Talat
resmen Cumhurbaşkanı
Yemin ederek
KKTC Cumhurbaşkanlığı görevini Rauf Denktaştan
devralan Mehmet Ali Talat, Bana tarihin akışını
degiştirme görevi verildi dedi.
|
|
|
|
KKTCnin yeni Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, yemin etmesinin ardından Rauf Denktaştan görevi
devraldı. Denktaş, 21 yaşındaki bir devleti güven içinde
devrediyorum. Göreviniz bağımsızlığı,
egemenliği korumak ve yüceltmek olacaktırdedi.
Talat da, Bana tarihin akışını
değiştirme görevi verildi. Bu sorumluluğun bilincindeyim halka
hizmet etme amacıyla bu görevi devralıyorum. dedi. Törene
İngiltere Yüksek Komiseri Linn Parker ve ABDnin Rum Kesimi Büyükelçisi
Michael Klosson da katıldı.
TALAT: TÜRKİYE
BİRLEŞMEYİ DESTEKLİYOR
Talat, Der Spiegele verdiği demeçte de,
Bugünkü Türkiye de, Kıbrısın yeniden birleşmesini
destekliyor, Başbakan Erdoğan bunu çok açıkça ifade etti
şeklinde demeç verdi.
Devir teslim töreni için Adaya giden
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise, Talatla
işbirliğini sürdüreceklerini söyledi. Denktaşa da Türkiyenin
takdirlerini sunacağını belirten Gül, Kıbrısta Annan
Planına ilişkin referandumun birinci yılında, Türklere
verilen sözlerin hala yerine getirilmemesini eleştirdi.
HAZİRANDA ARA SEÇİM
Talatın Cumhurbaşkanı seçilmesinin
ardından CTP-Birleşik Güçler başkan vekilliğine Genel
Sekreter Ferdi Sabit Soyer getirildi. Parti 21 Mayısta da olağanüstü
kurultaya gitme kararı aldı.
Parti meclisinde Talatın
cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle mecliste boşalan bir
milletvekilliği için Haziran sonunda ara seçim yapılması için
çalışma başlatılması da
kararlaştırıldı.
KOALİSYON YENİDEN KURULACAK
Koalisyon ortağı Demokrat Parti meclisi de
yeni hükümetin programı ve protokolüne ilişkin son durumu
değerlendirdi.
Koalisyon hükümeti, Başbakan Talatın
istifa etmesiyle daha önce iki parti arasında varılan anlaşma
gereği yeniden kurulacak. Yeni hükümet kuruluncaya kadar
Başbakanlığa Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaşın vekalet edecek.
Ferdi Sabit Soyer başkanlığında
kurulması kesinleşen yeni hükümette CTP-BGnin 7, DPnin ise 3
bakanlığı olacak. Talat oyların yüzde 55.6sını,
UBP lideri Derviş Eroğlu ise 22.7sini aldı.
|
Kleridesten 1974 itirafı |
|
|
|
Kıbrıs Rum Yönetiminin eski lideri
Glafkos Klerides, 1973te Türklerle anlaşıyoruz deseydim, 1974
olayları yaşanmayabilirdi itirafında bulundu. |
|
|
|
NTV |
24 Nisan 2005 Atinada
yayımlanan To Vima gazetesine demeç veren Klerides, müzakereci olarak
görev yaptığı 1973te Türk tarafıyla anlaşma
noktasına gelindiğini açıklamamış olmasını
büyük bir yanlış olarak niteledi.
Klerides, o zaman müzakereci olarak çıkıp bunu halka söylememesinin, kendi payına büyük bir yanlış olduğunu vurguladı.
Klerides, Başpiskopos Makarios, Albay
Grivastan korkuyordu. Ben de
belki de Makarios ile Grivasın beni yalanlamalarından korktum dedi.
|
Papadopulos: Birleşmeden yanayız |
|
|
|
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tassos
Papadopulos, Kıbrıslı Türklerle birleşmeden yana
olduklarını söyledi. |
|
|
|
NTV |
24 Nisan 2005 Papadopulos,
Annan Planında Avrupa Birliği kurallarına uygun olarak
değişiklikler yapılması gerektiğini savundu.
Papadopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annan
tarafından hazırlanan planının müzakere masasından
kaldırılamayacağını belirtti. Rum lider, Annan
Planının gelecek müzakerelerin de temelini
oluşturacağını kaydetti.
Tasos Papadopulos, yaptıracakları
değişikliklerle Annan Planını Rum halkının kabul
edebileği hale getirmeye çalışacaklarını belirtti.
Papadopulos, Annan Planının referandumda reddedilmesinin ardından
Kıbrıs Cumhuriyetinin ABye girdiğini hatırlattı.
MÜZAKERELER BAŞLASIN DEMEK YETMEZ
Papadopulos, bu nedenle Annan Planının
yapılacak değişikliklerle AB prensiplerine uygun hale
getirilmesi gerektiğini savundu. Papadopulos, Mehmet Ali Talatın
KKTCde cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesiyle ilgili
olarak da, Sadece müzakerelerin başlamasını istiyoruz demenin
yeterli olmadığını kaydetti.
Talat jest için neden olmadığını söyledi
24 Nisan, 2005 15:04:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC'nin yeni
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türk tarafının jest
yapması için bir neden olmadığını söyledi.
Alman Der Spiegel dergisine demeç veren Talat, Rum lideri Tasos
Papadopulosun Annan Planını kabul etmeyerek Adada güvensizlik
yaratığını vurguladı.
Türk tarafının güven yaratmaya ihtiyacı
olmadığını da belirten Talat, ''Annan Planı'nı,
Türklerin yaklaşık üçte birinin diğer bölgelere göç etmek
zorunda kalacağını bilmemize rağmen, geçtiğimiz
yıl kabul ettik. Fedakarlık yapmaya hazırdık. Şu
sıralar özel bir jest yapmak için neden görmüyorum. Rum Kesimi harekete
geçmeli'' dedi.
Türkiye'nin Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini
desteklediğini de dile getiren KKTCnin yeni Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın
Kıbrısın birleşmesini desteklediğini açıkça
ifade ettiğini belirtti.
KKTCnin politikası benimle değişti
Kendisiyle birlikte KKTC'nin politikasının
değiştiğini dile getiren Talat, bugüne kadar hükümet yeniden
birleşmeden yanaydı, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise,
buna karşı çıkıyordu. Şimdi hem hükümet, hem de
Cumhurbaşkanı bir çözüm için çaba harcayacak dedi.
Türkiyenin KKTC'yi tanıyan tek ülke olduğunu
hatırlatan Mehmet Ali Talat, bu nedenle de en önemli müttefikimiz.
Dış politika konularında birlikte karar alıyoruz. Bir
konuda Türkiye'nin istediği bir şeyi bizim istemememiz gibi ya da
tersi bir durum söz konusu olmuyor dedi. Talat, Türkiye ile ilişkilerinin
bir emir komuta zinciri şeklinde olmadığını da
belirtti.
Türk askerinin çekilmesi mümkün değil
Adada bir çözüme ulaşılmadan Türkiyenin askerlerini
çekmesinin mümkün olmadığını ifade eden Talat, aksi
takdirde Rumlar gelir, 'Bu benim evim, burası benim toprağım'
der. Yeniden çatışmalar meydana gelir ve AB'nin bunu önleyecek ordusu
yok dedi.
Kıbrısta çözüm sağlanmadan kendilerini güvende
hissetmelerinin sözkonusu olmadığını dile getiren Talat,
önce malvarlığı konularında da anlaşmaya
varmamız lazım. Bu gerçekleşinceye kadar Türk askeri olmadan
kendimizi güvende hissetmiyoruz'' dedi.
Rum Kesiminin iktidarı
Türklerle paylaşmak istemediğini belirten KKTCnin yeni
Cumhurbaşkanı Talat, kendilerinin Rumlarla aynı siyasi haklara
sahip olmak istediklerini vurguladı.
KKTC'de Talat dönemi başladı
Denktaş: ''Tarihi bir gün yaşıyoruz''
24 Nisan, 2005 18:32:00 (TSİ) CNN TURK
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 'Rauf
Denktaş'sız' dönem resmen başladı. 17 nisanda yapılan
seçimle cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat, yemin
etti.
17 nisanda yapılan seçimle
cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat, yemin etti.
Talat, KKTC Meclisi'nde yemin ederek göreve başladı. Görevini
devralmak üzere cumhurbaşkanlığına gelen Talat, askeri
törenle karşılandı.
Tören ilk olarak olağanüstü toplanan KKTC Meclisi'nde başladı.
Kürsüye alkışlar arasında çıkan Talat yeni görevi için
yemin etti.
Talat buradan cumhurbaşkanlığı sarayına geçerek, Rauf
Denkteş ile başbaşa bir görüşme
yaptı. Görüşmenin ardından Rauf Denktaş veda, Talat
ise teşekkür konuşması yaptı.
Rauf Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a törenle
görevini devretti. Cumhurbaşkanlığı
çalışanlarının gözyaşlarını
tutamadığı törende Türkiye'yi Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül temsil etti.
Abdullah Gül, Denktaş ve Talat'ı Girne'deki evlerinde ziyaret etti.
Gül, Denktaş'a Türkiye adına teşşekkür ederken, Talat'a ise
işbirliğinin devam edeceğini söyledi.
Referandumun
yıldönümüne denk geldi
Tarihi devir teslim töreni geçtiğimiz yıl yapılan Annan
Planı referandumunun yıldönümüne denk geldi. Bu duruma dikkat çeken
Gül, "referandumun üzerinden bir yıl geçti, verilen sözler henüz
yerine getirilmemiştir. Kıbrıs Türklerine böyle bir noktadan
sonra kimse herhangi bir suçlamada bulunamaz'' dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye ile kader birliği içinde
bulundukları söyledi ve "Türkiye Cumhuriyeti'ne teşekkür
ederiz" dedi. Talat'ın zor bir görev devraldığını
söyleyen Denktaş da, ''biz kendisine bu zor görevde yardımcı
olacağız'' dedi.
Konuşmaların ardından Denktaş
cumhurbaşkanlığı forsunu Talat'a verdi ve ikili tören
kıtasını teftiş ettiler.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök de görevinden resmen
ayrılan rauf denktaş'a mesaj gönderdi. Özkök mesajında, Türk
Silahlı Kuvvetleri'nin KKTC halkının güvenliğinin en
büşük teminatı olmaya devam edeceğini vurguladı.
Bayrağa saygısızlıkta
Kıbrıslı Rum parmağı
Yorgo KIRBAKİ / ATİNA
Atina Evelpidon Harp Okulunda Türk bayrağına yapılan saygısızlık olayına Kıbrıslı bir Rum öğrencinin adı karıştı.
Okulun
öğretim üyelerinden Dr. Teodoros Liolios, Apoyevmatini Gazetesinde, Türk
bayrağına saygısızlıktan önce okulda meydana gelen bir
olaydan ve adını açıklamadığı bir
Kıbrıslı Rum öğrenciden bahsetti.
Liolios,
Sıcakkanlı Kıbrıslı öğrenci hiçbir şekilde
Türkiyenin milli sembollerini incitmeyi düşünmedi. Ancak, herkesin
anlayacağı gibi Kıbrıslıların Türk Harp Okulu
öğrencilerine karşı daha farklı bir bakış
açıları var. Aralarındaki (Türk öğrencilerle)
tartışma, daha soğukkanlı olan diğer
meslektaşlarının dikkatinden kaçıp küçük bir söz düellosuna
dönüştü. Kıbrıslı öğrenci saflığı ile
gayrı ihtiyari sürüklenip Türk misafirlerle kavga etti dedi.
HURRIYET 25/04/05
Kahramana veda
|
Ömer BİLGE KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'a görevini devretti. KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş dün yeni Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talata
törenle görevini devretti. Cumhurbaşkanlığı
çalışanlarının gözyaşlarını
tutamadığı tarihi devir teslim töreninde Türkiyeyi
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül temsil etti. Devir teslim
törenleri Talatın ant içmesi için olağanüstü toplanan KKTC
Meclisinde başladı. Yeni Cumhurbaşkanı Talat ant içmek
için geldiği KKTC Meclisinde törenle karşılandı.
İstiklal Marşının okunmasının ardından
Cumhurbaşkanlığı forsu meclis özel gönderine çekildi ve
Talat alkışlar arasında kürsüden yemin etti. |
|
|
HURRIYET 25/04/05
KKTCyi yücelteceğime şerefim üzerine ant içerim
KKTCnin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Mecliste ant içerek resmen görevine başladı.
Talatın
ettiği yemin şöyle: Devletin varlığı ve
bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez
bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız
egemenliğini koruyacağıma, hukukun üstünlüğüne demokratik,
laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı
kalacağıma, halkımın refah ve mutluluğu için
çalışacağıma, her yurttaşın insan hakları ve
temel hak ve özgürlüklerinden yararlanması ülküsünden ve Anayasa ile
yasalara bağlılıktan ayrılmayacağıma, KKTCyi
yüceltmek ve üzerine aldığım görevi tarafsızlıkla
yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma namusum ve
şerefim üzerine ant içerim.
DENKTAŞA TEŞEKKÜR
Talat, Denktaştan görevi devralmasının ardından
yaptığı konuşmada da, Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaşa toplum olarak teşekkür borçları bulunduğuna da
dikkat çekti ve tarihin Denktaşın Türk toplumunun var oluş
mücadelesindeki katkılarını yazacağını söyledi.
Talat, Rumlara da barış elini uzattı.
HURRIYET 25/04/05
Abdullah Gül bugün KKTC'de
Cumhurbaşkanlığı
devir teslim törenine katılmak üzere bugün günübirliğine KKTC'ye
gelecek olan Abdullah Gül, eski ve yeni cumhurbaşkanları ile
görüşecek; cumhurbaşkanlığında verilecek resepsiyona
da katılacak
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine
katılmak üzere bugün KKTC'ye geliyor.
KKTC'ye
yaklaşık 8 saatlik bir ziyaret yapacak Gül, Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş ve Cumhurbaşkanlığı'nı devralacak
Mehmet Ali Talat'la birer görüşme de yapacak.
Bugün saat
11.50'de özel uçakla adaya gelecek olan Türkiye Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ilk önce
Denktaş ve Talat'la planlanan görüşmelerini gerçekleştirecek. Gül, saat 13.00'te Talat, saat 14.00'te de Denktaş'la bir araya
gelecek.
Gül, Büyükelçilik'te bir süre istirahat ettikten sonra
saat 16.00'da, KKTC'nin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ant
içme töreni için Cumhuriyet Meclisi'ne gidecek.
Abdullah Gül, meclisteki törenin ardından saat
17.30'da başlayacak Cumhurbaşkanlığı'ndaki devir
teslim töreni ile konuklar onuruna verilecek resepsiyona katılacak.
Türkiye Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,
Cumhurbaşkanlığı'ndaki resepsiyonun ardından
Türkiye'ye dönecek.
KIBRIS 24/04/2005
Değişim bugün
Yeni liderle
yeni bir dönem bugün başlıyor. Mehmet Ali Talat, bugün görevi
görkemli bir törenle Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan
devralıyor. Talat bugün artık resmen cumhurbaşkanı
Değişim
bugün
MİLLETVEKİLLİĞİNE
VEDA... Başbakanlıktan istifasını dünden geçerli olacak
şekilde önceki gün Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunan
Talat'ın istifası, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dün
istifayı kabul ettiğini içeren cevabi yazısıyla
gerçekleşmiş oldu. CTP-BG Genel Başkanlığı ve
partideki görevlerinden bugün ayrılacak olan Talat'ın
milletvekilliği de bugün yemin edip cumhurbaşkanlığı
görevine başlamasıyla son bulacak
GÖREVLENDİRME
YARINA... Yeni dönemde Başbakanlık görevini üstlenecek olan CTP/BG
Başkan Vekili ve Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in, yarın hükümeti
kurmakla görevlendirilmesi bekleniyor. Soyer,
Cumhurbaşkanlığı'nı bugün devralacak Mehmet Ali Talat
tarafından görevlendirilecek. Soyer'in gelen hafta için kabinesini
oluşturması bekleniyor
YENİ HÜKÜMET
HAFTAYA... Bugüne dek 6. kez koalisyon ortaklığı yapacak olan
CTP-BG ile DP, hükümet protokolü çalışmalarını tamamlarken;
çalışmalar, hükümet programı üzerinde
yoğunlaştırıldı. CTP-BG'nin büyük ortak olarak üçüncü
kez hükümette yer alacağı koalisyonun hükümet programı
çalışmaları ise, iki parti bünyesinde sürdürülen
bakanlıklar bazındaki taslak hazırlıkların
birleştirilmesiyle tamamlanacak. Ortaklar, yarın yapılacak
görevlendirmenin ardından, hükümet programını
sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde Cumhuriyet Meclisi'ne
sunmayı hedefliyor
Cumhurbaşkanlığı'nda
bugün önemli bir gün. Yeni liderle yeni bir döneme başlanıyor.
Değişimin günü olan bugün, Mehmet Ali Talat görevi görkemli bir
törenle Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan devralacak. Bu arada
Mehmet Ali Talat'ın Başbakanlık'tan istifası dün resmi
gazetede de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Talat'ın bugün de
parti başkanlığı ve milletvekilliği sona erecek. Talat
bugün artık resmen cumhurbaşkanı.
Başbakanlıktan
istifasını dünden geçerli olacak şekilde önceki gün
Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunan Talat'ın istifası,
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın dün istifayı kabul
ettiğini içeren cevabi yazısıyla gerçekleşmiş oldu.
CTP-BG Genel
Başkanlığı ve partideki görevlerinden bugün ayrılacak
olan Talat'ın milletvekilliği ise, Cumhurbaşkanlığı
görevine başlamasıyla sona erecek.
17 Nisan'da
yapılan seçimi kazanmasının ardından Yüksek Seçim
Kurulu'nun "Cumhurbaşkanlığı'nı mı,
milletvekilliğini mi tercih ettiği" sorusuna verdiği
yanıtla Cumhurbaşkanlığı görevini kabul eden Mehmet Ali
Talat, bugün yemin edip Cumhurbaşkanı olmasıyla
milletvekilliğinden de ayrılmış olacak.
Mehmet Ali
Talat'ın Başbakanlık'tan istifasıyla, 2. Talat Hükümeti de istifa etmiş oldu. Ancak, CTP-BG ile DP
ortaklığındaki koalisyon hükümeti, yeni hükümet kuruluncaya
kadar, görevine devam edecek. Hükümete, DP Genel Başkanı Serdar
Denktaş başkanlık edecek.
Başbakan Vekili ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş başkanlığındaki müstafi
hükümetin ömrü ise, yeni kabinenin Cumhurbaşkanı'nca
onaylanmasıyla birlikte son bulacak.
Yeni hükümet, CTP-BG'nin aldığı karar
doğrultusunda partinin Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer
başkanlığında kurulacak.
Görevlendirme yarına
Yeni dönemde Başbakanlık görevini üstlenecek
Soyer'in, yarın hükümeti kurmakla görevlendirilmesi bekleniyor. Soyer,
Cumhurbaşkanlığı'nı bugün devralacak Mehmet Ali Talat
tarafından görevlendirilecek. Soyer'in gelecek hafta için kabinesini
oluşturması bekleniyor.
Hükümet çalışmaları
Bu arada, 6. kez koalisyon ortaklığı
yapacak CTP-BG ile DP, hükümet protokolü çalışmalarını
tamamlarken; koalisyonla ilgili çalışmalar, hükümet programı
üzerinde yoğunlaştırıldı.
CTP-BG'nin büyük ortak olarak üçüncü kez hükümette yer
alacağı koalisyonun hükümet programı çalışmaları
ise, iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak
hazırlıkların birleştirilmesiyle tamamlanacak.
Koalisyon ortakları, yarın yapılacak
görevlendirmenin ardından, hükümet programını
sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde Cumhuriyet Meclisi'ne
sunmayı hedefliyor.
2. Talat hükümeti tarihe geçecek
Soyer başkanlığındaki yeni hükümetin
kurulmasıyla, Talat başkanlığında 8 Mart'ta kurulan
CTP/BG-DP Koalisyon Hükümeti tamamlanmış olacak. Böylelikle 2. Talat
Hükümeti, yaklaşık 1.5 aylık kısa ömrüyle, Kıbrıs
Türk siyasi tarihine "en kısa süreli hükümet" olarak geçecek.
CTP-BG'nin büyük ortak olduğu ilk hükümet,
Aralık 2003 seçimlerinin ardından 13 Ocak 2004'te kurulmuştu.
Kıbrıs Türk siyasetindeki 18'inci hükümet olan
1. Talat Hükümeti, CTP-BG ve DP'den gelen istifalarla azınlığa
düştü ve 20 Ekim 2004'te istifa etti.
Ülkenin yaklaşık 4 ay istifa etmiş
hükümetle yönetilmesinin ardından 20 Şubat'ta yapılan erken
seçimlerden koalisyonun büyük ortağı CTP gücünü artırarak
çıktı. 20 Şubat seçimlerinin ardından koalisyon
ortakları devam kararı aldı, ancak cumhurbaşkanlığı
seçimleri nedeniyle "geçiş" hükümeti kuruldu. 10 Mart'ta
Meclis'ten güvenoyu alan 2. Talat Hükümeti, 1. Talat Hükümeti'nin devamı
şeklinde ve aynı kabineyle görevini sürdürdü. Cumhurbaşkanlığı
seçiminin ardından kurulacak yeni "CTP/BG-DP Koalisyon
Hükümeti"nin protokolüne ilişkin temel ilkeler ve bakanlık
dağılımı da o dönemde belirlendi.
Yeni hükümetle kabinedeki oran değişecek
Buna göre, bugüne kadar 6'sı CTP-BG, 4'ü de DP'de
olacak şekilde ortaklık yapan iki parti, yeni hükümette
değişiklik yapacak. DP'ye ait bakanlıklardan Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın da CTP-BG'ye geçmesiyle
kabine 7'ye 3 şeklinde paylaşılacak.
Soyer başkanlığında başlayacak
yeni dönemde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
yanında sınırlı da olsa takas şeklinde yer
değiştirecek daire ve kurumlar da var. Buna göre,
Başbakanlık'a bağlı Enformasyon Dairesi DP'ye ait
Dışişleri Bakanlığı'na, DP'ye bağlı
Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki Devlet Planlama Örgütü de
Başbakanlık'a bağlanacak.
Hükümet çoğunluğu 29
Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23'ü CTP-BG, 6'sı da
DP'ye ait olmak üzere Meclis'te 29 sandalyeye sahip olacak. Lefkoşa
Milletvekili Talat'ın istifasıyla boşalan bir
milletvekilliği için ise bu yıl haziran ayında ara seçim öngörülüyor.
Ancak bunun mümkün olabilmesi için Meclis çoğunluğuyla 29 Nisan'a
kadar karar alınması gerekiyor.
Meclis'teki muhalefet partilerinden UBP'nin 19,
BDH'nın ise 1 milletvekili var.
KIBRIS 24/04/2005
Sarayda tebrik ve görkemli kokteyl
DUYGU YÜKLÜ
DEVİR TESLİM... Talat, cumhurbaşkanlığı sarayında
Rauf Denktaş ile baş başa bir görüşme yaptı.
Görüşmenin ardından Denktaş veda, Talat ise teşekkür
konuşması yaptı. Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı
Talat'a törenle görevini devretti. Uğurlama töreninde, öncelikle
cumhurbaşkanlığı forsu indirilerek, Talat tarafından
1. Cumhurbaşkanı Denktaş'a takdim edildi, yeni fors göndere
çekildi. Forsun takdimi sırasında duygulu anlar yaşandı
TEBRİK
KABULÜ VE KOKTEYL... Cumhurbaşkanı Talat ve eşi Oya Talat, devir
teslim töreninin tamamlanması ve 1. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın
uğurlanması ardından tebrik kabul etti. Tebrik kabulüne; Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti'ni temsilen Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül, KKTC'nin devlet ve hükümet yetkilileri ile ABD Kıbrıs Büyükelçisi
Michael Klosson ve İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker de
katıldı. Tebrik kabulünün ardından
cumhurbaşkanlığı sarayının kapıları
açılarak halka açık resepsiyon verildi.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat,
Cumhurbaşkanlığı'ndaki devir teslim töreninin
tamamlanması ve 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın
uğurlanması ardından tebrik kabul etti.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat'ın tebrik kabulüne; Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti'ni temsilen Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Vekili
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye'nin
Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni
temsilen Hava Orgeneral Faruk Cömert, KKTC'de geçmişte görev yapan emekli
Orgeneral Haydar Saltık, KTBK Komutanı Korgeneral Hasan
Memişoğlu, 28. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Aydemir
Cülcüloğlu, 39. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Yalçın
Pehlivanoğlu, GKK Komutanı Tümgeneral Tevfik Özkılıç, ABD
Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson, İngiliz Yüksek Komiseri Lyn
Parker anayasal kurumların temsilcileri, bazı milletvekilleri, çok
sayıda bürokrat ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
Tebrik
kabulünün ardından Cumhurbaşkanlığı
Sarayı'nın kapıları açılarak halka açık görkemli
bir resepsiyon verildi.
Tarihi güne
özel düzenleme
KKTC'de bir
ilkin yaşandığı tarihi gün için özel düzenlemeler
yapıldı. Cumhuriyet Meydanı'ndan
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na kadar halkın rahatça
ağırlanması için masalar düzenlendi, yollar çiçeklerle
donatılarak, yerlere mersin dalları serpildi.
SOS'ten müzik
ve havai fişekler
Resepsiyon
sırasında konuşan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir
kez daha barış elini Rum toplumuna uzattığını ve
Kıbrıs'ı birleştirmeyi arzu ettiklerini kaydederek,
"Bölünmüşlüğü sürdürmenin sorumlusu Kıbrıs Türkü
değildir. Bunu tüm dünyaya ve Rum halkına anlatacağız"
dedi.
Resepsiyon
sırasında Cumhurbaşkanı Talat ve eşi Oya Talat önce
halkın tebriklerini kabul etti. SOS grubunun konser verdiği
resepsiyonda, Mehmet Ali Talat'ın konuşmasının
ardından havai fişek atıldı, Gençlik Merkezi folklor ekibi
gösteri yaptı.
Talat:
Düşüncelerinizi bayrak yapacağım
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat konuşmasına, " 'Saraya saraya' dediniz hep
beraber sizin duygularınızı, sizin düşüncelerinizi ve sizin
isteklerinizi saraya taşıdık" diyerek başladı.
Herkesle teker
teker öpüşmek ve kucaklaşmak istediğini ancak onların
beyinleri ve kalpleriyle kucaklaştığını kaydeden
Talat, "Cumhurbaşkanı olarak artık sizin
düşüncelerinizi ve sevginizi bayrak yapacağım"dedi.
Dünün
referandumun birinci yıldönümüne denk geldiğine de dikkat çeken
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bugünün Kıbrıs Türkü'nün
barış arzusunu sandığa yansıtarak bütün dünyaya
duyurduğu gün olduğunu ifade etti.
Talat,
"Bugün sizin iradenizle aynı doğrultuda bir
cumhurbaşkanlığı yaratmayı da başardık. Bu
anlamlı günde cumhurbaşkanlığını devralırken
bir anlamda sizin iradenizi de buraya taşımış olduk"
dedi.
Bu
değişikliğin dünya tarafından da olumlu
karşılanacağına olan inancını da dile getiren
Cumhurbaşkanı Talat, dünyanın Kıbrıs Türkü'nün
barışa ulaşma kararlılığını bir kez daha
gördüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı
Talat, "Ben ve eşim cumhurbaşkanlığını
Kıbrıs Türkü'nün sevgisinin, arzularının ve
düşüncelerinin mekanı, kadın-erkek eşitliği ve
insanlar arasında ayrım yapılmamasının simgesi haline
getireceğiz" dedi.
"Dünya da
bizi farklı gözle algılayacak" diyen Talat, dünyadan da
artık izolasyonların kalkması için somut adımlar
istediklerini kaydetti.
Bundan sonra
ülkede yepyeni bir politika olacağını ifade eden
Cumhurbaşkanı Talat, "Kıbrıs Türkü'nün barış
ve çözüm istediğini ve ülkede devrim yaratırken dünyanın da
kendilerine destek olmasını, uzlaşmaz Papadopulos önünde
yalnız bırakmamasını istediklerini vurguladı.
"Türkiye
politikalarımızın arkasında"
TC
Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül'ün de gelerek görevi devralmadan kendisini ziyaret ettiğini
ve devralmasına da tanıklık ettiğini belirten
Cumhurbaşkanı Talat, Gül'ün kendisine Türkiye'nin
politikalarının arkasında olduğunu ifade ettiğini
söyledi.
"Bu bize
gurur ve gelecek için umut veriyor" diyen Cumhurbaşkanı Talat,
yaşanılan büyük değişimin Türkiye'nin AB süreci için de
önemli olduğunun bilinci içinde Türkiye'ye destek olmayı
sürdüreceklerini ifade etti.
Barış
eli
Bir kez daha
barış elini Rum toplumuna uzattığını ve
Kıbrıs'ı birleştirmeyi arzu ettiğini belirten Talat,
"Bölünmüşlüğü sürdürmenin sorumlusu Kıbrıs Türkü
değildir. Bunu tüm dünyaya ve Rum halkına anlatacağız"
dedi.
Yeni hükümet
Yakında
yeni hükümet kurulacağını ve CTP Genel Başkan Vekili Ferdi
Sabit Soyer'in başbakan olacağını hatırlatan Mehmet
Ali Talat, yaşanması güzel bir yurt yaratacaklarını
söyledi.
Sendikalar,
sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşlarla birlikte sorunları
çözeceklerini kaydeden Talat, hükümete destek istedi.
Köyleri ziyaret
Bundan sonraki
günlerde tüm bölgeleri ve köyleri teker teker ziyaret edeceğini de
vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, "Sizlerle iç içe gönül gönüle
olmaya devam edeceğiz" dedi.
Oya Talat
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın eşi Oya Talat da, uzun bir devrim koşusunun
hep birlikte koşulduğunu ifade ederek, bundan sonra da
barışa ve güzel günlere hep birlikte yürüyeceklerini söyledi.
KIBRIS 25/04/05
Gül: BM
zemininde çözümü destekliyoruz
ÇÖZÜME
DESTEK... Gül: BM önderliğinde kalıcı bir çözümün bulunması
için yapılacak bütün çalışmalar desteklenecektir ve Türkiye bu
çerçeve içerisinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomik ve
sosyal yapısının kuvvetlendirilmesi, buradaki halkın refah
seviyesinin yükseltilmesi için de bütün ayrıcalıklı
ilişkileri devam ettirecektir
TÜRKİYE
ÇÖZÜM VE BARIŞ İÇİN ÇALIŞIYOR... "Türkiye de
Kıbrıs Türk halkı gibi, BM çerçevesinde adada kalıcı,
adil bir barışa ulaşılmasını arzu etmektedir.
Türkiye, ahdi ve tarihi yükümlülükleriyle Kıbrıs Türk halkına
karşı sorumluluğunun bilinci içinde, Kıbrıslı
Türk kardeşlerine bugüne kadar vermiş olduğu desteği bundan
sonra da kararlılıkla vermeye devam edecektir"
TALAT'I
ŞAHSEN KUTLAMA FIRSATI... Talat'ı şahsen kutlama
fırsatı bulduğunu ifade eden Abdullah Gül,
"Başbakanlığı süresinde kurduğumuz yakın
temas ve işbirliğini sürdüreceğimiz tabiidir. Kendisinin
Kıbrıs Türk halkına değerli hizmetlerde
bulunacağından hiçbir kuşkumuz yok" dedi
KKTC
cumhurbaşkanlığı devir- teslim törenine katılmak üzere
dün günübirlik adaya gelen TC Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül, "KKTC dünyada örnek bir devlettir. Ekonomik ve sosyal olarak
gelişmesi için ayrıcalıklı ilişkiler devam
edecektir" dedi.
Abdullah Gül,
KKTC'nin, tüm kurumlarıyla işleyen bir devlet olduğunu,
demokratik, adil ve şeffaf biçimde gerçekleştirdiği seçimlerle
bir kez daha tüm dünyaya kendini ispat ettiğini kaydetti.
Talat'ı
şahsen kutlama fırsatı bulduğunu ifade eden Gül,
"Başbakanlığı süresinde kurduğumuz yakın
temas ve işbirliğini sürdüreceğimiz tabiidir. Kendisinin
Kıbrıs Türk halkına değerli hizmetlerde
bulunacağından hiçbir kuşkumuz yok" dedi.
Gül, "Birleşmiş
Milletler önderliğinde kalıcı bir çözümün bulunması için
yapılacak bütün çalışmalar desteklenecektir ve Türkiye bu
çerçeve içerisinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomik ve
sosyal yapısının kuvvetlendirilmesi, buradaki halkın refah
seviyesinin yükseltilmesi için de bütün ayrıcalıklı
ilişkileri devam ettirecektir" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklı davasının
daima arkasında olacağının altını çizen Gül,
Kıbrıs'ta Birleşmiş Milletler önderliğinde
kalıcı bir çözümün bulunması için yapılacak bütün
çalışmaları Ankara'nın destekleyeceğini ve bu çerçeve
içerisinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomik ve sosyal
yapısının kuvvetlendirilmesi ve Kıbrıs Türk
halkının refah seviyesinin yükseltilmesi için bütün ayrıcalıklı
ilişkilerin Türkiye ile KKTC arasında devam ettirileceğini
bildirdi.
Bakan Gül, 17
Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan ve
dün başbakanlık görevinden istifa eden CTP/BG Genel Başkanı
Mehmet Ali Talat'ın, Cumhuriyet Meclisi'nde gerçekleşecek ant içme
töreni ile cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine TC
Hükümeti'ni temsilen katılmak amacıyla dün saat 12.10'da özel uçakla
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geldi.
Gül, törenler öncesinde 13.00'de KKTC'nin 2.
Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ı Girne'deki
ikametgâhında ziyaret ederken, 14.00'de de Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ı Girne'deki ikametgâhının bulunduğu
Yılan Adası'nda ziyaret etti.
Gül, kalabalık bir heyetle geldi
Türkiye Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 17 Nisan'da yapılan
Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan ve önceki gün
başbakanlık görevinden istifa eden CTP/BG Genel Başkanı
Mehmet Ali Talat'ın, Cumhuriyet Meclisi'nde gerçekleşen ant içme
töreni ile cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine
katıldı.
Gül'e KKTC ziyaretinde, Büyükelçi TC
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar
Yardımcısı Ertuğrul Apakan, Elçi Bakan Özel Müşaviri
Gürcan Türkoğlu, Elçi Bakanlık Sözcüsü Namık Tan, Bakan Özel
Kalem Müdürü Mehmet Samsar ve İkinci Katip Berk Baran eşlik etti.
Gül'ü Ercan Devlet Havaalanı'nda, Başbakan
Vekili Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye'nin
Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, İçişleri Bakanı Özkan
Murat, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Erbil Akbil, Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Ergün Olgun ve diğer yetkililer
karşıladı.
Ankara'da gazetecilerin sorularını
yanıtladı
Gül, 17 Nisan'da yapılan
cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Başbakan Mehmet Ali
Talat'ın Cumhuriyet Meclisi'ndeki ant içme töreninde hükümeti temsilen
KKTC'ye gittiğini ve bu ziyaretten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Gül, ziyaretin ayrıca Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a, Türk hükümetinin takdir ve şükranlarını sunmak
için bir vesile olacağını belirtti. Dışişleri
Bakanı Gül, şöyle devam etti:
"Kendisi, 1960'da Kıbrıs Cumhuriyeti
kurulduğunda, Cemaat Meclisi Başkanlığı'ndan
başlayarak, kuruluşunda büyük emek harcadığı KKTC'nin
cumhurbaşkanlığına kadar, bütün ömrünü Kıbrıs
halkına ve Kıbrıs davasına harcamıştır.
Kıbrıs'ın tarihinde önemli bir yere sahip olan bu devlet
adamının bundan sonra da bilgisi, tecrübesi ve tavsiyeleriyle KKTC
yöneticilerine ışık tutmaya devam etmesini temenni
ediyoruz."
KKTC'yi desteklemeye devam edeceğiz
Türkiye Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Gül, KKTC'ye gelişinin ardından
Ercan Havaalanı'nda düzenlediği basın toplantısında,
Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının haklı
davasını desteklemeye devam edeceğini söyledi.
Bakan Gül, "Şüphesiz yine Türkiye, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklı davasının daima
arkasında olacaktır" dedi.
Talat'a tebrik, Denktaş'a şükran
17 Nisan'da yapılan Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanlığı
görevine seçildiğini ve yeni görevine bugün
başlayacağını ifade eden Gül, "Bu seçimler dünyaya bir
kez daha göstermiştir ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, devlet
yapısıyla, demokratik yapısıyla, açıklık ve
şeffaflığıyla çok büyük bir olgunluğa
ulaşmıştır ve bütün dünyaya da örnek olmuştur. Gayet
açık, demokratik, şeffaf, en gelişmiş demokratik
ülkelerdeki kurallar çerçevesi içerisinde yapılan seçimlerle Sayın
Mehmet Ali Talat cumhurbaşkanı olmuştur" dedi.
Gül, KKTC ziyareti vesilesiyle, Kıbrıs
davasının temelini atan ve uzun yıllar önderlik yapan, Kuzey
Kıbrıs Türk halkına da bu şuuru veren
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a hükümetinin şükranlarını,
takdirlerini ve teşekkürlerini sunmak imkanını bulacağını
ifade etti.
Gül, 24 Nisan referandumunu unutmadı
Türkiye Cumhuriyeti Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
geçmişte uzlaşmazlıkla, çözüm istemeyen taraf olmakla suçlanan
Kıbrıs Türklerinin, bu suçlamaların gerçek olmadığını
referandumda Annan Planı'na "evet" diyerek
kanıtladıklarını vurguladı. Gül, bunun
Kıbrıs Türkleri için önemli bir kazanım olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türklerine verilen sözler
bulunduğunu belirten, ancak bunların yerine getirilmediğine,
ambargoların henüz kalkmadığına işaret eden Gül,
"Kıbrıs Türklerine verilen sözler vardır. Bugün dünyada
utanç olan ambargo Kıbrıs Türklerine uygulanmaktadır. Bunun sona
ermesi gerekir. Bunun sona ermesi için şüphesiz ki henüz yeterli adımlar
atılmamıştır. Bazı olumlu gelişmeler söz konusu
ise de henüz daha beklenen adımlar atılmamıştır,
verilen sözler yerine henüz getirilmemiştir" dedi.
Kıbrıs Türklerine bu noktadan sonra hiç
kimsenin Kıbrıs konusunda suçlamada bulunamayacağının
altını da çizen Bakan Gül, "Top artık Kıbrıs
Türklerinde değil, diğer taraftadır" diyerek, Rum
tarafının da uzlaşmanın Avrupa kültürü olduğunu,
bugünkü çağdaş dünyanın değerlerinden bir parça
olduğunu görerek, adım atması gerektiğini söyledi.
Gül, referandumun yıldönümünü şu sözlerle
değerlendirdi:
"Referandumdan
bu yana bir sene geçti. Bir sene önce ne
olmuştu? Aslında en önemli olan şey şudur:
Bütün dünyada, Kıbrıs'ın haritada yerini
bilmeyenler dahil, Kıbrıs Türklerini devamlı surette
uzlaşmazlıkla suçlarlardı. Kıbrıs Türklerinin
uzlaşmaz olduğunu, kavgacı olduğunu, çözüm
istemediğini, Kıbrıs Türklerinin çağdaş
değerlerin farkında olmadığını, ama buna
rağmen Kıbrıs'taki Rumların ise barışçı,
uzlaşıcı, çözümcü olduğunu bilirlerdi... Ve böyle bir
sahtecilik dünyada devam ediyordu.
Bir sene önce Kıbrıs Türkleri bütün dünyaya
bunun gerçek olmadığını ispatladılar.
Yıllardır bunun zaten böyle olmadığını,
başta Sayın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş olmak üzere,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tüm liderleri, önderleri,
sorumluları, bakanları bütün dünyaya anlatmak için uğraşırlardı
ama dünya buna hep kulak kapatırdı.
Bir sene önce Kıbrıs Türkleri, bunun böyle
olmadığını anlattılar ve tabii bütün dünya da şok
oldu. Çünkü bütün dünya buna gerçekten inanmıştı,
aldatılmışlığın farkına vardı. Bu
dolayısıyla Kıbrıs Türkleri için önemli bir
kazanımdı."
Kıbrıslı Türkler görevini yaptı
Kıbrıs Türklerine bu noktadan sonra hiç
kimsenin Kıbrıs konusunda suçlamada bulunamayacağının
altını çizen Bakan Gül, "Top artık Kıbrıs
Türklerinde değil, diğer taraftadır" diyerek, Rum
tarafının da uzlaşmanın Avrupa kültürü olduğunu,
bugünkü çağdaş dünyanın değerlerinden bir parça
olduğunu görerek, adım atması gerektiğini söyledi. Rum
tarafından beklentilerinin bu olduğunu kaydeden Gül, şöyle devam
etti:
"Kıbrıs Türklerinin bu saatten sonra
yapacakları bir şey yoktur, çağrılarını zaten
yapmışlardır.
Şüphesiz ki dünya buna kulak vermektedir,
şüphesiz ki dünyanın artık çağrı yapacaksa,
çağrıyı başka tarafa yapması gerekir.
Bu bağlamda her kurumun, her ülkenin, her bireyin
kredibilitesi de ölçülüyor, inanılırlığı,
güvenilirliği, sözlerinin sadakatı, bütün bunlar da test ediliyor.
Dolayısıyla
Kıbrıs Türklerine verilen sözler vardır. Bugün dünyada utanç
olan ambargo Kıbrıs Türklerine uygulanmaktadır. Bunun sona
ermesi gerekir. Bunun sona ermesi için şüphesiz ki henüz yeterli
adımlar atılmamıştır. Bazı olumlu gelişmeler
söz konusu ise de, henüz daha beklenen adımlar
atılmamıştır, verilen sözler yerine henüz
getirilmemiştir."
KIBRIS 25/04/05
Bugünkü
Türkiye, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini destekliyor
Yeni Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Türkiye'nin Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesini desteklediğini söyledi.
Talat, Alman
Der Spiegel dergisine verdiği demeçte, "Bugünkü Türkiye
Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini destekliyor, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan bunu çok açık ifade etti" dedi.
Kendisiyle
birlikte Kıbrıs'ta ne gibi değişiklikler olabileceği
yönündeki bir soru üzerine Talat, "KKTC'nin politikası. Bugüne kadar
hükümet yeniden birleşmeden yanaydı, Cumhurbaşkanı (Rauf
Denktaş) ise buna karşı çıkıyordu. Şimdi hem
hükümet, hem de Cumhurbaşkanı bir çözüm için çaba harcayacak. Bu çok
büyük bir fark" diye konuştu.
Talat,
Türkiye'nin KKTC üzerindeki etkisine ilişkin bir soruyu, "Türkiye
KKTC'yi tanıyan tek ülke. Bu nedenle de en önemli müttefikimiz.
Dış politika konularında birlikte karar alıyoruz. Bir
konuda Türkiye'nin istediği bir şeyi bizim istemememiz gibi ya da
tersi bir durum söz konusu olmuyor. Ancak bu, Türkiye emir veriyor, biz de
uyuyoruz gibi anlaşılmasın" şeklinde cevapladı.
"Türkiye'nin neden askerlerini adadan çekmediği" sorusunu ise
Talat şöyle yanıtladı: "Adada bir çözüme
ulaşılmadan çekilemezler. Aksi takdirde Rumlar gelir, 'Bu benim evim,
burası benim toprağım' der. Yeniden çatışmalar meydana
gelir ve AB'nin bunu önleyecek ordusu yok. Önce malvarlığı
konularında da anlaşmaya varmamız lazım. Bu
gerçekleşinceye kadar Türk askeri olmadan kendimizi güvende
hissetmiyoruz."
Talat, Rum
kesiminin iktidarı Türklerle paylaşmak istemediğini,
kendilerinin Rumlarla aynı siyasi haklara sahip olmak istediklerini
kaydetti. Lefkoşa'da sınırların açılmasıyla
karşılıklı güven yaratılmasına katkı
sağlanabileceği şeklinde bir yorum yapılması üzerine
de Talat, "Benim güven yaratmaya ihtiyacım yok, çünkü Bay (Rum lideri
Tasos) Papadopulos zaten güvensizlik yarattı. Annan Planı'nı, Türklerin
yaklaşık üçte birinin diğer bölgelere göç etmek zorunda
kalacağını bilmemize rağmen, geçen yıl kabul ettik.
Fedakarlık yapmaya hazırdık. Şu sıralar özel bir jest
yapmak için neden görmüyorum. Rum kesimi harekete geçmeli" dedi.
KIBRIS 25/04/05
24 Nisan
referandumunun üzerinden bir yıl geçti
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım 2002'de taraflara sunduğu ve
üzerinde yapılan görüşmelerle dört kez değiştirilerek,
beşincisinin Kıbrıs'ta Türk ve Rum halklarının
onayına sunulduğu 24 Nisan referandumunun üzerinden bir yıl
geçti.
24 Nisan
2004'te aynı anda KKTC ve Güney Kıbrıs'ta yapılan
referandumda Kıbrıs Türkleri Annan planına yüzde 64.91 ile
"evet" derken, Rumların yüzde 75.83'ü "hayır"
demişti.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Annan planı sunulduğunda müzakereye eski Rum
yönetimi lideri Glafkos Klerides ile başladı, Rum tarafında
yapılan seçimde Klerides'in yerine Tasos Papadopulos gelince,
görüşmeye Papadopulos ile devam etti.
New York'ta
10-13 Şubat 2004'te yapılan görüşmelerde varılan
mutabakatta, Annan planı üzerindeki yeni tur ve takvimlenmiş
görüşmelerin 19 Şubat'ta Lefkoşa'da başlaması
kararlaştırıldı. New York'ta ayrıca, tarafların
anlaşamaması halinde plana son şeklini Annan'ın vermesi de
kabul edildi.
Lefkoşa'da
19 Şubat'ta başlayan ve 22 Mart'a kadar devam eden görüşmelerde
taraflar 15 kez yüz yüze görüştü. Kıbrıs Türk heyetine, 14
Aralık 2003 genel seçimlerinin ardından oluşan Cumhuriyetçi Türk
Partisi (CTP)-Demokrat Parti (DP) hükümeti de etkin şekilde
katıldı. Müzakere heyetinde Başbakan Mehmet Ali Talat ile
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Serdar Denktaş da yer aldı.
Lefkoşa'daki
görüşmelerin sonunda, New York'ta varılan mutabakat gereği, Mart
ayı sonunda, Türkiye, Yunanistan, KKTC, Güney Kıbrıs ve BM'nin
de katılımıyla İsviçre'de beşli görüşmeler
yapıldı.
Görüşmeler
sonunda taraflar arasında mutabakat sağlanamadı ve BM Genel
Sekreteri Kofi Annan hakemliğini kullanarak, plana son şeklini verdi.
Annan'ın
son şeklini verdiği Kıbrıs çözüm planı, 24 Nisan
2004'te Kıbrıs'ın kuzey ve güneyinde eş zamanlı
referanduma sunuldu. Referandum öncesi yaşanan yoğun propaganda
sürecinde, Rum lider Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş,
plana "hayır" diyeceklerini açıkladı. KKTC Başbakanı
Mehmet Ali Talat, halkın plana "evet" demesi yönünde propaganda
yaptı.
Talat, bu
sürede, Güney Kıbrıs'tan da "evet" sonucu çıkması
için, Güney Kıbrıs'ın güçlü partileri AKEL ve Demokratik
Seferberlik Partisi (DİSİ) yetkilileri ile görüşmeler yapmak
üzere, başbakan sıfatıyla ilk kez Rum tarafına geçti.
DİSİ "evet", AKEL "hayır" dedi. AKEL'in
tavrı, Rum tarafında referandumun sonucunda belirleyici oldu.
Referandumda,
Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara,
"Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne birleşik olarak
gireceği yeni düzeni hayata geçirecek Kuruluş Anlaşması ve
tüm eklerini; Kıbrıs Türk/Rum Devleti'nin Anayasası'nı ve
yürürlükte olacak yasalara ilişkin hükümleri onaylıyor musunuz"
sorusu soruldu.
Yoğun
propagandanın yapıldığı ve Kıbrıslı
Türklerin "evet" demesi halinde dünyada yalnız
bırakılmayacakları yönünde vaatlerde bulunulan referandum, 24
Nisan 2004'te Kıbrıs'ın iki kesiminde eş zamanlı
yapıldı.
Referandum
sonucunda, KKTC'den güçlü "evet", Rum kesiminden de güçlü
"hayır" sonucu çıktı.
KKTC'de plana
yüzde 64.91 "evet", yüzde 35.09 "hayır" denildi.
Kıbrıs Rum kesiminden de yüzde 24.17 "evet", yüzde 75.83
"hayır" sonucu çıktı.
Referanduma
KKTC'de yüzde 84.35, Güney Kıbrıs'ta da yüzde 96.53 katılım
oldu.
Referandumda
Rumların "hayır" demesiyle Annan planı uygulamaya
girmedi. Rumlar, 1 Mayıs'ta Avrupa Birliği'ne resmen dahil oldu.
Referandumun
üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, verilen sözlerin yerine
getirilmesi ve izolasyonların kaldırılması yönünde tatmin
edici somut gelişmeler olmadı.
KKTC'de CTP-DP
koalisyon hükümeti, sınırlı sayıyla kurulduğu
Cumhuriyet Meclisi'nde, istifalarla 26 Nisan'da azınlığa
düştü. Hükümet 20 Ekim'de istifa etti.
Yapılan
görüşmelerden yeni bir hükümet kurulamayacağı
anlaşılınca erken seçim kararı alındı ve 20
Şubat 2005'te seçime gidildi. CTP, seçimden daha da güçlenerek
çıktı. Yüzde 45 oranında oy alan CTP, DP ile yeniden hükümet
kurdu. 17 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini
de CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat birinci turda
kazandı. Talat, 24 Nisan referandumunun yıldönümü olan dün,
cumhurbaşkanlığı görevini, 1. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'tan devraldı. Denktaş'ın görev süresi
geçtiğimiz gün dolmuştu.
KIBRIS 25/04/05
Papadopulos,
yeni koşullara uyum sağlayamıyor, işler iyi gitmiyor
Rum Yönetimi
Eski Başsavcısı Alekos Markidis, "Bürgenstock'ta doğru
müzakerenin yapıldığına
inanmadığını" belirtirken, Rum Yönetimi
Başkanı Papadopulos'un "çok genç yaşında politikaya
atıldığını ve 1960 yıllarının yöntem ve
davranış biçimini geri getirdiğini, yeni koşullara uyum
sağlayamadığını ve bu yüzden işlerin iyi
gitmediğini" ifade etti.
Markidis,
ayrıca Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'nda
yapılmasını talep ettiği değişikliklerin
"abartılı olmaması" gerektiğini belirterek,
"bir sınırın mevcut olduğunu ve bu
sınırın aşılması durumunda, 'Annan Planı
temelinde çözüm istendiği' şeklinde açıkladıkları
politikayı kendilerinin yalanlamış
olacağını" söyledi.
Fileleftheros
gazetesinin "Politiki" ekinde, Rum Yönetimi Eski
Başsavcısı Alekos Markidis ile yaptığı
söyleşiye yer verdi ve Markidis'in, Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos'a yönelik eleştirilerde bulunduğunu yazdı.
Markidis,
Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı üzerinde
istediği değişikliklerin belirlenmesi için referandumun
üzerinden bir yıl geçmesi gerekmesini "trajedi" olarak
nitelendirirken, "Talat ile Denktaş'ın aynı görüşte
oldukları" şeklindeki iddiaları da reddetti.
Markidis,
"Talat'ın aksine, Denkaş'ın federasyon çözümünü değil,
iki egemen devletin işbirliğine dayanan bir çözüm
istediğini" ifade etti.
Öte yandan,
Simerini gazetesi de Markidis ile gerçekleştirilen bir söyleşiye yer
vererek, Markidis'in "Annan Planı'nın bir yıl önce kabul
edilmiş olması durumunda Türkiye'nin çözümü uygulamaya
koyacağından emin olduğunu" ifade ettiğini yazdı.
Markidis
söyleşisinde ayrıca, şu anda Kıbrıs Rum
tarafının içinde bulunduğu hoş olmayan durumun sebebinin,
Kıbrıslı Rumların "hayır" demesi değil,
bu "hayır" cevabının Rum Yönetimi Başkanı
Papadopulos tarafından iyi bir politikayla ele alınmaması olduğunu
ifade etti.
Markidis,
Papadopulos'un "hayır" cevabını verirken, ertesi güne
hazırlıklı olmadığını ifade ederek,
Kıbrıs Rum tarafının uluslararası alanda "izole
edilmiş" olduğunu sözlerine ekledi.
KIBRIS 25/04/05
Annan
planında talep edilen değişiklikler çekmecede tutulmamalı
DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis, Rum Ulusal Konseyi'nde, Annan Planı'nda
talep edilen değişiklikler üzerinde ortak noktalara
varıldığı halde, bu noktaların çekmecede tutularak BM
Genel Sekreteri, AB ve Kıbrıs Türk tarafına iletilmemesinin ve
bunun sonucunda da müzakerelerin başlamamasının yanlış
olduğunu ifade etti.
Alithia
gazetesi, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ile
Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Rum tarafının Annan
Planı'nda yapılmasını talep ettiği
değişikliklerin akıbetinin ne olacağı konusunda
gerçekleştirilen bir söyleşiye yer verdi.
Anastasiadis,
"yeniden birleşme çözümü ile taksim ikilemi arasında
bulunduklarını, yeniden birleşme çözümünün diyalogla
sağlanabileceğini ve diyaloğu reddettikleri zaman taksimin
lehine çalışmakta olduklarını" ifade ederek mülkler sorununa
değindi.
Anastasiadis,
KKTC'deki "Kıbrıs Rum mallarının"
satılmasına ilişkin olarak "ihmalkârlıkları ve
faaliyete geçmemeleriyle, istemeden Denktaş politikasını
uyguladıklarını" ifade etti.
Anastasiadis,
yeni Cumhurbaşkanı Talat'ın KKTC
cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiş olmasının
dünyada "Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununa çözüm
bulunmasında istekli oldukları mesajı" olarak
algılandığını belirtirken, Kıbrıs Rum
tarafının referandumda "hayır" diyen taraf olarak,
talep ettikleri değişiklikleri ortaya koymamasının
kendilerini süreli savunma yapan ve zor durumda kalan taraf konumuna
düşürdüğünü ifade etti.
Anastasiadis
ayrıca, Polonya Başkanı'nın Rum Yönetimi tarafından,
Rum Yönetimi'nin diyalog için girişim başlatacağı
şeklinde yanlış bilgilendirildiğini ve BM'nin, tarihinde
ilk kez bir başkanın açıklamasını yalanladığını
belirtirken, Kıbrıs Rum tarafında siyasi vizyon eksikliği
olduğunu, rüşvetin hakim bulunduğunu ve AB programları
hakkında yapılan görüşmelerde de katılım eksikliğinin
bulunduğunu kaydetti.
KIBRIS 25/04/05
"Türklerle
anlaşıyoruz" deseydim 1974 olmayabilirdi, büyük yanlış
yaptım
Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi Eski lideri Glafkos Klerides, müzakereci olarak
görev yaptığı 1973 yılında Kıbrıs sorununun
çözümlenme aşamasına gelmiş olduğunu açıkladı.
Atina'da
yayımlanan To Vima gazetesinin Vimagazino ekine demeç veren Klerides,
1973'te Türk tarafıyla anlaşma noktasına gelindiğini
açıklamamış olmasını büyük bir yanlış olarak
niteledi.
"Türklerle
anlaşıyoruz deseydim 1974 olmayabilirdi" diyen Klerides, o zaman
müzakereci olarak çıkıp bunu halka söylememesinin kendi payına
büyük bir yanlış olduğunu vurguladı.
Derginin,
"Geçen yıllar içinde bugün itiraf edebileceğiniz büyük bir
yanlış yaptınız mı" sorusunu yanıtlayan
Klerides, şunları söyledi:
"Tabii.
1973 yılında neredeyse sorunu çözümleme noktasına gelmiştik,
ancak (Başpiskopos) Makarios, (Albay) Grivas'tan korkuyordu. O zaman,
müzakereci olarak çıkıp halka bunu söylememem benim büyük bir
yanlışım oldu. Kendime o zaman bunu neden
yapmadığımı soruyorum, ama hâlâ bir cevap bulmuş
değilim. Belki de Makarios ile Grivas'ın bunu inkâr etmelerinden
korktum. Eğer Başpiskopos ile Grivas 'hayır' demiş
olsalardı, beni kim dinlerdi ki? Böyle bir durumda ikisinin arasında
ezilip kalacaktım. Belki, benim de bazı tereddütlerim vardı.
Ancak nasıl olursa olsun, bu bir yanlıştı. O zaman
çıkıp halka, 'Türklerle şu konularda anlaşıyoruz. Ve
bu iyi bir anlaşmadır' demem lazımdı. 1973'te bunu
yapmış olsaydım, 1974 olmayabilirdi. İşgal ve tüm bu
olanlar olmayabilirdi."
Klerides,
derginin, "O zaman 'evet' denilseydi bugün durum daha iyi olabilir
miydi" sorusunu ise "Bu konuya girmek istemiyorum. Çünkü düzeltilmesi
gereken bazı konular bulunduğuna inanıyordum. Ancak, bunun için
müzakere gerekiyordu. Ve biz müzakere etmedik. 'Şu ve şu konular
bizleri rahatsız ediyor bu nedenle değişmesini istiyoruz'
diyerek, özlü müzakerede bulunmadan tüm zamanı harcadık. Beni affedin
ama daha fazla konuşmak istemiyorum" diye yanıtladı.
KIBRIS
25/04/2005
Ambargolar
kaldırılsın
PROTESTO
GÖSTERİSİ... Bağımsız baskı grubu Embargoed, dün
Alexander Palace'dan Newington Green'e kadar süren, Londra'da yaşayan
Kıbrıslı Türklerin katıldığı bir konvoy
oluşturdu. Konvoya katılanlar, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan
ambargoların ve izolasyonların kaldırılması için bir
protesto gösterisi gerçekleştirdi
Eylem
ERAYDIN/LONDRA
Bağımsız
baskı grubu Embargoed, dün Alexander Palace'dan Newington Green'e kadar
süren, Londra'da yaşayan Kıbrıslı Türklerin
katıldığı bir konvoy oluşturdu. Konvoya
katılanlar, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargoların ve
izolasyonların kaldırılması için bir protesto gösterisi
gerçekleştirdi.
Embargoed
Grubu, geçtiğimiz yıl 24 Nisan'da KKTC'de yapılan referandumun
yıldönümü dolayısıyla, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'ne uygulanan ambargoların kaldırılması için
yüzlerce aracın katıldığı bir konvoy düzenleyerek,
Kıbrıslı Türklerin sesini tüm Londra'ya duyurdu.
Embargoed Grubu
yöneticilerinden İpek Hamit ve Bülent Osman'ın organize ettiği
konvoy için Londra'da yaşayan Kuzey Kıbrıslılar, sabah saat
11.00'de Alexander Palace'da toplandı.
Yüzlerce
kişiden oluşan kalabalık, KKTC üzerinde devam eden
izolasyonların ve ambargoların derhal
kaldırılmasını talep eden pankartlar ile
araçlarını donattılar.
Kırmızı-beyaz
balonlarla ve KKTC Bayrağı ile araçlarını süsleyen
katılımcılar, "Direkt uçuş istiyoruz",
"Ambargolar hemen kaldırılsın", "Biz
reklamlarımızı otobüslerde istiyoruz" şeklindeki
yazılarla dolu arabalarıyla Wood Green, Haringay güzergâhından
Newington Green'e kadar geldiler.
Türklerin
yoğun olarak yaşadığı bu bölgede halkın da
desteğini alan Kıbrıslı Türkler, uzun süre kornalar
çalarak, KKTC'ye uygulanan ambargoları bir an önce
kaldırılması için eylem yaptı.
KIBRIS 25/04/05
Denktaş,
görevi Talata devretti
KKTCnin 2. Cumhurbaşkanı görevine 17 Nisanda seçilen
Mehmet Ali Talat, görevi 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaştan dün
devraldı.
Cumhurbaşkanlığı ikametgahının
avlusunda düzenlenen ve KKTC, Güney
Kıbrıs, Türkiye ve yabancı medya mensuplarının
oluşturduğu bir basın ordusu tarafından izlenen devir
teslim töreni için
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat eşi Oya Talatla birlikte saat 17.10da
Cumhurbaşkanlığına geldi.
Cumhurbaşkanlığına varışında
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve
eşi Netice Olgun tarafından karşılanan KKTCnin 2.
Cumhurbaşkanı Talat, tören kıtasını selamladı.
Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eşi Oya
Talat daha sonra 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve eşi
Aydın Denktaş tarafından karşılandı. İki
cumhurbaşkanının 15 dakika başbaşa görüşmesinin
ardından tören alanına geçildi.
Denktaş ve Talatın konuşmasından sonra
Cumhurbaşkanlığı forsunun Talat tarafından 1.
Cumhurbaşkanı Denktaşa takdiminin ardından
Cumhurbaşkanlığı Müteşarı Ergün Olgun,
Denktaşa şükran plaketi sundu.
Tören çerçevesinde saat 18.00de eski ve yeni
cumhurbaşkanları uğurlama alanına geçerek tören
kıtasını teftiş etti.
1. Cumhurbaşkanı Denktaş,
Allahaısmarladık Asker diyerek kıtayı
selamlamasının ardından köşk erkanıyla
vedalaştı. Denktaş ve eşi, Cumhurbaşkanı Talat ve
eşiyle de vedalaşarak, yaverleri eşliğinde konutlarına
hareket etti.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığındaki
devir teslim töreninin tamamlanmasının ardından saat 18.30da,
kokteyl sırasında tebrik kabul etti.
DENKTAŞIN VEDA KONUŞMASI
KKTCnin 1. Cumhurbaşkanı Denktaş veda
konuşmasında, Cumhurbaşkanı Talatın dün Cumhuriyet
Meclisinde ant içerek görevi devraldığını belirterek,
Sayın Cumhurbaşkanının antı, KKTCnin
bağımsızlığı korumak, halkın
egemenliğine sahip çıkmak, cumhuriyeti, devleti korumak ve
yüceltmektir dedi.
Talatın bu zor ve onurlu görevinde kendilerinin ve
halkın her zaman yardımcı olacaklarını kaydeden
Denktaş, Kıbrıs Türkü egemen bir halktır, devlete
sahiptir. 21 yıldır gönderden bayrak düşmemiştir.
Sayın Başkanın görevi bu bayrağı o gönderde
yüceltmektir... dedi.
DENKTAŞTAN PAPADOPULOSA
KKTCnin 1. Cumhurbaşkanı Denktaş
konuşmasında, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosa da
seslenerek, Kıbrısın iki sahibi olduğunu vurguladı.
Denktaş, Papadopulosun barış istediğine
inanmadığını kaydeden Denktaş, Papadopulosa
şöyle seslendi:
Kıbrısa sahip çıkacağını
zannediyorsun. Türklük dünyası buna müsade etmeyecektir. Bunu bilesin...
TALAT: AYIRIMSIZ KIBRIS TÜRK HALKI ADINA BURADAYIM
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, cumhurbaşkanlığı
makamında ayrımsız tüm Kıbrıs Türk Halkı
adına, halkın barış, demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği
doğrultusundaki iradesini başarıyla gerçekleştirmek için
bulunduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Talat görevi 1. Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaştan devraldıktan sonra yaptığı
konuşmada, Kıbrıs adlı bu geminin direksiyonu
başında ant içerek göreve başladığım KKTC
cumhurbaşkanlığı makamında kimin adına ve niçin
bulunduğumu bir an bile unutmayacak, sözüme her zaman sadık
kalacağım. Elime verdiğiniz pusuladan
şaşmayacağım dedi.
KKTCnin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa, topluma
verdiği hizmetler için
teşekkür eden Cumhurbaşkanı Talat, Sayın
Denktaşın çalkantılı ve zor dönemlerdeki uzun ve
yoğun çalışmalarını, toplumsal var oluşumuz için
yapmış olduğu katkıları tarih yazacaktır
ifadelerini kullandı.
Kıbrıslı Türklerin tarihin esiri olmak yerine, yeni
bir tarihin yaratıcısı olmaya karar verdiklerini ve şimdi
de Kıbrıslı Rumları da tarihi birlikte yazmaya
çağırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin kendisini bu barış
çağrısını yapmak için görevlendirdiğini
vurguladı.
Cumhurbaşkanı Talat, uluslar arası topluma ve
garantör ülkelere yaptığı çağrılarda, çözüme
katkı koymalarını isteyerek, Kıbrıslı Türklerin
barış, demokrasi ve kardeşlik içinde dünyayla bütünleşmek
için gösterdiği iradeye hemen fiili uygulamalarla cevap verilmesi
gereğini vurguladı.
YENİ DÖNEM
Cumhurbaşkanı Talat, KKTCnin 1.
Cumhurbaşkanından görevi devraldıktan sonra
yaptığı konuşmada, bugünün, Kıbrıs tarihinde yeni
bir dönemin açıldığı çok özel bir gün olduğunu, yeni cumhurbaşkanlığı
döneminin resmen başlaması yanında, Kıbrıs Türk
Halkının çözüme ve Avrupa Birliğine %65le evet dediği
referandumun birinci yıldönümü olduğunu anımsatarak sözlerini
şöyle sürdürdü:
Bugün, benim hayatımda da olağanüstü bir gün
Kıbrıs Türk Halkı tarafından ilk turdan
cumhurbaşkanlığı görevine getirilmiş olmaktan büyük
bir mutluluk duyuyor ve gösterilen güven için yürekten teşekkür ediyorum.
Bu, aynı zamanda, zorlu bir an; çünkü tarihin gel-gitli
sularının akışını değiştirmek için, benim
omuzlarıma büyük bir sorumluluk yüklendi. Bana bu sorumluluğun niçin
verildiğinin bilincinde olarak, halkıma hizmet etmek sözü ve
amacıyla göreve geliyorum.
ADALETLE BAĞDAŞMAZ
Dünyayla kucaklaşma arzusunu ve uluslararası adalet
ilkelerine bağlılığını, son yıllarda
yapılan her seçim ve referandumda tekrar tekrar dile getiren
Kıbrıs Türk Halkını, izolasyon altında
yaşatmanın adaletle
bağdaşmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı
Talat, Uluslar arası topluma şu sözlerle çağrıda bulundu:
Artık bu konuda vaatlerde bulunmak da yetmiyor
Uluslararası toplum, Kıbrıslı Türklerin, barış,
demokrasi ve kardeşlik içinde dünyayla bütünleşmek için
gösterdiği iradeye, hemen, fiili uygulamalarla cevap vermelidir. Çünkü bu
halk, dünyadan kovulmayı ve cezalandırılmayı değil,
tersine kucaklanmayı ve onurlandırılmayı hak ettiğini kanıtlamıştır.
YENİ KIBRISI YARATACAK DÖNEMEÇTEYİZ
İşte biz buradayız. Tarihsel dönemlerin, geniş
coğrafyaların birbiriyle kavuşma noktası olan
Kıbrısın kuzeyindeyiz. Binlerce yıl, Doğudan ve
Batıdan gelen uygarlıklara vatan olmuş bir adadayız.
Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumların ve
azınlık grupların ortak tarihsel mirasını,
çocuklarımızın ortak geleceğini gözeterek, Avrupa
Birliği içinde yeni bir Kıbrıs yaratmak üzere olduğumuz bir
dönemeçteyiz.
TARİHİN BİZDEN BEKLEDİKLERİ
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuşmasında,
Kıbrıs Türk ve Rum halklarına seslenirken de tarihin
öğrettiklerini ve gelen yüzyılın beklediklerini iyi
okumalarını istedi ve Avrupalı olmanın anlamını
şu sözlerle özetledi:
Avrupalı olmak demek, ABye kağıt üstünde üye
olmak demek değildir. Avrupa Birliği Üyeliği demek,
ayrımcı, ırkçı, otoriter ve uzlaşmaz
politikaların, diğer toplumlara, hele kendi ülkesindeki bir
başka halka dayatılması için, uluslararası bir araç elde
etmek demek değildir. Kıbrıs Rum toplumu lideri Papadopulosun, Kıbrıs
Türkünü, ada üzerindeki ortaklık ve eşitlik haklarından mahrum
edip, tarihten silmek niyetiyle dile getirdiği Avrupalı Çözüm ne
Avrupalıdır, ne de çözümdür.
Papadopulosun izlediği uzlaşmazlık
politikası, sadece Kıbrıslı Türkler ile
Kıbrıslı Rumların barış içinde
yaşayabilmesine değil, ama Kıbrıs ile Avrupanın ve
dünyanın barışmasına da engeldir. Kıbrıslı
Türkler, tarihin esiri olmak yerine, yeni bir tarihin yaratıcısı
olmaya karar verdiler. Şimdi, Kıbrıslı Rumları da,
tarihi birlikte yazmaya çağırıyorlar. Beni, bu barış
çağrısını yapmam için görevlendirdiler.
KIBRIS RUM TOPLUMUNU TERK ETMEYECEĞİZ
Cumhurbaşkanı Talat konuşmasında,
Kıbrıslı Rum ve Türklerin aynı gemide olduklarını
ve kendi kaptanlarının yanlışları nedeniyle
fırtınaya tutulan Kıbrıs Rum toplumunu dev dalgaların
yutmasına terk etmeyeceklerini vurgulayarak, Hepimiz aynı gemideyiz.
Kıbrıs Rum halkına, barış, dostluk, kardeşlik
elini uzatıyoruz. Israrla uzatmaya da devam edeceğiz. Onları,
ortak vatanımız Kıbrısın çıktığı
yolculuğu birlikte sürdürmeye ikna edinceye kadar, her iki toplumun siyasi
eşitliğine dayalı, adil ve kalıcı bir çözüm
çağrımızı tekrarlayacağız şeklinde
konuştu.
GARANTÖR ÜLKELERE ÇAĞRI
Kıbrısın garantör ülkeleri Türkiye, Yunanistan ve
İngiltereye, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri gözetimindeki
çözüm çabalarını desteklemeye devam etmeleri için
çağrılarını tekrarladıklarını ve
tekrarlayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Talat, sözlerini
şöyle tamamladı:
Kıbrıslı Türklerin haklarını koruyacak
ve kuzey yarısıyla da Avrupa Birliği üyesi olacak
bütünleşmiş bir Kıbrısın kurulması için,
üstümüze düşen iyi niyeti göstereceğiz. Bunun için Genel Sekreterin
Rum tarafına yönelik taleplerinin karşılanarak görüşmelere
başlanabilmesi için uluslararası toplumun, Avrupa Birliğinin ve
dünya devletlerinin daha aktif olmalarını ve Kıbrıslı
Türklerin tecridini sona erdirmelerini bir gereklilik olarak görüyoruz.
Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm, BMyi meşgul eden
Orta-Doğu ve Balkanlardaki sorunlar başta olmak üzere, tüm dünyadaki
barış arayışlarına umut ve ivme
kazandıracaktır. Çünkü adamızı saran deniz, bizi
dünyanın üç kıtası ile ayırmıyor,
birleştiriyor...
TÜRKİYEYE TEŞEKKÜR
Türkiye ile kader
birliğimizi tekrar tekrar vurguluyor, iyi ve kötü günümüzde, hep
yanımızda bulduğumuz Türkiye Cumhuriyetine, gösterdiği
sınırsız destek ve dayanışma için, halkımız
adına teşekkür etmeliyim. Atatürkün, Yurtta sulh cihanda sulh ve
Muasır medeniyet seviyesine ulaşma ilke ve hedefleriyle, Avrupa
Birliği üyeliğine yürüyen Türkiye, Kıbrıs Türkünün en
güvenilir dayanağı olmaya devam edecektir. Tarihin açık
denizlerindeki ortak yolculuğumuz sürecektir.
AYRIMSIZ TÜM KIBRIS TÜRK HALKI ADINA BURADAYIM
Ben sizin adınıza, ayrımsız tüm
Kıbrıs Türk Halkı adına buradayım. Sizin,
barış ve demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği doğrultusundaki
açık iradenizi başarıyla gerçekleştirmek için
buradayım. Burada, Kıbrıs adlı bu geminin direksiyonu
başında, ant içerek göreve başladığım Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı
makamında, kimin adına ve niçin bulunduğumu bir an bile
unutmayacak, sözüme her zaman sadık kalacağım. Elime
verdiğiniz pusuladan şaşmayacağım.
Çocuklarımız, gelecek nesillerimiz için barış, refah ve
kardeşlik içinde, Avrupalı bir ülke yaratmak inancı ve azmiyle
hepinizi selamlıyorum.
HALKIN SESI 25/04/05
Talata
görkemli kutlama
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın,
Cumhurbaşkanlığı görevini devralması, Lefkoşa'da
Cumhurbaşkanlığı Sarayı karşısında saat
19.30da düzenlenen halka açık reseposiyon ve görkemli bir şölenle
kutlandı.
Şölene katılan binlerce vatandaş, SOS grubunun
çaldığı şarkılarla coşarken, alanda
patlatılan havai fişenk gösterileri ise nefesleri kesti.
KKTCde bir ilkin yaşandığı dünkü tarihi gün
için özel düzenlemeler yapıldı. Cumhuriyet Meydanından
Cumhurbaşkanlığı Sarayına kadar halkın rahatça
ağırlanması için masalar düzenlendi, yollar çiçeklerle
donatılarak, yerlere mersin dalları serpildi. Sarayın önüne dev
hoparlörler kuruldu.
Talat, şölende yaptığı konuşmada ''Bu
akşam (dün) Kıbrıs Türk halkının barış
sevincini, dünyayla bütünleşme sevincini hep birlikte
yaşadığı bir akşam'' dedi.
Eşi Oya Talat'la birlikte kutlama alanına giden Talat,
halkı daha güzel günlere hükümetle birlikte
taşıyacaklarını söyledi.
Halkın yaşamını güzel kılabilmek için
sorunları çözmenin boyunlarının borcu olduğunu dile getiren
Talat, halkın ve sivil toplum örgütlerinin desteğine ihtiyacı
olduğunu, bu desteği alacağına
inandığını belirtti.
Halkla iç içe olacağını ve bölgeleri gezerek halka
teşekkür edeceğini belirten Talat, halkın görüşlerini
almasının kendisi için önemli olduğunu vurguladı. Talat,
tüm halkı kucaklayacağını söyledi.
Kutlamada kullanılan havai fişeklerin
ortalığı savaş alanına çevirdiğini ifade eden
Talat, şimdiye kadar hiçbir etkinlikte havai fişek
kullanılmasına izin vermediğini belirterek, ''Ancak bu
akşam başka bir gece. Bu akşam Kıbrıs Türk
halkının barış sevincini, dünyayla bütünleşme
sevincini hep birlikte yaşadığı bir akşam'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat'ın eşi Oya Talat da ''uzun
bir demokrasi koşusunu hep birlikte koştuklarını''
belirterek, ''Bundan sonraki birlikte koşuşumuz mutlaka
barışa, daha mutlu günlere olacak. Birlikte yan yana durdukça,
birlikten kuvvet doğacak ve Kıbrıs'ın üzerinde barış
rüzgarı esecek'' dedi.
Şölen, Gençlik Merkezine bağlı folklor
ekibinin gösterisiyle son buldu.
HALKIN SESI 25/04/05
Zaman,
taksimin lehine çalışıyor
Güneyde yayınlanan Alithia gazetesi, DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis ile Kıbrıs sorunu ve
Kıbrıs Rum tarafının Annan Planında
yapılmasını talep ettiği değişikliklerin
akıbetinin ne olacağı konusunda gerçekleştirilen bir
söyleşiye yer verdi.
Anastasiadis söyleşisinde, Rum Ulusal Konseyinde, Annan
Planında talep edilen değişiklikler üzerinde ortak noktalara
varıldığı halde, bu noktaların çekmecede tutularak BM
Genel Sekreteri, AB ve Kıbrıs Türk tarafına iletilmemesinin ve
bunun sonucunda da müzakerelerin başlamamasının yanlış
olduğu görüşünü ifade etti.
Anastasiadis, yeniden birleşme çözümü ile taksim ikilemi
arasında bulunduklarını, yeniden birleşme çözümünün
diyalogla sağlanabileceğini ve diyaloğu reddettikleri zaman
taksimin lehine çalışmakta olduklarını ifade ederek
mülkler sorununa değindi.
Anastasiadis, KKTCdeki Kıbrıs Rum
mallarının satılmasına ilişkin olarak
ihmalkarlıkları ve faaliyete geçmemeleriyle, istemeden Denktaş
politikasını uyguladıklarını ifade etti.
Anastasiadis, yeni Cumhurbaşkanı Talatın KKTC
cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiş olmasının
dünyada Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununa çözüm
bulunmasında istekli oldukları mesajı olarak
algılandığını belirtirken, Kıbrıs Rum
tarafının referandumda hayır diyen taraf olarak, talep
ettikleri değişiklikleri ortaya koymamasının kendilerini
süreli savunma yapan ve zor durumda kalan taraf konumuna düşürdüğünü
ifade etti.
Anastasiadis ayrıca, Polonya Başkanının
Rum Yönetimi tarafından, Rum Yönetiminin diyalog için girişim
başlatacağı şeklinde yanlış
bilgilendirildiğini ve BMnin, tarihinde ilk kez bir başkanın
açıklamasını yalanladığını belirtirken,
Kıbrıs Rum tarafında siyasi vizyon eksikliği olduğunu,
rüşvetin hakim bulunduğunu ve AB programları hakkında
yapılan görüşmelerde de katılım eksikliğinin
bulunduğunu kaydetti.
HALKIN SESI 25/04/05
Aydın Denktaş ağladı
Sevdiye GÖKAYDIN
17
Nisanda gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin
ardından dün, Mehmet Ali Talat, eski cumhurbaşkanı Rauf
Denktaştan cumhurbaşkanlığı görevini resmen
devraldı. İlk olarak Mecliste yeni cumhurbaşkanı
Talatın ant içmesiyle resmileşen cumhurbaşkanlığı
devir-teslim törenine özellikle Rum basınının ilgisi çok
fazlaydı. Kuzey Kıbrısın 2inci cumhurbaşkanı
olan Mehmet Ali Talat ise, Mecliste ve Cumhurbaşkanlığı
Sarayında yaşadığı heyecanı gizleyemedi..
Talatın
heyecanı gözlerinden okundu..
Cumhurbaşkanlığı
devir-teslim töreni nedeniyle ilk olarak Meclise gelen Mehmet Ali Talat çok
heyecanlı ve ne yapacağını bilmez durumdaydı dün.
Talatın Meclise gelmesiyle ve askeri selamlamasıyla birlikte
tüyleri diken diken eden bir tören yaşanırken, Mehmet Ali Talat
askeri selamlayacağı sırada bir ileri bir geri gidip geldi....
Talatın cumhurbaşkanlığı yemininden önce, askeri
selamlama töreninin ardından ilk kez kendisine, Tören bitmiştir Sn.
Cumhurbaşkanım diye bir asker hitap etti..
Mecliste
tarihi an!
Mehmet
Ali Talatın ant içmesiyle, 30 yılın ardından ilk kez
Cumhurbaşkanlığının değişimine
tanıklık eden Meclis salonunda tarihi bir an yaşandı...
Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında
toplanan Meclis Genel Kurulunun dünkü olağanüstü birleşiminin
gündemi yeni Cumhurbaşkanının ant içmesi oldu ve Talatın
ant içmesi ayakta dinlendi. Cumhurbaşkanı Talatın antı
sırasında sesi titredi.
Salonun içini hınca hınç dolduran gazeteciler ve basın
ordusu da görüntü almakta zorluk çekti..
Dikenli
teller karanfillerle bezendi..
Devir
teslim töreni öncesinde Cumhurbaşkanlığı Sarayı önündeki
dar caddede bulunan elektrik direkleri çiçeklerle, sarayın
duvarını kaplayan soğuk dikenli teller ise karanfillerle
süslendi... Yerlere serilen halılar süpürüldü durmadan, masa ve
sandalyeler defalarca silindi. Törenden önce hummalı
çalışmaların yapıldığı sarayda hazır
bulunan askerlerin kılık kıyafetleri düzeltildi..
Abdullah
Gül basını gözlemledi!
Cumhurbaşkanlığı
töreni için adamıza gelen Türkiye Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 17:00da Saraya geldi ve
protokoldeki yerini aldı. Tören başlayıncaya kadar güneşin
altında kalan Gül, basın mensuplarını gözlemledi.
Güneşten rahatsızlığı belli olan Gül, sık
sık gözlüğüyle ve elleriyle oynadı...
Önce
kahkaha sonra gözyaşı
Yeni
cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talat saraya
girişlerinde, Rauf Denktaş ve eşi Aydın Denktaş
tarafından karşılandılar ve daha sonra Sarayda
görüştüler. Görüşmenin ardından kapıların
açıldığı sırada, Sarayın bahçesinde ilk olarak
Aydın hanımın kahkahaları yankılandı; Mehmet Ali
Talat ile Rauf Denktaş da muhabbetli çıktılar
dışarı. Yerlerine oturmadan önce protokolde bulunanlar
selamlandı, Oya Talat, CTP Genel Sekreteri rahmetli Naci Talatın
annesi Halide hanımın elini öptü. Protokolde ise Oya Talat ile Rauf
Denktaş ve Mehmet Ali Talat ile Aydın Denktaş yanyana oturdular.
Saraydaki görüşmenin ardından kahkahaları duyulan Aydın
Denktaş, yemin töreni sırasında ise gözyaşlarını
tutamadı.
Ve Denktaşlar
gitti, Talatlar kaldı...
Cumhurbaşkanlığı
Sarayını Mehmet Ali Talata devreden Rauf Denktaş, eşi,
kızları ve torunları, bu kez Mehmet Ali Talat ve eşi Oya
Talat tarafından uğurlandı saraydan... Talat ve Denktaş
önde yürürken, Oya hanım ve Aydın hanım ise arkadan yürüdüler,
kapıya kadar... Ardından öpüştüler ve ayrıldılar...
Eroğlu,
Akıncı yoktu!..
Cumhurbaşkanlığı
devir-teslim törenine Ulusal Birlik Partisinden (UBP) katılan olmadı
dün... Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı
Mustafa Akıncıyı da gören olmadı. Saat 18.30dan itibaren
halk akın akın Saraya akarken, resmi törene katılmayan kimi
diplomatlar, resepsiyona geldiler. Amerikan Elçisi Michael Closson ile
İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parkerın kokteyle
katıldığı gözlemlendi.
Tebrik kabulü
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ve eşi Oya Talatın tebrik kabulüne; Türkiye
Cumhuriyeti Hükümetini temsilen Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Cumhuriyet Meclisi
Başkanı Fatma Ekenoğlu, Başbakan Vekili
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiyenin
Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, Türk Silahlı Kuvvetlerini
temsilen Hava Orgeneral Faruk Cömert, KKTCde geçmişte görev yapan emekli
Orgeneral Haydar Saltık, KTBK Komutanı Korgeneral Hasan
Memişoğlu, 28. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Aydemir
Cülcüloğlu, 39. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Yalçın
Pehlivanoğlu, GKK Komutanı Tümgeneral Tevfik Özkılıç,
anayasal kurumların temsilcileri, bazı milletvekilleri, çok
sayıda bürokrat ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
Halk zeytin
dallarıyla...
Saat 19:30da halka
açılacağı duyurulan Sarayın kapıları, o kadar
dayanamadı. Saat henüz 18:30 iken halk birikmeye
başlamıştı bile. Yaşlı teyzeler ellerinde
çiçeklerle gelirken, yaşlı bir amca da saksısına
ektiği zeytin ağacıyla bekliyordu Saraya girmek için... Daha
sonra çok sayıda yurttaş mersin dalları, güller, karanfiller,
zeytin fidanları, sevgi ve başarı sözcükleri ile
Cumhurbaşkanlığı Sarayını doldurmuştu.
YENIDUZEN 25/04/05
Talat:
Tarihin akışını değiştireceğiz
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat,
cumhurbaşkanlığı makamında ayrımsız
tüm Kıbrıs Türk Halkı adına, halkın barış,
demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği doğrultusundaki iradesini
başarıyla gerçekleştirmek için bulunduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı
Talat görevi 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaştan devraldıktan
sonra yaptığı konuşmada, Kıbrıs adlı bu
geminin direksiyonu başında ant içerek göreve
başladığım KKTC cumhurbaşkanlığı
makamında kimin adına ve niçin bulunduğumu bir an bile
unutmayacak, sözüme her zaman sadık kalacağım. Elime
verdiğiniz pusuladan şaşmayacağım dedi.
KKTCnin 1.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa, topluma verdiği hizmetler için teşekkür eden
Cumhurbaşkanı Talat, Sayın Denktaşın
çalkantılı ve zor dönemlerdeki uzun ve yoğun
çalışmalarını, toplumsal var oluşumuz için
yapmış olduğu katkıları tarih yazacaktır
ifadelerini kullandı.
Kıbrıslı
Türklerin tarihin esiri olmak yerine, yeni bir tarihin
yaratıcısı olmaya karar verdiklerini ve şimdi de
Kıbrıslı Rumları da tarihi birlikte yazmaya
çağırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin kendisini bu barış
çağrısını yapmak için görevlendirdiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı
Talat, uluslar arası topluma ve garantör ülkelere yaptığı
çağrılarda, çözüme katkı koymalarını isteyerek,
Kıbrıslı Türklerin barış, demokrasi ve kardeşlik içinde
dünyayla bütünleşmek için gösterdiği iradeye hemen fiili
uygulamalarla cevap verilmesi gereğini vurguladı.
Yeni dönem
Cumhurbaşkanı
Talat, KKTCnin 1. Cumhurbaşkanından görevi devraldıktan sonra
yaptığı konuşmada, bugünün, Kıbrıs tarihinde yeni
bir dönemin açıldığı çok özel bir gün olduğunu, yeni cumhurbaşkanlığı
döneminin resmen başlaması yanında, Kıbrıs Türk
Halkının çözüme ve Avrupa Birliğine %65le evet dediği
referandumun birinci yıldönümü olduğunu anımsatarak sözlerini
şöyle sürdürdü:
Bugün, benim
hayatımda da olağanüstü bir gün
Kıbrıs Türk Halkı
tarafından ilk turdan cumhurbaşkanlığı görevine
getirilmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyor ve gösterilen güven için
yürekten teşekkür ediyorum. Bu, aynı zamanda, zorlu bir an; çünkü
tarihin gel-gitli sularının akışını
değiştirmek için, benim omuzlarıma büyük bir sorumluluk
yüklendi. Bana bu sorumluluğun niçin verildiğinin bilincinde olarak,
halkıma hizmet etmek sözü ve amacıyla göreve geliyorum.
Dalgaların sesi
Kıbrısta
yaşayan insanlar, kıyılarımıza çarpan dalgaların
sesini hep dinleye gelmişlerdir. Denizin sesi, bir yandan, bize, bir adada
yaşamakta olduğumuzu hatırlatırken, bir yandan da kalbimize
ve aklımıza seslenip, hiç kimsenin yapayalnız bir ada
olamayacağını söylüyor. Denizcilerin, binlerce yıldır
işittiği dalgaların sesi, dünyaya açılmaya bir
çağrıdır diyen Cumhurbaşkanı
Talat, denizin yeni ufuklara doğru bir geçit olduğunu, izolasyon
altında yaşamanın mümkün olmayacağını
Kıbrıs Türkünün kendi tarihinden bildiğini ifade etti.
Dünyayla
kucaklaşma arzusunu ve uluslararası adalet ilkelerine
bağlılığını, son yıllarda yapılan her
seçim ve referandumda tekrar tekrar dile getiren Kıbrıs Türk
Halkını, izolasyon altında yaşatmanın adaletle
bağdaşmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı
Talat, Uluslar arası topluma şu sözlerle çağrıda bulundu:
Artık bu konuda
vaatlerde bulunmak da yetmiyor
Uluslararası toplum,
Kıbrıslı Türklerin, barış, demokrasi ve kardeşlik
içinde dünyayla bütünleşmek için gösterdiği iradeye, hemen, fiili
uygulamalarla cevap vermelidir. Çünkü bu halk, dünyadan kovulmayı ve
cezalandırılmayı değil, tersine kucaklanmayı ve
onurlandırılmayı hak ettiğini
kanıtlamıştır.
Tarihin bizden bekledikleri
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat konuşmasında, Kıbrıs Türk ve Rum
halklarına seslenirken de tarihin öğrettiklerini ve gelen
yüzyılın beklediklerini iyi okumalarını istedi ve
Avrupalı olmanın anlamını şu sözlerle özetledi:
Avrupalı olmak
demek, ABye kağıt üstünde üye olmak demek değildir. Avrupa
Birliği Üyeliği demek, ayrımcı, ırkçı, otoriter
ve uzlaşmaz politikaların, diğer toplumlara, hele kendi
ülkesindeki bir başka halka dayatılması için, uluslararası
bir araç elde etmek demek değildir. Kıbrıs Rum toplumu lideri
Papadopulosun, Kıbrıs Türkünü, ada üzerindeki ortaklık ve
eşitlik haklarından mahrum edip, tarihten silmek niyetiyle dile
getirdiği Avrupalı Çözüm ne Avrupalıdır, ne de çözümdür.
Papadopulosun izlediği uzlaşmazlık politikası, sadece
Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların
barış içinde yaşayabilmesine değil, ama Kıbrıs
ile Avrupanın ve dünyanın barışmasına da engeldir.
Kıbrıslı Türkler, tarihin esiri olmak yerine, yeni bir tarihin
yaratıcısı olmaya karar verdiler. Şimdi,
Kıbrıslı Rumları da, tarihi birlikte yazmaya
çağırıyorlar. Beni, bu barış
çağrısını yapmam için görevlendirdiler.
Türkiyeye teşekkür
Talat sözlerini
şöyle sürdürdü:
Türkiye ile kader birliğimizi
tekrar tekrar vurguluyor, iyi ve kötü günümüzde, hep yanımızda
bulduğumuz Türkiye Cumhuriyetine, gösterdiği sınırsız
destek ve dayanışma için, halkımız adına teşekkür
etmeliyim. Atatürkün, Yurtta sulh cihanda sulh ve Muasır medeniyet
seviyesine ulaşma ilke ve hedefleriyle, Avrupa Birliği
üyeliğine yürüyen Türkiye, Kıbrıs Türkünün en güvenilir
dayanağı olmaya devam edecektir. Tarihin açık denizlerindeki
ortak yolculuğumuz sürecektir.
Ben sizin
adınıza, ayrımsız tüm Kıbrıs Türk Halkı
adına buradayım. Sizin, barış ve demokrasi, çözüm ve Avrupa
Birliği doğrultusundaki açık iradenizi başarıyla
gerçekleştirmek için buradayım. Burada, Kıbrıs adlı bu
geminin direksiyonu başında, ant içerek göreve
başladığım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
cumhurbaşkanlığı makamında, kimin adına ve niçin
bulunduğumu bir an bile unutmayacak, sözüme her zaman sadık
kalacağım. Elime verdiğiniz pusuladan
şaşmayacağım. Çocuklarımız, gelecek nesillerimiz
için barış, refah ve kardeşlik içinde, Avrupalı bir ülke
yaratmak inancı ve azmiyle hepinizi selamlıyorum.
YENIDUZEN 25/04/05
|
|
|
|
26 Nisan 2005 AB dönem başkanı
Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn, ABnin Kuzey
Kıbrısa yapacağı yardım sözünü henüz yerine
getirememekten üzüntü duyduğunu dile getirdi. Asselborn, Lüksemburg
dönem başkanlığı sırasında, Kuzey
Kıbrısa izolasyonu kaldırmaya yönelik, 259 milyon euroluk
yardımı öngören mali tüzük ile ticaret serbestisi tüzüğünü
hayata geçirmeye çalışacaklarını söyledi. |
|
44üncü Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı sonunda düzenlenen basın toplantısında konuşan AB dönem başkanı Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn, Ankara Anlaşmasının ABnin 25 üye ülkesini kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören ek protokolün Türkiye tarafından imzalanmasını beklediklerini de bildirdi.
Asselborn, Türkiyenin ek protokol ile
ilgili mutabakatı ortaya koyan mektup teatisinin memnuniyetle
karşılandığını belirttti ve ek protokolün
imzalanması, onaylanması ve yürürlüğe sokulmasının,
Türkiyenin, Kıbrıs Rum kesimi dahil olmak üzere tüm AB ülkeleriyle
ilişkilerini normalleştirmesi yolunda önemli bir adım
oluşturacağını söyledi.
FRANSADAKİ OYLAMA ETKİLEMEZ
Asselborn, reformlara ivme
kazandırılmasının önemine işaret etti. Lüksemburg
Dışişleri Bakanı, Fransada yapılacak AB
Anayasası refernadumundan alınacak sonucun Türkiye-AB
ilişkilerini etkilemiyeceğini ve Birliğin 17 Aralıkta
aldığı karara sadık kalacağını
vurguladı.
Asselborn ayrıca dini
azınlıkların hakları başta olmak üzere, ifade
özgürlüğü, kadın erkek eşitliği gibi konularda yaşanan
sorunlara da işaret etti.
GÖRÜŞMELERE ZEMİN HAZIRLIYORUZ
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi
Rehn de, Türkiyede son birkaç yılda reformlarda büyük ilerleme
sağlandığını belirterek, bu reform sürecinin aynen
devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Olli Rehn, uyum protokolünün iyi bir zamanda
imzalanacağına inandığını belirtti.
Rehn, Türkiyeyi Kıbrıs sorununun çözümü
konusunda çaba göstermeye teşvik ettiklerini belirterek, bu konuda ciddi
görüşmeler için zemin hazırladıklarını ifade etti.
GÜL: İMZAYA HAZIRIZ
Dışişleri Bakanı Gül ise,
reformları sürdürmeye kararlı olduklarını vurguladı.
Gül, uyum protokolünü AB onay sürecinden geçtiği andan itibaren
imzalayacaklarını söyledi.
Abdullah Gül, bu konudaki bazı
aksaklıkların karşılıklı anlayış içinde
çözüleceğine inandığını söyledi.
İMZA TANIMA ANLAMINA GELMEZ
Türkiyenin Ankara Anlaşmasına
ilişkin ek protokolü imzalamasının Rumları tanıma
anlamına gelmeyeceğini de belirten Gül, Rum kesimi ABye üye oldu
diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz diye konuştu.
Gül, Kıbrıs konusunda kalıcı bir
çözümün sunulması yönünde Türkiyenin
kararlılığını da yineledi ve BMnin gayretlerini
destekleyeceklerini belirtti.
Dışişleri Bakanı Gül, 3 Ekimde
başlaması planlanan müzakerelerden önce yapılması gerekenleri
gözden geçirdiklerini kaydetti. Toplantının sonunda bir de ortak
tutum belgesi yayımlandı.
|
Rumlardan
demografi suçlaması |
|
|
|
|
|
Güney
Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Hrisostomidis Ankarayı son
aylarda Türkiyeden getirilen göçmenlerle adanın demografisini
değiştirmekle suçladı. |
|
|
|
|
|
NTV |
|
|
|
|
25 Nisan 2005 Hrisostomidis, Türkiyeden gelen
göçmenlerin sayısının 30 bin kadar
arttığını ve Adada toplam Türkiyeli
sayısının 150 bini bulduğunu ileri sürdü. |
Güney Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet
Sözcüsü Hrisostomidis bu sayının Kıbrıslı Türklerin
sayısının iki katı olduğunu savundu. Sözcü ayrıca
Türkiyeden getirilenlerin Kuzeydeki Rumlara ait evlere
yerleştirildiğini iddia etti.
Hrisostomidis Adanın demografisindeki bu
değişiklik, tüm temel uluslararası hukuk kurallarına
aykırı, hatta savaş suçuyla eşdeğer dedi.
Hrisostomidis bugünkü Avrupa Birliği Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısında Avrupa Birliğine üye ülkelerin dışışleri bakanlarının bu konuyu gündeme getirmesini beklediğini açıkladı
KKTC'de yeni kabine Talat'a sunuldu
Kabine üyelerinin çoğunluğu meclis
dışından atandı
26 Nisan, 2005 17:50:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC'de dün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen CTP Genel Başkan Vekili
Ferdi Sabit Soyer yeni kabineyi bugün cumhurbaşkanına sunuldu.
Cumhurbaşkanı Talat, kabineyi anayasanın
106'ncı maddesinin kendisine verdiği yetkiye dayanarak
onayladığını belirtti ve hükümete başarılar
diledi.
Soyer başkanlığında kurulan Üçüncü CTP-DP koalisyon hükümetinde
yedi bakanlık CTP'de, üç bakanlık da DP'de olacak. Soyer
başbakanlığındaki CTP-DP hükümeti Kıbrıs Türk
toplumunun 20'nci hükümeti olarak görev yapacak.
CTP-DP
koalisyon dönemi
CTP başkanlığındaki ilk hükümet 14 aralık 2003
seçimlerinin ardından 13 ocak 2004'te kuruldu. Birinci CTP-DP koalisyonu
olarak adlandırılan 18'inci hükümetle CTP-DP koalisyon dönemi
başlamış oldu. Bu hükümetin ömrü 9 ay sürdü ve istifalarla
ortaya çıkan azınlık sorunu nedeniyle birinci CTP-DP hükümeti 20
ekim 2004'te istifa etti.
Ülkenin yaklaşık dört ay istifa etmiş hükümetle yönetilmesinin
ardından 20 şubat 2005'te yapılan erken seçimlerden koalisyonun
büyük ortağı CTP gücünü artırarak çıktı. 20 şubat
seçimlerinin ardından koalisyon ortakları devam kararı
aldı, ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle
'geçiş' hükümeti kuruldu. 10 martta meclisten güvenoyu alan ikinci CTP-DP
hükümeti, birinci hükümetin devamı şeklinde ve aynı kabineyle
görevini sürdürdü.
Bugün Cumhurbaşkanı Talat'a sunulacak üçüncü CTP-DP koalisyonunun
protokolüne ilişkin temel ilkeler ve bakanlık
dağılımı da bu dönemde belirlendi. Buna göre, bugüne kadar
altısı CTP, dördüde DP'de olacak şekilde ortaklık yapan
hükümet, Soyer başkanlığında kurulacak üçüncü CTP-DP
koalisyonunda şekil değiştirecek.
DP'ye ait bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı'nın da CTP'ye geçmesiyle dağılım
yediye üç olarak değişecek. Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23'ü
CTP, 6'sı da DP'ye ait olmak üzere Meclis'te 29 sandalyeye sahip olacak.
Lefkoşa Milletvekili Talat'ın istifasıyla boşalan bir
milletvekilliği için bu yıl haziran ayında ara seçim
öngörülüyor. Ancak ara seçim için Meclis çoğunluğuyla 29 nisana kadar
karar alınması gerekiyor. Meclis'teki muhalefet partilerinden
UBP'nin 19, BDH'nın ise 1 milletvekili var. CTP-DP koalisyon hükümetinin
güvenoyu sorunu bulunmuyor.
Ferdi Sabit Soyer başkanlığındaki CTP-DP koalisyon hükümeti
şöyle oluşturuldu:
· Başbakan: Ferdi Sabit Soyer (CTP)
· Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı: Serdar Denktaş (DP)
· İçişleri Bakanı: Özkan Murat
(CTP)
· Maliye Bakanı: Ahmet Uzun (CTP)
· Ekonomi ve Turizm Bakanı: Derviş
Kemal Deniz (DP)
· Milli Eğitim ve Kültür Bakanı:
Canan Öztoprak (CTP)
· Tarım ve Orman Bakanı: Hüseyin
Öztoprak (DP)
· Bayındırlık ve
Ulaştırma Bakanı: Salih Usar (CTP)
· Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı: Sonay Adem (CTP)
· Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanı: Eşref Vaiz (CTP)
· Gençlik ve Spor Bakanı: Özkan
Yorgancıoğlu (CTP)
Gül: Rumlar AB'ye girdi diye Kıbrıs sorunu
bitmedi
Lüksemburg
Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı yapıldı. Dışişleri Bakanı Gül, toplantıda "Rum kesimi AB'ye girdi diye Kıbrıs unutulamaz" dedi.
AB dönem
başkanı Lüksemburg'da düzenlenen 44. Türkiye-AB Ortaklık Konseyi
toplantısı sona erdi.
Toplantıdan sonra
Abdullah Gül, AB Dönem Başkanı Lüksemburg'un Dışişleri
Bakanı Jean Asselborn ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi
Olli Rehn ortak basın toplantısı düzenledi.
Gül,
toplantının çok verimli ve samimi bir ortamda geçtiğini
belirterek, konseyin, AB ile Türkiye arasındaki en yetkili kurum
olduğunu kaydetti.
Toplantının 3
Ekim'den önceki son, 17 Aralık'tan sonraki de ilk toplantı
olması açısından ayrı bir önem
taşıdığını ifade eden Gül, toplantıda
Türkiye ile AB arasındaki birçok konuyu geniş biçimde ele
aldıklarını söyledi.
Gül, toplantıda üç
ana unsura değindiklerini belirterek, karşılıklı
yapılan işler, başarılar ve performansın en iyi
şekilde anlatıldığını,
karşılıklı beklentilerin ortaya konulduğunu ve
bazı sorunların nasıl çözüleceği konusunun ele
alındığını kaydetti.
YAPILACAK
İŞLER
Bakan Gül, 17
Aralık'ta kritik eşiğin aşıldığı
kararının alındığına dikkati çekerek,
yapacakları daha işler olduğunu, bunlarla ilgili bilgi
verdiğini ve kararlılıklarını yinelediğini
söyledi.
Bazen bireysel
sorunlar çıktığında bunların üstünü
kapatmadıklarını ve sorumluları
cezalandırdıklarını anlattığını ifade
eden Gül, Türkiye'de reformların uygulanmasını takip eden reform
izleme grubunun toplantılarının yapılmakta olduğunu
söylediğini belirtti.
Toplantıda,
Türkiye'nin ekonomik başarılarını da
anlattığını kaydeden Gül, gümrük birliği
uygulamasını konuştuklarını, bu konudaki bazı
aksaklıkların karşılıklı anlayış içinde
çözüleceğine inandığını söyledi.
Gül, Kıbrıs
konusuyla ilgili olarak da bu konuda kalıcı bir çözümün
sunulması yönünde Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin
kararlılığını tekrarladıklarını, BM'nin
gayretlerini destekleyeceklerini belirtti.
"KIBRIS
SORUNUNU ÇÖZÜLDÜ DİYE GEÇEMEZSİNİZ"
Annan planı ile
ilgili geçen yıl yaşanan gelişmelere atıfta bulunan Gül,
referandum sonunda Kıbrıs Türk tarafının Evet, Rum
tarafının Hayır dediğini hatırlattı.
Türkiye'nin Ankara
Anlaşması'na ilişkin ek protokolü imzalamasının
Rumları tanıma anlamına gelmeyeceğini belirten Gül, Rum kesimi
AB'ye üye oldu diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz diye
konuştu.
Gül, Türkiye'nin
Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Kıbrıs ile birlikte AB'den
ayrı bir işbirliğine gidebileceğini ifade ederek, bundan
herkesin çok büyük fayda sağlayacağını söyledi.
Bakan Gül, verilen
sözler paralelinde, AB komisyonu'nun hazırladığı iki
tüzüğün hayata geçirilmesinin büyük bir adım olacağını
da kaydetti.
UYUM PROTOKOLÜ
Ankara
anlaşması uyum protokolünün de gündeme geldiğini belirten Gül,
bu konuda vardıkları mutabakatı anımsatarak, Türkiye'nin,
AB'nin kendi üzerine düşen hazırlıkları tamamladıktan
sonra bu protokolü imzalamaya hazır olduğunu ilettiğini ifade
etti.
Gül, 3 Ekim'de
başlaması planlanan müzakerelerden önce yapılması
gerekenleri gözden geçirdiklerini kaydetti.
HAVA
İHLALLERİ
Ege'de Türk
uçaklarının hava ihlalleri yaptığı iddialarına
ilişkin bir soru üzerine Gül, bu tür bir soruyu garipsediğini
belirterek, Bugün yapılan toplantıda Türk-Yunan ilişkilerinin
nasıl geliştiğini ve sorunlara nasıl çözüm
arayışı içinde olduğumuzu anlattım. Bu sorunuzu
garipsiyorum. Sanki benim iyimserliğimden memnun olmayanlar var. Ege'de
uluslararası hukuka göre statüsü kesinleşmemiş alanlar var. Bu
alanlar benim deyince benim olmuyor. Kardak olayında olduğu gibi, iyi
ilişkilerden rahatsız olanlar olduğunu gördük dedi.
Siyasetçiler
arasında başlatılan diyaloga basın ve kamuoyunun da destek
vermesi gerektiğini kaydeden Gül, Çatışmada mı yoksa
karşılıklı hak ve hukuku kollayarak çözüm
arayışına girmede mi fayda var; buna iyi bakmamız gerekir
diye konuştu.
OLLI REHN:
REFORMLAR DEVAM ETMELİ
AB Komisyonu'nun
genişlemeden sorumlu üyesi Rehn de Türkiye'de son birkaç yılda
reformlarda büyük ilerleme sağlandığını belirterek, bu
reform sürecinin aynen devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin Ankara
anlaşması uyum protokolüne mektup teatisiyle mutabakatını
ortaya koymasından memnun olduklarını ifade eden Rehn,
protokolün iyi bir zamanda imzalanacağına
inandığını belirtti.
Rehn, TCK'nın 1
Haziran'da yürürlüğe gireceğine yönelik beklentisini dile getirerek,
adli reformlar, kadın hakları, kültürel haklar gibi birtakım
alanlarda daha fazla ilerleme beklediklerini kaydetti.
Olli Rehn, Türkiye'yi
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çaba göstermeye teşvik
ettiklerini belirterek, bu konuda ciddi görüşmeler için zemin
hazırladıklarını ifade etti.
Öte yandan AB Dönem
Başkanı Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Jean
Asselborn bir soru üzerine, AB'nin Türkiye'ye öğretmenlik değil sadece
AB sürecinde eşlik etmeye çalıştığını
söyledi.
Fransa'da düzenlenen AB
Anayasa referandumuna ilişkin bir soru üzerine de Asselborn Dönem
başkanı olarak Anayasa'nın kabul edilmesinin Fransa ve AB'nin
çıkarına olduğunu söylüyoruz dedi.
HURRIYET 26/04/2005
|
GÖRÜŞMELERİN PERDE ARKASI |
||
|
HURRIYET 26/04/2005
|
Eurlings: Rum gemileri Türk limanlarına girebilmeli |
|
|
Brüksel Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Camiel Eurlings, Rum bandıralı gemilerin Türkiye'ye girebilmesi gerektiğini söyledi. Hollandalı
Hristiyan Demokrat Camiel Eurlings, Türkiye-AB ilişkileri konusunda
Brükselden yayın yapan haber-bilgi portalı ABHaber.coma
açıklamalarda bulundu. Eurlings,
Türkiye'nin ile AB Komisyonu
arasındaki Uyum Protokolüyle ilgili uzlaşının
Türkiyenin AB ilişkilerinin düzelmesi ve gelişmesi yönünde çok
önemli bir adım olduğunu belirtti. Eurlings, müzakerelere
başlarken karşılıklı güvene dayalı
ilişkiler kurulması gerektiğinin önemini anımsattı.
Rum bandıralı gemilerin kesinlikle Türkiyeye girebilmesi
gerektiğini kaydeden AP Türkiye Raportörü, Kıbrıs için çözümün
acilen bulunmasının önemini vurgulayarak bu çözümün
Kıbrısın birleşmesi olduğunu açıkladı. KIBRIS SORUN
YARATACAK Türkiyenin ABye
girdiğinde gerçek bir şans elde edeceğini belirten Eurlings,
Kıbrıs konusunun Türkiyenin AB üyeliğinde hep sorun
yaratacağını sevgi, saygı ve kardeşliğin ancak
birleşmeyle sağlanabileceğini belirtti. Müzakerelerin 3
Ekimde başlaması gerektiğini bildiren Eurlings, Türkiyenin
üç yıl içinde çok büyük gelişmelere imza
attığını ancak hala pürüzlerin olduğunu dile
getirdi. İşkencenin
kaldırılmasının ertelenmemesi gerektiğine dikkat
çeken Eurlings, kadın haklarının ihlali ve dinsel özgürlükler
konularında da düzeltmelerin ve gelişmelerin devam etmesi
gerektiğini kaydetti. Son olarak, tüm bu pürüzler ortadan kalkarsa
Türkiyenin Avrupa Birliği yolunun açık olduğunu
vurguladı. (Hürriyetim) |
|
HURRIYET 26/04/2005
|
KKTC'de yeni kabine onaylandı |
|
|
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkan Vekili ve Gazimağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin listesini Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a sundu. Cumhurbaşkanı Talat'ın
onayladığı 3. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Demokrat Parti
(DP) koalisyon hükümetinde, başbakanlık dışındaki 10
bakanlıktan 7'si CTP'de, 3'ü de DP'de. (aa) |
|
HURRIYET 26/04/2005
Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül, "Rum kesimi AB'ye üye oldu diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip
geçemezsiniz" dedi.
AB dönem başkanı Lüksemburg'da
düzenlenen 44. Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı sona erdi.
Toplantı sonunda Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Lüksemburg
Dışişleri Bakanı Jean Asselborn ve AB Komisyonu'nun
genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ortak basın toplantısı
düzenledi.
Abdullah Gül, "Bir taraf AB'ye girdi diye
bu sorunu unutamayız. Bu sorunun çözüm merkezi BM'dir" dedi.
Annan planı ile ilgili geçen yıl
yaşanan gelişmelere atıfta bulunan Gül, referandum sonunda
Kıbrıs Türk tarafının "Evet", Rum
tarafının "Hayır" dediğini hatırlattı.
Türkiye'nin Ankara Anlaşması'na
ilişkin ek protokolü imzalamasının Rumları tanıma
anlamına gelmeyeceğini belirten Gül, "Rum kesimi AB'ye üye oldu
diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip geçemezsiniz" diye
konuştu.
Gül, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Yunanistan
ve Kıbrıs ile birlikte AB'den ayrı bir işbirliğine
gidebileceğini ifade ederek, bundan herkesin çok büyük fayda
sağlayacağını söyledi.
Ege'de Türk uçaklarının hava ihlalleri
yaptığı iddialarına ilişkin bir soru üzerine Gül, bu
tür bir soruyu garipsediğini belirterek, "Bugün yapılan
toplantıda Türk-Yunan ilişkilerinin nasıl geliştiğini
ve sorunlara nasıl çözüm arayışı içinde olduğumuzu
anlattım. Bu sorunuzu garipsiyorum. Sanki benim iyimserliğimden
memnun olmayanlar var. Ege'de uluslararası hukuka göre statüsü
kesinleşmemiş alanlar var. Bu alanlar benim deyince benim olmuyor.
Kardak olayında olduğu gibi, iyi ilişkilerden rahatsız
olanlar olduğunu gördük" dedi.
Siyasetçiler arasında başlatılan
diyaloga basın ve kamuoyunun da destek vermesi gerektiğini kaydeden
Gül, "Çatışmada mı yoksa karşılıklı hak
ve hukuku kollayarak çözüm arayışına girmede mi fayda var; buna
iyi bakmamız gerekir" diye konuştu.
Öte yandan AB Dönem Başkanı
Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Jean Asselborn bir soru
üzerine, AB'nin Türkiye'ye öğretmenlik değil sadece AB sürecinde
eşlik etmeye çalıştığını söyledi.
Fransa'da düzenlenen AB Anayasa referandumuna
ilişkin bir soru üzerine de Asselborn "Dönem başkanı olarak
Anayasa'nın kabul edilmesinin Fransa ve AB'nin çıkarına
olduğunu söylüyoruz" dedi.
'PROTOKOLÜN İMZASI İÇİN AB
HAZIRSA BİZ HAZIRIZ'
Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Lüksemburg'da bir araya
geldiği AB yetkililerine, Türkiye'nin reform sürecindeki
kararlılığını vurguladığını ve
uygulamadaki hassasiyetini ortaya koyduğunu söyledi.
Gül, toplantının çok verimli ve samimi
bir ortamda geçtiğini belirterek, konseyin, AB ile Türkiye arasındaki
en yetkili kurum olduğunu kaydetti.
Toplantının 3 Ekim'den önceki son, 17
Aralık'tan sonraki de ilk toplantı olması açısından
ayrı bir önem taşıdığını ifade eden Gül,
toplantıda Türkiye ile AB arasındaki birçok konuyu geniş biçimde
ele aldıklarını söyledi.
Gül, toplantıda üç ana unsura
değindiklerini belirterek, karşılıklı yapılan
işler, başarılar ve performansın en iyi şekilde
anlatıldığını, karşılıklı
beklentilerin ortaya konulduğunu ve bazı sorunların nasıl
çözüleceği konusunun ele alındığını kaydetti.
Bakan Gül, 17 Aralık'ta kritik
eşiğin aşıldığı kararının
alındığına dikkati çekerek, yapacakları daha
işler olduğunu, bunlarla ilgili bilgi verdiğini ve
kararlılıklarını yinelediğini söyledi.
"Bazen bireysel sorunlar
çıktığında bunların üstünü
kapatmadıklarını ve sorumluları
cezalandırdıklarını" anlattığını
ifade eden Gül, Türkiye'de reformların uygulanmasını takip eden
reform izleme grubunun toplantılarının yapılmakta
olduğunu söylediğini belirtti.
Toplantıda, Türkiye'nin ekonomik
başarılarını da anlattığını kaydeden
Gül, gümrük birliği uygulamasını konuştuklarını,
bu konudaki bazı aksaklıkların karşılıklı
anlayış içinde çözüleceğine inandığını
söyledi.
Gül, Kıbrıs konusuyla ilgili olarak da
bu konuda kalıcı bir çözümün sunulması yönünde Türkiye ve
Kıbrıs Türklerinin kararlılığını
tekrarladıklarını, BM'nin gayretlerini destekleyeceklerini
belirtti.
Gül, Türkiye'nin adada yapılan
referandumdan sonraki çözüm çağrılarını da
hatırlattığını ve AB'nin kendi gayretlerini de
memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
Bakan Gül, verilen sözler paralelinde, AB
komisyonu'nun hazırladığı iki tüzüğün hayata
geçirilmesinin büyük bir adım olacağını da kaydetti.
Ankara anlaşması uyum protokolünün de
gündeme geldiğini belirten Gül, bu konuda vardıkları
mutabakatı anımsatarak, Türkiye'nin, AB'nin kendi üzerine düşen
hazırlıkları tamamladıktan sonra bu protokolü imzalamaya hazır
olduğunu ilettiğini ifade etti.
Gül, 3 Ekim'de başlaması planlanan
müzakerelerden önce yapılması gerekenleri gözden geçirdiklerini
kaydetti.
Olli Rehn: Aynen devam
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi
Rehn de Türkiye'de son birkaç yılda reformlarda büyük ilerleme
sağlandığını belirterek, bu reform sürecinin aynen
devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin Ankara anlaşması uyum
protokolüne mektup teatisiyle mutabakatını ortaya koymasından
memnun olduklarını ifade eden Rehn, protokolün "iyi bir
zamanda" imzalanacağına inandığını belirtti.
Rehn, TCK'nın 1 Haziran'da yürürlüğe
gireceğine yönelik beklentisini dile getirerek, adli reformlar, kadın
hakları, kültürel haklar gibi birtakım alanlarda daha fazla ilerleme
beklediklerini kaydetti.
Olli Rehn, Türkiye'yi Kıbrıs sorununun
çözümü konusunda çaba göstermeye teşvik ettiklerini belirterek, bu konuda
ciddi görüşmeler için zemin hazırladıklarını ifade
etti.
Asselborn: Türkiye'den ek protokolü imzalamasını
bekliyor
AB dönem başkanı Lüksemburg
Dışişleri Bakanı Asselborn, Ankara
Anlaşması'nın AB'nin 25 üye ülkesini kapsayacak şekilde
genişletilmesini öngören ek protokolün Türkiye tarafından
imzalanmasını beklediklerini bildirdi.
Asselborn, Türkiye'nin ek protokol ile ilgili
mutabakatı ortaya koyan mektup teatisinin memnuniyetle
karşılandığını belirterek, ek protokolün
imzalanması, onaylanması ve yürürlüğe sokulmasının,
Türkiye'nin, Kıbrıs Rum kesimi dahil olmak üzere tüm AB ülkeleriyle ilişkilerini
normalleştirmesi yolunda önemli bir adım
oluşturacağını söyledi.
Türkiye'de önemli reformlar
yapıldığını ifade eden Asselborn, bunların
uygulamaya koyulmasına da önem verdiklerini kaydetti.
Asselborn, dönem başkanı olarak AB'nin
Türkiye ile en iyi şekilde müzakerelere başlaması için
ellerinden gelen çabayı göstereceklerini, Kıbrıs sorununun da BM
çerçevesinde çözümüne yönelik girişimleri memnuniyetle
karşılayacaklarını bildirdi.
Toplantıda Irak konusunun da gündeme
geldiğini belirten Asselborn, Türkiye'nin Irak'ın siyasi ve ekonomik
istikrarına önemli katkıda bulunduğunu belirtti.
Ortaklık Konseyi
toplantısının ardından ortak bir tutum belgesi
yayımlanacak.
MILLIYET 26/04/2005
Kıbrıs'ta açılımın yönü
Turgut Tarhanlı
RADIKAL 26/04/05
Kuzey Kıbrıs'ta,
Cumhurbaşkanlığı devir teslimi de gerçekleşti. Geçen
hafta, adada bulunduğum sırada, değişik vesilelerle
Kıbrıslı Türklerle yaptığım konuşmalarda, hâlâ
böyle bir değişikliğin gerçekleşmesine
inanamadıklarını görmek mümkündü. Bu değişimden
bihaber bazı İngiliz turistlerin bile, kısa bir süre önce
yapılan seçim sonuçlarıyla ilgili olarak
şaşkınlığını gizleyemediğini gördüm.
Bir demokraside, böyle bir değişikliğin de olağan hale
gelmesi, umarım bundan sonra kendi doğallığı içinde
kabul edilmeye başlanır. Zira bunun aksi, seçim yönteminin
dışında, bazı başka araç ve yöntemlerin gücüne itibar
edilmesinden başka anlam taşımıyor. Adanın yakın
geçmişinde, hem Rum hem de Türk toplumunu ilgilendiren bir şekilde,
bunun birçok örneğini gördük. Dolayısıyla, seçimlerdeki bir
başarı, seçimde kazanılmış bir
başarıdır ve elbette, savaş alanında
kazanılmış bir zafer değildir. Sanırım, bundan
sonrası için, Kıbrıs iç siyasetinde, böyle bir stratejik
bakışın ötesinde, olağan bir yaklaşımın önemi
daha da büyük olacak.
Öte yandan, her ne kadar eski Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın, seçimlere katılmayarak siyasete de veda ettiği
söylenemezse de, iç siyasette bunun nasıl ve hangi eksende
gelişeceğini göreceğiz. Ancak, büyük ölçüde, yılların
muhalefetini, Türkiye'nin de dolaylı desteğiyle birleştirebilen
Mehmet Ali Talat ve ekibi, artık Kuzey Kıbrıs siyasetinin her
kademesinde yönetimdedir. Bu nedenle, bundan sonrası için bir 'muhalefet'
söyleminden söz etmek, tabii pek anlaşılabilir bir tutum olmaz. Talat
ve ona destek veren çevrelerin asıl sorumluluğu, artık bunu
kuvveden fiile çıkacak bir siyasal beceri ve kararlılıkla
ölçülmeye başlanacak.
Bu değişimin, başlıbaşına kendisi bile,
aslında Talat'ın başlangıç çizgisindeki temel mücadele
varlıklarından birini oluşturuyor. Ama bu değişimin
icraata yansıtılması da, siyasetin kendi dinamikleri nedeniyle,
'değişim ve statüko' ekseninde zorlamalarla yüzleşmeyi
gerektirebilir.
Veya bu kavramların yeniden tanımlanmasında, etkili bir siyasal
hünerin açıklıkla ortaya konulmasını gerektirebilir.
Kuzey Kıbrıs'ın ambargoya bağlı uluslararası
ilişkilerinin belki de en güçlü olduğu alan, doğrudan
doğruya siyasal bir nitelik arz etmeyen, turizm. Ama bunun da,
dolaylı olarak siyasal bir etkiye sahip olduğu bilinen bir gerçek.
Nitekim geçen aylarda, Kuzey Kıbrıs Turizm Merkezi'nin Londra'da
giriştiği turizm kampanyasının algılanma biçimi,
tamamen böyle bir zeminde olmuştu. O kampanya, Londra belediyesine
bağlı ulaşım idaresine tabi otobüslerde ve metrodaki reklam
panolarına asılan afişlerden ibaretti. Afişlerde, 'Kuzey
Kıbrıs-Bozulmamış güzelliklerin
sığınağı' gibi bir turizm sloganına ve üç
çarpıcı doğa fotoğrafına yer verilmişti.
Londra'da yaşayan Kıbrıslı Rumların şikâyeti
üzerine, bu afişler idare tarafından kaldırılmış;
fakat daha sonra, yol kenarlarındaki reklam panolarında sergilenmeye
başlanmıştı. Bu konuyla ilgili hukuksal başvuru ve
takip hâlâ sürüyor.
Öte yandan, adanın kuzeyine yönelik artan bir turistik ilginin olduğu
da gerçek.
Özellikle İngiliz turistlerin sayısının, geçen yıl 100
bine vardığı söyleniyor. Resmi açıklamalarda, bu
yılın ilk aylarındaki turizm istatistiklerine göre, geçen
yılın aynı dönemine oranla yüzde 39 oranında bir
artışın olduğu belirtiliyor. Ayrıca, adadaki
inşaat faaliyetleri bir süredir patlama göstermiş durumda. Özellikle,
Avrupalıların adadan yazlık veya bir tatil evi alması için,
Avrupa ölçülerine göre daha ehven fiyatlı, fakat konforlu villa ve
apartman dairesi inşaatları büyük alanlara yayılmış
durumda. Keza, İngiliz ve Kıbrıslı emlak
komisyoncularının reklamları da, basın ilanları ve
reklam panolarını doldurmuş durumda. Turizm, elbette ülkenin
dışa açılmasının, saydamlaşmasının ve
dış ilişkilerinde bir güçlenme aygıtı olarak da
değer taşıyacak ölçüde
önemli, ekonomik ve sosyal kanallardan biri.
Şimdi Kuzey Kıbrıs'ta, artık yeni liderlik ve yeni
hükümetin sorumluluğu, bu gibi mevcut başarılı
uygulamaları daha da güçlendirici bir doğrultuda olmak, ama yeni
alanlara nüfuz etme çabasını da göz ardı etmemek siyasetiyle
anlam kazanacaktır. Kıbrıs'ın iç dinamizmi, Türkiye
kamuoyunca da gerçekçi bir yaklaşımla, yakından takip edilmeli.
Zira yapılan, hâlâ bunun gerisinde görünüyor.
Talat'ın işi hiç de kolay değil
RADIKAL 26/04/05
Denktaş, 30
yılı aşkın bir süre Kıbrıslı Türklere
liderlik ettikten sonra nihayet yerini kararlı bir Avrupa
yanlısı rakibi Talat'a bırakıyor. Seçim kampanyasında,
bölünmüş adayı yeniden birleştirmeyi ve AB'ye
katılmayı ön plana çıkaran Talat, 17 Nisan'daki
cumhurbaşkanlığı seçimini zorlanmadan kazandı.
Denktaş'ın görevden ayrılması, barış
yanlısı Türk ve Rumlarca Kıbrıs'taki 30 yıllık
bölünmeyi gidermeye doğru bir adım olarak görülüyor. Denktaş,
yıllarca, (Ankara'da kendisi gibi düşünen şahinlerin de
yardımıyla) BM'nin bütün çözüm planlarını torpilleyerek,
'Bay Hayır' lakabını kazanmıştı.
Peki, bir zamanlar hayatını buzdolabı tamirciliği yaparak
kazanan Talat, fark yaratabilecek mi? Ankara, Brüksel ve Lefkoşa'da ifade
edilen memnuniyete rağmen, Talat'ın kısa sürede fark
yaratacağını düşünen gözlemcilerin sayısı az.
Adadaki zengin Rum çoğunluğun büyük kısmı, geçen nisan
ayında BM'nin son planına hayır dedi ve Kıbrıslı
Türklerin gözleri önünde, ellerini kollarını sallaya sallaya AB'ye
girdi. Kısa bir süre önce yapılan kamuoyu yoklamaları, Rum
halkının dörtte üçünün BM planına karşı olduğunu
gösterdiği için, Papadopulos, görüşme masasına dönmekte acele
etmiyor.
Türkiye'de ise tablo daha da bulanık. Erdoğan, geçen hafta
İslamcı işadamlarına AB'nin 'Türkiye'yi parçalama
çabası içinde olduğunu' söyleyerek, AB diplomatlarını
dehşete düşürdü. Anadolu'nun
her yanında patlak veren ve bazı durumlarda Kürtlere yönelen
milliyetçilik furyası ve Türklerin AB üyeliğine verdikleri
desteğin azaldığını gösteren kamuoyu
yoklamalarının olduğu bir dönemde, Erdoğan'ın sözleri,
AB'ye katılma konusundaki kararlılığının
sorgulanmasına yol açtı.
Özkök'ün de bu hafta, Harp Akademileri Komutanlığı'nda
öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye'nin
yaklaşık 30 bin asker bulundurduğu Kıbrıs'ın
'stratejik önemini' hatırlatarak, bu tartışmaya katılması
hayra alamet değildi. Özkök, Rumları, AB üyeliklerini Türkiye'den tek
taraflı tavizler koparmak için kullanmalarına izin verilmeyeceği
konusunda uyardı.
Bütün bunlar, muhalefet çevrelerinin ihanet çığlıklarına
rağmen, hükümetin geçen yıl, katılım müzakerelerinin 3
Ekim'de başlamasının koşulu olarak, Kıbrıs da
dahil AB'nin 10 yeni üyesiyle ilişkilerini resmileştirmeyi kabul
etmesine karşın oluyor.
AB içindeki hukuki tartışmalar, Kıbrıslı Türklere uzun
süredir vaat edildiği gibi, ticaret ve hava taşımacılığındaki
kısıtlamaların kaldırılmasını önledi ve
Türkiye'deki liderlerin sıkıntısının üzerine tuz biber
ekti. Bu arada Denktaş ise, cumhurbaşkanlığı
dışından da engelleme kampanyasını sürdüreceğini
söyledi. Talat, buzdolapları gibi daha basit şeylerle
uğraştığı günleri mumla arayabilir. (22-29 Nisan 2005
THE ECONOMIST)
Görev
Soyer'in
|
Göreve
hızlı başlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
mesaisinin ilk gününü hükümete ve AB'ye ayırdı. Sabahleyin siyasi
partilerle görüşen Talat, hükümeti kurma görevini CTP Genel Başkan
Vekili Ferdi Sabit Soyer'e verdi; öğleden sonra da Avrupa Birliği
gündemiyle bir toplantı yaptı Görev
Soyer'in YENİ
DÖNEM, YENİ CUMHURBAŞKANI, YENİ BAŞBAKAN...
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın görevi önceki gün
devralmasıyla KKTC'de başlayan yeni döneme dün yeni bir halka daha
eklendi. Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesi ve 2.
CTP-DP koalisyonunun istifasıyla, 3. CTP-DP koalisyonunu kuracak CTP
Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer yeni Cumhurbaşkanı'ndan
görevi aldı. Yaklaşık 25 yıldan beri aynı partide
mücadele veren Talat "cumhurbaşkanı", Soyer de
"başbakan" sıfatıyla ilk kez resmi bir
görüşmede bir araya geldi UYUMLU
ÇALIŞMA... Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma
görevini Ferdi Sabit Soyer'e vermesinin ardından yaptığı
açıklamada, hükümetle, gerek Kıbrıs konusunda, gerekse kamu
düzenine ilişkin konularda tam uyumlu çalışma arzusunu dile
getirdi. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, özellikle Kıbrıs
konusunda hareketli bir sürecin beklendiğine dikkat çekerek, bu konuda
uyumlu ve koordineli çalışmanın önemini vurguladı HÜKÜMET EN
KISA SÜREDE... CTP/BG Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer, 15 günlük
anayasal süreyi beklemeden kabineyi en kısa sürede açıklamayı
hedeflediklerini açıkladı. Parti içinde gerekli ön
çalışmanın yapıldığını, hükümet
programına ilişkin çalışmaların da büyük oranda
tamamlandığını ifade eden Soyer, MYK'nın dün
akşamki toplantısından sonra hükümetle ilgili takvimin ortaya
çıkacağını kaydetti SOYER: HALKIN
BEKLENTİLERİNE YANIT VERECEĞİZ... Ferdi Sabit Soyer, yeni
dönemde cumhurbaşkanı, meclis, muhalefet, sivil toplum örgütleri ve
Türkiye ile yapıcı diyalog içinde halkın beklentilerine
yanıt vermeye çalışacaklarını bildirdi Yeni liderle
yeni bir döneme başlayan Kıbrıs Türkleri, dün bir
yeniliğe daha tanıklık etti. Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın görevi önceki gün devralmasıyla KKTC'de
başlayan yeni döneme dün yeni bir halka daha eklendi. Talat'ın
cumhurbaşkanlığına seçilmesi ve 2. CTP-DP koalisyonunun
istifasıyla, 3. CTP-DP koalisyonunu kuracak CTP Genel Başkan Vekili
Ferdi Sabit Soyer, yeni Cumhurbaşkanı'ndan görevi aldı.
Yaklaşık 25 yıldan beri aynı partide mücadele veren Talat
"cumhurbaşkanı", Soyer de "başbakan"
sıfatıyla ilk kez resmi bir görüşmede bir araya geldi. Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma görevini Ferdi Sabit Soyer'e vermesinin
ardından yaptığı açıklamada, hükümetle, gerek
Kıbrıs konusunda, gerekse kamu düzenine ilişkin konularda tam
uyumlu çalışma arzusunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, özellikle Kıbrıs konusunda hareketli bir sürecin
beklendiğine dikkat çekerek, bu konuda uyumlu ve koordineli
çalışmanın önemini vurguladı. CTP/BG Genel
Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer de 15 günlük anayasal süreyi beklemeden
kabineyi en kısa sürede açıklamayı hedeflediklerini
açıkladı. Parti içinde gerekli ön çalışmanın
yapıldığını, hükümet programına ilişkin
çalışmaların da büyük oranda
tamamlandığını ifade eden Soyer, MYK'nın dün
akşamki toplantısından sonra hükümetle ilgili takvimin ortaya
çıkacağını kaydetti. Bu arada
göreve hızlı başlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, mesaisinin ilk gününü hükümete ve AB'ye ayırdı. Sabahleyin
siyasi partilerle görüşen Cumhurbaşkanı Talat, hükümeti kurma
görevini CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer'e verdi; öğleden
sonra da Avrupa Birliği gündemiyle bir toplantı yaptı.
Cumhurbaşkanı Talat başkanlığında AB gündemiyle
yapılan toplantıya Tarım ve Orman Bakanı Raşit
Pertev de katıldı. Partilerle
görüşme Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, mesaisinin ilk gününe hükümet çalışmaları
ile başladı Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, dün Meclis'te temsilcisi bulunan dört partinin liderlerini
sırasıyla kabul etti. Son görüşmeyi saat 14.00'te CTP/BG ile
yapan Talat, hükümeti kurma görevini CTP/BG Genel Başkan Vekili
Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer'e verdi. Talat, ilk
görüşmeyi saat 11.30'da Barış ve Demokrasi Hareketi ile
yaptı. Talat, saat 12.00'de Ulusal Birlik Partisi ile görüşmesinin
ardından 12.30'da, Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Vekili, Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş'ı
kabul etti. Cumhurbaşkanı Talat'ın son görüşmesi ise saat
14.00'te CTP heyetiyle oldu. Çakıcı:
Çok farklı bir durum söz konusu değil Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, yeni hükümetin oluşturulması
çalışmaları çerçevesinde dün ilk olarak Genel Sekreter Mehmet
Çakıcı başkanlığındaki Barış ve
Demokrasi Hareketi (BDH) heyetiyle görüştü. Görüşmeye BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı katılmadı. Çakıcı,
basına kapalı gerçekleşen görüşme sonrasında
yaptığı kısa açıklamada, Cumhurbaşkanı
Talat'ın talebi üzerine gerçekleşen görüşmenin yeni hükümet
kurulmasına ilişkin görevlendirmeyle ilgili olduğunu kaydetti. Görevin en
büyük parti olarak CTP'ye verileceğinin çok açık bir şekilde
ifade edilmesinden dolayı BDH açısından çok farklı bir
durumun söz konusu olmadığını kaydeden Çakıcı,
"Şu anki partilerin, CTP ile DP'nin her açıdan görevi
alacağı ortada görünüyor. Yeni hükümet çalışmaları
son aşamasına da geldi zaten" dedi. Cumhurbaşkanı
Talat'a hem yeni çalışmalar, hem Kıbrıs meselesi, hem de
şu andaki durum hakkında görüş ve temennilerini ilettiklerini
söyleyen Çakıcı, şöyle devam etti: "Yeni
bir süreç var. Kıbrıs Türk halkının beklentileri var.
Yapılması gerekenler var. Kıbrıs sorununda da aktif bir
rol oynamanın gerekliliği de ortada. Yeni
cumhurbaşkanıyla yeni hükümetten de bizlerin ve halkın
beklentileri var. Onları dile getirdik" Eroğlu:
Muhalefet olarak üzerimize düşeni yapacağız Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, BDH ile kısa toplantısının
ardından saat 12.00'de de UBP Genel Başkanı Derviş
Eroğlu'nu kabul etti. Görüşmede
basının sadece görüntü almasına izin verildi. UBP Genel
Sekreteri Salih Miroğlu'nun eşlik ettiği Eroğlu,
çıkışta yaptığı açıklamada, hükümeti kurma
görevi verilmeden cumhurbaşkanının mecliste temsil edilen
siyasi partilerle istişare etmesinin anayasa gereği olduğunu,
Talat'ın bu çerçevede kendileriyle görüştüğünü söyledi. Eroğlu,
Cumhurbaşkanı Talat'a hayırlı uğurlu olsun
dileğinde de bulunduklarını kaydederek, hükümeti kurma
görevinin kime verileceğinin bilindiğini, CTP ile DP'nin
anlaştığını ve hükümetin ilan edilme noktasında
olduğunu belirtti. Eroğlu,
kurulacak hükümetin ülkeye hayırlı uğurlu olmasını
dileyerek, hükümetin yeni sayılmayacağını ve önceki
hükümetin devamı olacağını, sadece başbakanın
değiştiğini kaydetti. Eroğlu muhalefet olarak üzerlerine
düşeni yapacaklarını ifade etti. Denktaş:
Yeni hükümet oluşumuyla ilgili
görüş alışverişinde bulunduk Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, üçüncü görüşmesini de Başbakan Vekili ve
Dışişleri Bakanı DP Genel Başkanı Serdar
Denktaş'la yaptı. Serdar
Denktaş, görüşmenin ardından gazetecilere
yaptığı açıklamada, yeni hükümet kurulduktan sonra
cumhurbaşkanıyla nasıl bir işbirliği içinde
olacaklarını ele aldıklarını kaydederek,
görevlendirmenin dün öğleden sonra yapılmasıyla hükümetin DP
kanadında kimlerin görev alacağının bugün belli
olacağını söyledi. Denktaş,
hükümet programı konusunda CTP ile görüşmelerinin sürdüğünü,
dün için programlanmış bir görüşme olmamakla birlikte, her an
da görüşmeler yapılabileceğini ifade etti. Serdar
Denktaş, Cumhurbaşkanlığı'na kendi
kullandığı arabayla ve tek başına geldi. Saat 12.40
sıralarında başlayan görüşmenin başında
basın mensuplarına görüntü alma imkânı verildi, daha sonra
Talat ve Denktaş 35 dakika baş başa görüştü. Görüşmenin
ardından cumhurbaşkanlığı bahçesinde gazetecilere
açıklama yapan Serdar Denktaş, yeni hükümetin kurulmasıyla
nasıl bir işbirliği ve istişare içinde
olunacağı konularını görüştüklerini ifade ederek,
"Görevlendirme yapıldıktan sonra hükümetin kuruluşuyla
yeniden, herhalde bu kez parti olarak da ziyaret edeceğiz" dedi. Bakanlar
bugün belli olacak Denktaş
bir soru üzerine, yeni hükümetin DP kanadında görev alacak
bakanların bugün belli olacağını açıkladı.
Denktaş, kabinenin cumhurbaşkanına bugün mü
sunulacağı sorusuna karşılık, "Doğrusu onu
başbakanlık görevini alacak arkadaşımız tam olarak
bilebilir. Bu yarın (bugün) olabilir, öbür gün (yarın) olabilir,
bizim açımızdan bir sorun yok ama başbakan olacak kişi
bilecek" diye konuştu. Başka
bir soru üzerine, CTP'yle dün veya bugün hükümet programına son
rötuşları yapmak için görüşebileceklerini ifade eden Serdar
Denktaş, hükümet programının sonuçlandırılması
için yaklaşık 10 günleri bulunduğunu ama sürekli temas halinde
olduklarını, aralarında evrakların gidip geldiğini
kaydetti. Denktaş, "Bir araya gelmek programda bugün yok ama her an
da olabilir" dedi. Soyer 15
günün dolmasını beklemeyecek Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, son olarak CTP/BG Genel Başkan Vekili Mağusa
Milletvekili Ferdi Sabit Soyer'i kabul etti. Yaklaşık
50 dakika süren bu görüşmede Soyer'e Bayındırlık ve
Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu ile MYK üyeleri Ünal
Fındık, Kutlay Erk, Ahmet Barçın ve Doğan Şahali de
eşlik etti. Görüşmede
Cumhurbaşkanı Talat, Soyer'i hükümeti kurmakla görevlendirdi Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Soyer başkanlığında kurulacak 3'üncü
CTP-DP koalisyon hükümetiyle tüm alanlarda tam uyumlu bir çalışma
arzuladığını söyledi. Başbakan
adayı CTP Genel Başkan Vekili Soyer de, cumhurbaşkanı
yanında toplumun tüm kesimleriyle ve Türkiye'yle işbirliği
içinde yeni bir hükümet dönemi öngördüklerini belirterek, Merkez Yönetim
Kurulu'nun dün akşamki toplantısın ardından kabinenin ve
hükümet programının en kısa sürede
açıklanacağını söyledi. Yeni dönem,
yeni cumhurbaşkanı, yeni başbakan Soyer'in
görevi almasıyla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın
cumhurbaşkanlığını önceki gün devralmasıyla
KKTC'de başlayan yeni döneme yeni bir halka daha eklenmiş oldu. Talat'ın
cumhurbaşkanlığıyla 2. CTP-DP koalisyonun
istifasıyla, 3. CTP-DP koalisyonunu kuracak CTP Genel Başkan Vekili
Ferdi Sabit Soyer yeni Cumhurbaşkanı'ndan görevi aldı.
Yaklaşık 25 yıldan beri aynı partide mücadele veren Talat
ve Soyer, dün cumhurbaşkanlığında temsil ettikleri
makamlarla resmi görüşme yaptılar. Uyumlu bir
çalışma Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma görevini Soyer'e vermesinin ardından,
hükümetle gerek Kıbrıs konusunda, gerek kamu düzenine ilişkin
konularda tam uyumlu çalışma arzusunu dile getirdi. Talat,
özellikle Kıbrıs konusunda hareketli bir sürecin beklendiğine
dikkat çekerek bu konuda uyumlu ve koordineli çalışmanın
önemini vurguladı. Kabine en
kısa sürede CTP/BG
Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer de, 15 günlük anayasal süreyi beklemeden
kabineyi en kısa sürede açıklamayı hedeflediklerini söyledi. Parti içinde
gerekli ön çalışmanın yapıldığını,
hükümet programına ilişkin çalışmaların da büyük
oranda tamamlandığını söyleyen Soyer, Merkez Yönetim
Kurulu'nun dün akşamki toplantısından sonra hükümetle ilgili
takvimin ortaya çıkacağını kaydetti. Soyer, yeni
dönemde cumhurbaşkanı, meclis, muhalefet, sivil toplum örgütleri ve
Türkiye ile yapıcı diyalog içinde halkın beklentilerine
yanıt vermeye çalışacaklarını kaydetti. Cumhurbaşkanlığı'nda
yeni dönem Bu arada,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın dün
cumhurbaşkanlığındaki ilk mesai günü son derece
yoğun geçti. Sabah saatlerinden itibaren belli aralıklarla parti
yetkililerini kabul eden Talat, öğleden sonra da Avrupa Birliği
gündemiyle bir toplantı yaptı ve ilk gün tam mesai
çalışmış oldu. Cumhurbaşkanı
Talat başkanlığında AB gündemiyle yapılan
toplantıya Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev de
katıldı. |
KIBRIS 26/04/05
Konseyden AP
milletvekillerine "izolasyonlarla ilgili" iki rapor
KIBRIS
gazetesi, İngiltere Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi'nin Brüksel
ziyaretini izledi:
Konseyden AP
milletvekillerine "izolasyonlarla ilgili" iki rapor
İZOLASYONLARIN
KALDIRILMASI İÇİN... 1983 yılından beri İngiltere'de
sivil toplum örgütü olarak faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Örgütleri
Konseyi, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonların
kaldırılması ve adanın hukuksal kimliğinin
açıklığa kavuşturulması konusunda hazırladığı
iki raporu, Brüksel'e giderek AP milletvekillerine sundu
MAURER KIBRIS'A
GELİYOR... Konsey heyetiyle görüşen, Kıbrıs Türk Toplumu
Masası Şefi Leopold Maurer, önümüzdeki hafta Kıbrıs'a
geleceğini açıkladı. Kıbrıs Türk toplumunu temsil eden
konsey heyetinin, Brüksel ziyaretinin İngiltere Hükümeti tarafından
çok önemsendiğini belirten Maurer, "İngiltere seçim döneminde
sizin sesinize büyük önem veriyor. Kıbrıslı Türklere
İngiltere de büyük haksızlık yapılıyor, canlanın
ve size yapılan haksızlıklara karşı
savaşın" dedi
Eylem
ERAYDIN/BRÜKSEL
1983
yılından beri İngiltere'de sivil toplum örgütü olarak faaliyet
gösteren Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi, Kuzey Kıbrıs'a
uygulanan izolasyonların kaldırılması ve adanın
hukuksal kimliğinin açıklığa kavuşturulması konusunda
hazırladığı iki raporu Brüksel'e giderek AP
milletvekillerine sundu.
Konsey
Başkanı Ali Ratip Doğruer,Uluslararası Hukuk Uzmanı
Ahmet Osam ve yönetim kurulu üyesi Halil Halebi Brüksel'de Avrupa Parlamentosu
üyeleri Mechtild Rothe, Jan Marinus Wiersma, Andrew Duff, parlamentonun iki
Türk üyesi Vural Öğer, Cem Özdemir ve AB Komisyonu Kıbrıs Türk
Toplumu Masası Şefi Leopold Maurer, AB nezdinde Lüksemburg Daimi
Temsilcisi Büyükelçi Marine Schommer ile görüştü.
Konsey
görüşmelerde, İngiltere'de 250 bin Kıbrıslı Türkün
yaşadığını ve bunların aynı zamanda AB
vatandaşı olduğunu hatırlatarak, AB'nin referandum
sonrası verdiği sözleri yerine getirmesi ve Kuzey Kıbrıs'a
40 yıldır uygulanan haksız izolasyonların
kaldırılması için direkt uçuşlar, direkt ticaret, direkt
posta, telefon servisi ve Kuzey Kıbrıs limanların ticarete
açılması ile ilgili konularda AB'den somut adımlar
beklediklerini kaydetti. Konseyin ziyaretinden oldukça memnun olan parlamento
üyeleri bu tür ziyaretlerin devam etmesi ve İngiltere'de yaşayan
Kıbrıslı Türklerin güçlerini Avrupa'da daha belirgin bir
şekilde göstermeleri gerektiğinin son derece önemli sonuçlar
doğuracağını söylediler. Konsey, parlamento üyelerine
sunduğu ikinci raporda, AB'nin Helsinki, Maastricht ve Kopenhag
Antlaşmalarını imzalayarak uluslararası hukuk sistemini
kabul ettiği halde hâlâ Adanın uluslararası hukukta
kişiliğinin tam olarak açığa
kavuşturulmadığını ve 1960'ta Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla uluslararası hukuksal hakların Türk
toplumu içinde geçerli olduğunu ancak buna rağmen Kıbrıs
Türküne çifte standart uygulandığını belirttiler.
Avrupa
Parlamentosu üyesi Alman Mechtild Rothe böyle bir ziyaretin
gerçekleşmesinden mutlu olduğunu ve bu tür ziyaretlerin sürekli
yapılması gerektiğini belirterek, "Kıbrıs
sorununun çözümü hukuki açıdan zordur ancak buna rağmen hukuki
haklarınızı değerlendirin. Biz Anan Planı'nın
tekrar masaya yatırılması için Rum tarafının harekete
geçmesini bekliyoruz' dedi.
Hollandalı
parlamento üyesi Jan Marinus Wiersma ise Kıbrıs Türkünü desteklediğini,
olaya hukuksal açıdan da bakılması gerektiğini söyleyerek
Ercan Havaalanı'nın güvenlik ve teknik açıdan uluslararası
ulaşım için uygun olduğunu ve AB'den Kuzey Kıbrıs'a
gitmesi planlanan maddi yardımın direkt uçuşlardan önce
yapılabileceğini ima etti. İngiliz Parlamento üyesi Andrew Duff
da İngiltere'de yaşayan Kıbrıslı Türklerinin öneminin
farkında olduğunu, onların atacağı bilinçli ve
akıllı adımlar ile Kuzey Kıbrıs için bir çok
şeyin olumlu yönde değişebileceğini söyledi.
AB Komisyonu,
Kıbrıs Türk Toplumu Masası Şefi Leopold Maurer
Kıbrıs'a geliyor.
Kıbrıs
konusunda AB Komisyonu'nda en yetkili isimlerden biri olan Kıbrıs
Türk Toplumu Masası Şefi Leopold Maurer, Kıbrıs Türk
toplumunu temsilen Konsey'in Brüksel ziyaretinin İngiltere Hükümeti tarafından
çok önemsendiğini belirtti. Maurer konuşmasına şöyle devam
etti:
"İngiltere
seçim döneminde sizin sesinize büyük önem veriyor. Kıbrıslı
Türklere İngiltere de büyük haksızlık yapılıyor,
canlanın ve size yapılan haksızlıklara karşı savaşın."
AB yönetiminin
almış olduğu kararları icraata geçirmekte güçlük
çektiğini ve ayrıca 10. protokole ters düşen hareketleriyle Rum
tarafı yöneticilerinin duruma hukuki açıklık getirilmesinin
kaçınılmaz olduğunu söyleyen Leopold Maurer, Rum
tarafının kendi mahkemelerinde Kıbrıs ile ilgili
almış olduğu kararları adil olmadığı halde
İngiltere'de faaliyete geçirmek istemesinin adalete hiçbir katkı
sağlamayacağını da düşündüğünü belirtti.
Kuzey
Kıbrıs'a direkt uçuşların yapılabilmesi için uçuş
yapmak isteyen ülkelerin kendi yetkileri sınırları dahilinde
bunu gerçekleştirebileceğini kaydeden Maurer, "Eğer
İngiltere uçuş yapmak isterse bunu kendileri başlatabilir"
dedi. Maurer, önümüzdeki hafta Adaya gideceğini ve iki tarafta da
temaslarda bulunacağını sözlerine ekledi.
"En büyük
sorun Avrupalılar Kıbrıslı Türkleri yeterince
tanımıyor"
Konsey
yetkilileri, Avrupa Parlamentosu'nda Türk kökenli Alman milletvekilleri Vural
Öğer ve Cem Özdemir ile de bir araya geldi. Vural Öğer,
Kıbrıs konusunda Avrupa'nın yeterli bilgiye sahip olmadığını
ve bu konuyu sadece Rum tarafının anlattıklarından
bildiklerini söyledi.
Öğer,
şöyle konuştu: "Büyük bir bilgi eksikliği var.
Karşı taraf uzun yıllar propagandalarla kendi lehlerine
Avrupa'da derin bir bilgi birikimi yarattılar. Türk tarafı ise derdini
anlatamadı. Türkiye- Brüksel Karma Komisyon Toplantısı'nda
'Kıbrıs işgal altında, işgal ordusu var' gibi terimler
kullanıldı.
Kimse 1964-
1974 arası Kuzey Kıbrıs'ta ne oldu tam bilmiyor, Türk ordusu
neden oraya gitti bilinmiyor. Yorulmadan organize bir şekilde
tanıtım kampanyası yapın ve kendinizi tanıtın.
Aktif bir şekilde bilgilendirme çalışması yapın. Bu
konuda bir Kıbrıs Türk gecesi düzenlenebilir, Kıbrıs ile
bir sergi yapılabilir Brüksel'de. Rumlar her ay buradaki 732
milletvekiline çeşitli mektuplar göndererek hep işgalden
bahsediyorlar. Sizde kendinizi tanıtan mektuplar yazın
milletvekillerine. AB'nin yapıcı gücünü kullanarak ve AP gibi bir
oluşumla bu durum çözülmeli. 700 bin Kıbrıslı Rum, 500
milyon Avrupalının üstüne çıkamaz."
Eğer,
Alman milletvekili de olsa bu konuda her zaman parlamentoda fikrini beyan
ettiğini belirterek, parlamentoda ne yapılırsa
yapılsın bu sorunun çözümünün Avrupa Konseyi'nde biteceğini
sözlerine ekledi.
"Avrupa
kamuoyunu tekrar kazanmak için harekete geçin şimdi tam zamanı"
Parlamentonun
diğer bir Türk kökenli milletvekili Cem Özdemir ise görüşmede, daha
önce parlamentoya gözlemci olarak 2 Kıbrıslı Türkün
katılmasını önerdiklerini ancak bunun kabul edilmemesinden
dolayı sadece bir taraf olarak Rumların konuştuğunu, bunun çok
yanlış bir uygulama olduğunu kaydetti.
Özdemir,
"Avrupa kamuoyunu tekrar kazanmak için yeni bir atak ve girişim için
en uyun zaman. Kuzey Kıbrıs'taki bu son
cumhurbaşkanlığı seçimlerden sonra hükümetin,
cumhurbaşkanının ve halkın görüşleri tamamen aynı.
Rumların bahane edecekleri bir şey kalmadı. Çok iyi bir
çalışma yapılmalı tüm Avrupa başkentleri gezilerek,
Kıbrıs Türkünün hakları aranmalı" dedi.
Yeşiller
Partisi olarak kendilerinin de bu konuda bazı çalışmalar
yapacaklarını belirten Özdemir, önümüzdeki aylarda Almanya'da
"Kıbrıs Nereye Gidiyor" adlı bir konferans
düzenleyeceklerini söyledi.
Konsey
Başkanı Ali Ratip Doğruer, Ahmet Osam ve Halil Halebi, dönem
başkanı AB nezdinde Lüksemburg Daimi Temsilcisi Büyükelçi Marine
Schommer'i de makamında ziyaret ederek hazırladıkları 2
raporu kendisine sundular. Büyükelçi Marine Schommer, Kıbrıslı
Türklerin küçük adımlarla Avrupa ile bağlantı kurabileceklerini
belirtti ve ziyaretlerinden dolayı konsey yetkililerine teşekkür
etti.
İngiltere
Kıbrıs Türk Örgütleri Konseyi, Brüksel temasları
sırasında T.C Brüksel Daimi Büyükelçisi Oğuz Demiralp ve KKTC
Brüksel Temsilcisi Yalçın Vehit ile de görüşerek ziyaretleri
hakkında bilgi verdiler. Konsey Başkanı Ali Ratip Doğruer,
görüşmelerin ardından KIBRIS'a yaptığı açıklamada,
konseyin 22 yıllık çalışma hayatında bir ilke imza
atarak ilk defa Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret ettiğini ve bundan sonra
ayda bir kez mutlaka bu tür görüşmelerin yapılmaya devam
edeceğini söyledi.
KIBRIS 26/04/05
Ara seçime
Serdar Denktaş engeli
Mehmet Ali
Talat'tan boşalan meclisteki bir sandalyenin doldurulması için
haziranda ara seçim isteyen CTP/BG'nin kararına Serdar Denktaş
karşı çıktı; öneri meclisten geri çekildi
Ara seçime
Serdar Denktaş engeli
SERDAR
DENKTAŞ İSTEMEDİ...Mecliste dün haziranda ara seçim
yapılmasını öngören karar önerisinin ivediliği
görüşüldü. Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş, seçimlerin çok sık
yapıldığını, bunun usanç verdiğini, ayrıca
konunun hükümette ele alınması gerektiğini belirterek,
CTP-BG'den önerisini geri çekmesini istedi
SOYER,
ÖNERİYİ GERİ ÇEKTİKLERİNİ AÇIKLADI... CTP-BG
Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, ölüm, başka bir göreve seçilme veya
milletvekilliğinden istifayla boşalacak milletvekilliğinin , o
milletvekilinin partisi tarafından doldurulması için yasal düzenleme
gerektiğini, bunun seçimden daha iyi bir yöntem olduğunu ancak
Anayasa'nın boşalan milletvekilliği için seçim öngördüğünü
hatırlattı. Soyer, fakat Serdar Denktaş'ın görüşlerini
dikkate alarak, önerilerini geri çektiklerini söyledi
Mehmet Ali
Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle boşalan meclisteki bir
sandalyenin doldurulması amacıyla haziranda ara seçim isteyen
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in (CTP-BG) dün meclise
sunduğu bu yöndeki karar önerisi, hükümet ortağı Demokrat Parti
(DP) Genel Başkanı, Başbakan Vekili ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş'ın karşı çıkması
üzerine geri çekildi.
20 Şubat
seçimlerinde yüzde 45'lik oy oranı ile 24 sandalye kazanan ve hükümetin
büyük ortağı olan CTP/BG, genel başkanları ve başbakan
Mehmet Ali Talat'ın 17 Nisan'daki seçimlerde
cumhurbaşkanlığını kazanması ve
milletvekilliğinden istifasıyla, meclisteki sandalye sayısı
23'e düştü.
Bu gerçekten
hareketle geçtiğimiz günlerde toplanan CTP/BG parti meclisi,
olağanüstü kurultay tarihini belirlerken, Talat'tan boşalacak bir
sandalyenin doldurulması için de önümüzdeki haziran ayında sadece
Lefkoşa'da ara seçim yapılmasını
kararlaştırmıştı. Ancak bunun için de meclisin karar
alması gerekiyordu.
İşte
bu amaçla dün toplanan meclise haziranda ara seçim yapılmasını
öngören bir karar önerisi sunan CTP/BG, daha ilk günden ortaklarının
direnciyle karşılaştı.
"Ara
seçim" mecliste
Meclis Genel
Kurulu'nda dün ilk olarak onaya ve bilgiye sunuş işlemleri
yapıldı.
Bu bölümde,
Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, meclis heyeti olarak
katıldıkları Manila'daki Parlamentolar Arası Birlik (PAB)
toplantısıyla ilgili raporu okudu.
Toplantıda
daha sonra CTP-BG tarafından sunulan ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'tan boşalan milletvekilliği için haziranda ara seçim
yapılmasını içeren karar önerisiyle ilgili ivedilik
kararıyla ilgili görüşme yapıldı.
Öneri
hakkında konuşan Başbakan Vekili ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş seçimlerin çok sık
yapıldığını, bunun usanç verdiğini, ayrıca
konunun hükümette ele alınması gerektiğini belirterek,
CTP-BG'den önerisini geri çekmesini istedi.
Bunun üzerine
söz alan CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise ölüm, başka bir
göreve seçilme veya milletvekilliğinden istifayla boşalacak
milletvekilliğinin , o milletvekilinin partisi tarafından doldurulması
için yasal düzenleme gerektiğini, bunun seçimden daha iyi bir yöntem
olduğunu kaydetti.
Ancak
Anayasa'nın boşalan milletvekilliği için seçim öngördüğünü,
bu nedenle seçim için öneri sunduklarını ifade eden Soyer, fakat
Serdar Denktaş'ın görüşlerini dikkate alarak, önerilerini geri
çekme kararı verdiklerini açıkladı ve öneriyi geri çekti.
Meclis Genel
Kurulu'nda daha sonra CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in CTP-BG
Grubu'nun başkanlığını yürüteceği,
milletvekillerinin bilgisine sunuldu.
Gündem
dışı konuşma
Toplantıda
daha sonra gündem dışı konuşmalara geçildi.
UBP
milletvekili Kemal Dürüst narenciye konusunda konuştu.
Dürüst,
narenciye ürününün ağaçta kaldığını, bundan
dolayı üreticinin çok zorda olduğunu söyledi.
Dürüst,
üreticilerin sorunlarına çözüm bulmamakla suçladığı
hükümetten bir an önce önlem almasını istedi.
Maliye
Bakanı Ahmet Uzun, Dürüst'e verdiği yanıtta, bahçelerde ürün
kaldığının doğru olduğunu, ancak bunların
alınacağını belirtti.
Ürün
kalitesinin düşüklüğünden dolayı ihracatta sorun
yaşandığını, buna karşın da ihracatı
teşvik primlerini artırdıklarını anlatan Uzun, ürün
kalitesinin düşüklüğünün geçmiş dönemlerde bakanlara sorularak
irdelenmesi gerektiğini ifade etti.
Başka
gündem dışı konuşma istemi olmamasından dolayı
meclis dünkü çalışmalarını tamamladı.
Meclis Genel
Kurulu bundan sonraki toplantısını 2 Mayıs Pazartesi günü
yapacak.
KIBRIS 26/04/05
'Papadopulos Türkleri imha planında'
27 Nisan, 2005 14:35:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs
Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un 1963-1964 arasında
Kıbrıslı Türkleri imha etmeyi planladığı ve
''Türkleri temizlemek için 75 dakikamız var ve bunu yapacak planlara ve
imkana sahibiz'' dediği belirtildi.
Alithia
gazetesinin haberine göre, Rum yazar Makarios Drusiotis'in kaleme
aldığı 'İlk Taksim: 1963-1964 Kıbrıs' adlı
kitapta Papadopulos'un 1963-1964 döneminde Kıbrıslı Türk
sivilleri imha etme planına karıştığını
belgeledi.
Kitapta Papadopulos'un Kıbrıslı Türk sivilleri imha
planının dönemin Milli Muhafız Ordusu Komutanı'na
'takıldığı' ve bu nedenle uygulanmadığı
belirtiliyor.
Rum yazar kitabında Papadopulos'un ABD'lilere
'Kıbrıslı Rumların iç durumu düzenlemeye yönelik
planları olduğunu' ilettiği ağustos 1964 tarihli mesaja da
atıfta bulundu:
''Türk filosu 12 deniz mili sınırını ihlal ederse bunu
'istilanın' başlangıcı sayacağız.
Hesaplarımıza göre bu bize, kendimizi savunabilmemiz amacıyla
Kıbrıslı Türkleri temizlememiz için 75 dakika veriyor. Bunu
yapacak plana ve imkana sahibiz.''
Rum liderin o dönemde Çalışma Bakanı ve Akritas Örgütü
Asbaşkanı olduğunu hatırlatan yazar, bu konuda ABD Ulusal
Arşivi (National Archives of Research Administration) belgelerine dikkat
çekti.
Bakanlar
Kurulu kararı
Drusiotis, Papadopulos'un Kıbrıslı Türk sivilleri 'temizleme'
tehdidinin daha sonra Bakanlar Kurulu'ndan da geçtiğini yazdı:
''General Karayannis'in söylediğine göre, bu karar kendisine Bakan
Yorgacis tarafından iletildi. Kendisinden verilen sürenin sonunda yerle
bir edilmek üzere iki Türk köyü göstermesi istendi. Karayannis,
'savunmasız insanları öldürme' görevini üstlenmeyi reddettiğini
anlatıyor..."
"Anayasa değişikliği önerileri
hazırlandığında Türk 'istilası' olması durumunda
sivil Kıbrıslı Türklerin canlı kalkan olarak
kullanılması, 1963'ten beri Kıbrıs Rum liderliğinin
planıydı. Kıbrıslı Türklerin katledilmesi tehdidi,
'istila' tehdidinin olduğu her sefer gündeme geliyordu.''
Ada'da şiddet
olayları
Kıbrıs'ta 1954 sonrası Yunanistan'dan gelen bir askerin
kurduğu EOKA adlı terör örgütü nedeniyle şiddet
tırmanışa geçti.
Birçok Kıbrıslı Türk, EOKA terörü nedeniyle köylerini terk etmek
durumunda kaldı.
Şiddet olayları geçici bir ateşkese rağmen
tırmandı. Rum tarafı, 60'larda Akritas Planına (Türklerin
imhası veya Adadan atılmasını öngören plan) dayanarak Türk
toplumuna karşı sistematik şiddete başladı.
Korku içindeki 30 bin Kıbrıslı Türk 103 köyü terk etti ve Ada
yüzölçümünün sadece yüzde 3'üne denk gelen bölgelere kaçtı, buralarda da
kuşatma ve tecrit altında yaşadı.
EOKAnın kanlı eylemleri 21 aralıktaki Noel katliamı ile doruğa
ulaştı. Altı gün sonra garantör ülke askerlerinden oluşan
Barışı Koruma Kuvveti oluşturuldu ve Adanın kuzeyi
ile güneyini birbirinden ayıran Yeşil Hat çizildi.
1963 yılında Ada'da tekrar şiddet dönüş yaşandı.
Hızla tırmanan gerginlik yıl sonunda şiddete dönüştü.
Rum tarafı, Akritas Planına (Türklerin imhası veya Adadan
atılmasını öngören plan) dayanarak Türk toplumuna
karşı sistematik şiddete başladı.
Korku içindeki 30 bin Kıbrıslı Türk 103 köyü terk etti ve Ada
yüzölçümünün sadece yüzde 3'üne denk gelen bölgelere kaçtı, buralarda da
kuşatma ve tecrit altında yaşadı.
Olayların başlamasından altı gün sonra garantör ülke
askerlerinden oluşan Barışı Koruma Kuvveti
oluşturuldu ve Adanın kuzeyi ile güneyini birbirinden ayıran
Yeşil Hat çizildi. Bir İngiliz generalin yeşil bir kalemle
harita üzerinde çizdiği bir çizgiyle kent 30 aralıkta ikiye
ayrıldı.
1964 yılında BM kararıyla mart ayında Adaya
uluslararası barış gücü (UNFICYP)
konuşlandırıldı.
|
RUM TARAFINDAN İTİRAF |
|
Güney Kıbrıs'taki Birleşik Demokratlar Hareketi
(EDİ) Asbaşkanı Mihalis Papapetru, bu ay başında
yaptığı açıklamada 1963'ten önce devlet ve devlet
dışı unsurların Kıbrıslı Türkleri katletmek
için öğrencilere silah eğitimi verdiğini itiraf' etti. Politis gazetesine göre Papapetru, ''1963'ten önce devlet ve
devlet dışı unsurlar, Akritas planını hayata
geçirmek ve Kıbrıslı Türkleri katletmek için, ben de dahil
olmak üzere, öğrencilere silah eğitimi verdi'' dedi. 2005 yılı
Güney Kıbrıs'ta 'EOKA yılı' ilan edilmişti. |
CNN TURK 27/04/2005
Rum yazardan itiraflar: Papadopulos
1963'te Türkleri imha planı yaptı
Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos'un, 1963-1964 döneminde, Kıbrıslı Türk
sivilleri imha etmeyi planladığı ve ''Türkleri temizlemek için
75 dakikamız var ve bunu yapacak planlara ve imkana sahibiz'' dediği
belirtildi.
Alithia gazetesinin haberine göre, Rum yazar
Makarios Drusiotis piyasaya yeni çıkan ''İlk Taksim: 1963-1964
Kıbrıs'' isimli son kitabında, Papadopulos'un 1963-1964
döneminde Kıbrıslı Türk sivilleri imha etme planına
karıştığını belgelerle ortaya koydu.
Makarios Drusiotis, kitabında,
Papadopulos'un, Kıbrıslı Türk sivilleri imha etme planına
karıştığını, ancak o günkü Milli Muhafız
Ordusu Komutanı'nın reddetmesi nedeniyle planın uygulanmadığını
tarihi belgelerle doğruladı.
Kitapta, Papadopulos'un Amerikalılara
''Kıbrıslı Rumların, iç durumu düzenlemeye yönelik
planları olduğunu'' ilettiği Ağustos 1964 tarihli
mesajına atıfta bulunuluyor. Drusiotis'in kitabına göre, o
zamanlar Çalışma Bakanı ve Akritas Örgütü Asbaşkanı
olan Tasos Papadopulos'un mesajı şöyle:
''Türk filosu 12 deniz mili
sınırını ihlal ederse bunu 'istilanın'
başlangıcı sayacağız. Hesaplarımıza göre bu
bize, kendimizi savunabilmemiz amacıyla Kıbrıslı Türkleri
temizlememiz için 75 dakika veriyor. Bunu yapacak plana ve imkana sahibiz.''
Yazar, bu konuda, Amerikan Ulusal Arşivi (National Archives of Research
Administration) belgelerine de atıfta bulunuyor.
''BAKANLAR KURULU KARARI OLDU''
''Papadopulos'un, Kıbrıslı
Türkleri temizleme tehdidinin daha sonra Bakanlar Kurulu'nun kararı
olduğunu'' yazan Drusiotis, şunları kaydediyor:
''General Karayannis'in söylediğine göre,
bu karar kendisine, bakan Yorgacis tarafından iletilerek kendisinden,
verilen sürenin sonunda yerle bir edilmek üzere iki Türk köyü göstermesi
istendi. Karayannis, 'savunmasız insanları öldürme' görevini
üstlenmeyi reddettiğini anlatıyor.
Anayasa değişikliği önerileri
hazırlandığında, Türk 'istilası' olması durumunda
sivil Kıbrıslı Türklerin canlı kalkan olarak
kullanılması, 1963'ten beri Kıbrıs Rum liderliğinin
planıydı. Kıbrıslı Türklerin katledilmesi tehdidi,
'istila' tehdidinin olduğu her sefer gündeme geliyordu.''
MILLIYET 27/04/2005
Osmanlı'nın son varislerinden
Adile Nami Osmanoğlu KKTC'de...
KKTC Ekonomi ve Turizm
Bakanlığı'nın davetlisi olarak dün akşam adaya gelen
Padişah Abdülhamit'in torunu Sultan Adile Nami Osmanoğlu,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar
Denktaş'ı ayrı ayrı ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı Talat,
Osmanoğlu'nun turizm ve tanıtma alanında
çalıştığını ve bunun kendileri için önemli
olduğunu ifade ederek, ''Desteğinize ihtiyacımız var''
dedi.
''Kıbrıslı Türklerin dünyaya
açılmaya başladığını ve bundan böyle daha
dünyalı, daha geniş alanlarda çalışma imkanı
bulacaklarını ümit ettiklerini'' belirten Talat, ''Potansiyelimiz
oldukça yüksek. Turizm açısından, tarihi ve kültürel değerler
açısından oldukça zengin bir mirasa sahibiz. Dolayısıyla
bunlardan yararlanmak, bunları kendi ülkemizin tanıtımı
için kullanmak bize epeyce kazanç sağlayacak'' diye konuştu.
Talat, Osmanoğlu'na ziyaretinden
dolayı da teşekkür etti.
Sultan Adile Nami Osmanoğlu da,
Kıbrıs'ı çok beğendiğini, ''ilk intibasının
çok güzel olduğunu'' kaydetti. Osmanoğlu, KKTC için ''geleceği
olan bir ülke'' ifadesini kullandı.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son
varislerinden Sultan Adile Nami Osmanoğlu, daha sonra Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'ı ziyaret etti. Görüşmede açıklama
yapılmadı.
Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan
Karahan ile Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Kemal Deniz'i de ziyaret
edecek olan Sultan Adile Naim Osmanoğlu, bu akşam KKTC'den
ayrılacak.
MILLIYET 27/04/2005
KKTC'de yeni hükümetin listesi
yarın Meclis'e sunulacak
KKTC'de Ferdi Sabit Soyer
başkanlığında kurulan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın dün onayladığı Cumhuriyetçi Türk Partisi
(CTP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinin listesi, yarın Cumhuriyet
Meclisi'ne sunulacak.
Cumhuriyet Meclisi'nin yarınki genel kurul
toplantısında, yeni kabine milletvekillerinin bilgisine sunulacak.
Hükümet Programı'nın meclise ne zaman
sunulacağı ise yarın yapılacak Cumhuriyet Meclisi
Başkanlık Divanı toplantısında belirlenecek.
Anayasaya göre, cumhurbaşkanınca
atanan bakanlar kurulunun listesinin Cumhuriyet Meclisi'ne sunulmasından
sonra, hükümet programının en geç bir hafta içinde başbakan veya
bir bakan tarafından Meclis'te okunması gerekiyor.
Hükümet programı üzerindeki
görüşmeler, programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra
başlayacak ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün sonra da
güvenoylaması yapılacak.
Meclis İç Tüzüğü'ne göre, hükümetin
güvenoyu alması için, açık oyla yapılacak oylamada güvenoyu
verenlerin sayısının ret oyu verenlerden fazla olması
yeterli.
Güvenoyu alan bakanlar kuruluna karşı,
güvenoylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemiyor.
Güvenoyu alamayan başbakanın ise istifasını
cumhurbaşkanına sunması gerekiyor.
CTP-DP koalisyon hükümeti'nin 50 sandalyeli
Cumhuriyet Meclisi'nde 23'ü CTP, 6'ı DP olmak üzere 29 çoğunluğa
sahip bulunuyor.
Meclis'te ana muhalefet Ulusal Birlik
Partisi'nin (UBP) 19, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH) 1 milletvekili
var. Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle
milletvekilliği düştüğü için Meclis'te 1 milletvekilliği
boş bulunuyor.
MILLIYET 27/04/2005
Papadopulos, AB'nin Türkiye ile ilgili
tutumundan memnun
Oshan SABIRLI/
LEFKOŞA, (DHA)
KIBRIS Rum Yönetimi Lideri Tassos
Papadopulos, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile ilgili tutumunu
memnunlukla karşıladığını, Avrupa
değerlerine ve temel ilkelerine bağlı kalarak
Kıbrıs'ın çok şey kazanabileceğini söyledi.
Rum Resmi Haber Ajansı'nın haberine
göre, Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tassos Papadopulos, Türkiye'ye
sunulan AB ortak tutum belgesini yorumladı. Ortak tutum belgesi, bugün
Lüksemburg'ta yapılan AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısında
sunuldu. Konsey toplantısında Ekim ayında başlaması
beklenen üyelik müzakereleri öncesinde Türkiye'nin
sağladığı ilerleme gözden geçirildi. Papadopulos
kararı, iyi bir karar olarak niteledi. Rum lider, bunun AB içinde bir
şey yapılamayacağını savunanlara iyi bir yanıt
olduğunu belirterek, alınan sonucun AB üyesi olmanın
haklarını kullanarak, çok çalışmanın ürünü
olduğunu söyledi.
Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu
üyesi Olli Rehn, Brüksel'de düzenlediği basın
toplantısında, AB-Türkiye Ortaklık Konseyi hakkında bilgi
verdi. Rehn, Türkiye'deki reformları, Ankara'nın Gümrük Birliği
Protokolü'nü imzalaması gerektiğini ele aldıklarını
ifade etti. Rehn, Ankara'nın protokolü erken zamanda imzalaması
gerektiğini belirterek, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması
için Ankara'nın çabalarını sürdürmesi gerektiğini
vurguladı.
Lüksemburg Dışişleri Bakanı
Jean Asselborn ise, Ankara'nın protokolü paraf etmesinden memnun
olduğunu belirterek, hemen imzalanıp hayata geçirilmesi
gerektiğini söyledi. Asselborn, bugün Türkiye'ye sunulan ortak tutum
belgesinin, AB üyesi ülkeler ve Türkiye arasındaki ilişkilerin
normalleştirilmesi yönünde önemli bir adım olduğunu söyledi.
MILLIYET 27/04/2005
Gül'den AB'ye Kıbrıs eleştirisi
Türkiye-AB
Ortaklık Konseyi'nde reform taleplerinin yerine getirileceğini
belirten Gül, Kıbrıs'ta sert çıktı: Esas sizin
yapmanız gereken çok şey var
RADIKAL 27/04/05
GÜVEN ÖZALP
LÜKSEMBURG
- AB ile Türkiye arasındaki en üst düzey karar organı Ortaklık
Konseyi'nin 44. toplantısı, dün Dönem Başkanı Lüksemburg'da
yapıldı. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean
Asselborn'un başkanlık ettiği AB tarafı, önceliklerini
reformların uygulanması ve Kıbrıs olarak koydu. 'Savunma
destekli hücum' stratejisi güden Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül ise, uygulamada eksiklerin giderileceğini vaat ederken,
"Kıbrıs için her şeyi bizden beklemeyin, yapmanız
gereken çok şey var" dedi. Gül, Türkiye'nin ayrımcılık
yapılmadan Hırvatistan için hazırlanan gibi bir belge
beklediğini belirterek, ilk taslağın mümkün olduğunca erken
gönderilmesini istedi.
Toplantıda AB'nin önceki gün onayladığı Türkiye'ye
ilişkin ortak tutum belgesinin ana başlıkları
etrafındaki tartışmalar şöyle gelişti:
KIBRIS: AB, Ankara Anlaşması'nın Rum Yönetimi dahil 12
yeni üyeye genişletilmesine dair ek protokolün 'erken imzası'
beklentisini dile getirip, bunun Türkiye'nin tüm üyelerle ilişkileri
normalleştirmesi açısından önemini vurguladı. Rum gemi ve
uçaklarına kısıtlamaların
kaldırılmasını talep eden AB, Türkiye'nin Kıbrıs'ta
çözüm için katkısını sürdürmesini istedi. Protokolü imzaya hazır
olduklarını vurgulayan Dışişleri Bakanı,
muhataplarına "Size sorarım, çözüme yönelik adım
atması gereken Türkiye mi?" diye çıkıştı. Gül,
'İlişkilerin normalleştirilmesi' ifadesini de eleştirip,
"AB'yle ilişkilerimiz anormal mi?" dedi. Türkiye'nin Kıbrıs
Türklerine yönelik tecridin kaldırılması için somut adım
beklediğini belirten Gül, her şeyden önce adada ilişkilerin
normalleşmesi gerektiğini söyledi. Rum gemileri konusunda Türkiye
tutumunu değiştirmedi.
REFORMLAR: İşkence ve kötü muamelenin sürdüğüne dikkat
çeken AB, 'sıfır hoşgörü' politikasının her kademede
uygulanması gerektiğini belirtti.
Kararlılıklarını dile getiren Gül, reformların
etkilerinin her geçen gün görülür olduğunu anlatırken, 6 Mart
olaylarını 'yol kazası' diye niteledi. Gül,
"İşkence iddiasında bulunmadan doğruluğunu
araştırıp açıklama yapmanız yerinde olur" dedi.
ORDUNUN ROLÜ: AB, ordunun hâlâ gayriresmi kanallarla etki
uyguladığını dile getirdi. Gül, bunun temel reformlardan
olduğunu söyleyerek, "Kimse bu konuda ana bir gelişme kaydetmediğimizi
söyleyemez" mesajı verdi.
TCY: AB, yeni Ceza Yasası'nın yürürlüğe giriş
tarihinin 1 Haziran'a ertelenmesi vesilesiyle ifade ve basın
özgürlüğünde iyileştirme yönünde değişiklik istedi. Gül,
değişikliğin incelendiğini söyledi.
DİNİ ÖZGÜRLÜKLER: AB, azınlıkların
tüzelkişilik, mülkiyet ve eğitim sorunlarından
yakındı. AB, Vakıflar Yasası çıkarılması ve
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını istedi. Vakıflar
Yasası'nın TBMM'ye sunulacağını, Ruhban Okulu'nun ise
değerlendirildiğini anlatan Gül, Batı Trakya Türklerinin
sorunlarına dikkat çekip adil yaklaşım istedi.
ERMENİ MESELESİ: Fransa ve Hollanda'nın resmi olarak
gündeme getirilmesi ısrarına karşın, konu kahvaltıda
gündeme geldi. AB, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ortak komisyon
önerisini olumlu karşıladı. AB yetkililerine "Osmanlı
isteseydi, Balkanlar'da farklı din, devlet ve dil kalmazdı.
Türkiye'nin Ermenilerle sorunu yok" bilgisini aktaran Gül, iç politik
güdülerle ülkelerin onuruyla oynanmaması gerektiğini söyledi.
KARİKATÜRLER: Erdoğan'ın gazeteci ve karikatüristlere
açtığı davalar ile Orhan Pamuk'un kitaplarının
toplatılmasını gündeme getiren AB, gazeteci ve karikatüristlerin
görevleri gereği eleştiri hakları bulunduğu uyarısını
yaptı.
'Rumlar üye olunca Kıbrıs çözüldü mü?'
RADIKAL 27/04/05
RADİKAL - LÜKSEMBURG -
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Lüksemburg
Dışişleri Bakanı Jean Asselborn ve Avrupa Komisyonu'nun
genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'le ortak basın
toplantısında, Kıbrıs'a dair sert eleştiriler getirdi.
"AB üyesi olmak bir ülkeye yanlış yapma hakkı vermez. Rum
kesimi AB'ye üye oldu diye Kıbrıs sorunu çözüldü deyip
geçemezsiniz" çıkışını yapan Gül, "AB'nin
Rum Kesimi'ne 'birlikte sorun taşımaya mı geldin' diye
sorması gerek" dedi. Türkiye'nin ek protokolü imzalamasının
Rumları tanıma olmayacağını yineleyen
Dışişleri Bakanı, Yunanistan ve Kıbrıs'la
işbirliği ortamı yaratılabileceğini söyledi. Gül,
Ege'deki hava sahası ihlalleri için "Uluslararası hukuka göre
statüsü kesinleşmemiş alanlar var. Bu alanlar bir ülke benim deyince
benim olmuyor. Türk uçakları ihlal ediyor deniliyorsa Yunan uçakları
da ihlal ediyor" derken, Asselborn söze girdi: "İşinize
karışmak istemem ama Lüksemburg örneğini benimseyin. Bizim
savaş uçağımız yok. Sizin de olmasa böyle
sorunlarınız olmaz."
Rehn ise TCK'nın 1 Haziran'da yürürlüğe girmesi ile dinsel
özgürlükler, adli reformlar, kadın hakları, kültürel haklar
konularında ilerleme beklentilerini dile getirdi. Rehn, komisyonun ek
protokolü mayıs başında AB Konseyi'ne göndereceğini
söyledi.
Gül, temaslarını değerlendirirken, AB'nin Kıbrıs
konusunda bazı çağrılarının kendilerini
incittiğini belirterek, "Kendilerine 'benim, Başbakan'ın ve
Mehmet Ali Talat'ın çözüm çağrılarını duymuyor
musunuz' dedim" ifadesini kullandı.
KKTC'de yeni hükümet
RADIKAL 27/04/05
RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC'de Mehmet Ali
Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) Genel Başkanvekili Ferdi Sabit Soyer, dün yeni kabineyi
kurdu. Soyer başbakanlığındaki kabinede 10 bakanlıktan
yedisi CTP'ye, üçü DP'ye ait. DP lideri Serdar Denktaş, yine
Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenirken
bazı bakanlıklar şöyle dağıldı: Milli Eğitim
Bakanı Canan Öztoprak, Maliye Bakanı Ahmet Uzun, İçişleri
Bakanı Özkan Murat.
Rum sözcü: Erdoğan yağmacı
RADIKAL 27/04/05
SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA
- Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC'deki Rum mallarının 'adada
barış isteyen' bir yönetim işbaşındayken
yağmalandığını iddia etti. Hükümet sözcüsü Kipros
Hrisostomidis, "Rum mallarının sürekli istismarı
Türkiye'nin politikasının bir parçasıdır ve Annan Planı
kabul edilmiş olsa da bu önlenemeyecekti. Rum mallarının
yağmacılığı ise maalesef sözde uzlaşıcı
Başbakan Tayyip Erdoğan ve yine uzlaşıcı Mehmet Ali
Talat döneminde yapılmaktadır" ifadelerini kullandı.
Hrisostomidis, "Hükümet 'işgal bölgelerinde' Kıbrıs Rum
mallarının her türlü istismarını kınıyor ve
uluslararası hukukun ihlal edilmesi ve Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarına itaatsizliği engellemek için
elinden gelen her şeyi yapıyor" dedi. Rum sözcü, AB'den de
Ankara'ya, AİHM'nin mülkiyetle ilgili kararlarına saygı gösterme
çağrısında bulunmasını istedi. Hrisostomidis, Türkiye
AB'ye tam üye olmak istiyorsa bu kararlara saygı göstermek
zorundadır" diyerek bu konunun da Türkiye'nin uyması gereken
Kopenhag Kriteri arasında yer aldığını öne sürdü.
Kuzey'in demografik yapısının hızla
değiştirildiğini belirten Hrisostomidis, 'sömürgeci' ifadesini
kullandığı KKTC'deki Türkiye'den gelenlerin
sayısının 100 binden 140 bine çıktığına dair
ellerinde bilgiler bulunduğunu savundu. Rum sözcü, KKTC'ye gelen Türkiye
kökenlilerin inşaat işçisi oldukları açıklamasına da
'Sudan gerekçeler' diye karşı çıktı.
İşte kabine
- Başbakan
Ferdi Sabit Soyer
- Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş
-
İçişleri Bakanı Özkan Murat
- Maliye
Bakanı Ahmet Uzun
- Ekonomi
Bakanı Derviş Kemal Deniz
-
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar
- Tarım ve
Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak
-
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Eşref Vaiz
- Gençlik ve
Spor Bakanı Özkan Yorgancıoğlu
-
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem
- Milli
Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak
LİDERLER
YOĞUN ANLAR YAŞADI... Kabine kesinleşirken, perde gerisinde de
parti üst yönetimleri yoğun anlar yaşadı. Bir taraftan kabineyi
erken oluşturma, diğer taraftan da "parti içi dengeleri"
koruma derdine düşen parti liderleri, buldukları "ara
formüllerle" kabineyi hazırladı
KABİNEDE 5
YENİ YÜZ... CTP/BG'de Sonay Adem, Canan Öztoprak, Salih Usar ve Eşref
Vaiz kabinenin yeni yüzleri oldu. DP'de ise Güzelyurt eski milletvekili Hüseyin
Öztoprak, Raşit Pertev'den boşalan Tarım ve Orman
Bakanlığı'na getirildi, Erkan Emekçi ise
"müsteşar" görevlendirmesiyle turizmin yeni patronu oldu
TALAT DA
KADROSUNU OLUŞTURUYOR... Cumhurbaşkanlığına da
atamalar başladı. Tarım ve Orman eski Bakanı Raşit
Pertev, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı, CTP/BG
Basın Yayın Propaganda Sekreteri Asım Akansoy da Özel Kalem
Müdürü olarak bugün göreve başlıyor
Hüseyin
EKMEKÇİ
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Birleşik Güçler- Demokrat Parti (CTP/BG-DP) hükümetiyle
ilgili çalışmalar son aşamaya geldi. Hükümet programına son
rötuşlar yapılırken, yeni kabine de netleşti.
3. CTP/BG-DP
koalisyon hükümetinin kabinesi dün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a
sunuldu; Cumhurbaşkanı Talat da yeni kabineyi onayladı.
Kabine
kesinleşirken, perde gerisinde de parti üst yönetimleri yoğun anlar
yaşadı. Bir taraftan kabineyi erken oluşturma, diğer
taraftan da "parti içi dengeleri" koruma derdine düşen parti
liderleri, buldukları "ara formüllerle" kabineyi hazırladı.
DP
kanadından genel başkan Serdar Denktaş Başbakan Yardımcısı
ve Dışişleri Bakanı olarak kabinedeki görevine devam
ederken, Derviş Kemal Deniz de Ekonomi Bakanlığı görevini
sürdürecek. Kabinede üç bakanlığı bulunan DP, Raşit
Pertev'in yerine Güzelyurt eski milletvekili Hüseyin Öztoprak'ı
atadı.
Bu arada,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı CTP/BG'ye
devreden DP, bu görevi bırakan Dr. Erkan Emekçi'yi de ülke turizminin
başına getiriyor ve turizmi "müsteşarlık"
altında yeniden organize ediyor.
CTP/BG'de ise,
Sonay Adem, Canan Öztoprak, Salih Usar ve Eşref Vaiz kabinenin yeni
yüzleri oldu.
İki
partideki çalışmalar
Kabineyi
belirleme aşamasında iki parti de yoğun ve stresli anlar
yaşadı.
DP'de
milletvekillerinin da bakanlık talep etmesi, Serdar Denktaş'a zor
anlar yaşattı. "Dıştan bakan atama"
geleneğinin kabullenildiği CTP- BG'de ise milletvekilliğine aday
olmayan isimlerin talepleri ön plana çıktı.
DP'de kabineyi
belirleme yetkisi genel başkan Serdar Denktaş'a verilirken, CTP-
BG'de milletvekillerinin tek tek görüşlerini alan MYK kabinenin
oluşturulmasını sağladı
DP'de
Hasipoğlu beklentisi vardı
Seçim öncesi
parti teşkilatları ile DP'ye katılan Ertuğrul
Hasipoğlu, yeni kabinede görev bekliyordu. İddiaya göre, Adalet ve
Barış Partisi ile Demokrat Parti birleşirken, olası bir
koalisyonda, Hasipoğlu'nun da "1 bakan atama" yetkisi
olacaktı.
Ancak sonuçta
beklenen olmadı.
Hasipoğlu'nun
ismi de uzun süre ekonomi bakanlığı için
anılmıştı.
Arabacıoğlu
kurultayı düşündü, görev istemedi
DP Genel
Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, kabine için sıkıntı
yaşayan genel başkanını rahatlatan ilk isim oldu.
Tarım
bakanlığına kesin gözle bakılan Arabacıoğlu,
partisinin haziran ayında yapılacak kurultayını
düşünerek kabinede görev istemedi.
Parti yetkili
kurullarının toparlanması, üye yapısının
geliştirilmesi gibi konularda çalışma yapmak isteyen
Arabacıoğlu, "Partinin geleceği için zaman ayırmam
gerekiyor. Bu nedenle benim bakanlık talebim olmadı" dedi.
Hüseyin
Öztoprak tartışma konusu oldu
Son genel
seçimlerde aday olmayan Hüseyin Öztoprak'ın ismi son ana kadar
tartışıldı.
Bu göreve daha
önce de talip olan Öztoprak'ın yerine milletvekili Mustafa Gökmen'in de
atanması konuşuldu ancak son anda yine Öztoprak'ta karar
kılındı.
Kabinedeki tek
bayan bakan
CTP- BG'de
Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilen Canan Öztoprak'ın
ise kabinedeki tek bayan bakan olması dikkat çekiyor.
Bu görev için
kamuoyunda Milletvekili Mehmet Çağlar, Lefkoşa İlçe
Başkanı ve eski bakan Ahmet Derya, İçişleri
Bakanlığı Müsteşarı Ali Alnar'ın bu göreve
getirilmesi veya Erbil Akbil'in göreve devam etmesi
tartışılıyordu.
Çok sayıda
ismin tartışılması ve üzerinde mutabık
kalınamaması ile Öztoprak'ın
"uzlaşımcı" olması kabinede yer almasında
büyük rol oynadı.
Müsteşardı,
bakan oldu
1994- 95 DP-
CTP koalisyonu döneminde Sağlık Bakanlığı
müsteşarlığı görevini yürüten Dt. Eşref Vaiz, Soyer
hükümetinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olarak görev
yapacak.
Parti içinde
"çok güçlü" olan Vaiz, bugüne kadar Başbakanlık
Müsteşarlığı görevini yürütüyordu. Vaiz'in sağlık
bakanlığına atanması da "sürpriz"
karşılandı. Bu görev için de Mağusa İlçe
Başkanı ve milletvekili Dr. Okan Dağlı ile Kıbrıs
Türk Tabipleri Birliği eski Başkanı milletvekili Dr. Ahmet
Gulle'nin ismi geçiyordu.
Adem
"vekalet" edecek
Kabinenin yeni
ismi, Çalışma Bakanı Sonay Adem, Mehmet Ali Talat
başbakanlığındaki hükümetlerde Ömer Kalyoncu'nun
yürüttüğü görev için kabinede yer aldı.
Yasa
gereği bakanlar kuruluna bir milletvekilinin vekalet etmesi, iki parti
başkanının yurt dışında olduğu hallerde
çalışmaların aksamaması için bir milletvekilinin bakan
olmasını gerekli kılıyor.
Bir önceki
hükümette Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer
Kalyoncu'nun üstlendiği "ekstra sorumluluğu" bu kez Sonay
Adem devam ettirecek.
Deniz'in
yanına Emekçi
Ekonomi ve
Turizm Bakanlığı, yeni dönemde iki başlı olacak.
Ekonomi bakanlığı görevini Derviş Kemal Deniz yürütürken,
turizm "müsteşarlık" makamı altında yeniden
teşkilatlanacak.
Türkiye'den
apar topar çağrılan ve Çalışma Bakanı yapılan
Erkan Emekçi, müsteşarlık görevi ile turizmin başına
getirilecek. Burada, "turizm örgütü" modeline yakın bir modelin
de hayata geçirilmesi bekleniyor.
Şenyiğit
Başbakanlıkta kaldı
Mehmet Ali
Talat'ın başbakanlığı döneminde özel kalem
müdürlüğü görevini yürüten Yonca Şenyiğit'in ne
olacağı merak konusu.
Soyer'in
Şenyiğit ile çalışması beklentileri yüksek.
Şenyiğit'in başbakanlıktaki görevinde kalması
bekleniyor.
KIBRIS 27/04/05
"Kıbrıs'ı
ve kangrenleşen sorunları çözelim"
Kuzey
Kıbrıs'ta yaşanan siyasi gelişmeler, yeni bir dönemin
başlangıcı sayılırken, sivil toplum örgütlerinin
liderleri ve halk, Kıbrıs sorununun ve iç meselelerin çözümü için
derhal somut adım atılmasını istiyor
"Kıbrıs'ı
ve kangrenleşen sorunları çözelim"
KÖKLÜ
DEĞİŞİM BEKLENTİSİ... Sivil toplum örgütleri,
Kuzey Kıbrıs'ta "Mehmet Ali Talat devri başladı"
söylemleri ile birlikte, CTP'nin çoğunlukta olduğu parlamentodan,
hayatın her noktasında çözüm bekleyen sorunlara köklü
değişiklik getirilmesini bekliyor
YENİ
DÖNEMSE, İCRAAT GÖRELİM... Yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ve hükümetten öncelikli olarak Kıbrıs sorununun üzerine giderek,
sağlam adımlar atılmasını bekleyen sivil toplum
örgütleri, "yeni dönem" diye atfedilen sürecin, yeni olup
olmadığının yapılacak icraatlarla belli
olacağı görüşünü belirtti
Gizem ÖZGEÇ
Kuzey
Kıbrıs'ta yeni dönemle birlikte, umutlar da artmaya
başladı.
Özellikle son
dört yıldır yaşanan siyasi kaos ve belirsizliğe sürüklenen
Kıbrıslı Türkler, kurulan Cumhuriyetçi Türk Partisi
Birleşik Güçler (CTP-BG), Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti ve yeni
cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tan, Kıbrıs sorununun ortadan
kaldırılmasını ve çözüm bekleyen ülke içi konularda
adım atmasını istiyor.
İki
yılda dört kez sandık başına giderek, kaderi ile ilgili
karar veren Kıbrıslı Türkler için, yeni bir dönem
başladı.
Birleşmiş
Milletler Annan planının, 2002'de ortaya konulması ve
sonrasında yaşanan referandum sürecinin ardından, önce yeni
hükümeti belirleyen Kıbrıslı Türkler, şimdi de 30 yıl
aradan sonra Rauf Raif Denktaş'ın yerine yepyeni bir lideri başa
getirdi.
Sivil toplum
örgütleri, Kuzey Kıbrıs'ta "Mehmet Ali Talat devri
başladı" söylemleri ile birlikte, CTP'nin çoğunlukta
olduğu parlamentodan, hayatın her noktasında çözüm bekleyen
sorunlara köklü değişiklik getirilmesini bekliyor.
Ülkemizde hemen
hemen her alanda yaşanan sıkıntıların ortadan
kaldırılarak, eksikliklerin giderilmesi için şimdi gözler yeni
hükümet ve lider Mehmet Ali Talat'a çevrildi.
Yeni lider,
başbakan ve bakanlar kurulunun çalışmalarına
başlayacağı süreçte, gerek halk, gerekse temsilci sivil toplum
örgütleri umudunu, geçtiğimiz gün resmen cumhurbaşkanlığını
devralan Mehmet Ali Talat'ın ve kurulan hükümetin, Kıbrıs
sorununun çözümünü sağlayacak somut ve emin atılımlar
yapmasına bağladı.
KIBRIS'a
konuşan sivil toplum örgütlerinin liderleri, bundan böyle örgütlerle
hükümetin daha çok işbirliği içinde bulunmasını talep etti.
Yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve hükümetten öncelikli olarak
Kıbrıs sorunun üzerine giderek, sağlam adımlar
atılmasını bekleyen sivil toplum örgütleri, "yeni dönem"
diye atfedilen sürecin, yeni olup olmadığının
yapılacak icraatlarla belli olacağı görüşünü belirtti.
Seyis: Çözüme
doğru ilerliyoruz
Devrimci
İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ) adına
açıklama yapan Mehmet Seyis, 2002 yılının sonuna kadar
ülkede karamsarlığın var olduğunu belirterek,
"Karamsarlığın nedeni, Kıbrıs Türkünün
dışlanmışlığı ve "çözümsüzlük
çözümdür" diyenler ile Türkiye Cumhuriyeti'ni o dönem yönetenlerdi"
dedi.
Seyis, 2002
yılının sonunda Birleşmiş Milletler planının
sunulması, Türk ve Rum yönetimlerinin zorlanması ile yeni bir dönemin
başladığını ifade etti. Bu Memleket Bizim
Platformu'nun düzenlediği dört büyük mitingin de yeni dönemin
başlangıcı sayıldığını söyleyen Seyis,
ard arda yapılan seçimlerde, çözüm yanlılarının
ilerleyişinin bariz olarak görüldüğünü vurguladı.
"Kıbrıs'ta çözüme doğru ilerliyoruz" diyen Seyis, yeni
cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, ilk işinin
görüşmelerin yeninden başlaması ve Rum Yönetimi lideri Tasos
Papadopulos'u masaya oturması için zorlamak olması gerektiğini
kaydetti.
Kıbrıslı
Türklerin dünyaya izah edecek bir şeyi bulunmadığının
altını çizen Seyis, "Türkler çözümü istiyor. Artık
karşı tarafın masaya gelmesi şart. Hükümetin ise işi
çok. 2000 yılından başlayarak, bunalımlar geçirdik. CTP-DP
hükümetinin kurulmasından sonra sorunlar kısmen azaltılmaya
çalışıldı. Avrupa Birliği
çalışanlarının düzeyini yakalamak için uğraş
verilmesi ve iç düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Sivil toplum da
katılarak, bir çok alanda seri olarak değişikliğe
gidilmelidir. Unutmamalıdır ki değişimi sivil toplum
gerçekleştirdi. Yeni süreçten umutluyuz ama zorlayıcı
olmalıyız"
Tulga:
Kıbrıs sorunu iç
meselelerde
gerekçe olmamalı
Esnaf ve
Zanaatkarlar Odası Başkanı Hürrem Tulga, geçen bir yılda
toplumdaki değişimin siyasi düzeye
yansıtıldığını ve sonuçta yeni bir hükümet
kurulduğunu kaydetti.
Ancak bir
yılda sorunları çözmeye yönelik yeterli adım
atılamadığını da belirten Tulga,
"Kıbrıs sorunundaki yoğunluk ve mecliste net
çoğunluluğun olmaması buna sebeptir. Hükümet geçen bir
yılda yeterince hükmedememiştir" dedi.
Tulga, şu
anda mecliste halkın iradesini yansıtabilecek net bir çoğunluk
bulunduğuna dikkat çekti ve Kıbrıs sorununa ilişkin
adımlarda etkin, halkın istencini de yansıtan bir
cumhurbaşkanı avantajı bulunduğunu vurguladı.
"Bundan sonra çok fazla gerekçe üretilmemeli ve bekleyen sorunların üzerine
gidilebilmelidir. Kıbrıs sorunu, içeride bekleyen sorunların
çözümünde gerekçe olmamalıdır. Bunu kabul etmiyoruz" diye
konuşan Tulga, Kıbrıs sorunu konusunda ise, Papadopulos
yönetimine rağmen, barış niyetinin Rum toplumuna
anlatılabilmesi gerektiğini söyledi. Papadopulos'un Rum toplumu
olmadığını anımsatan Tulga sözlerine şöyle devam
etti:
"Samimi
olmak gerekiyor barışçı olduğumuzu söylemek yeterli
değildir. Somut adımların atılması şarttır.
Kapılar noktasında neredeyse, yılan hikâyesini
yaşıyoruz. Engeller olmasına karşın kapılara
ilişkin ileri adımlar atabilirdik. Yeterince kararlı
davranamadık. Papadopulos'a rağmen bizim adım atabilmemiz
gereklidir. Yeni dönemde bunları bekliyoruz. Barış ancak böyle
sağlanabilir"
Eraslan: Annan
planı temelinde
çözüm için
çalışma bekliyoruz
Kıbrıs
Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)
Başkanı Adnan Eraslan ise, sendikalar
ışığında Kıbrıs konusunda, Bu Memleket Bizim
Platformu'nun büyük uğraşlar verdiğini ve
sendikalarının 2000 yılından itibaren meydanlarda çaba
ortaya koyduğunu hatırlattı.
Eraslan,
cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından CTP'nin tam
anlamıyla iktidara geldiğini ve yeni dönemin yapılacak
icraatlarla belirginleşeceğini ifade etti. Kuzey Kıbrıs'ta
yüzde 65 oranında çözüm isteyen bir halk bulunduğunu vurgulayan
Eraslan, "Bu anlayışla yeni dönemde Annan planı temelinde
çözüme yönelik çalışmalar bekliyoruz" diye konuştu.
Eraslan, bir
önceki hükümetin iç politikada başarısız olduğunu ve yeni
dönemde hükümetin bu konularda daha net ve açık olarak
çalışmasını beklediklerini belirtti.
Elcil:
Değişim süreci yeni değil
Kıbrıs
Türk Öğretmeler Sendikası (KTÖS ) Genel Sekreteri Şener Elcil,
değişim sürecinin yeni olmadığını, 2000'li
yıllardan başlayan dönemin parçası olduğunu kaydetti.
Elcil, sendikalarının
temel değişim taleplerinin Kıbrıs Türkü'nü kendi kendinin
yönetmesi, sivilleşme, insan haklarına saygılı yönetim ve
demokrasi sistemine dayalı olduğunu söyledi. Kıbrıs Türkü'nün
var olan sorunlarının temelinde yatan esas gerçeğin,
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü olduğunu fark ettiğini
belirten Elcil, "Buna bağlı olarak Kıbrıs Türkü kimlik
arayışı içine girdi. Yasal olarak 1960 Kıbrıs
Cumhuriyeti kimliği uluslararası olarak ortada dururken, diğer
taraftan kültürel olarak Kıbrıslılık bilinci ön plana çıkmıştır"
dedi.
Elcil, sendika
olarak halkın çıkarlarını, her şeyin üstünde kabul
ettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Halkın
ve dünya insanının çıkarları ortak olarak, bu yolda yeni
kurulan hükümetten ve Mehmet Ali Talat'tan temel beklentimiz halkla ve sivil
toplum örgütleri ile birlikte Kıbrıs sorunun çözümüne dönük olarak
açılımlar sağlanmasıdır. Demokratikleşme ve
sivilleşme için de somut adımlar atılmasını
beklemekteyiz. En önemlisi de daha çok işbirliği istiyoruz"
Çaluda:
Örgütler ve hükümet kucaklaşsın
Kamu
İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet
Çaluda, yeni hükümetin istikrarlı olduğunu ve yaşanacak süreçte
Kıbrıs Türkünün kendi ayakları üzerinde durmasını
sağlayacak çalışmaların yapılmasını
beklediklerini söyledi.
Çaluda,
CTP/BG-DP hükümetinin geniş tabanlı ve her yasayı rahatça
geçirebilecek konumda olduğunu ifade ederek, hükümetin olumlu
icraatlarına destek vereceklerini kaydetti. Çalışanların
mağdur edilmemesi adına yapacakları eleştirilerin
yapıcı olacağını belirten Çaluda, Başbakan Mehmet
Ali Talat'ın kalıcı barışı getireceğini vaat
ederek halktan oy topladığı üzerinde durdu.
Kıbrıslı Türklerin savaştan ve göç etmekten
usandığını ifade eden Çaluda, Kıbrıs'ta
kalıcı bir çözüme ihtiyac duyulduğunu söyledi. Çaluda şöyle
konuştu:
"Çalışma
hayatı ile ilgili kavgamız sürecek. Yasalar Avrupa Birliği insan
haklarına göre düzenlenmelidir. Artık insanımızın
Güney Kıbrıs'ta çalışmasına tahammülümüz yoktur. Ülke
içindeki sorunlar sırayla programa alınsın ve sivil toplum
örgütleri ile hükümet kucaklaşsın."
Dizdarlıoğlu:
Devrin yeniliğini icraatlar gösterecek
Kıbrıs
Türk Tabipler Birliği (KTBB) Başkanı Dr. Bülent
Dizdarlıoğlu, "Yeni cumhurbaşkanı, başbakan,
bakanlar kurulu ve yeni bir dönem iddiası ile bir devir
yaşayacağız" diyerek, devrin yeni bir dönem olup
olmayacağını gerçekleştirilecek icraatlarla
değerlendireceklerini söyledi.
Genelde
beklentilerinin öncelikle Kıbrıs meselesinin çözümü olduğunu
ifade eden Dizdarlıoğlu, bunun için de daha akılcı ve
gerçekçi politikaların üretilmesi gerektiğini kaydetti.
Dizdarlıoğlu, "İzolasyonların
kaldırılması bir hedef değil ancak bir araç
olmalıdır" dedi ve özelde beklentilerinin sağlığa
özgü yasaların daha fazla bekletilmeden son şeklinin verilip
uygulanmaya konması olduğunu belirtti.
Demokratikleşme
ve sivilleşme adımlarının atılmasının da
şart olduğunu vurgulayan Dizdarlıoğlu,
"İktidarlar halkın tarafından seçilmiş olsalar da 21.
yüzyılda siyaset biliminin gereği olarak, sivil toplum örgütlerinin
sesine kulak vermelidir" dedi.
Seylani:
Birinci görev Kıbrıs sorunun çözümü
Kıbrıs
Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Ali Seylani,
hükümetin ve cumhurbaşkanının birinci görevinin Kıbrıs
sorununu çözmek olduğunu söyledi.
Seylani,
çözümsüzlüğün devam ettiği bu süreçte, insanlar genel seçimlerde CTP'nin
ağırlıkta olduğu bir hükümeti başa getirerek,
diğer sorunlara da çare bulunmasını talep ettiğini
kaydetti. Eğitim, sağlık, kamu yönetimi ve sosyal güvenlik gibi
alanlara derhal el atılmasının gerekli olduğunu ifade eden
Seylani, şunları söyledi:
"İstihdam
sorunu aşılmalıdır. Kamu yeterince
şişirilmiştir. Sigorta emeklileri daha iyi duruma getirilerek
özel sektör de teşvik edilmelidir. Çalışanların talepleri
yerine getirilmelidir. Hükümet cumhurbaşkanlığı kararı
ile Kıbrıs sorununu çözmeye, bakanlar kurulu ve meclis de ülkedeki iç
sorunları ortadan kaldırmaya mecburdur, çünkü vatandaş hizmet
beklemektedir"
KIBRIS 27/04/05
ABD,
izolasyonların kaldırılmasında girişim üstlenmeli
Başbakan
Erdoğan'ın Dış İlişkiler Danışmanı
Egemen Bağış, Türk-Amerikan ilişkileri ve Kıbrıs
konusunu değerlendirdi:
ABD,
izolasyonların kaldırılmasında girişim üstlenmeli
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Dış
İlişkiler Danışmanı Egemen Bağış,
Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) ekonomik, politik, kültürel ve
sosyal alanlarda Kıbrıslı Türklere karşı uygulanan
izolasyonun sona erdirilmesi için girişim üstlenmesi gerektiğini
söyledi. Bağış, ABD'nin, Avrupa'ya da bu yönde öncülük etmesinin
önemine dikkat çekti.
Emine DAVUT
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Dış