Rum yönetimini KKTC’de kumar korkusu sardı


      Oshan SABIRLI DHA

      GÜNEY Kıbrıs Rum Yönetimi, kendi vatandaşlarının KKTC’ye geçip kumar oynamasından şikayetçi. Güney Kıbrıs’tan yapılan açıklamada, 2003 yılında barikatların açılmasıyla KKTC otellerinde konaklayan Rumların sayısının giderek arttığı ve KKTC kumarhanelerine 30-40 milyon Kıbrıs Lirası (yaklaşık 94.5 milyon YTL) dolayında harcama yapıldığı savunuldu.
      Rum Turizm Kurumu KOT Başkanı Fotis Fotiu dün Rum Meclis Komitesi’nde yaptığı açıklamada, her iki konunun da Rumları düşündürmesi gerektiğini söyledi. Fotiu, 2004’de 173 bin Rumun KKTC’yi ziyaret ettiği; 2 bin 848’inin ise otellerde konakladığına ilişkin KKTC istatistik verilerine de dikkat çekti.
      Güney Kıbrıs’ta kumar oynanması ve oynatılması yasak; bu nedenle Rumlar kumar oynamak için KKTC’yi tercih ediyor. Ada’nın kuzeyinde kumar oynayan müşterilerde ilk sırayı Türkiye’den gelenler oluşturuyor. 2’nci sırada Rumlar bulunurken, 3’üncü sırayı İsrailli turistler alıyor. Kıbrıslı Türklerin kumarhanelere girmesi ve kumar oynaması ise yasak.

MILLIYET 08/02/06

 

Osmosis olmayacak

KIBRIS Medya grubunu ziyaret eden İngiliz Yüksek Komiseri Peter Joseph Millet, Türkiye'nin "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni olası tanımasının, sorunun otomatikman çözüleceği anlamına gelmediğini söyledi:

Osmosis olmayacak

OTOMATİK ÇÖZÜM YOK... Türkiye'nin AB ile gerçekleştireceği müzakereler süresince tüm üye ülkeleri tanıma zorunluluğunda olduğunu ifade eden Millet, bunun Kıbrıs sorununun otomatikman çözümü anlamına gelmediğini ifade etti. Paralel bir sürece ihtiyaç olduğunu belirten Millet "Sorunun çözümü otomatik olarak "osmosis" yoluyla, AB-Türkiye katılım sürecindeki müzakerelerle çözülmeyecek. İhtiyacımız olan, iki toplumun bir araya gelip çözümü yaratmaya çalışacağı BM öncülüğündeki yolu takip etmektir" dedi

KIBRIS 08/02/06

 

Güzelyurtlu plana sırt çevirdi

GÜKAD'ın anketi ilginç sonuçlar içeriyor... Annan Planı'na yüzde 64.21 oranında "evet" diyen Güzelyurt halkı, bir hafta sonra plan referanduma sunulsa "yüzde 33 evet", "yüzde 41 hayır" diyeceğini beyan etti

Güzelyurtlu plana sırt çevirdi

YÜZDE 41 HAYIR, YÜZDE 33 EVET... Annan Planı'na yüzde 64.21 "evet" diyen Güzelyurt halkı, anket sonuçlarına göre yeni bir referandumda ancak yüzde 33 oranında "evet diyecek... Yüzde 35.79 olan "hayır oyları ise yüzde 41'e yükseliyor. Yüzde 18'lik bir kısım "henüz karar vermedim" derken, "sandığa gitmem" diyenlerin oranı yüzde 8

GELİŞİM BEKLENİYOR... Güzelyurt İlçesini Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) tarafından KADEM şirketine yaptırılan ve 2 bin 403 kişinin katıldığı anket, ilginç sonuçlar ortaya koydu. Annan Planı'na referandumda yüzde 64.1 ile destek veren Güzelyurt halkı, aradan geçen sürede ciddi bir gelişim yaşanmaması nedeniyle plana eskisi gibi olumlu yaklaşmıyor

Güzelyurtlu, "Bir hafta sonra referandum yapılsa oyunuz hangi yönde olur?" sorusuna yüzde 41 ile "hayır", yüzde 33 ile "evet" yanıtını verdi. 24 Nisan 2004 referandumunda Annan Planı'na Güzelyurt'ta 10 bin 603 kişi, yüzde 64.21 ile "evet" derken, "hayır" oyları ise 5 bin 911 ile yüzde 35.79 olarak tespit edilmişti.

Güzelyurt İlçesini Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) tarafından KADEM şirketine yaptırılan ve 2 bin 403 kişinin katıldığı anket, ilginç sonuçlar ortaya koydu. Annan Planı'na referandumda yüzde 64.1 ile destek veren Güzelyurt halkı, aradan geçen sürede ciddi bir gelişim yaşanmaması nedeniyle plana eskisi gibi olumlu yaklaşmıyor.

Kuntay açıkladı

GÜKAD'ın KADEM'e yaptırmış olduğu Güzelyurt bölgesine yönelik anketin sonuçları dün açıklandı.

GÜKAD merkezinde saat 11.30'da yapılan basın toplantısında anket sonuçlarının sunumunu GÜKAD Başkanı Hakan Kuntay yaparken, araştırma sonuçları gazeteciler tarafından ilgiyle izlendi.

GÜKAD Başkanı Hakan Kuntay, Güzelyurt bölgesinin Kıbrıs barış görüşmelerinde her zaman önemli bir yere sahip olduğuna, bu durumum bölge halkının moral motivasyonunu olumsuz etkilediğine işaret ederek, geleceği görememenin bölge insanını arayışlara iterek kaçışlara neden olduğunu söyledi.

"Çözümsüzlükten en çok Güzelyurt etkilendi"

Kıbrıs'ta çözümsüzlükten en fazla etkilenen kesim olarak Güzelyurt insanının durumundaki belirsizlikten kurtulmak istediğini her seçimde ortaya koyduğunu ifade eden Kuntay, bölge insanının ortaya koyduğu irade neticesinde devlet ve hükümet yetkililerinden kendi geleceğiyle ilgili somut yaklaşımlar beklemesinin yadırganmaması gerektiğini vurguladı.

Kuntay, referandum sonrası Bostancı Kapısı'nın açılması için çalışma yaptıklarını, düşük faizli krediler verilerek bölgedeki yatırımcıların cesaretlendirilmesi, çift şeritli yolun Lefke'den Lefkoşa'ya doğru yapılması, bölgede göç etmekte olan gençlere yönelik yerleşim alanlarının oluşturulması gibi konuları da gündeme getirdiklerini söyledi ve anketin, bu fikirlerin bölge insanı tarafından kabul edilme düzeyini ve referandum sonrası bölge insanının beklentilerini ortaya çıkardığını kaydetti.

Ankete katılanlar yüzde 50 oranında "evet" dedi

Ankete katılan 2403 kişiye ilk olarak "2004 Nisan'ında yapılan referandumda evet mi yoksa hayır mı kullanmıştınız?" sorusu soruldu.

Ankete katılanların yüzde 50'si "evet", yüzde 31'i ise "hayır" dediğini söyledi. Yüzde 11 "ben söylemek istemiyorum" derken, yüzde 7'lik bir grup ise oy kullanmadığını açıkladı. Yüzde 1'lik bir grup ise yaşı tutmadığı için Annan planı döneminde oy kullanmadığını belirtti.

"Evet"ten "hayır"a kayma var

Annan planı ile ilgili ikinci soru ise "Evet oyu kullananlar yeni bir referandumda nasıl oy kullanmayı düşünüyor?" oldu.

Ankete katılan ve Annan Planı'na evet dediğini açıklayan yüzde 50'lik kesimin yüzde 61'i yeniden "evet" diyeceğini söyledi. Buna karşın yüzde 22'lik bir grup ise "hayır" diyeceğini vurguladı. Yüzde 5 oy kullanmama eğiliminde olduğunu belirtirken, yüzde 12 ise fikir belirtmedi.

"Hayırda hayır vardır" diyenlerin tavrı sürüyor

2004 Nisan'ında Annan Planı'na "hayır" dediğini belirten ankete katılan yüzde 31'lik grubun yüzde 91'i yeni bir referandumda yine "hayır" diyeceğini bildirdi.

Yüzde2'lik bir grup oy kullanmayacağını söylerken, sadece yüzde 5'lik bir grup evet diyebileceğini beyan etti.

Annan Planı'na hayır diyenlerin yüzde 91'lik kısmının aynı tavrı sürdürmesi ise, "hayırcıların" tutumlarında bir değişiklik olmadığını gözler önüne serdi. Buna karşın, evet diyenlerin yüzde 22'lik kısmı kararlarından döndüklerini beyan etti.

Bugün referandum olsa, yüzde 41 hayır, yüzde 33 evet

Anketin en çarpıcı sonucu ise, "Önümüzdeki hafta Annan Planı ile ilgili referandum yapılsa oyunuz hangi yönde olurdu" sorusuna verilen yanıtlar.

Annan Planı'na yüzde 64.21 "evet" diyen Güzelyurt halkı, anket sonuçlarına göre yeni bir referandumda ancak yüzde 33 oranında "evet diyecek... Yüzde 35.79 olan "hayır oyları ise yüzde 41'e yükseliyor.

Yüzde 18'lik bir kısım "henüz karar vermedim" derken, "sandığa gitmem" diyenlerin oranı yüzde 8.

KIBRIS 08/02/06

 

Brayza: Gül'ün Kıbrıs önerisi çok olumlu

YENİ FİKİRLER VAR... ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matt Brayza, "Gül'ün kapsamlı çözüm önerisini fevkalade olumlu buluyoruz. Öneride yeni fikirler var. Bu öneri mevcut belirsiz ortamdan çıkış için bazı perspektifler sunuyor. Bu inisiyatif Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm istediğini gösteriyor" dedi

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza, Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün açıkladığı, Ankara'nın kapsamlı çözüm önerilerini olumlu bulduğunu açıkladı.

Matthew Bryza, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ni Kıbrıs Rum kesimini de kapsayacak şekilde genişleten Ek Protokol'ü uygulamak zorunda olduğunu belirterek, "Fakat politik açıdan bunun gerçekçi ve uygulanabilir olmasını sağlamak gerekiyor. Bu da adadaki tüm kısıtlamaların kaldırılmasıyla mümkün olabilir" dedi.

Brüksel'de AB üst düzey yetkililer ile temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matt Brayza, dün önce sabah kahvaltısında Türk, Yunan ve Kıbrıslı Rum gazeteciler ile bir araya geldi, daha sonra ise ABD'nin AB Daimi Temsilciliği'nde düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül tarafından açıklanan paketi değerlendirdi.

Brayza, iki hafta içinde Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'a gideceğine işaret ederek, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Kıbrıs önerisini olumlu bulduğunu söyledi

Brayza Brüksel'de gazetecilere özetle şunları söyledi:

"Gül'ün önerisini fevkalade olumlu buluyoruz. Öneride yeni fikirler var. Bu öneri mevcut belirsiz ortamdan çıkış için bazı perspektifler sunuyor. Bu inisiyatif Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm bulunması istediğini gösteriyor.

Türkiye'nin AB'ye karşı Ek Protokolü uygulaması ve bu çerçevede havaalanı ve limanlarını Rum uçak ve gemilerine açması gerekiyor. Diğer yandan AB'nin Kıbrıslı Türkler için hazırladığı mali yardım ve doğrudan ticaret tüzüklerinin hayata geçmesi ise Kıbrıs sorununa çözüm çabalarını kolaylaştıracaktır.

Kıbrıs'ta yapacağım temaslarda iki tarafı da dinleyeceğim. Annan'ın soruna çözüm bulunması noktasında yeni bir inisiyatif başlatması için Kıbrıs'taki taraflar yapıcı diyalog içinde olmalıdırlar.

Yunan hükümetinin Kıbrıs sorununa yaklaşımı çok olumlu. Yunanistan- ABD ilişkileri eskiden olmadığı kadar stratejik. Yunanistan dışişleri bakanı Moliviyatis'in soruna çözüm bulunması yönünde olumlu yeni fikirleri var."

Basın toplantısında neler söyledi?

Basın toplantısında da Türkiye'nin çözüm önerisi özerinde duran Bryza, "Biz bu kapsamlı çözüm paketine olumlu yaklaşıyoruz. İçinde yeni fikirler gördük. İlginç ve faydalı bir yaklaşım" dedi.

Bryza, iki taraf arasında kapsamlı çözüm için görüşmeleri yeniden başlatma yetkisinin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'da olduğunu hatırlatarak, ABD'nin masaya oturulması için yumuşak bir dille bütün taraflara çağrı yaptığını ifade etti.

Kıbrıs sorununun oldukça uzun ve karmaşık bir geçmişinin olduğuna da dikkati çeken Bryza, BM ve AB'nin sürece dahil olmasının öneminden bahsetti ve bina benzetmesinde bulunarak "tuğla üzerine tuğla konularak çözüme ulaşılabileceğini" kaydetti.

"Önemli bir tuğlayı alırsanız eseriniz çökebilir" diyen Bryza, Rusya ve AB dahil çözümün bütün unsurlarıyla temas halinde olduklarını anlatarak, "Önceki gün AB Komisyonu yetkilileri ve AB Konseyi ile görüştüm. Üye devletlerle de konuşuyoruz. Kıbrıs sorununa yaklaşım konusunda aramızda önemli bir fark bulunmuyor" şeklinde konuştu.

Bryza, Rusya ile ABD'nin geleneksel olarak birçok konuda farklı düşünceleri olduğunu belirterek "Bu farklılık Kıbrıs konusunda da olabilir. Fakat Rusya'nın çözüm yönünde BM Genel Sekreteri'ne güven sağlaması önemli" dedi.

Bryza, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ABD'nin tutumunu da şöyle açıkladı:

"Türkiye'nin Ek Protokol'ü uygulaması zorunluluk. Fakat politik açıdan bunun gerçekçi ve uygulanabilir olması gerekiyor. Bu da adadaki tüm kısıtlamaların kaldırılmasıyla mümkün olabilir. Benim hükümetim AB ve Türkiye'ye, protokolün uygulanması için yardımcı olmaya çalışıyor. Şu anda Türkiye'nin sunduğu öneri ortada. Buna cevap verilme zamanı."

Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüm için iki taraf arasındaki gelir farkının da kapatılması gerektiğini vurgulayan Bryza, "Bunun için KKTC üzerindeki izolasyonun kaldırılması ve ticaretin kolaylaştırılması gerekiyor. Eğer adadaki bölünmüşlüğün ortadan kalkmasını istiyorsak ekonomik farklılıklar da ortadan kalkmalı. İki Almanya'nın birleşmesinde bir taraf refah içindeydi bir taraf yoksulluk çekiyordu. Bunun için sıkıntılı oldu. Yine aynı durum yaşanmamalı" diye konuştu.

Bryza, Kıbrıs sorununun çözümüne katkı sağlamak için önümüzdeki haftalarda Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'a gideceğini belirterek, "Kıbrıs'ta bir çözüm konusunda Yunanistan hükümeti hiç olmadığı kadar stratejik konumda. Rum tarafıyla diyaloğunu kullanarak, daha iyi bir perspektif sağlayabilir" dedi.

Türkiye'nin AB üyeliğinin de değerlendiren Bryza, şunları kaydetti: "Avrupa Parlamentosu (AP) son o larak hazırladığı bir raporda, Türkiye için imtiyazlı ortaklığı devre dışı bıraktı. Bu olumlu bir

adım. Türkiye'nin AB üyeliğinin zor olduğunun farkındayız. Fakat bu uzun yolda atılacak olumlu adımların önemi büyük olacaktır. Halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin AB üyeliğinde derin stratejik çıkarlar söz konusu."

Bir Danimarka gazetesinde yayımlanan ve İslam dünyasını rahatsız eden karikatürlere Avrupa'da birçok basın organında yer verilmesinin ardından gerginleşen ortamda "medeniyetler çatışması" tezlerinin yeniden gündeme gelmesini de değerlendiren Bryza, "Bu trajedi olur. Buna inanmıyorum. AB ve ABD'nin halkı Müslüman olan Türkiye ile ortak çalışabilmesi buna iyi bir cevap olur" şeklinde konuştu.

"Tabii ki şiddet hiçbir şekilde haklı gösterilemez. Bazı büyükelçiliklere yapılan saldırıların ardından Lübnan'da sorumlu bakan istifa etti. Suriye'yiyse anlamak çok zor. Buna hazırlıklı olmalıydılar. Tüm haber ajansları bu konuda bilgi sağlarken Suriye'nin olaylardan habersiz olması kabul edilemez" diyen Bryza, gazetelerin yayınları nedeniyle hükümetlerin sorumlu tutulamayacağını, fakat gazetelerin de sorumlu davranarak provokasyona neden olacak yayınlardan kaçınması gerektiğini vurguladı.

KIBRIS 08/02/06

 

Bir korku adası: Kıbrıs

Bir korku adası: Kıbrıs

 

Mİhalİs Papapetros

'Korkudan başka korkulacak hiçbir şey yok' derler. Bu cümle bizim Kıbrıs'ta yıllarca yaşadıklarımızı anlatıyor.
Milliyetçi merkezler uzun yıllardan beri Kıbrıslıların yüreğine korku salmaya uğraşıyor. Hedefleri, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasında zıtlığı ve hoşgörüsüzlüğü sürdürmek.
Korku, güvensizlik ve belirsizlik gibi hisler bugünkü Rum yönetiminin de, sorunları ve de her iki tarafın itiraf edilmez arzularını gizlemesine yarayan araç ve yöntemlerini oluşturuyor. Vatandaşları savunmacı davranışa yönlendiren, kamuoyuna düşünce aşılayan ve Kıbrıs toplumuna korkuyu ve içe dönüklüğü işleyen bu hisler.
Kötümserlik, yılgınlık ve hayal kırıklığı havası yarattılar. Neme lazımcılık olgularını beslediler ve daha az çaba harcama gevşekliğini güçlendirdiler. Tereddüt ektiler ve küçük, hiçbir dostu bulunmayan Kıbrıs hissini pekiştirdiler. Papadopulos'un yeni yönetimi, Kıbrıs Rumlarının korku, güvensizlik ve geleceklerine ilişkin makul rahatsızlıklarına dayanarak, geri çekilme ve sırt çevirme havasını sağlamlaştırdı. Kıbrıs Rumlarının tüm korku sendromlarını işledi:

·  Güvenlikleri Türkiye'nin kontrolünde olacak

·  Ekonomilerinin, işgal bölgesiyle birleşmekten dolayı zedelenecek, çünkü bedeli Kıbrıs Rumlarının ödemesi gerekecek

·  Kıbrıslı Türkler, yönetimin büyük kısmını ele geçirecek
Kıbrıs sorunu, gelecek için umut veya iyimserlik alanı değil, korku sergileme alanı oldu. Ancak, korku ve içe dönüklük olguları sadece Kıbrıs sorununda yer bulmuyor, artık Kıbrıs'ın uluslararası toplumla ilişkilerinin farkına varıldığı filtreyi teşkil ediyor.
Kanlı bir işgale direnen ülke simgesi (1974-2004 Kıbrıs'ı), muhtelif yabancı komploların hedefi olduğu varsayılan, hiçbir dostu bulunmayan devlete dönüştü. Her yerde düşman görüyoruz. Herkes kötülüğümüzü istiyor, hiç kimse bizi anlamıyor.
Kostas Simitis'in 'Yaratıcı Bir Yunanistan İçin Politika' kitabında ifade ettiği gibi, "Milliyetçilik ve merkez-ulusçuluk değişik biçimlerde ortaya çıkıyor; yabancı etkilere karşı korku olarak, yabancıların düzeni bozma müdahalelerine karşı savunma olarak, kendi şartlarımızı empoze etmek zorunluluğu olarak." Eski başbakan devam ediyor: "Milliyetçi karşı koyuş, fobilere ve içe dönüklüğe yol açan savunma tavırlarına dayanıyor."
Korku, güvensizlik ve belirsizliğin Kıbrıs'ın taksimini sağlamlaştırmaması gerekir. Ülkemizi, çıkmaz, belirsiz ve sonuçsuz bir politikaya yönlendiremezler ve yönlendirmemeleri gerekir. Bu tür politika, Kıbrıs halkının tarihine yakışmaz. Her şeyden fazla da vatanseverlik ifadesi oluşturmaz.
Vatanseverlik, milli psikoz ve hoşgörüsüz-lük demek değildir. Sessiz naralar ve kovalanma sendromuyla ifade edilmez. Milliyetçilik belgeleriyle ve liyakat belgeleriyle de kanıtlanmaz. Vatanseverlik, korku ve içe dönüklükle uyuşmaz.
Vatanseverlik politikası, pazarlık konusu yapılmayacak siyasi bir değerdir ve hepimiz inanılır olduğumuz, sesimiz, görüşümüz, planımız ve tezimiz olduğu zaman buna hizmet ediyoruz. Haklarımızı, makul önerilerle talep ettiğimiz takdirde.
Kıbrıs artık el yordamıyla yürüyemez. Pusulasız, stratejisiz, plansız. Avrupa'nın paryası olamaz. AB üyesi bulunduğu bugün, trenlerin önünden geçmesine bakamaz.
Kıbrıs sorunu artık, sözüm ona daha müsait uluslararası koşullar ve daha iyi anlaşmalar bekleyerek rafta kalamaz.
Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk liderliklerinin önünde büyük bir fırsat ve de çok önemli tarihi görevler var:

·  Geleneksel yaklaşımları aşıp milliyetçiliğin aşılması yollarını aramak

·  Yeni yollar açarak ve aşarak, Kıbrıs'ın
AB yönelimi teşebbüsünü özümlemek.

·  l 30 yıllık ayrı yaşamı, iki toplumun
AB'ye ortak yönelimine dönüştürmek.
Hepimiz barışın sağlamlaştırılması, işbirliği ve beraber yaşamak temel hedefiyle, Kıbrıs sorununun yeni sayfasını yazmaya davet ediliyoruz. "Başka bir havanın esmesini bekleyemeyeceğimizi" hepimizin anlaması gerekir.
Kıbrıs sadece korkuyu ayıkladığı takdirde, gelecekte pay sahibi olabilir. İçe dönüklük fenomeninden kurtulup, dışa dönük ve yaratıcı politika uyguladığı zaman. (Yunan gazetesi To Vima, 3 Şubat 2006)

RADIKAL 09/02/06

 

Türk askerinin garantörü Tasos Papadopulos'tur

REFERANDUMDA EVET DENİLSEYDİ... AP Yeşiller Grubu üyesi Cem Özdemir, son günlerde Kıbrıs konusunda Türk askerinin adadan çekilmesine yönelik açıklamalara cevap vererek, "Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesini engelleyen Papadopulos ve Rum yönetimidir. Referandumda evet denilseydi bu iş çözülecekti. Annan planı Rumlar tarafından kabul edilseydi, Türk askeri aşamalı olarak Kıbrıs'tan çekilecekti. Türk askerinin Kıbrıs'ta kalmasının en büyük garantörü Papadopulos ve Rum yönetimidir" dedi

POLİTİKACILAR BAŞARISIZ... AP bünyesinde Kıbrıslı Türkler ile ilişkilerin geliştirilmesi için kurulan "Üst Düzey Temas Grubu", KKTC'li parlamenterler; CTP milletvekili Özdil Nami ile UBP milletvekili Hasan Taçoy'un katılımıyla ilk toplantısını Brüksel'de yaptı. Toplantının ardından konuşan AP temas grubu üyesi Avusturyalı Liberal Karin Resetarits, "Kıbrıs sorununun çözümü noktasında politikacıların başarılı olduğu söylenemez" dedi

Avrupa Komisyonu (AP) Yeşiller Grubu üyesi Cem Özdemir, son günlerde Kıbrıs konusunda Türk askerinin adadan çekilmesine yönelik açıklamalara cevap vererek, Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesini engelleyenin Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile Rum yönetiminin olduğunu söyledi.

Özdemir, "Referandumda evet denilseydi bu iş çözülecekti. Annan planı Rumlar tarafından kabul edilseydi, Türk askeri aşamalı olarak Kıbrıs'tan çekilecekti. Türk askerinin Kıbrıs'ta kalmasının en büyük garantörü Papadopulos ve Rum yönetimidir" dedi

İlk toplantı yapıldı

AP bünyesinde Kıbrıslı Türkler ile ilişkilerin geliştirilmesi için kurulan "Üst Düzey Temas Grubu", KKTC'li parlamenterler; CTP milletvekili Özdil Nami ve UBP milletvekili Hasan Taçoy'un katılımıyla ilk toplantısını Brüksel'de yaptı.

AP temas grubu üyesi Avusturyalı Liberal Karin Resetarits toplantıyı ABHaber'e değerlendirdi.

KKTC'li parlamenterler ile yapılan toplantıyı verimli ve bir o kadar da önemli olarak niteleyen Resetarits, Kıbrıs'taki mevcut durum ile ilgili bilgi sahibi olmaya çalıştıklarını söyledi.

AP'nin Kıbrıslı Türklere yönelik bir temas grubu kurmasının önemine dikkati çeken Karin Resetarits, şunları kaydetti:

"Kıbrıs sorununa siyah-beyaz diye yaklaşılıyor. Bu bence yanlış. Adada bir sorun var, bu sorunu çözmek için de tüm tarafları iyi anlamaya çalışmamız lazım. Türklerin AB'ye katılımı diğer bir değişle Kıbrıs'ın birleşmesi hem Rum hem de Türkler için hayati bir önem taşıdığını düşüyorum.

Kıbrıs'ta politikacıları değil de halkın dinlenmesinin ilk aşamada daha doğru olacağına inandığının altını çizen Resetarits, "Politikacıları bugüne kadar sorunu çözmek konusunda pek de başarılı olmuş diyemeyiz" dedi.

Rum tarafının adadaki Türk askerinin geri çekileşmesini istediğini belki bir kaç bin askerin geri çekilmesinin Rumlara yönelik AB'nin baskısını daha da artırmasına yol açabileceğini vurgulayan Karin Resetarits,

"Türkiye'nin AB'ye karşı Ek Protokolü uygulama gibi bir yükümlülüğü bulunuyor. Diğer yandan da AB'nin Kıbrıslı Türklere verdiği söz yerine bugüne kadar yerine getirilmedi. Bunları göz önünden uzak tutamayız" diye konuştu.

Özdemir'den sert tepki

Öte yandan, AP Yeşiller Grubu ve "Üst Düzey Temas Grubu" üyesi Cem Özdemir, son günlerde Kıbrıs konusunda Türk askerinin adadan çekilmesine yönelik açıklamalara cevap vererek, "Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesini engelleyen Papadopulos ve Rum yönetimidir. Kimse insanları aptal yerine koymaya çalışmamalıdır. Sorunun çözümünü engellemek ve masadan kaçmak için bu konular öne sürülüyor" diye konuştu.

Türk askerinin adadan çekilmesi konusunun AP'de belli çevreler tarafından çarpıtılmaya ve dikkatlerin başka yöne çekilmeye çalışıldığına dikkati çeken Özdemir, "Türk askerinin adada kalmasını sağlayan Papadopulos'dur. Referandumda evet denilseydi bu iş çözülecekti. Türk askerinin Kıbrıs'ta kalmasının en büyük garantörü Papadopulos ve Rum yönetimidir" dedi.

Türk askerinin adadan çekilmesi için bazı şartlar ve parametreler bulunduğuna ve bunların da göz ardı edilemeyeceğine işaret eden Özdemir, "Olayı birbirine karıştırmamak lazım. Annan planına hayır deyip sonra da 'Türk askeri adadan çekilsin' demek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Annan planı Rumlar tarafından kabul edilseydi, Türk askeri aşamalı olarak Kıbrıs'tan çekilecekti" açıklamasında bulundu.

Kendilerini solcu diye tanıtan bazı siyasilerin Kıbrıs sorununa yaklaşımlarının da gerçekçi olmadığını vurgulayan Özdemir, "Bazı solcuların Kıbrıs konusunda milliyetçi tavır takındıklarına şahit oluyoruz. Kıbrıs sorunu ile ilgili uluslararası hukuk dan bahsediyorlar. Sorunun çözüm yeri BM ve Kofi Annan'dır. Bunun uluslararası hukuk kisvesi altında çarpıtılarak başka yönlere çekilmesi yanlıştır" şeklinde konuştu.

Avrupa Parlamentosu bünyesinde Kıbrıslı Türkler ile ilişkilerin geliştirilmesi için kurulan "Üst Düzey Temas Grubu" üyesi de olan Cem Özdemir, Mart ayında kuzey Kıbrıs'a yapacakları ziyaretin Kıbrıs Türk toplumunun içinde bulunduğu durumu yerinde tespiti amacıyla önemli olduğunu vurguladı.

KIBRIS 09/02/06

 

Kıbrıs konusu AB problem ettiği ölçüde problem olacak

Avrupa Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi Oğuz Demiralp, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin bir tavır değişikliği bulunmadığını belirterek, "Kıbrıs konusu bu sene içerisinde ancak AB problem ettiği ölçüde problem olacaktır" dedi.

Oğuz Demiralp, AB sürecinde, Kıbrıs, I. Dünya Savaşı'nda Doğu Anadolu'da neler olup bittiğine dair bazı çevrelerin dayatmaya çalıştığı görüşler, dolaşım özgürlüğü ve bireysel, kültürel hakların siyasi istismara açılması gibi üzerinde ulusal mutabakat sağlanan konularda taviz verilmeyeceğini söyledi.

Demiralp, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin bir tavır değişikliği bulunmadığına da işaret ederek, "Kıbrıs konusu bu sene içerisinde ancak AB problem ettiği ölçüde problem olacaktır" dedi.

AB Genel Sekreterliği görevini resmen bir ayı aşkın süredir yürüten Demiralp, düzenlediği basınla tanışma toplantısında AB Genel Sekreterliği'nin (ABGS) çalışmalarını anlattı.

Avrupa Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi Oğuz Demiralp konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinerek, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin yapıcı olmaya devam edeceğini ve süreç içinde Türkiye'den tek taraflı olarak taviz koparılmasına izin verilmeyeceğini de belirtti.

Büyükelçi Demiralp, I. Dünya Savaşı'nda Doğu Anadolu'da neler olup bittiğine dair bazı çevrelerin dayatmaya çalıştığı görüşler ile bireysel, kültürel hakların kendi bağlamları dışında kullanılmasının ve siyasi istismara açılmasının da kabul edilmeyeceğini söyledi.

AB'nin, dolaşım özgürlüğü konusunu sürekli askıya alma eğiliminde olduğuna da dikkati çeken Demiralp, Türkiye'nin böyle bir müzakere pozisyonunu kabul etmesinin mümkün olmadığını, bu tür bir davranışın AB ilkelerine de aykırı olduğunu söyledi.

Kıbrıs konusunda Türkiye'nin bir tavır değişikliği bulunmadığına da işaret eden Demiralp, "Kıbrıs konusu bu sene içerisinde ancak AB problem ettiği ölçüde problem olacaktır. Sanıyorum mantık ölçülerinde davranırlarsa, kendi normları ölçülerinde davranırlarsa Kıbrıs konusunun da bu sene içerisinde problem olmaması gerekir" diye konuştu.

KIBRIS 09/02/06

 

 

“Rumlar bu haliyle AB’yi hak etmiyor”


9 Şubat, 2006 18:55:00 (TSİ) CNN TURK

Rum kesimindeki Tasos Papadopulos yönetimini eleştiren İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, mevcut yönetimin bugünkü tutumuyla AB üyesi olmayı hak etmediğini söyledi.

KKTC  ve Rum kesimine geçtiğimiz ayın sonlarında yaptığı ziyaretle ilgili olarak Avam Kamarası'nda milletvekillerini bilgilendiren Straw, Kıbrıs’ta birleşmeyi arzuladıklarını, ancak mevcut Rum yönetiminin bunu sağlayacak tutumda olmadığını belirtti. 
 
1990'ların sonunda Rum kesiminde, KKTC ile çözüm ve AB üyeliğini gerçekten isteyen makul bir yönetim bulunduğunu hatırlatan Straw, İngiliz hükümeti ve Avrupa hükümetlerinin bölünmüş bir Kıbrıs'ın AB'ye girmesine izin vermeyi düşünmeyeceğini belirtti. 
 
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs Rum yönetiminin çözümsüzlük yolunda izlediği politika nedeniyle zamanla bazı ülkelerin Ada’daki statükoyu tanıyabileceğini söyledi.  
 
Rum kesiminin Kıbrıs sorununda BM’yi ilgilendiren konularda AB üyeliğinden istifade etme çabası içinde olduğunu vurgulayan Straw, bu tutumun Rumlar tarafından benimsenmesi halinde hiç istemedikleri bir sonuçla karşılaşacakları uyarısında bulundu.
 
Rumların tutumu Türkiye’ye engel
 
Rum kesiminin şimdiki tutumunun Türkiye'nin AB ile fiili tam üyelik müzakerelerine başlamasını imkansız hale getireceğinin altını çizen İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, zaman içinde Kıbrıs'ta, bazı ülkelerin statükoyu uygulamada tanımaya başlayabileceğini belirtti.  
 
Adaya ziyareti sırasında KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile görüştüğünü hatırlatan Straw, her iki tarafa da müzakerelerin gecikmesi halinde anlaşmanın daha da zorlaşacağını ilettiğini söyledi.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşme kararını da savunan Straw, Talat'la makamında görüşmesine Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un tepki göstermesinin ‘tamamen yapıcı olmayan’ bir tutum olduğunu hatırlatı. 
 
Kıbrıs’ta mülklerle ilgili soruna da değinen Straw, bu başlığın ve tazminatlar konusunun siyasi soruna bulunacak kapsamlı bir çözümün esas unsuru olduğunu ifade etti. 
 
Rum hükümetinin bu konudaki yaklaşımını da ‘tamamen olumsuz’ olarak nitelendiren Straw, görüşmesi sırasında Yakovu'nun, kendi halkı ve siyasi sorunun çözümü için hiçbir alternatif önermediğini söyledi.  

Eylem Planı'na övgü
 
İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün 24 ocakta sunduğu Kıbrıs Eylem Planı’nın yapıcı bir adım olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini de vurguladı. 
 
Straw, Rum yönetiminin, AB'nin KKTC'ye yardım önerilerine olumsuz yaklaşımlarıyla Kıbrıs Türk toplumunu marjinalleştirmeye çalıştığını belirtti.
 
Rumlar Staw’a tepkili
 
Kıbrıs Rum yönetimi ise, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs sorunuyla ilgili açıklamalarını, ‘benzeri görülmemiş, kabul edilemez ve tahrik edici’ olarak nitelendirdi.  
 
Straw'u baştan beri Ankara ve Ankara'nın önerileriyle özdeş olmakla suçlayan Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, ''bunu, kendi kendini Kıbrıs'a davet ettiği andan itibaren gösterdi. 'Lefkoşa' gerek İngiliz Yüksek Komiserliği gerek doğrudan İngiltere hükümeti nezdinde girişimlerde bulunacak'' dedi. 
 
Talat açıklamadan memnun
 
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un açıklamalarını değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne alınmasının sonuçları itibariyle yanlış olduğunu söyledi. 
 
Straw'un açıklamalarına destek veren Talat şunları söyledi: “Avrupalı olmayan bir ülkeyi AB'ye aldılar, bu yanlış. Ancak geliyorum diyerek gelen bir kaza gibi bilinen bir gelişmeydi ve bu noktaya gelmiştir. Sonuçları itibariyle gerçekten yanlıştır. Sayın Straw bu konuda tamamen doğru söylüyor, o günün şartlarında Rum tarafı, doğru veya yanlış onu tartışmak istemiyorum ama Kıbrıs'ın birleştirilmesini isteyen ve Kıbrıs sorununu çözmek isteyen taraf imajı yaratmıştır.”

 

Straw: KKTC tanınabilir

Ömer BİLGE - Yorgo KIRBAKİ / LEFKOŞA - ATİNA

İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, "Biz KKTC’yi tanımıyor ve adanın birleşmesini istiyoruz. Ancak Rum Yönetimi’nin yaklaşımı tam aksi sonuçlar doğurabilir. Bugün olsa Rumlar AB’ye alınmazdı" dedi.

DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül’ün geçen ay açıkladığı KKTC’ye izolasyonun kaldırılması karşılığında Rumların gümrük birliğine alınmasını öngören Kıbrıs eylem planı nedeniyle İngiltere ile Kıbrıs Rum yönetimi birbirine girdi. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, planı reddeden Rum lider Tasos Papadopulos’u sert bir dille eleştirerek, "Bugün olsa Rumları AB’ye almazdık. Papadopulos böyle devam ederse KKTC dolaylı yoldan tanınır" dedi. Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da, "İngiltere artık arabulucu olamaz, Türk planına destek verenler bölücüdür" karşılığını verdi.

İngiltere ile Kıbrıs Rum yönetimi arasındaki diplomatik savaş, Straw’un adaya yaptığı gezi sırasında KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı makamında ziyaret etmesiyle başladı. Straw’un ziyareti sırasında Gül, 10 maddelik Kıbrıs eylem planını açıkladı ve Straw da tam destek verdi. Rum yönetimi Türkiye’nin planını reddetti ve Kıbrıs konusunda herhangi bir görüşme masasında İngiltere ile ABD’yi değil, başta Rusya olmak üzere, Fransa ve Çin’i de görmek istediklerini ilan etti.

Straw önceki gün Avam Kamarası’ndaki konuşmasında şöyle dedi: "Sayın Papadopulos kötü niyetle müzakere ediyor. Trajedi, kendisine müsaade etmiş olmamızdır. Üyelik talebi bugünkü şartlar altında yapılmış olsaydı hiç kimse Kıbrıs meselesine dokunmazdı. Kıbrıs’ın üyeliği desteklenmişse bu, o zamanki mantıklı lider Glafkos Klerides’in çözüm istemesiydi. Türkiye’nin AB’ye ilerlemesini imkánsız hale getirdikleri sürece; zaman içerisinde Kıbrıs’a bir rejim gelecek ve bazı ülkeler bu rejimi pratikte tanımaya başlayacaklar" dedi.

RUMLAR ÇILDIRDI

Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ise Kıbrıs’ta bölünme politikasını yürütenlerin Papadopulos değil, Türkiye’nin eylem planına destek veren İngiltere olduğunu savundu. Straw’un adaya kendi kendini davet ederek temaslarda bulunduğunu savunan Yakovu, "İngiltere tarafsızlığını yitirdi artık Kıbrıs konusunda arabulucu olamayacak" dedi. Rum gazeteleri ise Straw’un açıklamalarını manşetlerinden "Zehirini akıttı", "Tufan Londra’dan geldi", "Ahlaksız saldırı" başlıklarıyla duyurdular.

HURRIYET 10/02/06

 

Straw: KKTC tanınabilir!

Straw: KKTC tanınabilir!

Rum Yönetimi'ni sert bir dille eleştiren Straw, Kıbrıs'ta izlenen çözümsüzlük politikasının bazı ülkelerin KKTC'yi tanımasına sebep olacağını söyledi. Rumlar, Britanya'yı resmen protesto etti

RADIKAL 10/02/06

YORGO KIRBAKİ

LONDRA - Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw, Kıbrıs ziyaretinde Rum Yönetimi'nin kendisine reva gördüğü muamelenin rövanşını alırken, yerden yere vurduğu Rum tarafını adeta çileden çıkardı. Önceki gün Avam Kamarası'nı 25 Ocak'ta KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la makamında görüştüğü Kıbrıs ziyaretiyle ilgili bilgilendiren Straw, Rum yönetiminin izlediği politika nedeniyle zamanla bazı ülkelerin adadaki statükoyu tanıyabileceğini söyledi.
Tasos Papadopulos'un Türkiye'nin AB'yle müzakelerini imkânsız kılmaya çalıştığını belirten Britanyalı bakan, "Papadopulos kötü niyetle müzakere ediyor. Açıkça, üyeliği başarmayı ve sonra Kıbrıslı Türklere baskı yapmayı istedi. Trajedi, ona müsaade etmemizdir" dedi. "Üyelik talebi bugün yapılmış olsaydı, kimse Kıbrıs meselesine dokunmazdı. Hiçbir hükümet bölünmüş bir Kıbrıs'ın üyeliğe kabulünü aklının ucundan geçirmezdi. Üyeliği desteklenmişse bu, Kıbrıs'ın o zaman çözüm isteyen mantıklı bir lideri olduğu içindi.
Ama Denktaş yönetimi sırasında Kıbrıslı Türklerle müzakere mümkün değildi" diyen Straw, Rumlara şöyle yüklendi: "Biz KKTC'yi tanımıyoruz ve adanın birleşmesini istiyoruz. Ancak 'Kıbrıs hükümetinin' yaklaşımı adanın birleşmesi istikametinde değil. Bu politika ise tam aksi sonuçlar doğurabilir. Zamanla Kıbrıs'a bir rejim gelecek ve bazı ülkeler bu rejimi de facto tanımaya başlayacak" çıkışı yaptı.

'Mahsus yapıyorlar'
Talat'la makamında görüştüğü için Papadopulos'un kendisini reddetmesini 'yapıcı olmayan bir davranış' sözleriyle eleştiren Straw, Rum tarafının kasıtlı olarak Kıbrıs Türk toplumunu marjinalize ve tecrit etmeye çalıştığını ve Türklerin ekonomik kalkınmalarını engellediğini belirterek, "Rumlar Kıbrıslı Türkleri oyun dışı bırakmak istiyor" dedi. Britanyalı bakan, Türkiye'nin KKTC'ye tecridin kaldırılması karşılığı Türk limanlarının açılmasını içeren 'eylem planının' da dikkate alınması çağrısı yaptı.
Rum tarafı bu açıklamalar üzerine Britanya'yı resmen protesto etti. Britanya Yüksek Komiseri Peter Millet'i makamına çağırıp tepki ve hoşnutsuzluğunu ileten Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Straw'un 'benzeri görülmemiş kabul edilemez sözler sarf ettiğini' savundu. Hükümet sözcüsü Yorgos Lilikas da 'tahrikçi ve şantajcı bir saldırı' yapıldığını öne sürerek, "Straw gerçekleri saptırdı. Kıbrıs'ta taksim için çalışanlar, biz değil Abdullah Gül'ün görüşlerini destekleyen ve Straw gibi konuşanlardır" dedi. Rum gazeteleri Straw'un sözlerini manşetlerinden 'Zehirini akıttı', 'Tufan Londra'dan geldi', 'Ahlaksız saldırı' başlıklarıyla duyurdu.

KKTC, aşamalı olarak tanınabilir

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Papadopulos yönetiminin izlemekte olduğu politikayı sert bir dille eleştirerek, bu durumun böyle gitmesi durumunda Rumların hoşlanmayacağı sonuçların ortaya çıkacağını söyledi:

KKTC, aşamalı olarak tanınabilir

BUGÜNKÜ ŞARTLARDA ÜYE OLAMAZLARDI... İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Tasos Papadopulos yönetiminin izlemekte olduğu politika nedeniyle KKTC'nin aşamalı olarak tanınacağını söyledi. Straw, İngiliz Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, "Bugünkü şartlar olsaydı Güney Kıbrıs'ın AB'ye üye olmayacağını, üyeliğin; Rum Yönetimi eski başkanı Glafkos Klerides'in politikasının hatırına gerçekleştiğini" belirtti

AB ÜYELİĞİNİ İSTİSMAR EDİYORLAR... Adayı ziyareti öncesi ve sırasında Papadopulos'un izlediği siyasetin hiç üretken olmadığını ve Lefkoşa temasları sırasında bu konuda Rum yönetimine uyarılarda bulunduğunu anımsatan Straw, "Papadopulos'un üretken olmayışı aşırı ölçüde. Kıbrıs'tayken kendilerini uyardım" dedi. Straw, Papadopulos'u; Türkiye'nin Avrupa sürecini engellemek için Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğini istismar etmek ve Kıbrıslı Türklerin kalkınmasını engellemekle de suçladı

EYLEM PLANINI KUTLADI... Straw; Avam Kamarası'ndaki konuşması sırasında, Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili eylem planını da kutlayarak, bu planda yer alan önerilerin dikkate alınması çağrısında bulundu. Jack Straw, ABD ve AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in yanı sıra, İspanya ve İtalya'nın da Ankara'nın ortaya koyduğu önerileri desteklediğine işaret etti

 

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Tasos Papadopulos yönetiminin izlemekte olduğu politika nedeniyle KKTC'nin aşamalı olarak tanınacağını söyledi.

Straw, İngiliz Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, "bugünkü şartlar olsaydı Güney Kıbrıs'ın AB'ye üye olmayacağını, üyeliğin; Rum Yönetimi eski başkanı Glafkos Klerides'in politikasının hatırına gerçekleştiğini" de belirtti.

Kendisinin adayı ziyareti öncesi ve sırasında Papadopulos'un izlediği siyasetle hiç üretken olmadığını ve Lefkoşa temasları sırasında bu konuda Rum yönetimine uyarılarda bulunduğunu kaydeden Straw, "Tasos Papadopulos'un üretken olmayışı aşırı ölçüde. Kıbrıs'tayken kendilerini uyardım" ifadelerine yer verdi.

Jack Straw, Tasos Papadopulos'u; Türkiye'nin Avrupa sürecini engellemek için Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğini istismar etmek ve Kıbrıslı Türklerin kalkınmasını engellemekle de suçladı.

Straw, İngiliz Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada Papadopulos yönetimi için zehir zemberek açıklamalarda bulundu.

Rum gazetelerinin birçoğu Straw'un açıklamalarını manşetten verirken, Alithia; "Emsali Görülmemiş", Politis; "Kasırga Londra'dan Geldi", Haravgi; "Straw Tahrikkar", Simerini; "Jack Straw'dan Kıbrıs'a Ahlaksız Saldırı", Fileleftheros ise "Straw'dan Tasos ve Hükümet Aleyhine Tehdit ve Tahrikler" ana başlıklarıyla haberi okuyucularına duyurdu.

Straw; Avam Kamarası'ndaki konuşması sırasında, Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili eylem planını da kutlayarak, bu planda yer alan önerilerin dikkate alınması çağrısında bulundu. Jack Straw, ABD ve AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in yanı sıra, İspanya ve İtalya'nın da Ankara'nın ortaya koyduğu önerileri desteklediğine işaret etti.

Kendisinin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la makamında görüşmesine Papadopulos'un tepki gösterme kararının aşırı derecede, üretken olmayan bir karar olduğunu vurgulayan Straw, kendisinden önceki Dışişleri Bakanı Malcolm Rifkind'in (o anda kendisi de tasdik etti) KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la yaptığı ve Glafkos Klerides'in tepki göstermediği benzer görüşmesini hatırlattı.

Bütün İngiliz partilerinin İngiltere hükümetinin Kıbrıs sorunundaki politikasına katıldıklarını belirten Straw, Tasos Papadopulos'u; Türkiye'nin Avrupa sürecini engellemek için Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğini istismar etmek ve Kıbrıslı Türklerin kalkınmasını engellemekle suçladı. Jack Straw, şunları söyledi:

Papadopulos kötü

niyetle müzakere ediyor

"Sayın Papadopulos kötü niyetle müzakere ediyor. Açıkça; üyeliği başarmayı ve sonra Kıbrıslı Türklere baskı yapmayı istedi. Trajedi, kendisine müsaade etmiş olmamızdır. Üyelik talebi bugünkü şartlar altında yapılmış olsaydı, hiç kimse Kıbrıs meselesine dokunmazdı.

Kıbrıs'ın üyeliği desteklenmişse bu; Kıbrıs'ın o zaman çözüm isteyen mantıklı bir lideri olduğu içindi.

Kıbrıs'ta görüştüklerime bunu söyledim. Bu yolu izlemeye devam ederlerse tam de istemedikleri olacak (başlarına gelecek). Türkiye'nin (AB'ye) ilerlemesini imkânsız hale getirdikleri sürece; zaman içerisinde Kıbrıs'a bir rejim gelecek ve bazı ülkeler bu rejimi pratikte tanımaya başlayacaklar."

Bir milletvekilinin, mülklerle ilgili bir sorusuna karşılık Straw; bu başlığın ve tazminatlar konusunun siyasi soruna bulunacak kapsamlı bir çözümün ana unsuru olduğunu kaydetti.

Rum tarafı Kıbrıslı Türkleri

mahrum etmek istiyor

Rum hükümetinin bu konudaki yaklaşımını "tamamen olumsuz" diye niteleyen Straw, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'yla görüşmesi sırasında Yakovu'nun; kendi halkı ve siyasi sorunun çözümü için hiçbir alternatif perspektif önermediğini söyledi.

Lefkoşa'da yaptığı temaslar sırasında muhataplarına; adadaki mevcut rejimin Kıbrıs, bölge ve AB için zararlı olduğunu söylediğini anlatan Straw; Cumhurbaşkanı Talat'la görüşme kararını da savundu ve Rum yönetimini; Kıbrıs Türk toplumunu her türlü yardımdan mahrum etmek istemekle suçladı.

Rum tarafından diplomatik

üslup dışı tepki

Bu arada Straw'un Güney Kıbrıs'ta bomba etkisi yapan açıklamalarına Rum tarafından yanıt gelmekte gecikmedi.

Politis gazetesinin "Lefkoşa'dan Da Sert Dil -Tahrikkarsınız Sayın Straw!" başlığıyla yansıttığı haberinde; Rum yönetiminin, Jack Straw'un açıklamalarını "benzeri görülmemiş, kabul edilemez ve tahrikkar" olarak nitelediğini yazdı.

Gazeteye göre Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ve Rum Sözcü Ticaret Sanayi ve Turizm Bakanı Yorgos Lillikas birbirlerinin peşi sıra diplomatik üslubu terk ederek, gardlarını aldılar ve Londra'ya karşı benzeri görülmemiş bir savaş açtılar.

Gazete, Yakovu'nun Straw'u; baştan beri Ankara ve Ankara'nın önerileriyle özdeş olmakla suçladığını ve "Bunu, kendi kendini Kıbrıs'a davet ettiği andan itibaren gösterdi. Lefkoşa gerek İngiliz Yüksek Komiserliği gerek doğrudan İngiltere hükümeti nezdinde girişimlerde bulunacak" dediğini yazdı.

Gazeteye göre Lillikas ise, Straw'u Rum yönetimine karşı dolaylı, ancak net bir şekilde şantaj yapmakla suçladı ve bu şekilde Londra'nın Kıbrıs sorununda objektif arabulucu olamayacağını teyit etmiş olduğunu iddia etti.

Öte yandan Simerini gazetesine göre, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu önceki akşam SİGMA TV'ye yaptığı açıklamada, Amerikalı ve İngilizler'in Kıbrıs sorununa ilişkin Türk tezlerini desteklemek amacıyla bir düet oluşturduklarını belirterek; "Biz İngiliz Dışişleri Bakanı'nın veya herhangi başka birinin heyecanından ürkmeyiz. Sahte devletin tanınacağını Mart 2004'ten beri söyleyen Jack Straw'du" dedi.

Simerini bu arada; "Sert Tepkilerin Fitili Ateşlendi" başlıklı haberinde ise, Straw'un açıklamasının Rum iç cephesinde sert tepkilerin fitilini ateşlediğini, tepkilerin bugün tırmandırılmasının beklendiğini yazdı.

KIBRIS 10/02/06

 

Rumlar, İngiltere'nin tutumundan rahatsız

Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'un İngiliz Avam Kamarası'ndaki açıklamalarını KIBRIS TV muhabiri Gökhan Altıner'e değerlendirdi:

Rumlar, İngiltere'nin tutumundan rahatsız

İNGİLTERE, ADADA ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLAMAZ... Yakovu: Amerika ile İngiltere adeta Türk tarafının tezlerini onaylatmak için yoğun bir çaba içerisine girmiştir. Bu tür dıştan müdahaleler çözümü kolaylaştırmaz, zorlaştırır... İngilizler yanlış politikalar üreterek artık Kıbrıs'ta bir çözümün parçası olamayacaklarını anlamalıdırlar

DEĞİŞİKLİK OLMADAN, GÖRÜŞMELER BAŞLAMAZ... "Biz görüşmeye hazırız ancak; Annan planında Rumların haklarını da savunan değişiklikler yapılmazsa görüşmeler başlamaz... Annan planı tamamen Türklerin lehine bir plandır. Sayın Talat bu planda herhangi bir değişiklik yapmaktan yana değil. Sayın Talat'ın ilk önce bu zihniyetten vazgeçmesi gerekiyor. BM planında gereken değişiklikler yapılmadan yola çıkamayız. Bunu Sayın Abdullah Gül de biliyor, BM Genel Sekreteri Annan da biliyor"

 

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, İngiltere'nin son zamanlarda geliştirmiş olduğu tutumdan ciddi anlamda rahatsızlık duyduklarını söyledi. Yakovu, Annan planında istedikleri değişikliklerin yapılmadan görüşmelerin başlamayacağını da belirtti.

KIBRIS TV Muhabiri Gökhan Altıner'e özel demeç veren Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu; ABD ile İngiltere'nin; Türkiye'nin Avrupa Birliği içindeki yerini alabilmesi için Kıbrıs sorununu Türk tarafı lehine çevirmeye çalıştıklarını söyledi.

Yakovu "Amerika ile İngiltere adeta Türk tarafının tezlerini onaylatmak için yoğun bir çaba içerisine girmiştir. Bu tür dıştan müdahaleler çözümü kolaylaştırmaz, zorlaştırır" dedi.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kuzey Kıbrıs'ı Tayvanlaştırmak istediğini ve bu vesileyle Kıbrıslı Türklerin ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın yapısını yükseltmeye çalıştığını ancak bunun son derece yanlış bir politik mücadele olduğunu iddia eden Yakovu, "Kıbrıslı Türklerin hak ettiği yer, Avrupa Birliği'dir, Tayvanlaşmak değildir" diye konuştu.

Yakovu, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un adaya ziyareti ile ilgili olarak ise "İngilizler yanlış politikalar üreterek artık Kıbrıs'ta bir çözümün parçası olamayacaklarını anlamalıdırlar" dedi.

İki kırlangıç bahar getiremez

Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, bir süre önce İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un adaya gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili yaptığı değerlendirmede, Straw'un aradığını bu görüşmelerde bulamadığını ve sürekli Türk diplomasisini güçlendirecek açıklamalarda bulunarak yanlı davrandığını iddia etti.

İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'un "bugünkü koşullar geçen yıl gelişmiş olsaydı, Rumları Avrupa Birliği'ne almazdık" sözlerini sert bir dille eleştiren Yakovu, şöyle konuştu:

"Orta yerde bir gerçek var; o da Kıbrıs Cumhuriyeti gerçeğidir. Biz Rum tarafı olarak tıkanan sürecin yeniden aşılması ve görüşmelerin başlaması için elimizden geleni yapıyoruz. Bir süre önce Başkan Papadopulos da ben de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a yeniden bir görüşme başlatması gerektiği yönünde mesajlar verdik ve bu yönde çağrı yaptık. Ancak hatırlatmam gereken bir nokta var ki, mevcut Annan planı ile bir yere varamayız."

İngiltere'nin son zamanlarda Türk tarafının tezlerini doğrulatmak için yoğun bir çaba içerisine girdiğini iddia eden Yorgo Yakovu, "Bu oldukça yanlıştır. Maalesef Amerika da Türk tezlerini desteklemektedir. Bu noktada önemli olan eşit çerçevede dıştan müdahaleler olmadan çözüm arayışını gerçekleştirmektir. İngiltere bu tür yanlı politikalarını sürdürmesi halinde artık Kıbrıs sorunundaki önemli yerini kaybedecektir" diye konuştu.

Amerika Dışişleri Bakanı Müsteşarı Byrza'nın şubat sonunda adaya gelerek, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşmesine karşı olmadıklarını söyleyen Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, "Türk liderlerle yabancı diplomatların görüşmesi bizi rahatsız etmez, ancak bu tür görüşmelerin Sayın Talat'ın Cumhurbaşkanlığı makamında gerçekleşecek olması çok yanlış. Biz bu tür şeylerden rahatsız oluyoruz. Yine ifade ettiğim gibi, Amerika ve İngiltere yanlarına bazı yandaş ülkeleri de alarak Türkiye'nin tezlerini doğrulatma ve yüceltme çabası içine girmişlerdir. Unutmayın ki, iki kırlangıç bir ülkeye bahar getiremez, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar" dedi.

Türk ve Rum politikacılar güçlü ilişkiler içinde

"Türk ve Rum politikacılar 10 yıl öncesine kadar neredeyse hiç görüşmüyorlardı; ancak bugün çok güçlü ilişkiler içindeyiz" diyen Yakovu, zaman zaman belki söylemlerde bir takım yanlışlar yapılabildiğini, ancak Rum yönetiminin asıl sıkıntısının, dıştan yapılan güçlü müdahaleler olduğunu söyledi.

Yakovu konu hakkında, "Dıştan gelen müdahaleler ve iç karıştırıcı unsurlar olmasa daha pozitif bir görüşme zemini oluşturulabilir, diye düşünüyorum" diye konuştu.

Yakovu, Kuzey Kıbrıs'ın elektrik sorunu yaşadığını ve devlet olarak Kıbrıslı Türklere sahip çıktıklarını da kaydetti.

Annan planı, Türkler için hazırlandı

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Kıbrıs'ta bir devlet olduğunu ve bu devletin de adının şu an için Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu ifade ederek "Kıbrıslı Türklerde bu devletin bir parçasıdır" dedi.

Annan planında gereken değişiklikler yapılmadan müzakere sürecinin başlamasının mümkün olmadığını belirten Yakovu; "Annan Planı tamamen Türklerin lehine bir plandır. Sayın Talat bu planda herhangi bir değişiklik yapmaktan yana değil. Sayın Talat'ın ilk önce bu zihniyetten vazgeçmesi gerekiyor. BM Planı'nda gereken değişiklikler yapılmadan yola çıkamayız. Bunu Sayın Abdullah Gül de biliyor, BM Genel Sekreteri Annan da biliyor" diyerek sözlerini tamamladı.

KIBRIS 10/02/06

 

Atina'dan Straw'un açıklamalarına tepki

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, Atina ve Rum yönetiminin Kıbrıs sorununa ilişkin tutum ve tezlerinin bilindiğini söyledi. Molivyatis, Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas ile yaptığı dış politika konulu görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada sorular üzerine, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un "Kıbrıs Rum yönetiminin izlediği politika nedeniyle zamanla bazı ülkelerin adadaki statükoyu tanıyabileceği" yönündeki açıklamasına değindi.

Molivyatis, "Atina ve Güney Lefkoşa'nın bu konudaki tezleri biliniyor. Biz, çözümü ve adanın tekrar birleşmesini arzu ediyoruz. Lefkoşa'nın (Rum) bu konudaki tezlerine saygı gösterilmesi kaydıyla Kıbrıslı Türklere mali yardım yapılmasını da destekliyoruz" dedi.

Kumuçakos'un açıklaması

Bu arada, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos, Atina'nın Kıbrıs'ın, adadaki iki toplum yararına olacak bir biçimde, birleşmesini arzu ettiğini, adil ve kalıcı bir çözüme yönelik çabaları desteklediğini söyledi.

Kumuçakos, yaptığı basın toplantısında sorular üzerine, Straw'un açıklamalarının Londra'nın görüş ve tezlerini yansıttığını kaydetti. Atina'nın Kıbrıslı Türklere mali yardım yapılmasını desteklediğini ve bunu AB içinde izlediği tavırla teyit ettiğini savunan Kumuçakos, "Kıbrıslı Türklerin bugün içinde oldukları güç durumun yasadışı işgalin sonucu olduğu" iddiasında da bulundu.

KIBRIS 10/02/06

 

Papadopulos, Bryza'yla da görüşmeyecek

Rum basını, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'un, İngiltere Dışişleri Bakanı Straw için izlediği politikanın aynısını Kıbrıs'ı ay sonunda ziyaret etmesi beklenen ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza için de uygulayacağını bildirdi:

Papadopulos, Bryza'yla da görüşmeyecek

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw için izlediği politikanın aynısını Kıbrıs'ı ay sonunda ziyaret etmesi beklenen ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza için de uygulayacağı ve Amerikalı diplomatla kesinlikle görüşmeyeceği bildirildi.

Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun ise, Bryza'yı Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Sotos Zakheos'a havale edeceği, çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin mevkiini düşük bulduğu belirtildi.

Rum Yönetimi Başkanlık Müsteşarı ve Hükümet Sözcüsü Vekili Hristodulos Başardis; Papadopulos'un, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza'yla görüşebilmesi için Amerikalı diplomatın Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret etmemesi gerektiğini söyledi ve "Biz sadece Bryza'nın, Kıbrıs'ı ziyaret etmesi durumunda halkımızın hassasiyetlerine, yasal ve uluslar arasında tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tezlerine saygı göstereceğini umuyoruz" dedi.

Başardis; Rum tarafının Straw'un Kıbrıs ziyareti sırasında izlediği tutumun aynen geçerli olduğuna da işaret etti. Hristodulos Başardis, "hassasiyetler" kelimesiyle Bryza-Talat görüşmesini mi kastettiğinin sorulmasına karşılık, "Straw'un Kıbrıs ziyaretindeki tutumumuz aynen devam ediyor" dedi

Rum basınında yer alan haberlere göre, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza; Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenine şubat ayı sonlarında gideceğini ilan etti.

Talat'la makamında...

Ancak, Bryza'nın Kıbrıs'a ay sonunda gerçekleştirmesi beklenen ziyarete ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı.

TAK muhabirinin elde ettiği bilgilere göre Bryza'nın Şubat sonunda Kıbrıs'ı ziyaret etmesi beklenirken, Amerikalı diplomatın KKTC'ye de geçerek, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la makamında görüşeceği belirtiliyor.

Brüksel ziyaretini dün tamamlayan Bryza, Avrupalı muhataplarıyla gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından basına verdiği demeçlerde, Türkiye Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül tarafından açıklanan Kıbrıs eylem planı temelinde diyalogun yeniden başlaması gerektiğini söylemişti.

Mathew Bryza'nın bu açıklamasıyla, Lefkoşa-Ankara-Atina üçgeninde gerçekleştirmesi beklenen görüşmelerin çerçevesini de belirlemiş olduğunu ifade eden Fileleftheros gazetesi, Bryza'nın bu tutumundan rahatsız olan Rum tarafının, bu rahatsızlığını Washington'a ilettiğini yazdı.

Bu arada Alithia gazetesi de, "Amerikalılarla Da Çatışma -Bryza'nın Ziyareti Arifesinde Ekranda Aynı Eser -Lefkoşa 'Happy End'li (Mutlu Sonlu) Prosedür İstiyor -ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı'nın Ziyareti Öncesinde Straw Ziyareti'ndeki Gibi Bir Ortam Yaratılıyor..." başlığıyla yansıttığı haberinde, Jack Straw'un Kıbrıs ziyareti nedeniyle İngiltere'ye yönelik saldırılardan sonra şimdi de Mathew Bryza'nın beklenmekte olan ziyareti nedeniyle Amerikalılarla ikinci bir cephe açılmakta olduğunu yazdı.

Yakovu Bryza'nın

mevkiini düşük buluyor

Gazete, Rum Yönetimi Başkanlık Müsteşarı ve Hükümet Sözcüsü Vekili Hristodulos Başardis'in, Türk önerisine ilişkin son açıklamaları nedeniyle ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza'ya saldırdığını yazdı ve "Tasos Papadopulos kendisiyle (Bryza) görüşmeyi reddedecek, çünkü Talat'ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na gidecek. Yorgo Yakovu da Bryza'yı Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Sotos Zakheos'a havale edecek, çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin mevkiini daha düşük buluyor" ifadesini kullandı.

KIBRIS 10/02/06

 

Estate agents in south involved in sale of occupied properties
By Jacqueline Theodoulou

THREE estate agents based in the free areas are involved in mediating the sale of Greek Cypriot properties in the occupied north, the president of the House Commerce Committee, Lefteris Christoforou, revealed yesterday.

Following a closed meeting, in which the Committee discussed the illegal building activities and tourism development in the north, Christoforou informed reporters that the Land Registry had discovered that, apart from illegally operating estate agencies in the north, there were also agencies operating from the free areas.

“We have been told that there have been three incidents that touch the development activities in the occupied areas. The State is now investigating the accusations and will act accordingly.”

There are no specific amounts, he continued, but “the fact remains that apart from having to deal with the illegal sales of properties in the north, which reach international dimensions, we now have the same thing happening in the Republic of Cyprus.”

The Committee is primarily concerned with investigating illegal activities in the north, said Christoforou, because without the illegally operating estate agencies, “there would be no pillage of Greek Cypriot properties.”

Christoforou would not comment further and remained tight-lipped on the identity of the estate agents and the methods used to pinpoint their activities.

Cyprus Mail 10/02/06

 

 

 

 

 

 

ABD, Straw'a hak veriyor

RADIKAL 11/02/06

WASHINGTON/ANKARA- Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'un "Rum Yönetimi kötü niyetli davranıyor. Çözümü dışlayan politikaları yüzünden bazı ülkeler ilerde KKTC'yi tanıyabilir" çıkışına ABD yönetiminden destek geldi. ABD Dışişleri Sözcüsü Sean McCormack, Rum Yönetimi'nin 'Britanya'nın artık adada tarafsız bir arabulucu olarak görülemeyeceği' tavrı sorulduğunda "Bu yoruma katıldığımızı sanmıyorum" yanıtını verdi. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson da dün konuyla ilgili sorulara "Straw ne söyledi tam bilmiyorum ama Türkiye'nin Kıbrıs açılımına kim engel olursa geri planda kalır ve Kıbrıs Türk halkı üzerindeki tecrit mutlaka kalkar. Bunu Rum Yönetimi'nin de bilmesi gerek. Türkiye, Kıbrıs konusunda sonuna kadar haklı" diye konuştu. (aa, Radikal)

 

Gül: Straw Ada’da gerçeği gördü

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un “KKTC adım adım tanınabilir” şeklindeki sözlerini değerlendirdi. Gül “Jack Straw Ada’daki gerçeği gördü” dedi.

 

NTV

Güncelleme: 13:22 TSİ 11 Şubat 2006 Cumartesi

ANKARA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 7’inci Cidde Ekonomik Forumu’na katılmak üzere Suudi Arabistan’a gitti.

Gül, hareketinden önce Esenboğa Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, forumun temasının “kültür ve kültür farklılığı” olduğunu ifade etti. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Dışişleri Bakanı, İngiltere Dışişleri Bakanı Straw’un KKTC’ye ilişkin açıklamalarının önemli olduğunu ifade etti.

Gül “Straw, Ada’nın gerçeklerini söyledi. Ada’daki gerçekleri gördü. Bu çok önemli” dedi. Gül, Straw’un açıklamalarının uluslararası kamuoyunda da yankı bulduğunu ifade etti.

 

‘Rumların politikası KKTC’ye yarar’

İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, Rumların izlediği politikanın, KKTC’nin aşamalı olarak tanınmasına neden olacağını söyledi.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 13:22 TSİ 11 Şubat 2006 Cumartesi

LONDRA - Avam Kamarası’nda Rumları öfkelendiren açıklamalar yapan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un, Türkiye’nin Avrupa sürecini engellemek için, AB üyeliğini istismar ettiğini kaydetti.

Papadopulos’un, Kıbrıslı Türklerin kalkınmasını engellediğini ifade eden Straw, “Rum yönetimi bugün izlediği politikayla, AB üyesi olamazdı” dedi.

Straw’a sert tepki gösteren Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, İngiltere ve ABD’yi, Türk tezlerini desteklemek amacıyla birlikte hareket etmekle suçladı. İngiltere’nin tehditlerine boyun eğmeyeceklerini söyleyen Rum bakan, Jack Straw’un KKTC’nin tanınacağı şantajını 2004’ten beri savunduğunu belirtti. Rum basını da haberi, “İngiltere’den eşi benzeri görülmemiş tehdit” ifadesiyle duyurdu.

 

Don Kişot krizi

Uğur ERGAN / ANKARA, Ömer BİLGE LEFKOŞA

Türkiye’nin eylem planını destekliyor diye İngiltere’yle atışan Rum lider Papadopulos KKTC’de artık (yeldeğirmenlerine karşı savaşan) ’Don Kişot’ diye anılıyor. ’KKTC tanınır’ diyen İngiltere’yi protesto eden Rumlar, Londra’ya karşı Türkiye’nin ABüyeliğini veto etme kartını öne sürdü. Rumlar, İngiltere’yi destekleyen ABD’li yetkililerle de görüşmeyecek.

TÜRKİYE’nin Kıbrıs önerilerini desteklediği gerekçesiyle İngiltere’yle diplomatik savaşa giren Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, ay sonunda adaya gelmeyi planlayan ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısını Mathew Bryza’yı da İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw gibi ’taciz’ edeceğini açıkladı. ’KKTC tanınır’ diyen İngiltere’yi resmen protesto eden Rum yönetimi, Londra’yı ’Artık arabulucu olamaz’ ilan etti.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un, ’Papadopulos bu tavrını sürdürürse KKTC tanınır, bugün olsa Rumları AB’ye almazdık’ sözlerinin yarattığı infial Rum yönetiminde devam ediyor. Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu İngiltere’yi dün resmen protesto etti, Hükümet Sözcüsü Yorgo Lilikas ise, adadaki garantör ülkelerden İngiltere’nin artık Kıbrıs sorununa arabulucu olamayacağını ilan etti.

Londra’nın cevabı gecikmedi ve Rumların bir başka hassas olduğu konuda İngiltere’nin Avrupa işlerinden sorumlu Bakanı Douglas Aleksander dün bir açıklama yaptı. Aleksander, Türkiye’yi mülkiyet konusunda AİHM’de sıkıştırmaya çalışan Rumlarla yeni bir cephe açarak, ’Mülkiyet sorunu Avrupa mahkemelerinde değil, adada kapsamlı bir anlaşma ile çözülebilir’ dedi.

PAPADOPULOS’TAN VETO TEHDİDİ

Rum Alithia Gazetesi, Papadopulos’un son krizin ardından İngiltere’yi, "Türkiye’nin AB üyeliğini engelleriz" diyerek tehdit ettiğini yazdı. Gazeteye göre Londra’nın artan baskısı üzerine Papadopulos, İngiliz Dışişleri’ne bir mesaj göndererek, "Türkiye’ye karşı AB içinde veto kartını kullanmaya hazırız" dedi.

Straw’a havaalanında VIP salonunu açmayan ve randevu dahi vermeyen Rum lider Tasos Papadopulos, İngiltere’nin Türkiye’nin Kıbrıs eylem planına destek vermesi üzerine, İngiltere ve ABD yerine geleneksel dostları Rusya lideri Vladimir Putin’i masada görmek istediklerini belirtmişti. Rum lider şimdi de Yunanistan ve Türkiye’yi de ziyaret etmeyi planlayan ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza’yı hedef aldı.

Papadopulos’un Müsteşarı Hristodulos Başardis, "ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Gül’ün önerileri temelinde diyalogun yeniden başlaması gerektiğini söyleyerek, bölgede gerçekleştireceği görüşmelerin çerçevesini de belirledi. Bu tutum Lefkoşa’yı rahatsız etti ve bu rahatsızlık Washington’a da iletildi. Amerikalı yetkili Talat ile makamında görüşürse, Straw’a uyguladığımız tutum aynen geçerli olacak" dedi.

Adım adım düello

Kıbrıs krizi, Rumların, geçen ay adayı ziyareti sırasında KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la "makamında" görüşen İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’u taciz etmesiyle başladı.

Rumlar İngiliz bakanı VIP salonundan almadı, Papadopulos randevu vermedi ve İngiltere’nin garantörlüğünü Lahey Adalet Divanı’na götürmekle tehdit etti.

Straw’un karşılığı gecikmedi ve İngiliz Bakan, ’Papadopulos böyle devam ederse KKTC tanınır, bugün olsa Rumları AB’ye almazdık’ açıklamasını yaptı.

Papadopulos hükümeti İngiltere’yi tehdit etti ve ’Artık adada arabulucu olamazlar’ restini çekti.

ABD, Rumların bu görüşüne katılmadıklarını açıklarken, Rumlar, İngiltere ve Türkiye’ye destek veren ABD’ye de saldırı kararı aldı. Papadopulos ve Yakovu adayı ziyaret edecek ABD’li yetkilinin, Talat’ı makamında ziyaret etmesi halinde Straw gibi aynı muameleye uğrayacağını ilan etti.

Ankara: AB artık Rumların gerçek yüzünü ifşa ediyor

İNGİLTERE Dışişleri Bakanı Jack Straw’un, Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos’u sert bir dille eleştirip, KKTC’nin ileride tanınabileceği sinyalini vermesi Ankara’da büyük memnuniyet yarattı. Üst düzey bir Türk diplomatik kaynak Hürriyet’e şu değerlendirmede bulundu:

"AB, 24 Nisan referandumundan bu yana Rumların gerçek yüzünü çok iyi biliyordu. Ancak bunu bir türlü açık şekilde dışarıya ifade etmiyordu. Artık AB bu tutumundan vazgeçme eğilimine girdiğinin ilk sinyalini Straw’un sözleriyle ortaya koydu. Straw’un Avam Kamarası’ndaki açıklamaları Rumların gerçek yüzünü dünya kamuoyuna ifşa etmiştir. Bunun arkasının geleceğine inanıyoruz."

HURRIYET 11/02/06

 

İngiltere tarafsızdır

ABD, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda artık tarafsız bir arabulucu olarak görülemeyeceği yönünde Kıbrıs Rum yönetiminden gelen açıklamaya katılmadığını bildirdi:

İngiltere tarafsızdır

KESKİN AÇIKLAMALAR YAPMAYIN... Kıbrıs sorunu konusunda İngiltere Dışişleri Bakanı Straw ile Kıbrıs Rum yönetimi arasında baş gösteren söz düellosuna ABD'den tepki geldi. ABD, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda artık tarafsız bir arabulucu olarak görülemeyeceği yönünde Kıbrıs Rum yönetiminden gelen açıklamaya katılmadığını bildirdi ve İngiltere Dışişleri Bakanı Straw ile Rum yönetimini keskin açıklamalar yapmamaya çağırdı

ÇÖZÜME ODAKLANMALI... ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean Mccormack, "Biz, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm çabalarını destekliyoruz. Sanırım şimdi yapılması gereken şey, keskin açıklamalara keskin şekilde yanıt vermekten çok, anlayışlı davranmak ve çözüm yönünde ciddi şekilde çalışmak" dedi

 

ABD, İngiltere'nin Kıbrıs sorununda artık tarafsız bir arabulucu olarak görülemeyeceği yönünde Kıbrıs Rum yönetiminden gelen açıklamaya katılmadığını bildirdi ve İngiltere Dışişleri Bakanı Straw ile Rum yönetimini keskin açıklamalar yapmamaya çağırdı.

Kıbrıs sorunu konusunda İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile Kıbrıs Rum yönetimi arasında baş gösteren söz düellosuna ABD'den tepki geldi.

Straw'un Rumları sert şekilde eleştirmesinin ardından, Kıbrıs Rum yönetimi hükümet sözcüsü Yorgo Lillikas, İngiltere'nin artık tarafsız olarak görülemeyeceğini savunmuştu.

Konu, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean Mccormack'ın brifinginde de gündeme geldi ve bir Yunan gazeteci, Lillikas'ın sözlerini hatırlatarak ABD'nin yorumunu sordu.

Mccormack, İngiltere'nin Kıbrıs'ta artık tarafsız bir arabulucu olarak görülemeyeceği yönündeki Rum yorumuna Washington'un katılmadığını söyledi. ABD'li sözcü, iki tarafa da keskin açıklamalardan kaçınmaları çağrısında bulundu.

Mccormack, "Biz, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm çabalarını destekliyoruz. Sanırım şimdi yapılması gereken şey, keskin açıklamalara keskin şekilde yanıt vermekten çok, anlayışlı davranmak ve çözüm yönünde ciddi şekilde çalışmak" dedi.

Rumların tepkisi sürüyor

Öte yandan Rumların, Straw'a tepkisi sertleşerek sürüyor. Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, Türkiye tarafından ortaya konulan Kıbrıs sorunuyla ilgili Eylem Planı'na; Avrupa Birliği safları içerisinde karşı atağa hazırlanmakta olduğu bildirildi.

Haberi manşete taşıyan Simerini gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı'nın, "Türk manevralarına", Avrupa Birliği safları içerisinde karşı atağa hazırlanmakta olduğunu; "Kıbrıslı Türkler lehindeki önlemlerden; Kıbrıs sorununun özünün görüşülmesi ve çözüm bulunmasına kaydırılmasının hedeflendiğini" yazdı.

Gazeteye göre Rum yönetimi, "Gül önerilerine ilişkin önceden hazırlanmış Türkiye-İngiltere-ABD operasyonunun boşa çıktığını" düşünüyor ve İngiltere haricinde, "Avrupa Birliği üyesi hiçbir ülkenin, önerilerin içeriğini kabul etmediğini" değerlendiriyor. Önerileri kutlamış olan İngiltere'nin bile; İngiliz yetkililerin Avrupalı denkleriyle yüzyüze görüşmeleri sıralarında bu önerileri içi boş olarak nitelemekte olduğu savunuldu.

Gazete bu arada; bütün Rum siyasi partilerinin, Straw'un açıklamalarını kınamaları ile önceki gün Rum tarafında sert bir eleştiri fırtınası cereyan ettiğini yazdı, şöyle devam etti:

"İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un önceki gün (Çarşamba) İngiltere Parlamentosu'nda Kıbrıs'a karşı giriştiği saldırı nedeniyle hükümet diplomatik girişimlerde bulunuyor. Aynı zamanda Başkan Tasos Papadopulos; Kıbrıs sorununun özünün görüşülmesi ve çözüm bulunması hedefiyle AB'de karşı atak metotlamaktayken hükümet; İngiltere haricinde AB üyesi hiçbir ülkenin, Gül 'önerilerinin' içeriğini kutlamadığını değerlendiriyor.

Hükümet Sözcüsü Yorgos Lillikas; 'İngiltere'yle çatışmak istemiyoruz ancak maalesef açıklamaları konfrantasyon ortamı yaratıyor ki hükümet bunun karşısında hareketsiz kalmayacak' dedi. Yorgos Lillikas ; haklarımızı savunmakta ve Kıbrıs sorununa doğru çözüm çerçeveleri ve çözüme götürecek doğru bir prosedür sağlama mücadelesinde kararlı olduğumuzu vurguladı. Büyük Britanya'yla sözleşmelerimiz ve bunlardan kaynaklanan haklar ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yerine getirmekte olduğu yükümlülükler bulunduğunu belirtti. İlgili bir soruyu yanıtlarken de bunların; AB içerisinde bulunan bağ ve 1960 anlaşmaları olduğunu söyledi.

İngiltere'nin politikasında; Straw'un açıklamaları içerisinde de saptanan çelişkiler bulunduğuna işaret eden Lillikas Straw'un bir yandan ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymak istediğini söylediğini diğer yandan ise tahrik edilmeden yaptığı açıklamalarla halkın duygularını kışkırttığını ve Türk tezleri lehine tamamen taraflı bir tavır aldığını kaydetti.

Jack Straw'un kullandığı 'Kıbrıs Rum idaresi' ifadesini yorumlaması istenen Yorgos Lillikas 'açıklamaların özü üzerinde duruluyor. Üstelik Kıbrıslılar çok daha kötü ifadeler kullanırlar' dedi."

"Yalnız Üçüyle Oyun"

Politis gazetesi Rum yönetiminin Kıbrıs sorununa ilkişkin yeni bir prosedüre, Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin tamamının müdahil olmasını savunuyor ancak; İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un benzeri görülmemiş "saldırısı" nedeniyle, Papadopulos hükümetinin; "objektif bir arabuluculuk rolü oynamasının neredeyse imkansız olduğunu" savunduğu İngiltere'yi çözüm müzakerelerinin tamamen dışına koyuduğunu bildirdi.

Haberi, "Yalnız Üçüyle Oyun - Lefkoşa: ABD ve İngiltere Dışarı - Kıbrıslı Türklerin Varlığının Tanınması İhtimali Açık" başlık ve spotlarıyla manşete çeken gazeteye göre, Rum yönetimi, ABD'ye karşı da aynı tavrı takındı ve ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza'yı; "halihazırda Türk önerileriyle özdeşleşmekle suçlayarak; bu nedenle oynayacak rolü olmadığını" savundu.

Üç ülke isteksiz

Gazete, bu yaklaşım temelinde Rum yönetiminin; oyunu, yalnız üç daimi üyeyle, yani Rusya, Çin ve Fransa'yla oynamak istediğini gösterdiğini, ancak bu üç ülkenin Kıbrıs sorununa gerçekten müdahil olmak istediklerinin şüpheli olduğuna dikkat çekti. Gazete devamla şunları yazdı:

"Diplomatik çevreler Straw'un açıklamalarının sertliğini şaşkınlıkla karşıladılar ancak Kıbrıslı Türklerin ayrı varlıklarının bazı ülkeler tarafından tanınması ihtimalini açık bıraktılar.

Bazıları; Jack Straw'uın söylediklerinin diplomatik çevrelerde o kadar da büyük bir duyguya neden olmadığını, ve gerek AB gerekse BM içerisinde Kıbrıs sorununun gidişatına yönelik kaygının yoğun olduğunu söylediler. Straw'un ; işgal bllgelerinin bazı ülkeler (İngiltere değil bölgesel) tarafından pratikte tanınması olasılığına ilişkin dolaylı tehdidinin yurtdışında tepki görmemesi özellikle ilgi çekiyor.

Aksine; bu tür bir perspektif diplomatik pazarda ilk kez duyulmuş gibi görünmüyor. Dahası; Kıbrs Türk toplumu lideriyle görüşmelere ilişkin yeni politika (ABD ve İngiltere dışındaki) BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve Avrupa hükümetlerinde büyük bir kaygıya ve dolaylı hoşnutsuzluğa neden oluyor.

KKTC'nin tanınma ihtimali

Politis gazetesi; Jack Straw'un sözlerine, hükümetlerinin tepkisini ölçmek için çok sayıda diplomatla görüştü.

Aldığımız yanıtlar, Kıbrıs sorunu gibi uluslar arası meselelerin yönetilmesinde objektif bir tavır beklenmemesi gerektiği sonucunu ortaya koyuyor. Daha önce de dile getirdiğimiz üzere; Straw'un söylediklerine rağmen, diplomatik üslubu olmaması şaşkınlık yarattı.

Kıbrıs sorununun büyük oyuncuları, özde Straw'un söylediklerinden rahatsız olmuş görünmüyorlar. Aksine bize; diplomatik pazarda, özellikle de güçlü Avrupa ülkelerinde, bölgesel bazı ülkelerin; Kıbrıs sorununun belirli bir süre zarfında çözümünün görünmemesi durumunda, 'KKTC'yi pratikte tanımaya cesaretlendirildiklerine ilişkin tartışmaların ilk kez konuşulan bir şey olmadığı' söylendi.

Buna örnek olarak; önce bölgesel ülkeler ve daha sonra diğerleri tarafından 'Makedonya Cumhuriyeti' olarak tanınan Üsküp gösteriliyor.

İşgal bölgeleri örneğinde hiç kimse resmi tanımadan söz etmiyor, belki ayrı varlık olarak kabul edilebilir. Büyük Avrupa hükümetlerinin, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği düzeyindeki taleplerinin tatmin edilmesi perspektifine yol açmasıyla birlikte, Türkiye'nin AB üyelik sürecini desteklediklerine kesin gözüyle bakılıyor.

Tasos Papadopulos'un; Güvenlik Konseyi'nin beş büyük ülkesinin; Kıbrıs sorununa müdahil olması önerisinde, ABD ve İngiltere'nin etkisinin ağırlığı, Rusya ve Fransa'yla karşılanıyor. Buna rağmen bu ülkeler, 'hiçbir tarafça kullanılmayı' arzu etmiyor ve yeni inisiyatif cereyan ettiği zaman, 'kendi seçecekleri düzeyde müdahil olacaklarını' vurguluyorlar.

Öte yandan Lefkoşa'nın, yabancı yetkililerin, Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat'ın makamına ziyaretlerle ilgili yeni politikası, Kıbrıs'ın AB'deki ortağı ülkelerde yoğun endişe ve düşünce yarattı.

Straw ziyareti ve durumların olumsuz şekil alması; pek çok hükümeti kaygılandırdı. Diplomatlar Politis gazetesine; Avrupa ülkelerinin resmi hükümet yetkililerinin Ada'ya resmi ziyaret gerçekleştirmemeleri veya süresiz ertelemeleri olasılığının artık ciddi şekilde incelenmekte olduğunu söylediler.

Mathew Bryza'nın Ada'yı ziyaretiyle ilgili olarak, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda da benzer kaygı hakimdir. Aralarında Fransız yetkililerin de bulunduğu pek çok yabancı gelmek istiyor, ancak gelince, Kıbrıs Türk toplum lideriyle de görüşmek istiyor. Ve kendisini makamında değil, Lefkoşa'nın önerdiği gibi başka bir mekanda görmekte zorlanıyorlar.

Politis gazetesine, 'Bizden, taraflardan biri veya diğeri lehinde tavır almamızı istediniz. Böyle bir şeyi arzu etmiyoruz' dendi."

Rum-İngiliz ilişkileri gerildi

Fileleftheros gazetesi haberinde, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, İngiliz Avam Kamarası kürsüsünden yaptığı, Rum yönetimi ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a yönelik "tehdit içerikli" konuşmasından sonra, Güney Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin gerildiğini bildirdi.

Gazete, İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millett'in önceki gün Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun makamına çağrılarak, sert girişimde bulunduğunu, buna paralel olarak Londra'da da Rum Yüksek Komiser Pedtros Eftihiu'nun da, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Güney Avrupa Müdürü Dominick Chilcott nezdinde girişimde bulunduğunu yazdı, şöyle devam etti :

"Yakovu'nun girişiminde; İngiliz Yüksek Komiseri'nin önüne şu 7 madde konuldu ve bunlara yanıt vermesi istendi:

1- Dışişleri Bakanı Straw'un fiili durum ve Lefkoşa'nın aynı politikayı sürdürmesi durumunda sahte devletin tanınması tehlikesine ilişkin eleştirilerinden hayal kırıklığı belirtti.

2- Straw'un diplomatik üslubun dışına çıkan 'mantıksız liderlik' ifadesi hükümette derin hayal kırıklığı yarattığını belirterek; her tür liderlikle ilgili değerlendirmeyi üçüncü taraflar değil halk yapar denildi.

3- İngiliz Dışişleri Bakanı'nın; bugünkü şartlar olsa ne kendi ülkesini ne de diğer Avrupa ülkelerinin bölünmüş Kıbrıs'ın üyeliğine rıza göstermeyeceği ifadesiyle ilgili olarak Yakovu şunlara işaret etti:

- Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ve halkının büyük çabalarıyla ve Yunanistan ve bütün diğer AB üyesi ülkelerin; o zamanki İngiltere Dışişleri Bakanı Robin Cook'un da güttüğü ilkeler de dahil olmak üzere istikrarlı desteğiyle gerçekleşti.

4- Straw'un; Lefkoşa'nın Kıbrıslı Türkleri izole etmeye çalıştığı iddiasına ise Dışişleri Bakanı; Straw'u Kıbrıs hükümetinin inisiyatiflerini hiç anmayarak kendi ülkesinin parlamentosunu yanıltmakla suçladı. Yakovu'Kıbrıslı Türklere tek biz fiilen yardım ediyoruz' dedi ve buna bir dizi örnek gösterdi.

5- Kıbrıslı yerinden edilmişlerin mülkiyet haklarının tesis edilmesi konusunda ise Dışişleri yine; 'Straw'un tazminatları müzakerelere bağlamaya çalıştığı' talihsiz ifadesinden hoşnutsuzluk belirtti.

6- Yakovu; Gül'ün önerilerinin İngiltere'den gördüğü desteği yorumladı ve hükümetin; Türk Dışişleri Bakanı'nın önerilerine ilişkin argümanlarını öne çıkardı.

7- Kıbrıslı Türklere yönelik mali yardım tüzüğünün bugüne kadar benimsenmemesine de değindi ve 'Lüksemburg dönem başkanlığının ve komiser Rehn'in önerilerine rağmen tüzüğün onaylanmasına müsaade etmeyenlerin öncelikle İngiltere ve Türkiye olması nedeniyle', bu konudaki İngiliz sorumluluklarına işaret etti. Yakovu ayrıca Birleşik Krallık'ın; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve BM'nin Kıbrıs'la ilgili kararlarında ifade edilen uluslar arası hukuk ve Avrupa hukukunun hayata geçirilmemesini kabule hazır olup olmadığını sordu.

Edindiğimiz bilgilere göre, İngiliz Yüksek Komiseri Millett; yazılı notlar ortaya koydu ve (önerilerin) sadece kutlandığını söyleyerek; Londra'nın Gül paketini desteklediğine ilişkin hükümet görüşünü kabul etmemeye çalıştı.

İngiliz Yüksek Komiseri; ülkesinin; önerilerinin, AB'ye karşı yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını Ankara'ya ilettiğini de söyledi.

Hükümet Sözcüsü Yorgos Lillikas, Straw'un sözlerinin ; İngiltere'nin politikasının tarafsızlığını delillendirmekten başka her şeyi sağladığını belirterek; Londra'nın Kıbrıs sorununa ilişin çabalarda yaratıcı yardımcı rol oynaması ihtimalini artık kesinlikle imkansız hale getirdiğine işaret etti. 'Straw, Kıbrıs ziyaretini organize etme yöntemi ve bizim malum itirazlarımıza rağmen kendi planladığı ziyaret programı ile bir çatışma ortamı yarattı ve bu ortamı açıklamalarıyla ağırlaştırdı' diyen Lillikas şunları da söyledi:

'Bir yandan çözümün Kıbrıs'ı yeniden birleştirmesi gerektğini söylüyor, diğer yandan da diğer şeyler yanında Kıbrıslı Türklerin ayrı ekonomik varlık olarak AB'ne girmelerini de içeren Gül fikirlerini benimsiyor ve ileri götürüyor. Buna paralel olarak Straw; sahte devletin siyasi açıdan yüceltilmesini gündeme getiren ve nihayetinde ayrılıkçı eğilimleri güçlendiren; işgal bölgeleriyle direkt ticaret tezi gibi tezleri de benimsiyor.

Aday ülkelerin AB'ne karşı yükümlülüklerini yerine getirmelerini istemek AB'nin tam üyesi olması dolayısıyla Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilan edilmiş hakkıdır ve kimse kendisini bundan mahrum edemez. Bu hakkı elimizde bulunduruyoruz ve Avrupai çıkarlar ve kendi çıkarlarımız açısından uygun olduğunu düşündüğümüz an bunu kullanacağız'."

Lillikas: Bryza'nın davranışı verimli değil

Haravgi gazetesi haberinde, Rum Sözcü Yorgos Lillikas'ın, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza'nın beklenmekte olan Kıbrıs ziyaretiyle ilgili yorumuna yer verdi.

Gazeteye göre, Amerikan hükümetinin Rum yönetimiyle halen hiçbir temasta bulunulmadığını söyleyen Yorgos Lillikas ; "inisiyatif üstlenen ve Lefkoşa'yı ziyaret etmek isteyen birinin; Türk tezleriyle tamamen örtüşen görüşlerini Kıbrıs'a gelmeden önce basın yoluyula açıklama yönteminin artık verimli bir yöntem olmadığını zannediyorum" dedi.

Bryza'nın müsteşar yardımcısı olduğunun altını çizen Lillikas şunları söyledi :

"Birisinin kendi başına bir inisiyatif üstlendiğinde veya yardım edebileceğini düşündüğünde veya araştırmak istediğinde; sahip olması muhtemel görüşlerden bağımsız olarak , görüşlerini bizim tarafla yapacağı resmi görüşmelerde ortaya koymasının artık daha verimli bir yöntem olacağını zannederim. Bu tür yaklaşımların; özlü diyalog olması, ileri gidebilmemiz amacıyla yaratıcı diyalog olması için uygun ortamı yarattığını zannetmiyorum. Bu tür yaklaşımlarla; oynamaları muhtemel rolleri kendi ellinden alıyorlar."

Straw'a tepki patlaması

Alithia gazetesi, Straw'un sözlerinin Rum siyaset camiasının tamamında tepki patlamasına neden olduğunu, Rum yönetiminin Londra nezdinde sert girişimlerde bulunduğunu ve İngiltere'nin bütün çabalarının Güney Kıbrıs aleyhine Ankara'ya yardımcı olduğu gerekçesiyle; Türkiye'ye karşı elinde bulundurduğu vetoyu kullanma niyetini bildirdiğini yazdı.

Haberi, "Bizi Kaplayacak Volkan - Jack Straw'un Saldırısı Nedeniyle Tepki Patlaması - Kıbrıs'ın Yalnız Kalması Tehlikesine Dokunulmadı - Jack Straw'a Ateş Püskürülüyor" aşlığıyla manşetten veren gazete, "Fakat Lefkoşa ve Londra arasındaki savaş ortamının başka olumsuz etkiler yaratması da muhtemeldir, bu nedenle muhalefet derhal Ulusal Konsey'in toplanmasını ve strateji belirlenmesini istiyor" ifadesini kullandı.

Rum Sözcü Yorgos Lillikas ve Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun ilgili açıklamalarını, "Lefkoşa - Londra Yüzyüze Çarpışma - Kıbrıs Hükümeti Türkiye Aleyhine Saldırı Uyarısında Bulunuyor" başlığı altında yansıttı ve durumu şöyle özetledi :

"İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un gerek Kıbrıs hükümetine gerek Başkan Papadopulos'a saldırısı nedeniyle Lefkoşa ile Londra arasındaki çarpışma artık yüzyüze çarpışmadır. Kıbrıs hükümeti Straw'un sözleri nedeniyle İngiltere nezdinde protestoda bulunmakla kalmadı, aynı zamanda; özellikle Türkiye'nin AB süreciyle ilgili bir dizi uyarıda bulundu. Lefkoşa, İngiliz tarafına; Kıbrıs aleyhine Türkiye'yi AB'ye doğru itmeye çalışması halinde, Türkiye aleyhine savunmaya geçeceği mesajını vermeye çalıştı. Böylece mesele artık Lefkoşa'nın; özellikle sert olması beklenen önümüzdeki aylar içerisinde bu tür uyarılarını hayata geçirip geçirmeyeceğidir."

Aynı gazete, "Jack Straw'a Ateş Püskürüyorlar - Kıbrıs'ın Siyasi Camiası İngiliz Dışişleri Bakanı'nın Açıklamalarını Kınıyor - Muhalefet Kıbrıs Rum Tarafının Politikasının Gözden Geçirilmesini ve Ulusal Konsey'in Toplanmasını İstiyor" başlığıyla yansıttığı haberinde Jack Straw'un önceki gün Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmanın Rum siyaset dünyasında tepki fırtınasına neden olduğunu, istisnasız bütün Rum siyasi partilerinin Straw'un sözlerini "kabul edilemez ve tahrikkar" olarak nitelediklerini yazdı.

Gazete, muhalefet kanadının (DİSİ ve EDİ), Straw'un açıklamalarını kınamanın ötesinde, şu iki noktaya değindiklerini yazdı :

"1- Kıbrıs Rum tarafının politikasının gözden geçirilmesi; 2-Ulusal Konsey'in toplantıya çağrılması gerektiği"

Gazeteye göre, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, Straw'un sözlerini "kabul edilemez ve diplomatik kurumların dışında bir saldırı" olarak niteledi.

Anastasiadis; kınamanın ötesinde Kıbrıs Rum tarafının bütün politikasının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti ve "ön hazırlığı iyi yapılmış bir diyalog için inisiyatifler teşvik etmeli ve bu olanlarla nereye sürüklendiğimize topluca karar vermeliyiz" dedi.

DİSİ Basın Sözcüsü Tasos Mitsopulos; Straw'un sözlerinin Güney Kıbrıs ile İngiltere arasındaki ilişkilerin süratle kötüleştiği bir döneme denk geldiği saptamasında bulundu ve şunları söyledi:

"Bu soğuk savaş ortamı yalnız siyasi gelişmelerin süreci nedeniyle değil, aynı zamanda ikili ekonomik ilişkiler için de derin bir kaygı ve endişe yaratıyor. Böylesine düşmanca bir uluslar arası çevre içerisinde hareket ederken bir liderlik ve bir halk kendini ne derece güvende hissedebilir?

Çatışma mantığı, AB üyesi iki ülke ilişkilerini niteleyemez ve bunun için iyi niyet hareketleri aracılığıyla diyalog, uzlaşı ve Kıbrıs Rum tez ve endişelerinin daha iyi anlaşılmasını istemeliyiz. DİSİ defalarca Ulusal Konsey'in toplanmasını istedi ancak Başkan Papadopulos bunu reddetti. En azından şimdi toplansın. Diyalogtan kimseye zarar gelmez. Ulusal Konsey toplandıktan sonra; gelişmeleri Yunanistan'la birlikte yaratmamız ve müşterek adımlarla nasıl ilerlediğimizi ve milli çıkarlarımızın talep edilmesine yönelik uygun şartları nasıl şekillendirdiğimizi görmemiz önemlidir."

EDİ Genel Sekreteri Mikis Şanis Jack Straw'un sözlerini "benzeri görülmemiş ve tahrikkar" olarak niteledi ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a; Rum Ulusal Konseyi'ni toplaması çağrısını yineledi, şöyle devam etti:

"Straw'un sözleri benzeri görülmemiş ve tahrikkardı . Ancak malesef benzeri görülmemiş ve tahrikkar gelişmelerle gittikçe daha sık karşılaşıyoruz. Kıbrıs sorununa ilişkin uluslar arası muhataplarımızda benzeri görülmemiş bir azalma var, Kırbıs Rum mallarında benzeri görülmemiş bir betonlaşma ve benzeri görülmemiş bölünmüşlük var. EDİ, durumun ciddiyetini hesap ederek Başkan Papadopulos'a; kendi öneri ve kendi inisiyatiflerimizi şekillendirmek için Ulusal Konsey'i toplantıya çağırması çağrısını yineliyor. Gelişmeleri kıpırdamadan izlemeye devam edemeyiz. Gelişmeler yaratmalı, gerek BM düzeyinde gerek AB düzeyinde gelişmeler planlamalıyız."

Baf Metropoliti de kınadı

Alithia gazetesi, "Baf'tan (Metropoliti) Protesto" başlığıyla yansıttığı haberinde, Rum Ortodoks Kilisesi Sen Sinod Meclisi'ne vekaleten başkanlık etmekte olan Baf Metropoliti Hrisostomos'un İngiltere Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs sorunundaki tavrını protesto ettiğini ve Straw'un Rum yönetimine ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papdopulos'a yönelik sözlerini "tahrik edilmemiş ve ahlaksız saldırı" olarak nitelediğini yazdı.

Gazeteye göre Hrisostomos; Rum medya kuruluşlarına dağıttığı yazılı açıklamasında şunları kaydetti: "İtalya, İspanya ve Olli Rehn'in Kıbrıs sorununa ilişkin Türk önerilerini desteklediği konusunda yalan söylüyor. İngiltere Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği ve sahte devletin tanınmasına ilişkin Amerikan planını ileri götürmeyi üstlendi. İngilizlerin süregelen tavrı, Kıbrsı'ın kendilerine karşı tavrını gözden geçirmesini gerektiriyor. Hükümet ve Ulusal Konsey Kıbrıs'taki İngiliz üsleri konusunu artık dinamik şekilde gündeme getirmelidir."

Haravgi gazetesi, "Straw'a Ateş Püskürüyorlar" başlığıyla manşete çektiği haberinde Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millett'i dün makamına çağırarak sert girişimde bulunduğunu ancak Rum yönetiminin Straw'un açıklamaları konusunu; bu açıklamaların Birlik dayanışmasına ters düştüğünü savunarak AB'deki ortaklarının da önüne koyacağını yazdı.

DİKO'nun tepkisi

Haravgi gazetesi, DİKO Başkan Vekili Nikos Kleanthus'un, "İngilizler ne zaman sömürgecilik döneminin geri dönülmez şekilde sona erdiğini ne zaman anlayacak" diye sorduğunu bildirdi.

Gazeteye göre Kleanthus, "hükümet İngilizlerin, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ve Rum tarafını rehin olarak görmekten vazgeçip Kıbrıs halkının; Türkiye'nin ve Anglo-Amerikanların çıkarı için "donsuz/dayanaksız" kalmaya niyetli olmadığını anlamaları için gerekli bütün diplomatik girişimlerde bulunmalıdır" dedi.

Straw'un sözlerini, "AngloAmerikanların Türkiye'nin üyelik sürecine yardımcı olma çabasına, Tasos Papadopulos'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşmesine, Rum tarafının; Güvenlik Konseyi daimi üyesi ülkelerin tamamının Kıbrıs sorununa müdahil olmalarındaki ısrarına ve Straw'un Kıbrıs'ı ziyaret ettiği malum şartlar altında Papadopulos'un kendisiyle görüşmeyi reddetmesini atlatamamasına" yordu.

EDEK Başkanı Yannakis Omiru ise, Straw'un sözlerini, sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni temelsiz bırakma çabası" olarak niteledi ve Rum yönetimini; "İngiliz tahriğine" karşı derhal ve kararlı şekilde tepki göstermeye çağırdı.

Omiru, "Jack Straw'un sözleri; Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı tahrikkarlık abidesi ve İngiltere hükkümetinin etkisi altında bulundurmaya devam eden sömürgecilik zihniyeti sendromunun göstergesidir" dedi.

EUROKO da görüşünü, " İngiltere Dışişleri Bakanı'nın tahrik ve bahane olmaksızın Kıbrıs Cumhuriyeti'ne cepheden saldırması, İngiltere'nin Kıbrıs'la ilgili gerçek niyetlerini ortaya koyuyor" şeklinde yansıttı.

Yunanistan'ın tepkileri

Haravgi gazetesi, "Kıbrslı Türklerin İzolasyonu İşgalin Sonucudur - Kıbrıs ve Yunanistan Ada'yı Yeniden Birleştirecek Çözümü Destekliyor" başlıklı haberinde ise, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis'in, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un açıklamalarını Yunan hükümeti adına yorumladığını ve şunları söylediğini yazdı:

"Kıbrıs ve Yunanistan Ada'yı yeniden birleştirecek bir çözümü destekliyor. Kıbrıs ve Yunanistan; Kıbrıs makamlarına bu konuda saygılı olunması şartıyla Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan desteklenmesinden yanadır ve Kıbrıslı Türklerin bir miktar izolasyonu varsa, bu işgalin sonucudur."

Gazeteye göre, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgos Kumuçakos'un ise, Yunan ve Rum hükümetlerinin ; Kıbrıs meselesindeki politikanın çerçevesini ve net istikamet çizgilerini açık şekilde ortaya koyduklarını söyledi: Straw'un sözlerine de değinen Kumuçakos şöyle konuştu:

"Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik açıdan desteklenmesine de tarafız ve bu tezimiz BM çerçevesi içerisinde somut hareketler ve somut tavrımızla takip edildi. Kıbrıs Türk toplumunun bugünkü durumu ve karşı karşıya kaldığı sorunlar; istila ve işgalin kurbanları olan Kıbrıs Rum tarafında ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nde aranmaması gerekir. Ada'nın işgal altındaki kuzey kesiminin bugün karşı karşıya bulunduğu zor durum tamamen yasadışı istila ve işgalin sonucudur.

İngiliz tarafı Kıbrıs sorununda kendi stratejisine sahiptir ve zaman zaman kendi tezlerini dile getiriyor. Biz; kendi tezlerimizi dile getiriyoruz ve sebatla, sürekli ve kararlılıkla uygulamakta olduğumuz kendi politikamıza sahibiz. Sonuçlar durumun yalanlanamaz tanıklarıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti AB'ye tam üyedir."

Habere göre Rum yönetiminin; Kıbrıs sorununa Güvenlik Konseyi'ne daimi üye bütün ülkelerin müdahil olmalarına ilişkin görüşünün sorulmasına karşılık Kumuçakos, "gerçekten, BM'nin belirli bir sorunun çözümünde bir inisiyatifi söz konusu olduğunda; Günvenlik Konseyi daimi üyesi bütün ülkelerin bu çabaya katılması ve her birinin kendi rolüne sahip olması mantıklı, beklenen ve arzu edilen bir şeydir. Bu, Sayın Lavrov'un Atina ziyareti sırasında görüşülen bir şeydir" dedi.

KIBRIS 11/02/06

 

Kuntay: Anketin verdiği mesajlar iyi algılanmalı

GÜKAD Başkanı Dt. Hakan Kuntay, bölgede yaptırılan geniş çaplı anketin hem uluslararası, hem de ulusal mesajlar içerdiğini belirterek iyi algılanmasını istedi

Kuntay: Anketin verdiği mesajlar iyi algılanmalı

ÖNEMLİ BİR ÇALIŞMA... Kuntay: Doğal olarak AB'yi hedef olarak önümüze koymuşsak, bunu savunurken, bilimsel verileri de ortaya koymak gerekir. Bizler, GÜKAD olarak Annan Planı döneminde de bir anket yapmıştık, hatta dönemin ilk anketiydi. Doğal olarak bir takım tezleri ortaya atarken, kamuoyunun sesine de kulak vermek gerekir. Biz de bu kapsamlı çalışmayı yapma kararı aldık

 

Güzelyurt İlçesini Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) Başkanı Hakan Kuntay, KADEM'e yaptırılan anketle birlikte ortaya çıkan sonuçların çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Anketle ilgili kamuoyunda tartışılan konuların ardından düşüncelerini KIBRIS'a açıklayan Kuntay, sonuçların geniş kesimlerle paylaşılacağını belirtti.

Annan Planı sonrası beklentilerine cevap bulamayan Güzelyurt halkında bir umutsuzluk olduğunu kabul eden Kuntay, buna karşın hükümetin atacağı adımlar ve uluslararası alanlardan buna gelecek destekle umutsuzluk ortamının ortadan kaldırılabileceğini vurguladı.

Kuntay, kentteki genç insanların göç eğilimi bulunduğunu da hatırlatarak, "Ancak aynı gençler, kredi ve toprak garantisi şartıyla doğu bölgesindeki yeni yaşam alanına destek veriyor. Hükümet bunu göz önünde bulundurmalı" dedi.

Kuntay, KIBRIS'ın sorularını yanıtladı.

Soru ve yanıtlar

KIBRIS: GÜKAD, neden böyle bir anket yapma gereği duydu?...

KUNTAY: Doğal olarak AB'yi hedef olarak önümüze koymuşsak, bunu savunurken, bilimsel verileri de ortaya koymak gerekir. Bizler, GÜKAD olarak Annan Planı döneminde de bir anket yapmıştık, hatta dönemin ilk anketiydi. Doğal olarak bir takım tezleri ortaya atarken, kamuoyunun sesine de kulak vermek gerekir.

Biz de bu kapsamlı çalışmayı yapma kararı aldık. Annan Planı sonrası bölge insanımızın beklentisi ne, ne değişti, hükümetten, AB'den, BM'den beklediğini bulabildi mi, geleceği ile ilgili ne düşünüyor bunları ortaya çıkarmak istedik. Bir yerde bu insanların bundan sonraki dönemde ne istediğini net olarak görmek istedik.

KIBRIS: Anketin geneline yansıyan sonuçlarda, Güzelyurt halkı Annan Planı öncesinden daha farklı. Bir güven bunalımı var... Bu sonuç şaşırtıcı mı sizce?

KUNTAY: Ben şaşırmadım... Genele baktığımızda da bu bunalım sonucunun olduğu gerçeğini görüyoruz. Bu AB'nin ya da BM'nin yeterince bize ilgi göstermediği anlamından öte, planın uygulanmaması nedeniyle yaşanan sıkıntılar.

Ortaya çıkan tablo var olan... Dikkate alınması gerekiyor.

KIBRIS: GÜKAD bu verilerin üzerine politikalar inşa edecek, bundan kuşkum yok... İlk etapta gözünüze çarpan unsurlar nelerdir?

KUNTAY: Ankette bir umutsuzluk olayı ortaya çıktı. Bu kesin. Mesela, en kritik noktalardan biri, insanımızın sorunlara bakış açısı. "Size göre en büyük sorun ne?" sorusuna, Yüzde 82.3 insanımızın gelecekteki belirsizlikten rahatsız olduğunu söylemesi dikkate değer. Her 10 kişiden 8.5'i belirsizliği ciddi bir sorun olarak görünüyor. Anketi yapanlar dahi, bu değerlendirmenin sonuçlarını ilginç buluyor. Bu beklentinin çok net göstergesi olarak ortaya çıktı.

Anketin genelinde bir umutsuzluk ve belirsizliğin ortaya çıktığını görüyoruz. Diğer maddelerde de beklenti ve umut var. ODTÜ'de sosyal ve kültürel yönden, ekonomik anlamda yüksek bir beklenti var. Umutsuzluk içinde ODTÜ umudu.

Biz Annan Planı sonrası insanımızın somut, elle tutulur şeyler görmek istediğini söylemiştik. İşte doğu bölgesinde hali bir arazi istenip istenmediği sorusuna yüzde 47 oranında destek var. Yüzde 31'i ise belirsiz... Genelde görüşe destek verenler ise yüzde 70 oranında...

ODTÜ'nün çevresine doğru bir yapılanma beklentisi var. Gençler buradan süratle kaçıyor. Tek genişleme bölgesi de ODTÜ çevresi. Üniversite çevresinde bu hareketlenme için beklentiler var. Başlayan inşaatlar var. O umutsuzluğun altında verilen mesaj, "Bana bu açılımı yaparsanız bunu destekleyeceğim..."

Her 10 kişiden 4 kişi de Güzelyurt'tan kaçma eğilimli... Üstelik çoğunluk da 18- 24 yaş arası. İlk fırsatta bu yaş grubunda yüzde 46.6'sı bu kentten kaçmayı düşünüyor. Bu ciddi bir işaret. Lokomotifimiz gençler, üniversite mezunu ve yatırım potansiyeli olan kesimin kaçma eğilimi dikkate alınması gereken bir hadise.

ODTÜ çevresindeki yeni yatırım alanını destekleyenlerin oranı yüzde 64.5, yine gençler. Bu umudun mesajı...

KIBRIS: Nasıl değerlendirilmesi gerekiyor size göre bu anket sonuçları? Bu verileri bir araya toplayan GÜKAD nasıl bir hareket tarzı belirleyecek?

KUNTAY: Bu sonuçları geniş kesimlere ulaştıracağız. Uluslararası mesaj ve ulusal mesaj içeriyor bu anket sonuçları. Yerel yönetime ve hükümete de mesaj var.

Uluslararası anlamda, "Ben buradan gideceğimi bile bile bu plana evet dedim. Sen ne açılım ürettin?" diyor.

İçe dönük de, "Ben senden benimle ilgili adımlar atmanı istiyorum, benim için adım at" mesajı var.

Biz bu sonuçları hem hükümete ulaştıracağız, hem de AB, BM yetkililere beklentileri ileteceğiz, durumu ortaya koyacağız.

KIBRIS: Peki, gerçekten bakanlar kurulunun Güzelyurt'a yönelik hiç mi attığı adım yok? Size göre kısa sürede neler yapılmalı...

KUNTAY: Güzelyurt İktisadi ve Kalkınma Planı Bakanlar Kurulu'ndan geçti. Bu ilk kez ülkemizde bir bölge için alınan karar. Bölge içindeki bir çok parçayı bir araya getiren bir karar bu. Bakanlar Kurulu'ndan geçen bu karara büyük önem veriyoruz.

GÜKAD olarak bunla ilgili bir çalışma yaptık. Bilimsel bir çalışmayla içinin doldurulması gerektiği kararına vardık. Annan Planı sonrası bir çok şeyi zorladık biz GÜKAD olarak. Şimdi atılan adımların da bu zorlamaların bir parçası olduğunu düşünüyoruz. Bizim zorlamamız sayesinde Bakanlar Kurulu'ndan geçmesi umut verici. Ama artık bunu insanların görebileceği bir noktaya getirmek gerekiyor.

Çevre koruma, uluslararası destek gibi unsurları da bu projeye katmak gerekiyor.

KIBRIS: ODTÜ bölgesindeki alana büyük önem veriyorsunuz. Sık sık, "burada çağdaş bir yapılanma oluşturulabileceğinden söz ediyorsunuz...

KUNTAY: Bugün ODTÜ altındaki alan, takriben 12 bin dönüme tekabül ediyor. Kastettiğimiz alanın yukarısı Akdeniz Ormanı, altı ise portakal ağaçları ile çevrili. Çok büyük bir alan. Güzelyurt merkezi ise bin 800 dönüm. Bu alanın büyük kısmı da eşdeğer olarak dağıtımlı. Bakir bir alan, çarpıklık yok. Burayı kent plancıları, ulaştırmacılar, alt yapısı ile düşüneceksiniz ve kağıt üzerinde bir proje ortaya çıkaracaksınız.

Baf, Larnaka, Lefkoşa, Mağusa, Girne'nin kötü tecrübelerini de göz önüne alarak, burada güzel bir kent yapılaşmasını sağlayabilir.

KIBRIS: Bu projeye herhangi bir dış destek almak mümkün mü? Bu yönde bir girişim yaptınız mı?

KUNTAY: UNDP ile bir görüşmemiz olmuştu. Bir takım plan ve programları görüşmüştük. UNDP alt yapı konusunda destek verebileceğini söyledi. Tabi bu çok büyük bir proje ve hükümetin adım atması halinde UNDP'nin de destek olabilmesi daha kolay bir ihtimal. UNDP de bunu söylüyor. Yani adım atın, biz de destek olalım diyorlar.

Zaten bu bakanlar kurulu kararı iyi bir adım. Bu nedenle GÜKAD'ın çalışmaları meyve verdi diyorum. Bu bizim düşüncelerimize bir paralellik sağlıyor.

Ama kent merkezinin de acilen dizayn edilmesi gerekiyor. Burada bir ekonomik çekim merkezi yaratmak gerekli. Ancak bu yolla ODTÜ'ye doğru bir yapılanma sağlıklı bir şekilde ilerleyebilecek. Kent merkezini öğrenci çekim merkezi yapabilmeliyiz.

Mart ayında Bostancı kapısı açılacak. 24 saat hizmet vermeyen bu kapı, bu tarihten itibaren tüm gün açık olacak. Bu turizme de bir motivasyon sağlayacak.

Bu umutsuzluğun altındaki esas neden önünü görememe, projelerin elle tutulur olmaması. Hükümet bu konuda adım atarsa, bölge insanı zaten beklentisini ankette net olarak ortaya koydu.

KIBRIS: Gündemdeki turizm yatırımları ile birlikte yeni bir hareketlilik de söz konusu...

KUNTAY: Turizm bölge için yeni ve büyük bir yatırım sektörü halini alıyor. Turizm yatırımlarının da bölgeye gelebileceğini, öğrenci hareketliliğini de buna eklersek, ciddi bir potansiyel ortaya çıkacak.

Umutsuzluğun içinde büyük de bir umut var ortada. Doğru adımlar ortaya koyarsak, bölge insanı da daha farklı noktalara doğru ilerleyecek.

 

KIBRIS: GÜKAD, bu anket sonuçlarını da dikkate alarak, enerjisini nereye yoğunlaştıracak? Yeni hareket tarzınızı nasıl belirleyeceksiniz?

KUNTAY: Her şeyden önce bu soruya yanıt verebilmek için GÜKAD'ı iyi tanımlamamız gerekiyor... GÜKAD, bir bölge örgütü olarak hep ilklere imza attı. Hem siyasi, hem uluslararası anlamda aktif olarak yer alıyoruz. Örnek olmaya çalışan bir pozisyondayız. Geçmiş etkinliklerimizde de bu farkı ortaya koyduk. Annan Planı öncesi ilçeleşme hareketi, yatırım zorlaması, ODTÜ'nün gelişi için yapılan mücadelede GÜKAD olarak hep aktif olduk.

Kurumsallaşmak istedik. Gerek bölgenin ekonomik anlamda, gerek siyasi, gerekse sosyal anlamdaki olaylarda elimizden gelen katkıyı koymayı hedef aldık. Dernek binamızı gerek üyelerimiz, gerekse diğer sivil toplum örgütlerine açtık. Etkinliklerle burayı hep sıcak tutuyoruz.

Bu anketle birlikte elde ettiğimiz veriler var. Bu verileri BM, AB yetkililerine ileteceğiz. Tüm güçlerden de bu araya destek almak için çaba harcamaya devam edeceğiz. Tabi bölge insanının beklentilerini göz önünde tutarak.

KIBRIS 12/02/06

 

TC Dışişleri Bakanı Gül, Kıbrıs konusunu değerlendirdi: Adanın gerçekleri göz önüne alınmadan hiçbir çözüm gerçekçi değil

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta adanın gerçekleri göz önüne alınmadığı takdirde hiçbir çözümün veya çözüm girişiminin gerçekçi olmayacağını söyledi.

Gül, 7'nci Ciddi Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Suudi Arabistan'a hareketinden önce Esenboğa havaalanında açıklama yaptı ve soruları yanıtladı.

Gül, Cidde Ekonomik Forumu'nun uluslararası seçkin şahsiyetlerin küresel gelişmeleri değerlendirdiği önemli bir platform olduğunu belirterek, Forumun bu yılki temasının "kültür ve kültür farklılıklarını barındıran ortak yaşamdan nasıl faydalanabiliriz" olduğunu ve kendisinin de forumda bir konuşma yapacağını söyledi.

Straw'un açıklamaları

Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Kıbrıs Rum yönetiminin tutumunu eleştiren ve bu tutumun sürmesinin KKTC'nin zamanla tanınmasına yol açacağını belirten sözlerinin hatırlatılması üzerine, İngiltere'nin Kıbrıs'ta garantör ülke olduğuna işaret ederek, İngiltere Dışişleri Bakanı'nın bu sözlerinin uluslararası alanda yankı bulacağını bildirdi.

Gelişmeleri birçok ülkenin yakından takip ettiğini belirten Gül, adanın gerçeklerinin yalnızca Türkiye ve KKTC tarafından değil, tüm dünya tarafından anlaşılmasının önemli olduğunu söyledi.

Straw'un tüm itirazlara karşı adayı ziyaret ettiğini ve adanın gerçeklerini bizzat gördüğünü ifade eden Gül, "Adanın gerçekleri göz önüne alınmadan hiçbir çözüm gerçekçi değildir" diye konuştu.

KIBRIS 12/02/06

 

"İngiltere, kademeli olarak KKTC'yi tanıyacaktır" anlamı çıkmaz

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un KKTC ile ilgili açıklamalarını değerlendirdi:

"İngiltere, kademeli olarak KKTC'yi tanıyacaktır" anlamı çıkmaz

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un KKTC ile ilgili açıklamasından "İngiltere, kademeli olarak KKTC'yi tanıyacaktır" şeklinde bir anlam çıkarılmaması gerektiğini söyledi.

Westmacott, "burada yapılması gereken, eğer kapsamlı bir çözüm isteniyorsa, iyi niyetli şekilde tarafların, herkesin çözüme yönelik adımlar atmasıdır" dedi.

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Westmacott, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ni (TOBB) ziyaret ederek, Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile öğle yemeği yedi.

Sorular

Gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını da yanıtlayan Westmacott, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un "KKTC'nin tanınabileceğine" ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine, Straw'un açıklamasının çok açık ve net olduğunu, iki ana soruna değindiğini belirterek, şunları söyledi:

"Yapılan konuşmada, bu iki ana sorunun kapsamlı bir çözüm gereği ortaya konuluyor. Bunlardan bir tanesi Ada'nın bu şekilde ikiye ayrılmasının içeride sorun yaratacağı. Çünkü AB içerisinde iki ayrı oluşum söz konusu olur.

İkincisi, Kıbrıslı Türklere baktığınız zaman, Kıbrıslı Türkler aslında çok ciddi çabalar sarf etti. Ve biz bunları görmekteyiz ve bu çabaların karşılığının aslında verilmediği düşünülüyor. Bu nedenle hem Jack Straw 'un kendisi hem İngiliz hükümeti, bu gösterilen çabaların karşılığının verilmesi gerektiğini düşünüyor.

İkincisi, sizin de sorunuzda bahsettiğiniz sorun, yani mevcut durum. Yani izolasyonun halen devam etmesi. Bu İzolasyon devam ettiği sürece, zaten Türkiye ve AB arasındaki müzakerelere de etki ediyor. Nisan 2004'te Annan Planı ile ilgili yapılan referandum sonucunda da gördük...O nedenle mutlaka Kıbrıslı Türklere de, AB'de ticari açıdan birçok unsurun getirilmesi gerekiyor."

Westmacott, bir başka soruya karşılık, İngiliz hükümetinin, yaptığı her türlü eylemde, attığı her adım da hükümet olarak bağımsız şekilde hareket ettiğini söyledi.

Westmacott, ancak İngiltere'nin zaman zaman "daha çok Türk halkından yana olduğu ya da Washington'dan talimat aldığına" ilişkin eleştirilerle karşılaştığına işaret ederek, "İngiliz hükümeti olarak biz bu soruna kapsamlı bir çözüm getirilmesi çabalarımızı sürdürüyoruz" dedi.

Jack Straw'un sözleri

Büyükelçi Westmacott, İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw'un "böyle giderse KKTC tanınır" şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine şunları kaydetti:

"Sayın Dışişleri Bakanı (Straw) tarafından yapılan açıklamaya baktığınızda, orada herhangi bir şekilde (İngiltere kademeli olarak KKTC tanıyacaktır) şeklinde bir anlam çıkarılamaz. Sayın Bakan'ın yaptığı konuşmaya baktığımızda, sonuçta statüko devam ettiği sürece ve bu barış için yani ortadaki sorun için kapsamlı bir barış olmadığı sürece, bu durum defacto aynı devam edecek ve defacto durum da bu durumda dejeure'ye dönüşebilecek. Yani burada yapılması gereken mutlak surette eğer kapsamlı bir çözüm isteniyorsa, iyi niyetli şekilde tarafların, herkesin çözüme yönelik adımlar atmasıdır."

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da yaptığı konuşmada,İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, KKTC ile ilgili yaptığı açıklamanın görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Hisarcıklıoğlu, AB ile Türkiye arasında müzakere sürecinin başlatılması ile İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'un yaptığı açıklamadan duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, "bu çerçevede KKTC'nin dünya ekonomisi ile entegrasyonu konusundaki görüşlerimizi de kendisine aktardık. Bu süreç içerisinde, İngiltere Dışişleri Bakanı'nın aynı zamanda KKTC Cumhurbaşkanı'nı makamında ziyareti de, politik mesaj açısından çok olumlu olmuştur. Kendilerine bu noktada teşekkür ediyoruz" dedi.

KIBRIS 12/02/06

 

 

Talat’tan Papadopulos’a sert eleştiri

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetimi lideri Papadopulos’un, Ada’da yaşayan Türkleri köle haline getirmek istediğini söyledi. Rum lider ise, Straw’un, “KKTC aşamalı olarak tanınabilir” açıklamasının ardından, Ulusal Konsey’i toplantıya çağırdı.

 

 

NTV

Güncelleme: 15:13 TSİ 13 Şubat 2006 Pazartesi

LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Alman Frankfurter Allemaigne Zeitung gazetesine verdiği demeçte, “Papadopulos radikal biri ve şovenist. Yunanların üstünlüğüne inanıyor ve bizi asimile etmek istiyor. Kıbrıslı Türkleri azınlıkta kalan köleler haline getirmek istiyor” dedi.

Talat, AB’nin Papadopulos’a baskı yapmasını ve Kuzey Kıbrıs’a doğrudan uçak seferlerinin başlatılmasını istedi ve AB ülkelerinin doğrudan uçuşları Brüksel’den bağımsız olarak ayrı ayrı başlatabileceğini de söyledi.

Talat, TÜSİAD heyetini kabulünde de, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un “KKTC aşamalı olarak tanınabilir” sözlerini Rum yönetimi için bir uyarı olarak nitelendirdi.

RUM ULUSAL KONSEYİ TOPLANIYOR
Straw’un açıklamalarının ardından Rum yönetimi de harekete geçti. 17 Şubat’taki Ulusal Konsey toplantısı öncesinde açıklama yapan AKEL Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, saldırıya geçmeleri gerektiğini savundu.

“2004 Nisan’da referandumun ardından, ABD ve İngiltere’nin haksız saldırılarının çoğunu püskürtmeyi başardık” diyen Hristofyas, Washington ve Londra’nın Rumlara karşı düşmanca tavır sergilediğini öne sürdü..

Ulusal Konsey toplantısında, tüm siyasi partilerin son gelişmelerle ilgili tutumunu ortaya koyması bekleniyor.

 

İngiltere ve Amerika, Rumların taleplerini bloke etmeyi planlıyor

İngilizlerin ve Amerikalıların Rum yönetiminin taleplerini sınırlandırmak amacıyla müdahalelerini; "25"lerin Türkiye'nin AB'yle özlü müzakerelere başlaması için, hem açılmaları hem de kapanmaları için 35 müzakere başlığının her birine getirilecek kriterlerle (benchmarks) kombine şekilde biçimlendirecekleri ortak tutum üzerinde yoğunlaştırmakta oldukları bildirildi.

Fileleftheros edindiği bilgilere dayanarak haberi, "Kıbrıs'ın Ankara'ya Yönelik Taleplerini Bloke Etmek İçin Yeni Yakışıksız Tehditiler -- ABD ve İngiltere '25'lerin Ortak Tutumu'nda İfadeleri Kısıtlamaya Çalışıyor" başlığıyla yansıttı. Gazete, gerek ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza'nın Brüksel'de olmasının, gerek İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Londra'dan Rum yönetimine saldırmasının; Türkiye'nin özlü müzakerelerinin başlamasının muhtemel engellenmesinin neden olabileceği sonuçlara ilişkin mesajlar vermeyi hedeflediğini kaydetti.

Gazeteye göre bütün bu saldırı seferberliği; Rum yönetiminin ortak tutum konusunda ortaya koyacağı taleplerini minimum düzeyde tutmasını güvence altına almak ve Türkiye'nin AB üyelik sürecini Kıbrıs sorununun çözümünden tamamen koparmayı hedefliyor.

Politis ise "Hükümete Karşı Yaylım Ateşinin Hedefi Ne - Kıbrıs Sorunu: Çözüm ya da By-Pass! - İngilizlerden Yakışıksız Açıklamalar Neden? - Hareketsizlik Politikasının Çıkmazları - Kıbrıs Tayvan Modeline Sürükleniyor" başlık ve spotlarıyla manşete çektiği haberinde, Annan planına ilişkin referandumlardan 2 yıl sonra bugün; şartların değiştiğini ve Kıbrıs sorununa iki toplumlu iki bölgeli federasyon tipi çözüm bulunması perspektifinin sönmüş olduğu yazdı.

Gerçekliklerin değiştiğini ve bugün Rumlardan; Tayvan modelini incelemelerinin istenmekte olduğunu yazan gazete, Tayvan modelinin kurumsal olarak Çin'in egemenliğinde olduğunu, devletlik varlığı olmaksızın hukuki işlemlerini yapma yetkisine sahip olduğunu ve BM tarafından tanınmamakla birlikte ticari ve ekonomik faaliyetlerde bulunduğunu hatırlattı.

Gazete, "Lefkoşa'nın yegane uluslar arası dayanakları Yunanistan ile (kısmen de) Rusya'dır ve gönüllü olarak hasmane bir çevre şekillendirdi" ifadesini de kullandı.

Gazete diplomatik kaynaklara dayanarak İngilizlerin hem Rum yönetiminin Kıbrıs sorunundaki oyalama tavrından hem de Kıbrıs ziyareti sırasında Jack Straw'u karşılama şeklinden dolayı öfkeli olduklarını yazdı ve edindiği bilgilere dayanarak Jack Straw'un Ada'yı ziyareti sırasında görüştüğü Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu'ya "Kıbrıs sorunu 2006 yılı içinde çözülmeli" dediğini ancak Yakovu'nun; İngiliz muhatabına ümit vermemekle yetkilendirilmiş olduğunu yazdı.

KIBRIS 13/02/06

 

Güney Kıbrıs'ta panik sürüyor

Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs konusunda durum değerlendirmesi yapmak üzere Ulusal Konsey'i toplantıya çağırdı

Güney Kıbrıs'ta panik sürüyor

DİPLOMATİK GİRİŞİMLER SONUÇ VERMEDİ... Kısa süre öncesine kadar, "toplanmasını haklı gösterecek gelişmeler olmadığı" gerekçesiyle Ulusal Konsey'in toplanmasını reddeden Rum yönetimi başkanı Papadopulos, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Avam Kamarası'nda Rum yönetimine ağır eleştiriler yönelttiği konuşması nedeniyle Londra nezdindeki diplomatik girişiminin sonuç vermemesi üzerine Ulusal Konsey'i 17 Şubat Cuma günü için toplantıya çağırdı

HRİSTOFYAS: SALDIRIYA GEÇMELİYİZ... 17 Şubat'taki Ulusal Konsey toplantısında, Rum siyasi partileri kendi görüş ve önerilerini sunacak. Papadopulos hükümetinin büyük ortağı AKEL'in Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni savunmalı, Avrupa Birliği'ne ve uluslararası alana karşı saldırıya geçmeliyiz" dedi

Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs konusunda durum değerlendirmesi yapmak üzere Ulusal Konsey'i toplantıya çağırdı.

Kısa süre öncesine kadar, "toplanmasını haklı gösterecek gelişmeler olmadığı" gerekçesiyle Ulusal Konsey'in toplanmasını reddeden Papadopulos, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Avam Kamarası'nda yaptığı ve Rum yönetimine ağır eleştiriler yönelttiği konuşması nedeniyle Londra nezdindeki diplomatik girişiminin sonuç vermemesi üzerine Ulusal Konsey'i 17 Şubat Cuma günü için toplantıya çağırdı.

Alithia gazetesi, "Rum yönetiminin Londra nezdindeki girişimlerinin, 'Straw'un dostane uyarılarını değerlendiriniz' tavsiyesiyle boşa çıktığını ve Güney Kıbrıs'ın Avrupa'da maruz kaldığı kuşatmanın kesinleşmesi nedeniyle Rum yönetiminde panik durumunun hakim olduğunu, bunun da Tasos Papadopulos'u Rum Ulusal Konseyi'ni 17 Şubat Cuma günü toplamaya mecbur ettiğini'' yazdı.

"Rum hükümetinin, Londra'daki Yüksek Komiseri Petros Eftihiu aracılığıyla Straw'un sözleri hakkında izahat istediğini belirten gazete, şunları kaydetti:

"''Eftihiu'nun görüştüğü Güneydoğu Avrupa Masası Müdürü Dominic Chilcott, Straw'un sözlerinin tek kelimesini bile geri almadı, bu sözleri teyit etti ve Kıbrıslı Rum diplomata, 'Straw'un dostane

uyarılarına' uyum sağlamanın yolunu bulmamızı tavsiye etti.''

Ulusal Konsey'e öneriler

Bu arada, 17 Şubat'taki Ulusal Konsey toplantısında, Rum siyasi partileri kendi görüş ve önerilerini sunacak. Papadopulos hükümetinin büyük ortağı AKEL'in Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, ''Kıbrıs Cumhuriyeti'ni savunmalı, Avrupa Birliği'ne ve uluslararası alana karşı saldırıya geçmeliyiz'' dedi. Hristofyas şunları söyledi:

''Sürekli saldırı düzeninde ve aynı zamanda savunmada olmalıyız. Çünkü maalesef Anglo Amerikan unsurundan, özellikle referandumlardan sonra, haksız ve yanlış saldırılara maruz kalıyoruz. Bu saldırıların

çoğunu püskürtmeyi başardık. Saldırıya geçmek için her türlü nedene ve argümana sahibiz.

Kıbrıslı Türklerin izolasyonu konusunda, hükümetimizin, Kıbrıslı Türklerin yaşam düzeylerini iyileştirmek için tek taraflı olarak aldığı önlemleri ile mali yardım ve ticaretle ilgili AB tüzükleri konusuyla ilgili yaratıcı önerilerimizi sürekli olarak tekrarlamalıyız.

Hem Avrupa'ya karşı yükümlülüklerini yerine getirmeme çabasında olan Türkiye'ye bir koruma sağlamak hem de sorumluluğu Kıbrıs Rum tarafına yüklemek amacıyla Amerikalılar ve İngilizler, hareketlilik olmaması için örgütlü bir çaba harcıyorlar. BM Genel Sekreteri de bu konuda diğer hükümetlerin ricalarını dinlediği için halen hareket etmiyor görünüyor. Amerikalılar ve İngilizler, Kıbrıs (Rum) halkı, icat ettikleri şeye 'hayır' deme cesaretini gösterdiği için isteyerek düşmanca tavır sergiliyor ve dalavereler çeviriyor.''

Anamuhalefetin görüşü

Rum ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Başkanı Nikos Anastasiadis de ''Bugün tehditkar şekilde parmağını sallamakta olan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw (güney) Kıbrıs aleyhine

oyunlar oynayamayacağını bilmelidir. Buna DİSİ de müsaade etmeyecek. DİSİ'nin asil üye ve söz sahibi olduğu için, 'Kıbrıs'ın çıkarlarını savunabileceği Avrupa Halk Partisi de müsaade etmeyecek'' dedi.

''Biz hareketsiz kaldıkça başkaları, normalde kabul edilemez olan önerilerini masaya koyma fırsatını kollayacak'' şeklinde konuşan Anastasiadis, şöyle devam etti:

''Türkiye Avrupa Birliği'ne karşı; zamanında yerine getirilmesi gereken yükümlülükler üstlendi. Uluslararası sahnede her zaman fırsatlar ve tehditler var, yabancı unsurlar ve üçüncü ülkeler daima

öncelikle çıkarlarına hizmet etmek isteyecekler. Yabancı unsur bunu her zaman yaptı, gelecekte de yapmaya devam edecek.

DİSİ, milli davayı yönetmeye ilişkin yeni bir strateji oluşturulmasına katkı koymak amacıyla 17 Şubat'taki Ulusal Konsey toplantısına kendi önerileriyle gidecek.''

Sosyalist EDEK partisi de Ulusal Konsey'e öneri sunacak. Hükümetin küçük ortaklarından EDEK Başkanı Yannakis Omiru, Rum Ulusal Konseyi toplantısında, Rum yönetiminin yapması gereken hareket ve eylemlere ilişkin bir dizi öneri sunacağını açıkladı.

Omiru, ''Birinci ve acilen yapılması gereken hareket, Türkiye'nin, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı üstlendiği ve yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini denetleme mekanizmalarını harekete geçirmesi

talebiyle AB Dönem Başkanı Avusturya'ya başvurmamızdır. Türkiye yükümlülüklerini 2006 yılı içerisinde yerine getirmezse 'Kıbrıs' ve Yunanistan veto haklarını kullanmalıdırlar.'' dedi.

KIBRIS 13/02/06

 

Geçişler yoldan yapılsın ama köprü anıt olarak kalsın

Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, iki taraf arasında çıkmaza giren Lokmacı Barikatı konusunda Papadopulos ve AKEL liderliğini suçlayarak, ilginç bir öneri ortaya attı:

Geçişler yoldan yapılsın ama köprü anıt olarak kalsın

ERK'TEN İLGİNÇ KOŞUL... Rum tarafının, Lokmacı Barikatı'nın açılmasıyla ilgili olarak sürekli bahaneler ve koşullar ortaya koyduğuna işaret eden Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, Lokmacı Barikatı'ndaki geçişlerin köprüden değil de düz geçitten yapılabileceğini, ancak köprünün de Ermu Sokağı'nda iki toplumu birleştiren bir anıt olarak kalabileceği şartını koşabileceklerini söyledi

PAPADOPULOS VE AKEL LİDERLİĞİNE AĞIR SUÇLAMA... Kutlay Erk, Türk tarafı olarak, Lokmacı Barikatı'nın açılması için tüm hazırlıkları tamamladıklarını ancak, Rum tarafının tutumundan dolayı barikattan geçişlerin halen mümkün olmadığını belirterek, bundan Kıbrıs Rum liderliğini; Kıbrıs Rum toplumu lideri Papadopulos'u ve "arkasına aldıkları" dediği; kilise, AKEL, EDİ ve EDEK'i sorumlu tuttu

 

Anıl IŞIK

Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, Türk tarafı olarak, Lokmacı Barikatı'nın açılması için tüm hazırlıkları tamamladıklarını ancak, Rum tarafının tutumundan dolayı barikattan geçişlerin halen mümkün olmadığını belirterek, bundan Kıbrıs Rum liderliğini; Kıbrıs Rum toplumu lideri Tassos Papadopulos'u ve "arkasına aldıkları" dediği; kilise, AKEL, EDİ ve EDEK'i sorumlu tuttu.

Erk, Lokmacı Barikatı'ndaki geçişlerin köprüden değil, düz geçitten yani yoldan yapılabileceği, ancak köprünün de Ermu Sokağı'nda iki toplumu birleştiren bir anıt olarak kalabileceği şartını koşabileceklerini söyledi.

Rumların, "kuzeydeki duvarın gece yıkılması", "köprünün inşa edilmesi" gibi çeşitli bahaneler ileri sürerek, Lokmacı Barikatı'nın açılmasına engel olmaya çalıştıklarına dikkat çeken Erk, Rum tarafının son olarak da Lokmacı Barikatı geçiş noktasının 1963 olaylarında çizilen Yeşil Hat sınırına getirilmesi talebini gündeme getirdiğini ifade etti.

Erk, "Tüm bunlar bize Rum liderliğinin ve arkasına aldığı; kilse AKEL, DİKO ve EDEK'in Lokmacı Barikatı'nın açılmasını istemediğini gösteriyor. Kapının açılmasını engelleyici bir yaklaşım sergiliyorlar" diye konuştu.

Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, iki taraf arasında çıkmaza giren Lokmacı Barikatı'nın açılması konusunda yaşanan son gelişmeleri KIBRIS'a değerlendirdi.

Lokmacı Barikatı'ndaki sıkıntıların aşılarak kapının açılması için Rum tarafına birçok kez görüşme çağrısında bulunduklarını belirten Erk, Rum tarafının kapı açma niyetinin bulunmadığını ve bu nedenle çağrılara olumlu bir yanıt vermediğini söyledi.

Lokmacı Barikatı konusunda esas inisiyatifin, Güney Lefkoşa Belediye Başkanı'nda değil, Papadoulos'ta olduğuna işaret eden Erk, AKEL'i ise de Papadopulos'a destek vermekle suçladı.

Erk, "Eğer amaç kapıyı açmaksa ki bizim amacımız budur, biz kapının açılmasına engelli ortadan kaldırırız, ancak ne Rum lideri ne de AKEL liderliği bu kapının açılmasın, iki toplumun kaynaşmasını istemiyorlar. Duvarı engel gösterip, bölünmüşlüğü sürdürmek istiyorlar. Papadopulos, Hristofyas, Omiru ve kilisenin amacı, adadaki bölünmüşlüğü sürdürmektir ve bu yaklaşımları şehrin bölünmüşlüğünü ve ırkçı yaklaşımlarını sürdüreceklerini ispatlıyor. Biz ise görüşerek sorunları aşabileceğimize inanıyoruz" şeklinde konuştu.

Siyasilerin sözlerine dikkat etmesi gerektiğine işaret eden Erk, Rum siyasilerin "köprü yıkılmadan hiçbir adım atmayız" ifadelerini anımsatarak, bu gibi yaklaşımların uzlaşımcı olmadığını söyledi ve ekledi:

"Biz de diyebiliriz ki, köprü Ermu Sokağı'nda iki toplumu birleştiren bir anıt olarak kalacak ve insanlarda yoldan yürüyerek geçecek. Bunu deyince, ne diyecekler? Hayır, köprüyü yine yıkın mı diyecekler? Bu nedenle Rum liderler sözlerine dikkat etmelidirler. Masaya oturacağız ve beraber çözüm arayacağız. Bir birimize koşul koymadan. Biz de koşul koyabiliriz."

Türk tarafının, Lokmacı Barikatı'yla ilgili olası görüşmelerde herhangi bir şartı olup olmadığının sorulması üzerine Erk, "Hayır, bizim hiçbir koşulumuz yok, koşulsuz görüşmeye hazırız" dedi.

"Çalışmalarımızı zamanında tamamladık"

Türk tarafı olarak, Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla ilgili çalışmaların daha önce belirlendiği gibi 24 Aralık tarihinde tamamladıklarını ifade eden Erk, Türk tarafı olarak Lokmacı Barikatı'nı iki taraf arasındaki geçişler için hazır hale getirdiklerini, ancak, Rum tarafının kendi taraflarındaki duvarı yıkmamasından dolayı Lokmacı Kapısı'ndan geçişlerin mümkün hale gelemediğine işaret etti.

Erk, Lefkoşa'nın halen bölünmüş olduğunu söyleyerek, bundan Rum tarafını sorumlu tuttu.

Kıbrıs Rum tarafına, defalarca çağrılarda bulunduklarını ifade eden Erk, "Bir sorun varsa, bu sorun ancak görüşmeler ve diyalog yoluyla çözülebilir, önkoşullar koyarak değil" dedi.

Bu şekildeki bir yaklaşımı ne "çağdaş" ne de "çözümleyici" bulmadıklarını ifade eden Erk, Rum tarafını bu tutumdan dolayı çözüm istemeyen ve çözümsüzlüğü sürdürmek isteyen taraf olarak suçladı.

"Rumlar, şimdi de 1963 Ateşkes

Hattı'na geri dönülmesini talep etti"

Kutlay Erk, Lokmacı Barikatı'nın açılmasındaki esas sorunun Lokmacı Barikatı'ndaki köprü olmadığına işaret ederek, Rum tarafının Lokmacı Barikatı'nı açmaya niyeti olmadığını, bu nedenle sürekli bahaneler ortaya koyduğunu ve son olarak da Lokmacı Barikatı'nda, 1963'deki Ateşkes Hattı'na geri dönülmesini talep ettiklerini anlattı.

Erk, Rum tarafının, ilk önce Türk tarafının gece yarısı duvarı yıkmasını sorguladığını, ardından da köprüyü bahane gösterdiklerini ancak üçüncü tarafların, bölgeye gelerek incelemede bulunup bunların kapının açılmasına önemli bir engel oluşturmadığını söylemesinin ardından bu iddialarından da vazgeçtiklerini anlattı.

Bunların ardından, Rum tarafının şimdi de barikatta 1963 Ateşkes Hattı'na geri dönülmesi talebini gündeme getirdiğine işaret eden Erk şöyle konuştu:

"Rumların, Lokmacı Barikatı'nın açılmasında ortaya koyduğu engel sadece oradaki köprü değildir. Şu an esas telaffuz ettikleri oradaki geçiş noktasının 1963 olaylarında çizilen Yeşil Hat sınırına getirilmesi şeklindedir. Tüm bunlarda bize Rum liderliğinin ve arkasına aldığı; kilse AKEL, DİKO ve EDEK'in Lokmacı Barikatı'nın açılmasını istemediğini gösteriyor. Kapının açılmasını engelleyici bir yaklaşım sergiliyorlar."

"Papadopulos, ırkçı bir lider"

Rum tarafıyla konuyu görüşmeye hazır olduklarını birçok kez ifade ettiklerini belirten Erk, "Projelerimizi, Rumların projeleriyle birlikte görüşmeye hazır olduğumuzu söyledik. Ancak araya giren tüm taraflara rağmen niyetleri açmak olmadığı için bu gerçekleşmedi" dedi.

Güney Lefkoşa Belediye Başkanı ile konuyu görüşmek için bir girişimde bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Erk, "Rum belediye başkanı ile temasımız olmadı. Gördüğümüz kadarıyla bu konuda muhatap Lefkoşa Rum Belediye Başkanı değil, Rum tarafındaki rejimdir. Bu konuyu, Papadopulos kendisi fiilen ve şahsen takip etmektedir. İnisiyatif Papadopulos'tadır. Biliyoruz ki, Papadopulos iki toplumun yakınlaşmasını istemiyor. Papadopulos ırkçı bir liderdir. Dolayısıyla Rum ve Türk halkının ilişki içerisinde olmasını istemiyor. Bu politikalarını da sürdürerek bölünmüşlüğü devam ettiriyor" dedi.

"Her şeyi müzakere edilebiliriz"

Rum tarafı ile merdivenin kaldırılmasını müzakere konusu edilip edilemeyeceğiyle ilgili bir soruyu yanıtlayan Erk, "Tabii ki biz her şeyi müzakere ederiz. İkna olmaya ve ikna etmeye hazırız. Çağdaş yaklaşım bize göre böyledir. Ön koşullar koyarak, görüşmeden, sorunu çözmek mümkün değildir. Bu eski liderimizin yaklaşımı idi ve hiçbir sorunu da çözmedi. Aynı yaklaşım şimdi de Papadopulos'ta vardır. Bu da sorunu çözmüyor. Nedir sorunlarınız bunu konuşalım. Çağdaş insanlar olarak tartışalım. Görüşülünce çok şey başarılabilir. Biz görüşmeye hazırız" dedi.

"Politikacılar sözlerine dikkat etmeli"

Politikacıların verdikleri beyanatlarına dikkat etmeleri gerektiğine işaret eden Erk, konuşmasına şöyle devam etti:

"Politikacılar kelimelerine sözlerine dikkat etmeli. Çünkü bu sözler bağlayıcıdır. Derseniz ki, bu köprü yıkılmadan hiçbir adım atılmayacak, bu doğru yaklaşım değildir. Biz diyebiliriz ki, köprü Ermu Sokağı'nda iki toplumu birleştiren bir anıt olarak kalacak ve insanlarda yoldan yürüyerek geçecek. Bunu deyince, ne diyecekler? Hayır, köprüyü yine yıkın mı diyecekler? Bu nedenle Rum liderler sözlerine dikkat etmelidirler. Masaya oturacağız ve beraber çözüm arayacağız. Bir birimize koşul koymadan. Biz de koşul koyabiliriz."

Türk tarafının, Lokmacı Barikatı'yla ilgili herhangi bir şartı olup olmadığının sorulması üzerine Erk,

"Hayır, bizim hiçbir koşulumuz yok, koşulsuz görüşmeye hazırız" dedi.

Kutlay Erk, şöyle konuştu:

"Eğer amaç kapıyı açmaksa ki bizim amacımız budur, biz kapının açılmasına engelli ortadan kaldırırız, ancak ne Rum lideri ne de AKEL liderliği bu kapının açılmasını, iki toplumun kaynaşmasını istemiyorlar. Duvarı engel gösterip, bölünmüşlüğü sürdürmek istiyorlar. Papadopulos, Hristofyas, Omiru ve kilisenin amacı adadaki bölünmüşlüğü sürdürmektir ve bu yaklaşımları şehrin bölünmüşlüğünü ve ırkçı yaklaşımlarını sürdüreceklerini ispatlıyor. Biz görüşerek sorunları

aşabileceğimize inanıyoruz."

Lokmacı Barikatı'nın Rum tarafının bu yaklaşımıyla açılması durumunda kapının açılmasının sağlayacağı faydaların da kısıtlı olacağı uyarısında bulunan Erk, "Rum tarafındaki rejim, iki toplumun yakınlaşmasını isteğini kıran ırkçı bir rejimdir ve bu duvarı yıksalar bile elde edilecek fayda sınırlandırılacaktır. Bu duvar yıkılsa dahi bizim murat ettiğimiz gelişmeleri engelleyen bir rejim vardır. Rum liderliği, bu şehrin ve ülkenin bölünmüş kalmasını istiyorlar. Vizyon bellidir; bölünmüş bir Kıbrıs ve Rumların hakimiyetinde olan bir rejim... Irkçı politikaları bu temele oturtulmaktadır" dedi.

KIBRIS 13/02/06

 

Kıbrıs'ın vakıfları

Gündüz Aktan

14/02/2006 RADIKAL

ASAM'ın bir grup Kıbrıslı uzmanla başlattığı vakıf çalışması kısa zamanda ilginç bazı sonuçlar verdi. Aslında bu gelişmede ASAM'ın rolü, konunun uzmanlarını ve zaten mevcut bilgi birikimini yan yana getirmekten ibaret oldu. Sn. Denktaş'ın, her konuda olduğu gibi, bu konudaki rehberliği de çabuk sonuç alınmasını sağladı.
Hikâyeyi biliyoruz: AİHM, 22.12.2005 günü kapalı Maraş bölgesindeki mülkünü kullanamadığı için bayan Aresti lehine tazminata karar verdi.
Ancak tazminat miktarını tayin etmeyi KKTC'de kurulacak emlak komisyonuna bıraktı.
Beş gün sonra yani 27.12.2005 günü Gazimağusa Kaza Mahkemesi kapalı Maraş bölgesi içindeki 1472 adet tapu senedinde yer alan taşınmazın Abdullah Paşa Vakfı'na ait olduğunu hükme bağladı. Aynı mahkeme aynı yerdeki Lala Mustafa Paşa Vakfı'nın mallarını da 28.1.2002'de Vakıflar idaresi'ne iade etmişti. Böylece bir gün müzakerelerde istediğimizi alırsak, geri verebiliriz diye etrafını dikenli telle çevirdiğimiz kapalı Maraş bölgesinin yüzde 90'ından fazlasının devredilemez ve satılamaz vakıf malı olduğu ortaya çıktı.
Tahmin edileceği gibi, Aresti'nin kendi mülkü diye tazminat davası açtığı mülkün de vakıflardan birine yani Abdullah Paşa Vakfı'na ait olduğu kesinleşti.
Aslında bu husus AİHM'de dava görülürken mahkemeye bildirilmiş, ancak verilen süre içinde kanıtlar sunulmadığı gerekçesiyle göz önüne alınmamıştı. Tabii AİHM'nin istediği kanıtın ne olduğu ve neden sunulamadığı bilinmiyor. Ama bu tür davalarda kanıt tapu kayıtlarıdır ve bu KKTC makamlarının elindedir.
Bu durum ortaya birkaç önemli sorun çıkarıyor.
Aresti mahkemesi kesin karara bağlandığına göre, davanın yeniden açılması mümkün mü? Bence mümkün olmalı. Zira dava konusu mülke ilişkin mülkiyet hakkının Aresti'ye ait olmadığı; kendisinin olmayan bir mülk için de tazminat alamayacağı aşikâr.
AİHM, Aresti kararı vesilesiyle KKTC'de bir emlak komisyonu kurulmasına ve Rumların şikâyetleri için bunun bir yargı mercii olmasına karar vermişti. Kuzeyde şikâyet konusu mülklerin güneyde kalan Türk mülkleriyle takası gibi, Türk tarafı lehine içerdiği hükümlerin, bu davanın yeniden açılması halinde kaybedilmesinden çekiniliyor. Ama emlak komisyonu kurulmasıyla Aresti davası arasında bir ilişki yok.
Öte yandan bir kez bir Rum'a vakıf mülkü üzerinde mülkiyet hakkı tanınırsa, zaten yağma edilmiş olan Türk vakıflarının kurtarılması ihtimali tümüyle ortadan kalkmış olur. Oysa adanın çok önemli bir bölümünü kaplayan vakıf mallarının tekrar kazanılması, haksız kullanım nedeniyle maddi ve manevi tazminat davaları açılması, Rumların emlak davalarını durdurmanın tek yolu. Kıbrıs'ta öyle vakıf malları var ki, mahkemeyle kazanılmış olduğu halde, EOKA'nın tehditleriyle mahkeme kararı uygulanamadığından Rumların elinde kalmış. Türk tarafı bu vakıf mallarını kaderine terk edebilir mi? Unutmayalım Rumlar kilise vakıfları konusunu hep canlı tutuyorlar ve her an AİHM'ye götürebilirler.
Kaldı ki ortada mahkeme kararıyla asli sahibine geri dönen bir vakıf mülkü var. Bu durumda, sahibi olmadığı bir malı tasarruf edemediği için bir Rum'a tazminat ödenmesi hukuken mümkün değil. Sayıştay'ın bu ödemeyi yapacak Türk makamlarını ibra etmesi düşünülemez. Bırakınız siyasi sorumluluğu, hatta vebali, ne Türkiye'de ne de KKTC'de böyle bir hukuk ihlali yapılamaz. İnsanlar, vakıf malını düşmana, üstüne üstlük tazminat da ödeyerek, vermekle suçlanırlar.
Hem neden yapılsın ki? Emlak komisyonundan amaç, tazminat miktarını azaltmak, tazminat ve iade yerine takas yapmak, bunların hiçbiri olmazsa da, zaman kazanmaktı. Oysa vakıf mallarını geri almaya çalışırsak, aynı amaçlara çok daha başarılı biçimde ulaşabiliriz.
Muazzam değeri olan İstanbul'daki azınlık vakıflarını er veya geç sahiplerine iade edeceğiz. Bu, sadece bir Kopenhag Siyasi Kıstası değil. AİHM'ye gidecek olsalar, zaten kazanacakları haklarını önceden kabul etmek akıl gereği. Biz de hiç olmazsa Kıbrıs ve Yunanistan'daki vakıflarımızı kurtaralım.

AP Üst Düzey Temas Grubu, Talat ile makamında görüşecek

Avrupa Parlamentosu (AP) bünyesinde Kıbrıslı Türkler ile ilişkilerin geliştirilmesi için kurulan Üst Düzey Temas Grubu, 5-8 Mart tarihlerinde KKTC'de temaslarda bulunacak. Temas grubu, Kuzey Kıbrıs'a Rum kesimi havaalanını kullanarak giriş yapacak.

Sekiz kişiden oluşan Temas Grubu'nun Strazburg'da yaptığı toplantıda Talat ile makamında görüşme konusunda görüş birliği sağlandı. Son anda bir görüş değişikliği olmaması durumunda temas grubu Talat ile makamında bir araya gelecek.

AP temas grubu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile makamında yapacağı görüşme sırasında, KKTC'nin sembollerinin bulundurulmamasını da istedi.

ABHaber'in aldığı bilgilere göre, Temas Grubu ayrıca Talat ile yapacakları görüşmenin basından uzak ve fotoğraflarının çekilmeyeceği bir ortamda yapmayı düşünüyor.

Bununla birlikte, AP Temas Grubu Talat'ın makamında yapılacak görüşmenin KKTC'yi tanımak anlamına gelmediğini bildirdi.

Öte yandan Temas Grubu 5-8 Mart tarihlerinde adaya yapacağı ziyaret sırasında, Kıbrıs Rum Kesimi yönetimi başta olmak üzere KKTC'deki siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütü ve ticaret odası yetkilileri ile görüşmelerde bulunacak.

KIBRIS 14.02.2006

Arif Mustafa anahtarları aldı

MUTLU SON... Kıbrıslı Türk Arif Mustafa, 1974'ten sonra Güney Kıbrıs'ta kalan evlerinin anahtarlarını teslim aldı. Uzun süredir Güney Kıbrıs'ta hukuk savaşı veren Arif Mustafa, Piskobu'da kalan evlerine, Rum Başsavcılığı ile evlerde kalan Rumların avukatlarının ortak kararı ile kavuştu. İki Rum ailenin avukatı Hristodulos Taramundas, iki aileye Limasol Kaymakamlığı'ndan başka evler gösterildiği için, evlerin anahtarlarını Arif Mustafa'ya teslim ettiklerini söyledi

EMSAL TEŞKİL ETMİYOR... Arif Mustafa'nın Güney Kıbrıs'taki evlerini geri alması, ne yazık ki davanın sonucunu dört gözle bekleyen diğer Kıbrıslı Türkler için emsal teşkil etmiyor. Dava, Rum Yüksek Mahkemesi'nde olmasına karşın, mahkeme karar üretmeden, Rum Başsavcılığı ile evleri kullanan Rum ailelerin avukatlarının uzlaşarak evlerin anahtarlarını teslim etmesi, benzer davalara ışık tutacak Yargıtay kararının çıkmasını önlemiş oldu

ERK: STRATEJİK, TAKTİKSEL BİR KARAR... İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Erk, mahkeme dışı bir kararla evlerin anahtarlarının Arif Mustafa'ya teslim edilmesinin stratejik, taktiksel bir karar olduğunu söyledi. Erk, "Bu kararla, Kıbrıslı Türklerin dört gözle beklediği Yüksek Mahkeme kararının çıkmasının önüne geçilmiş oldu. Eğer mahkeme evleri geri vermeme gibi bir karar üretseydi dava AİHM'ye kadar gidecekti, verseydi seçim öncesi göçmen Rumların oyları kaybedilecekti. Bu davranışla iki sakıncadan da kurtulmuş olundu" dedi

Kıbrıslı Türk Arif Mustafa, 1974'ten sonra Güney Kıbrıs'ta kalan evlerinin anahtarlarını teslim aldı. Uzun süredir Güney Kıbrıs'ta hukuk savaşı veren Arif Mustafa, Piskobu'da kalan evlerine, Rum Başsavcılığı ile evlerde kalan Rumların avukatlarının ortak kararı ile kavuştu. İki Rum ailenin avukatı Hristodulos Taramundas, iki aileye Limasol Kaymakamlığı'ndan başka evler gösterildiği için, evlerin anahtarlarını Arif Mustafa'ya teslim ettiklerini söyledi.

Arif Mustafa'nın Güney Kıbrıs'taki evlerini geri alması, ne yazık ki davanın sonucunu dört gözle bekleyen diğer Kıbrıslı Türkler için emsal teşkil etmiyor. Dava, Rum Yüksek Mahkemesi'nde olmasına karşın, mahkeme karar üretmeden, Rum Başsavcılığı ile evleri kullanan Rum ailelerin avukatlarının uzlaşarak evlerin anahtarlarını teslim etmesi, benzer davalara ışık tutacak Yargıtay kararının çıkmasını önlemiş oldu.

İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Erk, mahkeme dışı bir kararla evlerin anahtarlarının Arif Mustafa'ya teslim edilmesinin stratejik, taktiksel bir karar olduğunu söyledi. Erk, "Bu kararla, Kıbrıslı Türklerin dört gözle beklediği Yüksek Mahkeme kararının çıkmasının önüne geçilmiş oldu. Eğer mahkeme evleri geri vermeme gibi bir karar üretseydi dava AİHM'ye kadar gidecekti, verseydi seçim öncesi göçmen Rumların oyları kaybedilecekti. Bu davranışla iki sakıncadan da kurtulmuş olundu" dedi.

Piskobu'daki evlerini geri aldı

Arif Mustafa isimli Kıbrıslı Türk; Rum Başsavcılığı ve Mustafa'nın evinde ikamet etmekte olan Rum ailelerin avukatının ortak kararı ile Piskobu'daki evlerini geri aldı.

Rum Radyosu'nun haberine göre bu gelişme; Rum Başsavcılığı ve Rum ailelerin avukatının ortak kararıyla meydana geldi. (Arif Mustafa'nın evinde oturan Rumlar, bir alt mahkemenin "malların Mustafa'ya iadesini öngören" kararına karşılık temyize başvurmuşlardı.)

Rum radyosu Mustafa'nın Piskobu'daki evlerinde ikamet eden Rum ailelerin, evlerin anahtarlarını Arif Mustafa'ya verdiklerini ve böylece "kendi vatanlarında ikinci kez göçmen olmak zorunda kaldıkları" görüşünü savundu.

Arif Mustafa'ya ait mallarla ilgili, dünden itibaren yürürlüğe sokulan önceki mahkeme kararında Arif Mustafa'nın; 1974'ten sonra Rum İçişleri Bakanlığı bünyesindeki "Türk Mallarını İdare Birimi"nin vesayetinde bulunan ve iki Rum aileye verilen Piskobu'daki mallarını geri almaya hak sahibi olduğu yönündeydi.

İki Rum ailenin avukatı Hristodulos Taramundas; iki aileye Limasol Kaymakamlığı'ndan başka evler gösterildiği için, evlerin anahtarlarını Kıbrıslı Türk Mustafa Arif'e teslim ettiklerini söyledi.

Erk: Emsal önlenmiş oldu

İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Erk, alt mahkemenin "evlerin iadesine" ilişkin kararından sonra temyize götürülen davada, karar üretilmeden, Rum Başsavcılığı ile Rum ailelerin avukatının mahkeme dışında evlerin anahtarlarını teslim etme kararıyla, benzer diğer davalara emsal teşkil edecek bir kararın önlenmiş olduğunu söyledi.

Rum Kaza Mahkemesi'nin Arif Mustafa'nın davasıyla ilgili ürettiği "malların Arif Mustafa'ya iadesini öngören" kararının diğer davalara ışık tutacağını ancak emsal teşkil etmeyeceğinin altını çizen Avukat Emine Erk, mahkeme dışı bir kararla evlerin anahtarlarının Arif Mustafa'ya teslim etmesinin stratejik, taktiksel bir karar olduğunu söyledi.

Erk, şöyle konuştu: "Bu kararla, Kıbrıslı Türklerin dört gözle beklediği Yüksek Mahkeme kararının çıkmasının önüne geçilmiş oldu. Eğer mahkeme evleri geri vermeme gibi bir karar üretseydi dava AİHM'ye kadar gidecekti, verseydi seçim öncesi göçmen Rumların oyları kaybedilecekti. Bu davranışla iki sakıncadan da kurtulunmuş olundu."

Evleri iade eden ailelerin "kendi vatanlarında ikinci kez göçmen olmak zorunda kaldık" sözlerini de yorumlayan Emine Erk, "Bu insanların evleri isteksizce, korkutularak, baskıyla veya zorla ikna edilerek teslim ettikleri anlaşılıyor" dedi.

KIBRIS 14.02.2006