Türkiye raporuna
Rum müdahalesi
AB
Komisyonu, 9 Kasımda ilerleme raporuyla birlikte
yayımlayacağı Türkiyenin müzakere sürecindeki yol haritası
olan Katılım Ortaklığı Belgesinde, Türk
limanlarının Rum gemilerine açılmasını ve
ilişkilerin normalleştirilmesini isteyecek.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:36 ET 21 Ekim 2005 Cuma
BRÜKSEL
- Ancak Rum Yönetimi, komisyonun bir adım daha ileri giderek,
limanların açılmasının belgede kısa vadeli hedefler
arasında yer almasını istiyor. Rumlar, belgeye tanıma
ifadesini sokmakta da kararlı görünüyor.
Katılım ortaklığı
belgesinde genellikle hem kısa vadeli hem de orta vadeli hedefler yer
alıyordu. Ancak bu sene sadece kısa vadeli önceliklere yer verilecek.
3 ÖNERİ
Kısa vadeli hedeflerde Rum Kesiminin 3 önerisi var. Birincisi, ek
protokolün TBMMden onaylanmasına ilişkin bir ifadenin yer
almasını talep ediyor. Rumlar, limanların açılması
gerektiğinin öncelikler arasında yer almasını, ayrıca
Türkiyenin Rum kesimini tanıması talebinin de yine katılım
ortaklığı belgesinin kısa vadeli hedeflerinde yer
verilmesini talep ediyor.
Avrupa komisyonu ilk iki öneriye -TBMMdeki onay sürecine- yeşil
ışık yakıyor ve ek protokolün Rum Kesimi dahil tüm üye
ülkelere uygulanması konusunda bir sakınca görmüyor. Müzakere çerçeve
belgesinde de bu ifadeye yer verilmişti.
Ancak AB Komisyonu, Rum Kesiminin kısa vadeli tanınmasına
ilişkin ifadeye soğuk bakıyor. Çünkü AB bunu, hem müzakere
çerçeve belgesinde, hem de diğer Avrupa Birliğinin
yayınladığı deklarasyonlarda her zaman orta vadede -3, 4, 5
sene içerisinde- yapılması gereken bir işlem olarak görüyor.
Ancak Rum Kesiminin önümüzdeki hafta önce komisyon nezlinde, ardından
konsey nezdinde bu yönde girişimleri olacağı belirtiliyor.
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ TALEBİ
Avrupa Komisyonu, 9 Kasımda yayınlayacağı ilerleme
raporunda, Heybeliadadaki okulun açılmamış oluşunu not
edecek.
Ancak, ruhban okulunun açılamamasının nedeni; İstanbuldaki
patrikhanenin Türkiyenin önerdiği devlet okulu statüsüne sıcak
bakmaması. İstanbuldaki patrikhane, Heybeliada ruhban okuluna özel
okul statüsü istiyor. Nitekim patrikhane, Avrupa Komisyonuna
yaptığı bildirimde, ruhban okulunun devlet okulu statüsüyle
açılması halinde, kız öğrencilere de açık
olacağını, bu durumunsa dini geleneklerle tezat
oluşturduğunu belirtti. Dolayısıyla, Türkiyenin ruhban
okulu konusundaki çözüm önerisi patrikhane tarafından reddedildi.
Bu arada, Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı da,
Türkiyeye üyelik için dinsel özgürlük şartı getirilmesini istedi.
Mario Mauro, Türkiyenin birliğe üyeliği için, kiliselerin mal
varlıklarının iadesini, hukuki statülerinin
tanınmasını ve kendi gelenekleri doğrultusunda okullar
açmalarına izin verilmesini şart koşmak gerektiğini
söyledi.
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 16:02 tsi 23 Ekim 2005 Pazar
ANKARA
- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yaptığı
yazılı açıklamada, hükümetin müzakere sürecinde çıkacak
ciddi sorunların farkında olmadığını söyledi.
Baykal, Sorumluluğundan kaçanlar için bu sorunun çözümü hem
güçtür hem de çok kolay. İddialarınızdan vazgeçerseniz, sorun kolayca
çözülür. Bizim böyle bir sorunumuz yok derseniz, taleplerinizi,
haklarınızı, ulusal çıkarlarınızı
unutmayı göze alırsanız, sorunu çözersiniz. Ama onun
faturasını da kimse ödeyemez ifadelerini kullandı.
Hükümetin Avrupa Birliği ile Kıbrıs konularını
birbirine bağlamakla en büyük hatayı yaptığını
kaydeden Baykal, 3 Ekim anlaşmasında limanların ve
havaalanlarının açılması koşullarının da yer
aldığını belirterek, Türkiyeyi bu açmazların içine
hükümetle Avrupa birlikte sokmuştur dedi.
|
NTV
Güncelleme: 14:29 tsi 23 Ekim 2005 Pazar
LEFKOŞA
- Denktaş, Talatın ABDye yapacağı ziyaretin, diğer
ülke liderlikleriyle de temasları açısından bir rahatlama
sağlamasını umduğunu belirtti.
Serdar
Denktaş, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere bütün
ülkelerin başbakanları ve bakanlarıyla görüşerek, meseleyi
birinci elden anlatmalarının son derece önemli olduğunu
kaydetti.
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, İngiltere
dışındaki AB ülkelerinin Kıbrısta gerçek meselenin ne
olduğunun farkında bile olmadığını, iki
toplumun farklı dili ve dini olduğunu dahi bilmediklerini
vurguladı.
Talatın Washinton ziyaretinin önemli olduğunu ifade eden Serdar
Denktaş, Derhal izolasyonlar kalkacak diye bir beklentiye girmek büyük
saflık olur dedi.
Rumlar BM'den adım bekliyor
23 Ekim, 2005 11:27:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos, BM'den yeni
adımlar beklediğini belirterek, ''yeni öneriyi de beğenmezsek
yine hayır deriz'' dedi.
Yunanistan'da
yayınlanan To Vima gazetesine demeç veren Papadopulos, BM'nin
Kıbrıs konusunda bundan sonra yapacaklarına ilişkin
bazı kararlar almış olduğuna dair bazı işaretler
bulunduğunu söyledi.
Rum lider, Kofi Annan'ın herhangi bir adım atmadan önce Türkiye'nin
AB üyelik müzakerelerine başladığı 3 ekimi beklediğine
de dikkat çekti..
Papadopulos, "Herşey çok iyi hazırlanmalı. BM'nin gayreti
eğer yine başarısızlıkla sonuçlanırsa, tüm
dünyaya Kıbrıs sorununun çözümlenemeyeceği ve tek çözümün taksim
olduğu mesajı verilir" dedi.
"AB daha etkin rol almalı"
Papadopulos, "biz BM çerçevesinden çıkmak istemiyoruz. Ancak
Avrupa Birliği'nin daha etkin etkin olmasını
istiyoruz" diye konuştu.
Türkiye-AB ilişkilerine değinen Papadopulos, "bizi Türkiye
dışında bütün ülkeler tanıyor. Türkiye'nin de
tanıması önemli tabii ama varlığımız bu
tanımaya bağlı değil. Dolayısıyla tanıma
konusu taleplerimizin baştacı değildir" ifadesi
kullandı.
Türkiye 3 ekimde müzakerelere başladı
Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 ekim tarihinde başlamıştı.
Türkiye'nin 3 ekimde AB ile müzakerelere başlamasından önce
Avusturya'nın 'imtiyazlı ortaklık' ta diretmesi krize
neden olmuştu.
Avusturya, Müzakere Çerçeve Belgesi 'ne 'imtiyazlı
ortaklık' ibaresinin girmesi için uzun süre direnmişti. 25
üyeli birlik içinde tek kalan Avusturya'nın sonunda direnci
kırılmış ve Müzakere Çerçeve Belgesi
onaylanmıştı.
Avusturya ile yürütülen pazarlıkların uzun sürmesi nedeniyle
diplomaside pek sık uygulanmayan bir kural işletildi.
Pazarlıkların yürütüldüğü Lüksemburg'ta saatler gece
yarısına iki dakika kala 23:58'de durdurulmuştu.
AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İngiltere, bu
süreçte Türkiye'ye önemli ölçüde destek vermişti.
AB kulislerinden sızan bilgilere göre, İngiltere'nin diplomasideki
başarısı müzakerelerin başlamasında etkili oldu.
"Kırmızı çizgimiz siyasi eşitlik"
Talat, CNN TÜRK'te yayınlanan Ankara Kulisi'ne konuştu
23 Ekim, 2005 14:17:00 (TSİ) CNN TURK
ABD'ye gitmeye hazırlanan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat, kırmızı çizgilerinin siyasal eşitlik
olduğunu söyledi.
28
ekimde ABD'ye gidecek olan Mehmet Ali Talat, bu önemli ziyaret öncesinde CNN
TÜRK'te yayınlanan Ankara Kulisi programının konuğu oldu.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, bu ziyaretin izolasyonların
kaldırılması tartışmalarına da bir katkı
sağlayacağını söyledi.
Talat, ABD'ye ziyaretinin Kıbrıs Rum tarafına bir
uyarı anlamını da taşıdığını
söylerek, Kıbrıs sorunu konusunda kırmızı çizgilerini
de açıkladı. Talat, "kırmızı çizgimiz siyasal
eşitlik" dedi.
Tartışma yaratan limanların açılması konusunda
itirazları olmadığını söyleyen Talat, "ancak bir
şartla. Bizimkiler de açılmalı" dedi. Talat, asıl
sorunu Kıbrıs Rum kesiminin Türklerle bir güç
paylaşımı istememesi olarak açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice ile yapacağı
görüşmeyle birlikte Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
Kofi Annan ile de biraraya gelecek.
ABD'den Talat'a davet
ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ABD'ye 28 ekimde davet
etmişti.
ABD tarafından 17 ekimde yapılan davetin ardından Talat,
''Kıbrıslı Türkleri anlamak, onları dinlemek için
atılacak her adım çok olumlu bir adım. Bu da öyle bir
adım'' demişti.
Daveti 'çok olumlu bir gelişme' olarak niteleyen Cumhurbaşkanı
Talat da, Kıbrıs Türklerinin 24 nisan 2004 referandumunda olumlu oy
kullandığını, bu nedenle izolasyonların
kaldırılması gerektiğini belirtti.
ABD'den gelen bu jestin Ada'daki taraflara 'izolasyonların
kaldırılmasına yönelik desteğin süreceği'
mesajını iletmesi ve Kıbrıs'ın 'resmi hükümeti'
sayılan Rum yönetimine 'Ada'nın tek temsilcisi
olmadığını' hatırlatması bekleniyor.
Washington kaynakları, ABD yönetiminin Cumhurbaşkanı
Talat'ı 'Kıbrıs Türklerinin seçilmiş lideri' olarak kabul
edeceğini belirtiyor.
Bu ziyaret aynı zamanda, Talat'ın Cumhurbaşkanı seçildikten
sonraki ilk Washington gezisi olacak.
Rum lider hoşnutsuz
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, davetten bir gün
önce yaptığı açıklamada, ABDnin Talatı davetinin
'Kıbrısta birleşmeye hizmet etmediğini' öne sürmüştü.
Papadopulos, ''ABD Dışişleri Bakanı'nın Talat'ı
davet etmesi gibi hareketler, Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesine yardımcı olmaz, aksine Kıbrıs Türk
tarafının ayrılıkçı meyillerini büyütür''
demişti.
Güney Kıbrıs Rum lideri Papadopulos, bu tür hareketler nedeniyle
ABD ve İngiltere'ye tepkilerinin olacağını da
belirtmişti.
KKTC yönetimi ise İngiltere'den de bir davet bekliyor. Zira Talat,
İngiltere Başbakanı Tony Blair'den davet beklediğini, bu
ziyaretin 2006 başlarında gerçekleşebileceğini
söylemişti.
|
ABD'NİN AÇILIMLARI |
|
ABD yönetimi, Ada'da 2004 yılının nisan
ayında yapılan Annan Planı referandumunun ardından
KKTC'ye 'açılım' mesajları vermişti. Bu kapsamda ABD Temsilciler Meclis Türk Dostluk Grubu
Başkanı Ed Whitfield liderliğindeki heyet, geçtiğimiz
mayıs ayında KKTC'yi ziyaret etmişti. Kıbrıslı Türk yetkililerle görüşen Whitfeld,
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'u Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi
yönünde adım atmaya ve Kıbrıs Türkleri'ne uygulanan
izolasyonları kaldırmaya çağırmıştı. Whitfeld ve ekibinin KKTC'ye Ercan Havaalanı'ndan gelmesi
Rum yönetiminin tepkisine neden olmuştu. |
CNN TURK 23/10/05
Atina'dan Türkiye'ye veto tehdidi
Yunanistan: ''Türkiye, iyi çocuk olmak zorunda''
23 Ekim, 2005 15:52:00 (TSİ) CNN TURK
Yunanistan
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yannis Valinakis,
Türkiye'nin AB ilişkilerinin Kıbrıs Rum kesiminden
geçtiğini belirterek veto tehdidini gündeme getirdi.
Valinakis,
Rum Filelefteros gazetesine verdiği demeçte, bir dönem 'Kıbrıs
sorununun çözümü Ankara'dan geçer' sözünü, "Türkiye'nin AB ilişkileri
Kıbrıs Rum kesiminden geçer" olarak değiştirmeye
başladıklarını söyledi.
Yunan Bakan, bundan gurur duyduğunu belirterek, "Türkiye
artık iyi çocuk olmak zorunda" dedi.
Valinakis, Türkiye'nin Müzakere Çerçeve Belgesi'ni "ilk kez bir AB
adayı ülkeye bu kadar sert ve bağlıyıcı şartlar
koşuldu" sözleriyle değerlendirdi.
Valinakis, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tavrı ve Gümrük
Birliği Ek Protokolüne ne denli uyacağının AB
üyelik öncesi gidişatını direk etkilediğini vurguladı.
Valinakis, "Türkiye'nin önünde 35 dosya var. Her bir dosyanın
kapanması için oybirliği gerek" diyerek veto tehdidini gündeme
getirdi.
Türkiye 3 ekimde müzakerelere başladı
Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 ekim tarihinde başlamıştı.
Türkiye'nin 3 ekimde AB ile müzakerelere başlamasından önce
Avusturya'nın 'imtiyazlı ortaklık' ta diretmesi krize
neden olmuştu.
Avusturya, Müzakere Çerçeve Belgesi'ne 'imtiyazlı ortaklık'
ibaresinin girmesi için uzun süre direnmişti. 25 üyeli birlik içinde
tek kalan Avusturya'nın sonunda direnci kırılmış ve
Müzakere Çerçeve Belgesi onaylanmıştı.
Avusturya ile yürütülen pazarlıkların uzun sürmesi nedeniyle
diplomaside pek sık uygulanmayan bir kural işletildi.
Pazarlıkların yürütüldüğü Lüksemburg'ta saatler gece
yarısına iki dakika kala 23:58'de durdurulmuştu.
AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İngiltere, bu
süreçte Türkiye'ye önemli ölçüde destek vermişti.
AB kulislerinden sızan bilgilere göre, İngiltere'nin diplomasideki
başarısı müzakerelerin başlamasında etkili oldu.
Rumlar Kıbrıs'ta çözüm
önerisi bekliyor
ATİNA (A.A)
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs
sorununun çözümü için yıl sonuna kadar yeni bir öneri getirilmesi
beklentisinde olduğunu söyledi.
Atina'da yayımlanan To Vima gazetesine demeç veren
Papadopulos, BM'nin Kıbrıs'ın geleceği konusunda adım
atmak üzere kararlar aldığına dair birtakım belirtiler
olduğunu kaydetti. Bunun çok önemli gelişmeler beklendiği
anlamını taşımadığını belirten
Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin de bildiği gibi yeni tur
müzakerelerin başlayabilmesi için her şeyin çok iyi
hazırlanması gerekli. Yani çözüme gidilebileceği yönünde
mantıklı bir beklentinin bulunması lazım. Çünkü yeni bir
girişimin başarısızlığı, Kıbrıs'ta
sorunun çözümsüz ve tek yolun bölünme olduğu şeklinde kötü bir mesaj
verecek dedi.
Rum lideri, Sunulması olası yeni planın, istenilen
tüm değişiklikleri içerip içermeyeceği yönündeki soruyu,
Önemli olan planın içeriği. Bunun içindir ki gerek (BM Genel
Sekreteri Kofi) Annan planı, gerek (eski BM Genel Sekreteri Butros) Gali,
gerekse (eski BM Genel Sekreteri Perez de) Cuellar (düşünceleri) masa
üzerinden kaybolmaz. Bunların bölümleri devamlı gündeme gelecek ve yeni
tartışmalar olacaktır. Şu anda istediğimiz yeni bir
Annan planı değildir. Şu anda isteğimiz,
arzuladığımız değişikliklerin incelenmesi ve
olabiliyorsa iki toplum arasında ortak bir zemin yaratılması
şeklinde yanıtladı.
Rum halkının endişelerine yanıt verilmemesi
halinde cevaplarının yine hayır olacağını
kaydeden Papadopulos, AB'nin Kıbrıs sorununa daha faal
yaklaşmasını istediğini de vurguladı. Papadopulos,
AB'nin çözümün son haliyle doğrudan ilgili olduğunu ifade ederek,
Biz BM çerçevesinin dışına çıkmak istemiyoruz. İstediğim
şey, yeni bir girişimde AB'nin orada olup gözlemcilik yapması ve
çözüm için görüş bildirmesi diye konuştu.
Türkiye tarafından tanınmak istediklerini de kaydeden
Papadopulos, AB bildirisinde bu gelişmenin en kısa zamanda
sağlanmasının istendiğine dikkati çekti. Papadopulos, Söz
konusu bildiride yer alan tanınma konusu 2006'da bakanlar konseyinde ele
alınacak. Türkiye'nin Kıbrıs'a (Rum kesimi) karşı
yükümlülüklerine yerine getirmede gelişme kaydedilip edilmediği
gözden geçirilecek. AB'nin açıklaması Türkiye'nin Kıbrıs'a
karşı sorumluluklarını yerine getirmemesinin üyeliği
yolunda elverişsiz sonuçlar çıkartacağı yönünde. Bizim için
tabii ki Türkiye tarafından tanınmak çok önemli, ancak
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası tanınması
Türkiye'nin tanımasına bağlı değil. Onlarca
yıldır Türkiye tanımadığını söylüyor,
diğer tüm ülkeler ise tanımakta. Türkiye tarafından
tanınmanın değerini küçültmüyorum, ancak varlığımız
Türkiye'nin tanımasına bağlı değil diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ABD'ye davet
edilmesi ve Dışişleri Bakanlığı'nda
ağırlanacak olmasını hoş olmayan bir gelişme
olarak niteleyen Papadopulos, ABD Dışişleri
Bakanlığı Sayın Talat'ı Kıbrıs Türk
tarafı lideri olarak kabul edeceğini vurguluyor ve Sayın (eski
ABD Dışişleri Bakanı Colin) Powell tarafından da kabul
edildiğini anımsatıyor. Ancak Powell ile olan görüşme BM'de
gerçekleşmişti, ABD Dışişleri
Bakanlığı'nda değil dedi.
Bunun hoş olmayan bir durum olduğunu, çünkü Türk tarafına, günü
gelince devletinin tanınacağına dair cesaret verildiğini
savunan Papadopulos, Birleşime katkısı olan bir faaliyet
değil. Talat'ın ayrılıkçı düşüncesine cesaret
veren bir hareket. Amerika'nın politikası işgal kesiminin değerini
yükseltmek. Söz konusu görüşme hoş olmadığı kadar
kışkırtıcı da ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Talat ile BM çerçevesinde olmayan bir
görüşme yapamayacaklarını söyleyen Papadopulos, Talat'ın
Rum kesimini ilgilendiren önemli konularda yetkisi olmadığı
gerekçesiyle görüşmenin de getirisi olmayacağını savundu.
HURRIYET 23/10/05
Serdar Denktaş Münih'te
LEFKOŞA/MÜNİH (A.A)
KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş, Almanya ile kültürel ve
ekonomik bağları güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Serdar Denktaş, Alman yetkililerle Kıbrıs konusunda,
özellikle Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerine
başlamasının ardından meydana gelen son gelişmeler
konusunda görüş alışverişinde bulunmak ve KKTC ile Almanya
arasında kültürel ve ekonomik ilişkileri güçlendirmek amacıyla
Münih'e gitti.
Türk Ajansı-Kıbrıs'ın (TAK) haberine göre,
Denktaş'ı Münih'te, Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Abdurrahman
Bilgiç, KKTC'nin Bavyera Eyaleti Fahri Kültür Ataşesi Turgay Hilmi ve
KKTC'nin Bavyera Fahri Temsilcisi Alman Uli Piller karşıladı.
Münih'e VIP'den giriş yapan Denktaş ve beraberindeki
heyete kaldığı otele kadar, Alman polisi refakat etti.
Otele gelişinde gazetecilere açıklama yapan Denktaş, İki
günlük Münih ziyareti sırasında kiminle görüşeceğinden
ziyade Kıbrıslı Türklere uygulanan haksızlıkların
devam ettiğini devamlı surette dile getirmenin daha önemli
olduğunu söyledi. Denktaş, Önemli olan Kıbrıslı
Türklere uygulanmakta olan haksızlığı vurgulamak ve dünya
ile entegre olma niyetimizin devam ettiğini anlatmaktır dedi.
PAKİSTAN ZİYARETİ
Gazetecilerin, önceki gün Pakistan'a yaptığı günübirlik ziyarete
ilişkin soruları üzerine Serdar Denktaş, büyük bir felaket
yaşayan Pakistan'a bütün dünyanın yardım elini uzatması
gerektiğini vurguladı.Pakistan'da meydana gelen faciayı yerinde
gördük diyen Denktaş, ülkeye kış mevsiminin gelmekte
olduğuna dikkat çekerek, felaketzedeler için toplam 200 bin çadıra
ihtiyaç duyulduğunu, ancak şu ana kadar sadece 20 bin çadır
kurulabildiğini, bunların ise 15 bininin soğuk havaya
dayanıklı olmadığını belirtti.
KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Denktaş, Münih'teki temaslarına yarın
başlayacak.
HURRIYET 23/10/05
İngiltere Başbakan
Yardımcısı Talatla görüşecek
LEFKOŞA (A.A)
İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott, KKTC
ve Güney Kıbrıs'ta temaslarda bulunmak üzere yarın
Kıbrıs'a gidecek.
Prescott, temasları çerçevesinde, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos ile ayrı ayrı görüşecek. İngiltere Yüksek
Komiserliği'nin, Prescott'un ziyaretiyle ilgili taslak programında,
Talat için Cumhurbaşkanı, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit
Soyer için Başbakan ve Rum lideri Papadopulos için ise Sayın
Papadopulos ifadelerini kullanması Rum tarafında
rahatsızlık yarattı.
Rum basınında yer alan haberlere göre, Prescott,
salı günü Papadopulos ile Başkanlık Köşkünde
görüşecek, ardında da Papadopulos'un onuruna vereceği
yemeğe katılacak. Prescott, aynı gün saat 17.30'da ise KKTC'deki
İngiliz Yüksek Komiserliği binasında Cumhurbaşkanı
Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer ile bir araya gelecek.
İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott,
çarşamba günü adadan ayrılacak.
TEPKİLER
Simerini gazetesi, Tasos'un onurunu kırıyor ve Talat'tan
Cumhurbaşkanı olarak söz ediyor. İngiltere Yüksek
Komiserliği tahrikkar başlığıyla manşetten
verdiği haberinde, Prescott'un ziyaret programı taslağında,
Papadopulos'tan sadece Sayın Papadopulos, Mehmet Ali Talat'tan
Cumhurbaşkanı Talat, Ferdi Sabit Soyer'den de Başbakan Soyer
olarak bahsedildiğini, Rum yönetiminin ise bu tahriki görmezlikten
geldiğini yazdı.
Tasos Papadopulos, gazetecilerin, taslağı yorumlamasını
isteyince, bunun saçma olduğunu söyledi ve Bu elle
yapılmış bir taslaktır ve görüş belirtmemiz için
bizlere sunulmuştur. Kullanılan ifadenin ne önemi var? dedi.
Papadopulos, resmi belgede, sıfatların olması gereken
şekilde yazılacağını söyledi.
Komünist AKEL partisi Basın Sözcüsü Andros Kiprianu ise
taslağın içeriğini yorumlarken, taslaktakiler doğru ise bu
davranış kabul edilmezdir ve bunu hiçbir şekilde kabul edemeyiz
dedi. Kiprianu, Bu davranışın, Kıbrıs Türk toplumuyla
müzakerelerin başlatılması için uygun atmosfer
yaratılmasına katkı yapmadığı görüşünü
savundu.
Kiprianu, Çözüm çabalarına katkı koymak istiyorsa garantör bir
devlet olarak İngiltere'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu
değiştirmesi gerektiğini ileri sürdü.
Sosyalist EDEK partisi Başkanı Yannakis Omiru ise
Prescott'un ziyaretiyle ilgili taslak programı eleştirdi ve utanç
belgesi olarak niteledi. İngiliz Yüksek Komiserliği'nden, bu
belgeyi derhal geri çekmesini isteyen Omiru, Aksi takdirde İngilizlerin
'Kıbrıs Cumhuriyeti'ne siyasi ve diplomatik savaş
açtıkları açık ve net olacak ve bizim de o şekilde
tepkimizi ortaya koymamız gerekecek diye konuştu.
Fileleftheros gazetesi ise Cumhurbaşkanı 'hançerlemeyi'
önemsiz gösteriyor. AKEL ise İngilizlerin girişiminin tahrikkar
olduğunu söylüyor ifadesini kullandı.
HURRIYET 23/10/05
İngiltere Başbakan Vekili Prescott
adaya geliyor
Rum
basını İngiltere Başbakan Vekili John Prescott'un Pazartesi
adaya yapacağı ziyarete değindi ve ziyaret programına
ilişkin İngiltere Yüksek Komiserliği'nin Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos için kullandığı ifadelerin
"tahrik edici" olduğunu iddia etti.
Simerini
Gazete, "Tasos'un Onurunu Kırıyor Ve Talat'tan
Cumhurbaşkanı Olarak Söz Ediyor İngiltere Yüksek
Komiserliği Tahrikkar" başlığıyla manşetten
verdiği haberinde, Prescott'un ziyaret programı taslağında,
Papadopulos'tan sadece "Sayın Papadopulus", Ferdi Sabit Soyer'den
ise "Başbakan Soyer" olarak bahsedildiğini de yazdı.
Prescott'un
adaya ziyaretinin Pazartesi başlayıp, Çarşamba günü sona
ereceğini hatırlatan gazete, ziyaret programının
taslağını da elinde bulundurduğunu ve bu taslakta da
görüldüğü üzere İngilizler'in Prescott'un Başkanlık
Köşkü'ndeki görüşme ve yemekte Papadopulos'tan
"Cumhurbaşkanı" olarak bahsedilmesinden
kaçındıklarını belirtti.
Gazete Yüksek
Komiserliğin, ziyaret programına ilişkin taslağın
küpürünü de yayımladı ve Rum Yönetimi'nin bu "tahriği"
görmezlikten geldiğini yazdı.
Gazeteye göre
Prescott, Salı günü saat 11.00'de Rum Yönetimi Başkanı
Papadopulos'la Başkanlık Köşkünde görüşecek, ardında
da Papadopulos'un onuruna vereceği yemeğe katılacak.
Saat 17.30'da
ise Prescott, KKTC'deki İngiliz Büyükelçiliği binasında
Cumhurbaşkanı Talat ve Başbakan Soyer'le birlikte çay içecek.
Bu arada
Fileleftheros gazetesi, kendi bilgilerine dayanarak, Cumhurbaşkanı
Talat'ın, İngiltere Başbakan Vekili Prescott'la
Başkanlık Köşkü'nde görüşmek istediğini ve önceki gün
İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet'le görüşmesinde buna vurgu yaptığını
yazdı.
Gazete,
"Talat'ın Sözcüsünün" gazeteye açıklamasında
"görüşme yeriyle ilgili anlaşmazlık bulunduğu"
haberlerini yalanladığına da yer verdi.
Gazete haberi,
"Talat, Prescott'la Başkanlıkta Görüşmek İstiyor"
başlığıyla yayımladı.
KIBRIS 23/10/05
Pakistan'a
ikinci yardım paketini götüren heyet döndü
Hüseyin
Yaylalı-Emir Ertorun
Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, vatandaşlara, bir haftalık ve bir aylık fazladan
yapacakları harcamaları, Pakistan'daki deprem felaketzedelerine yardım
olarak ayırmaları çağrısında bulundu.
Pakistan
İslam Cumhuriyeti'ndeki deprem felaketzedelerine yönelik KKTC'nin ikinci
grup yardımını İslamabad'a götüren Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş başkanlığındaki heyet, önceki akşam adaya
döndü.
İslamabad'a
giden KKTY uçağıyla 11 gün önce arama-kurtarma ve sağlık
çalışmaların katılmak üzere Pakistan'a giden 12
kişilik Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı
Arama-Kurtarma Timi ile 2 doktor ve 3 hemşireden oluşan
sağlık ekibi de KKTC'ye döndü.
KKTC Sivil
Savunma Arama-Kurtarma ve Sağlık Ekipleri Ercan Havalimanı
VİP Salonu'nda aileleri tarafından çiçeklerle
karşılandı.
Pakistan'dan
dönen ekip, önceki akşam, Ercan Havalimanı'nda düzenlediği
basın toplantısında, depremin ardından çoğunluğu
çocuk 1 milyondan fazla insanın ölüm tehlikesiyle karşı
karşıya kaldığına dikkat çekerek tüm dünyanın
yapacağı sağlık malzemesi, kışlık çadır
ve diğer yardımların ölüm oranını asgari düzeye
çekebileceğini vurguladı.
Serdar
Denktaş'tan çağrı
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, basın toplantısında yaptığı
konuşmada, Pakistan'daki depremin etkili olduğu Keşmir'in
Muzafferabad bölgesinin Kıbrıs adasının tümünün iki katından
daha büyük bir bölge olduğunu söyledi.
Denktaş,
Pakistan'a ikinci grup yardım paketini götürmek ve oradaki arama-kurtarma
ve sağlık ekiplerini alarak dönmek amacıyla İslamabad'a 3-4
saatlik kısa bir ziyaret yaptıklarını anlatarak, bu
ziyarette, başta Pakistan Dışişleri Bakanı Hurşit
Mahmut Kasuri olmak üzere bazı yetkililerle görüştüğünü belitti.
Görüşmede, Pakistan Dışişleri Bakanı Kasuri'nin
Kıbrıs Türk halkına teşekkürlerini ilettiğini ifade
eden Denktaş, kendisinin de, KKTC halkı, Cumhurbaşkanı ve
hükümetinin başsağlığıyla iyi niyetini aktarma
olanağı bulduğunu söyledi.
Denktaş,
Pakistan'da 200 bin çadıra ihtiyaç duyulduğunu ancak 20 bin
kışlık çadırın varolduğunu belirterek, 10-15 gün
içinde bölgede ağır kış koşullarının
yaşanacağını bunun da, ölümleri
artıracağını öğrendiğini kaydetti.
Tüm
vatandaşlara, fazladan yapacakları 1 haftalık veya aylık
harcamayı, Pakistan halkına yardıma ayırma
çağrısı yapan Serdar Denktaş, milyonlarca yeni ölümün
kapıda beklediğini kaydetti.
Denktaş,
Pakistan'da görüştüğü tüm yetkililerden orada görev yapan Sivil
Savunma Teşkilatı Arama-Kurtarma ve Sağlık Ekipleri için
övgü dolu sözler işittiğini anlatarak, bunun kendisini
sevindirdiğini vurguladı.
Birol
Arama-Kurtarma
Timi Sorumlusu İlhan Birol ise yaptığı konuşmada, KKTC
ekibi olarak ulaşılması güç olan Muzafferabad bölgesine
helikopterlerle ulaştırıldıklarını, 11 cesedin
çıkarılmasını sağladıklarını depremin
üzerinde uzun zaman geçmesi nedeniyle, bölge halkını artık
cesetlerin çıkarılmasını istemediğini söyledi.
Birol,
Muzafferabad bölgesindeki arama-kurtarma çalışmalarını
Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde
yapıldığını ifade ederek, durumun içler
açısı olduğunu, yeni bir ölüm dalgasının
başlamaması için tüm dünyanın yardımlarının
artırması gerekliliği üzerinde durdu.
Çağman
Sağlık
ekibi adına konuşan Doktor Koral Çağman, iki genel cerrah ve üç
ortopedi cerrahi hemşiresinden oluşan KKTC Sağlık Ekibi'nin
yaralılara müdahalede bulunan uygun bir ekip olduğunu ve diğer
örgütlerle işbirliği içinde çalıştıklarını
söyledi.
Çağman,
ekibin böyle bir olaya uygun olarak hazırlanması ve
yaptığı çalışmaların takdirle
karşılanmasının sevindirici olduğunu belirtti.
Koral
Çağman, yardımların olabildiğince artarak süratlenmesinin
ölümü oranını azaltacağına dikkat çekti.
İslamabad
Pakistan'a
ikinci grup yardım paketini ulaştıran ekibi takip eden
gazeteciler, burada yardımın teslim edilişini, iki ülke
dışişleri bakanlarının görüşmesi
dışında zor da olsa enkaz altından yaralı
çıkarılan çocukların götürüldüğü İslamabad
Hastanesi'ni ziyaret etti.
Tüm yatak,
koridorları yaralı çocuklarla dolu hastanesi ziyaret eden
gazeteciler, çocukların yardım isteyen bakışlarıyla
karşılaştılar. İstisnasız tümünün gözlerinde
korku okunan çocuklar kendilerine uzanan dost yardım ellerini tutarak
insanlığa sessiz ama büyük mesajlar verdiler.
3 milyon 500
bin kişinin evsiz kaldığı deprem bölgesinde tüm alt
yapının çöktüğü, dünyadan sağılıklı ve
düzenli yardım gelmesi halinde bile felaketin izlerinin ancak 10-15
yılda silinebileceği Pakistanlı yetkililer tarafından ifade
ediliyor.
KKTC'nin ikinci
grup yardım paketini Ercan-Ankara-İslamabad güzergahını
izleyerek 920 deniz mili uçan, pilotlar Vedat Demeoğlu Muammer Cengiz,
Gültekin Ünal,Yener Erler ve uçuş ekibinin yönetimindeki Kıbrıs
Türk Hava Yolları (KTHY)'ye ait Boing 737 Karpaz uçağı,
dönüşte 598 deniz mili katederek İslamabad'dan direkt Ercan'a indi.
KTHY'ye ait
Karpaz uçağı havalanmak üzere İslamabad Havalimanı'ndan
ayrılmadan hemen önce 400 ton taşıma kapasitesiyle dünyanın
en büyük kargo uçağı Rus yapımı Antonov-725 de yardım
malzemesi getirmek üzere iniş yapıyordu.
6 motorlu
uçağın tam yük kapasiteyle yardım getirmiş olması KTHY
uçağındaki tüm ekibin ortak dileğiydi.
KKTC'nin ikinci
grup olarak gönderdiği, 10 ton yardımı, deprem bölgesine
ulaştırılmak üzere İslamabad Havalimanı'nda
yetkililere teslim edildi.
KIBRIS
23/10/2005
Akıncı:
Çözümü başkaları değil Kıbrıslılar yaratmalı
|
Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı,
Kıbrıs'ta barışı başkalarının
değil Kıbrıslıların yaratması gerektiğini
vurguladı. Akıncı,
Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların bir
çıkış yolu aramaları, bunun için de görüş
geliştirmek, tartışmak ve ortak bir noktada
buluşmanın yollarını bulmak zorunda
olduklarını, aksi takdirde, geleceğin ne
Kıbrıslı Türkler ne de Kıbrıslı Rumlar için iyi
olacağını söyledi. BDH
Basın Bürosu'nun haberine göre Mustafa Akıncı
başkanlığındaki BDH heyeti, önceki gün, Rum Yönetimi
Hükümet Sözcüsü Kipros Chrysostomides başkanlığındaki
"Merkezin Yeniden Yapılandırılması Formu"
(Platform for the Restructuring of the Centre) heyetini ziyaret ederek
görüştü. "Merkezin Yeniden Yapılandırılması
Formu"nun Güney Lefkoşa'daki Merkez binasında gerçekleşen
ve 1 saat 15 dakika süren görüşmede, BDH Genel Sekreteri Mehmet
Çakıcı, BDH Dışilişkiler Sekreteri Münir Altuner,
BDH Lefkoşa İlçe Başkanı Özgün Kutalmış ile
Formun Merkez Yürütme Kurulu üyelerinden Angelos Tzitsoz, Angelos Chemonas ve
Loizos Constantinou da hazır bulundu. Görüşmenin ardından
Akıncı ve Chrysostomides ortak bir de basın
toplantısı düzenledi. BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı Kipros Chrysostomides'in temsil
ettiği Platform tarafından yapılan davet nedeniyle
gerçekleştirilen ve BDH'nın 2006 yılı normalleşme
paketi ve son siyasi gelişmeleri değerlendirme fırsatı
buldukları görüşmenin oldukça yararlı geçtiğini söyledi.
Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların
başkalarının soruna çözüm önerisi getirmesini beklememesi
gerektiği, çünkü başkalarının
Kıbrıslılardan önce kendi çıkarlarını
düşündüklerine dikkat çeken Akıncı, "Çözüm için acele
edilmezse, gelecek ne Kıbrıslı Türkler ne de
Kıbrıslı Rumlar için iyi olacak" dedi. BDH olarak, 3
Ekim'den sonra yeni parametrelerin ortaya çıktığını
ve bu yeni parametrelere göre hareket edilmesi gerektiğinin ısrarla
altını çizdiklerini belirten Akıncı, Türkiye ile
Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki
yapılması öngörülen normalleşme sürecinden önce
Kıbrıs'ın kendi içinde normalleşmesi gerektiğini
belirtti. Basın
toplantısındaki bir soru üzerine Akıncı, Kipros
Chrysostomides ve ekibinin, BDH'nın önerilerini tartışmaya
değer bulduklarını ifade etti. BDH olarak zaten
amaçlarından birinin de tartışma ortamı yaratmak
olduğunu belirten Akıncı, "BDH'nın önerileri tamamen
1960'a dönmeyi önermiyor, 1977-79 Doruk anlaşmalarında öngörülen
iki toplumlu, iki kesimli federasyon tezinde genel bir mutabakat var"
diye konuştu. |
KIBRIS
23/10/05
Güney'e narenciye
ihraç edilebilir
Yeşil Hat
üzerinden Güney'e narenciyenin ihracına izin veren Yeşil Hat
Tüzüğü'nün 8 Ekim 2005'ten itibaren uygulamaya girdiği belirtildi.
Haravgi
gazetesine göre bu yöndeki açıklamayı önceki gün Rum Sözcü Kipros
Hrisostomidis yaptı.
Gazeteye göre
Bakanlar Kurulu toplantısından sonra konuşan Hrisostomidis,
"işgal bölgelerinden narenciyenin ateş-kes hattı üzerinden
Avrupa Birliği gümrük alanına vergi ödemeksizin geçişini
düzenleyen Yeşil Hat Tüzüğü'nün 8 Ekim'de yürürlüğe
girdiğini" açıkladı.
Hrisostomidis,
"Kıbrıslı Rumlar'la, Kıbrıslı Türkler
arasında ekonomik işbirliğin iyileştirilmesi ve
Kıbrıslı Türkler'in diğer ortak pazarla ilişkilere
girebilmesi ve ayrıca Kıbrıs ekonomisinin birleştirilmesi
önkoşullarını güçlendirme politikası çerçevesinde, Avrupa
Komisyonu'na ilgili öneriyi hükümetin yaptığını" da
hatırlattı.
Hrisostomidis,
"Hükümetimiz bu tüzüğün benimsenmesiyle, Kıbrıs Türkleri'ne
önemli fırsatlar yaratıldığı görüşündedir. Çünkü
yıllık ihracatlarının 1/3'ünü teşkil eden narenciyenin
gümrük ödemeksizin Avrupa Topluluğu gümrük alanında
dolaşmasına olanak sağlıyor. Narenciye KDV
alınmasını gerektirmeyen ürünler kapsamındadır"
şeklinde de konuştu.
Politis
gazetesi haberi, "Yeşil Hat Şimdi De Portakallar"
Mahi ise
"Narenciyeyle İlgili Yeşil Hat Tüzüğü Yürürlükte"
başlıklarıyla yansıttılar, Rum Sözcü'nün önceki günkü
açıklamasına atıfta bulundular.
KIBRIS
23/10/05
Eroğlu:
Bir aday biraz aşırıya kaçıyor!..
Ulusal Birlik Partisi
(UBP) Genel Başkanı Dr. Derviş Eroğlu, partinin olağanüstü
kurultayı öncesine yarışta 3 adayın olduğunu,
Başka bir adayın çıkacağını tahmin
etmediğini söyledi. Eroğlu, dün akşam BRTde yayımlanan ve
Mete Tümerkanın hazırladığı AKİS
programında Genel Başkanlık yarışı ile ilgili
çarpıcı açıklamalar yaptı. Adaylardan birinin biraz
aşırıya kaçtığını belirten Eroğlu,
Geçmişi suçlayarak başkan olacağını zanneden
başarısız olur dedi. Tüm adayların partinin içinden geldiğini
ve icraatlardan sorumlu olduğunu belirten Eroğlu, Sanki
dışarıdan geliyor da yeni bir parti kuruyormuş gibi
davranışlara girmek yanlıştır. Adaylara
konuşmalarında biraz daha dikkatli olmalarını tavsiye
ettim şeklinde görüşlerini ifade etti.
Eroğlu, kesinlikle aday olmayacağını yinelerken, bir
adayı destekleyeceğini ve işaret edeceğini de ortaya
koydu... DPliler köy köy gezerek UBP seçimi hakkında çalışma yapıyor diyen Eroğlu,
UBP ile ilgisi olmayanlar kimin genel başkan olması gerektiği
yönünde fikir ortaya koyarken, bu partiye 30 yılını veren ve
yıllarca genel başkanlığını yapan bir kişi
olarak ben niye karışmayayım. Elbette biz de bir adayı
destekleyeceğiz şeklinde sözlerini tamamladı.
UBPnin
24 Aralıkta yer alacak kurultayı için şu ana kadar Tahsin
Ertuğruloğlu ve İrsen Küçük adaylıklarını
açıkladı. Genel Sekreter Salih Miroğlunun da aday
olacağı konuşuluyor.
YENIDUZEN
21/10/2005
S.
Denktaştan Pakistana yardım için çağrı
Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, vatandaşlara, 1 haftalık ve bir aylık fazladan
yapacakları harcamaları, Pakistandaki deprem felaketzedelerine
yardım olarak ayırmaları çağrısında bulundu.
Pakistan
İslam Cumhuriyetindeki deprem felaketzedelerine yönelik KKTCnin ikinci
grup yardımını İslamabada götüren Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş başkanlığındaki heyet, önceki akşam adaya
döndü.
İslamabada
giden KKTY uçağıyla 11 gün önce arama-kurtarma ve sağlık
çalışmaların katılmak üzere Pakistana giden 12
kişilik Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı
Arama-Kurtarma Timi ile 2 doktor ve 3 hemşireden oluşan
sağlık ekibi de KKTCye döndü.
Pakistandan
dönen ekip, önceki akşam, Ercan Havalimanında düzenlediği
basın toplantısında, depremin ardından çoğunluğu
çocuk 1 milyondan fazla insanın ölüm tehlikesiyle karşı
karşıya kaldığına dikkat çekerek, tüm dünyanın
yapacağı sağlık malzemesi, kışlık çadır
ve diğer yardımların ölüm oranını asgari düzeye
çekebileceğini vurguladı.
SERDAR
DENKTAŞTAN ÇAĞRI
Denktaş,
Pakistanda 200 bin çadıra ihtiyaç duyulduğunu ancak 20 bin
kışlık çadırın varolduğunu belirterek, 10-15 gün
içinde bölgede ağır kış koşullarının
yaşanacağını bunun da, ölümleri
artıracağını öğrendiğini kaydetti.
Tüm
vatandaşlara, fazladan yapacakları 1 haftalık veya aylık
harcamayı, Pakistan halkına yardıma ayırma çağrısı yapan Serdar Denktaş,
milyonlarca yeni ölümün kapıda beklediğini kaydetti.
Denktaş,
Pakistanda görüştüğü tüm yetkililerden orada görev yapan Sivil
Savunma Teşkilatı Arama-Kurtarma ve Sağlık Ekipleri için
övgü dolu sözler işittiğini anlatarak, bunun kendisini
sevindirdiğini vurguladı.
BİROL
Arama-Kurtarma
Timi Sorumlusu İlhan Birol ise yaptığı konuşmada, KKTC
ekibi olarak ulaşılması güç olan Muzafferabad bölgesine
helikopterlerle ulaştırıldıklarını, 11 cesedin
çıkarılmasını sağladıklarını depremin üzerinde uzun zaman geçmesi
nedeniyle, bölge halkını artık cesetlerin
çıkarılmasını istemediğini söyledi.
Birol,
Muzafferabad bölgesindeki
arama-kurtarma çalışmalarını Birleşmiş Milletler
(BM) gözetiminde yapıldığını ifade ederek, durumun
içler açısı olduğunu, yeni bir ölüm dalgasının
başlamaması için tüm dünyanın yardımlarının
artırması gerekliliği üzerinde durdu.
ÇAĞMAN
Sağlık
ekibi adına konuşan Doktor Koral Çağman, iki genel cerrah ve üç
ortopedi cerrahi hemşiresinden oluşan KKTC Sağlık Ekibinin
yaralılara müdahalede bulunan uygun bir ekip olduğunu ve diğer örgütlerle
işbirliği içinde çalıştıklarını söyledi.
Çağman,
ekibin böyle bir olaya uygun olarak hazırlanması ve
yaptığı çalışmaların takdirle
karşılanmasının sevindirici olduğunu belirtti.
Koral
Çağman, yardımların olabildiğince artarak süratlenmesinin
ölümü oranını azaltacağına dikkat çekti.
İSLAMABAD
Pakistana
ikinci grup yardım paketini ulaştıran ekibi takip eden
gazeteciler, burada yardımın teslim edilişini, iki ülke
dışişleri bakanlarının görüşmesi
dışında zor da olsa enkaz altından yaralı
çıkarılan çocukların götürüldüğü İslamabad
Hastanesini ziyaret etti.
Tüm
yatak, koridorları yaralı çocuklarla dolu hastanesi ziyaret eden
gazeteciler, çocukların yardım isteyen bakışlarıyla
karşılaştılar. İstisnasız tümünün gözlerinde
korku okunan çocuklar kendilerine uzanan dost yardım ellerini tutarak
insanlığa sessiz ama büyük mesajlar verdiler.
3 milyon 500 bin kişinin evsiz
kaldığı deprem bölgesinde tüm alt yapının
çöktüğü, dünyadan sağılıklı ve düzenli yardım
gelmesi halinde bile felaketin izlerinin ancak 10-15 yılda
silinebileceği Pakistanlı yetkililer tarafından ifade
HALKIN SESI 23/10/05
|
NTV-MSNBC VE
AJANSLAR
Güncelleme: 18:51 24 Ekim 2005 Pazartesi
LEFKOŞA
- KKTCden ve Rum Kesiminden müzisyenler, Adayı bölen Yeşil
Hatın iki tarafında çatılara çıkarak konser verdiler.
|
|
|
|
Müzisyenler, Adanın iki tarafında da
bilinen geleneksel Kıbrıs melodilerinden eserler seçtiler.
|
|
|
|
Konseri düzenleyen Alman besteci Merlijn
Twaalfhoven, Uzun mesafeli arama adlı konserin, Adanın kuzeyindeki
ve güneyindeki insanları yakınlaştırmayı
amaçladığını belirtti.
|
NTV
Güncelleme: 18:52 24 Ekim 2005 Pazartesi
BERLİN
- Almanyada temaslarda bulunan Serdar Denktaş, AB müzakerelerinin her
aşamasında Türkiyeye Kıbrıs ile ilgili baskı
yapılacağını belirtti.
|
|
Denktaş,
Baskılar yoğunlaşırsa Türkiyenin içinde bulunduğu
süreci askıya alacağını ancak Kıbrıstan
vazgeçmeyeceğini düşünüyorum dedi. Denktaş, Türk
halkının Kıbrıs konusundaki beklentilerinin çok büyük
olduğunu ve bu nedenle Türkiyede hiçbir hükümetin Kıbrıstan
vazgeçemeyeceğini vurguladı.
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulosun yaklaşımıyla
Kıbrısta çözüm sağlanamayacağını da belirten
Denktaş, Rum Kesiminde 2008 yılında yapılacak seçimlerde
aynı zihniyetten bir iktidar çıkarsa, çözüm
arayışını bırakıp ekonomik olarak dünyaya entegre
olma yolunda gideceğiz dedi.
Katılım
Ortaklığı Belgesi taslağında limanların
tanınması koşul oldu
AB, Türkiyeden bir an önce limanların
açılması ve Ek Protokolün TBMMde onaylanması isteyecek. Avrupa
Komisyonunca 9 Kasımda Yıllık İlerleme Raporu ile birlikte
yayınlanacak olan Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB)
taslağının kısa vadeli hedefleri arasında Türkiyenin
hava ve deniz limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açması
talebine yer veriliyor. KOBda ayrıca Ek Protokolün TBMMde
onaylanması da isteniyor Avrupa Komisyonunca 9 Kasımda
İlerleme Raporu ile birlikte yayımlanacak olan Katılım
Ortaklığı Belgesi (KOB) taslağında Türkiyeye
"hava ve deniz limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açma
çağrısı" yapılıyor. ABHabere göre, AB
Komisyonunun genişleme dairesi tarafından ele alınan taslak,
şu an diğer dairelerin katkıları için istişareye
açıldı.
Bununla birlikte KOB ile birlikte
yayımlanacak olan İlerleme Raporu taslağında ise,
Kıbrısa ilişkin ifadelerin çok sınırlı
olması dikkat çekiyor. AB üyesi ülkelerin önemli bir
kısmının, Kıbrıs sorununun çözümü ve
Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarına son verilmesine yönelik
Mali Yardım ve Doğrudan Ticaret tüzüklerinin yürürlüğe girmemesi
konusunda Rumların takındıkları olumsuz tavırdan hiç
de hoşnut olmadığı belirtiliyor.
İLERLEME RAPORU
Komisyon tarafından hazırlanan
İlerleme Raporunda, Rum siyasi partilerinin Kıbrıs sorununun
çözümü prosedüründeki tavırlarına ilişkin yer alan
yorumların ise, raporun nihai şeklinde kalıp
kalmayacağının belli olmadığı kaydediliyor. Ancak
Rum yönetiminin rapora bazı eklemeler yapılması için büyük bir
çalışma içinde olduğu ve bu çerçevede kulis
yaptığı ifade ediliyor.
KOB
Bu arada, Komisyon, 9 Kasımda
İlerleme Raporu ile birlikte yayımlanacak ve Türkiyenin müzakere
sürecindeki yol haritası olan taslak KOBa göre Türk
limanlarının Rum gemilerine açılması ve Rum yönetimi ile
olan ilişkilerini normalleştirmesi koşulunu koydu.
KOBda genellikle hem kısa vadeli, hem de
orta vadeli hedefler yer alırken, taslakta sadece kısa vadeli
hedeflerin olması dikkat çekiyor.
Buna göre taslak metinde Rum yönetimi,
Komisyonun bir adım daha ileri giderek, limanların
açılmasının belgede kısa vadeli hedefler arasında yer
almasını koydurdurmayı başardı. KOB taslağına,
Ek Protokolün TBMMde onaylanması ve limanların açılmasına
ilişkin talepler de girdi.
TANIMA SORUNU
Rumların ayrıca, kısa vadeli
hedefler içinde Türkiyenin "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni (Rum
Kesimi) tanımasını da KOBa konulmasını istediği
ifade ediliyor. Rumların, isteklerinin İlerleme Raporu ile KOBa
yansıtılmaması durumunda veto kullanacaklarını
şimdiden ABye hissettirdikleri de belirtiliyor.
Buna karşın, Avrupa Komisyonunun,
"Kıbrıs Cumhuriyeti"nin kısa vadeli
tanınmasına, bunu ABnin hem Müzakere Çerçevesi belgesinde, hem de
Avrupa Birliğinin yayınlamış olduğu deklarasyonlarda
her zaman orta vadeli hedefler arasında göstermiş olmasından
dolayı bu isteğe soğuk baktığı ifade ediliyor.
Komisyonnda kapalı kapılar
ardında İlerleme Raporu ve KOB üzerinde yoğun bir müzakere
süreci yaşanıyor. Rumların belgelere kendi görüşlerini
yanısıtılması için diplomatik seferberlik ilan ettikleri de
bildiriliyor.
MILLIYET 24/10/05
Talat'a "cumhurbaşkanı", Soyer'e
"başbakan" Papadopulos'a da "sayın" ifadesi
Rumları çıldırttı
Bugün
Kıbrıs'a gelecek olan İngiltere Başbakan
Yardımcısı Prescott'un ziyaretiyle ilgili taslak programdaki
ifadeler Rumları rahatsız etti:
Talat'a
"cumhurbaşkanı", Soyer'e "başbakan"
Papadopulos'a da "sayın" ifadesi Rumları
çıldırttı
İngiltere
Başbakan Yardımcısı John Prescott, bugün Kıbrıs'a
geliyor. Prescott, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'la görüşecek.
İngiltere
Yüksek Komiserliği'nin, Prescott'un ziyaretiyle ilgili taslak programına,
Talat'ı "cumhurbaşkanı", Soyer'i de
"başbakan" olarak yazması ve Papadopulos'tan
"sayın" diye bahsetmesi Rum tarafında rahatsızlık
yarattı.
Rum
basınında yer alan haberlere göre İngiltere Başbakan
Yardımcısı John Prescott'un Kıbrıs ziyareti bugün
başlayacak ve çarşamba günü tamamlanacak.
Prescott,
yarın saat 11.00'de Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'la
"Başkanlık Köşkü"nde görüşecek, ardından da
Papadopulos'un onuruna vereceği yemeğe katılacak. Prescott,
aynı gün saat 17.30'da ise, KKTC'deki İngiliz Yüksek Komiserliği
binasında Cumhurbaşkanı Talat ve Başbakan Ferdi Sabit
Soyer'le bir araya gelecek.
Fileleftheros
konuyla ilgili haberinde, Cumhurbaşkanı Talat'ın, İngiltere
Başbakan Yardımcısı Prescott'la
"Cumhurbaşkanlığı"nda görüşmek
istediğini ve İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet'le
görüşmesinde buna vurgu yaptığını yazdı.
Simerini ise,
dün, "Tasos'un Onurunu Kırıyor Ve Talat'tan
Cumhurbaşkanı Olarak Söz Ediyor İngiltere Yüksek
Komiserliği Tahrikkar" başlığıyla manşetten
verdiği haberinde, Prescott'un ziyaret programı taslağında,
Papadopulos'tan sadece "Sayın Papadopulos", Mehmet Ali Talat'tan
"Cumhurbaşkanı Talat", Ferdi Sabit Soyer'den de
"Başbakan Soyer" olarak bahsedildiğini yazmış ve
Rum Yönetimi'nin bu "tahriki" görmezlikten geldiğini kaydetmişti.
Gazete dün ise,
Papadopulos'un söz konusu taslağa önem vermediğini, AKEL ve EDEK'in
ise bu taslağı "kabul edilmez" bulduğunu yazdı.
Konuyla ilgili
haberlere göre Papadopulos, gazeteciler taslağı
yorumlamasını isteyince, bunun "saçma" olduğunu söyledi
ve "Bu elle yapılmış bir taslaktır ve görüş
belirtmemiz için bizlere sunulmuştur. Kullanılan ifadenin ne önemi
var?" dedi. Papadopulos, "resmi belgede", sıfatların
olması gereken şekilde yazılacağını da söyledi.
AKEL Basın
Sözcüsü Andros Kiprianu ise taslağın içeriğini yorumlarken,
"taslaktakiler doğru ise, bu davranış kabul edilmezdir ve
bunu hiçbir şekilde kabul edemeyiz" dedi. Kiprianu, "bu
davranışın, Kıbrıs Türk toplumuyla müzakerelerin
başlatılması için uygun atmosfer yaratılmasına
katkı yapmadığını" da savundu.
Kiprianu, çözüm
çabalarına katkı koymak istiyorsa, garantör bir devlet olarak
İngiltere'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu değiştirmesi
gerektiğini de ileri sürdü.
EDEK
Başkanı Yannakis Omiru ise, dün Baf'ta yaptığı
açıklamada, taslağı eleştirdi ve söz konusu taslak belgeyi
"utanç belgesi" olarak niteledi. Omiru, İngiliz Yüksek
Komiserliği'nden bu belgeyi derhal geri çekmesini istedi. Omiru,
"aksi takdirde İngilizlerin Kıbrıs Cumhuriyeti'ne siyasi ve
diplomatik savaş açtıkları açık ve net olacak ve bizim de o
şekilde tepkimizi ortaya koymamız gerekecek" diye konuştu.
Fileleftheros
haberi, "Cumhurbaşkanı 'Hançerlemeyi' Önemsiz Gösteriyor AKEL
İse İngilizlerin Girişiminin Tahrikkar Olduğunu
Söylüyor" başlık ve spotlarıyla yayımladı.
Öte yandan Haravgi,
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Erely'nin,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a Dışişleri Bakanı
Condoleezza Rice'la görüşmesi davetinin "Kıbrıs Türk
lideri" mi, yoksa "devlet başkanı" olarak mı
gönderildiği sorusunu yanıtlarken, "Dışişleri
Bakanı'nın daha önceki görüşmelerinde hangi sıfatla
görüşmüşse, Sayın Talat'a o sıfatla davet
yapıldı. Bunda hiçbir değişiklik olmadı"
dediğini yazdı.
KIBRIS 24/10/05
BM Günü, bugün iki toplumlu müzikli etkinlikle kutlanacak
|
Bugün,
Birleşmiş Milletler (BM) Günü... Birleşmiş Milletler bu
yıl kuruluşunun 60'ıncı yılını
kutlayacak.Birleşmiş Milletler Günü, bu yıl
Kıbrıs'ta iki toplumlu müzikli etkinlikle kutlanacak. Bugün, biri
ana performans olmak üzere üç ayrı saatte yer alacak müzikli
etkinliğin adı "Uzak Mesafeden Çağrı".
Etkinliğin adı aynı zamanda eserin de adı. Eserin
bestecisi ise Hollandalı Bestekâr Merlijn Twaalfhoven. Etkinlikte,
Kıbrıslı Türk ve Rum sanatçılar, Kıbrıs
mimarisine özgü evlerin balkonlarından/çatılarından
şarkılar söyleyecek. Türk
sanatçılar Lokmacı Barikatı'ndaki, Rum sanatçılar ise
Uzun Yol'daki (Ledra Caddesi) evlerin
balkonlarından/çatılarından şarkıları
seslendirirken, 17.00-18.00 saatleri ararsında yer alacak ana performans
sırasında Türk ve Rum öğrenciler de sanatçılara
eşlik edecek. Türk öğrenciler Lokmacı Barikatı
sokağında, Rum öğrenciler de Uzun Yol sokağında
sıralanarak, şarkılara eşlik edecekler. Kıbrıs'taki
BM Barış Gücü (UNFICYP) tarafından yapılan
açıklamaya göre, Hollandalı Besteci Merlijn Twaalfhoven "Uzak
Mesafeden Çağrı" adlı eserini tüm
Kıbrıslılar için özel besteledi. Açıklamada,
"Çatılarda, balkonlarda ve sınır bölgesinin
hizasında olan yollarda beraberce müzik icra edilecek ve başkent
Lefkoşa'nın fiziksel birliği simgelenecek. Beste, Ada'da her
iki tarafın da iyi bildiği geleneksel melodiler üzerine
kurulmuş olup, nefesli ve vurgulu çalgılar ile şan
içermektedir" denilen BM açıklamasında, "etkinliğe
her iki taraftan katılacakların, ara bölgeyi aşan ses dalgaları
ile bir birlik oluşturarak, yaratıcı ortak
bağlarının herhangi bir çatışma veya bölünme
nedeniyle engellenemeyeceğini vurgulayacakları" belirtildi. Bugün sabah
saat 08:00'de "nefesli çalgıların çatılardan sabah
çağrısı" ile başlayacak olan program, saat 13:00'te
"nefesli çalgıların çatılardan öğle
çağrısı" ile devam edecek. Saat 16:30'da ise
öğrenciler sokaklarda Kıbrıs şarkıları
söyleyerek, barış çağrısında bulunacak ve
Kıbrıslı Türk ve Rum sanatçılara saat 17.00'de ana
performans olarak yer alacak olan "Uzak Mesafeden Çağrı"
adlı eserde eşlik edecekler. Sponsorluğunu
Hollanda ve ABD büyükelçilikleri ile Avustralya Yüksek Komiserliği, BM
Kalkınma Programı (UNDP), Kıbrıs'taki BM Barış
Gücü'nün (UNFICYP) yaptığı etkinliğin ardından
katılımcılar, kendi bölgelerinden hareket ederek saat 18.45'te
ara bölgedeki Ledra Palace Otel'in önünde buluşacak ve burada UNFICYP
Misyon Şefi ve BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi
Zbigniew Wlosowicz'in de hazır bulunacağı 15 dakikalık
kısa bir konser verecekler. Konserin ardından Wlosowicz günün önemi
dolayısıyla bir konuşma yapacak. Öte yandan
Birleşmiş Milletler'in New York'taki merkez binasının her
iki cephesi, BM'nin 60. kuruluş yıldönümü nedeniyle "UN
60" yazısıyla ışıklandırıldı. Cuma
akşamından itibaren başlayan ışıklandırma,
BM Şartı'nın onaylandığı tarihten tam 60
yıl sonrası olan bugün akşam saatlerine kadar devam edecek. 40
katlı binadaki ışıklandırma ve yazı,
Manhattan'ın en uzak kesimlerinde bile görülebilecek şekilde
hazırlandı. Dünya
genelindeki BM temsilciliklerinde 60. yıldönümü nedeniyle tören
yapılması planlanırken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan da,
hayatını kaybetmiş olan BM çalışanları
anısına bugün bir çelenk koyarak yoğun faaliyetleri içeren
programın açılışını yapacak. 50 ülkenin
temsilcileri BM Şartı'nı oluşturmak için San Francisco'da
yapılan Uluslararası Konferans'ta bir araya gelmiş,
hazırlanan BM Şartı bütün bu ülkeler tarafından kabul
edildikten sonra resmen 24 Ekim 1945'te yürürlüğe girmişti. |
KIBRIS 24/10/05
14 yatırımcıya 160 milyon dolar kredi verildi 12
yatırımcı ortada yok
Bafra Tatil
Köyü'nün yapıldığı alanda doğanın tahrip
edildiği haberleri Cumhuriyet Meclisi'ni harekete geçirdi. Meclis
Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığındaki
heyet, Bafra kıyılarını denetledi. Ekenoğlu,
Bafra'yı gezerken KIBRIS'a şok bir açıklama yaptı:
14
yatırımcıya 160 milyon dolar kredi verildi 12
yatırımcı ortada yok
EKENOĞLU:
BAFRA KIYILARI TAHRİP EDİLİYOR... Ekenoğlu: Turizme
açılan bölgenin doğayı da ne denli tahrip ettiğini
görüyoruz. Sözleşmelere uyulmayan noktaları
araştıracağız. İlk etapta ihlallerin olduğu
görülebiliyor. 14 yatırımcıya 160 milyon dolar iş kredisi
verilmesine rağmen sadece 2 yatırımcının
yatırımı burada yükseliyor
İbrahim
AKANÇAY
Cumhuriyet
Meclisi'nden bir heyet, "ülke turizminin geleceği" olarak
görülen Karpaz sahillerini inceledi. Son günlerde kontrolsüz bir şekilde
tahrip edilen Bafra sahili ile TC ve KKTC bayrakları dikilmesi nedeniyle
tahrip edilen ve Zafer Burnu'ndaki Afrodit Tapınağı'nı
inceleyen heyet, "gerekli girişimleri yapma" kararlılığını
ortaya koydu.
Bu arada,
Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, 14 yatırımcıya
toplam 160 milyon dolar kredi verildiğini ama sadece iki
yatırımcının işini tamamlamak üzere olduğunu
söylediği Bafra'da "büyük bir şok" yaşadı.
Meclis
Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığındaki
Meclis Çevre Komitesi, Karpaz kıyılarını kapsayan gözlem ve
çevre inceleme turu yaptı.
Bölge için
büyün önem taşıyan ziyaret, vatandaşları çileden
çıkarak birçok gerçeğin yetkililer tarafından yerinde
görülmesine neden oldu.
Yaklaşık
30 kişiden oluşan ve otobüsle seyahat eden grubun
başkanlığını Meclis Başkanı Fatma
Ekenoğlu yaptı. Milletvekillerinden Çevre Komitesi üyesi Dr. Ahmet
Gulle ile Şerife Ünverdi, Kültür Komitesi Üyesi Arif Albayrak, eski çevre
komitesi üyesi Kadri Fellahoğlu ile birlikte Yeşil Barış
Hareketi Başkanı Doğan Sahir, Biyolog Aliriza Özkök, GAÜ Çevre
Hareketi araştırmacıları, Orman Mühendisleri Odası
Başkanı Doğan Gürgen, Yeşil Barış Hareketi
üyelerinden Emine Soley, Emine ve Mustafa Tel de heyette yer aldı.
İskele'de
Merit Cyprus Gardens yanındaki sahil şeridinde kısa bir inceleme
yapan ekibin ikinci durağı Bafra'daki turizm
yatırımlarının devam ettiği deniz sahili oldu.
Geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen ve Bafra
kıyılarının kontrolsüz bir şekilde tahrip edildiğini
duyuran haberin ardından, yetkililerin bölgeye gelmesi vatandaş
arasında takdir topladı.
Bafra'daki
turizm yatırımlarında deniz kıyısından
kamyonlarca kumun alınarak yerinin toprak dolguyla doldurulmaya
çalışılmasını yerinde gözlemleyen komite üyeleri,
gördükleri bu manzara karşısında
şaşkınlıklarını gizlemedi.
Ekenoğlu:
Burada doğa tahrip edildi
Meclis
Başkanı Fatma Ekenoğlu, bölgeye yaptıkları ziyaretle
ilgili KIBRIS'a bilgi verdi. Meclisin çevre sorunlarına duyarlı
olduğunu ve Bafra'daki gelişmeleri de yerinde görmek istediklerini
anlatan Ekenoğlu şöyle devam etti:
"Turizme
açılan bölgenin doğayı da ne denli tahrip ettiğini
görüyoruz. Sözleşmelere uyulmayan noktaları
araştıracağız. İlk etapta ihlallerin olduğu
görülebiliyor. 14 yatırımcıya 160 milyon dolar iş kredisi
verilmesine rağmen sadece 2 yatırımcının
yatırımı burada yükseliyor.
Diğerlerinde
şantiye görünümü hakim ve elle tutulur bir gelişme yok.
Yatırımcıyı istiyoruz ancak doğamızı bozarak
turizmi ne kadar geliştirebiliriz o soru işareti.
Öngörümüz
sürdürülebilir bir turizmdir. Yani doğamızı koruyarak ve bozmadan
turizme yönelmeliyiz. Halbuki yatırımcıların projelerine
sadık kalmadıkları ve doğa yanında özellikle kumul
alanları da tahrip etmekte oldukları gözlemlendi.
Bunun
araştırması yapılacak ve komiteler takipçisi
olacaktır"
Afrodit
Tapınağı'na da gidildi
Bu arada meclis
heyeti, askeri makamlar tarafından "TC ve KKTC
bayrağı" dikileceği gerekçesiyle tahrip edilen Zafer
Burnu'nda Afrodit Tapınağı ile Apostolos Andreas Castros
Neolitik yerleşim yerinde de incelemelerde bulundu.
KIBRIS 24/10/05
Rice'a:
İzolasyonları kaldırın Annan'a: Görüşmeleri
başlatın
Bugün ABD
ziyareti için yola çıkacak olan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
ve ekibi "izlenecek yolu" belirledi. İki önemli ziyaret yapmaya
hazırlanan Talat'ın mesajları belli
Rice'a:
İzolasyonları kaldırın Annan'a: Görüşmeleri
başlatın
"ÇÖZÜM
İÇİN EL VERİN" DİYECEK... ABD yolculuğuna bugün
çıkacak Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yol haritasını
da belirledi. 28 Ekim Cuma günü ABD Dışişleri Bakanı
Condoleezza Rice'a, "Kıbrıs sorununun çözümüne katkı için
izolasyonları kaldırın" diyecek. Talat, BM Genel Sekreteri
Annan'dan da "görüşmeleri başlatmasını" isteyecek
RİCE'A...
Talat: Rice'a Kıbrıs'taki durumu, Kıbrıslı Türklerin
duruşunu, dünyaya bakışını izah edeceğiz. Tahmin
edilirse eğer, Rum tarafının tutumundan şikayet
etmeyeceğim. O daha başka platformlarda konuşulacak konu.
Kıbrıs sorununun çözümünü istediğimize göre, bunu nasıl
istiyoruz ve müzakere sürecinin başlayabilmesinin temel güdüsünün ne
olabileceğini ortaya koyacağız
ANNAN'A...
"Annan'dan görüşmeleri başlatmasını isteyeceğim.
Görüşmeleri başlatmak için daha güçlü çaba ortaya koymasını
istiyorum. Genel sekreterin bir gönül kırgınlığı var.
Papadopulos, genel sekreteri kandırdı, yalan söyledi. Gerçek durum
bu. Genel sekreterden isteyeceğim şu: Sen genel sekretersin. Bir sürü
gücün var, onları kullan bizi burada bir araya getirsin. Bunu yapabilirse
iyi bir adım olur"
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın ABD'de yapacağı görüşmelerde ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'dan neleri talep edeceği ortaya çıktı. ABD
Dışişleri Bakanı'ndan Kıbrıs Türküne uygulanan
izolasyonların kaldırılmasını ve bunun çözüme
katkı yapacağının iyi bilinmesini istemeye hazırlanan
Talat, BM Genel Sekreteri Annan'a da "Görüşmeleri başlat"
diyecek.
KIBRIS FM'de
yayınlanan "Başaran Düzgün ve Hüseyin Ekmekçi ile Gündem"
programına katılan Talat, bugün başlayacağı ABD
yolculuğu öncesi gelinen son aşamayı değerlendirdi.
Talat, program
sırasında yaptığı açıklamalarda,
görüşmelerin içeriğine dair ipuçları verdi.
"ABD'nin
garnizon devleti olmayız"
Talat,
"ABD'nin kuzeye yeni bir görev biçtiği, garnizon devlet yaratmaya
çalıştığı, üs istediği" yönündeki
spekülasyonları reddetti. Bu iddiaların hayal ürünü olduğunu
anlatan Talat, "Komplo teorisi uydurmayı becerenler bunları
uyduruyor" dedi.
ABD'den böyle
bir talep gelmediğini vurgulayan Talat, böyle bir talep beklentisi de
olmadığının altını çizdi. Adadaki İngiliz
üslerine vurgu yapan Talat, "Burada garnizon devlet
yaratılmasını düşünmek mümkün değil" ifadesini
kullandı.
ABD'nin bu
iddiaları reddettiğini söyleyen Talat, böyle bir talebin de kendisi
ve Kıbrıs Türkü tarafından da kabul edilemeyeceğinin
altını çizdi.
ABD çözümü
destekliyor
ABD'nin
davranışları ve Kıbrıs Türkü'ne yönelik tutumu ile
çözümü istediğini gösterdiğini söyleyen Talat, "Benim
ilgilendiğim, beni ilgilendiren de bu" dedi.
Talat
şöyle devam etti:
"Ancak
zaman zaman ABD'nin girişimlerinin yetersiz olduğunu
düşünüyorum. Bizimle, Kıbrıs Türk yönetimi diyerek her türlü
ilişkiyi kurar. Kıbrıs'a yönelik politikasında ciddi
değişiklik yapmadan, bu yeni durumu kullanarak Kıbrıs
sorununun çözümünü zorlayabilir.
Ben daha
yaptıklarının yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ama hiç
tartışmasız bir şekilde görülüyor ki ABD
Kıbrıs'ta çözümü istiyor. Başka ülkelerdeki tavırlarını
öne sürerek 'Kıbrıs'ta çözüm istemiyor' denilemez."
Kantarın
topu Rumlara kaçtı!
Burgenstock'ta
dengelerin Kıbrıs Türkü lehine
"kaydırıldığı" sözlerinin sadece bir
"iddiadan ibaret" olduğunu savunan Talat, "Kantarın
topu Rum tarafına kaymıştı. Geçiş dönemi ile sürekli
gündeme getirilen hususlar, Papadopulos'un istediği gibi düzeltildi"
dedi.
Türk
tarafına kayan hiçbir şeyin olmadığını iddia eden
Talat, "1/3 mal uygulamasını Rum tarafı da istedi"
dedi.
"Türk
askerinin kalıcı" olduğunu sürekli olarak Rumların öne
sürdüğünü ifade eden Talat, şu ifadeleri kullandı:
"Ama bir
şeyi gizliyorlar. Sayı 650. Rum tarafının lehine
yapıldığını öne sürecekleri tek şey bu. Bir
uzlaşma noktası gerekiyordu.
Biz
Burgenstock'ta bizim tarafın ısrarı ile ittifak anlaşmasındaki
sayı bırakıldı. Türkler lehine
yapıldığını öne sürecekleri tek şey bu.
Bu da 1 ve
2'nci versiyonlardan daha kötü, Rumlar açısından daha iyi.
Papadopulos,
Burgenstock'ta bunu ciddi bir sorun olarak öne çıkarmadı. Hatta
Klerides ve Denktaş, daha Annan planı sunulmadan garanti ve ittifak
konularında anlaşmışlardır. Bunda anlaşma
vardı. Bunlar sadece gerekçe. Reddetmenin gerekçesi."
"Rumlar
güç paylaşımı istemiyor"
Rumların
esas "ret" gerekçesinin "güç paylaşımını
istememelerinden" kaynaklandığının altını
çizen Talat, "Bu devleti bizimle eşit olarak yönetmek istemiyor ama
yama gibi oraya katıp, çoğunluk ifadesi ile ülkeyi yönetmek
istiyorlar. Gerisi hikaye" dedi.
Papadopulos'un
Kıbrıslı Türklerle siyasi eşit statüde güç birliği
yapmak istemediğini belirten Talat, "Bütün konu bu. Bunu gizliyor,
başka şeyler söylüyor" iddiasında bulundu.
Rice'a...
Kıbrıs
Türk tarafının ABD ziyareti öncesi hazırlıklarını
tamamladığını anlatan Talat, "Rice ile ne
konuşacaksınız? sorusuna şu yanıtı verdi:
"Her
şeyden önce buradaki durumu, Kıbrıslı Türklerin
duruşunu, dünyaya bakışını izah edeceğiz. Tahmin
edilirse eğer, Rum tarafının tutumundan şikayet
etmeyeceğim. O daha başka platformlarda konuşulacak konu.
Kıbrıs
sorununun çözümünü istediğimize göre, bunu nasıl istiyoruz ve
müzakere sürecinin başlayabilmesinin temel güdüsünün ne olabileceğini
ortaya koyacağız.
İzolasyonların
kaldırılmasını ortaya koyacağız. Şu anda en
güçlü yol bu. Ayrıca BM çözüm planına destek verdiğimizi, ancak
bu planının bir şekilde konuşulmaya başlanması,
Rum tarafını çözüm yönünde cesaretlendirmek için tek yolun
izolasyonların kaldırılması olduğunu, bunun da yolunun
izolasyonların kaldırılmasından geçtiğini
aktaracağız. Bunun çözümü engellemeyeceğini, aksine teşvik
edici olacağını vurgulayacağız."
Soru
sorabilir...
Rice'ın
kendisine soruları olabileceğini belirten Talat, özellikle
Kıbrıs Türkü'nün İslam dinine bağlı bir toplum olarak,
bu konuda laikliği nasıl başardığı yönünde soru
sorulabileceği yönünde de beklentisi olduğunu hatırlattı.
Kıbrıslı
Türklerin modern olduğunu ve bunun dikkat çektiğini söyleyen Talat,
"Kıbrıslı Türkler en AB'li Müslüman topluluk olarak
görülebilir" dedi.
Talat,
"İslam toplumu, Müslüman bir toplum olarak nasıl
batılı olabildik? Çağdaş değerlere nasıl sahip
olduk? Bu ABD'lilerin dikkatini çekiyor" diye konuştu.
Ayin ve
kiliseler konusunda en girişimci ABD
Talat,
Kıbrıs'taki kiliselerin tamiri ve ayinlerin yapılabilmesi
konusunda en çok girişim yapan ülkenin ABD olduğunu da söyledi.
ABD'de çok
ciddi bir din ağırlığı geliştirildiğini de
belirten Talat, "Bu misyonerlik mi?" sorusuna, "Zaman zaman bu
izler görülebilir" dedi.
Yeni
beklentiler oluşabilir
Talat, ABD
ziyareti ve İngiltere'nin 2006 yılı başında kendisine
yapmayı planladığı davetin, yeni beklentileri de gündeme
getirebileceğini söyledi.
İngiltere
ve ABD'nin "Kuzey'e uçak seferleri başlasın" demeleri ile
birlikte Kıbrıs sorununda çok şeyin
değişebileceğini vurguladı. Rumların,
"Kıbrıs Türklerini sıkıştırdık, Türkiye
de masada kısıldı" görüşünde olduğunu ve öyle
davrandığını ifade eden Talat, devamla şu ifadeleri
kullandı:
"Türkiye
ne kadar Kıbrıslı Türklerin aleyhine olan adımları
atarsa, bizden o kadar uzaklaşacak. Türkiye ile bazı konularda sorun
yaşasak dahi kendi çıkarlarımızı
koruyacağız.
Türkiye'de
Kıbrıs konusu son derece hassastır. Kolay kolay bizim
onayımızın olmadığı bir konuda adım
atmasını beklemiyorum ama Rumların niyeti bu adımları
attırmak.
Direk
uçuşların başladığını düşünün. Bu dünya
ile direk bütünleşme anlamı da taşıyor.
Havaalanınızın çehresi bile bir anda değişecek.
Bunun ekonomik
faydası tartışılmaz. Teorik olarak da izolasyonların
kalkması demek. Bunun güneyde yaratacağı hareketlenmeyi
düşünün."
Direk uçuş
beklentisi
Talat, en büyük
beklentinin direkt uçuşlar olduğunu ifade etti. "Bu bizim
dağarcığımızda var. Uçuşlar olmak zorunda"
diyen Talat, Kıbrıslı Türkleri, Papadopulos istemediği için
tecrit etmenin doğru olmadığını kaydetti.
Talat, "AB
yetkilileri de direkt uçuşların devletlerarasında
anlaşılması gereken bir konu olduğunu söylüyor" dedi.
"Özel
gelişme beklemiyorum" ifadesini kullanan Talat şöyle devam etti:
"Burada
Kıbrıslı Türkler kendi kendini yönetiyor. Burada ayrı bir
otorite olduğunu ve meşru olduğunu ABD de kabul ediyor.
Politikamızı
beğendiği için de Rum lidere gösterdikleri ilginin daha
sıcağını burada bize gösteriyor. Bunlar bu ziyaretteki en
önemli noktalardan biri..."
Annan'a...
Talat, Annan
ile ne görüşeceği sorusuna da şu yanıtı verdi:
"İlk
önce görüşmeleri başlatmasını isteyeceğim.
Görüşmeleri başlatmak için daha güçlü çaba ortaya koymasını
istiyorum. Şu anda böyle bir durum yok ama bu gariplik değil mi?
Genel sekreter
bir çaba ortaya koyuyor, bir taraf bunu kabul ediyor. Kabul etmeyen
tarafın durumu şu anda ortada ama BM bir şey yapamıyor,
yapmıyor.
Genel
sekreterin bir gönül kırgınlığı var. Papadopulos,
genel sekreteri kandırdı, yalan söyledi. Gerçek durum bu.
Lahey'de
anlaşma bizim tarafımızdan reddedildi. O kadar büyük bir gaflet
ki... Yapılanlar pazarlık değildi. Sabaha kadar devam etti ama
genel sekreterin deyimine göre salondan bir tek adam gülerek çıktı. O
da Papadopulos. Gerçekten de büyük bir zevk almıştı, gülüyordu.
Türk
tarafı reddetti, AB'ye giriş kesinleşti. Bundan büyük bir
mutluluk mu olabilir? Türk tarafı kabul etse, Atina'ya gidip
katılım belgesini imzalayamayacaktı.
O gün,
Papadopulos Annan'a, 'Türk tarafı hazır olduğu zaman ben de
konunun önemli kısımlarını hiç tartışmaya açmadan
planı kabul etmeye hazırım.' dedi.
Ama öyle
davranmadı. BM Genel Sekreteri'ni resmen kandırdı. Annan çok
öfkeli. 'Yeniden bu süreç başlarsa yine Papadopulos bana kazık atacak
ve sonu kesin bölünmedir' diyor genel sekreter.
Genel
sekreterden isteyeceğim şu: Sen genel sekretersin. Bir sürü gücün
var, onları kullan.
Küstü ve 'ben
konuşmuyorum' diyor. Doğru ne ise, beğenip beğenmedikleri
konuları ortaya koysun. Eğer mümkünse, yeni siyasi
danışmanı Gambani'nin buraya gelmesi söz konusu. Bizi burada bir
araya getirsin. Bunu yapabilirse iyi bir adım olur.
Papadopulos da
bunu istemiyor mu? BM çatısı altında görüşürüm demedi
mi?"
Program
şekilleniyor
Cumhurbaşkanı
Talat, bugün saat 12.00'de Ankara'ya gidecek ve Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile
görüşecek.
Aynı
akşam İstanbul'a geçecek olan Talat ve beraberindeki heyet,
çarşamba günü saat 11.20'de THY uçağıyla New York'a hareket
edecek.
Cumhurbaşkanlığı
Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy'un verdiği bilgiye göre,
Cumhurbaşkanı Talat'ı ABD'de yoğun bir program bekliyor.
Talat, temasları çerçevesinde, ABD Dışişleri Bakanı
Condoleezza Rice, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, UDNP Başkanı Kemal
Derviş ile görüşecek ve bazı düşünce
kuruluşlarının düzenlediği konferanslara katılacak,
ABD Kongresi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı
Henry Hyde ile ABD Kongresi'nde bir araya gelecek.
Washington
programı
Cumhurbaşkanı
Talat, çarşamba günü İstanbul'dan New York'a, 27 Ekim Perşembe
günü de New York'tan Washington'a geçecek. Perşembe günü yerel saatle
10.00'da CSIS ve Brookings düşünce kuruluşlarının
düzenlediği bir konferansa konuşmacı olarak katılacak. Saat
12.00'de de Washington Instofred for Near East Policy düşünce
kuruluşunun toplantısına katılacak.
Cumhurbaşkanı
Talat, aynı gün saat 13.00'te ABD Kongresi Uluslararası
İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde'nin resmi davetlisi
olarak, ABD Kongresi'nde bazı kongre üyeleri ve Hyde ile görüşecek.
Talat,
aynı günün akşamı Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde
düzenlenecek 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılacak.
Rice ile
görüşme
Cumhurbaşkanı
Talat, 28 Ekim Cuma günü saat 11.00'de ABD Dışişleri Bakanı
Condoleezza Rice'la görüşecek. ABD Dışişleri
Bakanlığı'nda yapılacak görüşmenin ardından
yabancı basınla bir araya gelecek olan Talat, daha sonra da KKTC'nin
Washington Temsilciliği'nde Türk gazetecilere yönelik bir basın
toplantısı düzenleyecek.
Talat,
aynı gün ABD'nin eski Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile
görüşecek ve bazı özel temaslar yapacak. Talat, akşam da,
Türk-Amerikan Konseyi'nin onuruna vereceği yemeğe katılacak.
New York
programı
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, 29 Ekim'de Washington'dan New York'a geçecek ve 30 Ekim Pazar
günü, UDNP Başkanı Kemal Derviş'le sabah kahvaltısında
bir araya gelecek.
Cumhurbaşkanı
Talat, 31 Ekim Pazartesi günü saat 12.00'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la
görüşecek.
Talat, saat
18.00'de de Harward Üniversitesi'nde bir konferans verecek.
Talat, New
York'taki temaslarının ardından, 1 Kasım'da saat 17.30'da
THY uçağıyla İstanbul'a dönecek ve 2 Kasım'da saat 20.30'da
KKTC'ye hareket edecek.
Cumhurbaşkanı
Talat'a Ankara ve ABD ziyaretlerinde, eşi Oya Talat,
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ve
Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik edecek.
KIBRIS 25/10/05
Serdar
Denktaş: Verilen sözler havada kaldı
Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Denktaş,
Münih'te AP milletvekili Döfler ile görüştü:
Serdar
Denktaş: Verilen sözler havada kaldı
Selim KUMBARACI
(TAK)
Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Avrupa Birliği tarafından Kıbrıslı
Türklere verilen sözlerin havada kaldığını vurguladı.
"AB
verdiği sözleri tutmadı. 'Kıbrıslı Türkler
dışarıda, soğukta bırakılmayacak, izolasyonlar
kalkacak' dedi. Ancak Kıbrıslı Türkler hala daha izolasyon
altında" şeklinde konuşan Denktaş, izolasyonun
kaldırılması çabalarında bir ilerleme
olmayışı bir yana, Rum tarafının Avrupa
Birliği'ni kullanarak, izolasyonun daha da kuvvetlendirilmesi ve
kalıcı hale gelmesi için uğraş verdiğine dikkat çekti.
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Denktaş,
Alman üst düzey yetkililerle resmi temaslarda bulunmak ve çeşitli sivil
toplum örgütlerinin temsilcileriyle görüşmeler yapmak amacıyla geldiği
Münih'te Avrupa Parlamentosu Milletvekili Wolfgang Kreissel Dörfler ile
görüştü.
Görüşmeye,
Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Abdurrahman Bilgiç, Başbakan
Yardımcılığı, Dışişleri
Bakanlığı Konsolosluk ve Dış Türkler Müdürü Kemal
Gökeri , KKTC'nin Bavyera Eyaleti Fahri Kültür Ataşesi Turgay Hilmi,
KKTC'nin Bavyera Fahri Temsilcisi Alman Uli Piller ve Alman-Türk Dostluk
Federasyonu Genel Başkanı Ali Kılıç katıldı.
Denktaş,
SPD (Avrupa Sosyal Demokrat Parti)'den Milletvekili olan Dörfler ile
görüşmesi öncesinde basına yaptığı açıklamada,
referandumdan sonra gelişen süreç içerisinde Kıbrıslı
Türklerin hala daha izolasyon altında olduğu gerçeğini
başta AB üyesi ülkeler olmak üzere uluslararası topluluğa
anlatma ve yapılan haksızlığı görmelerini sağlama
konusunda kararlı olduklarını söyledi.
Referandumda
Annan Planı'na "hayır" demesine karşın AB'ye
"yarım ülke" olarak giren Rum tarafının birlik
yasalarını ve üye ülkeleri kendi milli çıkarları
doğrultusunda kullanarak Kıbrıslı Türklere haksız yere
uygulanan izolasyonun daha da güçlenmesi için uğraş verdiklerini
ifade eden Denktaş, "Biz bu gerçeğin görülmesini sağlamaya
çalışıyoruz. Bu gerçek görülmeli ki bir süre sonra
Kıbrıs konusunda başlatılacak yeni bir sürecin aleyhimize
dönmesini engelleyebilelim" şeklinde konuştu.
AB'nin
verdiği sözleri tutmamasından dolayı tepkisini de ortaya koyan
Denktaş, "AB verdiği sözleri tutmadı.
'Kıbrıslı Türkler dışarıda, soğukta
bırakılmayacak, izolasyonlar kalkacak' dedi. Ancak
Kıbrıslı Türkler hâlâ daha izolasyon altında"
şeklinde konuştu.
"Dış
Türklerin ve yabancı
dostların
gücü ve desteği önemli"
KKTC ve Türkiye
dışında yaşayan Türklerin gücünün ulusal Kıbrıs
davasında kullanılmasının hayati önemi olduğunu ifade
eden Denktaş, bunun yanında Kıbrıs Türkünün dostu olan,
haklı davasını anlayan ve yakından takip eden yabancı
milletvekillerinin, siyasilerin, bürokratların da desteğini alarak,
uluslar arası arenada bu kişilerin gücünün etkili bir şekilde
kullanmalarının şart olduğunu kaydetti.
"Kuş
gribi KKTC'ye giremez"
Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Denktaş,
Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun ne kadar katı
olduğunu ve gerek ekonomik, gerek sportif gerekse ulaşım
alanında Kıbrıslı Türklerin karşılaştığı
güçlüklerin neler olduğunu ortaya koyan bir de espri yaparak, "Bütün
dünyanın endişe ile izlediği kuş gribi'nden biz endişe
duymuyoruz. Çünkü, bu izolasyonlar var oldukça KKTC'ye kuş gribi de
girmez" dedi.
Dörfler:
Kıbrıs'ın yeniden
birleştirilmesi
için birlikte çalışmalıyız
Avrupa
Parlamentosu Milletvekili Wolfgang Kreissel Dörfler ise yaptığı
konuşmada, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir anlaşma
için birlikte çalışılması gerektiğini ve
Kıbrıs'taki iki tarafın çözüm için daha çok çaba ortaya
koymasının şart olduğunu söyledi.
Dörfler,
"Kıbrıs konusunda birlikte çalışmalıyız.
Biz, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesinden yanayız. Bunun
için de birlikte çalışmamız ve sabırlı olmamız
lazım. Çünkü bu konuda zamana ihtiyaç var. Ancak sorunun çözümü için
özellikle adadaki iki tarafın daha çok çaba ortaya koyması
şarttır" diye konuştu.
AP Milletvekili
Kreissel Dörfler konuşmasında, Türkiye'nin AB ile üyelik
müzakerelerine başlamasına da değinerek, Ankara'yı bu
süreçte desteklediklerini ifade etti.
TC Münih
başkonsolosu Bilgiç
Türkiye'nin
Münih Başkonsolosu Abdurrahman Bilgiç ise konuşmasında,
Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı
Denktaş'ın Münih ziyaretinin Kıbrıs konusunun Bavyera
eyaletinde yeni bir açılıma, yeni bir başlangıca ve ulusal
davanın daha iyi anlaşılmasına yardımcı
olacağına inandığını söyledi.
KKTC'ye
uygulanan haksız izolasyonun kaldırılması çabalarına
bu ziyaretin katkı yapacağı inancında olduğunu
kaydeden Başkonsolos Bilgiç, "Bu konuda sağlıklı bir
iletişim sürecinin yakın zamanda başlayacağını
umuyorum" dedi.
Kılıç
Alman-Türk
Dostluk Federasyonu Genel Başkanı Ali Kılıç da
konuşmasında, Kıbrıs ulusal davasında verilen
haklı mücadelenin kısa vadeli projelerle hayata geçirilmediğini
belirterek, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın
uzun yıllarca taşıdığı bayrağı
artık Türk gençliğine teslim ettiğini söyledi.
Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı
Denktaş'ın KKTC'yi yurtdışında, uluslararası
platformda tanıtmak için büyük çaba harcadığını
bildiklerini kaydeden Kılıç, Kıbrıslı Türklerin
hakları için verilen her mücadelede yurt dışında
yaşayan Türkler olarak her zaman desteklerinin tam olacağını
kaydetti. Kılıç, "Başımız dik bir şekilde
ulusal ilkelerimizden asla taviz vermeden sizlerle birlikte bu davanın
sonuna kadar savunucusu olacağız" diye konuştu.
Münih meclis
üyesi Fincan'la görüşme
Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Denktaş bu
arada Münih temasları çerçevesinde Münih Belediyesi Meclis Üyesi, SPD'li
(Avrupa Sosyal Demokrat Parti) Yaşar Fincan'la da bir görüşme
gerçekleştirdi.
Görüşmede,
Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Abdurrahman Bilgiç, Başbakan
Yardımcılığı, Dışişleri
Bakanlığı Konsolosluk ve Dış Türkler Müdürü Kemal
Gökeri , KKTC'nin Bavyera Eyaleti Fahri Kültür Ataşesi Turgay Hilmi,
KKTC'nin Bavyera Fahri Temsilcisi Alman Uli Piller de hazır bulundu.
Denktaş
görüşmede, Kıbrıs konusuna ilişkin son gelişmeler
hakkında ayrıntılı bir brifing verirken, Avrupa
Birliği üyesi ülkelerde Fincan gibi önemli mevkilerde bulunan
Dış Türklerin ulusal Kıbrıs davasına yapabilecekleri
büyük katkılar olduğunu söyledi ve bu konuda destek
bulacaklarına inancının tam olduğunu ifade etti.
Münih Belediyesi
Meclis Üyesi Yaşar Fincan da, ulusal davada KKTC halkının
arkasında olduklarını ve özellikle Almanya'nın 82 milyon
nüfusunun 12 milyonunun yaşadığı Bavyera eyaletinde bu
konuda güçlü lobicilik faaliyetleri yürütmekte olduklarını bildirdi.
Denktaş
Bavyera Meclis Üyesi
Kupka'nın
futbol maçı davetine katıldı
Başbakan
Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş öte yandan Almanya'nın en güçlü siyasi partilerinden CSU
(Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi)'nden Bavyera Meclisi'nde üye olan
Engelbert Kupka'nın başkanlığını
yaptığı futbol kulübü SpVgg Unterhaching'in kendi sahasında
LR Ahlen takımıyla yaptığı futbol maçını VIP
Salonu'ndan izleme davetine katıldı.
Yağmurlu
bir havada oynanan maçta iki de Türk futbolcunun bulunduğu SpVgg
Unterhaching futbol takımı, LR Ahlen'i 2-0 mağlup etti.
Gollerden birini Türk futbolcu Necat Aygün attı.
Serdar
Denkaş, Bavyera eyaleti
Başbakan
Yardımcısı ile görüştü
Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Almanya'nın Münih kentinde dün sabah
başladığı resmi temasları çerçevesinde Bavyera eyaleti
Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı
Günther Beckstein ile görüştü.
Görüşme,
Almanya'da yapılan genel seçimlerin ardından 14 Kasım'da federal
hükümette yer alacak yeni kabineye Bavyera eyaletinin şu anki
başbakanı Edmund Stoiber'in bu kabinede yer alması halinde -ki
buna kesin gözüyle bakılıyor- Beckstein'ın Bavyera eyaletinin
yeni başbakanı olması ihtimalinin çok yüksek olması
nedeniyle büyük önem taşıyor.
Denktaş-Beckstein
görüşmesi, Bavyera eyaletinin başkenti Münih'te Beckstein'in
makamında gerçekleşti.
Görüşme
öncesinde açıklama yapılmazken, görüntü alınmasına imkan
tanındı. Görüşmede KKTC tarafından Başbakan
Yardımcılığı Dışişleri
Bakanlığı Konsolosluk ve Dış Türkler Müdürü Kemal
Gökeri, KKTC'nin Bavyera Eyaleti Fahri Kültür Ateşesi Turgay Hilmi ve
KKTC'nin Bavyera Fahri Temsilcisi Alman Fahri Temsilcisi Uli Piller de
katıldı.
Başbakan
Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş, Beckstein'a görüşme öncesinde Kıbrıs'ın
kendine özgü Lefkara elişi dokuma masa örtüsü seti hediye ederken,
Beckstein ise,
Bavyera'nın
sembolü olan ve çok eski çağlara dayanan eyaletin
bayrağının renkleri olan beyaz-mavi ile dekore edilmiş
porselen bir bira bardağı hediye etti.
KIBRIS 25/10/05
|
NTV
Güncelleme: 15:43 TSI 26 Ekim 2005 Çarşamba
ANKARA
- Ankarada Dışişleri Bakanı Abdullah Gülle bir araya
gelen Talat, Birleşmiş Milletlerin müzakereleri yeniden
başlatmak gibi bir görevle karşı karşıya olduğuna
inanıyoruz dedi.
Gül de, herkesin kapsamlı bir çözüm için yeni adımlar
atılmasını desteklemesi gerektiğini, aksi taktirde
kıbrıs sorununun kronik bir sorun olarak kalmaya devam edeceğini
belirtti. Dışişleri Bakanı, bunun bir çok stratejik konuyu
gölgeleyebileceği uyarısında bulundu.
ABD ziyareti için Türkiyeden ayrılırken Atatürk havalimanında
bir açıklama yapan Talat, temel hedefin Kıbrıs sorununun çözümü
olduğunu söyledi. Bu ziyaretin önemli bir adım olduğunu
vurgulayan Talat, bütünlüklü bir çözüm istediklerine de dikkat çekti.
TALATTAN
4 TALEP
Talat, Washington ziyareti sırasında ABD Dışişleri
Bakanı Ricetan 4 talepte bulunacak:
ABD
uçak ve gemilerinin Kuzey Kıbrısa gelmesi.
ABD
yönetiminin KKTCde irtibat bürosu açması.
Amerikan
firmalarının turizm alanında yatırım yapması.
KKTC
ile sportif ve kültürel faaliyetlerin başlatılması.
Talat, Washington yönetiminden izolasyonun son bulması için diğer
ülkelere telkinde bulunmasını da isteyecek.
KIBRIS
FİLMİ BİTMEDİ
NTVye kounşan KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer de,
Talatın ABD gezisini Kıbrıs filmi bitmedi, yeniden
başlıyor sözleriyle değerlendirdi.
Yakovu: Ankara
atakta
Kıbrıs
Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatın Washington ziyaretiyle,
Başbakan Erdoğanın yarın AB liderler zirvesine
katılacak olmasını propaganda içerikli atak olarak nitelendirdi.
NTV
Güncelleme: 15:43 TSI 26 Ekim 2005 Çarşamba
LEFKOŞA
- Yakovu, Rum radyo televizyonuna demecinde, Ankaranın propaganda
içerikli planlamaları çerçevesinde, Türkiyenin Kıbrıs sorununun
çözümüne katkıda bulunmaya hazır olduğu görüşü
kullanılmaya çalışılıyor dedi.
Yakovu,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün, Kıbrıs
sorununa esaslı bir çözüm bulunması için şimdi adım atma
zamanı yönündeki açıklamalarını de değerlendirdi.
Türk hükümetini içerik olmaksızın arzu dile getirmekle eleştiren
Yakovu, Türk hükümeti, Kıbrıs Rum tarafının, Annan
planında değişiklik yapılması talebine saygı
göstermeye hazır olup olmadığını söylemedi dedi.
Bu arada Rum Yönetiminin KKTC Cumhurbaşkanı Talatın ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile yapacağı
görüşmeyi yakın takibe aldığı da belirtildi.
İngilterenin
Kıbrıs gafı
|
NTV
Güncelleme: 15:43 TSI 26 Ekim 2005 Çarşamba
LEFKOŞA
- Prescott, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile yemekli
görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Türkiyenin
Adanızı yasadışı işgalinden kaynaklanan
sorunlarınız da dahil olmak üzere tartışacak pek çok konu
var dedi.
|
|
Kıbrısta garantör ülke konumunda olan AB Dönem
Başkanı İngilterenin başbakan
yardımcısının bu sözleri tepki çekti. KKTC
Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Prescottla görüşmesinin
ardından, Türkiyenin Kıbrıstaki varlığının
1960 Garanti ve İttifak Anlaşmalarına
dayandığını belirtti.
Şu anda AB üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyetinin 1960
Anlaşmalarına aykırı bir cumhuriyet olduğunu söyleyen
Soyer, Esas yasadışı olan AB üyesi Kıbrıs
Cumhuriyetidir sözleriyle Prescottu eleştirdi.
Ereli:
Talatın ziyareti çözüme fırsat
ABD
Dışişleri Bakanlığı, KKTC Cumhurbaşkanı
Talatın Washingtonı ziyaretinin, çözüm için ortak konuları
tartışma fırsatı yaratacağını bildirdi.
AA
Güncelleme: 16:05 26 Ekim 2005 Çarşamba
WASHINGTON
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile düzenli olarak
görüştüklerini söyleyen ABD Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli, Annan planına dayalı
bir çözümü destekliyoruz ve iki toplumun liderlerini de bu yönde ciddi, samimi
görüşmelere başlamaya çağırıyoruz dedi.
Günlük
basın toplantısında Talatın 28 Ekimde ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile yapacağı
görüşmeye ilişkin soruları yanıtlayan Ereli, Biz
Kıbrıs Türk toplumu lideri sayın Talat ile düzenli olarak
görüşüyoruz. Bu görüşme de Kıbrıs Türk toplumunun
görüşlerini Talattan dinlemek, karşılıklı
çıkarlarımızı ve Kıbrısta Annan planına
dayalı barışçı bir çözüm elde etmeye yönelik ortak
amacımızı ilgilendiren konuları tartışmak için
bir fırsat dedi.
Washington yönetiminin Talatı davet etmesinin, Kıbrısta iki
ayrı devlete doğru bir gidiş olarak
algılanabileceğinin hatırlatılması üzerine Ereli, bu
varsayıma katılmadığını belirterek, Bizim
politikamız değişmedi. Annan planına dayalı bir çözümü
destekliyoruz ve iki toplumun liderlerini de bu yönde ciddi, samimi
görüşmelere başlamaya çağırıyoruz diye konuştu.
APden Baküye
KKTC uyarısı
Avrupa
Parlamentosu (AP), KKTCye direkt uçuşlar konusunda Azerbaycanı
uyaran bir karar almaya hazırlanıyor.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:09 TSI 26 Ekim 2005 Çarşamba
STRASBOURG
- APnin Strasbourgda devam etmekte olan genel kurul
toplantılarının bu akşamki bölümünde Seçimler öncesinde
Azerbancandaki durum temalı bir oturum düzenlenecek.
Oturum sonrası oylanacak karar
tasarısının bir maddesinde, Azeri hükümetinden Bakü ile
Kıbrısın Kuzey bölümü arasındaki direkt uçuşlar
konusunu ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı)
standartları çerçevesinde çözmesi isteniyor.
Parlamentonun Rum ve Yunan üyeleri ile sayıca en etkin grubu olan
Hıristiyan Demokratların öncülügünde hazırlanan söz konusu
maddede, Bakü ile Kuzey Kıbrıs arasındaki direkt uçuşlar
ABnin Güney Kafkaslardaki tüm ülkelerle Komşuluk
Politikasının güvence altına alınması bakımından
önem taşıdıgı görüşü de dile getiriliyor.
Dağlık Karabağ sorununun çözümü için en uygun platformun Minsk
grubu oldugunun savunuldugu taslak kararda, Azeri hükümetinin seçimler öncesi
muhalefetin yaptıgı mitinglere ölçüsüz ve şiddetli tepkisi de
sert bir dille eleştiriliyor.
Rumlardan Ankara'ya propaganda suçlaması
26 Ekim, 2005 20:47:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs Rum yönetimi, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın AB zirvesine katılacak olmasını ve KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ABD ziyaretini propaganda
içerikli atak olarak nitelendirdi.
Kıbrıs
Rum kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Rum televizyonuna
yaptığı açıklamada ''Ankara'nın propaganda içerikli
planlamaları çerçevesinde, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümüne
katkıda bulunmaya hazır olduğu
görüşü kullanılmaya çalışılıyor'' dedi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dünkü sözlerine de
değinen Yakovu, ''Türk hükümeti, içerik olmaksızın arzu dile
getiriyor. Genel açıklamalara rağmen Türk hükümeti müzakere etmeye,
Kıbrıs Rum tarafının Annan Planında
değişiklik yapılması gerektiği şeklindeki
taleplerine saygı göstermeye hazır olup
olmadığını söylemedi'' diye konuştu.
Rum yönetiminin ayrıca KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın ABD ziyaretini de yakın takibe aldığı
belirtildi.
Talat ABD yolcusu
ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ABD'ye 28 ekimde davet
etmişti. ABD tarafından 17 ekimde yapılan davetin ardından
Talat, ''Kıbrıslı Türkleri anlamak, onları dinlemek için
atılacak her adım çok olumlu bir adım. Bu da öyle bir
adım'' demişti.
ABD
Talat'la Kıbrıs'ta çözümü tartışacak
WASHINGTON (A.A)
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli,
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Washington'ı
ziyaretinin, adada Annan planına dayalı bir çözüm üretmeye yönelik
ortak konuları tartışmak için bir fırsat olduğunu
söyledi.
Günlük basın toplantısında Talat'ın 28 Ekim'de
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile
yapacağı görüşmeye ilişkin soruları yanıtlayan
Ereli, Biz Kıbrıs Türk toplumu lideri sayın Talat ile düzenli
olarak görüşüyoruz. Bu görüşme de Kıbrıs Türk toplumunun
görüşlerini Talat'tan dinlemek, karşılıklı
çıkarlarımızı ve Kıbrıs'ta Annan planına
dayalı barışçı bir çözüm elde etmeye yönelik ortak
amacımızı ilgilendiren konuları tartışmak için
bir fırsat dedi.
Washington yönetiminin Talat'ı davet etmesinin,
Kıbrıs'ta iki ayrı devlete doğru bir gidiş olarak
algılanabileceğinin hatırlatılması üzerine Ereli, bu
varsayıma katılmadığını belirterek, Bizim
politikamız değişmedi. Annan planına dayalı bir çözümü
destekliyoruz ve iki toplumun liderlerini de bu yönde ciddi, samimi
görüşmelere başlamaya çağırıyoruz diye konuştu.
KKTC'de yayımlanan bir gazetenin, ABD'nin Talat'ı,
adada çözümsüzlük durumunu sürdürmek için seçtiği yönündeki yorumuna
işaret edilmesi üzerine Ereli şunları söyledi:
Bunun temeli yok. Size dediğim gibi bizim
amacımız, politikamız, çözümü desteklemek.
Yaptıklarımız da bunun açık bir göstergesi. Talat ile
danışma ve görüşmelerimiz bu amaç ve geçmiş uygulamalarla
tamamen tutarlı.
HURRIYET 26/10/05
Alman
tarihçi: Ermeniler Türkler'i arkadan vurdu
Alman tarihçi, senaryo yazarı ve yapımcı Karl Höffkes,
İngiltere'de Ermeni soykırımı iddialarını konu
alan, Türkiye karşıtı bir film yapılmakta olduğunu
belirterek, Birinci Dünya Savaşı'nda Rus ordusuna katılarak
Türklere saldıran Ermeniler, şimdi olayları kendilerine mal
etmek için çalışıyor dedi.
Höffkes, 1914-1945 yılları arasında geçen tarihi
olaylar konusunda geniş bir film arşivine sahip olduğunu
kaydederek, İngiltere'de yapılmakta olan filmin Türkiye'nin
başını ağrıtacağını söyledi.
Türkiye'yi asılsız iddialarla köşeye
sıkıştırarak bölme ve parçalama niyetindeler diyen
Höffkes, Birinci Dünya Savaşı'nda Rus ordusuna katılarak
Türklere saldıran Ermeniler, şimdi olayları kendilerine mal
etmek için çalışıyor. Saldırılar
karşısında Türkler, Ermenilere karşı kendilerini
müdafaa etmişlerdir diye konuştu.
Türk-Alman dostluk ilişkilerinin Alman imparatorluğu
döneminden, 1915 yılından bu yana sürdüğünü söyleyen Höffkes,
Türkiye'nin genç nüfusuyla gelişen bir ülke olduğunu ve AB'ye tam
üyelik için ödevlerini yerine getireceğine inandığını
belirtti.
Atatürk hayranı olduğunu ifade eden Höffkes, Mustafa
Kemal Atatürk hakkında, Türkçe, İngilizce ve Almanca olmak üzere,
Devrimcilikten Devlet Adamlığına adlı bir belgesel
yaptığını kaydetti.
HURRIYET 26/10/05
İngiltere çözüm için elinden geleni yapıyor
Adada
temaslarda bulunan AB dönem başkanı İngiltere'nin başbakan
yardımcısı John Prescott, KIBRIS gazetesine Kıbrıs
sorunundaki son gelişmeleri değerlendirerek, İngiltere'nin
Kıbrıs'ta çözüm bulunması için çok istekli olduğunu
vurguladı:
İngiltere
çözüm için elinden geleni yapıyor
ÇÖZÜM
İÇİN ÇABA GÖSTERECEĞİZ... KIBRIS Medya Grubu Genel
Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü'nün sorularını yanıtlayan,
Avrupa Birliği dönem başkanı İngiltere'nin başbakan
yardımcısı John Prescott, Kıbrıs sorununun
çözümlenmesinde garantör ülke olarak İngiltere'ye özel bir yükümlülük
düştüğünü ifade etti. Prescott, İngiltere'nin,
Kıbrıslı Türklerle Rumları ortak bir anlaşma konusunda
etkilemek için tüm taraflardan daha fazla çaba göstereceğini söyledi
GÜÇLÜKLERE
RAĞMEN ÇÖZÜM MÜMKÜN... Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde iki
taraf arasında önemli sıkıntıların bulunduğuna
işaret eden Prescott, adadaki insanların çözümsüzlükten bir
çıkış yolu aradığını ve çözümlenmesi güç
sorunların varlığına rağmen adada bir anlaşmaya
varılabileceği yönündeki güçlü inancını dile getirdi
Avrupa
Birliği (AB) dönem başkanlığını yürüten
İngiltere'nin başbakan yardımcısı John Prescott,
Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde garantör ülke olarak
İngiltere'ye özel bir yükümlülük düştüğünü ifade ederek,
İngiltere'nin, tarafları ortak bir anlaşma konusunda etkilemek
için tüm taraflardan daha fazla çaba göstereceğini söyledi.
İngiliz
Elçiliği'nin kuzeydeki temsilcilik binasında KIBRIS Medya Grubu Genel
Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü'nün Kıbrıs sorunundaki son
gelişmelere ilişkin sorularını yanıtlayan Prescott,
"AB'de devam eden İngiltere dönem başkanlığı
olarak bir rolümüz bulunuyor ve tabii ki, Kıbrıs'ta bir çözüm yönünde
devam ettirdiğimiz özel bir bağ var. Bu nedenle, herkes kadar, hatta
herkesten daha çok çalışıp, tarafları ortak bir
anlaşma konusunda etkileyebileceğimizi göreceğiz" diye
konuştu.
Adadaki
temasları çerçevesinde her iki toplum lideri ile bir araya gelen Prescott,
görüşmelerinden,
Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde önemli sıkıntılar
olduğunu gözlemlediğini ifade etti. Ancak Prescott, adadaki
insanların çözümsüzlükten bir çıkış yolu
aradığı kanısında olduğunu belirterek, Kıbrıs
sorununda, çözümlenmesi güç sorunların varlığına
rağmen, bir anlaşmaya varılabileceği yönündeki güçlü
inancını dile getirdi.
Prescott, iki
taraf arasındaki mevcut sorunların karşılıklı
anlayış ve diyalog yoluyla aşılabileceğini belirterek,
Birleşmiş Milletler tarafından bulunacak bir
anlaşmanın, Avrupa Birliği normları çerçevesinde olacağının
tüm taraflarca kabul edildiğine de işaret etti.
Adada son
yıllarda birtakım olumlu gelişmelerin
yaşandığına da dikkat çeken Prescott, iki taraf
arasındaki geçişler ve kuzeye yönelik önerilen mali yardım ve
doğrudan ticaret tüzüklerine atıfta bulundu.
Süleyman
Ergüçlü, İngiltere Başbakan Yardımcısı John John
Prescott'a şu soruları yöneltti:
ERGÜÇLÜ:
Birleşik Krallığın Başbakan Yardımcısı,
yoğun gündeminiz arasında bize bu mülakatı verdiğiniz için
çok teşekkür ederiz. İlk olarak bize ziyaretinizin amacından
biraz bahsedebilir misiniz?
PRESCOTT:
Burada AB dönem başkanlığı adına ve ayrıca
İngiltere hükümetinin bir üyesi olarak bulunmaktayım. Ayrıca, bu
sabah (dün sabah) Cumhurbaşkanı Papadopulos ile Avrupa
topluluğuna yeni katılımlarla ilgili rapor hakkında
görüş alışverişinde bulunup, İngiltere Dönem
Başkanlığı'nın konuları üzerindeki
gelişmelerden bahsettim; İngiltere'nin mali perspektifi, ortak
tarım politikası, yapısal fonlardaki değişiklikler...
İngiltere dönem başkanlığı sırasında yerine
getirmek için aldığımız tüm yükümlülükler... Bu kapsamda,
tüm ülkelere ziyaretlerde bulunuyorum. Dün Slovenya'daydım,
Kıbrıs'tan Hırvatistan'a geçeceğim ve tüm bu ülkelerle
görüş alışverişinde bulunduktan sonra geri dönüp raporumu
sunacağım. İngiliz Hükümeti olarak, özel bir yeri ve gelenekleri
olan Kıbrıs ile ilgili bu fırsatı değerlendirip
aynı zamanda buradaki zorluklar hakkında görüş
alışverişinde bulundum. Buraya, Başpiskopos Makarios ile
tanıştığım 1959 yılından bu yana geliyorum.
O zamanlar seyahat gemisinde garsondum... Buraya duyduğum ilgi nedeniyle
de adayı ziyaret etmekteyim.
ERGÜÇLÜ: Her
iki tarafın liderleri ile görüştünüz. Eminim ki, Kıbrıs
sorunu gündeme geldi. Onlarla görüştükten sonra edindiğiniz
izlenimler nelerdir?
PRESCOTT: Tabii
ki, adanın bölünmüşlüğü ve nasıl bölündüğü
hakkındaki güçlü duyguları göz önünde bulunduruyoruz. Açıkça
bugünün insanlarının davranışlarını etkiliyor.
Ancak Annan Planı'nın gösterdiği gibi insanların da bu
durumdan bir çıkış yolu aradığını her zaman
düşünmekteyim. Bunun, çözümlenmesi güç sorunların
varlığına rağmen halen mevcut olduğu
kanısındayım. İlerlemenin yolu
karşılıklı anlayış ve diyalogla mümkün olabilir.
Tabii ki şu anda adanın Avrupa Birliği'nde olması, BM
tarafından bulunacak bir anlaşmanın AB normları çerçevesinde
olacağı tüm taraflarca kabul edilmektedir. Bu da durum ne olursa
olsun ilerlemenin tek yoludur. Bu arada, bazı gelişmeler
olmaktadır; son yıllarda gelişme gösteren yeşil hattan
karşılıklı geçişler, mali yardım ve doğrudan
ticaret programı, ki bu konuda adanın kuzeyinde neler
yapılabileceği konusunda çalışıyoruz. Tüm bunlar,
zorluklara rağmen, toplumlar arasında sağlanacak daha güçlü
işbirliği için ileriye yönelik adımlardır.
ERGÜÇLÜ:
Türkiye'nin katılım sürecinin bu sorunu nasıl
etkileyeceğini düşünüyorsunuz?
PRESCOTT:
Bildiğiniz gibi, İngiltere Dönem Başkanlığı
olarak, Türkiye ile müzakerelerin başlamasına büyük önem verdik ve
bunu başardık. İngiltere'nin Türkiye için
çalıştığını düşünenler var, ancak bu AB'nin
bir zorunluluğuydu. Eğer Türkiye müzakerelere başlamak
istemişse, ki başladı da, biz de İngiltere Dönem
Başkanlığı olarak müzakereleri başlatma
sorumluluğunu taşıyorduk. Aynı zamanda,
Hırvatistan'ı da bu sürece dahil ettiğimizi söylemekten
memnuniyet duyuyorum, ancak bunu yarına bırakıyorum. Türkiye'nin
AB'ye aday üye ve gümrük birliği üyesi olarak bazı sorumluluklar
üstlenmesinin iyi bir etken olduğunu düşünüyorum.
ERGÜÇLÜ:
Kıbrıs sorunu hakkında yakın bir gelecekte herhangi bir
girişim öngörüyor musunuz?
PRESCOTT:
Sanırım bu davada adaleti bulmak ve mümkün olduğu yerde bir
anlaşmaya varmak herkesin üzerine düşen bir sorumluluktur. Sizin de
bahsettiğiniz gibi devam eden diyalog ve AB'nin bu konudaki arzusu ki, AP
Başkanı'nın adaya yaptığı ziyarette de
belirttiği gibi, Avrupa'daki insanlar buranın "AB'nin bir
parçası olduğunu, bölünmüşlük görmek istemediklerini, çözüm
arzuladıklarını" ifade etmiş ve biz de bunun
gerçekleştirilmesi için çok çalışacağız.
ERGÜÇLÜ:
Birleşik Krallık bu durumda nasıl bir rol üstlenmeyi düşüyor?
PRESCOTT:
Sanırım ki garantör güç olmamız bize özel bir sorumluluk
yüklüyor. Garantör olarak bir rolümüz var. Burada AB içinde devam eden
İngiltere dönem başkanlığı olarak da bir rolümüz
bulunuyor ve tabi ki Kıbrıs'ta bir çözüm yönünde devam
ettirdiğimiz özel bir bağ var. Bu nedenle, herkes kadar, hatta
herkesten daha çok çalışıp, tarafları ortak bir
anlaşma konusunda etkileyebileceğimizi göreceğiz.
ERGÜÇLÜ:
Sayın Prescott, Kıbrıs Türk lideri sayın Talat'ın
yakında Londra'yı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu konuda
belirlenmiş olan kesin bir gün veya bu yönde herhangi bir işaret var
mı?
PRESCOTT: Şu
anda belirlenmiş herhangi kesin bir tarih yoktur. Ancak, başbakanım
Kıbrıs'ın içinde bulunduğu durumla aynı konumda olan
ülkelerin toplum liderleri hakkında sürekli kendisini bilgilendiriyor.
Böyle bir görüşmenin ayarlanmış olması benim için sürpriz
olmaz ancak tarih henüz kesin değil.
ERGÜÇLÜ:
Kıbrıs Türk halkına nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Gelecekten ne beklemeliler?
PRESCOTT:
Referandum ile gelecek bir anlaşmanın, Annan Planı ile birlikte
Avrupa üyesi olmanın beklentisini de içerdiğini fark ettim. Öyle
sanıyorum ki bu olasılık içerisinde adada daha geniş bir
refah beklentisi mevcuttu. Aynı zamanda Avrupa kabullendiğimiz
ülkeler arasında ayrımcılık
yapmadığımıza bağlı olarak Avrupa topluluğu
tarafından tanınmışlık istemini de içeriyor.
Sanırım ki Kıbrıs adasındaki Türk toplumundaki
bireyler, Avrupa Birliği üyeliğiyle gelecek barış ve refaha
ulaşmak istiyorlar ve biz de bunu engelleyen güçlüklerin üstesinden gelmek
zorundayız. Yardım etmek için de elimizden geleni
yapacağız.
KIBRIS 26/10/05
Gül ile Talat, ABD ziyareti öncesi değerlendirme yaptı
Türkiye
Başbakan Vekili Abdullah Gül ile ABD ziyareti öncesinde istişarelerde
bulunmak üzere Ankara'ya giden Cumhurbaşkanı Talat, başbakanlıkta
yaklaşık iki saat süren görüşmelerinin ardından basın
toplantısı yaptı
Gül ile Talat,
ABD ziyareti öncesi değerlendirme yaptı
Türkiye
Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
Kıbrıs konusunda kapsamlı bir çözüm için adım atma
zamanı olduğunu söyledi.
Gül ve ABD
ziyareti öncesinde istişarelerde bulunmak üzere Ankara'ya giden
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakanlık'ta
yaklaşık iki saat süren görüşmelerinin ardından basın
toplantısı yaptı.
Abdullah Gül,
Talat'ın ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın
daveti üzerine ABD'ye gideceğini belirterek, Talat'ın bundan önce
ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell, Rusya
Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İngiltere
Dışişleri Bakanı Jack Straw ve Avrupa Parlamentosu
Başkanı Jose Manuel Barosso ile görüşmüş olduğunu
hatırlattı.
"Bu
ziyaret önemli bir ziyarettir, ümit ederiz önemli gelişmeler
olacaktır" diyen Gül, Kıbrıs Türk tarafının adada
kapsamlı bir çözüme ulaşılması için elinden geleni
yaptığını kaydetti.
Gül, Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Annan Planını referandumda
reddetmesiyle önemli bir fırsatın
kaçırıldığına da işaret ederek, "Şimdi
kapsamlı çözüm için yeni adımlar atma zamanıdır" diye
konuştu.
BM Genel
Sekreteri'nin bu yöndeki adımlarının BM ve AB üyeleri
tarafından desteklenmesi gerektiğini ifade eden Gül, "Yoksa bu
konu kronik bir problem olarak durmaya devam edecektir ve birçok stratejik
konuları gölgeleyen bir husus olacaktır. Ümit ediyoruz ki Sayın
Cumhurbaşkanı'nın ziyareti bu konuda önemli adımların
atılmasına vesile olacaktır" dedi.
Talat:
Rice'ın daveti önemli bir adım
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza
Rice'ın davetinin KKTC'ye yönelik izolasyonların
kaldırılması doğrultusunda önemli bir adım
olduğunu söyledi.
Gül ile ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve BM Genel Sekreteri
Kofi Annan ile görüşmeden önce istişarede bulunmanın çok
yararlı olduğunu belirten Talat, "Kıbrıs Türk
tarafı olarak ve Türkiye olarak kapsamlı çözümü öne çıkarmak ve
Kıbrıs sorununu kapsamlı bir çözüm ile sona erdirmek
hedefindeyiz. Bunun için üzerimize düşenleri yaptık ve yapmaya devam
ediyoruz" dedi.
"BM'nin
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakereleri yeniden
başlatmak gibi bir görevle karşı karşıya
olduğunu" söyleyen Talat, Kıbrıs Rum tarafının,
sorunun giderilmesi konusunda gerekli tutumu belirleyerek masaya gelmesi için
BM'nin aktif çalışması gerektiğine
inandıklarını ifade etti. Talat, "Tek tek ülkelerin,
özellikle de süper güç olarak ABD'nin bu çalışmada önemli rolü olduğunu
ve bu konuda harekete geçmesi gerektiğine inandıklarını"
kaydetti.
Talat,
şöyle devam etti:
"Bu
ziyarette bu düşüncelerimizi ortaya koyacağız ve tabii ki
kapsamlı bir çözümün yerini tutmayacağını bildiğimiz
halde, kapsamlı bir çözüm bulunmasına katkıda bulunacak
izolasyonların kaldırılması konusunda da çalışacağız,
ısrarlı olacağız. İzolasyonların
kaldırılması stratejik açıdan sorunu çözecek önemli
adımlardan bir tanesidir. Aslında ABD Dışişleri
Bakanı Rice'ın daveti de izolasyonların
kaldırılması doğrultusunda önemli bir adımdır,
önemli bir girişimdir. Bu ziyaretin özellikle izolasyonlar, onunla
bağlantılı olarak da, Kıbrıs sorununun kapsamlı
çözümüne katkıda bulunacak bir ziyaret olacağına
inanıyoruz."
KIBRIS 26/10/05
Yardım edin yoksa
PKK'lı olacaklar...
Hafta sonu bir mesaj aldım Dr. Muzaffer Çetingüç yollamış. Benim
gibi başkalarına da iletmiş. Çok etkileyici olduğu için,
köşeme alıyorum...
Mesaj aynen şöyle:
"Görev yaptığım ilçe 64 köyü, 27 mezrası ve 5
mahallesi olan gelişmemiş iri yapılı bir köy.
Aşiret hegemonyası hüküm sürmekte olduğundan halkı fakir,
yoksul ve zavallı... Okullar harap, öğrenciler yarı çıplak,
ayaklarında terlik bakımsız, mutsuz ve umutsuz halde.
Görev yapığım birliğin çöpünü karıştırarak
karınlarını doyuruyor. Ve bulabildikleri yemek
artıklarının bir kısmını da poşetlere koyup
evlerinde umutsuzca bekleyen ailelerine götürüyorlar. Onlara bakarken bizlerin
utanması gerekirken tam tersi oluyor onlar bizden utanıyorlar.
Samimiyetimle ifade edeyimki bu anlattığım bir masal değil
burada yaşananlardan sadece bir örnek. Bu bölgede terör mevcut ve var olan
bir gerçek.
Halkın büyük bir çoğunluğu şimdilik teröre destek vermiyor.
Ama bu yoksulluk içinde nereye kadar. Bilemiyorum. Yarınlardan çok
endişeliyiz!
Gelin bu çocuklara sahip çıkalım. Biz sahip çıkmazsak
başkaları sahip çıkmak için her an göreve hazır bekliyor.
Buralarda çocukların yarım kalmış ve
kullanılmış kurşun kaleme bile ihtiyacı var.
Yardımlarınızı bekliyoruz.
Hakan EROĞLU
Piyade Binbaşı, 1'nci Hudut Tabur Komutanlığı
Çaldıran / VAN
Cep :05426457771
İş :04324122087 // 04324122487// 04324122007
E-Mail: hakaneroglu23@mynet.com "
Bu çağrıya yanıt vermeyecek misiniz?
Büyük laflar edip, PKK ile ilgili açıklamalar yapıp kendisini
göstermeye çalışanlara sesleniyorum: Önce işin temelinden
başlayalım. Önce evimizin önünü temizleyelim, sonra anayasayı
değiştiririz.
* * *
MEHMET ALI
BIRAND MILLIYET 25/10/05
Türkiye Başbakan Vekili Abdullah Gül, KKTC'nin eski
cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanlarını
eleştirdi: Gül'den geçmişe taş
KİMSE
ONLARI MUHATAP ALMADI... Gül: KKTC'nin bundan önceki cumhurbaşkanları,
dışişleri bakanları kimlerle görüşmüş, kimler
onları muhatap almış? Yok... Ama şimdi ABD, İngiltere,
Rusya dışişleri bakanları, AB'nin en üst seviyedeki
yetkilileri, KKTC'nin cumhurbaşkanı, dışişleri
bakanını muhatap almakta, kabul etmekte, oturmakta resmi
görüşmeler yapmaktadır
Türkiye
Başbakan Vekili Abdullah Gül, KKTC'nin bundan önceki yöneticilerini
eleştirerek, "KKTC'nin bundan önceki cumhurbaşkanları,
dışişleri bakanları kimlerle görüşmüş, kimler
onları muhatap almış? Yok... Ama şimdi ABD, İngiltere,
Rusya dışişleri bakanları, AB'nin en üst seviyedeki
yetkilileri, KKTC'nin cumhurbaşkanı, dışişleri
bakanını muhatap almakta, kabul etmekte, oturmakta resmi
görüşmeler yapmaktadır" dedi.
Gül,
"Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi'ni
tanıyacakmış..." gibi sözlerin
inandırıcılığı olmayan kasıtlı
propagandalar olduğunu söyledi.
Gül, AK Parti
grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin
3 Ekim'de AB ile müzakerelere başlamasının sadece ülke için
değil, tüm dünya için önemli olduğuna dikkati çekti.
Bugün gelinen
noktada Türkiye ile KKTC'nin ilişkilerinin devam ettiğini ve devam
edeceğini dile getiren Gül, "Ancak bu yalanlar devam etmektedir"
dedi.
"Yanlış
enformasyon"
Yanlış
bilgilendirmenin Kıbrıs konusunda da
yapıldığını ifade eden Gül, "Kıbrıs'tan
Türk askeri çekildi. Kıbrıs'tan topraklar verildi.
Kıbrıs'ta bazı anlaşmalar yapıldı ve
Kıbrıs'taki bazı hak ve hukuklarımızdan
vazgeçtik" gibi söylemlerin doğru olmadığını da
vurguladı. Abdullah Gül, "AK Parti iktidarından önce KKTC'de
olmayan şeyler bugün olmaktadır" dedi.
Abdullah Gül,
konuşmasında, KKTC ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmeler
hakkında örnekler de verdi. Gül, şöyle konuştu:
"KKTC'nin
bundan önceki Cumhurbaşkanları, dışişleri
bakanları kimlerle görüşmüş, kimler onları muhatap
almış? yok... Ama şimdi bakın ABD, İngiltere, Rusya
dışişleri bakanları, AB'nin en üst seviyedeki yetkilileri,
KKTC'nin cumhurbaşkanı, dışişleri bakanını
muhatap almakta, kabul etmekte, oturmakta, resmi görüşmeler
yapmaktadır. Bırakın bunları, daha önce KKTC'nin temsilcileri
hangi günlere davet edilmişti? Sizler de gidiyorsunuz davetlere...ABD'nin
İngiltere'nin ya da başka bir ülkenin günlerinde KKTC'nin
temsilcisini görmüyor musunuz? KKTC'ye heyet gider miydi? Heyet sadece
Türkiye'den giderdi. Ama şimdi ABD kongre heyeti, Kırgız
Parlamento heyeti ve işadamları da gitti."
"KKTC'nin
yaşam standardı yükseldi"
Başbakan
Vekili Abdullah Gül, KKTC'nin yaşam standardının da
yükseldiğine işaret ederek, yaşanan ekonomik gelişmelerden
örnekler verdi.
KKTC'de
kişi başına düşen milli gelirin 2004'te 7 bin 350, 2005'te
ise 7 bin 700 dolara çıktığını belirten Gül, büyümenin
ise 2002'de yüzde 6.9, 2004'te ise yüzde 10 olduğunu kaydetti. Gül, geçen
yıla göre KKTC'de inşaatların yüzde 30 oranında
arttığını belirtti. KKTC turizminde de olumlu
gelişmeler yaşandığına işaret eden Gül, 2001'de
93 bin, 2004'te ise 271 bin kişinin turist olarak gittiğini söyledi.
KKTC'de 5 yıldızlı otellerin arttığını da
belirten Gül, KKTC'de her iki kişiye bir otomobil, her bin kişiye de
bin 9 telefon düştüğünü bildirdi.
"Bütün
bunlar oluyorsa demek ki KKTC'de işler iyi gidiyor demektir" diyen
Gül, oluşabilecek problemleri çözmek için gece gündüz
çalışmaları gerektiğini söyledi.
KIBRIS 26/10/05
|
Talat ABDden
destek istedi Washingtonda
bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Amerikan yönetiminden
Kuzey Kıbrısta temsilcilik açmaları için başka ülkeleri
teşvik etmelerini istedi. |
NTV
Güncelleme: 19:57 27 Ekim 2005 Perşembe
WASHINGTON
- İki düşünce kuruluşunun ortaklaşa düzenlediği
toplantıda konuşan Talat, Amerikan yönetiminin bazı önemli
adımlarına rağmen, izolasyonun kalkması yönünde henüz somut
adım atmadığına dikkat çekti.
Kıbrısta nihai amaçlarının çözüm olduğunu ve
izolasyonunun kaldırılmasının bu yönde bir adım
niteliğini taşıdığını söyleyen Talat,
Amerikan yönetiminden doğrudan uçuşlar ve Kuzey Kıbrısta
temsilcilik açılması konusunda başka ülkeleri teşvik
etmesini istediklerini anlattı. Talat Washingtona Kıbrıs
sorununun çözümüne dönük görüşmelerin yeniden başlaması için
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde nüfuzunu kullanması
çağrısı da yaptı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı, yarın Amerikan Dışişleri
Bakanı Condoleeza Rıcela bir araya gelecek.
Talat'ın
ABD ziyareti başladı
AA - İSTANBUL/WASHINGTON - KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün ABD Dışişleri
Bakanı Condoleezza Rice'ın davetlisi olarak Washington'a giderken ev
sahibinden 'Kıbrıs politikamız değişmiyor' mesajı
geldi. Talat ziyareti tecridin kaldırılması yönünde önemli bir
adım olarak değerlendirse de Washington'dan bu yönde bir jest
beklenmiyor.
ABD Dışişleri sözcüsü Adam Ereli, temasları "Annan
Planı'na dayalı çözüme yönelik ortak konuları
tartışmak için iyi bir fırsat" diye niteledi. Ereli,
davetin Kıbrıs'ta bölünme yolunun açılması olarak
algılanabileceğine dair soruya, "Politikamız
değişmedi. Annan Planı'na dayalı bir çözümü destekliyoruz
ve iki toplumun liderlerini de bu yönde ciddi, samimi görüşmelere
başlamaya çağırıyoruz" yanıtını verdi.
Talat ise, Washington'a hareketi öncesi ziyaretin tecridin
kaldırılması yönünde önemli bir adım olduğunu söyledi.
Ancak Talat, "Temel hedefimiz çözümdür. İzolasyonların
kaldırılmasının çözüme katkı yapacağına
inanıyoruz. Bu hedefi kesinlikle değiştirmiyoruz." diye
konuştu. ABD Kongre üyelerini ziyaret edip Harvard Üniversitesi'nde
konferans verecek olan Talat, pazartesi New York'ta görüşeceği BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'a yeni girişim başlatması talebini
yineleyecek.
RADIKAL 27/10/05
Eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş: Ek Protokol
TBMM'de onaylanırsa Türkiye Kıbrıs'ı müdafaa edemez
|
Eski
cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Türkiye, ek protokol TBMM'de
onaylanırsa Kıbrıs'ı müdafaa edemez" dedi, Türkiye
karşı karşıya kaldığı badireden kurtulmak
isterse TBMM'nin ek protokolü onaylamaması gerektiğini söyledi. Rauf
Denktaş, Kıbrıslı Türklerle anlaşmaya
yanaşmayanın Rum halkı olduğunu, liderlerin
değişmesinin bir fark yaratmadığını anlatarak,
bugüne dek söylediklerinin doğru çıktığını,
şimdi söylediklerinin doğru çıkmaması için Allah'a dua
ettiğini belirtti. Denktaş, "Bu yolla gidilirse
Kıbrıs'ın kaybedileceğini, Türkiye'nin de
parçalanacağını" savundu. AB'nin
hukukun üstünlüğüne çok önem verdiğini söyleyen bir kurum
olduğunu kaydeden Denktaş, Kıbrıs'ta 16 günlük bebekleri
gömen eli kanlı idareyi "meşru hükümet" diye
tanıyıp Türkiye'ye "üye olmak istersen bunu
tanıyacaksın" diyen AB için Kıbrıs Türkü'nün önemli
olmadığının görüldüğünü belirtti. Denktaş,
Türkiye'nin şartlardan birçoğunu kabul etmeyeceğini
bildiği halde "Türkiye bize lazımdır,
kaçırmayalım, üye olmasın ama bizim limana demir
atsın" diyen AB'ye karşı Türkiye'nin elinde bir güç
bulunduğunu, müzakereleri erteleyerek AB'yle pazarlık
yapabileceğini kaydetti. Türk
basınının ve hükümetinin Türk milletine gerçekleri
söylemediğini savunan Denktaş, "Biz gerçekleri görüp ateş
üstünde oturuyoruz" dedi. Denktaş'ın
Taşucu'ndan gelen
konukları Eski
cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Taşucu Belediye
Başkanı Ali Şahin ve Taşucu Eğitim ve Doğal
Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Arslan Eyce ile
beraberindekileri kabul etti. Konuklar,
ziyaret sırasında 1. cumhurbaşkanı Denktaş'a plaket
ve bazı hediyeler takdim etti. Plaketin üzerinde Denktaş'ın
emperyalist güçlere karşı Atatürk'ün ulusal
bağımsızlığını ilke edinmiş, Londra
ve Zürih Anlaşmaları'ndan taviz vermemiş bir lider olduğu
belirtilen bir yazı da yer aldı. Yazıda, Denktaş'ın
yaşamı boyunca Kıbrıs Türk halkının tam
bağımsızlığı ve mutluluğu için mücadele
vermiş öncü bir lider olduğu belirtildi. Taşucu
Belediye Başkanı Ali Şahin de 9 Ekim'de Milli Piyango'nun
çekilişinin Taşucu'nda yapılacağını belirterek,
düzenlenecek etkinliğe Denktaş'ı davet etti. Eski
cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, heyetle görüşmesinde, 12
Mayıs'ta Taşucu'nda Atatürk'ün evinin açılışına
katılarak konuşma yaptığını belirtti. Gençlerin
Atatürk'ün Nutku'nu ve "Şu Çılgın Türkler"
kitabını okumalarını tavsiye eden Denktaş, o gün
Taşucu'nda hem halkoyunları sahneleyen hem de mini etekle modern
dans gösterisi yapan gençleri gördüğünü, "Atatürk'ün de memnun ve
gururla gülümsediğini" söyledi. Türkiye'de Atatürkçü bir nesil
yetiştiğini kaydeden Denktaş, üniversitelerin özerkliğine
dokunulmaması dileğinde bulundu. "Müslümanlık
kıyafette değil
kalptedir" Türkiye'nin
bir yol ayrımına getirildiğini, ya Atatürk'ün ya da Arabistan
ve İran'ın yolunun seçileceğini kaydeden Denktaş,
"Eminim ki Atatürk yolunda devam edilecektir" dedi. Gençlerin
Müslümanlığı örtünmekte aramaktan vazgeçmesini de isteyen
Denktaş, "Müslümanlık kıyafette değil, kalptedir,
içtedir" dedi ve gençlere Kur'an-ı Kerim'i okumalarını da
önerdi. AB'nin
Türkiye'yi tam üyelikle istediğini, ama ucu açık bir görüşme
süreci öngörüldüğünü kaydeden Denktaş, Türkiye'nin önüne konulan
şartların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Türkiye'nin
şartları pazarlık etmesi gerektiğini belirten
Denktaş, şöyle konuştu: "Mademki
beni istiyorsun o halde şartlarımı erkekçe pazarlık
ederim. Ama o pazarlık geçmişte yapılmalıydı.
'Giriş belgesi' dedikleri belge AB'nin şartlarıdır. Ve AB
diyor ki 'biz sizi davet etmedik, siz istediniz üyemiz olmayı. Bu
şartları ya kabul edersiniz ya etmezsiniz' Türkiye bununla
karşı karşıyadır. Eksiklik aksaklık nedir,
bunları basın ve hükümet Türk milletine duyurmuyor. 'Biz
yaptık oldu'ya gidiyor. Ve şimdi
ek protokol vardır. Ek protokol parlamento tarafından
onaylandığı takdirde Türkiye Kıbrıs'ı müdafaa
edemez. Meğerki yeni bir savaşı göze alsın herkese
karşı. Olacak iş değildir. Türkiye'yi bu badireden
kurtarmak için TBMM, 'Bizim meclisimizin kararları vardır. İki
devlet arasında ortaklık kurulur. Biz Rum devletini
tanımıyoruz, bu ek protokolü de tanımıyoruz' demek
suretiyle Türkiye'yi bu badireden kurtarabilir. Türkiye'nin müzakereleri 6 ay
1 sene ertelenebilir. Zaten önünüzde 20 yıl var. O erteleme
zamanında pazarlığınızı yaparsınız.
Daha birçok pazarlık yapılması lazımdır. 'Ermeni
soykırımını tanıyın' diyor size. Bunları
Türk milleti nasıl kabul edecek?" Eski
cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görevinin gerçekleri söylemek
olduğunu belirterek, Allah'tan başka korkusu
olmadığını ifade etti. Kıbrıs
Türk halkının "yılgın" değil özellikle
gençlerin "şaşkın" olduğunu belirten Rauf
Denktaş, Türkiye'nin Annan Planı'nı kabul etmek ve ettirmekle
Kıbrıs'tan vazgeçtiğini, vazgeçmek için zemin
hazırladığını düşünenler bulunduğunu
söyledi. "Kalk
borusu çalarsa bu millet
yine ayaktadır" Kıbrıs'ta
iki halkın varlığına dayanan dengenin varılacak
anlaşmada kaale alınması gerektiğini vurgulayan
Denktaş, "Annan Planı ile bunu ortadan kaldıranlar
şimdi ne yapacak bilemiyorum ama halkımıza verdikleri
'Kıbrıs bizim için önemlidir' sözüne güveniyoruz. Merak etmeyin
'kalk borusu çalarsa' bu millet yine ayaktadır" dedi. Rauf
Denktaş, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı
"Cumhurbaşkanı" olarak davet etmeyen ABD'nin bundan utanç
duyması gerektiğini belirterek, Talat'ı
cumhurbaşkanı sıfatıyla davet etmeyen ABD'nin Rumlara
"sen Türklerin hükümeti değilsin" deme
fırsatını kaçırdığını, kendisinin de
"Cemaat Lideri" olarak daha önce davet edildiğini kaydetti. Kıbrıs
Türk tarafından daha da taviz beklenmesinin utanç verici olduğunu
söyleyen Denktaş, ABD'nin adadaki 42 yıllık
haksızlığı sürdürmek istediğini,
Kıbrıslı Türklerin Rumlara yamalanmak istendiğini
anlattı. Egemenlik ve
devleti koruyacağına dair yemin eden Cumhurbaşkanı
Talat'ın taviz verme hakkı bulunmadığını
kaydeden Denktaş, uzlaşmazın kendisi değil Rumlar
olduğunu iktidara gelince anlayanların büyük bir adım
attığını söyledi. 1.Cumhurbaşkanı
Denktaş, Rumlara taviz vermekle hiçbir yere gidilemeyeceğini
vurgulayarak, konfederasyon ve AB içinde birleşmeyle çözüm
olabileceğini ifade etti. "Prescott
özür dilemeli" Denktaş,
Taşucu'ndan gelen heyetle görüşmesi sırasında gazetecilerin
soruları üzerine, Kıbrıs sorununun çözümü için
İngiltere'den medet umanların hayal âleminde
yaşadığını belirterek, İngiltere Başbakan
Yardımcısı John Prescott'un Türkiye'den
"işgalci" olarak söz etmekle ayıp ettiğini
vurguladı ve Prescott'u Türkiye'den özür dilemeye
çağırdı. Denktaş,
İngiltere'nin Kıbrıs meselesinin halledilmemesi için ta
başından beri Makarios ve diğer eli kanlıları
hükümet olarak tanıdığını belirterek, üsleri
Güney'de olduğu için bu tutumdan vazgeçmek niyetinde de
olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın ABD ziyaretiyle ilgili soruyu yanıtlayan
Denktaş, Talat'ın ABD'de sıkı durmasını,
katiyen taviz vermemesini istedi. "Zannederim öyle yapacak" diyen
Denktaş, Talat'ın ABD'ye davetinin altında Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'tan ricası
bulunduğunu kaydetti. "Anlaşmaya
yanaşmayan Papadopulos
değil Rum halkıdır" Denktaş,
özetle şöyle konuştu: "ABD,
AB, İngiltere ve bizim liderler bir yanlış yapıyor.
'Papadopulos'la anlaşma olmaz' diyorlar. Papadopulos izlediği
siyaset ve hayırıyla halkının yüzde 88'inin
desteğini almaktadır. 'Rum halkıyla anlaşma olmaz'
gerçeğini artık söyleyelim. Rum halkı anlaşmaya yanaşmıyor.
'Kuzey benimdir' diyor. Anlaşma Makarios, Kiprianu, Vasiliu, Klerides'le
de olmadı. 'Şu gitsin de bu gelsin' diye umut etmesinler. Bir
anlaşmanın iki halk arasında olacağını
bilsinler." "Söylediklerim
hep doğru çıktı.
Şimdi dua ediyorum" Rauf
Denktaş, şimdiye dek söylediklerinin doğru
çıktığını, şimdi söylediklerinin ise doğru
çıkmaması için Allah'a dua ettiğini belirterek,
"Kıbrıs'ı eğer bu yolla gidersek kaybedeceğiz
Türkiye bu yolda devam ederse ve AB'nin önüne koyduğu şartlar
nedeniyle ayağa kalkmazsa parçalanacak. Allah korusun ve Allah beni
affetsin. İnşallah söylediklerim çıkmaz ve çıkmayacak.
Çünkü burada biz gençliği ayağa kaldıracağız,
başka çaremiz yok" diye konuştu. Denktaş,
29 Ekim kutlamaları nedeniyle düzenlenecek bir etkinliğe
katılmak üzere bugün Almanya'ya gideceğini de söyledi. |
KIBRIS 27/10/05
Ali Erel, dedikodu ve çamur atma yerine, fikir üretmelidir
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, Ticaret Odası Başkanı Ali Erel'in, kendisini,
hükümeti ve CTP ile CTP yetkililerini hedef alan açıklamalar
yaptığını söyleyerek, "Dedikodu değil, çamur atma
değil, fikir üretmelidir" dedi.
Ülkede
statükoyu savunanların önce "aday olmayacağım," sonra
da "gösterilen rağbet ve istek üstüne aday oldum" dediklerini
kaydeden Başbakan Soyer, Erel'in de kendi statükosunu korumak için
aynı yolu izlediği görüşünü belirtti.
Başbakan
Soyer, hükümetin her zaman tüm işadamlarına eşit mesafede
durduğunu belirtti.
Soyer, Bakanlar
Kurulu'na girerken, Ticaret Odası'nın Genel Kurulu'na yönelik
iddiaların hatırlatılması ve görüşlerinin istenmesi
üzerine yaptığı açıklamada, konuyla ilgili olarak bugüne
kadar gerek partilerin gerek Oda yetkililerinin hedefi olduğunu belirtti.
Bugüne kadar
açıklama yapmak istemediğini, fakat sorulduğu için açıklama
yaptığını ifade eden Başbakan Soyer, açıklama
yapmak istememelerinin, yapay bir şekilde hükümetin, başbakanlığın
ve partisinin olayın tarafı yapılmak istenmesinden
kaynaklandığını dile getirdi. Soyer, kendilerinin, sivil
toplum örgütlerine saygılarından dolayı hiçbir zaman taraf olmak
istemediklerini belirterek, "Ama bizim adımızı kullanarak,
kendilerini var etmeye çalıştılar" dedi.
Ticaret
Odası Başkanı Ali Erel'in, kendisini, hükümeti, CTP ve CTP
yetkililerini hedef alan açıklamalar yaptığını
söyleyen Başbakan Soyer, şunları kaydetti:
"Çirkin,
dedikoducu bir üslupla, sözde partimizin içini karıştırmaya çalışan
bir nokta üstünde durdu. Erel'in bu tavrından son derece üzüldüm. Çünkü,
kendisini, AB değerlerini savunan birisi olarak bilirdim. AB
değerleri kağıt üzerindeki değerler değildir. AB
kültürü, demokratik bir kültürdür.
Avrupai
düşüncede olmalı
Ünlü şair
Abdülhak Hamit Tarhan şöyle der: 'Bizim millet söylemez, söylenir. Yani
siyasette, fikir dünyasında düşünce üretmez, dedikodu yapar, çamur
atar. Ve çamur atarak siyaset yapacağını zanneder.'
Bu yıllar
öncesinden, Türk toplumunun maalesef gerilemesini getiren, kısır
düşünceyi ve polemiği getiren yanlış bir uygulamadır.
21. yüzyılın eşiğinde ne Kıbrıs Türk halkı,
ne Türkiye'deki insanlar, Tarhan'ın sözlerini kabullenemez; onun için
'Özgür Ticaret Odası' diye yola çıkan Sayın Erel, Avrupai
düşüncede olmalı, söylenmemeli, söz söylemelidir. Yani program,
düşünce, felsefe, ortaya koymalıdır. Dedikodu değil, çamur
atma değil, fikir üretmelidir."
Ülkede
statükoyu savunanların, önce "aday olmayacağım," sonra
da "gösterilen rağbet ve istek üstüne aday oldum" dediklerini
kaydeden Başbakan Soyer, Erel'in de, kendi statükosunu korumak için
aynı yolu izlediği görüşünü belirtti.
Soyer,
"sahneye tekrar dönmeye karar veren Ali Erel, döner dönmez ne gariptir,
dünkü statükocuların yaptığı gibi, doğrudan
doğruya CTP'ye, onun değerlerine ve hükümete saldırarak, bir
ötekini düşman ilan etmeye kalktı" dedi.
"Metodu
kullananların başına gelir"
Başbakan
Soyer, hükümetin, Ticaret Odası'ndaki tüm işadamlarına eşit
mesafede olduğunu, gerek Erel listesindeki gerek diğer listedeki isimlerle
her zaman iyi ilişkiler içinde olduklarını kaydetti ve
şöyle dedi:
"Başkalarını
suçlayarak, çamur atarak bir yere gitmek isteyen her statükocunun
uğradığı, bu metodları kullananların da
başına gelir.
Son derece
üzüldüm. Bu memlekette dedikodu ve fısıltı yaparak siyaset
üretme kültürünü, artık AB değerleriyle değiştirelim."
KIBRIS 27/10/05
Papadopulos hayal peşinde
OLMAYACAK
HAYAL... Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetiminin tutumunun herkesçe
bilindiğini ve bu tutumun dünyada rağbet görmediğini belirterek,
"Sayın Papadopulos'tan nedamet dilenecek değiliz.
Kıbrıs'ın bütününde egemenliğini yayma hedefi peşinde
koşacaksa kendi bileceği iştir; o hiçbir zaman olmayacak. Hiçbir
zaman olmayacak bir hayal peşinde koşmaya devam edecek. Bu yüzden biz
doğru bildiğimiz, doğru olduğuna
inandığımız yolda devam edeceğiz" dedi
BM DAHA
FAZLASINI YAPABİLİR... BM'nin yapabileceğinden daha az
şeyler yaptığını söyleyen Talat, bunları Genel
Sekreter Annan'dan talep edeceklerini kaydetti. Talat, Genel Sekreter'in BM
Güvenlik Konseyi'nde görüşülmek üzere sunduğu bir raporu
olduğunu ve bu raporun görüşülmediğini, tavsiyelerin hayata
geçirilmediğini, dolayısıyla BM'nin yapabileceğinin
azamisini yapamadığını söyledi
MÜZAKERELER
BAŞLAMALI... KKTC halkının, ortaya koyduğu irade ile kanıtladığı
duruşunun Kıbrıs'ın birleştirilmesi ve
Kıbrıs sorununun çözümü yönünde olduğunu yineleyen Talat, BM
Genel Sekreter Kofi Annan gözetiminde müzakerelerin yeniden başlaması
ve Kıbrıs sorununun çözümü üzerinde durduklarını, bu yolda
izolasyonların kaldırılmasının da çözüme
yardımcı olacağını söyledi
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat "Sayın Papadopulos Kıbrıs'ın
bütününde egemenliğini yayma hedefi peşinde koşacaksa kendi
bileceği iştir; o hiçbir zaman olmayacak Hiçbir zaman olmayacak bir
hayal peşinde koşmaya devam edecek" dedi.
Washington'a
hareketinden önce İstanbul Atatürk Havalimanı'nda basın
toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Talat, Amerika'ya
gidişinin amacının Kıbrıs Türk politikasını
ortaya koymak olduğunu söyledi.
KKTC
halkının ortaya koyduğu irade ile
kanıtladığı duruşun Kıbrıs'ın
birleştirilmesi ve Kıbrıs sorununun çözümü yönünde olduğunu
yineleyen Talat, BM Genel Sekreter Kofi Annan gözetiminde müzakerelerin yeniden
başlaması ve Kıbrıs sorununun çözümü üzerinde
durduklarını, bu yolda izolasyonların
kaldırılmasının da çözüme yardımcı
olacağını söyledi.
"İzolasyonların
kaldırılması, çözümün alternatifi değildir. Temel hedefimiz
çözüm olmaya devam etmektedir. İzolasyonların
kaldırılmasının çözüme birçok yerden katkı
yapacağına inanıyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Talat,
bunları Amerika'ya yapılan ziyarette anlatacağını,
Kofi Annan'ın Rum tarafından plandaki değişiklik
isteklerini net şekilde talep etmesi ve müzakerelerin yeniden
başlaması talebinde bulunacaklarını söyledi.
Referandumdan
sonra bir buçuk yıl geçmesine rağmen izolasyonların
kaldırılması adına somut adımların
gerçekleşmediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Talat, buna
karşın KKTC'nin geçmişe oranla daha iyi durumda olduğunu
kaydetti. Cumhurbaşkanı Talat, KKTC yöneticilerinin artık
muhatap kabul edildiğini, uluslararası alanda görüşmeler
yapabildiklerini ve Kıbrıslı Türklerin düşünce ve
görüşlerini ifade edebildiklerini söyledi. ABD Dışişleri
Bakanı'nın davetlisi olarak yapacağı ziyaretin ABD'nin
Kıbrıs sorununun çözümünde kararlı olduğunu gösterdiğini
kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, bütünlüklü, siyasi eşitliğe
saygılı ve Annan Planı temelinde bir çözüm istediklerini
belirterek, Amerika ziyaretinde bunları dile getireceklerini kaydetti.
Olmayacak hayal
Cumhurbaşkanı
Talat, bir soruya karşılık, Rum yönetiminin tutumunun herkesçe
bilindiğini ve bu tutumun dünyada rağbet görmediğini belirterek
şöyle dedi:
"Sayın
Papadopulos'tan nedamet dilenecek değiliz. Kıbrıs'ın
bütününde egemenliğini yayma hedefi peşinde koşacaksa kendi
bileceği iştir; o hiçbir zaman olmayacak Hiçbir zaman olmayacak bir
hayal peşinde koşmaya devam edecek. Bu yüzden biz doğru
bildiğimiz, doğru olduğuna inandığımız yolda
devam edeceğiz."
"BM
yapabileceğinden
az şey
yaptı"
Başka bir
soruya karşılık Cumhurbaşkanı Talat, BM'nin yapabileceğinden
daha az şeyler yaptığını söyledi ve bunları Genel
Sekreter Annan'dan talep edeceklerini kaydetti. Talat, Genel Sekreter'in BM
Güvenlik Konseyi'nde görüşülmek üzere sunduğu bir raporu
olduğunu ve bu raporun görüşülmediğini, tavsiyelerin hayata
geçirilmediğini dolayısıyla BM'nin yapabileceğinin
azamisini yapamadığını söyledi.
"İstediğimiz,
kısıtlamaların
eş
zamanlı kaldırılmasıdır"
Cumhurbaşkanı
Talat başka bir soruya karşılık, KKTC üzerindeki
izolasyonun, Rum tarafına uygulanan kısıtlamalarla eşzamanlı
kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek
şunları kaydetti:
"Biz
Türkiye'nin limanlarını açmasına karşı değiliz.
Ancak Türkiye limanları açarken Kıbrıslı Türklerin
limanları da açılmalı, Kıbrıslı Türkler
üzerindeki izolasyonlar da kaldırılmalıdır. Yani yine
geliyoruz Sayın Gül'ün yaptığı izolasyonların
bütünüyle kaldırılması önerisine Bu öneriyi destekliyoruz, bu
öneri doğru olan öneridir. İzolasyonların sürdürülmesi
politikası sürdürülebilir değildir, Türkiye'nin limanlarını
açmayacağı ısrarı Kıbrıslı Türklere yönelik
kısıtlamalar nedeniyledir. Kıbrıslı Türklerin
kısıtlamaları ile birlikte, Türkiye elbette
limanlarını açacaktır. Biz buna karşı değiliz,
ama kararı da tabii Türkiye verecektir, o bizim karar yetkimizde
değildir.
KIBRIS 27/10/05
Talat Riceyla
bir araya geldi
KKTC
Cumhurbaşkanı Talat, Washingtonda ABD Dışişleri
Bakanı Rice ile bir araya geldi. Talat-Rice görüşmesi
Kıbrıs Türk tarafıyla ABD yönetimi arasında 14
yıldır yapılan en üst düzey diplomatik temas niteliğini
taşıyor.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 21:43 28 Ekim 2005 Cuma
WASHINGTON
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri
Bakanı Condoleezza Rice ile bir araya geldi. Yarım saat kadar süren
görüşmenin ardından bir açıklama yapan Kuzey Kıbrıs
Türk Cuumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, görüşmenin çok
iyi geçtiğini söyledi. Amaçlarının Kıbrısın
birleşmesi olduğunu söyleyen Talat, ABDye somut bir adım
önermediğini dile getirerek, Masada Annan Planı var. Eğer
taraflardan biri değişilik istiyorsa bunu önermeli dedi.
KKTC CumhurbaşkanıMehmet Ali Talat, ABDden, Kıbrıs
Türklerinin izolasyonunun kaldırılması yönündeki
adımlarını devam ettirmelerini ve başka ülkelerle
uluslararası kuruluşları da bu yönde cesaretlendirmelerini
istediğini söyledi.
Görüşmeden sonra bakanlık önünde gazetecilerin sorularını
yanıtlayan Talat, Çok iyi bir toplantı oldu. Bütün
düşüncelerimizi, sizlerin de çok iyi bildiği, sık sık ifade
ettiğimiz düşüncelerimizi tekrarladık. Son derece yararlı
bir görüşme oldu dedi.
Mehmet Ali Talat, Özellikle hedefimizin
Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu, Kıbrısı
yeniden birleştirmek istediğimizi, çözümün yerini hiçbir şeyin
tutmayacağını ifade ettik. İzolasyonların
kaldırılmasını istedik. Ancak izolasyonların
kaldırılmasını istememizin temel nedeninin,
Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu gerekçeleriyle ifade ettik.
ABDnin bugüne kadar yaptığı açılımları
artırarak sürdürmesini talep ettik. Son derece iyi
karşılandık diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, ABDden daha fazla adım beklenip
beklenmediği yönündeki bir soru üzerine, ABDnin tutumunun zaten belli
olduğunu ve kendisinin Washingtona davet edilmesinin de bunun bir
göstergesi olduğunu söyledi. ABDnin, Kıbrısta çözüm yönünde
yeni bir girişim içinde olup olmayacağı sorusuna karşılık
Talat, Yeni plan ABDnin işi değil, BMnin işi
yanıtını verdi.
Rice ile görüşmesini verimli ve yapıcı olarak niteleyen Talat,
ABDden somut bir talepte bulunmadıklarını, ancak genel olarak
bugünkü çizginin, politikaların bundan sonra da devam etmesini
istediklerini kaydetti.
MASADAKİ TEK PLAN
Talat, Kıbrıs konusunda çözümde kararlı olduklarını
belirterek, Bizim için nihai hedef, çözüm. ABD, başka ülkeleri ve
uluslararası kurumları da daha fazla adım atma yönünde
cesaretlendirmeli diye konuştu. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Annan planı, masadaki tek plan dedi ve bir Yunan gazetecinin
şu anda olduğu haliyle mi? sorusu üzerine de, Elbette, olduğu
gibi. Eğer bir taraf değişiklik istiyorsa öneride
bulunmalı. Biz Kıbrıs Türkleri olarak planı
onayladık dedi.
|
NTV-MSNBC
Güncelleme: 03:04 ET 28 Ekim 2005 Cuma
WASHINGTON
- KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD
Dışişlerı Bakanı Condoleezza Rice ile
yapacağı görşme için Washingtona geldi.
|
|
Talata, İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescottun,
Kıbrısın Türkiyenin yasadışı işgali
altında olduğu yolunda sarfettiği sözleriyle ilgili
görüşlerinin sorulması üzerine, Kıbrısta garantör bir
ülkenin başbakan yardımcısı böyle diyorsa herhalde sorunu
bilmiyor demektir diyerek tepki gösterdi.
Talat ABDden destek istedi
28 Ekim, 2005 20:37:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'dan ABD'nin,
Kıbrıs Türklerinin izolasyonunun kaldırılması
yönündeki adımlarını devam ettirmesini istedi.
KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri
Bakanı Condoleezza Rice ile ABD Dışişleri
Bakanlığı'nda yaklaşık yarım saat süren bir
görüşme yaptı.
Görüşmeden sonra bakanlık önünde gazetecilerin sorularını
yanıtlayan Talat, ''çok iyi bir toplantı oldu. Bütün
düşüncelerimizi, sizlerin de çok iyi bildiği, sık sık ifade
ettiğimiz düşüncelerimizi tekrarladık. Son derece yararlı
bir görüşme oldu'' dedi.
Özellikle hedeflerinin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu belirten
Talat, Kıbrıs'ı yeniden birleştirmek istediklerinin ve
çözümün yerini hiçbir şeyin tutmayacağını Ricea ifade
ettiğini belitti.
Kıbrıs konusunda çözümde kararlı olduklarını yineleyen
Talat, ''bizim için nihai hedef, çözüm. ABD, başka ülkeleri ve
uluslararası kurumları da daha fazla adım atma yönünde
cesaretlendirmeli'' dedi.
"Son derece iyi karşılandık"
ABDden izolasyonların kaldırılmasını istediklerini
dile getiren KKTC Cumhurbaşkanı Talat, ancak izolasyonların
kaldırılmasını istememizin temel nedeninin,
Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu gerekçeleriyle ifade ettik.
ABD'nin bugüne kadar yaptığı açılımları
artırarak sürdürmesini talep ettik. Son derece iyi
karşılandık'' şeklinde konuştu.
ABD'nin Kıbrısta çözüm konusundaki tutumunun zaten belli
olduğunu vurgulayan Talat kendisinin Washington'a davet edilmesinin de
bunun bir göstergesi olduğunu söyledi.
ABD'den somut bir talepte bulunmadıklarını ifade eden Talat,
ancak genel olarak bugünkü çizginin, politikaların bundan sonra da
devam etmesini istediklerini vurguladı.
|
|
Talat, Washington'da Rice ile görüştü |

Kıbrıs için
güzel gelişme
KKTC Cumhurbaşkanı M.Ali Talat bugün Washington'da, ABD
dışişleri bakanı Rice ile görüşecek. Bu buluşma,
sonucu ne olursa olsun, kendi başına önemlidir. KKTC'nin
bağımsızlık kararından (15 Kasım 1983) bu yana
bir Cumhurbaşkanı ilk defa Washington'da ABD yönetiminin en üst düzey
bir sorumlusu tarafından resmen kabul ediliyor. Talat gizlice yan
kapıdan alınmıyor. Protokolün gerekleri yerine getiriliyor.
Açıkçası ABD, KKTC'yi ilk defa üst düzeyde muhatap alıyor.
Abartılı beklentilere de girmemek gerekir. Zira bu olay, KKTC'nin ABD
tarafından resmen tanındığı anlamına da gelmiyor.
Ancak, son derece önemli bir sembolik değeri var. Özellikle de, Rum lider
Papadapulos'a bir mesaj taşıyor: "Eğer BM çerçevesinde bir
çözüme direnirseniz, bu temaslar tanınmaya kadar gider..."
Washington'un Kıbrıs politikasının temelde
değişmese dahi, KKTC'yi yanlızlıktan kurtarma yolundaki
adımlarının süreceği bu şekilde ortaya
çıkıyor.
Acaba Papadopulos referandumda Rum toplumuna, HAYIR dedirtmesinin
faturasını ödeyecek mi? Şimdiden bunu söylemek güç. Eğer
Avrupa Birliği de, KKTC konusunda aynı tutumu sürdürürse, o zaman
baskılar yoğunlaşır ve Papadopulos politikasını
ikinci defa düşünmek zorunda kalır.
* * *
MEHMET ALI
BIRAND MILLIYET 28/10/05
Papulias her şeyi istedi: Casus
Belli AB hedefi ile bağdaşmaz
Kıbrıs Rum Kesimini
yaptığı ziyaret sırasında Türkiye
karşıtı açıklamaları ile dikkat çeken Yunanistan
Cumhurbaşkanı Karolos Papulias, Türkiyenin Milli Siyaset Belgesinde
"casus belli" (savaş nedeni) unsuruna yer vermesine tepki göstererek
"Casus belli, AB hedefiyle bağdaşmaz" dedi. Papulias
Türkiyeden istemlerde bulundu.
Karolos Papulias, Selanikte Yunan Silahlı
Kuvvetlerince verilen akşam yemeğinde yaptığı
konuşmada Türkiyeye yüklendi. "Casus belli AB hedefi ile
bağdaşmaz" diyen Papulias, "Türkiye, Avrupa yolunu izlemeye
karar verirse temel politikalarını gözden geçirmesi gerekecek"
şeklinde konuştu. Papulias, şöyle dedi:
"AB müktesebatı ile işgal
kuvvetler, birbirine zıt iki gerçektir. Türkiye bir kavşakta. Ya Avrupa
geleceği yolunu tutarlı bir biçimde izleyecek ya da hiç bir zaman tam
katılıma ulaşamayacak." Konuşması
sırasında Türkiyeden bir dizi talep sıralayan Papulias, bu
çerçevede Fener Rum Patriğinin "Ekümenik" statüsünün
tanınmasını, Ruhban Okulunun açılmasını ve
Gümrük Birliğini Kıbrıs Rum Kesimini de genişleten Ek
Protokolün onaylanmasını da istedi.
MILLIYET 28/10/05
Rumlar,
Talat için devrede
RADIKAL 28/10/05
WASHINGTON - ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın davetiyle
Washington'a giden KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
temaslarına başlarken, Rum yönetimi, ABD'den 'Talat'ın
cesaretlendirilmemesini' istedi. Rum Dışişleri Bakanı
Yorgos Yakovu, Rice'i telefonla arayıp, 'Talat'ın talepkârlığının
cesaretlendirilmemesini' istedi. Haravgi'ye konuşan Yakovu, "ABD'nin
Talat'a ziyaret vaadinde bulunduğu görünüyor, ama ABD, Rum
tarafının hassasiyetlerine saygı gösterecekleri konusunda bize
bilgi verdi" dedi.
ABD'deki Elen-Amerikan Enstitüsü de Rice'a mektup göndererek, ziyareti protesto
etti.
Dün önce Brookings Institute, Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi ve
Washington Institute gibi düşünce kuruluşlarının
toplantılarına katılıp konuşmalar yapan Talat, daha
sonra ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi
Başkanı Henry Hyde, Kongre'deki Türkiye Dostluk Grubu
eşbaşkanları, Robert Wexler ve Ed Whitfield'in yanı
sıra Oregon Senatörü Gordon Smith ile görüştü.
Talat, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'ndeki Cumhuriyet Bayramı
resepsiyonuna da katıldı. KKTC lideri, bugün Rice'la, yarın da
New York'a geçerek BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşecek. (aa,
Radikal)
Rice'la görüşme bugün
Cumhurbaşkanı
Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın daveti
çerçevesinde önceki akşam, ABD'ye gitti
Rice'la
görüşme bugün
TARİHİ
GÖRÜŞME... Cumhurbaşkanı Talat, ABD Dışişleri
Bakanı Condoleezza Rice'la bugün, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile da
hafta sonu gideceği New York'ta, pazartesi günü görüşecek.
Talat'ın Rice ile ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki
görüşmesi saat 11.00'de başlayacak. Görüşmede Talat'a
müsteşarı Raşit Pertev, KKTC Washington Temsilcisi Osman
Ertuğ, Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik edecek
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza
Rice'ın daveti çerçevesinde önceki akşam, İstanbul üzerinden
ABD'ye gitti.
THY'nin
tarifeli uçağıyla New York üzerinden Washinton'a giden Talat'ı,
KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ karşıladı.
Cumhurbaşkanı Talat'a ziyaretinde eşi Oya Talat,
Müsteşarı Raşit Pertev ve Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy
eşlik ediyor.
Cumhurbaşkanı
Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'la bugün, BM
Genel Sekreteri Kofi Annan ile da hafta sonu gideceği New York'ta,
pazartesi günü görüşecek.
ABD ziyareti
sırasında Kongre, Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleriyle
görüşecek olan Talat, ABD'nin dünyaca ünlü düşünce
kuruluşlarının düzenleyeceği Kıbrıs konulu
konferanslara konuşmacı olarak katılacak ve dünyaca ünlü
gazeteler The Washington Times ve Financial Times'a mülakat verecek.
Program
Cumhurbaşkanı
Talat ve beraberindeki heyet dün ilk olarak Washington saatiyle saat 09.15'de
(16.15) Amerikan Yahudi Komitesi Stratejik Etüdler Direktörü Barry Jacobs ile
bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı
Talat, dün ayrıca saat 10.00'da Brookings Enstitüsü ile CSIS
tarafından düzenlenen konferansta konuşma yaptı, saat 12.00'de
de The Washington Institude'deki yuvarlak masa toplantısına
katıldı.
Cumhurbaşkanı
Talat, saat 13.30'da Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler
Komitesi Başkanı Henry Hyde ile ve saat 14.00'te komitenin
kıdemli üyesi Dan Burton ile görüştü. Talat ayrıca ABD Kongresi
Türkiye Dostluk Grubu ile saat 15.00'de, Oregon Senatörü Gordon Smith ile de
saat 16.30'da bir araya geldi.
Talat ve heyeti
dün akşam TC Washington Büyükelçisi Faruk Loloğlu'nun
düzenlediği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu ile KKTC
Washington Temsilcisi Osman Ertuğ'un vereceği yemeğe
katıldı.
Rice ile
görüşme
Cumhurbaşkanı
Talat, bugün ise ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile
Dışişleri Bakanlığı'nda bir araya gelecek.
Görüşme saat 11.00'de başlayacak. Görüşmede Talat'a müsteşarı
Raşit Pertev, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, Özel Kalem
Müdürü Asım Akansoy eşlik edecek.
Talat, saat
17.00'de Türk basın mensuplarıyla, kaldığı otelde bir
araya gelecek.
Cumhurbaşkanı
Talat, akşam da Türk-Amerikan Konseyi'nin (ATC) düzenlediği
yemeğe katılacak.
New York'ta
Annan'la görüşme
Cumartesi günü
öğleden sonra New York'a gidecek olan Cumhurbaşkanı Talat ve
beraberindeki heyet, pazartesi günü saat 12.00'de BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'la görüşecek.
Aynı gün
Harvard Üniversitesi'nde konuşma yapacak olan Talat, adaya dönmek üzere
salı günü saat 17.45'de New York'tan ayrılacak.
KIBRIS 28/10/05
Recep Tayyip Erdoğan: KKTC'ye ambargo kalkmadıkça,
limanlar Rumlara açılmayacak
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti üzerindeki ambargo kalkmadıkça, liman ve
havalimanlarını Rum kesimine açma konusunda, ne olursa olsun olumlu
bir yaklaşım içine girmeyeceğini bildirdi.
AB Dönem
Başkanı İngiltere'nin başkenti Londra'da AB devlet ve
hükümet başkanları gayri resmi toplantısına katılan
Erdoğan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan,
AB'nin küresel aktör olma hedefinde Türkiye'nin rolüne ilişkin bir soruyu
yanıtlarken, küreselleşmeyi inkar etmenin mümkün
olmadığını kaydetti. Küreselleşmede, küreselleşme
sürecini yönetmenin aslolduğunun altını çizen Erdoğan,
AB'nin bu yönetimdeki başarısının küresel güç
olmasını sağlamlaştıracağını belirtti.
"AB, Güney
Kıbrıs'ı
sorunlarıyla
aldı"
Limanların
Rum yönetimine açılmasına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan
Erdoğan şöyle konuştu:
"Türkiye'nin
ne yapmak istediğidir asıl olan. Biz, tanıma konusundaki
politikamızı belirledik. Bunun dışında birşey
yok. Bize 17 Aralık gecesi liderlerin 19. paragrafta belirledikleri teklif
var. Tanıma, orada ifade edilmiştir. Nedir o? Buradaki imza, bir
tanıma değildir. Bu, uluslar arası medya tarafından da
söylenmiştir. Dönem başkanı ve AB liderleri bunu
söylemiştir. Biz, bununla bu yola koyulduk.
Görüşmelerde
o gece neler oldu, taraflar bunu çok iyi bilir. Odamıza kadar gelmek
suretiyle neler görüşüldü, taraflar bunu gayet iyi bilir. Bu noktada kimse
bizi bağlamaz. Türkiye'ye verilmiş bir söz vardır; (24
Nisan'daki referandumda 'evet'i çıkarın, garantör ülke olarak bize bu
desteği verin, Anan planı 'evet'i alsın, gerisine
karışmayın.) Güney Kıbrıs 'hayır', Kuzey 'evet'
demiştir. Ve şu anda sorunlarıyla kabul edilmiş bir Güney
Kıbrıs vardır. Hâlâ orada BM'nin güvenlik güçleri vardır.
"Çözüm BM
zemininde olmalı"
Sorunlarıyla
böyle bir kabulün olması, müktesebata göre mümkün değildir ama bu
olmuştur. Biz artık, nedeni, niçini üzerinde durmuyoruz. Çünkü karar
mercii biz değiliz. Ama bundan sonraki sürece yönelik olarak bu
tanımanın, BM zemininde olması gerekir, AB zemininde değil.
Kaldı ki AB'nin de böyle bir yetkisi yoktur. Bu, BM zemininde olur. AB de
zaten bunu daha olumlu görüyor. Üye ülkelerle görüştüğümüzde böyle
olması gerektiği söyleniyor.
Şu anda
ise eğer BM 4. müzakereden de netice alamadıysa, 5. defa bu işe
giremiyorsa, bunu bir risk olarak gördüğü için giremiyordur. Burada bizler,
Kuzey Kıbrıs'ın üzerindeki ambargo kalkmadıktan sonra liman
ve havalimanları konusunda olumlu bir yaklaşım içerisine
girmeyiz. Neticesi ne olursa olsun... Önce bu işin hallolması
lazım.
Kuzey
Kıbrıs ne yaptı ki bu uygulamalar yapılıyor. Gelsinler
çözsünler bu işi. Ambargoları kaldırsınlar Türkiye olarak
biz de hemen üzerimize düşeni yapalım. Bu noktada her zaman
yapıcı olan biz olduk. Biz olumlu yaklaşım içinde olduk.
Şimdi onlardan bekliyoruz."
Erdoğan,
bir soru üzerine, zirvede yaptığı görüşmelerde ek
protokolün gündeme gelmediğini açıkladı.
KIBRIS 28/10/05
Cumhurbaşkanı Talat, Washington'da konferans
verdi:İzolasyonları kalkması, çözümü kolaylaştıracak
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, izolasyonların kaldırılmasının,
iddiaların aksine çözümü kolaylaştıracağını,
adanın birleştirilmesi yönünde bir adım olacağını
söyledi. Uluslar arası topluluğun siyasi eşitliğe
dayalı BM çerçevesine bağlı olması gereğine dikkat
çeken Talat, bu eşitliğin zeminde de gösterilmesi gerektiğini ve
bu çerçevede de izolasyonların kaldırılmasının
şart olduğunu vurguladı.
Kıbrıs
Türk'ünün bölünmüşlüğü istemesinin mümkün
olmadığını kaydeden Talat, izolasyonların
kaldırılmasının Türk tarafına bir "hediye"
olarak görülmemesi gerektiğini, gelinen aşamada izolasyonların
kaldırılmasının, çözümü görülebilir hale getireceğini
ve bu nedenle çok önemli olduğunu söyledi.
Jacobs'la
görüşme
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat önceki akşam geldiği Washington dün ilk olarak
Amerikan Yahudi Komitesi Stratejik Etütler Direktörü Barry Jacobs'la bir araya
geldi. Jacobs'la kaldığı otelde kahvaltıda görüşen
Talat'a Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit
Pertev, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ eşlik etti.
Talat daha
sonra Brookings Enstitüsü ile CSIS tarafından düzenlenen konferansa
katıldı. Konferansında Kıbrıs konusunda gelinen
aşama hakkında bilgi veren Talat, kendisine yöneltilen soruları
da yanıtladı. Talat'ın konferansını ABD'nin eski
Lefkoşa Büyükelçisi Donald Bundler da izledi.
Cumhurbaşkanı
Talat, saat 12.00'de de The Washington Institude'deki yuvarlak masa
toplantısına katıldı.
Brookings'deki
konferans
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, ABD'nin önemli saygın düşünce kuruluşları
Brookings ve CSIS'ın ortaklaşa düzenlediği konferansta
yaptığı konuşmada, yapılan birçok yanlışın
ardından Kıbrıs'ın bölünmüş olarak AB'a girmiş
bulunduğuna işaret ederek, Kıbrıs sorununa çözüm
bulunması konusunda ilerleme sağlanabilmesi için öncelikli olarak
Kıbrıs Türkü'ne uygulanan izolasyonların
kaldırılması gerektiğini söyledi.
Başka
kanıta ihtiyacımız yok
İzolasyonların
kaldırılmasını istediği için adanın
bölünmüşlüğünü pekiştirmekle suçlandığına
işaret eden Talat, esas hedefin çözüm olduğunu ancak
izolasyonların kaldırılmasının da çözümü
kolaylaştıracağını kaydetti.
Kıbrıslı
Türklerin, izolasyonların kaldırılması durumunda çözüm
yönündeki istekliliğinin azalacağı yönündeki söylentilere de
değinen Talat, "'Şu ana kadar çözüm yönündeki
istekliliğimizi 3 seçim ve bir referandumla kanıtladık.
Başka kanıta ihtiyacımız yok. Çözüme alternatif yok"
diye konuştu.
Rumlar Türkleri
eşit kabul
etmiyor güç
paylaşımını istemiyor
Talat,
öncelikle çözümün Rumların Kıbrıslı Türklerle güç
paylaşımını istemediği için
sağlanamadığını ortaya koymak gerektiğine dikkat
çekerek "Türkleri eşit kabul etmiyorlar, azınlık
görüyorlar. Güç
paylaşmak istemedikleri için Türklerle eşit bir zeminde müzakereye de
yanaşmıyor. Bu nedenledir ki izolasyonların
kaldırılması birçok olumlu gelişmeyi de beraberinde
getirecek" dedi.
İzolasyonların
kaldırılmasının ekonominin kalkınmasını,
sermayenin adanın kuzeyine akışını ve en önemlisi
Rumların Kıbrıslı Türklerle işbirliği
yapmasını teşvik edeceğini söyleyen Talat,
izolasyonların kaldırılmasının adanın kuzeyinde
çözüm ve adanın birleşmesini isteyen çevrelerin de gücünü
artıracağını belirtti.
Cumhurbaşkanı
Talat, şöyle devam etti:
"Çözüm
esas hedeftir. Ancak şu acil soru 'çözüme nasıl yardımcı
olabiliriz'dir. Kıbrıs Türk'ü çözüm ve adanın birleşmesi
istencini her platformda gösteriyor. Yeni kanıtlara gerek yok.
İzolasyonların kaldırılması da Kıbrıs
Türkü'nün çözüm istencini azaltmaz. Kıbrıs Türkü
bölünmüşlüğü isteyemez. Bu mantıklı değil.
Kıbrıs Türkü hükümetteki hakkını istiyor. Bu da çözümle
mümkündür."
Sorular
Cumhurbaşkanı
Talat, AB'nin Kıbrıs Türkleri için hazırladığı
Doğrudan Ticaret ve Mali Yardım tüzüklerine ilişkin soruya
verdiği yanıtta, söz konusu tüzüklerin bir paket şeklinde
hazırlandığını ve tüzüklerin uygulanabilmesi için
öncelikle limanların açılması gerektiğini, ancak
Rumların bunu bloke ettiğini söyledi.
Kıbrıslı
Türklerin, para yardımından çok ticareti destekleyecek düzenlemelerin
yapılmasını istediğine dikkati çeken Talat, AB'nin söz
verdiği 259 milyon Avro'yu serbest bırakmasının, kendileri
için çok büyük bir önem taşımadığını söyledi.
Talat, bu
yardımın hazırlığı yapılırken kendisine
danışılmadığını, ancak AB bu
yardımı serbest bırakmaya karar verirse kendisinin veto
etmeyeceğini belirtti.
ABD daha somut
adımlar atmalı
Talat, ABD'nin
çözüm ve müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda neler
yapabileceğinin sorulması üzerine, ABD'nin Kongre yetkililerinin
adayı Ercan üzerinden ziyaretinin önemli bir adım olduğunu,
ancak daha somut adım atmak gerektiğini belirtti.
ABD'nin
diğer ülkeleri ve uluslar arası kuruluşları da benzeri
ziyaretler düzenlemeye teşvik edebileceğini kaydeden Talat, Ercan'a
direkt uçuşların başlatılabileceğini söyledi.
Talat,
ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın kendisini
Washington'a davet etmesinin de "cesaret verici" olduğunu
kaydetti.
ABD'nin BM
düzeyinde müzakerelerin başlatılması için nüfuzunu
kullanabileceğini de kaydeden Talat, BM'nin belirlediği
eşitliğe dayalı çerçevede müzakere ve çözüme her zaman
hazır olduğunu söyledi.
Talat,
şöyle devam etti:
"Çözüm
için uzlaşmaya ihtiyaç var. Çözüm olmadan iki toplum arasındaki
çatışma devam edecek. Ortak bir kimlik yaratabilmek için uygun atmosfere,
zemine ihtiyaç var. Çözüm olmadan da bu mümkün değil. Bu nedenle öncelik
çözümdür."
ABD'nin,
KKTC'yi rahatlatmak için başka ne tür adımlar atabileceği
yönündeki bir soruya karşılık Talat, "Sihir, Ercan'a
doğrudan uçuşlarda"' diyerek, ABD'nin Ercan'dan veya Ercan'a
doğrudan uçuşlara izin vermesinin "İzolasyon
kalktı" şeklinde büyük bir etkisi olacağını
söyledi.
Mehmet Ali
Talat, bunun dışında ABD'nin, diğer ülkeleri de KKTC'yi
ziyaret etmek, Kuzey Kıbrıs'ta temsilcilik açmak gibi faaliyetlere
cesaretlendirebileceğini kaydetti.
Türkiye'den
nüfus taşındığı ve
askerin
artırıldığı iddiaları yalan
Cumhurbaşkanı
Talat, adaya Türkiye'den insan getirildiği ve Türk askerinin
arttığı yönündeki soruya verdiği yanıtta tüm bu
iddiaların gerçek olmadığını, yalan olduğunu
söyledi.
Türkiye'den
insan getirilmediğini, insanların doğan iş gücü
ihtiyacından dolayı adaya kendilerinin geldiğini kaydeden Talat,
hükümetin bu yönde çıkardığı yeni yasaların, tam
tersine insan akışını kontrol altına
aldığını ve gelişleri azalttığını
ifade etti.
Talat, adadaki
Türk askeri sayısının ise Rumların çözüm
isteksizliğine rağmen artmadığını söyledi.
Diğer
temasları
Cumhurbaşkanı
Talat Washington saatiyle 13.30'da Temsilciler Meclisi Uluslararası
İlişkiler Komitesi Başkanı Henry Hyde'la bir araya geldi.
Talat, saat 14.00'te komitenin kıdemli üyesi Dan Burton ile
görüşecek. Talat ayrıca ABD Kongresi Türkiye Dostluk Grubu ile saat
15.00'te, Oregon Senatörü Gordon Smith'le de saat 16.30'da bir araya gelecek.
Talat ve heyeti bu akşam da TC Washington Büyükelçisi Faruk
Loğoğlu'nun düzenlediği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
resepsiyonu ile KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ'un vereceği
yemeğe katılacak.
Telefonların
dinlenmesi iddiası
Bu arada Talat,
toplantıdan sonra A.A. muhabirinin, dün bir gazetede yer alan
telefonlarının Rumlar tarafından dinlendiği yönündeki
iddiaları hatırlatması üzerine, "Bunların hepsi
uydurma" yanıtını verdi.
ABD'nin eski
Dışişleri Bakan Yardımcılarından Brookings
Enstitüsü'nün Başkanı Strobe Talbott da Talat'ın Washington
ziyaretini, Rice tarafından "resmen" davet edildiği için
"tarihi ziyaret" olarak nitelendirdi.
KIBRIS 28/10/05
ABDden Talata tam destek
Ömer BİLGE WASHINGTON
ABD Dışişleri Bakanı
Condoleezza Rice dün biraraya geldiği KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talata, izolasyonların kaldırılması konusunda destek
verdi. ABD, Talata devlet protokolü uyguladı.
RUMLARIN büyük tepki gösterdiği Rice-Talat görüşmesi dün Türkiye
saati ile 18.00de gerçekleşti. Kalabalık bir medya grubunun takip
ettiği görüşmede Talat, Riceden, KKTCye uygulanan
izolasyonların kaldırılması için somut adımlar
atılması, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın geçen yıl
sunduğu ancak kabul edilmeyen Kıbrıs raporunun yeniden Güvenlik
Konseyine getirilmesi ve Kıbrıs sorununda yeniden BM sürecinin
başlatılması konularında ABDnin yardımını
istedi. Talat ayrıca Kıbrısın yeniden birleşmesi
yönündeki hedeflerinden vazgeçmediklerini ve kuvvetle savunduklarını
da vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanı Rice ise, Talatın
görüşlerini dinledi ve taleplerinin tümüne olumlu yanıt verdi. Rice,
görüşmelerin yeniden başlamasını ABDnin de
desteklediğini ve izolasyonların kaldırılması için
ABDnin daha etkin olacağı sözü verdi. Talat görüşmenin ardından
basın mensuplarına ABDli yetkiler ile üst düzey temaslarının
artarak devam edeceğini söyledi.
SENATÖRLERDEN İLGİ
Talat, ABDdeki temasları çerçevesinde Amerikalı senatörler ile
de biraraya geldi. Talata en büyük ilgiyi ABD Kongresi Dış
İlişkiler Komitesi gösterdi. Talat, Komite başkanı Henry
Hyde, milletvekilleri Gordon Smith, Gretchen Barret, David Price, robert
Aderholt ve Rob Inglis ile buluştu. Talat, Rum ve Yunan
medyasının da yakın markajı altında kaldı.
ABDnin önde gelen gazeteleri, Washington Post ve Financial Times da Talat ile
ayrı ayrı röportaj yaptı. Talat pazartesi günü BM Genel
Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek.
HURRIYET
29/10/05
Soyer:
Annan Planı ortadan kalkmayacak
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Annan Planı'nın
ortadan kaldırılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
İzolasyonların kalkması için uğraş
verdiklerini, ancak esas hedefin çözüm ve birleşik Kıbrıs
olduğunu ifade eden Başbakan Soyer, Rum liderliğinin hakimiyetçi
anlayışla Annan Planı'nı ortadan kaldırmasına
izin vermeyeceklerini kaydetti. Soyer, çözüm yönünde çaba sarf etmeye devam
edeceklerini belirtti.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın (KTTO) 43.
Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Soyer, ülkedeki ekonomik
iyileşmenin toplumsal motivasyon ve referandum süreciyle yaşanan
dinamizmin sonucu olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türk halkının dezavantajlarını,
elindeki avantajlarla azaltma imkanlarına sahip olduğunu kaydeden
Soyer, çözüm süreci başlamamasına karşın son 3 yılda
ülkenin farklı bir sürece girdiğine dikkat çekti. Enflasyonun yüzde 2'ye
gerilediğini, kişi başına düşen milli gelirin 8 bin dolara
yükseldiğini anlatan Soyer, Bunu sadece hükümetin başarısı
olarak nitelemek hata olur. Esas katkı Kıbrıs Türk
halkının sokaklara dökülerek getirdiği dinamizm
ve ivmedir dedi.
HURRIYET 29/10/05
2012 Olimpiyatlarında KKTC bayrağı krizi
2012 Londra Olimpiyatlarının web sitesine giren bir KKTC
bayrağı Kıbrıslı Rumların tepkisine yol
açtı.Iraklı mimar Zaha Hadidin Olimpiyat Oyunları için
hazırladığı su sporlarıyla ilgili merkezin projesi
internet sitesinde yer alırken, arka planda 21 bayrakla birlikte KKTC
bayrağı da görünüyordu.
Cyprus Weekly isimli dergi KKTC bayrağını görüp haber
yapınca Kıbrıs Olimpiyat Komitesi yetkilisi Yorgo Terezopulos,
gerekli önlemin alınacağını söyledi. Londra Olimpiyat
Komitesi, çevresiyle değil projeyle ilgilendiklerini bildirirken, dün
planın web sitesinden kaldırıldığı görüldü.
HURRIYET
29/10/05
Talat,
Rice ile görüştü
KKTC lideri, ABD Dışişleri Bakanı Rice'tan, 'izolasyonun
kaldırılmasına yönelik adımların sürmesini' istedi
YASEMİN ÇONGAR Washington
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün ABD Dışişleri
Bakanı Condoleezza Rice ile makamında görüştü ve
Kıbrıs Türkleri üzerindeki izolasyonun kaldırılması
yönündeki Amerikan adımlarının sürdürülmesini istedi. Yarım
saat süren görüşme öncesinde kameralar önünde el sıkışan
Rice ve Talat, birlikte açıklama yapmadılar. Ancak Talat daha sonra
ABD Dışişleri binasının önünde gazetecilere hitap
etti.
"İzolasyonun kaldırılmasını istedik. Bunu,
Kıbrıs sorununun çözümü için istediğimizi, gerekçeleriyle izah
ettik" diyen KKTC lideri, "ABD'den somut vaat var mı?"
sorusunu ise, "ABD'nin tavrı zaten belli. Bu davet de bunun
göstergesi, ABD'nin bugüne kadarki açılımlarını
artırarak sürdürmesini talep ettik" diye yanıtladı.
'Bay Talat'a övgü
Talat, Washington'da önceki gün yaptığı açıklamada ise,
"Sihirli gelişme, doğrudan uçuşlar olacaktır"
diyerek, ABD'nin Ercan Havaalanı'nı kullanan uluslararası uçak
seferleri başlatmasını ifade etmişti.
Çözümü hedeflemeyi sürdüreceklerini ve Annan Planı'nın halen masada
bulunduğunu vurgulayan Talat, planda değişiklik isteyen varsa,
bu önerisini Genel Sekreter'e sunması gerektiğini vurguladı.
Rice'ın ise, "Kıbrıs Türk Toplumunun Lideri"
sıfatıyla ağırladığı, "Bay Talat"
diye hitap ettiği Talat'a, adanın birleşmesinden yana
çabalarına ilişkin takdirlerini ilettiği ve bu çabaların
sürmesini dilediği öğrenildi.
MILLIYET 29/10/05
Talat
Rice'la görüştü
Rice'la görüşen
Talat, tecridin kaldırılması için uluslararası
kuruluşların ve diğer ülkelerin teşvik edilmesini istedi
RADIKAL 29/10/05
WASHINGTON - Amerika
temaslarını sürdüren KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
en önemli görüşmesini kendisini Washington'a davet eden ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile gerçekleştirdi.
Rice tarafından 'Kıbrıs Türk toplumu lideri' olarak
ağırlanan Talat, yarım saat süren görüşmede ABD'den,
Kıbrıs Türklerine tecridin kaldırılması yönündeki
adımlarını devam ettirmesini ve başka ülkelerle
uluslararası kuruluşları da bu yönde cesaretlendirmesini istedi.
'Yeni plan ABD'nin
değil BM'nin işi'
Görüşmeden sonra "Çok iyi bir toplantı oldu. Bütün
düşüncelerimizi, sizlerin de çok iyi bildiği, sık sık ifade
ettiğimiz düşüncelerimizi tekrarladık" diyen Talat,
ABD'nin, Kıbrıs'ta çözüm yönünde yeni bir girişim içinde olup
olmayacağı sorusuna "Yeni plan ABD'nin işi değil, BM'nin
işi" yanıtını verdi. ABD'den somut bir talepte
bulunmadıklarını, ama bugünkü çizginin, politikaların
bundan sonra da devam etmesini istediklerini kaydeden KKTC lideri, "Annan
planı, masadaki tek plan. Bir taraf değişiklik istiyorsa öneride
bulunmalı" dedi.
Talat, Rice'la görüşmeden önce ABD Kongresi'nde Türk dostluk grubu
üyeleriyle bir araya geldi. KKTC lideri, Brookings Enstitüsü ve Stratejik ve
Uluslararası Etütler Merkezi'nin toplantısında ise çözüm için
'sihirli değneğin', tecridi kaldırmak olduğu mesajı
verdi. Talat, Rice'ın davetinin 'cesaret verici' olduğunu kaydederek,
ABD'nin doğrudan uçuşlar ya da temsilcilik açma yoluyla kendilerini
cesaretlendirebileceğini belirtti.
Annan'a 'Rumlar
ırkçılık yapıyor' mektubu
Talat'ın bugün New York'ta buluşacağı BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'a 12 Ekim'de gönderdiği mektup da dün BM belgesi olarak
yayımlandı. Mektupta Rumları, ırkçı ve şoven
davranmakla suçlayan Talat, 2005'in EOKA yılı ilan etmesinin
altını çizdi. AB'ye de bu tavırlara son verilmesi için Rum
liderliğini cesaretlendirme çağrısı yapan KKTC lideri, Rum
basınındaki haberlerden şu örnekleri verdi: "Rum askerlerin
tişörtleri üzerinde 'İyi Türk ölü Türktür' sloganı var. 11
Ağustos'ta Güney'den Kuzey'e turist taşıyan dört otobüs
yakıldı. Aşırı ırkçı Altın Şafak
örgütü üç Türk'ü dövdü." (aa, Radikal, dha)
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan:Yakış'ın limanlar yorumu, kendi şahsi
görüşüdür
|
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AB Uyum Komisyonu
Başkanı Yaşar Yakış'ın, "Limanları
açmak dünyanın sonu değil" sözünü KIBRIS'a değerlendirdi: Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan:Yakış'ın
limanlar yorumu, kendi şahsi görüşüdür AMBARGOLAR
KALKMADAN AÇMAYIZ... Türkiye Başbakanı Erdoğan, TBMM AB Uyum
Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış'ın,
"Limanları açmak dünyanın sonu değil" sözünün,
Yakış'ın şahsi görüşü olduğunu kaydederek,
"Bu konudaki tavrımız kesindir. Ambargolar kalkmadan,
limanları açmayacağız" dedi Eylem ERAYDIN
/ LONDRA Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AB Uyum Komisyonu
Başkanı Yaşar Yakış'ın, "Limanları
açmak dünyanın sonu değil" sözünün, Yakış'ın
şahsi görüşü olduğunu kaydederek, "Bu konudaki
tavrımız kesindir. Ambargolar kalkmadan, limanları açmayacağız"
dedi. Türkiye
Başbakanı Tayyip Erdoğan, TBMM AB Uyum Komisyonu
Başkanı Yaşar Yakış'ın "Limanları
açmak dünyanın sonu değil" sözünü KIBRIS gazetesine
değerlendirdi. Başbakan
Erdoğan, "Bu yorum, Sayın Yakış'ın şahsi
görüşüdür. Biz Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargolar
kaldırılmadan, hiç bir limanımızı Güney
Kıbrıs'a açmayacağız. Bu konudaki tavrımız
kesindir. Bunun dışındaki bir politika söz konusu
değildir" dedi. AB Dönem
Başkanı İngiltere'nin düzenlediği AB Gayriresmi Devlet ve
Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak için Londra'ya gelen
Başbakan Erdoğan, zirve sonrası kaldığı Langham
Oteli'nde bir basın toplantısı düzenleyerek, İngiltere
ziyareti hakkında bilgi verdi. Toplantı
sonrası Türkiye limanlarının Rum yönetimine açılması
konusundaki KIBRIS'ın sorularını yanıtlayan Erdoğan,
Türkiye'nin Rum Kesimi'ne limanlarını açması konusunda tavrının
kesinlikle değişmediğini belirterek, "Kuzey
Kıbrıs'a ambargolar kaldırılmadığı sürece,
limanları açmak konusunda olumlu bir tavır alamayız. Bize
uygulanan ambargoları kaldırsınlar, biz de üstümüze düşen
görevi yapalım"dedi. Toplantıda
Kıbrıs konusuna değinen ve tanıma konusunda 17
Aralık günü 2 kesim arasında nelerin
yaşandığını, tarafların çok iyi bildiğini
kaydeden Başbakan, BM zemini üzerinde çözümün sağlanması
halinde Güney Rum Kesimi'ni tanıma ihtimalinin olabileceğini
kastederek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "O gece
odamıza gelmek suretiyle neler görüşüldü bunu taraflar gayet iyi
biliyor. Bu noktada kimse bizi bağlamaz. Türkiye'ye referandum
sonrası verilmiş bir söz var. Hayır diyen Güney
Kıbrıs sorunlarıyla birlikte AB'ye alınmış
durumdadır. Sınır sorunu olan bir ülke AB' ye nasıl
alınır? Böyle bir kabulün olması AB müktesebatına uygun
değildir. Ancak artık biz bunun üzerinde durmuyoruz. Bundan sonraki
süreçte bu sorunun BM zemini üzerinde çözümlenmesi gerekir.
Görüştüğümüz AB ülkeleri de bunun daha olumlu olduğunu
söylüyorlar. Eğer AB 4. müzakerede de netice alamadıysa ve BM 5.
defa bu işe girmiyorsa bunu bir risk olarak gördüğü içindir. Netice
ne olursa olsun, biz Kuzey Kıbrıs üzerindeki ambargolar kalkmadığı
sürece limanları açmak konusunda olumlu bir yaklaşıma
giremeyiz. Bu noktaya kadar yapıcı olan hep biz olduk, şimdi
onlardan bekliyoruz." Türkiye
Kürsüsü Başbakan
Tayyip Erdoğan, basın toplantısından sonra dünyaca ünlü
London Schooll of Economics'e giderek burada "Türkiye Kürsüsü"nün
açılışını yaptı. Açılış
konuşmasında, kürsünün açılmasından dolayı
duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, bu konudaki
çalışmaların 1990 yılından beri devam ettiğini
ve açılışının kendisine nasip olmasından
dolayı çok mutlu olduğunu ifade etti. Başbakan,
"Bu kürsü Türkiye'nin AB'ne yakınlığının bir
göstergesi olacaktır" dedi. Yurtdışındaki bazı
üniversitelerde Osmanlı kürsülerinin olduğunu hatırlatan
Başbakan Tayyip Erdoğan, bu kürsünün diğerlerinden farklı
olarak Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ettiğini ve böylece dış
dünyanın TC hakkında doğru bilgilere ulaşabileceğini
kaydetti. Konuşmasının
ardından soruları cevaplayan Erdoğan, Gümrük Birliği'nin
onaylanması konusunda ise "Buna
onay vermek ve vermemek her ikisinin arasındayız. Şu anda
komisyon ile görüşmeler yapıyoruz, sonrasında cevap
vereceğiz."dedi. Başbakan,
Kuzey Kıbrıs'ın 24 Nisan referandumundan sonra da olumlu
tavrını sürdürdüğünü belirterek, bir kez daha izolasyonlar
kalkmadan, limanların Güney Kıbrıs'a
açılamayacağını hatırlatarak sözlerine şöyle devam
etti: "24
Nisan referandumu bir kararın test edilmesiydi ve biz bu testi
başarıyla geçtik. Ancak bu testi geçemeyen Güney Kıbrıs,
AB' ye alındı. Biz bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. AB
kuralları içinde, sınır sorunları olan bir ülke
aslında AB'ye üye olamaz. Burada sizin takdirinize bir şeyi
sunuyorum. 'Kıbrıs Cumhuriyeti' diye ifade edilen bir yerin içinde
bir hat vardır. Ve bu hatta BM güvenlik güçleri bulunmaktadır.
Demek ki burada hem KKTC hem de Güney Kıbrıs bulunmaktadır.
KKTC'ye uygulanan izolasyon kaldırılsa biz de Güney
Kıbrıs ile ilgili olan limanlar ve havaalanlarının
ambargolarını kaldırırız." "Kuzey
Kıbrıs'ın kazanılmış haklarını
pazarlık masasına yatıramayız" Kuzey
Kıbrıs'a diplomatik temasların ve yatırımların
arttığının altını çizen Başbakan
Erdoğan, "Bizim AB ve dünya gündeminde değişmez maddemiz
Kuzey Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarının
korunmasıdır. Kuzey Kıbrıs'a yapılan diplomatik
girişimler ve yatırımlar KKTC'yi giderek güçlü hale getirecek.
Annan Planı ile alınan mesafenin gerisine düşmeyecek. Türkiye
hiçbir zaman Kuzey Kıbrıs'ın kazanılmış
haklarını pazarlık masasına yatıramaz." dedi. |
KIBRIS 29/10/05
ABD'den somut adım bekleniyor
Cumhurbaşkanı
Talat, Washington'da bir araya geldiği ABD Dışişleri
Bakanı Rice'danKıbrıs sorununun çözümü yönündeki
açılımlarını artırarak devam ettirmesini istedi:
ABD'den somut
adım bekleniyor
"ÖNÜMÜZDEKİ
GÜNLERDE SOMUT BİR ŞEY ORTAYA ÇIKACAK"... Görüşmeden
çıkışında gazetecilerin sorularını
yanıtlarken, görüşmenin çok iyi ve yararlı olduğunu ve
bütün düşüncelerini yinelediğini belirtti. Talat, hedefin
Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu, Kıbrıs'ı
yeniden bütünleştirmek istediğini ve Kıbrıs sorununun
çözümünün yerini herhangi bir şeyin tutmayacağını ifade
ettiklerini söyledi. Talat, beklediği somut adımın gelip
gelmediğinin sorulması üzerine, kendisinin somut bir adım
önermediğini belirterek, "Somut bir şey, önümüzdeki günlerde
ortaya çıkacak" dedi.
"ANNAN
PLANI MASADAKİ TEK PLANDIR" Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'dan Kıbrıs
Türklerine uygulanan izolasyonların kaldırılmasını,
ABD'nin diğer ülkeleri de bu yönde adım atmaya teşvik etmesini
ve esas hedef olan çözüm yönündeki açılımlarını
artırarak devam ettirmesini istedi. Annan Planı'nın masadaki tek
plan olduğunu ve değişiklik isteyenin öneri sunması
gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, "Nihai hedefimiz
Kıbrıs sorununu çözmek, adamızı yeniden
birleştirmektir. İzolasyonların kaldırılması
talebimizin amacı da çözümü sağlamaktır."dedi.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'dan
Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların
kaldırılmasını, ABD'nin diğer ülkeleri de bu yönde
adım atmaya teşvik etmesini ve esas hedef olan çözüm yönündeki
açılımlarını artırarak devam ettirmesini istedi.
Annan Planı'nın
masadaki tek plan olduğunu ve değişiklik isteyenin öneri
sunması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat,
"Nihai hedefimiz Kıbrıs sorununu çözmek, adamızı
yeniden birleştirmektir. İzolasyonların
kaldırılması talebimizin amacı da çözümü
sağlamaktır."dedi.
Talat,
gazetecilerin sorularını yanıtlarken, beklediği somut
adımın gelip gelmediğinin sorulması üzerine, kendisinin
somut bir adım önermediğini belirterek, "Somut bir şey,
önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak" dedi.
ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın davetlisi olarak
ABD'ye giden Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dün Rice ile
görüştü. Dışişleri Bakanlığı'nda
gerçekleşen görüşme saat 11.05'de başladı. Talat ile Rice
görüşme öncesinde basına el sıkışarak poz verdi.
Cumhurbaşkanı Talat'a görüşmede, müsteşarı Raşit
Pertev, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, Özel Kalem Müdürü
Asım Akansoy ve 2. Katip Mehmet Dana eşlik etti..
Cumhurbaşkanı
Talat, yaklaşık yarım saat süren görüşmeden
çıkışında gazetecilerin sorularını
yanıtladı. Görüşmenin çok iyi ve yararlı olduğunu ve
bütün düşüncelerini yinelediğini belirtti. Talat, hedefin
Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu, Kıbrıs'ı
yeniden bütünleştirmek istediğini ve Kıbrıs sorununun
çözümünün yerini herhangi bir şeyin tutmayacağını ifade
ettiklerini söyledi.
İzolasyonların
kaldırılmasını istediklerini ancak bu isteğin temel
nedeninin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu
vurguladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Talat,
ABD'den, yaptığı açılımlarını artırarak
sürdürmesini talep ettiklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, "Son derece iyi karşılandık. Çok güzel ve
yararlı bir görüşme oldu" dedi.
Cumhurbaşkanı
Talat, İngilizce olarak devam ettiği açıklamasında,
görüşmenin yararlı ve yapıcı olduğunu yineledi.
Kıbrıs Türkü'nün çözüm kararlılığını bir
kere daha ortaya koyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Talat,
izolasyonların kaldırılmasının çözümü ve adanın
yeniden birleşmesini getireceğini belirtti.
ABD'den
izolasyonların kaldırılması yönündeki desteklerine devam
etmelerini ve diğer uluslararası örgütler ile ülkeleri de benzeri
adımlar atma konusunda teşvik etmesini talep ettiklerini kaydeden
Talat, "Nihai hedefimiz Kıbrıs sorununu çözmek,
adamızı yeniden birleştirmektir. İzolasyonların
kaldırılması talebimizin amacı da çözümü
sağlamaktır."dedi.
"Somut bir
şey önümüzdeki
günlerde ortaya
çıkacak"
Cumhurbaşkanı
Talat, Rice'ın Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin talebe
cevabının sorulması üzerine, "Zaten belli. Bugünkü davet de
bunun göstergesidir" yanıtını verdi.
Talat, yeni bir
plan var mı yönündeki soruyu ise "Yeni bir plan ABD'nin işi
değil. BM'nin işidir. Masada olan Annan Planı'dır.
Başka bir plan yoktur" şeklinde yanıtladı.
Beklediği
somut adımın gelip gelmediğinin sorulması üzerine
Cumhurbaşkanı Talat, kendisinin somut bir adım
önermediğini, bugün devam eden çizginin ve bundan sonra devam etmesini
istediği çizginin izahını yaptıklarını söyledi.
Talat, "Somut bir şey, önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak"
dedi.
Cumhurbaşkanı
Talat, bir başka soruya verdiği yanıtta, masadaki tek
planın Annan Planı olduğunu ve taraflardan biri
değişiklik istiyorsa, öneri sunması gerektiğini söyledi.
Talat, Kıbrıs Türk halkının yüzde 65'le Annan Planı'na
destek vermesinden dolayı Anna Planı hüküm ve prensiplerine
bağlı olduğunu vurguladı. Rice'ın buna tepkisinin
sorulması üzerine Talat, "Bunu ona sormanız gerekiyor. Ben bizim
görüşlerimizi ortaya koydum; ancak duruşumuzun takdir edildiğini
gördüm" dedi.
Cumhurbaşkanı
Talat, direk uçuşlarla ilgili bir söz alıp
almadığının sorulması üzerine "Söz değil.
Düşüncelerimizi ortaya koyduk" yanıtını verdi.
Talat'a
"Sayın başkan" diye hitap edildi
Cumhurbaşkanın
Talat, görüşme sonrasında TC Washington Büyükelçisi Faruk
Loğoğlu'nun verdiği yemeğe katıldı. Türk
basın mensuplarıyla Washington saatiyle saat 17.00'de bir araya gelen
Talat, akşam da Türk-Amerikan Konseyi (ATC)'nin yemeğine
katıldı.
Cumhurbaşkanı
Talat önceki gün öğleden sonra kongre üyeleri ve senatörlerle
görüştü. Senatör ve kongre üyelerinin odalarını teker teker
ziyaret ederek görüşen Talat'a, yoğun ilgi gördüğü tüm
ziyaretlerinde "President-Sayın Başkan" diye hitap edildi.
Talat,
Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi
Başkanı Henry Hyde, Temsilciler Meclisi Uluslararası
İlişkiler Komitesi kıdemli üyesi Dan Burton, Oregon Senatörü
Gordon Smith ve kongre üyeleri Gretchen Barret, David E.Price, Robert B.
Aderholt, Rob Inglis ile Robert Aderholt'la biraraya geldi.
Talat gece de
TC Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu'nun 29 Ekim Cumhuriyet
Bayramı resepsiyonuna katıldı
Talat bugün New
York'a geçecek ve pazartesi günü BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la
görüşecek.
Brown ve
Smith'den
kısa
açıklama
Temsilciler
Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi kıdemli üyesi Dan
Burton ile Oregon senatörü Gordon Smith, Talat'ın ziyareti
sırasında gazetecilerin sorusu üzerine kısa açıklamalarda
bulundular.
Burton,
Kıbrıs Türkü'nün iyi bir dost olduğunu ve Kıbrıs
sorununun çözümünü istediklerini söyledi, ancak çözümün Güney
Kıbrıs'ta olduğu gibi Kuzey Kıbrıs'ta da halkın
haklarını garantiye alması gerektiğin belirtti.
Smith ise
konuşmasında, ABD'nin desteğiyle çözümün sağlaması
temennisinde bulundu ve her türlü yardıma hazır olduğunu
söyledi.
KIBRIS 29/10/05
CTP'den Annan ve Blair'e mektup
İKİ
ÖNEMLİ MEKTUP... CTP, adada uzlaşmayı ve
yakınlaştırmayı sağlayacak çabaların
başlatılmasını ve izolasyonların hafifletilmesini
talep eden mektupları BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ve İngiltere
Başbakanı ve AB dönem Başkanı Tony Blair'e mektup gönderdi
ÇÖZÜM ÇABALARI
BAŞLASIN... Mektupta Kofi Annan'dan, BM parametrelerine uygun
kapsamlı bir çözüm bulunmasının önemini vurgulaması ve
özellikle de ilgili taraflara BM himayesindeki çabaların yeniden
başlatılmasına yönelik güçlü bir çağrı yapması
istenirken, Tony Blair'e gönderilen mektupta ise haksız
izolasyonların hafifletilerek, Kıbrıslı Türklere
dışarıda soğukta bırakılmadıklarını
kanıtlamanın AB üye ülkelerinin misyonu olduğu vurgulandı
Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP), adada uzlaşmayı ve
yakınlaştırmayı sağlayacak çabaların
başlatılmasını ve izolasyonların hafifletilmesini
talep eden mektupları BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ve İngiltere
Başbakanı ve AB dönem Başkanı Tony Blair'e mektup gönderdi.
Mektupta Kofi
Annan'dan, BM parametrelerine uygun kapsamlı bir çözüm
bulunmasının önemini vurgulaması ve özellikle de ilgili
taraflara BM himayesindeki çabaların yeniden başlatılmasına
yönelik güçlü bir çağrı yapması istenirken, Tony Blair'e
gönderilen mektupta ise haksız izolasyonların hafifletilerek,
Kıbrıslı Türklere dışarıda soğukta bırakılmadıklarını
kanıtlamanın AB üye ülkelerinin misyonu olduğu vurgulandı.
CTP'li bakanlar,
milletvekileri, belediye başkanları ile parti yetkili kurulları,
üye ve sempatizanları;dün saat 10.00'da "Görüşmeler
Başlasın" ve "İzolasyonlar
Kaldırılsın" yazan pankartlarla, 10.Yıl Parkı'nda
(Kuğulu Park) bir araya gelerek önce Ledra Palace'a ardından da
İngiliz Yüksek Komiserliği'ne yürüyerek mektupları yetkililere
teslim etti.
Mektupların
teslim edilmesinin ardından CTP Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu, basın
mensuplarına açıklamalarda bulunarak eylemlerinin nedenini
anlattı ve gönderilen mektupların içerikleri hakkında bildi
verdi.
Kalyoncu:
"Görüşme için
izolasyonlar
kalkmalı"
Kalyoncu,
Annan'a gönderdikleri mektupta görüşmelerin başlaması için
çağrı yaptıklarını Tony Blair'e gönderilen mektupta
ise AB'nin, izolasyonları kaldırması ve mali yardım
tüzüğünün hayata geçirilmesi için gerekli çabanın ortaya
konmasını talep ettiklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat'ın dün ABD Dışişleri Bakanı'yla
yapacağı görüşme öncesinde parti olarak bu şekilde
çağrı yapmanın uygun olduğuna karar verdiklerini ifade eden
Kalyoncu, aynı zamanda hâlâ anlaşmadan yana olduklarını ve
Annan planı çerçevesinde görüşmelerin başlamasına da
hazır olduklarını vurgulamak istediklerini söyledi.
Rum
tarafının masaya oturmasının görüşmelerin
başlaması için şart olduğuna dikkat çeken Kalyoncu,
Rumların masaya gelmesi için ise BM Genel Sekreteri'nin istemesi, AB'nin
de KKTC'ye uyguladığı izolasyonları kaldırması
gerektiğini vurguladı.
Blair'e
izolasyonları hafifletin çağrısı
CTP'nin AB
dönem Başkanı olması nedeniyle İngiltere
Başbakanı Tony Blair'e gönderdiği mektupta,
Kıbrıslı
Türklere uygulanmakta olan haksız izolasyonlara son verilmesine yönelik
bir görüşle Komisyon tarafından hazırlanan kapsamlı paketle
ilgili çıkmaz konusundaki kaygı ve endişeleri aktarmak istedikleri
belirtildi.
Mektupta,
Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk toplumunun
ekonomik gelişimine yardım ederek, uzlaşmaya katkıda
bulunması gerekirken, bunun yerine Kıbrıs Türk
tarafının her türlü olumlu açılımına
karşılık referandum sonrası dönemde bloke edici bir tavrı
öne çıkarmayı ve her türlü forumda ağır ve olumsuz bir
propaganda başlatmayı yeğlemesinin talihsizlik olduğuna
dikkat çekildi.
AB üye
devletlerinin, Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz
durumlarına bağlı olarak, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nü
asla yeterince tartışmadığı ve Mali Yardım
Tüzüğü'nde de tüzüğün Kıbrıslı Türklere sunduğu
yararları en aza indiren önemli değişiklikler
yapıldığı kaydedilen mektupta, "Bu bağlamda,
bunun Kıbrıslı Türklerin AB ve dünyayla entegrasyonunun en uygun
yolu olması ve ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri ortadan
kaldırarak iki taraf arasındaki mesafeye köprü olabilmesi
açısından, 26 Nisan 2004 tarihli Konsey Kararının tam
olarak uygulanmasının bu kapsamlı paketin bir bütün olarak
uygulanmasını gerektirdiğini anımsatmak amacıyla siz
sayın Ekselanslarına başvurmayı zorunlu görüyoruz."
Mektupta
Kıbrıs sorununun bu hassas ve duyarlı kavşağında
haksız izolasyonları hafifleterek, Kıbrıslı Türklere
dışarıda soğukta
bırakılmadıklarını kanıtlamanın, AB üye
ülkelerinin ve Başkanlığının tarihi bir misyonu
olduğu belirtildi.
Mektupta
aynı zamanda, AB tarafından atılacak böylesi yapıcı
bir adımın, Kıbrıslı Türkleri, adada uzlaşmaya
varılmasına yönelik adımlardan uzaklaştırmak yerine
Birleşmiş Milletler himayesindeki kapsamlı bir çözüm için çaba
göstermeleri konusunda daha da motive edeceği kaydedildi.
Vaatlerin
gerçekleştirilmesi ihtimal dışı
CTP'nin BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği mektupta ise, CTP'nin son
gelişmeler ışığında Kıbrıs sorununun
ele alınışıyla ilgili kaygıları iletildi.
Kıbrıslı
Türklerin kapsamlı bir çözüm yönündeki önerileri güçlü bir şekilde
onaylamalarının ardından neredeyse 18 ay geçtiğine
işaret edilen mektupta, adanın yeniden birleşmesi yönündeki
isteklerini göstermiş olmalarının sonucunun henüz
görülmediğine dikkat çekildi.
Mektupta,
referandumun ardından doğrudan yardım verilmesi, AB ile
doğrudan ticaretin başlatılması ve onlarca yıl süren
izolasyonların hafifletilmesi yönünde şu ana kadar çok az adım
atıldığı ifade edildi, "Adada egemen olan siyasi
durumlar, bu vaatlerin gerçekleşmesinin son derece ihtimal
dışı olduğuna işaret etmektedir" denildi.
Mektupta
devamla şunlar kaydedildi:
"Ayrıca,
Maronit azınlığa mülklerinin iadesi, kendi
muhtarlarını seçme konusundaki kısıtlamaların
kaldırılması, gerek Maronitler gerek Kıbrıslı
Rumlar için okullar açılması, mayınların temizlenmesi,
Kıbrıslı Rum iş adamlarının üstün avantajına
karşın güneyden kuzeye olan ticaretin serbest
bırakılması ve sınır kapılarının
açılışıyla elde edilen olumlu atmosferin korunması
amacıyla Yeşil Hattın iki yanındaki insanların
geçişleriyle ilgili işlemlerin basitleştirilmesi gibi adada
uzlaşma ve yakınlaşma sağlamaya yönelik
çabalarımız hâlâ yanıtsız kalmış durumdadır."
Bunun yerine,
Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk toplumunun
ekonomik gelişimine yardım ederek, uzlaşmaya katkıda
bulunmak yerine, Kıbrıs Türk tarafının her türlü olumlu
açılımına karşılık her türlü forumda
ağır ve olumsuz bir propaganda başlatmayı yeğlediği
belirtilen mektupta, Kıbrıslı Türklerin iyi niyetlerine
aynı ruhla yanıt verip yapıcı adımlar atmak yerine
böylesi bloke edici bir tavır sergilemekle Kıbrıs Rum
Liderliğinin, Kıbrıs'ta referandumun yönlendirdiği mevcut
durumu yanlış yönlendirmeye ve özellikle uluslar arası toplulukta
karışıklık yaratarak Kıbrıslı Türklere
yönelik olumlu yaklaşımı bozmaya teşebbüs ettiği
kaydedildi.
Görüşmeler
başlatılsın çağrısı yapın
Genel Sekretere
yönelik mektup şöyle sona eriyor:
"Öte
yandan isteklerimiz ve politikamızı beklenen gelecek gelişmelere
uyarlamanın gerekliliğinin bilinciyle ilk günden beri yeniden
birleşmeyi savunan partimiz Cumhuriyetçi Türk Partisi birçok vesileyle, ne
en makul çözümün iki toplumlu iki bölgeli bir federasyon olduğu
konusundaki genel görüşü ne de iki toplumlu görüşmeler
sırasında üzerinde anlaşılan uzlaşma
konularının anlamlı ve temel hazırlıklarını
bozmamak için tüm taleplerimizin Kıbrıs'taki BM deneyimlerine uygun
olarak gerçekleşmesi konusundaki pozisyonunu açıkça ortaya
koymuştur.
Bu temelde siz
sayın Ekselanslarından yerleşmiş BM parametrelerine uygun
olarak kapsamlı bir çözüm bulunmasının önemini
vurgulamanızı ve özellikle de ilgili taraflara BM himayesindeki
çabaların yeniden başlatılmasına yönelik güçlü bir
çağrı yapmanızı rica ediyoruz."
KIBRIS 29/10/05
Bu Memleket Bizim Platformu'ndan çözüm ve barış
isteyenlere çağrı:Pazartesi, Kuğulu Park'ta buluşalım
Bu Memleket
Bizim Platformu (BMBP), "ülkeye çözümün ve barışın
gelmesi" için adanın birleştirilmesine gönül veren tüm
duyarlı vatandaşları ve üyelerini pazartesi günü Kuğulu
Park'ta buluşmaya davet etti.
BMBP içindeki
sivil toplum örgütleri adına KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ile
sivil toplum örgütleri adına Kamu-Sen Başkanı Mehmet
Özkardaş'ın yaptıkları ortak açıklamaya göre, üyelerin
ve vatandaşların davet edildiği buluşma, 31 Ekim pazartesi
günü sabah saat 09:00'da Lefkoşa'daki Kuğulu Park'ta (Girne
Kapısı yanı) yer alacak.
Açıklamada,
sivil toplum örgütlerinin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşeceği 31 Ekim
pazartesi günü bir mektupla da "görüşmelerin sonuç almak için tekrardan
başlatılması çağrısı yapacakları" ifade
edildi.
Kıbrıs
sorununun varlığının hem bölgede, hem de ülkede
istikrarsızlık yarattığı belirtilen ortak
açıklamada, sorunun çözümü için ortaya konulan çabalara rağmen bir
sonuca ulaşılmamasının, Kıbrıs'ta yaşayan
tüm insanları etkilediği dile getirildi.
Açıklamada,
Kıbrıs sorununa adada yaşayanların çözüm bulacağı
gerçeğinden hareketle, BM şemsiyesi altında görüşmelerin
tekrardan başlatılmasının kaçınılmaz olduğu
da kaydedildi.
KIBRIS 29/10/05