KKTC'ye verdiğimiz sözü tutmalıyız
Zeynel LÜLE / BRÜKSEL
Geçen ay
Kıbrısı ziyaret
AVRUPA
Parlmamentosunda hazırlanan raporda, adada çözüme yanaşmayan ve AB
üyeliğini kullanarak, çözüme ve izolasyonun kaldırılmasına
yönelik her türlü girişimi engellediği gerekçesiyle Güney
Kıbrıs lideri Tasos Papadopulosa ağır suçlamalar
yapıldı. Hürriyetin elde ettiği raporda Papadopulos, adaya 1960
ruhunu yeniden getirmekle suçlandı ve asıl isteğinin çözüm
değil, 2008 yılında yeniden cumhurbaşkanı seçilmek
olduğu vurgulandı. AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş
Başkanı Joost Lagendijk ve danışmanı Ali Yurttagül
tarafından kaleme alınan rapordaki görüşler şöyle:
Hayırı benimsediler Referandumdan çıkan hayır
oyu, adanın politikasına yerleşmiş durumda. Annan
planının hangi bölümlerine karşı
çıktıklarını sorduğunuzda cevap alamıyorsunuz.
Vetoya oynuyorlar Stratejilerini tamamen Türkiye-AB arasındaki
müzakerelerdeki veto hakları üzerine kurmuşlar. İstedikleri
Türkiye tarafından tanınmak, gümrük birliğini hava ve deniz
limanlarına taşımak.
Annan çöpe atar BM Genel Sekreteri Kofi Annana Rumlar tarafından
yeni öneriler gelse de Annan bunları çöpe atacak. Çünkü istenilenler
Derdi 2008de seçilmek Papadopulos, tüm politikasını
referandumda hayır oyu kullanan yüzde 76 üzerine kurmuş durumda. Tek
isteği, 2008de yeniden seçilmek. Bu da neden çözüme
yanaşmadığını açıklıyor.
AB kontrolü kaybetti AB, Güney Kıbrısın üyeliğinden
önce elinde bulundurduğu yetkileri kaybetti. BMnin Papadopulosu
eleştiren bir rapor hazırlaması bile ABnin desteği devam
ettiği sürece işe yaramaz.
Bölücü Rumlardır Rumların referandumda hayır oyu vermesi,
adadaki etnik ayrılığı güçlendirdi. Artık adanın
bölünmesini savunan Rauf Denktaş değil, bizzat Rumlardır. Bu da
1960 ruhunun adaya yeniden gelmesine neden oldu ve bunu bizzat Papadopulos
gerçekleştirdi.
AB başsorumlu
Raporda, şu an Kıbrısta yaşanan tıkanmadan AB de
sorumlu tutuldu ve şöyle dendi: Referandum öncesi sadece Türkleri ikna
etmenin yeterli olduğu düşünüldü. B planı yapılmadı.
Rumların planı
Türkiyeliler Yeşil Hattan geçsin - ABnin Kıbrıslı
Türkleri izolasyondan kurtarmak için hazırladığı,
doğrudan ticaret ve
HURRIYET
AB'den Kıbrıs hakkında bilgi raporu
29 Mayıs, 2005
Geçtiğimiz ay Kıbrıs'ı ziyaret
Sadece
Avrupa Parlamentosu milletvekillerine bilgi vermek amacıyla 'kurum içi'
hazırlanan raporda, Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği
üyeliği hata olarak nitelendirildi.
"Papadopulos'un tek derdi 2008'de yeniden seçilebilmek" ifadesinin
yer aldığı raporda, Papadopulos'un çözüm için değil, AB
üyeliğini kullanarak Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı
tanıması için siyaset yaptığı vurgulandı.
"İzolasyon
kaldırılmalı"
Raporda, Avrupa Birliği'nin Güney Kıbrıs'a cesaret verici
politikalardan vazgeçmesi istendi ve "AB, Kıbrıslı Türklere
verdiği sözü yerine getirerek
Raporda, Kıbrıslı Türk öğrencilerin AB programlarından
yararlanması ve hava ile deniz limanlarının açılması
da talep edildi.
Ayrıca, Kıbrıslı Türk parlamenterlerin Avrupa Parlamentosu
toplantılarına 'gözlemci' sıfatıyla katılması
önerildi.
ABD Kongresi'nden
KKTC'ye heyet
Bu arada ABD Kongresi'nden Kuzey Kıbrıs'a ilk doğrudan seyahati
gerçekleştirecek olan heyet yarın Ada'da olacak. KKTC üzerindeki
izolasyonları kaldırmaya yönelik mesaj verecek olan senatörler, Güney
Kıbrıs'a geçemeyecek.
Gezinin Rumların iddia ettiği gibi yasadışı
olmadığını savunan heyet başkanı Cumhuriyetçi
Milletvekili Ed Whitfield, gezi sırasında Kuzey'den Güney'e de
geçmeyi planladıklarını, ancak Kıbrıs Rum yönetiminin
bu geçişe izin vermediğini söyledi.
Ziyaretlerinin ABD Başkanı Bush tarafından teşvik
edildiğini anlatan Whitfield, gezinin yasadışı
olmadığını savundu ve "Güney'e geçişimize Rumlar
izin vermedi, gerekçe de gösterilmedi. Ancak biz çözüm ve Ada'da birleşme
istediğimiz için izin verilirse geçmeye açığız" dedi.
KKTC'ye 'tecrit'
desteği
Withfield sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu geziye Birleşmiş
Milletler'den itiraz gelmedi, ABD Dışişleri
Bakanlığı yasal olduğu yönünde görüş bildirdi.
Ziyaretin yasadışı olduğunu söyleyenler sadece Rumlar.
Kıbrıslı Türkler üzerindeki tecridin kaldırılması
gerektiği yönünde güçlü bir açıklama yapacağız."
Türkiye'den Ercan Havalimanı'na geçecek beş ABD Temsilciler Meclisi
üyesinden biri olan
KKTC'de iki gün kalacak olan ABD Kongresi üyeleri ABD'nin Güney Lefkoşa
Büyükelçisi Michael Klosson, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile görüşecek.
"Birleşme
için geç kalınmış değil"
28 Mayıs, 2005
Yorgo Kırbaki / CNN TÜRK
Kıbrıs'ta çözüme varılabileceğine dair umutlarını
koruyanlar arasında yeralan Güzelyurt Metropoliti Neofitos'e göre,
Ada'daki Türklerle Rumların birleşmesi için hala geç
kalınmış değil.
Kıbrıs
Üniversitesi'nin hukuk fakültesini bitirdikten sonra avukat olmak yerine
kendini dine adayan Güzelyurt Metropolit'i Neofitos Kıbrıs sorunun
çözümünü birleşmede görenlerden.
Geçen yıl Rum kilisesini karşısına almak
pahasına Annan planına "evet" diyen Neofitos,
planın bazı düzeltmelerle hayata geçirilebileceği
görüşünde.
"Ben evet oyu
kullandım"
"Referandumda ben 'evet ' oyu kullandım" diyen
Neofitos, bazı düzenlemelerin yapılması halinde
Rumların Annan planına ' evet ' diyeceğine
inandığını söyledi.
Annan planının çözüm getirmesi için bizzat devreye girmekten
çekinmeyeceğini belirten Neofitos'a göre planın reddedilişi
bilgisizlikten kaynaklanıyor.
"Rumlar çözüme
hazırlanmadı"
Neofitos,
" Rum halkı Annan planını referandumda
Metropolit Neofitos'a göre Ada'da çözüm için her iki toplumun da gayret
göstermesi şart ve çözümün tek yolu
Türklerin Rumlarla aynı ekonomik düzeye ulaşmasına
yardımcı olunması gerektiğini belirten Neofitos, Türk
tarafındaki kiliselerin içler acısı olduğunu ve
Rumların bu durumdan rahatsız olduğunu söyledi.
"Birleşmeden
başka seçenek düşünülmemeli"
"Bazı Rumların 'Enosis' hayalleri 1974de, bazı Türklerin
de Kıbrısta yayılma emelleri AB üyesi olduğumuz 2004
yılında bitmiştir" diyen Güzelyurt Metropoliti, yeni
vizyonda birleşmeden başka seçeneğin düşünülmemesi
gerektiğini savundu.
Başbakan Tyyip Erdoğan'ın Kıbrıs konusundaki
girişimlerini öven Neofitos, eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın aşırı milliyetçi olduğunu
düşünüyor.
Neofitos Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopoulos'u
doğrudan eleştirmese de, " iktidarda Glafkos Klerides
olsaydı çözüm daha kolay olurdu" diyor.
BM temsilcisi Ada'ya
gidebilir
Ada'da referandumdan sonra çözüm arayışlarına kısa bir ara
verildikten sonra, barış girişimleri tekrar hızlanmaya
başladı.
Kıbrıs Rum yönetiminin Roma'daki Büyükelçisi Aleksandros Zanon dün,
BM temsilcisinin birkaç gün içinde taraflarla görüşmek için adaya
gidebileceğini açıkladı.
Büyükelçi Zanon, İtalyan Corriere della Sera gazetesine verdiği
demeçte, taraflar arasında görüşmelerin yeniden başlayabilmesi
için şartların uygun olduğunu belirtti.
Zanon, ''koşullar elverişli. Cumhurbaşkanımızın
temsilcisi geçtiğimiz günlerde New York'ta BM'ye, referandumda Rum
tarafınca reddedilmiş olmasına rağmen olası her türlü
uzlaşmanın temelini teşkil
|
ÇÖZÜMSÜZLÜK İTİRAFI |
|
Güney Kıbrıs Rum yönetiminin eski lideri Glafkos
Klerides dün yaptığı bir açıklama ile, aralık
2002'de Kopenhag'da Annan Planı'yla ilgili anlaşmayı,
Kıbrıs Rum tarafını taahhüt altına sokmamak için
imzalamadığını söyledi. |
CNN TURK 29/05/05
İngiliz
işadamı ambargoyu deldi
DHA
İngiliz işadamı Douglas Garland, özel uçağıyla KKTC
Ercan Havalimanı'na iniş yaparak, Rum Yönetimi'nin uyguladığı
hava ambargosunu deldi. Garland, amacının dünyadaki herkesin KKTC'ye
gelmesine öncülük etmek olduğunu söyledi. Güney Afrika'dan özel
uçağıyla yola çıkarak 9 ülkeye uğradıktan sonra
KKTC'ye gelen Garland, Ercan Sivil Havacılık Dairesi'den izin alarak,
"Dünyanın en güzel adalarından biri" diye nitelediği
Kıbrıs üzerinde yarım saatlik uçuş gerçekleştirdi.
Uçuşun ardından Ercan'a inen Garland, yabancı
işadamları ve pilotlara da, KKTC'ye gelmeleri
çağrısında bulundu.
MILLIYET
29/05/05
AB,
Rumlardan özür bekliyor
AB Komisyonu'nun genişleme dairesinde görevli bir yetkilinin bürosunda
KKTC bayrağı bulundurduğunun belirlenmesinin ardından
gündeme gelen Rum Kesimi'nin resmi girişimine, Komisyon açık mektupla
karşılık verdi. Komisyon, haberin
hazırlanışında kullanılan metotlar nedeniyle
Filelefteros gazetesinin özür dilemesini istedi. Filelefteros, KKTC
bayrağıyla gamalı haçı eş tutan yorumlarda
bulunmuştu. Komisyon, gazeteye bir mektup göndererek özür talep etti.
MILLIYET
29/05/05
Kıbrıs
için hareket vakti
Erdoğan, ABD' de Bush ile görüştükten sonra Annan ile
buluşacak
RADIKAL 29/05/05
Bu akşam 'İstanbul Modern'de ilginç bir yemek var. Türk-ABD
Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Egemen
Bağış tarafından düzenlenen yemek iki vesileyle
yapılıyor. Biri, Ankara'dan ayrılma
hazırlığı yapan ABD Büyükelçisi Eric Edelman'a veda.
Diğeri Türkiye'yi ziyaret eden ABD Temsilciler Meclisi üyelerini
ağırlamak. Üyeler Türkiye Dostluk Grubu'nun Cumhuriyetçi
Eşbaşkanı Ed Withfield, grubun Cumhuriyetçi üyelerinden Nathan
Deal, Demokrat üyelerinden Eddy Bernice Johnson.
Bağış, yarın Amerikalı parlamenterlerle birlikte THY
uçağı ile KKTC'ye gidecek. Parlamenterlerin Ercan Havalimanı'na
inecek olması, günlerdir Kıbrıs Rumlarının yüksek
perdeden itirazına, Yunanistan'ın da el altından diplomatik
engelleme çabalarına yol açıyor. ABD'deki Yunan kökenli lobiler, parlamenterlerin
yakın izlemeye alınacağı tehdidini savurdu. Kıbrıs
Rumları, heyetin kendilerini de ziyaret etme talebini, Türk
tarafından gelecekleri, yani kendilerine göre 'ülkeye
yasadışı giriş yapacakları' gerekçesiyle geri çevirdi.
Withfield'ın yanıtı, "Rumlardan başka gezi
yasadışıdır diyen yok. Geziyi Türk tarafına
izolasyonun kalkması için sembolik jest olarak görüyoruz" oldu.
Bu ziyarete, parlamenterlerin yanı sıra ABD Eski Kongre Üyeleri
Derneği'nin başkanı Jack Bushner ve bir önceki başkanı
Larry LaRocco da katılıyor. Dernek, Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği
(TOBB) destekli araştırma kuruluşu TEPAV'ın desteğiyle
'Kongre Türkiye Üzerine Çalışma Grubu'nu kurdu. (Dostluk
gruplarının bütçesi olamıyor, ama kongre çalışma
gruplarının olabiliyor.) Zaten bu program, Çalışma
Grubu'nun 28 Mayıs-3 Haziran tarihlerinde
'İstanbulKıbrıs-Ankara' yer vurgusuyla duyurduğu '1.
ABD-Türkiye Semineri' çerçevesinde düzenlenmiş. Program,
Bağış'ın son ABD temasları sırasında
kesinleştirilmiş, sekretaryasını da Eski Kongre Üyeleri
Derneği üstlenmiş.
Derneğin hazırladığı programda, Temsilciler Meclisi
üyelerinin 30 Mayıs'ta görüşeceği KKTC Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın sıfatının 'KKTC
Cumhurbaşkanı' olarak yazılması önemli (yanda).
Sıfatın tırnak içine alınması, KKTC'nin resmen
tanınmamış olduğu, ancak Talat'ın
taşıdığı cumhurbaşkanı sıfatı ile
çağrılmasında bir beis görülmediği anlamına geliyor.
Bu da başka bir ilk. Parlamenterler, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit
Soyer ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile de, yine
sıfatlarını tırnak içinde anmak suretiyle görüşecek.
ABD, Kıbrıs Türklerinin izolasyonunun kırılması
alanında, kendi kararını uygulamakta aciz kalan AB'ye göre daha
çok adım atıyor. Kıbrıs konusu, Başbakan
Erdoğan'ın 7-10 Haziran tarihleri arasındaki ABD ziyaretinde de
gündemde olacak.
Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın Washington'da
yaptığı temasların bir kez daha gösterdiği üzere,
Erdoğan'ın Bush'la görüşmesinde Türkiye'nin Avrupa Birliği
üyeliği ve onun gerekleri konusunda yürümeye devam etmesi öncelikli öneme
sahip olacak. ABD'yi resmen ziyaret eden ilk Meclis Başkanı olan
Arınç'ın gerek Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hasterd,
gerekse Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Ulusal Güvenlik
Danışmanı Stephen Hadley ile görüşmelerinde AB konusunun
açıldığı biliniyor. Kıbrıs da bu çerçeve içinde
ciddi bir yere sahip.
Erdoğan, 8 Haziran'da Washington'da Bush ile görüşmesinin
ardından, 9 Haziran'da New York'a uçacak. Bir aksilik çıkmaz ise,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile birlikte öğle
yemeğini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la yiyecek. Bu buluşmada da
Kıbrıs konusu görüşülecek. İngiltere'nin 1 Temmuz'da AB
Dönem Başkanlığı'nı devralması,
Erdoğan'ın New York ve Washington temasları ve Türkiye'nin AB
üyelik müzakeresinin başlayacağı 3 Ekim'in artık görülebilir
gelecek mertebesine yakınlaşması, Kıbrıs konusunda
hareketli bir yaza işaret ediyor.
Rumlar
ABD heyetine ateş püskürüyor
29/05/2005
RADIKAL
LEFKOŞA -
Kıbrıs Rum Yönetimi, ABD Kongresi'nden 40 üyenin Türkiye'ye,
Temsilciler Meclisi'nden üç üyeyi içeren kalabalık bir heyetin de
yarın KKTC'ye gelmesine 'ateş' püskürdü. Hükümet Sözcüsü Kipros
Hrisostomidis, Ercan Havaalanı üzerinden KKTC'ye girecek ABD'li vekillere
"Bu girişimin sonuçları ve parametreleri de olacak" diye
çıkıştı. Sözcü, Rum liderliği gibi, Ercan üzerinden
ziyaretin 'yasadışı ve hukuka aykırı olduğu'
savını tekrarladı
Talat'a göre en önemli
tehlike
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, Ankara-KKTC uyumunun önemini
vurguladı. Talat, "Küçük oluşumuza bakmayın,
yapacağımız bir yanlışlık Türkiye'ye çok
pahalıya mal olabilir. Aynı şekilde Türkiye'nin çok büyük
çıkarları var. Bu çıkarlarındaki bir adım,
Kıbrıslı Türkleri yok etmeye mahkûm edebilir. Önümüzdeki en
büyük tehlikeler bunlardır" dedi.
(Radikal, aa)
"Ambargoların kaldırılmasında önemli
adım"
Amerikalı
kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye gelişlerini organize
eden AK Parti İstanbul milletvekili ve ABD Kongresi Türkiye Dostluk Grubu
Eş Başkanı Egemen Bağış KIBRIS'a konuştu:
"Ambargoların
kaldırılmasında önemli adım"
Egemen
Bağış: "Kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'ndan
Kıbrıs'a girmeleri 1974 sonrasında Kıbrıs Türküne
uygulanan haksız ambargoların kaldırılması yönünde
önemli bir işarettir. Mehmet Ali Talat'ı toplum lideri olarak
değil Cumhurbaşkanı sıfatıyla makamında ziyaret
edeceğiz"
Rum yönetimi
başkanı Tasos Papadopulos'un "sinir krizleri" geçirmesine
neden olan Amerikalı kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'ndan Kuzey
Kıbrıs'a gelişlerini organize eden Amerika Birleşik
Devletleri Kongresi Türkiye Dostluk Grubu eş başkanı AK Parti
İstanbul milletvekili Egemen Bağış "bu olay
ambargoların kaldırılmasında önemli bir
adımdır" dedi.
Konuyla ilgili
KIBRIS'a konuşan ve ziyaret programı hakkında bilgi veren Egemen
Bağış, "1974 sonrasında ilk kez siyasi düzeyde böylesi
bir ziyaret gerçekleştiriliyor. Bu ziyaret 1974 sonrasında Kıbrıs
Türküne uygulanan haksız ambargoların kaldırılması
yönünde bir işarettir" diye konuştu.
Egemen
Bağış kongre üyelerinin Mehmet Ali Talat'ı toplum lideri
olarak değil cumhurbaşkanı olarak ve makamında ziyaret
edeceklerini, Amerikalı kongre üyelerinin ayrıca Başbakan Ferdi
Sabit Soyer ve eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile de
görüşeceklerini kaydetti.
Pazartesi günü
İstanbul üzerinden Ercan Havaalanına gelecek olan ABD'li kongre
üyeleri bir dizi temas ve görüşme yaptıktan sonra salı
öğlen Ercan Havaalanı üzerinden Ankara'ya gidecek.
Kongre üyeleri
Girne Colony Otel'de konaklayacak.
KIBRIS 28/05/05
3 Kıbrıslı Türk için daha tutuklama kararı
|
AVRUPA
ÇAPINDA TUTUKLAMA... Kıbrıs'ta Rumların 1974'ten sonra kuzeyde
kalan mülklerini geri alabilmek için başlattığı
kişisel başvurular çerçevesinde Rum polisi, 3
Kıbrıslı Türk ve bir İngiliz hakkında daha Avrupa
çapında tutuklama kararı aldı TÜRKİYE'YE
DE İLETİLDİ... Kuzey Kıbrıs'taki bir inşaat
şirketinin 3 Türk ve bir İngiliz yöneticisi hakkında
alınan tutuklama emrinin, Interpol aracılığıyla
Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Türkiye'ye de
iletildiği belirtildi Kıbrıs'ta
Rumların 1974'ten sonra kuzeyde kalan mülklerini geri alabilmek için
başlattığı kişisel başvurular çerçevesinde Rum
polisi, 3 Kıbrıslı Türk ve bir İngiliz hakkında daha
Avrupa çapında tutuklama kararı aldı. Rum polisinin
kuzeyde Rum mallarını kullandıkları gerekçesiyle
tutuklama kararı aldığı Kıbrıslı Türklerle
İngilizlerin sayısı 8'e yükseldi. Kuzey
Kıbrıs'taki bir inşaat şirketinin 3 Türk ve bir
İngiliz yöneticisi hakkında alınan tutuklama emrinin, Interpol
aracılığıyla Avrupa Birliği ülkelerinin yanı
sıra Türkiye'ye de iletildiği belirtildi. Girne'de 248
adet villanın ve 800 yataklı bir otelin inşaatlarını
yapan Müteahhit Kutsal Tokatlıoğlu, şirket sahibi Tahir Soycan
ve şirketin ortaklarından Akan Kürşat'la İngiliz Gerry
Con Rob'un kırmızı bültenle arananlar listesine girmesi
üzerine KKTC polisi ilgili kişilere Türkiye de dahil herhangi bir ülkeye
seyahat etmemeleri uyarısında bulundu. Tahir Soycan,
İngiliz yayın kuruluşu BBC'de yayınlanan bir haberden
sonra Rumların harekete geçtiğini ve polise başvurduğunu
söyledi. "Rumları
Türkler de destekliyor" Soycan,
haklarında tutuklama kararı çıkaran Rumların, Türk
tarafından destek gördüklerini de ileri sürdü. Tahir Soycan,
KKTC'deki şirketler mukayyitliğindeki bazı kişilerin
şirket bilgilerini Rum yetkililere verdiğini ileri sürdü. Müteahhit
Tokatlıoğlu'ysa Rumların hukuk savaşı açarak
inşaat sektörü nedeniyle yüzde 35 oranında büyüyen Kuzey
Kıbrıs ekonomisini çökertmeye çalıştıklarını
belirtti. Tutuklama
kararı sayısı 8 Son tutuklama
kararıyla KKTC sınırları dışına
çıkmaları kısıtlanan kişilerin sayısı 8'e
yükselmiş oldu. Rum
Dışişleri Bakanlığı'nda konuyla ilgili faaliyet
planı hazırlandığı belirtilirken, Güney
Kıbrıs kamuoyunda Türklere karşı mülkiyet konusunda
haçlı seferi başlatıldığı belirtiliyor. |
KIBRIS 28/05/05
Gittiğiniz yerde tutuklanabilirsiniz
BİR
ŞEY OLMAZ DEMEYİN, CİDDİYE ALIN"... Başsavcı
Akın Sait, Rum yönetiminin Kıbrıslı Türkler aleyhine
açtığı mülkiyet davaları ve tutuklama emirleriyle ilgili
çok dikkatli olma konusunda halkı uyardı. Vatandaşlara "Bir
şey olmaz demeyin, olayı ciddiye alın" diye seslenen
Başsavcı Akın Sait, bu tür dava ve tutuklama emirlerinin daha da
artabileceği endişesini taşıdıklarını söyledi
GİDİŞAT
TEHLİKELİ... Kıbrıs Rum yönetiminin son günlerde
tırmandırdığı mülkiyet davaları ve ardından
gelen Avrupa tutuklama emirleriyle ilgili gidişatı
"tehlikeli" olarak niteleyen Başsavcı, haklarında
tutuklama emirleri çıkarılan Türklerin gerek Güney
Kıbrıs'ta, gerekse herhangi bir AB ülkesinde
tutuklanmalarının söz konusu olduğunu vurguladı
"TEBLİGATLARI
ALMAYIN, BİZİ HABERDAR EDİN"... Başsavcı
Akın Sait, vatandaşları, kendilerine yapılan
tebligatları almamaları konusunda özellikle uyararak, "Vatandaşlar
bu tebligatları kesinlikle almamalıdır ve durumdan yetkili
makamları haberdar etmelidir. Tebligatlar posta yoluyla gelse dahi yine
yetkililere konu aktarılmalıdır" şeklinde konuştu
ve gerekli tedbirlerin alınmaya
çalışıldığını kaydetti
"SADECE
INTERPOL'DEN GELENLERİ ÖĞRENEBİLİYORUZ"...Rum
yönetiminin mülkiyetle ilgili 3 ayrı yoldan tutuklama kararı
çıkarabildiğine dikkat çeken Sait, "Biz sadece İnterpol
kanalıyla gelen tutuklama emirlerinden haberdar oluyoruz ancak AB'den
istedikleri Europol tutuklama emirlerinden ve sivil davalardan kaynaklanan
tutuklama taleplerini öğrenemiyoruz. Bu da çok tehlikelidir" dedi
Dilek
ÇETEREİSİ
Başsavcı
Akın Sait, Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik
açtığı mülkiyet davaları ve ardından gelen tutuklama
emirleri konusunda halkı uyardı ve "Gittiğiniz yerde
tutuklanabilirsiniz. Durum çok ciddi" dedi.
Kıbrıs
Türkü'nün seyahat özgürlüğünü elinden almaya ve dünyadan tecridine yönelik
Rum mülkiyet davaları ve tutuklama emirleriyle ilgili gidişatın
tehlikeli bir hal aldığına dikkat çeken Başsavcı Sait,
"Tebligatlar görmezden gelinip Güney Kıbrıs'a ya da Avrupa'ya
gidilirse tutuklama olabilir" diye konuştu.
Başsavcı
Akın Sait, kuzeyde, Kıbrıslı Türkler kadar
yabancıları da huzursuz eden Rum davaları ve tutuklama emirleri
hakkında KIBRIS'a konuştu.
Mülkiyet
sorununu da kökünden çözecek Annan planına dayalı bir çözüme
referandumda "hayır" demelerine rağmen AB üyeliği ve
uluslar arası hukukun sağladığı avantajlarla tehlikeli
bir maceraya atılan Rum yönetimi, son günlerde tırmandırdığı
mülkiyet davaları ve tutuklama emirleriyle Kıbrıs Türklerini
dünyadan tecrit etmeye çalışıyor.
Yıllardır
ambargolar altında ezilen Kıbrıs Türkü şimdi de Rum
yönetiminin art arda açtığı mülkiyet davaları ve Avrupa
tutuklama emirlerine kadar uzanan bir tehditle karşı
karşıya.
Kıbrıslı
Türkler, sayıları giderek artmakta olan mal-mülk davaları ve
tutuklama emirleri ile KKTC dışına çıkmaktan çekinir oldu.
1974'ten önce
Rumlara ait gayrı menkullere inşaat veya benzeri bir
yatırım yapmaktan dolayı haklarında dava açılan,
Avrupa tutuklama emri çıkarılan ve İnterpol'ün
kırmızı bültenine giren birçok Kıbrıslı Türk
işadamının yanı sıra yabancılar da bulunuyor.
Rum
basını, açılan davaların 300 dolayında olduğu
yönünde haberler yayımlarken, KKTC makamları bu bilgiyi
doğrulayacak bilgilere sahip değil. KKTC makamları, sadece
İnterpol'ün kırmızı bültenle aradığı
kişilerle ilgili bilgi sahibi ve bunun şimdilik 12-13 kişi
olduğunu biliyor. Bu sayının daha da artacağından
endişe duyuluyor.
Davaları
ciddiye alın
Rum yönetiminin
Kıbrıslı Türkler aleyhine açtığı mülkiyet
davaları ve tutuklama emirleriyle ilgili KIBRIS'ın
sorularını yanıtlayan Başsavcı Akın Sait,
vatandaşları çok dikkatli olunması konusunda uyardı.
Vatandaşlara
"Bir şey olmaz demeyin, olayı ciddiye alın" diye
seslenen Başsavcı Akın Sait, bu tür dava ve tutuklama
emirlerinin daha da artabileceği endişesini
taşıdıklarını söyledi.
Kıbrıs
Rum yönetiminin son günlerde tırmandırdığı mülkiyet
davaları ve ardından gelen Avrupa tutuklama emirleriyle ilgili
gidişatı "tehlikeli" olarak niteleyen Başsavcı,
haklarında tutuklama emirleri çıkarılan Türklerin gerek Güney
Kıbrıs'ta, gerekse herhangi bir AB ülkesinde
tutuklanmalarının söz konusu olduğunu vurguladı.
Sakın
tebligatları almayın
Başsavcı
Akın Sait, vatandaşları, kendilerine yapılan
tebligatları almamaları konusunda özellikle uyararak,
"Vatandaşlar bu tebligatları kesinlikle almamalıdır ve
durumdan yetkili makamları haberdar etmeli. Tebligatlar posta yoluyla
gelse dahi yine yetkililere konu aktarılmalıdır"
şeklinde konuştu ve gerekli tedbirlerin alınmaya
çalışıldığını kaydetti.
3 ayrı
tutuklama emri
Rum yönetiminin
mülkiyetle ilgili 3 ayrı yoldan tutuklama kararı
çıkarabildiğine dikkat çeken Sait, "Biz sadece İnterpol
kanalıyla gelen tutuklama emirlerinden haberdar oluyoruz ancak AB'den
istedikleri Europol tutuklama emirlerinden ve sivil davalardan kaynaklanan
tutuklama taleplerini öğrenemiyoruz. Bu da çok tehlikelidir" dedi.
Sait,
Rumların kendi sivil mahkemelerinde dava açarak tutuklama kararı
çıkarma yoluna da gittiklerini anımsatarak bu konuda Orams
davasını örnek verdi. Kişinin Rum mahkemesinin emrine
uymadığı gerekçesiyle hakkında tutuklama emri
çıkarıldığını ifade eden Başsavcı Sait,
böyle bir durumda Güney Kıbrıs'a geçilmesi halinde tutuklamanın
yapılabileceğini kaydetti.
Akın Sait,
aynı şekilde İnterpol'ün kırmızı bültenle
aradığı veya hakkında Eoropol tutuklama emri bulunan
Türklerin de yurtdışına çıkması halinde
tutuklanmalarının gündeme gelebileceği tehlikesini gösterdi.
Başsavcı,
tutuklama emirleriyle ilgili "Teyit edebildiğimiz var,
edemediğimiz var" ifadesini kullandı.
KIBRIS 28/05/05
Türkiye Başbakanı Erdoğan: Güney Kıbrıs
Rum yönetimi üzerine düşen görevi yapmadı
|
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi'nin üzerine düşen görevi
yapmadığını ifade ederek, "Eğer
Kıbrıs Adası'nda bir çözümsüzlük varsa, bu çözümsüzlüğün
bir numaralı muhatabı Kıbrıs Rum Yönetimi'dir" diye
konuştu. Başbakan
Erdoğan, Kazakistan ziyaretinde ikametine ayrılan Intercontinental
Oteli'nde gazetecilerle sohbet etti, soruları yanıtladı. Başbakan
Erdoğan, Kıbrıs konusundaki bir soruyu yanıtlarken,
Türkiye'nin Ankara Anlaşması ile ilgili bir tavır ve tutumunun
olduğunu anımsatarak, şöyle konuştu: "Bununla
ilgili bir sıkıntımız yok. Basın yayın organlarında
zannediyorum yanlış bir iletişim sorunu var. 'Türkiye,
Kıbrıs sorununu çözmelidir' gibi bir yaklaşım
yanlış bir yaklaşımdır. Bu yalnız Türkiye'nin
sorunu değil. Burada 3 tane garantör ülke var. İki tane
karşılıklı muhatap ülke var. Burada Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi üzerine düşen görevi
yapmamıştır. Eğer Kıbrıs Adası'nda bir
çözümsüzlük varsa, bu çözümsüzlüğün bir numaralı muhatabı
Kıbrıs Rum Yönetimi'dir. Niçin bu
işi çözmek için yola çıkmış olan BM'ye ve Annan
Planı'na 'hayır' diyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
olmuştur? Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi ise bunu çözmek için yola
çıkan BM Genel Sekreteri Annan'ın hazırladığı
plana 'evet' demiştir ve AB ülkeler de bu noktada KKTC'nin
takındığı tavrı her zaman, her zeminde takdir
etmişlerdir. Onların da burada beklentileri şuydu; Yani KKTC
acaba ne diyecek? KKTC'den olumlu bir netice çıkmaz diye beklerlerken,
tam aksine KKTC olumlu netice verdi. Güney
Kıbrıs olumsuz bir netice vermesine rağmen, o taltif edildi, o
takdir edildi ve AB'ye üye yapıldı. Ama gördüğünüz gibi KKTC
hala izolasyona tabi. Burada böyle bir yaklaşım varsa bunu kabul
etmemiz mümkün değil. Ne pahasına olursa olsun." |
KIBRIS 28/05/05
Cumhurbaşkanı Talat: Kıbrıs sorununun çözümü
BM zemininde olacak
|
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümünün BM zemininde
olacağını belirterek, "AB özellikle Kıbrıs Rum
tarafının üye olması nedeniyle doğrudan doğruya
Kıbrıs sorununu çözme rolü oynayamaz" dedi. Cumhurbaşkanı
Talat, Swissotel'de bazı gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle
sabah kahvaltısında bir araya geldi. Kahvaltının
ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat,
Kıbrıs sorununun BM zemininde çözümlenebilecek bir konu
olduğunu dile getirerek, "AB, özellikle Kıbrıs Rum
tarafının üye olması nedeniyle doğrudan doğruya
Kıbrıs sorununu çözme rolü oynayamaz. Bunu kendileri de kabul
ediyorlar" dedi. Çözümün BM
zemininde olacağını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
bununla ilgili bir çaba ortaya koyduğunu ve ay sonunda siyasi
işlerden sorumlu yardımcısını Kıbrıs'a
göndereceğini hatırlatan Talat, yardımcının Rum
tarafı ile Türk tarafının tutumunu yerinde
gözlemleyeceğini bildirdi. Türk
tarafının tutumunun açık olduğunu, daha önce
Kıbrıs sorununu çözmeye hazır olduğunu duyurduğunu
ifade eden Talat, şunları kaydetti: "Genel
Sekreter'in Rum tarafından talepleri var. Genel Sekreter,
'yazılı, açık, net ve kesin olarak görüşlerinizi ve
taleplerinizi bize bildirin' demişti. Bunları henüz Rum tarafı
vermedi. Verme eğilimi içinde de değil. O yüzden bekleyeceğiz,
göreceğiz. Verirse görüşmelerin başlama ihtimali yüksek olur.
Vermezse yeni girişimler, yeni arayışlar gündeme gelecek.
Dolayısıyla Kıbrıs sorununu çözecek olan inisiyatifi BM
kullanabilir." Cumhurbaşkanı
Talat, "Rum tarafı görüş belirtmezse her şey
sıfırdan mı başlayacak?" şeklindeki soru
üzerine, "Sıfırdan başlamaz tabii ki... Tarihte hiçbir
şey sıfırdan başlamadı. Kıbrıs da
sıfırdan başlamaz" diye konuştu. Görüşmelerin
yeniden başlamasının Rum tarafının tutumuna
bağlı olduğunu dile getiren Talat, Rum yönetiminin, Genel
Sekreter'i tatmin edecek bir adım atarsa görüşmelerin 3 Ekim'den
önce başlayabileceğini vurguladı. Talat,
"Kıbrıs'ta çözümsüzlük kime yarar?" şeklindeki bir
soru üzerine de şunları kaydetti: "Çözümsüzlük
kimseye yaramaz, bize hiç yaramaz. Rum tarafı bugün için kazançlı
gibi görünse de Rumlar Yunan kültürü nedeniyle aşinadırlar. Bugün
bu yolda kazanacakları bir zafer, ancak bir Pirus zaferi olabilir.
Başka bir şey olmaz. Kıbrıs sorunu çözülmezse hiçbir
taraf bundan net kazanç elde edemez. Kıbrıs sorununun çözümü herkesin
yararınadır." Cumhurbaşkanı
Talat, sorunun çözümü konusunda Türkiye'nin şu anda yapılması
gerekeni yaptığını, bunun dışında
yapabileceği çok fazla bir şeyin de
bulunmadığını sözlerine ekledi. Sabah
kahvaltısına, Cumhurbaşkanı Talat'ın eşi Oya
Talat, Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Milliyet
gazetesi Yayın Danışmanı Nurcan Akad, Zaman gazetesi
Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, Vatan gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni Tayfun Devecioğlu, Yeni Şafak gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu, Takvim gazetesi Genel Yayın
Müdürü Oğuzhan Beyaz ve Posta gazetesi dış haberler sorumlusu
Hakan Çelik katıldı. |
KIBRIS 28/05/05
Gambiya ile KKTC ilişkileri görüşülecek
Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Batı Afrika ülkesi Gambiya'dan destek arıyor
Gambiya ile
KKTC ilişkileri görüşülecek
Selim
KUMBARACI-(TAK)
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dışa
açılımının sağlanması ve yabancı ülkelerle
çeşitli alanlarda ikili ilişkiler kurulması amacıyla
İslam ülkeleri nezdinde başlattığı girişimleri
Afrika kıtasına taşıyan Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, bu çerçevedeki ilk resmi ziyaretini Gambiya'ya yaptı. Bakan
Denktaş ve beraberindeki heyet, Batı Afrika ülkesi Gambiya'da en üst
düzeyde devlet misafiri olarak karşılandı.
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
Gambiya Devlet Başkanı Yahya Jammeh tarafından kabul edilecek,
ardından Dışişleri Bakanı Musa Balage ile iki ülke
ilişkilerinin ele alınacağı geniş kapsamlı bir
görüşme yapacak. Görüşmede, turizmden eğitime kadar çeşitli
alanlarda karşılıklı işbirliği olanakları
ele alınacak.
Havaalanında
üst düzey karşılama
Birleşmiş
Milletler içinde 56 ülkeyle anahtar role sahip İslam Konferansı
Örgütü üyelerinden olan Gambiya'ya önceki gece geç saatlerde varan Bakan
Denktaş ve beraberindeki heyet, Gambiya Dışişleri
Bakanı Musa Balage tarafından karşılandı. İki
bakan Banjul havaalanının VIP salonunda bir süre sohbet etmelerinin
ardından KKTC heyetinin kalmakta olduğu otele geçildi. Bakan
Denktaş ve meslektaşı Balage otelin lobisinde kısa bir
görüşme gerçekleştirmelerinin ardından Balage, Bakan
Denktaş'a kalacağı suite kadar eşlik etti.
Başbakan
yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Gambiya Dışişleri Bakanı Musa Balage'nin
otelden ayrılmasının ardından TAK muhabirine ilk
izlenimleriyle ilgili olarak yaptığı kısa açıklamada,
batı Afrika ülkesi Gambiya'da KKTC heyeti olarak gördükleri ilgiden
oldukça memnun kaldıklarını belirtti.
Amaçlarının
KKTC olarak İslam ülkeleriyle kurdukları ikili ilişkileri Afrika
kıtasına taşımak olduğunun altını çizen
Bakan Denktaş, Gambiya'ya gerçekleştirdikleri resmi ziyaretle bunun
ilk adımının atılmış olduğunu söyledi.
Bakan
Denktaş'a Gambiya ziyaretinde başbakan
Yardımcılığı Dışişleri
Bakanlığı Siyasi İşler Danışmanı Kudret
Akay ve Dışişleri Bakanlığı Üçüncü Sekreteri
Murat Soysal eşlik ediyor.
KIBRIS 25/05/05
TC
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile TC Dışişleri
Bakanı Abdullah Gülün, Haziranın ilk haftasında ABDye
yapacakları ziyaret öncesi Ankarada Kıbrıs Zirvesi
yapılması planlanıyor.
Görüşmelere
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaşın
katılması bekleniyor.
TC
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile TC Dışişleri
Bakanı Abdullah Gülün ABD ziyaretleri öncesinde, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaşın 2 Haziranda Ankaraya gelecekleri
bildirildi.
3 Haziranda, Erdoğan ve Gül ile biraraya gelecek olan Kıbrıs
Türk yönetimi, Adadaki son gelişmeleri masaya yatıracak.
Kıbrıs Türk yönetiminin, TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezerle de görüşebileceği belirtiliyor.
ABDye yapacakları ziyaret çerçevesinde Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri Kofi Annan ile de görüşecek olan Başbakan
Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gülün, yeni görüşme
sürecine ilişkin beklentilere, Kıbrıs Türk yönetimi ile
yapılacak zirvenin ardından son şeklini vermesi
bekleniyor.(NTV-Ajanslar
YENIDUZEN 27/05/05
|
Şener: Kıbrıs
uluslararası görüşmelerin gündeminde... Türkiyenin
Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Devlet Bakanı
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Türkiye
Cumhurbaşkanı ve Başbakanının uluslararası
görüşmelerinde Kıbrıs konusunun ve sorunların gündeme
geldiğini söyledi. Şener,
Kıbrıs Türk halkının refahının artması için
Türkiyenin her türlü desteği verdiğini ve vereceğini söyledi. Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Türkiyenin Kıbrıs İşlerinden de
Sorumlu Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şenerle görüştü. Girne Amerikan Üniversitesinin mezuniyet
törenine katılmak ve Onursal Hizmet Ödülünü almak üzere önceki gece
Kuzey Kıbrısa gelen Şener, ilk resmi ziyaretini Talata
yaptı. Görüşmeye
Türkiye Büyükelçisi Aydan Karahan, Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev ve öteki yetkililer de
katıldı. Talat:
Birçok sıkıntıyı birlikte çözdük Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Şenerle görüşmesinde basına
yaptığı açıklamada, Şenerle başbakanken de
birlikte çalıştıklarını hatırlatarak, özellikle
ekonomik konulardaki birçok sıkıntıyı birlikte
çözdüklerini söyledi. Ekonomide
en canlı dönem Kıbrıs
Türk ekonomisinin en canlı döneminin yaşandığına
işaret Bunda
birçok etken var. Bu etkenlerin en başında Türkiyenin
desteğinin devam etmesi gelir. Onun dışında son
zamanlardaki gelişmeler, Kıbrıs müzakerelerinde
Kıbrıs Türk tarafının takındığı
tavrın yarattığı uluslararası ilgi ve çekicilik;
Kıbrıs Türk halkının dünyanın genel eğilimine
uygun davranışının yarattığı
uluslararası ilgi ve bir miktar yabancı yatırım, büyük
ölçüde Türkiyeden gelen yatırım ve sonuç olarak ekonomide iyi bir
gelişme yaşanıyor. Bu gelişmeyi kalıcı hale
getirmek, güdeceğimiz ekonomi politikalarıyla mümkündür ve bunu
gerçekleştirmek, başarmak durumundayız. Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Şenerle bu konuları görüşme imkanı
bulacaklarını kaydetti. Başbakanlıktan yeni
ayrılmış biri olarak, ekonomik konular ve Türkiyeyle
protokoller çerçevesinde görüş alışverişleri
yapacaklarını ifade Şener:
3 Haziranda yine geleceğim Türkiye
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener de konuşmasında, Kuzey Kıbrısa
kaçıncı gelişi olduğunu hatırlayamadığını
ama değişik vesilelerle KKTCye gelmekten duyduğu memnuniyeti
dile getirdi. Şener,
KKTCye altı ayı aşkın süredir gelemediğini,
Cumhurbaşkanı Talatı ilk ziyareti şimdi
gerçekleştirdiğini kaydederek, 3 Haziranda yine
Kıbrısta olacağını ve KKTC-Türkiye arasında Abdüllatif
Şener, iki ülke arasındaki işbirliğinin
geliştirilmesi imkanlarını görüşeceklerini ifade ederek,
KKTCye her gelişinde olumlu gelişmeler görmekten büyük mutluluk
duyduğunu söyledi. Destek sürecek Refahın
artması hepimizin isteği, çabası. Bunun için Türkiye her türlü
desteği vermiştir, vermektedir, vermeye devam edecektir diyen
Şener, insanların mutluluğu için ellerinden geleni her zaman
yapacaklarını vurguladı. Türkiye
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif
Şener, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın ABD
ziyaretinde Kıbrıs konusunun ele alınacağına
ilişkin haberler konusundaki soruyu
yanıtlarken, Erdoğanın ziyaretinin programının
ayrıntılarının henüz ortaya
çıkmadığını belirtti. Kıbrıs
uluslararası görüşmelerin gündeminde Şener,
KKTC Cumhurbaşkanı ve Başbakanının resmi
görüşmelerinde olduğu gibi Türkiye Cumhurbaşkanı ve
Başbakanının uluslararası görüşmelerinde de
Kıbrıs konusunun ve sorunların gündeme geldiğini ifade
etti. KKTCye uygulanan haksız ambargoların kalması için her
türlü girişimde bulunmayı sürdürdüklerini kaydeden Abdüllatif
Şener, Kıbrısa ilişkin her konunun gündemlerinde
olduğunu söyledi. (TAK) YENIDUZEN Prendergast Pazartesi adaya geliyor Birleşmiş
Milletler Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu
Müsteşarı Sir Kieran Prendergast, 30 Mayıs Pazartesi günü
temaslarda bulunmak amacıyla Kıbrısa gelecek. Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talatın, Kıbrısa 30 Mayısta gelmesi
beklenen BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı
Sir Kieran Prendergastla iki kez bir araya geleceği
açıklandı.. Cumhurbaşkanlığı
Özel Kalem Müdürü Asım Akansoyun yaptığı açıklamaya
göre Talat, Prendergastla 1 ve 2 Haziranda gerçekleşecek 2 ayrı
toplantı yapacak. Cumhurbaşkanlığında
1 Haziranda gerçekleşecek ilk toplantı saat 12.00de
gerçekleşecek. Talat-Prendergast görüşmesine Başbakan Ferdi
Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı Serdar Denktaşın
da katılması bekleniyor. Görüşmenin ardından Prendergast,
Cumhurbaşkanlığında onuruna verilecek öğle
yemeğine katılacak. Cumhurbaşkanı Talat, Prendergastla ikinci toplantısını 2 Haziranda yapacak. Cumhurbaşkanlığındaki görüşme saat 09.00da başlayacak. BM
Barış Gücü Sözcülüğü, BM Genel Sekreteri Siyasi
İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergastın adada
gerçekleştireceği diğer temaslar ve ayrılış
tarihi hakkında bilgi vermedi. YENIDUZEN
Rumlar üzerine düşeni yapmamıştır Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs
sorununun çözümünde Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin üzerine
düşen görevi yapmadığını ifade ederek, Eğer Kıbrıs
Adasında bir çözümsüzlük varsa, bu çözümsüzlüğün bir numaralı
muhatabı Kıbrıs Rum Yönetimidir diye konuştu. Başbakan Erdoğan, Kıbrıs konusundaki bir
soruyu yanıtlarken, Türkiyenin Ankara Anlaşması ile ilgili
bir tavır ve tutumunun olduğunu anımsatarak, şöyle
konuştu: Bununla ilgili bir sıkıntımız yok.
Basın yayın organlarında zannediyorum yanlış bir
iletişim sorunu var. Türkiye, Kıbrıs sorununu çözmelidir
gibi bir yaklaşım yanlış bir yaklaşımdır.
Bu yalnız Türkiyenin sorunu değil. Burada 3 tane garantör ülke
var. İki tane karşılıklı muhatap ülke var. Burada Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerine düşen
görevi yapmamıştır.
Eğer Kıbrıs Adasında bir çözümsüzlük varsa, bu
çözümsüzlüğün bir numaralı muhatabı Kıbrıs Rum
Yönetimidir. Niçin bu işi çözmek için yola çıkmış olan
BMye ve Annan Planına hayır diyen Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi olmuştur? Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi ise bunu çözmek
için yola çıkan BM Genel Sekreteri Annanın hazırladığı
plana evet demiştir ve AB ülkeler de bu noktada KKTCnin takındığı
tavrı her zaman, her zeminde takdir etmişlerdir. Onların da
burada beklentileri şuydu; Yani KKTC acaba ne diyecek? KKTCden olumlu
bir netice çıkmaz diye beklerlerken, tam aksine KKTC olumlu netice verdi.
Güney
Kıbrıs olumsuz bir netice vermesine rağmen, o taltif edildi, o
takdir edildi ve ABye üye yapıldı. Ama gördüğünüz gibi KKTC
hala izolasyona tabi. Burada böyle bir yaklaşım varsa bunu kabul
etmemiz mümkün değil. Ne pahasına olursa olsun. HALKIN SESI
28/05/05 İşadamlarından
Rumlara savaş
Aytuğ TÜRKKAN Rum Yönetiminin son dönemde
Kıbrıs Türkü üzerindeki tahrikkâr davranışları
Kıbrıslı Türk işadamlarını harekete geçirdi. KKTC ekonomisinin belkemiği
konumundaki bir çok büyük şirketin sahiplerinin girişimiyle
oluşturulan Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyi, Rum
yönetimine karşı savaş açmaya hazırlanıyor. Kuzey Kıbrıs Uluslararası
Konseyi çatısı altında Avrupadaki lobi faaliyetlerini ve
hukuk mücadelesini sürdürmek üzere merkezi İngilterede olan EUPRO
Limitedle anlaşıldı. Rum yönetimine karşı bir
atağın başlatılmasında rol oynayanlardan biri olan
NCP Direktörü Osman Özter, kurulan konseyin hiç bir siyasi amacı
olmadığını amaçlarının Rumların
Kıbrıs Türküne yaptığı saldırılara
karşı harekete geçmek olduğunu ifade etti. KIRMIZI BÜLTEN KIVILCIM OLDU KKTC ekonomisinin büyük bölümünü
oluşturan inşaat ve turizm sektöründe çalışan gerek
KKTCli gerekse yabancı ülke vatandaşı olup burada faaliyet
gösteren kişilere karşı hukuk savaşı başlatan
ve haklarında Avrupai Tutuklama Kararı aldırtan Rum yönetimine
karşı, işadamlarımız önceki akşam harekete
geçti. Rocks Otelde bir araya gelen bir çok
işadamı, Rumların saldırgan tutumu
karşısında uluslararası bir mücadele verme kararı
aldı. Mücadeleyi, kurdukları Kuzey
Kıbrıs Uluslararası Konseyi çatısı altında sürdürecek
olan Kuzey Kıbrısta faaliyet gösteren işadamları, sivil
toplum örgütleri ve halkı da yanına almak niyetinde. İlk defa Perşembe
akşamı bir araya gelen ve bundan böyle her Perşembe Rocks
Otelde biraraya gelecek olan Konsey üyeleri, bundan sonra izlenecek yolu
saptayacaklar. Toplantıda dağıtılan
bildirilerde; Kuzey Kıbrıs Uluslararası Konseyinin, Kuzey
Kıbrıstaki tüm sektörleri temsil eden bir sivil toplum örgütü
olduğu vurgulandı. Konsey 5 temel amaçla yola çıktı:
Bunlardan ilki; Kuzey Kıbrısın ekonomik refah seviyesini
yükseltmek. Referandum döneminde AB, ABD ve BMnin
Kuzey Kıbrısa doğrudan uçuşların
başlaması, izolasyonların ve ambargoların
kaldırılması yönünde söz verdiklerine dikkat çekilen
toplantıda, bu sözlerin artık hayata geçmesi için uluslararası
camianın hareketlenmesi gerektiği vurgulandı. Konseyin kuruluş amaçlarından
biri de; Kuzey Kıbrıs ekonomisini doğrudan veya dolaylı
yollarla tahrip etmeye çalışan Kıbrıs Rum Yönetiminin
hareketlerine tüm yasal yollarla karşı koymak olduğu bildirildi.
Konsey, uluslararası politik
kurumları ve basını kullanarak Kıbrıs Türk
halkının uluslararası topluluk ile ilişkilerini
geliştirip, Kuzey Kıbrısın ekonomik
çıkarlarını korumayı ve güçlendirmeyi hedefliyor. Konseyin hedeflerini paylaşan tüm örgütlerle
işbirliği içinde olmayı da kendine görev sayan Kuzey
Kıbrıs Uluslararası Konseyi, amaçlarını yerine
getirmek için halk içine yayılmayı hedefliyor. KUZEY KIBRIS MAL SAHİPLERİ
DERNEĞİ Konseyin bir alt birimi olarak hareket
edecek olan, Birleşik Krallıkta kayıtlı EUPRO Limited
(Kuzey Kıbrıs Mal Sahipleri Derneği), Rum
saldırısına uğrayan Kıbrıslı Türkleri
uluslararası alanda savunacak. EUPROnun üç yöneticisinden birinin
Amerikalı, diğerinin İngiliz ve birinin de Türk olduğuna
dikkat çekilerek, amacının; KKTCde bulunan ve KKTC yasaları
tarafından hakları saklı olan mallar ve koçanlar üzerindeki
haklar ile ilgili Rumlar tarafından yapılan her türlü hukuk
saldırısına karşı koymak olduğu ifade edildi.
Bunun yanında EUPROnun yapacağı mücadelede Rumların Kuzey
Kıbrıstaki mal-mülk meselesi hakkındaki propagandalarına
karşılık verilmesi de temel amaçlardan olacak. KKTCYİ ADDLESHAW GODDARD FİRMASI
SAVUNACAK EUPRO, Addleshaw Goddard
firmasını, kıdemli ortağı Martin Kramer
danışmanlığı ile Londradaki hukuk sorumlusu olarak
görevlendirdi. Daha önce KKTCnin çıkarları ile ilgili 12 davada
görev alan Kramer, bu davaların
tümünü kazanmıştı. KKTCyi en iyi hukukçunun
savunacağına vurgu yapılan toplantıda, Güneyle
başlayan hukuk savaşının kaybedilmeyeceğine inanılıyor. Rumların dünyada
yaptığı propaganda ile Kuzeyden mal almak isteyenleri
korkuttuğu belirtilirken, bu propagandaların yanlış ve
temelsiz olduğunu kanıtlamak için profesyonel bir halkla
ilişkiler kampanyası başlatılması düşünülüyor. İNGİLİZ PARLAMENTOSUNDAKİ
DESTEK ARTIRILMALI 1992 yılında İngiliz
Parlamentosunda Kuzey Kıbrısı destekleyen parlamenter
sayısının 131 olduğu fakat bu rakamın bugünlerde
20ye düştüğüne dikkat çekildi. Bu olumsuz tabloyu ortadan kaldırmak
için EUPRO, Londrada profesyonel bir lobi şirketi ile anlaşarak
Westminsterdeki, Brükseldeki AB Parlamentosundaki ve Washingtondaki
politikacıların etkilenmesi hedef alındı. EUPROnun belirlediği strateji için
bir yıl için 50 bin Euro kaynak gerektiği bildirilirken, bu
kaynağın yaratılması için işadamlarının
yardımlarıyla bir savaş sandığı kurulacak. DOĞU AKDENİZ ARAŞTIRMALARI
KURUMU EUPRO, halkla ilişkiler ve lobi
faaliyetlerine destek vermek amacı ile geçici olarak Cambridgede
bağımsız bir fikir yürütme merkezi kuruyor. Söz konusu kurumun başında ise;
Londra Üniversitesinden Prof. Clement Dodds, University of Sussexden Prof.
Michael Moran ve Ulster Üniversitesinden Dr. Brian Fitzpatrick olacak. Bu
bilim adamlarına ayrıca Cambridge Üniversitesinden Hukuk Profesörü
Sir Eli Lauterpracht da katkı koyacak. Bu kurum Kıbrıs ile ilgili
akademik ve tam kaynaklar ile desteklenen raporlar hazırlayacak. Raporlarda; tarihi eleştiriler,
anayasal yorumlar, BM ve AİHM ile ilgili analizler ve ilgili konulardan
oluşacak. Hazırlanan bu raporlar politikacılara ve basına
dağıtılacak. ÖZTER: ARTIK RUMLAR NE YAPARSA BUNA
BİR KARŞILIK VERİLECEK Kuzey Kıbrıs Uluslararası
Konseyi kurucularından North Cyprus Properties (NCP)in sahibi Osman
Özter HALKIN SESİne açıklamalarda bulundu. Özter, kurdukları konseyin ulusal
değil ıuluslararası bir kimliği olacağını
vurguladı. Bu Konseyde Yahudi lobisi de olacak, Amerikan avukatlar,
yatırımcılar da var. Dünyadan alabileceğimiz her türlü desteği
almaya çalışacağız diyen Özter, Kuzey Kıbrıs
Uluslararası Konseyinin artık her Perşembe
toplanacağını ve kendi içinde komiteler kurarak
çalışmalar yapacağını kaydetti. Osman Özter, Konseyin ilk etapta 100ün
üzerinde üyesi olduğunu ve üyelerin Kıbrıs Türk ekonomisine
yön veren büyük işletme sahiplerinden oluştuğunu kaydedetti.
Özter, komiteleri oluşturduktan sonra öncelikle sivil toplum örgütleri
ardından da tüm Kuzey Kıbrıs Türk toplumunu Konseyin
altında birleşmeye çağırdı. Rumların saldırısına,
karşı bir saldırı başlattıklarına dikkat
çeken Özter, Artık Rumlar ne yaparsa buna karşılık
verilecek dedi. KONSEYİN HİÇBİR
SİYASAL İÇERİĞİ YOK Hükümetin şu anda iyi
çalışmalar yaptığına değinen Özter, Ancak
hükümetin ağır kaldığı zamanlarda onlara da
baskı yapacak bir yapılaşmaya gidiyoruz dedi. KKTC ekonomisinin % 70-80ini elinde tutan
kişilerin oluşturduğu Kuzey Kıbrıs Uluslararası
Konseyinin hiçbir siyasal içeriği olmadığını
söyleyen Özter, amaçlarının Konseyi tabana yaymak olduğunu
kaydetti. EUPROnun oluşumuyla ilgili bilgi de
veren Özter, Rumların saldırıları başlayınca
Eupro gibi, Embargo gibi Müteahitler Birliğinin
başlattığı İnşaat Sektörünü Yaşatma
Hareketi gibi oluşumları bir çatı altına toplamak
istedik diye konuştu. Konseyi kurarken
hükümetle iştişarede bulunmadıklarını ifade eden
Özter, önceki gece yaptıkları toplantıda gerek hükümet
kanadından gerekse muhalefetten insanların bulunduğunu
kaydetti. HALKIN SESI
28/05/05 Siz de Kuzey
Kıbrıs'a gelin
Bir İngiliz işadamı özel
uçağıyla Ercan'a iniş yaptı. İşadamı
Douglas Garland, yabancı işadamları ve pilotlara da
çağrı yaptı: Siz de Kuzey Kıbrıs'a gelin Güney Afrika'dan özel uçağıyla yola
çıkarak 9 ülkeye uğradıktan sonra Ercan Devlet
Havaalanı'na iniş yapan İngiliz işadamı Douglas
Garland, amacının herkese bu güzel adaya gelmeleri için öncülük
etmek olduğunu vurguladı Özel uçağıyla Ercan Devlet Havaalanı'na
iniş yapan İngiliz işadamı Douglas Garland, yabancı
işadamları ve pilotlara Kuzey Kıbrıs'a gelmeleri
çağrısında bulundu. Güney Afrika'dan özel uçağıyla yola
çıkarak 9 ülkeye uğradıktan sonra, 13 Mayıs 2005
tarihinde Ercan Devlet Havaalanı'na iniş yapan İngiliz
işadamı Garland ve Garland Firması yetkililerinin bu sabah
ülkemizden ayrılacağı kaydedildi. İngiliz işadamı Garland,
amacının herkese bu güzel adaya gelmeleri için öncülük etmek
olduğunu vurguladı. İngiliz işadamı dün sabah Ercan Devlet
Havaalanı Sivil Havacılık Dairesi yetkililerinden izin alarak
'dünyanın en güzel adalarından biri olarak nitelendirdiği
Kıbrıs üzerinde turizm amaçlı yarım saatlik uçuş
gerçekleştirdi. Garland, uçuş sonrasında
yaptığı açıklamada, "bu güzel, cennet adaya"
gelmekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, "Buraya gelip de
üzerinden uçmamak doğru olmazdı. Bu yüzden bu uçuşu
planladık' dedi. Amacının dünyadaki herkesin buraya gelmesine
öncülük etmek olduğunu belirten İngiliz işadamı, 'Herkese
çağrıda bulunuyorum, dünyanın en güzel adalarından biri
olan Kıbrıs'a geliniz. Ercan Devlet Havaalanı da
uçakların inişi için uygundur. Ben çok memnun kaldım' diye
konuştu. Douglas Garland, Kıbrıs'ın doğal ve
tarihi mekânlarının güzelliğine de dikkati çekerek, bu
değerlere sahip çıkılmasını istedi. Havadan dün sabah gerçekleştirdikleri uçuş
sırasında yapılaşmanın dikkatini çektiğini
ifade eden işadamı, adadaki doğal güzelliklerin
korunmasının önemini vurguladı. KIBRIS 29/05/05 Aradan 20 sene de geçse Annan planı
gündemde olacak Avrasya Sanayici ve İşadamları
Derneği'nin "barış ve demokrasi" ödülüne layık
gördüğü Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs'ta çözümün Annan
planı temelinde olacağını söyledi Aradan 20
sene de geçse Annan planı gündemde olacak ANNAN PLANI
TEMELİNDE... Talat, "Bundan sonra ortaya çıkacak her çözüm
çabası, 20 sene bile olsa yine bu Annan planı gündemde
olacaktır. Öyle zannediyorum ki Kıbrıs sorununun çözümü, üç
aşağı beş yukarı Annan planı çerçevesinde
olacaktır" dedi KÜÇÜK
OLUŞUMUZA BAKMAYIN..."Bizim küçük oluşumuza bakmayın,
yapacağımız bir yanlışlık Türkiye'ye çok
pahalıya mal olabilir. Aynı şekilde Türkiye çok büyük bir
ülke, çok büyük ihtiyaçları, çok büyük çıkarları var. Bu
çıkarlarındaki bir adım, Kıbrıslı Türkleri yok
etmeye mahkum edebilir. Önümüzdeki günlerin en büyük tehlikeleri
bunlardır" Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, "Bizim küçük oluşumuza bakmayın,
yapacağımız bir yanlışlık Türkiye'ye çok
pahalıya mal olabilir" dedi. Avrasya
Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ASİAD)
düzenlediği "Avrasya'nın Yıldızları
Ödülleri" töreninde konuşan Talat, Kıbrıs sorununun bugün
çok farklı bir noktaya geldiğini belirtti. Bunu hiç
kimsenin inkâr edemeyeceğini kaydeden Talat, "Bütün dünyanın
Kıbrıs sorununa bakışı 2 yıl öncesiyle
aynı değil. Ciddi bir değişiklik
yaşanmıştır ve bu değişikliğin sonucu
yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır ve
çıkacaktır" diye konuştu. Talat, iki
tarafın birbiriyle yarıştığı, bir tarafın
kazanmasının diğer tarafın kaybetmesi demek olduğu
yarışın, özellikle Türkiye'nin AB'ye
adaylığıyla yepyeni bir boyut kazandığını
söyledi. Türkiye'nin
AB sürecinin önünde Kıbrıs'ın sürekli bir engel olarak yer
alacağına işaret eden Talat, bu sorunun çözümünde hem
Türkiye'nin, hem de Kıbrıs Türk kesiminin rol
alacağını vurguladı. Talat,
şöyle konuştu: "Bir
yandan Türkiye'nin yüksek menfaatlerinin önemli olduğunu savunurken
Kıbrıslı Türkler, aynı zamanda, kendi
sorunlarının, aynı çerçevede çözümlenmesini istemektedir.
Tabii bunlar zorluklarımız, gerçeklerimiz. Bu zorlukları
göğüslemek gerekir. Bu gerçekleri doğru kavrayıp, doğru
politikalarla adım atmalıyız. Bizim görevimiz, çok zor olarak
görünen, adeta bir felaket, çıkmazı olarak görünen zorluklardan
gerek Türkiye'yi, gerek Kıbrıs Türklerini nasıl
çıkaracağız. Bunun üzerinde
çalışmalıyız." Mehmet Ali
Talat, bunun için Türkiye ile uyumlu ve koordineli bir işbirliği
politikası güdülmesi gerektiğini belirterek, "Bizim küçük
oluşumuza bakmayın, yapacağımız bir
yanlışlık Türkiye'ye çok pahalıya mal olabilir. Aynı
şekilde Türkiye çok büyük bir ülke, çok büyük ihtiyaçları, çok
büyük çıkarları var. Bu çıkarlarındaki bir adım,
Kıbrıslı Türkleri yok etmeye mahkum edebilir. Önümüzdeki
günlerin en büyük tehlikeleri bunlardır" dedi. Barış
ve demokrasi ödülü Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusundaki gelişmelere
değindikten sonra konuşmasını tamamladı. Katılımcıların
sorularını yanıtlayan Talat, "Denktaş ile
aranız nasıl, onun tecrübelerinden yararlanmayı düşünüyor
musunuz?" şeklindeki bir soru üzerine, "Denktaş ile aram
iyi. Siyasi olarak demek istemiyorum, insani olarak..." dedi. Denktaş'ın
Kıbrıs konusunda bazı yanlış politikalar
izlediğini savunan Talat, bu yüzden Denktaş'ın tecrübelerinden
yararlanırken dikkatli olmak gerektiğini söyledi. Kıbrıs
sorununun nasıl çözümleneceğine ilişkin bir soruya da Talat,
Annan planının reddedildiğini, bu yüzden hükümsüz
olduğunu anımsatarak, "Bundan sonra ortaya çıkacak her
çözüm çabası, 20 sene bile olsa yine bu Annan planı gündemde
olacaktır. Öyle zannediyorum ki Kıbrıs sorununun çözümü, üç
aşağı beş yukarı Annan planı çerçevesinde
olacaktır" yanıtını verdi. Ekonomiye
ilişkin bir soru üzerine de Talat, ekonomide güzel bir büyüme
yaşandığını, bunun sürdürülebilir hale
getirilmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, hükümetin bunun üzerinde çalıştığını
söyledi. Talat, Kıbrıs için en mantıklı
yatırımın turizm ve inşaat gibi alanlar olduğunu
belirtti. Daha sonra
Talat'a, ASİAD Başkanı Ömer Faruk Başaran tarafından
Avrasya'nın Yıldızları Ödülleri çerçevesinde
"Barış ve Demokrasi Ödülü" verildi. KIBRIS 29/05/05 *** Gambiya yalanlamış ***
KIBRIS 29/05/05 Rus turizmciler KKTC'ye geliyor 26 Rus turizm
acentesinden 30 yetkili, 5 Haziran'a kadar Kuzey Kıbrıs'ta kalarak
buraya gönderecekleri turistlerin hangi ortamlarda konaklayarak nasıl
bir tatil yapabileceğini görme fırsatı bulacak Rus turizm
acentesi yetkililerinden oluşan 30 kişilik grup, bu akşam
KKTC'ye geliyor. Gazimağusa'da
faaliyet gösteren Western Travel & Tourism Şirketi ilk kez, Türkiye
ya da Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi
olmaksızın, Rusya'dan KKTC'ye bir info grubunun gelmesini
sağlıyor. Moskova'dan
İstanbul'a gidecek 30 kişilik Rus turizmci grubu, bu akşam
THY'nin İstanbul-Ercan seferiyle Kıbrıs'a gelecek. 5 Haziran'a
kadar KKTC'de kalacak 26 Rus turizm acentesinden 30 kişilik heyet,
turizm bölgelerini ve otelleri gezecek. Otellerde incelemeler yaparak KKTC'ye
gönderecekleri turistlerin hangi ortamlarda konaklayacağını
yerinde görme fırsatı bulacak Rus turizmciler onuruna 31 Mayıs
akşamı Merit Crystal Cove Otel tarafından, Ekonomi ve Turizm
Bakanı Derviş Kemal Deniz'in de katılacağı bir yemek
verilecek. İlk kez Western Travel
& Tourism Şirketi Müdürü Hakkı Alpsoy "Türkiye veya Güney
Kıbrıs'tan herhangi aracı bir turizm şirketi olmadan info
grubu KKTC'ye getirterek, ülke turizmi adına bir ilki
gerçekleştiriyoruz" dedi. Bu
organizasyonu 21-25 Mart tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası
Moskova Turizm Fuarı'da kurduğu bağlantılar sonucu
gerçekleştirdiklerini kaydeden Alpsoy, Güney Kıbrıs
Yönetimi'nin Yeşil Hat Tüzüğü'ne aykırı olarak
yarattığı vize krizine rağmen yoğun çabalar sonucu
başarılı olduklarını kaydetti. Alpsoy,
"Bu önemli organizasyonu bir dizi girişim izleyecektir" dedi. Hakkı
Alpsoy, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı yanı sıra
Salamis Bay Conti Resort Hotel, Bilfer Palm Beach Hotel, Merit Crystal Cove
Hotel ve Merit Cyprus Gardens Hotel yönetimleri ile etkin işbirliği
sonucu çözüme ulaşmayı başardıklarını ve
KKTC'nin tanınmasına da katkıda bulunduklarını
söyledi. KIBRIS 29/05/05 Rum Yönetimi Uluslararası AF Örgütü'nün sanık
sandalyesinde Uluslararası
Af Örgütü; Rum tarafında 24 Nisan referandumları öncesinde; gerek
Annan planına olumlu oy kullanmaktan caydırmak için gerekse plana
evet demeyi savundukları için kişilere şantaj
yapıldığına ilişkin somut deliller ortaya koyarak,
Rum yönetimini ifade özgürlüğünü korumakta başarısız
olmakla suçladı. Politis
gazetesi;"Ağır Suçlama -Uluslararası Af Örgütü Raporunda
İhmaller Saptadı - Uluslararası Af Örgütüne Göre Hükümet;
Referandumlar Öncesi Dönemde İfade Özgürlüğünü Korumada
Başarısız Oldu" başlık ve spotlarıyla
yansıttığı haberinde Af Örgütü raporunda yer alan
suçlamanın; Rum tarafında; gerek Annan planına olumlu oy
vermelerini engellemek amacıyla gerekse, plana evet demek taraftarı
oldukları için kişilere şantaj yapıldığına
ilişkin somut örneklerle delillendirildiğini yazdı. Örgütün,
raporunda; Rum tarafında yapılanlara veya yapılması
gerekip de yapılmayanlara
yoğunlaşıldığının dikkat çektiğini
yazan gazete KKTC'deki insan hakları ihlallerine, "Rum göçmenlere,
kayıplara", KKTC'de yaşamakta olan Rum ve Maronitlere ve sözde
"süregelen Türk işgaline" ilişkin her türlü ifadeden
kaçınıldığının altını çizdi. Habere göre
Af Örgütü raporunda; Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un,
Annan planının reddedilmesi yönündeki çağrısından
sonra gerek Rum yönetiminin gerek Rum toplumunun; ifade özgürlüğünü
koruyacak şekilde hareket etmekte başarısız
kaldığı belirtildi. Raporda şunlar yer aldı: "Annan
planı Kuzey'de kabul, Güney'de reddedildi. Referandum öncesi propaganda
döneminde Güney'de hükümet, ifade özgürlüğünü koruma görevini yerine
getirmekte başarısız oldu ve Annan planını reddetmeleri
için kişilere şantaj yapıldığına dair
şikayetler de var. Referandumdan önceki hafta; hayır demeleri için
kişilere yapılan şantajların doruğa
ulaştığı yolunda şikayetler alındı." Gazete Af
Örgütü raporunda, Rum devlet memurlarının ve polislerin; federal
devlette görev yapacak olanların maaş ve özlük haklarının
korunacağına ilişkin hiçbir garanti ve güvenceleri
olmadığı konusunda uyarıldıkları üzerinde
durulduğunu, ayrıca devlet memurlarına; referandumda evet
demeleri halinde mevcut işlerini kaybedecekleri
uyarısının yapıldığı tehdit
telefonları açıldığının kaydedildiğini
yazdı. Gazeteye göre
raporda, evet kampanyasını destekleyen kişilere yönelik
şiddet kullanıldığı, arabalarının
camlarının kırıldığını,
mallarına Vandallık yapıldığını ve
saldırıya uğradıkları belirtilirken; Rum polisinin o
dönemde hiçbir tutuklama yapmadığına, yaptığı
tek tutuklamanın ise, kamuya ait binanın duvarına evet lehinde
afiş asan bir evet taraftarı olduğuna dikkat çekiliyor. Rum
Ulaştırma Bakanlığı eski genel müdürü Simeon Matsis'in;
mezunu olduğu English School bahçe duvarına "Matsis;
hayır, kanınla yazılacak" şeklinde slogan
yazıldığına özellikle vurgu yapılan raporda, bu
olayı haber yapan Politis gazetesi muhabirine yapılan tehditlere de
yer verildi. Gazete
ayrıca Uluslararası Af Örgütü raporunda ayrıca; Rum polisi
tarafından tutuklanan kişilerin tutukluluk şartları,
sığınma talebinde bulunan yabancıların hapsedilmesi,
çingenelere uygulanan ayrımcılık ve vicdan-ı retçilere
(Yahova Şahitleri) cezalandırma muamelesi konusunda da Rum
yönetimine "meydan okunduğunu" kaydetti. Politis
gazetesi Rum yönetiminin; Sözcü Kipros Hrisostomidis
aracılığıyla Uluslararası Af Örgütü'nün raporunda
Güney Kıbrıs'la ilgili yer alanlara karşı
çıktığını ve referandum öncesi dönemde Rum
tarafında tam bir ifade özgürlüğü bulunduğu karşı
iddiasıyla yanıt verdiğini yazdı. Gazeteye göre
Rum sözcü, raporda Rum yönetimine yöneltilen suçlamaları "mesnetsiz
ve gerçek dışı" diye niteledi ve Örgüt'ün, raporunda yer
verdiklerinin gerçekten olduğunu gösteren herhangi bir ispata yer
vermediğini savundu. Kipros
Hrisostomidis şunları kaydetti: "Suçlamalardan söz ediyor.
Hükümete karşı bu tür suçlamalar yöneltildi ancak bunlar hem o
zaman hem de şimdi mesnetsiz suçlamalardır ve gerçeği
yansıtmıyor. Hem yurt içinden hem de yurtdışından
hükümete böyle suçlamalarda bulunulmuş ancak bu suçlamalar delillerle
çürütülmüştü" Simerini
gazetesi haberi "Uluslararsı Af Örgütü - Referandum Öncesi Dönem
İçin Kıbrıs'ı Eleştiriyor - Sözcü: Uluslararası
Af Örgütü Hükümeti; Görevini Yerine Getirmekte İhmalkarlık
Gösterdiği Suçlamalarını Benimsedi - İşgal Bölgeleri
-- Raporda İşgale, Göçmenlere ve Diğer İnsan Hakları
İhlallerine Hiçbir Şekilde Atıfta Bulunulmuyor"
başlık ve spotlarıyla okurlarına aktardı. Alithia
gazetesi; "Hükümet, İfade Özgürlüğü Konusunda Suçlanıyor
- Referandum Konusunda Af Örgütü'nün Sanık Sandalyesinde" Haravgi
gazetesi "Annan Planı Tartışmalarında Tam Özgürlük
Vardı - Hrisostomidis: Suçlamalar Mesnetsiz" Fileleftheros
gazetesi; "Annan Planı Tam Özgürlük İçinde Tartışıldı
- Hükümet, Uluslararası Af Örgütü Yıllık Raporundaki
İfadeleri Reddediyor" başlığını
kullandı KIBRIS 29/05/05 Prendergast'ın hareket çerçevesini
sınırlandırdılar
KIBRIS 29/05/05 Rumlardan ABD'li milletvekillerine tehdit Rum
tarafının KKTC'yi ziyaret edecek olan ABD'li milletvekillerine
ateş püskürdüğü bildirildi. Politis
gazetesi, Rum Yönetimi'nin "bu ziyaretin sonuçları da olacak"
diyerek Amerikalı milletvekillerine "dolaylı
uyarılarda" bulunduğunu da yazdı. Gazeteye göre
Rum Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis dün yaptığı
açıklamada, Ercan Hava Alanı üzerinden KKTC'ye gelmeyi düşünen
ABD'li milletvekillerine "bu girişimlerinin sonuçları ve
parametreleri de olacağı" yönünde dolaylı ikazlarda
bulundu. Hrisostomidis
Ercan üzerinden ziyaretin "yasa dışı ve uluslar
arası hukuk ve ABD'nin iç hukukuna da ters olduğunu" da
tekrarladı. Hrisostomidis
KKTC'ye gelmeye karara veren ABD milletvekillerini
"aydınlatmak" için gerekli tüm girişimlerde
bulunduklarını da söyledi. Gazeteye göre
Amerikalı milletvekillerinin KKTC'ye beklenen ziyaretini DİSİ
Partisi de kınadı. Parti
basın sözcüsü Tasos Mitsopulos Amerikalı milletvekillerinin Ercan
üzerinden ziyarette bulunmadaki "anlamsız
ısrarlarını" kınadı bu yöndeki girişimin
"Kıbrıslı Rumların hakkaniyet duygularını
zedelediği ve siyasi durumu karıştırdığı
için" kınanacak bir faaliyet olduğunu iddia etti. ABD
Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs eski
koordinatörü Thomas Weston'un açıklaması ise "kabul
edilmez" olarak niteledi. EDEK
Başkanı Yannakis Omiru da beklenen ziyareti kınadı
"gerçeğe bakılırsa bu ziyaret sahte devlete yasallık
verilmesi ve tanınmasına imkan verme teşebbüsüdür. BM ise
Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından kararlı şekilde
göğüslenmelidir" şeklinde konuştu. Gazeteye göre
Amerikan Elen Enstitüsü Başkanı Jin Rossidis ise ABD
Başkanı George Bush'a gönderdiği mektupta Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretine
değindi ve ABD'den Amerikan çıkarlarına ilişkin
Türkiye'nin öneminin bir kez daha incelenmesini talep etti. Rossidis
mektubunda ABD'nin Kıbrıs sorununa AB muktesebatına ve
demokratik kurallarına dayalı bir çözüm desteklenmesi
gerektiğini de savundu. Ayrıca
ABD'den Maraş'ın BM Barış Gücü gözetiminde
"Kıbrıs hükümetine" devredilmesini ve Rum göçmenlerin
iskanına açılmasını talep etmesini de istedi. Alithia
gazetesi haberi "Amerikalıların İşgal Bölgelerine
ZiyaretiBu Tutumları Yasa Dışı ve AnlamsızHükümet ve
Muhalefetten Yoğun Tepki" başlık ve spotlarıyla
yayınlarken diğer gazeteler şu başlıkları
kullandı: Mahi:
"ABD'li Milletvekillerinin Yasa Dışı Ziyareti İçin
Hükümetten ÖnlemlerDİSİ Amerikalıların Israrı
Anlamsız." Haravgi:
"Yasa Dışı Faaliyetlerinden HaberdardırlarAmerikalı
Milletvekilleri Davranışlarının Parametreleri
Hakkında Bilgilendirildiler." Simerini:
"Nereye Gittiğimize Dikkat EdinAmerikalı Milletvekillerine
UyarıHükümet DİSİ ve Elen Enstitüsünden Kınama." Fileleftheros:
"Amerikalılar Yasa Dışı Harekette Bulunacakları
Biliyorlar." KIBRIS 29/05/05 Prendergast ve ABD heyeti yarın Ada'da Dışişleri Bakanı Gül: ''ABD heyetinin
ziyareti önemli''
BM Genel Sekreteri Siyasi İşler
Danışmanı Sir Kieran Prendergast ile ABD Kongresi üyelerinden
oluşan bir heyet yarın Ada'da olacak. ABD
Kongresi üyelerinden oluşan bir heyet da yarın KKTC'de olacak.
Güney Kıbrıs Rum yönetiminin tüm engelleme girişimlerine
karşın Ercan Havaalanı'ndan giriş yapacak olan heyet, iki
gün kalacağı KKTC'de üst düzey temaslarda bulunacak.
CNN
TURK 29/05/05 ABD Kongre heyeti KKTC'de ABD Kongresi alt kanadı Temsilciler Meclisi üyesi Amerikalı milletvekilleri, KKTC'de. ABD Kongresi
alt kanadı Temsilciler Meclisi Türkiye Dostluk Grubu eş
başkanı Ed Whitfield başkanlığındaki
Amerikalı milletvekilleri, KKTC'de. Amerikalı
milletvekilleri, üst düzey temaslarda bulunmak üzere Ercan havaalanı
üzerinden KKTC'ye gitti. Heyete,
Türkiye-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı AKP
İstanbul Milletvekili Egemen Bağış eşlik ediyor.
Heyeti Ercan havaalanında KKTC'nin Washington Temsilcisi Osman
Ertuğ, Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Salih İzbul ile
diğer yetkililer karşıladı. ZİYARETE
RUMLARIN TEPKİSİ BM
TEMSİLCİSİ Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler
Danışmanı Kieran Prendergast bugün Kıbrıs'a
ziyarette bulunacak. Kieran
Prendergast, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi
lideri Tasos Papadopulos ve her iki taraftaki bazı siyasi liderlerle
görüşecek. Cumhurbaşkanı Talat, Prendergast ile 1 ve 2
Haziran'da iki ayrı toplantı yapacak. HURRIYET 30/05/05 Türkiye'nin
yeni Kıbrıs planı Yusuf KANLI - Elif Ünal ARSLAN Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin BM Genel Sekreteri Annan'a sunacağı yeni Kıbrıs planını ilk kez açıkladı. Gül,
"gelin, tüm kısıtlamaları karşılıklı
olarak aynı anda kaldıralım" dedi. DIŞİŞLERİ
Bakanı
Abdullah Gül, Annan Planı referandumunun ardından Kıbrıs
için tarihi bir öneri getirerek, Kıbrısta her iki tarafa
uygulanan kısıtlamaları, tüm ilgili taraflarca aynı anda
kaldıralım çağrısı yaptı. Gül, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer
ile Ankarada son şekli verilecek Yeni Kıbrıs
Planını BM Genel Sekreteri Kofi Annana da ileteceklerini
belirterek, Kalıcı barış için Türkiye hazır.
Sayın Kofi Annana tekrar bunu söyleyeceğiz dedi. Gül, Turkish
Daily Newsa verdiği demeçte Türk tarafının
kısıtlamaların kaldırılması yönünde
şimdiye kadar önemli adımlar attığını söyledi.
Gül, 23 Nisan 2003 tarihinde KKTC makamlarının tek taraflı
kararı doğrultusunda sınırdan geçişlerin serbest
bırakılması kararının ve Türk hükümetinin
Kıbrıs Rum vatandaşlarının Türkiye seyahatlerinde
sağlanan kolaylıkların, bunun somut iki örneği
olduğunu söyledi. Gül sözlerine şöyle devam etti: HURRIYET 30/05/05 'Kıbrıs'ta
tüm kısıtlamaları kaldıralım' Dışişleri
Bakanı Gül, Kıbrıs'ta tarafları, adanın iki
yanında uygulanan tüm kısıtlamaları aynı anda
kaldırmaya davet etti RADIKAL
30/05/05 ANKARA -
Kıbrıs'ta çözüm çabaları BM Genel Sekreteri Siyasi
İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'ın bölge
turuyla canlanırken, Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül'den yeni açılımlar gündeme geldi. Gül, Turkish Daily News'a
demecinde, Kıbrıs'ta her iki tarafı uygulanan
kısıtlamaları aynı anda kaldırmaya
çağırdı. ·
KKTC'ye ve Kuzey ile Güney arasında
karşılıklı kişi, mal ve hizmetlerin serbest
dolaşımının sağlanması. ·
Doğrudan uçuşlar dahil, hava ve deniz limanlarına
uygulanan tüm kısıtlamalar kaldırılsın. ·
Üçüncü ülke uyruklarına uygulanan kısıtlamalar tümüyle
kaldırılsın. ·
Kuzey Kıbrıs özel bir düzenlemeyle bir ekonomik birim olarak
doğrudan Gümrük Birliği'ne dahil edilsin. ·
Kıbrıs Türklerinin sportif, kültürel ve benzeri
uluslararası etkinliklere katılımına dair engeller
kaldırılsın. Prendergast
temaslarına başlıyor Hem kuzeyde hem
güneyde ABD heyeti |
Rus
turizmciler KKTC'de
BİR
İLK GERÇEKLEŞTİ... Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western
Travel & Tourism şirketi, ilk kez dün akşam Türkiye ve Güney
Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi olmaksızın
Rusya'dan KKTC'ye bir info gurubunun gelmesini sağladı
HEDEF RUSYA'DAN
KKTC'YE DİREK UÇUŞ... Western Travel & Tourism şirketinin davetlisi
olarak ülkemize turist getirtecek Rus turizm acentesi sahiplerinden oluşan
29 kişilik ekip dün akşam saat 22.05'de KKTC'ye geldi. Şirket
Müdürü Hakkı Alpsoy, ilk zamanlarda İstanbul-Ercan
bağlantılı gelecek Rus turist kafilerini daha sonra Rusya'dan
Ercan'a direk getirmeyi hedeflediklerini söyledi
Ali CANSU
Gazimağusa'da
faaliyet gösteren Western Travel & Tourism şirketi, ilk kez dün
akşam Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm
şirketi olmaksızın Rusya'dan KKTC'ye bir info gurubunun
gelmesini sağladı.
Western Travel
& Tourism şirketinin girişimiyle ülkemize turist getirtecek Rus
turizm acentesi sahiplerinden oluşan 29 kişilik ekip, dün akşam
saat 22.05'de KKTC'ye geldi
Moskova'dan
İstanbul'a oradan da Türk Hava Yolları'na (TYH) ait uçak ile Ercan
Devlet Havalimanı'na gelen ekipte 26 turizm acentesi sahibi ve 3 gazeteci
bulunuyor.
Rus heyeti
KKTC'ye getiren Western Travel & Tourism şirketi Müdürü Hakkı
Alpsoy, ilk kez Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm
şirketi olmaksızın Rusya'dan KKTC'ye bir info gurubunun
gelmesini sağladıklarını söyledi.
5 Haziran'a
kadar ülkemizde kalacak ekip, bu zaman zarfında turizm bölgeleri ve
otelleri gezecek.
"Bir ilki
gerçekleştirdik"
Western Travel
& Tourism şirketi Müdürü Hakkı Alpsoy, Ercan Devlet Havalimanı'nda
KIBRIS'a yaptığı açıklamada, direk muhatapları
KKTC'deki bir turizm acentesi olan ilk Rus grubunu getirerek bir ilki
gerçekleştirdiklerini söyledi.
Alpsoy, grup
içerisinde bulunan 26 acente sahibinin, gönderecekleri turistlerin hangi
otellerde konaklayacaklarını, nasıl bir ülkeyi göreceklerini,
hangi turistik ve tarihi yerlerin bulunduğunu yerinde görüp ona göre adaya
turist yollayacaklarını kaydetti.
Grubun ilk iki
gün Salamis Bay Conti Otel'de, daha sonraki iki gün Bilfer Palm Beach Hotel ve
sonra da Merit Cyprus Gardens Hotel'de kalacaklarını anlatan Alpsoy,
grubun perşembe günü Girne'deki anlaşmalı otellere
götürüleceğini ve her otelde 1.5 saat inceleme yapacaklarını
belirtti.
Bu
organizasyonun, 21-25 Mart tarihleri arasında Moskova'da düzenlenen
Uluslararası Turizm Fuarı'nda gerçekleşen bağlantılar
sonucu oluştuğunu kaydeden Alpsoy, "Güney Kıbrıs,
Yeşil Hat Tüzüğü'ne aykırı olarak yarattığı
vize krizine rağmen, heyeti yoğun çabalar sonucu
başarılı bir şekilde ekibi KKTC'ye getirmeyi
başardık. Bu organizasyonun arkası gelecektir" dedi.
Gelecek olan
grubun içerisinde bulunan turizm acentesi sahiplerinin yüzde 90'ının
Kıbrıs'ın yerini haritada bile gösteremeyecek kişiler
olduğunu kaydeden Alpsoy, bu yıl hedefin haftada en düşük 60, en
yüksek 170 kişilik Rus turist kafilelerini adaya getirmek olduğunu
söyledi.
Devletin Rus
turistlere vize almadığını kaydeden Alpsoy, gelecek olan
turistlerin İstanbul Atatürk Havalimanı'nda transit salonda
beklediği için vizesiz geldiğini kaydetti.
Hedef Rusya'dan
KKTC'ye direk uçuş
Western Travel
& Tourism şirketi Müdürü Hakkı Alpsoy, ilk zamanlarda
İstanbul-Ercan bağlantılı gelecek Rus turist kafilerini
daha sonra Rusya'dan Ercan'a direk getirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Salı
akşamı Ekonomi Bakanı Derviş Kemal Deniz ile Merit Crystal
Cove Otel'de Rus heyete bir yemek verileceğini kaydeden Alpsoy, bunun
dışın gruba yat ve Karpaz turu düzenleneceğini ve ülkemizin
tüm güzelliklerini, gelen gruba göstermek istediklerini ifade etti.
Western Travel
& Tourism şirketinin yeni bir şirket olmasına rağmen
turizm işine çok ciddi rakamlarla girdiklerini belirten Alpsoy, şöyle
konuştu:
"Gönül
ister ki bizden önce kurulmuş köklü turizm şirketlerine örnek
olalım. Başaracağımıza inandığımız
için bu adımı attık. Grubun tüm masrafları şirketimiz
tarafından karşılanıyor. Devlete masrafların
karşılanması konusunda talebimiz oldu ve olumlu cevap da
almış durumdayız. Devletimizin vereceği katkı, Rum
tarafının engellenmesinden kaynaklanan maddi farktır" dedi.
Rumdan yine
tehdit
Alpsoy, Rus
grubun ilk olarak Güney Kıbrıs'tan Larnaka Havalimanı üzerinden
KKTC'ye geleceğini, ancak Rum tarafının Yeşil Hat
Tüzüğü'ne aykırı olarak yazılı bir belge ile kuzeydeki
bazı mülklerin sahiplerinin Rum olduğunu ve buradaki otellerde
konaklarlarsa hukuki anlamda başlarının
ağrıyacağını içeren bir belgeyi Moskova'daki Rus gruba
bir fax ile gönderdiğini ve Rus gruba vize vermeyi reddettiğini
söyledi.
KKTC'deki resmi
makamlarla temasa geçmeyeceklerini, yalnızca turizmden de sorumlu Ekonomi
Bakanı Derviş Kemal Deniz'in katılacağı bir yemekte
her şeyin konuşulacağını anlatan Hakkı Alpsoy,
ileriki günlerde gerekli açıklamanın yapılacağını
kaydetti.
"Güney
Kıbrıs'ın doğası bozulmuştur"
Rus Turizm
acentesi yetkililerini KKTC'ye getiren Aquarius Turizm Acentesi sahibi Andrei
Sidorin'e neden KKTC'yi seçtiği yönündeki sorumuza, "Bunun çok basit
bir cevabı var. Güney Kıbrıs'ın gelişmişlik
adı altında bozulmuşluğunun tam tersini burada
yaşayacağımıza ve iş anlamında çok daha
geniş bir perspektif kazanacağımıza inanıyorum. Bu
yüzden seçtik" cevabını verdi.
Sidorin,
KKTC'nin daha doğal ve bozulmamış bir doğası
olduğunu, bu yüzden kendilerine ve adaya gelecek Rus turistlere daha güzel
imkanlar sağlayacağına inandıklarını söyledi.
KIBRIS 30/05/05
Amerikan Kongresi üyeleri bugün KKTC'de
İKİ
GÜNLÜK ZİYARET... Amerikan Kongresi üyelerinden oluşan heyet bugün
Kuzey Kıbrıs'a geliyor. Rum Yönetimi'nin tüm engelleme
girişimlerine karşın Ercan Havaalanı'ndan giriş
yapacak olan ABD heyeti, iki gün kalacağı KKTC'de üst düzey temaslarda
bulunacak. Heyetin, Cumhurbaşkanı Talat'la da görüşmesi
planlanıyor
BİR HEYET
DE GÜNEYDE... Aynı dönemde bir ABD'li milletvekili heyetinin de Güney
Kıbrıs'ı ziyaret edeceği açıklandı.
Rumların, ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye yapacağı ziyarete
tepkisi sürerken, Rum yönetimi, KKTC'ye gidecek ABD Kongre heyetinin Güney
Kıbrıs'a geçmesine izin verme kararı aldı
Amerikan
Kongresi üyelerinden oluşan heyet bugün Kuzey Kıbrıs'a geliyor.
Rum
Yönetimi'nin tüm engelleme girişimlerine karşın Ercan
Havaalanı'ndan giriş yapacak olan ABD heyeti, iki gün
kalacağı KKTC'de üst düzey temaslarda bulunacak.
Heyetin,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la da görüşmesi planlanıyor.
Aynı dönemde bir ABD'li milletvekili heyetinin de Güney
Kıbrıs'ı ziyaret edeceği açıklandı.
Öte yandan Rum
Yönetimi, KKTC'ye gelecek Amerikan Kongre heyetinin Güney Kıbrıs'a
geçişine izin verdi.
Rum yönetimi:
BM kararları çiğneniyor
Rum yönetimiyse
KKTC'ye gidecek ABD Kongre heyetinin Güney Kıbrıs'a geçmesine izin
verme kararı aldı ancak, Rumların ABD'li milletvekillerinin
KKTC'ye yapacağı ziyarete tepkisi sürüyor.
Rum Meclisi
Başkanı Dimitris Hristofyas, ABD'li milletvekillerinin KKTC'ye
gidişini, "ABD Yönetimi tarafından BM kararlarının
çiğnendiğinin açık bir göstergesi" olarak niteledi.
Rum basınındaki
tepkiler
Simerini
Gazetesi "ABD Milletvekillerinin Yasal Gelişi De Olacak"
başlığı altında verdiği haberinde, Güney
Kıbrıs'a gidecek ABD'li milletvekillerinin ziyaretinin 31
Mayıs'ta Larnaka Hava Limanı'ndan giriş yaparak
gerçekleşeceğini belirtirken, ABD'li milletvekillerinin eş
zamanlı bu ziyaretinin Rum Hükümeti'ne ciddi sorunlar açabileceğini
belirtti.
Gazete, ABD'li
milletvekillerinin bu ziyaretinin amacının, "ABD'nin, sahte
devletin düzeyini yükseltme faaliyetleri içerisinde yer alıyor görünmesinden
ötürü" Rum Yönetimi için ciddi sorun oluşturacağını
belirtirken, ABD'li milletvekillerinin Güney Kıbrıs'a
yapacakları bu ziyaretin Rum Hükümeti'nin Washington
Büyükelçiliği'nin "gizli bilgi notunda" ifade edildiğini
yazdı.
Gazete, Güney
Kıbrıs'a varacak milletvekillerinin KKTC'de de ziyaretlerde
bulunacaklarını belirtirken, aynı dönemde KKTC'ye
"yasadışı limanlardan giriş yapacak" diğer
ABD heyetinin de temaslar yapıyor olacağını ifade etti.
Haberde, Rum
Yönetimi'nin, ABD'li milletvekillerinin bu ziyaretlerine ilişkin her türlü
senaryoyu incelemekte olduğu ve bu amaçla Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulos'un başkanlığında bir toplantı da
gerçekleştirildiği belirtildi. Gazete, söz konusu toplantıda,
KKTC'ye gelecek ABD'li milletvekillerinin Güney Kıbrıs'a
geçişlerine izin verilmesi kararı
alındığını, bu izinin ise, ABD Büyükelçiliği'nin
iki heyete resepsiyon vereceği "bahanesine"
dayandırılacağını belirtti.
Öte yandan
Haravgi, ABD Milletvekili Edward Winfield'in, "ABD'li milletvekillerinin
KKTC'ye ziyaretinin ABD Başkanı George Bush tarafından
cesaretlendirildiği" şeklinde KKTC basınında
yayımlanan haberlere işaret ederek, bu konuda Rum Meclisi
Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ın
açıklamalarına yer verdi. ABD'li milletvekillerinin bu
girişiminin, "ABD yönetimi tarafından BM kararlarının
çiğnendiğinin açık bir göstergesi olduğunu" iddia eden
Hristofyas, "yasa dışı havaalanı Timbu (Ercan)
aracılığıyla yapılacak bu ziyaretin ABD
Dışişleri Bakanlığı tarafından
yönlendirildiğini" ifade etti. Hristofyas, "3-4 Türk dostu
milletvekilinin ziyaretinin öneminin abartılmaması
gerektiği" görüşünü belirterek, ziyaretin "üzüntü ve öfke
yarattığını" ifade etti.
Alithia ise,
DİSİ Başkan Vekili Averof Neofitu'nun, ABD'li milletvekillerinin
KKTC'ye ziyaretlerinin "olumsuz bir hava yaratmakta olduğunu"
söylediğini yazdı.
Neofitu
yaptığı açıklamada, ABD'li milletvekillerinin; KKTC'yi
ziyaret etmesi gibi faaliyetlerinin "sadece iki ülke arasındaki
ilişkileri zehirlediği ve müzakerelerin başlaması için çaba
sarf edilen bu dönemde Kıbrıslı Rumların haklı
tepkisine yol açtığı mesajını almaları
gerektiğini" söyledi.
Neofitu,
"Kıbrıs'ta olumsuz hava yaratan ve uluslar arası hukuka
aykırı olan bu tür faaliyetlerden kaçınmanın daha çok fayda
sağlayacağını" da iddia etti.
KIBRIS 30/05/05
Prendergast bugün Kıbrıs'a geliyor
TALAT VE
PAPADOPULOS İLE GÖRÜŞECEK... BM Genel Sekreteri Siyasi
İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast, temaslarda
bulunmak amacıyla bugün Kıbrıs'a geliyor. Prendergast,
Cumhurbaşkanı Talat, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos ve
her iki taraftaki bazı siyasi liderlerle görüşecek
ATİNE VE
ANKARA'YA DA GİDECEK... Prendergast'ın Kıbrıs'taki
temaslarının ardından Atina ve Ankara'ya da uğrayarak
görüşmelerde bulunması ve New York'a dönerek 7 Haziran'da BM Genel
Sekreteri Annan'a rapor sunması bekleniyor
Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı
Sir Kieran Prendergast, temaslarda bulunmak amacıyla bugün
Kıbrıs'a geliyor.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ve her iki
taraftaki bazı siyasi liderlerle görüşecek BM yetkilisinin buradaki
temaslarının ardından Atina ve Ankara'ya da uğrayarak
görüşmelerde bulunması ve New York'a dönerek 7 Haziran'da BM Genel
Sekreteri Annan'a rapor sunması bekleniyor.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, 2 kez bir araya geleceği BM Genel Sekreteri Siyasi
İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'la 1 ve 2
Haziran'da iki ayrı toplantı yapacak.
Cumhurbaşkanlığında
1 Haziran Çarşamba günü yapılacak ilk toplantı saat 12.00'de
gerçekleşecek. Talat-Prendergast görüşmesine Başbakan Ferdi
Sabit Soyer ile Başbakan Yardımcısı
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın da
katılması bekleniyor. Görüşmenin ardından Prendergast,
Cumhurbaşkanlığında onuruna verilecek öğle
yemeğine katılacak.
Cumhurbaşkanı
Talat, Prendergast'la ikinci toplantısını 2 Haziran'da yapacak.
Cumhurbaşkanlığı'ndaki görüşme saat 09.00'da
başlayacak.
BM Genel
Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran
Prendergast'ın adada gerçekleştireceği diğer temaslar ve
ayrılış tarihi hakkında henüz bilgi verilmedi.
Annan-
Erdoğan görüşmesi
Öte yandan Rum
basınında çıkan haberlere göre Prendergast'ın;
Lefkoşa, Atina, Ankara ziyaretleriyle ilgili rapor sunacağı BM
Genel Sekreteri Kofi Annan, 7 Haziran'da TC Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan'la da BM merkezinde bir araya gelecek.
Kıbrıs
sorununda başlayan çalışmaların şekillendireceği
olguların son halkasının BM Genel Sekreteri Kofi Annan
olduğu görüşünün yer aldığı Rum basınında,
Annan'ın, 7 Haziran'da Erdoğan'la gerçekleştireceği
görüşmeden ve Prendergast'ın bölgede yapacağı
temaslarını tamamlamasından sonra nihai değerlendirmesini
yapacağı kaydediliyor.
Rum
basınının değerlendirmeleri
Fileleftheros
"Kararlar, Annan-Erdoğan Görüşmesinden Sonra -Kıbrıs
Sorunu: Daha Kat etmemiz Gereken Yolumuz Var" başlıklı
haberinde Prendergast'ın bugün Lefkoşa'dan başlayacağı
bölge temaslarının arkasından hangi adımların
atılacağına ilişkin hâkim bir senaryonun şu ana kadar
var olmadığını yazarken; BM yetkililerinin,
Birleşmiş Milletlerin; esasen Kofi Annan'ın itibarını
baltalayacak yeni bir başarısızlık riskine
girmeyeceğini vurguladıkları kaydetti.
Gazete
edindiği bilgilere dayanarak; Sir Kieran Prendergast'ın Atina, Ankara
ve Lefkoşa ziyaretine, müzakerelerin derhal başlamasını
gündeme getirecek gözüyle bakılmadığını ve "daha
kat etmemiz gereken yolumuz var" diyen bir diplomatik kaynağın;
Kıbrıs sorununun yeniden sıfır noktasına sürüklenmesi
olasılığını göz ardı etmediğini yazdı.
Habere göre
adaya bu akşamüzeri varması beklenen Prendergast'ın
bagajında; Tasos Conis'in kısa süre önce BM merkezinde ortaya
koyduğu bulgular üzerinde yapılmış değerlendirmeler
bulunuyor. Bunun ötesinde, görüşmelerine; İngiliz Yüksek Komiseri
olarak çalıştığı eski zamanlardan
tanıdığı Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos'la; Conis'le görüşmelerinde kaldığı noktadan
devam edecek.
Gazete;
Kıbrıs müzakerelerinin başlaması durumunda Ankara'nın
izleyeceği tavrın ne olacağının büyük bir soru
işareti olduğunu, bunun; Erdoğan-Annan görüşmesinde ortaya
çıkacağını yazdı. Gazeteye göre Amerikalılar bir
nala bir mıha mantığıyla (çabaları desteklerken,
milletvekillerini KKTC'yi ziyarete cesaretlendiriyor) hareket ederken
İngilizler bekleme konumunda bulunuyor.
Alithia'nın
Prendergast'ın bölgeyi ziyaretinin, sadece New York'ta başlayan
prosedürün devamı olmadığını, Tasos Conis'ten
dinlediklerini, doğrudan Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos'tan da dinlemeyi hedeflediğini bildirdiği haberine göre
Prendergast ayrıca, prosedürü de görüşmek için Kıbrıs'a
geliyor.
KIBRIS 30/05/05
Rum yönetimi ambargonun delinmesinden korkuyor
|
Türk tarihi,
kültürü ve dış politikası üzerine yazdığı
birçok kitap ve makaleyle bu alanlara önemli katkıda bulunan
İstanbul doğumlu İngiliz yazar Dr. Andrew Mango, KKTC'ye
yönelik ambargoların delinmesinden korkan Rumlarının, KKTC'ye
doğrudan ulaşım ve temasın, "sessiz
tanınmaya", "de-facto (fiili) tanınmaya"
gideceğinden endişe ettiklerini söyledi. Londra
Ortadoğu Enstitüsü, Londra Üniversitesi Oryantal ve Afrika
Çalışmaları Okulu öğretim üyesi Mango, A.A muhabirine
verdiği demeçte, Rum Yönetimi'nin, Türkiye üzerinden KKTC'ye gidecek
olan ABD kongre heyetinin güneye geçişine izin vermemesine ilişkin
bir soru üzerine şunları kaydetti: "Kıbrıs
Rumları, bu süreçten bir şekilde bir şey koparamaz ve 3
Ekim'den sonra şu ya da bu şekilde bu süreci etkilemek isterse daha
önümüzde 10 yıl var. Bu sürede, KKTC ve Türkiye güçlenirse o zaman
vetoları kaç para eder? Eninde sonunda maddi çıkarlar da rol
oynuyor. Bu arada, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler düzeliyor,
ticaret artıyor, dostluklar kuruluyor. Türkiye Avrupa için daha cazip
hale gelirse Avrupa, Kıbrıs Rumları yüzünden Türkiye'den
vazgeçecek değil." "Türkiye
3 ekim'e odaklanmalı" Andrew Mango,
AB ile tam üyelik müzakerelerinin sonucunu da bugünden değerlendirmeye
çalışmanın anlamsız olduğunu belirterek, Türkiye'nin
müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim'e odaklanması
gerektiğini söyledi. Mango, AB'nin
17 Aralık kararında öngörüldüğü gibi, Türkiye'nin birliğe
en erken 2014'te üye olabileceğini, 10 yıl sonra ne
olacağını tahmin etmeye çalışmanın "abesle
iştigal" olduğunu belirtti. "Medeniyetler
Çatışması" kitabının yazarı Samuel H.
Huntington'un, geçen hafta İstanbul'da katıldığı bir
konferansta, "Türkiye'nin tarihi ve kültürü itibariyle Avrupalı
olmadığı görüşü Avrupa toplumu tarafından
paylaşıldığı sürece, Türkiye'nin AB'ye üye
olamayacağı" yönündeki değerlendirmesine
katılmadığını belirten Mango, Avrupa kamuoyunu bu
şekilde genellemenin doğru olmadığını,
görüşlerin ülkeden ülkeye değişebileceğini söyledi. "10
yıl sonra..." Alman
Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Angela
Merkel'in Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik tutumunun süreci
etkilemeyeceğini kaydeden Mango, "Zaten, müzakereler
başladıktan sonra, 10 yıl içinde iki genel seçim daha
yapılacak. Fransa'da da aynı" diye konuştu. Türkiye'nin
AB üyeliğine olumsuz bakan Fransız kamuoyunun bile 10 yıl
sonra Türkiye'nin daha da gelişerek, Fransız ticareti için büyük
bir pazar oluşturması durumunda hesabını ona göre
yapacağını ifade eden Mango, "bizi istemiyorlar, bizi
almayacaklar" endişesini yersiz bulduğunu belirterek,
"Dur bakalım. Bugün istemeyenler yarın isteyebilirler. 10
yıl sonra sen de istemeyebilirsin üyeliği" dedi. Mango,
Merkel'in, AB'nin Türkiye ile ilişkilerini üyelik dışında
"imtiyazlı ortaklık" kapsamında sürdürmesi yönündeki
talebini de "mevsimsiz" olarak nitelendirdi ve "AB eğer
ciddi bir örgütse, ciddi bir varlıksa kararına uymalı"
dedi. Mango, "imtiyazlı ortaklığın" ancak tam
üyelik olmazsa tartışılabileceğini söyledi. Andrew Mango,
Fransa'daki AB Anayasası referandumunun sonucunun da 3 Ekim'de
müzakerelerin başlamasıyla süreci etkilemeyeceğini kaydetti. Dr. Andrew
Mango, Türkiye'nin AB'ye girmek için çaba sarf ettiğini gören Ermeni
milliyetçilerinin ve Kıbrıslı Rumların, yapay kampanyalar
çerçevesinde, bu süreçten "kendilerine pay çıkartma"
amacını güttüğünü söyledi. E rmeni
meselesinin tamamen tarih yazarlığı ile ilgili olduğunu
ve tarihçilere bırakılması gerektiğini belirten Mango,
"İttihat ve Terakki'nin amacının tüm Ermenileri ortadan
kaldırmak olmadığı gayet açık. İstanbul'da
yaşayan Ermeniler bunun en iyi kanıtı" dedi. Ermeni
konusunun biraz da "soykırım" kelimesinin
tanımıyla bağlantılı olduğunu,
tanımın çok geniş tutulması durumunda insanlık
tarihinin tamamen bir soykırım tarihi haline geleceğini
belirten Mango, "O zaman, her millet şu ya da bu devirde bir
soykırımdan sorumlu olmuştur. Bu yalnız Türklere
yüklenecek bir suçlama değil" diye konuştu. Mango,
Boğaziçi Üniversitesi'nde Ermeni meselesine ilişkin
konferansın ertelenmesine ilişkin soruya da "Bu konuyla ilgili
koparılan fırtına tamamen yersiz. Türkiye'nin aleyhine
suistimal edileceği önceden bilinmeliydi" yanıtını
verdi. |
KIBRIS 30/05/05
ABD heyeti Kuzeyden KKTCye giriş yaptı
30 Mayıs, 2005 14:22:00 (TSİ) CNN TURK
ABD Kongresi üyelerinden oluşan bir heyet, üst düzey
temaslarda bulunmak üzere Ercan Havaalanı üzerinden KKTCye giriş
yaptı.
Heyetin,
Kuzey Kıbrıs'a yönelik izolasyonun kaldırılması için
güçlü bir mesaj vermesi bekleniyor.
Ed Whitfield başkanlığındaki ABD heyetine, Türkiye-ABD
Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Egemen
Bağış da eşlik ediyor.
ABD heyetini, Ercan Havaalanında KKTCnin Washington Temsilcisi Osman
Ertuğ ve Cumhuriyetçi Türkiye Partisi milletvekili Salih İzbul
karşıladı.
AKP İstanbul milletvekili Egemen Bağış, havaalanında
yaptığı kısa açıklamada, hayatının en mutlu
anlarından birini yaşadığını söyledi.
Bağış, heyetin Ercan Havaalanından girişiyle ilgili
olarak ise, ''herşey o kadar belirgin ki, birşey anlatmaya gerek yok.
Bütün dünya, bir kez daha kimin sözünden yana olduğunu görüyor'' dedi.
ABD heyeti,
Klosson'la görüştü
Ed Whitfield
başkanlığındaki ABD heyeti, ABD'nin Güney Kıbrıs
Büyükelçisi Michael Klosson ile görüştü.
ABD Büyükelçiliği'nin KKTC'deki ofisinde basına
kapalı yapılan görüşmeye ilişkin açıklamada da
bulunulmadı. Büyükelçi Klosson,
heyete öğle yemeği verdi.
Heyet, saat 14:30'da KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşecek ve görüşmenin
sonunda basın toplantısı düzenlenecek.
ABDli milletvekillerinden
oluşan heyet yarın da KKTC Başbakan Ferdi Sabit Soyer'le
biraraya gelecek.
Güney Kıbrıs, ABD
heyetinin kendilerini by-pass ederek Kuzeye doğrudan giriş
yapmasından rahatsız olduğunu açıklamıştı.
Rum Yönetimi, ziyareti
yasadışı ilan etmiş ve heyetin Güneye geçişine izin
vermeyeceğini açıklamıştı. Ancak dün bu karardan geri
adım atıldı ve geçiş izni verildi.
Prendergast da bugün
Adada olacak
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler
Danışmanı Kieran Prendergastın da bugün
Kieran Prendergast, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos
ve her iki taraftaki bazı siyasi liderlerle görüşecek.
Cumhurbaşkanı Talat, Prendergast ile 1 ve 2 haziranda iki ayrı
toplantı yapacak.
Talat-Prendergast görüşmesine Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Serdar Denktaş da katılacak.
Cumhurbaşkanı Talat'ın Prendergast ile ikinci görüşmesi ise
2 haziranda yapılacak. Prendergast, Ada'daki temaslarının
ardından Atina ve Ankara'ya da uğrayacak ve New York'a dönerek 7
haziranda BM Genel Sekreteri Annan'a bir rapor sunacak.
Rum basını konu hakkındaki haberlerde, Prendergast'ın
Lefkoşa, Atina ve
Gül: "ABD
heyetinin ziyareti önemli"
ABD heyetinin ziyaretinin önemli olduğunu söyleyen
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, heyetin KKTC'ye
yapacağı ziyareti değerlendirerek,
"dostlarımızın çağrılarımıza kulak
verdiğini görmek memnuniyet verici" demişti.
Gül, "gerek Türkiye gerekse KKTC bu meselenin hallinde ne kadar
uzlaşmacı olduklarını gösterdiler" diyerek,
karşı taraftan olumlu yanıt vermediğine dikkat
çekmişti. Gül, uluslararası çevrelerin bu gelişmeyi gözleyip
olumlu adımlar atmasından mutluluk duyduklarını söyledi.
Lagendijk'den
Papadopulos'a tokat
AB'YE VE PAPADOPULOS'A SUÇLAMA... AB-Türkiye Karma
Parlamento Eşbaşkanı Yeşil parlamenter Joost Lagendijk,
Kıbrıs'ı ziyaret etmesinin ardından
hazırladığı raporunda hem AB'yi hem de Rum Lider Tasos
Papadopulos'u ağır bir dille suçladı
AMACI SEÇİM KAZANMAK... Raporda, Papadopulos, adada
çözüme yanaşmamakla, AB üyeliğini kullanarak çözüme ve izolasyonun
kaldırılmasına yönelik her türlü girişimi engellemekle,
adaya 1960 ruhunu yeniden getirmekle suçlandı. Lagendijk'e göre,
Papadopulos'un asıl isteği çözüm değil, 2008 yılında
yeniden seçilebilmek
AB "B" OLANI YAPMALIYDI... Raporda,
"Şu an Kıbrıs'ta yaşanan tıkanmadan AB de sorumludur.
Referandum öncesi sadece Türkleri ikna etmenin yeterli olduğu
düşünüldü. B planı yapılmadı. Rumların planı
kabul edeceği üzerine politika yapıldı. Ve Rumların
üyeliğiyle AB resmen güç durumda kaldı. AB sözünü tutmalı
Rumların engellemelerine seyirci kalmamalı" denildi
Kıbrıs'ı geçen ay ziyaret eden AB-Türkiye
Karma Parlamento Eşbaşkanı Yeşil parlamenter Joost
Lagendijk, raporunda hem AB'yi hem de Rum Lider Tasos Papadopulos'u
suçladı.
Avrupa Parlamentosu'nda hazırlanan raporda, adada
çözüme yanaşmayan ve AB üyeliğini kullanarak, çözüme ve izolasyonun
kaldırılmasına yönelik her türlü girişimi engellediği
gerekçesiyle Güney Kıbrıs lideri Tasos Papadopulos'a ağır
suçlamalar yapıldı.
Lagendijk'in raporunda Papadopulos, adaya 1960 ruhunu
yeniden getirmekle suçlandı ve asıl isteğinin çözüm değil,
2008 yılında yeniden cumhurbaşkanı seçilmek olduğu
vurgulandı.
AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş
Başkanı Joost Lagendijk ve danışmanı Ali Yurttagül
tarafından kaleme alınan rapordaki görüşler şöyle:
" 'HAYIR'I BENİMSEDİLER: referandumdan
çıkan 'hayır' oyu, adanın politikasına yerleşmiş
durumda. Annan planının hangi bölümlerine karşı
çıktıklarını sorduğunuzda cevap alamıyorsunuz.
VETOYA OYNUYORLAR: Stratejilerini tamamen Türkiye-AB
arasındaki müzakerelerdeki 'veto' hakları üzerine kurmuşlar.
İstedikleri Türkiye tarafından tanınmak, gümrük birliğini
hava ve deniz limanlarına taşımak.
ANNAN ÖNERİLERİNİ ÇÖPE ATAR: BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'a Rumlar tarafından yeni öneriler gelse de Annan
bunları çöpe atacak. Çünkü istenilenler kabul edilebilecek nitelikte
olmayacak.
DERDİ 2008'DE SEÇİLMEK: Papadopulos, tüm
politikasını referandumda hayır oyu kullanan yüzde 76 üzerine
kurmuş durumda. Tek isteği, 2008'de yeniden seçilmek. Bu da neden
çözüme yanaşmadığını açıklıyor.
AB KONTROLÜ KAYBETTİ: AB, Güney
Kıbrıs'ın üyeliğinden önce elinde bulundurduğu
yetkileri kaybetti. BM'nin Papadopulos'u eleştiren bir rapor
hazırlaması bile AB'nin desteği devam ettiği sürece işe
yaramaz.
BÖLÜCÜ RUMLARDIR: Rumların referandumda hayır
oyu vermesi, adadaki etnik ayrılığı güçlendirdi. Artık
adanın bölünmesini savunan Rauf Denktaş değil, bizzat
Rumlardır. Bu da 1960 ruhunun adaya yeniden gelmesine neden oldu ve bunu
bizzat Papadopulos gerçekleştirdi.
AB baş sorumlu
Raporda, şu an Kıbrıs'ta yaşanan
tıkanmadan AB de sorumlu tutuldu ve şöyle denildi:
"Referandum öncesi sadece Türkleri ikna etmenin
yeterli olduğu düşünüldü. B planı yapılmadı.
Rumların planı kabul edeceği üzerine politika yapıldı.
Ve Rumların üyeliğiyle AB resmen güç durumda kaldı. AB'nin o
dönemdeki Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen 'Rumlar
tarafından aldatıldım' diyerek bu durumu bizzat itiraf
etti."
Türkiyeliler Yeşil Hat'tan geçsin
"AB'nin Kıbrıslı Türkleri
izolasyondan kurtarmak için hazırladığı, doğrudan
ticaret ve mali yardım gibi paketler, Rumlar tarafından engelleniyor.
AB ise buna seyirci kalmamalı. Bu paketlerin
yanı sıra başka adımlar da atmalı. Annan planına
göre Türkiye'den gelen ve adada kalacak olan 41 bin Kıbrıslı
Türk'ün Yeşil Hat'tan geçişlerine izin verilmesi
sağlanmalı. Kıbrıslı Türk öğrencilerin AB
eğitim programlarından yararlanmaları için düzenleme
yapmalı ve Türk tarafındaki hava ve deniz limanları
uluslararası ulaşıma açılmalı."
KIBRIS 30/05/05
Kuzeye ziyaret ABD desteğinin göstergesi
Amerikan Kongresi Dış İlişkiler
Komitesi Başkanı Chuck Hagel, Kongre heyetinin Kuzey
Kıbrısa ziyaretinin ABDnin desteğini göstermek
bakımında sembolik bir önem taşıdığını
söyledi.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:49 TSE 31 Mayıs 2005 Salı
Ankara - Hagel, ABD-Türkiye
arasındaki stratejik ortaklık ilişkisinin her zamankinden daha
önemli bir aşamada olduğunu kaydetti.
ABD Kongresi Dış İlişkiler
Komitesi Başkanı Chuck Hagel, NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgünün
sorularını yanıtladı.
Hagel, ABD Kongre heyetinin KKTCdeki Ercan Havaalanına inerek
gerçekleştirdiği ziyaretin, ülkesinin desteğini göstermesi
bakımından sembolik bir önem taşıdığını
vurguladı.
ABD PAPADOPULOSA BASKI YAPABİLİR
ABDnin Türk tarafının referandumda onayladığı Annan
Planının desteklediğini ifade eden Hagel, ABDnin Rum lider
Papadopulosa üstü kapalı baskı yapabileceğini belirtti.
ABDli senatör, ABnin Rum Yönetimine bu konuda
baskı yapması için ise etkili olamayacağını kaydetti.
Hagel, görüşme masasına oturmak için her iki tarafın da taviz
vermesi gerektiğini dile getirdi.
STRATEJİK ORTAKLIK ÖNEMLİ AŞAMADA
Hagel, Başbakan Erdoğanın gelecek hafta Washingtona
yapacağı gezi öncesi sıcak mesajlar verdi. ABDli senatör, iki
ülke arasındaki stratejik ortaklığın her zamankinden daha
önemli bir aşamada olduğunu belirtti. Hagel, bu konuda ortak
çıkarların önemine dikkat çekti.
PKKYLA MÜCADELE ÖNCELİKLİ
ABDli senatör Chuck Hagel, PKK ile mücadele konusunda da
değerlendirmelerde bulundu. Hagel, Bu terör örgütüyle mücadele etmek hem
Türkiye hem Dünyanın çıkarına dedi.
Hagel, Washington bu konuda Irak hükümetiyle
çalışmayı sürdüreceğini de belirtti. Kuzey Irakın
ülkenin geneline oranla istikrarlı olduğunu söyleyen Hagel, ABDnin
ülkenin orta ve batısındaki direnişe odaklandığını
Kuzeyde fazla silahlı gücü olmadığını ifade etti.
Chuck Hagel, PKK ile mücadele konusunda ABDden daha çok çaba gösteren bir ülke
olmadığını söyledi.
ABD heyeti izolasyon kalksın dedi
ABD Kongresi üyelerinden
oluşan heyet Rum Yönetiminin engelleme girişimlerine rağmen
Ercan Havaalanından Adaya girdi. Heyet KKTC Cumhurbaşkanı
Talatla görüştü.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 02:31
ET 31 Mayıs 2005 Salı
Lefkoşa - ABD heyetine başkanlık
eden Cumhuriyetçi milletvekili Ed Whitfield, Rum lider Papadopulosun
tavrını eleştirerek, Adanın Kuzeyinde de insanların
özgürce dolaşmasını istediklerini söyledi. ABDli senatör,
KKTCye yönelik izolasyonun kaldırılmasını hedeflediklerini
belirtti.
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, temaslarda bulunmak üzere Ercan
Havaalanından KKTCye gelen ABD Kongre heyetini kabul etti.
Görüşmenin
ardından yapılan açıklamada heyetin başkanı Edward
Whitfield, ABD heyetinin Güneye geçişine izin vermeyen Rum Yönetimi
lideri Papadopulosu eleştirdi. Whitfield, Rum lider Papadopulosa
Talatın uzattığı dostluk elini sıkması
çağrısında bulundu.
Whitfield, gezilerinin Rum tarafının söylediği gibi
yasadışı olmadığını belirtti. ABDli
milletvekili, Biz insanların gönlünce hem Kuzeyde hem de Güneyde
dolaşmasını istiyoruz. Biz Kuzeyde de mal-insan
dolaşımı olsun istiyoruz diye konuştu.
İlk defa bir ABD heyetinin Kuzeye geldiğine dikkat çeken Whitfield,
bu şekilde Türk tarafının izolasyondan kurtulabileceğini
belirtti. Geçmişi geride bırakmalıyız diyen Whitfield,
Kıbrısın aydınlık bir geleceği olduğunu
düşündüklerini kaydetti.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat da, ABDli konuklarımız takdir
edilecek bir cesaret göstererek KKTCye geldiler dedi. Bu ziyaretlerin
devamını diledi.
ABD heyetinin ziyareti, KKTCye izolasyonların kaldırılacağı
yolunda güçlü bir mesaj olarak algılanıyor. Aynı zamanda Rum
Yönetimine de görüşme masasına oturması için bir
gözdağı
Rumlar tutumunu değiştirmedi
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Avrupa Konseyinin Türkiyenin ABye
katılım müzakerelerinin başlamasıyla ilgili 17
Aralıkta verdiği kararı desteklemeye devam ettiklerini söyledi.
NTV
Güncelleme: 09:06 TSE 31 Mayıs 2005 Salı
Lefkoşa
- Hrisostomidis, ABD Kongre heyetinin Ercan Havaalanına girmesini ise,
ABD yasadışı ziyarete tolerans gösteriyor diye
değerlendirdi
Hrisostomidis,
Fransanın anayasayı reddetmesinin, Türkiyenin üyelik sürecini
etkileyip etkilemeyeceğinin bilinmediğini ifade ederek,
Birliğin, Ankara ile üyelik müzakerelerini 3 Ekimde başlatma
kararı aldığını anımsattı.
Olayların
nasıl gelişeceğini kimse bilemez diyen Hrisostomidis,
Türkiyenin üyelik sürecinin etkilenmesi halinde Kıbrıs Rum
toplumunun, Annan Planını kabul etmiş olması halinde
sonuçların neler olacağını düşünmesi gerektiğini
söyledi.
YASADIŞI ZİYARETE
TOLERANS
Hrisostomidis, Türkiye ile 3 Ekimde müzakerelere başlama
kararını alındığını ve bu kararın
değişmediğini belirtti. Hrisostimidis, tüm
olasılıkları inceleyeceklerini belirterek Avrupa Konseyindeki
tutumlarının geçerli olduğunu söyledi.
Hrisostomids,
ABD Kongre üyelerinden oluşan bir heyetin, Adaya Ercan
Havaalanından girmesini ise ABD yasadışı ziyarete
tolerans gösteriyor şeklinde değerlendirdi
Prendergast
Adada nabız yokluyor
|
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annanın siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Kieran
Prendergast, Kıbrısta müzakerelerin uygun koşullar
olması halinde, başlayabileceğini söyledi. |
|
|
|
NTV
Güncelleme: 02:00 ET 31 Mayıs 2005
Salı
Lefkoşa
- Larnaka Havaalanına indikten sonra bir açıklama yapan Prendergast,
ziyaretinin amacının, her iki tarafı dinlemek ve
Annanın
siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Kieran Prendergast,
asıl meselenin, müzakereler için bir tarih vermek
olmadığını vurguladı ve görüşmelerin tekrar
başlayabilmesi için gerekli koşulların yerine getirilip
getirilmediğine baktığını söyledi.
Prendergast,
2 Hazirana kadar Adada kalacak. Daha sonra Atina ve Ankaraya geçecek. BM temsilcisi,
görüşmelerle ilgili olarak Annana bir de rapor sunacak.
TALAT:
SÜRECİ TEMASLAR BELİRLEYECEK
NTVye ye özel demeç veren Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise,
Prendergastın temaslarından çıkacak sonucun, yeni sürecin
kaderini belirleyeceğini söyledi.
Talat, müzakerelerin yaz aylarında yeniden
başlayabileceği gibi yakın gelecekte hiç başlamama ihtimali
de bulunduğunu ancak bu konuda, sağlıklı bir
değerlendirmenin, Prendergastın temaslarından sonra
yapılabileceğini söyledi.
|
NTV
Güncelleme:
Lefkoşa
- Talat, NTVye yaptığı açıklamada, kendisinden önceki
liderlerin sergiledikleri tavırla Rumlara hizmet ettiklerini savundu.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Adada çözüme yönelik
görüşme olup olmayacağının BM Genel Sekreteri Kofi
Annanın danışmanı Kieren Prendergastın ziyareti
sonucunda belirleneceğini söyledi.
Talat, Sayın Prendergastın görüşmeleri bitmeden bu
konuda yanıt vermek mümkün değil. Çünkü herşey olabilir.
Görüşmeler başlayabilir yaz ayları içinde başlayabilir.
Başlamayabilir, hiç olmayabilir. 3 Ekime yönelik başka düzenlemeler
gündeme gelebilir. Ortamın hazırlanması için başka
adımlar gerekebilir dedi.
Avrupa Birliği sürecinde
ÖNCEKİ
LİDERLERE ELEŞTİRİ
KKTC Cumhurbaşkanı, Kendileri bizzat farklı şeyler
söyleyerek Rum tarafına hizmet ettiler. Rum tarafının
hakimiyetçi politikalarına hizmet ettiler ve Papadopolusu bugün bütün
Kıbrısı temsil eder vaziyette ABye soktular. Bunu ben
yapmadım.
|
NTV
Güncelleme:
Lefkoşa - Ercan
Havaalanından dün KKTCye giden Ed Whitfield
başkanlığındaki ABD Kongre heyeti, KKTC Başbakanı
Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaşla görüştü
Görüşme
sonrasında yaptığı açıklamada Whitfield, KKTCye
yönelik izolasyonların kaldırılması gerektiğini
söyledi.
Whitfield, Rum Yönetimi
lideri Tasos Papadopulosu da Kıbrısın yeniden birleşmesi
yönünde atım atmaya çağırdı. Whitfield,
amaçlarının Kuzey Kıbrısa doğrudan
uçuşların başlamasını sağlamak olduğunu
belirtti.
Soyer de, Kıbrıs
Türk halkının Rum Yönetimi lideri Papadopulosun bütün söylemlerine
rağmen yasal bir varlık olduğunu belirtti. Yasal olmayan
ayrılmayı sürdüren, Papadopulos yönetimidir dedi.
KKTC ABD'nin ziyaretinden memnun
31 Mayıs, 2005
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD Kongre heyetinin
KKTC'yi ziyaretini, Kıbrıs sorununda 'bir tür hayat öpücüğü'
olarak nitelendirdi.
Ercan
Havaalanı'ndan dün KKTC'ye gelen Ed Whitfielf
başkanlığındaki ABD Kongre heyeti, KKTC Başbakanı
Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'la görüştü.
AK Parti İstanbul milletvekili Egemen Bağış'ın da
eşlik ettiği ABD heyeti, önce Dışişleri
Bakanlığı'nda Serdar Denktaş'la bir araya geldi.
Heyet, daha sonra Başbakan Soyer'i Başbakanlıkta ziyaret etti.
Soyer: "Rumlar
kadar yasalız"
Başbakan Soyer, ziyarette yaptığı konuşmada,
Kıbrıs Türk halkına verdikleri cesaret nedeniyle ABD Kongre
heyetine teşekkür etti ve ''bu ziyaret bize, Kıbrıs'ı
birleştirme ve çözüm mücadelemizde bir tür hayat öpücüğü
olmuştur'' dedi.
Kıbrıs Türk halkının, Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos'un bütün söylemlerine rağmen yasal bir varlık
olduğunun altını çizen Soyer, ''yasal bir varlık olarak da
bu topraklarda Kıbrıslı Rumlar kadar hak sahibi bir
halktır'' diye konuştu.
ABD heyetinden
'izolasyonlar kaldırılsın' çağrısı
ABD Temsilciler Meclis Türk Dostluk Grubu Başkanı Ed Whitfielf de,
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a, Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesi yönünde adım atmaya ve Kıbrıs Türkleri'ne
uygulanan izolasyonları kaldırmaya çağırdı.
Ercan Havaalanı'ndan gelişlerinin sembolik bir jest olduğunu ve
bunun sembolik bir adım olarak kalmaması gerektiğini ifade
Ziyaretlerinin Kıbrıs'ın birleşmesi için somut
adımların başlangıcı olmasını dileyen ABD'li
yetkili, bir soru üzerine, amaçlarının izolasyonların
kaldırılması, Kuzey Kıbrıs'a doğrudan
uçuşların başlaması olduğunu.
Whitfielf, Kıbrıs'ın birleşmesi için katkı yapmaya
hazır olduklarını belirterek, ''Kıbrıs'ın
birleşmesini istiyoruz'' dedi.
Papadopulos'tan
sert tepki
ABD Kongre Heyeti'nin KKTC'den Güney Kıbrıs'a geçmesi planına
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos sert tepki göstermişti.
Papadopulos konuyla ilgili yaptığı açıklamada,
"işgal bölgelerinden Ada'ya giriş yapmak yasadışı
bir eylemdir'' demişti.
Papadopulos, ''
KKTCye Rumları çıldırtan ziyaret
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Amerikan Temsilciler Meclisinin üç üyesi, Ercan Havaalanını kullanarak KKTCye gitti. Cumhurbaşkanı Talat, ziyaretten mutluluk duyduğunu ve ABDnin sürekli desteğini beklediklerini söyledi.
Amerikalı
Temsilciler Meclisi üyeleri Ercan Havaalanını kullanarak KKTCye
geldiler. Cumhurbaşkanı Talatla ortak basın
toplantısı yapan ABDliler, Rum Lider Papadopulosu eleştirerek,
KKTCye ambargonun kalkmasını istediler.
RUMLARIN haftalardır
ABDyi protesto etmesine yol açan Amerikan Temsilciler Meclisi üyelerinin Ercan
Havaalanını kullanarak KKTCye yaptığı ziyaret dün
gerçekleşti. Heyete eşlik
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya gelen
Amerikan heyetinde, Temsilciler Meclisi üyeleri Nathan Deal, Eddie Bernice ve
Edward Withfield yer aldı. ABDnin Kıbrıs Büyükelçisi Michael
Klossonun da katıldığı toplantının
ardından düzenlenen basın toplantısında
Cumhurbaşkanı Talat, ziyaretten çok büyük mutluluk
duyduğunu ve ABDnin sürekli desteğini beklediklerini söyledi. Talat,
Rumlara uzanmış barış elinin hálá havada olduğunu da
sözlerine ekledi.
AMBARGO KALKMALI
Temsilciler Meclisi üyesi Edward Withfield, ABDnin özgürlükler ve
demokrasi şampiyonu olduğunu belirterek, hükümetini ziyaretlerini
engellemeye çalışan ve KKTCye uygulanan ambargoların
devamında ısrar
ABD heyeti Ercanda
Rumların Yasadışı Ercan Havaalanından geliyorlar
diye ABDye veryansın ettiği Amerikan heyetine, AKP İstanbul
Milletvekili Egemen Bağış eşlik etti. Eşitlik
istiyoruz, Tanınma istiyoruz pankartlarıyla karşılanan
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Edward Withfield ve Eddie Bernice el
sallayarak, KKTClileri selamladılar.
HURRIYET
KKTC: ABD heyetinin ziyareti hayat
öpücüğü oldu
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD
Kongre heyetinin KKTC'yi ziyaretinin, ''Kıbrıs'ı
birleştirme ve çözüm çabalarında bir tür hayat öpücüğü
olduğunu'' söyledi.
Ercan Havaalanı'ndan dün KKTC'ye gelen Ed
Whitfielf başkanlığındaki ABD Kongre heyeti, KKTC
Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'la görüştü.
AK Parti İstanbul milletvekili Egemen Bağış'ın da
eşlik ettiği ABD heyeti, önce Dışişleri
Bakanlığı'nda Serdar Denktaş'la bir araya geldi.
Heyet, daha sonra Başbakan Soyer'i
Başbakanlıkta ziyaret etti. Serdar Denktaş,
Başbakanlıktaki görüşmede de hazır bulundu.
Başbakan Soyer, ziyarette
yaptığı konuşmada, ''ziyaret ve Kıbrıs Türk
halkına verdikleri cesaret nedeniyle'' ABD Kongre heyetine teşekkür
etti ve ''Bu ziyaret bize, Kıbrıs'ı birleştirme ve çözüm
mücadelemizde bir tür hayat öpücüğü olmuştur'' dedi.
''Kıbrıs Türk halkının, (Rum
yönetimi lideri Tasos) Papadopulos'un bütün söylemlerine rağmen yasal bir
varlık olduğunun'' altını çizen Soyer, ''Yasal bir
varlık olarak da bu topraklarda Kıbrıslı Rumlar kadar hak
sahibi bir halktır'' diye konuştu.
Papadopulos'un, ABD Kongre üyelerinin ziyareti
nedeniyle ''yasal bir limandan giriş yapmadılar'' dediğini
anımsatan Ferdi Sabit Soyer, bunun çok yanlış bir görüş
olduğunu ve Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda
yaşadığını vurgulayarak, ''Onlar kadar yasalız''
dedi.
Dünyanın global şartlarında,
demokratik değerleriyle buluşmak istediklerini, bu nedenle
Kıbrıs'ta 24 Nisan referandumunda BM, AB ve ABD'nin desteklediği
Annan çözüm planına Kıbrıs Türk halkının ''evet''
dediğini anlatan Başbakan Soyer, şöyle konuştu:
''Yasal olmayan, tanıma göre, birliğe
ters, birliğe aykırı, dünyadaki demokratik değerlere
aykırı hareket eden ve ayrılmayı sürdüren Papadopulos
yönetimidir. Biz bu değerler doğrultusunda bu bölgede barış
istiyoruz, çözüm istiyoruz. Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan
halklarının Avrupa Birliği koşullarında, dünyanın
bu demokratik değerler koşullarında, siyasi eşitlik
içerisinde barış içinde gelişmesini istiyoruz. Bu mücadelemiz
sürecektir.''
'PAPADOPULOS ADIM ATSIN'
ABD Temsilciler Meclis Türk Dostluk Grubu
Başkanı Ed Whitfielf de, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a,
Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi yönünde adım atmaya ve
Kıbrıs Türkleri'ne uygulanan izolasyonları kaldırmaya
çağırdı.
Ercan Havaalanı'ndan gelişlerinin
sembolik bir jest olduğunu ve bunun sembolik bir adım olarak
kalmaması gerektiğini ifade
Ziyaretlerinin Kıbrıs'ın
birleşmesi için somut adımların başlangıcı
olmasını dileyen ABD'li yetkili, bir soru üzerine,
amaçlarının izolasyonların kaldırılması, Kuzey
Kıbrıs'a doğrudan uçuşların başlaması
olduğunu kaydetti.
Whitfielf, Kıbrıs'ın
birleşmesi için katkı yapmaya hazır olduklarını
belirterek, ''Kıbrıs'ın birleşmesini istiyoruz'' dedi.
Serdar Denktaş'ın, ABD Kongre
heyetiyle görüşmesindeyse açıklama yapılmadı.
MILLIYET
ABD
heyeti Ercan'a indi
ABD Temsilciler
Meclisi'nden bir heyet Rum Yönetimi'nin engelleme girişimlerine rağmen
dün Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye giriş yaptı. Talat:
Konuklarımız takdir edilecek cesaret gösterdi
RADIKAL
SEFA KARAHASAN
HİLAL KÖYLÜ
LEFKOŞA/ANKARA
- Rum Yönetimi'nin tüm engelleme çabalarına rağmen ABD Temsilciler
Meclisi Türk Dostluk Grubu Eşbaşkanı Edward Whitfield
başkanlığında bir heyet dün Ercan Havaalanı'ndan
KKTC'ye giriş yaparak Kuzey Kıbrıs'a bu yoldan ilk resmi
ziyareti gerçekleştirdi. Whitfield, KKTC üzerindeki tecridin
kaldırılması gerektiğini belirtti. KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da ABD'ye,
"Çabalarımıza yardımcı olun" dedi.
Rum Yönetimi, heyetin Ercan Havaalanı'ndan KKTC'ye girişini
'yasadışı' ve 'BM Güvenlik Konseyi'nin 1984 tarihli 550
sayılı kararının ihlali olacağını' öne
sürerek engellemeye çalışsa da, ABD heyeti, "Biz, Ercan'a
doğrudan giriş yapıyoruz ve bunu kimse engelleyemez" yollu
tutumunu değiştirmedi. TBMM-Kongre Dostluk Grubu Başkanı
AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın eşlik ettiği
heyet, ilk olarak Lefkoşa Büyükelçisi Michael Klasson'la görüştü.
Heyet daha sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya geldi.
ABD heyetini KKTC'de görmekten çok mutlu olduğunu söyleyen Talat,
"Konuklarımız takdir edilecek cesaret göstererek baskılara
karşı geldi. Bu tür ziyaretlerin bundan sonra da devam edeceğini
umuyorum" dedi. Talat, "Bizim için ziyaretin önemi şudur:
Uluslararası toplum sizin kararlılığınızı
görürse, Kıbrıs sorununa çözüm bulunur" dedi.
'Talat'ın eli
havada kaldı'
Whitfield ise Talat'ın Rum lidere uzattığı elinin hâlâ
havada durduğununa dikkat çekti. Whitfield, "Bu el
uzatılmış vaziyette. Umarız bu ele bir
karşılık gelecek. Rum lider de Türk tarafı gibi iki
toplumlu çözümü arzulamalı. Papadopulos'un bu ziyareti
onaylamadığını biliyoruz. Biz Kuzey Kıbrıs'a
geldik, çünkü serbest ticaretin her iki bölgeye de uygulanmasını
istiyoruz" diye konuştu. Senatör Whitfield, Kıbrıs'ın
geleceğinin aydınlık olduğunu, geçmişin ise
geçmişte kaldığını dile getirerek, "Artık
bütün Kıbrıslılar geleceğe bakmalı" dedi.
'Rumlar da Ercan'ı
kullanıyor'
ABD'li temsilci, bir gazetecinin, "Rumlara göre, yasadışı
işlem yaptınız, güneye geçecek misiniz?" sorusuna
karşılık, "Rumlar dahi bu havaalanını kullanarak
başka ülkelere giderken, bizim burayı kullanmamız
yasadışılık değil" diyerek Rumlara gönderme
yaptı. Whitfield şöyle devam etti: "Biz Tasos Papadopulos'a da
görüşme teklifinde bulunduk ama reddetti. Güneye geçemiyoruz.
Yasadışı bir şey yapmadık. Buna kesinlikle
katılmıyoruz. Bizler herkese sorduk. Dışişleri
Bakanımıza sorduk."
AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ise, gazetecilere
yaptığı açıklamada ABD'li heyetin çok cesur bir adım
attığını belirterek, temsilcilere, "Dünyadaki 200
milyon Türkün kalplerini fethettiniz" dediğini söyledi. Heyet bugün
de KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş'la görüşecek.
Amerikan
çıkarması
Amerikan Kongresi'ndeki iki haftalık tatili fırsat bilen bazı
ABD'li parlamenterler rotayı Türkiye'ye çevirdi. KKTC'ye giden heyetin
dışında Türkiye'ye bir heyet geldi, dört heyet de yolda.
ABD'li ilk heyetin başında senatör Chuck Hagel bulunuyor. Dün,
Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşen Hagel, bugün Genelkurmay
Başkanı Hilmi Özkök, Enerji Bakanı Hilmi Güler ve Tarım
Bakanı Sami Güçlü'yle bir araya gelecek. Ayrıca bugün ABD'li senatör
Richard Lugard ve beraberindeki bir heyet İstanbul'da, Temsilciler Meclisi
üyesi Robert Wexler başkanlığındaki bir heyet ise Ankara'da
olacak. Lugard, ASPEN Enstitüsü'nde bir konferans verecek. Wexler ise
Ankara'da, Erdoğan ve Gönül'le görüşecek. Türkiye'ye yarın da
senatör Richard Shelby gelecek. Ankara'ya son olarak 2 Haziran'da Tahsisatlar
Komitesi'nden Jim Kolbe ve dokuz kişilik heyet gelecek. Bu heyet, TBMM
Başkanı Bülent Arınç ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan'la
görüşecek.
ABDden destek
Edward Whitfield
başkanlığındaki ABD kongre heyeti dün KKTCye gelerek
temaslarda bulundu,izolayonların kaldırılması, insan ve mal
dolaşımının serbest bırakılması yönünde
önemli mesajlar verdi
ABDden destek
KUZEYE YÖNELİK GEREKSİZ KISITLAMALAR KALDIRILMALI...
ABD Kongresi üyesi Edward Whitfield, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talatla görüşmesinden sonra gazetecilere yaptığı
açıklamada, Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulosun
Türkiyeden, insan ve mal dolaşımının serbest
bırakılmasıyla ilgili olan Ankara Protokolünü imzalamasını
istediğine ancak kendisinin aynı şeyin Kıbrısta
olmasını onaylamadığına işaret ederek, kuzeye
yönelik gereksiz kısıtlamaların ortadan
kaldırılmasına, insan ve mal dolaşımının
serbest bırakılmasına destek verdi
30.5 MİLYON DOLARLIK PROGRAM
Whitfield,
ABD hükümetinin Kıbrıslı Türklere yönelik 30.5 milyon
dolarlık bir ekonomik gelişme programı bulunduğunu, ABde
de yaptıkları diplomatik temaslarda AB yetkililerine kuzeye ekonomik
konularda teknik yardım için tavsiyelerde bulunduklarını söyledi
. ABD kongre üyesi, ABnin kuzeye 259 milyon euroluk
Whitfield, Kuzeye yaptıkları ziyaretin hiçbir
şekilde yasa dışı olmadığını da
vurgulayarak, bu konuyu kendi hukukçuları, ABD Dışişleri
Bakanlığı ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi hukukçularıyla
görüştüklerini açıkladı.
TALATTAN ABD KONRESİ ÜYELERİNE ÇAĞRI...
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Whitfieldle görüşmesinden
sonra gazetecilere açıklamasında, Kıbrıs Türk
halkının çözüme ve adanın yeniden birleştirilmesine olan
bağlılığını sürdüğünü vurguladı. Talat,
Kıbrıslı Türklerin geçen yıl yapılan referandumda
kalıcı bir anlaşmaya ezici çoğunlukla evet demelerine
karşın Kıbrıs sorununun Rum tarafının
uzlaşmazlığı nedeniyle devam ettiğine işaret
etti. Talat, ABD heyetine ve kongredeki meslektaşlarına, adaya
kalıcı barış getirme çabalarına yardımcı
olmaları çağrısında bulundu
Kıbrıslı Türklere yıllardır uygulanan
izolasyonların kaldırılması çerçevesinde uluslararası
alanda başlatılan girişimler sonuç vermeye başladı ve
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresinden bir heyet devlet ve
hükümet yetkilileriyle temaslarda bulunmak üzere KKTCye geldi.
ABD Kongresi üyesi Edward Whitfield
başkanlığındaki konuk heyet, Ercan Havaalanından
giriş yaptığı ülkemizde, Rum yönetimine ve dünyaya
Kıbrıs Türklerine yönelik gereksiz izolasyonların
kaldırılması, insan ve mal dolaşımının
serbest bırakılması yönünde önemli mesajlar verdi.
Kıbrıs Türk Hava Yollarının İskele
adlı uçağıyla saat 11.00 sularında Ercan Havaalanına
varan ABD heyetini KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ ile CTP
Milletvekili Salih İzbul karşıladı.
ABD heyeti havaalanında açıklama yapmazken,
KIBRISın, heyetin gelişine Rumların tepkisiyle ilgili sorusunu
yanıtlayan AKP İstanbul Milletvekili, Türk-Amerikan Parlamentolar
arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış Her
şey o kadar belirgin ki bir şey anlatmaya gerek yok. Bütün dünya bir
kez daha kimin çözümden yana olduğunu görüyor dedi.
Çiçeklerle karşılandılar
KKTCyi Koruma Derneğinden bir gurup, ABDli kongre
üyelerini karşılamak için gittiği Ercan Havaalanında,
1963-1974 yılları arasında Kıbrıslı Türklere
karşı yapılan soykırımları protesto
buket sundu..
ABD Ofisinde Klosson ile görüşme
Edward Whitfield başkanlığındaki ABD
heyeti,KTTCye gelişlerinin hemen ardından Kıbrıstaki ABD
Büyükelçisi Michael Klossonla görüştü.
ABDnin KKTCdeki ofisinde saat
Cumhurbaşkanı Talatla toplantı
ABD Kongre üyeleri, saat 14.30da
Cumhurbaşkanlığında, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talatla bir araya geldi.
Cumhurbaşkanlığına ilk olarak ABDnin
Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson geldi.
Klosson gelişinde Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev ve AKP İstanbul Milletvekili,
Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı AKP
İstanbul Milletvekili Egemen Bağışla bir süre sohbet etti.
Kongre üyeleri ise, bir minibüsle
Cumhurbaşkanlığına geldi.
Cumhurbaşkanlığında bir saat süren
görüşme sonrasında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla ABD
Kongresi üyesi Ed Whitfield ortak basın toplantısı düzenledi.
Talat: Kıbrıslı Türklerin çözüme
olan bağlılıkları sürüyor
KKTC, Türkiye ve Güney Kıbrıstan kalabalık bir
gazeteci grubunun izlediği basın toplantısında ilk sözü
alan Talat, ABD heyeti ile AKP İstanbul Milletvekili, Türk-Amerikan
Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen
Bağışı KKTCde görmekten duyduğu mutluluğu dile
getirdi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk
halkının çözüme ve adanın yeniden birleştirilmesine olan
bağlılığını sürdüğünü vurguladı.
Kıbrısta çözüme ancak her iki tarafın da arzulu
olması halinde ulaşılabileceğinin altını çizen
Talat, Kıbrıslı Türklerin geçen yıl yapılan
referandumda kalıcı bir anlaşmaya ezici çoğunlukla evet
demelerine karşın Kıbrıs sorununun Rum tarafının
uzlaşmazlığı nedeniyle devam ettiğine işaret
etti.
Cumhurbaşkanı Talat, ABD Kongre üyelerinin, Kuzey
Kıbrıs Türek Cumhuriyetine ziyaretlerini iptal etmeleri yönünde
kendilerine yapılan tüm baskılara karşı takdire değer
bir kararlılık gösterdiklerini belirtti.
Talat, ABD Kongre üyelerinin KKTCyi ziyaret etmelerinin
diğer kongre üyelerinin Kuzey Kıbrısa gelmelerinin yolunu
açacağını ümit ettiğini de ifade etti.
Kıbrıstaki şu anki duruma odaklandık
ABD Kongre üyeleriyle yaptıkları görüşmede
Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu son durumla ilgili görüş
alış verişinde bulunduklarını kaydeden ve
görüşmeyi çok iyi bir görüşme olarak tanımlayan
Cumhurbaşkanı Talat, Çok iyi bir görüşme yaptık ve
görüşmede Kıbrıstaki şu anki duruma odaklandık dedi.
Kıbrıslı Türklerin geçen yıl yapılan
referandumda ezici çoğunlukla adada bir anlaşmaya varılması
yönünde oy kullanmalarına karşın Kıbrıs sorununun
devam ettiğine işaret
Sizin kararlılığınızı
uluslararası topluluk da gösterse...
İşte bu gezi bu yüzden bu kadar önemli. Eğer
uluslararası topluluk, Kıbrıslı Türklere uygulanan bu adil
olmayan izolasyonun sona erdirilmesi yönünde sizin gösterdiğiniz
kararlılığı gösterse, işte o zaman
Kıbrıslı Türklerin uluslararası sistemle bütünleşmesi
süreci başlar.
Ve işte ancak ve ancak o zaman bizler anlamlı
müzakerelere başlayabiliriz.
Size ve ABD Kongresindeki meslektaşlarınızla ABD
Yönetimine, bu güzel adaya kalıcı barış getirme
çabalarımızda yardımcı olmanız için bir kez daha
çağrıda bulunuyorum.
Whitfield: Kıbrıslı Türklere yönelik
izolasyonlar kaldırılmalı
ABD Kongresi üyesi Whitfield ise konuşmasında, Rum
yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun Türkiyeden serbest insan ve
mal dolaşımıyla ilgili olan Ankara Protokolünü
imzalamasını istediğine ancak kendisinin aynı şeyin
Kıbrısta olmasını onaylamadığına
işaret etti.
Direkt olarak Kuzey Kıbrısa geldiklerini çünkü tüm
Kıbrısta insanların ve malların serbest
dolaşımını onayladıklarını söyleyen
Whitfield, Papadopulosa ABnin Kuzey Kıbrısa yapmayı
planladığı
Whitfield, Kuzeye yaptıkları ziyaretin hiçbir
şekilde yasa dışı olmadığını
vurgulayarak, bu konuyu kendi hukukçularıyla, ABD Dışişleri
Bakanlığı ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi hukukçularıyla
uzun uzun görüştüklerini açıkladı. Whitfield,
Kıbrıslı Rumlar ve AB parlamenterlerinin de kuzeyden
uçtuğunu söyledi
Edward Whitfield Talata teşekkür ederek
başladığı konuşmasında,
cumhurbaşkanının seçildikten sonra Papadopulosa barış
elini uzattığını, Rum lider elini tutana kadar da geri
çekmeyeceğini ve bu elin bir gün tutulacağına
inandığını açıkladığını
anımsattı.
Whitfield, heyette
Kıbrısa, Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulosu adayı iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon şeklinde
yeniden birleştirmek için adımlar atmasına ikna etmeye
geldiklerini söyleyen Whitfield, Papadopulosun kuzeye ziyaretlerini
onaylamadığını net şekilde
anladıklarını ifade etti.
Papadopulosun, Türkiye hükümetinin iki taraf arasında mal ve
insanların serbest dolaşımını onaylayan Ankara
Protokolünü imzalamasını talep ettiğini anımsatan
Whitfield, şöyle dedi:
Ancak onun insanların ve malların kuzeyde serbest
dolaşımını onaylamadığı görülüyor. Biz Kuzey
Kıbrısa geldik çünkü insanların ve malların tüm
Kıbrısta, hem güneyde hem de kuzeyde serbest
dolaşımını onaylıyoruz. Papadopulosa da
insanların ve malların serbest dolaşımına kuzeyin de
dahil edilmesini onaylamasını, ayrıca ABnin kuzeye 259 milyon
Euroluk
BM Genel Sekreterinin Kuzeye yönelik gereksiz kısıtlamaları
ortadan kaldırmak için tüm devletlere Kuzey Kıbrıs ile hem ikili
olarak hem de uluslararası örgütler aracılığıyla
ilişkiler kurmalarını tavsiye ettiğini vurgulayan Whitfield,
bu girişimin BMnin 541 ve 550 numaralı kararlarıyla uyumlu
olduğunu kaydetti.
Whitfield, Kıbrıstaki liderlere geçmişi geride
bırakmaları tavsiyesinde bulunarak, Kıbrısın parlak
bir geleceği olacağına ve adadaki halkların
birleşmeden çok şey kazanacaklarına emin olduklarını
söyledi. Whitfield, adadaki halkların liderlerinden tüm
Kıbrıslılar için ekonomik gelişmelere
odaklanmalarını, iş imkanları yaratmalarını,
sağlık ve eğitimi geliştirmelerini beklediklerini ifade
etti.
Geçmişin geride kaldığını, şimdi
ileriye bakma zamanı olduğunu yineleyen Whitfield, adada olmaktan
duyduğu heyecanı ifade ederek, bu güzel ülkede geleceğin güzel
olacağını kaydetti.
Yasa dışı hareket yapmadık
Konuşmasının ardından soruları
yanıtlayan Whitfield, Papadopulosa göre yasa dışı bir
limandan girdiğinizin farkında mısınız? Ondan
Görüşme talebinde bulundunuz mu? ABD izolasyonlarla son 50
yıldır büyük sıkıntılar çeken Kıbrıslı
Türkler için bu güne kadar ne yaptı? Şimdi gerçekten bir şey
yapacak mı? şeklindeki soru üzerine, Papadopulos ve hükümet
üyeleriyle görüşme talebinde bulunduklarını ancak direkt olarak
Kuzeyden geleceklerini fark edince Rumların bu talebi reddettiğini
ifade etti.
Whitfield, yasal olmayan limandan girdikleriyle ilgili iddiaya
katılmadıklarını, adaya gelirken hukukçuları, ABD
Dışişleri Bakanlığı hukukçuları ve Ulusal
Güvenlik Konseyi hukukçularıyla uzun saatler süren görüşmeler
yaptıklarını, hukukçuların kendilerine direkt kuzeyden
gelmenin hiçbir şekilde yasa dışı bir hareket
olmadığını net bir şekilde ifade ettiklerini
açıkladı.
ABden parlamenterlerin ve hatta Kıbrıslı Rumların
kuzeyden uçuş yaptıklarını vurgulayan Whitfield, Hiçbir
şekilde yasa dışı bir harekette bulunmadık dedi.
Whitfield, ABD hükümetinin Kıbrıslı Türklere
yönelik 30.5 milyon dolarlık bir ekonomik gelişme programları
bulunduğunu ifade ederek, ABde de diplomatik temaslar
yaptıklarını ve AB yetkililerine Kuzeye ekonomik konularda
teknik yardım için tavsiyelerde bulunduklarını söyledi.
Kuzeye yapılan bu yolculuğun sembolik bir iyi niyet
gösterisi olabileceğini ancak bazen sembolik iyi niyet gösterilerinin çok
önemli olabileceğini vurgulayan Whitfield, Kıbrıslı
Türklere yardım konusunda taahhütleri bulunduğunu vurguladı.
Whitfield, tüm Kıbrısın geliştiğini
görmek istediklerini ve Birleşik bir Kıbrısın çok daha
güçlü olacağını kaydetti.
Bağış: Kahramanca bir adım attılar
Bu arada Ed Whitfieldden sonra söz alarak kısa bir
konuşma yapan AKP İstanbul Milletvekili, Türk-Amerikan Parlamentolar
arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış da,
bugünün, hayatının en mutlu günlerinden biri olduğunu ifade
etti.
ABD Kongresinden bir heyeti Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde görmekten büyük memnuniyet duydum diyen Bağış,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talata heyete gösterdiği
misafirperverlikten, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğana da
bu ziyaretin gerçekleşmesinde ortaya koyduğu büyük çabadan
dolayı teşekkür etti.
ABD Kongre üyelerinin KKTCyi ziyaret etmekle kahramanca bir
adım attıklarını ifade
Ercanda gazetecilerle polis arasındaki tartışma
Cumhurbaşkanı Talat, bu arada ABD heyetini
uğurlamasının ardından basının ısrarı
üzerine Cumhurbaşkanlığı bahçesinde kurulan kürsüye yeniden
gelerek, kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.
Bir gazetecinin, Ercan Havaalanında polisle gazeteciler
arasında yaşanan tartışmaya işaret ederek, bu durumu
protesto etmesi ve Talatın bu konuda ne yapmayı
düşündüğünü sorması üzerine, bu konu hakkında daha önce
bilgi sahibi olmadığını ifade
Gülün Turkish Daily Newsa açıklaması
Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah
Gülün dün Turkish Daily News gazetesinde yer alan açıklamasında, BM
Genel Sekreteri Kofi Annana, Gelin tüm kısıtlamaları
karşılıklı olarak aynı anda kaldıralım
çağrısı yaptığı anımsatılarak, bu
konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine de, bütün
kısıtlamaların eş zamanlı olarak
kaldırılması önerisinin KKTC ile Türkiyenin ortak
politikası olduğunu vurguladı.
Talat, Gelin eş zamanlı olarak bütün
kısıtlamaları kaldıralım önerisi zaten ortak
politikamızdır. Bunu ben de defalarca söylemiştim biliyorsunuz.
Bütün kısıtlamaları evet hep birlikte kaldıralım. Bu
talebi ortaya koyduk. Bu tabii ki Birleşmiş Milletler ve Avrupa
Birliğinin birlikte hareketiyle sağlanabilir. Talebimiz bu idi diye
konuştu.
Perşembe günü gerçekleşecek olan
Yeni Plan ve Amerikan Üssü
Cumhurbaşkanı Talat, bazı basın haberlerine
göre Kıbrıs konusunda üzerinde çalışılmakta olan yeni
bir çözüm planı bulunduğunu ve bu planda Kuzey Kıbrısta
bir ABD askeri üssü öngörüldüğünü belirten bir gazetecinin, Bu konu
hakkında bilginiz var mı ve
Ben bilgi sahibi değilim. Tabii biliyorsunuz bazı
gazeteciler daha kolay bilgi kaynaklarına ulaşır. Böyle
birşey yoktur ve söz konusu değildir. Ancak bugüne kadar söz konusu
değildir. Böyle bir öneri önümüze gelir mi, onu şu anda ben bilemem.
ABD Kongre üyeleri
Cumhuriyet Meclisine de gitti
Resmi ziyaret için KKTCye gelen ABD Kongresi
heyeti, Cumhuriyet Meclisini de ziyaret ederek Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğluyla görüştü.
Ekenoğlu, heyeti Kıbrısta
görmekten duyduğu mutluluğu dile getirerek, Kıbrıslı
Türklerin çözüm ve barış istediğini ve bu istencini dünyaya
gösterdiğini, ispatladığını söyledi. 24 Nisan
referandumundaki kararın arkasında durduklarını kaydeden
Ekenoğlu, dünyanın verdiği sözleri yerine getirmesini
beklediklerini ifade etti.
Referandumda evet diyen taraf olarak
cezalandırılmamamız gerekir. Artık dünyayla
ilişkilerimizi güçlendirip kurmak istiyoruz. İzolasyonlarla daha
fazla yaşayamayız. İzolasyonların bir an önce
kaldırılmasını istiyoruz diyen Ekenoğlu, Papadopulos
zihniyetine rağmen Kuzey Kıbrısa Ercandan gelen ve Meclisi
ziyaret eden ABD Kongresi üyelerini tebrik etti.
Fatma Ekenoğlu, KKTCnin bir ada ülkesi
olduğuna işaret ederek, turizmden kalkınma beklediklerini ancak
izolasyonlar yüzünden deniz ve hava limanları kullanılmazsa
nasıl kalkınacaklarını, ürettiklerini nasıl
pazarlayacaklarını sordu.
Ekenoğlu, şöyle konuştu:
Dünyadan bunu bekliyoruz. İzolasyonlar
bir an önce kaldırılsın. Adamıza daha rahat turist girsin.
Güzel bir adamız var. Bu nimetlerini dünyayla paylaşmak istiyoruz.
Bizler, siyasi eşitlik temelinde çözümü savunan taraf olarak bu
istencimizin her zaman arkasında olacağız. Papadopulosun
zihniyeti değiştiği anda Kıbrıs Rumlarıyla
adamızı paylaşıp, siyasi eşitliğimiz temelinde,
ortak vatanda birlikte yaşamak isteriz.
Whitefield: İzolasyonların kalması
çağrısı için geldik
ABD Kongre Heyetine başkanlık
Whitfield, Papadopulosa da bu yönde çağrıda bulunmaya
geldiklerini kaydederek, Papadopulostan, Kuzey Kıbrısa
yapılacak 259 milyon Euroluk
Yeniden birleşme için somut adımların
başlangıcı
Whitfield, ziyaretlerinin sembolik kalmamasını ve
Kıbrısta yeniden birleşme için somut adımların
başlangıcı olmasını ümit ettiklerini de kaydetti.
ABD Kongre Heyeti üyeleri daha sonra Meclis Başkanı Fatma
Ekenoğluna meclisteki milletvekili ve kadın milletvekili
sayısı, KKTCdeki işsizlik oranı, milli gelir ve politikaya
ilgisinin nasıl başladığı gibi konularda sorular
yönelttiler.
KIBRIS
Türkiye'den yeni Kıbrıs planı
|
GÜL:
KISITLAMALARI KALDIRALIM... Türkiye Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül, Türkiye'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunacağı
yeni Kıbrıs planını ilk kez açıkladı. Abdullah
Gül, Annan Planı referandumunun ardından Kıbrıs için
tarihi bir öneri getirerek, "Kıbrıs'ta her iki tarafa uygulanan
kısıtlamaları, tüm ilgili taraflarca aynı anda
kaldıralım" çağrısı yaptı SON
ŞEKLİ VERİLECEK... Gül, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Ankara'da son şekli
verilecek "Yeni Kıbrıs Planı"nı BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'a da ileteceklerini belirterek, "Kalıcı
barış için Türkiye hazır. Sayın Kofi Annan'a tekrar bunu
söyleyeceğiz" dedi Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'a sunacağı yeni Kıbrıs
planını ilk kez açıkladı. Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, Annan Planı referandumunun ardından
Kıbrıs için tarihi bir öneri getirerek, "Kıbrıs'ta
her iki tarafa uygulanan kısıtlamaları, tüm ilgili taraflarca
aynı anda kaldıralım" çağrısı yaptı. Gül,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer
ile Ankara'da son şekli verilecek "Yeni Kıbrıs
Planı"nı BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da ileteceklerini
belirterek, "Kalıcı barış için Türkiye hazır.
Sayın Kofi Annan'a tekrar bunu söyleyeceğiz" dedi. Gül, Turkish
Daily News'a verdiği demeçte, Türk tarafının
kısıtlamaların kaldırılması yönünde
şimdiye kadar önemli adımlar attığını söyledi. Abdullah Gül,
23 Nisan 2003 tarihinde KKTC makamlarının tek taraflı
kararı doğrultusunda sınırdan geçişlerin serbest
bırakılması kararının ve Türk hükümetinin
Kıbrıs Rum vatandaşlarının Türkiye seyahatlerinde
sağlanan kolaylıkların, bunun somut iki örneği
olduğunu söyledi. Gül sözlerine şöyle devam etti: "Geçen
yıl 24 Nisan referandumlarında Kıbrıs Türk tarafının
olumlu oy kullanmasını takiben AB Konseyi, Kıbrıs
Türklerine uygulanan izolasyon politikalarına son verme
yükümlülüğünü üstlenmiştir. Bu çerçevede, AB Komisyonu
tarafından doğrudan ticaret ve Dünyayla uyum
içindeyiz "Bu
çağrımız, başta Birleşmiş Milletler, Avrupa
Birliği ve Avrupa Konseyi olmak üzere, referandum sonrası tüm
uluslararası camianın her vesileyle yinelemiş olduğu,
Kıbrıs Türklerinin dünya ile bütünleşmelerine yönelik beklenti
ve çağrılarla uyum içindedir" diyen Gül, bu çerçevede,
özellikle ekonomik ve insani konulardaki mevcut kısıtlamaların
her iki taraf için ve herkes tarafından bütünüyle
kaldırılmasının, kapsamlı çözüme ve siyasal
uzlaşıya giden yolda önemli bir aşama
oluşturacağına inandığını söyledi. İşte
yeni Kıbrıs Planı Abdullah Gül,
Türkiye'nin önerdiği ve "bir bütün halinde" uygulanması
gerektiğini belirttiği yeni önerinin ana hatlarını
şöyle çizdi: "-
KKTC'ne ve Kuzey ile Güney arasında karşılıklı
olarak kişi, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımının
sağlanması; -
Doğrudan uçuşlar dahil, hava ve deniz limanlarına uygulanmakta
olan tüm kısıtlamaların kaldırılması; - Üçüncü ülke
uyruklarına uygulanan kısıtlamaların tümüyle
kaldırılması; - Kuzey
Kıbrıs'ın da özel bir düzenlemeyle bir ekonomik birim olarak
doğrudan AB Gümrük Birliği'ne dahil edilmesi ve bunun tüm
getirilerinden yararlanması; -Kıbrıs
Türklerinin sportif, kültürel ve benzeri uluslararası etkinliklere
katılmasının önündeki engellerin kaldırılması. Yeniden
oylasınlar Türkiye'nin
de KKTC'nin de süreçte doğru tavır aldığını
belirten Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül "Biz
adada kalıcı barışın sağlanması için
inisiyatif kullanmaya devam edeceğiz. Kıbrıslı Türkler de
hazır. Eğer Rum kesiminin reddettiği Annan Planı'nı
bir kez daha referanduma sunarlarsa memnun oluruz. Biz buna
hazırız. Değişiklik varsa benim de yazılı
tekliflerim olur" diye konuştu. |
KIBRIS
ABD'nin Kuzey Kıbrıs'a ilgisi sürecek
ABD'li
parlamenterlerin KKTC'ye gelmesinde aktif rol oynayan AKP İstanbul
Milletvekili, Türkiye- ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu
Başkanı Egemen Bağış, KIBRIS gazetesi Yazı
İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını
yanıtladı:
ABD'nin Kuzey
Kıbrıs'a ilgisi sürecek
l RUMLARI
ANLAMAK ZOR... ABD kongre üyelerinin güneye geçişinin engellenmesinin,
dünyaya bir kez daha kimin uzlaşıcı, kimin uzlaşmaz
olduğunu gösterdiğini anlatan Bağış, "Kendi
açılarından, mantığını anlayamıyorum.
Gerçekten... Adada bölünme mesajı vermek için gelmedi ABD heyeti. Yine
çözüm, huzur, kardeşlik, barış gibi mesajlarla geldiler"
dedi
l BU
İLK... "Bizimle gelen üç kongre üyesi ve iki eski kongre üyesi 20
kişilik heyet büyük bir cesaret ve dostluk örneği sergiledi. Bu
insanlar Türklerin dostu olduklarını gösterdiler. Bu grup, seçimle
göreve gelen, siyaset yapan, siyaset belirleyen kanun yapıcılar
olması çok önemli siyasi mesaj verecek. Bu da nice seyahatlerin birincisi
olacak"
l PRENDERGAST
İÇERİK İÇİN GELECEK... Egemen Bağış:
Papadopulos, bir danışmanını BM Genel Sekreteri'ne
gönderdi. Aldığımız haberlere göre, temasların
içeriği ve inandırıcılığı olmadı, mesaj
içeriği yokmuş. Sanıyorum Genel Sekreter
Yardımcısı'nın buradaki temaslarında daha fazla içerik
aranacak
Adalet ve
Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın Dış İlişkiler Danışmanı
ve Türkiye- ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen
Bağış, ABD'li kongre üyelerinin büyük bir dostluk ve
kardeşlik amacı taşıyan ziyaretlerinin devamının
geleceğini söyledi.
Üç parlamento
üyesi, iki de eski parlamento üyesinin yanı sıra kalabalık bir
heyetle gelen ABD'li grubun Ercan Devlet Havaalanı'na inmesinde büyük
katkısı bulunan Egemen Bağış, KIBRIS gazetesi
Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını
yanıtladı.
ABD kongre
üyelerinin güneye geçişinin engellenmesinin, dünyaya bir kez daha kimin
uzlaşıcı, kimin uzlaşmaz olduğunu gösterdiğini anlatan
Bağış, "Kendi açılarından,
mantığını anlayamıyorum. Gerçekten... Adada bölünme
mesajı vermek için gelmedi ABD heyeti. Yine çözüm, huzur, kardeşlik,
barış gibi mesajlarla geldiler. Bunlara kapıları kapamak,
reddetmek ne kadar mantıklıdır idrak edemiyorum" dedi.
Ziyaretin
amacı ve geleceğe yapacağı katkıların yanı
sıra Kıbrıs sorununda gelinen son aşamayı da
değerlendiren bağış, "Görüşmelerin yeniden
başlaması Türkiye'yi mutlu eder" dedi. BM Genel Sekreterinin
temsilci olarak adaya gelecek Prendergast'ın "içerik"
arayacağını söyleyen Bağış, Rumların bu
noktadaki tavrını merak ettiğini söyledi.
KIBRIS: Kuzey
Kıbrıs'a hoş geldiniz. Güney
Kıbrıs'a siz de geçemediniz, ABD'li parlamenterler de geçemedi...
Egemen Bağış: Evet... Dünya bir kez daha
kimin çözümden, kimin diyalogdan, kimin anlaşmaktan, fikir teatisinde
bulunmaktan yana olduğunu, kimin diyaloğa karşı
olduğunu bir kez daha anlamış oldu... Başta da ABD'li
misafirlerimiz.
KIBRIS: Misafirlerinizin ilk intibası ne?
Egemen Bağış: İstanbul'a dün indiler.
Önce Boğaz'da dinlendiler. İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde bir
akşam yemeği yedik. Bu sabah da (dün sabah) Ercan'a iniş
yaptık. Kendi büyükelçileri Türk tarafındaki büroda onlara bir
brifing verdi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ziyaret edildi. Çok içten
ve samimi bir görüş alışverişinin olduğu bir
görüşme oldu.
Kendisi ile
ortak bir basın toplantısı düzenledik. Orada da fikirlerini çok
açık bir şekilde ortaya koydular.
Özellikle
delegasyona başkanlık yapan Kentacky Cumhuriyetçi Milletvekili Edward
Lutfield, sayın Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı
seçildiğinde, 'biz elimizi uzatıyoruz.
Ve
karşı taraf da bu elimizi tutana kadar elimiz havada olacak' demesine
etkilendiğini söyledi. Her iki tarafı da bir an önce masaya oturup
çözüm için çaba harcamaya çağırdı. Çok
anlamlıydı.
KIBRIS: Bu ziyaretin perde gerisinde siz de
varsınız...
Egemen Bağış: Çorbada tuzum olduğunu
söyleyebiliriz. Bu nedenle benim için çok anlamlı bir gün... Çok
kıymetli katkıları olan şahıslar, gruplar da var.
Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan bu projeye ilk
baştan itibaren desteği oldu. Sayın Talat, sayın Soyer ve
sayın Denktaş'ın, KKTC Washington temsilcisi sayın Osman
Ertuğ'un, Ankara Büyükelçisi Edelman'ın, ABD elçisi Klasson'un, ABD
Dışişleri Bakanlığı'nın... Bu yasamadan
bağımsız bir olay değil...
KIBRIS: Bu ziyaretin perde gerisinde mutlaka bir
şekillenme yaşandı. Nasıl bu noktaya gelindi?
Egemen Bağış: Birkaç ay önce,
Washington'da, Türkiye Dostluk Grubu üyeleri ile, kongrede bir Türkiye
Çalışma Grubu kurduk. Bu çalışma yemeğinde, samimi bir
sohbet gerçekleştirdik. Çalışma grubunun amacı zaten
seçimle göreve gelmiş kongre üyeleri ile meclis üyelerinin, yani Türk ve
ABD'li siyasilerin daha samimi ortamlarda fikir alışverişinde
bulunmalarını sağlamak.
Bu toplantıda tabii ki doğal olarak Türk ve
Amerikan işlerinde önemli konuları konuştuk. Meselâ, Afganistan,
Irak... Derken konu Kıbrıs'a geldi. Kıbrıs'ta ben biraz
sükut-u hayale uğradığımızı, dünyadan hak
ettiğimiz mesajları alamadığımızı söyleyince,
çok sevgili meslektaşım sayın Bob Wekster -ki kendisi de buraya
gelmeyi çok arzu ediyordu ama aksilikten dolayı buraya gelemedi.
Sanırım ikinci seyahatte burada olacak- dedi ki, "Egemen, 24
Nisan'da dünya kimin neden yana olduğunu anladı. Neden bu kadar
bastırıyorsun ki..."
Ben de ona şu fıkrayı anlattım:
Adamın biri kendisini arpa tanesi zannedermiş. Tedavi etmek için bir
ruh hastalıkları ünitesine yatırmışlar. Bir ay sonra
doktora demiş ki:
- Doktor bey... Anladım ki ben insanım, arpa
tanesi değil. Evime gitmek istiyorum.
Bunun üzerine
doktor da demiş ki:
- Madem ki
iyileştin, buyur git.
Eve
vardıktan yarım saat sonra yeniden hastaneye dönmüş ve doktorun
karşısına geçmiş:
- Doktor bey,
bir şey sormayı unuttum. Ben arpa tanesi
olmadığımı biliyorum, ama horozlarla tavuklar biliyor mu
acaba...
Şimdi biz
çözümden yana oluyoruz. Bilmesi gereken yakın çevremizdekiler de biliyor.
Ama dünya bilmeli. İşte bu seyahatte o fıkradan sonra, üzerine
çalışıldı. Şimdi biz bütün horozlara ve tavuklara,
"Kıbrıs Türkü çözümden yanadır, barıştan
yanadır, uzlaşmadan yandır" mesajını bir kez daha
vermeye geldik.
Rum yönetiminin
ve özellikle de sayın Papadopulos'un takındığı
geçimsiz tavır kendisinin haleti ruhiyesini de çok net bir şekilde
ortaya koyuyor.
KIBRIS: Siyasi
yönüne gelmek istiyorum işi. İlk kez Ercan kullanılarak bir
siyasi amaçlı iniş yapıldı. Bunu nasıl
yorumluyorsunuz?
Egemen
Bağış: Bence bizimle gelen üç kongre üyesi ve iki eski kongre
üyesi 20 kişilik heyet büyük bir cesaret ve dostluk örneği sergilediler.
Bu insanlar Türklerin dostu olduklarını gösterdiler. Siyasi olarak
büyük bir mesajdır bu. 1974'ten bu yana yanılmıyorsam, Ercan'dan
giriş yapan ilk heyet. Daha önce işadamları gelmişti ama
onlar sonuçta serbest, resmi sıfatları yok.
Bu grup,
seçimle göreve gelen, siyaset yapan, siyaset belirleyen kanun
yapıcılar olması çok önemli siyasi mesaj verecek. Bu da nice
seyahatlerin birincisi olacak.
1974'ten bu
yana haksız bir yere uygulanan ambargoların yavaş yavaş
kaldırılması için çok önemli bir adım. Umut ederim bundan
sonra sadece siyasi ekipler değil, kültürel, spor, müzik ekipleri de adaya
gelerek bu güzelliği görürler, bu ülke insanının ne kadar
konuksever olduğunu kendileri görür.
KIBRIS: Rum
tarafı çok büyük bir tepki gösterdi. Hem yönetim bazında hem de ABD
lobisi. Neler oldu?
Egemen
Bağış: Kongre üyelerine çok büyük bir siyasi baskı
uygulandı. Tehditler, mektuplar, telgraflar, ofislerine ziyaretler... Üç
ayrı grup Rum, bir kişinin ofisine dahi ayrı ayrı
gitmiş...
Ama bu insanlar
bugün buraya gelmekle sadece Kıbrıs Türkü'ne değil, dünyada
eşitlik, adalet isteyen tüm insanların kalplerinde taht kurdular. Bu
çok önemli bir mesajdı. Bu cesaretlerinden dolayı kendilerini tebrik
ediyoruz ve destek vermemiz gerektiğine inanıyorum.
KIBRIS: Rum
tarafının tavrını, siyaseten nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Egemen
Bağış: Kendi açılarından,
mantığını anlayamıyorum. Gerçekten... Adada bölünme
mesajı vermek için gelmedi ABD heyeti. Yine çözüm, huzur, kardeşlik,
barış gibi mesajlarla geldiler. Bunlara kapıları kapamak,
reddetmek ne kadar mantıklıdır idrak edemiyorum.
KIBRIS:
Başka ziyaretler için girişimler var mı?
Egemen
Bağış: Bu konuda girişimlerimiz devam edecek. Bizi izlemeye
devam edin diyelim...
KIBRIS:
Kıbrıs sorunu hareketleniyor. Sizin gelişinizin hemen ardından
BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcisi Prendergast geliyor. Ne bekliyorsunuz?
Egemen
Bağış: Papadopulos, bir danışmanını BM Genel
Sekreteri'ne gönderdi. Aldığımız haberlere göre,
temasların içeriği ve inandırıcılığı
olmadı, mesaj içeriği yokmuş.
Sanıyorum
Genel Sekreter Yardımcısı'nın buradaki temaslarında
daha fazla içerik aranacak. Sonuçta Annan Planı hiç kimsenin tamamen
beğendiği bir plan değildi. Biz de desteklenmesini istedik ama
bu mükemmeldi anlamına gelmiyor. Ancak bugüne kadar alınan en iyi
netice idi.
Eğer bu
planda herhangi bir değişiklik yapılacaksa, taraflar bir
şeyden şikayetçi iseler, dengeyi koruyabilmek için kazanımlar
için fedakarlık yapmak durumunda kalacaklardır.
Dengeye
dayalı bir plan ortaya çıktığında, görüşlerimizi
belirtiriz ama sonuçta söz sahibi olan kişiler Türk halkını
temsilen sayın Talat, Rum halkını temsilen sayın
Papadapulos'tur. Bu iki liderin onaylamadığı hiçbir metnin kabul
görme şansı olduğuna inanmıyorum. Türkiye ve Yunanistan,
garantör olarak bu iradeye destek verebilirler... Bu sürecin yeniden
başlaması bizi mutlu eder. Çözümün kabul edilebilir olabilmesi için
adil ve kalıcı olması gerekir.
KIBRIS:
İlginiz ve organizasyona koyduğunuz katkı için teşekkür
ederim.
Egemen
Bağış: Kıbrıslı kardeşlerim yarından
daha umutlu olsunlar. Türkiye'de onların dertleri ile dertlenen,
onların sorunlarını kendi sorunları kabul eden bir hükümet,
bir başbakan, bir bakanlar kurulu ve bir meclis var. Bizim
çalışmalarımız devam edecek. Yarınlar çok daha güzel
olacak.
KIBRIS 31/05/05
Çankaya'da Kıbrıs zirvesi
KIBRIS MASAYA
YATIRILIYOR... Kıbrıs konusu, 2 Haziran Perşembe günü Ankara'da
masaya yatırılıyor. Çankaya Köşkü'nde gerçekleşecek
zirve, iki ülkenin cumhurbaşkanları başkanlığında
yapılacak
KİMLER
KATILACAK... Zirvede, Türkiye tarafından Cumhurbaşkanı Ahmet
Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
KKTC'den de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit
Soyer ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş hazır bulunacak
YENİ
HÜKÜMETİN İLK ÜST DÜZEY TEMASI... Kıbrıs konusu
yanında iki ülke ilişkilerinin de ayrıntılı biçimde
ele alınması beklenen Ankara ziyareti, KKTC'de
Cumhurbaşkanlığı seçiminin 17 Nisan'da
yapılmasının ardından Başbakan Ferdi Sabit Soyer
başkanlığında kurulan CTP/DP Koalisyon Hükümeti'nin TC
Hükümeti ile ilk kez en üst düzeyde bir araya gelmesi açısından da
büyük önem taşıyor
Kıbrıs
konusu, 2 Haziran Perşembe günü Ankara'da masaya
yatırılıyor. Çankaya Köşkü'nde gerçekleşecek zirve,
iki ülkenin cumhurbaşkanları başkanlığında
yapılacak.
Zirvede, TC
tarafından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'den de
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve
Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş hazır bulunacak.
Kıbrıs
konusu yanında iki ülke ilişkilerinin de ayrıntılı
biçimde ele alınması beklenen Ankara ziyareti, KKTC'de
Cumhurbaşkanlığı seçiminin 17 Nisan'da
yapılmasının ardından Başbakan Ferdi Sabit Soyer
başkanlığında kurulan CTP/DP Koalisyon Hükümeti'nin TC
Hükümeti ile ilk kez en üst düzeyde bir araya gelmesi açısından da
büyük önem taşıyor.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, bu amaçla 2 Haziran Perşembe günü saat 12.00'de Ankara'ya
gidecek.
Talat, Soyer ve
Denktaş, Ankara ziyaretleri sırasında TC Genel Kurmay
Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve TBMM Başkanı Bülent
Arınç'la da görüşecek.
TAK muhabirinin
Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri
Bakanlığı Siyasi İşler Danışmanı Kudret
Akay'dan aldığı bilgiye göre, iki ülkenin
cumhurbaşkanları başkanlığında Çankaya
Köşkü'nde yer alacak zirvede, Kıbrıs konusunun içinde
bulunduğu süreç ele alınarak, durum değerlendirmesinde
bulunulacak.
Zirvede, TC
tarafından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan ile Başbakan Yardımcısı,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'den de
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve
Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş hazır bulunacak.
Talat, Soyer ve
Denktaş'ın Çankaya zirvesinin ardından 3 Haziran Cuma günü TC
Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanı Bülent Arınç'la da görüşmelerde bulunacağını
bildiren Başbakan Yardımcılığı,
Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler
Danışmanı Akay, KKTC'nin en üst düzeyde temsil edileceği
Ankara ziyaretine ilişkin programın netleşmesiyle birlikte,
zirvenin yapılacağı saat ile Özkök ve Arınç'la
yapılacak görüşmelerin saatlerinin henüz belli
olmadığını ifade etti.
"Zirve,
Erdoğan-Bush ve Erdoğan-Annan görüşmeleri öncesinde..."
Çankaya
Zirvesi'nin, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 7-11
Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek olan ABD gezisi öncesinde
yapılacağına dikkat çeken Başbakan
Yardımcılığı, Dışişleri
Bakanlığı Siyasi İşler Danışmanı Kudret
Akay, TC Başbakanı Erdoğan'ın zirveden çıkacak ortak
kararı, 8 Haziran'da Beyaz Saray'da ABD Başkanı George Bush'la,
9 Haziran'da da BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la New York'ta
gerçekleştireceği görüşmelerde ortaya koyacağına
işaret ederek, zirvenin bu açıdan oldukça önemli olduğunu ifade
etti.
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'ın, Ankara ziyaretinin en kısa zamanda
gerçekleştirilmesinin büyük yararı bulunacağı konusunda bir
süreden beridir ısrarlı olduğunu ve bu konudaki
kararlılığının en sonunda meyvesini verdiğini
söyleyen Akay, TC ve KKTC taraflarının Kıbrıs konusundaki
son durumu değerlendirerek, ortak bir politika belirlemeleri
açısından Ankara ziyaretinin gerekli olduğunun altını
çizdi. Akay, Ankara ziyaretinin Soyer başkanlığındaki yeni
hükümetle TC hükümeti arasında ilk kez en üst düzeyde toplantı
yapılması açısından da önem arz ettiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı
Talat, Başbakan Soyer ile Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Denktaş'ın Ankara
temaslarını tamamlamalarının ardından 3 Haziran Cuma
veya 4 Haziran Cumartesi günü KKTC'ye dönmesi bekleniyor.
KIBRIS 31/05/05
KKTC limanlarına demirleyen turistler Güney'de
tutuklandı
Doğu Akdeniz
turuna çıkan yelkenciler Güney Kıbrıs'ta
tutuklandı.Fileleftheros ve diğer gazeteler, özel yatlarıyla
Doğu Akdeniz turuna çıkan iki Alman turistin cumartesi günü Limasol
limanına demirlediklerini ve daha önce KKTC limanlarına da
demirlediklerinin tespit edilmesi üzerine tutuklandıklarını
yazdı.
Gazete, söz
konusu Alman turistlerin, perşembe günü Girne ve ertesi gün de
Gazimağusa limanına demirlediklerinin ve cuma gecesini
Gazimağusa'da geçirdiklerinin tespit edildiğini belirtirken,
turistlerin verdikleri ifadede, "yasaları ihlal ettiklerini
bilmediklerini" söylediklerini yazdı.
Gazete,
turistlerin, öngörülen prosedürler tamamlanana kadar tutuklu
kalacaklarını ifade etti.
KIBRIS 31/05/05
Papadopulosa mesaj gönderdik
1 Haziran, 2005 12:19:00 (TSİ) CNN TURK
Burçin Artut / cnnturk.com
KKTCyi ziyaret eden ABD heyeti başkanı Edward Whitfield, Ercan
Havaalanından giriş jestiyle Rum lider Tasos Papadopulosa mesaj
göndermek istediklerini söyledi.
Türkiye-ABD
Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti
İstanbul milletvekili Egemen Bağış ile Kuzey
Kıbrıs'ı ziyaret eden ABD Temsilciler Meclisi heyeti Ankara'da
ortak bir basın toplantısı düzenledi.
KKTC'deki ağırlıklı görüşmelerin Türkiye-ABD-KKTC
ilişkilerinin geliştirilmesi olduğunu belirten taraflar, Ada'ya
yapılan ziyaretin önemine değindi.
Seyahatin büyük bir başarıya dönüştüğünü belirten ABD
heyeti başkanı Whitfield, "beş yıl öncesine kadar
böyle birşeye inanmak çok güçtü. Türk Çalışma Grubu'nun
varlığı ve çalışmaları çok önemli. Çok
başarılı bir ziyaret oldu" dedi.
"Umarız ziyaretimiz güneye bir mesaj olur" diyen ABD heyeti
başkanı, ziyaretin en önemli bölümünün Ercan Havaalanı'nı
kullanarak kuzeyden girmeleri olduğunu belirtti.
ABD'ye pek çok yeni hedef ve projeyle dönceklerini belirten Whitfield,
öncelikli hedeflerinin Ercan Havaalanından Washingtona doğrudan
uçuş yapılabilmesi için ABD Kongresine sunacakları öneri
olduğunu vurguladı.
Hedeflerinin arasında KKTC'ye yönelik izolasyonun da bulunduğunu
belirten Whitfield, ''Kuzey Kıbrıs üzerine uygulanan izolasyonun
kabul edilemez olduğuna dair sembolik bir açıklama yaptık''
dedi.
ABD ile Türkiye arasındaki çalışma grubunun amaçlarından
birisinin de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin
geliştirilmesi olduğuna vurgu yapan Whitfield, karşılıklı
olarak ticaretin artırılmasının iki ülkenin
çıkarına olduğunu bildirdi. Whitfield, bu konuda
çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
Türkiye-ABD
ilişkileri
Türk-ABD ilişkilerinde önemli gelişmeler
yaşandığını hatırlatan Whitfield, "dostlar arasında
farklı görüşler olabilir ama, dostluğun daha da ilerletilmesi
için, bu tür ziyaretlerin çok önemli olduğuna inanıyoruz"
dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve diğer siyasi yetkililere
teşekkür eden Whitfield, Türkiye'de son derece faydalı ve verimli
görüşmeler yaptıklarına işaret etti.
Whitfield, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da ilerletilmesi için
çalışmaların sürdürülmesini heyecanla beklediklerini bildirdi.
Temsilciler Meclisi Üyesi Whitfiled, ''sayın Başbakan
Erdoğan'ın haziranın ilk haftasında ABD'ye
yapacağı ziyareti de heyecanla bekliyoruz. Kendisi eminim Başkan
Bush ve Başkan Yardımcısı Chenny ile son derece
faydalı, verimli görüşmeler yapacaktır" diye konuştu.
Bağış:
"ABD'nin ziyareti memnun edici"
AKP'li Egemen Bağış ise, ABD heyetinin KKTC ziyaretinden çok
memnun kaldıklarını belirterek, "bunun kabul
edileceğini düşünmüyordum büyük bir kararlılık gösterdiler.
Doğru bir iş yaptılar" dedi.
Ziyaretle, sadece KKTC'li Türklerin değil, Türkiye'nin de kalbini
kazandıklarını söyleyen Bağış, heyetin bütün
liderlerle ve Ada'daki halkla görüşerek sıcak ilişkiler
kurduklarını da vurguladı.
Heyet üyelerine son üç dört yıl içindeki yardımları için
teşekkür eden Bağış, Türk-ABD ilişkilerinin artık
daha güçlü ve dayanıklı olduğunu ve bundan sonra da
ilişkilerin gelişmeye devam edeceğini söyledi.
|
'ABD Kongre heyetinin KKTC ziyareti yasal' |
|
|
Washington ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinin, Amerikan yasaları ve uluslararası anlaşmalara uygun çerçevede gerçekleştiğini ve Kıbrıs konusunda artık farklı bir ortam bulunduğunu bildirdi. ABD Dışişleri
Bakanlığı, Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinin,
Amerikan yasaları ve uluslararası anlaşmalara uygun çerçevede
gerçekleştiğini ve Kıbrıs konusunda artık
farklı bir ortam bulunduğunu bildirdi. ABD Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, düzenlediği basın
toplantısında bir gazetecinin, Amerikan kongre üyelerinin Kuzey
Kıbrısı ziyaret etmesinin yasalara aykırı olup olmadığı
yönündeki bir soruyu yanıtladı. ABD kongre üyelerinin ziyareti
konusunda bir yorumu olmadığını söyleyen Boucher,
şimdi farklı bir ortam var. ABD tarafında,
Kıbrıslı Türklerin geçmişte olduğu gibi kendileri
tecrid edilmiş hissetmemelerini garanti etmeye çalışan
farklı bir faaliyet var. Biliyorsunuz ki bu yönde bir dizi yola
başvuruyoruz dedi. Bir gazetecinin, bu ziyaretin,
1944 Chicago uluslararası sivil havacılık
anlaşmasını ihlal ettiği yönündeki sorusuna
karşılık Boucher, hayır ihlal etmiyor
yanıtını verdi. Boucher, biz durumu inceledik ve Amerikan
pasaportlarına seyahat onayı verdik. O bölgeye giden
diplomatlarımız var. Anlaşmaları ihlal eden hiçbir durum
yok diye konuştu. |
|
HURRIYET 01/06/05
|
Kıbrısa BM sansürü |
|
|
Ömer BİLGE BM, Kıbrısta dolaylı görüşmelere başlayan Kofi Annanın yardımcısının temasları tamamlanana kadar açıklama yapmama kararı verdi. Gizlilik kararı, Rum Lider Papadopulosun talebi üzerine geldi. BİRLEŞMİŞ
Milletler
(BM), Kıbrıs sorununa taraf ülkeler turuna çıkan BM Genel
Sekreter Kofi Annanın yardımcısı Kieran
Prendergastın temaslarıyla ilgili olarak, Rumların
isteği üzerine gizlilik kararı aldı. Ziyaretlerine
Kıbrıstan başlayan Prendergast, Atina ve Ankara
temasları tamamlayıncaya kadar açıklama
yapmayacağını ilan etti. |
|
|
|
HURRIYET 01/06/05
Rum basınından ABD Kongre
heyetine tepki: Yasa dışı ziyaretçiler
OSHAN SABIRLI
Lefkoşa DHA
Kıbrıs Rum basını,
Ercan Havaalanı üzerinden KKTCye gelen ve Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat ile görüşen ABD Kongre heyetine ateş püskürdü. TAK
Ajansının haberine göre, heyete başkanlık yapan Ed
Whitfieldın özellikle Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos
hakkındaki açıklamaları büyük tepki topladı.
Rumların önde gelen gazetelerinden
Fileleftheros, Yasa dışı ziyaretçiler
başlığıyla verdiği haberde, Amerikan heyetinin Rum
yönetimi ile Washington arasındaki ilişkilerde çatlağa yol
açtığını yazdı. Gazete, Rum siyasilerin, Whitfieldin
"Papadopulos insan ve ürünlerin serbest dolaşımını
desteklemiyor" sözlerine gösterdiği tepkilere de geniş yer
ayırdı. Amerikalı heyete başkanlık yapan Whitfieldin
Papadopulos ile ilgili açıklamlarını tahrikkar olarak
nitelendiren gazete, ABDnin Lefkoşa Büyükelçisi Michael Klossonun da
heyeti karşılamak üzere Kuzeye geçmesini sert bir dille
eleştirdi.
POLİTİS: ERCANI
YASALLAŞTIRDILAR
Politis gazetesi de, Anlamlı ziyaret,
Ercanı yasallaştırdılar başlığıyla
verdiği haberde, Türkiyenin ABD Kongresindeki Dostluk Komitesi
Eşbaşkanı Robert Wexlerin, Amerikalı milletvekillerinin
KKTCye ziyaretini yürekten desteklediğini ifade eden ve Yunan lobisinin
baskılarına boyun eğdiği için değil, başka
nedenlerden ötürü heyette yer almadığı yönündeki
yazılı açıklamasına atıfta bulundu.
Hargavi gazetesi de konuyla ilgili haberinde Rum
hükümeti sözcüsü Kipros Hrisostomidisin, "Michael Klossonun Ercana
gitmesi yasadışılığı kabul ettiğini ve buna
tahammül ettiğini gösterir" sözlerini manşetten verdi. Amerikan
heyetinin Ercan Havaalanında çekilmiş bir fotoğrafını
da kullanan gazete, Rum yönetimi ve siyasi partilerin ziyareti
kınadığına dikkat çekti. Hargavi, Whitfieldin
Papadopulosa yaptığı Kıbrıs Türkleri için öngörülen
259 milyon euroluk AB yardımının serbest bırakılmasına
onay verilmesi çağrısına da değinerek, bunun bilinçsizlik
veya yanlış bilgilendirmeden kaynaklandığını
savundu.
SİMERİNİ: KLASSONA KARŞI
ÖFKE
Simerini gazetesi ise Klassona karşı
öfke başlıklı haberinde ABD Büyükelçisinin Kıbrıs
Cumhuriyetinin altını oymaya
çalıştığını ileri sürdü. Gazete, Amerikalı
milletvekillerinin Kıbrıslı Rumlar da Ercandan girip
çıkıyor sözlerine de sert tepki gösterdi.
Alithia gazetesi de Kongre heyetine
başkanlık yapan Ed Whitfieldın "Papadopulosu ikna etmek
için geldik" sözlerini manşetten verdi. Gazete, "Amerkan
Büyükelçisi ABDli milletvekillerini işgal bölgelerinde kabul etti"
ifadelerini kullandı.
Mahi gazetesi ise manşetten verdiği
haberde, "Klosson tarafından karşılama" ve
"Rumlara nefret sloganlarıyla karşılama"
başlıklarını kullandı.
MILLIYET 01/06/05
Serdar Denktaş: Bir
devlet olmayacaksa, iki devlet olur
ABD Kongre heyetinin Ercan Havaalanı'nı kullanarak KKTC'ye
gerçekleştirdiği ziyaretin taşıdığı mesaj
büyük öneme sahip. ABD heyetinin Güney Kıbrıs yönetiminin
şiddetli tepkisine rağmen bu ziyareti gerçekleştirmesi, Rum
tarafı açısından olumsuz anlamda mesaj yüklü kuşkusuz...
Bu ziyaret, KKTC'ye uygulanan izolasyonun kaldırılması yönünde
atılmış bir adım olduğu gibi, Rum tarafı
açısından da baskı niteliği taşıyor.
ABD'nin de desteklediği Annan Planı'na 'evet' diyen taraf
olmasına karşın cezalandırılan KKTC'nin, bu ziyaretle
moral bulduğu çok açık...
Sorumluluk AB'nin
ABD'nin, Avrupa Birliği'nden (AB) farklı olarak KKTC'ye verdiği
bu destek, başta KKTC'ye uygulanan ambargonun kaldırılması yönünde
büyük umut doğurdu.
Oysa bu konuda söz veren AB'ydi...
Kıbrıs sorununun bugünkü aşamaya gelmesinde olduğu gibi
gelecekte "çözümsüzlüğe" sürüklenmesi halinde de sorumluluk
büyük ölçüde AB'ye ait olacaktır.
Güney Kıbrıs'ı, uluslararası antlaşmalara aykırı
olarak ve çözüm koşulunu sadece Türk tarafına dayatarak tam üye
yapması, hatalar zincirinin başlangıcı ve kaynağı
oldu.
ABD'lilerin hayreti
Kongre üyesi Edward Whitfield'in başkanlığındaki ABD
heyeti, KTKC'de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi
Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la görüşerek,
sorunlar hakkında detaylı bilgi aldılar.
Heyet başkanı Whitfield ve arkadaşlarının,
aldıkları bilgiler karşısında hayrete düştükleri,
KKTC'den yansıyan ilk izlenim oldu.
Rum tarafının, Türklerin Güney'e geçmesini engellemek için
başvurdukları yöntemler, ABD'lileri şaşırttı.
Türkler için Kuzey'e mahkeme celbi ve tutuklama kararı gönderen Rum
yönetiminin Güney'e geçişleri fiilen durdurduğunu öğrenen
ABD'liler, çözüm konusunda niyetsiz tarafı öğrenmiş oldular.
Tutuklanma korkusu
KKTC yetkilileri, Kıbrıslı Türklerin, herhangi bir bahane ile
tutuklanma korkusu nedeniyle Güney'e gidemediklerini, gidenlerin
korkutulduklarını, alışverişlerine olanak
verilmediğini aktardılar.
ABD heyetini şoke eden bir bilgi de, Güney Kıbrıs'ın,
KKTC'ye geçen ve geceleyen Rumlar için hapis cezası öngören bir yasa
teklifini meclislerine sunmuş olmalarıydı.
Nasıl bir politika?
KKTC'nin bundan sonra nasıl bir politika izleyeceğini, Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, ABD heyetine şöyle özetledi:
"Biz çözümden yanayız. Bunu gösterdik. Kıbrıs'ta bir devlet
olacaksa, bunun parametreleri bellidir. Bu adada iki ulus ve iki devlet
vardır. Bir devlet kurulacaksa, bu iki devlet kuracaktır. Bunun
parametreleri de iki ulusun siyasal eşitliği ve iki kesimliliktir.
Ancak Rum tarafı bunu kabul etmiyor. Çözüme yanaşmıyor. Bunu
sizler de gözlediniz.
Eğer Kıbrıs'ta bir devlet kurulamayacaksa, o zaman iki devlet
ayrı yaşamayı öğrenmek zorundadır. Bir devlet
olmayacaksa, iki devlet olur. İki devlet yollarına devam
ederler."
Serdar Denktaş'ın mesajı açık. KKTC'nin sonsuza kadar
Rumların keyfini bekleyemeyeceğini vurguluyor Serdar Denktaş...
Gambiya ve Katar ziyaretlerini de bu çerçevede görmek gerekiyor.
Dışişleri Bakanı olarak Serdar Denktaş'ın AB
dışındaki ülkelerle ilişki kurmaya ve geliştirmeye
dönük çabaları sürecek...
KKTC bir yandan çözüm arayışlarını ve yeniden başlarsa
müzakereleri sürdürürken, bir yandan da üçüncü ülkelerle temaslarını
sürdürerek yaşam alanını genişletmeye
çalışacak...
Doğrudan uçuşlar
ABD heyetinin KKTC temasları içinde doğrudan uçuşlar da önemli
yer tuttu. ABD heyetinin, doğrudan uçuşlara engel olan
uluslararası düzenlemelerin neler olduğu yolundaki sorularına
KKTC yetkilileri yanıt verdiler. Kıbrıs Türk Hava
Yolları'nın teknik başvurularını
anımsattılar. Heyet başkanı Whitfield'in ABD'ye dönünce bu
konuyu araştıracaklarına söz vermesi, KKTC yönetiminde
memnuniyet yarattı. KKTC'den doğrudan ABD'ye uçuş
olanaklarını araştıracaklarını söylediler.
Keza Serdar Denktaş'ın, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ni
genişletmesiyle birlikte limanlarını ve havaalanlarını
Güney Kıbrıs'a açmasına dönük taleplerle birlikte aynı anda
KKTC'nin liman ve havaalanlarının dünyaya açılması
yönündeki önerisi de ABD heyetinin dikkatle kaydettiği bir diğer konu
oldu.
Moral ve umut
ABD Kongre heyetinin KKTC'yi ziyareti, geleceğe dönük olarak Türk
tarafına hem moral hem umut verdi...
FIKRET BILA
MILLIYET 01/06/05
Erdoğan
ziyareti öncesi ABD ile ilişkiler ve Kıbrıs
ABD, AB'de Türkiye
aleyhine gözlenen havaya karşın Türkiye'nin üyeliğini
destekliyor
RADIKAL 01/06/05
'Türkiye bizim için çok
önemli, Batı dünyasından kopmasına izin veremeyiz, bunu gösteriyoruz.'
ABD'nin Eski Kongre Üyeleri Derneği Başkanı Jack Buechner,
içinde bulunduğumuz hafta 40 kadar Senato ve Temsilciler Meclisi üyesinin
çeşitli vesilelerle Türkiye'de bulunmasını böyle yorumlamadan
önce, şu vurguyu yapıyordu: "Bildiğim kadarıyla böyle
yoğun bir Kongre teması daha önce hiçbir ülkeyle
yaşanmadı".
Buechner, dün KKTC temaslarından dönen Ed Withfield
başkanlığındaki ABD Temsilciler Meclisi heyetiyle
beraberdi. Kıbrıs Rumları ve Yunanistan'ın yüksek perdeden
itirazları ve engelleme çabalarına karşın bu ziyareti neden
gerçekleştirdiklerini ise şöyle anlatıyordu:
·
"Uluslararası topluluk, Kuzey Kıbrıs'a yönelik
izolasyonun kaldırılması gerektiğini düşünüyor. Biz de
oluşturduğumuz ABD-Türkiye Çalışma Grubu çerçevesinde
siyasi izolasyonu kırmak amacıyla bu adımı atmaya karar
verdik. Amerika'daki güçlü Yunan lobisinden sert tepki ve baskılar geldi.
Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı'na (ABD)
danıştık. Onlar da bize, politikalarımız
açısından bu gezinin yapılmasına bir engel
olmadığı yönünde bilgi verdiler ve cesaretlendirdiler. Zaten
görüyorsunuz; bu işe Rumlardan başka itiraz eden de yok."
Şimdi bir on yıl kadar geriye dönmenin sırası. 1990'larda
BM çabalarıyla Kıbrıs Türk ve Rum tarafları uzlaşmaya
yaklaşıyor görüntüdeydi. O zamanlar yine bir ABD Kongre heyeti,
Kıbrıs'a Türkiye üzerinden giderek inceleme kararı
almıştı. Ancak o zaman ABD Dışişleri devreye
girerek bu ziyarete engel olmuştu. ABD heyetinin KKTC'yi ziyaret edip,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve diğer devlet yetkilileriyle
görüşmeleri, bir politika değişikliğinin ilk ciddi
işareti sayılabilir.
Withfield'ın Talat ile görüşmesi ardından KKTC'de
yaptığı, "Kıbrıs Türklerinin
uzattığı barış eli boş kaldı"
açıklaması, bunun bir dönüm noktası olduğunu kayda
geçirmiş de oluyor. Doğrusu, bu gelişmenin Kıbrıs
Türklerinin, Türkiye'nin cesaretlendirmesiyle, Annan Planı temelinde 24
Nisan 2004 referandumuna gitmiş ve uzlaşma için "Evet"
demiş olmasına borçlu olduğu görülmeli.
Kıbrıs Rumları ise birkaç gündür, Fransa'daki referandumu dahi
göremeyecek denli bu işe adeta gömülmüş durumdalar. Özellikle,
Cumhuriyetçi Parti üyesi Withfield ile birlikte KKTC'ye gitmeyen Türkiye
Dostluk Grubu'nun Demokrat Eşbaşkanı Robert Wexler'ın
açıklaması Rumları derinden etkilemiş görülüyor.
Wexler'ın geziye katılmaması, Yunan lobisinin
baskısına ve Wexler'ın, Rumların deyişiyle,
"İşgal altındaki topraklara yapılan bu
yasadışı ziyareti" reddedip "Timbu" (Ercan)
Havaalanı'na inmeye karşı çıkışına
bağlanmıştı. Oysa Wexler yaptığı
yazılı açıklama ile gerçeğin bunun tam tersi olduğunu,
daha önce ilan edilen Kongre çalışması nedeniyle Ercan
Havaalanı yoluyla Kıbrıs'a giden Withfield heyetine
katılamamaktan üzüldüğünü ve ziyareti desteklediğini
açıkladı.
Ziyaretin düzenlenmesi kadar maliyetinin karşılanması da
önemliydi. Bu ziyaret, Amerikalı ve Türk sivil toplumu tarafından
finanse edildi. Türkiye tarafından TOBB'nin düşünce kuruluşu
TEPAV, Amerikan tarafındansa, German Marshall Fund (GMF) bu ziyaretin
maliyetini üstlendiler. GMF dün Ankara bürosunun
açılışını da yaptı.
Erdoğan'ın 8 Haziran'da ABD Başkanı George Bush ve 9
Haziran'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesi öncesinde Türk-ABD
ilişkilerinde gözle görülür bir canlanma yaşanıyor.
ABD, AB bünyesinde Türkiye'ye karşı gözlenen havaya karşın
Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor ve Kıbrıs Türkleri
üzerindeki izolasyonun kırılması doğrultusunda adımlar
atıyor.
Annan'ın Siyasi İşler Yardımcısı (ve
İngiltere'nin eski Ankara Büyükelçisi) Sir Kieran Prendergast'ın
önceki gün Kıbrıs'ta başlayan ve Ankara'da devam edecek
temasları, Erdoğan'ın gezisi öncesi BM'nin de belli bir
hazırlıklılık aşamasına gelmesini
sağlayacak.
2 Haziran'da Talat'ın da katımlıyla Ankara'da yapılacak
Kıbrıs toplantıları, Erdoğan ve
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de üst düzey bir
hazırlıkla ABD'ye gitmesine imkân tanıyacak. ABD'nin
girişimleri Avrupa'da ne zaman yankı bulacak? Bunu şimdiden
kestirmek zor.
KKTC'ye
'hayat öpücüğü'
KKTC
Başbakanı Soyer, ABD Kongre heyetinin ziyaretini 'hayat
öpücüğü', AKP'li Bağış ise 'İlk kez ambargo delindi'
diye niteledi. Withfield: Bu sembolik bir adım, ama sembolik
kalmamalı
01/06/2005
RADIKAL
AA - LEFKOŞA - ABD Kongresi'nden
bir heyetin Ercan Havaalanı üzerinden KKTC'ye geçerek yetkililerle
temaslarda bulunması Başbakan Ferdi Sabit Soyer tarafından 'hayat
öpücüğü' olarak nitelenirken, heyete eşlik eden AKP milletvekili
Egemen Bağış bunun ambargoların ilk kez delinmesi olarak
algılanabileceğini söyledi. Heyet başkanı Edward Whitfield
de, Kıbrıslı Türklere yönelik ambargoların
kalkmasını mümkün kılacak bir jest yapmak istediklerini
belirtti.
Önceki gün Ercan Havaalanı'ndan geldikleri KKTC'de Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ve selefi Rauf Denktaş'la bir araya gelen Amerikan
Kongresi Temsilciler Meclisi Türk Dostluk Grubu Başkanı Whitfield
başkanlığındaki heyet, dün de Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş ve Başbakan Soyer'le görüştü.
'Kıbrıs Türk halkına verdikleri cesaret nedeniyle' heyete
teşekkür eden Soyer, "Bu ziyaret bize, Kıbrıs'ı
birleştirme ve çözüm mücadelemizde bir tür hayat öpücüğü
olmuştur" dedi.
Soyer: Biz de
yasalız
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un söylemine karşın
Kıbrıs Türklerinin yasal bir varlık, dolayısıyla bu
topraklarda Rumlar kadar hak sahibi bir halk olduğunu anlatan Soyer,
"Papadopulos'un heyetin yasal limandan giriş yapmadığı
savı çok yanlış bir görüştür. Onlar kadar
yasalız" diye konuştu. Kıbrıs Türklerinin 24 Nisan
2004 referandumunda Annan Planı'na 'Evet' dediğini hatırlatan
Başbakan, "Yasal olmayan, AB'ye ve küresel demokratik değerlere
aykırı hareket eden ve ayrılmayı sürdüren Papadopulos
yönetimidir" çıkışını yaptı.
Whitfield de, Papadopulos'u Kıbrıs'ı birleştirme yönünde
adım atmaya, Kıbrıs Türklerine uygulanan tecriti kaldırmaya
ve mallarla insanların serbest dolaşımını
sağlamaya çağırdı. Ziyaretin Kıbrıs'ın
birleşmesi için somut adımların başlangıcı
olmasını dileyen ABD'li vekil, adaya Ercan'dan gelişlerinin
sembolik bir adım olduğunu ama sembolik kalmaması
gerektiğini belirtti. Tecridin kaldırılması ve
doğrudan uçuşların başlamasını
amaçladıklarını vurgulayan Whitfield'in
başkanlığındaki heyet, daha sonra
Bağış'ın eşliğinde Ankara'ya geldi.
Whitfield: Ek
adım atılmalı
Heyetin İstanbul'dan Ercan'a doğrudan gitmesinin KKTC'ye uygulanan
haksız ambargoların kaldırılması için çok önemli ve
sembolik bir adım olduğunu söyleyerek heyetin siyasi cesaretine
hayranlığını dile getiren Bağış,
"Ziyaret 1974'ten beri Kıbrıslı kardeşlerimize
uygulanan ambargoların belki de ilk kez delinmesi olarak
algılanabilir" dedi. Whitfield da, ziyaretlerini
"Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargoların
kaldırılmasını mümkün kılacak bir jest yapmak
istedik" diye değerlendirerek, ambargoları adil
bulmadıklarını ve kaldırılması için ek
adımlar atılması gerektiğini düşündüklerini belirtti.
ABD Dışişleri'nin bilgisi dahilinde KKTC'yi ziyaret ederek 30.5 milyon
dolarlık paket vaat eden heyet, Ankara'da önce ABD'nin Ankara Büyükelçisi
Eric Edelman'ın da katılımıyla TBMM Başkanı
Bülent Arınç ve Türkiye-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu
üyeleriyle, daha sonra Başbakan Tayyip Erdoğan'la görüştü.
Heyeti Türkiye-KKTC ziyaretleri nedeniyle kutlayan Arınç, ABD ziyareti
sırasında gördüğü misafirperverliğe de teşekkür etti.
Whitfield de, heyet olarak gerek KKTC'yi, gerekse Türkiye'yi ziyaretten büyük
mutluluk duyduklarını belirtti. Whitfield ise, adadaki temasları
sırasında somut
öneriler ortaya konduğunu ve Papadopulos'a açık bir çağrıda
bulunduklarını hatırlatarak, Washington'a döndüklerinde konu
üzerindeki çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, dün ayrıca ABD kongre üyesi Jim Colby
başkanlığındaki bir heyeti de kabul etti. Görüşmeden
sonra Colby, dış yardım programlarıyla ilgili
çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Kıbrıs'ta
birleşmeyle sonuçlanacak bir görüşme sürecini başlatacak yolu
bulmak için umutlu olduklarını kaydetti.
Prendergast
işe koyuldu
Kıbrıs'ta
yeni müzakereler için zemin yoklayan Prendergast, dün adada Papadopulos'la
görüştü. Rum lideri kaygılarının yanı sıra somut
önerilerini iletse de ayrıntıları açıklamadı
01/06/2005
RADIKAL
RADİKAL - LEFKOŞA -
Kıbrıs'ta olası görüşmeler için zemin yoklamak üzere adaya
giden BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın siyasi işler
danışmanı Kieran Prendergast, temaslarına Rum lideri Tasos
Papadopulos'la görüşerek başladı. Görüşme sonrası
Papadopulos, BM'ye kaygılarının yanı sıra bir dizi somut
öneriler sunduğunu söyledi. Görüşmenin içeriğinin gizli
kalması konusunda anlaştıklarını belirten Rum lideri,
öneriler hakkında ayrıntı vermedi.
Papadopulos, sundukları tekliflerin müzakereleri yeniden başlatmak ve
süreci ilerletmeye yönelik olduğunu savundu. Prendergast ise
tarafların görüşlerini almak ve müzakereler için zemin olup
olmadığını belirlemek üzere adaya geldiğini söylemekle
yetindi. BM temsilcisi, Rum siyasi parti liderleriyle görüştükten sonra bugün
KKTC'ye geçerek Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya gelecek.
Papadopulos'un ortaya koyduğu yeni önerileri nedeniyle Prendergast'ın
adadaki mekik diplomasisi de artacak. 2 Haziran'a kadar adada kalacak olan BM
temcilsici, daha önce öngörülenin aksine üçer kez Papadopulos ve Talat'la görüşecek.
Daha sonra temaslarını Atina ve Ankara'da sürdürecek olan
Prendergast, görüşmelerini sonucunu Annan'a rapor edecek.
Gül'e gösteriş
suçlaması
Dün NTV'ye konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise,
Prendergast'ın temaslarından çıkacak sonucun yeni sürecin
kaderini belirleyeceğini söyledi. Talat, müzakelerin bu yaz
başlayabileceği gibi hiç başlamama ihtimaline de işaret
etti. Öte yandan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün
'Kıbrıs'ta kısıtlamaları eşzamanlı
kaldıralım' önerisi Rumları tatmin etmedi. Rum Hükümet Sözcüsü
Kipros Hrisostomidis, bakan Gül'ün sunduğu önerilerin 'gösteriş yapma
amaçlı' olduğunu iddia etti. Rum sözcü, Annan Planı'nın ne
hukuki ne de mantıki olarak yeniden ve olduğu şekliyle referanduma
sunulmasının mümkün olmadığını' da vurguladı.
Rum
Yönetimi'nin öfkesi burnunda
RADIKAL 01/06/05
LEFKOŞA -
Kıbrıs Rum Kesimi, Ercan Havaalanı üzerinden KKTC'ye gelip
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşen ABD Kongre heyetine
ateş püskürdü. Heyete başkanlık yapan Ed Whitfield'ın Rum
lideri Tasos Papadopulos için "Papadopulos insan ve ürünlerin serbest
dolaşımını desteklemiyor" demesi de büyük tepki
topladı. Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, ABD Büyükelçisi Michael
Klosson'un KKTC'ye gidip heyeti karşılamasını
'yasadışılığı kabul veya buna tahammül etme'
olarak nitelendirdi. AKEL Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı Dimitris
Hristofyas, ABD'li vekillerin KKTC'ye ziyaretini 'intikamcı' bir
davranış, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ise
'kabul edilemez' buldu.
Fileleftheros gazetesi, 'Yasadışı Ziyaretçiler'
başlıklı haberinde, heyetin Washington ile ilişkilerde
çatlağa yol açtığını yazdı. Gazete, Whitfield'in
Papadopulos ile sözlerini 'tahrikkâr' olarak nitelerken, Klosson'un Kuzey'e
geçmesini eleştirdi. Politis de, ABD heyetinin
ziyaretinin 'Ercan'ı yasallaştırdığı' yorumunu
yaptı.
ABD Kongresi'nden bir başka heyet ise dün Güney Kıbrıs'a gitti.
Heyet, Papadopulos'la görüştükten sonra KKTC'ye geçerek Talat'la bir araya
geldi. (Radikal, dha)
Çankaya'da
zirve var
RADIKAL 01/06/05
AA - LEFKOŞA - BM Genel
Sekreteri'nin siyasi danışmanı Kieran Prendergast,
Kıbrıs'ta yeni müzakerelerin zeminini oluşturmak için
tarafları yoklarken Ankara da Kıbrıs konusunu 2 Haziran'da bir
zirvede ele alacak.
Çankaya Köşkü'ndeki zirveye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer,
Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan
Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş
katılacak. Zirvede Erdoğan'ın BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve
ABD Başkanı George W. Bush'la da görüşeceği ABD ziyareti
öncesi taktik belirlenecek.
Ekonomik
işbirliği protokolü
KKTC heyeti, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve TBMM
Başkanı Bülent Arınç'la da görüşecek. Ziyaret
sırasında KKTC ile Türkiye arasında Ekonomik ve Sosyal
İşbirliği Protokolü imzalanacak. Protokolün
amacı KKTC'deki özel girişime destek vermek, devletin ekonomik
etkinliğini azaltıp denetçi konumuna getirmek ve piyasa
kurallarının işlediği bir ekonomik yapı
oluşturmak. Ankara ziyareti, KKTC'de Cumhurbaşkanlığı seçiminin
17 Nisan'da yapılmasının ardından Soyer
başkanlığında kurulan CTP-DP koalisyon hükümetinin Ankara
ile ilk kez en üst düzeyde bir araya gelmesi açısından önem
taşıyor.
Talat'ın oğlu
'rock yıldızı'
KKTC
Cumhurbaşkanı Talat'ın 22 yaşındaki oğlu Ongun
Talat, bir müzisyen. Okan Ersan Vintage Band'in solisti Talat'ın, sadece
Kıbrıslı Türk değil, İngiliz ve Rum hayranları da
var
RADIKAL 01/06/05
SEFA KARAHASAN (Arşivi)
LEFKOŞA - KKTC'de
cumhurbaşkanlığı seçimini büyük farkla kazanan Mehmet Ali
Talat'ın oğlu Ongun da bir star ama siyasette değil müzik
sahnesinde. Uluslararası başarılara imza atmış rock
grubu 'Okan Ersan Vintage Band'in solisti oğul Talat, sahnedeki performansıyla
adanın her iki kesiminde büyük beğeni topluyor.
Her cuma sahneye çıktığı Lefkoşa'daki Nostalji Bar,
sadece Türkler değil İngilizler ve Rumlarla da doluyor. Hatta
İngilizler 'Ongun' adından yola çıkarak ona 'Ten Days (on gün)'
diye sesleniyor. Talat'ın repertuvarında Deep Purple'dan
Led-Zeppelin'e yaklaşık 20 parça yer alıyor. Hukuk mezunu 22
yaşındaki Talat, cumhurbaşkanı oğlu olduğunu
belli etmemeye özen gösteriyor. Bu performansı içinse ayda 480 YTL
kazanıyor. Tabii ailesinin de kendisine maddi katkı
yaptığını söylüyor.
Korumaları olmadan sade bir tişört, kot pantolonla sahneye çıkan
Talat, 'Cumhurbaşkanı oğlu olarak rahat yaşamak varken
neden bu işi seçtin' sorusuna "Solistliği liseden beri
yapıyorum. Müzik hoşuma gidiyor. Cumhurbaşkanı oğlu
olmak büyük ayrım yaratmıyor bende. Ama bu Türkiye'de daha
farklı. Mertebe kazanmış gibi davranıyor insanlar. Bizde
öyle bir kültür yok" diye yanıt veriyor. Kendini diğer
gençlerden farklı hissetmediğini belirten Talat, "Babamın
cumhurbaşkanı olması gurur duyduğum bir nokta ama
hayatıma çok da müdahale etmesini istemiyorum. Hiçbir zaman
cumhurbaşkanı oğlu olarak sahneye çıkmadım. Beni bu
yüzden dinlemeye gelirlerse yüzeysel olur" diyor.
Cumhurbaşkanı Talat da oğlu için "Ailece destekliyoruz.
İzleyenler müzikte iyi olduğunu söylüyor. İsterse müzik
konusunda master yapabilir" diyor. Talat'a göre, oğlu Ongun, müzik
yeteneğini piyano ve keman çalan eşi Oya Talat'tan alıyor.
Acil çözüm,
birleşik Kıbrıs
Cumhurbaşkanı
Talat, Güney Kıbrıs üzerinden adaya gelen, ikinci bir Amerikan kongre
heyetiyle Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri görüştü.
Cumhurbaşkanı Talat ve kongre üyeleri, Kıbrıs konusunda
aynı görüşleri paylaşarak iyimser mesajlar verdi:
Acil çözüm,
birleşik Kıbrıs
ÇÖZÜM VE ADANIN
BİRLEŞTİRİLMESİNDE GÖRÜŞ BİRLİĞİ...
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs üzerinden
adaya gelen ikinci bir Amerikan kongre heyetiyle Kıbrıs konusundaki
son gelişmeleri görüştü. Cumhurbaşkanı Talat,
Kıbrıs'ta acil bir çözüme ihtiyaç olduğunu,
Kıbrıslı Türklerin adanın birleştirilmesi
çalıştığını vurgularken, Amerikan kongre
heyetinin başkanı Jim Colby de, tüm Amerikalıların
birleşik bir Kıbrıs'ı görecekleri günü beklediklerini,
Kıbrıslı Türklerin referandumdaki "evet" oyunu çok
takdir ettiklerini söyledi
STATÜKO
SÜRDÜRÜLEMEZ... Cumhurbaşkanı Talat, ABD kongre üyeleriyle
görüşmenin kendileri için önemli bir fırsat olduğunu belirterek,
"Çok yararlı bir görüşmeydi. Bir kez daha
Kıbrıslı Türklerin adalarını birleştirmeye
çalıştıklarını anlattım" dedi.
Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorunun çözümünü
istediklerini, acil bir çözüme ihtiyaç bulunduğunu çünkü Kıbrıs
Türk Halkı'nın statükonun sürdürülebilir
olmadığını bildiklerini vurgulayarak, sorunu çözmek ve
AB'ye birleşik bir Kıbrıs olarak girmek zorunda
olduklarını kaydetti
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs üzerinden adaya gelen ikinci bir
Amerikan kongre heyetiyle Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri
görüştü. Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs'ta acil bir
çözüme ihtiyaç olduğunu, Kıbrıslı Türklerin adanın
birleştirilmesi çalıştığını vurgularken,
Amerikan kongre heyetinin başkanı Jim Colby de, tüm
Amerikalıların birleşik bir Kıbrıs'ı görecekleri
günü beklediklerini,
Kıbrıslı
Türklerin referandumdaki "evet" oyunu çok takdir ettiklerini söyledi.
Ortadoğu'daki
temaslarının ardından Güney Kıbrıs üzerinden
Kıbrıs'a gelen , Arizona'nın kongredeki üyesi ve Temsilciler
Meclisi Dış Faaliyetler Tahsisatlar Alt Komitesi Başkanı
Jim Colby başkanlığındaki heyeti kabulünde
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ve
diğer üst düzey yetkililer de hazır bulundu.
Yaklaşık
bir buçuk saat süren görüşmenin ardından Talat, Colby ve New York'un
kongredeki temsilcilerinden Nita Lowey gazetecilere önemli açıklamalarda
bulundu.
Colby:
Amerikalılar birleşik bir
Kıbrıs'ı
görecekleri günü bekliyor
İlk
açıklamayı yapan Jim Colby, dış yardım
programlarıyla ilgili çalışmalar yürüttüklerini belirterek,
Talat ile çok yararlı bir görüşme yaptıklarını,
Kıbrıs'ta birleşmeyle son bulacak bir görüşme sürecini
başlatacak yol bulmak için umutlu olduklarını söyledi.
Kıbrıslı
Türklerin referandumda Annan planına verdikleri "evet" oyunu çok
takdir ettiklerini vurgulayan Colby, referandumun başarılı
olmadığını, çünkü Rumlardan "hayır" oyu
çıktığını ifade etti.
Colby, çözüme
ulaşmak için bir yaklaşım bulunması gerektiğini
kaydederek, Talat'ın görüşmede kendilerine verdiği samimi
yanıtlardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Colby, tüm
Amerikalıların birleşik bir Kıbrıs'ı görecekleri
günü beklediklerini kaydetti.
Lowey ise,
Talat'a, kendilerine Kıbrıs konusunu ele alacak görüşme
fırsatını verdiği için teşekkür etti.
Lowey,
görüşmede tarafların Kıbrıs sorunun acilen çözümünün ne
kadar önemli olduğuyla ilgili hem fikir bulunduğunun ortaya
çıktığını belirtti.
Talat: Acil bir
çözüme ihtiyaç var
Cumhurbaşkanı
Talat konuşmasında, Kıbrıs'ta acil çözüme ihtiyaç
olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı
Talat, ABD kongre üyeleriyle görüşmenin kendileri için önemli bir
fırsat olduğunu kaydederek, "Çok yararlı bir
görüşmeydi. Bir kez daha Kıbrıslı Türklerin
adalarını birleştirmeye çalıştıklarını
anlattım" dedi.
Talat,
Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorunun çözümünü
istediklerini, acil bir çözüme ihtiyaç bulunduğunu çünkü Kıbrıs
Türk Halkı'nın statükonun sürdürülebilir
olmadığını bildiklerini vurguladı.
Sorunu çözmek
ve AB'ye birleşik bir Kıbrıs olarak girmek zorunda
olduklarını ifade eden Talat, Colby ve heyetine kendilerine
görüşlerini açıklama fırsatı verdikleri için teşekkür
etti.
ABD Kongresi
heyeti dün Güney Kıbrıs'ta da temaslarda bulundu.
KIBRIS 01/06/05
Türkiye'nin
tutumu bazı noktalarda hatalı
UBP Genel Başkanı
Eroğlu, mal mülk davalarını, Kıbrıs sorunundaki
gelişmeleri ve Prendergast'ın ziyaretini değerlendirdi:
Türkiye'nin
tutumu bazı noktalarda hatalı
ENDİŞE
VERİCİ GELİŞMELER... Ana muhalefet UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, Türkiye hükümetinin
Kıbrıs'la ilgili tutumunun bazı noktalarda hatalı
olduğunu iddia etti. Eroğlu, Türkiye'nin "Avrupa
Birliği'nin baskısıyla Rum tarafıyla gümrük birliğine
gidecek olmasının" endişe verici olduğunu kaydetti
ÖNEMLİ
TEHLİKELER... Eroğlu: Ankara Anlaşması'nın
'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de kapsayacak şekilde genişletilmesi
oldukça risklidir. Siyaset bilimcilere göre bu adım tam bir siyasi
tanıma anlamına gelmese de Türk milleti ve onun kopmaz bir
parçası olan Kıbrıs Türk halkı açısından
geleceğe yönelik önemli tehlikeler içermektedir
Ana muhalefet
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu,
Türkiye hükümetinin Kıbrıs'la ilgili tutumunun bazı noktalarda
hatalı olduğunu iddia etti. Eroğlu, Türkiye'nin "Avrupa
Birliği'nin baskısıyla Rum tarafıyla gümrük birliğine
gidecek olmasının" endişe verici olduğunu kaydetti.
Eroğlu,
Rumların açtığı mal mülk davalarının
Kıbrıs Türk halkına ve haklarına yönelik bir
saldırıya dönüştüğünü belirterek, önünü göremeyen
halkın moralinin bozuk olduğunu belirtti. Eroğlu, tüm iyi niyetlerine
ve çabalarına rağmen Rumlarla bir anlaşmaya
varılamadığına göre, tapu vermelerinin kaçınılmaz
olduğunu kaydederek, insanlara mülkiyet hakkı vermekle doğruyu
yaptıklarını ifade etti.
Eroğlu,
Kıbrıs Türk halkının 1974 sonrasındaki en
sıkıntılı, en kötü siyasal dönemini
yaşadığını öne sürerek, "halkın sürüklene
sürüklene Rum devletine yama olma endişesi
taşıdığı" görüşünü belirtti.
BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Birinci
Yardımcısı Kieran Prendergast Kıbrıs'ı ziyaret
ederken, gelişmelerin Kıbrıs Türk halkı aleyhine
olduğunu söyleyen Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanının
ve hükümetin gelişmelere hazır olmadığını,
yetersiz ve deneyimsiz kaldığını iddia etti.
Derviş
Eroğlu, belirli bir süreç içinde tamamlanacak, kapsamlı bir
görüşme sürecine girilmesini ve iki tarafta da yeni referandumlar
yapılmasını istediklerini açıkladı.
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu dün parti merkezinde bazı
milletvekillerinin de katılımıyla düzenlediği basın
toplantısında, Rumların açtığı mal-mülk
davalarını, Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri ve
Prendergast'ın ziyaretini değerlendirdi; gazetecilerin
sorularını yanıtladı.
Eroğlu,
Rumların Kuzey'de kalan malları için açtığı
davaların Kıbrıs Türk halkına ve haklarına yönelik top
yökün bir saldırı haline dönüştüğünü ve bu
saldırıların siyasal olduğunu vurguladı.
Hükümetin
teslimiyetçiliği ve bocalaması yüzünden iş adamlarının
ve insanların tedirginlik yaşadığını kaydeden
Derviş Eroğlu, "Halkımız önünü göremiyor, morali
bozuktur" dedi. Annan Planı tartışmalarında ikiye
bölünen halkın mal-mülk davaları konusunda benzer görüşlere
sahip olduğunu ifade eden Eroğlu, Rumların amacının
ekonomiyi çökerterek KKTC'yi yok etmeyi, iki bölgeliliği ortadan
kaldırmayı, Türk askerini Kıbrıs'tan tamamıyla
çıkardıktan sonra egemenliğini tüm Kıbrıs'a yaymayı
hedeflediğini anlattı.
Derviş
Eroğlu, bu davaların artmasının arkasında Loizidu
davasında takınılan tavrın bulunduğunu ifade ederek,
"Türkiye'nin uzun yıllar devam eden politikasının bizden
çıkan bazı malum seslerin de etkisi ile 'Annan planı kabul
edilecek ve dünya bize yardımcı olacak' hesabıyla
değiştirilmesi sonucunda Loizidu'ya 1974 öncesindeki evine gidememesi
nedeniyle tazminat ödenmesi son derece hatalı olmuştur" dedi.
Türkiye'nin
tazminat ödeyip sorumluluk üstlenmemesi gerektiğini kaydeden Eroğlu,
Loizidu davasında CTP'nin günahı olduğu görüşünü öne sürdü.
UBP Genel
Başkanı Eroğlu, cumhurbaşkanı ve hükümetin bugünkü
gelişmelere hazır olmadığını, yetersiz ve
deneyimsiz olduğunu öne sürdü.
Rumların
açtığı davalarla ilgili deneyimli ve bilgili hukukçulardan
görüşler aldıklarını ve siyaset bilimcilerle
değerlendirdiklerini bildiren Derviş Eroğlu, "Dünyada
savaş yaşanan topraklarda mülkiyet sorunu genellikle İsrail ve
eski Çekoslovakya'da olduğu gibi toplu takas ve tazminatla çözülür. Bazen
ise Bosna-Hersek ve Kosova'da olduğu gibi mülkiyet iadesi, bazı
koşullarda tazminat ödenmesi koşulu ile mülkiyetin kullanana geçmesi
yöntemine de başvurulur" dedi.
Eroğlu, en
temel insan hakkının güven içinde yaşama olduğunu
vurgulayarak, Annan planı Kıbrıs'ta mülkiyet sorununun çözümünde
toplu takas ve tazminatı değil, mülkiyet iadesini ve bazı
durumlarda kullananın tazminat karşılığı mala
sahip olmasını benimsediğini, egemen bir devletin verdiği
tapular tartışılmazken, KKTC tapularını geçersiz
saydığını belirtti.
KKTC'de kalan
Rum mallarının 1985 Anayasası'yla
kamulaştırıldığını hatırlatan
Eroğlu, şöyle konuştu:
"Kamulaştırılan
Rum mallarının sahiplerine Güney'deki mallarından feragat eden
Türklerin malları ve tazminat verilmesi öngörülmüştür. Ancak
doğal olarak bu işlemler Kıbrıs meselesinin çözümüne
bağlanmıştır. Kamulaştırma, kamu yararı
gerekçesi ile yapılabilen bir işlemdir. Kıbrıs'ta bir nüfus
mübadelesi ve 1975 yılında yapılan bir nüfus mübadelesi
anlaşması olduğuna göre terk edilen Rum mallarının
kamulaştırılmasında bir kamu yararı vardı ve
ortaya çıkan koşullarda malların
kamulaştırılmasının uluslar arası hukuk
ilkelerine aykırılığı yoktur."
Eroğlu,
"kamulaştırma yasamız yok, o nedenle hata yaptık,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de haklı olarak üzerimize
geliyor" demenin son derece yanlış olduğunu ifade ederek,
AİHM'in, KKTC'yi egemen bir devlet olarak kabul etmediği, 1963'ten bu
yana yaşananları, 1974'teki Rum-Yunan Enosis çabasını göz
ardı ettiği için aleyhte karar verdiğini söyledi.
"Eğer
siz kendi devletinize, egemenliğinize , anayasanıza,
halkınızın referandumla verdiği kararlara sahip
çıkmaz, gevşer, teslimiyetçilik yaparsanız
başınıza bunlar gelir" diyen Derviş Eroğlu,
Rumlardan kalan mallara tapu verilmesinin de anlaşma çabalarının
sonuçsuz kalmasının ardından doğru bir karar olduğunu,
hiçbir hükümetin topraklarını tapusuz tutamayacağını
kaydetti.
Rum'un niyeti
UBP Genel
Başkanı Eroğlu, özetle şunları dile getirdi:
"Biz Türk
tarafı olarak 1974 Barış Harekatı'ndan itibaren
Kıbrıs'ta bir anlaşma sağlanması için çok
uğraş verdik. Çok belgeler anlaşma metinleri ortaya
çıkardık. Ama gördük ki olmuyor. Rum'un niyeti anlaşma
değil. Rum'un niyeti Sayın Talat ve Sayın Soyer'in 30 sene sonra
nihayet yavaş yavaş anlamaya başladıkları gibi
Kıbrıs'ın egemenliğini tamamen ele geçirmek ve bize
Amerikalıların siyahlara yaptıkları muameleyi
yapmaktır. Bu halkı çingene gibi yaşamaya mahkum edemezdik. Biz
bu topraklarda uzun bir süredir oturduğumuza ve Rumlarla bir anlaşma
bizim tüm iyi niyetimize ve çabalarımıza rağmen
olmadığına göre tapu vermemiz kaçınılmazdı.
Birçok değerli hukukçumuza göre en doğrusu ve en uygunu
yapılarak insanlarımıza mülkiyet hakkı verildi. Lütfen
kendi kendimizin ayağına ateş etmeyelim. Kimse kendi egosunu
tatmin edecek diye halkımızı yanıltacak, geleceğimizi
karartacak şeylerle ortaya çıkmasın."
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanı ve hükümetin
teslimiyetçi ve yanlış davrandığını savunarak,
"Hurma Davası" olarak adlandırılan davada Larnaka Kaza
Makemesi'nde isbatı vücut yapılmasını eleştirdi.
"İç
hukuku tüketmek adına Rum mahkemesinde şu veya bu şekilde boy
göstermemiz Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımamız ve Rum
mahkemelerini kabul etmemiz anlamına gelmeyecek mi? AİHM Rum
mahkemelerinin bizi yargılayabileceği ve verdiği kararın
doğru olduğu sonucuna varırsa başımıza kendi
ellerimizle yeni bir bela daha açmış olmayacak mıyız"
diye soran Eroğlu, Cumhurbaşkanı ve hükümetin bunalım ve
bocalama içinde getirisini götürüsünü düşünmeden adımlar
attığını iddia etti.
Eroğlu, bu
konuda siyasi kararlar alınması gerektiğini kaydederek,
önerilerini şöyle sıraladı:
"KKTC
Meclisi bir yasa yaparak mütekabiliyet hakkımızı ortaya
koymalıdır. Meclisimiz mümkünse oy birliği ile bir yasa yaparak
Güney Kıbrs'taki Türk mallarını kullanan Rumların bizim
mahkemelerimizde yargılanmasının yolunu açmalıdır.
Rumların yaptıkları uygulamaların benzerini biz de
yapmalı, yani Rumlar aleyhine tutuklama kararları
çıkarabileceğimiz hukuki düzenlemelere gitmeliyiz. Bu
tutuklamaların KKTC'ye geçilmesi halinde uygulanacağını tüm
dünyaya ilan etmeli, kabul etmeyeceklerini bilsek de interpolden bu yönde
destek istemeliyiz. Yapacağımız yasa ile KKTC'de Rum kesiminden
gelecek bir davanın celpnamesinin şu veya bu şekilde
dağıtılmasını ya da ilgili kişiye şu veya bu
şekilde ulaştırılmasını suç saymalıyız.
Hem kendi vatandaşlarımızı Rum yönetimi ve interpolle
karşı karşıya bırakmamak, KKTC devletini onların
karşısına koymak için, hem de siyasi bir mesaj vermesi
bakımından KKTC vatandaşlarının Rum mahkemelerinde bu
tip davalara girmesini suç sayacak yasal bir düzenleme yapmalıyız..
Verilen KKTC koçanlarının devlet garantisinde olduğu ve
eğer bir zarar ortaya çıkarsa bunun devletçe tazmin edileceği
bir yasayla karara bağlanmalıdır. Bu, KKTC
vatandaşlarını, ülkemizde mal alan tüm yabancıları,
KKTC topraklarına yatırım yapan yerli ve yabancıları
büyük ölçüde rahatlatacak, ekonomik gelişmemize fayda
sağlayacaktır."
UBP Genel
Başkanı Eroğlu, Kıbrıs konusundaki gelişmelerin
Kıbrıs Türk halkının aleyhine olduğunu, bunun
suçlularının teslimiyetçi yetkililer ve Rum-Yunan ikilisinin
oyunlarına dur demeyen Birleşmiş Milleler, Avrupa Birliği,
ABD ve İngiltere olduğunu ifade ederek, Kıbrıs Türk
halkının 1974 sonrasındaki en sıkıntılı, en
kötü siyasal dönemi yaşadığını, zaman
kaybettiğini, verilen sözlerin boş çıktığını
belirtti.
Halk
arasında "sürüklene sürüklene Rum devletine yama
olacağız" endişesinin dorukta bulunduğu görüşünü
öne süren Eroğlu, yaşanan sıkıntıların
kaynakları olarak sıraladığı bazı maddeler
şöyle:
"Türkiye'nin
şu andaki hükümetinin tutumumu maalesef bazı noktalarda
hatalıdır. Türkiye Başbakanı Sayın
Erdoğan'ın Rum lideri Papadopulos ve BM Genel Sekreteri Annan'la
Varşova'da üçlü bir görüşme yaptığını ve
Papadopulos'un sanıldığının aksine yeni bir
görüşme sürecinin başlatılmasına soğuk
bakmadığını söylemesi yanlış olmuştur.
Aynı
şekilde Türkiye Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün mal-mülk davaları
konusunda yaptığı bir açıklamada Kıbrıs Türk
halkını 'milli ve manevi değerlerine sahip çıkmamakla'
suçlaması hâlâ yürütülmekte olduğuna inandığımız
mücadeleye olumsuz etki yapmıştır.
Türkiye'nin
Kıbrıs konusunda aldığı kararlar ortada iken Avrupa
Birliği'nin baskısı ile Rum tarafı ile gümrük
birliğine gitmesi oldukça endişe vericidir.
Ankara
Anlaşması'nın 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de kapsayacak
şekilde genişletilmesi bilim adamlarına göre oldukça risklidir.
Siyaset bilimcilere göre bu adım tam bir siyasi tanıma anlamına
gelmese de Türk milleti ve onun kopmaz bir parçası olan Kıbrıs
Türk halkı açısından geleceğe yönelik önemli tehlikeler
içermektedir. Ve maalesef KKTC hükümeti bunun üzerinde gereğince
durmamakta, yaratacağı sakıncaları bildiği halde
Türkiye'nin anlaşmayı imzalamasını istemektedir. KKTC'de
şu anda iktidarda bulunanların Türkiye'nin Kıbrıs'ı
satacağı izlenimini yaratacak açıklamalarda bulunması da
yaşadığımız dönemin en önemli sorunlarından
biridir."
UBP Genel
Başkanı Eroğlu, Papadopulos'un tesmilcisi Tasos Conis'in
Prendergast'a ilettiği istekleri hatırlatarak, Rum
tarafının Yunanistan'ın da tam desteğiyle Kıbrıs'ta
önemli tavizler koparmak peşinde olduğunu söyledi.
Hükümet
ortaklarının açıklamalarının uyumsuz olduğunu
belirten Eroğlu, "Durum halkımızın geleceği
açısından son derece endişe vericidir. Bu nedenle UBP olarak bir
an önce Cumhuriyet Meclisi'nin mal-mülk konusu öncelikli olmak üzere,
görüşme sürecini, Türk tarafının üzerinde duracağı
politikaları, halkın endişelerinin giderilmesi ,
belirsizliklerin ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenleri ele almasını istiyoruz. Ulusal Uzlaşı Kurulu
oluşturulması içinse adımlar atılmalıdır. Zaman
Kıbrıs Türk halkının aleyhine çalışıyor.
Zemin kaybediyoruz" diye konuştu.
Derviş
Eroğlu, bugün saat 15.30'da Kieran Prendergast'la görüşeceklerini de
hatırlatarak, bu ziyaretin Kıbrıs Türk halkının
yapılanlara boyun eğmeyeceğinin haykırılması ve
BM'ye duyurulması için bir fırsat olacağını
vurguladı.
Kıbrıs'ta
adil, kalıcı, gerçekleri gözeten bir anlaşmadan ve Avrupa
Birliği üyeliğinden yana olduklarını ifade eden
Eroğlu, kapsamlı bir görüşme sürecine girilmesi ve ardından
iki tarafta da yeni referandumlar yapılması gerektiğini söyledi.
"Bazı
eller içimize uzandı"
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, parti içi sorunların parti
bünyesinde halledilebileceğini belirterek, basına
yansıtılan olaylardan üzüntü duyduğunu söyledi. "Belli ki
bazı eller içimize uzanmıştır" diyen Eroğlu, bunu
yapanların gerçek UBP'liler olmadığını kaydetti.
Eroğlu,
partisinde düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin
aleyhine toplanan imzalar konusundaki sorusunu yanıtlarken, imzasız
mektupların basında yer almasının kendilerini üzdüğünü
söyledi.
Her partide
zaman zaman tartışma olabileceğini, UBP'nin büyük, güçlü ve
köklü bir parti olduğunu ifade eden Eroğlu, "Belli ki bazı
eller içimize uzanmıştır. Biz bunları daha önce de
yaşadık" dedi.
Derviş
Eroğlu, sorunların bünyelerinde halledilebileceğini, bunu
basına yansıtanların gerçek UBP'liler
olamayacağını kaydederek, halka hizmet için UBP'de
birleştiklerini, halkın şimdi muhalefet görevi verdiğini,
parti içi muhalefetin de parti bünyesinde yapılabileceğini belirtti.
Gazeteye
yansıyan olay için partisi ve partilileri adına üzgün olduğunu
dile getiren Derviş Eroğlu, bunu UBP'nin onurlu üyelerinin
değil, UBP'yi parçalamak isteyenlerin yaptığını,
onlara kendileriyle uğraşmamayı tavsiye edeceğini söyledi.
Türkiye'nin
yeni Kıbrıs önerilerini nasıl bulduğu sorusunu
yanıtlayan UBP Genel Başkanı Eroğlu, "Gayet güzel,
mantıklı öneriler ama Rum'un kabul edeceğini zannetmiyorum"
dedi.
Eroğlu,
bir ABD heyeti KKTC'yi ziyaret ederken, bir başka heyetin Güney
Kıbrıs'a gidecek olmasıyla ilgili soruya
karşılık, ABD'lilerin KKTC ziyaretinin büyütülmemesi
gerektiğini, Ercan'dan gelmelerinin ambargoların
kalktığı anlamına gelmediğini belirtti. Eroğlu,
kendi hükümetleri döneminde de birçok yabancının Ercan'dan
Kıbrıs'a geldiğini, "Önemli olan Ercan'a yabancı
uçakların tarifeli seferlerinin başlaması" diye
konuştu.
Bu gibi
ziyaretlerin artması dileğinde de bulunan Eroğlu, Fransa'da AB
anayasası referandumundan "hayır"
çıkmasının, Türkiye'nin üyeliğini de etkileyeceğini,
Fransa'nın bu tavrının 15-20 yıl sonra Türkiye'nin
üyeliği gündeme geldiğinde de tekrarlanacağı düşüncesi
taşıdığını bildirdi.
KIBRIS 01/06/05
German
Marshal Fund Türkiye direktörü Suat Kınıklıoğlu: ABD
heyetinin yararı büyük olacak
ABD heyetinin
Kıbrıs ziyaretini finanse eden German Marshal Fund Türkiye direktörü
Suat Kınıklıoğlu KIBRIS'ın sorularını
yanıtladı:
German Marshal
Fund Türkiye direktörü Suat Kınıklıoğlu: ABD heyetinin
yararı büyük olacak
ABD kongre
heyetinin KKTC'yi ziyaretine, finansman ve organizasyonunu üstlenerek destek
veren German Marshal Fund of the United States (GMF) Türkiye Direktörü Suat
Kınıklıoğlu, ziyaretin gerçekleştirilmesinde
Kıbrıs Türkü'nün referandumda "evet" demesinin en önemli
rol olduğunu söyledi
Suat
Kınıklıoğlu, ziyaretin hem ABD- Türkiye ilişkilerine
olumlu yansıyacağını, hem de AB içinde Rum vetosuyla
karşılaşan Kıbrıs Türk dostlarını
cesaretlendireceğini söyledi. Kınıklıoğlu'na göre
ziyaretin yararını 5- 10 yıl sonra Kıbrıs Türkü geriye
bakıp çok daha iyi anlayacak
Amerika Birleşik
Devletleri (ABD) kongre heyetinin KKTC'yi ziyaretine, finansman ve
organizasyonunu sağlayarak destek veren German Marshal Fund of the United
States Türkiye Direktörü Suat Kınıklıoğlu, ziyaretin
gerçekleşmesinde Kıbrıs Türkü'nün referandumda "evet"
demesinin en önemli rol olduğunu söyledi.
Kınıklıoğlu,
KIBRIS Gazetesi'nden Hüseyin Ekmekçi'nin sorularını
yanıtladı. Heyetin Rumların tepkisine rağmen adaya
geldiğini hatırlatan Kınıklıoğlu, ziyaretin hem
ABD- Türkiye ilişkilerine olumlu yansıyacağını, hem de
AB içinde Rum vetosuyla karşılaşan Kıbrıs Türk
dostlarını cesaretlendireceğini söyledi.
Kıbrıs
Türkü'nün somut bir takım gelişmeler beklentisinde olduğunu
bildiklerini vurgulayan Kınıklıoğlu, buna rağmen,
ziyaretin yararının 5- 10 yıl içinde kendini göstereceğine
inanıyor.
ABD Kongresi
içinde Kıbrıs'a gelen, Türk liderlerle konuşan ve sorunu daha
yakından tanıyan üyelerin bulunmasının önemine dikkat çeken
Kınıklıoğlu, sorulan sorulara şu yanıtları
verdi.
KIBRIS: Önce
sizi ve faaliyetlerinizi tanıyalım...
KINIKLIOĞLU:
German Marshal Fund Of the United States Türkiye direktörüyüm. Türkiye'de yeni
faaliyete başlıyoruz. Amacımız, hedefimiz Türkiye'nin
transatlantik ilişkilerindeki yerini ve rolünü pekiştirmek, Türk,
Amerikalı ve Avrupalı düşünce, fikir, gazeteci ve siyaset
adamlarını bir araya getirmek.
KIBRIS: Peki,
bu noktada Kıbrıs nasıl oldu da ziyaret kapsamına
alındı?
KINIKLIOĞLU:
Kıbrıs gezisi, ABD kongresinden bir heyetin gezisinin parçası.
Aslında bu heyet Türkiye gezisi yaparken, "Kıbrıs'a da gidelim,
Kuzey Kıbrıs'a inelim ve bu yolla da Türk- Amerikan işlerinde
olumlu, yeni bir sayfa açalım" düşüncesini üretti. Bu niyetle
Kıbrıs'a gelindi. Ana odak nokta Türkiye- ABD ilişkileri, onun
bir alt başlığı olarak Kıbrıs gezisi
yapıldı.
KIBRIS:
Kıbrıslı Türkler bu ziyareti nasıl algılamalı
sizce?
KINIKLIOĞLU:
Bu ziyaretin iki boyutu var. Birincisi Türk- Amerikan ilişkilerinde bir
iyileşmeye yol açacağı kesin. Bunun da zamanlamasının
başkabakanın (Erdoğan) ve sayın dışişleri
bakanının (Gül) Amerika ziyaretinin öncesinde olması daha da
güzel. İkincisi ise, Ercan Devlet Havaalanı'na ilk kez bir ABD kongre
heyetinin inmesi. Bu olay kendi içinde bir örnek teşkil ediyor.
İzolasyonun sona ermesi ve bu istikamette bir momentum yaratması
açısından bu adım önemli.
KIBRIS: Bu
ziyaret Kıbrıs'ta heyecan yarattı. Bu
adımın devamı ne olabilir?
KINIKLIOĞLU: Şöyle umuyorum, bildiğiniz
gibi referandumdan sonra AB'nin taahhüt ettiği ve halen yerine
getiremediği yardım paketi, ya da KKTC'nin AB ile doğrudan
ticaret yapmasını kolaylaştıracak düzenlemelerin yerine
getirilmemesinin akabinde yapıldı bu ziyaret.
Birincisi Rum tarafına mevcut durumun sürdürülebilir
olmadığı, Amerikalı ve diğer muhatapların durumun
değişmesi için bu gibi girişimlerde bulunabileceğini ve bu
bakımdan örnek teşkil etmesi çok önemli.
İkincisi, bunun da AB'li muhataplara, özellikle
KKTC'ye izolasyonların kaldırılması yönünde iradesi olup,
Rum vetosuna takılan üyelere daha cesur adım atması için de
örnek teşkil ediyor. İşte Norveç büyükelçisi, Ankara'daki KKTC
Büyükelçisi Tamer Gazioğlu'nu ziyaret etti.
Bunlar siyasette olumlu şeyler. Yavaş
yavaş üzerine taş konarak ilerlenir. Kamuoyu hemen
değişiklik istiyor ama bu çok önemli bir adım. Daha büyük
adımlara da cesaret verecek.
KIBRIS: ABD'nin Kıbrıs sorununa dahil
olması, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından da dile
getirildi. Bu ilk adımın ardından, daha somut projeler var
mı?
KINIKLIOĞLU: Bir kere bundan sonra Amerikan
kongresinden heyetlerin buraya gelmesinin önü açıldı. Bu bir örnek.
Bunu küçümsemeyin. Amerikan kongre üyelerinin zamanını
ayırıp buraya gelmesi çok önemli bir olay. Başka kongre
heyetlerinin de bunu örnek göstererek gelmelerinin bir anlamı var.
Siz daha somut, elle tutulur örnekler istiyorsunuz
biliyorum ama somut adımların oluşabilmesi için bu
adımın önemini anlamanız gerekiyor.
KIBRIS: ABD Dışişleri
Bakanlığı bu adımı destekleyen açıklamalar
yaptı. Bu ülkemiz politikası açısından önemli. Size göre,
ülkemizdeki politikacılara düşen görev nedir? Bu yeni kapıların
açılması mı demek?
KINIKLIOĞLU: Bir kere şunu unutmamak
lazım. Referandum sonrası Türklerin Kıbrıs konusunda
doğru tarafta yer aldığı bir pozisyon ortada. Bu kongre
üyeleri buraya geliyorsa, bilin ki Kıbrıs Türkü'nün BM planına
verdiği desteğin önemi var. Kıbrıs Türk tarafı çözüme
hazır olduğunu siyasi iradesiyle ortaya koydu. Dünya bunu
tanıdı. Siyasal süreçleri kısa zaman diliminde
değerlendirmemek gerekiyor. 5- 10 yıl sonra geriye dönüp
baktığınızda, bugünlerde yaşadıklarınızın
ne kadar önemli olduğunu o zaman anlayacaksınız.
Yani rüzgarın nasıl döndüğünün o zaman
farkına varacaksınız. Rüzgar döndü ve lehimize esiyor.
Kıbrıs Türkünün çıkarlarının nihayete
ulaşması için akıllı, sabırlı ve diplomatik olmak
gerekiyor.
KIBRIS: GMF hakkında biraz bilgi alabilirmiyiz
sizden?
KINIKLIOĞLU: GMF Türkler, Amerikalılar ve
Avrupalılar arasında daha iyi bir diyaloğun sağlanması
için elinden geleni yapan bir kuruluş. Türkiye ve Amerika arasında
Kıbrıs konusu da var olduğu için, Amerikalıların
Kıbrıs konusunu daha iyi anlamaları, Türklerin kendi
bakış açılarını Amerikalılara daha iyi
anlatabilmeleri için bir platform sağlamaya hazırız.
KIBRIS: Bu ziyaretlerin ilk etapta yararı ne olur?
Çünkü bizim lobi anlamında ciddi zaaflarımız var...
KINIKLIOĞLU: ABD kongre heyeti, burada
bulunduğu süre içinde çok şey öğrenebiliyor. Yani ilk kez
Kıbrıs'ı görüyorlar. Bu davayı bir yerlerden okumak
ayrı bir şey, adaya gelip liderlerle tanışmak, fikir
alış- verişinde bulunmak onlar üzerinde, Kıbrıs
davasını daha iyi anlamaları yönünde iyi bir etki
bıraktı.
Yarın adadan ayrıldıkları zaman,
ABD'ye Kıbrıs konusunu anlamış olarak dönecekler ve ABD
kongresinde bu donanımla görev yapacaklar. Bence Kıbrıs Türkleri
için bu bir kazanımdır.
KIBRIS: Kıbrıs'ı ziyaret eden ABD'li
kongre üyelerinin sayısı şu anda üç, iki de eski kongre üyesi.
Bu sayıyı artırmak mümkün mü?
KINIKLIOĞLU: Bu tamamen bir organizasyon işi.
Bu ilk gezi olması münasebetiyle, Rum tarafının da tepkisi var
ve bazı sorunlar yaşandı. Ama ikinci bir gezi için bu
sayıyı artırmak mümkün olacak.
KIBRIS: Rumların tepkisi heyet üzerinde olumsuz bir
etki yarattı mı?
KINIKLIOĞLU: Hayır, heyet tamamıyla
kararlı. Buraya neden geldiğini çok iyi biliyor. Yaptıkları
açıklamalarda da haklı bir sebeple buraya geldiğini biliyor.
Sadece buraya değil, güneye de ziyaret yapmak istediler ama güney kabul
etmedi. Bu sorumluluk heyete ait değil.
Tabi, ufak da
olsa bir hayal kırıklığı yaşadılar. Herkes
çözüm istiyor, çözüm için de bu ziyaret gerçekleştirildi.
Ben de GMF
Türkiye direktörü olarak bu önemli geziye finansal katkı sağlayan bir
kuruluşun parçası olmaktan gurur duyuyorum.
KIBRIS 01/06/05
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi "DNA laboratuarı"
gündemiyle toplandı
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi'nin üyeleri, dün özel gündemle Ledra
Palace Otel'de bir araya geldi.
Komite, rutin
olarak haftanın bir günü toplanırken, DNA laboratuarı
oluşturulması konusunu görüşmek üzere dün özel bir toplantı
yaptı.
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk temsilcisi
Rüstem Tatar, dünkü özel toplantıyla ilgili olarak KIBRIS'a
yaptığı açıklamada, komitede, DNA laboratuarının
oluşturulması için ortaya konulan önerilerin
tartışıldığını, ancak laboratuar
kurulması hususunda herhangi bir karara
varılamadığını kaydetti.
Tatar, Türk
tarafının DNA laboratuarı konusundaki çıkmazın, bir an
evvel aşılması ve mezar açma sürecine
başlanmasını arzu ettiğini ifade ederek, laboratuar
konusunun karara bağlanmadan mezar açılmasına
başlanamayacağını yineledi.
Tatar,
komitenin yarınki rutin toplantısında DNA
laboratuarının kurulabilmesi için ortaya konulan önerilerin
tartışılmasına ve değerlendirmesine devam
edileceğini belirterek, komite toplantısının saat 10.00'da
toplanacağını da sözlerine ekledi.
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi'nde Türk üye Rüstem Tatar, Rum üye Elias
Georgiades, BM kanadından da Pierre Couperan yanında ilgili
tarafların temsilcileri yer alıyor.
KIBRIS 01/06/05
KKTC'den
ayrılan ABD Kongre heyeti Ankara'ya gitti
KKTC'de üst
düzey temaslarda bulunan ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Türk Dostluk Grubu
Başkanı Ed Whitfield başkanlığındaki heyet, dün
KKTC'den ayrılarak Ankara'ya gitti.
Kıbrıs
Türk Hava Yolları'nın tarifeli uçağıyla saat 12.00'de Ercan
Devlet Havaalanı'ndan ayrılan Amerikan heyeti ve heyete eşlik
eden TBMM Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu
Başkanı, AKP İstanbul Milletvekili Egemen
Bağış'ı, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ
uğurladı.
Edward
Whitfield, adadan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada,
KKTC ve Türkiye hükümetlerine teşekkür etti ve Kıbrıs'a bu ilk
ziyaretinden oldukça memnun bir şekilde ayrılacağını
ifade etti.
"Cumhurbaşkanı,
Başbakan ve bazı üst düzey ziyaretlerde bulunduk" diyen
Whitfield, bu ziyaretlerle hem Annan Planı'na olumlu oy vererek
adanın tekrar birleştirilmesini büyük çoğunlukla destekleyen
Kıbrıs Türk halkına bir jest yapmak, hem de izolasyon ve
kısıtlamaların kaldırılmasını destekleyen
kişiler adına bu ziyareti gerçekleştirdiğini söyledi.
İzolasyonların
kaldırılmasına yardımcı olabilecek her adımı
atmaya hazır olduklarını dile getiren Whitfield, böylece mal ve
kişilerin serbestçe dolaşımına olanak vermeyi
amaçladıklarını kaydetti.
Bağış:
Kısıtlayıcı ve baskıcı güçlere karşı
gelindi
TBMM
Türk-Amerikan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Egemen
Bağış da Rum hükümetini kast ederek,
kısıtlayıcı ve baskıcı bazı güçlere
karşı gelerek, hakka ve adalete destek verip KKTC'ye gelen Whitfield
ve ekibini, ziyaretlerinden ve gösterdikleri cesaretten ötürü kutladı.
Ertuğ: Bir
bitiş değil, yeni dostlukların başlangıcı
KKTC'nin
Washington Temsilcisi Osman Ertuğ ise konuşmasında, kendisi ve
Kıbrıs Türk halkı adına, Rum lobisinin Amerika'da
gösterdiği olumsuz tutuma karşı koyarak adaya gelen Whitfield ve
heyetine ve ziyareti somut hale getiren Egemen Bağış'a
katkılarından dolayı teşekkür etti.
Amerikan
heyetinin adadan ayrılışının "bir bitiş
değil, yeni dostlukların başlangıcı" olarak
değerlendiren Ertuğ, karşılıklı ziyaretlerin
gelişmesini arzuladıklarını kaydetti.
Ertuğ, bu
ziyaretten, izolasyonların kaldırılması anlamında
herkesin gereken mesajları aldığını ifade ederek,
kimin çözümü daha fazla arzuladığının da açık bir
şekilde ortaya konulduğunu sözlerine ekledi.
Heyet Ankara'da
ABD Kongresi
Temsilciler Meclisi Türk Dostluk Grubu Başkanı Ed Whitfield
başkanlığındaki heyet, dün Ankara'ya gitti.
Heyet
başkanı Whitfield ve AK Parti İstanbul milletvekili Egemen
Bağış, Esenboğa Havaalanı'nda kısa birer
açıklama yaptılar.
Egemen
Bağış, ABD heyetiyle birlikte KKTC'de yaptıkları
temasları tamamlamalarının ardından Ankara'ya geldiklerini,
heyetin İstanbul'dan KKTC Ercan havaalanına doğrudan gitmesinin
son derece önemli olduğunu ifade etti.
ABD Kongresi
üyelerinin "siyasi cesaretlerine hayran olduğunu" KKTC'deki
temasları sırasında dile getirdiğini anımsatan
Bağış, "Bizi kırmadılar, bizimle birlikte KKTC'ye
Ercan havaalanından indiler. Bu ziyaret 1974'ten bu yana Kıbrıslı
kardeşlerimize uygulanan ambargoların belki de ilk kez delinmesi
olarak algılanabilir" dedi. Ziyaretin KKTC'ye uygulanan haksız
ambargoların kaldırılması için çok önemli ve sembolik bir
adım olduğunu belirten ve heyete bunun için teşekkür eden
Bağış, heyetin KKTC'de çok sayıda temasta bulunduğunu
ve sorunun boyutunu gördüğünü kaydetti. Bağış,
"Amerikalı misafirlerimize, gösterdikleri nezaket için, insanlık
için, doğruluktan ve adaletten yana koydukları tavır için
teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Whitfield da,
ABD Kongresi'nde Türkiye ile ilgili 4 çalışma grubu bulunduğunu
hatırlatarak, KKTC ziyaretlerini, "Kıbrıslı Türklere
uygulanan ambargoların kaldırılmasını mümkün
kılacak bir jest yapmak istedik" sözleriyle değerlendirdi.
Whitfield, ambargoları adil bulmadıklarını ve
kaldırılması için ek bazı adımlar atılması
gerektiği düşüncesinde olduklarını bildirdi.
TC Devlet
Bakanı Tüzmen'den
ABD'li kongre
üyelerine teşekkür
TC Devlet
Başkanı Kürşad Tüzmen, ABD'li senatör Ed Whitfield'e, KKTC'nin
tezinin dünyaya çok daha iyi şekilde anlatılması konusunda
verdiği destekten dolayı teşekkür etti.
Bakan Tüzmen,
AK Parti İstanbul milletvekili, Türk-Amerikan Parlamentolar arası
Dostluk Grubu Başkanı Egemen Bağış ile birlikte
KTTC'ye ziyarette bulunan, ABD Kongresi alt kanadı Temsilciler Meclisi
Türkiye Dostluk Grubu Eş Başkanı Senatör Ed Whitfield ile
görüştü.
Bakan Tüzmen,
bu ziyaretle, son gelişmeler sonrası Türkiye ve KKTC'nin
yaptıklarının, objektif bir gözle dünyaya anlatılması
konusunda destek sağlandığını söyledi.
Tüzmen, senatör
Whitfield ile Türkiye ve ABD ilişkileri ile ticari ilişkiler
konusunda çalışmalar yapacaklarını ve Türkiye-ABD ticaret
hacminin 10 milyar dolara ulaşmasını hedeflediklerini söyledi.
Senatör
Whitfield ise Kıbrıs'ta çok önemli bir ziyaret
gerçekleştirdiklerini ve orada bulunmaktan çok memnun
olduklarını söyledi.
Whitfield bu
arada, Türkiye'nin dış ticaret hacminin giderek büyüdüğünü
vurgularken, "sizi dış ticaret konusunda
yaptığınız önemli işlerden dolayı kutlamak için
geldik" dedi.
Ankara'ya
ardı ardına kongre heyetleri geliyor
Bu arada, TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile TC Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün ABD
ziyaretleri öncesinde, Ankara'ya ardı ardına ABD Kongre heyetleri
geliyor.
Edinilen
bilgiye göre, Kongre'deki Türk dostluk grubunun kurucu üyelerinden Demokrat
Parti Florida milletvekili Robert Wexler da, Whitfield
başkanlığındaki heyete katılmak üzere dün Ankara'ya
gitti. Wexler'in gelmesinin ardından bu heyet Ankara'da çeşitli
temaslarda bulunacak ve temaslarını bugün düzenleyecekleri basın
toplantısında değerlendirecek.
Öte yandan, ABD
Senatosu İstihbarat Komitesi üyesi Cumhuriyetçi Parti Alabama senatörü
Richard Shelby başkanlığında bir heyetin de bugün Ankara'ya
gideceği öğrenildi.
ABD Kongresi
üyesi Jim Colby başkanlığında bir başka heyetin de
yarın Türkiye'ye gitmesi bekleniyor.
Başbakan
Erdoğan, önceki gün de Amerikalı senatör Chuck Hagel
başkanlığındaki heyeti kabul etmişti.
KIBRIS 01/06/05
ABD,
yasadışı ziyarete tolerans gösteriyor
|
Rum yönetimi
sözcüsü Kipros Hrisostomidis, ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi
Michael Klosson'un, KKTC'yi ziyaret eden Amerikalı Kongre üyelerinden
oluşan heyeti kabul etmesini değerlendirdi: ABD,
yasadışı ziyarete tolerans gösteriyor Güney
Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, ABD'nin Güney
Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson'un, KKTC'yi ziyaret eden
Amerikalı Kongre üyelerinden oluşan heyeti kabul etmesiyle ilgili
olarak, "ABD 'yasadışı' ziyarete tolerans gösteriyor"
dedi. ABD Kongre
üyelerinin KKTC ziyaretinin "yasadışı olduğu"
iddiasını yineleyen Hrisostomidis, Klosson'un heyetle
görüşmesini, "tolerans ve
'yasadışılığı' kabul etme" olarak
nitelendirdi. Rum haber
ajansına göre, Hrisostomidis, geçtiğimiz gün Ercan
Havaalanı'ndan KKTC'ye gelen ABD Kongre üyelerinin, talep etmeleri
halinde Güney Kıbrıs'a geçmesine izin verileceğini, ancak
Kongre üyelerinin buna teşebbüs etmelerinin diplomatik olarak doğru
olmayacağını savundu. Hrisostomidis,
"Bunu yapmaları halinde, benzer ziyaretlerdeki uygulamalar uygulanacaktır.
Girişlerine izin verilecektir" dedi. Larnaka
Havalimanı'na dün gelen 10 ABD Kongre üyesiyle ilgili olarak ise
Hrisostomidis, heyetin, Rum hükümet yetkilileriyle bir dizi temasta
bulunacağını ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos
tarafından kabul edileceğini söyledi. Ziyaretin
amacıyla ilgili olarak Hrisostomidis, bu tür ziyaretlerin olağan
ziyaretler olduğunu ve "bilgilendirme, ABD politikasını
destekleme, tartışma, bölgesel sorunları çözme
olasılıklarının araştırılması ve
genel olarak, Kongre üyelerinin dış politika konularında
bilgilendirilmesi" olduğunu ifade etti. Bir soru
üzerine Hrisostomidis, Güney Kıbrıs'a dün gelen ABD Kongre
üyelerinin, istemeleri halinde KKTC'ye geçmesinde hiçbir sorun
bulunmadığını kaydetti. |
KIBRIS 01/06/05
ABDli
heyetten Rumlara mesaj
ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Çalışma Grubu
Başkanı Edward Whitfield, KKTCye gerçekleştirdikleri ziyaretin
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos için bir mesaj oluşturduğunu
belirtti.
NTV
Güncelleme: 14:33 tsi 01 Haziran 2005 Çarşamba
Ankara
- ABDli heyet üyeleri, Türk-Amerikan Parlamentolararası Dostluk Grubu
Başkanı Egemen Bağış ile Mecliste basın
toplantısı yaptı. Heyet üyeleri, KKTCye ziyaretlerinin bir
başlangıç olmasını umduklarını söyledi.
Egemen
Bağış ise, Baskılara karşı koydular ve
doğru olanı yaptılar sözleriyle heyete teşekkür etti. ABD
kongre üyelerinin adaya giden ilk siyasi heyet olduğunu belirten
Bağış, Umarım kurulan dostluğun devamı gelir
dedi.
ABDli senatör Whitfield ise, Rum lider Papadopulos statükoyu korumanın
kendi yararına olmadığını görmeli ve bakış
açısını değiştirmeli dedi.
ABD kongresi üyeleri, Ercan Havalanından Washingtona Kıbrıs
Türk Havayollarıyla doğrudan uçuş ve öğrenci
değişim programı uygulaması gibi projelerini kongrede hayata
geçirmeye çalışacaklarını da açıkladı.
BM
arabulucusu KKTCde
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:12 01 Haziran 2005
Çarşamba
Lefkoşa
- BM arabulucusu, Rum tarafının önerilerine karşılık
Türk tarafının taleplerini ve beklentilerini öğrenmeye
çalışacak.
Birleşmiş Milletler arabulucusu Prendergast,
temaslarına dün Rum Lider Papadopulosla başlamıştı.
Papadopulos, BMye bir öneri paketi sunduğunu açıklamış ve
bunun sadece Annan Planıyla ilgili değişiklik taleplerinden
oluşmadığını paketin müzakereleri yeniden
başlatma ve süreci ileri götürmeye yönelik somut önerilereden
oluştuğunu söylemişti.
Ancak Rum liderin öneri paketi diye adlandırdığı ve
içeriğini gizli tuttuğu unsurların, daha önce de ileri
sürdüğüne benzeyen bir dizi müzakere önkoşulu olabileceği
belirtiliyor.
MÜZAKEREYE HAZIRIZ MESAJI
Prendergast-Talat görüşmesinde BM arabulucusu, Rum tarafının
önerilerine karşılık Türk tarafının taleplerini ve
beklentilerini öğrenmeye çalışacak. Talat ise Prendergasta Türk
tarafının çözüm insiyatifinin devam ettiğini ve müzakerelere
hazır oldukları mesajını verecek. Talat ayrıca Genel
Sekreterin vakit kaybetmeden insiyatif üstlenmesini ve görüşmeleri derhal
başlatmasını isteyecek.
ANNAN SONUÇ GARANTİSİ İSTİYOR
Rum kaynaklara göre Genel Sekreter Kofi Annan, müzakereleri yeniden
başlatmaya koşul olarak liderlerden yüzde yüz sonuç garantisi
istiyor. Prendergastın liderlere ilettiği mesajda, Genel Sekreterin
yeni bir başarısızlığa tahammülü
olmadığı, başarısızlığa
uğramaktansa müzakerelerin hiç başlamamasını tercih
ettiği öne sürülüyor.
MEKİK DİPLOMASİSİNDE NEREYE
GELİNDİ?
Papadopulos Genel Sekretere bir öneri paketi sunduğunu
açıkladı. Cumhurbaşkanı Talatsa Rum tarafının
Annan Planının parametrelerinden çok uzak bir tavır
sergilediğini söylüyor. Türk tarafının referandumda Annan
Planına evet dediğini ve çözüm vizyonunu koruduğuna
işaret eden Talat, Annan Planı temelindeki müzakerelerin bir an önce
başlamasını istiyor.
KRİTİK DURAK: ANKARA
Prendergast Talatın ardından bu akşam yemekte Papadopulosla
ikinci görüşmesini yapacak. Yarın iki liderle bir kez daha ayrı
ayrı görüşecek. Prendergast Adadan sonra Ankaraya ve Atinaya
gidecek. Birleşmiş Milletler arabulucusu Prendergast, Adadaki Türk
askerinin varlığı, garanti anlaşmaları ve Türkiye
kökenli KKTC vatandaşları konusunda Ankaranın
tavrının belirleyici olacağına inanıyor.
PREDERGAST RAPOR SUNACAK
Prendergast bölgedeki temaslarının sonucunu bir raporla Genel
Sekeretere iletecek. Genel Sekreter Annan, bu rapor doğrultusunda
müzakereleri başlatmaya ya da başlatmamaya karar verecek.
|
Talat:
Acil çözüme ihtiyaç var KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Tahsisatlar Alt
Komitesi Başkanı Jim Colby başkanlığındaki ABD
Kongre üyelerini kabul etti. |
NTV
Güncelleme: 14:15 01 Haziran 2005
Çarşamba
Lefkoşa - Cumhurbaşkanı
Talat, görüşmeden sonra, Kıbrısta acil çözüme ihtiyaç
olduğunu ifade ederken, Jim Colby Kıbrıs Türklerinin
referandumda Annan Planına evet oyu vermelerini takdir ettiğini
söyledi. Öte yandan KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD Kongre heyetinin
KKTCyi ziyaretinin Kıbrısı birleştirme ve çözüm
çabalarında bir tür hayat öpücüğü olduğunu söyledi
KKTC
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin,
Kıbrıs sorununun çözümünü istediğini, acil bir çözüme ihtiyaç
bulunduğunu, çünkü Kıbrıs Türk halkının statükonun
sürdürülebilir olmadığını bildiğini kaydetti.
REFERANDUMDA TÜRKLERE ÖVGÜ
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Tahsisatlar Alt Komitesi
Başkanı Jim Colby, dış yardım programlarıyla
ilgili çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Talat ile çok yararlı
bir görüşme yaptıklarını, Kıbrısta
birleşmeyle sonuçlanacak bir görüşme sürecini başlatacak yolu
bulmak için umutlu olduklarını kaydetti.
Kıbrıslı Türklerin referandumda Annan planına verdikleri
evet oyunu çok takdir ettiklerini kaydeden Colby, referandumun
başarılı olmadığını, çünkü Rumlardan
hayır oyu çıktığını ifade etti.
ABD ZİYARETİ HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ABD Kongre heyetinin KKTCyi
ziyaretinin Kıbrısı birleştirme ve çözüm çabalarında
bir tür hayat öpücüğü olduğunu söyledi. Görüşme sonrasında
yaptığı açıklamada Whitfield, KKTCye yönelik
izolasyonların kaldırılması gerektiğini söyledi.
Whitfield, Rum Yönetimi
lideri Tasos Papadopulosu da Kıbrısın yeniden birleşmesi
yönünde atım atmaya çağırdı. Whitfield, amaçlarının
Kuzey Kıbrısa doğrudan uçuşların
başlamasını sağlamak olduğunu belirtti.
Soyer de, Kıbrıs
Türk halkının Rum Yönetimi lideri Papadopulosun bütün söylemlerine
rağmen yasal bir varlık olduğunu belirtti. Yasal olmayan
ayrılmayı sürdüren, Papadopulos yönetimidir dedi.
|
ABD:
Kıbrısta ortam değişti ABD Dışişleri Bakanlığı,
Washingtonın Kıbrıs meselesine bakışında,
Kıbrıslı Türklerin kendilerini tecrit edilmiş
hissetmemeleri yönünde değişiklik meydana geldiğini bildirdi. |
NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:11 TSE 01 Haziran 2005 Çarşamba
Washington
- Bakanlık Sözcüsü Richard Boucher, ABD Kongre üyelerinin Kuzey
Kıbrıs ziyaretinin, uluslararası anlaşmaları ve ABD
yasalarını ihlal etmediğini belirtti.
Bazı ABD Kongre üyelerinin Türkiye üzerinden Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ziyaret etmesi, ABD
Dışişleri Bakanlığının son brifinginde
tartışıldı.
ABD Dışişleri Sözcüsü Richard Boucher, ziyaretin
yasadışı olduğunu iddia eden Yunanlı bir gazetecinin
sorularını yanıtlarken, Kıbrısta ortamın
artık değiştiğini vurguladı.
Boucher, Son bir yıldır Kıbrısta neyin
değiştiğini konuşuyoruz. Ortada artık farklı bir
ortam var. Amerika Birleşik Devletleri de, değişik bır
faaliyet içinde. Biz, Kıbrıslı Türklerin kendilerini eskiden
olduğu ölçüde tecrit edilmiş şekilde hissetmemelerini
sağlamaya çalışıyoruz. Bunu da, sizlerin bildiği
çeşitli yollardan yapıyoruz dedi.
ABD YASALARI İHLAL ETMİYOR
Sözcü Boucher, Kongre heyetinin Kuzey Kıbrıs ziyaretinin
uluslararası anlaşmaları ve ABD yasalarını ihlal
ettiği yönündeki iddiaları da yalanladı. Boucher, Konuya
baktım, gezinin, uluslararası anlaşmaları ve ABD
yasalarını ihlal eden bir tarafı yok diye konuştu.
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:59 01 Haziran 2005 Çarşamba
Ankara
- Hagel, ABD-Türkiye arasındaki stratejik ortaklık ilişkisinin
her zamankinden daha önemli bir aşamada olduğunu kaydetti.
ABD Kongresi Dış
İlişkiler Komitesi Başkanı Chuck Hagel, NTV Ankara
Temsilcisi Murat Akgünün sorularını yanıtladı.
Hagel, ABD Kongre heyetinin KKTCdeki Ercan Havaalanına inerek
gerçekleştirdiği ziyaretin, ülkesinin desteğini göstermesi
bakımından sembolik bir önem taşıdığını
vurguladı.
ABD PAPADOPULOSA BASKI YAPABİLİR
ABDnin Türk tarafının referandumda onayladığı Annan
Planının desteklediğini ifade eden Hagel, ABDnin Rum lider
Papadopulosa üstü kapalı baskı yapabileceğini belirtti.
ABDli senatör, ABnin Rum Yönetimine bu konuda baskı yapması için
ise etkili olamayacağını kaydetti. Hagel, görüşme
masasına oturmak için her iki tarafın da taviz vermesi
gerektiğini dile getirdi.
STRATEJİK
ORTAKLIK ÖNEMLİ AŞAMADA
Hagel, Başbakan Erdoğanın gelecek hafta Washingtona
yapacağı gezi öncesi sıcak mesajlar verdi. ABDli senatör, iki
ülke arasındaki stratejik ortaklığın her zamankinden daha
önemli bir aşamada olduğunu belirtti. Hagel, bu konuda ortak
çıkarların önemine dikkat çekti.
PKKYLA
MÜCADELE ÖNCELİKLİ
ABDli senatör Chuck Hagel, PKK ile mücadele konusunda da değerlendirmelerde
bulundu. Hagel, Bu terör örgütüyle mücadele etmek hem Türkiye hem
Dünyanın çıkarına dedi.
Hagel, Washington bu konuda Irak hükümetiyle çalışmayı
sürdüreceğini de belirtti. Kuzey Irakın ülkenin geneline oranla
istikrarlı olduğunu söyleyen Hagel, ABDnin ülkenin orta ve
batısındaki direnişe odaklandığını Kuzeyde
fazla silahlı gücü olmadığını ifade etti.
Chuck Hagel, PKK ile mücadele konusunda ABDden daha çok çaba gösteren bir ülke
olmadığını söyledi
Rum
Kesimi ateş püskürüyor
Kıbrıs Rum Kesimi, tüm engellemelere
rağmen Ercan Havaalanı üzerinden KKTCye girerek
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla görüşen ABDli Kongre
üyelerine ateş püskürüyor.
NTV
Güncelleme: 09:47 01 Haziran 2005 Çarşamba
Lefkoşa
- Rum gazeteleri haberi, Hırsız gibi gelen yasadışı
ABDli ziyaretçilerden ağır tahrik, Papadopulosa
saldırdılar. Kendilerini haklı göstermek için Rumların da
Ercan Havalimanını kullandıklarını söylediler
ifadeleriyle okuyucularına aktardı.
Rum
basını, ABD Kongre heyetinin KKTCdeki Ercan Havaalanına inerek
Kuzey Kıbrısa gerçekleştirdikleri ziyareti, Kıbrıs
Cumhuriyetinin altını oymaya çalışıyorlar.
Yasadışı
ziyaretle bizi tahrik ediyorlar gibi başlıklarla duyurdu.
Gazetelerin yorumunda, ABD Kongre heyetinin KKTCye gelişi nedeniyle Rum
Yönetimiyle Washington arasındaki ilişkilerde önemli bir çatlak
meydana geldiği belirtildi.
ERCAN YASALLAŞTIRILDI
Fileleftheros gazetesi, Amerikan heyetinin başkanı Edward
Whitfieldin Talatla basın toplantısındaki
açıklamalarını, Papadopulosu hedef alan tahrikkar demeç
olarak niteledi.
Gazete, ABDnin Lefkoşa Büyükelçisinin heyeti karşılamaya
gitmesini de sert dille eleştirdi. Papadopulosa muhalif Politis
gazetesiyse, Amerikan Kongre heyetinin KKTC ziyaretiyle Ercan
Havalimanının yasallaştırıldığını
yazdı.
|
NTV
Güncelleme: 09:47 01 Haziran 2005 Çarşamba
Lefkoşa
- Papadopulos, görüşmelerin içeriğinin ve sunduğu önerilerin
gizli tutulması konusunda Prendergastla anlaşmaya
vardıklarını belirtti.
Rum
Yönetimi lideri Papadopulos, temaslarda bulunmak üzere Adada bulunan BM
temsilcisi Prendergast ile yaptığı görüşmeden sonra, BMye
sundukları önerilerin sadece Annan Planındaki değişiklik
talepleriyle ilgili olmadığını, müzakereleri yeniden
başlatmaya ve süreci ileri götürmeye yönelik belirli teklifleri
olduğunu söyledi.
PRENDERGAST
TALEPLERİ DİNLİYOR
Prendergast, Adadaki liderlerin taleplerini ve genel atmosferi öğrenmek
amacıyla temaslarda bulunduğunu belirtti. Programa göre
Papadopulosla 2 kez görüşmesi gerekirken 3 kez bir araya gelme
kararı aldığını açıklayan Prendergast, yarın
da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla görüşecek.
Prendergast,
2 Hazirana kadar Adada kalacak. Daha sonra Atina ve Ankaraya
geçecek. BM temsilcisi, görüşmelerle ilgili olarak Annana bir de rapor
sunacak.
TALAT: SÜRECİ TEMASLAR BELİRLEYECEK
NTVye ye özel demeç veren Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise,
Prendergastın temaslarından çıkacak sonucun, yeni sürecin
kaderini belirleyeceğini söyledi.
Talat, müzakerelerin yaz aylarında yeniden
başlayabileceği gibi yakın gelecekte hiç başlamama ihtimali
de bulunduğunu ancak bu konuda, sağlıklı bir
değerlendirmenin, Prendergastın temaslarından sonra
yapılabileceğini söyledi.
Rumlardan katı tutum
Birleşmiş Milletler Genel
Sekreterinin Yardımcısı Kieran Prendergast, bugün KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla görüştü ve Rum lider
Papadopulosun önerilerini iletti.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:27
02 Haziran 2005 Perşembe
Lefkoşa - Ancak bu öneriler Türk
tarafında rahatsızlık yarattı. Adadaki yetkililere göre
Papadopulos, Annan Planını bir kenara iterek, bunun
dışında kendi şartlarıyla bir çözüm formülü
oluşturmaya çalışıyor.
Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulosun BM arabulucusu Prendergasta önceki günkü ilk görüşmede
sunduğu öneri paketinin ayrıntıları yavaş yavaş
belli olmaya başladı. Bunlar öneriden çok, müzakere koşulu olarak
niteleniyor. Prendergast, bunları Türk tarafına iletti.
Papadopulosun önerilerinin ayrıntıları şöyle:
Türk askeri tamamen Adadan gidecek. Yunan askerleri de dahil, Ada askerden
arındırılacak.
Türkiyenin garantörlük hakları sona erecek. Adaya müdahale hakkı
ortadan kalkacak. Bu durum diğer garantör ülkeler, Yunanistan ve
İngiltere için de geçerli olacak.
Olası bir anlaşmada garantör ülkelerin yerine BM Güvenlik Konseyi
geçecek. Başka bir deyişle BM Güvenlik Konseyi, olası bir
anlaşmanın garantörü olacak.
1974 Barış Harekatından sonra kuzeyde kalan Rum
taşınmaz malları tümüyle eski sahiplerine, yani Rumlara iade
edilecek.
Türkiyeden gelerek Adaya yerleşenlerin sayısı, bir
Kıbrıslıyla evli olsalar dahi, 30 binle
sınırlandırılacak. Geriye kalanlar Türkiyeye dönecek.
(Rumlar 120 bin Türkiye kökenli KKTC vatandaşı olduğu iddia
ediyorlar. Bu rakam da bu varsayımla ortaya çıkıyor.)
Kurulması hedeflenen ortak yapıda yetki paylaşımı
Rumlardan yana değişecek. Annan Planında Türklerle Rumlar
arasında bir yetki paylaşımı kurulmuştu. Rumların
talebi, bu dengenin merkezi hükümetten yana değişmesi. Yani merkezi
hükümetin yetkilerinin genişletilmesi. Bu da, olası bir
anlaşmada söz sahibinin Rumlar olacağı anlamına geliyor.
BM Genel Sekreterinin uzlaşmaya varılamayan konulardaki hakemlik
yetkisi ortadan kalkacak.
Müzakerelerin ucu açık olacak, herhangi bir takvimin söz konusu olmayacak.
Kıbrıs görüşmeleriyle Türkiyenin AB müzakereleri arasında
da herhangi bir irtibat bulunmayacak.
ANNAN PLANI KENARA İTİLİYOR
Papadopulosun sunduğu şartlar, Türk tarafında
rahatsızlık yarattı. Adadaki yetkililere göre Papadopulos,
Annan Planını bir kenara iterek, bunun dışında kendi
şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya
çalışıyor.
Bu arada BM arabulucusu Kieran Prendergast da çok önemli bir açıklamada
bulundu. Prendergast, Rumların referandumda yüzde 74 oranındaki
hayır yanıtının evete çevrilmesi çözüm için önemli dedi. Buradaki
gözlemcilere göre bu ifadeyle Predergast, BMnin Türk tarafından cömert
tavizler istediğini üstü kapalı şekilde dile getiriyor. Türk
tarafının, gerek Papadopulosun öne sürdüğü koşullardan,
gerekse de BM arabulucusunun bu ifadesinden rahatsızlık duyduğu
belirtiliyor.
Prendergast, Adadaki temaslarını takiben Ankara ve Atinaya gidecek.
PAPADOPULOSA GÜÇLÜ DESTEK
Bugüne kadar hep çözümü savunan ya da savunduğunu iddia eden AKEL
partisinin Genel Sekreteri Dimitris Hıristofyas da, Türkiye Annan
planında hakettiğinden çok daha fazlasını aldı. Şimdi
bu fazlayı bize iade etmesi gerekiyor dedi.
AB'nin
yapamadığını ABD yaptı
Türkiye'nin ve KKTC'nin beklentileri doğrultusunda Avrupa Birliği'nin
(AB) atamadığı adımı ABD attı. ABD Kongre
üyelerinin Ercan Havaalanı'na inerek gerçekleştirdikleri KKTC
ziyareti, Kıbrıs Türk'üne destek, Rum yönetimine ise uyarı
niteliğindeydi.
KKTC'den sonra Ankara'ya gelen ABD heyetinin başkanı Edward
Whitfield, Washington'a "somut önerilerle" gideceklerini
açıkladı. Bu önerilerin başında da, dün de
duyurduğumuz gibi, Ercan Havaalanı'ndan Washington'a doğrudan
uçuş yapılması yer alıyor. Hem de sadece Türk Hava
Yolları değil, Kıbrıs Türk Hava Yolları
uçaklarıyla...
Bu yönde atılacak bir adım KKTC'ye uygulanan izolasyonun
kaldırılması yönünde önemli bir mesafe oluşturacak.
AB ise doğrudan uçuşların yapılması, ticaretin
başlatılması, mali yardım yapılması gibi birçok
söz vermiş olmasına karşın, bunların hiçbirini yerine
getirmedi. Bu konuda adım atmaktan çekindi. ABD ise AB'nin
yapamadığını yaptı ve KKTC'ye doğrudan tarihi bir
ziyaret gerçekleştirdi.
Erdoğan'a moral
ABD Kongre heyetinin, KKTC ve Ankara ziyaretlerinde yaptıkları
açıklamalar, Washington'a gitmeye hazırlanan Başbakan
Erdoğan'ın da elini güçlendirdi. Ziyaret öncesinde ABD'nin KKTC
jesti, Başbakan Erdoğan'a moral oldu. Whitfield'ın sözleri ve
izlenimleri, Başbakan Erdoğan'ı Washington görüşmelerinde
destekleyecek bir ortam doğmasına katkıda bulundu.
Başbakan Erdoğan, Ankara'da, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş'la görüşerek, Washington'a götüreceği
Kıbrıs dosyasına son şeklini verecek.
Askerden ABD'ye jest
ABD heyetinin KKTC'yi ziyareti Ankara'ya destek verirken, Ankara da Doğu
Akdeniz'le ilgili olarak aldığı bir askeri kararla Washington'a
sıcak bir mesaj göndermiş oldu.
Ankara, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Douglas Feith'in
ilettiği, Türkiye'nin Kitle İmha Silahlarının
Yayılmasına Karşı Güvenlik İnisiyatifi'nde bölgesel
liderlik rolü üstlenmesi önerisini kabul etti.
Türkiye, bu amaçla, 2006'da Doğu Akdeniz'de NATO şemsiyesi
altında gerçekleştirilecek kara, deniz ve hava unsurlarından
oluşan tatbikata liderlik ve ev sahipliği yapacak.
Kaçakla mücadele
Türkiye, Karadeniz'de, kitle imha silahları yapımında
kullanılabilecek malzeme ve diğer kaçakçılıkla mücadeleyi
yürütüyordu. Türkiye'nin inisiyatifiyle başlayan bu denetimlere diğer
Karadeniz ülkeleri de sonradan iştirak etti. Türkiye, şimdi benzeri
bir fonksiyonu NATO çerçevesinde Doğu Akdeniz'de yerine getirecek.
Washington bu faaliyete özellikle İran politikası
bakımından büyük önem veriyor. Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de
önderlik edeceği bu faaliyetlerle Türkiye, nükleer, kimyasal, biyolojik
silah yapımında kullanılabilecek malzemeler açısından
denetimlerde etkin rol oynayacak.
Başbakan Erdoğan'ın ziyareti öncesinde Washington ve
Ankara'nın karşılıklı jestleri, iki tarafı da
başlangıçta memnun etmiş durumda...
FIKRET BILA MILLIYET 02/06/05
Cumhurbaşkanı Talat: Türkiye gümrük
birliği ek protokolünü imzalayacak
PROSEDÜDEN SONRA İMZA TAMAM...
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'nin Gümrük Birliği Ek
Protokolü'nü, Avrupa Birliği'nin kendi iç prosedürünü tamamlar tamamlamaz
imzalayacağını söyledi
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'nin
Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü, AB'nin kendi iç prosedürünü tamamlar
tamamlamaz imzalayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, dün Güzelyurt İlçesi
Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) yönetim kuruluyla
gerçekleştirdiği görüşmede gazetecilerin konuyla ilgili sorusuna
verdiği yanıtta Türkiye'nin AB Gümrük Birliği ek protokolünü
önümüzdeki günlerde imzalayacağını açıklamasının
bilinen bir şey olduğunu söyledi.
Türkiye'nin, AB içindeki prosedürün tamamlanmasıyla
protokolü imzalayacağını kaydeden Talat, "Zaten Türkiye 17
Aralık'ta bu konuda taahhütte bulundu. Daha sonra da mutabakat mektubunu
gönderdi. Bunu tartışmanın anlamı yok. Türkiye bunu
imzalayacak. Hem o taahhüdü verdi hem de AB'nin kendi iç prosedürünü
tamamlaması bekleniyor" dedi.
KIBRIS 02/06/05
ABD Sözcüsü Boucher: ABD'de,
Kıbrıslı Türklerin tecridi hissetmemesi için farklı bir
faaliyet var
ZİYARET YASALDIR... ABD Dışişleri
Bakanlığı, Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinin,
Amerikan yasaları ve uluslararası anlaşmalara uygun çerçevede
gerçekleştiğini ve Kıbrıs konusunda artık "farklı
bir ortam" bulunduğunu bildirdi
ABD Dışişleri Bakanlığı,
Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinin, Amerikan yasaları ve
uluslar arası anlaşmalara uygun çerçevede gerçekleştiğini
ve Kıbrıs konusunda artık "farklı bir ortam"
bulunduğunu bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı
Sözcüsü Richard Boucher, düzenlediği basın toplantısında
bir gazetecinin, Amerikan kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs'ı
ziyaret etmesinin yasalara aykırı olup olmadığı
yönündeki bir soruyu yanıtladı.
ABD kongre üyelerinin ziyareti konusunda bir yorumu
olmadığını söyleyen Boucher, "şimdi farklı
bir ortam var. ABD tarafında, Kıbrıslı Türklerin
geçmişte olduğu gibi kendileri tecrit edilmiş hissetmemelerini
garanti etmeye çalışan farklı bir faaliyet var. Biliyorsunuz ki
bu yönde bir dizi yola başvuruyoruz" dedi.
Bir gazetecinin, bu ziyaretin, 1944 Chicago uluslar
arası sivil havacılık anlaşmasını ihlal
ettiği yönündeki sorusuna karşılık Boucher,
"hayır ihlal etmiyor" yanıtını verdi. Boucher, "biz
durumu inceledik ve Amerikan pasaportlarına seyahat onayı verdik. O
bölgeye giden diplomatlarımız var. Anlaşmaları ihlal eden
hiçbir durum yok" diye konuştu.
KIBRIS 02/06/05
"Bostancı Sınır Kapısı Proje
İhalesi" sonuçlandı
|
Ulaştırma
ve Bayındırlık Bakanı Salih Usar: Bostancı
Sınır Kapısı Projesi yaklaşık 1.5 ay içerisinde
tamamlanacak ve 700 milyar TL'ye mal olacak İçişleri
Bakanı Murat: Hükümet olarak projenin çok kısa bir sürede
tamamlanması için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz Ulaştırma
ve Bayındırlık Bakanı Salih Usar, Bostancı
Sınır Kapısı ihalesinin 30 Mayıs'ta
imzalandığını belirterek, projenin yaklaşık 1.5
ay içerisinde tamamlanacağını açıkladı. Bakan Usar
imzalanan ihale sözleşmesine göre projenin 120 gün içinde
tamamlanması gerektiğini, ancak bakanlık olarak projenin daha
erken tamamlanması için ihaleyi alan müteahhit firmayla yapacakları
görüşmelerde gerekli önlemleri alacaklarını ve
yaklaşık 1.5 ay içerisinde tamamlanacağını söyledi. Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, İçişleri Bakanı
Özkan Murat, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı
Salih Usar dün Bostancı Sınır Kapısı'nda
incelemelerde bulundu. Ekenoğlu
ve bakanlara incelemeleri sırasında Güzelyurt Kaymakamı Cemal
Türkler, İçişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Kemal
Mülazim ve Ulaştırma Bakanlığı Özel Kalem Müdürü
Hüseyin Akansoy eşlik etti. İncelemelerin
ardından İçişleri Bakanı Özkan Murat ile
Ulaştırma Bakanı Salih Usar basına projenin
içeriğiyle ilgili bilgiler verdiler. Salih usar Ulaştırma
ve Bayındırlık Bakanı Salih Usar, Bostancı
Sınır Kapısı projesinin 210 metrelik bir yol ve buna
bağlı diğer detay inşaatlar yapılmasını
öngördüğünü belirterek, proje kapsamındaki alan içerisine park
yeri, tuvaletler, gümrük depoları ve mutfak gibi kullanım
alanlarının da inşa edileceğini söyledi. Sınır
kapısına yapılacak olan yolun 2 şerit gidiş ve 2
şerit geliş şeklinde inşa edileceğini ifade eden
Salih Usar, bunun yanı sıra, her iki tarafta da tır ve
kamyonların geçeceği 5 metre genişliğinde ek
şeritler inşa edileceğini kaydetti. Bakan Usar,
kapılardan Güney'e gidişte ve gelişte her iki tarafta da 2
gümrük, 3 de polis kontrol kabininin olacağını, ancak
Güney'den Kuzey'e gelişte bunlara ek olarak Gümrük Deposu ve Polis ile
Gümrük amirlerinin kabinlerinin olacağını anlattı. "Proje 700 milyar TL'ye mal olacak" Projenin yaklaşık 700 bin YTL (700 Milyar
TL)'ye mal olacağını da belirten Ulaştırma
Bakanı Usar, bu projenin en fazla 120 gün (4 ay) içerisinde
tamamlanmış olacağını, ancak kendilerinin
bakanlık olarak ihaleyi alan müteahhit firmayla yapacakları
görüşmelerle, projenin daha erken, 1.5 ayda tamamlanması için
gerekli tedbirleri alacaklarını söyledi. Salih Usar, sözleşmedeki 120 günlük sürenin
prosedür gereği olduğunu ve bu sürede inşaatta olabilecek
eksikliklerin kontrol edilmesi amacı
taşıdığını söyledi, projenin en kısa
zamanda tamamlanarak hizmete sunulacağını kaydetti. Usar konuşmasının ardından sınır
kapısının inşaat projesini basın mensuplarına
dağıttı. Murat: "Rum tarafı da bugünlerde
çalışmalara başlayacak" İçişleri Bakanı Özkan Murat da,
Bostancı Sınır Kapısı'yla ilgili tüm
tartışmaların imzalanan bu ihaleyle geride
kaldığını belirterek, projenin bugün (dün) itibariyle
hayata geçirilmeye başlandığını söyledi. Murat, projenin tamamlanması için belli bir süre
olduğunu, ancak kendilerinin hükümet olarak, projenin çok kısa bir
sürede tamamlanması için ellerinden gelen tüm çabayı
göstereceklerini vurguladı. Sınır kapısının
tamamlanması için Rum tarafının da bugünlerde
çalışmalara başlayacağını anlatan Özkan Murat,
belli bir süre sonra da diğer bölgelerde olduğu gibi Bostancı
Sınır Kapısı'nın da açılmış
olacağını kaydetti. "Kapının açılmasıyla bölgeye
canlılık gelecek" Kapının açılmasıyla da her gün Rum
tarafında çalışan yüzlerce kişinin kilometrelerce yol kat
etmeden rahatlıkla iş yerlerine gidebileceklerini söyleyen Bakan
Murat, "Böylelikle sabah ve akşam dönüşlerinde de
Güzelyurt-Lefkoşa yolunda rahatlama olacak. Bundan daha önemlisi,
Türklerin ve Rumların karşılıklı geliş ve
gidişleriyle bölgeye canlılık gelecek" dedi. İçişleri Bakanı Özkan Murat,
sınır kapısı çalışmalarının yanı
sıra hükümetin kurulduğu günden beri Güzelyurt bölgesiyle ilgili
altyapı çalışmalarına devam ettiğini belirterek,
hükümetin özellikle köy hizmetlerine çok yatırımlar
yaptığını aktardı. "Güzelyurt bölgesinde ciddi
çalışmalarımız var" Murat, "ODTÜ odaklı Güzelyurt'un açılma
bölgesi olarak planladığımız bölgede çok ciddi proje
çalışmalarımız var. Bu çalışmalar da
Güzelyurt'a nefes aldıracak, önünü açacak ve ışık
verecek" diyerek, bu çalışmaları da ileriki günlerde
somutlaştırarak açıklayacaklarını ve ileriki dönemde
de uygulamaya koyacaklarını söyledi. |
KIBRIS 02/06/05
Rus turizmciler Gazimağusa'nın
tarihi mekanlarını gezdi
|
Rus turizmciler Gazimağusa'nın tarihi
mekanlarını gezdi Sedef A. BOŞNAK Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western Travel
& Tourism Şirketi'nin davetlisi olarak Rusya'dan Kuzey
Kıbrıs'a gelen Rus turizmciler, önceki gün,
Gazimağusa'nın tarihi mekanlarını gezdi. Moskova'nın turizm acente sahipleri ve
temsilcilerinden oluşan 28 kişilik info grubu, Otello Kalesi, Lala
Mustafa Paşa Camii, Namık Kemal Zindanı ve
Gazimağusa'nın surlarını gezdikten sonra, Kıbrıs
Evi'nde öğle yemeği yedi. Ekibe rehber olan Western Travel & Tourism
Şirketi'nin Müdürü Hakkı Alpsoy, 21-25 Mart 2005 tarihleri
arasında, Moskova'da düzenlenen Uluslararası Turizm Fuarı'nda
gerçekleştirdiği bağlantılar sonucu, Rus turizmcileri,
ülkeye getirdiğini söyledi. Hakkı
Alpsoy, aracı bir turizm şirketi olmaksızın ilk kez
ülkeye Rus turizmcilerin geldiğine işaret ederek, bu kişilerin
ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını iddia
etti. Alpsoy,
konuşmasına şöyle devam etti: "Bu
kişileri, ülkeme getirmeyi başardığım için çok
mutluyum. Rusya, 250 milyon nüfusa sahip ve hemen hemen her yıl
Türkiye'ye bir buçuk milyon turist gönderiyor. Rusya, ülkemiz
açısından önemli bir potansiyel. Western
Travel & Tourism Şirketi olarak, info grubun tüm
masraflarını üstlendik. Dileğimiz bu pazara, diğer turizm
şirketlerinin de katılmasıdır. Rusya'dan
gelen 28 kişilik info grup üyeleri, Kuzey Kıbrıs'ın el
değmemiş bir yapısı olduğunu söylüyor. Bu
kişiler, bu toprakların hak ettiği ilgiyi görmesi için
ellerinden geleni yapacaklarını söylüyor. Bizim
amacımız, binlerce Rus turistin ülkemize gelmesini
sağlamaktır. Şirketimiz, bu tür girişimler yapmak isteyen
turizm şirketleriyle işbirliği yapmaya
hazırdır." Svetlana
Moleva: Arkadaşlarıma tavsiye edeceğim Rus
turizmcilerden Svetlana Moleva, Kuzey Kıbrıs'ın doğal bir
yapısı olduğunu ve tüm arkadaşlarına bu ülkeye
gelmesi için tavsiyede bulunacağını söyledi. Bir buçuk
yıl önce Kuzey Kıbrıs'a yine geldiğini anlatan Svetlana
Moleva, Kıbrıslı Türklerin kibar insanlar
olduklarını belirtti. Güney
Kıbrıs'a göre Kuzey Kıbrıs'ın daha doğal bir
yapıya sahip olduğunu, Güney Kıbrıs'ın betonarme bir
yapıya sahip olduğunu kaydeden Svetlana Moleva,
konuşmasına şöyle devam etti: "Hepimiz
turizm acentesinde çalışıyoruz. Kıbrıs'ın
haritadaki yerini çok iyi biliyoruz. Ancak, arkadaşlarım daha önce
ülkeye gelmediği için buranın nasıl bir yer olduğunu
bilmiyordu. Herkes bu ülkeyi çok beğendi. Turistler için mükemmel bir
ülke." |
KIBRIS 02/06/05
Bu sorunu artık çözün
|
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu
Müsteşarı Kieran Prendergast'a Kıbrıs Türklerinin içinde
bulunduğu "hoş olmayan durumu" ve çözüme yönelik
arzularını anlattı: Bu sorunu
artık çözün HIZLI
BİR İLERLEMEYLE SORUN ÇÖZÜLMELİ... Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Annan'ın tarafları dinlemek ve
çözüme nasıl katkı koyabileceğine karar vermek amacıyla
adaya gönderdiği Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı
Kieran Prendergast ile görüştü. Talat, Prendergast'a
"Kıbrıs Türklerinin içinde bulunduğu hoş olmayan
durumu" ve çözüm arzularını anlatarak, "Hızlı
bir ilerlemeyle, mümkün olan en kısa zamanda artık bu sorundan
kurtulmak istiyoruz" dedi GÖRÜŞMELER
BUGÜN DE SÜRDÜRÜLECEK... Cumhurbaşkanı Talat ve BM yetkilisi
Prendergast yaklaşık 3.5 saat süren görüşmenin ardından
basına kısa açıklamalar yaparak, görüşmenin bugün devam
edeceğine işaret ettiler. Talat, Prendergast ve ekibiyle çok
yararlı bir görüşme yaptıklarını söylerken, Prendergast,
Talat'ın söylediklerine ekleyecek fazla bir şey
olmadığını, Talat'ın görüşmeleriyle ilgili
söylediklerinin net olduğunu belirtti Kıbrıs'ta
önceki gün başladığı temaslarını sürdüren BM
Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı
Kieran Prendergast, dün öğle saatlerinde Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat tarafından ikinci kez kabul edildi. Dün öğle
saatlerinde başlayan ve yemekte de devam eden görüşme, saat 15:30
sıralarında tamamlandı. Talat ve
Prendergast yaklaşık 3.5 saat süren görüşmenin ardından
basına kısa açıklamalar yaparak, görüşmenin bugün de devam
edeceğine işaret ettiler. Cumhurbaşkanı Talat, içinde
bulundukları durumu Prendergast'a anlatmaya
çalıştıklarını ifade ederken, Prendergast da
tarafları dinlemek, tarafların pozisyonunu anlamak ve BM'nin çözüme
nasıl katkı koyabileceğine karar vermek amacıyla adaya
gönderildiğini kaydetti. Talat-Prendergast
görüşmesinde, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev
ile UNFICYP misyon şefi ve Genel Sekreterin Kıbrıs Özel
Temsilcisi Zbigniew Wlosowicz de hazır bulundu. Bu arada,
Türk ve Rum basın mensuplarının yoğun ilgi
gösterdiği görüşmenin başında şiddetli yağmur
nedeniyle Cumhurbaşkanlığı karşısına
konulan mega şemsiyenin altına giren basın mensupları
kameralarını yağmurdan korumak için büyük çaba harcadı. Prendergast,
Cumhurbaşkanı Talat ile görüşmesinin ardından dün
ayrıca UBP Başkanı Derviş Eroğlu ile UBP Genel
Merkezi'nde bir araya gelerek, görüş alışverişinde
bulundu. Öte yandan 1.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Prendergast'la saat
17.00'de Yılan Adası'ndaki konutunda yapması beklenen
görüşmenin kötü hava koşulları yüzünden iptal edildiği
bildirildi. Talat:
İçinde bulunduğumuz durumu
anlatmaya çalıştık" Görüşme
sonrasında açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, içinde bulundukları durumu Prendergast'a anlatmaya
çalıştıklarını, Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik arzularını vurguladıklarını ifade ederek,
hızlı bir ilerlemeyle, mümkün olan en kısa zamanda artık
bu sorundan kurtulmak istediklerini söyledi. Durumun aciliyetinin
altını çizen Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı
Türklerin dünyayla kucaklaşarak uluslararası topluluğa
katılmak istediğini ve hoş olmayan bu durumun artık
sürdürülmemesi gerektiğini vurguladı. "BM'nin konuya dâhil
olmasını ve Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı
olmasını" istiyoruz diye konuşan Talat, Prendergast'la
bugün tekrar görüşeceklerini ve sürece nasıl katkı
koyabileceklerini göreceklerini ifade etti. Prendergast:
Tarafları dinlemek ve pozisyonlarını
anlamak için gönderildim BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran
Prendergast da, Talat'ın söylediklerine ekleyecek fazla bir şey
olmadığını, Talat'ın görüşmeleriyle ilgili
söylediklerinin net olduğunu kaydetti. Prendergast,
BM Genel Sekreteri'nin kendisini bölgeye temelde tarafları dinlemek,
pozisyonlarını daha iyi anlamak ve BM'nin çözüme nasıl
katkı koyabileceğine karar vermek amacıyla gönderdiğini
ifade etti. Prendergast,
15.30'da ise UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ile biraraya
geldi. Eroğlu:
30 yıl daha beklemeye niyetimiz
olmadığını söyledik UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, BM yetkilisi Prendergast'a 30
yıl müzakere masalarında beklediklerini ancak bir 30 yıl daha
beklemeye niyetleri olmadığını ilettiklerini belirtti.
Eroğlu, müzakerelerin sonuç alınması amacıyla başlatılması
gerektiğine dikkat çekti ve bir neslin daha müzakere masalarında
tüketilmesini istemediklerini de dile getirdi. UBP
Başkanı Derviş Eroğlu dün BM Genel Sekreteri'nin Siyasi
İşlerden Sorumlu Müsteşarı Kieran Prendergast'la UBP
Genel Merkezi'nde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından
basına yaptığı açıklamada, görüşmede
Prendergast'tan, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos ve
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la yaptığı
görüşme hakkında bilgi aldığını belirtti. "Prendergast'ın
KKTC'ye gelerek yetkililerle görüşmesi bir gerçeğin
varlığını görmüş olduğunun
kanıtıdır" diye konuşan Eroğlu, Prendergast'a,
KKTC'nin uzlaşma konusunda samimi davrandığını, Rum
tarafının ise bugüne kadarki davranışlarıyla
uzlaşma niyetinde olmadığını da ifade ettiklerini
belirtti. Eroğlu,
UBP olarak müzakerelerin başlatılmasına ve sonuç
alınması için gayret edilmesi gerektiğine dikkat çektiklerini
dile getirdi ve bir 30 yıl daha müzakere masasında oturma ve bir
neslin daha bu müzakerelerle ömür tüketmesini beklemenin mümkün
olmadığını aktardıklarını ifade etti. Müzakerelerin
başlayacağına dair bir şey söylemenin henüz mümkün
olmadığını belirten Eroğlu, Rum Yönetimi'nin
olduğu gibi KKTC'nin de istekleri olduğunu ve iki tarafı
tatmin ederek bir araya getirmenin kolay olmayacağını kaydetti. "Yakın
zamanda müzakere yok" Görüşmeden,
müzakerelerin dolaylı olarak yürütüleceği ve ancak sonuç
alınacaksa müzakerelerin başlatılacağı izlenimini
edindiklerini belirten Eroğlu, Prendergast'ın; BM'nin veya BM Genel
Sekreteri'nin sonuç alınmayacak bir müzakere başlatarak prestij
kaybetmek istemediklerini ifade ettiğini söyledi. Müzakerelerin
yakın zamanda başlayacak gibi görünmediğini ifade eden
Eroğlu, sonuç olarak böyle bir niyet olduğunu, ancak
başlatacak taraftan çok, müzakereleri yürütecek tarafların
niyetinin önemli olduğunu söyledi. Eroğlu,
Rum Yönetimi'nin uzlaşmak için değil zamana oynayarak
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamını sağlamak ve zaman
içerisinde belki Kıbrıs Türk halkının daha da
küçültülerek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin gölgesinde
yaşatılmasını sağlamak amacıyla hareket
ettiğini düşündüklerini belirtti. Eroğlu, bu
düşüncelerini Prendergast'a da ilettiklerini ifade etti. Eroğlu,
görüşlerin alınması ve New York'ta değerlendirilmesi
bakımından bu görüşmelerin faydalı olacağına
inandığını, BM'nin değerlendirmesinin nasıl
olacağını bilemediklerini, ancak "yarın veya
önümüzdeki aylarda müzakereler başlatılsın"
düşüncesinde olmadığını gördüklerini kaydetti. Prendergast
geliş nedenini
yineledi Görüşme
öncesinde basına konuşan Prendergast ise, Kıbrıs'a geliş
nedeninin, tüm tarafların görüşlerini ve endişelerini
öğrenerek müzakerelerin başlamasıyla ilgili görüş
alış verişinde bulunmak, olduğunu yineledi. Denktaş
Prendergas görüşmesi
iptal edildi Bu arada 1.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Prendergast'la saat 17.00'de
Yılan Adası'ndaki konutunda yapması beklenen görüşmenin
kötü hava koşulları yüzünden iptal edildiği bildirildi. |
KIBRIS 02/06/05
"KKTC'nin çözüm arzusu sürüyor"
3 Haziran, 2005 12:38:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı
Türklerin, Kıbrıs sorununu çözme arzusunun devam ettiğini
belirterek, ''ancak hayat da devam etmektedir'' dedi.
Talat,
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş ile TBMM Başkanı Bülent
Arınç'ı ziyaret etti.
KKTC Başbakanı Soyer ile Dışişleri Bakanı
Denktaş'a da yeni görevlerinde başarı dileyen Arınç,
KKTC'nin yeni döneminde alınacak kararların, varılacak
sonuçların, Kıbrıslı Türklere başarılar
getirmesini temenni etti.
''Önemli bir süreçteyiz'' diyen Arınç, bu süreçte KKTC ile Türkiye
arasındaki ilişkilerin, büyük bir beraberlik ve anlayış
içinde devam edeceğini söyledi.
Meclis Başkanı, ABD Kongre üyelerinin KKTC ziyaretlerinin benzerini,
Avrupa Parlamentosu'nun da yapmasını arzu ettiklerini belirtti.
Arınç, "TBMM olarak, geçmişte aldığımız
prensip kararlarını yeni döneme deuyarlayarak, daha da güçlendirerek,
KKTC'nin Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir barışa
ulaşması konusunda bütün gayretleri göstereceğiz" diye
konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise Kıbrıslı
Türklerin çok yakın ve sıcak ilişki içinde bulundukları
Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün kurumlarıyla yakın ilişkide olmaya
devam edeceklerini vurguladı.
"Çözüm arzumuz
sürüyor"
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin bugün
Kıbrıs sorununu çözme arzusunun devam ettiğini vurgulayarak,
"ancak hayat da devam etmektedir. Kıbrıs sorununun çözümüne
olumlu etkisi de ayrıca değerlendirilmelidir" dedi.
KKTC'ye uygulanan izolasyonların kaldırılmasından yana
olduklarının altını çizen Talat, "hem Kıbrıs
Türkünün yaşam mücadelesini kolaylaştırmak için hem de
Kıbrıs sorununun çözümünü teşvik etmek için izolasyonların
kaldırılması şart" şeklinde konuştu.
Talat, Kıbrıs sorununun çözümünde Türk hükümetiyle ortak hareket
ettiklerini
belirtti ve her iki ülke arasındaki politikalarda herhangi bir pürüz
yaşanmaması için sık sık istişareler
yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Papadopulos çözüm
istemiyor
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'ta
müzakerelerin yeniden başlatılması için zemin yoklaması
yaptırıyor.
Bu amaçla adaya gönderdiği danışmanı Kieran Prendergast,
iki tarafla da görüştü. Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Annan
Planı'nda yapılmasını istediği
değişiklikleri öğrendi ve KKTC yönetimine iletti.
Annan'ın bu "yoklama" çalışmasında üzerinde
önemle durduğu husus, "bu kez çözüm için Papadopulos'un garanti"
vermesiydi.
Ortaya çıkan tablo, Papadopulos'un, çözüm için garanti vermek bir yana,
çözüm istemediğini kanıtladı.
Papadopulos, öyle taleplerde bulunuyor ki, bunun "Ben çözüm istemiyorum,
durumdan memnunum" demek dışında bir anlamı yok.
Papadopulos'un talepleri
Rum liderin, Annan'ın temsilcisi Prendergast'a ilettiği taleplere
bakalım :
1- Türk askeri adadan tümüyle çekilecek,
2- Türkiye'nin garantörlük ilişkisi olmayacak,
3- Kuzey'deki Rum taşınmazlarının hepsi 1974 öncesindeki
sahiplerine iade edilecek,
4- Türkiye'den Kuzey'e yerleşmiş olanların sayısı 30
binle sınırlandırılacak.
Bu talepler Rum tarafının reddettiği Annan Planı'nda
yapılmasını istediği değişiklik paketinden çok
yeni bir plan niteliğinde. Papadopulos, açık bir şekilde
işi yokuşa sürüyor. Bu koşullarda BM Genel Sekreteri
Annan'ın bir çözüm olasılığı görmesi çok zor.
Papadopulos'un bu tutumu, bugüne kadar Türk tarafının haksız
yere çözüm istememekle suçlandığının en sağlam
kanıtı. Avrupa Birliği'ne girinceye kadar sanki çözüm
istiyormuş gibi görünen ve dünyayı buna inandırabilen Rum
yönetimi, çözüm istemeyen tarafın Rum yönetimi olduğunu artık
daha açık biçimde ortaya koyuyor. Rum tarafının Annan
Planı'na hayır oyu vermesi de bundan sonrası için
izleyeceği politikayı açığa çıkarmıştı:
Çözümsüzlük...
Rum tarafı memnun
Rum yönetiminin, bugünkü statüden memnun olduğu söylenebilir. Güney
Kıbrıs, AB üyesidir ve bütün dünya tarafından tüm
Kıbrıs'ın tek yasal temsilcisi, devleti ve hükümeti olarak
görülmektedir. Bu koşullarda Rumların, Türklerle eşitliğe
dayalı ortak bir devlet oluşturmayı razı olmaları çok
zordur. Ne kadar baskı görürlerse görsünler, bugünkü durumu devam
ettirmeye çalışacaklardır. Bu süreçte KKTC'nin iyice
çözülmesini, Türkiye'nin AB yolculuğunda
sıkıştırılmasını beklemek
dışında adım atmak istemeyeceklerdir.
Papadopulos'un Annan Planı'nın referanduma götürülmesi sürecinde,
"Ben devlet devraldım, cemaat devretmem" demesi de bu
politikanın göstergesiydi.
Papadopulos'a böyle davranma olanağı tanıyan ise AB'dir.
Türk tarafı
Rum yönetiminin tutumu buyken, Türk tarafı çözüm yolunda iyi niyetli
öneriler sunmayı sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül'ün, bütün tarafların işe tüm kısıtlamaları
kaldırarak başlamaları önerisi gibi. Ancak Rum yönetimi, Gül'ün
yansıttığı açılım önerilerine tepki dahi vermedi.
Görmemiş, duymamış gibi davrandı.
Bu koşullarda KKTC'nin bir yandan müzakere için çabalarını
sürdürürken, diğer yandan dış ilişkilerini geliştirme
ve güçlendirme politikası isabetli görülüyor. ABD Kongre heyetinin,
KKTC'ye yaptığı ziyaret de bu politikanın
doğruluğunu kanıtlayan önemli bir adım niteliğindeydi.
ABD, Rum tarafının çözümsüzlük politikasını gördü.
Umarız, AB de görür...
FIKRET BILA
MILLIYET 03/06/05
'Rumlara
baskı yapın'
KKTC heyeti,
Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesinde Ankara'ya geldi. Ortak karar: BM,
Rum kesimine çözüm için baskı yapmalı ve yeni bir barış
girişimi başlatmalı
03/06/2005
RADIKAL
RADİKAL - ANKARA - BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın siyasi danışmanı Kieran Prendergast,
Kıbrıs sorunu için yeni müzakelerin zeminini yoklarken KKTC heyeti
de, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesinde ortak
strateji belirlemek için Ankara'ya konuk oldu. Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş'tan oluşan KKTC heyeti, dün
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştükten sonra
Başbakan Erdoğan'la çalışma yemeğinde bir araya geldi.
'Rumlar çözümü
tıkıyor'
Görüşmede Rum lideri Tasos Papadopulos'un BM'ye ilettiği öneriler
ciddiye alınmazken, taraflar "Bu öneriler, çözüm isteyen bir
tarafın önerileri olamaz" görüşünde birleşti. Diplomatik
kaynaklar, "Rumlar, adanın tapusunu bize verin sonra da
çıkın gidin diyor" yorumunu yaptı. Erdoğan'ın
Annan'a bu değerlendirmeyi iletmesi ve Papadopulos'un çözümü
tıkadığı görüşünü aktarması benimsendi.
Erdoğan, Annan'dan Güvenlik Konseyi'nin Rumlara daha çok baskı
yapmasını da isteyecek. Görüşmede, Annan Planı'nın
zemin olabileceğini ancak müzakerelerle yeni bir plan
yaratılması düşüncesi de benimsendi.
Erdoğan, ziyaretinde AB'nin tüzüklerini hâlâ geçirmediğine dikkat
çekerek, KKTC'nin tecridin kaldırılması için ABD'nin
attığı adımların benzerlerini BM ve AB'den isteyecek.
Görüşmede ayrıca Annan'ın KKTC'ye daveti de gündeme geldi.
Talat: Sezer'le sorun
yok
Talat, Erdoğan'dan, ABD'den Ercan'a doğrudan uçuşlar için daha
baskıcı olmasını istedi. Talat, Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer'le görüşmemesi ile ilgili olarak, "Sezer'le
buluşmayı planlamadım. Dışişleri'nden
aradılar ve önümüzdeki günlerde bir resmi ziyaretin
olacağını belirttiler. Yakında Sezer'le buluşmayı
diliyorum" dedi.
AB,
Kıbrıs ve Öcalan
Öcalan'ın 'Yeniden
yargılama istemiyorum' sözü nereye oturuyor?
RADIKAL 03/06/05
AB'nin Türkiye ile tam
üyelik müzakerelerini, söz verdiği gibi 3 Ekim'de başlatmaya
kararlı olduğu haberi ile, yasadışı PKK lideri
Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanmayı istemediği haberi
aynı gün elimize ulaştı.
İlk haber, AB liderlerinin 15-16 Haziran'da yapacakları
toplantıda onaylamaları beklenen belgenin içeriği üzerineydi. Bu
sızdırma haberin, Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül'ün, Türkiye'nin 1963 anlaşmasını Güney
Kıbrıs'ı da içerecek şekilde genişleten protokolü
imzalayacağını bir kez daha söylemesi ardından gelmesi
dikkat çekici. Türk yetkililer bu açıklamayı daha önce de
yapmıştı. Ancak Fransa ve Hollanda'da yapılan (ve Türkiye
aleyhine rüzgârların estiği) Anayasa oylamaları ardından,
demek ki bir daha söylenmesinde yarar vardı.
Karşılığı da geldi.
Bu diplomasinin, Erdoğan'ın ABD ziyareti başlamadan önce bir
aşamaya gelmesinin de bir önemi olduğu anlaşılıyor.
Örneğin, bir ABD Kongre heyetinin KKTC'ye yönelik izolasyonun
kırılması adına, adanın kuzeyine sürpriz bir ziyarette
bulunması, adım atma sırasının Brüksel'de
olduğunu iyice ortaya çıkardı. Güney Kıbrıs bu
ziyareti yasadışı ilan ettirmek için elinden geleni ardına
koymadı ama, üyesi olduğu AB'nin dahi çıtı
çıkmadı.
KKTC'ye giden heyette yer alan eski Kongre üyesi Larry LaRocco'nun dediği
gibi, 'Uluslararası kamuoyunun gözünde asıl siyaseten izole olan
taraf' Kıbrıs Rumları olmaya başladı. KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bu sürpriz desteğin verdiği
moralle dün Ankara'ya geldi. Talat'ın Ankara temasları, Erdoğan
ve Gül'ün, 8 Haziran'da ABD Başkanı George Bush ve 9 Haziran'da BM
Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmeleri öncesi Ankara-Lefkoşa
arasında ortak anlayış oluşturulmasına izin verdi.
Bu tablo içinde, yasadışı PKK lideri Öcalan'ın,
İmralı'dan avukatları aracılığıyla
ulaşan "Yeniden yargılanmak istemiyorum" sözü nereye
oturuyor?
Hatırlanacağı gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
Öcalan'ın yargılanma yöntemini adil bulmamış ve sorunun
giderilmesi için yeniden yargılama ya da dosyanın yeniden
açılması yollarına da gidilebileceğini önermişti. Yeniden
yargılama seçeneği, iktidar ve muhalefet partilerince siyaseten
reddedilmişti.
Gerçi Öcalan, avukatlarına göre, yeniden yargılamayı ancak
'karşı taraf' diye andığı Türk devlet organlarınn
da yargılanması durumunda 'kabul edeceğini' söylüyor. Bunun,
hukuki zemin bulabilecek, hukuken ve siyaseten ciddiye alınabilecek ve
dahası yaşanan Türkiye ve dünya gerçekliğiyle alakalı bir
yanı olmadığı görülebiliyor. Cümlenin bu ikinci
kısmı, birinci kısmına taraftarlarını ikna etme
kılıfı olma dışında anlamlı görünmüyor.
Dolayısıyla bu açıklama, Öcalan ve terör eylemlerini yeniden
tırmandıran örgütünü, Türkiye-AB ilişkeleri resmine değil
dahil edebilmek, daha da dışarıya itiyor.
AİHM yargıcı Rıza Türmen'in öngördüğü gibi,
Öcalan'ın avukatlarından ek savunma istemesi yoluyla, 'adil
yargılama' isteminin yerine getirilmiş sayılacağı
görüşü ağırlık kazanıyor.
Danışmanlar
ve diplomatlar
Türk-ABD İş Konseyi'nin 20'nci yılı nedeniyle dün
Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen panelde ilginç bir tartışma
yaşandı. DYP Genel Başkan Yardımcısı Nüzhet
Kandemir, hükümetin dış politikayı iyi yürütemediği, çünkü
Başbakan'ın diplomatlardan çok 'sözde danışmanlara'
güvendiği, diplomatların devlet deneyimine itibar etmediği
eleştirisini getirdi. Oturumu yöneten Nuri Çolakoğlu, bu durumda
paneldeki bir başka konuşmacı olan AK Parti İstanbul
Milletvekili ve Başbakan Erdoğan'ın en yakın
danışmanlarından Egemen Bağış'a yanıt
hakkı verdi.
Bağış'ın yanıtı, Kandemir'in eleştirisinden
daha yumuşak değildi. AK Parti Kasım 2002'de iktidara geldiğinde
Türkiye neredeyse tüm komşularıyla kavgalıydı. AB ile
ilişkilere 40 yıl önce başlanmış, ama neredeyse hiç
mesafe alınamamıştı. ABD ile ilişkilerin sivil toplum
boyutu yok gibiydi; Kongre'de dostluk grubu bile kurulamamıştı.
Bu kadar yıldır yapılamayanları kendi hükümeti
yapabilmişti. Washington'da yedi yıl büyükelçilik yapan Kandemir,
Bağış, Irak politikasını savununca
"Kırmızı çizgilere ne oldu?" diye sordu, ama
çıkışı yanıtsız kaldı.
Yol haritası hazır
KKTC ile TC
heyetleri dün Ankara'da bir araya geldi ve Başbakan Erdoğan'ın
ABD ziyareti
sırasında Kıbrıs konusunda atılacak adımlar
belirlendi
Yol
haritası hazır
İŞTE
ANNAN'A İLETİLECEK GÖRÜŞLER... 9 Haziran'da BM Genel Sekreteri
Kofi Annan ile görüşecek olan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, KKTC heyetiyle ile yaptığı görüşmenin
ardından Annan'a ileteceği görüşleri belirledi. Bunlar, "BM
Güvenlik Konseyi, genel sekreterin Kıbrıs raporunu onaylasın;
Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonlar kaldırılsın;
Kıbrıs'ın kuzeyine direk uçuşlar başlatılsın;
AB tarafından hazırlanan Doğrudan Ticaret Tüzüğü ve Mali
Yardım Tüzüğü hayata geçirilsin;
ABD Kongresi ve
ABD'li işadamları tarafından atılan olumlu adımlar
desteklensin, başka ülkeler de teşvik edilsin." şeklinde
sıralanıyor
PAPADOPULOS'UN
ÖNERİLERİ CİDDİ DEĞİL... TC
Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan
toplantıda, Rum basını aracılığı ile
kamuoyuna sızdırılan Rum önerileri de ele alındı. TC
Dışişleri'nden bir yetkili yaptığı
değerlendirmede, "Tasos Papadopulos'un önerileri ciddiye
alınacak öneriler değil" ifadesini kullandı
PAPADOPULOS
ŞİKAYET EDİLECEK, OLUMLU ADIMLAR ANLATILACAK... Annan'a
iletilecek görüşler arasında, Papadoplos'un olumsuz
tavırları da şikayet edilecek. Buna karşın, Türk
tarafının attığı olumlu adımlar da
anlatılacak ve "kapsamlı çözüm isteği" yeniden
anlatılacak
Hüseyin
EKMEKÇİ- ANKARA
Kıbrıs
sorununda gelinen son aşama ve izlenecek yol haritasının
belirlenmesi için Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
başkanlığındaki KKTC heyeti, önemli temaslarda bulundu.
TC
Başbakanı Recep tayyip Erdoğan ve Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül ile görüşen heyet, BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'a iletilecek mesajın çerçevesini belirledi.
Buna göre, 9
Haziran'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek Recep Tayyip
Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs raporunu
onaylamasını, ABD kongre heyeti ve işadamlarının
attığı adımların desteklenmesi ve benzeri
adımların teşvik edilmesini, izolasyonların
kaldırılması için BM'nin inisiyatif üstlenmesini ve direk
uçuş seferlerinin başlatılmasını talep edecek.
Yapılan
toplantılarda ayrıca, bugüne kadar Türk tarafının
Kıbrıs konusunda attığı olumlu adımlar BM Genel
Sekreteri'ne anlatılacak, Tasos Papadopulos'un ve Rum yönetiminin çözümün
önüne koyduğu engeller iletilecek.
Prendergast
yazılı belge sunmadı
BM Genel
Sekreteri Kofi Anan'ın Siyasi İşler Müsteşar'ı Sir
Kieran Prendergast'ın Türk tarafına herhangi bir yazılı
rapor sunmadığı da TC Dışişleri
Bakanlığı tarafından teyit edildi.
Kamuoyuna
yansıyan, "Papadopulos'un yazılı önerilerini Türk
tarafına Prendergast iletti" haberleri TC Dışişleri
tarafından yalanlandı.
Papadopulos'un
önerileri
ciddiye
alınacak gibi değil
Prendergast,
Talat ve hükümet yetkilileri ile yaptığı görüşmelerde, Rum
tarafının tavrını sözlü olarak iletti.
Rum
basını aracılığı ile kamuoyuna duyurulan Rum
talepleri, KKTC heyeti ve TC Dışişleri Bakanlığı
arasında yapılan toplantıda, "Rum yönetiminin önerileri
sorunun çözümü için ciddiye alınacak gibi değil" kararına
varıldı.
Talat
doğruladı
Bu arada,
Esenboğa Havaalanı'da basın mensuplarının
sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Rum tarafınca ortaya atılan görüşleri, Annan Planı'nın
parametrelerini değiştirmeye yönelik olduğunu ve şu anda
üzerinde yorum yapılamayacağını belirtmişti.
Politika uyumu
KKTC ile TC
arasında devam eden üst düzey görüşmede, Kıbrıs sorununun
kapsamlı bir çözüme kavuşturulması için adım atılmaya
devam edilmesi konusunda karara varıldı.
Bu iyi niyet
kararının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iletilmesi de
toplantıda karara bağlanan bir başka konu oldu.
Yapılanlar
anlatılacak
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'a, Türk tarafının bugüne kadar
attığı olumlu adımlar anlatılacak.
TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından iletilecek
görüşlere, Tasos Papadopulos'un ve Rum yönetiminin çözüme karşı
duruşu da eklenecek.
Talat:
Kıbrıs konusundaki politik
tavırlar
uyumlaştırılacak
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'tan oluşan KKTC heyeti dün saat 16.40'da
vardığı Esenboğa Havaalanı'nda Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar
Yardımcısı Ertuğrul Apakan, KKTC'nin Ankara Büyükelçisi
Tamer Gazioğlu ve bazı yetkililer tarafından
karşılandı.
Kıbrıs
İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener'in ise, Talat'ın
uçağının rötar yapması üzerine bir süre Esenboğa'da
bekledikten sonra Esenboğa'dan ayrıldığı
öğrenildi.
Esenboğa'da
gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı
Talat, Ankara'da yapacakları görüşmelerle Kıbrıs
konusundaki politik tavırlarını uyumlaştıracaklarını
söyledi.
BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı
Prendergast'ın bugünkü (dünkü) görüşmede ilettiği Rum Yönetimi
Başkanı Papadopulos'un önerileri konusunda bir soruyu yanıtlayan
Cumhurbaşkanı Talat, basına yansıyan Rum görüşlerinin
Annan planının parametrelerinin oldukça dışında
bulunduğunu kaydetti. Talat, Papadopulos'un önerileriyle ilgili henüz
ayrıntılı yorum yapamayacağını, incelemesi
gerektiğini ifade ederek, gazetecilerden biraz sabırlı
olmalarını istedi.
"Cumhurbaşkanı
Sezer'le bir araya
gelmem söz
konusu olabilir"
Talat, Türkiye
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le planlanmış
bir görüşmesi bulunmadığını, ancak önümüzdeki günlerde
bir protokol ziyaretinde bir araya gelmelerinin söz konusu olabileceğini
belirtti.
Bugün (düm)
başlayan ziyaretin tamamen bir çalışma ziyareti olduğunu
vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soru üzerine, ABD
Kongre üyelerinin KKTC ziyaretini çok olumlu diye niteledi. Talat, "Ancak
atılan bu adımın arkasının gelmesi de önemli.
Kıbrıs'ta siyasi bir çözüm arzuluyoruz, ama Kıbrıs
Türkü'nün nefes alması da gerekir. O da ilk adım, bununla
yetinmememiz lazım" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı
Talat, Avrupa Birliği'nin öngördüğü iki tüzüğün geçirilmesini
beklediklerini kaydederek, nihai hedefin Kıbrıs'ta bütünlüklü bir
çözüm olduğunu vurguladı.
Talat,
Gambia'nın KKTC'yi tanıması konusunda Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'tan bilgi alarak şu anda öyle bir şey
olmadığını ancak, Gambia devlet başkanına
Kıbrıs'ı ziyaret daveti yaptıklarını bildirdi.
KIBRIS 03/06/05
Papadolpulos'un önerileri çok katı
RAHATSIZLIK
YARATTI... BM Genel Sekreteri'nin yardımcısı Prendergast,
aracılığıyla Cumhurbaşkanı Talat'a iletilen
Papadopulos'un önerileri oldukça katı bulundu ve Türk tarafında
rahatsızlık yarattı. Yetkililere göre Papadopulos, Annan
Planı'nı bir kenara iterek, bunun dışında kendi
şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya
çalışıyor
Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Yardımcısı Kieran
Prendergast, aracılığıyla Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat'a iletilen Rum lider Tasos Papadopulos'un önerileri oldukça katı
bulundu ve Türk tarafında rahatsızlık yarattı.
Yetkililere
göre Papadopulos, Annan Planı'nı bir kenara iterek, bunun
dışında kendi şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya
çalışıyor.
Rum yönetimi
lideri Tasos Papadopulos'un BM arabulucusu Prendergast'a önceki günkü ilk
görüşmede sunduğu öneri paketinin ayrıntıları
yavaş yavaş belli olmaya başladı. Bunlar öneriden çok,
müzakere koşulu olarak niteleniyor. Prendergast, bunları Türk
tarafına iletti.
Papadopulos'un
önerilerinin ayrıntıları şöyle:
- Türk askeri
tamamen adadan gidecek. Yunan askerleri de dahil, Ada askerden
arındırılacak.
- Türkiye'nin
garantörlük hakları sona erecek. Adaya müdahale hakkı ortadan
kalkacak. Bu durum diğer garantör ülkeler, Yunanistan ve İngiltere
için de geçerli olacak.
- Olası
bir anlaşmada garantör ülkelerin yerine BM Güvenlik Konseyi geçecek.
Başka bir deyişle BM Güvenlik Konseyi, olası bir
anlaşmanın garantörü olacak.
- 1974
Barış Harekatı'ndan sonra kuzeyde kalan Rum taşınmaz
malları tümüyle eski sahiplerine, yani Rumlara iade edilecek.
- Türkiye'den
gelerek adaya yerleşenlerin sayısı, bir
Kıbrıslıyla evli olsalar dahi, 30 binle
sınırlandırılacak. Geriye kalanlar Türkiye'ye dönecek.
- Kurulması
hedeflenen ortak yapıda yetki paylaşımı Rumlardan yana
değişecek. Annan Planı'nda Türklerle Rumlar arasında bir
yetki paylaşımı kurulmuştu. Rumların talebi, bu
dengenin merkezi hükümetten yana değişmesi. Yani merkezi hükümetin
yetkilerinin genişletilmesi. Bu da, olası bir anlaşmada söz
sahibinin Rumlar olacağı anlamına geliyor.
- BM Genel
Sekreterinin uzlaşmaya varılamayan konulardaki hakemlik yetkisi
ortadan kalkacak.
- Müzakerelerin
ucu açık olacak, herhangi bir takvimin söz konusu olmayacak.
- Kıbrıs
görüşmeleriyle Türkiye'nin AB müzakereleri arasında da herhangi bir
irtibat bulunmayacak.
Önemli
açıklamalar
Bu arada BM
arabulucusu Kieran Prendergast da çok önemli bir açıklamada bulundu.
Prendergast, "Rumların referandumda yüzde 74 oranındaki
hayır yanıtının evet'e çevrilmesi çözüm için önemli"
dedi.
Buradaki
gözlemcilere göre bu ifadeyle Predergast, BM'nin Türk tarafından cömert
tavizler istediğini üstü kapalı şekilde dile getiriyor.
Türk
tarafının, gerek Papadopulos'un öne sürdüğü koşullardan, gerekse
de BM arabulucusunun bu ifadesinden rahatsızlık duyduğu
belirtiliyor.
Papadopulos'a
güçlü destek
Bugüne kadar
hep çözümü savunan ya da savunduğunu iddia eden AKEL Partisinin Genel
Sekreteri Dimitris Hıristofyas da "Türkiye Annan planında hak
ettiğinden çok daha fazlasını aldı. Şimdi bu
fazlayı bize iade etmesi gerekiyor" dedi.
KIBRIS 03/06/05
Prendergast salı günü Annan'a rapor sunacak
7
HAZİRAN'DA NEW YORK'A DÖNECEK... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
dün BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı
Kieran Prendergast'la yeniden bir araya geldi. Prendergast, görüşmelerde
bulunmak üzere Atina ve Ankara'ya gidecek ve 7 Haziran'da New York'a dönerek BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'a rapor sunacak
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, dün BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu
Müsteşarı Kieran Prendergast'la yeniden bir araya geldi.
Sir Kieran
Prendergast, adayı, iki tarafı dinlemek ve Kıbrıs
müzakerelerinin yeniden başlaması için ortak bir zemin olup
olmadığını belirlemek amacıyla ziyaret etti.
Kıbrıs'ta bulunduğu süre içinde Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüşen
Prendergast, KKTC ve Güney Kıbrıs'tan siyasi parti liderleriyle de
bir araya geldi.
Prendergast'ın
görüşmelerde bulunmak üzere Atina ve Ankara'ya gitmesi ve 7 Haziran'da New
York'a dönerek BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a rapor sunması bekleniyor.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu
Müsteşarı Kieran Prendergast'ın görüşmesi saat 11.00'de
sona erdi.
Cumhurbaşkanlığında
yaklaşık 2 saat süren görüşme sonrasında basına
herhangi bir açıklama yapılmadı. Talat ile Prendergast
görüşme çıkışında basına el sıkışarak
poz verdi.
Cumhurbaşkanlığında
saat 09.00'da başlayan görüşmeye, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Cumhurbaşkanı Müsteşarı Raşit Pertev ve
UNFICYP Misyon Şefi ve Genel Sekreter Kıbrıs Özel Temsilcisi
Zbigniew Wlosowicz de katıldı.
Öncesinde
basına açıklama yapılmayan görüşmeye, Türk ve Rum
basın mensupları yoğun ilgi gösterdi.
Cumhurbaşkanı
Talat, Prendergast'la önceki gün yemekli bir toplantı
gerçekleştirmişti.
KIBRIS 03/06/05
Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nde "DNA" tartışmaları sürüyor
Pınar
SELENGİN
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi, kayıplarla ilgili konuları
görüşmek amacıyla dün yeniden toplandı. Ledra Palace Otel'de bir
araya gelen komite üyeleri, önceki gün tartışılan ancak herhangi
bir karara varılamayan DNA'lar konusunu görüştü.
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk temsilcisi
Rüstem Tatar, dünkü toplantıda, Türk tarafından sunulan önerilerin
tartışıldığını belirterek, komitenin henüz
DNA'lar konusunda ortak bir karar alamadığını söyledi.
DNA'lar
konusunun görüşülmesine devam edileceğini kaydeden Tatar, özellikle
kuzeydeki mezarların açılması için bu sorunun çözülmesi
gerektiğini yineledi.
Öte yandan,
güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgiye göre, kayıp kişilerin
bulunduğu mezarların açılabilmesi için DNA'lar sorununun
çözülmesi için Türk tarafının, komiteye sunduğu öneriler, Rum temsilci
tarafından kabul edilmiyor ve devamlı ret edildiği için sorunun
çözümü zorlaşıyor.
DNA'lar
konusunda mart ayında Rum temsilcinin komiteye bir dizi öneri
sunduğu, bunun üzerine de Türk tarafının söz konusu önerileri
geliştirerek yeniden komitenin gündemine getirdiği kaydedilirken,
Türk tarafının önerilerinin BM kanadı tarafından makul
karşılandığı halde, Rum tarafının bu
önerileri kabul etmediği belirtildi.
Aynı
kaynaklar, Rum tarafının, Türk temsilci tarafından sunulan
önerileri reddetmesinin en önemli sebebinin, 6-7 Haziran tarihlerinde
Starsbourg'ta yapılacak toplantılarda, Rum tarafının,
komitenin yaptığı çalışmaların
başarısız olduğunu ortaya koymak olduğunu kaydetti.
KIBRIS 03/06/05
Bush Yönetimi, Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için
attığı adımları destekliyor
ABD'nin Ankara
Büyükelçisi Edelman:
Bush Yönetimi,
Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için attığı
adımları destekliyor
ABD'nin Ankara
Büyükelçisi Eric Edelman, "Bush yönetimi BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs'ta çözüm için attığı adımları
destekliyor" dedi.
Büyükelçi
Edelman, Türk-Amerikan İş Konseyi'nin 20. yılı
dolayısıyla düzenlenen Boğaziçi Üniversitesi'ndeki
konferansın açılışında yaptığı
konuşmada, toplantıya katılan eski ve yeni kongre üyelerine
işaret ederek, bu kadar önemli üyenin burada bulunmasının gurur
verici olduğunu söyledi.
Kongrenin
Türkiye İnceleme Grubu üyelerinin Kuzey Kıbrıs'tan yeni
döndüklerini anımsatan Edelman, "Şunu bilmenizi istiyorum, Bush
yönetimi BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'ta çözüm için
attığı adımları destekliyor" dedi.
Birkaç hafta
içinde Türkiye'den ayrılacağını kaydeden Eric Edelman,
yapılan iyi işler için kendilerini kutlamaları gerektiğini
ancak ABD ile Türkiye'nin ticari ve ekonomik ilişkiler açısından
hedeflere ulaşma konusunda başarıya
ulaştığının da söylenemeyeceğini, bu
ilişkileri, siyasi, güvenlik, stratejik ilişkiler seviyesine çekmeyi
başaramadıklarını bildirdi.
Son 5
yıllık rakamların ABD-Türkiye ticari ve ekonomik ortaklık
ilişkilerinde bir ilerleme kaydedilemediğini gösterdiğini
belirten Büyükelçi Edelman, Amerikan şirketlerinin doğrudan
yatırımlarının da Türkiye açısından düşük
kalmaya devam ettiğini kaydetti.
Aşırı
bürokrasi, yolsuzluk
Bunun
nedenlerinin bilindiğini, ABD-Türkiye ekonomik gündeminin 2003
yılından çok farklı olmadığını, bazı
konular çözüme ulaştırılırken, bazı yeni
konuların da ortaya çıktığını anlatan Edelman,
"Ancak temel bazı gerçeklikler aynı olmaya devam etti.
Aşırı bir bürokrasi, yolsuzluk, çok fazla memur zihniyeti ve
reform ihtiyacı..." dedi.
Eric Edelman,
sözlerinin bir eleştiri olarak değil, harekete geçmek için bir
teşvik olarak kabul edilmesini istedi.
"Biz
Amerikalılar olarak zemin kaybettiğimiz için ilişkilerimizi
katmerlendirmek zorundayız" diyen Edelman, köprüyü daha iyi inşa
etmek için çok çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
ABD'nin Ankara
Büyükelçisi Edelman, "Bizim ilişkimize karşı,
yanlış yönlendiren fikirler ve Amerikan şirketlerini boykot
çağrıları, özellikle çirkin başlarını
kaldırdıkları zaman ezilmelidirler. Çünkü bunlar gerçekten çok
büyük zarar veriyorlar. Ekonomik ilişkiyi geliştirmek için önümüzde
büyük iş var" dedi.
Türk-Amerikan
İş Konseyi Başkanı Dr. Yılmaz Argüden de, Türkiye ile
ABD arasında tarihe dayanan uzun ve ortak çıkarlarla örtüşen
dostluk bulunduğunu vurguladı.
ABD'yi, Avrupa
Birliği üyeliği, IMF ile ilişkiler ve son olarak KKTC'deki yeni
açılım nedeniyle kutladıklarını belirten Argüden, iki
ülke arasındaki ilişkilerin gelişerek devam edeceği
inancını dile getirdi.
Yılmaz
Argüden, 20. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenledikleri
etkinliklerin, ABD'de önümüzdeki hafta düzenlenecek toplantı ile devam
edeceğini kaydetti.
KIBRIS 03/06/05
BM
temsilcisi hayal kırıklığına uğradı
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreterinin müzakere zemini bulunup
bulunmadığı konusunda liderlerin nabzını yoklamak
amacıyla Adaya gönderdiği Kieran Prendergast, temaslarının
sonucunda hayal kırıklığına uğradı.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:40 03 Haziran 2005 Cuma
Lefkoşa
- Prendergast, KKTC Başbakanı MEhmet Ali Talat ve Rum lider Tasos
Papadopulosla yaptığı görüşmeleri yakın çevresine,
Taraflar arasındaki uçurum büyük, şu anda üzerine köprü kurulamaz
diyerek değerlendirdi.
Prendergast,
anlaşmaya varılmasının liderlere kalmış bir karar
olduğunu belirterek Birleşmiş Milletlerin bu hedefe
ulaşılması için sadece kolaylaştırıcı ve tarafları
cesaretlendirici rol üstlenebileceğini söyledi.
ARADA UÇURUM VAR
Prendergastın iki taraf arasında uçurum var diye nitelediği
bir durumda Genel Sekreterin müzakereleri yeniden başlatacağına
ihtimal verilmiyor.
Prendergast, Görüşmelerinin sonunda Genel Sekretere bir rapor sunacak.
Genel Sekreter de müzakereleri başlatıp başlatmamaya karar
verecek. Bugün Atinada temaslarda bulunan BM arabulucusunun bir sonraki
durağı da Ankara olacak.
Bu arada Papadopulos, Prendergasta sunduğu önerilerle ilgili haberlerin
tam doğru olmadığını, belli amaç güttüğünü
düşündürdüğünü söyledi.
RUM BASINI: ÖNERİLER NTVDE
Öte yandan Rum basını, Papadopulosun sunduğu önerileri NTVnin
yayınladığını yazdı. Haberden alıntılar
yapan gazetelerde, Papadopulosun önerileri Türk medyasında. Talat bu
önerileri, Annan Planının parametreleri dışına
çıkıyor sözleriyle reddetti ifadesi dikkat çekti.
Papadopulosa muhalif Politis gazetesi de Talatın Papadopulosun
sunduğu 9 maddeyi reddettiğine dikkat çekti, Prendergastın iki
taraf arasında uçurum saptadığını liderlerin ortak bir
noktada buluşturulamayacağı izlenimi edindiğini yazdı.
Gazetenin yorumuna göre Papadopulosun sunduğu tezler, Annan Planının
dışına çıktığı gerekçesiyle Talat ve Ankara
tarafından reddedildi, Türk tarafı referandumdaki evet
yanıtından destek alarak Annan planında köklü
değişiklikler yapılmasına izin vermiyor.
TALATA SERT TEPKİ
Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovuysa Papadopulosun
sunduğu önerilerin NTVde yayınlanmasının ardından
Talattan gelen açıklamalara sert tepki gösterdi. Rum Bakan,
Talatın sözleri, kısır siyasi sözlerdir.
Ciddiyetsizliğini gösteren ve Genel Sekreterin olası inisyatifini
küçümseme çabasıdır. Diplomatik nezaket gereği Türkler,
Prendergastın Ankaraya gitmesini bekleyip görüşlerini ondan sonra
söylemeliydiler dedi.
|
NTV
Güncelleme: 14:13 03 Haziran 2005 Cuma
Ankara
- NTV canlı yayınında soruları yanıtlayan Talat,
Türkiyenin Gümrük Birliği protokolünü imzalarken, Rum tarafından
Rum Cumhuriyeti olarak söz edilmesinden rahatsız olduklarını
ancak, Ankaranın taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
|
Rum lider Tasos Papadopulosun görüşmelerin başlaması
için ortaya koyduğu koşulların Annan Planı parametlerinin
dışında olduğunu belirten Talat, Bunları
görüşürsem Annan planını kaldırmanız ve baştan
başlamanız lazım. Şu anda büyük bir belirsizlik var
dedi. |
|
|
|
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:13 03 Haziran 2005 Cuma
Lefkoşa
- Ancak bu öneriler Türk tarafında rahatsızlık yarattı.
Adadaki yetkililere göre Papadopulos, Annan Planını bir kenara
iterek, bunun dışında kendi şartlarıyla bir çözüm
formülü oluşturmaya çalışıyor.
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosun BM arabulucusu
Prendergasta önceki günkü ilk görüşmede sunduğu öneri paketinin
ayrıntıları yavaş yavaş belli olmaya
başladı. Bunlar öneriden çok, müzakere koşulu olarak
niteleniyor. Prendergast, bunları Türk tarafına iletti.
Papadopulosun önerilerinin ayrıntıları şöyle:
Türk
askeri tamamen Adadan gidecek. Yunan askerleri de dahil, Ada askerden
arındırılacak.
Türkiyenin
garantörlük hakları sona erecek. Adaya müdahale hakkı ortadan
kalkacak. Bu durum diğer garantör ülkeler, Yunanistan ve İngiltere
için de geçerli olacak.
Olası
bir anlaşmada garantör ülkelerin yerine BM Güvenlik Konseyi geçecek.
Başka bir deyişle BM Güvenlik Konseyi, olası bir
anlaşmanın garantörü olacak.
1974
Barış Harekatından sonra kuzeyde kalan Rum taşınmaz
malları tümüyle eski sahiplerine, yani Rumlara iade edilecek.
Türkiyeden
gelerek Adaya yerleşenlerin sayısı, bir
Kıbrıslıyla evli olsalar dahi, 30 binle
sınırlandırılacak. Geriye kalanlar Türkiyeye dönecek.
Kurulması
hedeflenen ortak yapıda yetki paylaşımı Rumlardan yana
değişecek. Annan Planında Türklerle Rumlar arasında bir
yetki paylaşımı kurulmuştu. Rumların talebi, bu
dengenin merkezi hükümetten yana değişmesi. Yani merkezi hükümetin
yetkilerinin genişletilmesi. Bu da, olası bir anlaşmada söz
sahibinin Rumlar olacağı anlamına geliyor.
BM
Genel Sekreterinin uzlaşmaya varılamayan konulardaki hakemlik yetkisi
ortadan kalkacak.
Müzakerelerin
ucu açık olacak, herhangi bir takvimin söz konusu olmayacak.
Kıbrıs
görüşmeleriyle Türkiyenin AB müzakereleri arasında da herhangi bir
irtibat bulunmayacak.
ANNAN PLANI KENARA İTİLİYOR
Papadopulosun sunduğu şartlar, Türk tarafında
rahatsızlık yarattı. Adadaki yetkililere göre Papadopulos,
Annan Planını bir kenara iterek, bunun dışında kendi
şartlarıyla bir çözüm formülü oluşturmaya
çalışıyor.
![]()
Bu arada BM arabulucusu Kieran Prendergast da çok önemli bir açıklamada
bulundu. Prendergast, Rumların referandumda yüzde 74 oranındaki
hayır yanıtının evete çevrilmesi çözüm için önemli dedi.
Buradaki gözlemcilere göre bu ifadeyle Predergast, BMnin Türk tarafından
cömert tavizler istediğini üstü kapalı şekilde dile getiriyor.
Türk tarafının, gerek Papadopulosun öne sürdüğü
koşullardan, gerekse de BM arabulucusunun bu ifadesinden rahatsızlık
duyduğu belirtiliyor.
Prendergast, Adadaki temaslarını takiben Ankara ve Atinaya gidecek.
PAPADOPULOSA GÜÇLÜ DESTEK
Bugüne kadar hep çözümü savunan ya da savunduğunu iddia eden AKEL
partisinin Genel Sekreteri Dimitris Hıristofyas da, Türkiye Annan
planında hakettiğinden çok daha fazlasını aldı.
Şimdi bu fazlayı bize iade etmesi gerekiyor dedi.