Rum Yönetimi: Erdoğan’ın demeçlerine alıştık

 

 

Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomides, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ta çözüm sürecinin yeniden başlayacağına yönelik açıklamalarını, “pratikte karşılığı olmayan demeçler” olarak niteledi.

 

NTV

 

 

 

 

17 Ocak 2005 —  Rum sözcü, “Sayın Erdoğan’ın bu tür demeçlerine alıştık. Ancak pratikte birşey görmüyoruz” dedi.

Rum hükümet sözcüsü, Kıbrıs Rum tarafının, 17 Aralık’taki Avrupa Birliği zirvesinde Türkiye’yi veto etmeyerek çözüm istediğini çok açıkça kanıtladığını savundu.
       Hrisostomides, karşı taraftan da somut adımlar beklediklerini kaydetti. Sözcü, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un 25 Ocak’ta Atina’ya gideceğini ve burada Kıbrıs sorunundaki olası gelişmelerin yanı sıra Erdoğan’ın hareketlerinin ve Rusya’nın yeni tutumunun değerlendirileceğini söyledi.
       Rum hükümet sözcüsü Hrisostomides, “Atina ve Rum Yönetimi, herhangi bir ihtimali göğüslemeye hazır, her iki hükümetin politikası Ankara’nın tavrına göre belirlenmiyor” dedi.

 

Güzelyurtlu'nun cenazesi defnedildi


17 Ocak, 2005 15:19:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum kesiminde haftasonu başlarından vurularak öldürülen batık bankacı Elmas Güzelyurtlu ile eşi ve kızının cenazeleri bugün Lefkoşa'da toprağa verildi.

Cenazelerin saat 12.00 civarında toprağa verilmesi bekleniyordu ancak KKTC polisi, Larnaka'dan gelen cenazelere ikinci bir otopsi uygulanması amacıyla el koydu.

Bu nedenle, Güzelyurtlu ailesinin cenaze töreni de KKTC polisi soruşturmasını tamamlayıncaya kadar ertelendi.

Daha sonra düzenlenen cenaze törenine KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, KKTC Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu ve Cumhuriyetçi Türk Partisi'nden çok sayıda üye katıldı.

2000 yılında batan Everestbank'ın yönetiminde CTP’den üst düzey yetkililer bulunuyordu.

Elmas Güzelyurtlu, eşi ve kızı geçtiğimiz cumartesi günü Güney Kıbrıs'ta ölü bulunmuştu.

'MİT öldürdü' iddiaları

Cinayetin ardından soruşturma başlatan Rum polisi, Güzelyurtlu ailesinin pijamalarıyla yataklarından çıkarıldıklarını ve evlerindeki güvenlik kameralarında herhangi bir delile rastlanmadını açıklamıştı.

Rum basını da dün cinayetten MİT’i sorumlu tutan başlıklar kullandı.

Ailenin yakın çevresi ise, Avrupa Birliği’nden Güney Kıbrıs'a KKTC menşeli su satışı izni alan Güzelyurtlu'nun Rumlar tarafından öldürülmüş olabileceğini ileri sürüyor.

Güzelyurtlu cinayetinde Rum iddiaları


17 Ocak, 2005 14:18:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, Güney Kıbrıs'ta öldürülen Elmas Güzelyurtlu'nun, 'kendi adamı tarafından tuzağa düşürüldüğünü' iddia etti.

Haberi polis kaynaklarına dayandıran gazete, Türk işadamı Elmas Güzelyurtlu, karısı ve kızını öldüren şahıslardan birinin, işadamının güvenilir koruması olduğunu yazdı.

Gazeteye göre katiller, bağlayarak KKTC'ye götürmek istedikleri Güzelyurtlu, eşi ve kızını, karşı koymaları üzerine öldürdüler. Politis gazetesi, Elmas Güzelyurtlu'ya güvendiği bir korumasının tuzak kurduğu ve bu şahsın MİT ile de ilişkileri olduğu iddiasına da yer verdi.

Bağlanarak arabaya bindirildiler
İddiaya göre, Güzelyurtlu'nun kapıyı açmasının ardından içeri giren şahıslar kurbanlarını bağlayarak arabaya bindirdiler ve KKTC'ye geçmek amacıyla Pile'ye yöneldiler.

Gazete ayrıca, Rum polis uzmanlarının, kaçırma olayının Güzelyurtlu ve ailesinin öldürüldüğü noktada değiştiği ve kaçıranların meydana gelen karışıklık yüzünden kurbanları öldürmek zorunda kaldıkları şeklindeki değerlendirmesine yer verdi.

10 saatlik otopsi yapıldı

Politis gazetesi, Rum adli tıp doktorlarının Güzelyurtlu, eşi ve kızına dün yapılan ve yaklaşık 10 saat süren otopsinin sonuçlarına ilişkin açıklamasına da yer verdi.

Açıklamaya göre, otopsi sonucunda katillerin bu konuda uzman oldukları ve kurbanların katillerle mücadele ettikleri anlaşıldığı öğrenildi.

Kaçırıldıktan sonra işler ters gitti

Habere göre, Rum Polis yetkilileri, cinayetin işlendiği anda bazı şeylerin ters gittiğini ve şahısların KKTC'ye götürülmek yerine, başlarına sıkılan birer kurşunla ve susturucusu olmayan bir silahla öldürüldüklerini söyledi.

Simineri gazetesi: "Olay MİT'le ilişkili"

Simerini gazetesi de olayın MİT ile bağlantısı olduğunu iddia etti. 'Delik deşik hat' ve 'Türk MİT'i nasıl kolayca ülkeye giriyor?' başlıklarını kullanan gazete, bu cinayetin Güney Kıbrıs'ın güvenlik koşullarına ilişkin birçok soru işareti doğurduğunu yazdı.

Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, konuyla ilgili açıklamasında, cinayeti 'tüyler ürpertici' olarak değerlendirdi ve cinayetin sebebinin ekonomik sebepler ve Güney Kıbrıs'la hiçbir ilişkisi olmayan diğer anlaşmazlıklar olarak göründüğünü söyledi.

Bugün toprağa verilecekler

Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin ve kızı Eylül, bugün KKTC'de kılınacak cenaze namazının ardından Lefkoşa'da toprağa verilecekler.

 

 

‘Güzelyurtlu’yu MİT öldürdü’ iddiası


16 Ocak, 2005 16:05:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kıbrıs Rum polisi, KKTC'li işadamı Elmas Güzelyurtlu ve ailesinin katillerini arıyor. Rum medyası, cinayetlerin ‘MİT operasyonu’ olduğunu iddia etti.

Filelefteros gazetesi, ‘MİT’in soğukkanlı tetikçileri’ başlığıyla verdiği haberde, Elmas Güzelyurtlu, eşi ve kızının evlerinden kaçırıldığını, sonra da MİT ajanları tarafından öldürüldüğünü iddia etti.

Haravgi gazetesi de, cinayet haberini, ‘MİT vurdu’ başlığıyla verdi. Gazetenin iddiasına göre, MİT ajanları BMW marka bir araçla gizlice Rum tarafına geçti, cinayetleri işledi ve KKTC’ye geri döndü.

‘Rumlara kumar borcu vardı’ iddiası

KKTC medyasına göre ise, katiamı Rum mafyası gerçekleştirdi. ‘Kıbrıslı’ gazetesi, Elmas Güzelyurtlu'nun arkadaşlarına dayandırdığı haberinde, işadamının Rumlara kumar borcu olduğunu, bunu ödemek istemediğini yazdı.

Güzelyurtlu’un annesi ve ablası ifade verdi

Rum tarafına geçip ifade veren Güzelyurtlu'nun annesi Fikriye Güzelyurtlu ve ablası Ayşe Tünay ise, olay gecesi Güzelyurtlu'yu ziyaret ettiklerini, hiçbir olağanüstü durumla karşılaşmadıklarını söyledi.

Elmas Güzelyurtlu, 5 yıl önce 42 milyon dolar borç bırakarak batan Everest Bankası'nın sahibiydi.

Güzelyurtlu'nun anne ve ablası ifade verdi


16 Ocak, 2005 14:48:00 (TSİ) CNN TURK

 

Güney Kıbrıs polisi, KKTC'li işadamı Elmas Güzelyurtlu ve ailesinin katil ya da katillerini arıyor. Güzelyurtlu'nun annesi ve ablası da Rum tarafına geçerek ifade verdi.

Güzelyurtlu'nun annesi Fikriye Güzelyurtlu ve ablası Ayşe Tünay, yaptıkları açıklamada olay gecesi Güzelyurtlu'yu ziyaret ederek ilaç götürdüklerini ve hiçbir olağanüstü durumla karşılaşmadıklarını söyledi.

Rum polisi, cinayetlerin bir 'mafya hesaplaşması' ya da 'intikam' olduğu görüşü üzerinde duruyor.

Elmas Güzelyurtlu kimdir?

Elmas Güzelyurtlu 5 yıl önce 42 milyon dolar borç bırakarak batan Everest Bankası'nın sahibiydi. Everestbank'a devlet tarafından el konulmasının ardından KKTC'den gizlice ülke dışına çıkan Elmas Güzelyurtlu, dört yıldır Güney Kıbrıs'ta döviz bürosu işletiyordu.

Kıbrıslı Türk İşadamı Elmas Ali Güzelyurtlu (52), eşi Zerrin (50) ve kızı Aygül (15), Güney Lefkoşa-Larnaka anayolunun 'Koşşi' (Üç Şehitler) köyü mevkiinde, dün sabah başlarına ateş edilerek öldürülmüş olarak bulunmuştu.

KKTC'deki banka krizi

KKTC'de 2000 yılının ilk günlerinde başlayan bankacılık krizi sonucu toplam 11 banka ve Peyak Koop. Bankası'na devlet tarafından el konulmuştu. Elmas Güzelyutlu'nun eski sahibi olduğu Everest Bank'a, mali yapısı bozulduğu gerekçesiyle KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla 2000 yılının ilk günlerinde el konulmuş ve banka daha sonra tasfiye edilmişti. Güzelyurtlu, mahkemeye çıkmadan yasal olmayan yollardan ülke dışını çıkmıştı.

Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği Yardım Heyeti Başkanlığı tarafından hazırlanan 'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Ekonomik Gelişme ve Altyapı Yatırımları' konulu raporda, Everest Bank'ın 13 bin 680 mudisine, 38 milyon 64 bin 251 ABD doları ödeme yapıldığı belirtilmişti.

 

Güzelyurtlu cinayeti 'mafya işi' olabilir

 

KKTC 'mafya işi', Rum Bakan 'intikam' olabileceğini söyledi



15 Ocak, 2005 15:35:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC İçişleri Bakanı Özkan Murat, Güney Kıbrıs'ta bu sabah eşi ve kızıyla birlikte ölü bulunan Kıbrıslı Türk işadamı Elmas Güzelyurtlu ile ilgili olayın 'mafya işi' olabileceğini söyledi.

Gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Murat, 'şu anda cinayetle ilgili sınırlı bilgileri bulunduğunu, olayın Mafya işi olabileceğini' belirtti.

Elmas Güzelyurtlu'nun pijamasıyla bir tarla içinde, eşi ve kızınınsa arabada ölü bulunduğunu hatırlatan Murat, cinayetin evlerinden alınarak işlendiği görüntüsü verdiğini, daha ayrıntılı bilgi için derinliğine araştırma yaptıklarını ifade etti.

Rum Bakan: "Hesaplaşma nedeniyle öldürülmüş olabilir"

Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Theodoru da, Rum polisine dayanarak, Güzelyurtlu ve ailesinin, 'KKTC'den Güney Kıbrıs'a giden suç unsurları tarafından hesaplaşma veya intikam nedeniyle öldürülmüş olabileceğini' iddia etti.

Rum haber ajansına konuşan Theodoru, 'Güzelyurtlu'nun, 2000 yılında KKTC'de ortaya çıkan banka krizine karıştığı için Güney Kıbrıs'a geçtiğini ve bu durumun KKTC'de karışıklık yarattığını' kaydederek, 'Güzelyurtlu'nun o zamanlar hedef tahtasında bulunduğunu' ifade etti.

Rum polisinin Güzelyurtlu'nun evinde de araştırma yapacağını belirten Theodoru, BM Barış Gücü ile temasa geçeceğini söyledi.

Bu arada, Rum haber kaynakları Güzelyurtlu ailesinin başlarına birçok kez ateş edilerek öldürüldüğünü duyurdu.

Güzelyurtlu ailesinin son beş yıldır oturduğu Ay. Demet'teki evlerinden kaçırıldığı yolunda güvenilir bilgiler bulunduğunu kaydeden Rum haber kaynakları, üzerlerinde pijama ve parka olan cinayet kurbanlarının saat 08.15 sularında bölgede devriye gezen Rum polisi tarafından bulunduğunu belirtti.

Olay yerine giden Rum Polis Genel Müdürü Tasos Panayotu, kurbanların, 'pek çok kez başlarına ateş edilerek öldürüldüğünü, olay yerinde mermi kovanları da bulunduğunu ve bunların polis tarafından incelenmekte olduğunu' bildirdi.

Rum kaynaklı haberlerde, cinayetin işlendiği yerin hemen yanında Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) kışlası bulunduğuna dikkat çekilerek, kışla komutanı Stiliano Mustuki'nin olay yerini ziyaret ettiği, kışla nöbetçisininse 'gece boyunca hiçbir şey duymadığını' söylediği aktarıldı.

Cesetler bu sabah bulunmuştu

Kıbrıslı Türk İşadamı Elmas Ali Güzelyurtlu (52), eşi Zerrin (50) ve kızı Aygül (15), Güney Lefkoşa-Larnaka anayolunun 'Koşşi' (Üç Şehitler) köyü mevkiinde, bu sabah başlarına ateş edilerek öldürülmüş olarak bulunmuştu.

KKTC'deki banka krizi

KKTC'de 2000 yılının ilk günlerinde başlayan bankacılık krizi sonucu toplam 11 banka ve Peyak Koop. Bankası'na devlet tarafından el konulmuştu.

Elmas Güzelyutlu'nun eski sahibi olduğu Everestbank'a, mali yapısı bozulduğu gerekçesiyle KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla 2000 yılının ilk günlerinde el konulmuş ve banka daha sonra tasfiye edilmişti. Güzelyurtlu, mahkemeye çıkmadan yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmıştı.

Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği Yardım Heyeti Başkanlığı tarafından hazırlanan 'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Ekonomik Gelişme ve Altyapı Yatırımları' konulu raporda, Everestbank'ın 13 bin 680 mudisine, 38 milyon 64 bin 251 ABD doları ödeme yapıldığı belirtilmişti.

KKTC'de 2000 yılında başlayan bankacılık krizi sonucu el konulan bankaların toplam 89 bin 185 mudisine ait 244 milyon 59 bin 791 ABD Doları mevduatı, Türkiye'nin yardımlarıyla 5 Kasım 2004 tarihi itibariyle tamamı ödenmişti.

Bankacılık krizi sonucu, Kıbrıs Kredi Bankası, Everestbank, Kıbrıs Yurtbank, Endüstri Bankası, Kıbrıs Ticaret Bankası, Kıbrıs Finansbank, Hürbank, Erbank, Tilmobank, Asya Bank, Yasabank ve Peyak Koop. Bankası'na el konulmuştu.

 

 

KKTC'li işadamı ailesiyle öldürüldü

 

Bankası batınca Rum kesimine kaçan işadamı ve ailesi öldürüldü



15 Ocak, 2005 11:23:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC’li işadamı Elmas Güzelyurtlu ve ailesi, dün gece Kıbrıs Rum kesiminde eşi ve kızıyla birlikte başından vurularak öldürüldü.

Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin ve kızının cesetleri Güney Lefkoşa-Larnaka anayolunun 'Koşşi' (Üç Şehitler) köyü mevkiinde bu sabah bulundu.

Rum haber ajansı, üç kurbanın başlarına ateş edilerek bu sabah öldürüldüklerini, cesetlerin saat 08.00 civarında bulunduğunu duyurdu.

Habere göre, jip ile Larnaka'ya gittikleri tahmin edilen üç kişi yakın mesafeden başlarına ateş edilerek öldürüldü.

Haberde ayrıca, Elmas Güzelyurtlu'nun cesedinin hendekte, eşi ve kızının cesedinin ise araç içinde bulunduğu, her üç kurbanın da üzerinde pijamaları olduğu belirtildi.

Bölgeyi kordon altına alan Rum polisi, soruşturma başlattı.

KKTC'den kaçtı, Rum kesiminde yaşadı

Güzelyurtlu, yaklaşık dört yıl önce sahip olduğu Everestbank'a devlet tarafından el konulunca, Rum kesimine kaçmıştı.

42 milyon dolar borç bırakarak batan Everestbank’a, KKTC’nin iktidar partisi CTP’nin ve hala bakanlık yapan CTP’lilerin de ortak olduğu iddia ediliyor.

Elmas Güzelyurtlu 2000 yılından bu yana, İngiltere üzerinden kaçtığı Kıbrıs Rum kesiminde yaşıyordu. Güney Kıbrıs'ta döviz bürosu işleten Güzelyurtlu'nun KKTC’de de kumarhaneleri bulunuyordu.


Serdar Denktaş: İsrail yatırımlarını inceliyoruz



KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, "Son üç ayda İsrailli yatırımcıların KKTC'ye ilgisi arttı. 100 milyon dolar ve üzerindeki yatırımlarla ilgileniyorlar. Sıdıka Atalay'ın projesine talipler" diyor

Türkiye'nin önüne koyduğu Avrupa Birliği hedefi, Orta Doğu'daki stratejileri biçimlendirirken, KKTC üzerinden de yeni mesajlar içeriyor.
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, "Son üç ay içinde büyük çaplı İsrail'den yatırım talepleri geliyor. İsrail'in hangi amaçla geldiğini inceliyoruz. Sıdıka Atalay'ın 100 milyon dolarlık projesi ile ilgileniyorlar" diyor.
Türkiye'de öğretmenlik yıllarından sonra, tekstil ve turizm yatırımlarıyla dikkat çeken iş kadını Sıdıka Atalay, 1986 yılında Maslak'ta inşa ettiği Mövenpick Oteli'ni, bir yıl sonra Sudi Özkan'a satmıştı. Atalay o yıllarda bu satış için "Benim için önemli olan girişimcilik" yorumunu yapmıştı.
KKTC'ye yerleşen Atalay; Karpaz'da marina, otel, sanat merkezi ve alışveriş alanlarının da içinde olduğu 83 milyon dolarlık "Port Barbaros" Projesi'ne start verdi. Denktaş, İsrailli yatırımcıların bu projeye talip olduklarını söylüyor.
KKTC'de İngilizlerin de gayrimenkul atağı sürüyor. Bugüne kadar 7 bin konut satın alan İngilizlere, Güney Kıbrıs mahkemelerinin açtığı 20 kadar dava da sürüyor.
Denktaş, Rum - Türk kesimini siyasi çözüm arayışının dışına taşıran ve mahkemeler yoluyla üçüncü ülkeleri adadaki topraklarda muhatap kılma gayretlerine dikkat çekiyor.

Encan Havalimanı
Denktaş, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Moskova'ya yaptığı ziyaret sırasında, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin'in KKTC'ye yönelik izolasyonların kaldırılmasına verdiği desteği hatırlattıldığında "Çok olumlu" yorumunu yapmakla yetiniyor.
ABD ve İngiltere'nin, KKTC'deki Ercan Havalimanı'nı kullanabilmek için hukuki yapıyı araştırdığına değinen Denktaş, "Körfez ülkeleri, İsrail bu yıl içinde hava sahasını kullanmaya başlayabilir" mesajı veriyor.
Türkiye İsrail'le Rusya'dan Ceyhan'a inen Mavi Akım doğalgaz projesi ve Filistin sorununda arabulucu sıfatı ile de yakınlaşıyor.

Son viraja girildi

Denktaş, Kıbrıs meselesinde son viraja girildiğini; bu süreçte ya "birleşik Kıbrıs", ya da "KKTC" formülü ile masadan kalkılacağını, artık üçüncü bir yolun olmadığını kaydediyor. Kıbrıs'ta çözüm sürecinin genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini takip eden nisan ayından sonra başlayabileceğini belirten Denktaş, Rum temsilci Papadopulos ile bugüne kadar ikisi ev ziyareti olmak üzere toplam 11 kez bir araya geldiklerini belirtiyor. Geçtiğimiz günlerde sarf ettiği, "Filistin Kurtuluş Örgütü gibi savaşırız" sözlerini açan Denktaş, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmede, "Papadopulos, Kofi Annan'a raporunu sunmalı ve tartışmaya açılmalı. AB'nin mali yardımı yürürlüğe girmeli. Türkiye müzakere sonuna kadar adadan askeri çekmemeli" dediğini aktarıyor. AB'nin Türkiye'ye verdiği 3 Ekim müzakere tarihine kadar, Kıbrıs sorununun çözümünün zorunlu olmadığına da değinen Denktaş, "Müzakare sürecinde Türkiye, 62 kez Kıbrıs Rum Kesimi ile masaya oturacak, her oturumda yeni bir taviz bekleyecekler" uyarısını da yapıyor.

Üçüncü yol yok

Nisan ayından sonra Kıbrıs sürecinin başlayacağına işaret eden Denktaş, "Son viraja girildi, bu dönemde masadan ya birleşik Kıbrıs, ya da KKTC formülü ile kalkarız" yorumunu yapılıyor.

SERPIL YILMAZ 17/01/2005 MILLIYET

 

Annan, Davos'ta Erdoğan'la görüşecek mi?


      BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 26-30 Ocak arasında İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenecek Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık toplantılarına katılmasının şu anda gündeminde olmadığı öğrenildi.
      Davos toplantılarına katılmanın Annan'ın gündeminde bulunmaması nedeniyle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın BM Genel Sekreteri ile burada görüşmesi de söz konusu olmayacak.
      Annan'ın Davos zirvesinin yapılacağı dönemde Güneydoğu Asya'da olacağını ifade eden diplomatik kaynaklar, ancak Başbakan Erdoğan'ın Davos toplantılarında başka birçok dünya lideriyle Kıbrıs konusunu görüşme fırsatını bulacağını belirttiler.
      Diplomatik çevreler, Kıbrıs'la ilgili şu aşamada somut bir girişim ve gelişmenin de bulunmadığını kaydettiler.
      KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat da, dün İstanbul'dan dönüşünde Ercan Devlet Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, ''Annan'ın Davos zirvesinin yapılacağı dönemde Güneydoğu Asya'da olacağını, Davos'a gitmeyeceğini'' ifade ederek, ''görüşme bilgisinin yanlış olduğunu, ancak son anda değişiklik yapıp Davos'a gidip gitmeyeceğini de bilemediğini'' söylemişti.

MILLIYET 17/01/05

 

'Erdoğan asker bile çekebilir'

Rum basını: Erdoğan, Güney Kıbrıs'ın güvenlik endişelerini gidermek için asker çekme dahil bir dizi yeni öneri getirecek

17/01/2005 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ, SEFA KARAHASAN
ATİNA/LEFKOŞA - Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, 26-30 Ocak'ta İsviçre'nin Davos kasabasındaki Dünya Ekonomik Forumu sırasında görüşmesi beklenen BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, 'Kıbrıs sorununun çözümü için Yunan-Rum tarafının bir adım ilerisinde olmaya devam edeceği' mesajı gönderdiği öne sürüldü. Rum basını, Erdoğan'ın bu çerçevede Kıbrıs'tan Türk askeri çekmek de dahil Rum Yönetimi'nin güvenlik garantilerini karşılayacak adımlar atabileceğini iddia etti. Erdoğan'ın geçen yıl yine Davos'ta Annan ile görüşmesinde benzeri bir mesaj vermiş ve adada 24 Nisan'da iki taraftaki referandumlarla sonuçlanacak olan çözüm süreci başlamıştı.
Yunanistan'da yayımlanan Etnos ve Rum Kesimi'nde yayımlanan Filelefteros gazetelerinin, Washigton mahreçli ve ikisi de Mihalis İgnatiu adlı muhabirin kaleme aldığı haberlere göre, Amerika'daki siyasi gözlemciler, Erdoğan'ın bir sürpriz daha yapıp, Annan Planı'nda Rumları tatmin eden değişiklikler önerebileceğini belirtti. Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için yeni bir girişim üstlenmesi halinde, Erdoğan'ın Rumların 'güvenlik' talebini kabul ederek, adadaki Türk askerlerinin tümünün çekilmesini müzakere edebileceği öne sürüldü. Fileleftheros, "Erdoğan, KKTC'de bulunan işgal askerini çekerek Kıbrıs konusunda yeni bir manevra yapacak" diye yazdı. Ancak buna rağmen Annan'ın Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'tan yazılı teminat almadıkça yeni girişim üstlenmeye niyetli olmadığı da kaydedildi. Papadopulos, Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis ile görüşmek üzere 25 Ocak'da Atina'ya gidiyor.

Denktaş: Nisan sonunda başlar
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise geçen haftaki Ankara temaslarını değerlendirirken, "Kıbrıs'ta nisan sonrasında yeni bir süreç başlayabilecek" dedi. Bunun 'son deneme' olacağını belirten Denktaş, "Süreç ya birleşik bir Kıbrıs'a varacak ya da Kıbrıs Türkü'nü iki devletli bir sonuca götürecek" ifadelerini kullandı.

Serdar Denktaş: Nisan sonrasında Kıbrıs'ta yeni bir süreç başlayacak

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, nisan ayı sonunda Kıbrıs konusunda yeni bir çözüm süreci başlayacağına işaret ederek bu sürecin ya birleşik bir Kıbrıs'a varacağını ya da Kıbrıs Türkü'nü iki devletli bir sonuca götüreceğini söyledi.

Kıbrıs Türkü'nün Rumları daha fazla beklemeye tahammülü kalmadığına işaret ederek, başlayacak girişimin son deneme olacağına kaydeden Denktaş, Rumları çözüme motive edeceğine inanılan Kıbrıs Türkü'ne yönelik izolasyonların kaldırılması amacıyla önümüzdeki günlerde yoğun dış temaslarda bulunacağını belirtti.

Ankara ve İstanbul'da temaslarda bulunan Denktaş geçtiğimiz akşam yurda döndü. DP Genel Başkan Yardımcısı Ertuğrul Hasipoğlu ile Danışmanı Kudret Akay'ın eşlik ettiği Denktaş, Ercan Havalimanı'na varışında basına açıklama yaptı.

Serdar Denktaş, Türkiye'de gerçekleştirdiği temaslarda sırasıyla TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Cengiz Fırat, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'la görüştüğünü, ayrıca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'e nezaket ziyaretinde bulunduğunu kaydetti.

Denktaş, görüşmelerin gerek seçim süreci gerekse Kıbrıs konusunun yeniden BM gündemine gelmesi olasılığının yüksek olduğu bir döneme rastlamasından dolayı oldukça yararlı geçtiğini söyledi. Cumhuriyet Meclisi'nin KKTC'nin ilanından sonra ilk kez oy birliğiyle aldığı tarihi kararın, bu kararın alınmasında öncü olduğunu söylediği DP'yi bağladığına işaret eden Denktaş, görüşmelerin bu kararın çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti.

Seçimlerden sonra yeniden iktidarda olacak bir parti bilinciyle hareket eden DP'nin gerçeklere dayalı bir siyaset geliştirerek seçim öncesi politikasının seçim sonrasıyla uyum içinde olmasına dikkat ettiğini söyleyen Denktaş, kendi siyasetlerini yeniden değerlendirme olanağı buldukları Türkiye'deki temaslarını bu bilinç ve sorumlulukla gerçekleştirdiklerini kaydetti. Denktaş, "Partimizin son 2 yıldır belirlediği yol haritası ile strateji, Türkiye'deki bütün kesimlerin düşüncesiyle tam anlamıyla uyuşmaktadır" dedi.

Yol haritası

Serdar Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Nisan 2004'de kullandığı demokratik iradenin özgür bir iradeye dönüşmesinin ana hedefleri olduğuna belirtti. Denktaş, "Yani Kıbrıs Türk halkının kendi devleti aracılığıyla ya Kıbrıslı Rumlarla bir çözüme ulaşarak ya da kendi devleti aracılığıyla dünyayla bütünleşecek ve devletler sistemine entegre olacak" dedi.

Denktaş, "Kendi devletimizle dünyayla bütünleşmek 1983 yılından beri arzuladığımız ama gerçekleştiremediğimiz bir sonuçtur. Referandum sonrasında ortaya çıkan durumu çok iyi değerlendirmek durumundayız" şeklinde konuştu.

Yeni görüşme süreci

Kıbrıs konusunda yeni bir çözüm sürecinin genel ve cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından nisan ayı sonunda başlayabileceğine dikkat çeken Denktaş, "Bu sürecin Kıbrıs'ı uzun süren bir belirsizlikten çıkarmak üzere ya birleşik bir Kıbrıs'a ya da iki devletin var olduğu bir çözüme götürmesi temel hedefimizdir.

Kıbrıs'ta başlayacak yeni görüşme süreci sonucunda 2 eşit ortağa dayalı 2 bölgeli yeni bir Kıbrıs devletinin kurulmasının şart olduğunu kaydeden Denktaş, Rumların tutumundan dolayı bunun gerçekleşmemesi durumunda ise Kıbrıs Türklerinin kendi devletleri aracılığıyla dünyada hak ettiği yeri almasının da kaçınılmaz olacağını belirtti.

Rum'un keyfini beklemeyeceğiz

Serdar Denktaş, Rumların çözüme hazır olmaları durumunda Kıbrıs Türklerinin haklarını ortadan kaldırmayacak talep ve koşullarını BM Genel Sekreteri'ne çok açık bir şekilde iletmesi gerektiğini belirtti.

Denktaş, Rumların yeni süreç sonrasında tutumlarını değiştirmemeleri ve çözümü reddetmeleri halinde Kıbrıs Türkü'nün artık Kıbrıslı Rumların keyfini beklemektense kendi yolunu ve geleceğini kurması gerektiğini söyledi.

Son deneme olur- Denktaş, şöyle devam etti:

"Bütün hedefimiz bugüne kadar çeşitli nedenlerden dolayı naz eden ve bu naza olanak tanıyan uluslararası camiayı 24 Nisan sonrasında oluşan duruma bağlı olarak öyle bir noktaya getirmek ki Kıbrıs Türklerinin tecridi ortadan kalksın, genel sekreterin raporu görüşülüp onaylansın, bu vesileyle Papadopulos naz eden noktadan ayrılarak masaya gelecek koşullara sahip olsun ve ondan sonra da masada bir çözüme ulaşma denemesi yapalım."

Çözüme ulaşma girişimlerinin son deneme olacağına dikkat çeken Denktaş, bu süreçten de Rumların "hayır"ıyla çıkılması halinde Kıbrıs Türkü'nün kendi devletiyle dünyayla nasıl bütünleşeceğinin stratejisini kuracağını vurguladı.

Dış temaslar artacak

Türkiye'de gerçekleştirdiği temaslarda herkesin Kıbrıs Türkü'nün maruz kaldığı haksız ambargo ve izolasyonların kaldırılması yönünde çaba sarf edilmesinin Kıbrıs Rumlarını çözüm yönünde motive etmeye yarayacağı görüşünde hem fikir olduğunu kaydeden Denktaş, Kıbrıs Türkü'ne yönelik izolasyonların kaldırılmasına yönelik girişimlerin önümüzdeki günlerde artacağını söyledi.

Denktaş, önümüzdeki 15 gün içerisinde yeniden yoğun yurtdışı temasları olacağına dikkat çekerek günü geldiğinde bu ziyaretlerin duyurulacağını kaydetti.

Seçim

Konuşmasında başlayan seçim sürecine de değinen Denktaş, cesaret gösterip aday olan herkesi tebrik etti.

Serdar Denktaş, görüşme ve seçim süreci sırasında ve sonrasında halkın yeniden kamplara bölünmesine fırsat tanımadan, böl-yönet siyasetine mağlup olmadan halkı bir bütün olarak geleceğe taşımaya gayret edeceklerini söyledi.

Denktaş, "Bizim için önemli olan siyasetlerimizi ortaya koyarak tartışalım. Halk hangisinin doğru olduğuna karar versin. Birbirimizi karalamayalım, hain veya başka şeylerle suçlama dönemini yeniden hortlatmayalım" dedi.

KIBRIS 17/01/2005

Erdoğan, Rumları tatmin edecek öneriler sunacak

TÜRKİYE BİR ADIM ÖNDE OLACAK... Türkiye Başbakan Erdoğan'ın, BM Genel Sekreteri Annan'a, Kıbrıs sorununun çözümü için Yunan-Rum tarafının bir adım ilerisinde olmaya devam edeceği mesajı gönderdiği öne sürüldü. Erdoğan'ın bir sürpriz yaparak, Annan Planı'nda Kıbrıslı Rumları tatmin eden değişiklikler önerebileceğini belirtildi

Türkiye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu ay sonunda, Davos'da görüşeceği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a, Kıbrıs sorununun çözümü için Yunan-Rum tarafının bir adım ilerisinde olmaya devam edeceği mesajı gönderdiği ileri sürüldü.

Erdoğan'ın bir sürpriz yaparak, Annan Planı'nda Kıbrıslı Rumları tatmin eden değişiklikler önerebileceğini belirtildi.

Annan'ın yeni bir girişim üstlenmesi halinde, Erdoğan'ın Rumların "güvenlik" talebini kabul ederek, Kıbrıs'taki Türk askerlerinin tümünün adadan ayrılmasını müzakere masasına getirmesine bile mümkün gözüyle bakıldığı belirtildi.

Yunanistan'da yayınlanan Etnos ve Kıbrıs Rum kesiminde yayınlanan Filelefteros gazetelerinin, Washington mahreçli haberlerine göre, ABD'deki siyasi gözlemciler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sürpriz daha yaparak, Annan Planı'nda Kıbrıslı Rumları tatmin eden değişiklikler önerebileceğini belirtti.

Aynı haberlerde, Annan'ın yeni bir girişim üstlenmesi halinde, Erdoğan'ın Rumların "güvenlik" talebini kabul ederek, Kıbrıs'taki Türk askerlerinin tümünün adadan ayrılmasını müzakere masasına getirmesine bile mümkün gözüyle bakıldığı belirtildi.

Buna karşın, haberlerde Annan'ın Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'dan yazılı teminat almadığı takdirde, yeni bir girişim üstlenmeye niyetli olmadığı da kaydedildi. Papadopulos'un Yunanistan Başbakanı Karamanlis ile görüşmek üzere 25 Ocak'ta Atina'ya gideceği açıklandı.

KIBRIS 17/01/2005

Sır perdesi aralanıyor

ÖNEMLİ İPUÇLARI BULUNDU... Güney Kıbrıs'ta hunharca öldürülen Güzelyurtlu ailesi cinayetiyle ilgili sır perdesinin aralanmaya başladığı ve Rum polisinin önemli ipuçlarına ulaştığı bildirildi. Cumartesi saat 04:00 sıralarında evlerinden alınan Elmas, Zerrin ve Eylül Güzelyurtlu'nun hem evde kaçırılmadan önce hem de Larnaka yolunda öldürülmelerinden kısa süre önce saldırganlarla boğuştukları saptandı

KOLİ BANDIYLA BAĞLANDILAR... Elmas Güzelyurtlu'nun evine katillerin arka pencereden girdiği saptandı. Arka bahçe duvarından avluya atlayan katiller, önce güvenlik kameralarını etkisiz hale getirmeye çalıştı. Eve girdikten sonra Elmas, Zerrin ve Eylül Güzelyurtlu'yu koli bandıyla sıkı sıkıya bağlayan katiller, güvenlik kameralarının bağlı olduğu sistemi kapatıp evin içinde bir süre dolaştı

300 BİN KIBRIS LİRASI NE OLDU?... Güney Kıbrıs'ta Aynapa, Larnaka, Limasol ve Lefkoşa'da döviz büroları bulunan Elmas Güzelyurtlu'nun evinde 300 bin Kıbrıs Lirası dolu bir çantanın bulunduğu ve çantanın akıbetinin belirlenemediği belirtiliyor. Rum polisinin içinde 300 bin Kıbrıs Lirası bulunan çantaya rastlayıp-rastlamadığı henüz açıklanmadı

BUGÜN TOPRAĞA VERİLİYORLAR... Cesetleri Larnaka Hastanesi'ne kaldırılan Elmas Güzelyurtlu, Zerrin Güzelyurtlu ve Eylül Güzelyurtlu'ya dün yaklaşık 7 saat süren otopsi yapıldı. Rum doktorların ve uzman polislerin katıldığı otopsi sonucunun bugün açıklanması bekleniyor. Cenazelerin bugün Kuzey Kıbrıs'a getirileceği ve kılınacak öğle namazından sonra Lefkoşa Mezarlığı'nda toprağa verileceği belirtildi

 

Güney Kıbrıs'ta hunharca öldürülen Güzelyurtlu ailesi cinayetiyle ilgili sır perdesinin aralanmaya başladığı ve Rum polisinin önemli ipuçlarına ulaştığı bildirildi.

Cumartesi sabaha karşı 04:00 sıralarında Güney Lefkoşa, Aydemet bölgesindeki evlerinden alınan Elmas Güzelyurtlu (52), eşi Zerrin Güzelyurtlu (50) ve 16 yaşındaki kızları Eylül Güzelyurtlu'nun hem evde kaçırılmadan önce hem de Larnaka yolunda öldürülmelerinden kısa süre önce saldırganlarla boğuştukları saptandı.

Rum gazetecilerden alınan bilgiye göre, katillerin Elmas, Zerrin ve Eylül Güzelyurtlu'yu bindirdiği KHL 570 plakalı aracın arka tamponunda kurşun izlerine rastlandı.

Rum polisinin araç üstünde yaptığı incelemede katillerden 2 tanesinin Güzelyurtlu ailesi ile aynı araçta bulunuyordu. Diğer katiller ise KHL 570 plakalı aracı takip ediyordu.

KHL 570 plakalı aracın arka tamponunda bulunan kurşun izleri yaşanan boğuşmaya ve arka araçtan açılan ateşin delili sayılıyor.

Hatırlanacağı üzere KHL 570 plakalı araç, Lefkoşa- Larnaka anayolu üzerinde çalışır vaziyette bulunmuştu.

Zerrin ve Eylül Güzelyurtlu'nun cesedine arka koltukta, Elmas Güzelyurtlu'nun cesedine ise aracın hemen yanında bankette rastlanmıştı. Aracın ön koltuğundaki emniyet kemerinin kopmuş olmasını Rum polisi "boğuşma oldu" şeklinde yorumlamıştı.

Koli bandıyla bağladılar

Elmas Güzelyurtlu'nun Güney Lefkoşa Aydemet bölgesindeki evine katillerin arka pencereden girdiği saptandı.

Güzelyurtlu ailesinden alınan bilgiye göre, arka bahçe duvarından avluya atlayan katiller önce güvenlik kameralarını etkisiz hale getirmeye çalıştı. Eve girdikten sonra Elmas Güzelyurtlu, Zerrin Güzelyurtlu ve Eylül Güzelyurtlu'yu koli bandıyla sıkı sıkıya bağlayan katiller, güvenlik kameralarının bağlı olduğu sistemi kapatıp evin içinde bir süre dolaştı.

Katiller daha sonra Güzelyurtlu ailesini KHL 570 plakalı araca binmeye zorladı. Bu esnada Elmas Güzelyurtlu ile katiller arasında arbede çıktı.

300 bin Kıbrıs Lirası ne oldu?

Güney Kıbrıs'ta Aynapa, Larnaka, Limasol ve Lefkoşa'da döviz büroları bulunan Elmas Güzelyurtlu'nun evinde 300 bin Kıbrıs Lirası dolu bir çantanın bulunduğu ve çantanın akıbetinin belirlenemediği belirtiliyor.

Elmas Güzelyurtlu döviz bürolarına her sabah günlük nakit para gönderiyor, her akşam da toplanan paraların tahsilatını yapıyordu.

Rum polisinin içinde 300 bin Kıbrıs Lirası bulunan çantaya rastlayıp-rastlamadığı henüz açıklanmadı.

Otopsi dün yapıldı

Öte yandan hunharca bir cinayete kurban giden ve cesetleri Larnaka Hastanesi'ne kaldırılan Elmas Güzelyurtlu, Zerrin Güzelyurtlu ve Eylül Güzelyurtlu'ya dün yaklaşık 7 saat süren otopsi yapıldı.

Rum doktorların ve uzman polislerin katıldığı otopsi sonucunun bugün açıklanması bekleniyor.

Cenazelerin bugün Kuzey Kıbrıs'a getirileceği ve kılınacak öğle namazından sonra Lefkoşa Mezarlığı'nda toprağa verileceği belirtildi.

KIBRIS 17/01/2005

Rum basınında senaryo çok

Rum gazeteleri, Lefkoşa-Larnaka yolu üzerinde, başlarından vurularak öldürülen Elmas Güzelyurtlu ve ailesiyle ilgili habere manşetlerinde geniş olarak yer verdi.

Gazeteler, Elmas Güzelyurtlu ile eşi ve kızının evlerinden kaçırılarak arabaya bindirildiklerini ve daha sonra da başlarından vurularak öldürüldüklerini yazdı.

Haberi, "Türk Ajanları, Holiganca Planla Kıbrıslı Türk Aileyi Kaçırdılar ve Öldürdüler -MİT'in Soğukkanlı Tetikçileri- Kıbrıslı Türk İşadamı, Milyonları Zimmetine Geçirmekle Suçlanıyordu" başlıklarıyla veren Fileleftheros gazetesi, "Türkiye'deki MİT ajanlarının, son birkaç yıldır Güney Kıbrıs'ta yaşamakta olan Kıbrıslı Türk aileyi yok ettiğini" iddia etti.

Gazete, Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin ve kızı Eylül'ün, evlerinden kaçırılarak arabalarına bindirildiklerini ve "Goşşi" (Üçşehitler) bölgesine götürüldüklerini yazdı. Burada katillerin Elmas Güzelyurtlu'yu sorguladıklarını ve gözlerinin önünde eşini ve kızını öldürdüklerini belirtti.

Gazete şunları yazdı:

"Katillerin beş kişi olduğu ve işgal altındaki topraklardan, özgür bölgelere Ay. Demet barikatından iki arabayla geçtikleri sanılıyor. Kurbanların evi, söz konusu barikatın yakınındaydı. Faillerden bazıları veya bazısı Elmas'ın tanıdığıydı. Polis iki ihtimal üzerinde duruyor; failler sabahın ilk saatlerinde ya kapıyı çaldılar ve kapı aile tarafından açıldı, ya da eve açık olan pencereden girdiler.

Failler daha sonra, aileyi arabaya binmesi için zorladılar ve Goşşi bölgesine binmesi için zorladılar ve Goşşi bölgesine götürerek burada öldürdüler, daha sonra da "Strovilya" (Akyar'dan) barikatından işgal altındaki bölgelere geçtiler. Olaya MİT'in karışması, olayın yönteminden ve Elmas'ın işgal altındaki bölgelerin arananlar listesinde bulunmasından dolayı, mümkün olarak addediliyor.

Gazete, KKTC'deki banka krizinin ardından Güzelyurtlu'nun güneye kaçarak, "Kıbrıs Cumhuriyeti" pasaportu aldığını, sonra yurtdışına gidip tekrar güneye döndüğünü hatırlatarak, son bir yıldır oğlu aracılığıyla KKTC'de tekrar faaliyet göstermeye başladığını kaydetti.

Gazete, yıl başından bu yana "Volkan" gazetesinin de Elmas Güzelyurtlu'yla ilgili yayınlar yaptığına işaret etti.

Gazete adli tıp raporuna dayanarak, eşi Zerrin ile kızı Eylül'ün Elmas Güzelyurtlu'dan önce öldürüldüğünü, Elmas'ın arabadan inip kaçmaya çalıştığını, daha sonra katiller tarafından yakalanıp, tekrar arabanın yanına getirildiğini ve öldürüldüğünü belirtti. Gazete, Elmas'ın kaçma girişiminin eşi ve kızının öldürülmesinden önce mi yoksa sonra mı olduğunun ise bilinmediğini yazdı.

Habere göre Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Theodoru ise yaptığı açıklamada, Rumların bu cinayete karışmadığını, cinayetin ekonomik anlaşmazlıklardan dolayı işlendiğini söyledi.

Zerrin Güzelyurtlu ve Eylül'ün başlarına birer kurşun ve vücutlarına sıkılan diğer kurşunlarla öldürüldüğünü yazan gazete, olayda tabanca kullanıldığını, cesetlerin polis devriyesi tarafından bulunduğunu hatırlattı ve şunları yazdı:

"Elmas Güzelyurtlu'nun cesedi sırt üstü yatır vaziyette, hendeğin içinde bulunurken, eşi ve kızı ise aracın arka kısmında, birbirlerinin üzerinde yatır vaziyette bulundu. Polis olayın ardından hemen alarma geçti ve araştırma başlattı. Cesetler ise otopsi için Larnaka Hastanesine götürüldü."

Olayın cereyan ettiği yerin yakınında RMMO kışlasının bulunduğunu hatırlatan gazete, askerlerin, saat 05.00 civarında ateş sesi duyduklarını ancak kışla yanında şüpheli bir şeye rastlamamaları nedeniyle, sesin uzaktan geldiğini sandıklarını yazdı.

Gazete, Elmas Güzelyurtlu'nun 1997'de Türkiye'de ve 1999'da İngiltere'de kara para aklama işine de karıştığının söylendiğini de yazdı.

Haravgi gazetesi de haberi "MİT Vurdu" başlığıyla verdi. Gazete, olayın sonucundan, cinayetin arkasında "MİT ajanlarının" ve "işgal altındaki topraklardaki yer altı dünyasının" bulunduğunu iddia etti ve faillerin, BMW marka araçla güneye geçip ardından KKTC'ye döndüklerini ileri sürdü.

Politis gazetesi ise, polisten aldığı bilgilere dayanarak, iki senaryo üzerinde durulduğunu, bunlardan birinin Elmas'ın "işgal altındaki topraklardaki mafyayla" ekonomik anlaşmazlıklarının bulunduğu; diğer senaryonun ise Elmas ve ailesinin bilinmeyen bir kişi tarafından yargılanmak amacıyla KKTC'ye götürülmek istenmesiyle ilgili olduğunu savundu.

Gazete, "Elmas Güzelyurtlu'nun Profili" başlıklı bir başka haberinde, Elmas Güzelyurtlu'nun faaliyetlerine yer verdi.

"İşgal Altındaki Topraklardan Tetikçilerle Vahşi Cinayet - Üçlü İntikam- Mafyanın Korkunç Darbesi " başlığını manşetten kullanan Simerini gazetesi, haberin ayrıntılarını verdiği sayfada ise "Hesapların Temizlenmesi" başlığını kullandı.

Habere göre Rum Polis Genel Müdürü Tasos Panayotu yaptığı açıklamada, cinayette kullanılan tabancanın -iki tabanca olduğu da ihtimal dışı bırakılmıyor- henüz tesit edilemediğini, çevrede bulunan mermi kovanlarının incelenmeye alındığını söyledi.

Polisin olay yerinin yanında bulunan RMMO kışlasının silah sesini duymaması nedeniyle tabanca veya tabancalarda susturucu kullanıldığı ihtimalini göz ardı etmediğini de yazan gazete, arabanın şoför koltuğunun yanındaki ön koltuğun emniyet kemerinin kırık olmasının soru işareti yarattığını, burada, Elmas'ın oturduğu ve kaçma girişiminde bulunduğunun da düşünüldüğünü belirtti.

Haberi manşetten, "Üç Kurşun, Üç Yaşam, Bir Mafya" başlığıyla veren Alithia gazetesi, haberin ayrıntısını "Onları Yataklarından Kaldırdılar ve Ölüme Sürdüler" başlığı altında verdi.

Elmas Güzelyurtlu ve ailesinin Lexus marka KHL 570 plakalı siyah cipin içinde öldürüldüklerini belirten gazete, faillerin üç kişi olduğunun sanıldığını, bir tanesinin Lexus marka cipe, Elmas ve ailesiyle birlikte girerek ön koltukta Elmas'la birlikte oturduğunu, diğerinin eşi ve kızıyla birlikte arkaya oturduğunu, üçüncüsünün ise Lexus'ı arkasından bir başka arabayla takip ettiğini yazdı.

Habere göre Güzelyurtlu ve ailesi 9 mm'lik tabancayla, alınlarına sıkılan birer kurşunla öldürüldü.

Gazete aldığı bilgilere dayanarak, Eylül Güzelyurtlu'nun (15) cuma akşamına kadar KKTC'deki ailesinin yanında bulunduğunu, annesi Zerrin Güzelyurtlu'nun cuma akşamı KKTC'ye geçerek Eylül'ü Ay. Demet'teki evlerine getirdiğini de yazdı.

"İnfaz Edildi -Kıbrıslı Türk Bankacı, Karısı ve 15 Yaşındaki Kızı Anayolda Ölü Bulundu" başlığını kullanan Sunday Mail, Elmas Güzelyurtlu'nun Ay. Demet'teki evinin güvenlik kameralarıyla donatılmış olduğuna ve bir de muhafızı bulunduğuna dikkati çekti.

Gazete, Elmas'ın adına kayıtlı olan iki adet Lexus marka cipin daha bulunduğunu belirtti.

Mahi gazetesi ise haberi, "İşgal Altındaki Topraklardan Tereddüt Göstermeyen Katiller... Hesapların Temizlenmesinde Üçlü Cinayet" şeklinde yansıttı.

KIBRIS 17/01/2005

Kıbrıs Rum yönetimi, AB'ye baskı yapıyor

Rum yönetiminin, Ankara Anlaşması'nın AB'nin yeni üyelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören protokolün imzalanması konusunda Türkiye'yle sondajlarını hızlandırması için Avrupa Birliği'nin yetkili komitesine baskı yapmakta olduğu bildirildi.

Simerini gazetesi, haberi "İnisiyatif Can Simidi - Lefkoşa, Gümrük Birliği Konusunda Ankara'yla Sondajlarını Hızlandırması İçin AB'a Baskı Yapıyor - Ankara Protokolü İmzalamamanın Yolunu Arıyor - Papadopulos'un Atina, Lüksemburg ve Diğer Avrupa Başkentlerine Ziyaretleri" başlık ve spotlarıyla aktardı.

Gazete "güvenilir bir kaynağa" dayanarak Rum yönetiminin protokolün imzalanmasına yönelik sondajların hızlandırılması için AB'ye baskı yaptığını ancak şu ana kadar Türk tavrında değişiklik olduğunu gösteren herhangi bir mesaj alınmadığını yazdı.

Gazeteye göre aynı kaynak Ankara'nın; yakın zamanda cereyan etmesi için baskı yapmakta olduğu Kıbrıs sorununa yönelik yeni inisiyatife yatırım yaparak oyaladığını ve protokolü imzalamak için acele etmediğini çünkü; Rum yönetimini dolaylı da olsa tanımaktan kaçınması çabasında bunu bir can simidi olarak gördüğünü söyledi.

Habere göre siyasi çevreler, Ankara'nın BM genel sekreterine, Kıbrıs sorununda yeni bir inisiyatifi ileri götürmesi için baskı yapma çabasını, "protokolü imzalamayı zamanın derinliklerine bırakmak hedefiyle müzakereleri bahane göstererek protokolü imzalamayı reddetme dayanağı bulma heyecanının göstergesi olarak görüyorlar.

Simerini gazetesi, devamla şunları yazdı.

"Lefkoşa Türkiye'nin, Brüksel zirvesi karar metninden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeye mecbur edilmesine yönelik baskının artırılması çabasını yoğunlaştırıyor. Bu çabalar çerçevesinde başkan Papadopulos; Kıbrıs tezlerini ileri götürmek amacıyla Avrupa başkentlerini ziyaret edecek. Resmi bir kaynak Papadopulos'un başbakan Karamanlis'le görüşmek amacıyla 25 Ocak'ta Atina'ya gideceğini doğruladı. Papadopulos Yunan başbakanı ile iki hükümetin; Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmesine yönelik çaba ve stratejilerini koordine edilmesini ve Kıbrıs sorununda yeni inisiyatif talep edilmesi perspektiflerini görüşecekler. Başkan Papadopulos ayrıca AB'nin dönem başkanlığını yürütmekte olan Lüksemburg'un devlet ve hükümet yetkilileriyle görüşmek amacıyla bu ülkeye gidecek. Papadopulos başka Avrupa başkentlerini de ziyaret etmeyi planlıyor."

Alithia gazetesi, "Gri Noktalar Karışıklığa Neden Oluyor - 19. Madde O Kadar Net Değildi ve Yeni Olgular Yaratıyor - Türkiye İçin Yeni Görüşme ve Yeni Karar Olasılık Dışı Değil" başlıklı haberinde, 17 Aralık 2004'te alınan Türkiye'yle ilgili kararın zannedildiği kadar net olmadığını, olguların değişmeye başladığını, Brüksel'de ve başka yerlerdekilerin; ünlü 19. maddede yapısal bir belirsizlik bulunduğunu itiraf etmekte olduklarını yazdı.

Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye-AB üyelik müzakerelerinin yapılacağı çerçeveyi hazırlamaya başladığını yazan gazete Avrupa Komisyonu'nun AB'nin önceki genişlemesi sırasında (Avusturya, Finlandiya ve İsveç) Ankara Anlaşması'nı bu ülkelere genişleten bir protokol imzalatmayarak yaptığı bir teknik hata yüzünden mevcut aşamada bütün bunların koşullara bağlı olduğunu ve geçen 17 Aralık öncesi veya sonrasında alınan kararların yeniden görüşülmesi olasılığının bulunduğunu belirtti.

Gazete Türkiye'nin gümrük birliğini 10 yeni üye ülkeye de yayacak protokolü imzalayıp imzalamayacağı konusunda durumların son zamanlarda karıştığını, bunun da 17 Aralık Brüksel kararının 19. maddesi nedeniyle zaten sorunlar yaşayan Rum yönetimine ilave baş ağrısı yarattığını yazdı ve şöyle devam etti:

"Kıbrıs hükümeti ve Avrupa Komisyonu resmi olarak 19. paragrafın, Türkiye'nin yükümlülükleri konusunda net olduğunu söylüyorlarsa da, bazı gri noktalar veya belirsizlikler olduğunu dolaylı yoldan kabul ediyorlar. Net olan tek şey Türkiye'nin Protokolü 3 Ekim'e kadar imzalamak zorunda olduğudur. Saptanan ve Brüksel koridorlarında tartışılmakta olan gri noktalardan biri 25'lerin kararının kesin mi olduğu yoksa Türkiye başlığını 3 Ekim'e kadar yeniden mi görüşmeleri gerektiğidir. Resmi olarak böyle bir konunun gündemde olmadığı söyleniyor ancak gelecekte, özellikle yaz döneminde yapılacak olan bu yılın ikinci toplantısı olacak olan Avrupa Konseyi toplantısı sırasında - esasen ekonomik konuların ele alınacağı ve Türkiye meselesinin ele alınmasının zor görünmesine rağmen- hiçbir şey olasılık dışı bırakılmıyor.

19. paragrafta ifade edildiği üzere protokolün 10 değil 13 ülkeyi kapsayacak şekilde imzalanması konusunun; söz konusu metnin revize edilmesini gündeme getirmesi ihtimal dışı görünmüyor. Lefkoşa'yı da korkutan budur çünkü 17 Aralık kararı ile; tanıma konusunda Ankara'yı kıstırdığına inanmıştı ama şimdi böyle bir gelişme, Türkiye'nin anlaşmayı kendi tarafına çekmeye çalışması ile durumu değiştirebilir. Bu konunun teknokratik düzeyde kapanmazsa, 25 ülke liderinin önüne gideceğine kuvvetle muhtemel gözüyle bakılıyor.

Bize söylendiğine göre net olarak Lefkoşa'ya kalan 16-17 Aralık'taki gibi bir görüşme yapılması durumunda, o zaman uyguladığı taktiği yine aynen uygulamaktır."

Fileleftheros gazetesi, "Ankara ve Atina'da Ön Isınma - Başkan Papadopulos Temaslarda Bulunmak Üzere Yunanistan'a Gidiyor, Talat ve Serdar ise Ankara'ya Koştu" başlığıyla yansıttığı haberinde, Kıbrıs sorununa doğrudan müdahil tarafların, önümüzdeki aylardaki gelişmeler öncesinde ön ısınma gerçekleştirmekte olduklarını yazdı.

Gazete, mevcut aşamada gerek Rum tarafının gerekse Türk tarafının, taktik hareketlerini belirlemekte olduklarını; Yunanistan'ın Güney Kıbrıs'la, Türkiye'nin de KKTC ile eşgüdüm içine girdiğini yazdı.

Gazeteye göre, KKTC'deki erken genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde esaslı müzakere ve inisiyatifler olması beklenmemesine rağmen; sahnenin şimdiden netleşmekte olduğu açıktır. Rum yönetimi başkanı Tasos Papadopulos'un Atina'ya gideceği teyit edildi. Rum hükümetinden yapılan açıklamada Papadopulos'un 25-26 Ocak'ta Atina'ya gideceği ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'le görüşmesinin 25 Ocak 2005 günü saat 18.00'de gerçekleşeceği kaydedildi.

Aynı gazete "Erdoğan'ın İşgal Askerleriyle Manevrası" başlıklı başka bir haberinde TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı hareketlere hazırlandığı ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la bu ay sonunda Davos'ta gerçekleşecek görüşmesi öncesinde sürpriz yapmasının ihtimal dışı olmadığını yazdı.

Rum yönetiminin inisiyatifler için zamanın erken olduğunu değerlendirdiğini ve muhafazakarlığı tercih ettiğini yazan gazete, "Ancak çok yakında kendini; Avrupa Birliği'nin işgal bölgeleriyle direkt ticarete ilişkin tüzükleri dikeniyle karşı karşıya kalacak" ifadesini kullandı.

KIBRIS 17/01/2005

KKTC’de ilk Fransız bakan

 

Ömer BİLGE/LEFKOŞA

Fransa’nın AB İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Claudie Haignere, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yaptığı bir günlük ziyarette, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile görüştü.

KKTC’yi ziyaret eden ilk Fransız devlet adamı olan Haignere, diplomatik krize yol açmamak amacıyla, Talat’la Başbakanlık’ta değil, Lefkoşa’daki CTP Parti Merkezi’nde bir araya geldi. Talat’la ‘özel bir görüşme’ yaptıklarını söyleyen Haignere, Ada’da çözüm çabalarına katkıda bulunmak istediklerini bildirmekle yetindi. Haignere, Talat ile yaptığı toplantının ardından Güney’e geçerek, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile görüştü.  

HURRIYET 18/01/05

Annan'la Davos'ta görüşme de görünmüyor, Kıbrıs planı da...

Murat Yetkin

Ankara, Rumları çözüm için adım atmaya zorlayacak hamlelerin peşinde

RADIKAL 18/01/05

Kıbrıs konusunda yeni bir çözüm planının hazırlandığı ve bunun Davos'taki Dünya Ekonomi Zirvesi sırasında Başbakan Erdoğan ile BM Genel Sekreteri Annan arasında görüşüleceği yolundaki haberler ne kadar gerçeği yansıtıyor? Soru önemli, çünkü bu haberler bir yandan yeni beklentilere, diğer yandan da yeni tepkilere ve dolayısıyla gerilimin hem uluslararası hem de yerel düzeyde artmasına yol açıyor. Bu soruya yanıt vermek
için önce bazı bilgileri sıralamakta fayda var.
Öncelikle Erdoğan 27-28 Ocak'ta Davos'ta bulunacak. 27 Ocak'ta Annan büyük ihtimalle Polonya'da olacak. Nazi döneminde Yahudi soykırımı girişiminin aracı olarak kurulan toplama kamplarından Auschwitz'in müttefik ordular tarafından kapatılışının 60'ıncı yıldönümü törenine katılacak. (Bu törende Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül temsil edecek.) Annan daha sonra, yine muhtemelen (dün kurban sayısı 168 bine yükselen) tsunami felaketinin yaşandığı Güney Asya ülkelerine gidecek.
Erdoğan'ın Davos'ta Kıbrıs'le ilgili yapacağı şimdiden belli bir görüşme var. O da AB dönem Başkanlığı'nı devralacak İngiltere'nin Başbakanı Blair'le. Bu görüşmede daha çok Türkiye'nin AB ile arasındaki Gümrük Birliği'ni, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni de kapsayacak şekilde genişletecek protokol ve KKTC'nin ekonomik dışlanmışlığına son verilmesi konularındaki gelişmelerin ele alınması bekleniyor.
Erdoğan'ın Annan'la görüşeceği söylenen yeni Kıbrıs planı taslağını, Kıbrıs'ın üç garantör ülkesinden biri olan İngiltere ile görüşüp görüşmeyeceği sorusu akla gelebilir. Görüşme ihtimali pek yok.
Çünkü henüz ortada böyle bir plan yok. Bu konu üzerine konuştuğum Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, AKP ve bazı AB ülkelerinden kaynaklara göre, ortada plan olmadığı gibi, planın taslağı da yok. Bu kaynakların tamamı Türkiye'nin asker çekmeyi teklif edeceğine dek varan ayrıntı ve iddiadaki bilgileri kategorik olarak reddediyor. Genelkurmay cephesinde de hatları belirlenmiş bir yeni Kıbrıs planı yok.
Türkiye'nin girişimlere devam etmesi, Erdoğan'ın 'Rumlardan bir adım önde olma' siyasetini sürdürmesi ve bu konuda Dışişleri'ne seçenekler üzerinde çalışma talimatı vermesi AB ve ABD nezdinde olumlu karşılanıyor. Ancak somutlaşmış bir plan taslağı henüz yok; birtakım fikirler var, o kadar.
Erdoğan'ın KKTC Başbakanı Talat ve Dışişleri Bakanı Denktaş ile yaptığı görüşmelerde Türk Dışişleri görevlilerinin bulunmaması, bu görüşmelerin daha çok 'seçim öncesi siyasi destek' ve muhtemel yeni adımlara fikri hazırlık çerçevesinde yapıldığını akla getiriyor. Şu anda Dışişleri Bakanlığı'nın dikkati daha çok Gümrük Birliği protokolünün uygulama incelikleri üzerinde yoğunlaşmış bulunuyor. Bu protokolün 3 Ekim 2005 tarihinde AB ile başlayacak tam üyelik görüşmelerine dek imzalanacağı konusunda 17 Aralık 2004'te Brüksel'de Devlet Bakanı Beşir Atalay tarafından atılmış bir imza var.
Kıbrıs'a nihai çözüm girişimleri ise, üyelik görüşmelerinden bağımsız olarak ve daha uzun vadeye yayılmış bir çerçevede ele alınıyor.
Zaten kısa vadede çözüm girişimleri önünde bazı engeller var. Bunların arasında seçim takvimleri yer alıyor. KKTC'de 20 Şubat'taki genel seçimler ve 17 Nisan'daki Cumhurbaşkanlığı seçimleri, İngiltere'de 5 Mayıs'ta yapılacak genel seçimler, muhtemel yeni çözüm planları üzerinde baskı anlamına geliyor.
Nisan 2004 halkoylamalarının ardından BM Genel Sekreteri Annan tarafından Güvenlik Konseyi onayı için hazırlanmış olan rapor, hâlâ oylanabilmiş değil. Oylamayı engelleyen, Rum Dışişleri Bakanı Molivyatis'in Moskova ziyareti ardından Rusya olmuştu. Erdoğan'ın geçen haftaki Moskova ziyaretinde Rus Devlet Başkanı Putin'in "Annan'a telefon ettim, bir şey yapmak isterse engel olmayacağız" demesi ardından durum değişecek mi? Belli değil.
Çünkü Annan, Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos'un işbirliği olmadan yapılacak yeni bir girişimin de sonuç getirmeyeceğinden, sonuç getirmeyecek yeni bir girişimin hem kendi itibarını, hem BM'nin itibarını yerle bir edeceğinden ve kısa dönemde başka girişimlere meydan bırakmayacağından endişe ediyor. Güvenlik Konseyi'nden, planının tutmamasının sorumluluğunu 'Hayır' oyu veren Rum toplumuna yıkan raporuna verilecek onayın, adımların devamını zorunlu kılacağını biliyor ve muhtemelen yeni girişimin sonuçsuz kalmasının önüne geçmek için de işi sürüncemede bırakıyor.
Şu anda hazırlanacak her planın uygulanması için Papadopulos'un işbirliği gerekiyor.
Bu nedenle Türkiye'nin şu andaki önceliği Papadopulos'u çözüme doğru adım atmak zorunda bırakacak uluslararası adımların atılmasını sağlamak. Ekonomik dışlanmışlığın gevşetilmesine yönelik adımlar ilk akla gelenler.

Vizyonumuz, 3 Ekim'e kadar Kıbrıs'ta çözüm

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, "Kıbrıslı Türkler ve Toplumsal Değerlendirme" başlıklı rapor hazırladı:

 

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Kıbrıslı Türklerin vizyonunun, 3 Ekim'e kadar Annan Planı temelinde uluslararası hukuk içinde kapsamlı bir çözüme ulaşmak olduğunu belirtti.

Kıbrıs'ta zamanın Kıbrıslı Türklerin aleyhine çalıştığını kaydeden Ticaret Odası, "Çözüme ulaşılmaksızın geçen her gün; Kıbrıslı Türklere kan kaybettirmekte ve tarihsel süreç içinde elde edilen toplumsal kazanımların yitirilmesi riskini artırmaktadır" görüşünü ifade etti.

KKTC ekonomisinde sürdürülebilir bir büyüme olmadığını kaydeden oda, ekonominin Güney Kıbrıs'a kaymasından endişeli...

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, "Kıbrıslı Türkler ve Toplumsal Değerlendirme" başlıklı 20 sayfalık bir rapor hazırladı. Oda başkanı Ali Erel'in "Kıbrıslı Türklerin Toplumsal Varlığını Korumalı ve Yaşatmalıyız" başlıklı ön yazısıyla hazırlanan raporda, "Ekonomiye Bakış, Ekonomik Veriler, İnşaat Sektöründe Patlama, AİHM'in Loizidu Kararı, İzolasyonlar Kaldırılmalıdır, Uluslararası ve AB Değerlerine ve Onları Koruyan Kurumlara Saygı, Türkiye Açısından Gelişmeler, Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti Adım Adım İlerliyor, Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin Toplumsal Varlıklarını Koruyacak Anlaşma Yapmak Zorlaşıyor, Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti Yollarına Devam Ediyor, Kendimize Sormalıyız" başlıkları altında Kıbrıs sorunu ve ekonomik durum irdeleniyor, alınması istenen önlemler belirtiliyor.

Ekonomik vizyon

"Kuzey Kıbrıs ekonomisinin bölge ekonomilerine entegre olması, Güney Kıbrıs, Türkiye ve AB ülkeleri ve diğer dünya pazarları ile bütünleşmesi, ekonomik vizyonumuz olmalıdır" denilen raporda, şu istekler var:

"Kuzey Kıbrıs-Güney Kıbrıs-Türkiye ve diğer AB ülkeleri arasında, AB Gümrük Birliği çerçevesinde malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılması ana ekonomik yöntem olmalıdır.

Bunun için KKTC firmalarının rekabet güçlerinin yükseltilmesi ve haksız rekabet ile karşı karşıya bırakılmamaları gereklidir.

Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri ve Güney Kıbrıs ile tam bir ekonomik entegrasyonun oluşması mümkün değildir. Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözümün yerini hiçbir ekonomik tedbir alamaz. Siyasi çözüme ihtiyacımız vardır ve çözüm için pro-aktif politikalar üretmeliyiz."

Türkiye'nin Kıbrıs'la gümrük birliğine girdiği hatırlatılan raporda, KKTC hükümetinin de Kıbrıs Rum kesimi ile Türkiye arasında ticaretin başlayacağını olası görerek bakanlar kurulu kararı ile de Kuzey Kıbrıs limanlarını bu ticarete açtığını duyurarak kolaylaştırıcı rol oynayacağını teyit ettiği kaydedildi.

"Önlem alınmazsa daha da yalnızlaşacağız"

Ticaret Odası, Türkiye ve Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği tek pazarında, ileri ekonomik entegrasyon modeli olan Gümrük Birliği içinde birlikte yer alacağı ve gerekli tedbirler süratle alınmazsa, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin, kendini dışlayan ve bir kez daha izole eden bu entegrasyonun yaratacağı türbülans ve çekim gücüyle daha da yalnızlaşacağını ve Güney Kıbrıs'a doğru kayacağını belirtti.

Bunun gerekli tedbirler süratle alınmazsa çok ciddi bir ekonomik çıkmazın başlangıcı olacağı kaydedilen raporda, "Zaten kısmen Güney Kıbrıs'a kayan kalifiye işgücü ve tüketim yanında, yatırım ve sermaye de Güney Kıbrıs'a doğru hareket etmeye başlamıştır ve uzun bir süredir baskı altında olan Kıbrıslı Türklerin toplumsal varlığı ciddi bir tehditle karşı karşıya kalacaktır" denildi.

Kuzey Kıbrıs ekonomisiyle ilgili ekonomik verilere de yer verilen raporda, Rum kesiminde çalışan yaklaşık 10 bin kişinin kuzeye yıllık 180 milyon dolar aktarması, yabancılara mülk satışları, Yeşil Hat Tüzüğü'yle serbest dolaşım ve konaklamadan kaynaklanan turizm gelirleri artışı sayesinde Kuzey Kıbrıs pazarındaki para miktarının, devlet gelirlerinin ve ekonomik göstergelerin arttığı anlatıldı.

Ticaret Odası raporunda, bunun yarattığı hareketliliğin Kuzey Kıbrıs ekonomisinde hissedildiği belirtildi.

2004 yılının ilk 10 ayında Türkiye'ye yapılan 25 milyon dolar ihracata karşılık 405 milyon dolar ithalat yaparak Türkiye'ye 380 milyon dolar aktarıldığı belirtilen raporda, üçüncü ülkeler için de ithalat ve ihracat rakamlarına yer verildi.

2004 yılında taşınmaz malların satışından sağlanan 1 milyar dolar civarında olduğu ifade edilen paranın büyük kısmının Türkiye'den gelen nüfusa dağıtılan malların satış karşılığı olarak süratle ülkeden çıkıp Türkiye ve üçüncü ülkelere gittiği anlatılan raporda, bir çözüm halinde, yerinden hareket edecek bölgelerde yaşayan yaklaşık 50 bin kişinin durumunun çok kötü olduğu, genç ve eğitimli beyinlerin de artan şekilde göçünün sürdüğü belirtildi.

Birçok şirketin, Türkiye-Güney Kıbrıs ekonomik entegrasyonunun cazibesi ile güneye kaymaya başladığını ifade edilen raporda, "İşletmelerimiz, kuzeydeki sınırlı olanaklarını 11 kat daha büyük bir ekonomiye aktaracak ve ekonomik değerler güneye kayacaktır. Ekonomik aktivitenin güneye kaymasının sonuçlarını çok yakında yaşamaya başlayacağız" endişesi dile getirildi.

Ticaret Odası raporunda, bütçesiz geçen 2004 yılında ekonomiyi yönetme ve yatırımları artırmanın mümkün olmadığı kaydedilerek turizmin tüm zorluklara rağmen büyüyeceği, yabancı yatırımcıların ilgisinin sürdüğü, ancak henüz ön çalışmalar yaptıkları ve fiilen yatırıma başlamak için siyasi çözümü bekledikleri anlatıldı.

"Ekonomide sürdürülebilir büyüme yok"

Raporda ekonomiyle ilgili şu sonuç değerlendirmesi yapıldı:

"Sonuç olarak ekonomide sürdürülebilir bir büyüme yoktur. Giriş yapan taze para, beraberinde spontane gelişen sektörleri hareketlendirmiştir. 2004 yılında rekor düzeyde araç ithal edilmiştir çünkü, ekonomiye giren taze para yatırıma dönüşememektedir. Araç ithaline resmi olarak ilk 10 ayda CIF değer olarak 105 milyon dolar ödenmiş, devlete ödenen vergiler ve düşük gösterilen faturalar dikkate alındığında bu yıl en az 200 milyon dolar araç alımına ödenmiştir. Trafik sorunu daha da büyümüş ve korkutmaya başlamıştır."

"İnşaatlardaki patlama iflas tehlikesini getirebilir"

Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın "Kıbrıslı Türkler ve Toplumsal Değerlendirme" raporunda, inşaat sektöründe doğal olmayan artışların yakında zincirleme iflasları getirmesi tehlikesi bulunduğuna işaret edildi.

"İnşaatlardaki kalite düşüklüğü ve alt yapı eksikliği yanında olası bir depremde, birçok yeni inşaatın sorun yaşayabileceği ilgili meslek örgütleri tarafından ifade edilmektedir. Elektrik, su, yol gibi altyapı sorunları, sosyal ve hukuki sorunları da beraberinde getirmeye başlamıştır. Sektör hız kesmiş, bu konudaki yasal süreci yakından takip etmektedir" denilen raporda, AB'nin de kuzeydeki Rum toprakları üzerine yapılan ve yabancılara satılan inşaatları mercek altına aldığı belirtildi.

İzolasyonların kalkması için lobi ve baskı

AİHM'nin Loizidu kararının hatırlatıldığı raporda, Kuzey Kıbrıs ekonomisindeki izolasyonların kaldırılması gerektiği vurgulandı; "İzolasyonların kaldırılması bizi rahatlatacaktır. Bu konuda çalışmalı, lobi yapmalı ve baskı uygulamalıyız. Bu, Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim rutin ve günlük uğraşımız olmalıdır ve bu konuda Ticaret Odası olarak zaten gereken de yapılmaktadır" denildi.

İzolasyonların kalkmasını talep ederken, uluslararası hukuk zemininde kalmak ve AB hukukuna aykırı adım atmanın kolay olmadığını bilerek kabul etmek gerektiği kaydedilen raporda, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin direkt ticaret ve mali destek tüzükleriyle Yeşil Hat Tüzüğü'ndeki değişiklikleri, kendi istediği yönde şekillenene kadar kabul etmeyeceği belirtildi.

Raporda, şu ifadeler yer aldı:

"İzolasyonların kalkması tek başına çözümü zorlamaz"

"Kıbrıs sorununda siyasi çözüme ulaşılmadan, izolasyonlar kalkacak veya hafifletilecek olsa bile bu ancak "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin tehdit olarak algılamayacağı ve kaygı duymayacağı bir formatta ve onun da onay vereceği seviyede, tanınma anlamı ve mesajı taşımayan şekilde olacaktır. Dolayısıyla yalnız başına izolasyonların kaldırılması ne Kıbrıs sorununun çözümünü zorlayabilecek, ne çözümün yerini tutabilecek, ne de Kuzey Kıbrıs ekonomisini arzu edilen yerlere taşıması mümkün olacaktır.

Bu durum aynen Avrupa Konseyi'nde iki Kıbrıslı Türk parlamenterin, Kıbrıs ekibi içinde yer almasına "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin onay vermesi gibidir. Bizim arzumuz o yönde olmamasına rağmen bu parlamenterlere söz hakkı da verilmemiştir. Veya tüzükler konusunda Kıbrıs Türk Ticaret Odası'na, "in agreement with the Republic of Cyprus" (Kıbrıs Cumhuriyeti'nin mutabık kalacağı) şeklinde yetki verilebiliyorsa Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' ekibi içinde yer almak durumunda kalıyorsa, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni zorlayıcı şekilde izolasyonların kalkması mümkün görünmemektedir.

"Annan Planı temelinde çözüme ihtiyaç var"

Annan Planı temelinde bir çözüme erken ihtiyacımız var. Bu çözüm Kıbrıslı Rumlarla bulunacak ve yaşatılacak ve bunun için de 'Rumların 'evet'ine ihtiyacımız var' diyorsak, bu 'evet'i nasıl sağlarız, bunun için nasıl motivasyon yaratırız yönünde farklı politikalar üretmeye ihtiyacımız vardır."

Türkiye açısından gelişmelerin de değerlendirildiği raporda, bazı görüşlerin yanlışlığına ve tehlikesine işaret edildi, şu ifadelere yer verildi:

"Çözüme ulaşmak gittikçe daha da zorlaşıyor. Bugün Kıbrıslı Türkleri düşündüren sıkıntılı durum ortaya çıkıyor ve pazarlık gücümüz yitirildiği için çözüm yönünde Kıbrıslı Rumları nasıl motive ederiz diye uğraştırıyor. Sayın Gül de bunu teyit ediyor ve 'Daha önceden hükümette olsaydık, Kopenhag'ın kaçırılmasına izin vermezdik' diye durumu özetliyor.

"Kıbrıs Cumhuriyeti"nin AB'ye giriş, Türkiye'nin de adaylık süreci hatırlatılan raporda, "Türkiye aday, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' AB üyesi olmuştur. Kıbrıs sorunu henüz çözülmemiştir. Kıbrıslı Türklerin toplumsal varlığı tehlikeye girmiştir, geri dönüşü mümkün olmayan bir noktaya taşınmak üzeredir, eğer hâlâ toplumsal erozyonda geri dönüş mümkün ise..." denildi.

"Çözüm istiyor muyuz ve 1960'a geri dönmeyi istemiyorsak siyasi çözümün temeli Annan Planı mı olsun istiyoruz" sorularının sorulması gerektiği kaydedilen Ticaret Odası raporunda, Kıbrıs'ta zamanın Kıbrıslı Türklerin aleyhine çalıştığına vurgu yapıldı.

Raporda, çözüme ulaşılmaksızın geçen her günün Kıbrıslı Türklere kan kaybettirdiği ve tarihsel süreç içinde elde edilen toplumsal kazanımların yitirilmesi riskini artırdığı belirtilerek Ticaret Odası'nın, Kıbrıs sorununun çözümünün, Türkiye'nin AB tam üyeliğine endekslenmesi yaklaşımlarını, yaşamsal önemde "yanlış ve tehlikeli" bulduğu da kaydedildi.

Ticaret Odası raporunda, şöyle denildi:

"Bu yaklaşımların gerçekleşmesi halinde bir yandan büyük bir göç dalgasının yaşanması söz konusu olacak; öte yandan, gün gelip Türkiye'nin AB'ye tam üye olma noktasına geldiğinde ise 1960 anlaşmaları ile elde edilen haklarımızı bile bulamayacağımız 'sözde bir çözüme' mahkum olacağız!

Vizyon 3 Ekim'e kadar çözüm

Kıbrıs Türk toplumunun vizyonu; 'Vatanımız Kıbrıs'ta, tarihsel süreç içinde elde ettiğimiz toplumsal kazanımlarımızı yitirmeksizin, varlığımızı sürdürmek ve güvenlik içinde, her bakımdan çağdaş dünyadan geri olmayacak bir düzeyde ve düzende varlığımızı, kimliğimizi yaşamak, geliştirmek ve sürdürmek için 3 Ekim 2005 tarihine kadar Annan Planı temelinde uluslararası hukuk içinde kapsamlı bir çözüme ulaşmaktır."

Raporun ekinde mal ve hizmet üretiminde pahalılığa neden olan maliyet girdilerinin düşürülmesi, serbest piyasa ekonomisi ve Avrupa Birliği yasal uyum hedefi alınmasında gerekli kısa ve orta vadeli önlemler de sıralandı.

KIBRIS 18/01/05

Cumhurbaşkanı Denktaş: Rumlar, silahla yapamadıklarını AB yoluyla yapmaya çalışıyor

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların Kıbrıs konusunda silahla yapamadıklarını, AB aracılığıyla yapmaya çalıştıklarını söyledi.

Rauf Denktaş, Adana'da Çukurova Genç İşadamları Derneği (ÇUGİAD) tarafından düzenlenen "AB Sürecinde Kıbrıs" konulu panele katıldı.

Denktaş, burada yaptığı konuşmada, Rum kesiminin, Kıbrıs'taki Türkleri bir azınlık olarak gördüğünü belirterek, "Rumlar, bütün Kıbrıs'a sahip çıkarak ENOSİS'i gerçekleştirmek istiyorlar. Bizi de görüşmelerde uyumsuz göstermek için oyalama taktiklerini seçiyorlar" dedi.

Klerides'le yaptıkları bir görüşmenin ardından basın mensuplarının, "Denktaş'a taviz mi verdiniz, yüzü gülerek odadan çıkıyor?" sorusuna karşılık, Klerides'in "Ne münasebet? Biz görüşmelere taktik icabı oturuyoruz. Bu taktik bunca yıldır çok başarılı olmuştur. Taktiğimiz, görüşmelere devam etmek ve Türkleri uzlaşmaz olarak göstermektir" yanıtını verdiğini anlatan Denktaş, bunun da onların esas amaçlarını ortaya koyduğunu söyledi.

Rum kesiminin, AB ve Annan Planı görüşmeleri sırasında Kıbrıs Türklerinin bağımsızlığını tartışma konusu yaptığını ifade eden Denktaş, "Karşımızdakiler, yıllarca silaha sarılmış, çoluk çocuk demeden öldürmüş, katletmiş kişiler. Şimdi ne yapıyorlar? AB'ye müracaat ediyorlar. Rumlar, silahla yapamadıklarını AB yoluyla yapmaya çalışıyorlar. Bunu ezbere söylemiyoruz. Beyanatları var" diye konuştu.

"1963'ten sonra Rum treni haline geldi"

Denktaş, çoğu zaman görüşmelerde kendisini, "Kıbrıs treni AB'ye hareket etti, gelecekseniz gelin" diye uyardıklarını ancak, gerçekte bu "trenin" 1963 yılından sonra Rum treni haline geldiğini söyledi.

"Trenin gittiği yolun sonunda kucağını açmış vaziyette Yunanistan gözüküyor" diyen Denktaş, Türkiye olmadan bu yola çıkmak istemediklerini belirtti.

ABD'nin de dost gibi gözüktüğünü ancak Kıbrıs'ı üs olarak kullanmak istediğini ifade eden Denktaş, şöyle devam etti:

"Uluslararası ortamda dostluk yok, çıkar var. ABD'nin çıkarı da Türkiye'yi istediği gibi yanında bulmak ve kontrol etmektir. ABD'nin ihtiyacı Kıbrıs gibi ülkeleri üs olarak kullanmaktır. Bu sebeple Annan Planı, Türkiye'yi Kıbrıs'tan çıkarmak için bir tezgahtır."

Kıbrıs'ın Türkiye'ye karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini ifade eden Denktaş, "Kıbrıs'ı anavatanın bağrına batırılacak bir hançer yapmayacağız" dedi.

Denktaş, yapılan referandumun da bir aldatmaca olduğunu ve Türk vatandaşlarının kandırıldığını ileri sürerek, "Referandumda halka (AB mi yoksa egemenlik, devlet, bayrak mı istiyorsunuz) diye sorsalardı Kıbrıslı Türklerin cevabı egemenlikten yana olurdu" diye konuştu.

Daha sonra ÇUGİAD Başkanı Tarkan Kulak ve Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, Rauf Denktaş'a birer plaket verdi.

Panele, Adana Valisi Cahit Kıraç, Vali Yardımcısı Nevzat Ergün, Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, CHP Adana milletvekilleri Mehmet Ziya Yergök ve Tacidar Seyhan ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve davetliler katıldı.

Panelin ardından vali Kıraç ve ÇUGİAD üyeleri, Rauf Denktaş ile akşam yemeğine katıldı.

Denktaş dün, Türk Ocakları Hatay Şubesi tarafından düzenlenecek "Son Gelişmeler ve Kıbrıs" konulu konferansa konuşmacı olarak katılacak.

KIBRIS 18/01/05

Toprağa verildiler

YAKINLARI FENALIK GEÇİRDİ... Larnaka-Lefkoşa anayolu üzerinde geçtiğimiz cumartesi akşamı korkunç bir cinayete kurban giden Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin Güzelyurtlu ve kızı Eylül Güzelyurtlu'nun cenazeleri dün düzenlenen törenle KKTC'de toprağa verildi. Törende, Güzelyurtlu'nun ailesi ve yakınları sürekli feryatlar içerisinde cinayeti işleyenleri lanetleyerek baygınlık geçirdi

KKTC'DE DE OTOPSİ YAPILDI... Güney Kıbrıs'tan saat 11.00'de KKTC'ye getirilen cenazeler, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Güneyden sonra kuzeyde de otopsi yapılması nedeniyle cenazelerin kaldırılması öğle namazına yetiştirilemedi. Bu nedenle cenaze töreni saat 14.15'te gerçekleşti

 

Larnaka-Lefkoşa anayolu üzerinde geçtiğimiz cumartesi akşamı korkunç bir cinayete kurban giden Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin Güzelyurtlu ve kızı Eylül Güzelyurtlu'nun cenazeleri dün düzenlenen törenle KKTC'de toprağa verildi.

Saat 11.00'de Güney Kıbrıs'tan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne getirilen cenazeler, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Güneyden sonra, kuzeyde de otopsi yapılması nedeniyle cenazelerin kaldırılması öğle namazına yetiştirilemedi. Bu nedenle cenaze töreni ikindi namazından sonraya bırakıldı.

Cenazenin öğle namazından sonra kaldırılacağının açıklanması nedeniyle Güzelyurtlu ailesinin yakınları, sevenleri yanında Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, bazı milletvekilleri, TÜRK-SEN Genel Başkanı Arslan Bıçaklı olmak üzere çok sayıda vatandaş, cenaze töreni için saat 12:00 sıralarından itibaren Selimiye Camii'nde hazır bulundu.

Güzelyurtlu'nun ailesi ve yakınları sürekli feryatlar içerisinde cinayeti işleyenleri lanetlerken, baygınlık geçiren bazı kişilere 112 Acil Servis müdahale etti.

Bir saati aşkın süren beklemenin ardından cenaze töreninin 15.00'te kılınacak ikindi namazından sonra kaldırılacağı açıklandı. Buna karşın ailenin istemi nedeniyle ikindi namazı beklenmeden cenazeler saat 14.15'te Selimiye Camii'ne getirildi.

Buradan kılınan cenaze namazı sonrası Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin Güzelyurtlu ve kızı Eylül Güzelyurtlu'nun cenazeleri Lefkoşa Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Yoğun bir kalabalığın katıldığı Lefkoşa Mezarlığı'ndaki cenaze törenine KKTC, TC ve Rum medyasının da büyük ilgi gösterdiği gözlemlendi.

KIBRIS 18/01/05

“Katillerle mücadele, başlarına birer kurşun”

Kıbrıslı Rum adli tıp doktoru Panikos Satvrianos; Elmas Güzelyurtlu, eşi ve kızına dün yapılan ve yaklaşık 10 saat süren otopsinin sonuçlarını açıkladı.  Satvrianos, otopsi sonucunda katillerin bu konuda uzman olduklarını ve kurbanların katillerle mücadele ettiklerinin anlaşıldığını söyledi.


Rumca gazetelerde yer alan haberlerde, Rum polisinin araştırmaları çerçevesinde son günlerde kuzeyden güney Kıbrıs’a geçen tüm araçların plakalarının kontrol edildiği belirtildi.

 

Kıbrıslı Rum adli tıp doktoru Panikos Satvrianos; Elmas Güzelyurtlu, eşi ve kızına dün yapılan ve yaklaşık 10 saat süren otopsinin sonuçlarını açıkladı.  Satvrianos, otopsi sonucunda katillerin bu konuda uzman olduklarını ve kurbanların katillerle mücadele ettiklerinin anlaşıldığını söyledi.

Rum basını, Rum polisinin, “Ay Demet’deki evinden kimliği belirsiz kişilerce kaçırılan Elmas Güzelyurtlu, eşi ve kızının, kaçıran kişiler tarafından kuzey Kıbrıs’a getirilmek istendiğini, ancak yolda meydana gelen bir olaydan ötürü kaçıran kişilerin Güzelyurtlu ile karısı ve kızını öldürdüğü” iddiasında bulunduğunu yazdı.

Rum Polis Müdürü Tasos Panayotu’nun yaptığı açıklamada ise cinayetin işlendiği anda bazı şeylerin ters gittiği ve şahısların kuzey Kıbrıs’a getirilmek yerine, başlarına sıkılan birer kurşunla ve susturucusu olmayan bir silahla öldürüldükleri belirtildi.

Polis müdürü, Elmas Güzelyurtlu, eşi ve kızının şakaklarına sıkılan birer kurşunla öldürüldüklerini belirtirken, bu konuda çeşitli değerlendirmeler bulunduğunu, suç mahallinde yapılan incelemelerde ilk önce Güzelyurtlu’nun karısı ve kızının öldürüldüklerini belirtti. Rum basını, yapılan bir diğer değerlendirmeye göre ise Güzelyurtlu’nun arabadan çıkmayı reddetmesi üzerine katiller tarafından zorla arabadan çıkarıldığını ve bu sırada emniyet kemerinin bağlı olmasından ötürü kemerin koptuğunu yazdı. Gazeteler, Elmas Güzelyurtlu’nun zorla arabadan çıkarılması üzerine karısı ve kızının karşı koyduklarını ve bu sırada bir arbede yaşandığının tespit edildiğini iddia etti.

Rumca gazetelerde yer alan haberlerde, Rum polisinin araştırmaları çerçevesinde son günlerde kuzeyden güney Kıbrıs’a geçen tüm araçların plakalarının kontrol edildiği belirtildi.

Öte yandan Rum Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis konuyla ilgili açıklamasında, cinayeti “tüyler ürpertici” olarak değerlendirdi ve cinayetin sebebinin ekonomik sebepler ve Güney Kıbrıs’la hiçbir ilişkisi olmayan diğer anlaşmazlıklar olarak göründüğünü ileri sürdü.

Hrisostomidis ayrıca, Rum polisinin olayı açıklığa kavuşturmak için her şeyi yapmakta olduğunu, kuzey Kıbrıs’taki araştırmaların ise eğer mümkün olursa BM tarafından gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.

Cumartesi sabahı Güney Kıbrıs’ta, Lefkoşa-Larnaka anayolunun “Koşşi” (Üç Şehitler) köyü mevkiinde ölü bulunan Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin Güzelyurtlu ve kızı Eylül Güzelyurtlu dün toprağa verildi.

 

Feryatlar arasında son yolculuk

 Larnaka-Lefkoşa anayolu üzerinde geçtiğimiz Cumartesi akşamı  korkunç bir cinayete kurban giden Elmas Güzelyurtlu eşi Zerrin Güzelyurtlu ve kızı Eylül Güzelyurtlu’nun cenazeleri dünkü törenle Lefkoşa’da toprağa verildi.

Saat 11.00’de güneyden getirilen cenazeler Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Burada yapılan otopsi nedeniyle cenazelerin kaldırılması öğle namazına yetiştirilemedi. Bu nedenle cenaze töreni ikindi namazından sonraya bırakıldı.

Cenazenin öğle namazından sonra kaldırılacağının açıklanması nedeniyle Güzelyurtlu ailesinin yakınları, sevenleri yanında Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu, DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, bazı milletvekilleri, Türk-Sen Genel Başkanı Arslan Bıçaklı olmak üzere çok sayıda vatandaş cenaze töreni için saat 12:00 sıralarından itibaren Selimiye Camii’nde hazır bulundu. Güzelyurtlu’nun ailesi ve yakınları sürekli feryatlar içerisinde cinayeti işleyenleri lanetlerken, baygınlık geçiren bazı kişilere 112 Acil Servis müdahale etti.

Bir saati aşkın süren beklemenin ardından cenaze töreninin 15:00’te kılınacak ikindi namazından sonra kaldırılacağı açıklandı. Buna karşın ailenin istemi nedeniyle ikindi namazı beklenmeden cenazeler saat 14.15’te Selimiye Camii’ne getirildi. Buradan kılınan cenaze namazı sonrası Elmas Güzelyurtlu eşi Zerrin Güzelyurtlu ve kızı Eylül Güzelyurtlu’nun cenazeleri Lefkoşa Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Yoğun bir kalabalığın katıldığı Lefkoşa Mezarlığı’ndaki cenaze törenine Kıbrıs ve Türkiye medyasının da büyük ilgi gösterdiği gözlemlendi.

YENIDUZEN 18/01/05

Denktaş, Kıbrıs'ta 'bir an evvel çözüm'e karşı

 

Lefkoşa

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ”bir an evvel çözüm” söylemlerinin Kıbrıs sorununun çözümü için formül olamayacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kurban Bayramı nedeniyle basına yaptığı açıklamada, “'Kıbrıs meselesi uzadı. Aman artık bir an evvel çözüm' diyenlere seslenmek istiyorum” diyerek, şöyle devam etti:

   

“'Bir an evvel çözüm', formül değildir. Nasıl bir çözüm? Halkımıza bu da devamlı surette söylenmelidir. Halkımız, çözüm isteyenler ile istemeyenler arasında ayrılmamalıdır. Çünkü çözüm istemeyen yoktur. Çözüm istiyoruz, uzlaşma istiyoruz ama karşı taraf 1963'te bize vurduğunda hedeflediği çözüme kavuştuğu için çözüm istemiyorsa onun istediği çözümü biz isteyemeyiz. Onun istediği çözüm, 'meşru Kıbrıs hükümeti' olarak bütün Kıbrıs'a sahip çıkmaktır.”

   

“Rum tarafının Kıbrıs Türkü ile eşit şartlarda birleşme istemediğine, tek istediğinin bütün Kıbrıs'a sahip olmak olduğuna” işaret eden Denktaş, “Rumun istediği çözümü biz isteyemeyiz. Rum tarafı bizimle eşit şartlarda birleşme istemiyor, Kıbrıs'ı istiyor” dedi.

   

ÇÖZÜM KOŞULLARI

 

“Kıbrıs'ta çözümün ancak siyasi açıdan eşit, egemen ve bağımsız iki ayrı halk arasında olabileceğinin” altını çizen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Kıbrıs'ta, Kıbrıs'ın geleceğini tayin edecek tek bir halk yoktur, iki ayrı eşit halk vardır. Bu bizim davamızın temelidir” dedi.

   

Denktaş, “3 Ekim'e kadar barış, çözüm olmalı” şeklinde sık sık dile getirilen görüşlere dikkat çekerek, “Bu söylemlerin daha fazla gençleri kandırmaya yönelik olduğunu” ifade etti.

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, “3 Ekim'e kadar varılacak çözümün, ancak Kıbrıs Türkünün Ruma yamalanmasıyla, azınlık hakları elde edeceği bir anlaşmayla sonuçlanabileceğini” belirterek, KKTC halkının böyle bir anlaşmaya boyun eğecek bir halk olmadığını kaydetti.

 

   

"TÜRKİYE'NİN AVUKATLIĞINI YAPMAYIN"

 

“3 Ekim'e kadar mutlaka barış olmalı, çözüm olmalı” diyen kesimlere de seslenen Denktaş, “Şimdi Türkiye'nin avukatlığını yapmaya başlamayalım. Türkiye kendi davasını müdafaa edecek güçte ve durumdadır ve ediyor. Türkiye, '3 Ekim bizi etkileyen kati bir tarih değildir' diyebiliyorsa burada halkımıza 'aman 3 Ekim'e kadar boyun eğelim, her şeye razı olalım, bu iş bitsin' diyenler, bizi Ruma yamalamak hevesinden vazgeçsinler” dedi.

   

Bayram mesajında, halkına birlik ve beraberlik çağrısında bulunan Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne, egemenliğe ve bağımsızlığa sahip çıkma kararlılığının tüm dünyaya gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

   

"OYUNUZU KULLANIN"

 

Denktaş, halkından 20 Şubat'ta yapılacak Milletvekilliği Genel Seçimleri'ne gitmesi ve hür iradesiyle demokratik hakkı olan oyunu kullanmasını da istedi.

 

Denktaş, “Oy kullanma yaşına gelmiş her KKTC vatandaşının, 'elimi vicdanıma koyarak, halkımıza, devletimize en iyi hizmet edecek olanları seçmek için oyumu kullanacağım' demesi gerektiğini' kaydetti.

   

Azınlık olarak yaşamanın acısını Batı Trakya Türklerinin yaşadığına ve Türk derneği kuramadıklarına işaret eden Denktaş, Yunanistan'ın Kıbrıs siyasetinin, Rumları “meşru hükümet” yapmak olduğunu kaydetti.

 

Bunların iyi bilinmesini isteyen Denktaş, “Eğer Rumlara yamalanırsak, Yunanistan'ın koloni idaresine girersek, Avrupa Birliği hevesiyle egemenliğimizden, bağımsızlığımızdan vazgeçerek yolumuzu şaşırırsak, Türkiye'den koparılırsak, Ruma yama yapılırsak bayramlarımız bayram olacak değildir” dedi.

 

TALAT:  ÖNCELİKLE BİRBİRİMİZLE KUCAKLAŞALIM

 

KKTC Başbakan Mehmet Ali Talat da Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, “Dünyayla kucaklaşabilmenin koşulu öncelikle birbirimizle kucaklaşmamızdır” ifadesini kullandı.

   

”Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Kıbrıs Türkü olarak yüzde 65 'evet' oyuyla ettikleri söz birliğinin gereklerini mutlaka yerine getireceklerini” kaydeden Başbakan Talat, “Dünya devletlerinin bizleri daha iyi anlamaya başladığı, haklılığımızı vurguladıkları bugünlerde, biz de çözüm için verdiğimiz sözün takipçisi olduğumuzu kanıtlamak durumundayız” ifadesine yer verdi.

 

Mesajında, bayramın farklılıkları, soğuklukları bir yana bırakıp kucaklaşmaya vesile olacağı ümidini dile getiren Talat, şöyle devam etti:

   

“Çünkü birbirimize karşı sevgi ve saygı duyguları ile dayanışma içinde olmamız, toplum olarak hepimizin yararınadır. Önümüzdeki genel seçim atmosferi, birbirimize duyduğumuz sevgiye, aramızdaki kardeşçe dayanışmaya gölge düşürmemelidir. Dünya ile kucaklaşabilmemizin koşulu, öncelikle birbirimize kucaklaşmamızdır.”

 

 (aa)

HURRIYET 19/01/05

 

Evet’çi Rumlar’a randevu

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

1974’ten bu yana ilk kez bir Rum lider Türkiye’ye davet edildi. AKP, Annan Planı’na destek veren Kıbrıs Rum ana muhalefet partisi DİSİ’nin Genel Başkanı Nikos Anastasiades’i Ankara’ya davet etti. Başbakan Erdoğan’la da görüşmeyi amaçlayan Anastasiades, Rum lideri Papadopulos ile görüşerek ‘resmi talepler mektubu’ hazırlayacaklarını açıkladı.

AKP’den Ankara’ya davet alan Rum ana muhalefet partisi DİSİ lideri Nikos Anastasiades, üç gün önce aldıkları davetin AKP’nin Avrupa Halk Hareketi’ne katılma başvurusu çerçevesinde yapıldığını ancak Kıbrıs sorunuyla ilgili temaslarda bulunacaklarını söyledi.

Rum lider, 2-12 Şubat tarihleri arasında belirlenecek bir gün Ankara’ya gideceklerini ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de görüşmek istediklerini kaydetti. DİSİ lideri, Erdoğan’ın görüşmeyi kabul etmesi halinde İstanbul’a da gidebileceklerini söyledi.

Anastasiades, ilk kez bir Rum liderin resmi davet aldığına da dikkat çekerek, ‘Resmi bir devlet mektubu hazırlanması gerekiyor. Tasos Papadopulos ile önümüzdeki günlerde görüşerek Erdoğan ve Türk liderlere verilecek Rum devletinin resmi tutum belgesini hazırlayacağız’ dedi.

Annan planının BM aracılığıyla yeniden görüşülmesini isteyen Anastasiades, Kıbrıs konusundaki görüşlerini yansıtan bir metin hazırlamaya çalıştıklarını ve bu metni cuma günü toplanacak Rum Ulusal Konseyi’ne de sunacaklarını da söyledi. Tasos Papadopulos liderliğinde Rum siyasi parti başkanlarının oluşturduğu Ulusal Konsey’de ‘Ankara’ya davet’ konusu da ele alınacak.

KLERİDES DE GELEBİLİR

Rum ana muhalefet Partisi DİSİ’nin Ankara’ya gelecek heyeti arasında partinin onursal başkanı ve eski Rum lider Glafkos Klerides’in de yer alması bekleniyor. Klerides ve partisi DİSİ, Annan planı referandumu öncesinde plana tam destek vererek Papadopulos ile çatışmıştı. Plana destek veren tek parti olan DİSİ’nin lideri Anastasiades son dönemde, Annan planda yer alan mülkiyet ve Türk askerinin kalışı gibi konuların yeniden müzakere edilerek değiştirilmesini istemeye başlamıştı.

RUMLARLA İLK GÖRÜŞME

Rumlar, davetin siyasi partiler seviyesinde de olsa ‘ilk resmi davet’ olarak değerlendiriyor. Rumlar bugüne kadar Kıbrıs sorununun, kendilerinin temsil ettiği ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ ile Türkiye arasında olduğunu ve sorunun Türkiye’nin işgalinden ibaret olduğunu savunuyordu. Türkiye ise, tarafların Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar olduğunu belirterek, ‘tanımadığı’ Kıbrıs Rum yönetimi liderleri ile doğrudan görüşmüyordu. BM aracılığıyla yapılan görüşmelerde KKTC ve Kıbrıs Rum yönetimi taraf olarak masaya oturuyordu.

İstanbul’da sembolik misyon açmak istiyorlar

DİSİ Lideri Nikos Anastasiades’e yapılan davet, parti sözcüsü Tasos Mitsopulos’un, Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli aracılığıyla AKP’ye ilettiği randevu talebi üzerine gerçekleşiyor. Dişli, Anastasiades’in 2-12 Şubat tarihleri arasında, bir günlüğüne ziyarette bulunacağını ve programı uygun olursa Başbakan Tayyip Erdoğan’la da görüşebileceğini söyledi. Mitsopulos randevu talebini ilettiği görüşmesinde, sürpriz bir öneride de bulundu. Türkiye’yi ziyaret eden Rum sayısının her geçen gün arttığınına dikkat çeken Mitsopulos, özellikle İstanbul’u tercih eden Rumların Türkiye’de alış veriş yapmaya bayıldıklarını belirterek, AKP yöneticilerine şu ilginç önerisini aktardı:

‘Türkiye’ye turist olarak gelen Rum sayısı her geçen gün artıyor. Yakında bu sayı çok daha büyük rakamlara ulaşacak. Onun için turist olarak gelecek sbu kadar kalabalık sayıdaki Rumun karşılaşabilecekleri çeşitli sorunların çözümü için iki ülke arasında karşılıklı olarak birşeylerin yapılması gerekiyor.’  

HURRIYET 19/01/05

 

KKTC için beklenti yüksek

Murat Yetkin

Rum partisi DİSİ'yi Ankara'ya davet eden Erdoğan, ambargo kırılırsa yeni adımlar planlıyor

RADIKAL 19/01/05

Başbakan Tayyip Erdoğan'ı bir süredir en fazla meşgul eden dış politika konusu Kıbrıs. Kıbrıs sorununun sürüncemede kalmasını Türkiye'nin diğer dış politika alanlarında giderek kalıcı hal alan bir engel olarak gören Başbakan, bir an önce tatmin edici ve kalıcı bir çözüm bulunmasını Türkiye'nin çıkarları içinde görüyor. Mevcut durumun devamını, kaybedilen zaman olarak görüyor ve çözüm için sabırsızlanıyor.
Bu sabırsızlığın dış politika gerekçeleri olduğu kadar iç politika gerekçeleri de olabilir. Türk siyasetinde bir Kıbrıs lobisinin varlığı sır değil. Kıbrıs lobisinin reform hareketlerine, idarede köklü değişikliğe yol açabilecek her türlü yasama ve yürütme faaliyetine kuşkuyla baktığı da bir sır değil. Erdoğan ve kurmayları, AB ile ilişkilerin kritik müzakere eşiğine yaklaştığı bir sırada Kıbrıs'ta mevcut durumun devamının Türk iç siyasetinde kendisine giderek artan sorunlara yol açacağını düşünüyor olabilir.
Gerekçesi ne olursa olsun, Erdoğan'ın Kıbrıs'ta bir an önce kalıcı bir çözümü en çok isteyen ve en çok çabalayan isim olduğu ortada. O kadar ki, Dışişleri Bakanlığı'nın uluslararası siyaset dengelerinin (KKTC'deki şubat ve nisan seçimleri, İngiliz genel seçimleri, BM'deki belirsizlikler gibi) şu anda çözüm getirecek yeni bir çıkışa izin vermeyebileceği yolundaki uyarılarını, başka hamlelerle aşmaya çalışıyor.
Kıbrıs Rum ana muhalefet partisi DİSİ'nin AKP tarafından Ankara'ya davet edilmesi bunun örneği.
Bu davet, türünün ilk örneği olacak. Dışişleri Bakanlığı bürokrasisinin bu davetten sonradan bilgilendiği ve davetin bütünüyle Erdoğan'ın tasarrufu olduğu anlaşılıyor. Kimileri bu adımı yanlış, kimileri riskli, kimileri de cesur buluyor. Örneğin bu davet, DİSİ temsilcisinin Ankara'da AKP Genel Merkezi önünde, ya da bir başka temas sırasında "Türkiye KKTC'yi tanımaktan vazgeçmeli, Türk ordusu derhal adadan çekilmelidir" diyecek olsa, bu durumu "Onların görüşüdür, katılmıyoruz" diye göğüslemek zor olur. DİSİ gibi Avrupa Halk Partileri grubunun üyesi olan Alman Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi lideri Angela Merkel'in geçen yıl Ankara'da, hatta canlı yayın sırasında Türkiye'nin AB ile 'özel ilişkiyle' yetinmesini istemesi ve Erdoğan'ın da bunun altında kalmayarak, canlı yayında konuğuyla tartışması hâlâ hafızalarda taze. Bütün bu ihtimalleri göze alarak Erdoğan'ın bu adımı atması, neresinden bakılacak olursa, mevcut Kıbrıs dengelerine bir müdahale, mevcut dengelerin sürmesini istemediğinin beyanı olarak görülebilir.
Erdoğan bu ve yakında benzerlerini görebileceğimiz adımlarla, ABD'ye, İngiltere'ye, Yunanistan'a, AB'ye, hatta Rusya'ya bir mesaj vermek istiyor: Siz sözünüzde durursanız, Kıbrıs konusunda Türkiye başka hamleler yapabilir.
Çünkü, tıpkı AB ülkelerinin 17 Aralık öncesi Türkiye'nin üyelik sürecini sorgularken kendi kamuoylarını kalkan yaptıkları gibi, Türk hükümetinin de, KKTC hükümetinin de yeni adımlar atması için kamuoylarını ikna etme ihtiyacı var. KKTC hükümeti ve KKTC halkı, 25 Nisan 2004 halkoylamasında "Evet" diyerek kalıcı çözümden yana olduğunu gösteren en büyük ve ciddi beyanı yaptı. Ancak AB desteği ile BM tarafından düzenlenen bu halkoylamasının sonucu, Rusya'nın (Kıbrıs Rum tarafının Ortodoks kardeşliği ve Güney Kıbrıs'taki Rus yatırımlarına yönelik girişimleri sonucu gelen) vetosuyla, BM Güvenlik Konseyi'nde oylanamadı bile. Keza AB ve ABD'den gelen "Evet çıkarsa, KKTC'ye yönelik ekonomik dışlanmışlık kırılacak" vaatleri de yerine gelmedi. Ama Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, 1 Mayıs'ta AB üyesi oldu. Bu sayede AB'nin almış olduğu Kuzey Kıbrıs'a doğrudan destek programlarını engelleyebiliyor. ABD'nin attığı birtakım pratik adımlar ise, hâlâ uygulamaya geçmedi. Simgesel bir önem taşıyan uçak seferleri konusu bu adımların başında geliyor.
Oysa 20 Şubat'taki KKTC seçimleri öncesi Başbakan Mehmet Ali Talat'ın CTP'si ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'ın DP'sinin seçmenlerine sunacağı somut örneklere ihtiyacı var. Bu örnekler, çözüm isteyen koalisyonun sandıktan güçlenerek çıkmasını da sağlayabilir, Nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu da etkileyebilir. Böyle bir durum Türk hükümetini de rahatlatacaktır.
Gerek hükümet kanadında, gerekse Ankara'daki AB çevrelerinde 20 Şubat'a dek, KKTC üzerindeki ekonomik dışlanmışlığın kırılmasına yönelik somut bir veya birkaç adımın atılacağı beklentisi mevcut. Bu beklentinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini görmemiz içinse önümüzde bir ayımız var.


Rum partisine AKP daveti

AKP hükümeti bir ilke imza atarak Rum Kesimi'nde Annan Planı'na 'evet' diyenlerin başını çeken DİSİ ve lideri Anastasiadis'i Türkiye'ye davet etti

19/01/2005  RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - AKP hükümeti bir ilke imza atarak, Kıbrıs Rum Kesimi'nde 24 Nisan'daki referandumda Annan Planı'na 'Evet' tavrı alan ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik Partisi'ni (DİSİ) Türkiye'ye davet etti. DİSİ lideri Nikos Anastasiadis, önceki akşam bir etkinlik sırasında, partiden bir heyetin İstanbul'u ziyaret etmesi için AKP'den geçen ay davetiye aldığını söyledi. 2-12 Şubat tarihleri için öngörülen davet mektubunun içeriği bilinmezken, altında AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin imzası bulunuyor.
Alithia gazetesi Anastasiadis'in davete olumlu yanıt vermeyi düşündüğünü, bu nedenle önümüzdeki günlerde gerekli düzenlemelerin yapılacağını yazarken, DİSİ yetkilileri, Radikal'e, "Anastasiadis bombayı patlattı" yorumunu yaptı.

Papadopulos'la istişare
Bu davete henüz cevap vermediğini belirten Anastasiadis ise DİSİ heyetinin Türkiye'ye gidip gitmeyeceğine partinin siyasi bürosunun karar vereceğini belirtti. DİSİ lideri, ayrıca AKP davetinin Kıbrıs'la ilgisi bulunmadığını, DİSİ'nin tam üye olduğu sağ kanat Avrupa Halkçı Partisi'ne AKP'nin de üye olması arzusuyla bağlantılı olduğunu kaydetti. Bu konuda Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a da bilgi vereceğini vurgulayan Anastasiadis, İstanbul'a gitmesi halinde gerek Başbakan Tayyip Erdoğan'a, gerekse diğer Türk yetkililere ne söyleyeceği konusunda önce Papadopulos ile konuşacağının altını çizdi.
"Hedef, metotlamalar veya durgunluk içerisinde taksim veya iki devlet koşulları yaratma değil de yeniden birleşme ise yardımcı olmaya hazırız" diyen Anastasiadis, partinin Kıbrıs konusundaki görüşlerini yansıtan bir metin hazırlamaya çalıştıklarını ve bu metni cuma günü toplanacak Rum Milli Konseyi'ne sunacaklarını da aktardı. DİSİ lideri, ayrıca muhtemelen Türkiye ziyareti öncesinde Atina'dan da geçeceğini ve Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Petros Moliviatis ile de görüşeceğini kaydetti. Anastasiadis'in İstanbul ziyareti sırasında Fener Rum Patriği Bartolomeos'la da bir araya geleceği Atina'ya ulaşan haberler arasında.

Çözüm için İngiltere ve diğer AB ülkeleri daha fazla çaba harcamalı

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel dün İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker ile yaptığı görüşmede, Kıbrıs sorununa çözüm yönünde İngiltere'nin ve diğer AB ülkelerinin daha fazla çaba harcamalarını istedi ve izolasyonların kaldırılması yönündeki beklentilerini ifade etti.

Ticaret Odası'ndan yapılan açıklamaya göre, İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker, Jill Moris ile birlikte dün Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nı ziyaret ederek Oda Başkanı Ali Erel ve Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Damdelen ile görüştü.

Görüşmede, genellikle Kıbrıs sorunu, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonlar, Yeşilhat Tüzüğü'nde aksayan ve değiştirilmesi gereken noktalar, Direkt Ticaret ve Mali Destek tüzüklerinin son durumları ele alındı.

Oda Başkanı Ali Erel, görüşmede, 24 Nisan referandumunda Kıbrıslı Türklerin Çözüm ve AB üyeliği için verdiği olumlu kararının gerek AB gerek dünya ülkeleri tarafından memnuniyetle karşılandığını, AB Konseyi'nin, izolasyonların kaldırılması için tüzükler hazırlamak üzere AB Komisyonu'nu görevlendirdiğini, BM Genel Sekreteri'nin de raporunda izolasyonların kaldırılması için çağrı yaptığını, ancak izolasyonların hâlâ daha sürmekte olduğuna işaret ederek, İngiltere'nin bu konuda yapmakta olduğu olumlu katkılarından dolayı teşekkür ederken, siyasi çözüme ulaşılması ve izolasyonların kaldırılması yönündeki çabalarının devam etmesini istedi.

AB kurumlarının yavaş çalıştığını bildiğini ancak "Kıbrıs Cumhuriyeti" AB'ye üye olduktan sonra işlerin daha da zorlaştığını, Kıbrıs Türk halkının da Direkt Ticaret ve Mali Destek tüzükleri konusunda verilen sözlerin yerine getirilmesini beklediğini ifade eden Erel, Avrupa Konseyi'nde, Güney Kıbrıs'ın engellemeleri neticesinde bekletilen her iki tüzüğün de kabul edilmesini beklediklerini kaydetti.

İngiliz Yüksek Komiseri Lyn Parker de, Kıbrıslı Türklerin referandumdaki olumlu kararlarını İngiltere'nin memnuniyetle karşıladığını, Kıbrıs'ta çözüm inisiyatifinin mutlaka Kıbrıslılardan gelmesi gerektiğini belirterek Ticaret Odası'nın çözüm yönündeki çabalarını ve izolasyonların kaldırılması istemlerini olumlu karşıladı. Parker, her iki toplumun iş çevrelerinin de çözüme ulaşmada katkılarının çok önemli olduğunu kaydetti.

KIBRIS 19/01/05

 

Eroğlu: Son seçimim

2004'TEKİ KURULTAYDA PARTİ LİDERLİĞİNDEN AYRILACAĞI SİNYALİ VERMİŞTİ... Ulusal Birlik Partisi genel başkanlığını uzun yıllardır sürdüren Eroğlu, son kez partisinin başında genel seçimlere hazırlanıyor. Eroğlu, "parti genel başkanlığını bırakma" sinyalini Aralık 2004'teki kurultayda vermişti

"GÖREVİ, GENÇ ARKADAŞLARA DEVREDECEĞİM" Eroğlu: İstikrarlı bir dönemde yeni bir seçime genel başkan olarak girmeyeceğim. Görevi genç arkadaşlara devredeceğim. Bu siyasi hayatımdaki son genel seçim olacak. Başkanlığı bırakma kararı alabilirdim ama iki önemli seçim var ve bu dönemde de doğru olan partimin başında yer almam

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Dr. Derviş Eroğlu, Şubat 2005 genel seçimlerinde son kez partisinin başında olacağını söyledi.

Genel başkanlık görevini partide yetişen genç isimlere devretmek istediğini belirten Eroğlu, "İstikrarlı bir dönemde yeni bir seçime genel başkan olarak girmeyeceğim. Görevi genç arkadaşlara devredeceğim. Bu siyasi hayatımdaki son genel seçim olacak" ifadesini kullandı.

Eroğlu, "Eğer altı ay içinde yeniden erken seçim olmazsa" esprisini de yaptığı konuşmasında, siyasette bir koltukta uzun süre kalmanın doğru olmadığını belirtti.

KIBRIS TV'de yayınlanan GÜN ORTASI'nda Hüseyin Ekmekçi'nin sorularını yanıtlayan Eroğlu, 1976'dan bu yana politikada olduğunu belirterek, "Zamanı gelince makamı bırakmayı bilmek gerekiyor" dedi.

Cumhurbaşkanı adayı olmasına kesin gözle bakılan Eroğlu, bu yöndeki bir başka soruya karşılık şu yanıtı verdi:

"Parti içerisinde şu ana kadar cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda şekillenen ya da belirlenen bir politika yok.

Kesin olan tek şey, UBP'nin kendi adayı ile seçmenin karşısına çıkacak olması. Bu adayın ismi konusunda resmi bir karar yok."

KIBRIS 19/01/05

 

Cinayeti görenler var

OLAYA TANIK OLANLAR BULUNDU... Rum polisi, Elmas Güzelyurtlu, Zerrin Güzelyurtlu ve Eylül Güzelyurtlu'nun öldürüldükleri sırada olaya tanık olanları buldu. Rum basınının "kilit tanıklar" başlığıyla duyurduğu bu gelişme sonrasında cinayetin işlendiği yerde geniş bir tatbikat yapıldı

KATİLLER, GÜZELYURTLU'YU TANIYANLARDAN YARDIM ALDI... Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Thedoru, katillerin Elmas Güzelyurtlu'yu tanıyanlardan yardım aldıklarını söyledi. Cinayet öncesinde ellerinin bağlı olduğu koli bantlarından kurtulan Zerrin Güzelyurtlu ile katiller arasında boğuşma yaşandığı da kesinleşti

Hunharca katledilen Elmas Güzelyurtlu (52), Zerrin Güzelyurtlu (50) ve 16 yaşındaki kızları Eylül Güzelyurtlu cinayetinde sürpriz tanıkların ortaya çıktığı bildirildi.

Rum gazeteleri cinayet sırasında yoldan geçen bazı tanıkların polise verdiği bilgiler ışığında önceki gün Lefkoşa-Larnaka yolu üzerindeki cinayet mahallinde geniş çaplı bir tatbikat yapıldı.

Yolun yaklaşık yarım saat trafiğe kapatılarak yapılan tatbikattan sonra Rum polisinin olayın meydana geliş şekline ilişkin yeni bulgulara rastladığı kaydedildi.

Öte yandan Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Thedoru, katillerin Elmas Güzelyurtlu'yu tanıyanlardan yardım aldıklarını söyledi. Cinayet öncesinde ellerinin bağlı olduğu koli bantlarından kurtulan Zerrin Güzelyurtlu ile katiller arasında boğuşma yaşandığı da kesinleşti. Zerrin Güzelyurtlu'nun küçük bir bıçak ile koli bantlarını kestiği ve saldırganlarla boğuştuğu ortaya çıktı.

Rum basını ne yazdı?

 

Güney Kıbrıs'ta cinayete kurban giden Elmas Güzelyurtlu ile eşi Zerrin ve kızları Eylül'ün öldürülmelerine ilişkin haberler dün de Rum basınında geniş yer aldı.

Fileleftheros gazetesi, "Bulmacanın Başlangıcı Kilit Tanıklıklar" başlığıyla verdiği haberinde, Rum polisinin, Güzelyurtlu ve ailesinin öldürüldükleri Lefkoşa-Larnaka yolundaki noktayı dün akşam yaklaşık bir saat trafiğe kapatarak yeniden inceleme yaptığını, ayrıca cinayetlerin işlendiği gece söz konusu yoldan geçen çeşitli kişilerin tanıklıklarına başvurduğunu yazdı.

Gazete, Rum polisinin elinde bu tanıkların ifadelerinin bulunduğunu ve bu ifadelerin cinayetin faillerini ortaya çıkarmasa bile olayın nasıl geliştiğine ilişkin bazı ipuçları verdiğini belirtti.

Gazete, Rum makamlarının Güzelyurtlu ve ailesinin öldürülmesinin ekonomik ya da siyasi nedenlere bağlı olduğu inancını taşıdığını belirterek, Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Thedoru'nun dün yaptığı açıklamada, cinayeti işleyenlerin büyük ihtimalle içerden, yani Güzelyurtlu'yu tanıyan birisinden yardım aldıklarını söylediğini yazdı.

"Önemli ipuçlarına ulaşıldı"

Gazete, Rum makamları tarafından dikkate alınan ilk öğenin, Zerrin Güzelyurtlu'nun, kendisinin ve kızının bağlanmış olduğu koli bandından kurtulması olduğunu belirterek, Zerrin ve Eylül'ün bantlarından kurtulmaları üzerine arabada bulunan şahıslara saldırdıklarını ve şahısların ise arabayı durdurarak söz konusu cinayetleri işlemiş olduklarına inanıldığını belirtti.

Gazete, ikinci öğenin ise cinayetin işlendiği anda oradan geçen kişilerin tanıklıkları olduğunu ve bu kişilerin tanıklıklarının Rum polisine olayın nasıl gerçekleştirildiğini aydınlatması için önemli ipuçları verdiğini vurguladı.

Gazete, Rum polisinin bu verilere dayanarak sınır kapılarında tutulan araç kayıt listelerinden ve İngilizlerin listesinden, cinayeti gerçekleştirenlerin arabasına ilişkin verileri incelediğini belirterek sınır kapılarında Rum polisi tarafından Güney Kıbrıs'a geçiş yapan araçların plakalarının, türlerinin ve içerisinde bulunan kişi sayısının kayıt altına alınmış olduğunu ve bu kayıtların incelemeye alındığını yazdı.

Haberde ayrıca, Zerrin Güzelyurtlu'nun elinde bulunan koli bandı üzerinde, DNA'ya örnek olabilecek iz bulunması için incelemelerin sürdürüldüğü belirtildi.

"Güzelyurtlu ve ailesini Beyarmudu'ndan

KKTC'ye kaçırmayı amaçlıyorlardı"

Thedoru, Güzelyurtlu cinayetini gerçekleştirenlerin, Güzelyurtlu ve ailesini kaçırdıktan sonra Pergama'dan (Beyarmudu) KKTC'ye geçmeyi amaçladıklarını belirterek, Güzelyurtlu ve ailesini kaçıranların amacının Güzelyurtlu'yu KKTC mahkemelerine çıkararak Başbakan Mehmet Ali Talat'ın önümüzdeki seçimlerde yara almasını sağlamak olduğunu da iddia etti.

Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise yaptığı açıklamada, Rum hükümetinin "Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki dolaşım hakkını korumak istediğini ve bu yüzden barikatlarda geçişlerin devam ettiğini" söyledi.

Habere göre Hrisostomidis, Theodoru'nun "işgal bölgelerinin Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa'nın güvenliğinde bir delik teşkil ettiği" şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine ise, "Elbette normal bir durum teşkil etmemektedir. Çünkü işgal yüzünden yasal hükümetin kontrolü dışında olan bir işgal durumu mevcuttur" dedi.

Öte yandan Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu ise yaptığı açıklamada, "güvenliğin sınır noktalarından geçişlerle doğrudan ilişkisi olmadığını, birini öldürmek isteyen birisinin elinde silahla polisin kontrol ettiği noktalardan geçmeyeceğini, üstelik Rum yönetiminin tam kontrolü altında bulunmayan iki geçiş noktasının bulunduğunu" söyledi.

Habere göre Hristu, "Kıbrıslı Rumlar ve Türkler yeterince zekidir ve acı da olsa bazı tecrübelerinden ötürü bu tür olayların Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerle ilişkili olmadığını anlamakta olduklarına inanıyorum" şeklinde konuştu.

"Zerrin ile Eylül Güzelyurtlu failleri

tanıdıkları için mi öldürüldüler?"

Simerini gazetesi ise, Güzelyurtlu ve ailesinin cinayetine ilişkin haberinde, Rum polisinin kaçırılarak fidye istenmesi ihtimalini de araştırmakta olduğunu yazdı.

Gazete, Elmas Güzelyurtlu'nun oğlu Mehmet Güzelyurtlu'nun Rum polisine önemli bilgiler verdiğini, babasının ilişkileri ve alışverişi bulunan kişilerin yanı sıra öldürülmesini isteyebilecek kişilerin adlarını da Rum polisine vermiş olduğu çok sayfalı ifadede belirttiğini yazdı.

Gazete, Güzelyurtlu ve ailesinin fidye istenmek amacıyla kaçırıldıklarının, ancak daha sonra arabada yaşanan arbede sonucu muhtemelen maske takan kişilerin yüzlerini gördükleri için öldürülmüş olabileceklerini belirtirken, Zerrin Güzelyurtlu'nun bağlandığı koli bantlarını bıçakla kestiğini ve küçük bıçağın arabada ayaklarının içinde bulunmuş olduğunu yazdı.

Gazete ayrıca, Güzelyurtlu'nun Ay. Demet'deki evinde yapılan araştırmada da mücadele izlerine rastlandığını, evin giriş bölümü ile üst katlarında birçok mobilyanın dağınık, bazı çekmecelerin açık ve dağıtılmış olduğunun tespit edildiğini de belirtti.

Politis gazetesi, "Failleri tanıdıkları için mi öldürüldüler?" başlığıyla verdiği haberde, Güzelyurtlu ile eşi ve kızının öldürülmesi olayına ilişkin birçok senaryo ve şüphelerin mevcut olduğunu yazdı.

"En büyük olasılık, cinayetleri kiralık

profesyonel katillerin işlemiş olması"

Gazete, Rum Polisi'nden bir kaynağın ise "olayda Türk İstihbarat Teşkilatı MİT'in parmağı olduğu" şeklideki söylemlerin birer "tahmin" olduğunu ve failler yakalanmadan herkesin istediği yorumu yapabileceğini belirttiğini yazdı.

Habere göre söz konusu kaynak, "cinayetlerde MİT'in parmağı bulunduğu" iddialarına katılmayarak, katillerin hareket etme şeklinin eğitim almış ajanlara uygun olmadığını ve en büyük olasılığın, cinayetleri kiralık profesyonel katillerin işlemesi olduğunu söyledi.

Haravgi gazetesi, " Üçlü Cinayet İçin İfade Vermeye Korkuyorlar" başlığını kullanarak verdiği haberinde, "üçlü cinayette MİT'in parmağının olduğunu" iddia etti ve ayrıca Mehmet Güzelyurtlu ve Güzleyurtlu'nun diğer akrabalarının Rum polisine hiçbir açıklamada bulunmadıklarını belirtti.

KIBRIS 19/01/05

 

Lokmacı Barikatı'nın açılması için ortak girişim

Uzunyol olarak bilinen Ledra Caddesi'nin (Lokmacı Barikatı) geçişlere açılması için Rum dükkan sahiplerinin Kıbrıs Türk dükkan sahipleriyle birlikte Rum siyasi partilere ziyaretler başlattığı bildirildi.

Rumca Fileleftheros gazetesi ve diğer gazeteler, Rum dükkan sahiplerinin Surlariçi Lefkoşa'nın canlandırılması çerçevesinde girişimler başlattığını ve önceki gün AKEL Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas'la görüştüğünü, daha önce ise DİSİ'nin ziyaret edildiğini, dün DİKO'yla, cuma günü ise AKEL ve EDEK partileriyle görüşüleceğini yazdı.

Haberde, dükkan sahiplerinin şu ana kadar görüştüğü DİSİ Başkanı Anastasiadis ve Meclis Başkanı Hristofyas'tan yardımcı olmaya çalışacakları sözü aldıkları belirtildi.

Simerini gazetesi haberi, "Kıbrıslı Rum ve Türk Dükkan Sahipleri Ledra'nın Açılmasını Talep Ediyor" başlığıyla yansıttı.

Gazete, "Kıbrıs Endüstri ve Ticaret Müesseseleri Sahipleri Federasyonu" (POVEK) adına Rum dükkan sahipleri, Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) adına da Kıbrıs Türk dükkan sahiplerinin Lokmacı Barikatı'nın açılması için ortak uğraş verdiklerini ifade etti.

KIBRIS 19/01/05

 

Gözler 'Türkler'de

Londra'daki sergi, Türkleri Moğol, Çin, İran, Arap kültürlerinin karıştığı yeni bir dilin üreticisi, dinamik bir sanat üretiminin destekleyicisi olarak sunuyor. Sergi, Avrupalılar için epey ilgi çekici, hatta biz Türkiyeliler için bile öğretici

RADIKAL 20/01/05

CEM ERCİYES

LONDRA - Picadilly Meydanı'ndan Royal Academy of Arts'a doğru yürürken binanın cephesindeki sergi flamalarında bu kez 'Türkler' sözcüğü görülüyor. Binanın geniş ön avlusuna girdiğinizde ise dev bir afiş, 'Türkler-Bin Yılın Yolculuğu 600-1600'. Azıcık sanatla ilgilenen herkesin Londra ziyaretlerinde mutlaka uğradığı Royal Academy'de bize dair bir sergi görmek ister istemez zafer duygusu uyandırıyor. Sergiyi birlikte gezdiğimiz bazı gazetecilerin ilk iş olarak bu afişin önünde fotoğraflar çektirmelerinin anlaşılır bir yanı var.

Biraz da ezber bozucu
'Türkler' sergisi, bu milleti aralarına alıp almamayı tartışan Avrupalılar için epey ilgi çekici, bu kesin. Hatta biz Türkiyeliler için bile öğretici ve bir parça ezber bozucu. Toplam 11 salona yayılmış eserler, Türklerin İslam öncesi kültürüne de işaret ediyor. Girişte İsfahan'dan Anadolu'ya çeşitli coğrafyalardan camilerin büyük fotoğrafları ve bir kaya parçasının üzerine kazınmış İslam öncesi Uygur mezar yazıtı izleyiciye nasıl bir sergi göreceğine dair ilk izlenimi başarıyla aktarıyor.
Hemen ardından ikinci salonda sürprizler başlıyor. Çin'in Turfan bölgesindeki mağaralar bir tür Budist manastırı olarak kullanılmış.
Burada 1900'lerin başlarında bulunan duvar resimleri, 12. yüzyıldan kalma manastıra yardım eden Türk prens ve prensesleri gösteriyor. Bir mezar heykeli, hâlâ üzerinde boya kalıntıları bulunan bir savaşçı heykeli, uygurca yazılmış 'Ölüler Kitabı', çok daha Asyalı bir kimliğin günümüze kalan ürünleri. Orta Asya steplerinde Şamanizm, Budizm, göçebelik, Çin kültürü gibi öğeleri harmanlayan Türklerin bu karakterini en iyi Mehmet Siyah Kalem'in resimleri anlatıyor. Bu gizemli ve hayli konuşkan resimler istisnasız herkesi büyülüyor.

Muhteşem porselenler
Selçuklu'dan başlayarak Osmanlı İmparatorluğu'nun zirvesi kabul edilen 1600 yılına kadar gelen dönem serginin önemli bir kısmını oluşturuyor. Bu kısım bizim için de gayet tanıdık. Eserlerin çoğu, İstanbul'daki İslam Eserleri Müzesi ve Topkapı Sarayı'ndan getirilmiş. Halılar, çiniler, minyatürler, elyazmaları, metal işçiliğinin üst düzey örneklerini gösteren Cizre Camii'nin kapısı, çesitli lambalar, şamdanlar...
Osmanlı salonlarında çok sayıda el yazması, padişahlara ait kaftanlar, kılıçlar ve divanlar var. Bu salonlarda, Topkapı'daki muhteşem Çin porselenleri de sergileniyor. Çin'den getirtilmiş mükemmel kâselerin üzerine Osmanlı ustalarının kendi zevklerine göre işledikleri değerli taşlar ve altın, Türklerin sentezci yanını vurguluyor.
Aslında bizim açımızdan serginin en ilginç bölümleri, 'Timurlular ve Türkmenler' başlığını taşıyan iki salon. Tarih eğitiminde günümüz kimliği, Orta Asya, Selçuklu ve Osmanlı doğrultusunda ilerletiliyor. Her ne kadar pek çok Türk devletinden söz edilse de Osmanlı'nın başına dert olan Aksak Timur ile Akkoyunlular sadece düşman unsurlar olarak bellekte yer ediyor. Kökenlerini Moğol hükümdarı Cengiz Han'a dayandırmaya çalışan Timur ve göçebe Alevi Türkmenlerin kurduğu Akkoyunlu, Karakoyunlu devletleri şimdi çok önemli. Onlar Türk kimliğini daha da zenginleştiriyor, İran'a Orta Asya'nın bilim ve sanat merkezi olan görkemli kentlerine doğru uzanmaya olanak tanıyor. Bu sergiyi hazırlayan Nazan Ölçer, Filiz Çağman ve David Roxburgh (Harvard Üniversitesi) gibi önemli bilim insanlarının varlığı, doğru tercihlerle bir sergi hazırlanmasına olanak vermiş. Timur'un kurduğu imparatorluk ile Türkmen devletlerinin göçebe kültürü ve yerleşik İran kültürünü kaynaştıran eserlere sergide yer verilmiş.

Sanata verilen önem
Türklerin Çin'in batı sınırlarından Balkanlar'a kadar uzanan göçler ve fetihlerle örülü tarihi, bu sergide sanat yapıtları aracılığıyla anlatılıyor. Uygurlar, Timurlular ya da Osmanlılar; her toplumun sanata verdiği önem, ustalık ve yaratıcılıkta ulaştığı üst düzey, bilgi panolarında tekrar tekrar vurgulanıyor. İzleyicinin kendini 'Binbirgece Masalları'nın büyüsüne kaptırıp, egzotik hazineler arasında hızlı bir turla yetinmesine izin verilmiyor. 'Bin Yılın Yolculuğu'nda Türkler, yaşadıkları geniş coğrafyanın kültürlerini kendinde birleştiren sentezci bir topluluk olarak tanımlanıyor.
Moğol, Çin, İran, Arap uygarlıklarıyla çatışan ve birlikte yaşayan Türkler, tüm bu kültürlerin karıştığı yeni bir dilin üreticisi, dinamik bir sanat üretiminin motivasyon kaynağı. Mücadeleci ve tehditkârlar ama yok edici ve dışlayıcı değil, benimseyen ve yücelten bir geleneğe sahipler. Sergi büyük hükümdarları, sanatın büyük hamileri olarak anıyor... Royal Academy salonlarında Doğu'ya ait neredeyse tüm kültürlerin iz bıraktığı bir bütün oluşturulmuş. Bu bütünde Bizans ise ancak Fatih'e ayrılan salonda kendini hissettirecek kadar var olabilmiş...
'Türkler' sergisinin son eseri ise 3. Murat döneminde Harem Dairesi için yapılmış, işlemeli, çift kanatlı bir kapı. Bu kapı, 'Bin Yılın Yolculuğu'nu gezen her İngiliz'i nihai bir hesaplaşmaya davet ediyor.
Açılsın mı, açılmasın mı?

 

DİSİ, AKP'nin davetini kabul etti

Güney Kıbrıs Rum kesimindeki ana muhalefet partisi DİSİ'nin AKP'den gelen davete uyarak 6 Şubat tarihinde Türkiye'ye geleceği belirtildi.

DİSİ lideri Nikos Anastasiades başkanlığındaki heyetin 7-8 Şubat tarihlerinde büyük olasılıkla İstanbul'da AKP yetkilileriyle bir araya geleceği açıklandı.

Heyetin 6 Şubat'ta da Rum patriği Bartholomeos ile görüşeceği ifade edildi.

Heyetin Türkiye ziyaretinin öncesinde de 26-28 Ocak tarihlerinde Yunanistan Başbakanı Karamanlis'le görüşeceği ve Türkiye gezisiyle ilgili bilgi vereceği kaydedildi.

DİSİ yetkililerinin ziyaretten önce Rum lider Tasos Papadopulos'la görüşerek ortaya ortak bir metin çıkarması ve bu metnin Rum Ulusal Konseyi toplantısında ele alınması bekleniyor.

DİSİ yetkilileri davetin resmi olmadığını ve AKP'den DİSİ'ye yazılan davet mektubunun altında AKP halkla ilişkiler müdürünün imzasının yer aldığı açıklandı.

KIBRIS 20/01/05

Denktaş: "Kılıksız kıyafetsiz, sakallı, başında şapkayla gezen bir adam "

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, NTV'de "Gerçeğin Ta Kendisi" programı yapımcısı Kadir Çöpdemir'in Türkiye'nin Kıbrıs'a yaptığı yardımları suiistimal eder şekilde gündeme getirmesine sert tepki gösterdi.

"Gördünüz mü bilmiyorum. Kılıksız, kıyafetsiz, sakallı bir adam var. Başında şapkayla gezer. Halka 'Gazetelerde okudunuz. 'Türkiye 30 yılda Kıbrıs için üç milyar dolar sarf etti. Bu devam etsin mi? Bu parayı size verse daha iyi olmaz mıydı?' diye çok ayıp, bizi hakikaten gücendiren, tatsız, gereksiz, zamansız bir propaganda yapılmıştır" diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Türkiye'nin yapmış olduğu yardımları, daima şükranla kabul ettiğini ve etmeyi sürdürdüğünü söyledi.

Türkiye'nin bu yardımları "Milli bir dava savunulmaktadır. Bu milli davada Kıbrıs Türkleri öncülerimizdir. Huduttaki insanlarımızdır. Fedakarane vatanlarını korumaktadırlar. Bunlara yardım görevdir" düşüncesiyle yapmakta olduğunu, cömertlik sebebiyle yapmadığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, "Burada müşterek bir milli dava devam etmektedir. Türkiye bu dava için şehitler vermiştir. Kolordusu buradadır. Bu halkı ayakta tutmak milli davanın bir gereğiydi. Bu yardımlar bunun için yapılıyor" dedi.

Ziyamet İlkokulu Okul Aile Birliği heyetini kabulünde bu yöndeki düşüncelerini dile getiren Denktaş, "Bu yardımlar karşılığında Kıbrıs Türkü Türkiye'ye hiçbir şey vermemiş değildir. Bunun karşılığında Türkiye'den aldığımız eşyalarla bir ticaret dengesi kurulmuştur. O parayı aldık ama daha fazlası oradan yaptığımız beyaz eşya, arabalar ve her türlü ticaretle Türkiye'ye geri dönmüştür. Bunları biz şimdiye kadar söylemedik, konuşmadık. Çünkü 'Türkiye için Konya ne ise Kıbrıs da odur" diye bildik. Öyle bildiğimiz için her şeyimizi ortaya koyduk" şeklinde konuştu.

Anadolu'nun bakışını değiştirmek için oyun

Anavatandan Anadolu'nun Kıbrıs'a sevgi dolu, şefkat dolu bakışını değiştirmek için "Kıbrıs Türkleri fedakarlığa değmez. Bırakın gitsin" diye büyük bir kampanya olduğunu kaydeden Denktaş, NTV'deki programı da o yaklaşımın bir parçası olarak gördüğünü söyledi.

Bu programdan çok üzüldüğünü ve bu üzüntüsünü buradaki temsilcisine ileterek merkezine duyurmasını istediğini anlatan Denktaş, "Bu Kıbrıs'a, milli davaya hizmet değildir. Milli davayı kökten sökmek için bir oyun ve komplodur. Biz bunu görüyor ve üzülüyoruz. İnşallah devam etmez. Devam edecekse çağırsınlar bizi ne aldık, ne verdik kendileriyle konuşalım. Bu halk 40 yıldır milli dava için, yani Kıbrıs'ın Türkiye'nin kalbine saplanan bir Yunan hançeri olmaması için neyi varsa ortaya koymuştur. Kahramanca durmuş ve direnmiştir. Bunun takdir edilmesini beklemek hakkımızdır. Ama bu şekilde 'Kıbrıslı Türklere değmez, Kıbrıslılar Türkleri istemez' yalanlarıyla ortalığı karıştırmak istemektedirler" şeklinde konuştu.

Türkiye'yle tam bir kaynaşma ve beraberlik

Kıbrıs Türk halkının davasının Türkiye'yle tam bir kaynaşma ve birlik beraberlik içinde olunması nedeniyle kazanıldığını ve kazanılmaya devam edeceğini anlatan Denktaş, bu bilindiği için Kıbrıs Türk halkını Türkiye'den ayırmaya çalışıldığını vurguladı.

Türkiye'ye karşı hazmedilemeyecek sözler söyleyenlerin bulunduğunu, bunların, Rumlarla birlikte Avrupa Birliği'ne girildiğinde Kıbrıs Türk halkını kurtaracağını zannettiğini, bağımsızlık teminat altına alınmadan yapılırsa bunun Kıbrıs Türk halkını mahvedecek bir durum olduğunu kaydeden Denktaş, herkesin bunu bilerek konuşması gerektiğine işaret etti.

Denktaş "Sıkıntı olur. Her devletin sıkıntısı var. Ama hiç bir halk, hiçbir millet sıkıntı ve zorluk içindedir diye devletinden, egemenliğinden, milletinden vazgeçmiş değildir. Bu şerefsizliği Kıbrıs Türkü'nün alnına kimse yazamaz" diyerek sözlerini tamamladı.

Ziyamet İlkokulu Okul Aile Birliği Başkanı Mustafa Soylu da yaptığı kısa konuşmada, Kıbrıs Türk halkının Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın önderliğinde verdiği soylu mücadeleye leke sürecek bu tür programları benimsemediklerini belirterek protesto etti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Soylu, mücadelenin devam ettiğini belirterek Kıbrıs'ın Girit gibi olmaması için görevine devam etmesini isteyince şöyle konuştu:

"Mücadeleyi bırakmayacağız. Kıbrıs'ı Girit yaptırmayacağız. Türk milleti asla yaptırmaz. Bundan emin olun. Dünya ayağa kalkar, oturur, gök yarılır, çöker ama Anadolu Kıbrıs'ı Rum'a, Yunan'a vermez, bizi terk etmez. Ben bu inançtayım. Yeter ki biz burada şimdiye kadar gösterdiğimiz iradeyi göstermeye devam edelim."

KIBRIS 20/01/05

DİSİ'den AKP'nin davetine 'evet'

 

1963'ten bu yana ilk kez bir Rum lider Türkiye'ye gelecek



20 Ocak, 2005 22:18:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum yönetimi ana muhalefet partisi DİSİ'den AKP'nin Türkiye davetine olumlu yanıt geldi.

DİSİ lideri Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorunuyla ilgili temaslarda bulunmak üzere 6-9 şubat tarihleri arasında Ankara'ye gelecek.

Annan Planı referandumu sırasına BM planını destekleyen tek Rum lider olan DİSİ lideri Nikos Anastasiades, İstanbul'da da Fener Patriği Bartholomeos'la görüşecek.

Anastasiades liderliğindeki Rum heyetinin Ankara ziyareti, 26-28 ocak tarihleri arasında Yunanistan'da yapılacak temaslarından ardından gelecek.

Anastasiadis'in ziyareti, 1963'de dönemin Kıbrıs Cumhuriyeti lideri Makarios'un anayasayı değiştirmek amacıyla Başbakan İsmet İnönü'yle danışmak üzere Ankara'ya gelmesinin ardından gerçekleşen ilk ziyaret olacak.

'Türkler' sergisine büyük ilgi

 

Londra'da Royal Academy of Arts tarafından düzenlenen “Türkler; Bin Yılın yolculuğu 600-1600” adlı serginin İngiliz basını geniş yer ayırdı. The Times gazetesi, ”Türkler gerçekten de geldi" ifadesini kullandı.

The Times gazetesinin başyazıları arasına taşıdığı sergiyle ilgili bugünkü yorumunda başlık olarak “Türk Hazineleri” ibaresi kullanılırken, serginin Türkiye'nin geçmişteki imparatorluklarının ihtişamını ortaya koyan bir organizasyon olduğu vurgulandı.

Tarihte Hıristiyanlar arasında bir korkutma cümlesi haline gelen ”Türkler geliyor” cümlesinin gerçek olduğunu belirten başyazar, ”Türkler gerçekten de geldi. Gümüş miğferleri, el yazması Kuranıkerimleri, değerli taşlarla süslenmiş kılıçları, kristal kabzalı hançerleriyle Royal Academy'nin her yerini kuşattılar” dedi.

Serginin Royal Academy'nin uzun yıllardır gerçekleştirdiği en büyük sergi olduğunu da vurgulayan başyazar, sergilenen pek çok eserin daha önce hiç Topkapı Sarayı dışına çıkartılmadığına da dikkati çekti.

Organizasyonun önemli siyasi mesajlar da içerdiğini belirten yazar, bunlardan ilkinin Türkiye'nin, İngiltere'nin AB üyeliği yolunda verdiği büyük desteğe bu yolla büyük bir jest yaparak teşekkür etmesi olduğunu ifade etti. İkincisinin, Türkiye'nin de İngiltere gibi uzun yıllar süren bir imparatorluğun ardından, ancak bugün gururla geçmişteki medeniyetine bakmaya fırsat bulması olduğunu belirten Times başyazarı, üçüncü önemli siyasi mesajın da Türklerin asırlar boyunca yaşattıkları kültürel çeşitliliği kutlamaları olduğunu vurguladı.

Times'ın böylesine büyük bir sergiye “medya desteği vererek ortak olmaktan” gurur duyduğunu da vurgulayan başyazar, serginin gezilmeyi fazlasıyla hak ettiğini ifade etti.
   
"TEK TEK İNCELEYİN"
   
Financial Times gazetesinin kültür-sanat sayfasında yer alan yaklaşık yarım sayfalık değerlendirmede de sergiyle Türklerin tarih boyunca Batı'ya yaklaşan kültürlerinin bir hikayesini sundukları vurgulandı.

Sergiyi “zengin ve sınırları geniş bir sanat olayı” olarak niteleyen yazar, sergide yer alan eserleri, dönemlerini de dikkate alarak geniş bir analize tabi tuttu.

Londra'da hemen her metro yolcusunun okuduğu yüksek tirajlı ”Metro” gazetesi ve ünlü akşam gazetesi Evening Standart da Türkler sergisiyle ilgili geniş değerlendirmelere yer verdi. Evening Standart, iki gün boyunca sergi hakkında olumlu izlenimler yazarken; Metro gazetesi de “Türk lokumu ziyafeti” başlıklı yazısında, sergiyi “beş üzerinden dört yıldızlık bir kültür ve sanat olayı” olarak niteledi.

HURRIYET 21/01/05

DİSİ daveti kabul etti

21/01/2005 RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Yönetimi'nde 24 Nisan referandumu öncesi Annan Planı'na 'Evet' cephesinde yer alan ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik (DİSİ) AKP'nin Ankara davetini kabul etti. DİSİ siyasi bürosunun toplantısının ardından parti lideri Nikos Anastasiadis,
davete olumlu yanıt verdiklerini açıkladı. DİSİ heyetinin 6-9 Şubat'ta Ankara'da olacağı belirtildi. DİSİ Basın Sözcüsü Tasos Mitsopulos, heyete Anastasiadis'in başkanlık edip etmeyeceğinin belli olmadığını söylerken, bunun Başbakan Tayyip Erdoğan'ın programına bağlı olarak şekilleneceğini kaydetti.

Talat'ın tarihi türbe ziyareti

21/01/2005 RADIKAL

AA - LARNAKA - KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Kurban Bayramı nedeniyle dün Rum Kesimi'nde kalan Hala Sultan Türbesi'ni ailesiyle birlikte ziyaret etti. Talat, ziyaret sırasında bugünlerde dostluk ve barışa ihtiyaç bulunduğunu belirterek, Kıbrıs sorununun Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlayacağı 3 Ekim'e dek çözülmesini umduğunu söyledi. Bu türbeyi ziyaret eden ilk KKTC başbakanı olan Talat, "Geldiğimiz yerde sıfatınız değil, kişiliğiniz önemli, ben Mehmet Ali Talat olarak geldim" diye konuştu. Talat, 95 yaşında olan eşinin anneannesini türbeye tekerlekli sandalyeyle götürdü. Talat ve beraberindekiler, türbe içinde dua etti. Oya Talat, türbenin içindeki dilek kuyusunda Kıbrıs ve dünyaya barış diledi. Hala Sultan Türbesi, İslam âlemi için önemli mekânlardan biri.

Davete bozuldular

DİKO'DAN DİSİ'YE TEPKİ.... Güney Kıbrıs'taki iktidar ortaklarından, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un başkanı olduğu Demokratik Parti (DİKO) Başkan Vekili Nikos Kleantus, "DİSİ başkanının Kıbrıs konusunda Kıbrıs Rum halkının görüşlerini ve kararını dışta izah edecek en uygun kişi olmadığını" söyledi

HRİSOSTOMİDİS: ANASTASİADES'İN RESMİ GÖRÜŞMELER YAPMASI KABUL EDİLEMEZ... Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, hükümetin ana muhalefet partisi DİSİ'nin aldığı herhangi bir karara karşı çıkma niyeti olmadığını, ancak DİSİ Başkanı Anastasiades'in Ankara'da Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'yla Kıbrıs sorunu konusunda resmi görüşmeler yapmasının kabul edilemeyeceğini belirtti

EDEK: GARİP BİR ŞEY YOK... Rum hükümetinin en küçük ortağı Sosyalist EDEK Partisi'nin başkanı Yannakis Omiru da, AK Parti'nin Avrupa Halk Partisi'ne üye olmak için başvurduğunu ifade ederek, "Bu başvuru çerçevesinde AK Parti, Avrupa Halk Partisi'ne katılan DİSİ'ye başvurdu. Garip bir şey yok" dedi

HEYETE ANASTASİADİS BAŞKANLIK EDECEK... Türkiye'ye gidecek DİSİ heyetine, Nikos Anastasiadis'in, başkanlık edeceği bildirildi. Parti heyetinin, yönetim bürosu üyelerinden oluşacağını ve buna programın belirlenmesiyle karar verileceğini söylen Anastasiadis, tarafların, Avrupa Halk Partisi'nin çizgisinde bir araya geleceğini söyledi

 

Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) siyasi bürosunun önceki gün gerçekleştirdiği toplantıda, AK Parti'nin yapmış olduğu daveti kabul etmesi yönünde karar almasının ardından güneydeki siyasi partiler arasında DİSİ'nin, Kıbrıs konusunda Kıbrıs Rum halkının görüşlerini ve kararını dışta temsil etmesinin uygun olup olmayacağı konusunda tartışmalar başladı.

Güney Kıbrıs'taki iktidar ortaklarından, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un başkanı olduğu Demokratik Parti (DİKO) Başkan Vekili Nikos Kleantus, "DİSİ başkanının Kıbrıs konusunda Kıbrıs Rum halkının görüşlerini ve kararını dışta izah edecek en uygun kişi olmadığını" söyledi.

AK Parti'nin, Rum ana muhalefet partisi DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis'i Ankara'ya davet etmesiyle ilgili görüşü sorulan Kleantus, "Davet edilip edilmediğini ve neden davet edildiğini Anastasiadis daha iyi biliyor" dedi.

Kleantus, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "birçok kez Ankara'nın taktik ve politikalarına dayanak sağlayan Anastasiadis'in ilginç görüşleriyle ilgilendiğini" savundu.

DİKO Başkan Vekili Kleantus, "Kıbrıs halkının görüşleri ve kararı konusunda ikna edici olacak en uygun kişinin Anastasiadis olmadığını, çünkü kendisinin bu konuda ikna olmadığını" belirtti.

Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise DİSİ Başkanı Anastasiades'in Ankara'da Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'yla Kıbrıs sorunu konusunda resmi görüşmeler yapmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.

Rum hükümetinin en küçük ortağı Sosyalist EDEK Partisi'nin başkanı Yannakis Omiru da AK Parti'nin Avrupa Halk Partisi'ne üye olmak için başvurduğunu ifade ederek, "Bu başvuru çerçevesinde AK Parti, Avrupa Halk Partisi'ne katılan DİSİ'ye başvurdu. Garip bir şey yok" dedi.

Ana muhalefet partisi DİSİ Genel Başkanı Nikos Anastasiadis'in, Türkiye'ye gidecek DİSİ heyetine başkanlık edeceği bildirildi.

Anastasiades, "Kıbrıs cumhurbaşkanı veya yasal Kıbrıs Rum liderliği ile ilgili görüşlerimizi hiçbir şekilde değiştirmeye niyetimiz yok. DİSİ, cumhuriyetin kurumlarına ve iç politikada farklı görüşlerimiz olmasına rağmen Kıbrıs'ın çıkarlarına saygılıdır" şeklinde konuştu.

Anastasiadis: Ziyaret, Türkiye'de iktidarda

olan partiyle diyalog şansı verecek

Ana muhalefet partisi DİSİ Genel Başkanı Nikos Anastasiadis, "Umarım ziyaretim yararlı olur. Bu daveti almaktan memnuniyet duyduk. Bu ziyaret bize Türkiye'de iktidarda olan partiyle diyalog şansı verecektir. DİSİ ve AKP ilişkilerin güçlendirilmesi konusunu daha önce görüşmüşlerdi. Ankara'ya gidecek heyet, ziyaret programımız belli olduktan sonra DİSİ siyasi bürosu üyelerinden oluşacak. İki parti de Avrupa Halk Partisi toplantılarında ek görev yapacak" dedi.

Soruları da yanıtlayan DİSİ başkanı, şubat ayının ilk günlerinde başlayacak Ankara ziyareti öncesinde Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos'la görüşeceğini söyledi.

Hrisostomidis: DİSİ'nin Türkiye'de

resmi temas yapması kabul edilemez

Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, hükümetin ana muhalefet partisi DİSİ'nin aldığı herhangi bir karara karşı çıkma niyeti olmadığını, bu çerçevede AK Parti'nin davetiyle Ankara'ya gitmesine de karşı olmadığını açıkladı.

Hrisostomidis, bununla birlikte DİSİ Başkanı Anastasiades'in Ankara'da Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'yla Kıbrıs sorunu konusunda resmi görüşmeler yapmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.

Soruları yanıtlayan hükümet sözcüsü, DİSİ'nin Ankara'da resmi temaslar yapmasının yakışık almayacağını, ancak hükümetin resmi görüşlerini ortaya koyarsa bunda bir sakınca görmediğini ifade etti ve DİSİ'nin bu konuda alacağı kararın bu partiyi ilgilendirdiğini kaydetti.

Kipros Hrisostomidis, "Hükümet karışmayacak. Bu, Avrupa Halk Partisi'nin üyesi olan bir siyasi partinin aldığı karardır. Hükümetin, DİSİ'nin kararlarına ve konuyu ele alış şekline ne karışma, ne de görüş belirtme niyeti vardır" şeklinde konuştu.

DİSİ'nin "evet" yanıtının

Rum basınında yankıları

DİSİ'nin siyasi bürosu önceki gün gerçekleştirdiği toplantıda, AK Parti'nin yapmış olduğu davetin kabul edilmesi yönünde karar aldı.

Haravgi gazetesi, DİSİ heyetinin, 6-9 Şubat tarihlerinde Ankara'da olacağını yazdı.

DİSİ heyetine Nikos Anastasiadis'in başkanlık edip etmeyeceğinin henüz açıklığa kavuşturulmadığını yazan gazete, Anastasiadis'in Ankara'ya gidişinin ziyaret programı ve içeriğine bağlı olarak gerçekleştirileceğini de belirtti.

Habere göre DİSİ Basın Sözcüsü Tasos Mitsopulos soruları yanıtlarken yaptığı açıklamada, Anastasiadis'in ziyaretinin Erdoğan'ın programına bağlı olduğunu söyledi.

Bir başka soru üzerine Mitsopulos, yurtdışında partinin değil Rum tarafının tezlerinin sunulduğunu belirtti.

AKP'nin DİSİ'ye yaptığı daveti değerlendiren Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas ise "işgalin sona erdirilmesi gerektiğini ifade etmek için, işgal kuvvetlerinin siyasi dinamikleriyle olan ilişkilerden faydalanılması ve bunların değerlendirilmesi gerektiğini" söyledi.

Türkiye'nin "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni tanımamakta ısrar etmesinin ve "işgali sürdürmesinin" mümkün olmadığını savunan Hristofyas "DİSİ bu mantıkla hareket ederse, eleştirilecek bir şey olacağını sanmıyorum" dedi.

Mahi gazetesine göre daveti yorumlayan Rum Ticaret, Sanayi ve Turizm Bakanı Yorgos Lillikas ise Türk yetkililerle, milletvekilleriyle veya siyasi partilerle görüşüldüğü zaman, herkesin, 1974'ten beri yürütülen siyaseti sürdürmekle yükümlü olduğunu belirtti.

Gazete, Türkiye'ye gidecek olan heyetin, henüz netlik kazanmadığını, heyette muhtemelen başkan Nikos Anastasiadis, başkan vekili Averof Neofidu, başkan yardımcıları Lefteris Hristoforu, Sokratis Hasikos ve meclis grup sözcüsü Antonis Karis gibi isimlerin bulunacağını yazdı.

Habere göre, Türkiye'ye gidecek olan heyet ocak ayı sonunda Atina'ya da gidecek.

Simerini ise, DİSİ'nin 6-9 Şubat tarihlerinde Türkiye'de bulunacağını, Türk yetkililerle 7 ve 8 Şubat'ta görüşeceğini yazdı.

DİSİ'nin Fener Ortodoks Rum Patriği Bartholomeos'la da görüşmeyi planladığını yazan gazete, ayrıca DİSİ'nin Türkiye öncesinde, 26-28 Ocak'ta Atina'ya giderek Yunanistan cumhurbaşkanı, başbakanı ve siyasi partilerle görüşeceğini belirtti.

Habere göre Yunanistan'ın Güney Kıbrıs Büyükelçisi Hristos Panagopulos, Türk ve Rum partiler arasındaki her temasın olumlu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Cyprus Mail gazetesi ise DİSİ'nin, TC Başbakanı ve AKP Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yapmış olduğu İstanbul davetini kabul ettiğini bildirdi.

KIBRIS 21/01/05

Cinayetin çözümü için
‘İşbirliği’ gerekli


Kıbrıs Rum tarafının, “KKTC’yi tanımak anlamına gelir” fobisi, “Güzelyurtlu cinayetinin” çözümünde de işleri zorlaştırıyor.


Güney Kıbrıs’ta acımasızca öldürülen Kıbrıslı Türk işadamı Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin Güzelyurtlu ve kızları Eylül Güzelyurtlu’nun cinayetindeki “sır perdesi”ni kaldırmak için Polis Genel Müdürü Erdem Demirbağ başkanlığında özel bir birim oluşturuldu. Bugün, Birleşmiş Milletler aracılığı ile Rum polisinden bazı ‘emare’ ve ‘örnekler’ için talepte bulunulması bekleniyor...

 

Cinayetle ilgisi olduğundan şüphelenen 4 tutuklunun, yarın yeniden mahkeme huzuruna çıkarılacağı ve söz konusu kişilerin tutukluluk sürelerinin uzatılmalarının talep edileceği öğrenildi. Dört şüpheliden birinin, Güzelyurtlu’nun eski iş ortağı olduğu, cinayet gecesi ‘çalıntı’ bir araçla güney Kıbrıs’a geçtiği, vücudunun çeşitli yerlerinde ‘mücadele izleri’ taşıdığı ve Elmas Güzelyurtlu’nun “kaçırıldığı evi” iyi bilenlerden biri olduğu saptandı.

 

Rum polisinin “işbirliği” yapması halinde cinayetin erken zamanda sonuçlanması konusunda önemli bir mesafe alınacak. Birleşmiş Milletler aracılığı ile bugün Rum polisine ‘istekler’ iletilecek. Ancak, dün yine Rum basınına yer alan ifadeler, Kıbrıs Rum Polis Teşkilatı’nın olaya “siyasi gözlüklerle” baktığını ve işbirliğine yanaşmadığını gösterdi... Cinayetin çözümü için iki polis teşkilatının işbirliği önemli, ancak şimdilik Rum polisi, “(KKTC’ye) tanınma ümidi verecek herhangi bir adım atmayız” görüşünde ısrarlı!..

 

Kıbrıs Rum tarafının, “KKTC’yi tanımak anlamına gelir” fobisi, “Güzelyurtlu cinayetinin” çözümünde de işleri zorlaştırıyor.

Rum polisinin “işbirliği” yapması halinde cinayetin erken zamanda sonuçlanması konusunda önemli bir mesafe alınacak. Birleşmiş Milletler aracılığı ile bugün Rum polisine ‘istekler’ iletilecek. Ancak, dün yine Rum basınına yer alan ifadeler, Kıbrıs Rum Polis Teşkilatı’nın olaya “siyasi gözlüklerle” baktığını ve işbirliğine yanaşmadığını gösterdi... Cinayetin çözümü için iki polis teşkilatının işbirliği önemli, ancak şimdilik Rum polisi, “(KKTC’ye) tanınma ümidi verecek herhangi bir adım atmayız” görüşünde ısrarlı!..

Güney Kıbrıs’ta acımasızca öldürülen Kıbrıslı Türk işadamı Elmas Güzelyurtlu, eşi Zerrin Güzelyurtlu ve kızları Eylül Güzelyurtlu’nun cinayetindeki “sır perdesi”ni kaldırmak için Polis Genel Müdürü Erdem Demirbağ başkanlığında özel bir birim oluşturuldu. Bugün, Birleşmiş Milletler aracılığı ile Rum polisinden bazı ‘emare’ ve ‘örnekler’ için talepte bulunulması bekleniyor...


Önemli ‘şüpheler’
Cinayetle ilgisi olduğundan şüphelenen 4 tutuklunun, yarın yeniden mahkeme huzuruna çıkarılacağı ve söz konusu kişilerin tutukluluk sürelerinin uzatılmalarının talep edileceği öğrenildi. Dört şüpheliden birinin, Güzelyurtlu’nun eski iş ortağı olduğu, cinayet gecesi ‘çalıntı’ bir araçla güney Kıbrıs’a geçtiği, vücudunun çeşitli yerlerinde ‘mücadele izleri’ taşıdığı ve Elmas Güzelyurtlu’nun “kaçırıldığı evi” iyi bilenlerden biri olduğu saptandı.
Cinayetle ilgisi olabileceği şüphesiyle tutuklanan dört zanlıdan biri olan Mustafa Akmandor’un üç ay önce Güzelyurtlu’ya ait 27 bin Kıbrıs Lirası’nı dövize çevirmek için yola çıktığı, daha sonra “iki kişinin saldırısına uğradım, paralar çalındı” dediği ve bu olaydan bir süre sonra da Elmas Güzelyurtlu’nun yanından ayrıldığı söyleniyor.

Güzelyurt'ta 3 Ocak 2005 tarihinde, Mustafa Akmandor’a ait araç kundaklanmıştı. O dönemde, olayın “Elmas Güzelyurtlu ile ilişkili” olduğu da iddia edilmişti...

Mustafa Akmandorlu, olaydan sonra Elmas Güzelyurtlu’nun yanından ayrılarak, Güzelyurt’a dönmüş ve  hayvancılık yapmaya başlamıştı. Bir kaç hafta sonra ise söz konusu şahsın arabası kundaklanmıştı.

Bu olay üzerine Elmas Güzelyurtlu’dan şüphelenen Mustafa Akmandor ve bir grup arkadaşı, Elmas Güzelyurtlu’nun oğlu Mehmet Güzelyurtlu’nun bulunduğu Lefkoşa’daki ‘Zerex Döviz Bürosu’na giderek, burada Mehmet Güzelyurtlu ile tartışmıştı.
Bu olaylardan sonra Elmas Güzelyurtlu ile Mustafa Akmandor arasında “tehdit içerikli” telefon görüşmeleri yapıldığı da öne sürülüyor.

 

Rum basını: Onları çalışanları öldürdü

 

Rum gazeteleri, Cumartesi günü cinayete kurban giden Elmas Güzelyurtlu, eşi ve kızlarının öldürülmesiyle ilgili olarak dün dört kişinin KKTC polisi tarafından tutuklandığına ilişkin habere yer verdiler.

Haberi “Cinayet Kördüğüm” başlığıyla veren SİMERİNİ, KKTC polisinin cinayetle ilgili olarak “Antroliku” (Gündoğdu) kökenli üç Kıbrıslı Türk ile bir “yerleşiği” tutukladığını belirtti.

Söz konusu kişilerin, Elmas Güzelyurtlu’nun oğlu Mehmet Güzelyurtlu’nun ifadesiyle tutuklandıklarını yazan gazete, tutuklananların tasarrufunda silah da bulunduğunu savundu.

Habere göre Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Theodoru, söz konusu kişilerin Rum polisi tarafından tutuklanması olasılığıyla ilgili bir soru üzerine gazeteye yaptığı açıklamada, “işgalin” kendilerine şüphelileri tutuklama yetkisini vermediğini, ayrıca kimlerin şüpheli olduğunun tam olarak bilinmemesi nedeniyle de tutuklama emrinin çıkartılmasının çok zor olduğunu da söyledi.

Theodoru “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu oluşuma (KKTC’ye) tanınma ümidi verecek herhangi bir şey yapmaya hakkı yoktur” dedi.

Haberi “Onları Çalışanları Öldürdü” şeklinde veren POLİTİS ise dünkü tutuklamalara yer verdi.


Eylül, avucundan yaralandı
Tutuklanan kişilerle ilgili olarak ayrıntı veren gazete, Adli Tabip raporuna dayanarak Elmas Güzelyurtlu’nun kızı Eylül’ün avucundan da yaralandığını, Eylül’ün başından vurulmadan önce içgüdüsel olarak elini savunma amaçlı olarak, başının üzerine koyduğunu, ayrıca arabanın içinde de bir el ateş açıldığını yazdı.

FİLELEFTHEROS ise, Elmas Güzelyurtlu’nun oğlu Mehmet’in dün de Rum polisine giderek şüphelilerle ilgili ek ifade verdiğini yazdı.

Mehmet Güzelyurtlu’nun ifadesinde, çok şey anlatılmaması nedeniyle tekrar ifade vermeye çağrıldığını yazan gazete, ilk ifadesinde oğul Güzelyurtlu’nun babasının düşmanları ve son aldığı tehditler hakkında çok şeyler söylediğini de belirtti.

Gazete, eve kilidin açılarak girilmesine ve alarm sisteminin etkisiz hale getirilmesine bağlı olarak, cinayetin Güzelyurtlu ailesinin yakın çevresinden biri tarafından işlendiğini gösterdiğini de belirtti.

 

 

--------------------------------------------------
Cinayetle ilgili neler yazıldı? ...
--------------------------------------------------

Perde gerisinde kimler vardır?

Başaran DÜZGÜN

Gece saat 23:00'te Kermiya barikatından Güney Lefkoşa'ya geçtiler.
Altlarındaki araba hırsızlıktı.
Arabaya sahte evrak düzenlediler.
Türk polisi ve Rum polisi evrakların sahte olduğunu anlamadı.
Elmas Güzelyurtlu'nun Aydemet'teki evinin yan tarafındaki boş arazide konuşlandılar.
Kaçırma operasyonu ile ilgili planlarını gözden geçirdiler.
Saat 03:00 sıralarında harekete geçtiler.
Arka bahçe duvarından avluya atlayıp, arka giriş kapısını gösteren güvenlik kamerasını yukarıya kaldırdılar.
İçlerinden bir tanesi arka pencerenin metal aksamını zorlayarak açtı.
Pencere altındaki koltuğa basarak odaya girdi.
Tarladan geldiği için koltuk üzerinde kocaman bir ayak izi bıraktı.
Sonra arka kapıyı açtı ve diğer 3 kişiyi eve aldı.
Doğruca mutfağa yöneldiler.
Mutfağa açılan kiler odasındaki güvenlik kameralarının yer aldığı sisteme ulaştılar ve sistemi kapattılar.
Sistemin kilerde olduğunu biliyorlardı.
Evi çok iyi biliyorlardı. Çünkü Elmas Güzelyurtlu'nun yakın tanıdığı ve son zamanda kanlısıydılar.
İkisi Eylül'ün odasına ikisi de Elmas ile Zerrin Güzelyurtlu'nun odasına gittiler.
Kıpırdamalarına bile fırsat vermeden bastırıp yanlarında getirdikleri koli bandıyla ellerini sıkı sıkıya bağladılar.
Zaten Elmas Güzelyurtlu direnecek durumda değildi çünkü korkunç bel ağrıları şikayeti vardı.
Adım bile atamıyordu.
Üçünü de zorla alt kata indirdiler.
Geldikleri yoldan arka bahçeye çıktılar.
İçlerinden biri Elmas Güzelyurtlu'ya ait Lexus arabanın direksiyonuna geçti.
Yanına Elmas Güzelyurtlu oturtuldu ve emniyet kemeri bağlandı.
Diğeri de arka koltukta Zerrin ile Eylül Güzelyurtlu'nun yanına oturdu.
Diğer ikisi de kuzeyden geçirdikleri arabaya bindi.
İstikamet Larnaka tarafıydı.
Çünkü cinayet için de kuzeye kaçmak için de en uygun yerler o tarafta vardı.
Yolda işler planladıkları gibi gitmedi.
Büyük ihtimaldir ki arabaya bindiği andan itibaren "çok iyi tanıdığı" saldırganlara lanetler yağdıran Zerrin Güzelyurtlu koli bantlarından kurtuldu ve arka koltukta oturanla aralarında boğuşma oldu.
Zerrin Güzelyurtlu'nun bu boğuşmayı kazanma şansı yoktu.
Nitekim öyle oldu ve silahlar ateşlendi.
Önce Zerrin Güzelyurtlu sonra Eylül Güzelyurtlu başlarından vuruldu.
Emniyet kemerini çözüp arabanın dışına çıkan Elmas Güzelyurtlu'nun yanına gittiler ve şakağına bir kurşun sıktılar.
Sonra ne yaptıkları bilinmez.
Bilinen bir tek şey var ki saat 23:00'te Kermiya barikatından güneye geçen araç, saat 06:00 sıralarında aynı yerden geri döndü.
***
Yukarıda yazılanlar doğru mudur?
Korkunç cinayetin detayları böyle midir?
Bir aile böyle mi yok edilmiştir?
Henüz bilmiyoruz.
Büyük bir başarıya imza atmaya hazırlanan polis herhalde tüm detayları ile bu cinayeti aydınlatacaktır.
Ama cinayetin işlenme amacı ortaya çıkacak mı?
Katiller bulunsa da yanıtlanmamış sorular ortalıkta dolaşmaya devam edecek.
Önemli olan tüm sorulara yanıt bulmaktır.
Ve en önemli soruya:
Güzelyurtlu ailesi niye katledildi?
Perde gerisinde kimler vardır?

 

Bu cinayet aydınlanabilir!


Dr. Doğan HARMAN

Rumların Elmaslar cinayeti ile ilgili MİT masalları devam ederken birden ilginç gelişmeler olmaya başladı..
Salı akşamı Türk polisi cinayet zanlısı olarak dört kişiyi tutukladı..
Tutuklama sabahın erken saatlerinde gerçekleşti..
Sabah saat 5 sularında Mehmet Güzelyurtlu Kıbrıslı gazetesini arayarak konuyla ilgili ilik bilgileri bize ulaştırdı..
Ardından olayı adım adım izlemeye ve Genç TV aracılığı ile halkımıza aktaramaya başladık..
Dört kişiden ikisi Lefkoşa diğerleri ise Girne ve Güzelyurt’ta tutuklanarak sorgulanmışlardı..
Tutuklanıp sorgulandıkları yerde mahkeme huzuruna çıkartılarak tutukluluk süreleri uzatıldı..
Olayı kimseden gizlemedik..
Tüm basına bilgi verdik.
Şu sıralarda mahkeme huzuruna çıkartılıyorlar dedik.
Böylelikle tüm basın olay yerine gitti.
Lefkoşa’da hepimiz oyuna geldik..
Çünkü mahkeme huzuruna çıkartılan iki kişi evrak sahteleme ve sirkatten tutuklandı..
Bu herkesi şaşırttı..
Oysa tutuklananlar ayni anda iki konuda sorgulanıyorlardı..
Hem cinayet konusunda hem de evrak sahteleme konusunda..
Polis kolayına öyle geldiği için tutukluluğu evrak sahtelemeden aldı..
Söz konusu iki kişinin bugün ön sayfadan resimlerini yayınlıyoruz..
Bu kişilerden bir tanesinin cinayetin aydınlanmasına ışık tutacak çok önemli bir özelliği var..
Bu konuya aşağıda değineceğim..
Önce başka bir nokta üzerinde durmak istiyorum..
Tutuklanan dört kişiden biri cinayet gecesi normal çıkış kapısından 23.00 sularında Rum tarafına geçmiş saat 5.30 sularında ise geri dönmüş..
Yani cinayetin işlenmesinden sonra..
Bu şahıs sorgulanması sırasında Rum kesiminde ne yaptığına dair mantıklı ve inandırıcı hiçbir şey söyleyemedi..
Bu çok önemli..
Bu arada Rum tarafından gelen bir bilgiye göre Elmas Güzelyurtlu’ya ait aracın içinde bir itişme kakışma yaşanmış..
Polis arabanın içinde küçük bir bıçak buluyor..
Bıçağın üzerinde Zerrin Güzelyurtlu’nun el izleri var..
Bu bıçakla ellerini bağladıkları bantları kesmiş..
Sonra da bıçağı arabadaki canilerden birinin sırtına saplamış..
Arka koltukla söz konusu şahsın sırtından akan kanın izleri kalmış..
Rumlar bunun DNA analizini yaptılar..
Ama kime ait olduğunu bulmak kolay bir iş değil..
İşte bu noktada Türk polisinin yakaladığı diğer zanlılardan birinin durumu ilginç bir bağlantı ortaya çıkarıyor..
Zanlılardan birinin omzunun arka kısmında bir yara izi var..
10-12 gün önce bir atışmadan kaynaklandığını söylüyor..
Polise göreyse yara izi taze..
Birkaç günlük..
Doktorlar yaranın nereden kaynaklandığını söylemekte zorlanıyorlar..
Arabada olanlar ve bu şahsın omzundaki yara izi rastlantı mı?
Tabii ki rastlantı da olabilir!
Ama eğer öyleyse pes doğrusu!
Peki bu iş nasıl çözülecek?
Çok basit..
Eğer Rumların elindeki bilgi ve bulgularla bizimkilerin elindeki bilgi bulgu zanlılar bir araya getirilirse daha bütünlüklü bir sonuca ulaşmak mümkün olabilir..
O zaman cinayetin ortaya çıkarılması an meselesi olur..
Bir diğer bilgiye göreyse Rumlar yaptıkları incelemeler sonucunda olayda 7 kişinin yer aldığını belirtiyorlar..
Eğer öyleyse hesap tutuyor..
Cinayete kurban giden üç kişiyle dört zanlı yedi kişi yapar!
Tüm bunlar olayın aydınlanabilmesi için Rum polisiyle Türk polisinin işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor..
Rumlar buna yanaşmak istemiyorlar..
O zaman BM aracılığı ile işbirliği yapsınlar..
Polisler kendi aralarında gayri resmi düzeyde konuşsunlar..
Siyasi nedenler ileriye sürerek cinayet dosyalarını kapatacak halleri yok ya!
İlk kez bir cinayetin faali meçhul kalmayacağına inandım..
Önümüzdeki günlerde her halde ciddi gelişmeler olacak..
Doğrudan olmasa bile dolaylı bir işbirliği mutlaka yapılacak..
Yapılmalıdır!
Olayın nedenlerine gelince..
Tutuklanan şahıslardan biri Elmas’ın döviz bürosunda kurye olarak çalışıyordu..
Para getirip götürüyorlardı..
Birkaç ay önce “yolumu kesip parayı elimden aldılar” diyerek 27 bin Kıbrıs lirasını cebe attı sonra da ortadan kayboldu..
Elmas bunu yemedi..
Paranın peşine düştü..
Kavgalar devam edip giderken cinayet gecesinden bir gece önce Elmas’ın evine gitmiş..
Ne konuşmuşlar, ne görüşmüşler, bilinmiyor..
Yani bunlar o para meselesiyle ilgili insanlar..
Öldürme olayı da bir şekilde o para kavgasıyla ilgili görünüyor..
Veya arada bizim bilmediğimiz başka para meseleleri var..
Çok sürmez bu iş yakında ortaya çıkar..
Öyle inanıyorum..
Belki öyle olmasını istiyorum!
Anlatması çok zor ama bu cinayetin aydınlanabileceğine inanıyorum..
YENIDUZEN 21/01/2005

 

KKTC’li parlamenterler Strasbourg yolcusu

 

Kıbrıslı Türklerin bir Avrupa platformunda ilk resmi temsiliyeti gelecek hafta Strasbourg’da gerçekleşecek.

 

KKTC’li iki parlamenter, 24-28 Ocak tarihlerinde Strasbourg’da düzenlenecek Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) toplantılarına ilk defa resmi temsilci sıfatıyla katılacak.

 

AKPM kaynaklarından alınan bilgiye göre toplantılara KKTC’den biri asil diğeri yedek olmak üzere 2 parlamenter katılacak. KKTC’yi bu toplantılarda asil üye olarak CTP’den Özdil Nami, yedek üye olarak ise UBP’den Hüseyin Özgürgün temsil edecekler.
KKTC’li parlamenterler, “Kıbrıs Türk Toplumu Temsilcileri” sıfatıyla AKPM’deki tüm genel kurul ve komisyon oturumlarına katılabilecekleri gibi, bu oturumlarda söz alıp görüş de belirtebilecekler, ancak oy hakkına sahip olmayacaklar.

 

YENIDUZEN 21/01/2005

 

Rum’a zeytin dalı

Talat, Kıbrıs’ta dostluk ve barış arzusunu açıkça ortaya koyduklarını ifade ederek, “Bu ziyaretle barış elimizi uzatmaya devam ettiğimizi teyit ediyoruz” dedi

 

Başbakanın eşi Oya Talat, dilek kuyusuna “Kıbrıs’ta barış” olmasını diledi ve bunun gerçekleşmesi  halinde Hala Sultan’ı yeniden ziyaret edeceklerini söyledi

 

Kıbrıs sorunun çözümünde tek anahtarın Annan Planı olduğuna dikkat çeken Talat, planı reddeden Rum tarafının somut önerilerini beklediklerini vurguladı

 

Başbakan Mehmet Ali Talat, eşi Oya Talat, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ömer Kalyoncu, eşi Özay Kalyoncu, Başbakan Talat’ın halası Layka Atasağun, Oya Talat’ın annesi Ayşe Sarp; anneannesi Emine Mustafa Raif, Başbakanlık Müsteşarı Eşref Vaiz, dün, İslam’ın kutsal mekanlarından biri olan Hala Sultan’ı ziyaret etti.

Başbakan Talat, ziyaretin, aile büyüklerinin özellikle de halasının isteği üzerine yapıldığını ifade ederek, Kurban Bayramı’nın Müslümanlar için dostluk, barış ve sevgi günü olduğuna işaret etti.

Talat böyle bir günde gerçekleştirilen ziyaretle, aynı zamanda Kıbrıs’ta dostluk ve barış arzusunu açıkça ortaya koyduklarını ifade ederek, “Bu ziyaretle barış elimizi uzatmaya devam ettiğimizi teyit ediyoruz” dedi.

Metehan Türk ve Rum Kara Sınır Kapılarından kontrol yapılmadan geçen Başbakan Mehmet Ali Talat ve beraberindeki heyete Hala Sultan’a kadar Rum polisi sivil araçlarla eşlik etti.

Rum polisinin Başbakan Talat’ın ziyareti nedeniyle Hala Sultan’da sivil polislerle geniş önlem aldığı gözlendi. Kalabalık bir Rum gazetecinin grubunun da izlediği ziyarette Başbakan ve beraberindeki heyet, geleneğe ve dini vecibelere uygun olarak Hala Sultan’ın kabrinin etrafında döndü. Başbakan Mehmet Ali Talat’ın eşi Oya Talat, tüm aile ve heyet adına dilek kuyusunda dilek diledi. Oya Talat, dileğinin tüm Kıbrıs’a ve dünyaya barış olduğunu söyleyerek, dileğin gerçekleşmesi  halinde Hala Sultan’ı yeniden ziyaret edeceklerini söyledi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, ziyareti nedeniyle Türkçe ve İngilizce olarak açıklamalar yaptı.

Talat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı olarak İslam için kutsal mekanlardan biri olan ve Güney Kıbrıs’ta bulunan Hala Sultan’ı ziyaret ederken, Kıbrıs’ta barış ve çözüme ihtiyaç olduğunu bir kez daha hatırlattı. “Kıbrıs’ta ve dünyada barış ve huzur istiyoruz” diyen Talat, KKTC Başbakanı olarak yaptığı ziyaretin anlamını soran bir Türk gazetecinin sorusuna karşılık, Hala Sultan’ın kutsal mekanlardan biri olduğunu, burada sıfatların değil kişiliğin önemli olduğunu ve ziyareti Mehmet Ali Talat olarak yaptığını söyledi.

Talat, bir başka soruya karşılık, Kıbrıs sorunun çözümünde tek anahtarın Annan Planı olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs Türk tarafı olarak bu planı reddeden Rum tarafının somut önerilerini beklediğini vurguladı.

Başbakan Mehmet Ali Talat bir başka soruya karşılık ise, Türkiye’nin AB üyeliği görüşmelerinin başlayacağı tarihe kadar Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çalışmaya devam edeceğini ifade etti.

OYA TALAT

Başbakan Mehmet Ali Talat’ın eşi Oya Talat da Hala Sultan ziyareti sonrasında yaptığı açıklamada, bugünkü ziyaretin sevgi ve barış dileğiyle yapıldığını söyledi. Oya Talat, ziyaretin, annesi, anneannesi ve eşinin halasının isteğiyle gerçekleştiğini; bunun herkes için mutluluk kaynağı olduğunu belirtti.

Dilek kuyusuna yaptıkları dileğin de Kıbrıs’ta kalıcı barışın olması yönünde olduğunu anlatan Oya Talat, dilek yerine geldiği zaman kutsal mekanı yeniden ziyaret edeceklerinin sözünü verdi.

Başbakan Mehmet Ali Talat ve beraberindeki heyet daha sonra bol bol fotoğraf çektirdi

HALKIN SESI 21/01/05