Türkiye raporuna Rum müdahalesi

AB Komisyonu, 9 Kasım’da ilerleme raporuyla birlikte yayımlayacağı Türkiye’nin müzakere sürecindeki yol haritası olan ‘Katılım Ortaklığı Belgesi’nde’, Türk limanlarının Rum gemilerine açılmasını ve ilişkilerin normalleştirilmesini isteyecek.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 11:36 ET 21 Ekim 2005 Cuma

BRÜKSEL - Ancak Rum Yönetimi, komisyonun bir adım daha ileri giderek, limanların açılmasının belgede kısa vadeli hedefler arasında yer almasını istiyor. Rumlar, belgeye tanıma ifadesini sokmakta da kararlı görünüyor.

Katılım ortaklığı belgesinde genellikle hem kısa vadeli hem de orta vadeli hedefler yer alıyordu. Ancak bu sene sadece kısa vadeli önceliklere yer verilecek.

3 ÖNERİ
Kısa vadeli hedeflerde Rum Kesimi’nin 3 önerisi var. Birincisi, ek protokolün TBMM’den onaylanmasına ilişkin bir ifadenin yer almasını talep ediyor. Rumlar, limanların açılması gerektiğinin öncelikler arasında yer almasını, ayrıca Türkiye’nin Rum kesimini tanıması talebinin de yine katılım ortaklığı belgesinin kısa vadeli hedeflerinde yer verilmesini talep ediyor.

Avrupa komisyonu ilk iki öneriye -TBMM’deki onay sürecine- yeşil ışık yakıyor ve ek protokolün Rum Kesimi dahil tüm üye ülkelere uygulanması konusunda bir sakınca görmüyor. Müzakere çerçeve belgesinde de bu ifadeye yer verilmişti.

Ancak AB Komisyonu, Rum Kesimi’nin kısa vadeli tanınmasına ilişkin ifadeye soğuk bakıyor. Çünkü AB bunu, hem müzakere çerçeve belgesinde, hem de diğer Avrupa Birliği’nin yayınladığı deklarasyonlarda her zaman orta vadede -3, 4, 5 sene içerisinde- yapılması gereken bir işlem olarak görüyor. Ancak Rum Kesimi’nin önümüzdeki hafta önce komisyon nezlinde, ardından konsey nezdinde bu yönde girişimleri olacağı belirtiliyor.

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ TALEBİ
Avrupa Komisyonu, 9 Kasım’da yayınlayacağı ilerleme raporunda, Heybeliada’daki okulun “açılmamış oluşunu” not edecek.

Ancak, ruhban okulunun açılamamasının nedeni; İstanbul’daki patrikhanenin Türkiye’nin önerdiği devlet okulu statüsüne “sıcak bakmaması”. İstanbul’daki patrikhane, Heybeliada ruhban okuluna ‘özel okul statüsü’ istiyor. Nitekim patrikhane, Avrupa Komisyonu’na yaptığı bildirimde, ruhban okulunun devlet okulu statüsüyle açılması halinde, kız öğrencilere de açık olacağını, bu durumunsa dini geleneklerle tezat oluşturduğunu belirtti. Dolayısıyla, Türkiye’nin ruhban okulu konusundaki çözüm önerisi patrikhane tarafından reddedildi.

Bu arada, Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı da, Türkiye’ye üyelik için “dinsel özgürlük şartı getirilmesini” istedi. Mario Mauro, Türkiye’nin birliğe üyeliği için, kiliselerin mal varlıklarının iadesini, hukuki statülerinin tanınmasını ve kendi gelenekleri doğrultusunda okullar açmalarına izin verilmesini “şart koşmak gerektiğini” söyledi.

Baykal: Kıbrıs müzakereler için ön şart oldu

CHP lideri Deniz Baykal, hükümetin Kıbrıs konusunda müzakere sürecinde çıkacak sorunların farkında olmadığını söyledi. Baykal, Kıbrıs sorunun artık AB ile müzakerelerde ön şart haline geldiğini iddia etti.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 16:02 tsi 23 Ekim 2005 Pazar

ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yaptığı yazılı açıklamada, hükümetin müzakere sürecinde çıkacak ciddi sorunların farkında olmadığını söyledi.

Baykal, “Sorumluluğundan kaçanlar için bu sorunun çözümü hem güçtür hem de çok kolay. İddialarınızdan vazgeçerseniz, sorun kolayca çözülür. ‘Bizim böyle bir sorunumuz yok’ derseniz, taleplerinizi, haklarınızı, ulusal çıkarlarınızı unutmayı göze alırsanız, sorunu çözersiniz. Ama onun faturasını da kimse ödeyemez” ifadelerini kullandı.

Hükümetin Avrupa Birliği ile Kıbrıs konularını birbirine bağlamakla en büyük hatayı yaptığını kaydeden Baykal, 3 Ekim anlaşmasında limanların ve havaalanlarının açılması koşullarının da yer aldığını belirterek, “Türkiye’yi bu açmazların içine hükümetle Avrupa birlikte sokmuştur” dedi.

 

‘İzolasyonlar hemen kalkmaz’

KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın 28 Ekim’de Washington’a yapacağı ziyaretin ardından, “derhal izolasyonların kalkmasının beklenmemesi” gerektiğini söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 14:29 tsi 23 Ekim 2005 Pazar

LEFKOŞA - Denktaş, Talat’ın ABD’ye yapacağı ziyaretin, diğer ülke liderlikleriyle de temasları açısından bir rahatlama sağlamasını umduğunu belirtti.

Serdar Denktaş, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere bütün ülkelerin başbakanları ve bakanlarıyla görüşerek, meseleyi birinci elden anlatmalarının son derece önemli olduğunu kaydetti.

KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, “İngiltere dışındaki AB ülkelerinin Kıbrıs’ta gerçek meselenin ne olduğunun farkında bile olmadığını”, “iki toplumun farklı dili ve dini olduğunu dahi bilmediklerini” vurguladı.

Talat’ın Washinton ziyaretinin önemli olduğunu ifade eden Serdar Denktaş, “Derhal izolasyonlar kalkacak diye bir beklentiye girmek büyük saflık olur” dedi.

Rumlar BM'den adım bekliyor


23 Ekim, 2005 11:27:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos, BM'den yeni adımlar beklediğini belirterek, ''yeni öneriyi de beğenmezsek yine hayır deriz'' dedi.

Yunanistan'da yayınlanan To Vima gazetesine demeç veren Papadopulos, BM'nin Kıbrıs konusunda bundan sonra yapacaklarına ilişkin bazı kararlar almış olduğuna dair bazı işaretler bulunduğunu söyledi.
 
Rum lider, Kofi Annan'ın herhangi bir adım atmadan önce Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerine başladığı 3 ekimi beklediğine de dikkat çekti..
 
Papadopulos, "Herşey çok iyi hazırlanmalı. BM'nin gayreti eğer yine başarısızlıkla sonuçlanırsa, tüm dünyaya Kıbrıs sorununun çözümlenemeyeceği ve tek çözümün taksim olduğu mesajı verilir" dedi.
 
"AB daha etkin rol almalı"
 
Papadopulos,  "biz BM çerçevesinden çıkmak istemiyoruz. Ancak Avrupa Birliği'nin daha etkin  etkin olmasını istiyoruz" diye konuştu. 
 
Türkiye-AB ilişkilerine değinen Papadopulos, "bizi Türkiye dışında bütün ülkeler tanıyor. Türkiye'nin de tanıması önemli tabii ama varlığımız bu tanımaya bağlı değil. Dolayısıyla tanıma konusu taleplerimizin baştacı değildir" ifadesi kullandı.
 
Türkiye 3 ekimde müzakerelere başladı
 
Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 ekim tarihinde başlamıştı. Türkiye'nin 3 ekimde AB ile müzakerelere başlamasından önce Avusturya'nın 'imtiyazlı ortaklık' ta diretmesi  krize neden olmuştu.
 
Avusturya, Müzakere Çerçeve Belgesi 'ne 'imtiyazlı ortaklık' ibaresinin girmesi için uzun süre direnmişti.  25 üyeli birlik içinde tek kalan Avusturya'nın sonunda direnci kırılmış ve Müzakere Çerçeve Belgesi onaylanmıştı.
 
Avusturya ile yürütülen pazarlıkların uzun sürmesi nedeniyle diplomaside pek sık uygulanmayan bir kural işletildi. Pazarlıkların yürütüldüğü Lüksemburg'ta saatler gece yarısına iki dakika kala 23:58'de durdurulmuştu.
 
AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İngiltere, bu süreçte Türkiye'ye önemli ölçüde destek vermişti.
 
AB kulislerinden sızan bilgilere göre, İngiltere'nin diplomasideki başarısı müzakerelerin başlamasında etkili oldu.

 

"Kırmızı çizgimiz siyasi eşitlik"

 

Talat, CNN TÜRK'te yayınlanan Ankara Kulisi'ne konuştu



23 Ekim, 2005 14:17:00 (TSİ) CNN TURK

 

ABD'ye gitmeye hazırlanan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, kırmızı çizgilerinin siyasal eşitlik olduğunu söyledi.

28 ekimde ABD'ye gidecek olan Mehmet Ali Talat, bu önemli ziyaret öncesinde CNN TÜRK'te yayınlanan Ankara Kulisi programının konuğu oldu.
 
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, bu ziyaretin izolasyonların kaldırılması tartışmalarına da bir katkı sağlayacağını söyledi.
 
Talat, ABD'ye ziyaretinin Kıbrıs Rum tarafına bir uyarı anlamını da taşıdığını söylerek, Kıbrıs sorunu konusunda kırmızı çizgilerini de açıkladı. Talat, "kırmızı çizgimiz siyasal eşitlik" dedi.
 
Tartışma yaratan limanların açılması konusunda itirazları olmadığını söyleyen Talat, "ancak bir şartla. Bizimkiler de açılmalı" dedi. Talat, asıl sorunu Kıbrıs Rum kesiminin Türklerle bir güç paylaşımı istememesi olarak açıkladı.
 
ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice ile yapacağı görüşmeyle birlikte Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile de biraraya gelecek.

 

ABD'den Talat'a davet
 
ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ABD'ye 28 ekimde davet etmişti.
 
ABD tarafından 17 ekimde yapılan davetin ardından Talat, ''Kıbrıslı Türkleri anlamak, onları dinlemek için atılacak her adım çok olumlu bir adım. Bu da öyle bir adım'' demişti.
 
Daveti 'çok olumlu bir gelişme' olarak niteleyen Cumhurbaşkanı Talat da, Kıbrıs Türklerinin 24 nisan 2004 referandumunda olumlu oy kullandığını, bu nedenle izolasyonların kaldırılması gerektiğini belirtti.
 
ABD'den gelen bu jestin Ada'daki taraflara 'izolasyonların kaldırılmasına yönelik desteğin süreceği' mesajını iletmesi ve Kıbrıs'ın 'resmi hükümeti' sayılan Rum yönetimine 'Ada'nın tek temsilcisi olmadığını' hatırlatması bekleniyor.
 
Washington kaynakları,  ABD yönetiminin Cumhurbaşkanı Talat'ı 'Kıbrıs Türklerinin seçilmiş lideri' olarak kabul edeceğini belirtiyor.
 
Bu ziyaret aynı zamanda, Talat'ın Cumhurbaşkanı seçildikten sonraki ilk Washington gezisi olacak.
 
Rum lider hoşnutsuz
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, davetten bir gün önce yaptığı açıklamada, ABD’nin Talat’ı davetinin 'Kıbrıs’ta birleşmeye hizmet etmediğini' öne sürmüştü.
 
Papadopulos, ''ABD Dışişleri Bakanı'nın Talat'ı davet etmesi gibi hareketler, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine yardımcı olmaz, aksine Kıbrıs Türk tarafının ayrılıkçı meyillerini büyütür'' demişti.

Güney Kıbrıs Rum lideri Papadopulos, ‘bu tür hareketler’ nedeniyle ABD ve İngiltere'ye tepkilerinin olacağını da belirtmişti.
 
KKTC yönetimi ise İngiltere'den de bir davet bekliyor. Zira Talat, İngiltere Başbakanı Tony Blair'den davet beklediğini, bu ziyaretin 2006 başlarında gerçekleşebileceğini söylemişti.

 

ABD'NİN AÇILIMLARI

ABD yönetimi, Ada'da 2004 yılının nisan ayında yapılan Annan Planı referandumunun ardından KKTC'ye 'açılım' mesajları vermişti.

 

Bu kapsamda ABD Temsilciler Meclis Türk Dostluk Grubu Başkanı Ed Whitfield liderliğindeki heyet, geçtiğimiz mayıs ayında KKTC'yi ziyaret etmişti.

 

Kıbrıslı Türk yetkililerle görüşen Whitfeld, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'u Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi yönünde adım atmaya ve Kıbrıs Türkleri'ne uygulanan izolasyonları kaldırmaya çağırmıştı.

 

Whitfeld ve ekibinin KKTC'ye Ercan Havaalanı'ndan gelmesi Rum yönetiminin tepkisine neden olmuştu.

CNN TURK 23/10/05

 

Atina'dan Türkiye'ye veto tehdidi

 

Yunanistan: ''Türkiye, iyi çocuk olmak zorunda''



23 Ekim, 2005 15:52:00 (TSİ) CNN TURK

 

Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Yannis Valinakis, Türkiye'nin AB ilişkilerinin Kıbrıs Rum kesiminden geçtiğini belirterek veto tehdidini gündeme getirdi.

Valinakis, Rum Filelefteros gazetesine verdiği demeçte, bir dönem 'Kıbrıs sorununun çözümü Ankara'dan geçer' sözünü, "Türkiye'nin AB ilişkileri Kıbrıs Rum kesiminden geçer" olarak değiştirmeye başladıklarını söyledi.
 
Yunan Bakan, bundan gurur duyduğunu belirterek, "Türkiye artık iyi çocuk olmak zorunda" dedi.
 
Valinakis, Türkiye'nin Müzakere Çerçeve Belgesi'ni "ilk kez bir AB adayı ülkeye bu kadar sert ve bağlıyıcı şartlar koşuldu" sözleriyle değerlendirdi.
 
Valinakis, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tavrı ve Gümrük Birliği Ek Protokolüne  ne denli uyacağının AB üyelik öncesi gidişatını direk etkilediğini vurguladı.
 
Valinakis, "Türkiye'nin önünde 35 dosya var. Her bir dosyanın kapanması için oybirliği gerek" diyerek veto tehdidini gündeme getirdi.
 
Türkiye 3 ekimde müzakerelere başladı
 
Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 ekim tarihinde başlamıştı. Türkiye'nin 3 ekimde AB ile müzakerelere başlamasından önce Avusturya'nın 'imtiyazlı ortaklık' ta diretmesi  krize neden olmuştu.
 
Avusturya, Müzakere Çerçeve Belgesi'ne 'imtiyazlı ortaklık' ibaresinin girmesi için uzun süre direnmişti.  25 üyeli birlik içinde tek kalan Avusturya'nın sonunda direnci kırılmış ve Müzakere Çerçeve Belgesi onaylanmıştı.
 
Avusturya ile yürütülen pazarlıkların uzun sürmesi nedeniyle diplomaside pek sık uygulanmayan bir kural işletildi. Pazarlıkların yürütüldüğü Lüksemburg'ta saatler gece yarısına iki dakika kala 23:58'de durdurulmuştu.
 
AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İngiltere, bu süreçte Türkiye'ye önemli ölçüde destek vermişti.
 
AB kulislerinden sızan bilgilere göre, İngiltere'nin diplomasideki başarısı müzakerelerin başlamasında etkili oldu.


Rumlar Kıbrıs'ta çözüm önerisi bekliyor

ATİNA (A.A)

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorununun çözümü için yıl sonuna kadar yeni bir öneri getirilmesi beklentisinde olduğunu söyledi.

Atina'da yayımlanan To Vima gazetesine demeç veren Papadopulos, BM'nin Kıbrıs'ın geleceği konusunda adım atmak üzere kararlar aldığına dair birtakım belirtiler olduğunu kaydetti. Bunun çok önemli gelişmeler beklendiği anlamını taşımadığını belirten Papadopulos, “BM Genel Sekreteri'nin de bildiği gibi yeni tur müzakerelerin başlayabilmesi için her şeyin çok iyi hazırlanması gerekli. Yani çözüme gidilebileceği yönünde mantıklı bir beklentinin bulunması lazım. Çünkü yeni bir girişimin başarısızlığı, Kıbrıs'ta sorunun çözümsüz ve tek yolun bölünme olduğu şeklinde kötü bir mesaj verecek” dedi.

Rum lideri, “Sunulması olası yeni planın, istenilen tüm değişiklikleri içerip içermeyeceği” yönündeki soruyu, “Önemli olan planın içeriği. Bunun içindir ki gerek (BM Genel Sekreteri Kofi) Annan planı, gerek (eski BM Genel Sekreteri Butros) Gali, gerekse (eski BM Genel Sekreteri Perez de) Cuellar (düşünceleri) masa üzerinden kaybolmaz. Bunların bölümleri devamlı gündeme gelecek ve yeni tartışmalar olacaktır. Şu anda istediğimiz yeni bir Annan planı değildir. Şu anda isteğimiz, arzuladığımız değişikliklerin incelenmesi ve olabiliyorsa iki toplum arasında ortak bir zemin yaratılması” şeklinde yanıtladı.

“Rum halkının endişelerine yanıt verilmemesi halinde cevaplarının yine hayır olacağını” kaydeden Papadopulos, AB'nin Kıbrıs sorununa daha faal yaklaşmasını istediğini de vurguladı. Papadopulos, AB'nin çözümün son haliyle doğrudan ilgili olduğunu ifade ederek, “Biz BM çerçevesinin dışına çıkmak istemiyoruz. İstediğim şey, yeni bir girişimde AB'nin orada olup gözlemcilik yapması ve çözüm için görüş bildirmesi” diye konuştu.

Türkiye tarafından tanınmak istediklerini de kaydeden Papadopulos, AB bildirisinde bu gelişmenin en kısa zamanda sağlanmasının istendiğine dikkati çekti. Papadopulos, “Söz konusu bildiride yer alan tanınma konusu 2006'da bakanlar konseyinde ele alınacak. Türkiye'nin Kıbrıs'a (Rum kesimi) karşı yükümlülüklerine yerine getirmede gelişme kaydedilip edilmediği gözden geçirilecek. AB'nin açıklaması Türkiye'nin Kıbrıs'a karşı sorumluluklarını yerine getirmemesinin üyeliği yolunda elverişsiz sonuçlar çıkartacağı yönünde. Bizim için tabii ki Türkiye tarafından tanınmak çok önemli, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası tanınması Türkiye'nin tanımasına bağlı değil. Onlarca yıldır Türkiye tanımadığını söylüyor, diğer tüm ülkeler ise tanımakta. Türkiye tarafından tanınmanın değerini küçültmüyorum, ancak varlığımız Türkiye'nin tanımasına bağlı değil” diye konuştu.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ABD'ye davet edilmesi ve Dışişleri Bakanlığı'nda ağırlanacak olmasını “hoş olmayan bir gelişme” olarak niteleyen Papadopulos, “ABD Dışişleri Bakanlığı Sayın Talat'ı Kıbrıs Türk tarafı lideri olarak kabul edeceğini vurguluyor ve Sayın (eski ABD Dışişleri Bakanı Colin) Powell tarafından da kabul edildiğini anımsatıyor. Ancak Powell ile olan görüşme BM'de gerçekleşmişti, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda değil” dedi.
Bunun hoş olmayan bir durum olduğunu, çünkü Türk tarafına, günü gelince devletinin tanınacağına dair cesaret verildiğini savunan Papadopulos, “Birleşime katkısı olan bir faaliyet değil. Talat'ın ayrılıkçı düşüncesine cesaret veren bir hareket. Amerika'nın politikası işgal kesiminin değerini yükseltmek. Söz konusu görüşme hoş olmadığı kadar kışkırtıcı da” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Talat ile BM çerçevesinde olmayan bir görüşme yapamayacaklarını söyleyen Papadopulos, Talat'ın Rum kesimini ilgilendiren önemli konularda yetkisi olmadığı gerekçesiyle görüşmenin de getirisi olmayacağını savundu.

HURRIYET 23/10/05

Serdar Denktaş Münih'te

LEFKOŞA/MÜNİH (A.A)

KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, “Almanya ile kültürel ve ekonomik bağları güçlendirmeyi hedeflediklerini” söyledi.

Serdar Denktaş, Alman yetkililerle Kıbrıs konusunda, özellikle Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerine başlamasının ardından meydana gelen son gelişmeler konusunda görüş alışverişinde bulunmak ve KKTC ile Almanya arasında kültürel ve ekonomik ilişkileri güçlendirmek amacıyla Münih'e gitti.

Türk Ajansı-Kıbrıs'ın (TAK) haberine göre, Denktaş'ı Münih'te, Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Abdurrahman Bilgiç, KKTC'nin Bavyera Eyaleti Fahri Kültür Ataşesi Turgay Hilmi ve KKTC'nin Bavyera Fahri Temsilcisi Alman Uli Piller karşıladı.

Münih'e VIP'den giriş yapan Denktaş ve beraberindeki heyete kaldığı otele kadar, Alman polisi refakat etti.
Otele gelişinde gazetecilere açıklama yapan Denktaş, “İki günlük Münih ziyareti sırasında kiminle görüşeceğinden ziyade Kıbrıslı Türklere uygulanan haksızlıkların devam ettiğini devamlı surette dile getirmenin daha önemli olduğunu” söyledi. Denktaş, “Önemli olan Kıbrıslı Türklere uygulanmakta olan haksızlığı vurgulamak ve dünya ile entegre olma niyetimizin devam ettiğini anlatmaktır” dedi.

PAKİSTAN ZİYARETİ

Gazetecilerin, önceki gün Pakistan'a yaptığı günübirlik ziyarete ilişkin soruları üzerine Serdar Denktaş, büyük bir felaket yaşayan Pakistan'a bütün dünyanın yardım elini uzatması gerektiğini vurguladı.“Pakistan'da meydana gelen faciayı yerinde gördük” diyen Denktaş, ülkeye kış mevsiminin gelmekte olduğuna dikkat çekerek, felaketzedeler için toplam 200 bin çadıra ihtiyaç duyulduğunu, ancak şu ana kadar sadece 20 bin çadır kurulabildiğini, bunların ise 15 bininin soğuk havaya dayanıklı olmadığını belirtti.

KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Denktaş, Münih'teki temaslarına yarın başlayacak.

HURRIYET 23/10/05

İngiltere Başbakan Yardımcısı Talat’la görüşecek

LEFKOŞA (A.A)

İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott, KKTC ve Güney Kıbrıs'ta temaslarda bulunmak üzere yarın Kıbrıs'a gidecek.

Prescott, temasları çerçevesinde, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile ayrı ayrı görüşecek. İngiltere Yüksek Komiserliği'nin, Prescott'un ziyaretiyle ilgili taslak programında, Talat için “Cumhurbaşkanı”, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer için “Başbakan” ve Rum lideri Papadopulos için ise ”Sayın Papadopulos” ifadelerini kullanması Rum tarafında rahatsızlık yarattı.

Rum basınında yer alan haberlere göre, Prescott, salı günü Papadopulos ile “Başkanlık Köşkü”nde görüşecek, ardında da Papadopulos'un onuruna vereceği yemeğe katılacak. Prescott, aynı gün saat 17.30'da ise KKTC'deki İngiliz Yüksek Komiserliği binasında Cumhurbaşkanı Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile bir araya gelecek.
İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott, çarşamba günü adadan ayrılacak.

TEPKİLER

Simerini gazetesi, “Tasos'un onurunu kırıyor ve Talat'tan Cumhurbaşkanı olarak söz ediyor. İngiltere Yüksek Komiserliği tahrikkar” başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Prescott'un ziyaret programı taslağında, Papadopulos'tan sadece “Sayın Papadopulos”, Mehmet Ali Talat'tan “Cumhurbaşkanı Talat”, Ferdi Sabit Soyer'den de “Başbakan Soyer” olarak bahsedildiğini, Rum yönetiminin ise bu “tahriki” görmezlikten geldiğini yazdı.
Tasos Papadopulos, gazetecilerin, taslağı yorumlamasını isteyince, bunun “saçma” olduğunu söyledi ve “Bu elle yapılmış bir taslaktır ve görüş belirtmemiz için bizlere sunulmuştur. Kullanılan ifadenin ne önemi var?” dedi. Papadopulos, “resmi belgede”, sıfatların olması gereken şekilde yazılacağını söyledi.

Komünist AKEL partisi Basın Sözcüsü Andros Kiprianu ise taslağın içeriğini yorumlarken, “taslaktakiler doğru ise bu davranış kabul edilmezdir ve bunu hiçbir şekilde kabul edemeyiz” dedi. Kiprianu, ”Bu davranışın, Kıbrıs Türk toplumuyla müzakerelerin başlatılması için uygun atmosfer yaratılmasına katkı yapmadığı” görüşünü savundu.
Kiprianu, “Çözüm çabalarına katkı koymak istiyorsa garantör bir devlet olarak İngiltere'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu değiştirmesi gerektiğini” ileri sürdü.

Sosyalist EDEK partisi Başkanı Yannakis Omiru ise Prescott'un ziyaretiyle ilgili taslak programı eleştirdi ve “utanç belgesi” olarak niteledi. İngiliz Yüksek Komiserliği'nden, “bu belgeyi derhal geri çekmesini” isteyen Omiru, “Aksi takdirde İngilizlerin 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ne siyasi ve diplomatik savaş açtıkları açık ve net olacak ve bizim de o şekilde tepkimizi ortaya koymamız gerekecek” diye konuştu.

Fileleftheros gazetesi ise “Cumhurbaşkanı 'hançerlemeyi' önemsiz gösteriyor. AKEL ise İngilizlerin girişiminin tahrikkar olduğunu söylüyor” ifadesini kullandı.

HURRIYET 23/10/05

İngiltere Başbakan Vekili Prescott adaya geliyor

Rum basını İngiltere Başbakan Vekili John Prescott'un Pazartesi adaya yapacağı ziyarete değindi ve ziyaret programına ilişkin İngiltere Yüksek Komiserliği'nin Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos için kullandığı ifadelerin "tahrik edici" olduğunu iddia etti.

Simerini Gazete, "Tasos'un Onurunu Kırıyor Ve Talat'tan Cumhurbaşkanı Olarak Söz Ediyor İngiltere Yüksek Komiserliği Tahrikkar" başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Prescott'un ziyaret programı taslağında, Papadopulos'tan sadece "Sayın Papadopulus", Ferdi Sabit Soyer'den ise "Başbakan Soyer" olarak bahsedildiğini de yazdı.

Prescott'un adaya ziyaretinin Pazartesi başlayıp, Çarşamba günü sona ereceğini hatırlatan gazete, ziyaret programının taslağını da elinde bulundurduğunu ve bu taslakta da görüldüğü üzere İngilizler'in Prescott'un Başkanlık Köşkü'ndeki görüşme ve yemekte Papadopulos'tan "Cumhurbaşkanı" olarak bahsedilmesinden kaçındıklarını belirtti.

Gazete Yüksek Komiserliğin, ziyaret programına ilişkin taslağın küpürünü de yayımladı ve Rum Yönetimi'nin bu "tahriği" görmezlikten geldiğini yazdı.

Gazeteye göre Prescott, Salı günü saat 11.00'de Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'la Başkanlık Köşkünde görüşecek, ardında da Papadopulos'un onuruna vereceği yemeğe katılacak.

Saat 17.30'da ise Prescott, KKTC'deki İngiliz Büyükelçiliği binasında Cumhurbaşkanı Talat ve Başbakan Soyer'le birlikte çay içecek.

Bu arada Fileleftheros gazetesi, kendi bilgilerine dayanarak, Cumhurbaşkanı Talat'ın, İngiltere Başbakan Vekili Prescott'la Başkanlık Köşkü'nde görüşmek istediğini ve önceki gün İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet'le görüşmesinde buna vurgu yaptığını yazdı.

Gazete, "Talat'ın Sözcüsünün" gazeteye açıklamasında "görüşme yeriyle ilgili anlaşmazlık bulunduğu" haberlerini yalanladığına da yer verdi.

Gazete haberi, "Talat, Prescott'la Başkanlıkta Görüşmek İstiyor" başlığıyla yayımladı.

KIBRIS 23/10/05

Pakistan'a ikinci yardım paketini götüren heyet döndü

Hüseyin Yaylalı-Emir Ertorun

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, vatandaşlara, bir haftalık ve bir aylık fazladan yapacakları harcamaları, Pakistan'daki deprem felaketzedelerine yardım olarak ayırmaları çağrısında bulundu.

Pakistan İslam Cumhuriyeti'ndeki deprem felaketzedelerine yönelik KKTC'nin ikinci grup yardımını İslamabad'a götüren Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş başkanlığındaki heyet, önceki akşam adaya döndü.

İslamabad'a giden KKTY uçağıyla 11 gün önce arama-kurtarma ve sağlık çalışmaların katılmak üzere Pakistan'a giden 12 kişilik Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı Arama-Kurtarma Timi ile 2 doktor ve 3 hemşireden oluşan sağlık ekibi de KKTC'ye döndü.

KKTC Sivil Savunma Arama-Kurtarma ve Sağlık Ekipleri Ercan Havalimanı VİP Salonu'nda aileleri tarafından çiçeklerle karşılandı.

Pakistan'dan dönen ekip, önceki akşam, Ercan Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, depremin ardından çoğunluğu çocuk 1 milyondan fazla insanın ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek tüm dünyanın yapacağı sağlık malzemesi, kışlık çadır ve diğer yardımların ölüm oranını asgari düzeye çekebileceğini vurguladı.

Serdar Denktaş'tan çağrı

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, basın toplantısında yaptığı konuşmada, Pakistan'daki depremin etkili olduğu Keşmir'in Muzafferabad bölgesinin Kıbrıs adasının tümünün iki katından daha büyük bir bölge olduğunu söyledi.

Denktaş, Pakistan'a ikinci grup yardım paketini götürmek ve oradaki arama-kurtarma ve sağlık ekiplerini alarak dönmek amacıyla İslamabad'a 3-4 saatlik kısa bir ziyaret yaptıklarını anlatarak, bu ziyarette, başta Pakistan Dışişleri Bakanı Hurşit Mahmut Kasuri olmak üzere bazı yetkililerle görüştüğünü belitti. Görüşmede, Pakistan Dışişleri Bakanı Kasuri'nin Kıbrıs Türk halkına teşekkürlerini ilettiğini ifade eden Denktaş, kendisinin de, KKTC halkı, Cumhurbaşkanı ve hükümetinin başsağlığıyla iyi niyetini aktarma olanağı bulduğunu söyledi.

Denktaş, Pakistan'da 200 bin çadıra ihtiyaç duyulduğunu ancak 20 bin kışlık çadırın varolduğunu belirterek, 10-15 gün içinde bölgede ağır kış koşullarının yaşanacağını bunun da, ölümleri artıracağını öğrendiğini kaydetti.

Tüm vatandaşlara, fazladan yapacakları 1 haftalık veya aylık harcamayı, Pakistan halkına yardıma ayırma çağrısı yapan Serdar Denktaş, milyonlarca yeni ölümün kapıda beklediğini kaydetti.

Denktaş, Pakistan'da görüştüğü tüm yetkililerden orada görev yapan Sivil Savunma Teşkilatı Arama-Kurtarma ve Sağlık Ekipleri için övgü dolu sözler işittiğini anlatarak, bunun kendisini sevindirdiğini vurguladı.

Birol

Arama-Kurtarma Timi Sorumlusu İlhan Birol ise yaptığı konuşmada, KKTC ekibi olarak ulaşılması güç olan Muzafferabad bölgesine helikopterlerle ulaştırıldıklarını, 11 cesedin çıkarılmasını sağladıklarını depremin üzerinde uzun zaman geçmesi nedeniyle, bölge halkını artık cesetlerin çıkarılmasını istemediğini söyledi.

Birol, Muzafferabad bölgesindeki arama-kurtarma çalışmalarını Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde yapıldığını ifade ederek, durumun içler açısı olduğunu, yeni bir ölüm dalgasının başlamaması için tüm dünyanın yardımlarının artırması gerekliliği üzerinde durdu.

Çağman

Sağlık ekibi adına konuşan Doktor Koral Çağman, iki genel cerrah ve üç ortopedi cerrahi hemşiresinden oluşan KKTC Sağlık Ekibi'nin yaralılara müdahalede bulunan uygun bir ekip olduğunu ve diğer örgütlerle işbirliği içinde çalıştıklarını söyledi.

Çağman, ekibin böyle bir olaya uygun olarak hazırlanması ve yaptığı çalışmaların takdirle karşılanmasının sevindirici olduğunu belirtti.

Koral Çağman, yardımların olabildiğince artarak süratlenmesinin ölümü oranını azaltacağına dikkat çekti.

İslamabad

Pakistan'a ikinci grup yardım paketini ulaştıran ekibi takip eden gazeteciler, burada yardımın teslim edilişini, iki ülke dışişleri bakanlarının görüşmesi dışında zor da olsa enkaz altından yaralı çıkarılan çocukların götürüldüğü İslamabad Hastanesi'ni ziyaret etti.

Tüm yatak, koridorları yaralı çocuklarla dolu hastanesi ziyaret eden gazeteciler, çocukların yardım isteyen bakışlarıyla karşılaştılar. İstisnasız tümünün gözlerinde korku okunan çocuklar kendilerine uzanan dost yardım ellerini tutarak insanlığa sessiz ama büyük mesajlar verdiler.

3 milyon 500 bin kişinin evsiz kaldığı deprem bölgesinde tüm alt yapının çöktüğü, dünyadan sağılıklı ve düzenli yardım gelmesi halinde bile felaketin izlerinin ancak 10-15 yılda silinebileceği Pakistanlı yetkililer tarafından ifade ediliyor.

KKTC'nin ikinci grup yardım paketini Ercan-Ankara-İslamabad güzergahını izleyerek 920 deniz mili uçan, pilotlar Vedat Demeoğlu Muammer Cengiz, Gültekin Ünal,Yener Erler ve uçuş ekibinin yönetimindeki Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY)'ye ait Boing 737 Karpaz uçağı, dönüşte 598 deniz mili katederek İslamabad'dan direkt Ercan'a indi.

KTHY'ye ait Karpaz uçağı havalanmak üzere İslamabad Havalimanı'ndan ayrılmadan hemen önce 400 ton taşıma kapasitesiyle dünyanın en büyük kargo uçağı Rus yapımı Antonov-725 de yardım malzemesi getirmek üzere iniş yapıyordu.

6 motorlu uçağın tam yük kapasiteyle yardım getirmiş olması KTHY uçağındaki tüm ekibin ortak dileğiydi.

KKTC'nin ikinci grup olarak gönderdiği, 10 ton yardımı, deprem bölgesine ulaştırılmak üzere İslamabad Havalimanı'nda yetkililere teslim edildi.

KIBRIS 23/10/2005

Akıncı: Çözümü başkaları değil Kıbrıslılar yaratmalı

Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs'ta barışı başkalarının değil Kıbrıslıların yaratması gerektiğini vurguladı.

Akıncı, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların bir çıkış yolu aramaları, bunun için de görüş geliştirmek, tartışmak ve ortak bir noktada buluşmanın yollarını bulmak zorunda olduklarını, aksi takdirde, geleceğin ne Kıbrıslı Türkler ne de Kıbrıslı Rumlar için iyi olacağını söyledi.

BDH Basın Bürosu'nun haberine göre Mustafa Akıncı başkanlığındaki BDH heyeti, önceki gün, Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Kipros Chrysostomides başkanlığındaki "Merkezin Yeniden Yapılandırılması Formu" (Platform for the Restructuring of the Centre) heyetini ziyaret ederek görüştü. "Merkezin Yeniden Yapılandırılması Formu"nun Güney Lefkoşa'daki Merkez binasında gerçekleşen ve 1 saat 15 dakika süren görüşmede, BDH Genel Sekreteri Mehmet Çakıcı, BDH Dışilişkiler Sekreteri Münir Altuner, BDH Lefkoşa İlçe Başkanı Özgün Kutalmış ile Formun Merkez Yürütme Kurulu üyelerinden Angelos Tzitsoz, Angelos Chemonas ve Loizos Constantinou da hazır bulundu. Görüşmenin ardından Akıncı ve Chrysostomides ortak bir de basın toplantısı düzenledi.

BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı Kipros Chrysostomides'in temsil ettiği Platform tarafından yapılan davet nedeniyle gerçekleştirilen ve BDH'nın 2006 yılı normalleşme paketi ve son siyasi gelişmeleri değerlendirme fırsatı buldukları görüşmenin oldukça yararlı geçtiğini söyledi. Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların başkalarının soruna çözüm önerisi getirmesini beklememesi gerektiği, çünkü başkalarının Kıbrıslılardan önce kendi çıkarlarını düşündüklerine dikkat çeken Akıncı, "Çözüm için acele edilmezse, gelecek ne Kıbrıslı Türkler ne de Kıbrıslı Rumlar için iyi olacak" dedi.

BDH olarak, 3 Ekim'den sonra yeni parametrelerin ortaya çıktığını ve bu yeni parametrelere göre hareket edilmesi gerektiğinin ısrarla altını çizdiklerini belirten Akıncı, Türkiye ile Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki yapılması öngörülen normalleşme sürecinden önce Kıbrıs'ın kendi içinde normalleşmesi gerektiğini belirtti.

Basın toplantısındaki bir soru üzerine Akıncı, Kipros Chrysostomides ve ekibinin, BDH'nın önerilerini tartışmaya değer bulduklarını ifade etti. BDH olarak zaten amaçlarından birinin de tartışma ortamı yaratmak olduğunu belirten Akıncı, "BDH'nın önerileri tamamen 1960'a dönmeyi önermiyor, 1977-79 Doruk anlaşmalarında öngörülen iki toplumlu, iki kesimli federasyon tezinde genel bir mutabakat var" diye konuştu.

KIBRIS 23/10/05

Güney'e narenciye ihraç edilebilir

Yeşil Hat üzerinden Güney'e narenciyenin ihracına izin veren Yeşil Hat Tüzüğü'nün 8 Ekim 2005'ten itibaren uygulamaya girdiği belirtildi.

Haravgi gazetesine göre bu yöndeki açıklamayı önceki gün Rum Sözcü Kipros Hrisostomidis yaptı.

Gazeteye göre Bakanlar Kurulu toplantısından sonra konuşan Hrisostomidis, "işgal bölgelerinden narenciyenin ateş-kes hattı üzerinden Avrupa Birliği gümrük alanına vergi ödemeksizin geçişini düzenleyen Yeşil Hat Tüzüğü'nün 8 Ekim'de yürürlüğe girdiğini" açıkladı.

Hrisostomidis, "Kıbrıslı Rumlar'la, Kıbrıslı Türkler arasında ekonomik işbirliğin iyileştirilmesi ve Kıbrıslı Türkler'in diğer ortak pazarla ilişkilere girebilmesi ve ayrıca Kıbrıs ekonomisinin birleştirilmesi önkoşullarını güçlendirme politikası çerçevesinde, Avrupa Komisyonu'na ilgili öneriyi hükümetin yaptığını" da hatırlattı.

 

Hrisostomidis, "Hükümetimiz bu tüzüğün benimsenmesiyle, Kıbrıs Türkleri'ne önemli fırsatlar yaratıldığı görüşündedir. Çünkü yıllık ihracatlarının 1/3'ünü teşkil eden narenciyenin gümrük ödemeksizin Avrupa Topluluğu gümrük alanında dolaşmasına olanak sağlıyor. Narenciye KDV alınmasını gerektirmeyen ürünler kapsamındadır" şeklinde de konuştu.

Politis gazetesi haberi, "Yeşil Hat Şimdi De Portakallar"

Mahi ise "Narenciyeyle İlgili Yeşil Hat Tüzüğü Yürürlükte" başlıklarıyla yansıttılar, Rum Sözcü'nün önceki günkü açıklamasına atıfta bulundular.

KIBRIS 23/10/05

Eroğlu: Bir aday biraz aşırıya kaçıyor!..


Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Dr. Derviş Eroğlu, partinin olağanüstü kurultayı öncesine yarışta “3 aday”ın olduğunu, “Başka bir adayın çıkacağını tahmin etmediğini” söyledi. Eroğlu, dün akşam BRT’de yayımlanan ve Mete Tümerkan’ın hazırladığı AKİS programında Genel Başkanlık yarışı ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Adaylardan birinin “biraz aşırıya” kaçtığını belirten Eroğlu, “Geçmişi suçlayarak başkan olacağını zanneden başarısız olur” dedi. Tüm adayların partinin içinden geldiğini ve icraatlardan sorumlu olduğunu belirten Eroğlu, “Sanki dışarıdan geliyor da yeni bir parti kuruyormuş gibi davranışlara girmek yanlıştır. Adaylara konuşmalarında biraz daha dikkatli olmalarını tavsiye ettim” şeklinde görüşlerini ifade etti.
Eroğlu, ‘kesinlikle aday olmayacağını’ yinelerken, bir adayı destekleyeceğini ve ‘işaret edeceğini’ de ortaya koydu... “DP’liler köy köy gezerek UBP seçimi hakkında
çalışma yapıyor” diyen Eroğlu, “UBP ile ilgisi olmayanlar kimin genel başkan olması gerektiği yönünde fikir ortaya koyarken, bu partiye 30 yılını veren ve yıllarca genel başkanlığını yapan bir kişi olarak ben niye karışmayayım. Elbette biz de bir adayı destekleyeceğiz” şeklinde sözlerini tamamladı.

UBP’nin 24 Aralık’ta yer alacak kurultayı için şu ana kadar Tahsin Ertuğruloğlu ve İrsen Küçük adaylıklarını açıkladı. Genel Sekreter Salih Miroğlu’nun da aday olacağı konuşuluyor.

 

YENIDUZEN 21/10/2005

S. Denktaş’tan Pakistan’a yardım için çağrı

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, vatandaşlara, 1 haftalık ve bir aylık fazladan yapacakları harcamaları, Pakistan’daki deprem felaketzedelerine yardım olarak ayırmaları çağrısında bulundu.

Pakistan İslam Cumhuriyeti’ndeki deprem felaketzedelerine yönelik KKTC’nin ikinci grup yardımını İslamabad’a götüren Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş başkanlığındaki heyet, önceki akşam adaya döndü.

İslamabad’a giden KKTY uçağıyla 11 gün önce arama-kurtarma ve sağlık çalışmaların katılmak üzere Pakistan’a giden 12 kişilik Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı Arama-Kurtarma Timi ile 2 doktor ve 3 hemşireden oluşan sağlık ekibi de KKTC’ye döndü.

Pakistan’dan dönen ekip, önceki akşam, Ercan Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında, depremin ardından çoğunluğu çocuk 1 milyondan fazla insanın ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, tüm dünyanın yapacağı sağlık malzemesi, kışlık çadır ve diğer yardımların ölüm oranını asgari düzeye çekebileceğini vurguladı.

SERDAR DENKTAŞ’TAN ÇAĞRI

Denktaş, Pakistan’da 200 bin çadıra ihtiyaç duyulduğunu ancak 20 bin kışlık çadırın varolduğunu belirterek, 10-15 gün içinde bölgede ağır kış koşullarının yaşanacağını bunun da, ölümleri artıracağını öğrendiğini kaydetti.

Tüm vatandaşlara, fazladan yapacakları 1 haftalık veya aylık harcamayı, Pakistan halkına yardıma  ayırma çağrısı yapan Serdar Denktaş, milyonlarca yeni ölümün kapıda beklediğini kaydetti.

Denktaş, Pakistan’da görüştüğü tüm yetkililerden orada görev yapan Sivil Savunma Teşkilatı Arama-Kurtarma ve Sağlık Ekipleri için övgü dolu sözler işittiğini anlatarak, bunun kendisini sevindirdiğini vurguladı.

BİROL

Arama-Kurtarma Timi Sorumlusu İlhan Birol ise yaptığı konuşmada, KKTC ekibi olarak ulaşılması güç olan Muzafferabad bölgesine helikopterlerle ulaştırıldıklarını, 11 cesedin çıkarılmasını sağladıklarını  depremin üzerinde uzun zaman geçmesi nedeniyle, bölge halkını artık cesetlerin çıkarılmasını istemediğini söyledi.

Birol, Muzafferabad  bölgesindeki arama-kurtarma çalışmalarını Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde yapıldığını ifade ederek, durumun içler açısı olduğunu, yeni bir ölüm dalgasının başlamaması için tüm dünyanın yardımlarının artırması gerekliliği üzerinde durdu.

ÇAĞMAN

Sağlık ekibi adına konuşan Doktor Koral Çağman, iki genel cerrah ve üç ortopedi cerrahi hemşiresinden oluşan KKTC Sağlık Ekibi’nin yaralılara müdahalede bulunan uygun bir ekip olduğunu ve diğer örgütlerle işbirliği içinde çalıştıklarını söyledi.

Çağman, ekibin böyle bir olaya uygun olarak hazırlanması ve yaptığı çalışmaların takdirle karşılanmasının sevindirici olduğunu belirtti.

Koral Çağman, yardımların olabildiğince artarak süratlenmesinin ölümü oranını azaltacağına dikkat çekti.

İSLAMABAD

Pakistan’a ikinci grup yardım paketini ulaştıran ekibi takip eden gazeteciler, burada yardımın teslim edilişini, iki ülke dışişleri bakanlarının görüşmesi dışında zor da olsa enkaz altından yaralı çıkarılan çocukların götürüldüğü İslamabad Hastanesi’ni ziyaret etti.

Tüm yatak, koridorları yaralı çocuklarla dolu hastanesi ziyaret eden gazeteciler, çocukların yardım isteyen bakışlarıyla karşılaştılar. İstisnasız tümünün gözlerinde korku okunan çocuklar kendilerine uzanan dost yardım ellerini tutarak insanlığa sessiz ama büyük mesajlar verdiler.

 3 milyon 500 bin kişinin evsiz kaldığı deprem bölgesinde tüm alt yapının çöktüğü, dünyadan sağılıklı ve düzenli yardım gelmesi halinde bile felaketin izlerinin ancak 10-15 yılda silinebileceği Pakistanlı yetkililer tarafından ifade

HALKIN SESI 23/10/05

Kıbrıslı müzisyenler çatılara çıktı

Kıbrıs’ta bir grup müzisyen, Birleşmiş Milletler gününü kutlamak amacıyla çatılara çıkarak konser verdi.

 

NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 18:51 24 Ekim 2005 Pazartesi

LEFKOŞA - KKTC’den ve Rum Kesimi’nden müzisyenler, Ada’yı bölen Yeşil Hat’ın iki tarafında çatılara çıkarak konser verdiler.

 

 

Müzisyenler, Ada’nın iki tarafında da bilinen geleneksel Kıbrıs melodilerinden eserler seçtiler.

 

 

Konseri düzenleyen Alman besteci Merlijn Twaalfhoven, “Uzun mesafeli arama” adlı konserin, Ada’nın kuzeyindeki ve güneyindeki insanları yakınlaştırmayı amaçladığını belirtti.

S.Denktaş: Türkiye, Kıbrıs’tan vazgeçmez

KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye’nin gerekirse Avrupa Birliği sürecini askıya alacağını ama Kıbrıs’tan vazgeçmeyeceğini söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 18:52 24 Ekim 2005 Pazartesi

BERLİN - Almanya’da temaslarda bulunan Serdar Denktaş, AB müzakerelerinin her aşamasında Türkiye’ye Kıbrıs ile ilgili baskı yapılacağını belirtti.

 

Denktaş, “Baskılar yoğunlaşırsa Türkiye’nin içinde bulunduğu süreci askıya alacağını ancak Kıbrıs’tan vazgeçmeyeceğini düşünüyorum” dedi. Denktaş, Türk halkının Kıbrıs konusundaki beklentilerinin çok büyük olduğunu ve bu nedenle Türkiye’de hiçbir hükümetin Kıbrıs’tan vazgeçemeyeceğini vurguladı.

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un yaklaşımıyla Kıbrıs’ta çözüm sağlanamayacağını da belirten Denktaş, “Rum Kesimi’nde 2008 yılında yapılacak seçimlerde aynı zihniyetten bir iktidar çıkarsa, çözüm arayışını bırakıp ekonomik olarak dünyaya entegre olma yolunda gideceğiz” dedi.

 

Katılım Ortaklığı Belgesi taslağında limanların tanınması koşul oldu


      AB, Türkiye’den bir an önce limanların açılması ve Ek Protokol’ün TBMM’de onaylanması isteyecek. Avrupa Komisyonu’nca 9 Kasım’da Yıllık İlerleme Raporu ile birlikte yayınlanacak olan Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) taslağının kısa vadeli hedefleri arasında Türkiye’nin hava ve deniz limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açması talebine yer veriliyor. KOB’da ayrıca Ek Protokol’ün TBMM’de onaylanması da isteniyor Avrupa Komisyonu’nca 9 Kasım’da İlerleme Raporu ile birlikte yayımlanacak olan Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) taslağında Türkiye’ye "hava ve deniz limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açma çağrısı" yapılıyor. ABHaber’e göre, AB Komisyonu’nun genişleme dairesi tarafından ele alınan taslak, şu an diğer dairelerin katkıları için istişareye açıldı.
      Bununla birlikte KOB ile birlikte yayımlanacak olan İlerleme Raporu taslağında ise, Kıbrıs’a ilişkin ifadelerin çok sınırlı olması dikkat çekiyor. AB üyesi ülkelerin önemli bir kısmının, Kıbrıs sorununun çözümü ve Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarına son verilmesine yönelik Mali Yardım ve Doğrudan Ticaret tüzüklerinin yürürlüğe girmemesi konusunda Rumların takındıkları olumsuz tavırdan hiç de hoşnut olmadığı belirtiliyor.
     
     İLERLEME RAPORU
      Komisyon tarafından hazırlanan İlerleme Raporunda, Rum siyasi partilerinin Kıbrıs sorununun çözümü prosedüründeki tavırlarına ilişkin yer alan yorumların ise, raporun nihai şeklinde kalıp kalmayacağının belli olmadığı kaydediliyor. Ancak Rum yönetiminin rapora bazı eklemeler yapılması için büyük bir çalışma içinde olduğu ve bu çerçevede kulis yaptığı ifade ediliyor.
     
     KOB
      Bu arada, Komisyon, 9 Kasım’da İlerleme Raporu ile birlikte yayımlanacak ve Türkiye’nin müzakere sürecindeki yol haritası olan taslak KOB’a göre Türk limanlarının Rum gemilerine açılması ve Rum yönetimi ile olan ilişkilerini normalleştirmesi koşulunu koydu.
      KOB’da genellikle hem kısa vadeli, hem de orta vadeli hedefler yer alırken, taslakta sadece kısa vadeli hedeflerin olması dikkat çekiyor.
      Buna göre taslak metinde Rum yönetimi, Komisyonun bir adım daha ileri giderek, limanların açılmasının belgede kısa vadeli hedefler arasında yer almasını koydurdurmayı başardı. KOB taslağına, Ek Protokol’ün TBMM’de onaylanması ve limanların açılmasına ilişkin talepler de girdi.
     
     TANIMA SORUNU
      Rumların ayrıca, kısa vadeli hedefler içinde Türkiye’nin "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni (Rum Kesimi) tanımasını da KOB’a konulmasını istediği ifade ediliyor. Rumlar’ın, isteklerinin İlerleme Raporu ile KOB’a yansıtılmaması durumunda veto kullanacaklarını şimdiden AB’ye hissettirdikleri de belirtiliyor.
      Buna karşın, Avrupa Komisyonu’nun, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin kısa vadeli tanınmasına, bunu AB’nin hem Müzakere Çerçevesi belgesinde, hem de Avrupa Birliği’nin yayınlamış olduğu deklarasyonlarda her zaman orta vadeli hedefler arasında göstermiş olmasından dolayı bu isteğe soğuk baktığı ifade ediliyor.
      Komisyonnda kapalı kapılar ardında İlerleme Raporu ve KOB üzerinde yoğun bir müzakere süreci yaşanıyor. Rumların belgelere kendi görüşlerini yanısıtılması için diplomatik seferberlik ilan ettikleri de bildiriliyor.

MILLIYET 24/10/05

 

Talat'a "cumhurbaşkanı", Soyer'e "başbakan" Papadopulos'a da "sayın" ifadesi Rumları çıldırttı

Bugün Kıbrıs'a gelecek olan İngiltere Başbakan Yardımcısı Prescott'un ziyaretiyle ilgili taslak programdaki ifadeler Rumları rahatsız etti:

Talat'a "cumhurbaşkanı", Soyer'e "başbakan" Papadopulos'a da "sayın" ifadesi Rumları çıldırttı

İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott, bugün Kıbrıs'a geliyor. Prescott, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'la görüşecek.

İngiltere Yüksek Komiserliği'nin, Prescott'un ziyaretiyle ilgili taslak programına, Talat'ı "cumhurbaşkanı", Soyer'i de "başbakan" olarak yazması ve Papadopulos'tan "sayın" diye bahsetmesi Rum tarafında rahatsızlık yarattı.

Rum basınında yer alan haberlere göre İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott'un Kıbrıs ziyareti bugün başlayacak ve çarşamba günü tamamlanacak.

Prescott, yarın saat 11.00'de Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'la "Başkanlık Köşkü"nde görüşecek, ardından da Papadopulos'un onuruna vereceği yemeğe katılacak. Prescott, aynı gün saat 17.30'da ise, KKTC'deki İngiliz Yüksek Komiserliği binasında Cumhurbaşkanı Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'le bir araya gelecek.

Fileleftheros konuyla ilgili haberinde, Cumhurbaşkanı Talat'ın, İngiltere Başbakan Yardımcısı Prescott'la "Cumhurbaşkanlığı"nda görüşmek istediğini ve İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet'le görüşmesinde buna vurgu yaptığını yazdı.

Simerini ise, dün, "Tasos'un Onurunu Kırıyor Ve Talat'tan Cumhurbaşkanı Olarak Söz Ediyor İngiltere Yüksek Komiserliği Tahrikkar" başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Prescott'un ziyaret programı taslağında, Papadopulos'tan sadece "Sayın Papadopulos", Mehmet Ali Talat'tan "Cumhurbaşkanı Talat", Ferdi Sabit Soyer'den de "Başbakan Soyer" olarak bahsedildiğini yazmış ve Rum Yönetimi'nin bu "tahriki" görmezlikten geldiğini kaydetmişti.

Gazete dün ise, Papadopulos'un söz konusu taslağa önem vermediğini, AKEL ve EDEK'in ise bu taslağı "kabul edilmez" bulduğunu yazdı.

Konuyla ilgili haberlere göre Papadopulos, gazeteciler taslağı yorumlamasını isteyince, bunun "saçma" olduğunu söyledi ve "Bu elle yapılmış bir taslaktır ve görüş belirtmemiz için bizlere sunulmuştur. Kullanılan ifadenin ne önemi var?" dedi. Papadopulos, "resmi belgede", sıfatların olması gereken şekilde yazılacağını da söyledi.

AKEL Basın Sözcüsü Andros Kiprianu ise taslağın içeriğini yorumlarken, "taslaktakiler doğru ise, bu davranış kabul edilmezdir ve bunu hiçbir şekilde kabul edemeyiz" dedi. Kiprianu, "bu davranışın, Kıbrıs Türk toplumuyla müzakerelerin başlatılması için uygun atmosfer yaratılmasına katkı yapmadığını" da savundu.

Kiprianu, çözüm çabalarına katkı koymak istiyorsa, garantör bir devlet olarak İngiltere'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu değiştirmesi gerektiğini de ileri sürdü.

EDEK Başkanı Yannakis Omiru ise, dün Baf'ta yaptığı açıklamada, taslağı eleştirdi ve söz konusu taslak belgeyi "utanç belgesi" olarak niteledi. Omiru, İngiliz Yüksek Komiserliği'nden bu belgeyi derhal geri çekmesini istedi. Omiru, "aksi takdirde İngilizlerin Kıbrıs Cumhuriyeti'ne siyasi ve diplomatik savaş açtıkları açık ve net olacak ve bizim de o şekilde tepkimizi ortaya koymamız gerekecek" diye konuştu.

Fileleftheros haberi, "Cumhurbaşkanı 'Hançerlemeyi' Önemsiz Gösteriyor AKEL İse İngilizlerin Girişiminin Tahrikkar Olduğunu Söylüyor" başlık ve spotlarıyla yayımladı.

Öte yandan Haravgi, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Erely'nin, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'la görüşmesi davetinin "Kıbrıs Türk lideri" mi, yoksa "devlet başkanı" olarak mı gönderildiği sorusunu yanıtlarken, "Dışişleri Bakanı'nın daha önceki görüşmelerinde hangi sıfatla görüşmüşse, Sayın Talat'a o sıfatla davet yapıldı. Bunda hiçbir değişiklik olmadı" dediğini yazdı.

KIBRIS 24/10/05

 

BM Günü, bugün iki toplumlu müzikli etkinlikle kutlanacak

Bugün, Birleşmiş Milletler (BM) Günü... Birleşmiş Milletler bu yıl kuruluşunun 60'ıncı yılını kutlayacak.Birleşmiş Milletler Günü, bu yıl Kıbrıs'ta iki toplumlu müzikli etkinlikle kutlanacak.

Bugün, biri ana performans olmak üzere üç ayrı saatte yer alacak müzikli etkinliğin adı "Uzak Mesafeden Çağrı". Etkinliğin adı aynı zamanda eserin de adı. Eserin bestecisi ise Hollandalı Bestekâr Merlijn Twaalfhoven. Etkinlikte, Kıbrıslı Türk ve Rum sanatçılar, Kıbrıs mimarisine özgü evlerin balkonlarından/çatılarından şarkılar söyleyecek.

Türk sanatçılar Lokmacı Barikatı'ndaki, Rum sanatçılar ise Uzun Yol'daki (Ledra Caddesi) evlerin balkonlarından/çatılarından şarkıları seslendirirken, 17.00-18.00 saatleri ararsında yer alacak ana performans sırasında Türk ve Rum öğrenciler de sanatçılara eşlik edecek. Türk öğrenciler Lokmacı Barikatı sokağında, Rum öğrenciler de Uzun Yol sokağında sıralanarak, şarkılara eşlik edecekler.

Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) tarafından yapılan açıklamaya göre, Hollandalı Besteci Merlijn Twaalfhoven "Uzak Mesafeden Çağrı" adlı eserini tüm Kıbrıslılar için özel besteledi.

Açıklamada, "Çatılarda, balkonlarda ve sınır bölgesinin hizasında olan yollarda beraberce müzik icra edilecek ve başkent Lefkoşa'nın fiziksel birliği simgelenecek. Beste, Ada'da her iki tarafın da iyi bildiği geleneksel melodiler üzerine kurulmuş olup, nefesli ve vurgulu çalgılar ile şan içermektedir" denilen BM açıklamasında, "etkinliğe her iki taraftan katılacakların, ara bölgeyi aşan ses dalgaları ile bir birlik oluşturarak, yaratıcı ortak bağlarının herhangi bir çatışma veya bölünme nedeniyle engellenemeyeceğini vurgulayacakları" belirtildi.

Bugün sabah saat 08:00'de "nefesli çalgıların çatılardan sabah çağrısı" ile başlayacak olan program, saat 13:00'te "nefesli çalgıların çatılardan öğle çağrısı" ile devam edecek. Saat 16:30'da ise öğrenciler sokaklarda Kıbrıs şarkıları söyleyerek, barış çağrısında bulunacak ve Kıbrıslı Türk ve Rum sanatçılara saat 17.00'de ana performans olarak yer alacak olan "Uzak Mesafeden Çağrı" adlı eserde eşlik edecekler.

Sponsorluğunu Hollanda ve ABD büyükelçilikleri ile Avustralya Yüksek Komiserliği, BM Kalkınma Programı (UNDP), Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) yaptığı etkinliğin ardından katılımcılar, kendi bölgelerinden hareket ederek saat 18.45'te ara bölgedeki Ledra Palace Otel'in önünde buluşacak ve burada UNFICYP Misyon Şefi ve BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Zbigniew Wlosowicz'in de hazır bulunacağı 15 dakikalık kısa bir konser verecekler. Konserin ardından Wlosowicz günün önemi dolayısıyla bir konuşma yapacak.

Öte yandan Birleşmiş Milletler'in New York'taki merkez binasının her iki cephesi, BM'nin 60. kuruluş yıldönümü nedeniyle "UN 60" yazısıyla ışıklandırıldı.

Cuma akşamından itibaren başlayan ışıklandırma, BM Şartı'nın onaylandığı tarihten tam 60 yıl sonrası olan bugün akşam saatlerine kadar devam edecek. 40 katlı binadaki ışıklandırma ve yazı, Manhattan'ın en uzak kesimlerinde bile görülebilecek şekilde hazırlandı.

Dünya genelindeki BM temsilciliklerinde 60. yıldönümü nedeniyle tören yapılması planlanırken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan da, hayatını kaybetmiş olan BM çalışanları anısına bugün bir çelenk koyarak yoğun faaliyetleri içeren programın açılışını yapacak.

50 ülkenin temsilcileri BM Şartı'nı oluşturmak için San Francisco'da yapılan Uluslararası Konferans'ta bir araya gelmiş, hazırlanan BM Şartı bütün bu ülkeler tarafından kabul edildikten sonra resmen 24 Ekim 1945'te yürürlüğe girmişti.

KIBRIS 24/10/05

 

14 yatırımcıya 160 milyon dolar kredi verildi 12 yatırımcı ortada yok

Bafra Tatil Köyü'nün yapıldığı alanda doğanın tahrip edildiği haberleri Cumhuriyet Meclisi'ni harekete geçirdi. Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığındaki heyet, Bafra kıyılarını denetledi. Ekenoğlu, Bafra'yı gezerken KIBRIS'a şok bir açıklama yaptı:

14 yatırımcıya 160 milyon dolar kredi verildi 12 yatırımcı ortada yok

EKENOĞLU: BAFRA KIYILARI TAHRİP EDİLİYOR... Ekenoğlu: Turizme açılan bölgenin doğayı da ne denli tahrip ettiğini görüyoruz. Sözleşmelere uyulmayan noktaları araştıracağız. İlk etapta ihlallerin olduğu görülebiliyor. 14 yatırımcıya 160 milyon dolar iş kredisi verilmesine rağmen sadece 2 yatırımcının yatırımı burada yükseliyor

İbrahim AKANÇAY

Cumhuriyet Meclisi'nden bir heyet, "ülke turizminin geleceği" olarak görülen Karpaz sahillerini inceledi. Son günlerde kontrolsüz bir şekilde tahrip edilen Bafra sahili ile TC ve KKTC bayrakları dikilmesi nedeniyle tahrip edilen ve Zafer Burnu'ndaki Afrodit Tapınağı'nı inceleyen heyet, "gerekli girişimleri yapma" kararlılığını ortaya koydu.

Bu arada, Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, 14 yatırımcıya toplam 160 milyon dolar kredi verildiğini ama sadece iki yatırımcının işini tamamlamak üzere olduğunu söylediği Bafra'da "büyük bir şok" yaşadı.

Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığındaki Meclis Çevre Komitesi, Karpaz kıyılarını kapsayan gözlem ve çevre inceleme turu yaptı.

Bölge için büyün önem taşıyan ziyaret, vatandaşları çileden çıkarak birçok gerçeğin yetkililer tarafından yerinde görülmesine neden oldu.

Yaklaşık 30 kişiden oluşan ve otobüsle seyahat eden grubun başkanlığını Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu yaptı. Milletvekillerinden Çevre Komitesi üyesi Dr. Ahmet Gulle ile Şerife Ünverdi, Kültür Komitesi Üyesi Arif Albayrak, eski çevre komitesi üyesi Kadri Fellahoğlu ile birlikte Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, Biyolog Aliriza Özkök, GAÜ Çevre Hareketi araştırmacıları, Orman Mühendisleri Odası Başkanı Doğan Gürgen, Yeşil Barış Hareketi üyelerinden Emine Soley, Emine ve Mustafa Tel de heyette yer aldı.

İskele'de Merit Cyprus Gardens yanındaki sahil şeridinde kısa bir inceleme yapan ekibin ikinci durağı Bafra'daki turizm yatırımlarının devam ettiği deniz sahili oldu. Geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen ve Bafra kıyılarının kontrolsüz bir şekilde tahrip edildiğini duyuran haberin ardından, yetkililerin bölgeye gelmesi vatandaş arasında takdir topladı.

Bafra'daki turizm yatırımlarında deniz kıyısından kamyonlarca kumun alınarak yerinin toprak dolguyla doldurulmaya çalışılmasını yerinde gözlemleyen komite üyeleri, gördükleri bu manzara karşısında şaşkınlıklarını gizlemedi.

Ekenoğlu: Burada doğa tahrip edildi

Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, bölgeye yaptıkları ziyaretle ilgili KIBRIS'a bilgi verdi. Meclisin çevre sorunlarına duyarlı olduğunu ve Bafra'daki gelişmeleri de yerinde görmek istediklerini anlatan Ekenoğlu şöyle devam etti:

"Turizme açılan bölgenin doğayı da ne denli tahrip ettiğini görüyoruz. Sözleşmelere uyulmayan noktaları araştıracağız. İlk etapta ihlallerin olduğu görülebiliyor. 14 yatırımcıya 160 milyon dolar iş kredisi verilmesine rağmen sadece 2 yatırımcının yatırımı burada yükseliyor.

Diğerlerinde şantiye görünümü hakim ve elle tutulur bir gelişme yok. Yatırımcıyı istiyoruz ancak doğamızı bozarak turizmi ne kadar geliştirebiliriz o soru işareti.

Öngörümüz sürdürülebilir bir turizmdir. Yani doğamızı koruyarak ve bozmadan turizme yönelmeliyiz. Halbuki yatırımcıların projelerine sadık kalmadıkları ve doğa yanında özellikle kumul alanları da tahrip etmekte oldukları gözlemlendi.

Bunun araştırması yapılacak ve komiteler takipçisi olacaktır"

Afrodit Tapınağı'na da gidildi

Bu arada meclis heyeti, askeri makamlar tarafından "TC ve KKTC bayrağı" dikileceği gerekçesiyle tahrip edilen Zafer Burnu'nda Afrodit Tapınağı ile Apostolos Andreas Castros Neolitik yerleşim yerinde de incelemelerde bulundu.

KIBRIS 24/10/05

Rice'a: İzolasyonları kaldırın Annan'a: Görüşmeleri başlatın

Bugün ABD ziyareti için yola çıkacak olan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve ekibi "izlenecek yolu" belirledi. İki önemli ziyaret yapmaya hazırlanan Talat'ın mesajları belli

Rice'a: İzolasyonları kaldırın Annan'a: Görüşmeleri başlatın

"ÇÖZÜM İÇİN EL VERİN" DİYECEK... ABD yolculuğuna bugün çıkacak Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yol haritasını da belirledi. 28 Ekim Cuma günü ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'a, "Kıbrıs sorununun çözümüne katkı için izolasyonları kaldırın" diyecek. Talat, BM Genel Sekreteri Annan'dan da "görüşmeleri başlatmasını" isteyecek

RİCE'A... Talat: Rice'a Kıbrıs'taki durumu, Kıbrıslı Türklerin duruşunu, dünyaya bakışını izah edeceğiz. Tahmin edilirse eğer, Rum tarafının tutumundan şikayet etmeyeceğim. O daha başka platformlarda konuşulacak konu. Kıbrıs sorununun çözümünü istediğimize göre, bunu nasıl istiyoruz ve müzakere sürecinin başlayabilmesinin temel güdüsünün ne olabileceğini ortaya koyacağız

ANNAN'A... "Annan'dan görüşmeleri başlatmasını isteyeceğim. Görüşmeleri başlatmak için daha güçlü çaba ortaya koymasını istiyorum. Genel sekreterin bir gönül kırgınlığı var. Papadopulos, genel sekreteri kandırdı, yalan söyledi. Gerçek durum bu. Genel sekreterden isteyeceğim şu: Sen genel sekretersin. Bir sürü gücün var, onları kullan bizi burada bir araya getirsin. Bunu yapabilirse iyi bir adım olur"

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ABD'de yapacağı görüşmelerde ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dan neleri talep edeceği ortaya çıktı. ABD Dışişleri Bakanı'ndan Kıbrıs Türküne uygulanan izolasyonların kaldırılmasını ve bunun çözüme katkı yapacağının iyi bilinmesini istemeye hazırlanan Talat, BM Genel Sekreteri Annan'a da "Görüşmeleri başlat" diyecek.

KIBRIS FM'de yayınlanan "Başaran Düzgün ve Hüseyin Ekmekçi ile Gündem" programına katılan Talat, bugün başlayacağı ABD yolculuğu öncesi gelinen son aşamayı değerlendirdi.

Talat, program sırasında yaptığı açıklamalarda, görüşmelerin içeriğine dair ipuçları verdi.

"ABD'nin garnizon devleti olmayız"

Talat, "ABD'nin kuzeye yeni bir görev biçtiği, garnizon devlet yaratmaya çalıştığı, üs istediği" yönündeki spekülasyonları reddetti. Bu iddiaların hayal ürünü olduğunu anlatan Talat, "Komplo teorisi uydurmayı becerenler bunları uyduruyor" dedi.

ABD'den böyle bir talep gelmediğini vurgulayan Talat, böyle bir talep beklentisi de olmadığının altını çizdi. Adadaki İngiliz üslerine vurgu yapan Talat, "Burada garnizon devlet yaratılmasını düşünmek mümkün değil" ifadesini kullandı.

ABD'nin bu iddiaları reddettiğini söyleyen Talat, böyle bir talebin de kendisi ve Kıbrıs Türkü tarafından da kabul edilemeyeceğinin altını çizdi.

ABD çözümü destekliyor

ABD'nin davranışları ve Kıbrıs Türkü'ne yönelik tutumu ile çözümü istediğini gösterdiğini söyleyen Talat, "Benim ilgilendiğim, beni ilgilendiren de bu" dedi.

Talat şöyle devam etti:

"Ancak zaman zaman ABD'nin girişimlerinin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Bizimle, Kıbrıs Türk yönetimi diyerek her türlü ilişkiyi kurar. Kıbrıs'a yönelik politikasında ciddi değişiklik yapmadan, bu yeni durumu kullanarak Kıbrıs sorununun çözümünü zorlayabilir.

Ben daha yaptıklarının yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ama hiç tartışmasız bir şekilde görülüyor ki ABD Kıbrıs'ta çözümü istiyor. Başka ülkelerdeki tavırlarını öne sürerek 'Kıbrıs'ta çözüm istemiyor' denilemez."

Kantarın topu Rumlara kaçtı!

Burgenstock'ta dengelerin Kıbrıs Türkü lehine "kaydırıldığı" sözlerinin sadece bir "iddiadan ibaret" olduğunu savunan Talat, "Kantarın topu Rum tarafına kaymıştı. Geçiş dönemi ile sürekli gündeme getirilen hususlar, Papadopulos'un istediği gibi düzeltildi" dedi.

Türk tarafına kayan hiçbir şeyin olmadığını iddia eden Talat, "1/3 mal uygulamasını Rum tarafı da istedi" dedi.

"Türk askerinin kalıcı" olduğunu sürekli olarak Rumların öne sürdüğünü ifade eden Talat, şu ifadeleri kullandı:

"Ama bir şeyi gizliyorlar. Sayı 650. Rum tarafının lehine yapıldığını öne sürecekleri tek şey bu. Bir uzlaşma noktası gerekiyordu.

Biz Burgenstock'ta bizim tarafın ısrarı ile ittifak anlaşmasındaki sayı bırakıldı. Türkler lehine yapıldığını öne sürecekleri tek şey bu.

Bu da 1 ve 2'nci versiyonlardan daha kötü, Rumlar açısından daha iyi.

Papadopulos, Burgenstock'ta bunu ciddi bir sorun olarak öne çıkarmadı. Hatta Klerides ve Denktaş, daha Annan planı sunulmadan garanti ve ittifak konularında anlaşmışlardır. Bunda anlaşma vardı. Bunlar sadece gerekçe. Reddetmenin gerekçesi."

"Rumlar güç paylaşımı istemiyor"

Rumların esas "ret" gerekçesinin "güç paylaşımını istememelerinden" kaynaklandığının altını çizen Talat, "Bu devleti bizimle eşit olarak yönetmek istemiyor ama yama gibi oraya katıp, çoğunluk ifadesi ile ülkeyi yönetmek istiyorlar. Gerisi hikaye" dedi.

Papadopulos'un Kıbrıslı Türklerle siyasi eşit statüde güç birliği yapmak istemediğini belirten Talat, "Bütün konu bu. Bunu gizliyor, başka şeyler söylüyor" iddiasında bulundu.

Rice'a...

Kıbrıs Türk tarafının ABD ziyareti öncesi hazırlıklarını tamamladığını anlatan Talat, "Rice ile ne konuşacaksınız? sorusuna şu yanıtı verdi:

"Her şeyden önce buradaki durumu, Kıbrıslı Türklerin duruşunu, dünyaya bakışını izah edeceğiz. Tahmin edilirse eğer, Rum tarafının tutumundan şikayet etmeyeceğim. O daha başka platformlarda konuşulacak konu.

Kıbrıs sorununun çözümünü istediğimize göre, bunu nasıl istiyoruz ve müzakere sürecinin başlayabilmesinin temel güdüsünün ne olabileceğini ortaya koyacağız.

İzolasyonların kaldırılmasını ortaya koyacağız. Şu anda en güçlü yol bu. Ayrıca BM çözüm planına destek verdiğimizi, ancak bu planının bir şekilde konuşulmaya başlanması, Rum tarafını çözüm yönünde cesaretlendirmek için tek yolun izolasyonların kaldırılması olduğunu, bunun da yolunun izolasyonların kaldırılmasından geçtiğini aktaracağız. Bunun çözümü engellemeyeceğini, aksine teşvik edici olacağını vurgulayacağız."

Soru sorabilir...

Rice'ın kendisine soruları olabileceğini belirten Talat, özellikle Kıbrıs Türkü'nün İslam dinine bağlı bir toplum olarak, bu konuda laikliği nasıl başardığı yönünde soru sorulabileceği yönünde de beklentisi olduğunu hatırlattı.

Kıbrıslı Türklerin modern olduğunu ve bunun dikkat çektiğini söyleyen Talat, "Kıbrıslı Türkler en AB'li Müslüman topluluk olarak görülebilir" dedi.

Talat, "İslam toplumu, Müslüman bir toplum olarak nasıl batılı olabildik? Çağdaş değerlere nasıl sahip olduk? Bu ABD'lilerin dikkatini çekiyor" diye konuştu.

Ayin ve kiliseler konusunda en girişimci ABD

Talat, Kıbrıs'taki kiliselerin tamiri ve ayinlerin yapılabilmesi konusunda en çok girişim yapan ülkenin ABD olduğunu da söyledi.

ABD'de çok ciddi bir din ağırlığı geliştirildiğini de belirten Talat, "Bu misyonerlik mi?" sorusuna, "Zaman zaman bu izler görülebilir" dedi.

Yeni beklentiler oluşabilir

Talat, ABD ziyareti ve İngiltere'nin 2006 yılı başında kendisine yapmayı planladığı davetin, yeni beklentileri de gündeme getirebileceğini söyledi.

İngiltere ve ABD'nin "Kuzey'e uçak seferleri başlasın" demeleri ile birlikte Kıbrıs sorununda çok şeyin değişebileceğini vurguladı. Rumların, "Kıbrıs Türklerini sıkıştırdık, Türkiye de masada kısıldı" görüşünde olduğunu ve öyle davrandığını ifade eden Talat, devamla şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye ne kadar Kıbrıslı Türklerin aleyhine olan adımları atarsa, bizden o kadar uzaklaşacak. Türkiye ile bazı konularda sorun yaşasak dahi kendi çıkarlarımızı koruyacağız.

Türkiye'de Kıbrıs konusu son derece hassastır. Kolay kolay bizim onayımızın olmadığı bir konuda adım atmasını beklemiyorum ama Rumların niyeti bu adımları attırmak.

Direk uçuşların başladığını düşünün. Bu dünya ile direk bütünleşme anlamı da taşıyor. Havaalanınızın çehresi bile bir anda değişecek.

Bunun ekonomik faydası tartışılmaz. Teorik olarak da izolasyonların kalkması demek. Bunun güneyde yaratacağı hareketlenmeyi düşünün."

Direk uçuş beklentisi

Talat, en büyük beklentinin direkt uçuşlar olduğunu ifade etti. "Bu bizim dağarcığımızda var. Uçuşlar olmak zorunda" diyen Talat, Kıbrıslı Türkleri, Papadopulos istemediği için tecrit etmenin doğru olmadığını kaydetti.

Talat, "AB yetkilileri de direkt uçuşların devletlerarasında anlaşılması gereken bir konu olduğunu söylüyor" dedi.

"Özel gelişme beklemiyorum" ifadesini kullanan Talat şöyle devam etti:

"Burada Kıbrıslı Türkler kendi kendini yönetiyor. Burada ayrı bir otorite olduğunu ve meşru olduğunu ABD de kabul ediyor.

Politikamızı beğendiği için de Rum lidere gösterdikleri ilginin daha sıcağını burada bize gösteriyor. Bunlar bu ziyaretteki en önemli noktalardan biri..."

Annan'a...

Talat, Annan ile ne görüşeceği sorusuna da şu yanıtı verdi:

"İlk önce görüşmeleri başlatmasını isteyeceğim. Görüşmeleri başlatmak için daha güçlü çaba ortaya koymasını istiyorum. Şu anda böyle bir durum yok ama bu gariplik değil mi?

Genel sekreter bir çaba ortaya koyuyor, bir taraf bunu kabul ediyor. Kabul etmeyen tarafın durumu şu anda ortada ama BM bir şey yapamıyor, yapmıyor.

Genel sekreterin bir gönül kırgınlığı var. Papadopulos, genel sekreteri kandırdı, yalan söyledi. Gerçek durum bu.

Lahey'de anlaşma bizim tarafımızdan reddedildi. O kadar büyük bir gaflet ki... Yapılanlar pazarlık değildi. Sabaha kadar devam etti ama genel sekreterin deyimine göre salondan bir tek adam gülerek çıktı. O da Papadopulos. Gerçekten de büyük bir zevk almıştı, gülüyordu.

Türk tarafı reddetti, AB'ye giriş kesinleşti. Bundan büyük bir mutluluk mu olabilir? Türk tarafı kabul etse, Atina'ya gidip katılım belgesini imzalayamayacaktı.

O gün, Papadopulos Annan'a, 'Türk tarafı hazır olduğu zaman ben de konunun önemli kısımlarını hiç tartışmaya açmadan planı kabul etmeye hazırım.' dedi.

Ama öyle davranmadı. BM Genel Sekreteri'ni resmen kandırdı. Annan çok öfkeli. 'Yeniden bu süreç başlarsa yine Papadopulos bana kazık atacak ve sonu kesin bölünmedir' diyor genel sekreter.

Genel sekreterden isteyeceğim şu: Sen genel sekretersin. Bir sürü gücün var, onları kullan.

Küstü ve 'ben konuşmuyorum' diyor. Doğru ne ise, beğenip beğenmedikleri konuları ortaya koysun. Eğer mümkünse, yeni siyasi danışmanı Gambani'nin buraya gelmesi söz konusu. Bizi burada bir araya getirsin. Bunu yapabilirse iyi bir adım olur.

Papadopulos da bunu istemiyor mu? BM çatısı altında görüşürüm demedi mi?"

Program şekilleniyor

Cumhurbaşkanı Talat, bugün saat 12.00'de Ankara'ya gidecek ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile görüşecek.

Aynı akşam İstanbul'a geçecek olan Talat ve beraberindeki heyet, çarşamba günü saat 11.20'de THY uçağıyla New York'a hareket edecek.

Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy'un verdiği bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Talat'ı ABD'de yoğun bir program bekliyor. Talat, temasları çerçevesinde, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, UDNP Başkanı Kemal Derviş ile görüşecek ve bazı düşünce kuruluşlarının düzenlediği konferanslara katılacak, ABD Kongresi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde ile ABD Kongresi'nde bir araya gelecek.

Washington programı

Cumhurbaşkanı Talat, çarşamba günü İstanbul'dan New York'a, 27 Ekim Perşembe günü de New York'tan Washington'a geçecek. Perşembe günü yerel saatle 10.00'da CSIS ve Brookings düşünce kuruluşlarının düzenlediği bir konferansa konuşmacı olarak katılacak. Saat 12.00'de de Washington Instofred for Near East Policy düşünce kuruluşunun toplantısına katılacak.

Cumhurbaşkanı Talat, aynı gün saat 13.00'te ABD Kongresi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde'nin resmi davetlisi olarak, ABD Kongresi'nde bazı kongre üyeleri ve Hyde ile görüşecek.

Talat, aynı günün akşamı Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde düzenlenecek 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılacak.

Rice ile görüşme

Cumhurbaşkanı Talat, 28 Ekim Cuma günü saat 11.00'de ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'la görüşecek. ABD Dışişleri Bakanlığı'nda yapılacak görüşmenin ardından yabancı basınla bir araya gelecek olan Talat, daha sonra da KKTC'nin Washington Temsilciliği'nde Türk gazetecilere yönelik bir basın toplantısı düzenleyecek.

Talat, aynı gün ABD'nin eski Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile görüşecek ve bazı özel temaslar yapacak. Talat, akşam da, Türk-Amerikan Konseyi'nin onuruna vereceği yemeğe katılacak.

New York programı

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 29 Ekim'de Washington'dan New York'a geçecek ve 30 Ekim Pazar günü, UDNP Başkanı Kemal Derviş'le sabah kahvaltısında bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanı Talat, 31 Ekim Pazartesi günü saat 12.00'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşecek.

Talat, saat 18.00'de de Harward Üniversitesi'nde bir konferans verecek.

Talat, New York'taki temaslarının ardından, 1 Kasım'da saat 17.30'da THY uçağıyla İstanbul'a dönecek ve 2 Kasım'da saat 20.30'da KKTC'ye hareket edecek.

Cumhurbaşkanı Talat'a Ankara ve ABD ziyaretlerinde, eşi Oya Talat, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ve Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik edecek.

KIBRIS 25/10/05

Serdar Denktaş: Verilen sözler havada kaldı

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Denktaş, Münih'te AP milletvekili Döfler ile görüştü:

Serdar Denktaş: Verilen sözler havada kaldı

Selim KUMBARACI (TAK)

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Avrupa Birliği tarafından Kıbrıslı Türklere verilen sözlerin havada kaldığını vurguladı.

"AB verdiği sözleri tutmadı. 'Kıbrıslı Türkler dışarıda, soğukta bırakılmayacak, izolasyonlar kalkacak' dedi. Ancak Kıbrıslı Türkler hala daha izolasyon altında" şeklinde konuşan Denktaş, izolasyonun kaldırılması çabalarında bir ilerleme olmayışı bir yana, Rum tarafının Avrupa Birliği'ni kullanarak, izolasyonun daha da kuvvetlendirilmesi ve kalıcı hale gelmesi için uğraş verdiğine dikkat çekti.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Denktaş, Alman üst düzey yetkililerle resmi temaslarda bulunmak ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle görüşmeler yapmak amacıyla geldiği Münih'te Avrupa Parlamentosu Milletvekili Wolfgang Kreissel Dörfler ile görüştü.

Görüşmeye, Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Abdurrahman Bilgiç, Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk ve Dış Türkler Müdürü Kemal Gökeri , KKTC'nin Bavyera Eyaleti Fahri Kültür Ataşesi Turgay Hilmi, KKTC'nin Bavyera Fahri Temsilcisi Alman Uli Piller ve Alman-Türk Dostluk Federasyonu Genel Başkanı Ali Kılıç katıldı.

Denktaş, SPD (Avrupa Sosyal Demokrat Parti)'den Milletvekili olan Dörfler ile görüşmesi öncesinde basına yaptığı açıklamada, referandumdan sonra gelişen süreç içerisinde Kıbrıslı Türklerin hala daha izolasyon altında olduğu gerçeğini başta AB üyesi ülkeler olmak üzere uluslararası topluluğa anlatma ve yapılan haksızlığı görmelerini sağlama konusunda kararlı olduklarını söyledi.

Referandumda Annan Planı'na "hayır" demesine karşın AB'ye "yarım ülke" olarak giren Rum tarafının birlik yasalarını ve üye ülkeleri kendi milli çıkarları doğrultusunda kullanarak Kıbrıslı Türklere haksız yere uygulanan izolasyonun daha da güçlenmesi için uğraş verdiklerini ifade eden Denktaş, "Biz bu gerçeğin görülmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bu gerçek görülmeli ki bir süre sonra Kıbrıs konusunda başlatılacak yeni bir sürecin aleyhimize dönmesini engelleyebilelim" şeklinde konuştu.

AB'nin verdiği sözleri tutmamasından dolayı tepkisini de ortaya koyan Denktaş, "AB verdiği sözleri tutmadı. 'Kıbrıslı Türkler dışarıda, soğukta bırakılmayacak, izolasyonlar kalkacak' dedi. Ancak Kıbrıslı Türkler hâlâ daha izolasyon altında" şeklinde konuştu.

"Dış Türklerin ve yabancı

dostların gücü ve desteği önemli"

KKTC ve Türkiye dışında yaşayan Türklerin gücünün ulusal Kıbrıs davasında kullanılmasının hayati önemi olduğunu ifade eden Denktaş, bunun yanında Kıbrıs Türkünün dostu olan, haklı davasını anlayan ve yakından takip eden yabancı milletvekillerinin, siyasilerin, bürokratların da desteğini alarak, uluslar arası arenada bu kişilerin gücünün etkili bir şekilde kullanmalarının şart olduğunu kaydetti.

"Kuş gribi KKTC'ye giremez"

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Denktaş, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun ne kadar katı olduğunu ve gerek ekonomik, gerek sportif gerekse ulaşım alanında Kıbrıslı Türklerin karşılaştığı güçlüklerin neler olduğunu ortaya koyan bir de espri yaparak, "Bütün dünyanın endişe ile izlediği kuş gribi'nden biz endişe duymuyoruz. Çünkü, bu izolasyonlar var oldukça KKTC'ye kuş gribi de girmez" dedi.

Dörfler: Kıbrıs'ın yeniden

birleştirilmesi için birlikte çalışmalıyız

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Wolfgang Kreissel Dörfler ise yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir anlaşma için birlikte çalışılması gerektiğini ve Kıbrıs'taki iki tarafın çözüm için daha çok çaba ortaya koymasının şart olduğunu söyledi.

Dörfler, "Kıbrıs konusunda birlikte çalışmalıyız. Biz, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesinden yanayız. Bunun için de birlikte çalışmamız ve sabırlı olmamız lazım. Çünkü bu konuda zamana ihtiyaç var. Ancak sorunun çözümü için özellikle adadaki iki tarafın daha çok çaba ortaya koyması şarttır" diye konuştu.

AP Milletvekili Kreissel Dörfler konuşmasında, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlamasına da değinerek, Ankara'yı bu süreçte desteklediklerini ifade etti.

TC Münih başkonsolosu Bilgiç

Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Abdurrahman Bilgiç ise konuşmasında, Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Denktaş'ın Münih ziyaretinin Kıbrıs konusunun Bavyera eyaletinde yeni bir açılıma, yeni bir başlangıca ve ulusal davanın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağına inandığını söyledi.

KKTC'ye uygulanan haksız izolasyonun kaldırılması çabalarına bu ziyaretin katkı yapacağı inancında olduğunu kaydeden Başkonsolos Bilgiç, "Bu konuda sağlıklı bir iletişim sürecinin yakın zamanda başlayacağını umuyorum" dedi.

Kılıç

Alman-Türk Dostluk Federasyonu Genel Başkanı Ali Kılıç da konuşmasında, Kıbrıs ulusal davasında verilen haklı mücadelenin kısa vadeli projelerle hayata geçirilmediğini belirterek, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın uzun yıllarca taşıdığı bayrağı artık Türk gençliğine teslim ettiğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Denktaş'ın KKTC'yi yurtdışında, uluslararası platformda tanıtmak için büyük çaba harcadığını bildiklerini kaydeden Kılıç, Kıbrıslı Türklerin hakları için verilen her mücadelede yurt dışında yaşayan Türkler olarak her zaman desteklerinin tam olacağını kaydetti. Kılıç, "Başımız dik bir şekilde ulusal ilkelerimizden asla taviz vermeden sizlerle birlikte bu davanın sonuna kadar savunucusu olacağız" diye konuştu.

Münih meclis üyesi Fincan'la görüşme

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Denktaş bu arada Münih temasları çerçevesinde Münih Belediyesi Meclis Üyesi, SPD'li (Avrupa Sosyal Demokrat Parti) Yaşar Fincan'la da bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede, Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Abdurrahman Bilgiç, Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk ve Dış Türkler Müdürü Kemal Gökeri , KKTC'nin Bavyera Eyaleti Fahri Kültür Ataşesi Turgay Hilmi, KKTC'nin Bavyera Fahri Temsilcisi Alman Uli Piller de hazır bulundu.

Denktaş görüşmede, Kıbrıs konusuna ilişkin son gelişmeler hakkında ayrıntılı bir brifing verirken, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde Fincan gibi önemli mevkilerde bulunan Dış Türklerin ulusal Kıbrıs davasına yapabilecekleri büyük katkılar olduğunu söyledi ve bu konuda destek bulacaklarına inancının tam olduğunu ifade etti.

Münih Belediyesi Meclis Üyesi Yaşar Fincan da, ulusal davada KKTC halkının arkasında olduklarını ve özellikle Almanya'nın 82 milyon nüfusunun 12 milyonunun yaşadığı Bavyera eyaletinde bu konuda güçlü lobicilik faaliyetleri yürütmekte olduklarını bildirdi.

Denktaş Bavyera Meclis Üyesi

Kupka'nın futbol maçı davetine katıldı

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş öte yandan Almanya'nın en güçlü siyasi partilerinden CSU (Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi)'nden Bavyera Meclisi'nde üye olan Engelbert Kupka'nın başkanlığını yaptığı futbol kulübü SpVgg Unterhaching'in kendi sahasında LR Ahlen takımıyla yaptığı futbol maçını VIP Salonu'ndan izleme davetine katıldı.

Yağmurlu bir havada oynanan maçta iki de Türk futbolcunun bulunduğu SpVgg Unterhaching futbol takımı, LR Ahlen'i 2-0 mağlup etti. Gollerden birini Türk futbolcu Necat Aygün attı.

Serdar Denkaş, Bavyera eyaleti

Başbakan Yardımcısı ile görüştü

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Almanya'nın Münih kentinde dün sabah başladığı resmi temasları çerçevesinde Bavyera eyaleti Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Günther Beckstein ile görüştü.

Görüşme, Almanya'da yapılan genel seçimlerin ardından 14 Kasım'da federal hükümette yer alacak yeni kabineye Bavyera eyaletinin şu anki başbakanı Edmund Stoiber'in bu kabinede yer alması halinde -ki buna kesin gözüyle bakılıyor- Beckstein'ın Bavyera eyaletinin yeni başbakanı olması ihtimalinin çok yüksek olması nedeniyle büyük önem taşıyor.

Denktaş-Beckstein görüşmesi, Bavyera eyaletinin başkenti Münih'te Beckstein'in makamında gerçekleşti.

Görüşme öncesinde açıklama yapılmazken, görüntü alınmasına imkan tanındı. Görüşmede KKTC tarafından Başbakan Yardımcılığı Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk ve Dış Türkler Müdürü Kemal Gökeri, KKTC'nin Bavyera Eyaleti Fahri Kültür Ateşesi Turgay Hilmi ve KKTC'nin Bavyera Fahri Temsilcisi Alman Fahri Temsilcisi Uli Piller de katıldı.

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Beckstein'a görüşme öncesinde Kıbrıs'ın kendine özgü Lefkara elişi dokuma masa örtüsü seti hediye ederken, Beckstein ise,

Bavyera'nın sembolü olan ve çok eski çağlara dayanan eyaletin bayrağının renkleri olan beyaz-mavi ile dekore edilmiş porselen bir bira bardağı hediye etti.

KIBRIS 25/10/05

Talat ABD’ye 4 taleple gidiyor

KKTC Cumhurbaşkanı Talat bugün ABD’ye gidiyor. Talat, Washington ziyareti öncesi Ankara ile ortak tutum belirledi.

 

NTV

Güncelleme: 15:43 TSI 26 Ekim 2005 Çarşamba

ANKARA - Ankara’da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le bir araya gelen Talat, “Birleşmiş Milletler’in müzakereleri yeniden başlatmak gibi bir görevle karşı karşıya olduğuna inanıyoruz” dedi.

Gül de, herkesin kapsamlı bir çözüm için yeni adımlar atılmasını desteklemesi gerektiğini, aksi taktirde kıbrıs sorununun kronik bir sorun olarak kalmaya devam edeceğini belirtti. Dışişleri Bakanı, bunun bir çok stratejik konuyu gölgeleyebileceği uyarısında bulundu.

ABD ziyareti için Türkiye’den ayrılırken Atatürk havalimanında bir açıklama yapan Talat, temel hedefin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu söyledi. Bu ziyaretin önemli bir adım olduğunu vurgulayan Talat, bütünlüklü bir çözüm istediklerine de dikkat çekti.

TALAT’TAN 4 TALEP
Talat, Washington ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı Rice’tan 4 talepte bulunacak:

*ABD uçak ve gemilerinin Kuzey Kıbrıs’a gelmesi.
*ABD yönetiminin KKTC’de irtibat bürosu açması.
*Amerikan firmalarının turizm alanında yatırım yapması.
*KKTC ile sportif ve kültürel faaliyetlerin başlatılması.

Talat, Washington yönetiminden izolasyonun son bulması için diğer ülkelere telkinde bulunmasını da isteyecek.

‘KIBRIS FİLMİ BİTMEDİ’
NTV’ye kounşan KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer de, Talat’ın ABD gezisini “Kıbrıs filmi bitmedi, yeniden başlıyor” sözleriyle değerlendirdi
.

 

Yakovu: Ankara atakta

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Washington ziyaretiyle, Başbakan Erdoğan’ın yarın AB liderler zirvesine katılacak olmasını “propaganda içerikli atak” olarak nitelendirdi.

 

NTV

Güncelleme: 15:43 TSI 26 Ekim 2005 Çarşamba

LEFKOŞA - Yakovu, Rum radyo televizyonuna demecinde, “Ankara’nın propaganda içerikli planlamaları çerçevesinde, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunmaya hazır olduğu görüşü kullanılmaya çalışılıyor” dedi.

Yakovu, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, “Kıbrıs sorununa esaslı bir çözüm bulunması için şimdi adım atma zamanı” yönündeki açıklamalarını de değerlendirdi.

Türk hükümetini içerik olmaksızın arzu dile getirmekle eleştiren Yakovu, “Türk hükümeti, Kıbrıs Rum tarafının, Annan planında değişiklik yapılması talebine saygı göstermeye hazır olup olmadığını söylemedi” dedi.

Bu arada Rum Yönetimi’nin KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile yapacağı görüşmeyi “yakın takibe aldığı” da belirtildi.

İngiltere’nin Kıbrıs gafı

AB Dönem Başkanı İngiltere’nin Başbakan Yardımcısı John Prescott, Kıbrıs’ta temaslarda bulunuyor. Presscott, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’la görüşmesinde, Türkiye’den ‘işgalci ülke’ olarak bahsetti.

 

 

NTV

Güncelleme: 15:43 TSI 26 Ekim 2005 Çarşamba

LEFKOŞA - Prescott, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile yemekli görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin Ada’nızı yasadışı işgalinden kaynaklanan sorunlarınız da dahil olmak üzere tartışacak pek çok konu var” dedi.

 

Kıbrıs’ta garantör ülke konumunda olan AB Dönem Başkanı İngiltere’nin başbakan yardımcısının bu sözleri tepki çekti. KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Prescott’la görüşmesinin ardından, Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığının 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmaları’na dayandığını belirtti.

Şu anda AB üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1960 Anlaşmaları’na aykırı bir cumhuriyet olduğunu söyleyen Soyer, “Esas yasadışı olan AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’dir” sözleriyle Prescott’u eleştirdi.

 

Ereli: Talat’ın ziyareti çözüme fırsat

ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın Washington’ı ziyaretinin, çözüm için ortak konuları tartışma fırsatı yaratacağını bildirdi.

AA

Güncelleme: 16:05 26 Ekim 2005 Çarşamba

WASHINGTON - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile düzenli olarak görüştüklerini söyleyen ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli, “Annan planına dayalı bir çözümü destekliyoruz ve iki toplumun liderlerini de bu yönde ciddi, samimi görüşmelere başlamaya çağırıyoruz” dedi.

Günlük basın toplantısında Talat’ın 28 Ekim’de ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile yapacağı görüşmeye ilişkin soruları yanıtlayan Ereli, “Biz Kıbrıs Türk toplumu lideri sayın Talat ile düzenli olarak görüşüyoruz. Bu görüşme de Kıbrıs Türk toplumunun görüşlerini Talat’tan dinlemek, karşılıklı çıkarlarımızı ve Kıbrıs’ta Annan planına dayalı barışçı bir çözüm elde etmeye yönelik ortak amacımızı ilgilendiren konuları tartışmak için bir fırsat” dedi.

Washington yönetiminin Talat’ı davet etmesinin, Kıbrıs’ta iki ayrı devlete doğru bir gidiş olarak algılanabileceğinin hatırlatılması üzerine Ereli, bu varsayıma katılmadığını belirterek, “Bizim politikamız değişmedi. Annan planına dayalı bir çözümü destekliyoruz ve iki toplumun liderlerini de bu yönde ciddi, samimi görüşmelere başlamaya çağırıyoruz” diye konuştu.

 

AP’den Bakü’ye KKTC uyarısı

Avrupa Parlamentosu (AP), KKTC’ye direkt uçuşlar konusunda Azerbaycan’ı uyaran bir karar almaya hazırlanıyor.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 11:09 TSI 26 Ekim 2005 Çarşamba

STRASBOURG - AP’nin Strasbourg’da devam etmekte olan genel kurul toplantılarının bu akşamki bölümünde “Seçimler öncesinde Azerbancan’daki durum” temalı bir oturum düzenlenecek.

Oturum sonrası oylanacak karar tasarısının bir maddesinde, Azeri hükümetinden “Bakü ile Kıbrıs’ın Kuzey bölümü arasındaki direkt uçuşlar konusunu ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı) standartları çerçevesinde çözmesi” isteniyor.

Parlamentonun Rum ve Yunan üyeleri ile sayıca en etkin grubu olan Hıristiyan Demokratların öncülügünde hazırlanan söz konusu maddede, Bakü ile Kuzey Kıbrıs arasındaki direkt uçuşlar “AB’nin Güney Kafkaslar’daki tüm ülkelerle Komşuluk Politikası’nın güvence altına alınması bakımından önem taşıdıgı” görüşü de dile getiriliyor.

Dağlık Karabağ sorununun çözümü için en uygun platformun Minsk grubu oldugunun savunuldugu taslak kararda, Azeri hükümetinin seçimler öncesi muhalefetin yaptıgı mitinglere “ölçüsüz ve şiddetli” tepkisi de sert bir dille eleştiriliyor.

Rumlardan Ankara'ya propaganda suçlaması


26 Ekim, 2005 20:47:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum yönetimi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AB zirvesine katılacak olmasını ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ABD ziyaretini ‘propaganda içerikli atak’ olarak nitelendirdi.

Kıbrıs Rum kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Rum televizyonuna yaptığı açıklamada ''Ankara'nın propaganda içerikli planlamaları çerçevesinde, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunmaya hazır olduğu
görüşü kullanılmaya çalışılıyor'' dedi.
 
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dünkü sözlerine de değinen Yakovu, ''Türk hükümeti, içerik olmaksızın arzu dile getiriyor. Genel açıklamalara rağmen Türk hükümeti müzakere etmeye, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı’nda değişiklik yapılması gerektiği şeklindeki taleplerine saygı göstermeye hazır olup olmadığını söylemedi'' diye konuştu.
 
Rum yönetiminin ayrıca KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ABD ziyaretini de ‘yakın takibe aldığı’ belirtildi. 
 
Talat ABD yolcusu
 
ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ABD'ye 28 ekimde davet etmişti. ABD tarafından 17 ekimde yapılan davetin ardından Talat, ''Kıbrıslı Türkleri anlamak, onları dinlemek için atılacak her adım çok olumlu bir adım. Bu da öyle bir adım'' demişti.

 

ABD Talat'la Kıbrıs'ta çözümü tartışacak

WASHINGTON (A.A)

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Washington'ı ziyaretinin, adada Annan planına dayalı bir çözüm üretmeye yönelik ortak konuları tartışmak için bir fırsat olduğunu söyledi.

Günlük basın toplantısında Talat'ın 28 Ekim'de ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile yapacağı görüşmeye ilişkin soruları yanıtlayan Ereli, “Biz Kıbrıs Türk toplumu lideri sayın Talat ile düzenli olarak görüşüyoruz. Bu görüşme de Kıbrıs Türk toplumunun görüşlerini Talat'tan dinlemek, karşılıklı çıkarlarımızı ve Kıbrıs'ta Annan planına dayalı barışçı bir çözüm elde etmeye yönelik ortak amacımızı ilgilendiren konuları tartışmak için bir fırsat” dedi.

Washington yönetiminin Talat'ı davet etmesinin, Kıbrıs'ta iki ayrı devlete doğru bir gidiş olarak algılanabileceğinin hatırlatılması üzerine Ereli, bu varsayıma katılmadığını belirterek, “Bizim politikamız değişmedi. Annan planına dayalı bir çözümü destekliyoruz ve iki toplumun liderlerini de bu yönde ciddi, samimi görüşmelere başlamaya çağırıyoruz” diye konuştu.

KKTC'de yayımlanan bir gazetenin, “ABD'nin Talat'ı, adada çözümsüzlük durumunu sürdürmek için seçtiği” yönündeki yorumuna işaret edilmesi üzerine Ereli şunları söyledi:

“Bunun temeli yok. Size dediğim gibi bizim amacımız, politikamız, çözümü desteklemek. Yaptıklarımız da bunun açık bir göstergesi. Talat ile danışma ve görüşmelerimiz bu amaç ve geçmiş uygulamalarla tamamen tutarlı.”

HURRIYET 26/10/05

 

Alman tarihçi: Ermeniler Türkler'i arkadan vurdu



Alman tarihçi, senaryo yazarı ve yapımcı Karl Höffkes, İngiltere'de Ermeni soykırımı iddialarını konu alan, Türkiye karşıtı bir film yapılmakta olduğunu belirterek, ”Birinci Dünya Savaşı'nda Rus ordusuna katılarak Türklere saldıran Ermeniler, şimdi olayları kendilerine mal etmek için çalışıyor” dedi.

Höffkes, 1914-1945 yılları arasında geçen tarihi olaylar konusunda geniş bir film arşivine sahip olduğunu kaydederek, İngiltere'de yapılmakta olan filmin “Türkiye'nin başını ağrıtacağını” söyledi.

“Türkiye'yi asılsız iddialarla köşeye sıkıştırarak bölme ve parçalama niyetindeler” diyen Höffkes, “Birinci Dünya Savaşı'nda Rus ordusuna katılarak Türklere saldıran Ermeniler, şimdi olayları kendilerine mal etmek için çalışıyor. Saldırılar karşısında Türkler, Ermenilere karşı kendilerini müdafaa etmişlerdir” diye konuştu.

Türk-Alman dostluk ilişkilerinin Alman imparatorluğu döneminden, 1915 yılından bu yana sürdüğünü söyleyen Höffkes, Türkiye'nin genç nüfusuyla gelişen bir ülke olduğunu ve AB'ye tam üyelik için ödevlerini yerine getireceğine inandığını belirtti.

Atatürk hayranı olduğunu ifade eden Höffkes, Mustafa Kemal Atatürk hakkında, Türkçe, İngilizce ve Almanca olmak üzere, “Devrimcilikten Devlet Adamlığına” adlı bir belgesel yaptığını kaydetti.

HURRIYET 26/10/05

 

 

İngiltere çözüm için elinden geleni yapıyor

Adada temaslarda bulunan AB dönem başkanı İngiltere'nin başbakan yardımcısı John Prescott, KIBRIS gazetesine Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirerek, İngiltere'nin Kıbrıs'ta çözüm bulunması için çok istekli olduğunu vurguladı:

İngiltere çözüm için elinden geleni yapıyor

ÇÖZÜM İÇİN ÇABA GÖSTERECEĞİZ... KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü'nün sorularını yanıtlayan, Avrupa Birliği dönem başkanı İngiltere'nin başbakan yardımcısı John Prescott, Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde garantör ülke olarak İngiltere'ye özel bir yükümlülük düştüğünü ifade etti. Prescott, İngiltere'nin, Kıbrıslı Türklerle Rumları ortak bir anlaşma konusunda etkilemek için tüm taraflardan daha fazla çaba göstereceğini söyledi

GÜÇLÜKLERE RAĞMEN ÇÖZÜM MÜMKÜN... Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde iki taraf arasında önemli sıkıntıların bulunduğuna işaret eden Prescott, adadaki insanların çözümsüzlükten bir çıkış yolu aradığını ve çözümlenmesi güç sorunların varlığına rağmen adada bir anlaşmaya varılabileceği yönündeki güçlü inancını dile getirdi

 

Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını yürüten İngiltere'nin başbakan yardımcısı John Prescott, Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde garantör ülke olarak İngiltere'ye özel bir yükümlülük düştüğünü ifade ederek, İngiltere'nin, tarafları ortak bir anlaşma konusunda etkilemek için tüm taraflardan daha fazla çaba göstereceğini söyledi.

İngiliz Elçiliği'nin kuzeydeki temsilcilik binasında KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü'nün Kıbrıs sorunundaki son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtlayan Prescott, "AB'de devam eden İngiltere dönem başkanlığı olarak bir rolümüz bulunuyor ve tabii ki, Kıbrıs'ta bir çözüm yönünde devam ettirdiğimiz özel bir bağ var. Bu nedenle, herkes kadar, hatta herkesten daha çok çalışıp, tarafları ortak bir anlaşma konusunda etkileyebileceğimizi göreceğiz" diye konuştu.

Adadaki temasları çerçevesinde her iki toplum lideri ile bir araya gelen Prescott,

görüşmelerinden, Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde önemli sıkıntılar olduğunu gözlemlediğini ifade etti. Ancak Prescott, adadaki insanların çözümsüzlükten bir çıkış yolu aradığı kanısında olduğunu belirterek, Kıbrıs sorununda, çözümlenmesi güç sorunların varlığına rağmen, bir anlaşmaya varılabileceği yönündeki güçlü inancını dile getirdi.

Prescott, iki taraf arasındaki mevcut sorunların karşılıklı anlayış ve diyalog yoluyla aşılabileceğini belirterek, Birleşmiş Milletler tarafından bulunacak bir anlaşmanın, Avrupa Birliği normları çerçevesinde olacağının tüm taraflarca kabul edildiğine de işaret etti.

Adada son yıllarda birtakım olumlu gelişmelerin yaşandığına da dikkat çeken Prescott, iki taraf arasındaki geçişler ve kuzeye yönelik önerilen mali yardım ve doğrudan ticaret tüzüklerine atıfta bulundu.

Süleyman Ergüçlü, İngiltere Başbakan Yardımcısı John John Prescott'a şu soruları yöneltti:

ERGÜÇLÜ: Birleşik Krallığın Başbakan Yardımcısı, yoğun gündeminiz arasında bize bu mülakatı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. İlk olarak bize ziyaretinizin amacından biraz bahsedebilir misiniz?

PRESCOTT: Burada AB dönem başkanlığı adına ve ayrıca İngiltere hükümetinin bir üyesi olarak bulunmaktayım. Ayrıca, bu sabah (dün sabah) Cumhurbaşkanı Papadopulos ile Avrupa topluluğuna yeni katılımlarla ilgili rapor hakkında görüş alışverişinde bulunup, İngiltere Dönem Başkanlığı'nın konuları üzerindeki gelişmelerden bahsettim; İngiltere'nin mali perspektifi, ortak tarım politikası, yapısal fonlardaki değişiklikler... İngiltere dönem başkanlığı sırasında yerine getirmek için aldığımız tüm yükümlülükler... Bu kapsamda, tüm ülkelere ziyaretlerde bulunuyorum. Dün Slovenya'daydım, Kıbrıs'tan Hırvatistan'a geçeceğim ve tüm bu ülkelerle görüş alışverişinde bulunduktan sonra geri dönüp raporumu sunacağım. İngiliz Hükümeti olarak, özel bir yeri ve gelenekleri olan Kıbrıs ile ilgili bu fırsatı değerlendirip aynı zamanda buradaki zorluklar hakkında görüş alışverişinde bulundum. Buraya, Başpiskopos Makarios ile tanıştığım 1959 yılından bu yana geliyorum. O zamanlar seyahat gemisinde garsondum... Buraya duyduğum ilgi nedeniyle de adayı ziyaret etmekteyim.

ERGÜÇLÜ: Her iki tarafın liderleri ile görüştünüz. Eminim ki, Kıbrıs sorunu gündeme geldi. Onlarla görüştükten sonra edindiğiniz izlenimler nelerdir?

PRESCOTT: Tabii ki, adanın bölünmüşlüğü ve nasıl bölündüğü hakkındaki güçlü duyguları göz önünde bulunduruyoruz. Açıkça bugünün insanlarının davranışlarını etkiliyor. Ancak Annan Planı'nın gösterdiği gibi insanların da bu durumdan bir çıkış yolu aradığını her zaman düşünmekteyim. Bunun, çözümlenmesi güç sorunların varlığına rağmen halen mevcut olduğu kanısındayım. İlerlemenin yolu karşılıklı anlayış ve diyalogla mümkün olabilir. Tabii ki şu anda adanın Avrupa Birliği'nde olması, BM tarafından bulunacak bir anlaşmanın AB normları çerçevesinde olacağı tüm taraflarca kabul edilmektedir. Bu da durum ne olursa olsun ilerlemenin tek yoludur. Bu arada, bazı gelişmeler olmaktadır; son yıllarda gelişme gösteren yeşil hattan karşılıklı geçişler, mali yardım ve doğrudan ticaret programı, ki bu konuda adanın kuzeyinde neler yapılabileceği konusunda çalışıyoruz. Tüm bunlar, zorluklara rağmen, toplumlar arasında sağlanacak daha güçlü işbirliği için ileriye yönelik adımlardır.

ERGÜÇLÜ: Türkiye'nin katılım sürecinin bu sorunu nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

PRESCOTT: Bildiğiniz gibi, İngiltere Dönem Başkanlığı olarak, Türkiye ile müzakerelerin başlamasına büyük önem verdik ve bunu başardık. İngiltere'nin Türkiye için çalıştığını düşünenler var, ancak bu AB'nin bir zorunluluğuydu. Eğer Türkiye müzakerelere başlamak istemişse, ki başladı da, biz de İngiltere Dönem Başkanlığı olarak müzakereleri başlatma sorumluluğunu taşıyorduk. Aynı zamanda, Hırvatistan'ı da bu sürece dahil ettiğimizi söylemekten memnuniyet duyuyorum, ancak bunu yarına bırakıyorum. Türkiye'nin AB'ye aday üye ve gümrük birliği üyesi olarak bazı sorumluluklar üstlenmesinin iyi bir etken olduğunu düşünüyorum.

ERGÜÇLÜ: Kıbrıs sorunu hakkında yakın bir gelecekte herhangi bir girişim öngörüyor musunuz?

PRESCOTT: Sanırım bu davada adaleti bulmak ve mümkün olduğu yerde bir anlaşmaya varmak herkesin üzerine düşen bir sorumluluktur. Sizin de bahsettiğiniz gibi devam eden diyalog ve AB'nin bu konudaki arzusu ki, AP Başkanı'nın adaya yaptığı ziyarette de belirttiği gibi, Avrupa'daki insanlar buranın "AB'nin bir parçası olduğunu, bölünmüşlük görmek istemediklerini, çözüm arzuladıklarını" ifade etmiş ve biz de bunun gerçekleştirilmesi için çok çalışacağız.

ERGÜÇLÜ: Birleşik Krallık bu durumda nasıl bir rol üstlenmeyi düşüyor?

PRESCOTT: Sanırım ki garantör güç olmamız bize özel bir sorumluluk yüklüyor. Garantör olarak bir rolümüz var. Burada AB içinde devam eden İngiltere dönem başkanlığı olarak da bir rolümüz bulunuyor ve tabi ki Kıbrıs'ta bir çözüm yönünde devam ettirdiğimiz özel bir bağ var. Bu nedenle, herkes kadar, hatta herkesten daha çok çalışıp, tarafları ortak bir anlaşma konusunda etkileyebileceğimizi göreceğiz.

ERGÜÇLÜ: Sayın Prescott, Kıbrıs Türk lideri sayın Talat'ın yakında Londra'yı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu konuda belirlenmiş olan kesin bir gün veya bu yönde herhangi bir işaret var mı?

PRESCOTT: Şu anda belirlenmiş herhangi kesin bir tarih yoktur. Ancak, başbakanım Kıbrıs'ın içinde bulunduğu durumla aynı konumda olan ülkelerin toplum liderleri hakkında sürekli kendisini bilgilendiriyor. Böyle bir görüşmenin ayarlanmış olması benim için sürpriz olmaz ancak tarih henüz kesin değil.

ERGÜÇLÜ: Kıbrıs Türk halkına nasıl bir mesaj vermek istersiniz? Gelecekten ne beklemeliler?

PRESCOTT: Referandum ile gelecek bir anlaşmanın, Annan Planı ile birlikte Avrupa üyesi olmanın beklentisini de içerdiğini fark ettim. Öyle sanıyorum ki bu olasılık içerisinde adada daha geniş bir refah beklentisi mevcuttu. Aynı zamanda Avrupa kabullendiğimiz ülkeler arasında ayrımcılık yapmadığımıza bağlı olarak Avrupa topluluğu tarafından tanınmışlık istemini de içeriyor. Sanırım ki Kıbrıs adasındaki Türk toplumundaki bireyler, Avrupa Birliği üyeliğiyle gelecek barış ve refaha ulaşmak istiyorlar ve biz de bunu engelleyen güçlüklerin üstesinden gelmek zorundayız. Yardım etmek için de elimizden geleni yapacağız.

KIBRIS 26/10/05

 

Gül ile Talat, ABD ziyareti öncesi değerlendirme yaptı

Türkiye Başbakan Vekili Abdullah Gül ile ABD ziyareti öncesinde istişarelerde bulunmak üzere Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Talat, başbakanlıkta yaklaşık iki saat süren görüşmelerinin ardından basın toplantısı yaptı

Gül ile Talat, ABD ziyareti öncesi değerlendirme yaptı

Türkiye Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs konusunda kapsamlı bir çözüm için adım atma zamanı olduğunu söyledi.

Gül ve ABD ziyareti öncesinde istişarelerde bulunmak üzere Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakanlık'ta yaklaşık iki saat süren görüşmelerinin ardından basın toplantısı yaptı.

Abdullah Gül, Talat'ın ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın daveti üzerine ABD'ye gideceğini belirterek, Talat'ın bundan önce ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Jose Manuel Barosso ile görüşmüş olduğunu hatırlattı.

"Bu ziyaret önemli bir ziyarettir, ümit ederiz önemli gelişmeler olacaktır" diyen Gül, Kıbrıs Türk tarafının adada kapsamlı bir çözüme ulaşılması için elinden geleni yaptığını kaydetti.

Gül, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Annan Planını referandumda reddetmesiyle önemli bir fırsatın kaçırıldığına da işaret ederek, "Şimdi kapsamlı çözüm için yeni adımlar atma zamanıdır" diye konuştu.

BM Genel Sekreteri'nin bu yöndeki adımlarının BM ve AB üyeleri tarafından desteklenmesi gerektiğini ifade eden Gül, "Yoksa bu konu kronik bir problem olarak durmaya devam edecektir ve birçok stratejik konuları gölgeleyen bir husus olacaktır. Ümit ediyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanı'nın ziyareti bu konuda önemli adımların atılmasına vesile olacaktır" dedi.

Talat: Rice'ın daveti önemli bir adım

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın davetinin KKTC'ye yönelik izolasyonların kaldırılması doğrultusunda önemli bir adım olduğunu söyledi.

Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmeden önce istişarede bulunmanın çok yararlı olduğunu belirten Talat, "Kıbrıs Türk tarafı olarak ve Türkiye olarak kapsamlı çözümü öne çıkarmak ve Kıbrıs sorununu kapsamlı bir çözüm ile sona erdirmek hedefindeyiz. Bunun için üzerimize düşenleri yaptık ve yapmaya devam ediyoruz" dedi.

"BM'nin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakereleri yeniden başlatmak gibi bir görevle karşı karşıya olduğunu" söyleyen Talat, Kıbrıs Rum tarafının, sorunun giderilmesi konusunda gerekli tutumu belirleyerek masaya gelmesi için BM'nin aktif çalışması gerektiğine inandıklarını ifade etti. Talat, "Tek tek ülkelerin, özellikle de süper güç olarak ABD'nin bu çalışmada önemli rolü olduğunu ve bu konuda harekete geçmesi gerektiğine inandıklarını" kaydetti.

Talat, şöyle devam etti:

"Bu ziyarette bu düşüncelerimizi ortaya koyacağız ve tabii ki kapsamlı bir çözümün yerini tutmayacağını bildiğimiz halde, kapsamlı bir çözüm bulunmasına katkıda bulunacak izolasyonların kaldırılması konusunda da çalışacağız, ısrarlı olacağız. İzolasyonların kaldırılması stratejik açıdan sorunu çözecek önemli adımlardan bir tanesidir. Aslında ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın daveti de izolasyonların kaldırılması doğrultusunda önemli bir adımdır, önemli bir girişimdir. Bu ziyaretin özellikle izolasyonlar, onunla bağlantılı olarak da, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne katkıda bulunacak bir ziyaret olacağına inanıyoruz."

KIBRIS 26/10/05

Yardım edin yoksa PKK'lı olacaklar...



Hafta sonu bir mesaj aldım Dr. Muzaffer Çetingüç yollamış. Benim gibi başkalarına da iletmiş. Çok etkileyici olduğu için, köşeme alıyorum...
Mesaj aynen şöyle:
"Görev yaptığım ilçe 64 köyü, 27 mezrası ve 5 mahallesi olan gelişmemiş iri yapılı bir köy.
Aşiret hegemonyası hüküm sürmekte olduğundan halkı fakir, yoksul ve zavallı... Okullar harap, öğrenciler yarı çıplak, ayaklarında terlik bakımsız, mutsuz ve umutsuz halde.
Görev yapığım birliğin çöpünü karıştırarak karınlarını doyuruyor. Ve bulabildikleri yemek artıklarının bir kısmını da poşetlere koyup evlerinde umutsuzca bekleyen ailelerine götürüyorlar. Onlara bakarken bizlerin utanması gerekirken tam tersi oluyor onlar bizden utanıyorlar.
Samimiyetimle ifade edeyimki bu anlattığım bir masal değil burada yaşananlardan sadece bir örnek. Bu bölgede terör mevcut ve var olan bir gerçek.
Halkın büyük bir çoğunluğu şimdilik teröre destek vermiyor. Ama bu yoksulluk içinde nereye kadar. Bilemiyorum. Yarınlardan çok endişeliyiz!
Gelin bu çocuklara sahip çıkalım. Biz sahip çıkmazsak başkaları sahip çıkmak için her an göreve hazır bekliyor. Buralarda çocukların yarım kalmış ve kullanılmış kurşun kaleme bile ihtiyacı var. Yardımlarınızı bekliyoruz.

Hakan EROĞLU
Piyade Binbaşı, 1'nci Hudut Tabur Komutanlığı
Çaldıran / VAN
Cep :05426457771
İş :04324122087 // 04324122487// 04324122007
E-Mail: hakaneroglu23@mynet.com "

Bu çağrıya yanıt vermeyecek misiniz?
Büyük laflar edip, PKK ile ilgili açıklamalar yapıp kendisini göstermeye çalışanlara sesleniyorum: Önce işin temelinden başlayalım. Önce evimizin önünü temizleyelim, sonra anayasayı değiştiririz.

* * *

MEHMET ALI BIRAND – MILLIYET 25/10/05

 

 

Türkiye Başbakan Vekili Abdullah Gül, KKTC'nin eski cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanlarını eleştirdi: Gül'den geçmişe taş

KİMSE ONLARI MUHATAP ALMADI... Gül: KKTC'nin bundan önceki cumhurbaşkanları, dışişleri bakanları kimlerle görüşmüş, kimler onları muhatap almış? Yok... Ama şimdi ABD, İngiltere, Rusya dışişleri bakanları, AB'nin en üst seviyedeki yetkilileri, KKTC'nin cumhurbaşkanı, dışişleri bakanını muhatap almakta, kabul etmekte, oturmakta resmi görüşmeler yapmaktadır

Türkiye Başbakan Vekili Abdullah Gül, KKTC'nin bundan önceki yöneticilerini eleştirerek, "KKTC'nin bundan önceki cumhurbaşkanları, dışişleri bakanları kimlerle görüşmüş, kimler onları muhatap almış? Yok... Ama şimdi ABD, İngiltere, Rusya dışişleri bakanları, AB'nin en üst seviyedeki yetkilileri, KKTC'nin cumhurbaşkanı, dışişleri bakanını muhatap almakta, kabul etmekte, oturmakta resmi görüşmeler yapmaktadır" dedi.

Gül, "Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanıyacakmış..." gibi sözlerin inandırıcılığı olmayan kasıtlı propagandalar olduğunu söyledi.

Gül, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 3 Ekim'de AB ile müzakerelere başlamasının sadece ülke için değil, tüm dünya için önemli olduğuna dikkati çekti.

Bugün gelinen noktada Türkiye ile KKTC'nin ilişkilerinin devam ettiğini ve devam edeceğini dile getiren Gül, "Ancak bu yalanlar devam etmektedir" dedi.

"Yanlış enformasyon"

Yanlış bilgilendirmenin Kıbrıs konusunda da yapıldığını ifade eden Gül, "Kıbrıs'tan Türk askeri çekildi. Kıbrıs'tan topraklar verildi. Kıbrıs'ta bazı anlaşmalar yapıldı ve Kıbrıs'taki bazı hak ve hukuklarımızdan vazgeçtik" gibi söylemlerin doğru olmadığını da vurguladı. Abdullah Gül, "AK Parti iktidarından önce KKTC'de olmayan şeyler bugün olmaktadır" dedi.

Abdullah Gül, konuşmasında, KKTC ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmeler hakkında örnekler de verdi. Gül, şöyle konuştu:

"KKTC'nin bundan önceki Cumhurbaşkanları, dışişleri bakanları kimlerle görüşmüş, kimler onları muhatap almış? yok... Ama şimdi bakın ABD, İngiltere, Rusya dışişleri bakanları, AB'nin en üst seviyedeki yetkilileri, KKTC'nin cumhurbaşkanı, dışişleri bakanını muhatap almakta, kabul etmekte, oturmakta, resmi görüşmeler yapmaktadır. Bırakın bunları, daha önce KKTC'nin temsilcileri hangi günlere davet edilmişti? Sizler de gidiyorsunuz davetlere...ABD'nin İngiltere'nin ya da başka bir ülkenin günlerinde KKTC'nin temsilcisini görmüyor musunuz? KKTC'ye heyet gider miydi? Heyet sadece Türkiye'den giderdi. Ama şimdi ABD kongre heyeti, Kırgız Parlamento heyeti ve işadamları da gitti."

"KKTC'nin yaşam standardı yükseldi"

Başbakan Vekili Abdullah Gül, KKTC'nin yaşam standardının da yükseldiğine işaret ederek, yaşanan ekonomik gelişmelerden örnekler verdi.

KKTC'de kişi başına düşen milli gelirin 2004'te 7 bin 350, 2005'te ise 7 bin 700 dolara çıktığını belirten Gül, büyümenin ise 2002'de yüzde 6.9, 2004'te ise yüzde 10 olduğunu kaydetti. Gül, geçen yıla göre KKTC'de inşaatların yüzde 30 oranında arttığını belirtti. KKTC turizminde de olumlu gelişmeler yaşandığına işaret eden Gül, 2001'de 93 bin, 2004'te ise 271 bin kişinin turist olarak gittiğini söyledi. KKTC'de 5 yıldızlı otellerin arttığını da belirten Gül, KKTC'de her iki kişiye bir otomobil, her bin kişiye de bin 9 telefon düştüğünü bildirdi.

"Bütün bunlar oluyorsa demek ki KKTC'de işler iyi gidiyor demektir" diyen Gül, oluşabilecek problemleri çözmek için gece gündüz çalışmaları gerektiğini söyledi.

KIBRIS 26/10/05

 

Talat ABD’den destek istedi

Washington’da bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Amerikan yönetiminden Kuzey Kıbrıs’ta temsilcilik açmaları için başka ülkeleri teşvik etmelerini istedi.

 

NTV

Güncelleme: 19:57 27 Ekim 2005 Perşembe

WASHINGTON - İki düşünce kuruluşunun ortaklaşa düzenlediği toplantıda konuşan Talat, Amerikan yönetiminin bazı önemli adımlarına rağmen, izolasyonun kalkması yönünde henüz somut adım atmadığına dikkat çekti.

Kıbrıs’ta nihai amaçlarının çözüm olduğunu ve izolasyonunun kaldırılmasının bu yönde bir adım niteliğini taşıdığını söyleyen Talat, Amerikan yönetiminden doğrudan uçuşlar ve Kuzey Kıbrıs’ta temsilcilik açılması konusunda başka ülkeleri teşvik etmesini istediklerini anlattı. Talat Washington’a Kıbrıs sorununun çözümüne dönük görüşmelerin yeniden başlaması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde nüfuzunu kullanması çağrısı da yaptı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, yarın Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleeza Rıce’la bir araya gelecek.

 

Talat'ın ABD ziyareti başladı

AA - İSTANBUL/WASHINGTON - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın davetlisi olarak Washington'a giderken ev sahibinden 'Kıbrıs politikamız değişmiyor' mesajı geldi. Talat ziyareti tecridin kaldırılması yönünde önemli bir adım olarak değerlendirse de Washington'dan bu yönde bir jest beklenmiyor.
ABD Dışişleri sözcüsü Adam Ereli, temasları "Annan Planı'na dayalı çözüme yönelik ortak konuları tartışmak için iyi bir fırsat" diye niteledi. Ereli, davetin Kıbrıs'ta bölünme yolunun açılması olarak algılanabileceğine dair soruya, "Politikamız değişmedi. Annan Planı'na dayalı bir çözümü destekliyoruz ve iki toplumun liderlerini de bu yönde ciddi, samimi görüşmelere başlamaya çağırıyoruz" yanıtını verdi.
Talat ise, Washington'a hareketi öncesi ziyaretin tecridin kaldırılması yönünde önemli bir adım olduğunu söyledi. Ancak Talat, "Temel hedefimiz çözümdür. İzolasyonların kaldırılmasının çözüme katkı yapacağına inanıyoruz. Bu hedefi kesinlikle değiştirmiyoruz." diye konuştu. ABD Kongre üyelerini ziyaret edip Harvard Üniversitesi'nde konferans verecek olan Talat, pazartesi New York'ta görüşeceği BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a yeni girişim başlatması talebini yineleyecek.

RADIKAL 27/10/05

 

Eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş: Ek Protokol TBMM'de onaylanırsa Türkiye Kıbrıs'ı müdafaa edemez

Eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Türkiye, ek protokol TBMM'de onaylanırsa Kıbrıs'ı müdafaa edemez" dedi, Türkiye karşı karşıya kaldığı badireden kurtulmak isterse TBMM'nin ek protokolü onaylamaması gerektiğini söyledi.

Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türklerle anlaşmaya yanaşmayanın Rum halkı olduğunu, liderlerin değişmesinin bir fark yaratmadığını anlatarak, bugüne dek söylediklerinin doğru çıktığını, şimdi söylediklerinin doğru çıkmaması için Allah'a dua ettiğini belirtti. Denktaş, "Bu yolla gidilirse Kıbrıs'ın kaybedileceğini, Türkiye'nin de parçalanacağını" savundu.

AB'nin hukukun üstünlüğüne çok önem verdiğini söyleyen bir kurum olduğunu kaydeden Denktaş, Kıbrıs'ta 16 günlük bebekleri gömen eli kanlı idareyi "meşru hükümet" diye tanıyıp Türkiye'ye "üye olmak istersen bunu tanıyacaksın" diyen AB için Kıbrıs Türkü'nün önemli olmadığının görüldüğünü belirtti.

Denktaş, Türkiye'nin şartlardan birçoğunu kabul etmeyeceğini bildiği halde "Türkiye bize lazımdır, kaçırmayalım, üye olmasın ama bizim limana demir atsın" diyen AB'ye karşı Türkiye'nin elinde bir güç bulunduğunu, müzakereleri erteleyerek AB'yle pazarlık yapabileceğini kaydetti.

Türk basınının ve hükümetinin Türk milletine gerçekleri söylemediğini savunan Denktaş, "Biz gerçekleri görüp ateş üstünde oturuyoruz" dedi.

Denktaş'ın Taşucu'ndan

gelen konukları

Eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Taşucu Belediye Başkanı Ali Şahin ve Taşucu Eğitim ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Arslan Eyce ile beraberindekileri kabul etti.

Konuklar, ziyaret sırasında 1. cumhurbaşkanı Denktaş'a plaket ve bazı hediyeler takdim etti. Plaketin üzerinde Denktaş'ın emperyalist güçlere karşı Atatürk'ün ulusal bağımsızlığını ilke edinmiş, Londra ve Zürih Anlaşmaları'ndan taviz vermemiş bir lider olduğu belirtilen bir yazı da yer aldı. Yazıda, Denktaş'ın yaşamı boyunca Kıbrıs Türk halkının tam bağımsızlığı ve mutluluğu için mücadele vermiş öncü bir lider olduğu belirtildi.

Taşucu Belediye Başkanı Ali Şahin de 9 Ekim'de Milli Piyango'nun çekilişinin Taşucu'nda yapılacağını belirterek, düzenlenecek etkinliğe Denktaş'ı davet etti.

Eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, heyetle görüşmesinde, 12 Mayıs'ta Taşucu'nda Atatürk'ün evinin açılışına katılarak konuşma yaptığını belirtti. Gençlerin Atatürk'ün Nutku'nu ve "Şu Çılgın Türkler" kitabını okumalarını tavsiye eden Denktaş, o gün Taşucu'nda hem halkoyunları sahneleyen hem de mini etekle modern dans gösterisi yapan gençleri gördüğünü, "Atatürk'ün de memnun ve gururla gülümsediğini" söyledi. Türkiye'de Atatürkçü bir nesil yetiştiğini kaydeden Denktaş, üniversitelerin özerkliğine dokunulmaması dileğinde bulundu.

"Müslümanlık kıyafette

değil kalptedir"

Türkiye'nin bir yol ayrımına getirildiğini, ya Atatürk'ün ya da Arabistan ve İran'ın yolunun seçileceğini kaydeden Denktaş, "Eminim ki Atatürk yolunda devam edilecektir" dedi. Gençlerin Müslümanlığı örtünmekte aramaktan vazgeçmesini de isteyen Denktaş, "Müslümanlık kıyafette değil, kalptedir, içtedir" dedi ve gençlere Kur'an-ı Kerim'i okumalarını da önerdi.

AB'nin Türkiye'yi tam üyelikle istediğini, ama ucu açık bir görüşme süreci öngörüldüğünü kaydeden Denktaş, Türkiye'nin önüne konulan şartların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Türkiye'nin şartları pazarlık etmesi gerektiğini belirten Denktaş, şöyle konuştu:

"Mademki beni istiyorsun o halde şartlarımı erkekçe pazarlık ederim. Ama o pazarlık geçmişte yapılmalıydı. 'Giriş belgesi' dedikleri belge AB'nin şartlarıdır. Ve AB diyor ki 'biz sizi davet etmedik, siz istediniz üyemiz olmayı. Bu şartları ya kabul edersiniz ya etmezsiniz' Türkiye bununla karşı karşıyadır. Eksiklik aksaklık nedir, bunları basın ve hükümet Türk milletine duyurmuyor. 'Biz yaptık oldu'ya gidiyor.

Ve şimdi ek protokol vardır. Ek protokol parlamento tarafından onaylandığı takdirde Türkiye Kıbrıs'ı müdafaa edemez. Meğerki yeni bir savaşı göze alsın herkese karşı. Olacak iş değildir. Türkiye'yi bu badireden kurtarmak için TBMM, 'Bizim meclisimizin kararları vardır. İki devlet arasında ortaklık kurulur. Biz Rum devletini tanımıyoruz, bu ek protokolü de tanımıyoruz' demek suretiyle Türkiye'yi bu badireden kurtarabilir. Türkiye'nin müzakereleri 6 ay 1 sene ertelenebilir. Zaten önünüzde 20 yıl var. O erteleme zamanında pazarlığınızı yaparsınız. Daha birçok pazarlık yapılması lazımdır. 'Ermeni soykırımını tanıyın' diyor size. Bunları Türk milleti nasıl kabul edecek?"

Eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görevinin gerçekleri söylemek olduğunu belirterek, Allah'tan başka korkusu olmadığını ifade etti.

Kıbrıs Türk halkının "yılgın" değil özellikle gençlerin "şaşkın" olduğunu belirten Rauf Denktaş, Türkiye'nin Annan Planı'nı kabul etmek ve ettirmekle Kıbrıs'tan vazgeçtiğini, vazgeçmek için zemin hazırladığını düşünenler bulunduğunu söyledi.

"Kalk borusu çalarsa

bu millet yine ayaktadır"

Kıbrıs'ta iki halkın varlığına dayanan dengenin varılacak anlaşmada kaale alınması gerektiğini vurgulayan Denktaş, "Annan Planı ile bunu ortadan kaldıranlar şimdi ne yapacak bilemiyorum ama halkımıza verdikleri 'Kıbrıs bizim için önemlidir' sözüne güveniyoruz. Merak etmeyin 'kalk borusu çalarsa' bu millet yine ayaktadır" dedi.

Rauf Denktaş, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı "Cumhurbaşkanı" olarak davet etmeyen ABD'nin bundan utanç duyması gerektiğini belirterek, Talat'ı cumhurbaşkanı sıfatıyla davet etmeyen ABD'nin Rumlara "sen Türklerin hükümeti değilsin" deme fırsatını kaçırdığını, kendisinin de "Cemaat Lideri" olarak daha önce davet edildiğini kaydetti.

Kıbrıs Türk tarafından daha da taviz beklenmesinin utanç verici olduğunu söyleyen Denktaş, ABD'nin adadaki 42 yıllık haksızlığı sürdürmek istediğini, Kıbrıslı Türklerin Rumlara yamalanmak istendiğini anlattı.

Egemenlik ve devleti koruyacağına dair yemin eden Cumhurbaşkanı Talat'ın taviz verme hakkı bulunmadığını kaydeden Denktaş, uzlaşmazın kendisi değil Rumlar olduğunu iktidara gelince anlayanların büyük bir adım attığını söyledi.

1.Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumlara taviz vermekle hiçbir yere gidilemeyeceğini vurgulayarak, konfederasyon ve AB içinde birleşmeyle çözüm olabileceğini ifade etti.

"Prescott özür dilemeli"

Denktaş, Taşucu'ndan gelen heyetle görüşmesi sırasında gazetecilerin soruları üzerine, Kıbrıs sorununun çözümü için İngiltere'den medet umanların hayal âleminde yaşadığını belirterek, İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott'un Türkiye'den "işgalci" olarak söz etmekle ayıp ettiğini vurguladı ve Prescott'u Türkiye'den özür dilemeye çağırdı.

Denktaş, İngiltere'nin Kıbrıs meselesinin halledilmemesi için ta başından beri Makarios ve diğer eli kanlıları hükümet olarak tanıdığını belirterek, üsleri Güney'de olduğu için bu tutumdan vazgeçmek niyetinde de olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ABD ziyaretiyle ilgili soruyu yanıtlayan Denktaş, Talat'ın ABD'de sıkı durmasını, katiyen taviz vermemesini istedi. "Zannederim öyle yapacak" diyen Denktaş, Talat'ın ABD'ye davetinin altında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'tan ricası bulunduğunu kaydetti.

"Anlaşmaya yanaşmayan

Papadopulos değil Rum halkıdır"

Denktaş, özetle şöyle konuştu:

"ABD, AB, İngiltere ve bizim liderler bir yanlış yapıyor. 'Papadopulos'la anlaşma olmaz' diyorlar. Papadopulos izlediği siyaset ve hayırıyla halkının yüzde 88'inin desteğini almaktadır. 'Rum halkıyla anlaşma olmaz' gerçeğini artık söyleyelim. Rum halkı anlaşmaya yanaşmıyor. 'Kuzey benimdir' diyor. Anlaşma Makarios, Kiprianu, Vasiliu, Klerides'le de olmadı. 'Şu gitsin de bu gelsin' diye umut etmesinler. Bir anlaşmanın iki halk arasında olacağını bilsinler."

"Söylediklerim hep doğru

çıktı. Şimdi dua ediyorum"

Rauf Denktaş, şimdiye dek söylediklerinin doğru çıktığını, şimdi söylediklerinin ise doğru çıkmaması için Allah'a dua ettiğini belirterek, "Kıbrıs'ı eğer bu yolla gidersek kaybedeceğiz Türkiye bu yolda devam ederse ve AB'nin önüne koyduğu şartlar nedeniyle ayağa kalkmazsa parçalanacak. Allah korusun ve Allah beni affetsin. İnşallah söylediklerim çıkmaz ve çıkmayacak. Çünkü burada biz gençliği ayağa kaldıracağız, başka çaremiz yok" diye konuştu.

Denktaş, 29 Ekim kutlamaları nedeniyle düzenlenecek bir etkinliğe katılmak üzere bugün Almanya'ya gideceğini de söyledi.

KIBRIS 27/10/05

 

Ali Erel, dedikodu ve çamur atma yerine, fikir üretmelidir

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Ticaret Odası Başkanı Ali Erel'in, kendisini, hükümeti ve CTP ile CTP yetkililerini hedef alan açıklamalar yaptığını söyleyerek, "Dedikodu değil, çamur atma değil, fikir üretmelidir" dedi.

Ülkede statükoyu savunanların önce "aday olmayacağım," sonra da "gösterilen rağbet ve istek üstüne aday oldum" dediklerini kaydeden Başbakan Soyer, Erel'in de kendi statükosunu korumak için aynı yolu izlediği görüşünü belirtti.

Başbakan Soyer, hükümetin her zaman tüm işadamlarına eşit mesafede durduğunu belirtti.

Soyer, Bakanlar Kurulu'na girerken, Ticaret Odası'nın Genel Kurulu'na yönelik iddiaların hatırlatılması ve görüşlerinin istenmesi üzerine yaptığı açıklamada, konuyla ilgili olarak bugüne kadar gerek partilerin gerek Oda yetkililerinin hedefi olduğunu belirtti.

Bugüne kadar açıklama yapmak istemediğini, fakat sorulduğu için açıklama yaptığını ifade eden Başbakan Soyer, açıklama yapmak istememelerinin, yapay bir şekilde hükümetin, başbakanlığın ve partisinin olayın tarafı yapılmak istenmesinden kaynaklandığını dile getirdi. Soyer, kendilerinin, sivil toplum örgütlerine saygılarından dolayı hiçbir zaman taraf olmak istemediklerini belirterek, "Ama bizim adımızı kullanarak, kendilerini var etmeye çalıştılar" dedi.

Ticaret Odası Başkanı Ali Erel'in, kendisini, hükümeti, CTP ve CTP yetkililerini hedef alan açıklamalar yaptığını söyleyen Başbakan Soyer, şunları kaydetti:

"Çirkin, dedikoducu bir üslupla, sözde partimizin içini karıştırmaya çalışan bir nokta üstünde durdu. Erel'in bu tavrından son derece üzüldüm. Çünkü, kendisini, AB değerlerini savunan birisi olarak bilirdim. AB değerleri kağıt üzerindeki değerler değildir. AB kültürü, demokratik bir kültürdür.

Avrupai düşüncede olmalı

Ünlü şair Abdülhak Hamit Tarhan şöyle der: 'Bizim millet söylemez, söylenir. Yani siyasette, fikir dünyasında düşünce üretmez, dedikodu yapar, çamur atar. Ve çamur atarak siyaset yapacağını zanneder.'

Bu yıllar öncesinden, Türk toplumunun maalesef gerilemesini getiren, kısır düşünceyi ve polemiği getiren yanlış bir uygulamadır. 21. yüzyılın eşiğinde ne Kıbrıs Türk halkı, ne Türkiye'deki insanlar, Tarhan'ın sözlerini kabullenemez; onun için 'Özgür Ticaret Odası' diye yola çıkan Sayın Erel, Avrupai düşüncede olmalı, söylenmemeli, söz söylemelidir. Yani program, düşünce, felsefe, ortaya koymalıdır. Dedikodu değil, çamur atma değil, fikir üretmelidir."

Ülkede statükoyu savunanların, önce "aday olmayacağım," sonra da "gösterilen rağbet ve istek üstüne aday oldum" dediklerini kaydeden Başbakan Soyer, Erel'in de, kendi statükosunu korumak için aynı yolu izlediği görüşünü belirtti.

Soyer, "sahneye tekrar dönmeye karar veren Ali Erel, döner dönmez ne gariptir, dünkü statükocuların yaptığı gibi, doğrudan doğruya CTP'ye, onun değerlerine ve hükümete saldırarak, bir ötekini düşman ilan etmeye kalktı" dedi.

"Metodu kullananların başına gelir"

Başbakan Soyer, hükümetin, Ticaret Odası'ndaki tüm işadamlarına eşit mesafede olduğunu, gerek Erel listesindeki gerek diğer listedeki isimlerle her zaman iyi ilişkiler içinde olduklarını kaydetti ve şöyle dedi:

"Başkalarını suçlayarak, çamur atarak bir yere gitmek isteyen her statükocunun uğradığı, bu metodları kullananların da başına gelir.

Son derece üzüldüm. Bu memlekette dedikodu ve fısıltı yaparak siyaset üretme kültürünü, artık AB değerleriyle değiştirelim."

KIBRIS 27/10/05

 

Papadopulos hayal peşinde

OLMAYACAK HAYAL... Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetiminin tutumunun herkesçe bilindiğini ve bu tutumun dünyada rağbet görmediğini belirterek, "Sayın Papadopulos'tan nedamet dilenecek değiliz. Kıbrıs'ın bütününde egemenliğini yayma hedefi peşinde koşacaksa kendi bileceği iştir; o hiçbir zaman olmayacak. Hiçbir zaman olmayacak bir hayal peşinde koşmaya devam edecek. Bu yüzden biz doğru bildiğimiz, doğru olduğuna inandığımız yolda devam edeceğiz" dedi

BM DAHA FAZLASINI YAPABİLİR... BM'nin yapabileceğinden daha az şeyler yaptığını söyleyen Talat, bunları Genel Sekreter Annan'dan talep edeceklerini kaydetti. Talat, Genel Sekreter'in BM Güvenlik Konseyi'nde görüşülmek üzere sunduğu bir raporu olduğunu ve bu raporun görüşülmediğini, tavsiyelerin hayata geçirilmediğini, dolayısıyla BM'nin yapabileceğinin azamisini yapamadığını söyledi

MÜZAKERELER BAŞLAMALI... KKTC halkının, ortaya koyduğu irade ile kanıtladığı duruşunun Kıbrıs'ın birleştirilmesi ve Kıbrıs sorununun çözümü yönünde olduğunu yineleyen Talat, BM Genel Sekreter Kofi Annan gözetiminde müzakerelerin yeniden başlaması ve Kıbrıs sorununun çözümü üzerinde durduklarını, bu yolda izolasyonların kaldırılmasının da çözüme yardımcı olacağını söyledi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat "Sayın Papadopulos Kıbrıs'ın bütününde egemenliğini yayma hedefi peşinde koşacaksa kendi bileceği iştir; o hiçbir zaman olmayacak Hiçbir zaman olmayacak bir hayal peşinde koşmaya devam edecek" dedi.

Washington'a hareketinden önce İstanbul Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Talat, Amerika'ya gidişinin amacının Kıbrıs Türk politikasını ortaya koymak olduğunu söyledi.

KKTC halkının ortaya koyduğu irade ile kanıtladığı duruşun Kıbrıs'ın birleştirilmesi ve Kıbrıs sorununun çözümü yönünde olduğunu yineleyen Talat, BM Genel Sekreter Kofi Annan gözetiminde müzakerelerin yeniden başlaması ve Kıbrıs sorununun çözümü üzerinde durduklarını, bu yolda izolasyonların kaldırılmasının da çözüme yardımcı olacağını söyledi.

"İzolasyonların kaldırılması, çözümün alternatifi değildir. Temel hedefimiz çözüm olmaya devam etmektedir. İzolasyonların kaldırılmasının çözüme birçok yerden katkı yapacağına inanıyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Talat, bunları Amerika'ya yapılan ziyarette anlatacağını, Kofi Annan'ın Rum tarafından plandaki değişiklik isteklerini net şekilde talep etmesi ve müzakerelerin yeniden başlaması talebinde bulunacaklarını söyledi.

Referandumdan sonra bir buçuk yıl geçmesine rağmen izolasyonların kaldırılması adına somut adımların gerçekleşmediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Talat, buna karşın KKTC'nin geçmişe oranla daha iyi durumda olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Talat, KKTC yöneticilerinin artık muhatap kabul edildiğini, uluslararası alanda görüşmeler yapabildiklerini ve Kıbrıslı Türklerin düşünce ve görüşlerini ifade edebildiklerini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı'nın davetlisi olarak yapacağı ziyaretin ABD'nin Kıbrıs sorununun çözümünde kararlı olduğunu gösterdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, bütünlüklü, siyasi eşitliğe saygılı ve Annan Planı temelinde bir çözüm istediklerini belirterek, Amerika ziyaretinde bunları dile getireceklerini kaydetti.

Olmayacak hayal

Cumhurbaşkanı Talat, bir soruya karşılık, Rum yönetiminin tutumunun herkesçe bilindiğini ve bu tutumun dünyada rağbet görmediğini belirterek şöyle dedi:

"Sayın Papadopulos'tan nedamet dilenecek değiliz. Kıbrıs'ın bütününde egemenliğini yayma hedefi peşinde koşacaksa kendi bileceği iştir; o hiçbir zaman olmayacak Hiçbir zaman olmayacak bir hayal peşinde koşmaya devam edecek. Bu yüzden biz doğru bildiğimiz, doğru olduğuna inandığımız yolda devam edeceğiz."

"BM yapabileceğinden

az şey yaptı"

Başka bir soruya karşılık Cumhurbaşkanı Talat, BM'nin yapabileceğinden daha az şeyler yaptığını söyledi ve bunları Genel Sekreter Annan'dan talep edeceklerini kaydetti. Talat, Genel Sekreter'in BM Güvenlik Konseyi'nde görüşülmek üzere sunduğu bir raporu olduğunu ve bu raporun görüşülmediğini, tavsiyelerin hayata geçirilmediğini dolayısıyla BM'nin yapabileceğinin azamisini yapamadığını söyledi.

"İstediğimiz, kısıtlamaların

eş zamanlı kaldırılmasıdır"

Cumhurbaşkanı Talat başka bir soruya karşılık, KKTC üzerindeki izolasyonun, Rum tarafına uygulanan kısıtlamalarla eşzamanlı kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek şunları kaydetti:

"Biz Türkiye'nin limanlarını açmasına karşı değiliz. Ancak Türkiye limanları açarken Kıbrıslı Türklerin limanları da açılmalı, Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonlar da kaldırılmalıdır. Yani yine geliyoruz Sayın Gül'ün yaptığı izolasyonların bütünüyle kaldırılması önerisine Bu öneriyi destekliyoruz, bu öneri doğru olan öneridir. İzolasyonların sürdürülmesi politikası sürdürülebilir değildir, Türkiye'nin limanlarını açmayacağı ısrarı Kıbrıslı Türklere yönelik kısıtlamalar nedeniyledir. Kıbrıslı Türklerin kısıtlamaları ile birlikte, Türkiye elbette limanlarını açacaktır. Biz buna karşı değiliz, ama kararı da tabii Türkiye verecektir, o bizim karar yetkimizde değildir.

KIBRIS 27/10/05

 

Talat Rice’yla bir araya geldi

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Rice ile bir araya geldi. Talat-Rice görüşmesi Kıbrıs Türk tarafıyla ABD yönetimi arasında 14 yıldır yapılan en üst düzey diplomatik temas niteliğini taşıyor.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 21:43 28 Ekim 2005 Cuma

WASHINGTON - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile bir araya geldi. Yarım saat kadar süren görüşmenin ardından bir açıklama yapan Kuzey Kıbrıs Türk Cuumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, görüşmenin çok iyi geçtiğini söyledi. Amaçlarının Kıbrıs’ın birleşmesi olduğunu söyleyen Talat, ABD’ye somut bir adım önermediğini dile getirerek, “Masada Annan Planı var. Eğer taraflardan biri değişilik istiyorsa bunu önermeli” dedi.

KKTC CumhurbaşkanıMehmet Ali Talat, ABD’den, Kıbrıs Türklerinin izolasyonunun kaldırılması yönündeki adımlarını devam ettirmelerini ve başka ülkelerle uluslararası kuruluşları da bu yönde cesaretlendirmelerini istediğini söyledi.
Görüşmeden sonra bakanlık önünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, “Çok iyi bir toplantı oldu. Bütün düşüncelerimizi, sizlerin de çok iyi bildiği, sık sık ifade ettiğimiz düşüncelerimizi tekrarladık. Son derece yararlı bir görüşme oldu” dedi.

 

Mehmet Ali Talat, “Özellikle hedefimizin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu, Kıbrıs’ı yeniden birleştirmek istediğimizi, çözümün yerini hiçbir şeyin tutmayacağını ifade ettik. İzolasyonların kaldırılmasını istedik. Ancak izolasyonların kaldırılmasını istememizin temel nedeninin, Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu gerekçeleriyle ifade ettik. ABD’nin bugüne kadar yaptığı açılımları artırarak sürdürmesini talep ettik. Son derece iyi karşılandık” diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, ABD’den daha fazla adım beklenip beklenmediği yönündeki bir soru üzerine, ABD’nin tutumunun zaten belli olduğunu ve kendisinin Washington’a davet edilmesinin de bunun bir göstergesi olduğunu söyledi. ABD’nin, Kıbrıs’ta çözüm yönünde yeni bir girişim içinde olup olmayacağı sorusuna karşılık Talat, “Yeni plan ABD’nin işi değil, BM’nin işi” yanıtını verdi.
Rice ile görüşmesini “verimli ve yapıcı” olarak niteleyen Talat, ABD’den somut bir talepte bulunmadıklarını, ancak genel olarak bugünkü çizginin, politikaların bundan sonra da devam etmesini istediklerini kaydetti.

MASADAKİ TEK PLAN
Talat, Kıbrıs konusunda çözümde kararlı olduklarını belirterek, “Bizim için nihai hedef, çözüm. ABD, başka ülkeleri ve uluslararası kurumları da daha fazla adım atma yönünde cesaretlendirmeli” diye konuştu. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “Annan planı, masadaki tek plan” dedi ve bir Yunan gazetecinin “şu anda olduğu haliyle mi?” sorusu üzerine de, “Elbette, olduğu gibi. Eğer bir taraf değişiklik istiyorsa öneride bulunmalı. Biz Kıbrıs Türkleri olarak planı
onayladık” dedi.

Talat’tan İngiltere’ye ‘işgal’ tepkisi

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, İngiltere Başbakan Yardımcısı Prescott’un, Kıbrıs’ın Türkiye’nin yasadışı işgali altında olduğu yolundaki sözlerine, “Kıbrıs’ta garantör bir ülkenin başbakan yardımcısı böyle diyorsa, sorunu bilmiyor demektir” cevabını verdi.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 03:04 ET 28 Ekim 2005 Cuma

WASHINGTON - KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişlerı Bakanı Condoleezza Rice ile yapacağı görşme için Washington’a geldi.

 

Talat’a, İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott’un, “Kıbrıs’ın Türkiye’nin yasadışı işgali altında olduğu” yolunda sarfettiği sözleriyle ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, “Kıbrıs’ta garantör bir ülkenin başbakan yardımcısı böyle diyorsa herhalde sorunu bilmiyor demektir” diyerek tepki gösterdi.

 

Talat ABD’den destek istedi


28 Ekim, 2005 20:37:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'dan ABD'nin, Kıbrıs Türklerinin izolasyonunun kaldırılması yönündeki adımlarını devam ettirmesini istedi.

KKTC  Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile ABD Dışişleri Bakanlığı'nda yaklaşık yarım saat süren bir görüşme yaptı. 
 
Görüşmeden sonra bakanlık önünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, ''çok iyi bir toplantı oldu. Bütün düşüncelerimizi, sizlerin de çok iyi bildiği, sık sık ifade ettiğimiz düşüncelerimizi tekrarladık. Son derece yararlı bir görüşme oldu'' dedi. 
 
Özellikle hedeflerinin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu belirten Talat, Kıbrıs'ı yeniden birleştirmek istediklerinin ve çözümün yerini hiçbir şeyin tutmayacağını Rice’a ifade ettiğini belitti.
 
Kıbrıs konusunda çözümde kararlı olduklarını yineleyen Talat, ''bizim için nihai hedef, çözüm. ABD, başka ülkeleri ve uluslararası kurumları da daha fazla adım atma yönünde cesaretlendirmeli''  dedi.
 
"Son derece iyi karşılandık"

ABD’den izolasyonların kaldırılmasını istediklerini dile getiren KKTC Cumhurbaşkanı Talat, “ancak izolasyonların kaldırılmasını istememizin temel nedeninin, Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu gerekçeleriyle ifade ettik. ABD'nin bugüne kadar yaptığı açılımları artırarak sürdürmesini talep ettik. Son derece iyi karşılandık''  şeklinde konuştu.
 
ABD'nin Kıbrıs’ta çözüm konusundaki tutumunun zaten belli olduğunu vurgulayan Talat kendisinin Washington'a davet edilmesinin de bunun bir göstergesi olduğunu söyledi.
 
ABD'den somut bir talepte bulunmadıklarını ifade eden Talat, ancak genel olarak bugünkü çizginin,  politikaların bundan sonra da devam etmesini istediklerini vurguladı.

 

 

Talat, Washington'da Rice ile görüştü

 

 

Kıbrıs için güzel gelişme



KKTC Cumhurbaşkanı M.Ali Talat bugün Washington'da, ABD dışişleri bakanı Rice ile görüşecek. Bu buluşma, sonucu ne olursa olsun, kendi başına önemlidir. KKTC'nin bağımsızlık kararından (15 Kasım 1983) bu yana bir Cumhurbaşkanı ilk defa Washington'da ABD yönetiminin en üst düzey bir sorumlusu tarafından resmen kabul ediliyor. Talat gizlice yan kapıdan alınmıyor. Protokolün gerekleri yerine getiriliyor. Açıkçası ABD, KKTC'yi ilk defa üst düzeyde muhatap alıyor.
Abartılı beklentilere de girmemek gerekir. Zira bu olay, KKTC'nin ABD tarafından resmen tanındığı anlamına da gelmiyor. Ancak, son derece önemli bir sembolik değeri var. Özellikle de, Rum lider Papadapulos'a bir mesaj taşıyor: "Eğer BM çerçevesinde bir çözüme direnirseniz, bu temaslar tanınmaya kadar gider..."
Washington'un Kıbrıs politikasının temelde değişmese dahi, KKTC'yi yanlızlıktan kurtarma yolundaki adımlarının süreceği bu şekilde ortaya çıkıyor.
Acaba Papadopulos referandumda Rum toplumuna, HAYIR dedirtmesinin faturasını ödeyecek mi? Şimdiden bunu söylemek güç. Eğer Avrupa Birliği de, KKTC konusunda aynı tutumu sürdürürse, o zaman baskılar yoğunlaşır ve Papadopulos politikasını ikinci defa düşünmek zorunda kalır.

* * *

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 28/10/05

 

 

Papulias her şeyi istedi: Casus Belli AB hedefi ile bağdaşmaz


      Kıbrıs Rum Kesimi’ni yaptığı ziyaret sırasında Türkiye karşıtı açıklamaları ile dikkat çeken Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulias, Türkiye’nin Milli Siyaset Belgesi’nde "casus belli" (savaş nedeni) unsuruna yer vermesine tepki göstererek "’Casus belli’, AB hedefiyle bağdaşmaz" dedi. Papulias Türkiye’den istemlerde bulundu.
      Karolos Papulias, Selanik’te Yunan Silahlı Kuvvetlerince verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmada Türkiye’ye yüklendi. "’Casus belli’ AB hedefi ile bağdaşmaz" diyen Papulias, "Türkiye, Avrupa yolunu izlemeye karar verirse temel politikalarını gözden geçirmesi gerekecek" şeklinde konuştu. Papulias, şöyle dedi:
      "AB müktesebatı ile işgal kuvvetler, birbirine zıt iki gerçektir. Türkiye bir kavşakta. Ya Avrupa geleceği yolunu tutarlı bir biçimde izleyecek ya da hiç bir zaman tam katılıma ulaşamayacak." Konuşması sırasında Türkiye’den bir dizi talep sıralayan Papulias, bu çerçevede Fener Rum Patriği’nin "Ekümenik" statüsünün tanınmasını, Ruhban Okulu’nun açılmasını ve Gümrük Birliği’ni Kıbrıs Rum Kesimini de genişleten Ek Protokol’ün onaylanmasını da istedi.

MILLIYET 28/10/05

 

 

Rumlar, Talat için devrede

RADIKAL 28/10/05

WASHINGTON - ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın davetiyle Washington'a giden KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, temaslarına başlarken, Rum yönetimi, ABD'den 'Talat'ın cesaretlendirilmemesini' istedi. Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Rice'i telefonla arayıp, 'Talat'ın talepkârlığının cesaretlendirilmemesini' istedi. Haravgi'ye konuşan Yakovu, "ABD'nin Talat'a ziyaret vaadinde bulunduğu görünüyor, ama ABD, Rum tarafının hassasiyetlerine saygı gösterecekleri konusunda bize bilgi verdi" dedi.
ABD'deki Elen-Amerikan Enstitüsü de Rice'a mektup göndererek, ziyareti protesto etti.
Dün önce Brookings Institute, Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi ve Washington Institute gibi düşünce kuruluşlarının toplantılarına katılıp konuşmalar yapan Talat, daha sonra ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde, Kongre'deki Türkiye Dostluk Grubu eşbaşkanları, Robert Wexler ve Ed Whitfield'in yanı sıra Oregon Senatörü Gordon Smith ile görüştü.
Talat, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'ndeki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna da katıldı. KKTC lideri, bugün Rice'la, yarın da New York'a geçerek BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşecek. (aa, Radikal)

Rice'la görüşme bugün

Cumhurbaşkanı Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın daveti çerçevesinde önceki akşam, ABD'ye gitti

Rice'la görüşme bugün

TARİHİ GÖRÜŞME... Cumhurbaşkanı Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'la bugün, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile da hafta sonu gideceği New York'ta, pazartesi günü görüşecek. Talat'ın Rice ile ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmesi saat 11.00'de başlayacak. Görüşmede Talat'a müsteşarı Raşit Pertev, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik edecek

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın daveti çerçevesinde önceki akşam, İstanbul üzerinden ABD'ye gitti.

THY'nin tarifeli uçağıyla New York üzerinden Washinton'a giden Talat'ı, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ karşıladı. Cumhurbaşkanı Talat'a ziyaretinde eşi Oya Talat, Müsteşarı Raşit Pertev ve Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik ediyor.

Cumhurbaşkanı Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'la bugün, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile da hafta sonu gideceği New York'ta, pazartesi günü görüşecek.

ABD ziyareti sırasında Kongre, Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleriyle görüşecek olan Talat, ABD'nin dünyaca ünlü düşünce kuruluşlarının düzenleyeceği Kıbrıs konulu konferanslara konuşmacı olarak katılacak ve dünyaca ünlü gazeteler The Washington Times ve Financial Times'a mülakat verecek.

Program

Cumhurbaşkanı Talat ve beraberindeki heyet dün ilk olarak Washington saatiyle saat 09.15'de (16.15) Amerikan Yahudi Komitesi Stratejik Etüdler Direktörü Barry Jacobs ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Talat, dün ayrıca saat 10.00'da Brookings Enstitüsü ile CSIS tarafından düzenlenen konferansta konuşma yaptı, saat 12.00'de de The Washington Institude'deki yuvarlak masa toplantısına katıldı.

Cumhurbaşkanı Talat, saat 13.30'da Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde ile ve saat 14.00'te komitenin kıdemli üyesi Dan Burton ile görüştü. Talat ayrıca ABD Kongresi Türkiye Dostluk Grubu ile saat 15.00'de, Oregon Senatörü Gordon Smith ile de saat 16.30'da bir araya geldi.

Talat ve heyeti dün akşam TC Washington Büyükelçisi Faruk Loloğlu'nun düzenlediği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu ile KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ'un vereceği yemeğe katıldı.

Rice ile görüşme

Cumhurbaşkanı Talat, bugün ise ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile Dışişleri Bakanlığı'nda bir araya gelecek. Görüşme saat 11.00'de başlayacak. Görüşmede Talat'a müsteşarı Raşit Pertev, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik edecek.

Talat, saat 17.00'de Türk basın mensuplarıyla, kaldığı otelde bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanı Talat, akşam da Türk-Amerikan Konseyi'nin (ATC) düzenlediği yemeğe katılacak.

New York'ta Annan'la görüşme

Cumartesi günü öğleden sonra New York'a gidecek olan Cumhurbaşkanı Talat ve beraberindeki heyet, pazartesi günü saat 12.00'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşecek.

Aynı gün Harvard Üniversitesi'nde konuşma yapacak olan Talat, adaya dönmek üzere salı günü saat 17.45'de New York'tan ayrılacak.

KIBRIS 28/10/05

 

Recep Tayyip Erdoğan: KKTC'ye ambargo kalkmadıkça, limanlar Rumlara açılmayacak

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerindeki ambargo kalkmadıkça, liman ve havalimanlarını Rum kesimine açma konusunda, ne olursa olsun olumlu bir yaklaşım içine girmeyeceğini bildirdi.

AB Dönem Başkanı İngiltere'nin başkenti Londra'da AB devlet ve hükümet başkanları gayri resmi toplantısına katılan Erdoğan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, AB'nin küresel aktör olma hedefinde Türkiye'nin rolüne ilişkin bir soruyu yanıtlarken, küreselleşmeyi inkar etmenin mümkün olmadığını kaydetti. Küreselleşmede, küreselleşme sürecini yönetmenin aslolduğunun altını çizen Erdoğan, AB'nin bu yönetimdeki başarısının küresel güç olmasını sağlamlaştıracağını belirtti.

"AB, Güney Kıbrıs'ı

sorunlarıyla aldı"

Limanların Rum yönetimine açılmasına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Erdoğan şöyle konuştu:

"Türkiye'nin ne yapmak istediğidir asıl olan. Biz, tanıma konusundaki politikamızı belirledik. Bunun dışında birşey yok. Bize 17 Aralık gecesi liderlerin 19. paragrafta belirledikleri teklif var. Tanıma, orada ifade edilmiştir. Nedir o? Buradaki imza, bir tanıma değildir. Bu, uluslar arası medya tarafından da söylenmiştir. Dönem başkanı ve AB liderleri bunu söylemiştir. Biz, bununla bu yola koyulduk.

Görüşmelerde o gece neler oldu, taraflar bunu çok iyi bilir. Odamıza kadar gelmek suretiyle neler görüşüldü, taraflar bunu gayet iyi bilir. Bu noktada kimse bizi bağlamaz. Türkiye'ye verilmiş bir söz vardır; (24 Nisan'daki referandumda 'evet'i çıkarın, garantör ülke olarak bize bu desteği verin, Anan planı 'evet'i alsın, gerisine karışmayın.) Güney Kıbrıs 'hayır', Kuzey 'evet' demiştir. Ve şu anda sorunlarıyla kabul edilmiş bir Güney Kıbrıs vardır. Hâlâ orada BM'nin güvenlik güçleri vardır.

"Çözüm BM zemininde olmalı"

Sorunlarıyla böyle bir kabulün olması, müktesebata göre mümkün değildir ama bu olmuştur. Biz artık, nedeni, niçini üzerinde durmuyoruz. Çünkü karar mercii biz değiliz. Ama bundan sonraki sürece yönelik olarak bu tanımanın, BM zemininde olması gerekir, AB zemininde değil. Kaldı ki AB'nin de böyle bir yetkisi yoktur. Bu, BM zemininde olur. AB de zaten bunu daha olumlu görüyor. Üye ülkelerle görüştüğümüzde böyle olması gerektiği söyleniyor.

Şu anda ise eğer BM 4. müzakereden de netice alamadıysa, 5. defa bu işe giremiyorsa, bunu bir risk olarak gördüğü için giremiyordur. Burada bizler, Kuzey Kıbrıs'ın üzerindeki ambargo kalkmadıktan sonra liman ve havalimanları konusunda olumlu bir yaklaşım içerisine girmeyiz. Neticesi ne olursa olsun... Önce bu işin hallolması lazım.

Kuzey Kıbrıs ne yaptı ki bu uygulamalar yapılıyor. Gelsinler çözsünler bu işi. Ambargoları kaldırsınlar Türkiye olarak biz de hemen üzerimize düşeni yapalım. Bu noktada her zaman yapıcı olan biz olduk. Biz olumlu yaklaşım içinde olduk. Şimdi onlardan bekliyoruz."

Erdoğan, bir soru üzerine, zirvede yaptığı görüşmelerde ek protokolün gündeme gelmediğini açıkladı.

KIBRIS 28/10/05

 

Cumhurbaşkanı Talat, Washington'da konferans verdi:İzolasyonları kalkması, çözümü kolaylaştıracak

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, izolasyonların kaldırılmasının, iddiaların aksine çözümü kolaylaştıracağını, adanın birleştirilmesi yönünde bir adım olacağını söyledi. Uluslar arası topluluğun siyasi eşitliğe dayalı BM çerçevesine bağlı olması gereğine dikkat çeken Talat, bu eşitliğin zeminde de gösterilmesi gerektiğini ve bu çerçevede de izolasyonların kaldırılmasının şart olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Türk'ünün bölünmüşlüğü istemesinin mümkün olmadığını kaydeden Talat, izolasyonların kaldırılmasının Türk tarafına bir "hediye" olarak görülmemesi gerektiğini, gelinen aşamada izolasyonların kaldırılmasının, çözümü görülebilir hale getireceğini ve bu nedenle çok önemli olduğunu söyledi.

Jacobs'la görüşme

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat önceki akşam geldiği Washington dün ilk olarak Amerikan Yahudi Komitesi Stratejik Etütler Direktörü Barry Jacobs'la bir araya geldi. Jacobs'la kaldığı otelde kahvaltıda görüşen Talat'a Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ eşlik etti.

Talat daha sonra Brookings Enstitüsü ile CSIS tarafından düzenlenen konferansa katıldı. Konferansında Kıbrıs konusunda gelinen aşama hakkında bilgi veren Talat, kendisine yöneltilen soruları da yanıtladı. Talat'ın konferansını ABD'nin eski Lefkoşa Büyükelçisi Donald Bundler da izledi.

Cumhurbaşkanı Talat, saat 12.00'de de The Washington Institude'deki yuvarlak masa toplantısına katıldı.

Brookings'deki konferans

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD'nin önemli saygın düşünce kuruluşları Brookings ve CSIS'ın ortaklaşa düzenlediği konferansta yaptığı konuşmada, yapılan birçok yanlışın ardından Kıbrıs'ın bölünmüş olarak AB'a girmiş bulunduğuna işaret ederek, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması konusunda ilerleme sağlanabilmesi için öncelikli olarak Kıbrıs Türkü'ne uygulanan izolasyonların kaldırılması gerektiğini söyledi.

Başka kanıta ihtiyacımız yok

İzolasyonların kaldırılmasını istediği için adanın bölünmüşlüğünü pekiştirmekle suçlandığına işaret eden Talat, esas hedefin çözüm olduğunu ancak izolasyonların kaldırılmasının da çözümü kolaylaştıracağını kaydetti.

Kıbrıslı Türklerin, izolasyonların kaldırılması durumunda çözüm yönündeki istekliliğinin azalacağı yönündeki söylentilere de değinen Talat, "'Şu ana kadar çözüm yönündeki istekliliğimizi 3 seçim ve bir referandumla kanıtladık. Başka kanıta ihtiyacımız yok. Çözüme alternatif yok" diye konuştu.

Rumlar Türkleri eşit kabul

etmiyor güç paylaşımını istemiyor

Talat, öncelikle çözümün Rumların Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımını istemediği için sağlanamadığını ortaya koymak gerektiğine dikkat çekerek "Türkleri eşit kabul etmiyorlar, azınlık

görüyorlar. Güç paylaşmak istemedikleri için Türklerle eşit bir zeminde müzakereye de yanaşmıyor. Bu nedenledir ki izolasyonların kaldırılması birçok olumlu gelişmeyi de beraberinde getirecek" dedi.

İzolasyonların kaldırılmasının ekonominin kalkınmasını, sermayenin adanın kuzeyine akışını ve en önemlisi Rumların Kıbrıslı Türklerle işbirliği yapmasını teşvik edeceğini söyleyen Talat, izolasyonların kaldırılmasının adanın kuzeyinde çözüm ve adanın birleşmesini isteyen çevrelerin de gücünü artıracağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Talat, şöyle devam etti:

"Çözüm esas hedeftir. Ancak şu acil soru 'çözüme nasıl yardımcı olabiliriz'dir. Kıbrıs Türk'ü çözüm ve adanın birleşmesi istencini her platformda gösteriyor. Yeni kanıtlara gerek yok. İzolasyonların kaldırılması da Kıbrıs Türkü'nün çözüm istencini azaltmaz. Kıbrıs Türkü bölünmüşlüğü isteyemez. Bu mantıklı değil. Kıbrıs Türkü hükümetteki hakkını istiyor. Bu da çözümle mümkündür."

Sorular

Cumhurbaşkanı Talat, AB'nin Kıbrıs Türkleri için hazırladığı Doğrudan Ticaret ve Mali Yardım tüzüklerine ilişkin soruya verdiği yanıtta, söz konusu tüzüklerin bir paket şeklinde hazırlandığını ve tüzüklerin uygulanabilmesi için öncelikle limanların açılması gerektiğini, ancak Rumların bunu bloke ettiğini söyledi.

Kıbrıslı Türklerin, para yardımından çok ticareti destekleyecek düzenlemelerin yapılmasını istediğine dikkati çeken Talat, AB'nin söz verdiği 259 milyon Avro'yu serbest bırakmasının, kendileri için çok büyük bir önem taşımadığını söyledi.

Talat, bu yardımın hazırlığı yapılırken kendisine danışılmadığını, ancak AB bu yardımı serbest bırakmaya karar verirse kendisinin veto etmeyeceğini belirtti.

ABD daha somut adımlar atmalı

Talat, ABD'nin çözüm ve müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda neler yapabileceğinin sorulması üzerine, ABD'nin Kongre yetkililerinin adayı Ercan üzerinden ziyaretinin önemli bir adım olduğunu, ancak daha somut adım atmak gerektiğini belirtti.

ABD'nin diğer ülkeleri ve uluslar arası kuruluşları da benzeri ziyaretler düzenlemeye teşvik edebileceğini kaydeden Talat, Ercan'a direkt uçuşların başlatılabileceğini söyledi.

Talat, ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın kendisini Washington'a davet etmesinin de "cesaret verici" olduğunu kaydetti.

ABD'nin BM düzeyinde müzakerelerin başlatılması için nüfuzunu kullanabileceğini de kaydeden Talat, BM'nin belirlediği eşitliğe dayalı çerçevede müzakere ve çözüme her zaman hazır olduğunu söyledi.

Talat, şöyle devam etti:

"Çözüm için uzlaşmaya ihtiyaç var. Çözüm olmadan iki toplum arasındaki çatışma devam edecek. Ortak bir kimlik yaratabilmek için uygun atmosfere, zemine ihtiyaç var. Çözüm olmadan da bu mümkün değil. Bu nedenle öncelik çözümdür."

ABD'nin, KKTC'yi rahatlatmak için başka ne tür adımlar atabileceği yönündeki bir soruya karşılık Talat, "Sihir, Ercan'a doğrudan uçuşlarda"' diyerek, ABD'nin Ercan'dan veya Ercan'a doğrudan uçuşlara izin vermesinin "İzolasyon kalktı" şeklinde büyük bir etkisi olacağını söyledi.

Mehmet Ali Talat, bunun dışında ABD'nin, diğer ülkeleri de KKTC'yi ziyaret etmek, Kuzey Kıbrıs'ta temsilcilik açmak gibi faaliyetlere cesaretlendirebileceğini kaydetti.

Türkiye'den nüfus taşındığı ve

askerin artırıldığı iddiaları yalan

Cumhurbaşkanı Talat, adaya Türkiye'den insan getirildiği ve Türk askerinin arttığı yönündeki soruya verdiği yanıtta tüm bu iddiaların gerçek olmadığını, yalan olduğunu söyledi.

Türkiye'den insan getirilmediğini, insanların doğan iş gücü ihtiyacından dolayı adaya kendilerinin geldiğini kaydeden Talat, hükümetin bu yönde çıkardığı yeni yasaların, tam tersine insan akışını kontrol altına aldığını ve gelişleri azalttığını ifade etti.

Talat, adadaki Türk askeri sayısının ise Rumların çözüm isteksizliğine rağmen artmadığını söyledi.

Diğer temasları

Cumhurbaşkanı Talat Washington saatiyle 13.30'da Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde'la bir araya geldi. Talat, saat 14.00'te komitenin kıdemli üyesi Dan Burton ile görüşecek. Talat ayrıca ABD Kongresi Türkiye Dostluk Grubu ile saat 15.00'te, Oregon Senatörü Gordon Smith'le de saat 16.30'da bir araya gelecek. Talat ve heyeti bu akşam da TC Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu'nun düzenlediği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu ile KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ'un vereceği yemeğe katılacak.

Telefonların dinlenmesi iddiası

Bu arada Talat, toplantıdan sonra A.A. muhabirinin, dün bir gazetede yer alan telefonlarının Rumlar tarafından dinlendiği yönündeki iddiaları hatırlatması üzerine, "Bunların hepsi uydurma" yanıtını verdi.

ABD'nin eski Dışişleri Bakan Yardımcılarından Brookings Enstitüsü'nün Başkanı Strobe Talbott da Talat'ın Washington ziyaretini, Rice tarafından "resmen" davet edildiği için "tarihi ziyaret" olarak nitelendirdi.

KIBRIS 28/10/05

 

ABD’den Talat’a tam destek

Ömer BİLGE WASHINGTON

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice dün biraraya geldiği KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a, izolasyonların kaldırılması konusunda destek verdi. ABD, Talat’a devlet protokolü uyguladı.

RUMLARIN büyük tepki gösterdiği Rice-Talat görüşmesi dün Türkiye saati ile 18.00’de gerçekleşti. Kalabalık bir medya grubunun takip ettiği görüşmede Talat, Rice’den, KKTC’ye uygulanan izolasyonların kaldırılması için somut adımlar atılması, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın geçen yıl sunduğu ancak kabul edilmeyen Kıbrıs raporunun yeniden Güvenlik Konseyi’ne getirilmesi ve Kıbrıs sorununda yeniden BM sürecinin başlatılması konularında ABD’nin yardımını istedi. Talat ayrıca Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi yönündeki hedeflerinden vazgeçmediklerini ve kuvvetle savunduklarını da vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanı Rice ise, Talat’ın görüşlerini dinledi ve taleplerinin tümüne olumlu yanıt verdi. Rice, görüşmelerin yeniden başlamasını ABD’nin de desteklediğini ve izolasyonların kaldırılması için ABD’nin daha etkin olacağı sözü verdi. Talat görüşmenin ardından basın mensuplarına ABD’li yetkiler ile üst düzey temaslarının artarak devam edeceğini söyledi.

SENATÖRLERDEN İLGİ

Talat, ABD’deki temasları çerçevesinde Amerikalı senatörler ile de biraraya geldi. Talat’a en büyük ilgiyi ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi gösterdi. Talat, Komite başkanı Henry Hyde, milletvekilleri Gordon Smith, Gretchen Barret, David Price, robert Aderholt ve Rob Inglis ile buluştu. Talat, Rum ve Yunan medyasının da yakın markajı altında kaldı. ABD’nin önde gelen gazeteleri, Washington Post ve Financial Times da Talat ile ayrı ayrı röportaj yaptı. Talat pazartesi günü BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek.

HURRIYET 29/10/05

 

Soyer: Annan Planı ortadan kalkmayacak

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Annan Planı'nın ortadan kaldırılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

İzolasyonların kalkması için uğraş verdiklerini, ancak esas hedefin “çözüm ve birleşik Kıbrıs” olduğunu ifade eden Başbakan Soyer, Rum liderliğinin hakimiyetçi anlayışla Annan Planı'nı ortadan kaldırmasına izin vermeyeceklerini kaydetti. Soyer, çözüm yönünde çaba sarf etmeye devam edeceklerini belirtti.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın (KTTO) 43. Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Soyer, ülkedeki ekonomik iyileşmenin toplumsal motivasyon ve referandum süreciyle yaşanan dinamizmin sonucu olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk halkının dezavantajlarını, elindeki avantajlarla azaltma imkanlarına sahip olduğunu kaydeden Soyer, çözüm süreci başlamamasına karşın son 3 yılda ülkenin farklı bir sürece girdiğine dikkat çekti. Enflasyonun yüzde 2'ye gerilediğini, kişi başına düşen milli gelirin 8 bin dolara yükseldiğini anlatan Soyer, “Bunu sadece hükümetin başarısı olarak nitelemek hata olur. Esas katkı Kıbrıs Türk halkının sokaklara dökülerek getirdiği dinamizm ve ivmedir” dedi.

HURRIYET 29/10/05

 

2012 Olimpiyatları’nda KKTC bayrağı krizi



2012 Londra Olimpiyatları’nın web sitesine giren bir KKTC bayrağı Kıbrıslı Rumların tepkisine yol açtı.Iraklı mimar Zaha Hadid’in Olimpiyat Oyunları için hazırladığı su sporlarıyla ilgili merkezin projesi internet sitesinde yer alırken, arka planda 21 bayrakla birlikte KKTC bayrağı da görünüyordu.

Cyprus Weekly isimli dergi KKTC bayrağını görüp haber yapınca Kıbrıs Olimpiyat Komitesi yetkilisi Yorgo Terezopulos, gerekli önlemin alınacağını söyledi. Londra Olimpiyat Komitesi, çevresiyle değil projeyle ilgilendiklerini bildirirken, dün planın web sitesinden kaldırıldığı görüldü.

HURRIYET 29/10/05

 

Talat, Rice ile görüştü

KKTC lideri, ABD Dışişleri Bakanı Rice'tan, 'izolasyonun kaldırılmasına yönelik adımların sürmesini' istedi

 

YASEMİN ÇONGAR Washington


KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile makamında görüştü ve Kıbrıs Türkleri üzerindeki izolasyonun kaldırılması yönündeki Amerikan adımlarının sürdürülmesini istedi. Yarım saat süren görüşme öncesinde kameralar önünde el sıkışan Rice ve Talat, birlikte açıklama yapmadılar. Ancak Talat daha sonra ABD Dışişleri binasının önünde gazetecilere hitap etti.
"İzolasyonun kaldırılmasını istedik. Bunu, Kıbrıs sorununun çözümü için istediğimizi, gerekçeleriyle izah ettik" diyen KKTC lideri, "ABD'den somut vaat var mı?" sorusunu ise, "ABD'nin tavrı zaten belli. Bu davet de bunun göstergesi, ABD'nin bugüne kadarki açılımlarını artırarak sürdürmesini talep ettik" diye yanıtladı.

'Bay Talat'a övgü
Talat, Washington'da önceki gün yaptığı açıklamada ise, "Sihirli gelişme, doğrudan uçuşlar olacaktır" diyerek, ABD'nin Ercan Havaalanı'nı kullanan uluslararası uçak seferleri başlatmasını ifade etmişti.
Çözümü hedeflemeyi sürdüreceklerini ve Annan Planı'nın halen masada bulunduğunu vurgulayan Talat, planda değişiklik isteyen varsa, bu önerisini Genel Sekreter'e sunması gerektiğini vurguladı.
Rice'ın ise, "Kıbrıs Türk Toplumunun Lideri" sıfatıyla ağırladığı, "Bay Talat" diye hitap ettiği Talat'a, adanın birleşmesinden yana çabalarına ilişkin takdirlerini ilettiği ve bu çabaların sürmesini dilediği öğrenildi.

MILLIYET 29/10/05

 

Talat Rice'la görüştü

Rice'la görüşen Talat, tecridin kaldırılması için uluslararası kuruluşların ve diğer ülkelerin teşvik edilmesini istedi

RADIKAL 29/10/05

WASHINGTON - Amerika temaslarını sürdüren KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, en önemli görüşmesini kendisini Washington'a davet eden ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile gerçekleştirdi. Rice tarafından 'Kıbrıs Türk toplumu lideri' olarak ağırlanan Talat, yarım saat süren görüşmede ABD'den, Kıbrıs Türklerine tecridin kaldırılması yönündeki adımlarını devam ettirmesini ve başka ülkelerle uluslararası kuruluşları da bu yönde cesaretlendirmesini istedi.

'Yeni plan ABD'nin değil BM'nin işi'
Görüşmeden sonra "Çok iyi bir toplantı oldu. Bütün düşüncelerimizi, sizlerin de çok iyi bildiği, sık sık ifade ettiğimiz düşüncelerimizi tekrarladık" diyen Talat, ABD'nin, Kıbrıs'ta çözüm yönünde yeni bir girişim içinde olup olmayacağı sorusuna "Yeni plan ABD'nin işi değil, BM'nin işi" yanıtını verdi. ABD'den somut bir talepte bulunmadıklarını, ama bugünkü çizginin, politikaların bundan sonra da devam etmesini istediklerini kaydeden KKTC lideri, "Annan planı, masadaki tek plan. Bir taraf değişiklik istiyorsa öneride bulunmalı" dedi.
Talat, Rice'la görüşmeden önce ABD Kongresi'nde Türk dostluk grubu üyeleriyle bir araya geldi. KKTC lideri, Brookings Enstitüsü ve Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi'nin toplantısında ise çözüm için 'sihirli değneğin', tecridi kaldırmak olduğu mesajı verdi. Talat, Rice'ın davetinin 'cesaret verici' olduğunu kaydederek, ABD'nin doğrudan uçuşlar ya da temsilcilik açma yoluyla kendilerini cesaretlendirebileceğini belirtti.

Annan'a 'Rumlar ırkçılık yapıyor' mektubu
Talat'ın bugün New York'ta buluşacağı BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a 12 Ekim'de gönderdiği mektup da dün BM belgesi olarak yayımlandı. Mektupta Rumları, ırkçı ve şoven davranmakla suçlayan Talat, 2005'in EOKA yılı ilan etmesinin altını çizdi. AB'ye de bu tavırlara son verilmesi için Rum liderliğini cesaretlendirme çağrısı yapan KKTC lideri, Rum basınındaki haberlerden şu örnekleri verdi: "Rum askerlerin tişörtleri üzerinde 'İyi Türk ölü Türktür' sloganı var. 11 Ağustos'ta Güney'den Kuzey'e turist taşıyan dört otobüs yakıldı. Aşırı ırkçı Altın Şafak örgütü üç Türk'ü dövdü." (aa, Radikal, dha)

 

 

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan:Yakış'ın limanlar yorumu, kendi şahsi görüşüdür

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış'ın, "Limanları açmak dünyanın sonu değil" sözünü KIBRIS'a değerlendirdi:

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan:Yakış'ın limanlar yorumu, kendi şahsi görüşüdür

AMBARGOLAR KALKMADAN AÇMAYIZ... Türkiye Başbakanı Erdoğan, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış'ın, "Limanları açmak dünyanın sonu değil" sözünün, Yakış'ın şahsi görüşü olduğunu kaydederek, "Bu konudaki tavrımız kesindir. Ambargolar kalkmadan, limanları açmayacağız" dedi

Eylem ERAYDIN / LONDRA

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış'ın, "Limanları açmak dünyanın sonu değil" sözünün, Yakış'ın şahsi görüşü olduğunu kaydederek, "Bu konudaki tavrımız kesindir. Ambargolar kalkmadan, limanları açmayacağız" dedi.

Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış'ın "Limanları açmak dünyanın sonu değil" sözünü KIBRIS gazetesine değerlendirdi.

Başbakan Erdoğan, "Bu yorum, Sayın Yakış'ın şahsi görüşüdür. Biz Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargolar kaldırılmadan, hiç bir limanımızı Güney Kıbrıs'a açmayacağız. Bu konudaki tavrımız kesindir. Bunun dışındaki bir politika söz konusu değildir" dedi.

AB Dönem Başkanı İngiltere'nin düzenlediği AB Gayriresmi Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak için Londra'ya gelen Başbakan Erdoğan, zirve sonrası kaldığı Langham Oteli'nde bir basın toplantısı düzenleyerek, İngiltere ziyareti hakkında bilgi verdi.

Toplantı sonrası Türkiye limanlarının Rum yönetimine açılması konusundaki KIBRIS'ın sorularını yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'nin Rum Kesimi'ne limanlarını açması konusunda tavrının kesinlikle değişmediğini belirterek, "Kuzey Kıbrıs'a ambargolar kaldırılmadığı sürece, limanları açmak konusunda olumlu bir tavır alamayız. Bize uygulanan ambargoları kaldırsınlar, biz de üstümüze düşen görevi yapalım"dedi.

Toplantıda Kıbrıs konusuna değinen ve tanıma konusunda 17 Aralık günü 2 kesim arasında nelerin yaşandığını, tarafların çok iyi bildiğini kaydeden Başbakan, BM zemini üzerinde çözümün sağlanması halinde Güney Rum Kesimi'ni tanıma ihtimalinin olabileceğini kastederek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"O gece odamıza gelmek suretiyle neler görüşüldü bunu taraflar gayet iyi biliyor. Bu noktada kimse bizi bağlamaz. Türkiye'ye referandum sonrası verilmiş bir söz var. Hayır diyen Güney Kıbrıs sorunlarıyla birlikte AB'ye alınmış durumdadır. Sınır sorunu olan bir ülke AB' ye nasıl alınır? Böyle bir kabulün olması AB müktesebatına uygun değildir. Ancak artık biz bunun üzerinde durmuyoruz. Bundan sonraki süreçte bu sorunun BM zemini üzerinde çözümlenmesi gerekir. Görüştüğümüz AB ülkeleri de bunun daha olumlu olduğunu söylüyorlar. Eğer AB 4. müzakerede de netice alamadıysa ve BM 5. defa bu işe girmiyorsa bunu bir risk olarak gördüğü içindir. Netice ne olursa olsun, biz Kuzey Kıbrıs üzerindeki ambargolar kalkmadığı sürece limanları açmak konusunda olumlu bir yaklaşıma giremeyiz. Bu noktaya kadar yapıcı olan hep biz olduk, şimdi onlardan bekliyoruz."

Türkiye Kürsüsü

Başbakan Tayyip Erdoğan, basın toplantısından sonra dünyaca ünlü London Schooll of Economics'e giderek burada "Türkiye Kürsüsü"nün açılışını yaptı. Açılış konuşmasında, kürsünün açılmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, bu konudaki çalışmaların 1990 yılından beri devam ettiğini ve açılışının kendisine nasip olmasından dolayı çok mutlu olduğunu ifade etti.

Başbakan, "Bu kürsü Türkiye'nin AB'ne yakınlığının bir göstergesi olacaktır" dedi. Yurtdışındaki bazı üniversitelerde Osmanlı kürsülerinin olduğunu hatırlatan Başbakan Tayyip Erdoğan, bu kürsünün diğerlerinden farklı olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ettiğini ve böylece dış dünyanın TC hakkında doğru bilgilere ulaşabileceğini kaydetti.

Konuşmasının ardından soruları cevaplayan Erdoğan, Gümrük Birliği'nin onaylanması konusunda ise

"Buna onay vermek ve vermemek her ikisinin arasındayız. Şu anda komisyon ile görüşmeler yapıyoruz, sonrasında cevap vereceğiz."dedi.

Başbakan, Kuzey Kıbrıs'ın 24 Nisan referandumundan sonra da olumlu tavrını sürdürdüğünü belirterek, bir kez daha izolasyonlar kalkmadan, limanların Güney Kıbrıs'a açılamayacağını hatırlatarak sözlerine şöyle devam etti:

"24 Nisan referandumu bir kararın test edilmesiydi ve biz bu testi başarıyla geçtik. Ancak bu testi geçemeyen Güney Kıbrıs, AB' ye alındı. Biz bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. AB kuralları içinde, sınır sorunları olan bir ülke aslında AB'ye üye olamaz. Burada sizin takdirinize bir şeyi sunuyorum. 'Kıbrıs Cumhuriyeti' diye ifade edilen bir yerin içinde bir hat vardır. Ve bu hatta BM güvenlik güçleri bulunmaktadır. Demek ki burada hem KKTC hem de Güney Kıbrıs bulunmaktadır. KKTC'ye uygulanan izolasyon kaldırılsa biz de Güney Kıbrıs ile ilgili olan limanlar ve havaalanlarının ambargolarını kaldırırız."

"Kuzey Kıbrıs'ın kazanılmış haklarını pazarlık masasına yatıramayız"

Kuzey Kıbrıs'a diplomatik temasların ve yatırımların arttığının altını çizen Başbakan Erdoğan, "Bizim AB ve dünya gündeminde değişmez maddemiz Kuzey Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarının korunmasıdır. Kuzey Kıbrıs'a yapılan diplomatik girişimler ve yatırımlar KKTC'yi giderek güçlü hale getirecek. Annan Planı ile alınan mesafenin gerisine düşmeyecek. Türkiye hiçbir zaman Kuzey Kıbrıs'ın kazanılmış haklarını pazarlık masasına yatıramaz." dedi.

KIBRIS 29/10/05

 

ABD'den somut adım bekleniyor

Cumhurbaşkanı Talat, Washington'da bir araya geldiği ABD Dışişleri Bakanı Rice'danKıbrıs sorununun çözümü yönündeki açılımlarını artırarak devam ettirmesini istedi:

ABD'den somut adım bekleniyor

"ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE SOMUT BİR ŞEY ORTAYA ÇIKACAK"... Görüşmeden çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, görüşmenin çok iyi ve yararlı olduğunu ve bütün düşüncelerini yinelediğini belirtti. Talat, hedefin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu, Kıbrıs'ı yeniden bütünleştirmek istediğini ve Kıbrıs sorununun çözümünün yerini herhangi bir şeyin tutmayacağını ifade ettiklerini söyledi. Talat, beklediği somut adımın gelip gelmediğinin sorulması üzerine, kendisinin somut bir adım önermediğini belirterek, "Somut bir şey, önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak" dedi.

"ANNAN PLANI MASADAKİ TEK PLANDIR" Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'dan Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların kaldırılmasını, ABD'nin diğer ülkeleri de bu yönde adım atmaya teşvik etmesini ve esas hedef olan çözüm yönündeki açılımlarını artırarak devam ettirmesini istedi. Annan Planı'nın masadaki tek plan olduğunu ve değişiklik isteyenin öneri sunması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, "Nihai hedefimiz Kıbrıs sorununu çözmek, adamızı yeniden birleştirmektir. İzolasyonların kaldırılması talebimizin amacı da çözümü sağlamaktır."dedi.

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'dan Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların kaldırılmasını, ABD'nin diğer ülkeleri de bu yönde adım atmaya teşvik etmesini ve esas hedef olan çözüm yönündeki açılımlarını artırarak devam ettirmesini istedi.

Annan Planı'nın masadaki tek plan olduğunu ve değişiklik isteyenin öneri sunması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, "Nihai hedefimiz Kıbrıs sorununu çözmek, adamızı yeniden birleştirmektir. İzolasyonların kaldırılması talebimizin amacı da çözümü sağlamaktır."dedi.

Talat, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, beklediği somut adımın gelip gelmediğinin sorulması üzerine, kendisinin somut bir adım önermediğini belirterek, "Somut bir şey, önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak" dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın davetlisi olarak ABD'ye giden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dün Rice ile görüştü. Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleşen görüşme saat 11.05'de başladı. Talat ile Rice görüşme öncesinde basına el sıkışarak poz verdi. Cumhurbaşkanı Talat'a görüşmede, müsteşarı Raşit Pertev, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy ve 2. Katip Mehmet Dana eşlik etti..

Cumhurbaşkanı Talat, yaklaşık yarım saat süren görüşmeden çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Görüşmenin çok iyi ve yararlı olduğunu ve bütün düşüncelerini yinelediğini belirtti. Talat, hedefin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu, Kıbrıs'ı yeniden bütünleştirmek istediğini ve Kıbrıs sorununun çözümünün yerini herhangi bir şeyin tutmayacağını ifade ettiklerini söyledi.

İzolasyonların kaldırılmasını istediklerini ancak bu isteğin temel nedeninin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu vurguladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, ABD'den, yaptığı açılımlarını artırarak sürdürmesini talep ettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Son derece iyi karşılandık. Çok güzel ve yararlı bir görüşme oldu" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, İngilizce olarak devam ettiği açıklamasında, görüşmenin yararlı ve yapıcı olduğunu yineledi. Kıbrıs Türkü'nün çözüm kararlılığını bir kere daha ortaya koyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, izolasyonların kaldırılmasının çözümü ve adanın yeniden birleşmesini getireceğini belirtti.

ABD'den izolasyonların kaldırılması yönündeki desteklerine devam etmelerini ve diğer uluslararası örgütler ile ülkeleri de benzeri adımlar atma konusunda teşvik etmesini talep ettiklerini kaydeden Talat, "Nihai hedefimiz Kıbrıs sorununu çözmek, adamızı yeniden birleştirmektir. İzolasyonların kaldırılması talebimizin amacı da çözümü sağlamaktır."dedi.

"Somut bir şey önümüzdeki

günlerde ortaya çıkacak"

Cumhurbaşkanı Talat, Rice'ın Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin talebe cevabının sorulması üzerine, "Zaten belli. Bugünkü davet de bunun göstergesidir" yanıtını verdi.

Talat, yeni bir plan var mı yönündeki soruyu ise "Yeni bir plan ABD'nin işi değil. BM'nin işidir. Masada olan Annan Planı'dır. Başka bir plan yoktur" şeklinde yanıtladı.

Beklediği somut adımın gelip gelmediğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Talat, kendisinin somut bir adım önermediğini, bugün devam eden çizginin ve bundan sonra devam etmesini istediği çizginin izahını yaptıklarını söyledi. Talat, "Somut bir şey, önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soruya verdiği yanıtta, masadaki tek planın Annan Planı olduğunu ve taraflardan biri değişiklik istiyorsa, öneri sunması gerektiğini söyledi. Talat, Kıbrıs Türk halkının yüzde 65'le Annan Planı'na destek vermesinden dolayı Anna Planı hüküm ve prensiplerine bağlı olduğunu vurguladı. Rice'ın buna tepkisinin sorulması üzerine Talat, "Bunu ona sormanız gerekiyor. Ben bizim görüşlerimizi ortaya koydum; ancak duruşumuzun takdir edildiğini gördüm" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, direk uçuşlarla ilgili bir söz alıp almadığının sorulması üzerine "Söz değil. Düşüncelerimizi ortaya koyduk" yanıtını verdi.

Talat'a "Sayın başkan" diye hitap edildi

Cumhurbaşkanın Talat, görüşme sonrasında TC Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu'nun verdiği yemeğe katıldı. Türk basın mensuplarıyla Washington saatiyle saat 17.00'de bir araya gelen Talat, akşam da Türk-Amerikan Konseyi (ATC)'nin yemeğine katıldı.

Cumhurbaşkanı Talat önceki gün öğleden sonra kongre üyeleri ve senatörlerle görüştü. Senatör ve kongre üyelerinin odalarını teker teker ziyaret ederek görüşen Talat'a, yoğun ilgi gördüğü tüm ziyaretlerinde "President-Sayın Başkan" diye hitap edildi.

Talat, Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde, Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi kıdemli üyesi Dan Burton, Oregon Senatörü Gordon Smith ve kongre üyeleri Gretchen Barret, David E.Price, Robert B. Aderholt, Rob Inglis ile Robert Aderholt'la biraraya geldi.

Talat gece de TC Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu'nun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katıldı

Talat bugün New York'a geçecek ve pazartesi günü BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşecek.

Brown ve Smith'den

kısa açıklama

Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi kıdemli üyesi Dan Burton ile Oregon senatörü Gordon Smith, Talat'ın ziyareti sırasında gazetecilerin sorusu üzerine kısa açıklamalarda bulundular.

Burton, Kıbrıs Türkü'nün iyi bir dost olduğunu ve Kıbrıs sorununun çözümünü istediklerini söyledi, ancak çözümün Güney Kıbrıs'ta olduğu gibi Kuzey Kıbrıs'ta da halkın haklarını garantiye alması gerektiğin belirtti.

Smith ise konuşmasında, ABD'nin desteğiyle çözümün sağlaması temennisinde bulundu ve her türlü yardıma hazır olduğunu söyledi.

KIBRIS 29/10/05

 

CTP'den Annan ve Blair'e mektup

İKİ ÖNEMLİ MEKTUP... CTP, adada uzlaşmayı ve yakınlaştırmayı sağlayacak çabaların başlatılmasını ve izolasyonların hafifletilmesini talep eden mektupları BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ve İngiltere Başbakanı ve AB dönem Başkanı Tony Blair'e mektup gönderdi

ÇÖZÜM ÇABALARI BAŞLASIN... Mektupta Kofi Annan'dan, BM parametrelerine uygun kapsamlı bir çözüm bulunmasının önemini vurgulaması ve özellikle de ilgili taraflara BM himayesindeki çabaların yeniden başlatılmasına yönelik güçlü bir çağrı yapması istenirken, Tony Blair'e gönderilen mektupta ise haksız izolasyonların hafifletilerek, Kıbrıslı Türklere dışarıda soğukta bırakılmadıklarını kanıtlamanın AB üye ülkelerinin misyonu olduğu vurgulandı

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), adada uzlaşmayı ve yakınlaştırmayı sağlayacak çabaların başlatılmasını ve izolasyonların hafifletilmesini talep eden mektupları BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ve İngiltere Başbakanı ve AB dönem Başkanı Tony Blair'e mektup gönderdi.

Mektupta Kofi Annan'dan, BM parametrelerine uygun kapsamlı bir çözüm bulunmasının önemini vurgulaması ve özellikle de ilgili taraflara BM himayesindeki çabaların yeniden başlatılmasına yönelik güçlü bir çağrı yapması istenirken, Tony Blair'e gönderilen mektupta ise haksız izolasyonların hafifletilerek, Kıbrıslı Türklere dışarıda soğukta bırakılmadıklarını kanıtlamanın AB üye ülkelerinin misyonu olduğu vurgulandı.

CTP'li bakanlar, milletvekileri, belediye başkanları ile parti yetkili kurulları, üye ve sempatizanları;dün saat 10.00'da "Görüşmeler Başlasın" ve "İzolasyonlar Kaldırılsın" yazan pankartlarla, 10.Yıl Parkı'nda (Kuğulu Park) bir araya gelerek önce Ledra Palace'a ardından da İngiliz Yüksek Komiserliği'ne yürüyerek mektupları yetkililere teslim etti.

Mektupların teslim edilmesinin ardından CTP Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu, basın mensuplarına açıklamalarda bulunarak eylemlerinin nedenini anlattı ve gönderilen mektupların içerikleri hakkında bildi verdi.

 

Kalyoncu: "Görüşme için

izolasyonlar kalkmalı"

Kalyoncu, Annan'a gönderdikleri mektupta görüşmelerin başlaması için çağrı yaptıklarını Tony Blair'e gönderilen mektupta ise AB'nin, izolasyonları kaldırması ve mali yardım tüzüğünün hayata geçirilmesi için gerekli çabanın ortaya konmasını talep ettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın dün ABD Dışişleri Bakanı'yla yapacağı görüşme öncesinde parti olarak bu şekilde çağrı yapmanın uygun olduğuna karar verdiklerini ifade eden Kalyoncu, aynı zamanda hâlâ anlaşmadan yana olduklarını ve Annan planı çerçevesinde görüşmelerin başlamasına da hazır olduklarını vurgulamak istediklerini söyledi.

Rum tarafının masaya oturmasının görüşmelerin başlaması için şart olduğuna dikkat çeken Kalyoncu, Rumların masaya gelmesi için ise BM Genel Sekreteri'nin istemesi, AB'nin de KKTC'ye uyguladığı izolasyonları kaldırması gerektiğini vurguladı.

Blair'e izolasyonları hafifletin çağrısı

CTP'nin AB dönem Başkanı olması nedeniyle İngiltere Başbakanı Tony Blair'e gönderdiği mektupta,

Kıbrıslı Türklere uygulanmakta olan haksız izolasyonlara son verilmesine yönelik bir görüşle Komisyon tarafından hazırlanan kapsamlı paketle ilgili çıkmaz konusundaki kaygı ve endişeleri aktarmak istedikleri belirtildi.

Mektupta, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik gelişimine yardım ederek, uzlaşmaya katkıda bulunması gerekirken, bunun yerine Kıbrıs Türk tarafının her türlü olumlu açılımına karşılık referandum sonrası dönemde bloke edici bir tavrı öne çıkarmayı ve her türlü forumda ağır ve olumsuz bir propaganda başlatmayı yeğlemesinin talihsizlik olduğuna dikkat çekildi.

AB üye devletlerinin, Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz durumlarına bağlı olarak, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nü asla yeterince tartışmadığı ve Mali Yardım Tüzüğü'nde de tüzüğün Kıbrıslı Türklere sunduğu yararları en aza indiren önemli değişiklikler yapıldığı kaydedilen mektupta, "Bu bağlamda, bunun Kıbrıslı Türklerin AB ve dünyayla entegrasyonunun en uygun yolu olması ve ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri ortadan kaldırarak iki taraf arasındaki mesafeye köprü olabilmesi açısından, 26 Nisan 2004 tarihli Konsey Kararının tam olarak uygulanmasının bu kapsamlı paketin bir bütün olarak uygulanmasını gerektirdiğini anımsatmak amacıyla siz sayın Ekselanslarına başvurmayı zorunlu görüyoruz."

Mektupta Kıbrıs sorununun bu hassas ve duyarlı kavşağında haksız izolasyonları hafifleterek, Kıbrıslı Türklere dışarıda soğukta bırakılmadıklarını kanıtlamanın, AB üye ülkelerinin ve Başkanlığının tarihi bir misyonu olduğu belirtildi.

Mektupta aynı zamanda, AB tarafından atılacak böylesi yapıcı bir adımın, Kıbrıslı Türkleri, adada uzlaşmaya varılmasına yönelik adımlardan uzaklaştırmak yerine Birleşmiş Milletler himayesindeki kapsamlı bir çözüm için çaba göstermeleri konusunda daha da motive edeceği kaydedildi.

Vaatlerin gerçekleştirilmesi ihtimal dışı

CTP'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği mektupta ise, CTP'nin son gelişmeler ışığında Kıbrıs sorununun ele alınışıyla ilgili kaygıları iletildi.

Kıbrıslı Türklerin kapsamlı bir çözüm yönündeki önerileri güçlü bir şekilde onaylamalarının ardından neredeyse 18 ay geçtiğine işaret edilen mektupta, adanın yeniden birleşmesi yönündeki isteklerini göstermiş olmalarının sonucunun henüz görülmediğine dikkat çekildi.

Mektupta, referandumun ardından doğrudan yardım verilmesi, AB ile doğrudan ticaretin başlatılması ve onlarca yıl süren izolasyonların hafifletilmesi yönünde şu ana kadar çok az adım atıldığı ifade edildi, "Adada egemen olan siyasi durumlar, bu vaatlerin gerçekleşmesinin son derece ihtimal dışı olduğuna işaret etmektedir" denildi.

Mektupta devamla şunlar kaydedildi:

"Ayrıca, Maronit azınlığa mülklerinin iadesi, kendi muhtarlarını seçme konusundaki kısıtlamaların kaldırılması, gerek Maronitler gerek Kıbrıslı Rumlar için okullar açılması, mayınların temizlenmesi, Kıbrıslı Rum iş adamlarının üstün avantajına karşın güneyden kuzeye olan ticaretin serbest bırakılması ve sınır kapılarının açılışıyla elde edilen olumlu atmosferin korunması amacıyla Yeşil Hattın iki yanındaki insanların geçişleriyle ilgili işlemlerin basitleştirilmesi gibi adada uzlaşma ve yakınlaşma sağlamaya yönelik çabalarımız hâlâ yanıtsız kalmış durumdadır."

Bunun yerine, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik gelişimine yardım ederek, uzlaşmaya katkıda bulunmak yerine, Kıbrıs Türk tarafının her türlü olumlu açılımına karşılık her türlü forumda ağır ve olumsuz bir propaganda başlatmayı yeğlediği belirtilen mektupta, Kıbrıslı Türklerin iyi niyetlerine aynı ruhla yanıt verip yapıcı adımlar atmak yerine böylesi bloke edici bir tavır sergilemekle Kıbrıs Rum Liderliğinin, Kıbrıs'ta referandumun yönlendirdiği mevcut durumu yanlış yönlendirmeye ve özellikle uluslar arası toplulukta karışıklık yaratarak Kıbrıslı Türklere yönelik olumlu yaklaşımı bozmaya teşebbüs ettiği kaydedildi.

Görüşmeler başlatılsın çağrısı yapın

Genel Sekretere yönelik mektup şöyle sona eriyor:

"Öte yandan isteklerimiz ve politikamızı beklenen gelecek gelişmelere uyarlamanın gerekliliğinin bilinciyle ilk günden beri yeniden birleşmeyi savunan partimiz Cumhuriyetçi Türk Partisi birçok vesileyle, ne en makul çözümün iki toplumlu iki bölgeli bir federasyon olduğu konusundaki genel görüşü ne de iki toplumlu görüşmeler sırasında üzerinde anlaşılan uzlaşma konularının anlamlı ve temel hazırlıklarını bozmamak için tüm taleplerimizin Kıbrıs'taki BM deneyimlerine uygun olarak gerçekleşmesi konusundaki pozisyonunu açıkça ortaya koymuştur.

Bu temelde siz sayın Ekselanslarından yerleşmiş BM parametrelerine uygun olarak kapsamlı bir çözüm bulunmasının önemini vurgulamanızı ve özellikle de ilgili taraflara BM himayesindeki çabaların yeniden başlatılmasına yönelik güçlü bir çağrı yapmanızı rica ediyoruz."

KIBRIS 29/10/05

 

Bu Memleket Bizim Platformu'ndan çözüm ve barış isteyenlere çağrı:Pazartesi, Kuğulu Park'ta buluşalım

Bu Memleket Bizim Platformu (BMBP), "ülkeye çözümün ve barışın gelmesi" için adanın birleştirilmesine gönül veren tüm duyarlı vatandaşları ve üyelerini pazartesi günü Kuğulu Park'ta buluşmaya davet etti.

BMBP içindeki sivil toplum örgütleri adına KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ile sivil toplum örgütleri adına Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş'ın yaptıkları ortak açıklamaya göre, üyelerin ve vatandaşların davet edildiği buluşma, 31 Ekim pazartesi günü sabah saat 09:00'da Lefkoşa'daki Kuğulu Park'ta (Girne Kapısı yanı) yer alacak.

Açıklamada, sivil toplum örgütlerinin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşeceği 31 Ekim pazartesi günü bir mektupla da "görüşmelerin sonuç almak için tekrardan başlatılması çağrısı yapacakları" ifade edildi.

Kıbrıs sorununun varlığının hem bölgede, hem de ülkede istikrarsızlık yarattığı belirtilen ortak açıklamada, sorunun çözümü için ortaya konulan çabalara rağmen bir sonuca ulaşılmamasının, Kıbrıs'ta yaşayan tüm insanları etkilediği dile getirildi.

Açıklamada, Kıbrıs sorununa adada yaşayanların çözüm bulacağı gerçeğinden hareketle, BM şemsiyesi altında görüşmelerin tekrardan başlatılmasının kaçınılmaz olduğu da kaydedildi.

KIBRIS 29/10/05