KKTC'ye verdiğimiz sözü tutmalıyız

Zeynel LÜLE / BRÜKSEL

Geçen ay Kıbrıs’ı ziyaret eden AB-Türkiye Karma Parlamento Eşbaşkanı Yeşil parlamenter Joost Lagendijk, raporunda hem AB'yi hem de Rum Lider Papadopulos'u suçladı.

AVRUPA Parlmamentosu’nda hazırlanan raporda, adada çözüme yanaşmayan ve AB üyeliğini kullanarak, çözüme ve izolasyonun kaldırılmasına yönelik her türlü girişimi engellediği gerekçesiyle Güney Kıbrıs lideri Tasos Papadopulos’a ağır suçlamalar yapıldı. Hürriyet’in elde ettiği raporda Papadopulos, adaya 1960 ruhunu yeniden getirmekle suçlandı ve asıl isteğinin çözüm değil, 2008 yılında yeniden cumhurbaşkanı seçilmek olduğu vurgulandı. AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk ve danışmanı Ali Yurttagül tarafından kaleme alınan rapordaki görüşler şöyle:

Hayır’ı benimsediler Referandumdan çıkan ‘hayır’ oyu, adanın politikasına yerleşmiş durumda. Annan planının hangi bölümlerine karşı çıktıklarını sorduğunuzda cevap alamıyorsunuz.

Vetoya oynuyorlar Stratejilerini tamamen Türkiye-AB arasındaki müzakerelerdeki ‘veto’ hakları üzerine kurmuşlar. İstedikleri Türkiye tarafından tanınmak, gümrük birliğini hava ve deniz limanlarına taşımak.

Annan çöpe atar BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a Rumlar tarafından yeni öneriler gelse de Annan bunları çöpe atacak. Çünkü istenilenler
kabul edilebilecek nitelikte olmayacak.

Derdi 2008’de seçilmek Papadopulos, tüm politikasını referandumda hayır oyu kullanan yüzde 76 üzerine kurmuş durumda. Tek isteği, 2008’de yeniden seçilmek. Bu da neden çözüme yanaşmadığını açıklıyor.

AB kontrolü kaybetti AB, Güney Kıbrıs’ın üyeliğinden önce elinde bulundurduğu yetkileri kaybetti. BM’nin Papadopulos’u eleştiren bir rapor hazırlaması bile AB’nin desteği devam ettiği sürece işe yaramaz.

Bölücü Rumlardır Rumların referandumda hayır oyu vermesi, adadaki etnik ayrılığı güçlendirdi. Artık adanın bölünmesini savunan Rauf Denktaş değil, bizzat Rumlardır. Bu da 1960 ruhunun adaya yeniden gelmesine neden oldu ve bunu bizzat Papadopulos gerçekleştirdi.

AB başsorumlu

Raporda, şu an Kıbrıs’ta yaşanan tıkanmadan AB de sorumlu tutuldu ve şöyle dendi: ‘Referandum öncesi sadece Türkleri ikna etmenin yeterli olduğu düşünüldü. B planı yapılmadı. Rumların planı
kabul edeceği üzerine politika yapıldı. Ve Rumların üyeliğiyle AB resmen güç durumda kaldı. AB’nin o dönemdeki Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen ‘Rumlar tarafından aldatıldım’ diyerek bu durumu bizzat itiraf etti.

Türkiyeliler Yeşil Hat’tan geçsin - AB’nin Kıbrıslı Türkleri izolasyondan kurtarmak için hazırladığı, doğrudan ticaret ve
mali yardım gibi paketler, Rumlar tarafından engelleniyor. AB ise buna seyirci kalmamalı. Bu paketlerin yanısıra başka adımlar da atmalı. Annan planına göre Türkiye’den gelen ve adada kalacak olan 41 bin Kıbrıslı Türk’ün Yeşil Hat’tan geçişlerine izin verilmesi sağlanmalı. Kıbrıslı Türk öğrencilerin AB eğitim programlarından yararlanmaları için düzenleme yapmalı ve Türk tarafındaki hava ve deniz limanları uluslararası ulaşıma açılmalı.’ 

HURRIYET 29/05/05

 

AB'den Kıbrıs hakkında bilgi raporu


29 Mayıs, 2005
09:20:00 (TSİ) CNN TURK

 

Geçtiğimiz ay Kıbrıs'ı ziyaret eden AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Başkanı Joost Lagendijk imzalı raporda, Güney Kıbrıs lideri Papadopulos'a ağır suçlamalar yapıldı. Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun da kaldırılması istendi.

Sadece Avrupa Parlamentosu milletvekillerine bilgi vermek amacıyla 'kurum içi' hazırlanan raporda, Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliği hata olarak nitelendirildi.
 
"Papadopulos'un tek derdi 2008'de yeniden seçilebilmek" ifadesinin yer aldığı raporda, Papadopulos'un çözüm için değil, AB üyeliğini kullanarak Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanıması için siyaset yaptığı vurgulandı.
 
"İzolasyon kaldırılmalı"
 
Raporda, Avrupa Birliği'nin Güney Kıbrıs'a cesaret verici politikalardan vazgeçmesi istendi ve "AB, Kıbrıslı Türklere verdiği sözü yerine getirerek
Ada'nın bu parçasını izolasyondan kurtarmalı" denildi.
 
Raporda, Kıbrıslı Türk öğrencilerin AB programlarından yararlanması ve hava ile deniz limanlarının açılması da talep edildi.

Ayrıca, Kıbrıslı Türk parlamenterlerin Avrupa Parlamentosu toplantılarına 'gözlemci' sıfatıyla katılması önerildi.
 
ABD Kongresi'nden KKTC'ye heyet
 
Bu arada ABD Kongresi'nden Kuzey Kıbrıs'a ilk doğrudan seyahati gerçekleştirecek olan heyet yarın Ada'da olacak. KKTC üzerindeki izolasyonları kaldırmaya yönelik mesaj verecek olan senatörler, Güney Kıbrıs'a geçemeyecek.
 
Gezinin Rumların iddia ettiği gibi yasadışı olmadığını savunan heyet başkanı Cumhuriyetçi Milletvekili Ed Whitfield, gezi sırasında Kuzey'den Güney'e de geçmeyi planladıklarını, ancak Kıbrıs Rum yönetiminin bu geçişe izin vermediğini söyledi.
 
Ziyaretlerinin ABD Başkanı Bush tarafından teşvik edildiğini anlatan Whitfield, gezinin yasadışı olmadığını savundu ve "Güney'e geçişimize Rumlar izin vermedi, gerekçe de gösterilmedi. Ancak biz çözüm ve Ada'da birleşme istediğimiz için izin verilirse geçmeye açığız" dedi.
 
KKTC'ye 'tecrit' desteği
 
Withfield sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu geziye Birleşmiş Milletler'den itiraz gelmedi, ABD Dışişleri Bakanlığı yasal olduğu yönünde görüş bildirdi. Ziyaretin yasadışı olduğunu söyleyenler sadece Rumlar. Kıbrıslı Türkler üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiği yönünde güçlü bir açıklama yapacağız."
 
Türkiye'den Ercan Havalimanı'na geçecek beş ABD Temsilciler Meclisi üyesinden biri olan
Florida temsilcisi Robert Wexler da sembolik bir adım attıklarını belirtti ve "Kıbrıslı Türkler uluslararası toplumun desteklediği bir plana evet diyerek büyük bir siyasi risk aldı. Çözüm arzusunu kanıtlayan Kıbrıslı Türklerin ödüllendirilmesi gerektiği mesajını vereceğiz" dedi.
 
KKTC'de iki gün kalacak olan ABD Kongresi üyeleri ABD'nin Güney Lefkoşa Büyükelçisi Michael Klosson, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile görüşecek.


"Birleşme için geç kalınmış değil"


28 Mayıs, 2005
20:47:00 (TSİ) CNN TURK

 

Yorgo Kırbaki / CNN TÜRK

Kıbrıs'ta çözüme varılabileceğine dair umutlarını koruyanlar arasında yeralan Güzelyurt Metropoliti Neofitos'e göre, Ada'daki Türklerle Rumların birleşmesi için hala geç kalınmış değil.

Kıbrıs Üniversitesi'nin hukuk fakültesini bitirdikten sonra avukat olmak yerine kendini dine adayan Güzelyurt Metropolit'i Neofitos Kıbrıs sorunun çözümünü birleşmede görenlerden.

Geçen yıl Rum kilisesini karşısına almak pahasına Annan planına "evet" diyen Neofitos, planın bazı düzeltmelerle hayata geçirilebileceği görüşünde. 

"Ben evet oyu kullandım"

"Referandumda ben 'evet ' oyu kullandım" diyen Neofitos, bazı düzenlemelerin yapılması halinde Rumların Annan planına ' evet ' diyeceğine inandığını söyledi.

Annan planının çözüm getirmesi için bizzat devreye girmekten çekinmeyeceğini belirten Neofitos'a göre planın reddedilişi bilgisizlikten kaynaklanıyor.

"Rumlar çözüme hazırlanmadı"

Neofitos, " Rum halkı Annan planını referandumda kabul etmeye hazır değildi. Kimse kamuouyunu çözüme hazırlamadı " dedi.
 
Metropolit Neofitos'a göre Ada'da çözüm için her iki toplumun da gayret göstermesi şart ve çözümün tek yolu
Ada'nın birleşmesinden geçiyor.
 
Türklerin Rumlarla aynı ekonomik düzeye ulaşmasına yardımcı olunması gerektiğini belirten Neofitos, Türk tarafındaki kiliselerin içler acısı olduğunu ve Rumların bu durumdan rahatsız olduğunu söyledi.

"Birleşmeden başka seçenek düşünülmemeli"
 
"Bazı Rumların 'Enosis' hayalleri 1974’de, bazı Türklerin de Kıbrıs’ta yayılma emelleri AB üyesi olduğumuz 2004 yılında bitmiştir" diyen Güzelyurt Metropoliti, yeni vizyonda birleşmeden başka seçeneğin düşünülmemesi gerektiğini savundu.

Başbakan Tyyip Erdoğan'ın Kıbrıs konusundaki girişimlerini öven Neofitos, eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın aşırı milliyetçi olduğunu düşünüyor.

Neofitos Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopoulos'u doğrudan eleştirmese de, " iktidarda Glafkos Klerides olsaydı çözüm daha kolay olurdu" diyor.
 
BM temsilcisi Ada'ya gidebilir
 
Ada'da referandumdan sonra çözüm arayışlarına kısa bir ara verildikten sonra, barış girişimleri tekrar hızlanmaya başladı.
 
Kıbrıs Rum yönetiminin Roma'daki Büyükelçisi Aleksandros Zanon dün, BM temsilcisinin birkaç gün içinde taraflarla görüşmek için adaya gidebileceğini açıkladı.
 
Büyükelçi Zanon, İtalyan Corriere della Sera gazetesine verdiği demeçte, taraflar arasında görüşmelerin yeniden başlayabilmesi için şartların uygun olduğunu belirtti.
 
Zanon, ''koşullar elverişli. Cumhurbaşkanımızın temsilcisi geçtiğimiz günlerde New York'ta BM'ye, referandumda Rum tarafınca reddedilmiş olmasına rağmen olası her türlü uzlaşmanın temelini teşkil
eden Annan Planı konusundaki taleplerimizi ve değişiklik önerilerimizi sundu. BM temsilcisi birkaç gün içinde taraflarla görüşmek için adaya gidebilir'' diye konuştu.

 

 

ÇÖZÜMSÜZLÜK İTİRAFI

Güney Kıbrıs Rum yönetiminin eski lideri Glafkos Klerides dün yaptığı bir açıklama ile, aralık 2002'de Kopenhag'da Annan Planı'yla ilgili anlaşmayı, Kıbrıs Rum tarafını taahhüt altına sokmamak için imzalamadığını söyledi.

Kopenhag'da Kıbrıs Rum tarafını taahhüt altına sokmamak için çözüme imza atmadığını söyleyen Klerides, ''iki tarafın da birlikte imza atması gerekirdi. Fakat Rauf Denktaş'ın özel görevlisi böyle bir şey için yetkili değildi'' ifadesini kullandı.
 
Siyasi hayatında hata yaptığını da kabul eden Klerides, 1974'te, iki bölgeli federasyonu kabul etmemeleri halinde Türkiye'nin harekatının devam edeceği yönünde uyarılar aldıklarını, bu öneriyi kabul etmediği için kendisine de sorumluluk yükledi.
 
Glafkos Klerides, yeterli destek görmediğini, Başpiskopos Makarios'un coğrafi iki bölgeli federasyona karşı olduğunu, Konstantinos Karamanlis'in ise bunun kabul edilmesi gerektiğini söylediğini, kendisinin de hatalı olarak, tek başına konuya destek veremeyeceği değerlendirmesine vardığını anlattı.
 
Klerides, o dönemde bu öneriyi kabul etmek yerine başka öneri sunduğunu ve iki tarafın denetiminde kalacak toprak miktarının daha sonra tartışılmasını önerdiğini belirtti.
 

CNN TURK 29/05/05

 

İngiliz işadamı ambargoyu deldi

DHA


İngiliz işadamı Douglas Garland, özel uçağıyla KKTC Ercan Havalimanı'na iniş yaparak, Rum Yönetimi'nin uyguladığı hava ambargosunu deldi. Garland, amacının dünyadaki herkesin KKTC'ye gelmesine öncülük etmek olduğunu söyledi. Güney Afrika'dan özel uçağıyla yola çıkarak 9 ülkeye uğradıktan sonra KKTC'ye gelen Garland, Ercan Sivil Havacılık Dairesi'den izin alarak, "Dünyanın en güzel adalarından biri" diye nitelediği Kıbrıs üzerinde yarım saatlik uçuş gerçekleştirdi. Uçuşun ardından Ercan'a inen Garland, yabancı işadamları ve pilotlara da, KKTC'ye gelmeleri çağrısında bulundu.

MILLIYET 29/05/05

 

AB, Rumlardan özür bekliyor


AB Komisyonu'nun genişleme dairesinde görevli bir yetkilinin bürosunda KKTC bayrağı bulundurduğunun belirlenmesinin ardından gündeme gelen Rum Kesimi'nin resmi girişimine, Komisyon açık mektupla karşılık verdi. Komisyon, haberin hazırlanışında kullanılan metotlar nedeniyle Filelefteros gazetesinin özür dilemesini istedi. Filelefteros, KKTC bayrağıyla gamalı haçı eş tutan yorumlarda bulunmuştu. Komisyon, gazeteye bir mektup göndererek özür talep etti.

MILLIYET 29/05/05

 

Kıbrıs için hareket vakti

Murat Yetkin

Erdoğan, ABD' de Bush ile görüştükten sonra Annan ile buluşacak

RADIKAL 29/05/05

Bu akşam 'İstanbul Modern'de ilginç bir yemek var. Türk-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Egemen Bağış tarafından düzenlenen yemek iki vesileyle yapılıyor. Biri, Ankara'dan ayrılma hazırlığı yapan ABD Büyükelçisi Eric Edelman'a veda. Diğeri Türkiye'yi ziyaret eden ABD Temsilciler Meclisi üyelerini ağırlamak. Üyeler Türkiye Dostluk Grubu'nun Cumhuriyetçi Eşbaşkanı Ed Withfield, grubun Cumhuriyetçi üyelerinden Nathan Deal, Demokrat üyelerinden Eddy Bernice Johnson.
Bağış, yarın Amerikalı parlamenterlerle birlikte THY uçağı ile KKTC'ye gidecek. Parlamenterlerin Ercan Havalimanı'na inecek olması, günlerdir Kıbrıs Rumlarının yüksek perdeden itirazına, Yunanistan'ın da el altından diplomatik engelleme çabalarına yol açıyor. ABD'deki Yunan kökenli lobiler, parlamenterlerin yakın izlemeye alınacağı tehdidini savurdu. Kıbrıs Rumları, heyetin kendilerini de ziyaret etme talebini, Türk tarafından gelecekleri, yani kendilerine göre 'ülkeye yasadışı giriş yapacakları' gerekçesiyle geri çevirdi. Withfield'ın yanıtı, "Rumlardan başka gezi yasadışıdır diyen yok. Geziyi Türk tarafına izolasyonun kalkması için sembolik jest olarak görüyoruz" oldu.
Bu ziyarete, parlamenterlerin yanı sıra ABD Eski Kongre Üyeleri Derneği'nin başkanı Jack Bushner ve bir önceki başkanı Larry LaRocco da katılıyor. Dernek, Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği (TOBB) destekli araştırma kuruluşu TEPAV'ın desteğiyle 'Kongre Türkiye Üzerine Çalışma Grubu'nu kurdu. (Dostluk gruplarının bütçesi olamıyor, ama kongre çalışma gruplarının olabiliyor.) Zaten bu program, Çalışma Grubu'nun 28 Mayıs-3 Haziran tarihlerinde 'İstanbulKıbrıs-Ankara' yer vurgusuyla duyurduğu '1. ABD-Türkiye Semineri' çerçevesinde düzenlenmiş. Program, Bağış'ın son ABD temasları sırasında kesinleştirilmiş, sekretaryasını da Eski Kongre Üyeleri Derneği üstlenmiş.
Derneğin hazırladığı programda, Temsilciler Meclisi üyelerinin 30 Mayıs'ta görüşeceği KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın sıfatının 'KKTC Cumhurbaşkanı' olarak yazılması önemli (yanda). Sıfatın tırnak içine alınması, KKTC'nin resmen tanınmamış olduğu, ancak Talat'ın taşıdığı cumhurbaşkanı sıfatı ile çağrılmasında bir beis görülmediği anlamına geliyor. Bu da başka bir ilk. Parlamenterler, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile de, yine sıfatlarını tırnak içinde anmak suretiyle görüşecek.
ABD, Kıbrıs Türklerinin izolasyonunun kırılması alanında, kendi kararını uygulamakta aciz kalan AB'ye göre daha çok adım atıyor. Kıbrıs konusu, Başbakan Erdoğan'ın 7-10 Haziran tarihleri arasındaki ABD ziyaretinde de gündemde olacak.
Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın Washington'da yaptığı temasların bir kez daha gösterdiği üzere, Erdoğan'ın Bush'la görüşmesinde Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği ve onun gerekleri konusunda yürümeye devam etmesi öncelikli öneme sahip olacak. ABD'yi resmen ziyaret eden ilk Meclis Başkanı olan Arınç'ın gerek Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hasterd, gerekse Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ile görüşmelerinde AB konusunun açıldığı biliniyor. Kıbrıs da bu çerçeve içinde ciddi bir yere sahip.
Erdoğan, 8 Haziran'da Washington'da Bush ile görüşmesinin ardından, 9 Haziran'da New York'a uçacak. Bir aksilik çıkmaz ise, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile birlikte öğle yemeğini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la yiyecek. Bu buluşmada da Kıbrıs konusu görüşülecek. İngiltere'nin 1 Temmuz'da AB Dönem Başkanlığı'nı devralması, Erdoğan'ın New York ve Washington temasları ve Türkiye'nin AB üyelik müzakeresinin başlayacağı 3 Ekim'in artık görülebilir gelecek mertebesine yakınlaşması, Kıbrıs konusunda hareketli bir yaza işaret ediyor.

Rumlar ABD heyetine ateş püskürüyor

29/05/2005 RADIKAL

LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Yönetimi, ABD Kongresi'nden 40 üyenin Türkiye'ye, Temsilciler Meclisi'nden üç üyeyi içeren kalabalık bir heyetin de yarın KKTC'ye gelmesine 'ateş' püskürdü. Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Ercan Havaalanı üzerinden KKTC'ye girecek ABD'li vekillere "Bu girişimin sonuçları ve parametreleri de olacak" diye çıkıştı. Sözcü, Rum liderliği gibi, Ercan üzerinden ziyaretin 'yasadışı ve hukuka aykırı olduğu' savını tekrarladı

Talat'a göre en önemli tehlike
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Ankara-KKTC uyumunun önemini vurguladı. Talat, "Küçük oluşumuza bakmayın, yapacağımız bir yanlışlık Türkiye'ye çok pahalıya mal olabilir. Aynı şekilde Türkiye'nin çok büyük çıkarları var. Bu çıkarlarındaki bir adım, Kıbrıslı Türkleri yok etmeye mahkûm edebilir. Önümüzdeki en büyük tehlikeler bunlardır" dedi.
(Radikal, aa)

"Ambargoların kaldırılmasında önemli adım"

Amerikalı kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye gelişlerini organize eden AK Parti İstanbul milletvekili ve ABD Kongresi Türkiye Dostluk Grubu Eş Başkanı Egemen Bağış KIBRIS'a konuştu:

"Ambargoların kaldırılmasında önemli adım"

Egemen Bağış: "Kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'ndan Kıbrıs'a girmeleri 1974 sonrasında Kıbrıs Türküne uygulanan haksız ambargoların kaldırılması yönünde önemli bir işarettir. Mehmet Ali Talat'ı toplum lideri olarak değil Cumhurbaşkanı sıfatıyla makamında ziyaret edeceğiz"

 

 

Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos'un "sinir krizleri" geçirmesine neden olan Amerikalı kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'ndan Kuzey Kıbrıs'a gelişlerini organize eden Amerika Birleşik Devletleri Kongresi Türkiye Dostluk Grubu eş başkanı AK Parti İstanbul milletvekili Egemen Bağış "bu olay ambargoların kaldırılmasında önemli bir adımdır" dedi.

Konuyla ilgili KIBRIS'a konuşan ve ziyaret programı hakkında bilgi veren Egemen Bağış, "1974 sonrasında ilk kez siyasi düzeyde böylesi bir ziyaret gerçekleştiriliyor. Bu ziyaret 1974 sonrasında Kıbrıs Türküne uygulanan haksız ambargoların kaldırılması yönünde bir işarettir" diye konuştu.

Egemen Bağış kongre üyelerinin Mehmet Ali Talat'ı toplum lideri olarak değil cumhurbaşkanı olarak ve makamında ziyaret edeceklerini, Amerikalı kongre üyelerinin ayrıca Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile de görüşeceklerini kaydetti.

Pazartesi günü İstanbul üzerinden Ercan Havaalanına gelecek olan ABD'li kongre üyeleri bir dizi temas ve görüşme yaptıktan sonra salı öğlen Ercan Havaalanı üzerinden Ankara'ya gidecek.

Kongre üyeleri Girne Colony Otel'de konaklayacak.

KIBRIS 28/05/05

 

3 Kıbrıslı Türk için daha tutuklama kararı

AVRUPA ÇAPINDA TUTUKLAMA... Kıbrıs'ta Rumların 1974'ten sonra kuzeyde kalan mülklerini geri alabilmek için başlattığı kişisel başvurular çerçevesinde Rum polisi, 3 Kıbrıslı Türk ve bir İngiliz hakkında daha Avrupa çapında tutuklama kararı aldı

TÜRKİYE'YE DE İLETİLDİ... Kuzey Kıbrıs'taki bir inşaat şirketinin 3 Türk ve bir İngiliz yöneticisi hakkında alınan tutuklama emrinin, Interpol aracılığıyla Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Türkiye'ye de iletildiği belirtildi

 

Kıbrıs'ta Rumların 1974'ten sonra kuzeyde kalan mülklerini geri alabilmek için başlattığı kişisel başvurular çerçevesinde Rum polisi, 3 Kıbrıslı Türk ve bir İngiliz hakkında daha Avrupa çapında tutuklama kararı aldı.

Rum polisinin kuzeyde Rum mallarını kullandıkları gerekçesiyle tutuklama kararı aldığı Kıbrıslı Türklerle İngilizlerin sayısı 8'e yükseldi.

Kuzey Kıbrıs'taki bir inşaat şirketinin 3 Türk ve bir İngiliz yöneticisi hakkında alınan tutuklama emrinin, Interpol aracılığıyla Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Türkiye'ye de iletildiği belirtildi.

Girne'de 248 adet villanın ve 800 yataklı bir otelin inşaatlarını yapan Müteahhit Kutsal Tokatlıoğlu, şirket sahibi Tahir Soycan ve şirketin ortaklarından Akan Kürşat'la İngiliz Gerry Con Rob'un kırmızı bültenle arananlar listesine girmesi üzerine KKTC polisi ilgili kişilere Türkiye de dahil herhangi bir ülkeye seyahat etmemeleri uyarısında bulundu.

Tahir Soycan, İngiliz yayın kuruluşu BBC'de yayınlanan bir haberden sonra Rumların harekete geçtiğini ve polise başvurduğunu söyledi.

"Rumları Türkler de destekliyor"

Soycan, haklarında tutuklama kararı çıkaran Rumların, Türk tarafından destek gördüklerini de ileri sürdü.

Tahir Soycan, KKTC'deki şirketler mukayyitliğindeki bazı kişilerin şirket bilgilerini Rum yetkililere verdiğini ileri sürdü.

Müteahhit Tokatlıoğlu'ysa Rumların hukuk savaşı açarak inşaat sektörü nedeniyle yüzde 35 oranında büyüyen Kuzey Kıbrıs ekonomisini çökertmeye çalıştıklarını belirtti.

Tutuklama kararı sayısı 8

Son tutuklama kararıyla KKTC sınırları dışına çıkmaları kısıtlanan kişilerin sayısı 8'e yükselmiş oldu.

Rum Dışişleri Bakanlığı'nda konuyla ilgili faaliyet planı hazırlandığı belirtilirken, Güney Kıbrıs kamuoyunda Türklere karşı mülkiyet konusunda haçlı seferi başlatıldığı belirtiliyor.

KIBRIS 28/05/05

 

Gittiğiniz yerde tutuklanabilirsiniz

BİR ŞEY OLMAZ DEMEYİN, CİDDİYE ALIN"... Başsavcı Akın Sait, Rum yönetiminin Kıbrıslı Türkler aleyhine açtığı mülkiyet davaları ve tutuklama emirleriyle ilgili çok dikkatli olma konusunda halkı uyardı. Vatandaşlara "Bir şey olmaz demeyin, olayı ciddiye alın" diye seslenen Başsavcı Akın Sait, bu tür dava ve tutuklama emirlerinin daha da artabileceği endişesini taşıdıklarını söyledi

GİDİŞAT TEHLİKELİ... Kıbrıs Rum yönetiminin son günlerde tırmandırdığı mülkiyet davaları ve ardından gelen Avrupa tutuklama emirleriyle ilgili gidişatı "tehlikeli" olarak niteleyen Başsavcı, haklarında tutuklama emirleri çıkarılan Türklerin gerek Güney Kıbrıs'ta, gerekse herhangi bir AB ülkesinde tutuklanmalarının söz konusu olduğunu vurguladı

"TEBLİGATLARI ALMAYIN, BİZİ HABERDAR EDİN"... Başsavcı Akın Sait, vatandaşları, kendilerine yapılan tebligatları almamaları konusunda özellikle uyararak, "Vatandaşlar bu tebligatları kesinlikle almamalıdır ve durumdan yetkili makamları haberdar etmelidir. Tebligatlar posta yoluyla gelse dahi yine yetkililere konu aktarılmalıdır" şeklinde konuştu ve gerekli tedbirlerin alınmaya çalışıldığını kaydetti

"SADECE INTERPOL'DEN GELENLERİ ÖĞRENEBİLİYORUZ"...Rum yönetiminin mülkiyetle ilgili 3 ayrı yoldan tutuklama kararı çıkarabildiğine dikkat çeken Sait, "Biz sadece İnterpol kanalıyla gelen tutuklama emirlerinden haberdar oluyoruz ancak AB'den istedikleri Europol tutuklama emirlerinden ve sivil davalardan kaynaklanan tutuklama taleplerini öğrenemiyoruz. Bu da çok tehlikelidir" dedi

Dilek ÇETEREİSİ

Başsavcı Akın Sait, Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik açtığı mülkiyet davaları ve ardından gelen tutuklama emirleri konusunda halkı uyardı ve "Gittiğiniz yerde tutuklanabilirsiniz. Durum çok ciddi" dedi.

Kıbrıs Türkü'nün seyahat özgürlüğünü elinden almaya ve dünyadan tecridine yönelik Rum mülkiyet davaları ve tutuklama emirleriyle ilgili gidişatın tehlikeli bir hal aldığına dikkat çeken Başsavcı Sait, "Tebligatlar görmezden gelinip Güney Kıbrıs'a ya da Avrupa'ya gidilirse tutuklama olabilir" diye konuştu.

Başsavcı Akın Sait, kuzeyde, Kıbrıslı Türkler kadar yabancıları da huzursuz eden Rum davaları ve tutuklama emirleri hakkında KIBRIS'a konuştu.

Mülkiyet sorununu da kökünden çözecek Annan planına dayalı bir çözüme referandumda "hayır" demelerine rağmen AB üyeliği ve uluslar arası hukukun sağladığı avantajlarla tehlikeli bir maceraya atılan Rum yönetimi, son günlerde tırmandırdığı mülkiyet davaları ve tutuklama emirleriyle Kıbrıs Türklerini dünyadan tecrit etmeye çalışıyor.

Yıllardır ambargolar altında ezilen Kıbrıs Türkü şimdi de Rum yönetiminin art arda açtığı mülkiyet davaları ve Avrupa tutuklama emirlerine kadar uzanan bir tehditle karşı karşıya.

Kıbrıslı Türkler, sayıları giderek artmakta olan mal-mülk davaları ve tutuklama emirleri ile KKTC dışına çıkmaktan çekinir oldu.

1974'ten önce Rumlara ait gayrı menkullere inşaat veya benzeri bir yatırım yapmaktan dolayı haklarında dava açılan, Avrupa tutuklama emri çıkarılan ve İnterpol'ün kırmızı bültenine giren birçok Kıbrıslı Türk işadamının yanı sıra yabancılar da bulunuyor.

Rum basını, açılan davaların 300 dolayında olduğu yönünde haberler yayımlarken, KKTC makamları bu bilgiyi doğrulayacak bilgilere sahip değil. KKTC makamları, sadece İnterpol'ün kırmızı bültenle aradığı kişilerle ilgili bilgi sahibi ve bunun şimdilik 12-13 kişi olduğunu biliyor. Bu sayının daha da artacağından endişe duyuluyor.

Davaları ciddiye alın

Rum yönetiminin Kıbrıslı Türkler aleyhine açtığı mülkiyet davaları ve tutuklama emirleriyle ilgili KIBRIS'ın sorularını yanıtlayan Başsavcı Akın Sait, vatandaşları çok dikkatli olunması konusunda uyardı.

Vatandaşlara "Bir şey olmaz demeyin, olayı ciddiye alın" diye seslenen Başsavcı Akın Sait, bu tür dava ve tutuklama emirlerinin daha da artabileceği endişesini taşıdıklarını söyledi.

Kıbrıs Rum yönetiminin son günlerde tırmandırdığı mülkiyet davaları ve ardından gelen Avrupa tutuklama emirleriyle ilgili gidişatı "tehlikeli" olarak niteleyen Başsavcı, haklarında tutuklama emirleri çıkarılan Türklerin gerek Güney Kıbrıs'ta, gerekse herhangi bir AB ülkesinde tutuklanmalarının söz konusu olduğunu vurguladı.

Sakın tebligatları almayın

Başsavcı Akın Sait, vatandaşları, kendilerine yapılan tebligatları almamaları konusunda özellikle uyararak, "Vatandaşlar bu tebligatları kesinlikle almamalıdır ve durumdan yetkili makamları haberdar etmeli. Tebligatlar posta yoluyla gelse dahi yine yetkililere konu aktarılmalıdır" şeklinde konuştu ve gerekli tedbirlerin alınmaya çalışıldığını kaydetti.

3 ayrı tutuklama emri

Rum yönetiminin mülkiyetle ilgili 3 ayrı yoldan tutuklama kararı çıkarabildiğine dikkat çeken Sait, "Biz sadece İnterpol kanalıyla gelen tutuklama emirlerinden haberdar oluyoruz ancak AB'den istedikleri Europol tutuklama emirlerinden ve sivil davalardan kaynaklanan tutuklama taleplerini öğrenemiyoruz. Bu da çok tehlikelidir" dedi.

Sait, Rumların kendi sivil mahkemelerinde dava açarak tutuklama kararı çıkarma yoluna da gittiklerini anımsatarak bu konuda Orams davasını örnek verdi. Kişinin Rum mahkemesinin emrine uymadığı gerekçesiyle hakkında tutuklama emri çıkarıldığını ifade eden Başsavcı Sait, böyle bir durumda Güney Kıbrıs'a geçilmesi halinde tutuklamanın yapılabileceğini kaydetti.

Akın Sait, aynı şekilde İnterpol'ün kırmızı bültenle aradığı veya hakkında Eoropol tutuklama emri bulunan Türklerin de yurtdışına çıkması halinde tutuklanmalarının gündeme gelebileceği tehlikesini gösterdi.

Başsavcı, tutuklama emirleriyle ilgili "Teyit edebildiğimiz var, edemediğimiz var" ifadesini kullandı.

KIBRIS 28/05/05

 

Türkiye Başbakanı Erdoğan: Güney Kıbrıs Rum yönetimi üzerine düşen görevi yapmadı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin üzerine düşen görevi yapmadığını ifade ederek, "Eğer Kıbrıs Adası'nda bir çözümsüzlük varsa, bu çözümsüzlüğün bir numaralı muhatabı Kıbrıs Rum Yönetimi'dir" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Kazakistan ziyaretinde ikametine ayrılan Intercontinental Oteli'nde gazetecilerle sohbet etti, soruları yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, Kıbrıs konusundaki bir soruyu yanıtlarken, Türkiye'nin Ankara Anlaşması ile ilgili bir tavır ve tutumunun olduğunu anımsatarak, şöyle konuştu:

"Bununla ilgili bir sıkıntımız yok. Basın yayın organlarında zannediyorum yanlış bir iletişim sorunu var. 'Türkiye, Kıbrıs sorununu çözmelidir' gibi bir yaklaşım yanlış bir yaklaşımdır. Bu yalnız Türkiye'nin sorunu değil. Burada 3 tane garantör ülke var. İki tane karşılıklı muhatap ülke var.

Burada Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerine düşen görevi yapmamıştır. Eğer Kıbrıs Adası'nda bir çözümsüzlük varsa, bu çözümsüzlüğün bir numaralı muhatabı Kıbrıs Rum Yönetimi'dir.

Niçin bu işi çözmek için yola çıkmış olan BM'ye ve Annan Planı'na 'hayır' diyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olmuştur? Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi ise bunu çözmek için yola çıkan BM Genel Sekreteri Annan'ın hazırladığı plana 'evet' demiştir ve AB ülkeler de bu noktada KKTC'nin takındığı tavrı her zaman, her zeminde takdir etmişlerdir. Onların da burada beklentileri şuydu; Yani KKTC acaba ne diyecek? KKTC'den olumlu bir netice çıkmaz diye beklerlerken, tam aksine KKTC olumlu netice verdi.

Güney Kıbrıs olumsuz bir netice vermesine rağmen, o taltif edildi, o takdir edildi ve AB'ye üye yapıldı. Ama gördüğünüz gibi KKTC hala izolasyona tabi. Burada böyle bir yaklaşım varsa bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ne pahasına olursa olsun."

KIBRIS 28/05/05

 

Cumhurbaşkanı Talat: Kıbrıs sorununun çözümü BM zemininde olacak

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümünün BM zemininde olacağını belirterek, "AB özellikle Kıbrıs Rum tarafının üye olması nedeniyle doğrudan doğruya Kıbrıs sorununu çözme rolü oynayamaz" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, Swissotel'de bazı gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle sabah kahvaltısında bir araya geldi.

Kahvaltının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, Kıbrıs sorununun BM zemininde çözümlenebilecek bir konu olduğunu dile getirerek, "AB, özellikle Kıbrıs Rum tarafının üye olması nedeniyle doğrudan doğruya Kıbrıs sorununu çözme rolü oynayamaz. Bunu kendileri de kabul ediyorlar" dedi.

Çözümün BM zemininde olacağını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bununla ilgili bir çaba ortaya koyduğunu ve ay sonunda siyasi işlerden sorumlu yardımcısını Kıbrıs'a göndereceğini hatırlatan Talat, yardımcının Rum tarafı ile Türk tarafının tutumunu yerinde gözlemleyeceğini bildirdi.

Türk tarafının tutumunun açık olduğunu, daha önce Kıbrıs sorununu çözmeye hazır olduğunu duyurduğunu ifade eden Talat, şunları kaydetti:

"Genel Sekreter'in Rum tarafından talepleri var. Genel Sekreter, 'yazılı, açık, net ve kesin olarak görüşlerinizi ve taleplerinizi bize bildirin' demişti. Bunları henüz Rum tarafı vermedi. Verme eğilimi içinde de değil. O yüzden bekleyeceğiz, göreceğiz. Verirse görüşmelerin başlama ihtimali yüksek olur. Vermezse yeni girişimler, yeni arayışlar gündeme gelecek. Dolayısıyla Kıbrıs sorununu çözecek olan inisiyatifi BM kullanabilir."

Cumhurbaşkanı Talat, "Rum tarafı görüş belirtmezse her şey sıfırdan mı başlayacak?" şeklindeki soru üzerine, "Sıfırdan başlamaz tabii ki... Tarihte hiçbir şey sıfırdan başlamadı. Kıbrıs da sıfırdan başlamaz" diye konuştu. Görüşmelerin yeniden başlamasının Rum tarafının tutumuna bağlı olduğunu dile getiren Talat, Rum yönetiminin, Genel Sekreter'i tatmin edecek bir adım atarsa görüşmelerin 3 Ekim'den önce başlayabileceğini vurguladı.

Talat, "Kıbrıs'ta çözümsüzlük kime yarar?" şeklindeki bir soru üzerine de şunları kaydetti:

"Çözümsüzlük kimseye yaramaz, bize hiç yaramaz. Rum tarafı bugün için kazançlı gibi görünse de Rumlar Yunan kültürü nedeniyle aşinadırlar. Bugün bu yolda kazanacakları bir zafer, ancak bir Pirus zaferi olabilir. Başka bir şey olmaz. Kıbrıs sorunu çözülmezse hiçbir taraf bundan net kazanç elde edemez. Kıbrıs sorununun çözümü herkesin yararınadır."

Cumhurbaşkanı Talat, sorunun çözümü konusunda Türkiye'nin şu anda yapılması gerekeni yaptığını, bunun dışında yapabileceği çok fazla bir şeyin de bulunmadığını sözlerine ekledi.

Sabah kahvaltısına, Cumhurbaşkanı Talat'ın eşi Oya Talat, Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Milliyet gazetesi Yayın Danışmanı Nurcan Akad, Zaman gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, Vatan gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu, Yeni Şafak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu, Takvim gazetesi Genel Yayın Müdürü Oğuzhan Beyaz ve Posta gazetesi dış haberler sorumlusu Hakan Çelik katıldı.

KIBRIS 28/05/05

 

Gambiya ile KKTC ilişkileri görüşülecek

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Batı Afrika ülkesi Gambiya'dan destek arıyor

Gambiya ile KKTC ilişkileri görüşülecek

Selim KUMBARACI-(TAK)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dışa açılımının sağlanması ve yabancı ülkelerle çeşitli alanlarda ikili ilişkiler kurulması amacıyla İslam ülkeleri nezdinde başlattığı girişimleri Afrika kıtasına taşıyan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, bu çerçevedeki ilk resmi ziyaretini Gambiya'ya yaptı. Bakan Denktaş ve beraberindeki heyet, Batı Afrika ülkesi Gambiya'da en üst düzeyde devlet misafiri olarak karşılandı.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Gambiya Devlet Başkanı Yahya Jammeh tarafından kabul edilecek, ardından Dışişleri Bakanı Musa Balage ile iki ülke ilişkilerinin ele alınacağı geniş kapsamlı bir görüşme yapacak. Görüşmede, turizmden eğitime kadar çeşitli alanlarda karşılıklı işbirliği olanakları ele alınacak.

Havaalanında üst düzey karşılama

Birleşmiş Milletler içinde 56 ülkeyle anahtar role sahip İslam Konferansı Örgütü üyelerinden olan Gambiya'ya önceki gece geç saatlerde varan Bakan Denktaş ve beraberindeki heyet, Gambiya Dışişleri Bakanı Musa Balage tarafından karşılandı. İki bakan Banjul havaalanının VIP salonunda bir süre sohbet etmelerinin ardından KKTC heyetinin kalmakta olduğu otele geçildi. Bakan Denktaş ve meslektaşı Balage otelin lobisinde kısa bir görüşme gerçekleştirmelerinin ardından Balage, Bakan Denktaş'a kalacağı suite kadar eşlik etti.

Başbakan yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Gambiya Dışişleri Bakanı Musa Balage'nin otelden ayrılmasının ardından TAK muhabirine ilk izlenimleriyle ilgili olarak yaptığı kısa açıklamada, batı Afrika ülkesi Gambiya'da KKTC heyeti olarak gördükleri ilgiden oldukça memnun kaldıklarını belirtti.

Amaçlarının KKTC olarak İslam ülkeleriyle kurdukları ikili ilişkileri Afrika kıtasına taşımak olduğunun altını çizen Bakan Denktaş, Gambiya'ya gerçekleştirdikleri resmi ziyaretle bunun ilk adımının atılmış olduğunu söyledi.

Bakan Denktaş'a Gambiya ziyaretinde başbakan Yardımcılığı Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Danışmanı Kudret Akay ve Dışişleri Bakanlığı Üçüncü Sekreteri Murat Soysal eşlik ediyor.

KIBRIS 25/05/05

 

Ankara’da Kıbrıs Zirvesi

 

TC Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, Haziran’ın ilk haftasında ABD’ye yapacakları ziyaret öncesi Ankara’da “Kıbrıs Zirvesi” yapılması planlanıyor.

 

Görüşmelere Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın katılması bekleniyor.

 

TC Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ABD ziyaretleri öncesinde, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın 2 Haziran’da Ankara’ya gelecekleri bildirildi.
3 Haziran’da, Erdoğan ve Gül ile biraraya gelecek olan Kıbrıs Türk yönetimi, Ada’daki son gelişmeleri masaya yatıracak. Kıbrıs Türk yönetiminin, TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le de görüşebileceği belirtiliyor.
ABD’ye yapacakları ziyaret çerçevesinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile de görüşecek olan Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül’ün, yeni görüşme sürecine ilişkin beklentilere, Kıbrıs Türk yönetimi ile yapılacak zirvenin ardından son şeklini vermesi bekleniyor.(NTV-Ajanslar

YENIDUZEN 27/05/05

 

Şener: “Kıbrıs uluslararası görüşmelerin gündeminde...”

 

Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın uluslararası görüşmelerinde Kıbrıs konusunun ve sorunların gündeme geldiğini söyledi.

Şener, Kıbrıs Türk halkının refahının artması için Türkiye’nin her türlü desteği verdiğini ve vereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’le görüştü. Girne Amerikan Üniversitesi’nin mezuniyet törenine katılmak ve Onursal Hizmet Ödülü’nü almak üzere önceki gece Kuzey Kıbrıs’a gelen Şener, ilk resmi ziyaretini Talat’a yaptı.

Görüşmeye Türkiye Büyükelçisi Aydan Karahan, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ve öteki yetkililer de katıldı.

 

Talat: “Birçok sıkıntıyı birlikte çözdük”

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Şener’le görüşmesinde basına yaptığı açıklamada, Şener’le başbakanken de birlikte çalıştıklarını hatırlatarak, özellikle ekonomik konulardaki birçok sıkıntıyı birlikte çözdüklerini söyledi.

 

Ekonomide en canlı dönem

 

Kıbrıs Türk ekonomisinin en canlı döneminin yaşandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Talat, şöyle konuştu:

“Bunda birçok etken var. Bu etkenlerin en başında Türkiye’nin desteğinin devam etmesi gelir. Onun dışında son zamanlardaki gelişmeler, Kıbrıs müzakerelerinde Kıbrıs Türk tarafının takındığı tavrın yarattığı uluslararası ilgi ve çekicilik; Kıbrıs Türk halkının dünyanın genel eğilimine uygun davranışının yarattığı uluslararası ilgi ve bir miktar yabancı yatırım, büyük ölçüde Türkiye’den gelen yatırım ve sonuç olarak ekonomide iyi bir gelişme yaşanıyor. Bu gelişmeyi kalıcı hale getirmek, güdeceğimiz ekonomi politikalarıyla mümkündür ve bunu gerçekleştirmek, başarmak durumundayız.”

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Şener’le bu konuları görüşme imkanı bulacaklarını kaydetti. Başbakanlıktan yeni ayrılmış biri olarak, ekonomik konular ve Türkiye’yle protokoller çerçevesinde görüş alışverişleri yapacaklarını ifade eden Talat, Şener’in bundan sonra daha güzel, daha müreffeh bir ülkeye gelmesi ve Türkiye’nin hedef seçtiği doğrultuda önemli atması dileğinde bulunarak “Hoşgeldiniz” dedi.

 

Şener: “3 Haziran’da yine geleceğim”

 

Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener de konuşmasında, Kuzey Kıbrıs’a kaçıncı gelişi olduğunu hatırlayamadığını ama değişik vesilelerle KKTC’ye gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Şener, KKTC’ye altı ayı aşkın süredir gelemediğini, Cumhurbaşkanı Talat’ı ilk ziyareti şimdi gerçekleştirdiğini kaydederek, 3 Haziran’da yine Kıbrıs’ta olacağını ve KKTC-Türkiye arasında mali ve ekonomik işbirliğine ilişkin protokolü imzalayacaklarını açıkladı.

Abdüllatif Şener, iki ülke arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi imkanlarını görüşeceklerini ifade ederek, KKTC’ye her gelişinde olumlu gelişmeler görmekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

 

 “Destek sürecek”

 

“Refahın artması hepimizin isteği, çabası. Bunun için Türkiye her türlü desteği vermiştir, vermektedir, vermeye devam edecektir” diyen Şener, insanların mutluluğu için ellerinden geleni her zaman yapacaklarını vurguladı.

Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretinde Kıbrıs konusunun ele alınacağına ilişkin haberler konusundaki

soruyu yanıtlarken, Erdoğan’ın ziyaretinin programının ayrıntılarının henüz ortaya çıkmadığını belirtti.

 

Kıbrıs uluslararası görüşmelerin gündeminde

 

Şener, KKTC Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın resmi görüşmelerinde olduğu gibi Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın uluslararası görüşmelerinde de Kıbrıs konusunun ve sorunların gündeme geldiğini ifade etti. KKTC’ye uygulanan haksız ambargoların kalması için her türlü girişimde bulunmayı sürdürdüklerini kaydeden Abdüllatif Şener, Kıbrıs’a ilişkin her konunun gündemlerinde olduğunu söyledi. (TAK)

YENIDUZEN 27/05/05

 

Prendergast Pazartesi adaya geliyor

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Sir Kieran Prendergast, 30 Mayıs Pazartesi günü temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrıs’a gelecek.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, Kıbrıs’a 30 Mayıs’ta gelmesi beklenen BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast’la iki kez bir araya geleceği açıklandı..

Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy’un yaptığı açıklamaya göre Talat, Prendergast’la 1 ve 2 Haziran’da gerçekleşecek 2 ayrı toplantı yapacak.

Cumhurbaşkanlığı’nda 1 Haziran’da gerçekleşecek ilk toplantı saat 12.00’de gerçekleşecek. Talat-Prendergast görüşmesine Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın da katılması bekleniyor. Görüşmenin ardından Prendergast, Cumhurbaşkanlığı’nda onuruna verilecek öğle yemeğine katılacak.

Cumhurbaşkanı Talat, Prendergast’la ikinci toplantısını 2 Haziran’da yapacak. Cumhurbaşkanlığı’ndaki görüşme saat 09.00’da başlayacak.

BM Barış Gücü Sözcülüğü, BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast’ın adada gerçekleştireceği diğer temaslar ve ayrılış tarihi hakkında bilgi vermedi.
 Atina ve Ankara'ya da uğrayarak görüşmelerde bulunması beklenen Prendergast’ın, New York'a dönerek 7 Haziran’da BM Genel Sekreteri Annan'a rapor sunması bekleniyor. (TAK)

 YENIDUZEN 27/05/05

 

Rumlar üzerine düşeni yapmamıştır

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin üzerine düşen görevi yapmadığını ifade ederek, “Eğer Kıbrıs Adası’nda bir çözümsüzlük varsa, bu çözümsüzlüğün bir numaralı muhatabı Kıbrıs Rum Yönetimi’dir” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Kıbrıs konusundaki bir soruyu yanıtlarken, Türkiye’nin Ankara Anlaşması ile ilgili bir tavır ve tutumunun olduğunu anımsatarak, şöyle konuştu:

“Bununla ilgili bir sıkıntımız yok. Basın yayın organlarında zannediyorum yanlış bir iletişim sorunu var. ‘Türkiye, Kıbrıs sorununu çözmelidir’ gibi bir yaklaşım yanlış bir yaklaşımdır. Bu yalnız Türkiye’nin sorunu değil. Burada 3 tane garantör ülke var. İki tane karşılıklı muhatap ülke var.

Burada Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerine düşen görevi yapmamıştır.  Eğer Kıbrıs Adası’nda bir çözümsüzlük varsa, bu çözümsüzlüğün bir numaralı muhatabı Kıbrıs Rum Yönetimi’dir.

Niçin bu işi çözmek için yola çıkmış olan BM’ye ve Annan Planı’na ‘hayır’ diyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olmuştur? Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi ise bunu çözmek için yola çıkan BM Genel Sekreteri Annan’ın hazırladığı plana ‘evet’ demiştir ve AB ülkeler de bu noktada KKTC’nin takındığı tavrı her zaman, her zeminde takdir etmişlerdir. Onların da burada beklentileri şuydu; Yani KKTC acaba ne diyecek? KKTC’den olumlu bir netice çıkmaz diye beklerlerken, tam aksine KKTC olumlu netice verdi.

Güney Kıbrıs olumsuz bir netice vermesine rağmen, o taltif edildi, o takdir edildi ve AB’ye üye yapıldı. Ama gördüğünüz gibi KKTC hala izolasyona tabi. Burada böyle bir yaklaşım varsa bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ne pahasına olursa olsun.”

HALKIN SESI 28/05/05

 

İşadamlarından Rumlara savaş

Aytuğ TÜRKKAN

Rum Yönetimi’nin son dönemde Kıbrıs Türkü üzerindeki tahrikkâr davranışları Kıbrıslı Türk işadamlarını harekete geçirdi.

KKTC ekonomisinin belkemiği konumundaki bir çok büyük şirketin sahiplerinin girişimiyle oluşturulan Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi, Rum yönetimine karşı savaş açmaya hazırlanıyor.

Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi çatısı altında Avrupa’daki lobi faaliyetlerini ve hukuk mücadelesini sürdürmek üzere merkezi İngiltere’de olan EUPRO Limited’le anlaşıldı.

Rum yönetimine karşı bir atağın başlatılmasında rol oynayanlardan biri olan NCP Direktörü Osman Özter, kurulan konseyin hiç bir siyasi amacı olmadığını amaçlarının Rumların Kıbrıs Türkü’ne yaptığı saldırılara karşı harekete geçmek olduğunu ifade etti.

KIRMIZI BÜLTEN KIVILCIM OLDU

KKTC ekonomisinin büyük bölümünü oluşturan inşaat ve turizm sektöründe çalışan gerek KKTC’li gerekse yabancı ülke vatandaşı olup burada faaliyet gösteren kişilere karşı hukuk savaşı başlatan ve haklarında Avrupai Tutuklama Kararı aldırtan Rum yönetimine karşı, işadamlarımız önceki akşam harekete geçti.

Rocks Otel’de bir araya gelen bir çok işadamı, Rumların saldırgan tutumu karşısında uluslararası bir mücadele verme kararı aldı.

Mücadeleyi, kurdukları Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi çatısı altında sürdürecek olan Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren işadamları, sivil toplum örgütleri ve halkı da yanına almak niyetinde.

İlk defa Perşembe akşamı bir araya gelen ve bundan böyle her Perşembe Rocks Otel’de biraraya gelecek olan Konsey üyeleri, bundan sonra izlenecek yolu saptayacaklar.

Toplantıda dağıtılan bildirilerde; Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi’nin, Kuzey Kıbrıs’taki tüm sektörleri temsil eden bir sivil toplum örgütü olduğu vurgulandı.

Konsey 5 temel amaçla yola çıktı: Bunlardan ilki; Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik refah seviyesini yükseltmek.

Referandum döneminde AB, ABD ve BM’nin Kuzey Kıbrıs’a doğrudan uçuşların başlaması, izolasyonların ve ambargoların kaldırılması yönünde söz verdiklerine dikkat çekilen toplantıda, bu sözlerin artık hayata geçmesi için uluslararası camianın hareketlenmesi gerektiği vurgulandı.

Konseyin kuruluş amaçlarından biri de; “Kuzey Kıbrıs ekonomisini doğrudan veya dolaylı yollarla tahrip etmeye çalışan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin hareketlerine tüm yasal yollarla karşı koymak” olduğu bildirildi.

Konsey, uluslararası politik kurumları ve basını kullanarak Kıbrıs Türk halkının uluslararası topluluk ile ilişkilerini geliştirip, Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik çıkarlarını korumayı ve güçlendirmeyi hedefliyor.

Konseyin hedeflerini paylaşan tüm örgütlerle işbirliği içinde olmayı da kendine görev sayan Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi, amaçlarını yerine getirmek için halk içine yayılmayı hedefliyor.

KUZEY KIBRIS MAL SAHİPLERİ DERNEĞİ

Konseyin bir alt birimi olarak hareket edecek olan, Birleşik Krallıkta kayıtlı EUPRO Limited (Kuzey Kıbrıs Mal Sahipleri Derneği), Rum saldırısına uğrayan Kıbrıslı Türkleri uluslararası alanda savunacak.

EUPRO’nun üç yöneticisinden birinin Amerikalı, diğerinin İngiliz ve birinin de Türk olduğuna dikkat çekilerek, amacının; KKTC’de bulunan ve KKTC yasaları tarafından hakları saklı olan mallar ve koçanlar üzerindeki haklar ile ilgili Rumlar tarafından yapılan her türlü hukuk saldırısına karşı koymak olduğu ifade edildi. Bunun yanında EUPRO’nun yapacağı mücadelede Rumların Kuzey Kıbrıs’taki mal-mülk meselesi hakkındaki propagandalarına karşılık verilmesi de temel amaçlardan olacak.

KKTC’Yİ ADDLESHAW GODDARD FİRMASI SAVUNACAK

EUPRO, Addleshaw Goddard firmasını, kıdemli ortağı Martin Kramer danışmanlığı ile Londra’daki hukuk sorumlusu olarak görevlendirdi. Daha önce KKTC’nin çıkarları ile ilgili 12 davada görev alan Kramer, bu davaların  tümünü kazanmıştı.

KKTC’yi en iyi hukukçunun savunacağına vurgu yapılan toplantıda, Güney’le başlayan hukuk savaşının kaybedilmeyeceğine inanılıyor.

Rumların dünyada yaptığı propaganda ile Kuzey’den mal almak isteyenleri korkuttuğu belirtilirken, bu propagandaların yanlış ve temelsiz olduğunu kanıtlamak için profesyonel bir halkla ilişkiler kampanyası başlatılması düşünülüyor.

İNGİLİZ PARLAMENTOSU’NDAKİ DESTEK ARTIRILMALI

1992 yılında İngiliz Parlamentosu’nda Kuzey Kıbrıs’ı destekleyen parlamenter sayısının 131 olduğu fakat bu rakamın bugünlerde 20’ye düştüğüne dikkat çekildi. Bu olumsuz tabloyu ortadan kaldırmak için EUPRO, Londra’da profesyonel bir lobi şirketi ile anlaşarak Westminster’deki, Brüksel’deki AB Parlamentosu’ndaki ve Washington’daki politikacıların etkilenmesi hedef alındı.

EUPRO’nun belirlediği strateji için bir yıl için 50 bin Euro kaynak gerektiği bildirilirken, bu kaynağın yaratılması için işadamlarının yardımlarıyla bir “savaş sandığı” kurulacak.

DOĞU AKDENİZ ARAŞTIRMALARI KURUMU

EUPRO, halkla ilişkiler ve lobi faaliyetlerine destek vermek amacı ile geçici olarak Cambridge’de bağımsız bir fikir yürütme merkezi kuruyor.

Söz konusu kurumun başında ise; Londra Üniversitesi’nden Prof. Clement Dodds, University of Sussex’den Prof. Michael Moran ve Ulster Üniversitesi’nden Dr. Brian Fitzpatrick olacak. Bu bilim adamlarına ayrıca Cambridge Üniversitesi’nden Hukuk Profesörü Sir Eli Lauterpracht da katkı koyacak.

Bu kurum Kıbrıs ile ilgili akademik ve tam kaynaklar ile desteklenen raporlar hazırlayacak.

Raporlarda; tarihi eleştiriler, anayasal yorumlar, BM ve AİHM ile ilgili analizler ve ilgili konulardan oluşacak. Hazırlanan bu raporlar politikacılara ve basına dağıtılacak.

ÖZTER: ARTIK RUMLAR NE YAPARSA BUNA BİR KARŞILIK VERİLECEK

Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi kurucularından North Cyprus Properties (NCP)’in sahibi Osman Özter HALKIN SESİ’ne açıklamalarda bulundu.

Özter, kurdukları konseyin ulusal değil ıuluslararası bir kimliği olacağını vurguladı. “Bu Konsey’de Yahudi lobisi de olacak, Amerikan avukatlar, yatırımcılar da var. Dünyadan alabileceğimiz her türlü desteği almaya çalışacağız” diyen Özter, Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi’nin artık her Perşembe toplanacağını ve kendi içinde komiteler kurarak çalışmalar yapacağını kaydetti.

Osman Özter, Konseyin ilk etapta 100’ün üzerinde üyesi olduğunu ve üyelerin Kıbrıs Türk ekonomisine yön veren büyük işletme sahiplerinden oluştuğunu kaydedetti. Özter, komiteleri oluşturduktan sonra öncelikle sivil toplum örgütleri ardından da tüm Kuzey Kıbrıs Türk toplumunu Konsey’in altında birleşmeye çağırdı.

Rumların saldırısına, karşı bir saldırı başlattıklarına dikkat çeken Özter, “Artık Rumlar ne yaparsa buna karşılık verilecek” dedi.

“KONSEYİN HİÇBİR SİYASAL İÇERİĞİ YOK”

Hükümetin şu anda iyi çalışmalar yaptığına değinen Özter, “Ancak hükümetin ağır kaldığı zamanlarda onlara da baskı yapacak bir yapılaşmaya gidiyoruz” dedi.

KKTC ekonomisinin % 70-80’ini elinde tutan kişilerin oluşturduğu Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi’nin hiçbir siyasal içeriği olmadığını söyleyen Özter, amaçlarının Konsey’i tabana yaymak olduğunu kaydetti.

EUPRO’nun oluşumuyla ilgili bilgi de veren Özter, “Rumların saldırıları başlayınca Eupro gibi, Embargo gibi Müteahitler Birliği’nin başlattığı İnşaat Sektörünü Yaşatma Hareketi gibi oluşumları bir çatı altına toplamak istedik” diye konuştu.

Konseyi kurarken hükümetle iştişarede bulunmadıklarını ifade eden Özter, önceki gece yaptıkları toplantıda gerek hükümet kanadından gerekse muhalefetten insanların bulunduğunu kaydetti.

HALKIN SESI 28/05/05

 

Siz de Kuzey Kıbrıs'a gelin

Bir İngiliz işadamı özel uçağıyla Ercan'a iniş yaptı. İşadamı Douglas Garland, yabancı işadamları ve pilotlara da çağrı yaptı:

Siz de Kuzey Kıbrıs'a gelin

Güney Afrika'dan özel uçağıyla yola çıkarak 9 ülkeye uğradıktan sonra Ercan Devlet Havaalanı'na iniş yapan İngiliz işadamı Douglas Garland, amacının herkese bu güzel adaya gelmeleri için öncülük etmek olduğunu vurguladı

Özel uçağıyla Ercan Devlet Havaalanı'na iniş yapan İngiliz işadamı Douglas Garland, yabancı işadamları ve pilotlara Kuzey Kıbrıs'a gelmeleri çağrısında bulundu.

Güney Afrika'dan özel uçağıyla yola çıkarak 9 ülkeye uğradıktan sonra, 13 Mayıs 2005 tarihinde Ercan Devlet Havaalanı'na iniş yapan İngiliz işadamı Garland ve Garland Firması yetkililerinin bu sabah ülkemizden ayrılacağı kaydedildi.

İngiliz işadamı Garland, amacının herkese bu güzel adaya gelmeleri için öncülük etmek olduğunu vurguladı.

İngiliz işadamı dün sabah Ercan Devlet Havaalanı Sivil Havacılık Dairesi yetkililerinden izin alarak 'dünyanın en güzel adalarından biri olarak nitelendirdiği Kıbrıs üzerinde turizm amaçlı yarım saatlik uçuş gerçekleştirdi.

Garland, uçuş sonrasında yaptığı açıklamada, "bu güzel, cennet adaya" gelmekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, "Buraya gelip de üzerinden uçmamak doğru olmazdı. Bu yüzden bu uçuşu planladık' dedi.

Amacının dünyadaki herkesin buraya gelmesine öncülük etmek olduğunu belirten İngiliz işadamı, 'Herkese çağrıda bulunuyorum, dünyanın en güzel adalarından biri olan Kıbrıs'a geliniz. Ercan Devlet Havaalanı da uçakların inişi için uygundur. Ben çok memnun kaldım' diye konuştu.

Douglas Garland, Kıbrıs'ın doğal ve tarihi mekânlarının güzelliğine de dikkati çekerek, bu değerlere sahip çıkılmasını istedi.

Havadan dün sabah gerçekleştirdikleri uçuş sırasında yapılaşmanın dikkatini çektiğini ifade eden işadamı, adadaki doğal güzelliklerin korunmasının önemini vurguladı.

KIBRIS 29/05/05

 

Aradan 20 sene de geçse Annan planı gündemde olacak

Avrasya Sanayici ve İşadamları Derneği'nin "barış ve demokrasi" ödülüne layık gördüğü Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs'ta çözümün Annan planı temelinde olacağını söyledi

Aradan 20 sene de geçse Annan planı gündemde olacak

ANNAN PLANI TEMELİNDE... Talat, "Bundan sonra ortaya çıkacak her çözüm çabası, 20 sene bile olsa yine bu Annan planı gündemde olacaktır. Öyle zannediyorum ki Kıbrıs sorununun çözümü, üç aşağı beş yukarı Annan planı çerçevesinde olacaktır" dedi

KÜÇÜK OLUŞUMUZA BAKMAYIN..."Bizim küçük oluşumuza bakmayın, yapacağımız bir yanlışlık Türkiye'ye çok pahalıya mal olabilir. Aynı şekilde Türkiye çok büyük bir ülke, çok büyük ihtiyaçları, çok büyük çıkarları var. Bu çıkarlarındaki bir adım, Kıbrıslı Türkleri yok etmeye mahkum edebilir. Önümüzdeki günlerin en büyük tehlikeleri bunlardır"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Bizim küçük oluşumuza bakmayın, yapacağımız bir yanlışlık Türkiye'ye çok pahalıya mal olabilir" dedi.

Avrasya Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ASİAD) düzenlediği "Avrasya'nın Yıldızları Ödülleri" töreninde konuşan Talat, Kıbrıs sorununun bugün çok farklı bir noktaya geldiğini belirtti.

Bunu hiç kimsenin inkâr edemeyeceğini kaydeden Talat, "Bütün dünyanın Kıbrıs sorununa bakışı 2 yıl öncesiyle aynı değil. Ciddi bir değişiklik yaşanmıştır ve bu değişikliğin sonucu yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır ve çıkacaktır" diye konuştu.

Talat, iki tarafın birbiriyle yarıştığı, bir tarafın kazanmasının diğer tarafın kaybetmesi demek olduğu yarışın, özellikle Türkiye'nin AB'ye adaylığıyla yepyeni bir boyut kazandığını söyledi.

Türkiye'nin AB sürecinin önünde Kıbrıs'ın sürekli bir engel olarak yer alacağına işaret eden Talat, bu sorunun çözümünde hem Türkiye'nin, hem de Kıbrıs Türk kesiminin rol alacağını vurguladı.

Talat, şöyle konuştu:

"Bir yandan Türkiye'nin yüksek menfaatlerinin önemli olduğunu savunurken Kıbrıslı Türkler, aynı zamanda, kendi sorunlarının, aynı çerçevede çözümlenmesini istemektedir. Tabii bunlar zorluklarımız, gerçeklerimiz. Bu zorlukları göğüslemek gerekir. Bu gerçekleri doğru kavrayıp, doğru politikalarla adım atmalıyız. Bizim görevimiz, çok zor olarak görünen, adeta bir felaket, çıkmazı olarak görünen zorluklardan gerek Türkiye'yi, gerek Kıbrıs Türklerini nasıl çıkaracağız. Bunun üzerinde çalışmalıyız."

Mehmet Ali Talat, bunun için Türkiye ile uyumlu ve koordineli bir işbirliği politikası güdülmesi gerektiğini belirterek, "Bizim küçük oluşumuza bakmayın, yapacağımız bir yanlışlık Türkiye'ye çok pahalıya mal olabilir. Aynı şekilde Türkiye çok büyük bir ülke, çok büyük ihtiyaçları, çok büyük çıkarları var. Bu çıkarlarındaki bir adım, Kıbrıslı Türkleri yok etmeye mahkum edebilir. Önümüzdeki günlerin en büyük tehlikeleri bunlardır" dedi.

Barış ve demokrasi ödülü

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusundaki gelişmelere değindikten sonra konuşmasını tamamladı.

Katılımcıların sorularını yanıtlayan Talat, "Denktaş ile aranız nasıl, onun tecrübelerinden yararlanmayı düşünüyor musunuz?" şeklindeki bir soru üzerine, "Denktaş ile aram iyi. Siyasi olarak demek istemiyorum, insani olarak..." dedi.

Denktaş'ın Kıbrıs konusunda bazı yanlış politikalar izlediğini savunan Talat, bu yüzden Denktaş'ın tecrübelerinden yararlanırken dikkatli olmak gerektiğini söyledi.

Kıbrıs sorununun nasıl çözümleneceğine ilişkin bir soruya da Talat, Annan planının reddedildiğini, bu yüzden hükümsüz olduğunu anımsatarak, "Bundan sonra ortaya çıkacak her çözüm çabası, 20 sene bile olsa yine bu Annan planı gündemde olacaktır. Öyle zannediyorum ki Kıbrıs sorununun çözümü, üç aşağı beş yukarı Annan planı çerçevesinde olacaktır" yanıtını verdi.

Ekonomiye ilişkin bir soru üzerine de Talat, ekonomide güzel bir büyüme yaşandığını, bunun sürdürülebilir hale getirilmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, hükümetin bunun üzerinde çalıştığını söyledi. Talat, Kıbrıs için en mantıklı yatırımın turizm ve inşaat gibi alanlar olduğunu belirtti.

Daha sonra Talat'a, ASİAD Başkanı Ömer Faruk Başaran tarafından Avrasya'nın Yıldızları Ödülleri çerçevesinde "Barış ve Demokrasi Ödülü" verildi.

KIBRIS 29/05/05

 

*** Gambiya yalanlamış ***

Rum basınında; Gambiya'nın KKTC'yle diplomatik ilişki kuracağını yalanladığına ilişkin haberler yayımlandı.Fileleftheros gazetesi, "Gambiya İşgal Bölgeleriyle Diplomatik İlişki Kuracağını Yalanlıyor -- Ancak Türk Medyası Israr Ediyor" başlıklı haberinde Rum Yönetimi'nin Gambiya'dan; KKTC'yi tanımasının söz konusu olmadığı yolunda teyit aldığını yazdı.

Gazeteye göre Rum Sözcü Kipros Hrisostomidis şunları söyledi:

"Gambiya hükümeti tarafından hiçbir resmi beyanda bulunulmadı. Görev yeri Libya olan ve Gambiya'ya da akredite büyükelçimiz, Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürümüz tarafından Gambiya'nın Kıbrıs'taki büyükelçisiyle ve diğer temaslar aracılığıyla gerekli bütün temaslar yapıldı. Türk medyasında kaydedilenlere ilişkin hiçbir doğrulama yok, bu yolda hiçbir resmi beyanda bulunulmadı. Bu bilgilerin nerden geldiği açıktır. Gambiya; uluslararası hukuk temelindeki yükümlülüklerine saygı duyduğunu teyit ediyor, dolayısıyla konu üzerinde tartışma yapılmasına bir neden görmüyorum."

Gazete Türk basınının, Gambiya başkanı Yahya Jammeh'in; KKTC'yle diplomatik ilişkiler kurmaya hazır olduğunu söylediği konusunda ısrar ettiğini yazdı ve konuyla ilgili haberleri iktibas etti.

KIBRIS 29/05/05

 

Rus turizmciler KKTC'ye geliyor

26 Rus turizm acentesinden 30 yetkili, 5 Haziran'a kadar Kuzey Kıbrıs'ta kalarak buraya gönderecekleri turistlerin hangi ortamlarda konaklayarak nasıl bir tatil yapabileceğini görme fırsatı bulacak

Rus turizm acentesi yetkililerinden oluşan 30 kişilik grup, bu akşam KKTC'ye geliyor.

Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism Şirketi ilk kez, Türkiye ya da Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi olmaksızın, Rusya'dan KKTC'ye bir info grubunun gelmesini sağlıyor.

Moskova'dan İstanbul'a gidecek 30 kişilik Rus turizmci grubu, bu akşam THY'nin İstanbul-Ercan seferiyle Kıbrıs'a gelecek.

5 Haziran'a kadar KKTC'de kalacak 26 Rus turizm acentesinden 30 kişilik heyet, turizm bölgelerini ve otelleri gezecek. Otellerde incelemeler yaparak KKTC'ye gönderecekleri turistlerin hangi ortamlarda konaklayacağını yerinde görme fırsatı bulacak Rus turizmciler onuruna 31 Mayıs akşamı Merit Crystal Cove Otel tarafından, Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Kemal Deniz'in de katılacağı bir yemek verilecek.

İlk kez

Western Travel & Tourism Şirketi Müdürü Hakkı Alpsoy "Türkiye veya Güney Kıbrıs'tan herhangi aracı bir turizm şirketi olmadan info grubu KKTC'ye getirterek, ülke turizmi adına bir ilki gerçekleştiriyoruz" dedi.

Bu organizasyonu 21-25 Mart tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Moskova Turizm Fuarı'da kurduğu bağlantılar sonucu gerçekleştirdiklerini kaydeden Alpsoy, Güney Kıbrıs Yönetimi'nin Yeşil Hat Tüzüğü'ne aykırı olarak yarattığı vize krizine rağmen yoğun çabalar sonucu başarılı olduklarını kaydetti.

Alpsoy, "Bu önemli organizasyonu bir dizi girişim izleyecektir" dedi.

Hakkı Alpsoy, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı yanı sıra Salamis Bay Conti Resort Hotel, Bilfer Palm Beach Hotel, Merit Crystal Cove Hotel ve Merit Cyprus Gardens Hotel yönetimleri ile etkin işbirliği sonucu çözüme ulaşmayı başardıklarını ve KKTC'nin tanınmasına da katkıda bulunduklarını söyledi.

KIBRIS 29/05/05

 

Rum Yönetimi Uluslararası AF Örgütü'nün sanık sandalyesinde

Uluslararası Af Örgütü; Rum tarafında 24 Nisan referandumları öncesinde; gerek Annan planına olumlu oy kullanmaktan caydırmak için gerekse plana evet demeyi savundukları için kişilere şantaj yapıldığına ilişkin somut deliller ortaya koyarak, Rum yönetimini ifade özgürlüğünü korumakta başarısız olmakla suçladı.

Politis gazetesi;"Ağır Suçlama -Uluslararası Af Örgütü Raporunda İhmaller Saptadı - Uluslararası Af Örgütüne Göre Hükümet; Referandumlar Öncesi Dönemde İfade Özgürlüğünü Korumada Başarısız Oldu" başlık ve spotlarıyla yansıttığı haberinde Af Örgütü raporunda yer alan suçlamanın; Rum tarafında; gerek Annan planına olumlu oy vermelerini engellemek amacıyla gerekse, plana evet demek taraftarı oldukları için kişilere şantaj yapıldığına ilişkin somut örneklerle delillendirildiğini yazdı.

Örgütün, raporunda; Rum tarafında yapılanlara veya yapılması gerekip de yapılmayanlara yoğunlaşıldığının dikkat çektiğini yazan gazete KKTC'deki insan hakları ihlallerine, "Rum göçmenlere, kayıplara", KKTC'de yaşamakta olan Rum ve Maronitlere ve sözde "süregelen Türk işgaline" ilişkin her türlü ifadeden kaçınıldığının altını çizdi.

Habere göre Af Örgütü raporunda; Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, Annan planının reddedilmesi yönündeki çağrısından sonra gerek Rum yönetiminin gerek Rum toplumunun; ifade özgürlüğünü koruyacak şekilde hareket etmekte başarısız kaldığı belirtildi. Raporda şunlar yer aldı:

"Annan planı Kuzey'de kabul, Güney'de reddedildi. Referandum öncesi propaganda döneminde Güney'de hükümet, ifade özgürlüğünü koruma görevini yerine getirmekte başarısız oldu ve Annan planını reddetmeleri için kişilere şantaj yapıldığına dair şikayetler de var. Referandumdan önceki hafta; hayır demeleri için kişilere yapılan şantajların doruğa ulaştığı yolunda şikayetler alındı."

Gazete Af Örgütü raporunda, Rum devlet memurlarının ve polislerin; federal devlette görev yapacak olanların maaş ve özlük haklarının korunacağına ilişkin hiçbir garanti ve güvenceleri olmadığı konusunda uyarıldıkları üzerinde durulduğunu, ayrıca devlet memurlarına; referandumda evet demeleri halinde mevcut işlerini kaybedecekleri uyarısının yapıldığı tehdit telefonları açıldığının kaydedildiğini yazdı.

Gazeteye göre raporda, evet kampanyasını destekleyen kişilere yönelik şiddet kullanıldığı, arabalarının camlarının kırıldığını, mallarına Vandallık yapıldığını ve saldırıya uğradıkları belirtilirken; Rum polisinin o dönemde hiçbir tutuklama yapmadığına, yaptığı tek tutuklamanın ise, kamuya ait binanın duvarına evet lehinde afiş asan bir evet taraftarı olduğuna dikkat çekiliyor. Rum Ulaştırma Bakanlığı eski genel müdürü Simeon Matsis'in; mezunu olduğu English School bahçe duvarına "Matsis; hayır, kanınla yazılacak" şeklinde slogan yazıldığına özellikle vurgu yapılan raporda, bu olayı haber yapan Politis gazetesi muhabirine yapılan tehditlere de yer verildi.

Gazete ayrıca Uluslararası Af Örgütü raporunda ayrıca; Rum polisi tarafından tutuklanan kişilerin tutukluluk şartları, sığınma talebinde bulunan yabancıların hapsedilmesi, çingenelere uygulanan ayrımcılık ve vicdan-ı retçilere (Yahova Şahitleri) cezalandırma muamelesi konusunda da Rum yönetimine "meydan okunduğunu" kaydetti.

Politis gazetesi Rum yönetiminin; Sözcü Kipros Hrisostomidis aracılığıyla Uluslararası Af Örgütü'nün raporunda Güney Kıbrıs'la ilgili yer alanlara karşı çıktığını ve referandum öncesi dönemde Rum tarafında tam bir ifade özgürlüğü bulunduğu karşı iddiasıyla yanıt verdiğini yazdı.

Gazeteye göre Rum sözcü, raporda Rum yönetimine yöneltilen suçlamaları "mesnetsiz ve gerçek dışı" diye niteledi ve Örgüt'ün, raporunda yer verdiklerinin gerçekten olduğunu gösteren herhangi bir ispata yer vermediğini savundu.

Kipros Hrisostomidis şunları kaydetti: "Suçlamalardan söz ediyor. Hükümete karşı bu tür suçlamalar yöneltildi ancak bunlar hem o zaman hem de şimdi mesnetsiz suçlamalardır ve gerçeği yansıtmıyor. Hem yurt içinden hem de yurtdışından hükümete böyle suçlamalarda bulunulmuş ancak bu suçlamalar delillerle çürütülmüştü"

Simerini gazetesi haberi "Uluslararsı Af Örgütü - Referandum Öncesi Dönem İçin Kıbrıs'ı Eleştiriyor - Sözcü: Uluslararası Af Örgütü Hükümeti; Görevini Yerine Getirmekte İhmalkarlık Gösterdiği Suçlamalarını Benimsedi - İşgal Bölgeleri -- Raporda İşgale, Göçmenlere ve Diğer İnsan Hakları İhlallerine Hiçbir Şekilde Atıfta Bulunulmuyor" başlık ve spotlarıyla okurlarına aktardı.

Alithia gazetesi; "Hükümet, İfade Özgürlüğü Konusunda Suçlanıyor - Referandum Konusunda Af Örgütü'nün Sanık Sandalyesinde"

Haravgi gazetesi "Annan Planı Tartışmalarında Tam Özgürlük Vardı - Hrisostomidis: Suçlamalar Mesnetsiz"

Fileleftheros gazetesi; "Annan Planı Tam Özgürlük İçinde Tartışıldı - Hükümet, Uluslararası Af Örgütü Yıllık Raporundaki İfadeleri Reddediyor" başlığını kullandı

KIBRIS 29/05/05

 

Prendergast'ın hareket çerçevesini sınırlandırdılar

BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın; Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la peş peşe iki ayrı görüşme yapma çabalarına rağmen Rum yönetiminin önceki gün; Sözcü Kipros Hrisostomidis aracılığıyla; Prendergast'ın Kıbrıs'taki sondajlarında içinde hareket etmeyi beklediği çerçeveyi sınırlandırdığı bildirildi

Alithia gazetesi haberi, "Hareket Çerçevesinin Önceden Belirlenmesi - Hükümet Prendergast'ın Kıbrıs'taki Görüşmelerinin Genişliğini Sınırlandırdı - Ankara'da Toplantı ve Prendergast'ın Temaslarının Hemen Ardından Tasos-Karamanlis Görüşmesi" başlıklı haberinde şunları yazdı:

Hareket çerçevesi

"Sözcü Kipros Hrisostomidis'in dünkü açıklamasına göre Lefkoşa; Prendergast'ın temaslarını müzakerelerin yeniden başlaması olanaklarına ilişkin araştırma nitelikli temaslar olarak görüyor ve Kıbrıs sorunundaki görüşmelerin de; hazırlık aşamasında olmaya devam ettiği görüşündedir.

Hükümete göre; Başkanlık temsilcisi Tasos Conis'in New York temasları sırasında ortaya koyduklarının Prendergast tarafından Türk tarafına aktarılması söz konusu değil. Hrisostomidis önceki gün; iki tarafın niyetlerine ilişkin havayı nasıl araştıracağını seçme hakkını Prendergast'a bırakmış olsa da, -hükümet çevrelerinden- bir tarafın tezlerinin diğer tarafa aktarılması niyet araştırması değil müzakere anlamına geldiği açıktır.

Sözcü; görüşmelerin müzakere tarzında olmayacağını söyledi ve 'dolaylı görüşmeler tarzında olacağını zannetmiyorum. İstenilen şey; müzakerelerin yeniden başlama olanaklarının araştırılmasıdır. Halen hazırlık aşamasında bulunuyoruz' dedi.

Kıbrıs Rum tarafının; görüşlerini Talat'a aktarması için Prendergast'a yetki verip vermediğinin sorulmasına karşılık Hrisostomidis; herhangi bir yetki verildiğine inanmadığını söyledi ve 'ortamı tam da istedikleri gibi araştırmak, BM'nin tercihine kalmış bir şeydir. Hükümet Prendergast'tan; Kıbrıs Türk tarafından kendi endişe bölgelerini ve müzakerelerin nasıl yeniden başlayabileceğine ilişkin önerilerini istemesini bekliyor' dedi.

Papadopulos Karamanlis'le görüşecek

Başkan Papadopulos, BM yetkilisiyle görüştükten sonra; AB devlet ve hükümet başkanları toplantısına katılmak üzere Lüksemburg'a gidecek. Bu toplantı çerçevesinde, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'le; Prendergast'ın bölgeyi ziyareti prizması altında Kıbrıs sorunundaki gelişmelerin ele alınacağı bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor."

Papadopulos, yine tezlerini izah edecek

Alithia gazetesi, "Tasos'un; Prendergast'ın Misyonuyla İlgili Tuhaf Açıklaması - Yine Tezlerini İzah Edecek" başlıklı haberinde şunları yazdı:

"Başkan Papadopulos, Kıbrıs Rum tarafının hazırlıklarını yaptığını ve BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'ın temasları sırasında; Annan planında yapılmasını istediği değişikliklere ilişkin tezlerini açıklıkla izah etmeye hazır olduğunu söyledi.

BM yetkilisi pazartesi günü öğleden sonra Kıbrıs'ta olacak ve Başkan Papadopulos, Mehmet Ali Talat ve iki tarafın siyasi liderleriyle görüşecek. 2 Haziran Perşembe günü Atina'ya, daha sonra da Ankara'ya gidecek.

Kıbrıs müzakerelerinin başlamasını bekleyip beklemediğinin sorulmasına karşılık Papadopulos, bunun; ortamın uygun olup olmadığına, iki tarafın tezlerinin yakın olup olmadığına ve başarı perespektifi bulunup bulunmadığına karar vermesi gereken BM Genel Sekreteri'ne bağlı olduğunu söyledi. Kieran Prendergast'ın Rum tarafının tezlerini Türk tarafına verip vermeyeceğinin sorulması üzerine de 'Pazarlıklar başlamadı. Prendergast dinlemeye ve iki tarafın tezlerini tartmak için gelecek' dedi.

Başkan Papadopulos Kıbrıs Rum tarafının bakış açısının; BM Genel Sekreteri'nin himayesinde yeni bir müzakere turunun; kabul edilemez prosedürler , şartlar ve ön koşullar olmadan dikkatlice önceden hazırlanması gerektiği şeklinde olduğunu söyledi.

Papadopulos şunları söyledi: 'Kısa süre önce BM'ye yapılan özel ziyarette Kıbrıs Rum tarafı; siyasi liderliğin çoğunluğu ve Ulusal Konsey ortaya konulan, Annan planında yapılmasını istediği değişiklikleri bir kez daha açıklıkla, tam olarak ve net bir şekilde anlattı. Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıs sorununa bulunacak nihai çözümün işlevselliği ve yaşayabilirliği konusunda ısrar ediyor. Bu nedenle de Annan planında; sembolik veya dekorasyon olmayacak, yasal ve haklı endişelerini tatmin edici şekilde göğüsleyecek değişiklikler yapılmasını istiyor.'"

Mahi gazetesi, "Zemin Hazırlanırsa Müzakerelere İlerleriz - Lefkoşa, Annan Planına Dair Açıklama Yapmaya Hazır" başlıklı haberinde, Rum yönetimi Başkanı Tasos Papdopulos'un, Alithia gazetesinin yansıttıklarına ek olarak şunları da söylediğini yazdı:

"Başkan Papadopulos yaptığı açıklamada; 'Bütün bu süre boyunca incelemelerimizi yaptık, konuları tartıştık... Evet, sanırım çeşitli yönler üzerindeki bütün görüşlerimizi kapsamlı şekilde ve açıklıkla izah edebilecek durumda olduğumuzu sanıyorum. Daha önce de defalarca söylediğim gibi, daha önümüzde gidilecek çok yol var."

BM: Çabayı iki şey itekleyebilir

Fileleftheros gazetesi, Birleşmiş Milletler'in; Kıbrıs sorununda yeni çalışmayı iki şeyin itekleyebileceğine inandığını; bunlardan birinin, halen BM Merkezi'nde Rum Yönetimi Başkanı'nın özel temsilcisi Tasos Conis'in BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'la görüşmesi ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la Lefkoşa'da yapılacak olan sondajlar; ikincisinin de Genel Sekreter Annan'ın TC Başbakanı Erdoğan'la yapacağı görüşme olduğuna inandığı bildirdi.

Haberi "Sis İçinde Hareketlilik - Annan Ümitlerini 9 Haziran'da Erdoğan'la Yapacağı Görüşmeye Dayıyor - UNFICYP Konusunda New York'ta Tonlar Düşük" başlık ve spotlarıyla manşete çıkaran gazete, gelişme halindeki çabaların belli belirsiz de olsa iyimserlik işareti veriyor olmasına karşın Kıbrıs sorununda görüntünün sisli olmaya devam ettiğini yazdı.

Gazete, New York'tan kaynaklara dayanarak BM'nin; Kıbrıs sorununda yeni çalışmayı iki şeyin itekleyebileceğine inandığını yazdı ve bunlardan birincisinin; Rum Yönetimi Başkanı'nın özel temsilcisi Tasos Conis'in halihazırda New York'ta BM Genel Sekreter Yardımcısı Sir Kieran Prendergast'la yaptığı görüşme ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la Lefkoşa'da yapılacak sondajlar, ikincisinin ise; Genel Sekreter Kofi Annan'ın TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la 9 Haziran'da New York'ta yapacağı görüşme olduğunu yazdı.

Gazeteye göre Annan-Erdoğan görüşmesi; çabaların devam etmesi konusunda anahtar olarak görülüyor. O zamana kadar BM; Prendergast'ın bölgeye yapacağı gezi sonrasında tarafların tutumlarına ilişkin çok daha kapsamlı bir görüntüye sahip olacak. Kıbrıs sorununda yeni hareketliliğin önümüzdeki 15 güne damgasını vuracağını ancak buna, olağanüstü sonuçların eşlik etmeyeceğini kaydeden gazete haberini şöyle sürdürdü:

"Sir Kieran'ın pazartesi günü Kıbrıs'a gelmesi ve bölgede gerçekleştireceği temaslar; başkanlık temsilcisinin BM merkezinde yaptığı sondajlar sonrasında BM tarafından kararlaştırılan ilk adımı teşkil ediyor. Aynı günlerde Lefkoşa'nın tepkisini çekmek suretiyle işgal bölgelerini ziyaret edecek olan Amerikalı milletvekilleri ortamı bozmaya çalışacaklar.

Erdoğan'ın ABD ziyareti için hazırlık yapmakta olan Türk tarafı; 3 Haziran'da Ankara'da Kıbrıs konulu bir toplantı gerçekleştirecek. Toplantıya Kıbrıs Türk liderliği (Talat, Soyer ve Denktaş) de katılacak. Bu; Talat'ın Kıbrıs Türk toplumu lideri olarak seçilmesinden sonra Sezer-Erdoğan ve Gül'le yapacağı ilk görüşme olacak.

Diğer bir gelişme ise; yeni çabalar ışığı altında BM'nin; UNFICYP'in görev süresinin uzatılmasına ilişkin raporunda tonları düşük tutmaya çalışacak olmasıdır. Ancak Barış Gücü'nin azaltılması ve bir polis kuvveti haline getirilmesi hedefi terk edilmiş görünmüyor."

KIBRIS 29/05/05

 

Rumlardan ABD'li milletvekillerine tehdit

Rum tarafının KKTC'yi ziyaret edecek olan ABD'li milletvekillerine ateş püskürdüğü bildirildi.

Politis gazetesi, Rum Yönetimi'nin "bu ziyaretin sonuçları da olacak" diyerek Amerikalı milletvekillerine "dolaylı uyarılarda" bulunduğunu da yazdı.

Gazeteye göre Rum Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis dün yaptığı açıklamada, Ercan Hava Alanı üzerinden KKTC'ye gelmeyi düşünen ABD'li milletvekillerine "bu girişimlerinin sonuçları ve parametreleri de olacağı" yönünde dolaylı ikazlarda bulundu.

Hrisostomidis Ercan üzerinden ziyaretin "yasa dışı ve uluslar arası hukuk ve ABD'nin iç hukukuna da ters olduğunu" da tekrarladı.

Hrisostomidis KKTC'ye gelmeye karara veren ABD milletvekillerini "aydınlatmak" için gerekli tüm girişimlerde bulunduklarını da söyledi.

Gazeteye göre Amerikalı milletvekillerinin KKTC'ye beklenen ziyaretini DİSİ Partisi de kınadı.

Parti basın sözcüsü Tasos Mitsopulos Amerikalı milletvekillerinin Ercan üzerinden ziyarette bulunmadaki "anlamsız ısrarlarını" kınadı bu yöndeki girişimin "Kıbrıslı Rumların hakkaniyet duygularını zedelediği ve siyasi durumu karıştırdığı için" kınanacak bir faaliyet olduğunu iddia etti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs eski koordinatörü Thomas Weston'un açıklaması ise "kabul edilmez" olarak niteledi.

EDEK Başkanı Yannakis Omiru da beklenen ziyareti kınadı "gerçeğe bakılırsa bu ziyaret sahte devlete yasallık verilmesi ve tanınmasına imkan verme teşebbüsüdür. BM ise Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından kararlı şekilde göğüslenmelidir" şeklinde konuştu.

Gazeteye göre Amerikan Elen Enstitüsü Başkanı Jin Rossidis ise ABD Başkanı George Bush'a gönderdiği mektupta Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretine değindi ve ABD'den Amerikan çıkarlarına ilişkin Türkiye'nin öneminin bir kez daha incelenmesini talep etti. Rossidis mektubunda ABD'nin Kıbrıs sorununa AB muktesebatına ve demokratik kurallarına dayalı bir çözüm desteklenmesi gerektiğini de savundu.

Ayrıca ABD'den Maraş'ın BM Barış Gücü gözetiminde "Kıbrıs hükümetine" devredilmesini ve Rum göçmenlerin iskanına açılmasını talep etmesini de istedi.

Alithia gazetesi haberi "Amerikalıların İşgal Bölgelerine ZiyaretiBu Tutumları Yasa Dışı ve AnlamsızHükümet ve Muhalefetten Yoğun Tepki" başlık ve spotlarıyla yayınlarken diğer gazeteler şu başlıkları kullandı:

Mahi: "ABD'li Milletvekillerinin Yasa Dışı Ziyareti İçin Hükümetten ÖnlemlerDİSİ Amerikalıların Israrı Anlamsız."

Haravgi: "Yasa Dışı Faaliyetlerinden HaberdardırlarAmerikalı Milletvekilleri Davranışlarının Parametreleri Hakkında Bilgilendirildiler."

Simerini: "Nereye Gittiğimize Dikkat EdinAmerikalı Milletvekillerine UyarıHükümet DİSİ ve Elen Enstitüsünden Kınama."

Fileleftheros: "Amerikalılar Yasa Dışı Harekette Bulunacakları Biliyorlar."

KIBRIS 29/05/05

 

Prendergast ve ABD heyeti yarın Ada'da

 

Dışişleri Bakanı Gül: ''ABD heyetinin ziyareti önemli''



29 Mayıs, 2005 16:06:00 (TSİ) CNN TURK

 

BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast ile ABD Kongresi üyelerinden oluşan bir heyet yarın Ada'da olacak.

Prendergast, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve her iki taraftaki bazı siyasi liderlerle görüşecek.
 
Cumhurbaşkanı Talat, Prendergast ile 1 ve 2 haziranda iki ayrı toplantı yapacak. Cumhurbaşkanlığı'nda 1 haziran çarşamba günü yapılacak ilk toplantı saat 12.00'de başlayacak.
 
Talat-Prendergast görüşmesine Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da katılacak. Görüşmenin ardından Prendergast, Cumhurbaşkanlığı'nda onuruna verilecek öğle yemeğine katılacak.
 
Cumhurbaşkanı Talat'ın Prendergast ile ikinci görüşmesi ise 2 haziranda saat 09.00'da yapılacak. Prendergast, adadaki temaslarının ardından Atina ve Ankara'ya da uğrayacak ve New York'a dönerek 7 haziranda BM Genel Sekreteri Annan'a rapor sunacak.
 
Bu arada, Rum basını, Prendergast'ın Lefkoşa, Atina ve Ankara ziyaretlerinin ardından rapor sunacağı Annan'ın, 7 haziranda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile BM merkezinde bir araya geleceğini yazdı.
 
ABD Kongre heyeti de yarın KKTC'ye geliyor 

ABD Kongresi üyelerinden oluşan bir heyet da yarın KKTC'de olacak. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin tüm engelleme girişimlerine karşın Ercan Havaalanı'ndan giriş yapacak olan heyet, iki gün kalacağı KKTC'de üst düzey temaslarda bulunacak.
 
Heyetin, Kuzey Kıbrıs'a yönelik tecridin kaldırılmasına ilişkin güçlü bir mesaj vermesi bekleniyor.
 
Aynı dönemde bir ABD milletvekili heyetinin de Güney Kıbrıs'ı ziyaret edeceği, Rum yönetiminin KKTC'ye gelecek ABD Kongre heyetinin Güney Kıbrıs'a geçmesine izin verme kararı aldığı bildirildi.
 
ABD Kongre üyeleri yarın saat 11.00'de Ercan Havaalanı'na gelecek. Heyet ilk olarak saat 13.00'te ABD'nin Rum kesimindeki Büyükelçisi Michael Klosson ile, saat 14.30'da ise Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşecek.
 
Cumhurbaşkanı Talat ile görüşmenin ardından saat 15.30'da Cumhurbaşkanlığı'nda basın toplantısı düzenlenecek. Kongre üyeleri, salı günü de saat 09.30'da Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile Başbakanlık'ta toplantı yapacak.
 
Gül: "ABD heyetinin ziyareti önemli"
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ABD'li parlamento heyetininin KKTC'ye yapacakları ziyareti değerlendirerek, "dostlarımızın çağrılarımıza kulak verdiğini görmek memnuniyet verici" dedi.
 
Dışişleri Bakanı Gül resmi ziyaret için Bahreyn'e gitmeden önce havaalanında yaptığı açıklamada ABD'li parlamenterlerin ziyaretinin önemli olduğunu söyledi.
 
Gül, "gerek Türkiye gerekse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu meselenin hallinde ne kadar uzlaşmacı olduklarını gösterdiler" diyerek, karşı taraftan olumlu yanıt çıkmadığına dikkat çekti.
 
Abdullah Gül uluslararası çevrelerin bu gelişmeyi gözleyip olumlu adımlar atmasından mutluluk duyduklarını söyledi.
 
Kıbrıs'ta iki ABD heyeti
 
Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Simerini gazetesine göre, ABD'li milletvekillerinin KKTC'yi ziyaret edecekleri günlerde bir başka ABD'li milletvekili grubu da Güney Kıbrıs'ı ziyaret edecek.
 
Gazete, Güney Kıbrıs'a gidecek ABD'li milletvekillerinin 31 mayısta Larnaka Havaalanı'ndan giriş yapacaklarını, ABD'den yapılan eş zamanlı bu ziyaretlerin Rum hükümetine ciddi sorunlar açabileceğini belirtti.
 
Habere göre, ziyaretin amacının 'ABD'nin KKTC lehinde faaliyetler içerisinde yer alıyor' görünmesinden ötürü Rum yönetimi için ciddi sorun oluşturacak. Gazetenin haberinde, Güney Kıbrıs'a gidecek milletvekillerinin KKTC'de de ziyaretlerde bulunacakları belirtildi.
 
Bu arada, Simerini gazetesi, Rum yönetiminin ABD'li milletvekillerinin ziyaretlerine ilişkin her türlü senaryoyu incelediğini ve bu amaçla önceki gün Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un başkanlığında bir toplantı yapıldığını yazdı.
 
Habere göre, söz konusu toplantıda, KKTC'ye gelecek milletvekillerinin Güney Kıbrıs'a geçişlerine izin verilmesi kararı alındı. Gazete, bu iznin ABD Büyükelçiliği'nin iki heyete resepsiyon vereceği bahanesine dayandırılacağını belirtti.

 

ZİYARETE RUM TEPKİSİ

·  Rumların, ABD milletvekillerinin KKTC'ye yarın yapacağı ziyarete tepkileri sürüyor. Rum Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye gelişini, ''ABD yönetimi tarafından BM kararlarının çiğnendiğinin açık bir göstergesi'' olarak niteledi.

·  Ercan Havaalanı aracılığıyla yapılacak bu ziyaretin ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yönlendirildiğini ifade eden Hristofyas, 'üç dört Türk dostu milletvekilinin ziyaretinin öneminin abartılmaması gerektiği' görüşünü savundu.

·  Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de, ''bu ziyaretin sonuçları ve parametreleri de olacak'' diyerek, ABD'li milletvekillerine 'dolaylı uyarılarda' bulundu.

CNN TURK 29/05/05

 

ABD Kongre heyeti KKTC'de

ABD Kongresi alt kanadı Temsilciler Meclisi üyesi Amerikalı milletvekilleri, KKTC'de.

ABD Kongresi alt kanadı Temsilciler Meclisi Türkiye Dostluk Grubu eş başkanı Ed Whitfield başkanlığındaki Amerikalı milletvekilleri, KKTC'de.  Amerikalı milletvekilleri, üst düzey temaslarda bulunmak üzere Ercan havaalanı üzerinden KKTC'ye gitti.

Heyete, Türkiye-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış eşlik ediyor. Heyeti Ercan havaalanında KKTC'nin Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Salih İzbul ile diğer yetkililer karşıladı.
   
Egemen Bağış, havaalanında yaptığı kısa açıklamada, “hayatının en mutlu anlarından birini yaşadığını” ifade ederek, “Çok mutlu, gururlu bir an yaşıyoruz” dedi.
   
Bağış, heyetin Ercan havaalanından girişiyle ilgili bir soru üzerine “Her şey o kadar belirgin ki, bir şey anlatmaya gerek yok. Bütün dünya, bir kez daha kimin sözünden yana olduğunu görüyor” diye konuştu.
   
Heyetin VIP salonundan ayrılışı sırasında KKTC Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği, “KKTC'nin tanınmasını istiyoruz”, “Artık yeter, insan hakları nerede” yazılı pankartlar açarak, heyete çiçek verdi.
   
Amerikan heyetinin Ercan havaalanına gelişini Kıbrıs Rum basını da görüntüledi.
   
Havaalanında basın mensupları ile güvenlik görevlileri arasında zaman zaman gerginlik olduğu gözlendi. Basın mensupları, rahat görüntü alamadıkları gerekçesiyle alkışlarla güvenlik görevlilerini protesto etti.
   
Amerikan heyeti, bugün saat 13.00'te ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson ile ABD Büyükelçiliği'nin KKTC'deki ofisinde bir araya gelecek. Heyet, saat 14:30'da ise KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşecek ve görüşmenin sonunda basın toplantısı düzenlenecek.

ZİYARETE RUMLARIN TEPKİSİ
 
Rumların, ABD milletvekillerinin KKTC'ye yarın yapacağı ziyarete tepkileri sürüyor. Rum Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye gelişini, "ABD yönetimi tarafından BM kararlarının çiğnendiğinin açık bir göstergesi" olarak niteledi.
 
Ercan Havaalanı aracılığıyla yapılacak bu ziyaretin ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yönlendirildiğini ifade eden Hristofyas, 'üç, dört Türk dostu milletvekilinin ziyaretinin öneminin abartılmaması gerektiği' görüşünü savundu.
 
Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de, "bu ziyaretin sonuçları ve parametreleri de olacak" diyerek, ABD'li milletvekillerine 'dolaylı uyarılarda' bulundu.
 
BİR ABD HEYETİ DE RUM TARAFINDA
 
Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Simerini gazetesine göre ise ABD'li milletvekillerinin KKTC'yi ziyaret edecekleri günlerde bir başka ABD'li milletvekili grubu da Güney Kıbrıs'ı ziyaret edecek.
 
Gazete, Güney Kıbrıs'a gidecek ABD'li milletvekillerinin 31 mayısta Larnaka Havaalanı'ndan giriş yapacaklarını, ABD'den yapılan eş zamanlı bu ziyaretlerin Rum hükümetine ciddi sorunlar açabileceğini belirtti.
 
Habere göre, ziyaretin amacının 'ABD'nin KKTC lehinde faaliyetler içerisinde yer alıyor' görünmesinden ötürü Rum yönetimi için ciddi sorun oluşturacak. Güney Kıbrıs'a gidecek milletvekilleri KKTC'de de ziyaretlerde bulunacak.
 
GÜL: ABD HEYETİNİN ZİYARİTİ ÖNEMLİ
 
Bu arada ABD'li parlamenterlerin ziyaretinin önemli olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, heyetin KKTC'ye yapacağı ziyareti değerlendirerek, "dostlarımızın çağrılarımıza kulak verdiğini görmek memnuniyet verici" dedi.
 
Gül, "gerek Türkiye gerekse KKTC bu meselenin hallinde ne kadar uzlaşmacı olduklarını gösterdiler" diyerek, karşı taraftan olumlu yanıt çıkmadığına dikkat çekti. Gül, uluslararası çevrelerin bu gelişmeyi gözleyip olumlu adımlar atmasından mutluluk duyduklarını söyledi.

BM TEMSİLCİSİ

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler Danışmanı Kieran Prendergast bugün Kıbrıs'a ziyarette bulunacak.

Kieran Prendergast, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve her iki taraftaki bazı siyasi liderlerle görüşecek. Cumhurbaşkanı Talat, Prendergast ile 1 ve 2 Haziran'da iki ayrı toplantı yapacak.
 
Talat-Prendergast görüşmesine Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da katılacak.
 
Cumhurbaşkanı Talat'ın Prendergast ile ikinci görüşmesi ise 2 Haziran'da yapılacak. Prendergast, Ada'daki temaslarının ardından Atina ve Ankara'ya da uğrayacak ve New York'a dönerek 7 Haziran'da BM Genel Sekreteri Annan'a bir rapor sunacak.
 
Rum basını konu hakkındaki haberlerde, Prendergast'ın Lefkoşa, Atina ve Ankara ziyaretlerinin ardından rapor sunacağı  Annan'ın, 7 Haziran'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile BM merkezinde bir araya geleceğini yazdı.

 HURRIYET 30/05/05

 

Türkiye'nin yeni Kıbrıs planı

Yusuf KANLI - Elif Ünal ARSLAN

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin BM Genel Sekreteri Annan'a sunacağı yeni Kıbrıs planını ilk kez açıkladı.

Gül, "gelin, tüm kısıtlamaları karşılıklı olarak aynı anda kaldıralım" dedi.

DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül, Annan Planı referandumunun ardından Kıbrıs için tarihi bir öneri getirerek, ‘Kıbrıs’ta her iki tarafa uygulanan kısıtlamaları, tüm ilgili taraflarca aynı anda kaldıralım’ çağrısı yaptı. Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Ankara’da son şekli verilecek Yeni Kıbrıs Planı’nı BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a da ileteceklerini belirterek, ‘Kalıcı barış için Türkiye hazır. Sayın Kofi Annan’a tekrar bunu söyleyeceğiz’ dedi. Gül, Turkish Daily News’a verdiği demeçte Türk tarafının kısıtlamaların kaldırılması yönünde şimdiye kadar önemli adımlar attığını söyledi. Gül, 23 Nisan 2003 tarihinde KKTC makamlarının tek taraflı kararı doğrultusunda sınırdan geçişlerin serbest bırakılması kararının ve Türk hükümetinin Kıbrıs Rum vatandaşlarının Türkiye seyahatlerinde sağlanan kolaylıkların, bunun somut iki örneği olduğunu söyledi. Gül sözlerine şöyle devam etti:

ÇOK ÖNEMLİ BİR ADIM

‘Geçen yıl 24 Nisan referandumlarında Kıbrıs Türk tarafının olumlu oy kullanmasını takiben AB Konseyi, Kıbrıs Türkleri’ne uygulanan izolasyon politikalarına son verme yükümlülüğünü üstlenmiştir. Bu çerçevede, AB Komisyonu tarafından doğrudan ticaret ve mali yardımlarla ilgili gerekli hazırlıklar da yapılmış, ancak bu tüzükler şu ana kadar yürürlüğe konmamıştır. Bir tarafın bloke etmesi yüzünden çıkmayan şeyler, AB’yi de çok zor duruma düşürüyor. Şimdi buna karşı da biz bir adım daha atıyoruz ve adadaki bütün taraflar kimse, dolaylı dolaysız herkes her türlü kısıtlamayı hep beraber aynı zamanda kaldıralım diyoruz. Bu çok önemli bir şey Türkiye ve Kıbrıs Türkleri her türlü makul teklifi yapıyor ve her türlü makul adımı atıyor.’

DÜNYAYLA UYUM İÇİNDEYİZ

‘Bu çağrımız, başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi olmak üzere, referandum sonrası tüm uluslararası camianın her vesileyle yinelemiş olduğu, Kıbrıs Türklerinin dünya ile bütünleşmelerine yönelik beklenti ve çağrılarla uyum içindedir’ diyen Gül, bu çerçevede, özellikle ekonomik ve insani konulardaki mevcut kısıtlamaların her iki taraf için ve herkes tarafından bütünüyle kaldırılmasının, kapsamlı çözüme ve siyasal uzlaşıya giden yolda önemli bir aşama oluşturacağına inandığını söyledi.

İşte Kıbrıs Planı

Gül, Türkiye’nin önerdiği ve ‘bir bütün halinde’ uygulanması gerektiğini belirttiği yeni önerinin ana hatlarını şöyle çizdi:

KKTC’ne ve Kuzey ile Güney arasında karşılıklı olarak kişi, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımının sağlanması;

Doğrudan uçuşlar dahil, hava ve deniz limanlarına uygulanmakta olan tüm kısıtlamaların kaldırılması;

Üçüncü ülke uyruklarına uygulanan kısıtlamaların tümüyle kaldırılması;

Kuzey Kıbrıs’ın da özel bir düzenlemeyle bir ekonomik birim olarak doğrudan AB Gümrük Birliği’ne dahil edilmesi ve bunun tüm getirilerinden yararlanması;

Kıbrıs Türklerinin sportif, kültürel ve benzeri uluslararası etkinliklere katılmasının önündeki engellerin kaldırılması.

Yeniden oylasınlar

TÜRKİYE’nin de KKTC’nin de süreçte doğru tavır aldığını belirten Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ‘Biz adada kalıcı barışın sağlanması için inisiyatif kullanmaya devam edeceğiz. Kıbrıslı Türkler de hazır. Eğer Rum kesiminin reddetiği Annan Planı’nı bir kez daha referanduma sunarlarsa memnun oluruz. Biz buna hazırız. Değişiklik varsa benim de yazılı tekliflerim olur’ diye konuştu.

HURRIYET 30/05/05

'Kıbrıs'ta tüm kısıtlamaları kaldıralım'

Dışişleri Bakanı Gül, Kıbrıs'ta tarafları, adanın iki yanında uygulanan tüm kısıtlamaları aynı anda kaldırmaya davet etti

RADIKAL 30/05/05

ANKARA - Kıbrıs'ta çözüm çabaları BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'ın bölge turuyla canlanırken, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'den yeni açılımlar gündeme geldi. Gül, Turkish Daily News'a demecinde, Kıbrıs'ta her iki tarafı uygulanan kısıtlamaları aynı anda kaldırmaya çağırdı.
Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'nı referandumla kabulü sonrası AB'nin tecridi kaldırma vaadini hayata geçiremediğini anımsatan Gül, şöyle dedi: "Şimdi biz bir adım daha atıyoruz ve diyoruz ki bütün taraflar dolaylı dolaysız herkes her türlü kısıtlamayı hep beraber aynı zamanda kaldıralım. Türkiye ve Kıbrıs Türkleri her türlü makul teklifi yapıyor ve adımı atıyor." Türk tarafının 2003'te sınırları açarak barış çabalarına önemli katkı yaptığını anımsatan Gül'ün önerileri ana hatlarıyla şöyle:

·  KKTC'ye ve Kuzey ile Güney arasında karşılıklı kişi, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımının sağlanması.

·  Doğrudan uçuşlar dahil, hava ve deniz limanlarına uygulanan tüm kısıtlamalar kaldırılsın.

·  Üçüncü ülke uyruklarına uygulanan kısıtlamalar tümüyle kaldırılsın.

·  Kuzey Kıbrıs özel bir düzenlemeyle bir ekonomik birim olarak doğrudan Gümrük Birliği'ne dahil edilsin.

·  Kıbrıs Türklerinin sportif, kültürel ve benzeri uluslararası etkinliklere katılımına dair engeller kaldırılsın.
"Bu çağrımız başta BM, AB ve Avrupa Konseyi olmak üzere, referandum sonrası tüm uluslararası camianın yinelediği, Kıbrıs Türklerinin dünya ile bütünleşmelerine yönelik beklenti ve çağrılarla uyumludur" diyen Gül, özellikle ekonomik ve insani kısıtlamaların her iki taraf için de kaldırılmasının kapsamlı çözüm ve siyasal uzlaşıya giden yolda önemli bir aşama olacağını vurguladı. Annan Planı'nın KKTC'de kabulünün Türk tarafının uzlaşmayı bildiğini ortaya koyduğunu da hatırlatan Gül, Türkiye'nin Annan Planı'ndan vazgeçtiği iddialarını ise "Adada kalıcı barışı desteklemeye devam edeceğiz. Bu sefer de Kofi Annan'a tekrar bunu söyleyeceğiz. O plan olur bu plan olur bu ayrı bir mevzudur" diye yanıtladı.

Prendergast temaslarına başlıyor
Öneriler Prendergast'ın bugün başlayacak Kıbrıs ziyareti öncesine denk geldi. 1-2 Haziran'da KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum lideri Tasos Papadopulos'la görüşecek olan Prendergast, Atina ve Ankara'nın ardından New York'a dönerek Genel Sekreter Annan'a rapor sunacak. Annan da 7 Haziran'da Başbakan Tayyip Erdoğan ile BM merkezinde buluşacak.

Hem kuzeyde hem güneyde ABD heyeti
Bu arada Rum Yönetimi'nde büyük tepki çeken ABD Kongre heyeti bugün KKTC ziyaretine Ercan Havaalanı'ndan ülkeye giriş yaparak başlıyor. Aynı dönemde bir ABD milletvekili heyeti de Rum Kesimi'ni ziyaret
edecek. Rum Yönetimi'nin güneydeki vekillerin KKTC'ye de geçmesini değerlendirdiği kaydedildi. (aa, Radikal)
 

 

Rus turizmciler KKTC'de

BİR İLK GERÇEKLEŞTİ... Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism şirketi, ilk kez dün akşam Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi olmaksızın Rusya'dan KKTC'ye bir info gurubunun gelmesini sağladı

HEDEF RUSYA'DAN KKTC'YE DİREK UÇUŞ... Western Travel & Tourism şirketinin davetlisi olarak ülkemize turist getirtecek Rus turizm acentesi sahiplerinden oluşan 29 kişilik ekip dün akşam saat 22.05'de KKTC'ye geldi. Şirket Müdürü Hakkı Alpsoy, ilk zamanlarda İstanbul-Ercan bağlantılı gelecek Rus turist kafilerini daha sonra Rusya'dan Ercan'a direk getirmeyi hedeflediklerini söyledi

Ali CANSU

Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism şirketi, ilk kez dün akşam Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi olmaksızın Rusya'dan KKTC'ye bir info gurubunun gelmesini sağladı.

Western Travel & Tourism şirketinin girişimiyle ülkemize turist getirtecek Rus turizm acentesi sahiplerinden oluşan 29 kişilik ekip, dün akşam saat 22.05'de KKTC'ye geldi

Moskova'dan İstanbul'a oradan da Türk Hava Yolları'na (TYH) ait uçak ile Ercan Devlet Havalimanı'na gelen ekipte 26 turizm acentesi sahibi ve 3 gazeteci bulunuyor.

Rus heyeti KKTC'ye getiren Western Travel & Tourism şirketi Müdürü Hakkı Alpsoy, ilk kez Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi olmaksızın Rusya'dan KKTC'ye bir info gurubunun gelmesini sağladıklarını söyledi.

5 Haziran'a kadar ülkemizde kalacak ekip, bu zaman zarfında turizm bölgeleri ve otelleri gezecek.

"Bir ilki gerçekleştirdik"

Western Travel & Tourism şirketi Müdürü Hakkı Alpsoy, Ercan Devlet Havalimanı'nda KIBRIS'a yaptığı açıklamada, direk muhatapları KKTC'deki bir turizm acentesi olan ilk Rus grubunu getirerek bir ilki gerçekleştirdiklerini söyledi.

Alpsoy, grup içerisinde bulunan 26 acente sahibinin, gönderecekleri turistlerin hangi otellerde konaklayacaklarını, nasıl bir ülkeyi göreceklerini, hangi turistik ve tarihi yerlerin bulunduğunu yerinde görüp ona göre adaya turist yollayacaklarını kaydetti.

Grubun ilk iki gün Salamis Bay Conti Otel'de, daha sonraki iki gün Bilfer Palm Beach Hotel ve sonra da Merit Cyprus Gardens Hotel'de kalacaklarını anlatan Alpsoy, grubun perşembe günü Girne'deki anlaşmalı otellere götürüleceğini ve her otelde 1.5 saat inceleme yapacaklarını belirtti.

Bu organizasyonun, 21-25 Mart tarihleri arasında Moskova'da düzenlenen Uluslararası Turizm Fuarı'nda gerçekleşen bağlantılar sonucu oluştuğunu kaydeden Alpsoy, "Güney Kıbrıs, Yeşil Hat Tüzüğü'ne aykırı olarak yarattığı vize krizine rağmen, heyeti yoğun çabalar sonucu başarılı bir şekilde ekibi KKTC'ye getirmeyi başardık. Bu organizasyonun arkası gelecektir" dedi.

Gelecek olan grubun içerisinde bulunan turizm acentesi sahiplerinin yüzde 90'ının Kıbrıs'ın yerini haritada bile gösteremeyecek kişiler olduğunu kaydeden Alpsoy, bu yıl hedefin haftada en düşük 60, en yüksek 170 kişilik Rus turist kafilelerini adaya getirmek olduğunu söyledi.

Devletin Rus turistlere vize almadığını kaydeden Alpsoy, gelecek olan turistlerin İstanbul Atatürk Havalimanı'nda transit salonda beklediği için vizesiz geldiğini kaydetti.

Hedef Rusya'dan KKTC'ye direk uçuş

Western Travel & Tourism şirketi Müdürü Hakkı Alpsoy, ilk zamanlarda İstanbul-Ercan bağlantılı gelecek Rus turist kafilerini daha sonra Rusya'dan Ercan'a direk getirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Salı akşamı Ekonomi Bakanı Derviş Kemal Deniz ile Merit Crystal Cove Otel'de Rus heyete bir yemek verileceğini kaydeden Alpsoy, bunun dışın gruba yat ve Karpaz turu düzenleneceğini ve ülkemizin tüm güzelliklerini, gelen gruba göstermek istediklerini ifade etti.

Western Travel & Tourism şirketinin yeni bir şirket olmasına rağmen turizm işine çok ciddi rakamlarla girdiklerini belirten Alpsoy, şöyle konuştu:

"Gönül ister ki bizden önce kurulmuş köklü turizm şirketlerine örnek olalım. Başaracağımıza inandığımız için bu adımı attık. Grubun tüm masrafları şirketimiz tarafından karşılanıyor. Devlete masrafların karşılanması konusunda talebimiz oldu ve olumlu cevap da almış durumdayız. Devletimizin vereceği katkı, Rum tarafının engellenmesinden kaynaklanan maddi farktır" dedi.

Rumdan yine tehdit

Alpsoy, Rus grubun ilk olarak Güney Kıbrıs'tan Larnaka Havalimanı üzerinden KKTC'ye geleceğini, ancak Rum tarafının Yeşil Hat Tüzüğü'ne aykırı olarak yazılı bir belge ile kuzeydeki bazı mülklerin sahiplerinin Rum olduğunu ve buradaki otellerde konaklarlarsa hukuki anlamda başlarının ağrıyacağını içeren bir belgeyi Moskova'daki Rus gruba bir fax ile gönderdiğini ve Rus gruba vize vermeyi reddettiğini söyledi.

KKTC'deki resmi makamlarla temasa geçmeyeceklerini, yalnızca turizmden de sorumlu Ekonomi Bakanı Derviş Kemal Deniz'in katılacağı bir yemekte her şeyin konuşulacağını anlatan Hakkı Alpsoy, ileriki günlerde gerekli açıklamanın yapılacağını kaydetti.

"Güney Kıbrıs'ın doğası bozulmuştur"

Rus Turizm acentesi yetkililerini KKTC'ye getiren Aquarius Turizm Acentesi sahibi Andrei Sidorin'e neden KKTC'yi seçtiği yönündeki sorumuza, "Bunun çok basit bir cevabı var. Güney Kıbrıs'ın gelişmişlik adı altında bozulmuşluğunun tam tersini burada yaşayacağımıza ve iş anlamında çok daha geniş bir perspektif kazanacağımıza inanıyorum. Bu yüzden seçtik" cevabını verdi.

Sidorin, KKTC'nin daha doğal ve bozulmamış bir doğası olduğunu, bu yüzden kendilerine ve adaya gelecek Rus turistlere daha güzel imkanlar sağlayacağına inandıklarını söyledi.

KIBRIS 30/05/05

 

Amerikan Kongresi üyeleri bugün KKTC'de

İKİ GÜNLÜK ZİYARET... Amerikan Kongresi üyelerinden oluşan heyet bugün Kuzey Kıbrıs'a geliyor. Rum Yönetimi'nin tüm engelleme girişimlerine karşın Ercan Havaalanı'ndan giriş yapacak olan ABD heyeti, iki gün kalacağı KKTC'de üst düzey temaslarda bulunacak. Heyetin, Cumhurbaşkanı Talat'la da görüşmesi planlanıyor

BİR HEYET DE GÜNEYDE... Aynı dönemde bir ABD'li milletvekili heyetinin de Güney Kıbrıs'ı ziyaret edeceği açıklandı. Rumların, ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye yapacağı ziyarete tepkisi sürerken, Rum yönetimi, KKTC'ye gidecek ABD Kongre heyetinin Güney Kıbrıs'a geçmesine izin verme kararı aldı

 

Amerikan Kongresi üyelerinden oluşan heyet bugün Kuzey Kıbrıs'a geliyor.

Rum Yönetimi'nin tüm engelleme girişimlerine karşın Ercan Havaalanı'ndan giriş yapacak olan ABD heyeti, iki gün kalacağı KKTC'de üst düzey temaslarda bulunacak.

Heyetin, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la da görüşmesi planlanıyor. Aynı dönemde bir ABD'li milletvekili heyetinin de Güney Kıbrıs'ı ziyaret edeceği açıklandı.

Öte yandan Rum Yönetimi, KKTC'ye gelecek Amerikan Kongre heyetinin Güney Kıbrıs'a geçişine izin verdi.

Rum yönetimi: BM kararları çiğneniyor

Rum yönetimiyse KKTC'ye gidecek ABD Kongre heyetinin Güney Kıbrıs'a geçmesine izin verme kararı aldı ancak, Rumların ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye yapacağı ziyarete tepkisi sürüyor.

Rum Meclisi Başkanı Dimitris Hristofyas, ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye gidişini, "ABD Yönetimi tarafından BM kararlarının çiğnendiğinin açık bir göstergesi" olarak niteledi.

Rum basınındaki tepkiler

Simerini Gazetesi "ABD Milletvekillerinin Yasal Gelişi De Olacak" başlığı altında verdiği haberinde, Güney Kıbrıs'a gidecek ABD'li milletvekillerinin ziyaretinin 31 Mayıs'ta Larnaka Hava Limanı'ndan giriş yaparak gerçekleşeceğini belirtirken, ABD'li milletvekillerinin eş zamanlı bu ziyaretinin Rum Hükümeti'ne ciddi sorunlar açabileceğini belirtti.

Gazete, ABD'li milletvekillerinin bu ziyaretinin amacının, "ABD'nin, sahte devletin düzeyini yükseltme faaliyetleri içerisinde yer alıyor görünmesinden ötürü" Rum Yönetimi için ciddi sorun oluşturacağını belirtirken, ABD'li milletvekillerinin Güney Kıbrıs'a yapacakları bu ziyaretin Rum Hükümeti'nin Washington Büyükelçiliği'nin "gizli bilgi notunda" ifade edildiğini yazdı.

Gazete, Güney Kıbrıs'a varacak milletvekillerinin KKTC'de de ziyaretlerde bulunacaklarını belirtirken, aynı dönemde KKTC'ye "yasadışı limanlardan giriş yapacak" diğer ABD heyetinin de temaslar yapıyor olacağını ifade etti.

Haberde, Rum Yönetimi'nin, ABD'li milletvekillerinin bu ziyaretlerine ilişkin her türlü senaryoyu incelemekte olduğu ve bu amaçla Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un başkanlığında bir toplantı da gerçekleştirildiği belirtildi. Gazete, söz konusu toplantıda, KKTC'ye gelecek ABD'li milletvekillerinin Güney Kıbrıs'a geçişlerine izin verilmesi kararı alındığını, bu izinin ise, ABD Büyükelçiliği'nin iki heyete resepsiyon vereceği "bahanesine" dayandırılacağını belirtti.

Öte yandan Haravgi, ABD Milletvekili Edward Winfield'in, "ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye ziyaretinin ABD Başkanı George Bush tarafından cesaretlendirildiği" şeklinde KKTC basınında yayımlanan haberlere işaret ederek, bu konuda Rum Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın açıklamalarına yer verdi. ABD'li milletvekillerinin bu girişiminin, "ABD yönetimi tarafından BM kararlarının çiğnendiğinin açık bir göstergesi olduğunu" iddia eden Hristofyas, "yasa dışı havaalanı Timbu (Ercan) aracılığıyla yapılacak bu ziyaretin ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yönlendirildiğini" ifade etti. Hristofyas, "3-4 Türk dostu milletvekilinin ziyaretinin öneminin abartılmaması gerektiği" görüşünü belirterek, ziyaretin "üzüntü ve öfke yarattığını" ifade etti.

Alithia ise, DİSİ Başkan Vekili Averof Neofitu'nun, ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye ziyaretlerinin "olumsuz bir hava yaratmakta olduğunu" söylediğini yazdı.

Neofitu yaptığı açıklamada, ABD'li milletvekillerinin; KKTC'yi ziyaret etmesi gibi faaliyetlerinin "sadece iki ülke arasındaki ilişkileri zehirlediği ve müzakerelerin başlaması için çaba sarf edilen bu dönemde Kıbrıslı Rumların haklı tepkisine yol açtığı mesajını almaları gerektiğini" söyledi.

Neofitu, "Kıbrıs'ta olumsuz hava yaratan ve uluslar arası hukuka aykırı olan bu tür faaliyetlerden kaçınmanın daha çok fayda sağlayacağını" da iddia etti.

KIBRIS 30/05/05

 

Prendergast bugün Kıbrıs'a geliyor

TALAT VE PAPADOPULOS İLE GÖRÜŞECEK... BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast, temaslarda bulunmak amacıyla bugün Kıbrıs'a geliyor. Prendergast, Cumhurbaşkanı Talat, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos ve her iki taraftaki bazı siyasi liderlerle görüşecek

ATİNE VE ANKARA'YA DA GİDECEK... Prendergast'ın Kıbrıs'taki temaslarının ardından Atina ve Ankara'ya da uğrayarak görüşmelerde bulunması ve New York'a dönerek 7 Haziran'da BM Genel Sekreteri Annan'a rapor sunması bekleniyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast, temaslarda bulunmak amacıyla bugün Kıbrıs'a geliyor.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ve her iki taraftaki bazı siyasi liderlerle görüşecek BM yetkilisinin buradaki temaslarının ardından Atina ve Ankara'ya da uğrayarak görüşmelerde bulunması ve New York'a dönerek 7 Haziran'da BM Genel Sekreteri Annan'a rapor sunması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 2 kez bir araya geleceği BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'la 1 ve 2 Haziran'da iki ayrı toplantı yapacak.

Cumhurbaşkanlığında 1 Haziran Çarşamba günü yapılacak ilk toplantı saat 12.00'de gerçekleşecek. Talat-Prendergast görüşmesine Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın da katılması bekleniyor. Görüşmenin ardından Prendergast, Cumhurbaşkanlığında onuruna verilecek öğle yemeğine katılacak.

Cumhurbaşkanı Talat, Prendergast'la ikinci toplantısını 2 Haziran'da yapacak. Cumhurbaşkanlığı'ndaki görüşme saat 09.00'da başlayacak.

BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'ın adada gerçekleştireceği diğer temaslar ve ayrılış tarihi hakkında henüz bilgi verilmedi.

Annan- Erdoğan görüşmesi

Öte yandan Rum basınında çıkan haberlere göre Prendergast'ın; Lefkoşa, Atina, Ankara ziyaretleriyle ilgili rapor sunacağı BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 7 Haziran'da TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la da BM merkezinde bir araya gelecek.

Kıbrıs sorununda başlayan çalışmaların şekillendireceği olguların son halkasının BM Genel Sekreteri Kofi Annan olduğu görüşünün yer aldığı Rum basınında, Annan'ın, 7 Haziran'da Erdoğan'la gerçekleştireceği görüşmeden ve Prendergast'ın bölgede yapacağı temaslarını tamamlamasından sonra nihai değerlendirmesini yapacağı kaydediliyor.

Rum basınının değerlendirmeleri

Fileleftheros "Kararlar, Annan-Erdoğan Görüşmesinden Sonra -Kıbrıs Sorunu: Daha Kat etmemiz Gereken Yolumuz Var" başlıklı haberinde Prendergast'ın bugün Lefkoşa'dan başlayacağı bölge temaslarının arkasından hangi adımların atılacağına ilişkin hâkim bir senaryonun şu ana kadar var olmadığını yazarken; BM yetkililerinin, Birleşmiş Milletlerin; esasen Kofi Annan'ın itibarını baltalayacak yeni bir başarısızlık riskine girmeyeceğini vurguladıkları kaydetti.

Gazete edindiği bilgilere dayanarak; Sir Kieran Prendergast'ın Atina, Ankara ve Lefkoşa ziyaretine, müzakerelerin derhal başlamasını gündeme getirecek gözüyle bakılmadığını ve "daha kat etmemiz gereken yolumuz var" diyen bir diplomatik kaynağın; Kıbrıs sorununun yeniden sıfır noktasına sürüklenmesi olasılığını göz ardı etmediğini yazdı.

Habere göre adaya bu akşamüzeri varması beklenen Prendergast'ın bagajında; Tasos Conis'in kısa süre önce BM merkezinde ortaya koyduğu bulgular üzerinde yapılmış değerlendirmeler bulunuyor. Bunun ötesinde, görüşmelerine; İngiliz Yüksek Komiseri olarak çalıştığı eski zamanlardan tanıdığı Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la; Conis'le görüşmelerinde kaldığı noktadan devam edecek.

Gazete; Kıbrıs müzakerelerinin başlaması durumunda Ankara'nın izleyeceği tavrın ne olacağının büyük bir soru işareti olduğunu, bunun; Erdoğan-Annan görüşmesinde ortaya çıkacağını yazdı. Gazeteye göre Amerikalılar bir nala bir mıha mantığıyla (çabaları desteklerken, milletvekillerini KKTC'yi ziyarete cesaretlendiriyor) hareket ederken İngilizler bekleme konumunda bulunuyor.

Alithia'nın Prendergast'ın bölgeyi ziyaretinin, sadece New York'ta başlayan prosedürün devamı olmadığını, Tasos Conis'ten dinlediklerini, doğrudan Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'tan da dinlemeyi hedeflediğini bildirdiği haberine göre Prendergast ayrıca, prosedürü de görüşmek için Kıbrıs'a geliyor.

KIBRIS 30/05/05

 

Rum yönetimi ambargonun delinmesinden korkuyor

Türk tarihi, kültürü ve dış politikası üzerine yazdığı birçok kitap ve makaleyle bu alanlara önemli katkıda bulunan İstanbul doğumlu İngiliz yazar Dr. Andrew Mango, KKTC'ye yönelik ambargoların delinmesinden korkan Rumlarının, KKTC'ye doğrudan ulaşım ve temasın, "sessiz tanınmaya", "de-facto (fiili) tanınmaya" gideceğinden endişe ettiklerini söyledi.

Londra Ortadoğu Enstitüsü, Londra Üniversitesi Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulu öğretim üyesi Mango, A.A muhabirine verdiği demeçte, Rum Yönetimi'nin, Türkiye üzerinden KKTC'ye gidecek olan ABD kongre heyetinin güneye geçişine izin vermemesine ilişkin bir soru üzerine şunları kaydetti:

"Kıbrıs Rumları, bu süreçten bir şekilde bir şey koparamaz ve 3 Ekim'den sonra şu ya da bu şekilde bu süreci etkilemek isterse daha önümüzde 10 yıl var. Bu sürede, KKTC ve Türkiye güçlenirse o zaman vetoları kaç para eder? Eninde sonunda maddi çıkarlar da rol oynuyor. Bu arada, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler düzeliyor, ticaret artıyor, dostluklar kuruluyor. Türkiye Avrupa için daha cazip hale gelirse Avrupa, Kıbrıs Rumları yüzünden Türkiye'den vazgeçecek değil."

"Türkiye 3 ekim'e odaklanmalı"

Andrew Mango, AB ile tam üyelik müzakerelerinin sonucunu da bugünden değerlendirmeye çalışmanın anlamsız olduğunu belirterek, Türkiye'nin müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim'e odaklanması gerektiğini söyledi.

Mango, AB'nin 17 Aralık kararında öngörüldüğü gibi, Türkiye'nin birliğe en erken 2014'te üye olabileceğini, 10 yıl sonra ne olacağını tahmin etmeye çalışmanın "abesle iştigal" olduğunu belirtti.

"Medeniyetler Çatışması" kitabının yazarı Samuel H. Huntington'un, geçen hafta İstanbul'da katıldığı bir konferansta, "Türkiye'nin tarihi ve kültürü itibariyle Avrupalı olmadığı görüşü Avrupa toplumu tarafından paylaşıldığı sürece, Türkiye'nin AB'ye üye olamayacağı" yönündeki değerlendirmesine katılmadığını belirten Mango, Avrupa kamuoyunu bu şekilde genellemenin doğru olmadığını, görüşlerin ülkeden ülkeye değişebileceğini söyledi.

"10 yıl sonra..."

Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel'in Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik tutumunun süreci etkilemeyeceğini kaydeden Mango, "Zaten, müzakereler başladıktan sonra, 10 yıl içinde iki genel seçim daha yapılacak. Fransa'da da aynı" diye konuştu.

Türkiye'nin AB üyeliğine olumsuz bakan Fransız kamuoyunun bile 10 yıl sonra Türkiye'nin daha da gelişerek, Fransız ticareti için büyük bir pazar oluşturması durumunda hesabını ona göre yapacağını ifade eden Mango, "bizi istemiyorlar, bizi almayacaklar" endişesini yersiz bulduğunu belirterek, "Dur bakalım. Bugün istemeyenler yarın isteyebilirler. 10 yıl sonra sen de istemeyebilirsin üyeliği" dedi.

Mango, Merkel'in, AB'nin Türkiye ile ilişkilerini üyelik dışında "imtiyazlı ortaklık" kapsamında sürdürmesi yönündeki talebini de "mevsimsiz" olarak nitelendirdi ve "AB eğer ciddi bir örgütse, ciddi bir varlıksa kararına uymalı" dedi. Mango, "imtiyazlı ortaklığın" ancak tam üyelik olmazsa tartışılabileceğini söyledi.

Andrew Mango, Fransa'daki AB Anayasası referandumunun sonucunun da 3 Ekim'de müzakerelerin başlamasıyla süreci etkilemeyeceğini kaydetti.

Dr. Andrew Mango, Türkiye'nin AB'ye girmek için çaba sarf ettiğini gören Ermeni milliyetçilerinin ve Kıbrıslı Rumların, yapay kampanyalar çerçevesinde, bu süreçten "kendilerine pay çıkartma" amacını güttüğünü söyledi.

E rmeni meselesinin tamamen tarih yazarlığı ile ilgili olduğunu ve tarihçilere bırakılması gerektiğini belirten Mango, "İttihat ve Terakki'nin amacının tüm Ermenileri ortadan kaldırmak olmadığı gayet açık. İstanbul'da yaşayan Ermeniler bunun en iyi kanıtı" dedi.

Ermeni konusunun biraz da "soykırım" kelimesinin tanımıyla bağlantılı olduğunu, tanımın çok geniş tutulması durumunda insanlık tarihinin tamamen bir soykırım tarihi haline geleceğini belirten Mango, "O zaman, her millet şu ya da bu devirde bir soykırımdan sorumlu olmuştur. Bu yalnız Türklere yüklenecek bir suçlama değil" diye konuştu.

Mango, Boğaziçi Üniversitesi'nde Ermeni meselesine ilişkin konferansın ertelenmesine ilişkin soruya da "Bu konuyla ilgili koparılan fırtına tamamen yersiz. Türkiye'nin aleyhine suistimal edileceği önceden bilinmeliydi" yanıtını verdi.

KIBRIS  30/05/05

 

ABD heyeti Kuzey’den KKTC’ye giriş yaptı


30 Mayıs, 2005 14:22:00 (TSİ) CNN TURK

 

ABD Kongresi üyelerinden oluşan bir heyet, üst düzey temaslarda bulunmak üzere Ercan Havaalanı üzerinden KKTC’ye giriş yaptı.

Heyetin, Kuzey Kıbrıs'a yönelik izolasyonun kaldırılması için güçlü bir mesaj vermesi bekleniyor.
 
Ed Whitfield başkanlığındaki ABD heyetine, Türkiye-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış da eşlik ediyor.
 
ABD heyetini, Ercan Havaalanı’nda KKTC’nin Washington Temsilcisi Osman Ertuğ ve Cumhuriyetçi Türkiye Partisi milletvekili Salih İzbul karşıladı.
 
AKP İstanbul milletvekili Egemen Bağış, havaalanında yaptığı kısa açıklamada, hayatının en mutlu anlarından birini yaşadığını söyledi.
 
Bağış, heyetin Ercan Havaalanı’ndan girişiyle ilgili olarak ise, ''herşey o kadar belirgin ki, birşey anlatmaya gerek yok. Bütün dünya, bir kez daha kimin sözünden yana olduğunu görüyor'' dedi.
 
ABD heyeti, Klosson'la görüştü
 

Ed Whitfield başkanlığındaki ABD heyeti, ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson ile görüştü. 

 

ABD Büyükelçiliği'nin KKTC'deki ofisinde basına kapalı yapılan görüşmeye ilişkin açıklamada da bulunulmadı.  Büyükelçi Klosson, heyete öğle yemeği verdi.
 
Heyet, saat 14:30'da KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşecek ve görüşmenin sonunda basın toplantısı düzenlenecek.
 
ABD’li milletvekillerinden oluşan heyet yarın da KKTC Başbakan Ferdi Sabit Soyer'le biraraya gelecek.
 
Güney Kıbrıs, ABD heyetinin kendilerini by-pass ederek Kuzey’e doğrudan giriş yapmasından rahatsız olduğunu açıklamıştı.
 
Rum Yönetimi, ziyareti yasadışı ilan etmiş ve heyetin Güney’e geçişine izin vermeyeceğini açıklamıştı. Ancak dün bu karardan geri adım atıldı ve geçiş izni verildi.
 
Prendergast da bugün Ada’da olacak
 
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler Danışmanı Kieran Prendergast’ın da bugün Ada’yı ziyaret etmesi bekleniyor.
 
Kieran Prendergast, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve her iki taraftaki bazı siyasi liderlerle görüşecek. Cumhurbaşkanı Talat, Prendergast ile 1 ve 2 haziranda iki ayrı toplantı yapacak.
 
Talat-Prendergast görüşmesine Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da katılacak.
 
Cumhurbaşkanı Talat'ın Prendergast ile ikinci görüşmesi ise 2 haziranda yapılacak. Prendergast, Ada'daki temaslarının ardından Atina ve Ankara'ya da uğrayacak ve New York'a dönerek 7 haziranda BM Genel Sekreteri Annan'a bir rapor sunacak.
 
Rum basını konu hakkındaki haberlerde, Prendergast'ın Lefkoşa, Atina ve
Ankara ziyaretlerinin ardından rapor sunacağı  Annan'ın, 7 haziranda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile BM merkezinde bir araya geleceğini yazdı.
 
Gül: "ABD heyetinin ziyareti önemli"
 
ABD heyetinin ziyaretinin önemli olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, heyetin KKTC'ye yapacağı ziyareti değerlendirerek, "dostlarımızın çağrılarımıza kulak verdiğini görmek memnuniyet verici" demişti. 

 
Gül, "gerek Türkiye gerekse KKTC bu meselenin hallinde ne kadar uzlaşmacı olduklarını gösterdiler" diyerek, karşı taraftan olumlu yanıt vermediğine dikkat çekmişti. Gül, uluslararası çevrelerin bu gelişmeyi gözleyip olumlu adımlar atmasından mutluluk duyduklarını söyledi.

 

Lagendijk'den Papadopulos'a tokat

AB'YE VE PAPADOPULOS'A SUÇLAMA... AB-Türkiye Karma Parlamento Eşbaşkanı Yeşil parlamenter Joost Lagendijk, Kıbrıs'ı ziyaret etmesinin ardından hazırladığı raporunda hem AB'yi hem de Rum Lider Tasos Papadopulos'u ağır bir dille suçladı

AMACI SEÇİM KAZANMAK... Raporda, Papadopulos, adada çözüme yanaşmamakla, AB üyeliğini kullanarak çözüme ve izolasyonun kaldırılmasına yönelik her türlü girişimi engellemekle, adaya 1960 ruhunu yeniden getirmekle suçlandı. Lagendijk'e göre, Papadopulos'un asıl isteği çözüm değil, 2008 yılında yeniden seçilebilmek

AB "B" OLANI YAPMALIYDI... Raporda, "Şu an Kıbrıs'ta yaşanan tıkanmadan AB de sorumludur. Referandum öncesi sadece Türkleri ikna etmenin yeterli olduğu düşünüldü. B planı yapılmadı. Rumların planı kabul edeceği üzerine politika yapıldı. Ve Rumların üyeliğiyle AB resmen güç durumda kaldı. AB sözünü tutmalı Rumların engellemelerine seyirci kalmamalı" denildi

Kıbrıs'ı geçen ay ziyaret eden AB-Türkiye Karma Parlamento Eşbaşkanı Yeşil parlamenter Joost Lagendijk, raporunda hem AB'yi hem de Rum Lider Tasos Papadopulos'u suçladı.

Avrupa Parlamentosu'nda hazırlanan raporda, adada çözüme yanaşmayan ve AB üyeliğini kullanarak, çözüme ve izolasyonun kaldırılmasına yönelik her türlü girişimi engellediği gerekçesiyle Güney Kıbrıs lideri Tasos Papadopulos'a ağır suçlamalar yapıldı.

Lagendijk'in raporunda Papadopulos, adaya 1960 ruhunu yeniden getirmekle suçlandı ve asıl isteğinin çözüm değil, 2008 yılında yeniden cumhurbaşkanı seçilmek olduğu vurgulandı.

AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk ve danışmanı Ali Yurttagül tarafından kaleme alınan rapordaki görüşler şöyle:

" 'HAYIR'I BENİMSEDİLER: referandumdan çıkan 'hayır' oyu, adanın politikasına yerleşmiş durumda. Annan planının hangi bölümlerine karşı çıktıklarını sorduğunuzda cevap alamıyorsunuz.

VETOYA OYNUYORLAR: Stratejilerini tamamen Türkiye-AB arasındaki müzakerelerdeki 'veto' hakları üzerine kurmuşlar. İstedikleri Türkiye tarafından tanınmak, gümrük birliğini hava ve deniz limanlarına taşımak.

ANNAN ÖNERİLERİNİ ÇÖPE ATAR: BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a Rumlar tarafından yeni öneriler gelse de Annan bunları çöpe atacak. Çünkü istenilenler kabul edilebilecek nitelikte olmayacak.

DERDİ 2008'DE SEÇİLMEK: Papadopulos, tüm politikasını referandumda hayır oyu kullanan yüzde 76 üzerine kurmuş durumda. Tek isteği, 2008'de yeniden seçilmek. Bu da neden çözüme yanaşmadığını açıklıyor.

AB KONTROLÜ KAYBETTİ: AB, Güney Kıbrıs'ın üyeliğinden önce elinde bulundurduğu yetkileri kaybetti. BM'nin Papadopulos'u eleştiren bir rapor hazırlaması bile AB'nin desteği devam ettiği sürece işe yaramaz.

BÖLÜCÜ RUMLARDIR: Rumların referandumda hayır oyu vermesi, adadaki etnik ayrılığı güçlendirdi. Artık adanın bölünmesini savunan Rauf Denktaş değil, bizzat Rumlardır. Bu da 1960 ruhunun adaya yeniden gelmesine neden oldu ve bunu bizzat Papadopulos gerçekleştirdi.

AB baş sorumlu

Raporda, şu an Kıbrıs'ta yaşanan tıkanmadan AB de sorumlu tutuldu ve şöyle denildi:

"Referandum öncesi sadece Türkleri ikna etmenin yeterli olduğu düşünüldü. B planı yapılmadı. Rumların planı kabul edeceği üzerine politika yapıldı. Ve Rumların üyeliğiyle AB resmen güç durumda kaldı. AB'nin o dönemdeki Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen 'Rumlar tarafından aldatıldım' diyerek bu durumu bizzat itiraf etti."

Türkiyeliler Yeşil Hat'tan geçsin

"AB'nin Kıbrıslı Türkleri izolasyondan kurtarmak için hazırladığı, doğrudan ticaret ve mali yardım gibi paketler, Rumlar tarafından engelleniyor.

AB ise buna seyirci kalmamalı. Bu paketlerin yanı sıra başka adımlar da atmalı. Annan planına göre Türkiye'den gelen ve adada kalacak olan 41 bin Kıbrıslı Türk'ün Yeşil Hat'tan geçişlerine izin verilmesi sağlanmalı. Kıbrıslı Türk öğrencilerin AB eğitim programlarından yararlanmaları için düzenleme yapmalı ve Türk tarafındaki hava ve deniz limanları uluslararası ulaşıma açılmalı."

KIBRIS 30/05/05

 

Kuzey’e ziyaret ABD desteğinin göstergesi’

Amerikan Kongresi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Chuck Hagel, Kongre heyetinin Kuzey Kıbrıs’a ziyaretinin ABD’nin desteğini göstermek bakımında sembolik bir önem taşıdığını söyledi.

NTV-MSNBC

Güncelleme: 13:49 TSE 31 Mayıs 2005 Salı

 

Ankara - Hagel, ABD-Türkiye arasındaki stratejik ortaklık ilişkisinin her zamankinden daha önemli bir aşamada olduğunu kaydetti.

ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Chuck Hagel, NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün sorularını yanıtladı.
Hagel, ABD Kongre heyetinin KKTC’deki Ercan Havaalanı’na inerek gerçekleştirdiği ziyaretin, ülkesinin desteğini göstermesi bakımından sembolik bir önem taşıdığını vurguladı.

‘ABD PAPADOPULOS’A BASKI YAPABİLİR’
ABD’nin Türk tarafının referandumda onayladığı Annan Planı’nın desteklediğini ifade eden Hagel, ABD’nin Rum lider Papadopulos’a üstü kapalı baskı yapabileceğini belirtti.

ABD’li senatör, AB’nin Rum Yönetimi’ne bu konuda baskı yapması için ise etkili olamayacağını kaydetti. Hagel, görüşme masasına oturmak için her iki tarafın da taviz vermesi gerektiğini dile getirdi.

‘STRATEJİK ORTAKLIK ÖNEMLİ AŞAMADA’
Hagel, Başbakan Erdoğan’ın gelecek hafta Washington’a yapacağı gezi öncesi sıcak mesajlar verdi. ABD’li senatör, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın her zamankinden daha önemli bir aşamada olduğunu belirtti. Hagel, bu konuda ortak çıkarların önemine dikkat çekti.

’PKK’YLA MÜCADELE ÖNCELİKLİ’
ABD’li senatör Chuck Hagel, PKK ile mücadele konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Hagel, “Bu terör örgütüyle mücadele etmek hem Türkiye hem Dünyanın çıkarına” dedi.

Hagel, Washington bu konuda Irak hükümetiyle çalışmayı sürdüreceğini de belirtti. Kuzey Irak’ın ülkenin geneline oranla istikrarlı olduğunu söyleyen Hagel, ABD’nin ülkenin orta ve batısındaki direnişe odaklandığını Kuzey’de fazla silahlı gücü olmadığını ifade etti.

Chuck Hagel, PKK ile mücadele konusunda ABD’den daha çok çaba gösteren bir ülke olmadığını söyledi.

 

ABD heyeti ‘izolasyon kalksın’ dedi

 

ABD Kongresi üyelerinden oluşan heyet Rum Yönetimi’nin engelleme girişimlerine rağmen Ercan Havaalanı’ndan Ada’ya girdi. Heyet KKTC Cumhurbaşkanı Talat’la görüştü.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 02:31 ET 31 Mayıs 2005 Salı

Lefkoşa - ABD heyetine başkanlık eden Cumhuriyetçi milletvekili Ed Whitfield, Rum lider Papadopulos’un tavrını eleştirerek, Ada’nın Kuzeyi’nde de insanların özgürce dolaşmasını istediklerini söyledi. ABD’li senatör, KKTC’ye yönelik izolasyonun kaldırılmasını hedeflediklerini belirtti.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, temaslarda bulunmak üzere Ercan Havaalanı’ndan KKTC’ye gelen ABD Kongre heyetini kabul etti.

Görüşmenin ardından yapılan açıklamada heyetin başkanı Edward Whitfield, ABD heyetinin Güney’e geçişine izin vermeyen Rum Yönetimi lideri Papadopulos’u eleştirdi. Whitfield, Rum lider Papadopulos’a Talat’ın uzattığı dostluk elini sıkması çağrısında bulundu.
Whitfield, gezilerinin Rum tarafının söylediği gibi yasadışı olmadığını belirtti. ABD’li milletvekili, “Biz insanların gönlünce hem Kuzey’de hem de Güney’de dolaşmasını istiyoruz. Biz Kuzey’de de mal-insan dolaşımı olsun istiyoruz” diye konuştu.

İlk defa bir ABD heyetinin Kuzey’e geldiğine dikkat çeken Whitfield, bu şekilde Türk tarafının izolasyondan kurtulabileceğini belirtti. “Geçmişi geride bırakmalıyız” diyen Whitfield, Kıbrıs’ın aydınlık bir geleceği olduğunu düşündüklerini kaydetti.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat da, “ABD’li konuklarımız takdir edilecek bir cesaret göstererek KKTC’ye geldiler” dedi. Bu ziyaretlerin devamını diledi.

ABD heyetinin ziyareti, KKTC’ye izolasyonların kaldırılacağı yolunda güçlü bir mesaj olarak algılanıyor. Aynı zamanda Rum Yönetimi’ne de görüşme masasına oturması için bir gözdağı

 

Rumlar tutumunu değiştirmedi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Avrupa Konseyi’nin Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerinin başlamasıyla ilgili 17 Aralık’ta verdiği kararı desteklemeye devam ettiklerini söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 09:06 TSE 31 Mayıs 2005 Salı

Lefkoşa - Hrisostomidis, ABD Kongre heyetinin Ercan Havaalanı’na girmesini ise, “ABD yasadışı ziyarete tolerans gösteriyor” diye değerlendirdi

Hrisostomidis, Fransa’nın anayasayı reddetmesinin, Türkiye’nin üyelik sürecini etkileyip etkilemeyeceğinin bilinmediğini ifade ederek, Birliğin, Ankara ile üyelik müzakerelerini 3 Ekim’de başlatma kararı aldığını anımsattı.

“Olayların nasıl gelişeceğini kimse bilemez” diyen Hrisostomidis, Türkiye’nin üyelik sürecinin etkilenmesi halinde Kıbrıs Rum toplumunun, Annan Planı’nı kabul etmiş olması halinde sonuçların neler olacağını düşünmesi gerektiğini söyledi.

‘YASADIŞI ZİYARETE TOLERANS’
Hrisostomidis, Türkiye ile 3 Ekim’de müzakerelere başlama kararını alındığını ve bu kararın değişmediğini belirtti. Hrisostimidis, tüm olasılıkları inceleyeceklerini belirterek “Avrupa Konseyi’ndeki tutumlarının geçerli olduğunu söyledi.

Hrisostomids, ABD Kongre üyelerinden oluşan bir heyetin, Ada’ya Ercan Havaalanı’ndan girmesini ise “ABD ‘yasadışı’ ziyarete tolerans gösteriyor” şeklinde değerlendirdi

Prendergast Ada’da nabız yokluyor

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Kieran Prendergast, Kıbrıs’ta müzakerelerin uygun koşullar olması halinde, başlayabileceğini söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 02:00 ET 31 Mayıs 2005 Salı

Lefkoşa - Larnaka Havaalanı’na indikten sonra bir açıklama yapan Prendergast, ziyaretinin amacının, her iki tarafı dinlemek ve Ada’nın nabzını yoklamak olduğunu söyledi

Annan’ın siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Kieran Prendergast, asıl meselenin, müzakereler için bir tarih vermek olmadığını vurguladı ve görüşmelerin tekrar başlayabilmesi için gerekli koşulların yerine getirilip getirilmediğine baktığını söyledi.

Prendergast, 2 Haziran’a kadar Ada’da kalacak. Daha sonra Atina ve Ankara’ya geçecek. BM temsilcisi, görüşmelerle ilgili olarak Annan’a bir de rapor sunacak.


TALAT: SÜRECİ TEMASLAR BELİRLEYECEK
NTV’ye ye özel demeç veren Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Prendergast’ın temaslarından çıkacak sonucun, yeni sürecin kaderini belirleyeceğini söyledi.

Talat, müzakerelerin yaz aylarında yeniden başlayabileceği gibi yakın gelecekte hiç başlamama ihtimali de bulunduğunu ancak bu konuda, sağlıklı bir değerlendirmenin, Prendergast’ın temaslarından sonra yapılabileceğini söyledi.

 

Talat: Süreç BM temasları ile netleşecek

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs’ta çözüme yönelik müzakerelerle ilgili sürecin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın danışmanı Prendergast’ın temasları sonucu netleşeceğini söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 14:18 30 Mayıs 2005 Pazartesi

Lefkoşa - Talat, NTV’ye yaptığı açıklamada, kendisinden önceki liderlerin sergiledikleri tavırla Rumlara hizmet ettiklerini savundu.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Ada’da çözüme yönelik görüşme olup olmayacağının BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın danışmanı Kieren Prendergast’ın ziyareti sonucunda belirleneceğini söyledi.

Talat, “Sayın Prendergast’ın görüşmeleri bitmeden bu konuda yanıt vermek mümkün değil. Çünkü herşey olabilir. Görüşmeler başlayabilir yaz ayları içinde başlayabilir. Başlamayabilir, hiç olmayabilir. 3 Ekim’e yönelik başka düzenlemeler gündeme gelebilir. Ortamın hazırlanması için başka adımlar gerekebilir” dedi.

‘ANKARA TAVİZ İÇİN SIKIŞTIRILABİLİR’
“Avrupa Birliği sürecinde
Ankara’nın Kıbrıs konusunda daha çok taviz için sıkıştırılacağını” belirten Talat, buna karşı önlem almaya çalıştıklarını vurguladı. Ankara ziyaretinde bu konuları ele alacaklarını söyleyen Mehmet Ali Talat, bunun için bir görüşmenin yetmeyebileceğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Talat, kendisinden önceki Kıbrıslı ve Türkiyeli liderleri de eleştirdi.

ÖNCEKİ LİDERLERE ELEŞTİRİ
KKTC Cumhurbaşkanı, “Kendileri bizzat farklı şeyler söyleyerek Rum tarafına hizmet ettiler. Rum tarafının hakimiyetçi politikalarına hizmet ettiler ve Papadopolus’u bugün bütün Kıbrıs’ı temsil eder vaziyette AB’ye soktular. Bunu ben yapmadım.
Beni eleştirenler gerçekleştirdi bunu. Başka yerlerde olsa belki de yargılanmaları gerekirdi o politikacıların” diye konuştu.

 

Soyer: ABD ziyareti hayat öpücüğü

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD Kongre heyetinin KKTC’yi ziyaretinin “Kıbrıs’ı birleştirme ve çözüm çabalarında bir tür hayat öpücüğü” olduğunu söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 13:49 TSE 31 Mayıs 2005 Salı

Lefkoşa - Ercan Havaalanı’ndan dün KKTC’ye giden Ed Whitfield başkanlığındaki ABD Kongre heyeti, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’la görüştü

Görüşme sonrasında yaptığı açıklamada Whitfield, KKTCye yönelik izolasyonların kaldırılması gerektiğini söyledi.

Whitfield, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’u da Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi yönünde atım atmaya çağırdı. Whitfield, amaçlarının Kuzey Kıbrıs’a doğrudan uçuşların başlamasını sağlamak olduğunu belirtti.

Soyer de, Kıbrıs Türk halkının Rum Yönetimi lideri Papadopulos’un bütün söylemlerine rağmen yasal bir varlık olduğunu belirtti. “Yasal olmayan ayrılmayı sürdüren, Papadopulos yönetimidir” dedi.

 

KKTC ABD'nin ziyaretinden memnun


31 Mayıs, 2005
11:57:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD Kongre heyetinin KKTC'yi ziyaretini, Kıbrıs sorununda 'bir tür hayat öpücüğü' olarak nitelendirdi.

Ercan Havaalanı'ndan dün KKTC'ye gelen Ed Whitfielf başkanlığındaki ABD Kongre heyeti, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la görüştü.
 
AK Parti İstanbul milletvekili Egemen Bağış'ın da eşlik ettiği ABD heyeti, önce Dışişleri Bakanlığı'nda Serdar Denktaş'la bir araya geldi.  Heyet, daha sonra Başbakan Soyer'i Başbakanlıkta ziyaret etti.

Soyer: "Rumlar kadar yasalız"
 
Başbakan Soyer, ziyarette yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkına verdikleri cesaret nedeniyle ABD Kongre heyetine teşekkür etti ve ''bu ziyaret bize, Kıbrıs'ı birleştirme ve çözüm mücadelemizde bir tür hayat öpücüğü olmuştur'' dedi. 

Kıbrıs Türk halkının, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un bütün söylemlerine rağmen yasal bir varlık olduğunun altını çizen Soyer, ''yasal bir varlık olarak da bu topraklarda Kıbrıslı Rumlar kadar hak sahibi bir halktır'' diye konuştu. 

ABD heyetinden 'izolasyonlar kaldırılsın' çağrısı
 
ABD Temsilciler Meclis Türk Dostluk Grubu Başkanı Ed Whitfielf de, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi yönünde adım atmaya ve Kıbrıs Türkleri'ne uygulanan izolasyonları kaldırmaya çağırdı. 

Ercan Havaalanı'ndan gelişlerinin sembolik bir jest olduğunu ve bunun sembolik bir adım olarak kalmaması gerektiğini ifade
eden Whitfielf, Papadopulos'un, malların ve insanların serbest dolaşımını sağlamasını istedi. 
 
Ziyaretlerinin Kıbrıs'ın birleşmesi için somut adımların başlangıcı olmasını dileyen ABD'li yetkili, bir soru üzerine, amaçlarının izolasyonların kaldırılması, Kuzey Kıbrıs'a doğrudan uçuşların başlaması olduğunu. 
 
Whitfielf, Kıbrıs'ın birleşmesi için katkı yapmaya hazır olduklarını belirterek, ''Kıbrıs'ın birleşmesini istiyoruz'' dedi. 

Papadopulos'tan sert tepki
 
ABD Kongre Heyeti'nin KKTC'den Güney Kıbrıs'a geçmesi planına Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos sert tepki göstermişti.
 
Papadopulos konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "işgal bölgelerinden Ada'ya giriş yapmak yasadışı bir eylemdir'' demişti.
  
Papadopulos, ''
eğer ABD'de insanlar 'yasadışı' hareket etmekte ısrarlıysa bunu durdurmak bizim gücümüzün ötesindedir. Kıbrıs'a (Güney Kıbrıs) 'işgal' bölgelerinden gelmenin ABD yasalarını ihlal etmeyeceğini söyleyenler yanılıyor'' ifadesini kullanmıştı.

 

KKTC’ye Rumları çıldırtan ziyaret

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Amerikan Temsilciler Meclisi’nin üç üyesi, Ercan Havaalanı’nı kullanarak KKTC’ye gitti. Cumhurbaşkanı Talat, ziyaretten mutluluk duyduğunu ve ABD’nin sürekli desteğini beklediklerini söyledi.

Amerikalı Temsilciler Meclisi üyeleri Ercan Havaalanı’nı kullanarak KKTC’ye geldiler. Cumhurbaşkanı Talat’la ortak basın toplantısı yapan ABD’liler, Rum Lider Papadopulos’u eleştirerek, KKTC’ye ambargonun kalkmasını istediler.

RUMLARIN haftalardır ABD’yi protesto etmesine yol açan Amerikan Temsilciler Meclisi üyelerinin Ercan Havaalanı’nı kullanarak KKTC’ye yaptığı ziyaret dün gerçekleşti. Heyete eşlik
eden AKP milletvekili Egemen Bağış hayatının en mutlu gününü yaşadığı belirtirken, Amerikalı milletvekilleri, Rum lider Tasos Papadopulos’u KKTC’ye uygulanan ambargoların devamında ısrar etmesi nedeniyle eleştirdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya gelen Amerikan heyetinde, Temsilciler Meclisi üyeleri Nathan Deal, Eddie Bernice ve Edward Withfield yer aldı. ABD’nin Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson’un da katıldığı toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanı Talat, ziyaretten çok büyük mutluluk duyduğunu ve ABD’nin sürekli desteğini beklediklerini söyledi. Talat, Rumlara uzanmış barış elinin hálá havada olduğunu da sözlerine ekledi.

AMBARGO KALKMALI

Temsilciler Meclisi üyesi Edward Withfield, ABD’nin özgürlükler ve demokrasi şampiyonu olduğunu belirterek, hükümetini ziyaretlerini engellemeye çalışan ve KKTC’ye uygulanan ambargoların devamında ısrar
eden Papadopulos hükümetini eleştirdi. Withfield, ziyaret öncesinde ABD, BM ve AB içinde hukukçulara danıştıklarını ve Ercan Havaalanı’na ziyaretin tamamen yasal olduğu sonucunun çıktığını kaydetti. Withfield, ‘Zaten BM Genel Sekreteri de son Kıbrıs raporunda KKTC’ye uygulanan gereksiz ambargoların kaldırılmasını istemişti’ dedi. Türkiye’nin Rumları Gümrük Birliği’ne alarak limanlarını açmaya hazırlandığına dikkat çeken Withfield, Papadopulos’tan da barışa yönelik adımlar atmasını istedi. Türkiye-ABD Dostluk Heyeti üyelerinden oluşan Amerikan heyetine eşlik eden Egemen Bağış ise ziyaretin gerçekleştirilmesine katkıları nedeniyle Başbakan Tayyip Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Talat’a teşekkür etti.

ABD heyeti Ercan’da

Rumların ‘Yasadışı Ercan Havaalanı’ndan geliyorlar’ diye ABD’ye veryansın ettiği Amerikan heyetine, AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış eşlik etti. ‘Eşitlik istiyoruz’, ‘Tanınma istiyoruz’ pankartlarıyla karşılanan ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Edward Withfield ve Eddie Bernice el sallayarak, KKTC’lileri selamladılar.  

HURRIYET 31/05/05

 

KKTC: ABD heyetinin ziyareti hayat öpücüğü oldu


      KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD Kongre heyetinin KKTC'yi ziyaretinin, ''Kıbrıs'ı birleştirme ve çözüm çabalarında bir tür hayat öpücüğü olduğunu'' söyledi.
      Ercan Havaalanı'ndan dün KKTC'ye gelen Ed Whitfielf başkanlığındaki ABD Kongre heyeti, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'la görüştü. AK Parti İstanbul milletvekili Egemen Bağış'ın da eşlik ettiği ABD heyeti, önce Dışişleri Bakanlığı'nda Serdar Denktaş'la bir araya geldi.
      Heyet, daha sonra Başbakan Soyer'i Başbakanlıkta ziyaret etti. Serdar Denktaş, Başbakanlıktaki görüşmede de hazır bulundu.
      Başbakan Soyer, ziyarette yaptığı konuşmada, ''ziyaret ve Kıbrıs Türk halkına verdikleri cesaret nedeniyle'' ABD Kongre heyetine teşekkür etti ve ''Bu ziyaret bize, Kıbrıs'ı birleştirme ve çözüm mücadelemizde bir tür hayat öpücüğü olmuştur'' dedi.
      ''Kıbrıs Türk halkının, (Rum yönetimi lideri Tasos) Papadopulos'un bütün söylemlerine rağmen yasal bir varlık olduğunun'' altını çizen Soyer, ''Yasal bir varlık olarak da bu topraklarda Kıbrıslı Rumlar kadar hak sahibi bir halktır'' diye konuştu.
      Papadopulos'un, ABD Kongre üyelerinin ziyareti nedeniyle ''yasal bir limandan giriş yapmadılar'' dediğini anımsatan Ferdi Sabit Soyer, bunun çok yanlış bir görüş olduğunu ve Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda yaşadığını vurgulayarak, ''Onlar kadar yasalız'' dedi.
      Dünyanın global şartlarında, demokratik değerleriyle buluşmak istediklerini, bu nedenle Kıbrıs'ta 24 Nisan referandumunda BM, AB ve ABD'nin desteklediği Annan çözüm planına Kıbrıs Türk halkının ''evet'' dediğini anlatan Başbakan Soyer, şöyle konuştu:
      ''Yasal olmayan, tanıma göre, birliğe ters, birliğe aykırı, dünyadaki demokratik değerlere aykırı hareket eden ve ayrılmayı sürdüren Papadopulos yönetimidir. Biz bu değerler doğrultusunda bu bölgede barış istiyoruz, çözüm istiyoruz. Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan halklarının Avrupa Birliği koşullarında, dünyanın bu demokratik değerler koşullarında, siyasi eşitlik içerisinde barış içinde gelişmesini istiyoruz. Bu mücadelemiz sürecektir.''
     
     'PAPADOPULOS ADIM ATSIN'
      ABD Temsilciler Meclis Türk Dostluk Grubu Başkanı Ed Whitfielf de, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi yönünde adım atmaya ve Kıbrıs Türkleri'ne uygulanan izolasyonları kaldırmaya çağırdı.
      Ercan Havaalanı'ndan gelişlerinin sembolik bir jest olduğunu ve bunun sembolik bir adım olarak kalmaması gerektiğini ifade eden Whitfielf, Papadopulos'un, malların ve insanların serbest dolaşımını sağlamasını istedi.
      Ziyaretlerinin Kıbrıs'ın birleşmesi için somut adımların başlangıcı olmasını dileyen ABD'li yetkili, bir soru üzerine, amaçlarının izolasyonların kaldırılması, Kuzey Kıbrıs'a doğrudan uçuşların başlaması olduğunu kaydetti.
      Whitfielf, Kıbrıs'ın birleşmesi için katkı yapmaya hazır olduklarını belirterek, ''Kıbrıs'ın birleşmesini istiyoruz'' dedi.
      Serdar Denktaş'ın, ABD Kongre heyetiyle görüşmesindeyse açıklama yapılmadı.
     MILLIYET 31/05/05

 

ABD heyeti Ercan'a indi

ABD Temsilciler Meclisi'nden bir heyet Rum Yönetimi'nin engelleme girişimlerine rağmen dün Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye giriş yaptı. Talat: Konuklarımız takdir edilecek cesaret gösterdi

RADIKAL 31/05/05

SEFA KARAHASAN

HİLAL KÖYLÜ

LEFKOŞA/ANKARA - Rum Yönetimi'nin tüm engelleme çabalarına rağmen ABD Temsilciler Meclisi Türk Dostluk Grubu Eşbaşkanı Edward Whitfield başkanlığında bir heyet dün Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye giriş yaparak Kuzey Kıbrıs'a bu yoldan ilk resmi ziyareti gerçekleştirdi. Whitfield, KKTC üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini belirtti. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da ABD'ye, "Çabalarımıza yardımcı olun" dedi.
Rum Yönetimi, heyetin Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye girişini 'yasadışı' ve 'BM Güvenlik Konseyi'nin 1984 tarihli 550 sayılı kararının ihlali olacağını' öne sürerek engellemeye çalışsa da, ABD heyeti, "Biz, Ercan'a doğrudan giriş yapıyoruz ve bunu kimse engelleyemez" yollu tutumunu değiştirmedi. TBMM-Kongre Dostluk Grubu Başkanı AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın eşlik ettiği heyet, ilk olarak Lefkoşa Büyükelçisi Michael Klasson'la görüştü. Heyet daha sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya geldi.
ABD heyetini KKTC'de görmekten çok mutlu olduğunu söyleyen Talat, "Konuklarımız takdir edilecek cesaret göstererek baskılara karşı geldi. Bu tür ziyaretlerin bundan sonra da devam edeceğini umuyorum" dedi. Talat, "Bizim için ziyaretin önemi şudur: Uluslararası toplum sizin kararlılığınızı görürse, Kıbrıs sorununa çözüm bulunur" dedi.

'Talat'ın eli havada kaldı'
Whitfield ise Talat'ın Rum lidere uzattığı elinin hâlâ havada durduğununa dikkat çekti. Whitfield, "Bu el uzatılmış vaziyette. Umarız bu ele bir karşılık gelecek. Rum lider de Türk tarafı gibi iki toplumlu çözümü arzulamalı. Papadopulos'un bu ziyareti onaylamadığını biliyoruz. Biz Kuzey Kıbrıs'a geldik, çünkü serbest ticaretin her iki bölgeye de uygulanmasını istiyoruz" diye konuştu. Senatör Whitfield, Kıbrıs'ın geleceğinin aydınlık olduğunu, geçmişin ise geçmişte kaldığını dile getirerek, "Artık bütün Kıbrıslılar geleceğe bakmalı" dedi.

'Rumlar da Ercan'ı kullanıyor'
ABD'li temsilci, bir gazetecinin, "Rumlara göre, yasadışı işlem yaptınız, güneye geçecek misiniz?" sorusuna karşılık, "Rumlar dahi bu havaalanını kullanarak başka ülkelere giderken, bizim burayı kullanmamız yasadışılık değil" diyerek Rumlara gönderme yaptı. Whitfield şöyle devam etti: "Biz Tasos Papadopulos'a da görüşme teklifinde bulunduk ama reddetti. Güneye geçemiyoruz. Yasadışı bir şey yapmadık. Buna kesinlikle katılmıyoruz. Bizler herkese sorduk. Dışişleri Bakanımıza sorduk."
AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ise, gazetecilere yaptığı açıklamada ABD'li heyetin çok cesur bir adım attığını belirterek, temsilcilere, "Dünyadaki 200 milyon Türkün kalplerini fethettiniz" dediğini söyledi. Heyet bugün de KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la görüşecek.

Amerikan çıkarması
Amerikan Kongresi'ndeki iki haftalık tatili fırsat bilen bazı ABD'li parlamenterler rotayı Türkiye'ye çevirdi. KKTC'ye giden heyetin dışında Türkiye'ye bir heyet geldi, dört heyet de yolda.
ABD'li ilk heyetin başında senatör Chuck Hagel bulunuyor. Dün, Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşen Hagel, bugün Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Enerji Bakanı Hilmi Güler ve Tarım Bakanı Sami Güçlü'yle bir araya gelecek. Ayrıca bugün ABD'li senatör Richard Lugard ve beraberindeki bir heyet İstanbul'da, Temsilciler Meclisi üyesi Robert Wexler başkanlığındaki bir heyet ise Ankara'da olacak. Lugard, ASPEN Enstitüsü'nde bir konferans verecek. Wexler ise Ankara'da, Erdoğan ve Gönül'le görüşecek. Türkiye'ye yarın da senatör Richard Shelby gelecek. Ankara'ya son olarak 2 Haziran'da Tahsisatlar Komitesi'nden Jim Kolbe ve dokuz kişilik heyet gelecek. Bu heyet, TBMM Başkanı Bülent Arınç ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan'la görüşecek.

ABD’den destek

Edward Whitfield başkanlığındaki ABD kongre heyeti dün KKTC’ye gelerek temaslarda bulundu,izolayonların kaldırılması, insan ve mal dolaşımının serbest bırakılması yönünde önemli mesajlar verdi

ABD’den destek

KUZEYE YÖNELİK GEREKSİZ KISITLAMALAR KALDIRILMALI... ABD Kongresi üyesi Edward Whitfield, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşmesinden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos’un Türkiye’den, insan ve mal dolaşımının serbest bırakılmasıyla ilgili olan Ankara Protokolü’nü imzalamasını istediğine ancak kendisinin aynı şeyin Kıbrıs’ta olmasını onaylamadığına işaret ederek, kuzeye yönelik gereksiz kısıtlamaların ortadan kaldırılmasına, insan ve mal dolaşımının serbest bırakılmasına destek verdi

30.5 MİLYON DOLARLIK PROGRAM… Whitfield, ABD hükümetinin Kıbrıslı Türklere yönelik 30.5 milyon dolarlık bir ekonomik gelişme programı bulunduğunu, AB’de de yaptıkları diplomatik temaslarda AB yetkililerine kuzeye ekonomik konularda teknik yardım için tavsiyelerde bulunduklarını söyledi . ABD kongre üyesi, “AB’nin kuzeye 259 milyon euroluk mali yardımıyla ilgili itirazlarına son vermesini tavsiye ederiz. ”dedi

Whitfield, Kuzey’e yaptıkları ziyaretin hiçbir şekilde yasa dışı olmadığını da vurgulayarak, bu konuyu kendi hukukçuları, ABD Dışişleri Bakanlığı ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi hukukçularıyla görüştüklerini açıkladı.

TALAT’TAN ABD KONRESİ ÜYELERİNE ÇAĞRI... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Whitfield’le görüşmesinden sonra gazetecilere açıklamasında, Kıbrıs Türk halkının çözüme ve adanın yeniden birleştirilmesine olan bağlılığını sürdüğünü vurguladı. Talat, Kıbrıslı Türklerin geçen yıl yapılan referandumda kalıcı bir anlaşmaya ezici çoğunlukla “evet” demelerine karşın Kıbrıs sorununun Rum tarafının uzlaşmazlığı nedeniyle devam ettiğine işaret etti. Talat, ABD heyetine ve kongredeki meslektaşlarına, adaya kalıcı barış getirme çabalarına yardımcı olmaları çağrısında bulundu

Kıbrıslı Türklere yıllardır uygulanan izolasyonların kaldırılması çerçevesinde uluslararası alanda başlatılan girişimler sonuç vermeye başladı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi’nden bir heyet devlet ve hükümet yetkilileriyle temaslarda bulunmak üzere KKTC’ye geldi.

ABD Kongresi üyesi Edward Whitfield başkanlığındaki konuk heyet, Ercan Havaalanı’ndan giriş yaptığı ülkemizde, Rum yönetimine ve dünyaya Kıbrıs Türklerine yönelik gereksiz izolasyonların kaldırılması, insan ve mal dolaşımının serbest bırakılması yönünde önemli mesajlar verdi.

Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın İskele adlı uçağıyla saat 11.00 sularında Ercan Havaalanı’na varan ABD heyetini KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ ile CTP Milletvekili Salih İzbul karşıladı.

ABD heyeti havaalanında açıklama yapmazken, KIBRIS’ın, heyetin gelişine Rumların tepkisiyle ilgili sorusunu yanıtlayan AKP İstanbul Milletvekili, Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış “Her şey o kadar belirgin ki bir şey anlatmaya gerek yok. Bütün dünya bir kez daha kimin çözümden yana olduğunu görüyor” dedi.

Çiçeklerle karşılandılar

KKTC’yi Koruma Derneği’nden bir gurup, ABD’li kongre üyelerini karşılamak için gittiği Ercan Havaalanı’nda, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıslı Türklere karşı yapılan soykırımları protesto eden pankartlarla, KKTC’nin tanınmasını, ve insan haklarının teslim edilmesi talebinde bulunan pankartlar açtı, dernek üyelerine

buket sundu..

ABD Ofisinde Klosson ile görüşme

Edward Whitfield başkanlığındaki ABD heyeti,KTTC’ye gelişlerinin hemen ardından Kıbrıs’taki ABD Büyükelçisi Michael Klosson’la görüştü.

ABD’nin KKTC’deki ofisinde saat 13:00 sıralarında gerçekleşen görüşmeye basın alınmadı.

Cumhurbaşkanı Talat’la toplantı

ABD Kongre üyeleri, saat 14.30’da Cumhurbaşkanlığı’nda, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı’na ilk olarak ABD’nin Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson geldi.

Klosson gelişinde Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ve AKP İstanbul Milletvekili, Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış’la bir süre sohbet etti.

Kongre üyeleri ise, bir minibüsle Cumhurbaşkanlığı’na geldi.

Cumhurbaşkanlığı’nda bir saat süren görüşme sonrasında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la ABD Kongresi üyesi Ed Whitfield ortak basın toplantısı düzenledi.

Talat: Kıbrıslı Türklerin çözüme

olan bağlılıkları sürüyor

KKTC, Türkiye ve Güney Kıbrıs’tan kalabalık bir gazeteci grubunun izlediği basın toplantısında ilk sözü alan Talat, ABD heyeti ile AKP İstanbul Milletvekili, Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış’ı KKTC’de görmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının çözüme ve adanın yeniden birleştirilmesine olan bağlılığını sürdüğünü vurguladı.

Kıbrıs’ta çözüme ancak her iki tarafın da arzulu olması halinde ulaşılabileceğinin altını çizen Talat, Kıbrıslı Türklerin geçen yıl yapılan referandumda kalıcı bir anlaşmaya ezici çoğunlukla “evet” demelerine karşın Kıbrıs sorununun Rum tarafının uzlaşmazlığı nedeniyle devam ettiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Talat, ABD Kongre üyelerinin, Kuzey Kıbrıs Türek Cumhuriyeti’ne ziyaretlerini iptal etmeleri yönünde kendilerine yapılan tüm baskılara karşı takdire değer bir kararlılık gösterdiklerini belirtti.

Talat, ABD Kongre üyelerinin KKTC’yi ziyaret etmelerinin diğer kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs’a gelmelerinin yolunu açacağını ümit ettiğini de ifade etti.

“Kıbrıs’taki şu anki duruma odaklandık”

ABD Kongre üyeleriyle yaptıkları görüşmede Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu son durumla ilgili görüş alış verişinde bulunduklarını kaydeden ve görüşmeyi “çok iyi bir görüşme” olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Talat, “Çok iyi bir görüşme yaptık ve görüşmede Kıbrıs’taki şu anki duruma odaklandık” dedi.

Kıbrıslı Türklerin geçen yıl yapılan referandumda ezici çoğunlukla adada bir anlaşmaya varılması yönünde oy kullanmalarına karşın Kıbrıs sorununun devam ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Talat, ABD Kongre üyelerine Kıbrıslı Türklerin çözüme ve adanın yeniden birleştirilmesine olan bağlılıklarını yinelediğini belirtti ve çözüme ancak her iki tarafın da arzulu olması halinde ulaşılabileceğinin altını çizdi. Cumhurbaşkanı Talat, ABD Kongre üyelerine şöyle seslendi:

“Sizin kararlılığınızı uluslararası topluluk da gösterse...”

“İşte bu gezi bu yüzden bu kadar önemli. Eğer uluslararası topluluk, Kıbrıslı Türklere uygulanan bu adil olmayan izolasyonun sona erdirilmesi yönünde sizin gösterdiğiniz kararlılığı gösterse, işte o zaman Kıbrıslı Türklerin uluslararası sistemle bütünleşmesi süreci başlar.

Ve işte ancak ve ancak o zaman bizler anlamlı müzakerelere başlayabiliriz.

Size ve ABD Kongresi’ndeki meslektaşlarınızla ABD Yönetimi’ne, bu güzel adaya kalıcı barış getirme çabalarımızda yardımcı olmanız için bir kez daha çağrıda bulunuyorum.”

Whitfield: Kıbrıslı Türklere yönelik

izolasyonlar kaldırılmalı

 

ABD Kongresi üyesi Whitfield ise konuşmasında, Rum yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un Türkiye’den serbest insan ve mal dolaşımıyla ilgili olan Ankara Protokolü’nü imzalamasını istediğine ancak kendisinin aynı şeyin Kıbrıs’ta olmasını onaylamadığına işaret etti.

Direkt olarak Kuzey Kıbrıs’a geldiklerini çünkü tüm Kıbrıs’ta insanların ve malların serbest dolaşımını onayladıklarını söyleyen Whitfield, Papadopulos’a AB’nin Kuzey Kıbrıs’a yapmayı planladığı mali yardıma itiraz etmekten vazgeçmesini tavsiye etti.

Whitfield, Kuzey’e yaptıkları ziyaretin hiçbir şekilde yasa dışı olmadığını vurgulayarak, bu konuyu kendi hukukçularıyla, ABD Dışişleri Bakanlığı ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi hukukçularıyla uzun uzun görüştüklerini açıkladı. Whitfield, Kıbrıslı Rumlar ve AB parlamenterlerinin de kuzeyden uçtuğunu söyledi

Edward Whitfield Talat’a teşekkür ederek başladığı konuşmasında, cumhurbaşkanının seçildikten sonra Papadopulos’a barış elini uzattığını, Rum lider elini tutana kadar da geri çekmeyeceğini ve bu elin bir gün tutulacağına inandığını açıkladığını anımsattı.

Whitfield, heyette Georgia ve Teksas’tan kongre üyeleri bulunduğunu, ayrıca Kuzey Kıbrıs’a gelmek isteyen diğer kongre üyeleri de olduğunu ancak “uzlaşmazlıktan” dolayı gelemediğini, gelemeyen üyelerin de konuyla ilgili basın açıklaması yaptıklarını ve ne kadar çok gelmek istediklerini açıkladıklarını kaydetti.

Kıbrıs’a, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’u adayı iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon şeklinde yeniden birleştirmek için adımlar atmasına ikna etmeye geldiklerini söyleyen Whitfield, Papadopulos’un kuzeye ziyaretlerini onaylamadığını net şekilde anladıklarını ifade etti.

Papadopulos’un, Türkiye hükümetinin iki taraf arasında mal ve insanların serbest dolaşımını onaylayan Ankara Protokolü’nü imzalamasını talep ettiğini anımsatan Whitfield, şöyle dedi:

“Ancak onun insanların ve malların kuzeyde serbest dolaşımını onaylamadığı görülüyor. Biz Kuzey Kıbrıs’a geldik çünkü insanların ve malların tüm Kıbrıs’ta, hem güneyde hem de kuzeyde serbest dolaşımını onaylıyoruz. Papadopulos’a da insanların ve malların serbest dolaşımına kuzeyin de dahil edilmesini onaylamasını, ayrıca AB’nin kuzeye 259 milyon Euro’luk mali yardımıyla ilgili itirazlarına son vermesini tavsiye ederiz. ”

BM Genel Sekreteri’nin Kuzey’e yönelik gereksiz kısıtlamaları ortadan kaldırmak için tüm devletlere Kuzey Kıbrıs ile hem ikili olarak hem de uluslararası örgütler aracılığıyla ilişkiler kurmalarını tavsiye ettiğini vurgulayan Whitfield, bu girişimin BM’nin 541 ve 550 numaralı kararlarıyla uyumlu olduğunu kaydetti.

Whitfield, Kıbrıs’taki liderlere geçmişi geride bırakmaları tavsiyesinde bulunarak, Kıbrıs’ın parlak bir geleceği olacağına ve adadaki halkların birleşmeden çok şey kazanacaklarına emin olduklarını söyledi. Whitfield, adadaki halkların liderlerinden tüm Kıbrıslılar için ekonomik gelişmelere odaklanmalarını, iş imkanları yaratmalarını, sağlık ve eğitimi geliştirmelerini beklediklerini ifade etti.

Geçmişin geride kaldığını, şimdi ileriye bakma zamanı olduğunu yineleyen Whitfield, adada olmaktan duyduğu heyecanı ifade ederek, bu güzel ülkede geleceğin güzel olacağını kaydetti.

“Yasa dışı hareket yapmadık”

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Whitfield, “Papadopulos’a göre yasa dışı bir limandan girdiğinizin farkında mısınız? Ondan Görüşme talebinde bulundunuz mu? ABD izolasyonlarla son 50 yıldır büyük sıkıntılar çeken Kıbrıslı Türkler için bu güne kadar ne yaptı? Şimdi gerçekten bir şey yapacak mı?” şeklindeki soru üzerine, Papadopulos ve hükümet üyeleriyle görüşme talebinde bulunduklarını ancak direkt olarak Kuzey’den geleceklerini fark edince Rumların bu talebi reddettiğini ifade etti.

Whitfield, yasal olmayan limandan girdikleriyle ilgili iddiaya katılmadıklarını, adaya gelirken hukukçuları, ABD Dışişleri Bakanlığı hukukçuları ve Ulusal Güvenlik Konseyi hukukçularıyla uzun saatler süren görüşmeler yaptıklarını, hukukçuların kendilerine direkt kuzeyden gelmenin hiçbir şekilde yasa dışı bir hareket olmadığını net bir şekilde ifade ettiklerini açıkladı.

AB’den parlamenterlerin ve hatta Kıbrıslı Rumların kuzeyden uçuş yaptıklarını vurgulayan Whitfield, “Hiçbir şekilde yasa dışı bir harekette bulunmadık” dedi.

Whitfield, ABD hükümetinin Kıbrıslı Türklere yönelik 30.5 milyon dolarlık bir ekonomik gelişme programları bulunduğunu ifade ederek, AB’de de diplomatik temaslar yaptıklarını ve AB yetkililerine Kuzey’e ekonomik konularda teknik yardım için tavsiyelerde bulunduklarını söyledi.

Kuzeye yapılan bu yolculuğun sembolik bir iyi niyet gösterisi olabileceğini ancak bazen sembolik iyi niyet gösterilerinin çok önemli olabileceğini vurgulayan Whitfield, Kıbrıslı Türklere yardım konusunda taahhütleri bulunduğunu vurguladı.

Whitfield, tüm Kıbrıs’ın geliştiğini görmek istediklerini ve Birleşik bir Kıbrıs’ın çok daha güçlü olacağını kaydetti.

 

Bağış: “Kahramanca bir adım attılar”

Bu arada Ed Whitfield’den sonra söz alarak kısa bir konuşma yapan AKP İstanbul Milletvekili, Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış da, “bugünün, hayatının en mutlu günlerinden biri olduğunu” ifade etti.

“ABD Kongresi’nden bir heyeti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görmekten büyük memnuniyet duydum” diyen Bağış, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a heyete gösterdiği misafirperverlikten, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a da bu ziyaretin gerçekleşmesinde ortaya koyduğu büyük çabadan dolayı teşekkür etti.

“ABD Kongre üyelerinin KKTC’yi ziyaret etmekle kahramanca bir adım attıklarını” ifade eden Bağış, “Onlara, ‘bu ziyareti gerçekleştirmekle sadece Kıbrıslı Türklerle dünyadaki 200 milyon Türkün değil, adalet için mücadele eden herkesin kalbini fethettiklerini’ söyledim” diye konuştu.

 

Ercan’da gazetecilerle polis arasındaki tartışma

Cumhurbaşkanı Talat, bu arada ABD heyetini uğurlamasının ardından basının ısrarı üzerine Cumhurbaşkanlığı bahçesinde kurulan kürsüye yeniden gelerek, kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

Bir gazetecinin, Ercan Havaalanı’nda polisle gazeteciler arasında yaşanan tartışmaya işaret ederek, bu durumu protesto etmesi ve Talat’ın bu konuda ne yapmayı düşündüğünü sorması üzerine, bu konu hakkında daha önce bilgi sahibi olmadığını ifade eden Talat, konuyu inceleyeceklerini söyledi. Talat, “Bu konu şimdi bilgime gelmiş oldu. Konuyu inceleyeceğiz” şeklinde konuştu.

Gül’ün Turkish Daily News’a açıklaması

Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün dün Turkish Daily News gazetesinde yer alan açıklamasında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a, “Gelin tüm kısıtlamaları karşılıklı olarak aynı anda kaldıralım” çağrısı yaptığı anımsatılarak, bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine de, bütün kısıtlamaların eş zamanlı olarak kaldırılması önerisinin KKTC ile Türkiye’nin ortak politikası olduğunu vurguladı.

Talat, “ ‘Gelin eş zamanlı olarak bütün kısıtlamaları kaldıralım’ önerisi zaten ortak politikamızdır. Bunu ben de defalarca söylemiştim biliyorsunuz. ‘Bütün kısıtlamaları evet hep birlikte kaldıralım.’ Bu talebi ortaya koyduk. Bu tabii ki Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin birlikte hareketiyle sağlanabilir. Talebimiz bu idi” diye konuştu.

“Perşembe günü gerçekleşecek olan Ankara ziyaretinde yeni bir Kıbrıs planının TC tarafından KKTC Cumhurbaşkanlığı ve Hükümeti’nin bilgisi ve onayına sunulacağı” yolundaki haberlerin dikkatine getirilmesine karşılık da Cumhurbaşkanı Talat, bu konuda bilgi sahibi olmadığını söyledi.

Yeni Plan ve Amerikan Üssü

Cumhurbaşkanı Talat, “bazı basın haberlerine göre Kıbrıs konusunda üzerinde çalışılmakta olan yeni bir çözüm planı bulunduğunu ve bu planda Kuzey Kıbrıs’ta bir ABD askeri üssü öngörüldüğünü” belirten bir gazetecinin, “Bu konu hakkında bilginiz var mı ve eğer varsa ABD Kongre üyeleriyle görüşmede bu konu gündeme geldi mi?” şeklindeki sorusuna karşılık, bu konuda bilgi sahibi olmadığını ifade ederek, şöyle dedi:

“Ben bilgi sahibi değilim. Tabii biliyorsunuz bazı gazeteciler daha kolay bilgi kaynaklarına ulaşır. Böyle birşey yoktur ve söz konusu değildir. Ancak bugüne kadar söz konusu değildir. Böyle bir öneri önümüze gelir mi, onu şu anda ben bilemem.”

ABD Kongre üyeleri

Cumhuriyet Meclisi’ne de gitti

 

Resmi ziyaret için KKTC’ye gelen ABD Kongresi heyeti, Cumhuriyet Meclisi’ni de ziyaret ederek Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu’yla görüştü.

Ekenoğlu, heyeti Kıbrıs’ta görmekten duyduğu mutluluğu dile getirerek, Kıbrıslı Türklerin çözüm ve barış istediğini ve bu istencini dünyaya gösterdiğini, ispatladığını söyledi. 24 Nisan referandumundaki kararın arkasında durduklarını kaydeden Ekenoğlu, dünyanın verdiği sözleri yerine getirmesini beklediklerini ifade etti.

“Referandumda evet diyen taraf olarak cezalandırılmamamız gerekir. Artık dünyayla ilişkilerimizi güçlendirip kurmak istiyoruz. İzolasyonlarla daha fazla yaşayamayız. İzolasyonların bir an önce kaldırılmasını istiyoruz” diyen Ekenoğlu, Papadopulos zihniyetine rağmen Kuzey Kıbrıs’a Ercan’dan gelen ve Meclisi ziyaret eden ABD Kongresi üyelerini tebrik etti.

Fatma Ekenoğlu, KKTC’nin bir ada ülkesi olduğuna işaret ederek, turizmden kalkınma beklediklerini ancak izolasyonlar yüzünden deniz ve hava limanları kullanılmazsa nasıl kalkınacaklarını, ürettiklerini nasıl pazarlayacaklarını sordu.

Ekenoğlu, şöyle konuştu:

“Dünyadan bunu bekliyoruz. İzolasyonlar bir an önce kaldırılsın. Adamıza daha rahat turist girsin. Güzel bir adamız var. Bu nimetlerini dünyayla paylaşmak istiyoruz. Bizler, siyasi eşitlik temelinde çözümü savunan taraf olarak bu istencimizin her zaman arkasında olacağız. Papadopulos’un zihniyeti değiştiği anda Kıbrıs Rumlarıyla adamızı paylaşıp, siyasi eşitliğimiz temelinde, ortak vatanda birlikte yaşamak isteriz.”

 

Whitefield: İzolasyonların kalması çağrısı için geldik

ABD Kongre Heyeti’ne başkanlık eden Edward Whitfield de konuşmasında, meclisi ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Cumhurbaşkanı’yla görüşmelerinden sonra basına yaptıkları açıklamayı hatırlattı ve Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonları kaldırması için geldiklerini söyledi.

Whitfield, Papadopulos’a da bu yönde çağrıda bulunmaya geldiklerini kaydederek, “Papadopulos’tan, Kuzey Kıbrıs’a yapılacak 259 milyon Euro’luk mali yardıma karşı tavrını kaldırmasını isteyeceğiz” dedi.

“Yeniden birleşme için somut adımların başlangıcı”

Whitfield, ziyaretlerinin sembolik kalmamasını ve Kıbrıs’ta yeniden birleşme için somut adımların başlangıcı olmasını ümit ettiklerini de kaydetti.

ABD Kongre Heyeti üyeleri daha sonra Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu’na meclisteki milletvekili ve kadın milletvekili sayısı, KKTC’deki işsizlik oranı, milli gelir ve politikaya ilgisinin nasıl başladığı gibi konularda sorular yönelttiler.

 

KIBRIS 31/05/05

 

Türkiye'den yeni Kıbrıs planı

GÜL: KISITLAMALARI KALDIRALIM... Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunacağı yeni Kıbrıs planını ilk kez açıkladı. Abdullah Gül, Annan Planı referandumunun ardından Kıbrıs için tarihi bir öneri getirerek, "Kıbrıs'ta her iki tarafa uygulanan kısıtlamaları, tüm ilgili taraflarca aynı anda kaldıralım" çağrısı yaptı

SON ŞEKLİ VERİLECEK... Gül, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Ankara'da son şekli verilecek "Yeni Kıbrıs Planı"nı BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da ileteceklerini belirterek, "Kalıcı barış için Türkiye hazır. Sayın Kofi Annan'a tekrar bunu söyleyeceğiz" dedi

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunacağı yeni Kıbrıs planını ilk kez açıkladı.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Annan Planı referandumunun ardından Kıbrıs için tarihi bir öneri getirerek, "Kıbrıs'ta her iki tarafa uygulanan kısıtlamaları, tüm ilgili taraflarca aynı anda kaldıralım" çağrısı yaptı.

Gül, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Ankara'da son şekli verilecek "Yeni Kıbrıs Planı"nı BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da ileteceklerini belirterek, "Kalıcı barış için Türkiye hazır. Sayın Kofi Annan'a tekrar bunu söyleyeceğiz" dedi.

Gül, Turkish Daily News'a verdiği demeçte, Türk tarafının kısıtlamaların kaldırılması yönünde şimdiye kadar önemli adımlar attığını söyledi.

Abdullah Gül, 23 Nisan 2003 tarihinde KKTC makamlarının tek taraflı kararı doğrultusunda sınırdan geçişlerin serbest bırakılması kararının ve Türk hükümetinin Kıbrıs Rum vatandaşlarının Türkiye seyahatlerinde sağlanan kolaylıkların, bunun somut iki örneği olduğunu söyledi. Gül sözlerine şöyle devam etti:

"Geçen yıl 24 Nisan referandumlarında Kıbrıs Türk tarafının olumlu oy kullanmasını takiben AB Konseyi, Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyon politikalarına son verme yükümlülüğünü üstlenmiştir. Bu çerçevede, AB Komisyonu tarafından doğrudan ticaret ve mali yardımlarla ilgili gerekli hazırlıklar da yapılmış, ancak bu tüzükler şu ana kadar yürürlüğe konmamıştır. Bir tarafın bloke etmesi yüzünden çıkmayan şeyler, AB'yi de çok zor duruma düşürüyor. Şimdi buna karşı da biz bir adım daha atıyoruz ve adadaki bütün taraflar kimse, dolaylı dolaysız herkes her türlü kısıtlamayı hep beraber aynı zamanda kaldıralım diyoruz. Bu çok önemli bir şey Türkiye ve Kıbrıs Türkleri her türlü makul teklifi yapıyor ve her türlü makul adımı atıyor."

Dünyayla uyum içindeyiz

"Bu çağrımız, başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi olmak üzere, referandum sonrası tüm uluslararası camianın her vesileyle yinelemiş olduğu, Kıbrıs Türklerinin dünya ile bütünleşmelerine yönelik beklenti ve çağrılarla uyum içindedir" diyen Gül, bu çerçevede, özellikle ekonomik ve insani konulardaki mevcut kısıtlamaların her iki taraf için ve herkes tarafından bütünüyle kaldırılmasının, kapsamlı çözüme ve siyasal uzlaşıya giden yolda önemli bir aşama oluşturacağına inandığını söyledi.

İşte yeni Kıbrıs Planı

Abdullah Gül, Türkiye'nin önerdiği ve "bir bütün halinde" uygulanması gerektiğini belirttiği yeni önerinin ana hatlarını şöyle çizdi:

"- KKTC'ne ve Kuzey ile Güney arasında karşılıklı olarak kişi, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımının sağlanması;

- Doğrudan uçuşlar dahil, hava ve deniz limanlarına uygulanmakta olan tüm kısıtlamaların kaldırılması;

- Üçüncü ülke uyruklarına uygulanan kısıtlamaların tümüyle kaldırılması;

- Kuzey Kıbrıs'ın da özel bir düzenlemeyle bir ekonomik birim olarak doğrudan AB Gümrük Birliği'ne dahil edilmesi ve bunun tüm getirilerinden yararlanması;

-Kıbrıs Türklerinin sportif, kültürel ve benzeri uluslararası etkinliklere katılmasının önündeki engellerin kaldırılması.

Yeniden oylasınlar

Türkiye'nin de KKTC'nin de süreçte doğru tavır aldığını belirten Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül "Biz adada kalıcı barışın sağlanması için inisiyatif kullanmaya devam edeceğiz. Kıbrıslı Türkler de hazır. Eğer Rum kesiminin reddettiği Annan Planı'nı bir kez daha referanduma sunarlarsa memnun oluruz. Biz buna hazırız. Değişiklik varsa benim de yazılı tekliflerim olur" diye konuştu.

KIBRIS 31/05/05

 

ABD'nin Kuzey Kıbrıs'a ilgisi sürecek

ABD'li parlamenterlerin KKTC'ye gelmesinde aktif rol oynayan AKP İstanbul Milletvekili, Türkiye- ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış, KIBRIS gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını yanıtladı:

ABD'nin Kuzey Kıbrıs'a ilgisi sürecek

l RUMLARI ANLAMAK ZOR... ABD kongre üyelerinin güneye geçişinin engellenmesinin, dünyaya bir kez daha kimin uzlaşıcı, kimin uzlaşmaz olduğunu gösterdiğini anlatan Bağış, "Kendi açılarından, mantığını anlayamıyorum. Gerçekten... Adada bölünme mesajı vermek için gelmedi ABD heyeti. Yine çözüm, huzur, kardeşlik, barış gibi mesajlarla geldiler" dedi

l BU İLK... "Bizimle gelen üç kongre üyesi ve iki eski kongre üyesi 20 kişilik heyet büyük bir cesaret ve dostluk örneği sergiledi. Bu insanlar Türklerin dostu olduklarını gösterdiler. Bu grup, seçimle göreve gelen, siyaset yapan, siyaset belirleyen kanun yapıcılar olması çok önemli siyasi mesaj verecek. Bu da nice seyahatlerin birincisi olacak"

l PRENDERGAST İÇERİK İÇİN GELECEK... Egemen Bağış: Papadopulos, bir danışmanını BM Genel Sekreteri'ne gönderdi. Aldığımız haberlere göre, temasların içeriği ve inandırıcılığı olmadı, mesaj içeriği yokmuş. Sanıyorum Genel Sekreter Yardımcısı'nın buradaki temaslarında daha fazla içerik aranacak

Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dış İlişkiler Danışmanı ve Türkiye- ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış, ABD'li kongre üyelerinin büyük bir dostluk ve kardeşlik amacı taşıyan ziyaretlerinin devamının geleceğini söyledi.

Üç parlamento üyesi, iki de eski parlamento üyesinin yanı sıra kalabalık bir heyetle gelen ABD'li grubun Ercan Devlet Havaalanı'na inmesinde büyük katkısı bulunan Egemen Bağış, KIBRIS gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını yanıtladı.

ABD kongre üyelerinin güneye geçişinin engellenmesinin, dünyaya bir kez daha kimin uzlaşıcı, kimin uzlaşmaz olduğunu gösterdiğini anlatan Bağış, "Kendi açılarından, mantığını anlayamıyorum. Gerçekten... Adada bölünme mesajı vermek için gelmedi ABD heyeti. Yine çözüm, huzur, kardeşlik, barış gibi mesajlarla geldiler. Bunlara kapıları kapamak, reddetmek ne kadar mantıklıdır idrak edemiyorum" dedi.

Ziyaretin amacı ve geleceğe yapacağı katkıların yanı sıra Kıbrıs sorununda gelinen son aşamayı da değerlendiren bağış, "Görüşmelerin yeniden başlaması Türkiye'yi mutlu eder" dedi. BM Genel Sekreterinin temsilci olarak adaya gelecek Prendergast'ın "içerik" arayacağını söyleyen Bağış, Rumların bu noktadaki tavrını merak ettiğini söyledi.

KIBRIS: Kuzey Kıbrıs'a hoş geldiniz. Güney Kıbrıs'a siz de geçemediniz, ABD'li parlamenterler de geçemedi...

Egemen Bağış: Evet... Dünya bir kez daha kimin çözümden, kimin diyalogdan, kimin anlaşmaktan, fikir teatisinde bulunmaktan yana olduğunu, kimin diyaloğa karşı olduğunu bir kez daha anlamış oldu... Başta da ABD'li misafirlerimiz.

KIBRIS: Misafirlerinizin ilk intibası ne?

Egemen Bağış: İstanbul'a dün indiler. Önce Boğaz'da dinlendiler. İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde bir akşam yemeği yedik. Bu sabah da (dün sabah) Ercan'a iniş yaptık. Kendi büyükelçileri Türk tarafındaki büroda onlara bir brifing verdi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ziyaret edildi. Çok içten ve samimi bir görüş alışverişinin olduğu bir görüşme oldu.

Kendisi ile ortak bir basın toplantısı düzenledik. Orada da fikirlerini çok açık bir şekilde ortaya koydular.

Özellikle delegasyona başkanlık yapan Kentacky Cumhuriyetçi Milletvekili Edward Lutfield, sayın Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçildiğinde, 'biz elimizi uzatıyoruz.

Ve karşı taraf da bu elimizi tutana kadar elimiz havada olacak' demesine etkilendiğini söyledi. Her iki tarafı da bir an önce masaya oturup çözüm için çaba harcamaya çağırdı. Çok anlamlıydı.

KIBRIS: Bu ziyaretin perde gerisinde siz de varsınız...

Egemen Bağış: Çorbada tuzum olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle benim için çok anlamlı bir gün... Çok kıymetli katkıları olan şahıslar, gruplar da var. Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan bu projeye ilk baştan itibaren desteği oldu. Sayın Talat, sayın Soyer ve sayın Denktaş'ın, KKTC Washington temsilcisi sayın Osman Ertuğ'un, Ankara Büyükelçisi Edelman'ın, ABD elçisi Klasson'un, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın... Bu yasamadan bağımsız bir olay değil...

KIBRIS: Bu ziyaretin perde gerisinde mutlaka bir şekillenme yaşandı. Nasıl bu noktaya gelindi?

Egemen Bağış: Birkaç ay önce, Washington'da, Türkiye Dostluk Grubu üyeleri ile, kongrede bir Türkiye Çalışma Grubu kurduk. Bu çalışma yemeğinde, samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Çalışma grubunun amacı zaten seçimle göreve gelmiş kongre üyeleri ile meclis üyelerinin, yani Türk ve ABD'li siyasilerin daha samimi ortamlarda fikir alışverişinde bulunmalarını sağlamak.

Bu toplantıda tabii ki doğal olarak Türk ve Amerikan işlerinde önemli konuları konuştuk. Meselâ, Afganistan, Irak... Derken konu Kıbrıs'a geldi. Kıbrıs'ta ben biraz sükut-u hayale uğradığımızı, dünyadan hak ettiğimiz mesajları alamadığımızı söyleyince, çok sevgili meslektaşım sayın Bob Wekster -ki kendisi de buraya gelmeyi çok arzu ediyordu ama aksilikten dolayı buraya gelemedi. Sanırım ikinci seyahatte burada olacak- dedi ki, "Egemen, 24 Nisan'da dünya kimin neden yana olduğunu anladı. Neden bu kadar bastırıyorsun ki..."

Ben de ona şu fıkrayı anlattım: Adamın biri kendisini arpa tanesi zannedermiş. Tedavi etmek için bir ruh hastalıkları ünitesine yatırmışlar. Bir ay sonra doktora demiş ki:

- Doktor bey... Anladım ki ben insanım, arpa tanesi değil. Evime gitmek istiyorum.

Bunun üzerine doktor da demiş ki:

- Madem ki iyileştin, buyur git.

Eve vardıktan yarım saat sonra yeniden hastaneye dönmüş ve doktorun karşısına geçmiş:

- Doktor bey, bir şey sormayı unuttum. Ben arpa tanesi olmadığımı biliyorum, ama horozlarla tavuklar biliyor mu acaba...

Şimdi biz çözümden yana oluyoruz. Bilmesi gereken yakın çevremizdekiler de biliyor. Ama dünya bilmeli. İşte bu seyahatte o fıkradan sonra, üzerine çalışıldı. Şimdi biz bütün horozlara ve tavuklara, "Kıbrıs Türkü çözümden yanadır, barıştan yanadır, uzlaşmadan yandır" mesajını bir kez daha vermeye geldik.

Rum yönetiminin ve özellikle de sayın Papadopulos'un takındığı geçimsiz tavır kendisinin haleti ruhiyesini de çok net bir şekilde ortaya koyuyor.

KIBRIS: Siyasi yönüne gelmek istiyorum işi. İlk kez Ercan kullanılarak bir siyasi amaçlı iniş yapıldı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Egemen Bağış: Bence bizimle gelen üç kongre üyesi ve iki eski kongre üyesi 20 kişilik heyet büyük bir cesaret ve dostluk örneği sergilediler. Bu insanlar Türklerin dostu olduklarını gösterdiler. Siyasi olarak büyük bir mesajdır bu. 1974'ten bu yana yanılmıyorsam, Ercan'dan giriş yapan ilk heyet. Daha önce işadamları gelmişti ama onlar sonuçta serbest, resmi sıfatları yok.

Bu grup, seçimle göreve gelen, siyaset yapan, siyaset belirleyen kanun yapıcılar olması çok önemli siyasi mesaj verecek. Bu da nice seyahatlerin birincisi olacak.

1974'ten bu yana haksız bir yere uygulanan ambargoların yavaş yavaş kaldırılması için çok önemli bir adım. Umut ederim bundan sonra sadece siyasi ekipler değil, kültürel, spor, müzik ekipleri de adaya gelerek bu güzelliği görürler, bu ülke insanının ne kadar konuksever olduğunu kendileri görür.

KIBRIS: Rum tarafı çok büyük bir tepki gösterdi. Hem yönetim bazında hem de ABD lobisi. Neler oldu?

Egemen Bağış: Kongre üyelerine çok büyük bir siyasi baskı uygulandı. Tehditler, mektuplar, telgraflar, ofislerine ziyaretler... Üç ayrı grup Rum, bir kişinin ofisine dahi ayrı ayrı gitmiş...

Ama bu insanlar bugün buraya gelmekle sadece Kıbrıs Türkü'ne değil, dünyada eşitlik, adalet isteyen tüm insanların kalplerinde taht kurdular. Bu çok önemli bir mesajdı. Bu cesaretlerinden dolayı kendilerini tebrik ediyoruz ve destek vermemiz gerektiğine inanıyorum.

KIBRIS: Rum tarafının tavrını, siyaseten nasıl değerlendiriyorsunuz?

Egemen Bağış: Kendi açılarından, mantığını anlayamıyorum. Gerçekten... Adada bölünme mesajı vermek için gelmedi ABD heyeti. Yine çözüm, huzur, kardeşlik, barış gibi mesajlarla geldiler. Bunlara kapıları kapamak, reddetmek ne kadar mantıklıdır idrak edemiyorum.

KIBRIS: Başka ziyaretler için girişimler var mı?

Egemen Bağış: Bu konuda girişimlerimiz devam edecek. Bizi izlemeye devam edin diyelim...

KIBRIS: Kıbrıs sorunu hareketleniyor. Sizin gelişinizin hemen ardından BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcisi Prendergast geliyor. Ne bekliyorsunuz?

Egemen Bağış: Papadopulos, bir danışmanını BM Genel Sekreteri'ne gönderdi. Aldığımız haberlere göre, temasların içeriği ve inandırıcılığı olmadı, mesaj içeriği yokmuş.

Sanıyorum Genel Sekreter Yardımcısı'nın buradaki temaslarında daha fazla içerik aranacak. Sonuçta Annan Planı hiç kimsenin tamamen beğendiği bir plan değildi. Biz de desteklenmesini istedik ama bu mükemmeldi anlamına gelmiyor. Ancak bugüne kadar alınan en iyi netice idi.

Eğer bu planda herhangi bir değişiklik yapılacaksa, taraflar bir şeyden şikayetçi iseler, dengeyi koruyabilmek için kazanımlar için fedakarlık yapmak durumunda kalacaklardır.

Dengeye dayalı bir plan ortaya çıktığında, görüşlerimizi belirtiriz ama sonuçta söz sahibi olan kişiler Türk halkını temsilen sayın Talat, Rum halkını temsilen sayın Papadapulos'tur. Bu iki liderin onaylamadığı hiçbir metnin kabul görme şansı olduğuna inanmıyorum. Türkiye ve Yunanistan, garantör olarak bu iradeye destek verebilirler... Bu sürecin yeniden başlaması bizi mutlu eder. Çözümün kabul edilebilir olabilmesi için adil ve kalıcı olması gerekir.

KIBRIS: İlginiz ve organizasyona koyduğunuz katkı için teşekkür ederim.

Egemen Bağış: Kıbrıslı kardeşlerim yarından daha umutlu olsunlar. Türkiye'de onların dertleri ile dertlenen, onların sorunlarını kendi sorunları kabul eden bir hükümet, bir başbakan, bir bakanlar kurulu ve bir meclis var. Bizim çalışmalarımız devam edecek. Yarınlar çok daha güzel olacak.

KIBRIS 31/05/05

 

Çankaya'da Kıbrıs zirvesi

KIBRIS MASAYA YATIRILIYOR... Kıbrıs konusu, 2 Haziran Perşembe günü Ankara'da masaya yatırılıyor. Çankaya Köşkü'nde gerçekleşecek zirve, iki ülkenin cumhurbaşkanları başkanlığında yapılacak

KİMLER KATILACAK... Zirvede, Türkiye tarafından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'den de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş hazır bulunacak

YENİ HÜKÜMETİN İLK ÜST DÜZEY TEMASI... Kıbrıs konusu yanında iki ülke ilişkilerinin de ayrıntılı biçimde ele alınması beklenen Ankara ziyareti, KKTC'de Cumhurbaşkanlığı seçiminin 17 Nisan'da yapılmasının ardından Başbakan Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulan CTP/DP Koalisyon Hükümeti'nin TC Hükümeti ile ilk kez en üst düzeyde bir araya gelmesi açısından da büyük önem taşıyor

 

Kıbrıs konusu, 2 Haziran Perşembe günü Ankara'da masaya yatırılıyor. Çankaya Köşkü'nde gerçekleşecek zirve, iki ülkenin cumhurbaşkanları başkanlığında yapılacak.

Zirvede, TC tarafından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'den de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş hazır bulunacak.

Kıbrıs konusu yanında iki ülke ilişkilerinin de ayrıntılı biçimde ele alınması beklenen Ankara ziyareti, KKTC'de Cumhurbaşkanlığı seçiminin 17 Nisan'da yapılmasının ardından Başbakan Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulan CTP/DP Koalisyon Hükümeti'nin TC Hükümeti ile ilk kez en üst düzeyde bir araya gelmesi açısından da büyük önem taşıyor.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, bu amaçla 2 Haziran Perşembe günü saat 12.00'de Ankara'ya gidecek.

Talat, Soyer ve Denktaş, Ankara ziyaretleri sırasında TC Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve TBMM Başkanı Bülent Arınç'la da görüşecek.

TAK muhabirinin Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Danışmanı Kudret Akay'dan aldığı bilgiye göre, iki ülkenin cumhurbaşkanları başkanlığında Çankaya Köşkü'nde yer alacak zirvede, Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu süreç ele alınarak, durum değerlendirmesinde bulunulacak.

Zirvede, TC tarafından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'den de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş hazır bulunacak.

Talat, Soyer ve Denktaş'ın Çankaya zirvesinin ardından 3 Haziran Cuma günü TC Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'la da görüşmelerde bulunacağını bildiren Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Danışmanı Akay, KKTC'nin en üst düzeyde temsil edileceği Ankara ziyaretine ilişkin programın netleşmesiyle birlikte, zirvenin yapılacağı saat ile Özkök ve Arınç'la yapılacak görüşmelerin saatlerinin henüz belli olmadığını ifade etti.

"Zirve, Erdoğan-Bush ve Erdoğan-Annan görüşmeleri öncesinde..."

Çankaya Zirvesi'nin, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 7-11 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek olan ABD gezisi öncesinde yapılacağına dikkat çeken Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Danışmanı Kudret Akay, TC Başbakanı Erdoğan'ın zirveden çıkacak ortak kararı, 8 Haziran'da Beyaz Saray'da ABD Başkanı George Bush'la, 9 Haziran'da da BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la New York'ta gerçekleştireceği görüşmelerde ortaya koyacağına işaret ederek, zirvenin bu açıdan oldukça önemli olduğunu ifade etti.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın, Ankara ziyaretinin en kısa zamanda gerçekleştirilmesinin büyük yararı bulunacağı konusunda bir süreden beridir ısrarlı olduğunu ve bu konudaki kararlılığının en sonunda meyvesini verdiğini söyleyen Akay, TC ve KKTC taraflarının Kıbrıs konusundaki son durumu değerlendirerek, ortak bir politika belirlemeleri açısından Ankara ziyaretinin gerekli olduğunun altını çizdi. Akay, Ankara ziyaretinin Soyer başkanlığındaki yeni hükümetle TC hükümeti arasında ilk kez en üst düzeyde toplantı yapılması açısından da önem arz ettiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Talat, Başbakan Soyer ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Denktaş'ın Ankara temaslarını tamamlamalarının ardından 3 Haziran Cuma veya 4 Haziran Cumartesi günü KKTC'ye dönmesi bekleniyor.

KIBRIS 31/05/05

 

KKTC limanlarına demirleyen turistler Güney'de tutuklandı

Doğu Akdeniz turuna çıkan yelkenciler Güney Kıbrıs'ta tutuklandı.Fileleftheros ve diğer gazeteler, özel yatlarıyla Doğu Akdeniz turuna çıkan iki Alman turistin cumartesi günü Limasol limanına demirlediklerini ve daha önce KKTC limanlarına da demirlediklerinin tespit edilmesi üzerine tutuklandıklarını yazdı.

Gazete, söz konusu Alman turistlerin, perşembe günü Girne ve ertesi gün de Gazimağusa limanına demirlediklerinin ve cuma gecesini Gazimağusa'da geçirdiklerinin tespit edildiğini belirtirken, turistlerin verdikleri ifadede, "yasaları ihlal ettiklerini bilmediklerini" söylediklerini yazdı.

Gazete, turistlerin, öngörülen prosedürler tamamlanana kadar tutuklu kalacaklarını ifade etti.

KIBRIS 31/05/05

“Papadopulos’a mesaj gönderdik”


1 Haziran, 2005 12:19:00 (TSİ) CNN TURK

Burçin Artut / cnnturk.com

KKTC’yi ziyaret eden ABD heyeti başkanı Edward Whitfield, Ercan Havaalanı’ndan giriş jestiyle Rum lider Tasos Papadopulos’a mesaj göndermek istediklerini söyledi.

Türkiye-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul milletvekili Egemen Bağış ile Kuzey Kıbrıs'ı ziyaret eden ABD Temsilciler Meclisi heyeti Ankara'da ortak bir basın toplantısı düzenledi.
 
KKTC'deki ağırlıklı görüşmelerin Türkiye-ABD-KKTC ilişkilerinin geliştirilmesi olduğunu belirten taraflar, Ada'ya yapılan ziyaretin önemine değindi.
 
Seyahatin büyük bir başarıya dönüştüğünü belirten ABD heyeti başkanı Whitfield, "beş yıl öncesine kadar böyle birşeye inanmak çok güçtü. Türk Çalışma Grubu'nun varlığı ve çalışmaları çok önemli. Çok başarılı bir ziyaret oldu" dedi.
 
"Umarız ziyaretimiz güneye bir mesaj olur" diyen ABD heyeti başkanı, ziyaretin en önemli bölümünün Ercan Havaalanı'nı kullanarak kuzeyden girmeleri olduğunu belirtti.

ABD'ye pek çok yeni hedef ve projeyle dönceklerini belirten Whitfield, öncelikli hedeflerinin Ercan Havaalanı’ndan Washington’a doğrudan uçuş yapılabilmesi için ABD Kongresi’ne sunacakları öneri olduğunu vurguladı.
 
Hedeflerinin arasında KKTC'ye yönelik izolasyonun da bulunduğunu belirten Whitfield, ''Kuzey Kıbrıs üzerine uygulanan izolasyonun kabul edilemez olduğuna dair sembolik bir açıklama yaptık'' dedi.

ABD ile Türkiye arasındaki çalışma grubunun amaçlarından birisinin de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi olduğuna vurgu yapan Whitfield, karşılıklı olarak ticaretin artırılmasının iki ülkenin çıkarına olduğunu bildirdi. Whitfield, bu konuda çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
 
Türkiye-ABD ilişkileri
 
Türk-ABD ilişkilerinde önemli gelişmeler yaşandığını hatırlatan Whitfield, "dostlar arasında farklı görüşler olabilir ama, dostluğun daha da ilerletilmesi için, bu tür ziyaretlerin çok önemli olduğuna inanıyoruz" dedi. 
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve diğer siyasi yetkililere teşekkür eden Whitfield, Türkiye'de son derece faydalı ve verimli görüşmeler yaptıklarına işaret etti.
 
Whitfield, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da ilerletilmesi için çalışmaların sürdürülmesini heyecanla beklediklerini bildirdi.
 
Temsilciler Meclisi Üyesi Whitfiled, ''sayın Başbakan Erdoğan'ın haziranın ilk haftasında ABD'ye yapacağı ziyareti de heyecanla bekliyoruz. Kendisi eminim Başkan Bush ve Başkan Yardımcısı Chenny ile son derece faydalı, verimli görüşmeler yapacaktır" diye konuştu.

Bağış: "ABD'nin ziyareti memnun edici"
 
AKP'li Egemen Bağış ise, ABD heyetinin KKTC ziyaretinden çok memnun kaldıklarını belirterek, "bunun kabul edileceğini düşünmüyordum büyük bir kararlılık gösterdiler. Doğru bir iş yaptılar" dedi.
 
Ziyaretle, sadece KKTC'li Türklerin değil, Türkiye'nin de kalbini kazandıklarını söyleyen Bağış, heyetin bütün liderlerle ve Ada'daki halkla görüşerek sıcak ilişkiler kurduklarını da vurguladı.
 
Heyet üyelerine son üç dört yıl içindeki yardımları için teşekkür eden Bağış, Türk-ABD ilişkilerinin artık daha güçlü ve dayanıklı olduğunu ve bundan sonra da ilişkilerin gelişmeye devam edeceğini söyledi.

 

'ABD Kongre heyetinin KKTC ziyareti yasal'

 

Washington

ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinin, Amerikan yasaları ve uluslararası anlaşmalara uygun çerçevede gerçekleştiğini ve Kıbrıs konusunda artık “farklı bir ortam” bulunduğunu bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinin, Amerikan yasaları ve uluslararası anlaşmalara uygun çerçevede gerçekleştiğini ve Kıbrıs konusunda artık “farklı bir ortam” bulunduğunu bildirdi.

   

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin, Amerikan kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret etmesinin yasalara aykırı olup olmadığı yönündeki bir soruyu yanıtladı.

   

ABD kongre üyelerinin ziyareti konusunda bir yorumu olmadığını söyleyen Boucher, “şimdi farklı bir ortam var. ABD tarafında, Kıbrıslı Türklerin geçmişte olduğu gibi kendileri tecrid edilmiş hissetmemelerini garanti etmeye çalışan farklı bir faaliyet var. Biliyorsunuz ki bu yönde bir dizi yola başvuruyoruz” dedi.

   

Bir gazetecinin, bu ziyaretin, 1944 Chicago uluslararası sivil havacılık anlaşmasını ihlal ettiği yönündeki sorusuna karşılık Boucher, “hayır ihlal etmiyor” yanıtını verdi. Boucher, “biz durumu inceledik ve Amerikan pasaportlarına seyahat onayı verdik. O bölgeye giden diplomatlarımız var. Anlaşmaları ihlal eden hiçbir durum yok” diye konuştu.

HURRIYET 01/06/05

 

Kıbrıs’a BM sansürü

 

Ömer BİLGE

BM, Kıbrıs’ta dolaylı görüşmelere başlayan Kofi Annan’ın yardımcısının temasları tamamlanana kadar açıklama yapmama kararı verdi. Gizlilik kararı, Rum Lider Papadopulos’un talebi üzerine geldi.

BİRLEŞMİŞ Milletler (BM), Kıbrıs sorununa taraf ülkeler turuna çıkan BM Genel Sekreter Kofi Annan’ın yardımcısı Kieran Prendergast’ın temaslarıyla ilgili olarak, Rumların isteği üzerine ‘gizlilik kararı’ aldı. Ziyaretlerine Kıbrıs’tan başlayan Prendergast, Atina ve Ankara temasları tamamlayıncaya kadar açıklama yapmayacağını ilan etti.

KARARA UYARIM

Prendergast,
Kıbrıs’taki ilk görüşmesini dün Rum lider Tasos Papadopulos ile gerçekleştirdi. BM yetkilisi, Papadopulos’un isteği üzerine gizlilik kararına uyacağını söyledi. Prendergast ayrıca, amacının Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında yeni görüşmelerin başlaması için ortam bulunup bulunmadığını ve tarafların görüşlerinin neler olduğunu yerinde öğrenmek olduğunu söyledi.

ATİNA’YA GİDİYOR

Prendergast
bugün ve yarın hem Papadopulos hem de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile ayrı ayrı görüşecek. BM yetkilisi, yarın adadaki temaslarını tamamladıktan sonra önce Atina ardından da Ankara’ya gidecek. Prendergast, 7 Haziran’da ise BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a temaslarıyla ilgili raporu sunacak. Annan’ın, yardımcısından aldığı raporu ABD ziyareti çerçevesinde bir araya geleceği Başbakan Tayyip Erdoğan ile ele alması bekleniyor.

Ada’nın tümünü yönetmek istiyor

KKTC’yi ziyaret eden ABD’li 3 Temsilciler Meclisi üyesi, dün önce Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ardından da Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile görüştü. Heyetin Başkanı Edward Withfield, Soyer’e KKTC’ye uygulanan izolasyonların kaldırılması için çalışacakları sözünü verdi. Rum lider Tasos Papadopulos’a sert eleştiriler yöneten Amerikalı milletvekili ayrıca, Rum liderin Ada’yı tek başına yönetmek istediğini savundu. ABD’li heyet, daha sonra Ankara’ya geçti.

Erdoğan’dan ABD’li heyete teşekkür

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, KKTC’de temaslarda bulunan ABD’li heyete destek verdi ve Kıbrıs’taki çalışmalarından dolayı teşekkürlerini iletti. ABD heyeti, KKTC ziyaretinin ardından dün Başbakan Erdoğan tarafından kabul edildi. Erdoğan, Türkiye’nin Kıbrıs’ta kalıcı ve adil çözüm isteyen taraf olduğuna işaret ederek, bu ziyaretin Ada’da bundan sonraki sürece olumlu katkılarının olacağını söyledi. 

 

 

HURRIYET 01/06/05

 

Rum basınından ABD Kongre heyetine tepki: Yasa dışı ziyaretçiler


      OSHAN SABIRLI Lefkoşa DHA

      Kıbrıs Rum basını, Ercan Havaalanı üzerinden KKTC’ye gelen ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşen ABD Kongre heyetine ateş püskürdü. TAK Ajansı’nın haberine göre, heyete başkanlık yapan Ed Whitfield’ın özellikle Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos hakkındaki açıklamaları büyük tepki topladı.
      Rumların önde gelen gazetelerinden Fileleftheros, ’Yasa dışı ziyaretçiler’ başlığıyla verdiği haberde, Amerikan heyetinin Rum yönetimi ile Washington arasındaki ilişkilerde çatlağa yol açtığını yazdı. Gazete, Rum siyasilerin, Whitfield’in "Papadopulos insan ve ürünlerin serbest dolaşımını desteklemiyor" sözlerine gösterdiği tepkilere de geniş yer ayırdı. Amerikalı heyete başkanlık yapan Whitfield’in Papadopulos ile ilgili açıklamlarını ’tahrikkar’ olarak nitelendiren gazete, ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi Michael Klosson’un da heyeti karşılamak üzere Kuzey’e geçmesini sert bir dille eleştirdi.
     
     POLİTİS: ERCAN’I YASALLAŞTIRDILAR
      Politis gazetesi de, ’Anlamlı ziyaret, Ercan’ı yasallaştırdılar’ başlığıyla verdiği haberde, Türkiye’nin ABD Kongresi’ndeki Dostluk Komitesi Eşbaşkanı Robert Wexler’in, Amerikalı milletvekillerinin KKTC’ye ziyaretini yürekten desteklediğini ifade eden ve Yunan lobisinin baskılarına boyun eğdiği için değil, başka nedenlerden ötürü heyette yer almadığı yönündeki yazılı açıklamasına atıfta bulundu.
      Hargavi gazetesi de konuyla ilgili haberinde Rum hükümeti sözcüsü Kipros Hrisostomidis’in, "Michael Klosson’un Ercan’a gitmesi yasadışılığı kabul ettiğini ve buna tahammül ettiğini gösterir" sözlerini manşetten verdi. Amerikan heyetinin Ercan Havaalanı’nda çekilmiş bir fotoğrafını da kullanan gazete, Rum yönetimi ve siyasi partilerin ziyareti kınadığına dikkat çekti. Hargavi, Whitfield’in Papadopulos’a yaptığı ’Kıbrıs Türkleri için öngörülen 259 milyon euroluk AB yardımının serbest bırakılmasına onay verilmesi’ çağrısına da değinerek, bunun ‘bilinçsizlik veya yanlış bilgilendirmeden’ kaynaklandığını savundu.
     
     SİMERİNİ: KLASSON’A KARŞI ÖFKE
      Simerini gazetesi ise ’Klasson’a karşı öfke’ başlıklı haberinde ABD Büyükelçisinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin altını oymaya çalıştığını ileri sürdü. Gazete, Amerikalı milletvekillerinin ’Kıbrıslı Rumlar da Ercan’dan girip çıkıyor’ sözlerine de sert tepki gösterdi.
      Alithia gazetesi de Kongre heyetine başkanlık yapan Ed Whitfield’ın "Papadopulos’u ikna etmek için geldik" sözlerini manşetten verdi. Gazete, "Amerkan Büyükelçisi ABD’li milletvekillerini ’işgal’ bölgelerinde kabul etti" ifadelerini kullandı.
      Mahi gazetesi ise manşetten verdiği haberde, "Klosson tarafından karşılama" ve "Rumlara nefret sloganlarıyla karşılama" başlıklarını kullandı.
     MILLIYET 01/06/05

 

Serdar Denktaş: Bir devlet olmayacaksa, iki devlet olur



ABD Kongre heyetinin Ercan Havaalanı'nı kullanarak KKTC'ye gerçekleştirdiği ziyaretin taşıdığı mesaj büyük öneme sahip. ABD heyetinin Güney Kıbrıs yönetiminin şiddetli tepkisine rağmen bu ziyareti gerçekleştirmesi, Rum tarafı açısından olumsuz anlamda mesaj yüklü kuşkusuz...
Bu ziyaret, KKTC'ye uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde atılmış bir adım olduğu gibi, Rum tarafı açısından da baskı niteliği taşıyor.
ABD'nin de desteklediği Annan Planı'na 'evet' diyen taraf olmasına karşın cezalandırılan KKTC'nin, bu ziyaretle moral bulduğu çok açık...

Sorumluluk AB'nin
ABD'nin, Avrupa Birliği'nden (AB) farklı olarak KKTC'ye verdiği bu destek, başta KKTC'ye uygulanan ambargonun kaldırılması yönünde büyük umut doğurdu.
Oysa bu konuda söz veren AB'ydi...
Kıbrıs sorununun bugünkü aşamaya gelmesinde olduğu gibi gelecekte "çözümsüzlüğe" sürüklenmesi halinde de sorumluluk büyük ölçüde AB'ye ait olacaktır.
Güney Kıbrıs'ı, uluslararası antlaşmalara aykırı olarak ve çözüm koşulunu sadece Türk tarafına dayatarak tam üye yapması, hatalar zincirinin başlangıcı ve kaynağı oldu.

ABD'lilerin hayreti
Kongre üyesi Edward Whitfield'in başkanlığındaki ABD heyeti, KTKC'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la görüşerek, sorunlar hakkında detaylı bilgi aldılar.
Heyet başkanı Whitfield ve arkadaşlarının, aldıkları bilgiler karşısında hayrete düştükleri, KKTC'den yansıyan ilk izlenim oldu.
Rum tarafının, Türklerin Güney'e geçmesini engellemek için başvurdukları yöntemler, ABD'lileri şaşırttı. Türkler için Kuzey'e mahkeme celbi ve tutuklama kararı gönderen Rum yönetiminin Güney'e geçişleri fiilen durdurduğunu öğrenen ABD'liler, çözüm konusunda niyetsiz tarafı öğrenmiş oldular.

Tutuklanma korkusu
KKTC yetkilileri, Kıbrıslı Türklerin, herhangi bir bahane ile tutuklanma korkusu nedeniyle Güney'e gidemediklerini, gidenlerin korkutulduklarını, alışverişlerine olanak verilmediğini aktardılar.
ABD heyetini şoke eden bir bilgi de, Güney Kıbrıs'ın, KKTC'ye geçen ve geceleyen Rumlar için hapis cezası öngören bir yasa teklifini meclislerine sunmuş olmalarıydı.

Nasıl bir politika?
KKTC'nin bundan sonra nasıl bir politika izleyeceğini, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, ABD heyetine şöyle özetledi:
"Biz çözümden yanayız. Bunu gösterdik. Kıbrıs'ta bir devlet olacaksa, bunun parametreleri bellidir. Bu adada iki ulus ve iki devlet vardır. Bir devlet kurulacaksa, bu iki devlet kuracaktır. Bunun parametreleri de iki ulusun siyasal eşitliği ve iki kesimliliktir. Ancak Rum tarafı bunu kabul etmiyor. Çözüme yanaşmıyor. Bunu sizler de gözlediniz.
Eğer Kıbrıs'ta bir devlet kurulamayacaksa, o zaman iki devlet ayrı yaşamayı öğrenmek zorundadır. Bir devlet olmayacaksa, iki devlet olur. İki devlet yollarına devam ederler."
Serdar Denktaş'ın mesajı açık. KKTC'nin sonsuza kadar Rumların keyfini bekleyemeyeceğini vurguluyor Serdar Denktaş...
Gambiya ve Katar ziyaretlerini de bu çerçevede görmek gerekiyor. Dışişleri Bakanı olarak Serdar Denktaş'ın AB dışındaki ülkelerle ilişki kurmaya ve geliştirmeye dönük çabaları sürecek...
KKTC bir yandan çözüm arayışlarını ve yeniden başlarsa müzakereleri sürdürürken, bir yandan da üçüncü ülkelerle temaslarını sürdürerek yaşam alanını genişletmeye çalışacak...

Doğrudan uçuşlar
ABD heyetinin KKTC temasları içinde doğrudan uçuşlar da önemli yer tuttu. ABD heyetinin, doğrudan uçuşlara engel olan uluslararası düzenlemelerin neler olduğu yolundaki sorularına KKTC yetkilileri yanıt verdiler. Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın teknik başvurularını anımsattılar. Heyet başkanı Whitfield'in ABD'ye dönünce bu konuyu araştıracaklarına söz vermesi, KKTC yönetiminde memnuniyet yarattı. KKTC'den doğrudan ABD'ye uçuş olanaklarını araştıracaklarını söylediler.
Keza Serdar Denktaş'ın, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ni genişletmesiyle birlikte limanlarını ve havaalanlarını Güney Kıbrıs'a açmasına dönük taleplerle birlikte aynı anda KKTC'nin liman ve havaalanlarının dünyaya açılması yönündeki önerisi de ABD heyetinin dikkatle kaydettiği bir diğer konu oldu.

Moral ve umut
ABD Kongre heyetinin KKTC'yi ziyareti, geleceğe dönük olarak Türk tarafına hem moral hem umut verdi...

FIKRET BILA MILLIYET 01/06/05

 

Erdoğan ziyareti öncesi ABD ile ilişkiler ve Kıbrıs

Murat Yetkin

ABD, AB'de Türkiye aleyhine gözlenen havaya karşın Türkiye'nin üyeliğini destekliyor

RADIKAL 01/06/05

'Türkiye bizim için çok önemli, Batı dünyasından kopmasına izin veremeyiz, bunu gösteriyoruz.' ABD'nin Eski Kongre Üyeleri Derneği Başkanı Jack Buechner, içinde bulunduğumuz hafta 40 kadar Senato ve Temsilciler Meclisi üyesinin çeşitli vesilelerle Türkiye'de bulunmasını böyle yorumlamadan önce, şu vurguyu yapıyordu: "Bildiğim kadarıyla böyle yoğun bir Kongre teması daha önce hiçbir ülkeyle yaşanmadı".
Buechner, dün KKTC temaslarından dönen Ed Withfield başkanlığındaki ABD Temsilciler Meclisi heyetiyle beraberdi. Kıbrıs Rumları ve Yunanistan'ın yüksek perdeden itirazları ve engelleme çabalarına karşın bu ziyareti neden gerçekleştirdiklerini ise şöyle anlatıyordu:

·  "Uluslararası topluluk, Kuzey Kıbrıs'a yönelik izolasyonun kaldırılması gerektiğini düşünüyor. Biz de oluşturduğumuz ABD-Türkiye Çalışma Grubu çerçevesinde siyasi izolasyonu kırmak amacıyla bu adımı atmaya karar verdik. Amerika'daki güçlü Yunan lobisinden sert tepki ve baskılar geldi. Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı'na (ABD) danıştık. Onlar da bize, politikalarımız açısından bu gezinin yapılmasına bir engel olmadığı yönünde bilgi verdiler ve cesaretlendirdiler. Zaten görüyorsunuz; bu işe Rumlardan başka itiraz eden de yok."
Şimdi bir on yıl kadar geriye dönmenin sırası. 1990'larda BM çabalarıyla Kıbrıs Türk ve Rum tarafları uzlaşmaya yaklaşıyor görüntüdeydi. O zamanlar yine bir ABD Kongre heyeti, Kıbrıs'a Türkiye üzerinden giderek inceleme kararı almıştı. Ancak o zaman ABD Dışişleri devreye girerek bu ziyarete engel olmuştu. ABD heyetinin KKTC'yi ziyaret edip, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve diğer devlet yetkilileriyle görüşmeleri, bir politika değişikliğinin ilk ciddi işareti sayılabilir.
Withfield'ın Talat ile görüşmesi ardından KKTC'de yaptığı, "Kıbrıs Türklerinin uzattığı barış eli boş kaldı" açıklaması, bunun bir dönüm noktası olduğunu kayda geçirmiş de oluyor. Doğrusu, bu gelişmenin Kıbrıs Türklerinin, Türkiye'nin cesaretlendirmesiyle, Annan Planı temelinde 24 Nisan 2004 referandumuna gitmiş ve uzlaşma için "Evet" demiş olmasına borçlu olduğu görülmeli.
Kıbrıs Rumları ise birkaç gündür, Fransa'daki referandumu dahi göremeyecek denli bu işe adeta gömülmüş durumdalar. Özellikle, Cumhuriyetçi Parti üyesi Withfield ile birlikte KKTC'ye gitmeyen Türkiye Dostluk Grubu'nun Demokrat Eşbaşkanı Robert Wexler'ın açıklaması Rumları derinden etkilemiş görülüyor. Wexler'ın geziye katılmaması, Yunan lobisinin baskısına ve Wexler'ın, Rumların deyişiyle, "İşgal altındaki topraklara yapılan bu yasadışı ziyareti" reddedip "Timbu" (Ercan) Havaalanı'na inmeye karşı çıkışına bağlanmıştı. Oysa Wexler yaptığı yazılı açıklama ile gerçeğin bunun tam tersi olduğunu, daha önce ilan edilen Kongre çalışması nedeniyle Ercan Havaalanı yoluyla Kıbrıs'a giden Withfield heyetine katılamamaktan üzüldüğünü ve ziyareti desteklediğini açıkladı.
Ziyaretin düzenlenmesi kadar maliyetinin karşılanması da önemliydi. Bu ziyaret, Amerikalı ve Türk sivil toplumu tarafından finanse edildi. Türkiye tarafından TOBB'nin düşünce kuruluşu TEPAV, Amerikan tarafındansa, German Marshall Fund (GMF) bu ziyaretin maliyetini üstlendiler. GMF dün Ankara bürosunun açılışını da yaptı.
Erdoğan'ın 8 Haziran'da ABD Başkanı George Bush ve 9 Haziran'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesi öncesinde Türk-ABD ilişkilerinde gözle görülür bir canlanma yaşanıyor.
ABD, AB bünyesinde Türkiye'ye karşı gözlenen havaya karşın Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor ve Kıbrıs Türkleri üzerindeki izolasyonun kırılması doğrultusunda adımlar atıyor.
Annan'ın Siyasi İşler Yardımcısı (ve İngiltere'nin eski Ankara Büyükelçisi) Sir Kieran Prendergast'ın önceki gün Kıbrıs'ta başlayan ve Ankara'da devam edecek temasları, Erdoğan'ın gezisi öncesi BM'nin de belli bir hazırlıklılık aşamasına gelmesini sağlayacak.
2 Haziran'da Talat'ın da katımlıyla Ankara'da yapılacak Kıbrıs toplantıları, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de üst düzey bir hazırlıkla ABD'ye gitmesine imkân tanıyacak. ABD'nin girişimleri Avrupa'da ne zaman yankı bulacak? Bunu şimdiden kestirmek zor.

 

 

KKTC'ye 'hayat öpücüğü'

KKTC Başbakanı Soyer, ABD Kongre heyetinin ziyaretini 'hayat öpücüğü', AKP'li Bağış ise 'İlk kez ambargo delindi' diye niteledi. Withfield: Bu sembolik bir adım, ama sembolik kalmamalı

01/06/2005 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - ABD Kongresi'nden bir heyetin Ercan Havaalanı üzerinden KKTC'ye geçerek yetkililerle temaslarda bulunması Başbakan Ferdi Sabit Soyer tarafından 'hayat öpücüğü' olarak nitelenirken, heyete eşlik eden AKP milletvekili Egemen Bağış bunun ambargoların ilk kez delinmesi olarak algılanabileceğini söyledi. Heyet başkanı Edward Whitfield de, Kıbrıslı Türklere yönelik ambargoların kalkmasını mümkün kılacak bir jest yapmak istediklerini belirtti.
Önceki gün Ercan Havaalanı'ndan geldikleri KKTC'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve selefi Rauf Denktaş'la bir araya gelen Amerikan Kongresi Temsilciler Meclisi Türk Dostluk Grubu Başkanı Whitfield başkanlığındaki heyet, dün de Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ve Başbakan Soyer'le görüştü. 'Kıbrıs Türk halkına verdikleri cesaret nedeniyle' heyete teşekkür eden Soyer, "Bu ziyaret bize, Kıbrıs'ı birleştirme ve çözüm mücadelemizde bir tür hayat öpücüğü olmuştur" dedi.

Soyer: Biz de yasalız
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un söylemine karşın Kıbrıs Türklerinin yasal bir varlık, dolayısıyla bu topraklarda Rumlar kadar hak sahibi bir halk olduğunu anlatan Soyer, "Papadopulos'un heyetin yasal limandan giriş yapmadığı savı çok yanlış bir görüştür. Onlar kadar yasalız" diye konuştu. Kıbrıs Türklerinin 24 Nisan 2004 referandumunda Annan Planı'na 'Evet' dediğini hatırlatan Başbakan, "Yasal olmayan, AB'ye ve küresel demokratik değerlere aykırı hareket eden ve ayrılmayı sürdüren Papadopulos yönetimidir" çıkışını yaptı.
Whitfield de, Papadopulos'u Kıbrıs'ı birleştirme yönünde adım atmaya, Kıbrıs Türklerine uygulanan tecriti kaldırmaya ve mallarla insanların serbest dolaşımını sağlamaya çağırdı. Ziyaretin Kıbrıs'ın birleşmesi için somut adımların başlangıcı olmasını dileyen ABD'li vekil, adaya Ercan'dan gelişlerinin sembolik bir adım olduğunu ama sembolik kalmaması gerektiğini belirtti. Tecridin kaldırılması ve doğrudan uçuşların başlamasını amaçladıklarını vurgulayan Whitfield'in başkanlığındaki heyet, daha sonra Bağış'ın eşliğinde Ankara'ya geldi.

Whitfield: Ek adım atılmalı
Heyetin İstanbul'dan Ercan'a doğrudan gitmesinin KKTC'ye uygulanan haksız ambargoların kaldırılması için çok önemli ve sembolik bir adım olduğunu söyleyerek heyetin siyasi cesaretine hayranlığını dile getiren Bağış, "Ziyaret 1974'ten beri Kıbrıslı kardeşlerimize uygulanan ambargoların belki de ilk kez delinmesi olarak algılanabilir" dedi. Whitfield da, ziyaretlerini "Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargoların kaldırılmasını mümkün kılacak bir jest yapmak istedik" diye değerlendirerek, ambargoları adil bulmadıklarını ve kaldırılması için ek adımlar atılması gerektiğini düşündüklerini belirtti. ABD Dışişleri'nin bilgisi dahilinde KKTC'yi ziyaret ederek 30.5 milyon dolarlık paket vaat eden heyet, Ankara'da önce ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın da katılımıyla TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Türkiye-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu üyeleriyle, daha sonra Başbakan Tayyip Erdoğan'la görüştü.
Heyeti Türkiye-KKTC ziyaretleri nedeniyle kutlayan Arınç, ABD ziyareti sırasında gördüğü misafirperverliğe de teşekkür etti. Whitfield de, heyet olarak gerek KKTC'yi, gerekse Türkiye'yi ziyaretten büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Whitfield ise, adadaki temasları sırasında somut
öneriler ortaya konduğunu ve Papadopulos'a açık bir çağrıda bulunduklarını hatırlatarak, Washington'a döndüklerinde konu üzerindeki çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, dün ayrıca ABD kongre üyesi Jim Colby başkanlığındaki bir heyeti de kabul etti. Görüşmeden sonra Colby, dış yardım programlarıyla ilgili çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Kıbrıs'ta birleşmeyle sonuçlanacak bir görüşme sürecini başlatacak yolu bulmak için umutlu olduklarını kaydetti.

Prendergast işe koyuldu

Kıbrıs'ta yeni müzakereler için zemin yoklayan Prendergast, dün adada Papadopulos'la görüştü. Rum lideri kaygılarının yanı sıra somut önerilerini iletse de ayrıntıları açıklamadı

01/06/2005 RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA - Kıbrıs'ta olası görüşmeler için zemin yoklamak üzere adaya giden BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın siyasi işler danışmanı Kieran Prendergast, temaslarına Rum lideri Tasos Papadopulos'la görüşerek başladı. Görüşme sonrası Papadopulos, BM'ye kaygılarının yanı sıra bir dizi somut öneriler sunduğunu söyledi. Görüşmenin içeriğinin gizli kalması konusunda anlaştıklarını belirten Rum lideri, öneriler hakkında ayrıntı vermedi.
Papadopulos, sundukları tekliflerin müzakereleri yeniden başlatmak ve süreci ilerletmeye yönelik olduğunu savundu. Prendergast ise tarafların görüşlerini almak ve müzakereler için zemin olup olmadığını belirlemek üzere adaya geldiğini söylemekle yetindi. BM temsilcisi, Rum siyasi parti liderleriyle görüştükten sonra bugün KKTC'ye geçerek Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya gelecek.
Papadopulos'un ortaya koyduğu yeni önerileri nedeniyle Prendergast'ın adadaki mekik diplomasisi de artacak. 2 Haziran'a kadar adada kalacak olan BM temcilsici, daha önce öngörülenin aksine üçer kez Papadopulos ve Talat'la görüşecek. Daha sonra temaslarını Atina ve Ankara'da sürdürecek olan Prendergast, görüşmelerini sonucunu Annan'a rapor edecek.

Gül'e gösteriş suçlaması
Dün NTV'ye konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Prendergast'ın temaslarından çıkacak sonucun yeni sürecin kaderini belirleyeceğini söyledi. Talat, müzakelerin bu yaz başlayabileceği gibi hiç başlamama ihtimaline de işaret etti. Öte yandan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün 'Kıbrıs'ta kısıtlamaları eşzamanlı kaldıralım' önerisi Rumları tatmin etmedi. Rum Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, bakan Gül'ün sunduğu önerilerin 'gösteriş yapma amaçlı' olduğunu iddia etti. Rum sözcü, Annan Planı'nın ne hukuki ne de mantıki olarak yeniden ve olduğu şekliyle referanduma sunulmasının mümkün olmadığını' da vurguladı.

Rum Yönetimi'nin öfkesi burnunda

RADIKAL 01/06/05

LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Kesimi, Ercan Havaalanı üzerinden KKTC'ye gelip Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşen ABD Kongre heyetine ateş püskürdü. Heyete başkanlık yapan Ed Whitfield'ın Rum lideri Tasos Papadopulos için "Papadopulos insan ve ürünlerin serbest dolaşımını desteklemiyor" demesi de büyük tepki topladı. Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, ABD Büyükelçisi Michael Klosson'un KKTC'ye gidip heyeti karşılamasını 'yasadışılığı kabul veya buna tahammül etme' olarak nitelendirdi. AKEL Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, ABD'li vekillerin KKTC'ye ziyaretini 'intikamcı' bir davranış, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ise 'kabul edilemez' buldu.
Fileleftheros gazetesi, 'Yasadışı Ziyaretçiler' başlıklı haberinde, heyetin Washington ile ilişkilerde çatlağa yol açtığını yazdı. Gazete, Whitfield'in Papadopulos ile sözlerini 'tahrikkâr' olarak nitelerken, Klosson'un Kuzey'e geçmesini eleştirdi. Politis de, ABD heyetinin
ziyaretinin 'Ercan'ı yasallaştırdığı' yorumunu yaptı.
ABD Kongresi'nden bir başka heyet ise dün Güney Kıbrıs'a gitti. Heyet, Papadopulos'la görüştükten sonra KKTC'ye geçerek Talat'la bir araya geldi. (Radikal, dha)

Çankaya'da zirve var

RADIKAL 01/06/05

AA - LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri'nin siyasi danışmanı Kieran Prendergast, Kıbrıs'ta yeni müzakerelerin zeminini oluşturmak için tarafları yoklarken Ankara da Kıbrıs konusunu 2 Haziran'da bir zirvede ele alacak.
Çankaya Köşkü'ndeki zirveye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş katılacak. Zirvede Erdoğan'ın BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve ABD Başkanı George W. Bush'la da görüşeceği ABD ziyareti öncesi taktik belirlenecek.

Ekonomik işbirliği protokolü
KKTC heyeti, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve TBMM Başkanı Bülent Arınç'la da görüşecek. Ziyaret sırasında KKTC ile Türkiye arasında Ekonomik ve Sosyal İşbirliği Protokolü imzalanacak. Protokolün
amacı KKTC'deki özel girişime destek vermek, devletin ekonomik etkinliğini azaltıp denetçi konumuna getirmek ve piyasa kurallarının işlediği bir ekonomik yapı oluşturmak. Ankara ziyareti, KKTC'de Cumhurbaşkanlığı seçiminin 17 Nisan'da yapılmasının ardından Soyer başkanlığında kurulan CTP-DP koalisyon hükümetinin Ankara ile ilk kez en üst düzeyde bir araya gelmesi açısından önem taşıyor.

Talat'ın oğlu 'rock yıldızı'

KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın 22 yaşındaki oğlu Ongun Talat, bir müzisyen. Okan Ersan Vintage Band'in solisti Talat'ın, sadece Kıbrıslı Türk değil, İngiliz ve Rum hayranları da var

RADIKAL 01/06/05

SEFA KARAHASAN (Arşivi)

LEFKOŞA - KKTC'de cumhurbaşkanlığı seçimini büyük farkla kazanan Mehmet Ali Talat'ın oğlu Ongun da bir star ama siyasette değil müzik sahnesinde. Uluslararası başarılara imza atmış rock grubu 'Okan Ersan Vintage Band'in solisti oğul Talat, sahnedeki performansıyla adanın her iki kesiminde büyük beğeni topluyor.
Her cuma sahneye çıktığı Lefkoşa'daki Nostalji Bar, sadece Türkler değil İngilizler ve Rumlarla da doluyor. Hatta İngilizler 'Ongun' adından yola çıkarak ona 'Ten Days (on gün)' diye sesleniyor. Talat'ın repertuvarında Deep Purple'dan Led-Zeppelin'e yaklaşık 20 parça yer alıyor. Hukuk mezunu 22 yaşındaki Talat, cumhurbaşkanı oğlu olduğunu belli etmemeye özen gösteriyor. Bu performansı içinse ayda 480 YTL kazanıyor. Tabii ailesinin de kendisine maddi katkı yaptığını söylüyor.
Korumaları olmadan sade bir tişört, kot pantolonla sahneye çıkan Talat, 'Cumhurbaşkanı oğlu olarak rahat yaşamak varken neden bu işi seçtin' sorusuna "Solistliği liseden beri yapıyorum. Müzik hoşuma gidiyor. Cumhurbaşkanı oğlu olmak büyük ayrım yaratmıyor bende. Ama bu Türkiye'de daha farklı. Mertebe kazanmış gibi davranıyor insanlar. Bizde öyle bir kültür yok" diye yanıt veriyor. Kendini diğer gençlerden farklı hissetmediğini belirten Talat, "Babamın cumhurbaşkanı olması gurur duyduğum bir nokta ama hayatıma çok da müdahale etmesini istemiyorum. Hiçbir zaman cumhurbaşkanı oğlu olarak sahneye çıkmadım. Beni bu yüzden dinlemeye gelirlerse yüzeysel olur" diyor.
Cumhurbaşkanı Talat da oğlu için "Ailece destekliyoruz. İzleyenler müzikte iyi olduğunu söylüyor. İsterse müzik konusunda master yapabilir" diyor. Talat'a göre, oğlu Ongun, müzik yeteneğini piyano ve keman çalan eşi Oya Talat'tan alıyor.

 

Acil çözüm, birleşik Kıbrıs

Cumhurbaşkanı Talat, Güney Kıbrıs üzerinden adaya gelen, ikinci bir Amerikan kongre heyetiyle Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri görüştü. Cumhurbaşkanı Talat ve kongre üyeleri, Kıbrıs konusunda aynı görüşleri paylaşarak iyimser mesajlar verdi:

Acil çözüm, birleşik Kıbrıs

ÇÖZÜM VE ADANIN BİRLEŞTİRİLMESİNDE GÖRÜŞ BİRLİĞİ... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs üzerinden adaya gelen ikinci bir Amerikan kongre heyetiyle Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri görüştü. Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs'ta acil bir çözüme ihtiyaç olduğunu, Kıbrıslı Türklerin adanın birleştirilmesi çalıştığını vurgularken, Amerikan kongre heyetinin başkanı Jim Colby de, tüm Amerikalıların birleşik bir Kıbrıs'ı görecekleri günü beklediklerini, Kıbrıslı Türklerin referandumdaki "evet" oyunu çok takdir ettiklerini söyledi

STATÜKO SÜRDÜRÜLEMEZ... Cumhurbaşkanı Talat, ABD kongre üyeleriyle görüşmenin kendileri için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, "Çok yararlı bir görüşmeydi. Bir kez daha Kıbrıslı Türklerin adalarını birleştirmeye çalıştıklarını anlattım" dedi. Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorunun çözümünü istediklerini, acil bir çözüme ihtiyaç bulunduğunu çünkü Kıbrıs Türk Halkı'nın statükonun sürdürülebilir olmadığını bildiklerini vurgulayarak, sorunu çözmek ve AB'ye birleşik bir Kıbrıs olarak girmek zorunda olduklarını kaydetti

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs üzerinden adaya gelen ikinci bir Amerikan kongre heyetiyle Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri görüştü. Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs'ta acil bir çözüme ihtiyaç olduğunu, Kıbrıslı Türklerin adanın birleştirilmesi çalıştığını vurgularken, Amerikan kongre heyetinin başkanı Jim Colby de, tüm Amerikalıların birleşik bir Kıbrıs'ı görecekleri günü beklediklerini,

Kıbrıslı Türklerin referandumdaki "evet" oyunu çok takdir ettiklerini söyledi.

Ortadoğu'daki temaslarının ardından Güney Kıbrıs üzerinden Kıbrıs'a gelen , Arizona'nın kongredeki üyesi ve Temsilciler Meclisi Dış Faaliyetler Tahsisatlar Alt Komitesi Başkanı Jim Colby başkanlığındaki heyeti kabulünde Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ve diğer üst düzey yetkililer de hazır bulundu.

Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmenin ardından Talat, Colby ve New York'un kongredeki temsilcilerinden Nita Lowey gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu.

Colby: Amerikalılar birleşik bir

Kıbrıs'ı görecekleri günü bekliyor

İlk açıklamayı yapan Jim Colby, dış yardım programlarıyla ilgili çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Talat ile çok yararlı bir görüşme yaptıklarını, Kıbrıs'ta birleşmeyle son bulacak bir görüşme sürecini başlatacak yol bulmak için umutlu olduklarını söyledi.

Kıbrıslı Türklerin referandumda Annan planına verdikleri "evet" oyunu çok takdir ettiklerini vurgulayan Colby, referandumun başarılı olmadığını, çünkü Rumlardan "hayır" oyu çıktığını ifade etti.

Colby, çözüme ulaşmak için bir yaklaşım bulunması gerektiğini kaydederek, Talat'ın görüşmede kendilerine verdiği samimi yanıtlardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Colby, tüm Amerikalıların birleşik bir Kıbrıs'ı görecekleri günü beklediklerini kaydetti.

Lowey ise, Talat'a, kendilerine Kıbrıs konusunu ele alacak görüşme fırsatını verdiği için teşekkür etti.

Lowey, görüşmede tarafların Kıbrıs sorunun acilen çözümünün ne kadar önemli olduğuyla ilgili hem fikir bulunduğunun ortaya çıktığını belirtti.

Talat: Acil bir çözüme ihtiyaç var

 

Cumhurbaşkanı Talat konuşmasında, Kıbrıs'ta acil çözüme ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Talat, ABD kongre üyeleriyle görüşmenin kendileri için önemli bir fırsat olduğunu kaydederek, "Çok yararlı bir görüşmeydi. Bir kez daha Kıbrıslı Türklerin adalarını birleştirmeye çalıştıklarını anlattım" dedi.

Talat, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorunun çözümünü istediklerini, acil bir çözüme ihtiyaç bulunduğunu çünkü Kıbrıs Türk Halkı'nın statükonun sürdürülebilir olmadığını bildiklerini vurguladı.

Sorunu çözmek ve AB'ye birleşik bir Kıbrıs olarak girmek zorunda olduklarını ifade eden Talat, Colby ve heyetine kendilerine görüşlerini açıklama fırsatı verdikleri için teşekkür etti.

ABD Kongresi heyeti dün Güney Kıbrıs'ta da temaslarda bulundu.

KIBRIS 01/06/05

Türkiye'nin tutumu bazı noktalarda hatalı

UBP Genel Başkanı Eroğlu, mal mülk davalarını, Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri ve Prendergast'ın ziyaretini değerlendirdi:

Türkiye'nin tutumu bazı noktalarda hatalı

ENDİŞE VERİCİ GELİŞMELER... Ana muhalefet UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Türkiye hükümetinin Kıbrıs'la ilgili tutumunun bazı noktalarda hatalı olduğunu iddia etti. Eroğlu, Türkiye'nin "Avrupa Birliği'nin baskısıyla Rum tarafıyla gümrük birliğine gidecek olmasının" endişe verici olduğunu kaydetti

ÖNEMLİ TEHLİKELER... Eroğlu: Ankara Anlaşması'nın 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de kapsayacak şekilde genişletilmesi oldukça risklidir. Siyaset bilimcilere göre bu adım tam bir siyasi tanıma anlamına gelmese de Türk milleti ve onun kopmaz bir parçası olan Kıbrıs Türk halkı açısından geleceğe yönelik önemli tehlikeler içermektedir

 

 

Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Türkiye hükümetinin Kıbrıs'la ilgili tutumunun bazı noktalarda hatalı olduğunu iddia etti. Eroğlu, Türkiye'nin "Avrupa Birliği'nin baskısıyla Rum tarafıyla gümrük birliğine gidecek olmasının" endişe verici olduğunu kaydetti.

Eroğlu, Rumların açtığı mal mülk davalarının Kıbrıs Türk halkına ve haklarına yönelik bir saldırıya dönüştüğünü belirterek, önünü göremeyen halkın moralinin bozuk olduğunu belirtti. Eroğlu, tüm iyi niyetlerine ve çabalarına rağmen Rumlarla bir anlaşmaya varılamadığına göre, tapu vermelerinin kaçınılmaz olduğunu kaydederek, insanlara mülkiyet hakkı vermekle doğruyu yaptıklarını ifade etti.

Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının 1974 sonrasındaki en sıkıntılı, en kötü siyasal dönemini yaşadığını öne sürerek, "halkın sürüklene sürüklene Rum devletine yama olma endişesi taşıdığı" görüşünü belirtti.

BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Birinci Yardımcısı Kieran Prendergast Kıbrıs'ı ziyaret ederken, gelişmelerin Kıbrıs Türk halkı aleyhine olduğunu söyleyen Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanının ve hükümetin gelişmelere hazır olmadığını, yetersiz ve deneyimsiz kaldığını iddia etti.

Derviş Eroğlu, belirli bir süreç içinde tamamlanacak, kapsamlı bir görüşme sürecine girilmesini ve iki tarafta da yeni referandumlar yapılmasını istediklerini açıkladı.

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu dün parti merkezinde bazı milletvekillerinin de katılımıyla düzenlediği basın toplantısında, Rumların açtığı mal-mülk davalarını, Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri ve Prendergast'ın ziyaretini değerlendirdi; gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Eroğlu, Rumların Kuzey'de kalan malları için açtığı davaların Kıbrıs Türk halkına ve haklarına yönelik top yökün bir saldırı haline dönüştüğünü ve bu saldırıların siyasal olduğunu vurguladı.

Hükümetin teslimiyetçiliği ve bocalaması yüzünden iş adamlarının ve insanların tedirginlik yaşadığını kaydeden Derviş Eroğlu, "Halkımız önünü göremiyor, morali bozuktur" dedi. Annan Planı tartışmalarında ikiye bölünen halkın mal-mülk davaları konusunda benzer görüşlere sahip olduğunu ifade eden Eroğlu, Rumların amacının ekonomiyi çökerterek KKTC'yi yok etmeyi, iki bölgeliliği ortadan kaldırmayı, Türk askerini Kıbrıs'tan tamamıyla çıkardıktan sonra egemenliğini tüm Kıbrıs'a yaymayı hedeflediğini anlattı.

Derviş Eroğlu, bu davaların artmasının arkasında Loizidu davasında takınılan tavrın bulunduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin uzun yıllar devam eden politikasının bizden çıkan bazı malum seslerin de etkisi ile 'Annan planı kabul edilecek ve dünya bize yardımcı olacak' hesabıyla değiştirilmesi sonucunda Loizidu'ya 1974 öncesindeki evine gidememesi nedeniyle tazminat ödenmesi son derece hatalı olmuştur" dedi.

Türkiye'nin tazminat ödeyip sorumluluk üstlenmemesi gerektiğini kaydeden Eroğlu, Loizidu davasında CTP'nin günahı olduğu görüşünü öne sürdü.

UBP Genel Başkanı Eroğlu, cumhurbaşkanı ve hükümetin bugünkü gelişmelere hazır olmadığını, yetersiz ve deneyimsiz olduğunu öne sürdü.

Rumların açtığı davalarla ilgili deneyimli ve bilgili hukukçulardan görüşler aldıklarını ve siyaset bilimcilerle değerlendirdiklerini bildiren Derviş Eroğlu, "Dünyada savaş yaşanan topraklarda mülkiyet sorunu genellikle İsrail ve eski Çekoslovakya'da olduğu gibi toplu takas ve tazminatla çözülür. Bazen ise Bosna-Hersek ve Kosova'da olduğu gibi mülkiyet iadesi, bazı koşullarda tazminat ödenmesi koşulu ile mülkiyetin kullanana geçmesi yöntemine de başvurulur" dedi.

Eroğlu, en temel insan hakkının güven içinde yaşama olduğunu vurgulayarak, Annan planı Kıbrıs'ta mülkiyet sorununun çözümünde toplu takas ve tazminatı değil, mülkiyet iadesini ve bazı durumlarda kullananın tazminat karşılığı mala sahip olmasını benimsediğini, egemen bir devletin verdiği tapular tartışılmazken, KKTC tapularını geçersiz saydığını belirtti.

KKTC'de kalan Rum mallarının 1985 Anayasası'yla kamulaştırıldığını hatırlatan Eroğlu, şöyle konuştu:

"Kamulaştırılan Rum mallarının sahiplerine Güney'deki mallarından feragat eden Türklerin malları ve tazminat verilmesi öngörülmüştür. Ancak doğal olarak bu işlemler Kıbrıs meselesinin çözümüne bağlanmıştır. Kamulaştırma, kamu yararı gerekçesi ile yapılabilen bir işlemdir. Kıbrıs'ta bir nüfus mübadelesi ve 1975 yılında yapılan bir nüfus mübadelesi anlaşması olduğuna göre terk edilen Rum mallarının kamulaştırılmasında bir kamu yararı vardı ve ortaya çıkan koşullarda malların kamulaştırılmasının uluslar arası hukuk ilkelerine aykırılığı yoktur."

Eroğlu, "kamulaştırma yasamız yok, o nedenle hata yaptık, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de haklı olarak üzerimize geliyor" demenin son derece yanlış olduğunu ifade ederek, AİHM'in, KKTC'yi egemen bir devlet olarak kabul etmediği, 1963'ten bu yana yaşananları, 1974'teki Rum-Yunan Enosis çabasını göz ardı ettiği için aleyhte karar verdiğini söyledi.

"Eğer siz kendi devletinize, egemenliğinize , anayasanıza, halkınızın referandumla verdiği kararlara sahip çıkmaz, gevşer, teslimiyetçilik yaparsanız başınıza bunlar gelir" diyen Derviş Eroğlu, Rumlardan kalan mallara tapu verilmesinin de anlaşma çabalarının sonuçsuz kalmasının ardından doğru bir karar olduğunu, hiçbir hükümetin topraklarını tapusuz tutamayacağını kaydetti.

Rum'un niyeti

UBP Genel Başkanı Eroğlu, özetle şunları dile getirdi:

"Biz Türk tarafı olarak 1974 Barış Harekatı'ndan itibaren Kıbrıs'ta bir anlaşma sağlanması için çok uğraş verdik. Çok belgeler anlaşma metinleri ortaya çıkardık. Ama gördük ki olmuyor. Rum'un niyeti anlaşma değil. Rum'un niyeti Sayın Talat ve Sayın Soyer'in 30 sene sonra nihayet yavaş yavaş anlamaya başladıkları gibi Kıbrıs'ın egemenliğini tamamen ele geçirmek ve bize Amerikalıların siyahlara yaptıkları muameleyi yapmaktır. Bu halkı çingene gibi yaşamaya mahkum edemezdik. Biz bu topraklarda uzun bir süredir oturduğumuza ve Rumlarla bir anlaşma bizim tüm iyi niyetimize ve çabalarımıza rağmen olmadığına göre tapu vermemiz kaçınılmazdı. Birçok değerli hukukçumuza göre en doğrusu ve en uygunu yapılarak insanlarımıza mülkiyet hakkı verildi. Lütfen kendi kendimizin ayağına ateş etmeyelim. Kimse kendi egosunu tatmin edecek diye halkımızı yanıltacak, geleceğimizi karartacak şeylerle ortaya çıkmasın."

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanı ve hükümetin teslimiyetçi ve yanlış davrandığını savunarak, "Hurma Davası" olarak adlandırılan davada Larnaka Kaza Makemesi'nde isbatı vücut yapılmasını eleştirdi.

"İç hukuku tüketmek adına Rum mahkemesinde şu veya bu şekilde boy göstermemiz Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımamız ve Rum mahkemelerini kabul etmemiz anlamına gelmeyecek mi? AİHM Rum mahkemelerinin bizi yargılayabileceği ve verdiği kararın doğru olduğu sonucuna varırsa başımıza kendi ellerimizle yeni bir bela daha açmış olmayacak mıyız" diye soran Eroğlu, Cumhurbaşkanı ve hükümetin bunalım ve bocalama içinde getirisini götürüsünü düşünmeden adımlar attığını iddia etti.

Eroğlu, bu konuda siyasi kararlar alınması gerektiğini kaydederek, önerilerini şöyle sıraladı:

"KKTC Meclisi bir yasa yaparak mütekabiliyet hakkımızı ortaya koymalıdır. Meclisimiz mümkünse oy birliği ile bir yasa yaparak Güney Kıbrs'taki Türk mallarını kullanan Rumların bizim mahkemelerimizde yargılanmasının yolunu açmalıdır. Rumların yaptıkları uygulamaların benzerini biz de yapmalı, yani Rumlar aleyhine tutuklama kararları çıkarabileceğimiz hukuki düzenlemelere gitmeliyiz. Bu tutuklamaların KKTC'ye geçilmesi halinde uygulanacağını tüm dünyaya ilan etmeli, kabul etmeyeceklerini bilsek de interpolden bu yönde destek istemeliyiz. Yapacağımız yasa ile KKTC'de Rum kesiminden gelecek bir davanın celpnamesinin şu veya bu şekilde dağıtılmasını ya da ilgili kişiye şu veya bu şekilde ulaştırılmasını suç saymalıyız. Hem kendi vatandaşlarımızı Rum yönetimi ve interpolle karşı karşıya bırakmamak, KKTC devletini onların karşısına koymak için, hem de siyasi bir mesaj vermesi bakımından KKTC vatandaşlarının Rum mahkemelerinde bu tip davalara girmesini suç sayacak yasal bir düzenleme yapmalıyız.. Verilen KKTC koçanlarının devlet garantisinde olduğu ve eğer bir zarar ortaya çıkarsa bunun devletçe tazmin edileceği bir yasayla karara bağlanmalıdır. Bu, KKTC vatandaşlarını, ülkemizde mal alan tüm yabancıları, KKTC topraklarına yatırım yapan yerli ve yabancıları büyük ölçüde rahatlatacak, ekonomik gelişmemize fayda sağlayacaktır."

UBP Genel Başkanı Eroğlu, Kıbrıs konusundaki gelişmelerin Kıbrıs Türk halkının aleyhine olduğunu, bunun suçlularının teslimiyetçi yetkililer ve Rum-Yunan ikilisinin oyunlarına dur demeyen Birleşmiş Milleler, Avrupa Birliği, ABD ve İngiltere olduğunu ifade ederek, Kıbrıs Türk halkının 1974 sonrasındaki en sıkıntılı, en kötü siyasal dönemi yaşadığını, zaman kaybettiğini, verilen sözlerin boş çıktığını belirtti.

Halk arasında "sürüklene sürüklene Rum devletine yama olacağız" endişesinin dorukta bulunduğu görüşünü öne süren Eroğlu, yaşanan sıkıntıların kaynakları olarak sıraladığı bazı maddeler şöyle:

"Türkiye'nin şu andaki hükümetinin tutumumu maalesef bazı noktalarda hatalıdır. Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan'ın Rum lideri Papadopulos ve BM Genel Sekreteri Annan'la Varşova'da üçlü bir görüşme yaptığını ve Papadopulos'un sanıldığının aksine yeni bir görüşme sürecinin başlatılmasına soğuk bakmadığını söylemesi yanlış olmuştur.

Aynı şekilde Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün mal-mülk davaları konusunda yaptığı bir açıklamada Kıbrıs Türk halkını 'milli ve manevi değerlerine sahip çıkmamakla' suçlaması hâlâ yürütülmekte olduğuna inandığımız mücadeleye olumsuz etki yapmıştır.

Türkiye'nin Kıbrıs konusunda aldığı kararlar ortada iken Avrupa Birliği'nin baskısı ile Rum tarafı ile gümrük birliğine gitmesi oldukça endişe vericidir.

Ankara Anlaşması'nın 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de kapsayacak şekilde genişletilmesi bilim adamlarına göre oldukça risklidir. Siyaset bilimcilere göre bu adım tam bir siyasi tanıma anlamına gelmese de Türk milleti ve onun kopmaz bir parçası olan Kıbrıs Türk halkı açısından geleceğe yönelik önemli tehlikeler içermektedir. Ve maalesef KKTC hükümeti bunun üzerinde gereğince durmamakta, yaratacağı sakıncaları bildiği halde Türkiye'nin anlaşmayı imzalamasını istemektedir. KKTC'de şu anda iktidarda bulunanların Türkiye'nin Kıbrıs'ı satacağı izlenimini yaratacak açıklamalarda bulunması da yaşadığımız dönemin en önemli sorunlarından biridir."

UBP Genel Başkanı Eroğlu, Papadopulos'un tesmilcisi Tasos Conis'in Prendergast'a ilettiği istekleri hatırlatarak, Rum tarafının Yunanistan'ın da tam desteğiyle Kıbrıs'ta önemli tavizler koparmak peşinde olduğunu söyledi.

Hükümet ortaklarının açıklamalarının uyumsuz olduğunu belirten Eroğlu, "Durum halkımızın geleceği açısından son derece endişe vericidir. Bu nedenle UBP olarak bir an önce Cumhuriyet Meclisi'nin mal-mülk konusu öncelikli olmak üzere, görüşme sürecini, Türk tarafının üzerinde duracağı politikaları, halkın endişelerinin giderilmesi , belirsizliklerin ortadan kaldırılması için yapılması gerekenleri ele almasını istiyoruz. Ulusal Uzlaşı Kurulu oluşturulması içinse adımlar atılmalıdır. Zaman Kıbrıs Türk halkının aleyhine çalışıyor. Zemin kaybediyoruz" diye konuştu.

Derviş Eroğlu, bugün saat 15.30'da Kieran Prendergast'la görüşeceklerini de hatırlatarak, bu ziyaretin Kıbrıs Türk halkının yapılanlara boyun eğmeyeceğinin haykırılması ve BM'ye duyurulması için bir fırsat olacağını vurguladı.

Kıbrıs'ta adil, kalıcı, gerçekleri gözeten bir anlaşmadan ve Avrupa Birliği üyeliğinden yana olduklarını ifade eden Eroğlu, kapsamlı bir görüşme sürecine girilmesi ve ardından iki tarafta da yeni referandumlar yapılması gerektiğini söyledi.

"Bazı eller içimize uzandı"

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, parti içi sorunların parti bünyesinde halledilebileceğini belirterek, basına yansıtılan olaylardan üzüntü duyduğunu söyledi. "Belli ki bazı eller içimize uzanmıştır" diyen Eroğlu, bunu yapanların gerçek UBP'liler olmadığını kaydetti.

Eroğlu, partisinde düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin aleyhine toplanan imzalar konusundaki sorusunu yanıtlarken, imzasız mektupların basında yer almasının kendilerini üzdüğünü söyledi.

Her partide zaman zaman tartışma olabileceğini, UBP'nin büyük, güçlü ve köklü bir parti olduğunu ifade eden Eroğlu, "Belli ki bazı eller içimize uzanmıştır. Biz bunları daha önce de yaşadık" dedi.

Derviş Eroğlu, sorunların bünyelerinde halledilebileceğini, bunu basına yansıtanların gerçek UBP'liler olamayacağını kaydederek, halka hizmet için UBP'de birleştiklerini, halkın şimdi muhalefet görevi verdiğini, parti içi muhalefetin de parti bünyesinde yapılabileceğini belirtti.

Gazeteye yansıyan olay için partisi ve partilileri adına üzgün olduğunu dile getiren Derviş Eroğlu, bunu UBP'nin onurlu üyelerinin değil, UBP'yi parçalamak isteyenlerin yaptığını, onlara kendileriyle uğraşmamayı tavsiye edeceğini söyledi.

Türkiye'nin yeni Kıbrıs önerilerini nasıl bulduğu sorusunu yanıtlayan UBP Genel Başkanı Eroğlu, "Gayet güzel, mantıklı öneriler ama Rum'un kabul edeceğini zannetmiyorum" dedi.

Eroğlu, bir ABD heyeti KKTC'yi ziyaret ederken, bir başka heyetin Güney Kıbrıs'a gidecek olmasıyla ilgili soruya karşılık, ABD'lilerin KKTC ziyaretinin büyütülmemesi gerektiğini, Ercan'dan gelmelerinin ambargoların kalktığı anlamına gelmediğini belirtti. Eroğlu, kendi hükümetleri döneminde de birçok yabancının Ercan'dan Kıbrıs'a geldiğini, "Önemli olan Ercan'a yabancı uçakların tarifeli seferlerinin başlaması" diye konuştu.

Bu gibi ziyaretlerin artması dileğinde de bulunan Eroğlu, Fransa'da AB anayasası referandumundan "hayır" çıkmasının, Türkiye'nin üyeliğini de etkileyeceğini, Fransa'nın bu tavrının 15-20 yıl sonra Türkiye'nin üyeliği gündeme geldiğinde de tekrarlanacağı düşüncesi taşıdığını bildirdi.

KIBRIS 01/06/05

German Marshal Fund Türkiye direktörü Suat Kınıklıoğlu: ABD heyetinin yararı büyük olacak

ABD heyetinin Kıbrıs ziyaretini finanse eden German Marshal Fund Türkiye direktörü Suat Kınıklıoğlu KIBRIS'ın sorularını yanıtladı:

German Marshal Fund Türkiye direktörü Suat Kınıklıoğlu: ABD heyetinin yararı büyük olacak

ABD kongre heyetinin KKTC'yi ziyaretine, finansman ve organizasyonunu üstlenerek destek veren German Marshal Fund of the United States (GMF) Türkiye Direktörü Suat Kınıklıoğlu, ziyaretin gerçekleştirilmesinde Kıbrıs Türkü'nün referandumda "evet" demesinin en önemli rol olduğunu söyledi

Suat Kınıklıoğlu, ziyaretin hem ABD- Türkiye ilişkilerine olumlu yansıyacağını, hem de AB içinde Rum vetosuyla karşılaşan Kıbrıs Türk dostlarını cesaretlendireceğini söyledi. Kınıklıoğlu'na göre ziyaretin yararını 5- 10 yıl sonra Kıbrıs Türkü geriye bakıp çok daha iyi anlayacak

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kongre heyetinin KKTC'yi ziyaretine, finansman ve organizasyonunu sağlayarak destek veren German Marshal Fund of the United States Türkiye Direktörü Suat Kınıklıoğlu, ziyaretin gerçekleşmesinde Kıbrıs Türkü'nün referandumda "evet" demesinin en önemli rol olduğunu söyledi.

Kınıklıoğlu, KIBRIS Gazetesi'nden Hüseyin Ekmekçi'nin sorularını yanıtladı. Heyetin Rumların tepkisine rağmen adaya geldiğini hatırlatan Kınıklıoğlu, ziyaretin hem ABD- Türkiye ilişkilerine olumlu yansıyacağını, hem de AB içinde Rum vetosuyla karşılaşan Kıbrıs Türk dostlarını cesaretlendireceğini söyledi.

Kıbrıs Türkü'nün somut bir takım gelişmeler beklentisinde olduğunu bildiklerini vurgulayan Kınıklıoğlu, buna rağmen, ziyaretin yararının 5- 10 yıl içinde kendini göstereceğine inanıyor.

ABD Kongresi içinde Kıbrıs'a gelen, Türk liderlerle konuşan ve sorunu daha yakından tanıyan üyelerin bulunmasının önemine dikkat çeken Kınıklıoğlu, sorulan sorulara şu yanıtları verdi.

KIBRIS: Önce sizi ve faaliyetlerinizi tanıyalım...

KINIKLIOĞLU: German Marshal Fund Of the United States Türkiye direktörüyüm. Türkiye'de yeni faaliyete başlıyoruz. Amacımız, hedefimiz Türkiye'nin transatlantik ilişkilerindeki yerini ve rolünü pekiştirmek, Türk, Amerikalı ve Avrupalı düşünce, fikir, gazeteci ve siyaset adamlarını bir araya getirmek.

KIBRIS: Peki, bu noktada Kıbrıs nasıl oldu da ziyaret kapsamına alındı?

KINIKLIOĞLU: Kıbrıs gezisi, ABD kongresinden bir heyetin gezisinin parçası. Aslında bu heyet Türkiye gezisi yaparken, "Kıbrıs'a da gidelim, Kuzey Kıbrıs'a inelim ve bu yolla da Türk- Amerikan işlerinde olumlu, yeni bir sayfa açalım" düşüncesini üretti. Bu niyetle Kıbrıs'a gelindi. Ana odak nokta Türkiye- ABD ilişkileri, onun bir alt başlığı olarak Kıbrıs gezisi yapıldı.

KIBRIS: Kıbrıslı Türkler bu ziyareti nasıl algılamalı sizce?

KINIKLIOĞLU: Bu ziyaretin iki boyutu var. Birincisi Türk- Amerikan ilişkilerinde bir iyileşmeye yol açacağı kesin. Bunun da zamanlamasının başkabakanın (Erdoğan) ve sayın dışişleri bakanının (Gül) Amerika ziyaretinin öncesinde olması daha da güzel. İkincisi ise, Ercan Devlet Havaalanı'na ilk kez bir ABD kongre heyetinin inmesi. Bu olay kendi içinde bir örnek teşkil ediyor. İzolasyonun sona ermesi ve bu istikamette bir momentum yaratması açısından bu adım önemli.

KIBRIS: Bu ziyaret Kıbrıs'ta heyecan yarattı. Bu adımın devamı ne olabilir?

KINIKLIOĞLU: Şöyle umuyorum, bildiğiniz gibi referandumdan sonra AB'nin taahhüt ettiği ve halen yerine getiremediği yardım paketi, ya da KKTC'nin AB ile doğrudan ticaret yapmasını kolaylaştıracak düzenlemelerin yerine getirilmemesinin akabinde yapıldı bu ziyaret.

Birincisi Rum tarafına mevcut durumun sürdürülebilir olmadığı, Amerikalı ve diğer muhatapların durumun değişmesi için bu gibi girişimlerde bulunabileceğini ve bu bakımdan örnek teşkil etmesi çok önemli.

İkincisi, bunun da AB'li muhataplara, özellikle KKTC'ye izolasyonların kaldırılması yönünde iradesi olup, Rum vetosuna takılan üyelere daha cesur adım atması için de örnek teşkil ediyor. İşte Norveç büyükelçisi, Ankara'daki KKTC Büyükelçisi Tamer Gazioğlu'nu ziyaret etti.

Bunlar siyasette olumlu şeyler. Yavaş yavaş üzerine taş konarak ilerlenir. Kamuoyu hemen değişiklik istiyor ama bu çok önemli bir adım. Daha büyük adımlara da cesaret verecek.

KIBRIS: ABD'nin Kıbrıs sorununa dahil olması, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından da dile getirildi. Bu ilk adımın ardından, daha somut projeler var mı?

KINIKLIOĞLU: Bir kere bundan sonra Amerikan kongresinden heyetlerin buraya gelmesinin önü açıldı. Bu bir örnek. Bunu küçümsemeyin. Amerikan kongre üyelerinin zamanını ayırıp buraya gelmesi çok önemli bir olay. Başka kongre heyetlerinin de bunu örnek göstererek gelmelerinin bir anlamı var.

Siz daha somut, elle tutulur örnekler istiyorsunuz biliyorum ama somut adımların oluşabilmesi için bu adımın önemini anlamanız gerekiyor.

KIBRIS: ABD Dışişleri Bakanlığı bu adımı destekleyen açıklamalar yaptı. Bu ülkemiz politikası açısından önemli. Size göre, ülkemizdeki politikacılara düşen görev nedir? Bu yeni kapıların açılması mı demek?

KINIKLIOĞLU: Bir kere şunu unutmamak lazım. Referandum sonrası Türklerin Kıbrıs konusunda doğru tarafta yer aldığı bir pozisyon ortada. Bu kongre üyeleri buraya geliyorsa, bilin ki Kıbrıs Türkü'nün BM planına verdiği desteğin önemi var. Kıbrıs Türk tarafı çözüme hazır olduğunu siyasi iradesiyle ortaya koydu. Dünya bunu tanıdı. Siyasal süreçleri kısa zaman diliminde değerlendirmemek gerekiyor. 5- 10 yıl sonra geriye dönüp baktığınızda, bugünlerde yaşadıklarınızın ne kadar önemli olduğunu o zaman anlayacaksınız.

Yani rüzgarın nasıl döndüğünün o zaman farkına varacaksınız. Rüzgar döndü ve lehimize esiyor. Kıbrıs Türkünün çıkarlarının nihayete ulaşması için akıllı, sabırlı ve diplomatik olmak gerekiyor.

KIBRIS: GMF hakkında biraz bilgi alabilirmiyiz sizden?

KINIKLIOĞLU: GMF Türkler, Amerikalılar ve Avrupalılar arasında daha iyi bir diyaloğun sağlanması için elinden geleni yapan bir kuruluş. Türkiye ve Amerika arasında Kıbrıs konusu da var olduğu için, Amerikalıların Kıbrıs konusunu daha iyi anlamaları, Türklerin kendi bakış açılarını Amerikalılara daha iyi anlatabilmeleri için bir platform sağlamaya hazırız.

KIBRIS: Bu ziyaretlerin ilk etapta yararı ne olur? Çünkü bizim lobi anlamında ciddi zaaflarımız var...

KINIKLIOĞLU: ABD kongre heyeti, burada bulunduğu süre içinde çok şey öğrenebiliyor. Yani ilk kez Kıbrıs'ı görüyorlar. Bu davayı bir yerlerden okumak ayrı bir şey, adaya gelip liderlerle tanışmak, fikir alış- verişinde bulunmak onlar üzerinde, Kıbrıs davasını daha iyi anlamaları yönünde iyi bir etki bıraktı.

Yarın adadan ayrıldıkları zaman, ABD'ye Kıbrıs konusunu anlamış olarak dönecekler ve ABD kongresinde bu donanımla görev yapacaklar. Bence Kıbrıs Türkleri için bu bir kazanımdır.

KIBRIS: Kıbrıs'ı ziyaret eden ABD'li kongre üyelerinin sayısı şu anda üç, iki de eski kongre üyesi. Bu sayıyı artırmak mümkün mü?

KINIKLIOĞLU: Bu tamamen bir organizasyon işi. Bu ilk gezi olması münasebetiyle, Rum tarafının da tepkisi var ve bazı sorunlar yaşandı. Ama ikinci bir gezi için bu sayıyı artırmak mümkün olacak.

KIBRIS: Rumların tepkisi heyet üzerinde olumsuz bir etki yarattı mı?

KINIKLIOĞLU: Hayır, heyet tamamıyla kararlı. Buraya neden geldiğini çok iyi biliyor. Yaptıkları açıklamalarda da haklı bir sebeple buraya geldiğini biliyor. Sadece buraya değil, güneye de ziyaret yapmak istediler ama güney kabul etmedi. Bu sorumluluk heyete ait değil.

Tabi, ufak da olsa bir hayal kırıklığı yaşadılar. Herkes çözüm istiyor, çözüm için de bu ziyaret gerçekleştirildi.

Ben de GMF Türkiye direktörü olarak bu önemli geziye finansal katkı sağlayan bir kuruluşun parçası olmaktan gurur duyuyorum.

KIBRIS 01/06/05

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi "DNA laboratuarı" gündemiyle toplandı

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nin üyeleri, dün özel gündemle Ledra Palace Otel'de bir araya geldi.

Komite, rutin olarak haftanın bir günü toplanırken, DNA laboratuarı oluşturulması konusunu görüşmek üzere dün özel bir toplantı yaptı.

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk temsilcisi Rüstem Tatar, dünkü özel toplantıyla ilgili olarak KIBRIS'a yaptığı açıklamada, komitede, DNA laboratuarının oluşturulması için ortaya konulan önerilerin tartışıldığını, ancak laboratuar kurulması hususunda herhangi bir karara varılamadığını kaydetti.

Tatar, Türk tarafının DNA laboratuarı konusundaki çıkmazın, bir an evvel aşılması ve mezar açma sürecine başlanmasını arzu ettiğini ifade ederek, laboratuar konusunun karara bağlanmadan mezar açılmasına başlanamayacağını yineledi.

Tatar, komitenin yarınki rutin toplantısında DNA laboratuarının kurulabilmesi için ortaya konulan önerilerin tartışılmasına ve değerlendirmesine devam edileceğini belirterek, komite toplantısının saat 10.00'da toplanacağını da sözlerine ekledi.

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nde Türk üye Rüstem Tatar, Rum üye Elias Georgiades, BM kanadından da Pierre Couperan yanında ilgili tarafların temsilcileri yer alıyor.

KIBRIS 01/06/05

KKTC'den ayrılan ABD Kongre heyeti Ankara'ya gitti

KKTC'de üst düzey temaslarda bulunan ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Türk Dostluk Grubu Başkanı Ed Whitfield başkanlığındaki heyet, dün KKTC'den ayrılarak Ankara'ya gitti.

Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın tarifeli uçağıyla saat 12.00'de Ercan Devlet Havaalanı'ndan ayrılan Amerikan heyeti ve heyete eşlik eden TBMM Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı, AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ı, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ uğurladı.

Edward Whitfield, adadan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, KKTC ve Türkiye hükümetlerine teşekkür etti ve Kıbrıs'a bu ilk ziyaretinden oldukça memnun bir şekilde ayrılacağını ifade etti.

"Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bazı üst düzey ziyaretlerde bulunduk" diyen Whitfield, bu ziyaretlerle hem Annan Planı'na olumlu oy vererek adanın tekrar birleştirilmesini büyük çoğunlukla destekleyen Kıbrıs Türk halkına bir jest yapmak, hem de izolasyon ve kısıtlamaların kaldırılmasını destekleyen kişiler adına bu ziyareti gerçekleştirdiğini söyledi.

İzolasyonların kaldırılmasına yardımcı olabilecek her adımı atmaya hazır olduklarını dile getiren Whitfield, böylece mal ve kişilerin serbestçe dolaşımına olanak vermeyi amaçladıklarını kaydetti.

Bağış: Kısıtlayıcı ve baskıcı güçlere karşı gelindi

TBMM Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış da Rum hükümetini kast ederek, kısıtlayıcı ve baskıcı bazı güçlere karşı gelerek, hakka ve adalete destek verip KKTC'ye gelen Whitfield ve ekibini, ziyaretlerinden ve gösterdikleri cesaretten ötürü kutladı.

Ertuğ: Bir bitiş değil, yeni dostlukların başlangıcı

KKTC'nin Washington Temsilcisi Osman Ertuğ ise konuşmasında, kendisi ve Kıbrıs Türk halkı adına, Rum lobisinin Amerika'da gösterdiği olumsuz tutuma karşı koyarak adaya gelen Whitfield ve heyetine ve ziyareti somut hale getiren Egemen Bağış'a katkılarından dolayı teşekkür etti.

Amerikan heyetinin adadan ayrılışının "bir bitiş değil, yeni dostlukların başlangıcı" olarak değerlendiren Ertuğ, karşılıklı ziyaretlerin gelişmesini arzuladıklarını kaydetti.

Ertuğ, bu ziyaretten, izolasyonların kaldırılması anlamında herkesin gereken mesajları aldığını ifade ederek, kimin çözümü daha fazla arzuladığının da açık bir şekilde ortaya konulduğunu sözlerine ekledi.

Heyet Ankara'da

ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Türk Dostluk Grubu Başkanı Ed Whitfield başkanlığındaki heyet, dün Ankara'ya gitti.

Heyet başkanı Whitfield ve AK Parti İstanbul milletvekili Egemen Bağış, Esenboğa Havaalanı'nda kısa birer açıklama yaptılar.

Egemen Bağış, ABD heyetiyle birlikte KKTC'de yaptıkları temasları tamamlamalarının ardından Ankara'ya geldiklerini, heyetin İstanbul'dan KKTC Ercan havaalanına doğrudan gitmesinin son derece önemli olduğunu ifade etti.

ABD Kongresi üyelerinin "siyasi cesaretlerine hayran olduğunu" KKTC'deki temasları sırasında dile getirdiğini anımsatan Bağış, "Bizi kırmadılar, bizimle birlikte KKTC'ye Ercan havaalanından indiler. Bu ziyaret 1974'ten bu yana Kıbrıslı kardeşlerimize uygulanan ambargoların belki de ilk kez delinmesi olarak algılanabilir" dedi. Ziyaretin KKTC'ye uygulanan haksız ambargoların kaldırılması için çok önemli ve sembolik bir adım olduğunu belirten ve heyete bunun için teşekkür eden Bağış, heyetin KKTC'de çok sayıda temasta bulunduğunu ve sorunun boyutunu gördüğünü kaydetti. Bağış, "Amerikalı misafirlerimize, gösterdikleri nezaket için, insanlık için, doğruluktan ve adaletten yana koydukları tavır için teşekkür ediyoruz" diye konuştu.

Whitfield da, ABD Kongresi'nde Türkiye ile ilgili 4 çalışma grubu bulunduğunu hatırlatarak, KKTC ziyaretlerini, "Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargoların kaldırılmasını mümkün kılacak bir jest yapmak istedik" sözleriyle değerlendirdi. Whitfield, ambargoları adil bulmadıklarını ve kaldırılması için ek bazı adımlar atılması gerektiği düşüncesinde olduklarını bildirdi.

TC Devlet Bakanı Tüzmen'den

ABD'li kongre üyelerine teşekkür

TC Devlet Başkanı Kürşad Tüzmen, ABD'li senatör Ed Whitfield'e, KKTC'nin tezinin dünyaya çok daha iyi şekilde anlatılması konusunda verdiği destekten dolayı teşekkür etti.

Bakan Tüzmen, AK Parti İstanbul milletvekili, Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış ile birlikte KTTC'ye ziyarette bulunan, ABD Kongresi alt kanadı Temsilciler Meclisi Türkiye Dostluk Grubu Eş Başkanı Senatör Ed Whitfield ile görüştü.

Bakan Tüzmen, bu ziyaretle, son gelişmeler sonrası Türkiye ve KKTC'nin yaptıklarının, objektif bir gözle dünyaya anlatılması konusunda destek sağlandığını söyledi.

Tüzmen, senatör Whitfield ile Türkiye ve ABD ilişkileri ile ticari ilişkiler konusunda çalışmalar yapacaklarını ve Türkiye-ABD ticaret hacminin 10 milyar dolara ulaşmasını hedeflediklerini söyledi.

Senatör Whitfield ise Kıbrıs'ta çok önemli bir ziyaret gerçekleştirdiklerini ve orada bulunmaktan çok memnun olduklarını söyledi.

Whitfield bu arada, Türkiye'nin dış ticaret hacminin giderek büyüdüğünü vurgularken, "sizi dış ticaret konusunda yaptığınız önemli işlerden dolayı kutlamak için geldik" dedi.

Ankara'ya ardı ardına kongre heyetleri geliyor

Bu arada, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün ABD ziyaretleri öncesinde, Ankara'ya ardı ardına ABD Kongre heyetleri geliyor.

Edinilen bilgiye göre, Kongre'deki Türk dostluk grubunun kurucu üyelerinden Demokrat Parti Florida milletvekili Robert Wexler da, Whitfield başkanlığındaki heyete katılmak üzere dün Ankara'ya gitti. Wexler'in gelmesinin ardından bu heyet Ankara'da çeşitli temaslarda bulunacak ve temaslarını bugün düzenleyecekleri basın toplantısında değerlendirecek.

Öte yandan, ABD Senatosu İstihbarat Komitesi üyesi Cumhuriyetçi Parti Alabama senatörü Richard Shelby başkanlığında bir heyetin de bugün Ankara'ya gideceği öğrenildi.

ABD Kongresi üyesi Jim Colby başkanlığında bir başka heyetin de yarın Türkiye'ye gitmesi bekleniyor.

Başbakan Erdoğan, önceki gün de Amerikalı senatör Chuck Hagel başkanlığındaki heyeti kabul etmişti.

KIBRIS 01/06/05

ABD, yasadışı ziyarete tolerans gösteriyor

Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis, ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson'un, KKTC'yi ziyaret eden Amerikalı Kongre üyelerinden oluşan heyeti kabul etmesini değerlendirdi:

ABD, yasadışı ziyarete tolerans gösteriyor

Güney Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson'un, KKTC'yi ziyaret eden Amerikalı Kongre üyelerinden oluşan heyeti kabul etmesiyle ilgili olarak, "ABD 'yasadışı' ziyarete tolerans gösteriyor" dedi.

ABD Kongre üyelerinin KKTC ziyaretinin "yasadışı olduğu" iddiasını yineleyen Hrisostomidis, Klosson'un heyetle görüşmesini, "tolerans ve 'yasadışılığı' kabul etme" olarak nitelendirdi.

Rum haber ajansına göre, Hrisostomidis, geçtiğimiz gün Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye gelen ABD Kongre üyelerinin, talep etmeleri halinde Güney Kıbrıs'a geçmesine izin verileceğini, ancak Kongre üyelerinin buna teşebbüs etmelerinin diplomatik olarak doğru olmayacağını savundu.

Hrisostomidis, "Bunu yapmaları halinde, benzer ziyaretlerdeki uygulamalar uygulanacaktır. Girişlerine izin verilecektir" dedi.

Larnaka Havalimanı'na dün gelen 10 ABD Kongre üyesiyle ilgili olarak ise Hrisostomidis, heyetin, Rum hükümet yetkilileriyle bir dizi temasta bulunacağını ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos tarafından kabul edileceğini söyledi.

Ziyaretin amacıyla ilgili olarak Hrisostomidis, bu tür ziyaretlerin olağan ziyaretler olduğunu ve "bilgilendirme, ABD politikasını destekleme, tartışma, bölgesel sorunları çözme olasılıklarının araştırılması ve genel olarak, Kongre üyelerinin dış politika konularında bilgilendirilmesi" olduğunu ifade etti.

Bir soru üzerine Hrisostomidis, Güney Kıbrıs'a dün gelen ABD Kongre üyelerinin, istemeleri halinde KKTC'ye geçmesinde hiçbir sorun bulunmadığını kaydetti.

KIBRIS 01/06/05

ABD’li heyetten Rumlar’a mesaj

ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Çalışma Grubu Başkanı Edward Whitfield, KKTC’ye gerçekleştirdikleri ziyaretin Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos için bir mesaj oluşturduğunu belirtti.

 

NTV

Güncelleme: 14:33 tsi 01 Haziran 2005 Çarşamba

Ankara - ABD’li heyet üyeleri, Türk-Amerikan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış ile Meclis’te basın toplantısı yaptı. Heyet üyeleri, KKTC’ye ziyaretlerinin bir başlangıç olmasını umduklarını söyledi.

Egemen Bağış ise, “Baskılara karşı koydular ve doğru olanı yaptılar” sözleriyle heyete teşekkür etti. ABD kongre üyelerinin adaya giden ilk siyasi heyet olduğunu belirten Bağış, “Umarım kurulan dostluğun devamı gelir” dedi.

ABD’li senatör Whitfield ise, “Rum lider Papadopulos statükoyu korumanın kendi yararına olmadığını görmeli ve bakış açısını değiştirmeli” dedi.

ABD kongresi üyeleri, “Ercan Havalanı’ndan Washington’a Kıbrıs Türk Havayolları’yla doğrudan uçuş” ve öğrenci değişim programı uygulaması gibi projelerini kongrede hayata geçirmeye çalışacaklarını da açıkladı.

BM arabulucusu KKTC’de

Rum Kesimi’nin ardından KKTC’ye geçen BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yardımcısı Kieran Prendergast, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşüyor.

 

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 15:12 01 Haziran 2005 Çarşamba

Lefkoşa - BM arabulucusu, Rum tarafının önerilerine karşılık Türk tarafının taleplerini ve beklentilerini öğrenmeye çalışacak.

Birleşmiş Milletler arabulucusu Prendergast, temaslarına dün Rum Lider Papadopulos’la başlamıştı. Papadopulos, BM’ye bir öneri paketi sunduğunu açıklamış ve bunun sadece Annan Planı’yla ilgili değişiklik taleplerinden oluşmadığını paketin müzakereleri yeniden başlatma ve süreci ileri götürmeye yönelik somut önerilereden oluştuğunu söylemişti.

Ancak Rum liderin öneri paketi diye adlandırdığı ve içeriğini gizli tuttuğu unsurların, daha önce de ileri sürdüğüne benzeyen bir dizi “müzakere önkoşulu” olabileceği belirtiliyor.

‘MÜZAKEREYE HAZIRIZ’ MESAJI
Prendergast-Talat görüşmesinde BM arabulucusu, Rum tarafının önerilerine karşılık Türk tarafının taleplerini ve beklentilerini öğrenmeye çalışacak. Talat ise Prendergast’a Türk tarafının çözüm insiyatifinin devam ettiğini ve müzakerelere hazır oldukları mesajını verecek. Talat ayrıca Genel Sekreter’in vakit kaybetmeden insiyatif üstlenmesini ve görüşmeleri derhal başlatmasını isteyecek.

ANNAN SONUÇ GARANTİSİ İSTİYOR
Rum kaynaklara göre Genel Sekreter Kofi Annan, müzakereleri yeniden başlatmaya koşul olarak liderlerden yüzde yüz sonuç garantisi istiyor. Prendergast’ın liderlere ilettiği mesajda, Genel Sekreter’in yeni bir başarısızlığa tahammülü olmadığı, başarısızlığa uğramaktansa müzakerelerin hiç başlamamasını tercih ettiği öne sürülüyor.

MEKİK DİPLOMASİSİNDE NEREYE GELİNDİ?
Papadopulos Genel Sekreter’e bir öneri paketi sunduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Talat’sa Rum tarafının Annan Planı’nın parametrelerinden çok uzak bir tavır sergilediğini söylüyor. Türk tarafının referandumda Annan Planı’na “evet” dediğini ve çözüm vizyonunu koruduğuna işaret eden Talat, Annan Planı temelindeki müzakerelerin bir an önce başlamasını istiyor.

KRİTİK DURAK: ANKARA
Prendergast Talat’ın ardından bu akşam yemekte Papadopulos’la ikinci görüşmesini yapacak. Yarın iki liderle bir kez daha ayrı ayrı görüşecek. Prendergast Ada’dan sonra Ankara’ya ve Atina’ya gidecek. Birleşmiş Milletler arabulucusu Prendergast, Ada’daki Türk askerinin varlığı, garanti anlaşmaları ve Türkiye kökenli KKTC vatandaşları konusunda Ankara’nın tavrının belirleyici olacağına inanıyor.

PREDERGAST RAPOR SUNACAK
Prendergast bölgedeki temaslarının sonucunu bir raporla Genel Sekereter’e iletecek. Genel Sekreter Annan, bu rapor doğrultusunda müzakereleri başlatmaya ya da başlatmamaya karar verecek.

Talat: Acil çözüme ihtiyaç var

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Tahsisatlar Alt Komitesi Başkanı Jim Colby başkanlığındaki ABD Kongre üyelerini kabul etti.

 

NTV

Güncelleme: 14:15 01 Haziran 2005 Çarşamba

Lefkoşa - Cumhurbaşkanı Talat, görüşmeden sonra, Kıbrıs’ta acil çözüme ihtiyaç olduğunu ifade ederken, Jim Colby Kıbrıs Türkleri’nin referandumda Annan Planı’na ‘evet’ oyu vermelerini takdir ettiğini söyledi. Öte yandan KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD Kongre heyetinin KKTC’yi ziyaretinin “Kıbrıs’ı birleştirme ve çözüm çabalarında bir tür hayat öpücüğü” olduğunu söyledi

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs sorununun çözümünü istediğini, acil bir çözüme ihtiyaç bulunduğunu, çünkü Kıbrıs Türk halkının statükonun sürdürülebilir olmadığını bildiğini kaydetti.

REFERANDUMDA TÜRKLERE ÖVGÜ
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Tahsisatlar Alt Komitesi Başkanı Jim Colby, dış yardım programlarıyla ilgili çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Talat ile çok yararlı bir görüşme yaptıklarını, Kıbrıs’ta birleşmeyle sonuçlanacak bir görüşme sürecini başlatacak yolu bulmak için umutlu olduklarını kaydetti.

Kıbrıslı Türklerin referandumda Annan planına verdikleri ‘evet’ oyunu çok takdir ettiklerini kaydeden Colby, referandumun başarılı olmadığını, çünkü Rumlar’dan ‘hayır’ oyu çıktığını ifade etti.

‘ABD ZİYARETİ HAYAT ÖPÜCÜĞܒ
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD Kongre heyetinin KKTC’yi ziyaretinin “Kıbrıs’ı birleştirme ve çözüm çabalarında bir tür hayat öpücüğü” olduğunu söyledi. Görüşme sonrasında yaptığı açıklamada Whitfield, KKTCye yönelik izolasyonların kaldırılması gerektiğini söyledi.

Whitfield, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’u da Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi yönünde atım atmaya çağırdı. Whitfield, amaçlarının Kuzey Kıbrıs’a doğrudan uçuşların başlamasını sağlamak olduğunu belirtti.

Soyer de, Kıbrıs Türk halkının Rum Yönetimi lideri Papadopulos’un bütün söylemlerine rağmen yasal bir varlık olduğunu belirtti. “Yasal olmayan ayrılmayı sürdüren, Papadopulos yönetimidir” dedi.

 

ABD: Kıbrıs’ta ortam değişti

ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington’ın Kıbrıs meselesine bakışında, Kıbrıslı Türklerin kendilerini tecrit edilmiş hissetmemeleri yönünde değişiklik meydana geldiğini bildirdi.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 09:11 TSE 01 Haziran 2005 Çarşamba

Washington - Bakanlık Sözcüsü Richard Boucher, ABD Kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs ziyaretinin, uluslararası anlaşmaları ve ABD yasalarını ihlal etmediğini belirtti.

Bazı ABD Kongre üyelerinin Türkiye üzerinden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ziyaret etmesi, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın son brifinginde tartışıldı.

ABD Dışişleri Sözcüsü Richard Boucher, ziyaretin yasadışı olduğunu iddia eden Yunanlı bir gazetecinin sorularını yanıtlarken, Kıbrıs’ta ortamın artık değiştiğini vurguladı.

Boucher, “Son bir yıldır Kıbrıs’ta neyin değiştiğini konuşuyoruz. Ortada artık farklı bir ortam var. Amerika Birleşik Devletleri de, değişik bır faaliyet içinde. Biz, Kıbrıslı Türkler’in kendilerini eskiden olduğu ölçüde tecrit edilmiş şekilde hissetmemelerini sağlamaya çalışıyoruz. Bunu da, sizlerin bildiği çeşitli yollardan yapıyoruz” dedi.

‘ABD YASALARI İHLAL ETMİYOR’
Sözcü Boucher, Kongre heyetinin Kuzey Kıbrıs ziyaretinin uluslararası anlaşmaları ve ABD yasalarını ihlal ettiği yönündeki iddiaları da yalanladı. Boucher, “Konuya baktım, gezinin, uluslararası anlaşmaları ve ABD yasalarını ihlal eden bir tarafı yok” diye konuştu.

‘Kuzey’e ziyaret ABD desteğinin göstergesi’

Amerikan Kongresi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Chuck Hagel, Kongre heyetinin Kuzey Kıbrıs’a ziyaretinin ABD’nin desteğini göstermek bakımında sembolik bir önem taşıdığını söyledi.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 11:59 01 Haziran 2005 Çarşamba

Ankara - Hagel, ABD-Türkiye arasındaki stratejik ortaklık ilişkisinin her zamankinden daha önemli bir aşamada olduğunu kaydetti.

ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Chuck Hagel, NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün sorularını yanıtladı.
Hagel, ABD Kongre heyetinin KKTC’deki Ercan Havaalanı’na inerek gerçekleştirdiği ziyaretin, ülkesinin desteğini göstermesi bakımından sembolik bir önem taşıdığını vurguladı.

‘ABD PAPADOPULOS’A BASKI YAPABİLİR’
ABD’nin Türk tarafının referandumda onayladığı Annan Planı’nın desteklediğini ifade eden Hagel, ABD’nin Rum lider Papadopulos’a üstü kapalı baskı yapabileceğini belirtti.


ABD’li senatör, AB’nin Rum Yönetimi’ne bu konuda baskı yapması için ise etkili olamayacağını kaydetti. Hagel, görüşme masasına oturmak için her iki tarafın da taviz vermesi gerektiğini dile getirdi.

‘STRATEJİK ORTAKLIK ÖNEMLİ AŞAMADA’
Hagel, Başbakan Erdoğan’ın gelecek hafta Washington’a yapacağı gezi öncesi sıcak mesajlar verdi. ABD’li senatör, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın her zamankinden daha önemli bir aşamada olduğunu belirtti. Hagel, bu konuda ortak çıkarların önemine dikkat çekti.

’PKK’YLA MÜCADELE ÖNCELİKLİ’
ABD’li senatör Chuck Hagel, PKK ile mücadele konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Hagel, “Bu terör örgütüyle mücadele etmek hem Türkiye hem Dünyanın çıkarına” dedi.

Hagel, Washington bu konuda Irak hükümetiyle çalışmayı sürdüreceğini de belirtti. Kuzey Irak’ın ülkenin geneline oranla istikrarlı olduğunu söyleyen Hagel, ABD’nin ülkenin orta ve batısındaki direnişe odaklandığını Kuzey’de fazla silahlı gücü olmadığını ifade etti.

Chuck Hagel, PKK ile mücadele konusunda ABD’den daha çok çaba gösteren bir ülke olmadığını söyledi

 

Rum Kesimi ateş püskürüyor

Kıbrıs Rum Kesimi, tüm engellemelere rağmen Ercan Havaalanı üzerinden KKTC’ye girerek Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşen ABD’li Kongre üyelerine ateş püskürüyor.

 

NTV

Güncelleme: 09:47 01 Haziran 2005 Çarşamba

 

Lefkoşa - Rum gazeteleri haberi, “Hırsız gibi gelen yasadışı ABD’li ziyaretçilerden ağır tahrik”, “Papadopulos’a saldırdılar. Kendilerini haklı göstermek için Rumların da Ercan Havalimanı’nı kullandıklarını söylediler” ifadeleriyle okuyucularına aktardı.

Rum basını, ABD Kongre heyetinin KKTC’deki Ercan Havaalanı’na inerek Kuzey Kıbrıs’a gerçekleştirdikleri ziyareti, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin altını oymaya çalışıyorlar.

Yasadışı ziyaretle bizi tahrik ediyorlar” gibi başlıklarla duyurdu. Gazetelerin yorumunda, ABD Kongre heyetinin KKTC’ye gelişi nedeniyle Rum Yönetimi’yle Washington arasındaki ilişkilerde önemli bir çatlak meydana geldiği belirtildi.

ERCAN YASALLAŞTIRILDI’
Fileleftheros gazetesi, Amerikan heyetinin başkanı Edward Whitfield’in Talat’la basın toplantısındaki açıklamalarını, “Papadopulos’u hedef alan tahrikkar demeç” olarak niteledi.
Gazete, ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi’nin heyeti karşılamaya gitmesini de sert dille eleştirdi. Papadopulos’a muhalif Politis gazetesiyse, Amerikan Kongre heyetinin KKTC ziyaretiyle Ercan Havalimanı’nın yasallaştırıldığını yazdı.

Papadopulos: Önerilerimizi sunduk

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yardımcısı Kieran Prendergast’la görüşen Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, BM’ye bir dizi “somut ve net” öneri sunduklarını açıkladı.

 

NTV

Güncelleme: 09:47 01 Haziran 2005 Çarşamba

Lefkoşa - Papadopulos, görüşmelerin içeriğinin ve sunduğu önerilerin gizli tutulması konusunda Prendergast’la anlaşmaya vardıklarını belirtti.

Rum Yönetimi lideri Papadopulos, temaslarda bulunmak üzere Ada’da bulunan BM temsilcisi Prendergast ile yaptığı görüşmeden sonra, BM’ye sundukları önerilerin sadece Annan Planı’ndaki değişiklik talepleriyle ilgili olmadığını, müzakereleri yeniden başlatmaya ve süreci ileri götürmeye yönelik belirli teklifleri olduğunu söyledi.

PRENDERGAST TALEPLERİ DİNLİYOR
Prendergast, Ada’daki liderlerin taleplerini ve genel atmosferi öğrenmek amacıyla temaslarda bulunduğunu belirtti. Programa göre Papadopulos’la 2 kez görüşmesi gerekirken 3 kez bir araya gelme kararı aldığını açıklayan Prendergast, yarın da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşecek.

Prendergast, 2 Haziran’a kadar Ada’da kalacak. Daha sonra Atina ve Ankara’ya geçecek. BM temsilcisi, görüşmelerle ilgili olarak Annan’a bir de rapor sunacak.


TALAT: SÜRECİ TEMASLAR BELİRLEYECEK
NTV’ye ye özel demeç veren Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Prendergast’ın temaslarından çıkacak sonucun, yeni sürecin kaderini belirleyeceğini söyledi.

Talat, müzakerelerin yaz aylarında yeniden başlayabileceği gibi yakın gelecekte hiç başlamama ihtimali de bulunduğunu ancak bu konuda, sağlıklı bir değerlendirmenin, Prendergast’ın temaslarından sonra yapılabileceğini söyledi.

Rumlardan katı tutum

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Yardımcısı Kieran Prendergast, bugün KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüştü ve Rum lider Papadopulos’un önerilerini iletti.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 13:27 02 Haziran 2005 Perşembe

Lefkoşa - Ancak bu öneriler Türk tarafında rahatsızlık yarattı. Ada’daki yetkililere göre Papadopulos, Annan Planı’nı bir kenara iterek, bunun dışında kendi şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya çalışıyor.


Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un BM arabulucusu Prendergast’a önceki günkü ilk görüşmede sunduğu öneri paketinin ayrıntıları yavaş yavaş belli olmaya başladı. Bunlar öneriden çok, müzakere koşulu olarak niteleniyor. Prendergast, bunları Türk tarafına iletti.
Papadopulos’un önerilerinin ayrıntıları şöyle:


Türk askeri tamamen Ada’dan gidecek. Yunan askerleri de dahil, Ada askerden arındırılacak.


Türkiye’nin garantörlük hakları sona erecek. Ada’ya müdahale hakkı ortadan kalkacak. Bu durum diğer garantör ülkeler, Yunanistan ve İngiltere için de geçerli olacak.


Olası bir anlaşmada garantör ülkelerin yerine BM Güvenlik Konseyi geçecek. Başka bir deyişle BM Güvenlik Konseyi, olası bir anlaşmanın garantörü olacak.


1974 Barış Harekatı’ndan sonra kuzeyde kalan Rum taşınmaz malları tümüyle eski sahiplerine, yani Rumlara iade edilecek.


Türkiye’den gelerek Ada’ya yerleşenlerin sayısı, bir Kıbrıslıyla evli olsalar dahi, 30 binle sınırlandırılacak. Geriye kalanlar Türkiye’ye dönecek. (Rumlar 120 bin Türkiye kökenli KKTC vatandaşı olduğu iddia ediyorlar. Bu rakam da bu varsayımla ortaya çıkıyor.)


Kurulması hedeflenen ortak yapıda yetki paylaşımı Rumlardan yana değişecek. Annan Planı’nda Türklerle Rumlar arasında bir yetki paylaşımı kurulmuştu. Rumların talebi, bu dengenin merkezi hükümetten yana değişmesi. Yani merkezi hükümetin yetkilerinin genişletilmesi. Bu da, olası bir anlaşmada söz sahibinin Rumlar olacağı anlamına geliyor.


BM Genel Sekreterinin uzlaşmaya varılamayan konulardaki hakemlik yetkisi ortadan kalkacak.


Müzakerelerin ucu açık olacak, herhangi bir takvimin söz konusu olmayacak.


Kıbrıs görüşmeleriyle Türkiye’nin AB müzakereleri arasında da herhangi bir irtibat bulunmayacak.

’ANNAN PLANI KENARA İTİLİYOR’
Papadopulos’un sunduğu şartlar, Türk tarafında rahatsızlık yarattı. Ada’daki yetkililere göre Papadopulos, Annan Planı’nı bir kenara iterek, bunun dışında kendi şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya çalışıyor.

Bu arada BM arabulucusu Kieran Prendergast da çok önemli bir açıklamada bulundu. Prendergast, “Rumların referandumda yüzde 74 oranındaki hayır yanıtının evet’e çevrilmesi çözüm için önemli” dedi. Buradaki gözlemcilere göre bu ifadeyle Predergast, BM’nin Türk tarafından cömert tavizler istediğini üstü kapalı şekilde dile getiriyor. Türk tarafının, gerek Papadopulos’un öne sürdüğü koşullardan, gerekse de BM arabulucusunun bu ifadesinden rahatsızlık duyduğu belirtiliyor.
Prendergast, Ada’daki temaslarını takiben Ankara ve Atina’ya gidecek.

PAPADOPULOS’A GÜÇLÜ DESTEK
Bugüne kadar hep çözümü savunan ya da savunduğunu iddia eden AKEL partisinin Genel Sekreteri Dimitris Hıristofyas da, “Türkiye Annan planında hakettiğinden çok daha fazlasını aldı. Şimdi bu fazlayı bize iade etmesi gerekiyor” dedi.

AB'nin yapamadığını ABD yaptı



Türkiye'nin ve KKTC'nin beklentileri doğrultusunda Avrupa Birliği'nin (AB) atamadığı adımı ABD attı. ABD Kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'na inerek gerçekleştirdikleri KKTC ziyareti, Kıbrıs Türk'üne destek, Rum yönetimine ise uyarı niteliğindeydi.
KKTC'den sonra Ankara'ya gelen ABD heyetinin başkanı Edward Whitfield, Washington'a "somut önerilerle" gideceklerini açıkladı. Bu önerilerin başında da, dün de duyurduğumuz gibi, Ercan Havaalanı'ndan Washington'a doğrudan uçuş yapılması yer alıyor. Hem de sadece Türk Hava Yolları değil, Kıbrıs Türk Hava Yolları uçaklarıyla...
Bu yönde atılacak bir adım KKTC'ye uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde önemli bir mesafe oluşturacak.
AB ise doğrudan uçuşların yapılması, ticaretin başlatılması, mali yardım yapılması gibi birçok söz vermiş olmasına karşın, bunların hiçbirini yerine getirmedi. Bu konuda adım atmaktan çekindi. ABD ise AB'nin yapamadığını yaptı ve KKTC'ye doğrudan tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi.

Erdoğan'a moral
ABD Kongre heyetinin, KKTC ve Ankara ziyaretlerinde yaptıkları açıklamalar, Washington'a gitmeye hazırlanan Başbakan Erdoğan'ın da elini güçlendirdi. Ziyaret öncesinde ABD'nin KKTC jesti, Başbakan Erdoğan'a moral oldu. Whitfield'ın sözleri ve izlenimleri, Başbakan Erdoğan'ı Washington görüşmelerinde destekleyecek bir ortam doğmasına katkıda bulundu.
Başbakan Erdoğan, Ankara'da, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la görüşerek, Washington'a götüreceği Kıbrıs dosyasına son şeklini verecek.

Askerden ABD'ye jest
ABD heyetinin KKTC'yi ziyareti Ankara'ya destek verirken, Ankara da Doğu Akdeniz'le ilgili olarak aldığı bir askeri kararla Washington'a sıcak bir mesaj göndermiş oldu.
Ankara, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Douglas Feith'in ilettiği, Türkiye'nin Kitle İmha Silahlarının Yayılmasına Karşı Güvenlik İnisiyatifi'nde bölgesel liderlik rolü üstlenmesi önerisini kabul etti.
Türkiye, bu amaçla, 2006'da Doğu Akdeniz'de NATO şemsiyesi altında gerçekleştirilecek kara, deniz ve hava unsurlarından oluşan tatbikata liderlik ve ev sahipliği yapacak.

Kaçakla mücadele
Türkiye, Karadeniz'de, kitle imha silahları yapımında kullanılabilecek malzeme ve diğer kaçakçılıkla mücadeleyi yürütüyordu. Türkiye'nin inisiyatifiyle başlayan bu denetimlere diğer Karadeniz ülkeleri de sonradan iştirak etti. Türkiye, şimdi benzeri bir fonksiyonu NATO çerçevesinde Doğu Akdeniz'de yerine getirecek.
Washington bu faaliyete özellikle İran politikası bakımından büyük önem veriyor. Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de önderlik edeceği bu faaliyetlerle Türkiye, nükleer, kimyasal, biyolojik silah yapımında kullanılabilecek malzemeler açısından denetimlerde etkin rol oynayacak.
Başbakan Erdoğan'ın ziyareti öncesinde Washington ve Ankara'nın karşılıklı jestleri, iki tarafı da başlangıçta memnun etmiş durumda...

FIKRET BILA MILLIYET 02/06/05

 

Cumhurbaşkanı Talat: Türkiye gümrük birliği ek protokolünü imzalayacak

PROSEDÜDEN SONRA İMZA TAMAM... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'nin Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü, Avrupa Birliği'nin kendi iç prosedürünü tamamlar tamamlamaz imzalayacağını söyledi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'nin Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü, AB'nin kendi iç prosedürünü tamamlar tamamlamaz imzalayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, dün Güzelyurt İlçesi Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) yönetim kuruluyla gerçekleştirdiği görüşmede gazetecilerin konuyla ilgili sorusuna verdiği yanıtta Türkiye'nin AB Gümrük Birliği ek protokolünü önümüzdeki günlerde imzalayacağını açıklamasının bilinen bir şey olduğunu söyledi.

Türkiye'nin, AB içindeki prosedürün tamamlanmasıyla protokolü imzalayacağını kaydeden Talat, "Zaten Türkiye 17 Aralık'ta bu konuda taahhütte bulundu. Daha sonra da mutabakat mektubunu gönderdi. Bunu tartışmanın anlamı yok. Türkiye bunu imzalayacak. Hem o taahhüdü verdi hem de AB'nin kendi iç prosedürünü tamamlaması bekleniyor" dedi.

KIBRIS 02/06/05

 

ABD Sözcüsü Boucher: ABD'de, Kıbrıslı Türklerin tecridi hissetmemesi için farklı bir faaliyet var

ZİYARET YASALDIR... ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinin, Amerikan yasaları ve uluslararası anlaşmalara uygun çerçevede gerçekleştiğini ve Kıbrıs konusunda artık "farklı bir ortam" bulunduğunu bildirdi

ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinin, Amerikan yasaları ve uluslar arası anlaşmalara uygun çerçevede gerçekleştiğini ve Kıbrıs konusunda artık "farklı bir ortam" bulunduğunu bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin, Amerikan kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs'ı ziyaret etmesinin yasalara aykırı olup olmadığı yönündeki bir soruyu yanıtladı.

ABD kongre üyelerinin ziyareti konusunda bir yorumu olmadığını söyleyen Boucher, "şimdi farklı bir ortam var. ABD tarafında, Kıbrıslı Türklerin geçmişte olduğu gibi kendileri tecrit edilmiş hissetmemelerini garanti etmeye çalışan farklı bir faaliyet var. Biliyorsunuz ki bu yönde bir dizi yola başvuruyoruz" dedi.

Bir gazetecinin, bu ziyaretin, 1944 Chicago uluslar arası sivil havacılık anlaşmasını ihlal ettiği yönündeki sorusuna karşılık Boucher, "hayır ihlal etmiyor" yanıtını verdi. Boucher, "biz durumu inceledik ve Amerikan pasaportlarına seyahat onayı verdik. O bölgeye giden diplomatlarımız var. Anlaşmaları ihlal eden hiçbir durum yok" diye konuştu.

KIBRIS 02/06/05

 

"Bostancı Sınır Kapısı Proje İhalesi" sonuçlandı

Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Salih Usar: Bostancı Sınır Kapısı Projesi yaklaşık 1.5 ay içerisinde tamamlanacak ve 700 milyar TL'ye mal olacak

İçişleri Bakanı Murat: Hükümet olarak projenin çok kısa bir sürede tamamlanması için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz

Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Salih Usar, Bostancı Sınır Kapısı ihalesinin 30 Mayıs'ta imzalandığını belirterek, projenin yaklaşık 1.5 ay içerisinde tamamlanacağını açıkladı.

Bakan Usar imzalanan ihale sözleşmesine göre projenin 120 gün içinde tamamlanması gerektiğini, ancak bakanlık olarak projenin daha erken tamamlanması için ihaleyi alan müteahhit firmayla yapacakları görüşmelerde gerekli önlemleri alacaklarını ve yaklaşık 1.5 ay içerisinde tamamlanacağını söyledi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, İçişleri Bakanı Özkan Murat, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar dün Bostancı Sınır Kapısı'nda incelemelerde bulundu.

Ekenoğlu ve bakanlara incelemeleri sırasında Güzelyurt Kaymakamı Cemal Türkler, İçişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Kemal Mülazim ve Ulaştırma Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Hüseyin Akansoy eşlik etti.

İncelemelerin ardından İçişleri Bakanı Özkan Murat ile Ulaştırma Bakanı Salih Usar basına projenin içeriğiyle ilgili bilgiler verdiler.

Salih usar

Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Salih Usar, Bostancı Sınır Kapısı projesinin 210 metrelik bir yol ve buna bağlı diğer detay inşaatlar yapılmasını öngördüğünü belirterek, proje kapsamındaki alan içerisine park yeri, tuvaletler, gümrük depoları ve mutfak gibi kullanım alanlarının da inşa edileceğini söyledi.

Sınır kapısına yapılacak olan yolun 2 şerit gidiş ve 2 şerit geliş şeklinde inşa edileceğini ifade eden Salih Usar, bunun yanı sıra, her iki tarafta da tır ve kamyonların geçeceği 5 metre genişliğinde ek şeritler inşa edileceğini kaydetti.

Bakan Usar, kapılardan Güney'e gidişte ve gelişte her iki tarafta da 2 gümrük, 3 de polis kontrol kabininin olacağını, ancak Güney'den Kuzey'e gelişte bunlara ek olarak Gümrük Deposu ve Polis ile Gümrük amirlerinin kabinlerinin olacağını anlattı.

"Proje 700 milyar TL'ye mal olacak"

Projenin yaklaşık 700 bin YTL (700 Milyar TL)'ye mal olacağını da belirten Ulaştırma Bakanı Usar, bu projenin en fazla 120 gün (4 ay) içerisinde tamamlanmış olacağını, ancak kendilerinin bakanlık olarak ihaleyi alan müteahhit firmayla yapacakları görüşmelerle, projenin daha erken, 1.5 ayda tamamlanması için gerekli tedbirleri alacaklarını söyledi.

Salih Usar, sözleşmedeki 120 günlük sürenin prosedür gereği olduğunu ve bu sürede inşaatta olabilecek eksikliklerin kontrol edilmesi amacı taşıdığını söyledi, projenin en kısa zamanda tamamlanarak hizmete sunulacağını kaydetti.

Usar konuşmasının ardından sınır kapısının inşaat projesini basın mensuplarına dağıttı.

Murat: "Rum tarafı da bugünlerde çalışmalara başlayacak"

İçişleri Bakanı Özkan Murat da, Bostancı Sınır Kapısı'yla ilgili tüm tartışmaların imzalanan bu ihaleyle geride kaldığını belirterek, projenin bugün (dün) itibariyle hayata geçirilmeye başlandığını söyledi.

Murat, projenin tamamlanması için belli bir süre olduğunu, ancak kendilerinin hükümet olarak, projenin çok kısa bir sürede tamamlanması için ellerinden gelen tüm çabayı göstereceklerini vurguladı. Sınır kapısının tamamlanması için Rum tarafının da bugünlerde çalışmalara başlayacağını anlatan Özkan Murat, belli bir süre sonra da diğer bölgelerde olduğu gibi Bostancı Sınır Kapısı'nın da açılmış olacağını kaydetti.

"Kapının açılmasıyla bölgeye canlılık gelecek"

Kapının açılmasıyla da her gün Rum tarafında çalışan yüzlerce kişinin kilometrelerce yol kat etmeden rahatlıkla iş yerlerine gidebileceklerini söyleyen Bakan Murat, "Böylelikle sabah ve akşam dönüşlerinde de Güzelyurt-Lefkoşa yolunda rahatlama olacak. Bundan daha önemlisi, Türklerin ve Rumların karşılıklı geliş ve gidişleriyle bölgeye canlılık gelecek" dedi.

İçişleri Bakanı Özkan Murat, sınır kapısı çalışmalarının yanı sıra hükümetin kurulduğu günden beri Güzelyurt bölgesiyle ilgili altyapı çalışmalarına devam ettiğini belirterek, hükümetin özellikle köy hizmetlerine çok yatırımlar yaptığını aktardı.

"Güzelyurt bölgesinde ciddi çalışmalarımız var"

Murat, "ODTÜ odaklı Güzelyurt'un açılma bölgesi olarak planladığımız bölgede çok ciddi proje çalışmalarımız var. Bu çalışmalar da Güzelyurt'a nefes aldıracak, önünü açacak ve ışık verecek" diyerek, bu çalışmaları da ileriki günlerde somutlaştırarak açıklayacaklarını ve ileriki dönemde de uygulamaya koyacaklarını söyledi.

KIBRIS 02/06/05

 

Rus turizmciler Gazimağusa'nın tarihi mekanlarını gezdi

Rus turizmciler Gazimağusa'nın tarihi mekanlarını gezdi

Sedef A. BOŞNAK

Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism Şirketi'nin davetlisi olarak Rusya'dan Kuzey Kıbrıs'a gelen Rus turizmciler, önceki gün, Gazimağusa'nın tarihi mekanlarını gezdi.

Moskova'nın turizm acente sahipleri ve temsilcilerinden oluşan 28 kişilik info grubu, Otello Kalesi, Lala Mustafa Paşa Camii, Namık Kemal Zindanı ve Gazimağusa'nın surlarını gezdikten sonra, Kıbrıs Evi'nde öğle yemeği yedi.

Ekibe rehber olan Western Travel & Tourism Şirketi'nin Müdürü Hakkı Alpsoy, 21-25 Mart 2005 tarihleri arasında, Moskova'da düzenlenen Uluslararası Turizm Fuarı'nda gerçekleştirdiği bağlantılar sonucu, Rus turizmcileri, ülkeye getirdiğini söyledi.

Hakkı Alpsoy, aracı bir turizm şirketi olmaksızın ilk kez ülkeye Rus turizmcilerin geldiğine işaret ederek, bu kişilerin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını iddia etti.

Alpsoy, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu kişileri, ülkeme getirmeyi başardığım için çok mutluyum. Rusya, 250 milyon nüfusa sahip ve hemen hemen her yıl Türkiye'ye bir buçuk milyon turist gönderiyor. Rusya, ülkemiz açısından önemli bir potansiyel.

Western Travel & Tourism Şirketi olarak, info grubun tüm masraflarını üstlendik. Dileğimiz bu pazara, diğer turizm şirketlerinin de katılmasıdır.

Rusya'dan gelen 28 kişilik info grup üyeleri, Kuzey Kıbrıs'ın el değmemiş bir yapısı olduğunu söylüyor. Bu kişiler, bu toprakların hak ettiği ilgiyi görmesi için ellerinden geleni yapacaklarını söylüyor.

Bizim amacımız, binlerce Rus turistin ülkemize gelmesini sağlamaktır. Şirketimiz, bu tür girişimler yapmak isteyen turizm şirketleriyle işbirliği yapmaya hazırdır."

Svetlana Moleva: Arkadaşlarıma tavsiye edeceğim

Rus turizmcilerden Svetlana Moleva, Kuzey Kıbrıs'ın doğal bir yapısı olduğunu ve tüm arkadaşlarına bu ülkeye gelmesi için tavsiyede bulunacağını söyledi.

Bir buçuk yıl önce Kuzey Kıbrıs'a yine geldiğini anlatan Svetlana Moleva, Kıbrıslı Türklerin kibar insanlar olduklarını belirtti.

Güney Kıbrıs'a göre Kuzey Kıbrıs'ın daha doğal bir yapıya sahip olduğunu, Güney Kıbrıs'ın betonarme bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Svetlana Moleva, konuşmasına şöyle devam etti:

"Hepimiz turizm acentesinde çalışıyoruz. Kıbrıs'ın haritadaki yerini çok iyi biliyoruz. Ancak, arkadaşlarım daha önce ülkeye gelmediği için buranın nasıl bir yer olduğunu bilmiyordu. Herkes bu ülkeyi çok beğendi. Turistler için mükemmel bir ülke."

KIBRIS 02/06/05

 

Bu sorunu artık çözün

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast'a Kıbrıs Türklerinin içinde bulunduğu "hoş olmayan durumu" ve çözüme yönelik arzularını anlattı:

Bu sorunu artık çözün

HIZLI BİR İLERLEMEYLE SORUN ÇÖZÜLMELİ... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annan'ın tarafları dinlemek ve çözüme nasıl katkı koyabileceğine karar vermek amacıyla adaya gönderdiği Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast ile görüştü. Talat, Prendergast'a "Kıbrıs Türklerinin içinde bulunduğu hoş olmayan durumu" ve çözüm arzularını anlatarak, "Hızlı bir ilerlemeyle, mümkün olan en kısa zamanda artık bu sorundan kurtulmak istiyoruz" dedi

GÖRÜŞMELER BUGÜN DE SÜRDÜRÜLECEK... Cumhurbaşkanı Talat ve BM yetkilisi Prendergast yaklaşık 3.5 saat süren görüşmenin ardından basına kısa açıklamalar yaparak, görüşmenin bugün devam edeceğine işaret ettiler. Talat, Prendergast ve ekibiyle çok yararlı bir görüşme yaptıklarını söylerken, Prendergast, Talat'ın söylediklerine ekleyecek fazla bir şey olmadığını, Talat'ın görüşmeleriyle ilgili söylediklerinin net olduğunu belirtti

 

Kıbrıs'ta önceki gün başladığı temaslarını sürdüren BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast, dün öğle saatlerinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından ikinci kez kabul edildi.

Dün öğle saatlerinde başlayan ve yemekte de devam eden görüşme, saat 15:30 sıralarında tamamlandı.

Talat ve Prendergast yaklaşık 3.5 saat süren görüşmenin ardından basına kısa açıklamalar yaparak, görüşmenin bugün de devam edeceğine işaret ettiler. Cumhurbaşkanı Talat, içinde bulundukları durumu Prendergast'a anlatmaya çalıştıklarını ifade ederken, Prendergast da tarafları dinlemek, tarafların pozisyonunu anlamak ve BM'nin çözüme nasıl katkı koyabileceğine karar vermek amacıyla adaya gönderildiğini kaydetti.

Talat-Prendergast görüşmesinde, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ile UNFICYP misyon şefi ve Genel Sekreterin Kıbrıs Özel Temsilcisi Zbigniew Wlosowicz de hazır bulundu.

Bu arada, Türk ve Rum basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği görüşmenin başında şiddetli yağmur nedeniyle Cumhurbaşkanlığı karşısına konulan mega şemsiyenin altına giren basın mensupları kameralarını yağmurdan korumak için büyük çaba harcadı.

Prendergast, Cumhurbaşkanı Talat ile görüşmesinin ardından dün ayrıca UBP Başkanı Derviş Eroğlu ile UBP Genel Merkezi'nde bir araya gelerek, görüş alışverişinde bulundu.

Öte yandan 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Prendergast'la saat 17.00'de Yılan Adası'ndaki konutunda yapması beklenen görüşmenin kötü hava koşulları yüzünden iptal edildiği bildirildi.

Talat: İçinde bulunduğumuz

durumu anlatmaya çalıştık"

Görüşme sonrasında açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, içinde bulundukları durumu Prendergast'a anlatmaya çalıştıklarını, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik arzularını vurguladıklarını ifade ederek, hızlı bir ilerlemeyle, mümkün olan en kısa zamanda artık bu sorundan kurtulmak istediklerini söyledi.

Durumun aciliyetinin altını çizen Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin dünyayla kucaklaşarak uluslararası topluluğa katılmak istediğini ve hoş olmayan bu durumun artık sürdürülmemesi gerektiğini vurguladı. "BM'nin konuya dâhil olmasını ve Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olmasını" istiyoruz diye konuşan Talat, Prendergast'la bugün tekrar görüşeceklerini ve sürece nasıl katkı koyabileceklerini göreceklerini ifade etti.

Prendergast: Tarafları dinlemek ve

pozisyonlarını anlamak için gönderildim

BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast da, Talat'ın söylediklerine ekleyecek fazla bir şey olmadığını, Talat'ın görüşmeleriyle ilgili söylediklerinin net olduğunu kaydetti.

Prendergast, BM Genel Sekreteri'nin kendisini bölgeye temelde tarafları dinlemek, pozisyonlarını daha iyi anlamak ve BM'nin çözüme nasıl katkı koyabileceğine karar vermek amacıyla gönderdiğini ifade etti.

Prendergast, 15.30'da ise UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ile biraraya geldi.

Eroğlu: 30 yıl daha beklemeye

niyetimiz olmadığını söyledik

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, BM yetkilisi Prendergast'a 30 yıl müzakere masalarında beklediklerini ancak bir 30 yıl daha beklemeye niyetleri olmadığını ilettiklerini belirtti. Eroğlu, müzakerelerin sonuç alınması amacıyla başlatılması gerektiğine dikkat çekti ve bir neslin daha müzakere masalarında tüketilmesini istemediklerini de dile getirdi.

UBP Başkanı Derviş Eroğlu dün BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast'la UBP Genel Merkezi'nde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından basına yaptığı açıklamada, görüşmede Prendergast'tan, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la yaptığı görüşme hakkında bilgi aldığını belirtti.

"Prendergast'ın KKTC'ye gelerek yetkililerle görüşmesi bir gerçeğin varlığını görmüş olduğunun kanıtıdır" diye konuşan Eroğlu, Prendergast'a, KKTC'nin uzlaşma konusunda samimi davrandığını, Rum tarafının ise bugüne kadarki davranışlarıyla uzlaşma niyetinde olmadığını da ifade ettiklerini belirtti.

Eroğlu, UBP olarak müzakerelerin başlatılmasına ve sonuç alınması için gayret edilmesi gerektiğine dikkat çektiklerini dile getirdi ve bir 30 yıl daha müzakere masasında oturma ve bir neslin daha bu müzakerelerle ömür tüketmesini beklemenin mümkün olmadığını aktardıklarını ifade etti.

Müzakerelerin başlayacağına dair bir şey söylemenin henüz mümkün olmadığını belirten Eroğlu, Rum Yönetimi'nin olduğu gibi KKTC'nin de istekleri olduğunu ve iki tarafı tatmin ederek bir araya getirmenin kolay olmayacağını kaydetti.

"Yakın zamanda müzakere yok"

Görüşmeden, müzakerelerin dolaylı olarak yürütüleceği ve ancak sonuç alınacaksa müzakerelerin başlatılacağı izlenimini edindiklerini belirten Eroğlu, Prendergast'ın; BM'nin veya BM Genel Sekreteri'nin sonuç alınmayacak bir müzakere başlatarak prestij kaybetmek istemediklerini ifade ettiğini söyledi.

Müzakerelerin yakın zamanda başlayacak gibi görünmediğini ifade eden Eroğlu, sonuç olarak böyle bir niyet olduğunu, ancak başlatacak taraftan çok, müzakereleri yürütecek tarafların niyetinin önemli olduğunu söyledi.

Eroğlu, Rum Yönetimi'nin uzlaşmak için değil zamana oynayarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamını sağlamak ve zaman içerisinde belki Kıbrıs Türk halkının daha da küçültülerek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin gölgesinde yaşatılmasını sağlamak amacıyla hareket ettiğini düşündüklerini belirtti. Eroğlu, bu düşüncelerini Prendergast'a da ilettiklerini ifade etti.

Eroğlu, görüşlerin alınması ve New York'ta değerlendirilmesi bakımından bu görüşmelerin faydalı olacağına inandığını, BM'nin değerlendirmesinin nasıl olacağını bilemediklerini, ancak "yarın veya önümüzdeki aylarda müzakereler başlatılsın" düşüncesinde olmadığını gördüklerini kaydetti.

Prendergast geliş

nedenini yineledi

Görüşme öncesinde basına konuşan Prendergast ise, Kıbrıs'a geliş nedeninin, tüm tarafların görüşlerini ve endişelerini öğrenerek müzakerelerin başlamasıyla ilgili görüş alış verişinde bulunmak, olduğunu yineledi.

Denktaş Prendergas

görüşmesi iptal edildi

Bu arada 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Prendergast'la saat 17.00'de Yılan Adası'ndaki konutunda yapması beklenen görüşmenin kötü hava koşulları yüzünden iptal edildiği bildirildi.

KIBRIS 02/06/05

 

"KKTC'nin çözüm arzusu sürüyor"


3 Haziran, 2005 12:38:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs sorununu çözme arzusunun devam ettiğini belirterek, ''ancak hayat da devam etmektedir'' dedi.

Talat, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı ziyaret etti.
 
KKTC Başbakanı Soyer ile Dışişleri Bakanı Denktaş'a da yeni görevlerinde başarı dileyen Arınç, KKTC'nin yeni döneminde alınacak kararların, varılacak sonuçların, Kıbrıslı Türklere başarılar getirmesini temenni etti. 
 
''Önemli bir süreçteyiz'' diyen Arınç, bu süreçte KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkilerin, büyük bir beraberlik ve anlayış içinde devam edeceğini söyledi. 
 
Meclis Başkanı, ABD Kongre üyelerinin KKTC ziyaretlerinin benzerini, Avrupa Parlamentosu'nun da yapmasını arzu ettiklerini belirtti.
 
Arınç, "TBMM olarak, geçmişte aldığımız prensip kararlarını yeni döneme deuyarlayarak, daha da güçlendirerek, KKTC'nin Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir barışa ulaşması konusunda bütün gayretleri göstereceğiz" diye konuştu.  
 
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise Kıbrıslı Türklerin çok yakın ve sıcak ilişki içinde bulundukları Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün kurumlarıyla yakın ilişkide olmaya devam edeceklerini vurguladı.
 
"Çözüm arzumuz sürüyor"
 
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin bugün Kıbrıs sorununu çözme arzusunun devam ettiğini vurgulayarak, "ancak hayat da devam etmektedir. Kıbrıs sorununun çözümüne olumlu etkisi de ayrıca değerlendirilmelidir" dedi.
 
KKTC'ye uygulanan izolasyonların kaldırılmasından yana olduklarının altını çizen Talat, "hem Kıbrıs Türkünün yaşam mücadelesini kolaylaştırmak için hem de Kıbrıs sorununun çözümünü teşvik etmek için izolasyonların kaldırılması şart" şeklinde konuştu.
 
Talat, Kıbrıs sorununun çözümünde Türk hükümetiyle ortak hareket ettiklerini
belirtti ve her iki ülke arasındaki politikalarda herhangi bir pürüz yaşanmaması için sık sık istişareler yapılması gerektiğine dikkat çekti.

 

Papadopulos çözüm istemiyor



Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlatılması için zemin yoklaması yaptırıyor.
Bu amaçla adaya gönderdiği danışmanı Kieran Prendergast, iki tarafla da görüştü. Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Annan Planı'nda yapılmasını istediği değişiklikleri öğrendi ve KKTC yönetimine iletti.
Annan'ın bu "yoklama" çalışmasında üzerinde önemle durduğu husus, "bu kez çözüm için Papadopulos'un garanti" vermesiydi.
Ortaya çıkan tablo, Papadopulos'un, çözüm için garanti vermek bir yana, çözüm istemediğini kanıtladı.
Papadopulos, öyle taleplerde bulunuyor ki, bunun "Ben çözüm istemiyorum, durumdan memnunum" demek dışında bir anlamı yok.

Papadopulos'un talepleri
Rum liderin, Annan'ın temsilcisi Prendergast'a ilettiği taleplere bakalım :
1- Türk askeri adadan tümüyle çekilecek,
2- Türkiye'nin garantörlük ilişkisi olmayacak,
3- Kuzey'deki Rum taşınmazlarının hepsi 1974 öncesindeki sahiplerine iade edilecek,
4- Türkiye'den Kuzey'e yerleşmiş olanların sayısı 30 binle sınırlandırılacak.
Bu talepler Rum tarafının reddettiği Annan Planı'nda yapılmasını istediği değişiklik paketinden çok yeni bir plan niteliğinde. Papadopulos, açık bir şekilde işi yokuşa sürüyor. Bu koşullarda BM Genel Sekreteri Annan'ın bir çözüm olasılığı görmesi çok zor.
Papadopulos'un bu tutumu, bugüne kadar Türk tarafının haksız yere çözüm istememekle suçlandığının en sağlam kanıtı. Avrupa Birliği'ne girinceye kadar sanki çözüm istiyormuş gibi görünen ve dünyayı buna inandırabilen Rum yönetimi, çözüm istemeyen tarafın Rum yönetimi olduğunu artık daha açık biçimde ortaya koyuyor. Rum tarafının Annan Planı'na hayır oyu vermesi de bundan sonrası için izleyeceği politikayı açığa çıkarmıştı: Çözümsüzlük...

Rum tarafı memnun
Rum yönetiminin, bugünkü statüden memnun olduğu söylenebilir. Güney Kıbrıs, AB üyesidir ve bütün dünya tarafından tüm Kıbrıs'ın tek yasal temsilcisi, devleti ve hükümeti olarak görülmektedir. Bu koşullarda Rumların, Türklerle eşitliğe dayalı ortak bir devlet oluşturmayı razı olmaları çok zordur. Ne kadar baskı görürlerse görsünler, bugünkü durumu devam ettirmeye çalışacaklardır. Bu süreçte KKTC'nin iyice çözülmesini, Türkiye'nin AB yolculuğunda sıkıştırılmasını beklemek dışında adım atmak istemeyeceklerdir.
Papadopulos'un Annan Planı'nın referanduma götürülmesi sürecinde, "Ben devlet devraldım, cemaat devretmem" demesi de bu politikanın göstergesiydi.
Papadopulos'a böyle davranma olanağı tanıyan ise AB'dir.

Türk tarafı
Rum yönetiminin tutumu buyken, Türk tarafı çözüm yolunda iyi niyetli öneriler sunmayı sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, bütün tarafların işe tüm kısıtlamaları kaldırarak başlamaları önerisi gibi. Ancak Rum yönetimi, Gül'ün yansıttığı açılım önerilerine tepki dahi vermedi. Görmemiş, duymamış gibi davrandı.
Bu koşullarda KKTC'nin bir yandan müzakere için çabalarını sürdürürken, diğer yandan dış ilişkilerini geliştirme ve güçlendirme politikası isabetli görülüyor. ABD Kongre heyetinin, KKTC'ye yaptığı ziyaret de bu politikanın doğruluğunu kanıtlayan önemli bir adım niteliğindeydi.
ABD, Rum tarafının çözümsüzlük politikasını gördü.
Umarız, AB de görür...

FIKRET BILA MILLIYET 03/06/05

 

'Rumlara baskı yapın'

KKTC heyeti, Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesinde Ankara'ya geldi. Ortak karar: BM, Rum kesimine çözüm için baskı yapmalı ve yeni bir barış girişimi başlatmalı

03/06/2005 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın siyasi danışmanı Kieran Prendergast, Kıbrıs sorunu için yeni müzakelerin zeminini yoklarken KKTC heyeti de, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesinde ortak strateji belirlemek için Ankara'ya konuk oldu. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'tan oluşan KKTC heyeti, dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştükten sonra Başbakan Erdoğan'la çalışma yemeğinde bir araya geldi.

'Rumlar çözümü tıkıyor'
Görüşmede Rum lideri Tasos Papadopulos'un BM'ye ilettiği öneriler ciddiye alınmazken, taraflar "Bu öneriler, çözüm isteyen bir tarafın önerileri olamaz" görüşünde birleşti. Diplomatik kaynaklar, "Rumlar, adanın tapusunu bize verin sonra da çıkın gidin diyor" yorumunu yaptı. Erdoğan'ın Annan'a bu değerlendirmeyi iletmesi ve Papadopulos'un çözümü tıkadığı görüşünü aktarması benimsendi. Erdoğan, Annan'dan Güvenlik Konseyi'nin Rumlara daha çok baskı yapmasını da isteyecek. Görüşmede, Annan Planı'nın zemin olabileceğini ancak müzakerelerle yeni bir plan yaratılması düşüncesi de benimsendi.
Erdoğan, ziyaretinde AB'nin tüzüklerini hâlâ geçirmediğine dikkat çekerek, KKTC'nin tecridin kaldırılması için ABD'nin attığı adımların benzerlerini BM ve AB'den isteyecek. Görüşmede ayrıca Annan'ın KKTC'ye daveti de gündeme geldi.

Talat: Sezer'le sorun yok
Talat, Erdoğan'dan, ABD'den Ercan'a doğrudan uçuşlar için daha baskıcı olmasını istedi. Talat, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le görüşmemesi ile ilgili olarak, "Sezer'le buluşmayı planlamadım. Dışişleri'nden aradılar ve önümüzdeki günlerde bir resmi ziyaretin olacağını belirttiler. Yakında Sezer'le buluşmayı diliyorum" dedi.

 

AB, Kıbrıs ve Öcalan

Murat Yetkin

Öcalan'ın 'Yeniden yargılama istemiyorum' sözü nereye oturuyor?

RADIKAL  03/06/05

AB'nin Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini, söz verdiği gibi 3 Ekim'de başlatmaya kararlı olduğu haberi ile, yasadışı PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanmayı istemediği haberi aynı gün elimize ulaştı.
İlk haber, AB liderlerinin 15-16 Haziran'da yapacakları toplantıda onaylamaları beklenen belgenin içeriği üzerineydi. Bu sızdırma haberin, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Türkiye'nin 1963 anlaşmasını Güney Kıbrıs'ı da içerecek şekilde genişleten protokolü imzalayacağını bir kez daha söylemesi ardından gelmesi dikkat çekici. Türk yetkililer bu açıklamayı daha önce de yapmıştı. Ancak Fransa ve Hollanda'da yapılan (ve Türkiye aleyhine rüzgârların estiği) Anayasa oylamaları ardından, demek ki bir daha söylenmesinde yarar vardı. Karşılığı da geldi.
Bu diplomasinin, Erdoğan'ın ABD ziyareti başlamadan önce bir aşamaya gelmesinin de bir önemi olduğu anlaşılıyor. Örneğin, bir ABD Kongre heyetinin KKTC'ye yönelik izolasyonun kırılması adına, adanın kuzeyine sürpriz bir ziyarette bulunması, adım atma sırasının Brüksel'de olduğunu iyice ortaya çıkardı. Güney Kıbrıs bu ziyareti yasadışı ilan ettirmek için elinden geleni ardına koymadı ama, üyesi olduğu AB'nin dahi çıtı çıkmadı.
KKTC'ye giden heyette yer alan eski Kongre üyesi Larry LaRocco'nun dediği gibi, 'Uluslararası kamuoyunun gözünde asıl siyaseten izole olan taraf' Kıbrıs Rumları olmaya başladı. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu sürpriz desteğin verdiği moralle dün Ankara'ya geldi. Talat'ın Ankara temasları, Erdoğan ve Gül'ün, 8 Haziran'da ABD Başkanı George Bush ve 9 Haziran'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmeleri öncesi Ankara-Lefkoşa arasında ortak anlayış oluşturulmasına izin verdi.
Bu tablo içinde, yasadışı PKK lideri Öcalan'ın, İmralı'dan avukatları aracılığıyla ulaşan "Yeniden yargılanmak istemiyorum" sözü nereye oturuyor?
Hatırlanacağı gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Öcalan'ın yargılanma yöntemini adil bulmamış ve sorunun giderilmesi için yeniden yargılama ya da dosyanın yeniden açılması yollarına da gidilebileceğini önermişti. Yeniden yargılama seçeneği, iktidar ve muhalefet partilerince siyaseten reddedilmişti.
Gerçi Öcalan, avukatlarına göre, yeniden yargılamayı ancak 'karşı taraf' diye andığı Türk devlet organlarınn da yargılanması durumunda 'kabul edeceğini' söylüyor. Bunun, hukuki zemin bulabilecek, hukuken ve siyaseten ciddiye alınabilecek ve dahası yaşanan Türkiye ve dünya gerçekliğiyle alakalı bir yanı olmadığı görülebiliyor. Cümlenin bu ikinci kısmı, birinci kısmına taraftarlarını ikna etme kılıfı olma dışında anlamlı görünmüyor. Dolayısıyla bu açıklama, Öcalan ve terör eylemlerini yeniden tırmandıran örgütünü, Türkiye-AB ilişkeleri resmine değil dahil edebilmek, daha da dışarıya itiyor.
AİHM yargıcı Rıza Türmen'in öngördüğü gibi, Öcalan'ın avukatlarından ek savunma istemesi yoluyla, 'adil yargılama' isteminin yerine getirilmiş sayılacağı görüşü ağırlık kazanıyor.

Danışmanlar ve diplomatlar
Türk-ABD İş Konseyi'nin 20'nci yılı nedeniyle dün Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen panelde ilginç bir tartışma yaşandı. DYP Genel Başkan Yardımcısı Nüzhet Kandemir, hükümetin dış politikayı iyi yürütemediği, çünkü Başbakan'ın diplomatlardan çok 'sözde danışmanlara' güvendiği, diplomatların devlet deneyimine itibar etmediği eleştirisini getirdi. Oturumu yöneten Nuri Çolakoğlu, bu durumda paneldeki bir başka konuşmacı olan AK Parti İstanbul Milletvekili ve Başbakan Erdoğan'ın en yakın danışmanlarından Egemen Bağış'a yanıt hakkı verdi.
Bağış'ın yanıtı, Kandemir'in eleştirisinden daha yumuşak değildi. AK Parti Kasım 2002'de iktidara geldiğinde Türkiye neredeyse tüm komşularıyla kavgalıydı. AB ile ilişkilere 40 yıl önce başlanmış, ama neredeyse hiç mesafe alınamamıştı. ABD ile ilişkilerin sivil toplum boyutu yok gibiydi; Kongre'de dostluk grubu bile kurulamamıştı. Bu kadar yıldır yapılamayanları kendi hükümeti yapabilmişti. Washington'da yedi yıl büyükelçilik yapan Kandemir, Bağış, Irak politikasını savununca "Kırmızı çizgilere ne oldu?" diye sordu, ama çıkışı yanıtsız kaldı.

Yol haritası hazır

KKTC ile TC heyetleri dün Ankara'da bir araya geldi ve Başbakan Erdoğan'ın

ABD ziyareti sırasında Kıbrıs konusunda atılacak adımlar belirlendi

Yol haritası hazır

İŞTE ANNAN'A İLETİLECEK GÖRÜŞLER... 9 Haziran'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek olan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC heyetiyle ile yaptığı görüşmenin ardından Annan'a ileteceği görüşleri belirledi. Bunlar, "BM Güvenlik Konseyi, genel sekreterin Kıbrıs raporunu onaylasın; Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonlar kaldırılsın; Kıbrıs'ın kuzeyine direk uçuşlar başlatılsın; AB tarafından hazırlanan Doğrudan Ticaret Tüzüğü ve Mali Yardım Tüzüğü hayata geçirilsin;

ABD Kongresi ve ABD'li işadamları tarafından atılan olumlu adımlar desteklensin, başka ülkeler de teşvik edilsin." şeklinde sıralanıyor

PAPADOPULOS'UN ÖNERİLERİ CİDDİ DEĞİL... TC Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan toplantıda, Rum basını aracılığı ile kamuoyuna sızdırılan Rum önerileri de ele alındı. TC Dışişleri'nden bir yetkili yaptığı değerlendirmede, "Tasos Papadopulos'un önerileri ciddiye alınacak öneriler değil" ifadesini kullandı

PAPADOPULOS ŞİKAYET EDİLECEK, OLUMLU ADIMLAR ANLATILACAK... Annan'a iletilecek görüşler arasında, Papadoplos'un olumsuz tavırları da şikayet edilecek. Buna karşın, Türk tarafının attığı olumlu adımlar da anlatılacak ve "kapsamlı çözüm isteği" yeniden anlatılacak

Hüseyin EKMEKÇİ- ANKARA

Kıbrıs sorununda gelinen son aşama ve izlenecek yol haritasının belirlenmesi için Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat başkanlığındaki KKTC heyeti, önemli temaslarda bulundu.

TC Başbakanı Recep tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşen heyet, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iletilecek mesajın çerçevesini belirledi.

Buna göre, 9 Haziran'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek Recep Tayyip Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs raporunu onaylamasını, ABD kongre heyeti ve işadamlarının attığı adımların desteklenmesi ve benzeri adımların teşvik edilmesini, izolasyonların kaldırılması için BM'nin inisiyatif üstlenmesini ve direk uçuş seferlerinin başlatılmasını talep edecek.

Yapılan toplantılarda ayrıca, bugüne kadar Türk tarafının Kıbrıs konusunda attığı olumlu adımlar BM Genel Sekreteri'ne anlatılacak, Tasos Papadopulos'un ve Rum yönetiminin çözümün önüne koyduğu engeller iletilecek.

Prendergast yazılı belge sunmadı

BM Genel Sekreteri Kofi Anan'ın Siyasi İşler Müsteşar'ı Sir Kieran Prendergast'ın Türk tarafına herhangi bir yazılı rapor sunmadığı da TC Dışişleri Bakanlığı tarafından teyit edildi.

Kamuoyuna yansıyan, "Papadopulos'un yazılı önerilerini Türk tarafına Prendergast iletti" haberleri TC Dışişleri tarafından yalanlandı.

Papadopulos'un önerileri

ciddiye alınacak gibi değil

Prendergast, Talat ve hükümet yetkilileri ile yaptığı görüşmelerde, Rum tarafının tavrını sözlü olarak iletti.

Rum basını aracılığı ile kamuoyuna duyurulan Rum talepleri, KKTC heyeti ve TC Dışişleri Bakanlığı arasında yapılan toplantıda, "Rum yönetiminin önerileri sorunun çözümü için ciddiye alınacak gibi değil" kararına varıldı.

Talat doğruladı

Bu arada, Esenboğa Havaalanı'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum tarafınca ortaya atılan görüşleri, Annan Planı'nın parametrelerini değiştirmeye yönelik olduğunu ve şu anda üzerinde yorum yapılamayacağını belirtmişti.

Politika uyumu

KKTC ile TC arasında devam eden üst düzey görüşmede, Kıbrıs sorununun kapsamlı bir çözüme kavuşturulması için adım atılmaya devam edilmesi konusunda karara varıldı.

Bu iyi niyet kararının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iletilmesi de toplantıda karara bağlanan bir başka konu oldu.

Yapılanlar anlatılacak

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, Türk tarafının bugüne kadar attığı olumlu adımlar anlatılacak.

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından iletilecek görüşlere, Tasos Papadopulos'un ve Rum yönetiminin çözüme karşı duruşu da eklenecek.

 

Talat: Kıbrıs konusundaki politik

tavırlar uyumlaştırılacak

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'tan oluşan KKTC heyeti dün saat 16.40'da vardığı Esenboğa Havaalanı'nda Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ertuğrul Apakan, KKTC'nin Ankara Büyükelçisi Tamer Gazioğlu ve bazı yetkililer tarafından karşılandı.

Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in ise, Talat'ın uçağının rötar yapması üzerine bir süre Esenboğa'da bekledikten sonra Esenboğa'dan ayrıldığı öğrenildi.

Esenboğa'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Talat, Ankara'da yapacakları görüşmelerle Kıbrıs konusundaki politik tavırlarını uyumlaştıracaklarını söyledi.

BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Prendergast'ın bugünkü (dünkü) görüşmede ilettiği Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'un önerileri konusunda bir soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Talat, basına yansıyan Rum görüşlerinin Annan planının parametrelerinin oldukça dışında bulunduğunu kaydetti. Talat, Papadopulos'un önerileriyle ilgili henüz ayrıntılı yorum yapamayacağını, incelemesi gerektiğini ifade ederek, gazetecilerden biraz sabırlı olmalarını istedi.

"Cumhurbaşkanı Sezer'le bir araya

gelmem söz konusu olabilir"

Talat, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le planlanmış bir görüşmesi bulunmadığını, ancak önümüzdeki günlerde bir protokol ziyaretinde bir araya gelmelerinin söz konusu olabileceğini belirtti.

Bugün (düm) başlayan ziyaretin tamamen bir çalışma ziyareti olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soru üzerine, ABD Kongre üyelerinin KKTC ziyaretini çok olumlu diye niteledi. Talat, "Ancak atılan bu adımın arkasının gelmesi de önemli. Kıbrıs'ta siyasi bir çözüm arzuluyoruz, ama Kıbrıs Türkü'nün nefes alması da gerekir. O da ilk adım, bununla yetinmememiz lazım" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Talat, Avrupa Birliği'nin öngördüğü iki tüzüğün geçirilmesini beklediklerini kaydederek, nihai hedefin Kıbrıs'ta bütünlüklü bir çözüm olduğunu vurguladı.

Talat, Gambia'nın KKTC'yi tanıması konusunda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'tan bilgi alarak şu anda öyle bir şey olmadığını ancak, Gambia devlet başkanına Kıbrıs'ı ziyaret daveti yaptıklarını bildirdi.

KIBRIS 03/06/05

 

Papadolpulos'un önerileri çok katı

RAHATSIZLIK YARATTI... BM Genel Sekreteri'nin yardımcısı Prendergast, aracılığıyla Cumhurbaşkanı Talat'a iletilen Papadopulos'un önerileri oldukça katı bulundu ve Türk tarafında rahatsızlık yarattı. Yetkililere göre Papadopulos, Annan Planı'nı bir kenara iterek, bunun dışında kendi şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya çalışıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Yardımcısı Kieran Prendergast, aracılığıyla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a iletilen Rum lider Tasos Papadopulos'un önerileri oldukça katı bulundu ve Türk tarafında rahatsızlık yarattı.

Yetkililere göre Papadopulos, Annan Planı'nı bir kenara iterek, bunun dışında kendi şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya çalışıyor.

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un BM arabulucusu Prendergast'a önceki günkü ilk görüşmede sunduğu öneri paketinin ayrıntıları yavaş yavaş belli olmaya başladı. Bunlar öneriden çok, müzakere koşulu olarak niteleniyor. Prendergast, bunları Türk tarafına iletti.

Papadopulos'un önerilerinin ayrıntıları şöyle:

- Türk askeri tamamen adadan gidecek. Yunan askerleri de dahil, Ada askerden arındırılacak.

- Türkiye'nin garantörlük hakları sona erecek. Adaya müdahale hakkı ortadan kalkacak. Bu durum diğer garantör ülkeler, Yunanistan ve İngiltere için de geçerli olacak.

- Olası bir anlaşmada garantör ülkelerin yerine BM Güvenlik Konseyi geçecek. Başka bir deyişle BM Güvenlik Konseyi, olası bir anlaşmanın garantörü olacak.

- 1974 Barış Harekatı'ndan sonra kuzeyde kalan Rum taşınmaz malları tümüyle eski sahiplerine, yani Rumlara iade edilecek.

- Türkiye'den gelerek adaya yerleşenlerin sayısı, bir Kıbrıslıyla evli olsalar dahi, 30 binle sınırlandırılacak. Geriye kalanlar Türkiye'ye dönecek.

- Kurulması hedeflenen ortak yapıda yetki paylaşımı Rumlardan yana değişecek. Annan Planı'nda Türklerle Rumlar arasında bir yetki paylaşımı kurulmuştu. Rumların talebi, bu dengenin merkezi hükümetten yana değişmesi. Yani merkezi hükümetin yetkilerinin genişletilmesi. Bu da, olası bir anlaşmada söz sahibinin Rumlar olacağı anlamına geliyor.

- BM Genel Sekreterinin uzlaşmaya varılamayan konulardaki hakemlik yetkisi ortadan kalkacak.

- Müzakerelerin ucu açık olacak, herhangi bir takvimin söz konusu olmayacak.

- Kıbrıs görüşmeleriyle Türkiye'nin AB müzakereleri arasında da herhangi bir irtibat bulunmayacak.

Önemli açıklamalar

Bu arada BM arabulucusu Kieran Prendergast da çok önemli bir açıklamada bulundu. Prendergast, "Rumların referandumda yüzde 74 oranındaki hayır yanıtının evet'e çevrilmesi çözüm için önemli" dedi.

Buradaki gözlemcilere göre bu ifadeyle Predergast, BM'nin Türk tarafından cömert tavizler istediğini üstü kapalı şekilde dile getiriyor.

Türk tarafının, gerek Papadopulos'un öne sürdüğü koşullardan, gerekse de BM arabulucusunun bu ifadesinden rahatsızlık duyduğu belirtiliyor.

Papadopulos'a güçlü destek

Bugüne kadar hep çözümü savunan ya da savunduğunu iddia eden AKEL Partisinin Genel Sekreteri Dimitris Hıristofyas da "Türkiye Annan planında hak ettiğinden çok daha fazlasını aldı. Şimdi bu fazlayı bize iade etmesi gerekiyor" dedi.

KIBRIS 03/06/05

 

Prendergast salı günü Annan'a rapor sunacak

7 HAZİRAN'DA NEW YORK'A DÖNECEK... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast'la yeniden bir araya geldi. Prendergast, görüşmelerde bulunmak üzere Atina ve Ankara'ya gidecek ve 7 Haziran'da New York'a dönerek BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a rapor sunacak

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast'la yeniden bir araya geldi.

Sir Kieran Prendergast, adayı, iki tarafı dinlemek ve Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için ortak bir zemin olup olmadığını belirlemek amacıyla ziyaret etti. Kıbrıs'ta bulunduğu süre içinde Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşen Prendergast, KKTC ve Güney Kıbrıs'tan siyasi parti liderleriyle de bir araya geldi.

Prendergast'ın görüşmelerde bulunmak üzere Atina ve Ankara'ya gitmesi ve 7 Haziran'da New York'a dönerek BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a rapor sunması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast'ın görüşmesi saat 11.00'de sona erdi.

Cumhurbaşkanlığında yaklaşık 2 saat süren görüşme sonrasında basına herhangi bir açıklama yapılmadı. Talat ile Prendergast görüşme çıkışında basına el sıkışarak poz verdi.

Cumhurbaşkanlığında saat 09.00'da başlayan görüşmeye, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Müsteşarı Raşit Pertev ve UNFICYP Misyon Şefi ve Genel Sekreter Kıbrıs Özel Temsilcisi Zbigniew Wlosowicz de katıldı.

Öncesinde basına açıklama yapılmayan görüşmeye, Türk ve Rum basın mensupları yoğun ilgi gösterdi.

Cumhurbaşkanı Talat, Prendergast'la önceki gün yemekli bir toplantı gerçekleştirmişti.

KIBRIS 03/06/05

 

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nde "DNA" tartışmaları sürüyor

Pınar SELENGİN

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi, kayıplarla ilgili konuları görüşmek amacıyla dün yeniden toplandı. Ledra Palace Otel'de bir araya gelen komite üyeleri, önceki gün tartışılan ancak herhangi bir karara varılamayan DNA'lar konusunu görüştü.

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk temsilcisi Rüstem Tatar, dünkü toplantıda, Türk tarafından sunulan önerilerin tartışıldığını belirterek, komitenin henüz DNA'lar konusunda ortak bir karar alamadığını söyledi.

DNA'lar konusunun görüşülmesine devam edileceğini kaydeden Tatar, özellikle kuzeydeki mezarların açılması için bu sorunun çözülmesi gerektiğini yineledi.

Öte yandan, güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgiye göre, kayıp kişilerin bulunduğu mezarların açılabilmesi için DNA'lar sorununun çözülmesi için Türk tarafının, komiteye sunduğu öneriler, Rum temsilci tarafından kabul edilmiyor ve devamlı ret edildiği için sorunun çözümü zorlaşıyor.

DNA'lar konusunda mart ayında Rum temsilcinin komiteye bir dizi öneri sunduğu, bunun üzerine de Türk tarafının söz konusu önerileri geliştirerek yeniden komitenin gündemine getirdiği kaydedilirken, Türk tarafının önerilerinin BM kanadı tarafından makul karşılandığı halde, Rum tarafının bu önerileri kabul etmediği belirtildi.

Aynı kaynaklar, Rum tarafının, Türk temsilci tarafından sunulan önerileri reddetmesinin en önemli sebebinin, 6-7 Haziran tarihlerinde Starsbourg'ta yapılacak toplantılarda, Rum tarafının, komitenin yaptığı çalışmaların başarısız olduğunu ortaya koymak olduğunu kaydetti.

KIBRIS 03/06/05

 

Bush Yönetimi, Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için attığı adımları destekliyor

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Edelman:

Bush Yönetimi, Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için attığı adımları destekliyor

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, "Bush yönetimi BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'ta çözüm için attığı adımları destekliyor" dedi.

Büyükelçi Edelman, Türk-Amerikan İş Konseyi'nin 20. yılı dolayısıyla düzenlenen Boğaziçi Üniversitesi'ndeki konferansın açılışında yaptığı konuşmada, toplantıya katılan eski ve yeni kongre üyelerine işaret ederek, bu kadar önemli üyenin burada bulunmasının gurur verici olduğunu söyledi.

Kongrenin Türkiye İnceleme Grubu üyelerinin Kuzey Kıbrıs'tan yeni döndüklerini anımsatan Edelman, "Şunu bilmenizi istiyorum, Bush yönetimi BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'ta çözüm için attığı adımları destekliyor" dedi.

Birkaç hafta içinde Türkiye'den ayrılacağını kaydeden Eric Edelman, yapılan iyi işler için kendilerini kutlamaları gerektiğini ancak ABD ile Türkiye'nin ticari ve ekonomik ilişkiler açısından hedeflere ulaşma konusunda başarıya ulaştığının da söylenemeyeceğini, bu ilişkileri, siyasi, güvenlik, stratejik ilişkiler seviyesine çekmeyi başaramadıklarını bildirdi.

Son 5 yıllık rakamların ABD-Türkiye ticari ve ekonomik ortaklık ilişkilerinde bir ilerleme kaydedilemediğini gösterdiğini belirten Büyükelçi Edelman, Amerikan şirketlerinin doğrudan yatırımlarının da Türkiye açısından düşük kalmaya devam ettiğini kaydetti.

Aşırı bürokrasi, yolsuzluk

Bunun nedenlerinin bilindiğini, ABD-Türkiye ekonomik gündeminin 2003 yılından çok farklı olmadığını, bazı konular çözüme ulaştırılırken, bazı yeni konuların da ortaya çıktığını anlatan Edelman, "Ancak temel bazı gerçeklikler aynı olmaya devam etti. Aşırı bir bürokrasi, yolsuzluk, çok fazla memur zihniyeti ve reform ihtiyacı..." dedi.

Eric Edelman, sözlerinin bir eleştiri olarak değil, harekete geçmek için bir teşvik olarak kabul edilmesini istedi.

"Biz Amerikalılar olarak zemin kaybettiğimiz için ilişkilerimizi katmerlendirmek zorundayız" diyen Edelman, köprüyü daha iyi inşa etmek için çok çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Edelman, "Bizim ilişkimize karşı, yanlış yönlendiren fikirler ve Amerikan şirketlerini boykot çağrıları, özellikle çirkin başlarını kaldırdıkları zaman ezilmelidirler. Çünkü bunlar gerçekten çok büyük zarar veriyorlar. Ekonomik ilişkiyi geliştirmek için önümüzde büyük iş var" dedi.

Türk-Amerikan İş Konseyi Başkanı Dr. Yılmaz Argüden de, Türkiye ile ABD arasında tarihe dayanan uzun ve ortak çıkarlarla örtüşen dostluk bulunduğunu vurguladı.

ABD'yi, Avrupa Birliği üyeliği, IMF ile ilişkiler ve son olarak KKTC'deki yeni açılım nedeniyle kutladıklarını belirten Argüden, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişerek devam edeceği inancını dile getirdi.

Yılmaz Argüden, 20. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenledikleri etkinliklerin, ABD'de önümüzdeki hafta düzenlenecek toplantı ile devam edeceğini kaydetti.

KIBRIS 03/06/05

 

BM temsilcisi ‘hayal kırıklığına’ uğradı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin müzakere zemini bulunup bulunmadığı konusunda liderlerin nabzını yoklamak amacıyla Ada’ya gönderdiği Kieran Prendergast, temaslarının sonucunda hayal kırıklığına uğradı.

NTV-MSNBC

Güncelleme: 14:40 03 Haziran 2005 Cuma

Lefkoşa - Prendergast, KKTC Başbakanı MEhmet Ali Talat ve Rum lider Tasos Papadopulos’la yaptığı görüşmeleri yakın çevresine, “Taraflar arasındaki uçurum büyük, şu anda üzerine köprü kurulamaz” diyerek değerlendirdi.

Prendergast, anlaşmaya varılmasının liderlere kalmış bir karar olduğunu belirterek Birleşmiş Milletler’in bu hedefe ulaşılması için sadece kolaylaştırıcı ve tarafları cesaretlendirici rol üstlenebileceğini söyledi.

‘ARADA UÇURUM VAR’
Prendergast’ın “iki taraf arasında uçurum var” diye nitelediği bir durumda Genel Sekreter’in müzakereleri yeniden başlatacağına ihtimal verilmiyor.

Prendergast, Görüşmelerinin sonunda Genel Sekreter’e bir rapor sunacak. Genel Sekreter de müzakereleri başlatıp başlatmamaya karar verecek. Bugün Atina’da temaslarda bulunan BM arabulucusunun bir sonraki durağı da Ankara olacak.

Bu arada Papadopulos, Prendergast’a sunduğu önerilerle ilgili haberlerin tam doğru olmadığını, belli amaç güttüğünü düşündürdüğünü söyledi.

RUM BASINI: ÖNERİLER NTV’DE
Öte yandan Rum basını, Papadopulos’un sunduğu önerileri NTV’nin yayınladığını yazdı. Haberden alıntılar yapan gazetelerde, “Papadopulos’un önerileri Türk medyasında. Talat bu önerileri, ‘Annan Planı’nın parametreleri dışına çıkıyor’ sözleriyle reddetti” ifadesi dikkat çekti.

Papadopulos’a muhalif Politis gazetesi de Talat’ın Papadopulos’un sunduğu 9 maddeyi reddettiğine dikkat çekti, Prendergast’ın iki taraf arasında uçurum saptadığını liderlerin ortak bir noktada buluşturulamayacağı izlenimi edindiğini yazdı. Gazetenin yorumuna göre Papadopulos’un sunduğu tezler, Annan Planı’nın dışına çıktığı gerekçesiyle Talat ve Ankara tarafından reddedildi, Türk tarafı referandumdaki “evet” yanıtından destek alarak Annan planında köklü değişiklikler yapılmasına izin vermiyor.

TALAT’A SERT TEPKİ
Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu’ysa Papadopulos’un sunduğu önerilerin NTV’de yayınlanmasının ardından Talat’tan gelen açıklamalara sert tepki gösterdi. Rum Bakan, “Talat’ın sözleri, kısır siyasi sözlerdir. Ciddiyetsizliğini gösteren ve Genel Sekreter’in olası inisyatifini küçümseme çabasıdır. Diplomatik nezaket gereği Türkler, Prendergast’ın Ankara’ya gitmesini bekleyip görüşlerini ondan sonra söylemeliydiler” dedi.

Talat: 2006’ya kadar görüşmeler başlayabilir

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisi öncesinde Ankara’da görüşmelerde bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yıl sonuna kadar görüşmelerin başlamasından umutlu olduğunu söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 14:13 03 Haziran 2005 Cuma

Ankara - NTV canlı yayınında soruları yanıtlayan Talat, Türkiye’nin Gümrük Birliği protokolünü imzalarken, Rum tarafından “Rum Cumhuriyeti” olarak söz edilmesinden rahatsız olduklarını ancak, Ankara’nın taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Rum lider Tasos Papadopulos’un görüşmelerin başlaması için ortaya koyduğu koşulların Annan Planı parametlerinin dışında olduğunu belirten Talat, “Bunları görüşürsem Annan planını kaldırmanız ve baştan başlamanız lazım. Şu anda büyük bir belirsizlik var” dedi.
Talat, AB’nin çözüm yönünde baskı uygulayamayacağını belirterek, Rumları destekleyen Rusya Federasyonu’nun ikna edilmesi gerektiğine işaret etti.

Mehmet Ali Talat, Gümrük Birliği protokolünü rum tarafını da içerecek şekilde imzalanırken, “Rum Cumhuriyeti” ifadesi kullanılmasından rahatsız olduklarını ancak Ankara’nın taahhütlerini yerine getirmekten başka çaresinin de bulunmadığını söyledi. Talat, imzadan sonra havaalanı ve limanların Rumları açılması baskılarına Türkiye’nin direnç göstermesinin çok önemli olduğunun altını çizdi.

Talat, Ankara’da yaptıkları temaslarda Erdoğan’ın Washington ziyaretinde Kıbrıs konusunda söyleyecekleri üzerinde durduklarını söyledi. Başbakan Erdoğan’ın ABD ziyaretinden, Başkan Bush’un Kıbrıslı Türklere desteğini artırmasını, KKTC’ye direkt uçuşların başlamasını, BM’nin Rum tarafı üzerindeki baskılarını artırmasını beklediğini dile getirdi.

‘ABD’NİN DURUŞU DAHA KARARLI’
Talat, ABD Yönetimini’nin son zamanlarda Kıbrıs konusundaki duruşunun daha kararlı olduğunu da ifade etti. İzolasyonların kaldırılması yönünde beklenen somut adımların atılmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı, izolasyonların kaldırılmasının Kıbrıs sorununun çözüm sürecini hızlandıracağını da ifade etti.

Türk askerinin Ada’dan çekilmesinin görüşmelerin başlaması için bir ön koşul olamayacağını da vurgulayan Talat, askerin çekilmesi ve mülklerin devrini önkoşul haline getirmenin, çözüm istememek olduğunu kaydetti.

 

 

 

Rumlardan katı tutum

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Yardımcısı Kieran Prendergast, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüştü ve Rum lider Papadopulos’un önerilerini iletti.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 14:13 03 Haziran 2005 Cuma

Lefkoşa - Ancak bu öneriler Türk tarafında rahatsızlık yarattı. Ada’daki yetkililere göre Papadopulos, Annan Planı’nı bir kenara iterek, bunun dışında kendi şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya çalışıyor.


Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un BM arabulucusu Prendergast’a önceki günkü ilk görüşmede sunduğu öneri paketinin ayrıntıları yavaş yavaş belli olmaya başladı. Bunlar öneriden çok, müzakere koşulu olarak niteleniyor. Prendergast, bunları Türk tarafına iletti.
Papadopulos’un önerilerinin ayrıntıları şöyle:
*Türk askeri tamamen Ada’dan gidecek. Yunan askerleri de dahil, Ada askerden arındırılacak.
*Türkiye’nin garantörlük hakları sona erecek. Ada’ya müdahale hakkı ortadan kalkacak. Bu durum diğer garantör ülkeler, Yunanistan ve İngiltere için de geçerli olacak.
*Olası bir anlaşmada garantör ülkelerin yerine BM Güvenlik Konseyi geçecek. Başka bir deyişle BM Güvenlik Konseyi, olası bir anlaşmanın garantörü olacak.
*1974 Barış Harekatı’ndan sonra kuzeyde kalan Rum taşınmaz malları tümüyle eski sahiplerine, yani Rumlara iade edilecek.
*Türkiye’den gelerek Ada’ya yerleşenlerin sayısı, bir Kıbrıslıyla evli olsalar dahi, 30 binle sınırlandırılacak. Geriye kalanlar Türkiye’ye dönecek.
*Kurulması hedeflenen ortak yapıda yetki paylaşımı Rumlardan yana değişecek. Annan Planı’nda Türklerle Rumlar arasında bir yetki paylaşımı kurulmuştu. Rumların talebi, bu dengenin merkezi hükümetten yana değişmesi. Yani merkezi hükümetin yetkilerinin genişletilmesi. Bu da, olası bir anlaşmada söz sahibinin Rumlar olacağı anlamına geliyor.
*BM Genel Sekreterinin uzlaşmaya varılamayan konulardaki hakemlik yetkisi ortadan kalkacak.
*Müzakerelerin ucu açık olacak, herhangi bir takvimin söz konusu olmayacak.
*Kıbrıs görüşmeleriyle Türkiye’nin AB müzakereleri arasında da herhangi bir irtibat bulunmayacak.

’ANNAN PLANI KENARA İTİLİYOR’
Papadopulos’un sunduğu şartlar, Türk tarafında rahatsızlık yarattı. Ada’daki yetkililere göre Papadopulos, Annan Planı’nı bir kenara iterek, bunun dışında kendi şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya çalışıyor.  

Bu arada BM arabulucusu Kieran Prendergast da çok önemli bir açıklamada bulundu. Prendergast, “Rumların referandumda yüzde 74 oranındaki hayır yanıtının evet’e çevrilmesi çözüm için önemli” dedi. Buradaki gözlemcilere göre bu ifadeyle Predergast, BM’nin Türk tarafından cömert tavizler istediğini üstü kapalı şekilde dile getiriyor. Türk tarafının, gerek Papadopulos’un öne sürdüğü koşullardan, gerekse de BM arabulucusunun bu ifadesinden rahatsızlık duyduğu belirtiliyor.
Prendergast, Ada’daki temaslarını takiben Ankara ve Atina’ya gidecek.

PAPADOPULOS’A GÜÇLÜ DESTEK
Bugüne kadar hep çözümü savunan ya da savunduğunu iddia eden AKEL partisinin Genel Sekreteri Dimitris Hıristofyas da, “Türkiye Annan planında hakettiğinden çok daha fazlasını aldı. Şimdi bu fazlayı bize iade etmesi gerekiyor” dedi.