Annan'a 'insiyatif üstlen' çağrısı

 

Talat, Kıbrıs sorununun beş yıl içinde çözüleceğine inanıyor



1 Mayıs, 2005 15:05:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dan, Kıbrıs konusunda inisiyatif üstlenmesini ve adaya özel temsilci göndermesini talep etti.

Yeni politikaları belirlemeye çalıştıklarını ve önümüzdeki günlerde bu konularda daha da yoğunlaşacaklarını kaydeden Talat, Kıbrıs'taki temsilcisi aracılığıyla BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a taleplerini ilettiğini açıkladı. 

'Özel temsilci' isteği

Talat, Annan'ın Kıbrıs'taki temsilcisiyle geçtiğimiz günlerde bir görüşme yaptığını söyledi. Talat, görüşmede Annan'ın, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabaların bundan sonra nasıl ilerletileceğiyle ilgili girişimde bulunmak amacıyla üst düzey bir yetkiliyi Ada'ya göndermesini istediğini ifade etti. 

Talat, Genel Sekreter'den, görüşmeleri yeniden başlatmak için Rum tarafından talep edilen istekler konusunda daha aktif olmasını da talep ettiğini belirtti.

Aynı görüşmede Kıbrıs'la ilgili görüşmeler dışında günlük ve pratik sorunların çözümü için Rum tarafıyla temaslara hazır olduğunu dile getirdiğini bildiren Talat, ''bunlara alınacak yanıta göre yeni tavır ve politikalar belirlenecek'' dedi. 
 
Bir gazetecinin sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Talat, beş yıllık görev süresi içerisinde Kıbrıs sorununun çözüleceğine ve bu sürede bir anlaşmaya imza atacağına inandığını söyledi.
 
Denktaş'ın benzetmesi Talat'ı rahatsız etmedi

Denktaş'tan görevi devraldığı törenin sıcak ve olumlu bir atmosferde geçtiğini belirterek, ''olması gereken de buydu. Sonuçta bu devletin devamlılığının gereğidir'' dedi. Talat, törende heyecanlandığını da belirtti. 

Cumhurbaşkanı Talat, Denktaş'ın kendisi için kullandığı ve çok tartışılan 'yılan gibi soğukkanlı' sözüyle ilgili görüşünü de,  ''bence mecaz yaptı, çift anlamlı kullandı. Hem seçim başarısını sinsi bir şekilde yürütülen kampanyanın bir sonucu gibi göstermeye çalıştı, hem de yeni görevimde gerekli soğukkanlılığı ifade etme anlamında kullandı. Benim açımdan bu ifade bir sorun, bir rahatsızlık yaratmadı''  sözleriyle değerlendirdi.

Talat kendi takımını oluşturmaya çalışıyor

Cumhurbaşkanlığında üst düzey kadrolarını 15 gün içinde şekillendirmeyi hedeflediğini ifade eden Talat, ''ekip çalışmasına büyük önem veriyorum, her zaman önem verdim. Alanında uzman, yetişmiş kadrolar oluşturacağım'' dedi. 

Daha çok teknik ve uzman kadrolara ihtiyaç olduğunu kaydeden Talat, ''öncelikle oluşturacağım düşünce üretecek siyasi kadrolardır. Örneğin çok iyi bir hukuk birimine ihtiyacım var. Değişik alanlarda uzmanlaşmış hukukçulara ihtiyacımız olacak. Hem uluslararası hukuk, hem iç hukuk. Ayrıca siyasi kararları üretirken yararlanacağımız bir ekip olacak'' diye konuştu. 

Denktaş dönemi bitti
 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 'Rauf Denktaş'sız' dönem 24 nisanda resmen başladı. 17 nisanda yapılan seçimle cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat, yemin ederek göreve başladı. Böylece, Talat KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı oldu.

 

PAPADOPULOS'A ELEŞTİRİ

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ''statüko Annan planından daha iyidir'' diyen Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un Annan planına karşı çıktığını belirtti.

Başbakan Soyer, Papadopulos'un sözleri üzerine, "Rum liderin temsil ettiği Rum yönetiminin AB'ye üye yapılması, Kıbrıs Türk halkının cezalandırılması anlamına geliyor" dedi.
 
Cumhuriyetçi Türk Partisi'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Soyer, dün AB Komisyonu Genişleme Genel Direktörlüğü Kıbrıs Türk Toplumu Çalışma Kolu Başkanı Lepold Maurer'le görüşmesi sırasında, ''bu durum Avrupa Birliği ilkelerine aykırıdır ve doğru değildir'' diye konuştu.
 
Başbakan Soyer, Papadopulos'un en son demecinde Annan planına karşı olduğunu yineleyerek, 'bugünkü statüko Annan planından daha iyidir' şeklindeki ifadelerini de Maurer'in dikkatine getirdiğini belirtti.

CNN TURK 02/05/05

 

Talat çözüm için BM’ye başvurdu

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin inisiyatif üstlenmesini ve çözümü zorlamak için Ada’ya özel temsilci göndermesini resmen talep etti.

NTV

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1 mayıs 2005 —  Talebini Kıbrıs’taki temsilcisi aracılığıyla Genel Sekreter Kofi Annan’a ilettiğini açıklayan Talat, günlük sorunları Rum yönetimiyle müzakere etmeye hazır olduklarını da temsilciye bildirdi.

 

Talat, Kıbrıs Türk halkını bekleyen en büyük tehlikenin, Rum Yönetimi mahkemelerinde, kuzeyde “Rum malı işgal ettiği” iddiasıyla Kıbrıslı Türkler aleyhine açılan davalar olacağını söyledi.
       Rum Meclisi’nin uluslararası tutuklamaya da imkan sağlamak amacıyla emlak işgallerine verilen 6 aylık hapis cezasını 2 yıla çıkaran bir yasa değişikliğine onay verdiğini hatırlatan Talat, Rum Yönetimi’nin siyasal bir sorun olan Kıbrıs meselesini hukuki bir sorun haline getirme eğiliminde olduğuna dikkat çekti.
       Talat, 5 yıllık görev süresi içinde Kıbrıs sorununun çözüleceğine inandığını söyledi.

 

BM: Yeni girişim taraflara bağlı

Birleşmiş Milletler, Kıbrıs konusunda tarafların tutumuna göre hareket etme eğiliminde olduğunu bildirdi.

NTV

 

 

30 Nisan 2005—  BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın siyasi işlerden sorumlu müsteşarı Kieran Prendergast, birkaç hafta içinde tarafların pozisyonlarına göre Genel Sekreterliğin kendi pozisyonunu değerlendireceğini kaydetti.

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın siyasi işlerden sorumlu müsteşarı Kieran Prendergast, “Kıbrıs’taki tarafların, pozisyonlarına daha fazla açıklık getirmelerini takip eden birkaç hafta içinde, genel sekreterliğinde iyi niyet misyonu çerçevesinde kendi pozisyonunu değerlendireceğini” söyledi.
       Prendergast, BM sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Şu aşamada söylenebilecek şey, tarafların pozisyonlarını netleştirmelerini takiben, birkaç hafta içinde BM Genel Sekreterliği’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde kendi pozisyonunu değerlendireceğidir” dedi.

 

G.Kıbrıs’ta KKTC aleyhine dava

 

Güney Kıbrıs’ta faaliyet gösteren bir şirket, Gazimağusa’daki bir restoranın sahibi aleyhine, Güney Kıbrıs’ta tahliye ve tazminat davası açtı.

 

NTV

 

 

30 Nisan 2005— Kıbrıs gazetesine göre, geçen Salı KKTC’ye gelen Rum Yönetimi’nin memuru, davayla ilgili belgeyi restoran sahibine verdi.

Rum şirket, restoran sahibine karşı 18 Mayıs 2004’te açtığı davada, emlağın boşaltılmasını, ayrıca 100 bin ile 250 bin Kıbrıs lirası arasında kullanım bedeli veya tazminat ödenmesini talep ediyor.

Türkçe ve Rumca olmak üzere iki dilde yazılan dava metni, restoranın sahibine Türkiye üzerinden iadeli taahütlü posta yoluyla gönderildi.
       Öte yandan, KKTC’de 1974’ten önce taşınmaz malı bulunan Rumların, Avrupa İnsan Hakları Mahmekesi’ne topluca başvurmaya hazırlandığı ve bunun için şirket kuracağı bildirildi.
       

BM uzmanları Ada’ya gidiyor

 

Birleşmiş Milletler uzmanları, Kıbrıs’taki BM barış gücünde görevli asker sayısının azaltılmasını değerlendirmek üzere gelecek ay Ada’ya gidecek.

 

NTV

 

 

29 Nisan 2005— BM yetkilisi Brian Kelly, uzmanların gelecek hafta sonuna kadar Ada’da barışgücü yetkilileri, Türk ve Rum taraflarıyla görüşeceklerini belirtti.

BM yetkilisi Kelly, Ada’daki görüşmelerin 5 gün sürmesinin öngörüldüğünü kaydetti. BM, uzmanlarının barış gücü askerlerinin görev yaptığı yerlere giderek, asker sayısında azaltma gerekiyorsa bunu yerinde görmek istedikleri belirtildi.
       BM Güvenlik Konseyi, 22 Ekim 2004’te Ada’daki barış gücü askerlerinin sayısının üçte bir oranında azaltılmasını öngören bir karar kabul etmişti.

 

Bugünkü durum Annan’ın çözümünden daha iyi’

 

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Güney Kıbrıs’ın bugünkü durumunun, Annan Planı’yla varılacak bir çözümden daha iyi olduğunu söyledi.

 

NTV

 

 

 

 

25 Nisan 2005 —  Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da, Türkiye’nin Kıbrıs sorununu çözmeden Avrupa Birliği’ne giremeyeceğini ileri sürdü.

 

Rum lider Papadopulos, Kıbrıs sorununa ilişkin ortamın kendilerinden yana iyileştiğini savundu. Papadopulos, “Birçok ülke artık Annan Planı’nda çözümü işler hale getirecek ve Kıbrıs’ı gerçek anlamda birleştirecek değişiklikler yapılması gerektiğine inanıyor” dedi.
       Rum halkının dörtte üçü tarafından reddedilen Annan Planı’nın, ortadan kaldırılamayacağını belirten Rum lider, “Kıbrıs sorununun iki toplumlu, iki kesimli federasyon temelinde ve Avupa Birliği ilkeleri çerçevesinde çözümlenmesini istiyoruz” dedi.
       
‘AB YOLUNDA ENGEL’
       Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’ysa, Türkiye’nin AB sürecinde Kıbrıs sorununu her zaman büyük bir engel olarak karşısında bulacağını belirtti. Yakovu, Annan’ın, muhtemelen Mayıs ortalarında çözüme yönelik girişim başlatacağını, ama Genel Sekreter’in nasıl bir yöntem izleyeceğinin netlik kazanmadığını söyledi.

 

Tony Blair, Kıbrıslı Türkler’den oy istedi

Faruk ZABCI/LONDRA

İngiltere Başbakanı Tony Blair, genel seçimlere 4 gün kala, Londra’nın kuzeyinde Türkler’in yoğun olarak yaşadığı Enfield bölgesini ziyaret etti. Özellikle İngiliz pasaportlu Kıbrıslı Türkler’in oylarını isteyen Blair’i, İşçi Partisi’nden Harringey Belediye Meclis üyesi Nilgün Canver karşıladı.

Milletvekili adayı Joan Ryan’a destek vermek amacıyla, eşi Cherie ile Enfield Teknik Koleji’ne gelen Blair’in konuşmasını, KKTC’nin Londra temsilcisi Namık Korhan ve İşçi Partisi’nin yayıncılığını yapan Türk işadamı Osman Tongo’nun da aralarında bulunduğu 26 Türk de izledi.

Başbakan Blair, konuşmasında, ana muhalefetteki Muhafazakar Parti’ye yüklendi. Blair, ‘Muhafazakar Parti’’yi yeniden iktidar yapacak tercihlerden sakının. Üçüncü kez bizi seçin’ dedi.

AMBARGO SORUSU

Toplantı sonrası salondan çıkarken herkesle tek tek tokalaşan Blair, kolejin dışında bekleyen seçim otobüsüne yönelirken, Dr. Füsun Nadiri adlı Kıbrıslı Türk’ün ‘KKTC’ye ambargoları kaldırıyor musunuz?’ sorusuna, ‘Bu konu üzerinde çalışıyorum’ yanıtını verdi.

İşçi Partisi’nin son seçimleri 2 bin farkla kazanmasında, Enfield bölgesindeki 12 bin Türk asıllı seçmenin büyük rolü olduğu öğrenildi.  

HURRIYET 02/05/05

 

Talat, BM'den temsilci istedi

02/05/2005 RADIKAL

LEFKOŞA - KKTC'nin çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dan, Kıbrıs konusunda inisiyatif üstlenmesi ve adaya üst düzey temsilci göndermesini talep etti. Talat, dün Annan'a çözüm çabalarının nasıl ilerletileceğiyle ilgili girişim amacıyla üst düzey bir yetkiliyi göndermesi ve müzakereleri yeniden başlatmak için Rum tarafından beklenen isteklere dair daha aktif olması taleplerini ilettiğini kaydetti. KKTC lideri günlük sorunların çözümü için de Rum tarafıyla temasa hazır olduğunu duyurdu.
Rum Yönetimi'nin kuzeydeki Rum malları üzerinde oturan Türklere dava açmaya başladığı sırada konuşan Talat, beş yıllık görev süresinde çözüm anlaşmasına imza atacağına inandığını söyleyerek, "Misyonum bu" dedi. Yeni hükümetin güvenoyu alınca Türkiye'yi ziyaret edeceğini aktaran Talat, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da KKTC'yi ziyaret arzusunu dile getirdiğini kaydetti.

'Denktaş mecaz yaptı'
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan görevi devraldığı törenin olumlu bir atmosferde geçtiğini söyleyince, selefinin kendisi için kullandığı 'yılan gibi soğukkanlı' sözüyle ilgili görüşü sorulan Talat şu yanıtı verdi: "Bence mecaz yaptı. Hem seçim başarısını sinsice yürütülen kampanyanın sonucu gibi göstermeye çalıştı, hem de yeni görevimde gerekli soğukkanlılığı ifade etme anlamında kullandı. Beni rahatsız etmedi" dedi. (aa, Radikal)

Blair, Türk bölgesinde

RADIKAL 02/05/05

AA - LONDRA - Britanya Başbakanı Tony Blair, seçime dört gün kala İşçi Partisi adayı Joan Ryan'a destek amacıyla Londra'nın kuzeyinde Türklerin yoğun yaşadıkları Enfield bölgesini ziyaret etti. Blair'i karşılayan heyette, İşçi Partisi'nden Harringey Belediye Meclis üyesi Nilgün Canver de vardı. Blair ile eşi Cherie'ye iki küçük Türk kızı çiçek sunarak "Hoş geldiniz" dedi. Blair'in ünlü talk şovcu Chris Evans tarafından 'son yılların en başarılı politikacısı' diye çağrıldığı kürsünün arkasında Cherie Blair'in oturduğu bölümde KKTC'nin Londra temsilcisi Namık Korhan yer aldı.

Talat: Rum malı işgali iddiasıyla açılan davalar en büyük tehlike

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkını bekleyen en büyük tehlikenin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi mahkemelerinde, Kuzey'de "Rum malı işgal ettiği" iddiasıyla Kıbrıslı Türkler aleyhine açılan davalar olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası'nın (KTOEÖS)'nın 36. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, KKTC Cumhurbaşkanlığı ve hükümetinin politikalarının merkezinde Kıbrıs sorununun çözümü ve Kıbrıs'ın yeniden bütünleştirilmesi olduğuna işaret ederek, benzer bir anlayışı Rum Yönetimi'nden görmediklerini söyledi.

Talat, Rum Yönetim Başkanı Tasos Papadopulos ve hükümetinin siyasal bir sorun olan Kıbrıs sorununu hukuki bir sorun haline getirme eğiliminde olduğuna işaret ederek, bu çerçevede Kıbrıslı Türkler aleyhine "Rum malını işgal ediyor" iddiasıyla Rum mahkemelerinde dava açıldığını belirtti.

Rum Meclisi'nin uluslararası tutuklamaya da olanak sağlamak amacıyla bir süre önce emlak işgallerine verilen 6 aylık hapis cezasını 2 yıla çıkaran bir yasa değişikliğine onay verdiğini hatırlatan Talat, haklarında Kuzey'de kalan "Rum mallarını işgal ettiği" iddiasıyla dava açılanların 10 gün içinde mahkemeye gitmedikleri takdirde haklarında tutuklama kararı çıkarılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, hakkında tutukluluk kararı çıkan bu konumdaki Kıbrıslı Türklerin Güney'e geçemeyeceğini, bunun 'daha fazla kapı açın' diyen AB'nin istemine aykırı olduğunu vurguladı.

Talat, bu durumun bugüne kadar Kıbrıs Türk ve Rum toplumları arasında pek olmayan gerilimi ortaya çıkararak, artıracağını ifade ederek, bunun Loizidu davası ile başlayan Kıbrıs sorununun hukuksal alana taşınması sürecinin olumsuz bir sonucu olacağını kaydetti.

Talat, taşınmaz mal işgaline verilen cezanın 2 yıla çıkarılmasının nedeninin uluslararası tutuklama kararı çıkarmaya yönelik olduğunu, çünkü Avrupa Birliği (AB)'de uluslararası tutuklama kararı için 1 yıl hapislik gerektirdiğini anlattı.

Siyasal sorun olan Kıbrıs sorunu devam ederken uluslararası tutuklama kararının yürürlüğe girip girmeyeceğinin tartışılabileceğine dikkat çeken Talat, uluslararası tutuklama olmasa bile bu insanların Güney'e geçerken tutuklanmasının kaçınılmaz olacağını söyledi.

Talat, böyle bir uygulamanın Kıbrıslı Türklerin %80'ini kapsayacağını ifade ederek, bu uygulamayı, Kıbrıslı Türk ve Rum bireyleri birbirine düşürecek bir gelişme olarak değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu gelişmenin iki topluma olumsuzluk getireceğini anlatarak, burada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde sivilleşme, demokratikleşme, barış, çözüm ve anlaşma mücadelesine önemli katkı yapan sivil toplum örgütlerine bu konuda çok büyük görev düştüğünü söyledi.

Talat, sivil toplum örgütlerinin Güney'deki muhataplarıyla bu konuda ilişki içinde olmasının önemine dikkat çekerek, siyasal bir sorun olan Kıbrıs sorununun mevcut halinin statüko olduğunu, Kıbrıs Türk Halkının bunu değiştirmek için iradesini ortaya koyduğunu anımsattı.

Var olan statükonun, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni uluslararası hukuk anlamında tanıdığını ifade eden Talat, Kıbrıs sorununun statüko ile çözülemeyeceğinin Annan Planı'nın da bu nedenle Birleşmiş Milletler tarafından hazırlandığını söyledi.

Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun iki kesimlilik ve siyasi eşitlik temelinde çözülmesi amacıyla gerekenin yapılacağını belirterek, hükümet ve cumhurbaşkanlığının politikasının merkezinde Kıbrıs sorununu çözmek ve adayı yeniden bütünleştirmek olduğunu vurguladı.

KIBRIS 01/05/05

Erdoğan: Hedefimiz Birleşik Kıbrıs

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan KIBRIS'a konuştu ve "Kıbrıs sorunu mutlaka çözülmelidir" dedi

Erdoğan: Hedefimiz Birleşik Kıbrıs

HEDEFİMİZ: Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta hedeflerinin Birleşik Kıbrıs'ı yaratmak olduğunu kaydetti ve "KKTC cumhurbaşkanı ve hükümetiyle dayanışma içinde ve beraberce çalışacağız. Hedefimiz soydaşlarımızın haklarını ve çıkarlarını korumak ve iki ayrı halk, iki ayrı devlet çerçevesinde Birleşik Kıbrıs'ı yaratıp Avrupa Birliği'ne üye olmasını sağlamaktır" dedi

1 BM ZEMİNİ: Türkiye Başbakanı Erdoğan, KIBRIS Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını yanıtladı ve Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler zemininde çözülmesi gerektiğini kaydetti. Erdoğan "Hiçbir sorun ilelebet sorun olarak kalamaz. Bizim temennimiz, Kıbrıs'ın bir barış adası haline gelmesi ve bu sorunun gündemden düşmesidir" şeklinde konuştu

1 CUMHURBAŞKANI VE HÜKÜMET: Başbakan Erdoğan: KKTC'de yapılan seçimlerin demokratik olgunluk içinde geçmiş olmasıyla demokrasi açısından güzel bir örneklik sergilendiğini düşünüyorum. Sayın Mehmet Ali Talat'ı Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki başarısı sebebiyle tebrik ediyorum. Sayın Soyer'e ve yeni kurulan hükümete de başarılar diliyorum.

Türkiye Başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs'taki hedefinin Birleşik Kıbrıs'ı yaratmak olduğunu açıkladı.

Ankara'da KIBRIS gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, "Hedefimiz soydaşlarımızın haklarını ve çıkarlarını korumak ve iki ayrı halk iki ayrı devlet çerçevesinde Birleşik Kıbrıs'ı yaratıp Avrupa Birliği'ne üye olmasını sağlamaktır" şeklinde konuştu.

Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler zemininde çözülmesi gerektiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Hiçbir sorun ilelebet sorun olarak kalamaz" dedi.

Türkiye Başbakanı Erdoğan, KKTC'de yapılan seçimlerin demokratik olgunluk içinde geçmesinin güzel bir örnek olduğunu belirtti ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Başbakan Ferdi Sabit Soyer'e başarılar diledi.

Neler söyledi?

Türkiye Başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan konu başlıkları itibarıyla sorulara şu yanıtları verdi:

SEÇİMLER ÖRNEK: KKTC'de yapılan seçimlerin demokratik olgunluk içinde geçmiş olmasıyla demokrasi açısından güzel bir örneklik sergilendiğini düşünüyorum. Sayın Mehmet Ali Talat'ı Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki başarısı sebebiyle tebrik ediyorum. Sayın Soyer'e ve yeni kurulan hükümete de başarılar diliyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının iradesi bu yönde tecelli etmiştir. Herkese düşen bu demokratik iradeye saygı duymaktır. Hükümetin seçimlerden güçlenerek çıkması kuşkusuz siyasal istikrara olumlu bir etki yapacaktır. Temennimiz, yeni dönemin Kuzey Kıbrıs Türk halkına huzur, refah ve esenlik getirmesidir.

DENKTAŞ İLE POLEMİK YAPMAM: Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu tür polemiklerin tarafı olmak istemem. Türkiye, KKTC'nin her zaman yanında olmuş, pozitif şekilde destek vermiştir. KKTC'nin iç siyasetini yönlendirme çabalarını da doğru bulmam. Bu yüzden bugüne kadar tarafsızlığımızı ve objektifliğimizi koruyan bir duruş sergiledik. Herkes kendi iradesiyle aday olur ya da olmaz. Biz sadece Sayın Denktaş'ın bugüne kadarki hizmetlerini şükranla yad ederiz, medya üzerinden mesaj vermek istemeyiz.

ÇÖZÜP YAŞATACAĞIZ: AK Parti hükümetinin ne Avrupa Birliği'ne şirin görünmek, ne de Kıbrıs'ı satmak gibi bir tavrı olamaz. Kıbrıs meselesi bizim milli davamızdır. KKTC'nin gönlümüzde estirdiği sevgi rüzgarları da hükümetimizin uyguladığı politikalar da Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasına, Kıbrıs'ta soydaşlarımızın refah ve mutluluğa kavuşmasına yöneliktir. Birileri "ver kurtul" söylemini dile getirirken, biz "çöz ve yaşat" dedik. Bugüne kadar yürüttüğümüz siyaset de milli hassasiyetlerimiz ile Türkiye ve KKTC'nin çıkarlarını koruyan ama bunun yolunu çözümde gören bir anlayışa dayanmaktadır. "Kazan-kazan" anlayışıyla iki toplum ve iki devlet temelinde AB üyesi bir Birleşik Kıbrıs vurgusu yapan bir çözümün masaya gelmesi gerektiğini savunduk.

ZEMİN BM'DİR: Kıbrıs sorunu, Birleşmiş Milletler zemininde çözülecektir. Hiçbir sorun ilelebet sorun olarak kalamaz. Bizim temennimiz, Kıbrıs'ın bir barış adası haline gelmesi ve bu sorunun gündemden düşerek, Kıbrıs Türkü'nün egemenlik haklarını güçlü bir şekilde koruma altına alacak ve uluslar arası toplumla bütünleştirecek bir yapıya kavuşmasıdır.

KIBRIS 01/05/05

 

KKTC Alman dergilerinde tanıtılıyor

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin, ITB Berlin Turizm Borsası süresince KKTC standında gezi yazarları ile yaptıkları görüşmeler sonuç verdi. Bakanlık yetkililerinin KKTC Standında birçok basın mensubu ve gezi yazarı ile yaptığı görüşmelerin sonuçları Alman Dergilerine yansımaya başladı.

Almanya’nın 1 milyon tiraja sahip aylık turizm dergisi ‘Turistik Aktuel’, Almanya’nın en yüksek tirajlı dalış dergisi ‘Aquanaut’ ve 1 milyon 500 bin tirajlı ‘Merian’ isimli dergilerin Nisan sayılarında KKTC’yi tanıtıcı gezi yazıları yer aldı. 

Dalış dergisi Aquanaut ‘Yeni Keşfedilen Eski Ülke Kuzey Kıbrıs’ başlığı ile Kuzey Kıbrıs’ı kapak yaptı...

Kuzey Kıbrıs, Almanya’nın en yüksek tirajlı dalış dergisi Aquanaut’ın Mart-Nisan 2005 sayısına kapak oldu. Aquanaut, Kuzey Kıbrıs’ı tanıtan sekiz sayfalık gezi yazısında  burada bulunan dalış noktaları hakkında ayrıntılı bilgilerin yanı sıra tarihi kalıntılara, Kuzey Kıbrıs’ın kültürel yapısına ve doğal güzelliklerine de yer verdi.

“KUZEY KIBRIS’IN SU ALTI DA MİSAFİRPERVER”

       Türkçe ‘Hoşgeldiniz’ başlığıyla verdiği KKTC’yi tanıtan yazısında Aquanaut, Kuzey Kıbrıs’ın sualtı görüş mesafesinin 30 metreye ulaştığını belirterek ‘Kuzey Kıbrıs’ın sualtı da misafirperver’ ifadesini kullandı. Okuyucularına Akdeniz’in en fazla korunan sahillerinde bile Kuzey Kıbrıs sahillerindeki kadar yeşil kaplumbağa ve caretta caretta kaplumbağasının bulunmadığını bildiren Aquanaut dergisi, Kuzey Kıbrıs’ın sadece dalış yapmak amacıyla ziyaret edilmesinin çok yazık olacağını aktardı.

Kıbrıs tarihinin sualtında da büyük izler bıraktığını vurgulayan Aquanaut, ‘Kuzey Kıbrıs doğayı sevenler, dağ bisikletçileri, ve yürüyüşçüler için olmazsa olmazdır’ ifadesini kullandı. 

Kıbrıs’ın güneyinde kitle turizminin hakim olduğu sahillerin otellerle dolu olduğunu vurgulayan Aquanaut, Kuzey Kıbrıs’ta kitle turizminin görülmediğini sadece çok az sayıda turistin Kuzey Kıbrıs’ın sırrını keşfettiğini belirtti. Dergi, Kuzey Kıbrıs’ın köylerinde zamanın durduğu izlenimi edinildiğini ve bu alışılmadık durumun burayı ziyaret edeceklere çok ilginç tecrübeler yaşatacağını

bildirdi. Gün geçtikçe Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret eden Alman turist sayısında artış yaşandığını da ifade eden Aquanaut, Kuzey Kıbrıs’ın sualtı zenginliklerini ayrıntısıyla aktarırken doğasının ve tarihi kalıntılarının da en az sualtı zenginlikleri kadar ilginç olduğunu belirtti.

1 MİLYON TİRAJLIK  “TOURİSTİK AKTÜELl” KIBRIS’I’TANITTI

‘Touristik Aktuell’ Güney Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs’ı ayrı ayrı tanıttığı Nisan sayısında ‘Kuzey Kıbrıs’ın dünkü kaybı bugünün karı oldu.’ ifadesi ile Kuzey Kıbrıs’ın el değmemiş doğal güzelliklerini aktardı. Kuzey Kıbrıs turizmi hakkında ayrıntılı bilgi içeren yazıda KKTC Ekonomi ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Almanya Turizm Koordinatörü Önal Dorakla yapılan bir söyleşiye de yer verildi. Söyleşide Alman pazarının Kuzey Kıbrıs’a yönelik eğilimi ve Kuzey Kıbrıs turizmi hakkında bilgi veren Önal Dorak, ilk kez TUI, Neckermann ve Alltours gibi dünya çapındaki tur operatörlerinin Kuzey Kıbrıs’a ilgi göstermeye başladığını belirtti.

Dünyanın en büyük tur operatörlerinden TUI, Kuzey Kıbrıs için işlenmemiş elmas ifadesini kullandı.

‘Touristik Aktuell’ KKTC’yi tanıtan yazısında, dünya çapında çalışan en büyük tur operatörleri arasında yer alan 8 tur operatörü yetkilisi ile görüşerek Kuzey Kıbrıs hakkındaki görüşlerine yer verdi. Tur operatörlerinin Kuzey Kıbrıs’a şimdilik günlük turlar düzenleme eğiliminde olduğu belirtilen yazıda Kuzey Kıbrıs’ın önümüzdeki günler için çok büyük bir potansiyele sahip olduğu belirtildi.

Görüşlerine yer verilen büyük tur operatörlerinden Thomas Cook Reisen’in ürün müdürü Kuzey Kıbrıs’ın kültürle ilgilenen turistler için çok yönlü imkanlar sunmakta olduğunu belirtti. Yine yazıda Kuzey Kıbrıs ile ilgili görüşleri alınan TUI Kıbrıs işletme müdürü ise Kıbrıs’ın kuzeyi için işlenmemiş elmas benzetmesini yaparak Kuzey Kıbrıs’ın çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

“Merian” dergisinin kapağında Kuzey Kıbrıs

Almanya’nın 1 milyon 500 bin tirajlı dergisi ‘Merian’ Nisan sayısını tamamıyle Kıbrıs Adası’na ayırarak Salamis Harabeleri’ni kapak yaptı. Tüm Kıbrıs’ın tanıtıldığı derginin kapağında Salamis Harabeleri yer alırken açılış ise Girne Yat Limanı’nın resmi üzerindeki ‘Lavanta Kraliçesi’nden huzura çağrı’ başlığı ile yapıldı.

Kıbrıs’ın 9000 yıllık uzun bir tarihi geçmişe sahip olduğunun belirtildiği dergide Kuzey Kıbrıs Türk Halkının kültürü, tarihi ve Kuzey Kıbrıs’ın doğası her yönü ile geniş bir şekilde tanıtıldı. Şehir şehir ayırımlarla hazırlanan tanıtım yazısında Bellapais, Girne ve Karpaz’a geniş yer ayrılırken Altın Sahil’den cennetten bir bahçe diye bahsedildi. Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde bulunan şehirlerin tanıtımına da yer verilen Merian dergisinde, Kuzey Kıbrıs’ta ziyaret edilebilecek müze ve ören yerleri, camiler, Kuzey Kıbrıs’ta  düzenlenen festivaller ve tarihleri, Kuzey Kıbrıs mutfağının özellikleri ve buradaki eğlence hayatı hakkında da ayrıntılı bilgi verildi. Dergide, adaya ulaşım bilgileri ise aktarılan diğer bilgiler gibi Kuzey ve Güney başlıkları altında yer aldı.                                 

 

HALKIN SESI 02/05/05

 

Talat BM’den temsilci istedi

(T.A.K-Nezire Gürkan):-Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 5 yıllık görev süresi içerisinde Kıbrıs sorununun çözüleceğine ve bu sürede bir anlaşmaya imza atacağına inandığını belirterek,  “Burada bulunma nedenim, misyonum bu” dedi.

Cumhurbaşkanlığı’ndaki kadrolarını oluşturmaya çalışırken, göreve başlar başlamaz BM Genel Sekreteri’nden Kıbrıs konusunda insiyatif üstlenmesini ve adaya özel temsilci göndermesini talep eden Talat, yeni hükümetin güvenoyu almasının ardından Türkiye’ye resmi bir ziyaret yapmayı planladıklarını, Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın da KKTC’yi ziyaret arzusunu dile getirdiğini  açıkladı.

Vizyon değişikliğiyle birlikte statükonun mentalite olarak yıkıldığını, uygulamanın ise zaman  gerektirdiğini de söyleyen Talat, “Statüko devam ediyor, el değiştirdi demek saçmadır, mantık dışıdır, deliliktir” diye konuştu.

SARAY’IN BAHÇESİYLE DE YAKINDAN İLGİLENİYOR

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, göreve başlamasının birinci haftasında ilk özel açıklamayı TAK muhabirine yaptı. Devir teslim töreninden cumhurbaşkanlığındaki ilk günlerine, Kıbrıs konusundaki hedeflerinden özel yaşamına ilişkin düzenlemelere kadar birçok konuda soruları yanıtladı. Cumhurbaşkanlığı sarayının arka bahçesinde yapılan röportajda Talat,  çiçekler ve ağaçlarla dolu bahçeyle ilgili projelerini de anlattı.

ÇEKİRDEKSİZ  LİMON AŞILAYACAK

Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın da kullandığı çalışma odasından bir kapı bağlantısı olan arka bahçede ağaçları ve çiçekleri tek tek inceleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, greyfurt, limon, portakal, incir, mülver ağaçlarıyla dolu bahçede çardak altında bir çalışma düzeni oluşturmayı hedefliyor. Bahçeciliğe, yeşile ilgisiyle bilinen, aşılama konusundaki özel merakıyla tanınan  Talat, çekirdeksiz limon aşılamayı, bahçeye turunç ve elma da dikmeyi planlıyor.

İKAMETGAH OLARAK DA KULLANILACAK

Bahçe hakkında bilgi verdikten sonra havuz başındaki tahta bankta soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, cumhurbaşkanlığının ikamet bölümünün uzun süre kullanılmadığına dikkat çekerek, ancak gerekli düzenleme yapıldıktan  sonra burayı kullanabileceklerini söyledi.

Girne’deki özel konutunu tamamen boşaltmak yerine, iş yoğunluğuna göre her ikisini de kullanmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Talat, eşi Oya Talat’ın Girne’deki tahlil laboratuvarındaki işini sürdüreceğini, ancak cumhurbaşkanlığındaki yoğunluk nedeniyle işinde bazı düzenlemeler yapabileceğini belirtti.

24 NİSAN BİR İLKTİ...HEYECANLANDIM, HATALAR YAPILDI

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a yemin töreninden başlayarak cumhurbaşkanlığındaki devir teslim törenine kadar 24 Nisan Pazar günü yaşanan tarihi günle ilgili duygularını da sorduk.

“Benim için çok olağanüstü bir durum değil, ama heyecanlanmadım dersem yanlış olur. Yemin için Meclis önüne geldiğimde bana protokol tarafından anlatılanın dışında bir karşılama ile karşılaştım. Herhalde onlar da bilmiyordu. Bu nedenle orda bir hata yapıldı. Meclis’teki yemin töreni sırasında İstiklal Marşı okunacağını bildiğim halde, gecikme olunca yerimden hareket ettim. Böyle hatalar oldu. Ama bu olay ilk defa olan bir olay, tek kişisiniz, bütün odak noktası sizsiniz. Heyecan olmaması mümkün değil. Yemini yanlış okumak da mümkündü, yanlış okununca tekrarlanması gerekirdi ve o da komik olurdu. Hata olmamasına dikkat edince heyecan doğuyor...Odak noktasında olunca heyecan doğal olarak oluyor....”

EROĞLU VE AKINCI’NIN KATILMAMASI...

Cumhurbaşkanı Talat, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı’nın devir teslim törenine katılmamalarıyla ilgili görüşünün sorulması üzerine ise, “Katılmaları gerekirdi ama sonuçta katılıp katılmama kendi tercihleri. Bu soruyu onlara sormanız gerekir, çünkü davetliydiler” diye konuştu.

Eski Cumhurbaşkanı Denktaş’tan görevi devraldığı törenin sıcak ve olumlu bir atmosferde geçtiğini belirten  Talat, “Olması gereken de buydu. Sonuçta bu devletin devamlılığının gereğidir” dedi.

“YILAN GİBİ SOĞUKKANLI”...DENKTAŞ MECAZ YAPTI

Talat, eski Cumhurbaşkanı Denktaş’ın görevi devretmeden önce kendisi için kullandığı ve çok tartışılan “yılan gibi soğukkanlı” sözüyle ilgili görüşünü de şu ifadelerle açıkladı:

“Bence mecaz yaptı, çift anlamlı kullandı. Hem seçim başarısını sinsi bir şekilde yürütülen kampanyanın bir sonucu gibi göstermeye çalıştı, hem de yeni görevimde gerekli soğukkanlılığı ifade etme anlamında kullandı. Benim açımdan bu ifade bir sorun, bir rahatsızlık yaratmadı...”

KADROLAŞMADA UZMANLIK ESAS

Cumhurbaşkanlığı’ndaki yemin töreninin ardından geçtiğimiz pazartesi günü mesaiye başlayan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın kullandığı çalışma odasını ve toplantılar için de yine aynı kabul salonlarını kullanıyor. Cumhurbaşkanı Talat’ın üst düzey kadrosundan görev başı yapanlar ise sadece Müsteşarı Raşit Pertev ile Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy. Üst düzey kadrolarını 15 gün içinde şekillendirmeyi hedefleyen Talat, özetle şunları söyledi:

“Ekip çalışmasına büyük önem veriyorum, her zaman önem verdim. Alanında uzman, yetişmiş kadrolar  oluşturacağım. Kadrolarda partili veya partisiz olması değil, o alandaki birikimi önemli. Burası bakanlıklara benzemez. Başka bakanlıklarda biraz daha fazla istihdam baskısı nedeniyle sıkıntılar olabilir. Burada zaten yeterince istihdam var. Daha çok teknik ve uzman kadrolara ihtiyaç var. Öncelikle oluşturacağım düşünce üretecek  siyasi kadrolardır. Örneğin çok iyi bir hukuk birimine ihtiyacım var. Değişik alanlarda uzmanlaşmış hukukçulara ihtiyacımız olacak. Hem uluslararası hukuk, hem iç hukuk. Ayrıca siyasi kararları üretirken yararlanacağımız bir ekip olacak....”

Cumhurbaşkanlığı kadrosundaki 100 civarındaki personelin yararlı olacakları alanları belirlemek için bir çalışma başlattıklarını da söyleyen Talat, “Şu anda personel envanterini çıkarmaya çalışıyoruz. Burada yasalar zorlanarak çok farklı istihdamlar yapıldı. Beklenmedik giderlerden ödenen personel var. Bunlar ne olacak, nasıl organize edilecek, bunlara hep bakmamız lazım” ifadelerini kullandı.

BAŞBAKAN MAKUL VE ESNEK...UYUMLU ÇALIŞMA ÖNEMLİ

Hükümetle iyi bir işbirliği içinde çalışacağına inancını kesin bir dille ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, “kabineyi nasıl buldunuz, yeni vizyona uygun bir kabine mi” sorusuna da şu karşılığı verdi:

“İyi bir kabine, yeni vizyona da uygun. Kabinedeki tüm arkadaşları tanıyoruım. Tümü de başarılı olacağına inandığım kişiler. Önemli olan koordinasyonun iyi olması, uyumlu hükümet olması. Bu konuda da Başbakan ve Başbakan yardımcısına büyük görev düşüyor. İyi bir işbirliği yapacaklarına inanıyorum. Ferdi Bey çok makul ve esnek bir insan.”

STATÜKO DEVAM EDİYOR DEMEK SAÇMA...

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin hızlı yükselişiyle ilgili görüşünün ve “CTP statükoyu devraldı” şeklindeki söylemin anımsatılması üzerine de Talat, şunları söyledi:

“Statüko neydi...Statüko çözümsüzlüğü muhafaza etmek isteyen, bundan rant elde etmek isteyen bir anlayışın oluşturduğu mekanizmaydı. Bu bakımdan statüko devam ediyor demek saçmadır, komiktir. Statüko ayrıca haksızlık, mal kapişarisi üzerine kurulmuş bir mekanizmaydı.  Bunu cumhurbaşkanlığına seçilmeden hükümet döneminde dahi durdurduk. Örneğin bizim dönemimizde hiç eşdeğer paketi açılmadı. Bu belki haksızlığın devamına yol açıyordu ama neden açmadık, iyice sağlama basmadan mal dağıtımı işini yapmamak için. Bu bakımdan da statüko devam ediyor demek akıl dışı, mantık dışı, hatta komik...”

Statükonun mentalite olarak ortadan kalktığını, uygulamadaki yanlış yapılanmanın da yavaş yavaş ortadan kalkacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, “Sonuçta yapılan bir devrim değil, bir büyük altüstlük değil. Bütün çalışanlar yerindedir örneğin... Geçmiş politikaları belirleyen politika yapıcıları, bürokrasi de dahil yerindedir. Bunları zaman içinde yeni takviyelerle etkilemek, yeni politikalarla yönlendirmek belli bir zaman gerektirir” ifadelerini kullandı.

BM’YE İNSİYATİF ÇAĞRISI YAPILDI...ÖZEL TEMSİLCİ TALEP EDİLDİ

Dış politikadaki değişikliğin fiilen görülmeye başlandığını, izolasyonlara  karşı sürdürülen mücadelenin meyvelerinin de yavaş yavaş alınacağını söyleyen Talat, Rum tarafının uzlaşmaz tutumuna karşı daha esnek ve daha dünyalı politikanın sonuçlarının Kıbrıs Türk halkı tarafından görüleceğini kaydetti.

Yeni politikaları belirlemeye çalıştıklarını ve önümüzdeki günlerde bu konularda daha da yoğunlaşacaklarını anlatan Talat, “bir haftalık görev sürenizde herhangi bir girişim yaptınız mı” sorusuna karşılık da, Kıbrıs’taki temsilcisi aracılığıyla BM Genel Sekreteri’ne taleplerini ilettiğini açıkladı.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki temsilcisi ile geçtiğimiz gün bir görüşme yaptıklarını söyleyen Talat, bu görüşmede, Genel Sekreter Annan’ın Kıbrıs sorununun bundan sonra nasıl ilerletileceğiyle ilgili sondaj yapmak amacıyla üst düzey bir yetkiliyi adaya göndermesini istediğini söyledi.

Talat, Genel Sekreter’den,  görüşmeleri yeniden başlatmak için Rum tarafından talep edilen istekler konusunda daha aktif olmasını da istediğini kaydetti.

Aynı görüşmede Kıbrıs’la ilgili görüşmeler dışında günlük ve pratik sorunların çözüm için Rum tarafıyla temaslara hazır olduğunu da dile getirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, “Bunlara alınacak yanıta göre yeni tavır ve politikalar belirlenecek” dedi.

TÜRKİYE ZİYARETİ GÜVENOYUNUN ARDINDAN

Türkiye ziyaretinin hükümetin güvenoyu almasınına ardından gündeme gelebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu ziyaret sırasında politikaların gözden geçirileceğini kaydetti.

Talat, Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın kutlama amaçlı telefon görüşmesinde ve devir teslim töreni için adaya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül aracılığıyla KKTC’yi  ziyaret isteğini dile getirdiğini, ancak zamanlama konusunda belirlenmiş bir takvim olmadığını da bildirdi.

HRİSTOFYAS’LA GÖRÜŞMEMİZ...

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AKEL Genel Sekreteri Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas’la görüşmesiyle ilgili basında yer alan haberlerle ilgili sorulara ise, “Bu haberler nerden çıktı anlamadım, tercüme hatası mıdır nedir bilmiyorum ama Hristofyas’a topluma söylediğimden farklı birşey söylemedim. Hristofyas o demecinde tam olarak ne dedi, onu da Hristofyas’a sormak lazım” karşılığını verdi.

CTP Genel Başkanlığını sürdürdüğü günlerde Hristofyas’la yaptığı görüşmede “Annan  Planı ile ilgili Ulusal Konsey’e sunulan görüşleri partiler arasında tartışmaya hazır olduklarını” ifade ettiğini kaydeden Talat, “Bunlar mutabakat değil, konuşmadır. Üzerinde mutabık kaldığımız birşey varsa, buydu. Ne gizli mutabakat var, ne de söyleyip caydığımız birşey var. Ben söylediğimin arkasındayım. Ama ben bugün cumhurbaşkanıyım, parti başkanı değilim. CTP  ordadır. CTP bu konuda değerlendirmeler yapabilir. Benimle de görüşmek isterlerse ben görüşmeye hiç kapalı olmadım” diye konuştu.

Talat, Rum liderlerle herhangi bir görüşmenin gündemde olmadığını da ekledi.

İMZAYI ATACAĞIM...

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “çözüm vizyonuyla geldiniz, 5 yıllık görev sürenizde anlaşmaya imza atacağınıza inanıyor musunuz” sorusuna ise, “Tabii ki... Kıbrıs sorununun bu 5 yılda çözüleceğine inanıyorum. Bunun için çalışmak benim görevim. Misyonum da bu...” karşılığını verdi.

 

HALKIN SESI 02/05/05

 

Denktaş: Türkiye, Annan planını kabul ederek adadan çekilmeyi kabul etti

KKTC'nin 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Kıbrıs sırat köprüsüne konulmuştur. Annan planını kabul ederek Türkiye adadan çekilmeyi kabul etmiştir" dedi.

Denktaş, Ufuk Ötesi Gazetesi'nin 4. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Darüzziyafe'de düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Türk basınının 2.5 yıldır Kıbrıs davası konusunda sansür uyguladığını, Kıbrıs Türklerinin feryadını Türk milletine duyurmadığını savundu.

Atatürk'ün, "Kıbrıs düşman elindeyse ikmal yollarınız tıkalı" dediğini ifade eden Denktaş, Kıbrıs'ın düşman eline geçmesi durumunda Türkiye'nin denizlere açık bir ülke olmaktan çıkacağını kaydetti.

"Kıbrıs sırat köprüsüne konulmuştur. Annan planını kabul ederek Türkiye adadan çekilmeyi kabul etmiştir" diyen Denktaş, Kıbrıs Türklerinin Türk askerini adaya getirene kadar çok can verdiğini, bunun kanıtının da toplu mezarlar olduğunu söyledi.

Denktaş, AB'nin Türkiye'yi aradan çıkarmak istediğini ifade ederek, "AB, terör şebekesini AB'ye üye yapmıştır. Baş teröristler Kıbrıs'tadır. 2005 yılı EOKA yılı ilan edildi. 21 bin kişiye kahramanlık madalyası verecekler" diye konuştu.

AB'nin Türk Hükümeti'ne baskılarının arttığını dile getiren Denktaş, "Türk askeri adaya geldi geleli adada barış vardır. Türk askerinin adadan çıkması Türkiye'nin Rumları meşru Kıbrıs devleti olarak tanıması, adada barışın bitmesi anlamına geliyor" dedi.

AB'nin Türkiye'ye "Ver Kıbrıs'ı" diyerek baskı yaptığını savunan Denktaş, "Türkiye'ye karşılığında ne verecekler. 10-15 sene sonra AB üyeliği vermeyi düşünüyorlar. Atatürk'ün yırtıp attığı Sevr Antlaşması'nda öngördüklerini Türkiye'ye empoze etmeye çalışıyorlar. Kıbrıs kırılma noktası. Türkiye'nin en haklı ve güçlü olduğu bir dava. Kıbrıs'tan sökülen Türkiye, diğer davalarını nasıl halledecek" görüşünü dile getirdi.

KIBRIS 02/05/05

 

Ortak vatan

1 MAYIS COŞKUYLA KUTLANDI...1 Mayıs İşçi Bayramı Atatürk Meydanı'nda gerçekleştirilen mitingle coşkuyla kutlandı. Kuğulu Park'tan Atatürk Meydanı'na alkışlarla yürüyen kalabalık, "Kıbrıs'ta barış engellenemez", "Emperyalizme karşı birleşik cephe", "Yaşasın halkların kardeşliği, "Yaşasın 1 Mayıs", "Yaşasın devrim ve sosyalizm", "Devrimci Talat", "Birlik mücadele dayanışma", "Emperyalizme karşı omuz omuza", "Kardeşliğin, güneşin çocukları geliyor" şeklinde sloganlar attı

İLK KEZ BİR CUMHURBAŞKANI KATILDI...Ülkemizde yıllardır kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda bu yıl bir ilk daha gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da işçilerle birlikte 1 Mayıs yürüyüşüne katılarak bir ilke daha imza attı. Cumhurbaşkanı Talat, eşi Oya Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, yürüyüşte ön sıralarda yer alarak işçilere büyük destek verdi

SEYİS: KIBRIS'TA BARIŞ SİYASİ ÇÖZÜMLE OLACAK...Dev-İş Genel Sekreteri Mehmet Seyis de konuşmasında barış mesajları verdi. Seyis, Kıbrıs sorununun çözümü için gelecekte görüşmelerin yeniden başlayacağına dikkat çekti ve "Annan planı yeniden masada olacaktır. Federal bir çözüme ulaşmak için bize düşen görevi yapacağız. Kıbrıslı emekçiler ancak siyasi çözümle birlikte gerçek refaha ulaşacağız" dedi

BIÇAKLI: ÖNÜMÜZDEKİ 1 MAYIS'TA ÇÖZÜMÜ DİLERİM...Türk-Sen Genel Başkanı Arslan Bıçaklı, referandumda Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'inin Annan planına "evet" dediğini ancak Rum'un "hayır"ı çözüm olmadığını ifade ederek, "Kıbrıslıların birleşmesi, bir çözüme ve barışa ulaşması engellenmiştir. Dilerim ki bundan sonraki 1 Mayıs'ı Birleşik bir Kıbrıs olarak kutlayalım" diye konuştu

KRİTSİS: ÇÖZÜM İÇİN MÜZAKERELER YENİDEN BAŞLAMALI...PEO Genel Sekreteri Pambis Kritsis, "Kıbrıs'ta Kıbrıslıları kendi evinin efendisi yapacak bir çözüm istiyoruz" dedi. Kritsis, Kıbrıs'ta çözümün arzulandığını, müzakerelerin yeniden başlanmasını ve müzakerelerin temelinin Annan planının olması gerektiğini kaydetti

Yeliz K. SARICA

1 Mayıs İşçi Bayramı dün akşam başkent Lefkoşa'da düzenlenen coşkulu mitingle kutlandı.

Bu Memleket Bizim Platformu'nun "ortak vatan, ortak mücadele" sloganıyla düzenlediği "1 Mayıs Barış ve Demokrasi Mitingi"nde dünyaya, Kıbrıs'ta barış, çözüm, kardeşlik ve demokrasi mesajları verildi.

Ülkemizde yıllardır kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda bu yıl bir ilk daha gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da işçilerle birlikte 1 Mayıs yürüyüşüne katılarak bir ilke daha imza attı. Cumhurbaşkanı Talat, geçtiğimiz yılki kutlamalara da başbakan olarak katılarak yine bir ilki gerçekleştirmişti.

Bu yılki kutlamalara Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın yanı sıra Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile bazı bakanlar ve milletvekilleri katıldı.

Cumhurbaşkanı Talat, eşi Oya Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer ön sıralarda yer alarak işçilere büyük destek verdi.

Kuğulu Park'tan Atatürk Meydanı'na alkışlarla yürüyen kalabalık, "Kıbrıs'ta barış engellenemez", "Emperyalizme karşı birleşik cephe", "1 Mayıs kızıldır, kızıl kalacak", "Yaşasın halkların kardeşliği, "Yaşasın 1 Mayıs", "Halk savaşı vereceğiz emperyalizme karşı", "Yaşasın devrim ve sosyalizm", "Devrimci Talat", "Birlik mücadele dayanışma", "Emperyalizme karşı omuz omuza", "Kardeşliğin, güneşin çocukları geliyor" şeklinde sloganlar attı.

Yakın Doğu Üniversitesi'nde okuyan ve mitinge katılan yabancı öğrenciler de "Fiji yek gulan" (yaşasın 1 Mayıs) diye Kürtçe slogan attı ve Kuğulu Park'ta yöresel şarkılar söyleyip, halay çekti.

"Devrim şehitleri ölümsüzdür" pankartı taşıyan Baraka Kültür Merkezi de emperyalizme karşı bir gösteri yaptı.

Mitingde, Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş) Genel Sekreteri Mehmet Seyis, Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen) Genel Başkanı Arslan Bıçaklı ve PEO Genel Sekreteri Pambis Kritsis birer konuşma yaptı.

Seyis: Emekçiler siyasi çözümle refaha ulaşacak

Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (Dev-İş) Genel Sekreteri Mehmet Seyis, kalabalığa "Kıbrıs'a barış ve demokrasi getirmek için mücadele tarihi yazanlar" diye hitap etti ve Kıbrıs'ta barış mesajları verdi.

Genel Sekreter Seyis, Kıbrıs sorununun çözümü için gelecekte görüşmelerin yeniden başlayacağına dikkat çekti ve "Annan planı yeniden masada olacaktır. Federal bir çözüme ulaşmak için bize düşen görevi yapacağız. Kıbrıslı emekçiler ancak siyasi çözümle birlikte gerçek refaha ulaşacağız" dedi.

Kıbrıslı Türklerin çok soluklu ve muhteşem bir mücadele verdiğini söyleyen Seyis, şöyle konuştu:

"30 yıllık Denktaş-Eroğlu saltanatına son verilmiştir. Yeni yönetimlerden umutlu olmak istiyoruz. Emek kesiminin sorunları birikmiş, dağ olmuştur. Bu sorunların çözümü için yeni yönetimle gerektiğinde mücadele, gerektiğinde de işbirliği içinde olmalıyız. Birleşik bir Kıbrıs istiyoruz. Cumhurbaşkanı Talat ve yeni hükümet çözüm iradesi ile seçildi.

Dünya emekçilerine küreselleşme adına pembe tablolar çizildi. ABD ve çok uluslu tekeller, daha fazla kâr için yeni yollar denedi. Zengin ile yoksul arasındaki uçurum tüm dünyada gün geçtikçe arttı.

Ayrıca, emek-sermaye çelişkisi devam ediyor. Ancak, biz emekçiler yeni dünya düzencilerinin düzenlerini kabul etmeye mecbur değiliz ve kabul etmeyeceğiz."

Bıçaklı: Dilerim diğer 1 Mayıs'ı

Birleşik Kıbrıs'ta kutlayalım

Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen) Genel Başkanı Arslan Bıçaklı, tüm emekçilerin 1 Mayıs işçi bayramını kutladı ve "1 Mayıs'a kadar Kıbrıs sorununun çözülmüş olmasını dilerdim" dedi.

Referandumda Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'inin Annan planına evet dediğini anımsatan Bıçaklı, "Kıbrıslıların birleşmesi, bir çözüme ve barışa ulaşması engellenmiştir. Dilerim ki bundan sonraki 1 Mayıs'ı Birleşik bir Kıbrıs olarak kutlayalım" dedi.

Bıçaklı, şöyle konuştu:

"Kıbrıslı Türk işçileri ve çalışanları, bütün dünya işçileri ile bütünleşmiş olsun. Dilerdim ki 1 Mayıs'ı kutladığımız bu günde Kıbrıs konusu çözümlenmiş olsun ancak 24 Nisan 2004 tarihinde yapılan referandumda Kıbrıs Türklerinin yüzde 65 evetine karşın, Kıbrıs Rumlarının yüzde 76 hayır oyu ile Kıbrıslıların birleşmesi bir çözüme ve barışa ulaşması engellenmiştir.

Dilerim ki bir yıl sonra kutlayacağımız 1 Mayıs'a kadar Kıbrıslı Rum emekçileri de bu konuya gerekli katkıyı koymuş olsun ve 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutlarken barışa ulaşmış birleşik bir Kıbrıs'ın bayramını da birlikte kutlayalım."

 

Kritsis: Kıbrıs'ın birleştirilmesi mücadelesi veriyoruz

PEO Genel Sekreteri Pambis Kritsis de konuşmasında, yeni dünya düzeni içerisinde Kıbrıslıların Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi mücadelesini verdiğini söyledi.

"Kıbrıs'ta Kıbrıslıları kendi evinin efendisi yapacak bir çözüm istiyoruz" diyen Kritsis, Kıbrıs'ta çözümün arzulandığını, müzakerelerin yeniden başlanmasını ve müzakerelerin temelinin Annan planının olması gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs'ta çözüm için planda değişiklikler yapılması gerektiğine dikkat çeken Kritsis, şöyle konuştu:

"Hedeflediğimiz değişiklikler her iki toplumda da güvenlik duygusunu, Kıbrıs devletinin bağımsızlığını, egemenliğini güçlendirmeli, çözümü işler ve zamana dayanıklı kılmalı, insan hakları açısından dengeli ve daha adil kılmalı. Kıbrıs'ta çözüm için müzakerelere yeniden başlanmalı.

Kıbrıslı Türk ilericilerin önemli başarısı ve Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıslı Türk toplum liderliğine seçilmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Halkımızı birleştirmek için mücadelemizi devam ettireceğiz."

KIBRIS 01/05/05

 

Turizmci Aziz Kent'ten Rum yönetimine dava

KENT: OYUN OYNANIYOR... Celebrity Otel'in 1974 yılından önce, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ruhsatı ile Türk malı üzerine inşa edildiğini söyleyen iş adamı Aziz Kent, Güney Kıbrıs'ın İsrail ve İsveç Büyükelçilikleri'nin internet sitelerinde, otelin üzerinde bulunduğu arazinin Rum toprağı olarak belirtilmesine tepki gösterdi ve "Geçmişte oynadıkları oyunlara devam ediyorlar ve şimdi otelimizi de bu tiyatroya dahil ettiler" dedi

Gizem ÖZGEÇ

Celebrity Oteller Grubu'nun sahibi Kıbrıslı Türk iş adamı Aziz Kent, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne dava açıyor.

Yıllardır Kuzey Kıbrıs'a otelcilik alanında hizmet veren Aziz Kent, Güney Kıbrıs'ın İsrail ve İsveç Büyükelçilikleri'nin internet sitesinde Celebrity Otel'in Rum malı olarak gösterilmesi nedeniyle, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne dava açacağını açıkladı.

Mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini kaydeden Aziz Kent, Celebrity'nin, Kıbrıs'taki ilk Türk oteli olduğunu söyledi ve Güney Kıbrıs Büyükelçiliklerinin internet sitelerinde, otelin üzerinde bulunduğu arazinin Rum toprağı olarak belirtilmesine tepki gösterdi.

Kent, büyükelçilik tarafından yayınlanan listede Rum göçmenlere ait malların üzerine inşa edilen Türk otellerin yasadışı kullanıldığının belirtildiğini ve İsveç, Norveç, İslanda ile Litvanya vatandaşlarının Türklere ait olmayan yasadışı otellerde kalmamaları için uyarıldığını kaydetti.

"Oyunlarına devam ediyorlar"

Celebrity Otel'in 1974 yılından önce inşa edildiğini ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ruhsatı ile Türk malı üzerine yapıldığını söyleyen Kent, geçmiş yıllarda Rumların yine böyle bir dağıtım yaparak, Celebrity Otel dışındaki yatırımları "hırsızlık" olarak lanse ettiğini hatırlattı.

"Geçmişte oynadıkları oyunlara devam ediyorlar ve şimdi otelimizi de bu tiyatroya dahil ettiler" diyen Kent, yine Celebrity Oteller Grubu'na dahil olan Şato Lambousa ve Afrodit Tatil Köyü'nün de, Türk malı üzerine inşa edildiğini söyledi.

Aziz Kent, geçtiğimiz aylarda İsrail'deki tur operatörlerinin Kuzey Kıbrıs'a turist göndermeme yönünde uyarıldığını söyledi ve "Olayı öğrenince devreye girdik ve kabullendirdik. Şimdi de İskandinav ülkelerinde aynı şeyi yapıp, otelimizi Rum'undur diye tanıtıp büyük zarar veriyorlar" diye konuştu.

"Ülkem adına endişeliyim"

Kent, bu gelişmeler üzerine avukatına talimat verdiğini ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne dava açacağını söyledi.

Kent, yıllardır Rumların Türk otelcileri baltalamaya çalıştığını ifade etti. Celebrity Otel'in herkes tarafından Türk oteli olarak bilindiğinin altını çizen Kent, şunları kaydetti;

"Otel için izni Makarios'un da rızasıyla aldım. O dönemde Rum'dan mal satın almamız yasaktı ve ben 1971 yılında bir Türk'ten toprak aldım. Bireysel olarak korkmuyorum, ülkem adına endişe ediyorum. Daha birçok Türk oteli var ancak Celebrity'nin durumu farklı. 1974 yılından önce inşa edildi. Otel için ruhsatı ilk beş yılda, işletmeye Rum ortak almam kaydıyla, iki buçuk yıllık bir süreden sonra verdiler. Celebrity, Kıbrıs'taki ilk Türk oteli olma özelliğini taşıyor".

Turizmin barış köprüsü olması gerekir

İki ülke arasında barış sağlanması için uğraşların verildiği bir dönemde Rum tarafının tavrını kabul edilemez olarak niteleyen Aziz Kent, turizmin iki ülke arasında barış köprüsü olması gerektiğini söyledi.

Kent, Kıbrıslı Türkleri yaşatmamak için ambargo uygulamaya çalışan Rumların tavrını ve yaptığı yanlışlığı gerek Avrupa Birliği gerekse Amerika'daki yetkililere de mektup göndererek paylaştığını söyledi.

Kent, Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'ya da mektup göndererek yapılanın nedenini sorduğunu kaydetti ve şöyle devam etti:

"Kıbrıs Turizm Örgütü'ne de yazı gönderdik ve bazı cevaplar aldık. Avrupa Birliği'nden Van Der Meer'le temasa geçtik. Meer, Rum Dışişleri Bakanlığı'ndan bilgi istediğine dair cevap yazdı. Biz bu haksızlığı tüm dünyaya duyurduk ve yasal olarak hakkımızı sonuna kadar arayacağız"

KIBRIS 02/05/05

 

Talat, çözüm için BM'ye başvurdu

ANLAŞMAYA İMZA ATACAĞIMA İNANIYORUM.. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "çözüm vizyonuyla geldiniz, 5 yıllık görev sürenizde anlaşmaya imza atacağınıza inanıyor musunuz" sorusuna, "Tabii ki... Kıbrıs sorununun bu 5 yılda çözüleceğine inanıyorum. Bunun için çalışmak benim görevim. Misyonum da bu..." karşılığını verdi

TALAT'TAN ANNAN'A: DAHA AKTİF OL...Talat, Genel Sekreter'den, görüşmeleri yeniden başlatmak için Rum tarafından talep edilen istekler konusunda daha aktif olmasını da istediğini kaydetti. Aynı görüşmede Kıbrıs'la ilgili görüşmeler dışında günlük ve pratik sorunların çözüm için Rum tarafıyla temaslara hazır olduğunu ifade eden Talat, "Bunlara alınacak yanıta göre yeni tavır ve politikalar belirlenecek" dedi

MANTIK DIŞILIK, DELİLİK... Vizyon değişikliğiyle birlikte statükonun mentalite olarak yıkıldığını, uygulamanın ise zaman gerektirdiğini söyleyen Talat, "Statüko devam ediyor, el değiştirdi demek saçmadır, mantık dışıdır, deliliktir" diye konuştu

Nezire Gürkan -TAK

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 5 yıllık görev süresi içerisinde Kıbrıs sorununun çözüleceğine ve bu sürede bir anlaşmaya imza atacağına inandığını belirterek, "Burada bulunma nedenim, misyonum bu" dedi.

Cumhurbaşkanlığı'ndaki kadrolarını oluşturmaya çalışırken, göreve başlar başlamaz BM Genel Sekreteri'nden Kıbrıs konusunda inisiyatif üstlenmesini ve adaya özel temsilci göndermesini talep eden Talat, yeni hükümetin güvenoyu almasının ardından Türkiye'ye resmi bir ziyaret yapmayı planladıklarını, Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın da KKTC'yi ziyaret arzusunu dile getirdiğini açıkladı.

Vizyon değişikliğiyle birlikte statükonun mentalite olarak yıkıldığını, uygulamanın ise zaman gerektirdiğini söyleyen Talat, "Statüko devam ediyor, el değiştirdi demek saçmadır, mantık dışıdır, deliliktir" diye konuştu.

Saray'ın bahçesiyle de yakından ilgileniyor

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, göreve başlamasının birinci haftasında ilk özel açıklamayı TAK muhabirine yaptı. Devir teslim töreninden cumhurbaşkanlığındaki ilk günlerine, Kıbrıs konusundaki hedeflerinden özel yaşamına ilişkin düzenlemelere kadar birçok konuda soruları yanıtladı. Cumhurbaşkanlığı sarayının arka bahçesinde yapılan röportajda Talat, çiçekler ve ağaçlarla dolu bahçeyle ilgili projelerini de anlattı.

Çekirdeksiz limon aşılayacak

Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da kullandığı çalışma odasından bir kapı bağlantısı olan arka bahçede ağaçları ve çiçekleri tek tek inceleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, greyfurt, limon, portakal, incir, mürver ağaçlarıyla dolu bahçede çardak altında bir çalışma düzeni oluşturmayı hedefliyor. Bahçeciliğe, yeşile ilgisiyle bilinen, aşılama konusundaki özel merakıyla tanınan Talat, çekirdeksiz limon aşılamayı, bahçeye turunç ve elma da dikmeyi planlıyor.

İkametgâh olarak da kullanılacak

Bahçe hakkında bilgi verdikten sonra havuz başındaki tahta bankta soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, cumhurbaşkanlığının ikamet bölümünün uzun süre kullanılmadığına dikkat çekerek, ancak gerekli düzenleme yapıldıktan sonra burayı kullanabileceklerini söyledi.

Girne'deki özel konutunu tamamen boşaltmak yerine, iş yoğunluğuna göre her ikisini de kullanmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Talat, eşi Oya Talat'ın Girne'deki tahlil laboratuvarındaki işini sürdüreceğini, ancak cumhurbaşkanlığındaki yoğunluk nedeniyle işinde bazı düzenlemeler yapabileceğini belirtti.

24 Nisan bir ilkti

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a yemin töreninden başlayarak cumhurbaşkanlığındaki devir teslim törenine kadar 24 Nisan Pazar günü yaşanan tarihi günle ilgili duygularını da sorduk.

"Benim için çok olağanüstü bir durum değil, ama heyecanlanmadım dersem yanlış olur. Yemin için Meclis önüne geldiğimde bana protokol tarafından anlatılanın dışında bir karşılama ile karşılaştım. Herhalde onlar da bilmiyordu. Bu nedenle orda bir hata yapıldı. Meclisteki yemin töreni sırasında İstiklal Marşı okunacağını bildiğim halde, gecikme olunca yerimden hareket ettim. Böyle hatalar oldu. Ama bu olay ilk defa olan bir olay, tek kişisiniz, bütün odak noktası sizsiniz. Heyecan olmaması mümkün değil. Yemini yanlış okumak da mümkündü, yanlış okununca tekrarlanması gerekirdi ve o da komik olurdu. Hata olmamasına dikkat edince heyecan doğuyor...Odak noktasında olunca heyecan doğal olarak oluyor...."

Eroğlu ve Akıncı'nın katılmaması...

Cumhurbaşkanı Talat, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı'nın devir teslim törenine katılmamalarıyla ilgili görüşünün sorulması üzerine ise, "Katılmaları gerekirdi ama sonuçta katılıp katılmama kendi tercihleri. Bu soruyu onlara sormanız gerekir, çünkü davetliydiler" diye konuştu.

Eski Cumhurbaşkanı Denktaş'tan görevi devraldığı törenin sıcak ve olumlu bir atmosferde geçtiğini belirten Talat, "Olması gereken de buydu. Sonuçta bu devletin devamlılığının gereğidir" dedi.

"Yılan gibi soğukkanlı" Denktaş mecaz yaptı

Talat, eski Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görevi devretmeden önce kendisi için kullandığı ve çok tartışılan "yılan gibi soğukkanlı" sözüyle ilgili görüşünü de şu ifadelerle açıkladı:

"Bence mecaz yaptı, çift anlamlı kullandı. Hem seçim başarısını sinsi bir şekilde yürütülen kampanyanın bir sonucu gibi göstermeye çalıştı, hem de yeni görevimde gerekli soğukkanlılığı ifade etme anlamında kullandı. Benim açımdan bu ifade bir sorun, bir rahatsızlık yaratmadı..."

Kadrolaşmada uzmanlık esas

Cumhurbaşkanlığı'ndaki yemin töreninin ardından geçtiğimiz pazartesi günü mesaiye başlayan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın kullandığı çalışma odasını ve toplantılar için de yine aynı kabul salonlarını kullanıyor. Cumhurbaşkanı Talat'ın üst düzey kadrosundan görev başı yapanlar ise sadece Müsteşarı Raşit Pertev ile Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy. Üst düzey kadrolarını 15 gün içinde şekillendirmeyi hedefleyen Talat, özetle şunları söyledi:

"Ekip çalışmasına büyük önem veriyorum, her zaman önem verdim. Alanında uzman, yetişmiş kadrolar oluşturacağım. Kadrolarda partili veya partisiz olması değil, o alandaki birikimi önemli. Burası bakanlıklara benzemez. Başka bakanlıklarda biraz daha fazla istihdam baskısı nedeniyle sıkıntılar olabilir. Burada zaten yeterince istihdam var. Daha çok teknik ve uzman kadrolara ihtiyaç var. Öncelikle oluşturacağım düşünce üretecek siyasi kadrolardır. Örneğin çok iyi bir hukuk birimine ihtiyacım var. Değişik alanlarda uzmanlaşmış hukukçulara ihtiyacımız olacak. Hem uluslararası hukuk, hem iç hukuk. Ayrıca siyasi kararları üretirken yararlanacağımız bir ekip olacak...."

Cumhurbaşkanlığı kadrosundaki 100 civarındaki personelin yararlı olacakları alanları belirlemek için bir çalışma başlattıklarını da söyleyen Talat, "Şu anda personel envanterini çıkarmaya çalışıyoruz. Burada yasalar zorlanarak çok farklı istihdamlar yapıldı. Beklenmedik giderlerden ödenen personel var. Bunlar ne olacak, nasıl organize edilecek, bunlara hep bakmamız lazım" ifadelerini kullandı.

Başbakan makul ve esnek...

Hükümetle iyi bir işbirliği içinde çalışacağına inancını kesin bir dille ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, "kabineyi nasıl buldunuz, yeni vizyona uygun bir kabine mi" sorusuna da şu karşılığı verdi:

"İyi bir kabine, yeni vizyona da uygun. Kabinedeki tüm arkadaşları tanıyorum. Tümü de başarılı olacağına inandığım kişiler. Önemli olan koordinasyonun iyi olması, uyumlu hükümet olması. Bu konuda da başbakan ve başbakan yardımcısına büyük görev düşüyor. İyi bir işbirliği yapacaklarına inanıyorum. Ferdi Bey çok makul ve esnek bir insan."

Statüko devam ediyor demek saçma...

Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin hızlı yükselişiyle ilgili görüşünün ve "CTP statükoyu devraldı" şeklindeki söylemin anımsatılması üzerine de Talat, şunları söyledi:

"Statüko neydi...Statüko çözümsüzlüğü muhafaza etmek isteyen, bundan rant elde etmek isteyen bir anlayışın oluşturduğu mekanizmaydı. Bu bakımdan statüko devam ediyor demek saçmadır, komiktir. Statüko ayrıca haksızlık, mal kapişarisi üzerine kurulmuş bir mekanizmaydı. Bunu cumhurbaşkanlığına seçilmeden hükümet döneminde dahi durdurduk. Örneğin bizim dönemimizde hiç eşdeğer paketi açılmadı. Bu belki haksızlığın devamına yol açıyordu ama neden açmadık, iyice sağlama basmadan mal dağıtımı işini yapmamak için. Bu bakımdan da statüko devam ediyor demek akıl dışı, mantık dışı, hatta komik..."

Statükonun mentalite olarak ortadan kalktığını, uygulamadaki yanlış yapılanmanın da yavaş yavaş ortadan kalkacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, "Sonuçta yapılan bir devrim değil, bir büyük altüstlük değil. Bütün çalışanlar yerindedir örneğin... Geçmiş politikaları belirleyen politika yapıcıları, bürokrasi de dahil yerindedir. Bunları zaman içinde yeni takviyelerle etkilemek, yeni politikalarla yönlendirmek belli bir zaman gerektirir" ifadelerini kullandı.

BM'ye inisiyatif çağrısı yapıldı

Dış politikadaki değişikliğin fiilen görülmeye başlandığını, izolasyonlara karşı sürdürülen mücadelenin meyvelerinin de yavaş yavaş alınacağını söyleyen Talat, Rum tarafının uzlaşmaz tutumuna karşı daha esnek ve daha dünyalı politikanın sonuçlarının Kıbrıs Türk halkı tarafından görüleceğini kaydetti.

Yeni politikaları belirlemeye çalıştıklarını ve önümüzdeki günlerde bu konularda daha da yoğunlaşacaklarını anlatan Talat, "bir haftalık görev sürenizde herhangi bir girişim yaptınız mı" sorusuna karşılık da, Kıbrıs'taki temsilcisi aracılığıyla BM Genel Sekreteri'ne taleplerini ilettiğini açıkladı.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki temsilcisi ile geçtiğimiz gün bir görüşme yaptıklarını söyleyen Talat, bu görüşmede, Genel Sekreter Annan'ın, Kıbrıs sorununun bundan sonra nasıl ilerletileceğiyle ilgili sondaj yapmak amacıyla üst düzey bir yetkiliyi adaya göndermesini istediğini söyledi.

Talat, Genel Sekreter'den, görüşmeleri yeniden başlatmak için Rum tarafından talep edilen istekler konusunda daha aktif olmasını da istediğini kaydetti.

Aynı görüşmede Kıbrıs'la ilgili görüşmeler dışında günlük ve pratik sorunların çözümü için Rum tarafıyla temaslara hazır olduğunu da dile getirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, "Bunlara alınacak yanıta göre yeni tavır ve politikalar belirlenecek" dedi.

Türkiye ziyareti güvenoyunun ardından

Türkiye ziyaretinin hükümetin güvenoyu almasının ardından gündeme gelebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu ziyaret sırasında politikaların gözden geçirileceğini kaydetti.

Talat, Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın kutlama amaçlı telefon görüşmesinde ve devir teslim töreni için adaya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül aracılığıyla KKTC'yi ziyaret isteğini dile getirdiğini, ancak zamanlama konusunda belirlenmiş bir takvim olmadığını da bildirdi.

Hristofyas'la görüşmemiz...

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AKEL Genel Sekreteri Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas'la görüşmesiyle ilgili basında yer alan haberlerle ilgili sorulara ise, "Bu haberler nereden çıktı anlamadım, tercüme hatası mıdır nedir bilmiyorum ama Hristofyas'a topluma söylediğimden farklı bir şey söylemedim. Hristofyas o demecinde tam olarak ne dedi, onu da Hristofyas'a sormak lazım" karşılığını verdi.

CTP Genel Başkanlığını sürdürdüğü günlerde Hristofyas'la yaptığı görüşmede "Annan Planı ile ilgili Ulusal Konsey'e sunulan görüşleri partiler arasında tartışmaya hazır olduklarını" ifade ettiğini kaydeden Talat, "Bunlar mutabakat değil, konuşmadır. Üzerinde mutabık kaldığımız bir şey varsa, buydu. Ne gizli mutabakat var, ne de söyleyip caydığımız bir şey var. Ben söylediğimin arkasındayım. Ama ben bugün cumhurbaşkanıyım, parti başkanı değilim. CTP ordadır. CTP bu konuda değerlendirmeler yapabilir. Benimle de görüşmek isterlerse ben görüşmeye hiç kapalı olmadım" diye konuştu.

Talat, Rum liderlerle herhangi bir görüşmenin gündemde olmadığını da ekledi.

İmzayı atacağım...

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "çözüm vizyonuyla geldiniz, 5 yıllık görev sürenizde anlaşmaya imza atacağınıza inanıyor musunuz" sorusuna ise, "Tabii ki... Kıbrıs sorununun bu 5 yılda çözüleceğine inanıyorum. Bunun için çalışmak benim görevim. Misyonum da bu..." karşılığını verdi.

KIBRIS 02/05/05

 

 

Kıbrıs’ta mülk sorunu büyüyor

 

Kıbrıslı Rumların, 1974 Barış Harekatı’ndan sonra Kuzey’de bıraktıkları taşınmaz mallarını geri alabilmek amacıyla Rum mahkemelerinde açtıkları davalar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ciddi rahatsızlık yarattı.

 

NTV

 

 

 

2 Mayıs 2005— KKTC Dışişleri Bakanlığı devreye girerek, konuyu Birleşmiş Milletler’e ve Avrupa Birliği’ne iletti.

Rum yönetimi, Kuzey’deki Rum taşınmaz mallarının 1974 öncesindeki sahipleri dışında kullananları 2 yıl hapis cezasına çarptıracak hukuki düzenleme yapmıştı.
       Bunun üzerine çok sayıda Rum, Kuzey’de kalan taşınmaz mallarını geri alabilmek için dava açmaya başladı.
       Rum mahkemelerinde açılan davalarla ilgili celpnamelerin Kuzey’deki muhataplarına ulaştırılması üzerine, KKTC Dışişleri Bakanlığı devreye girdi. Dışişleri Bakanlığı, konuyu Birleşmiş Milletler’e de iletti.
       Rumların girişimlerinin iki yıldır toplumlar arasında güven oluşturulmasına yönelik tüm çabaların olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Dışişleri, Rumların girişimini “halkın taciz edilmesi” olarak niteledi.
       Bakanlık, celpnamelerin almamasını istedi. Rumları Kuzey’deki malları için açtıkları davaların sayısı tam olarak bilinmiyor, ama 200 bine kadar çıkabileceği belirtiliyor.
       Rum mallarıyla ilgili davalar ve dava celpnamelerinin, mülklerin Türk sahiplerine ulaşması nedeniyle Kuzey’den Güney’e geçişler de önemli ölçüde azaldı.

 

Kuzey Kıbrıs'ta 'Rum malı' gerginliği


3 Mayıs, 2005 02:36:00 (TSİ)CNN TURK

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümeti, Rum mahkemelerin, Kıbrıslı Türkleri, Rum mallarına el koymak suçuyla yargılamaya başlaması üzerine, mahkeme celplerini getiren Rum memurlar için tutuklama emri çıkarttı.

Hükümet, "mahkeme celbi getiren olursa imzalamayın, polise bildirin hemen tutuklayalım" çağrısını yaptı.
 
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "bu girişimler iki toplumun yakınlaşması çabalarına büyük darbe indirdi. Kuzey Kıbrıs halkını hiç kimsenin taciz etmeye hakkı yok, buna izin verilmeyecek" denildi.
 
Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili olarak Birleşmiş Milletleri de uyardı.
 
Ceza iki yıla çıkarıldı
 
Rumlar, Kuzey Kıbrıs'ta Rum tapulu arazide iskan edilenleri, "başkasına ait mala el koyma" cezasına çarptırıyor. Rumlar, bu maddeye uygulanan cezayı altı ay hapisten iki yıla çıkarmıştı.

 

Tony Blair, Türklerden oy istedi

BLAIR ENFIELD'DEYDİ... İngiltere'de 5 Mayıs'ta yapılacak genel seçim öncesi Başbakan Blair, eşi Charie Blair ile birlikte Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra'nın Enfield bölgesini ziyaret ederek Türklerden oy istedi. Ziyareti sırasında Blair, Kıbrıslı Türk Füsun Nadiri'nin "KKTC'ye ambargoları kaldıracak mısınız?" sorusuna ise "Bu konu üzerinde çalışıyorum" yanıtını verdi

Eylem ERAYDIN/LONDRA

İngiltere'de 5 Mayıs'ta yapılacak genel seçim öncesi Başbakan Blair eşi Charie Blair ile birlikte Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra'nın Enfield bölgesini ziyaret ederek Türklerden oy istedi.

Ziyareti sırasında Başbakan Blair, Kıbrıslı Türk Füsun Nadiri'in 'KKTC'ye ambargoları kaldıracak mısınız?" sorusuna ise "Bu konu üzerinde çalışıyorum" yanıtını verdi.

Enfield Bölgesi'nden İşçi Partisi milletvekili adayı olan Joan Ryan'a destek vermek amacıyla Enfield Kolej'e gelen Başbakan Blair'i KKTC Londra Temsilcisi Namık Korhan başta olmak üzere ve çok sayıdaki Kıbrıslı Türk ön sıralardan dinledi.

Pazar günü öğleden sonra İşçi Partisi'nin Enfield Kolej'de düzenlediği toplantıya seçim otobüsü ile gelen Başbakan Blair ve eşi Cherie Blair partililerin sevgi gösterileri ile karşılandı.

Blair ve eşine bölge parti teşkilatı üyelerinden Mehmet Cazimoğlu'nun kızları Neriman ve Eda birer buket çiçek vererek karşıladı.

Okul salonunda düzenlenen toplantıda bölgede yaşayan Rumlar ile Türkler yan yana oturdu. Salona ünlü televizyon sunucusu Chris Ewans ile birlikte önce Cherie Blair geldi.

Sunucu Chris Ewans, kendisinin de İşçi Partisi'ni desteklediğini belirterek, bu seçimlerde halkın bölgede, Joan Ryan'ı ve ülke genelinde İşçi Partisi'ne desteklemelerini istedi.

Bölge milletvekili adayı Joan Ryan ise seçim gününe kadar kendisine destek vermelerini isteyerek, "bu seçimi almamız lazım" dedi

Daha sonra Ewans, Başbakan Tony Blair'i salona davet etti. Üzerinde kolları katlanmış beyaz gömlekle salona giren başbakan, konuşma platformuna varıncaya kadar partililerin elini sıktı.

Enfield'deki konuşması sırasında ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti'yi eleştiren Başbakan Blair, Muhafazakârlar'ın kendisine ağır suçlamalar yönelttiklerini belirterek, "bu işlerle uğraşıyorlar, çünkü anlatacak bir şeyleri yok" dedi.

Seçmenden Muhafazâkar Parti'yi yeniden iktidar yapacak tercihlerden uzak durma çağrısı yapan Blair, İşçi Partisi iktidarı olarak başlattıkları "dönüşüm" ve "değişim" programını üçüncü dönemde de sürdürmek istediklerini kaydetti.

KIBRIS 03/05/05

 

KUZEY İŞGAL ALTINDADIR

Başaran DÜZGÜN
Kıbrıs Gazetesi - Yazı işleri müdürü
03/05/2005 tarihli köşe yazısı

Hiç kimse parmağının arkasına saklanarak bu sorunu tartışmaya kalkışmasın.

Çünkü konu ütopik tartışmaların boyutunu çoktan aştı.

Hemen her gün deşilen bir karın, boğazlanan bir insan, soyulan onlarca ev, çalınan milyarlar.Hiç kimse sorunu perdelemeye de kalkışmasın.Çünkü sorun işgal sorunudur.

Kuzey Kıbrıs işgal altındadır.

Katilin, hırsızın, üçkağıtçının ve uğursuzun işgali her geçen gün daha da yerleşmekte, adeta kurumsallaşmakta ve kökeni ne olursa olsun her gün ama her gün daha çok vatandaşın canını yakmaktadır.

Ne genç ne yaşlı, ne vatandaş ne yabancı hiç fark etmemekte, herkes ama herkes önüne çıkanı silip süpüren çekirgelerden nasibini malı ve canıyla almaktadır.

Ve bu böylece sürüp gitmektedir.

Hiç bir güç bu işgal karşısında duramamaktadır.

Ne polis, ne asker, ne sivil otorite.

Halkın oylarıyla yetkili yaptıkları aslında yetkisizlerdir.

Konuyu onlarla tartışmak ve hesap sormaya kalkışmak abesle iştigaldir.

Çünkü emir verecek en küçük bir yetkileri dahi yoktur.

Denediklerinde "Biz sizden emir" almayız duvarına çarpıp gerisin geriye düşen onlardır.

Polis ise bu işlerde figürandır.

Günü kurtarmaya, adalet duygusunu bir nebze sağlayıp vitrinin camlarının kırılmasını engellemeye çalışan figüran.

Yoksa konu dehşet boyutlarındadır.

Hemen her gece soyulan evler, kesilmeye çalışılan boğazlar.

Gemiler dolusu gelip hiçbir engelle karşılaşmamaktadırlar.

Gemiden inen hırsızlık çetesine polisin dahi müdahale edemediği bir düzen.

Sokakta çevirip de hesap sorulamayan bir sistem.

Kulağından tutup da gönderemeyen bir ülke.

Dünya literatüründe hangi sıfatla anılır bilinmez ama Kuzey'in hırsızların, katillerin, üçkağıtçıların, uğursuzların işgali altında olduğu kesindir.

***

Yaşananların sorumlusu hâlâ gizlice ama etkili bir şekilde faaliyet gösteren "Kuzey'in nüfusunu 500 bine çıkaralım" mantığıdır. Ya da "Orada yaşayanlar çürümüşlüğe sürüklendiler" felsefesi.

Kıbrıs'ın Kuzey'ini yeterince Türk bulmayıp hâlâ Türkleştirmeye çalışanlar, yapılan her girişimi önleyenlerdir.

Kimsenin gücüne gitmesin ama yetki sivil otoriteye geçmedikçe bu böyle sürüp gidecektir.

Birileri "KKTC'liler bizi istemez" diye hayıflanacak, gemiler dolusu gelmeye devam edecekler ve kimsenin önlemediği şekilde evler açılacak, dükkanlar soyulacak, insanlar boğazlanacak.

Nereye kadar?

Konu siyasi krize dönüşene kadar mı?

Sırada "İşgale son, egemenliğimi geri ver" mitingleri mi var?

İstenen bu mudur?

KIBRIS 03/05/2005

 

Rumların açtığı davalar, Kıbrıs'ta yakınlaşma çabalarına büyük darbe

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı'ndan açıklama:

Rumların açtığı davalar, Kıbrıs'ta yakınlaşma çabalarına büyük darbe

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, 1974 öncesi Kuzey Kıbrıs'ta mal bırakan Rumların bireysel hak arayışı örtüsü altında bazı vatandaşların ve yabancı uyrukluların, celpnamelerle tazminat davaları için Güney Kıbrıs'taki mahkemelere çağrılması konusunda Birleşmiş Milletleri uyardı.

Bakanlık, bu girişimlerin iki toplumun yakınlaşması çabalarına büyük darbe indirdiğine işaret ederek, KKTC halkını hiç kimsenin taciz etmeye hakkı olmadığını, buna izin verilmeyeceğini vurguladı.

Halkın müsterih olmasını ve gelebilecek celpnameleri almamasını isteyen Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, bu tür tebligatları yapmak üzere gelebilecek şahısların veya araç plakalarının polise ivedilikle bildirilerek tutuklanmalarının sağlanmasına yardımcı olunması gerektiğini kaydetti.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin destek ve yönlendirmesiyle 1974 öncesinde Kuzey'de mal bırakan Rumların, bireysel hak arayışı örtüsü altında halen KKTC'de yaşamakta olan bazı vatandaşlarımıza ve yabancı uyruklulara celpnameler çıkartarak tazminat davaları için Güney Kıbrıs'taki mahkemelere çağırmakta olduğu tespit edilmiştir" denildi.

KKTC'de yaşayan herkesi tedirgin etme amacı taşıyan bu girişimlerin 23 Nisan 2003'te sınır geçişlerinin Kıbrıs Türk tarafınca kolaylaştırılmasıyla hareketlenen ve olumlu yönde ilerleyen iki toplumun yakınlaşması çabalarına büyük darbe indirdiğine işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"24 Nisan referandumunda Kıbrıs Türk halkının gösterdiği çözüm yönündeki iradeyi de 'hayır' oylarıyla engelleyen Rum tarafının, iki bölgeliliğin ortadan kalkmasına yol açacak bir strateji güttüğü, bunun iki taraf arasında yapıcı bir ortamın gelişmesine katkı vermeyeceği de aşikardır.

Durumun vehameti ve yol açabileceği olaylar hususunda Birleşmiş Milletler bakanlığımız tarafından uyarılmıştır. KKTC halkını hiç kimsenin taciz etmeye hakkı yoktur ve buna izin verilmeyecektir.

Bu nedenle halkımızın müsterih olması, gelebilecek celpnameleri almaması, bu tür tebligatları yapmak üzere gelebilecek şahısların veya araç plakalarının polisimize ivedilikle bildirilerek tutuklanmalarının sağlanmasına yardımcı olması ve tutuklananların gerekli hukuki takibata maruz kalacaklarının bilinmesinde yarar görüldüğü duyurulur."

KIBRIS 03/05/2005

 

Tapu'da işkence bitiyor

Tapu ve Kadastro Dairesi, vatandaşların daireyle olan işlerini kolaylaştırmak ve iş takiplerini daha rahat yapmalarına olanak sağlayacak bir dizi önlem aldı

Tapu'da işkence bitiyor

İçişleri Bakanlığı'na bağlı Tapu ve Kadastro Dairesi, halkın daireyle olan işlemlerini kolaylaştırmak, iş takiplerini tüm vatandaşların eşit ve adil olarak faydalanacağı bir duruma getirmek için bazı önlemler aldı.

İskan Müsteşarı Hasan Fındık, yaptığı yazılı açıklamada, konuyla ilgili alınan önlemleri kamuoyunun bilgisine getirirken, tapu ve kadastro hizmetlerinden faydalanacak vatandaşların dikkat etmesi gereken hususların da altını çizdi.

Buna göre Esentepe-Tatlısu yolunun büyük bir bölümü kadastro ekipleri tarafından haritalara işlenmiş olup yıllardır yolun, tarlanın neresinden geçtiğini bilmeyen vatandaşlara yeni haritaları verilecek. En erken zamanda ise kamulaştırma bedellerinin ödenmesi tamamlanacak.

Harita almak isteyen vatandaşlar tapu şubelerinin yanı sıra Tapu Dairesi Müdürlüğü'ne de başvurabilecek ve ödemeleri yapılan haritalar müdürlükten de temin edilebilecek.

Bakanlar Kurulu kararı gereğince yerel şirketlerin kendi kendilerine veya ortağı oldukları şirketlere, hisseleri yüzde 50'den fazla ise yaptıkları tapu devirlerinde ödedikleri yüksek harçlar da indirildi. Buna göre, yatırım yapacak şirketlerin önünde büyük bir engel oluşturan bu durumun ortadan kaldırılması için yüzde 6'lık harç oranı yüzde 1'e düşürüldü.

Girne'de inşa edilen IV. Etap devlet sosyal konutlarının tapuları hazırlandı. Hak sahiplerinin devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde Sosyal Konut Müdürlüğü'ne müracaat ederek koçanlarını alabilecek.

Acil işlemi olanların dikkatine

Mesaha ve ölçüm işlemi talep eden kişi sayısının yaklaşık 3 bine ulaşmasından dolayı bu gibi işlemlerin bazı bölgelerde bilgisayar ortamında yapılması gerektiğini belirten Fındık, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla kısıtlı araç gereç ve mühendis sayısı ile işlem yapmakta olan Tapu Dairemizde, taleplere ivedi cevap verme olanağımız olamamaktadır. Vatandaşlarımızdan ricamız çok acil olan, örneğin üzerine herhangi bir yatırım yapacak olanların müsteşarlığımızdaki 1 aydan beridir uygulamaya koyduğumuz acil hizmet telefonlarımızı (228 63 03 - 228 97 28 - 227 74 97) aramaları ve dosya numaralarını bildirmeleri gerekmektedir".

Hasan Fındık, 1 aydan beridir uygulamakta oldukları söz konusu yöntemle 544 dosyanın (kişi bazında) tamamlandığına dikkat çekerek, "Yukarıdaki verilen sayıdan da görüleceği üzere eskiden 1 ayda 100 dosya tamamlanırken yine aynı kısıtlı olanaklarla, yenileştirilen ekipler ve alınan önlemler ile çok daha fazla vatandaşımızın sorunu çözümlenmiştir" dedi.

Para karşılığı işlem yaptıranlardan bakanlık sorumlu olmayacak

İskan Müsteşarı Hasan Fındık, şunları kaydetti:

"Ayrıca ölçüm ekiplerimize resmi tapu kimliği verilmiş olup ilgili vatandaşlar işinin resmi olarak yapılıp yapılmadığını kontrol etme yetkisine sahiptirler. İlgili memurlarımız ise konu belgelerini sorulduğu takdirde göstermek zorundandırlar. Bizim göndermediğimiz ekiplerin para karşılığı yapacakları işlerden bakanlığımız kesinlikle sorumlu değildir. Bu vesile ile vatandaşlarımızın para karşılığı iş yaptırmamaları kendi menfaatlerine olacaktır".

Yeni önlemler, yeni uygulamalar

Tapu ve Kadastro Dairesi'nde, İçişleri Bakanlığı tarafından alınan önlemler ve uygulanan yeni yöntemler ile tamamlanmış veya tamamlanmak üzere olan işlemler şöyle sıralandı:

"- Girne; Esentepe-Tatlısu yolunun büyük bir bölümü kadastro ekiplerimiz tarafından haritalara işlenmiş olup yıllardır yolun tarlasının neresinden geçtiğini bilmeyen vatandaşlarımıza yeni haritaları verilecektir. En erken zamanda ise işlemleri başlatılıp kamulaştırma bedellerinin ödenmesi tamamlanacaktır.

- Girne çevre yolu, kadastro ekiplerimiz tarafından süratle ölçülmekte ve yolun haritalara işlenmesi bölüm bölüm tamamlanmaktadır. Aynı şekilde bir müddet sonra kamulaştırma bedelleri ilan edilebilecektir.

- Tapu şubelerine harita almak için yapılan başvurular çok yoğun ve ulaşım zorluğu nedeni ile vatandaşlarımızın yoğun şikayetlerine maruz kalmakta idi. Bu vesile ile aynı işlemler bugünden itibaren Tapu Kadastro Dairesi Müdürlüğü'ne de alınmış olup harita isteyenlerin yine şubelerimize veya müdürlüğümüze başvuruda bulunup ödemelerini yapabilecekleri haritalarını rahat temin edebilecekleri ortam yaratılmıştır.

- Geçmiş günlerde Bakanlar Kurulu'nun almış olduğu bir karar doğrultusunda kuzeyde mülk sahibi Maronitlerin başvuruları Girne Tapu Amirliğimiz tarafından gerekli incelemeler de yapıldıktan sonra süratle işleme konmakta ve her türlü talepleri, araştırma belgesi, tapu bilgi veya belgeleri kendilerine verilmeye başlanmıştır. Ancak Bakanlar Kurulu'nun T-1062-04 sayı ve 28.6.2004 tarihli kararına uygunluğu araştırılırken doğal olarak bazı gecikmeler olmaktadır.

- Bakanlar Kurulu'nun T (K-11) 99-2005 sayı ve 26.3.2005 tarihli kararı doğrultusunda yerel şirketlerin kendi kendilerine veya ortakları oldukları şirketlere hisseleri % 50'den fazla ise yaptıkları tapu devirlerinde ödedikleri yüksek meblağ, yatırım yapacak şirketlerin önünde büyük bir engel olduğundan harçları % 6'dan % 1'e düşürülmüştür.

- Girne'de Sosyal Konut Müdürlüğümüz tarafından yapılan IV. Etap devlet sosyal konutlarının 112 tanesinin (tümü) Tapu Dairemiz tarafından koçanları hazırlanmış olup ilgili hak sahipleri devlete olan yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra Sosyal Konut Müdürlüğü'ne müracaat ederek koçanlarını alabilirler".

KIBRIS 03/05/05

 

ABD’nin KKTC’deki silahlara itirazı yok


4 Mayıs, 2005 09:14:00 (TSİ) CNN TURK

 

ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC'de Türk birliklerinin elinde bulunan ABD yapımı silahların, ABD yasalarını ihlal etmediğini açıkladı.

Son aylarda Türkiye'den KKTC'ye 12 adet ABD yapımı M48 tankının ve bazı başka silahların nakledildiği iddialarına cevap veren ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, KKTC topraklarında Türk ordusunun elinde bulunan silahların ABD yasalarına aykırı olmadığını söyledi.

 

ABD, 1999 yılında Türkiye ve Yunanistan'dan, Kıbrıs'ta konuşlu, 1987 yılından sonra üretilen ABD yapımı silahların geri çekilmesini istemişti. Türkiye, bu isteği hemen yerine getirirken, Yunanistan'ın ne yaptığı açıklık kazanmamıştı. 

 

ABD Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz yıl sonbaharda da Yunanistan'ın, Kıbrıs Rum ordusuna bazı ABD yapımı silahlarını devrettiğini belirterek, bunların geri çekilmesini istemişti. Bu talebin yerine getirilip getirilmediği ise açıklık kazanmadı. 

 

ABD, Talat’ı kutlamıştı

 

ABD’nin KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat’ı neden kutladığı sorusuna ise Boucher, ''Talat'ı, Kıbrıs Türk toplumunun liderliği için yapılan seçimi kazanmasından dolayı tebrik ettik. Biz kutlanmayı hak ettiğini düşündüğümüz kişileri tebrik ederiz'' dedi. 

 

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Boucher, ABD’nin bu tavrının Kuzey Kıbrıs'ı tanıması anlamına gelmediğini de belirtti.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Adam Ereli’de kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, KKTC topraklarında Türk ordusunun elinde bulunan ABD yapımı silahların, ABD yasalarını ihlal etmediğini söylemişti.

ABD'den Kıbrıs ve Erivan mesajı

04/05/2005 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Türk-Amerikan ilişkilerinin normalleşmesi için iki ülke dışişleri yetkililerinin başlattıkları karşılıklı ziyaretler sürüyor. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ali Tuygan'ın geçen ayki Washington ziyaretinin ardından ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Laura Kennedy, Ankara'da temaslarda bulundu. Kennedy, Müsteşar Tuygan, Müsteşar Yardımcısı Ertuğrul Apakan ve Kafkasya ve Orta Asya Dairesi Genel Müdürü Halil Akıncı ile MGK Genel Sekreteri Yiğit Alpogan ile bir araya geldi. Kennedy temaslarında şu mesajları verdi:

'Top Rumların sahasında'
Kıbrıs: BM Genel Sekreteri yeni süreç için tarafların siyasi iradesini görmek istiyor. Rumların Annan Planı ile ilgili kaygılarını iletmesi gerekiyor. Top Kıbrıs Rumlarının sahasında. Türkiye'nin çözüm için her şeyi yaptığını biliyoruz ve Kıbrıs Türkleri'nin izolasyonunun kırılması için çalışıyoruz. AB'yi Kıbrıs Türkleri için çıkardıkları tüzüklerin uygulamaları için cesaretlendiriyoruz.
Ermenistan: Erdoğan ile Koçaryan arasındaki mektup teatisini olumlu buluyoruz. Erdoğan'ın 'Tarihçiler ortak komisyon kursun' önerisi ile Koçaryan'ın 'önce hükümetlerarası komisyon' önerileri arasında seçim yapmak yerine 'neden ikisi de olmasın' diyoruz. Erdoğan ile Koçaryan arasında bir görüşme çok iyi olurdu. İki ülke sınırının açılması, her zamanki politikamızdır.
İkili ilişkiler: Başbakan Erdoğan'ın ikili ilişkilere dair sözlerini olumlu buluyoruz. İncirlik'in kullanımına ilişkin kararı memnuniyetle karşılıyoruz. PKK ile mücadele için görüşmelerimiz sürüyor. Erdoğan'a Beyaz Saray daveti konusunda tarih saptanmadı.

İŞGALE KARŞI SİVİL ÖFKE (4 Mayıs 2005)

Başaran DÜZGÜN
Kıbrıs Gazetesi - Yazı İşleri Müdürü
4 MAYIS 2005 tarihli köşe yazısı

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği örnek bir öncülük yaparak sivil toplum örgütlerini topladı.Biz, bu toplantıya "sivil öfke" dedik.Vatandaşın halet-i ruhiyesini yani ruh halini en iyi tanımlayan cümle budur.

Sivil öfke.

İşgale karşı sivil öfke.

Sivil toplum örgütleri "memleketi sorma gir hanına" çevirenlere karşı mücadele etme kararı aldı.

Bazı çevreler bu kararın kıymetini iyi bellemeli.

Çünkü ortada yine Kıbrıs Türkünün eşsiz mücadele yöntemlerinden birisi vardır.

Dünyanın başka bir yerinde her gün boğazı kesilen, karnı deşilen, canına ve malına kastedilen başka bir halk olsaydı mukabele bilmisl yapardı.

Yani aynen karşılık verirdi.

Kıbrıs Türkü, "zulme karşı direnme hakkını" kendine has yöntemlerle kullanıyor.

Görünen o ki en erken zamanda ve en etkili tedbirler devreye girmezse Kıbrıs Türkünün sivil öfkesi sorumluluğu olan herkesi saracak.

 

***

Kıbrıs'ın kuzeyinde, 1974'te bir düzen kuruldu.

Savaş sonrası koşullarının şekillendirildiği düzendi bu.

Şimdi 2005.

Aradan 31 yıl geçti.

Dünya değişti, Türkiye değişti, Kıbrıs değişti.

Ama bazıları kurdukları düzeni değiştirmemekte ısrar ediyor.

Bu ısrar da memlekette hırsızların ve katillerin cirit atmasına neden oluyor.

Kıbrıs Türkü savaş sonrası koşullarda egemenliğinin önemli bölümünü devretti.

Şimdi savaş sonrası koşullar değil.

Şimdi dünyaya entegre olma zamanıdır.

Ve Kıbrıs'ın kuzeyinde çağdaş bir sistem kurma vaktidir.

Buna karşı direnenler, olanların sorumlularından başkası değildir.

***

Kıbrıs Türkü canını ve malını korumak için harekete geçti.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği bunun öncülüğünü yapıyor.

Bu hareket, ülkenin her türlü kötülükten temizlenmesine kadar devam etmeli.

Canımıza, malımıza, bugünümüze ve yarınımıza sahip çıkana kadar sürmeli.

Sivil öfke, kan değil yasemin kokan bir ülke inşa edene kadar diri kalmalı.

Başka çıkış yolumuz yoktur.

KIBRIS 04/05/05

Arasta'ya Rum akını

ESNAFIN YÜZÜ GÜLDÜ... Paskalya tatili nedeniyle Arasta'yı dolduran Rum müşteriler, hem gezdi hem de alışveriş yaptı. Halkımızın Arasta'ya uğramadığından yakınan Arasta esnafı, özellikle hafta arası satışların durgun olduğunu belirtti. Esnaf, her hafta sonu Rum müşterilerin alılıverişe gelmesiyle durgunluğun bir nebze de olsa kırıldığını söyledi

LOKMACI BARİKATI AÇILSIN... Esnaf, Lokmacı Barikatı'nın açılmasıyla Ledra Palace'tan dolaşıp Arasta'ya gelmek zorunda kalan Rum müşterilerin sayısının artacağına ve satışların daha da canlanacağına inanıyor

Emine DAVUT YİTMEN

Paskalya tatilini fırsat bilen Rumlar, soluğu Arasta'da aldı. Rum müşterilerin ilgisinden oldukça memnun görünen Arasta esnafı, satışların hafta sonları ve tatil dönemlerinde arttığını söyledi.

Özellikle konfeksiyon ürünlerine ilgi gösteren Rumlar, KKTC'deki fiyatların Güney Kıbrıs'a oranla çok daha düşük olduğunu belirtti.

Sınırdan geçiş sırasında herhangi bir sorunla karşılaşmadıklarını aktaran Rum müşteriler, Ledra Palace'tan dolaşıp yürümek yerine, Lokmacı Barikatı'ndan geçmenin daha pratik olacağını dile getirdi.

Esnaf, Lokmacı Barikatı'nın açılmasını istiyor

Arasta esnafı, Lokmacı Barikatı'nın açılmasıyla hafta arası durgun olan satışlarda canlanma yaşanacağına inanıyor.

Rum müşterilerin bir kesiminin, daha çok gezme ve fiyat araştırması yapma amacıyla Arasta'ya akın ettiğine dikkat çeken esnaf, müşterilerin büyük bir oranının da alışveriş yaptığını anlattı.

Konfeksiyon ürünleri satan işyerlerinin yüzü gülerken, kuyumcular halen fark edilemediklerini, Rumların sadece vitrinlere bakmakla yetindiğini söyledi.

Konfeksiyon ürünlerinde, daha çok ünlü markaların imitasyonlarının satıldığını ifade eden esnaf, Güney Kıbrıs'ta bu tarz ürünlerin, KKTC'ye kıyasla dört veya beş kat daha pahalı olduğuna dikkat çekti.

Esnafın büyük çoğunluğu, halkımızın Arasta'ya pek uğramadığından, hafta sonları hariç diğer günlerde satışlarda durgunluk yaşandığından da söz etti.

Esnaf ne dedi?

Mehmet Güngör

Paskalya tatili nedeniyle cuma gününden bu yana satışlarımız oldukça yoğun. Rumlar, daha çok ünlü markaların imitasyonlarına ilgi gösteriyor. Tatiller dışında, cumartesi günlerini de yoğun geçiriyoruz. Yerli halk, Arasta'ya pek uğramıyor. Lokmacı Barikatı'nın açılmasını istiyoruz. Rumlar da buraya daha yakın olduğu için Lokmacı'nın açılmasını tercih ediyor.

Mehmet İstifoğlu

Paskalya tatili nedeniyle çok iyi satış yapıyoruz. Rumlar, bizim tarafın Güney Kıbrıs'a oranla daha ucuz olduğunu söylüyor. Satışlarımızda artış var. Lokmacı Barikatı'nın açılması, satışların canlanmasında etkin rol oynayacak.

Serap Bayat

Satışlarımız, Paskalya tatili olduğundan dolayı yoğun. Öte yandan, gezmeyi ve fiyatları karşılaştırmayı tercih edenler de var. Arasta, hafta arası çok sakin. Rumlar hafta sonları buradan alışveriş yapıyor. Lokmacı Barikatı'nın açılması gerekli; çünkü buraya gelmek için Ledra Palace'tan yürümek zorunda kalıyorlar. Barikatın açılması, bizim için çok daha iyi olacak.

 

Nuray Evis

Bir haftadır satışlarımız çok yoğun. Normalde, cumartesi günleri de iyi satış yapıyoruz. Halkımız, Arasta'ya gelip alışveriş yapmıyor. Rumlar, genelde markaya çok düşkünler.

 

Onur Özkan

Paskalya tatili nedeniyle burası çok kalabalık. Her cumartesi böyle kalabalığa rastlamak mümkün. Bazıları gezmek ve görmek için geliyorsa da aralarında alışveriş yapanlar da var. Bizim halkımız, Arasta'ya pek uğramıyor. Lokmacı Barikatı'nın en kısa zamanda açılmasını bekliyoruz.

Rıza Bakıman

Satışlar mükemmel. Ancak, satışlarımız her zaman böyle değil. Rum müşterilerimiz, Paskalya'dan dolayı buraya akın ettiler. Lokmacı Barikatı'nın açılması, esnafa büyük katkı sağlayacak.

Özlem Altıncıoğlu

Paskalya tatilinden dolayı satışlarda canlanma var. Lokmacı Barikatı'nın açılması, satışlarımız açısından daha iyi olur. Rum müşterilerimiz Ledra Palace'tan dolaşıp gelmek istemiyor. Bir defa gelen, sırf bu nedenle ikinci kez gelmek istemiyor.

Mustafa Yüksekbaş

Tatil nedeniyle kalabalık var. Rumlar, özellikle giyim sektörüne ilgi gösteriyor. Ancak, altına pek rağbet etmiyorlar. Lokmacı Barikatı'nın mutlaka açılması gerekiyor. Bugün, buradaki canlılığın nedeni, kapıların açılmasından dolayıdır. Bu tarafa gelen kitle, belli bir ekonomik düzeyin altında ve bu nedenle altına karşı çekingenlikleri var. Altın fiyatları konusunda bilgi sahibi değiller ve burada pahalı olduğunu sanıyorlar. Bu durumun zamanla aşılacağına inanıyorum

KIBRIS 04/05/05

Schröder’den KKTC vaadi

 

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik işbirliğine özellikle tarım ve turizm alanında Kuzey Kıbrıs’ın da dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

 

 

 

 

 

Ankara / İstanbul
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

 

 

 

 

 

 

4 Mayıs 2005—  Schröder, Ruhban Okulu ziyaretinde, okulun açılması konusunda bir talepte bulunmadı. İstanbul’daki temaslarında Patrik Bartholomeos’u da ziyaret eden Schröder konuşmasında ekümenik ifadesini kullandı.

Türk-Alman Ekonomi Kongresi’de bir konuşma yapan Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Kuzey Kıbrıs’ın Ada’nın bütünlüğü için tarihi karar aldığını belirterek, “Adil olmamız lazım. Kuzey Kıbrıs, Ada’nın bütünlüğü için önemli karar aldı. Ancak bu karar güneyde paylaşılmadı. Türk-Alman işbirliği orada da önemli rol oynamalı.” diye konuştu.
       
‘VAATLER YERİNE GETİRİLMELİ’
       Schröder, Avrupa’nın Türkiye’ye 40 yıl önce vaatte bulunduğunu belirterek, duygular ne olursa olsun tarihi kararlar, duygusal zihniyetlere, referandumlara, değişen görüşlere bağlı olamaz.
       Bir insan bir vaatte bulunmuşsa bunun sorumluluğunu üstlenir ve bunu uygular. Ahde vefa diye birşey var” diye konuştu.
       
‘ARALIK DİNAMİZMİ DEVAM ETMELİ’
       İki günlük çalışma ziyareti için dün Türkiye’ye gelen Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye’nin AB sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Aralık 2004’teki dinamizm daha da devam etmeli, reformlar kesintisiz bir şekilde uygulamaya konulmalı” dedi.
       Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la görüşen Gerhard Schröder, reform uygulamalarının, müzakerelerin de zamanında başlaması açısından önemli olduğunu belirterek, “17 Aralık’ta verilen taahhütler geçerli” diye konuştu. Almanya Başbakanı, ek protokolün 3 Ekim’den önce imzalanması gerektiği yönünde vurgular da yaptı.
       
KIBRIS KONUSU
       Görüşmede Kıbrıs konusu da ağırlıklı olarak ön plandaydı. Başbakan Erdoğan, özellikle basına kapalı olarak ikili görüşmede, KKTC’nin referandumda ‘evet’ dediğini, ancak gelinen süreçte cezalandırılır konumda olduğunu ifade etti. Schröder de buna katıldığını belirterek, “Siyasi olarak Türk tarafı cezalandırılmamalı” ifadesini kullandı. Ve Rum kesiminin bloke ettiği yardımların kaldırılması gerektiğini, Almanya’nın da bunun için çalışacağını söyledi.
       
SOYKIRIM İDDİALARI
       Gündemdeki bir diğer konu da ‘Ermeni soykırımı’ iddialarıydı. Bununla ilgili olarak da Schröder, Erdoğan’ın ‘tarihçilerden oluşan ortak komisyon kurulsun’ önerisini desteklediğini ifade etti.

Bu konuyla ilgili olarak bir espri yapan Schröder, Başbakan Erdoğan’a “Eğer parlamentolar açılsa, işimiz Allah’a kalmıştır” ifadesini kullandı. Erdoğan ise, AB’deki bazı parlamentoların olayın aslını bilmeden kararlar aldığını ve bunun da Türkiye’yi üzdüğünü ifade etti.
       
RUHBAN OKULU
       Erdoğan, ayrıca, “Görüşmede Ruhban Okulu’nun açılması için bir talep bana iletilmedi” dedi. Schröder’e bu soru sorulduğunda, “İleri bir aşamaya bu konuda gelseydik, memnun olurduk, ama bunlar sabır gerektiriyor. Ama dini özgürlüklerin sağlanması gerekiyor” demekle yetindi.
       
İSTANBUL TEMASLARI
       Schröder, ilerleyen saatlerde Cumhurbaşkanı Sezer ile biraraya geldi. Schröder, bu görüşmelerin ardından İstanbul’a geçti.

İstanbul’da Almanya Başbakanı Schröder’e Marmara Üniversitesi tarafından “Fahri Hukuk Doktoru” unvanı verildi. Başbakan Erdoğan’ın da katıldığı törende Schröder, Almanya ve Türkiye arasında siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda uzun zamandır çok yakın bağlar olduğunu söyledi.
       
EKÜMENİK İFADESİ KULLANDI

İstanbul’daki temaslarında Patrik Bartholomeos’u da ziyaret eden Schröder konuşmasında ekümenik ifadesini de kullandı.
       Schröder yaptığı konuşmada “Önem taşıyan bir konu da Türkiye’deki gayrimüslim toplulukların durumudur. Ve bu nedenle bugün Ekümenik Patrik hazretleri Birinci Barthelemeos’la biraraya gelmek benim için önemliydi. Kendileri de Türkiye’deki reform sürecinden büyük ümit beslemekte” dedi.
       

"Kıbrıs müzakereleri yeniden başlasın"


5 Mayıs, 2005 02:22:00 (TSİ) CNN TURK

Yunanistan, Kıbrıs'ta görüşmelerin yeniden başlamasını istiyor. Ancak Atina, müzakerelerinin 'yabancı hakemliği ve zorlayıcı takvim olmaksızın' başlamasından yana.

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Bayan Laura Kennedy'nin Atina temasları sonunda yapılan açıklamada, Yunanistan'ın hedefinin, Kıbrıs'ta Rumlar ve Türkler tarafından referandumla kabul edilecek bir çözüm bulmak olduğu görüşü dile getirildi.
 
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nca yapılan açıklamada, çözüm yolunda 'yabancı hakemliği veya zorlayıcı takvim' bulunmaması gerektiği görüşü savunuldu.
 
Bakanlık, Yunanistan'ın Kıbrıs'ta Avrupa Birliği değerlerine uygun ve Annan planını esas alan çözüm peşinde olduğunu bildirdi. Annan planı, Kıbrıs Türklerince kabul edilmiş, Rumlar tarafından ise reddedilmişti.
 
Liderlerle görüşecek
 
ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Kennedy, Kıbrıs'ın birleşmesi görüşmelerini tekrar başlatma ihtimalini araştırmak amacıyla bölgede bulunuyor.
 
Atina temaslarını tamamlayan Kennedy bu sabah adaya gidecek. Kennedy'nin bugün Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşmesi bekleniyor.

 

Schröder: "AB vaadini yerine getirmeli"

 

Erdoğan, Almanya'nın vazgeçilemez bir dost olduğunu söyledi



4 Mayıs, 2005 22:35:00 (TSİ) CN TURK

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, ''siyasi rengi ne olursa olsun biz Türkiye'ye AB ile ilgili bir vaatte bulunmuştuk. Ahde vefa diye bir şey var'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Almanya Başbakanı Schröder, Türk-Alman Ekonomi Kongresi'ne birlikte katıldılar. 
 
Schröder, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun başkanlığını yaptığı oturumda konuştu. 
 
Geçen yıl aralık ayında AB'nin tarihi bir karar aldığını söyleyen Schröder, ''bu karar tartışmasız değildi. Zaten tartışmasız da olamazdı. Ama bu karar alındı. Bu karar şöyleydi: 3 ekim 2005 tarihinde Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlamak istiyoruz'' dedi. 
 
''siyasi rengi ne olursa olsun biz Türkiye'ye bu vaatte bulunmuştuk" diyen Schröder, aradan geçen zaman içinde bazen bu vaatte bulunulmamış gibi duyguların da ortaya çıktığını belirtti.
 
Alman Başbakan, "çünkü gerçekten de oldukça büyük çelişkiler, çok hararetli tartışmalar yaşandı bu konuda ama Türkiye tam da kendine çizmiş olduğu yolda ilerledi ve bu yol tam üyelik müzakerelerinin başlatılması için ön koşuldu'' diye konuştu.
 
Schröder: "Ahde vefa diye bir şey var''  

Başbakan Schröder, tarihi önem taşıyan ve geçtiğimiz yıl aralık ayında alınan stratejik kararın, başkalarının iyi bir şey yapmak istedikleri için alınmadığını vurgulayarak, "tabii ki bunun da bir rolü oldu. Ama bu kararın alınmasının en önemli nedeni Türkiye'nin kendisinin ön koşulları yerine getirmiş olmasıydı" dedi. 
 
Schröder, burada artık mühim olanın başlatılan yolun kararlılıkla sürdürülmesi olduğunu vurguladı. 
 
Schröder, bunun sadece kararlarda yansımasını bulan bir şey olmadığını, devlet mekanizmasında ve toplumsal uygulamalarda da görülecek, yansımasını bulacak bir uygulama olacağını ifade etti.
 
Almanya Başbakanı Schröder, ''bugün de görüyoruz ki bu kesin kararlılık, irade vardır. Başlatılanların uygulanması konusunda kararlılık mevcuttur. Ama öbür tarafta da ayın şeyin olması lazım. Yani AB yakasında da aynı şeyin olması lazım. Bir insan bir vaatte bulunmuşsa bunun sorumluluğunun üstlenir ve bunu uygular. Ahde vefa diye bir şey var'' dedi. 
 
Erdoğan: "Almanya bir numaralı ticaret ortağı" 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB içindeki en büyük ekonomi olan ve derin tarihi, siyasi bağlar bulunan Almanya'nın Türkiye için vazgeçilmez bir ortak ve dost olduğunu belirterek, ''Almanya ile her alanda yoğun işbirliğinin sürdürülmesi ve daha da geliştirilmesi, her iki ülkenin de stratejik çıkarları ile uyumludur'' dedi. 
 
Erdoğan, Türk-Alman Ekonomi Kongresi'nde yaptığı konuşmada, Almanya'nın, Türkiye'nin bir numaralı ticaret ortağı olduğunu, 2004 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacminin 21 milyar doları aştığını söyledi.
 
Almanya'da 2.7 milyon civarında Türk'ün yaşadığını, bunun iki ülke ilişkilerine ayrı bir derinlik ve önem kazandırdığını dile getiren Erdoğan, Almanya'daki 60 bin Türk girişimcinin 4 milyar euroyu aşan değerde yatırım gerçekleştirdiğini söyledi.

Erdoğan: "Almanya ile derin tarihi bağlarımız var"

Erdoğan, Almanya ile son derece önemli siyasi ve ekonomik ilişkilere sahip olunduğunu dile getirerek, odanın bu bağların derinleştirilmesine, iki ülkede toplumlar ve değişik sektörler arasında sosyal ve kültürel bağların tesisine katkıda bulunduğunu belirtti.
 
Başbakan Erdoğan, Almanya ile bu bağların güçlendirilmesinin birliğe tam üyelik doğrultusunda Türkiye'nin daha sağlam bir şekilde ilerlemesine imkan sağlayacağını belirtti.
 
Erdoğan, iki ülke hükümetlerinin karşılıklı çalışmalarını geliştirmeleri durumunda bu sürecin daha da hızlanacağını kaydederek, ''AB içindeki en büyük ekonomi olan ve derin tarihi, siyasi bağlarımız bulunan Almanya, Türkiye için vazgeçilmez bir ortak ve dosttur" dedi.
 
Erdoğan, konuşmasında, Schröder'e Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine vermiş olduğu destekten dolayı teşekkür etti.
 
Schröder Türkiye'den ayrıldı
 
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, özel uçakla, saat 22.00'de Türkiye'den ayrıldı. 
 
Schröder'i, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde, İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Wolf-Ruthart Born ve öteki ilgililer uğurladı. 
 
Konuk Başbakanı, Grand Cevahir Otel'de katıldığı Türk-Alman Ekonomi Kongresi çıkışında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, otel kapısına gelerek uğurladı.

Papadopulos'tan Ada'da birleşme şartı


5 Mayıs, 2005 09:14:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Türk askerinin Ada'dan çekilmesinin kuzey ve güneyin birleşmesi için ana koşul olduğunu söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan Papadopulos, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihinden önce olası bir uzlaşmaya varılıp varılamayacağı konusunda da, "uzlaşmak için daima zaman vardır. Ancak pratik olarak henüz görüşmelere başlamadık. Bu nedenle bir öngörüde bulunmak çok zor" dedi.
 
Ancak Rum lider 3 ekim tarihinden önce Ada'nın birleşeceğine inanmadığını açıkladı.
 
Rum lider ayrıca, Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir çabalarının olmadığını belirtti.

"Kötü bir deneyim yaşandı"

Ada'da 24 nisanda yapılan referanduma atıfta bulunan Papadopulos, insanların kendilerini baskı altında ve kısıtlı bir zaman dilimine sıkışmış hissettiklerini, bu nedenle 'kötü bir deneyim' yaşandığını savundu.

"Bir kez daha müzakerelere başladığımızda başarıya ulaşmak için makul bir beklentimiz olmalı' diyen Rum lider, bunun için de görüşmelere iyi hazırlanılması ve tarafların da buna hazır olması gerektiğinin altını çizdi.
 
Ada'da uluslararası çabaların bir sonucu olarak Birleşmiş Milletler öncülüğünde barış görüşmeleri başlatılmış ve bu görüşmeler geçtiğimiz yılın nisan ayında Annan Planı'nın referanduma sunulması ve reddedilmesiyle son bulmuştu.
 
Kıbrıs Türk halkının yüzde 64.91’i plana ‘evet’ derken, Kıbrıs Rum halkının yüzde 75.83'ü plana ‘hayır’ dedi. Böylece aylardır sürdürülen zorlu müzakere süreci tekrar çözümsüzlükle sonuçlanmıştı.
 
Rum halkının planı reddetmesinde, Rum lider Papadopulos’un referandum öncesi TV ekranlarından halka hitaben yaptığı ‘plana ‘hayır’ deyin’ konuşması etkili olmuştu.

'İşgalci ve istilacı' nitelemesi
 
Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorunundaki 'fazla akla gelmeyen ve unutulan' konunun 'Türkiye'nin Kıbrıs'ı istila ve işgal ettiği' olduğunu ileri sürdü.

Kıbrıs'ta tarafların yeniden birleşmesi için gerekli olan en önemli şartın Türkiye'nin Ada'daki yaklaşık 30 bin askerini geri çekmesi olduğunu söyleyen Papadopulos, "Türkiye'nin atması gereken önemli bir adımdan bahsediyoruz. Türkiye askerlerini geri çekerek, ülkemizi işgal etmeye son vermeli" dedi.

Dünya kamuoyunun bir gün Kıbrıslı Rumların Annan Planı'nı niye reddettiğini anlayacağını belirten Papadopulos, "sanıyorum ki artık daha fazla insan Annan Planı'nın reddedilmesinin önemini kavrıyor" diye konuştu.

Annan Planı'na karşı en büyük muhalefeti yürüten bazı Kıbrıslı Rumlar, planın Türk askerlerinin Ada'da süresiz olarak kalmalarına imkan tanımasına şiddetle karşı çıkıyordu.
 
Türkiye'nin AB üyeliği 
 
Uzun vadede Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı olmadığını söyleyen Papadopulos, "Türkiye 'Kıbrıs Cumhuriyeti'yle ilişkilerin başlatılmasının da dahil olduğu üyelik yükümlülüklerini yerine getirmeye hazır olduğunda birliğe girebilecek" diye konuştu.
 
Rum lider ayrıca Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir çabalarının olmadığını, yükümlülükler yerine getirildiği sürece de bunun söz konusu olmayacağını açıkladı.
 
Avrupa Birliği'yle 3 ekimde müzakerelere başlayacak olan Türkiye, yaklaşık 15 yıl sürmesi beklenen bir sürecin ilk adımını atmış olacak.

 'Kıbrıslı Türkleri esir alma operasyonu'

 

Talat: ''Papadopulos, Kıbrıs Türklerine top yekün saldırı başlattı''



4 Mayıs, 2005 15:19:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, Kıbrıs Türklerine karşı top yekün saldırı başlattığını söyledi.

Talat, Rumların Kıbrıslı Türklere karşı Güney Kıbrıs mahkemelerinde açtığı mülk davalarına değinerek, Papadopulos'un, uluslararası hukuku bir tarafa bırakarak, Avrupa Birliği üyesi olmanın avantajını, Kıbrıslı Türklerin siyasi haklarını ve eşitlik haklarını boğmak için kullanmaya başladığını belirtti.
 
Cumhurbaşkanı Talat, yaptıkları değerlendirmeler sonucu, dava açılan kişinin mahkemeye gitmesi yönünde karar aldıklarını ifade ederek, ''biz şartlı ispatı vücut yapacağız. Şartlı ispatı vücut yani 'Kıbrıs'ın kuzeyinde veya Mağusa'da senin (Rumun) mahkemenin yargı yetkisi yoktur' iddiasını öne sürerek, müdafaa dosyalayacağız'' dedi.
 
Talat, ''şimdi bu son derece tehlikeli bir olay, çünkü Kıbrıslı Türk sonuçta örneğin mahkum olacak, mahkum olunca güneye geçtiğinde örneğin tutuklanacak. Dolayısıyla böyle bir uygulama sonuçta Kıbrıslı Türklerin tamamen izole edilmesini sağlayacak. Yani AB Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu ortadan kaldırmaya çalışırken onun bir üyesi olan 'Kıbrıs Cumhuriyeti' Kıbrıslı Türkleri tam anlamı ile izole edecek'' diye konuştu. 

"Rum, kendi kazdığı kuyuya düşecek"
 
Cumhurbaşkanı Talat, Rum tarafının kendi kazdığı kuyuya düşeceğini söyleyerek, ''ben çok memnun oldum bu davadan. Özellikle Kıbrıslı Türklere yönelen kısmından son derece mutlu oldum. Çünkü bazı şeyler ortaya çıkacak. Şimdi işte Rum tarafı bana göre kendi kazdığı kuyuya düşecek" dedi.
 
Yasalara göre, mülkiyet davaları malın bulunduğu kazada görülebileceğini dile getiren Talat, Kıbrıs'ın kuzeyinde Rum yönetiminin etkin ve fiili kontrolü olmadığını belirterek, "bunu, ben söylemiyorum AB söylüyor. Bu demektir ki Kıbrıs Rum tarafının kuzeyde yargı yetkisi de yoktur, yargı gücü yoktur" diye konuştu.
 
Rum tarafının bu politikasının bölünmeyi katılaştırdığını ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, Rumların birleşme ve adanın siyasi eşit zeminde bütünleşmesini istemediğini, Kıbrıslı Türkleri tecrit edip, daha fazla avantaj elde etmek istediğini kaydetti. 
 
Kıbrıs Türklerine izolasyonlar kaldırılırsa Papadopulos'un politikasını sürdüremeyeceğini anlayacağını ve uzlaşma noktasına geleceğini kaydeden Talat, ''Papadopulos'un hareketlenebilmesinin yolu, arkasındaki, yüzde 75 diye hala ifade edilen kitle desteğinin ortadan kalkmasıdır. Yani yol budur. Bunun sağlanabilmesi için dediğim gibi izolasyonlar kalkmalıdır. Kıbrıs Rum halkı görmelidir ki KıbrıslıTürkleri Kıbrıs Rum halkının kararı ile esaret altında tutmak mümkün değil'' dedi.
 
KKTC'de beş Rum tutuklandı
 
Bu arada, KKTC'de Girne ilçesine bağlı, İngilizlerin yoğun olarak yaşadığı Karaman köyünde, 1974 öncesinde oturdukları evde oturanları taciz eden beş Rum tutuklandı.
 
Polisin yaptığı açıklamaya göre, Güney Kıbrıs'ta yaşayan beş Rum dün öğleden sonra Christine Morsley'ye ait ikametgahın bahçesine izinsiz girdi.
 
Rumlar, kendilerini uyaran ve bahçeden çıkmalarını isteyen Morsley'yi ''burası benim evimdir, benim bahçemdir'' sözleriyle taciz etti. Olayın polise bildirilmesi üzerine, söz konusu şahıslar tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. 
 
Bugün
mahkemeye çıkarılan beş Rum, birer milyar TL şartlı kefaletle serbest bırakıldı.
 
KKTC'ye kimlikle girenlere çalışma izni verilmiyor 

Bu arada, KKTC hükümetinin geçtiğimiz yıl Muhaceret Yasası'nda yaptığı köklü değişiklik ve bu yasaya bağlı olarak Türkiye ile imzalanan anlaşmanın ocak ayı başında uygulamaya girmesiyle son aylarda KKTC'ye girişlerin altına alınmaya başlandığı bildirildi.
 
KKTC'de çalışmak için pasaportla giriş zorunluluğu getiren ve altı aylık geçiş süresinin ardından ağır cezalar öngören yasal değişiklikle birlikte, son haftalarda limanlarda da kontroller artırıldı.
 
Ocak başından itibaren uygulamaya giren yeni düzenlemelere uymayanlara, altı aylık geçiş sürecinin ardından ağır ceza getiriliyor. Buna göre, haziran sonundan itibaren kimlikle giriş yapmasına rağmen, ülkede kayıt yaptırmadan kalanlara asgari ücretin iki katı para cezası verilecek ve bu kişiler sınır dışı edilecekler.
 
Bu durumdaki kişileri çalıştıran işverenlere de ağır para cezası verilecek ve şirketlerine ihalelere katılma yasağı uygulanacak. 
 
KKTC İçişleri Bakanı Özkan Murat, Muhaceret Yasası'nda yapılan düzenleme ve buna bağlı olarak Türkiye ile imzalanan anlaşmanın ocak başında uygulamaya girdiğine dikkat çekerek, bu düzenlemenin sonuçlarının yakın zamanda görüleceğini belirtti.
 
Yasadaki düzenlemelerin titizlikle uygulandığını, ancak uygulamanın yeni başladığını söyleyen Murat, aynı yasa uyarınca limanlarda da etkin kontrol yapıldığını ve ülkeye girişi uygun bulunmayanlara giriş izni verilmediğini kaydetti.
 
Kontrollerin her gün limanlarda yapıldığını ve ülkeye girişleri uygun bulunmayan kişilerin geri gönderildiğini anlatan Murat, ''Bu konuda son derece kararlıyız. Ülkeyi sorma gir hanı olmaktan kurtaracağız. Yasayı, anlaşmayı uyguluyoruz ve sonuç alacağız. Ama yılların birikimine dayanan bir sorun ve zamana ihtiyacımız var'' dedi.

MUHACERET YASASI

Muhaceret Yasası'nda geçtiğimiz yıl yapılan değişiklikle kimlikle girişlerin ancak üç aylık turistik amaçla yapılabileceğine ilişkin düzenlemeye vurgu yapılmış, ülkede çalışacaklara pasaportla giriş zorunluluğu getirilmişti. Pasaportla giriş, çalışma izni için zorunlu hale getirilirken, kayıtsız çalışanlara para cezası yanında sınır dışı edilme cezası öngörülmüştü. Bu düzenlemeyle birlikte limanlarda etkin kontrol öngörülmüş ve muhaceret memurlarına girişlerde sorgulama yetkisi verilmişti. Yasal düzenlemeyle kayıtsız çalışma yanında, çalıştırmaya da ağır cezalar getirilmişti.

CNN TURK 04/05/2005

Atina: Kıbrıs müzakereleri hakemsiz başlasın

 

Atina

Yunanistan hükümeti, Kıbrıs müzakerelerinin “yabancı hakemliği ve zorlayıcı takvim olmaksızın” yeniden başlaması gerektiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Bayan Laura Kennedy'nin Atina temasları sonunda dün gece Dışişleri Bakanlığı'nca yapılan yazılı açıklamada, Yunanistan'ın hedefinin, Kıbrıs'ta Rumlar ve Türkler tarafından referandumla kabul edilecek bir çözüm bulmak olduğu görüşü dile getirildi.

   

Açıklamada, çözüm yolunda “yabancı hakemliği veya zorlayıcı takvim” bulunmaması gerektiği görüşü savunuldu.

   

Bakanlık, Yunanistan'ın Kıbrıs'ta AB değerlerine uygun ve Annan planını esas alan çözüm peşinde olduğunu bildirdi.

   

Annan planı, Kıbrıs Türklerince kabul edilmiş, Rumlar tarafından ise reddedilmişti.

   

Bayan Kennedy, Kıbrıs'ın birleşmesi görüşmelerini tekrar başlatma ihtimalini araştırmak amacıyla bölgede bulunuyor.

   

Kennedy'nin, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşmesi bekleniyor.

 (aa)

 

 

HURRIYET 05/05/05

Papadopulos'tan Ada'da birleşme şartı: Türk askeri çekilsin


      Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Türk askerinin Ada'dan çekilmesinin kuzey ve güneyin birleşmesi için ana koşul olduğunu söyledi.
      Papadopulos, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihinden önce olası bir uzlaşmaya varılıp varılamayacağı konusunda, "uzlaşmak için daima zaman vardır. Ancak pratik olarak henüz görüşmelere başlamadık. Bu nedenle bir öngörüde bulunmak çok zor" dedi.
      Ancak Rum lider 3 ekim tarihinden önce Ada'nın birleşeceğine inanmadığını açıkladı.
      Reuters'a konuşan Rum lider ayrıca, Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir çabalarının olmadığını belirtti.
      Ada'da 24 nisanda yapılan referanduma atıfta bulunan Papadopulos, insanların kendilerini baskı altında ve kısıtlı bir zaman dilimine sıkışmış hissettiklerini, bu nedenle 'kötü bir deneyim' yaşandığını aktardı.
      "Bir kez daha müzakerelere başladığımızda başarıya ulaşmak için makul bir beklentimiz olmalı' diyen Rum lider, bunun için de görüşmelere iyi hazırlanılması ve tarafların da buna hazır olması gerektiğinin altını çizdi.
     
      'İşgalci ve istilacı' nitelemesi

      'İşgalci ve istilacı' nitelemesi Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorunundaki 'fazla akla gelmeyen ve unutulan' konunun 'Türkiye'nin Kıbrıs'ı istila ve işgal ettiği' olduğunu ileri sürdü.
      Kıbrıs'ta tarafların yeniden birleşmesi için gerekli olan en önemli şartın Türkiye'nin Ada'daki yaklaşık 30 bin askerini geri çekmesi olduğunu söyleyen Papadopulos, "Türkiye'nin atması gereken önemli bir adımdan bahsediyoruz. Türkiye askerlerini geri çekerek, ülkemizi işgal etmeye son vermeli" dedi.
      Dünya kamuoyunun bir gün Kıbrıslı Rumların Annan Planı'nı niye reddettiğini anlayacağını belirten Papadopulos, "sanıyorum ki artık daha fazla insan Annan Planı'nın reddedilmesinin önemini kavrıyor" diye konuştu.
      Annan Planı'na karşı en büyük muhalefeti yürüten bazı Kıbrıslı Rumlar, planın Türk askerlerinin Ada'da süresiz olarak kalmalarına imkan tanımasına şiddetle karşı çıkıyordu.
MILLIYET 05/05/05

Rum pasaportunun faturası

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden "Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu" almak, Kıbrıs Türklerine sunulan en "cazip" olanaklardan biriydi. Gerek Annan Planı referandumunda gerek diğer seçimlerde "AB vatandaşı" olmanın pratik yolu olarak gösteriliyordu. Dünyadan izole KKTC vatandaşı olmaktansa, Rum pasaportuyla AB vatandaşı olmak, Kıbrıslı Türklerin tercihi oldu.
On binlerle ifade edilen Kıbrıs Türk'ü, Rum yönetimine başvurarak "Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu" aldı. Türkiye üzerinden dolaylı seyahat etmektense, Güney'e geçip Rum pasaportuyla daha kolay seyahat ettiler.
Rum yönetimi de Türklerin bu pasaportu almalarını teşvik etti. Güney Kıbrıs vatandaşlığı anlamı taşıyan bu pasaportlar, siyasi açıdan da egemenlik kabulü sonucunu doğuruyordu. Gerçi, Kıbrıslı Türkler, Rum yönetiminin değil, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin pasaportunu taşıdıklarını, bunun hakları olduğunu söyleyerek bir savunma geliştirmiş olsalar da, bugün yaşananlar, pasaportun faturasını ortaya koydu.
Kıbrıslı Türklere pasaport veren Rum yönetimi şimdi bu faturayı Türklerin önüne sürdü ve tahsilat yapmaya çalışıyor.
Diyor ki:
Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu taşıyan Türk vatandaşlarımız, eğer Kuzey Kıbrıs'ta Rum malı üzerinde oturuyorsanız, mahkemeye buyurun. Malı sahibine iade edin. Yoksa cezanız 2 yıl hapistir.
Bunu neye dayanarak söylüyor :
Bir süre önce değiştirdiği Güney Kıbrıs Ceza Yasası'na göre. Bu değişikliğe göre eğer bir Güney Kıbrıs vatandaşı, bir başka Güney Kıbrıs vatandaşının malını rızası olmadan işgal etmişse cezası 2 yıl hapistir. Ya bu cezayı kabul edersiniz ya da işgal ettiğiniz malı sahibine iade edersiniz. Rum yönetimi şimdi bu iç hukuk hükmünü, pasaportunu taşıyan ama Kuzey'de 1974 öncesi Rum taşınmazı kullanan Türklere uygulamak üzere harekete geçmiş durumda.
Bu koşullardaki Türklerden seçtikleri örnek kişilere Kuzey'e geçip mahkeme celbi tebliğ ediyorlar. "Bizim pasaportumuzu taşıyorsun, bizim bir başka vatandaşımızın taşınmazını işgal etmiş durumdasın, mahkemeye gel" diyorlar.

Mahkeme Larnaka'da
Örneğin, Gazimağusa'da 1974 öncesi Rum taşınmazını restoran olarak kullanan Hüseyin Çağner'e yapılan tebligat böyle. Rum yönetimi ayrıca mahkemenin Larnaka'da görüleceğini de tebliğ etmiş durumda.
Tabii, Rum pasaportu taşıyan Kıbrıslı Türk Larnaka'da mahkemeye çıkmayı kabul ederse, bu bir yol haline getirilecek.
Tıpkı, ünlü Loizidu davası gibi...
Bu yöntem gösteriyor ki, Güney Kıbrıs Yönetimi, iç hukuklarını ve AB hukukunu kullanarak 1974 öncesi koşullara dönülmesini sağlamaya çalışıyor.

Türklerin savunması
Rum yönetiminin bu girişimine karşı, hem Rum pasaportu taşıyan hem Rum taşınmazı kullananların geliştirdikleri savunma ise şöyle:
Bu mallar Güney'de taşınmaz bırakarak, mübadele anlaşmasına göre Güney'den gelen Türklere verildi. Ayrıca, eğer Kıbrıs Cumhuriyeti yasaları geçerliyse mahkemenin Gazimağusa'da görülmesi lazım. Siz böyle bir mahkeme tanımıyorsunuz. Bu durumda bizi Larnaka'da yargılayamazsınız.
Ancak, Rum yönetimi, Güney'e geçmiş bu koşullardaki bir Türk'ü tutuklayabiliyor. Hatta öngörülen ceza 2 yıldan az olmadığı için AB ülkelerinde de takibat yapabiliyor.

Talat'ın görüşü
KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rumların bu politikasını televizyonda değerlendirirken, Papadopulos'un kendi kazdığı kuyuya düşeceğini belirtiyor. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti yasaları geçerli olacaksa bundan Papadopulos yönetiminin zararlı çıkacağı görüşünde.
Tebligat yapılan Türklerden birinin Larnaka'ya gidip, mahkemeye, "Siz beni yargılayamazsınız, Mağusa'da yargılanmam gerekir, ayrıca AB, Kuzey'i müktesebat dışında bıraktı" diyerek itiraz ederse, Papadopulos'un zor duruma düşeceği düşünülüyor. KKTC yönetiminin yaklaşımı böyle.
Ayrıca, KKTC yönetimi, vatandaşlarına, bu tür tebligatları almamalarını, tebligata gelen Rum memuru haneye tecavüzden alıkoyup polise haber vermelerini istiyor.
Bu da gösteriyor ki, Kıbrıs'ta Rum yönetimi ile KKTC arasında bir "tutuklama yarışı" başlayacak...
Pasaportun bedeli ucuz gözükmüyor...

FIKRET BILA MILLIYET 05/05/05

'Kuzey Kıbrıs ile iş yapabiliriz'

Türk-Alman Ekonomi Kongresi'ne katılan Almanya Başbakanı Schröder, 'Tarımda, turizmde ortak bir şey yapılabilir mi' sorusuna 'Kuzey Kıbrıs da dahil edilmeli' dedi

RADIKAL 05/05/05

İLKER PEHLİVAN

İSTANBUL - Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye ile tarımda, turizmde ortak bir şeyler yapılabilir mi sorusuna Kuzey Kıbrıs'ın da dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Almanya Başbakanı Gerhard Schröder
ile Başbakan Tayyip Erdoğan, Türk Alman Kongresi öncesinde Dolmabahçe Sarayı'nda her iki ülkede yatırım yapan işadamlarıyla bir araya geldi.
Basına kapalı toplantıya, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, Mustafa Koç, Mustafa Boydak, Abdülkadir Konukoğlu, Ahmet Çalık, Ahmet Zorlu, Zeynep Bodur ve Ferit Şahenk'in de aralarında bulunduğu 12'si Türk, 12'si yabancı 24 işadamı katıldı.
Toplantıda, Erdoğan ve Schröder'in, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde
işadamlarının sorunlarını dinlediği öğrenildi. Bu toplantının ardından Başbakan Erdoğan ile Schröder, aynı arabayla, Türk-Alman Ekonomi Kongresi'ne katılmak üzere Grand Cevahir Otel'e gitti. Almanya Başbakanı Schröder, konuşmasında, Türkiye ile ülkesi arasındaki işbirliğine Kuzey Kıbrıs'ın da dahil edilebileceğini ve Almanya'nın bu konuda öncü olabileceğini ifade etti. Türkiye ile Almanya arasında her alanda işbirliği yapılabileceğini belirten Schröder, Kuzey Kıbrıs'ta refahın geliştirilmesine yönelik projelere destek sağlayacakları yönünde mesajlar verdi. "Hemen her alanda, 'tarımda, turizmde ortak bir şeyler yapılabilir mi' sorusuna "Kuzey Kıbrıs'ı da dahil etmeliyiz" sözleri üzerine katılımcılardan büyük alkış alan Schröder konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kıbrıs'ta adil olmak lazım. Adanın bütünlüğü konusunda Kuzey Kıbrıs fevkalade önemli karar almıştır. Ne yazık ki bu karar, Ada'nın bütününde paylaşılmamıştır." Kuzey Kıbrıs'ın Türk-Alman işbirliğinin parçası olabileceğine değinen Schröder, meselenin Kıbrıs'ın bir kesimini diğeriyle çatıştırmak değil, BM çerçevesinde birleştirici yollar bulmak olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan da, Türk ekonomisinin son yıllardaki başarılı gelişmelerle dünyanın takdirini kazandığını vurguladı. Erdoğan, Türkiye'nin dış ticaretinde de gelişmenin sürdüğünü belirterek, TL'nin değer kaybetmesine rağmen 2004'teki ihracatın yüzde 30'dan fazla artış gösterdiğini söyledi.

Üçüncü ülkelerde işbirliği
Erdoğan, şöyle devam etti: "Vurgulamak istediğim diğer konu da Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde yeni ve gelişime açık pazarlara açılmak isteyen yatırımcılara perspektif sunması. Özellikle iki bloklu sistemin çöküşünü izleyen dönemdeki gelişmeler Orta Asya, Balkanlar ve Ortadoğu gibi ülkemizin tarihi, kültürel ve ekonomik bağları bulunan bölgelerde işbirliği fırsatları ortaya çıkardı. Türk ve Alman firmalarının, üçüncü ülkelerde işbirliği olanaklarını araştırmaları ve ortak girişimler gerçekleştirmelerinin her iki tarafın da menfaatine olduğu açık. Bu bağlamda Türk firmalarının, Rusya Federasyonu'nda, Afganistan'da, Kuzey Afrika'da ve Orta Asya ülkelerinde yatırım ve müteahhitlikteki başarıları başka bölgelerde yapılacak çalışmalar için önemli referans teşkil ediyor. Almanya makamlarının da, Alman firmalarını ülkemiz ve firmalarımızın denetim ve yeteneklerinden Irak dahil, üçüncü ülkelerde ortak girişimler gerçekleştirme yönünde özendirmesini bekliyoruz."

Kemal Şahin: Türkiye Avrupa'nın Çin'i olabilir
Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası (TD-IHK) Başkanı Kemal Şahin, toplam 733 milyar avro ihracatıyla dünya şampiyonu olan Almanya ile Avrasya merkezinde 'Boğaz'ın kaplanı' konumuna gelen Türkiye'nin, birbirleri için önemli potansiyel arz ettiğini söyledi. Almanya'nın ekonomik ve sosyal alanda Türkiye'nin en önemli partneri, Türkiye'nin genç nüfusu ve yüzde 10'lara yaklaşan büyüme hızıyla Alman ekonomisi için geleceğin en cazip yatırım ve ticaret ülkesi olma yolunda bulunduğunu kaydetti. Şahin, şöyle dedi: "Sadece geçen yıl iki ülke arasıdaki dış ticaret hacmi yüzde 25 artarak 20 milyar avroya ulaşmıştır. Bu tür organizasyonlar sayesinde dört yılda ikili ticaretin 2.5 kat artarak 50 milyar avroya çıkmasını bekliyoruz. Üç yılda Türkiye'nin GSMH'da büyüme hızı Avrupa ortalamasının dört kat üstünde olmuştur. Türkiye'yi kendisine üs olarak seçen Avrupa,
bu sinerjiyle Çin, Hindistan, ABD gibi bloklara karşı daha güçlü konuma gelebilir. Türkiye, hinterlandı ile Avrupa'nın Çin'i olabilir, Avrupa ekonomisinin büyümesine önemli katkı sağlayabilir."

KKTC'ye giriş artık daha zor

05/05/2005  RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC hükümeti, Türkiye'den adaya gelen yolcuları mercek altına aldı. Limanlarda kontrolleri artıran muhaceret memurları, günde ortalama 30-50 kişiyi KKTC'ye girişi uygun değil diye geri gönderiyor.
KKTC'de çalışmak için pasaportla giriş zorunluluğu getiren yeni 'Muhaceret Yasası'nı ocakta yürürlüğe sokan hükümet, ağır cezaların başlayacağı altı aylık geçiş süreci biterken kontrolleri sıklaştırdı. Yasada yapılan değişiklikle kimlikle girişlerin ancak üç aylık turistik amaçla yapılabileceği vurgulanmıştı. Yasaya göre, geçen hazirandan beri kimlikle giriş yapmasına rağmen, kayıt yaptırmayanlar asgari ücretin iki katı para cezasına çarptırılıp sınır dışı edilecek. Bunları çalıştıranlara da ağır para cezası ve ihalelere katılma yasağı uygulanacak.

'Sorma gir hanı olmayacağız'
Yasayı ve Türkiye ile bu yöndeki anlaşmayı uygulamada kararlı olduklarını belirten İçişleri Bakanı Özkan Murat, "Ülkeyi sorma gir hanı olmaktan kurtaracağız. Ama bu yılların sorunu, zamana ihtiyaç var" dedi. Kimlikle girişin kaldırılmayacağını da belirten Bakan, "Türkiye ile çok yakın ilişkilerimiz var. Burada binlerce öğrenci ve asker var. Dünyada kimlikle seyahat yaygınlaşırken bizim kaldırmamız dezavantajlı olur. Pasaportla gelen suç işlemez diye bir kural da yok" diye konuştu.

Talat'tan şartlı ispatı vücut

RADIKAL 05/05/05

SEFA KARAHASAN

LEFKOŞA - Kıbrıs Rum mahkemeleri 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği almış bulunan ve kuzeydeki 'Rum malları' üzerinde oturan Türklere yönelik tahliye davaları açmaya başlarken, KKTC mahkeme celplerine yanıt verip sıkı savunma yapma taktiğini benimsiyor. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, çok tehlikeli bulduğu bu durumu 'Kıbrıslı Türkleri topyekûn esir alma operasyonu' diye nitelerken, haklarında dava açılan Türklere, "Mahkemeye hiç gitmemek olmaz" mesajı gönderdi. Talat, dava açılan kişinin mahkemeye gitmesi yönünde karar aldıklarını belirterek, "Biz şartlı ispatı vücut yapacağız. Şartlı ispatı vücut yani 'Kıbrıs'ın kuzeyinde veya Mağusa'da senin (Rumun) mahkemenin yargı yetkisi yoktur' iddiasını öne sürerek, müdafaa dosyalayacağız" dedi.
Papadopulos'un AB üyesi olmanın avantajını kullandığını söyleyen Talat, "Ben çok memnun oldum bu davadan. Çünkü bazı şeyler ortaya çıkacak. Rum tarafı kazdığı kuyuya düşecek. Nasıl düşecek? Bir kere bizim yasalarımıza göre mülkiyet davaları malın bulunduğu kazada görülebilir, artı kuzeyde Rum yönetiminin etkin ve fiili kontrolü yok. Bunu, AB söylüyor. Bu demektir ki Rum tarafının kuzeyde yargı yetkisi de yoktur" dedi.

Denktaş'tan 'Siz de dava açın' tavsiyesi
Eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Rumların çabasını 'Türklerin azınlık kılma politikasının parçası' diye niteleyip, "Güney'de mal bırakan Türkler de Rum mahkemelerinde dava açmalı" tavsiyesinde bulundu.
Bir Rum şirketinin, Gazimağusa'da restaurant sahibi Hüseyin Çağıner aleyhine, Larnaka'da açtığı tahliye ve tazminat davasının ilk duruşması 10 Mayıs'ta yapılacak.

Kuzey Kıbrıs'a yönelik AB yardımı bloke edilmemeli

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder "KKTC'ye mali yardım" yapılmasına destek verdi:

Kuzey Kıbrıs'a yönelik AB yardımı bloke edilmemeli

AB DESTEĞİ UYGULANMALI... KKTC'ye 259 milyon euro tutarında AB desteğinin uygulanması gerektiğini belirten Schröder, bunun için AB Konseyi'nin ortak kararına ihtiyaç olduğunu hatırlatarak, ülkesinin bu konuya ilişkin görüşlerini AB çevrelerindeki herkese aktaracaklarını söyledi

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Annan planına ilişkin referandum sürecinde KKTC'nin nasıl bir tavır sergilediğinin herkesçe bilindiğine işaret ederek, KKTC'ye yönelik AB yardımının bloke edilmemesi gerektiğini söyledi.

Schröder, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, KKTC'nin Annan planını kabul etmesine rağmen cezalandırılan taraf olduğuna dikkati çekerek, Türk tarafının siyasi olarak cezalandırılmaması gerektiğini ifade etti.

KKTC'ye 259 milyon euro tutarında AB desteğinin uygulanması gerektiğini belirten Schröder, bunun için AB Konseyi'nin ortak kararına ihtiyaç olduğunu hatırlatarak, ülkesinin bu konuya ilişkin görüşlerini AB çevrelerindeki herkese aktaracaklarını söyledi. Schröder, KKTC'de turizm alanında yatırımların olması gerektiğini de belirtti.

Schröder, Ankara Anlaşması Uyum Protokolü'nün 3 Ekim'den önce imzalanması gerektiğini de söyledi.

"Kıbrıs sorunu Türkiye'nin yapıcı

politikasına rağmen çözülemedi"

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Türkiye'nin reformları uygulaması ve reformlardan geri dönüşün mümkün olmadığını temin etmesi gerektiğini belirterek, "Özellikle hukuk devleti, temel özgürlükler, insan ve azınlık hakları ile din özgürlüğü konusunda... Güvenlik güçlerinin insanlara kötü davranması, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, kadınlara karşı ayrımcılık, Avrupa'nın ortak değerleriyle bağdaştırılamaz" dedi.

Schröder, MÜ Rektörlük Binası'nda yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununa da değinerek, geçen yıl Kıbrıs sorununda Türkiye'nin yapıcı politikasına rağmen çözüme varılamamış olmasından duyduğu üzüntüyü ifade etti.

Türkiye'de bu nedenle yaşanan hayal kırıklığını da anlayışla karşıladığını dile getiren Schröder, şunları kaydetti:

"Fakat ben, Sayın Başbakan'la bu konuda mutabık kaldım. Şu anda Kuzey Kıbrıs'a adil davranmak gerektiği sonucuna vardık. Çünkü Kofi Annan'ın planına olumlu bir tutum içindeydi. Şu anlamda adil olunması gerekir, AB'nin vaat ettiği finans yardımlarının gerçekten verilmesi önemli.

Almanya bu konuda Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik gelişmesine katkıda bulunmak için elinden geleni yapacaktır. Aynı zamanda BM nezdinde Ada'nın yeniden birleşmesi için yeni bir girişimin başlatılması gerekir. Bu strateji konusunda Sayın Başbakan'la mutabıkız. İkimiz de bu konuda adil bir çözümün bulunacağı ümidimizden vazgeçmeyeceğiz."

KIBRIS 05/05/05

 

İskân sorununa artık bir çözüm bulun

Larnaka göçmeni Ayşe Subaşı, devlet tarafından güneydeki mallarına eşdeğer karşılığı tahsis edilen dükkândan atılma tehlikesi ile karşı karşıya Subaşı, "herkesi kucaklayacağı" taahhüdünde bulunan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a çağrıda bulundu:

İskân sorununa artık bir çözüm bulun

MÜLKİYET KONUSU ARAP SAÇINA DÖNDÜ... Annan planının, adada iki toplum tarafından eş zamanlı olarak kabul edilmemesinin ardından çözümsüz kalan ve her geçen gün daha karmaşık bir hâl alan mülkiyet sorunu, sadece kuzeyde malı olan ve mallarını kullanamayan Kıbrıslı Rumları değil, aynı zamanda 1974'ten sonra göçmen düşen ve güneydeki mallarını kullanamayan bazı Kıbrıslı Türkleri de mağdur durumda bırakıyor

EŞDEĞER MALINDAN ÇIKARILMAK İSTENİYOR ... 1975 yılında Larnaka'dan göçmen düşen 31 yıldan beri Alsancak'ta ikamet eden Ayşe Subaşı, güneydeki mallarına eş değer olarak Alsancak Belediyesi'ne ait binada kendisine tahsis edilen dükkânın mağduriyetinin karşılanmadan elinden alınması tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor

 

 

Birleşmiş Milletler (BM) çözüm planının, Annan planının, adada iki toplum tarafından eş zamanlı olarak kabul edilmemesinin ardından çözümsüz kalan ve her geçen gün daha karmaşık bir hâl alan mülkiyet sorunu, sadece kuzeyde malı olan ve mallarını kullanamayan Kıbrıslı Rumları değil, aynı zamanda 1974'ten sonra göçmen düşen ve güneydeki mallarını kullanamayan bazı Kıbrıslı Türkleri de mağdur durumda bırakıyor.

1975 yılında Larnaka'dan göçmen düşmesinin ardından Alsancak'ta ikâmet etmekte olan Ayşe Subaşı,

güneydeki mallarına eş değer olarak İskân ve Rehabilitasyon Dairesi tarafından 31 yıldan beri kendisine tahsis edilen dükkândan atılma tehlikesiyle karşı karşıya...

31 yıl boyunca kendi adına tahsis edilen Subaşı Pastanesi adlı dükkâna ilişkin önceki Alsancak belediyeleri döneminde herhangi bir sorun ile karşı karşıya kalmayan Ayşe Subaşı, Yücel Atakara'nın başkanlık ettiği Alsancak Belediyesi döneminde dükkândan bir oldu bittiye getirilerek atılma noktasına geldi.

Alsancak Belediyesi'nin Subaşı'na söz konusu dükkânı boşaltmasıyla ilgili bir belge tebliğ etmesinin ardından belediyeye karşı dava açan Ayşe Subaşı, mahkeme tarafından karar alınmadan belediye tarafınca dükkânına izinsizce girilerek, içerisindeki eşyaların alınması durumuyla ile karşı karşıya kaldı.

Olay karşısında hayretler içerisinde kalan Subaşı, söz konusu olayı polise ve ilgili mercilere bildirdi. Subaşı, "Herkesi kucaklayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Talat'a seslenmek istiyorum" diyerek, 31 yıldır Larnaka'dan göçmen düşmesiyle başlayan iskân sıkıntısına bir çözüm bulunulması için çağrıda bulundu.

Subaşı, "Sağlığımdan oldum. Sıkıntısız bir günüm geçmiyor. Evimde kapımı açamaz oldum. Bir gün evime gelip, güneydeki mallarıma eşdeğer karşılığı bana tahsis edilen bu evden de çıkaracaklarından korkuyorum. Huzurum kalmadı. Güneyde birçok malım var, ancak burada uzun zamandır bu sorunla uğraşıyorum. Yetkililere çağrıda bulunuyorum; lütfen bu sorunuma artık bir çözüm bulun" dedi.

"Dükkânıma izinsizce girdiler"

Eşi Hasan Derviş'i 28 yıl önce iskânla ilgili sorunlardan dolayı kaybeden Ayşe Subaşı, 3 buçuk yıl önce de kızını kaybetmesinin ardından devletten aldığı 400 YTL maaşla, hem kendi hayatını, hem de kızının öksüz kalmış iki çocuğunu geçindirmeye çalışıyor.

1974'ten önce Larnaka'da pastane ve düğün salonu işletmecisi olan Ayşe Subaşı, güneydeki mallarına

eşdeğer olarak, İskan ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğü tarafından Belediyeler Birliği'ne ait Alsancak'taki binanın zemin katının kendine tahsis edildiğini ve bu binada Subaşı Pastanesi'ni kısa bir süre öncesine kadar işletmekte olduğunu anlattı.

Kendisine tahsis edilen söz konusu binayla 31 yıl boyunca önceki Alsancak belediyelerinin yönetiminde herhangi bir sorun yaşamadığını ifade eden Subaşı, Yücel Atakara'nın Alsancak Belediye Başkanlığı döneminde dükkânıyla ilgili ilk kez bir sorunla karşılaştığına belirtti.

31 yıldır bu binadaki "Subaşı Pastanesi" adlı dükkânını işletmeye çalıştığını, kızını kaybetmesinin ardından rahatsızlandığını ve pastanenin işletmesine yaklaşık son 3 buçuk yıldır ara vermek durumunda kaldığını anlatan Subaşı, yaklaşık altı ay önce de Türkiye'de kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğünü belirtti.

Yurtdışında tedavi gördüğü esnada Alsancak Belediyesi'nden, bu yıl ekim ayında, dükkânın Alsancak Belediyesi'ne devredilmesini öngören bir yazı ibraz edildiğini belirten Ayşe Subaşı, bu durum karşısında hayretler içinde kaldığını ifade etti. Bu olayın ardından mahkemeye başvurduğunu ifade eden Subaşı, olayın mahkemeye sevk edildiğini belirtti.

Olayın, mahkemenin nihai kararı almasını beklenmeden, Alsancak Belediyesi tarafınca bir oldu bittiye getirilmek istenildiğini ifade eden Subaşı, dükkânın duvarının yıkılarak, izinsizce içeriye girildiğini, içerisindeki eşyalarının alındığını ve iç havlusuna bir jeneratör yerleştirildiğini belirtti. Subaşı, yıkılan dükkânının yıkılan duvarı yerine ise tahtadan bir kapı yerleştirildiğini söyledi.

Bu olayı tamamen bir rastlantı sonucu öğrendiğini ifade eden Subaşı olayı şöyle anlattı:

"27 Nisan Çarşamba günü yine dükkânımı kontrol etmeye gittiğim zaman dükkânının içindeki eşyaların alınmış olunduğunu fark ettim. Dükkânının içine girince karşılaştığım manzara karşısında hayretler içinde kaldım. İç avludaki duvarın yıkılarak, dükkânın içindeki masaların ve sandalyelerin alındığını, tuvaletlerin söküldüğünü ve ayrıca iç havlu içerisine bir de jeneratör yerleştirildiğini ve yıkılan duvarın yerine bir tahta kapı konulduğunu gördüm."

Alsancak Belediyesi'nin mahkeme kararını ve davanın sonuçlanmasını beklemeden yasa dışı hareket etmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Ayşe Subaşı, "31 yıldır bu dükkân bana tahsis edildi. Benim dükkânımı yıkıp, içinde olan her şeyi alıp gitmeleri doğru değil. Bunu yapmamaları lazımdı" diye konuştu.

Söz konusu durumu polise bildirdiğini ifade eden Subaşı, polisin olayla ilgili soruşturma başlattığını kaydetti. Olayla ilgili İskân Dairesi'ne de başvurduklarını da anlatan Subaşı, İskan Dairesi'nin, "kendisine dükkânını boşaltmadan yeni bir yer tahsil edilmesi gerektiğini" söylediğini belirtti.

Mahkemenin dükkânın boşaltılmasıyla ilgili kararı almasına kadar olan sürede dükkânının eski şekline getirilmesi için ara emir alınması talebinde bulunduklarını ifade eden Subaşı, kendi izni alınmadan dükkânında yapılanların düzeltilmesi gerektiğini, bunun yasal olmadığını kaydetti.

Subaşı, tüm vatandaşları kucaklayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a ve diğer tüm yetkililere seslenerek, Larnaka'dan göçmen düşmesi sonrasında güneyde bıraktığı malları dolayısıyla kuzeyde çektiği sıkıntılara bir son verilmesi için gerekli önlemlerin alınması talebinde bulundu.

İskân Bakanı: Dükkân,

Subaşı'na tahsis edildi

Ayşe Subaşı, söz konusu dükkânın kendisi adına tahsis edildiğini gösteren İçişleri Bakanlığı İskân ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğü Girne Şubesi'nin 18.04.1996 tarihli belgesindeki kararı KIBRIS'a aktardı. Söz konusu belgede "Aslancak Belediyesi'ne ait binanın zemin kat dükkânının, 1975 Larnaka göçmeni Hasan Derviş (eşi Aysel Subaşı) adına tahsis edildiği" ifade ediliyor. Kararda ayrıca bu parsel ile içinde bulunan apartman tipi bina tapu kayıtlarında belediye birliği adına koçanlı olması nedeni ile tahsis sahibi adına işlem yapılmadığı da kaydedildi.

"Söz konusu binanın belediyenin

kullanıma verilmesi öngörülüyor"

Alsancak Belediye Başkanı Yücel Atakara'nın başkanlığında 5 Ağustos 2003 tarihinde yapılan belediye meclisi toplantısında Alsancak belediye binasındaki dükkânlar hakkında alınan kararlarda, Ayşe Subaşı'nın tahsisindeki dükkânın Alsancak Belediyesi'ne verilmesi ve Subaşı'na da başka bir dükkânın tahsis edilmesine yardımcı olunması belirtiliyor.

5 Ağustos 2003 tarihinde yapılan belediye meclisi toplantısının tutanağında aynen şu ifadelere yer verildi:

"Madde 2. Alsancak Belediye binasının zemin katındaki pastane olarak Ayşe Subaşı'nın kullanımında dükkânın kamu menfaati göz önüne alınarak

a)ilgili dükkânın belediye mülkiyetine geçirilmesi

b)dükkân kullanımında bulundurulan kişiye İçişleri ve İskan Bakanlığı tarafından dükkâna karşı başka bir kaynak verilmesi için yardımcı olunması (kendisinin tespit edeceği ve/veya ilgili bakanlığın uygun göreceği bir kaynak ile tahsis edilmesi)

KIBRIS 05/05/05

 

Avrupa Konseyi, müzakerelerin başlamasını istiyor

KONSEYDEN DESTEK... Avrupa Konseyi'nin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla BM tarafından başlatılması muhtemel bir girişime, yeşil ışık yakması bekleniyor. Avrupa Konseyi'ni, "Çok önemli bir platform" olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin bu platformda varolmasının, büyük bir olay olduğuna dikkat çekti

KIBRIS TÜRKÜ'NÜN YENİ VİZYONU ANLATILACAK...Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türkü'nün yeni vizyonunun dünyaya anlatılacağına, böylece halkı kısıtlayan ve dışlayan unsurlarından kurtularak, yeni bir uluslararası hukukun yaratılacağına işaret etti

Emine DAVUT YİTMEN

Avrupa Konseyi'nin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla müzakerelerin, Annan planı temelinde başlatılmasına sıcak baktığı bildirildi.

CTP milletvekili Özdil Nami, Lüksembourg'da yapılan temaslar sırasında, Avrupa Konseyi'nin, önümüzdeki dönemlerde, BM'nin bu konuda girişim başlatması beklentisi içinde olduğunu söyledi. Nami, söz konusu girişimin, konsey tarafından destekleneceği izlenimi de elde ettiklerini anlattı.

CTP milletvekili Özdil Nami ile UBP milletvekili Hüseyin Özgürgün, dün sabah saatlerinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ziyaret ederek, gözlemci statüsünde katıldıkları Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (AKPM) genel kurulu toplantısı ve diğer temasları hakkında bilgi verdi.

Lüksembourg'daki temaslar sırasında, Kıbrıs konusunda yaşanan son gelişmeler ve önümüzdeki dönemlerde atılabilecek adımlarla ilgili fikir alışverişinde bulunduklarını dile getiren Nami, " Avrupa Konseyi'nde, bizim için olumlu bir ortam oluştuğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geçen yıl alınan karar ışığında, asamblenin tüm çalışmalarına fiili katılımımızın sağlanmasına başlandı" dedi.

Lüksembourg izolasyonların kaldırılması

yönündeki kararların hayata geçirilmesini istiyor

CTP milletvekili Özdil Nami, AB'nin dönem başkanı Lüksembourg Başbakanı Jean Juncker'in, AKPM Genel Kurul oturumunda konuşma yaptığını hatırlatarak, KKTC'ye yönelik izolasyonların kaldırılması ile ilgili soru yöneltme fırsatı bulduklarından söz etti.

Naim, Lüksembourg Başbakanı Juncker'in izolasyonların kaldırılması yönündeki soruya, AB'nin Kıbrıslı Türkler için almış olduğu kararlar bulunduğu ve Lüksembourg olarak, bunların hayata geçirilmesi gerektiği yanıtını verdiğini söyledi.

Naim, Juncker'in yanıtında, "İtiraf etmemiz lazım ki, bunları (alınan kararları) hayata geçirmek oldukça zor görünüyor. Ancak, bu konudan vazgeçmiş değiliz. Tüm zorluklara rağmen, çalışmalarımıza ve diplomatik girişimlerimize devam ediyoruz. Bunların daha kolay hayata geçmesi için adadaki her iki tarafta diyalogun oluşması gerektiği inancındayız" ifadelerini de kullandığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Talat: "Avrupa Konseyi'nin tavrı,

Kıbrıs Türk halkının iradesinin bir sonucudur"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının büyük bir devinim sonucunda ortaya koyduğu iradenin, Avrupa Konseyi'nde Kıbrıslı Türklerin sesinin işitilmesine olanak sağladığını söyledi.

Avrupa Konseyi'ni, "Çok önemli bir platform" olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin bu platformda varolmasının, büyük bir olay olduğuna dikkat çekti..

"Kıbrıslı Türklerin burada konuşabilmesi, soru sorabilmesi Kıbrıs Türk halkının iradesinin bir sonucudur" diyen cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türk halkının barış istediğini ve bunu referandumda sözden gerçeğe dönüştürdüğünü kaydetti.

Bugün yürütülen politikanın, dünyanın genel anlayışı ve çağdaş batılı ülkelerin inancı doğrultusunda olduğunu aktaran Talat, "Önümüzdeki günlerde, bu yöndeki politik çalışmalarımızı, çeşitli platformlarda sürdürmemiz gerekiyor. Bunun hazırlıklarını, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, burada da yapmaya başladık. Kıbrıs Türkü'nün yeni vizyonunu, dünyaya anlatmak durumundayız. Bu yeni vizyonu, dünyaya anlattıkça da uluslararası hukukun, bizi kısıtlayan ve bir anlamda dışlayan unsurlarından yavaş yavaş kurtulma ve yeni bir Kıbrıs'ı kucaklayan, yeni bir uluslararası hukuk yaratma yolunda adımlar atmış olacağız" dedi.

Son dönemlerde, Rum yönetimi tarafından, Kıbrıslı Türk ve yabancılara açılan mülkiyet davaları yönündeki bir soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetiminin konuyla ilgili faaliyetlerinin daha detaylı olarak inceleneceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, mülkiyetle ilgili konuda, bazen olumsuz bir gelişmenin, olumluya dönüştürülmesi gibi bir çalışmanın gerekli olduğunu vurgulayarak, bu konunun, Kıbrıs sorunun bir parçası olduğunu, Kıbrıs sorunu çözülmeden mülkiyet sorununun çözülemeyeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı sözlerine şöyle devam etti:

"Son davalar bunu daha da dikkate getirmiştir. Kıbrıs sorunun bir parçası olan mülkiyet sorununu, tartışmalı hukuk yoluyla çözmek mümkün değil. Sadece İngilizlere değil, Kıbrıslı Türklere de davalar açıldı. Bu, Kıbrıslı Türklerin izole edilmesini daha da artıracak bir girişimdir. Bu girişimin devam etmesi halinde, AB, dünya ve BM'nin hedeflerinin şaşması durumu ortaya çıkacak... Diğer bir husus, oteller ve diğerlerine yapılan saldırılardır. Bu saldırılar, yıllardır devam eden bir çabadır. Anlaşılan, Rum yönetimi topyekün bir saldırıya geçmiştir. Bunu da göğüsleyebilecek potansiyele sahibiz. Dünya ve Avrupa bizi anlıyor. O nedenle geçici zorluklarla karşılaşsak bile, bu sorunların ve sıkıntıların üstesinden gelebilecek yatırımı, Kıbrıs Türk halkı yapmıştır. Bu nedenle otellerimize ve ekonomimize yönelik yapılan tüm bu çabalar boşunadır. Bir sonuca götürmeyecektir. Cumhurbaşkanlığı ve hükümet olarak, konuyla ilgili değerlendirmeler yapıyoruz ve bunun sonuçlarını da adım adım uygulayacağız. Halkımız müsterih olsun. Dünyanın, bu halka yaklaşımı olumsuz olmayacaktır. Bunun organizasyonunu da biz yapacağız."

KIBRIS 05/05/05

 

Rum mallarına sahip kişiler, Rum hükümetine karşı harakete geçiyor

ORTAK YASAL MÜCADELE BAŞLATILACAK  Kıbrıslı Türk, Avrupalı ve Amerikalı avukatlardan oluşan bir grup avukat, Rum mahkemelerinin son zamanlarda şahıslar veya şirketler aleyhine getirilen davalarla ilgili olarak araştırmalar yaparak, çözümü Kıbrıs Rum hükümetine karşı ortak yasal bir mücadele başlatmakta buldu

Anıl IŞIK

Kıbrıslı Rumların, son zamanlarda kuzeydeki malları üzerinde kullanım bedeli ve tazminat talep etmek amacıyla art arda açtıkları davalar, kuzeyde Rum mallarına sahip olan kişiler, özellikle Avrupa Birliği (AB) vatandaşı olan yabancılar arasında büyük rahatsızlık ve huzursuzluğa yol açtı.

Türkiye aleyhine açılan ve Türkiye'nin tazminat ödeme mahkum edildiği "Loizidu Davası"ndan çok daha önemli ve olumsuz sonuçlar doğurması söz konusu olan Orams davası başta olmak üzere, Rum mahkemelerinde açılan birçok dava son zamanlarda Kıbrıs Türk kamuoyu ve basının ana gündem maddesi haline geldi.

Kuzeyde Rum malına sahip olan kişiler, özellike de AB vatandaşı olan yabancılar, Kıbrıslı Rumların kuzeydeki malları üzerinde kullanım ve tazminat hakkı idda etikleri davalara dur demek için harekete geçti.

Kıbrıslı Türk, Avrupalı ve Amerikalı avukatlardan oluşan bir grup avukat, Rum mahkemelerinin şahıslar veya şirketler aleyhine getirilen davalar hakkında ne yapabilecekleriyle ilgili olarak araştırmalar yaparak, çözümü EUPRO adlı Londra'daki bir avukat ekibi aracılığıyla Kıbrıslı Rumlara karşı ortak yasal mücadele başlatma kararı almada buldu.

Bu konuyla ilgili bilgi vermek ve Rum hükümetine karşı başlatılacak olan mücadeleye destek çağrısında bulunmak amacıyla dün akşam Girne'de The Colony Otel'de saat 19.00'da basın toplantısı gerçekleştirildi.

Kıbrıslı Rum gazetecilere kapalı olarak yapılan basın toplantısında, Kıbrıslı Türk avukat Talat Kürşat, Amerikalı Shelley White ve İngiliz Donald Crawford, Kıbrıs Rum hükümetine karşı mücadele verecek, Londra'da bulunan avukat ekibi olan "EUPRO" hakkında, Kıbrıslı Türklere ve çoğunlukla İngilizlerin oluşturduğu yabancı katılımcılara bilgi verdi. İngilizce dilinde yapılan basın toplantısındaki konuşmalar Türkçe'ye tercüme edildi.

EUPRO hakkında bilgi verilmesinin ardından katılımcılardan, EUPRO'nun Rum hükümetine karşı yasal mücadele başlatması ve bunun propogandasının yapılması için 1 milyon sterlin toplanmasının hedeflendiği ifade edilerek, katılımcılardan mali destekte bulunması istendi. Bu çağrının ardından salonda bulunan bazı katılımcılar, EUPRO için bazı rakamlar telafuz etti.

Söz konusu toplantının devamının gelecek hafta Çarşamba günü yapılacağını ve toplantıya Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in de katılmasının beklendiği ifade edildi.

White: Birlikte hareket etmeliyiz

Basın toplantısında ana konuşmacı olarak söze başlayan Shelley White, 24 Nisan'daki referandumda Rum hükümetinin, Rum toplumuna kuzeydeki mülklerini geri alacağı taahüdünde bulunarak, Annan Planı'nın reddedilemsini sağladığını söyeldi. White, bu çerçevede Rum hükümetinin adımlar atmaya başladığını ifade etti.

Katılımcılara, şu an karşı karşıya oldukları tehlike hakkında bilgi veren White, "Kıbrıs Rum hükümeti tarafından evlerimize, geçim kaynaklarımıza ekonomik var oluşumuza ve ekonomik geleceğimize koordineli top yekün bir savaş başlatılmıştır" dedi.

Kıbrıs Türk toplumunun süregelen ekonomik ambargolarla maruz kaldığına işaret eden White, Rum mahkemelerinde yabancıları mal almamaları hususunda yasal yollardan tehdit ederek, kuzeye dış yatırımın ve kuzeyin ekonomik kalkınmasının engellenmeye çalışıldığını iddia etti.

Orams davası, Unwin Emlak şirket sahibi için Avrupa'da çıkarılan tutuklama emrine, Kıbrıslı Türk rRestoran sahiplerine açılan davaya, Londra ulaştırma araçlarında tanıtım amaçlı KKTC reklamlarımın yasaklanmasına, .

Huddersfield futbol takımına kuzeyde maç yapma izni verilmemesine işaret eden White, bu tehlikelerin ileride otelleri, gazinoları, emlakçıları ve bankaları da hedef alabileceğini ifade etti. White, kuzey-güney geçiş noktalarında veya hava alanlarında tutuklanma tehlikesinin söz konusu olabileceğine de dikkat çekti.

Karşı karşıya bulunulan tehlike hakkında bilgi veren White, ardından bu tehlikeye, Londra'da bulunan Kuzey Kıbrıs'taki olaylar hakkında iyi tecrübesi bulunan İngiliz avukatlardan oluşan EUPRO aracılığıyla, Rum hükümetine karşı başlatılacak yasal mücadele hakkında bilgi aktardı ve katılımcıların EUPRO'nun harekete geçirilebilmesi için mali destekte bulunulması çağrısında bulundu.

EUPRO'nun, Londra'da bulunan Kuzey Kıbrıs'taki olaylar hakkında iyi tecrübesi bulunan çok ünlü İngiliz avukatlardan (Sir Elihu Lauterpacth, Daniel Bethlehem, Alexander Layton, Michael J. Beloff) oluştuğunu ve bu avukatların, Rum hükümetinin bireysel kişilere karşı açtığı davaların savunmasını yapabileceğini söyledi.

Rum hükümetine karşı mücadelede bir savaş planı ve bütçe hazırlanması gerektiğine işaret eden White,

1 Milyon sterlinlik bir fon oluşturmayı amaçladıklarını kaydetti.

White, "Bu fonla donatılmış ve Londra'da güçlü bir hukuk firmasıyla güneyle kendi seçtiği oyunu ile savaşacağız. Bu savaşı İngiltere mahkemelerine, Avrupa Parlamentosuna (AP), Avrupa Komisyonuna ve gereken her türlü uluslararası formlara taşıyacağız ve kazanacağız" diye konuştu.

Bu formu basına da taşıyacaklarını belirten White, lobicilik ve güneyle yasal mücadelemizi anlatmak suretiyle, kazanımlarımızı Rum propagandasını alt etmek için kullanacağız" dedi.

Rum hükümetinin açtığı davalara karşı bireysel hareket etmenin zaman, para, emek kaybettireceğini, tüm yasal tehditler temelde yasal olarak ortak baza oturmakta olduğunu ifade eden White, katılımcılara, EUPRO çatısı altında birlikte hareket etme çağrısında bulundu.

Yeni bir devlet olan KKTC'nin gayretlerinin yeterli olmadığını bu nedenle profesyonel avukatlarla işbirliği içinde hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan White, bireysel olarak değil EUPRO ile işbirliği içinde İngiltere ve AB mahkemelerinde Rumların taarruzunu önlemek için gerekli argümanların hazırlanabileceğini söyledi.

Crawford: Bu savaşı kazanacağız

Toplantıdaki diğer bir konuşmacı olan Donald Crawford, Rum hükümetine karşı açılacak olan "bu savaş, Kıbrıs'ta değil, yurtdışında gerçekleşecek, Brüksel'de, Washington'da ve diğer AB ülkelerinde Bu savaşta kazanmalıyız. Orams Davası'nı devraldık. Londra'da KKTC reklamlarının yasaklanması konusunda da yere kan dökülünceye kadar savaşacağız ve bu savaşı kazanacağız" diye konuştu.

"Rumların savaşına karşı sadece savunma yapılması yeterli değildir, atağa geçmeliyiz. Biz de onlara vurmalıyız. Avrupa Birliği'nde bu konuda yasalar var. Bunları kullanacağız ve kazanacağız" diyen Crawford konuşmasından dolayı salonda büyük alkış topladı.

Kürşat: İngiltere, kamu

politikasını göz önünde tutacak

Bir tek davayı kazandığımızda başka dava gelmeyecek ümidiyle söz konusu kararı aldıklarını ifade eden Kürşat, EUPRO'daki avukatlar tarafından Orams Davası'nın ele alınacağını ve bu davanın savunmasına çok iyi hazırlanılarak, davanın hazırlanılmasının hedefleneceğini belirterek, "bu davayı kazanmalıyız ve kazanacağımıza inanıyoruz" dedi.

1987 yılında benzer bir davanın açıldığını anımsatan Kürşat, kuzeydeki iki oteldeki tasarrufların yasal olmadığı gerekçesiyle açılan davanın İngiltere'nin kamu politikasına aykırı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini söyledi. Kürşat, "O günden bugüne şartlar Kıbrıslı Türklerin lehine gelişti. Kuzeyde birçok İngiliz vatandaşı yaşamakta" diyerek, Orams davasında daha önceki karara benzer bir karar alınabileceğini vurguladı.

KIBRIS 05/05/05

 

Denktaş: Tebliğleri kabul etmeyin, siz de dava açın

Eski Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, Rumların mallarını almak için mahkemeye başvurması sonrası gündeme gelen tebliğlere "bilinçli direniş" gösterilmesini istedi

Denktaş: Tebliğleri kabul etmeyin, siz de dava açın

KKTC'de eski Rum tapulu mal tutan Türklere yönelik Rumlar tarafından dava açılmasına KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan da tepki geldi.

Rumların Türklere yönelik mülkiyet davalarının, "adada Türklerin azınlık haline getirilmesine yönelik genel politikanın parçası" olduğunu söyleyen Denktaş, "Buna karşı bilinçli direniş esastır. Dava tebliğleri kabul edilmemeli ve Güney'de mal bırakan Türkler de hükümetin izniyle Rum mahkemelerinde dava açmalı" dedi.

Denktaş TAK muhabirine yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi'nin planlı bir şekilde Akritas planını uygulamaya devam ettiğini söyledi ve mülkiyetle ilgili son zamanlarda yoğunlaşan girişimlerin Türkleri azınlık durumuna düşürme politikasının parçası olduğunu anlattı.

Önce yabancıları, ardından Kıbrıslı Türkleri dava yoluyla tehdit eden Rumların bu yolla saldırılardan vazgeçme niyetinde olmadıklarını gösterdiklerini söyleyen Denktaş, "Bu saldırılar karşısında bilinçli direniş esastır. Yegâne yıkılmaz savunma kalesinin KKTC ve halkımızın egemenliği olduğunu bilerek hareket etmek gerekir" dedi.

Biz de dava açalım

Rumların bu saldırıları karşısında Güney'de mal bırakan Türklerin de devletten izin alarak Rum mahkemelerinde dava açması gerektiğini söyleyen Denktaş, buna ek olarak Rumların uygulamalarından zarar gören şehit aileleri ve malul gaziler ile ekonomik açıdan kayba uğrayanların da harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

Tapu haritası değişti, çözüm için siyasi karar...

Rum tarafından gelecek dava tebliğlerinin kabul edilmemesi gerektiğini söyleyen Denktaş, özetle şunları kaydetti:

"Rum barosu başkanının da söylediği gibi, siyasi kararla ve topyekûn halledilecek bir meseledir. Kuzeyin tapu haritası tamamen değişmiştir. Güneyde Türk malları talan edildi, gasp edildi. Karmakarışık bir problem ortaya çıktı. Bunları 40 yıllık siyasi fırtına yaşanmamış, nüfus mübadelesi yapılmamış ve her şey yerli yerindeymiş gibi ele almakla bir yere varılamaz. Bu yaklaşım bizi yeni kavgalara götürür. Uzlaşma kapılarını tamamen kapatır. Mal-mülk meselesinin global bir şekilde halledilmesi için her iki tarafın yaşanan gerçekleri düşünerek gerçekçi hareket etmesi gerekir."

Denktaş, yaşanan gelişmeler nedeniyle halkın moralini bozmaması gerektiğini de söyledi ve "Haklıyız, bu haklı davada gerilemeyeceğiz" diye konuştu.

KIBRIS 05/05/05

 

İKÖ'den "Kuzey Kıbrıs'la ilişkileri geliştirin" çağrısı

32'inci İKÖ Dışişleri Bakanları Konferansı'na hazırlık toplantısında Kıbrıslı Türklere destek

İKÖ'den "Kuzey Kıbrıs'la ilişkileri geliştirin" çağrısı

CEMAAT DEĞİL DEVLET... İKÖ Genel Sekreter Yardımlarından Kamal-Al Momani, İslam ülkelerini "Kıbrıs Türk Devleti" ile ilişkilerini her alanda geliştirmeye çağırdı. Momani, Kıbrıs Türkleri'nin artık İKÖ'de cemaat olarak değil "Kıbrıs Türk Devleti" olarak temsil edileceğini anımsattı

 

32'inci İKÖ Dışişleri Bakanları Konferansı'na hazırlık toplantısı Yemen'in başkenti Sanaa'da yapıldı.

Toplantıya katılan KKTC diplomatlarının bildirdiğine göre, Kıbrıs konusunda bir karar tasarısının hazırlandığı toplantıda konuşan İKÖ Genel Sekreter Yardımlarından Kamal-Al Momani, İslam ülkelerini "Kıbrıs Türk Devleti" ile ilişkilerini her alanda geliştirmeye çağırdı.

Momani, Kıbrıs Türkleri'nin artık İKÖ'de cemaat olarak değil "Kıbrıs Türk Devleti" olarak temsil edileceğini anımsatarak, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın, İKÖ Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu ile yararlı bir görüşme yaptığını vurguladı.

Toplantıda, KKTC'yi Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler ve Enformasyon Müdürü Ahmet Erdengiz ve İkinci Sekreter Ali Tuncay temsil etti.

Karar tasarısı

İKÖ Dışişleri Bakanları Konferansı'nda görüşülecek Kıbrıs ile ilgili karar tasarısı da hazırlandı. Kararda İstanbul'da geçtiğimiz yılki toplantıda alınan karara atıfta bulunularak Kıbrıs Türkü'nün İKÖ'de "Kıbrıs Türk Devleti" olarak temsil edileceği yineleniyor.

Tasarıda, "Kıbrıs Türk Müslüman Halkı'nın haklı mücadelesine tam destek verildiği" belirtiliyor. Tasarıda, BM Genel Sekreteri'nin sorunun çözümü yönünde gösterdiği çabalar selamlanıyor. Rum tarafının silahlanmasına da dikkat çekilen tasarıda, bunun ada ve bölge için tehdit oluşturduğu vurgulanıyor.

KIBRIS 05/05/05

 

ABD'den Kıbrıs Rum yönetimine baskı


6 Mayıs, 2005 03:45:00 (TSİ) CNN TURK

Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kıbrıs üzerindeki baskısını artırıyor. ABD yönetimi, Rum lider Tasos Papadopulos'dan, Annan Planı'nda yapılmasını istediği değişiklikleri bildirmesini resmen istedi.

Ankara'dan sonra, Atina ve Kıbrıs'ı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Laura Kennedy, tarafların, özellikle de Rumların planda yapılmasını istedikleri değişiklikleri Birleşmiş Milletler'e bildirmelerini talep etti.
 
Papadopulos, Kennedy ile görüşmesi öncesi, 'Reuters' haber ajansına verdiği demeçte, Ada'da birleşmenin ana koşulunun Türk askerinin çekilmesi olduğunu savunmuştu.
 
"Veto kullanmaya niyetli değiliz"
 
Rum lider, Ada'da nihai bir anlaşmanın, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzarekelere başlayacağı 3 ekimden önce mümkün olmayacağını belirtti, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde veto kullanmaya niyetli olmadıklarını söyledi.
 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, "Papadopulos hayal görüyor. Uzlaşmaz tutumunu sürdüreceğine, Birleşmiş Milletler'in istediği listeyi versin" dedi.

Önerilerini Kofi Annan’a bildir

Yorgo KIRBAKİ / ATİNA

Birleşmiş Milletler’den sonra ABD de resmen Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’dan Annan çözüm planında yapılmasını istediği değişiklikleri yazılı olarak bildirmesini bizzat istedi.

Ankara’dan sonra Atina ve Kıbrıs’ı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Laura Kennedy, Papadopulos ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada Rum yönetiminin Annan planında yapılmasını istedikleri değişiklikleri BM’ye bildirmelerini istedi. ABD’li yetkili, bunun müzekerelerin yeniden başlayabilmesi için gerçekçi bir yaklaşım olabileceğini söyledi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı ise, Kennedy’nin Kıbrıs konusunda yeni bir öneri getirmediğini, sadece nabız ölçtüğünü açıkladı. Annan planında istediği değişiklikleri yazılı olarak BM’ye bildirmeyi reddeden Papadopulos, Atina’nın da desteklediği şartlarının önce BM tarafından kabul edilmesini şart koşuyor.

CELP KRİZİ TIRMANIYOR

Bu arada KKTC’de evi olan yabancıların ardından, Rum vatandaşlığı alan Türkleri de yargılamaya başlamasıyla patlayan celp savaşında yeni aşamaya geldi. Rum mahkemelerinin İngilizler’den sonra Kıbrıslı Türklere celp göndermeye başlamasıyla tırmanan celp savaşında KKTC hükümeti halkı celpleri imzalamamaya çağırdı ve Rum memurları da tutuklama kararı aldı. Kararının hemen ardından önceki gün 5 Rum Girne’de ‘halkı rahatsız etmekten’ tutuklandı ve 200 dolar kefaletle serbest bırakıldı. Bunun üzerine Rum yüksek mahkemesi de ‘Türk gazetelerine ilan verin, celp sayarım’ kararı aldı. 

 

 

HURRIYET 06/05/2005

 

Papadopulos hayal görmesin

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, dün Reuters ajansına yaptığı açıklamada, Türkiye’nin jest olarak adadan tüm askerlerini çekmesi gerektiğini belirterek, AB ile tam üyelik görüşmelerinin başlayacağı 3 Ekim tarihine kadar da Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını beklemediğini söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, ‘Türk askerinin çekilmesi konusunda Papadopulos hayal görmesin. Bu ‘1974 öncesine dönelim’ talebidir ve Kıbrıs gerçeğinden uzaktır. Biz 3 Ekim’e kadar görüşmelere başlamaya ve çözüme hazırız’ dedi.  

HURRIYET 06/05/2005

 

Rumların mahkeme celpnamelerini almayın

Toplumsal Dayanışma ve Uzlaşı Hareketi Başkanı Faik Kasapoğlu vatandaşları uyardı:

Rumların mahkemecelpnamelerini almayın

MAHKUMİYETİNİZ HAZIR... Kasapoğlu: Mahkumiyet kararınız Rum hakimlerin ceplerinde hazırdır. Ne kadar çırpınırsanız çırpının kuzeydeki malınız gittiği gibi güneydeki mal varlığınız da Rumlara ödenecek tazminat hanesine yazılacak

Toplumsal Dayanışma ve Uzlaşı Hareketi, Rum'la birinci derecede muhatap olması gereken KKTC devleti olduğuna işaret ederek halka mahkeme celpnamelerini kesinlikle almama ve mahkemeye çıkmama çağrısında bulundu.

Çağrıda "Çünkü mahkumiyet kararınız Rum hakimlerin ceplerinde hazırdır. Ne kadar çırpınırsanız çırpının kuzeydeki malınız gittiği gibi güneydeki mal varlığınız da Rumlar'a ödenecek tazminat hanesine yazılacak" dedi.

Faik Kasapoğlu, Toplumsal Dayanışma ve Uzlaşı Hareketi adına yapığı açıklamada şartlı ispat-ı vücudun Rum yönetimini resmen tanımak ve Kıbrıs'ın tek hakimi ve sahibi konumuna getirmek anlamına geleceğini söyledi. Türkler'in de Rum yönetimine karşı güneydeki mallarımız için dava açma fikri, yine Rumlar'ın istediği ve beklediği bir yanlış olacağını kaydeden Kasapoğlu, "Güzelyurtlu cinayeti zanlılarını Rum'u tanırız bahanesiyle Rum mahkemelerine göndermeyenler, nasıl olur da günahsız ve suçsuz insanlarımızın Rum mahkemelerinde yargılanmalarına zemin hazırlar ve tavsiyede bulunur?" dedi

Kasapoğlu açıklamasında ayrıca cumhurbaşkanı ile hükümete halka sahip çıkma ve Rum mahkemelerinde süründürmeme çağrısında bulundu. ITEM yasası gereğine güneydeki Türk mallarını zimmetine geçiren devletin, hukuken Rum'la birinci derecede muhatap olması gerektiğine işaret eden Kasapoğlu, şöyle devam etti:

"Talebimiz kuzeydeki Rum mallarını derhal ve hemen şimdi istimlak ederek halkımızı rahatlatmanızdır. Rum yönetimiyle muhatap olma sorumluluğundan kaçamazsanız çünkü bu sorumluluk size halkımızın tertemiz oylarıyla verilmiştir"

KIBRIS 06/05/05

 

Gövde gösterisi

Kıbrıs Türkü'nün can ve mal güvenliğinin yeniden sağlanması için tüm kesimler harekete geçti. Emniyet güçleri vatandaşın huzuru için denetimlerini artırdı

Gövde gösterisi

9 KİŞİYE GÖZALTI Başkent Lefkoşa'da dün emniyet güçlerince huzur operasyonu gerçekleştirildi. Baskınlarda, üzerinde kimlik veya kendini ispatlayıcı belge bulundurmayan 9 kişi göz altına alındı. Operasyona Narkotik Şube'den polis memurları da katıldı ve narkotiğin uzman köpekleri uyuşturucu aradı. Aramalarda uyuşturucu maddeye rastlanmadı

YENİDEN HUZUR İÇİN Kıbrıs Türkü'nü tehdit eden adli suçlardaki patlama, emniyet güçlerini harekete geçirdi. Polis, vatandaşın güvenliği için denetimlerini artırdı. Ardı arkası kesilmeyen hırsızlık, soygun, darp, cinayet, kaçakçılık ve bombalama gibi olayların artık bir son bulması için ülke çapında "huzur operasyonları" yapılacak

Gizem ÖZGEÇ

Başkent Lefkoşa'da dün emniyet güçlerince huzur operasyonu gerçekleştirildi. Baskınlarda, üzerinde kimlik veya kendini ispatlayıcı belge bulundurmayan 9 kişi göz altına alındı.

Kıbrıs Türkü'nü tehdit eden adli suçlardaki patlama, emniyet güçlerini de harekete geçirdi. Polis, vatandaşın güvenliği için denetimlerini artırdı.

Ardı arkası kesilmeyen hırsızlık, soygun, darp, cinayet, kaçakçılık ve bombalama gibi olayların artık bir son bulması için ülke çapında "huzur operasyonları" yapılacak.

İlçe emniyet kurullarının, bölgelerinde yaptığı toplantılarda, ülkede güvenliğin yeniden sağlanması için bir dizi karar almasının ardından, hem hava hem de deniz limanlarındaki giriş çıkış kontrolleri artırıldı. Vatandaşın güvenliğini ve huzurunu bozan kriminal suçlara karşı alınan önlemler çerçevesinde limanlardan giriş yapmaya çalışan, ancak üzerinde pasaport, çalışma izni, gidiş dönüş bileti ve yeterli miktarda para bulunmayan kişilerin ülkeye girişine kesinlikle izin verilmiyor.

Kimlikle girişe tamamen "dur" denilmiyor ancak ülkeye "turist" sıfatıyla girmeye çalışan kişiler sıkı denetimden geçiriliyor.

Yaşanan kriminal olaylar karşısında ayağa kalkan sivil toplum örgütleri de , acil önlemler alınması için art arda eylemler yapmaya hazırlanıyor.

9 kişiye göz altı

Tüm bu gelişmeler çerçevesinde Lefkoşa polisi, dün öğlen saatlerinde, Arasta bölgesinde düzenlediği operasyonda bir kafeterya ve iki kıraathaneye ani baskınlar düzenledi.

On bir kişilik polis memuru ekibi ile saat 13.00'te başlayan operasyonda, Lefkoşa sur içinde faaliyet gösteren Çukurova Kafeterya, Midyat Kıraathanesi ve Mavi Tunalı Kıraathanesi'nde arama yapıldı. Operasyonda durumu şüpheli bulunan ve üzerlerinden kimlik çıkmayan 9 kişi polis tarafından gözaltına alındı.

Operasyona narkotik şubeden polis memurları da katıldı ve narkotiğin uzman köpekleri uyuşturucu aradı; ancak üç yerde de uyuşturucu maddeye rastlanmadı.

Gezilen yerlerde sağlık koşullarına uygun olmayan manzaralara da rastlandı. Açılan kilitli kapıların ardında pislik içinde odalar ve mutfak gereçleri görüldü.

Polis kontrolleri sıklaştıracak

Kıbrıs Türkü'nün can ve mal güvenliğini tehdit eden adi suçlarda yaşanan artış, toplumu büyük ölçüde tedirgin ederken, vatandaş için tehdit sayılan tüm unsurların ortadan kaldırılması için çeşitli kesimler ayaklandı. Vatandaşın huzurunu bozan adam öldürme, yaralama, hırsızlık gibi suçların önlenmesi için alınan tedbirler ışığında polis bundan böyle kontrollerini sıklaştıracak.

Sadece Lefkoşa'da değil, diğer büyük ilçelerde de, gerek limanlarda gerekse Suriçi bölgelerinde sıkı kontroller yapılacak ve bu denetimler rutin hâle getirilecek.

KIBRIS 06/05/05