İzmitli Pelin
Ersin KALKAN
10 Haziran sabahı
telefonum çaldı. Arayan dostum Stelyoydu. Beş dakika sonra
buluştuk. Motosikletine yaslanmış beni bekliyordu. Hiçbir
şey söylemeden elime üstünde ismimin yazılı olduğu iki zarf
tutuşturup "Aç" dedi. "Nedir" diye sordum.
"Sürprizdir" dedi. İlkini açtım, baktım. İkiye
katlanmış bir kart, kartın kapağında 18. yüzyıl
başlarından kalma olduğu anlaşılan bir gravür.
Galatanın sırtlarından İstanbulu betimleyen gravürde,
Tarihi Yarımada resmedilmişti. Kapağa bakınca, bir kitap ya
da bir kent etkinliğinin davetiyesi sandım.
Ama şunlar yazıyordu: "İstanbulda başlayıp
İstanbulda devam edecek olan bir çağ masalı daha
yazılıyor. Aşkın evrensel ezgisi eşliğinde, bir
kez daha buluşuyor, kültürler, diller, dinler, hayatlar... Tüm
dostları, nikah törenimizde yanımızda görmek istiyoruz.
İmza: Pelin ve Stelyo. Beyoğlu Evlendirme Dairesi, 17 Haziran
2006..."
İkinci kartta Yunan alfabesiyle yazılmıştı adım.
"Bu diğerinin Rumcası mı" diye sordum Stelyoya.
"Hayır bu Vulanın davetiyesi" dedi. Benim en eski arkadaşlarımdan
biri olan Vula yani. Stelyonun sevgili ablası. İki kardeş
aynı gün evleniyorlardı.
İmam nikahı ile kına gecesinde bulunamadım ama Pelin ile
Stelyonun ve Vula ile Yorgonun düğününe gittim. Bir gazeteci olarak
değil bir dost olarak. Düğünün en güzel saatiydi. Marmaranın
doğusundan ay yükseliyordu. Pelinle Stelyo, ay
ışığının ve arkada yükselen Sultanahmet ve
Ayasofyanın ışıklı siluetinin önünde tango
yapıyordu. Düğüne hoş geldiniz...
Patrikhane avlusunda başörtülü türbanlı, ıstavrozlu davetliler
papazlar ve bir de imam
17 Haziran günü hafifçe esen rüzgar, ipekten bir dalga gibi çarpıyordu
insanların yüzüne. Güzel bir İstanbul günüydü. Resmi nikah saat
14.00te Beyoğlu Evlendirme Dairesinde yapıldı. Vula ile
Yorgonun nikahları daha önce yapıldığı için onlar
törende yoktu. Ama her iki taraftan çok sayıda aile mensubu oradaydı.
Nikah salonunun koridorlarında telaşlı ve neşeli Rumca ve
Türkçe sözcükler uçuşuyor, farklı kültürden insanlar hiç kendilerini
kasmadan birbiriyle kucaklaşıyordu.
Nikahın ardından Stelyo kulağıma eğilip, "Az
sayıda arkadaşımla bizim evde damat tıraşı
yapacağız. Sen de gel" dedi. Yarım saat sonra
Beyoğlunun eski, güzel apartmanlarından birinin beşinci
katındaydık.
Yunanistandan iki müzisyen arkadaşı, birkaç yakın akraba ile
Stelyonun damat tıraşı için bir araya gelmiştik. Masada
Yeni Rakı ile Giritin o meşhur boğma rakısı
vardı. Ádet olduğu üzere kadehlerimizi doldurup damat ve gelinin
şerefine kaldırdık. Sonra buzukinin nağmeleri girdi
devreye. Salonun ortasına bir sandalye koyuldu, damat oturtuldu ve
tıraş başladı. Tek eksiğimiz bir berber ve
usturaydı. Tabii bir de eski usul tıraş fırçası ve
sabunu.
Misafirlerden biri banyodan bir tıraş köpüğü getirdi. İlk
köpüğü kulak memelerine sıktı damadın. "Evlilik ciddi
bir iştir, sakın unutma. Bu senin kulağına küpe olsun"
dedi. Sonra ikinci köpüğü tam alnına oturtarak,
"Çocuklarına ve karına her zaman sahip çıkarsan alnın
böyle ak kalacak" diye sürdürdü mizanseni. "İyi bir erkek gücüne
rağmen yüzü yumuşak olandır" diyerek son köpüğü
yanaklarına sürdü. Ve beni işaret ederek, gel tıraşı
başlat dedi.
KIVRAK HAVALARLAKİLİSE AVLUSUNA GİRDİK
Aslında Stelyo, sinek kaydı bir yüzle oturmuştu sandalyeye. Bana
sadece bir bıçağın tersiyle yüzündeki köpükleri almak
kaldı. Eğlence ve oyun faslı uzun sürmedi. Çünkü saat 17.00de
Patrikhanedeki dini tören başlıyordu.
Patrikhanenin avlusu davetlilerle doluydu. Başörtülüler,
türbanlılar, boynunda ıstavroz taşıyanlar, papazlar, ladini
olanlar oradaydı. Pelin-Stelyo ve Vula-Yorgo çiftinin dini nikahları
birlikte kıyılacaktı. Patrikhanenin sokağından
müzisyenlerin eşliğinde Yorgo ile Stelyo göründü. Sokakta kıvrak
havalar çalan müzisyenler, kilisenin avlusuna girince ağır havalara
geçtiler. Müzik bitti ve damatlar Aya Yorgi Kilisesinin hemen önünde vaziyet
alarak gelinleri beklemeye koyuldu.
Birazdan kapıdan babalarının kollarına girmiş iki
gelin göründü. Damatlar eğilip babaların elini öperek
kızların duvağını açtı ve yanaklarına
(dudaklarına değil çünkü burası bir Ortodoks kilisesi) birer
buse kondurdu.
Kilise nikahı bizdeki dini nikah gibi şipşak bitmiyor. Uzun uzun
ilahiler okunuyor, ritüeller birbiri peşi sıra geliyor, tam bir ayin
havasında geçiyor. Nikahın sürprizlerinden biri de imam
nikahını kıyan imamın orada olmasıydı. Stelyo,
"Hocam arzu ederseniz, kilisedeki nikahımıza buyurun"
demiş çekinerek. "Hay hay" demiş alim din adamı.
"Bugüne kadar hiç Hıristiyan nikahı görmedim, benim için iyi bir
tecrübe olur" diyerek kabul etmiş. Kenarda durup pür dikkat izledi
töreni. Bir ara avluda karşılaşıp sohbet ettik.
"Herkesin dini kendine muhterem" diyerek başladı söze ve
şunları söyledi: "Tarih bize ırkların, dinlerin,
dillerin sevdayı engelleyemediğini gösterdi. Şimdi bu çocuklar
evlenmek istiyor.
Hayır, siz ayrı dinlerdensiniz, kavuşamazsınız
dersek Ortaçağın melunlarına döneriz. Allah
zorlaştıranı değil, kolaylaştıranı
sever..."
BU TANGO İÇİN İKİAYDIR ÇALIŞIYORLARDI
Gün batımına doğru Armada Otelin terasında toplandık.
Akordeoncu Muammer Ketencoğlu, grubuyla sahnede. 77 yaşındaki
Domna Samiu, eski türküleri öğrettiği öğrencisinin
düğününde o türküleri parlatmak için ta Atinadan kalkıp
gelmişti. Buzuki Orhan da oradaydı.
Önce tango çaldı orkestra. Pelin ile Stelyo, iki aydır birlikte
çalışmışlar bu geceki tangonun eksiksiz olması için.
Öyle de oldu. Mükemmeldi. Sonra zeybek oynadılar, sonra da sirtaki.
O gece Cankurtaranın semalarına birbirine kardeş
şarkılar, sesler, nefesler yükseldi. Halaylar çekildi hep birlikte,
amaneler, gazeller okundu, çiftetelliler oynandı. Bir barış, aşk
ve güzellik masalı yaşandı...
Dans bitti kalabalığa karışıp kayboldu
Stelyo, Gökçeadalı Rum bir ailenin çocuğu. Yorgo ve Stella Berber
çiftinin ikinci çocukları olarak 1974te İstanbulda doğuyor.
Beyoğlunda Zoğrafyandan mezun olduktan sonra Atinada okuyan
ablası Vulanın yanına gidiyor. Sınavlara giriyor ve Pire
Üniversitesi Ekonomi Bölümünü kazanıyor. Mezun olunca tekrar memleketine,
Türkiyeye dönüyor.
Ekonomi okumuş ama aklı fikri müzikte. 7-8 yaşlarından beri
de kiliselerdeki ilahi korolarında muganni olarak şarkı
söylüyor. Üniversite yıllarında ise bir müzik topluluğuna
katılarak bütün Yunanistanı geziyor. Yunanistan dönüşü,
akordeoncu Muammer Ketencoğlu ile tanışıyor, grubuna giriyor.
Bu arada bir şirket kurup turizm ve ticarete başlasa da müzik, hep
hayatının merkezinde oluyor. Ketencoğlu ile 1999da
İstanbulda Babylonda verdikleri bir konserde de büyük hikaye
başlıyor...
"Aşağıda dans eden gruba bakıyordum. Birden gözlerim
kamaştı. Önce sahne ışıklarından sandım.
Oysa ışıklar yukarıdaydı. Bir kızdan
yayılıyordu. İndim ve elinden tutup sahneye çıkardım.
Biraz şaşkın ve mahcup, neye uğradığını
anlayamadan benimle dans etmeye başladı. Nasıl güzel dans
ediyordu! Kendimi kaybettim. Dans faslı bitince aşağı indi
ve kalabalığın arasından mekánı terk etti.
Şarkının, son dörtlüğünü okuyordum. Bitirdim, sahneden deli
gibi inip Asmalımescite çıktım. Aradım, aradım ama
bulamadım. Üzerimde sahne kıyafetleri vardı. Bir beyaz gömlek,
bir kuşak ve bir siyah pantolon. Ararken o kadar uzağa gitmişim
ki, kendimi Galatada buldum. Ansızın bir yağmur
başladı. Babylona vardığımda gömlek üzerime
yapışmıştı. Sahneye tekrar çıkıp
sırılsıklam son şarkıyı söyledim. Kendi kendime
söyleniyordum. Nereden çıktı şimdi bu Külkedisi
hikayesi..."
Stelyonun o akşam gözünü alan kızın adı Pelin Suer.
1978de İzmitte doğuyor. Saime Hanımla Arif Beyin en küçük
çocuğu. Liseyi İzmitte bitirip sınavlara giriyor, Stelyonun
kapısından döndüğü İTÜ Türk Müziği
Konservatuvarına giriyor. Pera Güzel Sanatlarda da dans dersleri alıyor.
Çeşitli topluluklarda hem dans edip hem şarkı söylüyor.
Babylondaki o akşamın ardından iki yıl geçiyor. 2001in
Şubatında bir gün Muammer Ketencoğlu, Stelyoya "Bir
kız var rebetiko söylüyor. Bir yandan da Rumca öğreniyor. Ama
aksanı biraz bozuk. Sen ona yardım eder misin?" diyor. Stelyo
filoloji okuyan ablası Vulanın yardım için daha uygun
olacağını düşünüyor. Ama Ketencoğlu, "Bu kız
müzisyen. Önce sen de bir tanı" diye ısrar ediyor.
O günlerde başı çok sıkışık olan Stelyo,
oflayıp puflayarak buluşma saatinde Ketencoğlunun stüdyosuna
geliyor. Kızı görünce ağzından sadece uzunca bir
"Aaahhh" duyuluyor. Gelen kız, iki yıldır
unutamadığı Pelin çıkıyor...
BİLGE İMAM İLEPATRİKİN KARARI
Kısa sürede "Saga poli" diye seni seviyorum mesajları
atacak kadar aşık oluyorlar birbirlerine. Aradan yıllar geçiyor.
Sonunda evlenmeye karar veriyorlar. Ama Stelyo bir Hıristiyan, Pelin de
Müslüman. Stelyonun üzerinde yaşadığı cemaatin
baskısı var: "Bu ülkede zaten bin küsur kişi kaldık.
Bir Rum kızıyla evlenmelisin!" Pelin için durum daha da zor.
Direniyorlar. Ve dört yılın sonunda herkesi ikna etmeyi
başarıyorlar. Düğün gününe bir hafta kala Pelinin ailesi,
"İyi de geleneklerimiz var. İmam nikahı, kına gecesi
gibi..." diyor. "Tamam" diyor Stelyo, ne gerekiyorsa
yapalım. Fakat, tüm aramalara rağmen bu nikahı kıyacak bir
imam bulunmuyor.
İmamlardan biri, "Çocuk sünnet olmuş mu" diye soruyor.
Öteki, "Erkek Müslüman olsaydı da kız Hıristiyan kalmakta
ısrar etseydi bu nikahı kıyardım" diye geri çekiliyor.
Sonunda bilge bir din adamı buluyorlar. Son imam diyor ki, "Ne
olacak, Fatih Sultan Mehmedin annesi de Hıristiyandı.
Hıristiyan doğdu, Hıristiyan öldü. Ama bir Fatih
doğurdu." Ve imam nikahı kıyılıyor. Kına
gecesi yapılıyor.
İş kalıyor kilise nikahına. Episkoposlar, papazlar
toplanıp günlerce tartışıyor. Patrik Bartholomeos, bütün
tartışmaları oturduğu yerden sessizce dinliyor. Ve nikaha
birkaç gün kala, asasını üç kez yere vurup ruhbanları
susturuyor. "Gönül ferman dinlemez" diyerek, sözü bağlıyor.
Kim bilir belki de bu kararı alırken Patrik, büyük şair
Hacopulosun o çok sevdiği şiirini hatırlıyor: "Hayat
serin bir nefes, ipekten bir dalgadır / Rüzgar bildiği gibi,
istediği gibi sürüklesin..."
HURRIYET
25/06/06
KKTCde 3 yılda 5inci seçim
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
KKTC bugün son 3
yıl içinde 5inci kez sandığa gidiyor. Bir genel ve bir erken
seçim geçiren Kıbrıslı Türkler, Annan planı referandumu ve
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından bugün de yerel ve
ara seçimler için oy kullanacak.
151 bin 392 seçmen, belediye başkanlarının yanı sıra
bir milletvekilinin ölümü, Mehmet Ali Talatın da cumhurbaşkanı
seçilmesi nedeniyle boşalan 2 milletvekilini seçecek. 2 milletvekili, KKTC
meclisindeki dağılım nedeniyle CTP-DP koalisyon hükümetini de
etkileyecek. 2 milletvekilini CTPnin alması halinde tek başına
iktidara geçebilecek sayıya ulaşabilecek. Ancak gözlemciler, CTP-DP
koalisyon hükümetinin siyasi istikrarı gözeterek bozulmayacağına
dikkat çekiyor.
KKTCde siyasi partiler, yerel ve ara seçimlere, Türkiyeden gelen sanatçıların
da katıldığı müzikli mitinglerle halktan oy istediler.
HURRIYET
25/06/06
Rumlar, mahkeme masrafı üstüne KDVsini
istiyor
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Türkiye ile Rumlar arasında Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinde devam eden mülkiyet mücadelesinde şimdi de yüzde 15 KDV
kavgası yaşanıyor. Türkiye, kapalı Maraştaki evi için
dava açan Ksenidi Aresti adlı kadının 65 bin euro
tutarındaki mahkeme masraflarını ödedi ancak Rumlar, 9750 euro
tutan yüzde 15 KDVyi de istedi.
AİHM, 22 Aralıkta Ksenidi Aresti adlı Rum kadının
kapalı Maraştaki eviyle ilgili açtığı davada,
Türkiyeye iç hukuk yolu oluşturmasını istemişti. KKTCde
kurulan tazmin komisyonu da geçtiğimiz günlerde tarihi bir karar alarak
başvuru yapan 2 Ruma KKTCdeki mülklerini iade, birine de tazminat
ödemeye karar verdi ve Türkiyeye dava açan Ksenidi Arestiye ise, 920 bin
dolar tazminat önerdi. Türkiye ayrıca, Arestiye 65 euro mahkeme
masraflarını hemen ödedi.
MARAŞI İSTİYOR
Ancak Ksenidi Aresti adlı Rum kadının avukatı, önceki gün
bir açıklama yaparak, müvekkilinin Türkiyenin önerdiği 920 bin
doları reddettiğini ve kapalı Maraştaki evine geri dönmek
istediğini açıkladı. Arestinin avukatı ayrıca
Türkiyenin doğrudan Kıbrıs Rum Yönetiminin kasasına
gireceğinden dolayı yüzde 15 oranındaki mahkeme
masraflarının KDVsini ödemeyi reddettiğini belirtti. Rum
avukat, davaya üçüncü taraf olarak katılan Rum yönetimiyle birlikte 9750
euro tutan KDVyi de istemek için girişimde bulunacaklarını
söyledi.
HURRIYET
25/06/06
KKTC yerel seçim için
sandık başında

KKTC'de halk, 4 yıl boyunca görev yapacak olan belediye
başkanlarını, belediye meclis üyelerini, muhtarları ve
ihtiyar heyeti üyeleri ile Lefkoşa ve Girne'de boş olan birer
milletvekilliğini belirlemek üzere bugün sandık başına
gidiyor. Kayıtlı seçmen sayısının 151 bin 389
olduğu KKTC'de saat 08.00'de başlayacak oy verme işlemi, saat
18.00'e kadar devam edecek. Seçimde, 28 belediye başkanlığı
için 99, 234 belediye meclis üyeliği için 786, 150 muhtarlık için
366, 520 ihtiyar heyeti üyeliği için 946, 2 milletvekilliği için de
11 aday yarışacak.
MILLIYET 25/06/06
Denktaş: AB ve
Kıbrıs süreçleri ayrılmalı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda söylemi
sertleştirdi ve "AB süreci durursa dursun" diyerek,
"Türkiye'den izolasyonlar kalkıncaya kadar adım beklemeyin"
diyerek bir anlamda rest çekti.
"AB için Kıbrıs'ı feda edemeyiz" diyen
Başbakan'daki söylem değişikliğini KKTC'nin kurucu
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la konuştuk.
Denktaş, gerek Ankara'nın gerek KKTC yönetiminin
"aldatıldık" duygusu içinde olduklarını
belirterek, ödün vermenin sonu olmadığının
anlaşıldığını, gelinen noktada sağlam ve
sert durulması gerektiğini kaydetti.
"Süreçleri ayırın"
Rauf Denktaş'a göre, Türkiye'nin AB süreci ve Kıbrıs sorunuyla
ilgili süreci birbirinden ayrılmalı. Bu sağlanmadıkça,
Yunanistan'ın ve Güney Kıbrıs'ın Türkiye'ye sürekli engel
çıkaracaklarının ve veto tehdidiyle süreci
baltalayacaklarının da anlaşıldığını
vurguladı.
Bu durumun AB'ye de zarar verdiğinin gösterilmesi gerektiği üzerinde
duran Denktaş, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Rum tarafı Kıbrıs'ta üniter bir devlet istiyor. Bunun
anlamı Kıbrıs Türkünü Rum yönetimine yamamaktır.
Yapılmak istenen budur. Papadopulos, açıkça federasyon olmaz, üniter
devlet olmalı, diyor.
Bunun anlamı Türkler Rum idaresine girsinler demektir, Türkler
azınlık demektir. Böyle yaklaşınca, Kıbrıs
sorununun çözülmesi mümkün değildir. Zaten Rumun da böyle bir derdi
yoktur.
AB sürecinin ilerlemesi için yapılması gereken, bu iki konuyu
birbirinden ayırmaktır. 1999'da Ecevit'e verilen taahhüt de buydu. AB
süreci ile Kıbrıs süreci ayrı yürütülmelidir."
'Üye olunca'
AB'ye Türk tarafının öneri götürmesi gerektiğini belirten
Denktaş, şöyle devam etti:
"AB'ye denebilir ki; siz de görüyorsunuz, Rum tarafı sürekli
engelleme yapıyor. İki süreci birden tıkıyor. Bizim
önerimiz şudur; bu iki süreci ayıralım ve AB'ye tam üye
olduğumuz zaman konuyu çözüme kavuşturmak daha kolay olur. Madem
müzakerelerin ucu açıktır o halde Kıbrıs sorununu bir yana
bırakıp bu süreci tamamlayalım ve o koşullarda konuya
eğilelim."
'Kendi formülümüz'
Rauf Denktaş'a göre, Türk tarafı başka formüller beklemeden
kendi formülünü oluşturmalı ve onu gündeme getirmeli. Denktaş,
bu yapılmadıkça Türkiye'nin de KKTC'nin de
başkalarının formülleri peşinde sürüklenip zaman
yitireceğini düşünüyor ve formülün temellerini de şöyle
özetliyor:
"Bir kere kendi formülümüz olmalı ki, bunun çerçevesi de bellidir.
Rum yönetim kendini adanın tümünün yönetimi olarak görmekten ve
göstermekten vazgeçmelidir.
AB de Rum yönetimini böyle görmemelidir. Adada iki toplum, iki devlet, iki
egemenlik, iki demokrasi olduğu kabul edilmelidir. Bu kabul edilmedikçe
hangi zemin üzerinde çözüm arayacaksınız? Ama Rumlar bunu kabul
etmediler, hâlâ da etmiyorlar. Oysa gerçek budur. Bunun için konfederasyon
üzerinde durulmalıdır.
Güvenlik içinde iki devletin konfederasyonu. Başka türlü bir çözüm
geliştirmek mümkün değildir. Rumlar federasyon yürümez, üniter devlet
yürür diyerek, bu formüllere şimdiden kapıyı kapatıyor.
400 yıl iki ayrı toplum kaynaşmamışsa nasıl üniter
yapıyla yürüyeceksiniz? Buna kendileri de inanmıyor, amaçları
Türkleri yönetimleri altına alıp eritmektir. Bu artık iyice
ortaya çıktı. Bu nedenle Türk tarafı kendi formülünü ortaya
koymalıdır."
FIKRET BILA MILLIYET
25/06/06
KKTC yerel seçim
coşkusunda
KKTC'de bugün
düzenlenecek yerel seçim, Lefkoşa ve Girne'den iki milletvekilliğinin
de belirlenecek olması açısından önem taşıyor. CTP'nin
gözü iki sandalyede
25/06/2006 RADIKAL
AA - LEFKOŞA/BERLİN - KKTC
bugün yerel seçim için sandık başına giderken, Lefkoşa ve
Girne'den birer milletvekilinin de belirlenecek olması seçime ayrı
bir önem kazandırıyor. İktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi
(CTP) iki milletvekiliğini de alarak, meclisteki 50 sandalyeden 24'ünü ele
geçirmenin hesabını yapıyor.
Önceki gece partiler son mitinglerini yaparken, CTP Lefkoşa'daki
mitingiyle sonuca en yakın parti olarak göründü. Bugün sandıktan dört
yıl boyunca görev yapacak belediye başkanları, belediye meclis
üyeleri, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri çıkacak. 151 bin seçmen, 28 belediye
başkanlığı için 99, 234 meclis üyeliği için 786, 150
muhtarlık için 366, 520 heyet üyeliği için 946, iki vekillik için 11
aday arasından tercihini yapacak. En merakla beklenen Lefkoşa
Belediye Başkanlığı'nı kimin kazanacağı...
CTP adayı ve halen Belediye Başkanı olan Kutlay Erk, Demokrat
Parti adayı Cemal Bulutoğulları ve Ulusal Birlik Partisi'nin
adayı, daha önce iki dönem Lefkoşa Belediye
Başkanlığı yapan Şemi Bora arasında kıyasıya
çekişme yaşanacak.
Steinmeier:
Protokolden kaçış yok
AB'nin Türkiye'ye yıl sonuna dek limanlarını Rumlara açması
yönündeki baskısı sürerken, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ı Berlin'de ağırlayarak Rumlara nazire yapmış
olan Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de
koroya katıldı. Yunan Dışişleri Bakanı Dora
Bakoyani'yle görüşmesi sonrası "Tüm Avrupa Türkiye'nin AB'ye
katılımının ileriye yönelik büyük adım
olacağına inanıyor" diyen Steinmeier, Rumların
çıkardığı krizlerin aşılmasına dair çözüm
bulamadıklarını kaydederek, "Türkiye'ye Gümrük Birliği
Ek Protokolü'yle ilgili üstlendiği tüm yükümlülükleri yerine getirmek
zorunda olduğunu açıkça belirtmeliyiz. Türkiye'yi yönlendirmek
hepimizin sorunudur" dedi.
Schüssel: Sadece
adı üyelik...
AB Dönem Başkanı Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel ise,
"Türkiye'nin, Macaristan'la aynı statüde olmasını
olası görmüyorum. Türkiye'ye adı üyelik de olsa ayrı statü
verilecek. Türk işçilerin Avusturya pazarına girmemesini
sağlayacağım. Türkiye'nin AB'ye en sıkı bağlarla
bağlanması gerek" diye konuştu.
Türkiye'nin
çözümü
25/06/2006
RADIKAL
KKTC'de kurulan Tazmin
Komisyonu, ilk kararlarını açıkladı. İki Rum'a KKTC
topraklarındaki gayrimenkulleri iade ediliyor, bir diğerine tazminat
ödenecek. Komisyon, davası AİHM gündeminde bulunan Aristis adlı
Rum'a da yine KKTC topraklarındaki gayrimenkulü için 460 bin
Kıbrıs Lirası önerdi...
Bu kuru haber cümlelerinin önemini anlamak için olup bitenin arkaplanına
bir göz atalım:
AİHM 22 Aralık 2005'te Kıbrıs'la ilgili bir karara imza
attı. Mira İksenidis Aristis adlı Kıbrıs Cumhuriyeti
vatandaşının, halen KKTC'nin Maraş bölgesinde bulunan
gayrimenkulü için açtığı dava kapsamında alınan
kararda, davacı haklı bulunarak Ankara'nın hukuki çözüm üretmesi
istendi. Bu amaçla Türkiye'ye altı aylık bir süre tanındı.
AİHM davacıyı haklı bulmakla birlikte, meşhur Loizidu
davasında yaptığının aksine, herhangi bir
tazminatı karara bağlamadığı gibi iade de öngörmedi.
Yalnızca davacının söz konusu ihlalden ötürü
uğradığı zararın 'telafi'sini istedi.
Karar önemliydi, çünkü Ankara'nın sunacağı çözüm, AİHM
tarafından bir iç hukuk zemini olarak kabul edilebilir bulunursa, Türkiye
aleyhinde açılmayı bekleyen 1400'e yakın benzeri dava, mahkeme
tarafından beklemeye alınabilecekti, başvurular önce KKTC'deki
Tazmin Komisyonu'na yönlendirilecekti.
Türkiye ve KKTC kolları sıvadı. KKTC'de yeni bir yasayla, bir
Tazmin Komisyonu kuruldu. Komisyon, Aristis davası için çözüm üretmenin
ötesinde benzer durumdaki Kıbrıs Cumhuriyeti
vatandaşlarının başvurularını değerlendirmeye
de hazırdı.
Tazmin Komisyonu bir mahkeme niteliğinde çalışacak,
kararları temyize açık, ancak bağlayıcı olacak;
yalnızca tazminat değil, takas ve iade kararı verme yetkisi de
bulunacaktı. Bununla birlikte komisyonun yetki alanı
sınırlıydı: En önemlisi kamu yararına kullanılan,
askeri bölge içinde bulunan, şahıslara ait sayılan
gayrimenkullerin iadesi mümkün değildi, bu durumdaki gayrimenkullerin
iadesi, eğer uygun bulunursa, ancak Kıbrıs sorununun çözümünden
sonra söz konusu olabilecekti.
Rum yönetimi AİHM'nin Aristis kararından pek memnun olmadı.
Beklentileri, Loizidu davasında verilene benzer bir karar
çıkmasıydı. Dahası, AİHM'nin kararında, KKTC
zikredilmese ve Türkiye'ye 'bağımlı yerel yönetim' olarak
adlandırılsa da, pratikte tamamen KKTC'nin siyasi iradesiyle kurulup
çalıştırılacağı için söz konusu komisyonun
muhatap alınması Rum yönetimi için başlı başına
bir sorundu. Nitekim, Papadopulos hükümeti, Tazmin Komisyonu aleyhinde
propagandaya girişti. Hem resmi kanallardan hem de medya üzerinden...
Gelgelelim aksi yöndeki tüm propagandaya rağmen Rumlar, Tazmin
Komisyonu'na başvurmaktan çekinmedi.
Ve nitekim, AİHM'nin, çözüm üretmesi için Türkiye'ye
tanıdığı sürenin dolduğu gün Tazmin Komisyonu ilk
kararlarını duyurdu. İki Rum iade kapsamında bulunan
arazilerini geri almayı kabul etti, bir başka Rum ise tercihini
tazminattan yana kullandı. Komisyonun, bu üç başvuruya 'çözüm'
üretmiş bulunması başlı başlına önemli. Çünkü,
komisyonun işlediğini gösteriyor. Kıbrıs'ın her iki
yanından gelen haberlere göre, sırada komisyonla anlaşma
niyetinde bulunan birçok Rum var...
Bu anlaşmalar gerçekleştikçe komisyonun işlerliği
güçlenecek hiç kuşku yok ki.
Ancak tabii ki son sözü AİHM söyleyecek...
Aristis davasına gelince... Aristis AİHM'ye hem gayrimenkulünün
iadesi, hem de bugüne kadar uğradığı zararın tazmin
edilmesi için dava açmış tazminat olarak da 2 milyon avro
(yaklaşık 4 milyon YTL) istemişti.
Söz konusu gayrimenkul askeri bölge sayılan Maraş'ta bulunduğu
için Tazmin Komisyonu'nun iade kararı vermesi mümkün değildi. Bu
yüzden Aristis'e
tazminat önerildi ve rakam da 460 bin Kıbrıs Lirası
(yaklaşık 1 milyon 600 bin YTL) olarak belirlendi. Beklendiği
üzere Aristis, öneriyi reddetti.
Şimdi gözler AİHM'de... Mahkemenin kararı Kıbrıs'taki
mal mülk sorununun, dolayısıyla Kıbrıs sorununun
gidişatını doğrudan etkileyecek.
Haydi sandığa
KKTC HALKI
SANDIK BAŞINDA... KKTC'de 151 bin 389 seçmen; 4 yıl boyunca görev
yapacak belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini,
muhtarları ve ihtiyar heyeti üyelerini belirlemek üzere bugün 08.00-18.00
saatleri arasında sandık başına gidiliyor. Başkent
Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler, yerel yöneticilerine ek olarak
Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de
belirleyecek
BELEDİYE
BAŞKANLIĞI İÇİN 100 ADAY YARIŞIYOR... "2006 Yerel
Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara
Seçimi"nde belediye başkanlığı için 100, belediye
meclis üyeliği için 786, muhtarlık için 366, ihtiyar heyeti
üyeliği için 946 ve milletvekilliği için 11 aday yarışacak.
2 bin civarında kişinin görev yapacağı seçimler için 1.5
milyon YTL harcanacak. Seçim sonuçlarının, sandıkların
kapanıp oy sayımına geçilmesinden 2 saat sonra netleşmesi
bekleniyor
25 SANDIKTA
SEÇİM YAPILMAYACAK... Toplam 583 sandıktan 558'inde seçime gidilirken
YSK'nın resen seçilmiş saydığı Gazimağusa
ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandık
olmak üzere toplam 25 sandıkta, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeliği için
seçilecek sayı kadar aday olduğu için seçim yapılmayacak.
Lefkoşa ve Girne ilçesindeki seçmenlerin birçoğu 5 seçimi birden
yapacak. Lefkoşa'da 173 sandıktan 103'ünde ve Girne'de 115
sandıktan 25'inde belediye başkanlığı, meclis
üyeliği, muhtarlık, ihtiyar heyeti üyeliği ve
milletvekilliği için oy kullanılacak
KKTC'de 151 bin
389 seçmen; 4 yıl boyunca görev yapacak belediye
başkanlarını, belediye meclis üyelerini, muhtarları ve
ihtiyar heyeti üyelerini belirlemek üzere bugün 08.00-18.00 saatleri
arasında sandık başına gidiliyor.
Başkent
Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler, yerel yöneticilerine ek olarak
Cumhuriyet Meclisi'nde boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de
belirleyecek.
"2006
Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara
Seçimi"nde belediye başkanlığı için 100, belediye meclis
üyeliği için 786, muhtarlık için 366, ihtiyar heyeti üyeliği
için 946 ve milletvekilliği için 11 aday yarışacak.
30
Mayıs'ta başlayan propaganda dönemi ise dün tamamlandı. Son
hafta adayların ve siyasi partilerin yoğunlaşan seçim
çalışmaları dün saat 18.00'de sona erdi ve propaganda
yasağı başladı.
25
sandıkta seçim olmayacak, seçimin maliyet 1.5 milyon YTL
Toplam 583
sandıktan 558'inde seçime gidilirken Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) resen
seçilmiş saydığı Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt
ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandık olmak üzere toplam 25
sandıkta, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeliği için seçilecek sayı
kadar aday olduğu için seçim yapılmayacak.
Lefkoşa ve
Girne ilçesindeki seçmenlerin birçoğu 5 seçimi birden yapacak.
Lefkoşa'da 173 sandıktan 103'ünde ve Girne'de 115 sandıktan
25'inde belediye başkanlığı, meclis üyeliği,
muhtarlık, ihtiyar heyeti üyeliği ve milletvekilliği için oy
kullanılacak. Böylece Cumhuriyet Meclisi'nde CTP Lefkoşa Milletvekili
Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve UBP Girne
Milletvekili Salih Miroğlu'nun vefatı ile boşalan 2 sandalyenin
yeni sahipleri de belirlenmiş olacak.
2 bin
civarında kişinin görev yapacağı seçimler için 1.5 milyon
YTL harcanacak. Seçim sonuçlarının, sandıkların
kapanıp oy sayımına geçilmesinden 2 saat sonra netleşmesi
bekleniyor.
Seçim
heyecanı yaşanmayacak yerler
Seçilecek
kişi sayısı kadar aday olduğu için YSK'nın 86
muhtarı ve 385 ihtiyar heyeti üyesini (aza) resen seçilmiş
sayması nedeniyle seçime gidilmeyecek yerleşim birimleri de var.
Gazimağusa
ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13
sandığın bulunduğu yerleşim birimlerinde seçim
heyecanı yaşanmayacak.
YSK'dan
alınan bilgiye göre Gazimağusa ilçesinde Çamlıca, Gönendere,
Görneç, Mallıdağ ve Sütlüce'de; Güzelyurt ilçesinde Kalkanlı (2
sandık), Mevlevi, Şahinler, Taşpınar, Yeşilırmak
ve Yuvacık'ta; İskele ilçesinde ise Ağıllar, Ardahan,
Boltaşlı, Ergazi, Esenköy, Kilitkaya, Kuruova, Sazlıköy,
Taşlıca, Yarköy, Zeybekköy ve Ziyamet'te (2 sandık) seçim
olmayacak.
YSK, Seçim ve
Halkoylaması Yasası'nın 62. maddesi uyarınca
Lefkoşa'da 15 muhtar ve 69 azayı, Girne'de 18 muhtar ve 96
azayı, Gazimağusa'da 25 muhtar ve 85 azayı, Güzelyurt'ta 11
muhtar ve 52 azayı ve İskele'de de 17 muhtar ve 83 azayı
seçilmiş ilan etmişti.
Lefkoşa
ilçesinde 47 bin 527 seçmen 173 sandıkta; Gazimağusa ilçesinde 39 bin
702 seçmen 149 sandıkta; Girne'de 28 bin 186 seçmen 115 sandıkta;
Güzelyurt'ta 20 bin 211 seçmen 79 sandıkta ve İskele'de 15 bin 763
seçmen 67 sandıkta oy kullanacak.
Seçmen kartı
şart değil, kimlik şart
Oy kullanmak
için, seçmen kartı şart değil; oy kullanılacak
sandığı bilmek yeterli. Seçmen kimliğini
ispatlayıcı belge olarak KTFD veya KKTC kimlik kartı, KTFD veya
KKTC pasaportu, polis kimlik kartı veya sürüş ehliyetini göstererek,
oy verebilecek.
Oy verme günü
mağduriyet yaşanmaması için seçmen vatandaşların isim
ve kimlik kartı numaralarını vererek ilçe seçim
kurullarının telefonlarından oy kullanacakları
sandığın numarasını, yerini ve seçmen sıra
numaralarını öğrenebilecekleri de belirtildi.
Nasıl oy
kullanılacak?
Yerel
kuruluş organları seçimi için, belediyesi olan yerlerde seçmenlere,
belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği,
muhtarlık ve azalık seçimi için 4 oy pusulası verilecek.
Belediye olmayan yerlerde ise, seçmenler, yalnız muhtarlık ve
azalık seçimleri için 2 oy pusulası alacak.
Sandık
başına gidecek Lefkoşa ve Girneli seçmenler,
milletvekilliği ara seçimi için de oy pusulası
dağıtılacak. Böylece, Lefkoşa ve Girne ilçelerinde,
belediyesi olan yerleşim yerlerinde ikamet eden vatandaşlar,
oylarını 5 oy pusulası aracılığıyla verecek.
Milletvekilliği,
başkanlık ve muhtarlık için mühür
Lefkoşa ve
Girne ilçesindeki seçmenler, tercih ettikleri milletvekili adayına
"evet" mührü vurarak oylarını kullanacak. Yüksek Seçim
Kurulu'nun aldığı karara göre, yalnız bu seçimde geçerli
olmak üzere bağımsız milletvekili adayları için de, parti
adayları gibi "evet " mührü vurulacak. Oy pusulaları buna
göre düzenlendi.
Belediye
başkanlığı ve muhtarlık için seçmen, oy
pusulasında, oy vermek istediği adaya ait bölümün herhangi bir yerine
"evet" mührünü basarak oy verecek.
Belediye meclis
üyeliği
Belediye meclis
üyeleri seçiminde ise, tercih yapılabilecek veya karma oy
kullanılabilecek. Eğer bir partiye mühür vurulmuş ise, tercih de
aynı partinin listesinden yapılacak. Tercihler, belediyenin meclis
üyelerinin yarısı kadar olmak zorunda. Ancak kişi mühür
vurduktan sonra tercih yapmak zorunda da değil.
Tercih
sayısı
Buna göre
Lefkoşa'nın belediye meclis üyelerinin sayısı 20... Seçmen
(X) partiye mühür vurursa, ya hiç tercih yapmayacak veya o partinin listesinden
10 kişi için tercih kullanacak.
Mührün
ardından tercih yapılacaksa, tercih sayısı
Gazimağusa'da 8, Girne ve Güzelyurt'ta 6, İskele'de de 4 olacak.
Diğer belediyelerdeki tercih sayıları da şöyle:
Gönyeli ve
Lefke belediyeleri 5; Beyarmudu, Değirmenlik, Vadili, Akdoğan,
Alsancak, Yeni Boğaziçi, Çatalköy, İnönü, Lapta ve Alayköy
belediyeleri 4; Akıncılar, Geçitkale, Paşaköy, Serdarlı,
Tatlısu, Dikmen, Esentepe, Büyükkonuk, Dipkarpaz, Mehmetçik ve Yeni
Erenköy belediyeleri de 3.
Karma oy
Belediye meclis
üyeleri için karma oy kullanacaklar ise, mühür vurmayacak.
Belediye Meclis
üyeleri için oyunu, oy pusulasında adı ve soyadı bulunan
partililere veya partililer ile bağımsız adaylara karışık
olarak vermek isteyen seçmen, adaylara işaret koyarak karma olarak
kullanabilecek. Seçmen oyunu karma olarak kullanmak isterse, bu
hakkını en az o bölgeden çıkarılacak belediye meclis üyesi
sayısının yarısı kadar aday için kullanmak zorunda
olacak.
Örneğin
Lefkoşa Belediye Meclisi için oy kullanacak seçmen, herhangi bir partiye
mühür vurmamak şartıyla, kalemle, değişik partilerin
listelerinden 20 kişinin adını işaretleyebilecek.
İşaretlenen aday sayısı 10'un altında olamayacak.
İhtiyar
Heyeti
İhtiyar
Heyeti Üyeliği (azalık) seçiminde seçmen, oy pusulası üzerinde
ad ve soyadları bulunan adaylardan hangilerine oyunu vermek istiyorsa,
onların karşısında bulunan dörtgenin içine işaret
koyacak.
Adayların
ad ve soyadları karşısında bulunan dörtgenler
dışına konan işaretler geçersiz sayılacak.
İhtiyar
Heyeti Üyeliği seçiminde seçmen, seçilmesi gereken ihtiyar heyeti üyesi
sayısı (4) kadar adaya işaret koyarak oy verecek. Yani oy
kullanılacak aday sayısı 4'ten az veya çok olamayacak aksi halde
pusula geçersiz sayılacak.
Şikâyetler
yapılabilecek
Yayınlarla
ilgili şikâyetler ise YSK'ya yapılabilecek. Vatandaşlar, YSK ve
ilçe seçim kurullarına şu telefon numaralarından
başvurabilecek.
Vatandaşlar,
ilçe seçim kurullarına şu telefon numaralarından
başvurabilecekler:
Lefkoşa
İlçesi; 227 30 47- 227 41 55- 227 50 86;
Gazimağusa
ve İskele İlçeleri; 366 23 32- 366 40 68;
Girne
İlçesi; 815 72 46- 815 68 70;
Güzelyurt
İlçesi; 714 62 31- 714 63 18.
KIBRIS 25/06/06
AB Komisyonu
Genişleme Genel Müdürü Michael Leigh:AB'de hiç kimse Kıbrıs
yüzünden kriz çıksın istemiyor
Avrupa
Birliği (AB) Komisyonu Genişleme Genel Müdürü Michael Leigh,
Brüksel'de hiç kimsenin Kıbrıs yüzünden bir kriz
çıkmasını istemediğini söyledi.
Leigh,
Şemdinli ve başörtüsü gibi konularda ayrıntıya girmekten
kaçınırken, Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin
limanlarını Rum gemilerine açması gerektiğini yineledi.
Leigh, Başmüzakereci Ali Babacan ve ekibinin taramalardaki
performansından da etkilendiğini kaydetti.
Türkiye'nin
"haysiyetli" bir ülke olarak limanlara dair verdiği sözü
tutmasını beklediklerini kaydeden Leigh, "AB'de hiç kimse,
hiçbir üye ülke ve hiçbir kurum Türkiye ile bir Kıbrıs krizi
istemiyor." dedi.
Sorun
çözülmeden Rumların üye yapılmasının 'hata'
olmadığını savunan Leigh, BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Rumların üyeliğinin sorunun çözümünü de daha da
zorlaştırdığına dair sözleri için ise, "Bütün
taraflar BM çerçevesinde sorunun çözümü için kendilerini tekrar harekete
geçirmelidir" dedi.
Leigh, fiili
müzakerelere açılması beklenen eğitim ve kültür faslında
siyasî kriterin gündeme gelebileceğini de kaydetti.
KIBRIS 25/06/06
Dünyadan
uzmanlar okul öncesi eğitim için KKTC'de
|
7-29 Haziran
tarihleri arasında "Uluslararası Katılımlı
Avrupa Birliği Sürecinde Okul Öncesi Eğitimin Bugünü ve
Geleceği Sempozyumu" gerçekleştiriliyor Dünyadan
uzmanlar okul öncesi eğitim için KKTC'de ULUSLARARASI
KATILIMLI Milli Eğitim Bakanlığı'nın ev
sahipliği yaptığı ilk "Uluslararası
Katılımlı Avrupa Birliği Sürecinde Okul Öncesi
Eğitimin Bugünü ve Geleceği Sempozyumu" 27-29 Haziran
tarihleri arasında düzenleniyor. İspanya, İtalya, Fransa,
İngiltere ve İsrail'den yabancı konukların yanı
sıra Türkiye'den 9 üniversiteden 45 konuşmacının
katılacağı sempozyumda okul öncesi eğitimin önemi
üzerinde durulacak Uluslararası
Katılımlı Avrupa Birliği Sürecinde Okul Öncesi
Eğitimin Bugünü ve Geleceği Sempozyumu 27-29 Haziran tarihleri
arasında düzenleniyor. İlk kez
uluslararası olarak düzenlenecek sempozyum, KKTC Milli Eğitim
Bakanlığı, TC Milli Eğitim Bakanlığı,
Girne Amerikan Üniversitesi ve YA-PA işbirliği ile
gerçekleştiriliyor. İspanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve
İsrail'den yabancı konukların yanı sıra Türkiye'den
9 üniversiteden 45 konuşmacının katılacağı
sempozyumda okul öncesi eğitimin önemi üzerinde durulacak. Konuyla ilgili
görüşüne başvurduğumuz Milli Eğitim
Bakanlığı İlk Öğretim Dairesi Müdürü Hatice Düzgün,
göreve geldikleri günden beri okul öncesi eğitime hep önem verdiklerini
belirterek, şura kararları ile bu konudaki hedefleri
belirlediklerini ve bu yönde adımlar atmaya
başladıklarını kaydetti. "Toplumun
bütün kesimlerinde okul öncesinin önemli olduğunu vurgulamak için 2
yıldan beri de bir dizi etkinliklerde bulunuyoruz" diyen Düzgün,
Mayıs ayında düzenlenen Okul Öncesi Eğitim Şenlikleri'nin
bunun bir örneği olduğunu söyledi. En son 1985
yılında buna benzer bir sempozyum düzenlendiğini ifade eden
Hatice Düzgün, "İlk defa ülkemizde okul öncesi eğitimde
uluslararası katılımlı bir sempozyum
gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz, ülkemizdeki bütün kesimlerin
katılımıdır. Bunun için de üniversiteler, sendikalar,
özel okullar, kreşler ve anaokullarındaki öğretim görevlileri
ve öğretmenlerimizi sempozyuma davet ettik" dedi. Sempozyumun
KKTC Milli Eğitim Bakanlığı, TC Milli Eğitim
Bakanlığı, Girne Amerikan Üniversitesi ve YA-PA işbirliğinde
uluslararası olarak gerçekleştirileceğinin altını
çizen Düzgün, sempozyumda İspanya, İtalya, Fransa, İngiltere
ve İsrail'den yabancı konukların yanı sıra
Türkiye'den 9 ayrı üniversiteden 45 konuşmacının
tebliğ sunacağını vurguladı. Düzgün,
sempozyumun Salı günü Girne Amerikan Üniversitesi'nde Milli Eğitim
Bakanı Canan Öztoprak, YA-PA Genel Müdürü Turan Özüduru, Prof. Dr. Ayla
Oktay ve Prof. Dr. Hıfzı Doğan'ın konuşmasıyla
açılışının yapılacağını,
Türkiye'den 280, Kıbrıs'tan da 100 anaokul eğitimcisinin
katılacağını söyledi. Sempozyumda,
okul öncesi eğitimde AB'ye uyum ve eğitimde nitelik
geliştirmeye yönelik konuların
tartışılacağını ifade eden Hatice Düzgün,
eğitimin doğumla başladığı dile getirilerek
okul öncesi eğitimin tanımının yeniden yapılanması
ve isminin değiştirilmesinin
tartışılacağını vurguladı. Sempozyumu
Türkiye'den Cumhuriyet Gazetesi'nden Figen Atalay ile Milliyet Gazetesi'nden
Abbas Güçlü de izleyecek. Salı
günü başlayacak sempozyumun ilk gün programı şöyle: 08.00-10.00
Kayıt 10-00-10.50
Açılış Töreni - Büyük Salon 10.50-11.05
Ara 11.15-12.30
Ortak oturum (Konferans) - Büyük Salon 12.30-13.30
Yemek 13.30-15.20
Paralel oturum - Salon 1 + Salon 2 15.20-15.40
Ara 15.40-17.30
Paralel oturum - Salon 1 + Salon 2 |
KIBRIS 25/06/06
Tasos Conis'ten
yalanlama: Talat ile görüşmedim
Rum
Başkanlık Siyasi Büro Müdürü Tasos Conis, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile görüştüğüne ilişkin haberi
yalanladı.Rum radyosunun haberine göre, Conis, Politis gazetesinde dün
konuya ilişkin olarak yer alan haber üzerine yaptığı
yazılı açıklamada, kendi ifadesiyle, "İşgal
altındaki topraklardaki sözde Cumhurbaşkanlığı
binasında Kıbrıs Türk lideri Mehmet Ali Talat ile görüşmediğini"
söyledi.
Conis
ayrıca, böyle bir görüşmenin hiçbir zaman gerçekleşmediğini
de ifade etti.
Politis dünkü
sayısında, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'un dolaylı görüşmeler
gerçekleştirdiğini ve bu çerçevede
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev'in
Papadopulos, Conis'in ise Talat tarafından kabul edildiğini iddia
etmişti.
KIBRIS 25/06/06
Ankara,
"Kıbrıs"ı en geç 2007'de tanımalı
|
Portekiz
Dışişleri Bakanı Freitas do Amaral, Türkiye'nin Rum
yönetiminin politikası ile ilgili yorum yaptı: Ankara,
"Kıbrıs"ı en geç 2007'de tanımalı Portekiz
Dışişleri Bakanı Diogo Freitas do Amaral, Türkiye'nin,
Rum yönetimini "en geç 2007'de" tanıması gerektiğini
söyledi. Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgos
Lillikas'ı ağırlayan Freitas do Amaral, düzenlenen ortak
basın toplantısında, "Türkiye'nin siyasi sorunları
çözmesinin zamanı gelmiştir. Ben, (Türkiye'deki) seçimlere kadar
beklemeye hazırım, ama ondan hemen sonra, Türkiye'den
Kıbrıs sorunu hakkında hızlı ve açık bir çözüm
bekliyorum" ifadelerini kullandı. "Ankara,
Kıbrıs'ı (Rum yönetimini) en geç 2007'de
tanımalı" diyen Portekizli Bakan, "AB'nin siyasi sorunu
bir kenara bırakarak sadece teknik planda ilerleyemeyeceğini"
söyledi. Lillikas ise,
"Türkiye'den işbirliği beklediğini" söyledi.
"Tek taraflı bir süreç söz konusu olamaz, Türkiye taahhütlerini
yerine getirmelidir" diyen Lillikas, 2007'nin ikinci yarısında
AB dönem başkanlığını üstlenecek Portekiz'den
Ankara'ya baskı yapmasını istedi. |
KIBRIS 25/06/06
Papadopulos
Talatla görüşmeyecek
Rum
lider Papadopulosun, BM Genel Sekreterinin yardımcısı
Gambarinin ziyareti sırasında, KKTC Cumhurbaşkanı Talatla
bir araya gelmek istemediği belirtildi.
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 13:53 TSİ 26 Haziran 2006 Pazartesi
LEFKOŞA
- Rum Alithia gazetesi, Papadopulosun Talatla görüşmeyi reddetmesi
nedeniyle BM temsilcisi İbrahim Gambarinin taraflarla ayrı ayrı
bir araya geleceğini yazdı. Gambarinin Genel Sekreter Kofi Annana
ileteceği raporda, Rumların bu tutumunu kayda geçireceğini
belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın görüşme
önerisine olumlu yanıt vermesinin Kıbrıs Rum kesimini zor
durumda bıraktığını savunan Alithia gazetesi, Kofi
Annanın Kıbrısın AB üyeliği çözümü
zorlaştırdı açıklamasının Rum tarafına
yönelik bir uyarı olduğunu da vurguladı
|
NTV
Güncelleme: 04:58 ET 26 Haziran 2006 Pazartesi
LONDRA
- İngiliz The Guardian gazetesi, Türkiyenin siyasi ve ekonomik
gelişmelerini tanıtan 16 sayfalık özel bir ek
yayımladı. Ekin giriş yazısını kaleme alan
İngiltere Dışişleri Bakanı Margaret Beckett, son
dalgalanmalara rağmen Türk piyasalarının temelinin sağlam olduğunu
belirtti.
Türkiyeyi Avrupanın en
hızlı büyüyen pazarı olarak nitelendiren Beckett, Türkiye gibi
büyük bir ülkenin ABye üye olmasına dair endişeleri gidermenin,
Avrupalı hükümetlerin temel görevlerinden birisi olduğunu söyledi.
Üyeliğin Türkiye kadar AB için de iyi olacağını dile
getiren Beckett, bankacılık ve sigorta hizmetlerine talebin
artacağını, istikrarlı ve şeffaf bir yatırım
ortamının oluşacağını vurguladı.
Beckett, Türkiyeden gelecek vasıflı işçilerin birlik ekonomisi
için faydalı olacağına da dikkat çekti ve asıl tehlikenin,
kapıları Ankaranın yüzüne kapattıklarında
karşılarına çıkacağını ifade etti.
Beckett, coğrafi konumu sayesinde Türkiyenin enerji ihtiyacının
karşılanmasına katkısının büyük
olacağını ifade etti.
İngiltere Dışişleri Bakanı, Türkiyenin
üyeliğinin Avrupayı ırk ve din temelinde değil, temel hak
ve özgürlükler temelinde birbirine bağlı olduğunu
göstereceğini sözlerine ekledi.
AVRUPA
SÖZÜNÜ TUTMALI
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de ekte yer alan
açıklamasında, Türkiyede reformların hız kaybetmesi,
Fransa ve Avusturya gibi ülkelerde
Türkiyeye duyulan antipatinin süreci tehdit ettiğini belirtirken,
Avrupa sözünü tutmalı dedi.
Rehn, Avrupanın dürüst bir çizgi yakalamak için taahhütlerine
sıkı sıkı sarılması gerektiğini belirtti.
Rehn, birincil sorumluluğun Türk halkı ve liderlerinde olmasına
rağmen, Avrupanın da bu sorumluluktan kaçamayacağını
vurguladı.
KKTC'ye AB
bürosu
ANKA
Avrupa Komisyonu, 139 milyon Euro tutarındaki mali yardımla ilgili
olarak Kuzey Kıbrıs'ta bir AB ofisinin faaliyet göstermesini resmen onayladı.
Kıbrıslı Türklere tahsis edilecek 139 milyon tutarındaki
mali yardıma ilişkin olarak Komisyon, 23 Haziran'da yazılı
prosedür usulüyle bir karar alarak Kuzey Kıbrıs'taki AB ofisinin
çalışmasına onay verdi. Böylece AB bürosu, 23 Haziran tarihi itibariyle
resmen görevine başlamış oldu.
ABHaber'e göre, Kuzey Kıbrıs'taki büronun, bir anlamda AB'nin anten
görevini göreceği, Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu
Biriminden dört veya beş memur gönderileceği, memurların
kısa zamanda büroda göreve başlayacağı belirtiliyor.
Ancak alınan kararda Kuzeydeki ofisin Avrupa Komisyonu ile ne şekilde
bağlantı kuracağı ise tam olarak netlik kazanmadı. Söz
konusu yazılı prosedür kararına Kıbrıs Rum Kesimini
Avrupa Komisyonu'nda temsil eden Markos Kyprianu başta olmak üzere, tüm
Komisyon üyeleri imza koydu.
AB tarafından Kuzey Kıbrıs'a sağlanacağı
bildirilen toplam 259 milyon Euro tutarındaki mali yardımdan geri
kalan 120 milyonluk dilimi ise, Komisyon tarafından
Kıbrıslı Türklere daha sonra tahsis edilecek.
HURRIYET
26/06/06
Milletvekilliğinde CTP zaferi
Cumhuriyet
Meclisi'nde boş kalan iki milletvekilliği sandalyesini doldurmak için
Lefkoşa ve Girne'de dün milletvekilliği seçimleri de
yapıldı
Milletvekilliğinde
CTP zaferi
LEFKOŞA VE
GİRNE MİLLETVEKİLLİĞİ CTP-BG'NİN... CTP-BG
Lefkoşa milletvekili Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı
seçilmesi ve UBP Girne Milletvekili Dr. Salih Miroğlu'nun vefatıyla
boşalan iki milletvekilliği sandalyesini doldurmak için yapılan seçimlerde
CTP-BG adayları Özkan Yorgancıoğlu ve Dr. Gülboy
Beydağlı galip geldi
LEFKOŞA'DA
4141, GİRNE'DE 336 OY FARKLA... Lefkoşa'da ve Girne'de boş kalan
her iki milletvekilliğini de kazanan CTP-BG'nin Cumhuriyet Meclisi'ndeki
sandalye sayısı 23'ten 25'e yükseldi. CTP-BG'nin Lefkoşa adayı
Özkan Yorgancıoğlu 13 bin 93, Girne adayı Dr. Gülboy
Beydağlı 7 bin 411 oy ile milletvekilliğini kazandı
CTP-BG
Lefkoşa milletvekili Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı
seçilmesi, UBP Girne milletvekili Dr. Salih Miroğlu'nun da vefatı
nedeniyle boşalan Cumhuriyet Meclisi'ndeki iki sandalye için dün
yapılan seçimlerin galibi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) oldu.
Lefkoşa ve
Girne milletvekillikleri için yapılan seçimlerde, CTP-BG'nin Lefkoşa
adayı Özkan Yorgancıoğlu 13 bin 93, Girne adayı Dr. Gülboy
Beydağlı 7 bin 411 oy ile milletvekili seçildi.
Cumhuriyetçi
Türk Partisi, Yorgancıoğlu ve Beydağlı'nın
milletvekili seçilmesiyle Cumhuriyet Meclisi'ndeki sandalye
sayısını 23'ten 25'e çıkardı.
Milletvekilliği
açık farkla CTP-BG'nin
Cumhuriyet
Meclisi'nde boşalan iki milletvekilliği sandalyesi için Lefkoşa
ve Girne ilçelerinde dün yapılan seçimleri CTP-BG adayları açık
farkla kazandı.
Lefkoşa
milletvekilliği için biri bağımsız 7 aday
yarışırken, Girne milletvekilliği için 4 aday
yarıştı.
Lefkoşalı
seçmenlerin 173 sandıkta oy kullandığı seçimlerden, CTP-BG
adayı Gençlik ve Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu 13 bin 93,
UBP adayı Özay Andıç 8 bin 952, DP adayı Salih Tunar 6 bin 891,
BDH adayı Harper Orhon bin 641, TKP adayı Hasan Kasapoğlu 597,
bağımsız aday Ali Sanatkar 343, Özgürlük ve Adalet Partisi
adayı Arif Salih Kırdağ ise 319 oy aldı.
Girne'de 115
sandıkta yapılan seçimde ise, CTP-BG adayı Dr. Gülboy
Beydağlı 7 bin 411, UBP adayı Dt. Ünal Üstel 7 bin 75, DP
adayı Neriman Saygılı 4 bin 440, BDH adayı Boysan Boyra ise
710 oy aldı.
CTP-BG
Lefkoşa adayı Özkan Yorgancıoğlu en yakın takipçisi
UBP adayı Özay Andıç'tan 4 bin 141, Girne adayı Dr. Gülboy
Beydağlı da en yakın takipçisi UBP adayı Dt. Ünal Üstel'den
336 oy fazla alarak milletvekili seçildi.
Dün
yapılan seçimleri kazanarak CTP-BG'nin meclisteki sandalye
sayısını 25'e çıkaran iki adayın özgeçmişleri
şöyle:
Özkan
Yorgancıoğlu
1954
yılında Baf'a bağlı Lemba köyünde dünyaya geldi.
İlköğrenimini Lemba Baf ve Lefkoşa Atatürk
İlkokullarında, orta eğitimini Bayraktar B ve Lefkoşa Türk
Lisesi'nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat
Fakültesi Maliye ve Siyaset Bilimi Kürsüsü'nden mezun oldu.
Üniversite
öğrenimi yıllarında aktif olarak öğrenci dernek ve
federasyonlarında görev aldı.
Askerlik
görevini tamamladıktan sonra sırasıyla Seracılar
Kooperatifi, Kıbrıs Türk Petrolleri'nde çalıştı,
Yenidüzen Gazetesi'ndeki genel yayın yönetmenliği görevinin
ardından, kendi işini de kurarak süt ürünleri üreticiliği
yaptı.
1974
yılından bugüne kadar Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin her kademesinde
görev yapan Yorgancıoğlu, halen Merkez Yönetim Kurulu üyeliği
yanında, 14 Ocak 2004 tarihinden beri de Gençlik ve Spor
Bakanlığı görevini yürütmektedir.
Yorgancıoğlu,
evli ve iki çocuk babasıdır.
Gülboy
Beydağlı
1948
yılında Limasol'da doğdu. Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi'nden mezun oldu ve ihtisasını çocuk doktorluğu
alanında tamamladı.
18 yıl
çocuk hastalıkları uzmanı, 6 yıl ise milletvekili olarak
hizmet verdi.
Evli ve 3 çocuk
babası olan Gülboy Beydağlı, iyi derecede İngilizce
biliyor.
KIBRIS 26/06/06
Haydi göreve
Yerel
Kuruluş Organları Seçimleri'nde 28 belediye
başkanlığından 10'unu UBP, 8'ini CTP-BG, 7'sini DP ve 3'ünü
de bağımsızlar aldı... 5 büyük belediyeden 1'ini DP
alırken, diğer dört büyük şehri CTP-BG ve UBP bölüştü...
Haydi göreve
l BELEDİYE
BAŞKANLIKLARININ DAĞILIMI... Dünkü seçimlerde, CTP-BG'li belediye
başkanlarının sayısı 3 artarken, UBP'li başkan
sayısında 6 azalma oldu. DP ise Belediye başkanlarının
sayısını 3 artırdı. 28 belediyedeki
bağımsız adayların sayısı da 1'den 3'e yükseldi.
2002 yılındaki seçimlerde, 28 belediye
başkanlığının 16'sını UBP, 5'ini CTP-BG,
4'ünü DP, 2'sini MAP, ve 1'ini de bağımsız aday
kazanmıştı. Seçimde Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP)
belediye başkanı çıkaramamıştı
l LEFKOŞA
BELEDİYE BAŞKANLIĞI BULUTOĞLULARI'NIN... Beş büyük
belediyeden Lefkoşa Belediyesi'nin başkanlığını
6807 oyla DP adayı Cemal Metin Bulutoğluları alırken,
CTP-BG adayı Kutlay Erk, 136 oy farkıyla seçimi kaybetti. Erk'e 6671
oy çıktı. Diğer üç adaydan UBP adayı Şemi Borea 4016
oyla üçüncü sırada yer alırken, BDH adayı Ünal Akifler 868 oyla
dördüncü oldu. TKP adayı Mehmet Davulcu ise 200 oyla en az oy alan aday
oldu
Halkımız
1974'ten bu yana dün sekizinci kez sandık başına giderek dört
yıl süreyle işbaşında kalacak yerel yöneticilerini seçti.
KKTC'de dün
yapılan Yerel Kuruluş Organları Seçimleri ve
Milletvekilliği Ara Seçimi'yle Belediye başkanları, belediye
meclis üyeleri, muhtarlar ve ihtiyar heyeti üyelerin seçilmesinin yanında
Lefkoşa ve Girne ilçelerindeki seçmenler Cumhuriyet Meclisi'nde
boşalan iki sandalyenin yeni sahiplerini de belirledi.
Ülke genelinde
kayda değer bir olayın yaşanmadığı ve
katılma oranının yüzde 75 olduğu seçimlerin Yüksek Seçim
Kurulu'nca (YSK) açıklanan kesin olmayan sonuçlarına göre, 28
belediye başkanlığının 10'unu Ulusal Birlik Partisi
(UBP), 8'ini Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG), 7'sini
Demokrat Parti (DP), 3'ünü de bağımsızlar kazandı.
Bu durumda
CTP-BG'li belediye başkanlarının sayısı 3 artarken,
UBP'li başkan sayısında 6 azalma oldu. DP ise
Belediye
başkanlarının sayısını 3 artırdı. 28
belediyedeki bağımsız adayların sayısı da 1'den
3'e yükseldi.
2002
yılındaki seçimlerde, 28 belediye
başkanlığının 16'sını UBP, 5'ini CTP-BG,
4'ünü DP, 2'sini MAP, ve 1'ini de bağımsız aday
kazanmıştı. Seçimde Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP)
belediye başkanı çıkaramamıştı.
Lefkoşa
Belediye Başkanlığını
Cemal
Bulutoğluları kazandı
Beş büyük
belediyeden Lefkoşa Belediyesi'nin başkanlığını
6807 oyla DP adayı Cemal Metin Bulutoğluları alırken,
CTP-BG adayı Kutlay Erk, 136 oy farkıyla seçimi kaybetti. Erk'e 6671
oy çıktı. Diğer üç adaydan UBP adayı Şemi Bora 4016
oyla üçüncü sırada yer alırken, BDH adayı Ünal Akifler 868 oyla
dördüncü oldu. TKP adayı Mehmet Davulcu ise 200 oyla en az oy alan aday
oldu.
Gazimağusa
Belediye Başkanı
Ahmet Oktay
Kayalp yerini kordu
Gazimağusa'da
CTP-BG adayı Ahmet Oktay Kayalp 40680 oyla yeniden seçilirken, UBP
adayı Hazma Ersan Saner 509 oy farkıyla belediye
başkanlığını kaybetti. Saner'e 4171 oy
çıktı. DP adayı İsmail Arter'in 3129 oy aldığı
seçimde diğer adayların oyları şöyle:
Bağımsız aday Ümit İnatçı 341, TKP adayı
Doğay Çakıcı 137, diğer üç bağımsız adaylar
Abdurrahman Ömeroğlu 73, Hayri Akalın 28 ve İbrahim
Köklüoğlu 25 oy aldı.
Girne Belediye
Başkanı
yine Sümer
Aygın
Girne'de CTP-BG
adayı Sümer Aygın, 2460 oyla yeniden seçilirken, UBP adayı
Mehmet Ayder 1577, DP adayı Hayat Aydınova 896, BDH adayı Halil
Sadrazam da 345 oyla seçimi kaybettiler.
Güzelyurt
belediye
başkanlığı
UBP'de kaldı
Güzelyurt
belediye başkanlığı 4097 oyla yine UBP adayı Mahmut
Özçınar'a kaldı. Seçimde CTP-BG adayı Hakan Kuntay'a 2680, DP
adayı İltaç Karayel'e 740 oy çıktı.
İskele'de
belediye başkanı değişmedi
İskele'de
UBP adayı Halil İbrahim Orun, 778 oyla yerini korurken, DP adayı
Ejder Aslanbaba'ya 761, CTP-BG adayı Selma Yorgancı'ya 301,
bağımsız aday Ali Civisilli'ye 111 oy çıktı.
Gönyeli
belediye başkanı değişti
Dün
yapılan seçimle, yıllardan beri Gönyeli belediye
başkanlığını yürüten Ali Çetin Amcaoğlu, bu kez
bağımsız olarak katıldığı yarıştan
yenik çıktı. Amcaoğlu'nun aldığı 1763 oya
karşılık CTP-BG adayı Ahmet Yalçın Benli, 1991 oyla
Gönyeli yeni belediye başkanı oldu. Diğer iki aday, UBP
adayı Fahri Yönlüer'e 884, BDH adayı Özgün Kutalmış'a 205
oy çıktı.
Değirmenlik'de
de değişim
Belediye
başkanının değiştiği bir diğer belde,
Değirmenlik oldu. Değirmenlik'in DP'li belediye başkanı
Hüseyin Paşa, yerini CTP-BG adayı Osman Işısal'a
bıraktı. Işısal 1030, Paşa 952 oy aldı. Seçimde
UBP adayı Özdem Kerem'e 369, bağımsız aday Yusuf Suiçmez'e
54 oy çıktı.
Dipkarpaz
belediye başkanı
Özbayrak seçimi
kaybetti
Dipkarpaz'da da
DP'li Arif Özbayrak seçimi kaybetti. Özbayrak, UBP adayı Mehmet
Demirci'nin 401 oyuna karşılık 256 oy alabildi. CTP-BG
adayı Gültekin Erdoğan'a ise 363 oy çıktı.
Yenierenköy'ün
yeni belediye
başkanı
DP'li Öykün
Yenierenköy'de
de belediye başkanlığı UBP'li Kemal Güneş'ten DP'li
Özay Öykün'e geçti. Öykün, 379 oy aldı. Seçimde, CTP-BG adayı Mesut
Yıkıcı'ya 345, UBP adayı Aytekin Selengin'e 179 ve bağımsız
adaylar Hasan Hasanbulli'ye 88 ve Biray Hamzaoğluları'na 65 oy
çıktı.
Yeniboğaziçi'nde
de CTP-BG'li Biren
Yeniboğaziçi'nde
halen belediye başkanı olan ve bağımsız olarak yeniden
aday olan Katip Demir seçimi kazanamadı. Demir'in 911 oyuna
karşılık CTP-BG adayı Cemal Biren 1089 oy aldı.
Akıncılar'da
Barbaros başkan
Akıncılar'da
belediye başkanlığı CTP-BG adayı Hasan Barbaros'a
geçti. Seçimlerde, 202 oy alan Hasan Barbaros'un rakibi bağımsız
aday Hüseyin Eğmez ise 88 oy aldı.
Serdarlı'da
galip
bağımsız
aday Kerimoğlu
Serdarlı'da
yeni belediye başkanı bağımsız aday Mehmet
Kerimoğlu oldu. 446 oyla seçimi kazanan Kerimoğlu'nu, 341 oyla CTP-BG
adayı Ahmet Billuroğlu takip etti.
Büyükkonuk
belediye
başkanlığı
da bağımsız adayın
Dünkü
seçimlerde Büyükkonuk belediye başkanlığı da
değişti. Büyükkonuk'un DP'li belediye başkanı Raif
Mındık başkanlığı, bağımsız aday
Sezai Sezen'e kaptırdı. Mındık, Sezen'in 239 oyuna
karşılık, 146 oy alabildi. Seçimde, UBP'li Süleyman Doğan'a
181 ve bağımsız aday İsmail Cemal'a 12 oy çıktı.
Beyarmudu
belediye
başkanı
da değişti
UBP'li Hüseyin
Beyar'ın katılmadığı seçimden, yine UBP adayı
İlker Edip 1081 oyla galip çıktı. Diğer adaylar, CTP'li Ali
Gürdağ 764, bağımsız Cemal Kozansoy 217, diğer iki bağımsız
Ercan Şadan Elçin ve Gülnasır Seymert 21 oy aldı.
Geçitkale
belediye başkanlığı da
bağımsız
aday Kıvanç Buhara
Geçitkale'de
belediye başkanlığı UBP'li Hüseyin Baybora'dan
bağımsız aday Dr. Kıvanç Buhara'ya geçti. Buhara'nın
432 oyuna karşılık Baybora 273, CTP-BG adayı Erdal Palu ise
223 oy alabildi.
Alayköy'de
başkanlık
DP'den
CTP-BG'ye geçti
Alayköy'de
seçime kısa bir süre kala belediye başkanlığından
çekilen Hüseyin Kaya'nın yerine, 366 oyla CTP-BG adayı Hulusi Manisoy
seçildi. Seçimde, bağımsız aday Erdem Berkan'a 302, DP
adayı Kemal Havalı'ya 294, bağımsız adaylar Menteş
Aytaç'a 233 ve Mustafa Türkkal'a da 68 oy çıktı.
Dikmen'de
ilginç sonuç
Dikmen'de
belediye başkanlığı DP adayı Yaşar Güçsav'dan,
bir oy farkıyla CTP-BG adayı Yüksel Çelebi'ye geçti. Güçsav 563,
Çelebi 564 oy aldı. UBP adayı Ali Kılınç'ın oyu 182,
BDH adayı Gönül Şekerci'nin oyu da 18 oldu.
Vadili'de Dr.
Kanatlı seçimi kaybetti
Vadili'de
belediye başkanlığını uzun yıllardır
sürdüren UBP adayı Dr. Erbay Kanatlı, başkanlığı
DP adayı Şahin Sapsızoğlu'na kaptırdı.
Sapsızoğlu'nun 599 oyuna karşılık, Kanatlı 442 oy
alabildi. CTP adayı Hasan Kasap'a ise 303 oy çıktı.
14 belediyenin
başkanları değişmedi
Dünkü
seçimlerde, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve Lefke'nin yanı sıra
İnönü, Akdoğan, Tatlısu, Paşaköy, Lapta, Alsancak,
Çatalköy, Esentepe, Lefke ve Mehmetçik'de belediye başkanları
değişmedi.
İnönü'de
UBP'li Hasan Basri Beycanlı 632, DP adayı Ali Öncü 557, CPT-BG
adayı Salih Özevrim 353, bağımsız aday Bünaymin Öztürk 501
oy aldı.
Akdoğan'da
UPB adayı Adem Ademgil'in 734 oyuna karşılık, CTP-BG
adayı Dr. Ömer Güre 594, DP adayı Sevgen Kali'ye 159 oy
çıktı.
Tatlısu'da
DP adayı Ahmet Hayri Orçan 328 oyla yeniden başkan seçilirken, CTP-BG
adayı Musa Oktay Yaman'a 222, UBP adayı Yusuf Çelik'e 106 oy
çıktı.
Paşaköy'de
DP adayı Habil Tülücü'nün 628 oyuna karşılık, rakibi CTP-BG
adayı Nurettin Özer 233 oy aldı.
Lapta'da da UBP
adayı Fuat Namsoy yerini korudu. 1568 oy alan Namsoy'un rakibi CTP-BG
adayı Gürsel Nizam 594 oyda kaldı.
Belediye
başkanı değişmeyen bir diğer belde Alsancak oldu.
CTP-BG adayı Mehmet Salih Rahvancıoğlu'nun 692, DP adayı
Ali Palabıyık'ın 217 oyu, UBP'li Yücel Atakara'nın 933
oyuna yetmedi.
Çatalköy'de de
seçimi 988 oyla yine UBP adayı Nejdet Numan kazandı. Numan'ın
988 oyuna karşılık, rakibi CTP-BG'li Menteş Korol 752 oy
alabildi.
Esentepe'de ise
DP'li Erdal Barut 381 oyla yerini korudu. Barut'un rakipleri CTP'li Necay
Tümkan 375, bağımsız Cemal Erdoğan'da 175 oy alabildi.
Lefke'de
seçimin galibi yine UBP'li Mehmet Zafer oldu. Zafer'in 1753 oyuna
karşılık rakipleri CTP adayı Vehit Mekipzade 1662, BDH adayı
Ahmet Öksüz 73 oy alabildi.
Mehmetçik'te de
DP adayı Ahmet Beyazit Adalıer yerini korudu. Adalıer'in 392
oyuna karşı CTP-BG'li Cemil Sarıçizmeli 362, UBP'li Mehmet Ziya
Tolgan'da 251 oy alabildi.
Toplam 2 bin
209 aday yarıştı
Dün
yapılan "Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve
Milletvekilliği Ara Seçimi"nde belediye
başkanlığı için 100, belediye meclis üyeliği için 786,
muhtarlık için 366, ihtiyar heyeti üyeliği için 946 ve milletvekilliği
için 11 aday yarıştı.
25
sandıkta seçim olmadı
Ülke genelinde
toplam 583 sandıktan 558'inde seçime gidilirken YSK'nın resen
seçilmiş saydığı Gazimağusa ilçesinde 5, Güzelyurt
ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13 sandık olmak üzere toplam 25
sandıkta, muhtar ve ihtiyar heyeti üyeliği için seçilecek sayı
kadar aday olduğu için seçim yapılmadı.
Lefkoşa ve
Girne ilçesindeki seçmenlerin çoğu 5 seçimi birden yaptı.
Lefkoşa'da 173 sandıktan 103'ünde ve Girne'de 115 sandıktan
25'inde belediye başkanlığı, meclis üyeliği,
muhtarlık, ihtiyar heyeti üyeliği ve milletvekilliği için oy
kullanıldı. Böylece Cumhuriyet Meclisi'nde CTP Lefkoşa
Milletvekili Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve UBP
Girne Milletvekili Salih Miroğlu'nun vefatı ile boşalan 2
sandalyenin yeni sahipleri de belirlenmiş oldu.
Seçim
heyecanı yaşanmayan yerler
Seçilecek
kişi sayısı kadar aday olduğu için YSK'nın 86
muhtarı ve 385 ihtiyar heyeti üyesini (aza) resen seçilmiş
sayması nedeniyle bugün seçime gidilmeyen yerleşim birimleri de var.
Gazimağusa
ilçesinde 5, Güzelyurt ilçesinde 7 ve İskele ilçesinde ise 13
sandığın bulunduğu yerleşim birimlerinde seçim
heyecanı yaşanmadı.
YSK'dan
alınan bilgiye göre Gazimağusa ilçesinde Çamlıca, Gönendere,
Görneç, Mallıdağ ve Sütlüce'de; Güzelyurt ilçesinde Kalkanlı (2
sandık), Mevlevi, Şahinler, Taşpınar, Yeşilırmak
ve Yuvacık'ta; İskele ilçesinde ise Ağıllar, Ardahan,
Boltaşlı, Ergazi, Esenköy, Kilitkaya, Kuruova, Sazlıköy,
Taşlıca, Yarköy, Zeybekköy ve Ziyamet'te (2 sandık) seçim
olmadı.
YSK, Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 62. maddesi uyarınca Lefkoşa'da 15 muhtar ve 69 azayı, Girne'de 18 muhtar ve 96 azayı, Gazimağusa'da 25 muhtar ve 85 azayı, Güzelyurt'ta 11 muhtar ve 52 azayı ve İskele'de de 17 muhtar ve 83 azayı seçilmiş ilan etmişti.
KIBRIS 26/06/06
Cumhuriyet, Güneş, Ortam ve Yenidüzen toplatıldı
Yüksek Seçim
Kurulu (YSK), Seçim ve Halkoylaması Yasası'na aykırı
yayın yapan Cumhuriyet, Güneş, Ortam ve Yenidüzen gazetelerinin dünkü
sayılarını toplattı.YSK'nın 62 numaralı
duyurusuna göre, dün ilk olarak CTP'nin itirazı üzerine
başlatılan incelemede, seçim yasağına
uymadığı tespit edilen Cumhuriyet, Güneş ve Ortam
gazetelerinin satış ve dağıtımı yasaklandı.
Daha sonra ise
UBP Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy'un itirazı üzerine
başlatılan incelemede, seçim yasağına
uymadığı tespit edilen Yenidüzen gazetesinin de satış
ve dağıtımına yasak geldi.
YSK,
dağıtılan ve gazete bayileri ile benzeri yerlerde kalan
gazetelerin toplatılmasına karar verdi.
YSK, söz konusu
dört gazeteden alıntı yapılarak, televizyonlarda haber
yapılmasını da yasakladı.
KIBRIS 26/06/06
Belediyelerde seçim analizi
Belediyelerde
seçim analizi
Lefkoşa
şoku
Dilek
ÇETEREİSİ
* Lefkoşa
hem üzdü, hem sevindirdi
Ülkemizde dün
yapılan seçimlere başkent Lefkoşa'da alınan sonuçlar
damgasını vurdu. Koalisyonun büyük ortağı CTP/BG'nin
Lefkoşa'da boş bulunan bir milletvekilliğini açık ara
kazanmasına rağmen belediye başkanlığını
kaybetmesi, dünkü seçimlerin en ilginç yanını oluşturdu. Böylece
Lefkoşa bir yandan sevindirirken, diğer yandan da üzdü.
CTP/BG'nin
milletvekili adayı Özkan Yorgancıoğlu yarışı
açık ara önde kazanırken, bu partinin belediye başkanı
Kutlay Erk seçimi "kıl payı" kaybetti.
Son ana kadar
CTP/BG adayı Kutlay Erk ile "kıran kırana" bir
yarış yürüten DP adayı Cemal Bulutoğluları ipi
göğüsleyerek zafere ulaşan taraf oldu. Çok az farkla
yarışı kazanan Cemal Bulutoğluları
Lefkoşa'nın yeni belediye başkanı oldu.
Bulutoğluları,
Erk'e 136 oy fark atarak 4 yıllığına Lefkoşa'yı
yönetmeye hak kazandı. Bulutoğulları 6 bin 807 oy alarak
belediye başkanlığına seçilirken, Erk 6 bin 671 oyla seçimi
kaybetti ve partisini üzdü.
Oysa Kutlay
Erk, oyunu 2002'ye göre bin 484 artırmıştı. Erk 2002
seçimlerinde 5 bin 187 oy almıştı.
Yarış
baştan sona CTP/BG ve DP adayı arasında geçerken, her
açılan sandıkta bir aday öne geçti. Fakat sonuçta gülen taraf DP adayı
Cemal Bulutoğluları oldu.
Bu sonuç DP'de
bayram havası yaratırken, CTP/BG'nin Lefkoşa'da bir
milletvekilliği kazanmasına rağmen sevinmesine yetmedi.
Koalisyonun
küçük ortağı DP'nin genel başkanı Serdar
Denktaş'ın zafer sarhoşluğu ile yaptığı ilk
değerlendirmede, "Lefkoşalı rozete değil hizmete onay
verdi. Lefkoşalı gerçekten Avrupalı hizmeti şimdi
alacak" dedi.
Lefkoşa'nın
çiçeği burnunda yeni başkanı Cemal Bulutoğluları da
zaferini ilan ettiği sırada sert bir çıkış yaparak
Ticaret Odası Başkanı Erdil Nami'yi istifaya
çağırdı. DP merkezinde toplanan coşkulu
kalabalığa seslenen Bulutoğluları, "KKTC halkı
kazandı. Ticaret Odası başkanı yarın sabah istifa et,
yoksa oradan seni ben alacağım" şeklinde konuştu.
Lefkoşa'nın
eski belediye başkanı, UBP adayı Şemi Bora ise 4 bin 16
oyla yarışı üçüncü sırada tamamladı.
* Gönyeli ilk
kez CTP/BG'nin
KKTC'nin büyük
denilebilecek belediyelerinden biri olan Gönyeli Belediyesi, dünkü seçimle ilk
kez CTP/BG'nin eline geçti.
2002
seçimlerini UBP saflarında kazanan ancak daha sonra partisinden istifa
ederek bağımsız kalan ve seçime de bağımsız aday
olarak katılan Gönyeli'nin 15 yıllık belediye başkanı
Ali Çetin Amcaoğlu, koltuğunu, CTP/BG adayı Ahmet Benli'ye
devretti.
2002
haziranında yapılan seçimlerde bin 981 oyla belediye
başkanı seçilen Amcaoğlu, dünkü seçimde bin 763 oyda kaldı.
Aslında bağımsız olmasına rağmen "iyi"
sayılabilecek oranda oy alan Amcaoğlu bu kez koltuğu CTP/BG'nin
adayı Ahmet Benli'ye kaptırdı. Benli, Gönyeli belediye
başkanlığına bin 991 oyla geldi.
UBP adayı
Fahri Yönlüer ise 884 oy alarak yarışın üçüncüsü oldu.
* En ilginç
seçim Dikmen'de
Çöplüğünün
yaydığı zehir ile ünlenen Dikmen'de en ilginç seçim
yaşandı. Dikmen'de seçimin galibini sadece bir oy belirledi.
Belediye
başkanlığını defalarca UBP saflarında tadan ve
2002 seçimlerini de bu partiden kazanan fakat daha sonra DP'ye transfer olan
Dikmen Belediye Başkanı Yaşar Güçsav, dün büyük bir hayal
kırıklığı yaşadı.
Yaşar
Güçsav 1 oy yüzünden koltuktan olurken, bu oy CTP/BG adayı Yüksel Çelebi'yi
başkanlığa taşıdı. Güçsav'a 563 oy çıkarken,
Çelebi 564 oyla Dikmen Belediye Başkanı oldu.
Dikmen'de
yarışan UBP ve BDH adayları ise pek bir varlık gösteremedi.
UBP adayı Ali Kılınç 182, BDH adayı Gönül Şekerci ise
18 oy aldı.
* 5'inci
dönemleri
Dünkü
seçimlerde yeniden sandıktan çıkan UBP'li 3 belediye
başkanı, 5'inci dönemlerine de merhaba dedi.
Lefke Belediye
Başkanı Mehmet Zafer, Çatalköy Belediye Başkanı Necdet
Numan ve İnönü Belediye Başkanı Hasan Basri Beycanlı, 16
yıllarını belediye başkanı olarak tamamlayıp
dünkü seçimle yeniden 4 yıllığına görev tazeledi.
2002
seçimlerinde bin 494 oy alarak başkan seçilen Lefke Belediye
Başkanı Mehmet Zafer, dünkü seçimde oy oranını 259
artırarak bin 753'e çıkardı.
Çatalköy
Belediye Başkanı Necdet Numan da oy oranını artırarak
yeniden bu göreve geldi. 2002'de 658 oy alan Numan dünkü seçimde 988 oy
aldı. Yani Numan oy oranını 330 artırmış oldu.
İnönü
Belediye Başkanı Hasan Basri Beycanlı da oyunu 92 artırarak
belediye başkanlığında 5'inci döneme giren başkanlardan
oldu. Beycanlı 2002'de 540, dünkü seçimde de 632 oy aldı.
* Güzelyurt ve
Lefke'de UBP kalesi yıkılamadı
"Lefkoşa
kazasına" rağmen 2002'ye göre oy oranlarını
artıran CTP, iki milletvekilliğini kazanmasına rağmen buruk
bir mutluluk yaşadı. Ayrıca Güzelyurt ve Lefke'ye de büyük
ağırlık veren CTP, bu yerleşim birimlerinde de
umduğunu bulamadı.
Güzelyurt'ta
seçimin galibi büyük bir farkla mevcut belediye başkanı Mahmut
Özçınar (UBP) olurken, CTP'nin adayı Hakan Kuntay 2 bin 680 oyla
ikinci olabildi. Özçınar'a giden oy ise 4 bin 97 oldu.
Güzelyurt'ta DP
adayı İltaç Karayel ise diğer iki adayın çok gerisinde
kalarak yarışı 740 oyla tamamladı.
Bu arada Mahmut
Özçınar'ın 2002'ye göre oy oranını bin 11
artırdığı görülüyor. Özçınar'a 2002'de giden oy
miktarı 3 bin 86 olmuştu.
Lefke'de ise
CTP adayı seçimi kıl payı kaybetti. 91 oyla seçimi kaybeden CTP
adayı Vehit Nekipzade bin 662 oyla sandıktan çıkmayı
başaramadı.
* Kayalp
kazandı ama
Gazimağusa
Belediye Başkanı Oktay Kayalp yeniden seçimin galibi oldu. Kayalp bir
kez daha halkından 4 yıllığına belediye
başkanlığı için yetki alırken, oylarında bir
miktar düşüş yaşandı.
2002
seçimlerinde 5 bin 622 oy alan Oktay Kayalp, dünkü seçimde 942 daha az oy
alarak yarışı 4 bin 680 oyla tamamladı.
Kayalp'ın
en yakın takipçisi ise 4 bin 171 oyla UBP adayı Ersan Saner oldu. DP
adayı İsmail Arter ise 3 bin 129 oyla yarışın üçüncüsü
oldu.
Gazimağusa'da
yarışa katılan diğer bağımsız 4 aday ise pek
bir varlık gösteremedi. Gazimağusa'da 4 bağımsız
adayın aldığı toplam oy miktarı 467'de kaldı.
* Aygın
büyük fark yaptı
Girne Belediye
Başkanı Sümer Aygın, yarışı büyük farkla
kazanarak yeniden başkanlık koltuğuna oturdu.
2 bin 460 oyla
yeniden başkan seçilen Aygın, en yakın takipçisi UBP adayı
Mehmet Ayder'e 883 oy fark attı.
Seçim
kampanyası boyunca oldukça rahat görülen Sümer Aygın, dün alınan
sonuçlarla da bunu kanıtlamış oldu.
Kimler geldi,
kimler geçti
2002'de
kazananlar oy miktarı 2006'da kazananlar oy miktarı
1) Lefkoşa
Kutlay Erk(CTP) 5,187 Cemal Bulutoğluları(DP) 6,807
2)
Gazimağusa Oktay Kayalp(CTP) 5,622 Oktay Kayalp(CTP) 4,680
3) Girne Sümer
Aygın(CTP) 2018 Sümer Aygın(CTP) 2,460
4) Güzelyurt
Mahmut Özçınar(UBP) 3,086 Mahmut Özçınar(UBP) 4,097
5) İskele
Halil İbrahim Orun(UBP) 790 Halil İbrahim Orun(UBP) 778
6) Gönyeli Ali
Çetin Amcaoğlu(UBP) 1,981 Ahmet Benli(CTP) 1,991
7)
Değirmenlik Hüseyin Paşa(UBP) 835 Osman Işısal(CTP) 1,030
8) Dipkarpaz
Arif Özbayrak(DP) 233 Mehmet Demirci(UBP) 401
9) Çatalköy
Necdet Numan(UBP) 658 Necdet Numan(UBP) 988
10) Lapta Fuat
Namsoy(UBP) 1,137 Fuat Namsoy(UBP) 1,568
11) Erenköy
Kemal Gündeş(UBP) 659 Özay Öykün(DP) 379
12)
Yeniboğaziçi Katip Demir (Bağımsız) 1,152 Cemal Biren(CTP)
1,089
13)
Akıncılar Alkan Cannur(CTP) 146 Hasan Barbaros(CTP) 202
14)
Serdarlı Erdin Sütçüoğulları(CTP) 294 Mehmet
Kerimoğlu(bağımsız) 446
15) İnönü
Hasan Basri Beycanlı(UBP) 540 Hasan Basri Beycanlı(UBP) 632
16) Büyükkonuk
Raif Mındık(UBP) 151 Sezai Sezen(bağımsız) 239
17) Beyarmudu
Hüseyin Beyar(UBP) 861 İlker Edip(UBP) 1,081
18)
Paşaköy Habil Tülücü (MAP) 418 Habil Tülücü(DP) 628
19) Alsancak
Yücel Atakara(UBP) 717 Yücel Atakara(UBP) 933
20) Mehmetçik
Beyazıt Adalıer(DP) 422 Beyazıt Adalıer(DP) 392
21) Lefke
Mehmet Zafer(UBP) 1,494 Mehmet Zafer(UBP) 1,753
22) Geçitkale
Hüseyin Baybora(UBP) 391 Kıvanç Buhara(bağımsız) 432
23) Alayköy
Hüseyin Kaya(DP) 391 Hulusi Manisoy(CTP) 366
24)
Akdoğan Adem Ademgil(UBP) 562 Adem Ademgil(UBP) 734
25) Esentepe
Erdal Barut(MAP) 193 Erdal Barut(DP) 381
26) Dikmen
Yaşar Güçsav(UBP) 600 Yüksel Çelebi(CTP) 564
27) Tatlısu
Hayri Orçan(DP) 274 Hayri Orçan(DP) 328
28) Vadili Dr.
Erbay Kanatlı(UBP) 518 Şahin Sapsızoğlu(DP) 599
KIBRIS 26/06/06
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 08:45 TSI 27 Haziran 2006 Salı
İSTANBUL
- NTVde Dünyayı Yönetenler programına konuk olan ve İpek
Cemin sorularını yanıtlayan Yunanistan Dışişleri
Bakanı Dora Bakoyanni, Ankaranın Avrupa Birliğine
yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi.
Türkiyenin
Rum gemi ve uçaklarına limalarını açmasının üyelik
kriteri olduğunu söyleyen Bakoyanni, Türkiyenin buna
karşılık Kuzey Kıbrısa izolasyonların
kaldırılmasını şart koşmasını ise
eleştirdi. Bakoyanni, Türkiyenin limanlarını Rumlara
açmasının kendi çıkarına olduğunu savundu ve
şöyle konuştu:
Bence Türkiye limanlarını açmazsa çok zor bir dönem olacaktır.
Şu anda senaryoları düşünmek istemiyorum, çünkü ben iyimser
biriyim. Başbakan Erdoğan ile Türk yönetiminin yapılması
gerekli reformlar ve verilmesi gerekli kararlar olduğunu
anlayacağına inanıyorum. Nihayetinde bu reformlar ve kararlar
sıkıntılara değer, çünkü sonuçları Türk halkı
için olumlu olacaktır.
AB
DESTEĞİ
Fener Rum Patrikanesinin ekümenik statüsünün tanınması
gerektiğini de ileri süren Yunan Bakan, ülkesinin Türkiyenin Avrupa
Birliği üyeliğine desteğini yineledi.
KIBRISTA
ÇÖZÜM
Kıbrıs sorununa yönelik girişimlere de değinen Dora
Bakoyanni, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annannın
Kıbrıst