KKTC'de Türkiye-AB arası tabela rekabeti


13 Mayıs, 2006 20:13:00 (TSİ) CNN TURK

Ömer Bilge/CNN TÜRK/Lefkoşa

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde hem Türkiye'nin hem de AB'nin desteği ile yeni binalar yükseliyor, yeni yollar yapılıyor. Tüm inşaat alanlarında ise adeta tabelalar savaşı yaşanıyor.

Ada'da Türkiye'nin yaptığı yardımları duyuran tabelalarla AB fonuyla yapılan çalışmaların tabelaları arasında kıyasıya bir rekabet var.
 
AB'nin geçtiğimiz yıllarda Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu aracılığıyla yaptığı alt yapı yardımlarına 'tabela' şartı koyması nedeniyle başta Girne olmak üzere, birçok yerde dev AB tabelaları yükseliyor.
 
Kentin en işlek merkezlerindeki AB tabelalarında, AB yardımı ile yapılan projeler anlatılıyor ve bu tabelalar sürekli olarak kalıyor.
 
Türkiye'nin yardımları görünmüyor

Türkiye ise her yıl KKTC'ye yüz milyonlarca doları bulan yardım yapıyor, bu yıl da 804 milyon 339 bin 674 YTL'lik yardım kararı aldı.
 
Türkiye'nin yaptığı yardımlar da tabelalar ile kamuoyuna duyuruluyor. Ancak inşaat işlemleri sona erdikten sonra bu tabelalar kaldırılıyor.
 
Bu nedenle, Türkiye'nin desteklediği yatırımların tabelaları göz önünde bulunmuyor.
 
KKTC'de 28 haziranda yapılacak yerel seçimler nedeniyle yapılan işlerle ilgili tabela çalışmalarına belediyeler de katıldı. Belediyeler yapılan hizmetlerin kendileri tarafından gerçekleştirildiğini belirten tabelaları yine halkın görebileceği yerlere asmaya gayret ediyor.
 
Bu nedenle, KKTC'de bir çok yerde yapılan yatırımın kimin tarafından gerçekleştirildiğini belirten tabela görmek mümkün.
 
Halk olayı AB ilişkilerine yoruyor
 
Kıbrıslı Türkler, AB'nin dev tabelaları ile ilgili görüşleri sorulduğunda genellikle, KKTC-AB ilişkilerine değiniyor ve AB'nin KKTC'ye yaklaşımları konusunda siyasi yorumlar yapıyor.
 
Adayı ziyaret eden yabancılar ise, AB ülkelerinde bu tür tabelalar görmediklerini söylüyorlar ancak yapılan yardımları da destekliyorlar.

 

Rum kesiminden Telsim'e dava


13 Mayıs, 2006 20:06:00 (TSİ) CNN TURK

 

Güney Kıbrıs'ta Lefkoşa Kaza Mahkemesi offshore şirketi Rosamara Trading'in dava açması üzerine Telsim şirketi için ihtiyati tedbir kararı aldı.

Rum Fileleftheros gazetesi, Rosamara Trading şirketinin Telsim hisselerinin asıl sahibi olduğu iddiasıyla dava açtığını yazdı.
 
Dava üzerine mahkeme süresince Telsim'in hisselerini devretmesi, ipotek vermesi, kiralaması ya da satmasına yasak getirildi.
 
Mahkeme, Telsim temsilcilerini de 8 mayısa kadar mahkemeye ifade vermeye çağırdı. Mahkemenin kararını nasıl uygulatacağı henüz bilinmiyor.
 
Telsim'in sahibinin Türkiye devleti olduğuna dikkat çeken Fileleftheros gazetesi, Kıbrıs tarihinde ilk kez Türkiye'nin mahkemeye çağrıldığını belirtti.

 

 

Talat’tan Annan’a bağlılık mektubu

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Türk tarafının Annan Planı’na bağlılığını teyit etti. Talat, Rum yönetimi lideri Papadopulos’u da eleştirdi.

 

NTV

Güncelleme: 08:07 ET 14 Mayıs 2006 Pazar

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annan’a gönderdiği mektubunda, iki bölgeli, iki toplumlu devlet modeline karşı olduğunu açıkça telaffuz eden ilk Rum lider olan Papadopulos’un demecini hatırlatarak, bunu talihsiz bir açıklama olarak nitelendirdi.

Talat, Papadopulos’un açıklamasının, iki tarafın Birleşmiş Milletler gözetiminde 40 yıl sürdürdüğü müzakerelerde ortaya konulan parametrelere açıkça ters olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs sorunuyla ilgili tarafları da Rumların açıklamalarına sessiz kalmaları nedeniyle eleştirdi ve sessiz kalınmasının çözüm umutlarını azaltacağını belirtti.

 

Güney Kıbrıs, "AB Taktik Savaş Grupları"na katılıyor

Güney Kıbrıs, AB'nin oluşturmakta olduğu, Taktik Savaş Grupları'na (Battle Groups) bir sağlık, bir de inzibat ekibiyle katılıyor.

Fileleftheros gazetesine göre, söz konusu savaş gruplarının oluşturulması, geçen perşembe günü Brüksel'de gerçekleştirilen AB Silahlı Kuvvetler Komutanları Toplantısı'nda başarıldı. Toplantıya RMMO Komutanı Korgeneral Konstantinos Bisbikas da katıldı.

Gazeteye göre, Güney Kıbrıs'ın katıldığı savaş grubunda Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya da bulunuyor.

RMMO Komutanı Bisbikas toplantıda yaptığı konuşmada, "Kıbrıs'ın" Avrupa Savunma ve Güvenlik politikası konularına verdiği öneme işaret etti. Belirtilen hedeflere ulaşılması için AB üyesi ülkeler ve diğer kuruluşlar arasında tüm düzeylerde mükemmel işbirliği bulunması gerektiğini savundu.

Gazeteye göre toplantıda, AB'nin Sudan operasyonu da konu edildi. Aynı zamanda Kongo Halk Cumhuriyeti için planlanan operasyon hakkında bilgiler verildi.

Haberde, Sudan operasyonu için Rum yönetiminin 2005'ten beri bir subayla temsil edildiği, bu subayın Başkent Hartum'daki Harekat Merkezi'nde görev yaptığı da hatırlatıldı.

Gazeteye göre, Kongo'nun başkenti Kinsasa'da kurulacak Taktik Komutanlık'ta Rum tarafı yine bir subayla temsil edilmeyi önerdi.

Gazete, Rum yönetiminin AB üyeliğine alındığı Mayıs 2004'ten beri Brüksel'deki AB Askeri Komitesi'nin çalışmalarına eksiksiz bir askeri heyetle katıldığını da kaydetti.

 KIBRIS 14/05/06

Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu'dan iddia: Annan, Ankara, Atina ve Lefkoşa'ya heyetler göndermeye hazırlanıyor

TEKNİK KOMİTELER İÇİN... Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın "Teknik Komiteler"in çalışmalarının başlaması için gerekli adımların atılması amacıyla Ankara, Atina ve "Lefkoşa"ya heyetler göndermeye hazırlandığını söyledi

Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın "Teknik Komiteler"in çalışmalarının başlaması için gerekli adımların atılması amacıyla Ankara, Atina ve "Lefkoşa"ya heyetler göndermeye hazırlandığını söyledi.

Rum radyosunun haberine göre AB-Latin Amerika Zirve Toplantısı çerçevesinde Viyana'da bulunan Yakovu, RİK'e yaptığı açıklamada, "Teknik Komiteler"de gündelik konular dışında, müzakerelerin bundan sonraki aşamasının hazırlıklarını yapmak suretiyle Kıbrıs sorununun esasına ilişkin konuların da ele alınacağını öne sürdü.

Yakovu, "Başkan Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la gerçekleştirdiği görüşmelerle; Türk tarafının Genel Sekreter'in Teknik Komitelerin çalışmalarının başlamasına ilişkin önerisini şu ana kadar kabul etmemesiyle şekillenen durumun fotoğrafı çekildi" dedi. Yakovu, Rum tarafında gerçekleştirilecek milletvekili seçimlerinin hemen ardından BM Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Gambari'nin bölgeyi ziyaret edeceğine ve müdahil bütün taraflarla temas edeceğine inanç belirtti.

Yorgos Yakovu, Viyana'da gerçekleştirdiği temaslara da değindi ve İngiltere'nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Jef Hoot'la çok ilgi çekici bir görüşme yaptığını, Hoot'la; Güney Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin eski haline getirilmesi için ortak çaba harcama konusunda anlaştıklarını, İngiliz bakandan da Londra'yı ziyaret etmek üzere davet aldığını söyledi.

KIBRIS 14/05/06

Joan Ryan'dan Türk okullarına destek

Eylem ERAYDIN/ LONDRA

Büyük çoğunluğu Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türkler tarafından açılan ve maddi sıkıntılardan dolayı faaliyetlerini sürdürmekte zorlandıkları Türk okullarına destek, İşçi Partisi Enfield Milletvekili ve İçişleri Bakan Yardımcısı Joan Ryan'dan geldi.

23 Nisan kutlamaları için Enfield Türk Okulu'nu ziyaret eden İşçi Partisi Enfield Milletvekili ve İçişleri Bakan Yardımcısı Joan Ryan, okulların kira sorununu hükümetin gündemine taşıyacağını açıkladı.

Enfield Türk Okulu'nda öğrenci, öğretmen, veli ve davetlilere hitaben bir konuşma yapan Ryan, hafta sonu okullarının eğitim içinde önemli bir açığı kapattığını ve eğitime destek veren hafta sonu okullarından kira alınmaması gerektiğini söyledi. Yerel belediyelerin sorumluluğunda olan bu konunun en kısa sürede çözüme kavuşturulması gerektiğini kaydeden Ryan, bu konuda çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Seçim çalışmaları için evinde yaptığı özel davette İşçi Partisi Ponders End adayı Ayfer Orhan'a açıklamalarda bulunan Joan Ryan, Enfield başta olmak üzere tüm Londra'da bulunan hafta sonu okullarının yaptıkları kamu hizmeti karşılığında kira alınması konusunu gelecek hafta hükümetin gündemine taşıyacağını ve bu konuda yaşanan haksızlığın giderilmesi için elinden geleni yapacağını söyledi.

23 Nisan törenlerle kutlandı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Enfield'de bulunan Albeny okulda düzenlenen törenler renkli geçti. İşçi Partisi ve Muhafazakar partiden çok sayıda politikacı törenlere katılarak öğrencilerin gösterilerini izlediler. Okul Başkanı Süleyman Soydağ'ın yaptığı açılış konuşmasından sonra ilk mikrofona gelen Enfield Belediye Başkanı Bill Price, okulda güzel çalışmalar yapmalarına izin verdiği için okul Albeny okul müdürüne teşekkür ederek, öğrencilerin danslarından çok etkilendiğini söyledi. Kendisini okula davet ettiği için belediye Meclis üyesi Ertan Hürer'e de teşekkür eden Price, okula komşu olduğunu ve çok yakında oturduğunu sözlerine ekledi.

Daha sonra konuşan Enfield North Milletvekili Joan Ryan da, 6 yıl içinde Enfield Türk okulunun çok geliştiğini, ve tüm Türk Haftasonu okullarının çocukların daha fazla A lavel almaları konusunda büyük katkılar sağladığını söyledi. Hafta sonu okullarının kira vermeden eğitim yapmaları için daha önceden çeşitli girişimlerde bulunduğunu kaydeden Roan Rayan, bu konuda sonuç alıncaya kadar çalışacağını ifade etti. Enfield Türk Okulu Okul Başkan Yardımcısı Alp Ermiya da bölgelerinde güçlü politikacıların bulunduğunu ve okulların kirasının kalkması konusunda Enfield Türk Okulundan başlayan örnek bir çalışmayı memnunlukla karşılayacaklarını kaydetti.

Öğrencilerin çeşitli yörelerden halk dansları oynadığı kutlamalara çok sayıda İngiliz politikacının yanısıra, Kıbrıslı Türk belediye meclis üyesi adayları Muhafazakar Parti'den Ertan Hürer, İşçi Partisi'nden de Ayfer Orhan, Ahmet Öykener ve Alev Cazımoğlu katıldılar.

KIBRIS 14/05/06

Konseyin yeni başkanı Akmen Sıtkı

İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi'nin başkanlığına Akmen Sıtkı seçildi. 42 delegenin oyunu alan Sıtkı, birlik ve beraberlik mesajları verdi

Eylem ERAYDIN / LONDRA

İngiltere'de Mart 1983 yılında kurulan İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi'nin yıllık genel kurulu başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. İki adayın yarıştığı seçimlerde, Akmen Ali Sıtkı 42 oy alarak konseyin yeni başkanı seçilirken, rakibi Ahmet Osam da 14 oy alabildi.

Londra'da 22 derneği çatısı altında barındıran İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi, geçtiğimiz pazar günü saat 12:00'de Hornsey Atatürk Okulu'nda genel kurulunu gerçekleştirdi.

Genel kurula konseye bağlı dernek başkanları, yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı. Genel kurul İstiklal Marşı ve saygı duruşundan sonra başladı.

Divan başkanlığına getirilen Dr. Özkan Hıfzı, genel kurulda bir konuşma yaptı. Kıbrıs sorununa değinen Hıfzı, "Türkiye'de iktidarda bulunan sağcı Ak Parti ile KKTC'de iktidarda bulunan solcu CTP, Kıbrıs konusunda aynı zeminde hareket ediyor. Bu iki partinin birlikte hareket etmesi çok garip, biri solcu diğeri sağcı. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok" diye konuştu.

Kıbrıslı Türkler olarak kendi vatandaşlarına sahip çıkacaklarını kaydeden Hıfzı şunları söyledi:

"Bayrağımızın üzeri kanla doludur. KKTC'de her karış toprakta şehitlerimiz yatıyor. Vatanımıza her zaman sahip çıktık, bundan sonra da sahip çıkacağız."

Daha sonra söz alan eski başkan Ali Ratip Doğruer de 4 yıllık süre içinde başarılı çalışmalara imza attıklarını dile getirdi. "Çok güzel ve aynı zamanda sıkıcı günler de geçti" diyen Doğruer, "En zor dönemde bu görevi üstlendim. Ama başaralı bir döneme imza attığıma inanıyorum. Son iki yıldır dernek olarak çalıştık. Brüksel temaslarımız da bunun bir göstergesidir" diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından faaliyet ve mali raporlar okunup aklandı.

Daha sonra 56 delegenin katıldığı seçimlere gedildi. Yapılan seçimler sonucu Akmen Ali Sıtkı 42, Ahmet Osam da 14 oy aldı.

Seçimlerde büyük bir destek alan Sıtkı, kendisine destek veren herkese teşekkür etti.

Yönetim olarak büyük bir uyum içinde çalışacaklarını kaydeden Sıtkı, Güney Londra ile Kuzey Londra'daki Türk toplumu arasında bir köprü oluşturacaklarını söyledi.

Sıtkı, "Ceketlerimiz çıkartıp, kollarımızı sıyırıp öyle çalışmak zorundayız. Bazen öfkeli olabiliyorum. Ama bunu kontrol altına almaya çalışıyorum. Eğer birlikte çalışırsak öfkelenmeye de gerek kalmayacak" diye konuştu. Konseyin genel kurulu dilek ve temennilerin ardından son buldu.

KIBRIS 14/05/06

Rumlar, Türklerle yaşamaya karşı

Kıbrıs Rum kesiminde yapılan bir anket, 18-24 yaş grubundaki Rumların yüzde 61’inin Kıbrıslı Türklerden ayrı yaşamaktan yana olduğunu ortaya koydu.

 

AA

Güncelleme: 07:02 ET 15 Mayıs 2006 Pazartesi

LEFKOŞA - Atina’da yayımlanan Kathimerini gazetesi adına, Güney Kıbrıs’ta yapılan bir anketin sonuçlarına göre, Rumların büyük çoğunluğu ayrı yaşamaktan yana tavır koyuyor ve KKTC’deki olaylarla ilgilenmiyor.

Ankete göre, Güney Kıbrıs’ta 45 yaşın altındaki nüfusun çoğunluğu Kıbrıs Türkleriyle birlikte yaşamak istemiyor. 18-24 yaş arasındaki Rumların yüzde 61’i Türklerden ayrı yaşamaktan yana. Ankete katılanların yüzde 87’si ise önümüzdeki aylarda Kıbrıs sorununun çözümlenmesini ihtimal dışı görüyor.

ANNAN PLANI’NA DESTEK YOK
Annan Planı’nın tartışma zemini olarak tekrar masaya gelmesini ise hemen hemen hiç kimse istemiyor. Sadece yüzde 1’lik bir kesim, planın yeniden masaya gelmesini isterken, 10 kişiden 6’sı yani yüzde 58’lik bir oran da tamamen yeni bir plan istiyor.


Rumlar, icraatları açısından Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’a da yüzde 67 oranında güven duyuyor.

 

ABD’den Annan Planı’na destek

ABD’nin, Kıbrıs’ta kapsamlı çözümü öngören Annan Planının halka daha sade biçimde anlatılması için mali destekte bulunduğu öne sürüldü.

 

AA

Güncelleme: 07:02 ET 15 Mayıs 2006 Pazartesi

LEFKOŞA - Rum Fileleftheros gazetesi, Yunan basınına dayanarak verdiği haberde, referandumlardan bu yana ABD’lilerin ilk kez Annan Planı’nın olumlu yönleri konusunda Kıbrıslı Türklerin ve Rumların bilgi sahibi olabilmeleri için maddi destekte bulunduklarını kabul ettiğini yazdı.

Gazete, ABD’nin maddi desteğinin, planın içeriğine ilişkin yazılı yayınların yapılması yönünde olduğunu, ancak bunun bir devletin iç işlerine karışmak olduğunu belirti.

Haberde, ABD’nin Güney Kıbrıs’taki büyükelçiliğinden bir temsilcisinin, “Annan Planına ilişkin müzakerelerin gerçekleştirilmekte olduğu sırada, çok karmaşık olan planı basit bir dille anlatmayı amaçlayan bir dizi programı destekledik. Örneğin, araştırma yapılması ve ‘Annan Planı Konusunda Vatandaş Rehberi’nin basılması için finansman sağladık. Bilinen adıyla Yeşil Kitapçık, Yunanca, Türkçe ve İngilizce olarak yayımlandı. Bu çabaya olan desteğimizi gizlemedik. Kıbrıs’taki iki toplumlu etkinliklere destek olma çabalarımızdan ötürü haklı olarak gururluyuz. ABD’nin Annan Planı’nı desteklemeleri için kişilere dolaylı ya da doğrudan para verdiği iddiaları hakaret niteliğinde ve dayanaksız iddialardır” sözlerine yer verildi.

24 Nisan 2004’te KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde eş zamanlı olarak halkların referandumuna sunulan Annan Planı, Türklerin yüzde 65’nin onayını almıştı. Rumların yüzde 76’sı ise planı reddetmişti.

 

Kıbrıs Rum Meclisi Başkanı KKTC'ye geçti

LEFKOŞA (A.A)

Kıbrıs Rum yönetimi meclis Başkanı ve komünist AKEL partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, KKTC'ye geçerek, Koruçam'ı ziyaret etti ve burada yaşayan Maronitlerle bir araya geldi.

1974 Barış Harekatı'ndan bu yana ilk kez Koruçam'ı ziyaret ettiği belirtilen Hristofyas, Saint Georgios Kilisesi'ndeki pazar ayinine katıldı.

Daha sonra, Koruçam Muhtarlığı'nda Maronitlere hitaben bir konuşma yapan Hristofyas, 21 Mayıs Pazar günü Güney Kıbrıs'ta yapılacak genel seçimlere ve Kıbrıs sorununa değindi. AKEL'in “Girne adayı” olan Hristofyas, KKTC'de yaşayan Rumlar'dan oy istedi. Hristofyas, daha sonra Karpaz'ı ziyaret etti.

“BM GÜVENLİK KONSEYİ VE AB'NİN SÜRECE DAHİL OLMA ZAMANI”

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin ve Avrupa Birliği'nin Kıbrıs konusunda sürece müdahil olma zamanı geldiğini belirten Hristofyas, erken bir zamanda gelişme olmaması durumunda, bundan sonraki çabaların 2008 yılına kadar sarkacağını söyledi.

Hristofyas, Kıbrıslı Türk ve Rumların, Kıbrıs sorunu ile ilgili inisiyatif alması gerektiğini kaydetti.

Adadaki tarafların çıkarlarının dengeli bir şekilde ele alınmaması nedeniyle çözüme ulaşılamadığını savunan Hristofyas, teknik komitelerin çalışmalarının, Kıbrıs sorununun özü ile ilgili uçurumun giderilmesi amacı taşıdığını ifade etti.
Hristofyas, iki tarafın mutabık kalacağı bir anlaşmanın önkoşullarının oluşturulması gerektiğini belirterek, liderler arasındaki diyalogun böylece başlayabileceğini dile getirdi.

HURRIYET 15/05/2006

 

Rum Meclis Başkanı Hristofyas KKTC'de oy istedi

Güney Kıbrıs'ın güçlü partisi Komünist AKEL'in Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, seçim propagandası çerçevesinde KKTC'ye geldi. Hristofyas, 21 Mayıs'ta Güney Kıbrıs'ta yapılacak milletvekili seçimlerinde KKTC'de yaşayan Rumlardan oy istemek için propaganda gezisi yaptı. AKEL'in Girne adayı olan Hristofyas'ın propaganda gezisi yapması ve KKTC'de yaşayan Rumlardan oy istemesi, KKTC'de "Rum egemenliğini yayma girişimi" olarak değerlendiriliyor 

Güney Kıbrıs'ın güçlü partisi Komünist AKEL'in Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, seçim propagandası çerçevesinde KKTC'ye geldi.

Hristofyas, 21 Mayıs'ta Güney Kıbrıs'ta yapılacak milletvekili seçimlerinde KKTC'de yaşayan Rumlardan oy istemek için propaganda gezisi yaptı.

Maronitler'in yaşadığı Koruçam Köyü'ne giden Hristofyas, sabah kilisede yapılan ayine katıldıktan sonra köylülerle görüştü. Koruçam'da yaşayan Hıristiyan azınlıklardan Maronitler'in bir kısmı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) vatandaşı ve birçok akrabaları da Güney Kıbrıs'ta yaşıyor.

Ardından adanın Akdeniz'e uzanan sivri ucunda yer alan Karpaz'a geçen Hristofyas, burada bulunan Rumları da ziyaret ederek oy istedi. Karpaz'da bulunan Rumlar, 1974'ten beri Türkler ile birlikte yaşıyor. Yaşadıkları köyde ilk ve orta okulları olan Rum öğrencilere, Rum öğretmenler ders veriyor.

Rum Meclis Başkanı'nın kuzeye geçişi için KKTC makamlarından izin aldığı öğrenildi. AKEL'in Girne adayı olan Hristofyas'ın propaganda gezisi yapması ve KKTC'de yaşayan Rumlardan oy istemesi, KKTC'de "Rum egemenliğini yayma girişimi" olarak değerlendiriliyor.

AKEL Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, dün Koruçam'ı ziyaret ederek, burada yaşayan Maronitlerle bir araya geldi.

1974 Mutlu Barış Harekatı'ndan bu yana ilk kez Koruçam'ı ziyaret eden Hristofyas, Saint Georgios Kilisesi'ndeki Pazar ayinine katıldı.

Daha sonra Koruçam Muhtarlığı'nda Maronitlere hitaben bir konuşma yapan Hristofyas, 21 Mayıs Pazar günü Güney Kıbrıs'ta yapılacak seçimlere ve Kıbrıs sorununa değindi.

Hristofyas'ın ziyaretini Rum tarafından gelen çok sayıda basın mensubu da izledi.

Dimitris Hristofyas Koruçam'ın ardından öğleden sonra da Dipkarpaz'ı ziyaret etti.

KIBRIS 15/05/06

 

Rum tarafı teknik komitelerin çalışmasını engelliyor

ONAYA, RUM ENGELİ...Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Kıbrıs'taki durumu iyileştirmeyi amaçlayan ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller tarafından önerilen konularda çalışması öngörülen teknik komitelerin oluşturulmasına ve çalışmasına onay verdiği bildirildi. KKTC'nin onayına karşın, Rum Yönetimi'nin teknik komitelere farklı görevler yüklemeye çalışması, komite çalışmalarının başlamasını engelliyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Kıbrıs'taki durumu iyileştirmeyi amaçlayan ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller tarafından önerilen konularda çalışması öngörülen teknik komitelerin oluşturulmasına ve çalışmasına onay verdiği bildirildi.

KKTC'nin onayına karşın, Rum Yönetimi'nin teknik komitelere farklı görevler yüklemeye çalışması, komite çalışmalarının başlamasını engelliyor.

İHA'nın güvenilir kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre, Kıbrıs'taki hayatı kolaylaştırmayı ve iki halk arasındaki ilişkileri geliştirerek güven ortamının oluşmasına yardımcı olmayı amaçlayan teknik komitelerle ilgili çalışmalarda ilerleme sağlanamıyor.

KKTC, kendileri tarafından onaylanmış olan önerinin bir an önce yaşama geçirilmesini ve komitelerin çalışmaya başlamasını isterken; Rum tarafı, komitelerin çalışma alanını genişletmeye ve ön koşullara uymaya çalışıyor.

Rum tarafının bu tutumla, masaya oturmadan önce avantaj sağlamaya çalıştığı düşünülüyor. Rum tarafının bu tutumu, komitelerin oluşmasını ve çalışmasını geciktirirken; BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'in bu konudaki çalışmalarının da tıkanmasına neden oluyor.

Bu konudaki çalışmalarını aktarmak ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın tavrını öğrenmek amacıyla geçtiğimiz hafta New York'ta çeşitli temaslarda bulunan BM Temsilcisi Möller, Rum tarafının ısrarları nedeniyle komitelerin çalışması konusunda herhangi bir ilerleme sağlayamadı.

Diplomatik çevreler, New York'taki Rum ve Türk yetkililerin tutumlarını yeniden ortaya koyduklarını, ancak değiştirmeye razı olmadıklarını belirtiyor.

Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşmelerin yeniden başlatılmasında karşılaşılan zorluklar nedeniyle gündeme gelen "teknik komite" çalışmalarının, 10 başlık altında toplanması düşünülüyor.

Bu konudaki ilk öneri, şubat ayı içinde Özel Temsilci Möller tarafından gündeme getirilmiş ve KKTC tarafından kabul edilmişti.

Möller tarafından önerilen komitelerin çalışma konularını genişletmek ve bazı ön koşullar getirmek isteyen Rum Yönetimi ise, Möller'in önerisini aradan iki aydan fazla bir süre geçmiş olmasına karşın kabul veya reddetmek konusunda kesin tutum takınmıyor.

KIBRIS 15/05/06

 

 

Baybaşin'e 22 yıl ağır hapis cezası


15 Mayıs, 2006 19:56:00 (TSİ) CNN TURK

 

İngiltere'de uyuşturucu ticareti ve tehditle haraç toplamak gibi suçlardan yargılanan ve şubat ayında yargıcın suçluluğuna karar verdiği Abdullah Baybaşin'e 22 yıl ağır hapis cezası verildi.

Woolwich Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü son oturumunda Baybaşin'in cezasını açıklayan yargıç, 22 yıllık cezanın 14yıl  8 aya tekabül eden üçte ikisinin mutlaka uygulanacağını, bu bölümden herhangi bir indirim ya da affın söz konusu olamayacağını da karara bağladı. 
 
Yargıç ayrıca, İçişleri Bakanı'na Abdullah Baybaşin'in cezasının bitiminde ülkeden sınır dışı edilmesini önerdi. Bu konudaki nihai kararı İçişleri Bakanı verecek. 
 
Abdullah Baybaşin işyerine konulan gizli kamera ve mikrofonlar aracılığıyla toplanan deliller sonucunda uyuşturucu ticareti ve tehditle haraç toplamak gibi suçlarla yargılanmaya başlanmıştı. 
 
Baybaşin'in 11 adamının da yargılandığı ve çeşitli cezalara çarptırıldığı dava, karar için üç kez ertelenmişti. Bugün verilen kararla dava resmen sona ermiş oldu.
 
Dava boyunca İngiliz basınında çeşitli haber ve analizler yer almış, bu haber ve analizlerde Baybaşinlerin İngiliz gümrüğü adına ajanlık yapma karşılığı İngiltere'den oturum aldığından, kuzey Londra'da işkence hücreleri kurduklarına dair pek çok iddia ortaya atılmıştı.
 
Bir zamanlar PKK'ya yakın bir isim olan Abdullah Baybaşin İngiltere'ye 1997'de geldi. PKK ile ipleri ise 2002'de kopardı.
 
Adını batırılan uyuşturucu yüklü ‘Kısmetim - 1’ gemisiyle duyuran ağabeyi Hüseyin Baybaşin ise 1996'dan bu yana Hollanda'da hapis yatıyor.

 

"Taşınmaz Mal Komisyonu"na başvuran Rumların sayısı 8'e ulaştı

Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorunu konusunda iç hukuk oluşturma hedefiyle uzun tartışmaların ardından 19 Aralık'ta yasalaşarak uygulamaya giren mülkiyet yasasıyla ilgili çalışmalar sürüyor. Kuzeyde kalan Rum malları için tazminat, takas ve mal iadesi öngören yasa uyarınca oluşturulan ve yaklaşık iki aydan beri faaliyetlerine başlayan Taşınmaz Mal Komisyonu yoğun tempoda çalışmaya başladı.

Anayasa'nın 159'uncu maddesine dayanarak hazırlanan "Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi" adlı yasayla oluşturulan Taşınmaz Mal Komisyonu, Kuzeyde kalan eski malları için tazminat ve iade talebinde bulunan Rumların başvurularını kabul etmeye devam ediyor.

Kayıtları yapılıp işleme konan 8 başvuru

TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre, Rum Yönetimi'nin baskı ve telkinlerine karşın çok sayıda Rum komisyona başvuruyor veya bilgi alıyor.

Başvurulardan 8'i ilgili yasa ve tüzük uyarınca gerekli prosedürün tamamlanmasının ardından işleme kondu. Tatlısu, Girne, Mağusa ve Güzelyurt gibi değişik bölgelerdeki eski malları için iade veya tazminat talebinde bulunan 8 Rum'un başvurusuyla ilgili yasal işlemler başladı.

İlgili tüzük uyarınca, Rumların başvurusu üzerine Komisyon, devleti temsilen Başsavcılık'a ve malı kullanan vatandaşlara 21 gün içinde tebliğde bulunmak zorunda. Bu tebliğin ardından bir ay içinde de tüm tarafların katılımıyla ortak toplantı yapılması yasal zorunluluk.

Duruşmalar başlıyor

Yaklaşık bir aydan beri Rumlardan başvuru kabul eden Komisyon'un ilk duruşmayı önümüzdeki günlerde yapması bekleniyor. Tüm tarafların bir araya geleceği duruşmalarda evraklar mahkeme niteliğindeki komisyona ibraz edilecek ve söz konusu malla ilgili karar süreci başlayacak.

İlk duruşmanın ardından başvurularla ilgili duruşmalar takvime bağlanarak devam edecek.

Yabancı üyeler de katılıyor

Sümer Erkmen başkanlığındaki Taşınmaz Mal Komisyonu'nun Kıbrıslı Türk üyeleri haftalık rutin toplantılar yaparken, yabancı üyeler de zaman zaman toplantılara katılıyor. 27 Nisan'da ilk kez KKTC'ye gelerek toplantıya katılan yabancı üyelerin mayıs ayı ortasında ortak toplantı için yeniden adaya gelmeleri bekleniyor.

Sümer Erkmen başkanlığındaki Taşınmaz Mal Komisyonu, Erol Erozan Güngör Günkan, Ayfer Said Erkmen, Aytekin Erin ve yabancı üyeler Hans Christian Kruger ile Daniel Tarschys'den oluşuyor.

Tazminatı devlet ödeyecek

Mülkiyet Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı gerçek veya tüzel kişiye ait olmayan; konumu ve niteliği uyarınca ulusal güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında. Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş malların iadesi yönünde karar alınması halinde, iade yasayla çözüm sonrasına erteleniyor. Eşdeğer karşılığı mallar ise iade kapsamı dışında.

Yasa uyarınca ilgili malla ilgili tazminata karar verilmesi halinde ise bu miktar devlet tarafından ödenecek. Tazminat alan Rum'un mülkiyet hakkı da ortadan kalkacak.

İç hukuk kabul edilir mi

Yasa uyarınca mahkeme gibi çalışacak Taşınmaz Mal Komisyonu'nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından "iç hukuk" olarak kabul edilip edilmeyeceğini süreç ve komisyonun çalışmaları belirleyecek. AİHM'in Arestis davasıyla ilgili kararı uyarınca Komisyon, haziran ortalarına kadar sonuç alıcı çalışma yapmak durumunda.

UBP'nin başvurusu perşembe başlıyor

Bu arada, yasanın Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle UBP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru perşembe günü görüşülmeye başlanacak. TKP'nin başvurusunu anayasaya aykırı bularak reddeden Anayasa Mahkemesi'nin UBP'nin başvurusuyla ilgili alacağı karar, mülkiyet yasası ve Taşınmaz Mal Komisyonu ile ilgili çalışmalarda belirleyici olabilecek.

KIBRIS 16/05/06

Avrupa Konseyi'nden Rumlara eleştiri


16 Mayıs, 2006 17:20:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi (ECRI), Rum kesimini, Kıbrıslı Türklerle diyalog ve uzlaşmayı geliştirecek politikalara sahip olmamakla suçladı.

ECRI tarafından yayımlanan raporda Rum kesimine, 'Kıbrıslı Rum ve Türkler arasında uzlaşma ve diyaloğun aktif biçimde geliştirilmesi konusunda ortaya çıkan fırsatların kaçırılmaması' çağrısında bulunuldu.
 
Raporda, "Kıbrıslı Türklere yönelik ayrımcılık ve önyargılar doğru bir biçimde teşhis edilmeli ve ele alınmalı'' ifadesi kullanıldı.
 
Rum kesimine, göçmen ve uyum konularında da genel bir politikası olmaması yüzünden eleştiriler getirilen raporda, bu yüzden yabancı göçmen işçilerin ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kaldıkları ifade edildi.
 
Kıbrıslı Türkler tepkili
 
Son olarak Kıbrıslı Türkler, KKTC'ye yönelik izolasyonların sürdürülmesini ve hedef oldukları haksızlıkları kınamak amacıyla 26 nisanda Belçika'nın başkenti Brüksel'de bir gösteri düzenlemişti.
 
Merkezi Londra'da bulunan 'Ambargolu' (Embargoed) isimli sivil toplum örgütü öncülüğünde düzenlenen gösteri sırasında yapılan açıklamalarda, 'Kıbrıslı Türkler ve onların etnik anavatanı olan Kuzey Kıbrıs üzerinde süren uluslararası izolasyonların kaldırılmasında başarısız olan Avrupa Birliği'nin protesto edildiği' belirtilmişti.
 
'Susturulanlar Brüksel'de' adı verilen gösterinin, KKTC'nin izolasyonunun sona erdirilmesi istenmişti.
 
Yürüyüşte yapılan açıklamada, ''AB'ye, Kıbrıs Türk halkının uluslararası topluluktan 42 yıllık izolasyonuna son vermek üzere 26 nisan 2004'te verdiği sözü yerine getirmesi için çağrıda bulunuyoruz" denilmişti.
 
Açıklamada, Kuzey Kıbrıs'taki Türk halkının, AB sınırları içinde ve dışında doğrudan temsil, ticaret, ulaşım ve iletişim haklarından yoksun bırakılmış olarak, ırk ayrımcılığı koşulları altında sıkıntı çekmeye devam ettiği hatırlatılmıştı.
 
Kbrıslı Türklerin talepleri şöyle: 
 

·  Kuzey Kıbrıs ve diğer ülkeler arasında doğrudan uçuşlar yapılması,

·  Posta ve telekomünikasyon bağlantıları kurulması,

·  Engelsiz ticaret,

·  Doğrudan mali yardım ve doğrudan yabancı yatırım yapılması,

·  Limanların dünya limanlarına açılması,

·  Kıbrıs Türk kurum ve temsilciliklerinin uluslararası siyasi, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılmaları.  

Ada'daki referandum
 
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu 'Annan Planı', 24 nisan 2004'te halkoyuna sunulmuş, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların yüzde 76'sı 'hayır' demişti.
 
Annan Planı'nın ardından Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik girişimler rafa kaldırılmıştı. Son olarak, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 ocakta Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı açıkladı. Plana Avrupa ve ABD'den destek geldi. 

Türk planında öngörülen noktalar şu şekilde sıralanmıştı:

·  2006 haziran ayına kadar tarafların katılacağı üst düzey bir toplantı yapılması,

·  Bu üst düzey toplantıda Türkiye, Yunanistan, KKTC, Rum tarafı, BM'nin yer alması,

·  Üst düzey toplantıda alınan kararların BM Genel Sekreteri Annan tarafından rapor olarak Güvenlik Konseyi’ne sunulması,

·  Eylem Planı'nın kabulü halinde Türkiye’nin deniz ve limanlarının Rum tarafına açılması,

·  Ada’da ticaretin önündeki engellerin kaldırılması,

·  2006 sonuna kadar Ada'da kalıcı bir çözüme ulaşılması,

·  Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası spor ve sosyal aktivitelere katılması,

·  Asıl öncelik kapsamlı çözüm,

·  Çözümün adresi Birleşmiş Milletler,

·  Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük birliğine pratik açıdan dahil edilmesi,

·  BM'nin ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını kolaylaştırmaya yardımcı olunması.
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Eylem Planı’nın hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyeceğinin altını çiziyor. Plan 20 ocakta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunuldu.

Kıbrıs'ta neyin süreci?



KIBRIS Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papodopulos'un kafasında ve gönlünde ne yattığı öteden beri biliniyor. Onun vizyonu ve hedefi, adada Rum çoğunluğun hâkim olacağı bir "üniter devlet" kurmaktır. Bu nedenle Rum lideri Türklerin ve Rumların eşitliğine dayalı iki bölgeli bir federasyon üzerinde yapılan çeşitli müzakereleri hep yokuşa sürmüş, Annan Planı'na karşı çıkmış ve 2004 referandumunda da halkına "hayır" dedirtmişti.
Papadopulos şimdi daha açık konuşuyor ve "üniter devlet"ten başka bir çözümü asla kabul etmeyeceğini söylüyor. Nitekim Fransız "L'Express" dergisine verdiği demeçte, adeta baklayı ağzından çıkararak, Türklerin adada azınlıkta olduklarını hatırlatıyor ve çözümün "tek millet, tek devlet" anlayışına dayalı olması gerektiğini belirtiyor...

Tasos'un hayalleri
Rum liderinin ortaya koyduğu yeni tavır, aslında 1970'lerden beri devam eden görüşmelerde iki tarafça da kabul edilen temel ilke ve parametreleri de bir yana itiyor. 1977 ve 1979 yıllarında varılan anlaşmalarda öngörülen iki bölgeli, iki kesimli federal sistem, 30 yıldır devam edegelen tüm müzakerelerde esas alınıyordu. Şimdi Papadopulos'un bu ilkelere karşı çıkması ve Rum hâkimiyetindeki bir üniter devletten söz etmesi, bu süreci rayından çıkarıyor.
Nitekim KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği mektupta Papadopulos'un "talihsiz" açıklamasının benimsenen parametrelere ters düştüğünü ve yeni çözüm çabalarının önünü kestiğini belirtti.
Önceki gün, İstanbul'da "Doğan Güncel" toplantısında "Kıbrıs sorununda yeni süreç" başlıklı bir sunuş yapan Talat, Rum liderinin aslında "Osmosis" yoluyla Kuzey'i Rum yönetimi altında Güney'le birleştirmeyi amaçladığını, bu durumda bir çözüme varmanın mümkün olmadığını söyledi. Talat'a göre, tek umut, uluslararası camianın (özellikle BM'nin ve AB'nin) daha aktif olarak devreye girmesi, Papadopulos'u uzlaşmaya zorlamasıdır. Ne var ki, uluslararası camia da şu ana kadar bu yönde bir irade göstermiş değil.

Talat'ın umutları
Açıkçası biz bu kez Talat'ı, umutlarını biraz daha yitirmiş olarak gördük. O Talat ki, iktidara geldikten sonra Annan Planı bazında "birleşme" için büyük çaba harcamış, inanç ve umutlarını Rumların "hayır" dediği referandumdan sonra dahi sürdürmüştür... Ne yazık ki bu aşamada Papadopulos gibi bir "şahin"in işbaşında olması, ayrıca Güney Kıbrıs'ı üye aldıktan sonra AB'nin Rumların manevralarına boyun eğmesi büyük bir talihsizlik olmuştur...
Rum kesiminde önümüzdeki pazar günü yapılacak meclis seçimleri öncesinde düzenlenen anketlerin sonuçları da, halkın önemli bir kısmının -gençler de dahil- Papadopulos'un dümen suyundan gittiğini gösteriyor. Nitekim Rumların çoğu, Annan planına bugün de "hayır" dediklerini belirtiyorlar.
Rumların genel tavrı bu olduğuna göre, müzakere sürecinin yeniden başlaması hayal... Önümüzdeki aylarda diplomasi işleyecekse, daha çok taktik amaçlı olacak, bu arada daha çok AB içinde limanların açılması gibi konular tartışılacaktır.
Ama temel çözümle ilgili süreç, açıkçası tıkalı görünüyor.
Türkler açısından belki yeni süreç, bir "alternatif çözüm arayışı" süreci olacaktır. Bu konuda çeşitli modeller ve formüller düşünülüyor. (Slovakya, Karadağ, Kosova gibi)...
Her halükârda, bu yeni süreç, Papapodulos'un hayal ettiği "Osmosis" yoluyla "birleşme"yi veya "üniter" devleti değil, tam aksine "taksim"i ve "iki devlet" düzenini getirmeye daha müsaittir...

SAMI KOHEN MILLIYET 17/05/06

Rumlar "koçan" avında

Rum yönetiminin sınır kapılarında Kıbrıslı Türklere yönelik baskıları sürüyor. İki Kıbrıslı Türk dün, araçlarında "koçan" bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı, daha sonra serbest bırakıldı

Rumlar "koçan" avında

KOÇANI OLANI YAKALIYORLARRum yönetimi barikatlarda koçan ve belge avcılığını sürdürüyor. Kuzey Kıbrıs'tan, Güney'e geçmek üzere, dün Metehan Sınır Kapısı'ndan, güney barikatına giden Hakan ve Batuhan Çaydamlı adlı iki Kıbrıslı Türk, Rum polisi tarafından tutuklandı. Dışişleri Bakanlığı'nın devreye girmesiyle serbest bırakılan Çaydamlı kardeşlerin koçan ve belgelerine ise el konuldu

Gizem ÖZGEÇ

Rum yönetimi barikatlarda koçan ve belge avcılığını sürdürüyor.

Kuzey Kıbrıs'tan, Güney'e geçmek üzere, dün Metehan Sınır Kapısı'ndan, güney barikatına giden iki Kıbrıslı Türk, Rum polisi tarafından tutuklandı. Dışişleri Bakanlığı'nın devreye girmesiyle serbest bırakılan Çaydamlı kardeşlerin koçan ve belgelerine ise el konuldu.

Kıbrıs Türk tarafının, çözüm ve barış çabaları devam ederken, Rum yönetimi ise barikatlarda Kıbrıslı Türklere yönelik takındığı can sıkıcı tavrını sürdürüyor. Rum yönetimi, sınır kapılarında araçlarında proje, koçan veya yazılı belge taşıyan Kıbrıslı Türkleri, hatta yabancıları gözaltına alarak sorguluyor.

Dün sabah, Metehan Sınır Kapısı'nı kullanarak, Güney Kıbrıs'a geçmek isteyen Hakan Çaydamlı ve Batuhan Çaydamlı isimli iki kardeş tutuklandı. KKTC Dışişleri Bakanlığı devreye girince, Çaydamlı kardeşler serbest bırakıldı. Ancak söz konusu iki vatandaşın beraberlerinde taşıdıkları evraklarına el konuldu.

Koçan ve belgeleri aldılar

 

Dışişleri Bakanlığı'ndan elde edilen bilgilere göre dün saat 11.00 sıralarında, araçla Güney Kıbrıs'a gitmek için, Metehan Sınır Kapısı'na giden ve Rum barikatında araçları yoklanan ve söz konusu araçta koçan bulunan Hakan ve Batuhan Çaydamlı adlı iki kardeş tutuklandı. Olayın bilgilerine gelmesiyle harekete geçen Dışişleri Bakanlığı'nın girişimleri sonucu Çaydamlı kardeşler serbest bırakıldı. Rum polisinin, inceleme yapacağı gerekçesiyle, araçta bulduğu koçan ve belgeleri ise elinde bulundurduğu belirtildi.

Rum yönetimi daha önce de KKTC'den taşınmaz mal satın alan yabancıları saptayıp haklarında Avrupa tutuklama emri alma girişimlerinde bulunmuştu.

Yine bundan yaklaşık bir buçuk ay önce, Rum polisi, çantada, bir emlak şirketine ait ev planları ve broşürleri görmesi üzerine, beş İngiliz'i, bir süre gözaltında tuttuktan sonra serbest bırakmıştı.

KIBRIS 17/05/06

Avrupa Konseyi'nden Rum yönetimine eleştiri:Kıbrıslı Türklerle diyaloğu geliştirecek politikalarınız yok

IRKÇI UYGULAMAYA SON VERİN... Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi (ECRI), Kıbrıs Rum yönetimini, Kıbrıslı Türklerle diyalog ve uzlaşmayı geliştirecek politikalara sahip olmamakla, zaman zaman ayrımcılık ve ırkçılık yapmakla suçladı

Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi (ECRI), Kıbrıs Rum yönetimini, Kıbrıslı Türklerle diyalog ve uzlaşmayı geliştirecek politikalara sahip olmamakla suçladı.

Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi, Kıbrıs, Danimarka, İtalya, Lüksemburg ve Rusya Federasyonu'ndaki ırkçılık ve yabancı düşmanlığına ilişkin rapor yayımladı.

Kıbrıslı Türklere özel bir bölüm ayrılan Kıbrıs raporunda, Kıbrıs Rum yönetimine eleştirilerde bulunuluyor.

Kıbrıs Rum yönetimine, "Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasında uzlaşma ve diyaloğun aktif biçimde geliştirilmesi konusunda ortaya çıkan fırsatların kaçırılmaması" çağrısında bulunulan raporda, "Kıbrıslı Türklere yönelik ayrımcılık ve önyargılar doğru bir biçimde teşhis edilmeli ve ele alınmalı" ifadesi kullanıldı.

Kıbrıs Rum kesimine, göçmen ve uyum konularında da genel bir politikası olmaması yüzünden eleştiriler getirilen raporda, bu yüzden yabancı göçmen işçilerin ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kaldıkları ifade edildi.

"Irkçı uygulamalara son verin"

Raporda, Rum yönetimine, Kıbrıslı Türklere yönelik ayrımcı uygulamalara son vermesi tavsiyesinde bulunuluyor.

Raporda adanın güneyine yaşamak ya da günübirlik olarak çalışmak üzere giden Kıbrıslı Türklerin sayısında artış olsa da, bu kişilerin zaman zaman ayrımcılığa ve ırkçı muameleye maruz kaldığı belirtildi.

Kıbrıslı Türklerin, Rum kesiminde özellikle güvenlik güçlerinin ırkçı müdahalesiyle karşılaştığı, özel sektörde çalışan Kıbrıslı Türklere zaman zaman ayrımcılık yapıldığı vurgulandı.

"Türkçe şart"

Raporun savunmasız gruplar başlığı altında ele alınan Kıbrıs Türklerinin, ırkçılık ve ırk ayrımcılığı sorunları yaşadığına dikkat çekiliyor. Kıbrıs Türklerinin polis tarafından tacize uğradığını hatırlatan ECRI, Anayasa'da resmi dil olarak yer alan Türkçe'nin, resmi dil olarak kullanılmasının henüz uygulamaya geçirilmediği, ancak bunun gerekli olduğu belirtiyor.

Raporda son olarak Kıbrıs Rum kesiminde emlak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin durumuna değiniliyor. Kıbrıs Türklerinin sahip oldukları emlağı iade etmek veya bu emlağın kaybından dolayı değerinin tazmin edilmesi konularında büyük sorunlar yaşadığı belirtiliyor.

KIBRIS 17/05/06

Seçim havası

Partiler, propaganda döneminde ön plana çıkaracakları konuları belirledi

Seçim havası

ADAYLAR HAZIR... Seçime 39 gün kala, hem adaylar hem de propaganda döneminde ön plana çıkarılacak konular netleşiyor. Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) 25 Haziran Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi için belirlediği takvime göre, dün siyasi partilerin aday belirlemede son günüydü. Adaylar, 19 Mayıs Cuma günü adaylık başvurularını yapacak. YSK, 20 Mayıs Cumartesi günü adayları geçici olarak ilan edecek. Adaylar 28 Mayıs'ta kesinleşecek ve 29 Mayıs'ta ilan edilecek. Propaganda ise 30 Mayıs'ta başlayacak

SEÇMEN LİSTELERİ ASKIYA ALINDI... Sandık seçmen listeleri dün askıya alındı. Seçmen listeleri 7 gün süreyle askıda kalacak. Sandık seçmen listelerinin askıda kalacağı sandık bölgelerini gösteren cetveller ise dün Bayrak Radyosu'ndan okundu. Cetveller ayrıca dünkü Vatan gazetesinde de yayımlandı. Listeler 09:00-19:00 saatleri arasında incelenebilecek. Herhangi bir itiraz veya başvuru ise çalışma günlerinde 18:00-19:00; diğer günlerde ise 09:00-10:00 ve 18:00-19:00 saatleri arasında listelerin asılı bulunduğu yerlerde, ilçe seçim kurullarınca görevlendirilmiş bulunan kimseler vasıtasıyla ilçe seçim kuruluna yapılabilecek

 

 

Özgül Gürkut MUTLUYAKALI- (TAK)

Seçime 39 gün kala, hem adaylar hem de propaganda döneminde ön plana çıkarılacak konular netleşiyor.

Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) 25 Haziran Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve Milletvekilliği Ara Seçimi için belirlediği takvime göre, dün siyasi partilerin aday belirlemede son günüydü. Adaylar, 19 Mayıs Cuma günü adaylık başvurularını yapacak. YSK, 20 Mayıs Cumartesi günü adayları geçici olarak ilan edecek. Adaylar 28 Mayıs'ta kesinleşecek ve 29 Mayıs'ta ilan edilecek. Propaganda ise 30 Mayıs'ta başlayacak.

Seçmen listeleri

askıya alındı

Sandık seçmen listeleri ise dün askıya alındı. Seçmen listeleri 7 gün süreyle askıda kalacak. Sandık seçmen listelerinin askıda kalacağı sandık bölgelerini gösteren cetveller ise dün Bayrak Radyosu'ndan okundu. Cetveller ayrıca dünkü Vatan gazetesinde de yayımlandı.

Listeler 09:00-19:00 saatleri arasında incelenebilecek. Herhangi bir itiraz veya başvuru ise çalışma günlerinde 18:00-19:00; diğer günlerde ise 09:00-10:00 ve 18:00-19:00 saatleri arasında listelerin asılı bulunduğu yerlerde, ilçe seçim kurullarınca görevlendirilmiş bulunan kimseler vasıtasıyla ilçe seçim kuruluna yapılabilecek.

Telefonla da öğrenilebilecek

İsteyen vatandaşların ise, telefon aracılığıyla da ilçe seçim kurullarına başvurarak hangi sandıkta kayıtlı olduklarını öğrenebilecekleri açıklandı.

Yüksek Seçim Kurulu, başvuruda bulunulabilecek telefon numaralarını şöyle açıkladı:

Lefkoşa İlçe Seçim Kurulu : 2273047, 2275086, 2274155

Gazimağusa İlçe Seçim Kurulu : 3664068, 3662332

Girne İlçe Seçim Kurulu : 8157246

Güzelyurt İlçe Seçim Kurulu : 7146231

Seçmen kartları

dağıtılmaya başlandı

Öte yandan Yüksek Seçim Kurulu seçmen kartlarını dağıtmaya başladı. Seçmen kartlarının dağıtılması 22 Haziran'da tamamlanacak.

Yaklaşık 1500

kişi seçilecek

KKTC'deki seçmenler 25 Haziran'da 28 belediye başkanı, 234 belediye meclis üyesi, 237 muhtar ve 948 ihtiyar heyeti üyesini seçmek için sandık başına gidecek. Aynı gün Lefkoşa ve Girne ilçesinde, mecliste boş olan 2 sandalye için de seçim yapılacak.

CTP'nin adayları tamam

İktidarın büyük ortağı CTP-BG, seçimlerde yarışacak bütün adaylarını belirledi ve 9 Mayıs akşamı YDÜ'de tanıttı. CTP'nin 25 Haziran seçimleri için belediye başkan adayları şöyle:

Lefkoşa Kutlay Erk, Gönyeli Ahmet Benli, Değirmenlik Osman Işısal, Alayköy Hulisi Manisoy, Akıncılar Hasan Barbaros, Gazimağusa Oktay Kayalp, İnönü Salih Celal Özevrim, Beyarmudu Ali Gürdağ, Geçitkale Erdal Palu, Serdarlı Ahmet Billuroğlu, Vadili Hasan Kasap, Yeni Boğaziçi Cemal Biren, Tatlısu Oktay Yaman, Paşaköy Nurettin Özer, Akdoğan Dr. Ömer Gür, Girne Sümer Aygın, Alsancak Mehmet Salih Rahvancıoğlu, Lapta Gürsel Nizam, Dikmen Yüksel Çelebi, Esentepe Necay Tümkan, Çatalköy Menteş Korol, Güzelyurt Dt. Hakan Kuntay, Lefke Vehit Nekipzade, İskele Selma Yorgancı, Mehmetçik Cemil Sarıçizmeli, Büyükkonuk Mustafa Hasek, Yenierenköy Mesut Yıkıcı, Dipkarpaz Gültekin Erdoğan.

CTP-BG, milletvekilliği ara seçimi için ise Lefkoşa'da Gençlik ve Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu'nu, Girne'de ise Dr. Gülboy Beydağlı'yı aday gösterecek..

CTP: Avrupa'nın anladığı

dilden konuşalım

TAK muhabirinin CTP-BG Seçim Bürosu Başkanı ve Milletvekili Alpay Afşaroğlu'ndan aldığı bilgiye göre, seçim için "Avrupa'nın anladığı dilden konuşalım" ana sloganını seçen parti, propaganda için profesyonellerden de yardım alarak bir seçim bürosu oluşturdu.

Alpay Afşaroğlu, seçim stratejileri konusundaki soruları yanıtlarken, referandum sonrasında Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu Kıbrıs sorunuyla ilgili tavrın, dünyada kabul gördüğüne işaret ederek, "Dolayısıyla bu tavrın sürdürülmesi gerektiği inancındayız. Daha etkin sürmesi için de CTP-BG'nin gücünü artırarak devam etmesi, bu mesajın dünyaya Avrupa'ya verilmesi gerekir" dedi.

Diğer yandan kentleri geleceğe taşıyacak kalıcı projelerin hayata geçirilmesi için de seçimlere büyük önem verdiklerini vurgulayan Afşaroğlu, Avrupa'dan ve dünyadan finansman sağlanabilmesi için CTP-BG'nin yerel yönetim seçimlerinde başarılı olması gerektiğini kaydetti. Afşaroğlu, 2004 yılında AB'den alınan ve Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne belediyelerince kullanılan 5 milyon Euroluk finansmanla köklü altyapı yatırımları yapıldığına işaret ederek, yapılanların kanıt olduğunu söyledi.

CTP-BG Seçim Bürosu Başkanı ve Milletvekili Alpay Afşaroğlu, seçim propagandasında "Yılgınlık Yok Direniş Var" adıyla SOS Grubu'ndan Muhittin Yangın'ın okuduğu şarkının kullanılacağını, mitingler düzenleneceğini, afiş ve broşürler hazırlandığını anlattı.

Afşaroğlu, 2002 yılındaki seçimde özellikle üç büyük kentteki belediyede CTP-BG'nin gerçekleştirdiği projelerin diğer kentlere de örnek olacak nitelik taşıdığını belirterek, her belediyede bunların gerçekleşmesi için halkın kendilerine güçlü bir destek vereceğine inandıklarını ifade etti.

UBP: En büyük gücümüz

ulusal birliğimiz

Seçim propagandası için "En büyük gücümüz, ulusal birliğimiz" ve "Var mısın? Biz sizin için varız" sloganlarını belirleyen ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP), 23 belediye başkan adayını belirleyip 3 Mayıs'ta açıkladı. UBP'nin adayları şöyle:

Lefkoşa Şemi Bora, Gazimağusa-Ersan Saner, Girne-Mehmet Ayder, Güzelyurt-Mahmut Özçınar, İskele-Halil Orun, Lefke-Mehmet Zafer, Gönyeli-Fahri Yönlüer, Akdoğan-Adem Ademgil, Alayköy-Hüseyin Kaya, Alsancak-Dr.Yücel Atakara, Beyarmudu-İlker Edip, Değirmenlik-Özdal Kerem, Lapta-Fuat Namsoy, Büyükkonuk-Süleyman Doğan, Çatalköy-Nejdet Numan, Dikmen-Ali Kılıç, Dipkarpaz-Mehmet Demirci, Geçitkale-Hüseyin Baybora, İnönü-Hasan Basri Beycanlı, Mehmetçik-Mehmet Ziya Tolgan, Tatlısu-Yusuf Çelik, Vadili-Dr.Erbay Kanatlı, Yenierenköy-Aytekin Selengin.

UBP'nin milletvekili adayları ise Lefkoşa'da Özay Andıç, Girne'de Ünal Üstel olarak belirlendi.

TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan UBP Genel Sekreteri Turgay Avcı, seçim çalışmaları çerçevesinde adaylar ile milletvekillerinin bir program dahilinde sivil toplum örgütlerini ziyaret ettiğini belirterek, "Mevcut belediye başkanlarımız bu tanıtımları daha rahat yapıyor çünkü tanınıyorlar ama yeni adaylarımız çok daha yoğun ziyaretler yapmak durumundalar" dedi.

Propaganda dönemine profesyonellerden de destek alarak hazırlandıklarını kaydeden Avcı, afiş ve broşürler yanında reklâm filmleri de hazırlandığını ve merkez seçim komiteleri oluşturulduğunu söyledi.

Avcı aday çıkarılmayan belediyelerde takınılacak tavrın daha sonra açıklanacağını belirterek, 30 Mayıs'ta başlayacak propaganda döneminde mitingler de düzenleyeceklerini kaydetti.

Turgay Avcı, yerel yönetimlerde ana hedeflerinin "Yerel Gündem 21" uygulamasına geçmek olduğunu ifade ederek, dünyanın 135 ülkesinde ve Avrupa'daki 4 bine yakın kentte uygulanan bu yerel yönetim politikasının katılımcılık, şeffaflık ve hesap sorma ve verme üzerine kurulduğunu anlattı.

Avcı, Yerel Gündem 21'de kentteki tüm halkın, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, odaların, kadınların, gençlerin, engellilerin katılımıyla kent konseyi oluşturulduğunu ve kendilerinin de bunu taahhüt ettiğini ifade ederek, ayrıca Belediyeler Birliği'nin çalıştırılmasını ve güçlendirilmesini ve KKTC sınırları içindeki tüm bölgelerin yerel hizmet alanlarına dahil edilmesini sağlayacaklarını söyledi.

Küçük belediyelerin bazı büyük projelerde finansman zorluğu yaşadığına işaret eden UBP Genel Sekreteri Turgay Avcı, yüksek maliyetli projelerde Belediyeler Birliği şemsiyesi altında yatırımlar yapılmasını öngördüklerini kaydetti.

DP: Kendini seç, kentini yönet

Demokrat Parti (DP), seçimlere "Kendini Seç, Kentini Yönet" sloganıyla hazırlanıyor.

DP Seçim Bürosu'ndan alınan "Değişim başlıyor. Halkın adayları iş başına geliyor.

Kendini seç, kentini yönet. Demokrat Parti/Halkın Birliği" başlıklı seçim bildirgesinde, dünyada ve bölgede yaşananların seçimlere her zamankinden daha büyük önem kazandırdığı belirtilerek, Kıbrıs Türk toplumunun var olma mücadelesine sürüklendiği kaydediliyor.

Tüm belediyeleri halkın varlığının teminatı gördüğü ifade edilen bildirgede, "Önümüzdeki süreçte, her belediyemiz, hem beldesine sunduğu hizmetlerle günlük yaşamı kolaylaştıran hem de hizmetinde olduğu insanları çatısı altında toplayarak bütünleştiren, kaynaştıran bir kurum olacaktır.

Belediyelerimizin bu kimliği kazanmasının tek koşulu, belde insanlarını yoksul, zengin, patron, işçi, işsiz, emekli, esnaf, memur, okumuş, okuyamamış, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden ve hiçbir ayrım gözetmeden kucaklayacak bir çalışma anlayışının belediyelerimizde egemen olması; yani halkın belediyelerinin oluşturulmasıdır" deniliyor.

DP'li belediyelerin demokrasinin yaşamdaki somut karşılığı olacağı, beldeyle ilgili kararların alınmasında bütün demokratik kanalların açık tutulacağı kaydedilen seçim bildirgesinde, saydamlığa da vurgu yapılıyor.

Belediyelerde danışma kurulları kurulacağı, karar süreçlerine halkın örgütlü katılımının sağlanacağı, kurulacak iletişim merkezleri ile örgütsüz kesimlerin de düşünceleri, önerileri ve eleştirilerinin toplanacağı kaydedilen DP seçim bildirgesinde, kaynakların akılcı değerlendirilmesi için bilimsel planlamalar yapılacağı belirtiliyor.

DP seçim bildirgesinde, ülkenin stratejik gelişim planı ile ülke fiziki planına ihtiyacı olduğuna işaret edilerek, bu yönde yapılacaklar anlatılıyor. Bildirgede şöyle deniliyor:

"Demokratik planlama süreci içinde hazırlanmasını öngördüğümüz ve bu sayede toplumumuzdaki her kesimin üzerinde genel bir uzlaşma sağlayacağı planların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KKTC'deki bütün yerleşmeler çağdaş bir planın rehberliğinde gelişme sürecine gireceklerdir. Bugüne değin kentlerimizin kaderini belirleyen abartılı, gerçek dışı, kişisel heves ve gayretkeşlik gösterisi uydurma projelerin, kulağa hoş gelen boş lafların yerini artık bu planlara bağlı ve toplumumuzun gerçek gereksinimlerini karşılayan projeler alacaktır."

DP'nin kesinleşen belediye başkan adayları ise şöyle:

Lefkoşa Cemal Bulutoğluları, Gazimağusa İsmail Arter, Girne Hayat Aydınova, Güzelyurt İltaç Karayel, Dipkarpaz Arif Özbayrak, Mehmetçik Beyazıt Adalıer, Büyükkonuk Raif Mındık, Tatlısu Hayri Orçan, Paşaköy Habil Tülücü, Değirmenlik Hüseyin Paşa, Dikmen Yaşar Güçsav, Esentepe Erdal Barut, Yenierenköy Özay Öykün, İskele Ejder Aslanbaba, Alayköy Kemal Havalı, Vadili Şahin Sapsızoğlu, İnönü Ali Öncü, Alsancak Ali Palabıyık, Akdoğan Sevgen Kali.

DP, milletvekilliği ara seçiminde Lefkoşa'da Salih Tunar'ı, Girne'de Neriman Saygılı'yı aday göstereceğini açıklamıştı.

BDH'da 5 belediye,

2 milletvekili adayı

Cumhuriyet Meclisi'nde tek sandalyeyle temsil edilen Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), 5 belediye başkanı ve 2 milletvekili adayı gösteriyor. BDH, 2 ilçede ise bağımsız adaylara destek verme kararı aldı.

BDH Basın Bürosu'ndan alınan bilgiye göre Lefkoşa Belediye Başkanlığı için Ünal Akifler, Girne Belediye Başkanlığı için Halil Sadrazam, Gönyeli Belediye Başkanlığı için Özgün Kutalmış, Dikmen Belediye Başkanlığı için Gönül Şekerci, Lefke Belediye Başkanlığı için Ahmet Öksüz aday gösterilecek.

Gazimağusa Belediye Başkanlığı seçiminde bağımsız aday Ümit İnatçı; İskele Belediye Başkanlığı seçiminde ise bağımsız aday Ali Civisilli desteklenecek.

BDH Lefkoşa'da Harper Orhon'u, Girne ise Boysan Boyra'yı milletvekilliğine aday gösterecek.

BDH'nın seçim çalışmaları sürerken, bu akşam toplanacak merkez yönetim kurulu da bu konuları görüşecek.

TKP: Farkını göster

Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), Lefkoşa Belediye Başkanlığı için partinin genel sekreterliğini de yürüten Mehmet Davulcu'yu, Gazimağusa Belediye Başkanlığı için Doğay Çakıcı'yı ve Lefkoşa milletvekilliği için de LAÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim görevlisi Hasan Kasapoğlu'nu aday gösteriyor.

TKP Genel Sekreteri ve Lefkoşa Belediye Başkan Adayı Mehmet Davulcu, seçim stratejileri konusunda TAK muhabirinin sorularını yanıtlarken, "çevre, trafik ve kentte güvenli yaşam" konularına ağırlık vereceklerini söyledi. Davulcu, seçim sloganlarının ise "Farkı fark et, farkını göster" olduğunu açıkladı.

Davulcu, toplumun alt katmanlarının desteklenmesi için sosyal demokrat belediyelerin fon ayırıp gelir düzeyi düşük bölgeleri iyileştirmesi gerektiğini ifade ederek, kampanya boyunca halka bunları anlatacaklarını belirtti.

Kapitalist sistemin dayatmalarına karşı durduklarını dile getiren Davulcu, bu nedenle propaganda döneminde büyük paralar gerektiren yöntemleri kullanmayacaklarını, emek yoğun bir kampanya sürdüreceklerini ve enerjilerini seçmenlerle birebir görüşüp projelerini anlatmak için kullanacaklarını açıkladı.

Mehmet Davulcu, kitle iletişim araçlarını reddetmediklerini ve kullanacaklarını; "farkını göster" sloganıyla hem farklarını göstereceklerini, hem de halktan beklentilerinin farklı olduğunu göstermesini talep edeceklerini söyledi.

Davulcu, katıldıkları seçim bölgelerinde seçimi kazanma iddiasıyla bu yarışa girdiklerini ve kazanacaklarına inandıklarını da vurguladı.

KIBRIS 17/05/06

Yeşiller'den KKTC girişimi


17 Mayıs, 2006 22:32:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa Parlamentosu'ndaki Yeşiller Grubu, Kıbrıs sorununu, gündeme getirmeye çalışıyor. Grup, genişletilmiş yönetim kurulu toplantısını, sonbahar aylarında KKTC'de yapacak.

Yeşiller Grubu, Kıbrıs sorununun Avrupa Parlamentosu gündemine daha yoğun ve etkili bir biçimde gelmesini sağlamak için bu yönde bir karar alındığını açıkladı.
 
Toplantının zamanı ve yeri henüz tam olarak belirlenmiş değil. Ancak kısa zamanda bu konuda bir karar alınması bekleniyor.
 
AP gözlemcilerine göre alınan karar Yeşiller Grubu'nun Kıbrıs konusuna verdiği önemi gösteriyor.
 
Gözlemciler toplantının amacının, Kıbrıs sorununu Avrupa gündemine taşımak olduğunu ifade ediyor.
 
Grup, AB Komisyonu ve Konseyi, 2004 yılında Türkiye ile ilgili kararını almadan önce yine genişletilmiş yönetim kurulunu İstanbul'da toplamıştı.

 

Türklerin yerleşik hayata geçtiği şehir bulundu

 

 




 

 

 

 

İZMİR DHA

TÜRKLERİN yerleşik hayata geçmesi bakımından önemli bir aşama olan Selçuklu Devleti'nin temellerinin atıldığı ve Türk tarihinde kayıp şehir olarak bilinen Cend şehri Kazakistan'da bulundu. Bu keşfi yapan Prof. Dr. Bekir Deniz şöyle konuştu:

"BUGÜNE kadar kayıp şehir olarak adlandırılan Cend şehrinde Selçuklu Devleti'nin kurucusu Selçuk Bey'in türbesini de buldum. Türklerin İslamiyet öncesinde türbeler yaptığını biliyordum fakat günümüze gelen örnekleri yoktu."

MILLIYET 18/05/06

 

Baklavadan Pontus'a...



GEÇEN gün televizyonda baklava tartışılıyordu...
Konuyu az çok biliyorsunuz; Kıbrıslı Rumlar baklavaya sahip çıkıp Rum tatlısı demişler, bizim Gaziantepli baklavacılar ateş püskürüyor. Güllüoğlu baklavalarının bilmem kaçıncı kuşak sahibi, baklavanın Türk olduğunu ispata çalışırken, "Baklavayı uluslararası piyasaya Türk tatlısı diye tescil ettireceğiz" deyince, Beyazıt Öztürk dayanamadı:
"Şimdiye kadar niye yapmadınız?"
***
EEEE, Türkün aklı sonradan başına gelir, hatta "Türkün aklı ya kaçarken, ya da bilmem ne yaparken gelir" diye de bir laf vardır.
Ne kendimizi tanıtıyoruz, ne kendimizi ispatlayabiliyoruz, başımıza bir dert çıkınca da, önce apışıp kalıyoruz, sonra da "Ya Allah" deyip küffara savlet ediyoruz.
***
ÖNCE Kıbrıs, arkasından Ermeni, sırada Pontus var...
"19 Mayıs", Pontus soykırımının yıldönümüymüş...
Kim soykırım yapmış?
Lütfen, rica ederiz, bu dünyada soykırımı kim yapar?
Elbette Türkler!
Fransa'nın Cezayir'de yaptığı asla soykırım ve katliam değildir.
Şimdi çok kişi, "Bu Pontus da nereden çıktı?" diyecekler.
Güya biz Trabzon çevresinden "Pontus" diye tanınan Rumları soykırımla atmışız.
***
ADAM "Pontus anıtı" dikiyor, hem de nerede?
Hani Sayın Başbakan Selanik'e gidince, Atatürk'ün evindeki deftere yazılanları görünce çok kızıp sayfayı yırtmıştı ya!
O evin burnunun dibinde...
Defterde, seksen küsur yaşındaki ihtiyarın yazdıklarını görür de, Pontus için dikilen anıtı görmez...
***
NEDİR bu Pontus işi?
Bilen var mı?
Yooo, çıkın sokağa sorun!
Ermeni sorununu bile doğru dürüst anlatamadık, Pontus'u mu anlatacağız?
***
RAHMETLİ Recep Bilginer'in "Üç iktidar, üç hayal kırıklığı" kitabında vardır.
Gazeteciliğe Eskişehir'de başlamış, İstanbul'a "Vatan"a gelmiştir, yazı işleri müdürü ilk görevini verir:
"Devlet arşivindeki çok değerli belgeler, hatta padişahın el yazısı olanlar bile Bulgaristan'a satılmış, şu konuyu araştır."
***
RAHMETLİ "Recep Abi", vilayetin yanındaki Arşiv Genel Müdürlüğü'ne gider, müdüre çıkar, müdür hiç çekinmeden anlatır:
"Eski kâğıt belgeler, dura dura eskiyor, çürüyor, fersudeleşiyor... Nasıl olsa zamanla yok olacaklar... Hem ağzına kadar dolu depoları boşaltmak, hem de birkaç kuruş gelir elde etmek için Bulgarlara sattık."
Peki, Bulgarlar bu belgeleri ne yapacaklar?
Müdür bey, gayet rahattır:
"Herhalde leblebi külahı yaparlar!"
Müdür bey öyle sanadursun, hurda kâğıt fiyatına alınan devlet belgeleri, Sofya Üniversitesi Türkoloji bölümünde saklanmaktadır.
***
SEN kendi tarihine sahip çıkmazsan, kim çıkar?
Tarihe de belgeyle sahip çıkılır...
Belgesiz tarih, belleğini kaybeden insana benzer.

HASAN PULUR MILLIYET 18/05/06

 

Vanhanen: Ek protokolün onaylanmasını bekliyoruz : Erdoğan:İzolasyonlar kaldırılmadan onaylamayız

Türkiye Başbakanı Erdoğan, Finlandiya Başbakanı Vanhanen ile görüştü

Vanhanen: Ek protokolün onaylanmasını bekliyoruz : Erdoğan:İzolasyonlar kaldırılmadan onaylamayız

VANHANEN: AB BU KONUDA TALEPKÂRDIR... Vanhanen, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanlık Merkez Binası'nda baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Finlandiya'nın, dönem başkanlığında Kıbrıs konusunda ne gibi adımlar atacağına yönelik soru üzerine, AB'nin üyelik koşullarının yerine getirilmesi için talepkâr olduğunu ifade ederek, "Ek protokolün TBMM'de onaylanmasını bekliyoruz" dedi

ERDOĞAN: İZOLASYONLAR KALKMADIKÇA ONAYLAMAYIZ... Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise, Ankara Anlaşması'nın ek protokolüyle ilgili olarak, "Ek protokol noktasında 'yıl sonunda verilen süre bitiyor' tespiti yanlış. Böyle bir şey söz konusu değil" dedi. Erdoğan, "Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar kalkmadıkça ek protokolün parlamentoya getirilmeyeceğini" söyledi

 

Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen, Ankara Anlaşması ek protokolünün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) onaylanmasını beklediklerini söyledi.

Vanhanen, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanlık Merkez Binası'nda baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Finlandiya'nın, dönem başkanlığında Kıbrıs konusunda ne gibi adımlar atacağına yönelik soru üzerine, AB'nin üyelik koşullarının yerine getirilmesi için talepkâr olduğunu ifade ederek, "Ek protokolün TBMM'de onaylanmasını bekliyoruz" dedi.

AB Komisyonu'nun sonbaharda konuya ilişkin değerlendirmesini sunacağını belirten Vanhanen, bu önemli raporu beklediklerini kaydetti.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise, Ankara Anlaşması'nın ek protokolüyle ilgili olarak, "Ek protokol noktasında 'yıl sonunda verilen süre bitiyor' tespiti yanlış. Böyle bir şey söz konusu değil" dedi. Erdoğan, "Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar kalkmadıkça ek protokolün parlamentoya getirilmeyeceğini" söyledi

Vanhanen, Kıbrıs konusunun Finlandiya'nın dönem başkanlığı sırasındaki en zorlu konulardan biri olacağını düşündüğünü de belirtti.

Konuk Başbakan, İran'ın nükleer programına yönelik gelişmelerle ilgili soru üzerine de sorunun barışçıl yollarla çözümünden yana olduklarını ifade ederek, bu konuda Türkiye ile iyi bir işbirliği içinde olduklarını söyledi.

"Herhangi bir kısa yol yok"

Türkiye'nin AB süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Vanhanen, Finlandiya'nın birliğin genişlemesinden yana olduğunu ifade ederek, kendi dönem başkanlıklarında da bu konuya önem vereceklerini kaydetti.

AB'ye üyelik için neler yapılması gerektiğinin herkes tarafından bilindiğini belirten Vanhanen, koşulları karşılayan her ülkenin birliğe üyelik hakkının olduğunu söyledi. Vanhanen, ancak AB'nin de kendi taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğine dikkati çekti.

AB Komisyonu'nun Romanya ve Bulgaristan için açıkladığı rapora işaret eden Vanhanen, raporun, kriterlerin yerine getirilmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini söyledi.

Türkiye'nin AB sürecinde pek çok reform yaptığını hatırlatan Vanhanen, Türkiye'nin olduğu gibi diğer aday ülkelerin de reform sürecine devam etmeleri ve üyelik için gerekli kriterleri yerine getirmeleri gerektiğini belirtti. Vanhanen, "Bunun için herhangi bir kısa yol yok" diye konuştu.

Erdoğan: Önce KKTC'ye

uygulanan izolasyonlar kaldırılmalı

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Anlaşması'nın ek protokolüyle ilgili olarak, "Ek protokol noktasında 'yıl sonunda verilen süre bitiyor' tespiti yanlış. Böyle bir şey söz konusu değil" dedi. Erdoğan, "Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar kalkmadıkça ek protokolün parlamentoya getirilmeyeceğini" söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen ile Başbakanlık Merkez Binası'nda görüşmelerinin ardından açıklamalarda bulundu.

Finlandiyalı bir gazetecinin, Ankara Anlaşması'nı hatırlatarak, Türkiye'nin ek protokolü imzalaması için verilen sürenin yıl sonunda dolduğunu belirtmesi üzerine Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Öncelikle ek protokol noktasında 'yıl sonunda verilen süre bitiyor' tespiti yanlış. Böyle bir şey söz konusu değil. Bir diğer konu, Avrupa Birliği (AB) müktesebatı ile ilgili gerek taramada, gerekse müzakere sürecinde siyasi kriterlerin veyahut da siyasi gelişmelerin sürece intikal ettirilmesi veya süreçle ilişkili hale getirilmesi yanlıştır. Böyle bir şey olamaz.

Eğer bu konuyu hakkaniyet içerisinde adil değerlendirecek olursak, adil değerlendirmemiz halinde, benim söyleyeceğim şudur: 24 Nisan 2004 öncesinde Kıbrıs ile ilgili çözümde AB üyesi ülkelerin hepsi, 15 ülke o zaman bize şunu söylemişlerdir, 'Ne olur Kuzey Kıbrıs'tan Annan Planı ile ilgili (evet) ifadesini çıkarın. Referandumdan bu çıksın'...

'Peki Güney Kıbrıs'tan çıkmazsa ne olacak' diye sorduğumuzda, 'Sizin ondan hiç endişeniz olmasın, merak etmeyin' demişlerdi. Kuzey Kıbrıs referandumdan (evet) cevabını çıkarmış, ama Güney (hayır) demiştir. (Hayır) diyenler, 1 hafta sonra AB'ye üye yapılmış, 'evet' diyenler dışarıda bırakılmıştır. Adalet bunun neresinde?

Bir defa çelişki burada, haksızlığa uğrayan Kuzey Kıbrıs, şimdi ise hesap yine Kuzey Kıbrıs'a, dolayısıyla onun üzerinden de Türkiye'ye soruluyor."

Bu konuda test edilmesi gerekenin Türkiye olmadığını, Türkiye'nin gerekeni yaptığını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şimdi AB üyesi ülkeler, dostlarımız üzerlerine düşeni yapsınlar. Biz Kopenhag kriterleriyle ilgili uyum paketini çıkardık, şu anda uygulamada. Onları gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Zamanında çözeceğiz. Tabii ki, bu bir süreç. Şu anda başlayacak olan, başlamış olan müzakere sürecinde de özellikle Mastrich

kriterleri ki, buna da adım adım yaklaşıyoruz. Bu süreci siyasi gelişmelerle ilişkili hale getirmek çok ciddi yanlıştır. Dostlarımız öyle zannediyorum ki, Türkiye'yi bu noktada adil ve kalıcı çözümün taraftarı olduğunu görerek değerlendirecekler. Ek protokol noktasında da dediğimiz gibi Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar kalkmadıkça biz ek protokolü parlamentomuza getirmeyiz."

KIBRIS 18/05/06

 

Güneyde seçimleri kim kazanacak?

Annan planının referanduma sunulmasının ardından güneyde ilk kez yapılacak olan parlamento seçimlerine sayılı günler kala Kıbrıslı Rumlar, hangi partiyi destekleyecekleri konusunda hala kararsız. Kararsız oyların hangi partiye kayacağı son anda belli olacak

Güneyde seçimleri kim kazanacak?

SİYASİ PARTİLERDEN BÜYÜK KATILIM VAR... Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm öngören planının referanduma sunulmasının ardından ilk kez Kıbrıslı Rumlar, 56 sandalyeli Rum meclisinin yeni üyelerini belirlemek üzere bu pazar sandık başına gidiyor. Siyasi partilerden büyük bir katılım olduğu bu yılki seçimler, meclise girme başarıları veya başarısızlıklarına göre kaderleri belirlenecek olan küçük partiler için ve bu partilerin, geçmişte Rum siyasi yaşamında başrol oynayan liderlerinin siyasi gelecekleri açısından büyük önem taşıyor

SEÇİMLERDE KIBRISLI TÜRK ADAY DA YARIŞIYORYeni yüzlerin ve çok sayıda kadın adayın yarışıyor olması ve bu yıl Kıbrıslı Türklere de, Güney Kıbrıs'ta daimi ikamet etmeleri şartıyla seçme-seçilme hakkı verilmiş olması, bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden bazıları. Kıbrıslı Türk yazar ve güneydeki Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğretim üyesi Neşe Yaşın da, seçimlere Annan planı hakkındaki referandumda en güçlü "evet" kampanyasını yürüten Birleşik Demokratlar Partisi'nden (EDİ) Lefkoşa milletvekili adayı olarak katılıyor

OYLAR, SON ANDA BELİRLENECEK Annan planının ardından güneyde ilk kez yapılacak olan yeni milletvekillerinin belirleneceği parlamento seçimlerine sayılı günler kala Kıbrıslı Rumlar, hala hangi partiyi destekleyecekleri konusunda kararsız... KIBRIS, bu konuda Kıbrıslı Rumların nabzını tuttu. Kıbrıslı Rumların yarısı seçimlerde hangi partiyi destekleyeceğine karar verirken, yarısı ise henüz kararsız olduklarını, kararlarını son anda vereceklerini söylediler

 

 

 

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm öngören planının referanduma sunulmasının ardından ilk kez Kıbrıslı Rumlar, 56 sandalyeli meclisinin yeni üyelerini belirlemek üzere 21 Mayıs Pazar günü sandık başına gidiyor.

Rum meclisindeki 56 sandalyenin belirleneceği bu yılki seçimlere, siyasi partilerden büyük bir katılım gerçekleşti.

Seçimler, meclise girme başarıları veya başarısızlıklarına göre kaderleri belirlenecek olan küçük partiler için ve bu partilerin, geçmişte Rum siyasi yaşamında başrol oynayan liderlerinin siyasi gelecekleri açısından büyük önem taşıyor.

Yeni yüzlerin ve çok sayıda kadın adayın yarışıyor olması ve bu yıl Kıbrıslı Türklere de, Güney Kıbrıs'ta daimi ikamet etmeleri şartıyla seçme-seçilme hakkı verilmiş olması, bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden bazıları.

Rum Meclisi'ndeki 56 sandalye ve dini grupların üç temsilcisi için, siyasi partiler AKEL, Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ), Demokrat Parti (DİKO), Sosyal Demokratlar Hareketi (KS EDEK), Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ), Ekologlar ve Çevreciler Hareketi, Avrupa Partisi (EVROKO), Avrupai Demokrasi (EVRODİ), Özgür Vatandaşlar Hareketi, Sosyalist Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini grupların adayları ve iki bağımsız aday yarışıyor.

Kıbrıslı Türk yazar ve güneydeki Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğretim üyesi Neşe Yaşın da, seçimlere Annan Planı hakkındaki referandumda en güçlü "evet" kampanyasını yürüten Birleşik Demokratlar Partisi'nden (EDİ) Lefkoşa milletvekili adayı olarak katılıyor

Maronit, Ermeni, Latin grupların çıkaracağı vekiller, Rum meclisinde oy hakkına sahip olmayan, ancak kendi dini gruplarının sorunlarını meclise aktaran aracılar olacak.

Toplam 495 adayın yarışmakta olduğu seçimler çerçevesinde, 500 bin 606 kayıtlı seçmen için bin 216 seçim merkezi oluşturuldu. Kayıtlı seçmenler arasında 270 civarında da Kıbrıslı Türk bulunuyor.

Seçimin ilk resmi sonuçlarının pazar günü saat 21.00 civarında alınması, tercih oylarının sayımının ise gece yarısına kadar sürmesi bekleniyor.

İlk seçim sonuçları, saat 17:10'dan itibaren 44 seçmenin bulunduğu Baf'a bağlı Gilinya, 49 seçmenli Milyu ve de 45 seçmenin bulunduğu Larnaka'ya bağlı "Mennoya" (Ötüken) köylerinden alınacak.

Yapılan son anketler, güneydeki ana muhalefet partisi DİSİ'nin barış ve çözüm yanlısı politikasına rağmen seçimlerde az bir farkla AKEL partisinin arkasında kalacağını gösteriyor

Güneyde çeşitli kamuoyu araştırma şirketleri tarafından yapılan anketler, AKEL'in seçimlerden yine birinci parti çıkacağı ve Rum siyasi alanında yerini muhafaza edeceğinin güçlü sinyallerini veriyor.

Yapılan son anketlere (RİK/ 12 Mayıs) göre, AKEL'in % 32,3'lük oranla seçimlerden birinci parti olarak çıkması bekleniyor. AKEL'i % 30,7 oranıyla DİSİ'nin izleyeceği, DİKO'nun % 18,6; KS EDEK'in % 7,9; EUROKO'nun % 5; Ekologlar'ın %3,3; EDİ'nin % 1,2; KEP'in (Özgür Vatandaşlar Hareketi) % 0,6 oranında destek bulacağı tahmin ediliyor. Kararsız seçmenlerin oranı % 7,1; oy pusulasını boş bırakacakların oranı % 2,6 olarak beklenirken; anketlere katılan %0,3 oranında seçmen yanıt vermek istemiyorum veya bilmiyorum yanıtını verdi.

Bu veriler ışığında, 56 sandalyenin 18'ini AKEL, 18'ini DİSİ'nin, 11'ini DİKO'nun, 5'ini EDEK'in, 3'ünü EUROKO'nun ve 1'ini de Ekologlar'ın alacağı hesap ediliyor.

Seçim günü için, 2 bin 800'ü aşkın polis cumartesi akşamından itibaren alarm durumuna geçecek. Seçim dolayısıyla, Rum Ulusal Muhafız Ordusu'nun (RMMO) da tedbirlerini artırması bekleniyor.

Polisler, seçim merkezileri ve siyasi parti merkezleri etrafında sürekli devriye gezecek, Rum polis genel müdürlüğü ve diğer bölge müdürlüklerinde kriz masaları oluşturulacak.

270 Kıbrıslı Türk oy kullanacak

Güneydeki Mayıs 2006 parlamento seçimlerin en önemli özelliklerinden biri de bu yılki seçimlerde güneyde en az 6 ay ikamet etmekte olan Kıbrıslı Türklerin de, Kıbrıslı Rumlarla birlikte oy kullanacak olmaları

Hatırlanacağı üzere, 78 Kıbrıslı Türk, güneydeki seçimlerin iki ay öncesinde, Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu'ya, bir mektup göndererek, 1960 Anayasası'ndaki seçme ve seçilme haklarının tanınmasını talep etmişti. Ancak Hristu, Kıbrıslı Türklerin bu taleplerinin, 1960 seçim yasasına göre, hem toplumsal hem de kişisel hakları açısından mümkün olmadığına işaret ederek, güneydeki seçim yasasında yapılan değişiklikle güneyde ikamet eden Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlarla birlikte, 24 sandalye için değil, Kıbrıslı Rumlara ait 56 sandalye için oy kullanabileceklerini söyledi.

Hristu, bu çerçevede bu yılki seçimlere katılmak için toplam 270 Kıbrıslı Türkün de seçmen kütüğüne kayıt olduğunu da belirtti.

Rumca konuşamayan Kıbrıslı Türklerin oy kullanacağı 30 seçim merkezinde istedikleri parti ve adaylar için oy kullanmalarını sağlayabilmek amacıyla Türkçe'ye tercüme edilmiş bir örnek oy kâğıdı bulunacak.

Kızılyürek: Üç partili bir sistem

ile karşı karşıya kalınacak

Güney Kıbrıs'taki Kıbrıs Üniversitesi'nin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, bir süre önce KIBRIS'a Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirirken güneydeki parlamento seçimleriyle ilgili değerlendirmede de bulunarak, parlamento seçimlerinin, 2008 yılında yapılacak başkanlık seçimi için bir ön hazırlık ve gösterge olacağını ifade ederek, seçimlerde, "hayırcı" partilerinin oylarını yükseltmesinin, Kıbrıs Rum toplumu lideri Papadopulos'un elini güçlendireceğini söyledi.

Bu açıdan oyların dağılımının önemli olacağını belirten Kızılyürek, seçimlerde, Kıbrıs Rum toplumu lideri Tasos Papadopulos'un, açık bir şekilde "hayır"cı güçler diye adlandırdığı partilerin oylarını artırılması temennisinde bulunduğunu anımsattı.

Kızılyürek, güneyde seçimlerin ardından üç partili bir sistem ile karşı karşıya kalınabileceğini söyleyerek, "Her ne kadar üçüncü parti bir partiler koalisyonundan oluşacaksa- DİKO, EDEK, Avrupa Partisi, Yeşiller ve diğer küçük partiler- bu üçüncü parti halindeki partiler koalisyonu da AKEL kadar oy alacak gibi görülüyor. Böyle bir sonuç Papadopulos'un cumhurbaşkanlığını daha da kolaylaştırır" dedi.

Neşe Yaşın da aday

Kıbrıslı Türk yazar ve güneyde bulunan Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğretim üyesi Neşe Yaşın da, parlamento seçimlerine, Annan planına "evet" diyen EDİ'nin Lefkoşa milletvekili adayı olarak katılıyor.

Bir süre önce KIBRIS'a özel demeç veren Neşe Yaşın, adaylığını herhangi bir ülkede yaşayan bir insanın yurttaşlık hakları içinde gördüğünü ve kendini Kıbrıs Cumhuriyeti içinde Kıbrıslı Türkleri temsil eden bir aday değil, bir birey ve sanatçı olarak, bir çeşit sembolik aday olarak gördüğünü belirtti.

EDİ'nin güneydeki parlamentoda olmasının çok önemli olduğu düşüncesiyle bu partiye destek vermek amacıyla aday olduğunu anlatan Yaşın, EDİ'nin Annan planıyla ilgili referandumda en güçlü "evet"i söyleyen parti olduğunu ve bunun, Kıbrıs'ın birleşmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.

Yaşın, adaylığının, bir bakıma, Annan planına "evet" diyen Kıbrıslı Rumlara bir destek anlamına geldiğini ifade etti.

Kıbrıslı Rumlar kararsız

Kıbrıslı Rumlar, parlamento seçimlerine sayılı günler kala, hala hangi partiyi destekleyecekleri konusunda kararsız.

KIBRIS Gazetesi, 21 Mayıs Pazar günü yapılacak milletvekilliği seçimlerle ilgili olarak Kıbrıslı Rumların nabzını tuttu.

Görüşlerine başvurduğumuz Kıbrıslı Rumların yarısı seçimlerde hangi partiyi destekleyeceğine karar verdiğini ifade ederken, yarısı ise henüz bir karar vermediğini ve son anda tüm faktörleri göz önünde bulundurarak bir karar alacağını söyledi.

Karar veren Kıbrıslı Rumların çoğunluğu güneydeki sol parti AKEL'i destekleyeceğini ifade ederken, bazıları ise, Annan planı hakkındaki referandumda "evet" yanlısı propaganda yürüten Mihalis Papapetru'nun lideri olduğu EDİ'yi destekleyeceğini belirtti.

Kararsızların oylarının ise, güneyde ana muhalefet partisi olan ve Annan planına "evet" diyen DİSİ kayabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Ancak, bu oyların diğer partiler arasında bölüşülmesinin de söz konusu olabileceği belirtiliyor.

Kıbrıslı Rumlara, bu pazar yapılacak parlamento seçimleriyle ilgili çeşitli sorular yönelttik.

Sorular şöyle: "Parlamento seçimlerinde hangi partiyi destekleyeceğinize karar verdiniz mi? Karar verdiyseniz bu partiyi desteklemenizin nedenleri ne? Henüz karar vermediyseniz, karar vermenizde etkili olacak faktör ne? Şu anki hükümetin politikalarını başarılı buluyor musunuz? Hükümet, Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulmada başarılı bir politika yürütüyor mu? Sizce, seçimlerden sonra Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik yeni müzakerelerin başlaması için bir momentum oluşacak mı?"

Sorularımızı yanıtlayan birçok Kıbrıslı Rum, isim ve görüntü vermekten çekindiklerinden dolayı haberimizde görüşlerini bildiren bazı kişilerin isimlerine ver verilmemiştir.

Spiros Soleas adlı Kıbrıslı Rum, seçimlerde, çözüm yanlısı bir tutum sergileyen Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ) lideri Mihalis Papapetru'yu destekleyeceğini ifade ederek, "ülkemin birleşmesini istiyorum. Bu, benim için en önemli şey. Bu nedenle, Papapetru'yu destekleyeceğim" diye konuştu.

Güneydeki mevcut hükümeti, Kıbrıs politikası açısından "başarılı" bulmadığını belirten Soleas, "Hükümet, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönünde değil, tam ters yönde ilerliyor" dedi.

"EDİ'nin seçimlerde yeterli oyu alarak parlamentoya girmesi ve mecliste sesi olması önemli" diyen Soleas, güneydeki seçimlerden sonra Kıbrıs sorunu çözüm müzakerelerinin başlaması umudunu taşıdığını dile getirdi.

İsim vermekten çekinen bir Kıbrıslı Rum, siyaseti fazla takip etmediğini belirterek, "kime oy vereceğime henüz karar vermedim. Son anda tüm faktörleri göz önünde bulundurarak bir karar vereceğim. Siyaset hakkında çok fazla bir bilgim yok. Bu nedenle hükümetin politikalarının başarılı olup olmadığını da değerlendiremem. Bu konuları takip etmiyorum" dedi.

Banadyoda Saka adlı Kıbrıslı Rum ise, güneydeki seçimlerde, AKEL'i destekleyeceğim çünkü AKEL'e güveniyorum" diyerek, "hükümet, gerek iç gerek dış politikada başarılı politikalar yürütüyor ve halkın ihtiyaçlarına yanıt veriyorlar" dedi.

"Hükümetin tarafındayım, Anastasiadis'in değil" diyen Saka, seçimlerin ardından Kıbrıs sorunuyla ilgili bir gelişme yaşanıp yaşanmayacağı konusunda ise net bir öngörüde bulunmadı.

İsim vermeyen bir başka Kıbrıslı Rum ise, seçimlerde henüz hangi partiye oy vereceğine karar vermediğini, karar vermeden önce tüm faktörleri göz önünde bulundurmak istediğini söyledi. Milletvekili adaylarının kişiliklerinin, karar vermesinde önemli bir faktör olacağına işaret ederken, güneydeki hükümetin yürüttüğü politikaların başarılı olup olmadığı sorusunu ise "yorumsuz" bıraktı. Seçimlerden sonra, Kıbrıs sorununun beş sene daha askıda kalacağını da belirtti.

Seçimlerdeki rengini ve ayrıca isim de belirtmeyen diğer bir Kıbrıslı Rum, son anda, tüm faktörleri - Kıbrıs sorununu, dış ve iç politikayı- dikkate alarak kime oy vereceğine karar vereceğini belirtti. Güneydeki hükümetin şu ana kadarki politikalarını başarılı olarak nitelendirirken, "Kıbrıs konusunda hükümet başarılı değil, ancak doğru bir politika izliyor. Hükümetin başarısız olmasının nedeni, hükümetten kaynaklanmıyor, bu Türk tarafından kaynaklanıyor" dedi.

Güneydeki seçimlerden sonra, Kıbrıs sorununa müdahil tarafların tutumlarında bir değişiklik meydana gelmesini beklemediğini ancak, Kıbrıs konusunda bir hareketlilik olacaksa, bunun seçimlerden sonra olacağını, ABD seçimlerin bitmesini beklediğini söyledi.

Kostandino Hristu adlı Kıbrıslı Rum ise, "AKEL'e oy vereceğim, çünkü AKEL solcu bir parti. Gerçekçi ve başarılabilir politikalar yürütüyor" dedi.

Karar verirken, AKEL'in Kıbrıs konusundaki politikasını da dikkate aldığını belirten Hristu, AKEL'in halkın isteklerine yanıt veren bir sosyal politikası bulduğuna işaret etti.

"Hükümet, geçmiş hükümetlere kıyasla, daha başarılı, ancak yapması gereken daha çok şey var" diyen Hristu, seçimler ardından, Kıbrıs sorunun çözümlenmesi için "yüzde yüz bir şans" olacağı inancını dile getirdi.

Kararsızlardan olan Maria Hristodulu, "tabii ki, aklımda kime oy vereceğime dair bir fikir var, ancak son ana kadar her şeyi okumak istiyorum. DİKO, AKEL ve EDEK'ten birçok tanıdığım milletvekili adaydı var ve henüz hangi partiyi destekleyeceğime karar vermedim. Ama kesinlikle yeni fikirler, adaylar ve politikalar için oy vereceğim" dedi.

Hükümetin, özellikle göçmenler politikasından rahatsızlığını dile getiren Hristodulu, "Yabancıların ülkemize gelemsine karşı değiliz, ancak özellikle son zamanlarda birçok kişi geliyor. Bu, tabii ki toplumu da olumsuz yönde etkiliyor" dedi.

Elen Grigoriu, "İlk kez kime oy vereceğimi bilmiyorum. Herkes beni hayal kırıklığına uğrattı. Partilerin çoğu kendi çıkarlarını düşünüyor, bizim en büyük sorunumuz olan Kıbrıs sorununu umursamıyorlar. 60 yaşında biri olarak, artık çözüm olmasını istiyorum. En iyisi için oy kullanmak istiyorum, bu nedenle pazara kadar karar vermeyeceğim" dedi.

Hükümetin politikalarını başarılı bulduğunu, ancak güneydeki cumhurbaşkanlığı seçimlerde desteklediği Papadopulos'un şu an memnun olmadığını belirten Grigoriu, "hayır için oy kullandık, ama şimdi artık ilerlemeliyiz" dedi.

Seçimlerin ardından Kıbrıs sorununda bir gelişme yaşanmasının, ABD'ye bağlı olduğunu belirten Grigoriu, "4 yıldan fazla bir süredir biz birlikte barış içinde yaşayabileceğimizi gösterdik. Eğer ABD isterse bir gelişme olacak" diye konuştu.

Kostas Mikkas adlı Kıbrıslı Rum ise, AKEL'e oy vereceğim, çünkü AKEL'e güveniyorum. AKEL, halkçı bir parti. AKEL'in tüm politikalarını destekliyorum, Kıbrıs sorunundaki politikasını da Hükümetin politikalarını da başarılı buluyorum. Kıbrıs konusunda çözüm olmaması hükümetin yanlış bir politika takip etmesinden değil, bu Türkiye'nin suçu" diye konuştu.

"Seçimlerden sonra çözüm gelişme olmasının ABD'ye bağlı olduğunu düşünmüyorum. Kıbrıs sorunu çok karmaşık bir sorun. Seçimlerden sonra eğer Türkiye hazırsa çözüm olacak. Ama tabii ki bunun için kuzeydeki seçimlerin yapılmasını da beklememiz gerekiyor" dedi.

Maria Yoanou, "DİKO'ya oy vereceğim. Tanıdığım bir milletvekili adayından dolayı... Kararımı verirken partinin Kıbrıs sorunu ile politikasını göz önüne almadım. Eğer öyle olsaydı, hiçbir partiye oy vermezdim. Hükümetin politikasından memnunum, çünkü diğer tüm siyasi partilere kıyasla en uygun politikayı sürdürüyor. Seçimlerin ardından bir gelişime olacağından ümitli değilim, çünkü Kıbrıs sorunun çözümü sadece Kıbrıs Rum tarafına bağlı değil, burada Türkiye'nin ve Yunanistan'ın tutumu da önemli. Ancak yine de gelişmeler olabilir."

KIBRIS 18/05/06

 

KIBRIS'TA HAYATİ ÖNEMDEKİ GELİŞMELER


Bu hafta başı Doğan Yayın Holding'in artık gelenekselleşmiş DOĞAN GÜNCEL toplantısı vardı. Konuğumuz da KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat idi. Bir bölümü yazılmak, diğer bölümü de yazılmamak üzere, bize Kıbrıs konusundaki gelişmeleri anlattı, değerlendirmeler yaptı, dikkatimizi çekti. Bence en önemlisi, Kıbrıs sorununun nasıl şekil değiştirdiğini gösterdi. Başka işlerle uğraşmaktan bu değişimi tam algılayamamışız.

Hatırlayacaksınız, eskiden Kıbrıs sorunu Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve ABD arasında tartışılırdı. Tartışma sahnesi de, Birleşmiş Milletlerdi. Ortada da hep belirli tarihler dolaşırdı. "Şu tarihe kadar bu olmazsa, Kıbrıs'ta şöyle bir durumla karşı karşıya kalabiliriz" denirdi.

Bugün durum çok farklı.

Bugün, işin içine Avrupa Birliği de girdi. Yine belirli tarihler var, ancak bunlar artık AB ile Türkiye müzakerelerinin tarihleri. Yani Kıbrıs, AB ile ilişkilerimizin çok önemli bir anahtarı oldu.

Diğer önemli bir farkı, eskiden "bölünmüş Kıbrıs, AB'ye giremez" denirken, şimdi "artık olanlar oldu, artık birleşin" sesleri ortaya çıkar oldu.

Papadopulos'un uyguladığı politika da temelinden değişti. Rumlar artık, iki toplumlu, iki kesimli federal bir Kıbrıs'tan söz etmiyorlar. Rumlar bugün, KKTC'nin kendilerine ilhak edileceği günü bekliyorlar. ÜNİTER DEVLET'ten kastettikleri, KKTC'nin Rum egemenliğini kabul etmesi.

Türk tarafı ise, BİRLEŞİK KIBRIS'tan söz ediyor. Yani Annan planındaki gibi, iki bölgeli, iki eşit siyasi hakka sahip toplumdan oluşan bir Kıbrıs...

Papadopulos, Türkiye'nin müzakere sürecinde ve bir çözüm bulunamazsa, tam üyelik öncesinde KKTC'yi bırakmasını bekliyor. Ankara'nın AB için KKTC'yi harcayacağının hesabını yaptığından dolayı hiçbir açılıma yanaşmıyor. Üzerinde dış baskı olmadığından dolayı da, bu oyunu sürdürüyor.

Birgün, çok yanıldığını anlayacak, ancak o güne kadar da direnecek...

* * *

EN BÜYÜK TEHLİKE, MÜLKİYET DAVALARI...

     MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 19/05/06

 

Rum Dışişleri Bakanı Yakovu: Erdoğan'ın dayılığı AB'de geçmez

Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın; Türkiye'nin garantör ülke olarak Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu kaldırmak yönünde bazı adımlar atacağı açıklamasını "dayılık" olarak niteledi.

Rum radyosunun haberine göre Yakovu, Avrupa Konseyi Dışişleri Bakanları 116. Toplantısı'na katılmak amacıyla Strazburg'a hareketi öncesinde Larnaka Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, "Avrupa Birliği'nde bu tür dayılıklar geçmez" dedi.

Yorgos Yakovu, "Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa sürecini iyi düşünse ve Türkiye'nin bu Avrupa sürecine atıfta bulunurken gerçekten ciddi mi olduğunu kendi kendine sorsa, iyi eder" ifadesini kullandı.

KIBRIS 19/05/06

 

Başbakan Ferdi Sabit Soyer: Dövizdeki artıştan Kıbrıs Türk halkının negatif yönde etkilenmemesi sağlanacak

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dövizdeki yükselmenin KKTC'de yüzde 8 oranında etki yaptığını belirterek, bu dalganın Kıbrıs Türk halkını negatif etkilememesinin sağlanacağını söyledi.

Dövizdeki artışın mal ve hizmetlerin fiyatlarına etkisi olacağını da kaydeden Soyer, bunun alınacak önlemlerle tolere edileceğini ifade etti.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü'nü ziyareti sırasında soru üzerine dövizdeki yükselmeyi de değerlendirdi.

Uluslararası finans güçleri

Dünyada global ekonomik koşullar içinde ülkelerin karşılıklı olarak birbirlerine bağımlı olduklarını belirten Başbakan Ferdi Sabit Soyer, geçmiş dönemde uluslararası finans güçlerinin uygun para ve faiz politikaları ile gelişmekte olan ülkelerde büyük yatırımlara gittiklerini kaydetti. Sermaye girişinin ülkelerde büyük bir üretim ve yatırım potansiyeli sağladığını ifade eden Soyer, "Bu hammadde fiyatlarında artışı da getirdi" dedi.

Son dönemde özellikle ABD'nin faizleri yükseltmesi nedeniyle global sermayenin tekrar ABD'ye dönme girişimi içerisine girdiğini anlatan Başbakan Soyer, "Bu bir kısım ülkelerde dalgalanmaya sebebiyet verdi. Dövizdeki yükselmenin bir nedeni bu Ve bunun sıkıntıları yaşanıyor" dedi.

Dalgalı kur ve 2001 krizi

Dalgalı kur politikası bulunduğunu ve bunu 2001 yılı krizinden ayırmak gerektiğini söyleyen Başbakan Soyer, "Bugün böyle bir kaygı ve ortam yok" dedi.

Dövizdeki yükselmenin KKTC'de de yüzde 8 oranında bir etki yaptığını ifade eden Soyer, mal ve hizmetlerin fiyatlarına bunun yansımaları olacağını da söyledi.

Alınacak tedbirler

Genel olarak bunun alınacak tedbirlerle ekonominin büyümesi sağlanarak tolere edilebileceğini belirten Soyer, "Hükümetimiz vergi aracını kullanarak, büyük ölçüde dolaylı vergilerin yükünü ekonominin üzerinden azaltarak ekonominin önünü açan tedbirler getirdi. Benzeri argümanları kullanarak bu dalganın Kıbrıs Türk halkını negatif olarak etkilememesini sağlayacağız" şeklinde konuştu.

Önemli olanın ülke ekonomisinin rekabet edebilme koşullarını artırmak olduğunu vurgulayan Soyer, bunun birlikte sağlanacağını ifade etti.

Talepteki artışla gelen pahalılık

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, son zamanlarda meydana gelen bir kısım kısmi fiyat artışlarının nedeninin de talepteki fazlalığa karşılık arzdaki azlık olduğunu da belirtti.

İnsanların alım gücünün arttığını ve talepteki artışı arzın sağlayamadığını kaydeden Soyer, bunun fiyat yükselmelerine neden olduğunu söyledi.

Soyer, "Bugünkü tanım dünden farklı. Gelişmenin yarattığı farklı bir neden toplamı var. Bunu dikkatle inceleyip uygun çareler üretip ülkemizi daha ucuza döndürme çarelerini bulacağız" dedi.

KIBRIS 19/05/06

 

Kıbrıslı Rumların bu pazar milletvekillerini belirleyeceği parlamento seçimlerini değerlendirdi: Seçilecek olan parlamento Kıbrıslı Rumların parlamentosu

Kıbrıslı Rumların bu pazar milletvekillerini belirleyeceği parlamento seçimlerini değerlendirdi: Seçilecek olan parlamento Kıbrıslı Rumların parlamentosu

"KIBRISLI TÜRKLERİN KATILIMI GERÇEĞİ DEĞİŞTİRMİYOR" Rum tarafındaki Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Kemal, bu pazar Kıbrıslı Rumların yeni milletvekillerini belirleyeceği parlamento seçimleri için güneyde ikamet eden Kıbrıslı Türklerden bazılarının seçim kütüklerine kaydolmasının ve bir Kıbrıslı Türkün de milletvekili adayı olmasının, seçilecek olan parlamentonun Kıbrıslı Rumların parlamentosu olduğu gerçeğini hiç etkilemeyeceğini vurguladı

"PAPADOPULOS HÜKÜMETİ GÜCÜNÜ KORUYACAK" Seçim sonuçlarıyla ilgili olarak öngörüde de bulunan İsmail Kemal, "Tasos Papadopulos hükümeti parlamentodaki gücünü koruyacak. Hükümet, AKEL, DİKO ve EDEK ittifakına dayanıyor. Bu ittifak yeni mecliste de çoğunluğa sahip olacak" dedi

KARARSIZLAR, İKİ BÜYÜK PARTİNİN OY ORANINI ETKİLEMEZ AKEL ile DİSİ'nin birincilik için yarıştığına işaret eden Kemal, AKEL'in seçimleri birinci sırada bitirme olasılığı yüksek olduğunu söyledi. Kemal, bu yılki seçimlerde kararsızların oranının geçmişe kıyasala daha yüksek olduğunu belirtti, ancak, kararsızların iki büyük partinin oy oranını değiştireceğini sanmadığını da ifade etti

Anıl IŞIK

Kıbrıs'ın Rum tarafında bulunan Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Kemal, "Bu pazar Kıbrıslı Rumların yeni milletvekillerini belirleyeceği parlamento seçimleri için Rum tarafında ikamet eden Kıbrıslı Türklerden bazılarının seçim kütüklerine kaydolmasının ve bir Kıbrıslı Türkün de aday olmasının, seçilecek olan parlamentonun Kıbrıslı Rumların parlamentosu olduğu gerçeğini hiç etkilemeyeceğini" söyledi.

İsmail Kemal, seçimlerin, 1960 Anayasası'nda öngörülen Kıbrıslı Rumlara ait 56 sandalye için yapılacağını vurguladı.

Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Kemal, bu pazar Rum tarafında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde değerlendirmede bulunarak, önemli saptamalar yaptı.

Seçimlerin, Kıbrıs Rum tarafının dış ve iç politikasında ve özellikle Kıbrıs politikasında bir değişikliğe yol açıp açmayacağıyla ilgili olarak İsmail Kemal, seçimlerden sonra "Kıbrıs Rum tarafının tutumunda hiç bir değişiklik olmayacak. Şimdiye dek var olan politikalar devam edecek" dedi.

Bilindiği üzere, güneydeki bu yılki seçimlerde seçmen kütüklerine kayıt yaptıran toplam 270 Kıbrıslı Türk oy kullanacak ve Neşe Yaşın seçimlere Birleşik Demokratlar Partisi'nden (EDİ) milletvekili adayı olarak katılacak.

"Siyasi güçler dengesinde önemli

bir değişiklik beklenmiyor"

Seçim sonuçlarının Rum tarafındaki siyasi güçler dengesinde önemli bir değişiklik doğurmasının beklenmediğini belirten İsmail Kemal, şöyle devam etti:

"Küçük bazı değişikliklerle eski parlamentodaki güçler dengesi devam edecek. Yani, beş yıl aradan sonra, Kıbrıslı Rumların siyasi tercihlerinde önemli bir değişiklik yok. Kaldı ki, parlamentodaki dengelerde önemli değişiklikler olsa bile bu, hükümeti doğrudan etkilemez. Var olan sistemin başkanlık sistemi olduğunu unutmamak gerek. Yürütme erki, halk tarafından seçilen cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, parlamentoda çoğunluk desteğine sahip olmasa da iktidarını ve politikalarını sürdürebilir."

AKEL, az bir farkla birinci sırada

İsmail Kemal, seçim sonuçlarının parlamentonun yeni oluşumunda bir değişikliğe yol açıp açmayacağıyla ilgili olarak da öngörüde bulunarak, "Tassos Papadopulos hükümeti parlamentodaki gücünü koruyacak. Hükümet, AKEL, DİKO ve EDEK ittifakına dayanıyor. Bu ittifak yeni mecliste de çoğunluğa sahip olacak" dedi.

Güneyde seçimlerle ilgili yapılan anket sonuçlarına işaret eden İsmail Kemal, "Şimdiye dek yapılan anketler, AKEL ile DİSİ'nin birincilik için yarıştığını gösteriyor. AKEL az bir farkla birinci sırada yer alıyor. AKEL'in seçimleri birinci sırada bitirme olasılığı yüksek" diye konuştu.

Güneyde bu yılki parlamento seçimlerde kararsızların oranının geçmişe göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken İsmail Kemal, anketlere göre kararsızların yüzde 10 civarında olduğunu, ancak kararsızların iki büyük partinin oy oranını değiştireceğini sanmadığını söyledi.

"DİKO, en fazla oy artıran parti olacak"

AKEL'in bir miktar oy kaybına uğrayabileceğini, bir sandalye kaybedebileceğini ancak, birinci sırada olmayı başarması halinde, parti liderliğinin sonuçtan memnun olacağını anlatan İsmail Kemal,

"Hristofyas, Meclis Başkanlığını sürdürecek. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yine Papadopulos'u destekleyecek. AKEL-DİKO ittifakı uzun süreli bir ittifak" diye konuştu.

DİSİ'nin birincilik için mücadele ettiğini, ancak, az farkla ikinci sırada olmasının parti yönetimi tarafından başarı olarak kabul edileceğini söyleyen İsmail Kemal, DİSİ'nin iki yıl önce Annan planı nedeniyle önemli bir bölünme yaşamış olduğunu anımsattı.

Güneydeki bu yılki seçimlerde en fazla DİKO'nun oy artırmasının beklendiğini belirten İsmail Kemal, "DİKO'nun iktidardayken hep oylarını artırmıştır. İktidar olmanın olanaklarını kullanmayı iyi bilen bir parti" diye konuştu.

İsmail Kemal, iktidarın küçük ortağı EDEK'in ise dördüncü sıradaki yerini koruyacağını ve oy oranında önemli bir değişiklik olmayacağını ifade etti.

Küçük partiler arasında parlamentoya girmesi kesin olan iki parti olduğuna işaret eden İsmail Kemal, "Avrupa Partisi beşinci sırada yer alacak. İki, üç sandalye kazanabilir. Çevreciler Hareketi bir sandalyeyi koruyacak. EDİ'nin durumu ise belirsiz. Bir sandalye kazanacak kadar oy alabilecek mi? Biraz zor gibi. Kararsızlardan oy alırlarsa belki."

Güneyde oy kullanmak zorunlu olduğu halde bu seçimlerde sandığı boykot etmeyi düşünenler de olduğuna dikkat çeken İsmail Kemal, "bunlar, tüm siyasi partilerden memnun olmayan seçmenler. Bu oranı izlemekte yarar var. Sonuçta, Papadopulos hükümeti gücünü ya korur, ya da artırır. Hükümetin bilinen politikaları devam eder. Garp cephesinde yeni bir şey yok" diye konuştu.

KIBRIS 19/05/06