KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, son resmi basın
toplantısında, Cumhurbaşkanlığı'nın güçlü
adaylardan Başbakan Mehmet Ali Talat'a yüklendi.
Talat'ın
bir TV kanalında Biz egemen miyiz? sorusunu yöneltmesinin kendisini
dehşete düşürdüğünü kaydeden Denktaş, Dünya seni
tanıyana kadar haklarınızı koruyacaksınız,
egemenlik elden giderse azınlıksınız dedi.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki basın
toplantısının kendisinin bu görevde düzenlediği son
basın toplantısı olduğunu ifade eden Denktaş, dün
akşam KKTC'de yayın yapan bir TV kanalında üç
cumhurbaşkanı adayının katıldığı ve geç
saatlere kadar süren programda Talat'ın sarf ettiği bazı
sözlerin kendisini hayrete düşürdüğünü kaydetti.
Talat'ın
Lahey ve Kopenhag'da barış yönündeki fırsatın
kaçırıldığı sözlerini eleştiren Denktaş,
Kıbrıs Rumları için kendilerine meşru Kıbrıs
hükümeti denildiği andan itibaren Kıbrıs meselesinin
hallolmuş olduğunun ve bu unvan altında AB'ye müracaatın
Kıbrıs'a sahip çıkmak olduğunun hala
anlaşılamamasını büyük gaflet olarak niteledi.
Rum
kesiminin bu tavırlarına karşı tek müdafaa biçimlerinin
devlete, egemenliğe ve bağımsızlığa sahip
çıkmak olduğunu söyleyen Denktaş, sözlerine şöyle devam
etti:
Sayın
Talat beni hayretler içinde bıraktı. Annan planında bahsedilen
ve adına Kıbrıs Türk Devleti denilen vilayetin bizi dünya ile
kucaklaştıracak, dünyaya açacak bir gelişme olduğunu
söylüyor. ABD'de de böyle vilayetler düzinelerce var ama dünya ABD'yi
tanıyor. Kendimize gelelim. Egemenliği, devleti,
bağımsızlığı pazarlık konusu yapma
hakkı kimseye verilmemiştir. Seçimi kazananlara da
verilmemiştir.
KKTC
Cumhurbaşkanlığı görevini devralacak kişinin
bağımsızlığı, egemenliği
koruyacağına dair yemin ederek göreve
başlayacağını kaydeden Denktaş, Buna karşı
çıkacak olanlar varsa, ona karşı çıkacak olanlar da
olacaktır diye konuştu.
Denktaş,
Devleti, bağımsızlığı mezata sokma hakkı
kimsede yoktur dedi.
Denktaş,
1960 sisteminde kendilerine eşit egemenlik ve garantiler verilmesine
karşın, bu sistemin yıkıldığını
hatırlatarak, yeniden hissedar olmak değil, can pahasına elde
edilen egemenliğin korunması gerektiğini belirtti.
Talat'ın
TV programında Biz egemen miyiz? sorusunu yöneltmesinin kendisini
dehşete düşürdüğünü kaydeden Denktaş, egemenliğin
birçok zorlukla kazanıldığına işaret ederek, Dünya
seni tanıyana kadar haklarınızı koruyacaksınız,
egemenlik elden giderse azınlıksınız diye konuştu.
Talat'ın
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un tecrit edileceği yönündeki
sözlerini de eleştiren Denktaş, Rum halkının yüzde 75'lik
bir oranla Papadopulos'u desteklediğini söyledi ve Seçimleri
kazanırsa bu makama oturacak olan insanın (Egemen değiliz, kimse
bizi tanımıyor) demesi ayıptır, günahtır, kabul
edilemez diye konuştu.
21
yaşında bir devlet bıraktığını kaydeden
Denktaş, halkın Meclis'te bulunan 50 seçilmiş insana, devleti
ortadan kaldırmaları için oy vermediğini söyledi.
(aa)
HURRIYET 16/04/2005
KKTC yarın yeni liderini seçiyor |
|
|
KKTC, halkı yarın yeni Cumhurbaşkanını seçmek üzere sandık başına gidiyor. 1975te Kıbrıs Türk Federe Devleti ile başlayan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 7incisi yapılıyor. Bu seçimlerin geçen seçimlere göre en büyük farkı, 6 kez üst üste Kıbrıs Türklerin lideri seçilen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın siyasetten çekilmesi. 147 bin Kıbrıslı Türkün oy kullanacağı seçime 9 aday katılıyor. Adaylardan CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat, UBP lideri Derviş Eroğlu ve DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu favori gösteriliyor. Diğer adaylar ise şöyle; TKP lideri Hüseyin Angolemli, Yeni Parti lideri Nuri Çevikel, Sosyalist Parti adayı Zehra Cengiz, bağımsız adaylar Zeki Beşiktepeli, Ayhan Kaymak ve Arif Salih Kırdağ. Cumhurbaşkanlığı için yarıdan bir fazla oy almak gerekiyor. Yüzde 50nin üzerine çıkan aday olmaması durumunda bir hafta sonra en çok oyu alan iki aday arasında ikinci tur seçimler yapılıyor. |
|
HURRIYET 16/04/2005
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA KKTC, yarın yapılacak seçimde büyük ihtimalle M.Ali Talatı cumhurbaşkanı seçerken bir dönemi de kapatacak. Siyasetten çekilen 50 yıllık dava adamı Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı uğurlayacak. Annan Planının referanduma sunulması Denktaşı Türkiye ile ilişkilerde yol ayrımına getirdi. Bu nedenle Denktaşın verdiği son röportajlarda hep bir kırgınlık ve sitem vardı. KIBRISta
Türk halkının varoluş mücadelesinin simgesi KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş bugün siyasi hayatını
noktalıyor. 81 yıllık ömrünün neredeyse tümünü
Kıbrıs sorununa adayan Denktaşın görev süresi bugün sona
eriyor. Denktaş, yarın yapılacak Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin galibine makamını devredecek. |
|
|
HURRIYET 16/04/2005
KKTCyi yaratan adam |
|
|
27
Ocak 1924te Kıbrısın Baf kentinde doğan
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 81 yılın son 50
yılında Rumlara karşı direnişin sembolü oldu.
Kıbrıs mücadelesinin tek adamı Denktaşın
mücadelesindeki dönüm noktaları şöyle: |
|
|
|
HURRIYET 16/04/2005
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA KIBRIS Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos önceki gece tüm televizyon kanallarından naklen yayınlanan açık oturumda Türkiyeye AB sürecinde küçük vetolar kullanacağını ima etti ve BMnin istediği listeyi de hiçbir gücün vermeye zorlayamayacağını söyledi. Rum liderin politikasına Rumların yüzde 70i tam destek verdi. Papadopulos,
dört Rum televizyonunda ortak yayınlanan bir açık oturuma
katıldı. Papadopulos, Kıbrıs sorunuyla ilgili BM Genel
Sekreteri Kofi Annanın istediği değişiklikler listesini
vermeyeceğini, hiçbir gücün de kendilerini
zorlayamayacağını söyledi. |
|
|
HURRIYET 16/04/2005
|
Makariosun hatası
Kıbrısı Yunan yapmaktan kurtardı |
|
|
The Daily Telegraph gazetesi, Denktaşın emekliye ayrılmasıyla ilgili geniş bir haber yayınlayarak, Denktaşın ağzından, Yunanistana bağlanarak Enosis gerçekleştirmek isteyen Başpiskopos Makarios, 1964te Türk azınlığa sahip çıksaydı, istediği doğal olarak gerçekleşecekti dedi. THE
Daily Telegraph muhabiri Tabitha Morgana Lefkoşada demeç veren
Denktaş, adanın bölünmesine yol açan tarihi bir anı anlatarak,
1964 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Başpiskopos Makarios, Türkleri hükümetten
dışlayacağı yerde sahip çıksaydı ve
kollasaydı ardından baskın bir referandumla çok kolay bir
şekilde adayı Yunanistana bağlayarak Enosisi gerçekleştirebilirdi.
Yapmadı ve Türkleri dışladı dedi. |
|
HURRIYET 16/04/2005
Papadopulos: Zaman tahdidi olmadan ve
hakemsiz görüşmelere hazırız
Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos, ''Kıbrıs Rum tarafının Annan planında
istediği değişiklikleri açıklamasının doğru
taktik olmadığını'' söyledi.
Papadopulos, göreve gelişinin ikinci
yıldönümü nedeniyle düzenlediği basın toplantısında,
''BM ve AB'nin bazı yetkililerinin, müzakereler başlamadan önce
pozisyonların açıklanmasının doğru
olmadığını savunduklarını'' ileri sürdü.
''Kıbrıs Rum tarafının,
zaman tahdidi olmadan ve hakemsiz, Kıbrıs sorununun çözümünü
sağlayacak diyalogun bir an önce başlamasını
arzuladığını'' kaydeden Papadopulos, ''müzakerelerin yeni
turunun ne zaman başlayacağını bilmediğini, ancak
Kıbrıs Rum tarafının konu üzerinde uzun zamandır
hazırlandığını'' belirtti.
Rum Ulusal Konseyi'nin son
toplantısında Kıbrıs Rum siyasi partilerinin Annan
planında yapılması gerektiğini düşündükleri
değişiklikleri sunduklarını anımsatan Papadopulos,
''yapılması istenen değişikliklerin Kıbrıslı
Türklerin planda elde ettikleri kazanımlara dokunmayacağını''
iddia etti.
İngiltere ve ABD'den başka ülkelerin
de Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için
çalıştıklarını ve müzakerelerin yeniden
başlaması için çaba harcadıklarını kaydeden
Papadopulos, ''ABD ve İngiltere'nin Türkiye ile yakın
ilişkilerinden dolayı Kıbrıs sorununda önemli bir rol
oynadıklarını'' belirtti ve ''bunun değişmesi gerektiğini''
söyledi.
MILLIYET 16/04/2005
KKTC'de bir
devir sona eriyor...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC)
yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiyle
KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı belirlenecek.
Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin
ilanıyla birlikte 1976 yılından 2000 yılına kadar her
beş yılda bir yapılan altı
cumhurbaşkanlığı seçimini de kazanan, son seçimde aday
olmayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görevi devretmeye hazırlanıyor.
Denktaş'ın aday
olmadığı yedinci cumhurbaşkanlığı seçimine,
3'ü bağımsız, 9 aday katılıyor. Yarınki seçimde,
adaylardan birinin cumhurbaşkanı seçilebilmesi için geçerli
oyların salt çoğunluğunu alması gerekiyor.
Hiçbir aday salt çoğunluğu alamazsa en
çok oyu alan iki aday arasında yedi gün sonra seçimin ikinci turu
yapılacak, en çok oyu alan aday, yeni cumhurbaşkanı olacak.
Cumhurbaşkanı adayları
Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi
Genel Başkanı ve Başbakan)
Arif Salih Kırdağ
(Bağımsız)
Zeki Beşiktepeli (Bağımsız)
Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel
Başkanı)
Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist Partisi
adayı)
Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik Partisi
Genel Başkanı)
Ayhan Kaymak (Bağımsız)
Mustafa Arabacıoğlu (Demokrat Parti
Genel Sekreteri)
Hüseyin Angolemli (Toplumcu Kurtuluş
Partisi Genel Başkanı)
81 yıllık serüven
Hayatını Kıbrıs
davasına adayan, 'eşitlik, egemenlik, devlet, Türkiye'nin etkin ve
fiili garantisi' kavramlarının önemini her fırsatta vurgulayan
ve dünyada Kıbrıs Türk halkının lideri olarak bilenen Rauf
Denktaş, 18 yaşında başladığı mücadelesini,
81 yaşında sürdürüyor.
81 yıllık yaşamı kolay ve
rahat geçmeyen Denktaş, 27 ocak 1924'te, şimdi Güney Kıbrıs
sınırları içinde bulunan Baf'ta, dönemin az sayıdaki
hakiminden biri olan Raif Bey'in dördüncü ve en küçük çocuğu olarak
dünyaya geldi.
1942 yılında liseyi bitiren
Denktaş, İngilizlerin uçaksavar bölüğünde tercüman olarak
çalışmaya başladı. İşe başlar, baba
mesleği avukatlığa karar veren Denktaş, İngiliz
Okulu'nda bir yıllık öğretmenliğin ardından burs
alarak 1943'te hukuk eğitimi için İngiltere'ye gitti.
Rauf Denktaş, 1947 yılında
avukatlıkla başlayan meslek yaşamına savcı olarak
devam etti, ta ki Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu'nun
başkanlığına getirildiği 1957 yılına kadar.
1957'de savcılıktan istifa ederek
Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu'nun başına geçen
Denktaş, aynı yıl Türk Mukavemet Teşkilatı'nın
(TMT) kuruluşunda da etkin olarak görev aldı.
Türkiye'de bir süre sürgün
yaşadığı yıllarının ardından 1968'de
adaya dönen Denktaş, 1973 seçimlerinde
cumhurbaşkanlığı muavinliğine aday olduve
kazandı. Bu Denktaş'ın ilk seçimiydi.
1974 Barış Harekatı'nın
ardından bugüne kadar yapılan altı
cumhurbaşkanlığı seçimini de kazandı. 1976 ve 1981
seçimlerine kendi kurduğu parti olan Ulusal Birlik Partisi (UBP)
adına katılan Denktaş, 1985'te bağımsız aday
oldu.
Muhalefet ile iktidarın blok halinde
bölündüğü 1990 seçiminin ardından, Denktaş ve UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu'nun yolları ayrıldı.
1995 ile 2000 yıllarında yapılan
cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eroğlu,
Denktaş'ın karşısına aday olarak çıktı.
Eroğlu'nun adaylığıyla bu
iki seçim 2 turlu yapıldı, Denktaş her iki seçimi de 2'inci
turda kazandı. Ancak 2000 seçimlerinde Eroğlu'nunbirinci turun
ardından çekilmesi nedeniyle Denktaş 2'inci turu seçimsiz
kazandı.
11 torunu var
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, baba
olarak da büyük acı yaşadı. Altı çocuğundan üçünü
kaybetti. Önce 2.5 yaşında Dilek isimli kızı
hastalıktan öldü ve tedavi gördüğü İngiltere'de gömüldü.
Ardından mücadele yıllarında 7 yaşındaki Münür,
bademcik ameliyatı sırasında hayatını kaybetti. Son
olarak Denktaş 1985 yılında Raif'i trafik kazasında
kaybetti. Denktaş'ın, oğlu Serdar, kızları Ender ile
Değer'in yanı sıra 11 torunu var.
Okumaya ve yazmaya ilgisiyle bilinen, son
günlerde Halkın Sesi gazetesinde köşe yazarlığına
başlayan Denktaş'ın, geçtiğimiz günlerde yayımlanan
'Yeniden 12'ye 5 Kala' kitabıyla birlikte 19'u İngilizce toplam 46
yayımlanmış eseri bulunuyor.
MILLIYET 16/04/2005
KKTC
halkı yarın sandık başına gidiyor...
KKTC halkı, yeni
cumhurbaşkanını seçmek amacıyla yarın sandık
başına gidecek.
22 Mart'ta başlayan
cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda süresi, bugün saat
18.00'de sona erdi.
Toplam seçmen sayısı 147 bin 823 olan
ülke genelinde 577 sandıkta oy kullanılacak.
Cumhurbaşkanlığı seçimini
kazanacak aday, bu göreve, 6 kez seçilen Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın ardından gelen ikinci isim olacak.
Seçimde 3'ü bağımsız 9 adaydan
biri, geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde
KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan
iki aday arasında 24 Nisan Pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan
aday, 5 yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanı olacak.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde,
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) adayı Zehra Cengiz, Demokrat
Parti (DP) adayı DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, Yeni
Parti (YP) adayı YP Genel Başkanı Nuri Çevikel, Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) adayı CTP Genel Başkanı ve Başbakan
Mehmet Ali Talat, Ulusal Birlik Partisi (UBP) adayı UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP)
adayı TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve
bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve
Zeki Beşiktepeli yarışacak.
OY VERME İŞLEMİ SAAT 08.00'DE
BAŞLAYACAK
Yüksek Seçim Kurulu'nun
açıkladığı takvime göre 22 Mart'ta başlayan propaganda
dönemi, bugün saat 18.00'de tamamlandı.
Oy verme işlemi, yarın saat 08.00'de
başlayacak ve 18.00'e kadar devam edecek. Seçmen, kimliğini
ispatlayabileceği belgeyle oy kullanacak. Oy vermek için oyun
verileceği sandık numarasını gösteren seçmen kartı
şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da sandık
numarasını öğrenebilecek.
Oy verme işleminin
tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak.
Toplam 9 adayın yarışacağı seçimin sonuçları,
Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ile işbirliği içinde saat
19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim sonuçlarının,
saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi
bekleniyor.
-SEÇİM YASAKLARI
Seçimde yarın 08.00-18.00 saatleri
arasında oy kullanılacak. Saat 19.00'a kadar, radyo, televizyon ve
her türlü yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum
yapılamayacak. 19.00-21.00 saatleri arasında radyo ve televizyonlarda,
YSK tarafından verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.
Saat 21.00'den sonra ise bütün yayınlar serbest kalacak.
YSK'nın açıklamasına göre, seçim
günü halkın uyması gereken diğer bazı yasaklar şöyle:
''Oy verme günü her ne suretle olursa olsun,
alkollü içki satılması, içkili yerler ile umumi mahallerde her
çeşit alkollü içki satılması, verilmesi ve içilmesi
yasaktır.
Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri
oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğine haiz
lokantalarda yalnız yemek verilir. Oy verme günü, emniyet ve asayişi
korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve
şehirlerde silah taşıyamaz.''
MARONİTLER DE SANDIK BAŞINA
GİDİYOR
KKTC'de yaşayan azınlıklardan
Maronitler de yarın, 1974 Barış Harekatı'nın
ardından ilk kez sandık başına giderek, yerel
yöneticilerini seçecek.
Maronitlerin yoğun olarak
yaşadığı Koruçam köyünde 1 muhtar ve 4 aza seçimi için
yarın sandık kurulacak. Toplam 112 seçmenin bulunduğu köyde
seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek Seçim Kurulu kontrolünde değil,
Dışişleri Bakanlığı gözetiminde yapılacak.
Seçilmek için de yine KKTC seçim sisteminden
farklı olarak tek aday olsa dahi salt çoğunluk, yani yüzde 50'nin
üzeri aranacak. Bu durumda 112 seçmenin tümünün sandığa gitmesi
halinde 57 oy gerekecek.
MILLIYET 16/04/2005
Denktaş,
son basın toplantısında Talat'ı eleştirdi...
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
Cumhurbaşkanlığı görevini devretmeden önce düzenlediği
son basın toplantısında, Cumhurbaşkanlığı
için güçlü adaylardan Başbakan Mehmet Ali Talat'ın dün gece bir TV
programında söylediği sözleri eleştirdi.
Cumhurbaşkanlığı
Sarayı'ndaki basın toplantısının kendisinin bu görevde
düzenlediği son basın toplantısı olduğunu ifade eden
Denktaş, dün akşam KKTC'de yayın yapan bir TV kanalında üç
cumhurbaşkanı adayının katıldığı ve geç
saatlere kadar süren programda Talat'ın sarf ettiği bazı
sözlerin kendisini hayrete düşürdüğünü kaydetti.
Talat'ın ''Lahey ve Kopenhag'da
barış yönündeki fırsatın
kaçırıldığı'' sözlerini eleştiren Denktaş,
''Kıbrıs Rumları için kendilerine meşru Kıbrıs
hükümeti denildiği andan itibaren Kıbrıs meselesinin hallolmuş
olduğunun ve bu unvan altında AB'ye müracaatın
Kıbrıs'a sahip çıkmak olduğunun'' hala anlaşılamamasını
''büyük gaflet'' olarak niteledi.
Rum kesiminin bu tavırlarına
karşı tek müdafaa biçimlerinin devlete, egemenliğe ve
bağımsızlığa sahip çıkmak olduğunu söyleyen
Denktaş, sözlerine şöyle devam etti:
''Sayın Talat beni hayretler içinde
bıraktı. Annan planında bahsedilen ve adına
Kıbrıs Türk Devleti denilen vilayetin bizi dünya ile
kucaklaştıracak, dünyaya açacak bir gelişme olduğunu
söylüyor. ABD'de de böyle vilayetler düzinelerce var ama dünya ABD'yi
tanıyor. Kendimize gelelim. Egemenliği, devleti,
bağımsızlığı pazarlık konusu yapma
hakkı kimseye verilmemiştir. Seçimi kazananlara da
verilmemiştir.'' KKTC Cumhurbaşkanlığı görevini
devralacak kişinin bağımsızlığı,
egemenliği koruyacağına dair yemin ederek göreve
başlayacağını kaydeden Denktaş, ''Buna karşı
çıkacak olanlar varsa, ona karşı çıkacak olanlar da
olacaktır'' diye konuştu.
Denktaş, ''Devleti,
bağımsızlığı mezata sokma hakkı kimsede
yoktur'' dedi.
Denktaş, 1960 sisteminde kendilerine
eşit egemenlik ve garantiler verilmesine karşın, bu sistemin
yıkıldığını hatırlatarak, ''yeniden hissedar
olmak değil, can pahasına elde edilen egemenliğin korunması
gerektiğini'' belirtti.
Talat'ın TV programında ''Biz egemen
miyiz?'' sorusunu yöneltmesinin kendisini ''dehşete düşürdüğünü''
kaydeden Denktaş, egemenliğin birçok zorlukla
kazanıldığına işaret ederek, ''Dünya seni
tanıyana kadar haklarınızı koruyacaksınız,
egemenlik elden giderse azınlıksınız'' diye konuştu.
Talat'ın ''Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos'un tecrit edileceği'' yönündeki sözlerini de eleştiren
Denktaş, Rum halkının yüzde 75'lik bir oranla Papadopulos'u
desteklediğini söyledi ve ''Seçimleri kazanırsa bu makama oturacak
olan insanın (Egemen değiliz, kimse bizi tanımıyor) demesi
ayıptır, günahtır, kabul edilemez'' diye konuştu.
21 yaşında bir devlet
bıraktığını kaydeden Denktaş, ''halkın
Meclis'te bulunan 50 seçilmiş insana, devleti ortadan
kaldırmaları için oy vermediğini'' söyledi.
MILLIYET 16/04/2005
Kuzey Kıbrıs halkı, yarın
yeni cumhurbaşkanını seçmek üzere sandık başına
gidecek.
Lefkoşa'da, seçim öncesi son mitingde
konuşan seçimin en büyük favorisi Başbakan Talat,
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın bundan böyle
kavganın değil barışın mekanı olacağını
söyledi.
Pazar günkü seçimi, ''tarihin dönüm
noktası'' olarak nitelendiren Talat, ''dünya nefesini tuttu bizi bekliyor,
bu pazar referandumda ortaya koyduğunuz iradeyi yenileyeceksiniz'' dedi.
Talat, kalabalığa, ''sizin
temsilciniz, sizin sözcünüz, sizin görüşmeciniz olmaktan büyük gurur
duyacağım. Haklarınızı, her platformda
koruyacağıma, birleşik Kıbrıs çatısı
altında Avrupa Birliği hedefinden şaşmayacağıma
söz veriyorum" diye seslendi.
''Adada yıllar süren statükonun ortadan kaldırılmasının
son aşamasında olduklarını'' ifade eden Talat,
kalabalığa seslenerek ''Cumhurbaşkanlığına
sizlerin barış sancağı dikilecek'' diye konuştu. ''Kimsenin
burnu kanamadan büyük bir dönüşümün barışçı bir isyanla
gerçekleştiğini'' kaydeden Talat, bu dönüşümün en demokratik yol
olan seçimler aracılığıyla
başarıldığını belirtti.
Talat, önceki dönemlere oranla çok daha zor ve
dikkatli çalışma gerektiren yeni bir döneme girildiğini
belirterek, kendisine seçimlerde verilecek güçlü desteğin, sorunların
çözümünde kolaylaştırıcı rol oynayacağını
söyledi.
KKTC'li SOS grubunun konser verdiği
şölende meydanda toplanan kalabalık ''Sıra geldi Saray'a, Talat
ile dünyaya'' şeklinde slogan attılar.
Propaganda dönemi bugün sona eriyor
Propaganda dönemi 16 nisan saat 18.00'de sona
erecek.
YSK duyurusuna göre, propaganda için
kullanılan duvar ilanlarıyla el ilanları ve diğer her türlü
matbuat üzerinde Türk Bayrağı, KKTC Bayrağı, dini ibareler
ve Arap harfleriyle yazı bulundurmak yasaklanmıştı.
Siyasal partilerin ve bağımsız
adayların propaganda için duvar ilanları, şehir ve kasabalarda
ilçe seçim kurullarınca, köylerde köy ihtiyar heyetlerince gösterilen
yerlere asılarak, her siyasi parti ve adaya aynı ölçüde saha
verilmişti.
Cumhurbaşkanı adayları
Yüksek Seçim Kurulu'nun ilan ettiği
adaylar, başvuru sırasına göre şöyle:
Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi
Genel Başkanı ve Başbakan)
Arif Salih Kırdağ
(Bağımsız)
Zeki Beşiktepeli (Bağımsız)
Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel
Başkanı)
Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist Partisi
adayı)
Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik Partisi
Genel Başkanı)
Ayhan Kaymak (Bağımsız)
Mustafa Arabacıoğlu (Demokrat Parti
Genel Sekreteri)
Hüseyin Angolemli (Toplumcu Kurtuluş
Partisi Genel Başkanı)
MILLIYET 16/04/2005
Gül'den
Denktaş'a teşekkür telefonu...
Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı arayarak, hizmetlerinden
dolayı teşekkür ettiği öğrenildi.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre,
dün akşam Denktaş'ı telefonla arayan Gül, şimdiye kadar
Kıbrıs davasına yaptığı fedakar hizmetlerden
dolayı Denktaş'a teşekkür etti.
Gül'ün, hükümet olarak bundan sonra da kendisiyle
yakın istişare içinde olacağını söylediği
bildirildi.
Denktaş'ın da Bakan Gül'ün ilgisi için
teşekkür ettiği belirtildi.
MILLIYET 16/04/2005
Kıbrıs'ta
tarihi nöbet değişimi
Yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleriyle
KKTC'de bir ilk yaşanacak. Kuzey Kıbrıs'ta bugüne kadar çok
sayıda hükümet gelip geçti. Ancak, gerçek anlamda bir "iktidar
değişimi" görülmedi. Bu seçimlerle birlikte işte bu durum
değişiyor. İktidar, vizyonu özde sosyal demokrat olan kesime
geçiyor. Bunun Kıbrıslı Türkler için anlamı çok büyük. Zira
30 yıldır yaşadıkları ve artık adeta klostrofobik
bir hal almış bulunan uluslararası
yalnızlıklarından bu kez bu vizyon ile kurtulmaya
çalışacaklar.
En doğal hakkı
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, gelecek için
kaygılarını bu günlerde açıkça dile getiriyor. Bundan böyle
getirmeye devam edeceğini de söylüyor. Bu da tarihe mal olmuş önemli
kişiliği de hesaba katılacak olursa, kendisinin en doğal
demokratik hakkıdır. Bunu yaparken, özellikle Türkiye'de, çok
sayıda yandaş toplayacağı da kesin. Ancak Sayın
Denktaş'ın gözlüklerinden bakanların yanıtlamaları
gereken çok ciddi bir soru var.
Kıbrıslı Türkler, bir değil, tam üç kez sandık
başına giderek gelecek için beklentilerini ortaya koydular. İki
genel seçim ve bir referandumla bu tercihin hangi yönde olduğunu
gösterdiler. Yarınki seçimlerle de aynısını dördüncü kez
yapmaları bekleniyor. Peki, arada ne oldu da 30 yıldır
halkın tercihi olan bir erk, Kıbrıslı Türklerce artık
benimsenmiyor? Ne oldu da, tarihi bir şahsiyet olmasına
karşın, Sayın Denktaş artık halkı tarafından
Kıbrıs'ta çözümü sağlayacak kişi olarak görülmüyor?
Ciddi bir kopuş var
"AB üyeliği masallarıyla kandırılmış
olmak" bu olguyu gerçekten açıklamaya yetiyor mu? Son derece bilinçli
olan Kıbrıslı Türkleri aslında
"aşağılama" anlamına gelen bu tür
tartışmalı argümanlarla durumu anlamaya
çalışırsak, galiba işin püf noktasını
kaçırırız. KKTC'de bugün bir gerçek varsa, o da Kuzey
Kıbrıs'ta halk ile iktidarı elinde bugüne kadar tutmuş olan
kesim arasında ciddi bir kopuşun ortaya çıkmış olmasıdır.
Üstelik bu öyle bir kopuş ki bunun üstesinden Türkiye'deki milliyetçi
duygulara hitap ederek gelinemez. Burada tekrar kazanılması gereken
Kıbrıslı Türklerdir.
Bunu başarmaya şu anda en yakın duran kişi ise
Başbakan Mehmet Ali Talat görünüyor. Ankara'da son 30 yıl
zarfında Kıbrıs konusunda oluşmuş bulunan egemen erkin
anlaması gereken şey de herhalde bu. Başka bir şekilde
ifade edilecek olursa, Türkiye'nin Kıbrıs politikasını uluslararası
düzeyde "yasal" tutacak olan şey, Kıbrıslı
Türklerin demokratik arzularına Türkiye tarafından verilen kulak
olacaktır.
Talat'ın işi zor
Talat işte bunu yapmaya çalışmak üzere dümeni şimdi eline
geçiriyor. İşinin hiç de kolay olmayacağı kesin. Bir
yandan, Annan süreci sayesinde, "uzlaşmazlığın"
sembolü haline gelmiş olan aşırı milliyetçi Papadopulos
yönetimi, diğer yandan ise Kıbrıslı Türklere verdiği
sözleri tutmakta kaypak davranan AB'nin varlığı işini
elbette ki daha da zorlaştırıyor. Ancak burada
karşılaşılan zorluklara yanıt, bugüne kadar bir sonuç
getirmemiş olan ve Kıbrıslı Türkleri
yabancılaştırmış bulunan yaklaşımlara dönmek
olmasa gerek.
Zaten, hem Başbakan Talat hem de Başbakan Erdoğan, buradaki
zorlukların aşılması için ileriye doğru "proaktif
zorlamalarda" bulunmanın şart olduğunu biliyorlar. Bunun,
Annan Planı sürecinde Türk tarafı adına
kazanılmış olan siyasi puanları da devreye sokarak,
nasıl bir şekil alacağını önümüzdeki günlerde daha
büyük bir netlikle göreceğiz. Zaten Talat'ın da bu konuda
eşgüdüm sağlamak amacıyla, "cumhurbaşkanı"
ve "başmüzakereci" sıfatlarıyla kısa bir süre
sonra Ankara'ya gelmesi bekleniyor. Tarihi bir değişimin
eşiğinde olan KKTC'yi gerçekten önemli ve zorlu olan günler bekliyor.
SEMIH IDIZ
MILLIYET 16/04/2005
Mumları üfleyerek
Kıbrıs'ta bir dönem kapanıyor.
Mehmet Ali Talat'ın birinci turda cumhurbaşkanı seçilmesi kesin
görünüyor.
Bu sonucun sağlanmasında Talat'a iki isim yardımcı oldu:
"UBP'nin cumhurbaşkanı adayı Derviş Eroğlu ve
Serdar Denktaş'ın Demokrat Partisi'nin Genel Sekreteri ve
cumhurbaşkanı adayı Mustafa Arabacıoğlu..."
İkisi de, ne bir kampanya düzenleyebildiler... Ne örgüt oluşturdular.
Kıbrıs'ın güneşli günlerinde seçim meydanlarında iki
"mum ışığı" gibiydiler.
17 Nisan seçimlerinde, pazar günü Talat, iki mumu da üfleyerek söndürecek ve
elleri cebinde ıslık çalarak keyifli adımlarla Lefkoşa'daki
başkanlık sarayına yürüyüp kapıdan içeri girecek.
Güçlü rüzgârlar
Mehmet Ali Talat'ın arkadan aldığı Ankara rüzgârı, ona
hız verdi.
Görülüyordu ki... Ankara'daki AKP hükümeti, Denktaş'ın eski partisi
UBP'nin adayı Eroğlu ya da Denktaş'ın oğlunun
partisinden aday Arabacıoğlu ile çalışmak yanlısı
değil. Kıbrıs'ta değişimi yansıtan
politikalarını Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığı
ile daha uyumlu sürdürebileceği kanısında...
Talat'ın KKTC adına uluslararası görüşmelerde sözcülük
yapması, Ankara ile akortlu çalışması önemli.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Ankara'da hükümet
dışı güç odakları ile örtülü koalisyon
arayışları "orkestrasyon" sorunları
yaratıyordu.
2003 yılında Lahey öncesi Denktaş'a rica edilmişti:
"Lütfen Lahey'e gidiniz. HAYIR diyecekseniz bile orada deyin.
Daha baştan uzlaşmaz görüntü vermeyelim..."
Denktaş, Lahey'e gitmek için daha uçağa adımını
atarken, "Gidiyorum ama HAYIR demek için" diye açıklama
yapmıştı.
Ankara zor durumda kalmıştı.
Böyle örnekler az değil...
.................
Seçim sonuçları belirleyecek kadar etkin olmasa bile, oy
sandığına gidecek olanların bilinçaltlarında
"Talat'ın başkanlığının, AB ve ABD'de de
yeğlendiği" izleri var.
"Ada'da hayatın bu nedenle daha kolaylaşacağı"
gibi bir beklenti oluşmuş.
Sırça köşk
Denktaş'ın tarihi büyüklüğü, önemli katkıları var.
Çamur sıçratılmamalı.
Ne var ki, seçim öncesi Sayıştay müfettişlerinin "örtülü
ödenek" iddiaları, Kıbrıs basınına
yansıdı.
Denktaş'ın daire müdürü, sahte isimlere örtülü ödenekten çekler
kesmiş. Hakkında tutuklama kararı çıkınca Güney
Kıbrıs'a kaçmış.
Bu söylentiler yıpratıcı oldu.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın torununun Güney Kıbrıs
Rum Kesimi'nden pasaport alması da, onun söylemlerini ve
iddialarını hayli hafifletmişti.
Söylentiler bazen dosyalardan daha yıpratıcıdır.
Her yeni iktidar, her yeni yönetim "yolsuzlukların kökünü
kurutmak" iddiasıyla gelir, çoğu kez boş bir söylem olarak
kalır.
Ama... Hiç değilse şu süreçte Mehmet Ali Talat dönemi üzerinde, gölge
iddiaları boy veriyor değil.
Ne değişir?
Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığı ile
"çözüm" beklenmesin.
Çünkü... "Çözüm" sadece Kuzey'deki yönetimin elinde değil.
Güney'in de sürece katılması gerekir.
Papadopulos, bu yapıcı tavırların siyasetçi türünden
değil. Enosis döneminden kalma, önyargılı, katı ve
uzlaşmaz...
Değişeceği de pek sanılmıyor.
Üstelik özellikle AB'de koşullar da ondan yana.
Fakat... Mehmet Ali Talat yönetiminde KKTC, dışa daha açık,
Ankara'yla daha uyumlu, uluslararası hukuk ve BM formülleri içinde yer
alarak Güney'i daha fazla sıkıştıran, zorlayan bir süreci
başlatabilir. BM Genel Sekreteri çözüm planına yüzde 65 EVET
demiş bir topluma "izolasyon" ve "ambargo"
uygulanması haksızlığını noktalayabilir.
Haksızlıkları dünya kamuoyuna duyurabilir.
Küresel bir anlayış iklimi yaratma şansı daha
fazladır.
En azından "çözümsüzlük, çözümdür" sürecinin bittiğinin
simgesi olarak ilk adımlarında bile "iyi" ve
"önyargısız" karşılanacaktır.
................
"Dünyada değişmeyen tek şey, değişimdir"
klasik söylemi, geçerliliğini koruyor.
GUNERI
CIVAOGLU MILLIYET 16/04/2005
Gevşek federasyon
KKTC
turumuzun son gününde CTP lideri Mehmet Ali Talat karşısında
'seçim yarışı'na giren cumhurbaşkanı adayı, UBP
lideri Derviş Eroğlu ve Başbakan Yardımcısı,
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile görüştük.
Taraflar arasında 'Kim daha statükocu?' tartışması olanca
sertliğiyle sürüyor. Gazimağusa'da miting konuşmasını
izlediğimiz Başbakan Talat, 'Statükonun ruhunu bu topraklardan
çıkaracağız' sözleriyle Denktaş dönemi sona erince AB'ye
giden yolda çözümün önünde engel kalmayacağı mesajını
vermişti.
Kıbrıs'ta 'statüko' adanın liderliğini 30 yıldır
elinde tutan Rauf Denktaş'ı çağrıştırıyor.
Derviş Eroğlu, Talat'ın sözlerine yeni bir yorum getirdi:
"Statüko, Türkiye'nin adadaki varlığını ve askerleri
simgeliyor. CTP hükümet oldu da ne değişti? diye soruyorlar.
Değişen bir şey yok. Turuncu statüko gitti, yeşil statüko
geldi."
KKTC'de cumhurbaşkanlığı seçimleri de yeşil
(Cumhuriyetçi Türk Partisi) ile turuncu (Ulusal Birlik Partisi) arasında
geçiyor. Talat açık ara önde. Derviş Eroğlu, Lefkoşa'daki
görüşmemiz sırasında, 17 Nisan sonrasında olacakları
değerlendirirken, "Talat cumhurbaşkanı olduğunda
bizden önce Türkiye'nin başı ağrıyacak. Çünkü AB içinde
Türkiye'nin garantörlüğüne gerek görmeyen, KKTC'nin ilanına baştan
karşı çıkmış bir arkadaş. Talat askere gerek yok
diyebilir" yorumunu yaptı.
Serdar Denktaş da, Ekim 2005'ten önce Annan Planı çerçevesinde yeni
bir açılım beklemiyor. Talat da bir süre sonra, Papadopulos'un ve
Rumların isteksizliğini görecek, 'çözümün önündeki tek engelin
Denktaş olmadığını' anlayacak!
Serdar Denktaş, alternatif bir plan üzerinde
çalışılmasını, en iyi çözümün Kıbrıs'ın
dışa karşı 'tek', içeride iki egemen devlete dayalı
'gevşek federasyon' olacağını savunuyor. 17 Nisan'da
Cumhurbaşkanı ile birlikte 'Maronik'ler' diye bilinen Lübnanlı
azınlıklar da Girne'ye bağlı Koruçam köyünün
muhtarını seçecekler. Atanmış muhtar Çocukis, seçime
direniyor. İlk defa 112 seçmen oy kullanacak. Güney Kıbrıs'ta
kıyamet koparılıyor. Serdar Denktaş ise 'muhtar seçimi'
için bastırıyor. 'Rumların azınlıklara
bakışını görün işte' diyor. Maronikleri sandık
başına gitmeye çağırıyor. Yeşil, turuncu
savaşı. Köy muhtarıyla, Cumhurbaşkanı'nın
aynı gün sandıktan çıkacağı 17 Nisan seçimi. Adada
demokrasi çok renkli.
DERYA SAZAK
MILLIYET 16/04/2005
Çözüm "teslim
olmak" ise...
Lefkoşa'dayız. Pazar günü yapılacak Kıbrıs
Cumhurbaşkanlığı seçiminde UBP - Ulusal Birlik Partisi
adayı olarak CTP - Cumhuriyetçi Türk Partisi adayı Mehmet Ali Talat
ile yarışacak olan Dr. Derviş Eroğlu ile Saray Oteli'nde
kahvaltı masasının başında sohbet ediyoruz.
Eroğlu, 1976'dan bu yana politikanın içinde. "Mağusa'da
dişçilik yapıyordum. Otuz yıl önce politikaya girdim. Rauf
Denktaş'tan sonra Kıbrıs'ta politikada en uzun süre kalan
biriyim" diyor. Partisinin ileri gelenleri, "ABD, AB ve Türk hükümeti
ile TÜSİAD hatta MÜSİAD Talat'ın arkasına geçti. Eşit
şartlarda rekabet şansı kalmadı. Adaylıktan
çekil" diyorlarmış. Eroğlu, "Bu ciddi bir
politikacıya yaraşır davranış olmaz. Rekabet
şartları eşit olmasa da yarış devam ediyor"
diyor.
Dr. Derviş Eroğlu için sokaklara asılan afişlerde, resminin
altında "Dünü unutmadan, geçmiş ve gelecek arasında bir
köprü kuracağıma söz veriyorum" yazısı var.
Eroğlu diyor ki: "Çözüm denilen şey Rumların isteklerini kabul
etmek ise, biz neden Rumlar ile savaştık? Neden KKTC'yi kurduk?
Yıllarca ambargo altında yaşıyoruz? Yirmi yıl önce
isteklerini kabul ederdik... Sorun kalmazdı..."
Dünü unutma!
Dr. Derviş Eroğlu diyor ki: "Bize Annan Planı'na 'evet'
dedirttiler. Verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. 'Hayır' diyen Rumlar
ödüllendiriliyor. Türkler nasıl olsa plana evet dedi. O noktadan hareket
ile 'Rumlar daha neler istiyor kağıda döksünler' deniliyor. Rumlar ne
ister?.. Eski Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamını ister.
Üstelik o zaman Türklerin azınlık olarak hükümette belli hakları
vardı. Şimdi o haklar da olmayacak... Rumlar durumdan memnun. Onlar
için çözüm zaten gerçekleşmiş durumda. AB üyesi oldular.
Sınır sorunu kalktı. Türklerin yüzde doksanı Rum pasaportu
aldı... Tek dertleri Türklerin elindeki mülkleri almak. Onun için Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayanacaklar. Unutulan
şudur: Türkler bu mülklere silah zoruyla el koymadı. 1975
yılında Cenevre Nüfus Mübadelesi Anlaşması'na dayalı
olarak mülk mübadelesi de gerçekleşti... Ama Avrupalılar ne
anlaşmaya ne verilen söze bakıyor."
Papadopulos Rum Ulusal Konseyi'ni topladı. Bu toplantıda Rum
partileri, Annan Planı'nda değişiklik yapılması
istenilen maddeler için yazılı belge verilmemesi, "talep ve
değişiklikler" konusundaki eski isteklerin teyit edilmesi
konusunda fikir birliğine vardı.
Rum giderek güçleniyor
Dr. Derviş Eroğlu söz konusu "talep ve
değişiklikler"in şunlar olduğunu söylüyor:
"Görüşmelerin ucu açık olacak. Türkiye BM Genel Sekreteri'nin
hakemliğini kabul edecek. Bir anlaşma olmadan referanduma
gidilmeyecek. Türk askeri adadan çekilecek. Türkiye'nin garantörlüğü sona
erecek. Mülk sorunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı
doğrultusunda çözülecek."
Sayın okuyucularım, (1) gerçekleri de söylese, insanlar çözümsüzlükten
söz edenden, sorunları konuşandan hoşlanmıyor. (2)
Nasıl sonuç alınacağı belli olmasa da insanlar "çözüm
vaat edenin peşine takılıyor". Eroğlu bunun
bilincinde... Ama o kaybetmeyi göze alarak doğru bildiği çizgide
yürüyor.
Ben iktisatçıyım. Politikadan hoşlanmam. Politikayı
anlamam... Başkaları "seçim" konuşurken ben hep
"geçim"i düşünürüm...
Kıbrıs'ta otuz yıldır politika
tartışılıyor. Dış politika ile ve iç politika ile
ve de bu arada bolca seçim ile yıllar geçiyor. Seçimlerde 70 bin kişi
oy veriyor. Milletvekili, cumhurbaşkanı seçiyor.
Sanayi üretimi zaten yoktu. Olamadı. Yol kenarındaki o güzelim
tarlalar bomboş. Sadece arpa ekiliyor... Hayvancılık,
meyvecilik, sebzecilik yok... Şu günlerde Kıbrıs ekonomisi
beş sektörde patlama içinde. Yap - satçılık, otomobil
galericiliği, gazinoculuk, üniversitecilik ve de marketçilik...
İngiliz'e satmak için dağa taşa ev yapılıyor.
Satış fiyatları sterlin üzerinden. Her köşe
başında bir özel üniversite var. Ekilmeyen tarlalar silme otomobil
dolu... Japonya'dan getirilen ikinci el otomobilleri koyacak yer bulamayıp
tarlalara diziyorlar. Şehirlerdeki lüks galeriler ise tıka basa lüks
yeni otomobil dolu... Üretim yok. İş yok... İyi de bu
otomobilleri kim hangi para ile satın alıyor? Ben çözemedim.
GUNGOR URAS
MILLIYET 16/04/2005
'Talat,
Türkiye'nin başını ağrıtacak'
Başbakan Erdoğan'ın, cumhurbaşkanlığı
için Kıbrıs Türk halkına M. Ali Talat'ı işaret
ettiğini söyleyen Derviş Eroğlu'na göre, Talat bir süre sonra
"Türkiye'nin askerine gerek yok" diyebilir
Sefa Karahasan - Lefkoşa
KKTC'de yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin 9 adayından Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel
Başkanı Derviş Eroğlu, Başbakan Tayyip
Erdoğan'ın, seçimi KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın
kazanmasını istediğini, bu yüzden Kıbrıs Türk
halkına Talat'ı işaret ettiğini öne sürdü.
İddiası olmasa bile seçime katılacağını belirten
Eroğlu, Milliyet yazarlarına KKTC'de Denktaşsız yeni bir
sayfa açacak seçimle ilgili şunları söyledi:
Çekiliyorduk
"Erdoğan'ın aleyhimde bir şey söylediğini duymadım.
Ancak Talat'ın da kazanmasını istemişlerdir.
Erdoğan'ın, 'Papadopulos, 17 Nisan'dan sonra Talat'la görüşür'
beyanatı, Kıbrıs'ta çok
tartışılmıştır. Hatta UBP yetkilileri, bu
şartlarda seçime devam etmeyelim demiştir, ancak seçime girdik...
Talat, yıllarca Rumlarla sadece siyasi partiler düzeyinde diyalog içinde
olmuş, Rum'un gerçek yüzünü görmemiştir. Planı Rumlar kabul etse
bile, değişiklik istiyor. Nasıl olsa Türk tarafı yüzde 65
oy oranı ile kabul etmiştir. Bize 'Değişiklik istiyor
musunuz?' diye soran yok. Artık Annan Planı olmaktan çıkar, yeni
bir anlaşma metni ortaya çıkar. Talat cumhurbaşkanı
olduğunda, bizden önce Türkiye'nin başı ağrıyacak.
Talat'a göre, AB içinde Türkiye'nin garantörlüğüne gerek yoktur. Talat bir
müddet sonra, Türkiye'nin askerine gerek yok diyebilir.
Rumların, adada bir anlaşma oluncaya kadar Kuzey'den mal almaya
hakkı yok. Kuzey'de kalan malları kendi insanımıza
dağıttık. Çünkü 1975 nüfus mübadelesi
yapıldığı zaman, Güney'den gelen Türkler, Rum
mallarına yerleşti. Mal mülk olayında en ideali, global mal mülk
mübadelesi. Eğer plan uygulansaydı, Rumlar buradan mal alacaktı.
Statüko, Türk askerini simgeler, Türkiye'den gelen insanları temsil eder.
Bir ara CTP'li birine sormuşlar, 'Ne değişti CTP hükümet oldu
da?' diye. 'Turuncu statüko gitti, yeşil statüko geldi' demiş. Bizim
rengimiz turuncu, CTP'nin yeşildir."
İZLENİMLER
Eroğlu:
Erdoğan taraf tutuyor
Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri ve cumhurbaşkanı adayı
Derviş Eroğlu, yarın yapılacak KKTC
Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın çok önceden ilan ettiğini düşünüyor.
Eroğlu, Erdoğan'ın, "Papadopulos, 17 Nisan'dan sonra Mehmet
Ali Talat'la görüşür" diyerek, yeni KKTC
Cumhurbaşkanı'nı işaret ettiğini belirtiyor.
UBP liderine göre, KKTC Başbakanı Talat'ın arkasında iki
lider var. Biri Avrupa Birliği, diğeri Türkiye. Ankara, bütün
ağırlığını Talat'tan yana koymuş durumda.
Bu koşullarda Eroğlu da Talat'ı seçimi kazanmaya en yakın
aday olarak görüyor, ancak ilk turda seçilemezse, kendisinin
şansının da artacağını düşünüyor.
Eroğlu, Talat'ın temel aldığı "çözüm"
politikasının bilerek tıkanmakta olduğunu da belirtiyor.
Talat'ın, KKTC, Avrupa Birliği'ne girmiş veya
cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen sonra girecekmiş
gibi propaganda yapmasını da yanıltıcı buluyor. Bu
tutumu şöyle eleştiriyor:
'Rumların niyeti yok'
"Keşke AB bir çözüm olsa, ama bugün çözüm denilen nedir? Rum
tarafının çözüm dediği şudur: Türkiye'nin garantisi
olmayacak. Türk askeri, adayı terk edecek. Siyasi eşitlik
bulunmayacak. Görüşmelerde zaman sınırlaması olmayacak.
Bunları kabul etmek demek, Rum yönetiminin her isteğine boyun
eğmek demektir. Eğer çözüm bu ise, bunu 20-30 yıl önce biz de
yapardık. Rum yönetiminin bu isteklerini kabul ederseniz, öyle çözüm hemen
olur ama bize göre bu çözüm değildir."
Eroğlu'na göre, Rum tarafının adil bir çözüme niyeti yok.
Papadopulos da Makarios gibi zamana oynayacak ve Türklerin çözülmesini,
ekonomik ve siyasi olarak Rumlara tabi olmayı kabul etmesini bekleyecek.
Denktaşsız
ilk seçim
Kıbrıslı Türkler yarın ilk kez Rauf Denktaş'ın
katılmadığı bir cumhurbaşkanlığı seçimi
için sandık başına gidecek. 7.
cumhurbaşkanlığı seçiminde 9 aday yarışacak.
Derviş Eroğlu ve CTP lideri ve Başbakan M. Ali Talat, adaylar
arasında. İlk turda oyların yarısından 1 fazlasını
alan, KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi takdirde, en çok oy
alan 2 aday arasında 2. tur seçim düzenlenecek. Denktaş, KKTC'de
1976'dan bu yana yapılan 6 cumhurbaşkanlığı seçimini
de kazanmıştı.
MILLIYET 16/04/2005
Rauf
Denktaş vedalaştı
KKTC yarın ilk kez
Denktaş'sız cumhurbaşkanlığı seçimi için
sandık başında. Personeliyle vedalaşan Denktaş:
Görevimi özlemeyeceğim
RADIKAL
SEFA KARAHASAN
LEFKOŞA
- Kıbrıs Türk halkı yarın ilk kez 'Denktaş'sız'
bir cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gidiyor.
1976 yılından beri altı seçimde koltuğu kimseye
bırakmayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yeni bir
yaşama başlarken, Kıbrıs Türk halkı da yeni bir döneme
'merhaba' diyecek. Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turda
kazanması kesin gözüken Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri ve
Başbakan Mehmet Ali Talat dün "Seçilirsem Rumlara müzakereleri
başlatmak için çağrıda bulunacağım"
açıklaması yaptı.
Görevini Talat'a bırakacak olan Denktaş ise dün
cumhurbaşkanlığı personeline veda ederken, Rum Yönetimi'ne
yüklenmeyi ihmal etmedi. KKTC lideri, Rumları çok iyi
tanıdığını, tek amaçlarının tüm
Kıbrıs'ı almak olduğunu belirterek, "2005'i 'EOKA
yılı' ilan etmekle beni doğruladılar" dedi. Görevden
ayrılsa da devleti korumayı sürdüreceğini vurgulayan
Denktaş, kendisini rahatlamış hissettiğini belirterek,
"Emekli olunca görevimi özlemeyeceğim. Bu omuzlarımda büyük bir
yüktü. İzlediğim siyaset beni seçen halkın ve Türkiye'nin
siyasetiydi" dedi. Denktaş, görevinden ayrılacak olan
müsteşarı Ergun Olgun'a hediye verirken, Olgun da Denktaş'a,
personel adına kol düğmesi sundu.
'Müzakere
çağrım var'
Talat ise dün AB'ye Kıbrıs'ta müzakerelerin başlaması için
Rumlara baskı yapması çağrısında bulundu. Rum lideri
Tasos Papadopulos'un çözümsüzlük tavrının Avrupa değerleriyle
çeliştiğini belirten Talat, "Seçilirsem Papadopulos'a
müzakereleri başlatmak için çağrı yapacağım" diye
konuştu.
147 bin 823 seçmenin oy kullanacağı seçimde dokuz aday var.
Oyların 50+1'ini alan beş yıllığına seçilecek.
Aksi halde seçim, en çok oy alan
iki adayla 24 Nisan'da yinelenecek. Talat'ın ilk turda seçilmesi
beklenirken, diğer adaylar şöyle: Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri
Derviş Eroğlu, Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Mustafa
Arabacıoğlu, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) lideri Hüseyin
Angolemli, Yeni Parti (YP) lideri Nuri Çevikel, Sosyalist Parti (KSP)
adayı Zehra Cengiz, Bağımsız adaylar Zeki Beşiktepeli,
Ayhan Kaymak ve Arif Salih Kırdağ.
KKTCde yeni dönem
KKTCde halk yarın
cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına
gidecek.
|
|||||||||||
KKTC Başbakanı ve CTP lideri Mehmet Ali Talat, seçimi kazanması halinde, izolasyonların kalkması için mücadele edeceğini, bunun çözümün kapısını da açacağını söylüyor.
Siyasi partilerin de yer alacağı bir danışma mekanizması kuracağını anlatan Talat, bugünkü marjinal çizgizini değiştirmesi halinde, Cumhurbaşkanı Denktaşın bilgisinden de yararlanmak isteyeceklerini kaydetti.
Talat, seçimlerde yüzde 60ın üzerinde oy alarak ilk turda
Cumhurbaşkanı seçilmeyi beklediğini ifade ediyor.
EROĞLU: TALATLA ŞANSIM YARI YARIYA
Ana muhalefetteki Ulusal Birlik Partisinin lideri Derviş
Eroğlu ise, 17 yıl başbakanlık
yaptığını ve cumhurbaşkanlığı için en
deneyimli aday olduğunu vurguluyor.
Seçimlerin ikinci tura kalacağını ve
Talat ile kendisinin sanşlarının yarı yarıya
olduğunu söyleyen Eroğluna göre, Talatın kazanması da
demokrasi anlamında ciddi sıkıntılara neden olabilir.
Başbakan ve meclis başkanının CTPden olduğuna
dikkat çeken Eroğlu, halk tüm makamları aynı partide
toplamanın sakıncalı olacağının farkına
vardı diyor. Eroğlu.her koşulda çözüm düşüncesinin de
yanlış olduğunu vurguluyor.
KISA VADEDE ÇÖZÜM OLMAZ
Hükümetin küçük ortağı Demokrat Partinin
adayı Mustafa Arabacıoğlu ise, Rumların olumsuz tutumundan
dolayı kısa vadede çözüm beklemiyor.
Pazar günü yapılacak
Cumhurbaşkanlığı seçiminin diğer adayları ise
şöyle:
Bağımsız
Arif Salih Kırdağ
Bağımsız
Zeki Beşiktepeli
Bağımsız
Ayhan Kaymak
Yeni
Parti Genel Başkanı Nuri Çevikel
Kıbrıs
Sosyalist Partisi adayı Zehra Cengiz
Toplumcu
Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli.
|
Denktaştan
Talata ağır eleştiriler |
||
|
|
||
|
KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görevi bırakmadan önceki son
basın toplantısında Başbakan Mehmet Ali Talata çok sert
eleştiriler yöneltti. |
||
|
|
||
|
NTV |
||
|
16 Nisan 2005 Denktaş bir televizyon programında Egemen
miyiz? Dünyada kimse bizi tanımıyor sözlerini sarfeden Talata,
Egemenliği yemin ederek koruyacağım diye buraya oturacak
adam, egemen miyiz? diye soruyor. Egemen değilsen niye buraya
geliyorsun dedi. |
|
Denktaş, makamındaki son basın toplantısında
Talatı hedef aldı. Denktaşı kızdıran
Talatın tüm Kıbrıslı liderlerin ve öğrencilerin
katıldığı bir televizyon programında sarfettiği
sözlerdi.
DEHŞETE DÜŞTÜM
Rauf Denktaş, Dehşete düştüm egemen
miyiz diye soruyor. Gençler de ne söylediğinin farkında değil
herhalde, alkışlıyor. Egemen miyiz sorusunu sorma hakkı
Kıbrıs Türklerinin hiçbirininde yok, çünkü egemendirler. Bu makama
oturacak insanın, seçimlerden birgün önce egemen değiliz, çünkü bizi
kimse tanımıyor demesi, ayıptır, kabul edilemez
şeklinde konuştu.
OYUN OYNANIYOR
Rumların Yunanistanla birlikte AB yoluyla
Adanın tümüne sahip çıkma oyununu oynadığını
belirten Denktaş, Talatın sözlerinin kendisini hayretler içinde
bıraktını dile getirdi.
Denktaş, KKTCnin egemenliği ve
bağımsızlığını kimsenin pazarlık
masasına yatırma hakkı olmadığını da
belirtti.
Denktaş basın toplantısının
sonunda daha da sinirlenerek eleştirilerinin dozunu yükseltti ve
toplantı salonundan ayrıldı.
Denktaş, öncekiyarın yapılacak seçimlerde ya da ikinci turda
seçilecek KKTCnin ikinci cumhurbaşkanının halkı
kucaklaması ve partizanlık yapmaması gerektiğini
belirtmişti.
Denktaş, Mehmet Ali Talatın başbakan
olduktan sonra bazı söylemlerinde değişiklik olduğunu,
Rumları daha iyi tanıdığını anlatmış ve
Büyük ders almıştır, akıllı bir adamdır,
alması gerekir demişti.
16 Nisan, 2005 19:14:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC halkı, yeni cumhurbaşkanını seçmek için
yarın sandık başına gidecek. 22 martta başlayan
cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda süresi, bugün saat
18.00'de sona erdi.
Toplam
seçmen sayısı 147 bin 823 olan ülke genelinde 577 sandıkta oy
kullanılacak. Cumhurbaşkanlığı seçimini
kazanacak aday, bu göreve altı kez seçilen Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın ardından gelen ikinci isim olacak.
Seçimde yarışan üçü bağımsız dokuz adaydan biri,
geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin
yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday
arasında 24 nisan pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday,
beş yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanı olacak.
Cumhurbaşkanı
adayları
· Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi
Genel Başkanı ve Başbakan)
· Arif Salih Kırdağ
(Bağımsız)
· Zeki Beşiktepeli
(Bağımsız)
· Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel
Başkanı)
· Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist
Partisi adayı)
· Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik
Partisi Genel Başkanı)
· Ayhan Kaymak (Bağımsız)
· Mustafa Arabacıoğlu (Demokrat
Parti Genel Sekreteri)
·
Hüseyin Angolemli (Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel
Başkanı)
· Oy verme işlemi saat 08.00'de başlayacak
KKT'de oy verme işlemi, yarın saat 08.00'de başlayacak ve
18.00'e kadar devam edecek. Seçmen, kimliğini ispatlayabileceği
belgeyle oy kullanacak. Oy vermek için oyun verileceği sandık
numarasını gösteren seçmen kartı şart değil. Seçmen,
ilçe seçim kurulundan telefonla da sandık numarasını
öğrenebilecek. Oy verme işleminin tamamlanmasının
hemen ardından sayım başlayacak.
Toplam dokuz adayın yarışacağı seçimin sonuçları,
Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ile işbirliği içinde saat
19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim
sonuçlarının, saat 21.00 sıralarında gayrı resmi
olarak netleşmesi bekleniyor.
Seçim yasakları
· Seçimde yarın 08.00-18.00 saatleri
arasında oy kullanılacak.
· Saat 19.00'a kadar, radyo, televizyon ve her
türlü yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum
yapılamayacak.
· 19.00-21.00 saatleri arasında radyo ve
televizyonlarda, YSK tarafından verilecek haber ve tebliğler
yayımlanabilecek.
·
Saat 21.00'den sonra ise bütün yayınlar serbest kalacak.
Maronitler de
sandık başına gidiyor
KKTC'de yaşayan azınlıklardan Maronitler de yarın, 1974
Barış Harekatı'nın ardından ilk kez sandık
başına giderek, yerel yöneticilerini seçecek. Maronitlerin
yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde bir muhtar ve
dört aza seçimi için yarın sandık kurulacak.
Toplam 112 seçmenin bulunduğu köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek
Seçim Kurulu kontrolünde değil, Dışişleri
Bakanlığı gözetiminde yapılacak. Seçilmek için de
yine KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt
çoğunluk, yani yüzde 50'nin üzeri aranacak. Bu durumda 112 seçmenin
tümünün sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek.
Emekli cenneti değiliz, üstelik daha çok genciz
Bilimsel
veriler, bir çok tartışmada dile getirilen, "KKTC'yi emekli
cenneti yaptınız" eleştirisini çürüttü... AB'de nüfusun
yüzde 20.8'i emekli iken, KKTC'de bu rakam 11.4. KKTC nüfusu AB nüfusuna göre 5
kat daha genç
Emekli cenneti
değiliz, üstelik daha çok genciz
EMEKLİ
CENNETİ DEĞİLMİŞİZ... AB ülkeleri ile
karşılaştırıldığı zaman ortaya
çıkan bilimsel rakamlar, "emekli cenneti olduk" söylemlerini
havada bırakıyor. AB ülkelerinde emeklilerin toplam nüfusa oranı
yüzde 20.8'e denk gelirken, KKTC'deki emekli sayısının nüfusa
oransı ise yüzde 11.4
5 KAT DAHA
GENCİZ... Nüfusumuz da yaşlı değil. 2000 yılında
KKTC nüfusunun sadece yüzde 5.5'i yaşlı sınıfına
girmekteydi. 65 yaş üzeri yapılan araştırmalarda
"yaşlı nüfus" olarak kabul ediliyor. AB'deki en
yaşlı nüfus yine "emekli cenneti" İtalya'ya ait.
İtalya'da her 100 kişiden 27'si 65 yaş üzerinde
Hüseyin
EKMEKÇİ
Siyasi
tartışmaların ve sendikal çıkışların
başında gelen "KKTC emekli cenneti" eleştirisine
bilimsel veriler karşı çıkıyor.
Sanılanın
aksine, KKTC sosyal devlet olgusu içerisinde değerlendirildiği zaman
AB normlarına da oldukça uzak bir ülke.
Sosyal koruma
amaçlı harcamalar göze alındığında, sosyal yardım
alanların (emekliler, özürlüler, şehit eşleri, anneleri gibi), gayri
safi yurt içi hasıla ile mukayese edildiği zaman AB ülkelerinin
gerisinde olduğumuz ortaya çıkıyor
AB üyesi
ülkelerin gayrı safi yurt içi hasılaya göre sosyal transferlerden
faydalananların (emekliler, özürlüler, şehit eşleri, anneleri
gibi) ortalaması nüfusun yüzde 26. 40'ına denk gelirken ülkemizdeki
rakam 16.93.
AB ülkeleri ile
karşılaştırıldığı zaman ortaya
çıkan bilimsel rakamlar, "emekli cenneti olduk" söylemlerini
havada bırakıyor. Emeklilerin toplam nüfusa oranı yüzde 20.8'e
denk gelirken, KKTC'deki emekli sayısının nüfusa oransı ise
yüzde 11.4.
Asıl
emekli cenneti İtalya
"Kuzey
Kıbrıs'ta her ay devletten şu kadar çek çıkıyor, bu
nedenle devlet batıyor" iddialarına rağmen, son nüfus
sayımına göre yapılan oranda, KKTC bir çok Avrupa ülkesinin
yarısı kadar emekliye sahip.
Kuzey
Kıbrıs'ta nüfusun yüzde 11.4'ü devletten emekli. Oysa İtalya'da
her 100 kişiden 26.6'sı emeklilik keyfi sürüyor.
KKTC'nin Avrupa
ülkelerine oranla emekli oranı neredeyse yarı yarıya. AB
ülkelerindeki ortalama rakam 20.8.
AB'deki emekli
anlayışı, devletin sosyal yapısı ile eşdeğer
tutuluyor. Bir başka deyişle, devlet ne kadar yaşlı,
emekli, dul, özürlü gibi kişilere yardım ediyorsa o kadar iyi bir
yapıya sahip... Üstelik KKTC'de bu hesaplamalar yapılırken,
sadece emekliler değil, özürlüler, şehit aileleri, şehit
eşleri gibi sosyal yardım amaçlı maaş alanlar da yüzde 11.4
rakamının içinde.
Nüfusumuz da
yaşlı değil
"KKTC
yaşlı cenneti" savı da bilimsel verilerle çürütülüyor. 2000
yılında KKTC nüfusunun sadece yüzde 5.5'i yaşlı
sınıfına girmekteydi. 65 yaş üzeri yapılan
araştırmalarda "yaşlı nüfus" olarak kabul
ediliyor.
Buna
karşın, AB'deki en yaşlı nüfus yine "emekli
cenneti" İtalya'ya ait. İtalya'da her 100 kişiden 27'si 65
yaş üzerinde. İskandinav ülkesi İsveç de İtalya ile
aynı yaşlı nüfus oranına sahip.
EUROSTAT'ın
(The Social Statiton in the Europena Union) araştırmasına göre
2010 yılında, İtalya'daki yaşlı nüfusun oranı
yüzde 31'e yükseliyor. Ancak KKTC'de sağlıklı nüfus
sayımı yapılmadığı için 5.5 oranının
2010 yılında kaça yükseleceği bilinmiyor.
Avrupa
Birliği'ndeki aktif nüfusun (15- 65 yaş arası) ortalama yüzde
24. Bu rakam 2010 yılında yüzde 27'ye ulaşacak diye
hesaplanıyor.
KKTC nüfusu 5
kat daha genç
EUROSTAT'ın
(The Social Statiton in the Europena Union) araştırmasına göre,
2000 yılında AB üyesi ülkelerde 65 yaş üzerindeki nüfus 61
milyona ulaşmıştı. Bu rakam 1960 yılında 34
milyondu.
AB üyesi
ülkeler ya da AB üyesi ülkelerin ortalamaları dikkate
alındığı zaman, KKTC nüfusunun ortalama beş kat daha
genç olduğu ortaya çıkıyor.
Toplam nüfus
içinde emeklilik oranını gösteren tablo
Ülke
Emeklilerinin nüfusa göre oranı (yüzde)
Belçika 20.3
Danimarka 16.7
Almanya 21.2
Yunanistan 21.5
İspanya
16.5
Fransa 20.8
İrlanda
12.4
İtalya
26.6
Lüksemburg 17.9
Hollanda 14.6
Portekiz 19.9
İngiltere
19
AB
Ortalaması 20.8
KKTC 11.4
AB ve KKTC'de
Yaşlı nüfusun aktif nüfusa oranı
Ülke 2000
(yüzde) 2010 (yüzde)
KKTC 5.5 -
Avusturya 23 26
Belçika 26 27
Danimarka 22 25
Finlandiya 22
25
Fransa 24 25
Almanya 24 30
Yunanistan 26
29
İrlanda 17
17
İtalya 27
31
Lüksemburg 21
24
Hollanda 20 22
Portekiz 23 24
İspanya 25
27
İsveç 27
28
İngiltere
24 24
AB
Ortalaması 24 27
NOT: Kaynak:
EUROSTAT (2002)
DPÖ
İstatistik yıllığı, 2002 geçiş yılı
programı
KIBRIS 17/04/05
Haydi sandığa
Kıbrıs
Türk halkı, yedinci kez cumhurbaşkanlığı seçimi için
sandığa gidecek ve KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanını
seçecek
Haydi
sandığa
YİNE
SANDIK BAŞINDAYIZ... KKTC halkı cumhurbaşkanını seçmek
amacıyla bugün yine sandık başına gidiyor. Toplam 577
sandıkta oy kullanacak 147 bin 823 seçmen, 7'nci kez
cumhurbaşkanını seçecek. 3'ü bağımsız 9 adaydan
biri, seçimde geçerli oyların salt çoğunluğunu alması
halinde KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok
oy alan iki aday arasında 24 Nisan Pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy
alan aday 5 yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanlığı
makamına oturacak
DENKTAŞSIZ
İLK SEÇİM... 1983'teki kuruluşundan bu yana KKTC'nin
Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş'ın
katılmadığı seçimlerde 9 aday yarışıyor.
Seçimde KSP adayı Zehra Cengiz, DP adayı Dr. Mustafa Ş.
Arabacıoğlu, YP adayı Nuri Çevikel, CTP-BG adayı
Başbakan Mehmet Ali Talat, UBP adayı Dr. Derviş Eroğlu, TKP
adayı Hüseyin Angolemli ve bağımsız adaylar Ayhan Kaymak,
Arif Salih Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarışacak
SONUÇLAR SAAT
21.00'DE NETLEŞECEK... Oy verme işlemi sabah 08.00'de başlayacak
ve 18.00'e kadar devam edecek. Oy verme işleminin
tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak.
Toplam 9 adayın yarışacağı seçimin sonuçları
Yakın Doğu Üniversitesi ile işbirliği içinde saat 19.00'dan
itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim sonuçlarının saat
21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi bekleniyor
KKTC halkı
cumhurbaşkanını seçmek amacıyla bugün sandık
başına gidiyor.
Ülke genelinde
kurulacak toplam 577 sandıkta oy kullanacak 147 bin 823 seçmen, 7'nci kez
cumhurbaşkanını seçecek.
Kıbrıs
Türk halkı, yedinci cumhurbaşkanlığı seçimi için
sandığa gidecek ancak, KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanını
seçecek.
1983'teki
kuruluşundan bu yana KKTC'nin Cumhurbaşkanı olan Rauf
Denktaş'ın bugünkü seçime katılmıyor.
3'ü
bağımsız 9 adaydan biri, seçimde geçerli oyların salt
çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı
olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday arasında 24 Nisan Pazar
günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday 5 yıl süreyle KKTC'nin
cumhurbaşkanlığı makamına oturacak.
Cumhurbaşkanlığı
seçiminde Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı Zehra Cengiz, DP
adayı Dr. Mustafa Ş. Arabacıoğlu, YP adayı Nuri
Çevikel, CTP-BG adayı Başbakan Mehmet Ali Talat,, UBP adayı Dr.
Derviş Eroğlu, TKP adayı Hüseyin Angolemli ve
bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve
Zeki Beşiktepeli yarışacak.
Oy verme saat
08.00'de başlayacak
Yüksek Seçim
Kurulu'nun açıkladığı takvime göre 22 Mart'ta başlayan
propaganda dönemi, oy verme gününün öncesinde, dün saat 18.00'de
tamamlandı.
Oy verme
işlemi sabah 08.00'de başlayacak ve 18.00'e kadar devam edecek.
Seçmen kimliğini ispatlayıcı belgeyle oy kullanacak. Oy vermek
için oyun verileceği sandık numarasını gösteren seçmen
kartı şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da
sandık numarasını öğrenebilecek.
Oy verme
işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım
başlayacak. Toplam 9 adayın yarışacağı seçimin
sonuçları Yakın-Doğu Üniversitesi'yle işbirliği içinde
saat 19.00'dan itibaren YSK olarak açıklanmaya başlanacak. Seçim
sonuçlarının saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak
netleşmesi bekleniyor.
Oy
kullanırken dikkat edilecek hususlar
Sandık
seçmen listelerinde kayıtlı bir seçmenin, oy kullanabilmek için,
sandık görevlilerine, üzerinde fotoğrafı bulunan ve
kimliğini kanıtlamaya yarayan resmi bir belge sunması gerekiyor.
Resmi belge
olarak, KTFD döneminde veya KKTC döneminde yurttaş olanlara verilen kimlik
kartı veya pasaport, polis kimlik kartı veya KKTC sürüş ehliyeti
kullanılabilecek.
YSK'nın
konuyla ilgili duyurusuna göre, oyunu kullanmak üzere sandığa giden
ve sandık başkanından oy pusulasını ve
"evet" mührünü alan seçmen, varsa yanında getirdiği
fotoğraf makinesi, telsiz veya cep telefonu ve benzeri
cihazlarını, kurul başkanına teslim ederek doğruca
kapalı oy verme yerine gidecek ve oyunu kullanmadan başka yere
gidemeyecek.
Seçimde seçmen
kartı kullanmak zorunlu değil. Ancak sandık kurullarında
görevli polisler ile başka sandıkta kayıtlı seçmen olan
diğer görevliler, yasa gereği oylarını kullanmak için
seçmen kartlarını ibraz etmek zorunda olacak.
Seçmenlerin
hangi sandıkta oy kullanacağını göstermek için
hazırlanan seçmen kartları eline ulaşmayanlar, oy
kullanacakları sandığın numarasını ve yerini,
ilgili ilçe seçim kurullarına şahsen veya telefonla başvurarak
adı, soyadı ve kimlik numaralarını söyleyerek
öğrenebiliyorlar.
İlçe seçim
kurullarının telefon numaraları şöyle:
Lefkoşa
ilçesi: 227 30 47 - 227 41 55 - 227 50 86
Gazimağusa
ve İskele ilçesi: 366 23 32 - 366 40 68
Girne ilçesi:
815 72 46 - 815 68 70
Güzelyurt
ilçesi: 714 62 31 - 714 63 18
Seçim
yasakları
Bugün
gerçekleşecek seçimde, 08.00-18.00 saatleri arasında oy
kullanılacak.
Saat 19.00'a
kadar, radyo, televizyon ve her türlü yayın organından seçimlerle
ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak. 19.00-21.00 saatleri
arasında radyo ve televizyonlarda, YSK tarafından verilecek haber ve
tebliğler yayımlanabilecek. Saat 21.00'den sonra ise bütün
yayınlar serbest kalacak.
Seçim günü
halkın uyması gereken diğer bazı yasaklar şöyle
sıralanıyor:
"Oy verme
günü her ne suretle olursa olsun, alkollü içki satılması, içkili
yerler ile umumi mahallerde her çeşit alkollü içki satılması,
verilmesi ve içilmesi yasaktır.
Oy verme günü,
bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır.
Eğlence yeri niteliğine haiz lokantalarda yalnız yemek verilir.
Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka
hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz."
Siyasilerin ve
adayların oy kullanması
Cumhurbaşkanı,
Meclis Başkanı, adaylar ve siyasi parti başkanlarının
yarın yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde saat
kaçta ve nerelerde oy kullanacakları belli oldu.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın her zamanki gibi Lefkoşa'da Mahkemeler
binasındaki 128 numaralı sandıkta saat 12.00'de oy
kullanması bekleniyor.
Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Güzelyurt Barış
İlkokulu'nda saat 10.00'da CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan
ve Cumhurbaşkanı adayı Mehmet Ali Talat, Girne'de 19 Mayıs
TMK'da 84 no'lu sandıkta saat 11.00'de oy kullanacak.
YSK
Başkanı Taner Erginel, ikamet yeri Doğanköy'de muhtarlık
binasındaki 73 numaralı sandıkta saat 08.30'da
vatandaşlık görevini yerine getirecek.
DP Genel
Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da tercihini erkenden
kullanmaktan yana olanlardan Denktaş, BTMK'daki bir sandıkta, saat
08.30'da oyunu verecek.
UBP Genel
Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Derviş
Eroğlu, Gazimağusa Polatpaşa İlkokulu'nda 54 numaralı
sandıkta saat 10.00'da sandık başına gidecek.
DP adayı
Dr. Mustafa Arabacıoğlu, Gönyeli İlkokulu'nda 52 no'lu
sandıkta saat 10.00'da; TKP Genel Başkanı ve
Cumhurbaşkanı adayı Hüseyin Angolemli, Tuzla İlkokulu'nda
saat 11.00'de;YP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı
Nuri Çevikel Gazimağusa Maraş çorap fabrikasında 185 no'lu
sandıkta saat 10.00'da, KSP adayı Zehra Cengiz Şht. Doğan
Ahmet İlkokulu'nda 614 no'lu sandıkta saat 10.30'da ve BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı Şht. Ertuğrul
İlkokulu'nda 162 nolu sandıkta saat 11.00'de oy kullanacak.
Bağımsız
adaylardan Arif S. Kırdağ, Minareliköy'de Şht. Mehmet Eray
İlkokulu'nda 342 no'lu sandıkta saat 10.00'da; Zeki Beşiktepeli
Şirinevler İlkokulu'nda saat 09.30'da, Ayhan Kaymak Gazimağusa
Karakol İlkokulu'nda 71 no'lu sandıkta saat 12.00'de oy vereceklerini
bildirdiler.
Maronitler de
sandık başına gidiyor
Öte yandan
KKTC'de yaşayan azınlıklardan Maronitler de bugün 1974
Barış Harekatı'nın ardından ilk kez sandık
başına giderek yerel yöneticilerini seçecekler.
Maronitler'in
yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde 1 muhtar ve 4 aza
seçimi için bugün sandık kurulacak. Toplam 112 seçmenin bulunduğu
köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek Seçim Kurulu kontrolünde
değil, Dışişleri Bakanlığı gözetiminde
yapılacak.
Seçilmek için
de yine KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt
çoğunluk, yani yüzde 50+1 aranacak. Bu durumda 112 seçmenin tümünün
sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek.
KIBRIS 17/04/05
Rumlar, yakında KKTC'den tatil satmaya başlayabilir
|
Rum gazetesi
Cyprus Mail'e göre, İngiltere'de faaliyet gösteren
Kıbrıslı Rum tur operatörleri, İngiltere pazarındaki
paylarını kaybetmekten endişeli Rumlar,
yakında KKTC'den tatil satmaya başlayabilir BASKI
GELİYOR... Her geçen gün daha fazla insanın kuzeyi talep etmesi Rum
tur operatörlerini çaresiz bıraktı. İngiltere'de faaliyet
gösteren Kıbrıslı Rum tur operatörleri, İngiltere'deki
dört büyük tur operatörünün, kendilerine Kuzey Kıbrıs'ta tatil
satmaları için baskı yapmaya başlamasının an
meselesi olduğunu belirtti İngiliz
halkının, her geçen gün daha fazla insanın kuzeyi talep etmesi
Rum tur operatörlerini çaresiz bıraktı. İngiltere'de faaliyet
gösteren Kıbrıslı Rum tur operatörleri, İngiltere'deki
dört büyük tur operatörünün, kendilerine Kuzey Kıbrıs'ta tatil satmaları
için baskı yapmaya başlamasının an meselesi olduğunu
belirtti. Güneyde
yayınlanan Cyprus Mail gazetesinde Jean Christou imzasıyla dün
yayınlanan habere göre, Rum operatörleri, konu hakkında
taşıdıkları endişeleri önceki gün Limassol'da
Kıbrıs Rum Seyahat Acenteleri Birliği'nin (KRSA) organize ettiği
"Kıbrıs ve İngiliz piyasaları- Güney
Kıbrıs'ın turizm sektörüne en fazla katkıyı
sağlayan ülke" konulu konferansta dile getirdi. Konferansta,
rekabetin yoksunluğu, yükselen fiyatlar, kalite, daha temiz bir çevre ve
turizmdeki "ikinci ev" olgusu yanı sıra, kuzeydeki
turizmin gelişmesi konusu da aktarılan endişeler listesinde
yerini aldı. Habere göre,
İngiltere'de faaliyet gösteren Libra Holidays temsilcisinin Kuzey
Kıbrıs hakkında yönelttiği bir soru üzerine, Mid-Consort
Grup'un patronu Charles Eftichiu, Birleşik Krallık'ta Kuzey
Kıbrıs ile ilgili daha çok tanıtım olduğu, kuzeye
tatil paketi satmak isteyenlerin sayısında artış
yaşandığı ve gün geçtikçe daha fazla insanın kuzeyi
talep ettiğinin doğru olduğunu söyledi. Eftichiu,
Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun kalkmasını
sağlayacak direkt uçuşların başlaması için,
İngiliz hükümetinin Ercan Havaalanı'nı gayrı yasal
addeden uluslararası düzenlemelerde boşluklar
aradığını belirterek, "Bu konunun çözülmesi ve bir
çıkış yolunun bulunması için büyük baskı var.
Şu anda kuzeye olan talep daha çok kısa seyahatler için ancak
durumu yatıştırmak için hızlı davranmazsak
huzursuzluk yaşanacak. Bunun gerçekleşmesi de an meselesi"
dedi. "Söz
konusu büyük tur operatörlerinin Kıbrıs'ın bölünmüş
olması konusunda pek de duygusal olduklarını
sanmıyorum" diyen Eftichiu, "Eğer bir şey yapmazsak,
konu büyük şirketlerin inisiyatifine kalacak. Bu da
Kıbrıslı Rum operatörler için büyük bir ikilem
doğuracak" dedi. "Kimse
kuzeyde tatil satmamı
engelleyemez" Konferansa
katılan Kıbrıslı Rum delegelerden biri, durumun
düzeltilmemesi halinde kuzeyden tatil satmaya
başlayacağını ve kendisini kimsenin
durduramayacağını söyledi. Eftichiu'nun
sözlerine atıfta bulunan Eastcastle Yöneticilik Grubu'ndan Michael East
ise, Kıbrıslı Rum tur operatörlerine seslenerek, Birleşik
Krallık'taki tur operatörlerinin yüzlerini kuzeye döndüğünü ve
politik arenada kendilerine destek vereceklerini zannetmemeleri
gerektiğini söyledi. KRSA'nin
Başkanı ve Libra Holidays'in müdürü Akis Kiprianu da sorunun çözüme
kavuşturulması gerektiğini belirterek " 'İşgal
altındaki' bölgeden yansıyan rekabet bizi de yavaş yavaş
etkilemeye başlayacak" dedi. KRSA'ya göre,
Kıbrıs Rum kesiminin İngiltere piyasasından
aldığı payda, 2004 yılında yüzde birlik
düşüş yaşandı. Ocak ayında İngiltere'den
yapılan rezervasyonlarda ise yüzde 15'lik bir düşüş
yaşandığı ancak 2005 yılının en kötü
ihtimalle 2004 yılı kadar iyi geçeceği tahmin ediliyor. Rum Turizm
Bakanı George Killikas ise kuzeyden bahsetmezken, geçen yıl Güney
Kıbrıs'ı ziyaret eden 2.3 milyon turistin %57'sinin
İngiltere'den geldiğini söyledi. Konferansta ayrıca Güney
Kıbrıs'ın en yakın rakiplerinde turizm patlaması
yaşandığı (Türkiye %40, Mısır %70, Tunus %20)
verilen bilgilere eklendi. |
KIBRIS 17/04/05
İngiltere'deki partilerde Kıbrıs kavgası
Seçim
propagandasının başladığı İngiltere'de
İşçi Partisi ve Muhafazakâr partilerin, İngiltere'de
yaşayan Rumlar'ın oylarını elde etmek için Kıbrıs
konusunda kavgaya tutuştukları bildirildi.
Fileleftheros
gazetesine göre, AB konularından sorumlu Dışişleri
Müsteşarı Denis Macshane "Önceden Kıbrıs'ı
tanımadan Türkiye'nin AB üyeliğinin akıl almaz bir şey
olarak" niteledi.
Macshane,
İngiltere Hükümeti'nin hedefinin Kıbrıs'ı adil ve
yaşayabilir bir çözümle yeniden birleştirilmesi olduğunu da
tekrarladı.
Macshane,
Avrupa Milletvekili ve Muhafazakâr Parti Milletvekili adayı Teresa
Villius'in mektubunu yanıtlarken, Türkiye ile Kıbrıs
arasında ilişkilerin düzeltilmesinin, Türkiye-AB müzakereleri
sırasında gerçekleştirileceğini de belirtti.
Macshane,
"Gerek Türkiye gerek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Gümrük Birliği
Protokolü'nün imzalanmasının tanıma
sayılmayacağını net şekilde ortaya
koyduklarına" da dikkat çekti.
Teresa Villius
ise yaptığı açıklamada, "Gümrük Birliği
Protokolü'nün doğru şekilde uygulanmasının,
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından tanınması
anlamı taşıyacağını" savundu.
Villius,
protokolün imzalanmasından ve "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin"
tanınmasında İngiltere Hükümeti'nin
takındığı tavrı da eleştirdi.
Mahi,
Macshane'in aniden "Kıbrıs'ı tanımadan önce
Türkiye'nin AB üyeliğinin anlamsız bir şey olduğu"
konusundaki açıklamasını ayrıca İngiltere
Başbakanı'nın, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'u
İngiltere'ye davet etmesini eleştirdi. Bütün bunların seçimler
nedeniyle propaganda amaçlı olduğunu yazdı.
Gazete, haberi
"İngiltere'nin Ani Aşkı Sahtedir... Bundan Sonraki
Adımları Londra-Timbu (Ercan) Arasında Doğrudan
Uçuşlardır" başlığını kullandı.
KIBRIS 17/04/05
Saray
sahibini bekliyor
3ü
bağımsız 9 adayın yarışacağı bugünkü
seçimde, 147 bin 823 seçmen 577 sandıkta oy kullanarak yeni
cumhurbaşkanını seçecek
Seçimde
Zehra Cengiz, Mustafa Arabacıoğlu, Nuri Çevikel, Mehmet Ali Talat,
Derviş Eroğlu, Hüseyin Angolemli, Ayhan Kaymak, Arif S.
Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarışıyor
Yüksek
Seçim Kurulu, oy verme işleminin 08.00de
başlayacağını ve 18.00e kadar devam edeceğini
belirterek, seçmenin kimliğini ispatlayıcı belgeyle oy
kullanabileceğini kaydetti
KKTC
halkı cumhurbaşkanını seçmek amacıyla bugün
sandık başına gidiyor.
Ülke
genelinde kurulacak toplam 577 sandıkta oy kullanacak 147 bin 823 seçmen,
7inci kez cumhurbaşkanını seçecek.
3ü
bağımsız 9 adaydan biri, seçimde geçerli oyların salt
çoğunluğunu alması halinde KKTCnin yeni cumhurbaşkanı
olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday arasında 24 Nisan Pazar
günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday 5 yıl süreyle KKTCnin
cumhurbaşkanlığı makamına oturacak.
Cumhurbaşkanlığı
seçiminde Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı Zehra Cengiz, DP
adayı Dr. Mustafa Ş. Arabacıoğlu, YP adayı Nuri
Çevikel, CTP-BG adayı Başbakan Mehmet Ali Talat,, UB adayı Dr.
Derviş Eroğlu, TKP adayı Hüseyin Angolemli ve
bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve
Zeki Beşiktepeli yarışacak.
OY
VERME SAAT 08.00DE BAŞLAYACAK
Yüksek
Seçim Kurulunun açıkladığı takvime göre 22 Martta
başlayan propaganda dönemi, oy verme gününün öncesinde, dün saat 18.00de
tamamlandı.
Oy
verme işlemi sabah 08.00de başlayacak ve 18.00e kadar devam edecek.
Seçmen kimliğini ispatlayıcı belgeyle oy kullanacak. Oy vermek
için oyun verileceği sandık numarasını gösteren seçmen
kartı şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da
sandık numarasını öğrenebilecek.
Oy
verme işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım
başlayacak. OY KULLANIRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Sandık
seçmen listelerinde kayıtlı bir seçmenin, oy kullanabilmek için,
sandık görevlilerine, üzerinde fotoğrafı bulunan ve
kimliğini kanıtlamaya yarayan resmi bir belge sunması gerekiyor.
Resmi
belge olarak, KTFD döneminde veya KKTC döneminde yurttaş olanlara verilen
kimlik kartı veya pasaport, polis kimlik kartı veya KKTC sürüş
ehliyeti kullanılabilecek.
YSKnın
konuyla ilgili duyurusuna göre, oyunu kullanmak üzere sandığa giden
ve sandık başkanından oy pusulasını ve evet mührünü
alan seçmen, varsa yanında getirdiği fotoğraf makinesi, telsiz
veya cep telefonu ve benzeri cihazlarını, kurul başkanına
teslim ederek doğruca kapalı oy verme yerine gidecek ve oyunu
kullanmadan başka yere gidemeyecek.
Seçimde
seçmen kartı kullanmak zorunlu değil. Ancak sandık kurullarında
görevli polisler ile başka sandıkta kayıtlı seçmen olan
diğer görevliler, yasa gereği oylarını kullanmak için
seçmen kartlarını ibraz etmek zorunda olacak.
Seçmenlerin
hangi sandıkta oy kullanacağını göstermek için
hazırlanan seçmen kartları eline ulaşmayanlar, oy
kullanacakları sandığın numarasını ve yerini,
ilgili ilçe seçim kurullarına şahsen veya telefonla başvurarak
adı, soyadı ve kimlik numaralarını söyleyerek öğrenebiliyorlar.
İlçe
seçim kurullarının telefon numaraları şöyle:
Lefkoşa
ilçesi: 227 30 47 - 227 41 55 - 227 50 86
Gazimağusa
ve İskele ilçesi: 366 23 32 - 366 40 68
Girne
ilçesi: 815 72 46 - 815 68 70
Güzelyurt
ilçesi: 714 62 31 - 714 63 18
SEÇİM
YASAKLARI
Bugün
gerçekleşecek seçimde, 08.00-18.00 saatleri arasında oy
kullanılacak.
Saat
19.00a kadar, radyo, televizyon ve her türlü yayın organından
seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak. 19.00-21.00
saatleri arasında radyo ve televizyonlarda, YSK tarafından verilecek
haber ve tebliğler yayımlanabilecek. Saat 21.00den sonra ise bütün
yayınlar serbest kalacak.
Seçim
günü halkın uyması gereken diğer bazı yasaklar şöyle
sıralanıyor:
Oy
verme günü her ne suretle olursa olsun, alkollü içki satılması,
içkili yerler ile umumi mahallerde her çeşit alkollü içki
satılması, verilmesi ve içilmesi yasaktır.
Oy
verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı
kalır. Eğlence yeri niteliğini haiz lokantalarda yalnız
yemek verilir. Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli
olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah
taşıyamaz.
SİYASİLERİN
VE ADAYLARIN OY KULLANMASI
Cumhurbaşkanı,
Meclis Başkanı, adaylar ve siyasi parti başkanlarının
bugün yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde saat kaçta
ve nerelerde oy kullanacakları belli oldu.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaşın her zamanki gibi Lefkoşada Mahkemeler
binasındaki 128 numaralı sandıkta saat 12.00de oy
kullanması bekleniyor.
Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Güzelyurt Barış
İlkokulunda saat 10.00da CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan
ve Cumhurbaşkanı adayı Mehmet Ali Talat, Girnede 19 Mayıs
TMKda 84 nolu sandıkta saat 11.00de oy kullanacak.
YSK
Başkanı Taner Erginel, ikamet yeri Doğanköyde muhtarlık
binasındaki 73 numaralı sandıkta saat 08.30da
vatandaşlık görevini yerine getirecek.
DP
Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da tercihini erkenden
kullanmaktan yana olanlardan
Denktaş, BTMKdaki bir sandıkta, saat
08.30da oyunu verecek.
UBP
Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Derviş
Eroğlu, Gazimağusa Polatpaşa İlkokulunda 54 numaralı
sandıkta saat 10.00da sandık başına gidecek.
DP
adayı Dr. Mustafa Arabacıoğlu, Gönyeli İlkokulunda 52 nolu
sandıkta saat 10.00da; TKP Genel Başkanı ve
Cumhurbaşkanı adayı Hüseyin Angolemli, Tuzla İlkokulunda
saat 11.00de;
YP
Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Nuri Çevikel
Gazimağusa Maraş çorap fabrikasında 185 nolu sandıkta saat
10.00da, KSP adayı Zehra Cengiz Şht. Doğan Ahmet
İlkokulunda 614 nolu sandıkta saat 10.30da ve BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı Şht. Ertuğrul
İlkokulunda 162 nolu sandıkta saat 11.00de oy kullanacak.
Bağımsız
adaylardan Arif S. Kırdağ, Minareliköyde Şht. Mehmet Eray
İlkokulunda 342 nolu sandıkta saat 10.00da; Zeki Beşiktepeli
Şirinevler İlkokulunda saat 09.30da, Ayhan Kaymak Gazimağusa
Karakol İlkokulunda 71 nolu sandıkta saat 12.00de oy vereceklerini
bildirdiler.
MARONİTLER
DE SANDIK BAŞINA GİDİYOR
Öte
yandan KKTCde yaşayan azınlıklardan Maronitler de bugün 1974
Barış Harekatının ardından ilk kez sandık
başına giderek yerel yöneticilerini seçecekler.
Maronitlerin
yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde 1 muhtar ve 4
aza seçimi için bugün sandık kurulacak. Toplam 112 seçmenin bulunduğu
köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek Seçim Kurulu kontrolünde
değil, Dışişleri Bakanlığı gözetiminde
yapılacak.
Seçilmek
için de yine KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt
çoğunluk, yani yüzde 50+1 aranacak. Bu durumda 112 seçmenin tümünün
sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek.
HALKIN SESI 17/04/05
|
|
|
|||
|
|
|
17 Nisan 2005 Oy verme işleminin tamamlanmasının
hemen ardından sayım başlayacak. 1983teki kuruluşundan
bu yana KKTCnin Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaşın
katılmadığı seçimler, ülkede yeni bir dönemin
başlangıcı olacak. |
|
Oyunu Girnede kullanan KKTC Başbakanı ve
cumhurbaşkanı adayı Talat, Seçimlerin, getireceği sonuç ve
içinde yaşanan koşullar bakımından son derece önemli bir
dönemi işaret ettiğini söyledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da,
oyunu kullanırken yaptığı açıklamada, Seçilecek
kişinin devletin egemenliği ve
bağımsızlığını koruyacağına dair
yemin edeceğine işaret ett ve yeni cumhurbaşkanının bu
yeminine sadık çıkması gerektiğini kaydetti. Denktaş,
Yeminine sadık çıkmayacak birini seçerseniz, tarih, Türk milleti,
insanlık sizi affetmeyecek diye konuştu.
9 adayın yarıştığı
cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları, saat 19.00dan
itibaren açıklanmaya başlanacak. Resmi olmayan seçim
sonuçlarının saat 21.00da netleşmesi bekleniyor.
Saat 19.00a kadar, radyo, televizyon ve her türlü
yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum
yapılamayacak. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için salt
çoğunluk gerekiyor. Seçilen aday 5 yıl süreyle
cumhurbaşkanlığı yapacak.
Seçimlerin en güçlü adayı, Cumhuriyetçi Türk Partisi
lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat. KKTC
Cumhurbaşkanlığı seçiminin diğer adayları ise
şöyle:
Ulusal
Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu
Demokrat
Parti adayı Mustafa Arabacıoğlu
Bağımsız
Arif Salih Kırdağ
Bağımsız
Zeki Beşiktepeli
Bağımsız
Ayhan Kaymak
Yeni
Parti Genel Başkanı Nuri Çevikel
Kıbrıs
Sosyalist Partisi adayı Zehra Cengiz
Toplumcu
Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli.
KKTCde halk sandık başında
17 Nisan, 2005 08:36:00 (TSİ) CNN TURK
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde halk, yeni
cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına
gidiyor. Saat 08.00de başlayan oy verme işlemi 18.00e kadar
sürecek.
Toplam
seçmen sayısı 147 bin 823 olan ülke genelinde 577 sandıkta oy
kullanılacak. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacak
aday, bu göreve altı kez seçilen Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın ardından gelen ikinci isim olacak.
Seçimde yarışan üçü bağımsız dokuz adaydan biri,
geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin
yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday
arasında 24 nisan pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday,
beş yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanı olacak.
Cumhurbaşkanı
adayları:
Sayım,
oy verme işleminden hemen sonra
Seçmen,
kimliğini ispatlayabileceği belgeyle oy kullanacak. Oy vermek için
oyun verileceği sandık numarasını gösteren seçmen
kartı şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da
sandık numarasını öğrenebilecek. Oy verme işleminin
tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak.
Toplam dokuz adayın yarışacağı seçimin sonuçları,
Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ile işbirliği içinde saat
19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim
sonuçlarının, saat 21.00 sıralarında gayrı resmi
olarak netleşmesi bekleniyor.
Seçim yasakları
Maronitler
de sandık başına gidiyor
KKTC'de yaşayan azınlıklardan Maronitler de, 1974
Barış Harekatı'nın ardından ilk kez sandık
başına giderek, yerel yöneticilerini seçecek. Maronitlerin
yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde bir muhtar ve
dört aza seçimi için sandık kurulacak.
Toplam 112 seçmenin bulunduğu köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek
Seçim Kurulu kontrolünde değil, Dışişleri
Bakanlığı gözetiminde yapılacak. Seçilmek için de yine
KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt
çoğunluk, yani yüzde 50'nin üzeri aranacak. Bu durumda 112 seçmenin
tümünün sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek
Rumlar,
Talat'ın kazanacağı fikrinde
Rum siyasi partiler, bugün yapılacak KKTC seçimlerini
değerlendirdi. Güney Kıbrıs'ın iki büyük siyasi partisi
seçimleri KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın
kazanacağı görüşünde. Komünist AKEL Partisinin genel sekreteri,
"Mehmet Ali Talat'ın bugüne kadar ilan ettiği sol vizyon
doğrultusunda hareket etmesi" dileğinde bulundu.
AKEL genel sekreteri, seçimleri kazanmasını beklediği
Talat'ın bu doğrultuda hareket etmesi durumunda kendisi ile ortak bir
dil bulacaklarına inandığını ifade etti.
Merkez sağ eğilimli DİSİ Başkanı Nikos
Anastasiadis ise Talat'ın seçilmesi ve geçmişteki görüşlerini
koruması halinde, Kıbrıs'ta çözümü için umut
doğacağını söyledi. Anastasiadis, Talat'ın Rauf
Denktaş ile aynı görüşlerde olmamasını
umduklarını belirtti.
|
VEDA TELEFONU |
|
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı
koltuğunda son günlerini geçiren Rauf Denktaş'a veda telefonu etti.
Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'a, bugüne kadarki
çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Gül, Denktaş'a,
bundan sonra da yakın istişare içinde olmak istediklerini söyledi. |
CNN TURK 17/04/05
KKTCde seçim günü
|
Yorgo KIRBAKİ / KIBRIS RUM KESİMİ KKTCnin ikinci cumhurbaşkanı seçmek için 147 bin Kıbrıslı Türk sandık başında. Seçime 9 aday katılıyor. 1976 yılından bu yana Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş, görevi devretmeye hazırlanıyor. KKTCde bugün
cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yeni bir dönem
açılıyor. Rauf Denktaşın
cumhurbaşkanlığı resmen de sona eriyor. Bu seçimler
Kıbrıs sorununun geleceği açısından son derece
önemli. Ama Rum Kesiminde değil. |
|
|
HURRIYET 17/04/05
Gülden Denktaşa teşekkür telefonu
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül önceki akşam KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı telefonla arayarak, Kıbrıs davasına yaptığı fedakár hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.
Gülün, hükümet olarak bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olacağını söylediği bildirildi. Denktaşın da Gülün ilgisi için teşekkür ettiği belirtildi.
HURRIYET 17/04/05
Papadopulos: Hakemsiz görüşmeye varız
|
Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs Rum tarafının Annan planında istediği değişiklikleri açıklamasının doğru taktik olmadığını söyledi. Papadopulos,
göreve gelişinin ikinci yıldönümü nedeniyle düzenlediği
basın toplantısında, BM ve ABnin bazı yetkililerinin,
müzakereler başlamadan önce pozisyonların
açıklanmasının doğru olmadığını
savunduklarını ileri sürdü. HURRIYET
17/04/05 KKTC'de bugün seçim
var LEFKOŞA
Milliyet MILLIYET 17/04/05 Kıbrıs baharı
DERYA SAZAK MILLIYET
17/04/05 Kıbrıs'ta
Denktaş'lı muhalefet başlıyor Denktaş, dünkü
'veda' mesajlarında muhtemel halefi Talat'a yüklendi: Koltuğa
oturacak adam egemenliği korumazsa vatan haini olur ve ülkemizde
barış biter RADIKAL 17/04/05 LEFKOŞA - KKTC
bugünkü cumhurbaşkanlığı seçimiyle yeni bir sürece
girerken, cumhurbaşkanlığı dönemini kapatan 81
yaşındaki Rauf Denktaş'ın muhalefette olacağı
günler başlıyor. Görevi devrinden önce düzenlediği son
basın toplantısında muhalefet bayrağını eline
alan Rauf Denktaş, seçimin favorisi olan Başbakan Mehmet Ali
Talat'a zehir zemberek eleştiriler yöneltti. Milli kongre
hazırlığında Rum
Kesimi seçime ilgisiz RADIKAL
17/04/05 RADİKAL - LEFKOŞA - Güney
Kıbrıs'ın Rum Yönetimi, siyasi partileri, medyası,
öğrencisi ve sokaktaki insanı, KKTC'deki
cumhurbaşkanlığı seçimine tümüyle ilgisiz.
Lefkoşa'nın güneyinden bakıldığında, birkaç yüz
metre ötedeki seçimler çok ama çok uzak. Rumların yüzde 76'yla
'Hayır' dediği 24 Nisan'daki referandumdaki gibi bugünün önemini
kimse umursamıyor. Dün Rum medyasında KKTC'deki seçimlere dair
tık yoktu. Kıbrıs Üniversitesi'nin öğrencileri, bu
ilgisizliğe "Kuzey işgal altında. Rejimi yasal
değil. Mehmet Ali Talat, Rauf Denktaş'tan farksız.
Ankara'nın piyonu. Kim kazanırsa kazansın bir şey
değişmeyecek" gerekçesini gösteriyor. Çarşı pazarda
da Rumların tavrı aynı. Hatta bazısı seçimden bile
habersiz. Oysa daha iki yıl önce Denktaş'a muhaliflere sözde kalsa
da destek yarışı vardı. Güney'de Tasos Papadopulos,
oyunun tek hâkimi. Evine
dönmüyor! RADIKAL
17/04/05 Denktaş, 1948'de,
Kıbrıs'ta özerk bir yönetimin nasıl
oluşturulacağını araştırmak üzere Britanya
yönetimince kurulan istişare heyetinin üyeliğiyle
başladığı siyasi serüvenine, KKTC
Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılarak nokta değil,
virgül koyacak. Bir başka deyişle, Kıbrıs'ta bugünden
itibaren 'Denktaş iktidarı' sona eriyor, 'Denktaş muhalefeti'
başlıyor...Dünkü basın toplantısına bakılırsa,
başladı bile...Evet, Denktaş, 'Saray'dan ayrılıyor,
ama evine dönmeyecek, sokağa çıkacak...Üstelik, aslında pek
umursamadığı cumhurbaşkanlığının
'protokoler prangaları'ndan da kurtulmuş olarak.
KKTCde oy verme
işleminin sona ermesinin ardından sonuçlar kısa sürede
açıklandı. Alınan sonuçlara göre Başbakan Mehmet Ali
Talat, yüzde 56 oy oranıyla seçimi kazandı. Ulusal Birlik Partisi Genel
Başkanı Derviş Eroğlunun oy oranıysa yüzde 23te
kaldı. 3ü bağımsız 9 adayın
yarıştığı seçimde, Demokrat Parti Genel Sekreteri
Mustafa Arabacıoğlu da, yüzde 13 oy aldı. 1983te kurulan Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin, Rauf Denktaş
dışındaki ilk cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali
Talat, 5 yıl süreyle görev yapacak. 1985, 1990, 1995 ve 2000
yıllarındaki seçimleri kazanarak 20 yıldır
cumhurbaşkanlığını yürüten Rauf Denktaş, bu kez
seçime katılmamıştı. Rum liderliğinin çözüm
konusundaki katı tavrının hatırlatılması
üzerine Talat, ilk olarak Kıbrıs Rum liderliğinin BM Genel
Sekreterine, Annan planındaki değişiklik önerilerini
yazılı olarak vermesinin sağlanması gerektiğini
belirtti.
TALATLA
İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ Yeni bir hükümet
oluşacağını ve yeni cumhurbaşkanı ile, Kıbrıs
Türk halkının haklarını koruyarak Rumlarla bir çözüme
varma yönünde büyük uğraş içinde olacaklarını kaydeden
Serdar Denktaş, yeni cumhurbaşkanının meclis ve hükümetle
tam bir işbirliği içinde çalışacağına
inandığını belirtti. KKTC Yüksek Seçim Kurulunun
verilerine göre, oyların adaylara göre dağılımı
şöyle:
Siyasete üniversite
yıllarında atılan Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı
Türk Birliklerinin ve daha sonra da Kıbrıslı Öğrenciler
Gençlik Federasyonunun kuruluşunda önemli rol oynadı. Talat bu
federasyonun ilk yönetim kurulu başkanı oldu. İkinci DP-CTP koalisyon
hükümetinde de aynı görevi yaptı. Talat, üçüncü DP-CTP koalisyon
hükümetindeyse devlet bakanı ve başbakan
yardımcısıydı. Talat bu sırada CTP içinde de
yükseliyordu. 14 Ocak 1996da kongrede CTPnin genel başkanı seçildi.
AB
ve ABDden Talata kutlama
KKTCde gerçekleştirilen
cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucuyla ilgili olarak bir
basın bildirisi yayınlayan Avrupa Birliği Komisyonu,
Talatın seçilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bildiride Talatın
başarısı, Kıbrıslı Türklerin bir kez daha
birleşmiş bir Kıbrısın ABye tam üye
olmasını kuvvetle istediklerinin bir işareti olarak
değerlendirildi. Bildiride, bu süreçte Avrupa
Komisyonunun daha aktif rol oynamak için gerekli yardımda bulunmaya
hazır olduğu kaydedildi.
KKTC'nin yeni lideri Talat Talat, Kıbrıs Rum lideri Papadopulos'a da
'barış' çağrısı yaptı
Ece Ertem / cnnturk.com KKTC
siyasetinin son zamanlarda yıldızı parlayan ismi Mehmet Ali
Talat, cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların yüzde
55.6'sını alarak Rauf Denktaş'ın ardından KKTC'nin
ikinci cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) taraftarları, Mehmet Ali
Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesini
Lefkoşa'daki İnönü Meydanı'nda düzenlediği şölenle
kutladı. Coşkulu
kalabalığın CTP bayraklarıyla
katıldığı kutlamada konuşan Talat,
cumhurbaşkanlığının barış ve demokrasi
merkezi olacağını söyledi.
''Yarından itibaren yapacak çok iş bulunduğunu''
kaydeden Talat, Kıbrıs'ta çözüm ve barışı
sağlayana kadar mücadele edeceğine, Kıbrıslı
Türkleri Avrupalı yapana kadar uğraşacağına söz
verdi.
Serdar
Denktaş'tan 'işbirliği' mesajı KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı, Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar
Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile tam bir
işbirliği ve istişare içinde
çalışacaklarını söyledi.
Serdar Denktaş, DP'nin cumhurbaşkanı adayı
DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu ile birlikte Saray Otel'de
basın toplantısı düzenledi. Serdar Denktaş, tansiyonu
düşük, sorunsuz bir seçim yaşadıklarını ifade
ederek, ''Seçilen ikinci cumhurbaşkanımıza elinde tuttuğu
makamı da düşünerek, bu andan itibaren her zaman DP olarak
saygıyla yaklaşacağız, görevi boyunca tam bir işbirliği
ve istişare içerisinde çalışacağız.
Halkımızın tüm kesimlerinin de aynı şekilde
cumhurbaşkanlığı makamına saygıyla
yaklaşması beklentimizdir. Bu bizim Kıbrıs Türk
halkı olarak kendi devletimize, kendi sistemimize saygının bir
gereği olmalıdır'' diye konuştu. 1952
yılında Girne'de dünyaya gelen Talat, orta öğrenimini KKTC'de
tamamladı. ODTÜ elektrik mühendisliği bölümünü bitiren Talat,
aynı fakültede yüksek lisans yaptı. Ankara'daki öğrenim
yıllarında Kıbrıslı Türk öğrencilerin
oluşturduğu derneklerde yöneticilik ve başkanlık
görevlerinde bulundu. Kıbrıslılar Öğrenim ve Gençlik
Federasyonu kurucu başkanlığını yaptı. Denktaş'tan Talat'a ilginç övgüKKTC'de yapılan cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
seçim galibi Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret ederek destek vaat
etti. "Görevimiz kendilerine yardım olmak, destek
olmaktır" diyen Denktaş, zorlukların aşmanın
yolunun soğukkanlık olduğunu belirterek "Kendisini iyice
izledim, yılan gibi soğukkanlı bir adamdır"
ifadesini kullandı Cumhurbaşkanı Denktaş, Mehmet Ali
Talat'ı ziyaret ederek seçimdeki zaferinden dolayı kutladı.
Halka umut veren partinin kazandığını söyleyen
Denktaş, kendisinin makama yapışmamasının
demokrasiye katkısı olduğunu belirtti. Gönül
ferahlığı ile makamını teslim edeceğini de
ifade eden Denktaş, Talat'a destek de vaat etti. MILLIYET 18/04/05 Talat
taraftarları ile Beşiktaş taraftarları Lefkoşa
sokaklarını doldurdu
AB, Talat'ın seçilmesine sevindi...
ABD'den KKTC'nin yeni
Cumhurbaşkanı Talat'a tebrik
MILLIYET 18/04/05 Denktaş'tan Talat'a kutlama ve destek Lefkoşa KKTCde yapılan
cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, seçimin galibi Başbakan
Mehmet Ali Talatı ziyaret ederek, gönül rahatlığıyla
görevi devredeceğini söyledi. "Görevimiz kendilerine
yardım olmak, destek olmaktır" diyen Denktaş,
zorlukların aşmanın yolunun soğukkanlılık
olduğunu belirterek "kendisini iyice izledim, yılan gibi
soğukkanlı bir adamdır" dedi. Cumhurbaşkanı
Denktaş, Mehmet Ali Talatı ziyaret ederek seçimdeki zaferinden
dolayı kutladı. Halka umut veren partinin
kazandığını söyleyen Denktaş, kendisinin makama
yapışmamasının demokrasiye katkısı
olduğunu belirtti. Gönül ferahlığı
ile makamını teslim edeceğini de ifade eden Denktaş,
Talata destek de vaat etti. Denktaş "Görevimiz kendilerine
yardım olmak, destek olmaktır" diye konuştu. "TALAT, YILAN
GİBİ SOKUKKANLI BİR ADAM" Vereceği desteğin
devletin varlığına dayalı olacağını da
vurgulayan Denktaş, şöyle devam etti: "Sayın Talatı
kutlamak için geldik. Hakikaten gönül rahatlığı içerisinde bu
görevi kendisine teslim edeceğim. Devlete sahip çıkan bir makam
olarak kendine yardımcı olacağım ve devlete sahip
çıkan bir makam olarak kalıcı bir barış yapması
için hep birlikte eliminden geleni yapacağız. Zorluklar çok
olacaktır. Bu zorlukları aşmanın yolu
soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan
gibi soğukkanlı bir adamdır." "TÜRK HÜKÜMETİ
İLE YAKIN İSTİŞARE İÇERİSİNDE
OLACAĞIZ" Daha sonra söz alan
Başbakan Mehmet Ali Talat ise, seçimlerin sonucunun
alınmasından ardından kendisini ilk kutlayan
Cumhurbaşkanı Denktaş olduğuna dikkat çekti. Çok güzel
seçim dönemlerini geçirdiklerini ifade eden Talat, "Türk
halkının verdiği mesaj açıktır. Siyasi
eşitlikten mahrum olmadan adil çözüm istiyor" dedi. Çağdaş bir dünyada
Kıbrıs sürecini, Kıbrıs Türk halkının tüm
kesimleri ve tecrübe sahibi kimselerin katkısı ile götüreceklerini
anlatan Talat, "Bizim yararlanacağız kişiler
arasında Sayın Cumhurbaşkanı da olacak" diye
konuştu. Mehmet Ali Talat, önündeki
dönemde zor ve karmaşık olacağını belirterek
"Türk hükümeti ile çok yakın istişareler içinde
olacağız" dedi. "Türk halkı yol
ayrımıyla karşı karşıya kalmıştı
ve bu yol ayrımında tercihini bizim yönünde
kullanmıştı. Bu tercih çağa uygun bir tercih"
ifadesini kullanan Talat, Denktaşın devrettiği birikimden
mutlaka yararlanacaklarını söyledi. (ANKA) HURRIYET 18/04/05
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
HURRIYET 18/04/05
|
Lefkoşada büyük coşku |
|
|
SONUÇLARIN
açıklanmasının ardından KKTCnin dört bir yanından
gelerek başkent Lefkoşadaki İnönü Meydanında toplanan
Kıbrıslı Türkler, Talatın zaferini kutladı. CTP
bayrakları ve barış simgeleriyle meydanı dolduran
vatandaşlar, yeni Cumhurbaşkanı Talatın
konuşmasını beklerken şölen kapsamındaki konserlerle
eğlendiler. İstanbulda oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş
futbol maçının bitmesiyle kalabalık büyürken, seçim
kutlamalarına, galip gelen Beşiktaşlı taraftarlar da
katıldı. Seçim gibi kutlamalar da olaysız geçti. |
|
|
|
|||||||
|
HURRIYET 18/04/05 Yeni dava dönemi
HURRIYET 18/04/05 Sanki cumhurbaşkanı benim babam değildi
|
HURRIYET 18/04/05
KKTCde Maruni muhtar krizi
KKTC toprakları içinde yer alan ancak azınlık statüleri nedeniyle idari işleri Rumlar tarafından yürütülen Hıristiyan Maruni köyü Koruçamda dün ilk kez yapılan muhtarlık seçimini İlias Yoannou Baba kazandı.
Rumların atadığı muhtar Yoannis Cucukisin, köylüler ile kavga etmesi sonucu kriz patlak vermiş, köylülerin muhtar seçimi için dilekçe vermesine karşın, Rumlar aynı kişiyi yeniden atamıştı. Maruniler, kendi seçtikleri adayın kabul görmemesi halinde Rum yönetimini AİHMde dava edeceklerini belirttiler.
HURRIYET
18/04/05
|
Lefkoşada büyük coşku |
|
|
SONUÇLARIN
açıklanmasının ardından KKTCnin dört bir yanından
gelerek başkent Lefkoşadaki İnönü Meydanında toplanan
Kıbrıslı Türkler, Talatın zaferini kutladı. CTP
bayrakları ve barış simgeleriyle meydanı dolduran
vatandaşlar, yeni Cumhurbaşkanı Talatın
konuşmasını beklerken şölen kapsamındaki konserlerle
eğlendiler. İstanbulda oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş
futbol maçının bitmesiyle kalabalık büyürken, seçim
kutlamalarına, galip gelen Beşiktaşlı taraftarlar da
katıldı. Seçim gibi kutlamalar da olaysız geçti. |
|
|
|
|
HURRIYET 18/04/05 Denktaş
gözyaşlarıyla KKTC'de dün yeni bir
sayfa açıldı. 1976'dan beri yapılan altı
cumhurbaşkanlığı seçimini de kazanan Rauf Denktaş,
kendisinin aday olmadığı seçimlerde oyunu kullanırken
gözyaşlarına hâkim olamadı RADIKAL
18/04/05 AA - LEFKOŞA - KKTC tarihinde
dün yeni bir sayfa açıldı. Halk
cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına
giderken, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri ve Başbakan Mehmet Ali
Talat beklendiği gibi ipi göğüsledi. Oy sayımı
tamamlandığında Talat'ın yüzde 55.6 oranıyla seçimi
kazandığı görüldü. Tüm seçim bölgelerinde galip gelen
Talat'ın en yakın rakibi Ulusal Birlik Partisi lideri Derviş
Eroğlu ise yüzde 22.7'de kaldı. Maruniler de seçti |
Portre: Rauf
Denktaş
Kıbrıs
Türklerinin liderliğine veda eden Denktaş, tarih ve
coğrafyasının kurbanı. O milliyetçilik çağında
Enosis'e karşı çözümü Taksim'de gördü. Dünya değişirken
akıntıya karşı kürek çekti. Kimilerine göre sevapları,
kimilerine göre günahları daha fazla
RADIKAL 18/04/05
CEYDA KARAN
Tarihinin esiri,
Taksim'in mucidi
İnsanoğlunun huyudur, yaşadıklarının
sorumluluğunu başkalarının üzerine yüklemek. Pis işleri
görecek 'kötü adamlar' lazımdır, kendi kötülüklerini görmezden gelmek
için... Ve 'kötü adamlık' fazla romantizm kaldırmaz. Binlerce
yıllık tarihsel, toplumsal süreçlerle dünya dengeleri ve belki de
hepsinden önemlisi insanların beyinlerinin uç noktalarında
birikmiş kinler vardır. 'Eleni ile Mustafa'nın bir türlü bir
araya gelemediği Kıbrıs Adası'nda olduğu gibi...
Bugün Kıbrıs Türklerinin liderliğine veda eden Rauf Denktaş
da tarih ve coğrafyasının kurbanı aslında. Kimilerine
göre sevapları, kimilerine göre de günahları daha fazla...
Denktaş, 300 küsur yıl süren Osmanlı egemenliğinin topyekûn
sona erip, adanın Britanya sömürgesi olduğu 1925'ten bir yıl
önce, 29 Ocak 1924'te Baf'ta dünyaya geldi. Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Lozan
Anlaşması'yla Kıbrıs'taki haklarından
vazgeçmişti. Katoliklerin kapattığı Ortodoks kiliselerini
Osmanlı egemenliğiyle yeniden inşa edip milletler sistemi içinde
seslerini duyurmuş Rumlar içinse isyan vakti gelip
çatmıştı. Çağ artık ulusçuluk çağıydı.
Yunanistan kurulmuş, Helen milliyetçiliğinin 'Megali İdea' fikri
Akdeniz'in göbeğindeki adaya Enosis (Yunanistan'la birleşme) olarak
yansımıştı. Onlar ada nüfusunun yüzde 78'ini
oluşturuyordu ve kaderlerini tayin etmek haklarıydı. Bir de
yanı başlarında Osmanlı'dan miras Türkler vardı.
İşte Rauf Denktaş onlardan biriydi. 1878'de
Osmanlı'nın adadan çekilmesini görmüş dedesi,
ona "Osmanlı yeniden gelecek. Belki ben göremem ama sen
görürsün" demişti.
İlk isyan
1931'e gelindiğinde Enosis'i gerçekleştirme yolunun güç kullanmaktan
geçtiğini anlayan Rumların ilk isyanı patladı.
Denktaş'ın rakibi
olacak Rum lideri bileniyordu. Britanya'nın ezip geçtiği isyan
sorası 18 yaşındaki Myriarthes Michael Hıristodulos
Mouskos, yani 'Makarios' Şeyseller'deki ilk sürgününe yollanıyordu.
2. Dünya Savaşı görece sakin geçti. Britanya ile Yunanistan'ın
aynı cephede olması, Enosis umudunu
canlandırmıştı. Enosis, Rumlara öyle içkinki di, 1941'de
kurulan komünist AKEL, bu emel uğruna 1949'da ilk imza kampanyasını
başlatan hareketti. Dünya Kiliseler Birliği'nin bursuyla gitmiş
olduğu ABD'den aynı yıl adaya dönerek sivrilen Makarios ise,
Enosis'in öncülüğünü komünistlere kaptıracak değildi. 1950'de 36
yaşında Başpiskopos seçildiğinde hemen Britanya valisine başvurup
halkoylaması talep etti. Tabii reddedildi. Ama 1950'de kiliselerde
düzenlenen halkoylamasında Enosis'e yüzde 95'i aşan oranda destek
çıkıyordu.
İmparatorluk
taktiği
Ortadoğu'daki sömürgelerini kaybetmeye başlayan Britanya'nın ise
stratejik adayı kaybetmeye niyeti yoktu. Böl-yönet taktiği devreye
sokuldu. Türk azınlık Enosis hayali kuran Rumlardan haddinden fazla
rahatsızdı. Onlar, Osmanlı milletler sistemindeki
halkların, uluslaşma sürecinde Balkanlar'da
yaptıklarını, Girit'i unutmamıştı. 1943'te
valinin girişimiyle 'Kıbrıs Adası Türk Azınlıklar
Kurumu' (KATAK) kuruldu ve Enosis'e karşı ilk kitlesel Türk örgütü
oldu. Turancılığın Türkiye'de serpildiği yıllarda
adada başta Dr. Fazıl Küçük olmak üzere Türk
aydınlarının çoğu Enosis'i engellemek için Ankara'yı
işe angaje etmek gerektiğini düşünüyordu. Onlarınki
aslında kontra-milliyetçilikti.
Denktaş ilkgençliğini işte bu ortamda geçirdi. 1.5
yaşında annesini yitirmiş olan Denktaş, 1930'da
İstanbul'a gönderilmiş, ortaokulu Arnavutköy'de Fevzi Ati Lisesi'nde
okumuştu. Ardından adaya dönüp liseyi bitirmişti. Hâkim olan
babası Raif Bey'in 1941'deki ölümünün ardından Mağusa'da
kâtiplik yaptı. Bir yandan toplumsal sorunlarla ilgileniyordu. Dr.
Küçük'le tanışmış ve Halkın Sesi'nde makale yazmaya
başlamıştı. 1944'de hukuk okumaya gittiği Londra'dan
1947'de adaya döndüğünde avukatlığa başladı. 27
Kasım 1948'de Kıbrıslı Türklerin mitinginde Dr. Fazıl
Küçük'ün yanında ilk kez sesini duyuruyordu. 1948'de zamanın valisi
Lord Winster'in oluşturduğu Anayasa Konseyi'ne üye oldu. Asıl
yükselişi ise 1949'da başladığı savcılıktan
1957'deki istifası sonrası gelecekti.
Rumlar 1947'de özerklik önerisini reddedince Britanya da Türk kozunu iyice
devreye sokuyor, 1948'de Türk İşleri Komisyonu'nu kurduruyordu. Yine
de Türk devleti Kıbrıs'la ilgilenmiyor, 1950'lerde CHP'li ve DP'li
bakanlar, 'Türkiye'nin Kıbrıs diye bir davası yok'
diyebiliyordu. 1949'da Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu'nu
kuran Türkler 1950'lerde Türkiye'deki Turancı çevrelerle diyaloğu
ilerletti. Kıbrıs, önce medya desteğiyle Türk kamuoyu,
ardından Menderes hükümetinin gündemine sokuldu. Makarios'un, 1954'te
konuyu BM'ye taşıması için seferber ettiği Yunanistan,
Türkiye'nin şimşeklerini çekiyordu. 1920'de Anadolu'yu işgal
eden Yunan ordusunda subaylık yapmış Georgias Grivas ise
Kasım 1954'te gizlice Kıbrıs'a çıkıp, 1955'te
EOKA'yı (Ethnike Organisis Kypriotike Apele Utheroseos-Kıbrıs
Milli Kurtuluş Örgütü) kuruyordu. EOKA eylemleri Britanya'yı
olağanüstü hale zorlarken, 1956'da Makarios'a yine Şeyseller yolu
görünmüştü.
Kıbrıs
Türktür Cemiyeti
Yunanistan, Grivas'la adaya iyice müdahil olurken, Türkiye'deki derin devlet
boş durmayacaktı. Kıbrıslı Türkler, Kara Çete, 9 Eylül
gibi örgütler kursa da EOKA karşısında etkili olamadı.
Britanya ise EOKA'ya karşı çoğu Türklerden oluşan
'Yardımcı Polis Gücü'nü kurdu. Rumlarla Türkleri karşı
karşıya getirecek ilk 'vuruşma' bu güçler arasında
yaşandı. Bu arada Turancılar, 'Kıbrıs Türktür
Cemiyeti' kuruyordu. Türkiye'de anti-komünizmin gazladığı
Türk-İslam sentezi güçlenirken, Menderes sonunda adadan gelen sese kulak
verdi. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun
önerisiyle Özel Harp Dairesi Başkanı Tümgeneral Daniş Karabelen,
albay Eyüp Mater ve binbaşı İsmail Tansu'nun seçtiği yedi
subay ve sivil görevliler adaya gönderildi. 28 Ağustos 1954'te Menderes,
Kıbrıs Türk liderlerini görüşmeye çağırırken,
gazetelerde "Kıbrıs asla Yunan olmayacaktır" sözleri
vardı. Dr. Küçük'ün 1944'te kurduğu Kıbrıs Milli Halk
Partisi'nin adı 'Kıbrıs Türktür Partisi' olarak değiştirilmişti.
Rumların Türklere saldıracağına dair yalan haber ve
tahrikler ihmal edilmiyordu. İddiaya göre, Selanik'te Atatürk'ün evinde
patlayan bomba ile 6-7 Eylül olaylarının hazırlanmasında
Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin katkıları vardı. Bu
koşullarda Menderes, 24 Ağustos 1955'te Türkiye'nin Kıbrıs
politikasını dünyaya duyurdu: Kıbrıs Anadolu'nun
devamından ibarettir.
Londra konferansında Yunanistan kendi kaderini tayin hakkı isterken,
Türk tarafı şu tuhaf tezi koydu: Ada Britanya'da kalsın, ama
gideceklerse Türkiye'ye verilsin. Sömürgelerin çözüldüğü çağda
sömürgecilik savunulurken, alternatifi olarak Türkler azınlık olsa da
adanın Türkiye'ye verilmesi isteniyordu. Devreye yine Londra girdi ve
1956'ta Menderes'le görüşen Sömürgeler Bakanı Lennox-Boyd, 'Enosis'e
karşılık Taksim' taktiğini öneriverdi. Maya tutmuş,
Türkiye'de 'Ya Taksim ya
ölüm' mitingleri başlamıştı. Denktaş ise sonradan,
"Keşke bu sloganı ya Taksim ya hepsi diye
değiştirebilseydik" diyecekti!
'Milli dava'
1950'lerin sonunda Kıbrıs artık Türkiye'nin 'milli
davası'ydı. Denktaş, 27 Ekim 1957'de Ankara'nın
desteğiyle Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu (KTKF)
başkanlığına getirildi. Özel Harp Dairesi'yle
bağlantılı olarak Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ise
iki hafta sonra 15 Kasım'da kuruluveriyordu. Ama ipleri eline almaya
başlayan Denktaş, TMT'yi Kıbrıslı Türklerin değil
Özel Harp Dairesi'nin yönlendirmesini istiyordu. Zaten TMT'nin kuruluşu
Dr. Küçük'ten bile gizlenmişti. Özel Harp Dairesi subayları ise
Denktaş'ı lider bellemişti. Taksim için yanıp tutuşan
Denktaş'ın yıldızı parlıyordu.
Ama Türkiye, Yunanistan ve Britanya 1959'da NATO içinde uzlaşıp
Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kurmaya karar verince hevesler kursaklarda
kaldı. 6-11 Şubat'ta Zürih'teki müzakereler sonucunda Londra'da
Kıbrıs Cumhuriyeti'yle ilgili üç anlaşma (temel yapı,
garantörlük ve ittifak) Menderes ve Karamanlis tarafından imzalandı.
Türkiye, Yunanistan ve Britanya garantör ülkeler olurken, 16 Ağustos
1960'ta ilan edilen Kıbrıs Cumhuriyeti'nin temel yapısı
şuydu: Başkan Rum, yardımcısı Türk, meclisin yüzde
70'i Rum, yüzde 30'u Türk olacak. Türklere beş büyük şehir ve
çoğunlukta oldukları yerlerde ayrı yerel yönetimler verilecek. 2
bin askerlik ordunun yüzde 60'ı Rumlar, yüzde 40'ı Türklerden
oluşacak ve 650 kişilik Türk ve 950 kişilik Yunan birliği
adada olacaktı. Ve tabi en hassas nokta: Kıbrıs başka bir
devletle siyasi ya da ekonomik birliğe giremezdi. Aksi halde garantör
ülkelere müdahale hakkı doğardı...
Ve cumhuriyet...
Makarios sürgünden dönünce Rum lideri seçildi. Yardımcısı Dr.
Küçük'tü. ABD ve NATO memnundu. Menderes'i deviren 27
Mayısçıların dengeleri gözetmeye ihtiyacı vardı. Ama
Helen ve Türk milliyetçileri darbe yemişti. Türkleri azınlık
gören ve Enosis'in yasaklanmasını içine sindiremeyen Makarios, yüzünü
Sovyetler'e çevirirken, ABD güdümlü Yunan cuntasının 14 yıl
sonraki darbesini hesaplamıyordu. Denktaş ise anlaşmalarda
imzası olsa da Taksim'den umudunu kesmemişti. Anayasa
görüşmelerinde Türk tarafını temsil eden Nihat Erim'e "Bu
devlet nasıl olsa yürümeyecek, ona göre davranalım" demişti.
1962'de istifa eden Türkiye Büyükelçisi Emin Dırvana da şöyle
diyecekti: "Denktaş'ın kalbinde ne yattığını
biliyorum. Fakat bu asla tahakkuk etmeyecektir. Kıbrıs Cumhuriyeti
payidar olacaktır."
Dırvana yanıldı. 1963 sonunda silahlı çatışmalar
başladı. Makarios önce Türklerin yerel yönetim hakkını
ellerinden aldı, ardından Türkleri azınlık konumuna sokacak
13 maddelik anayasa değişikliğini sundu. Rumlar Akritas
Planı'nı devreye sokup 21 Aralık 1963'te silahlı isyan
başlattı. Hükümetten Türk bakanları çeken Dr. Küçük ve
Denktaş coğrafi ayrılığa dayalı federal devletten
söz ediyordu. Asıl umut Türkiye'nin müdahalesi ve Taksim'di. Bu arada
adadaki binlerce Türk ve Rum ya birbirlerine saldırmış ya da
saldırılara uğrayıp göç etmek zorunda
kalmıştı. EOKA şefi Grivas da adaya gizlice sokulan Yunan
askerleriyle işbaşındaydı. Kıbrıs devleti
Rumların eline geçerken, 1964'te adaya barış gücü gönderme
kararı alan BM Güvenlik Konseyi, Türklere haksızlık
edildiğinden bahsetmiyordu! Onlarsa 1964 Ocak'ında Türkler adına
yasama ve yürütmeyi üstlenen 'Genel Komite'yi kurdu. Ocak 1964'te Londra
Konferansı'na katılmak ve New York'ta BM'ye hitap etmek üzere adadan
ayrılan Denktaş'ın geri dönmesi Makarios tarafından
yasaklandı.
Davaları zora giren Dr. Küçük ve Denktaş'ın iktidar
çatışması gecikmedi. Adaya dönemeyen Denktaş, Ankara'da yaşarken
Türkiye ile Yunanistan'ın Enosis'i temel alan, Türkiye'ye de adada üs
veren Acheson Planı'nda uzlaşabileceğini görmüş, bu
kaygılarını 1966'da yayımladığı '12'ye 5
Kala' kitabında yansıtmıştı. Dr. Küçük de, Türk
ordusuna, "Gelmeyeceklerse cemaatimi alıp Avustralya'ya
kaçayım" diyordu. Bir yıl sonra Nisan 1967'de Yunanistan'daki
askeri darbenin ardından işler iyice karışacaktı.
Kafa
karışıklığı
Ankara'da da kafalar karışıktı. Özel Harp Dairesi
ağırlığını Denktaş'tan yana koyarken,
Dışişleri Dr. Küçük'ün yanındaydı. Denktaş, 1967
sonlarına doğru Özel Harp Dairesi'nin bilgisiyle, tabii Türk
hükümetinden gizli olarak Kıbrıs'a gitmeye kalkıştı.
Yanlışlıkla Rumların yoğun olduğu bölgeye
çıkınca yakalandı. Ankara'nın müdahalesiyle Türkiye'ye iade
edildi. Ardından EOKA'nın Geçitkale katliamı geldi. Türkiye
müdahale tehdidi savurunca Grivas ve Yunan askerleri adayı terk etmek
zorunda kaldı.
28 Aralık 1967'de Geçici Türk Yönetimi kurulurken, Denktaş 1968'de
Makarios'un oluruyla adaya dönebildi. Türkiye'nin bu konjonktürde adaya
müdahale edemeyeceğini anlayıp
ılımlılaşmıştı. Makarios affı ile
düzenin sağlanmasında rol oynadı. Tabii gözü Dr. Küçük'ün
yerindeydi. Kısa sürede rakiplerini alt etti. Şubat 1973'te 12 Mart
rejiminin desteğiyle seçime tek aday olarak katılıp Dr. Küçük'ün
yerine cumhurbaşkanı yardımcılığına seçildi.
O artık Türkiye'nin arzusuyla üniter devlet içinde yerel özerkliğe
dayalı azınlık haklarını müzakere ediyordu.
1974 'depremi'
Ama işte 1974 Taksim'i küllerinden diriltti. Grivas 1971'te adaya gizlice
dönüp EOKA-B'yi kurmuş, Türklere saldırıları örgütlüyordu.
Yunan cuntası destekli EOKA'cı Nikos Sampson'ın 15 Temmuz'da
Makarios'u devirmesi ise dengeleri alt üst etti. Ecevit hükümeti 20 Temmuz'da
harekâtı başlattı. 23 Temmuz'da Sampson çekilmişti. Bir gün
sonra adadaki sarsıntı Atina'ya ulaşıp cuntayı
devirecek, Karamanlis başbakan olacaktı. 25 Temmuz-14 Ağustos'ta
garantör devletlerin konferansı sonuç vermeyince Türk ordusu iki gün süren
ikinci harekâtla adanın yaklaşık yüzde 40'ını ele
geçirdi. Kuzeydeki Rumlar güneye, güneydeki Türkler kuzeye savruldu.
Denktaş, hemen coğrafi bölünmüşlüğü siyasi bölünmeyle
tamamlamaya soyundu. Arkasında Rum saldırılarından
bezmiş, 1974 öncesi çoğu kıt kanaat geçinirken, artık
Rumlardan kalan mal mülke yerleşmiş Türk halkının ezici
çoğunluğu vardı. Demirel'in Milliyetçi Cephe'si de ABD
ambargosuna rağmen fethedilen toprakları geri veremiyordu. Türkiye
garantörlük hakkını kullanmaya bir yerde dur diyemiyor, Denktaş
da Taksim'i baki kılmaya çalışıyordu.
1975'te Türk Federe Devleti'ni ilan edip devlet ve meclis başkanı
olurken, aklında konfederasyon vardı. 1976'daki ilk seçimde
Kıbrıs Türk Federe Devlet Başkanlığı'na seçildi.
Makarios 1977'de dünyadan göçüp giderken, o 1981'de ikinci kez seçiliyordu.
Diplomatik baskılar Denktaş'ı 'iki bölgeli, iki toplumlu
federasyon' tezi içeren doruk anlaşmalarına itse de konfederasyon
tezinden hiç vazgeçmedi. 1983'te Taksim vakti gelip çatmıştı. 15
Kasım'da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi ve 12 Eylül
darbesinden üç yıl sonra kurulan Özal hükümeti kucağında nur
topu gibi bir Kıbrıs sorunu buluverdi. Ve dünya yeni devleti
tanımıyordu.
1988'de Rum tarafında liberal Vasiliu'nun iktidara gelmesi sonrası
BM'nin önerdiği siyasi eşitliği temel alan merkezi zayıf
federal devlet, Denktaş'a artık Ankara'nın arzusu hilafına
davranmaktan başka çare bırakmadı. Rum tarafı Gali Fikirler
Dizisi'ne gönülsüz razı gelmişken, o "Olmaz" deyiverdi.
Ilımlılık devri bitmişti.
O artık konfederasyon tezini işliyor, istifa tehditleri savuruyordu. Sonunda
Türkiye, 1997'deki Lüksemburg zirvesinde AB tarafından
adaylığının reddedilmenin de etkisiyle iki devletli
konfederasyonu yeni Kıbrıs politikası ilan etti.
Denktaş'ın hesaplarını değişen dünya dengeleri
bozuverdi. Türkiye 1999 Aralık'ındaki Helsinki zirvesinde AB'ye aday
ülke olurken, önüne Kopenhag Kriterleri'nin yanı sıra
Kıbrıs sorununun çözümü ev ödevi olarak konuldu. Tabii 1990'da bu kez
'Epoenosis' (yeniden birleşme) şiarıyla AB'ye
başvurmuş Rumların aday ülke ilan edilmesi işin tuzu
biberiydi. AB, Taksim'i seçen Türkler karşısında 1960
garantörlük anlaşmalarını çiğnemekten çekinmemişti.
'Sinir harbi'
yılları
1999'dan günümüze uzanan süreçte Denktaş, 'çözümsüzlüğün' adı
oldu. Dünyadan tecrit haldeki KKTC'de 1974 sonrasının zenginliği
yerini üretemeyen, göç eden bir topluma bırakırken, Ankara
Denktaş yönetimlerini fonlamaktan usanır olmuştu.
Denktaş'ın adaya Türkiyeli göçmenleri yığma politikası
ise adada bölünme yaratmıştı. Türkiye'nin yeni AB macerası,
Taksim yolunda nice badireler atlatmış Denktaş için 'sinir
harbi' yıllarını başlatıyordu.
2002 yılı BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 'iki tarafın
eşit ortaklığına dayalı, rotasyonlu
başkanlık içeren' çözüm planı ve AKP iktidarını; 2003
ise zamanında Denktaş için "Köpek gibi vurun" demiş
Tasos Papadopulos'u getirdi. Denktaş'ın tek sürprizi 2003
Nisan'ında Yeşil Hat'ı 30 yıl sonra ilk kez açmak oldu. On
binlerce Rum kuzeye aktı. Adada diyalog yolları
açıldı. Annan yeniden devreye girdi. Lefkoşa-New
York-Bürgenstock görüşmelerini kapsayan meşakkatli bir süreç sonunda
adanın iki yanında 24 Nisan 2003'te Annan'ın Türk tarafı
için büyük kazanımlar içeren planı referanduma sunuldu. Rum
halkı, Papadopulos'un sözünü dinledi, "Beni çarmıha gerseniz
imza atmam" dediği, gözyaşlarıyla halkını
'Hayır' demeye çağırdığı anlaşmayı
yüzde 76 gibi ezici bir oranla reddetti. Denktaş'ı dinlemeyen
Kıbrıs Türk halkı ise plana yüzde 65 oranıyla 'Evet'
diyordu. Rum Yönetimi 1 Mayıs 2004'te resmen AB üyesi olurken, KKTC'nin
payına sadece AB ve ABD'nin tecridi kaldırma vaatleri düşüyordu.
Hatipten figürana...
Denktaş, bu yıl başında "Türk hükümeti ile ters
düşmeye artık devam edemem" diyerek
cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını ilan
etti. Tabii susup oturmayacağı, gerekirse 'sandık
kıracağı', 'silaha sarılacağını' söylemeyi
ihmal etmedi. Sürekli Türkiye'de konferanslar verdi. Ama basının
artık bildik görüşlerine yer vermemesine esip köpürüyor, yüksek
reytingli mafya dizilerinde rol alıp davasını anlatıyordu.
Yine de 'Kurtlar Vadisi'nin Doğu Bey'ine Kıbrıs
davasını anlatırken, yılların deneyimli hatibi daha
çok rol kesen bir figüranı andırıyordu.
Hayatını Kıbrıs Türkü'nün Türkiye'nin parçası
olmasına adamış bu adamı 'bitirenin' torunu Raif
olması ironik tabi. Kıbrıslıların 'KKTC'nin
yarısına sahip' diye bildiği Denktaş ailesinin 23
yaşındaki üyesinin, Britanya'da indirimli okumak için
Kıbrıs Cumuriyeti kimliği için başvuru
yaptığının ortaya çıkması olay yarattı
elbette. Sevenleri şaşırıp, karşıtları
bıyık altından gülerken, o çıkıp "Torunuma ben
izin verdim. Bu muamele Rum'u kabul etmek anlamına gelmez. 1960-1963
yıllarında meydana gelmiş bir hakkın
kurtarılmasıdır. AB hakkımızı çeke çeke
kurtarmaktır" diyebilmişti!
Evet, dünyanın en uzun süre işbaşında kalmış
politikacılarından biri olan Rauf Denktaş, 81 yaşında
emekliye ayrılıyor. Ve açıkça dile getirdiği gibi,
köpeği, kuşları ve tavuklarıyla ilgilenip fotoğraf
çekme meşgalesiyle yetinmeyecek. Günahlarıyla sevaplarıyla daha
neyi, nasıl taksim edeceğini ise birlikte göreceğiz...
Yeni
liderYeni dönem
Yaklaşık
2 ay önce yapılan milletvekilliği seçimlerinde olduğu gibi dünkü
cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sandıktan "çözüm
ve AB" çıktı. Kıbrıs Türk halkı dünkü kader
seçimlerinde yüzde 55.60'lık oy oranı ile ilk turdan
cumhurbaşkanlığına CTP/BG Genel Başkanı ve
Başbakan Mehmet Ali Talat'ı getirdi
Tam seçim
sonuçlarını görmek için aşağıdaki linki
tıklayınız.( MS Excel 2000 document - 206 KB)
****
*****
HALK
YENİDEN "ÇÖZÜM VE AB" DEDİ... Annan planının
ortaya çıktığı Kasım 2002'den bu yana ortaya
koyduğu çözüm ve AB mücadelesiyle dünyayı kendine hayran bırakan
Kıbrıs Türkü, dünkü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
de yeniden tarih yazdı. Önce 24 Nisan 2004'te yapılan referandumda,
ardından 14 Aralık 2003 ve 20 Şubat 2005 milletvekilliği
seçimlerinde çözüm ve AB iradesini sandığa yansıtan
Kıbrıs Türkü, aynı kararlılığını dün de
sergiledi ve ezici bir çoğunlukla CTP/BG Genel Başkanı Mehmet
Ali Talat'ı cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturttu.
Böylece KKTC'de "Denktaş dönemi" de kapanmış oldu
LEFKOŞA'DA
ZAFER ŞÖLENİ...Ülkemizde kayıtlı 147 bin 823 seçmenden 102
bin 853'ünün oy kullandığı dünkü seçimde, seçime katılma
oranı yüzde 69.58 oldu. Seçime katılma oranının oldukça
düşük olduğu dünkü seçimde, Mehmet Ali Talat, geçerli oyların
yüzde 55.60'ını alarak ilk turdan
cumhurbaşkanlığına seçildi. Rauf Denktaş'tan sonra
KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı olan Talat'ın bu zaferi, dün
akşam tarih yazan Lefkoşa'daki İnönü Meydanı'nda büyük bir
şölenle kutlandı. Adanın dört bir yanından konvoylarla
Lefkoşa'ya akın eden CTP/BG'liler, Talat'ın
cumhurbaşkanlığını büyük bir coşku içerisinde
kutladı
UBP'DE
YİNE HÜSRAN... Seçim kampanyası boyunca "denemeye değil,
deneyime oy verin" diyen ve son ana kadar seçimin ikinci tura
kalacağını savunan UBP Genel Başkanı Derviş
Eroğlu, ne yazık ki sonuçların açıklanmasının ardından
büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.
Eroğlu, Talat'ın yüzde 55.60'lık oy oranının
ardından sadece yüzde 22.73'lük oyla yetindi. Eroğlu, sonuçları
değerlendirdiği basın toplantısında yenilgiyi
"meşru ve adil bir seçim olmadı" sözleriyle
değerlendirdi ve "UBP'lilerin genel başkanına
karşı bir tavrı yoktur" diyerek istifa etmeyeceğini
söyledi
SEÇİM
SONUÇLARI... Mehmet Ali Talat (CTP-BG): %55.60, Derviş Eroğlu (UBP):
%22.73, Mustafa Arabacıoğlu(DP): % 13.22, Nuri Çevikel (YP): %4.79,
Zeki Beşiktepeli (bağımsız): % 1.72, Hüseyin Angolemli
(TKP): % 1.05, Zehra Cengiz (KSP): % 0.44, Arif Salih Kırdağ
(bağımsız): % 0.30, Ayhan Kaymak (bağımsız): %
0.17
Ülkemizde
yaklaşık 2 ay önce, 20 Şubat 2005'te yapılan
milletvekilliği seçimlerinde olduğu gibi dünkü cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde de sandıktan "çözüm ve AB" çıktı.
Annan
planının ortaya çıktığı Kasım 2002'den bu
yana ortaya koyduğu çözüm ve AB mücadelesiyle dünyayı kendine hayran
bırakan Kıbrıs Türkü, dünkü cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde de yeniden tarih yazdı.
Önce 24 Nisan
2004'te yapılan referandumda, ardından 14 Aralık 2003 ve 20
Şubat 2005 milletvekilliği seçimlerinde çözüm ve AB iradesini
sandığa yansıtan Kıbrıs Türkü, aynı
kararlılığını dün de sergiledi ve ezici bir
çoğunlukla Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG) Genel
Başkanı Mehmet Ali Talat'ı cumhurbaşkanlığı
koltuğuna oturttu. Böylece KKTC'de "Denktaş dönemi" de
kapanmış oldu.
Kıbrıs
Türk halkı dünkü kader seçimlerinde yüzde 55.60'lık oy oranı ile
ilk turdan cumhurbaşkanlığına (CTP/BG) Genel
Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı getirdi.
Kampanya
boyunca yarışın en büyük favorisi görülen ve seçimi büyük bir
farkla kazanacağına kesin gözle bakılan Talat, sonuçta ipi
göğüsledi ve Kıbrıs Türkü'nün yeni lideri oldu.
Mehmet Ali
Talat'ın, yarıştaki diğer 8 adaya büyük bir fark atarak
ezici bir çoğunlukla KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı
olmasıyla, Kuzey Kıbrıs'ta da yeni bir dönem başladı.
53
yaşında cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan
Mehmet Ali Talat'ın bu zaferi, dün akşam tarih yazan
Lefkoşa'daki İnönü Meydanı'nda büyük bir şölenle
kutlandı.
Adanın
dört bir yanından konvoylarla Lefkoşa'ya akın eden CTP/BG'liler,
Talat'ın cumhurbaşkanlığını büyük bir coşku
içerisinde kutladı. "Saraya saraya geliyoruz saraya"
şarkısıyla coşan CTP/BG'liler, gece geç saatlere kadar
eğlendi.
Ülkemizde
kayıtlı 147 bin 823 seçmenden 102 bin 853'ünün oy
kullandığı dünkü seçimde, seçime katılma oranı yüzde
69.58 oldu. Bu oran, 1976'dan bu yana en düşük seçime katılma
oranı oldu.
Dünkü seçimde
sevinen tarafın yanı sıra üzülen taraflar da oldu.
Seçim
kampanyası boyunca "denemeye değil, deneyime oy verin"
diyen ve son ana kadar seçimin ikinci tura kalacağını savunan
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, ne
yazık ki sonuçların açıklanmasının ardından büyük
bir hayal kırıklığı yaşadı.
Eroğlu,
Talat'ın yüzde 55.60'lık oy oranının ardından sadece
yüzde 22.73'lük oyla yetindi. Eroğlu, sonuçları
değerlendirdiği basın toplantısında yenilgiyi
"meşru ve adil bir seçim olmadı" sözleriyle
değerlendirdi ve "UBP'lilerin genel başkanına
karşı bir tavrı yoktur" diyerek istifa etmeyeceğini
söyledi.
KKTC genelinde
cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları şöyle oldu:
"Mehmet
Ali Talat (CTP-BG): %55.60, Derviş Eroğlu (UBP): %22.73, Mustafa
Arabacıoğlu(DP): % 13.22, Nuri Çevikel (YP): %4.79, Zeki
Beşiktepeli (bağımsız): % 1.72, Hüseyin Angolemli (TKP): %
1.05, Zehra Cengiz (KSP): % 0.44, Arif Salih Kırdağ
(bağımsız): % 0.30, Ayhan Kaymak (bağımsız): %
0.17".
Sandık
sandık genel sonuçlar
Kayıtlı
seçmen sayısının 147 bin 823 olduğu ülke genelinde toplam
577 sandıkta oy kullanıldı.
Oy kullanan
seçmen sayısının102 bin 853 olduğu KKTC'de seçime
katılım oranı yüzde 69.58 oldu.
Oyların
100 bin 625'i geçerli olurken, 2 bin 228 oy da geçersiz sayıldı.
KKTC genelinde
adayların aldığı oy miktarları ve oranları
şöyle:
"(KSP)
Zehra Cengiz: 439 oy, % 0.44; (DP) Dr. Mustafa Şenol
Arabacıoğlu: 13,302 oy, % 13.22; (YP) Nuri Çevikel: 4, 816 oy, %
4.79, (CTP) Mehmet Ali Talat: 55, 943 oy, % 55.60, (UBP) Dr. Derviş
Eroğlu: 22, 869 oy, % 22.73, (TKP) Hüseyin Angolemli: 1, 054 oy, % 1.05,
(Bağımsız) Ayhan Kaymak: 168 oy, % 0.17,
(Bağımsız) Arif Salih Kırdağ: 306 oy, % 0.30,
(Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 1,728 oy, %1.72".
Lefkoşa
Kayıtlı
46 bin 550 seçmenin bulunduğu Lefkoşa'da 172 sandık kuruldu.
Oy kullanan seçmen
sayısının 32 bin 344 olduğu Lefkoşa'da seçime
katılım oranı yüzde 69.48 oldu.
Lefkoşa'da
geçerli oy sayısı 31 bin 634 olurken, geçersiz oy sayısı
710 olarak gerçekleşti.
Lefkoşa
ilçesinde alınan sonuçlar şöyle:
"(KSP)
Zehra Cengiz: 194 oy, % 0.61, (DP) Dr. Mustafa Şenol
Arabacıoğlu: 5 bin 295 oy, % 16.74, (YP) Nuri Çevikel: 404 oy, %
1.28, (CTP) Mehmet Ali Talat: 18 bin 303 oy, % 57.86, (UBP) Dr. Derviş
Eroğlu:
6 bin 176 oy, %
19.52, (TKP) Hüseyin Angolemli: 295 oy, % 0.93, (Bağımsız) Ayhan
Kaymak: 55 oy, % 0.17, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ:
138 oy, % 0.44, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 774 oy, %
2.45".
Mağusa
Toplam 147
sandığın kurulduğu Mağusa'da kayıtlı 38 bin
885 seçmenden 27 bin 503'ü oy kullandı.
Seçime
katılım oranının yüzde 70.73 olduğu Mağusa'da
geçerli oyların sayısı 26 bin 936 olurken, geçersiz oy
sayısı 567 oldu.
Mağusa
ilçesinde alınan sonuçlar şöyle:
"(KSP)
Zehra Cengiz: 86 oy, % 0.32, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu:
2 bin 484 oy, % 9.22, (YP) Nuri Çevikel: 2 bin 519 oy, % 9.35, (CTP) Mehmet Ali
Talat: 14 bin 651 oy, % 54.39, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu:
6 bin 532oy, %
24.25, (TKP) Hüseyin Angolemli: 361 oy, %1.34, (Bağımsız) Ayhan
Kaymak: 58 oy, % 0.22, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ:
57 oy, % 0.21, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 188 oy, %0.70"
Girne
Girne'de
kayıtlı 27 bin 251 seçmenden 18 bin 238'i toplam 115 sandıkta oy
kullandı.
Seçime
katılma oranının yüzde 66.93 olduğu Girne'de oyların
17 bin 869'u geçerli sayılırken, 369 oy da geçersiz oldu.
Girne'deki
sonuçlar şöyle:
"(KSP)
Zehra Cengiz: 46 oy, % 0.26, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu:
2 bin 390 oy, % 13.38, (YP) Nuri Çevikel: 265 oy, % 1.48, (CTP) Mehmet Ali
Talat: 10 bin 270, % 57.47, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu: 4 bin 293 oy,
% 24.02, (TKP)
Hüseyin Angolemli: 141 oy, % 0.79, (Bağımsız) Ayhan Kaymak: 20
oy, % 0.1, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ; 50 oy, %
0.28, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 394 oy, % 2.20".
Güzelyurt
Güzelyurt'ta
kurulan toplam 76 sandıkta 14 bin 311 seçmen oy kullandı.
Güzelyurt'un kayıtlı seçmen sayısı ise 19 bin 885 idi.
Seçime
katılım oranının % 71.97 olduğu Güzelyurt'ta geçerli
oyların sayısı 13 bin 943 olurken, geçersiz oyların
sayısı 368 oldu.
Güzelyurt
ilçesinde alınan sonuçlar şöyle :
"(KSP)
Zehra Cengiz: 77 oy, % 0.55, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu:
Bin 649oy, % 11.83, (YP) Nuri Çevikel: 212 oy, % 1.52, (CTP) Mehmet Ali Talat:
8 bin 200oy, %58.81, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu: 3 bin 310 oy, % 23.74,
(TKP) Hüseyin Angolemli: 175 oy, %1.26, (Bağımsız) Ayhan Kaymak:
8 oy, % 0.06, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ: 38 oy, %
0.27, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 274 oy, % 1.97".
İskele
Toplam
sandık sayısının 67 olduğu İskele'de
kayıtlı 15 bin 252 seçmenden 10 bin 457'si sandığa giderek
oy kullandı.
Seçime
katılım oranının yüzde 68.56 olduğu İskele'de
oyların 10 bin 243'ü geçerli olurken, 214'ü geçersiz sayıldı.
İskele'deki
seçim sonuçları şöyle:
"(KSP)
Zehra Cengiz: 36 oy, % 0.35, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu:
bin 484 oy, % 14.49, (YP) Nuri Çevikel: Bin 416 oy, % 13.82, (CTP) Mehmet Ali
Talat: 4 bin 519 oy, % 44.12, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu: 2 bin 558 oy,
% 24.97, (TKP) Hüseyin Angolemli: 82 oy, % 0.80, (Bağımsız)
Ayhan Kaymak: 27 oy, % 0.26, (Bağımsız) Arif Salih
Kırdağ: 23 oy, % 0.22, (Bağımsız) Zeki
Beşiktepeli: 98 oy, % 0.96".
KIBRIS
18/04/05
Cumhurbaşkanı
Talat Başbakan Soyer
|
Dün
sandık başına giden Kıbrıs Türk halkı, ezici
bir çoğunlukla CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet
Ali Talat'ı Cumhubaşkanlığı'na seçti; sırada
Ferdi Sabit Soyer başkanlığındaki hükümet var... Cumhurbaşkanı
Talat Başbakan Soyer Dilek ÇETEREİSİ Yeni
cumhurbaşkanını seçmek üzere dün sandık başına
giden Kıbrıs Türk halkının bu göreve ezici bir
çoğunlukla Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel
Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı seçmesinin
ardından gözler bundan sonra ne olacağına çevrildi. Yüksek Seçim
Kurulu (YSK) Başkanı Taner Erginel'den alınan bilgilere göre,
Seçim ve Halkoylaması Yasası gereğince
cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları bugün YSK
tarafından resmen açıklanacak ve Mehmet Ali Talat'a
cumhurbaşkanlığı mazbatası verilecek. Seçim
sonuçlarının resmi gazetede yayımlanmasından bir gün
sonra da görev devir teslimi yapılacak. Ancak seçim
sonuçlarının resmi gazetede ilan edildiği gün Talat'ın
başbakanlıktan ve milletvekilliğinden de istifa etmesi
gerekiyor. YSK
Başkanı Taner Erginel, YSK tarafından bugün açıklanacak
seçim sonuçlarının yarın Resmi Gazete'de yayımlanıp
ilan edilmesini beklediğini ancak sonuçların istenmesi halinde
bugün de Resmi Gazete'de yayımlanabileceğine dikkat çekti. Sonuçların
Resmi Gazete'de bugün ilan edilmesi halinde Talat'ın,
başbakanlık ve milletvekilliği görevinden bugün istifa etmesi
ve yarın da Cumhuriyet Meclisi'nde cumhurbaşkanlığı
yemini ederek yeni görevine resmen başlaması bekleniyor. Hükümetin
durumu Bu arada
Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından hükümet
konusu da gündeme gelecek. 20 Şubat
seçimlerinin ardından kurulan ve mevcut CTP/BG-DP koalisyonunun 17 Nisan
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar görevde kalması
esası üzerinde uzlaşan ortaklar, yeni dönemde yeni hükümet
yapısı ile yola devam edecek. Hükümet
ortakları, yeni dönem için bakanlıkları 7'ye 3 esasına
göre paylaşmış; DP'ye bağlı olan Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı CTP/BG'ye geçmişti. Ancak
cumhurbaşkanlığına seçilen Talat'ın
başbakanlıktan istifa etmesiyle birlikte hükümet de
düşmüş olacak. Bunun ardından yeni cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma görevini CTP/BG'den bir milletvekiline
verecek. Büyük bir
olasılıkla bu görev CTP/BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'e
verilecek ve yeni dönemde kurulacak CTP/BG-DP koalisyonunun
başbakanı da Soyer olacak. Soyer genel
başkan vekili sıfatıyla... Cumhurbaşkanı
Talat'ın başbakanlık ve milletvekilliğinden istifa
etmesinden sonra Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi olağanüstü
toplanacak ve genel sekreter Ferdi Sabit Soyer'i CTP/BG Genel Başkan
Vekili görevine getirecek. Soyer, genel
başkan vekili sıfatıyla Cumhurbaşkanı Talat'tan
hükümeti kurma görevini alacak. Görevlendirmenin
çarşamba günü yapılması bekleniyor. Son dakika
gelişmesi Öte yandan
TAK ajansı dün akşam geç saatlerde
cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat'ın
görevi Denktaş'tan ne zaman devralacağına yönelik yeni bir
gelişmeyi haber verdi. TAK'ın
haberine göre Talat'ın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan
görevi ne zaman devralacağı bugün kesinlik kazanacak. Yüksek Seçim
Kurulu bu amaçla bugün saat 11.00'de Başsavcı Akın Sait'in de
katılacağı bir toplantı düzenleyecek. TAK
muhabirinin Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Taner Erginel'den
aldığı bilgiye göre 2000 cumhurbaşkanlığı
seçimleri 16 Nisan'da yapılmasına karşın, seçimleri
kazanan Cumhurbaşkanı Denktaş 24 Nisan'da yemin ederek göreve
başladı. Denktaş'ın görev süresinin 24 Nisan'da
dolacağına ve ancak bu tarihten itibaren görevi
devredebileceğine ilişkin hukuki görüşler nedeniyle, Yüksek
Seçim Kurulu konuya açıklık getirmek amacıyla bugün
toplanacak. Konuyla
ilgili iki farklı görüş olduğunu söyleyen Erginel, bugünkü
toplantıda Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görev süresinin
24 Nisan'da sona erdiğinin karara bağlanması halinde konuyla
ilgili tüm prosedürlerin de bu tarihten sonra işletilebileceğini
söyledi. Bu durumda
seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanmasının
ve mazbata verilmesinin 24 Nisan sonrasına kalacağını
söyleyen Erginel, hükümetin istifasıyla ilgili sürecin de buna
bağlı olacağını kaydetti. Erginel, dünkü
seçimle birlikte Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görev süresinin
sona erdiğine ilişkin görüşün karara dönüşmesi halinde
ise sürecin bugün hemen başlayacağını ve seçim
sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanacağını
belirtti. Bu durumda bugün seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de
yayımlanması halinde Seçim Yasası uyarınca yani
yarın Meclis, Talat'ın yemin töreni için olağanüstü
toplanacak. Yeminin ardından da görev değişimi olacak. YSK
Başkanı Erginel, "İki farklı görüş hukuki
yorumla ilgili. Yarın tartışarak karara bağlayacağız"
dedi. |
KIBRIS 18/04/05
ABD,
Talat'ı kutladı
ABD, KKTC'de
dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet
Ali Talat'ı kutladı.
ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcü
yardımcısı Adam Ereli, ABD'nin, "Kıbrıslı
Türklerin, adanın birleşmesi ve kapsamlı bir çözüm yönündeki
taahhütlerini yinelemelerini" memnuniyetle
karşıladığını belirtti.
Ereli,
Kıbrıs konusunda çözüm için tüm taraflarla çalışmayı
umduklarını sözlerine ekledi.
KIBRIS 18/04/05
AB
Komisyonu'ndan Talat'a kutlama
Avrupa
Birliği (AB) Komisyonu, "Kıbrıslı Türklerin yeni
lideri" diye nitelediği Mehmet Ali Talat'ın, seçimlerde
göstermiş olduğu başarıyı memnuniyetle
karşıladığını bildirdi.
Komisyon dün
akşam yaptığı açıklamada, Talat'ın göstermiş
olduğu başarının, "Kıbrıslı Türklerin
adanın yeniden birleşmesi ve AB'ye entegrasyon konusundaki güçlü
isteğinin onayı olduğunu" vurguladı.
AB Komisyonu,
bu sonucun, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması
için Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki görüşmelerin yeniden
başlamasına uygun ortam doğurmasını dilerken,
komisyonun bu yöndeki tüm çabaları destekleyeceği ve daha aktif bir
rol üstleneceğinin mesajı da verildi.
Yapılan
açıklamaya göre, AB Komisyonu, uzlaşma sonucunda komisyonun
Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesi ve ekonomik
kalkınmalarını teşvik etmek suretiyle adanın yeniden
birleştirilmesi için önermiş olduğu ekonomik yardım (259
milyon Euro) ve ticaret için özel koşulların hızlı bir
şekilde hayata geçirilmesini de diledi.
Komisyon, buna
ek olarak Yeşil Hat üzerinde iki yeni geçiş noktasının
yakın zamanda açılmasını umduğunu ifade etti.
KIBRIS 18/04/05
İngiliz
asıllı Linda Orams: Kuzey Kıbrıs'tan mülk satın
almayın
|
İngiliz
asıllı Linda Orams kendi davası sonuçlanana kadar KKTC'den
taşınmaz mal alınmaması konusunda İngilizleri uyardı. Fıleleftheros'un
verdiği haberinde, Linda Orams'ın bu açıklamalarının
BBC'nin internet sayfasındaki "Kuzey Kıbrıs'ta Mülk
Kavgası Büyüyor..." başlıklı haberde yer
aldığını, internet sayfasında ayrıca Avam
Kamarası'nın Dışişleri Komitesi'nin "işgal
altındaki topraklarda" mülk satın alınmasına
ilişkin yasal tehlikeleri içeren uyarısına da dikkat
çekildiğini belirtti. Habere göre,
Klepini"de (Arapköy) 335 villa satan Aga Development şirketi Müdürü
Tahir Soyutsan, " alıcıların Orams davası
hakkında bilgiye sahip olmaları nedeniyle,
satışların ilk başta düştüğünü, ancak şu
anda dava öncesi satışlarla aynı olduğunu söyledi. Soyutsan
satılan villaların %85'inin İngilizler tarafından
alındığını da belirtti. Hatırlanacağı
gibi Linda Orams ve eşi, Melens Apostolidis'e ait olduğu söylenen
Lapta'da bir arsa alarak buraya villa inşa etmesi üzerine Apostolid
tarafından Lefkoşa Rum Mahkemesi'nnde haklarında dava
açılmıştı. Lefkoşa
Rum Mahkemesi'nde villanın yıkılması ve Apostolidis'e
tazminat verilmesi yönünde karar vermişti. North Cyprus
Properties (NCP) şirketi ise yaptığı açıklamada
Orams davasının kendilerini etkilemediğini belirtti. Şirket
adına konuşan Osman Özer NCP'nin çalışmaların geçen
yıl beşe katlandığını ve ileriki 12 ay
içerisinde ise üçe katlanabileceğini söyledi. Özer
İngiltere piyasasının "kuruması" durumunda
inşaat patlamasının durmayacğaını, İsrail,
Rusya ve Arap ülkeleri gibi başka piyasaların da bulunduğunu
belirtti. |
KIBRIS 18/04/05
İlias
Papas Koruçam'ın ilk seçilmiş Muhtarı oldu
Osman
KALFAOĞLU
KKTC'nin
Koruçam (Kormacit) köyünde yaşayan Maronitler, ilk kez yerel
yöneticilerini seçmek üzere sandık başına gitti. Yapılan
seçimler sonunda İlias Papas, 112 seçmen arasından kullanılan 74
oyun 72'sini alarak Koruçam'ın ilk seçilmiş muhtarı oldu.
Dışişleri
Bakanlığı'nın kontrolünde yapılan seçimlerde,
sandığın kapanmasının ardından köyde bulunan
sandık görevlilerinden aldığımız bilgiye göre, 112
seçmenin 74'ü, yani yüzde 66'sı oy kullandı. Kullanılan oylardan
2'si geçersiz olurken, köyün tek muhtar adayı İllias Papas geçerli
oyların tümünü alarak 1974'ten bu yana Koruçam'ın ilk seçilen
muhtarı oldu. Muhtarlık seçimlerinde aza olmak için
adaylığını koyan Alvertos Andonis 68, İlias Hani Sava
71, Andonis İlia 68 ve Andonis Skullu 72 oy alarak seçildiler.
Koruçamlılardan
aldığımız bilgiye göre oy kullanmayan
Koruçamlıların bir kısmı hasta oldukları için
sandığa gitmezken diğer kısmı da Rum hükümeti
tarafından atanan Cucukis'i destekledikleri için oy kullanmadı.
Koruçamlılar
gelecekten umutlu
Seçim
sandığı köy meydanında muhtarlık yanındaki bir
odada kurulurken, güneyden gelen Maronitlerin yanı sıra,
yaşlı Koruçam halkı da seçimlere büyük ilgi gösterdi. Seçime
katılan Koruçamlılar, oylarını verdikten sonra
muhtarlık önünde toplanarak ılık bahar güneşi altında
sohbet ettiler.
Öte yandan
seçimin tek muhtar adayı İlias Yoannu Papas, Koruçamlı
Maronitlerin 31 yıl aradan sonra ilk kez sandık başına
giderek kendi yerel yöneticilerini seçme imkânı bulmalarından
memnuniyet duyduğunu söyledi.
Papas, Rum
yönetiminin seçim yapılacağının açıklanmasından
hemen sonra Cucukis'i sözde muhtar atamasıyla ilgili soruya ise,
"yorum yok" yanıtını verdi. Papas seçimin
ardından köy muhtarlığının bütçesine bakarak
gerçekleştirmeyi planladığı icraatlar için girişimde
bulunacağını belirtti. Papas ilk olarak köyde bulunan eski su
borularını değiştirmeyi ve köy yollarını
asfaltlamayı planladığını söyledi. Köylülerle
yaptığımız sohbet sırasında bize aktarılan
sorunlardan biri de Koruçamlıların ektikleri tarlaların
koçanlarıydı. Köylüler, yıllardan beridir işledikleri
toprakların koçanlarının kendilerine verilmesini istiyor ancak
Papas, "Bu sonraki iş, yavaş yavaş tüm sorunları
çözeceğiz" dedi. Rum hükümeti tarafından Koruçam muhtarı
olarak atanan Cucukis ile aralarında herhangi bir sorun yaşanıp
yaşanmayacağı sorusu üzerine Papas, Cucukis ile yakın dost
olduklarını, kendisinin seçilmesinin ardından Cucukis'in geri
çekileceğinden emin olduğunu söyledi.
Fotoğraf
altı:
KOR1 (D) GR
Andonis
Vasilis, seçimlerde oy kullanmadığını, bunun sebebinin de
Rum yönetimi tarafından atanan Cucukis'i desteklemesi olduğunu
söyledi. Vasilis'e göre köy muhtarlığı konusunun bu duruma
gelmesi ilerde Papas ile Cucukis arasında sorun çıkmasına sebep
olabilir
KOR2 (D) GR
Yorgo Bethri,
seçimlerin yapılmasını "çok iyi" olarak yorumladı
ve özellikle Serdar Denktaş'a bunu gerçekleştirdiği için çok
teşekkür ettiğini belirtti. Bethri'ye göre seçimlerin
gerçekleştirilmiş olması, Koruçam köyünün ve
Koruçamlıların sorunlarının çözümüne yönelik ilk adım.
Bethri ayrıca köye Rum yönetimi tarafından atanan muhtar ile seçilen
muhtarın arasında herhangi bir sorun çıkacağını
sanmadığını, çünkü her ikisinin de arkadaş
olduğunu söyledi
KIBRIS 18/04/05
|
ABD: KKTC
konsolosluk açamaz |
|
|
|
ABD
Dışişleri Bakanlığı, KKTCyi
tanımadığı için, bu ülkenin Los Angelesta konsolosluk
veya fahri konsolosluk açmasının söz konusu
olamayacağını bildirdi. |
|
|
|
AA |
|
|
|
19 Nisan 2005-w Açıklama KKTC Washington temsilcisi Osman
Ertuğun Los Angelesa fahri temsilci atadıkları
açıklaması üzerine geldi. |
ABD Dışişleri
Bakanlığı yayımladığı yazılı
açıklamada ABD, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini
tanımıyor. Dolayısıyla ABDde fahri konsolos veya
konsolosluk dahil diplomatik veya resmi hiçbir temsil söz konusu olamaz
ifadelerini kullanıldı.
Açıklamada, Kıbrıs Türk toplumunun
üyeleri, Los Angelesta böyle bir temsilci görevlendirme niyetleri
hakkında bize bilgi verdi. Bu kişinin, ABDde resmi bir konumu
yoktur denildi.
KKTCnin Washington temsilcisi Osman Ertuğ, New
York ve Washingtondaki temsilciliklerin ardından Los Angelesa bir fahri
temsilci atadıklarını söylemişti. Kıbrıs Türk
kökenli bir ABD vatandaşı olan Mehmet Mustafaoğlu, bir
temsilcilik ofisi bulunmadan, kendi iletişim imkanlarıyla fahri
olarak bu görevi yürütüyor. Ertuğ, Mustafaoğlunun atamasına
ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığına bilgi
verdiklerini de söylemişti.
ABD, KKTC halkının tutumundan memnun
19 Nisan, 2005 08:55:00 (TSİ) CNN TURK
ABD, Mehmet
Ali Talatın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesini,
Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde olumlu yaklaşımı
olarak değerlendirdi.
ABDnin
Kıbrıs politikasının belli bir kişinin seçilmesine
bağlı olmadığını belirten ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher,
bizim politikamızı açıklamıştık. Bu politika,
Kıbrıslı Türklerin çözüme ulaşma yönünde olumlu
yaklaşımını korumasına bağlıydı.
Referandumda evet' oyu vermeleri gibi dedi.
Kıbrıs Türk toplumuna, bazı zorlukları aşma
çabalarında yardımlarının devam edeceğini belirten
Boucher, Kıbrıslı Türklerin, Adanın birleşme
çabasında kararlı tutumlarını sürdürmelerinin önemli
olduğunu vurguladı.
ABD, KKTCyi
tanımıyor açıklaması
ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan
yazılı açıklamada ise, ABDnin KKTC'yi
tanımadığı için, bu ülkenin Los Angeles'ta konsolosluk veya
fahri konsolosluk açmasının söz konusu olamayacağı
belirtildi.
'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'
başlığını taşıyan yazılı
açıklamada, ''ABD, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni
tanımıyor. Dolayısıyla ABD'de fahri konsolos veya konsolosluk
dahil diplomatik veya resmi hiçbir temsil söz konusu olamaz'' ifadeleri
kullanıldı.
Açıklamada,
''Kıbrıs Türk toplumunun üyeleri, Los Angeles'ta böyle bir temsilci
görevlendirme niyetleri hakkında bize bilgi verdi. Bu kişinin, ABD'de
resmi bir konumu yoktur'' denildi.
KKTC'nin Washington
temsilcisi Osman Ertuğ, bir süre önce yaptığı
açıklamada, New York ve Washington'daki temsilciliklerin ardından Los
Angeles'a bir fahri temsilci atadıklarını söylemişti.
Ertuğ, Kıbrıs
Türk kökenli bir ABD vatandaşı olan Mehmet Mustafaoğlunun, bir
temsilcilik ofisi bulunmadan, kendi iletişim imkanlarıyla fahri
olarak bu görevi yürütüğünü belirtmişti. Ertuğ,
Mustafaoğlu'nun atamasına ilişkin ABD Dışişleri
Bakanlığı'na bilgi verdiklerini de açıklamıştı.
Talat, APye davet
edilecek
Avrupa Parlamentosu
Sosyalist grup başkan yardımcısı Jan Marinus Wiersma da,
Mehmet Ali Talat'ın KKTC Cumhurbaşkanı olmasının
Kıbrıs'ın geleceği açısından önemli olduğunu
söyledi.
ABHaber.comun haberine
göre, Talat'ın seçilmesini çok olumlu bir gelişme olarak yorumlayan
Wiersma, çözüm konusunda Rum tarafının da gerekli gayreti göstermesi
gerektiğini belirtti.
AP Sosyalist grubu olarak KKTC milletvekillerinin AP' ye gözlemci olarak
katılmasını sağladıklarını vurgulayan
Wiersma, Talat'ı Avrupa Parlamentosuna davet etmek istediklerini söyledi.
Kıbrıs'ta soruna
gelecekte bir çözüm bulunması konusunda iyimser olduğuna işaret
eden Wiersma, Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtulması
için Avrupa Birliğine görevler düştüğünü de vurguladı.
|
TEPKİLER |
|
Birleşmiş Milletler, AB, ABD ve Kıbrıs Rum
Yönetimi, Mehmet Ali Talat'ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinden
memnun olduklarını açıkladı.Sözcüsü
aracılığıyla bir kutlama mesajı yayınlayan Kofi
Annan, barış arayışında Talat'la verimli bir
çalışma yapmayı beklediğini vurguladı.Avrupa
Birliği Komisyonu da, Talat'ı, Kıbrıs'ın
bütünleşmesi ve Avrupa Birliği'ne tam katılımdan yana
sözleriyle tanımladı. Komisyon, Kıbrıs sorununun çözümü
ve ekonomik yardımlar konusunda da katkıya devam edeceğini
açıkladı.Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, Rauf
Denktaş'ın siyaset sahnesinden çekilmesini olumlu bir adım
olarak nitelendirdi. Papadopulos, Kuzey Kıbrıs'ta, yeni bir ruh ve
ortamın oluşacağını, bunun da yeni görüşmelerin
başlaması için gerekli ön koşulların
yaratılmasına yardımcı olabileceğini söyledi. |
CNN TURK
19/04/05
Denktaş'tan Talat'a övgü: Yılan gibi!
19 Nisan, 2005 06:45:00 (TSİ) CNN TURK
Yıllardır
Kuzey Kıbrıs'ın liderliğini yapan Rauf Denktaş,
cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'a tebrik
ziyaretinde bulundu. Denktaş, ''gönül rahatlığı içinde
görevi kendisine teslim ediyorum'' dediği Talat için, ''o yılan gibi
soğukkanlı'' tanımlamasını yaptı.
Talat
ise, "bu önemli yol ayrımında halk bizi tercih etti" derken
Denktaş'ın deneyimlerinden yararlanacağını da söyledi.
KKTC'de cumhurbaşkanlığı seçimini Cumhuriyetçi Türk Partisi
(CTP) lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın kazanması Ada'da
yeni bir sayfa açarken, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halefine
tebrik ziyaretinde bulundu.
Seçimin ardından Denktaş, Talat'ı başbakanlıkta
ziyaret ederken, ironik uyarılarda bulundu. KKTC halkının
Talat'ı umut verdiği için seçtiğini söyleyen Denktaş,
"devlete sahip çıkan bir makam olarak kendisine yardımcı
olacağım" dedi.
Denktaş, Talat'ın zorluklar yaşayacağını
belirtirken, şöyle konuştu: "Zorlukları aşma yolu
soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan
gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Onun için Rum'u
çatlatacak sabrı vardır. İnşallah daha iyi günler
göreceğiz. Allah yardımcınız olsun."
Talat: "Bu
tercih çağa uygun"
Kıbrıs Türk halkının büyük bir demokrasi sınavı
verdiğini belirten Talat ise, "Türk halkı yol
ayrımıyla karşı karşıya kalmıştı
ve bu yol ayrımında tercihini bizden yana kullanmıştı.
Bu tercih çağa uygun bir tercih" dedi.
Denktaş'ın deneyimlerinden yararlanacaklarını söyleyen CTP
lideri ve Başbakan Talat, Türk hükümeti ile çok yakın istişare
içinde bulunacaklarını da belirtti.
İki lider ziyaret sonunda el sıkışarak gazetecilere poz
verirken Denktaş, "yeter ki bizi bağımsızlıktan
başka bir yere götürme. Kutlarım, başarılar dilerim.
Yardımcın olacağız, bundan emin ol" dedi.
Dünyadan tepkiler
KKTC'de Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesi Avrupa
Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Kıbrıs Rum yönetimi
tarafından olumlu karşılandı.
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "kuşkusuz,
Rauf Denktaş'ın siyaset sahnesinden çekilmesi olumlu bir
adım" açıklamasını yaptı.
Papadopulos, "yeni bir ruhun ve yeni bir ortamın
oluşacağını, bunun da yeni tur görüşmelerin
başlaması için gerekli önkoşulların yaratılmasına
yardımcı olacağını umuyorum" diye konuştu.
Seçim sonuçlarının AB çevrelerinde yarattığı
yankılar da olumlu. AB Komisyonu'ndan yapılan yazılı
açıklamada cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu
memnuniyetle karşılandığı belirtildi.
Komisyon, Talat'ı, "Kıbrıs'ın bütünleşmesi AB'ye
tam katılımdan yana" sözleriyle tanımladı.
Açıklamada seçim sonuçlarının, Kıbrıs Türk
halkının da çözümden ve AB'ye katılımdan yana olduğunu
gösterdiği belirtildi.
Komisyon, Kıbrıs sorununun çözümüne katkıya hazır
olduğunu da tekrarladı, KKTC'ye yapılacak 259 milyon euroluk
yardım ve izolasyonların kaldırılması konularında
artık bir uzlaşmaya varılmasından umutlu olduğunu dile
getirdi.
ABD yönetimi de Talat'ı tebrik etti. ABD Dışişleri
Bakanlığı, sonuçtan memnun olduğunu, yeniden müzakere
masasına dönülmesini beklediğini açıkladı ve Annan
planına desteğini tekrarladı.
Talat görevi 24 nisanda devralacak
18 Nisan, 2005 19:45:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC'de dün
yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan
Başbakan Mehmet Ali Talat, 24 nisan 2004'te yapılan Annan planı
referandumunun yıldönümünde cumhurbaşkanlığı görevini
devralacak.
Talat'ın
cumhurbaşkanlığına seçilmesi ve Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın yaklaşık 30 yıllık görev
süresinin ardından emekliliğe hazırlanmasıyla KKTC'de yeni
bir dönem başlıyor.
KKTC cumhurbaşkanlığının tarihte ilk kez el
değiştirmesi yanında hükümetle ilgili boyutu nedeniyle de önem
taşıyan yeni süreç, tüm bu gelişmelerin odağında
bulunan Cumhuriyetçi Türk Partisi'nde bugün uzun süreli bir toplantıda
değerlendirildi.
Başbakan Talat başkanlığında toplanan Merkez Yönetim
Kurulu (MYK), yaklaşık beş saat süreyle
cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve hükümetle ilgili yeni
süreci ayrıntılı olarak ele aldı. Buna göre,
cumhurbaşkanlığını kazanan Başbakan Talat, görev
süresinin son günü olan 23 nisan cumartesi günü Cumhurbaşkanı
Denktaş'a istifasını sunacak. Böylece Başbakan Talat'la
birlikte hükümet de istifa edecek.
Talat, aynı
gün parti genel başkanlığı ve milletvekilliğinden de
istifa edecek. Talat, 24 nisan pazar günü ise olağanüstü toplanacak
Meclis'te ant içerek cumhurbaşkanlığını
devralacak. Talat, yemin töreniyle
cumhurbaşkanlığını resmen devralmasının
ardından anıtları ziyaret edecek ve aynı gün devir teslim
töreni yapılacak.
Yeni başbakan
25 nisanda atanacak
Talat, cumhurbaşkanlığı görevini devralmasının
hemen ardından 25 nisan pazartesi günü ise yeni başbakanı
atayacak. Cumhuriyetçi Türk Partisi, önümüzdeki günlerde Parti Meclisi'ni
toplayarak, yeni başbakan adayıyla birlikte kurultay tarihini de
belirleyecek.
Talat'ın ardından başbakanlık görevini CTP Genel Sekreteri
Ferdi Sabit Soyer'in devralmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Soyer'in, 25 nisan Pazartesi günü yeni Cumhurbaşkanı Talat
tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmesinin ardından, kabineyi
kısa sürede açıklaması ve yine kısa sürede toplanacak CTP
olağanüstü kurultayıyla parti başkanlığına
seçilmesi bekleniyor.
20 Şubat genel seçimlerinin ardından koalisyon ortakları
arasında varılan mutabakat çerçevesinde yedisi CTP'de, üçü de DP'de
olacak şekilde kurulacak yeni koalisyonda, başbakanın yanı
sıra kabinenin bazı isimleri de değişecek.
AB Komisyonu
sonuçlardan memnun
AB Komisyonu, KKTC'de yapılan Cumhurbaşkanlığı
seçiminin sonucunu memnuniyetle karşıladığını
açıkladı. Komisyon, Kıbrıs'ın bütünleşmesinden ve
AB'ye tam katılımdan yana olan Mehmet Ali Talat'ın
Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, soruna kalıcı çözüm için BM
çerçevesinde müzakerelere yeniden başlanması yönünde uygun bir
ortamın yaratılması beklentisini dile getirdi.
AB Komisyonu, Kıbrıs sorununun çözümüne katkıya hazır
olduğunu tekrarlayarak, Kıbrıslı Türklere yönelik 259
milyon euro yardım niyetinden ve ticaretin
kolaylaştırılması amacıyla alınması
öngörülen özel önlemlerden söz etti.
Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik izolasyondan çıkarılmasına
yardımcı olmak amacıyla alınacağı belirtilen
önlemler ve Komisyon önerileri, Kıbrıs Rum kesimi ve bazı üye
ülkelerin olumsuz tavrı nedeniyle AB Konseyi'nin onayından geçmiyor.
Komisyon, Konsey'in bu tavrını eleştirirken 'çaresizlik'
mesajları veriyor.
Rusya:
"Kıbrıs'ta yeni adımlar atılmalı"
Rusya, KKTC'de dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini
kazanan Mehmet Ali Talat'tan Kıbrıs sorununun çözümü için yeni
adımlar atılmasını ve diyalogun
artırılmasını istedi.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Yuri Fedotov,
Kıbrıslı Türk ve Rumların görüşmeleri yeniden
başlatmasını umduklarını belirterek, ''yeni temaslar
sayesinde adada nihai ve kalıcı barışın tesis
edileceğini düşünmek istiyoruz'' dedi. Rusya'nın adadaki süreç
hakkında görüşlerinin değişmediğini vurgulayan
Fedotov, ''Rusya'nın Kıbrıs politikasında bir
değişiklik yok. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın birleşik
federal bir Kıbrıs'ı öngören planı masada bulunmaya devam
ediyor. Biz aynı zamanda bu planının iki topluma zorla kabul
ettirilmiş bir çözüm olmaması gerektiğine inanıyoruz'' diye
konuştu.
|
TALAT İLE DENKTAŞ'IN FARKI |
|
· 60 yıldır siyaset sahnesinde
olan Rauf Denktaş ile Mehmet Ali Talat'ın temel
farklılıkları siyasi görüşleri. · Denktaş, Talat'ın
desteklediği KKTC halkının da geçtiğimiz yıl referandumda
'evet' dediği Annan Planı'na şiddetle karşı
çıkıyor. · Denktaş Ada'da çözümün iki ayrı
egemen devletten geçtiğini savunuyor, Talat ise 'birleşik
Kıbrıs'tan yana. · Denktaş "KKTC, AB'ye Türkiye'nin
de üye olması halinde girebilir" diyor, Talat KKTC'nin Türkiye'nin
üyeliğini beklemeden AB'ye hemen girmesini istiyor. · Denktaş Türklüğü öne
çıkarırken, Talat Kıbrıslı kimliğine vurgu
yapıyor. · Denktaş Türkiye'yi anavatan olarak
görüyor, Talat ise "Türkiye tarihi ve kültür
bağlarımızın kuvvetli olduğu bir ülke" diyor. · Denktaş'ın Rumlarla silahlı
mücadeleye girdiği yıllarda Talat henüz bir delikanlıydı.
1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nda 22 yaşında
olan Talat'ın siyasi hayatı barış yıllarda
başlıyor. · Annan Planı'nın görüşülmesi
sırasında Denktaş'ın AKP hükümetiyle ters düşmesine
karşılık, Talat AKP'yle uyumlu bir görüntü çiziyor |
CNN TURK
19/04/05
Papadopulos'un Denktaş memnuniyeti
18 Nisan, 2005 16:54:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın aktif siyaseti bırakmasını olumlu bir
gelişme olarak değerlendirdi.
Papadopulos,
resmi ziyaret için bulunduğu Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da,
Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus ile görüşmesinden sonra gazetecilere
yaptığı açıklamada, ''kuşkusuz, sayın Rauf Denktaş'ın
siyaset sahnesinden çekilmesi olumlu bir adım'' dedi.
Rum Yönetimi lideri, KKTC'deki seçimlerde Başbakan Mehmet Ali
Talat'ın seçilmesinin yeni tur görüşmelerin başlaması için
gerekli önkoşulların yaratılmasına yardımcı
olacağını umduğunu söyledi.
Avusturya:
"Seçim sonucu sevindirici bir gelişme"
Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik de, KKTC
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunu 'sevindirici bir
gelişme' olarak değerlendirdi.
Plassnik,
yaptığı yazılı açıklamada, seçim sonucunun, Kuzey
Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununun çözümünü ve
Avrupa'ya katılmak istediklerini de kanıtladığını
belirtti.
Kuzey Kıbrıslı Türklerin bu olumlu tutumlarını 24
nisan 2004'te düzenlenen referandumda da gösterdiklerini belirten Plassnik,
Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ın, daha önceki görevi
sırasında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu
barış planı temelinde barışcı çözüm ve Avrupa'dan
yana olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Plassnik, Kıbrıs'ta iki toplum arasındaki diyalogun yeniden başlayacağını
umduğunu belirterek, ''iki toplum arasında, BM himayesinde
barış sürecinin yeniden başlamasını diliyorum''
ifadesini kullandı.
Talat'ın
'görüşme' çağrısı
KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat, sonuçların
açıklanmasından sonra Rum kesimine barış görüşmelerine
başlama çağrısında bulunmuştu.
Talat yaptığı açıklamada, "Kıbrıs
Rum halkına bir kez daha barış elimi uzatıyorum, bu elin
tutulana kadar uzatılmış olarak kalacağını
belirtiyorum'' dedi.
Papadopulos, bu
çağrıyı memnuniyetle karşıladığını
belirtti, ancak Türklerle çabuk bir barış anlaşması
olasılığı konusunda ihtiyatlı olduğunu da
vurguladı.
'Birleşme için
oy'
Bu arada Belçika'nın önemli gazetelerinden Le Soir, KKTC'de yapılan
cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin haberinde, 'Birleşme
için oy' başlığını kullandı ve Mehmet Ali
Talat'ı 'Adanın birleşmesinin avukatı' olarak
tanımladı.
Rauf Denktaş döneminin sona erdiği belirtilen gazete haberinde,
Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesinin Ada tarihinde
bir dönüm noktası olduğu yazıldı.
Denktaş'ın siyaset sahnesinden çekilmeyeceğinin
vurgulandığı haberde, Denktaş'ın partiler üstü
muhalefet yapacağı belirtildi.
Rauf Denktaş'ın 40 yıldır istikrarlı ve taviz vermeyen
tavrıyla başarı gösterdiğini, Kıbrıslı
Türklerin bir azınlık oluşturmadıklarını, adada
iki farklı ulus bulunduğunu savunduğunu yazan gazete,
Talat'ın zaferinin bir sürpriz olmadığını ifade
etti.
Mehmet Ali Talat'ın birleşmeden ve AB ile bütünleşmeden yana
olduğunu, seçimlerden hemen sonra Tasos Papadopulos'u müzakere
masasına çağırdığını belirten Le Soir, yeni
cumhurbaşkanının hedefinin, Türkiye ile AB arasında
müzakerelerin başlayacağı 3 ekime kadar Rumlarla
kalıcı bir çözüm bulma ortamı yaratmak olduğunu belirtti.
|
KKTC SEÇİMLERİ |
|
Talat'ın cumhurbaşkanlığı seçimini
kazanması, Güney Kıbrıs'ta temkinli
karşılandı. Rum siyasiler, Denktaş'ın 'siyaset
sahnesinden çekilmesini olumlu bir gelişme olarak'
değerlendirdi. · Rum basınında seçim Fileleftheros
gazetesi: 'Denktaş faslı Talat'la kapandı'
başlığını kullanan gazete, sonuçların Rum
tarafında temkinli tepkiyle karşılandığına
işaret etti. Politis: 'Talat'ın
'Başkanlığa' seçilmesinin ardından ilk hareketi Tasos'a
çağrı - Talat'tan dostluk eli' |
CNN TURK
19/04/05
Lagendijk:
Avrupada her lider Papadopulos gibi davranırsa AB çöker
|
Brüksel AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Lagendijk: Avrupada her devlet Papadopulos gibi davranırsa AB çöker. AB-Türkiye Karma Parlamento
Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk, KKTC'de yapılan
seçim sonuçlarını Brüksel'den yayın yapan ABHabere
değerlendirdi. Lagendijk, Avrupada her
devlet Papadopulos gibi davranırsa , AB çöker. Çünkü çözümsüzlükle hiç
bir yere varılamaz. Hiç kimse her zaman her istediğini elde edemez.
Papadopulos artık negatif davranmaya ve çözümsüzlük üretmeye bir son
vermeli diye konuştu. Avrupa Parlamentosu (AP)
Yeşiller gurubu üyesi Lagendijk şunları kaydetti : Memet Ali Talatın
cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı çok mutluyum. Talat çözüm
taraftarı, Denktaş gibi çözümsüzlük üretmiyor. Avrupa
Parlamentosunda Talat ile çalışmak isteyen büyük bir çoğunluk
var. Gelecek 4 yıl için Denktaş cumhurbaşkanı
seçilmiş olsaydı Kıbrıs konusunda çözümü unutun derdim. Papadopulos geçen hafta
yaptığı açıklamada Annan Planı üzerinde
değiştirmek isteği tarafları açıklamadı. Bu çok
olumsuz bir durum. Mali ve ticari düzenlemeler için Papadopulosun Annan
Planında neyi değiştirmek istediğini söylemesi
lazım. Kıbrıs Rum kesiminin bu ertelemelere bir son vermesi
çağrısında bulunuyorum. Kıbrıstaki bu seçimin
Türkiye-AB ilişkileri için de çok olumlu bir gelişme olduğunu
belirten Joost Lagnedijk, konuşmasını şöyle sürdürdü: Türkiyenin Uyum Protokolünü 3
Ekimden önce imzalaması gerek. Şimdi Türkiyenin protokolü
imzalamak için hiç bir özürü olamaz, çünkü Talat KKTCnin yeni
cumhurbaşkanı seçildi. Bu Türkiye için itici bir güçtür. Türkiye
protokol konusunda acele etmeli. Protokol imzalandıktan
sonra biz AP olarak 'Türkiye elinden geleni yaptı, şimdi
Papadopulos da anlaşma yoluna gitmelidir' diyeceğiz. Eğer yine
de anlaşma yoluna gitmezse İngiltere, Fransa ve Almanya
ortaklık için Papadopulosa baskı yapmalı. (Hürriyetim)
|
|
|
HURRIYET
19/04/05
Yılan
gibi soğukkanlı
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA Cumhurbaşkanlığı nedeniyle Mehmet Ali Talatı makamında ziyaret ederek ilk kutlayan kişi Rauf Denktaş oldu. Denktaş görevi gönül rahatlığı içinde devredeceğini belirterek, Yılan gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Rumu çatlatacak sabrı vardır dedi. Talat da Denktaşın deneyimlerinden yararlanacaklarını söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, halefi Mehmet Ali Talatı ziyaret
ederek bizzat kutlayan ilk siyasi oldu ve kameralar önünde Talatın
elini sıkarken Liderlik sabır ve soğukkanlılık
ister, Talat yılan gibi soğukkanlı, Rumları da çatlatacak
kadar sabırlıdır. Gönül rahatlığıyla
devrediyorum dedi. |
|
|
HURRIYET
19/04/05
|
Denktaş artık resmin dışında |
|
|
İngiliz
The Guardian Gazetesi, adını açıklamadığı bir
Türk hükümet üyesinin sözlerine yer verdi. Gazetede, Türk hükümet üyesinin,
şu sözlerine dikkat çekildi: |
|
HURRIYET
19/04/05
|
Bakanlar Kurulu: Denktaştan yararlanacağız |
|
|
Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın birikimlerinden yararlanacaklarını söyledi. Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, KKTCdeki seçimlerin demokratik kurallara uygun, olumlu ve barışçı gerçekleştiğini kaydetti. Çiçek, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün de Talatı telefonla tebrik ettiklerini bildirdi. Çiçek, Kıbrısta başlayan yeni dönemle birlikte KKTCde yaşayanların haklı çıkarlarını koruyacak, Adada yeni bir barışın tesisine imkan verecek yeni bir dönemin açılmış olmasını dilediklerini belirtti |
|
HURRIYET
19/04/05
|
AB Komisyonu: Talatla müzakereye başlanabilir |
|
|
AB Komisyonu,
KKTCde yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu
memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
Yapılan açıklamada, Kıbrısın bütünleşmesinden
ve ABye tam katılımdan yana olan Mehmet Ali Talatın
cumhurbaşkanı seçilmesiyle, soruna kalıcı çözüm için BM
çerçevesinde müzakerelere yeniden başlanması yönünde uygun bir
ortamın yaratılması beklentisi dile getirildi. Komisyon, seçim
sonuçlarının, Kıbrıs Türk halkının çözümden ve
ABye katılımdan yana olduğunu gösterdiğini belirtti. |
|
HURRIYET
19/04/05
|
Kıbrısta yeni dönem CNN TÜRKte
tartışılıyor |
|
|
CNN TÜRKte Tayfun Ertanın sunduğu Söz Sizde programının bu akşam saat 21.10da yayınlanacak bölümünde Kıbrısın Rauf Denktaşsız geleceği masaya yatırılıyor. Emekli Büyükelçi Özdem Sanberk, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Kemal Kirişçi, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Nur Batur ve Radikal Gazetesi Yazarı Erdal Güven Kıbrısta yeni dönemi değerlendirecek. |
|
HURRIYET
19/04/05
|
Atina: KKTC'deki seçim çözüme katkı sağlar |
|
|
Atina/Washington Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, KKTC'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin, Kıbrıs sorununun kalıcı ve işler bir çözüme kavuşturulmasına katkı sağlayacağını umduğunu bildirdi. Bakanlığın
yazılı açıklamasında, Atina'nın, seçim sonucunun,
KKTC Yönetimi'nin yapıcı bir diyalog çerçevesinde, Ada'nın
yeniden birleşmesine yönelik bir çabaya girişmeyi hedefleyen yeni
bir politika benimsenmesi sonucunu doğurmasını umduğu
vurgulandı. ABD:
KIBRISLI TÜRKLER ÇÖZÜM YÖNÜNDEKİ YAKLAŞIMINI KORUYOR ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher,
KKTC'de geçen pazar günü yapılan seçimde Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı
seçilmesinin, Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde olumlu
yaklaşımı koruduklarını gösteren bir başka
işaret olduğunu söyledi. (aa) |
|
HURRIYET
19/04/05
ABD, KKTC halkının tutumundan
memnun
ABD, Mehmet Ali Talatın KKTC
Cumhurbaşkanı seçilmesini, Kıbrıslı Türklerin çözüm
yönünde olumlu yaklaşımı olarak değerlendirdi.
ABDnin Kıbrıs politikasının
belli bir kişinin seçilmesine bağlı
olmadığını belirten ABD Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, bizim politikamızı
açıklamıştık. Bu politika, Kıbrıslı
Türklerin çözüme ulaşma yönünde olumlu yaklaşımını
korumasına bağlıydı. Referandumda evet' oyu vermeleri
gibiö dedi.
Kıbrıs Türk toplumuna, bazı
zorlukları aşma çabalarında yardımlarının devam
edeceğini belirten Boucher, Kıbrıslı Türklerin,
Adanın birleşme çabasında kararlı tutumlarını
sürdürmelerinin önemli olduğunu vurguladı.
ABD, KKTCyi tanımıyor
açıklaması
ABD Dışişleri
Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada
ise, ABDnin KKTC'yi tanımadığı için, bu ülkenin Los
Angeles'ta konsolosluk veya fahri konsolosluk açmasının söz konusu
olamayacağı belirtildi.
'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'
başlığını taşıyan yazılı
açıklamada, ''ABD, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni
tanımıyor. Dolayısıyla ABD'de fahri konsolos veya
konsolosluk dahil diplomatik veya resmi hiçbir temsil söz konusu olamaz''
ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, ''Kıbrıs Türk
toplumunun üyeleri, Los Angeles'ta böyle bir temsilci görevlendirme niyetleri
hakkında bize bilgi verdi. Bu kişinin, ABD'de resmi bir konumu
yoktur'' denildi.
KKTC'nin Washington temsilcisi Osman Ertuğ,
bir süre önce yaptığı açıklamada, New York ve
Washington'daki temsilciliklerin ardından Los Angeles'a bir fahri temsilci
atadıklarını söylemişti.
Ertuğ, Kıbrıs Türk kökenli bir
ABD vatandaşı olan Mehmet Mustafaoğlunun, bir temsilcilik ofisi
bulunmadan, kendi iletişim imkanlarıyla fahri olarak bu görevi
yürütüğünü belirtmişti. Ertuğ, Mustafaoğlu'nun
atamasına ilişkin ABD Dışişleri
Bakanlığı'na bilgi verdiklerini de
açıklamıştı.
Talat, APye davet edilecek
Avrupa Parlamentosu Sosyalist grup başkan
yardımcısı Jan Marinus Wiersma da, Mehmet Ali Talat'ın KKTC
Cumhurbaşkanı olmasının Kıbrıs'ın
geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.
ABHaber.comun haberine göre, Talat'ın
seçilmesini çok olumlu bir gelişme olarak yorumlayan Wiersma, çözüm
konusunda Rum tarafının da gerekli gayreti göstermesi
gerektiğini belirtti.
AP Sosyalist grubu olarak KKTC
milletvekillerinin AP' ye gözlemci olarak katılmasını
sağladıklarını vurgulayan Wiersma, Talat'ı Avrupa
Parlamentosuna davet etmek istediklerini söyledi.
Kıbrıs'ta soruna gelecekte bir çözüm
bulunması konusunda iyimser olduğuna işaret eden Wiersma,
Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtulması için Avrupa
Birliğine görevler düştüğünü de vurguladı.
MILLIYET 19/04/05
ABD Dışişleri: KKTC'yi
tanımıyoruz, konsolosluk söz konusu değil
ABD Dışişleri
Bakanlığı, KKTC'yi tanımadığı için, bu
ülkenin Los Angeles'ta konsolosluk veya fahri konsolosluk açmasının
söz konusu olamayacağını bildirdi.
ABD Dışişleri
Bakanlığı'nda düzenlenen basın toplantısında
sorulan bir soru, daha sonra yapılan yazılı açıklamayla
yanıtlandı.
''Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti''
başlığını taşıyan yazılı
açıklamada, ''ABD, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni
tanımıyor. Dolayısıyla ABD'de fahri konsolos veya
konsolosluk dahil diplomatik veya resmi hiçbir temsil söz konusu olamaz''
ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, ''Kıbrıs Türk
toplumunun üyeleri, Los Angeles'ta böyle bir temsilci görevlendirme niyetleri
hakkında bize bilgi verdi. Bu kişinin, ABD'de resmi bir konumu
yoktur'' denildi.
KKTC'nin Washington Temsilcisi Osman Ertuğ,
daha önce A.A'ya yaptığı açıklamada, New York ve
Washington'daki temsilciliklerin ardından Los Angeles'a bir fahri temsilci
atadıklarını söylemişti.
Kıbrıs Türk kökenli bir Amerikan
vatandaşı olan Mehmet Mustafaoğlu, bir temsilcilik ofisi
bulunmadan, kendi iletişim imkanlarıyla fahri olarak bu görevi
yürütüyor. Ertuğ, Mustafaoğlu'nun atamasına ilişkin ABD
Dışişleri Bakanlığı'na bilgi verdiklerini de
söylemişti.
MILLIYET 19/04/05
ABD: Talat'ın seçilmesi
Kıbrıslı Türkler'in çözüm istediğini gösteriyor
ABD Dışişleri
Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, KKTC'de Pazar günü yapılan
seçimde Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin,
''Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde olumlu
yaklaşımı koruduklarını gösteren bir başka
işaret'' olduğunu söyledi.
Boucher, düzenlediği basın
toplantısında, Talat'ın Cumhurbaşkanlığı'na
seçilmesinin, ABD'nin Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik ve siyasi
tecridinin hafifletilmesi yönündeki çabalarını artırıp
artırmayacağı sorusunu yanıtladı.
Richard Boucher, ''Biz politikamızı
açıklamıştık. Bu politika, belli bir kişinin
seçilmesine değil, Kıbrıslı Türklerin çözüme ulaşma
yönünde olumlu yaklaşımını korumasına
bağlıydı. Referandumda 'Evet' oyu vermeleri gibi. O yüzden bu
adım, büyük olasılıkla, bu yaklaşımı
koruduklarını gösteren bir başka işaret'' dedi.
''Kıbrıs Türk toplumuna, bazı
zorlukları aşma çabalarında yardımlarının devam
edeceğini'' belirten Boucher, ''Çünkü, Kıbrıslı Türklerin,
adanın birleşme çabasında kararlı tutumlarını
sürdürmeleri önemli'' diye konuştu.
MILLIYET 19/04/05
Atina: KKTC'deki seçimin
kalıcı çözüme katkı sağlamasını umarız
Yunanistan Dışişleri
Bakanlığı, KKTC'de dün yapılan
cumhurbaşkanlığı seçiminin, Kıbrıs sorununun
kalıcı ve işler bir çözüme kavuşturulmasına katkı
sağlayacağını umduğunu bildirdi.
Bakanlığın yazılı
açıklamasında, Atina'nın, seçim sonucunun, KKTC Yönetimi'nin
yapıcı bir diyalog çerçevesinde, Ada'nın yeniden
birleşmesine yönelik bir çabaya girişmeyi hedefleyen yeni bir
politika benimsenmesi sonucunu doğurmasını umduğu
vurgulandı.
Açıklamada, bu yeni politikanın, BM
kararları, Avrupa ilke ve değerleri çerçevesinde ve Annan planı
temelinde yapılacak bir müzakere sonucu kalıcı ve işler bir
çözüm ve Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi sonucunu getirmesi
arzusu da dile getirildi.
Her türlü yeni girişimin
Kıbrıslı Türk ve Rumlar tarafından kabul görerek
başarıya ulaşması için iyi hazırlanmış
olması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, ayrıca
''İşgal altındaki bölgede dün yapılan
değişikliğin, iki toplumun birleşmiş bir
Kıbrıs'ta AB'ye katılımın kazançlarından
yararlanmaları noktasına gelinmesine katkı
sağlayacağını umarız'' ifadeleri kullanıldı.
MILLIYET 19/04/05
Talat ile yeni bir
başlangıç
KKTC'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucu, halkın
çoğunluğunun hâlâ Rum tarafı ile birleşmeye ve AB'ye
katılmaya yönelik bir çözümden yana olduğunu ortaya koydu.
Bu sonuç, Kıbrıs Türk'ünün tam bir yıl önce Annan Planı
üzerindeki referandumda sergilediği tavrın ve umutların -son
zamanlarda duyulan bazı düş kırıklıklarına
rağmen- bir nevi teyidi de sayılır.
Mehmet Ali Talat'ı rakiplerini ilk turda yenip cumhurbaşkanlığı
mevkiine getiren de, işte KKTC'de o referandum ile açıkça ortaya
çıkan bu değişim havasıdır.
Talat şimdi halkın önemli bir kesiminin
paylaştığı vizyonunu yaşama geçirme sorumluluğunu
-bu kez cumhurbaşkanı ve müzakereci sıfatı ile-
üstlenmiş bulunuyor.
* * *
Bu misyonu yarım yüzyıldır Kıbrıs'a her yönü ile
damgasını vuran, KKTC'nin 22 yıllık tarihinde (6 kez üst
üste başkan seçilerek) kesintisiz iktidarda kalan Rauf Denktaş gibi
bir "dev"den sonra yürütmek hiç de kolay değil.
Kendisine muhalif Türkleri bir yana bırakalım, ona
"düşman" olan Rumlar ve yıllar boyunca kendisine muhatap
olup, kendisini beğenmeyen çeşitli uluslara mensup devlet
adamları ve diplomatlar da, Denktaş'ın "büyüklüğünü"
teslim ediyorlar. Onun "üstün vasıfları" saymakla bitmez:
Mücadeleci, cesur, usta müzakereci, büyük taktisyen, etkileyici hatip,
karizmatik, esprili, vesaire...
Ne yazık ki "efsane lider"in son dönemde bütün bu niteliklerine
rağmen, popülaritesine gölge düşmüştür. Özellikle Annan
Planı'nın ortaya çıkmasından sonraki dönemde
sergilediği tavır, Kıbrıs halkının (önemli
kesiminin) eğilimine ve beklentilerine ters düşmüştür.
Ayrıca Türkiye'de de Denktaş'ın tutumu ve manevraları
tepkilere yol açmıştır.
Bunun nedenini Denktaş'a olan sempatinin azalmasında değil, onun
savunduğu görüşlerin artık günün şartlarına,
uluslararası konjonktüre ve toplumsal değişime uymamasında
aramak lazım. Denktaş'ın fikirleri (kaygıları ile
birlikte) daha çok "geçmişe" endekse kalmış,
"geleceğe" yönelik yeni bir vizyon geliştirememiştir.
Referandumdaki başarısızlığının nedeni
buydu. Eğer bu kez de cumhurbaşkanlığına
adaylığını koysaydı, büyük olasılıkla benzer
bir sonuçla karşılaşacaktı. Bu bakımdan
"zamanında" çekilmekle, bir kez daha zekâsını
kanıtlamıştır...
* * *
Görevinden ayrıldıktan ve bu yaştan (81) sonra, siyasette daha
ne yapabilir, demeyin... Denktaş'ı zinde tutan "milli davaya
hizmet aşkı ve hırsıdır"... Bu onun günlük
yaşamının bir parçası olmuştur.
Rauf Denktaş artık "iktidar"da değil; ama siyasette
hâlâ "muktedir"!.. Nitekim daha şimdiden birtakım
uyarılarda ve tavsiyelerde bulunmaya başladı bile.
("Milliyet"te geçen gün manşet haberde özetlenen tavsiyeleri,
sadece KKTC'ye değil, Türkiye'ye de hitap eden "on emir" niteliğinde)...
Şimdiye kadar esnek bir politika izleyen Talat'ın, deneyimli selefine
kulak vermesi kuşkusuz yararlı olur. Ancak Denktaş da seçim
sonucunun halkın değişim arzusu bağlamındaki
mesajını da dikkate almalı, halefini (ve de Ankara'yı)
sıkıntıya sokacak davranışlardan
sakınmalıdır.
* * *
Talat'ın esas işi çözüm arayışlarını
başlatmak ve Kıbrıs Türklerini rahatlatacak adımları
atmaktır. Oldukça zor, çok çaba ve sabır isteyen bir iş...
Talat'ın başarıya ulaşması, seçiminden memnun
olduğunu beyan eden tüm çevrelerin, tavırlarını ona göre
ayarlamasına bağlı. Yani Papadopulos yönetimine, AB'ye, ABD'ye
ve BM'ye şimdi Talat ile "yeni bir başlangıç"
gerçekleştirmek sorumluluğu düşüyor. Bununla ilgili
olasılıkları yarın inceleyeceğiz.
SAMI KOHEN MILLIYET
19/04/05
Kahramanlar saygı
ile uğurlanır
RAUF Denktaş'tan bahsediyorum tabii... Elbette bir kahramandır o...
Fazıl Küçük ve ardından meşaleyi devralan Denktaş'ın
kahramanca mücadelesi olmasaydı, Kıbrıs Türkleri bugüne
gelemezdi.
Seçimlerde Mehmet Ali Talat'a oy veren, mitinglerinde sadece parti
bayrağını taşıyan Kıbrıslı Türkler de
bu özgürlükleri için Denktaş'ın mücadelesine çok şey borçludur.
Girit neden gitmişti? İki sebepten; biri, Girit'te Kıbrıs
Milli Mukavemet Teşkilatı gibi bir örgütlenme ve Fazıl Küçük,
Rauf Denktaş gibi siyasi liderler meydana
çıkmamıştı... İkincisi, 1908 devriminin
kargaşasını yaşayan Osmanlı, bir de Balkan
faciasıyla yere serildikten sonra artık Girit'e destek verecek
durumda değildi. Girit Lozan'da söz konusu bile olmadı.
Kıbrıs'ta Denktaş diplomatik tanınmayı
sağlayamadı ama Türk toplumunun varlığını
siyaseten ve hukuken dünyaya kabul ettirdi; bunu tabii Türkiye'nin
sınırsız desteğiyle yaptı, bu desteği Türkiye ile
sağlam ilişkiler kurarak arkasına aldı.
* * *
DENKTAŞ 27 Kasım 1948'de Kıbrıslı Türklerin mitingde
lider Fazıl Küçük'ün yanında yaptığı konuşma ile
adını ilk defa duyurduğunda, 24 yaşında gencecik bir
hukukçuydu.
EOKA celladı Albay Grivas'ın katliamlarına karşı
kurulan Türk Milli Mukavemet Teşkilatı'nda Denktaş'ın yeri
büyüktür.
1959'da Zürih ve Londra antlaşmaları, kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni
Makarios'un yıkması, 1974'te faşist Samson darbesi, Türk
Barış Harekâtı...
Bir arada yaşaması mümkün olmamış Rumlarla Türklerin
ayrı coğrafyalarda yer alması, 'Kuzey Kıbrıs'ın
Türkler için bir güvenli bölge olarak meydana çıkması... Nihayet 12
Eylül rejimi yönetimi sivillere tam devrediyorken, 15 Kasım 1983'te ilan
edilen KKTC...
Ve yirmi yıllık sinir harbi; ve nihayet Annan Planı...
Denktaş daima mücadelelerin başındadır.
* * *
ANNAN Planı referanduma sunulurken, Papadopulos Rumlara hitaben gözyaşları
içinde "Beni çarmıha gerseniz, bu Annan Planı'nı
imzalamam..." diyor, Rumlardan yüzde 76 hayır oyu çıkıyor.
Beri tarafta Denktaş da Annan Planı'na hayır denilmesini
istiyor!
Tarihin gidişatı o anda dönmüştür.
Madem Rumlar hayır diyecekti, Türklerin 'evet' diyerek BM, ABD, AB gibi
çevrelerde 'müttefik'ler bulması daha iyi olmaz mıydı?
Daha iyi olduğu görüldü. KKTC halkı da artık
bunalmıştı.
Kahramanların çoğunun kaderidir: Ömürlerini adadıkları
mücadeleye kilitlenirler ve yeni şartlarda kilidi çözüp yolu açmak
başkalarına düşer. Churchille'in seçimleri, De Gaulle'ün
referandumu kaybını düşünün; onlar artık 'yetkili'
değildir, "kahraman" olarak saygı gören milli sembollerdir.
"Milli kahraman"lara saygı, toplumlarda 'biz' bilincini ve
zorluklara dayanma iradesini güçlendirir. Denktaş'a saygı sadece vefa
gereği değil, önümüzdeki uzun, çetin yollarda manen güçlü olmak için
de gereklidir.
Denktaş'a bundan sonra yakışacak olan, KKTC içinde ve
"Anadolu'da" bir hizip lideri, bir ihtilaf sebebi gibi davranmaktan
sakınması, tarihî şahsiyetine uygun bir vakarda
durmasıdır.
Kahramanlar saygı ile uğurlanır ve ondan sonra artık milli
sembol olarak manen hizmete devam ederler.
TAHA AKYOL MILLIYET
19/04/05
Dışarıda
tek, içeride iki devlet
Görevi sona eren Rauf Denktaş, KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı
seçilen Mehmet Ali Talat'ı ziyaret ederek kutladı.
Denktaş'ın, Talat'ı ziyareti örnek bir
davranıştı. Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da,
Denktaş'ın ziyareti ve sözlerine aynı nezaketle
karşılık verdi.
KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Kıbrıs Türkü'nün
ulaştığı demokrasi düzeyinin kanıtlarından
biriydi. Daha önceki seçimler, referandum gibi
cumhurbaşkanlığı seçimi de KKTC'de demokrasinin kuralları
ve kurumlarıyla yerleştiğini ve dünyanın birçok ülkesinden
ileri olduğunu gösterdi. KKTC'yi, Gürcistan'a, Ukrayna'ya,
Kırgızistan'a benzetmeye çalışanların ne kadar
yanıldıkları bir kez daha ortaya çıktı.
Üç temel koşul
Rauf Denktaş'la, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı
ziyaretinden sonra görüştük. Denktaş, görevini gönül rahatlığıyla
devrettiğini belirtirken, yeni Cumhurbaşkanı'na şu
nasihatte bulundu:
"Kâğıt üstünde kalacak, eşitliğe dayanmayacak,
işlemeyecek bir formüle razı olma. Kalıcı barış
ve çözüm için üç koşuldan vazgeçme: Türkiye'nin aktif ve fiili
garantörlüğü, Türk askerinin varlığı ve egemenlik."
Denktaş, "Neden bu üç koşul?" sorumuza ise şu
yanıtı verdi:
"Bu koşullar, Kıbrıs Türkü'nün, egemenliğinin ve
devletinin varlığı için güvencedir. Bunlar
yaşadığımız deneyimlerle ortaya
çıkmıştır. Düşünün ki Rumlar, Türkiye'nin güvencesi
altında olan, Türk askerinin varlığını kabul eden 1960
anlaşmasını bile bozup, yırtıp, bir kenara
atabildiler. Onun için yeni Cumhurbaşkanı Talat'a kâğıt
üstünde kalacak bir formüle razı olma diyorum. Türkiye'nin aktif ve fiili
garantörlüğü olmadan hiçbir modele evet dememek gerekir. Rum yönetimin
yaklaşımı ise bunun tam tersidir. Onlar Türk askerinin tümüyle
gitmesini istiyorlar. Annan Planı'nda Türk askerinin müdahalesi yoktu. Her
hareketi izne tabiydi. Annan, Papadopulos'a bunun garantisini vermişti.
Ama onlar bunu dahi kabul etmediler. Rumlar, iki devlet istemiyorlar.
Federasyon istemiyorlar. Rumlara dayalı üniter devlet istiyorlar.
EOKA'nın üniter devlet kurmak için
çalıştığını söylüyorlar. 2005
yılını EOKA yılı ilan ettiler ve 21 bin kişiye
madalya vermeye hazırlanıyorlar. Dolayısıyla
amaçlarından vazgeçmiş değiller."
İki devlete bir çatı
Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, seçimden önce
yaptığımız söyleşide çözüm modeli olarak Annan
Planı'nı gördüklerini yinelemişti. Bu koşullarda Talat'ın
beklentisi, adımların Rum yönetiminden gelmesi. BM, Rum
tarafından planda istedikleri değişiklikleri bildirmelerini
istemişti. Talat, şimdi bunları görmek istiyor. Ancak henüz Rum
tarafından bir hareket yok.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş ise "Sonsuza kadar Rumları bekleyemeyiz"
diyor. Makul bir süre içinde adil bir çözüm bulunması gerektiğini
savunuyor. Rum yönetiminin buna yanaşmaması halinde yeni
alternatifler aramak gerektiğini vurguluyor. En iyi çözümün,
"dışarıda tek, içeride iki devlet" formülü
olduğunu söylüyor. Konfederal bir çözüm olarak nitelediği bu formüle
göre içeride egemen iki devleti dışarıda temsil edecek tek bir
çatı devlet oluşturulmasını en uygun formül olarak görüyor.
Rumların hiçbir şekilde çözüme yanaşmamaları halinde ise
KKTC'nin ve Kıbrıs Türkü'nün kendi yolunu çizmesi gerektiğini
savunuyor. Bu durumda hemen tanınma olmasa bile ekonomik ve ticari
açıdan fiilen dünyaya entegre olabilecek gayretlere yönelmek
gerektiğini belirtiyor.
Rauf Denktaş, Serdar Denktaş'ın bu yaklaşımına,
"İşte benim meselem de bu" diyor ve ekliyor:
"Eğer böyle düşünüyorlarsa ben de bütün gücümle destek
olurum."
Barış ve çözüm çağrısı
KKTC'de yeni bir döneme girildi...
Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, barış ve çözüm
çağrılarını sürdürüyor.
Bundan sonraki gelişmelerde BM'nin girişimi ve Rum yönetiminin
atacağı adımlar belirleyici olacak...
Annan Planı'na dahi hayır diyen Rum yönetimi ve halkının,
Serdar Denktaş'ın formülüne yanaşması
olasılığı elbette yok denilecek kadar az.
BM ve AB'nin, özellikle de Rum Kesimi'ne her durumda üyelik garantisi veren ve
Annan Planı'na "hayır" demiş olmasına
karşın AB'ye üye yapan AB'nin bu hatasını dengeleyecek bir
tutuma girip girmeyeceği önem taşıyor.
FIKRET BILA MILLIYET
19/04/05
Eski ile yeni!
Kuzey Kıbrıs'ta, KKTC'de sürpriz yok. Denktaş dönemi
kapandı, Talat dönemi açıldı. Eski olan noktalandı, yeni
olan sahneye çıktı.
Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat, başta Denktaş Bey
olmak üzere eskilerin gözünde vatan haini olarak girdiği Kıbrıs
siyasetinde zirveye tırmandı ve cumhurbaşkanlığı
koltuğuna oturdu.
Kolay olmadı bu süreç.
Talat'ın 2000 yılındaki oyu sadece yüzde 10'du. Beş
yıl içinde bu oyunu yüzde 56'ya yükseltti. 2000'deki son
cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Denktaş'ın Ankara
desteği ile ancak yüzde 44 oy aldığı
hatırlanırsa, Talat'ınki büyük bir başarıdır.
Bu aynı zamanda KKTC'de demokrasinin gayet iyi işlediğini bir
kez daha gösteren bir seçim oldu.
Peki, yükselen dalga neydi?
Cumhurbaşkanı Talat'ın deyişiyle, Kuzey Kıbrıs'ta
barış, çözüm ve AB'ye evet dalgası kabardı.
Seçimi kazanan da bu oldu.
Çözümsüzlük en iyi çözümdür diyen ve uzun yıllar Ankara'dan da
dayatılan, Denktaş Bey'in de canı gönülden benimsediği
görüş gitgide etkisizleşti, marjinalleşti. İstemezükçü
sesler her geçen yıl daha az duyuldu.
Kaybeden de bunlardı.
Onca yılın çözümsüzlüğünün Kıbrıslı Türklere
hiçbir şey kazandırmadığı apaçık ve Güney
Kıbrıs'la mukayeseli olarak da anlaşıldı çünkü...
Bütün bu gelişmeler açısından Annan Planı tam
anlamıyla bir kırılma noktası oldu. Kuzey'deki
barış ve çözüm hareketiyle, Türkiye'de AKP hükümetinin siyasal
kararlılığı birbirini tamamlamaya başlayınca,
Mehmet Ali Talat'ın yıldızı parladı.
Geçen yıl 24 Nisan referandumunda Annan Planı'na çıkan yüzde 65
oy iki sonuç doğurdu.
Bir yandan, asıl oyun bozan tarafın Kıbrıs Rumları
olduğu uluslararası toplumda anlaşıldı. Öte yandan,
Türkiye'nin 17 Aralık'ta AB'den müzakere tarihi alabilmesi mümkün oldu.
Denktaş artık yok.
Bu, Ankara'yı rahatsız edebilir. Bazı sivil ve askeri odaklar, Mehmet
Ali Talat'ın yükselişini kolayca içlerine sindiremeyebilir.
Cumhurbaşkanı Talat, kimilerinin gözüne Denktaş'tan sonra hafif
sıklet görünebilir.
Ama artık eski perde kapanıyor.
Ankara'yla Cumhurbaşkanı Talat arasında ister istemez bazı
ince ayarlar yapılmak durumda. Çünkü Talat'ın elinde bazı kozlar
var. Biri, yüzde 55 oy. Diğeri, hükümetin Kıbrıs
politikası..
Bu nedenle Ankara'nın, özellikle 'bürokrasi'nin bazı eski
alışkanlıklarından vazgeçmesi gerekebilir.
Cumhurbaşkanı Talat seçilir seçilmez iki çağrı yaptı.
Birinde, Kıbrıs Rum liderliğine çözüm için yine elini
uzatacağını açıkladı. Ötekinde, Avrupa
Birliği'nden çözüm için Güney'e bastırmasını, Türk
tarafına ambargoların kaldırılması için de
hareketlenmesini istedi.
İki çağrısı da yerinde.
Sayın Talat'a başarılar diliyorum.
HASAN CEMAL MILLIYET
19/04/05
Denktaş övdü:
Talat yılan gibi!
Halefi Talat'ı
ziyaret eden Denktaş, basın önünde şöyle dedi: 'Zorlukları
çok olacak. Ama kendisi yılan gibi soğukkanlı maşallah.
Rumları çatlatır'
RADIKAL 19/04/05
LEFKOŞA - KKTC'de
cumhurbaşkanlığı seçimini Mehmet Ali Talat'ın
kazanması adada çözüm ümitleriyle yüklü yeni bir sayfa açarken,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, giderayak halefine 'ayar çekme'
çabasında. Önceki günkü seçimin ardından Denktaş, dün
Talat'ı başbakanlıkta ziyaret ederken, ironik üslubuyla
uyarılarda bulundu. KKTC halkının Talat'ı umut verdiği
için seçtiğini söyleyen Denktaş, "Devlete sahip çıkan bir
makam olarak kendisine yardımcı olacağım" dedi.
Rauf Denktaş, Talat'ın zorluklar yaşayacağını
belirtirken, şöyle konuştu: Zorlukları aşma yolu
soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan
gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Onun için Rum'u
çatlatacak sabrı vardır. İnşallah daha iyi günler
göreceğiz. Allah yardımcınız olsun."
Hakkını
yemedi
Halkın demokrasi sınavını başarıyla
verdiğini belirten KKTC Cumhurbaşkanı, "Benim de bu makama
yapışıp, 'başkası yapamaz' demememin demokrasiye
katkısı olmuştur" demeyi ihmal etmedi. Talat Denktaş'a
teşekkür ederek, deneyimlerinden sürekli yararlanacağının
altını çizdi. KKTC Başbakanı, "Türk halkı yol
ayrımıyla karşı karşıya kalmıştı
ve bu yol ayrımında tercihini bizden yana kullanmıştı.
Bu tercih çağa uygun bir tercih" dedi. Talat, Türk hükümeti ile çok
yakın istişare içinde bulunacaklarını belirtti.
Denktaş'tan yıllarca büyük mücadeleler vermiş ve halkına
liderlik yapmış bir kişilik olarak bahseden Talat,
"Devrettiği birikimi mutlaka değerlendirmek ve halkın
haklarını ve çıkarlarını koruyacak şekilde yeni
sürece adapte etmek temel görevlerimden olacak" dedi. Bunun üzerine söz
alan Denktaş, "Sana birikimi değil, devleti devrediyorum"
yanıtını verdi. Talat ise "Birikim değil mi o da"
dedi. Denktaş, "Birikim neticesidir, koru, koru, Allah yardımcın
olsun" ifadesini kullandı. Talat da "Tamam" dedi. İki
lider daha sonra el sıkışarak gazetecilere poz verirken de
Denktaş, "Yeter ki bizi bağımsızlıktan başka
yere götürme. Kutlarım, başarılar dilerim. Yardımcın
olacağız, bundan emin ol" demeyi ihmal etmedi.
Talat seçim zaferinin ardından düzenlediği basın
toplantısında "Denktaş'ın marjinal bir duruş
sergilememesi durumunda, tecrübelerinden faydalanmak boynumuzun borcu"
demişti. (aa, dha)
Başbakan
Soyer olacak
RADIKAL 19/04/05
AA - LEFKOŞA - KKTC'de önceki
günkü seçimlerde yüzde 56'lık oyla cumhurbaşkanı seçilen Mehmet
Ali Talat'ın görevi 24 Nisan'da devralacağı
açıklanırken meclis, hükümet ve lideri olduğu Cumhuriyetçi Türk
Partisi hareketleniyor. Yüksek Seçim Kurulu, dün Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın görevinin 23 Nisan'da sona edeceğini, seçim
sonuçlarının aynı gün Resmi Gazete'de
yayımlanacağını belirterek, Talat'ın ertesi gün göreve
başlamasına karar verdi. 24 Nisan'da meclis olağanüstü
toplanacak ve Talat yemin edip göreve başlayacak.
Talat, görevi devraldıktan sonra yeni başbakanı atayacak. Bu
görevi CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in üstlenmesi bekleniyor. Yeni
hükümet 20 Şubat seçiminin ardından CTP ile Demokrat Parti
arasındaki mutabakat çerçevesinde kurulacak. Talat'ın seçilmesiyle
CTP'nin mecliste koltuk sayısı 23'e düşecek. Meclis aksi karar
almazsa boşalan vekillik için gelecek yıl ara seçime gidilecek. CTP
de Talat'tan boşalan parti başkanlığı için
olağanüstü kurultaya gidecek.
'Yaşasın,
artık Denktaş yok, Talat'a dikkat'
Denktaş'ın
cumhurbaşkanlığını bırakmasına sevinen Rum
Yönetimi Talat'a karşı temkinli. Papadopulos: Müzakere için
şartlar oluşmalı
RADIKAL 19/04/05
YORGO
KIRBAKİ
ATİNA/PRAG
- Kıbrıs Rum Yönetimi, Rauf Denktaş'ın KKTC
Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılmasından memnun ama
yerine geçecek Mehmet Ali Talat'a karşı temkinli. Rum lideri Tasos
Papadopulos, dünkü Prag ziyareti sırasında "Rauf
Denktaş'ın çekilmesi olumlu adım" derken, Talat'ın
"Rum halkına bir kez daha elimi uzatıyorum" sözüne,
"Görüşmelere başlamak için bu beyanlar yeterli değil.
Türklerle çabuk bir barış olasılığı konusunda
ihtiyatlıyım" yanıtını verdi. Ancak Rum lideri,
seçimlerin müzakerelerin başlaması için önkoşulları
oluşturmaya yardım edecek yeni bir ruh ve atmosfer
yaratmasını umduğunu söyledi.
Talat iyi ama...
Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de "Talat liderliğindeki
Türk yönetiminin, müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli
koşulların süratle oluşmasına yönelik
çağrımıza olumlu yanıt vereceğini ümit
etmekteyiz" diyerek, Papadopulos'un, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
hakem olmaması, zaman sınırı bulunmaması gibi
şartların müzakerelerden önce kabulünü kastetti. Hrisostomidis,
Türkiye'den göçmen yığıldığı iddiasıyla
"Seçimler yasadışıdır. Kıbrıslı
Türklerin farklı bir siyasi irade göstermesi mümkün değil" dedi.
AKEL, Talat'ı tebrik ederken Yeni Ufuklar Partisi, Talat'ın özlü
değişiklik vaat etmediğini savundu. Birleşik Demokrat
Hareketi 'Denktaş ile Talat'ı bir tutma çabalarına'
karşı çıktı.
Demokratik Seferberlik Partisi ise Talat'ın farklı bir portre
sunduğunu, ancak gerçeğin eylemleriyle belli olacağını
kaydetti.
Ankara
'tebrikler' yağdırıyor
RADIKAL 19/04/05
RADİKAL - ANKARA - CTP lideri Mehmet Ali
Talat'ın KKTC cumhurbaşkanı seçilmesi Ankara'da memnuniyetle
karşılandı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer,
Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül'ün yanı sıra CHP lideri Deniz Baykal da
yayımladıkları mesajlarda Talat'ı tebrik etti.
Sezer, mesajında Kıbrıs'ta ortak hedefin kalıcı ve
adil bir çözüm ve Kıbrıs Türk halkının
bağımsızlık ve özgürlüğünün korunması
olduğunu hatırlatarak, "Türkiye, KKTC'nin gönenç ve huzuru için
gerekli çabayı, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da
gösterecektir. Sizin ve Kıbrıs Türk halkının yanında
olacaktır" dedi. Sezer, Denktaş'a mesajında da
"Kıbrıs davamızın savunulmasındaki büyük
katkılarınız ve
unutulmaz gayretiniz, Kıbrıs Türklüğü tarihinde ve Türk ulusunun
gönlünde hak ettiği ayrıcalıklı yeri almış
bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.
Erdoğan Talat'ı telefonla arayıp tebrik ederken,
Kıbrıs'taki seçim dünkü Bakanlar Kurulu'nda da ele alındı.
Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, KKTC'de yine demokratik kurallara uygun bir seçim
yapıldığını belirtirken, Denktaş için şöyle
dedi: "Kendisine müteşekkiriz. Değerli bir devlet adamı ve
Kıbrıs davasının sembolü olan tarihi bir kişiliktir.
Bundan sonraki süreçte de bilgisinden büyük ölçüde istifade edilecektir."
Talat'a telefon açıp mesaj gönderen Gül ise, "Türkiye sizinle ve
Kıbrıs halkı ile birlik ve dayanışma içinde olmaya
devam edecektir" dedi.
Seçimden
sonra Kıbrıs sorunu
Turgut
Tarhanlı
RADIKAL 19/04/05
KKTC'de, cumhurbaşkanlığı
seçimi de tamamlandı. Ve Mehmet Ali Talat'ın, seçimi
kazandığının açıklanması sürpriz olmadı.
Adanın kuzeyindeki siyasal gelişmeler, son bir yıldır bu
yöndeydi. Bir anlamda, KKTC iç siyaseti bakımından bir
yıllık bir geçiş döneminin tamamlandığı
söylenebilir.
Fakat henüz, Kıbrıs'ı, bir uyuşmazlıkla birlikte
anmaktan uzaklaşmış da değiliz. Bu, bir uluslararası
uyuşmazlık olduğuna göre, adanın kuzeyindeki bir
yıllık bu geçiş döneminin sona ermiş olması, ancak bu
uyuşmazlığın taraflarından biri bakımından,
KKTC ya da adanın kuzeyi bakımından bir anlam ifade ediyor.
Güneyin de, bir anlamda, son bir yıldır karışık bir
siyasal tablo çizdiği söylenebilir. Ama bir yıla yaklaşan bir süredir
varolan AB tam üyeliği, her şeye rağmen, adanın güneyindeki
bu dalgalanmayı yalıtan bir siyasal etkiye de neden olabiliyor.
Kısaca, adanın kuzeyindeki siyasal değişim, kuzeyin kendi
iradesini daha berrak bir biçimde ortaya koyduğu ve üstelik bunu, uzun
yıllardır süren bir siyasal ekibin dışında
gerçekleştirmeyi seçtiği yönünde açıklanabilir. Ancak kuzeydeki
bu değişimde, Türkiye'deki siyasal tutum
farklılığının da etkili olduğu, küçümsenemeyecek
bir gerçek. Bir başka gerçekse, kuzeyin, bugün güneydeki yönetimin de bir
üyesi olduğu AB'ye üyelik arzusu. Bu da, Kıbrıs uyuşmazlığının
adadaki bu iki tarafı arasında, güneyin lehine kuzeyin aleyhine
asimetrik bir ilişkinin doğmasına yol açıyor.
Bunu gidermek yönünde, kuzeyde yapılması gereken şeyler var
elbette. Örneğin 1974 harekâtından sonra, kuzeyden ayrılmak
zorunda kalan Rum nüfusun kuzeydeki mülkiyet haklarıyla ilgili davalar
konusunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Mira Ksenides-Arestis'in
açtığı dava bağlamında, kuzeydeki Tazmin Komisyonu'nun
yapısı ve işleyişiyle ilgili konularda, bu ay
başında görüşünü açıklamıştı. Bu, henüz bir
nihai karar değildir, sadece davanın esasına geçme
aşamasında yapılan bir değerlendirmeyi ifade eder.
Buna göre, mahkeme, belki kuzeyde kurulan bu komisyonu 'etkili bir hak arama
yolu' ya da Avrupa Mahkemesi'ne yapılacak başvuruları kesen bir
yerel başvuru mekanizması olarak görmedi. Ama komisyonun böyle
hukuksal bir etkiye sahip olmasını sonuçlayabilecek niteliklerin
neler olması gerektiğine de dikkat çekti. Dolayısıyla,
adanın kuzeyinde, mahkemenin çizdiği doğrultuda düzenlemeler
yapılması mümkündür. Zaten, bildiğim kadarıyla, bu konuda
bazı esaslı adımlar atılmıştı;
en azından bunların tamamlanması için hızlı bir gayret
gösterildiği, daha kolay bir biçimde ortaya konulabilir.
Gerek Avrupa Konseyi önündeki bu gibi çabalar, gerek BM Genel Sekreteri'nin
yetkisi altında, görüşmelerin yeniden başlatılmaya
çalışılmasıyla ilgili girişimler konusunda, KKTC daha
girişimci bir görünüme sahip. Ancak, gerek adanın kuzeyi gerek
Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinde, Kıbrıs
uyuşmazlığının çözümü yolundaki gayretlerin sadece bu
'taraflar' üzerinde görülmesi ve uyuşmazlığın sadece böyle
tanımlanıyor olması da, bir 'çözüm' tutumunun niteliğiyle
bağdaşır değildir.
Uyuşmazlık terimi, tek taraflı bir olguya işaret etmez. Bu
durumda, o uyuşmazlığa taraf olanların, kendi
bakımlarından, öngörülen bir zeminde uyuşmazlığın
giderilmesi için ortaya koyacakları iyi niyetli çabalar, henüz hukuken bir
çözüme varılmış olmasa dahi, onlar lehine bir tutumu ifade eder.
Adanın kuzeyinde, bu yönde çabalar arasında değerlendirilebilecek
bir gelişmeler dizisinin gerçekleştiği yadsınamaz. Türkiye
bakımından beklenense, bu uyuşmazlığın çözümü
için BM Genel Sekreteri tarafından sürdürülen çabalara güçlü bir destek sağlayan,
yapıcı bir tutumdan ibaretti.
Bu durumun AB tarafından değerlendirilmesi, yukarda belirttiğim
genel esaslardan saparak gerçekleştirilemeyeceğine göre, AB'nin, bu
uluslararası uyuşmazlık bağlamındaki konumu daha da
önemli bir hal almaya başlıyor. Bu uyuşmazlığın
taraflarından birinin AB'ye tam üye olmasında, bu
uyuşmazlık, AB tarafından engelleyici bir neden olarak
görülmemişti. Fakat aynı
uyuşmazlığın giderilmesi konusunda, herhalde genel hukuksal
esasların küçümsenmesi savunulamayacağına göre, AB'nin
gelecekteki tutumu hem hukuk hem de ahlak bakımından değerlendirilmeye
başlayacaktır.
Örnek
oldular
|
DENKTAŞ'TAN
TALAT'A: YILAN GİBİ SOĞUKKANLI BİR ADAM... Devletin
varlığına bağlı olarak destekleyeceğim...
Yılan gibi soğukkanlı bir adam maşallah... Rum'u
çatlatacak sabrı da var... İyi çalışan, halka umut veren
parti kazanmıştır. Bunu hiç yadırgamamak lazım,
memleketin çocukları demokrasimize sahip çıkmışlar ve
umut buldukları bir tarafa oylarını vermişler,
cumhurbaşkanlarını seçmişlerdir" TALAT: HALK
ADİLÇÖZÜM İSTİYOR...Kıbrıs Türk halkının
verdiği mesaj, bana göre açıktır. Haklarının
korunacağı, hiçbir şekilde siyasal eşitliğinden,
güvenliğinden mahrum olmayacağı, adil çözüm istiyor. Burada
hepsinin altını çiziyorum. Bu görevi bugün bize tevdi etti. Biz bu
görevi büyük bir onur ve gururla yükümlenip götüreceğiz.
Çağdaş bir dünyada, çağdaş bir toplum olarak bu süreci
önümüzdeki dönemlerde halkımızın bütün kesimlerinin, bütün
tecrübe ve birikim sahiplerinin katkılarıyla götüreceğiz DUYGULU
ANLAR...Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Talat'ın elini
tutarak "Sana birikimimi değil devleti devrediyorum" deyince
Talat da "Birikim değil mi o da?" diye sordu. Denktaş,
"Birikimin neticesidir, koru, koru. Allah yardımcınız
olsun, hepimizin" dedi. Bu sırada hem Denktaş'ın hem de
Talat'ın gözlerinin dolduğu gözlemlendi Görevi 24
Nisan'da devretmeye hazırlanan Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, cumhurbaşkanlığı seçimini kazanarak
KKTC'nin 2. Cumhurbaşkanı olmaya hak kazanan CTP-BG Genel
Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı
Başbakanlık makamında ziyaret ederek kutladı. Görüşme
sırasında hem Denktaş'ın, hem de Talat'ın çok
duygulu dakikalar yaşadığı gözlemlendi. Denktaş,
Talat'a görevi gönül rahatlığıyla devredeceğini ve
devletin varlığına dayalı olarak, kalıcı bir
barış için destekleyeceğini belirterek, Talat'tan birikimin
sonucu olan devleti korumasını istedi. Talat'a
Cumhurbaşkanı andını hatırlatmanın ve Rum'un
kim olduğunu devamlı söylemenin tecrübeli biri olarak görevi
olduğunu kaydeden Rauf Denktaş, Talat'ın halkıyla,
meclisiyle, hükümetiyle, Türk hükümetiyle istişare edip, doğru yolu
seçip yürüyeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı
Denktaş, Kıbrıs sorununun çözümünde izlenecek yolun zaman,
sabır ve akıl istediğini, bunların halkta ve halkın
temsilcilerinde bulunduğunu kaydederek, "yılan gibi
soğukkanlı bir adam" diye tanımladığı
Talat'ın Rum'u çatlatacak sabrı olduğunu da gördüğünü
söyledi. Denktaş
başbakanlıkta Denktaş'ın
başbakanlığa gelişini ve şeref salonunda Talat'la
görüşmesini kalabalık bir gazeteci grubu izledi. Gazeteciler
hazırlıklarını sürdürdüğü sırada sohbet eden
Denktaş ile Talat, görev devrinin ne zaman olacağına
ilişkin konulara değindi. Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, görüşmenin başında gazetecilere
yaptığı açıklamada önceki akşam Talat'ı
telefonda kutladığını dün de ziyaretine geldiğini
belirterek, "Halkımız yeniden bir demokrasi imtihanını
başarıyla vermiştir. İyi çalışan, halka umut
veren parti kazanmıştır. Bunu hiç yadırgamamak
lazım, memleketin çocukları demokrasimize sahip
çıkmışlar ve umut buldukları bir tarafa
oylarını vermişler, cumhurbaşkanlarını
seçmişlerdir" dedi. Makama yapışmadım...
Örnek olsun Kendisinin
ölesiye makama yapışıp "benden başkası
yapamaz" dememesinin demokrasiye katkısı olduğunu
kaydeden Denktaş, bunun makam sahiplerine örnek olması umudunu dile
getirdi. Referandumda halkın uzlaşma ve barış
yanlısı büyük bir gösteri yaptığını, kendisinin
devlete ve egemenliğe sahip çıkması nedeniyle
"uzlaşma istemeyen Denktaş" namını
almasının, halkın yarattığı olumlu hava karşısında
göreve devamını gerektirmediğini belirten
Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam etti: Görevimiz
yardımcı olmak "Dolayısıyla
yol açılmıştır, yeni cumhurbaşkanımız
göreve gelmiştir, gelecektir bugünlerde...Kendisine gönül
rahatlığı içinde görevi teslim ediyorum. Andını
hatırlatmak görevimizdir. Rum'un ne olduğunu, kim olduğunu
kendisine devamlı söylemek, bu tecrübeden çok geçmiş birisi olarak
benim görevimdir ama sorumluluk kendisinindir. Eminim ki her şeyi
görecek, bilecektir. Halkıyla, meclisiyle, hükümetiyle, Türk hükümetiyle
istişare edip, doğru yolu seçip yürüyeceklerdir. Bizim görevimiz
kendilerine yardımcı, destek olmaktır. Desteğimiz,
devletimizin varlığına dayalı bir destek olacaktır.
Bunu herkes bilmektedir." Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, zaman içinde Rumlara yapılacak baskıların
onları doğru çizgiye götüreceği ümidi
bulunmadığını ama bunun için
uğraşılması gerektiğini kaydederek "Zannedersem
yeni hükümet, yeni cumhurbaşkanı bu yolda da gayret sarf
edecektir" diye konuştu. Temennilerinin
geriye dönülmemesi olduğunu, Rumlara yırtıp atacakları ve
'biziz hükümet' diyecekleri bir kağıt anlaşmasıyla yetinilmemesi
gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle
dedi: Yılan
gibi soğukkanlı bir adam maşallah "Bütün
bunlar zaman ister, sabır ister, akıl ister. Hepsi de
halkımızda vardır, halkımızın temsilcilerinde
vardır. Ben bugün Sayın Talat'ı kutlamak için geldim.
Hakikaten gönül rahatlığı içinde bu görevi kendisine teslim
edeceğim. Çünkü o da bilir ki, desteği olacağım, devlete
sahip çıkan bir makam olarak kendisine yardımcı
olacağım ve devlete sahip çıkan bir makam olarak
kalıcı bir barış yapması için hep birlikte elimizden
geleni yapacağız. Zorlukları
çok olacaktır. Bu zorlukları aşmanın yolu da
soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan
gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Onun için o yönde
de Rum'u çatlatacak sabrı vardır. İnşallah çok daha iyi
günler göreceğiz. Allah yardımcınız olsun." Talat: Halk
tercihini kararlılıkla izledi Başbakan,
CTP-BG Genel Başkanı ve önceki günkü seçimin galibi Mehmet Ali
Talat da konuşmasında, kendisini ilk kutlayan makam olan ve dün
ziyaretine gelen Cumhurbaşkanı Denktaş'a teşekkür ederek,
Kıbrıs Türk halkının önemli bir demokrasi
sınavı verdiğini söyledi. Başka
ülkelerde çok farklı hesaplaşmalar yaşanırken, KKTC'de
yasal prosedürler çerçevesinde, hiçbir sorun yaşanmadan çok güzel seçim
dönemleri geçirildiğini kaydeden Talat, sonuçta Kıbrıs Türk
halkının ortaya koyduğu tercihi, kararlılıkla
izlediğini ve bugüne getirdiğini anlattı. Mesaj
açık Talat,
"Kıbrıs Türk halkının verdiği mesaj bana göre
açıktır. Haklarının korunacağı, hiçbir
şekilde siyasal eşitliğinden, güvenliğinden mahrum
olmayacağı, adil çözüm istiyor. Burada hepsinin altını
çiziyorum. Bu görevi bugün bize tevdi etti. Biz bu görevi büyük bir onur ve
gururla yükümlenip götüreceğiz. Çağdaş bir dünyada,
çağdaş bir toplum olarak bu süreci önümüzdeki dönemlerde
halkımızın bütün kesimlerinin, bütün tecrübe ve birikim
sahiplerinin katkılarıyla götüreceğiz" diye konuştu. Zor dönemde
deneyimlerinden yararlanacağım kişiler arasında Mehmet Ali
Talat, deneyiminden yararlanacağı kişiler arasında
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da yer
alacağını vurgulayarak konuşmasını şöyle
sürdürdü: "Önümüzdeki
dönem gerçekten zordur, karmaşıktır. Tek yönlü gidilebilecek
bir dönem değil. Birçok yönü olan, çok değişik alanlarda
üzerinde çalışılması gereken hususları içeren bir
dönem olacaktır bu dönem. Türk hükümetiyle çok yakın ilişki
içinde olmak durumundayız ve olacağız çünkü Kıbrıs
sorunu Türkiye'nin bütün süreçleriyle artık iç içe girdi. Ve tabi ki
hedefimiz halkımızın gösterdiği hedef olacak. Bu hedefe
erişebilmek için bütün gayretimizi ortaya koyacağız." Halkın
tercihi çağa uygun Halkın
bir yol ayrımıyla karşılaştığını
ve tercihini kendileri yönünde kullandığını kaydeden
Talat, bu tercihin çağa en uygun olduğunu ve gereklerini de yerine
getirerek Kıbrıs Türk halkını dünyayla
bütünleştirmek için var güçleriyle çalışacaklarını
vurguladı. Talat,
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın uzun yıllar
Kıbrıs Türk halkının mücadelesinde önemli görevler
üstlendiğine işaret ederek, "Bugün bu görevi bana devretmek
üzeredir. Bu devrettiği birikimi, mutlaka değerlendirmek, kullanmak
ve bu birikimin Kıbrıs Türk halkının haklarını
ve çıkarlarını koruyacak şekilde yeni sürece adapte
edilmesini sağlamak temel görevlerimden biri olacaktır" dedi. Denktaş
tarihi kişilik Denktaş'ın
büyük uğraşlar, mücadeleler veren, çok önemli dönemeçlerde
Kıbrıs Türk halkına liderlik yapmış tarihi
kişilik olduğunu ifade eden Talat, ziyaretinden dolayı
teşekkür etti. Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Talat'ın ardından onun elini tutarak "Sana
birikimimi değil devleti devrediyorum" deyince Talat da
"Birikim değil mi o da?" diye sordu. Denktaş,
"Birikimin neticesidir, koru, koru. Allah yardımcınız
olsun, hepimizin" dedi. Bu sırada hem Denktaş'ın hem de
Talat'ın gözlerinin dolduğu gözlemlendi. Denktaş
ve Talat daha sonra foto muhabirlerinin isteği üzerine el
sıkışarak poz verdi. Foto
muhabirlerinin "buraya da bakar mısınız?" talepleri
üzerine Denktaş'tan, "Ne tarafa isterseniz gideriz, yeter ki
bağımsızlıktan bizi başka tarafa götürmesin."
sözleri işitildi. Cumhurbaşkanı
Denktaş ile Başbakan Talat, basın mensuplarının
ayrılmasının ardından da görüşmeleri sürdürdü. Toplam 40
dakika süren görüşen ardından Denktaş, arabasına binerken
Talat'a el salladı. |
KIBRIS 19/04/05
Talat,
saraya 24 Nisan'da gidecek
|
TALAT
GÖREVİ 24 NİSAN'DA DEVRALACAK ...Taner Erginel
başkanlığında Başsavcı Akın Sait'in de
katılımıyla bir saatlik bir toplantı yapan YSK, 24 Nisan
2000'de yemin ederek göreve başlayan Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın 5 yıllık görev süresinin 23 Nisan'da sona
ereceğine karar verdi TALAT 23
NİSAN'DA MAZBATASINI ALACAK...Seçim sonuçları 23 Nisan Cumartesi
günü resmi gazetede yayımlanacak ve aynı gün Talat
mazbatasını alacak. Cumhurbaşkanı Talat, bir gün sonra da
24 Nisan Pazar günü mecliste yemin ederek göreve resmen başlayacak KKTC'de
önceki gün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini ezici
bir çoğunlukla kazanan CTP-BG genel Başkanı ve Başbakan
Mehmet Ali Talat'ın, cumhurbaşkanlığı görevine ne
zaman başlayacağı dün netleşti. Yüksek Seçim
Kurulu(YSK), Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın görev
süresinin 23 Nisan'da sona ereceğini ve bu durumda yeni
Cumhurbaşkanı Talat'ın görevi 24 Nisan'da
devralacağını karara bağladı. Yüksek Seçim
Kurulu, Taner Erginel başkanlığında dün sabah
yaptığı bir saatlik toplantıda, Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın görev süresinin hangi tarihte tamamlandığına
ilişkin hukuki tartışmaları ele aldı.
Başsavcı Akın Sait'in de katıldığı
toplantıda, Denktaş'ın görev süresinin 5 yılı tam
olarak tamamlayacağı 23 Nisan'a kadar devam edeceği yönünde
mutabakat sağladı. Hatırlanacağı
gibi 2000 yılındaki 6. cumhurbaşkanlığı
seçimleri 15 Nisan'da yapılmasına karşın, seçimleri
hükmen kazanan Cumhurbaşkanı Denktaş, 24 Nisan'da yemin ederek
göreve başlamıştı. 15 Nisan 2000'deki seçimlerde ilk turda
hiçbir seçimi kazanmamış, en çok oy alan Rauf Denktaş ile UBP
Genel Başkanı Derviş Eroğlu ikinci tura
kalmıştı. Ancak Eroğlu daha sonra sürpriz bir
şekilde yarıştan çekildiğini açıklayınca
Denktaş, ikinci tur seçim yapılmadan cumhurbaşkanı olarak
ilan edilmişti. YSK
toplandı, kararını açıkladı KKTC'de
önceki gün yapılan seçimde cumhurbaşkanlığına
seçilen Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel
Başkanı, Başbakan Mehmet Ali Talat, yeni görevini
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın 23 Nisan'da görevini tamamlamasının
ardından 24 Nisan'da devralacak. Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın görev süresinin seçimlerin hemen ardından
mı, yoksa 5 yıllık görev süresini tamamlamasıyla mı
sora ereceğine ilişkin tartışmalar, Yüksek Seçim
Kurulu'nun dünkü toplantısında karara bağlandı. Taner Erginel
başkanlığında Başsavcı Akın Sait'in de
katılımıyla bir saatlik bir toplantı yapan Yüksek Seçim
Kurulu, 24 Nisan 2000'de yemin ederek göreve başlayan
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın 5 yıllık görev
süresinin 23 Nisan'da sona ereceğine karar verdi. Seçim
sonuçları 23 Nisan'da resmi gazetede ilan edilecek Erginel
toplantının ardından saat 12.00'de düzenlediği basın
toplantısında, bu karar uyarınca seçim sonuçlarının
23 Nisan Cumartesi günü resmi gazetede yayımlanacağını ve
aynı gün yeni cumhurbaşkanına mazbatasının
verileceğini söyledi. Seçim sonuçlarının resmi gazetede
yayımlanmasıyla yasa uyarınca prosedürün
başladığına dikkat çeken Erginel, 24 Nisan Pazar günü
yeni cumhurbaşkanı Talat'ın Meclis'te yemin ederek görevine
resmen başlayacağını bildirdi. Erginel, bir
soruya karşılık, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bu görevinden
istifa etmesi ve hükümet değişikliğiyle ilgili sürecin ise
YSK'nın görev alanı dışında olduğunu söyledi. YSK
Başkanı Erginel, seçim sonuçlarına herhangi bir itiraz
gelmediğini ve gelmesinin de beklenmediğini kaydetti. Erginel,
katılım oranının yüzde 70'in altında kalmasıyla
ilgili görüşünün sorulması üzerine ise, "Bunun yorumu bizden
çok toplumbilimcilere ve siyasetçilere düşer" dedi. Erginel,
seçimlerin çok olgun ve sakin bir ortamda
yapıldığını ekledi. |
Çözüm için
birlikte çalışacağız
Sezer: Seçilmiş
olduğunuz bu değerli makamda, KKTC ve Kıbrıs Türk
halkının hak ve çıkarları doğrultusunda
üstlendiğiniz görevinizde, Türkiye, sizin ve Kıbrıs Türk
halkının yanında olacaktır
Erdoğan:
Hükümetimizin de öncelikleri arasında yer alan bu amaç doğrultusunda
sizinle (Talat) ve KKTC hükümetiyle yakın işbirliği içinde
olacağımız tabiidir
Gül: Türkiye
önümüzdeki dönemde de sizinle ve Kıbrıs halkı ile birlik ve
dayanışma içinde olmaya devam edecektir.Kıbrıs'ta adil bir
uzlaşı ortak hedefimizdir. Varılacak çözümün Kıbrıs
Türk halkının hak ve çıkarlarını koruma altına
alması ve adada barış ve güvenliğin kalıcı bir
şekilde sağlanması önceliğimizi oluşturmaktadır
KKTC'de önceki
gün yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminden zaferle
çıkan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a Türkiye'deki
devlet ve hükümet yetkililerinden kutlama mesajları yağıyor.
TC devlet ve
hükümet yetkilileri, yayımladıkları mesajlarda Talat'ı
cumhurbaşkanlığına seçildiği için kutlarken, çözüm
yönünde KKTC cumhurbaşkanı ve hükümetiyle birlikte çalışılacağına
dikkat çekildi.
TC
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, KKTC
Cumhurbaşkanlığı görevine seçilen Mehmet Ali Talat'ı
gönderdiği mesajla kutladı.
Sezer,
Kıbrıs'ta herkesin ortak hedefi olan kalıcı, adil ve
kapsamlı bir çözümün, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığını
ve özgürlüğünü korumasını sağlama yolundaki yoğun
çabaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirterek,
bu süreçte, Kıbrıs Türk halkının kırk yıldır
sürdürdüğü savaşımın temelinde yatan ulusal bütünlüğü
koruma istencinin büyük önem taşıdığını bildirdi.
Sezer,
mesajında şunları kaydetti:
"KKTC'de
17 Nisan 2005 tarihinde yapılan seçimlerde
Cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiş olmanız
nedeniyle sizi, Türk Ulusu ve kendi adıma içtenlikle kutlarım.
Ulusal
davamız Kıbrıs sorununda önemli bir aşamanın
geçildiği bu dönemde, Türkiye, Kıbrıs Türkünün özgürlük ve
insanca yaşama istencinin simgesi olan KKTC'nin gönenç ve huzuru için
gerekli çabayı, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da göstermeyi
sürdürecektir.
Kıbrıs'ta
hepimizin ortak hedefi olan kalıcı, adil ve kapsamlı bir
çözümün, Kıbrıs Türk halkının
bağımsızlığını ve özgürlüğünü
korumasını sağlama yolundaki yoğun çabaların
kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir. Bu süreçte, Kıbrıs
Türk halkının kırk yıldır sürdürdüğü
savaşının temelinde yatan, ulusal bütünlüğü koruma istenci
büyük önem taşımaktadır.
Seçilmiş
olduğunuz bu değerli makamda, KKTC ve Kıbrıs Türk
halkının hak ve çıkarları doğrultusunda
üstlendiğiniz görevinizde, Türkiye, sizin ve Kıbrıs Türk
halkının yanında olacaktır.
Bu duygu ve
düşüncelerle, Türk Ulusu ve kendi adıma sizi yeniden kutlar,
Kıbrıs Türk halkının mutluluk ve gönenci için en iyi
dileklerimi sunarım."
Erdoğan:
Çözüm yönündeki müşterek çabamızı
yoğunlaştıracağız
TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da cumhurbaşkanı seçilen
Başbakan Mehmet Ali Talat'a yolladığı kutlama
mesajında çözüm yönündeki müşterek çabanın elbirliğiyle
yoğunlaştırılması gerektiğini söyledi.
TC Lefkoşa
Büyükelçiliği Basın Müşavirliği'nden verilen bilgiye göre
Erdoğan mesajında Talat'ın cumhurbaşkanlığına
seçilmesinden duyduğu memnuniyeti vurguladı.
Mesajında
Kıbrıs'ın inanç ve gönül birliği içinde savunulan ortak
milli bir dava olduğuna işaret eden Erdoğan, eşitliğe
dayalı, adil ve Kıbrıs Türk halkının hak ve
çıkarlarını kalıcı bir biçimde güvence altına
alan bir çözüm bulunması yönündeki hedef doğrultusunda bugüne kadar
yürütülen müşterek çabanın önümüzdeki dönemde elbirliğiyle
yoğunlaştırılması gerektiğini dile getirdi.
Erdoğan,
Türkiye'nin aynı zamanda, KKTC'nin kalkınması ve
Kıbrıs Türkü'nün hak ettiği refah seviyesine
ulaştırılarak geleceğe güvenle bakabilmesi için her türlü
desteği sağlayacağını vurguladı.
Erdoğan,
"Hükümetimizin de öncelikleri arasında yer alan bu amaç
doğrultusunda sizinle (Talat) ve KKTC hükümetiyle yakın
işbirliği içinde olacağımız tabiidir" dedi.
Gül: Birlik ve
dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz
TC
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat'a
tebrik mesajı göndererek, yeni görevinde başarılar diledi.
Gül,
Kıbrıs Türk halkının 40 yıldan bu yana sürdürdüğü
mücadelesinde bugüne kadar kat ettiği mesafenin temelinde milli
bütünlüğünü korumakta gösterdiği başarının
yattığını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Türkiye
önümüzdeki dönemde de sizinle ve Kıbrıs halkı ile birlik ve
dayanışma içinde olmaya devam edecektir.
Kıbrıs'ta
adil bir uzlaşı ortak hedefimizdir. Varılacak çözümün
Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını
koruma altına alması ve adada barış ve güvenliğin
kalıcı bir şekilde sağlanması önceliğimizi
oluşturmaktadır.
Bu hedef
doğrultusunda verilen mücadelemizin içinden geçmekte olduğu bu zorlu
dönemde Türkiye, garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan
kaynaklanan görev ve yükümlülüklerini kararlılıkla yerine getirmeye
devam edecektir."
Karahan'dan
Talat'a kutlama mesajı
TC Lefkoşa
Büyükelçisi Aydan Karahan, cumhurbaşkanlığına seçilen
Başbakan Mehmet Ali Talat'a kutlama mesajı yolladı.
Karahan
mesajında, "KKTC cumhurbaşkanlığına seçilmiş
olmanızdan dolayı sizi şahsım ve büyükelçilikteki mesai
arkadaşlarım adına kutlar, üstün
başarılarınızın devamını dilerim" dedi.
Demirel,
Talat'ı kutladı
Türkiye'nin 9.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de
cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat'ı
kutladı.
Demirel,
Talat'a gönderdiği mesajda şöyle dedi:
"17 Nisan
2005 tarihinde yapılan seçimlerde Kuzey Kıbrıs Türk halkı
tarafından cumhurbaşkanlığına seçilmiş
olmanızdan dolayı tebrik eder, başarılar dilerim.
Saygılarımla."
Cemil Çiçek:
KKTC'de yeni bir dönem başlamıştır
Türkiye Hükümet
Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, KKTC'de yeni bir dönem
başladığını belirterek, "Türkiye olarak
Kıbrıs'ta en başta yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
olmak üzere tüm Kıbrıs Türk yetkilileri ile yakın işbirliği
içinde olacağız" dedi.
Çiçek, Bakanlar
Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada,
toplantıda gündeme gelen konulara ilişkin bilgi verdi.
KKTC'de önceki
gece gerçekleştirilen seçimlerin gündeme geldiğini kaydeden Çiçek,
Mehmet Ali Talat'ın yeni cumhurbaşkanı seçildiğini
anımsattı.
Çiçek,
"KKTC'de, bundan önceki seçimlerde olduğu gibi demokratik kurallara
uygun, son derece olumlu, olgun ve başarılı bir seçim
gerçekleştirildiğini" kaydetti. "Hiç şüphesiz bu
KKTC'nin, orada yaşayan insanların, soydaşlarımızın
bir başarısıdır. Bundan dolayı kendilerini tebrik
ediyoruz, taktir ediyoruz" diyen Çiçek, Talat'ı tebrik ederek,
görevinden başarılar diledi. Çiçek, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül'ün de Mehmet Ali Talat'ı
aradığını kaydetti.
"KKTC'de
yeni bir dönem başladığını" ifade eden Çiçek,
"Ümit ederiz ki bu yeni dönem ile birlikte bundan evvel olduğu gibi
KKTC'deki kardeşlerimizin, soydaşlarımızın hak ve
menfaatlerini koruyacak, Ada'da kalıcı bir barışın
tesisine imkân verecek yeni bir dönem açılmış olur" dedi.
"Müteşekkiriz"
"Seçimler
dolayısıyla artık görevden ayrılmak durumuna gelen Rauf
Denktaş'ın çok önemli hizmetleri olduğunu" kaydeden Çiçek,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hepimiz
kendisine müteşekkiriz. Kendisini buradan saygıyla selamlıyoruz.
Değerli bir devlet adamı ve Kıbrıs davasının
sembolü olan tarihi bir kişiliğe sahiptir. Dolayısıyla
bundan sonraki süreçte de kendisinin bilgisinden, deneyiminden, tavsiyelerinden
hem biz hem KKTC'yi yönetenler büyük ölçüde istifade edeceklerdir. Bundan da
hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bundan sonraki hayatında
sağlık ve esenlikler diliyoruz.
Türkiye olarak
biz, Kıbrıs'ta en başta sayın yeni Cumhurbaşkanı
Talat olmak üzere tüm Kıbrıs Türk yetkilileri ile yakın bir
işbirliği içinde olacağız. Kıbrıs Türk
halkının haklı çıkarlarını ve beklentilerini
karşılamak noktasında bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra
da onların yanında olacağımızı, desteğimizi
sürdüreceğimizi de bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Bu seçimlerin
KKTC'ye Kıbrıs'a, neticede hepimize hayırlı ve uğurlu
olmasını temenni ediyoruz."
ABD
Talat'ı kutladı
Öte yandan ABD
de KKTC'de geçtiğimiz gün yapılan
cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'ı
kutladı.
ABD
Dışişleri Bakanlığı Sözcü
Yardımcısı Adam Ereli, ABD'nin, "Kıbrıslı
Türklerin, adanın birleşmesi ve kapsamlı bir çözüm yönündeki
taahhütlerini yinelemelerini" memnuniyetle
karşıladığını belirtti.
Ereli,
Kıbrıs konusunda çözüm için tüm taraflarla çalışmayı
umduklarını sözlerine ekledi.
ABD
Dışişleri Bakanlığı tarafından
yayınlanan açıklamada, "ABD, 17 Nisan Pazar günü yapılan
Kıbrıs Türk seçimlerindeki zaferinden dolayı Mehmet Ali
Talat'ı tebrik ediyor" ifadesi kullanıldı.
Açıklamada,
"Kıbrıslı Türkler, özgür, adil ve demokratik seçimler
aracılığıyla kendi toplumlarının liderini seçme
hakkını kullandılar. ABD, Kıbrıslı Türklerin,
kapsamlı bir çözüm ve adanın yeniden birleşmesi yönündeki
kararlılığının yeniden teyidini memnuniyetle
karşılıyor. Bu sonuca ulaşmak için bütün ilgili taraflarla
çalışmayı bekliyoruz" denildi.
ABD
açıklamasında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, adanın
uzun süren bölünmüşlüğüne son vermeye yönelik çözüm
planının ABD tarafından desteklenmesine devam edildiği de
vurgulanarak, "Adanın birleşmesine yönelik
çabalarımızın bir parçası olarak ABD, aynı zamanda
Kıbrıslı Türk toplumunun ekonomik tecridini ve kuzeyin ekonomik
durumunu geliştirerek, iki taraf arasındaki ekonomik
dengesizliği azaltma çabalarına devam edecek" ifadesi
kullanıldı.
Avrupa Konseyi,
KKTC seçim sonuçlarından memnun
Avrupa Konseyi
Genel Sekreteri Terry Davis, KKTC'deki seçmenlerin büyük çoğunluğunun
önceki günkü cumhurbaşkanı seçimlerinde Mehmet Ali Talat'a
verdiği desteği memnuniyetle
karşıladığını bildirdi.
Davis,
yazılı açıklamasında, "Bu oylama sonucunun,
adanın birleşmesinden yana tavır alan liderin, Kıbrıs
sorununun çözümü için çok ihtiyaç duyulan müzakerelere yeni bir
başlangıç yapmasına da vesile olacağı" yolundaki
umudunu da dile getirdi.
Rusya:
Kıbrıs'ta diyalog ve çözüm
için yeni
adımlar atılmalı
Rusya, KKTC'de
önceki gün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan
Mehmet Ali Talat'tan Kıbrıs sorununun çözümü için yeni adımlar
atılmasını ve diyaloğun artırılmasını
istedi.
Rusya
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yuri Fedotov, Rus
haber ajansı RİA Novosti'ye, Talat'ın seçilmesiyle ilgili olarak
yaptığı açıklamada, "Kuzey Kıbrıs Türk
toplumu yeni liderinden, Kıbrıs sorununun çözüme
kavuşturulması için diyalog ve yeni adımlar
atılmasını bekliyoruz" dedi.
Kıbrıslı
Türk ve Rumların görüşmeleri yeniden başlatmasını
umduklarını ifade eden Fedotov, "Yeni temaslar sayesinde adada nihai
ve kalıcı barışın tesis edileceğini düşünmek
istiyoruz" ifadesini kullandı.
Rusya'nın
adadaki süreç hakkında görüşlerinin değişmediğini
vurgulayan Fedotov, "Rusya'nın Kıbrıs politikasında
bir değişiklik yok. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
birleşik federal bir Kıbrıs'ı öngören planı masada
bulunmaya devam ediyor. Biz aynı zamanda bu planının iki topluma
zorla kabul ettirilmiş bir çözüm olmaması gerektiğine
inanıyoruz" dedi.
Pflüger:
Talat'ın seçilmesi bölünmüş adada
yakınlaşmanın
işaretini veriyor
Alman Birlik
partilerinin (CDU/CSU) federal meclis grubu dış politika sözcüsü
Friedbert Pflüger, KKTC cumhurbaşkanlığı seçimini Mehmet
Ali Talat'ın kazanmasının, Kıbrıs'ta iki halk
arasındaki yakınlaşmaya katkı
sağlayacağını bildirdi.
Pflüger,
yazılı açıklamasında, "Kuzey Kıbrıs'ta
Talat'ın başkanlığa seçilmesi bölünmüş adada
yakınlaşmanın işaretini veriyor. Başbakan olarak da
Avrupa yanlısı bir politika izleyen Talat'ın, oyların yüzde
55'inden fazlasını alması, Kıbrıs'ın
bölünmüşlüğünün giderilmesi konusunda verilen açık bir
görevdir" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ın 30 yıl boyunca Kıbrıslı Türklerin
kaderini belirlediğini, ancak hiçbir zaman müzakerelerdeki düğümü
çözemediğini öne süren Pflüger, Talat'ın, Kıbrıs'ın
yeniden birleşmesi için Rum kesimi ile müzakerelere başlanması
konusunda her türlü çabayı harcayacağına
inandıklarını kaydetti.
Plassnik:
Talat'ın seçilmesi sevindirici bir gelişmedir
Avusturya
Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, KKTC
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunu "sevindirici bir
gelişme" olarak değerlendirdi ve "Mehmet Ali Talat'ın
seçilmesini selamladığını" bildirdi.
Plassnik,
yaptığı yazılı açıklamada, "seçim sonucunun,
Kuzey Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununun çözümünü ve
Avrupa'ya katılmak istediklerini de
kanıtladığını" belirtti.
"Kuzey
Kıbrıslı Türklerin bu olumlu tutumlarını 24 Nisan
2004'te düzenlenen referandumda da gösterdiklerini" kaydeden Plassnik,
Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ın, daha önceki görevi
sırasında, "BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu barış
planı temelinde barışçı çözüm ve Avrupa'dan yana
olduğunu" gösterdiğini ifade etti.
Plassnik,
Kıbrıs'ta iki toplum arasındaki diyaloğun yeniden
başlayacağını umduğunu belirterek, "İki
toplum arasında, BM himayesinde barış sürecinin yeniden
başlamasını diliyorum" ifadesini kullandı.
Avusturya
Dışişleri Bakanı, açıklamasında,
"adanın kuzeyinden bize ulaşan olumlu sinyallerin adadaki tüm
sorumlular tarafından da dikkate alınacağını kuvvetle
umduğunu" kaydetti.
Asselborn:
Kuzey Kıbrıs için yeni bir dönem açılıyor
AB dönem
başkanı Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Jean
Asselborn, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunu,
"Kuzey Kıbrıs için yeni bir dönem açılıyor"
şeklinde değerlendirdi.
Asselborn,
Lizbon'da Portekiz Dışişleri Bakanı Diogo Freitas do Amaral
ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada,
"Türk dostlarımız şimdi Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü
imzalamalarının önünde hiçbir engelin bulunmadığı bir
konumdadırlar" dedi.
"Ek
Protokol'ün imzalanması ve onaylanması gerektiğini"
söyleyen Asselborn, "dönem başkanlıkları döneminde bu
hususun somutlaştırılması için ellerinden geleni
yapacaklarını" belirtti.
İKÖ Genel
Sekreteri İhsanoğlu, Talat'ı kutladı
İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin
İhsanoğlu, KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali
Talat'ı kutladı.
İKÖ Genel
Sekreterliği'nden yapılan açıklamaya göre, İhsanoğlu
Talat'ın "Kıbrıs Türk devletinin yeni
cumhurbaşkanı seçilmesinden duyduğu memnuniyeti" dile
getirdi.
İhsanoğlu
kutlama mesajında, "Kıbrıslı Türklerin sizin
liderliğinizde adil bir çözüm yönündeki güçlü
kararlılığını sürdürerek, uluslar arası toplumla
ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel bütünleşmesinin ivme
kazanacağından eminim" ifadesini kullandı.
İKÖ Genel
Sekreterliği'nin kardeş Kıbrıs Türk halkı ile olan tam
dayanışmasını sürdüreceğinin belirtildiği
mesajda, İhsanoğlu, Talat'a görevinde başarılar diledi.
Ali Erel,
Talat'ı kutladı
Kıbrıs
Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel,
cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan CTP-BG Genel
Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı kutladı.
Ticaret
Odası'ndan verilen bilgiye göre Erel, gönderdiği mesajda Mehmet Ali
Talat'ı kutladıktan sonra şöyle dedi:
"Kıbrıslı
Türkler, sizlere verdiği oylarla, Kıbrıs'ta Annan Planı
temelinde bir çözüm ve Birleşik Kıbrıs'ın AB üyesi
olması için, 24 Nisan 2004 tarihinde referandum sandığına
yansıttığı mücadelesinin
sonuçlandırılmasını istemektedir. Halkımızla
aynı duyguları paylaşan Kıbrıs Türk Ticaret Odası
Başkanı, yönetimi ve üyeleri de bu yolda atılacak her türlü
adımın destekçisi olacağını ve kapasitesi dâhilinde
her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu bir kez daha
bilgilerinize getirirken, üstlenmiş olduğunuz görevde
başarılar dilerim."
Ağar'dan
Mehmet Ali Talat'a kutlama mesajı
DYP Genel
Başkanı Mehmet Ağar, Kıbrıs'ta geçmiş politikalarla
yeni şartların dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Ağar, KKTC
cumhurbaşkanlığına seçilen Başbakan Mehmet Ali Talat'a
kutlama mesajı gönderdi.
Kıbrıs
Türklerini büyük olgunlukla seçim gerçekleştirerek, dünyaya
karşı bağımsız iradesini ortaya koydukları için
tebrik eden Ağar, Kıbrıs'ın bütünü ve adada yaşayan
Türkler hakkında kritik kararların alınacağı bu
süreçte sadece Talat'ın değil herkesin görevinin zor olduğunu
vurguladı.
Ağar,
Türkiye'deki siyasi otoriteler dahil ilgili her kurum ve siyasi çevrenin
Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunun korunmasına, eşitlik
talebinin gerçekleşmesine destek vermek ve medeni dünyayla iletişim
içinde sorunun çözümünü sağlamakla yükümlü olduğunu ifade etti.
Kıbrıs
davasının uzun yıllara dayalı geçmişi olduğuna
işaret eden Ağar, "Bu süre içinde yaşanan olaylar, siyasi
tartışmalar, ilişkiler, dünyanın şartları,
Kıbrıs Türklerinin haklı davasının nasıl temsil
edilmesi gerektiğine ilişkin zengin bir birikim
oluşturmuştur. Burada efsanevi önder, bilge Cumhurbaşkanı
Sayın Rauf Denktaş tecrübesi ve basiretiyle çok özel bir yere
sahiptir" dedi.
Ağar,
KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, geçmişteki
politikaların birikimi ve kazanımlarıyla dünyanın yeni
şartlarının icap ettirdiği değişimleri,
akılcı bir şekilde bir araya getirerek, dirayetli bir önderlik
sergileyeceğine inandıklarını kaydetti.
Belçika
Gazetesi Le Soir: Kuzey Kıbrıs'ta seçimi
birleşme
yandaşları kazandı
Belçika'nın
yüksek tirajlı gazetelerinden "Le Soir", KKTC'de yapılan
cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin haberinde,
"Birleşme İçin Oy" başlığını
kullandı ve Mehmet Ali Talat'ı "Adanın birleşmesinin
avukatı" olarak nitelendirdi.
Haberine,
"Rauf Denktaş sayfası çevrildi. Bu ülkenin tarihinde önemli bir
dönüm noktası söz konusu" ifadesiyle başlayan gazete,
Denktaş'ın siyasi arenayı terk etmeyeceğini, "kurt
siyasetçi" olarak nitelendirildiğini, partiler üstü kalarak
muhalefete yerleşeceğini yazdı.
Rauf
Denktaş'ın 40 yıldır istikrarlı ve taviz vermeyen
tavrıyla başarı gösterdiğini, Kıbrıslı
Türklerin bir azınlık oluşturmadıklarını, adada
iki farklı ulus bulunduğunu savunduğunu anlatan gazete,
Talat'ın zaferinin bir sürpriz olmadığını ifade etti.
Mehmet Ali
Talat'ın birleşmeden ve AB ile bütünleşmeden yana olduğunu,
seçimlerden hemen sonra Tasos Papadopulos'u müzakere masasına
çağırdığını belirten "Le Soir", yeni
cumhurbaşkanının hedefinin, Türkiye ile AB arasında
müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim'e kadar Rumlarla kalıcı
bir çözüm bulma ortamı yaratmak olduğunu belirtti.
"İzole
edilmiş bir devletin başkanı" ve "manevra alanı
kısıtlı olan" Talat'ın uluslar arası topluma ve
Kıbrıslı Türklere çeşitli sözler veren AB'ye
güvendiğini anlatarak, Talat'ın Kıbrıslı Türklere yapılan
haksızlıklara ilişkin sözlerine yer veren gazete, şimdi en
zor meselenin Papadopulos'un ikna edilmesi olduğu üzerinde durdu.
Der
Tagesspiegel gazetesi: Yeni dönem başladı
Alman Der
Tagesspiegel gazetesi de cumhurbaşkanlığı seçimini
Talat'ın kazanmasıyla Kıbrıs'ta yeni bir dönemin
başladığını yazdı.
Talat'ın,
seçimi kazandıktan sonra Rum kesimine, yeniden birleşmek için
müzakereler yapma çağrısında bulunduğu ifade edilen
haberde, "Seçimler, bu göreve yeniden aday olmayan KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın (81) uzun kariyerinin de sonu
anlamına geliyordu" denildi.
Haberde,
Kıbrıs'ın BM planı doğrultusunda yeniden
birleşmesinin, adadaki Türklerin aksine, AB üyesi Kıbrıslı
Rumların "hayır" demesi nedeniyle
başarısızlığa uğradığı
hatırlatıldı.
Fransız
basını: Kıbrıs'ın birleşmesini isteyen aday
seçildi
Fransa'da
yayınlanan gazeteler ise KKTC'de yapılan
cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu,
"Kıbrıs'ın birleşmesini savunan aday
kazandı" yorumuyla okuyucularına duyurdu.
Le Figaro
gazetesi, "Birleşme Savunucusu Kazandı"
başlığıyla verdiği haberde, Mehmet Ali Talat'ın
ilk turda oyların yüzde 55.6'sını alarak cumhurbaşkanı
seçildiğini yazdı.
Liberation
gazetesi de "1974 yılından bu yana bölünmüş adanın
birleşmesinin savunuculuğunu yapan Talat'ın seçimleri
kazandığını" belirtti.
KIBRIS 19/04/05
Angolemli
istifa edeceğini açıkladı
Parlamentoda 24
yıl görev yapan TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli istifa
sinyali verdi. "TKP'nin genç isimlerle yola devam etmesi gerekiyor"
ifadesini kullanan Angolemli istifa kararını 20 Şubat genel
seçimleri sonrasında aldığını ancak
cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle bu kararı bir
süre ertelediğini vurguladı
Toplumcu
Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, parti
başkanlığından istifa edeceğini söyledi.
1981
yılında parlamentoya giren, 1983 kurucu mecliste yer alan Hüseyin
Angolemli, Mustafa Akıncı'nın istifasının
ardından TKP Genel Başkanlığına seçilmişti. 24
yıl parlamentoda kalan Angolemli, TKP'deki düşüşü engellemeyi
başaramadı.
İsmi TKP
ile özdeşleşen Hüseyin Angolemli, 20 Şubat 2005'te yapılan
milletvekilliği genel seçimlerinin ardından istifa kararı
aldığını ancak cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde partisinin yetkili organlarının aldığı
karar neticesinde aday olduğunu, bu nedenle istifasını
ertelediğini söyledi.
Toplumcu
Kurtuluş Partisi'nin yeniden yapılanması ve genç isimlerle
yoluna devam etmesinin daha doğru olacağını belirten
Angolemli, "Parti için yeniden yapılanma şart. TKP bu ülkenin en
köklü partisidir ve geleceğe de taşınması
gerekmektedir" dedi.
Cumhurbaşkanlığı
seçim sonuçlarının "istifa etme" eğilimini daha da
perçinlediğini söyleyen Angolemli, "Parti yetkili kurularında
değerlendirme yaptıktan sonra gerekli açıklamayı
yapacağım" ifadesini kullandı.
KIBRIS 19/04/05
Liderlerin
sandıklarından Talat çıktı
Talat, kendi
kullandığı sandıktan ise ezici bir çoğunlukla
çıktı. Talat'ın oy kullandığı sandıkta Eroğlu
ve Arabacıoğlu'nun çok az oy aldığı görüldü.
Mağusa'da Eroğlu ve ailesinin oy kullandığı
sandıktan Talat önde çıkarken, aynı şekilde Gönyeli'de de
Mustafa Arabacıoğlu'nu geçti
Fazile KÖLE
Hüseyin
EKMEKÇİ
Cumhurbaşkanı
adaylarının yanı sıra Rauf Raif Denktaş ve DP Genel
Başkanı Serdar Denktaş'ın oy kullandığı
sandıklarda dahi Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan
Mehmet Talat'ın üstünlüğü vardı.
Mağusa'da
Eroğlu ve ailesinin de oy kullandığı sandıktan Talat
büyük bir zaferle çıkarken, aynı şekilde Gönyeli'de de Mustafa
Arabacıoğlu'nu geçti.
Nuri Çevikel'in
oy kullandığı sandıkta da Talat birinci çıktı
ama, Çevikel seçimlerde gerisinde kaldığı Eroğlu ve
Arabacıoğlu'ndan fazla oy aldı.
Zeki
Beşiktepeli'nin oy kullandığı sandıkta da Talat
birinci geldi ama ilginç olan Eroğlu ile aynı oy oranını
yakalamış olması. Arabacıoğlu'nu geçen
Beşiktepeli, Eroğlu ile 24'er oy aldı.
Talat, kendi
kullandığı sandıktan ise ezici bir çoğunlukla
çıktı. Talat'ın oy kullandığı sandıkta
Eroğlu ve Arabacıoğlu'na çok az oy çıktı.
Denktaş'ın
sandığından Talat çıktı
Cumhurbaşkanı
Rauf Raif Denktaş'ın oyunu kullandığı 128
numaralı sandıkta en fazla oy Mehmet Ali Talat'a çıktı.
162 oy
kullanılan sandıkta, 158 oy geçerli sayıldı. Talat'ın
83 oy aldığı 128 numaralı sandıkta diğer adayların
aldığı oy sayısı ise şöyle:
Zehra Cengiz 4,
Mustafa Arabacıoğlu 34, Nuri Çevikel 0, Derviş Eroğlu 35,
Hüseyin Angolemli 0, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 0, Zeki
Beşiktepeli 2
Talat kendi
sandığında ezici çoğunluğu aldı
KKTC'nin yeni
cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, oy kullandığı Girne 84
numaralı sandıktan ezici bir çoğunlukla çıkmayı
başardı.
Talat 164
geçerli oyun 115'ini alırken, Zehra Cengiz 0, Mustafa
Arabacıoğlu 17, Nuri Çevikel 1, Derviş Eroğlu 29, Hüseyin
Angolemli 0, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 0 ve Zeki
Beşiktepeli de 2 oyda kaldı.
Serdar
Denktaş'ın sandığında
Arabacıoğlu
Eroğlu'ndan önde
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş
oyunu 65 numaralı sandıkta kullandı. 151 oy kullanılan
sandıkta 142 oy geçerli sayılırken, Zehra Cengiz 0, Mustafa
Arabacıoğlu 34, Nuri Çevikel 1, Mehmet Ali Talat 71, Derviş
Eroğlu 24, Hüseyin Angolemli 1, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih
Kırdağ 1 ve Zeki Beşiktepeli de 10 oy aldı.
Eroğlu
kendi sandığında Talat'a boyun eğdi
UBP Genel
Başkanı Derviş Eroğlu oyunu Mağusa'daki 54
numaralı sandıkta kullandı. Derviş Eroğlu'nun
aynı zamanda ailesinin de oy kullandığı sandıktan
Mehmet Ali Talat zaferle ayrıldı
Eroğlu
ailesinin de desteğiyle 183 seçmenin 71'inden oy alırken, Talat'a 87
oy çıktı. 54 numaralı sandıkta diğer adaylardan Zehra
Cengiz'e 0, Mustafa Arabacıoğlu'na 12, Nuri Çevikel'e 6, Hüseyin
Angolemli'ye 1, Ayhan Kaymak'a 1, Arif Salih Kırdağ'a 0, Zeki
Beşiktepeli'ye ise 2 oy çıktı.
Arabacıoğlu
kendi sandığında
Eroğlu'na
fark attı, Talat'ı geçemedi
Demokrat Parti
adayı Mustafa Arabacıoğlu da geniş aile çevresine
rağmen kendi kullandığı Gönyeli'deki 52 numaralı
sandıkta Talat'a geçilirken, Eroğlu'na ise fark attı.
233 seçmenin
80'inden destek alan Arabacıkoğlu'nun yanında Talat'a 122,
Eroğlu'na ise sadece 13 oy çıktı.
Aynı
sandıkta Zehra Cengiz 0, Nuri Çevikel 2, Hüseyin Angolemli 1, Ayhan Kaymak
0, Arif Salih Kırdağ 0, Zeki Beşiktepeli ise 4 oy alabildi.
Angolemli kendi
sandığında da başarısız
TKP Genel
Başkanı Hüseyin Angolemli oyunu Mağusa'daki 105 numaralı
sandıkta kullandı. 218 oydan sadece altı oy alabilen
Angolemli'ye rağmen Mehmet Ali Talat 142 oy almayı başardı.
Hüseyin
Angolemli'nin oy kullandığı sandıkta Zehra Cengiz 1,
Mustafa Arabacıoğlu 11, Nuri Çevikel 0, Derviş Eroğlu 48,
Ayhan Kaymak 1, Arif Salih Kırdağ 1, Zeki Beşiktepeli de 4 oy
aldı.
Çevikel oy
kullandığı sandıkta fark edildi
YP Genel
Başkanı Nuri Çevikel, Maraş bölgesinde 85 numaralı
sandıkta oyunu kullanırken, sadece Mehmet Ali Talat'a geçildi.
Çevikel 62 oy alırken, Talat'a ise bu sandıkta 72 oy çıktı.
Çevikel, Eroğlu ve Arabacıoğlu'nu ise geride bıraktı.
Çevikel'in oy
kullandığı sandıkta, Zehra Cengiz 1, Mustafa
Arabacıoğlu 17, Derviş Eroğlu 44, Hüseyin Angolemli 1,
Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 0 ve Zeki Beşiktepeli de 0 oy
aldı.
Cengiz'in oy
kullandığı sandıkta Talat
KSP adayı
Zehra Cengiz oyunu Lefkoşa'daki 114 numaralı sandıkta
kullandı. 191 kişinin oy kullandığı sandıkta 189
oy geçerli sayıldı. Zehra Cengiz 9 oy alırken, bu sandıktan
Mustafa Arabacıoğlu17, Nuri Çevikel 2, Mehmet Ali Talat 122,
Derviş Eroğlu 33, Hüseyin Angolemli 3, Ayhan kaymak 0, Arif Salih
Kırdağ 1, Zeki Beşiktepeli de 2 seçmenin oyunu alabildi.
Kırdağ
oy kullandığı sandıkta Beşiktepeli'ye de geçildi
Seçimin renkli
ismi Arif Salih Kırdağ, Minareliköy'de oyunu kullandı ama
köylülerinden destek görmedi. Kırdağ kendi sandığından
ancak 6 oy alabildi. Beşiktepeli ise 7 oy alarak Kırdağ'ı
geçti.
245 geçerli
oydan Zehra Cengiz'e 0, Mustafa Arabacıoğlu'na 25, Nuri Çevikel'e 2,
Mehmet Ali Talat'a 142, Derviş Eroğlu'na 60, Hüseyin Angolemli'ye 3,
Ayhan Kaymak'a ise 0 oy çıktı.
Beşiktepeli
kendi sandığında Eroğlu ile aynı oyu aldı
Bağımsız
aday Zeki Beşitepeli Şirinevler'de oyunu kullandı.
Beşiktepeli sadece Mehmet Ali Talat'a geçilirken Eroğlu ile birlikte
24 oy aldı.
197 oyun
geçerli sayıldığı sandıkta adayların
aldığı oylar şöyle:
Zehra Cengiz 0,
Mustafa Arabacıoğlu 16, Nuri Çevikel 0, Mehmet Ali Talat 132,
Derviş Eroğlu 24, Hüseyin Angolemli 0, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih
Kırdağ 1, Zeki Beşiktepeli 24
Kaymak Talat,
Eroğlu ve Arabacıoğlu'na
geçildi,
diğer adayları geçti
Bağımsız
aday Ayhan Kaymak oyunu 71 numaralı sandıkta kullandı. 185 oy
kullanılan sandıkta 179 oy geçerli sayıldı. Kaymak, kendi
sandığında Talat, Eroğlu ve Arabacıoğlu'na geçilirken,
diğer adayları geride bırakmayı başardı.
Kaymak'ın
oy kullandığı sandıkta adayların aldığı
oylar ise şöyle:
Zehra Cengiz 0,
Mustafa Arabacıoğlu 12, Nuri Çevikel 1, Mehmet Ali Talat 117,
Derviş Eroğlu 40, Hüseyin Angolemli 0, Ayhan Kaymak 7, Arif Salih
Kırdağ 1, Zeki Beşiktepeli 1
KIBRIS 19/04/05
Eroğlu
ikinci kez çekiliyordu
|
Erdoğan'ın,
"18'inde Talat ve Papadopulos masaya otursun" sözlerinin
ardından UBP içinde, "seçimden çekilelim"
tartışmaları yapıldı. Taçoy, "Bu karar
tartışıldı ve seçime devam edilmesi yönünde görüş
birliğine varıldı" dedi. Taçoy, bu sözler nedeniyle
UBP'lilerin sandığa gitmediklerini de belirtti Ulusal Birlik
Partisi Lefkoşa İlçe Başkanı ve milletvekili Hasan Taçoy,
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "18
Nisan'da Talat ile Papadopulos masaya otursun" sözlerinin UBP'lileri
kızdırdığını ve bu nedenle de sandığa
gidilmediğini söyledi. Bu sözlerin
UBP'lilerde, "Talat'a destek" hissi
uyandırdığını belirten Taçoy,
"sandığa gidin diye aradıkları partililerden,
'Erdoğan cumhurbaşkanını ilan etti'
karşılığını aldıklarını"
belirtti. Erdoğan'ın
sözlerinin ardından UBP içinde, "seçimden çekilelim"
tartışmalarının da yapıldığını
açıklayan Taçoy, "Bu karar tartışıldı ve seçime
devam edilmesi yönünde görüş birliğine varıldı."
dedi. Erdoğan'ın
bu sözleri ile, "Talat cumhurbaşkanı" mesajı
verdiğini, UBP'lilerin de sandığa gitmeyerek tepkilerini
ortaya koyduğunu anlatan Taçoy, "Tüm müdahalelere rağmen
muhalefetteki UBP'nin yüzde 22 oy alması başarıdır"
dedi. Eroğlu'nun
istifa edip etmeyeceği konusunu da değerlendiren Taçoy,
"Sayın başkanın bu kararı kendi başına
alma lüksü yok. Bu karar, UBP yetkili kurullarında değerlendirilir,
tartışılır" dedi. Taçoy
ayrıca, gün boyunca bazı radyo ve televizyon kanallarından,
"sandığa gidelim" çağrılarının
yapılmasının da partililerini
kızdırdığını, sandığa gitmemelerinde
sebep teşkil ettiğini belirtti. |
KIBRIS 19/04/05
"Lüksemburg
önerisi"
Emine DAVUT
YİTMEN- BRÜKSEL
Avrupa
Birliği'nin (AB) dönem başkanlığı yürüten
Lüksemburg'un, serbest ticaret ve finansal yardım tüzüklerinin geçirilmesi
yolunda, yeni bir öneri hazırladığı öğrenildi.
Kıbrıs
Türk Toplumu Çalışma Kolu Sorumlusu Leopold Maurer, Lüksemburg'un söz
konusu tüzüklerin geçirilmesi amacıyla uzlaşma
aradığına ve bu nedenle öneriyi
hazırladığına dikkat çekti.
Maurer,
önerinin Gazimağusa Limanı ile ilgili olacağını
belirtti.
KIBRIS'ın
sorularını yanıtlayan Maurer, Serbest Ticaret Tüzüğü'nde,
Gazimağusa Limanı'nın durumu ile ilgili bir şey
söylenmediği yolunda yaklaşımlar bulunduğuna işaret
ederek, Lüksemburg önerisinde, limanların kullanım şeklinden söz
edileceğini vurguladı.
Maurer,
Lüksemburg başkanlığının bu öneriyle Serbest Ticaret
Tüzüğü konusunda bir uzlaşma sağlanabileceğine
inandığını dile getirdi. Maurer, önerinin benimsenmesi
halinde bunun, AB Konseyi'ne gideceğini ve kabul edileceğini ifade
etti.
Balık
sorunu önümüzdeki
haftalarda
çözülüyor
Yeşil Hat
Tüzüğü uyarınca, balık ve bal için öneriler
hazırlandığını anlatan Maurer, balıkta hijyen
konusunda nasıl bir inceleme yapılması gerektiği yolunda
çalışmaların başladığını kaydetti.
AB
yetkililerinin, sürekli olarak konu hakkında temaslarda bulunduğuna
dikkat çeken Maurer, "Umarım bu konuya önümüzdeki haftalarda bir
çözüm bulabiliriz" dedi.
Maurer, bal
konusunda da ada çapında bir sorun yaşandığını
anlatarak, "Bal analizinin, yurtdışında yapılması
gerekiyor" dedi.
Kıbrıs
Türk Toplumu Çalışma Kolu Sorumlusu Leopold Maurer, AB'ye giriş
ile ilgili bölümün yeni sorumlusu Summa Timo ile 25-27 Nisan tarihleri
arasında, Kıbrıs'ı ziyaret edeceğini söyledi. Maurer,
ziyareti sırasında Başbakan Mehmet Ali Talat'la da bir araya
geleceğini kaydetti.
KIBRIS 19/04/05
"Kıbrıs'ta çabaları bırakmak hata
olur"
20 Nisan, 2005 04:20:00 (TSİ) CNN TURK
Güney
Kıbrıs Parlamento Başkanı Dimitris Hristofyas,
''Kıbrıs'ta çözüm çabalarını bırakmanın tarihi
bir hata olacağını'' söyledi.
Atina'da
'Economist' dergisi tarafından düzenlenen konferansa katılan
Hristofyas, Güney Kıbrıs'ın AB üyeliği, Türk-Yunan
ilişkilerinin normalleşmesi gibi yakın geçmişte ortaya
çıkan faktörlerin, Ada'daki mevcut durağan ortamın
kırılmasına yardımcı olabileceğini belirtti.
"Bölünme çözüm
değil"
Bu noktada çözüm çabalarını bırakmanın tarihi bir hata
olacağını savunan Hristofyas, "Kıbrıs'ta bölünme
çözüm değildir. Çünkü bu durum mevcut sorunları
derinleştirmekte, bölgesel barış ve istikrara tehdit
oluşturmakta, ayrıca AB'nin iç uyumu ve faaliyeti alanında sorun
yaratmaktadır" diye konuştu.
Hrsitofyas, Kıbrıs'ta tarafların üzerinde
uzlaşacağı bir çözüm bulunması gerektiğini de
sözlerine ekledi.
Papadopulos ile Talat biraraya gelebilir
19 Nisan, 2005 21:28:00 (TSİ) CNN TURK
Güney
Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos ve KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'ın, Birleşmiş Milletler çerçevesinde biraraya
gelebileceğini açıkladı.
Kıbrıs
sorununun, sohbet toplantılarında konuşulmayacak kadar ciddi bir
konu olduğunu belirten Hrisostomidis, sorunun, BM ve BM Genel
Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve üzerinde
tartışılmış bir anlaşmanın
sağlanmasına yardımcı olacak Avrupa Birliği'nin
yardımıyla çözülebileceğini belirtti.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hrisostomidis, ''Papadopulos
ve Talat'ın bir sohbet toplantısı yapmaları
olasılığını göz ardı edemem ancak
Kıbrıs sorunu bu tür toplantıların da ötesinde ciddi bir
konudur. Kıbrıs sorunu, BM gözetiminde çözülmelidir'' dedi.
Hrisostomidis, Kıbrıs sorunu konusunda yapılacak herhangi bir
toplantının başarılı bir sonuç verebilmesi için çok
iyi hazırlanması gerektiğini ifade ederek, bütün çabanın
çözüme götürecek görüşmelerin bir an önce başlaması
olduğunu, bu görüşmelerden önce bir ön hazırlık
gerektiğini söyledi.
Talat'ın
'görüşme' çağrısı
KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat, seçim
sonuçların açıklanmasından sonra Rum kesimine barış
görüşmelerine başlama çağrısında
bulunmuştu.
Talat yaptığı açıklamada, "Kıbrıs
Rum halkına bir kez daha barış elimi uzatıyorum, bu elin
tutulana kadar uzatılmış olarak kalacağını
belirtiyorum'' dedi.
Papadopulos, bu çağrıyı memnuniyetle
karşıladığını belirtti, ancak Türklerle çabuk bir
barış anlaşması olasılığı konusunda
ihtiyatlı olduğunu da vurguladı.
|
Rum yönetimi: Talat'la BM'de görüşebiliriz |
|
|
Lefkoşa Güney Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde bir araya gelebileceğini söyledi. Kıbrıs sorununun,
sohbet toplantılarında konuşulmayacak kadar ciddi bir konu
olduğunu belirten Hrisostomidis, sorunun, BM ve BM Genel Sekreteri'nin
iyi niyet misyonu çerçevesinde ve üzerinde
tartışılmış bir anlaşmanın
sağlanmasına yardımcı olacak Avrupa Birliği'nin
yardımıyla çözülebileceğini kaydetti. Gazetecilerin
sorularını yanıtlayan Hrisostomidis, Papadopulos ve
Talat'ın bir sohbet toplantısı yapmaları
olasılığını göz ardı edemem ancak
Kıbrıs sorunu bu tür toplantıların da ötesinde ciddi bir
konudur. Kıbrıs sorunu, BM gözetiminde çözülmelidir dedi. Hrisostomidis, Kıbrıs
sorunu konusunda yapılacak herhangi bir toplantının
başarılı bir sonuç verebilmesi için çok iyi
hazırlanması gerektiğini ifade ederek, bütün çabanın
çözüme götürecek görüşmelerin bir an önce başlaması
olduğunu, bu görüşmelerden önce bir ön hazırlık
gerektiğini söyledi. (aa) |
|
HURRIYET 20/04/05
Karen Fogg kına
yaksın...
DENKTAŞ için yazılanları okuyunca aklımıza bir dörtlük
geldi:
"Sağlığında nice ehl-i hünerin
Bir tutam tuz bile yoktur aşına
Öldürüp evvel onu açlıktan
Sonra bir türbe dikerler başına."
Allah uzun ömür versin, Allah gecinden versin ama Denktaş'ın
şimdilik ara verdiği siyasi hayatının arkasından
yazılanları okuyunca aklımıza bu dörtlük geldi:
"Kahraman Denktaş!"
"Büyük devlet adamı!"
"Efsane gidiyor!"
Demek öyle ha!
Arkasından bu destanları yazacaktınız da o halde niye onu
devirmek için bu kadar uğraştınız?
Denktaş, çözümsüzlüğü sürdürüyormuş...
Buyrun bakalım, nasıl çözecekler, görelim.
***
DENKTAŞ, anılarının 26 Temmuz 1964 tarihli sayfasında
şöyle yazar:
"Pazar. Herkesin ailesi, çoluğu çocuğu ile eğlendiği,
dinlendiği bir gün. Senelerdir pazar ne, tatil ve ev hayatı ne,
bilemedik. Her gün papazın (Makarios) verdiği azap içinde yeni bir
endişeye düştük. Dışarıdan bakanlar, mevkilerinin
sefasını sürüyorlar, dedi. Daha neler söylemediler.
Hayat bu mudur?
Muhteris, kindar, dar görüşlü, şahsi çıkarı bahis konusu
olunca her şeyi söyleyip yapabilen insanlara karşı devamlı
mücadele."
***
YİNE 1964 yılından bir not, "1 Kasım" tarihli...
İki Kıbrıs'lı Denktaş'a gelirler, Denktaş o
umutsuz günlerde halka moral için, demeçler vermektedir.
Gelenlerin söylediklerini Denktaş not eder:
"Halk moral takviyesine muhtaç değildir, durumu
alışkanlık hasıl olmuştur, kapılar bir
açılsa Kıbrıs'ta kalacak münevver pek azdır. Elinde imkân
olanlar adayı terk edecektir."
Ne tuhaf değil mi?
Demek, tarih tekerrürden ibarettir diyenler doğru söylemiş...
Denktaş kendisine söylenenleri not almaya devam eder:
"Neticeden herkes umudunu kesmiştir. Ümidini kesmeyen ve er geç
kazanacağız diyen ve teşkilatın belkemiği bir küçük
zümre vardır. Bunların imanı, inancı sayesinde mücahitler
ayakta durmaktadır."
Bugün onlar da yok artık...
***
"KINA yaksınlar!" diye bir deyim vardır.
Kime söylenir, kimlere söylenir, niye söylenir?
Olan bitenler hasmın ya da düşmanın istediği gibiyse,
"Felaketimize sevinsin, düğün bayram etsin!" anlamına
gelir...
Bir zamanlar Türkiye'de Avrupa komiserliği yapar Karen Fogg'un tam
kına yakacağı gün bugündür.
26 Şubat 2001'de "mahdumlarından" birine gönderdiği
"e-posta"da şu talimatı vermişti:
"Bana göre, bundan sonra izlenecek yol, Kuzey Kıbrıs'ta
Türklerin sesi olan Denktaş'ın itibarını azaltmak ve onun
Ankara'daki hiyerarşiyi askeri temsil ettiğini AB'ye
göstermektir."
Dedik ya, bu günler Karen Fogg'un kına yakacağı günlerdir.
İster başına, ister başka yerine...
HASAN PULUR MILLIYET 20/04/05
Barroso: İmza
'tanıma' değil
Avrupa Komisyonu
Başkanı, Türkiye'nin Rumlara ilişkin protokolü
imzalamasının yeterli olacağını, tanıma
şartı olmadığını, ancak protokolü
uygulamasının gerekeceğini söyledi
RADIKAL 20/04/05
İSTANBUL -
Yunanistan'ı ziyaret eden Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel
Barroso, CNN Türk'ten Mehmet Ali Birand ile Yunan Mega Televizyonu'ndan Aleksis
Papahelas'ın ortak sorularını yanıtladı. Türkiye'ye,
Ankara Anlaşması'nın Kıbrıs Rum Yönetimi'ni kapsayacak
şekilde genişletilmesine ilişkin uyum protokolü
imzalandığı takdirde AB'yle müzakerelerin
başlayacağı mesajını veren Barroso, Rum Yönetimi'nin
diplomatik tanınmasının önşart
olmadığını ve 3 Ekim'de Türkiye'ye yeni şartlar
sunulmayacağını belirtti.
'Kriter demeyelim'
Türkiye'yle Yunanistan'ın iyi ilişkiler içinde olmasının
hem iki ülkenin hem de Avrupa'nın çıkarına olduğunu
vurgulayan Barroso, Papahelas'ın 'Türkiye için Yunanistan ve
komşularına iyi davranmak kriter mi' sorusu üzerine 'kriter' sözünün
kullanılmamasını isteyerek, AB'nin tüm üyelerinin birbirine
dostane davranması gerektiğini hatırlattı.
Birand'ın "3 Ekim'de yeni kriterler, şartlar olacak
mı" sorusuna, Barroso, "Hayır. Yeni şartlar yok. Ama
bütün kararlaştırılan şartlar yerine getirilmeli. Bunu
bekliyoruz. Bütün uzlaşmalar, tavizler, varsayımlar
sürdürülmeli" karşılığını verdi.
Birand'ın "Protokol imzalandıktan sonra engel kalmayacak
mı" sorusunu, 'Hayır herhangi bir engel olmaz. Ek şart da
olmayacak" diye yanıtlayan Barroso, Papahelas'ın "3
Ekim'den sonra Kıbrıslı Rumlar, Türk limanlarına
girebilecekler mi? Türkiye, Güney Kıbrıs'ı diplomatik olarak
tanıyacak mı? Avrupa'nın bir üyesini nasıl
tanımaz?" sorusu üzerine şunları söyledi:
"Bu müzakerelerin açılması için bir şart değil. Her
ikinizle de aynı anda konuşmam çok güzel oluyor. Siz aranızda bu
sorunu çözersiniz inşallah. Avrupa Konseyi'nin getirdiği
şartlardan biri de protokolün imzalanmasıydı. Ben Türkiye'nin
anlaşmayı sadece çekmeceye koymak için imzalayacağını
sanmıyorum. İmzalanırsa uygulanmalıdır. Ama bu
müzakerelerin başlaması için bir şart değil. Konsey
sonuçlarında bu var."
Birand'ın "Şunu mu anlamalıyım, resmi tanıma, bir
şart değil. Ama sonunda Kıbrıslı Rumların
gemilerinin ve uçaklarının Türk limanlarını kullanması
olacak" çıkışı üzerine, Barroso şöyle
konuştu: "Ben tanınmak kelimesini kullanmadım. Bir avukat
olarak bu konuda çok fazla tartışma olduğunu biliyorum.
Çeşitli tanıma türleri var. Protokol imzalandığı zaman
Türk hükümeti artık sorun kalmadığını göstermek
isteyecektir. Umarız bu güven yaratır."
'Erdoğan'a
güvenim tam'
Fransa'da AB Anayasası'nın reddedilmesi
olasılığıyla Türkiye'yle müzakerelerin birbirinden
bağımsız konular olduğunu belirten Barroso'ya, "Sizce
Türkler şüpheli mi davranıyor" sorusunu "Şu anda
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın iyi niyetini sorgulamam için hiçbir
neden yok. Kendisiyle birçok kez görüştüm. Hiçbir şüphem yok"
diye yanıtladı. Barroso, Avrupa kamuoyunun Türkiye'yi kabulünün
zorluğuna ve bunun Türk yetkililerla Türk halkının ne yaptığına
bağlı olacağına dikkat çekti.
Gümülçine
yerine KKTC...
20/04/05
RADİKAL - ANKARA - 23-24 Nisan'da
Gümülcine'de yapılacak Karadeniz Ekonomik İşbirliği
toplantısına, Yunan Dışişleri Bakanı Petros
Molivyatis'in rahatsızlığı nedeniyle katılamayacak
olması üzerine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de
gitmekten vazgeçti. Gül, önceki günkü MGK toplantısının KKTC'de
24 Nisan'daki cumhurbaşkanlığı devir-teslim töreninde üst
düzeyde temsil kararına uygun olarak, Lefkoşa'ya gidecek.
Molivyatis'e geçmiş olsun mesajı gönderen Gül'ün son dakika
değişikliği,Yunan Harp Okulu'ndaki bayrak kriziyle ilgili resmi
özür dilemeyen Atina'ya 'mesaj' olarak da yorumlandı.
Hristofyas'tan tebrik
RADIKAL
20/04/2005
YORGO
KIRBAKİ
ATİNA - Yeni KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ilk kutlayan Rum siyasi, Güney
Kıbrıs'ın iki büyük partisinden biri olan komünist AKEL'in Genel
Sekreteri ve Parlamento Başkanı Dimitrios Hristofyas oldu. AKEL ile
CTP arasındaki iyi ilişkilerin AKEL'in 24 Nisan'daki referandumda
'hayır' demesiyle bozulmasının ardından yeniden köprüler
kurmaya çalışan Hristofyas, telefonda Talat'ı tebrik ederek
yakında buluşma arzusunu dile getirdi.
Ancak Hristofyas, Rum gazetecilere, "Herhangi Kıbrıslı bir
Türk liderin, Ankara'ın görüşlerinden farklı bir tutum içinde
olmasına pek ihtimal vermiyorum. Eğer böyle bir şey olursa
devrim sayarım" diye konuştu.
İkinci büyük parti konumundaki Demokratik Seferberlik (DİSİ) ise
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a 'Talat ile görüş'
çağrısında bulundu. Çek Cumhuriyeti'ni ziyaret eden Papadopulos
ise "Rauf Denktaş'ın siyaset sahnesinden uzaklaşması,
tabii bu gerçekleşirse, olumlu bir şeydir" diyerek temkinli
tutum takındı. Atina Haber Ajansı'nıa göre, Talat'ın
adını ağzına almayan Papadopulos "işgal
altındaki topraklarda yapılan seçim sonuçlarının,
müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için gerekli ortamı
yaratacağını umarım" diye konuştu.
Yunan dışişleri ise bunun yeni bir dönemin
başlangıcı olması ve Türklerin yeni bir siyaset benimsemesi
temennisinde bulundu.
Başarısızlığa
tahammülümüz yok
Önümüzdeki
hafta kurulacak yeni hükümetin "başbakanı" Ferdi Sabit
Soyer, Talat'ın başbakanlığı döneminde güzel
işlere imza atıldığını, bu güzellikleri
sürdürmekte kararlı olduklarını söyledi:
KABİNE
ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA İÇİNDE NETLEŞECEK... Ferdi Sabit Soyer
başkanlığındaki kabine önümüzdeki hafta içinde
netleşiyor. Başbakanlığına kesin gözle bakılan
Soyer, "Talat görevi aldıktan sonra, görevlendirme yapacak.
Görevlendirmenin ardından da DP ile oluşturduğumuz protokol var.
Kısa sürede bunun son şekli verilerek ilan edecek. Önümüzdeki hafta
içinde hükümeti kurarak meclise gideceğiz" dedi
SORUMLULUK
BÜYÜK... Soyer: Her bakımdan ağır bir sorumluluk yüklendik. Bir
yandan Kıbrıs sorununu cumhurbaşkanı, meclis, Türkiye ve
bütün sivil toplum örgütlerimizle işbirliği içinde, Kıbrıs
Rum tarafı ile de diyalog içerisinde götürme zorunluluğumuz var.
Hiçbir kesintiye ve başarısızlığa kimsenin tahammülü
yok. Bu süreç, Kıbrıs Türk halkının varlığı
meselesidir ve büyük bir sorumluluktur
BU GÜNLERE
KOLAY GELİNMEDİ... "Aklıma hep Naci Talat geliyor,
diğer arkadaşlarım geliyor. Sayın Talat
cumhurbaşkanı oluyor, partimiz hükümetin büyük ortağı.
İşte bu noktada 1970'li yıllarda itilmemiz, kakılmamız
sakıncalı piyade muamelesi gördük. Bunlardan hiç yoksunmadık ve
insan sevgisi, yurt sevgisi ile dolu dolu çalıştık"
Hüseyin
EKMEKÇİ
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Genel Başkanlığına hazırlanan ve
önümüzdeki hafta kurulacak yeni hükümetin "başbakanı"
olacağına kesin gözle bakılan Ferdi Sabit Soyer, hem
dış politikada, hem de iç politikada beklentilerin çok yüksek
olduğunu, görevin büyük önem taşıdığını
belirterek, "Sürecin bilinci içindeyiz ve
başarısızlığa tahammülümüz yok" dedi.
CTP'nin
demokratik kurullarında canlı tartışmalarla siyasetlerin
şekillendiğini söyleyen Ferdi Sabit Soyer, yeni kabine için hiçbir
çalışma yapmadığını, bunun çalışma
arkadaşlarına da haksızlık olduğunu söyledi. "Bir
araya gelerek değerlendireceğiz" ifadesini kullanan Soyer,
önümüzdeki hafta içinde yeni kabinenin açıklanacağını
söyledi.
Mehmet Ali
Talat'ın başbakanlığı döneminde çok güzel olaylara,
güzelliklere imza attığını anımsatan Soyer, yeni
hükümetin de bu güzellikleri devam edeceğini, yeni güzellikleri inşa
edeceğini belirtti.
"Başbakanlık
makamı günlük yaşamınızı değiştirecek
mi?" sorusuna ise Soyer, "Bu halkın parası ile ödeniyorum.
Bugüne kadar aldığım para yaşamımı sürdürmeme
yetti. Bundan sonra da yeter. Daha fazlasını da ne ben, ne de ailem
istemiyoruz" karşılığını verdi.
SORU: Önce
cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirelim...
Sayın Talat, yüzde 55 oy aldı ve sayın Denktaş'tan sonra
yeni cumhurbaşkanı...
SOYER: Son
derece sevindirici bizler açısından. Her şeyden önce 1995 ve
2000 seçimleri ikinci tura kalmıştı. 10 yıl aradan sonra
ilk kez birinci turdan cumhurbaşkanını belirledi
Kıbrıs Türk halkı.
İkinci bir
sevindirici nokta da bu başarıda yalnız CTP- BG'nin
değerleri ile değil, CTP- BG'den siyaseten farklı düşünen
insanların sayın Talat'ın etrafında ve sayın
Talat'ın temsil ettiği çözüm sözcülüğüne inanların da
payının olmasıdır. Kıbrıs Türk halkı bunu
başarmıştır. Bundan ötürü de dünya siyasal sahnesine, 24
Nisan referandumunun ardından, 'Kıbrıs'ta
Kıbrıslı Rumlar kadar meşru bir halk vardır' diyerek,
kendi kaderini belirme olgusu ile yola çıkan Kıbrıs Türk
halkının bu iradesini devam ettirme
kararlılığını göstermesi de son derece sevindiricidir.
SORU:
Talat'ın cumhurbaşkanlığı ile birlikte, CTP için de
yeni bir dönem başlayacak. Siz önce başbakanlığı,
ardından da belirlenecek kurultay tarihinde de parti genel
başkanlığını devralacaksınız...
SOYER: CTP- BG
çok zengin düşünce yapısına sahip insanların, demokratik
kurulları ile canlı bir tartışma yaşayan siyasi
harekettir. Bu siyasetin en başarılı noktalarından biri de,
kendi dışındaki diğer sivil toplum örgütleri ve siyasal
partilerle de ortak değerlerde, ortak çıkarlarda her şeyi paylaşma
kabiliyetini taşımasıdır.
Siyasal
bencillik CTP- BG'nin siyasetinde ve siyasetçilerinde yoktur. Sayın Talat,
CTP- BG'nin genel başkanı olduğu dönemde ve başbakan
olduğu dönemde, elbette partimizin değerleri ile bir bütün olarak
hareket etmiştir. Ama, partimizin değerleri içerisinde bulunan bu
paylaşımcı, ortak hedefe yürüme yeteneğini de
başarı ile yerine getirmiştir.
Partimizin her
mensubu bu hadiseleri aynı hassasiyetle sürdüreceğinden herkes emin
olabilir.
SORU: Önce
yüzde 46, iki ay sonra yüzde 55. Bu sorumlulukları da aynı oranda
artırmıyor mu? Yani, yeni dönemde CTP- BG'nin yükü
ağırlaştı diyebilir miyiz? Dışta da içte de aktif
hükümet beklentisi var.
SOYER: Sadece
bu bakımdan değil, her bakımdan ağır bir sorumluluk
yüklendik. Bir yandan Kıbrıs sorununu cumhurbaşkanı ile,
meclis ile, Türkiye ile ve bütün sivil toplum örgütlerimizle
işbirliği içinde, Kıbrıs Rum tarafı ile de diyalog
içerisinde götürme zorunluluğumuz var. Hiçbir kesintiye ve başarısızlığa
kimsenin tahammülü yoktur. Kıbrıs Türk halkının
varlığı meselesi ve büyük bir sorumluluktur.
Bir başka
sorumluluk da Kıbrıs Türk halkının demokratik, devlet
yapısını, kamu yönetimini, ekonomisini, sosyal- siyasal
yapısını çözüm sürecine hazırlayacak reformları hayata
geçirmektir.
Ekonomiyi iyileştirmek,
insan yaşamını güzelleştirmek ve en büyük hedefimiz de
devlet ve vatandaşı barıştırmaktır.
"Alice
RüyalarÜlkesinde" gibi hareket etmiyoruz. Bilincindeyiz ki, statükonun
yarattığı bir takım alışkanlıklar ve
yapılanmalar vardır. Bunların değişmesi için bir
tartışma yaşamak gerekiyor. Bu büyük kitlenin bir birleri ile
farklılaşan çıkarları da vardır. Bu noktada ortak
çıkarları yaratmamız gerekiyor. Herkesi üretken bir zeminde
buluşturmak da büyük bir zorluk. Bu ortak zemini yaratmamız gerekir.
SORU:
İşin icraat kısmı
tartışıldığı zaman Ferdi Sabit Soyer ismi için
sorun yok. Örneğin sendikal hayatınız bunda büyük bir avantaj.
İşçiyle el ele hak için günlerce işyeri önlerinde
sabahladığınız günler oldu. İşin icraat
kısmını düşünme şansınız oldu mu? Zira
cumhurbaşkanlığı seçimi süresince hiç boş
kaldığınızı görmedik.
SOYER: Bizim en
büyük gücümüz, partimizdeki büyük birikimdir. Bu birikim bende de var,
diğer bütün arkadaşlarımızda da ... Burada en büyük gücümüz
kolektif aklın yeteneklerini öne çıkarmaktır.
Örneğin
iş yaşamını işadamları ile, çalışma
yaşamını sendikalarla, tarımı ilgili örgütlerle,
meslek odaları ile, en önemlisi de üniversiteleri, bilimi,
uzmanlarımızı da kullanarak kolektif aklı yaratma
becerisini göstereceğiz. Bunu başaracağız, gücümüzü de
bundan alacağız. Hem kolektif akıldan, hem de bilimi ve bilim
adamımızı da kullanarak...
SORU: Kabineyi
siz kuracaksınız. Bu yönde çalışma yaptınız
mı hiç?
SOYER: Bunlarla
ilgili birey olarak zaman ayırmadım, zaman ayırmak da istemedim.
Bizler siyaseti üretirken, seçimlerden zaferle ayrılırken yalnız
değildik. İşbirliği yaptığımız, kader
birliği yaptığımız arkadaşlarımız,
organlarımız var. Dolayısıyla bu çalışma ile
kabine çalışmasını yapacağız.
SORU:
Kişiliğiniz de çok farklı... Gazetelere yazı yazıyorsunuz,
sürekli halk içinde geziyorsunuz, bir köy kahvesindeki sohbet sizin için en
önemli şeylerden biri... Ama başbakanlık çok farklı... Aile
yaşamınız çok sade... Sayın Talat örneğin,
başbakanlık konutunu kullanmadı. Sizin de makamlarla halkı
birbirine yakınlaştıracak çalışmalarınız
olacak mı?
SOYER:
Felsefemiz, şu: iki kapılı bir handayız, gidiyoruz gündüz
gece... Bu hanın iki kapısı arasındaki koridor
bazısı için 70 senedir, bazısı için de kısadır...
Önemli olan,
bileceksiniz ki hiçbir makam sizinle beraber değildir. Siz bir fanisiniz
ve bu koridorda yürüyüştesiniz. Bu noktada koridorda yürürken, sizden
öncekilerin yarattığı güzelliklere yeni güzellikler eklemeyi
başarmaktır. Yeni sevgiler eklemektir. İnsanları ve toplum
bununla mutlu olacaksa bu bizim görevimizdir.
Bu dünyada elde
edebileceğiniz en güzel hadise toplum için güzelliğe katkı
sağlamanızdır. Biz makamlara sorumluluk ve görev
bağlamında yaklaşıyoruz.
Başbakanlık
da gözümü korkutmuyor. Neden korkayım ve endişe edeyim ki? Ben ve
arkadaşlarım toplumu bu noktaya taşıyan siyasal hareketleri
ve eylemleri örgütleyen insanlarız. Bu görevden niye korkalım.
Bu görevlerin
gereği gibi bazı ayrıcalıkları, bazı kaynaklardan
yararlanarak insanlardan farklılaşmayı gündemimize asla
almayacağız.
Bu görevi
yerine getirmek için toplum bana maaş ödüyor. Bu maaş benim için ve
ailem için yeterli. Bugüne kadar geçindiğimiz gibi bu görev döneminde de
geçineceğim. Geçmiş dönemlerde yapılan bazı tantanalara
gerek olmadığını düşünüyorum.
Sayın
Talat çok güzel örnekler ortaya koydu, ben de bunu devam ettireceğim.
SORU:
Başbakan olacağınız artık kesin. Bu kendi
etrafınızda nasıl bir etki yaptı?
SOYER: Pek bir
değişiklik ya da psikolojik farklılaşma yok ama
çocuklarım huzursuz... Arkadaşları, 'Başbakan çocuğu
olacaksınız' diye takılıyormuş, onlar da bundan
rahatsız oluyor. Herhangi bir talepleri olmadığı gibi,
ayrıcalık da istemiyorlar. Hem sevinçlidirler, hem de bu görevin
yaşamlarına getireceği bazı kısıtlamalardan da
endişelidirler.
SORU:
Mücahitlik yaptınız, öğrencilik yıllarınız
mücadelenin içinde geçti, CTP için önce afiş
yapıştırdınız, dayak yediniz... Mücadele sizi bu
noktaya getirdi. Kişisel anlamda neler düşünüyorsunuz?
SOYER:
Aklıma hep Naci Talat geliyor, diğer arkadaşlarım geliyor.
Sayın Talat cumhurbaşkanı oluyor, partimiz hükümetin büyük
ortağı. İşte bu noktada 1970'li yıllarda itilmemiz,
kakılmamız sakıncalı piyade muamelesi gördük. Bunlardan hiç
yoksunmadık ve insan sevgisi, yurt sevgisi ile dolu dolu
çalıştık.
Yüzlerce,
binlerce insanın yarattığı bu ortak emek aklıma gelir,
duygulanırım. Son zamanlarda da sık sık gözlerim dolmaya
başladı... Bu ortak çilenin yarattığı
değişim de aklıma gelir.
SORU: Hükümet
süreci nasıl yaşanacak?
SOYER:
Sayın Talat görevi aldıktan sonra, görevlendirmesini yapacak. Görevlendirmenin
ardından da DP ile oluşturduğumuz protokol var. Kısa sürede
bunun son şekli verilerek ilan edecek. Önümüzdeki hafta içinde hükümeti
kurarak meclise gideceğiz. Perşembe günü parti meclisimiz toplanacak,
son rötuşlar yapılacak. Adımlarımız daha sonra
belirlenecek.
KIBRIS 20/04/05
Kıbrıs'ta
yeni dönem başladı
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, CTP/BG Genel Başkanı
ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın
cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle ilgili değerlendirmede
bulundu:
Kıbrıs'ta
yeni dönem başladı
DÜNYA, KIBRIS
TÜRKÜ'NÜN ÇÖZÜM İRADESİNİ GÖRMELİ...Partisinin TBMM grup
toplantısında konuşan TC Başbakanı Erdoğan,
Kıbrıs'ta bir seçimin daha yapıldığını ve bu
seçimden de bir kez daha demokrasinin galip çıktığını
anımsatarak, demokrasi içinde hayatiyetini sürdüren, uluslararası
camianın çözümden yana beklentilerine pozitif yaklaşan KKTC'nin
artık dünya tarafından da görülmesi gerektiğini vurguladı
DÜNYANIN EN
BÜYÜK ÇELİŞKİSİ..."KKTC'ye uygulanan haksız
yaptırımların kaldırılmaması, dünyanın en
büyük çelişkisidir" diyen Erdoğan, bunu,
katıldıkları tüm uluslararası toplantılarda
muhataplarına anlattıklarını, buna karşılık
onların savunacak hiçbir şeyleri olmadığını
gördüklerini belirtti
DENKTAŞ'I
UNUTMAYACAĞIZ... "Kıbrıs'ta yeni bir dönem
başlamıştır, bu yeni dönemde de en üst düzeyde
işbirliğimiz sürecektir. Bu vesileyle KKTC tarihi boyunca çok
değerli hizmetler aldığı sayın Cumhurbaşkanı
Denktaş'ı tabii ki unutmayacaktır. Artık o Kuzey Kıbrıs'ta
bir sembol olmuştur. Sayın Denktaş'a milletim ve
şahsım adına şükranlarımı sunmayı borç
biliyorum"
AK Parti Genel
Başkanı ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Kıbrıs'ta yeni bir dönemin başladığını
belirterek, "Bu yeni dönemde de en üst düzeyde işbirliğimiz
sürecektir" dedi.
Partisinin TBMM
grup toplantısında konuşan Erdoğan, KKTC'de yapılan
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine değindi.
Kıbrıs'ta
bir seçim daha yapıldığını ve bu seçimden de bir kez
daha demokrasinin galip çıktığını belirten
Erdoğan, demokrasi içinde hayatiyetini sürdüren, uluslararası
camianın çözümden yana beklentilerine pozitif yaklaşan KKTC'nin
artık dünya tarafından da görülmesi gerektiğini vurguladı.
"KKTC'ye
uygulanan haksız yaptırımların
kaldırılmaması, dünyanın en büyük çelişkisidir"
diyen Erdoğan, bunu, katıldıkları tüm uluslararası
toplantılarda muhataplarına anlattıklarını, buna
karşılık onların savunacak hiçbir şeyleri
olmadığını gördüklerini belirtti. Erdoğan, "Ama
bu noktaya kadar hamdolsun siyasette geldik" dedi.
Denktaş'a
şükranlarımı sunuyorum
KKTC'deki
seçimler sebebiyle Rauf Denktaş ile olduğu gibi KKTC'nin yeni
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile de dayanışma içinde
çalışmaya devam edeceklerini bildiren Erdoğan, şöyle
konuştu:
"Kıbrıs'ta
yeni bir dönem başlamıştır, bu yeni dönemde de en üst
düzeyde işbirliğimiz sürecektir. Bu vesileyle KKTC tarihi boyunca çok
değerli hizmetler aldığı sayın Cumhurbaşkanı
Denktaş'ı tabii ki unutmayacaktır. Artık o Kuzey
Kıbrıs'ta bir sembol olmuştur. Sayın Denktaş'a milletim
ve şahsım adına şükranlarımı sunmayı borç
biliyorum. Aynı zamanda KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'a da tebriklerimi iletiyor, bu önemli görevinde başarılar
diliyorum."
KIBRIS 20/04/05
Özkök:
Kıbrıs'ta çözüm istiyoruz
|
Türkiye
Genelkurmay Başkanı, Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs
konusunu değerlendirdi Özkök:
Kıbrıs'ta çözüm istiyoruz TÜRKİYE
VE KKTC ÇÖZÜMÜ HER ZAMAN DESTEKLEDİ... Türkiye Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüm
bulunmasını her zaman desteklediğini vurgulayarak, "Bu
konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve özellikle KKTC, kendisine düşen
hususları yerine getirmiştir."dedi. Ogeneral Özkök,
Kıbrıs'ta 24 Nisan'daki referandumlardan iki sonucun
çıktığını da hatırlatarak, "Artık
kimse Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğün nedeni olarak ne
Türkiye'yi ne de KKTC'yi gösterebilir. Adada birbirini temsil etmeyen ve
siyaseten eşit iki halk vardır" diye konuştu RUM TARAFININ
NİYETİ ÇÖZÜMÜ SÜRÜNCEMEDE BIRAKMAK... Özkök, Rum
tarafının amacının açık olduğunu, ciddi bir
taahhüde girmeden çözümü sürüncemede bırakmayı, süreci zamana
yaymayı ve bu arada adil ve kalıcı barışa
ilişkin parametreleri ortadan kaldırarak Türkiye'den AB
müzakereleri vesilesiyle tek taraflı tavizler koparmayı,
Kıbrıslı Türkleri kendine yamamayı, KKTC'yi
etkisizleştirerek adayı tek başına ele geçirmeyi
hedeflemekte olduğunun altını da çizdi. Orgeneral Özkök, Türk
dış politikası çerçevesinde Türkiye'nin, Güney
Kıbrıs Rum yönetimini tüm adanın temsilcisi olarak
tanımasının söz konusu olmadığını da
hatırlattı Türkiye
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüm
bulunmasını her zaman desteklediğini vurguladı. Özkök,
"Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve özellikle KKTC, kendisine
düşen hususları yerine getirmiştir" dedi. Özkök, Rum
tarafının amacının açık olduğunu, ciddi bir
taahhüde girmeden çözümü sürüncemede bırakmayı, süreci zamana
yaymayı ve bu arada adil ve kalıcı barışa
ilişkin parametreleri ortadan kaldırarak Türkiye'den AB
müzakereleri vesilesiyle tek taraflı tavizler koparmayı,
Kıbrıslı Türkleri kendine yamamayı, KKTC'yi
etkisizleştirerek adayı tek başına ele geçirmeyi
hedeflemekte olduğunun altını da çizdi. Orgeneral
Özkök, Kara Harp Okulu öğrencilerimizin Yunanistan'a
yaptıkları ziyaretle ilgili olarak da, "Kara Harp Okulu
öğrencilerimizin Yunanistan'a yaptıkları ziyaret
esnasında meydana gelen olaya ilişkin, Yunanistan'ın resmi
özür dilemesini ve olayın sorumlularının açığa
çıkarılmasını bekliyoruz" dedi. A.A'nın
haberine göre Orgeneral Özkök, Harp Akademileri Komutanlığı'nda
yaptığı yıllık değerlendirme
konuşmasında, Türk-Yunan ilişkileri ile Kıbrıs
konusuna değindi. Kıbrıs
sorunu Özkök
Kıbrıs konusuna değinirken, adanın Türkiye'nin milli
menfaatleri ve uluslararası anlaşmaların kendisine
yüklediği sorumluluklar açısından hiçbir zaman ilgisinin
azalmaması gereken konuların başında geldiğine
işaret etti. Güvenlik
açısından Kıbrıs'ın öneminin 2 temel esasa
dayandığını belirten Orgeneral Özkök, şöyle dedi: "Bunlardan
birincisi, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve TSK'ya garanti anlaşmasıyla
yüklenen Kıbrıslı soydaşlarımıza sağlamak
zorunda olduğumuz güvenlik sorumluluğudur. İkincisi ise
garanti ve ittifak antlaşmalarında açıkça ifade edildiği
üzere Kıbrıs'ın Türkiye'nin güvenliği açısından
taşıdığı stratejik rolün önemidir. Bu iki temel
esas, süreklilik arz etmektedir. Çünkü Kıbrıs'ta ve Doğu
Akdeniz'deki istikrar ve denge ancak bu sayede sağlanmaktadır.
Kıbrıs'a ilişkin bütün çözüm önerilerinde bu husus önemle
dikkate alınmıştır. Bazı
kesimlerce 'bu esasların artık önem taşımadığı'
iddia edilmektedir. Öte yandan, bazı ülkeler de 1960
anlaşmalarının değiştirilmesini istemektedirler.
Ancak biz, bu anlaşmaların varlığını
sürdürmesinin gerekliliğini ve bizlere yüklediği görev ve
sorumlulukların ihtiyaç olarak devam ettiğini biliyoruz ve
savunuyoruz. Kıbrıs'ın stratejik önemi
olmadığını iddia edenlere, İngiltere'nin adadaki
egemen üslerini korumaya neden bu denli özen gösterdiğini ve Avrupa'dan
çok uzaktaki problemli bir adanın apar topar AB'ye neden
alındığını hatırlatmak isteriz. TSK,
Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüm
bulunmasını her zaman desteklemektedir. Bu konuda Türkiye
Cumhuriyeti Devleti ve özellikle KKTC, kendisine düşen hususları
yerine getirmiştir." Orgeneral
Özkök, Kıbrıs'ta 24 Nisan'daki referandumlardan iki sonucun
çıktığını da hatırlatarak, "Artık
kimse Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğün nedeni olarak ne
Türkiye'yi ne de KKTC'yi gösterebilir. Ada'da birbirini temsil etmeyen ve
siyaseten eşit iki halk vardır" diye konuştu. "Türkiye'den
jest yapmasını istemek büyük
haksızlık" KKTC'ye
uygulanan izolasyonun kaldırılmasına yönelik vaatlerin
unutulmaya terk edildiği bu süreçte, Türkiye'den hala herhangi bir
şekilde jest yapmasını istemenin büyük haksızlık
olduğunu vurgulayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök,
şunları söyledi: "Rum
tarafının amacı açıktır. Ciddi bir taahhüde girmeden
çözümü sürüncemede bırakmayı, süreci zamana yaymayı ve bu
arada adil ve kalıcı barışa ilişkin parametreleri
ortadan kaldırarak Türkiye'den AB müzakereleri vesilesiyle tek
taraflı tavizler koparmayı, Kıbrıslı Türkleri
kendine yamamayı, KKTC'yi etkisizleştirerek adayı tek
başına ele geçirmeyi hedeflemektedir. Onlara göre
bu politikalarının başarısı, Kıbrıs'ta
çözümsüzlüğün devamına bağlıdır. Bilindiği gibi
Türk dış politikası çerçevesinde Türkiye'nin, Güney
Kıbrıs Rum yönetimini tüm adanın temsilcisi olarak
tanıması söz konusu değildir. Türkiye adada eşit siyasi
statülü taraflar arasında gerçekleştirilecek müzakere süreci
sonunda ortaya çıkan ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin
devamı olmayan bir yeni düzeni tanıyabilir. Bu yeni düzen
Türkiye'nin garanti ve ittifak anlaşmalarından doğan
haklarına halel getirmemektedir." Orgeneral
Özkök, KKTC'de 20 Şubat'ta ve 17 Nisan'da yapılan seçimlerin
demokratik, saydam bir şekilde ve özgür bir ortamda gerçekleştirildiğini
de ifade ederek, bu şekilde KKTC'de hür ve parlamenter yapıya sahip
etkili bir devlet yönetimi varlığının bir kez daha
kanıtlandığını bildirdi. Yunanistan
ile NATO'da müttefik olunduğunu hatırlatan Özkök, Türk-Yunan
ilişkilerinde geçmiş yıllara nazaran daha farklı ve
olumlu bir döneme girildiğini kaydetti. Bu yönde
Türkiye'nin girişimleriyle 2000 yılından itibaren
başlatılan "Güven Artırıcı Önlemler"
görüşmeleri kapsamında her iki ülke tarafından bazı
önlemlerin kabul edildiğini ve kamuoyuna
açıklandığını vurgulayan Orgeneral Özkök,
konuşmasına şöyle devam etti: "Ancak
güven artırıcı önlemler kapsamında Kara Harp okulu
öğrencilerimizin Yunanistan'a yaptıkları ziyaret
esnasında meydana gelen olaya ilişkin, Yunanistan'ın resmi
özür dilemesini ve olayın sorumlularının açığa
çıkarılmasını bekliyoruz. Aksi takdirde, bu faaliyetlerin
yeniden gözden geçirilmesi durumu ortaya çıkabilir. Ege konusu
ise bizim her zaman gündemimizdedir. İki ülkenin
dışişleri bakanları konu üzerinde
çalışıyorlar. Burada özellikle Ege
coğrafyasının sadece iki ülkeyi ilgilendirmediğini,
başta Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler olmak üzere birçok
diğer ülke için de uluslararası bir nitelik
taşıdığını ifade etmek isterim." Yunanistan'daki
savunma toplantısı Orgeneral
Özkök, Yunanistan'da her yıl mart ayının ilk haftasında
yapılan ve ülke savunma politikasını tespit eden "Hükümet
Dışişleri ve Savunma Konseyi Toplantısı"
sonrasında Türkiye ile ilgili olarak "iki ülke arasında olumlu
yönde gelişmeler olmasına rağmen Yunanistan'ın egemenlik
hakları üzerinde Türkiye'nin siyasi taleplerinin
değişmediği ve bu nedenle Yunanistan'ın yeterli,
caydırıcı ve güvenilir bir kuvveti elde bulundurmak
mecburiyetinde olduğunun" ifade edildiğini söyledi. Ayrıca,
Yunan Silahlı Kuvvetleri'nin devir-teslim töreninde Türkiye'nin
"tehdit" olarak nitelendirildiğini ve "uluslararası
adalete, uluslararası anlaşmaların temeline aykırı
olarak doğu komşumuzdan bize yönelik tehdit ve hukuk dışı
istekler, yasadışı temel karakteristikleri
oluşturmaktadır" ifadesinin
kullanıldığını anlatan Özkök, diğer taraftan
son yıllarda Yunanistan'ın savunma harcamalarındaki
artışın da dikkat çektiğini bildirdi. Yunanistan'ın
savunma harcamaları Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, 1997-2003 yılları
arasında Yunanistan'ın silahlanma ve modernizasyon
harcamalarının yaklaşık 16 milyar dolar olarak ifade
edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Ayrıca
Yunanistan, savunma harcamalarının Gayrisafi Milli Hasıla'ya
(GSMH) oranı yönünden AB ülkeleri arasında birinci durumdadır.
NATO üyesi ülkelere bakıldığında ise Türkiye ve
Yunanistan'ın, GSMH oranlarına göre savunma
harcamalarının birbirine çok yakın olduğu görülmektedir.
Kişi başına düşen savunma harcaması ise Türkiye'de
164 dolar iken Yunanistan'da 709 dolardır. Bütün bu
bilgiler değerlendirildiğinde, Yunanistan'ın milli savunma
politikasını, tehdidin doğrudan Türkiye'den geldiği
varsayımına dayandırmaya devam ettiğini göstermektedir.
Böylece adaları silahlandırmakta ve 6 millik karasuları
üzerindeki hava sahasının 10 mil olduğu iddiasında
bulunarak Ege uluslararası hava sahasını daraltmakta ve
özellikle de Ege Denizi'nin bir 'Yunan denizi' olduğunu
çağrıştıracak şekilde ülkemizden FIR'ı geçerek
uluslararası hava sahasına giren her askeri
uçağımızı silah yüklü uçaklarla önlemektedir.
Uluslararası toplum, bu haksızlığı er-geç
anlayacaktır." "Ege'yi
herkesin denizi olarak görmekteyiz" Orgeneral
Özkök, TSK'nın Ege'de gerginliğin düşürülmesi ve Türkiye ile
Yunanistan arasındaki dostluğun geliştirilmesine, Ege'de
uluslararası anlaşmalarla tespit edilmiş statükoyu korumaya
büyük önem verdiğini ifade etti. "Ege'yi
herkesin denizi olarak görmekteyiz" diyen Orgeneral Hilmi Özkök, bu
denizden Yunanistan ve Türkiye'nin yanında başta Karadeniz'e
kıyısı olan devletler olmak üzere birçok ülkenin
yararlandığını söyledi. Orgeneral
Özkök, "Bu sebeple kalıcı bir huzur ve istikrarın
sağlanması, Türkiye ile Yunanistan arasında Ege'ye
ilişkin tüm sorunların adil ve her iki ülke tarafından kabul
edilebilir şekilde çözümlenmesine bağlıdır" diye
konuştu. |
KIBRIS 21/04/05
Bostancı
ve Lokmacı barikatları AB listesine eklendi
Avrupa
Komisyonu, Yeşil Hat üzerinde geçiş noktalarının
genişletilmesi kararına vardı
Bostancı
ve Lokmacı barikatları AB listesine eklendi
l YASAL
DÜZENLEME TAMAM... Avrupa Komisyonu, Yeşil Hat üzerindeki geçiş
noktalarını genişleterek, Bostancı ve Lokmacı
barikatlarını, yeni geçiş noktaları olarak listesine
eklediğini duyurdu. Konuyla ilgili olarak, gerekli yasal düzenlemelerin de
yapıldığı öğrenildi
l TARAFLARIN
KARARINA BAĞLI... AB Komisyonu tarafından yapılan
açıklamada, söz konusu karara atıfta bulunularak, "Bu yeni
geçiş noktaların açılması, tamamen tarafların
vereceği karara bağlı. Bu kararın verilmesi, yeni önlemin
uygulanmasını gündeme getirecek " denildi
Avrupa Komisyonu,
Yeşil Hat üzerindeki geçiş noktalarını genişleterek,
Bostancı ve Lokmacı barikatlarını, yeni geçiş
noktaları olarak listesine eklediğini duyurdu. Konuyla ilgili olarak,
gerekli yasal düzenlemelerin de yapıldığı öğrenildi.
AB Komisyonu
tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu
karara atıfta bulunularak, "bu yeni geçiş noktalarının
açılması, tamamen tarafların vereceği karara
bağlı. Bu kararın verilmesi, yeni önlemin
uygulanmasını gündeme getirecek " denildi.
Açıklamada,
yeni önlemle birlikte, Yeşil Hat üzerinde insan ve mal geçişi
yanında, ada içi ticaretin kolaylaşacağı belirtildi.
AB
tarafından finanse edilen Kıbrıs'ın
mayınsızlaştırma projesi çerçevesinde,
Bostancı
bölgesindeki çalışmaların hemen hemen
tamamlandığı hatırlatıldı.
Bu
çalışmanın, her iki tarafın da Bostancı geçiş
noktası üzerinde, pratik düzenlemeler yapmasına olanak
tanıyacağı vurgulandı.
KIBRIS 21/04/05
Kıbrıs nereye?
TESEV'in 'Quo Vadis Cyprus? - Kıbrıs Nereye?' konulu
çalışma raporunda, 17 Nisan'da KKTC Cumhurbaşkanı seçilen
Mehmet Ali Talat döneminde Annan Planı temelinde tarafları yeniden
masaya oturtabilmenin şartları tartışmaya
açılıyor. Kıbrıs'ta çözüm mümkün mü?
Ankara Anlaşması'nın 10 yeni AB ülkesine uyarlanması
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 'tanınması' anlamına gelecek
mi?
Galatasaray Üniversitesi'nden Prof. Işıl Karakaş, protokolün AB
Konseyi ile imzalanacak olmasının 'üstü kapalı tanınma'
sayılamayacağını anlattı.
TESEV Dış Politika Direktörü Mensur Akgün'ün yönettiği panelde
AB üyesi olan Güney Kıbrıs'la Kuzey'i eşit şartlarda
birleştirecek açılımlar ele alındı. Can Paker'e göre
'Rum kesimi hayır dedi diye Annan Planı çöpe atılamaz!' Annan
Planı temelinde müzakerelere yeniden başlanması yönünde TESEV'in
atağa geçeceğini belirten Paker'in yaklaşımı
şöyle: "Zorlukların farkındayız. Papadopulos'un
uzlaşmaz tutumunu, Türkleri azınlık olarak görmek
istediğini biliyoruz. Ama yine de uluslararası toplumun harekete
geçebileceğini ve Kıbrıs sorununun kazasız belasız
çözülebileceğini düşünüyoruz."
Talat'ın seçimi, AB çevrelerinde ve ABD'de olumlu karşılansa da
referandumda Annan Planı'na 'hayır' demelerine karşın AB
üyesi olan Güney Kıbrıs'ı masaya oturmaya zorlamak kolay
değil. Çünkü dünya, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak Rumları
tanıyor. Rum yönetimi Türk askeri varlığı adadan çekilmedikçe
müzakere kapısını açmıyor. Oyunu yeniden başlatmak,
Rumların elinde. Güney Kıbrıs istemedikçe, Annan
Planı'nı canlandırmak güç olacak. Kopenhag'da Güney'e 'tek
başına' AB yolu açılmakla, referandumun silahı etkisini
kaybetmişti. Nitekim Kuzey'den çıkan 'evet' oyları AB
üyeliğine yetmedi.
Sonuçta 'Atı alan Üsküdar'ı geçti!'
AB Konseyi, bu saatten sonra üyesi olan bir devlete Türklerle masaya
oturmaları yönünde ne kadar baskı yapar?
TESEV'in panelinde dış politika uzmanı Sylvia Tiryaki'nin
analizi hayli gerçekçiydi: "Kıbrıslı Rumlar tümüyle olmasa
bile, şu anda görevde bulunan siyasi liderleri, Türklerle iktidarı
paylaşmaya ve eşit siyasal haklara sahip olmaya hazır ve istekli
durmuyorlar. Şu anda top Rumların sahasında. Papadopulos,
hayaline ulaşmak için iki önemli faktörü kullanacak gibi gözüküyor:
Türkiye'nin AB'ye girme özlemi ve AİHM'nin Kıbrıslı
Rumların Kuzeydeki malvarlığıyla ilgili almış
olduğu kararlar."
Tiryaki'ye göre Kıbrıs'ın 'bölünmüş statüsü'yle AB üyesi
yapılması hataydı ancak buna rağmen AB, 'Kafasını
kuma gömmeyi tercih ediyor.' Kuzey'deki çözüm iradesine yeterli siyasal
desteği vermiyor.
Kıbrıs nereye? diye sorarken, 'platonik' beklentilerle 'çözüm'e
ulaşmaktaki gerçeklik arasındaki zorlukları görebilmeliyiz.
DERYA SAZAK
MILLIYET 22/04/05
|
|
|
|
|
||
|
|
|
|
|
|
|
|
||
|
|
|
|
22 Nisan 2005 Parti 21
Mayısta olağanüstü kurultaya gitme kararı aldı. |
|
Parti meclisinde Talatın
cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle mecliste boşalan bir
milletvekilliği için Haziran sonunda ara seçim yapılması için
çalışma başlatılması
kararlaştırıldı.
Koalisyon ortağı Demokrat Parti meclisi de
yeni hükümetin programı ve protokolüne ilişkin son durumu
değerlendirdi. Koalisyon hükümeti, Başbakan Talatın yarın
istifa etmesiyle daha önce iki parti arasında varılan anlaşma
gereği yeniden kurulacak.
Ferdi Sabit Soyer başkanlığında
kurulması kesinleşen yeni hükümette CTP-BGnin 7, DPnin ise 3
bakanlığı olacak.
AB sopasıyla Rum
başkan davet edildi
22/04/2005
RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs'ta bölünmüş kent Lefkoşa'nın Rum
Kesimi'ni yöneten belediye başkanının, Ankara'daki Avrupa
başkentleri belediye başkanlarının
katılacağı toplantıda yer alabilmek için AB
sopasını kullandığı iddia ediliyor.
Boykota
çağırdı
Kıbrıs Rum Kesimi'nde yayımlanan Simerini gazetesinin haberine
göre, Ankara'da bugün düzenlenecek toplantıya Belediye Başkanı
Mihalakis Zambelas davet edilmedi. Bunu öğrenen Zambelas AB
başkentlerini temsil eden belediye başkanlarını arayarak
kendisine davetiye gelmediği takdirde toplantının boykot
edilmesi çağrısında bulundu. Gazetenin iddiasına göre,
Zambelas'ın bu girişimi sonuç verdi. Bu şekilde amacına
ulaşan Zambelas, "Avrupalı belediye başkanları durumu
Türkiye'ye şikâyet edip toplantıyı boykot ile tehdit edince
salı günü aniden davetiye elime ulaştı"
açıklaması yaptı. Simerini, belediye başkanının
açıklamalarını "Zambelas Türk inadını yendi"
başlığı ile duyurdu.
Kıbrıs'taki tehlike
RADIKAL
22/04/05
Talat'ın
KKTC cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle; 1)
Kıbrıslı Türkler Annan Planı temelinde adanın yeniden
birleşmesi yönündeki kararlılıklarını yineledi, 2)
Kuzey Kıbrıs'ta toplum-lider uzlaşması sağlandı
3) Denktaş iktidarı resmen bertaraf edildi.
Üç veri de Kuzey Kıbrıs'ta bundan böyle 'dünya'yla uyumlu bir çizgide
siyaset üretilip uygulanmasını kolaylaştıracak. Ancak bu,
söz konusu siyasetin sonuç alabilmesi için başlı başına
yeterli değil. Sonuçtan kastım, kısa vadede Kıbrıslı
Türkler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması,
uzun vadede de Kıbrıs sorununun Annan Planı temelinde çözülüp
Kıbrıslı Türklerin AB'ye dahil edilmesi. Söz konusu siyaseti
yetersiz bulmamın nedenleri ise, adanın güneyinde bir
karşılığının bulunmaması ve
uluslarararası toplumun, bu
karşılıksızlığı gidermede etkisiz kalması.
İşin kötü tarafı şu: Bu
karşılıksızlık ve etkisizliğin sürmesi, sonuçta
Talat'ın altını oyabilir. Kıbrıs sorununun çözümü için
ortaya koydukları çaba, Kıbrıslı Türklere yakın
gelecekte politik, ekonomik ve sosyal kazanımlar getirmezse, Talat'ın
öncülüğünü yaptığı siyaset anlayışı da
tıkanma noktasına gelebilir. Bir başka deyişle Türk
tarafının halihazırda elinde tuttuğu moral çek makul
vadede, nakde çevrilemezse, Talat'ın kredisi azalmaya başlayabilir.
Şu üç noktayı unutmamakta yarar var: 1) Türkiye'nin
halihazırdaki çözüm yanlısı siyasi iradesinin kalıcı
olacağının hiçbir güvencesi yok, 2) Bu iradenin azalması ya
da ortadan kalkmasına koşut olarak Kuzey Kıbrıs'ta 'statuqo
ante'ye dönüş özlemindeki siyasi ve toplumsal güçler pekâlâ yeniden
yükselişe geçebelir 3) Yukarıda bahsettiğim
karşılıksızlık ve etkisizlik ancak ve ancak
çözümsüzlüğü pekiştirir.
Talat'ın işi zor. Üstelik önünde yalnızca Kıbrıs
sorunu yok, bir de KKTC sorunu var. KKTC sorunu, Kuzey Kıbrıs'ın
ekonomik durumundan Kıbrıslı Türklerin kimlik
bunalımına, Türkiye ile ilişkilerine kadar birçok durumsal ve
yapısal uzantıları bulunan geniş ölçekli bir sorun.
Zaten geçen pazar günü Talat'ın cumhurbaşkanlığına
getirilmesiyle olgunlaşan süreç, Kıbrıslı Türklerin kimlik
bunalımının sokağa taşmasıyla
yeşermişti. Giderek bir varoluş mücadelesi biçiminde toplumsal
bir harekete evrilip siyasi değişimi zorlamaya başlayan bu
sürecin dönüm noktası, Kıbrıslı Türklere çözüm ve AB üyeliği
perspektifi sunan Annan Planı olabilir, ancak çıkış
noktası Denktaş iktidarına ve destekçisi Türkiye'ye
karşı yılların birikiminden kaynaklanan bir
başkaldırı niteliğindeki 'Bu Memleket Bizim' platformuydu.
Buradaki 'biz' Kıbrıs Türk toplumuyken, ister istemez
çağrıştırılan 'siz' ise Denktaş iktidarı ve
destekçisi Türkiye'ydi. Zaten söz konusu platform, 1999 yazında
Kıbrıslı Türklerin siyasi temsilcileriyle Türkiye'nin adadaki
askeri yetkililerini karşı karşıya getiren 'paşa
krizi' ve muhalif gazeteciler üzerinden basını sindirmeye yönelik
'casus komplosu'nun Kıbrıs Türk toplumunda yol açtığı
infialin sonucunda kuruldu. Aynı dönemde meclisin basılıp
darmadağın edilmesine, Saray'ın saldırıya
uğramasına yol açan 'bankazede isyanı' da bu infiale, maddi bir
boyut getirdi.
Annan Planı'nın yüzde 65'e varan ölçüde destek görmesinin
ardında yatan nedenlerden biri de, sunduğu çözüm ve AB üyeliği
perspektifiyle Kıbrıslı Türkler için kimlik bunalımı
dahil, KKTC sorununun sonunu müjdelemesiydi.
Dolayısıyla Annan Planı'nın Rumlarca reddedilmesi,
Kıbrıs sorunu gibi KKTC sorununun çözümü için de eşşiz bir
fırsatın heba edilmesine yol açtı. Kıbrıslı
Türklerin, referandumun sonucundan ötürü Rumlara yönelik olarak duyduğu
hayal kırıklığının, içten içe öfkenin temel
nedenlerinden biri bu. Baştan sona da haklılar.
Talat, pragmatist, realist ve vizyoner bir lider profili çizmeyi
başardığı için Kıbrıslı Türkler
tarafından önce başbakan, sonra da cumhurbaşkanı
yapıldı. Ancak konumunu koruyabilmesi ve daha da ileri götürebilmesi
bir noktadan sonra Talat'ın meziyetlerini aşıyor.
Kıbrıs'ta çözümün anahtarı Papadopulos'un elinde. Ancak
Papadopulos'u kapıya doğru yöneltmek de başta AB, BM ve ABD
olmak üzere uluslararası toplumun elinde. Talat ne kadar yetenekli bir
çilingir olursa olsun kilidi tek başına açamaz ve bir noktada
uğraşmaktan vazgeçebilir.
Talat'tan CTP'ye veda
Dün
akşam toplanan CTP-BG Parti Meclisi'nde, yeni döneme ilişkin kararlar
alındı; ardından Başbakan Talat'ın,
cumhurbaşkanlığı makamına geçtikten sonra
tarafsız olacağını açıklamasıyla duygusal anlar
yaşandı...
Talat'tan
CTP'ye veda
ARA
SEÇİM 26 HAZİRAN'DA... CTP/BG Genel Başkanı, Başbakan
Mehmet Ali Talat toplantıdan sonra gazetecilere yaptığı
açıklamada, kendisinin istifasından sonra parti genel sekreteri Ferdi
Sabit Soyer'in başbakan adayı olacağını, pazartesi
günü gerekli istişarelerden sonra görevlendirmenin
yapılacağını söyledi. Talat, toplantıda CTP-BG
Olağanüstü Kurultayı'nın 21 Mayıs'ta parti
başkanlığı seçimi gündemiyle toplanması, Lefkoşa
milletvekilliği ara seçiminin de 26 Haziran'da yapılması
kararlarının alındığını açıkladı
"PARTİ
MECLİSİNE KATILMAM DOĞRU OLMAZ"... Başbakan Mehmet Ali
Talat, Cumhurbaşkanı olduktan sonra parti meclisine onursal üye
olarak katılabileceğini söyleyen Talat, "Anayasal olarak parti
meclisine katılabilirim. Kısıtlamalar var. Parti
başkanı olamam ve parti kararları da beni bağlamaz. Bunun
dışında partinin bütün faaliyetlerine katılabilirim. Ancak
katılmam doğru olmaz" dedi. Talat'ın veda
niteliğindeki konuşmasıyla CTP'liler arasında duygusal
anlar yaşandı
KIBRIS 22/04/05
Erdoğan: KKTC'ye yönelik tecrit kalkmalı
TC
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'ye uygulanan
ambargoların kalkması gerektiğini söyledi.
AA'nın
haberine göre, Fransa'da yayınlanan haftalık Le Point dergisinin dün
çıkan sayısında soruları yanıtlayan Erdoğan,
"AB üyeliğinin Rum kesimini tanımaktan geçip
geçmediğine" ilişkin bir soruya "Hayır"
yanıtını verdi.
Erdoğan,
"Bu soruna çözüm BM çerçevesinde bulunmalı. BM planını
kabul etmekle Türkiye ve KKTC, Kıbrıs'ta barış
istediğini gösterdi. Plana 'Evet' diyen KKTC'ye yönelik ekonomik, ticari,
sosyal, kültürel ve sportif tecrit artık kalkmalıdır" dedi.
KIBRIS 22/04/05
|
Rumlardan saygı duruşu |
|
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA Kıbrıs Rum yönetimi parlamentosu önceki akşam sözde Ermeni soykırımını andı ve bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas Ermeni soykırımı Jön Türkler yönetiminin 1915te gerçekleştirdiği, insanlık tarihinde eşi görülmemiş suçlardan biridir. Türkiye ise inatla bunu reddetmektedir dedi. Rum kesiminde yarın ayin düzenlenecek ve protesto gösterisi yapılacak. |
|
HURRIYET 23/04/05
Soyer,
gelecek hafta başbakan
KKTC'de
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Parti Meclisi, Başkan Vekilliği'ne
Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer'i getirdi. Böylece, yeni CTP - Demokrat Parti
koalisyon hükümetinin Soyer başkanlığında kurulması
kesinleşti. Mehmet Ali Talat'ın
cumhurbaşkanlığını devraldıktan sonra, pazartesi
Soyer'i hükümeti kurmakla görevlendirmesi bekleniyor.
MILLIYET
23/04/05
RAUF DENKTAŞ'A TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ
Bizim, KKTC
eski Cumhurbaşkanı sevgili Rauf Denktaş ile sevgi ve kavga
karışımı bir ilişkimiz vardır. Bir dönemler
aynı görüşleri paylaştık, omuz omuza mücadele ettik. Bir
dönem oldu, görüşlerimiz değişti, birbirimize ters düştük
ve karşışıklı amansız bir eleştiri
kampanyası açtık. Ben O'nu "Kıbrıs Türk toplumunu,
Rumlarla birlikte AB'ye sokturacak tarihi bir fırsatı
kaçırmakla" suçladım, O da beni "Kıbrıs
davasına ihanetle" suçladı. Rauf Denktaş'ın ters
tarafına düşmenin, onun karşısına çıkmanın
ne denli tehlikeli olduğunu bilenlerdenimdir. Ancak karşılıklı
sevgimiz hiçbir zaman eksilmedi. En sert günlerde dahi birbirimizi sevdik,
saydık.
50 yıl süreyle -doğru veya yanlış- bir davaya sahip
çıkabilmenin ve bu uğurda dört cephede savaşmanın ne demek
olduğunu en iyi Rauf bey bilir.
Önce kendi toplumu içinde mücadele etti. İhanetlere de uğradı,
sırtından bıçıklayanları da gördü.
Diğer cephesi Türkiye'deydi.
Türkiye'ye toz kondurmadı. Son dakikaya kadar, Türkiye ne istediyse onu
yaptı. Bir gözü Genelkurmay'da, öbür gözü de sivil hükümetteydi.
Hükümetle, Asker aynı görüştelerse, sorgusuz sualsiz Ankara'dan gelen
ricalara uyar; eğer ikisi arasında görüş farkı
doğarsa, son dakikaya kadar bekler ve hangisi daha dişli
çıkarsa, onun yanında yer alırdı. Ankara, olmadık
zamanlarda olmadık isteklerle ortaya çıktı. Denktaş'ı
çok güç durumlarda bıraktı. Anavatanın
çıkarlarını KKTC'nin önünde tuttu. Zamanında,
Denktaş'ı ve mücadele arkadaşlarını aforoz dahi etti.
Rauf bey yılmadı, alınmadı, kızmadı ve
Ankara'nın sözünden çıkmadı.
Üçüncü cephesi, Rumlar ve Atina oldu. Oradan gelen mesajları, politik
tuzakları sürekli izledi ve Ankara'yı uyardı.
Dördüncü cephe ise, Uluslararası kamuoyu oldu.
1974 sonrasında belki daha kolaydı, ancak son yıllarda pek
başa çıkamadı. Barışı engelleyen insan
damgasını yedi ve kurtulamadı. Aslında, son üç
yıldır bu rolü de bilerek oynadı.
RAUF BEYİ,HEP İYİ ANMAK İSTERİZ
Rauf Denktaş, Annan planını engellemese, Kopenhag, hemen
ardından Lahey'de gelen altın fırsatı kaçırmasa, bugün
hala Cumhurbaşkanlığı köşkünde oturuyor ve Avrupa
Birliğine Türk varlığını sokmanın keyfini
yaşıyor olacaktı.
Olmadı, ne yapalım. İlerdeki kuşaklar belki onun sık
sık kulaklarını çınlatacaklar ve "Ah baba, neden bizi
geride bıraktın? Neden Rumlara bu olanağı
sağladın?" diyeceklerdir. Ancak, artık eski defterleri
kapatalım.
Rauf Denktaş bundan sonra köşesine çekilmeyecektir. Ayrıca
çekilmemeli ve deneyimleriyle herkese yardımcı olmalıdır.
Buna karşılık, bizim görmek istemediğimiz veya tercih
etmeyeceğimiz, Rauf Denktaş'ın bundan sonra bir "huysuz
ihtiyar" olması, Ada'da ve Türkiye'de kendi gibi düşünenleri
örgütlemeye çalışıp, bir cephe kurması, kampanyalar
açmasıdır.
Tarihin akışını kimse engelleyemez.
Churchill bile, 2 inci Dünya Savaşını kazanıp omuzlarda
taşındıktan kısa bir süre sonra, iktidarını
kaybedivermişti.
Bugünkü Kıbrıs, artık dünkü Kıbrıs değildir. Türk
toplumu da, Türkiye'de aynı değillerdir. Koşullar
değişmiş, düşünceler
farklılaşmıştır. Dünya değişmektedir.
Bizim kuşağımız, kavga eden yaşlı bir
Denktaş değil, akil adam Denktaş'ı görmek istiyor.
Hangi yolu seçerse seçsin, Rauf bey'e hepimizin büyük bir teşekkür borcu
var. Farklı düşünse dahi, bizim gibi o da kendi toplumunun
çıkarları için mücadele etmiştir.
Güler yüzüyle, esprileriyle Denktaş beyi çok arayacağız ve onu
hep kalbimizde taşıyacağız. Görüşlerini alacağız,
değerlendireceğiz, büyük olasılıkla bu görüşleri
benimsemeyeceğiz, ancak yine de Rauf beyi hep seveceğiz.
*
*
KIBRIS NEDEN
BİRLEŞEMEDİ?
Niyazi Kızılyürek
54 yaşında Kıbrıs'lı bir Türk bilim adamı.
Sayısız makaleleri ve kitapları var. Özelliği, Ada 1974'te
ikiye bölündükten sonra Güney ıbrıs'a geçip, Kıbrıs
Üniversitesinin Türkoloji bölümünde ders vermeye başlaması. Bundan
dolayı, fanatik Türkler tarafından vatan haini olarak görüldü. Zor
dönemler geçirdi, ancak ısrar etti. Hem Türk, hem de Rumların tutkularını
içlerinde yaşayarak gördü. Kıbrıs'ın hem Türk, hem de Rum
Milliyetçiliğinin tutsağı olduğunu bizzat gözlemledi.
Bu kitap (Doğmamış Bir Devletin Tarihi- Birleşik
Kıbrıs Cumhuriyeti) Kıbrıs'ın neden
birleşemediğini, daha doğrusu neden birleşemeyeceğini
anlatıyor.
İletişim yayınlarının (0212 516 22 60-61)
çıkardığı bu kitabı, Kıbrıs'ta gerçekten ne
olduğunu merak edenlere tavsiye ederim. Kızılyürek'in
saptamaları son derece net ve çarpıçı.
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET
23/04/2005
KKTCde
tarihi gün
KKTCde cumhurbaşkanı seçilen
Mehmet Ali Talat, bugün görevi Cumhurbaşkanı Rauf Denktaştan
devralacak.
|
NTV |
|
|
|
24 Nisan 2005 KKTC Yüksek Seçim Kurulu, Talatın
cumhurbaşkanlığı seçim zaferini resmen ilan etti. Talat
oyların yüzde 55.6sını, UBP lideri Derviş Eroğlu
ise 22.7sini aldı. |
KKTC
cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat, bugün
devir teslim töreni öncesi saat 16.00da Cumhuriyet Meclisinde ant içecek.
Daha sonra Cumhurbaşkanlığına giderek görevi Rauf
Denktaştan devralacak.
Devir teslim törenine Dışişleri
Bakanı Abdullah Gülde katılıyor. 1. Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaşın veda konuşmasından sonra 2.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat teşekkür konuşması
yapacak. Devir teslim töreni 18.30da tamamlanacak. Talat akşam da halka
açık bir resepsiyon verecek.
Cumhurbaşkanı Denktaş bugün
Talatın istifasını kabul etti. Yeni hükümet kuruluncaya kadar
Başbakanlığa Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş vekalet edecek.
HAZİRANDA ARA SEÇİM
Talatın cumhurbaşkanı seçilmesinin
ardından CTP-Birleşik Güçler başkan vekilliğine Genel
Sekreter Ferdi Sabit Soyer getirildi. Parti 21 Mayısta da olağanüstü
kurultaya gitme kararı aldı.
Parti meclisinde Talatın
cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle mecliste boşalan bir
milletvekilliği için Haziran sonunda ara seçim yapılması için
çalışma başlatılması da
kararlaştırıldı.
KOALİSYON YENİDEN KURULACAK
Koalisyon ortağı Demokrat Parti meclisi de
yeni hükümetin programı ve protokolüne ilişkin son durumu
değerlendirdi.
Koalisyon hükümeti, Başbakan Talatın
istifa etmesiyle daha önce iki parti arasında varılan anlaşma
gereği yeniden kurulacak. Ferdi Sabit Soyer
başkanlığında kurulması kesinleşen yeni hükümette
CTP-BGnin 7, DPnin ise 3 bakanlığı olacak.
Talat'ın istifası yürürlüğe kondu
KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı Talat, yarın CTP'den
ayrılıyor
23 Nisan, 2005 17:29:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC
Cumhurbaşkanlığı'na seçilen ve Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'tan yarın görevi devralacak Mehmet Ali Talat'ın
Başbakanlık'tan istifası yürürlüğe girdi.
Başbakanlık'tan
alınan bilgiye göre, dilekçesini bugünden geçerli olacak şekilde dün
Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunan Talat'ın istifası,
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bugün cevabi yazısıyla
kabul edildi.
Cumhurbaşkanlığı'na seçilen Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'a sunduğu hükümet istifası ve
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın onayı Resmi Gazete'de de
yayımlandı.
Resmi Gazete'de, yeni hükümet atanıncaya kadar mevcut hükümetin devam
edeceği ve Başbakanlık makamına Başbakan
Yardımcısı ve DışişleriBakanı Serdar
Denktaş'ın vekalet edeceği belirtildi.
CTP'den yarın
ayrılıyor
Talat'ın, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Başkanlığı
ve partideki görevlerinden yarın ayrılacağı belirtildi.
Talat'ın milletvekilliğiyse Cumhurbaşkanlığı
görevine başlamasıyla sona erecek. KKTC'de 17 nisanda
yapılan seçimi kazanmasının ardından, Yüksek Seçim
Kurulu'nun 'Cumhurbaşkanlığı'nı mı,
milletvekilliğini mi tercihettiği' sorusuna, 'Cumhurbaşkanlığı
görevini kabul ettiğini' yazılı olarak yanıtlayan Mehmet
Ali Talat, yarın yemin edip Cumhurbaşkanı olmasıyla
milletvekilliğinden de ayrılmış olacak.
Mehmet Ali Talat'ın Başbakanlık'tan istifasıyla 2'inci
Talat Hükümeti de istifa etmiş oldu. Ancak, CTP-DP
ortaklığındaki koalisyon hükümeti,yeni hükümet kuruluncaya kadar,
görevine Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş
başkanlığında devam edecek.
Yeni hükümet, CTP'nin aldığı karar doğrultusunda partinin
Genel Sekreteri ve Gazimağusa milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında
kurulacak.
Yeni dönemde Başbakanlık görevini üstlenecek Soyer'in, pazartesi
günü, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından hükümeti
kurmakla görevlendirilmesi bekleniyor. Soyer'in gelecek hafta içinde kabinesini
oluşturacağı da belirtiliyor.
Hükümet kurma
çalışmaları
Bu arada, altı kez koalisyon ortaklığı yapacak CTP ile DP,
hükümet protokolü çalışmalarını tamamladı.
Koalisyon ortakları, pazartesi günü yapılacak görevlendirmenin
ardından, hükümet programını sonuçlandırılmayı ve
birkaç gün içinde Cumhuriyet Meclisi'ne sunmayı hedefliyor.
Soyer başkanlığındaki yeni hükümetin kurulmasıyla
Talat başkanlığında 8 martta kurulan CTP-DP koalisyon
hükümeti tamamlanmış olacak.
Böylelikle ikinci Talat Hükümeti, yaklaşık bir buçuk aylık
kısa ömrüyle Kıbrıs Türk siyasi tarihine 'en kısa süreli
hükümet' olarak geçecek.
Bakanlıklarda
değişiklik öngörülüyor
CTP ile DP'nin mutabakatına göre, bugüne kadar altısı CTP, dördü
de DP'de olacak şekilde ortaklık yapan iki parti, yeni hükümette
değişiklik yapacak.
DP'ye ait bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı'nın da CTP'ye geçmesiyle kabine yediye üç
şeklinde paylaşılacak. Soyer
başkanlığında başlayacak yeni dönemde, Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birlikte, takas şeklinde
yer değiştirecek daire ve kurumlar da var.
Buna göre, Başbakanlık'a bağlı Enformasyon DairesiDP'ye ait
Dışişleri Bakanlığı'na, DP'ye bağlı
Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki Devlet Planlama Örgütü de
Başbakanlık'a bağlanacak.
Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23'ü CTP, 6'sı da DP'ye ait olmak üzere
mecliste 29 sandalyeye sahip olacak. Lefkoşa milletvekili Mehmet Ali
Talat'ın istifasıyla boşalan bir milletvekilliği içinse bu
yıl haziran ayında ara seçim öngörülüyor. Ancak bunun mümkün
olabilmesi için Meclis çoğunluğuyla 29 nisana kadar karar
alınması gerekiyor.
KKTC'de Talat yemin ediyor
24 Nisan, 2005 02:24:00 (TSİ) CNN TURK
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde
''Rauf Denktaş'sız'' dönem bugün resmen başlayacak.
17 nisanda
yapılan seçimle cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali
Talat, yemin ederek görevi devralacak.
Öğleden
sonra Meclis'te yemin edecek olan Talat, ardından
Cumhurbaşkanlığı Sarayına geçecek. Mehmet Ali Talat,
buradaki devir teslim töreni sonrası görevine resmen başlayacak.
Törene Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de katılacak.
Kuzey Kıbrıs'ta akşam saatlerinde de şenlik düzenlenecek.
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer
Kuzey Kıbrıs'ın yeni başbakanı ise
Cumhuriyetçi Türk Partisi Başkanvekilliğine getirilen Ferdi Sabit
Soyer olacak. Soyer'in, yeni koalisyon hükümetini en kısa sürede
kurması bekleniyor.
Yeni hükümette CTP yedi, DP de üç bakanlıkla temsil edilecek.
KKTC'de
şimdi iş zamanı!
KKTC'de kırk yıllık Denktaş dönemi sona erdi. Şimdi
tüm güçler Talat'ın elinde. Hem cumhurbaşkanı, hem de iktidarda
onun partisi var. Yani iş yapmasını engelleyecek, ayak
bağı olacak, mazeret üretmesine neden olabilecek hiçbir etken yok.
Talat, yıllarca, iş üretemediği için Denktaş ve
arkadaşlarını eleştirdi. KKTC halkı da sözlerine güven
duydu ki, kendisine görevlerin en kutsalını verdi. Şimdi icraat
zamanı. Talat, bugüne kadar eleştirdiği ne varsa en iyisini
yapmalı ki, halk başlattığı değişim
sürecinin meyvelerini görmeye başlasın.
Yıllar çok çabuk gelip geçiyor. Baksanıza Demirel gibi Denktaş
da köşesine çekildi. Önemli olan geride hoş seda bırakabilmek.
Bu aşamada Denktaş'a huzurlu bir emeklilik dönemi, Talat'a da
başarılar diliyoruz. Ama bu konuya girmemizin asıl nedeni,
seçimlerden dolayı askıya alınan bir konunun ivedilikle çözüme
kavuşması.
Bilindiği gibi KKTC'deki üniversitelere, YÖK'ün belirlediği kurallara
göre ÖSYM'ce yerleştirme yapılıyor. Her ne kadar kendi YÖK'leri
olsa da, bizdeki genel kurallar geçerli. Yoksa diplomalarını
tanımıyoruz.
TBMM'den önceki ay öğrenci affı çıktı ve
yasallaştı. 2000 Haziran'ından sonra her ne gerekçeyle olursa
olsun üniversitelerden ilişkisi kesilenlere yeni bir af getirildi. Ama bu
af, KKTC'de geçerli değil. Geçerli olabilmesi için KKTC meclisinin de
böyle bir karar alması ya da KKTC YÖK'ünün Türkiye'de alınan af kararının
KKTC üniversiteleri için de geçerli olduğunu ilan etmesi gerekiyor. Ama
tık yok.
Bu durumdaki öğrencileri rahatlatıcı bir karar, umarım hiç
zaman geçirilmeden hemen alınır...
** * * *
ABBAS GUCLU MILLIYET
24/04/2005
Yunanistan
memnun, Rumlar zafer havasında
COREPER,
Türkiye'yi aralarında "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin de
bulunduğu 25 üyeyleGümrük Birliği'ni uygulamaya ve Rum
bandıralı gemilerle Rum menşeli ürünleri engellememeye
çağırdı
Yunanistan
memnun, Rumlar zafer havasında
Avrupa
Birliği'nin Türkiye ile ilişkilerinin görüşüleceği
Ortaklık Konseyi toplantısına (COROPER) sunulacak ortak tutum
belgesi, Güney Kıbrıs ve Yunanistan'da son derece tatmin edici
bulundu.
Yunanistan
Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, AB
dışişleri bakanlarının üzerinde
anlaştığı belgedeki Kıbrıs'la ilgili maddeleri
memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı.
Yunan
dışişleri kaynakları, belgede Heybeliada Ruhban Okulu'nun
açılması gereğinden, Rum vakıflarının
korunmasından ve Bozcaada ile Gökçeada Rumlarından ilk kez söz
edilmesinin de memnuniyetle karşılandığını
belirtti.
Rum yönetimi
lideri Tasos Papadopulos da, Kıbrıs'la ilgili maddelerin 25 üye ülke
tarafından benimsenmiş olmasının
haklılıklarını kanıtladığını
savundu. Rum dışişleri bakanı Yorgo Yakovu da, diğer
saptamalara ek olarak Kıbrıs sorununa Avrupa Birliği ilkeleri
çerçevesinde çözüm önerilmesini takdirle
karşıladıklarını söyledi. Yakovu, raporun
Rumların beklentisinin üstünde olduğunu belirtti.
İngiltere'den
önce ret sonra onay
Yunan
gazeteleri, COREPER'in ilk hazırladığı raporda
Rumların talep ettikleri ve nihai raporda da yer alan maddelerin
İngiltere tarafından reddedildiğini ancak İngiltere'nin son
anda nihai raporu onaylamak zorunda kaldığından söz ettiler.
Buna gerekçe
olarak da, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in İngiltere'de
yapılacak genel seçimlerde, orada yaşayan Kıbrıs Rum
kökenlilerin oylarını kaybedeceğinden endişe duyduğu
iddiasını gösterdiler.
Güneyde zafer
havası
Rum gazeteleri
de, AB Daimi Temsilciler Konseyi'nin (COREPER) önceki günkü birleşiminde
üzerinde uzlaşmaya varılan metinle ilgili haberi okuyucularına
zafer havası içinde aktardı.
Gazeteler,
COREPER'in uzlaştığı metnin, Rum yönetiminin
beklentilerinin de üzerinde olduğu, Türkiye'ye yeni bir şamar
teşkil ettiği yorumlarında bulundu.
Simerini haberi
"Özellikle Ankara İçin Avrupa Düğümü - COREPER Kıbrıs
Cumhuriyeti'ni Zırhlandırıyor - Türkiye 25 Üye'yle Gümrük
Birliğini Uygulamaya Çağrılıyor - Ürünler ve
Kıbrıs'tan Gemilerle İlgili Özel İfade"
başlık ve spotlarıyla manşete çekti.
Gazete sürekli
perde gerisi çabalar sonrasında ve İngiltere'nin Güney
Kıbrıs aleyhine metodlamalarına rağmen COREPER'in önceki
gün; Rum tarafının beklentilerinin de ötesinde bir metin üzerinde
mutabık kaldığını yazdı.
Gazete
COREPER'in Ankara'yı; Gümrük Birliği'ni 25 üye ülkeye genişleten
protokolü imzalamaya ve uygulamaya çağırdığını,
"Kıbrıs Cumhuriyeti"ne özel atıfta bulunduğunu ve
Türkiye'yi; Güney Kıbrıs limanlarından çıkış
yapan Rum bandıralı gemileri ve Rum menşeli ürünleri
engellememeye çağırdığını kaydetti.
KIBRSI 24/04/05
Hükümet
istifa etti Soyer hükümeti haftaya
Başbakan
Mehmet Ali Talat, hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı
Denktaş'a sundu. Yarın düzenlenecek törenle
cumhurbaşkanlığı görevini devralacak olan Talat, yeni
hükümeti kurma görevini ı CTP/BG genel başkan vekili pazartesi Ferdi
Sabit Soyer'e verecek
Hükümet istifa
etti Soyer hükümeti haftaya
DENKTAŞ
İSTİFAYI KABUL ETTİ...Talat, 20 Şubat seçimlerinin
ardından kurulan hükümetin istifasını, dün Bakanlar Kurulu'nu
ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Denktaş'a bir
yazı ile sundu. Denktaş, Talat'ın yazısına bugün
yazıyla yanıt vereceğini ve istifayı kabul ettiğini
bildireceğini kaydetti. Hükümetin istifası bugünden geçerli olacak
SERDAR
DENKTAŞ VEKALET EDECEK... Denktaş, yeni hükümeti kurma görevini yeni
cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın vereceğini söyledi ve
"Yeni hükümet kuruluncaya kadar, hükümet, Serdar'ın vekâletinde devam
edecek" dedi
HÜKÜMET
PROTOKOLÜ TAMAM... Genel başkan vekili, CTP Genel Sekreteri Mağusa
Milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak 3. CTP/BG-DP
koalisyonunun protokol çalışmaları tamamlandı. Yeni
hükümetin programı ise iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar
bazındaki taslak çalışmaların birleştirilmesiyle
tamamlanacak. Koalisyon ortakları, pazartesi günü yapılacak
görevlendirmenin ardından programı sonuçlandırılmayı
ve birkaç gün içinde meclise sunmayı hedefliyor
Ülkemizde 20
Şubat seçimlerinin ardından kurulan ve 17 Nisan
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dek işbaşında
kalacağı açıklanan Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik
Güçler (CTP-BG)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti istifa etti.
24 Nisan'da
cumhurbaşkanlığını devralacak olan CTP/BG Genel
Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümetin
istifasını dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu.
Hükümetin istifası bugünden geçerli olacak.
Denktaş,
Talat'ın yazısına bugün yazıyla yanıt vereceğini
ve istifayı kabul ettiğini bildireceğini kaydetti.
24 Nisan Pazar
günü yemin ederek cumhurbaşkanlığını devralacak olan
Talat, yeni hükümeti kurma görevini önümüzdeki hafta başı CTP/BG
genel başkan vekili Ferdi Sabit Soyer'e verecek.
Görevlendirmenin
büyük olasılıkla 25 Nisan Pazartesi günü yapılması
bekleniyor.
Daha önce iki
parti arasında varılan anlaşma gereğince CTP/BG-DP
koalisyon hükümeti, 20 Şubat seçim sonuçlarına göre yeniden
şekillendi. Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak
hükümette, CTP/BG'nin 7, DP'nin de 2 bakanlığı olacak.
Soyer
başkanlığında kurulacak 3. CTP/BG-DP koalisyonunun protokol
çalışmaları tamamlandı. Yeni hükümetin programı ise
iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak
çalışmaların birleştirilmesiyle tamamlanacak. Koalisyon
ortakları, pazartesi günü yapılacak görevlendirmenin ardından
programı sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde meclise
sunmayı hedefliyor.
İstifa
Bakanlar Kurulu ziyaretinde
Hükümetin
istifası, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Bakanlar
Kurulu'nu ziyareti sırasında kendisine sunuldu.
CTP Genel
Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümeti
istifasını, Bakanlar Kurulu'nu ziyareti sırasında bir
yazı ile Denktaş'a iletti.
Denktaş,
Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu'na veda ziyareti
sırasında gazetecilerin soruları üzerine, Talat'ın
yazısına bugün yazıyla yanıt vereceğini ve
istifayı kabul ettiğini bildireceğini kaydetti. Denktaş, bu
nedenle bugün Talat'la hükümetin istifasına ilişkin herhangi bir
görüşme yapılmasına gerek kalmadığını
kaydetti.
Denktaş,
yeni hükümeti kurma görevini yeni cumhurbaşkanının
vereceğini de söyledi.
Denktaş,
bu açıklamayı da Özel Gebze İlköğretim Okulu heyetini
kabulü sırasında gazetecilerin sorusu üzerine yaptı. Denktaş,
Başbakan Talat'ın hükümetinin istifasını bugünden geçerli
olarak kendisine sunduğunu belirterek, "Ben de bugünden itibaren
kabul ettiğimi söylüyorum. Dolayısıyla yeni hükümet kuruluncaya
kadar Serdar'ın vekâletinde devam edecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, bir başka soru üzerine, yeni hükümeti kurma görevini yeni
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın vereceğini ifade etti.
Protokol
çalışmaları tamamlandı
Öte yandan
Talat'ın cumhurbaşkanlığının ardından yeni
hükümetin en kısa sürede göreve başlaması için
çalışmalar sürüyor.
Genel
başkan vekili, CTP Genel Sekreteri Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit
Soyer başkanlığında kurulacak 3. CTP/BG-DP koalisyonunun
protokol çalışmaları tamamlandı.
Yeni hükümetin
programı ise, iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar
bazındaki taslak çalışmaların birleştirilmesiyle
tamamlanacak. Koalisyon ortakları, pazartesi günü yapılacak
görevlendirmenin ardından programı sonuçlandırılmayı
ve birkaç gün içinde meclise sunmayı hedefliyor.
Protokol
çalışmalarını tamamlayan, programla ilgili
çalışmalarında son noktayı görevlendirme sonrasına
bırakan koalisyon ortaklarının dün ve bugün herhangi ortak bir
toplantı planlamadıkları da öğrenildi.
Koalisyon
ortaklığına yaklaşık 1.5 yıldan beri
başkanlık eden CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali
Talat'ın cumhurbaşkanlığını resmen
devralmasıyla 3. CTP-DP koalisyonu CTP Genel Sekreteri Mağusa
Milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak.
Grup Başkanı olarak görevi alacak Soyer'in 21 Mayıs'ta
yapılacak parti kurultayında başkanlığa seçilmesi
planlanıyor.
CTP'li
hükümetlerin tarihçesi
CTP-BG Genel
Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığındaki ilk
hükümet, aralık 2003 seçimlerinin ardından 13 Ocak 2004'te
kurulmuştu. 1. CTP-DP koalisyonu olarak da adlandırılan 18'inci
hükümetle, CTP-DP koalisyon dönemi de başlamış oldu.
Ancak bu
hükümetin ömrü 9 ay sürdü ve istifalarla ortaya çıkan azınlık
sorunu nedeniyle 1. CTP-DP hükümeti 20 Ekim 2004'te istifa etti. Ülkenin
yaklaşık 4 ay istifa etmiş hükümetle yönetilmesinin
ardından 20 Şubat'ta yapılan erken seçimlerden koalisyonun büyük
ortağı CTP gücünü artırarak çıktı.
20 Şubat
seçimlerinin ardından koalisyon ortakları devam kararı
aldı, ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle
"geçiş" hükümeti kuruldu.
10 Mart'ta
meclisten güvenoyu alan 2. CTP-DP hükümeti, 1. hükümetin devamı
şeklinde ve aynı kabineyle görevini sürdürdü. Ancak
cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından kurulacak 3.
CTP-DP koalisyonun protokolüne ilişkin temel ilkeler ve bakanlık dağılımı
da bu dönemde belirlendi.
Yeni hükümetin
yapısı
Buna göre,
bugüne kadar 6'sı CTP, 4'ü de DP'de olacak şekilde ortaklık
yapan hükümet, pazartesi günü Soyer başkanlığında kurulacak
3. CTP-DP koalisyonunda şekil değiştirecek. DP'ye ait
bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı'nın da CTP'ye geçmesiyle 7'ye 3 oranı
kurulacak.
Soyer
başkanlığında başlayacak yeni dönemde
Çalışma Bakanlığı yanında sınırlı
da olsa takas şeklinde yer değiştirecek daire ve kurumlar da
var.
Buna göre,
Başbakanlık'a bağlı Enformasyon Dairesi DP'ye ait
Dışişleri Bakanlığı'na, DP'nin uhdesindeki
Ekonomi Bakanlığı'na bağlı Devlet Planlama Örgütü de
Başbakanlık'a bağlanacak.
Koalisyon
hükümeti yeni dönemde 23'ü CTP, 6'sı da DP'ye ait olmak üzere Meclis'te 29
sandalyeye sahip olacak. Lefkoşa Milletvekili Talat'ın
istifasıyla boşalan bir milletvekilliği için ise bu yıl
haziran ayında ara seçim öngörülüyor. Ancak ara seçim için Meclis
çoğunluğuyla 29 Nisan'a kadar karar alınması gerekiyor.
Meclis'teki
muhalefet partilerinden UBP'nin 19, BDH'nın ise 1 milletvekili var.
KIBRIS 23/04/2005
Cumhurbaşkanlığı
Müdürü Çağış, Güney Kıbrıs'tan Londra'ya kaçti
|
KKTC
Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinden zimmetine para
geçirdiği suçlamasıyla KKTC polisi tarafından aranmakta olan
Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel
Çağış'ın kısa süre önce Baf Havaalanı üzerinden
İngiltere'ye kaçtığı bildirildi. Güney
Kıbrıs'ta yayınlanan Fileleftheros Gazetesi,
"Denktaş'ın Çağış'ı Londra'ya
Kaçtı" başlığıyla
yansıttığı haberde şunları yazdı: "Sahte
devletin adamları Çağış'ı çeşitli otellerde
arıyorlardı. Diğer ilgililer de onu teslim olmaya ikna etmek
için özgür bölgelere gelmişlerdi. O, köyü olan Tera'ya gitti, ata evini
ziyaret etti ve birkaç gün Baf'ta kaldı. Devamında bir uçağa
atlayarak şu anda bulunduğu Londra'ya kaçtı. Adı,
istenmeyen kişiler listesinde (Stop List) bulunmuyordu. Bu yüzden
Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir suç işlemedi." Gazete
haberin devamında, Çağış'la ilgili olarak
Kıbrıs Türk basınına yansıyan haberlere atıfta
bulundu. |
KIBRIS 23/04/2005
Cumhurbaşkanlığında
devir teslim heyecanı
GÖRKEMLİ
TÖREN... Cumhurbaşkanlığı seçiminden büyük bir zaferle
çıkan Mehmet Ali Talat, 24 Nisan Pazar günü görkemli bir törenle görevi
devralacak. Talat'ın mecliste ant içmesinin hemen ardından 101 pare
top atılacak; gece de halka açık bir resepsiyon verilecek
TÖRENE GÜL DE
KATILACAK... Yarın, Cumhurbaşkanı Rauf Denkaş'ın bu
makamdaki son günü. Pazar günü düzenlenecek törenle göreve Mehmet Ali Talat
resmen başlayacak. Devir teslim törenine, Türkiye Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül de katılacak
KKTC'nin 2.
Cumhurbaşkanı görevine 17 Nisan'da seçilen Mehmet Ali Talat, 24 Nisan
Pazar günü görevi Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan devralacak.
Seçimlerden
yüzde 55'likoy oranı ile büyük bir zaferle çıkan Talat'ın görevi
devralacağı 24 Nisan Pazar günü görkemli bir tören düzenlenecek.
Talat'ın cumhurbaşkanlığını
devraldığı 101 pare top atışı ile tüm dünyaya
ilan edilecek.
Cumhurbaşkanlığı
devir teslim töreni programı açıklandı.
Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de
katılacağı devir teslim töreni öncesinde Talat, Cumhuriyet
Meclisi'nde ant içecek, Atatürk Anıtı'na ve Dr. Küçük'ün Anıt
Tepe'deki kabrine çelenk koyacak ve ardından
Cumhurbaşkanlığı'na gidecek. Devir teslim töreninin
ardından Talat tebrik kabul edecek ve halka açık resepsiyon verecek.
Yağmura
karşı önlem
Devir teslim
töreni için Cumhurbaşkanlığı'nda hazırlıklara
başlandı. Havanın yağmurlu olma ihtimaline karşı
tören alanına brandalar çekilerek altına koltuklar
yerleştirildi.
Saat 16.00'da
ant içecek
Protokol
Dairesi'nden alınan bilgiye göre, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat, Pazar günü saat 16.00'da olağanüstü toplanacak Cumhuriyet
Meclisi'nde ant içecek.
Talat'a saat
15.45'te Cumhuriyet Meclisi'ne gidişinde Cumhurbaşkanı Yaveri
eşlik edecek, aracında fors, bayrak ve plaka bulunmayacak. Cumhuriyet
Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından
karşılanacak Talat, tören kıtasını selamlayacak.
101 pare top
atılacak
Cumhuriyet
Meclisi'ndeki ant içme töreni İstiklal Marşı'yla
başlayacak. Cumhurbaşkanlığı forsu meclis özel
gönderine çekilecek. Talat'ın ant içmeyi tamamlamasının
ardından 101 pare top atışı yapılacak. Resmi binalara
bayrak çekilecek ve gece de aydınlatma yapılacak.
Cumhurbaşkanlığı
andı
KKTC
Anayasası'nın 100. maddesine göre,
Cumhurbaşkanlığı andı şöyle:
"Devletin
varlığını ve
bağımsızlığını, yurdun ve halkın
bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız
egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne demokratik,
laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma;
halkımın refah ve mutluluğu için
çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından
ve temel hak ve özgürlüklerinden yararlanması ülküsünden ve Anayasa ve
yasalara bağlılıktan ayrılmayacağıma; Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yüceltmek ve üzerime
aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için
bütün gücümle çalışacağıma; namusum ve şerefim üzerine
ant içerim."
Çelenkler
konulacak
Yeni
Cumhurbaşkanı Talat, Cumhuriyet Meclisi'ndeki ant içme töreninin
ardından saat 16.40'ta Atatürk Anıtı'na ardından da Dr.
Fazıl Küçük'ün Anıt Tepe'deki kabrine çelenk koyacak. Her iki yerde
de saygı duruşunda bulunulacak, İstiklal Marşı
okunacak ve anıt özel defterleri Talat tarafından imzalanacak.
Sarayda
karşılama
Talat ve
eşi Oya Talat, saat 17.10'da Cumhurbaşkanlığı'na
varışında Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı ve eşi tarafından karşılanacak, tören
kıtasını selamlayacak. Yeni cumhurbaşkanı daha sonra
1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve eşi tarafından
karşılanacak. İki cumhurbaşkanı bir süre
başbaşa görüşecek ve ardından tören alanına geçecek.
Denktaş
veda edecek
Saat 17.30'da
İstiklal Marşı'yla başlayacak törende Denktaş ve
Talat'ın biyografileri okunacak. 1. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın veda konuşmasından sonra 2.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Denktaş'a teşekkür
konuşması yapacak.
Cumhurbaşkanlığı
forsunun Talat tarafından 1'inci Cumhurbaşkanı Denktaş'a
takdiminin ardından Cumhurbaşkanlığı
Müteşarı, Denktaş'a şükran plaketi sunacak.
Denktaş'tan
"Allahaısmarladık Asker"
Saat 18.00'de
eski ve yeni cumhurbaşkanları uğurlama alanına geçerek
tören kıtasını teftiş edecek. 1'inci
Cumhurbaşkanı Denktaş "Allahaısmarladık
Asker" diyerek kıtayı selamlayacak. Ardından köşk
erkanıyla vedalaşacak Denktaş ve eşi ile
Cumhurbaşkanı Talat ve eşiyle de vedalaşarak eski yaverleri
eşliğinde konutlarına hareket edecek.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı'ndaki devir teslim
töreninin tamamlanmasının ardından saat 18.30'da, kokteyl
sırasında tebrik kabul edecek. Talat, saat 19.30'da ise halka
açık resepsiyon verecek.
KIBRIS 23/04/2005
Türkiye
Dışişleri Bakanı Gül yarın geliyor
|
GÜNÜBİRLİK
ZİYARET... Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmak
amacıyla yarın KKTC'ye geliyor. Saat 12.30'da özel uçakla ülkemize
gelecek olan Gül, Cumhurbaşkanı Denktaş ve Başbakan Talat
ile görüştükten sonra ant içme törenini izleyip, devir teslim törenine
katılacak Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmak
amacıyla yarın KKTC'ye geliyor. TAK
muhabirinin edindiği bilgiye göre, saat 12.30'da özel uçakla ülkemize
gelecek olan Gül, saat 13.00'te Başbakan Mehmet Ali Talat, 14.00'te de
Cumhurbaşkanı Denktaş'la görüşecek. Gül, büyükelçilikte
bir süre istirahat ettikten sonra saat 16.00'da da KKTC'nin 2.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Meclis'teki ant içme
törenini izleyecek. Gül,
Meclis'teki törenin ardından saat 17.30'da
cumhurbaşkanlığı'ndaki devir teslim töreni ile konuklar
onuruna verilecek resepsiyona katılacak. Gül, resepsiyonun ardından
KKTC'den ayrılacak. Bu arada,
Talat'ın cumhurbaşkanlığını devralması
dolayısıyla verilecek halka açık resepsiyon, konuklar onuruna
verilecek resmi resepsiyonun ardından saat 19.30'da
gerçekleştirilecek. Dans gösterileri, halk oyunları ve müzik
dinletisinin yer alacağı resepsiyon herkese açık olacak. |
KIBRIS 23/04/05
Karamanlis:
Elenizm Kıbrıs'ta başarılı oldu
Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis, Kıbrıs'ta öncelikli hedefin
Annan Planı temelinde soruna çözüm bulunması olduğunu kaydetti.
Yunanlı başbakan, elenizmin Kıbrıs'ta
başarılı olduğunu iddia ederek, AB'ye üyeliğin
sağlandığını, ayrıca Rum tarafının
istemediği bir çözümü reddetme tercihini kullanma hakkının da
korunduğunu belirtti
Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis, Kıbrıs'ta öncelikli hedefin
Annan Planı temelinde çözüm bulunması olduğunu söyledi.
Karamanlis, "kuşkusuz planda görüşülmesi ve gözden geçirilerek
değiştirilmesi gereken konular var. En önemlisi dikkatle
ilerlemektir. Bir önceki girişimin dezavantajlarından birisi de zaman
baskısıydı" dedi.
Atina'da
yayımlanan Katimerini gazetesine, bugünkü sayısında
yayınlanmak üzere demeç veren Karamanlis, Türk-Yunan ilişkileri ve
Kıbrıs konusuna değindi.
Elenizm
başarılı oldu
Kostas
Karamanlis, Elenizmin Kıbrıs'ta başarılı olduğunu
iddia ederek, AB'ye üyeliğin sağlandığını,
ayrıca aksi yönde bir uluslararası havaya rağmen, Rum
tarafının istemediği bir çözümü reddetme tercihini kullanma
hakkının da korunduğunu belirtti.
Kıbrıs'ta
öncelikli hedefin Annan Planı temelinde soruna çözüm bulunması
olduğunu da kaydeden Karamanlis, "Kuşkusuz planda
görüşülmesi ve gözden geçirilerek değiştirilmesi gereken konular
var. En önemlisi dikkatle ilerlemektir. Bir önceki girişimin
dezavantajlarından birisi de zaman baskısıydı" diye
konuştu.
Bir soru
üzerine, 3 Ekim'den önce Kıbrıs konusunda bir girişim
yapılıp yapılmayacağına ilişkin halihazırda
bilgisi olmadığını da söyleyen Karamanlis, "Tüm
başrol oyuncularının, bu kez, geçen girişimden elde edilen
deneyimlerin ışığında çok daha dikkatli
olduklarını" belirtti.
Türk - Yunan
ilişkileri
Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis, Atina'nın Türkiye ile
ilişkilerini, hak ve çıkarlarının korunduğu bir
çerçevede tam olarak normalleştirmek istediğini söyledi.
Katimerini
gazetenin, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün son günlerdeki Türk-Yunan
ilişkileri ve Kıbrıs açıklamalarının
ardından Erdoğan ile siyasi diyaloğu devam ettirmenin
yararına inanıp inanmadığı" sorusunu
yanıtlayan Karamanlis, iki ülke başbakanları arasında
açık bir iletişim kanalı olmasını gerekli gördüğünü
belirtti.
Karamanlis,
başbakanlar arasında sürekli iletişim kadar, samimi bir
ilişki olması gerektiğine inandığını da
kaydetti.
Atina'nın
Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermesinin doğru bir politika
olduğunu vurgulayan Karamanlis, "Bazı tavırlar bugünden
yarına değişmez. Belirli özellikleri olan bir toplum bir gün
içinde tüm alanlarda Avrupalılaşamaz. Bu uzun bir süreçtir.
Türkiye'nin geleneksel tezlerinde değişiklik yapmadığı
görülüyor, ancak bu süreç çerçevesinde Türkiye'nin tavırları günlük
bazda izleniyor ve değerlendiriliyor" dedi.
KIBRIS 24/04/05
Bölünmüş
başşehir...
Lefkoşa
Türk Belediyesi (LTB) Asbaşkanı Simavi Aşık, önceki gün
Ankaradaki Hilton Otelde başlayan ve ana teması AB Sosyal Modeli
olan Avrupa Birliği Genişleme Sürecinde 9ncu Avrupa
Başkentleri Konferansında bir konuşma yaptı.
Lefkoşa
Rum Belediyesi Başkanı Michael Zampelasla birlikte kürsüye
çıkan Simavi Aşık dünyanın son bölünmüş
başşehri Lefkoşanın da Kıbrıstaki çözümsüzlük
durumdan etkilendiğini belirterek Kıbrısta bir çözüme ve
barışa ulaşılması çalışmalarına
hız verilmesini istedi.
LTB
Basın Bürosundan verilen bilgiye göre Kıbrısta bazı
politikacıların geçmişte uyguladığı ve bugün de
hala uygulamakta olduğu yanlış politikaların iki halkı
ayrı tutmaya devam ettiğini belirten Aşık, çağdaş
dünyanın politikalarının dil, din ve milliyetçilik mazeretlerini
öne sürerek halkları birbirinden ayrı tutma zihniyetine sahip olan
siyasetçiler yerine barış yanlısı ve uzlaşmacı
siyasetçiler tarafından belirlendiğini belirtti. Aşık,
Kıbrıslı Türklerin liderini değiştirdiğini
belirterek Kıbrıslı Rumların da tüm dünyanın
uzlaşmaz olarak nitelediği liderini değiştirerek daha
uzlaşmacı bir kişiyi liderlik koltuğuna oturtması
gerektiğini vurguladı. Kıbrıslı Rumları bu konuda
cesaretlendirmek gerektiğini ifade eden Aşık, bunun için sadece
Kıbrıslı Türklere ve Rumlara değil, tüm Avrupa
başkentleri başkanlarına da görev düştüğünü
vurguladı.
Asbaşkan
Aşık, LTB ile Ankaranın kardeş belediyeler olduğunu
belirterek Lefkoşa Rum Belediyesinin de Ankara ile kardeş
olması gerektiğini ifade etti. Lefkoşa Rum Belediyesinin
kardeş olduğu diğer şehirlerle LTBnin de kardeş
olması gerektiğini belirten Aşık, şehirlerin
bütünlüklü bir kardeşliğe imza atması gerektiğini de
sözlerine ekledi.
Öte
yandan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçekin
daveti üzerine LTByi temsilen konferansa katılan Simavi Aşık,
konferansın açılış konuşmasını yapan Türkiye
Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, organizasyona ev
sahipliği yapan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih
Gökçek ve Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Michael Zampelasla
birlikte basın mensuplarının ilgi odağı oldu.
3 gün
sürecek konferansın ilk gününde Lefkoşa ile birlikte 16 Avrupa
ülkesinin başkentlerinden belediye başkanları veya üst düzey
temsilcileri bir de deklarasyon imzaladı. Yerel yönetimlerin daha
yaşanabilir bir çevre, istikrarlı bir ekonomi ve barış
isteklerinin ortaya konulduğu konferansta yayınlanan Ankara
Deklarasyonu oluşturulacak AB Sosyal Modeli ile sosyal projelere AB
fonlarından daha fazla kaynak ayrılmasını ve bu projelerin
tüm Avrupa başkentlerine sunulmasını içeriyor. Deklarasyonda üye
ve aday ülkelere ayrılan AB fonlarından yerel yönetimlere daha fazla
pay ayrılması ve Avrupa başkentlerinin daha fazla ortak proje
sunmaya teşvik edilmesi de isteniyor.
YENIDUZEN 24/04/05
Yeni bir dönem başlıyor
KKTC Cumhurbaşkanlığına seçilen ve
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaştan bugün görevi devralacak olan
Mehmet Ali Talatın Başbakanlıktan istifası yürürlüğe
girdi.
Talat, Başbakanlıktan istifasını dünden
geçerli olacak şekilde önceki gün Cumhurbaşkanı Denktaşa
sundu. Talatın istifası, Cumhurbaşkanı
Denktaşın dün istifayı kabul ettiğini içeren cevabi
yazısıyla gerçekleşmiş oldu.
CTP-BG Genel Başkanlığı ve partideki
görevlerinden bugün ayrılacak olan Talatın milletvekilliği ise,
Cumhurbaşkanlığı görevine başlamasıyla sona
erecek.
Geçen hafta yapılan seçimi kazanmasının
ardından Yüksek Seçim Kurulunun
Cumhurbaşkanlığını mı, milletvekilliğini
mi tercih ettiği sorusuna verdiği yanıtla
Cumhurbaşkanlığı görevini kabul eden Mehmet Ali Talat,
bugün yemin edip
Cumhurbaşkanı olmasıyla milletvekilliğinden de
ayrılmış olacak.
Mehmet Ali Talatın Başbakanlıktan
istifasıyla, 2. Talat Hükümeti de istifa etmiş oldu. Ancak, CTP-BG
ile DP ortaklığındaki koalisyon hükümeti, yeni hükümet
kuruluncaya kadar, görevine devam edecek. Hükümete, DP Genel Başkanı
Serdar Denktaş başkanlık edecek.
Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı
Serdar Denktaş başkanlığındaki müstafi hükümetin ömrü
ise, yeni kabinenin Cumhurbaşkanınca onaylanmasıyla birlikte
son bulacak.
Yeni hükümet, CTP-BGnin aldığı karar
doğrultusunda partinin Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer
başkanlığında kurulacak.
Yeni dönemde Başbakanlık görevini üstlenecek
Soyerin, Pazartesi günü hükümeti kurmakla görevlendirilmesi bekleniyor. Soyer,
Cumhurbaşkanlığını yarın devralacak Mehmet Ali
Talat tarafından görevlendirilecek. Soyerin gelen hafta için kabinesini
oluşturması bekleniyor.
Hükümet
çalışmaları
Bu arada, 6 kez koalisyon ortaklığı yapacak
CTP-BG ile DP, hükümet protokolü çalışmalarını tamamlarken;
koalisyonla ilgili çalışmalar, hükümet programı üzerinde
yoğunlaştırıldı.
CTP-BGnin büyük ortak olarak üçüncü kez hükümette yer
alacağı koalisyonun hükümet programı çalışmaları
ise, iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak
hazırlıkların birleştirilmesiyle tamamlanacak.
Koalisyon ortakları, Pazartesi günü yapılacak
görevlendirmenin ardından, hükümet programını
sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde Cumhuriyet Meclisine
sunmayı hedefliyor.
2. Talat Hükümeti
tarihe geçecek
Soyer başkanlığındaki yeni hükümetin
kurulmasıyla, Talat başkanlığında 8 Martta kurulan
CTP/BG-DP Koalisyon Hükümeti tamamlanmış olacak. Böylelikle 2. Talat
Hükümeti, yaklaşık 1.5 aylık kısa ömrüyle, Kıbrıs
Türk siyasi tarihine en kısa süreli hükümet olarak geçecek.
CTP-BGnin büyük ortak olduğu ilk hükümet, Aralık
2003 seçimlerinin ardından 13 Ocak 2004te kurulmuştu.
Kıbrıs Türk siyasetindeki 18inci hükümet olan 1.
Talat Hükümeti, CTP-BG ve DPden gelen
istifalarla azınlığa düştü ve 20 Ekim 2004te istifa etti.
Ülkenin yaklaşık 4 ay istifa etmiş hükümetle
yönetilmesinin ardından 20 Şubatta yapılan erken seçimlerden
koalisyonun büyük ortağı CTP gücünü artırarak çıktı.
20 Şubat seçimlerinin ardından koalisyon ortakları devam
kararı aldı, ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle
geçiş hükümeti kuruldu. 10 Martta Meclisten güvenoyu alan 2. Talat
Hükümeti, 1. Talat Hükümetinin devamı şeklinde ve aynı
kabineyle görevini sürdürdü. Cumhurbaşkanlığı seçiminin
ardından kurulacak yeni CTP/BG-DP Koalisyon Hükümetinin protokolüne
ilişkin temel ilkeler ve bakanlık dağılımı da o
dönemde belirlendi.
Yeni hükümetle
kabinedeki oran değişecek
Buna göre, bugüne kadar 6sı CTP-BG, 4ü de DPde olacak şekilde
ortaklık yapan iki parti, yeni hükümette değişiklik yapacak.
DPye ait bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının da CTP-BGye geçmesiyle kabine 7ye 3
şeklinde paylaşılacak.
Soyer başkanlığında başlayacak yeni
dönemde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
yanında sınırlı da olsa takas şeklinde yer
değiştirecek daire ve kurumlar da var. Buna göre, Başbakanlıka bağlı
Enformasyon Dairesi DPye ait Dışişleri
Bakanlığına, DPye bağlı Ekonomi
Bakanlığı bünyesindeki Devlet Planlama Örgütü de
Başbakanlıka bağlanacak.
Hükümet
çoğunluğu 29
Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23ü CTP-BG, 6sı da
DPye ait olmak üzere Mecliste 29 sandalyeye sahip olacak. Lefkoşa
Milletvekili Talatın istifasıyla boşalan bir
milletvekilliği için ise bu yıl haziran ayında ara seçim
öngörülüyor. Ancak bunun mümkün olabilmesi için Meclis çoğunluğuyla
29 Nisana kadar karar alınması gerekiyor.
Meclisteki muhalefet partilerinden UBPnin 19, BDHnın
ise 1 milletvekili var.
Denktaşın
onayı Resmi Gazetede yayımlandı
Cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali
Talatın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa sunduğu hükümet
istifası ve Cumhurbaşkanı Denktaşın istifayı
onayı, Resmi Gazetede yayımlandı.
Resmi Gazetede dün yayınlanan istifa ve onay
yazılarında, yeni hükümet atanıncaya kadar mevcut hükümetin
devam edeceği ve Başbakanlık makamına Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaşın vekalet edeceği de yer alıyor.
Talat
Cumhurbaşkanlığını devralıyor
Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan ve
bugün Başbakanlıktan istifa eden CTP-BG Genel Başkanı
Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı görevini bugün devralıyor.
Bugün Cumhuriyet Meclisinde yemin ederek
Cumhurbaşkanı olacak olan Talat,
Cumhurbaşkanlığında düzenlenecek törenle de
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaştan görevi devralacak.
Cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül de katılacak.
Abdullah Gül
adaya geliyor
Türkiye Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,
Cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmak üzere
bugün KKTCye geliyor.
KKTCye yaklaşık 8 saatlik bir ziyaret yapacak Gül,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve
Cumhurbaşkanlığını devralacak Mehmet Ali Talatla
birer görüşme de yapacak.
Bugün saat 11.50de özel uçakla adaya gelecek olan Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, ilk önce Denktaş ve Talatla planlanan görüşmelerini
gerçekleştirecek. Gül, saat 13.00te Talat, saat 14.00te de
Denktaşla biraraya gelecek.
Program
Mehmet Ali Talat, bugün saat 16.00da olağanüstü
toplanacak Cumhuriyet Meclisinde ant içecek. Talata Cumhuriyet Meclisine
gidişinde Cumhurbaşkanı Yaveri eşlik edecek, aracında
fors, bayrak ve plaka bulunmayacak. Cumhuriyet Meclisine gelişinde Meclis
Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından karşılanacak
Talat, tören kıtasını selamlayacak.
Cumhuriyet Meclisindeki ant içme töreni İstiklal Marşıyla
başlayacak ve bu sırada Cumhurbaşkanlığı forsu
göndere çekilecek. Ardından Talat ant içecek.
Cumhurbaşkanlığı
andı
KKTC Anayasasının 100. maddesine göre,
Talatın içeceği Cumhurbaşkanlığı andı
şöyle:
Devletin
varlığını ve
bağımsızlığını, yurdun ve halkın
bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız
egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne demokratik,
laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma;
halkımın refah ve mutluluğu için
çalışacağıma; her yurttaşın
insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerinden
yararlanması ülküsünden ve Anayasa ve yasalara bağlılıktan
ayrılmayacağıma; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini
yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla
yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma; namusum ve
şerefim üzerine ant içerim.
101 pare top
atışı yapılacak
Mehmet Ali Talatın ant içmeyi tamamlamasının
ardından 101 pare top atışı yapılacak.
101 pare top atışının yanında resmi
binalara bayrak çekilecek ve gece de aydınlatma yapılacak.
Çelenk koyup
saygı duruşunda bulunacak
Yeni Cumhurbaşkanı Talat, Cumhuriyet Meclisindeki
ant içme töreninin ardından saat 16.40ta Atatürk Anıtına
ardından da Dr. Fazıl Küçükün Anıt Tepedeki kabrine çelenk
koyacak. Her iki yerde de saygı duruşunda bulunulacak, İstiklal
Marşı okunacak ve anıt özel defterleri Talat tarafından
imzalanacak.
Devir teslim
töreni
Talat ve eşi Oya Talat, saat 17.10da
Cumhurbaşkanlığına varışında
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı ve eşi
tarafından karşılanacak, tören kıtasını selamlayacak.
Yeni cumhurbaşkanı daha sonra 1. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş ve eşi tarafından karşılanacak. İki
cumhurbaşkanı bir süre baş başa görüşecek ve
ardından tören alanına geçecek. Saat 17.30da İstiklal
Marşıyla başlayacak törende Denktaş ve Talatın biyografileri
okunacak. 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın veda
konuşmasından sonra 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Denktaşa teşekkür konuşması yapacak.
Cumhurbaşkanlığı forsunun Talat tarafından 1inci
Cumhurbaşkanı Denktaşa takdiminin ardından
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı, Denktaşa
şükran plaketi sunacak.
Saat 18.00de eski ve yeni cumhurbaşkanları
uğurlama alanına geçerek tören kıtasını teftiş
edecek. 1inci Cumhurbaşkanı Denktaş Allahaısmarladık
Asker diyerek kıtayı selamlayacak. Ardından köşk
erkânıyla vedalaşacak Denktaş ve eşi,
Cumhurbaşkanı Talat ve eşiyle de vedalaşarak eski yaverleri
eşliğinde konutlarına hareket edecek.
Tebrik kabulü ve
halka açık resepsiyon
Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığındaki
devir teslim töreninin tamamlanmasının ardından saat 18.30da,
kokteyl sırasında tebrik kabul edecek. Talat, saat 19.30da ise halka
açık resepsiyon verecek.
YSK Talatın
Cumhurbaşkanlığına seçildiğini ilan etti
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), geçen hafta yapılan
cumhurbaşkanlığı seçiminde geçerli oyların
yarıdan fazlasını alan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali
Talatın Cumhurbaşkanlığına seçildiğini ilan
etti.
Talatın Cumhurbaşkanlığına
seçildiğini dünkü Resmi Gazetede ilan eden YSK, bir diğer
ilanında da, seçime katılan adayların oy sayıları ve
oranları da açıkladı.
Buna göre Cumhurbaşkanlığı seçimi oy
sayıları ve oranları şöyle:
KSP adayı Zehra Cengiz 439 (yüzde 0.44); DP adayı
Mustafa Arabacıoğlu 13302 (yüzde 13.22); YP adayı Nuri Çevikel
4816 (yüzde 4.79); CTP adayı Mehmet Ali Talat 55945 (yüzde 55.59); UBP
adayı Derviş Eroğlu 22874 (yüzde 22.73); TKP aday Hüseyin
Angolemli 1054 (yüzde 1.05); bağımsız aday Ayhan Kaymak 168
(yüzde 0.17); bağımsız aday Arif Salih Kırdağ 309
(yüzde 0.31); bağımsız aday Zeki Beşiktepeli 1725 (yüzde
1.71).
YENIDUZEN 24/04/05
|
Berberoğlu adaylıktan nasıl çekildi? Yıl 1973... Kıbrıs Cumhuriyeti
Cumhurbaşkan Muavinliği seçimi yapılacaktı. Seçim
öncesinde Dr. Fazıl Küçük,Ahmet Mithat Berberoğlu ve Rauf
Denktaş aday olacakjlarını açıklarlar. Dr. Fazıl
Küçük bir süre sonra aday olmaktan vazgeçer. Seçime birkaç gün kala CTP
adayı Ahmet Mithat Berberoğlu da
adaylıktan çekildiğini açıklar. İşte
yaşanan bu gelişmelerin ardından Kıbrıslı
Türklerin Dr. Küçükten sonraki yeni lideri Rauf Raif Denktaş olur. Yani
Denktaş liderliğe seçimsiz gelmiş olur. Seçim yaklaştıkça heyecan artar. Rauf
Denktaş ilk kez adaydı, karşısında da CTP adayı
Ahmet Mithat Berberoğlu vardı. Ne ilginçtir; Cumhuriyetçi Türk
Partisinin ve Rauf Denktaşın seçim deneyimleri, 1973
Kıbrıs Cumhuriyeti Cumnurbaşkan Muavinliği seçimleridir. CTP adayı Berberoğlunun çok büyük baskılar alarak
adaylıktan çekildiği söylenir. Berberoğlu seçime birkaç gün
kala parti merkez binasının balkonundan bir konuşma yapmak
istiyordu. O dönemdeki yönetim bu konuşmanın
yapılmasını dahi istemiyordu. Polisin CTP mitingini çembere alması olayın
ciddiyetini ortaya koyuyordu. Polisin uyarısı korkunçtu: Berberoğlu
konuşmaya başladığı anda bir patlama olacak ve
binaya saldıracağız, sakın yaklaşmayın, kan
akacak... O dönemde Ahmet Mithat Berberoğlunun en
yakını, hatta Berberoğlunun ona oğlum diye hitap
ettiği Ahmet Ertaç Berberoğlunun adaylıktan çekilmesi
sürecinde yaşananları anlatıyor: Ahmet
Ertaç, Berberoğlunun seçimlerden
çekilme kararını ve yaşananları anlatıyor: Ben Ahmet Mithat Berberoğlu ile çok yakın
ilişki içindeydim. Beni oğlu sayardı, evine sıkça gider
sohbet ederdik. 17 yaşında idim o zamanlar... Rahmetli Mithat Bey o
yıllarda partinin Genel Başkanıydı. Rahmetli Naci Talat
da Genel Sekreter idi. Önümüzde Cumhurbaşkan Muavinliği seçimleri
vardı. Parti, konuyu yetkili organlarında değerlendirdi ve
seçime katılmayı kararlaştırdı. O yıllarda
teşkilat ve bayraktarlık baskısı toplum üzerinde çok
hakimdi. Yani neredeyse nefes alırken bile teşkilattan izin almak
zorundaydık. O dönemde yönetim, baskıcı politikaları
ile toplum üzerinde terör
estiriyordu. CTPnin temel polıitikasi o yıllarda bu rejime
karşı idi. Parti ilk olarak Dr. Fazıl Küçüke teklif götürmek
istedi. Yani Dr. Küçükün seçimde aday olması sağlanacaktı, CTP
de destek verecekti. Berberoğlu ile Dr. Küçükün tarihi
görüşmesinde neler konuşuldu? Denktaş da ilk kez adaydı. 1973 seçimlerine
kadar Kıbrıs Cumnurbaşkan Muavini Dr. Küçüktü. Denktaş,
Dr. Küçük ile çekişme halindeydi. Ankaranın desteğini alan
Rauf Denktaş, Dr. Küçükü Cumhurbaşkan Muavinliğinden ekarte
etmek ve koltuğa oturmak istiyordu. CTP Genel Başkanı
Berberoğlu, Dr. Küçüke teklif götürdüğü gün yanına beni de
aldı. Berberoğlunun eski model, siyah bir Mersedesi vardı. O
araba ile Dr. Küçüke gittik. Hiç unutmam, Dr. Küçükün odasına
girdiğimizde kafası yere doğru eğik vaziyette oturuyordu.
Çok kısa bir sohbet oldu. Dr. Küçük Anlat Berber dedi. Berberoğlu
da Senin aday olmanı istiyoruz. Sen aday ol biz de seni destekleyelim
dedi. Dr. Küçük de buna karşılık Yahu ben bütün gün gazetemde
Denktaşa da söverim, Ankaraya da söverim, rahat bırakmayacaklar
bizi... Sen aday ol, ben seni gazetemde destekleyeyim dedi. Berberoğlu
da Tamam ben bunu partiye ileteceğim, aday olup olmayacağıma
parti karar verecek. Ben aldığımız kararı size
ileteceğim dedi. Daha sonra Berberoğlunun aday olmasına
karar verildi. Berberoğlu ve Denktaşın hesapları
ne idi? CTP ve Berberoğlunun yaptığı
hesaplar, seçime katılması halinde CTPnin büyük bir destek göreceğini
gösteriyordu. Çünkü o dönemde toplum üzerindeki faşizan
baskıların sandıya bir tepki oyu olarak yansıması
bekleniyordu. Demokrasi güçleri de bayağı güçlü idi o dönemde...
Bir öğretmenler sendikası vardı. Bir siyasi parti gücünde idi.
Öğrenci hareketlerinden gelenler de yavaş yavaş CTPye
kanalize oluyordu. Berberoğlunun yaptığı bu
hesapları, Denktaş da yapıyordu. Yani Denktaş,
Berberoğlunun seçime girmesinin kendisi için büyük bir tehlike
yaratabileceğini önceden sezmişti. İki aday!.. Denktaş ve Berberoğlu!.. Berberoğlunun adaylığını
ilan etmesinden sonra partide çalışmalar başladı.
İki aday vardı, biri Denktaş, diğeri de
Berberoğlu... Berberoğluna
çok büyük bir destek yağmaya başladı. Hatta partiye telefon
açıp ismini vermeyen insanlar Berberoğluna destek
olacaklarını söylüyorlardı. Berberoğlunun köy
gezilerinde büyük baskılar yapılmaya başladı. Köy
gezileri sırasında kahvehaneler kapatılıyordu. Köylerdeki
karanlık köşlerde meşaleler yakarak küçük konuşmalar
yapılıyordu. O yıllardaki mücadele koşulları çok
ağır olduğu için, verilen kavga da çok onurlu idi. Kolay
değildi mücadele etmek. Mesela beni çarşıda sandalye ile
dövmüşlerdi. Evet!.. Sandalyeyi üzerimde kırlılar ve beni kimse
kurtaramadı. O yıllarda biz çarşıda YeniDÜZENi satmaya
çalışıyorduk. Denktaş Beyin hayattaki en büyük korkusu seçimdi.
Her zaman kazanmayı düşünüyordu. Kaybetmek istemiyordu.
Arkasındaki Ankara desteğini de hissetmesine rağmen bu korkuyu
her zaman hissetmiştir. O dönemde partinin her kesiminden insana tehdit
yağıyordu. Ben, Boyacının yanında
çalışıyordum. Devamlı Boyacıyı taciz
ediyorlardı, beni işten atması için... Boyacı da beni çok
seviyordu. CTP mitingine polis darbesi!.. Yapılan baskılara rağmen parti çok
büyük bir şevk ile çalışıyordu. Hiçbir meydanda miting
yapmamıza izin verilmedi. Seçime birkaç gün kala CTPnin, Lefkoşa
Köşklüçiftlikdeki partinin eski merkez binasının balkonunda
bir konuşma yapılmasına karar verilmişti. Bu mitingin
yapılması kararının ardından Mithat Beye
yapılan baskıların boyutu da giderek arttı. Evinin önünde
bomba patlatılmış, evine hapsedilmişti. Berberoğlu,
olanları anlatmak için Türkiyeye gitmeyi düşünüyordu.
Berberoğlunun yurt dışına çıkmasını
engellemişlerdi. Hatta şu
anda toplumda iyi bir yere gelmiş bir işadamı tarafından
o dönemde şakağına tabanca dahi dayandı. Yapılan tüm baskılara rağmen
Berberoğlu adaylığını çekmiyordu. Hatta son, parti
yetkilileri bile, yaptıkları toplantılarda,
Berberoğlunun çekilmesine karar verme aşamasına gelmişlerdi.
Partinin isteğine rağmen Berberoğlu çekilmeyi hiç
düşünmüyordu ve partinin balkonundan yapacağını
konuşmayı, yapmak istiyordu. Ben o gün işimden erken ayrıldım ve
eylemin yapılacağı yere geldim. Partinin etrafı polis
çemberine alınmıştı. Partiye yaklaşan sivilleri
partiden uzaklaştırıyorlardı. Oradaki polis kuvvetinin
başında Necdet Çavuş vardı. Necdet Çavuş beni çok
iyi tanıyordu ve ilişkilerimiz iyiydi. Beni çemberin içerisine
koymak istemedi. Ben partiye girmek istiyordum. Necdet Çavuş bana
Berberoğlu konuşmaya başladığı anda bir
patlama olacak ve binaya saldıracağız, sakın
yaklaşma, kan akacak dedi. Ben de Necdet Çavuşa
Bırakın beni gideyim ve bu uyarınızı
Berberoğluna söyleyeyim, belki kan akmaz... dedim. Polis sonunda benim
partiye girmeme izin verdi. Necdet Bey 15 dakikadan fazla kalma, söyle ve
hemen geri dön dedi. İçeriye girdiğimde çok iyi
hatırlıyorum, rahmetli Naci Talat, Berberoğlunun
başucunda idi. Berberoğlu, başı eğik, çok üzgün bir
vaziyette oturuyordu. Naci Talata
Necdet Çavuşun söylediklerini anlattım, Naci Talat da bunun
üzerine Berberoğluna da anlatmamı söyledi. Berberoğlu bana
oğlum diye hitap ederdi. Odasına girdiğimde Ne var
oğlum dedi. Ben de aşağıdaki planı anlattım.
Partiye saldıracaklarmış dedim. Partide bazı
arkadaşların bunları anlatmamadan sonra telaşa
kapıldığını gördüm. Paşa dediğimiz bir
arkadaaş vardı, teksir makinamızı kurtarmak için
makinayı alıp, arka sokaktan çıkarak kaçtı. Bunun üzerine
Berberoğlu ve arkadaşları oturup konuştu ve miting
yapılmayacağı açıklandı. Nacı Talat, balkondan
miting yapmaktan vazgeçildiğini ve CTPnin adaylıktan da
çekildiğini açıkladı. Daha sonra da telefon ile Yüksek Seçim
Kurulunu arayarak çekilme kararını iletmişti. Yani seçimsiz
olarak Denktaş Bey, Cumhurbaşkan Muavini oldu. |
YENIDUZEN
24/04/05
Annandan
temsilci atamasını isteyecek
Başbakan
Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı görevini
devraldıktan sonra ilk olarak BM Genel Sekreterinden Kıbrıs,
Yunanistan ve Türkiyede çözüme yönelik inceleme yapacak temsilci ataması
için çalışacağını söyledi.
23
Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle Bakanlar Kurulunu KKTC
ilkokullarını temsilen ziyaret eden 25 ilkokuldan öğrenciler,
Bakanlar Kurulundaki koltukları kısa bir süreliğine sembolik
olarak devraldı. Kıbrıs sorunu, kolejlerin kapatılması
ve farklı konularda fikirlerini belirten öğrenciler başbakana ve
bakanlara da sorular yöneltti.
Bir
öğrencinin, Cumhurbaşkanlığı görevini
devraldıktan sonra ilk olarak ne yapacağını sorması
üzerine Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununu çözmek için
BM Genel Sekreterini harekete geçirmeye çalışacağını,
bu yönde Genel Sekreterin, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulostan talep
ettiklerini alması için uluslararası bir seferberlik
başlatmayı düşündüklerini açıkladı.
PAPADOPULOS,
GENEL SEKRETERİN TEMSİLCİ GÖNDERMESİNİ
İSTEMİYOR
Papadopulosun
şu sıralarda Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistana, çözüm
çalışmaları hakkında yerinde incelemeler yapması için
BM Genel Sekreteri tarafından temsilci gönderilmesini istemediğini,
bunun yerine gelişmelerin ve Rum tarafının isteklerini Genel
Sekretere aktarılması için BMye temsilci göndermek istediğini
belirten Talat, Papadopulosun esas amacının, BMnin bu taraftaki
incelemelerini engellemek ve gelişmeleri kendi istediği biçimde
anlatmak olduğunu ifade etti.
Talat
İlk olarak BM buraya bir temsilci göndermesini sağlamamız
lazım. Bunu istiyoruz. Bunu Genel Sekreterden belki ilk göreve
başlar başlamaz ciddi şekilde talep edeceğim dedi.
Bir
öğrencinin Cumhurbaşkanlığını devraldıktan
sonra, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaştan farklı bir siyaset
izleyip izlemeyeceği sorusuna karşılık Talat, Denktaş döneminden çok farklı
şeyler yapmak istediğini söyledi. Talat, Denktaş dönemindeki
politikanın referandumdan sonraki politik durumdan farklı
olduğunu belirterek, bu nedenle farklı bir politika izleyeceğini
kaydetti.
Rum
siyasetinde hiçbir değişiklik olmadığını ifade
eden Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş ise, Buradaki siyaset ne kadar
değişirse değişsin, önemli olanın Rum tarafındaki
siyasetin de değişmesidir. Orada henüz değişen bir şey
yok dedi.
Cumhurbaşkanlığını
devralacak olan Talatın, Rum tarafındaki siyasetin
değiştirilmesi için çalışacağını,
başarılmadığı takdirde ise dünyaya daha açık bir mesaj
verileceğini belirten Denktaş, çocukları Bakanlar Kurulunun
işleyişi ve koalisyon hükümetleri hakkında da kısaca bilgi
verdi.
HALKIN
SESI 23/04/2005
Bakanlar
Kuruluna veda etti
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Bakanlar Kuruluna veda etti.
Denktaşın
vedası için toplanan Bakanlar Kuruluna bir süre başkanlık eden
Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP-BG ile DP
ortaklığındaki kabineye, ülkeye verdiği hizmetlerden
dolayı teşekkür etti.
Cumhurbaşkanlığına
seçilen Başbakan Mehmet Ali Talat ile yeni oluşacak hükümet için
uyarılarda bulunan Denktaş, Gaye birdir. Halkın egemenliği,
bağımsızlığı ve esenliği... Türkiyenin
etkin ve fiili garantisinden ayrılmamak, dik durarak ABye girmek.
Eğer cennet buysa, o cennete yürüyerek girmek. Diz çöküp yalvararak
değil dedi.
Denktaş,
Başbakan Talat ile Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaşın
yabancılarla yaptıkları temaslarda bu konularda çok dikkatli
olduklarını gördüğünü belirtti ve kendilerine teşekkür
etti.
Denktaşa
geçen süreçteki işbirliği ve sağduyudan dolayı
teşekkür eden Talat ise, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını
sonuna kadar korumakla yükümlü olduklarını, bundan kuşku
duyulmaması gerektiğini söyleyerek, Kıbrıs Türk
halkının çıkarlarını geliştirmekle de yükümlü
olduklarını, bunun da, halkı, başı dik, yürüyerek,
ayakta, dimdik ABye sokmakla olacağını belirtti. Bunları
sağlamak zorunda olduklarını dile getiren Talat, geçmişin
ve Cumhurbaşkanı Denktaşın kendilerine yüklediği en
büyük sorumluluğun bu olduğunu ifade etti. Talat, geçmişin büyük
mücadeleleri sonunda gelinen noktayı, uluslararası anlamda tescil edilen
ve Kıbrıs Türk halkının dünyayla bütünleşmesini
sağlayan yeni bir aşamaya ulaştırma sorumlulukları
olduğunu kaydetti.
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş ise, Şanlı tarihimizin temsilcisinin görevden
ayrılırken verdiği mesajın, geleceğin teminatı
çocuklar tarafından da doğru algılandığını
gördük diyerek, hükümetin ve yeni cumhurbaşkanının tam
istişare halinde hakları koruyacağını söyledi. Serdar
Denktaş, Hakları koruyarak, eğer Rum tarafının da
aklı başına gelirse bir ortaklık kurmak için mücadele
edeceğiz. Aklı başına gelmezse ne
yapacağımıza hep birlikte karar vereceğiz şeklinde
konuştu.
SON
TOPLANTI
Cumhurbaşkanı
Denktaşın Bakanlar Kuruluna yaptığı veda ziyareti
dün saat 11.00de gerçekleşti.
Veda
için toplanan Bakanlar Kurulu, Mehmet Ali Talatın
başbakanlığında son toplantısını
yapmış oldu.
Yaklaşık
1.5 aylık süreçle görevde kalan 2. Talat Hükümetinin son Bakanlar Kurulu
toplantısına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan
Emekçi dışındaki tüm bakanlar katıldı.
DENKTAŞ:
RUMLAR ŞAKA YAPMIYOR
Toplantıda
ilk konuşmayı yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
Kıbrıs Türk halkının güzel bir değişim yapmakta
olduğunu söyleyerek, uzun yıllardır devam eden mücadeledeki bu
değişimin, daha iyisi için olmasını diledi.
2005in
Rumlar tarafından EOKA Yılı ilan edildiğini, bunun
Rumların şaka yapmadığını gösterdiğini
belirten Denktaş, Rum liderlerin, Kıbrıslı Türkleri yok
etmekle ilgili ve benzeri itiraflarını anımsattı.
Denktaş, bunların ve EOKA mensubu 21 bin kişiye madalya verecek
olmalarının, yeni dönemde hükümet edecek olanlar ile yeni
Cumhurbaşkanına, Rumların kendilerini Kıbrısın
tek sahibi olarak gördükleri gerçeğini
hatırlatacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, biz devlet değil, hükümet değiliz denilirse ve
dünyanın Ruma yaptığı muamelenin aynısının
istenmemesi halinde uzlaşmanın olabileceğini, ancak böyle bir
uzlaşmanın da teslimiyet olacağını ifade etti.
KKTCnin
varlığının Enosise engel olduğunu, egemenlik ve
bağımsızlığın hakları koruyacak yegâne
kaleler olduğunu, bunların TBMMde karara
bağlandığının, geçen gün TC Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök tarafından ortaya
konulduğunu, Bakanlar Kuruluna hatırlatan Denktaş, bu
hatırlatmayı bir görev bildiğini söyledi.
BİRAZ
DAHA İÇLİ DIŞLI OLDUKTAN SONRA...
Cumhurbaşkanlığına
seçilen Talata olan güvenini yineleyen Denktaş, dış
ilişkilerde gerçekler üzerinde duran Talatın, Rumlarla biraz daha
içli dışlı olduktan sonra söylediklerini göreceğini belirtti.
Kendisini
barış düşmanı olarak takdim edenlerin, söylediklerini iyi
değerlendirmeleri halinde gerçekleri göreceğini söyleyen
Denktaş, uzlaşmayı Rum idaresinin istemediğini, bunun
kaynağının da, ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliğinin
dürtüsüyle geçirilen BM kararları olduğunu kaydetti. Denktaş, bu
kararların değiştirilmesi gerektiğini dile getirdi.
KALBİM
VE KAPIM AÇIK
Cumhurbaşkanı
Denktaş, kalbinin ve kapısının yeni Cumhurbaşkanı
ve yeni hükümete açık olduğunu vurgulayarak, bilgisinden ve
tecrübesinden yararlanmak istemeleri halinde, kendilerine yardımcı
olmanın görev olduğunu ifade etti.
Denktaş,
sözlerini ABDdeki bir başkanlık devir teslimi sırasında
görevi devredecek olanın söylediklerini aktararak tamamladı,
şöyle dedi:
Genç
adam, bu eve giriyorsun diye duyduğun mutluluk, benim
çıktığım için duyduğum mutluluk kadarsa, seni
kutlarım, buyur gel.
Biz
bu evde, koltukta, makamda, dikenli sandalyede oturduk. Halkın
geleceği büyük sorumluluktur Sayın Başkan. Bunun
ağırlığını gördünüz, daha da göreceksiniz. Hem
Allah, hem de halk yardımcınız olsun.
TALAT:
SAVUNMA DEĞİL ATAK
Başbakan
Mehmet Ali Talat ise, Cumhurbaşkanının
ayrılışıyla hükümetin de son bulacağını ve
yeni bir başlangıç gerçekleşeceğini söyledi.
Rum
Yönetiminin hedeflerini çok iyi bildiklerini, bunu geçmişte bildiklerini
belirten Talat, ancak Rumların bugün itiraflarda bulunduklarını,
bunun da büyük avantaj olduğunu kaydetti.
Dünyanın
artık bazı şeyleri görmeye başladığını
dile getiren Talat, Kıbrıs Türk tarafının, eşitlik,
haklar ve güvenliğinin korunacağı bir anlaşmayı
sağlamak için öncülük yapan bir politika izlemesi gerektiğini ifade
etti. Talat, savunmada değil atak olarak hakları sonuna kadar
koruyarak sonuca varma hedefinde olunması gerektiğini belirtti.
Talat,
çok büyük sorumluluklar üsteleneceklerini, bu nedenle yanlışlar
yapmamak gerektiğini kaydederek, herkesle işbirliği içinde
olacaklarını, hem Cumhurbaşkanı hem de hükümet olarak bütün
toplumu kucaklayacaklarını söyledi.
ONAY
VERMEMİZ DÜŞÜNÜLEMEZ
Başbakan
Talat, Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulosun, BM Genel Sekreterinin Mayıs ayı içerisinde
bölgeye temsilci göndererek sondajlarda bulunması düşüncesine,
karşı bir düşünce geliştirdiğini ifade ederek,
Papadopulosun bir temsilcisini Genel Sekretere göndermeyi
planladığını kaydetti.
Talat,
bunun Rum tarafının sorunu zaman yayma ve avantaj elde etme
çabası olduğunu belirtti ve onay vermelerinin
düşünülemeyeceğini dile getirdi.
SERDAR
DENKTAŞ
Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş ise, bugün Bakanlar Kurulunu ziyaret eden bir çocuğun
Başbakanlık koltuğuna oturduğunu ve ne yapmak isterdin
denildiğinde halkımızın kendi bayrağı
altında özgür yaşamasını sağlardım
yanıtını verdiğini anlatarak, Cumhurbaşkanı
Denktaşın verdiği mesajın da aynı olduğunu
belirtti.
Dolayısıyla
şanlı tarihimizin temsilcisinin görevden ayrılırken
verdiği mesajın, geleceğin teminatı çocuklar
tarafından da doğru algılandığını gördük
diyen Serdar Denktaş, hükümetin ve yeni cumhurbaşkanının
tam istişare halinde hakları koruyacağını söyledi.
Serdar Denktaş, hakları koruyarak, eğer Rum tarafının
da aklı başına gelirse bir ortaklık kurmak için mücadele
edeceğiz. Aklı başına gelmezse ne
yapacağımıza hep birlikte karar vereceğiz şeklinde
konuştu.
Serdar
Denktaş, sözlerini hayırlısı olsun diyerek
tamamladı.
DENKTAŞTAN
EKENOĞLUNA VEDA VE MECLİSE SİTEM
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisini Rumların yalanlarına
karşı ses vermeye ve Kıbrıs konusunda ortak hareket etmeye
çağırdı.
Görevinin
son gününde veda ziyaretlerini sürdüren Cumhurbaşkanı Denktaş,
Bakanlar Kurulunun ardından Meclis Başkanı Fatma
Ekenoğlunu ziyaret etti. Denktaş Meclise yanından
ayırmadığı köpeği Boncukla geldi. Denktaşla
birlikte makam arabasından inen Boncuk, foto muhabirlerine renkli
görüntüler oluşturdu. Ancak Boncuk korumaların müdahalesiyle
Meclise giremeden makam arabasına geri döndü ve yaklaşık
yarım saatlik görüşme süresince arabada beklemek zorunda kaldı.
EKENOĞLUNA
ÖVGÜ...MECLİSTEN ŞİKÂYET
Meclis
şeref salonunda yapılan görüşmede
Karşılıklı saygı ve sevgi içinde
çalıştık. Teşekkür ederim. Tarafsız bir
başkanlık yaptınız, kutlarım diyerek Meclis
Başkanı Ekenoğluna övgü dolu sözler söyleyen Denktaş,
Meclisten ise şikâyetçi oldu.
Rum
liderlerin açıklamalarına atıf yapan, 2005in EOKA
yılı ilan edildiğine dikkat çeken , Rum gençlerin Türkleri
öldürmek için eğitildiğine ilişkin açıklamaları
anımsatan Denktaş, özetle şunları kaydetti:
Meclisimizden bunlara karşı ses
yükselmeli. İkazda da bulundum. Meclis bağımsız, kimsenin
işaretiyle hareket etmez, ama bunlara önem verirlerse iyi olur.
Rumların yalanları partilerimiz ve Meclis tarafından
yanıtlanmalı. Dünyanın gerçekleri görmesi için bizim
konuşmamız lazım. Bu konuda konuşacak resmi yer de
Meclistir.
EKENOĞLUNDAN
DA DENKTAŞA ÖVGÜ
Meclis
Başkanı Fatma Ekenoğlu da Denktaşa övgü dolu sözlerle veda
etti.
Cumhurbaşkanı
Denktaşın Kıbrıs Türkünün var oluş mücadelesine
önderlik yaptığını ve mücadeleci ruhuyla kendilerine örnek
olduğunu söyleyen Ekenoğlu, esprili ve en gergin anları bile rahatlatan
kişiliğiyle de örnek oluşturduğunu belirtti.
Son
1.5 yıllık görev sürecinde Cumhurbaşkanı Denktaşla
gayet uyumlu çalıştıklarını belirterek teşekkür
eden Ekenoğlu, Denktaşa sağlıklı ve huzurlu bir
yaşam diledi.
TALATIN
ASKERLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI
Bu
arada Cumhurbaşkanı Denktaş, basına da yansıyan
Başbakan Talat ile Rum Meclis Başkanı Hristofyas arasında
yapıldığı söylenen telefon görüşmesine ilişkin
bir soruyu da yanıtladı.
Başbakan
Talat ile Hristofyasın Türk
askerinin adadan çekilmesi konusunda mutabakat sağladığına
ilişkin Rum basını kaynaklı haberlerin
anımsatılması üzerine Denktaş, özetle şunları
söyledi:
Bilemem,
bunu Sayın Talata soracaksınız. Ben böyle bir şey
görmedim, aksine Sayın Talatın mesele halledilmeden asker
çekilemez beyanatı var. Bu nedenle ben bilemem...
HALKINS
SESI 23/04/2005