Talat resmen Cumhurbaşkanı

Yemin ederek KKTC Cumhurbaşkanlığı görevini Rauf Denktaş’tan devralan Mehmet Ali Talat, “Bana tarihin akışını degiştirme görevi verildi” dedi.

Lefkoşa
NTV-MSNBC

 

 

24 Nisan 2005—  Talat, olağanüstü toplanan Cumhuriyet Meclisi’nde yemin ederek, resmen Cumhurbaşkanı oldu. Denktaş, Talat’ın önünde zor bir görev olduğunu ve Rumlar’ın 2005’i EOKA yılı ilan ettikleri bir dönemde göreve geldiğini hatırlattı.

 

 

 

KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yemin etmesinin ardından Rauf Denktaş’tan görevi devraldı. Denktaş, “21 yaşındaki bir devleti güven içinde devrediyorum. Göreviniz bağımsızlığı, egemenliği korumak ve yüceltmek olacaktır”dedi.
       Talat da, “Bana tarihin akışını değiştirme görevi verildi. Bu sorumluluğun bilincindeyim halka hizmet etme amacıyla bu görevi devralıyorum.” dedi. Törene İngiltere Yüksek Komiseri Linn Parker ve ABD’nin Rum Kesimi Büyükelçisi Michael Klosson da katıldı.

TALAT: TÜRKİYE BİRLEŞMEYİ DESTEKLİYOR
       Talat, Der Spiegel’e verdiği demeçte de, “Bugünkü Türkiye de, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini destekliyor, Başbakan Erdoğan bunu çok açıkça ifade etti” şeklinde demeç verdi.
       Devir teslim töreni için Ada’ya giden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise, Talat’la işbirliğini sürdüreceklerini söyledi. Denktaş’a da Türkiye’nin takdirlerini sunacağını belirten Gül, Kıbrıs’ta Annan Planı’na ilişkin referandumun birinci yılında, Türklere verilen sözlerin hala yerine getirilmemesini eleştirdi.
       
HAZİRAN’DA ARA SEÇİM

Talat’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından CTP-Birleşik Güçler başkan vekilliğine Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer getirildi. Parti 21 Mayıs’ta da olağanüstü kurultaya gitme kararı aldı.
       Parti meclisinde Talat’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle mecliste boşalan bir milletvekilliği için Haziran sonunda ara seçim yapılması için çalışma başlatılması da kararlaştırıldı.
       
KOALİSYON YENİDEN KURULACAK
       Koalisyon ortağı Demokrat Parti meclisi de yeni hükümetin programı ve protokolüne ilişkin son durumu değerlendirdi.
       Koalisyon hükümeti, Başbakan Talat’ın istifa etmesiyle daha önce iki parti arasında varılan anlaşma gereği yeniden kurulacak. Yeni hükümet kuruluncaya kadar Başbakanlığa Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın vekalet edecek.
       Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulması kesinleşen yeni hükümette CTP-BG’nin 7, DP’nin ise 3 bakanlığı olacak. Talat oyların yüzde 55.6’sını, UBP lideri Derviş Eroğlu ise 22.7’sini aldı.
       

Klerides’ten 1974 itirafı

 

Kıbrıs Rum Yönetimi’nin eski lideri Glafkos Klerides, “1973’te Türklerle anlaşıyoruz deseydim, 1974 olayları yaşanmayabilirdi” itirafında bulundu.

 

NTV

24 Nisan 2005 —  Atina’da yayımlanan To Vima gazetesine demeç veren Klerides, müzakereci olarak görev yaptığı 1973’te Türk tarafıyla anlaşma noktasına gelindiğini açıklamamış olmasını büyük bir yanlış olarak niteledi.

Klerides, o zaman müzakereci olarak çıkıp bunu halka söylememesinin, kendi payına büyük bir yanlış olduğunu vurguladı.

Klerides, “Başpiskopos Makarios, Albay Grivas’tan korkuyordu. Ben de belki de Makarios ile Grivas’ın beni yalanlamalarından korktum” dedi.
       

Papadopulos: Birleşmeden yanayız

 

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tassos Papadopulos, Kıbrıslı Türklerle birleşmeden yana olduklarını söyledi.

 

NTV

24 Nisan 2005 —  Papadopulos, Annan Planı’nda Avrupa Birliği kurallarına uygun olarak değişiklikler yapılması gerektiğini savundu.

Papadopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan planının müzakere masasından kaldırılamayacağını belirtti. Rum lider, Annan Planı’nın gelecek müzakerelerin de temelini oluşturacağını kaydetti.
       Tasos Papadopulos, yaptıracakları değişikliklerle Annan Planı’nı Rum halkının kabul edebileği hale getirmeye çalışacaklarını belirtti. Papadopulos, Annan Planı’nın referandumda reddedilmesinin ardından Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye girdiğini hatırlattı.
       
‘MÜZAKERELER BAŞLASIN DEMEK YETMEZ’
       Papadopulos, bu nedenle Annan Planı’nın yapılacak değişikliklerle AB prensiplerine uygun hale getirilmesi gerektiğini savundu. Papadopulos, Mehmet Ali Talat’ın KKTC’de cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesiyle ilgili olarak da, “Sadece müzakerelerin başlamasını istiyoruz” demenin yeterli olmadığını kaydetti.
       

Talat jest için neden olmadığını söyledi


24 Nisan, 2005 15:04:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türk tarafının jest yapması için bir neden olmadığını söyledi.

Alman Der Spiegel dergisine demeç veren Talat, Rum lideri Tasos Papadopulos’un Annan Planı’nı kabul etmeyerek Ada’da güvensizlik yaratığını vurguladı.

 

Türk tarafının güven yaratmaya ihtiyacı olmadığını da belirten Talat, ''Annan Planı'nı, Türklerin yaklaşık üçte birinin diğer bölgelere göç etmek zorunda kalacağını bilmemize rağmen, geçtiğimiz yıl kabul ettik. Fedakarlık yapmaya hazırdık. Şu sıralar özel bir jest yapmak için neden görmüyorum. Rum Kesimi harekete geçmeli'' dedi.

 

Türkiye'nin Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini desteklediğini de dile getiren KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ın birleşmesini desteklediğini açıkça ifade ettiğini belirtti.

 

“KKTC’nin politikası benimle değişti”

 

Kendisiyle birlikte KKTC'nin politikasının değiştiğini dile getiren Talat, “bugüne kadar hükümet yeniden birleşmeden yanaydı, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise, buna karşı çıkıyordu. Şimdi hem hükümet, hem de Cumhurbaşkanı bir çözüm için çaba harcayacak” dedi.

 

Türkiye’nin KKTC'yi tanıyan tek ülke olduğunu hatırlatan Mehmet Ali Talat, “bu nedenle de en önemli müttefikimiz. Dış politika konularında birlikte karar alıyoruz. Bir konuda Türkiye'nin istediği bir şeyi bizim istemememiz gibi ya da tersi bir durum söz konusu olmuyor” dedi. Talat, Türkiye ile ilişkilerinin bir emir komuta zinciri şeklinde olmadığını da belirtti.

 

“Türk askerinin çekilmesi mümkün değil”

 

Ada’da bir çözüme ulaşılmadan Türkiye’nin askerlerini çekmesinin mümkün olmadığını ifade eden Talat, “aksi takdirde Rumlar gelir, 'Bu benim evim, burası benim toprağım' der. Yeniden çatışmalar meydana gelir ve AB'nin bunu önleyecek ordusu yok” dedi.

 

Kıbrıs’ta çözüm sağlanmadan kendilerini güvende hissetmelerinin sözkonusu olmadığını dile getiren Talat, “önce malvarlığı konularında da anlaşmaya varmamız lazım. Bu gerçekleşinceye kadar Türk askeri olmadan kendimizi güvende hissetmiyoruz'' dedi. 

 

Rum Kesimi’nin iktidarı Türklerle paylaşmak istemediğini belirten KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Talat, kendilerinin Rumlarla aynı siyasi haklara sahip olmak istediklerini vurguladı.

KKTC'de Talat dönemi başladı

 

Denktaş: ''Tarihi bir gün yaşıyoruz''



24 Nisan, 2005 18:32:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 'Rauf Denktaş'sız' dönem resmen başladı. 17 nisanda yapılan seçimle cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat, yemin etti.

17 nisanda yapılan seçimle cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat, yemin etti. Talat, KKTC Meclisi'nde yemin ederek göreve başladı. Görevini devralmak üzere cumhurbaşkanlığına gelen Talat, askeri törenle karşılandı.
 
Tören ilk olarak olağanüstü toplanan KKTC Meclisi'nde başladı. Kürsüye alkışlar arasında çıkan Talat yeni görevi için yemin etti.
 
Talat buradan cumhurbaşkanlığı sarayına geçerek, Rauf Denkteş ile başbaşa bir görüşme yaptı. Görüşmenin ardından Rauf Denktaş veda, Talat ise teşekkür konuşması yaptı.
 
Rauf Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a törenle görevini devretti. Cumhurbaşkanlığı çalışanlarının gözyaşlarını tutamadığı törende Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül temsil etti.
 
Abdullah Gül, Denktaş ve Talat'ı Girne'deki evlerinde ziyaret etti. Gül, Denktaş'a Türkiye adına teşşekkür ederken, Talat'a ise işbirliğinin devam edeceğini söyledi.
 
Referandumun yıldönümüne denk geldi
 
Tarihi devir teslim töreni geçtiğimiz yıl yapılan Annan Planı referandumunun yıldönümüne denk geldi. Bu duruma dikkat çeken Gül, "referandumun üzerinden bir yıl geçti, verilen sözler henüz yerine getirilmemiştir. Kıbrıs Türklerine böyle bir noktadan sonra kimse herhangi bir suçlamada bulunamaz'' dedi.
 
Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye ile kader birliği içinde bulundukları söyledi ve "Türkiye Cumhuriyeti'ne teşekkür ederiz" dedi. Talat'ın zor bir görev devraldığını söyleyen Denktaş da, ''biz kendisine bu zor görevde yardımcı olacağız'' dedi.
 
Konuşmaların ardından Denktaş cumhurbaşkanlığı forsunu Talat'a verdi ve ikili tören kıtasını teftiş ettiler.
 
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök de görevinden resmen ayrılan rauf denktaş'a mesaj gönderdi. Özkök mesajında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin KKTC halkının güvenliğinin en büşük teminatı olmaya devam edeceğini vurguladı.

 

 

Bayrağa saygısızlıkta Kıbrıslı Rum parmağı

Yorgo KIRBAKİ / ATİNA

Atina Evelpidon Harp Okulu’nda Türk bayrağına yapılan saygısızlık olayına Kıbrıslı bir Rum öğrencinin adı karıştı.

Okulun öğretim üyelerinden Dr. Teodoros Liolios, Apoyevmatini Gazetesi’nde, Türk bayrağına saygısızlıktan önce okulda meydana gelen bir olaydan ve adını açıklamadığı bir Kıbrıslı Rum öğrenciden bahsetti.

Liolios, ‘Sıcakkanlı Kıbrıslı öğrenci hiçbir şekilde Türkiye’nin milli sembollerini incitmeyi düşünmedi. Ancak, herkesin anlayacağı gibi Kıbrıslıların Türk Harp Okulu öğrencilerine karşı daha farklı bir bakış açıları var. Aralarındaki (Türk öğrencilerle) tartışma, daha soğukkanlı olan diğer meslektaşlarının dikkatinden kaçıp küçük bir söz düellosuna dönüştü. Kıbrıslı öğrenci saflığı ile gayrı ihtiyari sürüklenip Türk misafirlerle kavga etti’ dedi.

 HURRIYET 25/04/05

 

Kahramana veda

Ömer BİLGE

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'a görevini devretti.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün yeni Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat’a törenle görevini devretti. Cumhurbaşkanlığı çalışanlarının gözyaşlarını tutamadığı tarihi devir teslim töreninde Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül temsil etti. Devir teslim törenleri Talat’ın ant içmesi için olağanüstü toplanan KKTC Meclisi’nde başladı. Yeni Cumhurbaşkanı Talat ant içmek için geldiği KKTC Meclisi’nde törenle karşılandı. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanlığı forsu meclis özel gönderine çekildi ve Talat alkışlar arasında kürsüden yemin etti.

101 PARE TOP

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de katıldığı tarihi oturumun ardından 101 pare top atışı yapıldı ve resmi binalara bayrak çekilerek Talat görevine resmen başladı. Uzun bir kortej halinde Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na eşi ile birlikte gelen Talat, önce şeref kıtasını selamladı ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir süre başbaşa görüştü. Daha sonra Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, veda, Talat ise teşekkür konuşması yaptı.

ALKIŞLARLA

Denktaş konuşmasında, Talat’a ‘Bir bakıma şanslısınız’ diyerek, halkın Talat’ı Rumların 2005 yılını EOKA yılı ilan ettiği bir dönemde cumhurbaşkanı sectiğini belirtti. Denktaş, ‘Siz bu açıdan şanslısınız ki halkımız, yeni bir değerlendirme yapacak duruma gelmiştir’ dedi.

Denktaş ile Talat konuşmalarının ardından tören kıtasını teftiş etti. Denktaş teftişinde ‘Allahaısmarladık asker’ diyerek tören kıtasını selamladı

Rauf Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı Talat ve eşiyle de vedalaşmasının ardından alkışlar arasında köşkten ayrıldı. Duygulu anların yaşandığı törende Cumhurbaşkanlığı Sarayı çalışanları gözyaşlarını tutamadı.  

 

 

HURRIYET 25/04/05

 

KKTC’yi yücelteceğime şerefim üzerine ant içerim

KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Meclis’te ant içerek resmen görevine başladı.

Talat’ın ettiği yemin şöyle: ‘Devletin varlığı ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, hukukun üstünlüğüne demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma, halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma, her yurttaşın insan hakları ve temel hak ve özgürlüklerinden yararlanması ülküsünden ve Anayasa ile yasalara bağlılıktan ayrılmayacağıma, KKTC’yi yüceltmek ve üzerine aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim.’

DENKTAŞ’A TEŞEKKÜR

Talat, Denktaş’tan görevi devralmasının ardından yaptığı konuşmada da, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a toplum olarak teşekkür borçları bulunduğuna da dikkat çekti ve tarihin Denktaş’ın Türk toplumunun var oluş mücadelesindeki katkılarını yazacağını söyledi. Talat, Rumlara da barış elini uzattı. 

HURRIYET 25/04/05

 

Abdullah Gül bugün KKTC'de

Cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmak üzere bugün günübirliğine KKTC'ye gelecek olan Abdullah Gül, eski ve yeni cumhurbaşkanları ile görüşecek; cumhurbaşkanlığında verilecek resepsiyona da katılacak

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmak üzere bugün KKTC'ye geliyor.

KKTC'ye yaklaşık 8 saatlik bir ziyaret yapacak Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Cumhurbaşkanlığı'nı devralacak Mehmet Ali Talat'la birer görüşme de yapacak.

Bugün saat 11.50'de özel uçakla adaya gelecek olan Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ilk önce Denktaş ve Talat'la planlanan görüşmelerini gerçekleştirecek. Gül, saat 13.00'te Talat, saat 14.00'te de Denktaş'la bir araya gelecek.

Gül, Büyükelçilik'te bir süre istirahat ettikten sonra saat 16.00'da, KKTC'nin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ant içme töreni için Cumhuriyet Meclisi'ne gidecek.

Abdullah Gül, meclisteki törenin ardından saat 17.30'da başlayacak Cumhurbaşkanlığı'ndaki devir teslim töreni ile konuklar onuruna verilecek resepsiyona katılacak.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı'ndaki resepsiyonun ardından Türkiye'ye dönecek.

KIBRIS 24/04/2005

 

Değişim bugün

Yeni liderle yeni bir dönem bugün başlıyor. Mehmet Ali Talat, bugün görevi görkemli bir törenle Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan devralıyor. Talat bugün artık resmen cumhurbaşkanı

Değişim bugün

MİLLETVEKİLLİĞİNE VEDA... Başbakanlıktan istifasını dünden geçerli olacak şekilde önceki gün Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunan Talat'ın istifası, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dün istifayı kabul ettiğini içeren cevabi yazısıyla gerçekleşmiş oldu. CTP-BG Genel Başkanlığı ve partideki görevlerinden bugün ayrılacak olan Talat'ın milletvekilliği de bugün yemin edip cumhurbaşkanlığı görevine başlamasıyla son bulacak

GÖREVLENDİRME YARINA... Yeni dönemde Başbakanlık görevini üstlenecek olan CTP/BG Başkan Vekili ve Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in, yarın hükümeti kurmakla görevlendirilmesi bekleniyor. Soyer, Cumhurbaşkanlığı'nı bugün devralacak Mehmet Ali Talat tarafından görevlendirilecek. Soyer'in gelen hafta için kabinesini oluşturması bekleniyor

YENİ HÜKÜMET HAFTAYA... Bugüne dek 6. kez koalisyon ortaklığı yapacak olan CTP-BG ile DP, hükümet protokolü çalışmalarını tamamlarken; çalışmalar, hükümet programı üzerinde yoğunlaştırıldı. CTP-BG'nin büyük ortak olarak üçüncü kez hükümette yer alacağı koalisyonun hükümet programı çalışmaları ise, iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak hazırlıkların birleştirilmesiyle tamamlanacak. Ortaklar, yarın yapılacak görevlendirmenin ardından, hükümet programını sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde Cumhuriyet Meclisi'ne sunmayı hedefliyor

Cumhurbaşkanlığı'nda bugün önemli bir gün. Yeni liderle yeni bir döneme başlanıyor. Değişimin günü olan bugün, Mehmet Ali Talat görevi görkemli bir törenle Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan devralacak. Bu arada Mehmet Ali Talat'ın Başbakanlık'tan istifası dün resmi gazetede de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Talat'ın bugün de parti başkanlığı ve milletvekilliği sona erecek. Talat bugün artık resmen cumhurbaşkanı.

Başbakanlıktan istifasını dünden geçerli olacak şekilde önceki gün Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunan Talat'ın istifası, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dün istifayı kabul ettiğini içeren cevabi yazısıyla gerçekleşmiş oldu.

CTP-BG Genel Başkanlığı ve partideki görevlerinden bugün ayrılacak olan Talat'ın milletvekilliği ise, Cumhurbaşkanlığı görevine başlamasıyla sona erecek.

17 Nisan'da yapılan seçimi kazanmasının ardından Yüksek Seçim Kurulu'nun "Cumhurbaşkanlığı'nı mı, milletvekilliğini mi tercih ettiği" sorusuna verdiği yanıtla Cumhurbaşkanlığı görevini kabul eden Mehmet Ali Talat, bugün yemin edip Cumhurbaşkanı olmasıyla milletvekilliğinden de ayrılmış olacak.

Mehmet Ali Talat'ın Başbakanlık'tan istifasıyla, 2. Talat Hükümeti de istifa etmiş oldu. Ancak, CTP-BG ile DP ortaklığındaki koalisyon hükümeti, yeni hükümet kuruluncaya kadar, görevine devam edecek. Hükümete, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş başkanlık edecek.

Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş başkanlığındaki müstafi hükümetin ömrü ise, yeni kabinenin Cumhurbaşkanı'nca onaylanmasıyla birlikte son bulacak.

Yeni hükümet, CTP-BG'nin aldığı karar doğrultusunda partinin Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak.

Görevlendirme yarına

Yeni dönemde Başbakanlık görevini üstlenecek Soyer'in, yarın hükümeti kurmakla görevlendirilmesi bekleniyor. Soyer, Cumhurbaşkanlığı'nı bugün devralacak Mehmet Ali Talat tarafından görevlendirilecek. Soyer'in gelecek hafta için kabinesini oluşturması bekleniyor.

Hükümet çalışmaları

 

Bu arada, 6. kez koalisyon ortaklığı yapacak CTP-BG ile DP, hükümet protokolü çalışmalarını tamamlarken; koalisyonla ilgili çalışmalar, hükümet programı üzerinde yoğunlaştırıldı.

CTP-BG'nin büyük ortak olarak üçüncü kez hükümette yer alacağı koalisyonun hükümet programı çalışmaları ise, iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak hazırlıkların birleştirilmesiyle tamamlanacak.

Koalisyon ortakları, yarın yapılacak görevlendirmenin ardından, hükümet programını sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde Cumhuriyet Meclisi'ne sunmayı hedefliyor.

2. Talat hükümeti tarihe geçecek

Soyer başkanlığındaki yeni hükümetin kurulmasıyla, Talat başkanlığında 8 Mart'ta kurulan CTP/BG-DP Koalisyon Hükümeti tamamlanmış olacak. Böylelikle 2. Talat Hükümeti, yaklaşık 1.5 aylık kısa ömrüyle, Kıbrıs Türk siyasi tarihine "en kısa süreli hükümet" olarak geçecek.

CTP-BG'nin büyük ortak olduğu ilk hükümet, Aralık 2003 seçimlerinin ardından 13 Ocak 2004'te kurulmuştu.

Kıbrıs Türk siyasetindeki 18'inci hükümet olan 1. Talat Hükümeti, CTP-BG ve DP'den gelen istifalarla azınlığa düştü ve 20 Ekim 2004'te istifa etti.

Ülkenin yaklaşık 4 ay istifa etmiş hükümetle yönetilmesinin ardından 20 Şubat'ta yapılan erken seçimlerden koalisyonun büyük ortağı CTP gücünü artırarak çıktı. 20 Şubat seçimlerinin ardından koalisyon ortakları devam kararı aldı, ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle "geçiş" hükümeti kuruldu. 10 Mart'ta Meclis'ten güvenoyu alan 2. Talat Hükümeti, 1. Talat Hükümeti'nin devamı şeklinde ve aynı kabineyle görevini sürdürdü. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından kurulacak yeni "CTP/BG-DP Koalisyon Hükümeti"nin protokolüne ilişkin temel ilkeler ve bakanlık dağılımı da o dönemde belirlendi.

Yeni hükümetle kabinedeki oran değişecek

Buna göre, bugüne kadar 6'sı CTP-BG, 4'ü de DP'de olacak şekilde ortaklık yapan iki parti, yeni hükümette değişiklik yapacak. DP'ye ait bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın da CTP-BG'ye geçmesiyle kabine 7'ye 3 şeklinde paylaşılacak.

Soyer başkanlığında başlayacak yeni dönemde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yanında sınırlı da olsa takas şeklinde yer değiştirecek daire ve kurumlar da var. Buna göre, Başbakanlık'a bağlı Enformasyon Dairesi DP'ye ait Dışişleri Bakanlığı'na, DP'ye bağlı Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki Devlet Planlama Örgütü de Başbakanlık'a bağlanacak.

Hükümet çoğunluğu 29

Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23'ü CTP-BG, 6'sı da DP'ye ait olmak üzere Meclis'te 29 sandalyeye sahip olacak. Lefkoşa Milletvekili Talat'ın istifasıyla boşalan bir milletvekilliği için ise bu yıl haziran ayında ara seçim öngörülüyor. Ancak bunun mümkün olabilmesi için Meclis çoğunluğuyla 29 Nisan'a kadar karar alınması gerekiyor.

Meclis'teki muhalefet partilerinden UBP'nin 19, BDH'nın ise 1 milletvekili var.

KIBRIS 24/04/2005

 

 

Sarayda tebrik ve görkemli kokteyl

DUYGU YÜKLÜ DEVİR TESLİM... Talat, cumhurbaşkanlığı sarayında Rauf Denktaş ile baş başa bir görüşme yaptı. Görüşmenin ardından Denktaş veda, Talat ise teşekkür konuşması yaptı. Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı Talat'a törenle görevini devretti. Uğurlama töreninde, öncelikle cumhurbaşkanlığı forsu indirilerek, Talat tarafından 1. Cumhurbaşkanı Denktaş'a takdim edildi, yeni fors göndere çekildi. Forsun takdimi sırasında duygulu anlar yaşandı

TEBRİK KABULÜ VE KOKTEYL... Cumhurbaşkanı Talat ve eşi Oya Talat, devir teslim töreninin tamamlanması ve 1. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın uğurlanması ardından tebrik kabul etti. Tebrik kabulüne; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni temsilen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'nin devlet ve hükümet yetkilileri ile ABD Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson ve İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker de katıldı. Tebrik kabulünün ardından cumhurbaşkanlığı sarayının kapıları açılarak halka açık resepsiyon verildi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat, Cumhurbaşkanlığı'ndaki devir teslim töreninin tamamlanması ve 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın uğurlanması ardından tebrik kabul etti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat'ın tebrik kabulüne; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni temsilen Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Vekili Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni temsilen Hava Orgeneral Faruk Cömert, KKTC'de geçmişte görev yapan emekli Orgeneral Haydar Saltık, KTBK Komutanı Korgeneral Hasan Memişoğlu, 28. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Aydemir Cülcüloğlu, 39. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Yalçın Pehlivanoğlu, GKK Komutanı Tümgeneral Tevfik Özkılıç, ABD Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson, İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker anayasal kurumların temsilcileri, bazı milletvekilleri, çok sayıda bürokrat ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

Tebrik kabulünün ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın kapıları açılarak halka açık görkemli bir resepsiyon verildi.

Tarihi güne özel düzenleme

KKTC'de bir ilkin yaşandığı tarihi gün için özel düzenlemeler yapıldı. Cumhuriyet Meydanı'ndan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na kadar halkın rahatça ağırlanması için masalar düzenlendi, yollar çiçeklerle donatılarak, yerlere mersin dalları serpildi.

SOS'ten müzik ve havai fişekler

Resepsiyon sırasında konuşan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir kez daha barış elini Rum toplumuna uzattığını ve Kıbrıs'ı birleştirmeyi arzu ettiklerini kaydederek, "Bölünmüşlüğü sürdürmenin sorumlusu Kıbrıs Türkü değildir. Bunu tüm dünyaya ve Rum halkına anlatacağız" dedi.

Resepsiyon sırasında Cumhurbaşkanı Talat ve eşi Oya Talat önce halkın tebriklerini kabul etti. SOS grubunun konser verdiği resepsiyonda, Mehmet Ali Talat'ın konuşmasının ardından havai fişek atıldı, Gençlik Merkezi folklor ekibi gösteri yaptı.

Talat: Düşüncelerinizi bayrak yapacağım

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuşmasına, " 'Saraya saraya' dediniz hep beraber sizin duygularınızı, sizin düşüncelerinizi ve sizin isteklerinizi saraya taşıdık" diyerek başladı.

Herkesle teker teker öpüşmek ve kucaklaşmak istediğini ancak onların beyinleri ve kalpleriyle kucaklaştığını kaydeden Talat, "Cumhurbaşkanı olarak artık sizin düşüncelerinizi ve sevginizi bayrak yapacağım"dedi.

Dünün referandumun birinci yıldönümüne denk geldiğine de dikkat çeken Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bugünün Kıbrıs Türkü'nün barış arzusunu sandığa yansıtarak bütün dünyaya duyurduğu gün olduğunu ifade etti.

Talat, "Bugün sizin iradenizle aynı doğrultuda bir cumhurbaşkanlığı yaratmayı da başardık. Bu anlamlı günde cumhurbaşkanlığını devralırken bir anlamda sizin iradenizi de buraya taşımış olduk" dedi.

Bu değişikliğin dünya tarafından da olumlu karşılanacağına olan inancını da dile getiren Cumhurbaşkanı Talat, dünyanın Kıbrıs Türkü'nün barışa ulaşma kararlılığını bir kez daha gördüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, "Ben ve eşim cumhurbaşkanlığını Kıbrıs Türkü'nün sevgisinin, arzularının ve düşüncelerinin mekanı, kadın-erkek eşitliği ve insanlar arasında ayrım yapılmamasının simgesi haline getireceğiz" dedi.

"Dünya da bizi farklı gözle algılayacak" diyen Talat, dünyadan da artık izolasyonların kalkması için somut adımlar istediklerini kaydetti.

Bundan sonra ülkede yepyeni bir politika olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs Türkü'nün barış ve çözüm istediğini ve ülkede devrim yaratırken dünyanın da kendilerine destek olmasını, uzlaşmaz Papadopulos önünde yalnız bırakmamasını istediklerini vurguladı.

"Türkiye politikalarımızın arkasında"

TC Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün de gelerek görevi devralmadan kendisini ziyaret ettiğini ve devralmasına da tanıklık ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Talat, Gül'ün kendisine Türkiye'nin politikalarının arkasında olduğunu ifade ettiğini söyledi.

"Bu bize gurur ve gelecek için umut veriyor" diyen Cumhurbaşkanı Talat, yaşanılan büyük değişimin Türkiye'nin AB süreci için de önemli olduğunun bilinci içinde Türkiye'ye destek olmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Barış eli

Bir kez daha barış elini Rum toplumuna uzattığını ve Kıbrıs'ı birleştirmeyi arzu ettiğini belirten Talat, "Bölünmüşlüğü sürdürmenin sorumlusu Kıbrıs Türkü değildir. Bunu tüm dünyaya ve Rum halkına anlatacağız" dedi.

Yeni hükümet

Yakında yeni hükümet kurulacağını ve CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer'in başbakan olacağını hatırlatan Mehmet Ali Talat, yaşanması güzel bir yurt yaratacaklarını söyledi.

Sendikalar, sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşlarla birlikte sorunları çözeceklerini kaydeden Talat, hükümete destek istedi.

Köyleri ziyaret

Bundan sonraki günlerde tüm bölgeleri ve köyleri teker teker ziyaret edeceğini de vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, "Sizlerle iç içe gönül gönüle olmaya devam edeceğiz" dedi.

Oya Talat

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın eşi Oya Talat da, uzun bir devrim koşusunun hep birlikte koşulduğunu ifade ederek, bundan sonra da barışa ve güzel günlere hep birlikte yürüyeceklerini söyledi.

 KIBRIS 25/04/05

Gül: BM zemininde çözümü destekliyoruz

ÇÖZÜME DESTEK... Gül: BM önderliğinde kalıcı bir çözümün bulunması için yapılacak bütün çalışmalar desteklenecektir ve Türkiye bu çerçeve içerisinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomik ve sosyal yapısının kuvvetlendirilmesi, buradaki halkın refah seviyesinin yükseltilmesi için de bütün ayrıcalıklı ilişkileri devam ettirecektir

TÜRKİYE ÇÖZÜM VE BARIŞ İÇİN ÇALIŞIYOR... "Türkiye de Kıbrıs Türk halkı gibi, BM çerçevesinde adada kalıcı, adil bir barışa ulaşılmasını arzu etmektedir. Türkiye, ahdi ve tarihi yükümlülükleriyle Kıbrıs Türk halkına karşı sorumluluğunun bilinci içinde, Kıbrıslı Türk kardeşlerine bugüne kadar vermiş olduğu desteği bundan sonra da kararlılıkla vermeye devam edecektir"

TALAT'I ŞAHSEN KUTLAMA FIRSATI... Talat'ı şahsen kutlama fırsatı bulduğunu ifade eden Abdullah Gül, "Başbakanlığı süresinde kurduğumuz yakın temas ve işbirliğini sürdüreceğimiz tabiidir. Kendisinin Kıbrıs Türk halkına değerli hizmetlerde bulunacağından hiçbir kuşkumuz yok" dedi

KKTC cumhurbaşkanlığı devir- teslim törenine katılmak üzere dün günübirlik adaya gelen TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "KKTC dünyada örnek bir devlettir. Ekonomik ve sosyal olarak gelişmesi için ayrıcalıklı ilişkiler devam edecektir" dedi.

Abdullah Gül, KKTC'nin, tüm kurumlarıyla işleyen bir devlet olduğunu, demokratik, adil ve şeffaf biçimde gerçekleştirdiği seçimlerle bir kez daha tüm dünyaya kendini ispat ettiğini kaydetti.

Talat'ı şahsen kutlama fırsatı bulduğunu ifade eden Gül, "Başbakanlığı süresinde kurduğumuz yakın temas ve işbirliğini sürdüreceğimiz tabiidir. Kendisinin Kıbrıs Türk halkına değerli hizmetlerde bulunacağından hiçbir kuşkumuz yok" dedi.

Gül, "Birleşmiş Milletler önderliğinde kalıcı bir çözümün bulunması için yapılacak bütün çalışmalar desteklenecektir ve Türkiye bu çerçeve içerisinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomik ve sosyal yapısının kuvvetlendirilmesi, buradaki halkın refah seviyesinin yükseltilmesi için de bütün ayrıcalıklı ilişkileri devam ettirecektir" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklı davasının daima arkasında olacağının altını çizen Gül, Kıbrıs'ta Birleşmiş Milletler önderliğinde kalıcı bir çözümün bulunması için yapılacak bütün çalışmaları Ankara'nın destekleyeceğini ve bu çerçeve içerisinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomik ve sosyal yapısının kuvvetlendirilmesi ve Kıbrıs Türk halkının refah seviyesinin yükseltilmesi için bütün ayrıcalıklı ilişkilerin Türkiye ile KKTC arasında devam ettirileceğini bildirdi.

Bakan Gül, 17 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan ve dün başbakanlık görevinden istifa eden CTP/BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın, Cumhuriyet Meclisi'nde gerçekleşecek ant içme töreni ile cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine TC Hükümeti'ni temsilen katılmak amacıyla dün saat 12.10'da özel uçakla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geldi.

Gül, törenler öncesinde 13.00'de KKTC'nin 2. Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ı Girne'deki ikametgâhında ziyaret ederken, 14.00'de de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı Girne'deki ikametgâhının bulunduğu Yılan Adası'nda ziyaret etti.

Gül, kalabalık bir heyetle geldi

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 17 Nisan'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan ve önceki gün başbakanlık görevinden istifa eden CTP/BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın, Cumhuriyet Meclisi'nde gerçekleşen ant içme töreni ile cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katıldı.

Gül'e KKTC ziyaretinde, Büyükelçi TC Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ertuğrul Apakan, Elçi Bakan Özel Müşaviri Gürcan Türkoğlu, Elçi Bakanlık Sözcüsü Namık Tan, Bakan Özel Kalem Müdürü Mehmet Samsar ve İkinci Katip Berk Baran eşlik etti.

Gül'ü Ercan Devlet Havaalanı'nda, Başbakan Vekili Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, İçişleri Bakanı Özkan Murat, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Erbil Akbil, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve diğer yetkililer karşıladı.

Ankara'da gazetecilerin sorularını yanıtladı

Gül, 17 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Başbakan Mehmet Ali Talat'ın Cumhuriyet Meclisi'ndeki ant içme töreninde hükümeti temsilen KKTC'ye gittiğini ve bu ziyaretten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Gül, ziyaretin ayrıca Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a, Türk hükümetinin takdir ve şükranlarını sunmak için bir vesile olacağını belirtti. Dışişleri Bakanı Gül, şöyle devam etti:

"Kendisi, 1960'da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda, Cemaat Meclisi Başkanlığı'ndan başlayarak, kuruluşunda büyük emek harcadığı KKTC'nin cumhurbaşkanlığına kadar, bütün ömrünü Kıbrıs halkına ve Kıbrıs davasına harcamıştır. Kıbrıs'ın tarihinde önemli bir yere sahip olan bu devlet adamının bundan sonra da bilgisi, tecrübesi ve tavsiyeleriyle KKTC yöneticilerine ışık tutmaya devam etmesini temenni ediyoruz."

KKTC'yi desteklemeye devam edeceğiz

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Gül, KKTC'ye gelişinin ardından Ercan Havaalanı'nda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının haklı davasını desteklemeye devam edeceğini söyledi.

Bakan Gül, "Şüphesiz yine Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklı davasının daima arkasında olacaktır" dedi.

Talat'a tebrik, Denktaş'a şükran

17 Nisan'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanlığı görevine seçildiğini ve yeni görevine bugün başlayacağını ifade eden Gül, "Bu seçimler dünyaya bir kez daha göstermiştir ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, devlet yapısıyla, demokratik yapısıyla, açıklık ve şeffaflığıyla çok büyük bir olgunluğa ulaşmıştır ve bütün dünyaya da örnek olmuştur. Gayet açık, demokratik, şeffaf, en gelişmiş demokratik ülkelerdeki kurallar çerçevesi içerisinde yapılan seçimlerle Sayın Mehmet Ali Talat cumhurbaşkanı olmuştur" dedi.

Gül, KKTC ziyareti vesilesiyle, Kıbrıs davasının temelini atan ve uzun yıllar önderlik yapan, Kuzey Kıbrıs Türk halkına da bu şuuru veren Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a hükümetinin şükranlarını, takdirlerini ve teşekkürlerini sunmak imkanını bulacağını ifade etti.

Gül, 24 Nisan referandumunu unutmadı

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, geçmişte uzlaşmazlıkla, çözüm istemeyen taraf olmakla suçlanan Kıbrıs Türklerinin, bu suçlamaların gerçek olmadığını referandumda Annan Planı'na "evet" diyerek kanıtladıklarını vurguladı. Gül, bunun Kıbrıs Türkleri için önemli bir kazanım olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türklerine verilen sözler bulunduğunu belirten, ancak bunların yerine getirilmediğine, ambargoların henüz kalkmadığına işaret eden Gül, "Kıbrıs Türklerine verilen sözler vardır. Bugün dünyada utanç olan ambargo Kıbrıs Türklerine uygulanmaktadır. Bunun sona ermesi gerekir. Bunun sona ermesi için şüphesiz ki henüz yeterli adımlar atılmamıştır. Bazı olumlu gelişmeler söz konusu ise de henüz daha beklenen adımlar atılmamıştır, verilen sözler yerine henüz getirilmemiştir" dedi.

Kıbrıs Türklerine bu noktadan sonra hiç kimsenin Kıbrıs konusunda suçlamada bulunamayacağının altını da çizen Bakan Gül, "Top artık Kıbrıs Türklerinde değil, diğer taraftadır" diyerek, Rum tarafının da uzlaşmanın Avrupa kültürü olduğunu, bugünkü çağdaş dünyanın değerlerinden bir parça olduğunu görerek, adım atması gerektiğini söyledi.

Gül, referandumun yıldönümünü şu sözlerle değerlendirdi:

"Referandumdan bu yana bir sene geçti. Bir sene önce ne olmuştu? Aslında en önemli olan şey şudur:

Bütün dünyada, Kıbrıs'ın haritada yerini bilmeyenler dahil, Kıbrıs Türklerini devamlı surette uzlaşmazlıkla suçlarlardı. Kıbrıs Türklerinin uzlaşmaz olduğunu, kavgacı olduğunu, çözüm istemediğini, Kıbrıs Türklerinin çağdaş değerlerin farkında olmadığını, ama buna rağmen Kıbrıs'taki Rumların ise barışçı, uzlaşıcı, çözümcü olduğunu bilirlerdi... Ve böyle bir sahtecilik dünyada devam ediyordu.

Bir sene önce Kıbrıs Türkleri bütün dünyaya bunun gerçek olmadığını ispatladılar. Yıllardır bunun zaten böyle olmadığını, başta Sayın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş olmak üzere, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tüm liderleri, önderleri, sorumluları, bakanları bütün dünyaya anlatmak için uğraşırlardı ama dünya buna hep kulak kapatırdı.

Bir sene önce Kıbrıs Türkleri, bunun böyle olmadığını anlattılar ve tabii bütün dünya da şok oldu. Çünkü bütün dünya buna gerçekten inanmıştı, aldatılmışlığın farkına vardı. Bu dolayısıyla Kıbrıs Türkleri için önemli bir kazanımdı."

Kıbrıslı Türkler görevini yaptı

Kıbrıs Türklerine bu noktadan sonra hiç kimsenin Kıbrıs konusunda suçlamada bulunamayacağının altını çizen Bakan Gül, "Top artık Kıbrıs Türklerinde değil, diğer taraftadır" diyerek, Rum tarafının da uzlaşmanın Avrupa kültürü olduğunu, bugünkü çağdaş dünyanın değerlerinden bir parça olduğunu görerek, adım atması gerektiğini söyledi. Rum tarafından beklentilerinin bu olduğunu kaydeden Gül, şöyle devam etti:

"Kıbrıs Türklerinin bu saatten sonra yapacakları bir şey yoktur, çağrılarını zaten yapmışlardır.

Şüphesiz ki dünya buna kulak vermektedir, şüphesiz ki dünyanın artık çağrı yapacaksa, çağrıyı başka tarafa yapması gerekir.

Bu bağlamda her kurumun, her ülkenin, her bireyin kredibilitesi de ölçülüyor, inanılırlığı, güvenilirliği, sözlerinin sadakatı, bütün bunlar da test ediliyor.

Dolayısıyla Kıbrıs Türklerine verilen sözler vardır. Bugün dünyada utanç olan ambargo Kıbrıs Türklerine uygulanmaktadır. Bunun sona ermesi gerekir. Bunun sona ermesi için şüphesiz ki henüz yeterli adımlar atılmamıştır. Bazı olumlu gelişmeler söz konusu ise de, henüz daha beklenen adımlar atılmamıştır, verilen sözler yerine henüz getirilmemiştir."

KIBRIS 25/04/05

Bugünkü Türkiye, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini destekliyor

Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye'nin Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini desteklediğini söyledi.

Talat, Alman Der Spiegel dergisine verdiği demeçte, "Bugünkü Türkiye Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini destekliyor, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bunu çok açık ifade etti" dedi.

Kendisiyle birlikte Kıbrıs'ta ne gibi değişiklikler olabileceği yönündeki bir soru üzerine Talat, "KKTC'nin politikası. Bugüne kadar hükümet yeniden birleşmeden yanaydı, Cumhurbaşkanı (Rauf Denktaş) ise buna karşı çıkıyordu. Şimdi hem hükümet, hem de Cumhurbaşkanı bir çözüm için çaba harcayacak. Bu çok büyük bir fark" diye konuştu.

Talat, Türkiye'nin KKTC üzerindeki etkisine ilişkin bir soruyu, "Türkiye KKTC'yi tanıyan tek ülke. Bu nedenle de en önemli müttefikimiz. Dış politika konularında birlikte karar alıyoruz. Bir konuda Türkiye'nin istediği bir şeyi bizim istemememiz gibi ya da tersi bir durum söz konusu olmuyor. Ancak bu, Türkiye emir veriyor, biz de uyuyoruz gibi anlaşılmasın" şeklinde cevapladı. "Türkiye'nin neden askerlerini adadan çekmediği" sorusunu ise Talat şöyle yanıtladı: "Adada bir çözüme ulaşılmadan çekilemezler. Aksi takdirde Rumlar gelir, 'Bu benim evim, burası benim toprağım' der. Yeniden çatışmalar meydana gelir ve AB'nin bunu önleyecek ordusu yok. Önce malvarlığı konularında da anlaşmaya varmamız lazım. Bu gerçekleşinceye kadar Türk askeri olmadan kendimizi güvende hissetmiyoruz."

Talat, Rum kesiminin iktidarı Türklerle paylaşmak istemediğini, kendilerinin Rumlarla aynı siyasi haklara sahip olmak istediklerini kaydetti. Lefkoşa'da sınırların açılmasıyla karşılıklı güven yaratılmasına katkı sağlanabileceği şeklinde bir yorum yapılması üzerine de Talat, "Benim güven yaratmaya ihtiyacım yok, çünkü Bay (Rum lideri Tasos) Papadopulos zaten güvensizlik yarattı. Annan Planı'nı, Türklerin yaklaşık üçte birinin diğer bölgelere göç etmek zorunda kalacağını bilmemize rağmen, geçen yıl kabul ettik. Fedakarlık yapmaya hazırdık. Şu sıralar özel bir jest yapmak için neden görmüyorum. Rum kesimi harekete geçmeli" dedi.

KIBRIS 25/04/05

24 Nisan referandumunun üzerinden bir yıl geçti

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım 2002'de taraflara sunduğu ve üzerinde yapılan görüşmelerle dört kez değiştirilerek, beşincisinin Kıbrıs'ta Türk ve Rum halklarının onayına sunulduğu 24 Nisan referandumunun üzerinden bir yıl geçti.

24 Nisan 2004'te aynı anda KKTC ve Güney Kıbrıs'ta yapılan referandumda Kıbrıs Türkleri Annan planına yüzde 64.91 ile "evet" derken, Rumların yüzde 75.83'ü "hayır" demişti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planı sunulduğunda müzakereye eski Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides ile başladı, Rum tarafında yapılan seçimde Klerides'in yerine Tasos Papadopulos gelince, görüşmeye Papadopulos ile devam etti.

New York'ta 10-13 Şubat 2004'te yapılan görüşmelerde varılan mutabakatta, Annan planı üzerindeki yeni tur ve takvimlenmiş görüşmelerin 19 Şubat'ta Lefkoşa'da başlaması kararlaştırıldı. New York'ta ayrıca, tarafların anlaşamaması halinde plana son şeklini Annan'ın vermesi de kabul edildi.

Lefkoşa'da 19 Şubat'ta başlayan ve 22 Mart'a kadar devam eden görüşmelerde taraflar 15 kez yüz yüze görüştü. Kıbrıs Türk heyetine, 14 Aralık 2003 genel seçimlerinin ardından oluşan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) hükümeti de etkin şekilde katıldı. Müzakere heyetinde Başbakan Mehmet Ali Talat ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da yer aldı.

Lefkoşa'daki görüşmelerin sonunda, New York'ta varılan mutabakat gereği, Mart ayı sonunda, Türkiye, Yunanistan, KKTC, Güney Kıbrıs ve BM'nin de katılımıyla İsviçre'de beşli görüşmeler yapıldı.

Görüşmeler sonunda taraflar arasında mutabakat sağlanamadı ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan hakemliğini kullanarak, plana son şeklini verdi.

Annan'ın son şeklini verdiği Kıbrıs çözüm planı, 24 Nisan 2004'te Kıbrıs'ın kuzey ve güneyinde eş zamanlı referanduma sunuldu. Referandum öncesi yaşanan yoğun propaganda sürecinde, Rum lider Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, plana "hayır" diyeceklerini açıkladı. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, halkın plana "evet" demesi yönünde propaganda yaptı.

Talat, bu sürede, Güney Kıbrıs'tan da "evet" sonucu çıkması için, Güney Kıbrıs'ın güçlü partileri AKEL ve Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) yetkilileri ile görüşmeler yapmak üzere, başbakan sıfatıyla ilk kez Rum tarafına geçti. DİSİ "evet", AKEL "hayır" dedi. AKEL'in tavrı, Rum tarafında referandumun sonucunda belirleyici oldu.

Referandumda, Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara, "Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne birleşik olarak gireceği yeni düzeni hayata geçirecek Kuruluş Anlaşması ve tüm eklerini; Kıbrıs Türk/Rum Devleti'nin Anayasası'nı ve yürürlükte olacak yasalara ilişkin hükümleri onaylıyor musunuz" sorusu soruldu.

Yoğun propagandanın yapıldığı ve Kıbrıslı Türklerin "evet" demesi halinde dünyada yalnız bırakılmayacakları yönünde vaatlerde bulunulan referandum, 24 Nisan 2004'te Kıbrıs'ın iki kesiminde eş zamanlı yapıldı.

Referandum sonucunda, KKTC'den güçlü "evet", Rum kesiminden de güçlü "hayır" sonucu çıktı.

KKTC'de plana yüzde 64.91 "evet", yüzde 35.09 "hayır" denildi. Kıbrıs Rum kesiminden de yüzde 24.17 "evet", yüzde 75.83 "hayır" sonucu çıktı.

Referanduma KKTC'de yüzde 84.35, Güney Kıbrıs'ta da yüzde 96.53 katılım oldu.

Referandumda Rumların "hayır" demesiyle Annan planı uygulamaya girmedi. Rumlar, 1 Mayıs'ta Avrupa Birliği'ne resmen dahil oldu.

Referandumun üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, verilen sözlerin yerine getirilmesi ve izolasyonların kaldırılması yönünde tatmin edici somut gelişmeler olmadı.

KKTC'de CTP-DP koalisyon hükümeti, sınırlı sayıyla kurulduğu Cumhuriyet Meclisi'nde, istifalarla 26 Nisan'da azınlığa düştü. Hükümet 20 Ekim'de istifa etti.

Yapılan görüşmelerden yeni bir hükümet kurulamayacağı anlaşılınca erken seçim kararı alındı ve 20 Şubat 2005'te seçime gidildi. CTP, seçimden daha da güçlenerek çıktı. Yüzde 45 oranında oy alan CTP, DP ile yeniden hükümet kurdu. 17 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini de CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat birinci turda kazandı. Talat, 24 Nisan referandumunun yıldönümü olan dün, cumhurbaşkanlığı görevini, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan devraldı. Denktaş'ın görev süresi geçtiğimiz gün dolmuştu.

KIBRIS 25/04/05

Papadopulos, yeni koşullara uyum sağlayamıyor, işler iyi gitmiyor

Rum Yönetimi Eski Başsavcısı Alekos Markidis, "Bürgenstock'ta doğru müzakerenin yapıldığına inanmadığını" belirtirken, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'un "çok genç yaşında politikaya atıldığını ve 1960 yıllarının yöntem ve davranış biçimini geri getirdiğini, yeni koşullara uyum sağlayamadığını ve bu yüzden işlerin iyi gitmediğini" ifade etti.

Markidis, ayrıca Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'nda yapılmasını talep ettiği değişikliklerin "abartılı olmaması" gerektiğini belirterek, "bir sınırın mevcut olduğunu ve bu sınırın aşılması durumunda, 'Annan Planı temelinde çözüm istendiği' şeklinde açıkladıkları politikayı kendilerinin yalanlamış olacağını" söyledi.

Fileleftheros gazetesinin "Politiki" ekinde, Rum Yönetimi Eski Başsavcısı Alekos Markidis ile yaptığı söyleşiye yer verdi ve Markidis'in, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a yönelik eleştirilerde bulunduğunu yazdı.

Markidis, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı üzerinde istediği değişikliklerin belirlenmesi için referandumun üzerinden bir yıl geçmesi gerekmesini "trajedi" olarak nitelendirirken, "Talat ile Denktaş'ın aynı görüşte oldukları" şeklindeki iddiaları da reddetti.

Markidis, "Talat'ın aksine, Denkaş'ın federasyon çözümünü değil, iki egemen devletin işbirliğine dayanan bir çözüm istediğini" ifade etti.

Öte yandan, Simerini gazetesi de Markidis ile gerçekleştirilen bir söyleşiye yer vererek, Markidis'in "Annan Planı'nın bir yıl önce kabul edilmiş olması durumunda Türkiye'nin çözümü uygulamaya koyacağından emin olduğunu" ifade ettiğini yazdı.

Markidis söyleşisinde ayrıca, şu anda Kıbrıs Rum tarafının içinde bulunduğu hoş olmayan durumun sebebinin, Kıbrıslı Rumların "hayır" demesi değil, bu "hayır" cevabının Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos tarafından iyi bir politikayla ele alınmaması olduğunu ifade etti.

Markidis, Papadopulos'un "hayır" cevabını verirken, ertesi güne hazırlıklı olmadığını ifade ederek, Kıbrıs Rum tarafının uluslararası alanda "izole edilmiş" olduğunu sözlerine ekledi.

KIBRIS 25/04/05

Annan planında talep edilen değişiklikler çekmecede tutulmamalı

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, Rum Ulusal Konseyi'nde, Annan Planı'nda talep edilen değişiklikler üzerinde ortak noktalara varıldığı halde, bu noktaların çekmecede tutularak BM Genel Sekreteri, AB ve Kıbrıs Türk tarafına iletilmemesinin ve bunun sonucunda da müzakerelerin başlamamasının yanlış olduğunu ifade etti.

Alithia gazetesi, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ile Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'nda yapılmasını talep ettiği değişikliklerin akıbetinin ne olacağı konusunda gerçekleştirilen bir söyleşiye yer verdi.

Anastasiadis, "yeniden birleşme çözümü ile taksim ikilemi arasında bulunduklarını, yeniden birleşme çözümünün diyalogla sağlanabileceğini ve diyaloğu reddettikleri zaman taksimin lehine çalışmakta olduklarını" ifade ederek mülkler sorununa değindi.

Anastasiadis, KKTC'deki "Kıbrıs Rum mallarının" satılmasına ilişkin olarak "ihmalkârlıkları ve faaliyete geçmemeleriyle, istemeden Denktaş politikasını uyguladıklarını" ifade etti.

Anastasiadis, yeni Cumhurbaşkanı Talat'ın KKTC cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiş olmasının dünyada "Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasında istekli oldukları mesajı" olarak algılandığını belirtirken, Kıbrıs Rum tarafının referandumda "hayır" diyen taraf olarak, talep ettikleri değişiklikleri ortaya koymamasının kendilerini süreli savunma yapan ve zor durumda kalan taraf konumuna düşürdüğünü ifade etti.

Anastasiadis ayrıca, Polonya Başkanı'nın Rum Yönetimi tarafından, Rum Yönetimi'nin diyalog için girişim başlatacağı şeklinde yanlış bilgilendirildiğini ve BM'nin, tarihinde ilk kez bir başkanın açıklamasını yalanladığını belirtirken, Kıbrıs Rum tarafında siyasi vizyon eksikliği olduğunu, rüşvetin hakim bulunduğunu ve AB programları hakkında yapılan görüşmelerde de katılım eksikliğinin bulunduğunu kaydetti.

KIBRIS 25/04/05

 

"Türklerle anlaşıyoruz" deseydim 1974 olmayabilirdi, büyük yanlış yaptım

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Eski lideri Glafkos Klerides, müzakereci olarak görev yaptığı 1973 yılında Kıbrıs sorununun çözümlenme aşamasına gelmiş olduğunu açıkladı.

Atina'da yayımlanan To Vima gazetesinin Vimagazino ekine demeç veren Klerides, 1973'te Türk tarafıyla anlaşma noktasına gelindiğini açıklamamış olmasını büyük bir yanlış olarak niteledi.

"Türklerle anlaşıyoruz deseydim 1974 olmayabilirdi" diyen Klerides, o zaman müzakereci olarak çıkıp bunu halka söylememesinin kendi payına büyük bir yanlış olduğunu vurguladı.

Derginin, "Geçen yıllar içinde bugün itiraf edebileceğiniz büyük bir yanlış yaptınız mı" sorusunu yanıtlayan Klerides, şunları söyledi:

"Tabii. 1973 yılında neredeyse sorunu çözümleme noktasına gelmiştik, ancak (Başpiskopos) Makarios, (Albay) Grivas'tan korkuyordu. O zaman, müzakereci olarak çıkıp halka bunu söylememem benim büyük bir yanlışım oldu. Kendime o zaman bunu neden yapmadığımı soruyorum, ama hâlâ bir cevap bulmuş değilim. Belki de Makarios ile Grivas'ın bunu inkâr etmelerinden korktum. Eğer Başpiskopos ile Grivas 'hayır' demiş olsalardı, beni kim dinlerdi ki? Böyle bir durumda ikisinin arasında ezilip kalacaktım. Belki, benim de bazı tereddütlerim vardı. Ancak nasıl olursa olsun, bu bir yanlıştı. O zaman çıkıp halka, 'Türklerle şu konularda anlaşıyoruz. Ve bu iyi bir anlaşmadır' demem lazımdı. 1973'te bunu yapmış olsaydım, 1974 olmayabilirdi. İşgal ve tüm bu olanlar olmayabilirdi."

Klerides, derginin, "O zaman 'evet' denilseydi bugün durum daha iyi olabilir miydi" sorusunu ise "Bu konuya girmek istemiyorum. Çünkü düzeltilmesi gereken bazı konular bulunduğuna inanıyordum. Ancak, bunun için müzakere gerekiyordu. Ve biz müzakere etmedik. 'Şu ve şu konular bizleri rahatsız ediyor bu nedenle değişmesini istiyoruz' diyerek, özlü müzakerede bulunmadan tüm zamanı harcadık. Beni affedin ama daha fazla konuşmak istemiyorum" diye yanıtladı.

KIBRIS 25/04/2005

 

Ambargolar kaldırılsın

PROTESTO GÖSTERİSİ... Bağımsız baskı grubu Embargoed, dün Alexander Palace'dan Newington Green'e kadar süren, Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türklerin katıldığı bir konvoy oluşturdu. Konvoya katılanlar, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargoların ve izolasyonların kaldırılması için bir protesto gösterisi gerçekleştirdi

Eylem ERAYDIN/LONDRA

Bağımsız baskı grubu Embargoed, dün Alexander Palace'dan Newington Green'e kadar süren, Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türklerin katıldığı bir konvoy oluşturdu. Konvoya katılanlar, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargoların ve izolasyonların kaldırılması için bir protesto gösterisi gerçekleştirdi.

Embargoed Grubu, geçtiğimiz yıl 24 Nisan'da KKTC'de yapılan referandumun yıldönümü dolayısıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne uygulanan ambargoların kaldırılması için yüzlerce aracın katıldığı bir konvoy düzenleyerek, Kıbrıslı Türklerin sesini tüm Londra'ya duyurdu.

Embargoed Grubu yöneticilerinden İpek Hamit ve Bülent Osman'ın organize ettiği konvoy için Londra'da yaşayan Kuzey Kıbrıslılar, sabah saat 11.00'de Alexander Palace'da toplandı.

Yüzlerce kişiden oluşan kalabalık, KKTC üzerinde devam eden izolasyonların ve ambargoların derhal kaldırılmasını talep eden pankartlar ile araçlarını donattılar.

Kırmızı-beyaz balonlarla ve KKTC Bayrağı ile araçlarını süsleyen katılımcılar, "Direkt uçuş istiyoruz", "Ambargolar hemen kaldırılsın", "Biz reklamlarımızı otobüslerde istiyoruz" şeklindeki yazılarla dolu arabalarıyla Wood Green, Haringay güzergâhından Newington Green'e kadar geldiler.

Türklerin yoğun olarak yaşadığı bu bölgede halkın da desteğini alan Kıbrıslı Türkler, uzun süre kornalar çalarak, KKTC'ye uygulanan ambargoları bir an önce kaldırılması için eylem yaptı.

KIBRIS 25/04/05

Denktaş, görevi Talat’a devretti

KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı görevine 17 Nisan’da seçilen Mehmet Ali Talat, görevi 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan dün devraldı.

Cumhurbaşkanlığı ikametgahının avlusunda düzenlenen  ve KKTC, Güney Kıbrıs, Türkiye ve yabancı medya mensuplarının oluşturduğu bir basın ordusu tarafından izlenen devir teslim töreni için

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat  eşi Oya Talat’la birlikte saat 17.10’da Cumhurbaşkanlığı’na geldi.

Cumhurbaşkanlığı’na varışında Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve eşi Netice Olgun tarafından karşılanan KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı Talat, tören kıtasını selamladı.

Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat daha sonra 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve eşi Aydın Denktaş tarafından karşılandı. İki cumhurbaşkanının 15 dakika başbaşa görüşmesinin ardından tören alanına geçildi.

Denktaş ve Talat’ın konuşmasından sonra Cumhurbaşkanlığı forsunun Talat tarafından 1. Cumhurbaşkanı Denktaş’a takdiminin ardından Cumhurbaşkanlığı Müteşarı Ergün Olgun, Denktaş’a şükran plaketi sundu.

Tören çerçevesinde saat 18.00’de eski ve yeni cumhurbaşkanları uğurlama alanına geçerek tören kıtasını teftiş etti.

1. Cumhurbaşkanı Denktaş, “Allahaısmarladık Asker” diyerek kıtayı selamlamasının ardından köşk erkanıyla vedalaştı. Denktaş ve eşi, Cumhurbaşkanı Talat ve eşiyle de vedalaşarak, yaverleri eşliğinde konutlarına hareket etti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı’ndaki devir teslim töreninin tamamlanmasının ardından saat 18.30’da, kokteyl sırasında tebrik kabul etti.

DENKTAŞ’IN VEDA KONUŞMASI

KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Denktaş veda konuşmasında, Cumhurbaşkanı Talat’ın dün Cumhuriyet Meclisi’nde ant içerek görevi devraldığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın antı, KKTC’nin bağımsızlığı korumak, halkın egemenliğine sahip çıkmak, cumhuriyeti, devleti korumak ve yüceltmektir” dedi.

Talat’ın bu zor ve onurlu görevinde kendilerinin ve halkın her zaman yardımcı olacaklarını kaydeden Denktaş, “Kıbrıs Türkü egemen bir halktır, devlete sahiptir. 21 yıldır gönderden bayrak düşmemiştir. Sayın Başkan’ın görevi bu bayrağı o gönderde yüceltmektir...” dedi.

DENKTAŞ’TAN PAPADOPULOS’A

KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Denktaş konuşmasında, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’a da seslenerek, Kıbrıs’ın iki sahibi olduğunu vurguladı.

Denktaş, Papadopulos’un barış istediğine inanmadığını kaydeden Denktaş, Papadopulos’a şöyle seslendi:

“Kıbrıs’a sahip çıkacağını zannediyorsun. Türklük dünyası buna müsade etmeyecektir. Bunu bilesin...”

TALAT: AYIRIMSIZ KIBRIS TÜRK HALKI ADINA BURADAYIM

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,  cumhurbaşkanlığı makamında ayrımsız tüm Kıbrıs Türk Halkı adına, halkın barış, demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği doğrultusundaki iradesini başarıyla gerçekleştirmek için bulunduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat görevi 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan devraldıktan sonra yaptığı konuşmada, “Kıbrıs adlı bu geminin direksiyonu başında ant içerek göreve başladığım KKTC cumhurbaşkanlığı makamında kimin adına ve niçin bulunduğumu bir an bile unutmayacak, sözüme her zaman sadık kalacağım. Elime verdiğiniz pusuladan şaşmayacağım” dedi.

KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a, topluma verdiği  hizmetler için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Talat, “Sayın Denktaş’ın çalkantılı ve zor dönemlerdeki uzun ve yoğun çalışmalarını, toplumsal var oluşumuz için yapmış olduğu katkıları tarih yazacaktır” ifadelerini kullandı.

Kıbrıslı Türklerin tarihin esiri olmak yerine, yeni bir tarihin yaratıcısı olmaya karar verdiklerini ve şimdi de Kıbrıslı Rumları da tarihi birlikte yazmaya çağırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin kendisini bu barış çağrısını yapmak için görevlendirdiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat, uluslar arası topluma ve garantör ülkelere yaptığı çağrılarda, çözüme katkı koymalarını isteyerek, Kıbrıslı Türklerin barış, demokrasi ve kardeşlik içinde dünyayla bütünleşmek için gösterdiği iradeye hemen fiili uygulamalarla cevap verilmesi gereğini vurguladı.

YENİ DÖNEM

Cumhurbaşkanı Talat, KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı’ndan görevi devraldıktan sonra yaptığı konuşmada, bugünün, Kıbrıs tarihinde yeni bir dönemin açıldığı çok özel bir gün olduğunu,  yeni cumhurbaşkanlığı döneminin resmen başlaması yanında, Kıbrıs Türk Halkının çözüme ve Avrupa Birliği’ne %65’le “evet” dediği referandumun birinci yıldönümü olduğunu anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün, benim hayatımda da olağanüstü bir gün… Kıbrıs Türk Halkı tarafından ilk turdan cumhurbaşkanlığı görevine getirilmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyor ve gösterilen güven için yürekten teşekkür ediyorum. Bu, aynı zamanda, zorlu bir an; çünkü tarihin gel-gitli sularının akışını değiştirmek için, benim omuzlarıma büyük bir sorumluluk yüklendi. Bana bu sorumluluğun niçin verildiğinin bilincinde olarak, halkıma hizmet etmek sözü ve amacıyla göreve geliyorum.”

“ADALETLE BAĞDAŞMAZ”

Dünyayla kucaklaşma arzusunu ve uluslararası adalet ilkelerine bağlılığını, son yıllarda yapılan her seçim ve referandumda tekrar tekrar dile getiren Kıbrıs Türk Halkını, izolasyon altında yaşatmanın  adaletle bağdaşmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, Uluslar arası topluma şu sözlerle çağrıda bulundu:

“Artık bu konuda vaatlerde bulunmak da yetmiyor… Uluslararası toplum, Kıbrıslı Türklerin, barış, demokrasi ve kardeşlik içinde dünyayla bütünleşmek için gösterdiği iradeye, hemen, fiili uygulamalarla cevap vermelidir. Çünkü bu halk, dünyadan kovulmayı ve cezalandırılmayı değil, tersine kucaklanmayı ve onurlandırılmayı hak ettiğini kanıtlamıştır.

YENİ KIBRIS’I YARATACAK DÖNEMEÇTEYİZ

İşte biz buradayız. Tarihsel dönemlerin, geniş coğrafyaların birbiriyle kavuşma noktası olan Kıbrıs’ın kuzeyindeyiz. Binlerce yıl, Doğu’dan ve Batı’dan gelen uygarlıklara vatan olmuş bir adadayız. Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumların ve azınlık grupların ortak tarihsel mirasını, çocuklarımızın ortak geleceğini gözeterek, Avrupa Birliği içinde yeni bir Kıbrıs yaratmak üzere olduğumuz bir dönemeçteyiz.”

TARİHİN BİZDEN BEKLEDİKLERİ

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuşmasında, Kıbrıs Türk ve Rum halklarına seslenirken de tarihin öğrettiklerini ve gelen yüzyılın beklediklerini iyi okumalarını istedi ve Avrupalı olmanın anlamını şu sözlerle  özetledi:

“Avrupalı olmak demek, AB’ye kağıt üstünde üye olmak demek değildir. Avrupa Birliği Üyeliği demek, ayrımcı, ırkçı, otoriter ve uzlaşmaz politikaların, diğer toplumlara, hele kendi ülkesindeki bir başka halka dayatılması için, uluslararası bir araç elde etmek demek değildir. Kıbrıs Rum toplumu lideri Papadopulos’un, Kıbrıs Türkü’nü, ada üzerindeki ortaklık ve eşitlik haklarından mahrum edip, tarihten silmek niyetiyle dile getirdiği “Avrupalı Çözüm” ne Avrupalıdır, ne de çözümdür.

Papadopulos’un izlediği uzlaşmazlık politikası, sadece Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların barış içinde yaşayabilmesine değil, ama Kıbrıs ile Avrupa’nın ve dünyanın barışmasına da engeldir. Kıbrıslı Türkler, tarihin esiri olmak yerine, yeni bir tarihin yaratıcısı olmaya karar verdiler. Şimdi, Kıbrıslı Rumları da, tarihi birlikte yazmaya çağırıyorlar. Beni, bu barış çağrısını yapmam için görevlendirdiler.”

“KIBRIS RUM TOPLUMUNU TERK ETMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Talat konuşmasında, Kıbrıslı Rum ve Türklerin aynı gemide olduklarını ve kendi kaptanlarının yanlışları nedeniyle fırtınaya tutulan Kıbrıs Rum toplumunu dev dalgaların yutmasına terk etmeyeceklerini vurgulayarak, “Hepimiz aynı gemideyiz. Kıbrıs Rum halkına, barış, dostluk, kardeşlik elini uzatıyoruz. Israrla uzatmaya da devam edeceğiz. Onları, ortak vatanımız Kıbrıs’ın çıktığı yolculuğu birlikte sürdürmeye ikna edinceye kadar, her iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı, adil ve kalıcı bir çözüm çağrımızı tekrarlayacağız” şeklinde konuştu.

GARANTÖR ÜLKELERE ÇAĞRI

Kıbrıs’ın garantör ülkeleri Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri gözetimindeki çözüm çabalarını desteklemeye devam etmeleri için çağrılarını tekrarladıklarını ve tekrarlayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Talat, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kıbrıslı Türklerin haklarını koruyacak ve kuzey yarısıyla da Avrupa Birliği üyesi olacak bütünleşmiş bir Kıbrıs’ın kurulması için, üstümüze düşen iyi niyeti göstereceğiz. Bunun için Genel Sekreter’in Rum tarafına yönelik taleplerinin karşılanarak görüşmelere başlanabilmesi için uluslararası toplumun, Avrupa Birliği’nin ve dünya devletlerinin daha aktif olmalarını ve Kıbrıslı Türklerin tecridini sona erdirmelerini bir gereklilik olarak görüyoruz.

Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm, BM’yi meşgul eden Orta-Doğu ve Balkanlar’daki sorunlar başta olmak üzere, tüm dünyadaki barış arayışlarına umut ve ivme kazandıracaktır. Çünkü adamızı saran deniz, bizi dünyanın üç kıtası ile ayırmıyor, birleştiriyor...

TÜRKİYE’YE TEŞEKKÜR

Türkiye ile kader  birliğimizi tekrar tekrar vurguluyor, iyi ve kötü günümüzde, hep yanımızda bulduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’ne, gösterdiği sınırsız destek ve dayanışma için, halkımız adına teşekkür etmeliyim. Atatürk’ün, ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ ve ‘Muasır medeniyet seviyesine ulaşma’ ilke ve hedefleriyle, Avrupa Birliği üyeliğine yürüyen Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün en güvenilir dayanağı olmaya devam edecektir. Tarihin açık denizlerindeki ortak yolculuğumuz sürecektir.

AYRIMSIZ TÜM KIBRIS TÜRK HALKI ADINA BURADAYIM

Ben sizin adınıza, ayrımsız tüm Kıbrıs Türk Halkı adına buradayım. Sizin, barış ve demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği doğrultusundaki açık iradenizi başarıyla gerçekleştirmek için buradayım. Burada, Kıbrıs adlı bu geminin direksiyonu başında, ant içerek göreve başladığım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı makamında, kimin adına ve niçin bulunduğumu bir an bile unutmayacak, sözüme her zaman sadık kalacağım. Elime verdiğiniz pusuladan şaşmayacağım. Çocuklarımız, gelecek nesillerimiz için barış, refah ve kardeşlik içinde, Avrupalı bir ülke yaratmak inancı ve azmiyle hepinizi selamlıyorum.”

HALKIN SESI 25/04/05

Talat’a görkemli kutlama

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Cumhurbaşkanlığı görevini devralması, Lefkoşa'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı karşısında saat 19.30’da düzenlenen halka açık reseposiyon ve görkemli bir şölenle kutlandı. 

Şölene katılan binlerce vatandaş, SOS grubunun çaldığı şarkılarla coşarken, alanda patlatılan havai fişenk gösterileri ise nefesleri kesti.

KKTC’de bir ilkin yaşandığı dünkü tarihi gün için özel düzenlemeler yapıldı. Cumhuriyet Meydanı’ndan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na kadar halkın rahatça ağırlanması için masalar düzenlendi, yollar çiçeklerle donatılarak, yerlere mersin dalları serpildi. Sarayın önüne dev hoparlörler kuruldu.

Talat, şölende yaptığı konuşmada ''Bu akşam (dün) Kıbrıs Türk halkının barış sevincini, dünyayla bütünleşme sevincini hep birlikte yaşadığı bir akşam'' dedi.

Eşi Oya Talat'la birlikte kutlama alanına giden Talat, halkı daha güzel günlere hükümetle birlikte taşıyacaklarını söyledi.

Halkın yaşamını güzel kılabilmek için sorunları çözmenin boyunlarının borcu olduğunu dile getiren Talat, halkın ve sivil toplum örgütlerinin desteğine ihtiyacı olduğunu, bu desteği alacağına inandığını belirtti.

Halkla iç içe olacağını ve bölgeleri gezerek halka teşekkür edeceğini belirten Talat, halkın görüşlerini almasının kendisi için önemli olduğunu vurguladı. Talat, tüm halkı kucaklayacağını söyledi.

Kutlamada kullanılan havai fişeklerin ortalığı savaş alanına çevirdiğini ifade eden Talat, şimdiye kadar hiçbir etkinlikte havai fişek kullanılmasına izin vermediğini belirterek, ''Ancak bu akşam başka bir gece. Bu akşam Kıbrıs Türk halkının barış sevincini, dünyayla bütünleşme sevincini hep birlikte yaşadığı bir akşam'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Talat'ın eşi Oya Talat da ''uzun bir demokrasi koşusunu hep birlikte koştuklarını'' belirterek, ''Bundan sonraki birlikte koşuşumuz mutlaka barışa, daha mutlu günlere olacak. Birlikte yan yana durdukça, birlikten kuvvet doğacak ve Kıbrıs'ın üzerinde barış rüzgarı esecek'' dedi.

Şölen, Gençlik Merkezi’ne bağlı folklor ekibinin gösterisiyle son buldu.

HALKIN SESI 25/04/05

Zaman, taksimin lehine çalışıyor

Güney’de yayınlanan Alithia gazetesi, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ile Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı’nda yapılmasını talep ettiği değişikliklerin akıbetinin ne olacağı konusunda gerçekleştirilen bir söyleşiye yer verdi.

Anastasiadis söyleşisinde, Rum Ulusal Konseyi’nde, Annan Planı’nda talep edilen değişiklikler üzerinde ortak noktalara varıldığı halde, bu noktaların çekmecede tutularak BM Genel Sekreteri, AB ve Kıbrıs Türk tarafına iletilmemesinin ve bunun sonucunda da müzakerelerin başlamamasının yanlış olduğu görüşünü ifade etti.

Anastasiadis, “yeniden birleşme çözümü ile taksim ikilemi arasında bulunduklarını, yeniden birleşme çözümünün diyalogla sağlanabileceğini ve diyaloğu reddettikleri zaman taksimin lehine çalışmakta olduklarını” ifade ederek mülkler sorununa değindi.

Anastasiadis, KKTC’deki “Kıbrıs Rum mallarının” satılmasına ilişkin olarak “ihmalkarlıkları ve faaliyete geçmemeleriyle, istemeden Denktaş politikasını uyguladıklarını” ifade etti.

Anastasiadis, yeni Cumhurbaşkanı Talat’ın KKTC cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiş olmasının dünyada “Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasında istekli oldukları mesajı” olarak algılandığını belirtirken, Kıbrıs Rum tarafının referandumda “hayır” diyen taraf olarak, talep ettikleri değişiklikleri ortaya koymamasının kendilerini süreli savunma yapan ve zor durumda kalan taraf konumuna düşürdüğünü ifade etti.

Anastasiadis ayrıca, Polonya Başkanı’nın Rum Yönetimi tarafından, Rum Yönetimi’nin diyalog için girişim başlatacağı şeklinde yanlış bilgilendirildiğini ve BM’nin, tarihinde ilk kez bir başkanın açıklamasını yalanladığını belirtirken, Kıbrıs Rum tarafında siyasi vizyon eksikliği olduğunu, rüşvetin hakim bulunduğunu ve AB programları hakkında yapılan görüşmelerde de katılım eksikliğinin bulunduğunu kaydetti.     

HALKIN SESI 25/04/05

Aydın Denktaş ağladı


Sevdiye GÖKAYDIN

17 Nisan’da gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından dün, Mehmet Ali Talat, eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan cumhurbaşkanlığı görevini resmen devraldı. İlk olarak Meclis’te yeni cumhurbaşkanı Talat’ın ant içmesiyle resmileşen cumhurbaşkanlığı devir-teslim törenine özellikle Rum basınının ilgisi çok fazlaydı. Kuzey Kıbrıs’ın 2’inci cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat ise, Meclis’te ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yaşadığı heyecanı gizleyemedi..

 

Talat’ın heyecanı gözlerinden okundu..

Cumhurbaşkanlığı devir-teslim töreni nedeniyle ilk olarak Meclis’e gelen Mehmet Ali Talat çok heyecanlı ve ne yapacağını bilmez durumdaydı dün. Talat’ın Meclis’e gelmesiyle ve askeri selamlamasıyla birlikte tüyleri diken diken eden bir tören yaşanırken, Mehmet Ali Talat askeri selamlayacağı sırada bir ileri bir geri gidip geldi.... Talat’ın cumhurbaşkanlığı yemininden önce, askeri selamlama töreninin ardından ilk kez kendisine, “Tören bitmiştir Sn. Cumhurbaşkanım” diye bir asker hitap etti..

 

Meclis’te tarihi an!

Mehmet Ali Talat’ın ant içmesiyle, 30 yılın ardından ilk kez Cumhurbaşkanlığı’nın değişimine tanıklık eden Meclis salonunda tarihi bir an yaşandı... Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında toplanan Meclis Genel Kurulu’nun dünkü olağanüstü birleşiminin gündemi yeni Cumhurbaşkanı’nın ant içmesi oldu ve Talat’ın ant içmesi ayakta dinlendi. Cumhurbaşkanı Talat’ın ant’ı sırasında sesi titredi.  Salonun içini hınca hınç dolduran gazeteciler ve basın ordusu da görüntü almakta zorluk çekti..

 

Dikenli teller karanfillerle bezendi..

Devir teslim töreni öncesinde Cumhurbaşkanlığı Sarayı önündeki dar caddede bulunan elektrik direkleri çiçeklerle, sarayın duvarını kaplayan soğuk dikenli teller ise karanfillerle süslendi... Yerlere serilen halılar süpürüldü durmadan, masa ve sandalyeler defalarca silindi. Törenden önce hummalı çalışmaların yapıldığı sarayda hazır bulunan askerlerin kılık kıyafetleri düzeltildi..

 

Abdullah Gül basını gözlemledi!

Cumhurbaşkanlığı töreni için adamıza gelen Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 17:00’da Saray’a geldi ve protokoldeki yerini aldı. Tören başlayıncaya kadar güneşin altında kalan Gül, basın mensuplarını gözlemledi. Güneşten rahatsızlığı belli olan Gül, sık sık gözlüğüyle ve elleriyle oynadı...

 

Önce kahkaha sonra gözyaşı

Yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat saraya girişlerinde, Rauf Denktaş ve eşi Aydın Denktaş tarafından karşılandılar ve daha sonra Saray’da görüştüler. Görüşmenin ardından kapıların açıldığı sırada, Saray’ın bahçesinde ilk olarak Aydın hanımın kahkahaları yankılandı; Mehmet Ali Talat ile Rauf Denktaş da muhabbetli çıktılar dışarı. Yerlerine oturmadan önce protokolde bulunanlar selamlandı, Oya Talat, CTP Genel Sekreteri rahmetli Naci Talat’ın annesi Halide hanım’ın elini öptü. Protokolde ise Oya Talat ile Rauf Denktaş ve Mehmet Ali Talat ile Aydın Denktaş yanyana oturdular. Saray’daki görüşmenin ardından kahkahaları duyulan Aydın Denktaş, yemin töreni sırasında ise gözyaşlarını tutamadı.

 

Ve Denktaş’lar gitti, Talat’lar kaldı...

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı Mehmet Ali Talat’a devreden Rauf Denktaş, eşi, kızları ve torunları, bu kez Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat tarafından uğurlandı saraydan... Talat ve Denktaş önde yürürken, Oya hanım ve Aydın hanım ise arkadan yürüdüler, kapıya kadar... Ardından öpüştüler ve ayrıldılar...

 

Eroğlu, Akıncı yoktu!..

Cumhurbaşkanlığı devir-teslim törenine Ulusal Birlik Partisi’nden (UBP) katılan olmadı dün... Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı’yı da gören olmadı. Saat 18.30’dan itibaren halk akın akın Saray’a akarken, “resmi törene” katılmayan kimi diplomatlar, resepsiyona geldiler. Amerikan Elçisi Michael Closson ile İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker’ın kokteyle katıldığı gözlemlendi.

 

Tebrik kabulü

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat’ın tebrik kabulüne; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni temsilen Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Vekili Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni temsilen Hava Orgeneral Faruk Cömert, KKTC’de geçmişte görev yapan emekli Orgeneral Haydar Saltık, KTBK Komutanı Korgeneral Hasan Memişoğlu, 28. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Aydemir Cülcüloğlu, 39. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Yalçın Pehlivanoğlu, GKK Komutanı Tümgeneral Tevfik Özkılıç, anayasal kurumların temsilcileri, bazı milletvekilleri, çok sayıda bürokrat ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

 

Halk zeytin dallarıyla...

Saat 19:30’da halka açılacağı duyurulan Saray’ın kapıları, o kadar dayanamadı. Saat henüz 18:30 iken halk birikmeye başlamıştı bile. Yaşlı teyzeler ellerinde çiçeklerle gelirken, yaşlı bir amca da saksısına ektiği zeytin ağacıyla bekliyordu Saray’a girmek için... Daha sonra çok sayıda yurttaş mersin dalları, güller, karanfiller, zeytin fidanları, sevgi ve başarı sözcükleri ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı doldurmuştu.

 

YENIDUZEN  25/04/05

Talat: Tarihin akışını değiştireceğiz

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,  cumhurbaşkanlığı makamında ayrımsız tüm Kıbrıs Türk Halkı adına, halkın barış, demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği doğrultusundaki iradesini başarıyla gerçekleştirmek için bulunduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat görevi 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan devraldıktan sonra yaptığı konuşmada, “Kıbrıs adlı bu geminin direksiyonu başında ant içerek göreve başladığım KKTC cumhurbaşkanlığı makamında kimin adına ve niçin bulunduğumu bir an bile unutmayacak, sözüme her zaman sadık kalacağım. Elime verdiğiniz pusuladan şaşmayacağım” dedi.

KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a, topluma verdiği  hizmetler için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Talat, “Sayın Denktaş’ın çalkantılı ve zor dönemlerdeki uzun ve yoğun çalışmalarını, toplumsal var oluşumuz için yapmış olduğu katkıları tarih yazacaktır” ifadelerini kullandı.

Kıbrıslı Türklerin tarihin esiri olmak yerine, yeni bir tarihin yaratıcısı olmaya karar verdiklerini ve şimdi de Kıbrıslı Rumları da tarihi birlikte yazmaya çağırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin kendisini bu barış çağrısını yapmak için görevlendirdiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Talat, uluslar arası topluma ve garantör ülkelere yaptığı çağrılarda, çözüme katkı koymalarını isteyerek, Kıbrıslı Türklerin barış, demokrasi ve kardeşlik içinde dünyayla bütünleşmek için gösterdiği iradeye hemen fiili uygulamalarla cevap verilmesi gereğini vurguladı.

 

Yeni dönem

Cumhurbaşkanı Talat, KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı’ndan görevi devraldıktan sonra yaptığı konuşmada, bugünün, Kıbrıs tarihinde yeni bir dönemin açıldığı çok özel bir gün olduğunu,  yeni cumhurbaşkanlığı döneminin resmen başlaması yanında, Kıbrıs Türk Halkının çözüme ve Avrupa Birliği’ne %65’le “evet” dediği referandumun birinci yıldönümü olduğunu anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün, benim hayatımda da olağanüstü bir gün… Kıbrıs Türk Halkı tarafından ilk turdan cumhurbaşkanlığı görevine getirilmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyor ve gösterilen güven için yürekten teşekkür ediyorum. Bu, aynı zamanda, zorlu bir an; çünkü tarihin gel-gitli sularının akışını değiştirmek için, benim omuzlarıma büyük bir sorumluluk yüklendi. Bana bu sorumluluğun niçin verildiğinin bilincinde olarak, halkıma hizmet etmek sözü ve amacıyla göreve geliyorum.”

 

Dalgaların sesi

“Kıbrıs’ta yaşayan insanlar, kıyılarımıza çarpan dalgaların sesini hep dinleye gelmişlerdir. Denizin sesi, bir yandan, bize, bir adada yaşamakta olduğumuzu hatırlatırken, bir yandan da kalbimize ve aklımıza seslenip, hiç kimsenin yapayalnız bir ada olamayacağını söylüyor. Denizcilerin, binlerce yıldır işittiği dalgaların sesi, dünyaya açılmaya bir çağrıdır”  diyen Cumhurbaşkanı Talat, denizin yeni ufuklara doğru bir geçit olduğunu, izolasyon altında yaşamanın mümkün olmayacağını Kıbrıs Türkünün kendi tarihinden bildiğini ifade etti.

Dünyayla kucaklaşma arzusunu ve uluslararası adalet ilkelerine bağlılığını, son yıllarda yapılan her seçim ve referandumda tekrar tekrar dile getiren Kıbrıs Türk Halkını, izolasyon altında yaşatmanın  adaletle bağdaşmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, Uluslar arası topluma şu sözlerle çağrıda bulundu:

“Artık bu konuda vaatlerde bulunmak da yetmiyor… Uluslararası toplum, Kıbrıslı Türklerin, barış, demokrasi ve kardeşlik içinde dünyayla bütünleşmek için gösterdiği iradeye, hemen, fiili uygulamalarla cevap vermelidir. Çünkü bu halk, dünyadan kovulmayı ve cezalandırılmayı değil, tersine kucaklanmayı ve onurlandırılmayı hak ettiğini kanıtlamıştır.


Tarihin bizden bekledikleri

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuşmasında, Kıbrıs Türk ve Rum halklarına seslenirken de tarihin öğrettiklerini ve gelen yüzyılın beklediklerini iyi okumalarını istedi ve Avrupalı olmanın anlamını şu sözlerle  özetledi:

“Avrupalı olmak demek, AB’ye kağıt üstünde üye olmak demek değildir. Avrupa Birliği Üyeliği demek, ayrımcı, ırkçı, otoriter ve uzlaşmaz politikaların, diğer toplumlara, hele kendi ülkesindeki bir başka halka dayatılması için, uluslararası bir araç elde etmek demek değildir. Kıbrıs Rum toplumu lideri Papadopulos’un, Kıbrıs Türkü’nü, ada üzerindeki ortaklık ve eşitlik haklarından mahrum edip, tarihten silmek niyetiyle dile getirdiği “Avrupalı Çözüm” ne Avrupalıdır, ne de çözümdür. Papadopulos’un izlediği uzlaşmazlık politikası, sadece Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların barış içinde yaşayabilmesine değil, ama Kıbrıs ile Avrupa’nın ve dünyanın barışmasına da engeldir. Kıbrıslı Türkler, tarihin esiri olmak yerine, yeni bir tarihin yaratıcısı olmaya karar verdiler. Şimdi, Kıbrıslı Rumları da, tarihi birlikte yazmaya çağırıyorlar. Beni, bu barış çağrısını yapmam için görevlendirdiler.”

 

Türkiye’ye teşekkür

Talat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye ile kader  birliğimizi tekrar tekrar vurguluyor, iyi ve kötü günümüzde, hep yanımızda bulduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’ne, gösterdiği sınırsız destek ve dayanışma için, halkımız adına teşekkür etmeliyim. Atatürk’ün, ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ ve ‘Muasır medeniyet seviyesine ulaşma’ ilke ve hedefleriyle, Avrupa Birliği üyeliğine yürüyen Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün en güvenilir dayanağı olmaya devam edecektir. Tarihin açık denizlerindeki ortak yolculuğumuz sürecektir.

Ben sizin adınıza, ayrımsız tüm Kıbrıs Türk Halkı adına buradayım. Sizin, barış ve demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği doğrultusundaki açık iradenizi başarıyla gerçekleştirmek için buradayım. Burada, Kıbrıs adlı bu geminin direksiyonu başında, ant içerek göreve başladığım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı makamında, kimin adına ve niçin bulunduğumu bir an bile unutmayacak, sözüme her zaman sadık kalacağım. Elime verdiğiniz pusuladan şaşmayacağım. Çocuklarımız, gelecek nesillerimiz için barış, refah ve kardeşlik içinde, Avrupalı bir ülke yaratmak inancı ve azmiyle hepinizi selamlıyorum.”

YENIDUZEN  25/04/05

‘KKTC’ye sözümüzü tutamadık’

AB ile Türkiye arasındaki en yüksek karar organı olan Ortaklık Konseyi toplantısı Lüksemburg’da yapıldı.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

 

 

 

 

26 Nisan 2005—  AB dönem başkanı Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn, AB’nin Kuzey Kıbrıs’a yapacağı yardım sözünü henüz yerine getirememekten üzüntü duyduğunu dile getirdi. Asselborn, Lüksemburg dönem başkanlığı sırasında, Kuzey Kıbrıs’a izolasyonu kaldırmaya yönelik, 259 milyon euroluk yardımı öngören mali tüzük ile ticaret serbestisi tüzüğünü hayata geçirmeye çalışacaklarını söyledi.

 

44’üncü Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı sonunda düzenlenen basın toplantısında konuşan AB dönem başkanı Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn, Ankara Anlaşması’nın AB’nin 25 üye ülkesini kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören ek protokolün Türkiye tarafından imzalanmasını beklediklerini de bildirdi.

Asselborn, Türkiye’nin ek protokol ile ilgili mutabakatı ortaya koyan mektup teatisinin memnuniyetle karşılandığını belirttti ve ek protokolün imzalanması, onaylanması ve yürürlüğe sokulmasının, Türkiye’nin, Kıbrıs Rum kesimi dahil olmak üzere tüm AB ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi yolunda önemli bir adım oluşturacağını söyledi.
       
‘FRANSA’DAKİ OYLAMA ETKİLEMEZ’
       Asselborn, reformlara ivme kazandırılmasının önemine işaret etti. Lüksemburg Dışişleri Bakanı, Fransa’da yapılacak AB Anayasası refernadumundan alınacak sonucun Türkiye-AB ilişkilerini etkilemiyeceğini ve Birliğin 17 Aralık’ta aldığı karara sadık kalacağını vurguladı.
       Asselborn ayrıca dini azınlıkların hakları başta olmak üzere, ifade özgürlüğü, kadın erkek eşitliği gibi konularda yaşanan sorunlara da işaret etti.
       
‘GÖRÜŞMELERE ZEMİN HAZIRLIYORUZ’
       AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Rehn de, Türkiye’de son birkaç yılda reformlarda büyük ilerleme sağlandığını belirterek, bu reform sürecinin aynen devam etmesi gerektiğini vurguladı.
       Olli Rehn, uyum protokolünün “iyi bir zamanda” imzalanacağına inandığını belirtti.
       Rehn, Türkiye’yi Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çaba göstermeye teşvik ettiklerini belirterek, bu konuda ciddi görüşmeler için zemin hazırladıklarını ifade etti.

GÜL: İMZAYA HAZIRIZ
       Dışişleri Bakanı Gül ise, reformları sürdürmeye kararlı olduklarını vurguladı. Gül, uyum protokolünü AB onay sürecinden geçtiği andan itibaren imzalayacaklarını söyledi.

Abdullah Gül, bu konudaki bazı aksaklıkların karşılıklı anlayış içinde çözüleceğine inandığını söyledi.
       
‘İMZA TANIMA ANLAMINA GELMEZ’
       Türkiye’nin Ankara Anlaşması’na ilişkin ek protokolü imzalamasının Rumları tanıma anlamına gelmeyeceğini de belirten Gül, “Rum kesimi AB’ye üye oldu diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz” diye konuştu.
       Gül, Kıbrıs konusunda kalıcı bir çözümün sunulması yönünde Türkiye’nin kararlılığını da yineledi ve BM’nin gayretlerini destekleyeceklerini belirtti.
       Dışişleri Bakanı Gül, 3 Ekim’de başlaması planlanan müzakerelerden önce yapılması gerekenleri gözden geçirdiklerini kaydetti. Toplantının sonunda bir de ortak tutum belgesi yayımlandı.
       

Rumlardan ‘demografi’ suçlaması

 

 

 

Güney Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Hrisostomidis Ankara’yı son aylarda Türkiye’den getirilen göçmenlerle adanın demografisini değiştirmekle suçladı.

 

 

NTV

 

 

 

25 Nisan 2005— Hrisostomidis, Türkiye’den gelen göçmenlerin sayısının 30 bin kadar arttığını ve Ada’da toplam Türkiyeli sayısının 150 bini bulduğunu ileri sürdü.

 

Güney Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Hrisostomidis bu sayının Kıbrıslı Türklerin sayısının iki katı olduğunu savundu. Sözcü ayrıca Türkiye’den getirilenlerin Kuzey’deki Rumlara ait evlere yerleştirildiğini iddia etti.
       Hrisostomidis “Ada’nın demografisindeki bu değişiklik, tüm temel uluslararası hukuk kurallarına aykırı, hatta savaş suçuyla eşdeğer” dedi.

Hrisostomidis bugünkü Avrupa Birliği Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısında Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin dışışleri bakanlarının bu konuyu gündeme getirmesini beklediğini açıkladı

 

KKTC'de yeni kabine Talat'a sunuldu

 

Kabine üyelerinin çoğunluğu meclis dışından atandı



26 Nisan, 2005 17:50:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC'de dün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer yeni kabineyi bugün cumhurbaşkanına sunuldu.

Cumhurbaşkanı Talat, kabineyi anayasanın 106'ncı maddesinin kendisine verdiği yetkiye dayanarak onayladığını belirtti ve hükümete başarılar diledi. 
 
Soyer başkanlığında kurulan Üçüncü CTP-DP koalisyon hükümetinde yedi bakanlık CTP'de, üç bakanlık da DP'de olacak. Soyer başbakanlığındaki CTP-DP hükümeti Kıbrıs Türk toplumunun 20'nci hükümeti olarak görev yapacak.
 
CTP-DP koalisyon dönemi
 
CTP başkanlığındaki ilk hükümet 14 aralık 2003 seçimlerinin ardından 13 ocak 2004'te kuruldu. Birinci CTP-DP koalisyonu olarak adlandırılan 18'inci hükümetle CTP-DP koalisyon dönemi başlamış oldu. Bu hükümetin ömrü 9 ay sürdü ve istifalarla ortaya çıkan azınlık sorunu nedeniyle birinci CTP-DP hükümeti 20 ekim 2004'te istifa etti.
 
Ülkenin yaklaşık dört ay istifa etmiş hükümetle yönetilmesinin ardından 20 şubat 2005'te yapılan erken seçimlerden koalisyonun büyük ortağı CTP gücünü artırarak çıktı. 20 şubat seçimlerinin ardından koalisyon ortakları devam kararı aldı, ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle 'geçiş' hükümeti kuruldu. 10 martta meclisten güvenoyu alan ikinci CTP-DP hükümeti, birinci hükümetin devamı şeklinde ve aynı kabineyle görevini sürdürdü.
 
Bugün Cumhurbaşkanı Talat'a sunulacak üçüncü CTP-DP koalisyonunun protokolüne ilişkin temel ilkeler ve bakanlık dağılımı da bu dönemde belirlendi. Buna göre, bugüne kadar altısı CTP, dördüde DP'de olacak şekilde ortaklık yapan hükümet, Soyer başkanlığında kurulacak üçüncü CTP-DP koalisyonunda şekil değiştirecek.

DP'ye ait bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın da CTP'ye geçmesiyle dağılım yediye üç olarak değişecek. Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23'ü CTP, 6'sı da DP'ye ait olmak üzere Meclis'te 29 sandalyeye sahip olacak. Lefkoşa Milletvekili Talat'ın istifasıyla boşalan bir milletvekilliği için bu yıl haziran ayında ara seçim öngörülüyor. Ancak ara seçim için Meclis çoğunluğuyla 29 nisana kadar karar alınması gerekiyor.  Meclis'teki muhalefet partilerinden UBP'nin 19, BDH'nın ise 1 milletvekili var. CTP-DP koalisyon hükümetinin güvenoyu sorunu bulunmuyor.
 
Ferdi Sabit Soyer başkanlığındaki CTP-DP koalisyon hükümeti şöyle oluşturuldu:
 

·  Başbakan: Ferdi Sabit Soyer (CTP) 

·  Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı: Serdar Denktaş (DP) 

·  İçişleri Bakanı: Özkan Murat (CTP) 

·  Maliye Bakanı: Ahmet Uzun (CTP) 

·  Ekonomi ve Turizm Bakanı: Derviş Kemal Deniz (DP) 

·  Milli Eğitim ve Kültür Bakanı: Canan Öztoprak (CTP) 

·  Tarım ve Orman Bakanı: Hüseyin Öztoprak (DP) 

·  Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı: Salih Usar (CTP)

·  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Sonay Adem (CTP)

·  Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı: Eşref Vaiz (CTP)

·  Gençlik ve Spor Bakanı: Özkan Yorgancıoğlu (CTP)

 

Gül: Rumlar AB'ye girdi diye Kıbrıs sorunu bitmedi

Lüksemburg

Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı yapıldı. Dışişleri Bakanı Gül, toplantıda "Rum kesimi AB'ye girdi diye Kıbrıs unutulamaz" dedi.

AB dönem başkanı Lüksemburg'da düzenlenen 44. Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı sona erdi.

 

Toplantıdan sonra Abdullah Gül, AB Dönem Başkanı Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Jean Asselborn ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ortak basın toplantısı düzenledi.

   

Gül, toplantının çok verimli ve samimi bir ortamda geçtiğini belirterek, konseyin, AB ile Türkiye arasındaki en yetkili kurum olduğunu kaydetti.

   

Toplantının 3 Ekim'den önceki son, 17 Aralık'tan sonraki de ilk toplantı olması açısından ayrı bir önem taşıdığını ifade eden Gül, toplantıda Türkiye ile AB arasındaki birçok konuyu geniş biçimde ele aldıklarını söyledi.

   

Gül, toplantıda üç ana unsura değindiklerini belirterek, karşılıklı yapılan işler, başarılar ve performansın en iyi şekilde anlatıldığını, karşılıklı beklentilerin ortaya konulduğunu ve bazı sorunların nasıl çözüleceği konusunun ele alındığını kaydetti.

   

YAPILACAK İŞLER

 

Bakan Gül, 17 Aralık'ta kritik eşiğin aşıldığı kararının alındığına dikkati çekerek, yapacakları daha işler olduğunu, bunlarla ilgili bilgi verdiğini ve kararlılıklarını yinelediğini söyledi.

   

“Bazen bireysel sorunlar çıktığında bunların üstünü kapatmadıklarını ve sorumluları cezalandırdıklarını” anlattığını ifade eden Gül, Türkiye'de reformların uygulanmasını takip eden reform izleme grubunun toplantılarının yapılmakta olduğunu söylediğini belirtti.

   

Toplantıda, Türkiye'nin ekonomik başarılarını da anlattığını kaydeden Gül, gümrük birliği uygulamasını konuştuklarını, bu konudaki bazı aksaklıkların karşılıklı anlayış içinde çözüleceğine inandığını söyledi.

   

Gül, Kıbrıs konusuyla ilgili olarak da bu konuda kalıcı bir çözümün sunulması yönünde Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin kararlılığını tekrarladıklarını, BM'nin gayretlerini destekleyeceklerini belirtti.

   

"KIBRIS SORUNUNU ÇÖZÜLDÜ DİYE GEÇEMEZSİNİZ"

 

Annan planı ile ilgili geçen yıl yaşanan gelişmelere atıfta bulunan Gül, referandum sonunda Kıbrıs Türk tarafının “Evet”, Rum tarafının “Hayır” dediğini hatırlattı.

   

Türkiye'nin Ankara Anlaşması'na ilişkin ek protokolü imzalamasının Rumları tanıma anlamına gelmeyeceğini belirten Gül, “Rum kesimi AB'ye üye oldu diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz” diye konuştu.

   

Gül, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Kıbrıs ile birlikte AB'den ayrı bir işbirliğine gidebileceğini ifade ederek, bundan herkesin çok büyük fayda sağlayacağını söyledi.

 

Bakan Gül, verilen sözler paralelinde, AB komisyonu'nun hazırladığı iki tüzüğün hayata geçirilmesinin büyük bir adım olacağını da kaydetti.

   

UYUM PROTOKOLÜ

 

Ankara anlaşması uyum protokolünün de gündeme geldiğini belirten Gül, bu konuda vardıkları mutabakatı anımsatarak, Türkiye'nin, AB'nin kendi üzerine düşen hazırlıkları tamamladıktan sonra bu protokolü imzalamaya hazır olduğunu ilettiğini ifade etti.

   

Gül, 3 Ekim'de başlaması planlanan müzakerelerden önce yapılması gerekenleri gözden geçirdiklerini kaydetti.

   

HAVA İHLALLERİ

 

Ege'de Türk uçaklarının hava ihlalleri yaptığı iddialarına ilişkin bir soru üzerine Gül, bu tür bir soruyu garipsediğini belirterek, ”Bugün yapılan toplantıda Türk-Yunan ilişkilerinin nasıl geliştiğini ve sorunlara nasıl çözüm arayışı içinde olduğumuzu anlattım. Bu sorunuzu garipsiyorum. Sanki benim iyimserliğimden memnun olmayanlar var. Ege'de uluslararası hukuka göre statüsü kesinleşmemiş alanlar var. Bu alanlar benim deyince benim olmuyor. Kardak olayında olduğu gibi, iyi ilişkilerden rahatsız olanlar olduğunu gördük” dedi.

   

Siyasetçiler arasında başlatılan diyaloga basın ve kamuoyunun da destek vermesi gerektiğini kaydeden Gül, “Çatışmada mı yoksa karşılıklı hak ve hukuku kollayarak çözüm arayışına girmede mi fayda var; buna iyi bakmamız gerekir” diye konuştu.

 

OLLI REHN: REFORMLAR DEVAM ETMELİ

   

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Rehn de Türkiye'de son birkaç yılda reformlarda büyük ilerleme sağlandığını belirterek, bu reform sürecinin aynen devam etmesi gerektiğini vurguladı.

   

Türkiye'nin Ankara anlaşması uyum protokolüne mektup teatisiyle mutabakatını ortaya koymasından memnun olduklarını ifade eden Rehn, protokolün “iyi bir zamanda” imzalanacağına inandığını belirtti.

   

Rehn, TCK'nın 1 Haziran'da yürürlüğe gireceğine yönelik beklentisini dile getirerek, adli reformlar, kadın hakları, kültürel haklar gibi birtakım alanlarda daha fazla ilerleme beklediklerini kaydetti.

   

Olli Rehn, Türkiye'yi Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çaba göstermeye teşvik ettiklerini belirterek, bu konuda ciddi görüşmeler için zemin hazırladıklarını ifade etti.

 

Öte yandan AB Dönem Başkanı Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Jean Asselborn bir soru üzerine, AB'nin Türkiye'ye öğretmenlik değil sadece AB sürecinde eşlik etmeye çalıştığını söyledi.

   

Fransa'da düzenlenen AB Anayasa referandumuna ilişkin bir soru üzerine de Asselborn “Dönem başkanı olarak Anayasa'nın kabul edilmesinin Fransa ve AB'nin çıkarına olduğunu söylüyoruz” dedi.

 

HURRIYET 26/04/2005

 

GÖRÜŞMELERİN PERDE ARKASI

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Lüksemburg'da yapılan Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısının çok olumlu geçtiğini söyledi. Lüksemburg temaslarını izleyen gazetecilere değerlendirmelerde bulunan Gül, Ortaklık Konseyi toplantısının çok verimli geçtiğini belirterek, reform sürecinin Türkiye'nin AB ile ilişkileri bakımından önemli olduğunu, ancak reformların gerçekte Türk halkı için gerektiğini kaydetti.
Türkiye-AB ilişkilerinde “kritik eşiğin aşıldığını” ifade eden Gül, reform sürecinin en ufak bir duraksama olmaksızın süratle devam edeceğini temasları sırasında belirttiğini söyledi.
KIBRIS KONUSUNDA ÇAĞRILAR
Gül, görüşmelerde Kıbrıs konusuna ilişkin AB'li yetkililere verdiği mesajları da gazetecilerle paylaştı. “Kıbrıs konusunda topun AB'de” olduğunu temaslarında dile getirdiğini söyleyen Gül, AB'nin Kıbrıs konusunda Türkiye'ye yaptığı bazı çağrıların kendilerini incittiğini belirtti ve “Kendilerine (benim, başbakanın ve Talat'ın çözüm çağrılarını duymuyor musunuz) dedim” diye konuştu.
Görüşmelerde, “bir ülkenin AB üyesi olmasının, ona yanlış yapma hakkını vermediğini” belirttiğini söyleyen Gül, tüm bölgenin bir işbirliği merkezi haline getirilebileceğini kaydetti.
Gül, AB'li yetkililerin kendilerine verdiği bilgilerden çok memnun olduklarını, bazı konuları ilk kez Gül'den duyduklarını söylediklerini ifade etti.
FRANSA'DA REFERANDUM: FRANSA DÜŞÜNSÜN
Fransa'da AB anayasasına ilişkin referandumun ertelenmesinde Türkiye'nin AB sürecinin etkili olup olmadığı şeklinde bir soruyu yanıtlayan Gül, bu konunun Fransa'yı ilgilendirdiğini belirterek, ”Bunu Fransa düşünsün” diye konuştu.
Gül, Fransa'nın AB'yi kuran devletlerin başında geldiğinin altını çizdi ve AB anayasasının hazırlayıcısı Valerie Giscard d'Estaing'in Fransa'nın eski cumhurbaşkanı olduğunu hatırlattı.
ERMENİ SORUNU
Gül, Ortaklık Konseyi toplantısından önce kahvaltıdaki sohbetleri sırasında Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn'un, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ermeni soykırımı iddialarına yönelik ortak komisyon oluşturulması önerisini çok olumlu bulduklarını belirttiğini söyledi.
Kendisinin de “iç politik nedenlerle önemli konuların istismar edilmemesi, ülkenin onuruyla oynanmaması gerektiğini” belirttiğini ifade eden Gül, Asselborn'a Osmanlı tarihi ve kültürel yapısı hakkında bilgi verdiğini kaydetti.
Gül, Osmanlı'nın 600 yıllık hükümdarlık süresi boyunca istemesi durumunda birçok dil ve dinin bugün ortadan kalkmış olacağını anlattığını söyledi. 
Katıldığı toplantılarda birçok konunun aydınlığa kavuştuğunu ve karşılıklı güven ortamının oluştuğunu belirten Gül, temasların devam edeceğini söyledi.

HURRIYET 26/04/2005

 

Eurlings: Rum gemileri Türk limanlarına girebilmeli

 

Brüksel

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Camiel Eurlings, Rum bandıralı gemilerin Türkiye'ye girebilmesi gerektiğini söyledi.

Hollandalı Hristiyan Demokrat Camiel Eurlings, Türkiye-AB ilişkileri konusunda Brüksel’den yayın yapan haber-bilgi portalı ABHaber.com’a açıklamalarda bulundu.

 

Eurlings, Türkiye'nin  ile AB Komisyonu arasındaki Uyum Protokolü’yle ilgili uzlaşının Türkiye’nin AB ilişkilerinin düzelmesi ve gelişmesi yönünde çok önemli bir adım olduğunu belirtti. Eurlings, müzakerelere başlarken karşılıklı güvene dayalı ilişkiler kurulması gerektiğinin önemini anımsattı. Rum bandıralı gemilerin kesinlikle Türkiye’ye girebilmesi gerektiğini kaydeden AP Türkiye Raportörü, Kıbrıs için çözümün acilen bulunmasının önemini vurgulayarak bu çözümün Kıbrıs’ın birleşmesi olduğunu açıkladı.

   

KIBRIS SORUN YARATACAK

 

Türkiye’nin AB’ye girdiğinde gerçek bir şans elde edeceğini belirten Eurlings, Kıbrıs konusunun Türkiye’nin AB üyeliğinde hep sorun yaratacağını sevgi, saygı ve kardeşliğin ancak birleşmeyle sağlanabileceğini belirtti. Müzakerelerin 3 Ekim’de başlaması gerektiğini bildiren Eurlings, Türkiye’nin üç yıl içinde çok büyük gelişmelere imza attığını ancak hala pürüzlerin olduğunu dile getirdi.

   

İşkencenin kaldırılmasının ertelenmemesi gerektiğine dikkat çeken Eurlings, kadın haklarının ihlali ve dinsel özgürlükler konularında da düzeltmelerin ve gelişmelerin devam etmesi gerektiğini kaydetti. Son olarak, tüm bu pürüzler ortadan kalkarsa Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunun açık olduğunu vurguladı.

 (Hürriyetim)

HURRIYET 26/04/2005

 

KKTC'de yeni kabine onaylandı

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkan Vekili ve Gazimağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin listesini Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a sundu.

Cumhurbaşkanı Talat'ın onayladığı 3. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinde, başbakanlık dışındaki 10 bakanlıktan 7'si CTP'de, 3'ü de DP'de. 

1. ve 2. CTP-DP hükümetlerinde olduğu gibi, 3. CTP-DP hükümeti kabinesinde, başbakan ve başbakan yardımcısının dışında, bir milletvekili bulunuyor. DP'den CTP'ye geçen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na getirilen Sonay Adem, CTP Gazimağusa milletvekili. 

Diğer bakanlar, meclis dışından atandı. Kabinede bir de kadın bakan bulunuyor. Önceki kabinede yer alan 5 bakan yerini korurken, yeni kabinede CTP'den 4, DP'den de 1 yeni isim yer aldı. 

Ferdi Sabit Soyer başkanlığındaki CTP-DP koalisyon hükümeti şöyle oluşturuldu: 
-Başbakan: Ferdi Sabit Soyer (CTP) 
-Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı: Serdar Denktaş (DP) 
-İçişleri Bakanı: Özkan Murat (CTP) 
-Maliye Bakanı: Ahmet Uzun (CTP) 
-Ekonomi ve Turizm Bakanı: Derviş Kemal Deniz (DP) 
-Milli Eğitim ve Kültür Bakanı: Canan Öztoprak (CTP) 
-Tarım ve Orman Bakanı: Hüseyin Öztoprak (DP) 
-Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı: Salih Usar (CTP) 
-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Sonay Adem (CTP) 
-Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı: Eşref Vaiz (CTP) 
-Gençlik ve Spor Bakanı: Özkan Yorgancıoğlu (CTP)

 (aa)

HURRIYET 26/04/2005

 

Gül: Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz


      Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Rum kesimi AB'ye üye oldu diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz" dedi.
       AB dönem başkanı Lüksemburg'da düzenlenen 44. Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı sona erdi.
      Toplantı sonunda Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ortak basın toplantısı düzenledi.
      Abdullah Gül, "Bir taraf AB'ye girdi diye bu sorunu unutamayız. Bu sorunun çözüm merkezi BM'dir" dedi.
      Annan planı ile ilgili geçen yıl yaşanan gelişmelere atıfta bulunan Gül, referandum sonunda Kıbrıs Türk tarafının "Evet", Rum tarafının "Hayır" dediğini hatırlattı.
      Türkiye'nin Ankara Anlaşması'na ilişkin ek protokolü imzalamasının Rumları tanıma anlamına gelmeyeceğini belirten Gül, "Rum kesimi AB'ye üye oldu diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz" diye konuştu.
      Gül, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Kıbrıs ile birlikte AB'den ayrı bir işbirliğine gidebileceğini ifade ederek, bundan herkesin çok büyük fayda sağlayacağını söyledi.
      Ege'de Türk uçaklarının hava ihlalleri yaptığı iddialarına ilişkin bir soru üzerine Gül, bu tür bir soruyu garipsediğini belirterek, "Bugün yapılan toplantıda Türk-Yunan ilişkilerinin nasıl geliştiğini ve sorunlara nasıl çözüm arayışı içinde olduğumuzu anlattım. Bu sorunuzu garipsiyorum. Sanki benim iyimserliğimden memnun olmayanlar var. Ege'de uluslararası hukuka göre statüsü kesinleşmemiş alanlar var. Bu alanlar benim deyince benim olmuyor. Kardak olayında olduğu gibi, iyi ilişkilerden rahatsız olanlar olduğunu gördük" dedi.
      Siyasetçiler arasında başlatılan diyaloga basın ve kamuoyunun da destek vermesi gerektiğini kaydeden Gül, "Çatışmada mı yoksa karşılıklı hak ve hukuku kollayarak çözüm arayışına girmede mi fayda var; buna iyi bakmamız gerekir" diye konuştu.
      Öte yandan AB Dönem Başkanı Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Jean Asselborn bir soru üzerine, AB'nin Türkiye'ye öğretmenlik değil sadece AB sürecinde eşlik etmeye çalıştığını söyledi.
      Fransa'da düzenlenen AB Anayasa referandumuna ilişkin bir soru üzerine de Asselborn "Dönem başkanı olarak Anayasa'nın kabul edilmesinin Fransa ve AB'nin çıkarına olduğunu söylüyoruz" dedi.
     
     'PROTOKOLÜN İMZASI İÇİN AB HAZIRSA BİZ HAZIRIZ'

      Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Lüksemburg'da bir araya geldiği AB yetkililerine, Türkiye'nin reform sürecindeki kararlılığını vurguladığını ve uygulamadaki hassasiyetini ortaya koyduğunu söyledi.
      Gül, toplantının çok verimli ve samimi bir ortamda geçtiğini belirterek, konseyin, AB ile Türkiye arasındaki en yetkili kurum olduğunu kaydetti.
      Toplantının 3 Ekim'den önceki son, 17 Aralık'tan sonraki de ilk toplantı olması açısından ayrı bir önem taşıdığını ifade eden Gül, toplantıda Türkiye ile AB arasındaki birçok konuyu geniş biçimde ele aldıklarını söyledi.
      Gül, toplantıda üç ana unsura değindiklerini belirterek, karşılıklı yapılan işler, başarılar ve performansın en iyi şekilde anlatıldığını, karşılıklı beklentilerin ortaya konulduğunu ve bazı sorunların nasıl çözüleceği konusunun ele alındığını kaydetti.
      Bakan Gül, 17 Aralık'ta kritik eşiğin aşıldığı kararının alındığına dikkati çekerek, yapacakları daha işler olduğunu, bunlarla ilgili bilgi verdiğini ve kararlılıklarını yinelediğini söyledi.
      "Bazen bireysel sorunlar çıktığında bunların üstünü kapatmadıklarını ve sorumluları cezalandırdıklarını" anlattığını ifade eden Gül, Türkiye'de reformların uygulanmasını takip eden reform izleme grubunun toplantılarının yapılmakta olduğunu söylediğini belirtti.
      Toplantıda, Türkiye'nin ekonomik başarılarını da anlattığını kaydeden Gül, gümrük birliği uygulamasını konuştuklarını, bu konudaki bazı aksaklıkların karşılıklı anlayış içinde çözüleceğine inandığını söyledi.
      Gül, Kıbrıs konusuyla ilgili olarak da bu konuda kalıcı bir çözümün sunulması yönünde Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin kararlılığını tekrarladıklarını, BM'nin gayretlerini destekleyeceklerini belirtti.
      Gül, Türkiye'nin adada yapılan referandumdan sonraki çözüm çağrılarını da hatırlattığını ve AB'nin kendi gayretlerini de memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
      Bakan Gül, verilen sözler paralelinde, AB komisyonu'nun hazırladığı iki tüzüğün hayata geçirilmesinin büyük bir adım olacağını da kaydetti.
      Ankara anlaşması uyum protokolünün de gündeme geldiğini belirten Gül, bu konuda vardıkları mutabakatı anımsatarak, Türkiye'nin, AB'nin kendi üzerine düşen hazırlıkları tamamladıktan sonra bu protokolü imzalamaya hazır olduğunu ilettiğini ifade etti.
      Gül, 3 Ekim'de başlaması planlanan müzakerelerden önce yapılması gerekenleri gözden geçirdiklerini kaydetti.
     
     Olli Rehn: Aynen devam

      AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Rehn de Türkiye'de son birkaç yılda reformlarda büyük ilerleme sağlandığını belirterek, bu reform sürecinin aynen devam etmesi gerektiğini vurguladı.
      Türkiye'nin Ankara anlaşması uyum protokolüne mektup teatisiyle mutabakatını ortaya koymasından memnun olduklarını ifade eden Rehn, protokolün "iyi bir zamanda" imzalanacağına inandığını belirtti.
      Rehn, TCK'nın 1 Haziran'da yürürlüğe gireceğine yönelik beklentisini dile getirerek, adli reformlar, kadın hakları, kültürel haklar gibi birtakım alanlarda daha fazla ilerleme beklediklerini kaydetti.
      Olli Rehn, Türkiye'yi Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çaba göstermeye teşvik ettiklerini belirterek, bu konuda ciddi görüşmeler için zemin hazırladıklarını ifade etti.
     
     Asselborn: Türkiye'den ek protokolü imzalamasını bekliyor

      AB dönem başkanı Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn, Ankara Anlaşması'nın AB'nin 25 üye ülkesini kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören ek protokolün Türkiye tarafından imzalanmasını beklediklerini bildirdi.
      Asselborn, Türkiye'nin ek protokol ile ilgili mutabakatı ortaya koyan mektup teatisinin memnuniyetle karşılandığını belirterek, ek protokolün imzalanması, onaylanması ve yürürlüğe sokulmasının, Türkiye'nin, Kıbrıs Rum kesimi dahil olmak üzere tüm AB ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi yolunda önemli bir adım oluşturacağını söyledi.
      Türkiye'de önemli reformlar yapıldığını ifade eden Asselborn, bunların uygulamaya koyulmasına da önem verdiklerini kaydetti.
      Asselborn, dönem başkanı olarak AB'nin Türkiye ile en iyi şekilde müzakerelere başlaması için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini, Kıbrıs sorununun da BM çerçevesinde çözümüne yönelik girişimleri memnuniyetle karşılayacaklarını bildirdi.
      Toplantıda Irak konusunun da gündeme geldiğini belirten Asselborn, Türkiye'nin Irak'ın siyasi ve ekonomik istikrarına önemli katkıda bulunduğunu belirtti.
      Ortaklık Konseyi toplantısının ardından ortak bir tutum belgesi yayımlanacak.
     MILLIYET 26/04/2005

 

Kıbrıs'ta açılımın yönü

Turgut Tarhanlı

RADIKAL 26/04/05

Kuzey Kıbrıs'ta, Cumhurbaşkanlığı devir teslimi de gerçekleşti. Geçen hafta, adada bulunduğum sırada, değişik vesilelerle Kıbrıslı Türklerle yaptığım konuşmalarda, hâlâ böyle bir değişikliğin gerçekleşmesine inanamadıklarını görmek mümkündü. Bu değişimden bihaber bazı İngiliz turistlerin bile, kısa bir süre önce yapılan seçim sonuçlarıyla ilgili olarak şaşkınlığını gizleyemediğini gördüm.
Bir demokraside, böyle bir değişikliğin de olağan hale gelmesi, umarım bundan sonra kendi doğallığı içinde kabul edilmeye başlanır. Zira bunun aksi, seçim yönteminin dışında, bazı başka araç ve yöntemlerin gücüne itibar edilmesinden başka anlam taşımıyor. Adanın yakın geçmişinde, hem Rum hem de Türk toplumunu ilgilendiren bir şekilde, bunun birçok örneğini gördük. Dolayısıyla, seçimlerdeki bir başarı, seçimde kazanılmış bir başarıdır ve elbette, savaş alanında kazanılmış bir zafer değildir. Sanırım, bundan sonrası için, Kıbrıs iç siyasetinde, böyle bir stratejik bakışın ötesinde, olağan bir yaklaşımın önemi daha da büyük olacak.
Öte yandan, her ne kadar eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, seçimlere katılmayarak siyasete de veda ettiği söylenemezse de, iç siyasette bunun nasıl ve hangi eksende gelişeceğini göreceğiz. Ancak, büyük ölçüde, yılların muhalefetini, Türkiye'nin de dolaylı desteğiyle birleştirebilen Mehmet Ali Talat ve ekibi, artık Kuzey Kıbrıs siyasetinin her kademesinde yönetimdedir. Bu nedenle, bundan sonrası için bir 'muhalefet' söyleminden söz etmek, tabii pek anlaşılabilir bir tutum olmaz. Talat ve ona destek veren çevrelerin asıl sorumluluğu, artık bunu kuvveden fiile çıkacak bir siyasal beceri ve kararlılıkla ölçülmeye başlanacak.
Bu değişimin, başlıbaşına kendisi bile, aslında Talat'ın başlangıç çizgisindeki temel mücadele varlıklarından birini oluşturuyor. Ama bu değişimin icraata yansıtılması da, siyasetin kendi dinamikleri nedeniyle, 'değişim ve statüko' ekseninde zorlamalarla yüzleşmeyi gerektirebilir.
Veya bu kavramların yeniden tanımlanmasında, etkili bir siyasal hünerin açıklıkla ortaya konulmasını gerektirebilir.
Kuzey Kıbrıs'ın ambargoya bağlı uluslararası ilişkilerinin belki de en güçlü olduğu alan, doğrudan doğruya siyasal bir nitelik arz etmeyen, turizm. Ama bunun da, dolaylı olarak siyasal bir etkiye sahip olduğu bilinen bir gerçek.
Nitekim geçen aylarda, Kuzey Kıbrıs Turizm Merkezi'nin Londra'da giriştiği turizm kampanyasının algılanma biçimi, tamamen böyle bir zeminde olmuştu. O kampanya, Londra belediyesine bağlı ulaşım idaresine tabi otobüslerde ve metrodaki reklam panolarına asılan afişlerden ibaretti. Afişlerde, 'Kuzey Kıbrıs-Bozulmamış güzelliklerin sığınağı' gibi bir turizm sloganına ve üç çarpıcı doğa fotoğrafına yer verilmişti. Londra'da yaşayan Kıbrıslı Rumların şikâyeti üzerine, bu afişler idare tarafından kaldırılmış; fakat daha sonra, yol kenarlarındaki reklam panolarında sergilenmeye başlanmıştı. Bu konuyla ilgili hukuksal başvuru ve takip hâlâ sürüyor.
Öte yandan, adanın kuzeyine yönelik artan bir turistik ilginin olduğu da gerçek.
Özellikle İngiliz turistlerin sayısının, geçen yıl 100 bine vardığı söyleniyor. Resmi açıklamalarda, bu yılın ilk aylarındaki turizm istatistiklerine göre, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 39 oranında bir artışın olduğu belirtiliyor. Ayrıca, adadaki inşaat faaliyetleri bir süredir patlama göstermiş durumda. Özellikle, Avrupalıların adadan yazlık veya bir tatil evi alması için, Avrupa ölçülerine göre daha ehven fiyatlı, fakat konforlu villa ve apartman dairesi inşaatları büyük alanlara yayılmış durumda. Keza, İngiliz ve Kıbrıslı emlak komisyoncularının reklamları da, basın ilanları ve reklam panolarını doldurmuş durumda. Turizm, elbette ülkenin dışa açılmasının, saydamlaşmasının ve dış ilişkilerinde bir güçlenme aygıtı olarak da değer taşıyacak ölçüde
önemli, ekonomik ve sosyal kanallardan biri.
Şimdi Kuzey Kıbrıs'ta, artık yeni liderlik ve yeni hükümetin sorumluluğu, bu gibi mevcut başarılı uygulamaları daha da güçlendirici bir doğrultuda olmak, ama yeni alanlara nüfuz etme çabasını da göz ardı etmemek siyasetiyle anlam kazanacaktır. Kıbrıs'ın iç dinamizmi, Türkiye kamuoyunca da gerçekçi bir yaklaşımla, yakından takip edilmeli. Zira yapılan, hâlâ bunun gerisinde görünüyor.

Talat'ın işi hiç de kolay değil

RADIKAL 26/04/05

Denktaş, 30 yılı aşkın bir süre Kıbrıslı Türklere liderlik ettikten sonra nihayet yerini kararlı bir Avrupa yanlısı rakibi Talat'a bırakıyor. Seçim kampanyasında, bölünmüş adayı yeniden birleştirmeyi ve AB'ye katılmayı ön plana çıkaran Talat, 17 Nisan'daki cumhurbaşkanlığı seçimini zorlanmadan kazandı. Denktaş'ın görevden ayrılması, barış yanlısı Türk ve Rumlarca Kıbrıs'taki 30 yıllık bölünmeyi gidermeye doğru bir adım olarak görülüyor. Denktaş, yıllarca, (Ankara'da kendisi gibi düşünen şahinlerin de yardımıyla) BM'nin bütün çözüm planlarını torpilleyerek, 'Bay Hayır' lakabını kazanmıştı.
Peki, bir zamanlar hayatını buzdolabı tamirciliği yaparak kazanan Talat, fark yaratabilecek mi? Ankara, Brüksel ve Lefkoşa'da ifade edilen memnuniyete rağmen, Talat'ın kısa sürede fark yaratacağını düşünen gözlemcilerin sayısı az. Adadaki zengin Rum çoğunluğun büyük kısmı, geçen nisan ayında BM'nin son planına hayır dedi ve Kıbrıslı Türklerin gözleri önünde, ellerini kollarını sallaya sallaya AB'ye girdi. Kısa bir süre önce yapılan kamuoyu yoklamaları, Rum halkının dörtte üçünün BM planına karşı olduğunu gösterdiği için, Papadopulos, görüşme masasına dönmekte acele etmiyor.
Türkiye'de ise tablo daha da bulanık. Erdoğan, geçen hafta İslamcı işadamlarına AB'nin 'Türkiye'yi parçalama çabası içinde olduğunu' söyleyerek, AB diplomatlarını dehşete düşürdü. Anadolu'nun
her yanında patlak veren ve bazı durumlarda Kürtlere yönelen milliyetçilik furyası ve Türklerin AB üyeliğine verdikleri desteğin azaldığını gösteren kamuoyu yoklamalarının olduğu bir dönemde, Erdoğan'ın sözleri, AB'ye katılma konusundaki kararlılığının sorgulanmasına yol açtı.
Özkök'ün de bu hafta, Harp Akademileri Komutanlığı'nda öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yaklaşık 30 bin asker bulundurduğu Kıbrıs'ın 'stratejik önemini' hatırlatarak, bu tartışmaya katılması hayra alamet değildi. Özkök, Rumları, AB üyeliklerini Türkiye'den tek taraflı tavizler koparmak için kullanmalarına izin verilmeyeceği konusunda uyardı.
Bütün bunlar, muhalefet çevrelerinin ihanet çığlıklarına rağmen, hükümetin geçen yıl, katılım müzakerelerinin 3 Ekim'de başlamasının koşulu olarak, Kıbrıs da dahil AB'nin 10 yeni üyesiyle ilişkilerini resmileştirmeyi kabul etmesine karşın oluyor.
AB içindeki hukuki tartışmalar, Kıbrıslı Türklere uzun süredir vaat edildiği gibi, ticaret ve hava taşımacılığındaki kısıtlamaların kaldırılmasını önledi ve Türkiye'deki liderlerin sıkıntısının üzerine tuz biber ekti. Bu arada Denktaş ise, cumhurbaşkanlığı dışından da engelleme kampanyasını sürdüreceğini söyledi. Talat, buzdolapları gibi daha basit şeylerle uğraştığı günleri mumla arayabilir. (22-29 Nisan 2005 THE ECONOMIST)

Görev Soyer'in

Göreve hızlı başlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, mesaisinin ilk gününü hükümete ve AB'ye ayırdı. Sabahleyin siyasi partilerle görüşen Talat, hükümeti kurma görevini CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer'e verdi; öğleden sonra da Avrupa Birliği gündemiyle bir toplantı yaptı

Görev Soyer'in

YENİ DÖNEM, YENİ CUMHURBAŞKANI, YENİ BAŞBAKAN... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın görevi önceki gün devralmasıyla KKTC'de başlayan yeni döneme dün yeni bir halka daha eklendi. Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesi ve 2. CTP-DP koalisyonunun istifasıyla, 3. CTP-DP koalisyonunu kuracak CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer yeni Cumhurbaşkanı'ndan görevi aldı. Yaklaşık 25 yıldan beri aynı partide mücadele veren Talat "cumhurbaşkanı", Soyer de "başbakan" sıfatıyla ilk kez resmi bir görüşmede bir araya geldi

UYUMLU ÇALIŞMA... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma görevini Ferdi Sabit Soyer'e vermesinin ardından yaptığı açıklamada, hükümetle, gerek Kıbrıs konusunda, gerekse kamu düzenine ilişkin konularda tam uyumlu çalışma arzusunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, özellikle Kıbrıs konusunda hareketli bir sürecin beklendiğine dikkat çekerek, bu konuda uyumlu ve koordineli çalışmanın önemini vurguladı

HÜKÜMET EN KISA SÜREDE... CTP/BG Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer, 15 günlük anayasal süreyi beklemeden kabineyi en kısa sürede açıklamayı hedeflediklerini açıkladı. Parti içinde gerekli ön çalışmanın yapıldığını, hükümet programına ilişkin çalışmaların da büyük oranda tamamlandığını ifade eden Soyer, MYK'nın dün akşamki toplantısından sonra hükümetle ilgili takvimin ortaya çıkacağını kaydetti

SOYER: HALKIN BEKLENTİLERİNE YANIT VERECEĞİZ... Ferdi Sabit Soyer, yeni dönemde cumhurbaşkanı, meclis, muhalefet, sivil toplum örgütleri ve Türkiye ile yapıcı diyalog içinde halkın beklentilerine yanıt vermeye çalışacaklarını bildirdi

Yeni liderle yeni bir döneme başlayan Kıbrıs Türkleri, dün bir yeniliğe daha tanıklık etti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın görevi önceki gün devralmasıyla KKTC'de başlayan yeni döneme dün yeni bir halka daha eklendi.

Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesi ve 2. CTP-DP koalisyonunun istifasıyla, 3. CTP-DP koalisyonunu kuracak CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer, yeni Cumhurbaşkanı'ndan görevi aldı. Yaklaşık 25 yıldan beri aynı partide mücadele veren Talat "cumhurbaşkanı", Soyer de "başbakan" sıfatıyla ilk kez resmi bir görüşmede bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma görevini Ferdi Sabit Soyer'e vermesinin ardından yaptığı açıklamada, hükümetle, gerek Kıbrıs konusunda, gerekse kamu düzenine ilişkin konularda tam uyumlu çalışma arzusunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, özellikle Kıbrıs konusunda hareketli bir sürecin beklendiğine dikkat çekerek, bu konuda uyumlu ve koordineli çalışmanın önemini vurguladı.

CTP/BG Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer de 15 günlük anayasal süreyi beklemeden kabineyi en kısa sürede açıklamayı hedeflediklerini açıkladı. Parti içinde gerekli ön çalışmanın yapıldığını, hükümet programına ilişkin çalışmaların da büyük oranda tamamlandığını ifade eden Soyer, MYK'nın dün akşamki toplantısından sonra hükümetle ilgili takvimin ortaya çıkacağını kaydetti.

Bu arada göreve hızlı başlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, mesaisinin ilk gününü hükümete ve AB'ye ayırdı. Sabahleyin siyasi partilerle görüşen Cumhurbaşkanı Talat, hükümeti kurma görevini CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer'e verdi; öğleden sonra da Avrupa Birliği gündemiyle bir toplantı yaptı. Cumhurbaşkanı Talat başkanlığında AB gündemiyle yapılan toplantıya Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev de katıldı.

Partilerle görüşme

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, mesaisinin ilk gününe hükümet çalışmaları ile başladı

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün Meclis'te temsilcisi bulunan dört partinin liderlerini sırasıyla kabul etti. Son görüşmeyi saat 14.00'te CTP/BG ile yapan Talat, hükümeti kurma görevini CTP/BG Genel Başkan Vekili Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer'e verdi.

Talat, ilk görüşmeyi saat 11.30'da Barış ve Demokrasi Hareketi ile yaptı. Talat, saat 12.00'de Ulusal Birlik Partisi ile görüşmesinin ardından 12.30'da, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Vekili, Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ı kabul etti. Cumhurbaşkanı Talat'ın son görüşmesi ise saat 14.00'te CTP heyetiyle oldu.

 

Çakıcı: Çok farklı bir durum söz konusu değil

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yeni hükümetin oluşturulması çalışmaları çerçevesinde dün ilk olarak Genel Sekreter Mehmet Çakıcı başkanlığındaki Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) heyetiyle görüştü. Görüşmeye BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı katılmadı.

Çakıcı, basına kapalı gerçekleşen görüşme sonrasında yaptığı kısa açıklamada, Cumhurbaşkanı Talat'ın talebi üzerine gerçekleşen görüşmenin yeni hükümet kurulmasına ilişkin görevlendirmeyle ilgili olduğunu kaydetti.

Görevin en büyük parti olarak CTP'ye verileceğinin çok açık bir şekilde ifade edilmesinden dolayı BDH açısından çok farklı bir durumun söz konusu olmadığını kaydeden Çakıcı, "Şu anki partilerin, CTP ile DP'nin her açıdan görevi alacağı ortada görünüyor. Yeni hükümet çalışmaları son aşamasına da geldi zaten" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat'a hem yeni çalışmalar, hem Kıbrıs meselesi, hem de şu andaki durum hakkında görüş ve temennilerini ilettiklerini söyleyen Çakıcı, şöyle devam etti:

"Yeni bir süreç var. Kıbrıs Türk halkının beklentileri var. Yapılması gerekenler var. Kıbrıs sorununda da aktif bir rol oynamanın gerekliliği de ortada. Yeni cumhurbaşkanıyla yeni hükümetten de bizlerin ve halkın beklentileri var. Onları dile getirdik"

 

Eroğlu: Muhalefet olarak üzerimize düşeni yapacağız

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BDH ile kısa toplantısının ardından saat 12.00'de de UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nu kabul etti.

Görüşmede basının sadece görüntü almasına izin verildi. UBP Genel Sekreteri Salih Miroğlu'nun eşlik ettiği Eroğlu, çıkışta yaptığı açıklamada, hükümeti kurma görevi verilmeden cumhurbaşkanının mecliste temsil edilen siyasi partilerle istişare etmesinin anayasa gereği olduğunu, Talat'ın bu çerçevede kendileriyle görüştüğünü söyledi.

Eroğlu, Cumhurbaşkanı Talat'a hayırlı uğurlu olsun dileğinde de bulunduklarını kaydederek, hükümeti kurma görevinin kime verileceğinin bilindiğini, CTP ile DP'nin anlaştığını ve hükümetin ilan edilme noktasında olduğunu belirtti.

Eroğlu, kurulacak hükümetin ülkeye hayırlı uğurlu olmasını dileyerek, hükümetin yeni sayılmayacağını ve önceki hükümetin devamı olacağını, sadece başbakanın değiştiğini kaydetti. Eroğlu muhalefet olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını ifade etti.

 

Denktaş: Yeni hükümet oluşumuyla

ilgili görüş alışverişinde bulunduk

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, üçüncü görüşmesini de Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'la yaptı.

Serdar Denktaş, görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni hükümet kurulduktan sonra cumhurbaşkanıyla nasıl bir işbirliği içinde olacaklarını ele aldıklarını kaydederek, görevlendirmenin dün öğleden sonra yapılmasıyla hükümetin DP kanadında kimlerin görev alacağının bugün belli olacağını söyledi.

Denktaş, hükümet programı konusunda CTP ile görüşmelerinin sürdüğünü, dün için programlanmış bir görüşme olmamakla birlikte, her an da görüşmeler yapılabileceğini ifade etti.

Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı'na kendi kullandığı arabayla ve tek başına geldi. Saat 12.40 sıralarında başlayan görüşmenin başında basın mensuplarına görüntü alma imkânı verildi, daha sonra Talat ve Denktaş 35 dakika baş başa görüştü.

Görüşmenin ardından cumhurbaşkanlığı bahçesinde gazetecilere açıklama yapan Serdar Denktaş, yeni hükümetin kurulmasıyla nasıl bir işbirliği ve istişare içinde olunacağı konularını görüştüklerini ifade ederek, "Görevlendirme yapıldıktan sonra hükümetin kuruluşuyla yeniden, herhalde bu kez parti olarak da ziyaret edeceğiz" dedi.

Bakanlar bugün belli olacak

Denktaş bir soru üzerine, yeni hükümetin DP kanadında görev alacak bakanların bugün belli olacağını açıkladı. Denktaş, kabinenin cumhurbaşkanına bugün mü sunulacağı sorusuna karşılık, "Doğrusu onu başbakanlık görevini alacak arkadaşımız tam olarak bilebilir. Bu yarın (bugün) olabilir, öbür gün (yarın) olabilir, bizim açımızdan bir sorun yok ama başbakan olacak kişi bilecek" diye konuştu.

Başka bir soru üzerine, CTP'yle dün veya bugün hükümet programına son rötuşları yapmak için görüşebileceklerini ifade eden Serdar Denktaş, hükümet programının sonuçlandırılması için yaklaşık 10 günleri bulunduğunu ama sürekli temas halinde olduklarını, aralarında evrakların gidip geldiğini kaydetti. Denktaş, "Bir araya gelmek programda bugün yok ama her an da olabilir" dedi.

Soyer 15 günün dolmasını beklemeyecek

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, son olarak CTP/BG Genel Başkan Vekili Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer'i kabul etti.

Yaklaşık 50 dakika süren bu görüşmede Soyer'e Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu ile MYK üyeleri Ünal Fındık, Kutlay Erk, Ahmet Barçın ve Doğan Şahali de eşlik etti.

Görüşmede Cumhurbaşkanı Talat, Soyer'i hükümeti kurmakla görevlendirdi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Soyer başkanlığında kurulacak 3'üncü CTP-DP koalisyon hükümetiyle tüm alanlarda tam uyumlu bir çalışma arzuladığını söyledi.

Başbakan adayı CTP Genel Başkan Vekili Soyer de, cumhurbaşkanı yanında toplumun tüm kesimleriyle ve Türkiye'yle işbirliği içinde yeni bir hükümet dönemi öngördüklerini belirterek, Merkez Yönetim Kurulu'nun dün akşamki toplantısın ardından kabinenin ve hükümet programının en kısa sürede açıklanacağını söyledi.

Yeni dönem, yeni cumhurbaşkanı, yeni başbakan

Soyer'in görevi almasıyla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığını önceki gün devralmasıyla KKTC'de başlayan yeni döneme yeni bir halka daha eklenmiş oldu.

Talat'ın cumhurbaşkanlığıyla 2. CTP-DP koalisyonun istifasıyla, 3. CTP-DP koalisyonunu kuracak CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer yeni Cumhurbaşkanı'ndan görevi aldı. Yaklaşık 25 yıldan beri aynı partide mücadele veren Talat ve Soyer, dün cumhurbaşkanlığında temsil ettikleri makamlarla resmi görüşme yaptılar.

Uyumlu bir çalışma

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma görevini Soyer'e vermesinin ardından, hükümetle gerek Kıbrıs konusunda, gerek kamu düzenine ilişkin konularda tam uyumlu çalışma arzusunu dile getirdi.

Talat, özellikle Kıbrıs konusunda hareketli bir sürecin beklendiğine dikkat çekerek bu konuda uyumlu ve koordineli çalışmanın önemini vurguladı.

Kabine en kısa sürede

CTP/BG Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer de, 15 günlük anayasal süreyi beklemeden kabineyi en kısa sürede açıklamayı hedeflediklerini söyledi.

Parti içinde gerekli ön çalışmanın yapıldığını, hükümet programına ilişkin çalışmaların da büyük oranda tamamlandığını söyleyen Soyer, Merkez Yönetim Kurulu'nun dün akşamki toplantısından sonra hükümetle ilgili takvimin ortaya çıkacağını kaydetti.

Soyer, yeni dönemde cumhurbaşkanı, meclis, muhalefet, sivil toplum örgütleri ve Türkiye ile yapıcı diyalog içinde halkın beklentilerine yanıt vermeye çalışacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı'nda yeni dönem

Bu arada, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın dün cumhurbaşkanlığındaki ilk mesai günü son derece yoğun geçti. Sabah saatlerinden itibaren belli aralıklarla parti yetkililerini kabul eden Talat, öğleden sonra da Avrupa Birliği gündemiyle bir toplantı yaptı ve ilk gün tam mesai çalışmış oldu.

Cumhurbaşkanı Talat başkanlığında AB gündemiyle yapılan toplantıya Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev de katıldı.

KIBRIS 26/04/05

Konseyden AP milletvekillerine "izolasyonlarla ilgili" iki rapor

KIBRIS gazetesi, İngiltere Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi'nin Brüksel ziyaretini izledi:

Konseyden AP milletvekillerine "izolasyonlarla ilgili" iki rapor

İZOLASYONLARIN KALDIRILMASI İÇİN... 1983 yılından beri İngiltere'de sivil toplum örgütü olarak faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonların kaldırılması ve adanın hukuksal kimliğinin açıklığa kavuşturulması konusunda hazırladığı iki raporu, Brüksel'e giderek AP milletvekillerine sundu

MAURER KIBRIS'A GELİYOR... Konsey heyetiyle görüşen, Kıbrıs Türk Toplumu Masası Şefi Leopold Maurer, önümüzdeki hafta Kıbrıs'a geleceğini açıkladı. Kıbrıs Türk toplumunu temsil eden konsey heyetinin, Brüksel ziyaretinin İngiltere Hükümeti tarafından çok önemsendiğini belirten Maurer, "İngiltere seçim döneminde sizin sesinize büyük önem veriyor. Kıbrıslı Türklere İngiltere de büyük haksızlık yapılıyor, canlanın ve size yapılan haksızlıklara karşı savaşın" dedi

Eylem ERAYDIN/BRÜKSEL

1983 yılından beri İngiltere'de sivil toplum örgütü olarak faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonların kaldırılması ve adanın hukuksal kimliğinin açıklığa kavuşturulması konusunda hazırladığı iki raporu Brüksel'e giderek AP milletvekillerine sundu.

Konsey Başkanı Ali Ratip Doğruer,Uluslararası Hukuk Uzmanı Ahmet Osam ve yönetim kurulu üyesi Halil Halebi Brüksel'de Avrupa Parlamentosu üyeleri Mechtild Rothe, Jan Marinus Wiersma, Andrew Duff, parlamentonun iki Türk üyesi Vural Öğer, Cem Özdemir ve AB Komisyonu Kıbrıs Türk Toplumu Masası Şefi Leopold Maurer, AB nezdinde Lüksemburg Daimi Temsilcisi Büyükelçi Marine Schommer ile görüştü.

Konsey görüşmelerde, İngiltere'de 250 bin Kıbrıslı Türkün yaşadığını ve bunların aynı zamanda AB vatandaşı olduğunu hatırlatarak, AB'nin referandum sonrası verdiği sözleri yerine getirmesi ve Kuzey Kıbrıs'a 40 yıldır uygulanan haksız izolasyonların kaldırılması için direkt uçuşlar, direkt ticaret, direkt posta, telefon servisi ve Kuzey Kıbrıs limanların ticarete açılması ile ilgili konularda AB'den somut adımlar beklediklerini kaydetti. Konseyin ziyaretinden oldukça memnun olan parlamento üyeleri bu tür ziyaretlerin devam etmesi ve İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türklerin güçlerini Avrupa'da daha belirgin bir şekilde göstermeleri gerektiğinin son derece önemli sonuçlar doğuracağını söylediler. Konsey, parlamento üyelerine sunduğu ikinci raporda, AB'nin Helsinki, Maastricht ve Kopenhag Antlaşmalarını imzalayarak uluslararası hukuk sistemini kabul ettiği halde hâlâ Adanın uluslararası hukukta kişiliğinin tam olarak açığa kavuşturulmadığını ve 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla uluslararası hukuksal hakların Türk toplumu içinde geçerli olduğunu ancak buna rağmen Kıbrıs Türküne çifte standart uygulandığını belirttiler.

Avrupa Parlamentosu üyesi Alman Mechtild Rothe böyle bir ziyaretin gerçekleşmesinden mutlu olduğunu ve bu tür ziyaretlerin sürekli yapılması gerektiğini belirterek, "Kıbrıs sorununun çözümü hukuki açıdan zordur ancak buna rağmen hukuki haklarınızı değerlendirin. Biz Anan Planı'nın tekrar masaya yatırılması için Rum tarafının harekete geçmesini bekliyoruz' dedi.

Hollandalı parlamento üyesi Jan Marinus Wiersma ise Kıbrıs Türkünü desteklediğini, olaya hukuksal açıdan da bakılması gerektiğini söyleyerek Ercan Havaalanı'nın güvenlik ve teknik açıdan uluslararası ulaşım için uygun olduğunu ve AB'den Kuzey Kıbrıs'a gitmesi planlanan maddi yardımın direkt uçuşlardan önce yapılabileceğini ima etti. İngiliz Parlamento üyesi Andrew Duff da İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türklerinin öneminin farkında olduğunu, onların atacağı bilinçli ve akıllı adımlar ile Kuzey Kıbrıs için bir çok şeyin olumlu yönde değişebileceğini söyledi.

AB Komisyonu, Kıbrıs Türk Toplumu Masası Şefi Leopold Maurer Kıbrıs'a geliyor.

Kıbrıs konusunda AB Komisyonu'nda en yetkili isimlerden biri olan Kıbrıs Türk Toplumu Masası Şefi Leopold Maurer, Kıbrıs Türk toplumunu temsilen Konsey'in Brüksel ziyaretinin İngiltere Hükümeti tarafından çok önemsendiğini belirtti. Maurer konuşmasına şöyle devam etti:

"İngiltere seçim döneminde sizin sesinize büyük önem veriyor. Kıbrıslı Türklere İngiltere de büyük haksızlık yapılıyor, canlanın ve size yapılan haksızlıklara karşı savaşın."

AB yönetiminin almış olduğu kararları icraata geçirmekte güçlük çektiğini ve ayrıca 10. protokole ters düşen hareketleriyle Rum tarafı yöneticilerinin duruma hukuki açıklık getirilmesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Leopold Maurer, Rum tarafının kendi mahkemelerinde Kıbrıs ile ilgili almış olduğu kararları adil olmadığı halde İngiltere'de faaliyete geçirmek istemesinin adalete hiçbir katkı sağlamayacağını da düşündüğünü belirtti.

Kuzey Kıbrıs'a direkt uçuşların yapılabilmesi için uçuş yapmak isteyen ülkelerin kendi yetkileri sınırları dahilinde bunu gerçekleştirebileceğini kaydeden Maurer, "Eğer İngiltere uçuş yapmak isterse bunu kendileri başlatabilir" dedi. Maurer, önümüzdeki hafta Adaya gideceğini ve iki tarafta da temaslarda bulunacağını sözlerine ekledi.

"En büyük sorun Avrupalılar Kıbrıslı Türkleri yeterince tanımıyor"

Konsey yetkilileri, Avrupa Parlamentosu'nda Türk kökenli Alman milletvekilleri Vural Öğer ve Cem Özdemir ile de bir araya geldi. Vural Öğer, Kıbrıs konusunda Avrupa'nın yeterli bilgiye sahip olmadığını ve bu konuyu sadece Rum tarafının anlattıklarından bildiklerini söyledi.

Öğer, şöyle konuştu: "Büyük bir bilgi eksikliği var. Karşı taraf uzun yıllar propagandalarla kendi lehlerine Avrupa'da derin bir bilgi birikimi yarattılar. Türk tarafı ise derdini anlatamadı. Türkiye- Brüksel Karma Komisyon Toplantısı'nda 'Kıbrıs işgal altında, işgal ordusu var' gibi terimler kullanıldı.

Kimse 1964- 1974 arası Kuzey Kıbrıs'ta ne oldu tam bilmiyor, Türk ordusu neden oraya gitti bilinmiyor. Yorulmadan organize bir şekilde tanıtım kampanyası yapın ve kendinizi tanıtın. Aktif bir şekilde bilgilendirme çalışması yapın. Bu konuda bir Kıbrıs Türk gecesi düzenlenebilir, Kıbrıs ile bir sergi yapılabilir Brüksel'de. Rumlar her ay buradaki 732 milletvekiline çeşitli mektuplar göndererek hep işgalden bahsediyorlar. Sizde kendinizi tanıtan mektuplar yazın milletvekillerine. AB'nin yapıcı gücünü kullanarak ve AP gibi bir oluşumla bu durum çözülmeli. 700 bin Kıbrıslı Rum, 500 milyon Avrupalının üstüne çıkamaz."

Eğer, Alman milletvekili de olsa bu konuda her zaman parlamentoda fikrini beyan ettiğini belirterek, parlamentoda ne yapılırsa yapılsın bu sorunun çözümünün Avrupa Konseyi'nde biteceğini sözlerine ekledi.

"Avrupa kamuoyunu tekrar kazanmak için harekete geçin şimdi tam zamanı"

Parlamentonun diğer bir Türk kökenli milletvekili Cem Özdemir ise görüşmede, daha önce parlamentoya gözlemci olarak 2 Kıbrıslı Türkün katılmasını önerdiklerini ancak bunun kabul edilmemesinden dolayı sadece bir taraf olarak Rumların konuştuğunu, bunun çok yanlış bir uygulama olduğunu kaydetti.

Özdemir, "Avrupa kamuoyunu tekrar kazanmak için yeni bir atak ve girişim için en uyun zaman. Kuzey Kıbrıs'taki bu son cumhurbaşkanlığı seçimlerden sonra hükümetin, cumhurbaşkanının ve halkın görüşleri tamamen aynı. Rumların bahane edecekleri bir şey kalmadı. Çok iyi bir çalışma yapılmalı tüm Avrupa başkentleri gezilerek, Kıbrıs Türkünün hakları aranmalı" dedi.

Yeşiller Partisi olarak kendilerinin de bu konuda bazı çalışmalar yapacaklarını belirten Özdemir, önümüzdeki aylarda Almanya'da "Kıbrıs Nereye Gidiyor" adlı bir konferans düzenleyeceklerini söyledi.

Konsey Başkanı Ali Ratip Doğruer, Ahmet Osam ve Halil Halebi, dönem başkanı AB nezdinde Lüksemburg Daimi Temsilcisi Büyükelçi Marine Schommer'i de makamında ziyaret ederek hazırladıkları 2 raporu kendisine sundular. Büyükelçi Marine Schommer, Kıbrıslı Türklerin küçük adımlarla Avrupa ile bağlantı kurabileceklerini belirtti ve ziyaretlerinden dolayı konsey yetkililerine teşekkür etti.

İngiltere Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi, Brüksel temasları sırasında T.C Brüksel Daimi Büyükelçisi Oğuz Demiralp ve KKTC Brüksel Temsilcisi Yalçın Vehit ile de görüşerek ziyaretleri hakkında bilgi verdiler. Konsey Başkanı Ali Ratip Doğruer, görüşmelerin ardından KIBRIS'a yaptığı açıklamada, konseyin 22 yıllık çalışma hayatında bir ilke imza atarak ilk defa Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret ettiğini ve bundan sonra ayda bir kez mutlaka bu tür görüşmelerin yapılmaya devam edeceğini söyledi.

KIBRIS 26/04/05

Ara seçime Serdar Denktaş engeli

Mehmet Ali Talat'tan boşalan meclisteki bir sandalyenin doldurulması için haziranda ara seçim isteyen CTP/BG'nin kararına Serdar Denktaş karşı çıktı; öneri meclisten geri çekildi

Ara seçime Serdar Denktaş engeli

SERDAR DENKTAŞ İSTEMEDİ...Mecliste dün haziranda ara seçim yapılmasını öngören karar önerisinin ivediliği görüşüldü. Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, seçimlerin çok sık yapıldığını, bunun usanç verdiğini, ayrıca konunun hükümette ele alınması gerektiğini belirterek, CTP-BG'den önerisini geri çekmesini istedi

SOYER, ÖNERİYİ GERİ ÇEKTİKLERİNİ AÇIKLADI... CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, ölüm, başka bir göreve seçilme veya milletvekilliğinden istifayla boşalacak milletvekilliğinin , o milletvekilinin partisi tarafından doldurulması için yasal düzenleme gerektiğini, bunun seçimden daha iyi bir yöntem olduğunu ancak Anayasa'nın boşalan milletvekilliği için seçim öngördüğünü hatırlattı. Soyer, fakat Serdar Denktaş'ın görüşlerini dikkate alarak, önerilerini geri çektiklerini söyledi

Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle boşalan meclisteki bir sandalyenin doldurulması amacıyla haziranda ara seçim isteyen Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in (CTP-BG) dün meclise sunduğu bu yöndeki karar önerisi, hükümet ortağı Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın karşı çıkması üzerine geri çekildi.

20 Şubat seçimlerinde yüzde 45'lik oy oranı ile 24 sandalye kazanan ve hükümetin büyük ortağı olan CTP/BG, genel başkanları ve başbakan Mehmet Ali Talat'ın 17 Nisan'daki seçimlerde cumhurbaşkanlığını kazanması ve milletvekilliğinden istifasıyla, meclisteki sandalye sayısı 23'e düştü.

Bu gerçekten hareketle geçtiğimiz günlerde toplanan CTP/BG parti meclisi, olağanüstü kurultay tarihini belirlerken, Talat'tan boşalacak bir sandalyenin doldurulması için de önümüzdeki haziran ayında sadece Lefkoşa'da ara seçim yapılmasını kararlaştırmıştı. Ancak bunun için de meclisin karar alması gerekiyordu.

İşte bu amaçla dün toplanan meclise haziranda ara seçim yapılmasını öngören bir karar önerisi sunan CTP/BG, daha ilk günden ortaklarının direnciyle karşılaştı.

"Ara seçim" mecliste

Meclis Genel Kurulu'nda dün ilk olarak onaya ve bilgiye sunuş işlemleri yapıldı.

Bu bölümde, Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, meclis heyeti olarak katıldıkları Manila'daki Parlamentolar Arası Birlik (PAB) toplantısıyla ilgili raporu okudu.

Toplantıda daha sonra CTP-BG tarafından sunulan ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tan boşalan milletvekilliği için haziranda ara seçim yapılmasını içeren karar önerisiyle ilgili ivedilik kararıyla ilgili görüşme yapıldı.

Öneri hakkında konuşan Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş seçimlerin çok sık yapıldığını, bunun usanç verdiğini, ayrıca konunun hükümette ele alınması gerektiğini belirterek, CTP-BG'den önerisini geri çekmesini istedi.

Bunun üzerine söz alan CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise ölüm, başka bir göreve seçilme veya milletvekilliğinden istifayla boşalacak milletvekilliğinin , o milletvekilinin partisi tarafından doldurulması için yasal düzenleme gerektiğini, bunun seçimden daha iyi bir yöntem olduğunu kaydetti.

Ancak Anayasa'nın boşalan milletvekilliği için seçim öngördüğünü, bu nedenle seçim için öneri sunduklarını ifade eden Soyer, fakat Serdar Denktaş'ın görüşlerini dikkate alarak, önerilerini geri çekme kararı verdiklerini açıkladı ve öneriyi geri çekti.

Meclis Genel Kurulu'nda daha sonra CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in CTP-BG Grubu'nun başkanlığını yürüteceği, milletvekillerinin bilgisine sunuldu.

Gündem dışı konuşma

Toplantıda daha sonra gündem dışı konuşmalara geçildi.

UBP milletvekili Kemal Dürüst narenciye konusunda konuştu.

Dürüst, narenciye ürününün ağaçta kaldığını, bundan dolayı üreticinin çok zorda olduğunu söyledi.

Dürüst, üreticilerin sorunlarına çözüm bulmamakla suçladığı hükümetten bir an önce önlem almasını istedi.

Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Dürüst'e verdiği yanıtta, bahçelerde ürün kaldığının doğru olduğunu, ancak bunların alınacağını belirtti.

Ürün kalitesinin düşüklüğünden dolayı ihracatta sorun yaşandığını, buna karşın da ihracatı teşvik primlerini artırdıklarını anlatan Uzun, ürün kalitesinin düşüklüğünün geçmiş dönemlerde bakanlara sorularak irdelenmesi gerektiğini ifade etti.

Başka gündem dışı konuşma istemi olmamasından dolayı meclis dünkü çalışmalarını tamamladı.

Meclis Genel Kurulu bundan sonraki toplantısını 2 Mayıs Pazartesi günü yapacak.

KIBRIS 26/04/05

 'Papadopulos Türkleri imha planında'


27 Nisan, 2005 14:35:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un 1963-1964 arasında Kıbrıslı Türkleri imha etmeyi planladığı ve ''Türkleri temizlemek için 75 dakikamız var ve bunu yapacak planlara ve imkana sahibiz'' dediği belirtildi.

Alithia gazetesinin haberine göre, Rum yazar Makarios Drusiotis'in kaleme aldığı 'İlk Taksim: 1963-1964 Kıbrıs' adlı kitapta Papadopulos'un 1963-1964 döneminde Kıbrıslı Türk sivilleri imha etme planına karıştığını belgeledi.
 
Kitapta Papadopulos'un Kıbrıslı Türk sivilleri imha planının dönemin Milli Muhafız Ordusu Komutanı'na 'takıldığı' ve bu nedenle uygulanmadığı belirtiliyor.

Rum yazar kitabında Papadopulos'un ABD'lilere 'Kıbrıslı Rumların iç durumu düzenlemeye yönelik planları olduğunu' ilettiği ağustos 1964 tarihli mesaja da atıfta bulundu:
 
''Türk filosu 12 deniz mili sınırını ihlal ederse bunu 'istilanın' başlangıcı sayacağız. Hesaplarımıza göre bu bize, kendimizi savunabilmemiz amacıyla Kıbrıslı Türkleri temizlememiz için 75 dakika veriyor. Bunu yapacak plana ve imkana sahibiz.''
 
Rum liderin o dönemde Çalışma Bakanı ve Akritas Örgütü Asbaşkanı olduğunu hatırlatan yazar, bu konuda ABD Ulusal Arşivi (National Archives of Research Administration) belgelerine dikkat çekti.

Bakanlar Kurulu kararı

Drusiotis, Papadopulos'un Kıbrıslı Türk sivilleri 'temizleme' tehdidinin daha sonra Bakanlar Kurulu'ndan da geçtiğini yazdı:
 
''General Karayannis'in söylediğine göre, bu karar kendisine Bakan Yorgacis tarafından iletildi. Kendisinden verilen sürenin sonunda yerle bir edilmek üzere iki Türk köyü göstermesi istendi. Karayannis, 'savunmasız insanları öldürme' görevini üstlenmeyi reddettiğini anlatıyor..." 

"Anayasa değişikliği önerileri hazırlandığında Türk 'istilası' olması durumunda sivil Kıbrıslı Türklerin canlı kalkan olarak kullanılması, 1963'ten beri Kıbrıs Rum liderliğinin planıydı. Kıbrıslı Türklerin katledilmesi tehdidi, 'istila' tehdidinin olduğu her sefer gündeme geliyordu.''
 
Ada'da şiddet olayları
 
Kıbrıs'ta 1954 sonrası Yunanistan'dan gelen bir askerin kurduğu EOKA adlı terör örgütü nedeniyle şiddet tırmanışa geçti.
 
Birçok Kıbrıslı Türk, EOKA terörü nedeniyle köylerini terk etmek durumunda kaldı.
 
Şiddet olayları geçici bir ateşkese rağmen tırmandı. Rum tarafı, 60'larda ‘Akritas Planı’na (Türklerin imhası veya Ada’dan atılmasını öngören plan) dayanarak Türk toplumuna karşı sistematik şiddete başladı.
 
Korku içindeki 30 bin Kıbrıslı Türk 103 köyü terk etti ve Ada yüzölçümünün sadece yüzde 3'üne denk gelen bölgelere kaçtı, buralarda da kuşatma ve tecrit altında yaşadı.
 
EOKA’nın kanlı eylemleri 21 aralıktaki ‘Noel katliamı’ ile doruğa ulaştı. Altı gün sonra garantör ülke askerlerinden oluşan ‘Barışı Koruma Kuvveti’ oluşturuldu ve Ada’nın kuzeyi ile güneyini birbirinden ayıran ‘Yeşil Hat’ çizildi.

1963 yılında Ada'da tekrar şiddet dönüş yaşandı. Hızla tırmanan gerginlik yıl sonunda şiddete dönüştü. Rum tarafı, ‘Akritas Planı’na (Türklerin imhası veya Ada’dan atılmasını öngören plan) dayanarak Türk toplumuna karşı sistematik şiddete başladı.
 
Korku içindeki 30 bin Kıbrıslı Türk 103 köyü terk etti ve Ada yüzölçümünün sadece yüzde 3'üne denk gelen bölgelere kaçtı, buralarda da kuşatma ve tecrit altında yaşadı.
 
Olayların başlamasından altı gün sonra garantör ülke askerlerinden oluşan ‘Barışı Koruma Kuvveti’ oluşturuldu ve Ada’nın kuzeyi ile güneyini birbirinden ayıran ‘Yeşil Hat’ çizildi. Bir İngiliz generalin yeşil bir kalemle harita üzerinde çizdiği bir çizgiyle kent 30 aralıkta ikiye ayrıldı.
 
1964 yılında BM kararıyla mart ayında Ada’ya uluslararası barış gücü (UNFICYP) konuşlandırıldı.

 

RUM TARAFINDAN İTİRAF

Güney Kıbrıs'taki Birleşik Demokratlar Hareketi (EDİ) Asbaşkanı Mihalis Papapetru, bu ay başında yaptığı açıklamada 1963'ten önce devlet ve devlet dışı unsurların Kıbrıslı Türkleri katletmek için öğrencilere silah eğitimi verdiğini itiraf' etti.

Politis gazetesine göre Papapetru, ''1963'ten önce devlet ve devlet dışı unsurlar, Akritas planını hayata geçirmek ve Kıbrıslı Türkleri katletmek için, ben de dahil olmak üzere, öğrencilere silah eğitimi verdi'' dedi. 2005 yılı Güney Kıbrıs'ta 'EOKA yılı' ilan edilmişti.

CNN TURK 27/04/2005

 

Rum yazardan itiraflar: Papadopulos 1963'te Türkleri imha planı yaptı

Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, 1963-1964 döneminde, Kıbrıslı Türk sivilleri imha etmeyi planladığı ve ''Türkleri temizlemek için 75 dakikamız var ve bunu yapacak planlara ve imkana sahibiz'' dediği belirtildi.
      Alithia gazetesinin haberine göre, Rum yazar Makarios Drusiotis piyasaya yeni çıkan ''İlk Taksim: 1963-1964 Kıbrıs'' isimli son kitabında, Papadopulos'un 1963-1964 döneminde Kıbrıslı Türk sivilleri imha etme planına karıştığını belgelerle ortaya koydu.
      Makarios Drusiotis, kitabında, Papadopulos'un, Kıbrıslı Türk sivilleri imha etme planına karıştığını, ancak o günkü Milli Muhafız Ordusu Komutanı'nın reddetmesi nedeniyle planın uygulanmadığını tarihi belgelerle doğruladı.
      Kitapta, Papadopulos'un Amerikalılara ''Kıbrıslı Rumların, iç durumu düzenlemeye yönelik planları olduğunu'' ilettiği Ağustos 1964 tarihli mesajına atıfta bulunuluyor. Drusiotis'in kitabına göre, o zamanlar Çalışma Bakanı ve Akritas Örgütü Asbaşkanı olan Tasos Papadopulos'un mesajı şöyle:
      ''Türk filosu 12 deniz mili sınırını ihlal ederse bunu 'istilanın' başlangıcı sayacağız. Hesaplarımıza göre bu bize, kendimizi savunabilmemiz amacıyla Kıbrıslı Türkleri temizlememiz için 75 dakika veriyor. Bunu yapacak plana ve imkana sahibiz.'' Yazar, bu konuda, Amerikan Ulusal Arşivi (National Archives of Research Administration) belgelerine de atıfta bulunuyor.
     
     ''BAKANLAR KURULU KARARI OLDU''

      ''Papadopulos'un, Kıbrıslı Türkleri temizleme tehdidinin daha sonra Bakanlar Kurulu'nun kararı olduğunu'' yazan Drusiotis, şunları kaydediyor:
      ''General Karayannis'in söylediğine göre, bu karar kendisine, bakan Yorgacis tarafından iletilerek kendisinden, verilen sürenin sonunda yerle bir edilmek üzere iki Türk köyü göstermesi istendi. Karayannis, 'savunmasız insanları öldürme' görevini üstlenmeyi reddettiğini anlatıyor.
      Anayasa değişikliği önerileri hazırlandığında, Türk 'istilası' olması durumunda sivil Kıbrıslı Türklerin canlı kalkan olarak kullanılması, 1963'ten beri Kıbrıs Rum liderliğinin planıydı. Kıbrıslı Türklerin katledilmesi tehdidi, 'istila' tehdidinin olduğu her sefer gündeme geliyordu.''

MILLIYET 27/04/2005

 

Osmanlı'nın son varislerinden Adile Nami Osmanoğlu KKTC'de...


      KKTC Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'nın davetlisi olarak dün akşam adaya gelen Padişah Abdülhamit'in torunu Sultan Adile Nami Osmanoğlu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ı ayrı ayrı ziyaret etti.
      Cumhurbaşkanı Talat, Osmanoğlu'nun turizm ve tanıtma alanında çalıştığını ve bunun kendileri için önemli olduğunu ifade ederek, ''Desteğinize ihtiyacımız var'' dedi.
      ''Kıbrıslı Türklerin dünyaya açılmaya başladığını ve bundan böyle daha dünyalı, daha geniş alanlarda çalışma imkanı bulacaklarını ümit ettiklerini'' belirten Talat, ''Potansiyelimiz oldukça yüksek. Turizm açısından, tarihi ve kültürel değerler açısından oldukça zengin bir mirasa sahibiz. Dolayısıyla bunlardan yararlanmak, bunları kendi ülkemizin tanıtımı için kullanmak bize epeyce kazanç sağlayacak'' diye konuştu.
      Talat, Osmanoğlu'na ziyaretinden dolayı da teşekkür etti.
      Sultan Adile Nami Osmanoğlu da, Kıbrıs'ı çok beğendiğini, ''ilk intibasının çok güzel olduğunu'' kaydetti. Osmanoğlu, KKTC için ''geleceği olan bir ülke'' ifadesini kullandı.
      Osmanlı İmparatorluğu'nun son varislerinden Sultan Adile Nami Osmanoğlu, daha sonra Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ı ziyaret etti. Görüşmede açıklama yapılmadı.
      Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan ile Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Kemal Deniz'i de ziyaret edecek olan Sultan Adile Naim Osmanoğlu, bu akşam KKTC'den ayrılacak.
    MILLIYET 27/04/2005

 

KKTC'de yeni hükümetin listesi yarın Meclis'e sunulacak


      KKTC'de Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın dün onayladığı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin listesi, yarın Cumhuriyet Meclisi'ne sunulacak.
      Cumhuriyet Meclisi'nin yarınki genel kurul toplantısında, yeni kabine milletvekillerinin bilgisine sunulacak.
      Hükümet Programı'nın meclise ne zaman sunulacağı ise yarın yapılacak Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı toplantısında belirlenecek.
      Anayasaya göre, cumhurbaşkanınca atanan bakanlar kurulunun listesinin Cumhuriyet Meclisi'ne sunulmasından sonra, hükümet programının en geç bir hafta içinde başbakan veya bir bakan tarafından Meclis'te okunması gerekiyor.
      Hükümet programı üzerindeki görüşmeler, programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlayacak ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün sonra da güvenoylaması yapılacak.
      Meclis İç Tüzüğü'ne göre, hükümetin güvenoyu alması için, açık oyla yapılacak oylamada güvenoyu verenlerin sayısının ret oyu verenlerden fazla olması yeterli.
      Güvenoyu alan bakanlar kuruluna karşı, güvenoylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemiyor. Güvenoyu alamayan başbakanın ise istifasını cumhurbaşkanına sunması gerekiyor.
      CTP-DP koalisyon hükümeti'nin 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde 23'ü CTP, 6'ı DP olmak üzere 29 çoğunluğa sahip bulunuyor.
      Meclis'te ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) 19, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH) 1 milletvekili var. Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle milletvekilliği düştüğü için Meclis'te 1 milletvekilliği boş bulunuyor.
     MILLIYET 27/04/2005

 

Papadopulos, AB'nin Türkiye ile ilgili tutumundan memnun


      Oshan SABIRLI/ LEFKOŞA, (DHA)

       KIBRIS Rum Yönetimi Lideri Tassos Papadopulos, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile ilgili tutumunu memnunlukla karşıladığını, Avrupa değerlerine ve temel ilkelerine bağlı kalarak Kıbrıs'ın çok şey kazanabileceğini söyledi.
      Rum Resmi Haber Ajansı'nın haberine göre, Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tassos Papadopulos, Türkiye'ye sunulan AB ortak tutum belgesini yorumladı. Ortak tutum belgesi, bugün Lüksemburg'ta yapılan AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısında sunuldu. Konsey toplantısında Ekim ayında başlaması beklenen üyelik müzakereleri öncesinde Türkiye'nin sağladığı ilerleme gözden geçirildi. Papadopulos kararı, ‘iyi bir karar’ olarak niteledi. Rum lider, bunun AB içinde bir şey yapılamayacağını savunanlara iyi bir yanıt olduğunu belirterek, alınan sonucun AB üyesi olmanın haklarını kullanarak, çok çalışmanın ürünü olduğunu söyledi.
      Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn, Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında, AB-Türkiye Ortaklık Konseyi hakkında bilgi verdi. Rehn, Türkiye'deki reformları, Ankara'nın Gümrük Birliği Protokolü'nü imzalaması gerektiğini ele aldıklarını ifade etti. Rehn, Ankara'nın protokolü erken zamanda imzalaması gerektiğini belirterek, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için Ankara'nın çabalarını sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
      Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn ise, Ankara'nın protokolü paraf etmesinden memnun olduğunu belirterek, hemen imzalanıp hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Asselborn, bugün Türkiye'ye sunulan ortak tutum belgesinin, AB üyesi ülkeler ve Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde ‘önemli bir adım’ olduğunu söyledi.
     MILLIYET 27/04/2005

 

Gül'den AB'ye Kıbrıs eleştirisi

Türkiye-AB Ortaklık Konseyi'nde reform taleplerinin yerine getirileceğini belirten Gül, Kıbrıs'ta sert çıktı: Esas sizin yapmanız gereken çok şey var

RADIKAL 27/04/05

GÜVEN ÖZALP

LÜKSEMBURG - AB ile Türkiye arasındaki en üst düzey karar organı Ortaklık Konseyi'nin 44. toplantısı, dün Dönem Başkanı Lüksemburg'da yapıldı. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn'un başkanlık ettiği AB tarafı, önceliklerini reformların uygulanması ve Kıbrıs olarak koydu. 'Savunma destekli hücum' stratejisi güden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise, uygulamada eksiklerin giderileceğini vaat ederken, "Kıbrıs için her şeyi bizden beklemeyin, yapmanız gereken çok şey var" dedi. Gül, Türkiye'nin ayrımcılık yapılmadan Hırvatistan için hazırlanan gibi bir belge beklediğini belirterek, ilk taslağın mümkün olduğunca erken gönderilmesini istedi.
Toplantıda AB'nin önceki gün onayladığı Türkiye'ye ilişkin ortak tutum belgesinin ana başlıkları etrafındaki tartışmalar şöyle gelişti:
KIBRIS: AB, Ankara Anlaşması'nın Rum Yönetimi dahil 12 yeni üyeye genişletilmesine dair ek protokolün 'erken imzası' beklentisini dile getirip, bunun Türkiye'nin tüm üyelerle ilişkileri normalleştirmesi açısından önemini vurguladı. Rum gemi ve uçaklarına kısıtlamaların kaldırılmasını talep eden AB, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm için katkısını sürdürmesini istedi. Protokolü imzaya hazır olduklarını vurgulayan Dışişleri Bakanı, muhataplarına "Size sorarım, çözüme yönelik adım atması gereken Türkiye mi?" diye çıkıştı. Gül, 'İlişkilerin normalleştirilmesi' ifadesini de eleştirip, "AB'yle ilişkilerimiz anormal mi?" dedi. Türkiye'nin Kıbrıs Türklerine yönelik tecridin kaldırılması için somut adım beklediğini belirten Gül, her şeyden önce adada ilişkilerin normalleşmesi gerektiğini söyledi. Rum gemileri konusunda Türkiye tutumunu değiştirmedi.
REFORMLAR: İşkence ve kötü muamelenin sürdüğüne dikkat çeken AB, 'sıfır hoşgörü' politikasının her kademede uygulanması gerektiğini belirtti. Kararlılıklarını dile getiren Gül, reformların etkilerinin her geçen gün görülür olduğunu anlatırken, 6 Mart olaylarını 'yol kazası' diye niteledi. Gül, "İşkence iddiasında bulunmadan doğruluğunu araştırıp açıklama yapmanız yerinde olur" dedi.
ORDUNUN ROLÜ: AB, ordunun hâlâ gayriresmi kanallarla etki uyguladığını dile getirdi. Gül, bunun temel reformlardan olduğunu söyleyerek, "Kimse bu konuda ana bir gelişme kaydetmediğimizi söyleyemez" mesajı verdi.
TCY: AB, yeni Ceza Yasası'nın yürürlüğe giriş tarihinin 1 Haziran'a ertelenmesi vesilesiyle ifade ve basın özgürlüğünde iyileştirme yönünde değişiklik istedi. Gül, değişikliğin incelendiğini söyledi.
DİNİ ÖZGÜRLÜKLER: AB, azınlıkların tüzelkişilik, mülkiyet ve eğitim sorunlarından yakındı. AB, Vakıflar Yasası çıkarılması ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını istedi. Vakıflar Yasası'nın TBMM'ye sunulacağını, Ruhban Okulu'nun ise değerlendirildiğini anlatan Gül, Batı Trakya Türklerinin sorunlarına dikkat çekip adil yaklaşım istedi.
ERMENİ MESELESİ: Fransa ve Hollanda'nın resmi olarak gündeme getirilmesi ısrarına karşın, konu kahvaltıda gündeme geldi. AB, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ortak komisyon önerisini olumlu karşıladı. AB yetkililerine "Osmanlı isteseydi, Balkanlar'da farklı din, devlet ve dil kalmazdı. Türkiye'nin Ermenilerle sorunu yok" bilgisini aktaran Gül, iç politik güdülerle ülkelerin onuruyla oynanmaması gerektiğini söyledi.
KARİKATÜRLER: Erdoğan'ın gazeteci ve karikatüristlere açtığı davalar ile Orhan Pamuk'un kitaplarının toplatılmasını gündeme getiren AB, gazeteci ve karikatüristlerin görevleri gereği eleştiri hakları bulunduğu uyarısını yaptı.

 

'Rumlar üye olunca Kıbrıs çözüldü mü?'

RADIKAL 27/04/05

RADİKAL - LÜKSEMBURG - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn ve Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'le ortak basın toplantısında, Kıbrıs'a dair sert eleştiriler getirdi. "AB üyesi olmak bir ülkeye yanlış yapma hakkı vermez. Rum kesimi AB'ye üye oldu diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz" çıkışını yapan Gül, "AB'nin Rum Kesimi'ne 'birlikte sorun taşımaya mı geldin' diye sorması gerek" dedi. Türkiye'nin ek protokolü imzalamasının Rumları tanıma olmayacağını yineleyen Dışişleri Bakanı, Yunanistan ve Kıbrıs'la işbirliği ortamı yaratılabileceğini söyledi. Gül, Ege'deki hava sahası ihlalleri için "Uluslararası hukuka göre statüsü kesinleşmemiş alanlar var. Bu alanlar bir ülke benim deyince benim olmuyor. Türk uçakları ihlal ediyor deniliyorsa Yunan uçakları da ihlal ediyor" derken, Asselborn söze girdi: "İşinize karışmak istemem ama Lüksemburg örneğini benimseyin. Bizim savaş uçağımız yok. Sizin de olmasa böyle sorunlarınız olmaz."
Rehn ise TCK'nın 1 Haziran'da yürürlüğe girmesi ile dinsel özgürlükler, adli reformlar, kadın hakları, kültürel haklar konularında ilerleme beklentilerini dile getirdi. Rehn, komisyonun ek protokolü mayıs başında AB Konseyi'ne göndereceğini söyledi.
Gül, temaslarını değerlendirirken, AB'nin Kıbrıs konusunda bazı çağrılarının kendilerini incittiğini belirterek, "Kendilerine 'benim, Başbakan'ın ve Mehmet Ali Talat'ın çözüm çağrılarını duymuyor musunuz' dedim" ifadesini kullandı.

KKTC'de yeni hükümet

RADIKAL  27/04/05

RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC'de Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanvekili Ferdi Sabit Soyer, dün yeni kabineyi kurdu. Soyer başbakanlığındaki kabinede 10 bakanlıktan yedisi CTP'ye, üçü DP'ye ait. DP lideri Serdar Denktaş, yine Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenirken bazı bakanlıklar şöyle dağıldı: Milli Eğitim Bakanı Canan Öztoprak, Maliye Bakanı Ahmet Uzun, İçişleri Bakanı Özkan Murat.

Rum sözcü: Erdoğan yağmacı

RADIKAL 27/04/05

SEFA KARAHASAN

LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC'deki Rum mallarının 'adada barış isteyen' bir yönetim işbaşındayken yağmalandığını iddia etti. Hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, "Rum mallarının sürekli istismarı Türkiye'nin politikasının bir parçasıdır ve Annan Planı kabul edilmiş olsa da bu önlenemeyecekti. Rum mallarının yağmacılığı ise maalesef sözde uzlaşıcı Başbakan Tayyip Erdoğan ve yine uzlaşıcı Mehmet Ali Talat döneminde yapılmaktadır" ifadelerini kullandı.
Hrisostomidis, "Hükümet 'işgal bölgelerinde' Kıbrıs Rum mallarının her türlü istismarını kınıyor ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarına itaatsizliği engellemek için elinden gelen her şeyi yapıyor" dedi. Rum sözcü, AB'den de Ankara'ya, AİHM'nin mülkiyetle ilgili kararlarına saygı gösterme çağrısında bulunmasını istedi. Hrisostomidis, Türkiye AB'ye tam üye olmak istiyorsa bu kararlara saygı göstermek zorundadır" diyerek bu konunun da Türkiye'nin uyması gereken Kopenhag Kriteri arasında yer aldığını öne sürdü. Kuzey'in demografik yapısının hızla değiştirildiğini belirten Hrisostomidis, 'sömürgeci' ifadesini kullandığı KKTC'deki Türkiye'den gelenlerin sayısının 100 binden 140 bine çıktığına dair ellerinde bilgiler bulunduğunu savundu. Rum sözcü, KKTC'ye gelen Türkiye kökenlilerin inşaat işçisi oldukları açıklamasına da 'Sudan gerekçeler' diye karşı çıktı.

 

İşte kabine

- Başbakan Ferdi Sabit Soyer

- Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş

- İçişleri Bakanı Özkan Murat

- Maliye Bakanı Ahmet Uzun

- Ekonomi Bakanı Derviş Kemal Deniz

- Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar

- Tarım ve Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak

- Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Eşref Vaiz

- Gençlik ve Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu

- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem

- Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak

LİDERLER YOĞUN ANLAR YAŞADI... Kabine kesinleşirken, perde gerisinde de parti üst yönetimleri yoğun anlar yaşadı. Bir taraftan kabineyi erken oluşturma, diğer taraftan da "parti içi dengeleri" koruma derdine düşen parti liderleri, buldukları "ara formüllerle" kabineyi hazırladı

KABİNEDE 5 YENİ YÜZ... CTP/BG'de Sonay Adem, Canan Öztoprak, Salih Usar ve Eşref Vaiz kabinenin yeni yüzleri oldu. DP'de ise Güzelyurt eski milletvekili Hüseyin Öztoprak, Raşit Pertev'den boşalan Tarım ve Orman Bakanlığı'na getirildi, Erkan Emekçi ise "müsteşar" görevlendirmesiyle turizmin yeni patronu oldu

TALAT DA KADROSUNU OLUŞTURUYOR... Cumhurbaşkanlığına da atamalar başladı. Tarım ve Orman eski Bakanı Raşit Pertev, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı, CTP/BG Basın Yayın Propaganda Sekreteri Asım Akansoy da Özel Kalem Müdürü olarak bugün göreve başlıyor

Hüseyin EKMEKÇİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler- Demokrat Parti (CTP/BG-DP) hükümetiyle ilgili çalışmalar son aşamaya geldi. Hükümet programına son rötuşlar yapılırken, yeni kabine de netleşti.

3. CTP/BG-DP koalisyon hükümetinin kabinesi dün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a sunuldu; Cumhurbaşkanı Talat da yeni kabineyi onayladı.

Kabine kesinleşirken, perde gerisinde de parti üst yönetimleri yoğun anlar yaşadı. Bir taraftan kabineyi erken oluşturma, diğer taraftan da "parti içi dengeleri" koruma derdine düşen parti liderleri, buldukları "ara formüllerle" kabineyi hazırladı.

DP kanadından genel başkan Serdar Denktaş Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak kabinedeki görevine devam ederken, Derviş Kemal Deniz de Ekonomi Bakanlığı görevini sürdürecek. Kabinede üç bakanlığı bulunan DP, Raşit Pertev'in yerine Güzelyurt eski milletvekili Hüseyin Öztoprak'ı atadı.

Bu arada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı CTP/BG'ye devreden DP, bu görevi bırakan Dr. Erkan Emekçi'yi de ülke turizminin başına getiriyor ve turizmi "müsteşarlık" altında yeniden organize ediyor.

CTP/BG'de ise, Sonay Adem, Canan Öztoprak, Salih Usar ve Eşref Vaiz kabinenin yeni yüzleri oldu.

İki partideki çalışmalar

Kabineyi belirleme aşamasında iki parti de yoğun ve stresli anlar yaşadı.

DP'de milletvekillerinin da bakanlık talep etmesi, Serdar Denktaş'a zor anlar yaşattı. "Dıştan bakan atama" geleneğinin kabullenildiği CTP- BG'de ise milletvekilliğine aday olmayan isimlerin talepleri ön plana çıktı.

DP'de kabineyi belirleme yetkisi genel başkan Serdar Denktaş'a verilirken, CTP- BG'de milletvekillerinin tek tek görüşlerini alan MYK kabinenin oluşturulmasını sağladı

DP'de Hasipoğlu beklentisi vardı

Seçim öncesi parti teşkilatları ile DP'ye katılan Ertuğrul Hasipoğlu, yeni kabinede görev bekliyordu. İddiaya göre, Adalet ve Barış Partisi ile Demokrat Parti birleşirken, olası bir koalisyonda, Hasipoğlu'nun da "1 bakan atama" yetkisi olacaktı.

Ancak sonuçta beklenen olmadı.

Hasipoğlu'nun ismi de uzun süre ekonomi bakanlığı için anılmıştı.

Arabacıoğlu kurultayı düşündü, görev istemedi

DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, kabine için sıkıntı yaşayan genel başkanını rahatlatan ilk isim oldu.

Tarım bakanlığına kesin gözle bakılan Arabacıoğlu, partisinin haziran ayında yapılacak kurultayını düşünerek kabinede görev istemedi.

Parti yetkili kurullarının toparlanması, üye yapısının geliştirilmesi gibi konularda çalışma yapmak isteyen Arabacıoğlu, "Partinin geleceği için zaman ayırmam gerekiyor. Bu nedenle benim bakanlık talebim olmadı" dedi.

Hüseyin Öztoprak tartışma konusu oldu

Son genel seçimlerde aday olmayan Hüseyin Öztoprak'ın ismi son ana kadar tartışıldı.

Bu göreve daha önce de talip olan Öztoprak'ın yerine milletvekili Mustafa Gökmen'in de atanması konuşuldu ancak son anda yine Öztoprak'ta karar kılındı.

 

Kabinedeki tek bayan bakan

CTP- BG'de Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilen Canan Öztoprak'ın ise kabinedeki tek bayan bakan olması dikkat çekiyor.

Bu görev için kamuoyunda Milletvekili Mehmet Çağlar, Lefkoşa İlçe Başkanı ve eski bakan Ahmet Derya, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Ali Alnar'ın bu göreve getirilmesi veya Erbil Akbil'in göreve devam etmesi tartışılıyordu.

Çok sayıda ismin tartışılması ve üzerinde mutabık kalınamaması ile Öztoprak'ın "uzlaşımcı" olması kabinede yer almasında büyük rol oynadı.

Müsteşardı, bakan oldu

1994- 95 DP- CTP koalisyonu döneminde Sağlık Bakanlığı müsteşarlığı görevini yürüten Dt. Eşref Vaiz, Soyer hükümetinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olarak görev yapacak.

Parti içinde "çok güçlü" olan Vaiz, bugüne kadar Başbakanlık Müsteşarlığı görevini yürütüyordu. Vaiz'in sağlık bakanlığına atanması da "sürpriz" karşılandı. Bu görev için de Mağusa İlçe Başkanı ve milletvekili Dr. Okan Dağlı ile Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği eski Başkanı milletvekili Dr. Ahmet Gulle'nin ismi geçiyordu.

Adem "vekalet" edecek

Kabinenin yeni ismi, Çalışma Bakanı Sonay Adem, Mehmet Ali Talat başbakanlığındaki hükümetlerde Ömer Kalyoncu'nun yürüttüğü görev için kabinede yer aldı.

Yasa gereği bakanlar kuruluna bir milletvekilinin vekalet etmesi, iki parti başkanının yurt dışında olduğu hallerde çalışmaların aksamaması için bir milletvekilinin bakan olmasını gerekli kılıyor.

Bir önceki hükümette Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu'nun üstlendiği "ekstra sorumluluğu" bu kez Sonay Adem devam ettirecek.

Deniz'in yanına Emekçi

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, yeni dönemde iki başlı olacak. Ekonomi bakanlığı görevini Derviş Kemal Deniz yürütürken, turizm "müsteşarlık" makamı altında yeniden teşkilatlanacak.

Türkiye'den apar topar çağrılan ve Çalışma Bakanı yapılan Erkan Emekçi, müsteşarlık görevi ile turizmin başına getirilecek. Burada, "turizm örgütü" modeline yakın bir modelin de hayata geçirilmesi bekleniyor.

 

Şenyiğit Başbakanlıkta kaldı

Mehmet Ali Talat'ın başbakanlığı döneminde özel kalem müdürlüğü görevini yürüten Yonca Şenyiğit'in ne olacağı merak konusu.

Soyer'in Şenyiğit ile çalışması beklentileri yüksek. Şenyiğit'in başbakanlıktaki görevinde kalması bekleniyor.

KIBRIS 27/04/05

 "Kıbrıs'ı ve kangrenleşen sorunları çözelim"

Kuzey Kıbrıs'ta yaşanan siyasi gelişmeler, yeni bir dönemin başlangıcı sayılırken, sivil toplum örgütlerinin liderleri ve halk, Kıbrıs sorununun ve iç meselelerin çözümü için derhal somut adım atılmasını istiyor

"Kıbrıs'ı ve kangrenleşen sorunları çözelim"

KÖKLÜ DEĞİŞİM BEKLENTİSİ... Sivil toplum örgütleri, Kuzey Kıbrıs'ta "Mehmet Ali Talat devri başladı" söylemleri ile birlikte, CTP'nin çoğunlukta olduğu parlamentodan, hayatın her noktasında çözüm bekleyen sorunlara köklü değişiklik getirilmesini bekliyor

YENİ DÖNEMSE, İCRAAT GÖRELİM... Yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve hükümetten öncelikli olarak Kıbrıs sorununun üzerine giderek, sağlam adımlar atılmasını bekleyen sivil toplum örgütleri, "yeni dönem" diye atfedilen sürecin, yeni olup olmadığının yapılacak icraatlarla belli olacağı görüşünü belirtti

Gizem ÖZGEÇ

Kuzey Kıbrıs'ta yeni dönemle birlikte, umutlar da artmaya başladı.

Özellikle son dört yıldır yaşanan siyasi kaos ve belirsizliğe sürüklenen Kıbrıslı Türkler, kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG), Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti ve yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tan, Kıbrıs sorununun ortadan kaldırılmasını ve çözüm bekleyen ülke içi konularda adım atmasını istiyor.

İki yılda dört kez sandık başına giderek, kaderi ile ilgili karar veren Kıbrıslı Türkler için, yeni bir dönem başladı.

Birleşmiş Milletler Annan planının, 2002'de ortaya konulması ve sonrasında yaşanan referandum sürecinin ardından, önce yeni hükümeti belirleyen Kıbrıslı Türkler, şimdi de 30 yıl aradan sonra Rauf Raif Denktaş'ın yerine yepyeni bir lideri başa getirdi.

Sivil toplum örgütleri, Kuzey Kıbrıs'ta "Mehmet Ali Talat devri başladı" söylemleri ile birlikte, CTP'nin çoğunlukta olduğu parlamentodan, hayatın her noktasında çözüm bekleyen sorunlara köklü değişiklik getirilmesini bekliyor.

Ülkemizde hemen hemen her alanda yaşanan sıkıntıların ortadan kaldırılarak, eksikliklerin giderilmesi için şimdi gözler yeni hükümet ve lider Mehmet Ali Talat'a çevrildi.

Yeni lider, başbakan ve bakanlar kurulunun çalışmalarına başlayacağı süreçte, gerek halk, gerekse temsilci sivil toplum örgütleri umudunu, geçtiğimiz gün resmen cumhurbaşkanlığını devralan Mehmet Ali Talat'ın ve kurulan hükümetin, Kıbrıs sorununun çözümünü sağlayacak somut ve emin atılımlar yapmasına bağladı.

KIBRIS'a konuşan sivil toplum örgütlerinin liderleri, bundan böyle örgütlerle hükümetin daha çok işbirliği içinde bulunmasını talep etti. Yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve hükümetten öncelikli olarak Kıbrıs sorunun üzerine giderek, sağlam adımlar atılmasını bekleyen sivil toplum örgütleri, "yeni dönem" diye atfedilen sürecin, yeni olup olmadığının yapılacak icraatlarla belli olacağı görüşünü belirtti.

Seyis: Çözüme doğru ilerliyoruz

Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ) adına açıklama yapan Mehmet Seyis, 2002 yılının sonuna kadar ülkede karamsarlığın var olduğunu belirterek, "Karamsarlığın nedeni, Kıbrıs Türkünün dışlanmışlığı ve "çözümsüzlük çözümdür" diyenler ile Türkiye Cumhuriyeti'ni o dönem yönetenlerdi" dedi.

Seyis, 2002 yılının sonunda Birleşmiş Milletler planının sunulması, Türk ve Rum yönetimlerinin zorlanması ile yeni bir dönemin başladığını ifade etti. Bu Memleket Bizim Platformu'nun düzenlediği dört büyük mitingin de yeni dönemin başlangıcı sayıldığını söyleyen Seyis, ard arda yapılan seçimlerde, çözüm yanlılarının ilerleyişinin bariz olarak görüldüğünü vurguladı. "Kıbrıs'ta çözüme doğru ilerliyoruz" diyen Seyis, yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, ilk işinin görüşmelerin yeninden başlaması ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'u masaya oturması için zorlamak olması gerektiğini kaydetti.

Kıbrıslı Türklerin dünyaya izah edecek bir şeyi bulunmadığının altını çizen Seyis, "Türkler çözümü istiyor. Artık karşı tarafın masaya gelmesi şart. Hükümetin ise işi çok. 2000 yılından başlayarak, bunalımlar geçirdik. CTP-DP hükümetinin kurulmasından sonra sorunlar kısmen azaltılmaya çalışıldı. Avrupa Birliği çalışanlarının düzeyini yakalamak için uğraş verilmesi ve iç düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Sivil toplum da katılarak, bir çok alanda seri olarak değişikliğe gidilmelidir. Unutmamalıdır ki değişimi sivil toplum gerçekleştirdi. Yeni süreçten umutluyuz ama zorlayıcı olmalıyız"

 

 

Tulga: Kıbrıs sorunu iç

meselelerde gerekçe olmamalı

Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Hürrem Tulga, geçen bir yılda toplumdaki değişimin siyasi düzeye yansıtıldığını ve sonuçta yeni bir hükümet kurulduğunu kaydetti.

Ancak bir yılda sorunları çözmeye yönelik yeterli adım atılamadığını da belirten Tulga, "Kıbrıs sorunundaki yoğunluk ve mecliste net çoğunluluğun olmaması buna sebeptir. Hükümet geçen bir yılda yeterince hükmedememiştir" dedi.

Tulga, şu anda mecliste halkın iradesini yansıtabilecek net bir çoğunluk bulunduğuna dikkat çekti ve Kıbrıs sorununa ilişkin adımlarda etkin, halkın istencini de yansıtan bir cumhurbaşkanı avantajı bulunduğunu vurguladı. "Bundan sonra çok fazla gerekçe üretilmemeli ve bekleyen sorunların üzerine gidilebilmelidir. Kıbrıs sorunu, içeride bekleyen sorunların çözümünde gerekçe olmamalıdır. Bunu kabul etmiyoruz" diye konuşan Tulga, Kıbrıs sorunu konusunda ise, Papadopulos yönetimine rağmen, barış niyetinin Rum toplumuna anlatılabilmesi gerektiğini söyledi. Papadopulos'un Rum toplumu olmadığını anımsatan Tulga sözlerine şöyle devam etti:

"Samimi olmak gerekiyor barışçı olduğumuzu söylemek yeterli değildir. Somut adımların atılması şarttır. Kapılar noktasında neredeyse, yılan hikâyesini yaşıyoruz. Engeller olmasına karşın kapılara ilişkin ileri adımlar atabilirdik. Yeterince kararlı davranamadık. Papadopulos'a rağmen bizim adım atabilmemiz gereklidir. Yeni dönemde bunları bekliyoruz. Barış ancak böyle sağlanabilir"

 

 

Eraslan: Annan planı temelinde

çözüm için çalışma bekliyoruz

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Adnan Eraslan ise, sendikalar ışığında Kıbrıs konusunda, Bu Memleket Bizim Platformu'nun büyük uğraşlar verdiğini ve sendikalarının 2000 yılından itibaren meydanlarda çaba ortaya koyduğunu hatırlattı.

Eraslan, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından CTP'nin tam anlamıyla iktidara geldiğini ve yeni dönemin yapılacak icraatlarla belirginleşeceğini ifade etti. Kuzey Kıbrıs'ta yüzde 65 oranında çözüm isteyen bir halk bulunduğunu vurgulayan Eraslan, "Bu anlayışla yeni dönemde Annan planı temelinde çözüme yönelik çalışmalar bekliyoruz" diye konuştu.

Eraslan, bir önceki hükümetin iç politikada başarısız olduğunu ve yeni dönemde hükümetin bu konularda daha net ve açık olarak çalışmasını beklediklerini belirtti.

 

Elcil: Değişim süreci yeni değil

Kıbrıs Türk Öğretmeler Sendikası (KTÖS ) Genel Sekreteri Şener Elcil, değişim sürecinin yeni olmadığını, 2000'li yıllardan başlayan dönemin parçası olduğunu kaydetti.

Elcil, sendikalarının temel değişim taleplerinin Kıbrıs Türkü'nü kendi kendinin yönetmesi, sivilleşme, insan haklarına saygılı yönetim ve demokrasi sistemine dayalı olduğunu söyledi. Kıbrıs Türkü'nün var olan sorunlarının temelinde yatan esas gerçeğin, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü olduğunu fark ettiğini belirten Elcil, "Buna bağlı olarak Kıbrıs Türkü kimlik arayışı içine girdi. Yasal olarak 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği uluslararası olarak ortada dururken, diğer taraftan kültürel olarak Kıbrıslılık bilinci ön plana çıkmıştır" dedi.

Elcil, sendika olarak halkın çıkarlarını, her şeyin üstünde kabul ettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Halkın ve dünya insanının çıkarları ortak olarak, bu yolda yeni kurulan hükümetten ve Mehmet Ali Talat'tan temel beklentimiz halkla ve sivil toplum örgütleri ile birlikte Kıbrıs sorunun çözümüne dönük olarak açılımlar sağlanmasıdır. Demokratikleşme ve sivilleşme için de somut adımlar atılmasını beklemekteyiz. En önemlisi de daha çok işbirliği istiyoruz"

Çaluda: Örgütler ve hükümet kucaklaşsın

 

Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Çaluda, yeni hükümetin istikrarlı olduğunu ve yaşanacak süreçte Kıbrıs Türkünün kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak çalışmaların yapılmasını beklediklerini söyledi.

Çaluda, CTP/BG-DP hükümetinin geniş tabanlı ve her yasayı rahatça geçirebilecek konumda olduğunu ifade ederek, hükümetin olumlu icraatlarına destek vereceklerini kaydetti. Çalışanların mağdur edilmemesi adına yapacakları eleştirilerin yapıcı olacağını belirten Çaluda, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın kalıcı barışı getireceğini vaat ederek halktan oy topladığı üzerinde durdu. Kıbrıslı Türklerin savaştan ve göç etmekten usandığını ifade eden Çaluda, Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüme ihtiyac duyulduğunu söyledi. Çaluda şöyle konuştu:

"Çalışma hayatı ile ilgili kavgamız sürecek. Yasalar Avrupa Birliği insan haklarına göre düzenlenmelidir. Artık insanımızın Güney Kıbrıs'ta çalışmasına tahammülümüz yoktur. Ülke içindeki sorunlar sırayla programa alınsın ve sivil toplum örgütleri ile hükümet kucaklaşsın."

 

Dizdarlıoğlu: Devrin yeniliğini icraatlar gösterecek

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği (KTBB) Başkanı Dr. Bülent Dizdarlıoğlu, "Yeni cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar kurulu ve yeni bir dönem iddiası ile bir devir yaşayacağız" diyerek, devrin yeni bir dönem olup olmayacağını gerçekleştirilecek icraatlarla değerlendireceklerini söyledi.

Genelde beklentilerinin öncelikle Kıbrıs meselesinin çözümü olduğunu ifade eden Dizdarlıoğlu, bunun için de daha akılcı ve gerçekçi politikaların üretilmesi gerektiğini kaydetti. Dizdarlıoğlu, "İzolasyonların kaldırılması bir hedef değil ancak bir araç olmalıdır" dedi ve özelde beklentilerinin sağlığa özgü yasaların daha fazla bekletilmeden son şeklinin verilip uygulanmaya konması olduğunu belirtti.

Demokratikleşme ve sivilleşme adımlarının atılmasının da şart olduğunu vurgulayan Dizdarlıoğlu, "İktidarlar halkın tarafından seçilmiş olsalar da 21. yüzyılda siyaset biliminin gereği olarak, sivil toplum örgütlerinin sesine kulak vermelidir" dedi.

Seylani: Birinci görev Kıbrıs sorunun çözümü

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Ali Seylani, hükümetin ve cumhurbaşkanının birinci görevinin Kıbrıs sorununu çözmek olduğunu söyledi.

Seylani, çözümsüzlüğün devam ettiği bu süreçte, insanlar genel seçimlerde CTP'nin ağırlıkta olduğu bir hükümeti başa getirerek, diğer sorunlara da çare bulunmasını talep ettiğini kaydetti. Eğitim, sağlık, kamu yönetimi ve sosyal güvenlik gibi alanlara derhal el atılmasının gerekli olduğunu ifade eden Seylani, şunları söyledi:

"İstihdam sorunu aşılmalıdır. Kamu yeterince şişirilmiştir. Sigorta emeklileri daha iyi duruma getirilerek özel sektör de teşvik edilmelidir. Çalışanların talepleri yerine getirilmelidir. Hükümet cumhurbaşkanlığı kararı ile Kıbrıs sorununu çözmeye, bakanlar kurulu ve meclis de ülkedeki iç sorunları ortadan kaldırmaya mecburdur, çünkü vatandaş hizmet beklemektedir"

KIBRIS 27/04/05

ABD, izolasyonların kaldırılmasında girişim üstlenmeli

Başbakan Erdoğan'ın Dış İlişkiler Danışmanı Egemen Bağış, Türk-Amerikan ilişkileri ve Kıbrıs konusunu değerlendirdi:

ABD, izolasyonların kaldırılmasında girişim üstlenmeli

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Dış İlişkiler Danışmanı Egemen Bağış, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) ekonomik, politik, kültürel ve sosyal alanlarda Kıbrıslı Türklere karşı uygulanan izolasyonun sona erdirilmesi için girişim üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bağış, ABD'nin, Avrupa'ya da bu yönde öncülük etmesinin önemine dikkat çekti.

Emine DAVUT

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Dış