KKTC'de Türkiye-AB arası tabela rekabeti
13 Mayıs, 2006 20:13:00 (TSİ) CNN TURK
Ömer Bilge/CNN TÜRK/Lefkoşa
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde hem Türkiye'nin hem de AB'nin
desteği ile yeni binalar yükseliyor, yeni yollar yapılıyor. Tüm
inşaat alanlarında ise adeta tabelalar savaşı
yaşanıyor.
Ada'da
Türkiye'nin yaptığı yardımları duyuran
tabelalarla AB fonuyla yapılan çalışmaların
tabelaları arasında kıyasıya bir rekabet var.
AB'nin geçtiğimiz yıllarda Birleşmiş Milletler
Kalkınma Fonu aracılığıyla yaptığı alt
yapı yardımlarına 'tabela' şartı koyması
nedeniyle başta Girne olmak üzere, birçok yerde dev AB
tabelaları yükseliyor.
Kentin en işlek merkezlerindeki AB tabelalarında, AB
yardımı ile yapılan projeler anlatılıyor ve bu
tabelalar sürekli olarak kalıyor.
Türkiye'nin yardımları görünmüyor
Türkiye ise her yıl KKTC'ye yüz milyonlarca doları bulan yardım
yapıyor, bu yıl da 804 milyon 339 bin 674 YTL'lik yardım
kararı aldı.
Türkiye'nin yaptığı yardımlar da tabelalar ile kamuoyuna
duyuruluyor. Ancak inşaat işlemleri sona erdikten sonra bu tabelalar
kaldırılıyor.
Bu nedenle, Türkiye'nin desteklediği yatırımların
tabelaları göz önünde bulunmuyor.
KKTC'de 28 haziranda yapılacak yerel seçimler nedeniyle yapılan
işlerle ilgili tabela çalışmalarına belediyeler de
katıldı. Belediyeler yapılan hizmetlerin kendileri
tarafından gerçekleştirildiğini belirten tabelaları yine
halkın görebileceği yerlere asmaya gayret ediyor.
Bu nedenle, KKTC'de bir çok yerde yapılan yatırımın kimin
tarafından gerçekleştirildiğini belirten tabela görmek mümkün.
Halk olayı AB ilişkilerine yoruyor
Kıbrıslı Türkler, AB'nin dev tabelaları ile ilgili
görüşleri sorulduğunda genellikle, KKTC-AB ilişkilerine
değiniyor ve AB'nin KKTC'ye yaklaşımları konusunda siyasi
yorumlar yapıyor.
Adayı ziyaret eden yabancılar ise, AB ülkelerinde bu tür
tabelalar görmediklerini söylüyorlar ancak yapılan yardımları da
destekliyorlar.
Rum kesiminden Telsim'e dava
13 Mayıs, 2006 20:06:00 (TSİ) CNN TURK
Güney Kıbrıs'ta Lefkoşa Kaza Mahkemesi offshore
şirketi Rosamara Trading'in dava açması üzerine Telsim şirketi
için ihtiyati tedbir kararı aldı.
Rum
Fileleftheros gazetesi, Rosamara Trading şirketinin Telsim hisselerinin
asıl sahibi olduğu iddiasıyla dava açtığını
yazdı.
Dava üzerine mahkeme süresince Telsim'in hisselerini devretmesi, ipotek
vermesi, kiralaması ya da satmasına yasak getirildi.
Mahkeme, Telsim temsilcilerini de 8 mayısa kadar mahkemeye ifade vermeye
çağırdı. Mahkemenin kararını nasıl
uygulatacağı henüz bilinmiyor.
Telsim'in sahibinin Türkiye devleti olduğuna dikkat çeken Fileleftheros
gazetesi, Kıbrıs tarihinde ilk kez Türkiye'nin mahkemeye
çağrıldığını belirtti.
|
NTV
Güncelleme: 08:07 ET 14 Mayıs 2006 Pazar
LEFKOŞA
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annana
gönderdiği mektubunda, iki bölgeli, iki toplumlu devlet modeline
karşı olduğunu açıkça telaffuz eden ilk Rum lider olan
Papadopulosun demecini hatırlatarak, bunu talihsiz bir açıklama
olarak nitelendirdi.
Talat,
Papadopulosun açıklamasının, iki tarafın
Birleşmiş Milletler gözetiminde 40 yıl sürdürdüğü
müzakerelerde ortaya konulan parametrelere açıkça ters olduğunu
vurguladı.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs sorunuyla ilgili tarafları
da Rumların açıklamalarına sessiz kalmaları nedeniyle
eleştirdi ve sessiz kalınmasının çözüm umutlarını
azaltacağını belirtti.
Güney Kıbrıs, "AB Taktik Savaş
Grupları"na katılıyor
Güney
Kıbrıs, AB'nin oluşturmakta olduğu, Taktik Savaş
Grupları'na (Battle Groups) bir sağlık, bir de inzibat ekibiyle
katılıyor.
Fileleftheros
gazetesine göre, söz konusu savaş gruplarının
oluşturulması, geçen perşembe günü Brüksel'de
gerçekleştirilen AB Silahlı Kuvvetler Komutanları
Toplantısı'nda başarıldı. Toplantıya RMMO
Komutanı Korgeneral Konstantinos Bisbikas da katıldı.
Gazeteye göre,
Güney Kıbrıs'ın katıldığı savaş
grubunda Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya da bulunuyor.
RMMO
Komutanı Bisbikas toplantıda yaptığı konuşmada,
"Kıbrıs'ın" Avrupa Savunma ve Güvenlik politikası
konularına verdiği öneme işaret etti. Belirtilen hedeflere
ulaşılması için AB üyesi ülkeler ve diğer kuruluşlar
arasında tüm düzeylerde mükemmel işbirliği bulunması
gerektiğini savundu.
Gazeteye göre
toplantıda, AB'nin Sudan operasyonu da konu edildi. Aynı zamanda
Kongo Halk Cumhuriyeti için planlanan operasyon hakkında bilgiler verildi.
Haberde, Sudan
operasyonu için Rum yönetiminin 2005'ten beri bir subayla temsil edildiği,
bu subayın Başkent Hartum'daki Harekat Merkezi'nde görev
yaptığı da hatırlatıldı.
Gazeteye göre,
Kongo'nun başkenti Kinsasa'da kurulacak Taktik Komutanlık'ta Rum
tarafı yine bir subayla temsil edilmeyi önerdi.
Gazete, Rum
yönetiminin AB üyeliğine alındığı Mayıs 2004'ten
beri Brüksel'deki AB Askeri Komitesi'nin çalışmalarına eksiksiz
bir askeri heyetle katıldığını da kaydetti.
KIBRIS
14/05/06
Rum
Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu'dan iddia: Annan, Ankara,
Atina ve Lefkoşa'ya heyetler göndermeye hazırlanıyor
TEKNİK
KOMİTELER İÇİN... Rum Dışişleri Bakanı
Yorgos Yakovu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın "Teknik
Komiteler"in çalışmalarının başlaması için
gerekli adımların atılması amacıyla Ankara, Atina ve
"Lefkoşa"ya heyetler göndermeye hazırlandığını
söyledi
Rum
Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın "Teknik Komiteler"in çalışmalarının
başlaması için gerekli adımların atılması
amacıyla Ankara, Atina ve "Lefkoşa"ya heyetler göndermeye
hazırlandığını söyledi.
Rum radyosunun
haberine göre AB-Latin Amerika Zirve Toplantısı çerçevesinde
Viyana'da bulunan Yakovu, RİK'e yaptığı açıklamada,
"Teknik Komiteler"de gündelik konular dışında,
müzakerelerin bundan sonraki aşamasının
hazırlıklarını yapmak suretiyle Kıbrıs sorununun
esasına ilişkin konuların da ele alınacağını
öne sürdü.
Yakovu,
"Başkan Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la
gerçekleştirdiği görüşmelerle; Türk tarafının Genel
Sekreter'in Teknik Komitelerin çalışmalarının
başlamasına ilişkin önerisini şu ana kadar kabul
etmemesiyle şekillenen durumun fotoğrafı çekildi" dedi.
Yakovu, Rum tarafında gerçekleştirilecek milletvekili seçimlerinin
hemen ardından BM Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim
Gambari'nin bölgeyi ziyaret edeceğine ve müdahil bütün taraflarla temas
edeceğine inanç belirtti.
Yorgos Yakovu,
Viyana'da gerçekleştirdiği temaslara da değindi ve
İngiltere'nin Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Jef Hoot'la çok
ilgi çekici bir görüşme yaptığını, Hoot'la; Güney
Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin eski
haline getirilmesi için ortak çaba harcama konusunda
anlaştıklarını, İngiliz bakandan da Londra'yı
ziyaret etmek üzere davet aldığını söyledi.
KIBRIS 14/05/06
Joan
Ryan'dan Türk okullarına destek
Eylem ERAYDIN/
LONDRA
Büyük
çoğunluğu Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türkler
tarafından açılan ve maddi sıkıntılardan dolayı
faaliyetlerini sürdürmekte zorlandıkları Türk okullarına destek,
İşçi Partisi Enfield Milletvekili ve İçişleri Bakan
Yardımcısı Joan Ryan'dan geldi.
23 Nisan
kutlamaları için Enfield Türk Okulu'nu ziyaret eden İşçi Partisi
Enfield Milletvekili ve İçişleri Bakan Yardımcısı Joan
Ryan, okulların kira sorununu hükümetin gündemine
taşıyacağını açıkladı.
Enfield Türk
Okulu'nda öğrenci, öğretmen, veli ve davetlilere hitaben bir
konuşma yapan Ryan, hafta sonu okullarının eğitim içinde
önemli bir açığı kapattığını ve eğitime
destek veren hafta sonu okullarından kira alınmaması
gerektiğini söyledi. Yerel belediyelerin sorumluluğunda olan bu
konunun en kısa sürede çözüme kavuşturulması gerektiğini kaydeden
Ryan, bu konuda çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Seçim çalışmaları için evinde yaptığı özel
davette İşçi Partisi Ponders End adayı Ayfer Orhan'a
açıklamalarda bulunan Joan Ryan, Enfield başta olmak üzere tüm
Londra'da bulunan hafta sonu okullarının yaptıkları kamu
hizmeti karşılığında kira alınması konusunu
gelecek hafta hükümetin gündemine taşıyacağını ve bu
konuda yaşanan haksızlığın giderilmesi için elinden
geleni yapacağını söyledi.
23 Nisan
törenlerle kutlandı
23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Enfield'de bulunan Albeny
okulda düzenlenen törenler renkli geçti. İşçi Partisi ve Muhafazakar
partiden çok sayıda politikacı törenlere katılarak
öğrencilerin gösterilerini izlediler. Okul Başkanı Süleyman
Soydağ'ın yaptığı açılış
konuşmasından sonra ilk mikrofona gelen Enfield Belediye
Başkanı Bill Price, okulda güzel çalışmalar
yapmalarına izin verdiği için okul Albeny okul müdürüne teşekkür
ederek, öğrencilerin danslarından çok etkilendiğini söyledi.
Kendisini okula davet ettiği için belediye Meclis üyesi Ertan Hürer'e de
teşekkür eden Price, okula komşu olduğunu ve çok yakında
oturduğunu sözlerine ekledi.
Daha sonra
konuşan Enfield North Milletvekili Joan Ryan da, 6 yıl içinde Enfield
Türk okulunun çok geliştiğini, ve tüm Türk Haftasonu
okullarının çocukların daha fazla A lavel almaları
konusunda büyük katkılar sağladığını söyledi.
Hafta sonu okullarının kira vermeden eğitim yapmaları için
daha önceden çeşitli girişimlerde bulunduğunu kaydeden Roan
Rayan, bu konuda sonuç alıncaya kadar
çalışacağını ifade etti. Enfield Türk Okulu Okul
Başkan Yardımcısı Alp Ermiya da bölgelerinde güçlü
politikacıların bulunduğunu ve okulların
kirasının kalkması konusunda Enfield Türk Okulundan
başlayan örnek bir çalışmayı memnunlukla
karşılayacaklarını kaydetti.
Öğrencilerin
çeşitli yörelerden halk dansları oynadığı kutlamalara
çok sayıda İngiliz politikacının yanısıra,
Kıbrıslı Türk belediye meclis üyesi adayları Muhafazakar
Parti'den Ertan Hürer, İşçi Partisi'nden de Ayfer Orhan, Ahmet
Öykener ve Alev Cazımoğlu katıldılar.
KIBRIS 14/05/06
Konseyin
yeni başkanı Akmen Sıtkı
İngiltere
Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi'nin başkanlığına
Akmen Sıtkı seçildi. 42 delegenin oyunu alan Sıtkı, birlik
ve beraberlik mesajları verdi
Eylem ERAYDIN /
LONDRA
İngiltere'de
Mart 1983 yılında kurulan İngiltere Kıbrıs Türk
Dernekleri Konseyi'nin yıllık genel kurulu başarılı
bir şekilde gerçekleştirdi. İki adayın
yarıştığı seçimlerde, Akmen Ali Sıtkı 42 oy
alarak konseyin yeni başkanı seçilirken, rakibi Ahmet Osam da 14 oy
alabildi.
Londra'da 22
derneği çatısı altında barındıran İngiltere
Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi, geçtiğimiz pazar günü saat
12:00'de Hornsey Atatürk Okulu'nda genel kurulunu gerçekleştirdi.
Genel kurula
konseye bağlı dernek başkanları, yöneticileri ile çok
sayıda davetli katıldı. Genel kurul İstiklal
Marşı ve saygı duruşundan sonra başladı.
Divan
başkanlığına getirilen Dr. Özkan Hıfzı, genel
kurulda bir konuşma yaptı. Kıbrıs sorununa değinen
Hıfzı, "Türkiye'de iktidarda bulunan sağcı Ak Parti
ile KKTC'de iktidarda bulunan solcu CTP, Kıbrıs konusunda aynı
zeminde hareket ediyor. Bu iki partinin birlikte hareket etmesi çok garip, biri
solcu diğeri sağcı. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir
şey yok" diye konuştu.
Kıbrıslı
Türkler olarak kendi vatandaşlarına sahip
çıkacaklarını kaydeden Hıfzı şunları
söyledi:
"Bayrağımızın
üzeri kanla doludur. KKTC'de her karış toprakta şehitlerimiz
yatıyor. Vatanımıza her zaman sahip çıktık, bundan
sonra da sahip çıkacağız."
Daha sonra söz
alan eski başkan Ali Ratip Doğruer de 4 yıllık süre içinde
başarılı çalışmalara imza attıklarını
dile getirdi. "Çok güzel ve aynı zamanda sıkıcı günler
de geçti" diyen Doğruer, "En zor dönemde bu görevi üstlendim.
Ama başaralı bir döneme imza attığıma inanıyorum.
Son iki yıldır dernek olarak çalıştık. Brüksel
temaslarımız da bunun bir göstergesidir" diye konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından faaliyet ve mali raporlar
okunup aklandı.
Daha sonra 56
delegenin katıldığı seçimlere gedildi. Yapılan
seçimler sonucu Akmen Ali Sıtkı 42, Ahmet Osam da 14 oy aldı.
Seçimlerde
büyük bir destek alan Sıtkı, kendisine destek veren herkese
teşekkür etti.
Yönetim olarak
büyük bir uyum içinde çalışacaklarını kaydeden
Sıtkı, Güney Londra ile Kuzey Londra'daki Türk toplumu arasında
bir köprü oluşturacaklarını söyledi.
Sıtkı,
"Ceketlerimiz çıkartıp, kollarımızı
sıyırıp öyle çalışmak zorundayız. Bazen öfkeli
olabiliyorum. Ama bunu kontrol altına almaya çalışıyorum.
Eğer birlikte çalışırsak öfkelenmeye de gerek
kalmayacak" diye konuştu. Konseyin genel kurulu dilek ve temennilerin
ardından son buldu.
KIBRIS 14/05/06
Rumlar,
Türklerle yaşamaya karşı
Kıbrıs
Rum kesiminde yapılan bir anket, 18-24 yaş grubundaki Rumların
yüzde 61inin Kıbrıslı Türklerden ayrı yaşamaktan yana
olduğunu ortaya koydu.
AA
Güncelleme: 07:02 ET 15 Mayıs 2006 Pazartesi
LEFKOŞA
- Atinada yayımlanan Kathimerini gazetesi adına, Güney
Kıbrısta yapılan bir anketin sonuçlarına göre,
Rumların büyük çoğunluğu ayrı yaşamaktan yana
tavır koyuyor ve KKTCdeki olaylarla ilgilenmiyor.
Ankete göre, Güney Kıbrısta 45 yaşın
altındaki nüfusun çoğunluğu Kıbrıs Türkleriyle
birlikte yaşamak istemiyor. 18-24 yaş arasındaki Rumların
yüzde 61i Türklerden ayrı yaşamaktan yana. Ankete
katılanların yüzde 87si ise önümüzdeki aylarda Kıbrıs
sorununun çözümlenmesini ihtimal dışı görüyor.
ANNAN
PLANINA DESTEK YOK
Annan Planının tartışma zemini olarak tekrar masaya
gelmesini ise hemen hemen hiç kimse istemiyor. Sadece yüzde 1lik bir kesim,
planın yeniden masaya gelmesini isterken, 10 kişiden 6sı yani
yüzde 58lik bir oran da tamamen yeni bir plan istiyor.
Rumlar, icraatları açısından Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulosa da yüzde 67 oranında güven duyuyor.
ABDden Annan
Planına destek
ABDnin,
Kıbrısta kapsamlı çözümü öngören Annan Planının halka
daha sade biçimde anlatılması için mali destekte bulunduğu öne
sürüldü.
AA
Güncelleme: 07:02 ET 15 Mayıs 2006 Pazartesi
LEFKOŞA
- Rum Fileleftheros gazetesi, Yunan basınına dayanarak verdiği
haberde, referandumlardan bu yana ABDlilerin ilk kez Annan Planının
olumlu yönleri konusunda Kıbrıslı Türklerin ve Rumların
bilgi sahibi olabilmeleri için maddi destekte bulunduklarını kabul
ettiğini yazdı.
Gazete, ABDnin maddi desteğinin, planın içeriğine
ilişkin yazılı yayınların yapılması yönünde
olduğunu, ancak bunun bir devletin iç işlerine karışmak
olduğunu belirti.
Haberde, ABDnin Güney Kıbrıstaki büyükelçiliğinden bir
temsilcisinin, Annan Planına ilişkin müzakerelerin
gerçekleştirilmekte olduğu sırada, çok karmaşık olan
planı basit bir dille anlatmayı amaçlayan bir dizi programı
destekledik. Örneğin, araştırma yapılması ve Annan
Planı Konusunda Vatandaş Rehberinin basılması için
finansman sağladık. Bilinen adıyla Yeşil Kitapçık,
Yunanca, Türkçe ve İngilizce olarak yayımlandı. Bu çabaya olan
desteğimizi gizlemedik. Kıbrıstaki iki toplumlu etkinliklere
destek olma çabalarımızdan ötürü haklı olarak gururluyuz.
ABDnin Annan Planını desteklemeleri için kişilere dolaylı
ya da doğrudan para verdiği iddiaları hakaret niteliğinde
ve dayanaksız iddialardır sözlerine yer verildi.
24 Nisan 2004te KKTC ve Kıbrıs Rum kesiminde eş
zamanlı olarak halkların referandumuna sunulan Annan Planı,
Türklerin yüzde 65nin onayını almıştı. Rumların yüzde 76sı
ise planı reddetmişti.
Kıbrıs
Rum Meclisi Başkanı KKTC'ye geçti
LEFKOŞA (A.A)
Kıbrıs Rum yönetimi meclis Başkanı ve komünist AKEL
partisi Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, KKTC'ye geçerek, Koruçam'ı
ziyaret etti ve burada yaşayan Maronitlerle bir araya geldi.
1974 Barış Harekatı'ndan bu yana ilk kez
Koruçam'ı ziyaret ettiği belirtilen Hristofyas, Saint Georgios
Kilisesi'ndeki pazar ayinine katıldı.
Daha sonra, Koruçam Muhtarlığı'nda Maronitlere
hitaben bir konuşma yapan Hristofyas, 21 Mayıs Pazar günü Güney
Kıbrıs'ta yapılacak genel seçimlere ve Kıbrıs sorununa
değindi. AKEL'in Girne adayı olan Hristofyas, KKTC'de yaşayan
Rumlar'dan oy istedi. Hristofyas, daha sonra Karpaz'ı ziyaret etti.
BM GÜVENLİK
KONSEYİ VE AB'NİN SÜRECE DAHİL OLMA ZAMANI
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin ve
Avrupa Birliği'nin Kıbrıs konusunda sürece müdahil olma
zamanı geldiğini belirten Hristofyas, erken bir zamanda gelişme
olmaması durumunda, bundan sonraki çabaların 2008 yılına
kadar sarkacağını söyledi.
Hristofyas, Kıbrıslı Türk ve Rumların,
Kıbrıs sorunu ile ilgili inisiyatif alması gerektiğini
kaydetti.
Adadaki tarafların çıkarlarının dengeli bir
şekilde ele alınmaması nedeniyle çözüme
ulaşılamadığını savunan Hristofyas, teknik
komitelerin çalışmalarının, Kıbrıs sorununun özü
ile ilgili uçurumun giderilmesi amacı
taşıdığını ifade etti.
Hristofyas, iki tarafın mutabık kalacağı bir
anlaşmanın önkoşullarının oluşturulması
gerektiğini belirterek, liderler arasındaki diyalogun böylece
başlayabileceğini dile getirdi.
HURRIYET 15/05/2006
Rum Meclis Başkanı Hristofyas KKTC'de oy istedi
Güney
Kıbrıs'ın güçlü partisi Komünist AKEL'in Genel Sekreteri ve Rum
Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, seçim propagandası
çerçevesinde KKTC'ye geldi. Hristofyas, 21 Mayıs'ta Güney
Kıbrıs'ta yapılacak milletvekili seçimlerinde KKTC'de yaşayan
Rumlardan oy istemek için propaganda gezisi yaptı. AKEL'in Girne
adayı olan Hristofyas'ın propaganda gezisi yapması ve KKTC'de
yaşayan Rumlardan oy istemesi, KKTC'de "Rum egemenliğini yayma
girişimi" olarak değerlendiriliyor
Güney
Kıbrıs'ın güçlü partisi Komünist AKEL'in Genel Sekreteri ve Rum
Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, seçim propagandası
çerçevesinde KKTC'ye geldi.
Hristofyas, 21
Mayıs'ta Güney Kıbrıs'ta yapılacak milletvekili
seçimlerinde KKTC'de yaşayan Rumlardan oy istemek için propaganda gezisi
yaptı.
Maronitler'in
yaşadığı Koruçam Köyü'ne giden Hristofyas, sabah kilisede
yapılan ayine katıldıktan sonra köylülerle görüştü.
Koruçam'da yaşayan Hıristiyan azınlıklardan Maronitler'in
bir kısmı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)
vatandaşı ve birçok akrabaları da Güney Kıbrıs'ta
yaşıyor.
Ardından
adanın Akdeniz'e uzanan sivri ucunda yer alan Karpaz'a geçen Hristofyas,
burada bulunan Rumları da ziyaret ederek oy istedi. Karpaz'da bulunan
Rumlar, 1974'ten beri Türkler ile birlikte yaşıyor. Yaşadıkları
köyde ilk ve orta okulları olan Rum öğrencilere, Rum öğretmenler
ders veriyor.
Rum Meclis
Başkanı'nın kuzeye geçişi için KKTC makamlarından izin
aldığı öğrenildi. AKEL'in Girne adayı olan
Hristofyas'ın propaganda gezisi yapması ve KKTC'de yaşayan
Rumlardan oy istemesi, KKTC'de "Rum egemenliğini yayma
girişimi" olarak değerlendiriliyor.
AKEL Genel
Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, dün
Koruçam'ı ziyaret ederek, burada yaşayan Maronitlerle bir araya
geldi.
1974 Mutlu
Barış Harekatı'ndan bu yana ilk kez Koruçam'ı ziyaret eden
Hristofyas, Saint Georgios Kilisesi'ndeki Pazar ayinine katıldı.
Daha sonra
Koruçam Muhtarlığı'nda Maronitlere hitaben bir konuşma
yapan Hristofyas, 21 Mayıs Pazar günü Güney Kıbrıs'ta
yapılacak seçimlere ve Kıbrıs sorununa değindi.
Hristofyas'ın
ziyaretini Rum tarafından gelen çok sayıda basın mensubu da
izledi.
Dimitris
Hristofyas Koruçam'ın ardından öğleden sonra da Dipkarpaz'ı
ziyaret etti.
KIBRIS 15/05/06
Rum tarafı teknik komitelerin çalışmasını
engelliyor
ONAYA, RUM
ENGELİ...Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin,
Kıbrıs'taki durumu iyileştirmeyi amaçlayan ve BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller
tarafından önerilen konularda çalışması öngörülen teknik
komitelerin oluşturulmasına ve çalışmasına onay
verdiği bildirildi. KKTC'nin onayına karşın, Rum
Yönetimi'nin teknik komitelere farklı görevler yüklemeye
çalışması, komite çalışmalarının başlamasını
engelliyor.
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Kıbrıs'taki durumu
iyileştirmeyi amaçlayan ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller tarafından önerilen
konularda çalışması öngörülen teknik komitelerin
oluşturulmasına ve çalışmasına onay verdiği
bildirildi.
KKTC'nin
onayına karşın, Rum Yönetimi'nin teknik komitelere farklı
görevler yüklemeye çalışması, komite
çalışmalarının başlamasını engelliyor.
İHA'nın
güvenilir kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre, Kıbrıs'taki
hayatı kolaylaştırmayı ve iki halk arasındaki
ilişkileri geliştirerek güven ortamının
oluşmasına yardımcı olmayı amaçlayan teknik
komitelerle ilgili çalışmalarda ilerleme sağlanamıyor.
KKTC, kendileri
tarafından onaylanmış olan önerinin bir an önce yaşama
geçirilmesini ve komitelerin çalışmaya başlamasını
isterken; Rum tarafı, komitelerin çalışma alanını
genişletmeye ve ön koşullara uymaya çalışıyor.
Rum
tarafının bu tutumla, masaya oturmadan önce avantaj sağlamaya
çalıştığı düşünülüyor. Rum tarafının bu
tutumu, komitelerin oluşmasını ve
çalışmasını geciktirirken; BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'taki Özel Temsilcisi Michael Möller'in bu konudaki
çalışmalarının da tıkanmasına neden oluyor.
Bu konudaki
çalışmalarını aktarmak ve BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın tavrını öğrenmek amacıyla geçtiğimiz
hafta New York'ta çeşitli temaslarda bulunan BM Temsilcisi Möller, Rum
tarafının ısrarları nedeniyle komitelerin
çalışması konusunda herhangi bir ilerleme sağlayamadı.
Diplomatik
çevreler, New York'taki Rum ve Türk yetkililerin tutumlarını yeniden
ortaya koyduklarını, ancak değiştirmeye razı olmadıklarını
belirtiyor.
Kıbrıs
sorunu ile ilgili görüşmelerin yeniden başlatılmasında
karşılaşılan zorluklar nedeniyle gündeme gelen "teknik
komite" çalışmalarının, 10 başlık
altında toplanması düşünülüyor.
Bu konudaki ilk
öneri, şubat ayı içinde Özel Temsilci Möller tarafından gündeme
getirilmiş ve KKTC tarafından kabul edilmişti.
Möller
tarafından önerilen komitelerin çalışma konularını
genişletmek ve bazı ön koşullar getirmek isteyen Rum Yönetimi
ise, Möller'in önerisini aradan iki aydan fazla bir süre geçmiş
olmasına karşın kabul veya reddetmek konusunda kesin tutum
takınmıyor.
KIBRIS 15/05/06
Baybaşin'e 22 yıl ağır hapis cezası
15 Mayıs, 2006 19:56:00 (TSİ) CNN TURK
İngiltere'de uyuşturucu ticareti ve tehditle haraç
toplamak gibi suçlardan yargılanan ve şubat ayında
yargıcın suçluluğuna karar verdiği Abdullah Baybaşin'e
22 yıl ağır hapis cezası verildi.
Woolwich
Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü son oturumunda
Baybaşin'in cezasını açıklayan yargıç, 22
yıllık cezanın 14yıl 8 aya tekabül eden üçte ikisinin
mutlaka uygulanacağını, bu bölümden herhangi bir indirim ya da
affın söz konusu olamayacağını da karara
bağladı.
Yargıç ayrıca, İçişleri Bakanı'na Abdullah
Baybaşin'in cezasının bitiminde ülkeden sınır
dışı edilmesini önerdi. Bu konudaki nihai kararı
İçişleri Bakanı verecek.
Abdullah Baybaşin işyerine konulan gizli kamera ve mikrofonlar
aracılığıyla toplanan deliller sonucunda uyuşturucu
ticareti ve tehditle haraç toplamak gibi suçlarla yargılanmaya
başlanmıştı.
Baybaşin'in 11 adamının da yargılandığı ve
çeşitli cezalara çarptırıldığı dava, karar için
üç kez ertelenmişti. Bugün verilen kararla dava resmen sona ermiş
oldu.
Dava boyunca İngiliz basınında çeşitli haber ve analizler
yer almış, bu haber ve analizlerde Baybaşinlerin İngiliz
gümrüğü adına ajanlık yapma karşılığı
İngiltere'den oturum aldığından, kuzey Londra'da
işkence hücreleri kurduklarına dair pek çok iddia ortaya atılmıştı.
Bir zamanlar PKK'ya yakın bir isim olan Abdullah Baybaşin
İngiltere'ye 1997'de geldi. PKK ile ipleri ise 2002'de kopardı.
Adını batırılan uyuşturucu yüklü Kısmetim - 1
gemisiyle duyuran ağabeyi Hüseyin Baybaşin ise 1996'dan bu yana
Hollanda'da hapis yatıyor.
"Taşınmaz Mal Komisyonu"na başvuran
Rumların sayısı 8'e ulaştı
Kıbrıs
sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorunu konusunda iç hukuk
oluşturma hedefiyle uzun tartışmaların ardından 19
Aralık'ta yasalaşarak uygulamaya giren mülkiyet yasasıyla ilgili
çalışmalar sürüyor. Kuzeyde kalan Rum malları için tazminat,
takas ve mal iadesi öngören yasa uyarınca oluşturulan ve
yaklaşık iki aydan beri faaliyetlerine başlayan
Taşınmaz Mal Komisyonu yoğun tempoda çalışmaya
başladı.
Anayasa'nın
159'uncu maddesine dayanarak hazırlanan "Taşınmaz
Malların Tazmini, Takası ve İadesi" adlı yasayla
oluşturulan Taşınmaz Mal Komisyonu, Kuzeyde kalan eski
malları için tazminat ve iade talebinde bulunan Rumların
başvurularını kabul etmeye devam ediyor.
Kayıtları
yapılıp işleme konan 8 başvuru
TAK muhabirinin
edindiği bilgiye göre, Rum Yönetimi'nin baskı ve telkinlerine
karşın çok sayıda Rum komisyona başvuruyor veya bilgi
alıyor.
Başvurulardan
8'i ilgili yasa ve tüzük uyarınca gerekli prosedürün
tamamlanmasının ardından işleme kondu. Tatlısu, Girne,
Mağusa ve Güzelyurt gibi değişik bölgelerdeki eski malları
için iade veya tazminat talebinde bulunan 8 Rum'un başvurusuyla ilgili
yasal işlemler başladı.
İlgili
tüzük uyarınca, Rumların başvurusu üzerine Komisyon, devleti
temsilen Başsavcılık'a ve malı kullanan vatandaşlara
21 gün içinde tebliğde bulunmak zorunda. Bu tebliğin ardından
bir ay içinde de tüm tarafların katılımıyla ortak
toplantı yapılması yasal zorunluluk.
Duruşmalar
başlıyor
Yaklaşık
bir aydan beri Rumlardan başvuru kabul eden Komisyon'un ilk
duruşmayı önümüzdeki günlerde yapması bekleniyor. Tüm
tarafların bir araya geleceği duruşmalarda evraklar mahkeme
niteliğindeki komisyona ibraz edilecek ve söz konusu malla ilgili karar
süreci başlayacak.
İlk
duruşmanın ardından başvurularla ilgili duruşmalar
takvime bağlanarak devam edecek.
Yabancı
üyeler de katılıyor
Sümer Erkmen
başkanlığındaki Taşınmaz Mal Komisyonu'nun
Kıbrıslı Türk üyeleri haftalık rutin toplantılar
yaparken, yabancı üyeler de zaman zaman toplantılara
katılıyor. 27 Nisan'da ilk kez KKTC'ye gelerek toplantıya
katılan yabancı üyelerin mayıs ayı ortasında ortak
toplantı için yeniden adaya gelmeleri bekleniyor.
Sümer Erkmen
başkanlığındaki Taşınmaz Mal Komisyonu, Erol
Erozan Güngör Günkan, Ayfer Said Erkmen, Aytekin Erin ve yabancı üyeler
Hans Christian Kruger ile Daniel Tarschys'den oluşuyor.
Tazminatı
devlet ödeyecek
Mülkiyet
Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı gerçek veya
tüzel kişiye ait olmayan; konumu ve niteliği uyarınca ulusal
güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye
düşürmeyecek taşınmaz mallar hemen iade kapsamında.
Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş malların
iadesi yönünde karar alınması halinde, iade yasayla çözüm
sonrasına erteleniyor. Eşdeğer
karşılığı mallar ise iade kapsamı
dışında.
Yasa
uyarınca ilgili malla ilgili tazminata karar verilmesi halinde ise bu
miktar devlet tarafından ödenecek. Tazminat alan Rum'un mülkiyet
hakkı da ortadan kalkacak.
İç hukuk
kabul edilir mi
Yasa
uyarınca mahkeme gibi çalışacak Taşınmaz Mal
Komisyonu'nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından "iç
hukuk" olarak kabul edilip edilmeyeceğini süreç ve komisyonun
çalışmaları belirleyecek. AİHM'in Arestis davasıyla
ilgili kararı uyarınca Komisyon, haziran ortalarına kadar sonuç
alıcı çalışma yapmak durumunda.
UBP'nin
başvurusu perşembe başlıyor
Bu arada,
yasanın Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle UBP
tarafından Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru perşembe
günü görüşülmeye başlanacak. TKP'nin başvurusunu anayasaya
aykırı bularak reddeden Anayasa Mahkemesi'nin UBP'nin
başvurusuyla ilgili alacağı karar, mülkiyet yasası ve
Taşınmaz Mal Komisyonu ile ilgili çalışmalarda belirleyici
olabilecek.
KIBRIS 16/05/06
Avrupa Konseyi'nden Rumlara eleştiri
16 Mayıs, 2006 17:20:00 (TSİ) CNN TURK
Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Irkçılık ve
Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi (ECRI), Rum kesimini,
Kıbrıslı Türklerle diyalog ve uzlaşmayı
geliştirecek politikalara sahip olmamakla suçladı.
ECRI
tarafından yayımlanan raporda Rum kesimine, 'Kıbrıslı
Rum ve Türkler arasında uzlaşma ve diyaloğun aktif biçimde
geliştirilmesi konusunda ortaya çıkan fırsatların
kaçırılmaması' çağrısında bulunuldu.
Raporda, "Kıbrıslı Türklere yönelik
ayrımcılık ve önyargılar doğru bir biçimde teşhis
edilmeli ve ele alınmalı'' ifadesi kullanıldı.
Rum kesimine, göçmen ve uyum konularında da genel bir politikası
olmaması yüzünden eleştiriler getirilen raporda, bu yüzden
yabancı göçmen işçilerin ayrımcılığa ve insan
hakları ihlallerine maruz kaldıkları ifade edildi.
Kıbrıslı Türkler tepkili
Son olarak Kıbrıslı Türkler, KKTC'ye yönelik izolasyonların
sürdürülmesini ve hedef oldukları haksızlıkları
kınamak amacıyla 26 nisanda Belçika'nın başkenti Brüksel'de
bir gösteri düzenlemişti.
Merkezi Londra'da bulunan 'Ambargolu' (Embargoed) isimli sivil toplum örgütü
öncülüğünde düzenlenen gösteri sırasında yapılan
açıklamalarda, 'Kıbrıslı Türkler ve onların etnik
anavatanı olan Kuzey Kıbrıs üzerinde süren uluslararası
izolasyonların kaldırılmasında başarısız
olan Avrupa Birliği'nin protesto edildiği' belirtilmişti.
'Susturulanlar Brüksel'de' adı verilen gösterinin, KKTC'nin izolasyonunun
sona erdirilmesi istenmişti.
Yürüyüşte yapılan açıklamada, ''AB'ye, Kıbrıs Türk
halkının uluslararası topluluktan 42 yıllık
izolasyonuna son vermek üzere 26 nisan 2004'te verdiği sözü yerine
getirmesi için çağrıda bulunuyoruz" denilmişti.
Açıklamada, Kuzey Kıbrıs'taki Türk halkının, AB
sınırları içinde ve dışında doğrudan temsil,
ticaret, ulaşım ve iletişim haklarından yoksun
bırakılmış olarak, ırk
ayrımcılığı koşulları altında
sıkıntı çekmeye devam ettiği
hatırlatılmıştı.
Kbrıslı Türklerin talepleri şöyle:
·
Kuzey Kıbrıs ve diğer ülkeler arasında doğrudan
uçuşlar yapılması,
·
Posta ve telekomünikasyon bağlantıları kurulması,
·
Engelsiz ticaret,
·
Doğrudan mali yardım ve doğrudan yabancı
yatırım yapılması,
·
Limanların dünya limanlarına açılması,
· Kıbrıs Türk kurum ve
temsilciliklerinin uluslararası siyasi, sosyal, kültürel ve sportif
etkinliklere katılmaları.
Ada'daki referandum
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu 'Annan
Planı', 24 nisan 2004'te halkoyuna sunulmuş, Kıbrıslı
Türklerin yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların yüzde 76'sı
'hayır' demişti.
Annan Planı'nın ardından Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik girişimler rafa kaldırılmıştı. Son
olarak, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 ocakta
Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı açıkladı. Plana
Avrupa ve ABD'den destek geldi.
Türk planında öngörülen noktalar şu şekilde
sıralanmıştı:
·
2006 haziran ayına kadar tarafların katılacağı
üst düzey bir toplantı yapılması,
·
Bu üst düzey toplantıda Türkiye, Yunanistan, KKTC, Rum tarafı,
BM'nin yer alması,
·
Üst düzey toplantıda alınan kararların BM Genel Sekreteri
Annan tarafından rapor olarak Güvenlik Konseyine sunulması,
·
Eylem Planı'nın kabulü halinde Türkiyenin deniz ve
limanlarının Rum tarafına açılması,
·
Adada ticaretin önündeki engellerin kaldırılması,
·
2006 sonuna kadar Ada'da kalıcı bir çözüme
ulaşılması,
·
Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası spor ve sosyal
aktivitelere katılması,
·
Asıl öncelik kapsamlı çözüm,
·
Çözümün adresi Birleşmiş Milletler,
·
Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik bir varlık olarak AB gümrük
birliğine pratik açıdan dahil edilmesi,
· BM'nin
ve AB Komisyonu'nun özellikle Kıbrıs Türk tarafına
sağlayacağı destek, önerilen tedbirlerin uygulanmasını
kolaylaştırmaya yardımcı olunması.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Eylem Planının
hiçbir şekilde ilgili tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına
halel getirmeyeceğinin altını çiziyor. Plan 20 ocakta BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'a sunuldu.
Kıbrıs'ta
neyin süreci?
KIBRIS Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papodopulos'un kafasında ve
gönlünde ne yattığı öteden beri biliniyor. Onun vizyonu ve
hedefi, adada Rum çoğunluğun hâkim olacağı bir "üniter
devlet" kurmaktır. Bu nedenle Rum lideri Türklerin ve Rumların
eşitliğine dayalı iki bölgeli bir federasyon üzerinde
yapılan çeşitli müzakereleri hep yokuşa sürmüş, Annan
Planı'na karşı çıkmış ve 2004 referandumunda da
halkına "hayır" dedirtmişti.
Papadopulos şimdi daha açık konuşuyor ve "üniter
devlet"ten başka bir çözümü asla kabul etmeyeceğini söylüyor.
Nitekim Fransız "L'Express" dergisine verdiği demeçte,
adeta baklayı ağzından çıkararak, Türklerin adada
azınlıkta olduklarını hatırlatıyor ve çözümün
"tek millet, tek devlet" anlayışına dayalı
olması gerektiğini belirtiyor...
Tasos'un hayalleri
Rum liderinin ortaya koyduğu yeni tavır, aslında 1970'lerden
beri devam eden görüşmelerde iki tarafça da kabul edilen temel ilke ve
parametreleri de bir yana itiyor. 1977 ve 1979 yıllarında
varılan anlaşmalarda öngörülen iki bölgeli, iki kesimli federal
sistem, 30 yıldır devam edegelen tüm müzakerelerde esas
alınıyordu. Şimdi Papadopulos'un bu ilkelere karşı
çıkması ve Rum hâkimiyetindeki bir üniter devletten söz etmesi, bu
süreci rayından çıkarıyor.
Nitekim KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'a gönderdiği mektupta Papadopulos'un "talihsiz"
açıklamasının benimsenen parametrelere ters düştüğünü
ve yeni çözüm çabalarının önünü kestiğini belirtti.
Önceki gün, İstanbul'da "Doğan Güncel"
toplantısında "Kıbrıs sorununda yeni süreç"
başlıklı bir sunuş yapan Talat, Rum liderinin aslında
"Osmosis" yoluyla Kuzey'i Rum yönetimi altında Güney'le
birleştirmeyi amaçladığını, bu durumda bir çözüme
varmanın mümkün olmadığını söyledi. Talat'a göre, tek
umut, uluslararası camianın (özellikle BM'nin ve AB'nin) daha aktif
olarak devreye girmesi, Papadopulos'u uzlaşmaya zorlamasıdır. Ne
var ki, uluslararası camia da şu ana kadar bu yönde bir irade
göstermiş değil.
Talat'ın umutları
Açıkçası biz bu kez Talat'ı, umutlarını biraz daha
yitirmiş olarak gördük. O Talat ki, iktidara geldikten sonra Annan
Planı bazında "birleşme" için büyük çaba
harcamış, inanç ve umutlarını Rumların
"hayır" dediği referandumdan sonra dahi
sürdürmüştür... Ne yazık ki bu aşamada Papadopulos gibi bir
"şahin"in işbaşında olması, ayrıca
Güney Kıbrıs'ı üye aldıktan sonra AB'nin Rumların
manevralarına boyun eğmesi büyük bir talihsizlik olmuştur...
Rum kesiminde önümüzdeki pazar günü yapılacak meclis seçimleri öncesinde
düzenlenen anketlerin sonuçları da, halkın önemli bir
kısmının -gençler de dahil- Papadopulos'un dümen suyundan
gittiğini gösteriyor. Nitekim Rumların çoğu, Annan planına
bugün de "hayır" dediklerini belirtiyorlar.
Rumların genel tavrı bu olduğuna göre, müzakere sürecinin
yeniden başlaması hayal... Önümüzdeki aylarda diplomasi
işleyecekse, daha çok taktik amaçlı olacak, bu arada daha çok AB
içinde limanların açılması gibi konular
tartışılacaktır.
Ama temel çözümle ilgili süreç, açıkçası tıkalı görünüyor.
Türkler açısından belki yeni süreç, bir "alternatif çözüm
arayışı" süreci olacaktır. Bu konuda çeşitli
modeller ve formüller düşünülüyor. (Slovakya, Karadağ, Kosova
gibi)...
Her halükârda, bu yeni süreç, Papapodulos'un hayal ettiği
"Osmosis" yoluyla "birleşme"yi veya "üniter"
devleti değil, tam aksine "taksim"i ve "iki devlet"
düzenini getirmeye daha müsaittir...
SAMI KOHEN MILLIYET
17/05/06
Rumlar
"koçan" avında
|
Rum
yönetiminin sınır kapılarında Kıbrıslı
Türklere yönelik baskıları sürüyor. İki
Kıbrıslı Türk dün, araçlarında "koçan"
bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı, daha sonra serbest
bırakıldı Rumlar
"koçan" avında KOÇANI OLANI
YAKALIYORLARRum yönetimi barikatlarda koçan ve belge
avcılığını sürdürüyor. Kuzey Kıbrıs'tan,
Güney'e geçmek üzere, dün Metehan Sınır Kapısı'ndan,
güney barikatına giden Hakan ve Batuhan Çaydamlı adlı iki
Kıbrıslı Türk, Rum polisi tarafından tutuklandı.
Dışişleri Bakanlığı'nın devreye girmesiyle
serbest bırakılan Çaydamlı kardeşlerin koçan ve
belgelerine ise el konuldu Gizem ÖZGEÇ Rum yönetimi
barikatlarda koçan ve belge avcılığını sürdürüyor. Kuzey
Kıbrıs'tan, Güney'e geçmek üzere, dün Metehan Sınır
Kapısı'ndan, güney barikatına giden iki
Kıbrıslı Türk, Rum polisi tarafından tutuklandı.
Dışişleri Bakanlığı'nın devreye girmesiyle
serbest bırakılan Çaydamlı kardeşlerin koçan ve belgelerine
ise el konuldu. Kıbrıs
Türk tarafının, çözüm ve barış çabaları devam
ederken, Rum yönetimi ise barikatlarda Kıbrıslı Türklere
yönelik takındığı can sıkıcı
tavrını sürdürüyor. Rum yönetimi, sınır
kapılarında araçlarında proje, koçan veya yazılı
belge taşıyan Kıbrıslı Türkleri, hatta
yabancıları gözaltına alarak sorguluyor. Dün sabah,
Metehan Sınır Kapısı'nı kullanarak, Güney
Kıbrıs'a geçmek isteyen Hakan Çaydamlı ve Batuhan
Çaydamlı isimli iki kardeş tutuklandı. KKTC
Dışişleri Bakanlığı devreye girince,
Çaydamlı kardeşler serbest bırakıldı. Ancak söz
konusu iki vatandaşın beraberlerinde
taşıdıkları evraklarına el konuldu. Koçan ve
belgeleri aldılar Dışişleri
Bakanlığı'ndan elde edilen bilgilere göre dün saat 11.00
sıralarında, araçla Güney Kıbrıs'a gitmek için, Metehan
Sınır Kapısı'na giden ve Rum barikatında
araçları yoklanan ve söz konusu araçta koçan bulunan Hakan ve Batuhan
Çaydamlı adlı iki kardeş tutuklandı. Olayın
bilgilerine gelmesiyle harekete geçen Dışişleri
Bakanlığı'nın girişimleri sonucu Çaydamlı
kardeşler serbest bırakıldı. Rum polisinin, inceleme
yapacağı gerekçesiyle, araçta bulduğu koçan ve belgeleri ise
elinde bulundurduğu belirtildi. Rum yönetimi
daha önce de KKTC'den taşınmaz mal satın alan
yabancıları saptayıp haklarında Avrupa tutuklama emri
alma girişimlerinde bulunmuştu. Yine bundan
yaklaşık bir buçuk ay önce, Rum polisi, çantada, bir emlak
şirketine ait ev planları ve broşürleri görmesi üzerine,
beş İngiliz'i, bir süre gözaltında tuttuktan sonra serbest
bırakmıştı. |
KIBRIS 17/05/06
Avrupa
Konseyi'nden Rum yönetimine eleştiri:Kıbrıslı Türklerle
diyaloğu geliştirecek politikalarınız yok
IRKÇI
UYGULAMAYA SON VERİN... Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren
Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi (ECRI),
Kıbrıs Rum yönetimini, Kıbrıslı Türklerle diyalog ve
uzlaşmayı geliştirecek politikalara sahip olmamakla, zaman zaman
ayrımcılık ve ırkçılık yapmakla suçladı
Avrupa Konseyi
bünyesinde faaliyet gösteren Irkçılık ve Ayrımcılıkla
Mücadele Komitesi (ECRI), Kıbrıs Rum yönetimini,
Kıbrıslı Türklerle diyalog ve uzlaşmayı
geliştirecek politikalara sahip olmamakla suçladı.
Irkçılık
ve Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi, Kıbrıs, Danimarka,
İtalya, Lüksemburg ve Rusya Federasyonu'ndaki ırkçılık ve
yabancı düşmanlığına ilişkin rapor yayımladı.
Kıbrıslı
Türklere özel bir bölüm ayrılan Kıbrıs raporunda,
Kıbrıs Rum yönetimine eleştirilerde bulunuluyor.
Kıbrıs
Rum yönetimine, "Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasında
uzlaşma ve diyaloğun aktif biçimde geliştirilmesi konusunda
ortaya çıkan fırsatların kaçırılmaması"
çağrısında bulunulan raporda, "Kıbrıslı
Türklere yönelik ayrımcılık ve önyargılar doğru bir
biçimde teşhis edilmeli ve ele alınmalı" ifadesi
kullanıldı.
Kıbrıs
Rum kesimine, göçmen ve uyum konularında da genel bir politikası
olmaması yüzünden eleştiriler getirilen raporda, bu yüzden
yabancı göçmen işçilerin ayrımcılığa ve insan
hakları ihlallerine maruz kaldıkları ifade edildi.
"Irkçı
uygulamalara son verin"
Raporda, Rum
yönetimine, Kıbrıslı Türklere yönelik ayrımcı
uygulamalara son vermesi tavsiyesinde bulunuluyor.
Raporda
adanın güneyine yaşamak ya da günübirlik olarak çalışmak
üzere giden Kıbrıslı Türklerin sayısında
artış olsa da, bu kişilerin zaman zaman
ayrımcılığa ve ırkçı muameleye maruz
kaldığı belirtildi.
Kıbrıslı
Türklerin, Rum kesiminde özellikle güvenlik güçlerinin ırkçı
müdahalesiyle karşılaştığı, özel sektörde
çalışan Kıbrıslı Türklere zaman zaman
ayrımcılık yapıldığı vurgulandı.
"Türkçe
şart"
Raporun
savunmasız gruplar başlığı altında ele
alınan Kıbrıs Türklerinin, ırkçılık ve ırk
ayrımcılığı sorunları
yaşadığına dikkat çekiliyor. Kıbrıs Türklerinin
polis tarafından tacize uğradığını
hatırlatan ECRI, Anayasa'da resmi dil olarak yer alan Türkçe'nin, resmi
dil olarak kullanılmasının henüz uygulamaya geçirilmediği,
ancak bunun gerekli olduğu belirtiyor.
Raporda son
olarak Kıbrıs Rum kesiminde emlak sahibi olan Kıbrıs
Türklerinin durumuna değiniliyor. Kıbrıs Türklerinin sahip
oldukları emlağı iade etmek veya bu emlağın
kaybından dolayı değerinin tazmin edilmesi konularında büyük
sorunlar yaşadığı belirtiliyor.
KIBRIS 17/05/06
Seçim
havası
Partiler,
propaganda döneminde ön plana çıkaracakları konuları belirledi
Seçim
havası
ADAYLAR
HAZIR... Seçime 39 gün kala, hem adaylar hem de propaganda döneminde ön plana
çıkarılacak konular netleşiyor. Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) 25
Haziran Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve
Milletvekilliği Ara Seçimi için belirlediği takvime göre, dün siyasi
partilerin aday belirlemede son günüydü. Adaylar, 19 Mayıs Cuma günü
adaylık başvurularını yapacak. YSK, 20 Mayıs Cumartesi
günü adayları geçici olarak ilan edecek. Adaylar 28 Mayıs'ta
kesinleşecek ve 29 Mayıs'ta ilan edilecek. Propaganda ise 30
Mayıs'ta başlayacak
SEÇMEN
LİSTELERİ ASKIYA ALINDI... Sandık seçmen listeleri dün
askıya alındı. Seçmen listeleri 7 gün süreyle askıda
kalacak. Sandık seçmen listelerinin askıda kalacağı
sandık bölgelerini gösteren cetveller ise dün Bayrak Radyosu'ndan okundu.
Cetveller ayrıca dünkü Vatan gazetesinde de yayımlandı. Listeler
09:00-19:00 saatleri arasında incelenebilecek. Herhangi bir itiraz veya
başvuru ise çalışma günlerinde 18:00-19:00; diğer günlerde
ise 09:00-10:00 ve 18:00-19:00 saatleri arasında listelerin
asılı bulunduğu yerlerde, ilçe seçim kurullarınca
görevlendirilmiş bulunan kimseler vasıtasıyla ilçe seçim
kuruluna yapılabilecek
Özgül Gürkut
MUTLUYAKALI- (TAK)
Seçime 39 gün
kala, hem adaylar hem de propaganda döneminde ön plana çıkarılacak
konular netleşiyor.
Yüksek Seçim
Kurulu'nun (YSK) 25 Haziran Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimleri ve
Milletvekilliği Ara Seçimi için belirlediği takvime göre, dün siyasi
partilerin aday belirlemede son günüydü. Adaylar, 19 Mayıs Cuma günü
adaylık başvurularını yapacak. YSK, 20 Mayıs Cumartesi
günü adayları geçici olarak ilan edecek. Adaylar 28 Mayıs'ta kesinleşecek
ve 29 Mayıs'ta ilan edilecek. Propaganda ise 30 Mayıs'ta
başlayacak.
Seçmen
listeleri
askıya
alındı
Sandık
seçmen listeleri ise dün askıya alındı. Seçmen listeleri 7 gün
süreyle askıda kalacak. Sandık seçmen listelerinin askıda
kalacağı sandık bölgelerini gösteren cetveller ise dün Bayrak
Radyosu'ndan okundu. Cetveller ayrıca dünkü Vatan gazetesinde de
yayımlandı.
Listeler
09:00-19:00 saatleri arasında incelenebilecek. Herhangi bir itiraz veya
başvuru ise çalışma günlerinde 18:00-19:00; diğer günlerde
ise 09:00-10:00 ve 18:00-19:00 saatleri arasında listelerin
asılı bulunduğu yerlerde, ilçe seçim kurullarınca
görevlendirilmiş bulunan kimseler vasıtasıyla ilçe seçim
kuruluna yapılabilecek.
Telefonla da
öğrenilebilecek
İsteyen
vatandaşların ise, telefon aracılığıyla da ilçe
seçim kurullarına başvurarak hangi sandıkta kayıtlı
olduklarını öğrenebilecekleri açıklandı.
Yüksek Seçim
Kurulu, başvuruda bulunulabilecek telefon numaralarını
şöyle açıkladı:
Lefkoşa
İlçe Seçim Kurulu : 2273047, 2275086, 2274155
Gazimağusa
İlçe Seçim Kurulu : 3664068, 3662332
Girne İlçe
Seçim Kurulu : 8157246
Güzelyurt
İlçe Seçim Kurulu : 7146231
Seçmen
kartları
dağıtılmaya
başlandı
Öte yandan
Yüksek Seçim Kurulu seçmen kartlarını dağıtmaya
başladı. Seçmen kartlarının dağıtılması
22 Haziran'da tamamlanacak.
Yaklaşık
1500
kişi
seçilecek
KKTC'deki
seçmenler 25 Haziran'da 28 belediye başkanı, 234 belediye meclis
üyesi, 237 muhtar ve 948 ihtiyar heyeti üyesini seçmek için sandık
başına gidecek. Aynı gün Lefkoşa ve Girne ilçesinde,
mecliste boş olan 2 sandalye için de seçim yapılacak.
CTP'nin
adayları tamam
İktidarın
büyük ortağı CTP-BG, seçimlerde yarışacak bütün
adaylarını belirledi ve 9 Mayıs akşamı YDÜ'de
tanıttı. CTP'nin 25 Haziran seçimleri için belediye başkan
adayları şöyle:
Lefkoşa
Kutlay Erk, Gönyeli Ahmet Benli, Değirmenlik Osman Işısal,
Alayköy Hulisi Manisoy, Akıncılar Hasan Barbaros, Gazimağusa
Oktay Kayalp, İnönü Salih Celal Özevrim, Beyarmudu Ali Gürdağ,
Geçitkale Erdal Palu, Serdarlı Ahmet Billuroğlu, Vadili Hasan Kasap,
Yeni Boğaziçi Cemal Biren, Tatlısu Oktay Yaman, Paşaköy Nurettin
Özer, Akdoğan Dr. Ömer Gür, Girne Sümer Aygın, Alsancak Mehmet Salih
Rahvancıoğlu, Lapta Gürsel Nizam, Dikmen Yüksel Çelebi, Esentepe
Necay Tümkan, Çatalköy Menteş Korol, Güzelyurt Dt. Hakan Kuntay, Lefke
Vehit Nekipzade, İskele Selma Yorgancı, Mehmetçik Cemil
Sarıçizmeli, Büyükkonuk Mustafa Hasek, Yenierenköy Mesut
Yıkıcı, Dipkarpaz Gültekin Erdoğan.
CTP-BG,
milletvekilliği ara seçimi için ise Lefkoşa'da Gençlik ve Spor
Bakanı Özkan Yorgancıoğlu'nu, Girne'de ise Dr. Gülboy
Beydağlı'yı aday gösterecek..
CTP:
Avrupa'nın anladığı
dilden
konuşalım
TAK muhabirinin
CTP-BG Seçim Bürosu Başkanı ve Milletvekili Alpay
Afşaroğlu'ndan aldığı bilgiye göre, seçim için
"Avrupa'nın anladığı dilden konuşalım"
ana sloganını seçen parti, propaganda için profesyonellerden de
yardım alarak bir seçim bürosu oluşturdu.
Alpay
Afşaroğlu, seçim stratejileri konusundaki soruları
yanıtlarken, referandum sonrasında Kıbrıs Türk
halkının ortaya koyduğu Kıbrıs sorunuyla ilgili
tavrın, dünyada kabul gördüğüne işaret ederek,
"Dolayısıyla bu tavrın sürdürülmesi gerektiği
inancındayız. Daha etkin sürmesi için de CTP-BG'nin gücünü
artırarak devam etmesi, bu mesajın dünyaya Avrupa'ya verilmesi
gerekir" dedi.
Diğer
yandan kentleri geleceğe taşıyacak kalıcı projelerin
hayata geçirilmesi için de seçimlere büyük önem verdiklerini vurgulayan
Afşaroğlu, Avrupa'dan ve dünyadan finansman sağlanabilmesi için
CTP-BG'nin yerel yönetim seçimlerinde başarılı olması
gerektiğini kaydetti. Afşaroğlu, 2004 yılında AB'den
alınan ve Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne belediyelerince
kullanılan 5 milyon Euroluk finansmanla köklü altyapı
yatırımları yapıldığına işaret ederek,
yapılanların kanıt olduğunu söyledi.
CTP-BG Seçim
Bürosu Başkanı ve Milletvekili Alpay Afşaroğlu, seçim
propagandasında "Yılgınlık Yok Direniş Var"
adıyla SOS Grubu'ndan Muhittin Yangın'ın okuduğu
şarkının kullanılacağını, mitingler
düzenleneceğini, afiş ve broşürler
hazırlandığını anlattı.
Afşaroğlu,
2002 yılındaki seçimde özellikle üç büyük kentteki belediyede
CTP-BG'nin gerçekleştirdiği projelerin diğer kentlere de örnek
olacak nitelik taşıdığını belirterek, her
belediyede bunların gerçekleşmesi için halkın kendilerine güçlü
bir destek vereceğine inandıklarını ifade etti.
UBP: En büyük
gücümüz
ulusal
birliğimiz
Seçim
propagandası için "En büyük gücümüz, ulusal birliğimiz" ve
"Var mısın? Biz sizin için varız"
sloganlarını belirleyen ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP), 23
belediye başkan adayını belirleyip 3 Mayıs'ta açıkladı.
UBP'nin adayları şöyle:
Lefkoşa
Şemi Bora, Gazimağusa-Ersan Saner, Girne-Mehmet Ayder,
Güzelyurt-Mahmut Özçınar, İskele-Halil Orun, Lefke-Mehmet Zafer,
Gönyeli-Fahri Yönlüer, Akdoğan-Adem Ademgil, Alayköy-Hüseyin Kaya,
Alsancak-Dr.Yücel Atakara, Beyarmudu-İlker Edip, Değirmenlik-Özdal
Kerem, Lapta-Fuat Namsoy, Büyükkonuk-Süleyman Doğan, Çatalköy-Nejdet
Numan, Dikmen-Ali Kılıç, Dipkarpaz-Mehmet Demirci, Geçitkale-Hüseyin
Baybora, İnönü-Hasan Basri Beycanlı, Mehmetçik-Mehmet Ziya Tolgan,
Tatlısu-Yusuf Çelik, Vadili-Dr.Erbay Kanatlı, Yenierenköy-Aytekin
Selengin.
UBP'nin
milletvekili adayları ise Lefkoşa'da Özay Andıç, Girne'de Ünal
Üstel olarak belirlendi.
TAK muhabirinin
sorularını yanıtlayan UBP Genel Sekreteri Turgay Avcı,
seçim çalışmaları çerçevesinde adaylar ile milletvekillerinin
bir program dahilinde sivil toplum örgütlerini ziyaret ettiğini
belirterek, "Mevcut belediye başkanlarımız bu
tanıtımları daha rahat yapıyor çünkü tanınıyorlar
ama yeni adaylarımız çok daha yoğun ziyaretler yapmak durumundalar"
dedi.
Propaganda
dönemine profesyonellerden de destek alarak
hazırlandıklarını kaydeden Avcı, afiş ve
broşürler yanında reklâm filmleri de
hazırlandığını ve merkez seçim komiteleri
oluşturulduğunu söyledi.
Avcı aday
çıkarılmayan belediyelerde takınılacak tavrın daha
sonra açıklanacağını belirterek, 30 Mayıs'ta
başlayacak propaganda döneminde mitingler de düzenleyeceklerini kaydetti.
Turgay
Avcı, yerel yönetimlerde ana hedeflerinin "Yerel Gündem 21"
uygulamasına geçmek olduğunu ifade ederek, dünyanın 135
ülkesinde ve Avrupa'daki 4 bine yakın kentte uygulanan bu yerel yönetim
politikasının katılımcılık, şeffaflık
ve hesap sorma ve verme üzerine kurulduğunu anlattı.
Avcı,
Yerel Gündem 21'de kentteki tüm halkın, üniversitelerin, sivil toplum
örgütlerinin, odaların, kadınların, gençlerin, engellilerin
katılımıyla kent konseyi oluşturulduğunu ve
kendilerinin de bunu taahhüt ettiğini ifade ederek, ayrıca
Belediyeler Birliği'nin çalıştırılmasını ve
güçlendirilmesini ve KKTC sınırları içindeki tüm bölgelerin yerel
hizmet alanlarına dahil edilmesini sağlayacaklarını
söyledi.
Küçük
belediyelerin bazı büyük projelerde finansman zorluğu
yaşadığına işaret eden UBP Genel Sekreteri Turgay
Avcı, yüksek maliyetli projelerde Belediyeler Birliği şemsiyesi
altında yatırımlar yapılmasını öngördüklerini
kaydetti.
DP: Kendini
seç, kentini yönet
Demokrat Parti
(DP), seçimlere "Kendini Seç, Kentini Yönet" sloganıyla
hazırlanıyor.
DP Seçim
Bürosu'ndan alınan "Değişim başlıyor. Halkın
adayları iş başına geliyor.
Kendini seç,
kentini yönet. Demokrat Parti/Halkın Birliği"
başlıklı seçim bildirgesinde, dünyada ve bölgede
yaşananların seçimlere her zamankinden daha büyük önem
kazandırdığı belirtilerek, Kıbrıs Türk toplumunun
var olma mücadelesine sürüklendiği kaydediliyor.
Tüm belediyeleri
halkın varlığının teminatı gördüğü ifade
edilen bildirgede, "Önümüzdeki süreçte, her belediyemiz, hem beldesine
sunduğu hizmetlerle günlük yaşamı kolaylaştıran hem de
hizmetinde olduğu insanları çatısı altında toplayarak
bütünleştiren, kaynaştıran bir kurum olacaktır.
Belediyelerimizin
bu kimliği kazanmasının tek koşulu, belde
insanlarını yoksul, zengin, patron, işçi, işsiz, emekli,
esnaf, memur, okumuş, okuyamamış, genç, yaşlı,
kadın, erkek demeden ve hiçbir ayrım gözetmeden kucaklayacak bir
çalışma anlayışının belediyelerimizde egemen
olması; yani halkın belediyelerinin
oluşturulmasıdır" deniliyor.
DP'li
belediyelerin demokrasinin yaşamdaki somut
karşılığı olacağı, beldeyle ilgili
kararların alınmasında bütün demokratik kanalların
açık tutulacağı kaydedilen seçim bildirgesinde,
saydamlığa da vurgu yapılıyor.
Belediyelerde
danışma kurulları kurulacağı, karar süreçlerine
halkın örgütlü katılımının sağlanacağı,
kurulacak iletişim merkezleri ile örgütsüz kesimlerin de düşünceleri,
önerileri ve eleştirilerinin toplanacağı kaydedilen DP seçim
bildirgesinde, kaynakların akılcı değerlendirilmesi için
bilimsel planlamalar yapılacağı belirtiliyor.
DP seçim
bildirgesinde, ülkenin stratejik gelişim planı ile ülke fiziki
planına ihtiyacı olduğuna işaret edilerek, bu yönde
yapılacaklar anlatılıyor. Bildirgede şöyle deniliyor:
"Demokratik
planlama süreci içinde hazırlanmasını öngördüğümüz ve bu
sayede toplumumuzdaki her kesimin üzerinde genel bir uzlaşma
sağlayacağı planların yürürlüğe girmesiyle birlikte,
KKTC'deki bütün yerleşmeler çağdaş bir planın
rehberliğinde gelişme sürecine gireceklerdir. Bugüne değin
kentlerimizin kaderini belirleyen abartılı, gerçek
dışı, kişisel heves ve gayretkeşlik gösterisi uydurma
projelerin, kulağa hoş gelen boş lafların yerini artık
bu planlara bağlı ve toplumumuzun gerçek gereksinimlerini
karşılayan projeler alacaktır."
DP'nin
kesinleşen belediye başkan adayları ise şöyle:
Lefkoşa
Cemal Bulutoğluları, Gazimağusa İsmail Arter, Girne Hayat
Aydınova, Güzelyurt İltaç Karayel, Dipkarpaz Arif Özbayrak, Mehmetçik
Beyazıt Adalıer, Büyükkonuk Raif Mındık, Tatlısu Hayri
Orçan, Paşaköy Habil Tülücü, Değirmenlik Hüseyin Paşa, Dikmen
Yaşar Güçsav, Esentepe Erdal Barut, Yenierenköy Özay Öykün, İskele
Ejder Aslanbaba, Alayköy Kemal Havalı, Vadili Şahin
Sapsızoğlu, İnönü Ali Öncü, Alsancak Ali Palabıyık,
Akdoğan Sevgen Kali.
DP,
milletvekilliği ara seçiminde Lefkoşa'da Salih Tunar'ı, Girne'de
Neriman Saygılı'yı aday göstereceğini
açıklamıştı.
BDH'da 5
belediye,
2 milletvekili
adayı
Cumhuriyet
Meclisi'nde tek sandalyeyle temsil edilen Barış ve Demokrasi Hareketi
(BDH), 5 belediye başkanı ve 2 milletvekili adayı gösteriyor.
BDH, 2 ilçede ise bağımsız adaylara destek verme kararı
aldı.
BDH Basın
Bürosu'ndan alınan bilgiye göre Lefkoşa Belediye
Başkanlığı için Ünal Akifler, Girne Belediye
Başkanlığı için Halil Sadrazam, Gönyeli Belediye
Başkanlığı için Özgün Kutalmış, Dikmen Belediye
Başkanlığı için Gönül Şekerci, Lefke Belediye Başkanlığı
için Ahmet Öksüz aday gösterilecek.
Gazimağusa
Belediye Başkanlığı seçiminde bağımsız aday
Ümit İnatçı; İskele Belediye Başkanlığı
seçiminde ise bağımsız aday Ali Civisilli desteklenecek.
BDH
Lefkoşa'da Harper Orhon'u, Girne ise Boysan Boyra'yı
milletvekilliğine aday gösterecek.
BDH'nın
seçim çalışmaları sürerken, bu akşam toplanacak merkez
yönetim kurulu da bu konuları görüşecek.
TKP:
Farkını göster
Toplumcu
Kurtuluş Partisi (TKP), Lefkoşa Belediye
Başkanlığı için partinin genel sekreterliğini de
yürüten Mehmet Davulcu'yu, Gazimağusa Belediye
Başkanlığı için Doğay Çakıcı'yı ve
Lefkoşa milletvekilliği için de LAÜ Uluslararası
İlişkiler Bölümü Öğretim görevlisi Hasan Kasapoğlu'nu aday
gösteriyor.
TKP Genel
Sekreteri ve Lefkoşa Belediye Başkan Adayı Mehmet Davulcu, seçim
stratejileri konusunda TAK muhabirinin sorularını yanıtlarken,
"çevre, trafik ve kentte güvenli yaşam" konularına
ağırlık vereceklerini söyledi. Davulcu, seçim
sloganlarının ise "Farkı fark et, farkını
göster" olduğunu açıkladı.
Davulcu,
toplumun alt katmanlarının desteklenmesi için sosyal demokrat
belediyelerin fon ayırıp gelir düzeyi düşük bölgeleri
iyileştirmesi gerektiğini ifade ederek, kampanya boyunca halka
bunları anlatacaklarını belirtti.
Kapitalist
sistemin dayatmalarına karşı durduklarını dile getiren
Davulcu, bu nedenle propaganda döneminde büyük paralar gerektiren yöntemleri
kullanmayacaklarını, emek yoğun bir kampanya sürdüreceklerini ve
enerjilerini seçmenlerle birebir görüşüp projelerini anlatmak için
kullanacaklarını açıkladı.
Mehmet Davulcu,
kitle iletişim araçlarını reddetmediklerini ve kullanacaklarını;
"farkını göster" sloganıyla hem farklarını
göstereceklerini, hem de halktan beklentilerinin farklı olduğunu
göstermesini talep edeceklerini söyledi.
Davulcu,
katıldıkları seçim bölgelerinde seçimi kazanma iddiasıyla
bu yarışa girdiklerini ve kazanacaklarına
inandıklarını da vurguladı.
KIBRIS 17/05/06
Yeşiller'den KKTC girişimi
17 Mayıs, 2006 22:32:00 (TSİ) CNN TURK
Avrupa Parlamentosu'ndaki Yeşiller Grubu, Kıbrıs
sorununu, gündeme getirmeye çalışıyor. Grup,
genişletilmiş yönetim kurulu toplantısını, sonbahar
aylarında KKTC'de yapacak.
Yeşiller
Grubu, Kıbrıs sorununun Avrupa Parlamentosu gündemine daha yoğun
ve etkili bir biçimde gelmesini sağlamak için bu yönde bir karar
alındığını açıkladı.
Toplantının zamanı ve yeri henüz tam olarak belirlenmiş
değil. Ancak kısa zamanda bu konuda bir karar alınması
bekleniyor.
AP gözlemcilerine göre alınan karar Yeşiller Grubu'nun
Kıbrıs konusuna verdiği önemi gösteriyor.
Gözlemciler toplantının amacının, Kıbrıs sorununu
Avrupa gündemine taşımak olduğunu ifade ediyor.
Grup, AB Komisyonu ve Konseyi, 2004 yılında Türkiye ile ilgili
kararını almadan önce yine genişletilmiş yönetim kurulunu
İstanbul'da toplamıştı.
Türklerin
yerleşik hayata geçtiği şehir
bulundu
İZMİR DHA
TÜRKLERİN yerleşik hayata geçmesi bakımından önemli bir
aşama olan Selçuklu Devleti'nin temellerinin atıldığı
ve Türk tarihinde kayıp şehir olarak bilinen Cend şehri
Kazakistan'da bulundu. Bu keşfi yapan Prof. Dr. Bekir Deniz şöyle
konuştu:
"BUGÜNE kadar kayıp şehir olarak adlandırılan Cend
şehrinde Selçuklu Devleti'nin kurucusu Selçuk Bey'in türbesini de buldum.
Türklerin İslamiyet öncesinde türbeler yaptığını
biliyordum fakat günümüze gelen örnekleri yoktu."
MILLIYET
18/05/06
Baklavadan Pontus'a...
GEÇEN gün televizyonda baklava tartışılıyordu...
Konuyu az çok biliyorsunuz; Kıbrıslı Rumlar baklavaya sahip
çıkıp Rum tatlısı demişler, bizim Gaziantepli
baklavacılar ateş püskürüyor. Güllüoğlu baklavalarının
bilmem kaçıncı kuşak sahibi, baklavanın Türk olduğunu
ispata çalışırken, "Baklavayı uluslararası
piyasaya Türk tatlısı diye tescil ettireceğiz" deyince,
Beyazıt Öztürk dayanamadı:
"Şimdiye kadar niye yapmadınız?"
***
EEEE, Türkün aklı sonradan başına gelir, hatta "Türkün
aklı ya kaçarken, ya da bilmem ne yaparken gelir" diye de bir laf
vardır.
Ne kendimizi tanıtıyoruz, ne kendimizi ispatlayabiliyoruz,
başımıza bir dert çıkınca da, önce
apışıp kalıyoruz, sonra da "Ya Allah" deyip
küffara savlet ediyoruz.
***
ÖNCE Kıbrıs, arkasından Ermeni, sırada Pontus var...
"19 Mayıs", Pontus soykırımının
yıldönümüymüş...
Kim soykırım yapmış?
Lütfen, rica ederiz, bu dünyada soykırımı kim yapar?
Elbette Türkler!
Fransa'nın Cezayir'de yaptığı asla soykırım ve
katliam değildir.
Şimdi çok kişi, "Bu Pontus da nereden çıktı?"
diyecekler.
Güya biz Trabzon çevresinden "Pontus" diye tanınan Rumları
soykırımla atmışız.
***
ADAM "Pontus anıtı" dikiyor, hem de nerede?
Hani Sayın Başbakan Selanik'e gidince, Atatürk'ün evindeki deftere
yazılanları görünce çok kızıp sayfayı
yırtmıştı ya!
O evin burnunun dibinde...
Defterde, seksen küsur yaşındaki ihtiyarın
yazdıklarını görür de, Pontus için dikilen anıtı
görmez...
***
NEDİR bu Pontus işi?
Bilen var mı?
Yooo, çıkın sokağa sorun!
Ermeni sorununu bile doğru dürüst anlatamadık, Pontus'u mu
anlatacağız?
***
RAHMETLİ Recep Bilginer'in "Üç iktidar, üç hayal
kırıklığı" kitabında vardır.
Gazeteciliğe Eskişehir'de başlamış, İstanbul'a
"Vatan"a gelmiştir, yazı işleri müdürü ilk görevini
verir:
"Devlet arşivindeki çok değerli belgeler, hatta
padişahın el yazısı olanlar bile Bulgaristan'a
satılmış, şu konuyu araştır."
***
RAHMETLİ "Recep Abi", vilayetin yanındaki Arşiv Genel
Müdürlüğü'ne gider, müdüre çıkar, müdür hiç çekinmeden anlatır:
"Eski kâğıt belgeler, dura dura eskiyor, çürüyor,
fersudeleşiyor... Nasıl olsa zamanla yok olacaklar... Hem
ağzına kadar dolu depoları boşaltmak, hem de birkaç
kuruş gelir elde etmek için Bulgarlara sattık."
Peki, Bulgarlar bu belgeleri ne yapacaklar?
Müdür bey, gayet rahattır:
"Herhalde leblebi külahı yaparlar!"
Müdür bey öyle sanadursun, hurda kâğıt fiyatına alınan
devlet belgeleri, Sofya Üniversitesi Türkoloji bölümünde saklanmaktadır.
***
SEN kendi tarihine sahip çıkmazsan, kim çıkar?
Tarihe de belgeyle sahip çıkılır...
Belgesiz tarih, belleğini kaybeden insana benzer.
HASAN PULUR
MILLIYET 18/05/06
Vanhanen: Ek protokolün onaylanmasını bekliyoruz :
Erdoğan:İzolasyonlar kaldırılmadan onaylamayız
Türkiye
Başbakanı Erdoğan, Finlandiya Başbakanı Vanhanen ile
görüştü
Vanhanen: Ek
protokolün onaylanmasını bekliyoruz : Erdoğan:İzolasyonlar
kaldırılmadan onaylamayız
VANHANEN: AB BU
KONUDA TALEPKÂRDIR... Vanhanen, TC Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan ile Başbakanlık Merkez Binası'nda baş
başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından düzenlenen
ortak basın toplantısında, Finlandiya'nın, dönem başkanlığında
Kıbrıs konusunda ne gibi adımlar atacağına yönelik
soru üzerine, AB'nin üyelik koşullarının yerine getirilmesi için
talepkâr olduğunu ifade ederek, "Ek protokolün TBMM'de onaylanmasını
bekliyoruz" dedi
ERDOĞAN:
İZOLASYONLAR KALKMADIKÇA ONAYLAMAYIZ... Türkiye Başbakanı Recep
Tayyip Erdoğan ise, Ankara Anlaşması'nın ek protokolüyle
ilgili olarak, "Ek protokol noktasında 'yıl sonunda verilen süre
bitiyor' tespiti yanlış. Böyle bir şey söz konusu
değil" dedi. Erdoğan, "Kuzey Kıbrıs'a uygulanan
izolasyonlar kalkmadıkça ek protokolün parlamentoya
getirilmeyeceğini" söyledi
Finlandiya
Başbakanı Matti Vanhanen, Ankara Anlaşması ek protokolünün
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) onaylanmasını beklediklerini
söyledi.
Vanhanen, TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanlık Merkez
Binası'nda baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin
ardından düzenlenen ortak basın toplantısında,
Finlandiya'nın, dönem başkanlığında Kıbrıs
konusunda ne gibi adımlar atacağına yönelik soru üzerine, AB'nin
üyelik koşullarının yerine getirilmesi için talepkâr
olduğunu ifade ederek, "Ek protokolün TBMM'de onaylanmasını
bekliyoruz" dedi.
AB
Komisyonu'nun sonbaharda konuya ilişkin değerlendirmesini
sunacağını belirten Vanhanen, bu önemli raporu beklediklerini
kaydetti.
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise, Ankara
Anlaşması'nın ek protokolüyle ilgili olarak, "Ek protokol
noktasında 'yıl sonunda verilen süre bitiyor' tespiti
yanlış. Böyle bir şey söz konusu değil" dedi.
Erdoğan, "Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar kalkmadıkça
ek protokolün parlamentoya getirilmeyeceğini" söyledi
Vanhanen,
Kıbrıs konusunun Finlandiya'nın dönem
başkanlığı sırasındaki en zorlu konulardan biri
olacağını düşündüğünü de belirtti.
Konuk
Başbakan, İran'ın nükleer programına yönelik
gelişmelerle ilgili soru üzerine de sorunun barışçıl
yollarla çözümünden yana olduklarını ifade ederek, bu konuda Türkiye
ile iyi bir işbirliği içinde olduklarını söyledi.
"Herhangi
bir kısa yol yok"
Türkiye'nin AB
süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Vanhanen, Finlandiya'nın
birliğin genişlemesinden yana olduğunu ifade ederek, kendi dönem
başkanlıklarında da bu konuya önem vereceklerini kaydetti.
AB'ye üyelik
için neler yapılması gerektiğinin herkes tarafından
bilindiğini belirten Vanhanen, koşulları karşılayan
her ülkenin birliğe üyelik hakkının olduğunu söyledi.
Vanhanen, ancak AB'nin de kendi taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğine
dikkati çekti.
AB
Komisyonu'nun Romanya ve Bulgaristan için açıkladığı rapora
işaret eden Vanhanen, raporun, kriterlerin yerine getirilmesinin ne kadar
önemli olduğunu gösterdiğini söyledi.
Türkiye'nin AB
sürecinde pek çok reform yaptığını hatırlatan
Vanhanen, Türkiye'nin olduğu gibi diğer aday ülkelerin de reform
sürecine devam etmeleri ve üyelik için gerekli kriterleri yerine getirmeleri
gerektiğini belirtti. Vanhanen, "Bunun için herhangi bir kısa
yol yok" diye konuştu.
Erdoğan:
Önce KKTC'ye
uygulanan
izolasyonlar kaldırılmalı
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara
Anlaşması'nın ek protokolüyle ilgili olarak, "Ek protokol
noktasında 'yıl sonunda verilen süre bitiyor' tespiti
yanlış. Böyle bir şey söz konusu değil" dedi.
Erdoğan, "Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar
kalkmadıkça ek protokolün parlamentoya getirilmeyeceğini"
söyledi.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen ile
Başbakanlık Merkez Binası'nda görüşmelerinin ardından
açıklamalarda bulundu.
Finlandiyalı
bir gazetecinin, Ankara Anlaşması'nı hatırlatarak,
Türkiye'nin ek protokolü imzalaması için verilen sürenin yıl sonunda
dolduğunu belirtmesi üzerine Başbakan Erdoğan, şunları
söyledi:
"Öncelikle
ek protokol noktasında 'yıl sonunda verilen süre bitiyor' tespiti
yanlış. Böyle bir şey söz konusu değil. Bir diğer
konu, Avrupa Birliği (AB) müktesebatı ile ilgili gerek taramada, gerekse
müzakere sürecinde siyasi kriterlerin veyahut da siyasi gelişmelerin
sürece intikal ettirilmesi veya süreçle ilişkili hale getirilmesi
yanlıştır. Böyle bir şey olamaz.
Eğer bu
konuyu hakkaniyet içerisinde adil değerlendirecek olursak, adil
değerlendirmemiz halinde, benim söyleyeceğim şudur: 24 Nisan
2004 öncesinde Kıbrıs ile ilgili çözümde AB üyesi ülkelerin hepsi, 15
ülke o zaman bize şunu söylemişlerdir, 'Ne olur Kuzey
Kıbrıs'tan Annan Planı ile ilgili (evet) ifadesini
çıkarın. Referandumdan bu çıksın'...
'Peki Güney
Kıbrıs'tan çıkmazsa ne olacak' diye sorduğumuzda, 'Sizin
ondan hiç endişeniz olmasın, merak etmeyin' demişlerdi. Kuzey
Kıbrıs referandumdan (evet) cevabını
çıkarmış, ama Güney (hayır) demiştir. (Hayır)
diyenler, 1 hafta sonra AB'ye üye yapılmış, 'evet' diyenler
dışarıda bırakılmıştır. Adalet bunun
neresinde?
Bir defa
çelişki burada, haksızlığa uğrayan Kuzey
Kıbrıs, şimdi ise hesap yine Kuzey Kıbrıs'a,
dolayısıyla onun üzerinden de Türkiye'ye soruluyor."
Bu konuda test
edilmesi gerekenin Türkiye olmadığını, Türkiye'nin gerekeni
yaptığını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle
devam etti:
"Şimdi
AB üyesi ülkeler, dostlarımız üzerlerine düşeni yapsınlar.
Biz Kopenhag kriterleriyle ilgili uyum paketini çıkardık, şu
anda uygulamada. Onları gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Zamanında çözeceğiz. Tabii ki, bu bir süreç. Şu anda
başlayacak olan, başlamış olan müzakere sürecinde de
özellikle Mastrich
kriterleri ki,
buna da adım adım yaklaşıyoruz. Bu süreci siyasi
gelişmelerle ilişkili hale getirmek çok ciddi
yanlıştır. Dostlarımız öyle zannediyorum ki,
Türkiye'yi bu noktada adil ve kalıcı çözümün taraftarı
olduğunu görerek değerlendirecekler. Ek protokol noktasında da
dediğimiz gibi Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar
kalkmadıkça biz ek protokolü parlamentomuza getirmeyiz."
KIBRIS 18/05/06
Güneyde seçimleri kim kazanacak?
|
Annan
planının referanduma sunulmasının ardından güneyde
ilk kez yapılacak olan parlamento seçimlerine sayılı günler
kala Kıbrıslı Rumlar, hangi partiyi destekleyecekleri
konusunda hala kararsız. Kararsız oyların hangi partiye
kayacağı son anda belli olacak Güneyde
seçimleri kim kazanacak? SİYASİ
PARTİLERDEN BÜYÜK KATILIM VAR... Birleşmiş Milletler (BM)
Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs sorununa kapsamlı
çözüm öngören planının referanduma sunulmasının
ardından ilk kez Kıbrıslı Rumlar, 56 sandalyeli Rum
meclisinin yeni üyelerini belirlemek üzere bu pazar sandık
başına gidiyor. Siyasi partilerden büyük bir katılım
olduğu bu yılki seçimler, meclise girme başarıları
veya başarısızlıklarına göre kaderleri belirlenecek
olan küçük partiler için ve bu partilerin, geçmişte Rum siyasi
yaşamında başrol oynayan liderlerinin siyasi gelecekleri
açısından büyük önem taşıyor SEÇİMLERDE
KIBRISLI TÜRK ADAY DA YARIŞIYORYeni yüzlerin ve çok sayıda
kadın adayın yarışıyor olması ve bu yıl
Kıbrıslı Türklere de, Güney Kıbrıs'ta daimi ikamet
etmeleri şartıyla seçme-seçilme hakkı verilmiş
olması, bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden bazıları.
Kıbrıslı Türk yazar ve güneydeki Kıbrıs Üniversitesi
Türkoloji Bölümü öğretim üyesi Neşe Yaşın da, seçimlere
Annan planı hakkındaki referandumda en güçlü "evet"
kampanyasını yürüten Birleşik Demokratlar Partisi'nden
(EDİ) Lefkoşa milletvekili adayı olarak katılıyor OYLAR, SON
ANDA BELİRLENECEK Annan planının ardından güneyde ilk kez
yapılacak olan yeni milletvekillerinin belirleneceği parlamento
seçimlerine sayılı günler kala Kıbrıslı Rumlar, hala
hangi partiyi destekleyecekleri konusunda kararsız... KIBRIS, bu konuda
Kıbrıslı Rumların nabzını tuttu.
Kıbrıslı Rumların yarısı seçimlerde hangi
partiyi destekleyeceğine karar verirken, yarısı ise henüz
kararsız olduklarını, kararlarını son anda
vereceklerini söylediler Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs sorununa
kapsamlı çözüm öngören planının referanduma
sunulmasının ardından ilk kez Kıbrıslı Rumlar,
56 sandalyeli meclisinin yeni üyelerini belirlemek üzere 21 Mayıs Pazar
günü sandık başına gidiyor. Rum
meclisindeki 56 sandalyenin belirleneceği bu yılki seçimlere,
siyasi partilerden büyük bir katılım gerçekleşti. Seçimler,
meclise girme başarıları veya
başarısızlıklarına göre kaderleri belirlenecek olan
küçük partiler için ve bu partilerin, geçmişte Rum siyasi
yaşamında başrol oynayan liderlerinin siyasi gelecekleri
açısından büyük önem taşıyor. Yeni yüzlerin
ve çok sayıda kadın adayın yarışıyor
olması ve bu yıl Kıbrıslı Türklere de, Güney
Kıbrıs'ta daimi ikamet etmeleri şartıyla seçme-seçilme
hakkı verilmiş olması, bu seçimlerin dikkat çekici yönlerinden
bazıları. Rum
Meclisi'ndeki 56 sandalye ve dini grupların üç temsilcisi için, siyasi
partiler AKEL, Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ), Demokrat
Parti (DİKO), Sosyal Demokratlar Hareketi (KS EDEK), Birleşik
Demokratlar Hareketi (EDİ), Ekologlar ve Çevreciler Hareketi, Avrupa
Partisi (EVROKO), Avrupai Demokrasi (EVRODİ), Özgür Vatandaşlar
Hareketi, Sosyalist Halk Hareketi ve Avcılar Siyasi Hareketi ile dini
grupların adayları ve iki bağımsız aday
yarışıyor. Kıbrıslı
Türk yazar ve güneydeki Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü
öğretim üyesi Neşe Yaşın da, seçimlere Annan Planı
hakkındaki referandumda en güçlü "evet" kampanyasını
yürüten Birleşik Demokratlar Partisi'nden (EDİ) Lefkoşa
milletvekili adayı olarak katılıyor Maronit,
Ermeni, Latin grupların çıkaracağı vekiller, Rum
meclisinde oy hakkına sahip olmayan, ancak kendi dini
gruplarının sorunlarını meclise aktaran aracılar
olacak. Toplam 495
adayın yarışmakta olduğu seçimler çerçevesinde, 500 bin
606 kayıtlı seçmen için bin 216 seçim merkezi oluşturuldu.
Kayıtlı seçmenler arasında 270 civarında da
Kıbrıslı Türk bulunuyor. Seçimin ilk
resmi sonuçlarının pazar günü saat 21.00 civarında
alınması, tercih oylarının sayımının ise
gece yarısına kadar sürmesi bekleniyor. İlk
seçim sonuçları, saat 17:10'dan itibaren 44 seçmenin bulunduğu
Baf'a bağlı Gilinya, 49 seçmenli Milyu ve de 45 seçmenin
bulunduğu Larnaka'ya bağlı "Mennoya" (Ötüken)
köylerinden alınacak. Yapılan
son anketler, güneydeki ana muhalefet partisi DİSİ'nin
barış ve çözüm yanlısı politikasına rağmen
seçimlerde az bir farkla AKEL partisinin arkasında
kalacağını gösteriyor Güneyde
çeşitli kamuoyu araştırma şirketleri tarafından
yapılan anketler, AKEL'in seçimlerden yine birinci parti
çıkacağı ve Rum siyasi alanında yerini muhafaza
edeceğinin güçlü sinyallerini veriyor. Yapılan
son anketlere (RİK/ 12 Mayıs) göre, AKEL'in % 32,3'lük oranla
seçimlerden birinci parti olarak çıkması bekleniyor. AKEL'i % 30,7
oranıyla DİSİ'nin izleyeceği, DİKO'nun % 18,6; KS
EDEK'in % 7,9; EUROKO'nun % 5; Ekologlar'ın %3,3; EDİ'nin % 1,2;
KEP'in (Özgür Vatandaşlar Hareketi) % 0,6 oranında destek
bulacağı tahmin ediliyor. Kararsız seçmenlerin oranı %
7,1; oy pusulasını boş bırakacakların oranı %
2,6 olarak beklenirken; anketlere katılan %0,3 oranında seçmen
yanıt vermek istemiyorum veya bilmiyorum yanıtını verdi. Bu veriler
ışığında, 56 sandalyenin 18'ini AKEL, 18'ini
DİSİ'nin, 11'ini DİKO'nun, 5'ini EDEK'in, 3'ünü EUROKO'nun ve
1'ini de Ekologlar'ın alacağı hesap ediliyor. Seçim günü
için, 2 bin 800'ü aşkın polis cumartesi akşamından
itibaren alarm durumuna geçecek. Seçim dolayısıyla, Rum Ulusal
Muhafız Ordusu'nun (RMMO) da tedbirlerini artırması
bekleniyor. Polisler,
seçim merkezileri ve siyasi parti merkezleri etrafında sürekli devriye
gezecek, Rum polis genel müdürlüğü ve diğer bölge müdürlüklerinde
kriz masaları oluşturulacak. 270
Kıbrıslı Türk oy kullanacak Güneydeki
Mayıs 2006 parlamento seçimlerin en önemli özelliklerinden biri de bu
yılki seçimlerde güneyde en az 6 ay ikamet etmekte olan
Kıbrıslı Türklerin de, Kıbrıslı Rumlarla
birlikte oy kullanacak olmaları Hatırlanacağı
üzere, 78 Kıbrıslı Türk, güneydeki seçimlerin iki ay
öncesinde, Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu'ya, bir mektup
göndererek, 1960 Anayasası'ndaki seçme ve seçilme haklarının
tanınmasını talep etmişti. Ancak Hristu,
Kıbrıslı Türklerin bu taleplerinin, 1960 seçim yasasına
göre, hem toplumsal hem de kişisel hakları açısından
mümkün olmadığına işaret ederek, güneydeki seçim
yasasında yapılan değişiklikle güneyde ikamet eden
Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlarla birlikte,
24 sandalye için değil, Kıbrıslı Rumlara ait 56 sandalye
için oy kullanabileceklerini söyledi. Hristu, bu
çerçevede bu yılki seçimlere katılmak için toplam 270
Kıbrıslı Türkün de seçmen kütüğüne kayıt
olduğunu da belirtti. Rumca
konuşamayan Kıbrıslı Türklerin oy kullanacağı
30 seçim merkezinde istedikleri parti ve adaylar için oy
kullanmalarını sağlayabilmek amacıyla Türkçe'ye tercüme
edilmiş bir örnek oy kâğıdı bulunacak. Kızılyürek:
Üç partili bir sistem ile
karşı karşıya kalınacak Güney
Kıbrıs'taki Kıbrıs Üniversitesi'nin öğretim
üyelerinden Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, bir süre önce KIBRIS'a
Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirirken
güneydeki parlamento seçimleriyle ilgili değerlendirmede de bulunarak,
parlamento seçimlerinin, 2008 yılında yapılacak
başkanlık seçimi için bir ön hazırlık ve gösterge
olacağını ifade ederek, seçimlerde,
"hayırcı" partilerinin oylarını yükseltmesinin,
Kıbrıs Rum toplumu lideri Papadopulos'un elini güçlendireceğini
söyledi. Bu
açıdan oyların dağılımının önemli
olacağını belirten Kızılyürek, seçimlerde,
Kıbrıs Rum toplumu lideri Tasos Papadopulos'un, açık bir
şekilde "hayır"cı güçler diye
adlandırdığı partilerin oylarını
artırılması temennisinde bulunduğunu anımsattı.
Kızılyürek,
güneyde seçimlerin ardından üç partili bir sistem ile karşı
karşıya kalınabileceğini söyleyerek, "Her ne kadar
üçüncü parti bir partiler koalisyonundan oluşacaksa- DİKO, EDEK,
Avrupa Partisi, Yeşiller ve diğer küçük partiler- bu üçüncü parti
halindeki partiler koalisyonu da AKEL kadar oy alacak gibi görülüyor. Böyle
bir sonuç Papadopulos'un cumhurbaşkanlığını daha da
kolaylaştırır" dedi. Neşe
Yaşın da aday Kıbrıslı
Türk yazar ve güneyde bulunan Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü
öğretim üyesi Neşe Yaşın da, parlamento seçimlerine,
Annan planına "evet" diyen EDİ'nin Lefkoşa
milletvekili adayı olarak katılıyor. Bir süre önce
KIBRIS'a özel demeç veren Neşe Yaşın,
adaylığını herhangi bir ülkede yaşayan bir
insanın yurttaşlık hakları içinde gördüğünü ve
kendini Kıbrıs Cumhuriyeti içinde Kıbrıslı Türkleri
temsil eden bir aday değil, bir birey ve sanatçı olarak, bir
çeşit sembolik aday olarak gördüğünü belirtti. EDİ'nin
güneydeki parlamentoda olmasının çok önemli olduğu
düşüncesiyle bu partiye destek vermek amacıyla aday olduğunu
anlatan Yaşın, EDİ'nin Annan planıyla ilgili referandumda
en güçlü "evet"i söyleyen parti olduğunu ve bunun,
Kıbrıs'ın birleşmesi açısından önemli
olduğunu kaydetti. Yaşın,
adaylığının, bir bakıma, Annan planına
"evet" diyen Kıbrıslı Rumlara bir destek
anlamına geldiğini ifade etti. Kıbrıslı
Rumlar kararsız Kıbrıslı
Rumlar, parlamento seçimlerine sayılı günler kala, hala hangi
partiyi destekleyecekleri konusunda kararsız. KIBRIS
Gazetesi, 21 Mayıs Pazar günü yapılacak milletvekilliği
seçimlerle ilgili olarak Kıbrıslı Rumların
nabzını tuttu. Görüşlerine
başvurduğumuz Kıbrıslı Rumların
yarısı seçimlerde hangi partiyi destekleyeceğine karar
verdiğini ifade ederken, yarısı ise henüz bir karar
vermediğini ve son anda tüm faktörleri göz önünde bulundurarak bir karar
alacağını söyledi. Karar veren
Kıbrıslı Rumların çoğunluğu güneydeki sol parti
AKEL'i destekleyeceğini ifade ederken, bazıları ise, Annan
planı hakkındaki referandumda "evet" yanlısı
propaganda yürüten Mihalis Papapetru'nun lideri olduğu EDİ'yi
destekleyeceğini belirtti. Kararsızların
oylarının ise, güneyde ana muhalefet partisi olan ve Annan
planına "evet" diyen DİSİ kayabileceği yönünde
değerlendirmeler yapılıyor. Ancak, bu
oyların diğer partiler arasında bölüşülmesinin de söz
konusu olabileceği belirtiliyor. Kıbrıslı
Rumlara, bu pazar yapılacak parlamento seçimleriyle ilgili çeşitli
sorular yönelttik. Sorular
şöyle: "Parlamento seçimlerinde hangi partiyi
destekleyeceğinize karar verdiniz mi? Karar verdiyseniz bu partiyi
desteklemenizin nedenleri ne? Henüz karar vermediyseniz, karar vermenizde
etkili olacak faktör ne? Şu anki hükümetin politikalarını
başarılı buluyor musunuz? Hükümet, Kıbrıs sorununa
siyasi bir çözüm bulmada başarılı bir politika yürütüyor mu?
Sizce, seçimlerden sonra Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik yeni
müzakerelerin başlaması için bir momentum oluşacak
mı?" Sorularımızı
yanıtlayan birçok Kıbrıslı Rum, isim ve görüntü vermekten
çekindiklerinden dolayı haberimizde görüşlerini bildiren bazı
kişilerin isimlerine ver verilmemiştir. Spiros Soleas
adlı Kıbrıslı Rum, seçimlerde, çözüm yanlısı
bir tutum sergileyen Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ) lideri
Mihalis Papapetru'yu destekleyeceğini ifade ederek, "ülkemin
birleşmesini istiyorum. Bu, benim için en önemli şey. Bu nedenle,
Papapetru'yu destekleyeceğim" diye konuştu. Güneydeki
mevcut hükümeti, Kıbrıs politikası açısından
"başarılı" bulmadığını belirten
Soleas, "Hükümet, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönünde
değil, tam ters yönde ilerliyor" dedi. "EDİ'nin
seçimlerde yeterli oyu alarak parlamentoya girmesi ve mecliste sesi
olması önemli" diyen Soleas, güneydeki seçimlerden sonra
Kıbrıs sorunu çözüm müzakerelerinin başlaması umudunu
taşıdığını dile getirdi. İsim
vermekten çekinen bir Kıbrıslı Rum, siyaseti fazla takip
etmediğini belirterek, "kime oy vereceğime henüz karar
vermedim. Son anda tüm faktörleri göz önünde bulundurarak bir karar
vereceğim. Siyaset hakkında çok fazla bir bilgim yok. Bu nedenle
hükümetin politikalarının başarılı olup
olmadığını da değerlendiremem. Bu konuları
takip etmiyorum" dedi. Banadyoda
Saka adlı Kıbrıslı Rum ise, güneydeki seçimlerde, AKEL'i
destekleyeceğim çünkü AKEL'e güveniyorum" diyerek, "hükümet,
gerek iç gerek dış politikada başarılı politikalar
yürütüyor ve halkın ihtiyaçlarına yanıt veriyorlar" dedi. "Hükümetin
tarafındayım, Anastasiadis'in değil" diyen Saka,
seçimlerin ardından Kıbrıs sorunuyla ilgili bir gelişme
yaşanıp yaşanmayacağı konusunda ise net bir öngörüde
bulunmadı. İsim
vermeyen bir başka Kıbrıslı Rum ise, seçimlerde henüz
hangi partiye oy vereceğine karar vermediğini, karar vermeden önce
tüm faktörleri göz önünde bulundurmak istediğini söyledi. Milletvekili
adaylarının kişiliklerinin, karar vermesinde önemli bir faktör
olacağına işaret ederken, güneydeki hükümetin yürüttüğü politikaların
başarılı olup olmadığı sorusunu ise
"yorumsuz" bıraktı. Seçimlerden sonra, Kıbrıs
sorununun beş sene daha askıda kalacağını da
belirtti. Seçimlerdeki
rengini ve ayrıca isim de belirtmeyen diğer bir
Kıbrıslı Rum, son anda, tüm faktörleri - Kıbrıs
sorununu, dış ve iç politikayı- dikkate alarak kime oy
vereceğine karar vereceğini belirtti. Güneydeki hükümetin şu
ana kadarki politikalarını başarılı olarak
nitelendirirken, "Kıbrıs konusunda hükümet
başarılı değil, ancak doğru bir politika izliyor.
Hükümetin başarısız olmasının nedeni, hükümetten
kaynaklanmıyor, bu Türk tarafından kaynaklanıyor" dedi. Güneydeki
seçimlerden sonra, Kıbrıs sorununa müdahil tarafların
tutumlarında bir değişiklik meydana gelmesini
beklemediğini ancak, Kıbrıs konusunda bir hareketlilik
olacaksa, bunun seçimlerden sonra olacağını, ABD seçimlerin
bitmesini beklediğini söyledi. Kostandino
Hristu adlı Kıbrıslı Rum ise, "AKEL'e oy
vereceğim, çünkü AKEL solcu bir parti. Gerçekçi ve
başarılabilir politikalar yürütüyor" dedi. Karar
verirken, AKEL'in Kıbrıs konusundaki politikasını da
dikkate aldığını belirten Hristu, AKEL'in halkın
isteklerine yanıt veren bir sosyal politikası bulduğuna
işaret etti. "Hükümet,
geçmiş hükümetlere kıyasla, daha başarılı, ancak
yapması gereken daha çok şey var" diyen Hristu, seçimler
ardından, Kıbrıs sorunun çözümlenmesi için "yüzde yüz bir
şans" olacağı inancını dile getirdi. Kararsızlardan
olan Maria Hristodulu, "tabii ki, aklımda kime oy vereceğime
dair bir fikir var, ancak son ana kadar her şeyi okumak istiyorum.
DİKO, AKEL ve EDEK'ten birçok tanıdığım milletvekili
adaydı var ve henüz hangi partiyi destekleyeceğime karar vermedim.
Ama kesinlikle yeni fikirler, adaylar ve politikalar için oy
vereceğim" dedi. Hükümetin,
özellikle göçmenler politikasından
rahatsızlığını dile getiren Hristodulu,
"Yabancıların ülkemize gelemsine karşı değiliz,
ancak özellikle son zamanlarda birçok kişi geliyor. Bu, tabii ki toplumu
da olumsuz yönde etkiliyor" dedi. Elen
Grigoriu, "İlk kez kime oy vereceğimi bilmiyorum. Herkes beni
hayal kırıklığına uğrattı. Partilerin
çoğu kendi çıkarlarını düşünüyor, bizim en büyük
sorunumuz olan Kıbrıs sorununu umursamıyorlar. 60
yaşında biri olarak, artık çözüm olmasını istiyorum.
En iyisi için oy kullanmak istiyorum, bu nedenle pazara kadar karar
vermeyeceğim" dedi. Hükümetin
politikalarını başarılı bulduğunu, ancak
güneydeki cumhurbaşkanlığı seçimlerde desteklediği
Papadopulos'un şu an memnun olmadığını belirten
Grigoriu, "hayır için oy kullandık, ama şimdi artık
ilerlemeliyiz" dedi. Seçimlerin
ardından Kıbrıs sorununda bir gelişme
yaşanmasının, ABD'ye bağlı olduğunu belirten
Grigoriu, "4 yıldan fazla bir süredir biz birlikte barış
içinde yaşayabileceğimizi gösterdik. Eğer ABD isterse bir
gelişme olacak" diye konuştu. Kostas Mikkas
adlı Kıbrıslı Rum ise, AKEL'e oy vereceğim, çünkü
AKEL'e güveniyorum. AKEL, halkçı bir parti. AKEL'in tüm
politikalarını destekliyorum, Kıbrıs sorunundaki
politikasını da Hükümetin politikalarını da
başarılı buluyorum. Kıbrıs konusunda çözüm
olmaması hükümetin yanlış bir politika takip etmesinden
değil, bu Türkiye'nin suçu" diye konuştu. "Seçimlerden
sonra çözüm gelişme olmasının ABD'ye bağlı
olduğunu düşünmüyorum. Kıbrıs sorunu çok
karmaşık bir sorun. Seçimlerden sonra eğer Türkiye
hazırsa çözüm olacak. Ama tabii ki bunun için kuzeydeki seçimlerin
yapılmasını da beklememiz gerekiyor" dedi. Maria Yoanou,
"DİKO'ya oy vereceğim. Tanıdığım bir
milletvekili adayından dolayı... Kararımı verirken
partinin Kıbrıs sorunu ile politikasını göz önüne
almadım. Eğer öyle olsaydı, hiçbir partiye oy vermezdim. Hükümetin
politikasından memnunum, çünkü diğer tüm siyasi partilere
kıyasla en uygun politikayı sürdürüyor. Seçimlerin ardından
bir gelişime olacağından ümitli değilim, çünkü
Kıbrıs sorunun çözümü sadece Kıbrıs Rum tarafına
bağlı değil, burada Türkiye'nin ve Yunanistan'ın tutumu
da önemli. Ancak yine de gelişmeler olabilir." |
KIBRIS 18/05/06
KIBRIS'TA HAYATİ
ÖNEMDEKİ GELİŞMELER
Bu hafta başı Doğan Yayın Holding'in artık
gelenekselleşmiş DOĞAN GÜNCEL toplantısı vardı.
Konuğumuz da KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat idi. Bir bölümü
yazılmak, diğer bölümü de yazılmamak üzere, bize
Kıbrıs konusundaki gelişmeleri anlattı,
değerlendirmeler yaptı, dikkatimizi çekti. Bence en önemlisi,
Kıbrıs sorununun nasıl şekil değiştirdiğini
gösterdi. Başka işlerle uğraşmaktan bu değişimi
tam algılayamamışız.
Hatırlayacaksınız, eskiden Kıbrıs sorunu Türkiye,
Yunanistan, İngiltere ve ABD arasında
tartışılırdı. Tartışma sahnesi de,
Birleşmiş Milletlerdi. Ortada da hep belirli tarihler
dolaşırdı. "Şu tarihe kadar bu olmazsa,
Kıbrıs'ta şöyle bir durumla karşı karşıya
kalabiliriz" denirdi.
Bugün durum çok farklı.
Bugün, işin içine Avrupa Birliği de girdi. Yine belirli tarihler var,
ancak bunlar artık AB ile Türkiye müzakerelerinin tarihleri. Yani
Kıbrıs, AB ile ilişkilerimizin çok önemli bir anahtarı
oldu.
Diğer önemli bir farkı, eskiden "bölünmüş Kıbrıs,
AB'ye giremez" denirken, şimdi "artık olanlar oldu,
artık birleşin" sesleri ortaya çıkar oldu.
Papadopulos'un uyguladığı politika da temelinden
değişti. Rumlar artık, iki toplumlu, iki kesimli federal bir
Kıbrıs'tan söz etmiyorlar. Rumlar bugün, KKTC'nin kendilerine ilhak
edileceği günü bekliyorlar. ÜNİTER DEVLET'ten kastettikleri, KKTC'nin
Rum egemenliğini kabul etmesi.
Türk tarafı ise, BİRLEŞİK KIBRIS'tan söz ediyor. Yani Annan
planındaki gibi, iki bölgeli, iki eşit siyasi hakka sahip toplumdan
oluşan bir Kıbrıs...
Papadopulos, Türkiye'nin müzakere sürecinde ve bir çözüm bulunamazsa, tam
üyelik öncesinde KKTC'yi bırakmasını bekliyor. Ankara'nın
AB için KKTC'yi harcayacağının hesabını
yaptığından dolayı hiçbir açılıma
yanaşmıyor. Üzerinde dış baskı
olmadığından dolayı da, bu oyunu sürdürüyor.
Birgün, çok yanıldığını anlayacak, ancak o güne kadar
da direnecek...
* * *
EN BÜYÜK TEHLİKE,
MÜLKİYET DAVALARI...
MEHMET ALI
BIRAND MILLIYET 19/05/06
Rum Dışişleri Bakanı Yakovu:
Erdoğan'ın dayılığı AB'de geçmez
Rum
Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın; Türkiye'nin garantör ülke olarak
Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu kaldırmak yönünde bazı
adımlar atacağı açıklamasını
"dayılık" olarak niteledi.
Rum radyosunun
haberine göre Yakovu, Avrupa Konseyi Dışişleri Bakanları
116. Toplantısı'na katılmak amacıyla Strazburg'a hareketi
öncesinde Larnaka Havaalanı'nda yaptığı açıklamada,
"Avrupa Birliği'nde bu tür dayılıklar geçmez" dedi.
Yorgos Yakovu,
"Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa sürecini iyi düşünse ve Türkiye'nin
bu Avrupa sürecine atıfta bulunurken gerçekten ciddi mi olduğunu
kendi kendine sorsa, iyi eder" ifadesini kullandı.
KIBRIS 19/05/06
Başbakan Ferdi Sabit Soyer: Dövizdeki artıştan
Kıbrıs Türk halkının negatif yönde etkilenmemesi
sağlanacak
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, dövizdeki yükselmenin KKTC'de yüzde 8 oranında etki
yaptığını belirterek, bu dalganın Kıbrıs Türk
halkını negatif etkilememesinin sağlanacağını
söyledi.
Dövizdeki
artışın mal ve hizmetlerin fiyatlarına etkisi
olacağını da kaydeden Soyer, bunun alınacak önlemlerle
tolere edileceğini ifade etti.
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü'nü ziyareti
sırasında soru üzerine dövizdeki yükselmeyi de değerlendirdi.
Uluslararası
finans güçleri
Dünyada global
ekonomik koşullar içinde ülkelerin karşılıklı olarak
birbirlerine bağımlı olduklarını belirten
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, geçmiş dönemde uluslararası finans
güçlerinin uygun para ve faiz politikaları ile gelişmekte olan
ülkelerde büyük yatırımlara gittiklerini kaydetti. Sermaye
girişinin ülkelerde büyük bir üretim ve yatırım potansiyeli
sağladığını ifade eden Soyer, "Bu hammadde
fiyatlarında artışı da getirdi" dedi.
Son dönemde
özellikle ABD'nin faizleri yükseltmesi nedeniyle global sermayenin tekrar
ABD'ye dönme girişimi içerisine girdiğini anlatan Başbakan
Soyer, "Bu bir kısım ülkelerde dalgalanmaya sebebiyet verdi.
Dövizdeki yükselmenin bir nedeni bu Ve bunun sıkıntıları
yaşanıyor" dedi.
Dalgalı
kur ve 2001 krizi
Dalgalı
kur politikası bulunduğunu ve bunu 2001 yılı krizinden
ayırmak gerektiğini söyleyen Başbakan Soyer, "Bugün böyle
bir kaygı ve ortam yok" dedi.
Dövizdeki
yükselmenin KKTC'de de yüzde 8 oranında bir etki
yaptığını ifade eden Soyer, mal ve hizmetlerin
fiyatlarına bunun yansımaları olacağını da
söyledi.
Alınacak
tedbirler
Genel olarak
bunun alınacak tedbirlerle ekonominin büyümesi sağlanarak tolere
edilebileceğini belirten Soyer, "Hükümetimiz vergi aracını
kullanarak, büyük ölçüde dolaylı vergilerin yükünü ekonominin üzerinden
azaltarak ekonominin önünü açan tedbirler getirdi. Benzeri argümanları
kullanarak bu dalganın Kıbrıs Türk halkını negatif
olarak etkilememesini sağlayacağız" şeklinde
konuştu.
Önemli
olanın ülke ekonomisinin rekabet edebilme koşullarını
artırmak olduğunu vurgulayan Soyer, bunun birlikte
sağlanacağını ifade etti.
Talepteki
artışla gelen pahalılık
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, son zamanlarda meydana gelen bir kısım kısmi
fiyat artışlarının nedeninin de talepteki
fazlalığa karşılık arzdaki azlık olduğunu da
belirtti.
İnsanların
alım gücünün arttığını ve talepteki
artışı arzın sağlayamadığını
kaydeden Soyer, bunun fiyat yükselmelerine neden olduğunu söyledi.
Soyer,
"Bugünkü tanım dünden farklı. Gelişmenin
yarattığı farklı bir neden toplamı var. Bunu dikkatle
inceleyip uygun çareler üretip ülkemizi daha ucuza döndürme çarelerini
bulacağız" dedi.
KIBRIS 19/05/06
Kıbrıslı Rumların bu pazar milletvekillerini
belirleyeceği parlamento seçimlerini değerlendirdi: Seçilecek olan
parlamento Kıbrıslı Rumların parlamentosu
Kıbrıslı
Rumların bu pazar milletvekillerini belirleyeceği parlamento
seçimlerini değerlendirdi: Seçilecek olan parlamento
Kıbrıslı Rumların parlamentosu
"KIBRISLI
TÜRKLERİN KATILIMI GERÇEĞİ
DEĞİŞTİRMİYOR" Rum tarafındaki
Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü Öğretim Görevlisi
İsmail Kemal, bu pazar Kıbrıslı Rumların yeni
milletvekillerini belirleyeceği parlamento seçimleri için güneyde ikamet
eden Kıbrıslı Türklerden bazılarının seçim
kütüklerine kaydolmasının ve bir Kıbrıslı Türkün de
milletvekili adayı olmasının, seçilecek olan parlamentonun
Kıbrıslı Rumların parlamentosu olduğu gerçeğini
hiç etkilemeyeceğini vurguladı
"PAPADOPULOS
HÜKÜMETİ GÜCÜNÜ KORUYACAK" Seçim sonuçlarıyla ilgili olarak
öngörüde de bulunan İsmail Kemal, "Tasos Papadopulos hükümeti
parlamentodaki gücünü koruyacak. Hükümet, AKEL, DİKO ve EDEK
ittifakına dayanıyor. Bu ittifak yeni mecliste de çoğunluğa
sahip olacak" dedi
KARARSIZLAR,
İKİ BÜYÜK PARTİNİN OY ORANINI ETKİLEMEZ AKEL ile
DİSİ'nin birincilik için yarıştığına
işaret eden Kemal, AKEL'in seçimleri birinci sırada bitirme
olasılığı yüksek olduğunu söyledi. Kemal, bu
yılki seçimlerde kararsızların oranının geçmişe
kıyasala daha yüksek olduğunu belirtti, ancak,
kararsızların iki büyük partinin oy oranını
değiştireceğini sanmadığını da ifade etti
Anıl
IŞIK
Kıbrıs'ın
Rum tarafında bulunan Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü
Öğretim Görevlisi İsmail Kemal, "Bu pazar
Kıbrıslı Rumların yeni milletvekillerini belirleyeceği
parlamento seçimleri için Rum tarafında ikamet eden
Kıbrıslı Türklerden bazılarının seçim kütüklerine
kaydolmasının ve bir Kıbrıslı Türkün de aday
olmasının, seçilecek olan parlamentonun Kıbrıslı
Rumların parlamentosu olduğu gerçeğini hiç
etkilemeyeceğini" söyledi.
İsmail
Kemal, seçimlerin, 1960 Anayasası'nda öngörülen Kıbrıslı
Rumlara ait 56 sandalye için yapılacağını vurguladı.
Kıbrıs
Üniversitesi Türkoloji Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Kemal, bu
pazar Rum tarafında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde
değerlendirmede bulunarak, önemli saptamalar yaptı.
Seçimlerin,
Kıbrıs Rum tarafının dış ve iç politikasında
ve özellikle Kıbrıs politikasında bir değişikliğe
yol açıp açmayacağıyla ilgili olarak İsmail Kemal, seçimlerden
sonra "Kıbrıs Rum tarafının tutumunda hiç bir
değişiklik olmayacak. Şimdiye dek var olan politikalar devam
edecek" dedi.
Bilindiği
üzere, güneydeki bu yılki seçimlerde seçmen kütüklerine kayıt
yaptıran toplam 270 Kıbrıslı Türk oy kullanacak ve Neşe
Yaşın seçimlere Birleşik Demokratlar Partisi'nden (EDİ)
milletvekili adayı olarak katılacak.
"Siyasi
güçler dengesinde önemli
bir
değişiklik beklenmiyor"
Seçim
sonuçlarının Rum tarafındaki siyasi güçler dengesinde önemli bir
değişiklik doğurmasının beklenmediğini belirten
İsmail Kemal, şöyle devam etti:
"Küçük
bazı değişikliklerle eski parlamentodaki güçler dengesi devam
edecek. Yani, beş yıl aradan sonra, Kıbrıslı
Rumların siyasi tercihlerinde önemli bir değişiklik yok.
Kaldı ki, parlamentodaki dengelerde önemli değişiklikler olsa
bile bu, hükümeti doğrudan etkilemez. Var olan sistemin
başkanlık sistemi olduğunu unutmamak gerek. Yürütme erki, halk
tarafından seçilen cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı,
parlamentoda çoğunluk desteğine sahip olmasa da iktidarını
ve politikalarını sürdürebilir."
AKEL, az bir
farkla birinci sırada
İsmail
Kemal, seçim sonuçlarının parlamentonun yeni oluşumunda bir
değişikliğe yol açıp açmayacağıyla ilgili olarak
da öngörüde bulunarak, "Tassos Papadopulos hükümeti parlamentodaki gücünü
koruyacak. Hükümet, AKEL, DİKO ve EDEK ittifakına dayanıyor. Bu
ittifak yeni mecliste de çoğunluğa sahip olacak" dedi.
Güneyde
seçimlerle ilgili yapılan anket sonuçlarına işaret eden
İsmail Kemal, "Şimdiye dek yapılan anketler, AKEL ile
DİSİ'nin birincilik için yarıştığını
gösteriyor. AKEL az bir farkla birinci sırada yer alıyor. AKEL'in
seçimleri birinci sırada bitirme olasılığı
yüksek" diye konuştu.
Güneyde bu
yılki parlamento seçimlerde kararsızların oranının
geçmişe göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken İsmail Kemal,
anketlere göre kararsızların yüzde 10 civarında olduğunu,
ancak kararsızların iki büyük partinin oy oranını
değiştireceğini sanmadığını söyledi.
"DİKO,
en fazla oy artıran parti olacak"
AKEL'in bir
miktar oy kaybına uğrayabileceğini, bir sandalye
kaybedebileceğini ancak, birinci sırada olmayı
başarması halinde, parti liderliğinin sonuçtan memnun
olacağını anlatan İsmail Kemal,
"Hristofyas,
Meclis Başkanlığını sürdürecek.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yine Papadopulos'u destekleyecek.
AKEL-DİKO ittifakı uzun süreli bir ittifak" diye konuştu.
DİSİ'nin
birincilik için mücadele ettiğini, ancak, az farkla ikinci sırada
olmasının parti yönetimi tarafından başarı olarak
kabul edileceğini söyleyen İsmail Kemal, DİSİ'nin iki
yıl önce Annan planı nedeniyle önemli bir bölünme
yaşamış olduğunu anımsattı.
Güneydeki bu
yılki seçimlerde en fazla DİKO'nun oy artırmasının
beklendiğini belirten İsmail Kemal, "DİKO'nun iktidardayken
hep oylarını artırmıştır. İktidar
olmanın olanaklarını kullanmayı iyi bilen bir parti"
diye konuştu.
İsmail
Kemal, iktidarın küçük ortağı EDEK'in ise dördüncü sıradaki
yerini koruyacağını ve oy oranında önemli bir
değişiklik olmayacağını ifade etti.
Küçük partiler
arasında parlamentoya girmesi kesin olan iki parti olduğuna
işaret eden İsmail Kemal, "Avrupa Partisi beşinci
sırada yer alacak. İki, üç sandalye kazanabilir. Çevreciler Hareketi
bir sandalyeyi koruyacak. EDİ'nin durumu ise belirsiz. Bir sandalye
kazanacak kadar oy alabilecek mi? Biraz zor gibi. Kararsızlardan oy
alırlarsa belki."
Güneyde oy
kullanmak zorunlu olduğu halde bu seçimlerde sandığı boykot
etmeyi düşünenler de olduğuna dikkat çeken İsmail Kemal,
"bunlar, tüm siyasi partilerden memnun olmayan seçmenler. Bu oranı
izlemekte yarar var. Sonuçta, Papadopulos hükümeti gücünü ya korur, ya da
artırır. Hükümetin bilinen politikaları devam eder. Garp
cephesinde yeni bir şey yok" diye konuştu.
KIBRIS 19/05/06