Annan'a 'insiyatif üstlen' çağrısı
Talat, Kıbrıs sorununun beş yıl içinde
çözüleceğine inanıyor
1 Mayıs, 2005 15:05:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'dan, Kıbrıs konusunda inisiyatif üstlenmesini ve adaya
özel temsilci göndermesini talep etti.
Yeni
politikaları belirlemeye çalıştıklarını ve
önümüzdeki günlerde bu konularda daha da yoğunlaşacaklarını
kaydeden Talat, Kıbrıs'taki temsilcisi
aracılığıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a taleplerini
ilettiğini açıkladı.
'Özel temsilci'
isteği
Talat, Annan'ın Kıbrıs'taki temsilcisiyle geçtiğimiz
günlerde bir görüşme yaptığını söyledi.
Talat, görüşmede Annan'ın, Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik çabaların bundan sonra nasıl ilerletileceğiyle ilgili
girişimde bulunmak amacıyla üst düzey bir yetkiliyi Ada'ya
göndermesini istediğini ifade etti.
Talat, Genel Sekreter'den, görüşmeleri yeniden başlatmak için Rum
tarafından talep edilen istekler konusunda daha aktif olmasını
da talep ettiğini belirtti.
Aynı görüşmede Kıbrıs'la ilgili görüşmeler
dışında günlük ve pratik sorunların çözümü için Rum
tarafıyla temaslara hazır olduğunu dile getirdiğini
bildiren Talat, ''bunlara alınacak yanıta göre yeni tavır ve
politikalar belirlenecek'' dedi.
Bir gazetecinin sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Talat, beş
yıllık görev süresi içerisinde Kıbrıs sorununun
çözüleceğine ve bu sürede bir anlaşmaya imza atacağına
inandığını söyledi.
Denktaş'ın
benzetmesi Talat'ı rahatsız etmedi
Denktaş'tan
görevi devraldığı törenin sıcak ve olumlu bir atmosferde
geçtiğini belirterek, ''olması gereken de buydu. Sonuçta bu devletin
devamlılığının gereğidir'' dedi. Talat, törende
heyecanlandığını da belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat, Denktaş'ın kendisi için
kullandığı ve çok tartışılan 'yılan gibi
soğukkanlı' sözüyle ilgili görüşünü de, ''bence mecaz
yaptı, çift anlamlı kullandı. Hem seçim
başarısını sinsi bir şekilde yürütülen
kampanyanın bir sonucu gibi göstermeye çalıştı, hem de yeni
görevimde gerekli soğukkanlılığı ifade etme
anlamında kullandı. Benim açımdan bu ifade bir sorun, bir
rahatsızlık yaratmadı'' sözleriyle değerlendirdi.
Talat kendi
takımını oluşturmaya çalışıyor
Cumhurbaşkanlığında üst düzey kadrolarını 15 gün
içinde şekillendirmeyi hedeflediğini ifade eden Talat, ''ekip
çalışmasına büyük önem veriyorum, her zaman önem verdim.
Alanında uzman, yetişmiş kadrolar oluşturacağım''
dedi.
Daha çok teknik ve uzman kadrolara ihtiyaç olduğunu kaydeden Talat,
''öncelikle oluşturacağım düşünce üretecek siyasi
kadrolardır. Örneğin çok iyi bir hukuk birimine ihtiyacım var.
Değişik alanlarda uzmanlaşmış hukukçulara
ihtiyacımız olacak. Hem uluslararası hukuk, hem iç hukuk.
Ayrıca siyasi kararları üretirken yararlanacağımız bir
ekip olacak'' diye konuştu.
Denktaş dönemi
bitti
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 'Rauf Denktaş'sız' dönem
24 nisanda resmen başladı. 17 nisanda yapılan seçimle
cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat, yemin ederek
göreve başladı. Böylece, Talat KKTC'nin ikinci
cumhurbaşkanı oldu.
|
PAPADOPULOS'A ELEŞTİRİ |
|
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ''statüko Annan
planından daha iyidir'' diyen Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un
Annan planına karşı çıktığını
belirtti. Başbakan Soyer, Papadopulos'un sözleri üzerine, "Rum
liderin temsil ettiği Rum yönetiminin AB'ye üye yapılması,
Kıbrıs Türk halkının cezalandırılması
anlamına geliyor" dedi. |
CNN TURK 02/05/05
Talat çözüm
için BMye başvurdu
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler Genel
Sekreterinin inisiyatif üstlenmesini ve çözümü zorlamak için Adaya özel
temsilci göndermesini resmen talep etti.
|
|
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
1 mayıs 2005 Talebini Kıbrıstaki temsilcisi
aracılığıyla Genel Sekreter Kofi Annana ilettiğini
açıklayan Talat, günlük sorunları Rum yönetimiyle müzakere etmeye
hazır olduklarını da temsilciye bildirdi. |
|
Talat, Kıbrıs Türk halkını bekleyen en
büyük tehlikenin, Rum Yönetimi mahkemelerinde, kuzeyde Rum malı
işgal ettiği iddiasıyla Kıbrıslı Türkler
aleyhine açılan davalar olacağını söyledi.
Rum Meclisinin uluslararası tutuklamaya da
imkan sağlamak amacıyla emlak işgallerine verilen 6 aylık
hapis cezasını 2 yıla çıkaran bir yasa
değişikliğine onay verdiğini hatırlatan Talat, Rum
Yönetiminin siyasal bir sorun olan Kıbrıs meselesini hukuki bir
sorun haline getirme eğiliminde olduğuna dikkat çekti.
Talat, 5 yıllık görev süresi içinde
Kıbrıs sorununun çözüleceğine inandığını
söyledi.
BM: Yeni
girişim taraflara bağlı
Birleşmiş
Milletler, Kıbrıs konusunda tarafların tutumuna göre hareket
etme eğiliminde olduğunu bildirdi.
|
NTV |
|
|
|
30 Nisan 2005 BM Genel Sekreteri Kofi Annanın siyasi
işlerden sorumlu müsteşarı Kieran Prendergast, birkaç hafta
içinde tarafların pozisyonlarına göre Genel Sekreterliğin
kendi pozisyonunu değerlendireceğini kaydetti. |
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın siyasi işlerden
sorumlu müsteşarı Kieran Prendergast, Kıbrıstaki
tarafların, pozisyonlarına daha fazla açıklık getirmelerini
takip eden birkaç hafta içinde, genel sekreterliğinde iyi niyet misyonu
çerçevesinde kendi pozisyonunu değerlendireceğini söyledi.
Prendergast, BM sözcüsü
aracılığıyla yaptığı açıklamada,
Şu aşamada söylenebilecek şey, tarafların
pozisyonlarını netleştirmelerini takiben, birkaç hafta içinde BM
Genel Sekreterliğinin iyi niyet misyonu çerçevesinde kendi pozisyonunu
değerlendireceğidir dedi.
|
G.Kıbrısta
KKTC aleyhine dava |
|
|
|
Güney
Kıbrısta faaliyet gösteren bir şirket, Gazimağusadaki
bir restoranın sahibi aleyhine, Güney Kıbrısta tahliye ve
tazminat davası açtı. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
30 Nisan 2005 Kıbrıs gazetesine göre, geçen Salı
KKTCye gelen Rum Yönetiminin memuru, davayla ilgili belgeyi restoran
sahibine verdi. |
Rum şirket, restoran sahibine karşı 18 Mayıs 2004te açtığı davada, emlağın boşaltılmasını, ayrıca 100 bin ile 250 bin Kıbrıs lirası arasında kullanım bedeli veya tazminat ödenmesini talep ediyor.
Türkçe ve Rumca olmak üzere iki dilde yazılan dava
metni, restoranın sahibine Türkiye üzerinden iadeli taahütlü posta yoluyla
gönderildi.
Öte yandan, KKTCde 1974ten önce taşınmaz
malı bulunan Rumların, Avrupa İnsan Hakları Mahmekesine topluca
başvurmaya hazırlandığı ve bunun için şirket
kuracağı bildirildi.
|
BM
uzmanları Adaya gidiyor |
|
|
|
Birleşmiş
Milletler uzmanları, Kıbrıstaki BM barış gücünde
görevli asker sayısının azaltılmasını
değerlendirmek üzere gelecek ay Adaya gidecek. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
29 Nisan 2005 BM yetkilisi Brian Kelly, uzmanların gelecek
hafta sonuna kadar Adada barışgücü yetkilileri, Türk ve Rum
taraflarıyla görüşeceklerini belirtti. |
BM yetkilisi Kelly, Adadaki görüşmelerin 5 gün
sürmesinin öngörüldüğünü kaydetti. BM, uzmanlarının
barış gücü askerlerinin görev yaptığı yerlere giderek,
asker sayısında azaltma gerekiyorsa bunu yerinde görmek istedikleri
belirtildi.
BM Güvenlik Konseyi, 22 Ekim 2004te Adadaki
barış gücü askerlerinin sayısının üçte bir
oranında azaltılmasını öngören bir karar kabul
etmişti.
|
|
|
|||
|
|
|
25 Nisan 2005 Rum Dışişleri Bakanı Yorgo
Yakovu da, Türkiyenin Kıbrıs sorununu çözmeden Avrupa
Birliğine giremeyeceğini ileri sürdü. |
|
Rum lider Papadopulos, Kıbrıs sorununa
ilişkin ortamın kendilerinden yana iyileştiğini savundu.
Papadopulos, Birçok ülke artık Annan Planında çözümü işler
hale getirecek ve Kıbrısı gerçek anlamda birleştirecek
değişiklikler yapılması gerektiğine inanıyor
dedi.
Rum halkının dörtte üçü tarafından
reddedilen Annan Planının, ortadan
kaldırılamayacağını belirten Rum lider,
Kıbrıs sorununun iki toplumlu, iki kesimli federasyon temelinde ve
Avupa Birliği ilkeleri çerçevesinde çözümlenmesini istiyoruz dedi.
AB YOLUNDA ENGEL
Dışişleri Bakanı Yorgo
Yakovuysa, Türkiyenin AB sürecinde Kıbrıs sorununu her zaman büyük
bir engel olarak karşısında bulacağını belirtti.
Yakovu, Annanın, muhtemelen Mayıs ortalarında çözüme yönelik
girişim başlatacağını, ama Genel Sekreterin nasıl
bir yöntem izleyeceğinin netlik kazanmadığını söyledi.
Tony Blair, Kıbrıslı Türklerden oy istedi
Faruk ZABCI/LONDRA
İngiltere Başbakanı Tony Blair, genel seçimlere 4 gün kala, Londranın kuzeyinde Türklerin yoğun olarak yaşadığı Enfield bölgesini ziyaret etti. Özellikle İngiliz pasaportlu Kıbrıslı Türklerin oylarını isteyen Blairi, İşçi Partisinden Harringey Belediye Meclis üyesi Nilgün Canver karşıladı.
Milletvekili
adayı Joan Ryana destek vermek amacıyla, eşi Cherie ile Enfield
Teknik Kolejine gelen Blairin konuşmasını, KKTCnin Londra
temsilcisi Namık Korhan ve İşçi Partisinin
yayıncılığını yapan Türk işadamı Osman
Tongonun da aralarında bulunduğu 26 Türk de izledi.
Başbakan Blair, konuşmasında, ana muhalefetteki Muhafazakar
Partiye yüklendi. Blair, Muhafazakar Partiyi yeniden iktidar yapacak
tercihlerden sakının. Üçüncü kez bizi seçin dedi.
AMBARGO SORUSU
Toplantı sonrası salondan çıkarken herkesle tek tek
tokalaşan Blair, kolejin dışında bekleyen seçim otobüsüne
yönelirken, Dr. Füsun Nadiri adlı Kıbrıslı Türkün KKTCye
ambargoları kaldırıyor musunuz? sorusuna, Bu konu üzerinde
çalışıyorum yanıtını verdi.
İşçi Partisinin son seçimleri 2 bin farkla kazanmasında,
Enfield bölgesindeki 12 bin Türk asıllı seçmenin büyük rolü
olduğu öğrenildi.
HURRIYET 02/05/05
Talat,
BM'den temsilci istedi
02/05/2005
RADIKAL
LEFKOŞA - KKTC'nin
çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'dan, Kıbrıs konusunda inisiyatif üstlenmesi ve
adaya üst düzey temsilci göndermesini talep etti. Talat, dün Annan'a çözüm
çabalarının nasıl ilerletileceğiyle ilgili girişim
amacıyla üst düzey bir yetkiliyi göndermesi ve müzakereleri yeniden
başlatmak için Rum tarafından beklenen isteklere dair daha aktif
olması taleplerini ilettiğini kaydetti. KKTC lideri günlük sorunların
çözümü için de Rum tarafıyla temasa hazır olduğunu duyurdu.
Rum Yönetimi'nin kuzeydeki Rum malları üzerinde oturan Türklere dava
açmaya başladığı sırada konuşan Talat, beş
yıllık görev süresinde çözüm anlaşmasına imza
atacağına inandığını söyleyerek, "Misyonum
bu" dedi. Yeni hükümetin güvenoyu alınca Türkiye'yi ziyaret
edeceğini aktaran Talat, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da
KKTC'yi ziyaret arzusunu dile getirdiğini kaydetti.
'Denktaş mecaz
yaptı'
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan görevi devraldığı
törenin olumlu bir atmosferde geçtiğini söyleyince, selefinin kendisi için
kullandığı 'yılan gibi soğukkanlı' sözüyle ilgili
görüşü sorulan Talat şu yanıtı verdi: "Bence mecaz
yaptı. Hem seçim başarısını sinsice yürütülen
kampanyanın sonucu gibi göstermeye çalıştı, hem de yeni
görevimde gerekli soğukkanlılığı ifade etme
anlamında kullandı. Beni rahatsız etmedi" dedi. (aa,
Radikal)
Blair,
Türk bölgesinde
RADIKAL 02/05/05
AA - LONDRA - Britanya
Başbakanı Tony Blair, seçime dört gün kala İşçi Partisi
adayı Joan Ryan'a destek amacıyla Londra'nın kuzeyinde Türklerin
yoğun yaşadıkları Enfield bölgesini ziyaret etti. Blair'i
karşılayan heyette, İşçi Partisi'nden Harringey Belediye
Meclis üyesi Nilgün Canver de vardı. Blair ile eşi Cherie'ye iki küçük
Türk kızı çiçek sunarak "Hoş geldiniz" dedi. Blair'in
ünlü talk şovcu Chris Evans tarafından 'son yılların en
başarılı politikacısı' diye
çağrıldığı kürsünün arkasında Cherie Blair'in
oturduğu bölümde KKTC'nin Londra temsilcisi Namık Korhan yer
aldı.
Talat: Rum
malı işgali iddiasıyla açılan davalar en büyük tehlike
|
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkını bekleyen en büyük
tehlikenin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi mahkemelerinde, Kuzey'de
"Rum malı işgal ettiği" iddiasıyla
Kıbrıslı Türkler aleyhine açılan davalar
olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı
Talat, Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler
Sendikası'nın (KTOEÖS)'nın 36. Olağan Genel Kurul
Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, KKTC
Cumhurbaşkanlığı ve hükümetinin politikalarının
merkezinde Kıbrıs sorununun çözümü ve Kıbrıs'ın
yeniden bütünleştirilmesi olduğuna işaret ederek, benzer bir
anlayışı Rum Yönetimi'nden görmediklerini söyledi. Talat, Rum
Yönetim Başkanı Tasos Papadopulos ve hükümetinin siyasal bir sorun
olan Kıbrıs sorununu hukuki bir sorun haline getirme
eğiliminde olduğuna işaret ederek, bu çerçevede
Kıbrıslı Türkler aleyhine "Rum malını
işgal ediyor" iddiasıyla Rum mahkemelerinde dava
açıldığını belirtti. Rum
Meclisi'nin uluslararası tutuklamaya da olanak sağlamak
amacıyla bir süre önce emlak işgallerine verilen 6 aylık hapis
cezasını 2 yıla çıkaran bir yasa
değişikliğine onay verdiğini hatırlatan Talat,
haklarında Kuzey'de kalan "Rum mallarını işgal
ettiği" iddiasıyla dava açılanların 10 gün içinde
mahkemeye gitmedikleri takdirde haklarında tutuklama kararı
çıkarılacağını söyledi. Cumhurbaşkanı
Talat, hakkında tutukluluk kararı çıkan bu konumdaki
Kıbrıslı Türklerin Güney'e geçemeyeceğini, bunun 'daha
fazla kapı açın' diyen AB'nin istemine aykırı
olduğunu vurguladı. Talat, bu
durumun bugüne kadar Kıbrıs Türk ve Rum toplumları
arasında pek olmayan gerilimi ortaya çıkararak,
artıracağını ifade ederek, bunun Loizidu davası ile
başlayan Kıbrıs sorununun hukuksal alana
taşınması sürecinin olumsuz bir sonucu
olacağını kaydetti. Talat,
taşınmaz mal işgaline verilen cezanın 2 yıla
çıkarılmasının nedeninin uluslararası tutuklama
kararı çıkarmaya yönelik olduğunu, çünkü Avrupa Birliği
(AB)'de uluslararası tutuklama kararı için 1 yıl hapislik
gerektirdiğini anlattı. Siyasal sorun
olan Kıbrıs sorunu devam ederken uluslararası tutuklama
kararının yürürlüğe girip girmeyeceğinin
tartışılabileceğine dikkat çeken Talat, uluslararası
tutuklama olmasa bile bu insanların Güney'e geçerken
tutuklanmasının kaçınılmaz olacağını
söyledi. Talat, böyle
bir uygulamanın Kıbrıslı Türklerin %80'ini
kapsayacağını ifade ederek, bu uygulamayı,
Kıbrıslı Türk ve Rum bireyleri birbirine düşürecek bir
gelişme olarak değerlendirdi. Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, bu gelişmenin iki topluma olumsuzluk getireceğini
anlatarak, burada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde
sivilleşme, demokratikleşme, barış, çözüm ve anlaşma
mücadelesine önemli katkı yapan sivil toplum örgütlerine bu konuda çok
büyük görev düştüğünü söyledi. Talat, sivil
toplum örgütlerinin Güney'deki muhataplarıyla bu konuda ilişki
içinde olmasının önemine dikkat çekerek, siyasal bir sorun olan
Kıbrıs sorununun mevcut halinin statüko olduğunu,
Kıbrıs Türk Halkının bunu değiştirmek için
iradesini ortaya koyduğunu anımsattı. Var olan
statükonun, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni uluslararası hukuk
anlamında tanıdığını ifade eden Talat, Kıbrıs
sorununun statüko ile çözülemeyeceğinin Annan Planı'nın da bu
nedenle Birleşmiş Milletler tarafından
hazırlandığını söyledi. Mehmet Ali
Talat, Kıbrıs sorununun iki kesimlilik ve siyasi eşitlik
temelinde çözülmesi amacıyla gerekenin yapılacağını
belirterek, hükümet ve cumhurbaşkanlığının
politikasının merkezinde Kıbrıs sorununu çözmek ve
adayı yeniden bütünleştirmek olduğunu vurguladı. |
KIBRIS 01/05/05
Erdoğan:
Hedefimiz Birleşik Kıbrıs
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan KIBRIS'a konuştu ve
"Kıbrıs sorunu mutlaka çözülmelidir" dedi
Erdoğan:
Hedefimiz Birleşik Kıbrıs
HEDEFİMİZ:
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta
hedeflerinin Birleşik Kıbrıs'ı yaratmak olduğunu
kaydetti ve "KKTC cumhurbaşkanı ve hükümetiyle
dayanışma içinde ve beraberce çalışacağız.
Hedefimiz soydaşlarımızın haklarını ve
çıkarlarını korumak ve iki ayrı halk, iki ayrı devlet
çerçevesinde Birleşik Kıbrıs'ı yaratıp Avrupa Birliği'ne
üye olmasını sağlamaktır" dedi
1 BM
ZEMİNİ: Türkiye Başbakanı Erdoğan, KIBRIS Yazı
İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını
yanıtladı ve Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler
zemininde çözülmesi gerektiğini kaydetti. Erdoğan "Hiçbir sorun
ilelebet sorun olarak kalamaz. Bizim temennimiz, Kıbrıs'ın bir
barış adası haline gelmesi ve bu sorunun gündemden
düşmesidir" şeklinde konuştu
1
CUMHURBAŞKANI VE HÜKÜMET: Başbakan Erdoğan: KKTC'de yapılan
seçimlerin demokratik olgunluk içinde geçmiş olmasıyla demokrasi
açısından güzel bir örneklik sergilendiğini düşünüyorum.
Sayın Mehmet Ali Talat'ı Cumhurbaşkanlığı
seçimlerindeki başarısı sebebiyle tebrik ediyorum. Sayın
Soyer'e ve yeni kurulan hükümete de başarılar diliyorum.
Türkiye
Başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip
Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs'taki hedefinin Birleşik
Kıbrıs'ı yaratmak olduğunu açıkladı.
Ankara'da
KIBRIS gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün
sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan,
"Hedefimiz soydaşlarımızın haklarını ve
çıkarlarını korumak ve iki ayrı halk iki ayrı devlet
çerçevesinde Birleşik Kıbrıs'ı yaratıp Avrupa Birliği'ne
üye olmasını sağlamaktır" şeklinde konuştu.
Kıbrıs
sorununun Birleşmiş Milletler zemininde çözülmesi gerektiğini
vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Hiçbir sorun ilelebet sorun olarak
kalamaz" dedi.
Türkiye
Başbakanı Erdoğan, KKTC'de yapılan seçimlerin demokratik
olgunluk içinde geçmesinin güzel bir örnek olduğunu belirtti ve
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Başbakan Ferdi Sabit Soyer'e
başarılar diledi.
Neler söyledi?
Türkiye
Başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip
Erdoğan konu başlıkları itibarıyla sorulara şu
yanıtları verdi:
SEÇİMLER
ÖRNEK: KKTC'de yapılan seçimlerin demokratik olgunluk içinde geçmiş
olmasıyla demokrasi açısından güzel bir örneklik
sergilendiğini düşünüyorum. Sayın Mehmet Ali Talat'ı
Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki başarısı sebebiyle
tebrik ediyorum. Sayın Soyer'e ve yeni kurulan hükümete de
başarılar diliyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
halkının iradesi bu yönde tecelli etmiştir. Herkese düşen
bu demokratik iradeye saygı duymaktır. Hükümetin seçimlerden
güçlenerek çıkması kuşkusuz siyasal istikrara olumlu bir etki
yapacaktır. Temennimiz, yeni dönemin Kuzey Kıbrıs Türk
halkına huzur, refah ve esenlik getirmesidir.
DENKTAŞ
İLE POLEMİK YAPMAM: Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu
tür polemiklerin tarafı olmak istemem. Türkiye, KKTC'nin her zaman
yanında olmuş, pozitif şekilde destek vermiştir. KKTC'nin
iç siyasetini yönlendirme çabalarını da doğru bulmam. Bu yüzden
bugüne kadar tarafsızlığımızı ve objektifliğimizi
koruyan bir duruş sergiledik. Herkes kendi iradesiyle aday olur ya da
olmaz. Biz sadece Sayın Denktaş'ın bugüne kadarki hizmetlerini
şükranla yad ederiz, medya üzerinden mesaj vermek istemeyiz.
ÇÖZÜP
YAŞATACAĞIZ: AK Parti hükümetinin ne Avrupa Birliği'ne
şirin görünmek, ne de Kıbrıs'ı satmak gibi bir tavrı olamaz.
Kıbrıs meselesi bizim milli davamızdır. KKTC'nin gönlümüzde
estirdiği sevgi rüzgarları da hükümetimizin uyguladığı
politikalar da Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm
bulunmasına, Kıbrıs'ta soydaşlarımızın refah
ve mutluluğa kavuşmasına yöneliktir. Birileri "ver
kurtul" söylemini dile getirirken, biz "çöz ve yaşat"
dedik. Bugüne kadar yürüttüğümüz siyaset de milli hassasiyetlerimiz ile
Türkiye ve KKTC'nin çıkarlarını koruyan ama bunun yolunu çözümde
gören bir anlayışa dayanmaktadır. "Kazan-kazan" anlayışıyla
iki toplum ve iki devlet temelinde AB üyesi bir Birleşik Kıbrıs
vurgusu yapan bir çözümün masaya gelmesi gerektiğini savunduk.
ZEMİN
BM'DİR: Kıbrıs sorunu, Birleşmiş Milletler zemininde
çözülecektir. Hiçbir sorun ilelebet sorun olarak kalamaz. Bizim temennimiz,
Kıbrıs'ın bir barış adası haline gelmesi ve bu
sorunun gündemden düşerek, Kıbrıs Türkü'nün egemenlik
haklarını güçlü bir şekilde koruma altına alacak ve uluslar
arası toplumla bütünleştirecek bir yapıya
kavuşmasıdır.
KIBRIS
01/05/05
KKTC Alman dergilerinde tanıtılıyor
Ekonomi
ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin, ITB Berlin Turizm
Borsası süresince KKTC standında gezi yazarları ile
yaptıkları görüşmeler sonuç verdi. Bakanlık yetkililerinin
KKTC Standında birçok basın mensubu ve gezi yazarı ile yaptığı
görüşmelerin sonuçları Alman Dergilerine yansımaya
başladı.
Almanyanın 1
milyon tiraja sahip aylık turizm dergisi Turistik Aktuel,
Almanyanın en yüksek tirajlı dalış dergisi Aquanaut ve 1
milyon 500 bin tirajlı Merian isimli dergilerin Nisan
sayılarında KKTCyi tanıtıcı gezi yazıları
yer aldı.
Dalış
dergisi Aquanaut Yeni Keşfedilen Eski Ülke Kuzey Kıbrıs
başlığı ile Kuzey Kıbrısı kapak
yaptı...
Kuzey
Kıbrıs, Almanyanın en yüksek tirajlı dalış
dergisi Aquanautın Mart-Nisan 2005 sayısına kapak oldu.
Aquanaut, Kuzey Kıbrısı tanıtan sekiz sayfalık gezi
yazısında burada bulunan
dalış noktaları hakkında ayrıntılı
bilgilerin yanı sıra tarihi kalıntılara, Kuzey
Kıbrısın kültürel yapısına ve doğal
güzelliklerine de yer verdi.
KUZEY
KIBRISIN SU ALTI DA MİSAFİRPERVER
Türkçe
Hoşgeldiniz başlığıyla verdiği KKTCyi
tanıtan yazısında Aquanaut, Kuzey Kıbrısın
sualtı görüş mesafesinin 30 metreye
ulaştığını belirterek Kuzey Kıbrısın
sualtı da misafirperver ifadesini kullandı. Okuyucularına Akdenizin
en fazla korunan sahillerinde bile Kuzey Kıbrıs sahillerindeki kadar
yeşil kaplumbağa ve caretta caretta kaplumbağasının
bulunmadığını bildiren Aquanaut dergisi, Kuzey
Kıbrısın sadece dalış yapmak amacıyla ziyaret
edilmesinin çok yazık olacağını aktardı.
Kıbrıs
tarihinin sualtında da büyük izler bıraktığını
vurgulayan Aquanaut, Kuzey Kıbrıs doğayı sevenler,
dağ bisikletçileri, ve yürüyüşçüler için olmazsa olmazdır
ifadesini kullandı.
Kıbrısın güneyinde kitle turizminin
hakim olduğu sahillerin otellerle dolu
olduğunu vurgulayan Aquanaut, Kuzey Kıbrısta kitle turizminin
görülmediğini sadece çok az sayıda turistin Kuzey
Kıbrısın sırrını keşfettiğini
belirtti. Dergi, Kuzey Kıbrısın köylerinde zamanın
durduğu izlenimi edinildiğini ve bu alışılmadık
durumun burayı ziyaret edeceklere çok ilginç tecrübeler
yaşatacağını
bildirdi.
Gün geçtikçe Kuzey Kıbrısı ziyaret eden Alman turist
sayısında artış yaşandığını da
ifade eden Aquanaut, Kuzey Kıbrısın sualtı zenginliklerini
ayrıntısıyla aktarırken doğasının ve tarihi
kalıntılarının da en az sualtı zenginlikleri kadar
ilginç olduğunu belirtti.
1
MİLYON TİRAJLIK
TOURİSTİK AKTÜELl KIBRISITANITTI
Touristik
Aktuell Güney Kıbrıs ile Kuzey Kıbrısı ayrı
ayrı tanıttığı Nisan sayısında Kuzey
Kıbrısın dünkü kaybı bugünün karı oldu. ifadesi ile
Kuzey Kıbrısın el değmemiş doğal güzelliklerini
aktardı. Kuzey Kıbrıs turizmi hakkında
ayrıntılı bilgi içeren yazıda KKTC Ekonomi ve Turizm
Bakanlığına bağlı Almanya
Turizm Koordinatörü Önal Dorakla yapılan bir söyleşiye de yer
verildi. Söyleşide Alman pazarının Kuzey Kıbrısa
yönelik eğilimi ve Kuzey Kıbrıs turizmi hakkında bilgi
veren Önal Dorak, ilk kez TUI, Neckermann ve Alltours gibi dünya çapındaki
tur operatörlerinin Kuzey Kıbrısa ilgi göstermeye başladığını
belirtti.
Dünyanın en büyük tur operatörlerinden TUI,
Kuzey Kıbrıs için işlenmemiş elmas ifadesini kullandı.
Touristik Aktuell KKTCyi tanıtan
yazısında, dünya çapında çalışan en büyük tur
operatörleri arasında yer alan 8 tur operatörü yetkilisi ile
görüşerek Kuzey Kıbrıs hakkındaki görüşlerine yer
verdi. Tur operatörlerinin Kuzey Kıbrısa şimdilik günlük turlar
düzenleme eğiliminde olduğu belirtilen yazıda Kuzey
Kıbrısın önümüzdeki günler için çok büyük bir potansiyele sahip
olduğu belirtildi.
Görüşlerine yer verilen büyük tur
operatörlerinden Thomas Cook Reisenin ürün müdürü Kuzey
Kıbrısın kültürle ilgilenen turistler için çok yönlü imkanlar
sunmakta olduğunu belirtti. Yine yazıda Kuzey Kıbrıs ile
ilgili görüşleri alınan TUI Kıbrıs işletme müdürü ise
Kıbrısın kuzeyi için işlenmemiş elmas benzetmesini
yaparak Kuzey Kıbrısın çok büyük bir potansiyele sahip
olduğunu vurguladı.
Merian dergisinin
kapağında Kuzey Kıbrıs
Almanyanın 1 milyon 500 bin tirajlı
dergisi Merian Nisan sayısını tamamıyle Kıbrıs
Adasına ayırarak Salamis Harabelerini kapak yaptı. Tüm
Kıbrısın tanıtıldığı derginin
kapağında Salamis Harabeleri yer alırken açılış
ise Girne Yat Limanının resmi üzerindeki Lavanta Kraliçesinden
huzura çağrı başlığı ile yapıldı.
Kıbrısın 9000 yıllık uzun
bir tarihi geçmişe sahip olduğunun belirtildiği dergide Kuzey
Kıbrıs Türk Halkının kültürü, tarihi ve Kuzey
Kıbrısın doğası her yönü ile geniş bir
şekilde tanıtıldı. Şehir şehir
ayırımlarla hazırlanan tanıtım yazısında
Bellapais, Girne ve Karpaza geniş yer ayrılırken Altın
Sahilden cennetten bir bahçe diye bahsedildi. Güney Kıbrıs Rum
Kesiminde bulunan şehirlerin tanıtımına da yer verilen
Merian dergisinde, Kuzey Kıbrısta ziyaret edilebilecek müze ve ören
yerleri, camiler, Kuzey Kıbrısta
düzenlenen festivaller ve tarihleri, Kuzey Kıbrıs
mutfağının özellikleri ve buradaki eğlence hayatı
hakkında da ayrıntılı bilgi verildi. Dergide, adaya ulaşım
bilgileri ise aktarılan diğer bilgiler gibi Kuzey ve Güney
başlıkları altında yer aldı.
HALKIN SESI 02/05/05
Talat BMden temsilci istedi
(T.A.K-Nezire
Gürkan):-Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 5 yıllık görev
süresi içerisinde Kıbrıs sorununun çözüleceğine ve bu sürede bir
anlaşmaya imza atacağına inandığını
belirterek, Burada bulunma nedenim,
misyonum bu dedi.
Cumhurbaşkanlığındaki
kadrolarını oluşturmaya çalışırken, göreve
başlar başlamaz BM Genel Sekreterinden Kıbrıs konusunda
insiyatif üstlenmesini ve adaya özel temsilci göndermesini talep eden Talat,
yeni hükümetin güvenoyu almasının ardından Türkiyeye resmi bir
ziyaret yapmayı planladıklarını, Türkiye
Başbakanı Erdoğanın da KKTCyi ziyaret arzusunu dile
getirdiğini açıkladı.
Vizyon değişikliğiyle
birlikte statükonun mentalite olarak yıkıldığını,
uygulamanın ise zaman gerektirdiğini
de söyleyen Talat, Statüko devam ediyor, el değiştirdi demek
saçmadır, mantık dışıdır, deliliktir diye
konuştu.
SARAYIN BAHÇESİYLE DE YAKINDAN
İLGİLENİYOR
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
göreve başlamasının birinci haftasında ilk özel açıklamayı
TAK muhabirine yaptı. Devir teslim töreninden
cumhurbaşkanlığındaki ilk günlerine, Kıbrıs
konusundaki hedeflerinden özel yaşamına ilişkin düzenlemelere
kadar birçok konuda soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanlığı sarayının arka bahçesinde
yapılan röportajda Talat, çiçekler
ve ağaçlarla dolu bahçeyle ilgili projelerini de anlattı.
ÇEKİRDEKSİZ LİMON AŞILAYACAK
Eski Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaşın da kullandığı çalışma
odasından bir kapı bağlantısı olan arka bahçede
ağaçları ve çiçekleri tek tek inceleyen Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, greyfurt, limon, portakal, incir, mülver
ağaçlarıyla dolu bahçede çardak altında bir çalışma
düzeni oluşturmayı hedefliyor. Bahçeciliğe, yeşile
ilgisiyle bilinen, aşılama konusundaki özel merakıyla
tanınan Talat, çekirdeksiz limon
aşılamayı, bahçeye turunç ve elma da dikmeyi planlıyor.
İKAMETGAH OLARAK DA KULLANILACAK
Bahçe hakkında bilgi verdikten sonra
havuz başındaki tahta bankta soruları yanıtlayan
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
cumhurbaşkanlığının ikamet bölümünün uzun süre
kullanılmadığına dikkat çekerek, ancak gerekli düzenleme
yapıldıktan sonra burayı
kullanabileceklerini söyledi.
Girnedeki özel konutunu tamamen
boşaltmak yerine, iş yoğunluğuna göre her ikisini de
kullanmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı
Talat, eşi Oya Talatın Girnedeki tahlil laboratuvarındaki
işini sürdüreceğini, ancak cumhurbaşkanlığındaki
yoğunluk nedeniyle işinde bazı düzenlemeler yapabileceğini
belirtti.
24 NİSAN BİR
İLKTİ...HEYECANLANDIM, HATALAR YAPILDI
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talata
yemin töreninden başlayarak cumhurbaşkanlığındaki
devir teslim törenine kadar 24 Nisan Pazar günü yaşanan tarihi günle
ilgili duygularını da sorduk.
Benim için çok olağanüstü bir durum
değil, ama heyecanlanmadım dersem yanlış olur. Yemin için
Meclis önüne geldiğimde bana protokol tarafından
anlatılanın dışında bir karşılama ile
karşılaştım. Herhalde onlar da bilmiyordu. Bu nedenle orda
bir hata yapıldı. Meclisteki yemin töreni sırasında
İstiklal Marşı okunacağını bildiğim halde,
gecikme olunca yerimden hareket ettim. Böyle hatalar oldu. Ama bu olay ilk defa
olan bir olay, tek kişisiniz, bütün odak noktası sizsiniz. Heyecan
olmaması mümkün değil. Yemini yanlış okumak da mümkündü,
yanlış okununca tekrarlanması gerekirdi ve o da komik olurdu.
Hata olmamasına dikkat edince heyecan doğuyor...Odak noktasında
olunca heyecan doğal olarak oluyor....
EROĞLU VE AKINCININ KATILMAMASI...
Cumhurbaşkanı Talat, UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu ile BDH Genel Başkanı
Mustafa Akıncının devir teslim törenine katılmamalarıyla
ilgili görüşünün sorulması üzerine ise, Katılmaları
gerekirdi ama sonuçta katılıp katılmama kendi tercihleri. Bu
soruyu onlara sormanız gerekir, çünkü davetliydiler diye konuştu.
Eski Cumhurbaşkanı
Denktaştan görevi devraldığı törenin sıcak ve olumlu
bir atmosferde geçtiğini belirten
Talat, Olması gereken de buydu. Sonuçta bu devletin
devamlılığının gereğidir dedi.
YILAN GİBİ
SOĞUKKANLI...DENKTAŞ MECAZ YAPTI
Talat, eski Cumhurbaşkanı
Denktaşın görevi devretmeden önce kendisi için
kullandığı ve çok tartışılan yılan gibi
soğukkanlı sözüyle ilgili görüşünü de şu ifadelerle
açıkladı:
Bence mecaz yaptı, çift anlamlı
kullandı. Hem seçim başarısını sinsi bir şekilde
yürütülen kampanyanın bir sonucu gibi göstermeye çalıştı,
hem de yeni görevimde gerekli soğukkanlılığı ifade
etme anlamında kullandı. Benim açımdan bu ifade bir sorun, bir
rahatsızlık yaratmadı...
KADROLAŞMADA UZMANLIK ESAS
Cumhurbaşkanlığındaki
yemin töreninin ardından geçtiğimiz pazartesi günü mesaiye
başlayan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın
kullandığı çalışma odasını ve
toplantılar için de yine aynı kabul salonlarını
kullanıyor. Cumhurbaşkanı Talatın üst düzey kadrosundan görev
başı yapanlar ise sadece Müsteşarı Raşit Pertev ile
Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy. Üst düzey kadrolarını 15 gün
içinde şekillendirmeyi hedefleyen Talat, özetle şunları söyledi:
Ekip çalışmasına büyük
önem veriyorum, her zaman önem verdim. Alanında uzman, yetişmiş
kadrolar oluşturacağım.
Kadrolarda partili veya partisiz olması değil, o alandaki birikimi
önemli. Burası bakanlıklara benzemez. Başka bakanlıklarda
biraz daha fazla istihdam baskısı nedeniyle sıkıntılar
olabilir. Burada zaten yeterince istihdam var. Daha çok teknik ve uzman
kadrolara ihtiyaç var. Öncelikle oluşturacağım düşünce
üretecek siyasi kadrolardır.
Örneğin çok iyi bir hukuk birimine ihtiyacım var. Değişik
alanlarda uzmanlaşmış hukukçulara ihtiyacımız olacak.
Hem uluslararası hukuk, hem iç hukuk. Ayrıca siyasi kararları
üretirken yararlanacağımız bir ekip olacak....
Cumhurbaşkanlığı
kadrosundaki 100 civarındaki personelin yararlı olacakları
alanları belirlemek için bir çalışma
başlattıklarını da söyleyen Talat, Şu anda personel
envanterini çıkarmaya çalışıyoruz. Burada yasalar
zorlanarak çok farklı istihdamlar yapıldı. Beklenmedik
giderlerden ödenen personel var. Bunlar ne olacak, nasıl organize
edilecek, bunlara hep bakmamız lazım ifadelerini kullandı.
BAŞBAKAN MAKUL VE ESNEK...UYUMLU
ÇALIŞMA ÖNEMLİ
Hükümetle iyi bir işbirliği
içinde çalışacağına inancını kesin bir dille
ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, kabineyi nasıl buldunuz, yeni
vizyona uygun bir kabine mi sorusuna da şu
karşılığı verdi:
İyi bir kabine, yeni vizyona da
uygun. Kabinedeki tüm arkadaşları tanıyoruım. Tümü de
başarılı olacağına inandığım
kişiler. Önemli olan koordinasyonun iyi olması, uyumlu hükümet
olması. Bu konuda da Başbakan ve Başbakan
yardımcısına büyük görev düşüyor. İyi bir
işbirliği yapacaklarına inanıyorum. Ferdi Bey çok makul ve
esnek bir insan.
STATÜKO DEVAM EDİYOR DEMEK SAÇMA...
Cumhuriyetçi Türk Partisinin
hızlı yükselişiyle ilgili görüşünün ve CTP statükoyu
devraldı şeklindeki söylemin anımsatılması üzerine de
Talat, şunları söyledi:
Statüko neydi...Statüko çözümsüzlüğü
muhafaza etmek isteyen, bundan rant elde etmek isteyen bir
anlayışın oluşturduğu mekanizmaydı. Bu
bakımdan statüko devam ediyor demek saçmadır, komiktir. Statüko
ayrıca haksızlık, mal kapişarisi üzerine kurulmuş bir
mekanizmaydı. Bunu
cumhurbaşkanlığına seçilmeden hükümet döneminde dahi
durdurduk. Örneğin bizim dönemimizde hiç eşdeğer paketi
açılmadı. Bu belki haksızlığın devamına yol
açıyordu ama neden açmadık, iyice sağlama basmadan mal
dağıtımı işini yapmamak için. Bu bakımdan da statüko
devam ediyor demek akıl dışı, mantık
dışı, hatta komik...
Statükonun mentalite olarak ortadan
kalktığını, uygulamadaki yanlış
yapılanmanın da yavaş yavaş ortadan
kalkacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, Sonuçta
yapılan bir devrim değil, bir büyük altüstlük değil. Bütün
çalışanlar yerindedir örneğin... Geçmiş politikaları
belirleyen politika yapıcıları, bürokrasi de dahil yerindedir.
Bunları zaman içinde yeni takviyelerle etkilemek, yeni politikalarla
yönlendirmek belli bir zaman gerektirir ifadelerini kullandı.
BMYE İNSİYATİF
ÇAĞRISI YAPILDI...ÖZEL TEMSİLCİ TALEP EDİLDİ
Dış politikadaki
değişikliğin fiilen görülmeye
başlandığını, izolasyonlara karşı sürdürülen mücadelenin meyvelerinin de yavaş
yavaş alınacağını söyleyen Talat, Rum
tarafının uzlaşmaz tutumuna karşı daha esnek ve daha
dünyalı politikanın sonuçlarının Kıbrıs Türk
halkı tarafından görüleceğini kaydetti.
Yeni politikaları belirlemeye
çalıştıklarını ve önümüzdeki günlerde bu konularda
daha da yoğunlaşacaklarını anlatan Talat, bir
haftalık görev sürenizde herhangi bir girişim yaptınız mı
sorusuna karşılık da, Kıbrıstaki temsilcisi
aracılığıyla BM Genel Sekreterine taleplerini
ilettiğini açıkladı.
BM Genel Sekreterinin
Kıbrıstaki temsilcisi ile geçtiğimiz gün bir görüşme
yaptıklarını söyleyen Talat, bu görüşmede, Genel Sekreter
Annanın Kıbrıs sorununun bundan sonra nasıl
ilerletileceğiyle ilgili sondaj yapmak amacıyla üst düzey bir
yetkiliyi adaya göndermesini istediğini söyledi.
Talat, Genel Sekreterden, görüşmeleri yeniden başlatmak için
Rum tarafından talep edilen istekler konusunda daha aktif
olmasını da istediğini kaydetti.
Aynı görüşmede
Kıbrısla ilgili görüşmeler dışında günlük ve
pratik sorunların çözüm için Rum tarafıyla temaslara hazır
olduğunu da dile getirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, Bunlara
alınacak yanıta göre yeni tavır ve politikalar belirlenecek
dedi.
TÜRKİYE ZİYARETİ
GÜVENOYUNUN ARDINDAN
Türkiye ziyaretinin hükümetin güvenoyu
almasınına ardından gündeme gelebileceğini söyleyen
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu ziyaret sırasında
politikaların gözden geçirileceğini kaydetti.
Talat, Türkiye Başbakanı
Erdoğanın kutlama amaçlı telefon görüşmesinde ve devir
teslim töreni için adaya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül aracılığıyla KKTCyi
ziyaret isteğini dile getirdiğini, ancak zamanlama konusunda
belirlenmiş bir takvim olmadığını da bildirdi.
HRİSTOFYASLA GÖRÜŞMEMİZ...
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
AKEL Genel Sekreteri Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyasla
görüşmesiyle ilgili basında yer alan haberlerle ilgili sorulara ise,
Bu haberler nerden çıktı anlamadım, tercüme hatası
mıdır nedir bilmiyorum ama Hristofyasa topluma söylediğimden
farklı birşey söylemedim. Hristofyas o demecinde tam olarak ne dedi,
onu da Hristofyasa sormak lazım
karşılığını verdi.
CTP Genel
Başkanlığını sürdürdüğü günlerde Hristofyasla
yaptığı görüşmede Annan
Planı ile ilgili Ulusal Konseye sunulan görüşleri partiler
arasında tartışmaya hazır olduklarını ifade
ettiğini kaydeden Talat, Bunlar mutabakat değil,
konuşmadır. Üzerinde mutabık kaldığımız
birşey varsa, buydu. Ne gizli mutabakat var, ne de söyleyip caydığımız
birşey var. Ben söylediğimin arkasındayım. Ama ben bugün
cumhurbaşkanıyım, parti başkanı değilim. CTP ordadır. CTP bu konuda değerlendirmeler
yapabilir. Benimle de görüşmek isterlerse ben görüşmeye hiç
kapalı olmadım diye konuştu.
Talat, Rum liderlerle herhangi bir
görüşmenin gündemde olmadığını da ekledi.
İMZAYI ATACAĞIM...
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
çözüm vizyonuyla geldiniz, 5 yıllık görev sürenizde anlaşmaya
imza atacağınıza inanıyor musunuz sorusuna ise, Tabii
ki... Kıbrıs sorununun bu 5 yılda çözüleceğine
inanıyorum. Bunun için çalışmak benim görevim. Misyonum da
bu... karşılığını verdi.
HALKIN SESI 02/05/05
Denktaş: Türkiye, Annan planını kabul ederek adadan
çekilmeyi kabul etti
|
KKTC'nin
1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Kıbrıs
sırat köprüsüne konulmuştur. Annan planını kabul ederek
Türkiye adadan çekilmeyi kabul etmiştir" dedi. Denktaş,
Ufuk Ötesi Gazetesi'nin 4. kuruluş yıldönümü dolayısıyla
Darüzziyafe'de düzenlenen toplantıda yaptığı
konuşmada, Türk basınının 2.5 yıldır Kıbrıs
davası konusunda sansür uyguladığını,
Kıbrıs Türklerinin feryadını Türk milletine
duyurmadığını savundu. Atatürk'ün,
"Kıbrıs düşman elindeyse ikmal yollarınız
tıkalı" dediğini ifade eden Denktaş,
Kıbrıs'ın düşman eline geçmesi durumunda Türkiye'nin denizlere
açık bir ülke olmaktan çıkacağını kaydetti. "Kıbrıs
sırat köprüsüne konulmuştur. Annan planını kabul ederek
Türkiye adadan çekilmeyi kabul etmiştir" diyen Denktaş,
Kıbrıs Türklerinin Türk askerini adaya getirene kadar çok can
verdiğini, bunun kanıtının da toplu mezarlar
olduğunu söyledi. Denktaş,
AB'nin Türkiye'yi aradan çıkarmak istediğini ifade ederek,
"AB, terör şebekesini AB'ye üye yapmıştır. Baş
teröristler Kıbrıs'tadır. 2005 yılı EOKA
yılı ilan edildi. 21 bin kişiye kahramanlık
madalyası verecekler" diye konuştu. AB'nin Türk
Hükümeti'ne baskılarının arttığını dile
getiren Denktaş, "Türk askeri adaya geldi geleli adada
barış vardır. Türk askerinin adadan çıkması
Türkiye'nin Rumları meşru Kıbrıs devleti olarak
tanıması, adada barışın bitmesi anlamına
geliyor" dedi. AB'nin
Türkiye'ye "Ver Kıbrıs'ı" diyerek baskı
yaptığını savunan Denktaş, "Türkiye'ye
karşılığında ne verecekler. 10-15 sene sonra AB
üyeliği vermeyi düşünüyorlar. Atatürk'ün yırtıp
attığı Sevr Antlaşması'nda öngördüklerini Türkiye'ye
empoze etmeye çalışıyorlar. Kıbrıs kırılma
noktası. Türkiye'nin en haklı ve güçlü olduğu bir dava.
Kıbrıs'tan sökülen Türkiye, diğer davalarını
nasıl halledecek" görüşünü dile getirdi. |
KIBRIS 02/05/05
Ortak vatan
1 MAYIS
COŞKUYLA KUTLANDI...1 Mayıs İşçi Bayramı Atatürk
Meydanı'nda gerçekleştirilen mitingle coşkuyla kutlandı.
Kuğulu Park'tan Atatürk Meydanı'na alkışlarla yürüyen
kalabalık, "Kıbrıs'ta barış engellenemez",
"Emperyalizme karşı birleşik cephe",
"Yaşasın halkların kardeşliği,
"Yaşasın 1 Mayıs", "Yaşasın devrim ve
sosyalizm", "Devrimci Talat", "Birlik mücadele
dayanışma", "Emperyalizme karşı omuz omuza",
"Kardeşliğin, güneşin çocukları geliyor"
şeklinde sloganlar attı
İLK KEZ
BİR CUMHURBAŞKANI KATILDI...Ülkemizde yıllardır kutlanan 1
Mayıs İşçi Bayramı'nda bu yıl bir ilk daha
gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da işçilerle
birlikte 1 Mayıs yürüyüşüne katılarak bir ilke daha imza
attı. Cumhurbaşkanı Talat, eşi Oya Talat ve Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, yürüyüşte ön sıralarda yer alarak işçilere
büyük destek verdi
SEYİS:
KIBRIS'TA BARIŞ SİYASİ ÇÖZÜMLE OLACAK...Dev-İş Genel
Sekreteri Mehmet Seyis de konuşmasında barış mesajları
verdi. Seyis, Kıbrıs sorununun çözümü için gelecekte
görüşmelerin yeniden başlayacağına dikkat çekti ve
"Annan planı yeniden masada olacaktır. Federal bir çözüme
ulaşmak için bize düşen görevi yapacağız.
Kıbrıslı emekçiler ancak siyasi çözümle birlikte gerçek refaha
ulaşacağız" dedi
BIÇAKLI:
ÖNÜMÜZDEKİ 1 MAYIS'TA ÇÖZÜMÜ DİLERİM...Türk-Sen Genel
Başkanı Arslan Bıçaklı, referandumda
Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'inin Annan planına
"evet" dediğini ancak Rum'un "hayır"ı çözüm
olmadığını ifade ederek,
"Kıbrıslıların birleşmesi, bir çözüme ve
barışa ulaşması engellenmiştir. Dilerim ki bundan
sonraki 1 Mayıs'ı Birleşik bir Kıbrıs olarak
kutlayalım" diye konuştu
KRİTSİS:
ÇÖZÜM İÇİN MÜZAKERELER YENİDEN BAŞLAMALI...PEO Genel
Sekreteri Pambis Kritsis, "Kıbrıs'ta
Kıbrıslıları kendi evinin efendisi yapacak bir çözüm
istiyoruz" dedi. Kritsis, Kıbrıs'ta çözümün
arzulandığını, müzakerelerin yeniden
başlanmasını ve müzakerelerin temelinin Annan planının
olması gerektiğini kaydetti
Yeliz K. SARICA
1 Mayıs
İşçi Bayramı dün akşam başkent Lefkoşa'da
düzenlenen coşkulu mitingle kutlandı.
Bu Memleket
Bizim Platformu'nun "ortak vatan, ortak mücadele" sloganıyla
düzenlediği "1 Mayıs Barış ve Demokrasi
Mitingi"nde dünyaya, Kıbrıs'ta barış, çözüm,
kardeşlik ve demokrasi mesajları verildi.
Ülkemizde
yıllardır kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda bu
yıl bir ilk daha gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
da işçilerle birlikte 1 Mayıs yürüyüşüne katılarak bir ilke
daha imza attı. Cumhurbaşkanı Talat, geçtiğimiz yılki
kutlamalara da başbakan olarak katılarak yine bir ilki
gerçekleştirmişti.
Bu yılki
kutlamalara Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın yanı sıra
Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile bazı bakanlar ve milletvekilleri
katıldı.
Cumhurbaşkanı
Talat, eşi Oya Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer ön sıralarda
yer alarak işçilere büyük destek verdi.
Kuğulu
Park'tan Atatürk Meydanı'na alkışlarla yürüyen kalabalık,
"Kıbrıs'ta barış engellenemez",
"Emperyalizme karşı birleşik cephe", "1
Mayıs kızıldır, kızıl kalacak",
"Yaşasın halkların kardeşliği,
"Yaşasın 1 Mayıs", "Halk savaşı
vereceğiz emperyalizme karşı", "Yaşasın
devrim ve sosyalizm", "Devrimci Talat", "Birlik mücadele
dayanışma", "Emperyalizme karşı omuz omuza",
"Kardeşliğin, güneşin çocukları geliyor"
şeklinde sloganlar attı.
Yakın
Doğu Üniversitesi'nde okuyan ve mitinge katılan yabancı
öğrenciler de "Fiji yek gulan" (yaşasın 1 Mayıs)
diye Kürtçe slogan attı ve Kuğulu Park'ta yöresel şarkılar
söyleyip, halay çekti.
"Devrim
şehitleri ölümsüzdür" pankartı taşıyan Baraka Kültür
Merkezi de emperyalizme karşı bir gösteri yaptı.
Mitingde,
Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş) Genel
Sekreteri Mehmet Seyis, Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları
Federasyonu (Türk-Sen) Genel Başkanı Arslan Bıçaklı ve PEO
Genel Sekreteri Pambis Kritsis birer konuşma yaptı.
Seyis:
Emekçiler siyasi çözümle refaha ulaşacak
Devrimci
İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş) Genel Sekreteri
Mehmet Seyis, kalabalığa "Kıbrıs'a barış ve
demokrasi getirmek için mücadele tarihi yazanlar" diye hitap etti ve
Kıbrıs'ta barış mesajları verdi.
Genel Sekreter
Seyis, Kıbrıs sorununun çözümü için gelecekte görüşmelerin
yeniden başlayacağına dikkat çekti ve "Annan planı
yeniden masada olacaktır. Federal bir çözüme ulaşmak için bize
düşen görevi yapacağız. Kıbrıslı emekçiler ancak
siyasi çözümle birlikte gerçek refaha ulaşacağız" dedi.
Kıbrıslı
Türklerin çok soluklu ve muhteşem bir mücadele verdiğini söyleyen
Seyis, şöyle konuştu:
"30
yıllık Denktaş-Eroğlu saltanatına son
verilmiştir. Yeni yönetimlerden umutlu olmak istiyoruz. Emek kesiminin
sorunları birikmiş, dağ olmuştur. Bu sorunların çözümü
için yeni yönetimle gerektiğinde mücadele, gerektiğinde de işbirliği
içinde olmalıyız. Birleşik bir Kıbrıs istiyoruz.
Cumhurbaşkanı Talat ve yeni hükümet çözüm iradesi ile seçildi.
Dünya
emekçilerine küreselleşme adına pembe tablolar çizildi. ABD ve çok
uluslu tekeller, daha fazla kâr için yeni yollar denedi. Zengin ile yoksul
arasındaki uçurum tüm dünyada gün geçtikçe arttı.
Ayrıca,
emek-sermaye çelişkisi devam ediyor. Ancak, biz emekçiler yeni dünya
düzencilerinin düzenlerini kabul etmeye mecbur değiliz ve kabul
etmeyeceğiz."
Bıçaklı:
Dilerim diğer 1 Mayıs'ı
Birleşik
Kıbrıs'ta kutlayalım
Kıbrıs
Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen) Genel
Başkanı Arslan Bıçaklı, tüm emekçilerin 1 Mayıs
işçi bayramını kutladı ve "1 Mayıs'a kadar
Kıbrıs sorununun çözülmüş olmasını dilerdim"
dedi.
Referandumda
Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'inin Annan planına evet
dediğini anımsatan Bıçaklı,
"Kıbrıslıların birleşmesi, bir çözüme ve
barışa ulaşması engellenmiştir. Dilerim ki bundan
sonraki 1 Mayıs'ı Birleşik bir Kıbrıs olarak
kutlayalım" dedi.
Bıçaklı,
şöyle konuştu:
"Kıbrıslı
Türk işçileri ve çalışanları, bütün dünya işçileri ile
bütünleşmiş olsun. Dilerdim ki 1 Mayıs'ı
kutladığımız bu günde Kıbrıs konusu
çözümlenmiş olsun ancak 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumda
Kıbrıs Türklerinin yüzde 65 evetine karşın,
Kıbrıs Rumlarının yüzde 76 hayır oyu ile
Kıbrıslıların birleşmesi bir çözüme ve
barışa ulaşması engellenmiştir.
Dilerim ki bir
yıl sonra kutlayacağımız 1 Mayıs'a kadar
Kıbrıslı Rum emekçileri de bu konuya gerekli katkıyı
koymuş olsun ve 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutlarken
barışa ulaşmış birleşik bir
Kıbrıs'ın bayramını da birlikte kutlayalım."
Kritsis:
Kıbrıs'ın birleştirilmesi mücadelesi veriyoruz
PEO Genel
Sekreteri Pambis Kritsis de konuşmasında, yeni dünya düzeni
içerisinde Kıbrıslıların Kıbrıs'ın yeniden
birleştirilmesi mücadelesini verdiğini söyledi.
"Kıbrıs'ta
Kıbrıslıları kendi evinin efendisi yapacak bir çözüm
istiyoruz" diyen Kritsis, Kıbrıs'ta çözümün
arzulandığını, müzakerelerin yeniden
başlanmasını ve müzakerelerin temelinin Annan planının
olması gerektiğini kaydetti.
Kıbrıs'ta
çözüm için planda değişiklikler yapılması gerektiğine
dikkat çeken Kritsis, şöyle konuştu:
"Hedeflediğimiz
değişiklikler her iki toplumda da güvenlik duygusunu,
Kıbrıs devletinin bağımsızlığını,
egemenliğini güçlendirmeli, çözümü işler ve zamana
dayanıklı kılmalı, insan hakları açısından
dengeli ve daha adil kılmalı. Kıbrıs'ta çözüm için
müzakerelere yeniden başlanmalı.
Kıbrıslı
Türk ilericilerin önemli başarısı ve Mehmet Ali Talat'ın
Kıbrıslı Türk toplum liderliğine seçilmesinden büyük memnuniyet
duyuyoruz. Halkımızı birleştirmek için mücadelemizi devam
ettireceğiz."
KIBRIS 01/05/05
Turizmci Aziz Kent'ten Rum yönetimine dava
KENT: OYUN
OYNANIYOR... Celebrity Otel'in 1974 yılından önce, Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin ruhsatı ile Türk malı üzerine inşa
edildiğini söyleyen iş adamı Aziz Kent, Güney
Kıbrıs'ın İsrail ve İsveç Büyükelçilikleri'nin
internet sitelerinde, otelin üzerinde bulunduğu arazinin Rum
toprağı olarak belirtilmesine tepki gösterdi ve "Geçmişte
oynadıkları oyunlara devam ediyorlar ve şimdi otelimizi de bu
tiyatroya dahil ettiler" dedi
Gizem ÖZGEÇ
Celebrity
Oteller Grubu'nun sahibi Kıbrıslı Türk iş adamı Aziz
Kent, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne dava açıyor.
Yıllardır
Kuzey Kıbrıs'a otelcilik alanında hizmet veren Aziz Kent, Güney
Kıbrıs'ın İsrail ve İsveç Büyükelçilikleri'nin
internet sitesinde Celebrity Otel'in Rum malı olarak gösterilmesi
nedeniyle, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne dava açacağını
açıkladı.
Mücadelesini
sonuna kadar sürdüreceğini kaydeden Aziz Kent, Celebrity'nin, Kıbrıs'taki
ilk Türk oteli olduğunu söyledi ve Güney Kıbrıs
Büyükelçiliklerinin internet sitelerinde, otelin üzerinde bulunduğu
arazinin Rum toprağı olarak belirtilmesine tepki gösterdi.
Kent,
büyükelçilik tarafından yayınlanan listede Rum göçmenlere ait malların
üzerine inşa edilen Türk otellerin yasadışı
kullanıldığının belirtildiğini ve İsveç,
Norveç, İslanda ile Litvanya vatandaşlarının Türklere ait
olmayan yasadışı otellerde kalmamaları için
uyarıldığını kaydetti.
"Oyunlarına
devam ediyorlar"
Celebrity Otel'in
1974 yılından önce inşa edildiğini ve Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin ruhsatı ile Türk malı üzerine
yapıldığını söyleyen Kent, geçmiş yıllarda
Rumların yine böyle bir dağıtım yaparak, Celebrity Otel
dışındaki yatırımları
"hırsızlık" olarak lanse ettiğini hatırlattı.
"Geçmişte
oynadıkları oyunlara devam ediyorlar ve şimdi otelimizi de bu
tiyatroya dahil ettiler" diyen Kent, yine Celebrity Oteller Grubu'na dahil
olan Şato Lambousa ve Afrodit Tatil Köyü'nün de, Türk malı üzerine inşa
edildiğini söyledi.
Aziz Kent,
geçtiğimiz aylarda İsrail'deki tur operatörlerinin Kuzey
Kıbrıs'a turist göndermeme yönünde
uyarıldığını söyledi ve "Olayı
öğrenince devreye girdik ve kabullendirdik. Şimdi de İskandinav
ülkelerinde aynı şeyi yapıp, otelimizi Rum'undur diye
tanıtıp büyük zarar veriyorlar" diye konuştu.
"Ülkem
adına endişeliyim"
Kent, bu
gelişmeler üzerine avukatına talimat verdiğini ve Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi'ne dava açacağını söyledi.
Kent,
yıllardır Rumların Türk otelcileri baltalamaya
çalıştığını ifade etti. Celebrity Otel'in herkes
tarafından Türk oteli olarak bilindiğinin altını çizen
Kent, şunları kaydetti;
"Otel için
izni Makarios'un da rızasıyla aldım. O dönemde Rum'dan mal
satın almamız yasaktı ve ben 1971 yılında bir Türk'ten
toprak aldım. Bireysel olarak korkmuyorum, ülkem adına endişe
ediyorum. Daha birçok Türk oteli var ancak Celebrity'nin durumu farklı.
1974 yılından önce inşa edildi. Otel için ruhsatı ilk
beş yılda, işletmeye Rum ortak almam kaydıyla, iki buçuk
yıllık bir süreden sonra verdiler. Celebrity, Kıbrıs'taki
ilk Türk oteli olma özelliğini taşıyor".
Turizmin
barış köprüsü olması gerekir
İki ülke
arasında barış sağlanması için
uğraşların verildiği bir dönemde Rum tarafının
tavrını kabul edilemez olarak niteleyen Aziz Kent, turizmin iki ülke
arasında barış köprüsü olması gerektiğini söyledi.
Kent,
Kıbrıslı Türkleri yaşatmamak için ambargo uygulamaya
çalışan Rumların tavrını ve yaptığı
yanlışlığı gerek Avrupa Birliği gerekse
Amerika'daki yetkililere de mektup göndererek
paylaştığını söyledi.
Kent, Rum
Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'ya da mektup
göndererek yapılanın nedenini sorduğunu kaydetti ve şöyle
devam etti:
"Kıbrıs
Turizm Örgütü'ne de yazı gönderdik ve bazı cevaplar aldık.
Avrupa Birliği'nden Van Der Meer'le temasa geçtik. Meer, Rum
Dışişleri Bakanlığı'ndan bilgi istediğine
dair cevap yazdı. Biz bu haksızlığı tüm dünyaya
duyurduk ve yasal olarak hakkımızı sonuna kadar
arayacağız"
KIBRIS 02/05/05
Talat, çözüm için BM'ye başvurdu
ANLAŞMAYA
İMZA ATACAĞIMA İNANIYORUM.. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, "çözüm vizyonuyla geldiniz, 5 yıllık görev sürenizde
anlaşmaya imza atacağınıza inanıyor musunuz"
sorusuna, "Tabii ki... Kıbrıs sorununun bu 5 yılda
çözüleceğine inanıyorum. Bunun için çalışmak benim görevim.
Misyonum da bu..." karşılığını verdi
TALAT'TAN
ANNAN'A: DAHA AKTİF OL...Talat, Genel Sekreter'den, görüşmeleri
yeniden başlatmak için Rum tarafından talep edilen istekler konusunda
daha aktif olmasını da istediğini kaydetti. Aynı
görüşmede Kıbrıs'la ilgili görüşmeler
dışında günlük ve pratik sorunların çözüm için Rum
tarafıyla temaslara hazır olduğunu ifade eden Talat,
"Bunlara alınacak yanıta göre yeni tavır ve politikalar
belirlenecek" dedi
MANTIK
DIŞILIK, DELİLİK... Vizyon değişikliğiyle
birlikte statükonun mentalite olarak yıkıldığını,
uygulamanın ise zaman gerektirdiğini söyleyen Talat, "Statüko
devam ediyor, el değiştirdi demek saçmadır, mantık
dışıdır, deliliktir" diye konuştu
Nezire Gürkan
-TAK
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, 5 yıllık görev süresi içerisinde Kıbrıs
sorununun çözüleceğine ve bu sürede bir anlaşmaya imza
atacağına inandığını belirterek, "Burada
bulunma nedenim, misyonum bu" dedi.
Cumhurbaşkanlığı'ndaki
kadrolarını oluşturmaya çalışırken, göreve
başlar başlamaz BM Genel Sekreteri'nden Kıbrıs konusunda
inisiyatif üstlenmesini ve adaya özel temsilci göndermesini talep eden Talat,
yeni hükümetin güvenoyu almasının ardından Türkiye'ye resmi bir
ziyaret yapmayı planladıklarını, Türkiye
Başbakanı Erdoğan'ın da KKTC'yi ziyaret arzusunu dile
getirdiğini açıkladı.
Vizyon
değişikliğiyle birlikte statükonun mentalite olarak
yıkıldığını, uygulamanın ise zaman
gerektirdiğini söyleyen Talat, "Statüko devam ediyor, el
değiştirdi demek saçmadır, mantık dışıdır,
deliliktir" diye konuştu.
Saray'ın
bahçesiyle de yakından ilgileniyor
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, göreve başlamasının birinci haftasında
ilk özel açıklamayı TAK muhabirine yaptı. Devir teslim
töreninden cumhurbaşkanlığındaki ilk günlerine,
Kıbrıs konusundaki hedeflerinden özel yaşamına ilişkin
düzenlemelere kadar birçok konuda soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanlığı sarayının arka bahçesinde
yapılan röportajda Talat, çiçekler ve ağaçlarla dolu bahçeyle ilgili
projelerini de anlattı.
Çekirdeksiz
limon aşılayacak
Eski
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da kullandığı
çalışma odasından bir kapı bağlantısı olan
arka bahçede ağaçları ve çiçekleri tek tek inceleyen
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, greyfurt, limon, portakal, incir,
mürver ağaçlarıyla dolu bahçede çardak altında bir çalışma
düzeni oluşturmayı hedefliyor. Bahçeciliğe, yeşile ilgisiyle
bilinen, aşılama konusundaki özel merakıyla tanınan Talat,
çekirdeksiz limon aşılamayı, bahçeye turunç ve elma da dikmeyi
planlıyor.
İkametgâh
olarak da kullanılacak
Bahçe
hakkında bilgi verdikten sonra havuz başındaki tahta bankta
soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
cumhurbaşkanlığının ikamet bölümünün uzun süre
kullanılmadığına dikkat çekerek, ancak gerekli düzenleme
yapıldıktan sonra burayı kullanabileceklerini söyledi.
Girne'deki özel
konutunu tamamen boşaltmak yerine, iş yoğunluğuna göre her
ikisini de kullanmayı planladıklarını belirten
Cumhurbaşkanı Talat, eşi Oya Talat'ın Girne'deki tahlil
laboratuvarındaki işini sürdüreceğini, ancak
cumhurbaşkanlığındaki yoğunluk nedeniyle işinde
bazı düzenlemeler yapabileceğini belirtti.
24 Nisan bir
ilkti
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'a yemin töreninden başlayarak
cumhurbaşkanlığındaki devir teslim törenine kadar 24 Nisan
Pazar günü yaşanan tarihi günle ilgili duygularını da sorduk.
"Benim
için çok olağanüstü bir durum değil, ama heyecanlanmadım dersem
yanlış olur. Yemin için Meclis önüne geldiğimde bana protokol
tarafından anlatılanın dışında bir
karşılama ile karşılaştım. Herhalde onlar da
bilmiyordu. Bu nedenle orda bir hata yapıldı. Meclisteki yemin töreni
sırasında İstiklal Marşı okunacağını
bildiğim halde, gecikme olunca yerimden hareket ettim. Böyle hatalar oldu.
Ama bu olay ilk defa olan bir olay, tek kişisiniz, bütün odak noktası
sizsiniz. Heyecan olmaması mümkün değil. Yemini yanlış
okumak da mümkündü, yanlış okununca tekrarlanması gerekirdi ve o
da komik olurdu. Hata olmamasına dikkat edince heyecan doğuyor...Odak
noktasında olunca heyecan doğal olarak oluyor...."
Eroğlu ve
Akıncı'nın katılmaması...
Cumhurbaşkanı
Talat, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ile BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı'nın devir teslim törenine
katılmamalarıyla ilgili görüşünün sorulması üzerine ise,
"Katılmaları gerekirdi ama sonuçta katılıp
katılmama kendi tercihleri. Bu soruyu onlara sormanız gerekir, çünkü
davetliydiler" diye konuştu.
Eski
Cumhurbaşkanı Denktaş'tan görevi devraldığı
törenin sıcak ve olumlu bir atmosferde geçtiğini belirten Talat,
"Olması gereken de buydu. Sonuçta bu devletin
devamlılığının gereğidir" dedi.
"Yılan
gibi soğukkanlı" Denktaş mecaz yaptı
Talat, eski
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görevi devretmeden önce kendisi
için kullandığı ve çok tartışılan
"yılan gibi soğukkanlı" sözüyle ilgili görüşünü
de şu ifadelerle açıkladı:
"Bence
mecaz yaptı, çift anlamlı kullandı. Hem seçim
başarısını sinsi bir şekilde yürütülen
kampanyanın bir sonucu gibi göstermeye çalıştı, hem de yeni
görevimde gerekli soğukkanlılığı ifade etme
anlamında kullandı. Benim açımdan bu ifade bir sorun, bir
rahatsızlık yaratmadı..."
Kadrolaşmada
uzmanlık esas
Cumhurbaşkanlığı'ndaki
yemin töreninin ardından geçtiğimiz pazartesi günü mesaiye
başlayan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın
kullandığı çalışma odasını ve
toplantılar için de yine aynı kabul salonlarını
kullanıyor. Cumhurbaşkanı Talat'ın üst düzey kadrosundan
görev başı yapanlar ise sadece Müsteşarı Raşit Pertev
ile Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy. Üst düzey kadrolarını 15 gün
içinde şekillendirmeyi hedefleyen Talat, özetle şunları söyledi:
"Ekip
çalışmasına büyük önem veriyorum, her zaman önem verdim.
Alanında uzman, yetişmiş kadrolar oluşturacağım.
Kadrolarda partili veya partisiz olması değil, o alandaki birikimi
önemli. Burası bakanlıklara benzemez. Başka bakanlıklarda
biraz daha fazla istihdam baskısı nedeniyle sıkıntılar
olabilir. Burada zaten yeterince istihdam var. Daha çok teknik ve uzman
kadrolara ihtiyaç var. Öncelikle oluşturacağım düşünce
üretecek siyasi kadrolardır. Örneğin çok iyi bir hukuk birimine
ihtiyacım var. Değişik alanlarda uzmanlaşmış
hukukçulara ihtiyacımız olacak. Hem uluslararası hukuk, hem iç
hukuk. Ayrıca siyasi kararları üretirken yararlanacağımız
bir ekip olacak...."
Cumhurbaşkanlığı
kadrosundaki 100 civarındaki personelin yararlı olacakları
alanları belirlemek için bir çalışma
başlattıklarını da söyleyen Talat, "Şu anda
personel envanterini çıkarmaya çalışıyoruz. Burada yasalar
zorlanarak çok farklı istihdamlar yapıldı. Beklenmedik
giderlerden ödenen personel var. Bunlar ne olacak, nasıl organize
edilecek, bunlara hep bakmamız lazım" ifadelerini kullandı.
Başbakan
makul ve esnek...
Hükümetle iyi
bir işbirliği içinde çalışacağına
inancını kesin bir dille ifade eden Cumhurbaşkanı Talat,
"kabineyi nasıl buldunuz, yeni vizyona uygun bir kabine mi"
sorusuna da şu karşılığı verdi:
"İyi
bir kabine, yeni vizyona da uygun. Kabinedeki tüm arkadaşları
tanıyorum. Tümü de başarılı olacağına
inandığım kişiler. Önemli olan koordinasyonun iyi
olması, uyumlu hükümet olması. Bu konuda da başbakan ve
başbakan yardımcısına büyük görev düşüyor. İyi
bir işbirliği yapacaklarına inanıyorum. Ferdi Bey çok makul
ve esnek bir insan."
Statüko devam
ediyor demek saçma...
Cumhuriyetçi
Türk Partisi'nin hızlı yükselişiyle ilgili görüşünün ve
"CTP statükoyu devraldı" şeklindeki söylemin
anımsatılması üzerine de Talat, şunları söyledi:
"Statüko
neydi...Statüko çözümsüzlüğü muhafaza etmek isteyen, bundan rant elde
etmek isteyen bir anlayışın oluşturduğu
mekanizmaydı. Bu bakımdan statüko devam ediyor demek saçmadır,
komiktir. Statüko ayrıca haksızlık, mal kapişarisi üzerine
kurulmuş bir mekanizmaydı. Bunu cumhurbaşkanlığına
seçilmeden hükümet döneminde dahi durdurduk. Örneğin bizim dönemimizde hiç
eşdeğer paketi açılmadı. Bu belki
haksızlığın devamına yol açıyordu ama neden
açmadık, iyice sağlama basmadan mal dağıtımı
işini yapmamak için. Bu bakımdan da statüko devam ediyor demek
akıl dışı, mantık dışı, hatta
komik..."
Statükonun mentalite
olarak ortadan kalktığını, uygulamadaki yanlış
yapılanmanın da yavaş yavaş ortadan
kalkacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat,
"Sonuçta yapılan bir devrim değil, bir büyük altüstlük
değil. Bütün çalışanlar yerindedir örneğin... Geçmiş
politikaları belirleyen politika yapıcıları, bürokrasi de
dahil yerindedir. Bunları zaman içinde yeni takviyelerle etkilemek, yeni
politikalarla yönlendirmek belli bir zaman gerektirir" ifadelerini
kullandı.
BM'ye
inisiyatif çağrısı yapıldı
Dış
politikadaki değişikliğin fiilen görülmeye
başlandığını, izolasyonlara karşı sürdürülen
mücadelenin meyvelerinin de yavaş yavaş
alınacağını söyleyen Talat, Rum tarafının
uzlaşmaz tutumuna karşı daha esnek ve daha dünyalı
politikanın sonuçlarının Kıbrıs Türk halkı
tarafından görüleceğini kaydetti.
Yeni
politikaları belirlemeye çalıştıklarını ve
önümüzdeki günlerde bu konularda daha da yoğunlaşacaklarını
anlatan Talat, "bir haftalık görev sürenizde herhangi bir
girişim yaptınız mı" sorusuna karşılık
da, Kıbrıs'taki temsilcisi aracılığıyla BM Genel
Sekreteri'ne taleplerini ilettiğini açıkladı.
BM Genel
Sekreteri'nin Kıbrıs'taki temsilcisi ile geçtiğimiz gün bir
görüşme yaptıklarını söyleyen Talat, bu görüşmede,
Genel Sekreter Annan'ın, Kıbrıs sorununun bundan sonra
nasıl ilerletileceğiyle ilgili sondaj yapmak amacıyla üst düzey
bir yetkiliyi adaya göndermesini istediğini söyledi.
Talat, Genel
Sekreter'den, görüşmeleri yeniden başlatmak için Rum tarafından
talep edilen istekler konusunda daha aktif olmasını da
istediğini kaydetti.
Aynı
görüşmede Kıbrıs'la ilgili görüşmeler
dışında günlük ve pratik sorunların çözümü için Rum
tarafıyla temaslara hazır olduğunu da dile getirdiğini
kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, "Bunlara alınacak yanıta
göre yeni tavır ve politikalar belirlenecek" dedi.
Türkiye
ziyareti güvenoyunun ardından
Türkiye
ziyaretinin hükümetin güvenoyu almasının ardından gündeme
gelebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu
ziyaret sırasında politikaların gözden geçirileceğini
kaydetti.
Talat, Türkiye
Başbakanı Erdoğan'ın kutlama amaçlı telefon
görüşmesinde ve devir teslim töreni için adaya gelen
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
aracılığıyla KKTC'yi ziyaret isteğini dile
getirdiğini, ancak zamanlama konusunda belirlenmiş bir takvim
olmadığını da bildirdi.
Hristofyas'la
görüşmemiz...
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, AKEL Genel Sekreteri Rum Meclis Başkanı Dimitris
Hristofyas'la görüşmesiyle ilgili basında yer alan haberlerle ilgili
sorulara ise, "Bu haberler nereden çıktı anlamadım, tercüme
hatası mıdır nedir bilmiyorum ama Hristofyas'a topluma
söylediğimden farklı bir şey söylemedim. Hristofyas o demecinde
tam olarak ne dedi, onu da Hristofyas'a sormak lazım"
karşılığını verdi.
CTP Genel
Başkanlığını sürdürdüğü günlerde Hristofyas'la
yaptığı görüşmede "Annan Planı ile ilgili Ulusal
Konsey'e sunulan görüşleri partiler arasında tartışmaya
hazır olduklarını" ifade ettiğini kaydeden Talat,
"Bunlar mutabakat değil, konuşmadır. Üzerinde mutabık
kaldığımız bir şey varsa, buydu. Ne gizli mutabakat
var, ne de söyleyip caydığımız bir şey var. Ben
söylediğimin arkasındayım. Ama ben bugün
cumhurbaşkanıyım, parti başkanı değilim. CTP
ordadır. CTP bu konuda değerlendirmeler yapabilir. Benimle de
görüşmek isterlerse ben görüşmeye hiç kapalı olmadım"
diye konuştu.
Talat, Rum
liderlerle herhangi bir görüşmenin gündemde olmadığını
da ekledi.
İmzayı
atacağım...
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, "çözüm vizyonuyla geldiniz, 5 yıllık görev
sürenizde anlaşmaya imza atacağınıza inanıyor
musunuz" sorusuna ise, "Tabii ki... Kıbrıs sorununun bu 5 yılda
çözüleceğine inanıyorum. Bunun için çalışmak benim görevim.
Misyonum da bu..." karşılığını verdi.
KIBRIS 02/05/05
|
Kıbrısta mülk sorunu büyüyor |
|
|
|
Kıbrıslı Rumların, 1974 Barış
Harekatından sonra Kuzeyde bıraktıkları
taşınmaz mallarını geri alabilmek amacıyla Rum
mahkemelerinde açtıkları davalar, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde ciddi rahatsızlık yarattı. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
|
2 Mayıs 2005 KKTC Dışişleri Bakanlığı
devreye girerek, konuyu Birleşmiş Milletlere ve Avrupa
Birliğine iletti. |
|
Rum yönetimi, Kuzeydeki Rum taşınmaz
mallarının 1974 öncesindeki sahipleri dışında
kullananları 2 yıl hapis cezasına çarptıracak hukuki
düzenleme yapmıştı.
Bunun üzerine çok sayıda Rum, Kuzeyde kalan
taşınmaz mallarını geri alabilmek için dava açmaya
başladı.
Rum mahkemelerinde açılan davalarla ilgili
celpnamelerin Kuzeydeki muhataplarına ulaştırılması
üzerine, KKTC Dışişleri Bakanlığı devreye girdi.
Dışişleri Bakanlığı, konuyu Birleşmiş
Milletlere de iletti.
Rumların girişimlerinin iki
yıldır toplumlar arasında güven oluşturulmasına
yönelik tüm çabaların olumsuz etkileyeceği uyarısında
bulundu. Dışişleri, Rumların girişimini halkın
taciz edilmesi olarak niteledi.
Bakanlık, celpnamelerin almamasını
istedi. Rumları Kuzeydeki malları için açtıkları davaların
sayısı tam olarak bilinmiyor, ama 200 bine kadar
çıkabileceği belirtiliyor.
Rum mallarıyla ilgili davalar ve dava
celpnamelerinin, mülklerin Türk sahiplerine ulaşması nedeniyle
Kuzeyden Güneye geçişler de önemli ölçüde azaldı.
Kuzey Kıbrıs'ta 'Rum malı' gerginliği
3 Mayıs, 2005 02:36:00 (TSİ)CNN TURK
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümeti, Rum
mahkemelerin, Kıbrıslı Türkleri, Rum mallarına el koymak
suçuyla yargılamaya başlaması üzerine, mahkeme celplerini
getiren Rum memurlar için tutuklama emri çıkarttı.
Hükümet,
"mahkeme celbi getiren olursa imzalamayın, polise bildirin hemen
tutuklayalım" çağrısını yaptı.
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan
açıklamada, "bu girişimler iki toplumun
yakınlaşması çabalarına büyük darbe indirdi. Kuzey
Kıbrıs halkını hiç kimsenin taciz etmeye hakkı yok,
buna izin verilmeyecek" denildi.
Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili olarak
Birleşmiş Milletleri de uyardı.
Ceza iki yıla
çıkarıldı
Rumlar, Kuzey Kıbrıs'ta Rum tapulu arazide iskan edilenleri,
"başkasına ait mala el koyma" cezasına
çarptırıyor. Rumlar, bu maddeye uygulanan cezayı altı ay
hapisten iki yıla çıkarmıştı.
Tony Blair, Türklerden oy istedi
BLAIR
ENFIELD'DEYDİ... İngiltere'de 5 Mayıs'ta yapılacak genel
seçim öncesi Başbakan Blair, eşi Charie Blair ile birlikte Türklerin
yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra'nın Enfield
bölgesini ziyaret ederek Türklerden oy istedi. Ziyareti sırasında
Blair, Kıbrıslı Türk Füsun Nadiri'nin "KKTC'ye ambargoları
kaldıracak mısınız?" sorusuna ise "Bu konu
üzerinde çalışıyorum" yanıtını verdi
Eylem
ERAYDIN/LONDRA
İngiltere'de
5 Mayıs'ta yapılacak genel seçim öncesi Başbakan Blair eşi
Charie Blair ile birlikte Türklerin yoğun olarak
yaşadığı Kuzey Londra'nın Enfield bölgesini ziyaret
ederek Türklerden oy istedi.
Ziyareti
sırasında Başbakan Blair, Kıbrıslı Türk Füsun
Nadiri'in 'KKTC'ye ambargoları kaldıracak
mısınız?" sorusuna ise "Bu konu üzerinde
çalışıyorum" yanıtını verdi.
Enfield
Bölgesi'nden İşçi Partisi milletvekili adayı olan Joan Ryan'a
destek vermek amacıyla Enfield Kolej'e gelen Başbakan Blair'i KKTC
Londra Temsilcisi Namık Korhan başta olmak üzere ve çok sayıdaki
Kıbrıslı Türk ön sıralardan dinledi.
Pazar günü
öğleden sonra İşçi Partisi'nin Enfield Kolej'de düzenlediği
toplantıya seçim otobüsü ile gelen Başbakan Blair ve eşi Cherie
Blair partililerin sevgi gösterileri ile karşılandı.
Blair ve
eşine bölge parti teşkilatı üyelerinden Mehmet
Cazimoğlu'nun kızları Neriman ve Eda birer buket çiçek vererek
karşıladı.
Okul salonunda
düzenlenen toplantıda bölgede yaşayan Rumlar ile Türkler yan yana
oturdu. Salona ünlü televizyon sunucusu Chris Ewans ile birlikte önce Cherie
Blair geldi.
Sunucu Chris
Ewans, kendisinin de İşçi Partisi'ni desteklediğini belirterek,
bu seçimlerde halkın bölgede, Joan Ryan'ı ve ülke genelinde İşçi
Partisi'ne desteklemelerini istedi.
Bölge
milletvekili adayı Joan Ryan ise seçim gününe kadar kendisine destek
vermelerini isteyerek, "bu seçimi almamız lazım" dedi
Daha sonra
Ewans, Başbakan Tony Blair'i salona davet etti. Üzerinde kolları
katlanmış beyaz gömlekle salona giren başbakan, konuşma
platformuna varıncaya kadar partililerin elini sıktı.
Enfield'deki
konuşması sırasında ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti'yi
eleştiren Başbakan Blair, Muhafazakârlar'ın kendisine
ağır suçlamalar yönelttiklerini belirterek, "bu işlerle
uğraşıyorlar, çünkü anlatacak bir şeyleri yok" dedi.
Seçmenden
Muhafazâkar Parti'yi yeniden iktidar yapacak tercihlerden uzak durma
çağrısı yapan Blair, İşçi Partisi iktidarı olarak
başlattıkları "dönüşüm" ve
"değişim" programını üçüncü dönemde de sürdürmek
istediklerini kaydetti.
KIBRIS
03/05/05
KUZEY İŞGAL ALTINDADIR
Başaran
DÜZGÜN
Kıbrıs Gazetesi - Yazı işleri müdürü
03/05/2005 tarihli köşe yazısı
Hiç kimse
parmağının arkasına saklanarak bu sorunu
tartışmaya kalkışmasın.
Çünkü konu
ütopik tartışmaların boyutunu çoktan aştı.
Hemen her gün
deşilen bir karın, boğazlanan bir insan, soyulan onlarca ev,
çalınan milyarlar.Hiç kimse sorunu perdelemeye de
kalkışmasın.Çünkü sorun işgal sorunudur.
Kuzey
Kıbrıs işgal altındadır.
Katilin,
hırsızın, üçkağıtçının ve uğursuzun
işgali her geçen gün daha da yerleşmekte, adeta kurumsallaşmakta
ve kökeni ne olursa olsun her gün ama her gün daha çok vatandaşın
canını yakmaktadır.
Ne genç ne
yaşlı, ne vatandaş ne yabancı hiç fark etmemekte, herkes
ama herkes önüne çıkanı silip süpüren çekirgelerden nasibini
malı ve canıyla almaktadır.
Ve bu böylece
sürüp gitmektedir.
Hiç bir güç bu
işgal karşısında duramamaktadır.
Ne polis, ne
asker, ne sivil otorite.
Halkın
oylarıyla yetkili yaptıkları aslında yetkisizlerdir.
Konuyu onlarla
tartışmak ve hesap sormaya kalkışmak abesle
iştigaldir.
Çünkü emir
verecek en küçük bir yetkileri dahi yoktur.
Denediklerinde
"Biz sizden emir" almayız duvarına çarpıp gerisin
geriye düşen onlardır.
Polis ise bu
işlerde figürandır.
Günü
kurtarmaya, adalet duygusunu bir nebze sağlayıp vitrinin
camlarının kırılmasını engellemeye
çalışan figüran.
Yoksa konu
dehşet boyutlarındadır.
Hemen her gece
soyulan evler, kesilmeye çalışılan boğazlar.
Gemiler dolusu
gelip hiçbir engelle karşılaşmamaktadırlar.
Gemiden inen
hırsızlık çetesine polisin dahi müdahale edemediği bir
düzen.
Sokakta çevirip
de hesap sorulamayan bir sistem.
Kulağından
tutup da gönderemeyen bir ülke.
Dünya
literatüründe hangi sıfatla anılır bilinmez ama Kuzey'in
hırsızların, katillerin, üçkağıtçıların,
uğursuzların işgali altında olduğu kesindir.
***
Yaşananların
sorumlusu hâlâ gizlice ama etkili bir şekilde faaliyet gösteren
"Kuzey'in nüfusunu 500 bine çıkaralım"
mantığıdır. Ya da "Orada yaşayanlar
çürümüşlüğe sürüklendiler" felsefesi.
Kıbrıs'ın
Kuzey'ini yeterince Türk bulmayıp hâlâ Türkleştirmeye
çalışanlar, yapılan her girişimi önleyenlerdir.
Kimsenin gücüne
gitmesin ama yetki sivil otoriteye geçmedikçe bu böyle sürüp gidecektir.
Birileri
"KKTC'liler bizi istemez" diye hayıflanacak, gemiler dolusu
gelmeye devam edecekler ve kimsenin önlemediği şekilde evler
açılacak, dükkanlar soyulacak, insanlar boğazlanacak.
Nereye kadar?
Konu siyasi
krize dönüşene kadar mı?
Sırada
"İşgale son, egemenliğimi geri ver" mitingleri mi var?
İstenen bu
mudur?
KIBRIS 03/05/2005
Rumların açtığı davalar, Kıbrıs'ta
yakınlaşma çabalarına büyük darbe
Başbakan
Yardımcılığı ve Dışişleri
Bakanlığı'ndan açıklama:
Rumların
açtığı davalar, Kıbrıs'ta yakınlaşma
çabalarına büyük darbe
Başbakan
Yardımcılığı ve Dışişleri
Bakanlığı, 1974 öncesi Kuzey Kıbrıs'ta mal
bırakan Rumların bireysel hak arayışı örtüsü
altında bazı vatandaşların ve yabancı
uyrukluların, celpnamelerle tazminat davaları için Güney
Kıbrıs'taki mahkemelere çağrılması konusunda
Birleşmiş Milletleri uyardı.
Bakanlık,
bu girişimlerin iki toplumun yakınlaşması çabalarına
büyük darbe indirdiğine işaret ederek, KKTC halkını hiç
kimsenin taciz etmeye hakkı olmadığını, buna izin
verilmeyeceğini vurguladı.
Halkın
müsterih olmasını ve gelebilecek celpnameleri almamasını
isteyen Başbakan Yardımcılığı ve
Dışişleri Bakanlığı, bu tür tebligatları
yapmak üzere gelebilecek şahısların veya araç
plakalarının polise ivedilikle bildirilerek
tutuklanmalarının sağlanmasına yardımcı
olunması gerektiğini kaydetti.
Bakanlıktan
yapılan yazılı açıklamada, "Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi'nin destek ve yönlendirmesiyle 1974 öncesinde Kuzey'de mal
bırakan Rumların, bireysel hak arayışı örtüsü
altında halen KKTC'de yaşamakta olan bazı
vatandaşlarımıza ve yabancı uyruklulara celpnameler
çıkartarak tazminat davaları için Güney Kıbrıs'taki
mahkemelere çağırmakta olduğu tespit edilmiştir"
denildi.
KKTC'de
yaşayan herkesi tedirgin etme amacı taşıyan bu
girişimlerin 23 Nisan 2003'te sınır geçişlerinin
Kıbrıs Türk tarafınca kolaylaştırılmasıyla
hareketlenen ve olumlu yönde ilerleyen iki toplumun yakınlaşması
çabalarına büyük darbe indirdiğine işaret edilen
açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"24 Nisan
referandumunda Kıbrıs Türk halkının gösterdiği çözüm
yönündeki iradeyi de 'hayır' oylarıyla engelleyen Rum
tarafının, iki bölgeliliğin ortadan kalkmasına yol açacak
bir strateji güttüğü, bunun iki taraf arasında yapıcı bir
ortamın gelişmesine katkı vermeyeceği de
aşikardır.
Durumun
vehameti ve yol açabileceği olaylar hususunda Birleşmiş Milletler
bakanlığımız tarafından
uyarılmıştır. KKTC halkını hiç kimsenin taciz
etmeye hakkı yoktur ve buna izin verilmeyecektir.
Bu nedenle
halkımızın müsterih olması, gelebilecek celpnameleri
almaması, bu tür tebligatları yapmak üzere gelebilecek
şahısların veya araç plakalarının polisimize
ivedilikle bildirilerek tutuklanmalarının sağlanmasına
yardımcı olması ve tutuklananların gerekli hukuki takibata
maruz kalacaklarının bilinmesinde yarar görüldüğü
duyurulur."
KIBRIS 03/05/2005
Tapu'da işkence bitiyor
Tapu ve
Kadastro Dairesi, vatandaşların daireyle olan işlerini
kolaylaştırmak ve iş takiplerini daha rahat yapmalarına
olanak sağlayacak bir dizi önlem aldı
Tapu'da
işkence bitiyor
İçişleri
Bakanlığı'na bağlı Tapu ve Kadastro Dairesi,
halkın daireyle olan işlemlerini kolaylaştırmak, iş
takiplerini tüm vatandaşların eşit ve adil olarak
faydalanacağı bir duruma getirmek için bazı önlemler aldı.
İskan
Müsteşarı Hasan Fındık, yaptığı
yazılı açıklamada, konuyla ilgili alınan önlemleri
kamuoyunun bilgisine getirirken, tapu ve kadastro hizmetlerinden faydalanacak
vatandaşların dikkat etmesi gereken hususların da
altını çizdi.
Buna göre
Esentepe-Tatlısu yolunun büyük bir bölümü kadastro ekipleri
tarafından haritalara işlenmiş olup yıllardır yolun,
tarlanın neresinden geçtiğini bilmeyen vatandaşlara yeni
haritaları verilecek. En erken zamanda ise kamulaştırma
bedellerinin ödenmesi tamamlanacak.
Harita almak
isteyen vatandaşlar tapu şubelerinin yanı sıra Tapu Dairesi
Müdürlüğü'ne de başvurabilecek ve ödemeleri yapılan haritalar
müdürlükten de temin edilebilecek.
Bakanlar Kurulu
kararı gereğince yerel şirketlerin kendi kendilerine veya
ortağı oldukları şirketlere, hisseleri yüzde 50'den fazla
ise yaptıkları tapu devirlerinde ödedikleri yüksek harçlar da
indirildi. Buna göre, yatırım yapacak şirketlerin önünde büyük
bir engel oluşturan bu durumun ortadan kaldırılması için
yüzde 6'lık harç oranı yüzde 1'e düşürüldü.
Girne'de
inşa edilen IV. Etap devlet sosyal konutlarının tapuları
hazırlandı. Hak sahiplerinin devlete olan yükümlülüklerini yerine
getirmesi halinde Sosyal Konut Müdürlüğü'ne müracaat ederek
koçanlarını alabilecek.
Acil
işlemi olanların dikkatine
Mesaha ve ölçüm
işlemi talep eden kişi sayısının yaklaşık 3
bine ulaşmasından dolayı bu gibi işlemlerin bazı
bölgelerde bilgisayar ortamında yapılması gerektiğini
belirten Fındık, şöyle konuştu:
"Dolayısıyla
kısıtlı araç gereç ve mühendis sayısı ile işlem
yapmakta olan Tapu Dairemizde, taleplere ivedi cevap verme
olanağımız olamamaktadır. Vatandaşlarımızdan
ricamız çok acil olan, örneğin üzerine herhangi bir yatırım
yapacak olanların müsteşarlığımızdaki 1 aydan
beridir uygulamaya koyduğumuz acil hizmet telefonlarımızı
(228 63 03 - 228 97 28 - 227 74 97) aramaları ve dosya
numaralarını bildirmeleri gerekmektedir".
Hasan
Fındık, 1 aydan beridir uygulamakta oldukları söz konusu
yöntemle 544 dosyanın (kişi bazında)
tamamlandığına dikkat çekerek, "Yukarıdaki verilen
sayıdan da görüleceği üzere eskiden 1 ayda 100 dosya tamamlanırken
yine aynı kısıtlı olanaklarla, yenileştirilen ekipler
ve alınan önlemler ile çok daha fazla vatandaşımızın
sorunu çözümlenmiştir" dedi.
Para
karşılığı işlem yaptıranlardan bakanlık
sorumlu olmayacak
İskan
Müsteşarı Hasan Fındık, şunları kaydetti:
"Ayrıca
ölçüm ekiplerimize resmi tapu kimliği verilmiş olup ilgili
vatandaşlar işinin resmi olarak yapılıp
yapılmadığını kontrol etme yetkisine sahiptirler.
İlgili memurlarımız ise konu belgelerini sorulduğu takdirde
göstermek zorundandırlar. Bizim göndermediğimiz ekiplerin para
karşılığı yapacakları işlerden bakanlığımız
kesinlikle sorumlu değildir. Bu vesile ile
vatandaşlarımızın para karşılığı
iş yaptırmamaları kendi menfaatlerine olacaktır".
Yeni önlemler,
yeni uygulamalar
Tapu ve
Kadastro Dairesi'nde, İçişleri Bakanlığı
tarafından alınan önlemler ve uygulanan yeni yöntemler ile
tamamlanmış veya tamamlanmak üzere olan işlemler şöyle
sıralandı:
"- Girne;
Esentepe-Tatlısu yolunun büyük bir bölümü kadastro ekiplerimiz
tarafından haritalara işlenmiş olup yıllardır yolun
tarlasının neresinden geçtiğini bilmeyen vatandaşlarımıza
yeni haritaları verilecektir. En erken zamanda ise işlemleri
başlatılıp kamulaştırma bedellerinin ödenmesi
tamamlanacaktır.
- Girne çevre
yolu, kadastro ekiplerimiz tarafından süratle ölçülmekte ve yolun
haritalara işlenmesi bölüm bölüm tamamlanmaktadır. Aynı
şekilde bir müddet sonra kamulaştırma bedelleri ilan
edilebilecektir.
- Tapu
şubelerine harita almak için yapılan başvurular çok yoğun
ve ulaşım zorluğu nedeni ile
vatandaşlarımızın yoğun şikayetlerine maruz
kalmakta idi. Bu vesile ile aynı işlemler bugünden itibaren Tapu
Kadastro Dairesi Müdürlüğü'ne de alınmış olup harita
isteyenlerin yine şubelerimize veya müdürlüğümüze başvuruda
bulunup ödemelerini yapabilecekleri haritalarını rahat temin
edebilecekleri ortam yaratılmıştır.
- Geçmiş
günlerde Bakanlar Kurulu'nun almış olduğu bir karar
doğrultusunda kuzeyde mülk sahibi Maronitlerin başvuruları Girne
Tapu Amirliğimiz tarafından gerekli incelemeler de
yapıldıktan sonra süratle işleme konmakta ve her türlü
talepleri, araştırma belgesi, tapu bilgi veya belgeleri kendilerine
verilmeye başlanmıştır. Ancak Bakanlar Kurulu'nun T-1062-04
sayı ve 28.6.2004 tarihli kararına uygunluğu
araştırılırken doğal olarak bazı gecikmeler
olmaktadır.
- Bakanlar
Kurulu'nun T (K-11) 99-2005 sayı ve 26.3.2005 tarihli kararı
doğrultusunda yerel şirketlerin kendi kendilerine veya ortakları
oldukları şirketlere hisseleri % 50'den fazla ise
yaptıkları tapu devirlerinde ödedikleri yüksek meblağ,
yatırım yapacak şirketlerin önünde büyük bir engel
olduğundan harçları % 6'dan % 1'e düşürülmüştür.
-
Girne'de Sosyal Konut Müdürlüğümüz tarafından yapılan IV. Etap
devlet sosyal konutlarının 112 tanesinin (tümü) Tapu Dairemiz
tarafından koçanları hazırlanmış olup ilgili hak
sahipleri devlete olan yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra Sosyal Konut
Müdürlüğü'ne müracaat ederek koçanlarını alabilirler".
KIBRIS
03/05/05
ABDnin KKTCdeki silahlara itirazı yok
4 Mayıs, 2005 09:14:00 (TSİ) CNN TURK
ABD Dışişleri
Bakanlığı, KKTC'de Türk birliklerinin elinde bulunan ABD
yapımı silahların, ABD yasalarını ihlal
etmediğini açıkladı.
Son aylarda
Türkiye'den KKTC'ye 12 adet ABD yapımı M48 tankının ve
bazı başka silahların nakledildiği iddialarına cevap
veren ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard
Boucher, KKTC topraklarında Türk ordusunun elinde bulunan silahların
ABD yasalarına aykırı olmadığını söyledi.
ABD, 1999
yılında Türkiye ve Yunanistan'dan, Kıbrıs'ta konuşlu,
1987 yılından sonra üretilen ABD yapımı silahların
geri çekilmesini istemişti. Türkiye, bu isteği hemen yerine getirirken,
Yunanistan'ın ne yaptığı açıklık
kazanmamıştı.
ABD
Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz yıl
sonbaharda da Yunanistan'ın, Kıbrıs Rum ordusuna bazı ABD
yapımı silahlarını devrettiğini belirterek,
bunların geri çekilmesini istemişti. Bu talebin yerine getirilip
getirilmediği ise açıklık kazanmadı.
ABD,
Talatı kutlamıştı
ABDnin KKTC
Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talatı neden
kutladığı sorusuna ise Boucher, ''Talat'ı, Kıbrıs
Türk toplumunun liderliği için yapılan seçimi kazanmasından
dolayı tebrik ettik. Biz kutlanmayı hak ettiğini
düşündüğümüz kişileri tebrik ederiz'' dedi.
ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Boucher, ABDnin bu
tavrının Kuzey Kıbrıs'ı tanıması
anlamına gelmediğini de belirtti.
ABD Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Adam Erelide kısa bir süre önce
yaptığı açıklamada, KKTC topraklarında Türk ordusunun
elinde bulunan ABD yapımı silahların, ABD yasalarını
ihlal etmediğini söylemişti.
ABD'den
Kıbrıs ve Erivan mesajı
04/05/2005
RADIKAL
RADİKAL - ANKARA - Türk-Amerikan
ilişkilerinin normalleşmesi için iki ülke dışişleri
yetkililerinin başlattıkları karşılıklı
ziyaretler sürüyor. Dışişleri Bakanlığı
Müsteşarı Ali Tuygan'ın geçen ayki Washington ziyaretinin
ardından ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı
Laura Kennedy, Ankara'da temaslarda bulundu. Kennedy, Müsteşar Tuygan,
Müsteşar Yardımcısı Ertuğrul Apakan ve Kafkasya ve
Orta Asya Dairesi Genel Müdürü Halil Akıncı ile MGK Genel Sekreteri
Yiğit Alpogan ile bir araya geldi. Kennedy temaslarında şu
mesajları verdi:
'Top Rumların
sahasında'
Kıbrıs: BM Genel Sekreteri yeni süreç için tarafların
siyasi iradesini görmek istiyor. Rumların Annan Planı ile ilgili
kaygılarını iletmesi gerekiyor. Top Kıbrıs
Rumlarının sahasında. Türkiye'nin çözüm için her şeyi
yaptığını biliyoruz ve Kıbrıs Türkleri'nin izolasyonunun
kırılması için çalışıyoruz. AB'yi
Kıbrıs Türkleri için çıkardıkları tüzüklerin
uygulamaları için cesaretlendiriyoruz.
Ermenistan: Erdoğan ile Koçaryan arasındaki mektup teatisini
olumlu buluyoruz. Erdoğan'ın 'Tarihçiler ortak komisyon kursun' önerisi
ile Koçaryan'ın 'önce hükümetlerarası komisyon' önerileri
arasında seçim yapmak yerine 'neden ikisi de olmasın' diyoruz.
Erdoğan ile Koçaryan arasında bir görüşme çok iyi olurdu.
İki ülke sınırının açılması, her zamanki
politikamızdır.
İkili ilişkiler: Başbakan Erdoğan'ın ikili
ilişkilere dair sözlerini olumlu buluyoruz. İncirlik'in
kullanımına ilişkin kararı memnuniyetle
karşılıyoruz. PKK ile mücadele için görüşmelerimiz sürüyor.
Erdoğan'a Beyaz Saray daveti konusunda tarih saptanmadı.
İŞGALE
KARŞI SİVİL ÖFKE (4 Mayıs 2005)
Başaran
DÜZGÜN
Kıbrıs Gazetesi - Yazı İşleri Müdürü
4 MAYIS 2005 tarihli köşe yazısı
Kıbrıs
Türk Tabipleri Birliği örnek bir öncülük yaparak sivil toplum örgütlerini
topladı.Biz, bu toplantıya "sivil öfke"
dedik.Vatandaşın halet-i ruhiyesini yani ruh halini en iyi
tanımlayan cümle budur.
Sivil öfke.
İşgale
karşı sivil öfke.
Sivil toplum
örgütleri "memleketi sorma gir hanına" çevirenlere
karşı mücadele etme kararı aldı.
Bazı
çevreler bu kararın kıymetini iyi bellemeli.
Çünkü ortada yine
Kıbrıs Türkünün eşsiz mücadele yöntemlerinden birisi
vardır.
Dünyanın
başka bir yerinde her gün boğazı kesilen, karnı
deşilen, canına ve malına kastedilen başka bir halk
olsaydı mukabele bilmisl yapardı.
Yani aynen
karşılık verirdi.
Kıbrıs
Türkü, "zulme karşı direnme hakkını" kendine has
yöntemlerle kullanıyor.
Görünen o ki en
erken zamanda ve en etkili tedbirler devreye girmezse Kıbrıs Türkünün
sivil öfkesi sorumluluğu olan herkesi saracak.
***
Kıbrıs'ın
kuzeyinde, 1974'te bir düzen kuruldu.
Savaş sonrası
koşullarının şekillendirildiği düzendi bu.
Şimdi
2005.
Aradan 31
yıl geçti.
Dünya
değişti, Türkiye değişti, Kıbrıs
değişti.
Ama
bazıları kurdukları düzeni değiştirmemekte ısrar
ediyor.
Bu ısrar
da memlekette hırsızların ve katillerin cirit atmasına neden
oluyor.
Kıbrıs
Türkü savaş sonrası koşullarda egemenliğinin önemli
bölümünü devretti.
Şimdi
savaş sonrası koşullar değil.
Şimdi
dünyaya entegre olma zamanıdır.
Ve
Kıbrıs'ın kuzeyinde çağdaş bir sistem kurma vaktidir.
Buna
karşı direnenler, olanların sorumlularından
başkası değildir.
***
Kıbrıs
Türkü canını ve malını korumak için harekete geçti.
Kıbrıs
Türk Tabipleri Birliği bunun öncülüğünü yapıyor.
Bu hareket,
ülkenin her türlü kötülükten temizlenmesine kadar devam etmeli.
Canımıza,
malımıza, bugünümüze ve yarınımıza sahip çıkana
kadar sürmeli.
Sivil öfke, kan
değil yasemin kokan bir ülke inşa edene kadar diri kalmalı.
Başka
çıkış yolumuz yoktur.
KIBRIS 04/05/05
Arasta'ya
Rum akını
ESNAFIN YÜZÜ
GÜLDÜ... Paskalya tatili nedeniyle Arasta'yı dolduran Rum müşteriler,
hem gezdi hem de alışveriş yaptı. Halkımızın
Arasta'ya uğramadığından yakınan Arasta esnafı,
özellikle hafta arası satışların durgun olduğunu belirtti.
Esnaf, her hafta sonu Rum müşterilerin alılıverişe
gelmesiyle durgunluğun bir nebze de olsa kırıldığını
söyledi
LOKMACI
BARİKATI AÇILSIN... Esnaf, Lokmacı Barikatı'nın
açılmasıyla Ledra Palace'tan dolaşıp Arasta'ya gelmek
zorunda kalan Rum müşterilerin sayısının
artacağına ve satışların daha da
canlanacağına inanıyor
Emine DAVUT
YİTMEN
Paskalya tatilini
fırsat bilen Rumlar, soluğu Arasta'da aldı. Rum
müşterilerin ilgisinden oldukça memnun görünen Arasta esnafı,
satışların hafta sonları ve tatil dönemlerinde
arttığını söyledi.
Özellikle
konfeksiyon ürünlerine ilgi gösteren Rumlar, KKTC'deki fiyatların Güney
Kıbrıs'a oranla çok daha düşük olduğunu belirtti.
Sınırdan
geçiş sırasında herhangi bir sorunla
karşılaşmadıklarını aktaran Rum müşteriler,
Ledra Palace'tan dolaşıp yürümek yerine, Lokmacı
Barikatı'ndan geçmenin daha pratik olacağını dile getirdi.
Esnaf,
Lokmacı Barikatı'nın açılmasını istiyor
Arasta
esnafı, Lokmacı Barikatı'nın açılmasıyla hafta
arası durgun olan satışlarda canlanma
yaşanacağına inanıyor.
Rum
müşterilerin bir kesiminin, daha çok gezme ve fiyat
araştırması yapma amacıyla Arasta'ya akın
ettiğine dikkat çeken esnaf, müşterilerin büyük bir
oranının da alışveriş yaptığını
anlattı.
Konfeksiyon
ürünleri satan işyerlerinin yüzü gülerken, kuyumcular halen fark
edilemediklerini, Rumların sadece vitrinlere bakmakla yetindiğini
söyledi.
Konfeksiyon
ürünlerinde, daha çok ünlü markaların imitasyonlarının
satıldığını ifade eden esnaf, Güney
Kıbrıs'ta bu tarz ürünlerin, KKTC'ye kıyasla dört veya beş
kat daha pahalı olduğuna dikkat çekti.
Esnafın
büyük çoğunluğu, halkımızın Arasta'ya pek uğramadığından,
hafta sonları hariç diğer günlerde satışlarda durgunluk
yaşandığından da söz etti.
Esnaf ne dedi?
Mehmet Güngör
Paskalya tatili
nedeniyle cuma gününden bu yana satışlarımız oldukça
yoğun. Rumlar, daha çok ünlü markaların imitasyonlarına ilgi gösteriyor.
Tatiller dışında, cumartesi günlerini de yoğun geçiriyoruz.
Yerli halk, Arasta'ya pek uğramıyor. Lokmacı
Barikatı'nın açılmasını istiyoruz. Rumlar da buraya
daha yakın olduğu için Lokmacı'nın
açılmasını tercih ediyor.
Mehmet
İstifoğlu
Paskalya tatili
nedeniyle çok iyi satış yapıyoruz. Rumlar, bizim tarafın
Güney Kıbrıs'a oranla daha ucuz olduğunu söylüyor.
Satışlarımızda artış var. Lokmacı
Barikatı'nın açılması, satışların
canlanmasında etkin rol oynayacak.
Serap Bayat
Satışlarımız,
Paskalya tatili olduğundan dolayı yoğun. Öte yandan, gezmeyi ve
fiyatları karşılaştırmayı tercih edenler de var.
Arasta, hafta arası çok sakin. Rumlar hafta sonları buradan
alışveriş yapıyor. Lokmacı Barikatı'nın
açılması gerekli; çünkü buraya gelmek için Ledra Palace'tan yürümek
zorunda kalıyorlar. Barikatın açılması, bizim için çok daha
iyi olacak.
Nuray Evis
Bir
haftadır satışlarımız çok yoğun. Normalde,
cumartesi günleri de iyi satış yapıyoruz. Halkımız,
Arasta'ya gelip alışveriş yapmıyor. Rumlar, genelde markaya
çok düşkünler.
Onur Özkan
Paskalya tatili
nedeniyle burası çok kalabalık. Her cumartesi böyle
kalabalığa rastlamak mümkün. Bazıları gezmek ve görmek için
geliyorsa da aralarında alışveriş yapanlar da var. Bizim
halkımız, Arasta'ya pek uğramıyor. Lokmacı
Barikatı'nın en kısa zamanda açılmasını
bekliyoruz.
Rıza
Bakıman
Satışlar
mükemmel. Ancak, satışlarımız her zaman böyle değil.
Rum müşterilerimiz, Paskalya'dan dolayı buraya akın ettiler.
Lokmacı Barikatı'nın açılması, esnafa büyük katkı
sağlayacak.
Özlem
Altıncıoğlu
Paskalya
tatilinden dolayı satışlarda canlanma var. Lokmacı
Barikatı'nın açılması, satışlarımız
açısından daha iyi olur. Rum müşterilerimiz Ledra Palace'tan
dolaşıp gelmek istemiyor. Bir defa gelen, sırf bu nedenle ikinci
kez gelmek istemiyor.
Mustafa
Yüksekbaş
Tatil nedeniyle
kalabalık var. Rumlar, özellikle giyim sektörüne ilgi gösteriyor. Ancak,
altına pek rağbet etmiyorlar. Lokmacı Barikatı'nın
mutlaka açılması gerekiyor. Bugün, buradaki
canlılığın nedeni, kapıların
açılmasından dolayıdır. Bu tarafa gelen kitle, belli bir
ekonomik düzeyin altında ve bu nedenle altına karşı
çekingenlikleri var. Altın fiyatları konusunda bilgi sahibi
değiller ve burada pahalı olduğunu sanıyorlar. Bu durumun
zamanla aşılacağına inanıyorum
KIBRIS 04/05/05
|
Schröderden
KKTC vaadi |
|
|
Almanya
Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye ile Almanya arasındaki
ekonomik işbirliğine özellikle tarım ve turizm alanında
Kuzey Kıbrısın da dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
|
|
|
|
|||||
|
|
|
|
|
||
|
|
|||||
|
|
|
4 Mayıs 2005 Schröder, Ruhban Okulu ziyaretinde, okulun
açılması konusunda bir talepte bulunmadı. İstanbuldaki
temaslarında Patrik Bartholomeosu da ziyaret eden Schröder
konuşmasında ekümenik ifadesini kullandı. |
Türk-Alman Ekonomi Kongreside
bir konuşma yapan Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Kuzey
Kıbrısın Adanın bütünlüğü için tarihi karar
aldığını belirterek, Adil olmamız lazım. Kuzey
Kıbrıs, Adanın bütünlüğü için önemli karar aldı.
Ancak bu karar güneyde paylaşılmadı. Türk-Alman
işbirliği orada da önemli rol oynamalı. diye konuştu.
VAATLER YERİNE GETİRİLMELİ
Schröder, Avrupanın Türkiyeye 40 yıl
önce vaatte bulunduğunu belirterek, duygular ne olursa olsun tarihi
kararlar, duygusal zihniyetlere, referandumlara, değişen
görüşlere bağlı olamaz.
Bir insan bir vaatte bulunmuşsa bunun
sorumluluğunu üstlenir ve bunu uygular. Ahde vefa diye birşey var
diye konuştu.
ARALIK DİNAMİZMİ DEVAM ETMELİ
İki günlük çalışma ziyareti için dün
Türkiyeye gelen Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiyenin AB
sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Aralık 2004teki
dinamizm daha da devam etmeli, reformlar kesintisiz bir şekilde uygulamaya
konulmalı dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanla görüşen
Gerhard Schröder, reform uygulamalarının, müzakerelerin de
zamanında başlaması açısından önemli olduğunu
belirterek, 17 Aralıkta verilen taahhütler geçerli diye konuştu.
Almanya Başbakanı, ek protokolün 3 Ekimden önce imzalanması
gerektiği yönünde vurgular da yaptı.
KIBRIS KONUSU
Görüşmede Kıbrıs konusu da
ağırlıklı olarak ön plandaydı. Başbakan
Erdoğan, özellikle basına kapalı olarak ikili görüşmede,
KKTCnin referandumda evet dediğini, ancak gelinen süreçte
cezalandırılır konumda olduğunu ifade etti. Schröder de
buna katıldığını belirterek, Siyasi olarak Türk
tarafı cezalandırılmamalı ifadesini kullandı. Ve Rum
kesiminin bloke ettiği yardımların kaldırılması
gerektiğini, Almanyanın da bunun için
çalışacağını söyledi.
SOYKIRIM İDDİALARI
Gündemdeki bir diğer konu da Ermeni
soykırımı iddialarıydı. Bununla ilgili olarak da
Schröder, Erdoğanın tarihçilerden oluşan ortak komisyon
kurulsun önerisini desteklediğini ifade etti.
Bu konuyla ilgili olarak bir
espri yapan Schröder, Başbakan Erdoğana Eğer parlamentolar
açılsa, işimiz Allaha kalmıştır ifadesini
kullandı. Erdoğan ise, ABdeki bazı parlamentoların
olayın aslını bilmeden kararlar aldığını ve
bunun da Türkiyeyi üzdüğünü ifade etti.
RUHBAN OKULU
Erdoğan, ayrıca, Görüşmede Ruhban
Okulunun açılması için bir talep bana iletilmedi dedi. Schrödere
bu soru sorulduğunda, İleri bir aşamaya bu konuda gelseydik,
memnun olurduk, ama bunlar sabır gerektiriyor. Ama dini özgürlüklerin
sağlanması gerekiyor demekle yetindi.
İSTANBUL TEMASLARI
Schröder, ilerleyen saatlerde
Cumhurbaşkanı Sezer ile biraraya geldi. Schröder, bu
görüşmelerin ardından İstanbula geçti.
İstanbulda Almanya
Başbakanı Schrödere Marmara Üniversitesi tarafından Fahri
Hukuk Doktoru unvanı verildi. Başbakan Erdoğanın da
katıldığı törende Schröder, Almanya ve Türkiye
arasında siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda uzun zamandır çok
yakın bağlar olduğunu söyledi.
EKÜMENİK İFADESİ KULLANDI
İstanbuldaki temaslarında
Patrik Bartholomeosu da ziyaret eden Schröder konuşmasında ekümenik
ifadesini de kullandı.
Schröder yaptığı konuşmada Önem
taşıyan bir konu da Türkiyedeki gayrimüslim toplulukların
durumudur. Ve bu nedenle bugün Ekümenik Patrik hazretleri Birinci
Barthelemeosla biraraya gelmek benim için önemliydi. Kendileri de Türkiyedeki
reform sürecinden büyük ümit beslemekte dedi.
"Kıbrıs müzakereleri yeniden
başlasın"
5 Mayıs, 2005 02:22:00 (TSİ) CNN TURK
Yunanistan,
Kıbrıs'ta görüşmelerin yeniden başlamasını
istiyor. Ancak Atina, müzakerelerinin 'yabancı hakemliği ve
zorlayıcı takvim olmaksızın' başlamasından yana.
ABD
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Bayan
Laura Kennedy'nin Atina temasları sonunda yapılan açıklamada,
Yunanistan'ın hedefinin, Kıbrıs'ta Rumlar ve Türkler
tarafından referandumla kabul edilecek bir çözüm bulmak olduğu
görüşü dile getirildi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nca yapılan
açıklamada, çözüm yolunda 'yabancı hakemliği veya
zorlayıcı takvim' bulunmaması gerektiği görüşü
savunuldu.
Bakanlık, Yunanistan'ın Kıbrıs'ta Avrupa Birliği
değerlerine uygun ve Annan planını esas alan çözüm peşinde
olduğunu bildirdi. Annan planı, Kıbrıs Türklerince kabul
edilmiş, Rumlar tarafından ise reddedilmişti.
Liderlerle görüşecek
ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı
Kennedy, Kıbrıs'ın birleşmesi görüşmelerini tekrar
başlatma ihtimalini araştırmak amacıyla bölgede bulunuyor.
Atina temaslarını tamamlayan Kennedy bu sabah adaya gidecek.
Kennedy'nin bugün Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşmesi bekleniyor.
Schröder: "AB vaadini yerine getirmeli"
Erdoğan, Almanya'nın vazgeçilemez bir dost olduğunu
söyledi
4 Mayıs, 2005 22:35:00 (TSİ) CN TURK
Almanya
Başbakanı Gerhard Schröder, ''siyasi rengi ne olursa olsun biz
Türkiye'ye AB ile ilgili bir vaatte bulunmuştuk. Ahde vefa diye bir
şey var'' dedi.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ve Almanya Başbakanı Schröder, Türk-Alman
Ekonomi Kongresi'ne birlikte katıldılar.
Schröder, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı
Rifat Hisarcıklıoğlu'nun başkanlığını
yaptığı oturumda konuştu.
Geçen yıl aralık ayında AB'nin tarihi bir karar
aldığını söyleyen Schröder, ''bu karar
tartışmasız değildi. Zaten tartışmasız da
olamazdı. Ama bu karar alındı. Bu karar şöyleydi: 3 ekim
2005 tarihinde Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlamak istiyoruz''
dedi.
''siyasi rengi ne olursa olsun biz Türkiye'ye bu vaatte bulunmuştuk"
diyen Schröder, aradan geçen zaman içinde bazen bu vaatte
bulunulmamış gibi duyguların da ortaya
çıktığını belirtti.
Alman Başbakan, "çünkü gerçekten de oldukça büyük
çelişkiler, çok hararetli tartışmalar yaşandı bu
konuda ama Türkiye tam da kendine çizmiş olduğu yolda ilerledi ve bu
yol tam üyelik müzakerelerinin başlatılması için ön
koşuldu'' diye konuştu.
Schröder: "Ahde
vefa diye bir şey var''
Başbakan
Schröder, tarihi önem taşıyan ve geçtiğimiz yıl aralık
ayında alınan stratejik kararın, başkalarının iyi
bir şey yapmak istedikleri için alınmadığını
vurgulayarak, "tabii ki bunun da bir rolü oldu. Ama bu kararın
alınmasının en önemli nedeni Türkiye'nin kendisinin ön
koşulları yerine getirmiş olmasıydı" dedi.
Schröder, burada artık mühim olanın başlatılan yolun
kararlılıkla sürdürülmesi olduğunu vurguladı.
Schröder, bunun sadece kararlarda yansımasını bulan bir şey
olmadığını, devlet mekanizmasında ve toplumsal
uygulamalarda da görülecek, yansımasını bulacak bir uygulama
olacağını ifade etti.
Almanya Başbakanı Schröder, ''bugün de görüyoruz ki bu kesin
kararlılık, irade vardır. Başlatılanların
uygulanması konusunda kararlılık mevcuttur. Ama öbür tarafta da
ayın şeyin olması lazım. Yani AB yakasında da
aynı şeyin olması lazım. Bir insan bir vaatte
bulunmuşsa bunun sorumluluğunun üstlenir ve bunu uygular. Ahde vefa
diye bir şey var'' dedi.
Erdoğan:
"Almanya bir numaralı ticaret ortağı"
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, AB içindeki en büyük ekonomi olan ve derin
tarihi, siyasi bağlar bulunan Almanya'nın Türkiye için vazgeçilmez
bir ortak ve dost olduğunu belirterek, ''Almanya ile her alanda yoğun
işbirliğinin sürdürülmesi ve daha da geliştirilmesi, her iki
ülkenin de stratejik çıkarları ile uyumludur'' dedi.
Erdoğan, Türk-Alman Ekonomi Kongresi'nde yaptığı
konuşmada, Almanya'nın, Türkiye'nin bir numaralı ticaret ortağı
olduğunu, 2004 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacminin
21 milyar doları aştığını söyledi.
Almanya'da 2.7 milyon civarında Türk'ün
yaşadığını, bunun iki ülke ilişkilerine ayrı
bir derinlik ve önem kazandırdığını dile getiren
Erdoğan, Almanya'daki 60 bin Türk girişimcinin 4 milyar euroyu
aşan değerde yatırım gerçekleştirdiğini söyledi.
Erdoğan:
"Almanya ile derin tarihi bağlarımız var"
Erdoğan,
Almanya ile son derece önemli siyasi ve ekonomik ilişkilere sahip
olunduğunu dile getirerek, odanın bu bağların
derinleştirilmesine, iki ülkede toplumlar ve değişik sektörler
arasında sosyal ve kültürel bağların tesisine katkıda
bulunduğunu belirtti.
Başbakan Erdoğan, Almanya ile bu bağların
güçlendirilmesinin birliğe tam üyelik doğrultusunda Türkiye'nin daha
sağlam bir şekilde ilerlemesine imkan
sağlayacağını belirtti.
Erdoğan, iki ülke hükümetlerinin karşılıklı
çalışmalarını geliştirmeleri durumunda bu sürecin daha
da hızlanacağını kaydederek, ''AB içindeki en büyük ekonomi
olan ve derin tarihi, siyasi bağlarımız bulunan Almanya, Türkiye
için vazgeçilmez bir ortak ve dosttur" dedi.
Erdoğan, konuşmasında, Schröder'e Türkiye'nin AB'ye üyelik
sürecine vermiş olduğu destekten dolayı teşekkür etti.
Schröder Türkiye'den
ayrıldı
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, özel uçakla, saat 22.00'de
Türkiye'den ayrıldı.
Schröder'i, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde, İstanbul Valisi
Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş,
Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Wolf-Ruthart Born ve öteki ilgililer
uğurladı.
Konuk Başbakanı, Grand Cevahir Otel'de katıldığı
Türk-Alman Ekonomi Kongresi çıkışında Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan da, otel kapısına gelerek uğurladı.
Papadopulos'tan Ada'da birleşme şartı
5 Mayıs, 2005 09:14:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Türk askerinin Ada'dan çekilmesinin
kuzey ve güneyin birleşmesi için ana koşul olduğunu söyledi.
Reuters
haber ajansına konuşan Papadopulos, Türkiye'nin Avrupa
Birliği'yle müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihinden önce
olası bir uzlaşmaya varılıp varılamayacağı
konusunda da, "uzlaşmak için daima zaman vardır. Ancak pratik
olarak henüz görüşmelere başlamadık. Bu nedenle bir öngörüde
bulunmak çok zor" dedi.
Ancak Rum lider 3 ekim tarihinden önce Ada'nın birleşeceğine
inanmadığını açıkladı.
Rum lider ayrıca, Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir
çabalarının olmadığını belirtti.
"Kötü bir
deneyim yaşandı"
Ada'da 24 nisanda yapılan referanduma atıfta bulunan Papadopulos,
insanların kendilerini baskı altında ve kısıtlı
bir zaman dilimine sıkışmış hissettiklerini, bu
nedenle 'kötü bir deneyim' yaşandığını savundu.
"Bir kez daha müzakerelere başladığımızda
başarıya ulaşmak için makul bir beklentimiz olmalı' diyen
Rum lider, bunun için de görüşmelere iyi hazırlanılması ve
tarafların da buna hazır olması gerektiğinin
altını çizdi.
Ada'da uluslararası çabaların bir sonucu olarak Birleşmiş
Milletler öncülüğünde barış görüşmeleri
başlatılmış ve bu görüşmeler geçtiğimiz
yılın nisan ayında Annan Planı'nın referanduma
sunulması ve reddedilmesiyle son bulmuştu.
Kıbrıs Türk halkının yüzde 64.91i plana evet derken,
Kıbrıs Rum halkının yüzde 75.83'ü plana hayır
dedi. Böylece aylardır sürdürülen zorlu müzakere süreci tekrar
çözümsüzlükle sonuçlanmıştı.
Rum halkının planı reddetmesinde, Rum lider Papadopulosun
referandum öncesi TV ekranlarından halka hitaben yaptığı
plana hayır deyin konuşması etkili olmuştu.
'İşgalci
ve istilacı' nitelemesi
Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorunundaki 'fazla akla gelmeyen ve
unutulan' konunun 'Türkiye'nin Kıbrıs'ı istila ve işgal
ettiği' olduğunu ileri sürdü.
Kıbrıs'ta tarafların yeniden birleşmesi için gerekli olan
en önemli şartın Türkiye'nin Ada'daki yaklaşık 30 bin
askerini geri çekmesi olduğunu söyleyen Papadopulos, "Türkiye'nin
atması gereken önemli bir adımdan bahsediyoruz. Türkiye askerlerini
geri çekerek, ülkemizi işgal etmeye son vermeli" dedi.
Dünya kamuoyunun bir gün Kıbrıslı Rumların Annan
Planı'nı niye reddettiğini anlayacağını belirten
Papadopulos, "sanıyorum ki artık daha fazla insan Annan
Planı'nın reddedilmesinin önemini kavrıyor" diye
konuştu.
Annan Planı'na karşı en büyük muhalefeti yürüten bazı
Kıbrıslı Rumlar, planın Türk askerlerinin Ada'da süresiz
olarak kalmalarına imkan tanımasına şiddetle
karşı çıkıyordu.
Türkiye'nin AB
üyeliği
Uzun vadede Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı
olmadığını söyleyen Papadopulos, "Türkiye
'Kıbrıs Cumhuriyeti'yle ilişkilerin
başlatılmasının da dahil olduğu üyelik
yükümlülüklerini yerine getirmeye hazır olduğunda birliğe
girebilecek" diye konuştu.
Rum lider ayrıca Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir
çabalarının olmadığını, yükümlülükler yerine
getirildiği sürece de bunun söz konusu olmayacağını
açıkladı.
Avrupa Birliği'yle 3 ekimde müzakerelere başlayacak olan Türkiye,
yaklaşık 15 yıl sürmesi beklenen bir sürecin ilk
adımını atmış olacak.
'Kıbrıslı Türkleri esir alma
operasyonu'
Talat: ''Papadopulos, Kıbrıs Türklerine top yekün
saldırı başlattı''
4 Mayıs, 2005 15:19:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, Kıbrıs
Türklerine karşı top yekün saldırı
başlattığını söyledi.
Talat,
Rumların Kıbrıslı Türklere karşı Güney
Kıbrıs mahkemelerinde açtığı mülk davalarına
değinerek, Papadopulos'un, uluslararası hukuku bir tarafa
bırakarak, Avrupa Birliği üyesi olmanın avantajını,
Kıbrıslı Türklerin siyasi haklarını ve eşitlik
haklarını boğmak için kullanmaya başladığını
belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat, yaptıkları değerlendirmeler
sonucu, dava açılan kişinin mahkemeye gitmesi yönünde karar
aldıklarını ifade ederek, ''biz şartlı ispatı
vücut yapacağız. Şartlı ispatı vücut yani
'Kıbrıs'ın kuzeyinde veya Mağusa'da senin (Rumun)
mahkemenin yargı yetkisi yoktur' iddiasını öne sürerek, müdafaa
dosyalayacağız'' dedi.
Talat, ''şimdi bu son derece tehlikeli bir olay, çünkü
Kıbrıslı Türk sonuçta örneğin mahkum olacak, mahkum olunca
güneye geçtiğinde örneğin tutuklanacak. Dolayısıyla böyle
bir uygulama sonuçta Kıbrıslı Türklerin tamamen izole edilmesini
sağlayacak. Yani AB Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu ortadan
kaldırmaya çalışırken onun bir üyesi olan 'Kıbrıs
Cumhuriyeti' Kıbrıslı Türkleri tam anlamı ile izole
edecek'' diye konuştu.
"Rum, kendi
kazdığı kuyuya düşecek"
Cumhurbaşkanı Talat, Rum tarafının kendi
kazdığı kuyuya düşeceğini söyleyerek, ''ben çok memnun
oldum bu davadan. Özellikle Kıbrıslı Türklere yönelen
kısmından son derece mutlu oldum. Çünkü bazı şeyler ortaya
çıkacak. Şimdi işte Rum tarafı bana göre kendi
kazdığı kuyuya düşecek" dedi.
Yasalara göre, mülkiyet davaları malın bulunduğu kazada
görülebileceğini dile getiren Talat, Kıbrıs'ın kuzeyinde
Rum yönetiminin etkin ve fiili kontrolü olmadığını
belirterek, "bunu, ben söylemiyorum AB söylüyor. Bu demektir ki
Kıbrıs Rum tarafının kuzeyde yargı yetkisi de yoktur,
yargı gücü yoktur" diye konuştu.
Rum tarafının bu politikasının bölünmeyi
katılaştırdığını ifade eden
Cumhurbaşkanı Talat, Rumların birleşme ve adanın
siyasi eşit zeminde bütünleşmesini istemediğini,
Kıbrıslı Türkleri tecrit edip, daha fazla avantaj elde etmek
istediğini kaydetti.
Kıbrıs Türklerine izolasyonlar kaldırılırsa
Papadopulos'un politikasını sürdüremeyeceğini
anlayacağını ve uzlaşma noktasına geleceğini
kaydeden Talat, ''Papadopulos'un hareketlenebilmesinin yolu, arkasındaki,
yüzde 75 diye hala ifade edilen kitle desteğinin ortadan
kalkmasıdır. Yani yol budur. Bunun sağlanabilmesi için
dediğim gibi izolasyonlar kalkmalıdır. Kıbrıs Rum
halkı görmelidir ki KıbrıslıTürkleri Kıbrıs Rum
halkının kararı ile esaret altında tutmak mümkün
değil'' dedi.
KKTC'de beş Rum
tutuklandı
Bu arada,
KKTC'de Girne ilçesine bağlı, İngilizlerin yoğun olarak
yaşadığı Karaman köyünde, 1974 öncesinde oturdukları
evde oturanları taciz eden beş Rum tutuklandı.
Polisin
yaptığı açıklamaya göre, Güney Kıbrıs'ta
yaşayan beş Rum dün öğleden sonra Christine Morsley'ye ait
ikametgahın bahçesine izinsiz girdi.
Rumlar,
kendilerini uyaran ve bahçeden çıkmalarını isteyen Morsley'yi
''burası benim evimdir, benim bahçemdir'' sözleriyle taciz etti.
Olayın polise bildirilmesi üzerine, söz konusu şahıslar
tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Bugün mahkemeye
çıkarılan beş Rum, birer milyar TL şartlı kefaletle
serbest bırakıldı.
KKTC'ye kimlikle
girenlere çalışma izni verilmiyor
Bu arada, KKTC hükümetinin
geçtiğimiz yıl Muhaceret Yasası'nda yaptığı köklü
değişiklik ve bu yasaya bağlı olarak Türkiye ile imzalanan
anlaşmanın ocak ayı başında uygulamaya girmesiyle son
aylarda KKTC'ye girişlerin altına alınmaya
başlandığı bildirildi.
KKTC'de çalışmak için pasaportla giriş zorunluluğu getiren
ve altı aylık geçiş süresinin ardından ağır
cezalar öngören yasal değişiklikle birlikte, son haftalarda
limanlarda da kontroller artırıldı.
Ocak başından itibaren uygulamaya giren yeni düzenlemelere uymayanlara, altı
aylık geçiş sürecinin ardından ağır ceza getiriliyor.
Buna göre, haziran sonundan itibaren kimlikle giriş yapmasına
rağmen, ülkede kayıt yaptırmadan kalanlara asgari
ücretin iki katı para cezası verilecek ve bu kişiler
sınır dışı edilecekler.
Bu durumdaki kişileri çalıştıran işverenlere de
ağır para cezası verilecek ve şirketlerine ihalelere
katılma yasağı uygulanacak.
KKTC İçişleri Bakanı Özkan Murat, Muhaceret Yasası'nda
yapılan düzenleme ve buna bağlı olarak Türkiye ile imzalanan
anlaşmanın ocak başında uygulamaya girdiğine dikkat
çekerek, bu düzenlemenin sonuçlarının yakın zamanda
görüleceğini belirtti.
Yasadaki düzenlemelerin titizlikle uygulandığını, ancak
uygulamanın yeni başladığını söyleyen Murat,
aynı yasa uyarınca limanlarda da etkin kontrol
yapıldığını ve ülkeye girişi uygun bulunmayanlara
giriş izni verilmediğini kaydetti.
Kontrollerin her gün limanlarda yapıldığını ve ülkeye
girişleri uygun bulunmayan kişilerin geri gönderildiğini anlatan
Murat, ''Bu konuda son derece kararlıyız. Ülkeyi sorma gir hanı
olmaktan kurtaracağız. Yasayı, anlaşmayı uyguluyoruz
ve sonuç alacağız. Ama yılların birikimine dayanan bir
sorun ve zamana ihtiyacımız var'' dedi.
|
MUHACERET YASASI |
|
Muhaceret Yasası'nda geçtiğimiz yıl yapılan
değişiklikle kimlikle girişlerin ancak üç aylık turistik
amaçla yapılabileceğine ilişkin düzenlemeye vurgu
yapılmış, ülkede çalışacaklara pasaportla giriş
zorunluluğu getirilmişti. Pasaportla giriş, çalışma
izni için zorunlu hale getirilirken, kayıtsız çalışanlara
para cezası yanında sınır dışı edilme
cezası öngörülmüştü. Bu düzenlemeyle birlikte limanlarda etkin
kontrol öngörülmüş ve muhaceret memurlarına girişlerde
sorgulama yetkisi verilmişti. Yasal düzenlemeyle kayıtsız
çalışma yanında, çalıştırmaya da ağır
cezalar getirilmişti. |
CNN TURK 04/05/2005
|
Atina: Kıbrıs müzakereleri hakemsiz
başlasın |
|
|
Atina Yunanistan hükümeti, Kıbrıs müzakerelerinin yabancı hakemliği ve zorlayıcı takvim olmaksızın yeniden başlaması gerektiğini bildirdi. ABD Dışişleri
Bakanlığı Müsteşarı Bayan Laura Kennedy'nin Atina
temasları sonunda dün gece Dışişleri
Bakanlığı'nca yapılan yazılı açıklamada,
Yunanistan'ın hedefinin, Kıbrıs'ta Rumlar ve Türkler
tarafından referandumla kabul edilecek bir çözüm bulmak olduğu
görüşü dile getirildi. Açıklamada, çözüm yolunda
yabancı hakemliği veya zorlayıcı takvim
bulunmaması gerektiği görüşü savunuldu. Bakanlık,
Yunanistan'ın Kıbrıs'ta AB değerlerine uygun ve Annan
planını esas alan çözüm peşinde olduğunu bildirdi. Annan planı,
Kıbrıs Türklerince kabul edilmiş, Rumlar tarafından ise
reddedilmişti. Bayan Kennedy,
Kıbrıs'ın birleşmesi görüşmelerini tekrar
başlatma ihtimalini araştırmak amacıyla bölgede
bulunuyor. Kennedy'nin, Kıbrıs
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat'la görüşmesi bekleniyor. (aa) |
|
|
|
HURRIYET 05/05/05
Papadopulos'tan
Ada'da birleşme şartı: Türk askeri çekilsin
Kıbrıs Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos, Türk askerinin Ada'dan çekilmesinin kuzey ve güneyin
birleşmesi için ana koşul olduğunu söyledi.
Papadopulos, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle
müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihinden önce olası bir
uzlaşmaya varılıp varılamayacağı konusunda,
"uzlaşmak için daima zaman vardır. Ancak pratik olarak henüz
görüşmelere başlamadık. Bu nedenle bir öngörüde bulunmak çok
zor" dedi.
Ancak Rum lider 3 ekim tarihinden önce
Ada'nın birleşeceğine inanmadığını
açıkladı.
Reuters'a konuşan Rum lider ayrıca,
Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir çabalarının
olmadığını belirtti.
Ada'da 24 nisanda yapılan referanduma
atıfta bulunan Papadopulos, insanların kendilerini baskı
altında ve kısıtlı bir zaman dilimine
sıkışmış hissettiklerini, bu nedenle 'kötü bir
deneyim' yaşandığını aktardı.
"Bir kez daha müzakerelere
başladığımızda başarıya ulaşmak için
makul bir beklentimiz olmalı' diyen Rum lider, bunun için de
görüşmelere iyi hazırlanılması ve tarafların da buna
hazır olması gerektiğinin altını çizdi.
'İşgalci ve istilacı'
nitelemesi
'İşgalci ve istilacı' nitelemesi
Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorunundaki 'fazla akla gelmeyen ve
unutulan' konunun 'Türkiye'nin Kıbrıs'ı istila ve işgal
ettiği' olduğunu ileri sürdü.
Kıbrıs'ta tarafların yeniden
birleşmesi için gerekli olan en önemli şartın Türkiye'nin
Ada'daki yaklaşık 30 bin askerini geri çekmesi olduğunu söyleyen
Papadopulos, "Türkiye'nin atması gereken önemli bir adımdan
bahsediyoruz. Türkiye askerlerini geri çekerek, ülkemizi işgal etmeye son
vermeli" dedi.
Dünya kamuoyunun bir gün Kıbrıslı
Rumların Annan Planı'nı niye reddettiğini
anlayacağını belirten Papadopulos, "sanıyorum ki
artık daha fazla insan Annan Planı'nın reddedilmesinin önemini
kavrıyor" diye konuştu.
Annan Planı'na karşı en büyük
muhalefeti yürüten bazı Kıbrıslı Rumlar, planın Türk
askerlerinin Ada'da süresiz olarak kalmalarına imkan tanımasına
şiddetle karşı çıkıyordu.
MILLIYET 05/05/05
Rum
pasaportunun faturası
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden "Kıbrıs Cumhuriyeti
Pasaportu" almak, Kıbrıs Türklerine sunulan en "cazip"
olanaklardan biriydi. Gerek Annan Planı referandumunda gerek diğer
seçimlerde "AB vatandaşı" olmanın pratik yolu olarak
gösteriliyordu. Dünyadan izole KKTC vatandaşı olmaktansa, Rum pasaportuyla
AB vatandaşı olmak, Kıbrıslı Türklerin tercihi oldu.
On binlerle ifade edilen Kıbrıs Türk'ü, Rum yönetimine
başvurarak "Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu" aldı.
Türkiye üzerinden dolaylı seyahat etmektense, Güney'e geçip Rum
pasaportuyla daha kolay seyahat ettiler.
Rum yönetimi de Türklerin bu pasaportu almalarını teşvik etti.
Güney Kıbrıs vatandaşlığı anlamı
taşıyan bu pasaportlar, siyasi açıdan da egemenlik kabulü
sonucunu doğuruyordu. Gerçi, Kıbrıslı Türkler, Rum
yönetiminin değil, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin pasaportunu
taşıdıklarını, bunun hakları olduğunu söyleyerek
bir savunma geliştirmiş olsalar da, bugün yaşananlar, pasaportun
faturasını ortaya koydu.
Kıbrıslı Türklere pasaport veren Rum yönetimi şimdi bu
faturayı Türklerin önüne sürdü ve tahsilat yapmaya
çalışıyor.
Diyor ki:
Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu taşıyan Türk
vatandaşlarımız, eğer Kuzey Kıbrıs'ta Rum
malı üzerinde oturuyorsanız, mahkemeye buyurun. Malı sahibine
iade edin. Yoksa cezanız 2 yıl hapistir.
Bunu neye dayanarak söylüyor :
Bir süre önce değiştirdiği Güney Kıbrıs Ceza
Yasası'na göre. Bu değişikliğe göre eğer bir Güney
Kıbrıs vatandaşı, bir başka Güney Kıbrıs
vatandaşının malını rızası olmadan
işgal etmişse cezası 2 yıl hapistir. Ya bu cezayı
kabul edersiniz ya da işgal ettiğiniz malı sahibine iade
edersiniz. Rum yönetimi şimdi bu iç hukuk hükmünü, pasaportunu
taşıyan ama Kuzey'de 1974 öncesi Rum taşınmazı
kullanan Türklere uygulamak üzere harekete geçmiş durumda.
Bu koşullardaki Türklerden seçtikleri örnek kişilere Kuzey'e geçip
mahkeme celbi tebliğ ediyorlar. "Bizim pasaportumuzu
taşıyorsun, bizim bir başka vatandaşımızın
taşınmazını işgal etmiş durumdasın,
mahkemeye gel" diyorlar.
Mahkeme Larnaka'da
Örneğin, Gazimağusa'da 1974 öncesi Rum
taşınmazını restoran olarak kullanan Hüseyin Çağner'e
yapılan tebligat böyle. Rum yönetimi ayrıca mahkemenin Larnaka'da
görüleceğini de tebliğ etmiş durumda.
Tabii, Rum pasaportu taşıyan Kıbrıslı Türk Larnaka'da
mahkemeye çıkmayı kabul ederse, bu bir yol haline getirilecek.
Tıpkı, ünlü Loizidu davası gibi...
Bu yöntem gösteriyor ki, Güney Kıbrıs Yönetimi, iç
hukuklarını ve AB hukukunu kullanarak 1974 öncesi koşullara
dönülmesini sağlamaya çalışıyor.
Türklerin savunması
Rum yönetiminin bu girişimine karşı, hem Rum pasaportu
taşıyan hem Rum taşınmazı kullananların
geliştirdikleri savunma ise şöyle:
Bu mallar Güney'de taşınmaz bırakarak, mübadele
anlaşmasına göre Güney'den gelen Türklere verildi. Ayrıca,
eğer Kıbrıs Cumhuriyeti yasaları geçerliyse mahkemenin
Gazimağusa'da görülmesi lazım. Siz böyle bir mahkeme
tanımıyorsunuz. Bu durumda bizi Larnaka'da yargılayamazsınız.
Ancak, Rum yönetimi, Güney'e geçmiş bu koşullardaki bir Türk'ü
tutuklayabiliyor. Hatta öngörülen ceza 2 yıldan az olmadığı
için AB ülkelerinde de takibat yapabiliyor.
Talat'ın görüşü
KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rumların bu politikasını
televizyonda değerlendirirken, Papadopulos'un kendi kazdığı
kuyuya düşeceğini belirtiyor. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti
yasaları geçerli olacaksa bundan Papadopulos yönetiminin zararlı çıkacağı
görüşünde.
Tebligat yapılan Türklerden birinin Larnaka'ya gidip, mahkemeye, "Siz
beni yargılayamazsınız, Mağusa'da yargılanmam gerekir,
ayrıca AB, Kuzey'i müktesebat dışında
bıraktı" diyerek itiraz ederse, Papadopulos'un zor duruma
düşeceği düşünülüyor. KKTC yönetiminin yaklaşımı
böyle.
Ayrıca, KKTC yönetimi, vatandaşlarına, bu tür tebligatları
almamalarını, tebligata gelen Rum memuru haneye tecavüzden
alıkoyup polise haber vermelerini istiyor.
Bu da gösteriyor ki, Kıbrıs'ta Rum yönetimi ile KKTC arasında
bir "tutuklama yarışı" başlayacak...
Pasaportun bedeli ucuz gözükmüyor...
FIKRET BILA MILLIYET
05/05/05
'Kuzey
Kıbrıs ile iş yapabiliriz'
Türk-Alman Ekonomi
Kongresi'ne katılan Almanya Başbakanı Schröder, 'Tarımda,
turizmde ortak bir şey yapılabilir mi' sorusuna 'Kuzey
Kıbrıs da dahil edilmeli' dedi
RADIKAL 05/05/05
İLKER
PEHLİVAN
İSTANBUL
- Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye ile tarımda,
turizmde ortak bir şeyler yapılabilir mi sorusuna Kuzey
Kıbrıs'ın da dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Almanya
Başbakanı Gerhard Schröder
ile Başbakan Tayyip Erdoğan, Türk Alman Kongresi öncesinde Dolmabahçe
Sarayı'nda her iki ülkede yatırım yapan işadamlarıyla
bir araya geldi.
Basına kapalı toplantıya, TOBB Başkanı Rifat
Hisarcıklıoğlu, Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer
Çağlayan, Mustafa Koç, Mustafa Boydak, Abdülkadir Konukoğlu, Ahmet
Çalık, Ahmet Zorlu, Zeynep Bodur ve Ferit Şahenk'in de
aralarında bulunduğu 12'si Türk, 12'si yabancı 24
işadamı katıldı.
Toplantıda, Erdoğan ve Schröder'in, iki ülke arasındaki ticari
ilişkilerde
işadamlarının sorunlarını dinlediği öğrenildi.
Bu toplantının ardından Başbakan Erdoğan ile Schröder,
aynı arabayla, Türk-Alman Ekonomi Kongresi'ne katılmak üzere Grand
Cevahir Otel'e gitti. Almanya Başbakanı Schröder,
konuşmasında, Türkiye ile ülkesi arasındaki
işbirliğine Kuzey Kıbrıs'ın da dahil
edilebileceğini ve Almanya'nın bu konuda öncü olabileceğini
ifade etti. Türkiye ile Almanya arasında her alanda işbirliği
yapılabileceğini belirten Schröder, Kuzey Kıbrıs'ta
refahın geliştirilmesine yönelik projelere destek
sağlayacakları yönünde mesajlar verdi. "Hemen her alanda,
'tarımda, turizmde ortak bir şeyler yapılabilir mi' sorusuna
"Kuzey Kıbrıs'ı da dahil etmeliyiz" sözleri üzerine
katılımcılardan büyük alkış alan Schröder
konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kıbrıs'ta adil
olmak lazım. Adanın bütünlüğü konusunda Kuzey Kıbrıs
fevkalade önemli karar almıştır. Ne yazık ki bu karar,
Ada'nın bütününde paylaşılmamıştır." Kuzey
Kıbrıs'ın Türk-Alman işbirliğinin parçası
olabileceğine değinen Schröder, meselenin Kıbrıs'ın
bir kesimini diğeriyle çatıştırmak değil, BM
çerçevesinde birleştirici yollar bulmak olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan da, Türk ekonomisinin son yıllardaki
başarılı gelişmelerle dünyanın takdirini
kazandığını vurguladı. Erdoğan, Türkiye'nin
dış ticaretinde de gelişmenin sürdüğünü belirterek, TL'nin
değer kaybetmesine rağmen 2004'teki ihracatın yüzde 30'dan fazla
artış gösterdiğini söyledi.
Üçüncü ülkelerde
işbirliği
Erdoğan, şöyle devam etti: "Vurgulamak istediğim diğer
konu da Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde yeni ve gelişime
açık pazarlara açılmak isteyen yatırımcılara
perspektif sunması. Özellikle iki bloklu sistemin çöküşünü izleyen
dönemdeki gelişmeler Orta Asya, Balkanlar ve Ortadoğu gibi ülkemizin
tarihi, kültürel ve ekonomik bağları bulunan bölgelerde
işbirliği fırsatları ortaya çıkardı. Türk ve
Alman firmalarının, üçüncü ülkelerde işbirliği
olanaklarını araştırmaları ve ortak girişimler
gerçekleştirmelerinin her iki tarafın da menfaatine olduğu açık.
Bu bağlamda Türk firmalarının, Rusya Federasyonu'nda,
Afganistan'da, Kuzey Afrika'da ve Orta Asya ülkelerinde yatırım ve
müteahhitlikteki başarıları başka bölgelerde yapılacak
çalışmalar için önemli referans teşkil ediyor. Almanya
makamlarının da, Alman firmalarını ülkemiz ve
firmalarımızın denetim ve yeteneklerinden Irak dahil, üçüncü
ülkelerde ortak girişimler gerçekleştirme yönünde özendirmesini
bekliyoruz."
Kemal Şahin:
Türkiye Avrupa'nın Çin'i olabilir
Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası (TD-IHK) Başkanı Kemal
Şahin, toplam 733 milyar avro ihracatıyla dünya şampiyonu olan
Almanya ile Avrasya merkezinde 'Boğaz'ın kaplanı' konumuna gelen
Türkiye'nin, birbirleri için önemli potansiyel arz ettiğini söyledi.
Almanya'nın ekonomik ve sosyal alanda Türkiye'nin en önemli partneri,
Türkiye'nin genç nüfusu ve yüzde 10'lara yaklaşan büyüme hızıyla
Alman ekonomisi için geleceğin en cazip yatırım ve ticaret
ülkesi olma yolunda bulunduğunu kaydetti. Şahin, şöyle dedi:
"Sadece geçen yıl iki ülke arasıdaki dış ticaret hacmi
yüzde 25 artarak 20 milyar avroya ulaşmıştır. Bu tür
organizasyonlar sayesinde dört yılda ikili ticaretin 2.5 kat artarak 50
milyar avroya çıkmasını bekliyoruz. Üç yılda Türkiye'nin
GSMH'da büyüme hızı Avrupa ortalamasının dört kat üstünde
olmuştur. Türkiye'yi kendisine üs olarak seçen Avrupa,
bu sinerjiyle Çin, Hindistan, ABD gibi bloklara karşı daha güçlü
konuma gelebilir. Türkiye, hinterlandı ile Avrupa'nın Çin'i olabilir,
Avrupa ekonomisinin büyümesine önemli katkı sağlayabilir."
KKTC'ye
giriş artık daha zor
05/05/2005 RADIKAL
RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC hükümeti,
Türkiye'den adaya gelen yolcuları mercek altına aldı. Limanlarda
kontrolleri artıran muhaceret memurları, günde ortalama 30-50
kişiyi KKTC'ye girişi uygun değil diye geri gönderiyor.
KKTC'de çalışmak için pasaportla giriş zorunluluğu getiren
yeni 'Muhaceret Yasası'nı ocakta yürürlüğe sokan hükümet,
ağır cezaların başlayacağı altı aylık
geçiş süreci biterken kontrolleri sıklaştırdı. Yasada
yapılan değişiklikle kimlikle girişlerin ancak üç
aylık turistik amaçla yapılabileceği
vurgulanmıştı. Yasaya göre, geçen hazirandan beri kimlikle
giriş yapmasına rağmen, kayıt yaptırmayanlar asgari
ücretin iki katı para cezasına çarptırılıp
sınır dışı edilecek. Bunları
çalıştıranlara da ağır para cezası ve ihalelere
katılma yasağı uygulanacak.
'Sorma gir hanı
olmayacağız'
Yasayı ve Türkiye ile bu yöndeki anlaşmayı uygulamada
kararlı olduklarını belirten İçişleri Bakanı
Özkan Murat, "Ülkeyi sorma gir hanı olmaktan kurtaracağız.
Ama bu yılların sorunu, zamana ihtiyaç var" dedi. Kimlikle
girişin kaldırılmayacağını da belirten Bakan,
"Türkiye ile çok yakın ilişkilerimiz var. Burada binlerce
öğrenci ve asker var. Dünyada kimlikle seyahat
yaygınlaşırken bizim kaldırmamız dezavantajlı
olur. Pasaportla gelen suç işlemez diye bir kural da yok" diye
konuştu.
Talat'tan
şartlı ispatı vücut
RADIKAL 05/05/05
SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA
- Kıbrıs Rum mahkemeleri 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği
almış bulunan ve kuzeydeki 'Rum malları' üzerinde oturan
Türklere yönelik tahliye davaları açmaya başlarken, KKTC mahkeme
celplerine yanıt verip sıkı savunma yapma taktiğini
benimsiyor. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, çok tehlikeli
bulduğu bu durumu 'Kıbrıslı Türkleri topyekûn esir alma
operasyonu' diye nitelerken, haklarında dava açılan Türklere,
"Mahkemeye hiç gitmemek olmaz" mesajı gönderdi. Talat, dava
açılan kişinin mahkemeye gitmesi yönünde karar
aldıklarını belirterek, "Biz şartlı ispatı
vücut yapacağız. Şartlı ispatı vücut yani
'Kıbrıs'ın kuzeyinde veya Mağusa'da senin (Rumun)
mahkemenin yargı yetkisi yoktur' iddiasını öne sürerek, müdafaa
dosyalayacağız" dedi.
Papadopulos'un AB üyesi olmanın avantajını
kullandığını söyleyen Talat, "Ben çok memnun oldum bu
davadan. Çünkü bazı şeyler ortaya çıkacak. Rum tarafı
kazdığı kuyuya düşecek. Nasıl düşecek? Bir kere
bizim yasalarımıza göre mülkiyet davaları malın bulunduğu
kazada görülebilir, artı kuzeyde Rum yönetiminin etkin ve fiili kontrolü
yok. Bunu, AB söylüyor. Bu demektir ki Rum tarafının kuzeyde
yargı yetkisi de yoktur" dedi.
Denktaş'tan 'Siz
de dava açın' tavsiyesi
Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Rumların
çabasını 'Türklerin azınlık kılma
politikasının parçası' diye niteleyip, "Güney'de mal
bırakan Türkler de Rum mahkemelerinde dava açmalı" tavsiyesinde
bulundu.
Bir Rum şirketinin, Gazimağusa'da restaurant sahibi Hüseyin
Çağıner aleyhine, Larnaka'da açtığı tahliye ve
tazminat davasının ilk duruşması 10 Mayıs'ta
yapılacak.
Kuzey Kıbrıs'a yönelik AB yardımı bloke
edilmemeli
Almanya
Başbakanı Gerhard Schröder "KKTC'ye mali yardım"
yapılmasına destek verdi:
Kuzey
Kıbrıs'a yönelik AB yardımı bloke edilmemeli
AB
DESTEĞİ UYGULANMALI... KKTC'ye 259 milyon euro tutarında AB
desteğinin uygulanması gerektiğini belirten Schröder, bunun için
AB Konseyi'nin ortak kararına ihtiyaç olduğunu hatırlatarak,
ülkesinin bu konuya ilişkin görüşlerini AB çevrelerindeki herkese
aktaracaklarını söyledi
Almanya
Başbakanı Gerhard Schröder, Annan planına ilişkin
referandum sürecinde KKTC'nin nasıl bir tavır sergilediğinin
herkesçe bilindiğine işaret ederek, KKTC'ye yönelik AB
yardımının bloke edilmemesi gerektiğini söyledi.
Schröder,
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin
ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, KKTC'nin
Annan planını kabul etmesine rağmen cezalandırılan
taraf olduğuna dikkati çekerek, Türk tarafının siyasi olarak
cezalandırılmaması gerektiğini ifade etti.
KKTC'ye 259
milyon euro tutarında AB desteğinin uygulanması gerektiğini
belirten Schröder, bunun için AB Konseyi'nin ortak kararına ihtiyaç
olduğunu hatırlatarak, ülkesinin bu konuya ilişkin
görüşlerini AB çevrelerindeki herkese aktaracaklarını söyledi.
Schröder, KKTC'de turizm alanında yatırımların olması
gerektiğini de belirtti.
Schröder,
Ankara Anlaşması Uyum Protokolü'nün 3 Ekim'den önce imzalanması
gerektiğini de söyledi.
"Kıbrıs
sorunu Türkiye'nin yapıcı
politikasına
rağmen çözülemedi"
Almanya
Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye'nin reformları
uygulaması ve reformlardan geri dönüşün mümkün
olmadığını temin etmesi gerektiğini belirterek,
"Özellikle hukuk devleti, temel özgürlükler, insan ve azınlık
hakları ile din özgürlüğü konusunda... Güvenlik güçlerinin insanlara
kötü davranması, ifade özgürlüğünün kısıtlanması,
kadınlara karşı ayrımcılık, Avrupa'nın ortak
değerleriyle bağdaştırılamaz" dedi.
Schröder, MÜ
Rektörlük Binası'nda yaptığı konuşmada,
Kıbrıs sorununa da değinerek, geçen yıl Kıbrıs
sorununda Türkiye'nin yapıcı politikasına rağmen çözüme
varılamamış olmasından duyduğu üzüntüyü ifade etti.
Türkiye'de bu
nedenle yaşanan hayal kırıklığını da
anlayışla karşıladığını dile getiren
Schröder, şunları kaydetti:
"Fakat
ben, Sayın Başbakan'la bu konuda mutabık kaldım. Şu
anda Kuzey Kıbrıs'a adil davranmak gerektiği sonucuna
vardık. Çünkü Kofi Annan'ın planına olumlu bir tutum içindeydi.
Şu anlamda adil olunması gerekir, AB'nin vaat ettiği finans
yardımlarının gerçekten verilmesi önemli.
Almanya bu
konuda Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik gelişmesine katkıda
bulunmak için elinden geleni yapacaktır. Aynı zamanda BM nezdinde
Ada'nın yeniden birleşmesi için yeni bir girişimin
başlatılması gerekir. Bu strateji konusunda Sayın
Başbakan'la mutabıkız. İkimiz de bu konuda adil bir çözümün
bulunacağı ümidimizden vazgeçmeyeceğiz."
KIBRIS 05/05/05
İskân sorununa artık bir çözüm bulun
Larnaka göçmeni
Ayşe Subaşı, devlet tarafından güneydeki mallarına
eşdeğer karşılığı tahsis edilen dükkândan
atılma tehlikesi ile karşı karşıya Subaşı,
"herkesi kucaklayacağı" taahhüdünde bulunan
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a çağrıda bulundu:
İskân
sorununa artık bir çözüm bulun
MÜLKİYET
KONUSU ARAP SAÇINA DÖNDÜ... Annan planının, adada iki toplum
tarafından eş zamanlı olarak kabul edilmemesinin ardından
çözümsüz kalan ve her geçen gün daha karmaşık bir hâl alan mülkiyet
sorunu, sadece kuzeyde malı olan ve mallarını kullanamayan
Kıbrıslı Rumları değil, aynı zamanda 1974'ten
sonra göçmen düşen ve güneydeki mallarını kullanamayan bazı
Kıbrıslı Türkleri de mağdur durumda bırakıyor
EŞDEĞER
MALINDAN ÇIKARILMAK İSTENİYOR ... 1975 yılında Larnaka'dan
göçmen düşen 31 yıldan beri Alsancak'ta ikamet eden Ayşe
Subaşı, güneydeki mallarına eş değer olarak Alsancak
Belediyesi'ne ait binada kendisine tahsis edilen dükkânın
mağduriyetinin karşılanmadan elinden alınması
tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor
Birleşmiş
Milletler (BM) çözüm planının, Annan planının, adada iki
toplum tarafından eş zamanlı olarak kabul edilmemesinin
ardından çözümsüz kalan ve her geçen gün daha karmaşık bir hâl
alan mülkiyet sorunu, sadece kuzeyde malı olan ve mallarını
kullanamayan Kıbrıslı Rumları değil, aynı zamanda
1974'ten sonra göçmen düşen ve güneydeki mallarını kullanamayan
bazı Kıbrıslı Türkleri de mağdur durumda
bırakıyor.
1975
yılında Larnaka'dan göçmen düşmesinin ardından Alsancak'ta
ikâmet etmekte olan Ayşe Subaşı,
güneydeki
mallarına eş değer olarak İskân ve Rehabilitasyon Dairesi
tarafından 31 yıldan beri kendisine tahsis edilen dükkândan
atılma tehlikesiyle karşı karşıya...
31 yıl
boyunca kendi adına tahsis edilen Subaşı Pastanesi adlı
dükkâna ilişkin önceki Alsancak belediyeleri döneminde herhangi bir sorun
ile karşı karşıya kalmayan Ayşe Subaşı,
Yücel Atakara'nın başkanlık ettiği Alsancak Belediyesi
döneminde dükkândan bir oldu bittiye getirilerek atılma noktasına
geldi.
Alsancak
Belediyesi'nin Subaşı'na söz konusu dükkânı
boşaltmasıyla ilgili bir belge tebliğ etmesinin ardından
belediyeye karşı dava açan Ayşe Subaşı, mahkeme
tarafından karar alınmadan belediye tarafınca dükkânına
izinsizce girilerek, içerisindeki eşyaların alınması
durumuyla ile karşı karşıya kaldı.
Olay
karşısında hayretler içerisinde kalan Subaşı, söz
konusu olayı polise ve ilgili mercilere bildirdi. Subaşı,
"Herkesi kucaklayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı
Talat'a seslenmek istiyorum" diyerek, 31 yıldır Larnaka'dan
göçmen düşmesiyle başlayan iskân sıkıntısına bir
çözüm bulunulması için çağrıda bulundu.
Subaşı,
"Sağlığımdan oldum. Sıkıntısız bir
günüm geçmiyor. Evimde kapımı açamaz oldum. Bir gün evime gelip,
güneydeki mallarıma eşdeğer karşılığı
bana tahsis edilen bu evden de çıkaracaklarından korkuyorum. Huzurum
kalmadı. Güneyde birçok malım var, ancak burada uzun zamandır bu
sorunla uğraşıyorum. Yetkililere çağrıda bulunuyorum;
lütfen bu sorunuma artık bir çözüm bulun" dedi.
"Dükkânıma
izinsizce girdiler"
Eşi Hasan
Derviş'i 28 yıl önce iskânla ilgili sorunlardan dolayı kaybeden
Ayşe Subaşı, 3 buçuk yıl önce de kızını
kaybetmesinin ardından devletten aldığı 400 YTL
maaşla, hem kendi hayatını, hem de kızının öksüz
kalmış iki çocuğunu geçindirmeye çalışıyor.
1974'ten önce
Larnaka'da pastane ve düğün salonu işletmecisi olan Ayşe
Subaşı, güneydeki mallarına
eşdeğer
olarak, İskan ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğü tarafından
Belediyeler Birliği'ne ait Alsancak'taki binanın zemin
katının kendine tahsis edildiğini ve bu binada Subaşı
Pastanesi'ni kısa bir süre öncesine kadar işletmekte olduğunu
anlattı.
Kendisine
tahsis edilen söz konusu binayla 31 yıl boyunca önceki Alsancak belediyelerinin
yönetiminde herhangi bir sorun yaşamadığını ifade eden
Subaşı, Yücel Atakara'nın Alsancak Belediye
Başkanlığı döneminde dükkânıyla ilgili ilk kez bir
sorunla karşılaştığına belirtti.
31
yıldır bu binadaki "Subaşı Pastanesi" adlı
dükkânını işletmeye çalıştığını,
kızını kaybetmesinin ardından
rahatsızlandığını ve pastanenin işletmesine
yaklaşık son 3 buçuk yıldır ara vermek durumunda
kaldığını anlatan Subaşı, yaklaşık
altı ay önce de Türkiye'de kalp rahatsızlığı nedeniyle
tedavi gördüğünü belirtti.
Yurtdışında
tedavi gördüğü esnada Alsancak Belediyesi'nden, bu yıl ekim
ayında, dükkânın Alsancak Belediyesi'ne devredilmesini öngören bir
yazı ibraz edildiğini belirten Ayşe Subaşı, bu durum
karşısında hayretler içinde kaldığını ifade
etti. Bu olayın ardından mahkemeye başvurduğunu ifade eden
Subaşı, olayın mahkemeye sevk edildiğini belirtti.
Olayın,
mahkemenin nihai kararı almasını beklenmeden, Alsancak
Belediyesi tarafınca bir oldu bittiye getirilmek istenildiğini ifade
eden Subaşı, dükkânın duvarının yıkılarak,
izinsizce içeriye girildiğini, içerisindeki eşyalarının
alındığını ve iç havlusuna bir jeneratör
yerleştirildiğini belirtti. Subaşı, yıkılan
dükkânının yıkılan duvarı yerine ise tahtadan bir
kapı yerleştirildiğini söyledi.
Bu olayı
tamamen bir rastlantı sonucu öğrendiğini ifade eden
Subaşı olayı şöyle anlattı:
"27 Nisan
Çarşamba günü yine dükkânımı kontrol etmeye gittiğim zaman
dükkânının içindeki eşyaların alınmış
olunduğunu fark ettim. Dükkânının içine girince
karşılaştığım manzara karşısında
hayretler içinde kaldım. İç avludaki duvarın
yıkılarak, dükkânın içindeki masaların ve sandalyelerin
alındığını, tuvaletlerin söküldüğünü ve
ayrıca iç havlu içerisine bir de jeneratör yerleştirildiğini ve
yıkılan duvarın yerine bir tahta kapı konulduğunu
gördüm."
Alsancak
Belediyesi'nin mahkeme kararını ve davanın
sonuçlanmasını beklemeden yasa dışı hareket etmesinin
kabul edilemez olduğunu ifade eden Ayşe Subaşı, "31
yıldır bu dükkân bana tahsis edildi. Benim dükkânımı
yıkıp, içinde olan her şeyi alıp gitmeleri doğru
değil. Bunu yapmamaları lazımdı" diye konuştu.
Söz konusu
durumu polise bildirdiğini ifade eden Subaşı, polisin olayla
ilgili soruşturma başlattığını kaydetti. Olayla
ilgili İskân Dairesi'ne de başvurduklarını da anlatan
Subaşı, İskan Dairesi'nin, "kendisine dükkânını
boşaltmadan yeni bir yer tahsil edilmesi gerektiğini"
söylediğini belirtti.
Mahkemenin
dükkânın boşaltılmasıyla ilgili kararı almasına
kadar olan sürede dükkânının eski şekline getirilmesi için ara
emir alınması talebinde bulunduklarını ifade eden
Subaşı, kendi izni alınmadan dükkânında
yapılanların düzeltilmesi gerektiğini, bunun yasal
olmadığını kaydetti.
Subaşı,
tüm vatandaşları kucaklayacağını ifade eden
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a ve diğer tüm yetkililere
seslenerek, Larnaka'dan göçmen düşmesi sonrasında güneyde
bıraktığı malları dolayısıyla kuzeyde
çektiği sıkıntılara bir son verilmesi için gerekli
önlemlerin alınması talebinde bulundu.
İskân
Bakanı: Dükkân,
Subaşı'na
tahsis edildi
Ayşe
Subaşı, söz konusu dükkânın kendisi adına tahsis
edildiğini gösteren İçişleri Bakanlığı İskân
ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğü Girne Şubesi'nin 18.04.1996
tarihli belgesindeki kararı KIBRIS'a aktardı. Söz konusu belgede
"Aslancak Belediyesi'ne ait binanın zemin kat dükkânının,
1975 Larnaka göçmeni Hasan Derviş (eşi Aysel Subaşı)
adına tahsis edildiği" ifade ediliyor. Kararda ayrıca bu
parsel ile içinde bulunan apartman tipi bina tapu kayıtlarında
belediye birliği adına koçanlı olması nedeni ile tahsis
sahibi adına işlem yapılmadığı da kaydedildi.
"Söz
konusu binanın belediyenin
kullanıma
verilmesi öngörülüyor"
Alsancak
Belediye Başkanı Yücel Atakara'nın
başkanlığında 5 Ağustos 2003 tarihinde yapılan
belediye meclisi toplantısında Alsancak belediye binasındaki
dükkânlar hakkında alınan kararlarda, Ayşe
Subaşı'nın tahsisindeki dükkânın Alsancak Belediyesi'ne
verilmesi ve Subaşı'na da başka bir dükkânın tahsis
edilmesine yardımcı olunması belirtiliyor.
5 Ağustos
2003 tarihinde yapılan belediye meclisi toplantısının
tutanağında aynen şu ifadelere yer verildi:
"Madde 2.
Alsancak Belediye binasının zemin katındaki pastane olarak
Ayşe Subaşı'nın kullanımında dükkânın kamu
menfaati göz önüne alınarak
a)ilgili
dükkânın belediye mülkiyetine geçirilmesi
b)dükkân
kullanımında bulundurulan kişiye İçişleri ve
İskan Bakanlığı tarafından dükkâna karşı
başka bir kaynak verilmesi için yardımcı olunması
(kendisinin tespit edeceği ve/veya ilgili bakanlığın uygun
göreceği bir kaynak ile tahsis edilmesi)
KIBRIS 05/05/05
Avrupa Konseyi, müzakerelerin başlamasını istiyor
KONSEYDEN
DESTEK... Avrupa Konseyi'nin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması
amacıyla BM tarafından başlatılması muhtemel bir
girişime, yeşil ışık yakması bekleniyor. Avrupa
Konseyi'ni, "Çok önemli bir platform" olarak nitelendiren
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin bu
platformda varolmasının, büyük bir olay olduğuna dikkat çekti
KIBRIS
TÜRKÜ'NÜN YENİ VİZYONU ANLATILACAK...Cumhurbaşkanı Talat,
Kıbrıs Türkü'nün yeni vizyonunun dünyaya
anlatılacağına, böylece halkı kısıtlayan ve
dışlayan unsurlarından kurtularak, yeni bir uluslararası
hukukun yaratılacağına işaret etti
Emine DAVUT
YİTMEN
Avrupa
Konseyi'nin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla
müzakerelerin, Annan planı temelinde başlatılmasına
sıcak baktığı bildirildi.
CTP
milletvekili Özdil Nami, Lüksembourg'da yapılan temaslar
sırasında, Avrupa Konseyi'nin, önümüzdeki dönemlerde, BM'nin bu
konuda girişim başlatması beklentisi içinde olduğunu
söyledi. Nami, söz konusu girişimin, konsey tarafından
destekleneceği izlenimi de elde ettiklerini anlattı.
CTP
milletvekili Özdil Nami ile UBP milletvekili Hüseyin Özgürgün, dün sabah
saatlerinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ziyaret ederek,
gözlemci statüsünde katıldıkları Avrupa Konseyi Parlamenterler
Asamblesi (AKPM) genel kurulu toplantısı ve diğer temasları
hakkında bilgi verdi.
Lüksembourg'daki
temaslar sırasında, Kıbrıs konusunda yaşanan son
gelişmeler ve önümüzdeki dönemlerde atılabilecek adımlarla
ilgili fikir alışverişinde bulunduklarını dile getiren
Nami, " Avrupa Konseyi'nde, bizim için olumlu bir ortam
oluştuğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geçen yıl alınan
karar ışığında, asamblenin tüm
çalışmalarına fiili katılımımızın
sağlanmasına başlandı" dedi.
Lüksembourg
izolasyonların kaldırılması
yönündeki
kararların hayata geçirilmesini istiyor
CTP
milletvekili Özdil Nami, AB'nin dönem başkanı Lüksembourg
Başbakanı Jean Juncker'in, AKPM Genel Kurul oturumunda konuşma
yaptığını hatırlatarak, KKTC'ye yönelik
izolasyonların kaldırılması ile ilgili soru yöneltme
fırsatı bulduklarından söz etti.
Naim,
Lüksembourg Başbakanı Juncker'in izolasyonların
kaldırılması yönündeki soruya, AB'nin Kıbrıslı
Türkler için almış olduğu kararlar bulunduğu ve Lüksembourg
olarak, bunların hayata geçirilmesi gerektiği yanıtını
verdiğini söyledi.
Naim,
Juncker'in yanıtında, "İtiraf etmemiz lazım ki,
bunları (alınan kararları) hayata geçirmek oldukça zor
görünüyor. Ancak, bu konudan vazgeçmiş değiliz. Tüm zorluklara
rağmen, çalışmalarımıza ve diplomatik
girişimlerimize devam ediyoruz. Bunların daha kolay hayata geçmesi
için adadaki her iki tarafta diyalogun oluşması gerektiği
inancındayız" ifadelerini de kullandığını
aktardı.
Cumhurbaşkanı
Talat: "Avrupa Konseyi'nin tavrı,
Kıbrıs
Türk halkının iradesinin bir sonucudur"
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının büyük bir devinim
sonucunda ortaya koyduğu iradenin, Avrupa Konseyi'nde
Kıbrıslı Türklerin sesinin işitilmesine olanak
sağladığını söyledi.
Avrupa
Konseyi'ni, "Çok önemli bir platform" olarak nitelendiren
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin bu platformda
varolmasının, büyük bir olay olduğuna dikkat çekti..
"Kıbrıslı
Türklerin burada konuşabilmesi, soru sorabilmesi Kıbrıs Türk
halkının iradesinin bir sonucudur" diyen
cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türk halkının
barış istediğini ve bunu referandumda sözden gerçeğe
dönüştürdüğünü kaydetti.
Bugün yürütülen
politikanın, dünyanın genel anlayışı ve
çağdaş batılı ülkelerin inancı doğrultusunda
olduğunu aktaran Talat, "Önümüzdeki günlerde, bu yöndeki politik
çalışmalarımızı, çeşitli platformlarda
sürdürmemiz gerekiyor. Bunun hazırlıklarını,
cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, burada da yapmaya
başladık. Kıbrıs Türkü'nün yeni vizyonunu, dünyaya anlatmak
durumundayız. Bu yeni vizyonu, dünyaya anlattıkça da
uluslararası hukukun, bizi kısıtlayan ve bir anlamda
dışlayan unsurlarından yavaş yavaş kurtulma ve yeni
bir Kıbrıs'ı kucaklayan, yeni bir uluslararası hukuk
yaratma yolunda adımlar atmış olacağız" dedi.
Son dönemlerde,
Rum yönetimi tarafından, Kıbrıslı Türk ve yabancılara
açılan mülkiyet davaları yönündeki bir soruyu da yanıtlayan
Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetiminin konuyla ilgili faaliyetlerinin
daha detaylı olarak inceleneceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı
Talat, mülkiyetle ilgili konuda, bazen olumsuz bir gelişmenin, olumluya
dönüştürülmesi gibi bir çalışmanın gerekli olduğunu
vurgulayarak, bu konunun, Kıbrıs sorunun bir parçası
olduğunu, Kıbrıs sorunu çözülmeden mülkiyet sorununun
çözülemeyeceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı
sözlerine şöyle devam etti:
"Son
davalar bunu daha da dikkate getirmiştir. Kıbrıs sorunun bir
parçası olan mülkiyet sorununu, tartışmalı hukuk yoluyla
çözmek mümkün değil. Sadece İngilizlere değil,
Kıbrıslı Türklere de davalar açıldı. Bu,
Kıbrıslı Türklerin izole edilmesini daha da artıracak bir
girişimdir. Bu girişimin devam etmesi halinde, AB, dünya ve BM'nin
hedeflerinin şaşması durumu ortaya çıkacak... Diğer
bir husus, oteller ve diğerlerine yapılan
saldırılardır. Bu saldırılar, yıllardır
devam eden bir çabadır. Anlaşılan, Rum yönetimi topyekün bir
saldırıya geçmiştir. Bunu da göğüsleyebilecek potansiyele
sahibiz. Dünya ve Avrupa bizi anlıyor. O nedenle geçici zorluklarla
karşılaşsak bile, bu sorunların ve
sıkıntıların üstesinden gelebilecek
yatırımı, Kıbrıs Türk halkı yapmıştır.
Bu nedenle otellerimize ve ekonomimize yönelik yapılan tüm bu çabalar
boşunadır. Bir sonuca götürmeyecektir.
Cumhurbaşkanlığı ve hükümet olarak, konuyla ilgili
değerlendirmeler yapıyoruz ve bunun sonuçlarını da
adım adım uygulayacağız. Halkımız müsterih olsun.
Dünyanın, bu halka yaklaşımı olumsuz olmayacaktır.
Bunun organizasyonunu da biz yapacağız."
KIBRIS 05/05/05
Rum mallarına sahip kişiler, Rum hükümetine karşı
harakete geçiyor
ORTAK YASAL
MÜCADELE BAŞLATILACAK Kıbrıslı Türk, Avrupalı ve Amerikalı
avukatlardan oluşan bir grup avukat, Rum mahkemelerinin son zamanlarda
şahıslar veya şirketler aleyhine getirilen davalarla ilgili
olarak araştırmalar yaparak, çözümü Kıbrıs Rum hükümetine
karşı ortak yasal bir mücadele başlatmakta buldu
Anıl
IŞIK
Kıbrıslı
Rumların, son zamanlarda kuzeydeki malları üzerinde kullanım
bedeli ve tazminat talep etmek amacıyla art arda açtıkları
davalar, kuzeyde Rum mallarına sahip olan kişiler, özellikle Avrupa
Birliği (AB) vatandaşı olan yabancılar arasında büyük
rahatsızlık ve huzursuzluğa yol açtı.
Türkiye
aleyhine açılan ve Türkiye'nin tazminat ödeme mahkum edildiği
"Loizidu Davası"ndan çok daha önemli ve olumsuz sonuçlar
doğurması söz konusu olan Orams davası başta olmak üzere,
Rum mahkemelerinde açılan birçok dava son zamanlarda Kıbrıs Türk
kamuoyu ve basının ana gündem maddesi haline geldi.
Kuzeyde Rum
malına sahip olan kişiler, özellike de AB vatandaşı olan
yabancılar, Kıbrıslı Rumların kuzeydeki malları
üzerinde kullanım ve tazminat hakkı idda etikleri davalara dur demek
için harekete geçti.
Kıbrıslı
Türk, Avrupalı ve Amerikalı avukatlardan oluşan bir grup avukat,
Rum mahkemelerinin şahıslar veya şirketler aleyhine getirilen
davalar hakkında ne yapabilecekleriyle ilgili olarak
araştırmalar yaparak, çözümü EUPRO adlı Londra'daki bir avukat
ekibi aracılığıyla Kıbrıslı Rumlara
karşı ortak yasal mücadele başlatma kararı almada buldu.
Bu konuyla
ilgili bilgi vermek ve Rum hükümetine karşı başlatılacak
olan mücadeleye destek çağrısında bulunmak amacıyla dün
akşam Girne'de The Colony Otel'de saat 19.00'da basın
toplantısı gerçekleştirildi.
Kıbrıslı
Rum gazetecilere kapalı olarak yapılan basın
toplantısında, Kıbrıslı Türk avukat Talat Kürşat,
Amerikalı Shelley White ve İngiliz Donald Crawford, Kıbrıs
Rum hükümetine karşı mücadele verecek, Londra'da bulunan avukat ekibi
olan "EUPRO" hakkında, Kıbrıslı Türklere ve
çoğunlukla İngilizlerin oluşturduğu yabancı
katılımcılara bilgi verdi. İngilizce dilinde yapılan
basın toplantısındaki konuşmalar Türkçe'ye tercüme edildi.
EUPRO
hakkında bilgi verilmesinin ardından katılımcılardan,
EUPRO'nun Rum hükümetine karşı yasal mücadele başlatması ve
bunun propogandasının yapılması için 1 milyon sterlin
toplanmasının hedeflendiği ifade edilerek,
katılımcılardan mali destekte bulunması istendi. Bu
çağrının ardından salonda bulunan bazı
katılımcılar, EUPRO için bazı rakamlar telafuz etti.
Söz konusu
toplantının devamının gelecek hafta Çarşamba günü
yapılacağını ve toplantıya Başbakan Ferdi Sabit
Soyer'in de katılmasının beklendiği ifade edildi.
White: Birlikte
hareket etmeliyiz
Basın
toplantısında ana konuşmacı olarak söze başlayan
Shelley White, 24 Nisan'daki referandumda Rum hükümetinin, Rum toplumuna
kuzeydeki mülklerini geri alacağı taahüdünde bulunarak, Annan
Planı'nın reddedilemsini sağladığını
söyeldi. White, bu çerçevede Rum hükümetinin adımlar atmaya başladığını
ifade etti.
Katılımcılara,
şu an karşı karşıya oldukları tehlike
hakkında bilgi veren White, "Kıbrıs Rum hükümeti
tarafından evlerimize, geçim kaynaklarımıza ekonomik var
oluşumuza ve ekonomik geleceğimize koordineli top yekün bir
savaş başlatılmıştır" dedi.
Kıbrıs
Türk toplumunun süregelen ekonomik ambargolarla maruz kaldığına
işaret eden White, Rum mahkemelerinde yabancıları mal
almamaları hususunda yasal yollardan tehdit ederek, kuzeye dış
yatırımın ve kuzeyin ekonomik kalkınmasının
engellenmeye çalışıldığını iddia etti.
Orams
davası, Unwin Emlak şirket sahibi için Avrupa'da çıkarılan
tutuklama emrine, Kıbrıslı Türk rRestoran sahiplerine
açılan davaya, Londra ulaştırma araçlarında
tanıtım amaçlı KKTC reklamlarımın yasaklanmasına,
.
Huddersfield futbol
takımına kuzeyde maç yapma izni verilmemesine işaret eden White,
bu tehlikelerin ileride otelleri, gazinoları, emlakçıları ve
bankaları da hedef alabileceğini ifade etti. White, kuzey-güney
geçiş noktalarında veya hava alanlarında tutuklanma tehlikesinin
söz konusu olabileceğine de dikkat çekti.
Karşı
karşıya bulunulan tehlike hakkında bilgi veren White,
ardından bu tehlikeye, Londra'da bulunan Kuzey Kıbrıs'taki
olaylar hakkında iyi tecrübesi bulunan İngiliz avukatlardan
oluşan EUPRO aracılığıyla, Rum hükümetine
karşı başlatılacak yasal mücadele hakkında bilgi
aktardı ve katılımcıların EUPRO'nun harekete
geçirilebilmesi için mali destekte bulunulması çağrısında
bulundu.
EUPRO'nun,
Londra'da bulunan Kuzey Kıbrıs'taki olaylar hakkında iyi
tecrübesi bulunan çok ünlü İngiliz avukatlardan (Sir Elihu Lauterpacth,
Daniel Bethlehem, Alexander Layton, Michael J. Beloff) oluştuğunu ve
bu avukatların, Rum hükümetinin bireysel kişilere karşı
açtığı davaların savunmasını yapabileceğini
söyledi.
Rum hükümetine
karşı mücadelede bir savaş planı ve bütçe
hazırlanması gerektiğine işaret eden White,
1 Milyon
sterlinlik bir fon oluşturmayı amaçladıklarını
kaydetti.
White, "Bu
fonla donatılmış ve Londra'da güçlü bir hukuk firmasıyla
güneyle kendi seçtiği oyunu ile savaşacağız. Bu
savaşı İngiltere mahkemelerine, Avrupa Parlamentosuna (AP),
Avrupa Komisyonuna ve gereken her türlü uluslararası formlara
taşıyacağız ve kazanacağız" diye
konuştu.
Bu formu
basına da taşıyacaklarını belirten White, lobicilik ve
güneyle yasal mücadelemizi anlatmak suretiyle,
kazanımlarımızı Rum propagandasını alt etmek için
kullanacağız" dedi.
Rum hükümetinin
açtığı davalara karşı bireysel hareket etmenin zaman,
para, emek kaybettireceğini, tüm yasal tehditler temelde yasal olarak
ortak baza oturmakta olduğunu ifade eden White,
katılımcılara, EUPRO çatısı altında birlikte
hareket etme çağrısında bulundu.
Yeni bir devlet
olan KKTC'nin gayretlerinin yeterli olmadığını bu nedenle
profesyonel avukatlarla işbirliği içinde hareket edilmesi
gerektiğini vurgulayan White, bireysel olarak değil EUPRO ile
işbirliği içinde İngiltere ve AB mahkemelerinde Rumların
taarruzunu önlemek için gerekli argümanların hazırlanabileceğini
söyledi.
Crawford: Bu
savaşı kazanacağız
Toplantıdaki
diğer bir konuşmacı olan Donald Crawford, Rum hükümetine
karşı açılacak olan "bu savaş, Kıbrıs'ta
değil, yurtdışında gerçekleşecek, Brüksel'de,
Washington'da ve diğer AB ülkelerinde Bu savaşta
kazanmalıyız. Orams Davası'nı devraldık. Londra'da
KKTC reklamlarının yasaklanması konusunda da yere kan
dökülünceye kadar savaşacağız ve bu savaşı
kazanacağız" diye konuştu.
"Rumların
savaşına karşı sadece savunma yapılması yeterli
değildir, atağa geçmeliyiz. Biz de onlara vurmalıyız.
Avrupa Birliği'nde bu konuda yasalar var. Bunları
kullanacağız ve kazanacağız" diyen Crawford
konuşmasından dolayı salonda büyük alkış topladı.
Kürşat:
İngiltere, kamu
politikasını
göz önünde tutacak
Bir tek
davayı kazandığımızda başka dava gelmeyecek
ümidiyle söz konusu kararı aldıklarını ifade eden
Kürşat, EUPRO'daki avukatlar tarafından Orams Davası'nın
ele alınacağını ve bu davanın savunmasına çok iyi
hazırlanılarak, davanın hazırlanılmasının
hedefleneceğini belirterek, "bu davayı kazanmalıyız ve
kazanacağımıza inanıyoruz" dedi.
1987
yılında benzer bir davanın açıldığını
anımsatan Kürşat, kuzeydeki iki oteldeki tasarrufların yasal
olmadığı gerekçesiyle açılan davanın
İngiltere'nin kamu politikasına aykırı olduğu
gerekçesiyle reddedildiğini söyledi. Kürşat, "O günden bugüne
şartlar Kıbrıslı Türklerin lehine gelişti. Kuzeyde
birçok İngiliz vatandaşı yaşamakta" diyerek, Orams
davasında daha önceki karara benzer bir karar alınabileceğini
vurguladı.
KIBRIS 05/05/05
Denktaş: Tebliğleri kabul etmeyin, siz de dava açın
Eski
Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, Rumların mallarını
almak için mahkemeye başvurması sonrası gündeme gelen
tebliğlere "bilinçli direniş" gösterilmesini istedi
Denktaş:
Tebliğleri kabul etmeyin, siz de dava açın
KKTC'de eski
Rum tapulu mal tutan Türklere yönelik Rumlar tarafından dava
açılmasına KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan
da tepki geldi.
Rumların
Türklere yönelik mülkiyet davalarının, "adada Türklerin
azınlık haline getirilmesine yönelik genel politikanın
parçası" olduğunu söyleyen Denktaş, "Buna
karşı bilinçli direniş esastır. Dava tebliğleri kabul
edilmemeli ve Güney'de mal bırakan Türkler de hükümetin izniyle Rum
mahkemelerinde dava açmalı" dedi.
Denktaş
TAK muhabirine yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi'nin
planlı bir şekilde Akritas planını uygulamaya devam
ettiğini söyledi ve mülkiyetle ilgili son zamanlarda yoğunlaşan
girişimlerin Türkleri azınlık durumuna düşürme
politikasının parçası olduğunu anlattı.
Önce
yabancıları, ardından Kıbrıslı Türkleri dava
yoluyla tehdit eden Rumların bu yolla saldırılardan vazgeçme
niyetinde olmadıklarını gösterdiklerini söyleyen Denktaş,
"Bu saldırılar karşısında bilinçli direniş
esastır. Yegâne yıkılmaz savunma kalesinin KKTC ve
halkımızın egemenliği olduğunu bilerek hareket etmek
gerekir" dedi.
Biz de dava
açalım
Rumların
bu saldırıları karşısında Güney'de mal
bırakan Türklerin de devletten izin alarak Rum mahkemelerinde dava
açması gerektiğini söyleyen Denktaş, buna ek olarak
Rumların uygulamalarından zarar gören şehit aileleri ve malul
gaziler ile ekonomik açıdan kayba uğrayanların da harekete
geçmesi gerektiğini söyledi.
Tapu
haritası değişti, çözüm için siyasi karar...
Rum
tarafından gelecek dava tebliğlerinin kabul edilmemesi
gerektiğini söyleyen Denktaş, özetle şunları kaydetti:
"Rum
barosu başkanının da söylediği gibi, siyasi kararla ve
topyekûn halledilecek bir meseledir. Kuzeyin tapu haritası tamamen
değişmiştir. Güneyde Türk malları talan edildi, gasp
edildi. Karmakarışık bir problem ortaya çıktı.
Bunları 40 yıllık siyasi fırtına
yaşanmamış, nüfus mübadelesi yapılmamış ve her
şey yerli yerindeymiş gibi ele almakla bir yere varılamaz. Bu
yaklaşım bizi yeni kavgalara götürür. Uzlaşma
kapılarını tamamen kapatır. Mal-mülk meselesinin global bir
şekilde halledilmesi için her iki tarafın yaşanan gerçekleri
düşünerek gerçekçi hareket etmesi gerekir."
Denktaş,
yaşanan gelişmeler nedeniyle halkın moralini bozmaması
gerektiğini de söyledi ve "Haklıyız, bu haklı davada
gerilemeyeceğiz" diye konuştu.
KIBRIS 05/05/05
İKÖ'den "Kuzey Kıbrıs'la ilişkileri
geliştirin" çağrısı
32'inci
İKÖ Dışişleri Bakanları Konferansı'na
hazırlık toplantısında Kıbrıslı Türklere
destek
İKÖ'den
"Kuzey Kıbrıs'la ilişkileri geliştirin"
çağrısı
CEMAAT
DEĞİL DEVLET... İKÖ Genel Sekreter Yardımlarından
Kamal-Al Momani, İslam ülkelerini "Kıbrıs Türk
Devleti" ile ilişkilerini her alanda geliştirmeye
çağırdı. Momani, Kıbrıs Türkleri'nin artık
İKÖ'de cemaat olarak değil "Kıbrıs Türk Devleti"
olarak temsil edileceğini anımsattı
32'inci
İKÖ Dışişleri Bakanları Konferansı'na
hazırlık toplantısı Yemen'in başkenti Sanaa'da
yapıldı.
Toplantıya
katılan KKTC diplomatlarının bildirdiğine göre,
Kıbrıs konusunda bir karar tasarısının
hazırlandığı toplantıda konuşan İKÖ Genel
Sekreter Yardımlarından Kamal-Al Momani, İslam ülkelerini
"Kıbrıs Türk Devleti" ile ilişkilerini her alanda
geliştirmeye çağırdı.
Momani,
Kıbrıs Türkleri'nin artık İKÖ'de cemaat olarak değil
"Kıbrıs Türk Devleti" olarak temsil edileceğini
anımsatarak, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın, İKÖ
Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu ile yararlı bir
görüşme yaptığını vurguladı.
Toplantıda,
KKTC'yi Dışişleri Bakanlığı Siyasi
İşler ve Enformasyon Müdürü Ahmet Erdengiz ve İkinci Sekreter
Ali Tuncay temsil etti.
Karar
tasarısı
İKÖ
Dışişleri Bakanları Konferansı'nda görüşülecek
Kıbrıs ile ilgili karar tasarısı da hazırlandı.
Kararda İstanbul'da geçtiğimiz yılki toplantıda alınan
karara atıfta bulunularak Kıbrıs Türkü'nün İKÖ'de
"Kıbrıs Türk Devleti" olarak temsil edileceği
yineleniyor.
Tasarıda,
"Kıbrıs Türk Müslüman Halkı'nın haklı
mücadelesine tam destek verildiği" belirtiliyor. Tasarıda, BM
Genel Sekreteri'nin sorunun çözümü yönünde gösterdiği çabalar
selamlanıyor. Rum tarafının silahlanmasına da dikkat
çekilen tasarıda, bunun ada ve bölge için tehdit oluşturduğu
vurgulanıyor.
KIBRIS 05/05/05
ABD'den Kıbrıs Rum yönetimine baskı
6 Mayıs, 2005 03:45:00 (TSİ) CNN TURK
Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kıbrıs
üzerindeki baskısını artırıyor. ABD yönetimi, Rum
lider Tasos Papadopulos'dan, Annan Planı'nda yapılmasını
istediği değişiklikleri bildirmesini resmen istedi.
Ankara'dan
sonra, Atina ve Kıbrıs'ı ziyaret eden ABD
Dışişleri Bakan Yardımcısı Laura Kennedy,
tarafların, özellikle de Rumların planda yapılmasını
istedikleri değişiklikleri Birleşmiş Milletler'e
bildirmelerini talep etti.
Papadopulos, Kennedy ile görüşmesi öncesi, 'Reuters' haber ajansına
verdiği demeçte, Ada'da birleşmenin ana koşulunun Türk askerinin
çekilmesi olduğunu savunmuştu.
"Veto
kullanmaya niyetli değiliz"
Rum lider, Ada'da nihai bir anlaşmanın, Türkiye'nin Avrupa
Birliği ile müzarekelere başlayacağı 3 ekimden önce mümkün
olmayacağını belirtti, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine
getirmesi halinde veto kullanmaya niyetli olmadıklarını söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ise, "Papadopulos hayal görüyor. Uzlaşmaz tutumunu
sürdüreceğine, Birleşmiş Milletler'in istediği listeyi
versin" dedi.
Önerilerini Kofi Annana bildir
|
Yorgo KIRBAKİ / ATİNA Birleşmiş Milletlerden sonra ABD de resmen Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulosdan Annan çözüm planında yapılmasını istediği değişiklikleri yazılı olarak bildirmesini bizzat istedi. Ankaradan
sonra Atina ve Kıbrısı ziyaret eden ABD
Dışişleri Bakan Yardımcısı Laura Kennedy,
Papadopulos ile görüşmesinden sonra yaptığı
açıklamada Rum yönetiminin Annan planında yapılmasını
istedikleri değişiklikleri BMye bildirmelerini istedi. ABDli
yetkili, bunun müzekerelerin yeniden başlayabilmesi için gerçekçi bir
yaklaşım olabileceğini söyledi. Yunanistan
Dışişleri Bakanlığı ise, Kennedynin
Kıbrıs konusunda yeni bir öneri getirmediğini, sadece
nabız ölçtüğünü açıkladı. Annan planında
istediği değişiklikleri yazılı olarak BMye
bildirmeyi reddeden Papadopulos, Atinanın da desteklediği
şartlarının önce BM tarafından kabul edilmesini şart
koşuyor. |
|
|
HURRIYET 06/05/2005
Papadopulos hayal görmesin
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, dün Reuters ajansına yaptığı açıklamada, Türkiyenin jest olarak adadan tüm askerlerini çekmesi gerektiğini belirterek, AB ile tam üyelik görüşmelerinin başlayacağı 3 Ekim tarihine kadar da Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını beklemediğini söyledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Türk askerinin çekilmesi konusunda Papadopulos hayal görmesin. Bu 1974 öncesine dönelim talebidir ve Kıbrıs gerçeğinden uzaktır. Biz 3 Ekime kadar görüşmelere başlamaya ve çözüme hazırız dedi.
HURRIYET 06/05/2005
Rumların mahkeme celpnamelerini almayın
|
Toplumsal
Dayanışma ve Uzlaşı Hareketi Başkanı Faik
Kasapoğlu vatandaşları uyardı: Rumların
mahkemecelpnamelerini almayın MAHKUMİYETİNİZ
HAZIR... Kasapoğlu: Mahkumiyet kararınız Rum hakimlerin
ceplerinde hazırdır. Ne kadar çırpınırsanız
çırpının kuzeydeki malınız gittiği gibi güneydeki
mal varlığınız da Rumlara ödenecek tazminat hanesine
yazılacak Toplumsal
Dayanışma ve Uzlaşı Hareketi, Rum'la birinci derecede
muhatap olması gereken KKTC devleti olduğuna işaret ederek
halka mahkeme celpnamelerini kesinlikle almama ve mahkemeye çıkmama
çağrısında bulundu. Çağrıda
"Çünkü mahkumiyet kararınız Rum hakimlerin ceplerinde
hazırdır. Ne kadar çırpınırsanız
çırpının kuzeydeki malınız gittiği gibi
güneydeki mal varlığınız da Rumlar'a ödenecek tazminat
hanesine yazılacak" dedi. Faik
Kasapoğlu, Toplumsal Dayanışma ve Uzlaşı Hareketi
adına yapığı açıklamada şartlı
ispat-ı vücudun Rum yönetimini resmen tanımak ve
Kıbrıs'ın tek hakimi ve sahibi konumuna getirmek anlamına
geleceğini söyledi. Türkler'in de Rum yönetimine karşı
güneydeki mallarımız için dava açma fikri, yine Rumlar'ın
istediği ve beklediği bir yanlış olacağını
kaydeden Kasapoğlu, "Güzelyurtlu cinayeti
zanlılarını Rum'u tanırız bahanesiyle Rum
mahkemelerine göndermeyenler, nasıl olur da günahsız ve suçsuz
insanlarımızın Rum mahkemelerinde yargılanmalarına
zemin hazırlar ve tavsiyede bulunur?" dedi Kasapoğlu
açıklamasında ayrıca cumhurbaşkanı ile hükümete
halka sahip çıkma ve Rum mahkemelerinde süründürmeme
çağrısında bulundu. ITEM yasası gereğine güneydeki
Türk mallarını zimmetine geçiren devletin, hukuken Rum'la birinci
derecede muhatap olması gerektiğine işaret eden
Kasapoğlu, şöyle devam etti: "Talebimiz
kuzeydeki Rum mallarını derhal ve hemen şimdi istimlak ederek
halkımızı rahatlatmanızdır. Rum yönetimiyle muhatap
olma sorumluluğundan kaçamazsanız çünkü bu sorumluluk size
halkımızın tertemiz oylarıyla verilmiştir" |
KIBRIS 06/05/05
Gövde gösterisi
Kıbrıs
Türkü'nün can ve mal güvenliğinin yeniden sağlanması için tüm
kesimler harekete geçti. Emniyet güçleri vatandaşın huzuru için
denetimlerini artırdı
Gövde gösterisi
9
KİŞİYE GÖZALTI Başkent Lefkoşa'da dün emniyet
güçlerince huzur operasyonu gerçekleştirildi. Baskınlarda, üzerinde
kimlik veya kendini ispatlayıcı belge bulundurmayan 9 kişi göz
altına alındı. Operasyona Narkotik Şube'den polis
memurları da katıldı ve narkotiğin uzman köpekleri
uyuşturucu aradı. Aramalarda uyuşturucu maddeye rastlanmadı
YENİDEN
HUZUR İÇİN Kıbrıs Türkü'nü tehdit eden adli suçlardaki
patlama, emniyet güçlerini harekete geçirdi. Polis, vatandaşın
güvenliği için denetimlerini artırdı. Ardı arkası
kesilmeyen hırsızlık, soygun, darp, cinayet,
kaçakçılık ve bombalama gibi olayların artık bir son
bulması için ülke çapında "huzur operasyonları"
yapılacak
Gizem ÖZGEÇ
Başkent
Lefkoşa'da dün emniyet güçlerince huzur operasyonu gerçekleştirildi.
Baskınlarda, üzerinde kimlik veya kendini ispatlayıcı belge
bulundurmayan 9 kişi göz altına alındı.
Kıbrıs
Türkü'nü tehdit eden adli suçlardaki patlama, emniyet güçlerini de harekete
geçirdi. Polis, vatandaşın güvenliği için denetimlerini
artırdı.
Ardı
arkası kesilmeyen hırsızlık, soygun, darp, cinayet,
kaçakçılık ve bombalama gibi olayların artık bir son
bulması için ülke çapında "huzur operasyonları"
yapılacak.
İlçe
emniyet kurullarının, bölgelerinde yaptığı
toplantılarda, ülkede güvenliğin yeniden sağlanması için
bir dizi karar almasının ardından, hem hava hem de deniz
limanlarındaki giriş çıkış kontrolleri
artırıldı. Vatandaşın güvenliğini ve huzurunu
bozan kriminal suçlara karşı alınan önlemler çerçevesinde
limanlardan giriş yapmaya çalışan, ancak üzerinde pasaport,
çalışma izni, gidiş dönüş bileti ve yeterli miktarda para
bulunmayan kişilerin ülkeye girişine kesinlikle izin verilmiyor.
Kimlikle
girişe tamamen "dur" denilmiyor ancak ülkeye "turist"
sıfatıyla girmeye çalışan kişiler sıkı
denetimden geçiriliyor.
Yaşanan
kriminal olaylar karşısında ayağa kalkan sivil toplum
örgütleri de , acil önlemler alınması için art arda eylemler yapmaya
hazırlanıyor.
9 kişiye
göz altı
Tüm bu
gelişmeler çerçevesinde Lefkoşa polisi, dün öğlen saatlerinde,
Arasta bölgesinde düzenlediği operasyonda bir kafeterya ve iki
kıraathaneye ani baskınlar düzenledi.
On bir
kişilik polis memuru ekibi ile saat 13.00'te başlayan operasyonda,
Lefkoşa sur içinde faaliyet gösteren Çukurova Kafeterya, Midyat Kıraathanesi
ve Mavi Tunalı Kıraathanesi'nde arama yapıldı. Operasyonda
durumu şüpheli bulunan ve üzerlerinden kimlik çıkmayan 9 kişi
polis tarafından gözaltına alındı.
Operasyona
narkotik şubeden polis memurları da katıldı ve
narkotiğin uzman köpekleri uyuşturucu aradı; ancak üç yerde de
uyuşturucu maddeye rastlanmadı.
Gezilen
yerlerde sağlık koşullarına uygun olmayan manzaralara da
rastlandı. Açılan kilitli kapıların ardında pislik
içinde odalar ve mutfak gereçleri görüldü.
Polis
kontrolleri sıklaştıracak
Kıbrıs
Türkü'nün can ve mal güvenliğini tehdit eden adi suçlarda yaşanan
artış, toplumu büyük ölçüde tedirgin ederken, vatandaş için
tehdit sayılan tüm unsurların ortadan kaldırılması
için çeşitli kesimler ayaklandı. Vatandaşın huzurunu bozan
adam öldürme, yaralama, hırsızlık gibi suçların önlenmesi
için alınan tedbirler ışığında polis bundan böyle
kontrollerini sıklaştıracak.
Sadece
Lefkoşa'da değil, diğer büyük ilçelerde de, gerek limanlarda
gerekse Suriçi bölgelerinde sıkı kontroller yapılacak ve bu denetimler
rutin hâle getirilecek.
KIBRIS 06/05/05