Gözler
Türk-Yunan zirvesinde
Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, bu akşam Brükselde Yunanistan Başbakanı
Kostas Karamanlisle akşam yemeğinde biraraya gelecek.
|
NTV |
|
|
|
21 Mart 2005 Her iki liderin görüşmesinde Kıbrıs
konusunun ağırlıklı olarak yer alması bekleniyor.
Yemeğe Dışişleri Bakanları Abdullah Gül ile Petros
Molivyatis de katılacak. |
Brükseldeki görüşmenin 17 Aralıktaki Avrupa
Birliği Zirvesinden önce Yunanistanın Kıbrıs ve Ege
konuları nedeniyle dondurduğu yakınlaşma sürecine yeniden
ivme kazandırması bekleniyor.
Atina Yönetimi, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğanın Brükseldeki görüşmede ağırlıklı
olarak Kıbrıs konusunu gündemde tutmasını bekliyor.
Türkiyenin yanı sıra Washington ve
Brükselin de, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlise Rum Yönetimi
lideri Tasos Papadopulosun ikna edilmesi için baskı
yaptığı belirtiliyor.
Atinada, Karamanlisin, Kıbrıs Rum
Yönetimi lideri Tasos Papadopulosu ikna etmek için Türkiyenin yanı
sıra Washington ve Brükselden gelen baskılarla karşı
karşıya bulunduğu ve bu baskıların önümüzdeki aylar
içinde dayanılmaz hale geleceğine ilişkin iddialar dile
getiriliyor. Başbakan Erdoğanın bugün 15.00te Brüksele
hareket etmesi bekleniyor.
Yunanistanda, Karamanlis-Erdoğan
görüşmesinden sonra önemli sonuçların açıklanması
beklenmiyor. Görüşmenin sonuçlarının Molivyatisin büyük
olasılıkla 12-13 Nisanda yapacağı Ankara ziyareti
sırasında görüleceği belirtiliyor.
|
20 Mart 2005 Papadopulos, BMnin, Kıbrıs Rum
tarafının müzakerelerin başlaması için öneri
sunmadığı yolundaki açıklamasının doğru
olduğunu belirtti. Rum lider, BM haklı. Öneri yapılmadı,
yalnız zemin aramak için temaslar yapıldı dedi.
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 17 Martta Polonya Cumhurbaşkanı Aleksander Kwasniewski ile görüşmesinden sonra, Kıbrıs Rum tarafının BM Genel Sekreteri Kofi Annana, Kıbrıs sorunu konusunda yeni bir girişim başlatmasını önerdiğini söylemişti.
Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de
Kıbrıs Rum tarafının Annanın önerdiği çözüm
planı esasları üzerinde yeni görüşmelere hazır
olduğunu belirttiğini söylemişti.
BM ise, Rum tarafından müzakerelerin
başlaması yönünde resmi bir öneri gelmediğini bildirmişti
Papadopulos
zemin arıyormuş
Güney
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Kıbrıs
Rum tarafının müzakerelerin başlaması amacıyla zemin
aramak için temaslarda bulunduğunu, BM'ye bu konuda öneri
sunmadığını" söyledi. Tasos Papadopulos 17 Mart'ta
ise, "Kıbrıs Rum tarafının BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'a, Kıbrıs sorunu konusunda yeni bir girişim
başlatmasını önerdiğini"
açıklamıştı.
MILLIYET 21/03/05
Yemekli
zirvenin sosu Kıbrıs
21/03/2005
RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Türkiye ve Yunanistan başbakanları Tayyip Erdoğan
ile Kostas Karamanlis uzun bir süre sonra bu akşam Brüksel'de Villa
Lorraine restoranında akşam yemeğinde buluşuyor.
Görüşmeye dışişleri bakanları Abdullah Gül ile Petros
Molivyatis de katılacak.
Brüksel'deki zirvenin, AB'nin Türkiye'ye üyelik müzakereleri için 3 Ekim
tarihini verdiği 17 Aralık zirvesi öncesi, Yunan hükümetinin, hem
Kıbrıs hem de Ege konularında dondurduğu beş
yıllık yakınlaşma sürecine ivme kazandırması
bekleniyor. İki bakan yükümlülük altına girmeden görüş
teatisinde bulunacak. Atina'da, görüşmede önemli sonuçların
açıklanması beklenmiyor. İcraatın, Molivyatis'in 12-13
Nisan'daki Ankara ziyaretinde görüleceği belirtiliyor.
Başbakan Erdoğan'ın ise ağırlığını
Kıbrıs'a vermesi bekleniyor. Erdoğan'ın 'Türkiye'nin
Kıbrıs konusunda bir adım önde olacağı'
taktiğinden sonra artık "Top Rum lideri Tasos Papadopulos'ta"
açıklaması Atina'da dikkatten kaçmadı. Karamanlis'in,
Papadopulos'u ikna için Türkiye'nin yanı sıra ABD ve AB'den
yoğun baskı gördüğü ve bunların önümüzdeki aylarda
'dayanılmaz hale geleceği' iddiaları dolaşıyor.
Karamanlis'e yakın çevreler ise öncelikle Türkiye'nin Gümrük Birliği
ek protokolünü parafe etmesi gerektiğini söylüyor. Esneklik belirtisi
göstermeyen Papadopulos'un ise iki hafta önce AB Dönem Başkanı
Lüksemburg'un Başbakanı Jean Claude Junker aracılığıyla
yine Erdoğan ile görüşme teşebbüsünde bulunduğu
öğrenildi. Rum lideri Erdoğan ile görüşme ısrarıyla
'Kıbrıs sorununu Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti
arasında bir soruna dönüştürme' çabasında.
Kıbrıs'ta
gecikme Ankara'nın işine gelir
21/03/2005
RADIKAL
K.I. Angelopulos
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dolaylı tanınmasıyla ilgili ek
protokolü Ankara'nın imzalamaması için hiçbir neden yok. Türk
diplomasisi, imzasının sadece teknik-ekonomik nitelikli
olacağını, kesinlikle Kıbrıs Cumhuriyeti'ni
tanıdığı anlamını
taşımayacağını kaydediyor. Türk liderliğinin bu
tezi, AB'nin önde gelen yetkililerince da destekleniyor. Böylece Ankara ek
protokolü imzalayarak AB Konseyi'nin 'talimatına' uyum
sağlamış olacak, buna paralel olarak da AB-Türkiye üyelik
müzakerelerinin Lefkoşa tarafından 'veto' edilmesi olasılığı
aşılacak.
Yeni girişim
yolda
Bununla birlikte, Ortadoğu'da sergilenmekte olan
karışıklık ortamının yanında,
Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla yeni bir girişim için
uluslararası baskının (başta Washington olmak üzere)
yoğunlaşmaya başladığı biliniyor. Hatta
diplomatik çevrelere göre, Rum tarafı Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik belirli bir prosedüre katılırsa, 'huysuz'
Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos, önerilecek çözüm Lefkoşa için
ne kadar olumsuz olursa olsun, müzakerelerin olumlu biçimde
tamamlanmasını reddedemeyecek.
Türkiye niye acele
etsin ki?
Bu olasılık karşısında Atina'da bazı diplomatlar
şu soruyu ortaya koyuyor:
Ankara Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözülmesi için neden
acele etsin? Nasıl olsa, Türkiye'nin AB üyesi olmasının
gecikeceği kesin. Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin müzakerelerin
tamamlanmasına kadar Kıbrıs Türk kesimi AB gelirleriyle ekonomik
ve sosyal düzeyde kalkınacak, aşamalı biçimde AB'ye uyum
sağlayacak ve giderek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin özgür
topraklarıyla arasındaki uçurumu kapatacak.
Kıbrıs konusunun askıda tutulmasının kimin işine
geldiği ortada. (Yunan gazetesi Kathimerini, 17 Mart 2005)
Papadopulos
son kozlarını oynuyor
İşte genel
hatlarıyla bir yalanın öyküsü. Lefkoşa hükümeti Kıbrıs
sorununun çözümü için BM Genel Sekreteri'ne girişim üstlenmesi için
öneride bulunmuş. Bunu geçen çarşamba günü Lefkoşa'yı
ziyaret eden Polonya Cumhurbaşkanı Kvasniyevksi'den öğrendik.
Haberi Lefkoşa'da hükümet sözcüsü de doğruladı. Ancak BM cuma
günü Lefkoşa'yı yalanladı. BM temsilcisi Kıbrıs Rum
tarafından herhangi resmi bir öneri bulunmadığını
söyledi.
Anlaşılmaz
tavır
Tasos Papadopulos'un asılsız haberler yaymakla Kıbrıs'ta
çözümü nasıl sağlayacağını anlayabilmek mümkün
değil. Bu şekilde hem yabancı liderlere hem de Kıbrıs
sorununun çözümü için sözüm ona umut bağladığı
uluslararası kuruluşlara karşı hem kendisinin hem de daha
önemlisi Kıbrıs'ın itibarını sarsıyor.
Papadopulos'un bunu neden yaptığı sorusuna yanıt, Tasos'un
Kıbrıs sorununa bugün dünyada geçerli koşullar çerçevesinde bir
çözüm istemediğidir. Başkan için en iyi çözüm 40 yıl önceki
şartların geçerli olacağı bir çözüm. Sanki dünya ileriye
değil de geriye gidiyormuş gibi daha 20 yıl beklemeye de
niyetli. Sorunu omuzlarına yükleme saflığını gösteren
şimdi de pratik nedenlerle halletmek zorunda kalan AB
dışında bütün dünya Kıbrıs konusunu unutmuş
durumda.
Düpedüz yalan
Bir yandan baskılar bir yandan da izlediği kaçamak taktiğinde
yolun sonuna gelindiğinden Tasos artık yalanlara başvuruyor.
Evet sevgili okurlar. Tasos itibarından geriye ne kalmışsa onu
da harcıyor ve bunu belki de kasten yapıyor.
Belki de 'Yıllar sonra farklı dönemlerde yine olabilir' zihniyeti
içinde özerk ve Helen bir Kıbrıs uğruna ciddiyetini kaybetmesi
onu rahatsız etmiyor.
Onun çok parası var. Eh çok parası olan ciddi olmadan da
yaşayabilir...
(Yunan gazetesi To Vima, 19 Mart 2005)
RADIKAL 21/03/05
|
Rumlardan KKTCde mülk alana tutuklama |
|
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA Kıbrıs Rum yönetimi, KKTCde eski Rum malı mülk alan AB vatandaşlarına tutuklama emri çıkartacak yasa hazırlayarak onayladı. Yasaya göre, Rumlar KKTCde yatırım yapan AB vatandaşlarına Avrupa çapında tutuklama emri çıkartabilecek. Rum mahkemeleri, önce
Girne Laptada ev alan ve yıllardır burada yaşayan İngili
Linda ve David Orams çiftini yargılayarak cezalandırdı. |
|
HURRIYET 21/03/05
Görüşmelerin
başlaması güç
GÖRÜŞMELER, EKİM
SONRASINDA... DİSİ Başkan Yardımcısı Keti
Kliridis, Kıbrıs sorununun çözümünde hâlâ "bir fırsat
penceresinin" bulunduğunu, ancak kısa bir süre içinde
görüşmelerin yeniden başlaması
olasılığının güç olduğunu söyledi. Keti Kliridis,
Rum tarafında müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik ekim
ayından sonra bir adım atılması yönünde eğilim
bulunduğunu belirtti
PAPADOPULOS'UN GÖRÜŞÜ
BELLİ DEĞİL... Rum tarafının Annan Planı'nda
yapılması istenilen değişiklikler hususundaki nihai
tutumunun, Kıbrıs Rum lideri Papadopulos'un görüşünü ortaya
koymasının ardından belirleneceğini ifade eden Kliridis,
esas sorunun Papadopulos'un, Ulusal Konsey'e, kendisinin hangi hususların
değiştirilmesini önemli gördüğünü açıkça ortaya
koymamış olmasından kaynaklandığını söyledi
ENDİŞELERİN
GİDERİLMESİNDE DİYALOG ÖNEMLİ... Kıbrıs
sorunuyla ilgili taraflar arasındaki endişelerin sadece diyalog
yoluyla giderilebileceğini ifade eden Kliridis, bu yönde adım
atılmamasının, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde
ilerleme sağlanmasına yardımcı olmayacağını
belirtti. Kliridis, AKEL'in çözüm sürecinde kilit parti olmaya devam
ettiğini de yineledi
Anıl IŞIK
Rum tarafındaki ana
muhalefetteki Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Başkan
Yardımcısı Keti Kliridis, Kıbrıs sorununun çözümünde
hâlâ "bir fırsat penceresinin" bulunduğunu ancak, kısa
süre içerisinde görüşmelerin yeniden başlaması
olasılığının güç olduğunu söyledi.
Kliridis, Rum
tarafında, müzakerelerin başlamasına yönelik olarak kuzeyde
nisandaki cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından
değil, güneyde ekimde yapılacak milletvekilliği seçimlerinin
ardından adım atılması yönünde bir eğilim
olduğunu söyledi.
DİSİ olarak,
Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin zaman kaybedilmeden
yeniden başlaması gerektiği görüşünde olduğunu
belirten Kliridis, Rum tarafında hükümeti destekleyen siyasi partiler
arasında, müzakerelerin başlaması hususunda acele etmeye gerek
olmadığı, müzakerelerin başarıya ulaşabilmesine
yönelik olarak zeminin hazırlanması için zamana ihtiyaç
duyulduğu görüşünün bulunduğunu kaydetti.
Kliridis, Demokratik Parti
(DİKO), Komünist Parti (AKEL) ve Sosyal Demokratlar Hareketi'nin (EDEK),
müzakerelerin, ekimden sonra başlaması yönünde bir tutum
sergilediklerini belirtti.
Geçtiğimiz yıl 24
Nisan referandumunda Kıbrıslı Rumların, Annan Planı
zemininde çözüme "hayır" demelerinin ardından,
Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'nda
yapılması istenilen değişiklikler hususunda henüz ortak bir
tutum belirleyememesine ilişkin olarak Kliridis, Rum Ulusal Konseyi'ndeki
siyasi partilerin, bu konuda görüşmeler yaptığını anımsattı.
Kliridis, Rum tarafının nihai tutumunun, Kıbrıs Rum lideri
Tassos Papadopulos'un görüşünü ortaya koymasının ardından
belirleneceğini kaydetti.
Rum Ulusal Konseyi'nin
hedefinin, Rum tarafı için önceliği olan konuların
belirlenmesinin ve bu konularda uzlaşma sağlanmasının
olduğunu belirten Kliridis, Rum tarafının tutumunun
belirlenmesindeki esas sorunun, "Papadopulos'un, Ulusal Konsey'e kesin
olarak kendisinin hangi hususların değiştirilmesini önemli
gördüğünü açıkça ortaya koymamış olmasından" kaynaklandığını
söyledi.
Kıbrıs sorunuyla
ilgili taraflar arasındaki endişelerin sadece diyalog yoluyla
giderilebileceğini ifade eden Kliridis, bu yönde adım
atılmamasının, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde
ilerleme sağlanmasına yardımcı olmayacağını
belirterek, "suyu test etmemiz gerekiyor" dedi.
Kliridis, AKEL'in
Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde kilit parti olmaya devam
ettiğini de sözlerine ekledi ve AKEL'in Kıbrıs Türk
tarafıyla temasa geçmesini olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi.
KIBRIS'ın
sorularını yanıtlayan DİSİ Başkan
Yardımcısı Keti Kleridis'in yanıtları aynen
şöyle:
SORU: 2004 Nisan
referandumunun ardından Rum tarafının Annan Planı'nda
yapılması istenilen değişikliklerle ilgili ortak bir tutum
belirlemesi bekleniyor, ancak bu konuda bir henüz somut bir sonuç yok, bir
belirsizlik hakim... Bu konudaki görüşünüz nedir?
YANIT: Kıbrıs Rum
siyasi partileri, birkaç kez Ulusal Konsey'de Annan Planı'nda nelerin
değiştirilmesine ihtiyaç olduğu konusundaki
tutumlarını görüştü. Cumhurbaşkanı Papadopulos,
farklı partilerin hangi konularda ortak tutumu, hangilerinde ortak tutumu
olmadığını gösterecek şekilde bu görüşleri bir
araya getirerek özetleyecek. Umarız ki, Kıbrıs Rum
tarafının Annan Planı'nda yapılması istenilen
değişiklikler hakkındaki bu belge yakın zamanda ortaya
konur. Bunun en kısa sürede yapılmasının önemli olduğunu
düşünüyorum. DİSİ, tüm partileri bunun en kısa sürede
yapılması için teşvik etmeye çalışıyor.
SORU: Peki,
Kıbrıs Rum siyasi partileri, Annan Planı'nda yapılması
gereken değişiklikler hususunda ortak bir noktada buluşabildiler
mi?
YANIT: Birtakım hususlar
vardır ki, bu konularda tüm partilerin tutumlarının birbiriyle
örtüşüyor. Ulusal Konsey'in bir üyesi değilim, ancak bazı
konularda da tüm partilerin mutabık kalamadığını
tahmin ediyorum. Ulusal Konsey'in hedefi, bizim taraf için önceliği olan
en önemli konuların belirlenmesidir. Bizim için önceliği olan
konularda büyük ihtimalle uzlaşma sağlanacaktır. Örneğin;
planın uygulanması konusunda, Kıbrıs Rum
tarafının 5'inci Annan Planı'ndaki endişeleri, Türkiye ve
Yunanistan askerlerinin adada kalması gibi... Kıbrıs Rum
tarafında siyasi partilerin çoğunluğunun mutabık
kalması gereken bazı hususlar olması gerekiyor ki bunlar
öncelikli konulardır
Soru: Peki,
Kıbrıs Rum siyasi partilerin uzlaşamadıkları hususlar
nelerdir?
YANIT: Esas
sıkıntı, Papadopulos'un, Ulusal Konsey'e kesin olarak kendisinin
hangi hususların değiştirilmesinin önemli gördüğünü
açıkça ortay koymamış olmasıdır. Kıbrıs Rum
tarafının genel tutumu için cumhurbaşkanının
görüşünü açıklamasına ve ayrıca Ulusal Konsey'in esas
konular ve öncelikler hakkındaki ortak görüşüne ihtiyaç vardır.
En azından Kıbrıslı Rumların çoğunluğunun
isteklerini temsil eden bir belge olması gerekiyor.
SORU: Kıbrıs Rum
tarafı, Annan Planı'ndaki değişiklikler konusunda tutumunu
bir türlü belirleyememesinden dolayı çeşitli eleştirilere maruz
kalıyor... Genel Sekreter Kofi Annan, Papadopulos'tan bu konuda
yazılı bir belge sunmasını istemesine rağmen, Rum
tarafından henüz bir yanıt gelemdi. Sizce, Rum tarafı tutumunu
belirlemekte geç kaldı mı? Bu değişiklik önerilerinin Türk
tarafınca kabul bulacağıyla ilgili görüşünüz nedir?
YANIT: Kıbrıs Rum
toplumunda iki farklı görüş bulunuyor. Bunlardan biri
DİSİ'nin tutumudur ki, biz, ne istediğimiz konusunda açık
olmamız ve bunları Kıbrıs Türk tarafıyla birlikte görüşmemizin
çıkarımıza olduğunu düşünüyoruz, çünkü biz bunun
başarıyla ileriye doğru gidebilmemiz için tek yolu olduğunu
kanısındayız. Diğer görüş ise, Türk
tarafının görüşmelerin yeniden başlamasına hazır
olmasına rağmen, görüşmelerin başlaması için gerçek
göstergeler bulunmadığı ve bu nedenle acele etmemiz için bir
neden olmadığı düşüncesinde... Ayrıca
görüşmelerin başarıya ulaşabilmesi için zeminin
hazırlanması için daha uzun bir zamana ihtiyacımız
olduğunu savunuyor. Bunlar iki farklı görüş... Benim partim,
zeminin hazırlanması için yeterli zaman olduğunu ve artık
gidip, suyu test etmemiz gerektiğine inanıyor. Kıbrıs Türk
tarafıyla birlikte oturarak bunları görüşmezsek, onların
bizim gerekli gördüğümüz bazı değişiklikleri kabul edip
etmemeye niyetli olup olmadığını anlamamız mümkün
olmayacaktır. Suyu test etmemiz gerekiyor, biz bunu söylüyoruz...
Diğer görüşün ifade ettiği gibi, eğer Türk tarafı
halka oynuyorsa, bunu göreceğiz ancak oturup, bekleyerek zaman kaybetmenin
bir anlamı yok. Genel Sekreter, özellikle Kıbrıs Rum tarafından
tutumunu belirlemesini istedi.
SORU: DİSİ Genel
Başkanı Nikos Anastasiadis liderliğindeki bir heyet Türkiye'de
temaslarda bulundu, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştü.
Bu temasların
ardından DİSİ heyetinin, Kıbrıs sorununun çözümüyle
ilgili olarak edindiği izlenimler nelerdir?
YANIT: Sağlık
sorunlarından dolayı maalesef Türkiye'yi ziyaret eden DİSİ
heyeti içinde yer alamadım. DİSİ'nin Türkiye'ye ziyarette
bulunmasının esas olarak iki hedefi vardı; bunlardan biri,
DİSİ ve Erdoğan'ın partisi AK Parti, Avrupa'da
bağlamında aynı siyasi gruba Avrupa Halk Partisi'ne ait ve iki
partinin temaslarda bulunmasının önemli olacağını
hissettik ve Türkiye'nin AB'ye katılma arzusunu desteklediğimiz için
Yunanistan'la birlikte, Türkiye'nin Avrupa Halk Partisi'nde daha iyi bir durum
kurabilmesine yardımcı olacağını düşündük.
İkinci olarak ise, Kıbrıs Rum toplumunun endişelerini ve
korkularını doğru bir şekilde doğrudan Türkiye'de
iktidarda olanlara aktarmaktı... Gerçekleşen toplantılarda bu
iki hedef de başarıldı. Bu açıdan oldukça önemli bir
ziyaret oldu. Bu ziyaret, diyalog için niyet bulunduğunu gösterdi. AB'de
sorunların çözümlenmesinin tek yolu diyalogla mümkündür. Bu AB
tecrübelerinin bir göstergesidir ve AB'nin dayanağını gösterir.
Bu nedenle biz, bu diyaloğu kurmak istedik. Bir şeyleri çözmeyi
hedeflemedik, sorunlar resmi müzakerelerde çözümlenecektir.
SORU: Bazı
Kıbrıs Rum siyasilerinin, Türkiye'nin çözüm yönündeki
açıklamalarını samimi bulmadığı biliniyor.
DİSİ heyetinin, bu konuda Türkiye'ye yaptığı ziyaretin
ardından edindiği izlenim nedir?
YANIT: Bizim görüşümüz
şudur ki, eğer ilerleyebilirsek ve önerilerimizi sunabilirsek bunu
anlayabiliriz. Türkiye'deki temaslarda bunun denemeye değer
olacağı izlenimini edindik. Böylelikle Türkiye'nin bu konuda halka
oynamadığını ya da gerçekten samimi olduğunu
anlayabiliriz. Parti olarak, bunu anlayabilmemiz ve ileriye gidebilmemiz için
sadece oturarak beklemek iyi bir şey değil, aksi takdirde bunu hiç
anlayamayacağız.
SORU: Bu çerçevede AKEL'in
CTP'ye yaptığı ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz?
DİSİ'nin CTP'yi yakın zamanda ziyaret etmesi yönünde bir program
var mı?
YANIT: Evet, DİSİ
Lideri Nikos Anastasidis'in yurtdışından dönmesinin hemen
ardından CTP Lideri Mehmet Ali Talat'ı ziyaret edeceğiz. Tabii
ki, Talat ve Hristofyas'ın görüşmesinden büyük memnuniyet duyduk,
çünkü bunun öncesinde hoş olmayan bazı konuşmalar
yaşandı ve biz bunların yardımcı olduğunu düşünmüyoruz.
Talat'ın, Denktaş'ın rolüne bürünmesini istemiyoruz, çünkü bunun
yardımcı olmayacağını düşünüyoruz.
SORU: Papadopulos'un,
Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs Türk toplumunun lideri olarak
seçilmesi halinde görüşebileceği ifade ediliyor. Kıbrıs Rum
toplumu arasında Talat'ın ikinci Denktaş olduğuna dair bir
görüş olduğu gözlemleniyor. Sizce, Talat'ın seçilmesinin çözüm
sürecine nasıl bir etkisi olacaktır? Sizin bu konudaki görüşünüz
nedir?
YANIT: İki
tarafın birbiriyle görüşmeye başlamasıyla, Talat'ın
ikinci bir Denktaş olup olmadığı ortaya
çıkacaktır. Benim kişisel görüşüme göre, Talat'ın
geçmişine bakarsak Talat, ikinci bir Denktaş değildir. Ancak
tabii ki bu benim kişisel görüşüm, önemli olan Talat'ın bizim
toplumumuz tarafından nasıl algıladığıdır.
İnsanları böyle olmadığına ancak onunla diyaloğa
geçerek ikna edebiliriz. Talat'la bundan önce de temaslarda bulunuyorduk,
bulunmaya da devam edeceğiz... Diyaloğun faydalı olduğunu
düşünüyoruz, diğerlerinin de bizi takip edeceğini umuyoruz.
AKEL'in bu açıdan CTP'yle temasa geçmesini olumlu buluyoruz.
SORU: Peki,
Kıbrıs Rum siyasi partileri arsında Kıbrıs sorununa
çözüm bulunması konusunda nasıl bir atmosfer var?
YANIT: Hükümet partileri
arasında Kıbrıs sorununa ivedi olarak bir çözüm bulunması
gerektiği yönünde bir görüş eksikliği var. Bu bizim iktidarda
olan partiyle aramızdaki esas görüş ayrılığı...
Biz zamanın aleyhimize işlediğini düşünüyoruz. Zaman
ilerledikçe Kıbrıs sorununa çözüm bulma zemini daha da güç hale
geliyor ve zaman içinde değiştirilmesi daha zor oluyor, özellikle de
mülkiyet konusunda, kuzeyde istimlak edilen Kıbrıs Rum malları
göz önüne alınırsa... Biz, sadece sırtımıza dayayarak
beklememeliyiz diye düşünüyoruz.... Hükümeti destekleyen partiler, acele
etmeye gerek olmadığını, kuzeyde nisandaki seçimlere ve
hatta seçimlerden sonra, güneyde ekimde yapılacak milletvekili seçimlerine
kadar beklememeliyiz diye düşünüyorlar. DİKO, AKEL, EDEK
tarafından yapılan açıklamalarından görebildiğimiz
kadarıyla ekime kadar bir adım atılmayacağı yönünde
bir tutum olduğu gözlemleniyor. İyi görüşmeler olabilmesi için
zeminin hazırlanması yönünde zamana olduğu görüşü var.
SORU: Mehmet Ali
Talat'ın 17 Nisan'da yapılacak cumhurbaşkanlığı
seçimlerini kazanıp kazanamayacağı konusundaki görüşünüz
nedir?
YANIT: Görebildiğim
kadarıyla Talat kazanacak... Talat, şu anda Kıbrıs Türk
toplumunun tartışmasız lideri olarak gözüküyor. Geçmişteki
çözüm arzusuna da bakacak olursak Talat'ın seçilmesinin Kıbrıs
sorunun çözümü açısından olumlu bir gelişme olacağı
kanısındayım. Bu, ayrıca AB ve ABD'nin tutumunu da
teşkil ediyor.
SORU: BM'nin kuzeydeki
cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra inisiyatif alması
bekleniyor. Sizce seçimlerin ardından müzakerelerin yeniden
başlaması ve Kıbrıs sorununa çözüm bulunması
olası mıdır?
YANIT: Bir başka
fırsat penceresi olduğunu düşünüyorum, ancak tabii ki
fırsat penceresini değerlendirmek için iki tarafın da siyasi
iradeye sahip olması gerekiyor...
SORU: Sizce Rum
tarafında bu siyasi irade var mı?
YANIT: Umarım siyasi
irade olduğunu kanıtlayacaklar....
SORU: Referandumların
ardından şu an iki toplumda oluşan durumu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
YANIT: İki toplum
arasında genel olarak, sosyal yakınlaşma yok ve bunu oldukça
üzücü buluyorum. İki taraftan karşılıklı olarak iyi
ilişkililer geliştiren birkaç istisnai durum haricinde bunun toplum geneline
çok yayılmadığını görüyoruz. İki topum
arasında iyi bir iletişim ağır kurulamadı,
Kıbrıslı Rumların çoğu bunun pasaport gösterilmesinden
kaynaklandığını ifade ediyor. Bu tabii, bunun bir parçası
olabilir... Büyük olasılıkla 30 yıllık bir
ayrılıktan sonra insanlar kendi ayrı hayatlarını
yaşamaya alışmışlar, iki toplumun
yakınlaşabilmesi ve uzlaşabilmesi için çaba sarf edilmesi
gerekiyor.
SORU: Toplumlarda böyle bir
durum bulunuyorsa, toplumların bir çözüm planı çerçevesinde yeniden
birlikte yaşaması olasılığına nasıl
bakıyorsunuz?
YANIT: Bizim
tarafımızdaki barış aktivistlerinin
başaramadıkları şey, yeni bir Kıbrıs vizyonunu
toplum genelinde yayın hale getirememeleridir. Bu mevcut değil. Bu
yönde çabalar var, benim gibi birçok barış aktivisti çok uzun süreden
beri bu tür iki toplumlu etkinliklere katıldı. Biz bu vizyona
sahibiz, bunun için bir potansiyel de görüyoruz. Ancak bu vizyonun toplum
geneline transfer edilmesi başarılamadı. İnsanlar, çözümü
kendi istedikleri bir çözüm olarak algılamıyor, birlikte
yaratılmamış olarak görüyor. Maalesef iki toplumlu aktivistler
çözümle yeni bir Kıbrıs'ın yaratılacağı
mesajını vermekte başarısız oldu. Gerçek bir çözüm
vizyonu yok... Belki de buna yoğunlaşmamız gerekiyor. Yeni
Kıbrıs, eskiden sahip olduğumuz Kıbrıs olmayabilir,
ancak bu insanlar için heyecan verici bir şey olmalı.
SORU: Kıbrıs Rum
toplumunun, 1960'larda istenmeyen Kıbrıs Cumhuriyeti'ni 2004
yılında Annan Planı'na hayır diyerek yeni bir
Kıbrıs Cumhuriyeti'ne tercih ettiği yönünde görüşler
bulunuyor... Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
YANIT: Bu korkunç ironidir,
1960'da büyük bir olasılıkla her iki toplumda 1960
Anayasası'nı sahip olabilecekleri tek şey olarak kabul etti.
Geçen bu kadar yıl boyunca, Kıbrıslı Rumlar arasında
Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı bir sevgi yoktu, Yunanistan'la
birleşme arzusu vardı. Ancak sonuçta, 40 yıl sonra yeni bir
başlangıç yapılacağı zaman Kıbrıslı
Rumlar, kimsenin istemediği Kıbrıs Cumhuriyeti
kavramını yeni bir başlangıç yapmamak için kullandık.
Bizim istemediğimiz, dışarıdan üçüncü bir taraftan bize
empoze edilen çözüm planına karşı Kıbrıs
Cumhuriyeti'ni tercih ettik. Bu aslında Kıbrıs Rum toplumunun
gerçekleri değerlendirme yeteneksizliğiyle, mevcut olan gerçeklerden
en iyisinin seçilerek, ileriye doğru gidilmesiydi. Biz hep geçmişe
baktık... 40 yıl öncesinde, Papadopulos'un kendisinin de ifade
ettiği gibi Zürich ve Londra Anlaşmaları taraftarı
değildi ancak şimdi bunların mükemmel olduğunu
düşünüyor. Belki de 40 yıl sonra, 40 yıl önce olduğu gibi
Annan Planı'nın mükemmel olduğunu da söyleyebilir, ancak o zaman
fırsatı kaçırmış olacağız. 40 yıl sonra
bu potansiyeli fark etmenin bir anlamı yok. Bunu şimdi görebilmek
önemli... Geçmişi bırakarak, cesaret göstererek ilerlemek gerekiyor.
Ancak ada insanı özelliği olsa gerek Kıbrıslı Rumlar
bildikleri ve tanıdıkları şeylere dayanmayı tercih
ediyorlar, Kıbrıslı Türkler de öyle sanırım....
Bilmediğiniz şeylere güvenemiyorsunuz... Korkutucu buluyorsunuz...
SORU: Şu anki
Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960 Anayasası'nın öngördüğü
şekliyle tam anlamıyla faaliyet göstermiyor. Bu konudaki
düşünceniz nedir?
YANIT: Evet,
Kıbrıs Cumhuriyeti bir şekilde felce uğratıldı,
çünkü tüm kavram iki toplumun katılımına dayanıyordu, ancak
şu an olması gerektiği şekilde değil.
Kıbrıslı Türkler ayrıldılar, ancak burada sorun kimin
hatalı olduğu değil, gerçek şudur ki, şu anki durum
tatmin edici değildir. Benim görüşüme göre bir çözüm bulunması
gerekiyor.
SORU: Peki,
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin şu anki şekliyle sürdürülebilir
olduğuna inanıyor musunuz?
YANIT: Maalesef
sanırım sürdürülebilir bir durum. Herkes bir çözüm olmasını
istemesine rağmen şu anki durumla yaşayabilirler... Eğer
bir çözüm olmazsa Kıbrıs Cumhuriyeti'nin şu anki şekliye
kalacağını, "KKTC"nin ise bir şekilde Tayvan
statüsüyle dış dünyayla iletişimi sağlanacak.
"KKTC" tanınmamaya devam edecek ancak ikinci bir Tayvan olacak.
ABD ve AB, tüm bunlar bu durumla yaşayabilirler. Ben inanıyorum ki,
gerçekte çözüme ihtiyaç duyan ve AB içinde adayı birleştirmek isteyen
Kıbrıslılar, ancak bir çözüm olmaması halinde esas olarak
Kıbrıslı Türkler kaybedecek.
SORU: Özellikle
İngiltere, doğrudan ticaret ve mali yardım tüzükleri konusunda
Türk tarafının lehine bir tutum sergiliyor... Bu konuda Türk
tarafı açısından olumlu gelişmeler yaşanması
bekleniyor...
YANIT: Avrupa ülkelerinin
"KKTC"nin tanınması anlamına gelmeden bu konularda
kısa ya da uzun sürede yasal bir çıkış
bulunacağını düşünüyorum. Eğer siyasi irade varsa, bu
konuda bir çıkış yolu bulunacaktır. Kısa sürede
görüşmelere başlanmaması halinde AB ve ABD,
Kıbrıslı Türkleri izolasyondan kurtarmak için siyasi irade
ortaya sahip olacaktır.
KIBRIS 21/03/05
DİSİ
Başkanı Anastasiadis: Papadopulos güvenilmez kişi
DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis, Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos'a ağır eleştirilerini önceki gün de sürdürdü.
Simerini gazetesine göre,
Anastasiadis, Papadopulos'u, "Kıbrıs Rum halkını,
Yunan hükümetini ve dış dünyayı yanıltan ve
güvenirliliği olmayan bir kişi olarak" niteledi.
Anastasiadis şöyle
devam etti:
"Papadopulos
görüşmelerin başlaması için BM'ye girişim
yaptığını açıklar ve bunun üzerinden 24 saat geçmeden
BM bunu yalanlarsa başka nasıl düşünebilirsiniz. Tehir ve
müzakerelerin zamana yayılması taktiğiyle kuzeyde güneyi de
denetleyen bir Türk devleti kurulmasına doğru gitmekteyiz.
Papadopulos Ulusal Konsey Kurumu'na sadık kalıp olağanüstü
toplantı düzenlemeli ve Kıbrıs konusundaki bundan sonraki
adımlar için tartışmalar yapılmasına olanak
sağlamalıdır."
MAHİ haberi
manşetten "Kavga Yeniden Körükleniyor.. Anastasiadis Hükümet
Halkı Da Yanıltıyor.." başlığıyla
yansıttı.
KIBRIS 21/03/05
Ana gündem,
Kıbrıs sorunu
KIBRIS SORUNU DAMGASINI
VURACAK... Türkiye Başbakanı Erdoğan, bugün Yunanistan
Başbakanı Karamanlis ile bir araya gelerek, "Kıbrıs
sorunu", "Türk-Yunan ilişkileri" ve "Türkiye'nin AB
perspektifi" konularını ele alacak. Başbakanların
görüşmesine, "Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için
müzakerelerin yeniden başlaması konusunun" damgasını
vurması bekleniyor
Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, bugün Yunanistan Başbakanı Kostas
Karamanlis ile bir araya gelerek, "Kıbrıs sorunu",
"Türk-Yunan ilişkileri" ve "Türkiye'nin AB
perspektifi" konularını ele alacak.
Başbakanların
görüşmesine, "Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için
müzakerelerin yeniden başlaması konusunun" damgasını
vurması bekleniyor.
Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Halk Partisi (EPP) zirvesine katılmak ve
bazı ikili temaslarda bulunmak üzere 21-22 Mart tarihlerinde Brüksel'de
temaslarda bulunacak.
Başbakan Erdoğan,
bugün, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile akşam
yemeğinde bir araya gelecek.
Erdoğan ile
Karamanlis'in Brüksel'deki buluşmasının ana gündemini
Kıbrıs sorununu oluşturacak.
Görüşmede
Kıbrıs sorunu, Türk-Yunan ilişkileri, Türkiye'nin AB perspektifi
konularının ele alınması bekleniyor. Kıbrıs
sorununa bir çözüm bulunması ile ilgili müzakerelerin yeniden
başlaması konusunun ise Karamanlis-Erdoğan görüşmesine
damgasını vuracağı belirtiliyor.
Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, yarın Bouchout Şatosu'nda (Meise) EPP
Başkanı Wilfried Martens ile görüşecek ve EPP Zirvesi'ne
katılacak.
Başbakan Erdoğan,
aynı gün Brüksel'den ayrılacak.
Karamanlis:
Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve işler bir çözüm istiyoruz
Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis, Kıbrıs'ta adil,
kalıcı ve işler bir çözümün bulunmasını arzu
ettiklerini söyledi.
Karamanlis, partisi Yeni
Demokrasi'nin (YDP) Merkez Komite toplantısında
yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununa adil,
kalıcı ve işler bir çözüm bulunmasını arzu ettiklerini
ve bu arada Türkiye'nin gümrük birliğini AB'nin yeni 10 üyesini kapsayacak
şekilde biçimleyecek protokolü imzalama yükümlülüğünü en kısa
zamanda yerine getirmesini beklediğini vurguladı.
Atina'nın Türkiye'nin
Avrupa yönelimini desteklediğini söyleyen Karamanlis Türkiye'nin Avrupa
yöneliminin Türk halkının ve komşularının
çıkarına olduğunu vurguladı.
Karamanlis, Türkiye'nin
Avrupa yöneliminin AB'nin kriter ve şartlarına uymasına
bağlı olduğunu kaydetti.
Türk-Yunan
işbirliğinin gelişmesini ve istikrarlı bir
işbirliği istediklerini söyleyen Karamanlis, bugün TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmenin
yapıcı geçmesini umduğunu da belirtti.
KIBRIS 21/03/05
KKTC
cumhurbaşkanı adayları açıklandı
KKTC Yüksek Seçim Kurulu, 17 Nisan'da yapılacak
cumhurbaşkanlığı seçimine katılacağı
kesinleşen adayların listesini ilan etti. Adaylar, YSK'ye
başvuru sırasına göre şöyle:
Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve
Başbakan), Arif Salih Kırdağ (Bağımsız), Zeki
Beşiktepeli (Bağımsız), Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel
Başkanı), Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist Partisi
Adayı), Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik Partisi Genel
Başkanı), Ayhan Kaymak (Bağımsız), Mustafa
Arabacıoğlu (Demokrat Parti Genel Sekreteri), Hüseyin Angolemli
(Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı). Propaganda süreci de
bugün başlıyor.
MILLIYET
22/03/05
Rumların
taleplerine kulak verilmeli
22/03/2005
RADIKAL
Kostakİs
Konstantİnu
Kıbrıs sorununun çözümü ve adanın yeniden birleşmesi
amacıyla yeni bir
girişim için bir çerçeve oluşmaya başladı.
BM Genel Sekreteri'nin nisan sonu, mayıs başlarında
ağız yoklaması yapacağı ve keşif temasları
gerçekleştireceği yönündeki
bilgiler, BM'nin, Rum tarafının dile getirdiği sürece
ilişkin üç tezi kabul ettiği yönündeki bilgileri güçlendiriyor.
Bu tezler şunlar:
1) Hakemlik rolü olmayacak,
2) Takvim baskısı olmayacak,
3) Çözüm, üzerinde anlaşmaya varılmış bir çözüm olacak.
Yukarıdaki üç tez doğru ve mantıklı olmasının
ötesinde, özlü müzakerelerin yapılması konusunda gerekli çerçeveyi de
sunuyor.
ABD'nin artık, Annan Planı'nın olduğu gibi kabul
edilmesinde ısrar etmediği de biliniyor. Zaten realizm ve çözüm
niyeti, Annan Planı'nın olduğu gibi ya da marjinal
değişikliklerle kabulünde ısrar etmekle
bağdaşmıyor.
ABD, karar vermesi halinde, Kıbrıs sorununa çözüm aranması
çabalarında
olumlu rol oynayabilir. Türk tarafının elde ettiği tam destek işe
yaramadı ve Türk uzlaşmazlığını, retçiliğini
güçlendirdi. Bu politikanın aynen devam etmesi, Kıbrıs sorununun
çözümüne katkı sağlamaz. Ankara'nın bölücü ve
yayılmacı taleplerinin karşılanması, yeni bir
çıkmaza ya da Kıbrıs sorununun 'kapanmasına' yol açar.
İnsan
hakları kollansın
Kıbrıs'ta insan haklarını ve temel özgürlükleri, aynı
zamanda içteki ve uluslararası alandaki yükümlülükleri güvenceye alacak
bir devlet kuracak,
kalıcı ve işlevsel bir çözüme ihtiyaç var.
Çünkü Kıbrıs sorununun, halkımıza ortak bir vatanda refah
içinde yaşama imkânı verecek gerçek çözümüne varmak için Rum
tarafının kaygılarının ciddi biçimde göz önünde
bulundurulması gerekiyor.
(Rum gazetesi, 17 Mart 2005)
|
Papadopulos: Annan'ın
hakemliğini kabul etmeyiz |
|
|
Lefkoşa Güney
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs Rum
tarafının Kıbrıs sorununun çözümü için BM Genel
Sekreteri'nin girişimde bulunmasını istediğini, ancak
hakemlik yapmasını kabul etmediğini söyledi. Papadopulos,
dün Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi öğrencileri ve öğretim
üyelerini kabulü sırasında yaptığı konuşmada,
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin yeniden hakemlik görevi
yapmasını kabul etmiyoruz. Milli meseleler ve bir halkın var
oluşuyla ilgili sorunlar bir yabancının hakemliğiyle çözümlenemez
dedi. Tasos
Papadopulos, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs
sorununun çözümünde dar takvim kabul etmediğine işaret ederek, her
takvimin Kıbrıs Rum tarafında baskı
yarattığını söyledi. Kıbrıslı
Rumların, endişelerini gidermediği için Annan
planını reddettiğini, ancak Kıbrıs sorununun
çözümünü reddetmediklerini savunan Papadopulos, Biz iki toplumlu, iki
bölgeli bir federasyonu desteklemeye devam ediyoruz dedi. (aa) |
|
HURRIYET 22/03/05
Kıbrıs görüşmeleri seçimi bekliyor
|
Brüksel Karamanlis'le
Brüksel'de buluşan Erdoğan, 'KKTC'deki
cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası görüşmeler
başlayabilir' dedi. Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa
Halk Partileri (EPP) zirvesine katılmak ve çeşitli temaslarda
bulunmak üzere dün Brüksele gitti. Erdoğan,
Brükseldeki ilk temasını Yunanistan Başbakanı Kostas
Karamanlis ile bir araya gelerek gerçekleştirdi. Erdoğan ve
Karamanlis, bugünkü zirveden önce, kentin dünyaca ünlü lokantası Villa
Lorrainede buluştu. Yemeğe Erdoğan ve Karamanlis
dışında Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros
Moliviatis, Devlet Bakanı Mehmet Aydın ile AKP İstanbul
Milletvekili Egemen Bağış katıldı. ENERJİ
KORİDORU Erdoğan,
görüşmeden sonra basına yaptığı
değerlendirmede, enerji koridoruyla ilgili ortak çalışmalar
üzerinde durulduğunu, bu alanda çalışmaların Yunanistan
tarafında tamamlandığını, yakında
sınırda açılışın
yapılacağını bildirdi. İKİLİ
İLİŞKİLER Ekonomik,
ticari, turistik alanlardaki adımlarımızı
geliştirmek ve 1,8 milyar dolarlık ticaret hacmini en kısa
zamanda 5 milyar dolara çıkarmak gibi bir hedefimiz var diyen
Erdoğan, Bunun yanında, Karamanlis, AB sürecine yönelik 17
Aralık'a kadar Yunanistan'ın bize olan desteğinin bundan
sonraki süreçte de devam edeceğini belirtti. Bu süreçte
çalışmaları beraberce değerlendirdik diye konuştu. ANKARA
ANLAŞMASI Ankara
Antlaşması ile ilgili olarak uzmanların yapmış
olduğu çalışmaları da değerlendirdiklerini belirten
Erdoğan, Türkiye'nin 3 Ekim'de başlayacak olan AB'ye
katılım müzakereleri konusunda siyasi iradesini kullanacağını
ifade etti. EPP'ye
bizi ilk davet eden Karamanlis olmuştur diyen Erdoğan, bugün
yapılacak EPP zirvesine gözlemci sıfatıyla
katılacağını, Karamanlis'in bu konuda da gereken
desteği vereceğini söylediğini bildirdi. KIBRIS Erdoğan,
bir soru üzerine, Kıbrıs ile ilgili garantör ülkeler olarak bu
işe olumlu yaklaşan iki tarafız. Asıl süreç 17 Nisan'dan
sonra Talat ve Papadopulos arasındadır. Kendi aralarında
gereken çalışmaları yapacaklardır. Biz her zaman
söylediğimiz gibi, çözümün BM zemininde devamından yana
olduğumuzu belirttik ve taraflarda da bu siyasi iradenin olduğunu
gördük dedi. FRANSIZ
MUTFAĞINI TATTILAR Türkiye ve
Yunanistanın başbakanları, Brükselde başlayan bahar
zirvesinden önce, kentin en ünlü lokantası Villa Lorrainede
buluştu. 1953te kurulan yarım asırlık maziye sahip
tarihi restoranda Belçika ve Fransız mutfaklarından örnekler
yenildi. Restoranın spesiyal yemekleri arasında; kaz ciğeri,
deniz ürünleri ile sütlü kuzu bulunuyor. Dünyanın en ünlü gastronomik restoranları
arasında yer alan Villa Lorrainein en çok beğenilen yemekleri
arasında ayrıca, ördek ve ton balığı da
var. (aa) |
|
|
HURRIYET 22/03/2005
Moskova'dan direkt uçuşla yatırıma geldiler
|
İngiliz
işadamı Michael Bouttcher ve beraberindeki yabancı
yatırımcılardan oluşan heyet, KKTC'deki yatırım
olanaklarını yerinde görmek üzere, Moskova'dan özel uçakla direkt
olarak Ercan Havaalanı'na geldi Şirketinin ABD,
Hollanda, Belçika ve Fransa'da turizm alanında
yatırımları bulunduğunu anlatan Bouttcher, "Şimdi
de Kuzey Kıbrıs'taki yatırım olanaklarına
bakacağım.Burada ve Avrupa'da yatırım alanında
yaşanan gelişmeleri takip ediyorum. Burada, iyi anlamda bazı
değişiklikler olduğunu gördüm. Umarım, bu yöndeki
gidişat devam eder"dedi Savoy Company Ltd. sahibi
Ahmet Arken, "Store International" adlı şirketle
yurtdışında işbirliği yaptığını
kaydederek, heyetle Girne'nin merkezinde yapımı devam eden ve 30
milyon dolara mal olması beklenen 5 yıldızlı
"Ottoman Palace" adlı otelle ilgili olarak, ortaklık
konusunu görüşeceklerini bildirdi Bayındırlık
ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı
Şener Çağnan, "Bizim için önemli olan hem yabancı
yatırımcının yatırım araştırması
amacıyla burada bulunması, hem de yatırımcıları
taşıyan uçağın direkt olarak Moskova'dan Ercan
Havalanı'na gelmesidir" dedi ALİ CANSU -
EMİNE DAVUT YİTMEN İngiliz
işadamı Michael Bouttcher ve beraberindeki yabancı
yatırımcılardan oluşan heyet, KKTC'deki yatırım
olanaklarını yerinde görmek üzere, özel uçakla Moskova'dan direkt
olarak Ercan Havaalanı'na geldi. İşadamı
Ahmet Arken'nin daveti üzerine dün adaya gelen heyetin, bir günlük ziyaretin
ardından, bugün ülkeden ayrılması bekleniyor. Özel uçakla dün saat
14.30'da Ercan Havaalanı'na inen heyet için VIP salonu açıldı.
Heyeti, Bayındırlık ve Uklaştırma Bakanı
Müsteşarı Şener Çağnan, Savoy Company Ltd sahibi Ahmet
Arken ve şirket yetkilileri karşıladı. Ercan Havalanı'na
girişte, 8 İngiliz ve 1 Rus yatırımcıdan oluşan
9 kişilik heyetin pasaportlarına, Muhaceret Dairesi yetkilileri
tarafından, KKTC'ye giriş mühürü vuruldu. "Store
International" adlı şirketin sahibi Michael Bouttcher, Ercan
Havaalanı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada,
yatırım imkanları araştırmak ve tatil yapmak
amacıyla adaya geldiğini belirtti. Kuzey Kıbrıs'a
yatırım yapma olasılığının bulunduğunu
ifade eden Bouttcher, bir soru üzerine, turizm alanında
yatırıma gidebileceğini söyledi. Bouttcher, gazetecilerin
ısrarlı sorularına rağmen, detaylı bilgi vermekten
kaçındı. Şirketinin ABD,
Hollanda, Belçika ve Fransa'da turizm alanında
yatırımları bulunduğunu anlatan Bouttcher,
"Şimdi de Kuzey Kıbrıs'taki yatırım
olanaklarına bakacağım.Burada ve Avrupa'da yatırım
alanında yaşanan gelişmeleri takip ediyorum. Burada, iyi anlamda
bazı değişiklikler olduğunu gördüm. Umarım, bu
yöndeki gidişat devam eder. Buraya yatırım yapmak isteyenler
var. Eğer kötü bir yatırım çevresi varsa kimse
yatırım yapmak istemez. O nedenle yatırımda
sağlıklı bir çevre yaratmak size bağlı.Ben bu
çevreyi tanıyorum. Ancak, önemli olan nokta, insanlara nasıl
davrandığınız, ne kadar dürüst olduğunuzdur"
diye konuştu. Arken "Ortaklık
kurmak istiyoruz" Savoy Company Ltd sahibi
Ahmet Arken, "Store International" adlı şirketle
yurtdışında işbirliği yaptıklarını
dile getirerek, Kıbrıs'ta da ortaklık kurmak istediklerini
söyledi. Arken, yabancı
yatrımıcılardan oluşan heyetle Girne'nin merkezinde
yapımı devam eden 5 yıldızlı "Ottoman
Palace" adlı otel ile ilgili olarak, ortaklık konusunu
görüşeceklerini bildirdi. Arken, inşasına
18 ay önce başlanan ve bu yıl sonu tamamlanacak olan otelin, 30
milyon dolara mal olduğunu ve bunu, başka yeni bir otel ve
alışveriş merkezi projelerinin izleyeceğini kaydetti. Çağnan :
Yabancı yatırımcının, Moskova'dan Ercan'a direkt
uçuşla gelmesi önemli Bayındırlık
ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı
Şener Çağnan, İngiliz ve bir Rus işadamından
oluşan dokuz kişilik heyetin, yatırım amacıyla
KKTC'ye geldiğini söyledi. Çağnan, söz konusu
işadamlarının otel alanında yatırım
yapacaklarını belirterek, "Bizim için önemli olan hem
yabancı yatırımcının yatırım
araştırması amacıyla burada bulunması hem de
yatırımcıları taşıyan uçağın direkt
olarak Moskova'dan Ercan Havalanı'na gelmesidir" dedi. |
KIBRIS 22/03/05
Seçimden sonra Çözüm arayışı hızlandı
|
SORUNA OLUMLU
YAKLAŞIYORUZ... Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Türkiye ile Yunanistan'ın Kıbrıs'la ilgili garantör ülkeler
olarak Kıbrıs sorununa olumlu yaklaştığını
belirterek, "Asıl süreç, 17 Nisan'da KKTC'de yapılacak
cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Başbakan Talat ile
Rum lideri Papadopulos arasında başlayacak" dedi.
Başbakan Erdoğan, seçimden sonra çözüm
arayışlarının hız kazanacağını,
Türkiye'nin, bunun Birleşmiş Milletler nezdinde devam
ettirilmesinden yana olduğunu belirtti. ANKARA ANTLAŞMASI'NI
İMZALAYACAĞIZ... Başbakan Erdoğan, Ankara
Antlaşması ile ilgili olarak uzmanların yapmış
olduğu çalışmaları da değerlendirdiklerini,
Türkiye'nin 3 Ekim'de başlayacak olan AB'ye katılım
müzakereleri konusunda siyasi iradesini kullanacağını ifade
etti. Başbakan, "Yunan Başbakanı, Türkiye'nin Avrupa
Birliği üyeliğini desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Biz de 3
Ekim'e kadar Ankara Anlaşması'nın imzalanması konusundaki
siyasi irademizi bir kez daha ortaya koyduk" diye konuştu. Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan'ın
Kıbrıs'la ilgili garantör ülkeler olarak Kıbrıs sorununa
olumlu yaklaştığını belirterek, "Asıl
süreç, 17 Nisan'da KKTC'de yapılacak
cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Başbakan Talat ile
Rum lideri Papadopulos arasında başlayacak" dedi. Başbakan
Erdoğan, seçimden sonra çözüm arayışlarının hız
kazanacağını, Türkiye'nin, bunun Birleşmiş Milletler
nezdinde devam ettirilmesinden yana olduğunu belirtti. Talat ile Papadopulos'un
kendi aralarında gereken çalışmaları
yapacaklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Biz her
zaman söylediğimiz gibi, çözümün BM zemininde devamından yana
olduğumuzu belirttik ve taraflarda da bu siyasi iradenin olduğunu
gördük'' diye konuştu. Avrupa Halk Partileri
(EPP) zirvesine katılmak üzere Brüksel'de bulunan Recep Tayyip
Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile Brüksel
yakınlarındaki bir lokantada yemek yiyerek Türk-Yunan
ilişkileri, Kıbrıs konusu ve Türkiye'nin AB üyeliğini
görüştü. Erdoğan
görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada,
Ankara Antlaşması ile ilgili olarak uzmanların
yapmış olduğu çalışmaları da
değerlendirdiklerini, Türkiye'nin 3 Ekim'de başlayacak olan AB'ye
katılım müzakereleri konusunda siyasi iradesini
kullanacağını ifade etti. Başbakan, "Yunan
Başbakanı, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini
desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Biz de 3 Ekim'e kadar Ankara
Anlaşması'nın imzalanması konusundaki siyasi irademizi
bir kez daha ortaya koyduk" diye konuştu. ''EPP'ye bizi ilk davet
eden Karamanlis olmuştur'' diyen Erdoğan, bugün yapılacak EPP
zirvesine gözlemci sıfatıyla katılacağını,
Karamanlis'in bu konuda da gereken desteği vereceğini
söylediğini bildirdi. "Yunanistan'ın
bize olan desteği bundan sonra
da sürecek" Enerji koridoruyla ilgili
ortak çalışmalar üzerinde durulduğunu, bu alanda
çalışmaların Yunanistan tarafında tamamlandığını,
yakında sınırda açılışın
yapılacağını da bildiren Başbakan Erdoğan.
''Ekonomik, ticari, turistik alanlardaki adımlarımızı
geliştirmek ve 1,8 milyar dolarlık ticaret hacmini en kısa
zamanda 5 milyar dolara çıkarmak gibi bir hedefimiz var. Bunun yanında,
Karamanlis, AB sürecine yönelik 17 Aralık'a kadar Yunanistan'ın
bize olan desteğinin bundan sonraki süreçte de devam edeceğini
belirtti. Bu süreçte çalışmaları beraberce
değerlendirdik'' diye konuştu. Karamanlis-Papadopulos
görüşmesi Yunanistan Başbakanı
Kostas Karamanlis'in, bugün de Brüksel'de Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulos ile bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmenin,
Karamanlis ile Erdoğan arasında Brüksel'de gerçekleşen
buluşmanın ardından yapılması dikkat çekiyor. Karamanlis'in Erdoğan
ile yaptığı görüşmenin içeriğini ilk önce
Papadopulos'a aktaracağını ve iki hükümet tarafından
gerek Kıbrıs sorunu, gerekse tüzüklerle ilgili olarak izlenecek
tutumun ele alınacağı belirtildi. Karamanlis'ten imza
baskısı Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis, Türkiye'nin Ankara Protokolü'nü
zamanında imzalaması gerektiğini söyledi. Karamanlis,
Türkiye'nin koşulları yerine getirmesinin önemli olduğunu
vurguladı. Berlin'de Almanya
Başbakanı Schröder ile bir araya gelen Karamanlis, görüşmede
Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinin de ele
alındığını açıkladı. Yunanistan
Başbakanı, Türkiye'nin Avrupa yolunu desteklediğini ifade etti
ve "Türkiye'nin şartları yerine getirmesi çok önemli. Türkiye,
Ankara Protokolü'nü zamanında imzalamalı" dedi. Schröder: Reformlar
uygulanmalı Schröder de, Türkiye
konusunda Karamanlis ile görüş birliği içinde olduklarını
belirtti. Türkiye'yi sorumluluklarını yerine getirmeye
çağıran Schröder, "Türkiye'nin yaptığı
reformlar sadece kağıt üzerinde kalmamalı. Bunlar uygulamaya
konulmalı" dedi. Schröder, Türkiye ile
müzakerelere başlama tarihinin ertelenip ertelenmeyeceği yönündeki
soruya ise, "Müzakerelerin ertelenmesi gerektiği şeklinde bir
görüş duymadım. Ama herkes kendi görüşünü açıklamakta
serbest" sözleriyle yanıt verdi. Ek protokol için 'mektup'
formülü Türkiye ile AB
arasındaki gümrük birliği ek protokolünü 'parafe krizine' çözüm
bulunduğu bildirildi. Ankara
Anlaşması'nın 10 yeni ülkeye uyarlanmasına ilişkin
olarak Ankara ile Brüksel arasında müzakere edilen uyum protokolünü
parafe etmek istemeyen Türkiye için mektup formülü geliştirildiği
kaydedildi. Bulunan yeni formül
uyarınca, Türkiye ile AB arasında bir mektup teatisinde
bulunularak, uyum protokolünün parafe edilmiş sayılacağı
ifade edildi. Bu sayede, Ankara ile Brüksel'in protokolde yer alan
yükümlülükleri karşılıklı olarak prensipte kabul
ettiğini beyan etmiş olacağı kaydedildi. AB de söz konusu
protokolü önce AB'ye üye ülkelerin büyükelçilerini bir araya getiren COREPER
toplantısında ele alacağı, ardından da AB
dışişleri bakanlarının onayına
sunacağı ifade edildi. Türkiye deklarasyon
yayınlayacak Söz konusu protokolde
Kıbrıs Rum kesiminin tanınmadığına dair
herhangi bir ifadeye yer verilmeyeceği öğrenildi. Buna karşın,
Türk hükümetinin bir deklarasyon yayınlayarak, Ankara
Anlaşması'nın AB'ye 10 yeni ülkeye uyarlanmasının
Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum kesimini resmi olarak
tanıdığı anlamına gelmediğini
açıklayacağı ifade edildi. Mektup teatisinin önümüzdeki
günlerde yapılacağı kaydediliyor. AP'den
'Kıbrıs'ı tanıyın' şartı Bu arada önceki gün
Yunanistan'da yayımlanan Ta Nea gazetesine demeç veren Avrupa
Parlamentosu Başkanı Josep Borrell, Türkiye'nin müzakerelere
başlaması için Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanıması
gerektiğini söyledi. Borrell, Türkiye ve
Kıbrıs'ın da aralarında bulunduğu 26 ülkenin masada
olacağına dikkat çekerken, "eğer biriyle müzakere
ediyorsan onu tanıdığın kendiliğinden
anlaşılan bir şeydir" dedi. Sosyal Demokratlar da
uyardı Alman Deutche Welle
radyosuna konuşan Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyal Demokratlar'ın
Grup Başkanı Martin Schulz da Türkiye'nin Kıbrıs'ı
tanınmasını ve reformları biran önce
uygulamasını istedi. Schulz, Türkiye'de
yaşanan son gelişmeleri de endişe verici olarak nitelendirdi.
Schulz, kadınlar günü dolayısıyla yapılan gösteriye
polisin müdahalesini ve Ankara hükümetinin bunu eleştiren Avrupa'ya sert
tepkisini, siyasal geleneklere aykırı bir tavır olarak
niteledi. |
KIBRIS 22/03/05
|
KKTCye
seferlere Rum engeli |
|
|
|
Kıbrıs Rum
Yönetimi, KKTCye turist götürmek isteyen yabancı seyahat acentalarına
karşı, engelleyici girişimlerini sürdürüyor. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
23 Mart 2005 İsveçin büyük turizm şirketlerinden biri
olan Apollo seyahat acentasının Kuzey Kıbrısa
başlatmak istediği turistik seferler Stockholmdeki Rum
Büyükelçiliğinin tehditleri üzerine iptal edilme tehlikesiyle
karşı karşıya |
Yıllardır adanın
güney kısımına turist götüren Apollo seyahat acentası 2005
yaz sezonu için internet sayfasında Kuzey Kıbrısta dokuz otel
için de ilan verdi.
Ancak iddialara göre, gazetedeki haberden sonra Rum
büyükelçiliği seyahat acentasını arayarak, otellerin Rum
malı olduğunu savundu ve konunun mahkemeye intikal edebileceği
yolunda tehditte bulundu.
RUM BÜYÜKELÇİLİĞİNE UYARI
Gelişmeler üzerine seyahat
acentasının internet sayfasından ilanlar
kaldırıldı. Ancak şirket yetkililerinin Kuzey
Kıbrısa turist götürmeleri engellenecek olursa adanın güneyi
için düzenlenen seferlerin de iptal edileceği yolunda Rum
Büyükelçiliği yetkililerini uyardıkları öğrenildi.
|
Talat,
Rusyadan destek istedi |
|
|
|
KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat, Rusyadan izolasyonların
kaldırılmasına ve çözüme katkı koymasını
istedi. |
|
|
|
NTV |
22 Mart 2005 Talat, Kıbrıs
Türklerinin bölünme karşıtı tutumunun izolasyonların
mantığını ortadan kaldırdığını
belirtti.
Başbakan Talat,
Rusyanın Kıbrıs Özel temsilcisi Leonid Ambromovu, Cumhuriyetçi
Türk Partisi Genel Merkezinde kabulünde yaptığı
açıklamada, Kıbrıs Türklerinin, bölünme karşıtı
tutumunun izolasyonların mantığını ortadan
kaldırdığını belirtti. Talat, uluslararası
topluluğun bu kararlılığa olumlu bir
karşılık vermesi gerektiğini vurguladı.
Talat, özellikle ekonomik izolasyonların
kaldırılması gerektiğine dikkat çekerek, bu bağlamda
Rusyadan yardım beklediklerini söyledi. Rusyanın Kıbrıs
özel temsilcisi Leonid Ambramov, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo
Yakovu ile yaptığı görüşmenin ardından Ülkesinin
Kıbrıs sorunuyla ilgili çizgisinin aynı olduğunu, önemli
değişiklikler bulunmadığını söylemişti .
|
22 Mart 2005 Erdoğan,
Türkiyenin 17 Aralıktan sonra rehavete kapıldığı
yönündeki yorumlarla ilgili olarak da görüştüğü Avrupalı
yetkililerden böyle bir tepkiyle
karşılaşmadığını belirtti.
Hıristiyan Demokratlar
olarak bilinen Avrupa Halk Partisinin ilkbahar toplantısına
katılmak üzere Brükselde bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
bir basın toplantısı düzenledi.
Başbakan Erdoğan, Türkiyenin Ankara
Anlaşması konusunda vereceği sözü tutacağını
söyledi. Hıristiyan Demokratların toplantısında
Hırvatistan kararının gündeme geldiğini belirten
Erdoğan, Türkiyenin bu kararla bir ilgisi olmadığını
söyledi.
6 MARTA TEK TARAFLI BAKILMASIN
6 Martta İstanbulda meydana gelen olaylara
tek yönlü bakılmaması gerektiğini söyleyen Başbakan
Erdoğan, Bireysel hatalar Hükümete mal edilmemeli, olaya
karışan 6 polis açığa alınmıştır diye
konuştu. Olayların provokasyon olduğunu dile getiren
Erdoğan, polisin müdahalesine tek taraflı bakılmaması
gerektiğini söyledi.
YENİ TCKDA AKSAKLIKLAR GİDERİLİR
Nevruzda Türk bayrağına karşı
alçakça davranışta bulunulduğunu söyleyen Başbakan,
İçişleri Bakanlığının soruşturma
başlattığını ve 18 kişinin
tutuklandığını belirtti.
1 Nisanda yürürlüğe girecek TCK için Kopenhag
kriterleri çerçevesinde düzenlemeler gerçekleştirildiğini belirten Başbakan
Erdoğan, uygulamada doğacak aksaklıkların
düzeltilebileceğini söyledi.
HIRİSTİYAN DEMOKRATLAR ZİRVESİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Hıristiyan Demokratlar olarak bilinen Avrupa Halk Partisinin ilkbahar
toplantısına katıldı. Toplantı öncesinde Avrupa Halk
Partisi Başkanı Wilfred Martensle görüşen Erdoğan, AKPnin
gözlemci statüsünün, ortak üye statüsüne dönüşmesini talep etti.
Erdoğan, bu konuda Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlisin de desteğini aldı. Gözlemci
üye olarak, grup ve komite toplantıları ile genel kurul
çalışmalarında aktif bir katılımda bulunamayan AKP,
çalışma gruplarındaki oylamalara da katılamıyor.
Denktaş'tan Papadopulos'a BM uyarısı
23 Mart, 2005 05:42:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un müzakere masasına
oturma niyetini ortaya koymadığı sürece, BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs konusunda yeni bir süreç başlatmayacağını
söyledi.
Serdar Denktaş,
Bayrak Televizyonu'nda dün akşam yayınlanan bir programda
yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türklerinin, siyasi
eşitliğe, iki kesimliliğe ve Türkiye'nin garantisine dayanan bir
çözüm istediğini belirterek, "siyasi eşitliğin ve iki
kesimliliğin olmazsa olmaz olduğunu" vurguladı.
Bakan Denktaş, Tasos Papadopulos'un, halkından aldığı
güçle, hiç bir şekilde Kıbrıs Türklerini muhatap olarak kabul
etmediğini belirtti.
"Cezalandırmaya
devam"
Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan'ın, "Kıbrıs
sorununun çözümü için her iki tarafın niyet belirtmemesi halinde, BM yeni
bir inisiyatif alacak değildir" yönündeki sözlerinin,
"Kıbrıs Türklerinin cezalandırılmasının
devamı, Rum tarafının politikasının desteklenmesi
anlamına geldiğini" kaydetti.
Serdar Denktaş, Papadopulos'un, "benim niyetim yok. Kıbrıslı
Türkler muhatabım değil. Benim muhatabım Türkiye'dir"
dediği sürece Kıbrıslı Türklerle masaya
oturmayacağını söyledi.
Denktaş, Papadopulos'un masaya oturma niyetini ortaya
koymadığı sürece BM Genel Sekreteri'nin yeni bir süreç
başlatmayacağını da belirtti.
"İKÖ'yü arkamıza
almamız lazım"
Denktaş, Kıbrıs Türkünün bunu kabullenmeyeceğini ve
hükümetin bu durağanlığı ortadan kaldıracak
uluslararası lobi faaliyetleri yürüteceğini bildirdi.
İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) Kıbrıs Türkleri için
önemli bir lobi olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, "İKÖ'yü
tam anlamıyla arkamıza almamız lazım" dedi.
"AB'den fazla bir şey
beklemiyoruz"
Bakan Denktaş, Avrupa Birliği'nin, yanlışlıkla içine
aldığı Kıbrıs sorununu, üyesinin haklarını
gözeterek çözmek istediğini, bunun da Kıbrıs Türkleri'ne
haksızlık olduğunu, bu nedenle AB'den Kıbrıs sorunun
çözümünde çok fazla bir şey beklemediğini belirtti.
Annan,
Dervişi UNDP Başkanlığına aday gösterdi
|
Doğan ULUÇ / NEW YORK BM Genel Sekreteri Kofi Annan, CHP Milletvekili Kemal Dervişi BM Kalkınma Programı (UNDP) başkanlığına aday gösterdi. Annanın Sözcüsü Fred
Eckhard, Genel Sekreter tarafından belirlenen kısa aday listesinde
adı yer alan Dervişle birlikte diğer adayların BM üst
düzey yöneticilerinden oluşan bir seçici heyet tarafından birkaç
hafta içinde mülakata alınacağını bildirdi. |
|
|
HURRIYET 23/03/05
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, içini Milliyet'e
döktü
'AKP ile ters
düştüm'
Denktaş, 17 Nisan'daki cumhurbaşkanlığı seçiminde
aday olmayarak görevini bırakmasına, Türk halkının
Kıbrıs heyecanını bilmemekle suçladığı
AKP'nin neden olduğunu anlattı.
Sefa
Karahasan - Lefkoşa
17 Nisan'da görev süresi sona erecek olan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile ters düştükten
sonra görevini bırakmaya karar verdiğini söyledi. "Türkiye
hükümeti ile ters düşmeye devam edemezdim" diyen Denktaş,
AKP'nin Türk halkının Kıbrıs heyecanını da
bilmediğini ileri sürdü. Görevinden ayrılmasına sayılı
günler kala Milliyet'e içten açıklamalarda bulunan Denktaş, bundan
sonra neler yapmayı planladığını anlatarak, günlük
yaşamından renkli ayrıntılar verdi. Denktaş şöyle
konuştu:
'Evet'e karşılık ayrılıyorum
"Her Türkiye hükümeti ile uyum içerisinde yaşadım. Ama Annan
Planı konusunda Türk hükümeti "evet" dedikten ve bize
"evet" dedirttikten sonra tabiatıyla bir fikir ve görüş
ayrılığı ortaya çıkmıştır. Bunun
cevabı da, bu görevden ayrılmamdır. Türk hükümeti ile ben uyum
içerisinde olmadığıma ve olamayacağıma göre bu
görevden ayrılmam doğal. Bu görevde oturup da Türk hükümetinin
söylediğinin aksini yapmak bana yakışmaz."
Halkın hissiyatını bilmiyorlar
"Türk basınından şikâyetçiyim. Büyük gazeteler
Kıbrıs meselesine sansür koymuştur. Böyle yapmakla Türkiye'nin
AB yolundaki zorluklarını azalttıklarını veya
kaldırdıklarını zannediyorlar. Halbuki tam aksidir. Türk
hükümeti mesela Kıbrıs konusunda halkın hissiyatını,
heyecanını bilmediği için AB Türk hükümetine baskı
yapabilmektedir. Türk milletinin Kıbrıs'tan taviz vermeyeceğini,
bu konuda büyük bir heyecan olduğunu basın yansıtsa, AB Türk
hükümetine bu kadar baskı yapamayacak."
Yeni teşkilatlanma olacak
"Büromuzu hazırlıyoruz. Yeni bir sivil teşkilatlanmaya
gitmek için çaba harcayacağız. Eskiden burada İngiliz idaresinde
Kıbrıs Türkleri dağınıktı, parti kavgaları
vardı. Bunu toparlamak için partilerüstü bir kurumlar federasyonu
kurulmuştu. Benim hayalimde böyle bir formasyona gitmek var. Geriye baktığımızda,
birbirimizi alabildiğine suçlamışız. Kimisi bizi
Türkiye'nin kulu kölesi, ajanı olarak ilan etti. Biz de onları
Rumlara kucak açmış, Rumları Türkiye'den daha çok seven ve
güvenen kişiler olarak yansıttık. Bu böyle gitmez."
Kâbusları olurum
"Kıbrıs sorunu halledilmezse ve taviz verirlerse öbür dünyada
bile iki elim yakalarında olur. Kâbus görürler gece gündüz. Hiç
kurtulmazlar elimden. Doktor Küçük, devlet ilan edildiği gün, 'Gözlerim
artık arkada kalmaz' dedi ve öldü. O adamın kemiklerini şimdi
biz sızlatıyoruz."
Eşimi
doğduğu gün kucağıma aldım
"Eşim benim amcamın torunu. Eşim doğduğu zaman
ben 9 yaşındaydım. Doğduğu gün büyükannesi,
"İşte nişanlın doğdu" diye
kucağıma verdi. Böylelikle kaderimiz tayin edilmiş oldu. Bizim
zamanımızda güzel kızlarla arkadaşlık yapamazdın.
Kızları uzaktan görürdün. Okullar ayrıydı, her şey
ayrıydı. Hayalinizde olan bir kızı yolda görürseniz
bahtiyar olurdunuz. Bizim zamanımızda hayal âleminde
yaşardık."
Satranç
öğreniyorum
"Tavla oynamasını, kâğıt oynamasını
bilmiyorum. Ama son günlerde İngiltere'den satranç seti getirttim.
Otomatik olarak bana öğretiyor. Onlarla meşgul olacağım.
Görevim bittikten sonra normal bir hayat yaşayacağım.
Başımızı dinlendiremedik. Önce Kıbrıs'ın
tadını çıkaracağım. Şöyle bir hafta, hiçbir yere
gitmemek, televizyon izlemek istiyorum. Dinlenmek istiyorum. Ondan sonra bürom
hazırsa, oraya çalışmaya geleceğim. O zaman, normal hayatta
benimle röportaj yapmak daha keyifli olacak. Rum tarafına gitme istemim
yok. İngiltere'ye gideceğim."
Hanımdan fırça yerim
"Eşimin özel günlerini unutursam fırça yerim. Sevgililer Günü'nü
kutlamazsak çok fırça yeriz. Kadınlar Günü'nde çok meşguldüm,
kutlamayı unuttum. O gün fırça yedim. Sevgililer Günü'nde ona bir
yüzük aldım. En son bu sabah eşime güzel söz söyledim. Kendisi
hastaydı. Ben de ona, "Geçmiş olsun
karıcığım" dedim. Bugün kalktı. Evde eşimin
sözü geçer. Aydın Hanım'ın hem de nasıl
ağırlığı var evde. Dağınıklık
yaparsam kızar."
İyi yemek yaparım
"Yemek yapmasını iyi bilirim. Ahtapot pişiririm, ciğer
yapmasını iyi bilirim. Hiç yemek seçmem. Her yemeği yerim, hiç
sıkıntım yok yemekler konusunda."
Yeni
Boncuk'la arası iyi
"Yeni Boncuk'la aram iyi. Eski Boncuk öldüğünde çok üzüldüm. Boncuk
ölmeden önce balıkçıda yemek yemiştik. Tabağımdan arta
kalanları Boncuk'a vereyim diye bir poşete
toplamıştım. Ama eve geldiğimde hayvan
parçalanmış vaziyetteydi. Buna rağmen Boncuk, benim
geldiğimi görünce can havliyle kımıldadı. Yemeğini
yediremeden öldü Boncuğum. Her gece yatağımda yatardı.
Kanlar içinde olduğu halde ısrarla yatağımda yatmak istedi.
Aldım yatağa koydum, başımın ucunda öldü."
MILLIYET 23/03/05
AKP'ye
Güney Kıbrıs'tan davet
23/03/2005
RADIKAL
RADİKAL - ANKARA - Kıbrıs Rum
Yönetimi'ndeki ana muhalefet partisi DİSİ lideri Nikos Anastasiadis,
AKP yönetimini adaya davet etti. Davetin kabul edilip edilmeyeceğine
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın karar vereceği belirtildi.
Diplomatik kaynaklar, davete verilecek yanıttan çok, AKP heyetinin adaya
Kuzey Kıbrıs'tan mı, Atina üzerinden mi gideceğinin önemli
olduğunu vurguluyor.
24 Nisan 2004 referandumunda Annan Planı'na 'Evet' diyen DİSİ
heyeti geçen ay AKP'nin daveti ile Türkiye'ye gelmişti. Erdoğan,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve AKP yönetimi ile
görüşen Anastasiadis, bu kez AKP yönetimini güneye davet etti. AKP Genel
Merkezi'ne gönderilen davet mektubunda, iki parti arasında
karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesini
sağlamak amacıyla parti kurmaylarının Güney
Kıbrıs'a davet edildiği kaydedildi.
AKP yönetimi Güney Kıbrıs'a gidip gitmeme konusunda henüz bir karar
vermiş değil. Parti yönetiminin sıcak baktığı
davetle ilgili olarak nihai kararın Başbakan Erdoğan'ın da
katılımı ile yapılacak Merkez Yürütme Kurulu (MYK)
toplantısında verileceği belirtildi. Davete olumlu yanıt
verilirse söz konusu ziyaretin nisan ayı sonlarında
gerçekleşebileceği ifade edildi.
İKÖ'den
gizli KKTC seferi
Sekiz İKÖ elçisi
KKTC'ye gidip Talat ve Denktaş'la gayriresmi görüştü. Yunan elçisi bu
ziyareti önlemeye çalıştı
RADIKAL
23/03/2005
SERKAN
DEMİRTAŞ
ANKARA -
Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümü için BM merkezli yeni girişim
için çabalarken, 51 ülkenin üyesi olduğu İslam Konferansı Örgütü
(İKÖ) nezdinde girişimler ilk kez bir sonuç verdi. KKTC'nin Türkiye
Büyükelçisi Tamer Gazioğlu'nun daveti üzerine sekiz İKÖ ülkesinin
Ankara'daki büyükelçileri 11-14 Mart'ta KKTC'ye gitti. Büyükelçiler KKTC
Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş ile de görüştü. Yunanistan ile Kıbrıs Rum
Yönetimi'nin ziyareti engellemek için İKÖ ülkelerine baskı kurmaya
çalıştıkları öğrenildi. Basından gizli tutulan
ziyaret için Ankara'dan havayoluyla KKTC'ye giden büyükelçiler şunlar:
(Dönem başkanı) Malezya-Ahmet Mokhtar Selat; Azerbaycan-Memet
Nevruzoğlu Aliyev; Kırgızistan-Amanbek Karipkulov;
Kazakistan-Amanjol Jankuliev; Oman-Hamid el Uyedi; Bangladeş-Nazrul İslam;
Afganistan-Abdulgaffar Poya Faryabi; Muhammed Manguş.
Yemek formülü
Ziyaret resmi nitelik taşımasa da Türkiye'nin KKTC Büyükelçisi Aydan
Karahan'ın verdiği yemek davetinde elçiler Talat ve Denktaş ile
görüştü. Elçiler özellikle ziyaret ettikleri Doğu Akdeniz
Üniversitesi ve Yakın Doğu Üniversitesi'nde öğrenciler ve
öğretim üyeleriyle yakından ilgilendi. Tura katılan bir elçi,
"Biz KKTC'nin doğasıyla, güzellikleriyle
tanışmayı amaçladık" derken, bir başkası,
"Kıbrıs'ı tanıdığımı zannediyordum
ama çok az şey bildiğimi gördüm. İleride ticaret olanakları
için heyetler gönderebiliriz" diye konuştu.
Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi Michael Christides'in ziyareti önlemeye
çalıştığı, bazı elçilerin bu girişimler
nedeniyle ziyarete katılamadıkları belirtildi. Mısır
elçisi Omar Metvalli ve Suriye elçisi Halid Raad, "Biz sadece
Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıyoruz. KKTC'ye gelemeyiz"
yanıtını verirken, Filistin elçisi Fuad Yasin'in önce daveti
kabul ettiği ancak son anda vazgeçtiği öğrenildi. Pakistan
büyükelçilik Maslahatgüzarı Amjad Majid Abbasi, rahatsızlığı
nedeniyle katılamayacağını belirtirken, İran elçisi
Firuz Devletabadi'nin 'ABD'nin tepkisi nedeniyle katılamayacağı'
mesajını ilettiği öğrenildi. Rum Yönetimi ise ziyarete
katılan ülkelere protesto notası verdi.
Rusya'dan atak
HAFTA SONU ANKARA'DA...
Abramov, KIBRIS'a yaptığı açıklamada, hafta sonu Ankara'da
Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak temaslarda bulunacağını
söyledi. Abramov'un Ankara'daki temaslarının ardından, Atina'ya
gitmesi bekleniyor
GÖRÜŞMELER,
İLGİ ÇEKİCİ... Adada yaptığı
görüşmeleri "ilgi çekici" ve "verimli" olarak
değerlendiren Abramov, BM Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs raporu
konusundaki ilerlemede, BM tarafından ileride yapılacak olan
gelişmeleri görerek yardımcı olmaya çalışacaklarını
belirtti
Emine DAVUT YİTMEN
Rusya'nın
Kıbrıs özel temsilcisi Leonid Abramov, Kıbrıs sorunuyla
ilgili olarak tarafları dinleme amacıyla
başlattığı temaslardan, şu ana kadar verimli sonuçlar
aldığını söyledi.
CTP Parti Merkezi'ne
girişte KIBRIS muhabirinin sorularını yanıtlayan Abramov,
Kıbrıs'ta bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "
Burada yardımcı olabilirsem daha da mutlu olurum" dedi.
Kıbrıs sorununa
çözüm bulma amacıyla nabız yoklama turlarına çıkan Abramov,
ajandasında Ankara ve Atina'da temaslar bulunduğunu ve bir sonraki
durağının bu hafta sonu Ankara olacağını
belirtti.
Abramov, BM Güvenlik
Konseyi Kıbrıs raporu konusunda Rusya'nın bir girişimi olup
olmayacağı yönündeki soruya, " BM tarafından ileride
yapılacak olan gelişmeleri göreceğiz ve yardımcı
olmaya çalışacağız" yanıtını verdi.
Kıbrıs Türk ve
Rum tarafının, Kıbrıs sorunu konusundaki düşüncelerini
dinleme amacıyla adada bulunan Rusya'nın Kıbrıs özel
temsilcisi Leonid Abramov, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Başbakan
Mehmet Ali Talat'la bir araya geldi.
Abramov'a, ziyaretleri
sırasında Rusya'nın Kıbrıs Büyükelçisi Andrey
Nesterenko ile Müsteşarı Valery Maslin eşlik etti.
Cumhurbaşkanlığı'nda yapılan görüşmede
Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Müdürü Şakir
Alemdar da hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, gazetecilerin ısrarlı sorularına karşın
açıklama yapmazken, görüşmenin ardından açıklama yapıp
yapmayacağına ilişkin soruya , "Yapmayacağım,
bugün açıklama yapmama günü" yanıtını verdi.
Abramov:
"Kıbrıs sorununa büyük önem veriyoruz"
Rusya'nın
Kıbrıs özel temsilcisi Leonid Abramov, Başbakan Mehmet Ali
Talat'la CTP Parti Merkezi'nde bir araya geldi.
Başbakan Talat'la
görüşmesinden önce kısa bir açıklama yapan Abramov,
Rusya'nın Kıbrıs özel temsilcisi olarak adada bulunmaktan
dolayı duyduğu memnuniyeti aktardı.
Abramov, Kıbrıs
sorununa büyük önem verdiklerini söyleyerek, " Bunun, Doğu Akdeniz'in
geleceği açısından da önemli olduğuna inanıyoruz"
dedi.
Talat, Rusya'nın
çözüme ve izolasyonların
kaldırılmasına
katkı koymasını istedi
Başbakan Mehmet Ali
Talat, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs sorununun çözümüne
ve adanın yeniden birleşmesi görüşüne kendini adamış
olduğunu söyleyerek Rusya'nın kapsamlı bir çözümüne katkı
koymasını istedi.
Talat,
Kıbrıslı Türklerin adanın yeniden birleşmesi yolundaki
kararlılığını referandum ve seçimlerde ortaya koyduğunu
hatırlatarak, "Kıbrıslı Türkler, uluslararası
camianın olumlu cevabını bekliyor" dedi.
Başbakan Talat,
Kıbrıslı Türklerin adanın bölünmesi değil,
birleşmesi yönünde isteği bulunduğunu ve bu nedenle
Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun
kaldırılması gerektiğini söyledi.
"Özellikle ekonomik
alanda uygulanan izolasyon hiç adil değil" diyen Talat, bu konuda
Rusya'nın yardımını istedi.
Rusya'nın,
Kıbrıs'a olan ilgisinin devam etmesinin, Kıbrıs sorununa
çözüm bulunmasında etkili olacağını aktaran Talat, "Bizim
hedefimiz, çözümdür. Çözüm olmadan, herhangi bir gelişmeyi kabul edemeyiz.
İzolasyonların kaldırılması yolunda ortaya
çıkacak gelişmeler, çözümün yerini tutmaz. Biz, çözüme ulaşmak
için kararlıyız. BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan
Rusya'nın, Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüme ulaşmak için
yardım edeceğine inanıyorum" diye konuştu.
"Papadopulos'un
oynayası yok"
Başbakan Mehmet Ali
Talat, Kıbrıs Rum Lideri Tassos Papadopoulos'un BM'den yeni bir
girişim başlatmak istediği, ancak bunun hakemlik, ön şart
ve takvim gibi unsurlar içermemesi gerektiği yönündeki
açıklamasının sorulması üzerine, "Sayın
Papadopoulos'un oynayası yok. Ön şart istemediğini söyleyerek,
bir sürü ön şart ileri sürüyor. 'Sonsuza kadar görüşmeye varım'
diyor. Sonsuza kadar zamanımız var mı bilmiyorum"
yanıtını verdi.
Başbakan Talat,
Doğrudan Ticaret Tüzüğü'ne karşılık, Rumların öne
sürdüğü Maraş önerisinin, önümüzdeki günlerde AB Daimi Temsilciler
Komitesi'nde görüşülebileceği yönündeki soru üzerine de "Bu konuyu
görüştüm ve kabul etmediğimizi bildirdim. İzolasyonun
kaldırılması ve doğrudan ticaret, Rum tarafına
herhangi bir şey vermemizi gerektiren bir hak değildir. Doğrudan
ticaret, izolasyonun kaldırılması, bizim doğal
hakkımızdır. Doğrudan ticaret,
ayrılıkçılık nedeniyle bize uygulanan izolasyonların,
ayrılıkçı olmadığımız ispat edildikten sonra
kaldırılması demektir" diye konuştu.
Abramov Papadopoulos'la da
görüştü
Rusya'nın
Kıbrıs özel temsilcisi Leonid Abramov önceki gün, Rum lideri Tassos
Papadopulos ve Rum dışişleri bakanı Yorgo Yakovu'yla
görüşmüştü.
Kıbrıs'ı çok
yakından tanıyan ve Kıbrıs sorunuyla ilgili geniş
bilgisi bulunan Abramov, 2004 yılı mart ayına kadar
Rusya'nın Kıbrıs Büyükelçiliği'nde elçi müsteşarı
olarak üç yıl boyunca görev yapmıştı.
Abramov, Rusya
Dışişleri Bakanlığı'na bağlı olan
Avrupa Ülkeleri Genel Müdür Yardımcılığı görevini de
yürütüyor. Abramov, görevi dolaysıyla Kıbrıs, Yunanistan ve
Türkiye konularına da bakıyor.
KIBRIS 22/03/2005
Denktaş:
"Direniş ruhuyla hareket edilmeli"
|
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, halkın ve gençlerin gerçekleri bilerek,
zamanında Dr. Fazıl Küçük'ün etrafında başlayan
direniş ruhuyla hareket etmesi gerektiğini belirtti. Rauf Denktaş,
"Kağıt üzerinde eşitlik verildi diye eşit
değiliz. Egemen değilsek bağımsız değilsek
azınlığız"dedi. Siyasi Tarihçi Doç. Dr.
Hüner Tuncer, "Kıbrıs Sarmalı-Nasıl Bir Çözüm?"
adlı kitabını Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a
sundu. Tuncer kabulde, kitap
yazmasını daha önce kendisine Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın önerdiğini ve kitabı yazarak ziyaretine
geldiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın Atatürk ve İnönü'den sonra gelen tek devlet
adamı olduğu görüşünü kaydeden Doç Dr. Tuncer,
Denktaş'ın görüşlerine yüzde yüz
katıldığını, Kıbrıs davasını
ondan iyi bilen birinin bulunmadığını ve
Denktaş'ın hayatını bu davaya
adadığını belirtti. Kitabında Annan
Planı'na geniş şekilde yer verdiğini ifade eden Tuncer,
kendi çözüm önerilerini ortaya koyarak, TC hükümetinin bu konudaki
tavrını da değerlendirdiğini anlattı. Üzerinde durduğu
tezin, Kıbrıslı Rumların bugünkü aşamada veya
görülebilir bir gelecekte kesinlikle Türkleri yönetime almak istemedikleri
olduğunu kaydeden Tuncer, Papadopulos'un da bunu açıkça
söylediğini ve bu durumda Türklerin azınlık durumuna
indirgeneceğini söyledi. Tuncer, bunu
Kıbrıs Türk halkı ve hükümeti ile TC hükümetinin de görmesi
gerektiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş da, kitabın değerli bir araştırma eseri
olduğunu ve ilgiyle okuyacağını ifade etti. "Ümit ederim gençler
okur, kitapçılar getirir" diyen Denktaş, "Sizden daha
nice eserler bekliyoruz" dedi. Kitaptan ,"Egemenlik
ve Self-determinasyon hakkını içermeyen eşitlik sözde yapay
bir eşitliktir" cümlesini alıntı yapan
Cumhurbaşkanı Denktaş, kendisinin de halka bunu anlatmaya
çalıştığını belirtti. "Kağıt
üzerinde eşitlik verildi diye eşit değiliz. Egemen
değilsek bağımsız değilsek
azınlığız" diyen Denktaş, bunu kavramayan
halkın kendini Ruma teslim etmiş olacağını söyledi. Bu durumda,
Kıbrıs'ın süratle Türkiye'den koparak, Rum-Yunan ikilisinin
koloni idaresine girmiş olacağını vurgulayan
Denktaş, bunları halkın ve gençlerin bilerek, zamanında
Dr. Küçük'ün etrafında başlayan direniş ruhuyla hareket
edilmesi halinde hiçbir sorunun kalmayacağını belirtti. Denktaş, "Çözüm
olsun da nasıl olursa olsun gibi bir yaklaşıma girilmesi
halinde ise sonumuz gelmiş olur. İnşallah halkın
direnişi daha da güçlenecektir" dedi. Bugün hükümet edenlerin
Rumu daha iyi anladığını kaydeden Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Rum'un ne istediğini açıkça söylemeye
başladığını, Rum tarafına giden insanların
horlanmaya ve hakarete Denktaş,
"Uzlaşma istemiyorlar. Kıbrıs'ın tümünü istiyorlar.
Mücadele bu. Tarih budur. Bizim de cevabımız, 'Hayır
Kıbrıs'ın tümünü size vermiyoruz'dur. İnşallah dünya
da bu direnişimizin kutsallığını anlar. Bizi Rum'un
boyunduruğuna sokmak için başlattıkları 40'ıncı
yılına giren haksızlığı sona erdirirler"
şeklinde konuştu. |
KIBRIS 22/03/2005
Propaganda dönemi
başladı
Genel seçimlerin hemen
ardından cumhurbaşkanlığı seçim sürecine giren
KKTC'de, resmi propaganda dönemi dün başladı. Yaklaşık bir
ay önce yapılan genel seçimlerin de etkisiyle genelde tansiyonu düşük
başlayan bu propaganda döneminde adaylar ve partiler, medya
ağırlıklı bir süreci tercih ediyor.
TAK muhabirinin partilerden
ve adaylardan derlediği bilgilere göre, genel seçimlerin aksine
cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde meydanlardan çok medya
tercih ediliyor. Seçime katılan partilerden sadece Cumhuriyetçi Türk
Partisi(CTP) başkent Lefkoşa dahil 5 büyük ilçede miting
organizasyonu yaparken, Ulusal Birlik Partisi(UBP) miting düzenleyeceğini
belirtmesine karşın tarihleri netleştirmedi. Toplumcu
Kurtuluş Partisi(TKP) de sadece Lefkoşa'da bir miting organizasyonu
yaptı.
CTP... Beş merkezde
son hafta
Seçimlere "Dünyaya
Açılma Dönemi Başladı... Hepimize Kutlu Olsun"
sloganıyla hazırlanan Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler
Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, propaganda dönemine dün
Güzelyurt bölgesinden start verdi. Talat, CTP'nin sabah saatlerinde ada
genelindeki pankart eyleminin ardından akşam saatlerinde de Güzelyurt
ve Lefke bölgesinde vatandaşa seslendi.
Propaganda döneminde
çeşitli bölgelerde miting ve toplantılar düzenleyecek olan CTP, seçim
sürecinin son haftasında 5 ilçe merkezinde miting düzenleyecek.
CTP, 11 Nisan'da Girne, 12
Nisan'da Güzelyurt, 13 Nisan'da Mağusa ve 14 Nisan'da da İskele'de
meydan mitingi düzenleyecek. CTP, finali ise 15 Nisan'da Lefkoşa'da
yapacak.
UBP... Ziyaret ve kabuller
UBP ise propaganda dönemine
bir dizi ziyaret ve kabullerle başladı. UBP cumhurbaşkanı
adayı Genel Başkan Derviş Eroğlu, bir süreden beri
başlattığı köy ve bölge gezilerini sürdürürken, UBP'nin
önümüzdeki günlerde yapılacak organizasyonla kent merkezlerinde miting
düzenlemeyi planladığı da kaydedildi.
Propaganda döneminin
başlaması dolayısıyla dün düzenlenmesi planlanan resepsiyon
ise ileriki bir tarihe ertelendi.
DP...
Arabacıoğlu, Mağusa'da
DP adayı Mustafa
Arabacıoğlu ise propaganda dönemine Mağusa bölgesinden start
verdi. Resmi propaganda dönemi öncesinde köy ve bölge ziyaretlerine
başlayan Arabacıoğlu, "Siyasetin Gülen Temiz Yüzü" sloganıyla
vatandaşa ulaşmaya çalışıyor. Köy ziyaretleri
yanında medya ağırlıklı bir propaganda dönemi
hedefleyen DP adayı Arabacıoğlu, kent merkezlerinde büyük miting
düzenlenip düzenlenmeyeceğinin ise henüz karara
bağlanmadığını kaydetti.
TKP... Lefkoşa'da miting
TKP adayı Genel
Başkan Hüseyin Angolemli de resmi propaganda dönemine Karpaz'dan start
verdi. Parti heyetiyle birlikte bir süreden beri köyleri ziyaret eden
Angolemli, "Önce Kıbrıs Türkü" sloganıyla
vatandaşa ulaşmaya çalışıyor.
TKP, propaganda döneminde
tek büyük mitingi Lefkoşa'da düzenleyecek. TKP'nin mitingi 14 Nisan'da
İnönü Meydanı'nda yapılacak.
Çevikel ve Cengiz
Yeni Parti adayı Genel
Başkan Nuri Çevikel de köy ziyaretleriyle "tüm makamların tek
partide toplanmasının sakıncalarını" anlatmaya
çalışıyor. Vatandaşla birebir temasla, bildiriler
dağıtarak görüşlerini aktarmaya çalışan Çevikel,
medyayı da öncelikli propaganda aracı olarak kullanıyor.
Kıbrıs Sosyalist
Parti cumhurbaşkanı adayı Zehra Cengiz ise, "Bu sese kulak
ver" diyerek medyayı tercih edenlerden. Zehra Cengiz,
"emeğin temsilcisi" sendikaları da ziyaret ediyor.
Bağımsızlar
Bağımsız
adaylardan Zeki Beşiktepeli, "sen sen olmadan nereye kadar"
sloganıyla ağırlıkla köylerde, bölgelerde
"konferans" yöntemini tercih ediyor. Beşiktepeli, medyayı
da etkin şekilde kullanmaya çalışıyor.
Bağımsız
aday Ayhan Kaymak da ağırlıkla medyayı kullananlardan.
"Cumhurbaşkanlığında vizyonun önemini" anlatmaya
çalışan Kaymak, elektronik posta (e-mail) gibi teknolojik propaganda
yöntemlerini de kullanıyor.
"Adalet" diyerek
bağımsız aday olarak seçim yarışına katılan
Arif Salih Kırdağ ise, dün Lefkoşa'da çarşı bölgesini
gezerek propaganda çalışmalarını başlattı.
BRT konuşmalar
Siyasi partiler adına
ve bağımsız toplam 9 adayın yarışacağı
17 Nisan Cumhurbaşkanlığı Seçimi için BRT'den konuşma
zamanı ve sırası bugün belirlenecek. Seçim takvimi uyarınca
yarın Yüksek Seçim Kurulu'nda kurayla sıralar belirlenecek.
Bu konuda önceki gün YSK'da
yapılan toplantıda ortaya çıkan görüş
ayrılığının ise henüz giderilemediği
öğrenildi. Seçimlere bağımsız olarak katılan adaylar 9
adayın birlikte katılacağı ortak programlarda
tartışma talep ederken, bazı adaylar toplu programlar yerine
gruplar halinde televizyon programlarında ısrar ediyor. Bu konuda
adaylar arasında mutabakata varılamaması halinde YSK'nın
temel prensipler belirlemesi bekleniyor.
Seçim takvimi uyarınca
propaganda dönemi 16 Nisan'a kadar yaklaşık 25 gün devam edecek. Bu
sürede seçim yasakları da geçerli olacak.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın aday olmadığı bir seçim olarak
Kıbrıs Türk siyasi yaşamında bir ilki oluşturan 17
Nisan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, adaylardan herhangi
birinin oyların yarısından fazlasını alamaması
durumunda bir hafta sonra 24 Nisan'da ikinci tur yapılacak. Bu durumda ilk
turda en fazla oyu alan 2 aday yarışacak.
KIBRIS 23/03/05
Torunlar
Rum pasaportu alıyor
|
Başbakan Tayyip Erdoğan, AKP hükümeti yüzünden aday olmadığını açıklayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın sözlerine karşılık, amaçlarının KKTCnin dünyada tanınması olduğunu söyledi. Erdoğan, dün TOBB Yönetim Kurulu toplantısından sonra soruları yanıtladı. KKTC halkının referandumda çözüm istediğini gösterdiğini belirten Erdoğan, Denktaşla siyasetten çekilip çekilmeme konusunu konuşmadıklarını vurguladı. Erdoğan, Kendi iradesidir. Siyasetteki duayenliğine saygı duyarım. Ama bizi bahane ederek eğer siyasetten çekildiyse üzülürüm dedi. Dünyada tanınan bir Kuzey Kıbrıs arzu ettiklerini kaydeden Erdoğan, Bir de bakıyorsunuz ki, torunlar filan Güney Kıbrısta pasaport alıp bunlarla geziyor. O zaman bunu neyle tanımlayacaksınız? Demek ki bir çözüme ihtiyaç var. Bunu böyle bırakırsan o zaman bu çelişki oluyor. Biz bu çelişkiyi ortadan kaldıralım dedik diye konuştu. Denktaşın torununun Rum pasaportu aldığı gazetelere yansımıştı. |
HURRIYET 24/03/05
'Torunlar Rum
pasaportlu'
Başbakan Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın "AKP yüzünden görevimi bırakıyorum"
açıklamalarına tepki gösterdi.
ANKARA
Milliyet
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın "AKP yüzünden görevimi bırakıyorum"
şeklindeki açıklamalarına tepki göstererek, "Torunlar filan
Güney Kıbrıs'ta pasaport alıp Rumlarla geziyorlar. Bu
çelişkiyi kaldırmak için adım atmak gerekir" dedi.
Erdoğan, dün TOBB yönetim kurulu toplantısı sonrasında
gazetecilerin soruları üzerine Denktaş'ın sözlerini
değerlendirdi.
AKP'nin KKTC'yi hiç yalnız bırakmadığını ifade
eden Erdoğan, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın böyle bir
açıklama yaptığına inanmak istemiyorum. Biz çözümden yana
olduk. KKTC halkı da çözümden yana tavrını koydu. Yüzde 65'lik
'evet'e demokrasi düşüncesine saygılı olanlar karşı
çıkmamalı" diye konuştu.
Siyasetten çekilme konusunda Denktaş'la görüşmediklerini belirten
Erdoğan, "Bu tamamen kendi iradesidir. Bize sorarak böyle bir karar
vermedi" şeklinde konuştu. Erdoğan, ortada
tanımlanamayan bir çelişki olduğunu, bunun ortadan
kaldırılması gerektiğini vurguladı. Erdoğan,
sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine de kendisi büyüğümüzdür. Buradan
kendisine cevap vermek istemem. Siyasetteki duayenliğine saygı
duyuyorum. Bizi bahane ederek siyasetten çekilecekse üzülürüm."
Gül de
tepkili
Dışişleri Bakanı Gül de, Denktaş'ın
eleştirilerine sert çıktı. Gül, "Kıbrıs
politikası, Türkiye ve Kıbrıs Türklerine ne kaybettirdiyse
çıksınlar söylesinler" dedi. Gül, "Ne bir asker çektik ne
de bir metrekare toprak verdik. Politikalarımız sayesinde iki
toplumun bir arada yaşamak istemediğini Rumlara söylettik" diye
konuştu.
MILLIYET 24/03/05
Gül'ün
Kıbrıs hassasiyeti
AB'nin aday
ülkeleri bilgilendirme toplantısına katılan Gül,
Kıbrıs politikasını eleştirenlere çattı: 'Ne
kaybettirdiyse çıksın anlatsınlar. İki toplumun birlikte
yaşamak istemediğini Rumlara biz söylettik'
24/03/2005
RADIKAL
GÜVEN ÖZALP
Avrupa Birliği Zirvesi'nde aday ülkelere yönelik bilgilendirme
toplantısına katılan Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül, Kıbrıs politikasına yönelik eleştirilere sert
çıktı: "Kıbrıs politikası ne kaybettirdiyse
çıksınlar söylesinler."
Brüksel'deki temaslarının ardından basın
toplantısı düzenleyen Gül, "Ne bir asker çektik, ne de bir
metrekare toprak verdik. Hükümetin politikaları KKTC'yi gözden
çıkarmak anlamı taşımıyor" diye konuştu.
Eleştirilere, "Eğer bu iddia ediliyorsa o zaman niye KKTC
kurulduktan sonra müzakereler devam etti? Niye Rumlarla masaya oturuldu ve
kurulmuş devlet üzerine konuşuldu?" diye çıkışan
Gül, "Bundan iki yıl öncesine kadar mümkün olan üzerine
düşünülseydi Rumlar AB'ye üye olamazdı" ifadelerini
kullandı.
Gül, AKP hükümetinin politikaları sayesinde iki toplumun bir arada
yaşamak istemediğini Kıbrıslı Rumlara söylettiklerini
belirterek "Bunu biz söyleyip biz duyuyorduk. Şimdi tüm dünya Rumlar
tarafından aldatılmanın şokunu yaşıyor" diye
konuştu.
Hükümetin AB sürecini aksatmasının mümkün
olamayacağını belirten Gül, önceliklerinin AB ve ekonomi olmaya
devam ettiğini söyledi. İki konunun iç içe olduğunu anlatan Gül,
"AB'nin faydalarını kısa vadede ekonomide görüyoruz. Bunu
zayıflatmak gibi bir yaklaşım içinde olamayız" diye
konuştu. AKP'nin AB sürecini ciddiye almadığı
eleştirilerine de katılmayan Gül, "Bazıları hiçbir
şeyin değişmediğini söylüyor. O halde uluslararası
finans kurumlarının Türkiye'ye bakışındaki
değişime baksınlar" dedi. Gül asıl hedeflerinin Türk
halkının yaşam standartlarını yükseltmek olduğunu
belirtip "Müzakerelerde bir konuda başlık kapatınca o
alanda standardı yakalamış olacağız" dedi.
'Rehn, kulak asma,
dedi'
AB'den gelen eleştirilerin uygulama üzerine
odaklandığını söyleyen Gül, yükselen seslerin AB
ülkelerinin kendi iç sorunlarından kaynaklandığını
belirtti. Gül, AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in
"Bunlara fazla kulak asmayın" dediğini iletti. Gül, 6
Mart'taki olayların Avrupa'da bu kadar yankılanmasının da,
o ülkelerin öncelikleriyle bağlantılı olduğunu savundu.
Ermeni soykırımı iddialarına da değinen Gül, "Bu
iddiaları kanıtlamaya zorlayacak mekanizmalar
oluşturacağız" dedi. Gül, AB Yüksek Temsilcisi Javier
Solana'yla da kısa bir görüşme yaptıktan sonra Ankara'ya döndü.
Denktaş AKP ile
polemikte
Denktaş'ın,
'Siyaseti AKP yüzünden bırakıyorum' sözüne Erdoğan sert
çıktı: Karar verirken bize sormadı
RADIKAL 24/03/05
RADİKAL - ANKARA - Başbakan Tayyip
Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın,
"Siyaseti AKP yüzünden bırakıyorum" sözüne sert
çıktı. Başbakan dün, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
Yönetim Kurulu toplantısı sonrasında yaptığı
açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Biz KKTC'deki soydaşlarımızı yalnız
bırakmadık. Ben sayın cumhurbaşkanının böyle bir
açıklama yaptığına inanmak istemiyorum. Biz
Kıbrıs'ta çözüm için çaba gösterdik. Kuzey Kıbrıs
halkı da çözümden yana olduğunu 24 Nisan'da gösterdi."
Denktaş'ın siyaseti bırakma kararını kendilerine
sorarak vermediğini de hatırlatan Başbakan, şu
çıkışı yaptı: "Biz sadece Kıbrıs'ta bir
garantör ülkeyiz. İstiyoruz ki dünya Kuzey Kıbrıs'ı
tanısın. Yoksa bu belirsizlik nereye kadar sürecek, diye soruyorum.
Bir de bakıyorsunuz torunlar filan Güney Kıbrıs'ta pasaport
alıp geziyorlar. O zaman bunu neyle açıklayacağız. Demek ki
çözüme ihtiyaç var. Ben yine de siyasetteki duayenliğine saygı
duyarım. Ama bizi bahane edip siyasetten çekildiyse ona da üzülürüm."
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de Denktaş'ın AKP
ile sıkıntıları olduğuna dair bilgisi
bulunmadığını söylerken, "Bizim politikamız
Kıbrıs Türklerine de, Türkiye'ye de çok şey
kazandırmıştır. Bizden önceki politikalar da doğru
devam ettirilebilseydi, Rum kesimi bugün AB'ye üye olmamış olurdu.
Kendisinin Kıbrıs davasına çok büyük emeği geçmiştir.
Devlet adamı gibi hareket edeceğinden de eminim, ama bir siyasetçi
gibi hareket edecekse, o da tabii kendi tercihidir" ifadelerini
kullandı.
Ecevit: Denktaş
daha güçlü dönecek
DSP lideri Bülent Ecevit de dün bir basın toplantısı
düzenleyerek bu polemiğe katıldı. Ecevit, "Sayın
Denktaş, açıkça, AKP'nin tutumunun
cumhurbaşkanlığını bırakmaya zorladığını
söylemiştir. Bu acı verici bir durumdur. Türk halkının
büyük kısmı kendisini desteklemektedir" diye konuştu.
Ecevit, Denktaş'ın nisanda görevi bırakması sonrası
ondan kurtulacağını düşenenlerin
yanıldığını söylerken, "Bu kesimler,
karşılarında çok daha güçlü bir Denktaş bulacak. Çünkü o
zaman daha rahat hareket edecek, baskılardan uzak olacak" ifadelerini
kullandı. DSP lideri ayrıca Erdoğan'ın Kıbrıs
konusunda yeterli bilgi sahibi olmadığının da
altını çizdi.
KKTC'ye
yardım
24/03/2005
RADIKAL
ANKA - WASHINGTON - IMF,
Kıbrıslı Türklere teknik yardım sağlayabilmek için
anlaşmaya varılmasını istiyor. IMF yönetimi, IMF
anlaşmasının 4. Maddesi uyarınca Rum ekonomisine
ilişkin 2004 konsültasyonunu tamamladı. AB üyeliğinin önemli
yapısal reformlara yol açtığına dikkat çekilen IMF
açıklamasında, 'Rum Kesimi için kilit ekonomik önceliğin mali
reform olduğu vurgulandı. Açıklamada yönetim kurulunun, IMF
görevlilerinin KKTC'ye teknik yardım sağlamalarına olanak veren
bir anlaşmaya varalabileceğini umduğu' belirtildi.
Erdoğan ve Gül'den
Denktaş'a ağır eleştiri
BİZİ BAHANE
ETTİYSE ÜZÜLÜRÜM... Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Türkiye'nin Kıbrıs Türklerini hiçbir zaman yalnız
bırakmadığını belirterek, "Torunlar Güney
Kıbrıs'tan pasaport alıp onunla geziyor. Bu çelişkiyi
ortadan kaldırmak istiyoruz. Duayenliğine saygı duyuyoruz ama
bizi bahane ederek siyasetten çekildiyse üzülürüm" dedi
BİZİM SIKINTIMIZ
YOK, ONUN VARSA BİLMEYİZ... Türkiye Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, dün Brüksel'e hareket etmeden önce
yaptığı açıklamada, AKP'nin Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'la bir sıkıntısının
bulunmadığını belirterek, "Ama Sayın
Denktaş'ın bu yönde bir sıkıntısı varsa,
bilemiyorum" dedi
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın AKP ile ters düştüğü için yeniden aday
olmadığını açıklaması Ankara'da yankı buldu.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Denktaş'a sert
eleştiriler yöneltti.
Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs Türklerini hiçbir zaman
yalnız bırakmadığını belirterek, "Torunlar
Güney Kıbrıs'tan pasaport alıp onunla geziyor. Bu çelişkiyi
ortadan kaldırmak istiyoruz. Duayenliğine saygı duyuyoruz ama
bizi bahane ederek siyasetten çekildiyse üzülürüm" dedi.
Denktaş'ın bu
şekilde bir açıklama yapmasına inanmak istemediğini
belirten Erdoğan, "Bugüne kadar Türk hükümetleri nasıl ki
Kıbrıs davasını, kendi davaları gibi benimsedi ve öyle
davrandıysa, bizim hükümetimiz de aynı politikayı izledi."
Ancak hükümetinin
Kıbrıs'ta çözümden yana tavır koyduğunu vurgulayan
Erdoğan, Kıbrıslı Türklerin de bu politikaya destek vererek
yapılan referandumda büyük çoğunlukla "evet" dediğini
hatırlattı.
Demokrasiye inanan
insanların halkın beklentilerini göz önünde bulundurması
gerektiğini dile getiren Erdoğan, Denktaş'la adaylık
konusunda bir görüşmelerinin olmadığını da belirtti.
Erdoğan, şu anda cumhurbaşkanlığına
adaylığını koyanlarla da bu konuda bir
temaslarının olmadığını vurguladı.
Her platformda KKTC'yi
savunmaya devam ettiklerini ifade eden Erdoğan, "Arzu ediyoruz ki,
dünya KKTC'yi tanısın. Bir de bakıyoruz torunlar pasaport
alıp dolaşıyorlar. Ben yine de siyasi bir duayen olarak
kendisine saygı duyarım ama bizi bahane ederek siyasetten çekildiyse
buna da üzülürüm" dedi.
Gül: Denktaş'la bir
sıkıntımız yok
Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de dün Brüksel'e hareket
etmeden önce yaptığı açıklamada , AKP'nin
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la bir
sıkıntısının bulunmadığını
belirterek, "Ama Sayın Denktaş'ın bu yönde bir
sıkıntısı varsa, bilemiyorum" dedi.
AKP'nin Kıbrıs
politikasının Kıbrıs Türklerinin yararına
olduğunun görüldüğünü savunan Dışişleri Bakanı
Gül, "AKP'nin Kıbrıs konusunda izlediği politika, daha önce
izlenseydi şu anda Kıbrıs Rum kesimi, Avrupa Birliği içinde
yer almayacaktı" diye konuştu.
İzolasyonu
kaldırma sözü tutulmadı
Ada'da 24 Nisan 2004'te
yapılan referandumun ardından BM ve AB gibi kurumların yanı
sıra ABD, İngiltere ve Almanya gibi büyük devletlerden KKTC'nin
izolasyonunu kaldırmaya yönelik açıklamalar gelmişti.
AB Genel İşler ve
Dış İlişkiler Konseyi de nisan ayında
Kıbrıslı Türklerin tecridinin sonlandırılmasına
yönelik bir karar almıştı. Ayrıca, KKTC'ye 259 milyon
euroluk bir yardımda bulunulmasına da karar verilmişti. Ancak bu
tarihten sonra AB bu konuyla ilgili olarak somut bir adım atmadı.
Denktaş'ın
eleştirisi neydi?
17 Nisan'da görev süresi
sona erecek olan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Milliyet gazetesine
yaptığı açıklamada AKP ile ters düştüğü için
yeniden aday olmadığını açıkladı.
Denktaş, "Türk
hükümetiyle uyum içinde olamayacağıma göre, bu görevden ayrılmam
doğal" dedi.
AKP'nin Türk
halkının Kıbrıs heyecanını bilmediğini öne
süren Rauf Denktaş, bu nedenle de AB'nin Türkiye'ye baskı
yapabildiğini söyledi.
Denktaş, "Annan
Planı konusunda Türk hükümeti 'evet' dedikten ve bize dedirttikten sonra,
bir görüş ayrılığı ortaya çıktı. Bunun
cevabı da görevden ayrılmamdır. Bu görevde oturup da Türk
hükümetinin söylediğinin aksini yapmak, bana yakışmaz" diye
konuştu.
Ucuz eğitim için
kimlik
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş ile aynı adı taşıyan torunu Rauf
Kürşat, İngiltere'de ucuz eğitim için Rum yönetiminden
"Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği" istemişti.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş da Rum pasaportu alan hiç kimse için "vatan haini"
demediğini iddia etmiş, "Bu muamele 'Rum pasaportu almak' hiçbir
şekilde Rum'a mal olmak, Rum'u kabul etmek anlamına gelmez, AB
hakkımızı çeke çeke kurtarma anlamına gelir. Bunu da gasp
ettirmeme anlamına gelir" demişti.
Rauf Kürşat'ın,
Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğini başvurmasının
nedeni, eğitimini 7-8 bin sterlin yerine bin 500 sterline indirmek
olduğu bildirilmişti.
İngiltere'de okullar
AB vatandaşlarından yıllık 1500 Sterlin, yabancılardan
ise, 7-8 bin Sterlin ücret istiyor. Rumlar, 100 bine yakın
Kıbrıslı Türk'ün Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği
aldığını ileri sürüyor.
KIBRIS 24/03/05
Şok rapor
|
Sayıştay,
Cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili çok ciddi
ithamlar içeren bir rapor hazırladı. Rapor sonrasında çok
sayıda memur görevden el çektirildi Sayıştay, son 3
yıllık cumhurbaşkanlığı
yardımlarını denetledi, hazırladığı raporu
dün cumhurbaşkanlığına iletti; bu rapor çerçevesinde
cumhurbaşkanlığında dün seri bir şekilde görevden el
çektirme operasyonu yapıldı ERGÜN OLGUN: GÖREV
DEĞİŞİKLİKLERİ YAPILDI...
"Sayıştay, yardımlar kalemindeki harcamalarda bazı
anomaliler görüp daha ileri araştırmalar için kendi
düşüncelerini ortaya koydu. Kendilerine göre bazı usulsüzlükler
dikkatlerini çekti. Bu tespitler ışığında sayın
cumhurbaşkanı ile yapılan istişareler sonucunda gerekli
tedbirleri aldık. Maliye ve Başsavcılık'la da
istişareler oldu ve bazı görev değişikliklerine
gidildi" AHMET UZUN: ÇOK
CİDDİ İTHAMLAR SÖZ KONUSU... "Sayıştay'ın
hazırladığı rapor, savcılığa ve polise de
intikal ettirilmiştir. Sayıştay raporunda çok ciddi ithamlar
söz konusu. Sayıştay tüm evraklara el koymuştur. Bundan
sonrası polisin işi. Bu konuda bizimle de istişare
edilmiştir ve cumhurbaşkanlığında görevden
alınan kişilerin yerine maliyeden personel takviyesi
yapılmıştır" MÜDÜRDEN
ODACIYA...Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre,
cumhurbaşkanlığınca yapılan
"yardımları"da ihtiva eden "muhtemel giderler"
kaleminden son 3 yılda yapılan harcamalara ilişkin Sayıştay
raporunda çok önemli iddialar yer alıyor. Rapordaki bu iddialar üzerine,
cumhurbaşkanlığında müdürden odacıya kadar 10-12
çalışan dün görevlerinden el çektirildi.
Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel
Çağış'ın da görevden alınanlar arasında
olduğu öğrenildi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu
konuda duyarlı davrandığı ve derhal tedbir
alınması için talimat verdiği belirtiliyor SAHTE ÇEKLER VE
ZİMMETE PARA GEÇİRME... Güvenilir kaynaklar,
cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili
Sayıştay raporunda "zimmete para geçirme" gibi çok ciddi
suçlara rastlandığını iddia ederken, gerçek veya gerçek
olmayan kişiler adına düzenlenmiş yüzlerce sahte çekin
varlığından da söz ediyor. Yapılacak polis
soruşturmasında zanlı sayısının daha da
artacağı belirtiliyor Dilek ÇETEREİSİ Sayıştay
Başkanlığı'nın cumhurbaşkanlığı
yardımlarına ilişkin denetim raporu dün
cumhurbaşkanlığında hareketli saatler
yaşanmasına neden oldu. Cumhurbaşkanlığınca
yapılan "yardımlar"ı da ihtiva eden "muhtemel
giderler" kaleminin son 3 yıla ilişkin Sayıştay
raporu, dün cumhurbaşkanlığına sunuldu; aynı raporun
bugün de hükümete ve Cumhuriyet Meclisi'ne sunulacağı bildirildi. Cumhurbaşkanlığında
bazı personelin görevden el çektirilmesine yol açan Sayıştay
raporunda çok ciddi ithamların söz konusu olduğuna dikkat
çekiliyor. Güvenilir kaynaklardan
edinilen bilgilere göre, Sayıştay raporu üzerine
cumhurbaşkanlığında "müdürden odacıya"
kadar 10-12 çalışan görevden alındı.
Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel
Çağış'ın da görevden alınanlar arasında
olduğu öğrenildi. Cumhurbaşkanlığı
yardımlarını denetleyen Sayıştay, konuyla ilgili
hazırladığı raporu dün Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a sundu. Sayıştay
Başkanı Soner Vehbi, Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Ergün Olgun ve Maliye Bakanı Ahmet Uzun, raporun
varlığını doğruladı. Soner Vehbi,
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu konuda bazı tedbirler
aldığını söyledi ancak detay vermedi. Vehbi, ilgili
Sayıştay raporunu bugün de hükümete ve Cumhuriyet Meclisi'ne
sunacağını bildirdi. Dün söz konusu raporla
ilgili Sayıştay'da dün bir dizi toplantı yapıldı.
Sayıştay Başkanı Soner Vehbi'nin
başkanlığındaki toplantıya Sayıştay
üyeleri de katıldı. Olay büyük bir gizlilik içerisinde
soruşturuluyor. Vehbi: Denetim
sonuçlarını cumhurbaşkanına duyurduk Konuyla ilgili olarak
görüşüne başvurduğumuz Sayıştay Başkanı
Soner Vehbi, cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla
ilgili denetim raporunu cumhurbaşkanlığına
sunduklarını söyledi. Raporun detayları
hakkında bilgi vermeyen Sayıştay Başkanı Vehbi,
raporun henüz dağıtımının
yapılmadığını belirtti; "Hükümetten yarın
(bugün) için randevu verildi. Raporu hükümete ve meclise
sunacağız" dedi. Vehbi, Sayıştay
raporu üzerine Cumhurbaşkanı Dektaş'ın gerekli
talimatları vererek olayla ilgili bazı tedbirler
aldığını belirtti fakat yine detay vermedi. Olgun:
Sayıştay, bazı usulsüzlüklere dikkat çekti Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Ergün Olgun da konuyla ilgili olarak gazetemiz muhabirine
yaptığı açıklamada, Sayıştay'ın
cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili raporunu
aldıklarını ve derhal alınması gerekli tedbirleri
uygulamaya koyduklarını söyledi. Olgun, şunları
kaydetti: "Sayıştay,
rutin denetimleri esnasında yardımlar kalemindeki harcamalarda
bazı anomaliler saptadı. Daha ileri bir araştırma için
düşüncelerini ortaya koydu. Biz de bunun üzerine kendi idari
tedbirlerimizi aldık. Şu an görevden alma
yok ama görev değişiklikleri yapılmıştır.
Bundan sonrası için Sayıştay'ın ileri tetkiklerini
bekliyoruz. Evraklar üzerinde daha ileri tetkikler yapacaklar. Tüm
evrakları dün (önceki gün) daha ileri denetimler için
Sayıştay'a teslim ettik. Tavsiyelerini bize bildirecekler". Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Ergün Olgun, Sayıştay'ın kendilerine göre
bazı usulsüzlükler saptadığını ancak bunların
doğrululuk payının ileri tetkiklerde ortaya çıkacağını
ifade etti. "Raporun
içeriğiyle ilgili bir şey söylemem mümkün değil. Bu konudaki
yetki raporun sahibine aittir" diyen Ergün Olgun, şöyle devam etti: "Bu
Sayıştay'ın kendi raporudur. Evet bir rapor gelmiştir.
Biz bu rapor üzerine almamız gereken tedbirleri aldık. Sayın
Cumhurbaşkanı ile istişare ederek bu tedbirleri aldık.
Ayrıca, Maliye-Sayıştay-Başsavcılık ile de
istişareler yapılarak iç düzenleme yönüne gittik. Tüm bu mercilerdeki
şahısların görevleriyle ilgili düzenlemeler yaptık. Bu
şahıslar görevlerinden alınıp başka görevlere
verilmiştir. Yeni bilgiler ışığında da ek
tedbirleri alabiliriz". Uzun: Ciddi ithamlar
var... Olay savcılık ve poliste... Maliye Bakanı Ahmet
Uzun ise "Sayıştay'ın hazırladığı
raporun, savcılığa ve polise intikal ettirildiğini"
belirterek, raporda ciddi ithamların söz konusu olduğunu söyledi. "Sayıştay
tüm evraklara el koymuştur. Bundan sonrası polisin işi"
diyen Ahmet Uzun, bu konuda kendileri ile de istişare edildiğini ve
cumhurbaşkanlığında görevden alınan kişilerin
yerine maliyeden personel takviyesi yapıldığını
bildirdi. Maliye Bakanı Ahmet
Uzun, şöyle konuştu: "Sayıştay
aldığı bazı duyumlar ve ihbarlar üzerine denetim
yaptı. Sayıştay raporunu tamamladı ve
cumhurbaşkanlığına sundu. Sayın
Cumhurbaşkanı bu konuda oldukça duyarlı davranarak gerekli
talimatı verdi. Bazı çalışanlar görevden el çektirildi.
Sayıştay, Maliye ve Cumhurbaşkanlığı
işbirliği yaparak görevden alınanların yerine personel
takviyesi yaptık. Cumhurbaşkanlığı'nda başka
birimlerdeki bazı çalışanlar da bu görevlere
aktarıldı". Önemli iddia Güvenilir kaynaklardan
edinilen bilgilere göre, cumhurbaşkanlığınca yapılan
"yardımları" da ihtiva eden "muhtemel giderler"
kaleminden son 3 yılda yapılan harcamalara ilişkin
Sayıştay raporunda çok önemli iddialar yer alıyor. Rapordaki
bu iddialar ışığında dün müdürden odacıya kadar
10-12 çalışan görevden el çektirildi. Cumhurbaşkanlığı
Dairesi Müdürü Tansel Çağış'ın da görevden alınanlar
arasında olduğu öğrenildi. Güvenilir kaynaklar,
Sayıştay raporunda "zimmete para geçirme" gibi çok ciddi
suçlara rastlandığını iddia ederken gerçek veya gerçek
olmayan kişiler adına düzenlenmiş yüzlerce sahte çekin
varlığından söz ediyor. Yapılacak polis
soruşturmasında zanlı sayısının daha da
artacağından endişe duyuluyor. |
KIBRIS 24/03/2005
Rum
basınının iddiası: Macshain, "Annan
Planı'nın öldüğünü" söyledi
Rum gazeteleri,
İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı Denis
MacShain'in, "Annan Planı'nın öldüğünü
söylediğini" yazdı.
Fileleftheros ve diğer
Rum gazeteleri, MacShain'in bu yöndeki açıklamasını, EDEK'in
İngiltere bürosu temsilcileriyle gerçekleştirdiği görüşme
sırasında yaptığını belirtti.
Fileleftheros gazetesi,
"Kıbrıslı Rumların Oylarıyla Flört Eden MacShain
'Annan Planı Ölüdür' Diyor -Kıbrıslı Rumlara Başka
Avam Kamarası'na Başka Söylüyor" başlıklı haberinde,
"Mayıs ayında İngiltere'de gerçekleştirilecek
milletvekilliği seçimlerinden ötürü Rumlara yakınlaşan
İngilizlerin farklı tutum sergilediklerini, bunun bir örneğini
de İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı
Denis MacShain'in gösterdiğini" yazdı.
Gazete, İngiliz
hükümetinin, Rumların oylarını elde etmek amacıyla yüz yüze
yapılan görüşmelerde Rumların endişelerini tatmin edecek
açıklamalarda bulunurken, kamuoyuna yaptıkları
açıklamaların ise farklılık gösterdiğini iddia ederek,
MacShain'in EDEK'in İngiltere'deki temsilcileri ile gerçekleştirdiği
yüz yüze görüşmede farklı, İngiliz Avam Kamarası'nda
yaptığı açıklamada farklı tutum sergilediğini
belirtti.
Gazete, MacShain'in EDEK
temsilcileri ile gerçekleştirdiği görüşmede, "Annan
Planı'nın ölü olduğunu ve referanduma sunulmayarak Bürgenstock'ta
reddedilmesi gerektiğini, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin 10 yeni AB
ülkesi ile genişletilmesini öngören protokolü imzalamaması durumunda
AB ile müzakerelere başlayamayacağını ve yakın zamanda
Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyarette Türkiye'den Kıbrıs'taki
askerlerinin sayısını azaltmasını talep ettiğini
söylediğini" yazdı.
Gazete, MacShain'in bu
açıklamalarına karşılık, İngiliz Avam
Kamarası'nda soruları yanıtlarken ise, "bilinen
İngiliz görüşüne daha yakın görüşler ifade ettiğini ve
sürekli Annan Planı'na değindiğini" belirtti.
Kıbrıs'taki Türk
askerleri konusu
Habere göre MacShain, Avam
Kamarası'nda yaptığı konuşmada, KKTC'de bulunan Türk
askerinin sayısına dair verilerin bulunmadığını,
ancak bu sayının 20-30 bin olarak hesaplandığını
ifade ederek, "Kıbrıs, Annan Planı temelinde
birleşmiş olsaydı, Türk askeri sayısı 2007 sonunda %80
oranında ve sonraki 4 yıl içinde de %50 daha azalmış
olacaktı" şeklinde konuştuğunu belirtti.
MacShain, İngiliz
Milletvekili Tom Cox'un KKTC'de yaşayan TC kökenli vatandaşların
sayısına ilişkin sorularını yanıtlarken,
"Kıbrıs Türk makamlarının 1996'da yaptıkları
sayıma göre 137 bin 398 Kıbrıslı Türk ile Türkiye'de
doğan 54 bin 126 kişinin bulunduğunu, ancak bu rakamların
herkes tarafından kabul edilmediğini, Avrupa Konseyi Parlamenterler
Meclisi'nin ise 2003 yılında kabul ettiği bir kararda 115 bin TC
kökenli vatandaş olduğu, 2001 yılında ise
Kıbrıslı Türklerin sayısının 87 bin 600 olarak
kabul edildiğini" ifade etti ve "bu rakamların da
kuşkulu olduklarını" söyledi.
KIBRIS 23/03/2005
|
|
|
|||
|
|
|
25 Mart 2005 Talat, Kıbrıs Türkünü dünyalı yapma
hedefini takip eden, Avrupa ile kavga etmeyen ve ABye girmek için çaba
ortaya koyan bir cumhurbaşkanı olacağını belirtti. |
|
KKTC Başbakanı ve CTP
lideri Talat, cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik propaganda
çalışmaları çerçevesinde Güzelyurtta yaptığı
açıklamada, güçlü bir oy oranıyla kazanmanın önemine işaret
etti. Çözüm için Rum tarafının da aynı iyi niyeti göstermesi
gerektiğini vurgulayan Talat, Rum tarafının kendi egemenliğinde
bir çözüm peşinde olduğunu söyledi.
Rum tarafının Türkiyenin AB sürecinde de
engel oluşturmaya çalıştığını dile getiren
Talat, halbuki bizim hedefimiz Kıbrıs sorununu çözerek, Annan
Planında da öngörüldüğü gibi Türkiyenin AB sürecine engel
değil, destek olan bir Kıbrıs yaratmaktır dedi.
Tüm bu şartlar nedeniyle
cumhurbaşkanlığı seçiminin büyük önem
taşıdığını söyleyen Talat,
Cumhurbaşkanlığını kazanma konusunda çok fazla bir
endişemiz yok ama bu yarışın birinci turdan bitmesi ve
yüksek bir oy oranıyla sonuçlanması çok önemlidir diye konuştu.
|
24 Mart 2005 Rum devlet televizyonuna
konuşan Papadopulos, Kıbrıs sorununun iki farklı boyutu
bulunduğunu, sorunun uluslararası boyutunu Başbakan
Erdoğanla doğrudan görüşmek istediğini söyledi.
Papadopulos, uluslararası
boyutun Ankarayla doğrudan ele alınmasının ardından,
Kıbrıslı Türklerle de iç sorunların çözümü için
görüşülebileceğini kaydetti.
Tasos Papadopulos, Ankaraya defalarca görüşme
talebi ilettiklerini ancak bunun sürekli reddedildiğini de söyledi. Rum
Yönetimi lideri, Erdoğanın Kıbrısın
toplumlararası bir sorun olduğu yönündeki tezi geçerli değil.
Bütün dünya, Kıbrıs sorununun temelinde Türk işgalinin
olduğunu biliyor dedi.
MUHATTABIMIZ ANKARA
Papadopulos, sorunun uluslararası boyutunu
Türk askerlerinin ve Türkiye kökenlilerin çekilmesi, garanti ve kuruluş
anlaşmaları ve Rum mallarının istismarı olarak
tanımladı. Rum Yönetimi lideri, Bütün bu konularda kararları Talat
değil Ankara alıyor ve uyguluyor. Dolayısıyla bu konularda
muhattabımız Ankaradır dedi.
|
Denktaştan
Ankaraya yanıt |
|
|
|
KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Tayyip
Erdoğanın ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün
Kıbrısla ilgili açıklamalarına cevap verdi. |
|
|
|
NTV |
24 Mart 2005 Denktaş,
Kıbrıs meselesinde Ankara hükümetinin istediği olur. Şimdi
de hükümetin istediği oluyor. Kimse kimseyi tehdit etmemeli, bana bu tür
tehditler doğrultulması doğru değildir dedi.
Başbakan Erdoğana
yazılı cevap vereceğini söyleyen denktaş, bu mevkiide
basın yoluyla münakaşa yapmanın doğru
olmadığını da belirtti.
PASAPORT ALANLAR MÜCAHİTTİR
Torununun Rum pasaportu almasıyla ilgili
sözlerini de eleştiren Denktaş, Referandum döneminde binlerce insan
pasaport alırken kimse sesini çıkartmadı. Torun Denktaş
alınca gürültü koptu, bu kabul edilemez bir yaklaşımdır. Bu
gençler mücahittir, askerdir, KKTCye gönülden bağlı
vatandaşlardır dedi.
Denktaş, bu tür
girişimlerin hedefinin kendisini yıpratmak olduğunu, ama
bunlardan korkmayacağını söyledi. Torunum aldığı
için konu edilen pasaport, gaspedilen bir hakkın sunduğu bir
pasaporttur. Bunu yasaklayan bir yasa yok diyen Denktaş, insanların
Rum pasaportu almasının sebebinin, referandumda evet derseniz ABye
gireceksiniz diyen yaklaşım olduğunu belirtti.
Denktaş'ın torunu:
Erdoğan bizleri
üzdü
Denktaş'ın torunu Rauf Kürşat, "Rumlarla
dolaştığımızı iddia etmek
insafsızlıktır" dedi
SEFA
KARAHASAN Lefkoşa
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Güney Kıbrıs
pasaportuyla güneyde geziyorlar" dediği KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın torunları, "Hiçbir dayanak olmamasına
karşın, siyasi tartışmalara malzeme
yapılmalarının hak ve adalete
sığmadığını" savundular.
Denktaş'ın 11 torunu adına, Güney Kıbrıs'tan pasaport
almasıyla gündeme gelen Rauf Kürşat yaptığı yazılı
açıklamada, "Sayın Erdoğan'ın açıklaması
hepimizi bir kez daha üzmüştür" ifadesini kullandı. Torun
Denktaş, "Hiçbir gerçekle ilgisi olmamasına karşın,
bizlerin Güney Kıbrıs'ta Rumlarla
dolaştığımızı iddia etmek, en basit deyimiyle
insafsızlık ve vicdansızlıktır" dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, önceki gün Milliyet'in
manşetten verdiği "AKP yüzünden ayrılıyorum"
açıklamasını eleştiren Başbakan Erdoğan ile
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e yazılı yanıt
vereceğini bildirdi. Denktaş, "Bu mevkide hiçbir zaman Türk
hükümeti ve Dışişleri Bakanı ile basın yoluyla
münakaşa yapılmaz. Böyle bir lüksümüz yoktur" diye konuştu.
Denktaş, torununun Güney Kıbrıs'tan pasaport almasıyla
ilgili olarak da, "Torunum pasaportu iznimle aldı, bugün torunumu
tenkit edenler, binlerce insan pasaport alırken 'tıs' diye sesini
çıkarmadı" şeklinde konuştu.
MILLIYET 25/03/05
KKTC lideri çark
etti
25/03/2005
RADIKAL
AA - LEFKOŞA - Son
röportajında "AKP yüzünden siyaseti bırakıyorum"
diyerek polemik başlatan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül'ün sert çıkışına yanıt vermekte
gecikmedi.
Erdoğan, önceki gün Kıbrıs'ta çözüm için
çalıştıklarını belirtip Denktaş'ın siyaseti
bırakmaya kendilerine sorarak karar vermediğini hatırlatmış
ve torunlarının Rum pasaportu sahibi olmasını
eleştirmişti. Gül de Denktaş'ın 'bir devlet adamı gibi
davranmasını umduğunu' söylemişti. Denktaş ise dün bu
eleştirilere yazılı yanıt vereceğini belirterek,
"Bu mevkide hiçbir zaman Türk hükümeti ile basın yoluyla müzakere,
münakaşa yapılmaz. Böyle bir lüksümüz yok" dedi.
Kıbrıs davasında gördüğü tehlikeleri söylemenin görevi
olduğunu belirten KKTC lideri Denktaş, "Kimseyle kavgam
yok" diye konuştu. Denktaş, torununun Rum pasaportu
olmasına dair eleştiri anımsatıldığında
şöyle dedi:
Torun
eleştirisine çok kızdı
"Torunum pasaportu benim iznimle aldı. Bugün torunumu tenkit edenler,
binlerce insan pasaport alırken 'tıs' diye sesini
çıkarmadı. Bunlar beni yıpratma girişimleri."
Referandumda gençlere 'evet derseniz AB pasaportu alacaksınız'
denildiğini hatırlatan Denktaş, "Biz bunu yasaklamamak
suretiyle sonraki bir referandumda gençlerimizin önündeki bu cezbedici hediyeyi
hak olarak vermiş bulunuyoruz" dedi.
Denktaş'ın 11 torunu dün "Hiç dayanak yokken bizi siyasi
tartışmalara malzeme yapmanız hak ve adalete
sığmaz" açıklaması yaptı.
Büyük vurgun!
|
KIBRIS,
cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili
yaklaşık 312 bin dolarlık yolsuzluğu belgeleyen
"gizli" Sayıştay raporunu ele geçirdi.
Sayıştay, vurgunun gerçek boyutlarının çok daha büyük
olabileceğine dikkat çekiyor POLİS VE SAVCILIK
DEVREYE GİRMELİ...Cumhurbaşkanlığı'nda önceki
gün çok sayıda memurun görevden el çektirilmesine neden olan
Sayıştay raporu, Cumhurbaşkanlığı'nca
yapılan yardımların nasıl suistimal edildiğini ve
büyük bir vurguna dönüştüğünü belgeliyor. Rapor, sadece 2001
yılının ilk 3 aylık dönemine ilişkin usulsüzlükleri
en ince ayrıntısına kadar anlatırken, yolsuzluğun
bundan sonraki dönemlerde de devam ettiğine ilişkin bulgu ve
kuşkulara da yer veriyor. Sayıştay bu çerçevede
savcılık ve polis soruşturması istiyor "ZİMMETLERİNE
GEÇİRDİKLERİ PARAYI ÖDESİNLER"... Sayıştay
raporuna göre, Ocak-Mart 2001 döneminde 311 milyar 965 milyon 500 bin TL'lik
(312 bin dolar) Cumhurbaşkanlığı yardımlarını
"zimmetlerine geçirmekle" suçlanan ve görevlerinden alınan 16
personel hakkında ileri soruşturma ve kovuşturma isteniyor.
Sayıştay ayrıca bu personelden, "zimmetlerine
geçirdikleri" saptanan parayı da 90 gün (3 ay) içinde devlete iade
etmelerini talep ediyor İŞTE LİSTE...
Aralarında Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel
Çağış ve II. Sınıf Katip Ersoy Güler'in de
bulunduğu 16 kişilik personel listesi şöyle: "Tansel
Çağış, Ersoy Güler, Ali Canlıbel, Senem Canlıbel,
Uğur Osmanoğulları, Zeynep Gülsün, Birol Paşa, Esat Varoğlu,
Salih Seyrekbasan, Ercan Hacımusa, Erbil Kırma, Kemal
Anış, Cemal Karacan, Hasan Körkmen, Hasan Göktaş, Ceynur
Pehlivan". Ayrıca biri cumhurbaşkanlığı
personeli Hatice Özuğurlu olmak üzere çeşitli isimlere keşide
edilen toplam 7 milyar 550 milyon TL'lik çeklerin eşi Metin
Özuğurlu tarafından bozdurulmak suretiyle zimmete geçirildiği
de raporda belirtiliyor HAYALİ
İSİMLERE ÇEKLER VE DAHA NELER NELER... Sayıştay'dan
şok bulgular: "Özellikle cumhurbaşkanlığı
personelinin, üretilen hayali isimleri ve/veya daha önceden yardım
almış ve/veya almakta olan kişilerin isimlerini ve /veya kendi
ailelerindeki fertlerin nüfusa kayıtlı isimlerini veya soyadı
yerine baba adları kullanılacak şekilde düzenlenen isimleri
kullanarak Cumhurbaşkanlığı bütçesinin beklenmedik giderler
ve diğer ödemeler ile sosyal transferler kalemlerinden ödenmek üzere
farklı isimler lehine keşide ettirdikleri yardım çeklerini,
kendilerinin ve/veya yakınlarının aldığı bu
çeklerin bir kısmının kendi banka hesaplarına
yatırıldığı veya kendi imzalarıyla Merkez
Bankası'ndan veya başka bir ticari bankadan veya bir şirketten
bozdurulduğu saptanmıştır" Dilek ÇETEREİSİ KIBRIS, dün ülke
gündemine bomba gibi düşen Cumhurbaşkanlığı
yardımlarıyla ilgili büyük vurgunu belgeleyen "gizli"
Sayıştay raporunu ele geçirdi. Sayıştay'ın
büyük bir gizlilik içerisinde hazırlayıp, "gizli ve
kişiye özel" ibaresiyle henüz sadece Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a sunduğu denetim raporu,
cumhurbaşkanlığının "örtülü ödenek" olarak
kullandığı beklenmedik giderler kaleminin nasıl çar-çur
edildiğini gösteriyor. Sayıştay
raporunda, Cumhurbaşkanlığı'nın 2001 yılı
beklenmedik giderler, diğer ödemeler ve sosyal transferler kalemlerinden
yapılan harcamaların yarısından fazlasının
"görevini kötüye kullanan" personel tarafından zimmetlerine
geçirildiği vurgulanıyor. Bu dönemde yapılan 610 milyar 882
milyon 655 bin 317 TL tutarındaki harcamanın 311 milyar 965 milyon
500 bin TL'lik kısmının (312 bin dolar) yerine
ulaşmadığı, bir başka deyişle cebe
indirildiği belirtiliyor. Cumhurbaşkanlığı
yardımlarıyla ilgili yaklaşık 312 bin dolarlık
yolsuzluğu belgeleyen "gizli" Sayıştay raporunda,
vurgunun gerçek boyutlarının çok daha büyük olabileceğine de
dikkat çekiliyor. Sayıştay
raporunda, sadece 2001 yılının ilk 3 aylık dönemine
ilişkin usulsüzlükler en ince ayrıntısına kadar
anlatırken, yolsuzluğun bundan sonraki dönemlerde de devam
ettiğine ilişkin bulgu ve kuşkulara da yer veriyor.
Sayıştay bu çerçevede savcılık ve polis soruşturması
istiyor. Sayıştay
Başkanı Soner Vehbi imzalı rapor, sadece Ocak-Mart 2001
döneminde yapılan denetimi kapsıyor ve bu 3 aylık dönemdeki
vurgunun 311 milyar 965 milyon 500 bin TL'lik (312 bin dolar) olduğu
belirtiliyor. Bu arada raporda
belirtilen 311 milyar 965 milyon 500 bin TL, 2001 yılı mart
ayındaki dolar kurunun ortalaması (1$= 1,000,000 TL) alınmak
suretiyle dövize çevrildi. Ancak Sayıştay,
bu dönem sonrasındaki bulguları da rapora ekleyip, ortaya
çıkardığı sayfalar dolusu çek dökümleri için
savcılık ve polisten ileri soruşturma ve kovuşturma talep
ediyor. İşte isimler Sayıştay,
cumhurbaşkanlığı yardımlarını
"zimmetlerine geçirmekle" suçladığı personel için
polis soruşturmasının yanı sıra, "zimmetlerine
geçirdikleri" saptanan parayı da 90 gün (3 ay) içinde devlete iade
etmelerini istiyor. Olaya adları
karışan ve önceki gün görevlerinden el çektirilen personel
arasında Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel
Çağış ve II. Sınıf Katip Ersoy Güler de bulunuyor. Sayıştay'a göre
16 kişilik cumhurbaşkanlığı personel listesi
şöyle: "Tansel
Çağış, Ersoy Güler, Ali Canlıbel, Senem Canlıbel,
Uğur Osmanoğulları, Zeynep Gülsün, Birol Paşa, Esat
Varoğlu, Salih Seyrekbasan, Ercan Hacımusa, Erbil Kırma, Kemal
Anış, Cemal Karacan, Hasan Körkmen, Hasan Göktaş, Ceynur
Pehlivan". Ayrıca biri
cumhurbaşkanlığı personeli Hatice Özuğurlu olmak
üzere çeşitli isimlere keşide edilen toplam 7 milyar 550 milyon
TL'lik çeklerin eşi Metin Özuğurlu tarafından bozdurulmak
suretiyle zimmete geçirildiği de raporda belirtiliyor. Sayıştay
başkanının Denktaş'a gönderdiği yazı Sayıştay
Başkanı Soner Vehbi'nin, Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a gönderdiği 21 Mart 2005 tarih ve CB 0.00.104/2463
sayılı, "gizli ve kişiye özel" ibareli
Sayıştay yazısı şöyle: "Konu:
Cumhurbaşkanlığı 2001 Mali Yılı Bütçesi
Beklenmedik Giderler ve Diğer Ödemeler(54) ile Sosyal Transferler(82)
kaleminden yapılan ödemeler hakkında 2001 Mali Yılı
Bütçesi, 01-01 Cumhurbaşkanlığı madde 54 Beklenmedik
Giderler ve Diğer Ödemeler ile madde 82 Sosyal Transferler ödeneklerinin
kullanılmasına ilişkin denetim,
başkanlığımızca görevlendirilen denetçi
tarafından gerçekleştirilmiş ve ilişikte sunulan denetim
raporu hazırlanmıştır. Denetçi tarafında
hazırlanan rapor, Sayıştay tarafından
değerlendirilmiş olup, raporda tespit edilen hususların
doğruluğu teyit edildiğinden, konunun bilginize getirilmesi
elzem olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, söz
konusu bütçe kalemlerinden 2001 Mali Yılı'nda yapılan toplam
610,882,655,317 TL tutarındaki harcamanın, 298,917,155,317 TL
tutarındaki kısmının kullanım amacına uygun
olarak lehdarlarına ulaştığı tespit edilmiş,
ancak geriye kalan 311,965,500,000 TL tutarındaki harcamanın; Çeşitli isimlere
keşide edilen ve /veya ettirilen çeklerden oluşan 45,935,000,000 TL
tutarındaki kısmının, aşağıda isimleri
verilen Cumhurbaşkanlığı personeli tarafından,
çeşitli banka veya şirketlerde nakde çevrilerek veya şahsi
banka hesaplarına yatırılarak zimmete geçirildiği, (Tansel
Çağış 2,900,000,000 TL, Ersoy Güler 5,600,000,000 TL, Ali
Canlıbel 10,000,000,000 TL, Senem Canlıbel 900,000,000 TL,
Uğur Osmanoğulları 2,885,000,000 TL, Zeynep Gülsün
4,000,000,000 TL, Birol Paşa 2,350,000,000 TL, Esat Varoğlu
5,550,000,000 TL, Salih Seyrekbasan 1,750,000,000 TL, Ercan Hacımusa
900,000,000 TL, Erbil Kırma 700,000,000 TL, Kemal Anış
2,950,000,000 TL, Cemal Karacan 1,300,000,000 TL, Hasan Körkmen 3,650,000,000
TL, Hasan Göktaş 200,000,000 TL, Ceynur Pehlivan 300,000,000 TL". Yukarıda adı
geçen şahıslarla akrabalık ilişkisi tespit edilen
kişiler veya başkaları adına keşide edilen çeklerden
oluşan 14,230,000,000 TL tutarındaki kısmının,
adı geçen personel ile akrabalık ilişkisi tespit edilen
şahıslar tarafından, kendi banka hesaplarına
yatırılarak veya KKTC Merkez Bankası'nda veya başka bir
ticari bankada veya market, petrol istasyonu, döviz bürosu v.s gibi
şirketlerde nakde çevrilerek zimmete geçirildiği, Biri
Cumhurbaşkanlığı personeli Hatice Özuğurlu olmak
üzere çeşitli isimlere keşide edilen çeklerden 7,550,000,000 TL
tutarındaki kısmının, Hatice Özuğurlu'nun eşi
Metin Özuğurlu tarafından KKTC Merkez Bankası veya başka
bankalarda nakde çevrilmek suretiyle zimmete geçirildiği, Çeşitli isimlere
keşide edilen veya ettirilen çeklerden oluşan 244,250,500,000 TL
tutarındaki kısmının ise 1, 2 ve 3. Maddelerde adı
geçen şahıslarca zimmete geçirilmiş olabileceği sonucuna
varılarak, bu konuda gerçeğin saptanabilmesi için yaygın polis
soruşturması yapılmasının uygun olacağı, Ayrıca yukarıda
1, 2 ve 3. Maddelerde belirtilen sorumluların 18/1978 sayılı
Sayıştay Yasası'nın 22/1 maddesine uygun olarak
zimmetlerine geçirdikleri saptanan miktarları, idarece bilgilendirildikleri
günden itibaren 90 gün içinde devlete iadeleri ve aynı yasanın 22/2
maddesine uygun olarak cezai suç bulunup bulunmadığı hususunda
gerekli araştırmanın Hukuk Dairesi'nce
yapılmasının doğru olacağı
düşünülmektedir. Bilgilerine ve
gereği hususu tensiplerine saygı ile arz olunur." Nasıl ortaya
çıkarıldı? Sayıştay
Denetçi Yardımcısı Mehmet Soykurt tarafından
hazırlanan ve 38 yaprak ve ek tablolardan oluşan denetim raporunda,
cumhurbaşkanlığındaki vurgunun nasıl ortaya
çıkarıldığı en ince ayrıntısına kadar
anlatılıyor. Buna göre, Behiç Amcazade
isimli şahsa, Cumhurbaşkanlığınca yardım
amacıyla çıkarılan 150 milyon TL'lik çekin söz konusu
kişiye ulaşmadığı yönündeki bir ihbar üzerine
başlatılan Sayıştay denetimi, vurgunu çorap söküğü
gibi su yüzüne çıkardı. Raporda bu konuda yer
alan ifadelere özetle bakıldığında, Behiç Amcazade
adına keşide edilen 18 Ocak 2001 tarihli çekin Limasol Türk
Kooperatif Merkez Bankası Ltd nezdindeki 100547 numaralı Mehmet
Akacan hesabına yatırıldığı, ancak çekin Kerime
Gülkan tarafından borcuna mahsuben beyaz eşya
satıcısı Mehmet Akacan'a verildiği tespit edildi.
Aynı harcama belgesine bağlı olarak Ekrem Özbahadır
lehine keşide edilen aynı tarihli yine 150 milyon TL
tutarındaki bir diğer çekin de K.T. Kooperatif Merkez Bankası
nezdindeki 14-108-940029 numaralı Kerime/Seydali Gülkan hesabına
yatırıldığı saptandı. Bu tespitlerin
ardından ita amiri konumundaki Cumhurbaşkanlığı
Müdürü Tansel Çağış'a başvuran Sayıştay
denetçisi, bu konuda yardım yapılması belirtilen isimler ve
miktarlar için Cumhurbaşkanı'nın vermiş olduğu
yazılı talimat veya talimatları talep etti. Sayıştay
bu konudaki talebini daha sonra da yinelemek zorunda kaldı. Tansel
Çağış, Sayıştay'ın ikinci talep
yazısına yanıt verdiğinde ise "verilen
talimatların şifai ve küçük notlar şeklinde
olduğunu" belirtmekle yetinerek bu talimatları
Sayıştay'a ibraz etmedi. Sayıştay
denetçisi daha sonra konuyla ilgili çeşitli devlet dairelerinden
araştırmasına ışık tutabilecek bilgileri
derleme yoluna gitti. Çorap söküğü... Sayıştay
Denetçi Yardımcısı Mehmet Soykurt, raporunun "bulgular ve
değerlendirme" bölümünde şu ifadelere yer veriyor: "Yukarıda
izahı yapılan yöntemle temin edilen bilgi ve belgeler
ışığında denetime başlangıç teşkil
eden tespit dışında, farklı şahıslar tarafından
da benzer şekilde işlemlerin gerçekleştirildiği
saptanmıştır. Özellikle
cumhurbaşkanlığı personelinin, üretilen hayali isimleri
ve/veya daha önceden yardım almış ve/veya almakta olan
kişilerin isimlerini ve /veya kendi ailelerindeki fertlerin nüfusa
kayıtlı isimlerini veya soyadı yerine baba adları
kullanılacak şekilde düzenlenen isimleri kullanarak, (Örneğin
Cumhurbaşkanlığı personeli Ersoy Güler'in kardeşleri
Ertuğrul Güler ile Halil Güler'in soyadları yerine baba adları
kullanılarak, çeklerin, Ertuğrul Cevdet ve Halil Cevdet isimlerine
keşidesi) Cumhurbaşkanlığı bütçesinin beklenmedik
giderler ve diğer ödemeler ile sosyal transferler kalemlerinden ödenmek
üzere farklı isimler lehine keşide ettirdikleri yardım
çeklerini, kendilerinin ve/veya yakınlarının
aldığı bu çeklerin bir kısmının kendi banka
hesaplarına yatırıldığı veya kendi
imzalarıyla Merkez Bankası'ndan veya başka bir ticari bankadan
veya bir şirketten bozdurulduğu saptanmıştır. Yapılan bu
saptamalar yanında, bahse konu şahıslarca bozdurulan çeklerin
lehdarlarına aynı ve/veya yakın tarihlerde birden çok
yardım çeki çıkmış olduğu; Ödeme yapılan
miktarların diğer yardım çeklerine oranla yüksek tutarlarda
olduğu; Lehdarı aynı olan çeklerin arka yüzlerinde farklı
imzaların olduğu tespit edilmiştir". Aynı isimlere yine
rastlandı Denetçi raporunun bir
bölümünde yer alan aşağıdaki ifadeler de oldukça anlamlı.
Aynı şahısların daha sonraki dönemlerdeki
yardımlarda da isimlerinin geçtiği belirtilen bölüm ise şöyle: "Yukarıda
verilen ayrıntılı izahlarda ortaya çıkan, gerek
Cumhuraşkanlığı'nda görevli personelin, gerekse
diğer şahısların isimleri 2001 yılının
diğer dönemlerinde gerçekleştirilen aynı işlemlerde
karşımıza çıkmıştır. Bu nedenle bahse konu
araştırma sonucunun hızlı bir şekilde ortaya
çıkarılabilmesi ve soruşturma ve/veya kovuşturma
yapılmak üzere KKTC Polis Genel Müdürlüğü'ne olayın
aktarılabilmesi için raporun bundan sonraki bölümlerinde tespit edilen
bulgular, isim bazında tablolar halinde düzenlenip ekte
sunulmaktadır. Ayrıntılı
olarak verilen tablolarda, raporlaştırılan çeklere ait
bilgiler de yer almakta olup, tablolar,
Cumhurbaşkanlığı'nda çalışan personelce zimmete
geçirilen çekler, kişisel bağlantılar içeren çekler ve bunlara
bağlı olarak zimmete geçirilme ihtimali yüksek derecede olan
çekleri içeren bilgilerden oluşmaktadır". Denktaş tedbir
aldı Soykurt, raporunda
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bu gelişmeler
ışığında devreye girerek derhal tedbir
aldığını da belirterek bu konuda şunları
söylüyor: "Cumhurbaşkanı
Sayın Rauf Denktaş'ın Maliye Bakanlığı'na
muhatap yazmış olduğu 10 Ekim 2001 tarih ve 1/01
sayılı yazısını müteakip, yukarıda bahsi geçen
uygulamaya son verildiği ve bu tarihten sonraki uygulamalarda
yardım alacak kişilerin bizzat Sayın Cumhurbaşkanı
tarafından imzalanan listelerle belirlenmesi ve Hazine ve Muhasebe
Dairesi'nce keşide edilecek çeklerin çizgili (cross) çek olarak
keşidesi başlatılmış olup halen devam eden bu
uygulama ile aynı kişilere farklı isimlerle çek keşidesi
sona erdirilmiştir". |
KIBRIS 24/03/2005
Papadopulos,
Erdoğan'la görüşmek istiyor
|
Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan'la Kıbrıs sorununun uluslararası yönlerini
görüşmek istediğini söyledi. Papadopulos, Rum
televizyonuna yaptığı açıklamada, Kıbrıs
sorununu "uluslararası yön" ve "iç yönler" diye
ikiye ayırarak şöyle konuştu: "Sorunun
uluslararası yönünde Türk askerlerinin çekilmesi, garanti ve
kuruluş anlaşmaları, Kıbrıs'a gönderilen
yerleşikler, Kıbrıs Rum mallarının istismarı
yer alıyor. Bütün bu konular, kararları (Başbakan Mehmet Ali)
Talat değil, Ankara tarafından alınan ve uygulanan
konulardır." Papadopulos,
"Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs sorununun iç
yönlerine ilişkin konuları Kıbrıslı Türklerle
görüşmesi gerekeceğini" kaydetti. Ankara
anlaşması Ankara Anlaşması'nın
imzalanması konusuna da değinen Papadopulos, "Türkiye'nin
protokolü nihayetinde imzalayacağı görüşündeyim, çünkü bu
AB'nin talebidir. Şimdi imzayı ne zaman atacağını ve
gelecekteki faaliyetlerinin neler olacağını öngöremiyorum.
Biz, protokolü 3 Ekim'den önce uygulamasını talep ediyoruz"
dedi. Türkiye'nin gümrük
birliği protokolünü AB'nin 10 yeni üyesini kapsayacak şekilde
genişletmesini, "Türkiye ile Güney Kıbrıs arasındaki
ilişkilerin normalleşmesi yönünde ilk adım olarak
gördüklerini" belirten Papadopulos, "veto haklarını her
zaman saklı tuttuklarını, ancak veto hakkını
kullanmanın birçok faktöre bağlı olduğunu" söyledi. |
KIBRIS 24/03/2005
Cumhurbaşkanı
Denktaş: Türkiye başbakanı ve dışişleri
bakanıyla basın yoluyla müzakere lüksümüz yok
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Türkiye başbakanı ve dışişleri
bakanına bir mektup yazdığını, Türkiye'nin
başbakanlarıyla dışişleri bakanlarıyla basın
yolu üzerinden münakaşa, müzakere etmelerinin, birbirlerine cevap vermenin
kendileri için büyük lüks olduğunu ve böyle bir lüksleri
bulunmadığını kaydetti.
Denktaş, GAÜ'de
düzenlenen konferanstan ayrılırken gazetecilerin soruları
üzerine yaptığı açıklamada, Türkiye başbakanı ve
dışişleri bakanının iyi niyetle milli davayı
müdafaa için bir yol tutuklarını, kendisinin ise
"hayır" demek ve dedirtmeye çalışmak suretiyle bu yola
girmediğini, görüşlerinin hâlâ aynı olduğunu,
dolayısıyla, onların iyi niyetle en iyisini yapmaya
çalıştıklarını, kendilerine yardımcı
olmanın görevleri olduğunu söyledi.
Denktaş, şöyle
dedi:
"Ben de iyi niyetle
Kıbrıs meselesinin kaybedilmemesi için görevimi yapıyorum ve
yapmaya devam edeceğim. Bunu kimse, kendisine karşı ve partisine
karşı bir girişim olarak kabul etmemelidir. Zannedersem böyle
kabul etmiyorlar, ama kendilerine uzun detaylı şekilde yazıyorum."
KIBRIS 24/03/2005
Molivyatis ve Rice Kıbrıs'ı görüştü
25 Mart, 2005 02:09:00 (TSİ) CNN TURK
Washington'ı
ziyaret eden Yunanistan Dışişleri Bakanı Molivyatis, ABD
temaslarında, Kıbrıs konusunda Annan Planı temelinde
müzakereler yoluyla Ada'nın yeniden birleştirilmesi ortak amacı
yönünde neler yapılabileceğini ele aldıklarını
söyledi.
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile görüşmesinden
sonra basına ortak bir açıklama yaptı.
Molivyatis açıklamasında, "Rice ile Kıbrıs konusunu
konuştuk. Ortak amacımız olan, Ada'nın Annan Planı
temelinde müzakereler yoluyla yeniden birleştirilmesi yönünde neler
yapılabileceğini ele aldık" dedi.
Rice ile ikili ilişkilerin 'mükemmel durumunu'
konuştuklarını vurgulayan Molivyatis, "ilişkileri pek
çok alanda stratejik işbirliğine ilerletme
kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik"
dedi.
Balkanlar ve Akdeniz
konuları
Görüşmede Balkanlar ve Akdeniz konularını da ele
aldıklarını ve dünyanın birçok bölgesine demokrasi ve
özgürlüğün yayılmasından bahsettiklerini belirten Molivyatis,
ABD Başkanı Bush için, "bugünlerde mutlu olmak için çok nedeni
var" dedi.
Molivyatis, Rice ile bütün alanlarda iki ülke arasındaki
işbirliğini daha da güçlendirme konusunda
anlaştıklarını kaydetti.
Kırgızistan'da son
durum
Rice ise, Kırgızistan'daki durum konusunda soruları
yanıtlarken, "gelişmelerin, Kırgızların
demokratik bir süreç temelinde istikrarlı bir hükümete ve daha iyi bir
demokratik geleceğe kavuşması temelinde ilerlemesine yardım
etmeye çalışıyoruz" dedi.
Durumu çok yakından izlediklerini belirten Rice, ancak istikrarlı bir
sonuca götürecek bir süreci izleme arzusunda olduklarını kaydetti.
Rice, herkesin şiddeti bir kenara bırakması
çağrısında bulunurken, "bu tür bir süreçte şiddete yer
yok. Sadece Kırgızistan'ın istikrarlı bir demokrasi olarak
ortaya çıkmasına izin verecek siyasi diyalog ve tartışmaya
yer var" diye konuştu.