Cumhurbaskani Mehmet Ali Talat Pazartesi Mesaiye Basliyor
Cumhurbaskani Mehmet Ali Talat, Girnedeki ikametgahinda Türk Ajansi Kibris
muhabirlerinden Nezire Gürkanin sorularini yanitladi.
CUMHURBASKANI TALAT PAZARTESI MESAIYE BASLIYOR
--TALAT KONUTUNDA TAKA KONUSTU....
--KRIZ GELMEDEN AMELIYAT OLMAM BÜYÜK SANS...KISITLAMALAR
RAHATSIZ EDIYOR AMA ÇOK IYIYIM
--PAPADOPULOSLA KAYIPLAR KONUSUNDA DEGIL, KAYIPLAR VESILESIYLE
GÖRÜSME GÜNDEMDE...MOLLERIN EVINDE OLABILIR
--RUMLAR DEGISIKLIK ÖNERILERINI SUNMADAN ÖZLÜ
KONULARA GIREMEYIZ
--MALI YARDIMLA ILGILI DURUM NETLESMEDI...RUMLARIN YAKLASIMLARI
KABUL EDILIRSE UYGULANMASI IMKANSIZ...KABUL VE RED
TARTISMALARI ABARTI
--MÜLKIYET YASASI KONUSUNDA IÇIM RAHAT...UBP VE TKPDEN
MAHKEMEYE GITMEMELERINI ISTEDIM...IPTAL HALINDE EN ÖNEMLI
RISK IKI KESIMLILIGIN BOZULMASI
Lefkosa, 30 Mart 06 (T.A.K-Nezire Gürkan.):-Cumhurbaskani Mehmet Ali Talat, Rum
Yönetimi Baskani Tasos Papadopulos ile kayiplar konusunda degil, kayiplarla
ilgili komiteye BMnin temsilcisi olarak atanan 3üncü üye için verilecek
resepsiyon dolayisiyla görüsmelerinin gündemde oldugunu söyledi. Görüsmenin BM
Genel Sekreterinin Kibristaki Temsilcisi Michael Mollerin konutunda
yapilabilecegini, ancak tarihin belirlenmedigini söyleyen Talat, Özlü konulari
görüsmemiz için Rum tarafinin Annan Planiyla ilgili degisiklik önerilerini
sunmasi gerekir dedi.
Talat, AB mali yardimi konusunda da, Durum netlesmedi. Daha bir sürü
dönemeçler var. Hatta Rumlarin yaklasimlari zemin bulursa uygulanmasi
imkansiz. Bu nedenle kabul ve red tartismalari gereksiz ve abartili
ifadelerini kullandi.
--TALAT PAZARTESI GÖREVI BASINDA...--
Istanbulda 27 Subatta geçirdigi by-pass ameliyatinin ardindan istirahat
dönemi devam eden Cumhurbaskani Talat, ameliyat sonrasi geçen bir aylik süreçte
ilk kez ayrintili açiklama yapti. Girnedeki konutunda yaklasik 2 saat süren
ropörtajda Talat, sagligi yaninda Kibris agirlikli gündeme iliskin sorulari da
yanitladi.
Ameliyatin ardindan iki hafta hastanede kontrol altinda kalan Talat, yaklasik
iki haftadan beri de Girnedeki konutunda istirahat ediyor. Bu sürede yakin
mesai arkadaslariyla günlük toplantilar yaparak çalismalarini aksatmamaya
çalisan Talat, Basbakan, bakanlar ve komutanlarla da gerektigi zamanlarda görüserek
bosluk yaratmamaya çalisti. Dün aksam saatlerinde ilk kez
Cumhurbaskanligindaki makamina giderek hukuk komitesiyle toplanti yapan Talat,
cuma günü konutunda Ingiltere Yüksek Komiseri Peter Millet görüsecek ve
pazartesi de makaminda mesaiye baslayacak. Talat doktorlarinin önerisi
çerçevesinde makaminda sinirli sürede mesai yapacak ve haftanin birkaç gününü
dinlenerek geçirecek.
--10 KILO VERDI...KRIZ GEÇIRMEDEN AMELIYAT SANS--
Diyet, spor ve ameliyatin da etkisiyle kisa sürede yaklasik 10 kilo veren
Cumhurbaskani Talat, kendini son derece iyi hisettigine, moralinin de çok iyi
olduguna özellikle vurgu yapti. Her sabah evinde yürüyüs bandinda yaklasik
yarim saat spor yapan, beslenmesine büyük özen gösteren Talat, laptop
bilgisayarini, bilgisayarli cep telefonunu da yanindan ayirmiyor. Hatta
ziyaretçiler, arayanlar, gündeme iliskin sorulari cep bilgisayarindaki detayli
notlarindan yanitliyor.
Ana kalp damarlarindan birinde meydana gelen ciddi daralmaya karsin kriz
yasamadan ameliyat olmasini büyük sans olarak niteleyen Talat, kalp
rahatsizligini stres yaninda beslenme sekli, 15 yil önce birakmasina karsin
uzun yillar sigara ve içki içmesine bagladi. Talat, diabet hastasi olmamasina
karsin genetik olarak sekerinin yüksek olmasinin da etken oldugu inancinda.
Ani ameliyata karar verirken zorlanmadigini söyleyen Talat, Kalbim sinyal
vermedi, herhangi bir sorun yoktu ama son zamanlarda asiri yemek yemisim gibi
midede siskinlik olurdu. Meger bu belirtiymis ama bunu sonradan ögrendim.
Istanbulda anjioda yüzde 60 daralma görülünce doktorlar ameliyat önerdi. Zaten
ameliyatin hikmetine inanirim, ilaç yerine ameliyati tercih ederim. Bu nedenle
karar vermem zor olmadi.... diye konustu.
Ameliyat sonrasi ziyaretçi, hareket sinirlamasi gibi kisitlamalardan rahatsizlik
duymasina karsin moralinin çok iyi oldugunu söyleyen Talat, en büyük
sikintisinin ise bir aydan beri sirtüstü yatmak oldugunu anlatti. Öksürük,
hapsirik gibi durumlarda gögsüne bastirdigi küçük yastigi yanindan eksik
etmeyen Talat, her sabah sporunu rahatlikla ve aksatmadan yaptigini söyledi.
--PAPADOPULOSUN ADI YETTI...!!!--
Talat, ameliyat sürecinde en fazla etkilendigi olay sorulunca da BM Genel
Sekreteri Annan ile telefon görüsmesini anlatti...
Yogun bakimdan çiktiktan sonra Türkiye Cumhurbaskani, Basbakani, Sayin Rauf
Denktas aradi. Kisa konusmalar oldu ve hiçbir sorun olmadi. Ardindan BM Genel
Sekreteri Annan aradi. Benim o telefona kadar Papadopulosla Annanin Paris
görüsmesinden haberim yoktu. Genel Sekreter Papadopulosla görüsmesini anlatti.
Ben görüsmelere hazir oldugumuzu söylemeye basladim...Ve bu konusma sirasinda
nabzim yükseldi, terlemeye basladim. Meger çok tehlikeliymis...
--VE AYIN GÜNDEMI...--
Cumhurbaskani Talattan saglik sorunuyla ilgili gelismelerin ardindan, son bir
ayin gündemine iliskin bazi önemli konularda degerlendirmeler de aldik.
Sorulari rahatsizligina ragmen sinir koymadan yanitlayan Talat, Kibris sorunu
odakli gündeme iliskin açiklamalar yapti.
--PAPADOPULOSLA GÖRÜSME...--
Cumhurbaskani Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Baskani Tasos Papadopulosun
sürpriz görüsme çagrisini seçimlik olarak niteledi ve kayiplar konusunda
degil, kayiplar vesilesiyle görüsmenin gündemde oldugunu söyledi. Talat,
görüsmenin BM Genel Sekreterinin Kibristaki Temsilcisi Mollerin konutunda
olabilecegini, ancak tarihin belli olmadigini belirtti.
Talatin verdigi bilgiye göre, Papadopulosla görüsme, Paris bulusmasi
öncesinde Mollerin önerisiyle gündeme geldi. Moller, Otonom Kayiplar
Komitesinde BMyi temsil eden 3üncü üyenin atanmasi dolayisiyla düzenlenecek
resepsiyonda iki lideri bulusturmayi önerdi. Bu öneriyi kabul ettigini söyleyen
Talat, Genel Sekreter Annanin da bu bulusmaya sicak baktigini belirtti.
Ancak Papadopulosun geçtigimiz gün insancil konular ve kayiplar gündemiyle
görüsme yapabilecegine iliskin açiklamasini yadirgadigini söyleyen Talat,
özetle sunlari söyledi:
Kayiplar konusu yolunda giden tek konu, bu konuda problem yok. Bu konu uzaktan
centilmenlik anlasmasi yaptigimiz ve politize etmemek için konusmadigimiz bir
konu. Simdi neyi konusacagiz...Kayiplar konusunda degil, kayiplar vesilesiyle
görüsme sözkonusu. Sayin Papadopulosun yanlis anladigini sanmiyorum, seçim
dolayisiyla bilerek yapiyor. Ama buna karsin bizim görüsmeden kaçinmamiz mümkün
degil, görüsmek zaten bizim politikamiz.
--TEKNIK KOMITELER...ÖZLÜ KONULAR ÖNERILERDEN SONRA--
Iki taraf arasinda günlük konulari görüsmek amaciyla teknik komite
olusturulmasinin, cumhurbaskanligi görevine baslamasinin hemen ardindan kendi
önerisi oldugunu da animsatan Cumhurbaskani Talat, geçtigimiz ay BM Genel
Sekreterinin Özel Temsilcisi Mollerin 10 komite kurulmasina iliskin öneride
bulundugunu ve bu öneriyi kabul ederek Genel Sekretere yaziyla bildirdiklerini
söyledi.
Rum liderliginin, teknik komitelerde özlü konular konusulmazsa günlük konular
ele alinamaz yaklasiminin kabul edilmez oldugunu vurgulayan Talat, Özlü
konulari konusmaya karsi degiliz. Ama önce Rum tarafi Annan Planiyla ilgili
degisiklik önerilerini hazirlayip bize ve BMye sunmali. Bizden ne istedigini
görelim, ona göre özlü konulara girelim dedi.
--MÜLKIYET YASASI IKI KESIMLILIK IÇIN ÖNEMLI--
Cumhurbaskani Mehmet Ali Talat, aylardan beri gündemden düsmeyen, son günlerde
iki siyasi partinin Anayasa Mahkemesinde iptal davasiyla gündem olusturan
mülkiyet yasasiyla ilgili önemli açiklamalarda da bulundu.
Rumlara 1974 öncesinde Kuzeyde kalan mallari için belli sartlarda takas,
tazminat ve iade öngören yasanin önemini vurgulayan Talat, özetle sunlari
söyledi:
Türkiyenin yükümlülüklerini azaltacagi veya erteleyecegi üzerinde duruluyor.
Oysa bundan daha önemlisi iki kesimliligin bozulmasi riskidir. Çözümsüzlük
sartlarinda iki kesimlilik gibi en önemli parametremizin korunmasidir. Ilk defa
AIHM çerçevesinde mülkiyet meselesini degerlendirme imkani bulduk. Ilk defa
çözümsüzlük sartlarinda mülkiyet rejiminde çok büyük degisiklige yol açacak ve
çözüm parametrelerimizi olumlu etkileyecek yasa yaptik...
--UBP VE TKPYI IKNA IÇIN ÇALISTIM...IPTAL EDILSE DE BAZI MADDELER--
Ulusal Birlik Partisi ve Toplumcu Kurtulus Partisinin yasanin iptali için
Anayasa Mahkemesine basvurmalariyla ilgili olarak, yasanin hazirlanmasinda
fiilen emegi olan bir kisi olarak memnun oldugumu söyleyemem diyen Talat, bu
iki partiyle mahkemeye basvurmamalari için ameliyat öncesi ve sonrasinda
görüstügünü de açikladi.
Basvurmamalari için ugrastim, görüserek bunun sakincalarini anlattim diyen
Talat, iptal basvurusunun, yasayla olusturulmasi öngörülen mahkeme
niteligindeki komisyona AIHM nezdinde gölge düsürebilecegini ve gecikme
yaratabilecegini, Rumlarda da iptal yönünde umut yarattigini kaydetti.
Talat, Yasanin iptali halinde ciddi sorun olacak, ancak ben yasanin iptal
edilecegini sanmiyorum. Edilse bile bazi maddeler iptal edilebilir dedi.
Yasanin anayasaya uygunlugu bakimindan rahat oldugunu söyleyen Talat, yasanin
hazirlanmasi asamasinda Meclise ve parti liderlerine bilgi verildigini,
gizlilik iddialarinin gerçekleri yansitmadigini belirtti.
--AIHMIN DAYATMASI...REFERANDUM OLMAZ--
Yasanin referanduma sunulmasi gerektigine iliskin görüslere de Talat,
Arzularimiza göre degil, AIHMin dayatmasiyla hazirlanan bir yasadir. Bu
nedenle halkoyuna sunma yaklasimi abesle istigaldir. Halkin seçtigi
temsilcilerin halk yararina degerlendirme yaparak hazirladigi bir yasadir
ifadeleriyle yanit verdi.
--TÜRKIYE ÇARE ISTEDI...--
Yasanin Türkiyenin dayatmasi olduguna iliskin görüslere de Talat su
ifadelerle karsilik verdi:
Dogrudur, AIHM isaret edince Türkiye yerel çare üretilmesini istedi ama yasayi
biz hazirladik. Aresti davasindan aylar önce Mecliste milletvekillerine bu
devletin yükü sadece benim degil hepimizin sirtindadir. Nasil olsa Türkiye
halleder diye geçistiremeyiz. Türkiye çare bulmamizi bekliyor dedim. Bize
söyle yapin demiyor ama çare bekliyor. Çare bulmazsak çok daha kötü olacak diye
herkesi uyardim. Ve yasayi biz hazirladik. Meclise, liderlere bilgi vererek
hazirladik. Türkiye sadece uluslararasi hukukçulardan bizim için görüs istedi.
Bunlari da bizim sartlarimiza uygun hale getirdik.
--ESDEGERLE ILGILI SON DÜZENLEMEYE KARSI...--
Cumhurbaskani Talat, mülkiyet yasasiyla ilgili süreci anlatirken, Mecliste
günlerce süren görüsme asamasinda esdeger kapsamindaki mallarin iade kapsami
disina alinmasina komite asamasinda karsi çiktigini da ilk kez açikladi. Talat
bunun gerekçesini açiklarken de, Esdegerci zaten yasanin baska maddeleriyle
güvence altina aliniyordu. Bu nedenle bu konuda degisiklik yapmak yerine,
tasarinin ilk haliyle kalmasini ve yasayla olusturulacak komisyonun inisiyatifi
olmasini istedim. Komisyon çok öneml, Komisyonda ne kadar çok yetki varsa iç
hukuk yolu olma ihtimali o kadar yüksek. Ama degisiklik yapildi... dedi.
Yasayla olusturulan mahkeme yetkisindeki Komisyonun çalisacagina ve iç hukuk
olarak kabul edilecegine inandigini söyleyen Talat, ancak bu durumun AIHM
tarafindan öngörülen 3 aylik sürede davalarla netlesecegini kaydetti. Talat,
Aresti veya AIHM gündemindeki diger davalarla ilgili asamalarda Komisyonun iç
hukuk yolu olarak kabul edilip edilmeyeceginin netlesecegini vurguladi.
--MALI YARDIM KONUSU NET DEGIL...--
Cumhurbaskani Mehmet Ali Talat, son günlerde gündemden düsmeyen 139 milyon
euroluk AB mali yardimiyle ilgili sorulari da yanitladi.
Mali yardimla ilgili uygulamanin AB Komisyonunun sorumlulugunda oldugunu ve
görüsmelerin sürdügünü, ancak uygulamanin nasil yapilacagi konusunun henüz
netlesmedigini söyleyen Talat, Mali yardimla ilgili ekibin nerede görev
yapacagi, ihaleler ve ödemelerin nasil olacagi, örnegin elektrik yatirimi için
ithal edilecek trafonun hangi limandan gelecegi, ihaleye katilacak sirketlerin
hangi sosyal güvenlik sistemine bagli olacagi gibi bir dizi konu hala
netlesmedi. Bunlar esas sorunlar. Daha bir sürü dönemeçler var dedi.
AB Komisyonunun ilgili birimini KKTCye davet ettiklerini ve bu amaçla bir
heyetin önümüzdeki günlerde adaya gelecegini söyleyen Talat, Gelecekler,
konusacagiz. Önemli olan bizim kurallarimiz. AB bizi kabul etmeyecegimiz
birseye zorlayamaz. Nereye kadar esneyebileyecegimize de biz ilgili
kurumlarimizla birlikte karar verecegiz diye konustu.
--KABUL-RED TARTISMALARI ABARTI--
Mali yardimla ilgili durum netlesmeden, hükümette kriz boyutuna varan
tartismalarin ve kabul veya red açiklamalarinin yanlis ve abarti oldugunu
söyleyen Talat, mali yardimin uygulamasi konusunda ciddi kaygilari oldugunu
bildirdi. Talat, Rumlarin Magusa limani yasa disidir, oradan çivi bile
gelmeyecek gibi yaklasimlari ABda zemin bulursa mali yardimin uygulanmasi
tamamen imkansiz olur diye de ekledi.
(GÜR/pha)
(30.03.2006) TAK
GÖZALTINA ALINIP SAATLERCE SORGULANDILAR..
. Larnaka'dan ülkelerine
geri dönüs yapmak üzere Metehan Sinir Kapisi'ndan güney barikatina giden 5
Ingiliz, Rum polisi tarafindan "isgal altindaki bölgeden mal satin
aldiklari" gerekçesiyle gözaltina alinarak saatlerce sorgulandi
GÖZALTINA ALINIP SAATLERCE SORGULANDILAR... Larnaka'dan ülkelerine geri
dönüs yapmak üzere Metehan Sinir Kapisi'ndan güney barikatina giden 5 Ingiliz,
Rum polisi tarafindan "isgal altindaki bölgeden mal satin aldiklari"
gerekçesiyle gözaltina alinarak saatlerce sorgulandi
Kuzey Kibris'tan mal satin alan 5 Ingiliz, dün Rum
barikatinda polis engeliyle karsilasti.
Daha önce KKTC'den tasinmaz mal satin alan yabancilari saptayip haklarinda
Avrupa tutuklama emri alma girisimlerinde bulunan Güney Kibris Rum Yönetimi,
dün de benzeri bir davranista bulundu.
Larnaka'dan ülkelerine geri dönüs yapmak üzere, Metehan Sinir Kapisi'ndan güney
barikatina giden Ingilizler, Rum polisi tarafindan "isgal altindaki
bölgeden mal satin aldiklari" gerekçesiyle gözaltina alinarak, sorgulandi.
Güney Lefkosa'daki Rum karakoluna götürülen Ingilizler, saatler süren
sorgulamanin ardindan serbest birakildi ancak söz konusu bes Ingiliz
vatandasinin beraberlerinde tasidiklari evraklarina el konuldu.
Elde edilen bilgilere göre, Kuzey Kibris'ta konakladiklari otelden taksi ile
alinan Ingilizlerin bavullari, Metehan Sinir Kapisi'ndan geçtikten sonra, Rum
barikatinda gümrük kontrol noktasinda, takside sigara ve içki kontrolü
yapilacagi gerekçesiyle arandi. Rum polisi bavullarda bir sey bulamayinca, bu
kez de gözüne çarpan bir el çantasinda arama yapti.
Rum polisinin çantada, bir emlak sirketine ait ev planlari ve brosürleri
görmesi üzerine, bes Ingiliz'in polis nezaretinde karakola götürüldügü ve bir
süre göz altinda tutulduktan sonra serbest birakildiklari bildirildi
3 Nisan 2006 KIBRIS
Bakoyanni: Annan
Planı tarih oldu
Yunanistan Dışişleri
Bakanı Bakoyanni, referandumda Rumlar tarafından reddedilmesiyle,
Annan Planının tarih olduğunu söyledi. Bakoyanni, ülkesinin
Türkiyenin AB sürecine yönelik desteğinin, kesin ve tek yol
olmadığını da belirtti.
AA
Güncelleme: 14:26 TSİ 03 Nisan 2006 Pazartesi
LEFKOŞA
- Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Rum
Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte, 24 Nisan 2004te referanduma
sunulan Annan Planının Kıbrıslı Rumlar
tarafından büyük çoğunlukla reddedilmiş olduğunu
anımsatarak, bu nedenle de planın tarih olduğunu kaydetti.
Rum yönetimi lideri Papadopulos ile BM Genel Sekreteri Annanın 28
Şubatta Pariste yaptıkları görüşmenin, Kıbrıs
sorununa nihai bir çözüm bulunması açısından
değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yunan bakan, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik bir girişimin
başladığının New Yorkta ABD Dışişleri
Bakanı Condoleezza Rice ve Kofi Annan ile yaptığı
temaslarda teyit edildiğini belirtti.
Yunanistan ve Kıbrıslı Rumların birleşik ve güçlü bir
Kıbrıs görmek istedikleri için Kıbrıs sorununun çözümünü
istediklerini savunan Bakoyanni, Türkiyenin çözümü AB kapısı
için, Kıbrıslı Türklerin ise ABye katılımın
nimetlerinden faydalanmak ve söz sahibi olmak için istediğini iddia etti.
Yunanistanın Türkiyenin AB sürecine yönelik desteğinin kesin ve tek
yol olmadığının altını çizen Dora Bakoyanni,
Türkiyenin ABye üye olabilmesi için, AB normlarını
uygulaması, tüm üye devletleri tanıması, Kıbrıs
sorununun ve kıta sahanlığı konusunda Yunanistan ile
arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne katkı
koyması, her türlü şiddete başvurmaktan kaçınması ve
azınlıklarına ABdeki tüm azınlıklar için geçerli olan
dini ve kültürel gibi hakları tanıması gerekiyor dedi.
Soyerden gizli yemeğe yalanlama
KKTC
Başbakanı Ferdi Sabit Soyerin, Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulosun başkanı olduğu Demokratik Parti Başkan
Vekili Nikos Kleanthus ile Güney Kıbrısta Gizli görüşme
yaptığına ilişkin haberler yalanlandı.
NTV
Güncelleme: 07:09 ET 03
Nisan 2006 Pazartesi
LEFKOŞA
- Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Erkut Şahali, Böyle bir
görüşmenin kesinlikle gerçekleşmediğini belirtti. İddia,
Kleanthus tarafından da yalanlandı. Kleanthus, Soyer ile yakın
zamanda değil, başbakanlığı öncesinde
görüştüklerini ifade etti. Rum Alithia gazetesi, gizli yemek
başlığıyla verdiği haberde, Başbakan Soyerin,
Kleanthusun davetiyle Güney Kıbrısa geçtiğini ve 3 araba
değiştirerek bilinmeyen bir evde yemek yediklerini
yazmıştı.
Türkiye
şikayetine KKTCden yanıt
Türkiyeyi,
hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle BMye şikayet eden
Kıbrıs Rum kesimine, KKTCden yanıt gitti. İhlal
iddiaları reddedilirken, muhatabın da Türkiye değil KKTC
olduğu vurgulandı.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:41 TSİ 04 Nisan 2006 Salı
ANKARA
- Kıbrıs Rum yönetiminin BM nezdindeki daimi temsilcisi Andreas
Mavroyiannis, BM Genel Sekreteri Kofi Annana bir mektup göndererek, hava
sahalarının Türkiye tarafından devamlı olarak ihlal
edildiğini ileri sürmüştü. Mektupta, Türk askeri
uçaklarının KKTC üzerindeki uçuşları, KKTCnin hava
sahasının ihlali olarak nitelenmişti.
İddialara yanıt, KKTCnin New York
temsilcisi Reşat Çağardan geldi. Çağar, Kofi Annana
yazdığı mektupta, Kıbrıs Rum yönetiminin KKTC
topraklarında egemen olmadığını hatırlattı;
Adada iki bağımsız devletin bulunduğuna işaret etti.
MUHATAP TÜRKİYE DEĞİL KKTC
Mektupta, Kıbrıs Rum yönetiminin muhatabının Türkiye
değil, KKTC olduğu da vurgulandı. Çağar, Annan
Planının Kıbrıs Rum tarafınca reddedilmesinin
ardından, uluslararası toplumun Rum yönetiminden Kıbrısta
adil bir çözüm için siyasi iradesini ve samimiyetini gösteren olumlu
adımlar beklediğini de vurguladı.
Çağar bir ilk adım olarak, Rum yönetiminin BM Genel Sekreterinin
çağrısına önem vermesi ve sorduğu soruları
açıklıkla yanıtlaması gerektiğini belirtti.
Rumlardan bir
engel daha
Zeynel LÜLE BRÜKSEL
AB Komisyonunun
KKTCde açmayı planladığı "AB bürosu", Rumlar
tarafından engellendi. KIBRISLI Rumlar, AB ile Türkiye arasındaki
ilişkileri, bir kez daha "rehin" aldı. AB Komisyonunun
Kuzey Kıbrısta açmayı planladığı büroya Rum
Yönetimi itiraz edince bir anlaşma sağlanamadı.
AB Komisyonu, geçen ay onaylanan 139 milyon Euroluk mali yardımın
koordinasyonunu yapmak ve Kıbrıslı Türkler ile iletişimi
sağlamak amacıyla KKTCde "AB İrtibat Bürosu" açma
kararı almıştı. Ancak yapılan ikili görüşmelerde
bu konuda bir anlaşma sağlanamadı. Komisyon ile Rumlar
arasında yapılan görüşmelerde bir sonuç alınamayınca
konunun perşembe günü toplanacak olan AB Daimi Temsilciler Komitesinde
(COREPER) ele alınması kararlaştırıldı.
HUKUKÇU ORDUSU
Bu arada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)
"Mal davası" ile ilgili Rumların yaptığı
başvuruyu KKTCye yönlendirmesi ve burada kurulan "Tazmin
Komisyonu"nun "yetkisini tanıması" Rumları
harekete geçirdi. AİHMnin bağlı olduğu Avrupa Konseyinde
de KKTC milletvekillerine "gözlemci statüsü" verilmesi, Tasos
Papadopulos yönetiminin "hukuki saldırı"ya yönlendirdi. Avrupanın
en saygın hukukçularının yer aldığı "hukuk
ekibi" oluşturuldu ve son dönemlerde Rumlar aleyhine
uluslararası kuruluşlarda alınan kararlar masaya
yatırıldı.
Kıbrıs sorununa çözüm komitesi
"KIBRIS sorununa çözüm komitesi" adı altında
oluşturulan kurulda, Prof.Dr. Andreas Auer (İsviçre- Cenevre
Üniversitesi Anayasa Hukuku), Prof.Dr. Mark Bossuyt (Belçika-Anvers
Üniversitesi Uluslararası Hukuk), Prof. Peter Burns, (Kanada-UBC Hukuk
Fakültesi ve Kolombiya Üniversitesi Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. Alfred De Zayas
(Amerika-Geneva diplomasi okulu), Prof.Dr. Silvio Marcus (Belçika Katolik
Leuven Üniversitesi Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları),
Prof.Dr. George Kasimatis, (Yunanistan-Atina Üniversitesi Uluslararası
Hukuk), Prof. Dr. Dieter Oberndoerfer (Almanya-Freiburg Üniversitesi Siyasal
Bilimler Fakültesi) ve Prof.Dr. Malcolm N. Shaw (İngiltere-Leicester
Üniversitesi Uluslararası Hukuk) yer alıyor.
HURRIYET
04/04/06
Güney
çözüm istemiyor
04/04/2006
RADIKAL
![]()
![]()
![]()
![]()
ALITHIA
Yannos Yannu
Rum hükümet
sözcüsü Yorgos Lillikas, Rum Birleşik Demokratlar Hareketi Genel
Başkanı Mihalis Papapetru ve KKTC Başbakanı Ferdi Sabit
Soyer'in Kuzey'de yaşayan Rumların sorunlarını incelemek
için Karpaz'ı ziyaretlerine dair, "Soyer'in hangi kimlikle bu
ziyareti yaptığını anlamakta zorlanıyorum" dedi.
Kötülük ve saldırganlığın açıkça görüldüğü bu
sözler, hükümet yetkililerinin yeni milliyetçiliğini ve dar
kafalılığını ortaya koyuyor; Kıbrıs
sorununun çözümünü bu kişilerle hiçbir zaman göremeyeceğimizi
kanıtlıyor.
Sorunun temel boyutlarından biri işgal, sorumlusu da Türkiye. Ve,
AB'ye üye olmayı isteyen Türkiye'nin işgalin sonuçlarını
bir noktada çürütmesi gerekiyor. Peki Kıbrıs sorunu o zaman
kapanır mı? Bu sadece dar görüşlü beyinlerde olur. Çünkü sorunun
bir diğer temel boyutu da, yönetimin, yetkilerin ve toprağın iki
toplum arasında paylaştırılması. Bu da, adada tek
yasal yönetim olarak tanınma avantajına sahip Kıbrıs Rum
tarafına bağlı.
Kıbrıslı Türkler de 30 yıldır aile kurarak,
suçluları cezaevine koyarak, vergi toplayarak ve günlük
sorunlarını çözmeye çalışarak yaşamlarını
sürdürdü. Kuzeyde var olan ve tanınmayan kurumların hiçbir şey
yapmadığını iddia etmek küçük düşürücü. Kuzey'de yaşayan
Rumların o veya bu şekilde kuzeydeki kanunları izlediğini
unutmayalım.
Milliyetçilik
çözümsüzlük
Kıbrıslı Türklerin yeniden düzenlenmiş iki bölgeli ve iki
toplumlu devletin bir bölümünü oluşturması için
hazırladığı bazı kurumların Rum tarafınca
tanınmaması, sorunun çözümüne dair kötü niyetleri ortaya koyuyor.
Siyasi yaşamımıza yön veren yeni milliyetçilik,
Kıbrıslı Rumların yönetimi Kıbrıslı
Türklerle paylaşmaya dair samimiyetlerinden hep kuşku duymuş
Denktaş'ı tamamen haklı çıkarıyor.
Hatta, karşımızdakilerle dalga geçtiğimizi sanmamız,
bir şeyi sadece tersinin olmasını istemediğimiz için
başarmamız, durumu akışına
bıraktığımızı gösteriyor. Eskiden, halka
ilgilenmeyenlere geri zekâlı denilirdi. Hükümet yetkililerimizin halkla
ilgilenmemeleri ve 'açıkgöz aptallıkları' delirip delirmedikleri
sorusunu akla getiriyor. (Rum gazetesi, 31 Mart 2006)
RADIKAL 04/04/06
Rumlar, büroya engel
oluyor
KONU COREPER'DE ELE
ALINACAK... AB Komisyonu'nun Kuzey Kıbrıs'ta açmayı
planladığı büroya Rum yönetimi itiraz edince bir anlaşma
sağlanamadı. Komisyon ile Rumlar arasında yapılan
görüşmelerde bir sonuç alınamayınca konunun AB Daimi Temsilciler
Komitesi COREPER'de ele alınması kararlaştırıldı
AB Komisyonu'nun Kuzey
Kıbrıs'ta açmayı planladığı büroya Rum yönetimi
itiraz edince bir anlaşma sağlanamadı.
Komisyon ile Rumlar
arasında yapılan görüşmelerde bir sonuç alınamayınca
konunun AB Daimi Temsilciler Komitesi COREPER'de ele alınması
kararlaştırıldı.
Rum tarafı Kuzey
Kıbrıs'ta AB bürosuna ihtiyaç olmadığını
savunurken, adanın kuzeyi ile ilişkilerin Rum kesimindeki AB
temsilciliği ile yürütebileceğini bildirdi.
ABHaber'e ulaşan
bilgilere göre, Rumlar kuzey Kıbrıs'taki AB bürosunun
açılmasına sıcak bakmıyor ve bu konuda AB Komisyonu'nun
takındığı tavırdan memnun değil. Komisyon büronun
bir an önce açılmasını isterken Rumlar ise geri adım
atmıyor.
Rumların kuzey
Kıbrıs'ta açılacak büro konusunda itirazları AB içinde
tepkiye karşılandı.
AB Komisyonu ile Rumlar
arasında yapılan teknik düzeydeki müzakerelerde Papadopulos yönetimi
bir türlü ikna edilemedi. Şimdi soruna AB içinde siyasi düzeyde çözüm
bulunması bekleniyor.
KIBRIS 04/04/06
Mülkiyet
Yasası'nın akıbeti ay sonu belli olacak
BAŞVURULARLA
İLGİLİ YASAL SÜREÇ İŞLİYOR Anayasa Mahkemesi'nin,
Mülkiyet Yasası'nın Anayasa'ya aykırılığı
iddiasıyla UBP ve TKP tarafından açılan davaları bu ay
sonunda görüşmeye başlaması bekleniyor. İki siyasi partinin
21 Mart'ta yaptığı iptal başvuruları için yasal süreç
çalışıyor. Cumhuriyet Meclisi'ni, aleyhine açılan davalarda
Avukat Emine Erk savunacak
Anayasa Mahkemesi'nin
"Anayasa'nın 159'uncu Maddesinin 1. Fıkrasının (b)
Bendi Kapsamına Giren Taşınmaz Malların Tazmini,
Takası ve İadesi Yasası"nın Anayasa'ya
aykırılığı iddiasıyla Ulusal Birlik Partisi (UBP)
ve Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) tarafından açılan
davaları bu ay sonunda görüşmeye başlaması bekleniyor.
İki siyasi partinin 21
Mart'ta yaptığı iptal başvuruları için yasal süreç
çalışıyor. Cumhuriyet Meclisi'ni, aleyhine açılan davalarda
Avukat Emine Erk savunacak.
Davalının
aleyhine açılan davaya savunma dosyalamak için 21 günlük yasal süresi
bulunuyor. Bu süre 11 Nisan'da dolacak. Ardından davacılara bir
haftalık süre tanınacak ve Anayasa Mahkemesi'nin davaları
görüşmek için ay sonuna gün tayin etmesi bekleniyor.
TAK muhabirinin
sorularını yanıtlayan Anayasa Mahkemesi
Başkanlığı'nı da yürüten Yüksek Mahkeme Başkanı
Metin A. Hakkı, her iki davanın da 21 Mart'ta
dosyalandığını hatırlatarak, karşı
tarafın itiraz ve müdafaa dosyalamak için 21 günlük süresi olduğunu
ve bu sürenin 11 Nisan'da dolacağını söyledi.
Cumhuriyet Meclisi aleyhine
açılan bu davalar için meclisi Avukat Emine Erk'in
savunacağını belirten Hakkı, henüz davalara karşı
itiraz ve müdafaa dosyalanmadığını bildirdi.
Bu işlemin
ardından davacılara da bir hafta süre
tanınacağını kaydeden Hakkı, Anayasa Mahkemesi'nin
nisan ayı sonlarında bir gün davaları görüşmek üzere
toplanacağını ancak kesin tarihin henüz belirlenmediğini
açıkladı.
UBP ve TKP'nin
açtığı davalarda Cumhuriyet Meclisi'nin
avukatlığını üstlenen Avukat Emine Erk de TAK muhabirinin
sorularını yanıtlarken, büyük olasılıkla TKP'nin
davasına karşı yarın, UBP'nin davasına karşı
da hafta içinde savunma dosyalayacaklarını, yasal süre bitmeden bu
işlemleri tamamlayıp mahkemeden duruşmaya erken zamanda gün
vermesini için girişim yapacaklarını söyledi.
Erk, davalara
karşı dört dörtlük bir savunma hazırlama gayreti içinde
olduklarını da belirtti.
Erk, UBP ve TKP'nin
davalarının ayrı ayrı görüşüleceğini ancak ön
görüşme için mahkemenin uygun görürse aynı günü verebileceğini
ifade etti.
TKP "Anayasa'nın
159'uncu Maddesinin 1. Fıkrasının (b) Bendi Kapsamına Giren
Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi
Yasası"na karşı Anayasa Mahkemesi'nde açtığı
davada, "Anayasa'nın başlangıç kısmında ifadesini
bulan hak ve özgürlükler ile anayasanın özüne ve ruhuna, hukukun
üstünlüğü ilkesine, yargı bağımsızlığı
ilkesine, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılık
ilkesine, Anayasanın eşitlik ilkesine, uluslararası hukuk ve
mütekabiliyet ilkesine, Anayasa'nın adli komisyon ve istisnai mahkemeler
oluşturulamayacağı ilkesine, mülkiyet hakkına, yüksek
adliye kurulunun görev ve yetkilerine, Anayasa'nın 159'uncu maddesinde
ifadesini bulan ilkelerde bu maddenin özüne ve ruhuna tamamen
aykırıdır" görüşünü belirtmişti.
TKP'nin
avukatlığını Av. Fuat Veziroğlu üstlendi.
UBP'yi ise davada Av. Enver
Öztürk temsil edecek. Ana muhalefet UBP, uzun tartışmalar
sonrasında parti meclisinde oyçokluğuyla aldığı karar
uyarınca Anayasa Mahkemesi'ne meclis aleyhine açtığı
davada, yasanın Anayasa'nın 159'uncu maddesinin değişikliğini
gerektirdiği, ayrıca KKTC'nin varlığına
aykırı olduğu savunuluyor.
Yasanın, 20 Temmuz
1974'ten sonra Kuzey'den Güney'e göç eden yabancıların Kuzey'de kalan
malları ile taşınır mallarının iadesi,
takası ve tazmini için yapıldığı ifade edilen dava
gerekçesinde, "Anayasa'nın bizzat 159'uncu maddesine göre, söz konusu
taşınmaz malların iadesi ve takası mümkün değildir
ve/veya yasaktır" deniliyor.
Yasanın "konut
hakkının kullanılmasından kaynaklanan manevi tazminat
ödenmesini" düzenleyen 6. maddesinin 4'üncü fıkrasının,
Anayasa'nın başlangıç kısmına ve 1'inci maddeye aykırı
olduğu da ileri sürülüyor.
Dava başvurusunda,
iade, takas ve manevi tazminat ödenmesini öngördüğü için yasanın
8'inci maddesi ile alt paragraflarının da Anayasa'nın
başlangıç kısmı, 1 ve 159 ile geçici 1. maddelerine
aykırı olduğu görüşüne yer veriliyor. UBP, Taşınmaz
Mal Komisyonu'na üye atanmasının Yüksek Adliye Kurulu'nun görevleri
arasında olmadığı belirtilerek, komisyonun oluşumuna
da karşı çıkıyor.
22 Aralık 2005'te
yürürlüğe giren "Anayasa'nın 159'uncu Maddesi'nin 1'inci
Fıkrasının (b) bendi Kapsamına Giren Taşınmaz
Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası, KKTC
sınırları içinde kalan eski Rum malları için tazminat,
takas ve mal iadesi ile taşınır mallara tazminat öngörüyor.
Hükümet, yasayı, Kıbrıs sorununun en karmaşık
konularından biri olan mal-mülk konusunda Türk tarafının elini
güçlendirecek olumlu bir adım olarak niteliyor.
KIBRIS 04/04/06
İhracın
gerçekleşmesi halinde KKTC limanları ebediyen yasak liman olur
Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'ni Koruma Derneği, KKTC'de üretilen ve Limasol'dan ihracı
gündeme gelen ürünlerin, Limasol'dan ihraç edilmemesini, bunun yerine yurt
içinde tüketilmesini önerdi. Dernek, ihracatın KKTC limanlarından
yapılması gerektiğini de kaydetti.
Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'ni Koruma Derneği Başkanı Nejat Kocaismail, dün yaptığı
yazılı açıklamada, üreticilerin, bütün bir yıl içerisinde
emek vererek ürettiği ürünlerin karşılığını
almayı hak ettiklerini belirtti.
Kocaismail, yıl
içerisinde bir kez alınan ürünün yurt içinde ve yurt
dışında en iyi şekilde değerlendirilmesini arzuladıklarını,
ancak geçmişte ürününü ihraç edenlerin
karşılığını aylar sonra
aldığının da unutulmaması gerektiğini ifade etti.
Son günlerde KKTC'de
yetişen ürünlerin, Limasol üzerinden ihracını isteyenlerin var
olduğunu kaydeden Kocaismail, bu ihracın gerçekleşmesi halinde
KKTC limanlarının ebediyen yasak liman olarak
kullanılmasının kabul edilmiş
sayılacağını öne sürdü.
Rum Yönetimi'nin,
geçmişte gerçekleşmesi olası ihraçlara, nasıl engel
olduğuna örnekler veren Kocaismail, Rum Yönetimi'nin bu kez neler
peşinde olduğunu kestiremediklerini kaydetti.
KIBRIS 04/04/06
ABD bütçesinden 'Kıbrıs' kesintisi
ABD, Kıbrıs'ta BM Barış Gücü'ne fon
desteğini kesti
5 Nisan, 2006 09:31:00 (TSİ) CNN TURK
ABD, Kıbrıs'ta
BM Barış Gücü'ne fon desteğini çekti. ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, ''ihtiyaç olsaydı
gereğine bakardık'' dedi.
ABD Temsilciler
Meclisi Tahsisler Komitesi'nin konuya ilişkin sorularını
yanıtlayan Bakan Rice, ABD'nin 2007 bütçesinde fona para
ayrılmamasını savundu.
Rice, ''ABD Başkanı George Bush 2007 bütçesinde
Kıbrıs'ta BM Barış Gücü'ne sıfır fon
ayırdı. Sizce yanlış mesaj verilmiyor mu?"
şeklindeki soruya, "ihtiyaç olsaydı, gereğini
yapardık" yanıtını verdi ve yardım
yapılmamasının yanlış yorumlanmamasını
istedi.
Bakan Rice, "ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm bulmaya tamamen kendini
adamadığını kimse söyleyemez. Biz, çözümü Annan Planı
çerçevesinde destekliyoruz" diye konuştu.
ABD Dışişleri Bakanı, ''Annan Planı
sırasında ABD Başkanı Bush, buplanın kabul edilmesi
için durmadan, yorulmadan çalıştı. Biz bu planın iki taraf
için de iyi bir uzlaşma olduğuna inanıyoruz.
Kıbrıslı Rumların plana karşı oy
kullandıklarını kabul ediyoruz. Ancak yeniden o
noktadayız" ifadesini kullandı.
"Rumlar Annan Planı'nı istemiyor"
Bu arada, Güney Kıbrıs'ta yapılan bir anket, Rumların yüzde
50'sinin Kıbrıs sorununun çözümü için Annan planının yerine
yeni bir çözüm planı istediğini ortaya koydu.
Anket sonuçlarına göre, Annan Planı'na sadık olanlar ve küçük
değişikliklerle kabulünü isteyenlerin oranı yüzde 1'lere
düştü. Rum halkının yüzde 34'ü Annan planını ancak
'özlü değişikliklerle' kabul ediyor.
Ankete katılanların yüzde 56'sı Kıbrıs sorununa çözüm
beklemiyor.
Sonuçlara göre Kıbrıslı Rumların yüzde 69'u, BM ve AB'ye
dayalı müzakereleri destekliyor, yüzde 68'i ana muhalefet Demokratik
Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) Ulusal Konsey'den
ayrılmasını hatalı buluyor.
Ankete katılanların yüzde 48'i, Kıbrıs Türkleriyle birlikte
yaşamanın çok zor olduğunu belirtip ayrı yaşamayı
desteklerken, yüzde 45'i ise Türklerle birlikte yaşamı ise
destekliyor.
Rumlar Annan Planı'na 'hayır' demişti
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu
'Annan Planı', 24 nisan 2004'te halkoyuna sunulmuş,
Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların
yüzde 76'sı 'hayır' demişti.
Annan Planı'nın ardından Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik girişimler rafa kaldırılmıştı. Son
olarak, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 ocakta
Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı
açıkladı. Plana Avrupa ve ABD'den destek geldi.
Papadopulos: Türkiye ile kriz çıkacak
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani, ABD ve BM
ziyaretlerinin ardından dün Kıbrıs Rum Yönetimine giderek Rum
lider Tasos Papadopulos ile bir araya geldi ve Rum yönetimi ile ortak hareket
edeceklerini açıkladı. Rum lider Papadopulos ise görüşme
öncesinde Reuterse yaptığı açıklamada,
limanlarını açmaması halinde Türkiye ile AB arasında
yıl içinde kriz çıkacağını savundu.
Papadopulos, "Türkiye AB taleplerine uymazsa, kriz yaşanacak. Bu,
Avrupa yüzünden değil, kendiliğinden ortaya çıkan bir kriz
olacak. Türkiye ile görüşmelerin devamını istemeyen bir ülke
bulunmadığını düşünüyorum. Bir Avrupa ülkesi gibi
davranır ve tüm ülkelerin uygulamak zorunda olduğu
koşulları yerine getirirse, Türkiyeyi de ABde görmek
istiyorum" dedi.
İki lider ve çalışma ekiplerinin yaptığı
görüşmede, muhtemel Kıbrıs müzakereleri konusunda nasıl bir
politika izleneceği ele alındı. Yunan delegasyonu, Türkiyenin
AB ile ilişkileri, Türk limanlarının Rumlara açılması
ve KKTCye AB Komisyonunun yapmaya karar verdiği mali yardımın
nasıl verileceği konuları ele alındı.
Bugün Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ve Rum siyasi parti
liderleriyle de bir araya gelecek olan Bakoyani ayrıca, EOKA
militanlarının mezarlarını da ziyaret edecek ve yarın
adadaki Yunan birliklerini denetleyecek. Rum medyası, Bakoyaninin KKTC
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaşın görüşme
davetini ise reddettiğini duyurdu.
HURRIYET 05/04/06
Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos: Türkiye, limanlarını açmazsa AB
ile ilişkilerinde kriz yaşanacak
|
KRİZ
KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKACAK"... Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos, Türkiye'nin limanlarını Rum
gemi ve uçaklarına açmaması halinde, yıl içerisinde AB ile
ilişkilerinde kriz yaşayacağını iddia etti.
Papadopulos, Reuters haber ajansına verdiği mülakatta,
"Türkiye AB taleplerine uymazsa, kriz yaşanacak. Bu, Avrupa
yüzünden değil, kendiliğinden ortaya çıkan bir kriz
olacak" dedi. Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos, Türkiye'nin limanlarını Rum
gemi ve uçaklarına açmaması halinde, yıl içerisinde AB ile
ilişkilerinde kriz yaşayacağını iddia etti. Papadopulos, Reuters
haber ajansına verdiği mülakatta, "Türkiye AB taleplerine
uymazsa, kriz yaşanacak. Bu, Avrupa yüzünden değil,
kendiliğinden ortaya çıkan bir kriz olacak" dedi. "Türkiye ile
görüşmelerin devamını istemeyen bir ülke
bulunmadığını düşünüyorum. Bir Avrupa ülkesi gibi
davranır ve tüm ülkelerin uygulamak zorunda olduğu koşulları
yerine getirirse, Türkiye'yi de AB'de görmek istiyorum" diyen
Papadopulos, Kıbrıs sorununa çözüm bulmaya yönelik
görüşmelerin yeniden başlaması konusuna değinirken de, bu
kez bir anlaşmayı güvence altına alacak yaklaşımda
anahtar değişiklikler yapılması durumunda, müzakere
masasına en yakın zamanda dönmeye hazır olduğunu söyledi.
"Başlayacak
olan yeni tur görüşmelerin bazı koşullarla uyuşması
gerekiyor" diyen Papadopulos, "Türk tarafı bunları kabul
eder etmez, gelecek hafta görüşmelere başlayabiliriz" ifadesini
kullandı. Yeni bir planın,
daha iyi hazırlanıp, referanduma sunulmadan iki taraftaki siyasi
iktidarın onayını alması gerektiğini kaydeden
Papadopulos, planın sonuçlandırılması için sıkı
takvimlere ve BM Genel Sekreteri'nin hakemliğine karşı olduklarını
yineledi. Papadopulos, iki
eşit devlet yönetimi ile toprak tavizi öngören, 2004 Nisan ayında
referanduma sunulan ve Rum kesimi tarafından kabul edilmeyen Annan
Planı'nın, kendi insanı için "adaletsiz"
olduğunu da savundu. Sağlıktan
"yasadışı" mülteciler konularına kadar bir dizi
konunun görüşülmesi için teknik komitelerin kurulmasına destek
belirten Papadopulos, özlü konuların görüşülmesine geçilmesi içinse
bazı koşulların bulunduğunu ifade etti. "Müzakerelerin
amacı, kapsamlı çözüm için farklılıkların
giderilmesi ve özlü görüşmelerin hazırlığının
yapılmasıdır" diyen Papadopulos, bu arada bazı
uluslararası gözlemciler tarafından gerçekten çözüm istememekle
suçlanmayı da kabul etmediğini söyledi. |
KIBRIS 05/04/06
|
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 10:15 TSİ 06 Nisan 2006 Perşembe
LEFKOŞA/ATİNA
- Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani, iki günlük
resmi ziyaret için gittiği Güney Kıbrıs Rum kesiminde, Rum
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile görüştü.
Görüşmenin ardından açıklama yapan Bakoyanni, çözüm sürecinde BM
kararlarının yanı sıra, Rum kesiminin AB üyeliğinin de
göz önünde bulundurulması gerektiğini savundu.
Bakoyanni,
Annan Planının sadece halk oylamasına sunulduğu
şekliyle tarihe karıştığını, 9 bin 500
sayfalık önerilerin tamamen çöpe atılamayacağını da
vurguladı.
Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ise, teknik komitelerin
kurulmasıyla ilgili öneriyi kabul etmesi için, Türk tarafına
çağrıda bulundu. Yakovu, Türkiyenin limanlarını Rum gemi
ve uçaklarına açmasıyla ilgili tutumunun, Ekim ayında
hazırlanacak ilerleme raporuna yansıyacağını kaydetti.
Bakoyanni, dün akşam Rum lider Papadopulosla görüşmüş ve
görüşmede Kıbrıs sorunuyla ilgili Atina-Lefkoşa
arasındaki işbirliğinin devam edeceği fikri ön plana
çıkmıştı.
TÜRK-YUNAN
İLİŞKİLERİNİN GELİŞMESİ ANKARAYA
BAĞLI
Öte yandan Atinada Economist Group tarafından düzenlenen konferansta
konuşanYunanistan Savunma Bakanı Vangelis Evangelos Meimerakis,
Türk-Yunan ilişkilerinin gelişiminin sürmesinin Ankaranın AB
kriterlerine ve küresel ilkelere uymasına ve iyi komşuluk
ilişkilerini korumasına bağlı olduğunu belirtti.
Meimerakis, Bu çerçevede Atina FIR hattı kurallarını
çiğnemek, Yunan hava ve kara sularını ihlal etmek Türkiyenin AB
yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır ve durmalıdır
dedi. Türkiyenin, Yunanistanın yasal biçimde karasularını
genişletmesi halinde şiddet kullanmakla tehdit ettiğini söyleyen
Meimerakis, bunun Türkiyenin AB süreci ve Yunanistan ile yakınlaşma
ve işbirliğine aykırı olduğunu vurguladı.
ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Kıbrıs
konusunda net konuştu: Kendimizi Tamamen çözüme adadık
ANNAN PLANI EN
İYİ UZLAŞMA TEMELİ... ABD Dışişleri
Bakanı Condoleezza Rice, "ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm bulmaya
tamamen kendini adamadığını kimse söyleyemez. Çünkü tamamen
kendimizi çözüme adamış durumdayız" dedi. Rice, adada çözüm
için Annan planının iki taraf için de en iyi uzlaşma temeli olduğuna
inandıklarını belirtti
KIBRIS KONUSUNDA DURMADAN
ÇALIŞIYORUZ... Rice, Annan planı sırasında ABD
Başkanı Bush'un, bu planın kabul edilmesi için durmadan,
yorulmadan çalıştığını, planın iki taraf
için de iyi bir uzlaşma olduğuna inandıklarını söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Rice, 2007 bütçesinde
Kıbrıs'ta BM Barış Gücü'ne fon desteğinin, bu
desteğe ihtiyaç olmadığına inanıldığı
için çıkarıldığını da kaydetti
ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, "ABD'nin
Kıbrıs'ta çözüm bulmaya tamamen kendini adamadığını
kimse söyleyemez. Çünkü tamamen kendimizi çözüme adamış
durumdayız" dedi. Rice, adada çözüm için Annan planının iki
taraf için de en iyi uzlaşma temeli olduğuna
inandıklarını kaydetti.
ABD
Dışişleri Bakanı Rice, 2007 bütçesinde Kıbrıs'ta
BM Barış Gücü'ne fon desteğinin, bu desteğe ihtiyaç
olmadığına inanıldığı için
çıkarıldığını söyledi.
ABD Temsilciler Meclisi
Tahsisler Komitesi'nin dış operasyonlar alt komitesinde, 2007
yılı dış yardımlarına ilişkin bir oturuma
katılan Rice, "ABD Başkanı George W. Bush, 2007 bütçesinde
Kıbrıs'ta BM Barış Gücü'ne sıfır fon
ayırdı. Sizce yanlış mesaj verilmiyor mu?" yönündeki
bir soruyla karşılaştı.
Rice,
"Kıbrıs'ta Barış Gücü'ne fon
sağlamadığımızı biliyorum. Eğer bize ihtiyaç
olsaydı, bunun gereğine bakmanın bir yolunu
bulacaktık" dedi. Condoleezza Rice, buna karşın kimsenin,
ABD'nin Kıbrıs'taki çıkarlarını yanlış
yorumlayabileceğine inanmadığını söyledi.
ABD
Dışişleri Bakanı, "Annan planı
sırasında ABD Başkanı Bush, bu planın kabul edilmesi
için durmadan, yorulmadan çalıştı. Biz bu planın iki taraf
için de iyi bir uzlaşma olduğuna inanıyoruz.
Kıbrıslı Rumların plana karşı oy
kullandıklarını kabul ediyoruz. Ancak yeniden o noktadayız.
Farklılıkları azaltmaya yardım edip edemeyeceğimizi
görmek için yeniden çok çalışıyoruz" dedi.
Rice, geçen hafta
Washington'ı ziyaret eden Yunan Dışişleri Bakanı Dora
Bakoyannis ile de Kıbrıs konusunu ele aldıklarını
anlattı ve "ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm bulmaya tamamen kendini
adamadığını kimse söyleyemez. Çünkü tamamen kendimizi
çözüme adamış durumdayız" diye konuştu.
KIBRIS 06/04/06
Amerika devrede
ABD
Dışişleri Bakan Yardımcısı, Avrupa ve Avrasya
Masası sorumlusu Daniel Fried "Kıbrıslı Türklerin
çözüm isteği devam etmeli" dedi ve Amerika'nın çözüm için aktif
olarak devreye gireceğini bildirdi...
Amerika devrede
"HEDEF
BİRLEŞİK KIBRIS"... ABD Dışişleri Bakan
Yardımcısı, Avrupa ve Avrasya Masası Sorumlusu Daniel
Fried, ABD'nin Kıbrıs politikasının
değişmediğini açıkladı ve görüşmelerin
başlaması için tarafların nabzını yoklamaya
başladıklarını, hedeflerinin Birleşik Kıbrıs
olduğunu belirtti. Fried, adanın birleşmesinin
Kıbrıs'ta yaşayanların yanı sıra Türkiye ile
Yunanistan'ın da çıkarlarına olacağını savundu
"TALAT, YAPICI VE
ÇÖZÜM YANLISI"... Washington'da, Dışişleri
Bakanlığında aralarında Yazı İşleri
Müdürümüz Başaran Düzgün'ün de bulunduğu bir grup gazetecinin
sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakan
Yardımcısı Danile Fried, "Kıbrıslı Türklerin
çözüm isteklerini takdir ediyoruz. Sayın Talat yapıcı ve çözüm
yanlısı birisi. Bu tutum mutlaka devam etmeli" diye konuştu
Amerika Birleşik
Devletleri (ABD) Dışişleri Bakan Yardımcısı,
Avrupa ve Avrasya Masası sorumlusu Daniel Fried, Kıbrıs sorununu
çözecek müzakerelerin yeniden başlaması için Amerika Birleşik Devletleri'nin
(ABD) devrede olduğunu bildirdi.
Washington'da
aralarında Yazı İşleri Müdürümüz Başaran Düzgün'ün de
bulunduğu bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan Bakan
Yardımcısı Fried, Amerika'nın, Kıbrıs'ta
ayrılıktan yana değil, birleşmeden yana olduğunu
belirtti ve adanın birleşmesinin Kıbrıs'ta
yaşayanların yanı sıra Türkiye ile Yunanistan'ın da
çıkarlarına olacağını savundu.
Amerika ile Avrupa
Birliği'nin, Birleşmiş Milletler'in (BM)
hazırladığı çözüm planını (Annan planı)
desteklediğini anımsatan Bakan Yardımcısı Fried,
referandumdan çıkan sonuçtan hayal kırıklığına
uğradıklarını kaydetti, "Ama geçmişe
takılmamalıyız, çözümü sağlamak için
çalışmalıyız" dedi.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile tanıştıklarını ve
yapıcı tavırlarını olumlu bulduklarını
söyleyen Fried, "Bu tutum mutlaka devam etmeli. Kıbrıslı
Türklerin çözüme verdikleri yüksek destek devam etmeli. Bunu
değerlendirmeli ve çözüme ulaşmalıyız" şeklinde
konuştu.
Fried
"Kıbrıslı Türkler çözümü ve bu yolla Avrupa Birliği'ne
üye olmayı hak ediyorlar" ifadelerini kullandı.
Adada varılacak
çözümün hem Türkiye hem de Yunanistan'ın çıkarlarına
olduğunu belirten Amerika Birleşik Devletleri
Dışişleri Bakan Yardımcısı, Avrupa ve Avrasya
Masası sorumlusu Daniel Fried, Türkiye hükümetinin çözüm yanlısı
tavrını takdirle karşıladıklarını ve bu
tavrın sürmesi gerektiğini kaydetti.
Bakan
Yardımcısı Fried, Amerika'nın taraflarla görüşmeye
başladığını, yeniden görüşmelerin
başlaması için nabız yokladığını bildirdi ve
"Amerika reaktif olarak devrededir" dedi.
KIBRIS 06/04/06
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Bakoyanni: Çözüm için yeni bir plana
ihtiyaç var
ANNAN PLANI BİR DAHA
MASAYA GELEMEZ.... "Ben, Annan planının tarih olduğunu
söyledim; çünkü bu plan, Kıbrıslılar tarafından
oylanmış bir plandı. Oylaması yapılmış bir
planı, bir kez daha masaya getirmek mümkün değildir. Biz artık,
başka bir plan veya öneri üzerinde çalışmalıyız. Bu
yeni öneri de, Kıbrıs AB'de olduğu için, hem müktesebata, hem BM
Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olmalı ve her iki tarafça da kabul
görmelidir"
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Annan planının
tarih olduğu görüşünü yineleyerek, Kıbrıs'ta çözüme
ulaşılabilmesi için artık yeni bir plana veya öneriye ihtiyaç
duyulduğunu ve bu yönde çalışılması gerektiğini
iddia etti.
Bakoyanni, dün Rum Yönetimi
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'yla Dışişleri
Bakanlığı'nda bir görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmenin
ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan
Dora Bakoyanni, oylamaya sunulmuş bir planın bir kez daha masaya
getirilmesinin mümkün olamayacağını ileri sürdü.
Yunan Dışişleri
Bakanı, bir gazetecinin, kendisinin Annan planının tarih
olduğunu söylediğini anımsatarak, Atina'nın elinde Annan
planı dışında yeni bir çözüm planı olup
olmadığına ilişkin sorusuna karşılık
şöyle konuştu:
"Ben, Annan
planının tarih olduğunu söyledim; çünkü bu plan,
Kıbrıslılar tarafından oylanmış bir plandı.
Oylaması yapılmış bir planı, bir kez daha masaya
getirmek mümkün değildir. Biz artık, başka bir plan veya öneri
üzerinde çalışmalıyız. Bu yeni öneri de; Kıbrıs
AB'de olduğu için, hem müktesebata hem BM Güvenlik Konseyi
kararlarına uygun olmalı ve her iki tarafça da kabul görmelidir...
BM Genel Sekreterliği
de 30 yıldan bu yana bir çözüm için çaba sarfediyor. Artık yeni bir
plana ihtiyacımız var."
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Yakovu ile
görüşmelerinde birçok konuyu ele aldıklarını ve fikir
birliğine vardıklarını da kaydetti.
Kıbrıs konusunda
yeni bir momentum yakaladıklarını dile getiren ve "Bu yeni
fırsatın kaçırılmaması için çaba
harcadıklarını" söyleyen Bakoyanni,
"Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB sürecini desteklediğini" de
söyledi. Bakoyanni, "Ancak Türkiye'nin, Paris zirvesinin
sonuçlarını kabul etmesi çok önemlidir" dedi.
Yakovu, görüşmeyi
faydalı olarak nitelendirdi
Rum Yönetimi
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da basın
toplantısında, Bakoyanni ile Ankara Anlaşması ve Balkanlar
konularını ele aldıklarını söyledi ve görüşmeyi
"faydalı" olarak tanımladı.
Yakovu, Bakoyanni ile ortak
saptamalarının; "Paris görüşmesi sonrasında yeni bir
ortamın hakim olduğu" şeklinde olduğunu belirtti.
"Atina ve
Lefkoşa, çok yakında gelişmeler olması beklentisi
içerisindedir. Türkiye'yi, Paris'te uzlaşılanları kabul etmeye
ve teknik komitelere oturmaya çağırıyoruz" diyen Yakovu,
"Türkiye'nin AB'ye karşı üstlenmiş olduğu taahhütler
konusunda hiçbir tenzilat olmayacağını" da iddia etti.
Yakovu, 28 Şubat'ta
Paris'te gerçekleşen Annan-Papadopulos görüşmesinde; Türkiye'nin AB
ile müzakereleri konusunda bazı kararlar alındığı ve
Türkiye'nin de bu alınan kararlara uymak zorunda olduğu görüşünü
dile getirerek, Türkiye'de teknik komitelerin bu yönde
çalışmalarını sürdürmesi gerektiği üzerinde durdu.
EOKA'cı
mezarlarını da ziyaret etti
Bu arada Yakovu'yla
görüşmesi öncesinde Rum cezaevi avlusunda bulunan EOKA'cıların
mezarlarını ziyaret eden Dora Bakoyanni, "Kıbrıs
halkının nihai adalete ermesi için çaba ve mücadele
sürdürülecek" dedi.
Bakoyanni,
EOKA'cıların mezarlarına çelenk koyduktan sonra ziyaretçi
defterini de imzaladı.
Bakoyanni deftere,
"Kahramanların özgürlük mücadelesi her zaman canlı örnektir.
Bağımsız ve Avrupai Kıbrıs'ın büyük bir hedefi
daha var; adil ve yaşayabilir bir çözüm. Bu hedef için birlikte mücadele
edeceğiz" diye yazdı.
Bakoyanni daha sonra Rum
Milli Muhafız Ordusu'nu ziyaret ederek; Rum Savunma Bakanı Kiriakos
Mavronikolas ve RMMO Genel Kurmaylık subayları eşliğinde
RMMO Komutanı Korgeneral Konstantinos Bisbikas'la görüştü.
Görüşme
sırasında Bisbikas, Bakoyanni'ye; RMMO'nun bugünkü durumu
hakkında bilgi verdi.
Görüşme
sonrasında Bakoyanni, RMMO Komutanı'na anı olarak;
Yunanistan'ın amblemini taşıyan bir disk hediye etti.
RMMO Komutanı Bisbikas
ise, Bakoyanni'ye birinin üzerinde Kıbrıs'ı tasvir eden
diğerinin üzerinde de RMMO amblemi bulunan iki plaket verdi.
Daha sonra Yunan Askeri
Mezarlığı'na giden Yunan Dışişleri Bakanı,
burada da çelenk koydu. 4'üncü Tugay Komutanı Georgios Kleanthus,
Bakoyanni'ye Uluslararası Lefkoşa Havaalanı'nda (1974'te)
yaşanan savaşlar ve Yunan Hava Kuvvetleri'ne ait Noratlas tipi
uçağın 1974'te dost ateşi ile düşürülüşü hakkında
bilgi verdi.
Bakoyanni, Rum Meclis
Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'la da bir araya
geldi, saat 13.15'te Yakovu tarafından Hilton Otel'de onuruna verilen
öğle yemeğine katıldı.
Dora Bakoyanni, saat
16.00'da Hilton Otel'de Rum siyasi parti başkanlarıyla
görüşecek, saat 19.00'da Yunanistan'ın Güney Kıbrıs'taki
Büyükelçiliği'nin konutta onuruna vereceği davete katılacak.
Bakoyanni'nin Güney
Kıbrıs'tan bugün ayrılması bekleniyor.
KIBRIS 06/04/06
ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve
Avrasya'dan Sorumlu Müsteşarı Bryza: Kıbrıslı Türklere
izolasyonun kaldırılmasını istiyoruz
Bryza, ABD'nin
Kıbrıslı Tüğrklerin üzerindeki ekonomik izolasyonun
kaldırılmasını istemesinin iki nedeni olduğunu
söyledi. Kıbrıslı Türklerin çözüm istediğini
gösterdiklerini belirten Bryza, ancak bunun daha önce bilinmediğini ve
yeni anlaşıldığını kaydetti. Bryza, ABD'nin Kuzey
Kıbrıs'ın ekonomik sorunlarının çözülmesinin
adanın birleşmesini kolaylaştıracağına olan
inancını dile getirdi
ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve
Avrasya'dan Sorumlu Müsteşarı Matt Bryza, ABD'nin
Kıbrıslı Türklere uygulanan ekonomik izolasyonun
kaldırılmasını istediğini ve bunun iki nedeni
olduğunu belirtti.
Bu nedenleri
sıralarken, Kıbrıslı Türklerin çözüm istediğini
gösterdiklerini söyleyen Bryza, "ancak bunun daha önce bilinmediğini
ve yeni anlaşıldığını" kaydetti. Bryza,
ABD'nin KKTC'nin ekonomik sorunlarının çözülmesinin adanın
birleşmesini kolaylaştıracağına olan
inancını da dile getirdi.
A.A.'nın haberine göre
Bryza, TC Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle
görüştükten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada,
Türk yetkililerle faydalı görüşmelerde bulunduklarını
söyledi.
Görüşmelerde
Türkiye-ABD ilişkilerini her yönüyle ele aldıklarını,
ABD'nin Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği desteği,
Kıbrıs ve Irak konularını görüştüklerini söyleyen
Bryza, ABD'nin, terör örgütü PKK'nın hem Irak hem de Avrupa'da bir tehdit
olmaktan çıkması gerektiği konusunda taahhüdünü yinelediklerini
belirtti.
Kıbrıs
Kıbrıslı
Türklere uygulanan izolasyonla ilgili bir soruya verdiği yanıtta
Bryza, ABD'nin Kıbrıslı Türkler üzerindeki ekonomik izolasyonun
kaldırılmasını istediğini ve bunun iki nedeni
olduğunu belirtti.
Kıbrıslı
Türklerin çözüm istediğini gösterdiklerini belirten Bryza, ancak bunun
daha önce bilinmediğini ve yeni
anlaşıldığını kaydetti. Bryza, ABD'nin Kuzey
Kıbrıs'ın ekonomik sorunlarının çözülmesinin
adanın birleşmesini kolaylaştıracağına olan
inancını dile getirdi.
Kıbrıs sorununun
çözülmesi için BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın devrede olduğunu
belirten Bryza, ABD'nin, BM Genel Sekreteri'ni bu konuda yeni bir
girişimde bulunursa destekleyeceğini söyledi.
Kıbrıslı
Türklerin Annan planını destekleyerek çözüm istediklerini
gösterdiklerini yineleyen Bryza, "Şimdi Rumların BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ı kapsamlı bir çözüm için görüşmelere yeniden
başlamaya hazır oldukları konusunda ikna etmeleri
gerektiğini" söyledi.
Bryza, "Türkiye'nin
Rum bayraklı gemilere hava ve deniz limanlarını açması
yönünde yapılan baskıların AB üyeliğini nasıl
etkileyeceği" sorusunu da yanıtladı. Türkiye'nin bu konudaki
sorumluluğunu yerine getireceğini dile getiren Bryza, ancak dost AB
ülkelerinin eğer Türkiye'yi üyeliğe gerçekten almak istiyorlarsa, bu
konuda Türkiye'ye yardım etmeleri ve Kıbrıslı Türklere
uygulanan izolasyon konusunda ilerleme sağlanmasına
yardımcı olmaları gerektiğini kaydetti.
KIBRIS 06/04/06
Fried: Tek bir
Kıbrısa inanıyoruz
ABD
Dışişleri Bakanının Avrupa ve Avrasyadan sorumlu
yardımcısı Dan Fried, Kıbrıs sorununda, Türkiyenin AB
üyelik sürecini sıkıntıya sokmadan ilerlenmesini istediklerini söyledi.
NTV
Güncelleme: 09:38 TSİ 07 Nisan 2006 Cuma
WASHINGTON
- ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Dan Fried,
Kıbrısın birleşmesi yönündeki çabalarından
dolayı Türk hükümetinin övgüye değer olduğunu söyleyerek bunun,
Türkiyenin, iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyonu desteklediği
anlamına geldiğini belirtti.
Türkiyenin
kriterleri karşıladığı takdirde ABye
alınması, ancak ön şart getirilmemesi gerektiğini
vurguladıklarını söyleyen Fried; Bu, Türkiye için zor bir
konum, anlıyorum. Biz ilerlemek istiyoruz ve Kıbrıs meselesine
Türkiyenin AB üyelik sürecinde bir problem yaratmadan yaklaşmak
istiyoruz dedi.
ABDli yetkili, Türk hükümetinin çözümü desteklediği için övgüyü hak
ettiğini belirtti. Washingtonın tek bir Kıbrısa
inandığını ifade eden Fried, Adanın bölünmesine
inanmadıklarını, Kıbrıs Türk toplumunun da
birleşmeyi desteklediği için memnun olduklarını kaydetti..
"Kıbrıs yeni BM Genel Sekreteri'ni bekliyor"
6 Nisan, 2006 18:49:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, yeni BM Genel
Sekreteri atanana kadar Kıbrıs konusunda bir durağanlık
olacağını belirterek, yeni Genel Sekreter'in içeriği Annan
planına benzeyen bir plan sunacağını söyledi.
KKTC
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Serdar Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı
konuşmada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın görev süresinin dolmak
üzere olduğunu belirterek, Annan'ın görev dönemi sonuna kadar yeni
bir inisiyatif almayacağının anlaşıldığını
kaydetti.
Yeni genel sekreterin yeni plan sunacağını, içeriğinin
bazı değişikliklerle Annan planına benzeyeceğini
anlatan Serdar Denktaş, ''Kıbrıslı Türkler BM zemininden
çıkılmasını istemediğine göre, 'Annan
planının öldüğünü' kabul etmediğini'' söyledi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni'nin Kıbrıs
Rum kesiminde yaptığı açıklamalara değinen
Denktaş, Bakoyanni'nin beyanlarının, çok net olarak Rum
tarafının BM zemininden kaçarak, sorunun çözümünü AB zeminine
yönlendirme girişimi olduğunu söyledi.
Rumların esas hedefi, Kıbrıslı Türklerin bireysel
kurtuluşu tercih etmesidir. Ozmosis yöntemiyle Avrupalı olup eriyip
gitmemizi istiyorlar ifadelerini kullanan Serdar Denktaş, bunu
karşılamak, herhalde hiçbir Kıbrıs Türkü'nün aklından
bile geçmez dedi.
Türkiye'nin uluslararası bir anlaşmaya dayalı garantörlüğünün,
Avrupa Birliği'ne tam üyeliğine kadar devam edeceğini vurgulayan
Denktaş, ''ondan sonrasını Rum düşünsün'' dedi.
Bakan Denktaş, ''Rum tarafı bu garantörlükten sıkıntı
duyuyorsa Türkiye'nin üyeliği için herkesten çok uğraş vermesi
gerekir'' diye konuştu.
"Rumlar Annan Planı'nı istemiyor"
Güney Kıbrıs'ta yapılan bir anket, Rumların yüzde 50'sinin
Kıbrıs sorununun çözümü için Annan planının yerine yeni bir
çözüm planı istediğini ortaya koydu.
Anket sonuçlarına göre, Annan Planı'na sadık olanlar ve küçük
değişikliklerle kabulünü isteyenlerin oranı yüzde 1'lere
düştü. Rum halkının yüzde 34'ü Annan planını ancak
'özlü değişikliklerle' kabul ediyor.
Ankete katılanların yüzde 56'sı Kıbrıs sorununa çözüm
beklemiyor.
Sonuçlara göre Kıbrıslı Rumların yüzde 69'u, BM ve AB'ye
dayalı müzakereleri destekliyor, yüzde 68'i ana muhalefet Demokratik
Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) Ulusal Konsey'den
ayrılmasını hatalı buluyor.
Ankete katılanların yüzde 48'i, Kıbrıs Türkleriyle birlikte
yaşamanın çok zor olduğunu belirtip ayrı yaşamayı
desteklerken, yüzde 45'i ise Türklerle birlikte yaşamı ise
destekliyor.
Rumlar Annan Planı'na 'hayır' demişti
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki taraflara sunduğu
'Annan Planı', 24 nisan 2004'te halkoyuna sunulmuş,
Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'i plana 'evet' derken, Rumların
yüzde 76'sı 'hayır' demişti.
Annan Planı'nın ardından Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik girişimler rafa kaldırılmıştı. Son
olarak, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 ocakta
Türkiye'nin Kıbrıs Eylem Planı'nı
açıkladı. Plana Avrupa ve ABD'den destek geldi.
AB ile kriz geliyorum
diyor
ATİNA
Ünlü Economist dergisinin Atina'daki konferansının Türkiye ile ilgili
bölümüne konuşmacı olarak davet edildiğim
toplantısında bol bol, AKP, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve
tabii Kıbrıs konuşuldu.
Kıbrıs'ta uzun süredir kriz yaşanmıyordu. Hiç merak etmeyin
Ada'da kriz yaşanmayacak ancak, Kıbrıs nedeniyle Türkiye AB
ilişkilerinde önemli bir gerginlik söz konusu olacak. Ekim ayından
itibaren hazırlıklı bulunmakta yarar var. Sorun, Türkiye'nin
Avrupa Birliğine söz vermesine, hatta bu konuda belge imzalamasına
rağmen bu sözünü kendisine özgü nedenlerle tutmak istememesinden
kaynaklanıyor.
3 Ekim 2005'te, Türkiye-AB müzakere sürecinin hazırlanması
kararlaştırılırken, Ankara bu süre içinde Gümrük
Birliği antlaşması çerçevesinde Türk limanlarını Rum
gemilerine açacağını, bunun için gereken protokolü TBMM'den
geçireceğini belirtmiş ve güvence vermişti.
Ankara yeni üye olan tüm ülkelere (Kıbrıs dahil) Gümrük Birliği
antlaşmasını uygulamak zorunda olduğu için
kaçışı yok. Ancak gelin görün ki, limanların
açılması siyasi açıdan giderek zorlaşıyor. Sanki büyük
bir ödün veriliyormuş, Kıbrıs'ın tanınması
anlamına geliyormuş gibi bir hava yayıldığından
dolayı, Ankara ayak sürüyor.
Buna bir de AB'nin verdiği tüm sözlere rağmen KKTC üzerindeki
ekonomik ambargoyu hafifletecek hiçbir adım atmaması, Rumların
baskısıyla "doğrudan ticaret" dosyasını
askıya alması ve KKTC'ye 139 milyon euro'luk yardımla
yetinilmesi eklenince, Ankara tutumunu daha da
katılaştırdı. AB bu sorunun 2006 sonuna kadar çözülmesini
istiyor. Hatta bir kararla kendilerini bağladılar bile. Ankara ise
"KKTC konusunda adım atmadığınız sürece, ben de
limanlarımı açmam diyor". Kimse yerinden
kıpırdamıyor.
İşte Ekim ayındaki krizin altında bu yatıyor. Son
derece önemli, zira krize bir çözüm bulunamazsa Türkiye-AB müzakerelerinin
askıya alınmasına kadar gidebilecek bir sürece gireceğiz.
Şu anda başta Brüksel olmak üzere, Ankara-Atina-Lefkoşe'de
sadece bu konu tartışılıyor. Önümüzde de 3 senaryo var.
* * *
AB-KIBRIS
KRİZİNDE ÜÇ SENARYO VAR
Sonbahara kadar hiçbir adım atılmaz hiçbir çözüm bulunmazsa
Türkiye'nin karşısına üç senaryo çıkacak.
1. EN KÖTÜSÜ
En kötü senaryo, Avrupa Birliği 25 üyesinden oluşan konsey,
Rumların Yunanlıların ve "Türkiye'ye Hayır"
lobisine mensup bazı ülkelerin de kışkırtmasıyla,
Türkiye limanlarını Rum gemilerine açana kadar tüm müzakerelerinin askıya
alınması kararlaştırabilir.
2. YAŞANABİLİR SENARYO
Konsey müzakerelerin tümünü askıya almaz. Sadece Gümrük Birliğinin
ilgili maddelerini (malların serbest dolaşımı gibi)
askıya alır.
3. ORTA YOL SENARYOSU
Kıbrıs nasıl şikayetçiyse, Türkiye'nin de Gümrük
Birliği antlaşmasıyla ilgili şikayetleri var. AB esnek bir
tutum takınabilir ve tüm şikayetlerin komitede ele
alınmasına karar verebilir.
Neresinden bakarsanız bakın krizli bir döneme gireceğiz.
Başbakan'ın bu defa katı bir tutum takınacağı
anlaşılıyor. 2007 seçimleri öncesinde, Kıbrıs
üzerinden bir AB krizini kolayca taşıyabileceği Annan planı
tartışmaları sırasındakinin aksine, sert ve milliyetçi
bir yaklaşım sergileyeceği belirtiliyor.
Anlayacağınız son derece siyasi bir oyun başlamış
durumda.
Bir köşede AB karşı köşede Türkiye. Seyirciler de
Kıbrıslı Rumlar ve Türkler olacak.
* * *
TÜRK-RUM
TİCARETİ GİDEREK ARTIYOR
Bir yandan, Kıbrıs'ın Gümrük Birliği çerçevesinde
Türkiye'nin limanlarını açıp açmamasının kavgası
yazılıyor, öte yandan iki taraf arasındaki ticaret
inanılamayacak rakamlara ulaşıyor.
Rum Ekonomi uzmanı Costas Apostolides'in gerçekleştirdiği bir
çalışma, siyaset ile gerçek yaşam arasındaki farklı
çok net şekilde ortaya koyuyor.
Şu rakamlara bakın:
1. 2000 yılında, Kıbrıs'ın (Rum bölgesi) Türkiye'den
ithalatı yaklaşık 15 milyon dolar- 2005 yılında ise
durum tersine dönmüş ve Türkiye'nin Rumlara ihracatı 20 milyon dolara
çıkmış.
2. Güney Kıbrıs'tan Kuzey Kıbrıs'a geçen para miktarı
2005 yılında 200 milyon dolara çıkmış. Bu rakamın
içinde, Kuzeyden Güney'e geçip çalışanların
kazandıkları para, Güney'in sigorta ödemeleri, Kuzey'e geçen
turistler, Kuzey'e geçen Rumların kumarhanelerde ve Kuzey'de
harcadıkları paralar var.
Anlayacağımız, bizler krizden söz ediyoruz, limanların
açılıp açılmaması büyük sorun yaratıyor, öbür yanda
ticaret artıyor. Rumlar bir yolunu buluyor ve para trafiği
artıyor.
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET
07/04/2006
Gül, Sofya'da Yakovu ile
aynı yemekte buluşacak
|
27 NİSAN'DA
SOFYA'DA... Abdullah Gül, 27 Nisan'da gerçekleştirilecek AB -NATO
Gayrıresmi Dışişleri Bakanları toplantısı
için gideceği Sofya'da bir yemekte Rum Dışişleri
Bakanı Yorgos Yakovu ile aynı yemekte buluşacak Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Sofya'da Rum
Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ile aynı yemekte
buluşacağı bildirildi. Sofya'da Gül'ün, ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile de görüşmesi
için planlamaların yapıldığı açıklandı. Abdullah Gül, 27 Nisan'da
gerçekleştirilecek AB -NATO Gayrıresmi Dışişleri
Bakanları toplantısına katılmak üzere Sofya'ya gidecek. Geçirdiği kulak
ameliyatı nedeniyle uçağa binemeyen Gül, Sofya'ya gidişte
karayolunu kullanacak. ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile görüşecek olan
Gül, Türkiye'nin geçtiğimiz yıl Rumların gayrıresmi
NATO-AB toplantılarına vetosunu kaldırmasının
ardından Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakuvo ile
aynı yemekte yer alacak. Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, Bulgaristan'ın 27-28 Nisan tarihlerinde ev
sahipliği yapacağı AB- NATO Gayrıresmi
Dışişleri Bakanları toplantısına katılmak
üzere Sofya'ya gidecek. Sol kulak zarındaki
zedelenme nedeniyle geçirdiği ameliyatın ardından
yaklaşık iki buçuk ay uçakla seyahat etmesi yasaklanan Gül'ün
karayolu ile seyahat etmesi planlanırken, tren yolculuğunun da
değerlendirildiği belirtildi. Gül- Rice görüşmesi
planlanıyor Sofya'da Gül'ün, ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile görüşmesi için
planlamaların yapıldığı belirtilirken ABD'li bir
yetkili, "Büyük ihtimalle baş başa görüşecekler"
diye konuştu. Gül, geçirdiği
ameliyat nedeniyle Rice ile Washington buluşmasını iptal etmek
zorunda kalmıştı, ancak Irak ve PKK ile ilgili kritik
gelişmeler başta olmak üzere İran ile Kıbrıs
konularında Gül'ün Rice ile en yakın zamanda görüşme istediği
belirtildi. Sofya'da bir ilk AB-NATO gayri resmi
toplantısı ile Sofya bir ilke de ev sahipliği yapacak.
Türkiye'nin geçtiğimiz yıl Kıbrıs Rum kesiminin AB-NATO
gayrıresmi toplantılarına katılımına yönelik
vetosunu yumuşatmasının ardından Rum Dışişleri
Bakanı ilk kez Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile
aynı toplantıda yer alacak. Türkiye geçtiğimiz
yıl bir adım atarak Rumların AB-NATO
toplantılarından sadece gayrıresmi nitelikli olan
toplantılarına katılımlarına yeşil
ışık yakmıştı. |
KIBRIS 07/04/06
AB ofisi yaz
ortasında Kuzey Kıbrıs'ta açılacak
DAHA İYİ
İLETİŞİM İÇİN... Mali yardım işlerini
de yürütecek AB Komisyonu Genişleme Direktörlüğü'ne bağlı
ofis, yaz ortasında, Kuzey Kıbrıs'ta açılacak. Ofisin, AB
ile Kıbrıs Türk otoriteleri arasında daha iyi bir iletişim
sağlayacağı vurgulandı
Mali yardım
işlerini de yürütecek AB Komisyonu Genişleme Direktörlüğü'ne
bağlı ofis, yaz ortasında, Kuzey Kıbrıs'ta
açılacak.
TAK muhabirinin elde
ettiği bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın
daveti üzerine Kıbrıs'a gelen Avrupa Birliği Komisyonu
Genişleme Genel Müdürü Michael Leigh'in önceki günkü temasları
sırasında, Mali Yardım Tüzüğü ile yardımın
nasıl yapılacağı ele alındı.
Temaslar
sırasında Kıbrıs Türk tarafı, Rumların, mali
yardımla ilgili kararların alınması ve uygulanması
aşamalarının dışında tutulmasını
istedi. Türk tarafı ayrıca, yardımın, KKTC'deki
bankaların birlikte çalıştığı uluslararası
tanınmış bankalar üzerinden yapılmasını talep
etti.
Olumlu bir toplantı
Kıbrıs Türk
tarafının, Kıbrıs konusu ve izolasyonlar konusundaki
tezlerinin de dile getirildiği Cumhurbaşkanlığı'ndaki
toplantının, oldukça olumlu bir havada gerçekleştiği
öğrenildi.
AB yetkililerinin,
Kıbrıs Türk tarafının hassasiyetlerini dikkate alarak,
doğrudan ilişki konusunda oldukça iyimser bir tavır
sergilediği toplantıda, mali yardımla ilgili
çalışmaları yürütecek AB Komisyonu Genişleme Genel
Müdürlüğü'ne bağlı ofisin, yaz ortasında Kuzey'de
açılacağı belirtildi.
Özellikle mali
yardımın uygulama sürecinde, Rum tarafının onay mercii
olmasının kesinlikle kabul edilmeyeceğini vurgulayan
Kıbrıs Türk tarafı, Rumların mali yardımla ilgili söz
hakkının kısıtlanmasını talep etti.
AB Komisyonu'nun Kuzey'de
ofis açmasının, Mali Yardım Tüzüğü'nün başarıyla
uygulanmasında büyük önem taşımasının yanı
sıra, AB yetkilileri ile Kıbrıs Türk otoriteleri arasında
daha iyi bir iletişim sağlayacağı vurgulandı.
Tüzüklerin
ayrılması
Mali Yardım
Tüzüğü'nün tek başına Kıbrıslı Türk ve Rumlar
arasındaki sosyo-ekonomik boşluğun kapanmasına büyük
katkısı olmayacağı, Kıbrıs Türkleri'nin,
Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün de hayata geçmesiyle, AB'ye daha
sıkı bağlarla kenetleneceği belirtildi.
Kıbrıs Türk
tarafının, iki tüzüğün ayrılmasından duyduğu
rahatsızlığa rağmen, mali yardımın hayata
geçirilmesinde herhangi bir zorluk çıkarmaya niyeti
olmadığının altı çizildi.
Rumlar
dışarıda tutulmalı
Kıbrıs Türk
tarafının özellikle Rum tarafının pozisyonunun
netleşmesi talebinde bulunduğu toplantıda, Rum Yönetimi'nin mali
yardımla ilgili kararların alınması ve uygulanması
aşamalarının dışında tutulması istendi.
Mali yardımla ilgili
plan ve programın, KKTC'deki otoritelere danışılarak
yapılmasını isteyen Kıbrıs Türk tarafı, kabul
edilen projelerle ilgili ödemelerin de, Kıbrıs Rum Merkez
Bankası üzerinden değil de, KKTC'deki bankaların birlikte
çalıştığı uluslar arası tanınmış
bankalar aracılığıyla yapılması talebinde
bulundu.
Diğer konular
Toplantıda
ayrıca, mali yardım çerçevesinde Kıbrıslı Türk
öğrencilere verilmesi öngörülen bursa, "Güney Kıbrıs'tan
uçma" şartı getirilmesinden duyulan rahatsızlık da
dile getirildi. Rumların baskısı sonucu getirilen bu koşulun,
kabul edilmesinin mümkün olmadığı vurgulanarak, Türk
tarafının Ercan Havaalanı'nı, esas liman kabul ettiği
belirtildi.
AB'nin,
Kıbrıslı Türklerle ilişkilerinden dolayı Azerbaycan
ile Kırgızistan'a baskı yapmasından duyulan
rahatsızlığın da dile getirildiği toplantıda,
Birliğin bu tavrının, izolasyonların
kaldırılması taahhüdüyle uyuşmadığına dikkat
çekildi.
Kıbrıslı
Türklerin AB Komisyonu'nda istihdamında, diğer Avrupa ülkelerinden
farklı olarak, 1 yabancı dil yerine, 2 yabancı dil talep
edildiğine işaret eden Türk tarafının, bu
ayrımcılığa son verilmesini de talep ettiği
öğrenildi.
KIBRIS 07/04/06
Türkiye'yi yakın
takibe alıyorlar
ÖZEL KOMİTELER
KURULACAK Rum ve Yunan dışişleri bakanlıkları
bünyesinde, Türkiye'nin AB üyelik sürecini izleyecek ve değerlendirecek
özel komiteler kuruluyor. Rum Dışişleri Bakanı Yakovu,
Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni'yle
yaptıkları görüşmede, Rum ve Yunan dışişleri
bakanlıklarında, Türkiye'nin AB üyelik sürecini izlemek ve
değerlendirmek üzere birer komite kurmaya karar verdiklerini
açıkladı
Rum ve Yunan
dışişleri bakanlıkları bünyesinde, Türkiye'nin AB
üyelik sürecini izleyecek ve değerlendirecek özel komiteler kuruluyor.
Rum radyosunun haberine
göre, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Güney
Kıbrıs'ı ziyaret etmekte olan Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'yle yaptıkları
görüşmede, Rum ve Yunan dışişleri
bakanlıklarında, Türkiye'nin AB üyelik sürecini izlemek ve
değerlendirmek üzere birer komite kurmaya karar verdiklerini
açıkladı.
Yakovu, kurulacak komitelerin
birbirleriyle sürekli temas halinde olacaklarını söyleyerek,
Türkiye'nin AB üyelik sürecine ilişkin icraatlar konusunda, Bakoyanni ile
görüşlerinin, tam olarak örtüştüğünü
saptadıklarını kaydetti.
Yorgo Yakovu, Türkiye'nin
Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü, Güney Kıbrıs'ı da içine
alacak şekilde hayata geçirmemesi durumunda ne gibi hareketlerde
bulunulacağı konusuna ise, "Konu yakından takip edilecek.
Türk yetkililerin açıklamalarına ve var olan göstergelere
bakılacak olursa, ek protokol Türkiye tarafından uygulanmayacak"
dedi.
KIBRIS 07/04/06
Rum yönetimi son kez
uyarıldı
Rum Yönetimi'nin, fazla
gürültü çıkaran Rus uçaklarının havaalanlarına inişini
yasaklamaması durumunda, olayın Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'ne (AİHM) taşınacağı bildirildi
Rum yönetimi son kez
uyarıldı
Rum Yönetimi'nin, fazla
gürültü çıkaran Rus uçaklarının havaalanlarına inişini
yasaklamaması durumunda, olayın Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'ne (AİHM) taşınacağı, Avrupa Birliği'nin
önceki gün Rum tarafına bu konuda son uyarıyı
yaptığı bildirildi.
Ancak Rum Yönetimi, Rus
uçaklarına herhangi bir yasak uygulamasının turizmi
baltalayacağını öne sürerek, fazla gürültü çıkaran Sovyet
yapımı uçak seferlerinin aşamalı olarak durdurulması
için Avrupa Birliği'nden kendisine daha fazla zaman tanımasını
istedi.
Avrupa Komisyonu, önceki
gün Güney Kıbrıs'a Rusya'dan charter uçuşlarıyla turist
taşıyan ve desibel limitlerini aşan uçakları kademeli
olarak azaltması için bir uyarı mektubu gönderdi.
Mektup, olayın
Avrupa'nın en yüksek mahkemesi olan Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'ne (AİHM) intikal etmeden önce yapılan ikinci ve son
uyarı olması açısından önem taşıyor.
Reuters'in haberine göre,
konuyla ilgili bir açıklama yapan Rum Ulaştırma Bakanı
Haris Thrassou, "şu an bir ikilem içinde olduklarını ve AB'nin
uçaklarla ilgili direktiflerinin yerine getirilmemesi durumunda mahkemeye
verileceklerini, bunun da hiç arzulanana bir durum
olmadığını" kaydetti.
Thrassou, problemin
tarifeli seferlerle düzeltildiğini, ancak charterlerde kullanılan bu
uçakların uçuşlarının durdurulmasının yavaş
bir süreç izleyeceğini belirtti. Thrassou, iki havaalanının da
deniz kıyılarına yakın yerlerde kurulduğunu ve bunun
insanlar için rahatsızlık yaratmadığını
savunarak, "Aslında durum o kadar kötü de değil, çünkü bu
uçaklar yoğun meskun mahaller üzerinden geçmiyor" dedi.
Rum bakan, kendilerine
konan zaman limiti için turizm sezonunun bitimine kadar uzatma isteyeceklerini
kaydederek, aksi halde Güney Kıbrıs'ın milyonlarca
Kıbrıs Lirası'ndan mahrum kalacağını söyledi.
Güney Kıbrıs, AB'ye
katıldığı 2004 mayısından itibaren bahsi geçen
uçakların uçuşlarını yasaklamakla yükümlü bulunuyor.
2005 yılında
Güney Kıbrıs'ı ziyaret eden 2 milyon 470 bin turist,
yaklaşık 1 milyara Kıbrıs Lirası bırakırken,
bu meblağ Güney Kıbrıs'ın milli gelirinin
yaklaşık yüzde 15'ine denk geliyor.
KIBRIS 07/04/06
Bakoyanni,
Lokmacı'daydı
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Güney Kıbrıs'a
gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında dün, Yeşil
Hat'ı ziyaret etti. Bakoyyani, ziyareti çerçevesinde Lokmacı Barikatı'na
da gitti ve güneyden kuzeyi izledi, iki taraf arasında
tartışmalara neden olan Türk tarafındaki köprüyü inceledi.
Bakoyanni, ayrıca
Malunda'da bulunan Yunan Alayı (ELDİK) kışlasını
da ziyaret etti.
Bakoyanni, ziyaretinin
sonunda yaptığı açıklamada, "Yunan halkının
Kıbrıs'taki Helen Kuvveti'nin katkısını bildiğini
ve bu nedenle gurur duyduğunu" söyledi.
Bakoyanni, "Bugün
burada ELDİK kışlasında bulunuyor olmaktan mutluluk ve
heyecan duyuyorum. Buradaki Yunan subaylar ve erler, görevlerini sadakat ve
özgüvenle yerine getiriyor. Şu kısa mesajı vermek istiyorum,
Helen halkı, hizmetlerini biliyor ve onlarla gurur duyuyor."
Yunanistan
Dışişleri Bakanı, 1974'te ölen askerler anıtına
çelenk koydu ve kışlanın tarihini yansıtan fotoğraf
sergisini gezdi.
Bakoyanni, daha sonra, ana
muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Başkanı
Nikos Anastasiadis ve Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Michael
Zambelas ile görüştü ve öğleden sonra Güney Kıbrıs'tan ayrıldı.
KIBRIS 07/04/06
Ticaret Odası
Başkanı Erdil Nami: Mali Yardım Tüzüğü'nü AB komisyonu
genişleme bölümü yönetecek
Kıbrıs Türk
Ticaret Odası Başkanı Erdil Nami, AB Mali Yardım
Tüzüğü'nün AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu bölümü
tarafından yönetileceğini ve AB Komisyonu'nun Kuzey
Kıbrıs'ta bir ofis açacağının birinci
ağızdan teyit edildiğini söyledi.
Oda Başkanı Erdil
Nami bu açıklamasını, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu
Genel Direktörü Michael Leigh ile görüştükten sonra yaptı.
Oda'dan yapılan
yazılı açıklamada, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu
Genel Direktörü Leigh ve beraberindeki AB heyetinin önceki gün Ticaret
Odası'nı ziyaret edip Oda Başkanı Erdil Nami, başkan
yardımcıları Günay Çerkez, Hasan Kutlu İnce ve yönetim
kurulu üyelerinden Şua Saraçoğlu, Hüseyin Kayalp, Kaan Kaner ve Alp
Cengiz Alp ile görüştüğü belirtildi.
Leıgh: Söz sahibi AB
komisyonu olacak
Ticaret Odası
açıklamasına göre, Mali Yardım Tüzüğü'nün ele
alındığı görüşmede konuşan AB Komisyonu'nun
Genişlemeden Sorumlu Genel Direktörü Leigh, tüzüğün AB Komisyonu'nun
genişlemeden sorumlu bölümü tarafından yönetileceğini ve bu
bölüme atanacak uzmanlar tarafından takip edileceğini söyledi.
Tüzüğün
uygulanmasında AB üyesi olan Rum tarafına bilgi verileceğini,
ancak söz sahibinin AB Komisyonu'nun olacağını kaydeden Michael
Leigh, Mali Yardım Tüzüğü'nün uygulanması için Kuzey
Kıbrıs'ta bir ofis açılacağını
doğruladı ve bunun arayışı içinde
olduklarını belirtti.
"Kıbrıs Türk
Ticaret Odası olarak bu tüzüğün uygulanmasında önemli bir
partner olacaksınız. İhalelere katılacak olan
Kıbrıslı Türk şirketlerin uygunluğunun ve
varlığının belirlenmesinde sizlerden alacakları
belgeleri referans alacağız. Kıbrıslı Türk,
Kıbrıslı Rum, Türk veya herhangi bir AB şirketi ihalelere
katılabilecektir. Buradaki çevreyi ve ekonomiyi bildiklerinden dolayı
tabii ki Kıbrıslı Türk şirketlerinin ihalelerde
karşılaştırmalı üstünlüğünün olacağına
inanıyoruz" diyen Leigh, projelerin tamamen Kıbrıslı
Türklerin ihtiyaçlarına yönelik olacağını kaydetti.
Leigh, Mali Yardım
Tüzüğü'nün Avrupa Birliği'nin Kıbrıslı Türklerle olan
ilişkilerini değiştirdiğini ve tüzüğün kapsamlı
bir çözüme büyük katkı koyacağına inandığını
belirtti.
Nami: Önemli olan AB
ile pekişecek
ilişkiler
Görüşmede konuşan
Oda Başkanı Erdil Nami, Michael Leigh'e verdiği bilgiler için
teşekkür etti ve Mali Yardım Tüzüğü'nde öngörülen rakamın
önemli olmadığını, önemli olanın AB ile pekişecek
ilişkiler olduğuna dikkat çekti.
Oda Başkanı Nami,
Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nı Protokol 10'daki
"Kıbrıs Cumhuriyeti'nin etkin kontrolü altında olan"
ve "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin etkin kontrolünde olmayan"
bölgeler tanımlamasından büyük rahatsızlık duyduğunu
belirtti ve Leigh'ten bu konuya açıklık getirmesini istedi.
AB Komisyonu'nun
Genişlemeden Sorumlu Genel Direktörü Leigh Protokol 10'un çözüm olmadan
yapıldığını ve çözümle birlikte ortadan
kalkacağını söyledi.
Direkt Ticaret konusunda
yapılan önerinin hâlâ masada olduğuna dikkat çeken Leigh, AB Dönem
Başkanlığını yürüten Avusturya ve ondan sonra dönem
başkanlığını devralacak olan Finlandiya'nın Doğrudan
Ticaret Tüzüğü için uğraşacaklarını söyledi. Leigh,
direkt ticaretin Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişmesini
amaçladığını kaydetti.
KIBRIS 07/04/06