Gözler Türk-Yunan zirvesinde

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu akşam Brüksel’de Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’le akşam yemeğinde biraraya gelecek.

NTV

 

 

21 Mart 2005—  Her iki liderin görüşmesinde Kıbrıs konusunun ağırlıklı olarak yer alması bekleniyor. Yemeğe Dışişleri Bakanları Abdullah Gül ile Petros Molivyatis de katılacak.

Brüksel’deki görüşmenin 17 Aralık’taki Avrupa Birliği Zirvesi’nden önce Yunanistan’ın Kıbrıs ve Ege konuları nedeniyle dondurduğu yakınlaşma sürecine yeniden ivme kazandırması bekleniyor.
       Atina Yönetimi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Brüksel’deki görüşmede ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunu gündemde tutmasını bekliyor.
       Türkiye’nin yanı sıra Washington ve Brüksel’in de, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’e Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un ikna edilmesi için baskı yaptığı belirtiliyor.
       Atina’da, Karamanlis’in, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’u ikna etmek için Türkiye’nin yanı sıra Washington ve Brüksel’den gelen baskılarla karşı karşıya bulunduğu ve bu baskıların önümüzdeki aylar içinde “dayanılmaz hale geleceğine” ilişkin iddialar dile getiriliyor. Başbakan Erdoğan’ın bugün 15.00’te Brüksel’e hareket etmesi bekleniyor.
       Yunanistan’da, Karamanlis-Erdoğan görüşmesinden sonra önemli sonuçların açıklanması beklenmiyor. Görüşmenin sonuçlarının Molivyatis’in büyük olasılıkla 12-13 Nisan’da yapacağı Ankara ziyareti sırasında görüleceği belirtiliyor.
       

Papadopulos: Öneri sunmadık, zemin arıyoruz

 

Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, “Kıbrıs Rum tarafının müzakerelerin başlamasına zemin aramak amacıyla temaslarda bulunduğunu, BM’ye bu konuda öneri sunmadığını” söyledi.

 

AA

20 Mart 2005—  Papadopulos, “BM’nin, Kıbrıs Rum tarafının müzakerelerin başlaması için öneri sunmadığı yolundaki açıklamasının doğru olduğunu” belirtti. Rum lider, “BM haklı. Öneri yapılmadı, yalnız zemin aramak için temaslar yapıldı” dedi.

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 17 Mart’ta Polonya Cumhurbaşkanı Aleksander Kwasniewski ile görüşmesinden sonra, “Kıbrıs Rum tarafının BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a, Kıbrıs sorunu konusunda yeni bir girişim başlatmasını önerdiğini” söylemişti.

Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de “Kıbrıs Rum tarafının Annan’ın önerdiği çözüm planı esasları üzerinde yeni görüşmelere hazır olduğunu belirttiğini” söylemişti.
       BM ise, Rum tarafından müzakerelerin başlaması yönünde resmi bir öneri gelmediğini bildirmişti

 

Papadopulos zemin arıyormuş

Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "Kıbrıs Rum tarafının müzakerelerin başlaması amacıyla zemin aramak için temaslarda bulunduğunu, BM'ye bu konuda öneri sunmadığını" söyledi. Tasos Papadopulos 17 Mart'ta ise, "Kıbrıs Rum tarafının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, Kıbrıs sorunu konusunda yeni bir girişim başlatmasını önerdiğini" açıklamıştı.

MILLIYET 21/03/05

 

Yemekli zirvenin sosu Kıbrıs

21/03/2005 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Türkiye ve Yunanistan başbakanları Tayyip Erdoğan ile Kostas Karamanlis uzun bir süre sonra bu akşam Brüksel'de Villa Lorraine restoranında akşam yemeğinde buluşuyor. Görüşmeye dışişleri bakanları Abdullah Gül ile Petros Molivyatis de katılacak.
Brüksel'deki zirvenin, AB'nin Türkiye'ye üyelik müzakereleri için 3 Ekim tarihini verdiği 17 Aralık zirvesi öncesi, Yunan hükümetinin, hem Kıbrıs hem de Ege konularında dondurduğu beş yıllık yakınlaşma sürecine ivme kazandırması bekleniyor. İki bakan yükümlülük altına girmeden görüş teatisinde bulunacak. Atina'da, görüşmede önemli sonuçların açıklanması beklenmiyor. İcraatın, Molivyatis'in 12-13 Nisan'daki Ankara ziyaretinde görüleceği belirtiliyor.
Başbakan Erdoğan'ın ise ağırlığını Kıbrıs'a vermesi bekleniyor. Erdoğan'ın 'Türkiye'nin Kıbrıs konusunda bir adım önde olacağı' taktiğinden sonra artık "Top Rum lideri Tasos Papadopulos'ta" açıklaması Atina'da dikkatten kaçmadı. Karamanlis'in, Papadopulos'u ikna için Türkiye'nin yanı sıra ABD ve AB'den yoğun baskı gördüğü ve bunların önümüzdeki aylarda 'dayanılmaz hale geleceği' iddiaları dolaşıyor. Karamanlis'e yakın çevreler ise öncelikle Türkiye'nin Gümrük Birliği ek protokolünü parafe etmesi gerektiğini söylüyor. Esneklik belirtisi göstermeyen Papadopulos'un ise iki hafta önce AB Dönem Başkanı Lüksemburg'un Başbakanı Jean Claude Junker aracılığıyla yine Erdoğan ile görüşme teşebbüsünde bulunduğu öğrenildi. Rum lideri Erdoğan ile görüşme ısrarıyla 'Kıbrıs sorununu Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında bir soruna dönüştürme' çabasında.

Kıbrıs'ta gecikme Ankara'nın işine gelir

21/03/2005 RADIKAL

K.I. Angelopulos
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dolaylı tanınmasıyla ilgili ek protokolü Ankara'nın imzalamaması için hiçbir neden yok. Türk diplomasisi, imzasının sadece teknik-ekonomik nitelikli olacağını, kesinlikle Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıdığı anlamını taşımayacağını kaydediyor. Türk liderliğinin bu tezi, AB'nin önde gelen yetkililerince da destekleniyor. Böylece Ankara ek protokolü imzalayarak AB Konseyi'nin 'talimatına' uyum sağlamış olacak, buna paralel olarak da AB-Türkiye üyelik müzakerelerinin Lefkoşa tarafından 'veto' edilmesi olasılığı aşılacak.

Yeni girişim yolda
Bununla birlikte, Ortadoğu'da sergilenmekte olan karışıklık ortamının yanında, Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla yeni bir girişim için uluslararası baskının (başta Washington olmak üzere) yoğunlaşmaya başladığı biliniyor. Hatta diplomatik çevrelere göre, Rum tarafı Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik belirli bir prosedüre katılırsa, 'huysuz' Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos, önerilecek çözüm Lefkoşa için ne kadar olumsuz olursa olsun, müzakerelerin olumlu biçimde tamamlanmasını reddedemeyecek.

Türkiye niye acele etsin ki?
Bu olasılık karşısında Atina'da bazı diplomatlar şu soruyu ortaya koyuyor:
Ankara Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözülmesi için neden acele etsin? Nasıl olsa, Türkiye'nin AB üyesi olmasının gecikeceği kesin. Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin müzakerelerin tamamlanmasına kadar Kıbrıs Türk kesimi AB gelirleriyle ekonomik ve sosyal düzeyde kalkınacak, aşamalı biçimde AB'ye uyum sağlayacak ve giderek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin özgür topraklarıyla arasındaki uçurumu kapatacak.
Kıbrıs konusunun askıda tutulmasının kimin işine geldiği ortada. (Yunan gazetesi Kathimerini, 17 Mart 2005)

Papadopulos son kozlarını oynuyor

İşte genel hatlarıyla bir yalanın öyküsü. Lefkoşa hükümeti Kıbrıs sorununun çözümü için BM Genel Sekreteri'ne girişim üstlenmesi için öneride bulunmuş. Bunu geçen çarşamba günü Lefkoşa'yı ziyaret eden Polonya Cumhurbaşkanı Kvasniyevksi'den öğrendik. Haberi Lefkoşa'da hükümet sözcüsü de doğruladı. Ancak BM cuma günü Lefkoşa'yı yalanladı. BM temsilcisi Kıbrıs Rum tarafından herhangi resmi bir öneri bulunmadığını söyledi.

Anlaşılmaz tavır
Tasos Papadopulos'un asılsız haberler yaymakla Kıbrıs'ta çözümü nasıl sağlayacağını anlayabilmek mümkün değil. Bu şekilde hem yabancı liderlere hem de Kıbrıs sorununun çözümü için sözüm ona umut bağladığı uluslararası kuruluşlara karşı hem kendisinin hem de daha önemlisi Kıbrıs'ın itibarını sarsıyor.
Papadopulos'un bunu neden yaptığı sorusuna yanıt, Tasos'un Kıbrıs sorununa bugün dünyada geçerli koşullar çerçevesinde bir çözüm istemediğidir. Başkan için en iyi çözüm 40 yıl önceki şartların geçerli olacağı bir çözüm. Sanki dünya ileriye değil de geriye gidiyormuş gibi daha 20 yıl beklemeye de niyetli. Sorunu omuzlarına yükleme saflığını gösteren şimdi de pratik nedenlerle halletmek zorunda kalan AB dışında bütün dünya Kıbrıs konusunu unutmuş durumda.

Düpedüz yalan
Bir yandan baskılar bir yandan da izlediği kaçamak taktiğinde yolun sonuna gelindiğinden Tasos artık yalanlara başvuruyor. Evet sevgili okurlar. Tasos itibarından geriye ne kalmışsa onu da harcıyor ve bunu belki de kasten yapıyor.
Belki de 'Yıllar sonra farklı dönemlerde yine olabilir' zihniyeti içinde özerk ve Helen bir Kıbrıs uğruna ciddiyetini kaybetmesi onu rahatsız etmiyor.
Onun çok parası var. Eh çok parası olan ciddi olmadan da yaşayabilir...
(Yunan gazetesi To Vima, 19 Mart 2005)

RADIKAL 21/03/05

Rumlardan KKTC’de mülk alana tutuklama

 

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum yönetimi, KKTC’de eski Rum malı mülk alan AB vatandaşlarına tutuklama emri çıkartacak yasa hazırlayarak onayladı. Yasaya göre, Rumlar KKTC’de yatırım yapan AB vatandaşlarına Avrupa çapında tutuklama emri çıkartabilecek.

Rum mahkemeleri, önce Girne Lapta’da ev alan ve yıllardır burada yaşayan İngili Linda ve David Orams çiftini yargılayarak cezalandırdı.

Ancak Rum mahkemesinin aldığı yıkım kararının KKTC’de uygulanması imkansızdı. Bunun üzerine Rum mahkemeleri, AB vatandaşları için AB topraklarında tutuklama kararı çıkartabilmenin yollarını aramaya başladı. Orams ailesi Rum ceza yasasının 281’inci maddesine göre yargılanıyordu ve başkasına ait malı izinsiz kullanmanın ceza üst sınırı da bu yasaya göre 6 ay hapis ve 900 dolar para cezasıydı. Ancak AB yasalarına göre, Avrupa çapında tutuklama için en az bir yıl hapis cezası gerekiyor. Rum meclisi hızlı bir şekilde yeni bir yasa hazırladı ve ceza üst sınırını 2 yıla, para cezasını da 10 bin dolara çıkardı.  

HURRIYET 21/03/05

Görüşmelerin başlaması güç

GÖRÜŞMELER, EKİM SONRASINDA... DİSİ Başkan Yardımcısı Keti Kliridis, Kıbrıs sorununun çözümünde hâlâ "bir fırsat penceresinin" bulunduğunu, ancak kısa bir süre içinde görüşmelerin yeniden başlaması olasılığının güç olduğunu söyledi. Keti Kliridis, Rum tarafında müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik ekim ayından sonra bir adım atılması yönünde eğilim bulunduğunu belirtti

PAPADOPULOS'UN GÖRÜŞÜ BELLİ DEĞİL... Rum tarafının Annan Planı'nda yapılması istenilen değişiklikler hususundaki nihai tutumunun, Kıbrıs Rum lideri Papadopulos'un görüşünü ortaya koymasının ardından belirleneceğini ifade eden Kliridis, esas sorunun Papadopulos'un, Ulusal Konsey'e, kendisinin hangi hususların değiştirilmesini önemli gördüğünü açıkça ortaya koymamış olmasından kaynaklandığını söyledi

ENDİŞELERİN GİDERİLMESİNDE DİYALOG ÖNEMLİ... Kıbrıs sorunuyla ilgili taraflar arasındaki endişelerin sadece diyalog yoluyla giderilebileceğini ifade eden Kliridis, bu yönde adım atılmamasının, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde ilerleme sağlanmasına yardımcı olmayacağını belirtti. Kliridis, AKEL'in çözüm sürecinde kilit parti olmaya devam ettiğini de yineledi

Anıl IŞIK

Rum tarafındaki ana muhalefetteki Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Başkan Yardımcısı Keti Kliridis, Kıbrıs sorununun çözümünde hâlâ "bir fırsat penceresinin" bulunduğunu ancak, kısa süre içerisinde görüşmelerin yeniden başlaması olasılığının güç olduğunu söyledi.

Kliridis, Rum tarafında, müzakerelerin başlamasına yönelik olarak kuzeyde nisandaki cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından değil, güneyde ekimde yapılacak milletvekilliği seçimlerinin ardından adım atılması yönünde bir eğilim olduğunu söyledi.

DİSİ olarak, Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin zaman kaybedilmeden yeniden başlaması gerektiği görüşünde olduğunu belirten Kliridis, Rum tarafında hükümeti destekleyen siyasi partiler arasında, müzakerelerin başlaması hususunda acele etmeye gerek olmadığı, müzakerelerin başarıya ulaşabilmesine yönelik olarak zeminin hazırlanması için zamana ihtiyaç duyulduğu görüşünün bulunduğunu kaydetti.

Kliridis, Demokratik Parti (DİKO), Komünist Parti (AKEL) ve Sosyal Demokratlar Hareketi'nin (EDEK), müzakerelerin, ekimden sonra başlaması yönünde bir tutum sergilediklerini belirtti.

Geçtiğimiz yıl 24 Nisan referandumunda Kıbrıslı Rumların, Annan Planı zemininde çözüme "hayır" demelerinin ardından, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'nda yapılması istenilen değişiklikler hususunda henüz ortak bir tutum belirleyememesine ilişkin olarak Kliridis, Rum Ulusal Konseyi'ndeki siyasi partilerin, bu konuda görüşmeler yaptığını anımsattı. Kliridis, Rum tarafının nihai tutumunun, Kıbrıs Rum lideri Tassos Papadopulos'un görüşünü ortaya koymasının ardından belirleneceğini kaydetti.

Rum Ulusal Konseyi'nin hedefinin, Rum tarafı için önceliği olan konuların belirlenmesinin ve bu konularda uzlaşma sağlanmasının olduğunu belirten Kliridis, Rum tarafının tutumunun belirlenmesindeki esas sorunun, "Papadopulos'un, Ulusal Konsey'e kesin olarak kendisinin hangi hususların değiştirilmesini önemli gördüğünü açıkça ortaya koymamış olmasından" kaynaklandığını söyledi.

Kıbrıs sorunuyla ilgili taraflar arasındaki endişelerin sadece diyalog yoluyla giderilebileceğini ifade eden Kliridis, bu yönde adım atılmamasının, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde ilerleme sağlanmasına yardımcı olmayacağını belirterek, "suyu test etmemiz gerekiyor" dedi.

Kliridis, AKEL'in Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde kilit parti olmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi ve AKEL'in Kıbrıs Türk tarafıyla temasa geçmesini olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi.

KIBRIS'ın sorularını yanıtlayan DİSİ Başkan Yardımcısı Keti Kleridis'in yanıtları aynen şöyle:

SORU: 2004 Nisan referandumunun ardından Rum tarafının Annan Planı'nda yapılması istenilen değişikliklerle ilgili ortak bir tutum belirlemesi bekleniyor, ancak bu konuda bir henüz somut bir sonuç yok, bir belirsizlik hakim... Bu konudaki görüşünüz nedir?

YANIT: Kıbrıs Rum siyasi partileri, birkaç kez Ulusal Konsey'de Annan Planı'nda nelerin değiştirilmesine ihtiyaç olduğu konusundaki tutumlarını görüştü. Cumhurbaşkanı Papadopulos, farklı partilerin hangi konularda ortak tutumu, hangilerinde ortak tutumu olmadığını gösterecek şekilde bu görüşleri bir araya getirerek özetleyecek. Umarız ki, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'nda yapılması istenilen değişiklikler hakkındaki bu belge yakın zamanda ortaya konur. Bunun en kısa sürede yapılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. DİSİ, tüm partileri bunun en kısa sürede yapılması için teşvik etmeye çalışıyor.

SORU: Peki, Kıbrıs Rum siyasi partileri, Annan Planı'nda yapılması gereken değişiklikler hususunda ortak bir noktada buluşabildiler mi?

YANIT: Birtakım hususlar vardır ki, bu konularda tüm partilerin tutumlarının birbiriyle örtüşüyor. Ulusal Konsey'in bir üyesi değilim, ancak bazı konularda da tüm partilerin mutabık kalamadığını tahmin ediyorum. Ulusal Konsey'in hedefi, bizim taraf için önceliği olan en önemli konuların belirlenmesidir. Bizim için önceliği olan konularda büyük ihtimalle uzlaşma sağlanacaktır. Örneğin; planın uygulanması konusunda, Kıbrıs Rum tarafının 5'inci Annan Planı'ndaki endişeleri, Türkiye ve Yunanistan askerlerinin adada kalması gibi... Kıbrıs Rum tarafında siyasi partilerin çoğunluğunun mutabık kalması gereken bazı hususlar olması gerekiyor ki bunlar öncelikli konulardır

Soru: Peki, Kıbrıs Rum siyasi partilerin uzlaşamadıkları hususlar nelerdir?

YANIT: Esas sıkıntı, Papadopulos'un, Ulusal Konsey'e kesin olarak kendisinin hangi hususların değiştirilmesinin önemli gördüğünü açıkça ortay koymamış olmasıdır. Kıbrıs Rum tarafının genel tutumu için cumhurbaşkanının görüşünü açıklamasına ve ayrıca Ulusal Konsey'in esas konular ve öncelikler hakkındaki ortak görüşüne ihtiyaç vardır. En azından Kıbrıslı Rumların çoğunluğunun isteklerini temsil eden bir belge olması gerekiyor.

SORU: Kıbrıs Rum tarafı, Annan Planı'ndaki değişiklikler konusunda tutumunu bir türlü belirleyememesinden dolayı çeşitli eleştirilere maruz kalıyor... Genel Sekreter Kofi Annan, Papadopulos'tan bu konuda yazılı bir belge sunmasını istemesine rağmen, Rum tarafından henüz bir yanıt gelemdi. Sizce, Rum tarafı tutumunu belirlemekte geç kaldı mı? Bu değişiklik önerilerinin Türk tarafınca kabul bulacağıyla ilgili görüşünüz nedir?

YANIT: Kıbrıs Rum toplumunda iki farklı görüş bulunuyor. Bunlardan biri DİSİ'nin tutumudur ki, biz, ne istediğimiz konusunda açık olmamız ve bunları Kıbrıs Türk tarafıyla birlikte görüşmemizin çıkarımıza olduğunu düşünüyoruz, çünkü biz bunun başarıyla ileriye doğru gidebilmemiz için tek yolu olduğunu kanısındayız. Diğer görüş ise, Türk tarafının görüşmelerin yeniden başlamasına hazır olmasına rağmen, görüşmelerin başlaması için gerçek göstergeler bulunmadığı ve bu nedenle acele etmemiz için bir neden olmadığı düşüncesinde... Ayrıca görüşmelerin başarıya ulaşabilmesi için zeminin hazırlanması için daha uzun bir zamana ihtiyacımız olduğunu savunuyor. Bunlar iki farklı görüş... Benim partim, zeminin hazırlanması için yeterli zaman olduğunu ve artık gidip, suyu test etmemiz gerektiğine inanıyor. Kıbrıs Türk tarafıyla birlikte oturarak bunları görüşmezsek, onların bizim gerekli gördüğümüz bazı değişiklikleri kabul edip etmemeye niyetli olup olmadığını anlamamız mümkün olmayacaktır. Suyu test etmemiz gerekiyor, biz bunu söylüyoruz... Diğer görüşün ifade ettiği gibi, eğer Türk tarafı halka oynuyorsa, bunu göreceğiz ancak oturup, bekleyerek zaman kaybetmenin bir anlamı yok. Genel Sekreter, özellikle Kıbrıs Rum tarafından tutumunu belirlemesini istedi.

SORU: DİSİ Genel Başkanı Nikos Anastasiadis liderliğindeki bir heyet Türkiye'de temaslarda bulundu, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştü.

Bu temasların ardından DİSİ heyetinin, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili olarak edindiği izlenimler nelerdir?

YANIT: Sağlık sorunlarından dolayı maalesef Türkiye'yi ziyaret eden DİSİ heyeti içinde yer alamadım. DİSİ'nin Türkiye'ye ziyarette bulunmasının esas olarak iki hedefi vardı; bunlardan biri, DİSİ ve Erdoğan'ın partisi AK Parti, Avrupa'da bağlamında aynı siyasi gruba Avrupa Halk Partisi'ne ait ve iki partinin temaslarda bulunmasının önemli olacağını hissettik ve Türkiye'nin AB'ye katılma arzusunu desteklediğimiz için Yunanistan'la birlikte, Türkiye'nin Avrupa Halk Partisi'nde daha iyi bir durum kurabilmesine yardımcı olacağını düşündük. İkinci olarak ise, Kıbrıs Rum toplumunun endişelerini ve korkularını doğru bir şekilde doğrudan Türkiye'de iktidarda olanlara aktarmaktı... Gerçekleşen toplantılarda bu iki hedef de başarıldı. Bu açıdan oldukça önemli bir ziyaret oldu. Bu ziyaret, diyalog için niyet bulunduğunu gösterdi. AB'de sorunların çözümlenmesinin tek yolu diyalogla mümkündür. Bu AB tecrübelerinin bir göstergesidir ve AB'nin dayanağını gösterir. Bu nedenle biz, bu diyaloğu kurmak istedik. Bir şeyleri çözmeyi hedeflemedik, sorunlar resmi müzakerelerde çözümlenecektir.

SORU: Bazı Kıbrıs Rum siyasilerinin, Türkiye'nin çözüm yönündeki açıklamalarını samimi bulmadığı biliniyor. DİSİ heyetinin, bu konuda Türkiye'ye yaptığı ziyaretin ardından edindiği izlenim nedir?

YANIT: Bizim görüşümüz şudur ki, eğer ilerleyebilirsek ve önerilerimizi sunabilirsek bunu anlayabiliriz. Türkiye'deki temaslarda bunun denemeye değer olacağı izlenimini edindik. Böylelikle Türkiye'nin bu konuda halka oynamadığını ya da gerçekten samimi olduğunu anlayabiliriz. Parti olarak, bunu anlayabilmemiz ve ileriye gidebilmemiz için sadece oturarak beklemek iyi bir şey değil, aksi takdirde bunu hiç anlayamayacağız.

SORU: Bu çerçevede AKEL'in CTP'ye yaptığı ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz? DİSİ'nin CTP'yi yakın zamanda ziyaret etmesi yönünde bir program var mı?

YANIT: Evet, DİSİ Lideri Nikos Anastasidis'in yurtdışından dönmesinin hemen ardından CTP Lideri Mehmet Ali Talat'ı ziyaret edeceğiz. Tabii ki, Talat ve Hristofyas'ın görüşmesinden büyük memnuniyet duyduk, çünkü bunun öncesinde hoş olmayan bazı konuşmalar yaşandı ve biz bunların yardımcı olduğunu düşünmüyoruz. Talat'ın, Denktaş'ın rolüne bürünmesini istemiyoruz, çünkü bunun yardımcı olmayacağını düşünüyoruz.

SORU: Papadopulos'un, Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs Türk toplumunun lideri olarak seçilmesi halinde görüşebileceği ifade ediliyor. Kıbrıs Rum toplumu arasında Talat'ın ikinci Denktaş olduğuna dair bir görüş olduğu gözlemleniyor. Sizce, Talat'ın seçilmesinin çözüm sürecine nasıl bir etkisi olacaktır? Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

YANIT: İki tarafın birbiriyle görüşmeye başlamasıyla, Talat'ın ikinci bir Denktaş olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Benim kişisel görüşüme göre, Talat'ın geçmişine bakarsak Talat, ikinci bir Denktaş değildir. Ancak tabii ki bu benim kişisel görüşüm, önemli olan Talat'ın bizim toplumumuz tarafından nasıl algıladığıdır. İnsanları böyle olmadığına ancak onunla diyaloğa geçerek ikna edebiliriz. Talat'la bundan önce de temaslarda bulunuyorduk, bulunmaya da devam edeceğiz... Diyaloğun faydalı olduğunu düşünüyoruz, diğerlerinin de bizi takip edeceğini umuyoruz. AKEL'in bu açıdan CTP'yle temasa geçmesini olumlu buluyoruz.

SORU: Peki, Kıbrıs Rum siyasi partileri arsında Kıbrıs sorununa çözüm bulunması konusunda nasıl bir atmosfer var?

YANIT: Hükümet partileri arasında Kıbrıs sorununa ivedi olarak bir çözüm bulunması gerektiği yönünde bir görüş eksikliği var. Bu bizim iktidarda olan partiyle aramızdaki esas görüş ayrılığı... Biz zamanın aleyhimize işlediğini düşünüyoruz. Zaman ilerledikçe Kıbrıs sorununa çözüm bulma zemini daha da güç hale geliyor ve zaman içinde değiştirilmesi daha zor oluyor, özellikle de mülkiyet konusunda, kuzeyde istimlak edilen Kıbrıs Rum malları göz önüne alınırsa... Biz, sadece sırtımıza dayayarak beklememeliyiz diye düşünüyoruz.... Hükümeti destekleyen partiler, acele etmeye gerek olmadığını, kuzeyde nisandaki seçimlere ve hatta seçimlerden sonra, güneyde ekimde yapılacak milletvekili seçimlerine kadar beklememeliyiz diye düşünüyorlar. DİKO, AKEL, EDEK tarafından yapılan açıklamalarından görebildiğimiz kadarıyla ekime kadar bir adım atılmayacağı yönünde bir tutum olduğu gözlemleniyor. İyi görüşmeler olabilmesi için zeminin hazırlanması yönünde zamana olduğu görüşü var.

SORU: Mehmet Ali Talat'ın 17 Nisan'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanıp kazanamayacağı konusundaki görüşünüz nedir?

YANIT: Görebildiğim kadarıyla Talat kazanacak... Talat, şu anda Kıbrıs Türk toplumunun tartışmasız lideri olarak gözüküyor. Geçmişteki çözüm arzusuna da bakacak olursak Talat'ın seçilmesinin Kıbrıs sorunun çözümü açısından olumlu bir gelişme olacağı kanısındayım. Bu, ayrıca AB ve ABD'nin tutumunu da teşkil ediyor.

SORU: BM'nin kuzeydeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra inisiyatif alması bekleniyor. Sizce seçimlerin ardından müzakerelerin yeniden başlaması ve Kıbrıs sorununa çözüm bulunması olası mıdır?

YANIT: Bir başka fırsat penceresi olduğunu düşünüyorum, ancak tabii ki fırsat penceresini değerlendirmek için iki tarafın da siyasi iradeye sahip olması gerekiyor...

SORU: Sizce Rum tarafında bu siyasi irade var mı?

YANIT: Umarım siyasi irade olduğunu kanıtlayacaklar....

SORU: Referandumların ardından şu an iki toplumda oluşan durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

YANIT: İki toplum arasında genel olarak, sosyal yakınlaşma yok ve bunu oldukça üzücü buluyorum. İki taraftan karşılıklı olarak iyi ilişkililer geliştiren birkaç istisnai durum haricinde bunun toplum geneline çok yayılmadığını görüyoruz. İki topum arasında iyi bir iletişim ağır kurulamadı, Kıbrıslı Rumların çoğu bunun pasaport gösterilmesinden kaynaklandığını ifade ediyor. Bu tabii, bunun bir parçası olabilir... Büyük olasılıkla 30 yıllık bir ayrılıktan sonra insanlar kendi ayrı hayatlarını yaşamaya alışmışlar, iki toplumun yakınlaşabilmesi ve uzlaşabilmesi için çaba sarf edilmesi gerekiyor.

SORU: Toplumlarda böyle bir durum bulunuyorsa, toplumların bir çözüm planı çerçevesinde yeniden birlikte yaşaması olasılığına nasıl bakıyorsunuz?

YANIT: Bizim tarafımızdaki barış aktivistlerinin başaramadıkları şey, yeni bir Kıbrıs vizyonunu toplum genelinde yayın hale getirememeleridir. Bu mevcut değil. Bu yönde çabalar var, benim gibi birçok barış aktivisti çok uzun süreden beri bu tür iki toplumlu etkinliklere katıldı. Biz bu vizyona sahibiz, bunun için bir potansiyel de görüyoruz. Ancak bu vizyonun toplum geneline transfer edilmesi başarılamadı. İnsanlar, çözümü kendi istedikleri bir çözüm olarak algılamıyor, birlikte yaratılmamış olarak görüyor. Maalesef iki toplumlu aktivistler çözümle yeni bir Kıbrıs'ın yaratılacağı mesajını vermekte başarısız oldu. Gerçek bir çözüm vizyonu yok... Belki de buna yoğunlaşmamız gerekiyor. Yeni Kıbrıs, eskiden sahip olduğumuz Kıbrıs olmayabilir, ancak bu insanlar için heyecan verici bir şey olmalı.

SORU: Kıbrıs Rum toplumunun, 1960'larda istenmeyen Kıbrıs Cumhuriyeti'ni 2004 yılında Annan Planı'na hayır diyerek yeni bir Kıbrıs Cumhuriyeti'ne tercih ettiği yönünde görüşler bulunuyor... Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

YANIT: Bu korkunç ironidir, 1960'da büyük bir olasılıkla her iki toplumda 1960 Anayasası'nı sahip olabilecekleri tek şey olarak kabul etti. Geçen bu kadar yıl boyunca, Kıbrıslı Rumlar arasında Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı bir sevgi yoktu, Yunanistan'la birleşme arzusu vardı. Ancak sonuçta, 40 yıl sonra yeni bir başlangıç yapılacağı zaman Kıbrıslı Rumlar, kimsenin istemediği Kıbrıs Cumhuriyeti kavramını yeni bir başlangıç yapmamak için kullandık. Bizim istemediğimiz, dışarıdan üçüncü bir taraftan bize empoze edilen çözüm planına karşı Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tercih ettik. Bu aslında Kıbrıs Rum toplumunun gerçekleri değerlendirme yeteneksizliğiyle, mevcut olan gerçeklerden en iyisinin seçilerek, ileriye doğru gidilmesiydi. Biz hep geçmişe baktık... 40 yıl öncesinde, Papadopulos'un kendisinin de ifade ettiği gibi Zürich ve Londra Anlaşmaları taraftarı değildi ancak şimdi bunların mükemmel olduğunu düşünüyor. Belki de 40 yıl sonra, 40 yıl önce olduğu gibi Annan Planı'nın mükemmel olduğunu da söyleyebilir, ancak o zaman fırsatı kaçırmış olacağız. 40 yıl sonra bu potansiyeli fark etmenin bir anlamı yok. Bunu şimdi görebilmek önemli... Geçmişi bırakarak, cesaret göstererek ilerlemek gerekiyor. Ancak ada insanı özelliği olsa gerek Kıbrıslı Rumlar bildikleri ve tanıdıkları şeylere dayanmayı tercih ediyorlar, Kıbrıslı Türkler de öyle sanırım.... Bilmediğiniz şeylere güvenemiyorsunuz... Korkutucu buluyorsunuz...

SORU: Şu anki Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960 Anayasası'nın öngördüğü şekliyle tam anlamıyla faaliyet göstermiyor. Bu konudaki düşünceniz nedir?

YANIT: Evet, Kıbrıs Cumhuriyeti bir şekilde felce uğratıldı, çünkü tüm kavram iki toplumun katılımına dayanıyordu, ancak şu an olması gerektiği şekilde değil. Kıbrıslı Türkler ayrıldılar, ancak burada sorun kimin hatalı olduğu değil, gerçek şudur ki, şu anki durum tatmin edici değildir. Benim görüşüme göre bir çözüm bulunması gerekiyor.

SORU: Peki, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin şu anki şekliyle sürdürülebilir olduğuna inanıyor musunuz?

YANIT: Maalesef sanırım sürdürülebilir bir durum. Herkes bir çözüm olmasını istemesine rağmen şu anki durumla yaşayabilirler... Eğer bir çözüm olmazsa Kıbrıs Cumhuriyeti'nin şu anki şekliye kalacağını, "KKTC"nin ise bir şekilde Tayvan statüsüyle dış dünyayla iletişimi sağlanacak. "KKTC" tanınmamaya devam edecek ancak ikinci bir Tayvan olacak. ABD ve AB, tüm bunlar bu durumla yaşayabilirler. Ben inanıyorum ki, gerçekte çözüme ihtiyaç duyan ve AB içinde adayı birleştirmek isteyen Kıbrıslılar, ancak bir çözüm olmaması halinde esas olarak Kıbrıslı Türkler kaybedecek.

SORU: Özellikle İngiltere, doğrudan ticaret ve mali yardım tüzükleri konusunda Türk tarafının lehine bir tutum sergiliyor... Bu konuda Türk tarafı açısından olumlu gelişmeler yaşanması bekleniyor...

YANIT: Avrupa ülkelerinin "KKTC"nin tanınması anlamına gelmeden bu konularda kısa ya da uzun sürede yasal bir çıkış bulunacağını düşünüyorum. Eğer siyasi irade varsa, bu konuda bir çıkış yolu bulunacaktır. Kısa sürede görüşmelere başlanmaması halinde AB ve ABD, Kıbrıslı Türkleri izolasyondan kurtarmak için siyasi irade ortaya sahip olacaktır.

KIBRIS 21/03/05

DİSİ Başkanı Anastasiadis: Papadopulos güvenilmez kişi

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a ağır eleştirilerini önceki gün de sürdürdü.

Simerini gazetesine göre, Anastasiadis, Papadopulos'u, "Kıbrıs Rum halkını, Yunan hükümetini ve dış dünyayı yanıltan ve güvenirliliği olmayan bir kişi olarak" niteledi.

Anastasiadis şöyle devam etti:

"Papadopulos görüşmelerin başlaması için BM'ye girişim yaptığını açıklar ve bunun üzerinden 24 saat geçmeden BM bunu yalanlarsa başka nasıl düşünebilirsiniz. Tehir ve müzakerelerin zamana yayılması taktiğiyle kuzeyde güneyi de denetleyen bir Türk devleti kurulmasına doğru gitmekteyiz. Papadopulos Ulusal Konsey Kurumu'na sadık kalıp olağanüstü toplantı düzenlemeli ve Kıbrıs konusundaki bundan sonraki adımlar için tartışmalar yapılmasına olanak sağlamalıdır."

MAHİ haberi manşetten "Kavga Yeniden Körükleniyor.. Anastasiadis Hükümet Halkı Da Yanıltıyor.." başlığıyla yansıttı.

KIBRIS 21/03/05

Ana gündem, Kıbrıs sorunu

KIBRIS SORUNU DAMGASINI VURACAK... Türkiye Başbakanı Erdoğan, bugün Yunanistan Başbakanı Karamanlis ile bir araya gelerek, "Kıbrıs sorunu", "Türk-Yunan ilişkileri" ve "Türkiye'nin AB perspektifi" konularını ele alacak. Başbakanların görüşmesine, "Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için müzakerelerin yeniden başlaması konusunun" damgasını vurması bekleniyor

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile bir araya gelerek, "Kıbrıs sorunu", "Türk-Yunan ilişkileri" ve "Türkiye'nin AB perspektifi" konularını ele alacak.

Başbakanların görüşmesine, "Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için müzakerelerin yeniden başlaması konusunun" damgasını vurması bekleniyor.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Halk Partisi (EPP) zirvesine katılmak ve bazı ikili temaslarda bulunmak üzere 21-22 Mart tarihlerinde Brüksel'de temaslarda bulunacak.

Başbakan Erdoğan, bugün, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile akşam yemeğinde bir araya gelecek.

Erdoğan ile Karamanlis'in Brüksel'deki buluşmasının ana gündemini Kıbrıs sorununu oluşturacak.

Görüşmede Kıbrıs sorunu, Türk-Yunan ilişkileri, Türkiye'nin AB perspektifi konularının ele alınması bekleniyor. Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması ile ilgili müzakerelerin yeniden başlaması konusunun ise Karamanlis-Erdoğan görüşmesine damgasını vuracağı belirtiliyor.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, yarın Bouchout Şatosu'nda (Meise) EPP Başkanı Wilfried Martens ile görüşecek ve EPP Zirvesi'ne katılacak.

Başbakan Erdoğan, aynı gün Brüksel'den ayrılacak.

Karamanlis: Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve işler bir çözüm istiyoruz

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve işler bir çözümün bulunmasını arzu ettiklerini söyledi.

Karamanlis, partisi Yeni Demokrasi'nin (YDP) Merkez Komite toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve işler bir çözüm bulunmasını arzu ettiklerini ve bu arada Türkiye'nin gümrük birliğini AB'nin yeni 10 üyesini kapsayacak şekilde biçimleyecek protokolü imzalama yükümlülüğünü en kısa zamanda yerine getirmesini beklediğini vurguladı.

Atina'nın Türkiye'nin Avrupa yönelimini desteklediğini söyleyen Karamanlis Türkiye'nin Avrupa yöneliminin Türk halkının ve komşularının çıkarına olduğunu vurguladı.

Karamanlis, Türkiye'nin Avrupa yöneliminin AB'nin kriter ve şartlarına uymasına bağlı olduğunu kaydetti.

Türk-Yunan işbirliğinin gelişmesini ve istikrarlı bir işbirliği istediklerini söyleyen Karamanlis, bugün TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmenin yapıcı geçmesini umduğunu da belirtti.

 KIBRIS 21/03/05

KKTC cumhurbaşkanı adayları açıklandı


KKTC Yüksek Seçim Kurulu, 17 Nisan'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine katılacağı kesinleşen adayların listesini ilan etti. Adaylar, YSK'ye başvuru sırasına göre şöyle:
Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Başbakan), Arif Salih Kırdağ (Bağımsız), Zeki Beşiktepeli (Bağımsız), Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel Başkanı), Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist Partisi Adayı), Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı), Ayhan Kaymak (Bağımsız), Mustafa Arabacıoğlu (Demokrat Parti Genel Sekreteri), Hüseyin Angolemli (Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı). Propaganda süreci de bugün başlıyor.

MILLIYET 22/03/05

 

Rumların taleplerine kulak verilmeli

22/03/2005 RADIKAL

Kostakİs Konstantİnu
Kıbrıs sorununun çözümü ve adanın yeniden birleşmesi amacıyla yeni bir
girişim için bir çerçeve oluşmaya başladı.
BM Genel Sekreteri'nin nisan sonu, mayıs başlarında ağız yoklaması yapacağı ve keşif temasları gerçekleştireceği yönündeki
bilgiler, BM'nin, Rum tarafının dile getirdiği sürece ilişkin üç tezi kabul ettiği yönündeki bilgileri güçlendiriyor.
Bu tezler şunlar:
1) Hakemlik rolü olmayacak,
2) Takvim baskısı olmayacak,
3) Çözüm, üzerinde anlaşmaya varılmış bir çözüm olacak.
Yukarıdaki üç tez doğru ve mantıklı olmasının ötesinde, özlü müzakerelerin yapılması konusunda gerekli çerçeveyi de sunuyor.
ABD'nin artık, Annan Planı'nın olduğu gibi kabul edilmesinde ısrar etmediği de biliniyor. Zaten realizm ve çözüm niyeti, Annan Planı'nın olduğu gibi ya da marjinal değişikliklerle kabulünde ısrar etmekle bağdaşmıyor.
ABD, karar vermesi halinde, Kıbrıs sorununa çözüm aranması çabalarında
olumlu rol oynayabilir. Türk tarafının elde ettiği tam destek işe yaramadı ve Türk uzlaşmazlığını, retçiliğini güçlendirdi. Bu politikanın aynen devam etmesi, Kıbrıs sorununun çözümüne katkı sağlamaz. Ankara'nın bölücü ve yayılmacı taleplerinin karşılanması, yeni bir çıkmaza ya da Kıbrıs sorununun 'kapanmasına' yol açar.

İnsan hakları kollansın
Kıbrıs'ta insan haklarını ve temel özgürlükleri, aynı zamanda içteki ve uluslararası alandaki yükümlülükleri güvenceye alacak bir devlet kuracak,
kalıcı ve işlevsel bir çözüme ihtiyaç var.
Çünkü Kıbrıs sorununun, halkımıza ortak bir vatanda refah içinde yaşama imkânı verecek gerçek çözümüne varmak için Rum tarafının kaygılarının ciddi biçimde göz önünde bulundurulması gerekiyor.
(Rum gazetesi, 17 Mart 2005)

Papadopulos: Annan'ın hakemliğini kabul etmeyiz

 

Lefkoşa

Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, “Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs sorununun çözümü için BM Genel Sekreteri'nin girişimde bulunmasını istediğini, ancak hakemlik yapmasını kabul etmediğini” söyledi.

Papadopulos, dün Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi öğrencileri ve öğretim üyelerini kabulü sırasında yaptığı konuşmada, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin yeniden hakemlik görevi yapmasını kabul etmiyoruz. Milli meseleler ve bir halkın var oluşuyla ilgili sorunlar bir yabancının hakemliğiyle çözümlenemez” dedi.

   

Tasos Papadopulos, “Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs sorununun çözümünde dar takvim kabul etmediğine işaret ederek, her takvimin Kıbrıs Rum tarafında baskı yarattığını” söyledi.

   

“Kıbrıslı Rumların, endişelerini gidermediği için Annan planını reddettiğini, ancak Kıbrıs sorununun çözümünü reddetmediklerini” savunan Papadopulos, “Biz iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyonu desteklemeye devam ediyoruz” dedi.

 (aa)

HURRIYET 22/03/05

 

Kıbrıs görüşmeleri seçimi bekliyor

Brüksel

Karamanlis'le Brüksel'de buluşan Erdoğan, 'KKTC'deki cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası görüşmeler başlayabilir' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  Avrupa Halk Partileri (EPP) zirvesine katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere dün Brüksel’e gitti.

 

Erdoğan, Brüksel’deki ilk temasını Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile bir araya gelerek gerçekleştirdi. Erdoğan ve Karamanlis, bugünkü zirveden önce, kentin dünyaca ünlü lokantası Villa Lorraine’de buluştu. Yemeğe Erdoğan ve Karamanlis dışında Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis, Devlet Bakanı Mehmet Aydın ile AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış katıldı.

 

ENERJİ KORİDORU

 

Erdoğan, görüşmeden sonra basına yaptığı değerlendirmede, enerji koridoruyla ilgili ortak çalışmalar üzerinde durulduğunu, bu alanda çalışmaların Yunanistan tarafında tamamlandığını, yakında sınırda açılışın yapılacağını bildirdi.

   

İKİLİ İLİŞKİLER

 

“Ekonomik, ticari, turistik alanlardaki adımlarımızı geliştirmek ve 1,8 milyar dolarlık ticaret hacmini en kısa zamanda 5 milyar dolara çıkarmak gibi bir hedefimiz var” diyen Erdoğan, “Bunun yanında, Karamanlis, AB sürecine yönelik 17 Aralık'a kadar Yunanistan'ın bize olan desteğinin bundan sonraki süreçte de devam edeceğini belirtti. Bu süreçte çalışmaları beraberce değerlendirdik” diye konuştu.

   

ANKARA ANLAŞMASI

 

Ankara Antlaşması ile ilgili olarak uzmanların yapmış olduğu çalışmaları da değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, Türkiye'nin 3 Ekim'de başlayacak olan AB'ye katılım müzakereleri konusunda siyasi iradesini kullanacağını ifade etti.

   

“EPP'ye bizi ilk davet eden Karamanlis olmuştur” diyen Erdoğan, bugün yapılacak EPP zirvesine gözlemci sıfatıyla katılacağını, Karamanlis'in bu konuda da gereken desteği vereceğini söylediğini bildirdi.

   

KIBRIS

 

Erdoğan, bir soru üzerine, “Kıbrıs ile ilgili garantör ülkeler olarak bu işe olumlu yaklaşan iki tarafız. Asıl süreç 17 Nisan'dan sonra Talat ve Papadopulos arasındadır. Kendi aralarında gereken çalışmaları yapacaklardır. Biz her zaman söylediğimiz gibi, çözümün BM zemininde devamından yana olduğumuzu belirttik ve taraflarda da bu siyasi iradenin olduğunu gördük” dedi.

 

FRANSIZ MUTFAĞINI TATTILAR

 

Türkiye ve Yunanistan’ın başbakanları, Brüksel’de başlayan bahar zirvesinden önce, kentin en ünlü lokantası Villa Lorraine’de buluştu. 1953’te kurulan yarım asırlık maziye sahip tarihi restoranda Belçika ve Fransız mutfaklarından örnekler yenildi. Restoranın spesiyal yemekleri arasında; kaz ciğeri, deniz ürünleri ile sütlü kuzu bulunuyor. Dünyanın en ünlü gastronomik restoranları arasında yer alan Villa Lorraine’in en çok beğenilen yemekleri arasında ayrıca, ördek ve ton balığı da var.  

 (aa)

 

 

HURRIYET 22/03/2005

 

Moskova'dan direkt uçuşla yatırıma geldiler

İngiliz işadamı Michael Bouttcher ve beraberindeki yabancı yatırımcılardan oluşan heyet, KKTC'deki yatırım olanaklarını yerinde görmek üzere, Moskova'dan özel uçakla direkt olarak Ercan Havaalanı'na geldi

Şirketinin ABD, Hollanda, Belçika ve Fransa'da turizm alanında yatırımları bulunduğunu anlatan Bouttcher, "Şimdi de Kuzey Kıbrıs'taki yatırım olanaklarına bakacağım.Burada ve Avrupa'da yatırım alanında yaşanan gelişmeleri takip ediyorum. Burada, iyi anlamda bazı değişiklikler olduğunu gördüm. Umarım, bu yöndeki gidişat devam eder"dedi

Savoy Company Ltd. sahibi Ahmet Arken, "Store International" adlı şirketle yurtdışında işbirliği yaptığını kaydederek, heyetle Girne'nin merkezinde yapımı devam eden ve 30 milyon dolara mal olması beklenen 5 yıldızlı "Ottoman Palace" adlı otelle ilgili olarak, ortaklık konusunu görüşeceklerini bildirdi

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Şener Çağnan, "Bizim için önemli olan hem yabancı yatırımcının yatırım araştırması amacıyla burada bulunması, hem de yatırımcıları taşıyan uçağın direkt olarak Moskova'dan Ercan Havalanı'na gelmesidir" dedi

ALİ CANSU - EMİNE DAVUT YİTMEN

İngiliz işadamı Michael Bouttcher ve beraberindeki yabancı yatırımcılardan oluşan heyet, KKTC'deki yatırım olanaklarını yerinde görmek üzere, özel uçakla Moskova'dan direkt olarak Ercan Havaalanı'na geldi.

İşadamı Ahmet Arken'nin daveti üzerine dün adaya gelen heyetin, bir günlük ziyaretin ardından, bugün ülkeden ayrılması bekleniyor.

Özel uçakla dün saat 14.30'da Ercan Havaalanı'na inen heyet için VIP salonu açıldı. Heyeti, Bayındırlık ve Uklaştırma Bakanı Müsteşarı Şener Çağnan, Savoy Company Ltd sahibi Ahmet Arken ve şirket yetkilileri karşıladı.

Ercan Havalanı'na girişte, 8 İngiliz ve 1 Rus yatırımcıdan oluşan 9 kişilik heyetin pasaportlarına, Muhaceret Dairesi yetkilileri tarafından, KKTC'ye giriş mühürü vuruldu.

"Store International" adlı şirketin sahibi Michael Bouttcher, Ercan Havaalanı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, yatırım imkanları araştırmak ve tatil yapmak amacıyla adaya geldiğini belirtti.

Kuzey Kıbrıs'a yatırım yapma olasılığının bulunduğunu ifade eden Bouttcher, bir soru üzerine, turizm alanında yatırıma gidebileceğini söyledi. Bouttcher, gazetecilerin ısrarlı sorularına rağmen, detaylı bilgi vermekten kaçındı.

Şirketinin ABD, Hollanda, Belçika ve Fransa'da turizm alanında yatırımları bulunduğunu anlatan Bouttcher, "Şimdi de Kuzey Kıbrıs'taki yatırım olanaklarına bakacağım.Burada ve Avrupa'da yatırım alanında yaşanan gelişmeleri takip ediyorum. Burada, iyi anlamda bazı değişiklikler olduğunu gördüm. Umarım, bu yöndeki gidişat devam eder. Buraya yatırım yapmak isteyenler var. Eğer kötü bir yatırım çevresi varsa kimse yatırım yapmak istemez. O nedenle yatırımda sağlıklı bir çevre yaratmak size bağlı.Ben bu çevreyi tanıyorum. Ancak, önemli olan nokta, insanlara nasıl davrandığınız, ne kadar dürüst olduğunuzdur" diye konuştu.

Arken "Ortaklık kurmak istiyoruz"

Savoy Company Ltd sahibi Ahmet Arken, "Store International" adlı şirketle yurtdışında işbirliği yaptıklarını dile getirerek, Kıbrıs'ta da ortaklık kurmak istediklerini söyledi.

Arken, yabancı yatrımıcılardan oluşan heyetle Girne'nin merkezinde yapımı devam eden 5 yıldızlı "Ottoman Palace" adlı otel ile ilgili olarak, ortaklık konusunu görüşeceklerini bildirdi.

Arken, inşasına 18 ay önce başlanan ve bu yıl sonu tamamlanacak olan otelin, 30 milyon dolara mal olduğunu ve bunu, başka yeni bir otel ve alışveriş merkezi projelerinin izleyeceğini kaydetti.

Çağnan : Yabancı yatırımcının, Moskova'dan

Ercan'a direkt uçuşla gelmesi önemli

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Şener Çağnan, İngiliz ve bir Rus işadamından oluşan dokuz kişilik heyetin, yatırım amacıyla KKTC'ye geldiğini söyledi.

Çağnan, söz konusu işadamlarının otel alanında yatırım yapacaklarını belirterek, "Bizim için önemli olan hem yabancı yatırımcının yatırım araştırması amacıyla burada bulunması hem de yatırımcıları taşıyan uçağın direkt olarak Moskova'dan Ercan Havalanı'na gelmesidir" dedi.

KIBRIS 22/03/05

 

Seçimden sonra Çözüm arayışı hızlandı

SORUNA OLUMLU YAKLAŞIYORUZ... Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan'ın Kıbrıs'la ilgili garantör ülkeler olarak Kıbrıs sorununa olumlu yaklaştığını belirterek, "Asıl süreç, 17 Nisan'da KKTC'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Başbakan Talat ile Rum lideri Papadopulos arasında başlayacak" dedi. Başbakan Erdoğan, seçimden sonra çözüm arayışlarının hız kazanacağını, Türkiye'nin, bunun Birleşmiş Milletler nezdinde devam ettirilmesinden yana olduğunu belirtti.

ANKARA ANTLAŞMASI'NI İMZALAYACAĞIZ... Başbakan Erdoğan, Ankara Antlaşması ile ilgili olarak uzmanların yapmış olduğu çalışmaları da değerlendirdiklerini, Türkiye'nin 3 Ekim'de başlayacak olan AB'ye katılım müzakereleri konusunda siyasi iradesini kullanacağını ifade etti. Başbakan, "Yunan Başbakanı, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Biz de 3 Ekim'e kadar Ankara Anlaşması'nın imzalanması konusundaki siyasi irademizi bir kez daha ortaya koyduk" diye konuştu.

 

 

 

 

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan'ın Kıbrıs'la ilgili garantör ülkeler olarak Kıbrıs sorununa olumlu yaklaştığını belirterek, "Asıl süreç, 17 Nisan'da KKTC'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Başbakan Talat ile Rum lideri Papadopulos arasında başlayacak" dedi.

Başbakan Erdoğan, seçimden sonra çözüm arayışlarının hız kazanacağını, Türkiye'nin, bunun Birleşmiş Milletler nezdinde devam ettirilmesinden yana olduğunu belirtti.

Talat ile Papadopulos'un kendi aralarında gereken çalışmaları yapacaklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Biz her zaman söylediğimiz gibi, çözümün BM zemininde devamından yana olduğumuzu belirttik ve taraflarda da bu siyasi iradenin olduğunu gördük'' diye konuştu.

Avrupa Halk Partileri (EPP) zirvesine katılmak üzere Brüksel'de bulunan Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ile Brüksel yakınlarındaki bir lokantada yemek yiyerek Türk-Yunan ilişkileri, Kıbrıs konusu ve Türkiye'nin AB üyeliğini görüştü.

Erdoğan görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Ankara Antlaşması ile ilgili olarak uzmanların yapmış olduğu çalışmaları da değerlendirdiklerini, Türkiye'nin 3 Ekim'de başlayacak olan AB'ye katılım müzakereleri konusunda siyasi iradesini kullanacağını ifade etti. Başbakan, "Yunan Başbakanı, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Biz de 3 Ekim'e kadar Ankara Anlaşması'nın imzalanması konusundaki siyasi irademizi bir kez daha ortaya koyduk" diye konuştu.

''EPP'ye bizi ilk davet eden Karamanlis olmuştur'' diyen Erdoğan, bugün yapılacak EPP zirvesine gözlemci sıfatıyla katılacağını, Karamanlis'in bu konuda da gereken desteği vereceğini söylediğini bildirdi.

"Yunanistan'ın bize olan

desteği bundan sonra da sürecek"

Enerji koridoruyla ilgili ortak çalışmalar üzerinde durulduğunu, bu alanda çalışmaların Yunanistan tarafında tamamlandığını, yakında sınırda açılışın yapılacağını da bildiren Başbakan Erdoğan. ''Ekonomik, ticari, turistik alanlardaki adımlarımızı geliştirmek ve 1,8 milyar dolarlık ticaret hacmini en kısa zamanda 5 milyar dolara çıkarmak gibi bir hedefimiz var. Bunun yanında, Karamanlis, AB sürecine yönelik 17 Aralık'a kadar Yunanistan'ın bize olan desteğinin bundan sonraki süreçte de devam edeceğini belirtti. Bu süreçte çalışmaları beraberce değerlendirdik'' diye konuştu.

Karamanlis-Papadopulos görüşmesi

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in, bugün de Brüksel'de Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ile bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmenin, Karamanlis ile Erdoğan arasında Brüksel'de gerçekleşen buluşmanın ardından yapılması dikkat çekiyor.

Karamanlis'in Erdoğan ile yaptığı görüşmenin içeriğini ilk önce Papadopulos'a aktaracağını ve iki hükümet tarafından gerek Kıbrıs sorunu, gerekse tüzüklerle ilgili olarak izlenecek tutumun ele alınacağı belirtildi.

Karamanlis'ten imza baskısı

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Türkiye'nin Ankara Protokolü'nü zamanında imzalaması gerektiğini söyledi. Karamanlis, Türkiye'nin koşulları yerine getirmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Berlin'de Almanya Başbakanı Schröder ile bir araya gelen Karamanlis, görüşmede Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinin de ele alındığını açıkladı.

Yunanistan Başbakanı, Türkiye'nin Avrupa yolunu desteklediğini ifade etti ve "Türkiye'nin şartları yerine getirmesi çok önemli. Türkiye, Ankara Protokolü'nü zamanında imzalamalı" dedi.

Schröder: Reformlar uygulanmalı

Schröder de, Türkiye konusunda Karamanlis ile görüş birliği içinde olduklarını belirtti. Türkiye'yi sorumluluklarını yerine getirmeye çağıran Schröder, "Türkiye'nin yaptığı reformlar sadece kağıt üzerinde kalmamalı. Bunlar uygulamaya konulmalı" dedi.

Schröder, Türkiye ile müzakerelere başlama tarihinin ertelenip ertelenmeyeceği yönündeki soruya ise, "Müzakerelerin ertelenmesi gerektiği şeklinde bir görüş duymadım. Ama herkes kendi görüşünü açıklamakta serbest" sözleriyle yanıt verdi.

Ek protokol için 'mektup' formülü

Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği ek protokolünü 'parafe krizine' çözüm bulunduğu bildirildi.

Ankara Anlaşması'nın 10 yeni ülkeye uyarlanmasına ilişkin olarak Ankara ile Brüksel arasında müzakere edilen uyum protokolünü parafe etmek istemeyen Türkiye için mektup formülü geliştirildiği kaydedildi.

Bulunan yeni formül uyarınca, Türkiye ile AB arasında bir mektup teatisinde bulunularak, uyum protokolünün parafe edilmiş sayılacağı ifade edildi. Bu sayede, Ankara ile Brüksel'in protokolde yer alan yükümlülükleri karşılıklı olarak prensipte kabul ettiğini beyan etmiş olacağı kaydedildi.

AB de söz konusu protokolü önce AB'ye üye ülkelerin büyükelçilerini bir araya getiren COREPER toplantısında ele alacağı, ardından da AB dışişleri bakanlarının onayına sunacağı ifade edildi.

Türkiye deklarasyon yayınlayacak

Söz konusu protokolde Kıbrıs Rum kesiminin tanınmadığına dair herhangi bir ifadeye yer verilmeyeceği öğrenildi.

Buna karşın, Türk hükümetinin bir deklarasyon yayınlayarak, Ankara Anlaşması'nın AB'ye 10 yeni ülkeye uyarlanmasının Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum kesimini resmi olarak tanıdığı anlamına gelmediğini açıklayacağı ifade edildi. Mektup teatisinin önümüzdeki günlerde yapılacağı kaydediliyor.

AP'den 'Kıbrıs'ı tanıyın' şartı

Bu arada önceki gün Yunanistan'da yayımlanan Ta Nea gazetesine demeç veren Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell, Türkiye'nin müzakerelere başlaması için Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanıması gerektiğini söyledi.

Borrell, Türkiye ve Kıbrıs'ın da aralarında bulunduğu 26 ülkenin masada olacağına dikkat çekerken, "eğer biriyle müzakere ediyorsan onu tanıdığın kendiliğinden anlaşılan bir şeydir" dedi.

Sosyal Demokratlar da uyardı

Alman Deutche Welle radyosuna konuşan Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyal Demokratlar'ın Grup Başkanı Martin Schulz da Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanınmasını ve reformları biran önce uygulamasını istedi.

Schulz, Türkiye'de yaşanan son gelişmeleri de endişe verici olarak nitelendirdi. Schulz, kadınlar günü dolayısıyla yapılan gösteriye polisin müdahalesini ve Ankara hükümetinin bunu eleştiren Avrupa'ya sert tepkisini, siyasal geleneklere aykırı bir tavır olarak niteledi.

KIBRIS  22/03/05

KKTC’ye seferlere Rum engeli

 

Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC’ye turist götürmek isteyen yabancı seyahat acentalarına karşı, engelleyici girişimlerini sürdürüyor.

 

NTV

 

 

23 Mart 2005— İsveç’in büyük turizm şirketlerinden biri olan Apollo seyahat acentasının Kuzey Kıbrıs’a başlatmak istediği turistik seferler Stockholm’deki Rum Büyükelçiliği’nin tehditleri üzerine iptal edilme tehlikesiyle karşı karşıya

Yıllardır adanın güney kısımına turist götüren Apollo seyahat acentası 2005 yaz sezonu için internet sayfasında Kuzey Kıbrıs’ta dokuz otel için de ilan verdi.
       Ancak iddialara göre, gazetedeki haberden sonra Rum büyükelçiliği seyahat acentasını arayarak, otellerin Rum malı olduğunu savundu ve konunun mahkemeye intikal edebileceği yolunda tehditte bulundu.
       
RUM BÜYÜKELÇİLİĞİ’NE UYARI
       Gelişmeler üzerine seyahat acentasının internet sayfasından ilanlar kaldırıldı. Ancak şirket yetkililerinin Kuzey Kıbrıs’a turist götürmeleri engellenecek olursa adanın güneyi için düzenlenen seferlerin de iptal edileceği yolunda Rum Büyükelçiliği yetkililerini uyardıkları öğrenildi.
       
       

Talat, Rusya’dan destek istedi

 

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Rusya’dan “izolasyonların kaldırılmasına ve çözüme” katkı koymasını istedi.

 

NTV

22 Mart 2005—  Talat, Kıbrıs Türklerinin bölünme karşıtı tutumunun izolasyonların mantığını ortadan kaldırdığını belirtti.

Başbakan Talat, Rusya’nın Kıbrıs Özel temsilcisi Leonid Ambromov’u, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Merkezi’nde kabulünde yaptığı açıklamada, “Kıbrıs Türklerinin, bölünme karşıtı tutumunun izolasyonların mantığını ortadan kaldırdığını belirtti. Talat, uluslararası topluluğun bu kararlılığa olumlu bir karşılık vermesi gerektiğini vurguladı.
       Talat, özellikle ekonomik izolasyonların kaldırılması gerektiğine dikkat çekerek, bu bağlamda Rusya’dan yardım beklediklerini söyledi. Rusya’nın Kıbrıs özel temsilcisi Leonid Ambramov, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile yaptığı görüşmenin ardından “Ülkesinin Kıbrıs sorunuyla ilgili çizgisinin aynı olduğunu, önemli değişiklikler bulunmadığını” söylemişti .

Erdoğan: Protokolü imzalayacağız

 

Hıristiyan Demokratlar toplantısına katılmak üzere Brüksel’de bulunan Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin Gümrük Birliği protokolünün imzalanması konusunda verdiği sözü tutacağını söyledi.

 

Brüksel
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

22 Mart 2005—  Erdoğan, Türkiye’nin 17 Aralık’tan sonra rehavete kapıldığı yönündeki yorumlarla ilgili olarak da görüştüğü Avrupalı yetkililerden böyle bir tepkiyle karşılaşmadığını belirtti.

Hıristiyan Demokratlar olarak bilinen “Avrupa Halk Partisi”nin ilkbahar toplantısına katılmak üzere Brüksel’de bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir basın toplantısı düzenledi.
       Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin Ankara Anlaşması konusunda vereceği sözü tutacağını söyledi. Hıristiyan Demokratlar’ın toplantısında Hırvatistan kararının gündeme geldiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu kararla bir ilgisi olmadığını söyledi.
       
’6 MART’A TEK TARAFLI BAKILMASIN’
       6 Mart’ta İstanbul’da meydana gelen olaylara tek yönlü bakılmaması gerektiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, “Bireysel hatalar Hükümet’e mal edilmemeli, olaya karışan 6 polis açığa alınmıştır” diye konuştu. Olayların provokasyon olduğunu dile getiren Erdoğan, polisin müdahalesine tek taraflı bakılmaması gerektiğini söyledi.
       
‘YENİ TCK’DA AKSAKLIKLAR GİDERİLİR’
       Nevruz’da Türk bayrağına karşı alçakça davranışta bulunulduğunu söyleyen Başbakan, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma başlattığını ve 18 kişinin tutuklandığını belirtti.
       1 Nisan’da yürürlüğe girecek TCK için Kopenhag kriterleri çerçevesinde düzenlemeler gerçekleştirildiğini belirten Başbakan Erdoğan, uygulamada doğacak aksaklıkların düzeltilebileceğini söyledi.
       
HIRİSTİYAN DEMOKRATLAR ZİRVESİ
       Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hıristiyan Demokratlar olarak bilinen “Avrupa Halk Partisi”nin ilkbahar toplantısına katıldı. Toplantı öncesinde Avrupa Halk Partisi Başkanı Wilfred Martens’le görüşen Erdoğan, AKP’nin gözlemci statüsünün, ortak üye statüsüne dönüşmesini talep etti.
       Erdoğan, bu konuda Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in de desteğini aldı. Gözlemci üye olarak, grup ve komite toplantıları ile genel kurul çalışmalarında aktif bir katılımda bulunamayan AKP, çalışma gruplarındaki oylamalara da katılamıyor.
       

Denktaş'tan Papadopulos'a BM uyarısı


23 Mart, 2005 05:42:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un müzakere masasına oturma niyetini ortaya koymadığı sürece, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs konusunda yeni bir süreç başlatmayacağını söyledi.

Serdar Denktaş, Bayrak Televizyonu'nda dün akşam yayınlanan bir programda yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türklerinin, siyasi eşitliğe, iki kesimliliğe ve Türkiye'nin garantisine dayanan bir çözüm istediğini belirterek, "siyasi eşitliğin ve iki kesimliliğin olmazsa olmaz olduğunu" vurguladı.
 
Bakan Denktaş, Tasos Papadopulos'un, halkından aldığı güçle, hiç bir şekilde Kıbrıs Türklerini muhatap olarak kabul etmediğini belirtti.
 
"Cezalandırmaya devam"
 
Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan'ın, "Kıbrıs sorununun çözümü için her iki tarafın niyet belirtmemesi halinde, BM yeni bir inisiyatif alacak değildir" yönündeki sözlerinin, "Kıbrıs Türklerinin cezalandırılmasının devamı, Rum tarafının politikasının desteklenmesi anlamına geldiğini" kaydetti.
 
Serdar Denktaş, Papadopulos'un, "benim niyetim yok. Kıbrıslı Türkler muhatabım değil. Benim muhatabım Türkiye'dir" dediği sürece Kıbrıslı Türklerle masaya oturmayacağını söyledi.
 
Denktaş, Papadopulos'un masaya oturma niyetini ortaya koymadığı sürece BM Genel Sekreteri'nin yeni bir süreç başlatmayacağını da belirtti.
 
"İKÖ'yü arkamıza almamız lazım"
 
Denktaş, Kıbrıs Türkünün bunu kabullenmeyeceğini ve hükümetin bu durağanlığı ortadan kaldıracak uluslararası lobi faaliyetleri yürüteceğini bildirdi.
 
İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) Kıbrıs Türkleri için önemli bir lobi olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, "İKÖ'yü tam anlamıyla arkamıza almamız lazım" dedi.
 
"AB'den fazla bir şey beklemiyoruz"
 
Bakan Denktaş, Avrupa Birliği'nin, yanlışlıkla içine aldığı Kıbrıs sorununu, üyesinin haklarını gözeterek çözmek istediğini, bunun da Kıbrıs Türkleri'ne haksızlık olduğunu, bu nedenle AB'den Kıbrıs sorunun çözümünde çok fazla bir şey beklemediğini belirtti.


Annan, Derviş’i UNDP Başkanlığı’na aday gösterdi

Doğan ULUÇ / NEW YORK

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, CHP Milletvekili Kemal Derviş’i BM Kalkınma Programı (UNDP) başkanlığına aday gösterdi.

Annan’ın Sözcüsü Fred Eckhard, Genel Sekreter tarafından belirlenen kısa aday listesinde adı yer alan Derviş’le birlikte diğer adayların BM üst düzey yöneticilerinden oluşan bir seçici heyet tarafından birkaç hafta içinde mülakata alınacağını bildirdi.

191 ÜLKEYE MEKTUP:

BM’ye üye 191 ülkenin hükümetlerine genel sekreter Annan’ın birer mektup göndererek UNDP başkanlığına aday göstermelerini istediğini belirten sözcü, ‘Annan’ın 24 ocak 2005’te BM’ye üye ülkelere gönderdiği mektuba 10 Mart’a kadar yanıt verilmesi gerekiyordu. Süre bittiğinde 13 ülkeden aday gösterildiği ortaya çıktı. İlk elemede adaylar altıya indi. Bu altı aday içinde Kuveyt, İngiltere, Türkiye, Japonya, Norveç ve Hollanda’nın adayları bulunuyor’ diye konuştu. Eckhard, seçilecek adayın Annan’a bildirileceğini ve adayla nihai mülakatın da Annan tarafından yapılacağını ifade etti.

JAPON ADAY ZORLAR:

İngiltere’nin adayının Lordlar Kamarası Başmanı Baronezs Valerie Amos olduğu belirtilirken, adaylar içerisinde Derviş gibi Dünya Bankası’nda daha önce çalışmış olan Hollanda’nın adayı Ad Melkert bulunuyor. Derviş’i en fazla ekonomik gücünden dolayı Japonya’nın adayı Kaoru İshikawa’nın zorlayacağı tahmin ediliyor. 166 ülkenin temsil edildiği UNDP Dünya Bankası’yla ortak çalışıyor. BM’ye yakın çevreler, Derviş’in şansının büyük olduğunu ifade ediyorlar.  

 

 

HURRIYET 23/03/05

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, içini Milliyet'e döktü

'AKP ile ters düştüm'

Denktaş, 17 Nisan'daki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmayarak görevini bırakmasına, Türk halkının Kıbrıs heyecanını bilmemekle suçladığı AKP'nin neden olduğunu anlattı.

Sefa Karahasan - Lefkoşa


17 Nisan'da görev süresi sona erecek olan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile ters düştükten sonra görevini bırakmaya karar verdiğini söyledi. "Türkiye hükümeti ile ters düşmeye devam edemezdim" diyen Denktaş, AKP'nin Türk halkının Kıbrıs heyecanını da bilmediğini ileri sürdü. Görevinden ayrılmasına sayılı günler kala Milliyet'e içten açıklamalarda bulunan Denktaş, bundan sonra neler yapmayı planladığını anlatarak, günlük yaşamından renkli ayrıntılar verdi. Denktaş şöyle konuştu:

'Evet'e karşılık ayrılıyorum
"Her Türkiye hükümeti ile uyum içerisinde yaşadım. Ama Annan Planı konusunda Türk hükümeti "evet" dedikten ve bize "evet" dedirttikten sonra tabiatıyla bir fikir ve görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır. Bunun cevabı da, bu görevden ayrılmamdır. Türk hükümeti ile ben uyum içerisinde olmadığıma ve olamayacağıma göre bu görevden ayrılmam doğal. Bu görevde oturup da Türk hükümetinin söylediğinin aksini yapmak bana yakışmaz."

Halkın hissiyatını bilmiyorlar
"Türk basınından şikâyetçiyim. Büyük gazeteler Kıbrıs meselesine sansür koymuştur. Böyle yapmakla Türkiye'nin AB yolundaki zorluklarını azalttıklarını veya kaldırdıklarını zannediyorlar. Halbuki tam aksidir. Türk hükümeti mesela Kıbrıs konusunda halkın hissiyatını, heyecanını bilmediği için AB Türk hükümetine baskı yapabilmektedir. Türk milletinin Kıbrıs'tan taviz vermeyeceğini, bu konuda büyük bir heyecan olduğunu basın yansıtsa, AB Türk hükümetine bu kadar baskı yapamayacak."

Yeni teşkilatlanma olacak
"Büromuzu hazırlıyoruz. Yeni bir sivil teşkilatlanmaya gitmek için çaba harcayacağız. Eskiden burada İngiliz idaresinde Kıbrıs Türkleri dağınıktı, parti kavgaları vardı. Bunu toparlamak için partilerüstü bir kurumlar federasyonu kurulmuştu. Benim hayalimde böyle bir formasyona gitmek var. Geriye baktığımızda, birbirimizi alabildiğine suçlamışız. Kimisi bizi Türkiye'nin kulu kölesi, ajanı olarak ilan etti. Biz de onları Rumlara kucak açmış, Rumları Türkiye'den daha çok seven ve güvenen kişiler olarak yansıttık. Bu böyle gitmez."

Kâbusları olurum
"Kıbrıs sorunu halledilmezse ve taviz verirlerse öbür dünyada bile iki elim yakalarında olur. Kâbus görürler gece gündüz. Hiç kurtulmazlar elimden. Doktor Küçük, devlet ilan edildiği gün, 'Gözlerim artık arkada kalmaz' dedi ve öldü. O adamın kemiklerini şimdi biz sızlatıyoruz."

Eşimi doğduğu gün kucağıma aldım

"Eşim benim amcamın torunu. Eşim doğduğu zaman ben 9 yaşındaydım. Doğduğu gün büyükannesi, "İşte nişanlın doğdu" diye kucağıma verdi. Böylelikle kaderimiz tayin edilmiş oldu. Bizim zamanımızda güzel kızlarla arkadaşlık yapamazdın. Kızları uzaktan görürdün. Okullar ayrıydı, her şey ayrıydı. Hayalinizde olan bir kızı yolda görürseniz bahtiyar olurdunuz. Bizim zamanımızda hayal âleminde yaşardık."

Satranç öğreniyorum

"Tavla oynamasını, kâğıt oynamasını bilmiyorum. Ama son günlerde İngiltere'den satranç seti getirttim. Otomatik olarak bana öğretiyor. Onlarla meşgul olacağım. Görevim bittikten sonra normal bir hayat yaşayacağım. Başımızı dinlendiremedik. Önce Kıbrıs'ın tadını çıkaracağım. Şöyle bir hafta, hiçbir yere gitmemek, televizyon izlemek istiyorum. Dinlenmek istiyorum. Ondan sonra bürom hazırsa, oraya çalışmaya geleceğim. O zaman, normal hayatta benimle röportaj yapmak daha keyifli olacak. Rum tarafına gitme istemim yok. İngiltere'ye gideceğim."

Hanımdan fırça yerim
"Eşimin özel günlerini unutursam fırça yerim. Sevgililer Günü'nü kutlamazsak çok fırça yeriz. Kadınlar Günü'nde çok meşguldüm, kutlamayı unuttum. O gün fırça yedim. Sevgililer Günü'nde ona bir yüzük aldım. En son bu sabah eşime güzel söz söyledim. Kendisi hastaydı. Ben de ona, "Geçmiş olsun karıcığım" dedim. Bugün kalktı. Evde eşimin sözü geçer. Aydın Hanım'ın hem de nasıl ağırlığı var evde. Dağınıklık yaparsam kızar."

İyi yemek yaparım
"Yemek yapmasını iyi bilirim. Ahtapot pişiririm, ciğer yapmasını iyi bilirim. Hiç yemek seçmem. Her yemeği yerim, hiç sıkıntım yok yemekler konusunda."

Yeni Boncuk'la arası iyi

"Yeni Boncuk'la aram iyi. Eski Boncuk öldüğünde çok üzüldüm. Boncuk ölmeden önce balıkçıda yemek yemiştik. Tabağımdan arta kalanları Boncuk'a vereyim diye bir poşete toplamıştım. Ama eve geldiğimde hayvan parçalanmış vaziyetteydi. Buna rağmen Boncuk, benim geldiğimi görünce can havliyle kımıldadı. Yemeğini yediremeden öldü Boncuğum. Her gece yatağımda yatardı. Kanlar içinde olduğu halde ısrarla yatağımda yatmak istedi. Aldım yatağa koydum, başımın ucunda öldü."

MILLIYET 23/03/05

AKP'ye Güney Kıbrıs'tan davet

23/03/2005 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki ana muhalefet partisi DİSİ lideri Nikos Anastasiadis, AKP yönetimini adaya davet etti. Davetin kabul edilip edilmeyeceğine Başbakan Tayyip Erdoğan'ın karar vereceği belirtildi. Diplomatik kaynaklar, davete verilecek yanıttan çok, AKP heyetinin adaya Kuzey Kıbrıs'tan mı, Atina üzerinden mi gideceğinin önemli olduğunu vurguluyor.
24 Nisan 2004 referandumunda Annan Planı'na 'Evet' diyen DİSİ heyeti geçen ay AKP'nin daveti ile Türkiye'ye gelmişti. Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve AKP yönetimi ile görüşen Anastasiadis, bu kez AKP yönetimini güneye davet etti. AKP Genel Merkezi'ne gönderilen davet mektubunda, iki parti arasında karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesini sağlamak amacıyla parti kurmaylarının Güney Kıbrıs'a davet edildiği kaydedildi.
AKP yönetimi Güney Kıbrıs'a gidip gitmeme konusunda henüz bir karar vermiş değil. Parti yönetiminin sıcak baktığı davetle ilgili olarak nihai kararın Başbakan Erdoğan'ın da katılımı ile yapılacak Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında verileceği belirtildi. Davete olumlu yanıt verilirse söz konusu ziyaretin nisan ayı sonlarında gerçekleşebileceği ifade edildi.

İKÖ'den gizli KKTC seferi

Sekiz İKÖ elçisi KKTC'ye gidip Talat ve Denktaş'la gayriresmi görüştü. Yunan elçisi bu ziyareti önlemeye çalıştı

RADIKAL 23/03/2005

SERKAN DEMİRTAŞ

ANKARA - Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümü için BM merkezli yeni girişim için çabalarken, 51 ülkenin üyesi olduğu İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) nezdinde girişimler ilk kez bir sonuç verdi. KKTC'nin Türkiye Büyükelçisi Tamer Gazioğlu'nun daveti üzerine sekiz İKÖ ülkesinin Ankara'daki büyükelçileri 11-14 Mart'ta KKTC'ye gitti. Büyükelçiler KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile de görüştü. Yunanistan ile Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ziyareti engellemek için İKÖ ülkelerine baskı kurmaya çalıştıkları öğrenildi. Basından gizli tutulan ziyaret için Ankara'dan havayoluyla KKTC'ye giden büyükelçiler şunlar: (Dönem başkanı) Malezya-Ahmet Mokhtar Selat; Azerbaycan-Memet Nevruzoğlu Aliyev; Kırgızistan-Amanbek Karipkulov; Kazakistan-Amanjol Jankuliev; Oman-Hamid el Uyedi; Bangladeş-Nazrul İslam; Afganistan-Abdulgaffar Poya Faryabi; Muhammed Manguş.

Yemek formülü
Ziyaret resmi nitelik taşımasa da Türkiye'nin KKTC Büyükelçisi Aydan Karahan'ın verdiği yemek davetinde elçiler Talat ve Denktaş ile görüştü. Elçiler özellikle ziyaret ettikleri Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Yakın Doğu Üniversitesi'nde öğrenciler ve öğretim üyeleriyle yakından ilgilendi. Tura katılan bir elçi, "Biz KKTC'nin doğasıyla, güzellikleriyle tanışmayı amaçladık" derken, bir başkası, "Kıbrıs'ı tanıdığımı zannediyordum ama çok az şey bildiğimi gördüm. İleride ticaret olanakları için heyetler gönderebiliriz" diye konuştu.
Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi Michael Christides'in ziyareti önlemeye çalıştığı, bazı elçilerin bu girişimler nedeniyle ziyarete katılamadıkları belirtildi. Mısır elçisi Omar Metvalli ve Suriye elçisi Halid Raad, "Biz sadece Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıyoruz. KKTC'ye gelemeyiz" yanıtını verirken, Filistin elçisi Fuad Yasin'in önce daveti kabul ettiği ancak son anda vazgeçtiği öğrenildi. Pakistan büyükelçilik Maslahatgüzarı Amjad Majid Abbasi, rahatsızlığı nedeniyle katılamayacağını belirtirken, İran elçisi Firuz Devletabadi'nin 'ABD'nin tepkisi nedeniyle katılamayacağı' mesajını ilettiği öğrenildi. Rum Yönetimi ise ziyarete katılan ülkelere protesto notası verdi.

Rusya'dan atak

HAFTA SONU ANKARA'DA... Abramov, KIBRIS'a yaptığı açıklamada, hafta sonu Ankara'da Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak temaslarda bulunacağını söyledi. Abramov'un Ankara'daki temaslarının ardından, Atina'ya gitmesi bekleniyor

GÖRÜŞMELER, İLGİ ÇEKİCİ... Adada yaptığı görüşmeleri "ilgi çekici" ve "verimli" olarak değerlendiren Abramov, BM Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs raporu konusundaki ilerlemede, BM tarafından ileride yapılacak olan gelişmeleri görerek yardımcı olmaya çalışacaklarını belirtti

Emine DAVUT YİTMEN

Rusya'nın Kıbrıs özel temsilcisi Leonid Abramov, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak tarafları dinleme amacıyla başlattığı temaslardan, şu ana kadar verimli sonuçlar aldığını söyledi.

CTP Parti Merkezi'ne girişte KIBRIS muhabirinin sorularını yanıtlayan Abramov, Kıbrıs'ta bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, " Burada yardımcı olabilirsem daha da mutlu olurum" dedi.

Kıbrıs sorununa çözüm bulma amacıyla nabız yoklama turlarına çıkan Abramov, ajandasında Ankara ve Atina'da temaslar bulunduğunu ve bir sonraki durağının bu hafta sonu Ankara olacağını belirtti.

Abramov, BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs raporu konusunda Rusya'nın bir girişimi olup olmayacağı yönündeki soruya, " BM tarafından ileride yapılacak olan gelişmeleri göreceğiz ve yardımcı olmaya çalışacağız" yanıtını verdi.

Kıbrıs Türk ve Rum tarafının, Kıbrıs sorunu konusundaki düşüncelerini dinleme amacıyla adada bulunan Rusya'nın Kıbrıs özel temsilcisi Leonid Abramov, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Başbakan Mehmet Ali Talat'la bir araya geldi.

Abramov'a, ziyaretleri sırasında Rusya'nın Kıbrıs Büyükelçisi Andrey Nesterenko ile Müsteşarı Valery Maslin eşlik etti. Cumhurbaşkanlığı'nda yapılan görüşmede Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler Müdürü Şakir Alemdar da hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, gazetecilerin ısrarlı sorularına karşın açıklama yapmazken, görüşmenin ardından açıklama yapıp yapmayacağına ilişkin soruya , "Yapmayacağım, bugün açıklama yapmama günü" yanıtını verdi.

Abramov: "Kıbrıs sorununa büyük önem veriyoruz"

Rusya'nın Kıbrıs özel temsilcisi Leonid Abramov, Başbakan Mehmet Ali Talat'la CTP Parti Merkezi'nde bir araya geldi.

Başbakan Talat'la görüşmesinden önce kısa bir açıklama yapan Abramov, Rusya'nın Kıbrıs özel temsilcisi olarak adada bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti aktardı.

Abramov, Kıbrıs sorununa büyük önem verdiklerini söyleyerek, " Bunun, Doğu Akdeniz'in geleceği açısından da önemli olduğuna inanıyoruz" dedi.

 

Talat, Rusya'nın çözüme ve izolasyonların

kaldırılmasına katkı koymasını istedi

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs sorununun çözümüne ve adanın yeniden birleşmesi görüşüne kendini adamış olduğunu söyleyerek Rusya'nın kapsamlı bir çözümüne katkı koymasını istedi.

Talat, Kıbrıslı Türklerin adanın yeniden birleşmesi yolundaki kararlılığını referandum ve seçimlerde ortaya koyduğunu hatırlatarak, "Kıbrıslı Türkler, uluslararası camianın olumlu cevabını bekliyor" dedi.

Başbakan Talat, Kıbrıslı Türklerin adanın bölünmesi değil, birleşmesi yönünde isteği bulunduğunu ve bu nedenle Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun kaldırılması gerektiğini söyledi.

"Özellikle ekonomik alanda uygulanan izolasyon hiç adil değil" diyen Talat, bu konuda Rusya'nın yardımını istedi.

Rusya'nın, Kıbrıs'a olan ilgisinin devam etmesinin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasında etkili olacağını aktaran Talat, "Bizim hedefimiz, çözümdür. Çözüm olmadan, herhangi bir gelişmeyi kabul edemeyiz. İzolasyonların kaldırılması yolunda ortaya çıkacak gelişmeler, çözümün yerini tutmaz. Biz, çözüme ulaşmak için kararlıyız. BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan Rusya'nın, Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüme ulaşmak için yardım edeceğine inanıyorum" diye konuştu.

"Papadopulos'un oynayası yok"

Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum Lideri Tassos Papadopoulos'un BM'den yeni bir girişim başlatmak istediği, ancak bunun hakemlik, ön şart ve takvim gibi unsurlar içermemesi gerektiği yönündeki açıklamasının sorulması üzerine, "Sayın Papadopoulos'un oynayası yok. Ön şart istemediğini söyleyerek, bir sürü ön şart ileri sürüyor. 'Sonsuza kadar görüşmeye varım' diyor. Sonsuza kadar zamanımız var mı bilmiyorum" yanıtını verdi.

Başbakan Talat, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'ne karşılık, Rumların öne sürdüğü Maraş önerisinin, önümüzdeki günlerde AB Daimi Temsilciler Komitesi'nde görüşülebileceği yönündeki soru üzerine de "Bu konuyu görüştüm ve kabul etmediğimizi bildirdim. İzolasyonun kaldırılması ve doğrudan ticaret, Rum tarafına herhangi bir şey vermemizi gerektiren bir hak değildir. Doğrudan ticaret, izolasyonun kaldırılması, bizim doğal hakkımızdır. Doğrudan ticaret, ayrılıkçılık nedeniyle bize uygulanan izolasyonların, ayrılıkçı olmadığımız ispat edildikten sonra kaldırılması demektir" diye konuştu.

Abramov Papadopoulos'la da görüştü

Rusya'nın Kıbrıs özel temsilcisi Leonid Abramov önceki gün, Rum lideri Tassos Papadopulos ve Rum dışişleri bakanı Yorgo Yakovu'yla görüşmüştü.

Kıbrıs'ı çok yakından tanıyan ve Kıbrıs sorunuyla ilgili geniş bilgisi bulunan Abramov, 2004 yılı mart ayına kadar Rusya'nın Kıbrıs Büyükelçiliği'nde elçi müsteşarı olarak üç yıl boyunca görev yapmıştı.

Abramov, Rusya Dışişleri Bakanlığı'na bağlı olan Avrupa Ülkeleri Genel Müdür Yardımcılığı görevini de yürütüyor. Abramov, görevi dolaysıyla Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye konularına da bakıyor.

KIBRIS 22/03/2005

Denktaş: "Direniş ruhuyla hareket edilmeli"

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halkın ve gençlerin gerçekleri bilerek, zamanında Dr. Fazıl Küçük'ün etrafında başlayan direniş ruhuyla hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Rauf Denktaş, "Kağıt üzerinde eşitlik verildi diye eşit değiliz. Egemen değilsek bağımsız değilsek azınlığız"dedi.

Siyasi Tarihçi Doç. Dr. Hüner Tuncer, "Kıbrıs Sarmalı-Nasıl Bir Çözüm?" adlı kitabını Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu.

Tuncer kabulde, kitap yazmasını daha önce kendisine Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın önerdiğini ve kitabı yazarak ziyaretine geldiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Atatürk ve İnönü'den sonra gelen tek devlet adamı olduğu görüşünü kaydeden Doç Dr. Tuncer, Denktaş'ın görüşlerine yüzde yüz katıldığını, Kıbrıs davasını ondan iyi bilen birinin bulunmadığını ve Denktaş'ın hayatını bu davaya adadığını belirtti.

Kitabında Annan Planı'na geniş şekilde yer verdiğini ifade eden Tuncer, kendi çözüm önerilerini ortaya koyarak, TC hükümetinin bu konudaki tavrını da değerlendirdiğini anlattı.

Üzerinde durduğu tezin, Kıbrıslı Rumların bugünkü aşamada veya görülebilir bir gelecekte kesinlikle Türkleri yönetime almak istemedikleri olduğunu kaydeden Tuncer, Papadopulos'un da bunu açıkça söylediğini ve bu durumda Türklerin azınlık durumuna indirgeneceğini söyledi.

Tuncer, bunu Kıbrıs Türk halkı ve hükümeti ile TC hükümetinin de görmesi gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, kitabın değerli bir araştırma eseri olduğunu ve ilgiyle okuyacağını ifade etti.

"Ümit ederim gençler okur, kitapçılar getirir" diyen Denktaş, "Sizden daha nice eserler bekliyoruz" dedi.

Kitaptan ,"Egemenlik ve Self-determinasyon hakkını içermeyen eşitlik sözde yapay bir eşitliktir" cümlesini alıntı yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, kendisinin de halka bunu anlatmaya çalıştığını belirtti.

"Kağıt üzerinde eşitlik verildi diye eşit değiliz. Egemen değilsek bağımsız değilsek azınlığız" diyen Denktaş, bunu kavramayan halkın kendini Ruma teslim etmiş olacağını söyledi.

Bu durumda, Kıbrıs'ın süratle Türkiye'den koparak, Rum-Yunan ikilisinin koloni idaresine girmiş olacağını vurgulayan Denktaş, bunları halkın ve gençlerin bilerek, zamanında Dr. Küçük'ün etrafında başlayan direniş ruhuyla hareket edilmesi halinde hiçbir sorunun kalmayacağını belirtti.

Denktaş, "Çözüm olsun da nasıl olursa olsun gibi bir yaklaşıma girilmesi halinde ise sonumuz gelmiş olur. İnşallah halkın direnişi daha da güçlenecektir" dedi.

Bugün hükümet edenlerin Rumu daha iyi anladığını kaydeden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum'un ne istediğini açıkça söylemeye başladığını, Rum tarafına giden insanların horlanmaya ve hakarete

Denktaş, "Uzlaşma istemiyorlar. Kıbrıs'ın tümünü istiyorlar. Mücadele bu. Tarih budur. Bizim de cevabımız, 'Hayır Kıbrıs'ın tümünü size vermiyoruz'dur. İnşallah dünya da bu direnişimizin kutsallığını anlar. Bizi Rum'un boyunduruğuna sokmak için başlattıkları 40'ıncı yılına giren haksızlığı sona erdirirler" şeklinde konuştu.

KIBRIS 22/03/2005

Propaganda dönemi başladı

Genel seçimlerin hemen ardından cumhurbaşkanlığı seçim sürecine giren KKTC'de, resmi propaganda dönemi dün başladı. Yaklaşık bir ay önce yapılan genel seçimlerin de etkisiyle genelde tansiyonu düşük başlayan bu propaganda döneminde adaylar ve partiler, medya ağırlıklı bir süreci tercih ediyor.

TAK muhabirinin partilerden ve adaylardan derlediği bilgilere göre, genel seçimlerin aksine cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde meydanlardan çok medya tercih ediliyor. Seçime katılan partilerden sadece Cumhuriyetçi Türk Partisi(CTP) başkent Lefkoşa dahil 5 büyük ilçede miting organizasyonu yaparken, Ulusal Birlik Partisi(UBP) miting düzenleyeceğini belirtmesine karşın tarihleri netleştirmedi. Toplumcu Kurtuluş Partisi(TKP) de sadece Lefkoşa'da bir miting organizasyonu yaptı.

CTP... Beş merkezde son hafta

Seçimlere "Dünyaya Açılma Dönemi Başladı... Hepimize Kutlu Olsun" sloganıyla hazırlanan Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, propaganda dönemine dün Güzelyurt bölgesinden start verdi. Talat, CTP'nin sabah saatlerinde ada genelindeki pankart eyleminin ardından akşam saatlerinde de Güzelyurt ve Lefke bölgesinde vatandaşa seslendi.

Propaganda döneminde çeşitli bölgelerde miting ve toplantılar düzenleyecek olan CTP, seçim sürecinin son haftasında 5 ilçe merkezinde miting düzenleyecek.

CTP, 11 Nisan'da Girne, 12 Nisan'da Güzelyurt, 13 Nisan'da Mağusa ve 14 Nisan'da da İskele'de meydan mitingi düzenleyecek. CTP, finali ise 15 Nisan'da Lefkoşa'da yapacak.

UBP... Ziyaret ve kabuller

UBP ise propaganda dönemine bir dizi ziyaret ve kabullerle başladı. UBP cumhurbaşkanı adayı Genel Başkan Derviş Eroğlu, bir süreden beri başlattığı köy ve bölge gezilerini sürdürürken, UBP'nin önümüzdeki günlerde yapılacak organizasyonla kent merkezlerinde miting düzenlemeyi planladığı da kaydedildi.

Propaganda döneminin başlaması dolayısıyla dün düzenlenmesi planlanan resepsiyon ise ileriki bir tarihe ertelendi.

DP... Arabacıoğlu, Mağusa'da

DP adayı Mustafa Arabacıoğlu ise propaganda dönemine Mağusa bölgesinden start verdi. Resmi propaganda dönemi öncesinde köy ve bölge ziyaretlerine başlayan Arabacıoğlu, "Siyasetin Gülen Temiz Yüzü" sloganıyla vatandaşa ulaşmaya çalışıyor. Köy ziyaretleri yanında medya ağırlıklı bir propaganda dönemi hedefleyen DP adayı Arabacıoğlu, kent merkezlerinde büyük miting düzenlenip düzenlenmeyeceğinin ise henüz karara bağlanmadığını kaydetti.

TKP... Lefkoşa'da miting

TKP adayı Genel Başkan Hüseyin Angolemli de resmi propaganda dönemine Karpaz'dan start verdi. Parti heyetiyle birlikte bir süreden beri köyleri ziyaret eden Angolemli, "Önce Kıbrıs Türkü" sloganıyla vatandaşa ulaşmaya çalışıyor.

TKP, propaganda döneminde tek büyük mitingi Lefkoşa'da düzenleyecek. TKP'nin mitingi 14 Nisan'da İnönü Meydanı'nda yapılacak.

Çevikel ve Cengiz

Yeni Parti adayı Genel Başkan Nuri Çevikel de köy ziyaretleriyle "tüm makamların tek partide toplanmasının sakıncalarını" anlatmaya çalışıyor. Vatandaşla birebir temasla, bildiriler dağıtarak görüşlerini aktarmaya çalışan Çevikel, medyayı da öncelikli propaganda aracı olarak kullanıyor.

Kıbrıs Sosyalist Parti cumhurbaşkanı adayı Zehra Cengiz ise, "Bu sese kulak ver" diyerek medyayı tercih edenlerden. Zehra Cengiz, "emeğin temsilcisi" sendikaları da ziyaret ediyor.

Bağımsızlar

Bağımsız adaylardan Zeki Beşiktepeli, "sen sen olmadan nereye kadar" sloganıyla ağırlıkla köylerde, bölgelerde "konferans" yöntemini tercih ediyor. Beşiktepeli, medyayı da etkin şekilde kullanmaya çalışıyor.

Bağımsız aday Ayhan Kaymak da ağırlıkla medyayı kullananlardan. "Cumhurbaşkanlığında vizyonun önemini" anlatmaya çalışan Kaymak, elektronik posta (e-mail) gibi teknolojik propaganda yöntemlerini de kullanıyor.

"Adalet" diyerek bağımsız aday olarak seçim yarışına katılan Arif Salih Kırdağ ise, dün Lefkoşa'da çarşı bölgesini gezerek propaganda çalışmalarını başlattı.

BRT konuşmalar

Siyasi partiler adına ve bağımsız toplam 9 adayın yarışacağı 17 Nisan Cumhurbaşkanlığı Seçimi için BRT'den konuşma zamanı ve sırası bugün belirlenecek. Seçim takvimi uyarınca yarın Yüksek Seçim Kurulu'nda kurayla sıralar belirlenecek.

Bu konuda önceki gün YSK'da yapılan toplantıda ortaya çıkan görüş ayrılığının ise henüz giderilemediği öğrenildi. Seçimlere bağımsız olarak katılan adaylar 9 adayın birlikte katılacağı ortak programlarda tartışma talep ederken, bazı adaylar toplu programlar yerine gruplar halinde televizyon programlarında ısrar ediyor. Bu konuda adaylar arasında mutabakata varılamaması halinde YSK'nın temel prensipler belirlemesi bekleniyor.

Seçim takvimi uyarınca propaganda dönemi 16 Nisan'a kadar yaklaşık 25 gün devam edecek. Bu sürede seçim yasakları da geçerli olacak.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın aday olmadığı bir seçim olarak Kıbrıs Türk siyasi yaşamında bir ilki oluşturan 17 Nisan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, adaylardan herhangi birinin oyların yarısından fazlasını alamaması durumunda bir hafta sonra 24 Nisan'da ikinci tur yapılacak. Bu durumda ilk turda en fazla oyu alan 2 aday yarışacak.

KIBRIS 23/03/05

Torunlar Rum pasaportu alıyor

Başbakan Tayyip Erdoğan, AKP hükümeti yüzünden aday olmadığını açıklayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın sözlerine karşılık, amaçlarının KKTC’nin dünyada tanınması olduğunu söyledi.

Erdoğan, dün TOBB Yönetim Kurulu toplantısından sonra soruları yanıtladı. KKTC halkının referandumda çözüm istediğini gösterdiğini belirten Erdoğan, Denktaş’la siyasetten çekilip çekilmeme konusunu konuşmadıklarını vurguladı. Erdoğan, ‘Kendi iradesidir. Siyasetteki duayenliğine saygı duyarım. Ama bizi bahane ederek eğer siyasetten çekildiyse üzülürüm’ dedi. Dünyada tanınan bir Kuzey Kıbrıs arzu ettiklerini kaydeden Erdoğan, ‘Bir de bakıyorsunuz ki, torunlar filan Güney Kıbrıs’ta pasaport alıp bunlarla geziyor. O zaman bunu neyle tanımlayacaksınız? Demek ki bir çözüme ihtiyaç var. Bunu böyle bırakırsan o zaman bu çelişki oluyor. Biz bu çelişkiyi ortadan kaldıralım dedik’ diye konuştu. Denktaş’ın torununun Rum pasaportu aldığı gazetelere yansımıştı. 

 

HURRIYET 24/03/05

'Torunlar Rum pasaportlu'

Başbakan Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "AKP yüzünden görevimi bırakıyorum" açıklamalarına tepki gösterdi.

ANKARA Milliyet


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "AKP yüzünden görevimi bırakıyorum" şeklindeki açıklamalarına tepki göstererek, "Torunlar filan Güney Kıbrıs'ta pasaport alıp Rumlarla geziyorlar. Bu çelişkiyi kaldırmak için adım atmak gerekir" dedi.
Erdoğan, dün TOBB yönetim kurulu toplantısı sonrasında gazetecilerin soruları üzerine Denktaş'ın sözlerini değerlendirdi.
AKP'nin KKTC'yi hiç yalnız bırakmadığını ifade eden Erdoğan, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın böyle bir açıklama yaptığına inanmak istemiyorum. Biz çözümden yana olduk. KKTC halkı da çözümden yana tavrını koydu. Yüzde 65'lik 'evet'e demokrasi düşüncesine saygılı olanlar karşı çıkmamalı" diye konuştu.
Siyasetten çekilme konusunda Denktaş'la görüşmediklerini belirten Erdoğan, "Bu tamamen kendi iradesidir. Bize sorarak böyle bir karar vermedi" şeklinde konuştu. Erdoğan, ortada tanımlanamayan bir çelişki olduğunu, bunun ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine de kendisi büyüğümüzdür. Buradan kendisine cevap vermek istemem. Siyasetteki duayenliğine saygı duyuyorum. Bizi bahane ederek siyasetten çekilecekse üzülürüm."

Gül de tepkili

Dışişleri Bakanı Gül de, Denktaş'ın eleştirilerine sert çıktı. Gül, "Kıbrıs politikası, Türkiye ve Kıbrıs Türklerine ne kaybettirdiyse çıksınlar söylesinler" dedi. Gül, "Ne bir asker çektik ne de bir metrekare toprak verdik. Politikalarımız sayesinde iki toplumun bir arada yaşamak istemediğini Rumlara söylettik" diye konuştu.

MILLIYET 24/03/05

Gül'ün Kıbrıs hassasiyeti

AB'nin aday ülkeleri bilgilendirme toplantısına katılan Gül, Kıbrıs politikasını eleştirenlere çattı: 'Ne kaybettirdiyse çıksın anlatsınlar. İki toplumun birlikte yaşamak istemediğini Rumlara biz söylettik'

24/03/2005 RADIKAL

GÜVEN ÖZALP
Avrupa Birliği Zirvesi'nde aday ülkelere yönelik bilgilendirme toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs politikasına yönelik eleştirilere sert çıktı: "Kıbrıs politikası ne kaybettirdiyse çıksınlar söylesinler."
Brüksel'deki temaslarının ardından basın toplantısı düzenleyen Gül, "Ne bir asker çektik, ne de bir metrekare toprak verdik. Hükümetin politikaları KKTC'yi gözden çıkarmak anlamı taşımıyor" diye konuştu. Eleştirilere, "Eğer bu iddia ediliyorsa o zaman niye KKTC kurulduktan sonra müzakereler devam etti? Niye Rumlarla masaya oturuldu ve kurulmuş devlet üzerine konuşuldu?" diye çıkışan Gül, "Bundan iki yıl öncesine kadar mümkün olan üzerine düşünülseydi Rumlar AB'ye üye olamazdı" ifadelerini kullandı.
Gül, AKP hükümetinin politikaları sayesinde iki toplumun bir arada yaşamak istemediğini Kıbrıslı Rumlara söylettiklerini belirterek "Bunu biz söyleyip biz duyuyorduk. Şimdi tüm dünya Rumlar tarafından aldatılmanın şokunu yaşıyor" diye konuştu.
Hükümetin AB sürecini aksatmasının mümkün olamayacağını belirten Gül, önceliklerinin AB ve ekonomi olmaya devam ettiğini söyledi. İki konunun iç içe olduğunu anlatan Gül, "AB'nin faydalarını kısa vadede ekonomide görüyoruz. Bunu zayıflatmak gibi bir yaklaşım içinde olamayız" diye konuştu. AKP'nin AB sürecini ciddiye almadığı eleştirilerine de katılmayan Gül, "Bazıları hiçbir şeyin değişmediğini söylüyor. O halde uluslararası finans kurumlarının Türkiye'ye bakışındaki değişime baksınlar" dedi. Gül asıl hedeflerinin Türk halkının yaşam standartlarını yükseltmek olduğunu belirtip "Müzakerelerde bir konuda başlık kapatınca o alanda standardı yakalamış olacağız" dedi.

'Rehn, kulak asma, dedi'
AB'den gelen eleştirilerin uygulama üzerine odaklandığını söyleyen Gül, yükselen seslerin AB ülkelerinin kendi iç sorunlarından kaynaklandığını belirtti. Gül, AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in "Bunlara fazla kulak asmayın" dediğini iletti. Gül, 6 Mart'taki olayların Avrupa'da bu kadar yankılanmasının da, o ülkelerin öncelikleriyle bağlantılı olduğunu savundu. Ermeni soykırımı iddialarına da değinen Gül, "Bu iddiaları kanıtlamaya zorlayacak mekanizmalar oluşturacağız" dedi. Gül, AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana'yla da kısa bir görüşme yaptıktan sonra Ankara'ya döndü.

Denktaş AKP ile polemikte

Denktaş'ın, 'Siyaseti AKP yüzünden bırakıyorum' sözüne Erdoğan sert çıktı: Karar verirken bize sormadı

RADIKAL 24/03/05

RADİKAL - ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın,
"Siyaseti AKP yüzünden bırakıyorum" sözüne sert çıktı. Başbakan dün, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Biz KKTC'deki soydaşlarımızı yalnız bırakmadık. Ben sayın cumhurbaşkanının böyle bir açıklama yaptığına inanmak istemiyorum. Biz Kıbrıs'ta çözüm için çaba gösterdik. Kuzey Kıbrıs halkı da çözümden yana olduğunu 24 Nisan'da gösterdi." Denktaş'ın siyaseti bırakma kararını kendilerine sorarak vermediğini de hatırlatan Başbakan, şu çıkışı yaptı: "Biz sadece Kıbrıs'ta bir garantör ülkeyiz. İstiyoruz ki dünya Kuzey Kıbrıs'ı tanısın. Yoksa bu belirsizlik nereye kadar sürecek, diye soruyorum. Bir de bakıyorsunuz torunlar filan Güney Kıbrıs'ta pasaport alıp geziyorlar. O zaman bunu neyle açıklayacağız. Demek ki çözüme ihtiyaç var. Ben yine de siyasetteki duayenliğine saygı duyarım. Ama bizi bahane edip siyasetten çekildiyse ona da üzülürüm."
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de Denktaş'ın AKP ile sıkıntıları olduğuna dair bilgisi bulunmadığını söylerken, "Bizim politikamız Kıbrıs Türklerine de, Türkiye'ye de çok şey kazandırmıştır. Bizden önceki politikalar da doğru devam ettirilebilseydi, Rum kesimi bugün AB'ye üye olmamış olurdu. Kendisinin Kıbrıs davasına çok büyük emeği geçmiştir. Devlet adamı gibi hareket edeceğinden de eminim, ama bir siyasetçi gibi hareket edecekse, o da tabii kendi tercihidir" ifadelerini kullandı.

Ecevit: Denktaş daha güçlü dönecek
DSP lideri Bülent Ecevit de dün bir basın toplantısı düzenleyerek bu polemiğe katıldı. Ecevit, "Sayın Denktaş, açıkça, AKP'nin tutumunun cumhurbaşkanlığını bırakmaya zorladığını söylemiştir. Bu acı verici bir durumdur. Türk halkının büyük kısmı kendisini desteklemektedir" diye konuştu. Ecevit, Denktaş'ın nisanda görevi bırakması sonrası ondan kurtulacağını düşenenlerin yanıldığını söylerken, "Bu kesimler, karşılarında çok daha güçlü bir Denktaş bulacak. Çünkü o zaman daha rahat hareket edecek, baskılardan uzak olacak" ifadelerini kullandı. DSP lideri ayrıca Erdoğan'ın Kıbrıs konusunda yeterli bilgi sahibi olmadığının da altını çizdi.

KKTC'ye yardım

24/03/2005 RADIKAL

ANKA - WASHINGTON - IMF, Kıbrıslı Türklere teknik yardım sağlayabilmek için anlaşmaya varılmasını istiyor. IMF yönetimi, IMF anlaşmasının 4. Maddesi uyarınca Rum ekonomisine ilişkin 2004 konsültasyonunu tamamladı. AB üyeliğinin önemli yapısal reformlara yol açtığına dikkat çekilen IMF açıklamasında, 'Rum Kesimi için kilit ekonomik önceliğin mali reform olduğu vurgulandı. Açıklamada yönetim kurulunun, IMF görevlilerinin KKTC'ye teknik yardım sağlamalarına olanak veren bir anlaşmaya varalabileceğini umduğu' belirtildi.

Erdoğan ve Gül'den Denktaş'a ağır eleştiri

BİZİ BAHANE ETTİYSE ÜZÜLÜRÜM... Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs Türklerini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını belirterek, "Torunlar Güney Kıbrıs'tan pasaport alıp onunla geziyor. Bu çelişkiyi ortadan kaldırmak istiyoruz. Duayenliğine saygı duyuyoruz ama bizi bahane ederek siyasetten çekildiyse üzülürüm" dedi

BİZİM SIKINTIMIZ YOK, ONUN VARSA BİLMEYİZ... Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, dün Brüksel'e hareket etmeden önce yaptığı açıklamada, AKP'nin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la bir sıkıntısının bulunmadığını belirterek, "Ama Sayın Denktaş'ın bu yönde bir sıkıntısı varsa, bilemiyorum" dedi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın AKP ile ters düştüğü için yeniden aday olmadığını açıklaması Ankara'da yankı buldu. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Denktaş'a sert eleştiriler yöneltti.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs Türklerini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını belirterek, "Torunlar Güney Kıbrıs'tan pasaport alıp onunla geziyor. Bu çelişkiyi ortadan kaldırmak istiyoruz. Duayenliğine saygı duyuyoruz ama bizi bahane ederek siyasetten çekildiyse üzülürüm" dedi.

Denktaş'ın bu şekilde bir açıklama yapmasına inanmak istemediğini belirten Erdoğan, "Bugüne kadar Türk hükümetleri nasıl ki Kıbrıs davasını, kendi davaları gibi benimsedi ve öyle davrandıysa, bizim hükümetimiz de aynı politikayı izledi."

Ancak hükümetinin Kıbrıs'ta çözümden yana tavır koyduğunu vurgulayan Erdoğan, Kıbrıslı Türklerin de bu politikaya destek vererek yapılan referandumda büyük çoğunlukla "evet" dediğini hatırlattı.

Demokrasiye inanan insanların halkın beklentilerini göz önünde bulundurması gerektiğini dile getiren Erdoğan, Denktaş'la adaylık konusunda bir görüşmelerinin olmadığını da belirtti. Erdoğan, şu anda cumhurbaşkanlığına adaylığını koyanlarla da bu konuda bir temaslarının olmadığını vurguladı.

Her platformda KKTC'yi savunmaya devam ettiklerini ifade eden Erdoğan, "Arzu ediyoruz ki, dünya KKTC'yi tanısın. Bir de bakıyoruz torunlar pasaport alıp dolaşıyorlar. Ben yine de siyasi bir duayen olarak kendisine saygı duyarım ama bizi bahane ederek siyasetten çekildiyse buna da üzülürüm" dedi.

Gül: Denktaş'la bir sıkıntımız yok

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de dün Brüksel'e hareket etmeden önce yaptığı açıklamada , AKP'nin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la bir sıkıntısının bulunmadığını belirterek, "Ama Sayın Denktaş'ın bu yönde bir sıkıntısı varsa, bilemiyorum" dedi.

AKP'nin Kıbrıs politikasının Kıbrıs Türklerinin yararına olduğunun görüldüğünü savunan Dışişleri Bakanı Gül, "AKP'nin Kıbrıs konusunda izlediği politika, daha önce izlenseydi şu anda Kıbrıs Rum kesimi, Avrupa Birliği içinde yer almayacaktı" diye konuştu.

İzolasyonu kaldırma sözü tutulmadı

Ada'da 24 Nisan 2004'te yapılan referandumun ardından BM ve AB gibi kurumların yanı sıra ABD, İngiltere ve Almanya gibi büyük devletlerden KKTC'nin izolasyonunu kaldırmaya yönelik açıklamalar gelmişti.

AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi de nisan ayında Kıbrıslı Türklerin tecridinin sonlandırılmasına yönelik bir karar almıştı. Ayrıca, KKTC'ye 259 milyon euroluk bir yardımda bulunulmasına da karar verilmişti. Ancak bu tarihten sonra AB bu konuyla ilgili olarak somut bir adım atmadı.

Denktaş'ın eleştirisi neydi?

17 Nisan'da görev süresi sona erecek olan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Milliyet gazetesine yaptığı açıklamada AKP ile ters düştüğü için yeniden aday olmadığını açıkladı.

Denktaş, "Türk hükümetiyle uyum içinde olamayacağıma göre, bu görevden ayrılmam doğal" dedi.

AKP'nin Türk halkının Kıbrıs heyecanını bilmediğini öne süren Rauf Denktaş, bu nedenle de AB'nin Türkiye'ye baskı yapabildiğini söyledi.

Denktaş, "Annan Planı konusunda Türk hükümeti 'evet' dedikten ve bize dedirttikten sonra, bir görüş ayrılığı ortaya çıktı. Bunun cevabı da görevden ayrılmamdır. Bu görevde oturup da Türk hükümetinin söylediğinin aksini yapmak, bana yakışmaz" diye konuştu.

Ucuz eğitim için kimlik

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile aynı adı taşıyan torunu Rauf Kürşat, İngiltere'de ucuz eğitim için Rum yönetiminden "Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği" istemişti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da Rum pasaportu alan hiç kimse için "vatan haini" demediğini iddia etmiş, "Bu muamele 'Rum pasaportu almak' hiçbir şekilde Rum'a mal olmak, Rum'u kabul etmek anlamına gelmez, AB hakkımızı çeke çeke kurtarma anlamına gelir. Bunu da gasp ettirmeme anlamına gelir" demişti.

Rauf Kürşat'ın, Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğini başvurmasının nedeni, eğitimini 7-8 bin sterlin yerine bin 500 sterline indirmek olduğu bildirilmişti.

İngiltere'de okullar AB vatandaşlarından yıllık 1500 Sterlin, yabancılardan ise, 7-8 bin Sterlin ücret istiyor. Rumlar, 100 bine yakın Kıbrıslı Türk'ün Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği aldığını ileri sürüyor.

KIBRIS 24/03/05

Şok rapor

Sayıştay, Cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili çok ciddi ithamlar içeren bir rapor hazırladı. Rapor sonrasında çok sayıda memur görevden el çektirildi

Sayıştay, son 3 yıllık cumhurbaşkanlığı yardımlarını denetledi, hazırladığı raporu dün cumhurbaşkanlığına iletti; bu rapor çerçevesinde cumhurbaşkanlığında dün seri bir şekilde görevden el çektirme operasyonu yapıldı

ERGÜN OLGUN: GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ YAPILDI... "Sayıştay, yardımlar kalemindeki harcamalarda bazı anomaliler görüp daha ileri araştırmalar için kendi düşüncelerini ortaya koydu. Kendilerine göre bazı usulsüzlükler dikkatlerini çekti. Bu tespitler ışığında sayın cumhurbaşkanı ile yapılan istişareler sonucunda gerekli tedbirleri aldık. Maliye ve Başsavcılık'la da istişareler oldu ve bazı görev değişikliklerine gidildi"

AHMET UZUN: ÇOK CİDDİ İTHAMLAR SÖZ KONUSU... "Sayıştay'ın hazırladığı rapor, savcılığa ve polise de intikal ettirilmiştir. Sayıştay raporunda çok ciddi ithamlar söz konusu. Sayıştay tüm evraklara el koymuştur. Bundan sonrası polisin işi. Bu konuda bizimle de istişare edilmiştir ve cumhurbaşkanlığında görevden alınan kişilerin yerine maliyeden personel takviyesi yapılmıştır"

MÜDÜRDEN ODACIYA...Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre, cumhurbaşkanlığınca yapılan "yardımları"da ihtiva eden "muhtemel giderler" kaleminden son 3 yılda yapılan harcamalara ilişkin Sayıştay raporunda çok önemli iddialar yer alıyor. Rapordaki bu iddialar üzerine, cumhurbaşkanlığında müdürden odacıya kadar 10-12 çalışan dün görevlerinden el çektirildi. Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel Çağış'ın da görevden alınanlar arasında olduğu öğrenildi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu konuda duyarlı davrandığı ve derhal tedbir alınması için talimat verdiği belirtiliyor

SAHTE ÇEKLER VE ZİMMETE PARA GEÇİRME... Güvenilir kaynaklar, cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili Sayıştay raporunda "zimmete para geçirme" gibi çok ciddi suçlara rastlandığını iddia ederken, gerçek veya gerçek olmayan kişiler adına düzenlenmiş yüzlerce sahte çekin varlığından da söz ediyor. Yapılacak polis soruşturmasında zanlı sayısının daha da artacağı belirtiliyor

 

Dilek ÇETEREİSİ

Sayıştay Başkanlığı'nın cumhurbaşkanlığı yardımlarına ilişkin denetim raporu dün cumhurbaşkanlığında hareketli saatler yaşanmasına neden oldu.

Cumhurbaşkanlığınca yapılan "yardımlar"ı da ihtiva eden "muhtemel giderler" kaleminin son 3 yıla ilişkin Sayıştay raporu, dün cumhurbaşkanlığına sunuldu; aynı raporun bugün de hükümete ve Cumhuriyet Meclisi'ne sunulacağı bildirildi.

Cumhurbaşkanlığında bazı personelin görevden el çektirilmesine yol açan Sayıştay raporunda çok ciddi ithamların söz konusu olduğuna dikkat çekiliyor.

Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Sayıştay raporu üzerine cumhurbaşkanlığında "müdürden odacıya" kadar 10-12 çalışan görevden alındı. Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel Çağış'ın da görevden alınanlar arasında olduğu öğrenildi.

Cumhurbaşkanlığı yardımlarını denetleyen Sayıştay, konuyla ilgili hazırladığı raporu dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu.

Sayıştay Başkanı Soner Vehbi, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve Maliye Bakanı Ahmet Uzun, raporun varlığını doğruladı.

Soner Vehbi, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu konuda bazı tedbirler aldığını söyledi ancak detay vermedi. Vehbi, ilgili Sayıştay raporunu bugün de hükümete ve Cumhuriyet Meclisi'ne sunacağını bildirdi.

Dün söz konusu raporla ilgili Sayıştay'da dün bir dizi toplantı yapıldı. Sayıştay Başkanı Soner Vehbi'nin başkanlığındaki toplantıya Sayıştay üyeleri de katıldı. Olay büyük bir gizlilik içerisinde soruşturuluyor.

Vehbi: Denetim sonuçlarını cumhurbaşkanına duyurduk

Konuyla ilgili olarak görüşüne başvurduğumuz Sayıştay Başkanı Soner Vehbi, cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili denetim raporunu cumhurbaşkanlığına sunduklarını söyledi.

Raporun detayları hakkında bilgi vermeyen Sayıştay Başkanı Vehbi, raporun henüz dağıtımının yapılmadığını belirtti; "Hükümetten yarın (bugün) için randevu verildi. Raporu hükümete ve meclise sunacağız" dedi.

Vehbi, Sayıştay raporu üzerine Cumhurbaşkanı Dektaş'ın gerekli talimatları vererek olayla ilgili bazı tedbirler aldığını belirtti fakat yine detay vermedi.

Olgun: Sayıştay, bazı usulsüzlüklere dikkat çekti

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun da konuyla ilgili olarak gazetemiz muhabirine yaptığı açıklamada, Sayıştay'ın cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili raporunu aldıklarını ve derhal alınması gerekli tedbirleri uygulamaya koyduklarını söyledi.

Olgun, şunları kaydetti:

"Sayıştay, rutin denetimleri esnasında yardımlar kalemindeki harcamalarda bazı anomaliler saptadı. Daha ileri bir araştırma için düşüncelerini ortaya koydu. Biz de bunun üzerine kendi idari tedbirlerimizi aldık.

Şu an görevden alma yok ama görev değişiklikleri yapılmıştır. Bundan sonrası için Sayıştay'ın ileri tetkiklerini bekliyoruz. Evraklar üzerinde daha ileri tetkikler yapacaklar. Tüm evrakları dün (önceki gün) daha ileri denetimler için Sayıştay'a teslim ettik. Tavsiyelerini bize bildirecekler".

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Sayıştay'ın kendilerine göre bazı usulsüzlükler saptadığını ancak bunların doğrululuk payının ileri tetkiklerde ortaya çıkacağını ifade etti.

"Raporun içeriğiyle ilgili bir şey söylemem mümkün değil. Bu konudaki yetki raporun sahibine aittir" diyen Ergün Olgun, şöyle devam etti:

"Bu Sayıştay'ın kendi raporudur. Evet bir rapor gelmiştir. Biz bu rapor üzerine almamız gereken tedbirleri aldık. Sayın Cumhurbaşkanı ile istişare ederek bu tedbirleri aldık. Ayrıca, Maliye-Sayıştay-Başsavcılık ile de istişareler yapılarak iç düzenleme yönüne gittik.

Tüm bu mercilerdeki şahısların görevleriyle ilgili düzenlemeler yaptık. Bu şahıslar görevlerinden alınıp başka görevlere verilmiştir. Yeni bilgiler ışığında da ek tedbirleri alabiliriz".

 

Uzun: Ciddi ithamlar var... Olay savcılık ve poliste...

Maliye Bakanı Ahmet Uzun ise "Sayıştay'ın hazırladığı raporun, savcılığa ve polise intikal ettirildiğini" belirterek, raporda ciddi ithamların söz konusu olduğunu söyledi.

"Sayıştay tüm evraklara el koymuştur. Bundan sonrası polisin işi" diyen Ahmet Uzun, bu konuda kendileri ile de istişare edildiğini ve cumhurbaşkanlığında görevden alınan kişilerin yerine maliyeden personel takviyesi yapıldığını bildirdi.

Maliye Bakanı Ahmet Uzun, şöyle konuştu:

"Sayıştay aldığı bazı duyumlar ve ihbarlar üzerine denetim yaptı. Sayıştay raporunu tamamladı ve cumhurbaşkanlığına sundu. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda oldukça duyarlı davranarak gerekli talimatı verdi. Bazı çalışanlar görevden el çektirildi. Sayıştay, Maliye ve Cumhurbaşkanlığı işbirliği yaparak görevden alınanların yerine personel takviyesi yaptık. Cumhurbaşkanlığı'nda başka birimlerdeki bazı çalışanlar da bu görevlere aktarıldı".

Önemli iddia

Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre, cumhurbaşkanlığınca yapılan "yardımları" da ihtiva eden "muhtemel giderler" kaleminden son 3 yılda yapılan harcamalara ilişkin Sayıştay raporunda çok önemli iddialar yer alıyor. Rapordaki bu iddialar ışığında dün müdürden odacıya kadar 10-12 çalışan görevden el çektirildi.

Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel Çağış'ın da görevden alınanlar arasında olduğu öğrenildi.

Güvenilir kaynaklar, Sayıştay raporunda "zimmete para geçirme" gibi çok ciddi suçlara rastlandığını iddia ederken gerçek veya gerçek olmayan kişiler adına düzenlenmiş yüzlerce sahte çekin varlığından söz ediyor.

Yapılacak polis soruşturmasında zanlı sayısının daha da artacağından endişe duyuluyor.

KIBRIS 24/03/2005

Rum basınının iddiası: Macshain, "Annan Planı'nın öldüğünü" söyledi

Rum gazeteleri, İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı Denis MacShain'in, "Annan Planı'nın öldüğünü söylediğini" yazdı.

Fileleftheros ve diğer Rum gazeteleri, MacShain'in bu yöndeki açıklamasını, EDEK'in İngiltere bürosu temsilcileriyle gerçekleştirdiği görüşme sırasında yaptığını belirtti.

Fileleftheros gazetesi, "Kıbrıslı Rumların Oylarıyla Flört Eden MacShain 'Annan Planı Ölüdür' Diyor -Kıbrıslı Rumlara Başka Avam Kamarası'na Başka Söylüyor" başlıklı haberinde, "Mayıs ayında İngiltere'de gerçekleştirilecek milletvekilliği seçimlerinden ötürü Rumlara yakınlaşan İngilizlerin farklı tutum sergilediklerini, bunun bir örneğini de İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı Denis MacShain'in gösterdiğini" yazdı.

Gazete, İngiliz hükümetinin, Rumların oylarını elde etmek amacıyla yüz yüze yapılan görüşmelerde Rumların endişelerini tatmin edecek açıklamalarda bulunurken, kamuoyuna yaptıkları açıklamaların ise farklılık gösterdiğini iddia ederek, MacShain'in EDEK'in İngiltere'deki temsilcileri ile gerçekleştirdiği yüz yüze görüşmede farklı, İngiliz Avam Kamarası'nda yaptığı açıklamada farklı tutum sergilediğini belirtti.

Gazete, MacShain'in EDEK temsilcileri ile gerçekleştirdiği görüşmede, "Annan Planı'nın ölü olduğunu ve referanduma sunulmayarak Bürgenstock'ta reddedilmesi gerektiğini, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin 10 yeni AB ülkesi ile genişletilmesini öngören protokolü imzalamaması durumunda AB ile müzakerelere başlayamayacağını ve yakın zamanda Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyarette Türkiye'den Kıbrıs'taki askerlerinin sayısını azaltmasını talep ettiğini söylediğini" yazdı.

Gazete, MacShain'in bu açıklamalarına karşılık, İngiliz Avam Kamarası'nda soruları yanıtlarken ise, "bilinen İngiliz görüşüne daha yakın görüşler ifade ettiğini ve sürekli Annan Planı'na değindiğini" belirtti.

Kıbrıs'taki Türk askerleri konusu

Habere göre MacShain, Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, KKTC'de bulunan Türk askerinin sayısına dair verilerin bulunmadığını, ancak bu sayının 20-30 bin olarak hesaplandığını ifade ederek, "Kıbrıs, Annan Planı temelinde birleşmiş olsaydı, Türk askeri sayısı 2007 sonunda %80 oranında ve sonraki 4 yıl içinde de %50 daha azalmış olacaktı" şeklinde konuştuğunu belirtti.

MacShain, İngiliz Milletvekili Tom Cox'un KKTC'de yaşayan TC kökenli vatandaşların sayısına ilişkin sorularını yanıtlarken, "Kıbrıs Türk makamlarının 1996'da yaptıkları sayıma göre 137 bin 398 Kıbrıslı Türk ile Türkiye'de doğan 54 bin 126 kişinin bulunduğunu, ancak bu rakamların herkes tarafından kabul edilmediğini, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin ise 2003 yılında kabul ettiği bir kararda 115 bin TC kökenli vatandaş olduğu, 2001 yılında ise Kıbrıslı Türklerin sayısının 87 bin 600 olarak kabul edildiğini" ifade etti ve "bu rakamların da kuşkulu olduklarını" söyledi.

KIBRIS 23/03/2005

Talat: Seçilirsem AB’yle kavga etmeyeceğim

 

KKTC Başbakanı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, 17 Nisan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini iktidar değişiminin son aşaması olarak niteleyerek “sıra dünyayla bütünleşmektedir” dedi.

 

NTV

 

 

 

 

25 Mart 2005—  Talat, Kıbrıs Türkünü dünyalı yapma hedefini takip eden, Avrupa ile kavga etmeyen ve AB’ye girmek için çaba ortaya koyan bir cumhurbaşkanı olacağını belirtti.

 

KKTC Başbakanı ve CTP lideri Talat, cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik propaganda çalışmaları çerçevesinde Güzelyurt’ta yaptığı açıklamada, güçlü bir oy oranıyla kazanmanın önemine işaret etti. Çözüm için Rum tarafının da aynı iyi niyeti göstermesi gerektiğini vurgulayan Talat, Rum tarafının kendi egemenliğinde bir çözüm peşinde olduğunu söyledi.
       Rum tarafının Türkiye’nin AB sürecinde de engel oluşturmaya çalıştığını dile getiren Talat, halbuki bizim hedefimiz Kıbrıs sorununu çözerek, Annan Planı’nda da öngörüldüğü gibi Türkiye’nin AB sürecine engel değil, destek olan bir Kıbrıs yaratmaktır” dedi.
       Tüm bu şartlar nedeniyle cumhurbaşkanlığı seçiminin büyük önem taşıdığını söyleyen Talat, “Cumhurbaşkanlığını kazanma konusunda çok fazla bir endişemiz yok ama bu yarışın birinci turdan bitmesi ve yüksek bir oy oranıyla sonuçlanması çok önemlidir” diye konuştu.

 

Papadopulos Erdoğan’la görüşmek istiyor

 

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, müzakereler için öne sürdüğü koşullara bir yenisini daha ekleyerek, önce Ankara’yla ardından Kıbrıslı Türklerle görüşmek istediğini açıkladı.

 

NTV

24 Mart 2005 —  Rum devlet televizyonuna konuşan Papadopulos, Kıbrıs sorununun iki farklı boyutu bulunduğunu, sorunun uluslararası boyutunu Başbakan Erdoğan’la doğrudan görüşmek istediğini söyledi.

Papadopulos, uluslararası boyutun Ankara’yla doğrudan ele alınmasının ardından, Kıbrıslı Türklerle de iç sorunların çözümü için görüşülebileceğini kaydetti.
       Tasos Papadopulos, Ankara’ya defalarca görüşme talebi ilettiklerini ancak bunun sürekli reddedildiğini de söyledi. Rum Yönetimi lideri, “Erdoğan’ın Kıbrıs’ın toplumlararası bir sorun olduğu yönündeki tezi geçerli değil. Bütün dünya, Kıbrıs sorununun temelinde Türk işgalinin olduğunu biliyor” dedi.
       
‘MUHATTABIMIZ ANKARA’
       Papadopulos, sorunun uluslararası boyutunu “Türk askerlerinin ve Türkiye kökenlilerin çekilmesi, garanti ve kuruluş anlaşmaları ve Rum mallarının istismarı” olarak tanımladı. Rum Yönetimi lideri, “Bütün bu konularda kararları Talat değil Ankara alıyor ve uyguluyor. Dolayısıyla bu konularda muhattabımız Ankara’dır” dedi.

Denktaş’tan Ankara’ya yanıt

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Kıbrıs’la ilgili açıklamalarına cevap verdi.

 

NTV

24 Mart 2005 —  Denktaş, “Kıbrıs meselesinde Ankara hükümetinin istediği olur. Şimdi de hükümetin istediği oluyor. Kimse kimseyi tehdit etmemeli, bana bu tür tehditler doğrultulması doğru değildir” dedi.

Başbakan Erdoğan’a yazılı cevap vereceğini söyleyen denktaş, bu mevkiide basın yoluyla münakaşa yapmanın doğru olmadığını da belirtti.
       
‘PASAPORT ALANLAR MÜCAHİTTİR’
       Torununun Rum pasaportu almasıyla ilgili sözlerini de eleştiren Denktaş, “Referandum döneminde binlerce insan pasaport alırken kimse sesini çıkartmadı. Torun Denktaş alınca gürültü koptu, bu kabul edilemez bir yaklaşımdır. Bu gençler mücahittir, askerdir, KKTC’ye gönülden bağlı vatandaşlardır” dedi.

Denktaş, bu tür girişimlerin hedefinin kendisini yıpratmak olduğunu, ama bunlardan korkmayacağını söyledi. “Torunum aldığı için konu edilen pasaport, gaspedilen bir hakkın sunduğu bir pasaporttur. Bunu yasaklayan bir yasa yok” diyen Denktaş, insanların Rum pasaportu almasının sebebinin, “referandumda evet derseniz AB’ye gireceksiniz diyen” yaklaşım olduğunu belirtti.
       

Denktaş'ın torunu:

Erdoğan bizleri üzdü

Denktaş'ın torunu Rauf Kürşat, "Rumlarla dolaştığımızı iddia etmek insafsızlıktır" dedi

SEFA KARAHASAN Lefkoşa


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Güney Kıbrıs pasaportuyla güneyde geziyorlar" dediği KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın torunları, "Hiçbir dayanak olmamasına karşın, siyasi tartışmalara malzeme yapılmalarının hak ve adalete sığmadığını" savundular.
Denktaş'ın 11 torunu adına, Güney Kıbrıs'tan pasaport almasıyla gündeme gelen Rauf Kürşat yaptığı yazılı açıklamada, "Sayın Erdoğan'ın açıklaması hepimizi bir kez daha üzmüştür" ifadesini kullandı. Torun Denktaş, "Hiçbir gerçekle ilgisi olmamasına karşın, bizlerin Güney Kıbrıs'ta Rumlarla dolaştığımızı iddia etmek, en basit deyimiyle insafsızlık ve vicdansızlıktır" dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, önceki gün Milliyet'in manşetten verdiği "AKP yüzünden ayrılıyorum" açıklamasını eleştiren Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e yazılı yanıt vereceğini bildirdi. Denktaş, "Bu mevkide hiçbir zaman Türk hükümeti ve Dışişleri Bakanı ile basın yoluyla münakaşa yapılmaz. Böyle bir lüksümüz yoktur" diye konuştu.
Denktaş, torununun Güney Kıbrıs'tan pasaport almasıyla ilgili olarak da, "Torunum pasaportu iznimle aldı, bugün torunumu tenkit edenler, binlerce insan pasaport alırken 'tıs' diye sesini çıkarmadı" şeklinde konuştu.

MILLIYET 25/03/05

KKTC lideri çark etti

25/03/2005 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Son röportajında "AKP yüzünden siyaseti bırakıyorum" diyerek polemik başlatan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün sert çıkışına yanıt vermekte gecikmedi.
Erdoğan, önceki gün Kıbrıs'ta çözüm için çalıştıklarını belirtip Denktaş'ın siyaseti bırakmaya kendilerine sorarak karar vermediğini hatırlatmış ve torunlarının Rum pasaportu sahibi olmasını eleştirmişti. Gül de Denktaş'ın 'bir devlet adamı gibi davranmasını umduğunu' söylemişti. Denktaş ise dün bu eleştirilere yazılı yanıt vereceğini belirterek, "Bu mevkide hiçbir zaman Türk hükümeti ile basın yoluyla müzakere, münakaşa yapılmaz. Böyle bir lüksümüz yok" dedi. Kıbrıs davasında gördüğü tehlikeleri söylemenin görevi olduğunu belirten KKTC lideri Denktaş, "Kimseyle kavgam yok" diye konuştu. Denktaş, torununun Rum pasaportu olmasına dair eleştiri anımsatıldığında şöyle dedi:

Torun eleştirisine çok kızdı
"Torunum pasaportu benim iznimle aldı. Bugün torunumu tenkit edenler, binlerce insan pasaport alırken 'tıs' diye sesini çıkarmadı. Bunlar beni yıpratma girişimleri." Referandumda gençlere 'evet derseniz AB pasaportu alacaksınız' denildiğini hatırlatan Denktaş, "Biz bunu yasaklamamak suretiyle sonraki bir referandumda gençlerimizin önündeki bu cezbedici hediyeyi hak olarak vermiş bulunuyoruz" dedi.
Denktaş'ın 11 torunu dün "Hiç dayanak yokken bizi siyasi tartışmalara malzeme yapmanız hak ve adalete sığmaz" açıklaması yaptı.

Büyük vurgun!

KIBRIS, cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili yaklaşık 312 bin dolarlık yolsuzluğu belgeleyen "gizli" Sayıştay raporunu ele geçirdi. Sayıştay, vurgunun gerçek boyutlarının çok daha büyük olabileceğine dikkat çekiyor

POLİS VE SAVCILIK DEVREYE GİRMELİ...Cumhurbaşkanlığı'nda önceki gün çok sayıda memurun görevden el çektirilmesine neden olan Sayıştay raporu, Cumhurbaşkanlığı'nca yapılan yardımların nasıl suistimal edildiğini ve büyük bir vurguna dönüştüğünü belgeliyor. Rapor, sadece 2001 yılının ilk 3 aylık dönemine ilişkin usulsüzlükleri en ince ayrıntısına kadar anlatırken, yolsuzluğun bundan sonraki dönemlerde de devam ettiğine ilişkin bulgu ve kuşkulara da yer veriyor. Sayıştay bu çerçevede savcılık ve polis soruşturması istiyor

"ZİMMETLERİNE GEÇİRDİKLERİ PARAYI ÖDESİNLER"... Sayıştay raporuna göre, Ocak-Mart 2001 döneminde 311 milyar 965 milyon 500 bin TL'lik (312 bin dolar) Cumhurbaşkanlığı yardımlarını "zimmetlerine geçirmekle" suçlanan ve görevlerinden alınan 16 personel hakkında ileri soruşturma ve kovuşturma isteniyor. Sayıştay ayrıca bu personelden, "zimmetlerine geçirdikleri" saptanan parayı da 90 gün (3 ay) içinde devlete iade etmelerini talep ediyor

İŞTE LİSTE... Aralarında Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel Çağış ve II. Sınıf Katip Ersoy Güler'in de bulunduğu 16 kişilik personel listesi şöyle: "Tansel Çağış, Ersoy Güler, Ali Canlıbel, Senem Canlıbel, Uğur Osmanoğulları, Zeynep Gülsün, Birol Paşa, Esat Varoğlu, Salih Seyrekbasan, Ercan Hacımusa, Erbil Kırma, Kemal Anış, Cemal Karacan, Hasan Körkmen, Hasan Göktaş, Ceynur Pehlivan". Ayrıca biri cumhurbaşkanlığı personeli Hatice Özuğurlu olmak üzere çeşitli isimlere keşide edilen toplam 7 milyar 550 milyon TL'lik çeklerin eşi Metin Özuğurlu tarafından bozdurulmak suretiyle zimmete geçirildiği de raporda belirtiliyor

HAYALİ İSİMLERE ÇEKLER VE DAHA NELER NELER... Sayıştay'dan şok bulgular: "Özellikle cumhurbaşkanlığı personelinin, üretilen hayali isimleri ve/veya daha önceden yardım almış ve/veya almakta olan kişilerin isimlerini ve /veya kendi ailelerindeki fertlerin nüfusa kayıtlı isimlerini veya soyadı yerine baba adları kullanılacak şekilde düzenlenen isimleri kullanarak Cumhurbaşkanlığı bütçesinin beklenmedik giderler ve diğer ödemeler ile sosyal transferler kalemlerinden ödenmek üzere farklı isimler lehine keşide ettirdikleri yardım çeklerini, kendilerinin ve/veya yakınlarının aldığı bu çeklerin bir kısmının kendi banka hesaplarına yatırıldığı veya kendi imzalarıyla Merkez Bankası'ndan veya başka bir ticari bankadan veya bir şirketten bozdurulduğu saptanmıştır"

Dilek ÇETEREİSİ

KIBRIS, dün ülke gündemine bomba gibi düşen Cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili büyük vurgunu belgeleyen "gizli" Sayıştay raporunu ele geçirdi.

Sayıştay'ın büyük bir gizlilik içerisinde hazırlayıp, "gizli ve kişiye özel" ibaresiyle henüz sadece Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunduğu denetim raporu, cumhurbaşkanlığının "örtülü ödenek" olarak kullandığı beklenmedik giderler kaleminin nasıl çar-çur edildiğini gösteriyor.

Sayıştay raporunda, Cumhurbaşkanlığı'nın 2001 yılı beklenmedik giderler, diğer ödemeler ve sosyal transferler kalemlerinden yapılan harcamaların yarısından fazlasının "görevini kötüye kullanan" personel tarafından zimmetlerine geçirildiği vurgulanıyor. Bu dönemde yapılan 610 milyar 882 milyon 655 bin 317 TL tutarındaki harcamanın 311 milyar 965 milyon 500 bin TL'lik kısmının (312 bin dolar) yerine ulaşmadığı, bir başka deyişle cebe indirildiği belirtiliyor.

Cumhurbaşkanlığı yardımlarıyla ilgili yaklaşık 312 bin dolarlık yolsuzluğu belgeleyen "gizli" Sayıştay raporunda, vurgunun gerçek boyutlarının çok daha büyük olabileceğine de dikkat çekiliyor.

Sayıştay raporunda, sadece 2001 yılının ilk 3 aylık dönemine ilişkin usulsüzlükler en ince ayrıntısına kadar anlatırken, yolsuzluğun bundan sonraki dönemlerde de devam ettiğine ilişkin bulgu ve kuşkulara da yer veriyor. Sayıştay bu çerçevede savcılık ve polis soruşturması istiyor.

Sayıştay Başkanı Soner Vehbi imzalı rapor, sadece Ocak-Mart 2001 döneminde yapılan denetimi kapsıyor ve bu 3 aylık dönemdeki vurgunun 311 milyar 965 milyon 500 bin TL'lik (312 bin dolar) olduğu belirtiliyor.

Bu arada raporda belirtilen 311 milyar 965 milyon 500 bin TL, 2001 yılı mart ayındaki dolar kurunun ortalaması (1$= 1,000,000 TL) alınmak suretiyle dövize çevrildi.

Ancak Sayıştay, bu dönem sonrasındaki bulguları da rapora ekleyip, ortaya çıkardığı sayfalar dolusu çek dökümleri için savcılık ve polisten ileri soruşturma ve kovuşturma talep ediyor.

İşte isimler

Sayıştay, cumhurbaşkanlığı yardımlarını "zimmetlerine geçirmekle" suçladığı personel için polis soruşturmasının yanı sıra, "zimmetlerine geçirdikleri" saptanan parayı da 90 gün (3 ay) içinde devlete iade etmelerini istiyor.

Olaya adları karışan ve önceki gün görevlerinden el çektirilen personel arasında Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel Çağış ve II. Sınıf Katip Ersoy Güler de bulunuyor.

Sayıştay'a göre 16 kişilik cumhurbaşkanlığı personel listesi şöyle:

"Tansel Çağış, Ersoy Güler, Ali Canlıbel, Senem Canlıbel, Uğur Osmanoğulları, Zeynep Gülsün, Birol Paşa, Esat Varoğlu, Salih Seyrekbasan, Ercan Hacımusa, Erbil Kırma, Kemal Anış, Cemal Karacan, Hasan Körkmen, Hasan Göktaş, Ceynur Pehlivan".

Ayrıca biri cumhurbaşkanlığı personeli Hatice Özuğurlu olmak üzere çeşitli isimlere keşide edilen toplam 7 milyar 550 milyon TL'lik çeklerin eşi Metin Özuğurlu tarafından bozdurulmak suretiyle zimmete geçirildiği de raporda belirtiliyor.

Sayıştay başkanının Denktaş'a gönderdiği yazı

Sayıştay Başkanı Soner Vehbi'nin, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a gönderdiği 21 Mart 2005 tarih ve CB 0.00.104/2463 sayılı, "gizli ve kişiye özel" ibareli Sayıştay yazısı şöyle:

"Konu: Cumhurbaşkanlığı 2001 Mali Yılı Bütçesi Beklenmedik Giderler ve Diğer Ödemeler(54) ile Sosyal Transferler(82) kaleminden yapılan ödemeler hakkında

2001 Mali Yılı Bütçesi, 01-01 Cumhurbaşkanlığı madde 54 Beklenmedik Giderler ve Diğer Ödemeler ile madde 82 Sosyal Transferler ödeneklerinin kullanılmasına ilişkin denetim, başkanlığımızca görevlendirilen denetçi tarafından gerçekleştirilmiş ve ilişikte sunulan denetim raporu hazırlanmıştır.

Denetçi tarafında hazırlanan rapor, Sayıştay tarafından değerlendirilmiş olup, raporda tespit edilen hususların doğruluğu teyit edildiğinden, konunun bilginize getirilmesi elzem olarak değerlendirilmiştir.

Bu bağlamda, söz konusu bütçe kalemlerinden 2001 Mali Yılı'nda yapılan toplam 610,882,655,317 TL tutarındaki harcamanın, 298,917,155,317 TL tutarındaki kısmının kullanım amacına uygun olarak lehdarlarına ulaştığı tespit edilmiş, ancak geriye kalan 311,965,500,000 TL tutarındaki harcamanın;

Çeşitli isimlere keşide edilen ve /veya ettirilen çeklerden oluşan 45,935,000,000 TL tutarındaki kısmının, aşağıda isimleri verilen Cumhurbaşkanlığı personeli tarafından, çeşitli banka veya şirketlerde nakde çevrilerek veya şahsi banka hesaplarına yatırılarak zimmete geçirildiği,

(Tansel Çağış 2,900,000,000 TL, Ersoy Güler 5,600,000,000 TL, Ali Canlıbel 10,000,000,000 TL, Senem Canlıbel 900,000,000 TL, Uğur Osmanoğulları 2,885,000,000 TL, Zeynep Gülsün 4,000,000,000 TL, Birol Paşa 2,350,000,000 TL, Esat Varoğlu 5,550,000,000 TL, Salih Seyrekbasan 1,750,000,000 TL, Ercan Hacımusa 900,000,000 TL, Erbil Kırma 700,000,000 TL, Kemal Anış 2,950,000,000 TL, Cemal Karacan 1,300,000,000 TL, Hasan Körkmen 3,650,000,000 TL, Hasan Göktaş 200,000,000 TL, Ceynur Pehlivan 300,000,000 TL".

Yukarıda adı geçen şahıslarla akrabalık ilişkisi tespit edilen kişiler veya başkaları adına keşide edilen çeklerden oluşan 14,230,000,000 TL tutarındaki kısmının, adı geçen personel ile akrabalık ilişkisi tespit edilen şahıslar tarafından, kendi banka hesaplarına yatırılarak veya KKTC Merkez Bankası'nda veya başka bir ticari bankada veya market, petrol istasyonu, döviz bürosu v.s gibi şirketlerde nakde çevrilerek zimmete geçirildiği,

Biri Cumhurbaşkanlığı personeli Hatice Özuğurlu olmak üzere çeşitli isimlere keşide edilen çeklerden 7,550,000,000 TL tutarındaki kısmının, Hatice Özuğurlu'nun eşi Metin Özuğurlu tarafından KKTC Merkez Bankası veya başka bankalarda nakde çevrilmek suretiyle zimmete geçirildiği,

Çeşitli isimlere keşide edilen veya ettirilen çeklerden oluşan 244,250,500,000 TL tutarındaki kısmının ise 1, 2 ve 3. Maddelerde adı geçen şahıslarca zimmete geçirilmiş olabileceği sonucuna varılarak, bu konuda gerçeğin saptanabilmesi için yaygın polis soruşturması yapılmasının uygun olacağı,

Ayrıca yukarıda 1, 2 ve 3. Maddelerde belirtilen sorumluların 18/1978 sayılı Sayıştay Yasası'nın 22/1 maddesine uygun olarak zimmetlerine geçirdikleri saptanan miktarları, idarece bilgilendirildikleri günden itibaren 90 gün içinde devlete iadeleri ve aynı yasanın 22/2 maddesine uygun olarak cezai suç bulunup bulunmadığı hususunda gerekli araştırmanın Hukuk Dairesi'nce yapılmasının doğru olacağı düşünülmektedir.

Bilgilerine ve gereği hususu tensiplerine saygı ile arz olunur."

 

Nasıl ortaya çıkarıldı?

Sayıştay Denetçi Yardımcısı Mehmet Soykurt tarafından hazırlanan ve 38 yaprak ve ek tablolardan oluşan denetim raporunda, cumhurbaşkanlığındaki vurgunun nasıl ortaya çıkarıldığı en ince ayrıntısına kadar anlatılıyor.

Buna göre, Behiç Amcazade isimli şahsa, Cumhurbaşkanlığınca yardım amacıyla çıkarılan 150 milyon TL'lik çekin söz konusu kişiye ulaşmadığı yönündeki bir ihbar üzerine başlatılan Sayıştay denetimi, vurgunu çorap söküğü gibi su yüzüne çıkardı.

Raporda bu konuda yer alan ifadelere özetle bakıldığında, Behiç Amcazade adına keşide edilen 18 Ocak 2001 tarihli çekin Limasol Türk Kooperatif Merkez Bankası Ltd nezdindeki 100547 numaralı Mehmet Akacan hesabına yatırıldığı, ancak çekin Kerime Gülkan tarafından borcuna mahsuben beyaz eşya satıcısı Mehmet Akacan'a verildiği tespit edildi. Aynı harcama belgesine bağlı olarak Ekrem Özbahadır lehine keşide edilen aynı tarihli yine 150 milyon TL tutarındaki bir diğer çekin de K.T. Kooperatif Merkez Bankası nezdindeki 14-108-940029 numaralı Kerime/Seydali Gülkan hesabına yatırıldığı saptandı.

Bu tespitlerin ardından ita amiri konumundaki Cumhurbaşkanlığı Müdürü Tansel Çağış'a başvuran Sayıştay denetçisi, bu konuda yardım yapılması belirtilen isimler ve miktarlar için Cumhurbaşkanı'nın vermiş olduğu yazılı talimat veya talimatları talep etti. Sayıştay bu konudaki talebini daha sonra da yinelemek zorunda kaldı.

Tansel Çağış, Sayıştay'ın ikinci talep yazısına yanıt verdiğinde ise "verilen talimatların şifai ve küçük notlar şeklinde olduğunu" belirtmekle yetinerek bu talimatları Sayıştay'a ibraz etmedi.

Sayıştay denetçisi daha sonra konuyla ilgili çeşitli devlet dairelerinden araştırmasına ışık tutabilecek bilgileri derleme yoluna gitti.

Çorap söküğü...

Sayıştay Denetçi Yardımcısı Mehmet Soykurt, raporunun "bulgular ve değerlendirme" bölümünde şu ifadelere yer veriyor:

"Yukarıda izahı yapılan yöntemle temin edilen bilgi ve belgeler ışığında denetime başlangıç teşkil eden tespit dışında, farklı şahıslar tarafından da benzer şekilde işlemlerin gerçekleştirildiği saptanmıştır.

Özellikle cumhurbaşkanlığı personelinin, üretilen hayali isimleri ve/veya daha önceden yardım almış ve/veya almakta olan kişilerin isimlerini ve /veya kendi ailelerindeki fertlerin nüfusa kayıtlı isimlerini veya soyadı yerine baba adları kullanılacak şekilde düzenlenen isimleri kullanarak, (Örneğin Cumhurbaşkanlığı personeli Ersoy Güler'in kardeşleri Ertuğrul Güler ile Halil Güler'in soyadları yerine baba adları kullanılarak, çeklerin, Ertuğrul Cevdet ve Halil Cevdet isimlerine keşidesi) Cumhurbaşkanlığı bütçesinin beklenmedik giderler ve diğer ödemeler ile sosyal transferler kalemlerinden ödenmek üzere farklı isimler lehine keşide ettirdikleri yardım çeklerini, kendilerinin ve/veya yakınlarının aldığı bu çeklerin bir kısmının kendi banka hesaplarına yatırıldığı veya kendi imzalarıyla Merkez Bankası'ndan veya başka bir ticari bankadan veya bir şirketten bozdurulduğu saptanmıştır.

Yapılan bu saptamalar yanında, bahse konu şahıslarca bozdurulan çeklerin lehdarlarına aynı ve/veya yakın tarihlerde birden çok yardım çeki çıkmış olduğu; Ödeme yapılan miktarların diğer yardım çeklerine oranla yüksek tutarlarda olduğu; Lehdarı aynı olan çeklerin arka yüzlerinde farklı imzaların olduğu tespit edilmiştir".

 

Aynı isimlere yine rastlandı

Denetçi raporunun bir bölümünde yer alan aşağıdaki ifadeler de oldukça anlamlı. Aynı şahısların daha sonraki dönemlerdeki yardımlarda da isimlerinin geçtiği belirtilen bölüm ise şöyle:

"Yukarıda verilen ayrıntılı izahlarda ortaya çıkan, gerek Cumhuraşkanlığı'nda görevli personelin, gerekse diğer şahısların isimleri 2001 yılının diğer dönemlerinde gerçekleştirilen aynı işlemlerde karşımıza çıkmıştır.

Bu nedenle bahse konu araştırma sonucunun hızlı bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi ve soruşturma ve/veya kovuşturma yapılmak üzere KKTC Polis Genel Müdürlüğü'ne olayın aktarılabilmesi için raporun bundan sonraki bölümlerinde tespit edilen bulgular, isim bazında tablolar halinde düzenlenip ekte sunulmaktadır.

Ayrıntılı olarak verilen tablolarda, raporlaştırılan çeklere ait bilgiler de yer almakta olup, tablolar, Cumhurbaşkanlığı'nda çalışan personelce zimmete geçirilen çekler, kişisel bağlantılar içeren çekler ve bunlara bağlı olarak zimmete geçirilme ihtimali yüksek derecede olan çekleri içeren bilgilerden oluşmaktadır".

Denktaş tedbir aldı

Soykurt, raporunda Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bu gelişmeler ışığında devreye girerek derhal tedbir aldığını da belirterek bu konuda şunları söylüyor:

"Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş'ın Maliye Bakanlığı'na muhatap yazmış olduğu 10 Ekim 2001 tarih ve 1/01 sayılı yazısını müteakip, yukarıda bahsi geçen uygulamaya son verildiği ve bu tarihten sonraki uygulamalarda yardım alacak kişilerin bizzat Sayın Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan listelerle belirlenmesi ve Hazine ve Muhasebe Dairesi'nce keşide edilecek çeklerin çizgili (cross) çek olarak keşidesi başlatılmış olup halen devam eden bu uygulama ile aynı kişilere farklı isimlerle çek keşidesi sona erdirilmiştir".

KIBRIS 24/03/2005

Papadopulos, Erdoğan'la görüşmek istiyor

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la Kıbrıs sorununun uluslararası yönlerini görüşmek istediğini söyledi.

Papadopulos, Rum televizyonuna yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununu "uluslararası yön" ve "iç yönler" diye ikiye ayırarak şöyle konuştu:

"Sorunun uluslararası yönünde Türk askerlerinin çekilmesi, garanti ve kuruluş anlaşmaları, Kıbrıs'a gönderilen yerleşikler, Kıbrıs Rum mallarının istismarı yer alıyor. Bütün bu konular, kararları (Başbakan Mehmet Ali) Talat değil, Ankara tarafından alınan ve uygulanan konulardır."

Papadopulos, "Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs sorununun iç yönlerine ilişkin konuları Kıbrıslı Türklerle görüşmesi gerekeceğini" kaydetti.

Ankara anlaşması

Ankara Anlaşması'nın imzalanması konusuna da değinen Papadopulos, "Türkiye'nin protokolü nihayetinde imzalayacağı görüşündeyim, çünkü bu AB'nin talebidir. Şimdi imzayı ne zaman atacağını ve gelecekteki faaliyetlerinin neler olacağını öngöremiyorum. Biz, protokolü 3 Ekim'den önce uygulamasını talep ediyoruz" dedi.

Türkiye'nin gümrük birliği protokolünü AB'nin 10 yeni üyesini kapsayacak şekilde genişletmesini, "Türkiye ile Güney Kıbrıs arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yönünde ilk adım olarak gördüklerini" belirten Papadopulos, "veto haklarını her zaman saklı tuttuklarını, ancak veto hakkını kullanmanın birçok faktöre bağlı olduğunu" söyledi.

KIBRIS 24/03/2005

Cumhurbaşkanı Denktaş: Türkiye başbakanı ve dışişleri bakanıyla basın yoluyla müzakere lüksümüz yok

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye başbakanı ve dışişleri bakanına bir mektup yazdığını, Türkiye'nin başbakanlarıyla dışişleri bakanlarıyla basın yolu üzerinden münakaşa, müzakere etmelerinin, birbirlerine cevap vermenin kendileri için büyük lüks olduğunu ve böyle bir lüksleri bulunmadığını kaydetti.

Denktaş, GAÜ'de düzenlenen konferanstan ayrılırken gazetecilerin soruları üzerine yaptığı açıklamada, Türkiye başbakanı ve dışişleri bakanının iyi niyetle milli davayı müdafaa için bir yol tutuklarını, kendisinin ise "hayır" demek ve dedirtmeye çalışmak suretiyle bu yola girmediğini, görüşlerinin hâlâ aynı olduğunu, dolayısıyla, onların iyi niyetle en iyisini yapmaya çalıştıklarını, kendilerine yardımcı olmanın görevleri olduğunu söyledi.

Denktaş, şöyle dedi:

"Ben de iyi niyetle Kıbrıs meselesinin kaybedilmemesi için görevimi yapıyorum ve yapmaya devam edeceğim. Bunu kimse, kendisine karşı ve partisine karşı bir girişim olarak kabul etmemelidir. Zannedersem böyle kabul etmiyorlar, ama kendilerine uzun detaylı şekilde yazıyorum."

KIBRIS 24/03/2005

Molivyatis ve Rice Kıbrıs'ı görüştü


25 Mart, 2005 02:09:00 (TSİ) CNN TURK

Washington'ı ziyaret eden Yunanistan Dışişleri Bakanı Molivyatis, ABD temaslarında, Kıbrıs konusunda Annan Planı temelinde müzakereler yoluyla Ada'nın yeniden birleştirilmesi ortak amacı yönünde neler yapılabileceğini ele aldıklarını söyledi.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile görüşmesinden sonra basına ortak bir açıklama yaptı.
 
Molivyatis açıklamasında, "Rice ile Kıbrıs konusunu konuştuk. Ortak amacımız olan, Ada'nın Annan Planı temelinde müzakereler yoluyla yeniden birleştirilmesi yönünde neler yapılabileceğini ele aldık" dedi.
 
Rice ile ikili ilişkilerin 'mükemmel durumunu' konuştuklarını vurgulayan Molivyatis, "ilişkileri pek çok alanda stratejik işbirliğine ilerletme kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik" dedi.
 
Balkanlar ve Akdeniz konuları
 
Görüşmede Balkanlar ve Akdeniz konularını da ele aldıklarını ve dünyanın birçok bölgesine demokrasi ve özgürlüğün yayılmasından bahsettiklerini belirten Molivyatis, ABD Başkanı Bush için, "bugünlerde mutlu olmak için çok nedeni var" dedi.
 
Molivyatis, Rice ile bütün alanlarda iki ülke arasındaki işbirliğini daha da güçlendirme konusunda anlaştıklarını kaydetti.
 
Kırgızistan'da son durum
 
Rice ise, Kırgızistan'daki durum konusunda soruları yanıtlarken, "gelişmelerin, Kırgızların demokratik bir süreç temelinde istikrarlı bir hükümete ve daha iyi bir demokratik geleceğe kavuşması temelinde ilerlemesine yardım etmeye çalışıyoruz" dedi.
 
Durumu çok yakından izlediklerini belirten Rice, ancak istikrarlı bir sonuca götürecek bir süreci izleme arzusunda olduklarını kaydetti.
 
Rice, herkesin şiddeti bir kenara bırakması çağrısında bulunurken, "bu tür bir süreçte şiddete yer yok. Sadece Kırgızistan'ın istikrarlı bir demokrasi olarak ortaya çıkmasına izin verecek siyasi diyalog ve tartışmaya yer var" diye konuştu.