KKTC'de bir dönemin sonu

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, son resmi basın toplantısında, Cumhurbaşkanlığı'nın güçlü adaylardan Başbakan Mehmet Ali Talat'a yüklendi.

Talat'ın bir TV kanalında “Biz egemen miyiz?” sorusunu yöneltmesinin kendisini “dehşete düşürdüğünü” kaydeden Denktaş, “Dünya seni tanıyana kadar haklarınızı koruyacaksınız, egemenlik elden giderse azınlıksınız” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki basın toplantısının kendisinin bu görevde düzenlediği son basın toplantısı olduğunu ifade eden Denktaş, dün akşam KKTC'de yayın yapan bir TV kanalında üç cumhurbaşkanı adayının katıldığı ve geç saatlere kadar süren programda Talat'ın sarf ettiği bazı sözlerin kendisini hayrete düşürdüğünü kaydetti.

Talat'ın “Lahey ve Kopenhag'da barış yönündeki fırsatın kaçırıldığı” sözlerini eleştiren Denktaş, “Kıbrıs Rumları için kendilerine meşru Kıbrıs hükümeti denildiği andan itibaren Kıbrıs meselesinin hallolmuş olduğunun ve bu unvan altında AB'ye müracaatın Kıbrıs'a sahip çıkmak olduğunun” hala anlaşılamamasını “büyük gaflet” olarak niteledi.

Rum kesiminin bu tavırlarına karşı tek müdafaa biçimlerinin devlete, egemenliğe ve bağımsızlığa sahip çıkmak olduğunu söyleyen Denktaş, sözlerine şöyle devam etti:

“Sayın Talat beni hayretler içinde bıraktı. Annan planında bahsedilen ve adına Kıbrıs Türk Devleti denilen vilayetin bizi dünya ile kucaklaştıracak, dünyaya açacak bir gelişme olduğunu söylüyor. ABD'de de böyle vilayetler düzinelerce var ama dünya ABD'yi tanıyor. Kendimize gelelim. Egemenliği, devleti, bağımsızlığı pazarlık konusu yapma hakkı kimseye verilmemiştir. Seçimi kazananlara da verilmemiştir.”

KKTC Cumhurbaşkanlığı görevini devralacak kişinin bağımsızlığı, egemenliği koruyacağına dair yemin ederek göreve başlayacağını kaydeden Denktaş, “Buna karşı çıkacak olanlar varsa, ona karşı çıkacak olanlar da olacaktır” diye konuştu.

Denktaş, “Devleti, bağımsızlığı mezata sokma hakkı kimsede yoktur” dedi.

Denktaş, 1960 sisteminde kendilerine eşit egemenlik ve garantiler verilmesine karşın, bu sistemin yıkıldığını hatırlatarak, “yeniden hissedar olmak değil, can pahasına elde edilen egemenliğin korunması gerektiğini” belirtti.

Talat'ın TV programında “Biz egemen miyiz?” sorusunu yöneltmesinin kendisini “dehşete düşürdüğünü” kaydeden Denktaş, egemenliğin birçok zorlukla kazanıldığına işaret ederek, “Dünya seni tanıyana kadar haklarınızı koruyacaksınız, egemenlik elden giderse azınlıksınız” diye konuştu.

Talat'ın “Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un tecrit edileceği” yönündeki sözlerini de eleştiren Denktaş, Rum halkının yüzde 75'lik bir oranla Papadopulos'u desteklediğini söyledi ve ”Seçimleri kazanırsa bu makama oturacak olan insanın (Egemen değiliz, kimse bizi tanımıyor) demesi ayıptır, günahtır, kabul edilemez” diye konuştu.

21 yaşında bir devlet bıraktığını kaydeden Denktaş, “halkın Meclis'te bulunan 50 seçilmiş insana, devleti ortadan kaldırmaları için oy vermediğini” söyledi.

 (aa)

HURRIYET 16/04/2005

 

KKTC yarın yeni liderini seçiyor

 

KKTC, halkı yarın yeni Cumhurbaşkanı’nı seçmek üzere sandık başına gidiyor.

1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti ile başlayan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 7’incisi yapılıyor. Bu seçimlerin geçen seçimlere göre en büyük farkı, 6 kez üst üste Kıbrıs Türklerin lideri seçilen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın siyasetten çekilmesi. 147 bin Kıbrıslı Türk’ün oy kullanacağı seçime 9 aday katılıyor. Adaylardan CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat, UBP lideri Derviş Eroğlu ve DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu favori gösteriliyor. Diğer adaylar ise şöyle; TKP lideri Hüseyin Angolemli, Yeni Parti lideri Nuri Çevikel, Sosyalist Parti adayı Zehra Cengiz, bağımsız adaylar Zeki Beşiktepeli, Ayhan Kaymak ve Arif Salih Kırdağ. Cumhurbaşkanlığı için yarıdan bir fazla oy almak gerekiyor. Yüzde 50’nin üzerine çıkan aday olmaması durumunda bir hafta sonra en çok oyu alan iki aday arasında ikinci tur seçimler yapılıyor. 

HURRIYET 16/04/2005

 

Denktaş’ın vedası

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KKTC, yarın yapılacak seçimde büyük ihtimalle M.Ali Talat’ı cumhurbaşkanı seçerken bir dönemi de kapatacak. Siyasetten çekilen 50 yıllık dava adamı Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı uğurlayacak. Annan Planı’nın referanduma sunulması Denktaş’ı Türkiye ile ilişkilerde yol ayrımına getirdi. Bu nedenle Denktaş’ın verdiği son röportajlarda hep bir kırgınlık ve sitem vardı.

KIBRIS’ta Türk halkının varoluş mücadelesinin simgesi KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş bugün siyasi hayatını noktalıyor. 81 yıllık ömrünün neredeyse tümünü Kıbrıs sorununa adayan Denktaş’ın görev süresi bugün sona eriyor. Denktaş, yarın yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibine makamını devredecek.

Rumların, Yunanistan’la birleşmek amacıyla (ENOSİS) Türklere karşı başlattığı saldırılara ilk karşı çıkanlar arasında yer alan ve 1957’de kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nda (TMT) direnişe başlayan Denktaş, Dr. Fazıl Küçük’ün ardından Kıbrıslı Türklerin sürekli lideri olarak Kıbrıs tarihine adını yazdırdı.

AKP’YE KIRGIN AYRILDI

Denktaş, Cumhurbaşkanlığı’na yeniden aday olmamasının nedenini ise şöyle açıkladı:

‘Dünya beni engel olarak gördü, Türkiye hükümetini de ikna etti. Türk hükümeti benim engel olduğum konusunda tam ikna oldu. Türkiye ne isterse o olur. Bugüne kadar da hep Türkiye’nin dediğini yaptım. Annan planı nedeniyle Türk hükümetiyle ters düştüm. Plan kesin bir yol ayrımı oldu. Planın Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilmesinden sonra yürümem artık mümkün değildi. Ama oldu artık, benim şikayetim yok, ben yürüyebildiğim kadar bu yolda yürüdüm. Bugün boynumu kesseler Annan planına ‘evet’ demem. Pişman değilim. Ben görevimi yaptım. Halk anlamadıysa bile tarih yazacak...

Ben AKP’ye birşey söylemedim. AKP’nin söyledikleri oldu ve ona üzüldüm. Mümkün olduğu kadar diplomatik şekilde atlatmaya çalıştım. Ama AKP kabul etti diye Annan Planı’nı ‘kabul ediyorum’ diyemezdim. Tuttukları yolda ben engel olmuyorum. Sadece tehlikelerini gösteriyorum. Engel olacak gücüm yok zaten. Türkiye hiçbir noktada ‘ben bunu yapmanı istedim ve sen yapmadın’ diyemez. Ama benim ‘bunu yapmak istedim ve yapamadım, çünkü Türkiye istemedi’ diyebileceğim çok şey var...’

RAHAT DEĞİLİM

Denktaş sivil hayatındaki en büyük amacının partiler üstü ‘Milli Kongre’ oluşturmak olduğunu belirterek, ‘Bir partinin başına geçmeyi düşünmüyorum. En büyük özlemim ‘hayatımı yaşamaktı’ ama artık çok geç. Kurumlar Federasyonu ya da Milli Kongre gibi partiler üstü bir oluşum kurmak, bütün partileri, düşünen insanları toplamak niyetindeyim’ diyor.

Kendisini rahat hissetmediğini de belirten Denktaş ruh halini şöyle anlatıyor: ‘Kendimi nasıl hissediyorum biliyor musun? 20-22 yaşında bir evladın ortadan kaldırılması için kovboylar sağdan-soldan halat takıp çekerler ya, öyle. Amerika, İngiltere, Avrupa Birliği, Türkiye, Türk hükümeti sağa-sola çekmektedir ve içimizden de bu halatlara yardımcı olanlar vardır. Ama Allah’a çok şükür şimdilik olduğumuz yerde durabiliyoruz. Kimse bizi gelip süpüremez bunun içerisinden, eğer biz kendimiz teslim olmazsak. Hiç kimse...’

Silahlı tek fotoğrafı

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, EOKA’ya karşı verilen silahlı direnişe de katıldı. 1964 yılında Erenköy direnişinde yer alan Denktaş’ın mücahit yoldaşlarıyla silah kuşanmış halde çekilmiş tek fotoğrafı, Denktaş’ın özel izni ile KKTC Cumhurbaşkanlığı arşivinden alındı.  

 

 

HURRIYET 16/04/2005

 

KKTC’yi yaratan adam

 

27 Ocak 1924’te Kıbrıs’ın Baf kentinde doğan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 81 yılın son 50 yılında Rumlara karşı direnişin sembolü oldu. Kıbrıs mücadelesinin ‘tek adamı’ Denktaş’ın mücadelesindeki dönüm noktaları şöyle:

1948: İngiltere Kıbrıs Valiliği, Anayasa Konseyi’ne Türk üye olarak seçti, bir yıl sonra savcılığa atandı.

1957: EOKA Türklere saldırılara başlayınca, Türk Mukavemet Teşkilatı’nda (TMT) yer aldı.

1960: Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Dr. Fazıl Küçük Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu, Denktaş Türk Cemaati Meclisi Başkanı seçildi.

1963: Başpiskopos Makarios, Denktaş’ı sürgüne gönderdi.

1967: Türkiye’den gizlice Erenköy’e geldi ve silahlı direnişe katıldı.

1970: Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Kıbrıs Türk Yönetimi lideri seçildi.

1974: Türk Barış Harekatında aktif rol aldı ve mücahitlerin liderliğini yaptı.

1975: Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ilan etti bir yıl sonra devlet başkanı ve meclis başkanı seçildi.

1981: İkinci kez Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkanı seçildi.

1983: KKTC’nin kurulduğunu dünyaya ilan etti.

1985: KKTC Cumhurbaşkanı seçildi. 1990-95 ve 2000 yıllarında üst üste Cumhurbaşkanı seçildi.

2004: Nisan ayındaki referandumda Annan planına ‘hayır’ çağrısı yaparak, AKP hükümeti ile ters düştü ve yeniden Cumhurbaşkanlığı’na aday olmayacağını ilan ederek siyasi hayattan çekilme kararı aldı.

KKTC’nin ‘bir bilen’i olacak

Rauf Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan ayrıldıktan sonra Lefkoşa’da mütevazı bir ofiste mücadelesine devam edecek. Denktaş, ‘bir bilen’ olarak Kıbrıs Türk halkını, yazılarıyla ve konuşmalarıyla bilgilendirmeye devam edeceğini belirterek, ‘Makam babamın sandalyesi değil, halk verir ve halk alır. Halkımı uyarmaya devam edeceğim’ diyor. 

 

 

HURRIYET 16/04/2005

 

Papadopulos’un Türkiye politikası: Küçük vetolar

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KIBRIS Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos önceki gece tüm televizyon kanallarından naklen yayınlanan açık oturumda Türkiye’ye AB sürecinde küçük vetolar kullanacağını ima etti ve BM’nin istediği listeyi de hiçbir gücün vermeye zorlayamayacağını söyledi. Rum liderin politikasına Rumların yüzde 70’i tam destek verdi.

Papadopulos, dört Rum televizyonunda ortak yayınlanan bir açık oturuma katıldı. Papadopulos, Kıbrıs sorunuyla ilgili BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın istediği değişiklikler listesini vermeyeceğini, hiçbir gücün de kendilerini zorlayamayacağını söyledi.

Türkiye’nin AB sürecini neden veto etmediği sorusuna Papadopulos, ‘Eğer Türkiye’yi veto edersek, Türk ordusu ve varlığı adada sürekli kalır’ karşılığını verdi. Rum lider, kendi istediklerini yaptırmak için Türkiye’ye zorluk çıkartacak küçük vetolar kullanıp kullanmayacağı konusunda ise, üstü kapalı olarak ‘evet’ cevabı verdi ve şöyle konuştu:

‘Bu soruya böyle kamuoyu önünde açık cevap vermem. Eğer cevap verirsem gelecek sert tepkilerin bize faydası olmaz. Yararlı bir sonuç vermez. Tepkiler zararlı olur.’

Televizyon kanallarının canlı yayında yaptığı anket sonucunda Rum halkının yüzde 70’i Papadopulos’un politikasına tam destek verdi. Papadopulos iç politika ile ilgili soruları yanıtlarken desteklenme oranı yüzde 69’a düştü. Naklen ankete ise binlerce Rum katıldı.  

 

 

HURRIYET 16/04/2005

 

Makarios’un hatası Kıbrıs’ı Yunan yapmaktan kurtardı

 

The Daily Telegraph gazetesi, Denktaş’ın emekliye ayrılmasıyla ilgili geniş bir haber yayınlayarak, Denktaş’ın ağzından, ‘Yunanistan’a bağlanarak Enosis gerçekleştirmek isteyen Başpiskopos Makarios, 1964’te Türk azınlığa sahip çıksaydı, istediği doğal olarak gerçekleşecekti’ dedi.

THE Daily Telegraph muhabiri Tabitha Morgan’a Lefkoşa’da demeç veren Denktaş, adanın bölünmesine yol açan tarihi bir anı anlatarak, ‘1964 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, Türkleri hükümetten dışlayacağı yerde sahip çıksaydı ve kollasaydı ardından baskın bir referandumla çok kolay bir şekilde adayı Yunanistan’a bağlayarak Enosis’i gerçekleştirebilirdi. Yapmadı ve Türkleri dışladı’ dedi.

İngiliz gazeteciye Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra kullanacağı ofisi gezdiren Denktaş, kafes içinde onlarca kuşun bulunmasını ise, ‘Rahatlamama yardımcı oluyorlar. Bu nedenle büroma getirdim’ diye açıkladı.

Gazete Denktaş’ın siyasi hayatı ile ilgili olarak ise şunları yazdı:

1947’de ada, İngiliz sömürgesi olduğu dönemde mücadeleye başlayan Denktaş, İngiltere’de hukuk eğitimi aldıktan sonra adaya döndü. Savcılığa kadar yükselen Denktaş, İngiliz yönetime karşı mücadele başlatan EOKA teröristlerinden birkaçını ipe götürecek yargılamalar gerçekleştirdi. Birçok uluslararası diplomatın uzlaşmaz olarak nitelediği ve Rumların nefret ettiği Denktaş emekliye ayrıldıktan sonra da mücadelesine devam edecek. Şimdi BM planını reddeden Kıbrıslı Rumlar adanın birleşmesi önünde en büyük engel görülüyor.
 

HURRIYET 16/04/2005

 

Papadopulos: Zaman tahdidi olmadan ve hakemsiz görüşmelere hazırız


      Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, ''Kıbrıs Rum tarafının Annan planında istediği değişiklikleri açıklamasının doğru taktik olmadığını'' söyledi.
      Papadopulos, göreve gelişinin ikinci yıldönümü nedeniyle düzenlediği basın toplantısında, ''BM ve AB'nin bazı yetkililerinin, müzakereler başlamadan önce pozisyonların açıklanmasının doğru olmadığını savunduklarını'' ileri sürdü.
      ''Kıbrıs Rum tarafının, zaman tahdidi olmadan ve hakemsiz, Kıbrıs sorununun çözümünü sağlayacak diyalogun bir an önce başlamasını arzuladığını'' kaydeden Papadopulos, ''müzakerelerin yeni turunun ne zaman başlayacağını bilmediğini, ancak Kıbrıs Rum tarafının konu üzerinde uzun zamandır hazırlandığını'' belirtti.
      Rum Ulusal Konseyi'nin son toplantısında Kıbrıs Rum siyasi partilerinin Annan planında yapılması gerektiğini düşündükleri değişiklikleri sunduklarını anımsatan Papadopulos, ''yapılması istenen değişikliklerin Kıbrıslı Türklerin planda elde ettikleri kazanımlara dokunmayacağını'' iddia etti.
      İngiltere ve ABD'den başka ülkelerin de Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için çalıştıklarını ve müzakerelerin yeniden başlaması için çaba harcadıklarını kaydeden Papadopulos, ''ABD ve İngiltere'nin Türkiye ile yakın ilişkilerinden dolayı Kıbrıs sorununda önemli bir rol oynadıklarını'' belirtti ve ''bunun değişmesi gerektiğini'' söyledi.

MILLIYET 16/04/2005

 

KKTC'de bir devir sona eriyor...

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiyle KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı belirlenecek.
      Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanıyla birlikte 1976 yılından 2000 yılına kadar her beş yılda bir yapılan altı cumhurbaşkanlığı seçimini de kazanan, son seçimde aday olmayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görevi devretmeye hazırlanıyor.
      Denktaş'ın aday olmadığı yedinci cumhurbaşkanlığı seçimine, 3'ü bağımsız, 9 aday katılıyor. Yarınki seçimde, adaylardan birinin cumhurbaşkanı seçilebilmesi için geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekiyor.
      Hiçbir aday salt çoğunluğu alamazsa en çok oyu alan iki aday arasında yedi gün sonra seçimin ikinci turu yapılacak, en çok oyu alan aday, yeni cumhurbaşkanı olacak.

Cumhurbaşkanı adayları

      Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Başbakan)
      Arif Salih Kırdağ (Bağımsız)
      Zeki Beşiktepeli (Bağımsız)
      Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel Başkanı)
      Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı)
      Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı)
      Ayhan Kaymak (Bağımsız)
      Mustafa Arabacıoğlu (Demokrat Parti Genel Sekreteri)
      Hüseyin Angolemli (Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı)

81 yıllık serüven

      Hayatını Kıbrıs davasına adayan, 'eşitlik, egemenlik, devlet, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi' kavramlarının önemini her fırsatta vurgulayan ve dünyada Kıbrıs Türk halkının lideri olarak bilenen Rauf Denktaş, 18 yaşında başladığı mücadelesini, 81 yaşında sürdürüyor.
      81 yıllık yaşamı kolay ve rahat geçmeyen Denktaş, 27 ocak 1924'te, şimdi Güney Kıbrıs sınırları içinde bulunan Baf'ta, dönemin az sayıdaki hakiminden biri olan Raif Bey'in dördüncü ve en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi.
      1942 yılında liseyi bitiren Denktaş, İngilizlerin uçaksavar bölüğünde tercüman olarak çalışmaya başladı. İşe başlar, baba mesleği avukatlığa karar veren Denktaş, İngiliz Okulu'nda bir yıllık öğretmenliğin ardından burs alarak 1943'te hukuk eğitimi için İngiltere'ye gitti.
      Rauf Denktaş, 1947 yılında avukatlıkla başlayan meslek yaşamına savcı olarak devam etti, ta ki Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu'nun başkanlığına getirildiği 1957 yılına kadar.
      1957'de savcılıktan istifa ederek Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu'nun başına geçen Denktaş, aynı yıl Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) kuruluşunda da etkin olarak görev aldı.
      Türkiye'de bir süre sürgün yaşadığı yıllarının ardından 1968'de adaya dönen Denktaş, 1973 seçimlerinde cumhurbaşkanlığı muavinliğine aday olduve kazandı. Bu Denktaş'ın ilk seçimiydi.
      1974 Barış Harekatı'nın ardından bugüne kadar yapılan altı cumhurbaşkanlığı seçimini de kazandı. 1976 ve 1981 seçimlerine kendi kurduğu parti olan Ulusal Birlik Partisi (UBP) adına katılan Denktaş, 1985'te bağımsız aday oldu.
      Muhalefet ile iktidarın blok halinde bölündüğü 1990 seçiminin ardından, Denktaş ve UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun yolları ayrıldı. 1995 ile 2000 yıllarında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eroğlu, Denktaş'ın karşısına aday olarak çıktı.
      Eroğlu'nun adaylığıyla bu iki seçim 2 turlu yapıldı, Denktaş her iki seçimi de 2'inci turda kazandı. Ancak 2000 seçimlerinde Eroğlu'nunbirinci turun ardından çekilmesi nedeniyle Denktaş 2'inci turu seçimsiz kazandı.
     
     11 torunu var

      Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, baba olarak da büyük acı yaşadı. Altı çocuğundan üçünü kaybetti. Önce 2.5 yaşında Dilek isimli kızı hastalıktan öldü ve tedavi gördüğü İngiltere'de gömüldü. Ardından mücadele yıllarında 7 yaşındaki Münür, bademcik ameliyatı sırasında hayatını kaybetti. Son olarak Denktaş 1985 yılında Raif'i trafik kazasında kaybetti. Denktaş'ın, oğlu Serdar, kızları Ender ile Değer'in yanı sıra 11 torunu var.
      Okumaya ve yazmaya ilgisiyle bilinen, son günlerde Halkın Sesi gazetesinde köşe yazarlığına başlayan Denktaş'ın, geçtiğimiz günlerde yayımlanan 'Yeniden 12'ye 5 Kala' kitabıyla birlikte 19'u İngilizce toplam 46 yayımlanmış eseri bulunuyor.

MILLIYET 16/04/2005

KKTC halkı yarın sandık başına gidiyor...


      KKTC halkı, yeni cumhurbaşkanını seçmek amacıyla yarın sandık başına gidecek.
      22 Mart'ta başlayan cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda süresi, bugün saat 18.00'de sona erdi.
      Toplam seçmen sayısı 147 bin 823 olan ülke genelinde 577 sandıkta oy kullanılacak.
      Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacak aday, bu göreve, 6 kez seçilen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ardından gelen ikinci isim olacak.
      Seçimde 3'ü bağımsız 9 adaydan biri, geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday arasında 24 Nisan Pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday, 5 yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanı olacak.
      Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) adayı Zehra Cengiz, Demokrat Parti (DP) adayı DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, Yeni Parti (YP) adayı YP Genel Başkanı Nuri Çevikel, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı CTP Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, Ulusal Birlik Partisi (UBP) adayı UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) adayı TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarışacak.
     
     OY VERME İŞLEMİ SAAT 08.00'DE BAŞLAYACAK
      Yüksek Seçim Kurulu'nun açıkladığı takvime göre 22 Mart'ta başlayan propaganda dönemi, bugün saat 18.00'de tamamlandı.
      Oy verme işlemi, yarın saat 08.00'de başlayacak ve 18.00'e kadar devam edecek. Seçmen, kimliğini ispatlayabileceği belgeyle oy kullanacak. Oy vermek için oyun verileceği sandık numarasını gösteren seçmen kartı şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da sandık numarasını öğrenebilecek.
      Oy verme işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak. Toplam 9 adayın yarışacağı seçimin sonuçları, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ile işbirliği içinde saat 19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim sonuçlarının, saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi bekleniyor.
     
     -SEÇİM YASAKLARI
      Seçimde yarın 08.00-18.00 saatleri arasında oy kullanılacak. Saat 19.00'a kadar, radyo, televizyon ve her türlü yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak. 19.00-21.00 saatleri arasında radyo ve televizyonlarda, YSK tarafından verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek. Saat 21.00'den sonra ise bütün yayınlar serbest kalacak.
      YSK'nın açıklamasına göre, seçim günü halkın uyması gereken diğer bazı yasaklar şöyle:
      ''Oy verme günü her ne suretle olursa olsun, alkollü içki satılması, içkili yerler ile umumi mahallerde her çeşit alkollü içki satılması, verilmesi ve içilmesi yasaktır.
      Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğine haiz lokantalarda yalnız yemek verilir. Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz.''
     
     MARONİTLER DE SANDIK BAŞINA GİDİYOR
      KKTC'de yaşayan azınlıklardan Maronitler de yarın, 1974 Barış Harekatı'nın ardından ilk kez sandık başına giderek, yerel yöneticilerini seçecek.
      Maronitlerin yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde 1 muhtar ve 4 aza seçimi için yarın sandık kurulacak. Toplam 112 seçmenin bulunduğu köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek Seçim Kurulu kontrolünde değil, Dışişleri Bakanlığı gözetiminde yapılacak.
      Seçilmek için de yine KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt çoğunluk, yani yüzde 50'nin üzeri aranacak. Bu durumda 112 seçmenin tümünün sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek.
     MILLIYET 16/04/2005

 

Denktaş, son basın toplantısında Talat'ı eleştirdi...

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhurbaşkanlığı görevini devretmeden önce düzenlediği son basın toplantısında, Cumhurbaşkanlığı için güçlü adaylardan Başbakan Mehmet Ali Talat'ın dün gece bir TV programında söylediği sözleri eleştirdi.
      Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki basın toplantısının kendisinin bu görevde düzenlediği son basın toplantısı olduğunu ifade eden Denktaş, dün akşam KKTC'de yayın yapan bir TV kanalında üç cumhurbaşkanı adayının katıldığı ve geç saatlere kadar süren programda Talat'ın sarf ettiği bazı sözlerin kendisini hayrete düşürdüğünü kaydetti.
      Talat'ın ''Lahey ve Kopenhag'da barış yönündeki fırsatın kaçırıldığı'' sözlerini eleştiren Denktaş, ''Kıbrıs Rumları için kendilerine meşru Kıbrıs hükümeti denildiği andan itibaren Kıbrıs meselesinin hallolmuş olduğunun ve bu unvan altında AB'ye müracaatın Kıbrıs'a sahip çıkmak olduğunun'' hala anlaşılamamasını ''büyük gaflet'' olarak niteledi.
      Rum kesiminin bu tavırlarına karşı tek müdafaa biçimlerinin devlete, egemenliğe ve bağımsızlığa sahip çıkmak olduğunu söyleyen Denktaş, sözlerine şöyle devam etti:
      ''Sayın Talat beni hayretler içinde bıraktı. Annan planında bahsedilen ve adına Kıbrıs Türk Devleti denilen vilayetin bizi dünya ile kucaklaştıracak, dünyaya açacak bir gelişme olduğunu söylüyor. ABD'de de böyle vilayetler düzinelerce var ama dünya ABD'yi tanıyor. Kendimize gelelim. Egemenliği, devleti, bağımsızlığı pazarlık konusu yapma hakkı kimseye verilmemiştir. Seçimi kazananlara da verilmemiştir.'' KKTC Cumhurbaşkanlığı görevini devralacak kişinin bağımsızlığı, egemenliği koruyacağına dair yemin ederek göreve başlayacağını kaydeden Denktaş, ''Buna karşı çıkacak olanlar varsa, ona karşı çıkacak olanlar da olacaktır'' diye konuştu.
      Denktaş, ''Devleti, bağımsızlığı mezata sokma hakkı kimsede yoktur'' dedi.
      Denktaş, 1960 sisteminde kendilerine eşit egemenlik ve garantiler verilmesine karşın, bu sistemin yıkıldığını hatırlatarak, ''yeniden hissedar olmak değil, can pahasına elde edilen egemenliğin korunması gerektiğini'' belirtti.
      Talat'ın TV programında ''Biz egemen miyiz?'' sorusunu yöneltmesinin kendisini ''dehşete düşürdüğünü'' kaydeden Denktaş, egemenliğin birçok zorlukla kazanıldığına işaret ederek, ''Dünya seni tanıyana kadar haklarınızı koruyacaksınız, egemenlik elden giderse azınlıksınız'' diye konuştu.
      Talat'ın ''Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un tecrit edileceği'' yönündeki sözlerini de eleştiren Denktaş, Rum halkının yüzde 75'lik bir oranla Papadopulos'u desteklediğini söyledi ve ''Seçimleri kazanırsa bu makama oturacak olan insanın (Egemen değiliz, kimse bizi tanımıyor) demesi ayıptır, günahtır, kabul edilemez'' diye konuştu.
      21 yaşında bir devlet bıraktığını kaydeden Denktaş, ''halkın Meclis'te bulunan 50 seçilmiş insana, devleti ortadan kaldırmaları için oy vermediğini'' söyledi.
     MILLIYET 16/04/2005

 

Talat'tan seçim öncesi son miting


      Kuzey Kıbrıs halkı, yarın yeni cumhurbaşkanını seçmek üzere sandık başına gidecek.
      Lefkoşa'da, seçim öncesi son mitingde konuşan seçimin en büyük favorisi Başbakan Talat, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın bundan böyle “kavganın değil barışın mekanı olacağını söyledi.
      Pazar günkü seçimi, ''tarihin dönüm noktası'' olarak nitelendiren Talat, ''dünya nefesini tuttu bizi bekliyor, bu pazar referandumda ortaya koyduğunuz iradeyi yenileyeceksiniz'' dedi.
      Talat, kalabalığa, ''sizin temsilciniz, sizin sözcünüz, sizin görüşmeciniz olmaktan büyük gurur duyacağım. Haklarınızı, her platformda koruyacağıma, birleşik Kıbrıs çatısı altında Avrupa Birliği hedefinden şaşmayacağıma söz veriyorum" diye seslendi.
      ''Adada yıllar süren statükonun ortadan kaldırılmasının son aşamasında olduklarını'' ifade eden Talat, kalabalığa seslenerek ''Cumhurbaşkanlığına sizlerin barış sancağı dikilecek'' diye konuştu. ''Kimsenin burnu kanamadan büyük bir dönüşümün barışçı bir isyanla gerçekleştiğini'' kaydeden Talat, bu dönüşümün en demokratik yol olan seçimler aracılığıyla başarıldığını belirtti.
      Talat, önceki dönemlere oranla çok daha zor ve dikkatli çalışma gerektiren yeni bir döneme girildiğini belirterek, kendisine seçimlerde verilecek güçlü desteğin, sorunların çözümünde kolaylaştırıcı rol oynayacağını söyledi.
      KKTC'li SOS grubunun konser verdiği şölende meydanda toplanan kalabalık ''Sıra geldi Saray'a, Talat ile dünyaya'' şeklinde slogan attılar.
     
     Propaganda dönemi bugün sona eriyor
      Propaganda dönemi 16 nisan saat 18.00'de sona erecek.
      YSK duyurusuna göre, propaganda için kullanılan duvar ilanlarıyla el ilanları ve diğer her türlü matbuat üzerinde Türk Bayrağı, KKTC Bayrağı, dini ibareler ve Arap harfleriyle yazı bulundurmak yasaklanmıştı.
      Siyasal partilerin ve bağımsız adayların propaganda için duvar ilanları, şehir ve kasabalarda ilçe seçim kurullarınca, köylerde köy ihtiyar heyetlerince gösterilen yerlere asılarak, her siyasi parti ve adaya aynı ölçüde saha verilmişti.
     
     Cumhurbaşkanı adayları
      Yüksek Seçim Kurulu'nun ilan ettiği adaylar, başvuru sırasına göre şöyle:
      Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Başbakan)
      Arif Salih Kırdağ (Bağımsız)
      Zeki Beşiktepeli (Bağımsız)
      Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel Başkanı)
      Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı)
      Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı)
      Ayhan Kaymak (Bağımsız)
      Mustafa Arabacıoğlu (Demokrat Parti Genel Sekreteri)
      Hüseyin Angolemli (Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı)

MILLIYET 16/04/2005

 

Gül'den Denktaş'a teşekkür telefonu...


      Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı arayarak, hizmetlerinden dolayı teşekkür ettiği öğrenildi.
      Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, dün akşam Denktaş'ı telefonla arayan Gül, şimdiye kadar Kıbrıs davasına yaptığı fedakar hizmetlerden dolayı Denktaş'a teşekkür etti.
      Gül'ün, hükümet olarak bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olacağını söylediği bildirildi.
      Denktaş'ın da Bakan Gül'ün ilgisi için teşekkür ettiği belirtildi.

MILLIYET 16/04/2005

 

Kıbrıs'ta tarihi nöbet değişimi



Yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleriyle KKTC'de bir ilk yaşanacak. Kuzey Kıbrıs'ta bugüne kadar çok sayıda hükümet gelip geçti. Ancak, gerçek anlamda bir "iktidar değişimi" görülmedi. Bu seçimlerle birlikte işte bu durum değişiyor. İktidar, vizyonu özde sosyal demokrat olan kesime geçiyor. Bunun Kıbrıslı Türkler için anlamı çok büyük. Zira 30 yıldır yaşadıkları ve artık adeta klostrofobik bir hal almış bulunan uluslararası yalnızlıklarından bu kez bu vizyon ile kurtulmaya çalışacaklar.

En doğal hakkı
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, gelecek için kaygılarını bu günlerde açıkça dile getiriyor. Bundan böyle getirmeye devam edeceğini de söylüyor. Bu da tarihe mal olmuş önemli kişiliği de hesaba katılacak olursa, kendisinin en doğal demokratik hakkıdır. Bunu yaparken, özellikle Türkiye'de, çok sayıda yandaş toplayacağı da kesin. Ancak Sayın Denktaş'ın gözlüklerinden bakanların yanıtlamaları gereken çok ciddi bir soru var.
Kıbrıslı Türkler, bir değil, tam üç kez sandık başına giderek gelecek için beklentilerini ortaya koydular. İki genel seçim ve bir referandumla bu tercihin hangi yönde olduğunu gösterdiler. Yarınki seçimlerle de aynısını dördüncü kez yapmaları bekleniyor. Peki, arada ne oldu da 30 yıldır halkın tercihi olan bir erk, Kıbrıslı Türklerce artık benimsenmiyor? Ne oldu da, tarihi bir şahsiyet olmasına karşın, Sayın Denktaş artık halkı tarafından Kıbrıs'ta çözümü sağlayacak kişi olarak görülmüyor?

Ciddi bir kopuş var
"AB üyeliği masallarıyla kandırılmış olmak" bu olguyu gerçekten açıklamaya yetiyor mu? Son derece bilinçli olan Kıbrıslı Türkleri aslında "aşağılama" anlamına gelen bu tür tartışmalı argümanlarla durumu anlamaya çalışırsak, galiba işin püf noktasını kaçırırız. KKTC'de bugün bir gerçek varsa, o da Kuzey Kıbrıs'ta halk ile iktidarı elinde bugüne kadar tutmuş olan kesim arasında ciddi bir kopuşun ortaya çıkmış olmasıdır. Üstelik bu öyle bir kopuş ki bunun üstesinden Türkiye'deki milliyetçi duygulara hitap ederek gelinemez. Burada tekrar kazanılması gereken Kıbrıslı Türklerdir.
Bunu başarmaya şu anda en yakın duran kişi ise Başbakan Mehmet Ali Talat görünüyor. Ankara'da son 30 yıl zarfında Kıbrıs konusunda oluşmuş bulunan egemen erkin anlaması gereken şey de herhalde bu. Başka bir şekilde ifade edilecek olursa, Türkiye'nin Kıbrıs politikasını uluslararası düzeyde "yasal" tutacak olan şey, Kıbrıslı Türklerin demokratik arzularına Türkiye tarafından verilen kulak olacaktır.

Talat'ın işi zor
Talat işte bunu yapmaya çalışmak üzere dümeni şimdi eline geçiriyor. İşinin hiç de kolay olmayacağı kesin. Bir yandan, Annan süreci sayesinde, "uzlaşmazlığın" sembolü haline gelmiş olan aşırı milliyetçi Papadopulos yönetimi, diğer yandan ise Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri tutmakta kaypak davranan AB'nin varlığı işini elbette ki daha da zorlaştırıyor. Ancak burada karşılaşılan zorluklara yanıt, bugüne kadar bir sonuç getirmemiş olan ve Kıbrıslı Türkleri yabancılaştırmış bulunan yaklaşımlara dönmek olmasa gerek.
Zaten, hem Başbakan Talat hem de Başbakan Erdoğan, buradaki zorlukların aşılması için ileriye doğru "proaktif zorlamalarda" bulunmanın şart olduğunu biliyorlar. Bunun, Annan Planı sürecinde Türk tarafı adına kazanılmış olan siyasi puanları da devreye sokarak, nasıl bir şekil alacağını önümüzdeki günlerde daha büyük bir netlikle göreceğiz. Zaten Talat'ın da bu konuda eşgüdüm sağlamak amacıyla, "cumhurbaşkanı" ve "başmüzakereci" sıfatlarıyla kısa bir süre sonra Ankara'ya gelmesi bekleniyor. Tarihi bir değişimin eşiğinde olan KKTC'yi gerçekten önemli ve zorlu olan günler bekliyor.

SEMIH IDIZ MILLIYET 16/04/2005

 

Mumları üfleyerek



Kıbrıs'ta bir dönem kapanıyor.
Mehmet Ali Talat'ın birinci turda cumhurbaşkanı seçilmesi kesin görünüyor.
Bu sonucun sağlanmasında Talat'a iki isim yardımcı oldu: "UBP'nin cumhurbaşkanı adayı Derviş Eroğlu ve Serdar Denktaş'ın Demokrat Partisi'nin Genel Sekreteri ve cumhurbaşkanı adayı Mustafa Arabacıoğlu..." İkisi de, ne bir kampanya düzenleyebildiler... Ne örgüt oluşturdular.
Kıbrıs'ın güneşli günlerinde seçim meydanlarında iki "mum ışığı" gibiydiler.
17 Nisan seçimlerinde, pazar günü Talat, iki mumu da üfleyerek söndürecek ve elleri cebinde ıslık çalarak keyifli adımlarla Lefkoşa'daki başkanlık sarayına yürüyüp kapıdan içeri girecek.

Güçlü rüzgârlar
Mehmet Ali Talat'ın arkadan aldığı Ankara rüzgârı, ona hız verdi.
Görülüyordu ki... Ankara'daki AKP hükümeti, Denktaş'ın eski partisi UBP'nin adayı Eroğlu ya da Denktaş'ın oğlunun partisinden aday Arabacıoğlu ile çalışmak yanlısı değil. Kıbrıs'ta değişimi yansıtan politikalarını Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığı ile daha uyumlu sürdürebileceği kanısında...
Talat'ın KKTC adına uluslararası görüşmelerde sözcülük yapması, Ankara ile akortlu çalışması önemli.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Ankara'da hükümet dışı güç odakları ile örtülü koalisyon arayışları "orkestrasyon" sorunları yaratıyordu.
2003 yılında Lahey öncesi Denktaş'a rica edilmişti:
"Lütfen Lahey'e gidiniz. HAYIR diyecekseniz bile orada deyin.
Daha baştan uzlaşmaz görüntü vermeyelim..."
Denktaş, Lahey'e gitmek için daha uçağa adımını atarken, "Gidiyorum ama HAYIR demek için" diye açıklama yapmıştı.
Ankara zor durumda kalmıştı.
Böyle örnekler az değil...
.................
Seçim sonuçları belirleyecek kadar etkin olmasa bile, oy sandığına gidecek olanların bilinçaltlarında "Talat'ın başkanlığının, AB ve ABD'de de yeğlendiği" izleri var.
"Ada'da hayatın bu nedenle daha kolaylaşacağı" gibi bir beklenti oluşmuş.

Sırça köşk
Denktaş'ın tarihi büyüklüğü, önemli katkıları var. Çamur sıçratılmamalı.
Ne var ki, seçim öncesi Sayıştay müfettişlerinin "örtülü ödenek" iddiaları, Kıbrıs basınına yansıdı.
Denktaş'ın daire müdürü, sahte isimlere örtülü ödenekten çekler kesmiş. Hakkında tutuklama kararı çıkınca Güney Kıbrıs'a kaçmış.
Bu söylentiler yıpratıcı oldu.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın torununun Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden pasaport alması da, onun söylemlerini ve iddialarını hayli hafifletmişti.
Söylentiler bazen dosyalardan daha yıpratıcıdır.
Her yeni iktidar, her yeni yönetim "yolsuzlukların kökünü kurutmak" iddiasıyla gelir, çoğu kez boş bir söylem olarak kalır.
Ama... Hiç değilse şu süreçte Mehmet Ali Talat dönemi üzerinde, gölge iddiaları boy veriyor değil.

Ne değişir?
Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığı ile "çözüm" beklenmesin.
Çünkü... "Çözüm" sadece Kuzey'deki yönetimin elinde değil.
Güney'in de sürece katılması gerekir.
Papadopulos, bu yapıcı tavırların siyasetçi türünden değil. Enosis döneminden kalma, önyargılı, katı ve uzlaşmaz...
Değişeceği de pek sanılmıyor.
Üstelik özellikle AB'de koşullar da ondan yana.
Fakat... Mehmet Ali Talat yönetiminde KKTC, dışa daha açık, Ankara'yla daha uyumlu, uluslararası hukuk ve BM formülleri içinde yer alarak Güney'i daha fazla sıkıştıran, zorlayan bir süreci başlatabilir. BM Genel Sekreteri çözüm planına yüzde 65 EVET demiş bir topluma "izolasyon" ve "ambargo" uygulanması haksızlığını noktalayabilir.
Haksızlıkları dünya kamuoyuna duyurabilir.
Küresel bir anlayış iklimi yaratma şansı daha fazladır.
En azından "çözümsüzlük, çözümdür" sürecinin bittiğinin simgesi olarak ilk adımlarında bile "iyi" ve "önyargısız" karşılanacaktır.
................
"Dünyada değişmeyen tek şey, değişimdir" klasik söylemi, geçerliliğini koruyor.

GUNERI CIVAOGLU MILLIYET 16/04/2005

 

Gevşek federasyon

KKTC turumuzun son gününde CTP lideri Mehmet Ali Talat karşısında 'seçim yarışı'na giren cumhurbaşkanı adayı, UBP lideri Derviş Eroğlu ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile görüştük. Taraflar arasında 'Kim daha statükocu?' tartışması olanca sertliğiyle sürüyor. Gazimağusa'da miting konuşmasını izlediğimiz Başbakan Talat, 'Statükonun ruhunu bu topraklardan çıkaracağız' sözleriyle Denktaş dönemi sona erince AB'ye giden yolda çözümün önünde engel kalmayacağı mesajını vermişti.
Kıbrıs'ta 'statüko' adanın liderliğini 30 yıldır elinde tutan Rauf Denktaş'ı çağrıştırıyor. Derviş Eroğlu, Talat'ın sözlerine yeni bir yorum getirdi: "Statüko, Türkiye'nin adadaki varlığını ve askerleri simgeliyor. CTP hükümet oldu da ne değişti? diye soruyorlar. Değişen bir şey yok. Turuncu statüko gitti, yeşil statüko geldi."
KKTC'de cumhurbaşkanlığı seçimleri de yeşil (Cumhuriyetçi Türk Partisi) ile turuncu (Ulusal Birlik Partisi) arasında geçiyor. Talat açık ara önde. Derviş Eroğlu, Lefkoşa'daki görüşmemiz sırasında, 17 Nisan sonrasında olacakları değerlendirirken, "Talat cumhurbaşkanı olduğunda bizden önce Türkiye'nin başı ağrıyacak. Çünkü AB içinde Türkiye'nin garantörlüğüne gerek görmeyen, KKTC'nin ilanına baştan karşı çıkmış bir arkadaş. Talat askere gerek yok diyebilir" yorumunu yaptı.
Serdar Denktaş da, Ekim 2005'ten önce Annan Planı çerçevesinde yeni bir açılım beklemiyor. Talat da bir süre sonra, Papadopulos'un ve Rumların isteksizliğini görecek, 'çözümün önündeki tek engelin Denktaş olmadığını' anlayacak!
Serdar Denktaş, alternatif bir plan üzerinde çalışılmasını, en iyi çözümün Kıbrıs'ın dışa karşı 'tek', içeride iki egemen devlete dayalı 'gevşek federasyon' olacağını savunuyor. 17 Nisan'da Cumhurbaşkanı ile birlikte 'Maronik'ler' diye bilinen Lübnanlı azınlıklar da Girne'ye bağlı Koruçam köyünün muhtarını seçecekler. Atanmış muhtar Çocukis, seçime direniyor. İlk defa 112 seçmen oy kullanacak. Güney Kıbrıs'ta kıyamet koparılıyor. Serdar Denktaş ise 'muhtar seçimi' için bastırıyor. 'Rumların azınlıklara bakışını görün işte' diyor. Maronikleri sandık başına gitmeye çağırıyor. Yeşil, turuncu savaşı. Köy muhtarıyla, Cumhurbaşkanı'nın aynı gün sandıktan çıkacağı 17 Nisan seçimi. Adada demokrasi çok renkli.

DERYA SAZAK MILLIYET 16/04/2005

 

Çözüm "teslim olmak" ise...



Lefkoşa'dayız. Pazar günü yapılacak Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı seçiminde UBP - Ulusal Birlik Partisi adayı olarak CTP - Cumhuriyetçi Türk Partisi adayı Mehmet Ali Talat ile yarışacak olan Dr. Derviş Eroğlu ile Saray Oteli'nde kahvaltı masasının başında sohbet ediyoruz.
Eroğlu, 1976'dan bu yana politikanın içinde. "Mağusa'da dişçilik yapıyordum. Otuz yıl önce politikaya girdim. Rauf Denktaş'tan sonra Kıbrıs'ta politikada en uzun süre kalan biriyim" diyor. Partisinin ileri gelenleri, "ABD, AB ve Türk hükümeti ile TÜSİAD hatta MÜSİAD Talat'ın arkasına geçti. Eşit şartlarda rekabet şansı kalmadı. Adaylıktan çekil" diyorlarmış. Eroğlu, "Bu ciddi bir politikacıya yaraşır davranış olmaz. Rekabet şartları eşit olmasa da yarış devam ediyor" diyor.
Dr. Derviş Eroğlu için sokaklara asılan afişlerde, resminin altında "Dünü unutmadan, geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kuracağıma söz veriyorum" yazısı var. Eroğlu diyor ki: "Çözüm denilen şey Rumların isteklerini kabul etmek ise, biz neden Rumlar ile savaştık? Neden KKTC'yi kurduk? Yıllarca ambargo altında yaşıyoruz? Yirmi yıl önce isteklerini kabul ederdik... Sorun kalmazdı..."

Dünü unutma!
Dr. Derviş Eroğlu diyor ki: "Bize Annan Planı'na 'evet' dedirttiler. Verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. 'Hayır' diyen Rumlar ödüllendiriliyor. Türkler nasıl olsa plana evet dedi. O noktadan hareket ile 'Rumlar daha neler istiyor kağıda döksünler' deniliyor. Rumlar ne ister?.. Eski Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamını ister. Üstelik o zaman Türklerin azınlık olarak hükümette belli hakları vardı. Şimdi o haklar da olmayacak... Rumlar durumdan memnun. Onlar için çözüm zaten gerçekleşmiş durumda. AB üyesi oldular. Sınır sorunu kalktı. Türklerin yüzde doksanı Rum pasaportu aldı... Tek dertleri Türklerin elindeki mülkleri almak. Onun için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayanacaklar. Unutulan şudur: Türkler bu mülklere silah zoruyla el koymadı. 1975 yılında Cenevre Nüfus Mübadelesi Anlaşması'na dayalı olarak mülk mübadelesi de gerçekleşti... Ama Avrupalılar ne anlaşmaya ne verilen söze bakıyor."
Papadopulos Rum Ulusal Konseyi'ni topladı. Bu toplantıda Rum partileri, Annan Planı'nda değişiklik yapılması istenilen maddeler için yazılı belge verilmemesi, "talep ve değişiklikler" konusundaki eski isteklerin teyit edilmesi konusunda fikir birliğine vardı.

Rum giderek güçleniyor
Dr. Derviş Eroğlu söz konusu "talep ve değişiklikler"in şunlar olduğunu söylüyor: "Görüşmelerin ucu açık olacak. Türkiye BM Genel Sekreteri'nin hakemliğini kabul edecek. Bir anlaşma olmadan referanduma gidilmeyecek. Türk askeri adadan çekilecek. Türkiye'nin garantörlüğü sona erecek. Mülk sorunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda çözülecek."
Sayın okuyucularım, (1) gerçekleri de söylese, insanlar çözümsüzlükten söz edenden, sorunları konuşandan hoşlanmıyor. (2) Nasıl sonuç alınacağı belli olmasa da insanlar "çözüm vaat edenin peşine takılıyor". Eroğlu bunun bilincinde... Ama o kaybetmeyi göze alarak doğru bildiği çizgide yürüyor.
Ben iktisatçıyım. Politikadan hoşlanmam. Politikayı anlamam... Başkaları "seçim" konuşurken ben hep "geçim"i düşünürüm...
Kıbrıs'ta otuz yıldır politika tartışılıyor. Dış politika ile ve iç politika ile ve de bu arada bolca seçim ile yıllar geçiyor. Seçimlerde 70 bin kişi oy veriyor. Milletvekili, cumhurbaşkanı seçiyor.
Sanayi üretimi zaten yoktu. Olamadı. Yol kenarındaki o güzelim tarlalar bomboş. Sadece arpa ekiliyor... Hayvancılık, meyvecilik, sebzecilik yok... Şu günlerde Kıbrıs ekonomisi beş sektörde patlama içinde. Yap - satçılık, otomobil galericiliği, gazinoculuk, üniversitecilik ve de marketçilik... İngiliz'e satmak için dağa taşa ev yapılıyor. Satış fiyatları sterlin üzerinden. Her köşe başında bir özel üniversite var. Ekilmeyen tarlalar silme otomobil dolu... Japonya'dan getirilen ikinci el otomobilleri koyacak yer bulamayıp tarlalara diziyorlar. Şehirlerdeki lüks galeriler ise tıka basa lüks yeni otomobil dolu... Üretim yok. İş yok... İyi de bu otomobilleri kim hangi para ile satın alıyor? Ben çözemedim.

GUNGOR URAS MILLIYET 16/04/2005

 

'Talat, Türkiye'nin başını ağrıtacak'

Başbakan Erdoğan'ın, cumhurbaşkanlığı için Kıbrıs Türk halkına M. Ali Talat'ı işaret ettiğini söyleyen Derviş Eroğlu'na göre, Talat bir süre sonra "Türkiye'nin askerine gerek yok" diyebilir

Sefa Karahasan - Lefkoşa


KKTC'de yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 9 adayından Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, seçimi KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın kazanmasını istediğini, bu yüzden Kıbrıs Türk halkına Talat'ı işaret ettiğini öne sürdü. İddiası olmasa bile seçime katılacağını belirten Eroğlu, Milliyet yazarlarına KKTC'de Denktaşsız yeni bir sayfa açacak seçimle ilgili şunları söyledi:

Çekiliyorduk
"Erdoğan'ın aleyhimde bir şey söylediğini duymadım. Ancak Talat'ın da kazanmasını istemişlerdir. Erdoğan'ın, 'Papadopulos, 17 Nisan'dan sonra Talat'la görüşür' beyanatı, Kıbrıs'ta çok tartışılmıştır. Hatta UBP yetkilileri, bu şartlarda seçime devam etmeyelim demiştir, ancak seçime girdik... Talat, yıllarca Rumlarla sadece siyasi partiler düzeyinde diyalog içinde olmuş, Rum'un gerçek yüzünü görmemiştir. Planı Rumlar kabul etse bile, değişiklik istiyor. Nasıl olsa Türk tarafı yüzde 65 oy oranı ile kabul etmiştir. Bize 'Değişiklik istiyor musunuz?' diye soran yok. Artık Annan Planı olmaktan çıkar, yeni bir anlaşma metni ortaya çıkar. Talat cumhurbaşkanı olduğunda, bizden önce Türkiye'nin başı ağrıyacak. Talat'a göre, AB içinde Türkiye'nin garantörlüğüne gerek yoktur. Talat bir müddet sonra, Türkiye'nin askerine gerek yok diyebilir.
Rumların, adada bir anlaşma oluncaya kadar Kuzey'den mal almaya hakkı yok. Kuzey'de kalan malları kendi insanımıza dağıttık. Çünkü 1975 nüfus mübadelesi yapıldığı zaman, Güney'den gelen Türkler, Rum mallarına yerleşti. Mal mülk olayında en ideali, global mal mülk mübadelesi. Eğer plan uygulansaydı, Rumlar buradan mal alacaktı.
Statüko, Türk askerini simgeler, Türkiye'den gelen insanları temsil eder. Bir ara CTP'li birine sormuşlar, 'Ne değişti CTP hükümet oldu da?' diye. 'Turuncu statüko gitti, yeşil statüko geldi' demiş. Bizim rengimiz turuncu, CTP'nin yeşildir."

İZLENİMLER
Eroğlu: Erdoğan taraf tutuyor

Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri ve cumhurbaşkanı adayı Derviş Eroğlu, yarın yapılacak KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çok önceden ilan ettiğini düşünüyor.
Eroğlu, Erdoğan'ın, "Papadopulos, 17 Nisan'dan sonra Mehmet Ali Talat'la görüşür" diyerek, yeni KKTC Cumhurbaşkanı'nı işaret ettiğini belirtiyor.
UBP liderine göre, KKTC Başbakanı Talat'ın arkasında iki lider var. Biri Avrupa Birliği, diğeri Türkiye. Ankara, bütün ağırlığını Talat'tan yana koymuş durumda.
Bu koşullarda Eroğlu da Talat'ı seçimi kazanmaya en yakın aday olarak görüyor, ancak ilk turda seçilemezse, kendisinin şansının da artacağını düşünüyor.
Eroğlu, Talat'ın temel aldığı "çözüm" politikasının bilerek tıkanmakta olduğunu da belirtiyor. Talat'ın, KKTC, Avrupa Birliği'ne girmiş veya cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen sonra girecekmiş gibi propaganda yapmasını da yanıltıcı buluyor. Bu tutumu şöyle eleştiriyor:

'Rumların niyeti yok'
"Keşke AB bir çözüm olsa, ama bugün çözüm denilen nedir? Rum tarafının çözüm dediği şudur: Türkiye'nin garantisi olmayacak. Türk askeri, adayı terk edecek. Siyasi eşitlik bulunmayacak. Görüşmelerde zaman sınırlaması olmayacak. Bunları kabul etmek demek, Rum yönetiminin her isteğine boyun eğmek demektir. Eğer çözüm bu ise, bunu 20-30 yıl önce biz de yapardık. Rum yönetiminin bu isteklerini kabul ederseniz, öyle çözüm hemen olur ama bize göre bu çözüm değildir."
Eroğlu'na göre, Rum tarafının adil bir çözüme niyeti yok. Papadopulos da Makarios gibi zamana oynayacak ve Türklerin çözülmesini, ekonomik ve siyasi olarak Rumlara tabi olmayı kabul etmesini bekleyecek.

Denktaşsız ilk seçim

Kıbrıslı Türkler yarın ilk kez Rauf Denktaş'ın katılmadığı bir cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gidecek. 7. cumhurbaşkanlığı seçiminde 9 aday yarışacak. Derviş Eroğlu ve CTP lideri ve Başbakan M. Ali Talat, adaylar arasında. İlk turda oyların yarısından 1 fazlasını alan, KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi takdirde, en çok oy alan 2 aday arasında 2. tur seçim düzenlenecek. Denktaş, KKTC'de 1976'dan bu yana yapılan 6 cumhurbaşkanlığı seçimini de kazanmıştı.

MILLIYET 16/04/2005

 

Rauf Denktaş vedalaştı

KKTC yarın ilk kez Denktaş'sız cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başında. Personeliyle vedalaşan Denktaş: Görevimi özlemeyeceğim

RADIKAL

SEFA KARAHASAN

LEFKOŞA - Kıbrıs Türk halkı yarın ilk kez 'Denktaş'sız' bir cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gidiyor. 1976 yılından beri altı seçimde koltuğu kimseye bırakmayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yeni bir yaşama başlarken, Kıbrıs Türk halkı da yeni bir döneme 'merhaba' diyecek. Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turda kazanması kesin gözüken Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat dün "Seçilirsem Rumlara müzakereleri başlatmak için çağrıda bulunacağım" açıklaması yaptı.
Görevini Talat'a bırakacak olan Denktaş ise dün cumhurbaşkanlığı personeline veda ederken, Rum Yönetimi'ne yüklenmeyi ihmal etmedi. KKTC lideri, Rumları çok iyi tanıdığını, tek amaçlarının tüm Kıbrıs'ı almak olduğunu belirterek, "2005'i 'EOKA yılı' ilan etmekle beni doğruladılar" dedi. Görevden ayrılsa da devleti korumayı sürdüreceğini vurgulayan Denktaş, kendisini rahatlamış hissettiğini belirterek, "Emekli olunca görevimi özlemeyeceğim. Bu omuzlarımda büyük bir yüktü. İzlediğim siyaset beni seçen halkın ve Türkiye'nin siyasetiydi" dedi. Denktaş, görevinden ayrılacak olan müsteşarı Ergun Olgun'a hediye verirken, Olgun da Denktaş'a, personel adına kol düğmesi sundu.

'Müzakere çağrım var'
Talat ise dün AB'ye Kıbrıs'ta müzakerelerin başlaması için Rumlara baskı yapması çağrısında bulundu. Rum lideri Tasos Papadopulos'un çözümsüzlük tavrının Avrupa değerleriyle çeliştiğini belirten Talat, "Seçilirsem Papadopulos'a müzakereleri başlatmak için çağrı yapacağım" diye konuştu.
147 bin 823 seçmenin oy kullanacağı seçimde dokuz aday var. Oyların 50+1'ini alan beş yıllığına seçilecek. Aksi halde seçim, en çok oy alan
iki adayla 24 Nisan'da yinelenecek. Talat'ın ilk turda seçilmesi beklenirken, diğer adaylar şöyle: Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri Derviş Eroğlu, Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) lideri Hüseyin Angolemli, Yeni Parti (YP) lideri Nuri Çevikel, Sosyalist Parti (KSP) adayı Zehra Cengiz, Bağımsız adaylar Zeki Beşiktepeli, Ayhan Kaymak ve Arif Salih Kırdağ.

KKTC’de yeni dönem

KKTC’de halk yarın cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidecek.

UBP lideri Eroğlu, seçimlerde Başbakan Talat ile şansını yarı yarıya görüyor.

 

 

 

NTV

 

 

16 Nisan 2005—  1983’teki kuruluşundan bu yana KKTC’nin Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş’ın katılmadığı seçimlerde 9 aday yarışıyor. Seçimlerin en güçlü adayı, Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat. Propaganda dönemi de bugün saat 18.00’de sona erdi.

KKTC Başbakanı ve CTP lideri Mehmet Ali Talat, seçimi kazanması halinde, izolasyonların kalkması için mücadele edeceğini, bunun çözümün kapısını da açacağını söylüyor.

Siyasi partilerin de yer alacağı bir danışma mekanizması kuracağını anlatan Talat, bugünkü marjinal çizgizini değiştirmesi halinde, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın bilgisinden de yararlanmak isteyeceklerini kaydetti.

Talat, “seçimlerde yüzde 60’ın üzerinde oy alarak ilk turda Cumhurbaşkanı seçilmeyi beklediğini” ifade ediyor.
       
EROĞLU: TALAT’LA ŞANSIM YARI YARIYA
       Ana muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Derviş Eroğlu ise, 17 yıl başbakanlık yaptığını ve cumhurbaşkanlığı için en deneyimli aday olduğunu vurguluyor.
       Seçimlerin ikinci tura kalacağını ve Talat ile kendisinin sanşlarının yarı yarıya olduğunu söyleyen Eroğlu’na göre, Talat’ın kazanması da demokrasi anlamında ciddi sıkıntılara neden olabilir.

Başbakan ve meclis başkanının CTP’den olduğuna dikkat çeken Eroğlu, halk tüm makamları aynı partide toplamanın sakıncalı olacağının farkına vardı diyor. Eroğlu.”her koşulda çözüm” düşüncesinin de yanlış olduğunu vurguluyor.
       
‘KISA VADEDE ÇÖZÜM OLMAZ’
       Hükümetin küçük ortağı Demokrat Parti’nin adayı Mustafa Arabacıoğlu ise, Rumların olumsuz tutumundan dolayı kısa vadede çözüm beklemiyor.
       Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin diğer adayları ise şöyle:
*Bağımsız Arif Salih Kırdağ
*Bağımsız Zeki Beşiktepeli
*Bağımsız Ayhan Kaymak
*Yeni Parti Genel Başkanı Nuri Çevikel
*Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı Zehra Cengiz
*Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli.

Denktaş’tan Talat’a ağır eleştiriler

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görevi bırakmadan önceki son basın toplantısında Başbakan Mehmet Ali Talat’a çok sert eleştiriler yöneltti.

 

NTV

 

16 Nisan 2005 —  Denktaş bir televizyon programında “Egemen miyiz? Dünyada kimse bizi tanımıyor” sözlerini sarfeden Talat’a, “Egemenliği yemin ederek koruyacağım diye buraya oturacak adam, ‘egemen miyiz?’ diye soruyor. Egemen değilsen niye buraya geliyorsun” dedi.

 

Denktaş, makamındaki son basın toplantısında Talat’ı hedef aldı. Denktaş’ı kızdıran Talat’ın tüm Kıbrıslı liderlerin ve öğrencilerin katıldığı bir televizyon programında sarfettiği sözlerdi.
       
‘DEHŞETE DÜŞTÜM’
       Rauf Denktaş, “Dehşete düştüm ‘egemen miyiz’ diye soruyor. Gençler de ne söylediğinin farkında değil herhalde, alkışlıyor. ‘Egemen miyiz’ sorusunu sorma hakkı Kıbrıs Türklerinin hiçbirininde yok, çünkü egemendirler. Bu makama oturacak insanın, seçimlerden birgün önce ‘egemen değiliz, çünkü bizi kimse tanımıyor’ demesi, ayıptır, kabul edilemez” şeklinde konuştu.
       
‘OYUN OYNANIYOR’
       Rumların Yunanistan’la birlikte AB yoluyla Ada’nın tümüne sahip çıkma oyununu oynadığını belirten Denktaş, Talat’ın sözlerinin kendisini hayretler içinde bıraktını dile getirdi.
       Denktaş, KKTC’nin egemenliği ve bağımsızlığını kimsenin pazarlık masasına yatırma hakkı olmadığını da belirtti.
       Denktaş basın toplantısının sonunda daha da sinirlenerek eleştirilerinin dozunu yükseltti ve toplantı salonundan ayrıldı.

Denktaş, öncekiyarın yapılacak seçimlerde ya da ikinci turda seçilecek KKTC’nin ikinci “cumhurbaşkanı’nın halkı kucaklaması ve partizanlık yapmaması” gerektiğini belirtmişti.
       Denktaş, Mehmet Ali Talat’ın başbakan olduktan sonra bazı söylemlerinde değişiklik olduğunu, Rumları daha iyi tanıdığını anlatmış ve “Büyük ders almıştır, akıllı bir adamdır, alması gerekir” demişti.

 

KKTC'de propaganda süresi sona erdi


16 Nisan, 2005 19:14:00 (TSİ)  CNN TURK

KKTC halkı, yeni cumhurbaşkanını seçmek için yarın sandık başına gidecek. 22 martta başlayan cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda süresi, bugün saat 18.00'de sona erdi.

Toplam seçmen sayısı 147 bin 823 olan ülke genelinde 577 sandıkta oy kullanılacak.  Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacak aday, bu göreve altı kez seçilen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ardından gelen ikinci isim olacak. 
 
Seçimde yarışan üçü bağımsız dokuz adaydan biri, geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday arasında 24 nisan pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday, beş yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanı olacak. 
 
Cumhurbaşkanı adayları
 

·  Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Başbakan)

·  Arif Salih Kırdağ (Bağımsız) 

·  Zeki Beşiktepeli (Bağımsız) 

·  Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel Başkanı)

·  Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı) 

·  Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı) 

·  Ayhan Kaymak (Bağımsız) 

·  Mustafa Arabacıoğlu (Demokrat Parti Genel Sekreteri) 

·  Hüseyin Angolemli (Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı)     

·  Oy verme işlemi saat 08.00'de başlayacak
 
KKT'de oy verme işlemi, yarın saat 08.00'de başlayacak ve 18.00'e kadar devam edecek. Seçmen, kimliğini ispatlayabileceği belgeyle oy kullanacak. Oy vermek için oyun verileceği sandık numarasını gösteren seçmen kartı şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da sandık numarasını öğrenebilecek.  Oy verme işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak.
 
Toplam dokuz adayın yarışacağı seçimin sonuçları, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ile işbirliği içinde saat 19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim sonuçlarının, saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi bekleniyor.  
 
Seçim yasakları
 

·  Seçimde yarın 08.00-18.00 saatleri arasında oy kullanılacak.

·  Saat 19.00'a kadar, radyo, televizyon ve her türlü yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak.

·  19.00-21.00 saatleri arasında radyo ve televizyonlarda, YSK tarafından verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.

·  Saat 21.00'den sonra ise bütün yayınlar serbest kalacak. 
 
Maronitler de sandık başına gidiyor
 
KKTC'de yaşayan azınlıklardan Maronitler de yarın, 1974 Barış Harekatı'nın ardından ilk kez sandık başına giderek, yerel yöneticilerini seçecek.  Maronitlerin yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde bir muhtar ve dört aza seçimi için yarın sandık kurulacak.
 
Toplam 112 seçmenin bulunduğu köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek Seçim Kurulu kontrolünde değil, Dışişleri Bakanlığı gözetiminde yapılacak.  Seçilmek için de yine KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt çoğunluk, yani yüzde 50'nin üzeri aranacak. Bu durumda 112 seçmenin tümünün sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek.

 

 

 

 

 

Emekli cenneti değiliz, üstelik daha çok genciz

Bilimsel veriler, bir çok tartışmada dile getirilen, "KKTC'yi emekli cenneti yaptınız" eleştirisini çürüttü... AB'de nüfusun yüzde 20.8'i emekli iken, KKTC'de bu rakam 11.4. KKTC nüfusu AB nüfusuna göre 5 kat daha genç

Emekli cenneti değiliz, üstelik daha çok genciz

EMEKLİ CENNETİ DEĞİLMİŞİZ... AB ülkeleri ile karşılaştırıldığı zaman ortaya çıkan bilimsel rakamlar, "emekli cenneti olduk" söylemlerini havada bırakıyor. AB ülkelerinde emeklilerin toplam nüfusa oranı yüzde 20.8'e denk gelirken, KKTC'deki emekli sayısının nüfusa oransı ise yüzde 11.4

5 KAT DAHA GENCİZ... Nüfusumuz da yaşlı değil. 2000 yılında KKTC nüfusunun sadece yüzde 5.5'i yaşlı sınıfına girmekteydi. 65 yaş üzeri yapılan araştırmalarda "yaşlı nüfus" olarak kabul ediliyor. AB'deki en yaşlı nüfus yine "emekli cenneti" İtalya'ya ait. İtalya'da her 100 kişiden 27'si 65 yaş üzerinde

Hüseyin EKMEKÇİ

Siyasi tartışmaların ve sendikal çıkışların başında gelen "KKTC emekli cenneti" eleştirisine bilimsel veriler karşı çıkıyor.

Sanılanın aksine, KKTC sosyal devlet olgusu içerisinde değerlendirildiği zaman AB normlarına da oldukça uzak bir ülke.

Sosyal koruma amaçlı harcamalar göze alındığında, sosyal yardım alanların (emekliler, özürlüler, şehit eşleri, anneleri gibi), gayri safi yurt içi hasıla ile mukayese edildiği zaman AB ülkelerinin gerisinde olduğumuz ortaya çıkıyor

AB üyesi ülkelerin gayrı safi yurt içi hasılaya göre sosyal transferlerden faydalananların (emekliler, özürlüler, şehit eşleri, anneleri gibi) ortalaması nüfusun yüzde 26. 40'ına denk gelirken ülkemizdeki rakam 16.93.

AB ülkeleri ile karşılaştırıldığı zaman ortaya çıkan bilimsel rakamlar, "emekli cenneti olduk" söylemlerini havada bırakıyor. Emeklilerin toplam nüfusa oranı yüzde 20.8'e denk gelirken, KKTC'deki emekli sayısının nüfusa oransı ise yüzde 11.4.

Asıl emekli cenneti İtalya

"Kuzey Kıbrıs'ta her ay devletten şu kadar çek çıkıyor, bu nedenle devlet batıyor" iddialarına rağmen, son nüfus sayımına göre yapılan oranda, KKTC bir çok Avrupa ülkesinin yarısı kadar emekliye sahip.

Kuzey Kıbrıs'ta nüfusun yüzde 11.4'ü devletten emekli. Oysa İtalya'da her 100 kişiden 26.6'sı emeklilik keyfi sürüyor.

KKTC'nin Avrupa ülkelerine oranla emekli oranı neredeyse yarı yarıya. AB ülkelerindeki ortalama rakam 20.8.

AB'deki emekli anlayışı, devletin sosyal yapısı ile eşdeğer tutuluyor. Bir başka deyişle, devlet ne kadar yaşlı, emekli, dul, özürlü gibi kişilere yardım ediyorsa o kadar iyi bir yapıya sahip... Üstelik KKTC'de bu hesaplamalar yapılırken, sadece emekliler değil, özürlüler, şehit aileleri, şehit eşleri gibi sosyal yardım amaçlı maaş alanlar da yüzde 11.4 rakamının içinde.

Nüfusumuz da yaşlı değil

"KKTC yaşlı cenneti" savı da bilimsel verilerle çürütülüyor. 2000 yılında KKTC nüfusunun sadece yüzde 5.5'i yaşlı sınıfına girmekteydi. 65 yaş üzeri yapılan araştırmalarda "yaşlı nüfus" olarak kabul ediliyor.

Buna karşın, AB'deki en yaşlı nüfus yine "emekli cenneti" İtalya'ya ait. İtalya'da her 100 kişiden 27'si 65 yaş üzerinde. İskandinav ülkesi İsveç de İtalya ile aynı yaşlı nüfus oranına sahip.

EUROSTAT'ın (The Social Statiton in the Europena Union) araştırmasına göre 2010 yılında, İtalya'daki yaşlı nüfusun oranı yüzde 31'e yükseliyor. Ancak KKTC'de sağlıklı nüfus sayımı yapılmadığı için 5.5 oranının 2010 yılında kaça yükseleceği bilinmiyor.

Avrupa Birliği'ndeki aktif nüfusun (15- 65 yaş arası) ortalama yüzde 24. Bu rakam 2010 yılında yüzde 27'ye ulaşacak diye hesaplanıyor.

KKTC nüfusu 5 kat daha genç

EUROSTAT'ın (The Social Statiton in the Europena Union) araştırmasına göre, 2000 yılında AB üyesi ülkelerde 65 yaş üzerindeki nüfus 61 milyona ulaşmıştı. Bu rakam 1960 yılında 34 milyondu.

AB üyesi ülkeler ya da AB üyesi ülkelerin ortalamaları dikkate alındığı zaman, KKTC nüfusunun ortalama beş kat daha genç olduğu ortaya çıkıyor.

Toplam nüfus içinde emeklilik oranını gösteren tablo

Ülke Emeklilerinin nüfusa göre oranı (yüzde)

Belçika 20.3

Danimarka 16.7

Almanya 21.2

Yunanistan 21.5

İspanya 16.5

Fransa 20.8

İrlanda 12.4

İtalya 26.6

Lüksemburg 17.9

Hollanda 14.6

Portekiz 19.9

İngiltere 19

AB Ortalaması 20.8

KKTC 11.4

AB ve KKTC'de Yaşlı nüfusun aktif nüfusa oranı

Ülke 2000 (yüzde) 2010 (yüzde)

KKTC 5.5 -

Avusturya 23 26

Belçika 26 27

Danimarka 22 25

Finlandiya 22 25

Fransa 24 25

Almanya 24 30

Yunanistan 26 29

İrlanda 17 17

İtalya 27 31

Lüksemburg 21 24

Hollanda 20 22

Portekiz 23 24

İspanya 25 27

İsveç 27 28

İngiltere 24 24

AB Ortalaması 24 27

NOT: Kaynak: EUROSTAT (2002)

DPÖ İstatistik yıllığı, 2002 geçiş yılı programı

KIBRIS 17/04/05

 

Haydi sandığa

Kıbrıs Türk halkı, yedinci kez cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gidecek ve KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanını seçecek

Haydi sandığa

YİNE SANDIK BAŞINDAYIZ... KKTC halkı cumhurbaşkanını seçmek amacıyla bugün yine sandık başına gidiyor. Toplam 577 sandıkta oy kullanacak 147 bin 823 seçmen, 7'nci kez cumhurbaşkanını seçecek. 3'ü bağımsız 9 adaydan biri, seçimde geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday arasında 24 Nisan Pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday 5 yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanlığı makamına oturacak

DENKTAŞSIZ İLK SEÇİM... 1983'teki kuruluşundan bu yana KKTC'nin Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş'ın katılmadığı seçimlerde 9 aday yarışıyor. Seçimde KSP adayı Zehra Cengiz, DP adayı Dr. Mustafa Ş. Arabacıoğlu, YP adayı Nuri Çevikel, CTP-BG adayı Başbakan Mehmet Ali Talat, UBP adayı Dr. Derviş Eroğlu, TKP adayı Hüseyin Angolemli ve bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarışacak

SONUÇLAR SAAT 21.00'DE NETLEŞECEK... Oy verme işlemi sabah 08.00'de başlayacak ve 18.00'e kadar devam edecek. Oy verme işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak. Toplam 9 adayın yarışacağı seçimin sonuçları Yakın Doğu Üniversitesi ile işbirliği içinde saat 19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim sonuçlarının saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi bekleniyor

KKTC halkı cumhurbaşkanını seçmek amacıyla bugün sandık başına gidiyor.

Ülke genelinde kurulacak toplam 577 sandıkta oy kullanacak 147 bin 823 seçmen, 7'nci kez cumhurbaşkanını seçecek.

Kıbrıs Türk halkı, yedinci cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gidecek ancak, KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanını seçecek.

1983'teki kuruluşundan bu yana KKTC'nin Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş'ın bugünkü seçime katılmıyor.

3'ü bağımsız 9 adaydan biri, seçimde geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday arasında 24 Nisan Pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday 5 yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanlığı makamına oturacak.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı Zehra Cengiz, DP adayı Dr. Mustafa Ş. Arabacıoğlu, YP adayı Nuri Çevikel, CTP-BG adayı Başbakan Mehmet Ali Talat,, UBP adayı Dr. Derviş Eroğlu, TKP adayı Hüseyin Angolemli ve bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarışacak.

Oy verme saat 08.00'de başlayacak

Yüksek Seçim Kurulu'nun açıkladığı takvime göre 22 Mart'ta başlayan propaganda dönemi, oy verme gününün öncesinde, dün saat 18.00'de tamamlandı.

Oy verme işlemi sabah 08.00'de başlayacak ve 18.00'e kadar devam edecek. Seçmen kimliğini ispatlayıcı belgeyle oy kullanacak. Oy vermek için oyun verileceği sandık numarasını gösteren seçmen kartı şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da sandık numarasını öğrenebilecek.

Oy verme işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak. Toplam 9 adayın yarışacağı seçimin sonuçları Yakın-Doğu Üniversitesi'yle işbirliği içinde saat 19.00'dan itibaren YSK olarak açıklanmaya başlanacak. Seçim sonuçlarının saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi bekleniyor.

Oy kullanırken dikkat edilecek hususlar

Sandık seçmen listelerinde kayıtlı bir seçmenin, oy kullanabilmek için, sandık görevlilerine, üzerinde fotoğrafı bulunan ve kimliğini kanıtlamaya yarayan resmi bir belge sunması gerekiyor.

Resmi belge olarak, KTFD döneminde veya KKTC döneminde yurttaş olanlara verilen kimlik kartı veya pasaport, polis kimlik kartı veya KKTC sürüş ehliyeti kullanılabilecek.

YSK'nın konuyla ilgili duyurusuna göre, oyunu kullanmak üzere sandığa giden ve sandık başkanından oy pusulasını ve "evet" mührünü alan seçmen, varsa yanında getirdiği fotoğraf makinesi, telsiz veya cep telefonu ve benzeri cihazlarını, kurul başkanına teslim ederek doğruca kapalı oy verme yerine gidecek ve oyunu kullanmadan başka yere gidemeyecek.

Seçimde seçmen kartı kullanmak zorunlu değil. Ancak sandık kurullarında görevli polisler ile başka sandıkta kayıtlı seçmen olan diğer görevliler, yasa gereği oylarını kullanmak için seçmen kartlarını ibraz etmek zorunda olacak.

Seçmenlerin hangi sandıkta oy kullanacağını göstermek için hazırlanan seçmen kartları eline ulaşmayanlar, oy kullanacakları sandığın numarasını ve yerini, ilgili ilçe seçim kurullarına şahsen veya telefonla başvurarak adı, soyadı ve kimlik numaralarını söyleyerek öğrenebiliyorlar.

İlçe seçim kurullarının telefon numaraları şöyle:

Lefkoşa ilçesi: 227 30 47 - 227 41 55 - 227 50 86

Gazimağusa ve İskele ilçesi: 366 23 32 - 366 40 68

Girne ilçesi: 815 72 46 - 815 68 70

Güzelyurt ilçesi: 714 62 31 - 714 63 18

Seçim yasakları

Bugün gerçekleşecek seçimde, 08.00-18.00 saatleri arasında oy kullanılacak.

Saat 19.00'a kadar, radyo, televizyon ve her türlü yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak. 19.00-21.00 saatleri arasında radyo ve televizyonlarda, YSK tarafından verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek. Saat 21.00'den sonra ise bütün yayınlar serbest kalacak.

Seçim günü halkın uyması gereken diğer bazı yasaklar şöyle sıralanıyor:

"Oy verme günü her ne suretle olursa olsun, alkollü içki satılması, içkili yerler ile umumi mahallerde her çeşit alkollü içki satılması, verilmesi ve içilmesi yasaktır.

Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğine haiz lokantalarda yalnız yemek verilir. Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz."

Siyasilerin ve adayların oy kullanması

Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, adaylar ve siyasi parti başkanlarının yarın yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde saat kaçta ve nerelerde oy kullanacakları belli oldu.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın her zamanki gibi Lefkoşa'da Mahkemeler binasındaki 128 numaralı sandıkta saat 12.00'de oy kullanması bekleniyor.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Güzelyurt Barış İlkokulu'nda saat 10.00'da CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Mehmet Ali Talat, Girne'de 19 Mayıs TMK'da 84 no'lu sandıkta saat 11.00'de oy kullanacak.

YSK Başkanı Taner Erginel, ikamet yeri Doğanköy'de muhtarlık binasındaki 73 numaralı sandıkta saat 08.30'da vatandaşlık görevini yerine getirecek.

DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da tercihini erkenden kullanmaktan yana olanlardan Denktaş, BTMK'daki bir sandıkta, saat 08.30'da oyunu verecek.

UBP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Derviş Eroğlu, Gazimağusa Polatpaşa İlkokulu'nda 54 numaralı sandıkta saat 10.00'da sandık başına gidecek.

DP adayı Dr. Mustafa Arabacıoğlu, Gönyeli İlkokulu'nda 52 no'lu sandıkta saat 10.00'da; TKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Hüseyin Angolemli, Tuzla İlkokulu'nda saat 11.00'de;YP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Nuri Çevikel Gazimağusa Maraş çorap fabrikasında 185 no'lu sandıkta saat 10.00'da, KSP adayı Zehra Cengiz Şht. Doğan Ahmet İlkokulu'nda 614 no'lu sandıkta saat 10.30'da ve BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı Şht. Ertuğrul İlkokulu'nda 162 nolu sandıkta saat 11.00'de oy kullanacak.

Bağımsız adaylardan Arif S. Kırdağ, Minareliköy'de Şht. Mehmet Eray İlkokulu'nda 342 no'lu sandıkta saat 10.00'da; Zeki Beşiktepeli Şirinevler İlkokulu'nda saat 09.30'da, Ayhan Kaymak Gazimağusa Karakol İlkokulu'nda 71 no'lu sandıkta saat 12.00'de oy vereceklerini bildirdiler.

Maronitler de sandık başına gidiyor

Öte yandan KKTC'de yaşayan azınlıklardan Maronitler de bugün 1974 Barış Harekatı'nın ardından ilk kez sandık başına giderek yerel yöneticilerini seçecekler.

Maronitler'in yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde 1 muhtar ve 4 aza seçimi için bugün sandık kurulacak. Toplam 112 seçmenin bulunduğu köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek Seçim Kurulu kontrolünde değil, Dışişleri Bakanlığı gözetiminde yapılacak.

Seçilmek için de yine KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt çoğunluk, yani yüzde 50+1 aranacak. Bu durumda 112 seçmenin tümünün sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek.

KIBRIS 17/04/05

 

Rumlar, yakında KKTC'den tatil satmaya başlayabilir

Rum gazetesi Cyprus Mail'e göre, İngiltere'de faaliyet gösteren Kıbrıslı Rum tur operatörleri, İngiltere pazarındaki paylarını kaybetmekten endişeli

Rumlar, yakında KKTC'den tatil satmaya başlayabilir

BASKI GELİYOR... Her geçen gün daha fazla insanın kuzeyi talep etmesi Rum tur operatörlerini çaresiz bıraktı. İngiltere'de faaliyet gösteren Kıbrıslı Rum tur operatörleri, İngiltere'deki dört büyük tur operatörünün, kendilerine Kuzey Kıbrıs'ta tatil satmaları için baskı yapmaya başlamasının an meselesi olduğunu belirtti

 

İngiliz halkının, her geçen gün daha fazla insanın kuzeyi talep etmesi Rum tur operatörlerini çaresiz bıraktı. İngiltere'de faaliyet gösteren Kıbrıslı Rum tur operatörleri, İngiltere'deki dört büyük tur operatörünün, kendilerine Kuzey Kıbrıs'ta tatil satmaları için baskı yapmaya başlamasının an meselesi olduğunu belirtti.

Güneyde yayınlanan Cyprus Mail gazetesinde Jean Christou imzasıyla dün yayınlanan habere göre, Rum operatörleri, konu hakkında taşıdıkları endişeleri önceki gün Limassol'da Kıbrıs Rum Seyahat Acenteleri Birliği'nin (KRSA) organize ettiği "Kıbrıs ve İngiliz piyasaları- Güney Kıbrıs'ın turizm sektörüne en fazla katkıyı sağlayan ülke" konulu konferansta dile getirdi.

Konferansta, rekabetin yoksunluğu, yükselen fiyatlar, kalite, daha temiz bir çevre ve turizmdeki "ikinci ev" olgusu yanı sıra, kuzeydeki turizmin gelişmesi konusu da aktarılan endişeler listesinde yerini aldı.

Habere göre, İngiltere'de faaliyet gösteren Libra Holidays temsilcisinin Kuzey Kıbrıs hakkında yönelttiği bir soru üzerine, Mid-Consort Grup'un patronu Charles Eftichiu, Birleşik Krallık'ta Kuzey Kıbrıs ile ilgili daha çok tanıtım olduğu, kuzeye tatil paketi satmak isteyenlerin sayısında artış yaşandığı ve gün geçtikçe daha fazla insanın kuzeyi talep ettiğinin doğru olduğunu söyledi.

Eftichiu, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun kalkmasını sağlayacak direkt uçuşların başlaması için, İngiliz hükümetinin Ercan Havaalanı'nı gayrı yasal addeden uluslararası düzenlemelerde boşluklar aradığını belirterek, "Bu konunun çözülmesi ve bir çıkış yolunun bulunması için büyük baskı var. Şu anda kuzeye olan talep daha çok kısa seyahatler için ancak durumu yatıştırmak için hızlı davranmazsak huzursuzluk yaşanacak. Bunun gerçekleşmesi de an meselesi" dedi.

"Söz konusu büyük tur operatörlerinin Kıbrıs'ın bölünmüş olması konusunda pek de duygusal olduklarını sanmıyorum" diyen Eftichiu, "Eğer bir şey yapmazsak, konu büyük şirketlerin inisiyatifine kalacak. Bu da Kıbrıslı Rum operatörler için büyük bir ikilem doğuracak" dedi.

"Kimse kuzeyde tatil

satmamı engelleyemez"

Konferansa katılan Kıbrıslı Rum delegelerden biri, durumun düzeltilmemesi halinde kuzeyden tatil satmaya başlayacağını ve kendisini kimsenin durduramayacağını söyledi.

Eftichiu'nun sözlerine atıfta bulunan Eastcastle Yöneticilik Grubu'ndan Michael East ise, Kıbrıslı Rum tur operatörlerine seslenerek, Birleşik Krallık'taki tur operatörlerinin yüzlerini kuzeye döndüğünü ve politik arenada kendilerine destek vereceklerini zannetmemeleri gerektiğini söyledi.

KRSA'nin Başkanı ve Libra Holidays'in müdürü Akis Kiprianu da sorunun çözüme kavuşturulması gerektiğini belirterek " 'İşgal altındaki' bölgeden yansıyan rekabet bizi de yavaş yavaş etkilemeye başlayacak" dedi.

KRSA'ya göre, Kıbrıs Rum kesiminin İngiltere piyasasından aldığı payda, 2004 yılında yüzde birlik düşüş yaşandı. Ocak ayında İngiltere'den yapılan rezervasyonlarda ise yüzde 15'lik bir düşüş yaşandığı ancak 2005 yılının en kötü ihtimalle 2004 yılı kadar iyi geçeceği tahmin ediliyor.

Rum Turizm Bakanı George Killikas ise kuzeyden bahsetmezken, geçen yıl Güney Kıbrıs'ı ziyaret eden 2.3 milyon turistin %57'sinin İngiltere'den geldiğini söyledi. Konferansta ayrıca Güney Kıbrıs'ın en yakın rakiplerinde turizm patlaması yaşandığı (Türkiye %40, Mısır %70, Tunus %20) verilen bilgilere eklendi.

KIBRIS 17/04/05

 

İngiltere'deki partilerde Kıbrıs kavgası

Seçim propagandasının başladığı İngiltere'de İşçi Partisi ve Muhafazakâr partilerin, İngiltere'de yaşayan Rumlar'ın oylarını elde etmek için Kıbrıs konusunda kavgaya tutuştukları bildirildi.

Fileleftheros gazetesine göre, AB konularından sorumlu Dışişleri Müsteşarı Denis Macshane "Önceden Kıbrıs'ı tanımadan Türkiye'nin AB üyeliğinin akıl almaz bir şey olarak" niteledi.

Macshane, İngiltere Hükümeti'nin hedefinin Kıbrıs'ı adil ve yaşayabilir bir çözümle yeniden birleştirilmesi olduğunu da tekrarladı.

Macshane, Avrupa Milletvekili ve Muhafazakâr Parti Milletvekili adayı Teresa Villius'in mektubunu yanıtlarken, Türkiye ile Kıbrıs arasında ilişkilerin düzeltilmesinin, Türkiye-AB müzakereleri sırasında gerçekleştirileceğini de belirtti.

Macshane, "Gerek Türkiye gerek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Gümrük Birliği Protokolü'nün imzalanmasının tanıma sayılmayacağını net şekilde ortaya koyduklarına" da dikkat çekti.

Teresa Villius ise yaptığı açıklamada, "Gümrük Birliği Protokolü'nün doğru şekilde uygulanmasının, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Türkiye tarafından tanınması anlamı taşıyacağını" savundu.

Villius, protokolün imzalanmasından ve "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" tanınmasında İngiltere Hükümeti'nin takındığı tavrı da eleştirdi.

Mahi, Macshane'in aniden "Kıbrıs'ı tanımadan önce Türkiye'nin AB üyeliğinin anlamsız bir şey olduğu" konusundaki açıklamasını ayrıca İngiltere Başbakanı'nın, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'u İngiltere'ye davet etmesini eleştirdi. Bütün bunların seçimler nedeniyle propaganda amaçlı olduğunu yazdı.

Gazete, haberi "İngiltere'nin Ani Aşkı Sahtedir... Bundan Sonraki Adımları Londra-Timbu (Ercan) Arasında Doğrudan Uçuşlardır" başlığını kullandı.

KIBRIS 17/04/05

Saray sahibini bekliyor

3’ü bağımsız 9 adayın yarışacağı bugünkü seçimde, 147 bin 823 seçmen 577 sandıkta oy kullanarak yeni cumhurbaşkanını seçecek

 

Seçimde Zehra Cengiz, Mustafa Arabacıoğlu, Nuri Çevikel, Mehmet Ali Talat, Derviş Eroğlu, Hüseyin Angolemli, Ayhan Kaymak, Arif S. Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarışıyor

 

Yüksek Seçim Kurulu, oy verme işleminin 08.00’de başlayacağını ve 18.00’e kadar devam edeceğini belirterek, seçmenin kimliğini ispatlayıcı belgeyle oy kullanabileceğini kaydetti

 

KKTC halkı cumhurbaşkanını seçmek amacıyla bugün sandık başına gidiyor.

Ülke genelinde kurulacak toplam 577 sandıkta oy kullanacak 147 bin 823 seçmen, 7’inci kez cumhurbaşkanını seçecek.

3’ü bağımsız 9 adaydan biri, seçimde geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC’nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday arasında 24 Nisan Pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday 5 yıl süreyle KKTC’nin cumhurbaşkanlığı makamına oturacak.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı Zehra Cengiz, DP adayı Dr. Mustafa Ş. Arabacıoğlu, YP adayı Nuri Çevikel, CTP-BG adayı Başbakan Mehmet Ali Talat,, UB adayı Dr. Derviş Eroğlu, TKP adayı Hüseyin Angolemli ve bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarışacak.

OY VERME SAAT 08.00’DE BAŞLAYACAK

Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı takvime göre 22 Mart’ta başlayan propaganda dönemi, oy verme gününün öncesinde, dün saat 18.00’de tamamlandı.

Oy verme işlemi sabah 08.00’de başlayacak ve 18.00’e kadar devam edecek. Seçmen kimliğini ispatlayıcı belgeyle oy kullanacak. Oy vermek için oyun verileceği sandık numarasını gösteren seçmen kartı şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da sandık numarasını öğrenebilecek.

Oy verme işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak. OY KULLANIRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Sandık seçmen listelerinde kayıtlı bir seçmenin, oy kullanabilmek için, sandık görevlilerine, üzerinde fotoğrafı bulunan ve kimliğini kanıtlamaya yarayan resmi bir belge sunması gerekiyor.

Resmi belge olarak, KTFD döneminde veya KKTC döneminde yurttaş olanlara verilen kimlik kartı veya pasaport, polis kimlik kartı veya KKTC sürüş ehliyeti kullanılabilecek.

YSK’nın konuyla ilgili duyurusuna göre, oyunu kullanmak üzere sandığa giden ve sandık başkanından oy pusulasını ve “evet” mührünü alan seçmen, varsa yanında getirdiği fotoğraf makinesi, telsiz veya cep telefonu ve benzeri cihazlarını, kurul başkanına teslim ederek doğruca kapalı oy verme yerine gidecek ve oyunu kullanmadan başka yere gidemeyecek.

Seçimde seçmen kartı kullanmak zorunlu değil. Ancak sandık kurullarında görevli polisler ile başka sandıkta kayıtlı seçmen olan diğer görevliler, yasa gereği oylarını kullanmak için seçmen kartlarını ibraz etmek zorunda olacak.

Seçmenlerin hangi sandıkta oy kullanacağını göstermek için hazırlanan seçmen kartları eline ulaşmayanlar, oy kullanacakları sandığın numarasını ve yerini, ilgili ilçe seçim kurullarına şahsen veya telefonla başvurarak adı, soyadı ve kimlik numaralarını söyleyerek öğrenebiliyorlar.

İlçe seçim kurullarının telefon numaraları şöyle:

Lefkoşa ilçesi: 227 30 47 - 227 41 55 - 227 50 86

Gazimağusa ve İskele ilçesi: 366 23 32 - 366 40 68

Girne ilçesi: 815 72 46 - 815 68 70

Güzelyurt ilçesi: 714 62 31 - 714 63 18

SEÇİM YASAKLARI

Bugün gerçekleşecek seçimde, 08.00-18.00 saatleri arasında oy kullanılacak.

Saat 19.00’a kadar, radyo, televizyon ve her türlü yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak. 19.00-21.00 saatleri arasında radyo ve televizyonlarda, YSK tarafından verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek. Saat 21.00’den sonra ise bütün yayınlar serbest kalacak.

Seçim günü halkın uyması gereken diğer bazı yasaklar şöyle sıralanıyor:

“Oy verme günü her ne suretle olursa olsun, alkollü içki satılması, içkili yerler ile umumi mahallerde her çeşit alkollü içki satılması, verilmesi ve içilmesi yasaktır.

Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğini haiz lokantalarda yalnız yemek verilir. Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz.”

SİYASİLERİN VE ADAYLARIN OY KULLANMASI

Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, adaylar ve siyasi parti başkanlarının bugün yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde saat kaçta ve nerelerde oy kullanacakları belli oldu.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın her zamanki gibi Lefkoşa’da Mahkemeler binasındaki 128 numaralı sandıkta saat 12.00’de oy kullanması bekleniyor.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Güzelyurt Barış İlkokulu’nda saat 10.00’da CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Mehmet Ali Talat, Girne’de 19 Mayıs TMK’da 84 nolu sandıkta saat 11.00’de oy kullanacak.

YSK Başkanı Taner Erginel, ikamet yeri Doğanköy’de muhtarlık binasındaki 73 numaralı sandıkta saat 08.30’da vatandaşlık görevini yerine getirecek.

DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da tercihini erkenden kullanmaktan yana olanlardan… Denktaş, BTMK’daki bir sandıkta, saat 08.30’da oyunu verecek.

UBP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Derviş Eroğlu, Gazimağusa Polatpaşa İlkokulu’nda 54 numaralı sandıkta saat 10.00’da sandık başına gidecek.

DP adayı Dr. Mustafa Arabacıoğlu, Gönyeli İlkokulu’nda 52 nolu sandıkta saat 10.00’da; TKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Hüseyin Angolemli, Tuzla İlkokulu’nda saat 11.00’de;

YP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Nuri Çevikel Gazimağusa Maraş çorap fabrikasında 185 nolu sandıkta saat 10.00’da, KSP adayı Zehra Cengiz Şht. Doğan Ahmet İlkokulu’nda 614 nolu sandıkta saat 10.30’da ve BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı Şht. Ertuğrul İlkokulu’nda 162 nolu sandıkta saat 11.00’de oy kullanacak.

Bağımsız adaylardan Arif S. Kırdağ, Minareliköy’de Şht. Mehmet Eray İlkokulu’nda 342 nolu sandıkta saat 10.00’da; Zeki Beşiktepeli Şirinevler İlkokulu’nda saat 09.30’da, Ayhan Kaymak Gazimağusa Karakol İlkokulu’nda 71 nolu sandıkta saat 12.00’de oy vereceklerini bildirdiler.

MARONİTLER DE SANDIK BAŞINA GİDİYOR

Öte yandan KKTC’de yaşayan azınlıklardan Maronitler de bugün 1974 Barış Harekatı’nın ardından ilk kez sandık başına giderek yerel yöneticilerini seçecekler.

Maronitler’in yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde 1 muhtar ve 4 aza seçimi için bugün sandık kurulacak. Toplam 112 seçmenin bulunduğu köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek Seçim Kurulu kontrolünde değil, Dışişleri Bakanlığı gözetiminde yapılacak.

Seçilmek için de yine KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt çoğunluk, yani yüzde 50+1 aranacak. Bu durumda 112 seçmenin tümünün sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek.

HALKIN SESI 17/04/05

 

KKTC sandık başında

 

KKTC’de halk cumhurbaşkanını seçmek için sandık başında. 147 bin 823 seçmen saat 18.00’a kadar oyunu kullanabilecek.

 

NTV

 

 

 

 

17 Nisan 2005—  Oy verme işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak. 1983’teki kuruluşundan bu yana KKTC’nin Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş’ın katılmadığı seçimler, ülkede yeni bir dönemin başlangıcı olacak.

 

Oyunu Girne’de kullanan KKTC Başbakanı ve cumhurbaşkanı adayı Talat, “Seçimlerin, getireceği sonuç ve içinde yaşanan koşullar bakımından son derece önemli bir dönemi işaret ettiğini” söyledi.
       KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, oyunu kullanırken yaptığı açıklamada, “Seçilecek kişinin devletin egemenliği ve bağımsızlığını koruyacağına dair yemin edeceğine işaret ett ve yeni cumhurbaşkanının bu yeminine sadık çıkması gerektiğini kaydetti. Denktaş, “Yeminine sadık çıkmayacak birini seçerseniz, tarih, Türk milleti, insanlık sizi affetmeyecek” diye konuştu.
       9 adayın yarıştığı cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları, saat 19.00’dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Resmi olmayan seçim sonuçlarının saat 21.00’da netleşmesi bekleniyor.
       Saat 19.00’a kadar, radyo, televizyon ve her türlü yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için salt çoğunluk gerekiyor. Seçilen aday 5 yıl süreyle cumhurbaşkanlığı yapacak.

 

Seçimlerin en güçlü adayı, Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat. KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminin diğer adayları ise şöyle:
*Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu
*Demokrat Parti adayı Mustafa Arabacıoğlu
*Bağımsız Arif Salih Kırdağ
*Bağımsız Zeki Beşiktepeli
*Bağımsız Ayhan Kaymak
*Yeni Parti Genel Başkanı Nuri Çevikel
*Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı Zehra Cengiz
*Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli.
       

KKTC’de halk sandık başında


17 Nisan, 2005 08:36:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde halk, yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor. Saat 08.00’de başlayan oy verme işlemi 18.00’e kadar sürecek.

Toplam seçmen sayısı 147 bin 823 olan ülke genelinde 577 sandıkta oy kullanılacak. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacak aday, bu göreve altı kez seçilen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ardından gelen ikinci isim olacak. 
 
Seçimde yarışan üçü bağımsız dokuz adaydan biri, geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan iki aday arasında 24 nisan pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday, beş yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanı olacak. 
 
Cumhurbaşkanı adayları:

 

Sayım, oy verme işleminden hemen sonra 

Seçmen, kimliğini ispatlayabileceği belgeyle oy kullanacak. Oy vermek için oyun verileceği sandık numarasını gösteren seçmen kartı şart değil. Seçmen, ilçe seçim kurulundan telefonla da sandık numarasını öğrenebilecek. Oy verme işleminin tamamlanmasının hemen ardından sayım başlayacak.
 
Toplam dokuz adayın yarışacağı seçimin sonuçları, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ile işbirliği içinde saat 19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim sonuçlarının, saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi bekleniyor.  
 
Seçim yasakları

Maronitler de sandık başına gidiyor
 
KKTC'de yaşayan azınlıklardan Maronitler de, 1974 Barış Harekatı'nın ardından ilk kez sandık başına giderek, yerel yöneticilerini seçecek.  Maronitlerin yoğun olarak yaşadığı Koruçam köyünde bir muhtar ve dört aza seçimi için sandık kurulacak.
 
Toplam 112 seçmenin bulunduğu köyde seçimler, KKTC genelinin aksine Yüksek Seçim Kurulu kontrolünde değil, Dışişleri Bakanlığı gözetiminde yapılacak.  Seçilmek için de yine KKTC seçim sisteminden farklı olarak tek aday olsa dahi salt çoğunluk, yani yüzde 50'nin üzeri aranacak. Bu durumda 112 seçmenin tümünün sandığa gitmesi halinde 57 oy gerekecek

Rumlar, Talat'ın kazanacağı fikrinde
 
Rum siyasi partiler, bugün  yapılacak KKTC seçimlerini değerlendirdi. Güney Kıbrıs'ın iki büyük siyasi partisi seçimleri KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın kazanacağı görüşünde. Komünist AKEL Partisi’nin genel sekreteri, "Mehmet Ali Talat'ın bugüne kadar ilan ettiği sol vizyon doğrultusunda hareket etmesi" dileğinde bulundu.
 
AKEL genel sekreteri, seçimleri kazanmasını beklediği Talat'ın bu doğrultuda hareket etmesi durumunda kendisi ile ortak bir dil bulacaklarına inandığını ifade etti. 
 
Merkez sağ eğilimli DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ise Talat'ın seçilmesi ve geçmişteki görüşlerini koruması halinde, Kıbrıs'ta çözümü için umut doğacağını söyledi.  Anastasiadis, Talat'ın Rauf Denktaş ile aynı görüşlerde olmamasını umduklarını belirtti.

 

VEDA TELEFONU

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı koltuğunda son günlerini geçiren Rauf Denktaş'a veda telefonu etti. Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'a, bugüne kadarki çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Gül, Denktaş'a, bundan sonra da yakın istişare içinde olmak istediklerini söyledi.
Gösterdiği samimiyetten dolayı
 
Abdullah Gül'e teşekkür eden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise, hükümetin çalışmalarını takdir ettiğini, bundan sonra da hükümet ile çalışmaktan mutlu olacağını belirtti.

CNN TURK 17/04/05

 

KKTC’de seçim günü

Yorgo KIRBAKİ / KIBRIS RUM KESİMİ

KKTC’nin ikinci cumhurbaşkanı seçmek için 147 bin Kıbrıslı Türk sandık başında. Seçime 9 aday katılıyor. 1976 yılından bu yana Cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş, görevi devretmeye hazırlanıyor.

KKTC’de bugün cumhurbaşkanlığı seçimleri ile yeni bir dönem açılıyor. Rauf Denktaş’ın cumhurbaşkanlığı resmen de sona eriyor. Bu seçimler Kıbrıs sorununun geleceği açısından son derece önemli. Ama Rum Kesimi’nde değil.

Rum Kesimi’nde kimse bu seçimlere ilgi göstermiyor, kimse aldırmıyor. Hatta seçim yapıldığını bilmeyenler bile var ya da yarınki seçimlerin milletvekili seçimleri olduğunu zannedenler.

MEDYA BAŞKA ALEM

Güneyden bakıldığında KKTC uzak ama çok uzak bir yerde imiş gibi görünüyor.

İnanılması güç ama gerçek. KKTC’deki seçimler için tek habere ratlamadık. Sanki seçimler, KKTC’de değil, Güney Amerika’nın bir ülkesinde yapılıyor.

TV’lerde de KKTC’deki seçimler hakında haber yok. Sadece RİK, yabancı medyanın seçimlere nasıl baktığına ilişkin bir haber verdi. Ardından da Mehmet Ali Talat’ın seçilmesi halinde, Ankara’nın sözünden çıkmayacağı yorumunu yaptı.

4 bin öğrencisi bulunan Kıbrıs Üniversitesi’nde, gençlerle görüşüp, KKTC’deki seçimlerle ilgili düşüncelerini almak istedik. Öğrencilerden biri, ‘Niye bu ilgisizlik’ sorumuza , ‘Yasadışı olan bir şeyi vurgulamak yerine, umursamamak daha iyi. Denktaş ya da başkası farketmez’ yanıtını veriyor.

Bir başka öğrenci de, ‘Çünkü Kıbrıslı Türk politikacıların kafası aynı. Görüşleri aynı tutumları aynı. Yani Ankara ne diyorsa onu yapıyorlar. Talat Ankara’nın piyonu’ diyor.

Sosyoloji 1. sınıf öğrencisi Andigoni Andoniadu da şunları söyledi:

GENÇLER TEPKİSİZ

‘Denktaş’ın yerine kim gelirse gelsin bir şey değişmeyeceğine göre, niye ilgi göstereyim? Kuzeye gittim. Annan planı ile Türklerde kalacak bölgeler çok bakımlı. Rumlara bırakılması öngörülen yerler harabe. Bu kasıtlı yapıldı.’

‘Ankara’nın ne yapmasını istiyorsunuz’ sorumuza gençler, aynı Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos gibi cevaplar verdiler. Yani hiçbirşey istemediler. Nasıl bir çözüm arzuladıklarını belirtmediler. Sadece çözümsüzlükten Türkiye’yi sorumlu tuttular.

Kıbrıs Üniversitesi’nden dönüşümüzde taksici Yunanlı çıktı. Atina’dan gelmiş Lefkoşe’ye ‘Ya bu Kıbrıslılar tuhaf insanlar. Ne istediklerini bilmiyorlar. Biz Yunanlılara bile tepeden bakıyorlar. Ama Türkler ile durumlar kızıştığında bizi hatırlıyorlar’ diyor.  

 

 

HURRIYET 17/04/05

 

Gül’den Denktaş’a teşekkür telefonu

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül önceki akşam KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı telefonla arayarak, Kıbrıs davasına yaptığı fedakár hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.

Gül’ün, hükümet olarak bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olacağını söylediği bildirildi. Denktaş’ın da Gül’ün ilgisi için teşekkür ettiği belirtildi.  

HURRIYET 17/04/05

 

Papadopulos: Hakemsiz görüşmeye varız

Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, ‘Kıbrıs Rum tarafının Annan planında istediği değişiklikleri açıklamasının doğru taktik olmadığını’ söyledi.

Papadopulos, göreve gelişinin ikinci yıldönümü nedeniyle düzenlediği basın toplantısında, ‘BM ve AB’nin bazı yetkililerinin, müzakereler başlamadan önce pozisyonların açıklanmasının doğru olmadığını savunduklarını’ ileri sürdü.

‘Kıbrıs Rum tarafının, zaman tahdidi olmadan ve hakemsiz, Kıbrıs sorununun çözümünü sağlayacak diyalogun bir an önce başlamasını arzuladığını’ kaydeden Papadopulos, ‘müzakerelerin yeni turunun ne zaman başlayacağını bilmediğini, ancak Kıbrıs Rum tarafının konu üzerinde uzun zamandır hazırlandığını’ belirtti.

Rum Ulusal Konseyi’nin son toplantısında Kıbrıs Rum siyasi partilerinin Annan planında yapılması gerektiğini düşündükleri değişiklikleri sunduklarını anımsatan Papadopulos, ‘yapılması istenen değişikliklerin Kıbrıslı Türklerin planda elde ettikleri kazanımlara dokunmayacağını’ iddia etti.

İngiltere ve ABD’den başka ülkelerin de Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için çalıştıklarını ve müzakerelerin yeniden başlaması için çaba harcadıklarını kaydeden Papadopulos, ‘ABD ve İngiltere’nin Türkiye ile yakın ilişkilerinden dolayı Kıbrıs sorununda önemli bir rol oynadıklarını’ belirtti ve ‘bunun değişmesi gerektiğini’ söyledi. 

HURRIYET 17/04/05

KKTC'de bugün seçim var

LEFKOŞA Milliyet


KKTC, Rauf Denktaş'ın aday olmadığı cumhurbaşkanlığı seçimi için bugün sandık başı yapıyor. Toplam 577 sandıkta oy kullanacak 147 bin 823 KKTC'li, 7. kez cumhurbaşkanı seçecek. CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın kesin favori gösterildiği yarışa 3'ü bağımsız 9 aday katılıyor.
Adaylardan biri ilk turda geçerli oyların salt çoğunluğunu alması halinde KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı olacak. Aksi halde seçim, en çok oy alan 2 aday arasında 24 Nisan Pazar günü tekrarlanacak ve en çok oy alan aday, 5 yıl süreyle KKTC'nin cumhurbaşkanlığı makamına oturacak.
Denktaş, 1976 yılından 2000 yılına kadar her 5 yılda bir yapılan 6 cumhurbaşkanlığı seçimini de kazanmıştı.
Oy verme işlemi sabah saat 08.00'de başlayacak ve 18.00'e kadar devam edecek. Saat 19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak seçim sonuçlarının saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi bekleniyor.

MILLIYET 17/04/05

Kıbrıs baharı


Adanın bölünmüşlüğüne aldırmıyor, ilkbahar göçmenleri. Yaz başında Akdeniz'in 'kuş cenneti' Kıbrıs'ta buluşuyor milyonlarcası. Girne'de kaldığımız Colony Oteli'nde kuş sesiyle uyanıyoruz. Portakal, limon bahçeleri içinden yükselen cıvıltıları, birazdan kentin trafiği ve sıcak nedeniyle kentte erken başlayan 'mesai' bastırıyor. Akşamüzeri, Çıkarma Plajı'ndan Beşparmak tepelerine doğru ilerlerken İngiliz köyü Karmi'nin begonvil bahçelerinde parlak renkleriyle kuzeyin göçmenleri sessizliği bozuyor.
Guguk kuşu, yalıçapkını, bahçe ötleğeni, vınlayan kurukkakan, nar bülbülü, kiraz kuşu. Adlarını duymadığımız onlarca kuş türü, ilkbahar ve yaz aylarında Kıbrıs'ta konaklıyor. Karpaz yarımadası başta, Kuzey'in yamaçlarında 'kuş gözleme' alanları bulunuyor. Karpaz kıyıları, berrak sularıyla son dönemde Akdeniz'in 'sualtı dalış' merkezlerinden biri olmaya aday. Kızıldeniz'e giden sıcak su akıntısı nedeniyle zengin bitki örtüsü ve balık çeşitleriyle Karpaz, Türkiye'de bu sporu yapanlar için yeni bir açılım olacak.
Pasifik'teki 'tsunami' faciası, Avrupalı turistlerin rotasını bu yıl Akdeniz'e çevirdi. Antalya gibi Kuzey Kıbrıs kıyıları da cazibe merkezi oluşturabilir.
Akdeniz güneşi içimizi ısıtıyor. Girne limanındaki kafede siyaset dışına çıkıyoruz. 'Maldivler'de 36 metreye dalan bir Türk grubunun, yüzeye çıktıklarında tsunaminin yerle bir ettiği adayı görünce şok geçirmesi olayı'nı konuşuyoruz. Dalgıç hocamız anlatmıştı: '18 metrede olanları dalgalar yutmuş. 36 metreye inenler ise tsunamiden habersiz, denizin keyfini çıkarmışlar.'
Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da 'doğa tutkunu.' Lefkoşa'daki söyleşimizde, Karpaz'ın denizinden söz açılınca gözlerinin içi gülüyor: "Size Kuzey Kıbrıs'ı gezdirsem, bir çakıl taşı bile vermeye razı olmazsınız" diye konuşuyor.
Kıbrıs, hep stratejik yönüyle Türkiye'nin ve dünyanın gündeminde. Oysa tarihi ve kültürel dokusu, bozulmamış doğasıyla da bir çekim alanı olabilir.
Emekli İngilizler, ev alıp Kuzey'e yerleşiyor. Bellapais'ten 'yeşil ve mavi'nin kesiştiği Akdeniz, görkemli bir güzellik sunuyor. Kıbrıs mezeleri ve balık için Girne-Çatalköy'de Fuat Bey'in işlettiği 'Anı Restoran'ı' seçiyoruz. Kalamar ve mineri ızgara. Akşam serinliğinde terasta balık keyfi doyumsuz. Gazi Mağusa'da 'Cyprus House' da Kıbrıs mutfağının özgün adresi.
Ada mimozaları ve papatya tarlaları arasından Ercan Havaalanı'na giderken, AB sürecinde çözüm ve kalıcı barış olasılığını düşünüyoruz. Kıbrıs baharında göçmen kuşlar gibiyiz.
17 Nisan sonrasına uzanıyoruz.

DERYA SAZAK MILLIYET 17/04/05

Kıbrıs'ta Denktaş'lı muhalefet başlıyor

Denktaş, dünkü 'veda' mesajlarında muhtemel halefi Talat'a yüklendi: Koltuğa oturacak adam egemenliği korumazsa vatan haini olur ve ülkemizde barış biter

RADIKAL 17/04/05

LEFKOŞA - KKTC bugünkü cumhurbaşkanlığı seçimiyle yeni bir sürece girerken, cumhurbaşkanlığı dönemini kapatan 81 yaşındaki Rauf Denktaş'ın muhalefette olacağı günler başlıyor. Görevi devrinden önce düzenlediği son basın toplantısında muhalefet bayrağını eline alan Rauf Denktaş, seçimin favorisi olan Başbakan Mehmet Ali Talat'a zehir zemberek eleştiriler yöneltti.
Talat, önceki gece Genç TV'deki 'Son Söz' programında sarf ettiği sözler nedeniyle Denktaş'ın yaylım ateşine tutuldu. Talat'ın KKTC'nin bağımsız bir devletin fonksiyonlarına sahip olmadığını ve dünyada tanınmadığını söyleyip 'Biz egemen miyiz?' diye sormasına Denktaş ateş püskürdü: "Olacak şey değil. 'Egemenliği koruyacağım' diye buraya oturacak adam, 'egemen miyiz' diye soruyor. Lafa bakın siz. Egemen değilsen, egemenliği koruyacağım diye niye buraya geliyorsun, yemin ederek, ne hakkın var buna?"
KKTC Başbakanı'nın sözlerini 'ayıp, günah ve kabul edilemez' diye niteleyen Denktaş, "Kıbrıs Türk egemenliğinin sorgulanmasından dehşete düştüm. Halkın egemenliğini, bağımsızlığını, devletini pazarlık masasına yatırmak hakkı kimseye verilmemiştir. Seçim kazansalar dahi verilmemiştir. Anayasamız ortadadır. Bu anda karşı çıkacak olan varsa, onlara karşı çıkacak olanlar da bulunacak bu memlekette" diye çıkıştı.
Denktaş, Talat'ın "Lahey ve Kopenhag'da barış yönündeki fırsatlar kaçırıldı" sözüne de şu karşılığı verdi: "Rumlar için kendilerine meşru Kıbrıs hükümeti denildiği andan beri Kıbrıs meselesinin hallolmuş olduğu ve bu unvan altında AB'ye müracaatın Kıbrıs'a sahip çıkmak olduğunun hâlâ anlaşılamaması büyük gaflet."
Talat'ın Annan Planı'nda adı geçen Kıbrıs Türk devleti sayesinde dünyayla kucaklaşmaktan söz etmesine, Denktaş, "Talat, beni hayret içinde bıraktı. Annan Planı'ndaki Kıbrıs Türk devleti denilen vilayetten ABD'de de düzinelerce var, ama dünya ABD'yi tanıyor" yanıtını verdi. Talat, Rum lideri Tasos Papadopulos'un tecrit edileceğini öne sürerken, Denktaş, Rumların yüzde 75'inin Papadopulos'u desteklediğini hatırlattı.

Milli kongre hazırlığında
AP'ye demecinde, cumhurbaşkanı seçilecek kişinin cumhuriyetin bağımsızlığı ve egemenliğini koruyup geliştirme yemini edeceğini hatırlatarak "Bunu yerine getirmezse anayasaya göre vatan hainliği suçu işler ve burası barışçı bir ülke olmaktan çıkar" diye konuşan KKTC lideri, bir başka demecinde de bir sivil olarak 'milli kongre' düzenlemekten söz etti.
Artık 'KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı' olarak anılacak olan Denktaş, dün Kıbrıs Türklerinin lideri olarak yarım asırlık belgelerini toplayıp Demokrat Parti'ye ait eski binaya yerleştirdi. Yılan Adası'ndaki özel konutunda yaşamını sürdürecek olan Denktaş, 10 günlük bir dinlenmenin ardından, devletin tahsis edeceği makam arabası, korumalar ve birkaç kişilik ekiple çalışmalarını bu binada tam mesai sürdürecek.
Dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün telefonla arayarak hizmetlerinden dolayı teşekkür ettiği ve "Kıbrıs davasına yaptığınız fedakâr katkılar unutulmayacak" mesajı verdiği Denktaş, Gül'e 'nezaketinden' ötürü teşekkür edip hükümetle diyaloğunu sürdüreceğini kaydetti. Ayrıca KKTC'de Akdeniz TV, Denktaş'a veda için 'Sen liderimizsin' şarkısı besteleterek, bir de klip hazırlattı. (Radikal, aa)

Rum Kesimi seçime ilgisiz

RADIKAL 17/04/05

RADİKAL - LEFKOŞA - Güney Kıbrıs'ın Rum Yönetimi, siyasi partileri, medyası, öğrencisi ve sokaktaki insanı, KKTC'deki cumhurbaşkanlığı seçimine tümüyle ilgisiz. Lefkoşa'nın güneyinden bakıldığında, birkaç yüz metre ötedeki seçimler çok ama çok uzak. Rumların yüzde 76'yla 'Hayır' dediği 24 Nisan'daki referandumdaki gibi bugünün önemini kimse umursamıyor. Dün Rum medyasında KKTC'deki seçimlere dair tık yoktu. Kıbrıs Üniversitesi'nin öğrencileri, bu ilgisizliğe "Kuzey işgal altında. Rejimi yasal değil. Mehmet Ali Talat, Rauf Denktaş'tan farksız. Ankara'nın piyonu. Kim kazanırsa kazansın bir şey değişmeyecek" gerekçesini gösteriyor. Çarşı pazarda da Rumların tavrı aynı. Hatta bazısı seçimden bile habersiz. Oysa daha iki yıl önce Denktaş'a muhaliflere sözde kalsa da destek yarışı vardı. Güney'de Tasos Papadopulos, oyunun tek hâkimi.

Evine dönmüyor!

Erdal Güven

RADIKAL 17/04/05

Denktaş, 1948'de, Kıbrıs'ta özerk bir yönetimin nasıl oluşturulacağını araştırmak üzere Britanya yönetimince kurulan istişare heyetinin üyeliğiyle başladığı siyasi serüvenine, KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılarak nokta değil, virgül koyacak. Bir başka deyişle, Kıbrıs'ta bugünden itibaren 'Denktaş iktidarı' sona eriyor, 'Denktaş muhalefeti' başlıyor...Dünkü basın toplantısına bakılırsa, başladı bile...Evet, Denktaş, 'Saray'dan ayrılıyor, ama evine dönmeyecek, sokağa çıkacak...Üstelik, aslında pek umursamadığı cumhurbaşkanlığının 'protokoler prangaları'ndan da kurtulmuş olarak.
Denktaş, Kıbrıslı Türklerin liderliğine adım attığında yıl 1949'du. O yıl seçildiği Kıbrıs Türk Dernekleri Federasyonu'nun başkanlığını 1958'e kadar sürdürdü. Kendi deyişiyle, 'Körü körüne İngiliz yandaşlığı güttüğü' yıllardan, sonuna kadar sıkı sıkı sarılacağı Türk milliyetçeliğine geçtiği dönemdi bu aynı zamanda.
O yıllarda 'görüntü'de Kıbrıslı Türklerin lideri Dr. Küçük'tü. Nitekim Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda, cumhurbaşkanlığı yardımcılığına Dr. Küçük getirildi. Denktaş'a Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı uygun bulunmuştu. Ancak emekli albay İsmail Tansu'nun o yılları anlattığı 'Aslında Kimse Uyumuyordu' adlı kitabında da belirttiği gibi 'gerçek' lider başından beri Denktaş'tı ve hep öyle kaldı.
Denktaş 1960'ların sonunda bayrağı Küçük'ten resmen devraldı. Ortada artık bir Kıbrıs Cumhuriyeti yoksa da Denktaş, hem cumhurbaşkanı yardımcılığını üstlendi, hem de Kıbrıs Türk Yönetimi'nin başkanlığını. Rum hegemonyacalığıyla Türk ayrılıkçılığının birbirini körüklediği yılların tam ortasında, 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs müdahalesinden iki yıl sonra, Denktaş kuruluşuna öncülük ettiği Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin başkanlığına getirildi bu kez. 1981'de göreve yeniden seçildiğinde çıtayı yükseltmişti: 'Federe' değil 'bağımsız' bir devletin başkanlığıydı artık hedefi. KKTC' nin mimarlığını yaptı; 1983'te kurduğu devletin başına getirildiğinde yıl 1985'ti. 1990'da, 1995 ve 2000'de yeniden seçildi göreve...
Tüm bu yıllar boyunca Denktaş'ın bir görevi de Kıbrıs'ı yeniden birleştirmek üzere başlatılan toplumlararası görüşmeleri yürütmekti. 1968'de devralıp Beyrut'ta başladığı görevini, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünü ve adanın AB'ye birleşmiş olarak girişini öngören 'Annan Planı' için referandum kararı alındığı New York'ta 2004'te noktaladı. Kritik önemdeki Burgenstock görüşmelerine katılmayı reddedecekti. Çünkü ona göre, 'görüşme' değil, 'dayatma' yapılacaktı Burgenstock'ta; tıpkı New York'ta yapıldığı gibi...
Görüşmeciliği nedeniyle yurtdışında 'uzlaşmazlık'la özdeşleştirildi Denktaş. Rumlar için öteden beri bir 'nefret figürü'ydü. Kimine göre 'Teflon Türk', kimine göre 'Denktator...' Ama Denktaş için sonun başlangıcını, ne yabancılar ne Rumlar, bizzat kendi toplumu hazırladı.
Kuzey Kıbrıs'ta hep var olmuş, ama başta Türkiye tarafından olmak üzere hep yok sayılmış muhalefet 2003 yılından itibaren karşısına Denktaş'ı, arkasına da Annan Planı'nın sunduğu çözüm ve AB üyeliği perspektifini alıp hızla toplumsal bir harekete dönüştü. Denktaş'ın her fırsatta 'şeytanlaştırdığı', tu kaka ettiği planı Kıbrıslı Türklerin çoğu baştacı ediyordu. Kıbrıs üzerinden kendi AB üyeliğinin hesabını yapan Türkiye'nin de plana 'olur'unu vermesiyle 'Denktaş iktidarı' için yolun sonuna gelinmişti. Planı, referandumda halka reddettirme çabası da boşa çıkan Denktaş, artık toplum liderliğinden fiilen emekli olmuştu.
Denktaş'ın dünya görüşüne ilişkin en çarpıcı gözlemlerden birini Nisan 2003 tarihli Kıbrıs raporunda Annan yapmıştır:
"Denktaş 1960'ların çatışmacı ortamından Kıbrıs'ın AB üyeliğinin eşiğinde durduğu bir Avrupa'ya gelindiğini, dünyanın değiştiğini kabul etmiyor; kendi 'fiili gerçekler'inin günün birinde meşruiyet kazanacağını sanıyor. Oysa Kıbrıs'ta çözüm, ancak her iki taraf uzlaşmanın gereğini kabul ederse ve son 40 yılda dünyanın değiştiğine inanırsa sağlanabilir. (...) Tüm çabalarıma rağmen Denktaş'ı şuna ikna edemedim: Kıbrıs sorununun 'gerçekler'i yalnızca fiili durumun gerçekleri değildi, aynı zamanda uluslararası hukukun ve uluslararası ilişkilerin gerçekleriydi."
Evet, eğer değişmemek bir erdemse, şu dünyada Denktaş'tan erdemlisi zor bulunur... Muhalif Denktaş'ın muktedir Denktaş kadar erdemli olacağı kuşkusuz. Bir 'halk kahramanı' olarak çıktığı yolu artık halkıyla ters düşmüş bir lider, bir bakıma 'trajik bir karakter' olarak yürüyecekse de Denktaş'ı izlemeye devam edin; davası da kavgası da bitmedi.

 

KKTC’de Talat dönemi

 

 

Mehmet Ali Talat Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yeni cumhurbaşkanı oldu. Talat seçim sonrası yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türklerin çözümden yana tavır sergilediğini söyledi.

 

 

 

 

NTV

 

 

 

 

 

 

 

 

18 Nisan 2005—  Katılım oranının yüzde 69.5 olduğu seçimlerde Mehmet Ali Talat oyların yüzde 56’sını alırken, Derviş Eroğlu ise yüzde 23’ünü aldı. Derviş Eroğlu ise seçimlerin meşru olmadığını halkın yüzde 31’inin sandığa gitmeyerek bunu gösterdiğini ifade etti. Rauf Denktaş da Talat’ı seçim zaferinden dolayı kutlayarak kendisini bugün saat 10’da ziyaret edeceğini söyledi.

 KKTC’de oy verme işleminin sona ermesinin ardından sonuçlar kısa sürede açıklandı. Alınan sonuçlara göre Başbakan Mehmet Ali Talat, yüzde 56 oy oranıyla seçimi kazandı.

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nun oy oranıysa yüzde 23’te kaldı. 3’ü bağımsız 9 adayın yarıştığı seçimde, Demokrat Parti Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu da, yüzde 13 oy aldı.
       Katılım oranı, yüzde 70 ile 1976’dan bu yana yapılan seçimlerin en düşük oranı olarak gerçekleşti

1983’te kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Rauf Denktaş dışındaki ilk cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat, 5 yıl süreyle görev yapacak. 1985, 1990, 1995 ve 2000 yıllarındaki seçimleri kazanarak 20 yıldır cumhurbaşkanlığını yürüten Rauf Denktaş, bu kez seçime katılmamıştı.
       Rauf Denktaş, Talat’ı seçim zaferinden dolayı kutladı ve kendisini bugün saat 10.00’da ziyaret edeceğini söyledi.
       
‘HALK SESSİZ DEVRİM GERÇEKLEŞTİRDİ’
       KKTC’nin yine cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, sonuçlardan sonra yaptığı açıklamada, KKTC halkının sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini söyledi. Talat, “Rum Kesimi’ne çözüm için elimizi uzattık” diye konuştu.
       Mehmet Ali Talat, marjinal bir tutum izlememesi halinde, Denktaş’ın tecrübesinden yararlanmak isteyeceklerini de belirtti.

Rum liderliğinin çözüm konusundaki katı tavrının hatırlatılması üzerine Talat, ilk olarak Kıbrıs Rum liderliğinin BM Genel Sekreteri’ne, Annan planındaki değişiklik önerilerini yazılı olarak vermesinin sağlanması gerektiğini belirtti.
       Talat izolasyonların kalkması ve çözüm sürecinin yeniden başlaması için çaba harcayacağını, bu konularda uluslararası toplumun desteğini almak için girişimde bulunacağını ifade etti.
       
EROĞLU: SEÇİMLER MEŞRU OLMADI
       UBP Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Derviş Eroğlu, “Bugünkü cumhurbaşkanlığı seçiminin meşru ve adil olmadığını, seçime açık müdahaleler yapıldığını ve halkın, sonucu belli bir seçim atmosferine sokulduğunu” söyledi.
       Derviş Eroğlu, UBP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, “Seçmenlerin yüzde 31’inin sandığa gitmeyerek seçimi protesto ettiğini” dile getirdi.
       
‘CUMHURBAŞKANI YEMİNE SADIK KALMALI’
       KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, oyunu kullanırken yaptığı açıklamada, “Seçilecek kişinin devletin egemenliği ve bağımsızlığını koruyacağına dair yemin edeceğine işaret etti ve yeni cumhurbaşkanının bu yeminine sadık çıkması gerektiğini kaydetti.

Denktaş, “Yeminine sadık çıkmayacak birini seçerseniz, tarih, Türk milleti, insanlık sizi affetmeyecek” diye konuştu.

 

TALAT’LA İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ’
       KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile tam bir işbirliği içinde çalışacaklarını söyledi.

Yeni bir hükümet oluşacağını ve yeni cumhurbaşkanı ile, Kıbrıs Türk halkının haklarını koruyarak Rumlarla bir çözüme varma yönünde büyük uğraş içinde olacaklarını kaydeden Serdar Denktaş, yeni cumhurbaşkanının meclis ve hükümetle tam bir işbirliği içinde çalışacağına inandığını belirtti.

KKTC Yüksek Seçim Kurulu’nun verilerine göre, oyların adaylara göre dağılımı şöyle:
*Toplam Sandık Sayısı: 577
*Açılan Sandık Sayısı: 577
*Toplam Kayıtlı Seçmen Sayısı: 147.823
*Açılan Sandıklardaki Seçmen Sayısı: 147.823
*Kullanılan Oy Sayısı: 102.853
*Geçerli Oy Sayısı: 100.625
*Geçersiz Oy Sayısı: 2228
       Zehra Cengiz: 439 yüzde 0.44
       Mustafa Arabacıoğlu: 13.302 yüzde 13.22
       Nuri Çevikel: 4816 yüzde 4.79
       Mehmet Ali Talat: 55.943 yüzde 55.6
       Derviş Eroğlu: 22.869 yüzde 22.73
       Hüseyin Angolemli: 1054 yüzde 1.05
       Ayhan Kaymak: 168 yüzde 0.17
       Arif Salih Kırdağ: 306 yüzde 0.30
       Zeki Beşiktepeli: 1728 yüzde 1.72

Denktaş sonrası ilk Cumhurbaşkanı:Talat

 

KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, uzun yıllardır Ada’daki siyasi yaşamın baş aktörlerinden biriydi.

 

NTV

 

 

 

 

17 Nisan 2005—  Rauf Denktaş’ın çizgisine alternatif bir tutum getiren Mehmet Ali Talat, 6 Temmuz 1952’de Girne’de doğdu. Ortaöğrenimini Kıbrıs’ta tamamlayan Talat, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden mezun oldu.

 

Siyasete üniversite yıllarında atılan Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türk Birlikleri’nin ve daha sonra da Kıbrıslı Öğrenciler Gençlik Federasyonu’nun kuruluşunda önemli rol oynadı. Talat bu federasyonun ilk yönetim kurulu başkanı oldu.
       Mehmet Ali Talat, 1977’de yılında elektrik mühendisliği yüksek lisansını tamamlamasının ardından Ada’ya döndü ve Girne’de soğutma sistemleri üzerine kendi iş yerini açtı.
       
İLK BAKANLIK 1993’TE
       Talat, Kıbrıs siyasi hayatındaki ilk resmi görevini Aralık 1993’te yapılan genel seçimler sonrasında kurulan Demokrat Parti-Cumhuriyetçi Türk Partisi koalisyon hükümetinde eğitim ve kültür bakanı olarak üstlendi.

İkinci DP-CTP koalisyon hükümetinde de aynı görevi yaptı. Talat, üçüncü DP-CTP koalisyon hükümetindeyse devlet bakanı ve başbakan yardımcısıydı. Talat bu sırada CTP içinde de yükseliyordu. 14 Ocak 1996’da kongrede CTP’nin genel başkanı seçildi.
       13 Ocak 2004’te CTP-DP koalisyonunu kuran Talat, ilk kez başbakanlık koltuğuna oturdu. 20 Şubat’taki genel seçimlerinden de zaferle çıkan Talat, cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar da başbakanlık görevini yürüttü.

AB ve ABD’den Talat’a kutlama

Avrupa Komisyonu, KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat’ı kutladı ve sonucu Ada halkının birleşme yönünde iradesi olarak değerlendirdi.

 

 

 

 

 

 

NTV-MSNBC

 

 

 

 

 

 

18 Nisan 2005—  ABD’de Talat’ı kutlayarak, seçim sonucundan memnuniyetini dile getirdi.

KKTC’de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucuyla ilgili olarak bir basın bildirisi yayınlayan Avrupa Birliği Komisyonu, Talat’ın seçilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bildiride Talat’ın başarısı, Kıbrıslı Türklerin bir kez daha birleşmiş bir Kıbrısın AB’ye tam üye olmasını kuvvetle istediklerinin bir işareti olarak değerlendirildi.
       
‘ÇÖZÜM UMUDU VAR’
       Avrupa Komisyonu’nun bildirisinde BM önderliğinde tarafların kabul edebileceği bir çözüm ortamının oluşturulacağına dair umudun mevcut olduğu vurgulandı.

Bildiride, bu süreçte Avrupa Komisyonu’nun daha aktif rol oynamak için gerekli yardımda bulunmaya hazır olduğu kaydedildi.
       Kıbrıslı Türklere verilecek 259 milyon euroluk mali yardım ile ticaret serbestiliği konusunda bir uzlaşının bulunması hususunda umutlu olunduğuna da komisyon bildirisinde yer aldı.
       
ABD SEÇİM SONUÇLARINDAN MEMNUN
       Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcü yardımcısı Adam Ereli de, Kıbrıslı Türklerin Ada’nın birleşmesi ve kapsamlı bir çözüm yönündeki taahhütlerini yinelemelerinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.
       Ereli, Washington’ın Kıbrıs Türklerinin ekonomik tecridinin hafıfletilmesi yönünde çalışmaya devam edeceği bildirildi.
       Adam Ereli, Kıbrıs konusunda çözüm için tüm taraflarla çalışmayı umduklarını da sözlerine ekledi.

Ada siyasetinde yarım asır

 

KKTC’nin kurucusu, 20 yıl cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Rauf Denktaş, Ada’da siyaset sahnesinde 50 yıl mücadele verdi.

 

NTV

 

 

 

 

17 Nisan 2005—  Ada’nın iki tarafında 24 Nisan 2004’te yapılan referandumda Annan Planı’nın karşısında tavır koyan Denktaş’ın cumhurbaşkanlığını bırakma kararında, planın KKTC’de kabulü ve Ankara’nın plandan yana tavır koyması etkili oldu.

1924’te Baf”ta doğan Rauf Denktaş, henüz birbuçuk yaşındayken annesini, 17 yaşında da babasını kaybetti.
       18 yaşındayken, toplum sorunlarıyla ilgilenmeye ve halkın sesi gazetesinde yazılar yazmaya başladı. İngiltere’deki hukuk eğitimini 1947’de tamamladı ve aynı yıl Ada’ya dönüp avukatlığa başladı.
       
ENOSİS’E KARŞI MİTİNGDE TANINDI
       Ada’ya dönüşünde, genç bir avukat olarak Kıbrıslı Türklerin mücadelesine liderlik eden doktor Fazıl Küçük’ün yanında çalıştı. gazeteye yazılar yazmaya devam etti. Ama Kıbrıslı Türkler onu 1948’de, henüz 24 yaşındayken, Enosise karşı düzenlenen ilk büyük mitingte tanıdı. İlk kez halka seslendiği bu miting, yarım asrı aşan siyasi hayatınaın başlangıcı olacaktı.
       Aynı yıl İngiltere’nin Kıbrıs valisi olan Lord Winster tarafından kurulan Anayasa Konseyi’nde üye olarak çalışan Denktaş, 1949’da savcılığa atandı.
       Kıbrıs’ta olayların, Rumlarla Türkler arasındaki gerginliğin atması ve siyasi mücadelenin kızışmasıyla, 1958’de bu görevinden istifa etti. Artık Kıbrıslı Türklerin mücadelesinde daha aktif bir rol oynayabilecekti.
       
EOKA’YA KARŞI MÜCADELE
       Kıbrıs Türk kurumları federasyonunun başkanı olarak, bir yandan siyasi mücadele verirken, diğer yandan da Rumların 1955’te Enosis, yani Ada’nın Yunanistan’a bağlanması amacıyla kurdukları ve İngilizlerin yanı sıra Türkleri de hedef alan “tedhiş” örgütü EOKA’ya karşı harekete geçti.
       1958’de, dönemin dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun da talebiyle, Türk mukavemet teşkilatının temeli, Ankara’da, Özel Harp Dairesi’nde atıldı. Denktaş, “toros” kod adıyla bir numaralı TMT mücahidi olarak kaydedildi.

1959’daki Londra-Zürih anlaşmalarıyla, Kıbrıs cumhuriyeti anayasasının hazırlanması çalışmalarına katılan Denktaş 1960’ta Türk Cemaat Meclisi başkanlığına seçildi. 3 yıl sonra, 1963’te cumhuriyetin yıkılması ve Rumların saldırılarının yeniden başlamasıyla Kıbrıslı Türkler, dolayısıyla Rauf Denktaş için de zor günler yeniden başladı.
       
YASAKLI YILLAR
       Kıbrıslı Türklerin mücadelesinde giderek daha etkili bir rol oynamaya başlaması nedeniyle, Makarios yönetimi tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi ve Ada’ya girişi yasaklandı.
       1964’te eşi ve 4 çocuğunu Ankara’da bıraktı, gizlice Erenköy’e çıkarak savaşa katıldı. 1967’de yine gizlice Ada’ya çıkarken yakalandı.
       1968’de yasağın kalkmasıyla Ada’ya döndü. 1973’te Kıbrıs Türk yönetim başkanlığına seçilerek, “Kıbrıs Türk toplumunun lideri” sıfatını, doktor Fazıl Küçük’ten resmen devraldı.
       
KKTC’NİN KURUŞU VE MÜZAKERELER
       1974 barış harekatının ardından 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devletini, 1983’te ise en büyük hayallerinden biri olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kurdu.

1968’de başlayan toplumlararası görüşmelerde, 2004 yılına kadar tam 36 yıl Kıbrıs Türk halkını temsil etti. Klerides’in ardından müzakere masasında karşısına, sırasıyla karşısına Makarios, Kiprianu, Vasiliu, tekrar Klerides ve Papadopulos oturdu.
       5 Rum Yönetimi liderinin yanısıra, 5 Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, 6 Türk cumhurbaşkanı ve 13 başbakanıyla çalıştı.
       
20 YIL CUMHURBAŞKANLIĞI YAPTI
       6 çocuğundan üçünü, 1957, 1958 ve 1985 yıllarında kaybetti. 1985, 1990, 1995 ve 2000’de seçimleri de kazanan Denktaş, 20 yıl KKTC cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.

Siyasi hayatındaki en zor yıllarını ise, 2000 yılında yeniden seçilmesinin ardından, cumhurbaşkanlığının son döneminde yaşadı. 2002 sonunda Annan Planı sunulduğunda, New York’ta yeni kalp ameliyatı geçirmişti. Denktaş’ın ameliyat sonrasında iyileşmesi, kilosu ve komplikasyonlar nedeniyle uzun sürdü. O dönemde Denktaş’a, Annan Planı’nı kabul etmesi yönünde hem Ankara’dan telkin, hem de uluslararası toplumdan baskı geliyordu.
       
ANNAN PLANI VE ANKARA İLE İLİŞKİLER
       Aynı günlerde, Annan Planı’nın kabul edilmesini isteyen siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları, Lefkoşa’da onbinlerce kişinin katılımıyla gösteriler düzenledi. Denktaş bu gösterilerde hedef tahtasındaydı.

 Ancak, Kıbrıslı Türklerden çok Rumların çıkarlarını koruduğu gerekçesiyle Annan Planı’na karşı çıkmayı sürdürdü.Denktaş’ın AKP Hükümetiyle de yıldızı bir türlü barışmadı. Denktaş, belki de ilk kez Türkiye başbakanı ve dışişleri bakanıyla medya aracılığıyla tartışmaya girdi.
       Mümtaz Soysal’ın danışmanlığı nedeniyle Denktaş ve AKP Hükümeti arasında başlayan görüş ayrılığı, Annan Planı konusunda iyice suyüzüne çıktı.
       Nisan 2004’teki referandumda, halkın yüzde 65’inin Annan Planı’nın kabul etmesinin yanısıra, Ankara’nın da plandan yana tavır koyması, cumhurbaşkanlığını bırakma kararında etkili oldu.

 

KKTC’de seçim sonrası zorlu süreç

 

KKTC’de Rauf Denktaş’ın ardından göreve gelen yeni cumhurbaşkanını, yoğun bir diplomasi trafiği bekliyor.

 

NTV

 

 

17 Nisan 2005— Yeni cumhurbaşkanı, bir yandan izolasyonların kaldırılması için çaba harcayacak bir yandan da, Papadoplulos üzerindeki baskının artırılması yönünde de uluslararası topluma çağrıda bulunacak.

 

KKTC’de yeni cumhurbaşkanını hareketli bir dönem bekliyor. Yeni cumhurbaşkanı, öncelikle 30 yılı aşkın bir süredir Kıbrıs Türk toplumunun lideri olan Rauf Denktaş’la karşılaştırılmak durumunda kalacak.
       
İZOLASYONLARIN KALDIRILMASI
       Halk, yeni cumhurbaşkanının Denktaş’ın yerini doldurup dolduramadığını tartışacak. Seçilen cumhurbaşkanı ise, bir yandan Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonun kaldırılması, diğer yandan da Rum kesimiyle müzakerelerin yeniden başlatılması için girişimlerde bulunacak.
       
DOĞRUDAN UÇUŞLAR
       Avrupa Birliği, Nisan 2004’teki referandumdan önce izolasyonun kaldırılacağı yönünde verdiği sözleri henüz yerine getiremedi.
       Gerek Rum Yönetimi, gerekse Atina “KKTC’nin dolaylı tanınması” anlamına geleceği gerekçesiyle, “Avrupa’nın Kıbrıslı Türklerle doğrudan ticareti başlatmasına” karşı çıkıyor.
       AB, Rum Yönetimi ve Atina’nın bu itirazlarını henüz aşabilmiş değil. Bu nedenle yeni cumhurbaşkanı, ABD nezdinde yoğun bir diplomasi trafiği yürütecek.
       KKTC’ye yönelik izolasyonun kalkmasını sağlayacak ve özellikle turizm sektörünü canlandıracak olan doğrudan uçuşlar da aradan geçen bir yılı aşkın süreye rağmen başlatılamadı.
       
MÜZAKERE GİRİŞİMİ
       Yeni cumhurbaşkanını bekleyen bir başka görev de, Kıbrıs müzakereleri. Uluslararası toplum, 2004 Nisan’ındaki referandumdan sonra, adeta dondurulan görüşme sürecini, seçimden sonra yeniden başlatmak niyetinde.
       BM; Rum Yönetimi’nin, Annan Planı’nda istediği değişikleri yazılı olarak iletmesini istiyor. Türkiye’nin, gümrük birliği protokolünü imzalayacağı 3 Ekim’den önce bir çözüme yanaşmayan Rum Yönetimi lideri üzerinde, seçimden sonra uluslararası baskının artması bekleniyor.
       
RUM TARAFININ DEĞİŞİKLİK TALEPLERİ
       Rum tarafı, Ada’daki Türk askerlerinin daha hızlı şekilde ayrılması, Türkiye’den giden göçmenlerin büyük çoğunluğunun geri gönderilmesi ve daha fazla Rumun 1974’ten önceki evlerine yerleşebilmesi gibi önemli değişiklikler talep ediyor.
       Müzakere masasına oturacak yeni cumhurbaşkanı ise, Rum tarafının bu talepleri karşısında, Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak ve değişikliklerin Türk tarafının aleyhinde olmaması için çaba harcayacak.

 

KKTC'de Talat açık ara önde


17 Nisan, 2005 18:24:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC'de halk, cumhurbaşkanlığı seçimleri için sandık başına gitti. Rauf Denktaş'ın ilk kez aday olmadığı seçimlerin ilk sonuçları da alınmaya başlandı. İlk sonuçlara göre, seçimin favorisi Başbakan Mehmet Ali Talat, açık ara önde.

Yüksek Seçim Kurulu'nun verilerine göre, şu ana kadar toplam 577 sandıktan 401'i açıldı. Sandıktan çıkan sonuçlara göre, Talat en yakın rakibi Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri Derviş Eroğlu'na 30 puandan fazla fark attı. Rauf Denktaş'ın oy kullandığı sandıktan da Talat çıktı. 
 
İlk sonuçlara göre adayların oy oranları şöyle:
 
Mehmet Ali Talat: Yüzde 55,46
Derviş Eroğlu: Yüzde 22.30
Mustafa Arabacıoğlu: Yüzde 14.73
Zehra Cengiz: Yüzde 0.53
Nuri Çevikel: Yüzde 2.58
Hüseyin Angolemli: Yüzde 1.05
Ayhan Kaymak: Yüzde 0.16
Arif Salih Kırdağ: Yüzde 0.29
Zeki Beşiktepeli: Yüzde 1.93
 
Katılım yüzde 69.5
 
Ülke genelinde 147 bin 823 seçmenin 557 sandıkta oy kullanabildiği seçimlere katılım oranının beklenenin altında kaldı. Yüzde 69.5 oranında katılımın sağlandığı seçimlerde  oy verme işleminin tamamlanmasıyla sayım işlemleri başlayacak.
 
KKTC'de 2000 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimine katılım oranı yüzde 81.2 olmuştu. Toplam dokuz adayın yarıştığı seçimin sonuçları, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ile işbirliği içinde saat 19.00'dan itibaren açıklanmaya başlanacak. Seçim sonuçlarının saat 21.00 sıralarında gayrı resmi olarak netleşmesi bekleniyor. 
 
Saat 19.00'a kadar, radyo, televizyon ve her türlü yayın organından seçimlerle ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak. 19.00-21.00 saatleri arasında radyo ve televizyonlarda, YSK tarafından verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek. Saat 21.00'den sonra ise bütün yayınlar serbest kalacak.

KKTC'de cumhurbaşkanlığı seçimi beş yılda bir yapılıyor. Bir adayın cumhurbaşkanı seçilebilmesi için kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekiyor. Hiçbir adayın bu oranı yakalayamaması halinde seçimin ikinci turu, 24 nisan pazar günü en çok oyu alan iki aday arasında yapılacak.
 
Cumhurbaşkanı adayları
 

·  Mehmet Ali Talat (Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı ve Başbakan)

·  Arif Salih Kırdağ (Bağımsız)

·  Zeki Beşiktepeli (Bağımsız)

·  Nuri Çevikel (Yeni Parti Genel Başkanı)

·  Zehra Cengiz (Kıbrıs Sosyalist Partisi adayı)

·  Derviş Eroğlu (Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı)

·  Ayhan Kaymak (Bağımsız)

·  Mustafa Arabacıoğlu (Demokrat Parti Genel Sekreteri)

·  Hüseyin Angolemli (Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı)    
 
Rumlar, Talat'ın kazanacağı fikrinde
 
Rum siyasi partiler, bugün yapılan KKTC seçimlerini değerlendirdi. Güney Kıbrıs'ın iki büyük siyasi partisi seçimleri KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın kazanacağı görüşünde. Komünist AKEL Partisi’nin genel sekreteri, "Mehmet Ali Talat'ın bugüne kadar ilan ettiği sol vizyon doğrultusunda hareket etmesi" dileğinde bulundu.
 
AKEL genel sekreteri, seçimleri kazanmasını beklediği Talat'ın bu doğrultuda hareket etmesi durumunda kendisi ile ortak bir dil bulacaklarına inandığını ifade etti. 
 
Merkez sağ eğilimli DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ise Talat'ın seçilmesi ve geçmişteki görüşlerini koruması halinde, Kıbrıs'ta çözümü için umut doğacağını söyledi.  Anastasiadis, Talat'ın Rauf Denktaş ile aynı görüşlerde olmamasını umduklarını belirtti.

LİDERLERDEN YORUMLAR

·  Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş:  "Seçilecek kişi devletin egemenliği ve bağımsızlığını koruyacağına dair yemin edecek. Eğer yeminine sadık çıkmayacak birini seçerseniz, tarih, Türk milleti, insanlık sizi affetmeyecek''

·  Başbakan Mehmet Ali Talat: "Cumhurbaşkanı olup olmayacağımı seçim sonucu gösterecek. Sonuç ne kadar kesin gibi gözükse de, seçim sonucu almadan yüzde yüz emin olamazsınız''

·  UBP lideri Derviş Eroğlu: "Bugün halkın iradesinin sandığa yansıyacağı gündür. Seçimin iki turlu olacağına inanıyorum. Siyasi partiler seçimler için vardır, siyasi partiler seçimlere girmezse ülkeye hizmet etme şansları olmaz''

·  Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş: "Sonuç ne olursa olsun, kim seçilirse seçilsin, sevdiğimiz sevmediğimiz, desteklediğimiz desteklemediğimiz, kim olursa olsun halktan beklentimiz, seçilecek olan kişiye devletimizi temsil edecek makamı teslim edeceğimizi, cumhurbaşkanımızı seçtiğimizi unutmadan gerekli saygının gösterilmesi gerekir"

CNN TURK 17/04/05
       

 

 

KKTC'nin yeni lideri Talat

 

Talat, Kıbrıs Rum lideri Papadopulos'a da 'barış' çağrısı yaptı



17 Nisan, 2005 23:09:00 (TSİ) CNN TURK

Ece Ertem / cnnturk.com

KKTC siyasetinin son zamanlarda yıldızı parlayan ismi Mehmet Ali Talat, cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların yüzde 55.6'sını alarak Rauf Denktaş'ın ardından KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı oldu.

KKTC cumhurbaşkanlığına dokuz aday arasından seçilen Mehmet Ali Talat, "ben halkıma teşekkür ediyorum. Bu zor görevin büyüklüğünün farkındayım. Kıbrıs Türk halkı da bir kez daha çözüm ve AB iradesini ortaya koydu" dedi. 
 
"Kıbrıs Türk halkının dünya ile bütünleşme arzusunun altını çizmek istiyorum" diyen KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Rum liderliğine bir kez daha el uzattığını belirterek, "bu el tutuluncaya kadar uzatılmış olarak duracaktır. Çünkü biz bu elin bir gün tutulacağına ve Kıbrıs'a barış geleceğine inanıyoruz" şeklinde konuştu.
 
Talat, başta BM ve AB olmak üzere tüm kuruluşlardan 'KKTC'ye uygulanan izolasyonların kaldırılması' çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Talat, BM Genel Sekreteri Annan'dan çabalarını da yenilemesini istedi. Talat, Rum tarafının da Annan Planı'nda yapılmasını istedikleri değişiklikleri bir an önce Genel Sekreter'e iletmesi gerektiğini belirtti.

Mehmet Ali Talat, Rauf Denktaş'ın marjinal bir duruş sergilememesi durumunda kendisiyle çalışmaya hazır olduğunu bildirdi ve "Sayın Denktaş'ın tecrübelerinden faydalanmak boynumuzun borcudur" dedi.
 

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) taraftarları, Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesini Lefkoşa'daki İnönü Meydanı'nda düzenlediği şölenle kutladı. 

 

Coşkulu kalabalığın CTP bayraklarıyla katıldığı kutlamada konuşan Talat, cumhurbaşkanlığının barış ve demokrasi merkezi olacağını söyledi.  ''Yarından itibaren yapacak çok iş bulunduğunu'' kaydeden Talat, Kıbrıs'ta çözüm ve barışı sağlayana kadar mücadele edeceğine, Kıbrıslı Türkleri Avrupalı yapana kadar uğraşacağına söz verdi. 

Oyların dağılımı
 Yüksek Seçim Kurulu'nun resmi olmayan kesin sonuçlarına göre, Talat en yakın rakibi Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri Derviş Eroğlu'na 30 puandan fazla fark attı. Rauf Denktaş'ın oy kullandığı sandıktan da Talat çıktı. 
 
Resmi olmayan sonuçlara göre oy dağılımı şöyle:
 
Mehmet Ali Talat: Yüzde 55.6
Derviş Eroğlu: Yüzde 22.73
Mustafa Arabacıoğlu: Yüzde 13.22
Zehra Cengiz: Yüzde 0.44
Nuri Çevikel: Yüzde 4.79
Hüseyin Angolemli: Yüzde 1.05
Ayhan Kaymak: Yüzde 0.17
Arif Salih Kırdağ: Yüzde 0.30
Zeki Beşiktepeli: Yüzde 1.72

 
KKTC'de cumhurbaşkanı seçilebilmek için oyların yüzde 50'sinden fazlasını almak gerekiyor. Eğer Talat, yüzde 50'yi geçememiş olsaydı en fazla oyu alan iki aday önümüzdeki pazar günü yeniden yarışacaktı.
 

Serdar Denktaş'tan 'işbirliği' mesajı

 

KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile tam bir işbirliği ve istişare içinde çalışacaklarını söyledi. 

 

Serdar Denktaş, DP'nin cumhurbaşkanı adayı DP Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu ile birlikte Saray Otel'de basın toplantısı düzenledi. Serdar Denktaş, tansiyonu düşük, sorunsuz bir seçim yaşadıklarını ifade ederek, ''Seçilen ikinci cumhurbaşkanımıza elinde tuttuğu makamı da düşünerek, bu andan itibaren her zaman DP olarak saygıyla yaklaşacağız, görevi boyunca tam bir işbirliği ve istişare içerisinde çalışacağız. Halkımızın tüm kesimlerinin de aynı şekilde cumhurbaşkanlığı makamına saygıyla yaklaşması beklentimizdir. Bu bizim Kıbrıs Türk halkı olarak kendi devletimize, kendi sistemimize saygının bir gereği olmalıdır'' diye konuştu. 

Eroğlu'ndan Türk hükümetine eleştiri
 
Bu arada, sonuçların alınmasının ardından bir basın toplantısı düzenleyen UBP lideri Derviş Eroğlu, Türk hükümetini ve medyayı eleştirdi. Seçimin, dış müdahaleler altında yapıldığını savunan Eroğlu, Mehmet Ali Talat'ın zaten seçim öncesinde cumhurbaşkanı ilan edildiğini ileri sürdü.

Mehmet Ali Talat kimdir?

1952 yılında Girne'de dünyaya gelen Talat, orta öğrenimini KKTC'de tamamladı. ODTÜ elektrik mühendisliği bölümünü bitiren Talat, aynı fakültede yüksek lisans yaptı. Ankara'daki öğrenim yıllarında Kıbrıslı Türk öğrencilerin oluşturduğu derneklerde yöneticilik ve başkanlık görevlerinde bulundu. Kıbrıslılar Öğrenim ve Gençlik Federasyonu kurucu başkanlığını yaptı.
 
Talat, yıllar sonra genel başkanlığını üstleneceği Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin (CTP) gençlik hareketi içinde aktif rol aldı. Talat 1993'te yapılan genel seçimler sonrasında kurulan birinci ve ikinci DP-CTP hükümetinde eğitim ve kültür bakanı, üçüncü DP-CTP koalisyon hükümetinde ise devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak görev yaptı.
 
Talat 1996 yılında CTP'nin başına geçti. Bu yıllar Talat'ın siyasi çizgisinin kesinleştiği yıllar oldu. Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'taki tarihi referandum öncesinde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a bayrak açtı ve 'evet'çilerin lideri oldu. O dönemde Denktaş ile sık sık karşı karşıya gelen Talat, cumhurbaşkanıyla sık sık tartışmalara girdi. Ve böyle bir ortamda referandum gününe gelindi. 20 nisan 2004'te Annan Planı KKTC'de büyük çoğunlukla kabul edildi. Rumlarsa plana 'hayır' diyen taraf oldu.
 
Talat'ın başbakanlık dönemi
 
Bu sonuç hem AB hem de BM nezdinde Mehmet Ali Talat'ı daha da güçlendirdi. 14 aralık 2004'teki genel seçimlerde CTP en çok oyu alan parti oldu, böylece Talat için başbakanlığın yolu açıldı. Talat, seçimden yaklaşık bir ay sonra CTP-DP koalisyon hükümetini kurdu.
 
Ancak DP'den istifalar nedeniyle koalisyon hükümeti Meclis'te azınlığa düştü. Bunun üzerine Talat, erken seçim kararı aldı. Talat'ın liderliğindeki CTP 20 şubat 2005'te yapılan seçimlerde tek başına iktidar olamasa da, güçlenerek çıktı. Talat, böylece Kıbrıs siyasetinin son yıllarda yetiştirdiği en önemli isimlerden biri haline geldi. Statükoyu reddeden Talat, değişim sloganıyla çıktığı yolda ilerliyor. Hedefi ise 'barış içinde ve Birleşik Kıbrıs çatısı altında AB'.

 

Denktaş'tan Talat'a ilginç övgü

KKTC'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, seçim galibi Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ziyaret ederek destek vaat etti. "Görevimiz kendilerine yardım olmak, destek olmaktır" diyen Denktaş, zorlukların aşmanın yolunun soğukkanlık olduğunu belirterek "Kendisini iyice izledim, yılan gibi soğukkanlı bir adamdır" ifadesini kullandı Cumhurbaşkanı Denktaş, Mehmet Ali Talat'ı ziyaret ederek seçimdeki zaferinden dolayı kutladı. Halka umut veren partinin kazandığını söyleyen Denktaş, kendisinin makama yapışmamasının demokrasiye katkısı olduğunu belirtti. Gönül ferahlığı ile makamını teslim edeceğini de ifade eden Denktaş, Talat'a destek de vaat etti.
      Denktaş "Görevimiz kendilerine yardım olmak, destek olmaktır" diye konuştu. Vereceği desteğin devletin varlığına dayalı olacağını da vurgulayan Denktaş, şöyle devam etti:
      "Sayın Talat'ı kutlamak için geldik. Hakikaten gönül rahatlığı içerisinde bu görevi kendisine teslim edeceğim. Devlete sahip çıkan bir makam olarak kendine yardımcı olacağım ve devlete sahip çıkan bir makam olarak kalıcı bir barış yapması için hep birlikte eliminden geleni yapacağız. Zorluklar çok olacaktır. Bu zorlukları aşmanın yolu soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan gibi soğukkanlı bir adamdır."
     
      TÜRK HÜKÜMETİ İLE YAKIN İSTİŞARE İÇERİSİNDE OLACAĞIZ

      Daha sonra söz alan Başbakan Mehmet Ali Talat ise, seçimlerin sonucunun alınmasından ardından kendisini ilk kutlayan Cumhurbaşkanı Denktaş olduğuna dikkat çekti. Çok güzel seçim dönemlerini geçirdiklerini ifade eden Talat, "Türk halkının verdiği mesaj açıktır. Siyasi eşitlikten mahrum olmadan adil çözüm istiyor" dedi.
      Çağdaş bir dünyada Kıbrıs sürecini, Kıbrıs Türk halkının tüm kesimleri ve tercübe sahibi kimselerin katkısı ile götüreceklerini anlatan Talat, "Bizim yararlanacağız kişiler arasında Sayın Cumhurbaşkanı da olacak" diye konuştu.
      Mehmet Ali Talat, önündeki dönemde zor ve karmaşık olacağını belirterek "Türk hükümeti ile çok yakın istişareler içinde olacağız" dedi.
      "Türk halkı yol ayrımıyla karşı karşıya kalmıştı ve bu yol ayrımında tercihini bizim yönünde kullanmıştı. Bu tercih çağa uygun bir tercih" ifadesini kullanan Talat, Denktaş'ın devrettiği birikimden mutlaka yararlanacaklarını söyledi.

MILLIYET 18/04/05

 

Talat taraftarları ile Beşiktaş taraftarları Lefkoşa sokaklarını doldurdu


      KKTC'de bugün yapılan 7. cumhurbaşkanlığı seçimi, yüzde 69.58 katılım oranıyla bugüne kadarki en düşük katılımlı seçim oldu.
      Katılım oranı ilk kez yüzde 70'in altında kaldı.
      Yüksek Seçim Kurulu'ndan edinilen bilgiye göre, 1976 yılından itibaren yapılan toplam 6 seçimde, ilk seçim hariç katılım oranı yüzde 80'lerin üzerinde seyretti.
      Kıbrıs Türk Federe Devlet döneminde 1976 yılında yapılan ve toplam bin 831 oyun geçerli sayıldığı seçimde katılım oranıysa yüzde 74.84 olarak gerçekleşti.
      Geçerli oy sayısının 70 bin 361'e ulaştığı 1981 seçimlerinde katılım oranı yüzde 88.61 oldu. KKTC'nin kuruluşundan sonra 1985 yılında yapılan 3. cumhurbaşkanlığı seçiminde ise 78 bin 826 geçerli oy kullanıldı, katılım oranı da yüzde 85.73 olarak kayıtlara geçti.
      Seçmenin sandığa ilgisi 1990 seçimlerinde doruğa ulaştı ve katılım oranı yüzde 93.48 oldu. İki turlu ilk seçimin uygulandığı 1995 seçimlerinde de katılım oranı yüzde 80'lerin üzerindeydi ve ilk tura katılım yüzde 85.13 olurken, 2. turda da katılım yüzde 80.12 olarak kayıtlara geçti.
      KKTC'de 2000 yılında yapılan seçimlerde de katılım oranı yüzde 81.02 olmuştu.
     
     2 GAZETE YASAKLANDI
      Tüm liderler, seçim sonrasında yaptıkları açıklamalarda, KKTC'de bu sabah 08:00-18:00 saatleri arasında devam eden oy verme işlemi süresince ülke genelinde en ufak bir olayın meydana gelmemesinin memnuniyet verici olduğunu kaydettiler.
      KKTC Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bu sabah iki gazetenin, seçim yasaklarını ihlal ettikleri gerekçesiyle oy verme işlemi bitene kadar satışını yasakladı.
      YSK Başkanı Taner Erginel, yasakları ihlal eden başka gazetelerin de bulunduğu iddiaları üzerine, kendilerinin resen değil şikayet üzerine inceleme yaptıklarını ve söz konusu gazetelere ilişkin kendilerine yapılmış bir şikayet bulunmadığını açıkladı.
     
     AYDIN DENKTAŞ KİMLİK GÖSTEREMEYİNCE OY KULLANAMADI
      KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın eşi Aydın Denktaş, eşiyle birlikte Mahkemeler Binası'na geldi, ancak sabah oy kullanamadı.
      Kimliğini yanında getirmediğini son anda fark eden Aydın Denktaş, öğleden sonra oy kullanabildi.
     
     ÖNCE MAÇ, SONRA SEÇİM
      KKTC'de bugün seçimler kadar yakından takip edilen bir diğer konu da Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi oldu.
      Maç ve seçim sonuçlarına ilişkin haberleri bir arada takip eden KKTC'liler, seçim sonuçları önceden belli olmasına rağmen maçın bitiminin ardından yoğun şekilde sokakları doldurdular.
      Lefkoşa caddelerinde seçimden galip çıkan Talat için tezahürat yapanlarla Beşiktaş taraftarlarının galibiyet sevinci birbirine karıştı.
     MILLIYET 18/04/05

 

AB, Talat'ın seçilmesine sevindi...


      AB Komisyonu, KKTC'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
      Yapılan açıklamada, Kıbrıs'ın bütünleşmesinden ve AB'ye tam katılımdan yana olan Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, soruna kalıcı çözüm için BM çerçevesinde müzakerelere yeniden başlanması yönünde uygun bir ortamın yaratılması beklentisi dile getirildi.
      Komisyon, seçim sonuçlarının, Kıbrıs Türk halkının çözümden ve AB'ye katılımdan yana olduğunu gösterdiğini belirtti.
      AB Komisyonu, Kıbrıs sorununun çözümüne katkıya hazır olduğunu tekrarlayarak, Kıbrıslı Türklere yönelik 259 milyon avro yardım niyetinden ve ticaretin kolaylaştırılması amacıyla alınması öngörülen özel önlemlerden söz etti.
      Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik izolasyondan çıkarılmasına yardımcı olmak amacıyla alınacağı belirtilen önlemler ve Komisyon önerileri, Kıbrıs Rum kesimi ve bazı üye ülkelerin olumsuz tavrı nedeniyle AB Konseyi'nin onayından geçmiyor. Komisyon, Konsey'in bu tavrını eleştirirken ''çaresizlik'' mesajları veriyor.
     MILLIYET 18/04/05

 

ABD'den KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Talat'a tebrik


      ABD, KKTC'de dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'ı tebrik etti.
      ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, ''ABD, 17 Nisan Pazar günü yapılan Kıbrıs Türk seçimlerindeki zaferinden dolayı Mehmet Ali Talat'ı tebrik ediyor'' ifadesi kullanıldı.
      Açıklamada, ''Kıbrıslı Türkler, özgür, adil ve demokratik seçimler aracılığıyla kendi toplumlarının liderini seçme hakkını kullandılar. ABD, Kıbrıslı Türkler'in, kapsamlı bir çözüm ve adanın yeniden birleşmesi yönündeki kararlılığının yeniden teyidini memnuniyetle karşılıyor. Bu sonuca ulaşmak için bütün ilgili taraflarla çalışmayı bekliyoruz'' denildi.
      ABD açıklamasında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, adanın uzun süren bölünmüşlüğüne son vermeye yönelik çözüm planının ABD tarafından desteklenmesine devam edildiği vurgulanarak, ''Adanın birleşmesine yönelik çabalarımızın bir parçası olarak ABD aynı zamanda Kıbrıslı Türk toplumunun ekonomik tecridini ve kuzeyin ekonomik durumunu geliştirerek iki taraf arasındaki ekonomik dengesizliği azaltma çabalarına devam edecek'' ifadesi kullanıldı.

MILLIYET 18/04/05

 

Denktaş'tan Talat'a kutlama ve destek

Lefkoşa

KKTC’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, seçimin galibi Başbakan Mehmet Ali Talat’ı ziyaret ederek, gönül rahatlığıyla görevi devredeceğini söyledi. "Görevimiz kendilerine yardım olmak, destek olmaktır" diyen Denktaş, zorlukların aşmanın yolunun soğukkanlılık olduğunu belirterek "kendisini iyice izledim, yılan gibi soğukkanlı bir adamdır" dedi.

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, Mehmet Ali Talat’ı ziyaret ederek seçimdeki zaferinden dolayı kutladı. Halka umut veren partinin kazandığını söyleyen Denktaş, kendisinin makama yapışmamasının demokrasiye katkısı olduğunu belirtti.

 

Gönül ferahlığı ile makamını teslim edeceğini de ifade eden Denktaş, Talat’a destek de vaat etti. Denktaş "Görevimiz kendilerine yardım olmak, destek olmaktır" diye konuştu.

 

"TALAT, YILAN GİBİ SOKUKKANLI BİR ADAM"

 

Vereceği desteğin devletin varlığına dayalı olacağını da vurgulayan Denktaş, şöyle devam etti:

   

"Sayın Talat’ı kutlamak için geldik. Hakikaten gönül rahatlığı içerisinde bu görevi kendisine teslim edeceğim. Devlete sahip çıkan bir makam olarak kendine yardımcı olacağım ve devlete sahip çıkan bir makam olarak kalıcı bir barış yapması için hep birlikte eliminden geleni yapacağız. Zorluklar çok olacaktır. Bu zorlukları aşmanın yolu soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan gibi soğukkanlı bir adamdır."

 

"TÜRK HÜKÜMETİ İLE YAKIN İSTİŞARE İÇERİSİNDE OLACAĞIZ"

 

Daha sonra söz alan Başbakan Mehmet Ali Talat ise, seçimlerin sonucunun alınmasından ardından kendisini ilk kutlayan Cumhurbaşkanı Denktaş olduğuna dikkat çekti. Çok güzel seçim dönemlerini geçirdiklerini ifade eden Talat, "Türk halkının verdiği mesaj açıktır. Siyasi eşitlikten mahrum olmadan adil çözüm istiyor" dedi.

   

Çağdaş bir dünyada Kıbrıs sürecini, Kıbrıs Türk halkının tüm kesimleri ve tecrübe sahibi kimselerin katkısı ile götüreceklerini anlatan Talat, "Bizim yararlanacağız kişiler arasında Sayın Cumhurbaşkanı da olacak" diye konuştu.

   

Mehmet Ali Talat, önündeki dönemde zor ve karmaşık olacağını belirterek "Türk hükümeti ile çok yakın istişareler içinde olacağız" dedi.

   

"Türk halkı yol ayrımıyla karşı karşıya kalmıştı ve bu yol ayrımında tercihini bizim yönünde kullanmıştı. Bu tercih çağa uygun bir tercih" ifadesini kullanan Talat, Denktaş’ın devrettiği birikimden mutlaka yararlanacaklarını söyledi.

 (ANKA)

HURRIYET 18/04/05

 

ABD, Mehmet Ali Talat'ı kutladı

 

Washington

ABD, KKTC'de dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'ı tebrik etti.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, “ABD, 17 Nisan Pazar günü yapılan Kıbrıs Türk seçimlerindeki zaferinden dolayı Mehmet Ali Talat'ı tebrik ediyor” ifadesi kullanıldı.
   
Açıklamada, “Kıbrıslı Türkler, özgür, adil ve demokratik seçimler aracılığıyla kendi toplumlarının liderini seçme hakkını kullandılar. ABD, Kıbrıslı Türklerin, kapsamlı bir çözüm ve adanın yeniden birleşmesi yönündeki kararlılığının yeniden teyidini memnuniyetle karşılıyor. Bu sonuca ulaşmak için bütün ilgili taraflarla çalışmayı bekliyoruz” denildi.
   
ABD açıklamasında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, adanın uzun süren bölünmüşlüğüne son vermeye yönelik çözüm planının ABD tarafından desteklenmesine devam edildiği vurgulanarak, “Adanın birleşmesine yönelik çabalarımızın bir parçası olarak ABD aynı zamanda Kıbrıslı Türk toplumunun ekonomik tecridini ve kuzeyin ekonomik durumunu geliştirerek iki taraf arasındaki ekonomik dengesizliği azaltma çabalarına devam edecek” ifadesi kullanıldı.

 (aa)

 

 

HURRIYET 18/04/05

 

Lefkoşa’da büyük coşku

 

SONUÇLARIN açıklanmasının ardından KKTC’nin dört bir yanından gelerek başkent Lefkoşa’daki İnönü Meydanı’nda toplanan Kıbrıslı Türkler, Talat’ın zaferini kutladı. CTP bayrakları ve barış simgeleriyle meydanı dolduran vatandaşlar, yeni Cumhurbaşkanı Talat’ın konuşmasını beklerken şölen kapsamındaki konserlerle eğlendiler. İstanbul’da oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş futbol maçının bitmesiyle kalabalık büyürken, seçim kutlamalarına, galip gelen Beşiktaşlı taraftarlar da katıldı. Seçim gibi kutlamalar da olaysız geçti.

İnönü Meydanı’nda halka hitap eden Talat, ’Cumhurbaşkanlığı barış ve demokrasi merkezi olacak. Yarından itibaren çok işimiz var’ dedi. Talat, ‘Kıbrıs Türk halkının haklarını sonuna kadar koruyacağına, herkesi kardeş bileceğine, Kıbrıs’ta çözüm ve barışı sağlayana kadar mücadele edeceğine, Kıbrıslı Türkleri Avrupalı yapana kadar uğraşacağına’ söz verdi.  

 

 

HURRIYET 18/04/05

 

Yeni dava dönemi

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KKTC’de dün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandıktan, oyların yüzde 55.6’sını alan CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat çıktı. Sonuçların ardından, ‘Sessiz bir devrim gerçekleştirdik’ diyen Talat, hedeflerini Hürriyet’e açıkladı. Talat, ‘Eski dava çöktü, yenisi başlıyor’ dedi.

CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat, dün yapılan seçimlerde oyların yüzde 55.6’ini alarak, en yakın rakibi UBP lideri Derviş Eroğlu’na yüzde 33 fark attı ve Cumhurbaşkanı oldu. Talat, sonuçların ardından düzenlediği basın toplantısında, ‘Sessiz bir devrim gerçekleştirdik. Kıbrıslı Rumlar’a da barış elimizi uzatıyoruz. Onlar tutuncaya kadar elimiz uzatılmış kalacak’ dedi.

Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulduğu 1975’ten bu yana Kıbrıs Türkleri’nin altı dönem üst üste seçtiği Rauf Denktaş’ın ardından ikinci Cumhurbaşkanı olan Talat, Hürriyet’e şu mesajları verdi:

AYRI DEVLET DAVASI ÇÖKTÜ

Ben de Denktaş gibi ‘dava’ sözünü kullanıyorum. Denktaş’ın davası Kıbrıslı Türklerin ayrı bir devlet sahibi olması ve bu devletin dünya tarafından tanınması, bu olmazsa Türkiye’ye entegre olmasıdır. Davasını günün koşullarına uyarlamayı başaramadı. Kıbrıs davası çöktü. Davayı kaybetmişken, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı’nda koyduğu güçlü irade dünyayı şoke etti. Yeni dava bizim hükümete gelmemizle başladı. Bu yeni bir politika ve yeni bir hedeftir. Bu hedef geçmişte olduğu gibi Kıbrıs’ta ayrılığı sonsuza kadar pekiştirecek değil, ayrılığı ortadan kaldırarak Kıbrıs’ın bütünlüğünde eşitliği sağlayarak varılacak bir hedeftir. AB hedefidir.

Bütün dünyaya onların (Rumların) gerçek niyetlerini göstereceğiz. Papadopulos’un 2005’i EOKA yılı ilan etmesi ve bunun dışında her türlü fanatizmi desteklemesini teşhir edeceğiz. Bunların Avrupai yaklaşımlar olmadığını ortaya koyacağız. Onu izole ederek çözüm yoluna zorlayacağız.

Geçmişte Rum tarafının hataları veya art niyetli politikaları kamufle ediliyordu. Rumların reddedeceği durumlar ortaya çıkınca Rumlara fırsat vermeden Denktaş reddederdi. Bundan sonra Denktaş engeli yok. Türk halkının çıkarları için meydanlara çıkılacak artık.

DENKTAŞ’A DANIŞIRIM AMA

Denktaş Bey eğer hakikaten tavsiye ve görüş ortaya koyma eğiliminde olursa onunla işbirliği yapmak elbette söz konusu. Ancak şu anda ortaya koyduğu gibi marjinal durursa o zaman olmaz. Annan Planı’na ‘hayır’ demesiyle ilgisi yok. Şimdi ‘Ulusal Konsey kuracağım, TMT ruhu, filan’ diyor. Bu halka isyandır. Kıbrıs Türk halkının iradesine saldırıdır, marjinal çıkıştır.

Öte yandan Türkiye ile ilişkilerin iyi olması dışında bir şansımız yok. Türkiye ile iyi ilişkilerin olmadığı tanınmamış bir KKTC’nin yaşama şansı yok. Türkiye’nin müdahaleci tutumlarına karşı geçmişte hep karşı çıktık. Ama özellikle son zamanlarda Türkiye’nin bu tavırlarında çok değişiklik var. Son genel seçimler ve bu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk kez Türkiye müdahale etmedi. AB ve ABD’nin beni desteklediği belli. Müdahale demek fiili olarak işin içine girmek demektir.

Cumhurbaşkanı Talat’tan dört mesaj

Bütün Kıbrıs Türk halkını kucaklayacağım

Şimdi yeni dava var: Birleşik Kıbrıs ve AB

Papadopulos’u teşhir ve izole edeceğim

Türkiye ile ilişkilerin iyi olması şart

FARK ATTI

9 adayın yarıştığı seçimlerde, CTP lideri Mehmet Ali Talat sandıktan açık farkla lider çıktı. UBP lideri Derviş Eroğlu ve DP’nin adayı Mustafa Arabacıoğlu yüzde 10 oranını aşarken, geriye kalan 6 aday arasında yüzde 5’i aşan olmadı.

Talat’ın ilk turda kazandığı seçimin sonuçları şöyle:

M. Ali Talat: % 55.6

Derviş Eroğlu: % 22.8

M. Arabacıoğlu: % 13.1

Nuri Çevikel: % 4.79

Zeki Beşiktepeli: % 1.72

Hüseyin Angolemli: % 1.05

Zehra Cengiz: % 0.44

Arif Salih Kırdağ: % 0.30

Ayhan Kaymak: % 0.17

En düşük katılım

Seçimlere katılım beklenenin çok altında gerçekleşerek yüzde 64’te kaldı. Düşük katılım, KKTC halkının son iki yıldır kısa aralıklarla sandığa gitmesine bağlandı. Kıbrıslı Türkler, bugüne kadar gerçekleşen 6 cumhurbaşkanlığı ve 10’dan fazla parlamento seçimine yüzde 81’lik bir ortalama ile katılmıştı. Dünkü seçimde 147 bin 823 seçmen, 577 sandıkta oy kullanarak 9 Cumhurbaşkanı adayı arasından tercihini belirledi. Rauf Denktaş’ın oy kullandığı Lefkoşa’daki 130 no’lu sandıktan da Talat’ın çıktığı seçimde, CTP-BG adayı Başbakan Mehmet Ali Talat, UBP adayı Dr. Derviş Eroğlu, KSPartisi adayı Zehra Cengiz, DP adayı Dr. Mustafa Ş. Arabacıoğlu, YP adayı Nuri Çevikel, TKP adayı Hüseyin Angolemli ve bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarıştı.

Cumhurbaşkanı seçilebilmek için geçerli oyların yarısından bir fazlasını almak gerekiyor. Salt çoğunluğa ulaşılamaz ise, en yüksek oy alan iki aday bir hafta sonra yapılacak ikinci tura kalıyor.

Zeytin fidanını saray bahçesine dikecek

Başbakan Talat ve eşine, Talat’ın kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bahçesine dikmeleri için 2 adet zeytin fidanı hediye edildi. Talat zeytinin Kıbrıs’ın simgesi olduğunu ve ilk fırsatta zeytin fidanlarını kendi elleri ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bahçesine dikeceğini belirtti. 

 

 

HURRIYET 18/04/05

 

Sanki cumhurbaşkanı benim babam değildi

KKTC Dışişleri Bakanı ve Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş dün oyunu kullandıktan sonra babası Rauf Denktaş’ın görevden ayrılmasını şöyle değerlendirdi:

‘Bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı’nda oturan kişinin babam olduğunun farkına varmadım. Politikaya atıldıktan sonra son 15 yıldır hitabımız ’Sayın Cumhurbaşkanım’ ve ’Sayın Bakanım’ oldu. Hafta sonları o konuşmaz, ben konuşmam; bunlar tamamen aile bireyleri olarak geçen günler oldu. O bir lider. Siyasi mücadeleye devam edeceğini açıklamıştır. Yeni bir dönem başlayacaktır.’  

 

 

HURRIYET 18/04/05

 

Denktaş’ın vasiyeti

Ömer BİLGE/LEFKOŞA

22 yıldır oturduğu Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan ayrılırken KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş her kesime mesajlar gönderdi.

KIBRIS tarihine damgasını vuran KKTC’nin birinci Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, 22 yıldır oturduğu Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan ayrılırken bir dizi vasiyette bulundu. Denktaş, halefine, ‘devletin başkanısın bağımsızlığına sahip çık’, milletvekillerine ‘yeminini unutma’, Kıbrıs Türk gençliğine ise, ‘Atatürk’ün ve Kuran’ı Kerim’in yolundan ayrılma’ diye seslendi.

Denktaş, halefinin halkı kucaklaması ve partizanlık yapmaması gerektiğini belirterek, ‘Devletin başkanısın bağımsızlığına sahip çık’ dedi. Denktaş, ‘Çünkü yemin edecek, yeminine ihanet edemez, yoksa çok büyük cezası var’ dedi.

Devir teslim töreninde milletvekillerine de ‘yeminlerine sahip çıkmaları’ çağrısında bulunacağını belirten Denktaş, gençlere ise şu tavsiyelerde bulundu:

‘Hayatta hergün bir kavşak yoldur. İnançlı ol imanlı ol. Kendi kişiliğinden vazgeçme. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ diyerek gurur duy. Kavşaklarda tereddüt etme, doğru bildiğin yola gir. Girdiğin yolun yanlış olduğunu düşündüğün an ‘Ayıp olur, para ya da zaman kaybederim’ gibi düşüncelerle vazgeçme, geri dön. Atatürk’ü ve Kuran’ı yanından eksik etme, birinden iman, diğerinden güç alacaksın. Türkiye gökten inmedi tarihini bil. Barışçı ol ama haklarını korumaktan sakınma. Bağımsızlık ve egemenliğinden vazgeçme.’

Halefine: Devletin başısın bağımsızlığı koru

Milletvekillerine: Yeminlerinize sahip çıkın

Gençliğe: Atatürk ve Kuran’ın yolundan ayrılma

Büyük kahramanın zor vedası

Dün Lefkoşa’da oyunu kullandıktan sonra hayli hüzünlü görünen Denktaş, ‘Yeminine sadık kalmayacak bir lideri seçerek yanlış yapmayın. Tarih sizi affetmez. Yeminine sadık kalan lideri ölesiye destekleriz’ yorumunu yaptı. 

 

 

HURRIYET 18/04/05

 

KKTC’de Maruni muhtar krizi

KKTC toprakları içinde yer alan ancak azınlık statüleri nedeniyle idari işleri Rumlar tarafından yürütülen Hıristiyan Maruni köyü Koruçam’da dün ilk kez yapılan muhtarlık seçimini İlias Yoannou Baba kazandı.

Rumların atadığı muhtar Yoannis Cucukis’in, köylüler ile kavga etmesi sonucu kriz patlak vermiş, köylülerin muhtar seçimi için dilekçe vermesine karşın, Rumlar aynı kişiyi yeniden atamıştı. Maruniler, kendi seçtikleri adayın kabul görmemesi halinde Rum yönetimini AİHM’de dava edeceklerini belirttiler.  

HURRIYET 18/04/05

Lefkoşa’da büyük coşku

 

SONUÇLARIN açıklanmasının ardından KKTC’nin dört bir yanından gelerek başkent Lefkoşa’daki İnönü Meydanı’nda toplanan Kıbrıslı Türkler, Talat’ın zaferini kutladı. CTP bayrakları ve barış simgeleriyle meydanı dolduran vatandaşlar, yeni Cumhurbaşkanı Talat’ın konuşmasını beklerken şölen kapsamındaki konserlerle eğlendiler. İstanbul’da oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş futbol maçının bitmesiyle kalabalık büyürken, seçim kutlamalarına, galip gelen Beşiktaşlı taraftarlar da katıldı. Seçim gibi kutlamalar da olaysız geçti.

İnönü Meydanı’nda halka hitap eden Talat, ’Cumhurbaşkanlığı barış ve demokrasi merkezi olacak. Yarından itibaren çok işimiz var’ dedi. Talat, ‘Kıbrıs Türk halkının haklarını sonuna kadar koruyacağına, herkesi kardeş bileceğine, Kıbrıs’ta çözüm ve barışı sağlayana kadar mücadele edeceğine, Kıbrıslı Türkleri Avrupalı yapana kadar uğraşacağına’ söz verdi.  

 

 

HURRIYET 18/04/05

 

Denktaş gözyaşlarıyla

KKTC'de dün yeni bir sayfa açıldı. 1976'dan beri yapılan altı cumhurbaşkanlığı seçimini de kazanan Rauf Denktaş, kendisinin aday olmadığı seçimlerde oyunu kullanırken gözyaşlarına hâkim olamadı

RADIKAL 18/04/05

AA - LEFKOŞA - KKTC tarihinde dün yeni bir sayfa açıldı. Halk cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına giderken, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat beklendiği gibi ipi göğüsledi. Oy sayımı tamamlandığında Talat'ın yüzde 55.6 oranıyla seçimi kazandığı görüldü. Tüm seçim bölgelerinde galip gelen Talat'ın en yakın rakibi Ulusal Birlik Partisi lideri Derviş Eroğlu ise yüzde 22.7'de kaldı.
Toplam 577 sandıktaki oyların sayım işleminin tamamlanmasının ardından Talat taraftarları sokaklara döküldü. Seçime halk fazla ilgi göstermezken, 2000 seçimlerinde yüzde 80 olan katılım oranı yüzde 69.6'da kaldı. Bu oran 1976'dan beri yapılan seçimlerde en düşük katılım oranı da oldu. Herhangi bir aday yüzde 50 oy oranını geçemeseydi seçimin ikinci turu 24 Nisan'da yapılacaktı.
Talat, sonuçların belli olmasıyla "Kıbrıs Türk halkı, çözüm, barış ve AB yönündeki tavrını açık ve net biçimde bir kez daha onayladı" dedi. "Omuzlarımdaki yükün çok zor, ağır ve karmaşık olduğunun farkındayım" diye konuşan Talat, 'cumhurbaşkanlığını, zorluklarını bilerek, onurla ve gururla kabul ettiğini' kaydetti. Talat oy kullanırken de sonucun Türk ve Rum halkı ile Türkiye'nin AB sürecine katkısı olacağını söyledi. Mehmet Ali Talat, Rum lideri Tasos Papadopulos'a sağduyulu davranıp, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın davetine olumlu yaklaşması çağrısı yaparak, 'Kıbrıs Türk Toplumu Lideri' sıfatıyla müzakerelere hazır olduğunu da kaydetti.
81 yıllık ömrünün 50 yılını dernek başkanlığından başlayarak meclis başkanı ve cumhurbaşkanı olarak geçiren Rauf Denktaş ise dün oy kullanırken gözyaşlarına hâkim olamadı. Oyunu eşi Aydın Denktaş ile Lefkoşa'da kullanan Rauf Denktaş, görevi devralacak kişiyi uyarmayı ihmal etmedi. "Cumhurbaşkanlığı yeminine sadık çıkmayacak biri seçilirse, o kişiyi seçenler tarih, Türk milleti ve insanlık tarafından affedilmez" diyen Denktaş, uzlaşmacı olmak ya da AB'ye girmek için egemenlik ve bağımsızlık kavramlarından vazgeçilemeyeceğini savundu. "Aksi halde başımıza gelenler müstahak olacaktır" diye devam eden Denktaş, "Seçilecek arkadaş, Papadopulos ile kalıcı bir anlaşma yapılabilir diyorsa, en büyük yanlışı yapmış olacaktır. Yeminine sadık cumhurbaşkanını ölesiye destekleriz" dedi. Denktaş'ın sandığından da Talat galip çıktı.

Maruniler de seçti
Seçimlerde Talat'ın dışında üçü bağımsız, sekiz aday daha yarıştı. Talat, mecliste yemin ederek düzenlenecek olan törenle görevi Denktaş'tan devralacak.
KKTC'de yaşayan azınlıklardan Maruniler de 1974 Barış Harekâtı'nın ardından ilk kez sandığa giderek yerel yöneticilerini seçti. Marunilerin yoğun yaşadığı Koruçam köyünde bir muhtar ve dört aza seçildi. 112 seçmenin bulunduğu köyde seçimler, Dışişleri'nin gözetiminde yapıldı.

 

Portre: Rauf Denktaş

Kıbrıs Türklerinin liderliğine veda eden Denktaş, tarih ve coğrafyasının kurbanı. O milliyetçilik çağında Enosis'e karşı çözümü Taksim'de gördü. Dünya değişirken akıntıya karşı kürek çekti. Kimilerine göre sevapları, kimilerine göre günahları daha fazla

RADIKAL 18/04/05

CEYDA KARAN

Tarihinin esiri, Taksim'in mucidi
İnsanoğlunun huyudur, yaşadıklarının sorumluluğunu başkalarının üzerine yüklemek. Pis işleri görecek 'kötü adamlar' lazımdır, kendi kötülüklerini görmezden gelmek için... Ve 'kötü adamlık' fazla romantizm kaldırmaz. Binlerce yıllık tarihsel, toplumsal süreçlerle dünya dengeleri ve belki de hepsinden önemlisi insanların beyinlerinin uç noktalarında birikmiş kinler vardır. 'Eleni ile Mustafa'nın bir türlü bir araya gelemediği Kıbrıs Adası'nda olduğu gibi...
Bugün Kıbrıs Türklerinin liderliğine veda eden Rauf Denktaş da tarih ve coğrafyasının kurbanı aslında. Kimilerine göre sevapları, kimilerine göre de günahları daha fazla...
Denktaş, 300 küsur yıl süren Osmanlı egemenliğinin topyekûn sona erip, adanın Britanya sömürgesi olduğu 1925'ten bir yıl önce, 29 Ocak 1924'te Baf'ta dünyaya geldi. Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Anlaşması'yla Kıbrıs'taki haklarından vazgeçmişti. Katoliklerin kapattığı Ortodoks kiliselerini Osmanlı egemenliğiyle yeniden inşa edip milletler sistemi içinde seslerini duyurmuş Rumlar içinse isyan vakti gelip çatmıştı. Çağ artık ulusçuluk çağıydı. Yunanistan kurulmuş, Helen milliyetçiliğinin 'Megali İdea' fikri Akdeniz'in göbeğindeki adaya Enosis (Yunanistan'la birleşme) olarak yansımıştı. Onlar ada nüfusunun yüzde 78'ini oluşturuyordu ve kaderlerini tayin etmek haklarıydı. Bir de yanı başlarında Osmanlı'dan miras Türkler vardı. İşte Rauf Denktaş onlardan biriydi. 1878'de Osmanlı'nın adadan çekilmesini görmüş dedesi,
ona "Osmanlı yeniden gelecek. Belki ben göremem ama sen görürsün" demişti.

İlk isyan
1931'e gelindiğinde Enosis'i gerçekleştirme yolunun güç kullanmaktan geçtiğini anlayan Rumların ilk isyanı patladı. Denktaş'ın rakibi
olacak Rum lideri bileniyordu. Britanya'nın ezip geçtiği isyan sorası 18 yaşındaki Myriarthes Michael Hıristodulos Mouskos, yani 'Makarios' Şeyseller'deki ilk sürgününe yollanıyordu. 2. Dünya Savaşı görece sakin geçti. Britanya ile Yunanistan'ın aynı cephede olması, Enosis umudunu canlandırmıştı. Enosis, Rumlara öyle içkinki di, 1941'de kurulan komünist AKEL, bu emel uğruna 1949'da ilk imza kampanyasını başlatan hareketti. Dünya Kiliseler Birliği'nin bursuyla gitmiş olduğu ABD'den aynı yıl adaya dönerek sivrilen Makarios ise, Enosis'in öncülüğünü komünistlere kaptıracak değildi. 1950'de 36 yaşında Başpiskopos seçildiğinde hemen Britanya valisine başvurup halkoylaması talep etti. Tabii reddedildi. Ama 1950'de kiliselerde düzenlenen halkoylamasında Enosis'e yüzde 95'i aşan oranda destek çıkıyordu.

İmparatorluk taktiği
Ortadoğu'daki sömürgelerini kaybetmeye başlayan Britanya'nın ise stratejik adayı kaybetmeye niyeti yoktu. Böl-yönet taktiği devreye sokuldu. Türk azınlık Enosis hayali kuran Rumlardan haddinden fazla rahatsızdı. Onlar, Osmanlı milletler sistemindeki halkların, uluslaşma sürecinde Balkanlar'da yaptıklarını, Girit'i unutmamıştı. 1943'te valinin girişimiyle 'Kıbrıs Adası Türk Azınlıklar Kurumu' (KATAK) kuruldu ve Enosis'e karşı ilk kitlesel Türk örgütü oldu. Turancılığın Türkiye'de serpildiği yıllarda adada başta Dr. Fazıl Küçük olmak üzere Türk aydınlarının çoğu Enosis'i engellemek için Ankara'yı işe angaje etmek gerektiğini düşünüyordu. Onlarınki aslında kontra-milliyetçilikti.
Denktaş ilkgençliğini işte bu ortamda geçirdi. 1.5 yaşında annesini yitirmiş olan Denktaş, 1930'da İstanbul'a gönderilmiş, ortaokulu Arnavutköy'de Fevzi Ati Lisesi'nde okumuştu. Ardından adaya dönüp liseyi bitirmişti. Hâkim olan babası Raif Bey'in 1941'deki ölümünün ardından Mağusa'da kâtiplik yaptı. Bir yandan toplumsal sorunlarla ilgileniyordu. Dr. Küçük'le tanışmış ve Halkın Sesi'nde makale yazmaya başlamıştı. 1944'de hukuk okumaya gittiği Londra'dan 1947'de adaya döndüğünde avukatlığa başladı. 27 Kasım 1948'de Kıbrıslı Türklerin mitinginde Dr. Fazıl Küçük'ün yanında ilk kez sesini duyuruyordu. 1948'de zamanın valisi Lord Winster'in oluşturduğu Anayasa Konseyi'ne üye oldu. Asıl yükselişi ise 1949'da başladığı savcılıktan 1957'deki istifası sonrası gelecekti.
Rumlar 1947'de özerklik önerisini reddedince Britanya da Türk kozunu iyice devreye sokuyor, 1948'de Türk İşleri Komisyonu'nu kurduruyordu. Yine de Türk devleti Kıbrıs'la ilgilenmiyor, 1950'lerde CHP'li ve DP'li bakanlar, 'Türkiye'nin Kıbrıs diye bir davası yok' diyebiliyordu. 1949'da Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu'nu kuran Türkler 1950'lerde Türkiye'deki Turancı çevrelerle diyaloğu ilerletti. Kıbrıs, önce medya desteğiyle Türk kamuoyu, ardından Menderes hükümetinin gündemine sokuldu. Makarios'un, 1954'te konuyu BM'ye taşıması için seferber ettiği Yunanistan, Türkiye'nin şimşeklerini çekiyordu. 1920'de Anadolu'yu işgal eden Yunan ordusunda subaylık yapmış Georgias Grivas ise Kasım 1954'te gizlice Kıbrıs'a çıkıp, 1955'te EOKA'yı (Ethnike Organisis Kypriotike Apele Utheroseos-Kıbrıs Milli Kurtuluş Örgütü) kuruyordu. EOKA eylemleri Britanya'yı olağanüstü hale zorlarken, 1956'da Makarios'a yine Şeyseller yolu görünmüştü.

Kıbrıs Türktür Cemiyeti
Yunanistan, Grivas'la adaya iyice müdahil olurken, Türkiye'deki derin devlet boş durmayacaktı. Kıbrıslı Türkler, Kara Çete, 9 Eylül gibi örgütler kursa da EOKA karşısında etkili olamadı. Britanya ise EOKA'ya karşı çoğu Türklerden oluşan 'Yardımcı Polis Gücü'nü kurdu. Rumlarla Türkleri karşı karşıya getirecek ilk 'vuruşma' bu güçler arasında yaşandı. Bu arada Turancılar, 'Kıbrıs Türktür Cemiyeti' kuruyordu. Türkiye'de anti-komünizmin gazladığı Türk-İslam sentezi güçlenirken, Menderes sonunda adadan gelen sese kulak verdi. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun önerisiyle Özel Harp Dairesi Başkanı Tümgeneral Daniş Karabelen, albay Eyüp Mater ve binbaşı İsmail Tansu'nun seçtiği yedi subay ve sivil görevliler adaya gönderildi. 28 Ağustos 1954'te Menderes, Kıbrıs Türk liderlerini görüşmeye çağırırken, gazetelerde "Kıbrıs asla Yunan olmayacaktır" sözleri vardı. Dr. Küçük'ün 1944'te kurduğu Kıbrıs Milli Halk Partisi'nin adı 'Kıbrıs Türktür Partisi' olarak değiştirilmişti. Rumların Türklere saldıracağına dair yalan haber ve tahrikler ihmal edilmiyordu. İddiaya göre, Selanik'te Atatürk'ün evinde patlayan bomba ile 6-7 Eylül olaylarının hazırlanmasında Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin katkıları vardı. Bu koşullarda Menderes, 24 Ağustos 1955'te Türkiye'nin Kıbrıs politikasını dünyaya duyurdu: Kıbrıs Anadolu'nun devamından ibarettir.
Londra konferansında Yunanistan kendi kaderini tayin hakkı isterken, Türk tarafı şu tuhaf tezi koydu: Ada Britanya'da kalsın, ama gideceklerse Türkiye'ye verilsin. Sömürgelerin çözüldüğü çağda sömürgecilik savunulurken, alternatifi olarak Türkler azınlık olsa da adanın Türkiye'ye verilmesi isteniyordu. Devreye yine Londra girdi ve 1956'ta Menderes'le görüşen Sömürgeler Bakanı Lennox-Boyd, 'Enosis'e karşılık Taksim' taktiğini öneriverdi. Maya tutmuş, Türkiye'de 'Ya Taksim ya
ölüm' mitingleri başlamıştı. Denktaş ise sonradan, "Keşke bu sloganı ya Taksim ya hepsi diye değiştirebilseydik" diyecekti!

'Milli dava'
1950'lerin sonunda Kıbrıs artık Türkiye'nin 'milli davası'ydı. Denktaş, 27 Ekim 1957'de Ankara'nın desteğiyle Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu (KTKF) başkanlığına getirildi. Özel Harp Dairesi'yle bağlantılı olarak Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ise iki hafta sonra 15 Kasım'da kuruluveriyordu. Ama ipleri eline almaya başlayan Denktaş, TMT'yi Kıbrıslı Türklerin değil Özel Harp Dairesi'nin yönlendirmesini istiyordu. Zaten TMT'nin kuruluşu Dr. Küçük'ten bile gizlenmişti. Özel Harp Dairesi subayları ise Denktaş'ı lider bellemişti. Taksim için yanıp tutuşan Denktaş'ın yıldızı parlıyordu.
Ama Türkiye, Yunanistan ve Britanya 1959'da NATO içinde uzlaşıp Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kurmaya karar verince hevesler kursaklarda kaldı. 6-11 Şubat'ta Zürih'teki müzakereler sonucunda Londra'da Kıbrıs Cumhuriyeti'yle ilgili üç anlaşma (temel yapı, garantörlük ve ittifak) Menderes ve Karamanlis tarafından imzalandı. Türkiye, Yunanistan ve Britanya garantör ülkeler olurken, 16 Ağustos 1960'ta ilan edilen Kıbrıs Cumhuriyeti'nin temel yapısı şuydu: Başkan Rum, yardımcısı Türk, meclisin yüzde 70'i Rum, yüzde 30'u Türk olacak. Türklere beş büyük şehir ve çoğunlukta oldukları yerlerde ayrı yerel yönetimler verilecek. 2 bin askerlik ordunun yüzde 60'ı Rumlar, yüzde 40'ı Türklerden oluşacak ve 650 kişilik Türk ve 950 kişilik Yunan birliği adada olacaktı. Ve tabi en hassas nokta: Kıbrıs başka bir devletle siyasi ya da ekonomik birliğe giremezdi. Aksi halde garantör ülkelere müdahale hakkı doğardı...

Ve cumhuriyet...
Makarios sürgünden dönünce Rum lideri seçildi. Yardımcısı Dr. Küçük'tü. ABD ve NATO memnundu. Menderes'i deviren 27 Mayısçıların dengeleri gözetmeye ihtiyacı vardı. Ama Helen ve Türk milliyetçileri darbe yemişti. Türkleri azınlık gören ve Enosis'in yasaklanmasını içine sindiremeyen Makarios, yüzünü Sovyetler'e çevirirken, ABD güdümlü Yunan cuntasının 14 yıl sonraki darbesini hesaplamıyordu. Denktaş ise anlaşmalarda imzası olsa da Taksim'den umudunu kesmemişti. Anayasa görüşmelerinde Türk tarafını temsil eden Nihat Erim'e "Bu devlet nasıl olsa yürümeyecek, ona göre davranalım" demişti. 1962'de istifa eden Türkiye Büyükelçisi Emin Dırvana da şöyle diyecekti: "Denktaş'ın kalbinde ne yattığını biliyorum. Fakat bu asla tahakkuk etmeyecektir. Kıbrıs Cumhuriyeti payidar olacaktır."
Dırvana yanıldı. 1963 sonunda silahlı çatışmalar başladı. Makarios önce Türklerin yerel yönetim hakkını ellerinden aldı, ardından Türkleri azınlık konumuna sokacak 13 maddelik anayasa değişikliğini sundu. Rumlar Akritas Planı'nı devreye sokup 21 Aralık 1963'te silahlı isyan başlattı. Hükümetten Türk bakanları çeken Dr. Küçük ve Denktaş coğrafi ayrılığa dayalı federal devletten söz ediyordu. Asıl umut Türkiye'nin müdahalesi ve Taksim'di. Bu arada adadaki binlerce Türk ve Rum ya birbirlerine saldırmış ya da saldırılara uğrayıp göç etmek zorunda kalmıştı. EOKA şefi Grivas da adaya gizlice sokulan Yunan askerleriyle işbaşındaydı. Kıbrıs devleti Rumların eline geçerken, 1964'te adaya barış gücü gönderme kararı alan BM Güvenlik Konseyi, Türklere haksızlık edildiğinden bahsetmiyordu! Onlarsa 1964 Ocak'ında Türkler adına yasama ve yürütmeyi üstlenen 'Genel Komite'yi kurdu. Ocak 1964'te Londra Konferansı'na katılmak ve New York'ta BM'ye hitap etmek üzere adadan ayrılan Denktaş'ın geri dönmesi Makarios tarafından yasaklandı.
Davaları zora giren Dr. Küçük ve Denktaş'ın iktidar çatışması gecikmedi. Adaya dönemeyen Denktaş, Ankara'da yaşarken Türkiye ile Yunanistan'ın Enosis'i temel alan, Türkiye'ye de adada üs veren Acheson Planı'nda uzlaşabileceğini görmüş, bu kaygılarını 1966'da yayımladığı '12'ye 5 Kala' kitabında yansıtmıştı. Dr. Küçük de, Türk ordusuna, "Gelmeyeceklerse cemaatimi alıp Avustralya'ya kaçayım" diyordu. Bir yıl sonra Nisan 1967'de Yunanistan'daki askeri darbenin ardından işler iyice karışacaktı.

Kafa karışıklığı
Ankara'da da kafalar karışıktı. Özel Harp Dairesi ağırlığını Denktaş'tan yana koyarken, Dışişleri Dr. Küçük'ün yanındaydı. Denktaş, 1967 sonlarına doğru Özel Harp Dairesi'nin bilgisiyle, tabii Türk hükümetinden gizli olarak Kıbrıs'a gitmeye kalkıştı. Yanlışlıkla Rumların yoğun olduğu bölgeye çıkınca yakalandı. Ankara'nın müdahalesiyle Türkiye'ye iade edildi. Ardından EOKA'nın Geçitkale katliamı geldi. Türkiye müdahale tehdidi savurunca Grivas ve Yunan askerleri adayı terk etmek zorunda kaldı.
28 Aralık 1967'de Geçici Türk Yönetimi kurulurken, Denktaş 1968'de Makarios'un oluruyla adaya dönebildi. Türkiye'nin bu konjonktürde adaya müdahale edemeyeceğini anlayıp ılımlılaşmıştı. Makarios affı ile düzenin sağlanmasında rol oynadı. Tabii gözü Dr. Küçük'ün yerindeydi. Kısa sürede rakiplerini alt etti. Şubat 1973'te 12 Mart rejiminin desteğiyle seçime tek aday olarak katılıp Dr. Küçük'ün yerine cumhurbaşkanı yardımcılığına seçildi. O artık Türkiye'nin arzusuyla üniter devlet içinde yerel özerkliğe dayalı azınlık haklarını müzakere ediyordu.

1974 'depremi'
Ama işte 1974 Taksim'i küllerinden diriltti. Grivas 1971'te adaya gizlice dönüp EOKA-B'yi kurmuş, Türklere saldırıları örgütlüyordu. Yunan cuntası destekli EOKA'cı Nikos Sampson'ın 15 Temmuz'da Makarios'u devirmesi ise dengeleri alt üst etti. Ecevit hükümeti 20 Temmuz'da harekâtı başlattı. 23 Temmuz'da Sampson çekilmişti. Bir gün sonra adadaki sarsıntı Atina'ya ulaşıp cuntayı devirecek, Karamanlis başbakan olacaktı. 25 Temmuz-14 Ağustos'ta garantör devletlerin konferansı sonuç vermeyince Türk ordusu iki gün süren ikinci harekâtla adanın yaklaşık yüzde 40'ını ele geçirdi. Kuzeydeki Rumlar güneye, güneydeki Türkler kuzeye savruldu. Denktaş, hemen coğrafi bölünmüşlüğü siyasi bölünmeyle tamamlamaya soyundu. Arkasında Rum saldırılarından bezmiş, 1974 öncesi çoğu kıt kanaat geçinirken, artık Rumlardan kalan mal mülke yerleşmiş Türk halkının ezici çoğunluğu vardı. Demirel'in Milliyetçi Cephe'si de ABD ambargosuna rağmen fethedilen toprakları geri veremiyordu. Türkiye garantörlük hakkını kullanmaya bir yerde dur diyemiyor, Denktaş da Taksim'i baki kılmaya çalışıyordu.
1975'te Türk Federe Devleti'ni ilan edip devlet ve meclis başkanı olurken, aklında konfederasyon vardı. 1976'daki ilk seçimde Kıbrıs Türk Federe Devlet Başkanlığı'na seçildi. Makarios 1977'de dünyadan göçüp giderken, o 1981'de ikinci kez seçiliyordu. Diplomatik baskılar Denktaş'ı 'iki bölgeli, iki toplumlu federasyon' tezi içeren doruk anlaşmalarına itse de konfederasyon tezinden hiç vazgeçmedi. 1983'te Taksim vakti gelip çatmıştı. 15 Kasım'da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi ve 12 Eylül darbesinden üç yıl sonra kurulan Özal hükümeti kucağında nur topu gibi bir Kıbrıs sorunu buluverdi. Ve dünya yeni devleti tanımıyordu.
1988'de Rum tarafında liberal Vasiliu'nun iktidara gelmesi sonrası BM'nin önerdiği siyasi eşitliği temel alan merkezi zayıf federal devlet, Denktaş'a artık Ankara'nın arzusu hilafına davranmaktan başka çare bırakmadı. Rum tarafı Gali Fikirler Dizisi'ne gönülsüz razı gelmişken, o "Olmaz" deyiverdi. Ilımlılık devri bitmişti.
O artık konfederasyon tezini işliyor, istifa tehditleri savuruyordu. Sonunda Türkiye, 1997'deki Lüksemburg zirvesinde AB tarafından adaylığının reddedilmenin de etkisiyle iki devletli konfederasyonu yeni Kıbrıs politikası ilan etti.
Denktaş'ın hesaplarını değişen dünya dengeleri bozuverdi. Türkiye 1999 Aralık'ındaki Helsinki zirvesinde AB'ye aday ülke olurken, önüne Kopenhag Kriterleri'nin yanı sıra Kıbrıs sorununun çözümü ev ödevi olarak konuldu. Tabii 1990'da bu kez 'Epoenosis' (yeniden birleşme) şiarıyla AB'ye başvurmuş Rumların aday ülke ilan edilmesi işin tuzu biberiydi. AB, Taksim'i seçen Türkler karşısında 1960 garantörlük anlaşmalarını çiğnemekten çekinmemişti.

'Sinir harbi' yılları
1999'dan günümüze uzanan süreçte Denktaş, 'çözümsüzlüğün' adı oldu. Dünyadan tecrit haldeki KKTC'de 1974 sonrasının zenginliği yerini üretemeyen, göç eden bir topluma bırakırken, Ankara Denktaş yönetimlerini fonlamaktan usanır olmuştu. Denktaş'ın adaya Türkiyeli göçmenleri yığma politikası ise adada bölünme yaratmıştı. Türkiye'nin yeni AB macerası, Taksim yolunda nice badireler atlatmış Denktaş için 'sinir harbi' yıllarını başlatıyordu.
2002 yılı BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 'iki tarafın eşit ortaklığına dayalı, rotasyonlu başkanlık içeren' çözüm planı ve AKP iktidarını; 2003 ise zamanında Denktaş için "Köpek gibi vurun" demiş Tasos Papadopulos'u getirdi. Denktaş'ın tek sürprizi 2003 Nisan'ında Yeşil Hat'ı 30 yıl sonra ilk kez açmak oldu. On binlerce Rum kuzeye aktı. Adada diyalog yolları
açıldı. Annan yeniden devreye girdi. Lefkoşa-New York-Bürgenstock görüşmelerini kapsayan meşakkatli bir süreç sonunda adanın iki yanında 24 Nisan 2003'te Annan'ın Türk tarafı için büyük kazanımlar içeren planı referanduma sunuldu. Rum halkı, Papadopulos'un sözünü dinledi, "Beni çarmıha gerseniz imza atmam" dediği, gözyaşlarıyla halkını 'Hayır' demeye çağırdığı anlaşmayı yüzde 76 gibi ezici bir oranla reddetti. Denktaş'ı dinlemeyen Kıbrıs Türk halkı ise plana yüzde 65 oranıyla 'Evet' diyordu. Rum Yönetimi 1 Mayıs 2004'te resmen AB üyesi olurken, KKTC'nin payına sadece AB ve ABD'nin tecridi kaldırma vaatleri düşüyordu.

Hatipten figürana...
Denktaş, bu yıl başında "Türk hükümeti ile ters düşmeye artık devam edemem" diyerek cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını ilan etti. Tabii susup oturmayacağı, gerekirse 'sandık kıracağı', 'silaha sarılacağını' söylemeyi ihmal etmedi. Sürekli Türkiye'de konferanslar verdi. Ama basının artık bildik görüşlerine yer vermemesine esip köpürüyor, yüksek reytingli mafya dizilerinde rol alıp davasını anlatıyordu. Yine de 'Kurtlar Vadisi'nin Doğu Bey'ine Kıbrıs davasını anlatırken, yılların deneyimli hatibi daha çok rol kesen bir figüranı andırıyordu.
Hayatını Kıbrıs Türkü'nün Türkiye'nin parçası olmasına adamış bu adamı 'bitirenin' torunu Raif olması ironik tabi. Kıbrıslıların 'KKTC'nin yarısına sahip' diye bildiği Denktaş ailesinin 23 yaşındaki üyesinin, Britanya'da indirimli okumak için Kıbrıs Cumuriyeti kimliği için başvuru yaptığının ortaya çıkması olay yarattı elbette. Sevenleri şaşırıp, karşıtları bıyık altından gülerken, o çıkıp "Torunuma ben izin verdim. Bu muamele Rum'u kabul etmek anlamına gelmez. 1960-1963 yıllarında meydana gelmiş bir hakkın kurtarılmasıdır. AB hakkımızı çeke çeke kurtarmaktır" diyebilmişti!
Evet, dünyanın en uzun süre işbaşında kalmış politikacılarından biri olan Rauf Denktaş, 81 yaşında emekliye ayrılıyor. Ve açıkça dile getirdiği gibi, köpeği, kuşları ve tavuklarıyla ilgilenip fotoğraf çekme meşgalesiyle yetinmeyecek. Günahlarıyla sevaplarıyla daha neyi, nasıl taksim edeceğini ise birlikte göreceğiz...

Yeni liderYeni dönem

Yaklaşık 2 ay önce yapılan milletvekilliği seçimlerinde olduğu gibi dünkü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sandıktan "çözüm ve AB" çıktı. Kıbrıs Türk halkı dünkü kader seçimlerinde yüzde 55.60'lık oy oranı ile ilk turdan cumhurbaşkanlığına CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı getirdi

Tam seçim sonuçlarını görmek için aşağıdaki link’i tıklayınız.( MS Excel 2000 document - 206 KB)


****


*****

HALK YENİDEN "ÇÖZÜM VE AB" DEDİ... Annan planının ortaya çıktığı Kasım 2002'den bu yana ortaya koyduğu çözüm ve AB mücadelesiyle dünyayı kendine hayran bırakan Kıbrıs Türkü, dünkü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yeniden tarih yazdı. Önce 24 Nisan 2004'te yapılan referandumda, ardından 14 Aralık 2003 ve 20 Şubat 2005 milletvekilliği seçimlerinde çözüm ve AB iradesini sandığa yansıtan Kıbrıs Türkü, aynı kararlılığını dün de sergiledi ve ezici bir çoğunlukla CTP/BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ı cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturttu. Böylece KKTC'de "Denktaş dönemi" de kapanmış oldu

LEFKOŞA'DA ZAFER ŞÖLENİ...Ülkemizde kayıtlı 147 bin 823 seçmenden 102 bin 853'ünün oy kullandığı dünkü seçimde, seçime katılma oranı yüzde 69.58 oldu. Seçime katılma oranının oldukça düşük olduğu dünkü seçimde, Mehmet Ali Talat, geçerli oyların yüzde 55.60'ını alarak ilk turdan cumhurbaşkanlığına seçildi. Rauf Denktaş'tan sonra KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı olan Talat'ın bu zaferi, dün akşam tarih yazan Lefkoşa'daki İnönü Meydanı'nda büyük bir şölenle kutlandı. Adanın dört bir yanından konvoylarla Lefkoşa'ya akın eden CTP/BG'liler, Talat'ın cumhurbaşkanlığını büyük bir coşku içerisinde kutladı

UBP'DE YİNE HÜSRAN... Seçim kampanyası boyunca "denemeye değil, deneyime oy verin" diyen ve son ana kadar seçimin ikinci tura kalacağını savunan UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, ne yazık ki sonuçların açıklanmasının ardından büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Eroğlu, Talat'ın yüzde 55.60'lık oy oranının ardından sadece yüzde 22.73'lük oyla yetindi. Eroğlu, sonuçları değerlendirdiği basın toplantısında yenilgiyi "meşru ve adil bir seçim olmadı" sözleriyle değerlendirdi ve "UBP'lilerin genel başkanına karşı bir tavrı yoktur" diyerek istifa etmeyeceğini söyledi

SEÇİM SONUÇLARI... Mehmet Ali Talat (CTP-BG): %55.60, Derviş Eroğlu (UBP): %22.73, Mustafa Arabacıoğlu(DP): % 13.22, Nuri Çevikel (YP): %4.79, Zeki Beşiktepeli (bağımsız): % 1.72, Hüseyin Angolemli (TKP): % 1.05, Zehra Cengiz (KSP): % 0.44, Arif Salih Kırdağ (bağımsız): % 0.30, Ayhan Kaymak (bağımsız): % 0.17

 

Ülkemizde yaklaşık 2 ay önce, 20 Şubat 2005'te yapılan milletvekilliği seçimlerinde olduğu gibi dünkü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sandıktan "çözüm ve AB" çıktı.

Annan planının ortaya çıktığı Kasım 2002'den bu yana ortaya koyduğu çözüm ve AB mücadelesiyle dünyayı kendine hayran bırakan Kıbrıs Türkü, dünkü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yeniden tarih yazdı.

Önce 24 Nisan 2004'te yapılan referandumda, ardından 14 Aralık 2003 ve 20 Şubat 2005 milletvekilliği seçimlerinde çözüm ve AB iradesini sandığa yansıtan Kıbrıs Türkü, aynı kararlılığını dün de sergiledi ve ezici bir çoğunlukla Cumhuriyetçi Türk Partisi/Birleşik Güçler (CTP/BG) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ı cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturttu. Böylece KKTC'de "Denktaş dönemi" de kapanmış oldu.

Kıbrıs Türk halkı dünkü kader seçimlerinde yüzde 55.60'lık oy oranı ile ilk turdan cumhurbaşkanlığına (CTP/BG) Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı getirdi.

Kampanya boyunca yarışın en büyük favorisi görülen ve seçimi büyük bir farkla kazanacağına kesin gözle bakılan Talat, sonuçta ipi göğüsledi ve Kıbrıs Türkü'nün yeni lideri oldu.

Mehmet Ali Talat'ın, yarıştaki diğer 8 adaya büyük bir fark atarak ezici bir çoğunlukla KKTC'nin ikinci cumhurbaşkanı olmasıyla, Kuzey Kıbrıs'ta da yeni bir dönem başladı.

53 yaşında cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Mehmet Ali Talat'ın bu zaferi, dün akşam tarih yazan Lefkoşa'daki İnönü Meydanı'nda büyük bir şölenle kutlandı.

Adanın dört bir yanından konvoylarla Lefkoşa'ya akın eden CTP/BG'liler, Talat'ın cumhurbaşkanlığını büyük bir coşku içerisinde kutladı. "Saraya saraya geliyoruz saraya" şarkısıyla coşan CTP/BG'liler, gece geç saatlere kadar eğlendi.

Ülkemizde kayıtlı 147 bin 823 seçmenden 102 bin 853'ünün oy kullandığı dünkü seçimde, seçime katılma oranı yüzde 69.58 oldu. Bu oran, 1976'dan bu yana en düşük seçime katılma oranı oldu.

Dünkü seçimde sevinen tarafın yanı sıra üzülen taraflar da oldu.

Seçim kampanyası boyunca "denemeye değil, deneyime oy verin" diyen ve son ana kadar seçimin ikinci tura kalacağını savunan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, ne yazık ki sonuçların açıklanmasının ardından büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Eroğlu, Talat'ın yüzde 55.60'lık oy oranının ardından sadece yüzde 22.73'lük oyla yetindi. Eroğlu, sonuçları değerlendirdiği basın toplantısında yenilgiyi "meşru ve adil bir seçim olmadı" sözleriyle değerlendirdi ve "UBP'lilerin genel başkanına karşı bir tavrı yoktur" diyerek istifa etmeyeceğini söyledi.

KKTC genelinde cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları şöyle oldu:

"Mehmet Ali Talat (CTP-BG): %55.60, Derviş Eroğlu (UBP): %22.73, Mustafa Arabacıoğlu(DP): % 13.22, Nuri Çevikel (YP): %4.79, Zeki Beşiktepeli (bağımsız): % 1.72, Hüseyin Angolemli (TKP): % 1.05, Zehra Cengiz (KSP): % 0.44, Arif Salih Kırdağ (bağımsız): % 0.30, Ayhan Kaymak (bağımsız): % 0.17".

 

Sandık sandık genel sonuçlar

Kayıtlı seçmen sayısının 147 bin 823 olduğu ülke genelinde toplam 577 sandıkta oy kullanıldı.

Oy kullanan seçmen sayısının102 bin 853 olduğu KKTC'de seçime katılım oranı yüzde 69.58 oldu.

Oyların 100 bin 625'i geçerli olurken, 2 bin 228 oy da geçersiz sayıldı.

KKTC genelinde adayların aldığı oy miktarları ve oranları şöyle:

"(KSP) Zehra Cengiz: 439 oy, % 0.44; (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu: 13,302 oy, % 13.22; (YP) Nuri Çevikel: 4, 816 oy, % 4.79, (CTP) Mehmet Ali Talat: 55, 943 oy, % 55.60, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu: 22, 869 oy, % 22.73, (TKP) Hüseyin Angolemli: 1, 054 oy, % 1.05, (Bağımsız) Ayhan Kaymak: 168 oy, % 0.17, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ: 306 oy, % 0.30, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 1,728 oy, %1.72".

Lefkoşa

 

Kayıtlı 46 bin 550 seçmenin bulunduğu Lefkoşa'da 172 sandık kuruldu.

Oy kullanan seçmen sayısının 32 bin 344 olduğu Lefkoşa'da seçime katılım oranı yüzde 69.48 oldu.

Lefkoşa'da geçerli oy sayısı 31 bin 634 olurken, geçersiz oy sayısı 710 olarak gerçekleşti.

Lefkoşa ilçesinde alınan sonuçlar şöyle:

"(KSP) Zehra Cengiz: 194 oy, % 0.61, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu: 5 bin 295 oy, % 16.74, (YP) Nuri Çevikel: 404 oy, % 1.28, (CTP) Mehmet Ali Talat: 18 bin 303 oy, % 57.86, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu:

6 bin 176 oy, % 19.52, (TKP) Hüseyin Angolemli: 295 oy, % 0.93, (Bağımsız) Ayhan Kaymak: 55 oy, % 0.17, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ: 138 oy, % 0.44, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 774 oy, % 2.45".

 

Mağusa

Toplam 147 sandığın kurulduğu Mağusa'da kayıtlı 38 bin 885 seçmenden 27 bin 503'ü oy kullandı.

Seçime katılım oranının yüzde 70.73 olduğu Mağusa'da geçerli oyların sayısı 26 bin 936 olurken, geçersiz oy sayısı 567 oldu.

Mağusa ilçesinde alınan sonuçlar şöyle:

"(KSP) Zehra Cengiz: 86 oy, % 0.32, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu: 2 bin 484 oy, % 9.22, (YP) Nuri Çevikel: 2 bin 519 oy, % 9.35, (CTP) Mehmet Ali Talat: 14 bin 651 oy, % 54.39, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu:

6 bin 532oy, % 24.25, (TKP) Hüseyin Angolemli: 361 oy, %1.34, (Bağımsız) Ayhan Kaymak: 58 oy, % 0.22, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ: 57 oy, % 0.21, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 188 oy, %0.70"

 

Girne

Girne'de kayıtlı 27 bin 251 seçmenden 18 bin 238'i toplam 115 sandıkta oy kullandı.

Seçime katılma oranının yüzde 66.93 olduğu Girne'de oyların 17 bin 869'u geçerli sayılırken, 369 oy da geçersiz oldu.

Girne'deki sonuçlar şöyle:

"(KSP) Zehra Cengiz: 46 oy, % 0.26, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu: 2 bin 390 oy, % 13.38, (YP) Nuri Çevikel: 265 oy, % 1.48, (CTP) Mehmet Ali Talat: 10 bin 270, % 57.47, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu: 4 bin 293 oy,

% 24.02, (TKP) Hüseyin Angolemli: 141 oy, % 0.79, (Bağımsız) Ayhan Kaymak: 20 oy, % 0.1, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ; 50 oy, % 0.28, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 394 oy, % 2.20".

 

Güzelyurt

Güzelyurt'ta kurulan toplam 76 sandıkta 14 bin 311 seçmen oy kullandı. Güzelyurt'un kayıtlı seçmen sayısı ise 19 bin 885 idi.

Seçime katılım oranının % 71.97 olduğu Güzelyurt'ta geçerli oyların sayısı 13 bin 943 olurken, geçersiz oyların sayısı 368 oldu.

Güzelyurt ilçesinde alınan sonuçlar şöyle :

"(KSP) Zehra Cengiz: 77 oy, % 0.55, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu: Bin 649oy, % 11.83, (YP) Nuri Çevikel: 212 oy, % 1.52, (CTP) Mehmet Ali Talat: 8 bin 200oy, %58.81, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu: 3 bin 310 oy, % 23.74, (TKP) Hüseyin Angolemli: 175 oy, %1.26, (Bağımsız) Ayhan Kaymak: 8 oy, % 0.06, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ: 38 oy, % 0.27, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 274 oy, % 1.97".

 

İskele

Toplam sandık sayısının 67 olduğu İskele'de kayıtlı 15 bin 252 seçmenden 10 bin 457'si sandığa giderek oy kullandı.

Seçime katılım oranının yüzde 68.56 olduğu İskele'de oyların 10 bin 243'ü geçerli olurken, 214'ü geçersiz sayıldı.

İskele'deki seçim sonuçları şöyle:

"(KSP) Zehra Cengiz: 36 oy, % 0.35, (DP) Dr. Mustafa Şenol Arabacıoğlu: bin 484 oy, % 14.49, (YP) Nuri Çevikel: Bin 416 oy, % 13.82, (CTP) Mehmet Ali Talat: 4 bin 519 oy, % 44.12, (UBP) Dr. Derviş Eroğlu: 2 bin 558 oy, % 24.97, (TKP) Hüseyin Angolemli: 82 oy, % 0.80, (Bağımsız) Ayhan Kaymak: 27 oy, % 0.26, (Bağımsız) Arif Salih Kırdağ: 23 oy, % 0.22, (Bağımsız) Zeki Beşiktepeli: 98 oy, % 0.96".

 KIBRIS 18/04/05

Cumhurbaşkanı Talat Başbakan Soyer

Dün sandık başına giden Kıbrıs Türk halkı, ezici bir çoğunlukla CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı Cumhubaşkanlığı'na seçti; sırada Ferdi Sabit Soyer başkanlığındaki hükümet var...

Cumhurbaşkanı Talat Başbakan Soyer

Dilek ÇETEREİSİ

Yeni cumhurbaşkanını seçmek üzere dün sandık başına giden Kıbrıs Türk halkının bu göreve ezici bir çoğunlukla Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı seçmesinin ardından gözler bundan sonra ne olacağına çevrildi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Taner Erginel'den alınan bilgilere göre, Seçim ve Halkoylaması Yasası gereğince cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları bugün YSK tarafından resmen açıklanacak ve Mehmet Ali Talat'a cumhurbaşkanlığı mazbatası verilecek. Seçim sonuçlarının resmi gazetede yayımlanmasından bir gün sonra da görev devir teslimi yapılacak. Ancak seçim sonuçlarının resmi gazetede ilan edildiği gün Talat'ın başbakanlıktan ve milletvekilliğinden de istifa etmesi gerekiyor.

YSK Başkanı Taner Erginel, YSK tarafından bugün açıklanacak seçim sonuçlarının yarın Resmi Gazete'de yayımlanıp ilan edilmesini beklediğini ancak sonuçların istenmesi halinde bugün de Resmi Gazete'de yayımlanabileceğine dikkat çekti.

Sonuçların Resmi Gazete'de bugün ilan edilmesi halinde Talat'ın, başbakanlık ve milletvekilliği görevinden bugün istifa etmesi ve yarın da Cumhuriyet Meclisi'nde cumhurbaşkanlığı yemini ederek yeni görevine resmen başlaması bekleniyor.

Hükümetin durumu

Bu arada Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından hükümet konusu da gündeme gelecek.

20 Şubat seçimlerinin ardından kurulan ve mevcut CTP/BG-DP koalisyonunun 17 Nisan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar görevde kalması esası üzerinde uzlaşan ortaklar, yeni dönemde yeni hükümet yapısı ile yola devam edecek.

Hükümet ortakları, yeni dönem için bakanlıkları 7'ye 3 esasına göre paylaşmış; DP'ye bağlı olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı CTP/BG'ye geçmişti.

Ancak cumhurbaşkanlığına seçilen Talat'ın başbakanlıktan istifa etmesiyle birlikte hükümet de düşmüş olacak. Bunun ardından yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma görevini CTP/BG'den bir milletvekiline verecek.

Büyük bir olasılıkla bu görev CTP/BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'e verilecek ve yeni dönemde kurulacak CTP/BG-DP koalisyonunun başbakanı da Soyer olacak.

Soyer genel başkan vekili sıfatıyla...

Cumhurbaşkanı Talat'ın başbakanlık ve milletvekilliğinden istifa etmesinden sonra Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi olağanüstü toplanacak ve genel sekreter Ferdi Sabit Soyer'i CTP/BG Genel Başkan Vekili görevine getirecek.

Soyer, genel başkan vekili sıfatıyla Cumhurbaşkanı Talat'tan hükümeti kurma görevini alacak.

Görevlendirmenin çarşamba günü yapılması bekleniyor.

Son dakika gelişmesi

Öte yandan TAK ajansı dün akşam geç saatlerde cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat'ın görevi Denktaş'tan ne zaman devralacağına yönelik yeni bir gelişmeyi haber verdi.

TAK'ın haberine göre Talat'ın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan görevi ne zaman devralacağı bugün kesinlik kazanacak. Yüksek Seçim Kurulu bu amaçla bugün saat 11.00'de Başsavcı Akın Sait'in de katılacağı bir toplantı düzenleyecek.

TAK muhabirinin Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Taner Erginel'den aldığı bilgiye göre 2000 cumhurbaşkanlığı seçimleri 16 Nisan'da yapılmasına karşın, seçimleri kazanan Cumhurbaşkanı Denktaş 24 Nisan'da yemin ederek göreve başladı. Denktaş'ın görev süresinin 24 Nisan'da dolacağına ve ancak bu tarihten itibaren görevi devredebileceğine ilişkin hukuki görüşler nedeniyle, Yüksek Seçim Kurulu konuya açıklık getirmek amacıyla bugün toplanacak.

Konuyla ilgili iki farklı görüş olduğunu söyleyen Erginel, bugünkü toplantıda Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görev süresinin 24 Nisan'da sona erdiğinin karara bağlanması halinde konuyla ilgili tüm prosedürlerin de bu tarihten sonra işletilebileceğini söyledi.

Bu durumda seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanmasının ve mazbata verilmesinin 24 Nisan sonrasına kalacağını söyleyen Erginel, hükümetin istifasıyla ilgili sürecin de buna bağlı olacağını kaydetti.

Erginel, dünkü seçimle birlikte Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görev süresinin sona erdiğine ilişkin görüşün karara dönüşmesi halinde ise sürecin bugün hemen başlayacağını ve seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanacağını belirtti. Bu durumda bugün seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanması halinde Seçim Yasası uyarınca yani yarın Meclis, Talat'ın yemin töreni için olağanüstü toplanacak. Yeminin ardından da görev değişimi olacak.

YSK Başkanı Erginel, "İki farklı görüş hukuki yorumla ilgili. Yarın tartışarak karara bağlayacağız" dedi.

KIBRIS 18/04/05

ABD, Talat'ı kutladı

ABD, KKTC'de dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'ı kutladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcü yardımcısı Adam Ereli, ABD'nin, "Kıbrıslı Türklerin, adanın birleşmesi ve kapsamlı bir çözüm yönündeki taahhütlerini yinelemelerini" memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Ereli, Kıbrıs konusunda çözüm için tüm taraflarla çalışmayı umduklarını sözlerine ekledi.

KIBRIS 18/04/05

AB Komisyonu'ndan Talat'a kutlama

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, "Kıbrıslı Türklerin yeni lideri" diye nitelediği Mehmet Ali Talat'ın, seçimlerde göstermiş olduğu başarıyı memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Komisyon dün akşam yaptığı açıklamada, Talat'ın göstermiş olduğu başarının, "Kıbrıslı Türklerin adanın yeniden birleşmesi ve AB'ye entegrasyon konusundaki güçlü isteğinin onayı olduğunu" vurguladı.

AB Komisyonu, bu sonucun, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması için Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki görüşmelerin yeniden başlamasına uygun ortam doğurmasını dilerken, komisyonun bu yöndeki tüm çabaları destekleyeceği ve daha aktif bir rol üstleneceğinin mesajı da verildi.

Yapılan açıklamaya göre, AB Komisyonu, uzlaşma sonucunda komisyonun Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesi ve ekonomik kalkınmalarını teşvik etmek suretiyle adanın yeniden birleştirilmesi için önermiş olduğu ekonomik yardım (259 milyon Euro) ve ticaret için özel koşulların hızlı bir şekilde hayata geçirilmesini de diledi.

Komisyon, buna ek olarak Yeşil Hat üzerinde iki yeni geçiş noktasının yakın zamanda açılmasını umduğunu ifade etti.

KIBRIS 18/04/05

İngiliz asıllı Linda Orams: Kuzey Kıbrıs'tan mülk satın almayın

İngiliz asıllı Linda Orams kendi davası sonuçlanana kadar KKTC'den taşınmaz mal alınmaması konusunda İngilizleri uyardı.

Fıleleftheros'un verdiği haberinde, Linda Orams'ın bu açıklamalarının BBC'nin internet sayfasındaki "Kuzey Kıbrıs'ta Mülk Kavgası Büyüyor..." başlıklı haberde yer aldığını, internet sayfasında ayrıca Avam Kamarası'nın Dışişleri Komitesi'nin "işgal altındaki topraklarda" mülk satın alınmasına ilişkin yasal tehlikeleri içeren uyarısına da dikkat çekildiğini belirtti.

Habere göre, Klepini"de (Arapköy) 335 villa satan Aga Development şirketi Müdürü Tahir Soyutsan, " alıcıların Orams davası hakkında bilgiye sahip olmaları nedeniyle, satışların ilk başta düştüğünü, ancak şu anda dava öncesi satışlarla aynı olduğunu söyledi.

Soyutsan satılan villaların %85'inin İngilizler tarafından alındığını da belirtti.

Hatırlanacağı gibi Linda Orams ve eşi, Melens Apostolidis'e ait olduğu söylenen Lapta'da bir arsa alarak buraya villa inşa etmesi üzerine Apostolid tarafından Lefkoşa Rum Mahkemesi'nnde haklarında dava açılmıştı.

Lefkoşa Rum Mahkemesi'nde villanın yıkılması ve Apostolidis'e tazminat verilmesi yönünde karar vermişti.

North Cyprus Properties (NCP) şirketi ise yaptığı açıklamada Orams davasının kendilerini etkilemediğini belirtti.

Şirket adına konuşan Osman Özer NCP'nin çalışmaların geçen yıl beşe katlandığını ve ileriki 12 ay içerisinde ise üçe katlanabileceğini söyledi.

Özer İngiltere piyasasının "kuruması" durumunda inşaat patlamasının durmayacğaını, İsrail, Rusya ve Arap ülkeleri gibi başka piyasaların da bulunduğunu belirtti.

KIBRIS 18/04/05

İlias Papas Koruçam'ın ilk seçilmiş Muhtarı oldu

Osman KALFAOĞLU

KKTC'nin Koruçam (Kormacit) köyünde yaşayan Maronitler, ilk kez yerel yöneticilerini seçmek üzere sandık başına gitti. Yapılan seçimler sonunda İlias Papas, 112 seçmen arasından kullanılan 74 oyun 72'sini alarak Koruçam'ın ilk seçilmiş muhtarı oldu.

Dışişleri Bakanlığı'nın kontrolünde yapılan seçimlerde, sandığın kapanmasının ardından köyde bulunan sandık görevlilerinden aldığımız bilgiye göre, 112 seçmenin 74'ü, yani yüzde 66'sı oy kullandı. Kullanılan oylardan 2'si geçersiz olurken, köyün tek muhtar adayı İllias Papas geçerli oyların tümünü alarak 1974'ten bu yana Koruçam'ın ilk seçilen muhtarı oldu. Muhtarlık seçimlerinde aza olmak için adaylığını koyan Alvertos Andonis 68, İlias Hani Sava 71, Andonis İlia 68 ve Andonis Skullu 72 oy alarak seçildiler.

Koruçamlılardan aldığımız bilgiye göre oy kullanmayan Koruçamlıların bir kısmı hasta oldukları için sandığa gitmezken diğer kısmı da Rum hükümeti tarafından atanan Cucukis'i destekledikleri için oy kullanmadı.

Koruçamlılar gelecekten umutlu

Seçim sandığı köy meydanında muhtarlık yanındaki bir odada kurulurken, güneyden gelen Maronitlerin yanı sıra, yaşlı Koruçam halkı da seçimlere büyük ilgi gösterdi. Seçime katılan Koruçamlılar, oylarını verdikten sonra muhtarlık önünde toplanarak ılık bahar güneşi altında sohbet ettiler.

Öte yandan seçimin tek muhtar adayı İlias Yoannu Papas, Koruçamlı Maronitlerin 31 yıl aradan sonra ilk kez sandık başına giderek kendi yerel yöneticilerini seçme imkânı bulmalarından memnuniyet duyduğunu söyledi.

Papas, Rum yönetiminin seçim yapılacağının açıklanmasından hemen sonra Cucukis'i sözde muhtar atamasıyla ilgili soruya ise, "yorum yok" yanıtını verdi. Papas seçimin ardından köy muhtarlığının bütçesine bakarak gerçekleştirmeyi planladığı icraatlar için girişimde bulunacağını belirtti. Papas ilk olarak köyde bulunan eski su borularını değiştirmeyi ve köy yollarını asfaltlamayı planladığını söyledi. Köylülerle yaptığımız sohbet sırasında bize aktarılan sorunlardan biri de Koruçamlıların ektikleri tarlaların koçanlarıydı. Köylüler, yıllardan beridir işledikleri toprakların koçanlarının kendilerine verilmesini istiyor ancak Papas, "Bu sonraki iş, yavaş yavaş tüm sorunları çözeceğiz" dedi. Rum hükümeti tarafından Koruçam muhtarı olarak atanan Cucukis ile aralarında herhangi bir sorun yaşanıp yaşanmayacağı sorusu üzerine Papas, Cucukis ile yakın dost olduklarını, kendisinin seçilmesinin ardından Cucukis'in geri çekileceğinden emin olduğunu söyledi.

Fotoğraf altı:

KOR1 (D) GR

Andonis Vasilis, seçimlerde oy kullanmadığını, bunun sebebinin de Rum yönetimi tarafından atanan Cucukis'i desteklemesi olduğunu söyledi. Vasilis'e göre köy muhtarlığı konusunun bu duruma gelmesi ilerde Papas ile Cucukis arasında sorun çıkmasına sebep olabilir

KOR2 (D) GR

Yorgo Bethri, seçimlerin yapılmasını "çok iyi" olarak yorumladı ve özellikle Serdar Denktaş'a bunu gerçekleştirdiği için çok teşekkür ettiğini belirtti. Bethri'ye göre seçimlerin gerçekleştirilmiş olması, Koruçam köyünün ve Koruçamlıların sorunlarının çözümüne yönelik ilk adım. Bethri ayrıca köye Rum yönetimi tarafından atanan muhtar ile seçilen muhtarın arasında herhangi bir sorun çıkacağını sanmadığını, çünkü her ikisinin de arkadaş olduğunu söyledi

KIBRIS 18/04/05

ABD: KKTC konsolosluk açamaz

 

ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC’yi tanımadığı için, bu ülkenin Los Angeles’ta konsolosluk veya fahri konsolosluk açmasının söz konusu olamayacağını bildirdi.

 

AA

 

 

19 Nisan 2005-w Açıklama KKTC Washington temsilcisi Osman Ertuğ’un Los Angeles’a fahri temsilci atadıkları açıklaması üzerine geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı yayımladığı yazılı açıklamada “ABD, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımıyor. Dolayısıyla ABD’de fahri konsolos veya konsolosluk dahil diplomatik veya resmi hiçbir temsil söz konusu olamaz” ifadelerini kullanıldı.
       Açıklamada, “Kıbrıs Türk toplumunun üyeleri, Los Angeles’ta böyle bir temsilci görevlendirme niyetleri hakkında bize bilgi verdi. Bu kişinin, ABD’de resmi bir konumu yoktur” denildi.
       KKTC’nin Washington temsilcisi Osman Ertuğ, New York ve Washington’daki temsilciliklerin ardından Los Angeles’a bir fahri temsilci atadıklarını söylemişti. Kıbrıs Türk kökenli bir ABD vatandaşı olan Mehmet Mustafaoğlu, bir temsilcilik ofisi bulunmadan, kendi iletişim imkanlarıyla fahri olarak bu görevi yürütüyor. Ertuğ, Mustafaoğlu’nun atamasına ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı’na bilgi verdiklerini de söylemişti.

ABD, KKTC halkının tutumundan memnun


19 Nisan, 2005 08:55:00 (TSİ) CNN TURK

ABD, Mehmet Ali Talat’ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesini, Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde olumlu yaklaşımı olarak değerlendirdi.

ABD’nin Kıbrıs politikasının belli bir kişinin seçilmesine bağlı olmadığını belirten ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, “bizim politikamızı açıklamıştık. Bu politika, Kıbrıslı Türklerin çözüme ulaşma yönünde olumlu yaklaşımını korumasına bağlıydı. Referandumda ‘evet' oyu vermeleri gibi” dedi.
 
Kıbrıs Türk toplumuna, bazı zorlukları aşma çabalarında yardımlarının devam edeceğini belirten Boucher, Kıbrıslı Türklerin, Ada’nın birleşme çabasında kararlı tutumlarını sürdürmelerinin önemli olduğunu vurguladı.
 
‘ABD, KKTC’yi tanımıyor’ açıklaması
 
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise, ABD’nin KKTC'yi tanımadığı için, bu ülkenin Los Angeles'ta konsolosluk veya fahri konsolosluk açmasının söz konusu olamayacağı belirtildi.

'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' başlığını taşıyan yazılı açıklamada, ''ABD, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımıyor. Dolayısıyla ABD'de fahri konsolos veya konsolosluk dahil diplomatik veya resmi hiçbir temsil söz konusu olamaz'' ifadeleri kullanıldı. 
 
Açıklamada, ''Kıbrıs Türk toplumunun üyeleri, Los Angeles'ta böyle bir temsilci görevlendirme niyetleri hakkında bize bilgi verdi. Bu kişinin, ABD'de resmi bir konumu yoktur'' denildi. 
 
KKTC'nin Washington temsilcisi Osman Ertuğ, bir süre önce yaptığı açıklamada, New York ve Washington'daki temsilciliklerin ardından Los Angeles'a bir fahri temsilci atadıklarını söylemişti. 
 
Ertuğ, Kıbrıs Türk kökenli bir ABD vatandaşı olan Mehmet Mustafaoğlu’nun, bir temsilcilik ofisi bulunmadan, kendi iletişim imkanlarıyla fahri olarak bu görevi yürütüğünü belirtmişti. Ertuğ, Mustafaoğlu'nun atamasına ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı'na bilgi verdiklerini de açıklamıştı.

Talat, AP’ye davet edilecek
 
Avrupa Parlamentosu Sosyalist grup başkan yardımcısı Jan Marinus Wiersma da, Mehmet Ali Talat'ın KKTC Cumhurbaşkanı olmasının Kıbrıs'ın geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.
 
ABHaber.com’un haberine göre, Talat'ın seçilmesini çok olumlu bir gelişme olarak yorumlayan Wiersma, çözüm konusunda Rum tarafının da gerekli gayreti göstermesi gerektiğini belirtti.
 
AP Sosyalist grubu olarak KKTC milletvekillerinin AP' ye gözlemci olarak katılmasını sağladıklarını vurgulayan Wiersma, Talat'ı Avrupa Parlamentosu’na davet etmek istediklerini söyledi.

 
Kıbrıs'ta soruna gelecekte bir çözüm bulunması konusunda iyimser olduğuna işaret eden Wiersma, Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtulması için Avrupa Birliği’ne görevler düştüğünü de vurguladı.

TEPKİLER

Birleşmiş Milletler, AB, ABD ve Kıbrıs Rum Yönetimi, Mehmet Ali Talat'ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinden memnun olduklarını açıkladı.Sözcüsü aracılığıyla bir kutlama mesajı yayınlayan Kofi Annan, barış arayışında Talat'la verimli bir çalışma yapmayı beklediğini vurguladı.Avrupa Birliği Komisyonu da, Talat'ı, ‘Kıbrıs'ın bütünleşmesi ve Avrupa Birliği'ne tam katılımdan yana’ sözleriyle tanımladı. Komisyon, Kıbrıs sorununun çözümü ve ekonomik yardımlar konusunda da katkıya devam edeceğini açıkladı.Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise, Rauf Denktaş'ın siyaset sahnesinden çekilmesini ‘olumlu bir adım’ olarak nitelendirdi. Papadopulos, Kuzey Kıbrıs'ta, yeni bir ruh ve ortamın oluşacağını, bunun da yeni görüşmelerin başlaması için gerekli ön koşulların yaratılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

CNN TURK 19/04/05

Denktaş'tan Talat'a övgü: Yılan gibi!


19 Nisan, 2005 06:45:00 (TSİ) CNN TURK

Yıllardır Kuzey Kıbrıs'ın liderliğini yapan Rauf Denktaş, cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'a tebrik ziyaretinde bulundu. Denktaş, ''gönül rahatlığı içinde görevi kendisine teslim ediyorum'' dediği Talat için, ''o yılan gibi soğukkanlı'' tanımlamasını yaptı.

Talat ise, "bu önemli yol ayrımında halk bizi tercih etti" derken Denktaş'ın deneyimlerinden yararlanacağını da söyledi.
 
KKTC'de cumhurbaşkanlığı seçimini Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın kazanması Ada'da yeni bir sayfa açarken, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halefine tebrik ziyaretinde bulundu.
 
Seçimin ardından Denktaş, Talat'ı başbakanlıkta ziyaret ederken, ironik uyarılarda bulundu. KKTC halkının Talat'ı umut verdiği için seçtiğini söyleyen Denktaş, "devlete sahip çıkan bir makam olarak kendisine yardımcı olacağım" dedi.
 
Denktaş, Talat'ın zorluklar yaşayacağını belirtirken, şöyle konuştu: "Zorlukları aşma yolu soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Onun için Rum'u çatlatacak sabrı vardır. İnşallah daha iyi günler göreceğiz. Allah yardımcınız olsun."
 
Talat: "Bu tercih çağa uygun"
 
Kıbrıs Türk halkının büyük bir demokrasi sınavı verdiğini belirten Talat ise, "Türk halkı yol ayrımıyla karşı karşıya kalmıştı ve bu yol ayrımında tercihini bizden yana kullanmıştı. Bu tercih çağa uygun bir tercih" dedi.
 
Denktaş'ın deneyimlerinden yararlanacaklarını söyleyen CTP lideri ve Başbakan Talat, Türk hükümeti ile çok yakın istişare içinde bulunacaklarını da belirtti.
 
İki lider ziyaret sonunda el sıkışarak gazetecilere poz verirken Denktaş, "yeter ki bizi bağımsızlıktan başka bir yere götürme. Kutlarım, başarılar dilerim. Yardımcın olacağız, bundan emin ol" dedi.
 
Dünyadan tepkiler
 
KKTC'de Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesi Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Kıbrıs Rum yönetimi tarafından olumlu karşılandı.
 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, "kuşkusuz, Rauf Denktaş'ın siyaset sahnesinden çekilmesi olumlu bir adım" açıklamasını yaptı.
 
Papadopulos, "yeni bir ruhun ve yeni bir ortamın oluşacağını, bunun da yeni tur görüşmelerin başlaması için gerekli önkoşulların yaratılmasına yardımcı olacağını umuyorum" diye konuştu.
 
Seçim sonuçlarının AB çevrelerinde yarattığı yankılar da olumlu. AB Komisyonu'ndan yapılan yazılı açıklamada cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu memnuniyetle karşılandığı belirtildi.
 
Komisyon, Talat'ı, "Kıbrıs'ın bütünleşmesi AB'ye tam katılımdan yana" sözleriyle tanımladı. Açıklamada seçim sonuçlarının, Kıbrıs Türk halkının da çözümden ve AB'ye katılımdan yana olduğunu gösterdiği belirtildi.
 
Komisyon, Kıbrıs sorununun çözümüne katkıya hazır olduğunu da tekrarladı, KKTC'ye yapılacak 259 milyon euroluk yardım ve izolasyonların kaldırılması konularında artık bir uzlaşmaya varılmasından umutlu olduğunu dile getirdi.
 
ABD yönetimi de Talat'ı tebrik etti. ABD Dışişleri Bakanlığı, sonuçtan memnun olduğunu, yeniden müzakere masasına dönülmesini beklediğini açıkladı ve Annan planına desteğini tekrarladı.

Talat görevi 24 nisanda devralacak


18 Nisan, 2005 19:45:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC'de dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Başbakan Mehmet Ali Talat, 24 nisan 2004'te yapılan Annan planı referandumunun yıldönümünde cumhurbaşkanlığı görevini devralacak.

Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesi ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yaklaşık 30 yıllık görev süresinin ardından emekliliğe hazırlanmasıyla KKTC'de yeni bir dönem başlıyor. 
 
KKTC cumhurbaşkanlığının tarihte ilk kez el değiştirmesi yanında hükümetle ilgili boyutu nedeniyle de önem taşıyan yeni süreç, tüm bu gelişmelerin odağında bulunan Cumhuriyetçi Türk Partisi'nde bugün uzun süreli bir toplantıda değerlendirildi. 
 
Başbakan Talat başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK), yaklaşık beş saat süreyle cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve hükümetle ilgili yeni süreci ayrıntılı olarak ele aldı. Buna göre, cumhurbaşkanlığını kazanan Başbakan Talat, görev süresinin son günü olan 23 nisan cumartesi günü Cumhurbaşkanı Denktaş'a istifasını sunacak. Böylece Başbakan Talat'la birlikte hükümet de istifa edecek. 

Talat, aynı gün parti genel başkanlığı ve milletvekilliğinden de istifa edecek. Talat, 24 nisan pazar günü ise olağanüstü toplanacak Meclis'te ant içerek cumhurbaşkanlığını devralacak. Talat, yemin töreniyle cumhurbaşkanlığını resmen devralmasının ardından anıtları ziyaret edecek ve aynı gün devir teslim töreni yapılacak. 
 
Yeni başbakan 25 nisanda atanacak
 
Talat, cumhurbaşkanlığı görevini devralmasının hemen ardından 25 nisan pazartesi günü ise yeni başbakanı atayacak. Cumhuriyetçi Türk Partisi, önümüzdeki günlerde Parti Meclisi'ni toplayarak, yeni başbakan adayıyla birlikte kurultay tarihini de belirleyecek.  
 
Talat'ın ardından başbakanlık görevini CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in devralmasına kesin gözüyle bakılıyor. Soyer'in, 25 nisan Pazartesi günü yeni Cumhurbaşkanı Talat tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmesinin ardından, kabineyi kısa sürede açıklaması ve yine kısa sürede toplanacak CTP olağanüstü kurultayıyla parti başkanlığına seçilmesi bekleniyor. 
 
20 Şubat genel seçimlerinin ardından koalisyon ortakları arasında varılan mutabakat çerçevesinde yedisi CTP'de, üçü de DP'de olacak şekilde kurulacak yeni koalisyonda, başbakanın yanı sıra kabinenin bazı isimleri de değişecek.
 
AB Komisyonu sonuçlardan memnun 
 
AB Komisyonu, KKTC'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Komisyon, Kıbrıs'ın bütünleşmesinden ve AB'ye tam katılımdan yana olan Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, soruna kalıcı çözüm için BM çerçevesinde müzakerelere yeniden başlanması yönünde uygun bir ortamın yaratılması beklentisini dile getirdi. 
 
AB Komisyonu, Kıbrıs sorununun çözümüne katkıya hazır olduğunu tekrarlayarak, Kıbrıslı Türklere yönelik 259 milyon euro yardım niyetinden ve ticaretin kolaylaştırılması amacıyla alınması öngörülen özel önlemlerden söz etti. 
 
Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik izolasyondan çıkarılmasına yardımcı olmak amacıyla alınacağı belirtilen önlemler ve Komisyon önerileri, Kıbrıs Rum kesimi ve bazı üye ülkelerin olumsuz tavrı nedeniyle AB Konseyi'nin onayından geçmiyor. Komisyon, Konsey'in bu tavrını eleştirirken 'çaresizlik' mesajları veriyor.

Rusya: "Kıbrıs'ta yeni adımlar atılmalı"
 
Rusya, KKTC'de dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'tan Kıbrıs sorununun çözümü için yeni adımlar atılmasını ve diyalogun artırılmasını istedi. 
 
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Yuri Fedotov, Kıbrıslı Türk ve Rumların görüşmeleri yeniden başlatmasını umduklarını belirterek, ''yeni temaslar sayesinde adada nihai ve kalıcı barışın tesis edileceğini düşünmek istiyoruz'' dedi. Rusya'nın adadaki süreç hakkında görüşlerinin değişmediğini vurgulayan Fedotov, ''Rusya'nın Kıbrıs politikasında bir değişiklik yok. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın birleşik federal bir Kıbrıs'ı öngören planı masada bulunmaya devam ediyor. Biz aynı zamanda bu planının iki topluma zorla kabul ettirilmiş bir çözüm olmaması gerektiğine inanıyoruz'' diye konuştu.

TALAT İLE DENKTAŞ'IN FARKI

·  60 yıldır siyaset sahnesinde olan Rauf Denktaş ile Mehmet Ali Talat'ın temel farklılıkları siyasi görüşleri. 

·  Denktaş, Talat'ın desteklediği KKTC halkının da geçtiğimiz yıl referandumda 'evet' dediği Annan Planı'na şiddetle karşı çıkıyor.

·  Denktaş Ada'da çözümün iki ayrı egemen devletten geçtiğini savunuyor, Talat ise 'birleşik Kıbrıs'tan yana.

·  Denktaş "KKTC, AB'ye Türkiye'nin de üye olması halinde girebilir" diyor, Talat KKTC'nin Türkiye'nin üyeliğini beklemeden AB'ye hemen girmesini istiyor.

·  Denktaş Türklüğü öne çıkarırken, Talat Kıbrıslı kimliğine vurgu yapıyor.

·  Denktaş Türkiye'yi anavatan olarak görüyor, Talat ise "Türkiye tarihi ve kültür bağlarımızın kuvvetli olduğu bir ülke" diyor.

·  Denktaş'ın Rumlarla silahlı mücadeleye girdiği yıllarda Talat henüz bir delikanlıydı. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nda 22 yaşında olan Talat'ın siyasi hayatı barış yıllarda başlıyor.

·  Annan Planı'nın görüşülmesi sırasında Denktaş'ın AKP hükümetiyle ters düşmesine karşılık, Talat AKP'yle uyumlu bir görüntü çiziyor

CNN TURK 19/04/05

Papadopulos'un Denktaş memnuniyeti


18 Nisan, 2005 16:54:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın aktif siyaseti bırakmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.

Papadopulos, resmi ziyaret için bulunduğu Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da, Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus ile görüşmesinden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, ''kuşkusuz, sayın Rauf Denktaş'ın siyaset sahnesinden çekilmesi olumlu bir adım'' dedi. 
 
Rum Yönetimi lideri, KKTC'deki seçimlerde Başbakan Mehmet Ali Talat'ın seçilmesinin yeni tur görüşmelerin başlaması için gerekli önkoşulların yaratılmasına yardımcı olacağını umduğunu söyledi.  
 
 
 

Avusturya: "Seçim sonucu sevindirici bir gelişme"
 
Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik de, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunu 'sevindirici bir gelişme' olarak değerlendirdi.
 

Plassnik, yaptığı yazılı açıklamada, seçim sonucunun, Kuzey Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununun çözümünü ve Avrupa'ya katılmak istediklerini de kanıtladığını belirtti. 
 
Kuzey Kıbrıslı Türklerin bu olumlu tutumlarını 24 nisan 2004'te düzenlenen referandumda da gösterdiklerini belirten Plassnik, Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ın, daha önceki görevi sırasında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu barış planı temelinde barışcı çözüm ve Avrupa'dan yana olduğunu gösterdiğini ifade etti. 
 
Plassnik, Kıbrıs'ta iki toplum arasındaki diyalogun yeniden başlayacağını umduğunu belirterek, ''iki toplum arasında, BM himayesinde barış sürecinin yeniden başlamasını diliyorum'' ifadesini kullandı.

Talat'ın 'görüşme' çağrısı
 
KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat, sonuçların açıklanmasından sonra Rum kesimine barış görüşmelerine başlama çağrısında bulunmuştu. 
 
Talat yaptığı açıklamada,  "Kıbrıs Rum halkına bir kez daha barış elimi uzatıyorum, bu elin tutulana kadar uzatılmış olarak kalacağını belirtiyorum'' dedi.   

Papadopulos, bu çağrıyı memnuniyetle karşıladığını belirtti, ancak Türklerle çabuk bir barış anlaşması olasılığı konusunda ihtiyatlı olduğunu da vurguladı.

'Birleşme için oy'

Bu arada Belçika'nın önemli gazetelerinden Le Soir, KKTC'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin haberinde, 'Birleşme için oy' başlığını kullandı ve Mehmet Ali Talat'ı 'Adanın birleşmesinin avukatı' olarak tanımladı. 
 
Rauf Denktaş döneminin sona erdiği belirtilen gazete haberinde, Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesinin Ada tarihinde bir dönüm noktası olduğu yazıldı.
 
Denktaş'ın siyaset sahnesinden çekilmeyeceğinin vurgulandığı haberde, Denktaş'ın partiler üstü muhalefet yapacağı belirtildi. 
 
Rauf Denktaş'ın 40 yıldır istikrarlı ve taviz vermeyen tavrıyla başarı gösterdiğini, Kıbrıslı Türklerin bir azınlık oluşturmadıklarını, adada iki farklı ulus bulunduğunu savunduğunu yazan gazete, Talat'ın zaferinin bir sürpriz olmadığını ifade etti. 

Mehmet Ali Talat'ın birleşmeden ve AB ile bütünleşmeden yana olduğunu, seçimlerden hemen sonra Tasos Papadopulos'u müzakere masasına çağırdığını belirten Le Soir, yeni cumhurbaşkanının hedefinin, Türkiye ile AB arasında müzakerelerin başlayacağı 3 ekime kadar Rumlarla kalıcı bir çözüm bulma ortamı yaratmak olduğunu belirtti.

 

KKTC SEÇİMLERİ

Talat'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması, Güney Kıbrıs'ta temkinli karşılandı. Rum siyasiler, Denktaş'ın 'siyaset sahnesinden çekilmesini olumlu bir gelişme olarak' değerlendirdi. 

·  Rum basınında seçim

Fileleftheros gazetesi: 'Denktaş faslı Talat'la kapandı' başlığını kullanan gazete, sonuçların Rum tarafında temkinli tepkiyle karşılandığına işaret etti. Politis: 'Talat'ın 'Başkanlığa' seçilmesinin ardından ilk hareketi Tasos'a çağrı - Talat'tan dostluk eli' 
Haravgi: 'Konu siyasi niyet- Hükümet yeni olguları değerlendiriyor' 
Simerini: 'Denktaş son - Şimdi Talat süper güç - 'Yerleşiklerin' oylarıyla' 
Alithia: 'Talat galip - Zaferden sonra üç çağrıda bulundu' 
Tarros: 'Talat yeni 'Başkan' - Bir dönemin sonu.'

CNN TURK 19/04/05

Lagendijk: Avrupa’da her lider Papadopulos gibi davranırsa AB çöker

Brüksel

AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Lagendijk: Avrupa’da her devlet Papadopulos gibi davranırsa AB çöker.

AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk, KKTC'de yapılan seçim sonuçlarını Brüksel'den yayın yapan ABHaber’e değerlendirdi.

 

Lagendijk, ’’Avrupa’da her devlet Papadopulos gibi davranırsa , AB çöker. Çünkü çözümsüzlükle hiç bir yere varılamaz. Hiç kimse her zaman her istediğini elde edemez. Papadopulos artık negatif davranmaya ve çözümsüzlük üretmeye bir son vermeli” diye konuştu. 

 

Avrupa Parlamentosu (AP) Yeşiller gurubu üyesi Lagendijk şunları kaydetti :

 

“Memet Ali Talat’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı çok mutluyum. Talat çözüm taraftarı, Denktaş gibi çözümsüzlük üretmiyor. Avrupa Parlamentosunda Talat ile çalışmak isteyen büyük bir çoğunluk var. Gelecek 4 yıl için Denktaş cumhurbaşkanı seçilmiş olsaydı Kıbrıs konusunda çözümü unutun derdim.

 

Papadopulos geçen hafta yaptığı açıklamada Annan Planı üzerinde değiştirmek isteği tarafları açıklamadı. Bu çok olumsuz bir durum. Mali ve ticari düzenlemeler için Papadopulos’un Annan Planı’nda neyi değiştirmek istediğini söylemesi lazım. Kıbrıs Rum kesiminin bu ertelemelere bir son vermesi çağrısında bulunuyorum.’’

 

Kıbrıs’taki bu seçimin Türkiye-AB ilişkileri için de çok olumlu bir gelişme olduğunu belirten Joost Lagnedijk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

’’Türkiye’nin Uyum Protokolünü 3 Ekim’den önce imzalaması gerek. Şimdi Türkiye’nin protokolü imzalamak için hiç bir özürü olamaz, çünkü Talat KKTC’nin yeni cumhurbaşkanı seçildi. Bu Türkiye için itici bir güçtür. Türkiye protokol konusunda acele etmeli.

 

Protokol imzalandıktan sonra biz AP olarak 'Türkiye elinden geleni yaptı, şimdi Papadopulos da anlaşma yoluna gitmelidir' diyeceğiz. Eğer yine de anlaşma yoluna gitmezse İngiltere, Fransa ve Almanya ortaklık için Papadopulos’a baskı yapmalı.’’

 (Hürriyetim)

 

 

HURRIYET 19/04/05

Yılan gibi soğukkanlı

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Cumhurbaşkanlığı nedeniyle Mehmet Ali Talat’ı makamında ziyaret ederek ilk kutlayan kişi Rauf Denktaş oldu. Denktaş görevi gönül rahatlığı içinde devredeceğini belirterek, ‘Yılan gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Rum’u çatlatacak sabrı vardır’ dedi. Talat da Denktaş’ın deneyimlerinden yararlanacaklarını söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halefi Mehmet Ali Talat’ı ziyaret ederek bizzat kutlayan ilk siyasi oldu ve kameralar önünde Talat’ın elini sıkarken ‘Liderlik sabır ve soğukkanlılık ister, Talat yılan gibi soğukkanlı, Rumları da çatlatacak kadar sabırlıdır. Gönül rahatlığıyla devrediyorum’ dedi.

Denktaş, önceki günkü tarihi seçimlerden yüzde 55.6 oy alarak birinci turda Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat’ı Başbakanlık binasındaki makamında ziyaret ederek kutladı. Gönül rahatlığı içinde görevini devrettiğini belirten Denktaş, ‘Çünkü o da bilir ki, desteği olacağım. Devlete sahip çıkan bir makam olarak, kendisine yardımcı olacağım. Ve devlete sahip çıkan bir makam olarak kalıcı bir barış yapması için hep birlikte elimizden geleni yapacağız’ dedi.

RUM’U ÇATLATIR

Denktaş,
Talat’ın çok zorluklarla karşılaşacağına da dikkat çekerek ilginç bir ifade ile övdü. Denktaş, şunları söyledi:

‘Bu zorlukları aşmanın yolu da soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim yılan gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Onun için o yönde de Rum’u çatlatacak sabrı vardır. İnşallah çok daha iyi günler göreceğiz. Allah yardımcınız olsun. İyi çalışan, halka umut veren parti kazanmıştır. Benim de ölesiye bu makama yapışıp, ‘benden başkası yapamaz’ demememin demokrasiye katkısı olmuştur.’

TALAT: YARARLANACAĞIM

Yeni Cumhurbaşkanı Talat da, seçimin hemen ardından kendisini ilk kutlayan makamın Denktaş olduğunu vurguladı ve ziyaretine de teşekkür etti. Talat, Denktaş’ın deneyimlerinden yararlanacağını belirterek, şöyle konuştu:

‘Bu devrettiği birikimi mutlaka değerlendirmek, kullanmak ve bu birikimin Kıbrıs Türk halkının haklarını ve çıkarlarını koruyacak şekilde yeni sürece adapte edilmesini sağlamak temel görevlerimden bir tanesi olacaktır. Büyük uğraşlar, büyük mücadeleler vermiş, çok önemli dönemeçlerde Kıbrıs Türk halkına liderlik yapmış tarihi bir kişilik olarak Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu nazik ziyaretini teşekkürlerle karşılıyorum.’

Bizi bağımsızlıktan başka yere götürme

YENİ Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın ziyareti nedeniyle teşekkürlerini sunduğu ve el sıkıştığı Denktaş’la arasında şu diyalog geçti:

Denktaş: Sana birikimi değil, devleti devrediyorum.

Talat: Devlet birikim değil mi?

Denktaş: Birikim neticesidir. Sen devleti koru, koru... Allah yardımcın olsun.

Talat: Tamam.

Denktaş: Yeter ki bizi bağımsızlıktan başka yere götürme. Yardım edeceğiz, bundan emin ol.

Talat 24 Nisan’da görevde

KKTC Yüksek Seçim Kurulu, Taner Erginel başkanlığında yaptığı toplantıda, KKTC’nin 2’nci Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat’ın görevi 24 Nisan Pazar günü devralmasına karar verdi. Erginel, Denktaş’ın görev süresinin 23 Nisan Cumartesi akşamı dolacağını, cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanacağını ve Talat’ın görevi pazar günü devralacağını bildirdi. KKTC Cumhuriyet Meclisi pazar günü olağanüstü toplanacak ve Talat yemin ederek görevine başlayacak. 

 

 

HURRIYET 19/04/05

Denktaş artık resmin dışında

 

İngiliz ‘The Guardian’ Gazetesi, adını açıklamadığı bir Türk hükümet üyesinin sözlerine yer verdi. Gazetede, Türk hükümet üyesinin, şu sözlerine dikkat çekildi:

‘Denktaş bir kere resmin dışına çıktıktan sonra nihayet sorunu çözmeye başlayabiliriz. Kıbrıs bizim komşumuz, hepimiz aynı bölgede yaşıyoruz, birlikte, barış içinde yaşayamamamız saçmalık. Bu konu çok önce çözülmeliydi. Sizi temin edebilirim ki, Türkiye Talat’ı desteklemek için herşeyi yapacak.’  

HURRIYET 19/04/05

Bakanlar Kurulu: Denktaş’tan yararlanacağız

 

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın birikimlerinden yararlanacaklarını söyledi. Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, KKTC’deki seçimlerin demokratik kurallara uygun, olumlu ve barışçı gerçekleştiğini kaydetti. Çiçek, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de Talat’ı telefonla tebrik ettiklerini bildirdi. Çiçek, Kıbrıs’ta başlayan yeni dönemle birlikte KKTC’de yaşayanların haklı çıkarlarını koruyacak, Ada’da yeni bir barışın tesisine imkan verecek yeni bir dönemin açılmış olmasını dilediklerini belirtti

HURRIYET 19/04/05

AB Komisyonu: Talat’la müzakereye başlanabilir

 

AB Komisyonu, KKTC’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Yapılan açıklamada, Kıbrıs’ın bütünleşmesinden ve AB’ye tam katılımdan yana olan Mehmet Ali Talat’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle, soruna kalıcı çözüm için BM çerçevesinde müzakerelere yeniden başlanması yönünde uygun bir ortamın yaratılması beklentisi dile getirildi. Komisyon, seçim sonuçlarının, Kıbrıs Türk halkının çözümden ve AB’ye katılımdan yana olduğunu gösterdiğini belirtti.

AB Komisyonu, Kıbrıs sorununun çözümüne katkıya hazır olduğunu tekrarlayarak, Kıbrıslı Türklere yönelik 259 milyon Euro yardım niyetinden ve ticaretin kolaylaştırılması amacıyla alınması öngörülen özel önlemlerden söz etti. Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik izolasyondan çıkarılmasına yardımcı olmak amacıyla alınacağı belirtilen önlemler ve Komisyon önerileri, Kıbrıs Rum kesimi ve bazı üye ülkelerin olumsuz tavrı nedeniyle AB Konseyi’nin onayından geçmiyor.

ABD DE MEMNUN

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Adam Ereli, ABD’nin, ‘Kıbrıslı Türklerin, Ada’nın birleşmesi ve kapsamlı bir çözüm yönündeki taahhütlerini yinelemelerini’ memnuniyetle karşıladığını belirtti. Ereli, Kıbrıs konusunda çözüm için tüm taraflarla çalışmayı umduklarını sözlerine ekledi. 

HURRIYET 19/04/05

Kıbrıs’ta yeni dönem CNN TÜRK’te tartışılıyor

 

CNN TÜRK’te Tayfun Ertan’ın sunduğu ‘Söz Sizde’ programının bu akşam saat 21.10’da yayınlanacak bölümünde Kıbrıs’ın Rauf Denktaş’sız geleceği masaya yatırılıyor. Emekli Büyükelçi Özdem Sanberk, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Kemal Kirişçi, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Nur Batur ve Radikal Gazetesi Yazarı Erdal Güven ‘Kıbrıs’ta yeni dönemi’ değerlendirecek. 

HURRIYET 19/04/05

Atina: KKTC'deki seçim çözüme katkı sağlar

 

Atina/Washington

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, KKTC'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin, Kıbrıs sorununun kalıcı ve işler bir çözüme kavuşturulmasına katkı sağlayacağını umduğunu bildirdi.

Bakanlığın yazılı açıklamasında, Atina'nın, seçim sonucunun, KKTC Yönetimi'nin yapıcı bir diyalog çerçevesinde, Ada'nın yeniden birleşmesine yönelik bir çabaya girişmeyi hedefleyen yeni bir politika benimsenmesi sonucunu doğurmasını umduğu vurgulandı.
   
Açıklamada, bu yeni politikanın, BM kararları, Avrupa ilke ve değerleri çerçevesinde ve Annan planı temelinde yapılacak bir müzakere sonucu kalıcı ve işler bir çözüm ve Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi sonucunu getirmesi arzusu da dile getirildi.
   
Her türlü yeni girişimin Kıbrıslı Türk ve Rumlar tarafından kabul görerek başarıya ulaşması için iyi hazırlanmış olması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, ayrıca “İşgal altındaki bölgede dün yapılan değişikliğin, iki toplumun birleşmiş bir Kıbrıs'ta AB'ye katılımın kazançlarından yararlanmaları noktasına gelinmesine katkı sağlayacağını umarız” ifadeleri kullanıldı.

ABD: KIBRISLI TÜRKLER ÇÖZÜM YÖNÜNDEKİ YAKLAŞIMINI KORUYOR

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, KKTC'de geçen pazar günü yapılan seçimde Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin, “Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde olumlu yaklaşımı koruduklarını gösteren bir başka işaret” olduğunu söyledi.
   
Boucher, düzenlediği basın toplantısında, Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesinin, ABD'nin Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik ve siyasi tecridinin hafifletilmesi yönündeki çabalarını artırıp artırmayacağı sorusunu yanıtladı.
   
Richard Boucher, “Biz politikamızı açıklamıştık. Bu politika, belli bir kişinin seçilmesine değil, Kıbrıslı Türklerin çözüme ulaşma yönünde olumlu yaklaşımını korumasına bağlıydı. Referandumda 'Evet' oyu vermeleri gibi. O yüzden bu adım, büyük olasılıkla, bu yaklaşımı koruduklarını gösteren bir başka işaret” dedi.
   
“Kıbrıs Türk toplumuna, bazı zorlukları aşma çabalarında yardımlarının devam edeceğini” belirten Boucher, “Çünkü, Kıbrıslı Türklerin, adanın birleşme çabasında kararlı tutumlarını sürdürmeleri önemli” diye konuştu.

 (aa)

HURRIYET 19/04/05

ABD, KKTC halkının tutumundan memnun


      ABD, Mehmet Ali Talat’ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesini, Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde olumlu yaklaşımı olarak değerlendirdi.
      ABD’nin Kıbrıs politikasının belli bir kişinin seçilmesine bağlı olmadığını belirten ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, “bizim politikamızı açıklamıştık. Bu politika, Kıbrıslı Türklerin çözüme ulaşma yönünde olumlu yaklaşımını korumasına bağlıydı. Referandumda ‘evet' oyu vermeleri gibiö dedi.
      Kıbrıs Türk toplumuna, bazı zorlukları aşma çabalarında yardımlarının devam edeceğini belirten Boucher, Kıbrıslı Türklerin, Ada’nın birleşme çabasında kararlı tutumlarını sürdürmelerinin önemli olduğunu vurguladı.
     
      ‘ABD, KKTC’yi tanımıyor’ açıklaması

      ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise, ABD’nin KKTC'yi tanımadığı için, bu ülkenin Los Angeles'ta konsolosluk veya fahri konsolosluk açmasının söz konusu olamayacağı belirtildi.
      'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' başlığını taşıyan yazılı açıklamada, ''ABD, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımıyor. Dolayısıyla ABD'de fahri konsolos veya konsolosluk dahil diplomatik veya resmi hiçbir temsil söz konusu olamaz'' ifadeleri kullanıldı.
      Açıklamada, ''Kıbrıs Türk toplumunun üyeleri, Los Angeles'ta böyle bir temsilci görevlendirme niyetleri hakkında bize bilgi verdi. Bu kişinin, ABD'de resmi bir konumu yoktur'' denildi.
      KKTC'nin Washington temsilcisi Osman Ertuğ, bir süre önce yaptığı açıklamada, New York ve Washington'daki temsilciliklerin ardından Los Angeles'a bir fahri temsilci atadıklarını söylemişti.
      Ertuğ, Kıbrıs Türk kökenli bir ABD vatandaşı olan Mehmet Mustafaoğlu’nun, bir temsilcilik ofisi bulunmadan, kendi iletişim imkanlarıyla fahri olarak bu görevi yürütüğünü belirtmişti. Ertuğ, Mustafaoğlu'nun atamasına ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı'na bilgi verdiklerini de açıklamıştı.
     
      Talat, AP’ye davet edilecek

      Avrupa Parlamentosu Sosyalist grup başkan yardımcısı Jan Marinus Wiersma da, Mehmet Ali Talat'ın KKTC Cumhurbaşkanı olmasının Kıbrıs'ın geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.
      ABHaber.com’un haberine göre, Talat'ın seçilmesini çok olumlu bir gelişme olarak yorumlayan Wiersma, çözüm konusunda Rum tarafının da gerekli gayreti göstermesi gerektiğini belirtti.
      AP Sosyalist grubu olarak KKTC milletvekillerinin AP' ye gözlemci olarak katılmasını sağladıklarını vurgulayan Wiersma, Talat'ı Avrupa Parlamentosu’na davet etmek istediklerini söyledi.
      Kıbrıs'ta soruna gelecekte bir çözüm bulunması konusunda iyimser olduğuna işaret eden Wiersma, Kıbrıslı Türklerin izolasyondan kurtulması için Avrupa Birliği’ne görevler düştüğünü de vurguladı.

MILLIYET 19/04/05

ABD Dışişleri: KKTC'yi tanımıyoruz, konsolosluk söz konusu değil


      ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC'yi tanımadığı için, bu ülkenin Los Angeles'ta konsolosluk veya fahri konsolosluk açmasının söz konusu olamayacağını bildirdi.
      ABD Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen basın toplantısında sorulan bir soru, daha sonra yapılan yazılı açıklamayla yanıtlandı.
      ''Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'' başlığını taşıyan yazılı açıklamada, ''ABD, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımıyor. Dolayısıyla ABD'de fahri konsolos veya konsolosluk dahil diplomatik veya resmi hiçbir temsil söz konusu olamaz'' ifadeleri kullanıldı.
      Açıklamada, ''Kıbrıs Türk toplumunun üyeleri, Los Angeles'ta böyle bir temsilci görevlendirme niyetleri hakkında bize bilgi verdi. Bu kişinin, ABD'de resmi bir konumu yoktur'' denildi.
      KKTC'nin Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, daha önce A.A'ya yaptığı açıklamada, New York ve Washington'daki temsilciliklerin ardından Los Angeles'a bir fahri temsilci atadıklarını söylemişti.
      Kıbrıs Türk kökenli bir Amerikan vatandaşı olan Mehmet Mustafaoğlu, bir temsilcilik ofisi bulunmadan, kendi iletişim imkanlarıyla fahri olarak bu görevi yürütüyor. Ertuğ, Mustafaoğlu'nun atamasına ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı'na bilgi verdiklerini de söylemişti.
     MILLIYET 19/04/05

ABD: Talat'ın seçilmesi Kıbrıslı Türkler'in çözüm istediğini gösteriyor


      ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, KKTC'de Pazar günü yapılan seçimde Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin, ''Kıbrıslı Türklerin çözüm yönünde olumlu yaklaşımı koruduklarını gösteren bir başka işaret'' olduğunu söyledi.
      Boucher, düzenlediği basın toplantısında, Talat'ın Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesinin, ABD'nin Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik ve siyasi tecridinin hafifletilmesi yönündeki çabalarını artırıp artırmayacağı sorusunu yanıtladı.
      Richard Boucher, ''Biz politikamızı açıklamıştık. Bu politika, belli bir kişinin seçilmesine değil, Kıbrıslı Türklerin çözüme ulaşma yönünde olumlu yaklaşımını korumasına bağlıydı. Referandumda 'Evet' oyu vermeleri gibi. O yüzden bu adım, büyük olasılıkla, bu yaklaşımı koruduklarını gösteren bir başka işaret'' dedi.
      ''Kıbrıs Türk toplumuna, bazı zorlukları aşma çabalarında yardımlarının devam edeceğini'' belirten Boucher, ''Çünkü, Kıbrıslı Türklerin, adanın birleşme çabasında kararlı tutumlarını sürdürmeleri önemli'' diye konuştu.

MILLIYET 19/04/05

Atina: KKTC'deki seçimin kalıcı çözüme katkı sağlamasını umarız


      Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, KKTC'de dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin, Kıbrıs sorununun kalıcı ve işler bir çözüme kavuşturulmasına katkı sağlayacağını umduğunu bildirdi.
      Bakanlığın yazılı açıklamasında, Atina'nın, seçim sonucunun, KKTC Yönetimi'nin yapıcı bir diyalog çerçevesinde, Ada'nın yeniden birleşmesine yönelik bir çabaya girişmeyi hedefleyen yeni bir politika benimsenmesi sonucunu doğurmasını umduğu vurgulandı.
      Açıklamada, bu yeni politikanın, BM kararları, Avrupa ilke ve değerleri çerçevesinde ve Annan planı temelinde yapılacak bir müzakere sonucu kalıcı ve işler bir çözüm ve Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi sonucunu getirmesi arzusu da dile getirildi.
      Her türlü yeni girişimin Kıbrıslı Türk ve Rumlar tarafından kabul görerek başarıya ulaşması için iyi hazırlanmış olması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, ayrıca ''İşgal altındaki bölgede dün yapılan değişikliğin, iki toplumun birleşmiş bir Kıbrıs'ta AB'ye katılımın kazançlarından yararlanmaları noktasına gelinmesine katkı sağlayacağını umarız'' ifadeleri kullanıldı.

MILLIYET 19/04/05

Talat ile yeni bir başlangıç


KKTC'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucu, halkın çoğunluğunun hâlâ Rum tarafı ile birleşmeye ve AB'ye katılmaya yönelik bir çözümden yana olduğunu ortaya koydu.
Bu sonuç, Kıbrıs Türk'ünün tam bir yıl önce Annan Planı üzerindeki referandumda sergilediği tavrın ve umutların -son zamanlarda duyulan bazı düş kırıklıklarına rağmen- bir nevi teyidi de sayılır.
Mehmet Ali Talat'ı rakiplerini ilk turda yenip cumhurbaşkanlığı mevkiine getiren de, işte KKTC'de o referandum ile açıkça ortaya çıkan bu değişim havasıdır.
Talat şimdi halkın önemli bir kesiminin paylaştığı vizyonunu yaşama geçirme sorumluluğunu -bu kez cumhurbaşkanı ve müzakereci sıfatı ile- üstlenmiş bulunuyor.
* * *
Bu misyonu yarım yüzyıldır Kıbrıs'a her yönü ile damgasını vuran, KKTC'nin 22 yıllık tarihinde (6 kez üst üste başkan seçilerek) kesintisiz iktidarda kalan Rauf Denktaş gibi bir "dev"den sonra yürütmek hiç de kolay değil.
Kendisine muhalif Türkleri bir yana bırakalım, ona "düşman" olan Rumlar ve yıllar boyunca kendisine muhatap olup, kendisini beğenmeyen çeşitli uluslara mensup devlet adamları ve diplomatlar da, Denktaş'ın "büyüklüğünü" teslim ediyorlar. Onun "üstün vasıfları" saymakla bitmez: Mücadeleci, cesur, usta müzakereci, büyük taktisyen, etkileyici hatip, karizmatik, esprili, vesaire...
Ne yazık ki "efsane lider"in son dönemde bütün bu niteliklerine rağmen, popülaritesine gölge düşmüştür. Özellikle Annan Planı'nın ortaya çıkmasından sonraki dönemde sergilediği tavır, Kıbrıs halkının (önemli kesiminin) eğilimine ve beklentilerine ters düşmüştür. Ayrıca Türkiye'de de Denktaş'ın tutumu ve manevraları tepkilere yol açmıştır.
Bunun nedenini Denktaş'a olan sempatinin azalmasında değil, onun savunduğu görüşlerin artık günün şartlarına, uluslararası konjonktüre ve toplumsal değişime uymamasında aramak lazım. Denktaş'ın fikirleri (kaygıları ile birlikte) daha çok "geçmişe" endekse kalmış, "geleceğe" yönelik yeni bir vizyon geliştirememiştir. Referandumdaki başarısızlığının nedeni buydu. Eğer bu kez de cumhurbaşkanlığına adaylığını koysaydı, büyük olasılıkla benzer bir sonuçla karşılaşacaktı. Bu bakımdan "zamanında" çekilmekle, bir kez daha zekâsını kanıtlamıştır...
* * *
Görevinden ayrıldıktan ve bu yaştan (81) sonra, siyasette daha ne yapabilir, demeyin... Denktaş'ı zinde tutan "milli davaya hizmet aşkı ve hırsıdır"... Bu onun günlük yaşamının bir parçası olmuştur.
Rauf Denktaş artık "iktidar"da değil; ama siyasette hâlâ "muktedir"!.. Nitekim daha şimdiden birtakım uyarılarda ve tavsiyelerde bulunmaya başladı bile. ("Milliyet"te geçen gün manşet haberde özetlenen tavsiyeleri, sadece KKTC'ye değil, Türkiye'ye de hitap eden "on emir" niteliğinde)...
Şimdiye kadar esnek bir politika izleyen Talat'ın, deneyimli selefine kulak vermesi kuşkusuz yararlı olur. Ancak Denktaş da seçim sonucunun halkın değişim arzusu bağlamındaki mesajını da dikkate almalı, halefini (ve de Ankara'yı) sıkıntıya sokacak davranışlardan sakınmalıdır.
* * *
Talat'ın esas işi çözüm arayışlarını başlatmak ve Kıbrıs Türklerini rahatlatacak adımları atmaktır. Oldukça zor, çok çaba ve sabır isteyen bir iş...
Talat'ın başarıya ulaşması, seçiminden memnun olduğunu beyan eden tüm çevrelerin, tavırlarını ona göre ayarlamasına bağlı. Yani Papadopulos yönetimine, AB'ye, ABD'ye ve BM'ye şimdi Talat ile "yeni bir başlangıç" gerçekleştirmek sorumluluğu düşüyor. Bununla ilgili olasılıkları yarın inceleyeceğiz.

SAMI KOHEN MILLIYET 19/04/05

Kahramanlar saygı ile uğurlanır



RAUF Denktaş'tan bahsediyorum tabii... Elbette bir kahramandır o... Fazıl Küçük ve ardından meşaleyi devralan Denktaş'ın kahramanca mücadelesi olmasaydı, Kıbrıs Türkleri bugüne gelemezdi.
Seçimlerde Mehmet Ali Talat'a oy veren, mitinglerinde sadece parti bayrağını taşıyan Kıbrıslı Türkler de bu özgürlükleri için Denktaş'ın mücadelesine çok şey borçludur.
Girit neden gitmişti? İki sebepten; biri, Girit'te Kıbrıs Milli Mukavemet Teşkilatı gibi bir örgütlenme ve Fazıl Küçük, Rauf Denktaş gibi siyasi liderler meydana çıkmamıştı... İkincisi, 1908 devriminin kargaşasını yaşayan Osmanlı, bir de Balkan faciasıyla yere serildikten sonra artık Girit'e destek verecek durumda değildi. Girit Lozan'da söz konusu bile olmadı.
Kıbrıs'ta Denktaş diplomatik tanınmayı sağlayamadı ama Türk toplumunun varlığını siyaseten ve hukuken dünyaya kabul ettirdi; bunu tabii Türkiye'nin sınırsız desteğiyle yaptı, bu desteği Türkiye ile sağlam ilişkiler kurarak arkasına aldı.
* * *
DENKTAŞ 27 Kasım 1948'de Kıbrıslı Türklerin mitingde lider Fazıl Küçük'ün yanında yaptığı konuşma ile adını ilk defa duyurduğunda, 24 yaşında gencecik bir hukukçuydu.
EOKA celladı Albay Grivas'ın katliamlarına karşı kurulan Türk Milli Mukavemet Teşkilatı'nda Denktaş'ın yeri büyüktür.
1959'da Zürih ve Londra antlaşmaları, kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Makarios'un yıkması, 1974'te faşist Samson darbesi, Türk Barış Harekâtı...
Bir arada yaşaması mümkün olmamış Rumlarla Türklerin ayrı coğrafyalarda yer alması, 'Kuzey Kıbrıs'ın Türkler için bir güvenli bölge olarak meydana çıkması... Nihayet 12 Eylül rejimi yönetimi sivillere tam devrediyorken, 15 Kasım 1983'te ilan edilen KKTC...
Ve yirmi yıllık sinir harbi; ve nihayet Annan Planı...
Denktaş daima mücadelelerin başındadır.
* * *
ANNAN Planı referanduma sunulurken, Papadopulos Rumlara hitaben gözyaşları içinde "Beni çarmıha gerseniz, bu Annan Planı'nı imzalamam..." diyor, Rumlardan yüzde 76 hayır oyu çıkıyor.
Beri tarafta Denktaş da Annan Planı'na hayır denilmesini istiyor!
Tarihin gidişatı o anda dönmüştür.
Madem Rumlar hayır diyecekti, Türklerin 'evet' diyerek BM, ABD, AB gibi çevrelerde 'müttefik'ler bulması daha iyi olmaz mıydı?
Daha iyi olduğu görüldü. KKTC halkı da artık bunalmıştı.
Kahramanların çoğunun kaderidir: Ömürlerini adadıkları mücadeleye kilitlenirler ve yeni şartlarda kilidi çözüp yolu açmak başkalarına düşer. Churchille'in seçimleri, De Gaulle'ün referandumu kaybını düşünün; onlar artık 'yetkili' değildir, "kahraman" olarak saygı gören milli sembollerdir.
"Milli kahraman"lara saygı, toplumlarda 'biz' bilincini ve zorluklara dayanma iradesini güçlendirir. Denktaş'a saygı sadece vefa gereği değil, önümüzdeki uzun, çetin yollarda manen güçlü olmak için de gereklidir.
Denktaş'a bundan sonra yakışacak olan, KKTC içinde ve "Anadolu'da" bir hizip lideri, bir ihtilaf sebebi gibi davranmaktan sakınması, tarihî şahsiyetine uygun bir vakarda durmasıdır.
Kahramanlar saygı ile uğurlanır ve ondan sonra artık milli sembol olarak manen hizmete devam ederler.

TAHA AKYOL MILLIYET 19/04/05

Dışarıda tek, içeride iki devlet



Görevi sona eren Rauf Denktaş, KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ı ziyaret ederek kutladı. Denktaş'ın, Talat'ı ziyareti örnek bir davranıştı. Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, Denktaş'ın ziyareti ve sözlerine aynı nezaketle karşılık verdi.
KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Kıbrıs Türkü'nün ulaştığı demokrasi düzeyinin kanıtlarından biriydi. Daha önceki seçimler, referandum gibi cumhurbaşkanlığı seçimi de KKTC'de demokrasinin kuralları ve kurumlarıyla yerleştiğini ve dünyanın birçok ülkesinden ileri olduğunu gösterdi. KKTC'yi, Gürcistan'a, Ukrayna'ya, Kırgızistan'a benzetmeye çalışanların ne kadar yanıldıkları bir kez daha ortaya çıktı.

Üç temel koşul
Rauf Denktaş'la, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ziyaretinden sonra görüştük. Denktaş, görevini gönül rahatlığıyla devrettiğini belirtirken, yeni Cumhurbaşkanı'na şu nasihatte bulundu:
"Kâğıt üstünde kalacak, eşitliğe dayanmayacak, işlemeyecek bir formüle razı olma. Kalıcı barış ve çözüm için üç koşuldan vazgeçme: Türkiye'nin aktif ve fiili garantörlüğü, Türk askerinin varlığı ve egemenlik."
Denktaş, "Neden bu üç koşul?" sorumuza ise şu yanıtı verdi:
"Bu koşullar, Kıbrıs Türkü'nün, egemenliğinin ve devletinin varlığı için güvencedir. Bunlar yaşadığımız deneyimlerle ortaya çıkmıştır. Düşünün ki Rumlar, Türkiye'nin güvencesi altında olan, Türk askerinin varlığını kabul eden 1960 anlaşmasını bile bozup, yırtıp, bir kenara atabildiler. Onun için yeni Cumhurbaşkanı Talat'a kâğıt üstünde kalacak bir formüle razı olma diyorum. Türkiye'nin aktif ve fiili garantörlüğü olmadan hiçbir modele evet dememek gerekir. Rum yönetimin yaklaşımı ise bunun tam tersidir. Onlar Türk askerinin tümüyle gitmesini istiyorlar. Annan Planı'nda Türk askerinin müdahalesi yoktu. Her hareketi izne tabiydi. Annan, Papadopulos'a bunun garantisini vermişti. Ama onlar bunu dahi kabul etmediler. Rumlar, iki devlet istemiyorlar. Federasyon istemiyorlar. Rumlara dayalı üniter devlet istiyorlar. EOKA'nın üniter devlet kurmak için çalıştığını söylüyorlar. 2005 yılını EOKA yılı ilan ettiler ve 21 bin kişiye madalya vermeye hazırlanıyorlar. Dolayısıyla amaçlarından vazgeçmiş değiller."

İki devlete bir çatı
Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, seçimden önce yaptığımız söyleşide çözüm modeli olarak Annan Planı'nı gördüklerini yinelemişti. Bu koşullarda Talat'ın beklentisi, adımların Rum yönetiminden gelmesi. BM, Rum tarafından planda istedikleri değişiklikleri bildirmelerini istemişti. Talat, şimdi bunları görmek istiyor. Ancak henüz Rum tarafından bir hareket yok.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise "Sonsuza kadar Rumları bekleyemeyiz" diyor. Makul bir süre içinde adil bir çözüm bulunması gerektiğini savunuyor. Rum yönetiminin buna yanaşmaması halinde yeni alternatifler aramak gerektiğini vurguluyor. En iyi çözümün, "dışarıda tek, içeride iki devlet" formülü olduğunu söylüyor. Konfederal bir çözüm olarak nitelediği bu formüle göre içeride egemen iki devleti dışarıda temsil edecek tek bir çatı devlet oluşturulmasını en uygun formül olarak görüyor. Rumların hiçbir şekilde çözüme yanaşmamaları halinde ise KKTC'nin ve Kıbrıs Türkü'nün kendi yolunu çizmesi gerektiğini savunuyor. Bu durumda hemen tanınma olmasa bile ekonomik ve ticari açıdan fiilen dünyaya entegre olabilecek gayretlere yönelmek gerektiğini belirtiyor.
Rauf Denktaş, Serdar Denktaş'ın bu yaklaşımına, "İşte benim meselem de bu" diyor ve ekliyor:
"Eğer böyle düşünüyorlarsa ben de bütün gücümle destek olurum."

Barış ve çözüm çağrısı
KKTC'de yeni bir döneme girildi...
Yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, barış ve çözüm çağrılarını sürdürüyor.
Bundan sonraki gelişmelerde BM'nin girişimi ve Rum yönetiminin atacağı adımlar belirleyici olacak...
Annan Planı'na dahi hayır diyen Rum yönetimi ve halkının, Serdar Denktaş'ın formülüne yanaşması olasılığı elbette yok denilecek kadar az.
BM ve AB'nin, özellikle de Rum Kesimi'ne her durumda üyelik garantisi veren ve Annan Planı'na "hayır" demiş olmasına karşın AB'ye üye yapan AB'nin bu hatasını dengeleyecek bir tutuma girip girmeyeceği önem taşıyor.

FIKRET BILA MILLIYET 19/04/05

Eski ile yeni!



Kuzey Kıbrıs'ta, KKTC'de sürpriz yok. Denktaş dönemi kapandı, Talat dönemi açıldı. Eski olan noktalandı, yeni olan sahneye çıktı.
Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat, başta Denktaş Bey olmak üzere eskilerin gözünde vatan haini olarak girdiği Kıbrıs siyasetinde zirveye tırmandı ve cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.
Kolay olmadı bu süreç.
Talat'ın 2000 yılındaki oyu sadece yüzde 10'du. Beş yıl içinde bu oyunu yüzde 56'ya yükseltti. 2000'deki son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Denktaş'ın Ankara desteği ile ancak yüzde 44 oy aldığı hatırlanırsa, Talat'ınki büyük bir başarıdır.
Bu aynı zamanda KKTC'de demokrasinin gayet iyi işlediğini bir kez daha gösteren bir seçim oldu.
Peki, yükselen dalga neydi?
Cumhurbaşkanı Talat'ın deyişiyle, Kuzey Kıbrıs'ta barış, çözüm ve AB'ye evet dalgası kabardı.
Seçimi kazanan da bu oldu.
Çözümsüzlük en iyi çözümdür diyen ve uzun yıllar Ankara'dan da dayatılan, Denktaş Bey'in de canı gönülden benimsediği görüş gitgide etkisizleşti, marjinalleşti. İstemezükçü sesler her geçen yıl daha az duyuldu.
Kaybeden de bunlardı.
Onca yılın çözümsüzlüğünün Kıbrıslı Türklere hiçbir şey kazandırmadığı apaçık ve Güney Kıbrıs'la mukayeseli olarak da anlaşıldı çünkü...
Bütün bu gelişmeler açısından Annan Planı tam anlamıyla bir kırılma noktası oldu. Kuzey'deki barış ve çözüm hareketiyle, Türkiye'de AKP hükümetinin siyasal kararlılığı birbirini tamamlamaya başlayınca, Mehmet Ali Talat'ın yıldızı parladı.
Geçen yıl 24 Nisan referandumunda Annan Planı'na çıkan yüzde 65 oy iki sonuç doğurdu.
Bir yandan, asıl oyun bozan tarafın Kıbrıs Rumları olduğu uluslararası toplumda anlaşıldı. Öte yandan, Türkiye'nin 17 Aralık'ta AB'den müzakere tarihi alabilmesi mümkün oldu.
Denktaş artık yok.
Bu, Ankara'yı rahatsız edebilir. Bazı sivil ve askeri odaklar, Mehmet Ali Talat'ın yükselişini kolayca içlerine sindiremeyebilir. Cumhurbaşkanı Talat, kimilerinin gözüne Denktaş'tan sonra hafif sıklet görünebilir.
Ama artık eski perde kapanıyor.
Ankara'yla Cumhurbaşkanı Talat arasında ister istemez bazı ince ayarlar yapılmak durumda. Çünkü Talat'ın elinde bazı kozlar var. Biri, yüzde 55 oy. Diğeri, hükümetin Kıbrıs politikası..
Bu nedenle Ankara'nın, özellikle 'bürokrasi'nin bazı eski alışkanlıklarından vazgeçmesi gerekebilir.
Cumhurbaşkanı Talat seçilir seçilmez iki çağrı yaptı. Birinde, Kıbrıs Rum liderliğine çözüm için yine elini uzatacağını açıkladı. Ötekinde, Avrupa Birliği'nden çözüm için Güney'e bastırmasını, Türk tarafına ambargoların kaldırılması için de hareketlenmesini istedi.
İki çağrısı da yerinde.
Sayın Talat'a başarılar diliyorum.

HASAN CEMAL MILLIYET 19/04/05

Denktaş övdü: Talat yılan gibi!

Halefi Talat'ı ziyaret eden Denktaş, basın önünde şöyle dedi: 'Zorlukları çok olacak. Ama kendisi yılan gibi soğukkanlı maşallah. Rumları çatlatır'

RADIKAL 19/04/05

LEFKOŞA - KKTC'de cumhurbaşkanlığı seçimini Mehmet Ali Talat'ın kazanması adada çözüm ümitleriyle yüklü yeni bir sayfa açarken, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, giderayak halefine 'ayar çekme' çabasında. Önceki günkü seçimin ardından Denktaş, dün Talat'ı başbakanlıkta ziyaret ederken, ironik üslubuyla uyarılarda bulundu. KKTC halkının Talat'ı umut verdiği için seçtiğini söyleyen Denktaş, "Devlete sahip çıkan bir makam olarak kendisine yardımcı olacağım" dedi.
Rauf Denktaş, Talat'ın zorluklar yaşayacağını belirtirken, şöyle konuştu: Zorlukları aşma yolu soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Onun için Rum'u çatlatacak sabrı vardır. İnşallah daha iyi günler göreceğiz. Allah yardımcınız olsun."

Hakkını yemedi
Halkın demokrasi sınavını başarıyla verdiğini belirten KKTC Cumhurbaşkanı, "Benim de bu makama yapışıp, 'başkası yapamaz' demememin demokrasiye katkısı olmuştur" demeyi ihmal etmedi. Talat Denktaş'a teşekkür ederek, deneyimlerinden sürekli yararlanacağının altını çizdi. KKTC Başbakanı, "Türk halkı yol ayrımıyla karşı karşıya kalmıştı ve bu yol ayrımında tercihini bizden yana kullanmıştı. Bu tercih çağa uygun bir tercih" dedi. Talat, Türk hükümeti ile çok yakın istişare içinde bulunacaklarını belirtti.
Denktaş'tan yıllarca büyük mücadeleler vermiş ve halkına liderlik yapmış bir kişilik olarak bahseden Talat, "Devrettiği birikimi mutlaka değerlendirmek ve halkın haklarını ve çıkarlarını koruyacak şekilde yeni sürece adapte etmek temel görevlerimden olacak" dedi. Bunun üzerine söz alan Denktaş, "Sana birikimi değil, devleti devrediyorum" yanıtını verdi. Talat ise "Birikim değil mi o da" dedi. Denktaş, "Birikim neticesidir, koru, koru, Allah yardımcın olsun" ifadesini kullandı. Talat da "Tamam" dedi. İki lider daha sonra el sıkışarak gazetecilere poz verirken de Denktaş, "Yeter ki bizi bağımsızlıktan başka yere götürme. Kutlarım, başarılar dilerim. Yardımcın olacağız, bundan emin ol" demeyi ihmal etmedi.
Talat seçim zaferinin ardından düzenlediği basın toplantısında "Denktaş'ın marjinal bir duruş sergilememesi durumunda, tecrübelerinden faydalanmak boynumuzun borcu" demişti. (aa, dha)

Başbakan Soyer olacak

RADIKAL 19/04/05

AA - LEFKOŞA - KKTC'de önceki günkü seçimlerde yüzde 56'lık oyla cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ın görevi 24 Nisan'da devralacağı açıklanırken meclis, hükümet ve lideri olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisi hareketleniyor. Yüksek Seçim Kurulu, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın görevinin 23 Nisan'da sona edeceğini, seçim sonuçlarının aynı gün Resmi Gazete'de yayımlanacağını belirterek, Talat'ın ertesi gün göreve başlamasına karar verdi. 24 Nisan'da meclis olağanüstü toplanacak ve Talat yemin edip göreve başlayacak.
Talat, görevi devraldıktan sonra yeni başbakanı atayacak. Bu görevi CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in üstlenmesi bekleniyor. Yeni hükümet 20 Şubat seçiminin ardından CTP ile Demokrat Parti arasındaki mutabakat çerçevesinde kurulacak. Talat'ın seçilmesiyle CTP'nin mecliste koltuk sayısı 23'e düşecek. Meclis aksi karar almazsa boşalan vekillik için gelecek yıl ara seçime gidilecek. CTP de Talat'tan boşalan parti başkanlığı için olağanüstü kurultaya gidecek.

'Yaşasın, artık Denktaş yok, Talat'a dikkat'

Denktaş'ın cumhurbaşkanlığını bırakmasına sevinen Rum Yönetimi Talat'a karşı temkinli. Papadopulos: Müzakere için şartlar oluşmalı

RADIKAL 19/04/05

YORGO KIRBAKİ

ATİNA/PRAG - Kıbrıs Rum Yönetimi, Rauf Denktaş'ın KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılmasından memnun ama yerine geçecek Mehmet Ali Talat'a karşı temkinli. Rum lideri Tasos Papadopulos, dünkü Prag ziyareti sırasında "Rauf Denktaş'ın çekilmesi olumlu adım" derken, Talat'ın "Rum halkına bir kez daha elimi uzatıyorum" sözüne, "Görüşmelere başlamak için bu beyanlar yeterli değil. Türklerle çabuk bir barış olasılığı konusunda ihtiyatlıyım" yanıtını verdi. Ancak Rum lideri, seçimlerin müzakerelerin başlaması için önkoşulları oluşturmaya yardım edecek yeni bir ruh ve atmosfer yaratmasını umduğunu söyledi.

Talat iyi ama...
Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de "Talat liderliğindeki Türk yönetiminin, müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli koşulların süratle oluşmasına yönelik çağrımıza olumlu yanıt vereceğini ümit etmekteyiz" diyerek, Papadopulos'un, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hakem olmaması, zaman sınırı bulunmaması gibi şartların müzakerelerden önce kabulünü kastetti. Hrisostomidis, Türkiye'den göçmen yığıldığı iddiasıyla "Seçimler yasadışıdır. Kıbrıslı Türklerin farklı bir siyasi irade göstermesi mümkün değil" dedi.
AKEL, Talat'ı tebrik ederken Yeni Ufuklar Partisi, Talat'ın özlü değişiklik vaat etmediğini savundu. Birleşik Demokrat Hareketi 'Denktaş ile Talat'ı bir tutma çabalarına' karşı çıktı.
Demokratik Seferberlik Partisi ise Talat'ın farklı bir portre sunduğunu, ancak gerçeğin eylemleriyle belli olacağını kaydetti.

Ankara 'tebrikler' yağdırıyor

RADIKAL 19/04/05

RADİKAL - ANKARA - CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın KKTC cumhurbaşkanı seçilmesi Ankara'da memnuniyetle karşılandı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yanı sıra CHP lideri Deniz Baykal da yayımladıkları mesajlarda Talat'ı tebrik etti.
Sezer, mesajında Kıbrıs'ta ortak hedefin kalıcı ve adil bir çözüm ve Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık ve özgürlüğünün korunması olduğunu hatırlatarak, "Türkiye, KKTC'nin gönenç ve huzuru için gerekli çabayı, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da gösterecektir. Sizin ve Kıbrıs Türk halkının yanında olacaktır" dedi. Sezer, Denktaş'a mesajında da "Kıbrıs davamızın savunulmasındaki büyük katkılarınız ve
unutulmaz gayretiniz, Kıbrıs Türklüğü tarihinde ve Türk ulusunun gönlünde hak ettiği ayrıcalıklı yeri almış bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.
Erdoğan Talat'ı telefonla arayıp tebrik ederken, Kıbrıs'taki seçim dünkü Bakanlar Kurulu'nda da ele alındı. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, KKTC'de yine demokratik kurallara uygun bir seçim yapıldığını belirtirken, Denktaş için şöyle dedi: "Kendisine müteşekkiriz. Değerli bir devlet adamı ve Kıbrıs davasının sembolü olan tarihi bir kişiliktir. Bundan sonraki süreçte de bilgisinden büyük ölçüde istifade edilecektir." Talat'a telefon açıp mesaj gönderen Gül ise, "Türkiye sizinle ve Kıbrıs halkı ile birlik ve dayanışma içinde olmaya devam edecektir" dedi.

 

Seçimden sonra Kıbrıs sorunu

Turgut Tarhanlı

RADIKAL 19/04/05

KKTC'de, cumhurbaşkanlığı seçimi de tamamlandı. Ve Mehmet Ali Talat'ın, seçimi kazandığının açıklanması sürpriz olmadı. Adanın kuzeyindeki siyasal gelişmeler, son bir yıldır bu yöndeydi. Bir anlamda, KKTC iç siyaseti bakımından bir yıllık bir geçiş döneminin tamamlandığı söylenebilir.
Fakat henüz, Kıbrıs'ı, bir uyuşmazlıkla birlikte anmaktan uzaklaşmış da değiliz. Bu, bir uluslararası uyuşmazlık olduğuna göre, adanın kuzeyindeki bir yıllık bu geçiş döneminin sona ermiş olması, ancak bu uyuşmazlığın taraflarından biri bakımından, KKTC ya da adanın kuzeyi bakımından bir anlam ifade ediyor. Güneyin de, bir anlamda, son bir yıldır karışık bir siyasal tablo çizdiği söylenebilir. Ama bir yıla yaklaşan bir süredir varolan AB tam üyeliği, her şeye rağmen, adanın güneyindeki bu dalgalanmayı yalıtan bir siyasal etkiye de neden olabiliyor.
Kısaca, adanın kuzeyindeki siyasal değişim, kuzeyin kendi iradesini daha berrak bir biçimde ortaya koyduğu ve üstelik bunu, uzun yıllardır süren bir siyasal ekibin dışında gerçekleştirmeyi seçtiği yönünde açıklanabilir. Ancak kuzeydeki bu değişimde, Türkiye'deki siyasal tutum farklılığının da etkili olduğu, küçümsenemeyecek bir gerçek. Bir başka gerçekse, kuzeyin, bugün güneydeki yönetimin de bir üyesi olduğu AB'ye üyelik arzusu. Bu da, Kıbrıs uyuşmazlığının adadaki bu iki tarafı arasında, güneyin lehine kuzeyin aleyhine asimetrik bir ilişkinin doğmasına yol açıyor.
Bunu gidermek yönünde, kuzeyde yapılması gereken şeyler var elbette. Örneğin 1974 harekâtından sonra, kuzeyden ayrılmak zorunda kalan Rum nüfusun kuzeydeki mülkiyet haklarıyla ilgili davalar konusunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Mira Ksenides-Arestis'in açtığı dava bağlamında, kuzeydeki Tazmin Komisyonu'nun yapısı ve işleyişiyle ilgili konularda, bu ay başında görüşünü açıklamıştı. Bu, henüz bir nihai karar değildir, sadece davanın esasına geçme aşamasında yapılan bir değerlendirmeyi ifade eder.
Buna göre, mahkeme, belki kuzeyde kurulan bu komisyonu 'etkili bir hak arama yolu' ya da Avrupa Mahkemesi'ne yapılacak başvuruları kesen bir yerel başvuru mekanizması olarak görmedi. Ama komisyonun böyle hukuksal bir etkiye sahip olmasını sonuçlayabilecek niteliklerin neler olması gerektiğine de dikkat çekti. Dolayısıyla, adanın kuzeyinde, mahkemenin çizdiği doğrultuda düzenlemeler yapılması mümkündür. Zaten, bildiğim kadarıyla, bu konuda bazı esaslı adımlar atılmıştı;
en azından bunların tamamlanması için hızlı bir gayret gösterildiği, daha kolay bir biçimde ortaya konulabilir.
Gerek Avrupa Konseyi önündeki bu gibi çabalar, gerek BM Genel Sekreteri'nin yetkisi altında, görüşmelerin yeniden başlatılmaya çalışılmasıyla ilgili girişimler konusunda, KKTC daha girişimci bir görünüme sahip. Ancak, gerek adanın kuzeyi gerek Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinde, Kıbrıs uyuşmazlığının çözümü yolundaki gayretlerin sadece bu 'taraflar' üzerinde görülmesi ve uyuşmazlığın sadece böyle tanımlanıyor olması da, bir 'çözüm' tutumunun niteliğiyle bağdaşır değildir.
Uyuşmazlık terimi, tek taraflı bir olguya işaret etmez. Bu durumda, o uyuşmazlığa taraf olanların, kendi bakımlarından, öngörülen bir zeminde uyuşmazlığın giderilmesi için ortaya koyacakları iyi niyetli çabalar, henüz hukuken bir çözüme varılmış olmasa dahi, onlar lehine bir tutumu ifade eder. Adanın kuzeyinde, bu yönde çabalar arasında değerlendirilebilecek bir gelişmeler dizisinin gerçekleştiği yadsınamaz. Türkiye bakımından beklenense, bu uyuşmazlığın çözümü için BM Genel Sekreteri tarafından sürdürülen çabalara güçlü bir destek sağlayan, yapıcı bir tutumdan ibaretti.
Bu durumun AB tarafından değerlendirilmesi, yukarda belirttiğim genel esaslardan saparak gerçekleştirilemeyeceğine göre, AB'nin, bu uluslararası uyuşmazlık bağlamındaki konumu daha da önemli bir hal almaya başlıyor. Bu uyuşmazlığın taraflarından birinin AB'ye tam üye olmasında, bu uyuşmazlık, AB tarafından engelleyici bir neden olarak görülmemişti. Fakat aynı
uyuşmazlığın giderilmesi konusunda, herhalde genel hukuksal esasların küçümsenmesi savunulamayacağına göre, AB'nin gelecekteki tutumu hem hukuk hem de ahlak bakımından değerlendirilmeye başlayacaktır.

Örnek oldular

DENKTAŞ'TAN TALAT'A: YILAN GİBİ SOĞUKKANLI BİR ADAM... Devletin varlığına bağlı olarak destekleyeceğim... Yılan gibi soğukkanlı bir adam maşallah... Rum'u çatlatacak sabrı da var... İyi çalışan, halka umut veren parti kazanmıştır. Bunu hiç yadırgamamak lazım, memleketin çocukları demokrasimize sahip çıkmışlar ve umut buldukları bir tarafa oylarını vermişler, cumhurbaşkanlarını seçmişlerdir"

TALAT: HALK ADİLÇÖZÜM İSTİYOR...Kıbrıs Türk halkının verdiği mesaj, bana göre açıktır. Haklarının korunacağı, hiçbir şekilde siyasal eşitliğinden, güvenliğinden mahrum olmayacağı, adil çözüm istiyor. Burada hepsinin altını çiziyorum. Bu görevi bugün bize tevdi etti. Biz bu görevi büyük bir onur ve gururla yükümlenip götüreceğiz. Çağdaş bir dünyada, çağdaş bir toplum olarak bu süreci önümüzdeki dönemlerde halkımızın bütün kesimlerinin, bütün tecrübe ve birikim sahiplerinin katkılarıyla götüreceğiz

DUYGULU ANLAR...Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Talat'ın elini tutarak "Sana birikimimi değil devleti devrediyorum" deyince Talat da "Birikim değil mi o da?" diye sordu. Denktaş, "Birikimin neticesidir, koru, koru. Allah yardımcınız olsun, hepimizin" dedi. Bu sırada hem Denktaş'ın hem de Talat'ın gözlerinin dolduğu gözlemlendi

Görevi 24 Nisan'da devretmeye hazırlanan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, cumhurbaşkanlığı seçimini kazanarak KKTC'nin 2. Cumhurbaşkanı olmaya hak kazanan CTP-BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı Başbakanlık makamında ziyaret ederek kutladı.

Görüşme sırasında hem Denktaş'ın, hem de Talat'ın çok duygulu dakikalar yaşadığı gözlemlendi.

Denktaş, Talat'a görevi gönül rahatlığıyla devredeceğini ve devletin varlığına dayalı olarak, kalıcı bir barış için destekleyeceğini belirterek, Talat'tan birikimin sonucu olan devleti korumasını istedi.

Talat'a Cumhurbaşkanı andını hatırlatmanın ve Rum'un kim olduğunu devamlı söylemenin tecrübeli biri olarak görevi olduğunu kaydeden Rauf Denktaş, Talat'ın halkıyla, meclisiyle, hükümetiyle, Türk hükümetiyle istişare edip, doğru yolu seçip yürüyeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs sorununun çözümünde izlenecek yolun zaman, sabır ve akıl istediğini, bunların halkta ve halkın temsilcilerinde bulunduğunu kaydederek, "yılan gibi soğukkanlı bir adam" diye tanımladığı Talat'ın Rum'u çatlatacak sabrı olduğunu da gördüğünü söyledi.

Denktaş başbakanlıkta

Denktaş'ın başbakanlığa gelişini ve şeref salonunda Talat'la görüşmesini kalabalık bir gazeteci grubu izledi. Gazeteciler hazırlıklarını sürdürdüğü sırada sohbet eden Denktaş ile Talat, görev devrinin ne zaman olacağına ilişkin konulara değindi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmenin başında gazetecilere yaptığı açıklamada önceki akşam Talat'ı telefonda kutladığını dün de ziyaretine geldiğini belirterek, "Halkımız yeniden bir demokrasi imtihanını başarıyla vermiştir. İyi çalışan, halka umut veren parti kazanmıştır. Bunu hiç yadırgamamak lazım, memleketin çocukları demokrasimize sahip çıkmışlar ve umut buldukları bir tarafa oylarını vermişler, cumhurbaşkanlarını seçmişlerdir" dedi.

Makama yapışmadım... Örnek olsun

Kendisinin ölesiye makama yapışıp "benden başkası yapamaz" dememesinin demokrasiye katkısı olduğunu kaydeden Denktaş, bunun makam sahiplerine örnek olması umudunu dile getirdi. Referandumda halkın uzlaşma ve barış yanlısı büyük bir gösteri yaptığını, kendisinin devlete ve egemenliğe sahip çıkması nedeniyle "uzlaşma istemeyen Denktaş" namını almasının, halkın yarattığı olumlu hava karşısında göreve devamını gerektirmediğini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam etti:

Görevimiz yardımcı olmak

"Dolayısıyla yol açılmıştır, yeni cumhurbaşkanımız göreve gelmiştir, gelecektir bugünlerde...Kendisine gönül rahatlığı içinde görevi teslim ediyorum. Andını hatırlatmak görevimizdir. Rum'un ne olduğunu, kim olduğunu kendisine devamlı söylemek, bu tecrübeden çok geçmiş birisi olarak benim görevimdir ama sorumluluk kendisinindir. Eminim ki her şeyi görecek, bilecektir. Halkıyla, meclisiyle, hükümetiyle, Türk hükümetiyle istişare edip, doğru yolu seçip yürüyeceklerdir. Bizim görevimiz kendilerine yardımcı, destek olmaktır. Desteğimiz, devletimizin varlığına dayalı bir destek olacaktır. Bunu herkes bilmektedir."

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, zaman içinde Rumlara yapılacak baskıların onları doğru çizgiye götüreceği ümidi bulunmadığını ama bunun için uğraşılması gerektiğini kaydederek "Zannedersem yeni hükümet, yeni cumhurbaşkanı bu yolda da gayret sarf edecektir" diye konuştu.

Temennilerinin geriye dönülmemesi olduğunu, Rumlara yırtıp atacakları ve 'biziz hükümet' diyecekleri bir kağıt anlaşmasıyla yetinilmemesi gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle dedi:

Yılan gibi soğukkanlı bir adam maşallah

"Bütün bunlar zaman ister, sabır ister, akıl ister. Hepsi de halkımızda vardır, halkımızın temsilcilerinde vardır. Ben bugün Sayın Talat'ı kutlamak için geldim. Hakikaten gönül rahatlığı içinde bu görevi kendisine teslim edeceğim. Çünkü o da bilir ki, desteği olacağım, devlete sahip çıkan bir makam olarak kendisine yardımcı olacağım ve devlete sahip çıkan bir makam olarak kalıcı bir barış yapması için hep birlikte elimizden geleni yapacağız.

Zorlukları çok olacaktır. Bu zorlukları aşmanın yolu da soğukkanlılıktır. Ben kendisini iyice izledim, yılan gibi soğukkanlı bir adamdır maşallah. Onun için o yönde de Rum'u çatlatacak sabrı vardır. İnşallah çok daha iyi günler göreceğiz. Allah yardımcınız olsun."

Talat: Halk tercihini kararlılıkla izledi

Başbakan, CTP-BG Genel Başkanı ve önceki günkü seçimin galibi Mehmet Ali Talat da konuşmasında, kendisini ilk kutlayan makam olan ve dün ziyaretine gelen Cumhurbaşkanı Denktaş'a teşekkür ederek, Kıbrıs Türk halkının önemli bir demokrasi sınavı verdiğini söyledi.

Başka ülkelerde çok farklı hesaplaşmalar yaşanırken, KKTC'de yasal prosedürler çerçevesinde, hiçbir sorun yaşanmadan çok güzel seçim dönemleri geçirildiğini kaydeden Talat, sonuçta Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu tercihi, kararlılıkla izlediğini ve bugüne getirdiğini anlattı.

Mesaj açık

Talat, "Kıbrıs Türk halkının verdiği mesaj bana göre açıktır. Haklarının korunacağı, hiçbir şekilde siyasal eşitliğinden, güvenliğinden mahrum olmayacağı, adil çözüm istiyor. Burada hepsinin

altını çiziyorum. Bu görevi bugün bize tevdi etti. Biz bu görevi büyük bir onur ve gururla yükümlenip götüreceğiz. Çağdaş bir dünyada, çağdaş bir toplum olarak bu süreci önümüzdeki dönemlerde halkımızın bütün kesimlerinin, bütün tecrübe ve birikim sahiplerinin katkılarıyla götüreceğiz" diye konuştu.

Zor dönemde deneyimlerinden yararlanacağım kişiler arasında

Mehmet Ali Talat, deneyiminden yararlanacağı kişiler arasında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da yer alacağını vurgulayarak konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Önümüzdeki dönem gerçekten zordur, karmaşıktır. Tek yönlü gidilebilecek bir dönem değil. Birçok yönü olan, çok değişik alanlarda üzerinde çalışılması gereken hususları içeren bir dönem olacaktır bu dönem. Türk hükümetiyle çok yakın ilişki içinde olmak durumundayız ve olacağız çünkü Kıbrıs sorunu Türkiye'nin bütün süreçleriyle artık iç içe girdi.

Ve tabi ki hedefimiz halkımızın gösterdiği hedef olacak. Bu hedefe erişebilmek için bütün gayretimizi ortaya koyacağız."

Halkın tercihi çağa uygun

Halkın bir yol ayrımıyla karşılaştığını ve tercihini kendileri yönünde kullandığını kaydeden Talat, bu tercihin çağa en uygun olduğunu ve gereklerini de yerine getirerek Kıbrıs Türk halkını dünyayla bütünleştirmek için var güçleriyle çalışacaklarını vurguladı.

Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın uzun yıllar Kıbrıs Türk halkının mücadelesinde önemli görevler üstlendiğine işaret ederek, "Bugün bu görevi bana devretmek üzeredir. Bu devrettiği birikimi, mutlaka değerlendirmek, kullanmak ve bu birikimin Kıbrıs Türk halkının haklarını ve çıkarlarını koruyacak şekilde yeni sürece adapte edilmesini sağlamak temel görevlerimden biri olacaktır" dedi.

Denktaş tarihi kişilik

Denktaş'ın büyük uğraşlar, mücadeleler veren, çok önemli dönemeçlerde Kıbrıs Türk halkına liderlik yapmış tarihi kişilik olduğunu ifade eden Talat, ziyaretinden dolayı teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Talat'ın ardından onun elini tutarak "Sana birikimimi değil devleti devrediyorum" deyince Talat da "Birikim değil mi o da?" diye sordu. Denktaş, "Birikimin neticesidir, koru, koru. Allah yardımcınız olsun, hepimizin" dedi. Bu sırada hem Denktaş'ın hem de Talat'ın gözlerinin dolduğu gözlemlendi.

Denktaş ve Talat daha sonra foto muhabirlerinin isteği üzerine el sıkışarak poz verdi.

Foto muhabirlerinin "buraya da bakar mısınız?" talepleri üzerine Denktaş'tan, "Ne tarafa isterseniz gideriz, yeter ki bağımsızlıktan bizi başka tarafa götürmesin." sözleri işitildi.

Cumhurbaşkanı Denktaş ile Başbakan Talat, basın mensuplarının ayrılmasının ardından da görüşmeleri sürdürdü.

Toplam 40 dakika süren görüşen ardından Denktaş, arabasına binerken Talat'a el salladı.

KIBRIS 19/04/05

Talat, saraya 24 Nisan'da gidecek

TALAT GÖREVİ 24 NİSAN'DA DEVRALACAK ...Taner Erginel başkanlığında Başsavcı Akın Sait'in de katılımıyla bir saatlik bir toplantı yapan YSK, 24 Nisan 2000'de yemin ederek göreve başlayan Cumhurbaşkanı Denktaş'ın 5 yıllık görev süresinin 23 Nisan'da sona ereceğine karar verdi

TALAT 23 NİSAN'DA MAZBATASINI ALACAK...Seçim sonuçları 23 Nisan Cumartesi günü resmi gazetede yayımlanacak ve aynı gün Talat mazbatasını alacak. Cumhurbaşkanı Talat, bir gün sonra da 24 Nisan Pazar günü mecliste yemin ederek göreve resmen başlayacak

KKTC'de önceki gün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini ezici bir çoğunlukla kazanan CTP-BG genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın, cumhurbaşkanlığı görevine ne zaman başlayacağı dün netleşti.

Yüksek Seçim Kurulu(YSK), Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın görev süresinin 23 Nisan'da sona ereceğini ve bu durumda yeni Cumhurbaşkanı Talat'ın görevi 24 Nisan'da devralacağını karara bağladı.

Yüksek Seçim Kurulu, Taner Erginel başkanlığında dün sabah yaptığı bir saatlik toplantıda, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görev süresinin hangi tarihte tamamlandığına ilişkin hukuki tartışmaları ele aldı. Başsavcı Akın Sait'in de katıldığı toplantıda, Denktaş'ın görev süresinin 5 yılı tam olarak tamamlayacağı 23 Nisan'a kadar devam edeceği yönünde mutabakat sağladı.

Hatırlanacağı gibi 2000 yılındaki 6. cumhurbaşkanlığı seçimleri 15 Nisan'da yapılmasına karşın, seçimleri hükmen kazanan Cumhurbaşkanı Denktaş, 24 Nisan'da yemin ederek göreve başlamıştı. 15 Nisan 2000'deki seçimlerde ilk turda hiçbir seçimi kazanmamış, en çok oy alan Rauf Denktaş ile UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ikinci tura kalmıştı. Ancak Eroğlu daha sonra sürpriz bir şekilde yarıştan çekildiğini açıklayınca Denktaş, ikinci tur seçim yapılmadan cumhurbaşkanı olarak ilan edilmişti.

YSK toplandı, kararını açıkladı

KKTC'de önceki gün yapılan seçimde cumhurbaşkanlığına seçilen Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı, Başbakan Mehmet Ali Talat, yeni görevini Cumhurbaşkanı Denktaş'ın 23 Nisan'da görevini tamamlamasının ardından 24 Nisan'da devralacak.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın görev süresinin seçimlerin hemen ardından mı, yoksa 5 yıllık görev süresini tamamlamasıyla mı sora ereceğine ilişkin tartışmalar, Yüksek Seçim Kurulu'nun dünkü toplantısında karara bağlandı.

Taner Erginel başkanlığında Başsavcı Akın Sait'in de katılımıyla bir saatlik bir toplantı yapan Yüksek Seçim Kurulu, 24 Nisan 2000'de yemin ederek göreve başlayan Cumhurbaşkanı Denktaş'ın 5 yıllık görev süresinin 23 Nisan'da sona ereceğine karar verdi.

Seçim sonuçları 23 Nisan'da resmi gazetede ilan edilecek

Erginel toplantının ardından saat 12.00'de düzenlediği basın toplantısında, bu karar uyarınca seçim sonuçlarının 23 Nisan Cumartesi günü resmi gazetede yayımlanacağını ve aynı gün yeni cumhurbaşkanına mazbatasının verileceğini söyledi. Seçim sonuçlarının resmi gazetede yayımlanmasıyla yasa uyarınca prosedürün başladığına dikkat çeken Erginel, 24 Nisan Pazar günü yeni cumhurbaşkanı Talat'ın Meclis'te yemin ederek görevine resmen başlayacağını bildirdi.

Erginel, bir soruya karşılık, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın bu görevinden istifa etmesi ve hükümet değişikliğiyle ilgili sürecin ise YSK'nın görev alanı dışında olduğunu söyledi.

YSK Başkanı Erginel, seçim sonuçlarına herhangi bir itiraz gelmediğini ve gelmesinin de beklenmediğini kaydetti.

Erginel, katılım oranının yüzde 70'in altında kalmasıyla ilgili görüşünün sorulması üzerine ise, "Bunun yorumu bizden çok toplumbilimcilere ve siyasetçilere düşer" dedi.

Erginel, seçimlerin çok olgun ve sakin bir ortamda yapıldığını ekledi.

Çözüm için birlikte çalışacağız

Sezer: Seçilmiş olduğunuz bu değerli makamda, KKTC ve Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarları doğrultusunda üstlendiğiniz görevinizde, Türkiye, sizin ve Kıbrıs Türk halkının yanında olacaktır

Erdoğan: Hükümetimizin de öncelikleri arasında yer alan bu amaç doğrultusunda sizinle (Talat) ve KKTC hükümetiyle yakın işbirliği içinde olacağımız tabiidir

Gül: Türkiye önümüzdeki dönemde de sizinle ve Kıbrıs halkı ile birlik ve dayanışma içinde olmaya devam edecektir.Kıbrıs'ta adil bir uzlaşı ortak hedefimizdir. Varılacak çözümün Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını koruma altına alması ve adada barış ve güvenliğin kalıcı bir şekilde sağlanması önceliğimizi oluşturmaktadır

KKTC'de önceki gün yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminden zaferle çıkan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a Türkiye'deki devlet ve hükümet yetkililerinden kutlama mesajları yağıyor.

TC devlet ve hükümet yetkilileri, yayımladıkları mesajlarda Talat'ı cumhurbaşkanlığına seçildiği için kutlarken, çözüm yönünde KKTC cumhurbaşkanı ve hükümetiyle birlikte çalışılacağına dikkat çekildi.

TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, KKTC Cumhurbaşkanlığı görevine seçilen Mehmet Ali Talat'ı gönderdiği mesajla kutladı.

Sezer, Kıbrıs'ta herkesin ortak hedefi olan kalıcı, adil ve kapsamlı bir çözümün, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığını ve özgürlüğünü korumasını sağlama yolundaki yoğun çabaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirterek, bu süreçte, Kıbrıs Türk halkının kırk yıldır sürdürdüğü savaşımın temelinde yatan ulusal bütünlüğü koruma istencinin büyük önem taşıdığını bildirdi.

Sezer, mesajında şunları kaydetti:

"KKTC'de 17 Nisan 2005 tarihinde yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiş olmanız nedeniyle sizi, Türk Ulusu ve kendi adıma içtenlikle kutlarım.

Ulusal davamız Kıbrıs sorununda önemli bir aşamanın geçildiği bu dönemde, Türkiye, Kıbrıs Türkünün özgürlük ve insanca yaşama istencinin simgesi olan KKTC'nin gönenç ve huzuru için gerekli çabayı, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da göstermeyi sürdürecektir.

Kıbrıs'ta hepimizin ortak hedefi olan kalıcı, adil ve kapsamlı bir çözümün, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığını ve özgürlüğünü korumasını sağlama yolundaki yoğun çabaların kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir. Bu süreçte, Kıbrıs Türk halkının kırk yıldır sürdürdüğü savaşının temelinde yatan, ulusal bütünlüğü koruma istenci büyük önem taşımaktadır.

Seçilmiş olduğunuz bu değerli makamda, KKTC ve Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarları doğrultusunda üstlendiğiniz görevinizde, Türkiye, sizin ve Kıbrıs Türk halkının yanında olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, Türk Ulusu ve kendi adıma sizi yeniden kutlar, Kıbrıs Türk halkının mutluluk ve gönenci için en iyi dileklerimi sunarım."

Erdoğan: Çözüm yönündeki müşterek çabamızı yoğunlaştıracağız

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Mehmet Ali Talat'a yolladığı kutlama mesajında çözüm yönündeki müşterek çabanın elbirliğiyle yoğunlaştırılması gerektiğini söyledi.

TC Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Müşavirliği'nden verilen bilgiye göre Erdoğan mesajında Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesinden duyduğu memnuniyeti vurguladı.

Mesajında Kıbrıs'ın inanç ve gönül birliği içinde savunulan ortak milli bir dava olduğuna işaret eden Erdoğan, eşitliğe dayalı, adil ve Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını kalıcı bir biçimde güvence altına alan bir çözüm bulunması yönündeki hedef doğrultusunda bugüne kadar yürütülen müşterek çabanın önümüzdeki dönemde elbirliğiyle yoğunlaştırılması gerektiğini dile getirdi.

Erdoğan, Türkiye'nin aynı zamanda, KKTC'nin kalkınması ve Kıbrıs Türkü'nün hak ettiği refah seviyesine ulaştırılarak geleceğe güvenle bakabilmesi için her türlü desteği sağlayacağını vurguladı.

Erdoğan, "Hükümetimizin de öncelikleri arasında yer alan bu amaç doğrultusunda sizinle (Talat) ve KKTC hükümetiyle yakın işbirliği içinde olacağımız tabiidir" dedi.

Gül: Birlik ve dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz

TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat'a tebrik mesajı göndererek, yeni görevinde başarılar diledi.

Gül, Kıbrıs Türk halkının 40 yıldan bu yana sürdürdüğü mücadelesinde bugüne kadar kat ettiği mesafenin temelinde milli bütünlüğünü korumakta gösterdiği başarının yattığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Türkiye önümüzdeki dönemde de sizinle ve Kıbrıs halkı ile birlik ve dayanışma içinde olmaya devam edecektir.

Kıbrıs'ta adil bir uzlaşı ortak hedefimizdir. Varılacak çözümün Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını koruma altına alması ve adada barış ve güvenliğin kalıcı bir şekilde sağlanması önceliğimizi oluşturmaktadır.

Bu hedef doğrultusunda verilen mücadelemizin içinden geçmekte olduğu bu zorlu dönemde Türkiye, garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan görev ve yükümlülüklerini kararlılıkla yerine getirmeye devam edecektir."

Karahan'dan Talat'a kutlama mesajı

TC Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, cumhurbaşkanlığına seçilen Başbakan Mehmet Ali Talat'a kutlama mesajı yolladı.

Karahan mesajında, "KKTC cumhurbaşkanlığına seçilmiş olmanızdan dolayı sizi şahsım ve büyükelçilikteki mesai arkadaşlarım adına kutlar, üstün başarılarınızın devamını dilerim" dedi.

Demirel, Talat'ı kutladı

Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat'ı kutladı.

Demirel, Talat'a gönderdiği mesajda şöyle dedi:

"17 Nisan 2005 tarihinde yapılan seçimlerde Kuzey Kıbrıs Türk halkı tarafından cumhurbaşkanlığına seçilmiş olmanızdan dolayı tebrik eder, başarılar dilerim. Saygılarımla."

Cemil Çiçek: KKTC'de yeni bir dönem başlamıştır

Türkiye Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, KKTC'de yeni bir dönem başladığını belirterek, "Türkiye olarak Kıbrıs'ta en başta yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat olmak üzere tüm Kıbrıs Türk yetkilileri ile yakın işbirliği içinde olacağız" dedi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, toplantıda gündeme gelen konulara ilişkin bilgi verdi.

KKTC'de önceki gece gerçekleştirilen seçimlerin gündeme geldiğini kaydeden Çiçek, Mehmet Ali Talat'ın yeni cumhurbaşkanı seçildiğini anımsattı.

Çiçek, "KKTC'de, bundan önceki seçimlerde olduğu gibi demokratik kurallara uygun, son derece olumlu, olgun ve başarılı bir seçim gerçekleştirildiğini" kaydetti. "Hiç şüphesiz bu KKTC'nin, orada yaşayan insanların, soydaşlarımızın bir başarısıdır. Bundan dolayı kendilerini tebrik ediyoruz, taktir ediyoruz" diyen Çiçek, Talat'ı tebrik ederek, görevinden başarılar diledi. Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün de Mehmet Ali Talat'ı aradığını kaydetti.

"KKTC'de yeni bir dönem başladığını" ifade eden Çiçek, "Ümit ederiz ki bu yeni dönem ile birlikte bundan evvel olduğu gibi KKTC'deki kardeşlerimizin, soydaşlarımızın hak ve menfaatlerini koruyacak, Ada'da kalıcı bir barışın tesisine imkân verecek yeni bir dönem açılmış olur" dedi.

"Müteşekkiriz"

"Seçimler dolayısıyla artık görevden ayrılmak durumuna gelen Rauf Denktaş'ın çok önemli hizmetleri olduğunu" kaydeden Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hepimiz kendisine müteşekkiriz. Kendisini buradan saygıyla selamlıyoruz. Değerli bir devlet adamı ve Kıbrıs davasının sembolü olan tarihi bir kişiliğe sahiptir. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte de kendisinin bilgisinden, deneyiminden, tavsiyelerinden hem biz hem KKTC'yi yönetenler büyük ölçüde istifade edeceklerdir. Bundan da hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bundan sonraki hayatında sağlık ve esenlikler diliyoruz.

Türkiye olarak biz, Kıbrıs'ta en başta sayın yeni Cumhurbaşkanı Talat olmak üzere tüm Kıbrıs Türk yetkilileri ile yakın bir işbirliği içinde olacağız. Kıbrıs Türk halkının haklı çıkarlarını ve beklentilerini karşılamak noktasında bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da onların yanında olacağımızı, desteğimizi sürdüreceğimizi de bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Bu seçimlerin KKTC'ye Kıbrıs'a, neticede hepimize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyoruz."

ABD Talat'ı kutladı

Öte yandan ABD de KKTC'de geçtiğimiz gün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'ı kutladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Adam Ereli, ABD'nin, "Kıbrıslı Türklerin, adanın birleşmesi ve kapsamlı bir çözüm yönündeki taahhütlerini yinelemelerini" memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Ereli, Kıbrıs konusunda çözüm için tüm taraflarla çalışmayı umduklarını sözlerine ekledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, "ABD, 17 Nisan Pazar günü yapılan Kıbrıs Türk seçimlerindeki zaferinden dolayı Mehmet Ali Talat'ı tebrik ediyor" ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, "Kıbrıslı Türkler, özgür, adil ve demokratik seçimler aracılığıyla kendi toplumlarının liderini seçme hakkını kullandılar. ABD, Kıbrıslı Türklerin, kapsamlı bir çözüm ve adanın yeniden birleşmesi yönündeki kararlılığının yeniden teyidini memnuniyetle karşılıyor. Bu sonuca ulaşmak için bütün ilgili taraflarla çalışmayı bekliyoruz" denildi.

ABD açıklamasında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, adanın uzun süren bölünmüşlüğüne son vermeye yönelik çözüm planının ABD tarafından desteklenmesine devam edildiği de vurgulanarak, "Adanın birleşmesine yönelik çabalarımızın bir parçası olarak ABD, aynı zamanda Kıbrıslı Türk toplumunun ekonomik tecridini ve kuzeyin ekonomik durumunu geliştirerek, iki taraf arasındaki ekonomik dengesizliği azaltma çabalarına devam edecek" ifadesi kullanıldı.

Avrupa Konseyi, KKTC seçim sonuçlarından memnun

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis, KKTC'deki seçmenlerin büyük çoğunluğunun önceki günkü cumhurbaşkanı seçimlerinde Mehmet Ali Talat'a verdiği desteği memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Davis, yazılı açıklamasında, "Bu oylama sonucunun, adanın birleşmesinden yana tavır alan liderin, Kıbrıs sorununun çözümü için çok ihtiyaç duyulan müzakerelere yeni bir başlangıç yapmasına da vesile olacağı" yolundaki umudunu da dile getirdi.

Rusya: Kıbrıs'ta diyalog ve çözüm

için yeni adımlar atılmalı

Rusya, KKTC'de önceki gün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat'tan Kıbrıs sorununun çözümü için yeni adımlar atılmasını ve diyaloğun artırılmasını istedi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Yuri Fedotov, Rus haber ajansı RİA Novosti'ye, Talat'ın seçilmesiyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Kuzey Kıbrıs Türk toplumu yeni liderinden, Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulması için diyalog ve yeni adımlar atılmasını bekliyoruz" dedi.

Kıbrıslı Türk ve Rumların görüşmeleri yeniden başlatmasını umduklarını ifade eden Fedotov, "Yeni temaslar sayesinde adada nihai ve kalıcı barışın tesis edileceğini düşünmek istiyoruz" ifadesini kullandı.

Rusya'nın adadaki süreç hakkında görüşlerinin değişmediğini vurgulayan Fedotov, "Rusya'nın Kıbrıs politikasında bir değişiklik yok. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın birleşik federal bir Kıbrıs'ı öngören planı masada bulunmaya devam ediyor. Biz aynı zamanda bu planının iki topluma zorla kabul ettirilmiş bir çözüm olmaması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

Pflüger: Talat'ın seçilmesi bölünmüş adada

yakınlaşmanın işaretini veriyor

Alman Birlik partilerinin (CDU/CSU) federal meclis grubu dış politika sözcüsü Friedbert Pflüger, KKTC cumhurbaşkanlığı seçimini Mehmet Ali Talat'ın kazanmasının, Kıbrıs'ta iki halk arasındaki yakınlaşmaya katkı sağlayacağını bildirdi.

Pflüger, yazılı açıklamasında, "Kuzey Kıbrıs'ta Talat'ın başkanlığa seçilmesi bölünmüş adada yakınlaşmanın işaretini veriyor. Başbakan olarak da Avrupa yanlısı bir politika izleyen Talat'ın, oyların yüzde 55'inden fazlasını alması, Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün giderilmesi konusunda verilen açık bir görevdir" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın 30 yıl boyunca Kıbrıslı Türklerin kaderini belirlediğini, ancak hiçbir zaman müzakerelerdeki düğümü çözemediğini öne süren Pflüger, Talat'ın, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için Rum kesimi ile müzakerelere başlanması konusunda her türlü çabayı harcayacağına inandıklarını kaydetti.

Plassnik: Talat'ın seçilmesi sevindirici bir gelişmedir

Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunu "sevindirici bir gelişme" olarak değerlendirdi ve "Mehmet Ali Talat'ın seçilmesini selamladığını" bildirdi.

Plassnik, yaptığı yazılı açıklamada, "seçim sonucunun, Kuzey Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununun çözümünü ve Avrupa'ya katılmak istediklerini de kanıtladığını" belirtti.

"Kuzey Kıbrıslı Türklerin bu olumlu tutumlarını 24 Nisan 2004'te düzenlenen referandumda da gösterdiklerini" kaydeden Plassnik, Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ın, daha önceki görevi sırasında, "BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu barış planı temelinde barışçı çözüm ve Avrupa'dan yana olduğunu" gösterdiğini ifade etti.

Plassnik, Kıbrıs'ta iki toplum arasındaki diyaloğun yeniden başlayacağını umduğunu belirterek, "İki toplum arasında, BM himayesinde barış sürecinin yeniden başlamasını diliyorum" ifadesini kullandı.

Avusturya Dışişleri Bakanı, açıklamasında, "adanın kuzeyinden bize ulaşan olumlu sinyallerin adadaki tüm sorumlular tarafından da dikkate alınacağını kuvvetle umduğunu" kaydetti.

Asselborn: Kuzey Kıbrıs için yeni bir dönem açılıyor

AB dönem başkanı Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunu, "Kuzey Kıbrıs için yeni bir dönem açılıyor" şeklinde değerlendirdi.

Asselborn, Lizbon'da Portekiz Dışişleri Bakanı Diogo Freitas do Amaral ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, "Türk dostlarımız şimdi Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü imzalamalarının önünde hiçbir engelin bulunmadığı bir konumdadırlar" dedi.

"Ek Protokol'ün imzalanması ve onaylanması gerektiğini" söyleyen Asselborn, "dönem başkanlıkları döneminde bu hususun somutlaştırılması için ellerinden geleni yapacaklarını" belirtti.

İKÖ Genel Sekreteri İhsanoğlu, Talat'ı kutladı

İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat'ı kutladı.

İKÖ Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamaya göre, İhsanoğlu Talat'ın "Kıbrıs Türk devletinin yeni cumhurbaşkanı seçilmesinden duyduğu memnuniyeti" dile getirdi.

İhsanoğlu kutlama mesajında, "Kıbrıslı Türklerin sizin liderliğinizde adil bir çözüm yönündeki güçlü kararlılığını sürdürerek, uluslar arası toplumla ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel bütünleşmesinin ivme kazanacağından eminim" ifadesini kullandı.

İKÖ Genel Sekreterliği'nin kardeş Kıbrıs Türk halkı ile olan tam dayanışmasını sürdüreceğinin belirtildiği mesajda, İhsanoğlu, Talat'a görevinde başarılar diledi.

Ali Erel, Talat'ı kutladı

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan CTP-BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ı kutladı.

Ticaret Odası'ndan verilen bilgiye göre Erel, gönderdiği mesajda Mehmet Ali Talat'ı kutladıktan sonra şöyle dedi:

"Kıbrıslı Türkler, sizlere verdiği oylarla, Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde bir çözüm ve Birleşik Kıbrıs'ın AB üyesi olması için, 24 Nisan 2004 tarihinde referandum sandığına yansıttığı mücadelesinin sonuçlandırılmasını istemektedir. Halkımızla aynı duyguları paylaşan Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı, yönetimi ve üyeleri de bu yolda atılacak her türlü adımın destekçisi olacağını ve kapasitesi dâhilinde her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu bir kez daha bilgilerinize getirirken, üstlenmiş olduğunuz görevde başarılar dilerim."

Ağar'dan Mehmet Ali Talat'a kutlama mesajı

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Kıbrıs'ta geçmiş politikalarla yeni şartların dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Ağar, KKTC cumhurbaşkanlığına seçilen Başbakan Mehmet Ali Talat'a kutlama mesajı gönderdi.

Kıbrıs Türklerini büyük olgunlukla seçim gerçekleştirerek, dünyaya karşı bağımsız iradesini ortaya koydukları için tebrik eden Ağar, Kıbrıs'ın bütünü ve adada yaşayan Türkler hakkında kritik kararların alınacağı bu süreçte sadece Talat'ın değil herkesin görevinin zor olduğunu vurguladı.

Ağar, Türkiye'deki siyasi otoriteler dahil ilgili her kurum ve siyasi çevrenin Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunun korunmasına, eşitlik talebinin gerçekleşmesine destek vermek ve medeni dünyayla iletişim içinde sorunun çözümünü sağlamakla yükümlü olduğunu ifade etti.

Kıbrıs davasının uzun yıllara dayalı geçmişi olduğuna işaret eden Ağar, "Bu süre içinde yaşanan olaylar, siyasi tartışmalar, ilişkiler, dünyanın şartları, Kıbrıs Türklerinin haklı davasının nasıl temsil edilmesi gerektiğine ilişkin zengin bir birikim oluşturmuştur. Burada efsanevi önder, bilge Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş tecrübesi ve basiretiyle çok özel bir yere sahiptir" dedi.

Ağar, KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, geçmişteki politikaların birikimi ve kazanımlarıyla dünyanın yeni şartlarının icap ettirdiği değişimleri, akılcı bir şekilde bir araya getirerek, dirayetli bir önderlik sergileyeceğine inandıklarını kaydetti.

Belçika Gazetesi Le Soir: Kuzey Kıbrıs'ta seçimi

birleşme yandaşları kazandı

Belçika'nın yüksek tirajlı gazetelerinden "Le Soir", KKTC'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin haberinde, "Birleşme İçin Oy" başlığını kullandı ve Mehmet Ali Talat'ı "Adanın birleşmesinin avukatı" olarak nitelendirdi.

Haberine, "Rauf Denktaş sayfası çevrildi. Bu ülkenin tarihinde önemli bir dönüm noktası söz konusu" ifadesiyle başlayan gazete, Denktaş'ın siyasi arenayı terk etmeyeceğini, "kurt siyasetçi" olarak nitelendirildiğini, partiler üstü kalarak muhalefete yerleşeceğini yazdı.

Rauf Denktaş'ın 40 yıldır istikrarlı ve taviz vermeyen tavrıyla başarı gösterdiğini, Kıbrıslı Türklerin bir azınlık oluşturmadıklarını, adada iki farklı ulus bulunduğunu savunduğunu anlatan gazete, Talat'ın zaferinin bir sürpriz olmadığını ifade etti.

Mehmet Ali Talat'ın birleşmeden ve AB ile bütünleşmeden yana olduğunu, seçimlerden hemen sonra Tasos Papadopulos'u müzakere masasına çağırdığını belirten "Le Soir", yeni cumhurbaşkanının hedefinin, Türkiye ile AB arasında müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim'e kadar Rumlarla kalıcı bir çözüm bulma ortamı yaratmak olduğunu belirtti.

"İzole edilmiş bir devletin başkanı" ve "manevra alanı kısıtlı olan" Talat'ın uluslar arası topluma ve Kıbrıslı Türklere çeşitli sözler veren AB'ye güvendiğini anlatarak, Talat'ın Kıbrıslı Türklere yapılan haksızlıklara ilişkin sözlerine yer veren gazete, şimdi en zor meselenin Papadopulos'un ikna edilmesi olduğu üzerinde durdu.

Der Tagesspiegel gazetesi: Yeni dönem başladı

Alman Der Tagesspiegel gazetesi de cumhurbaşkanlığı seçimini Talat'ın kazanmasıyla Kıbrıs'ta yeni bir dönemin başladığını yazdı.

Talat'ın, seçimi kazandıktan sonra Rum kesimine, yeniden birleşmek için müzakereler yapma çağrısında bulunduğu ifade edilen haberde, "Seçimler, bu göreve yeniden aday olmayan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın (81) uzun kariyerinin de sonu anlamına geliyordu" denildi.

Haberde, Kıbrıs'ın BM planı doğrultusunda yeniden birleşmesinin, adadaki Türklerin aksine, AB üyesi Kıbrıslı Rumların "hayır" demesi nedeniyle başarısızlığa uğradığı hatırlatıldı.

Fransız basını: Kıbrıs'ın birleşmesini isteyen aday seçildi

Fransa'da yayınlanan gazeteler ise KKTC'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu, "Kıbrıs'ın birleşmesini savunan aday kazandı" yorumuyla okuyucularına duyurdu.

Le Figaro gazetesi, "Birleşme Savunucusu Kazandı" başlığıyla verdiği haberde, Mehmet Ali Talat'ın ilk turda oyların yüzde 55.6'sını alarak cumhurbaşkanı seçildiğini yazdı.

Liberation gazetesi de "1974 yılından bu yana bölünmüş adanın birleşmesinin savunuculuğunu yapan Talat'ın seçimleri kazandığını" belirtti.

KIBRIS 19/04/05

Angolemli istifa edeceğini açıkladı

Parlamentoda 24 yıl görev yapan TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli istifa sinyali verdi. "TKP'nin genç isimlerle yola devam etmesi gerekiyor" ifadesini kullanan Angolemli istifa kararını 20 Şubat genel seçimleri sonrasında aldığını ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle bu kararı bir süre ertelediğini vurguladı

Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, parti başkanlığından istifa edeceğini söyledi.

1981 yılında parlamentoya giren, 1983 kurucu mecliste yer alan Hüseyin Angolemli, Mustafa Akıncı'nın istifasının ardından TKP Genel Başkanlığına seçilmişti. 24 yıl parlamentoda kalan Angolemli, TKP'deki düşüşü engellemeyi başaramadı.

İsmi TKP ile özdeşleşen Hüseyin Angolemli, 20 Şubat 2005'te yapılan milletvekilliği genel seçimlerinin ardından istifa kararı aldığını ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin yetkili organlarının aldığı karar neticesinde aday olduğunu, bu nedenle istifasını ertelediğini söyledi.

Toplumcu Kurtuluş Partisi'nin yeniden yapılanması ve genç isimlerle yoluna devam etmesinin daha doğru olacağını belirten Angolemli, "Parti için yeniden yapılanma şart. TKP bu ülkenin en köklü partisidir ve geleceğe de taşınması gerekmektedir" dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının "istifa etme" eğilimini daha da perçinlediğini söyleyen Angolemli, "Parti yetkili kurularında değerlendirme yaptıktan sonra gerekli açıklamayı yapacağım" ifadesini kullandı.

KIBRIS 19/04/05

Liderlerin sandıklarından Talat çıktı

Talat, kendi kullandığı sandıktan ise ezici bir çoğunlukla çıktı. Talat'ın oy kullandığı sandıkta Eroğlu ve Arabacıoğlu'nun çok az oy aldığı görüldü. Mağusa'da Eroğlu ve ailesinin oy kullandığı sandıktan Talat önde çıkarken, aynı şekilde Gönyeli'de de Mustafa Arabacıoğlu'nu geçti

Fazile KÖLE

Hüseyin EKMEKÇİ

Cumhurbaşkanı adaylarının yanı sıra Rauf Raif Denktaş ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın oy kullandığı sandıklarda dahi Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Talat'ın üstünlüğü vardı.

Mağusa'da Eroğlu ve ailesinin de oy kullandığı sandıktan Talat büyük bir zaferle çıkarken, aynı şekilde Gönyeli'de de Mustafa Arabacıoğlu'nu geçti.

Nuri Çevikel'in oy kullandığı sandıkta da Talat birinci çıktı ama, Çevikel seçimlerde gerisinde kaldığı Eroğlu ve Arabacıoğlu'ndan fazla oy aldı.

Zeki Beşiktepeli'nin oy kullandığı sandıkta da Talat birinci geldi ama ilginç olan Eroğlu ile aynı oy oranını yakalamış olması. Arabacıoğlu'nu geçen Beşiktepeli, Eroğlu ile 24'er oy aldı.

Talat, kendi kullandığı sandıktan ise ezici bir çoğunlukla çıktı. Talat'ın oy kullandığı sandıkta Eroğlu ve Arabacıoğlu'na çok az oy çıktı.

Denktaş'ın sandığından Talat çıktı

Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş'ın oyunu kullandığı 128 numaralı sandıkta en fazla oy Mehmet Ali Talat'a çıktı.

162 oy kullanılan sandıkta, 158 oy geçerli sayıldı. Talat'ın 83 oy aldığı 128 numaralı sandıkta diğer adayların aldığı oy sayısı ise şöyle:

Zehra Cengiz 4, Mustafa Arabacıoğlu 34, Nuri Çevikel 0, Derviş Eroğlu 35, Hüseyin Angolemli 0, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 0, Zeki Beşiktepeli 2

Talat kendi sandığında ezici çoğunluğu aldı

KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, oy kullandığı Girne 84 numaralı sandıktan ezici bir çoğunlukla çıkmayı başardı.

Talat 164 geçerli oyun 115'ini alırken, Zehra Cengiz 0, Mustafa Arabacıoğlu 17, Nuri Çevikel 1, Derviş Eroğlu 29, Hüseyin Angolemli 0, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 0 ve Zeki Beşiktepeli de 2 oyda kaldı.

 

Serdar Denktaş'ın sandığında

Arabacıoğlu Eroğlu'ndan önde

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş oyunu 65 numaralı sandıkta kullandı. 151 oy kullanılan sandıkta 142 oy geçerli sayılırken, Zehra Cengiz 0, Mustafa Arabacıoğlu 34, Nuri Çevikel 1, Mehmet Ali Talat 71, Derviş Eroğlu 24, Hüseyin Angolemli 1, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 1 ve Zeki Beşiktepeli de 10 oy aldı.

 

Eroğlu kendi sandığında Talat'a boyun eğdi

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu oyunu Mağusa'daki 54 numaralı sandıkta kullandı. Derviş Eroğlu'nun aynı zamanda ailesinin de oy kullandığı sandıktan Mehmet Ali Talat zaferle ayrıldı

Eroğlu ailesinin de desteğiyle 183 seçmenin 71'inden oy alırken, Talat'a 87 oy çıktı. 54 numaralı sandıkta diğer adaylardan Zehra Cengiz'e 0, Mustafa Arabacıoğlu'na 12, Nuri Çevikel'e 6, Hüseyin Angolemli'ye 1, Ayhan Kaymak'a 1, Arif Salih Kırdağ'a 0, Zeki Beşiktepeli'ye ise 2 oy çıktı.

Arabacıoğlu kendi sandığında

Eroğlu'na fark attı, Talat'ı geçemedi

Demokrat Parti adayı Mustafa Arabacıoğlu da geniş aile çevresine rağmen kendi kullandığı Gönyeli'deki 52 numaralı sandıkta Talat'a geçilirken, Eroğlu'na ise fark attı.

233 seçmenin 80'inden destek alan Arabacıkoğlu'nun yanında Talat'a 122, Eroğlu'na ise sadece 13 oy çıktı.

Aynı sandıkta Zehra Cengiz 0, Nuri Çevikel 2, Hüseyin Angolemli 1, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 0, Zeki Beşiktepeli ise 4 oy alabildi.

Angolemli kendi sandığında da başarısız

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli oyunu Mağusa'daki 105 numaralı sandıkta kullandı. 218 oydan sadece altı oy alabilen Angolemli'ye rağmen Mehmet Ali Talat 142 oy almayı başardı.

Hüseyin Angolemli'nin oy kullandığı sandıkta Zehra Cengiz 1, Mustafa Arabacıoğlu 11, Nuri Çevikel 0, Derviş Eroğlu 48, Ayhan Kaymak 1, Arif Salih Kırdağ 1, Zeki Beşiktepeli de 4 oy aldı.

Çevikel oy kullandığı sandıkta fark edildi

YP Genel Başkanı Nuri Çevikel, Maraş bölgesinde 85 numaralı sandıkta oyunu kullanırken, sadece Mehmet Ali Talat'a geçildi. Çevikel 62 oy alırken, Talat'a ise bu sandıkta 72 oy çıktı. Çevikel, Eroğlu ve Arabacıoğlu'nu ise geride bıraktı.

Çevikel'in oy kullandığı sandıkta, Zehra Cengiz 1, Mustafa Arabacıoğlu 17, Derviş Eroğlu 44, Hüseyin Angolemli 1, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 0 ve Zeki Beşiktepeli de 0 oy aldı.

Cengiz'in oy kullandığı sandıkta Talat

KSP adayı Zehra Cengiz oyunu Lefkoşa'daki 114 numaralı sandıkta kullandı. 191 kişinin oy kullandığı sandıkta 189 oy geçerli sayıldı. Zehra Cengiz 9 oy alırken, bu sandıktan Mustafa Arabacıoğlu17, Nuri Çevikel 2, Mehmet Ali Talat 122, Derviş Eroğlu 33, Hüseyin Angolemli 3, Ayhan kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 1, Zeki Beşiktepeli de 2 seçmenin oyunu alabildi.

Kırdağ oy kullandığı sandıkta Beşiktepeli'ye de geçildi

Seçimin renkli ismi Arif Salih Kırdağ, Minareliköy'de oyunu kullandı ama köylülerinden destek görmedi. Kırdağ kendi sandığından ancak 6 oy alabildi. Beşiktepeli ise 7 oy alarak Kırdağ'ı geçti.

245 geçerli oydan Zehra Cengiz'e 0, Mustafa Arabacıoğlu'na 25, Nuri Çevikel'e 2, Mehmet Ali Talat'a 142, Derviş Eroğlu'na 60, Hüseyin Angolemli'ye 3, Ayhan Kaymak'a ise 0 oy çıktı.

Beşiktepeli kendi sandığında Eroğlu ile aynı oyu aldı

Bağımsız aday Zeki Beşitepeli Şirinevler'de oyunu kullandı. Beşiktepeli sadece Mehmet Ali Talat'a geçilirken Eroğlu ile birlikte 24 oy aldı.

197 oyun geçerli sayıldığı sandıkta adayların aldığı oylar şöyle:

Zehra Cengiz 0, Mustafa Arabacıoğlu 16, Nuri Çevikel 0, Mehmet Ali Talat 132, Derviş Eroğlu 24, Hüseyin Angolemli 0, Ayhan Kaymak 0, Arif Salih Kırdağ 1, Zeki Beşiktepeli 24

Kaymak Talat, Eroğlu ve Arabacıoğlu'na

geçildi, diğer adayları geçti

Bağımsız aday Ayhan Kaymak oyunu 71 numaralı sandıkta kullandı. 185 oy kullanılan sandıkta 179 oy geçerli sayıldı. Kaymak, kendi sandığında Talat, Eroğlu ve Arabacıoğlu'na geçilirken, diğer adayları geride bırakmayı başardı.

Kaymak'ın oy kullandığı sandıkta adayların aldığı oylar ise şöyle:

Zehra Cengiz 0, Mustafa Arabacıoğlu 12, Nuri Çevikel 1, Mehmet Ali Talat 117, Derviş Eroğlu 40, Hüseyin Angolemli 0, Ayhan Kaymak 7, Arif Salih Kırdağ 1, Zeki Beşiktepeli 1

KIBRIS 19/04/05

Eroğlu ikinci kez çekiliyordu

Erdoğan'ın, "18'inde Talat ve Papadopulos masaya otursun" sözlerinin ardından UBP içinde, "seçimden çekilelim" tartışmaları yapıldı. Taçoy, "Bu karar tartışıldı ve seçime devam edilmesi yönünde görüş birliğine varıldı" dedi. Taçoy, bu sözler nedeniyle UBP'lilerin sandığa gitmediklerini de belirtti

Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa İlçe Başkanı ve milletvekili Hasan Taçoy, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "18 Nisan'da Talat ile Papadopulos masaya otursun" sözlerinin UBP'lileri kızdırdığını ve bu nedenle de sandığa gidilmediğini söyledi.

Bu sözlerin UBP'lilerde, "Talat'a destek" hissi uyandırdığını belirten Taçoy, "sandığa gidin diye aradıkları partililerden, 'Erdoğan cumhurbaşkanını ilan etti' karşılığını aldıklarını" belirtti.

Erdoğan'ın sözlerinin ardından UBP içinde, "seçimden çekilelim" tartışmalarının da yapıldığını açıklayan Taçoy, "Bu karar tartışıldı ve seçime devam edilmesi yönünde görüş birliğine varıldı." dedi.

Erdoğan'ın bu sözleri ile, "Talat cumhurbaşkanı" mesajı verdiğini, UBP'lilerin de sandığa gitmeyerek tepkilerini ortaya koyduğunu anlatan Taçoy, "Tüm müdahalelere rağmen muhalefetteki UBP'nin yüzde 22 oy alması başarıdır" dedi.

Eroğlu'nun istifa edip etmeyeceği konusunu da değerlendiren Taçoy, "Sayın başkanın bu kararı kendi başına alma lüksü yok. Bu karar, UBP yetkili kurullarında değerlendirilir, tartışılır" dedi.

Taçoy ayrıca, gün boyunca bazı radyo ve televizyon kanallarından, "sandığa gidelim" çağrılarının yapılmasının da partililerini kızdırdığını, sandığa gitmemelerinde sebep teşkil ettiğini belirtti.

KIBRIS 19/04/05

"Lüksemburg önerisi"

Emine DAVUT YİTMEN- BRÜKSEL

Avrupa Birliği'nin (AB) dönem başkanlığı yürüten Lüksemburg'un, serbest ticaret ve finansal yardım tüzüklerinin geçirilmesi yolunda, yeni bir öneri hazırladığı öğrenildi.

Kıbrıs Türk Toplumu Çalışma Kolu Sorumlusu Leopold Maurer, Lüksemburg'un söz konusu tüzüklerin geçirilmesi amacıyla uzlaşma aradığına ve bu nedenle öneriyi hazırladığına dikkat çekti.

Maurer, önerinin Gazimağusa Limanı ile ilgili olacağını belirtti.

KIBRIS'ın sorularını yanıtlayan Maurer, Serbest Ticaret Tüzüğü'nde, Gazimağusa Limanı'nın durumu ile ilgili bir şey söylenmediği yolunda yaklaşımlar bulunduğuna işaret ederek, Lüksemburg önerisinde, limanların kullanım şeklinden söz edileceğini vurguladı.

Maurer, Lüksemburg başkanlığının bu öneriyle Serbest Ticaret Tüzüğü konusunda bir uzlaşma sağlanabileceğine inandığını dile getirdi. Maurer, önerinin benimsenmesi halinde bunun, AB Konseyi'ne gideceğini ve kabul edileceğini ifade etti.

Balık sorunu önümüzdeki

haftalarda çözülüyor

Yeşil Hat Tüzüğü uyarınca, balık ve bal için öneriler hazırlandığını anlatan Maurer, balıkta hijyen konusunda nasıl bir inceleme yapılması gerektiği yolunda çalışmaların başladığını kaydetti.

AB yetkililerinin, sürekli olarak konu hakkında temaslarda bulunduğuna dikkat çeken Maurer, "Umarım bu konuya önümüzdeki haftalarda bir çözüm bulabiliriz" dedi.

Maurer, bal konusunda da ada çapında bir sorun yaşandığını anlatarak, "Bal analizinin, yurtdışında yapılması gerekiyor" dedi.

Kıbrıs Türk Toplumu Çalışma Kolu Sorumlusu Leopold Maurer, AB'ye giriş ile ilgili bölümün yeni sorumlusu Summa Timo ile 25-27 Nisan tarihleri arasında, Kıbrıs'ı ziyaret edeceğini söyledi. Maurer, ziyareti sırasında Başbakan Mehmet Ali Talat'la da bir araya geleceğini kaydetti.

KIBRIS 19/04/05

"Kıbrıs'ta çabaları bırakmak hata olur"


20 Nisan, 2005 04:20:00 (TSİ) CNN TURK

Güney Kıbrıs Parlamento Başkanı Dimitris Hristofyas, ''Kıbrıs'ta çözüm çabalarını bırakmanın tarihi bir hata olacağını'' söyledi.

Atina'da 'Economist' dergisi tarafından düzenlenen konferansa katılan Hristofyas, Güney Kıbrıs'ın AB üyeliği, Türk-Yunan ilişkilerinin normalleşmesi gibi yakın geçmişte ortaya çıkan faktörlerin, Ada'daki mevcut durağan ortamın kırılmasına yardımcı olabileceğini belirtti.
 
"Bölünme çözüm değil"
 
Bu noktada çözüm çabalarını bırakmanın tarihi bir hata olacağını savunan Hristofyas, "Kıbrıs'ta bölünme çözüm değildir. Çünkü bu durum mevcut sorunları derinleştirmekte, bölgesel barış ve istikrara tehdit oluşturmakta, ayrıca AB'nin iç uyumu ve faaliyeti alanında sorun yaratmaktadır" diye konuştu.
 
Hrsitofyas, Kıbrıs'ta tarafların üzerinde uzlaşacağı bir çözüm bulunması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Papadopulos ile Talat biraraya gelebilir


19 Nisan, 2005 21:28:00 (TSİ) CNN TURK

Güney Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Birleşmiş Milletler çerçevesinde biraraya gelebileceğini açıkladı.

Kıbrıs sorununun, sohbet toplantılarında konuşulmayacak kadar ciddi bir konu olduğunu belirten Hrisostomidis, sorunun, BM ve BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve üzerinde tartışılmış bir anlaşmanın sağlanmasına yardımcı olacak Avrupa Birliği'nin yardımıyla çözülebileceğini belirtti. 
 
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hrisostomidis, ''Papadopulos ve Talat'ın bir sohbet toplantısı yapmaları olasılığını göz ardı edemem ancak Kıbrıs sorunu bu tür toplantıların da ötesinde ciddi bir konudur. Kıbrıs sorunu, BM gözetiminde çözülmelidir'' dedi. 
 
Hrisostomidis, Kıbrıs sorunu konusunda yapılacak herhangi bir toplantının başarılı bir sonuç verebilmesi için çok iyi hazırlanması gerektiğini ifade ederek, bütün çabanın çözüme götürecek görüşmelerin bir an önce başlaması olduğunu, bu görüşmelerden önce bir ön hazırlık gerektiğini söyledi.
 
Talat'ın 'görüşme' çağrısı

KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat, seçim sonuçların açıklanmasından sonra Rum kesimine barış görüşmelerine başlama çağrısında bulunmuştu. 
 
Talat yaptığı açıklamada,  "Kıbrıs Rum halkına bir kez daha barış elimi uzatıyorum, bu elin tutulana kadar uzatılmış olarak kalacağını belirtiyorum'' dedi.   
 
Papadopulos, bu çağrıyı memnuniyetle karşıladığını belirtti, ancak Türklerle çabuk bir barış anlaşması olasılığı konusunda ihtiyatlı olduğunu da vurguladı.

Rum yönetimi: Talat'la BM'de görüşebiliriz

 

Lefkoşa

Güney Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde bir araya gelebileceğini söyledi.

Kıbrıs sorununun, sohbet toplantılarında konuşulmayacak kadar ciddi bir konu olduğunu belirten Hrisostomidis, sorunun, “BM ve BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve üzerinde tartışılmış bir anlaşmanın sağlanmasına yardımcı olacak Avrupa Birliği'nin yardımıyla” çözülebileceğini kaydetti.

   

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hrisostomidis, “Papadopulos ve Talat'ın bir sohbet toplantısı yapmaları olasılığını göz ardı edemem ancak Kıbrıs sorunu bu tür toplantıların da ötesinde ciddi bir konudur. Kıbrıs sorunu, BM gözetiminde çözülmelidir” dedi.

   

Hrisostomidis, Kıbrıs sorunu konusunda yapılacak herhangi bir toplantının başarılı bir sonuç verebilmesi için çok iyi hazırlanması gerektiğini ifade ederek, bütün çabanın çözüme götürecek görüşmelerin bir an önce başlaması olduğunu, bu görüşmelerden önce bir ön hazırlık gerektiğini söyledi.

 (aa)

HURRIYET 20/04/05

Karen Fogg kına yaksın...



DENKTAŞ için yazılanları okuyunca aklımıza bir dörtlük geldi:
"Sağlığında nice ehl-i hünerin
Bir tutam tuz bile yoktur aşına
Öldürüp evvel onu açlıktan
Sonra bir türbe dikerler başına."
Allah uzun ömür versin, Allah gecinden versin ama Denktaş'ın şimdilik ara verdiği siyasi hayatının arkasından yazılanları okuyunca aklımıza bu dörtlük geldi:
"Kahraman Denktaş!"
"Büyük devlet adamı!"
"Efsane gidiyor!"
Demek öyle ha!
Arkasından bu destanları yazacaktınız da o halde niye onu devirmek için bu kadar uğraştınız?
Denktaş, çözümsüzlüğü sürdürüyormuş...
Buyrun bakalım, nasıl çözecekler, görelim.
***
DENKTAŞ, anılarının 26 Temmuz 1964 tarihli sayfasında şöyle yazar:
"Pazar. Herkesin ailesi, çoluğu çocuğu ile eğlendiği, dinlendiği bir gün. Senelerdir pazar ne, tatil ve ev hayatı ne, bilemedik. Her gün papazın (Makarios) verdiği azap içinde yeni bir endişeye düştük. Dışarıdan bakanlar, mevkilerinin sefasını sürüyorlar, dedi. Daha neler söylemediler.
Hayat bu mudur?
Muhteris, kindar, dar görüşlü, şahsi çıkarı bahis konusu olunca her şeyi söyleyip yapabilen insanlara karşı devamlı mücadele."
***
YİNE 1964 yılından bir not, "1 Kasım" tarihli...
İki Kıbrıs'lı Denktaş'a gelirler, Denktaş o umutsuz günlerde halka moral için, demeçler vermektedir.
Gelenlerin söylediklerini Denktaş not eder:
"Halk moral takviyesine muhtaç değildir, durumu alışkanlık hasıl olmuştur, kapılar bir açılsa Kıbrıs'ta kalacak münevver pek azdır. Elinde imkân olanlar adayı terk edecektir."
Ne tuhaf değil mi?
Demek, tarih tekerrürden ibarettir diyenler doğru söylemiş...
Denktaş kendisine söylenenleri not almaya devam eder:
"Neticeden herkes umudunu kesmiştir. Ümidini kesmeyen ve er geç kazanacağız diyen ve teşkilatın belkemiği bir küçük zümre vardır. Bunların imanı, inancı sayesinde mücahitler ayakta durmaktadır."
Bugün onlar da yok artık...
***
"KINA yaksınlar!" diye bir deyim vardır.
Kime söylenir, kimlere söylenir, niye söylenir?
Olan bitenler hasmın ya da düşmanın istediği gibiyse, "Felaketimize sevinsin, düğün bayram etsin!" anlamına gelir...
Bir zamanlar Türkiye'de Avrupa komiserliği yapar Karen Fogg'un tam kına yakacağı gün bugündür.
26 Şubat 2001'de "mahdumlarından" birine gönderdiği "e-posta"da şu talimatı vermişti:
"Bana göre, bundan sonra izlenecek yol, Kuzey Kıbrıs'ta Türklerin sesi olan Denktaş'ın itibarını azaltmak ve onun Ankara'daki hiyerarşiyi askeri temsil ettiğini AB'ye göstermektir."
Dedik ya, bu günler Karen Fogg'un kına yakacağı günlerdir.
İster başına, ister başka yerine...

HASAN PULUR MILLIYET 20/04/05

Barroso: İmza 'tanıma' değil

Avrupa Komisyonu Başkanı, Türkiye'nin Rumlara ilişkin protokolü imzalamasının yeterli olacağını, tanıma şartı olmadığını, ancak protokolü uygulamasının gerekeceğini söyledi

RADIKAL  20/04/05

İSTANBUL - Yunanistan'ı ziyaret eden Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, CNN Türk'ten Mehmet Ali Birand ile Yunan Mega Televizyonu'ndan Aleksis Papahelas'ın ortak sorularını yanıtladı. Türkiye'ye, Ankara Anlaşması'nın Kıbrıs Rum Yönetimi'ni kapsayacak şekilde genişletilmesine ilişkin uyum protokolü imzalandığı takdirde AB'yle müzakerelerin başlayacağı mesajını veren Barroso, Rum Yönetimi'nin diplomatik tanınmasının önşart olmadığını ve 3 Ekim'de Türkiye'ye yeni şartlar sunulmayacağını belirtti.

'Kriter demeyelim'
Türkiye'yle Yunanistan'ın iyi ilişkiler içinde olmasının hem iki ülkenin hem de Avrupa'nın çıkarına olduğunu vurgulayan Barroso, Papahelas'ın 'Türkiye için Yunanistan ve komşularına iyi davranmak kriter mi' sorusu üzerine 'kriter' sözünün kullanılmamasını isteyerek, AB'nin tüm üyelerinin birbirine dostane davranması gerektiğini hatırlattı.
Birand'ın "3 Ekim'de yeni kriterler, şartlar olacak mı" sorusuna, Barroso, "Hayır. Yeni şartlar yok. Ama bütün kararlaştırılan şartlar yerine getirilmeli. Bunu bekliyoruz. Bütün uzlaşmalar, tavizler, varsayımlar sürdürülmeli" karşılığını verdi. Birand'ın "Protokol imzalandıktan sonra engel kalmayacak mı" sorusunu, 'Hayır herhangi bir engel olmaz. Ek şart da olmayacak" diye yanıtlayan Barroso, Papahelas'ın "3 Ekim'den sonra Kıbrıslı Rumlar, Türk limanlarına girebilecekler mi? Türkiye, Güney Kıbrıs'ı diplomatik olarak tanıyacak mı? Avrupa'nın bir üyesini nasıl tanımaz?" sorusu üzerine şunları söyledi:
"Bu müzakerelerin açılması için bir şart değil. Her ikinizle de aynı anda konuşmam çok güzel oluyor. Siz aranızda bu sorunu çözersiniz inşallah. Avrupa Konseyi'nin getirdiği şartlardan biri de protokolün imzalanmasıydı. Ben Türkiye'nin anlaşmayı sadece çekmeceye koymak için imzalayacağını sanmıyorum. İmzalanırsa uygulanmalıdır. Ama bu müzakerelerin başlaması için bir şart değil. Konsey sonuçlarında bu var."
Birand'ın "Şunu mu anlamalıyım, resmi tanıma, bir şart değil. Ama sonunda Kıbrıslı Rumların gemilerinin ve uçaklarının Türk limanlarını kullanması olacak" çıkışı üzerine, Barroso şöyle konuştu: "Ben tanınmak kelimesini kullanmadım. Bir avukat olarak bu konuda çok fazla tartışma olduğunu biliyorum. Çeşitli tanıma türleri var. Protokol imzalandığı zaman Türk hükümeti artık sorun kalmadığını göstermek isteyecektir. Umarız bu güven yaratır."

'Erdoğan'a güvenim tam'
Fransa'da AB Anayasası'nın reddedilmesi olasılığıyla Türkiye'yle müzakerelerin birbirinden bağımsız konular olduğunu belirten Barroso'ya, "Sizce Türkler şüpheli mi davranıyor" sorusunu "Şu anda Başbakan Tayyip Erdoğan'ın iyi niyetini sorgulamam için hiçbir neden yok. Kendisiyle birçok kez görüştüm. Hiçbir şüphem yok" diye yanıtladı. Barroso, Avrupa kamuoyunun Türkiye'yi kabulünün zorluğuna ve bunun Türk yetkililerla Türk halkının ne yaptığına bağlı olacağına dikkat çekti.

Gümülçine yerine KKTC...

20/04/05

RADİKAL - ANKARA - 23-24 Nisan'da Gümülcine'de yapılacak Karadeniz Ekonomik İşbirliği toplantısına, Yunan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis'in rahatsızlığı nedeniyle katılamayacak olması üzerine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de gitmekten vazgeçti. Gül, önceki günkü MGK toplantısının KKTC'de 24 Nisan'daki cumhurbaşkanlığı devir-teslim töreninde üst düzeyde temsil kararına uygun olarak, Lefkoşa'ya gidecek. Molivyatis'e geçmiş olsun mesajı gönderen Gül'ün son dakika değişikliği,Yunan Harp Okulu'ndaki bayrak kriziyle ilgili resmi özür dilemeyen Atina'ya 'mesaj' olarak da yorumlandı.

Hristofyas'tan tebrik

RADIKAL 20/04/2005

YORGO KIRBAKİ

ATİNA - Yeni KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ilk kutlayan Rum siyasi, Güney Kıbrıs'ın iki büyük partisinden biri olan komünist AKEL'in Genel Sekreteri ve Parlamento Başkanı Dimitrios Hristofyas oldu. AKEL ile CTP arasındaki iyi ilişkilerin AKEL'in 24 Nisan'daki referandumda 'hayır' demesiyle bozulmasının ardından yeniden köprüler kurmaya çalışan Hristofyas, telefonda Talat'ı tebrik ederek yakında buluşma arzusunu dile getirdi.
Ancak Hristofyas, Rum gazetecilere, "Herhangi Kıbrıslı bir Türk liderin, Ankara'ın görüşlerinden farklı bir tutum içinde olmasına pek ihtimal vermiyorum. Eğer böyle bir şey olursa devrim sayarım" diye konuştu.
İkinci büyük parti konumundaki Demokratik Seferberlik (DİSİ) ise Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a 'Talat ile görüş' çağrısında bulundu. Çek Cumhuriyeti'ni ziyaret eden Papadopulos ise "Rauf Denktaş'ın siyaset sahnesinden uzaklaşması, tabii bu gerçekleşirse, olumlu bir şeydir" diyerek temkinli tutum takındı. Atina Haber Ajansı'nıa göre, Talat'ın adını ağzına almayan Papadopulos "işgal altındaki topraklarda yapılan seçim sonuçlarının, müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için gerekli ortamı yaratacağını umarım" diye konuştu.
Yunan dışişleri ise bunun yeni bir dönemin başlangıcı olması ve Türklerin yeni bir siyaset benimsemesi temennisinde bulundu.

Başarısızlığa tahammülümüz yok

Önümüzdeki hafta kurulacak yeni hükümetin "başbakanı" Ferdi Sabit Soyer, Talat'ın başbakanlığı döneminde güzel işlere imza atıldığını, bu güzellikleri sürdürmekte kararlı olduklarını söyledi:

KABİNE ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA İÇİNDE NETLEŞECEK... Ferdi Sabit Soyer başkanlığındaki kabine önümüzdeki hafta içinde netleşiyor. Başbakanlığına kesin gözle bakılan Soyer, "Talat görevi aldıktan sonra, görevlendirme yapacak. Görevlendirmenin ardından da DP ile oluşturduğumuz protokol var. Kısa sürede bunun son şekli verilerek ilan edecek. Önümüzdeki hafta içinde hükümeti kurarak meclise gideceğiz" dedi

SORUMLULUK BÜYÜK... Soyer: Her bakımdan ağır bir sorumluluk yüklendik. Bir yandan Kıbrıs sorununu cumhurbaşkanı, meclis, Türkiye ve bütün sivil toplum örgütlerimizle işbirliği içinde, Kıbrıs Rum tarafı ile de diyalog içerisinde götürme zorunluluğumuz var. Hiçbir kesintiye ve başarısızlığa kimsenin tahammülü yok. Bu süreç, Kıbrıs Türk halkının varlığı meselesidir ve büyük bir sorumluluktur

BU GÜNLERE KOLAY GELİNMEDİ... "Aklıma hep Naci Talat geliyor, diğer arkadaşlarım geliyor. Sayın Talat cumhurbaşkanı oluyor, partimiz hükümetin büyük ortağı. İşte bu noktada 1970'li yıllarda itilmemiz, kakılmamız sakıncalı piyade muamelesi gördük. Bunlardan hiç yoksunmadık ve insan sevgisi, yurt sevgisi ile dolu dolu çalıştık"

Hüseyin EKMEKÇİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanlığına hazırlanan ve önümüzdeki hafta kurulacak yeni hükümetin "başbakanı" olacağına kesin gözle bakılan Ferdi Sabit Soyer, hem dış politikada, hem de iç politikada beklentilerin çok yüksek olduğunu, görevin büyük önem taşıdığını belirterek, "Sürecin bilinci içindeyiz ve başarısızlığa tahammülümüz yok" dedi.

CTP'nin demokratik kurullarında canlı tartışmalarla siyasetlerin şekillendiğini söyleyen Ferdi Sabit Soyer, yeni kabine için hiçbir çalışma yapmadığını, bunun çalışma arkadaşlarına da haksızlık olduğunu söyledi. "Bir araya gelerek değerlendireceğiz" ifadesini kullanan Soyer, önümüzdeki hafta içinde yeni kabinenin açıklanacağını söyledi.

Mehmet Ali Talat'ın başbakanlığı döneminde çok güzel olaylara, güzelliklere imza attığını anımsatan Soyer, yeni hükümetin de bu güzellikleri devam edeceğini, yeni güzellikleri inşa edeceğini belirtti.

"Başbakanlık makamı günlük yaşamınızı değiştirecek mi?" sorusuna ise Soyer, "Bu halkın parası ile ödeniyorum. Bugüne kadar aldığım para yaşamımı sürdürmeme yetti. Bundan sonra da yeter. Daha fazlasını da ne ben, ne de ailem istemiyoruz" karşılığını verdi.

SORU: Önce cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirelim... Sayın Talat, yüzde 55 oy aldı ve sayın Denktaş'tan sonra yeni cumhurbaşkanı...

SOYER: Son derece sevindirici bizler açısından. Her şeyden önce 1995 ve 2000 seçimleri ikinci tura kalmıştı. 10 yıl aradan sonra ilk kez birinci turdan cumhurbaşkanını belirledi Kıbrıs Türk halkı.

İkinci bir sevindirici nokta da bu başarıda yalnız CTP- BG'nin değerleri ile değil, CTP- BG'den siyaseten farklı düşünen insanların sayın Talat'ın etrafında ve sayın Talat'ın temsil ettiği çözüm sözcülüğüne inanların da payının olmasıdır. Kıbrıs Türk halkı bunu başarmıştır. Bundan ötürü de dünya siyasal sahnesine, 24 Nisan referandumunun ardından, 'Kıbrıs'ta Kıbrıslı Rumlar kadar meşru bir halk vardır' diyerek, kendi kaderini belirme olgusu ile yola çıkan Kıbrıs Türk halkının bu iradesini devam ettirme kararlılığını göstermesi de son derece sevindiricidir.

SORU: Talat'ın cumhurbaşkanlığı ile birlikte, CTP için de yeni bir dönem başlayacak. Siz önce başbakanlığı, ardından da belirlenecek kurultay tarihinde de parti genel başkanlığını devralacaksınız...

SOYER: CTP- BG çok zengin düşünce yapısına sahip insanların, demokratik kurulları ile canlı bir tartışma yaşayan siyasi harekettir. Bu siyasetin en başarılı noktalarından biri de, kendi dışındaki diğer sivil toplum örgütleri ve siyasal partilerle de ortak değerlerde, ortak çıkarlarda her şeyi paylaşma kabiliyetini taşımasıdır.

Siyasal bencillik CTP- BG'nin siyasetinde ve siyasetçilerinde yoktur. Sayın Talat, CTP- BG'nin genel başkanı olduğu dönemde ve başbakan olduğu dönemde, elbette partimizin değerleri ile bir bütün olarak hareket etmiştir. Ama, partimizin değerleri içerisinde bulunan bu paylaşımcı, ortak hedefe yürüme yeteneğini de başarı ile yerine getirmiştir.

Partimizin her mensubu bu hadiseleri aynı hassasiyetle sürdüreceğinden herkes emin olabilir.

SORU: Önce yüzde 46, iki ay sonra yüzde 55. Bu sorumlulukları da aynı oranda artırmıyor mu? Yani, yeni dönemde CTP- BG'nin yükü ağırlaştı diyebilir miyiz? Dışta da içte de aktif hükümet beklentisi var.

SOYER: Sadece bu bakımdan değil, her bakımdan ağır bir sorumluluk yüklendik. Bir yandan Kıbrıs sorununu cumhurbaşkanı ile, meclis ile, Türkiye ile ve bütün sivil toplum örgütlerimizle işbirliği içinde, Kıbrıs Rum tarafı ile de diyalog içerisinde götürme zorunluluğumuz var. Hiçbir kesintiye ve başarısızlığa kimsenin tahammülü yoktur. Kıbrıs Türk halkının varlığı meselesi ve büyük bir sorumluluktur.

Bir başka sorumluluk da Kıbrıs Türk halkının demokratik, devlet yapısını, kamu yönetimini, ekonomisini, sosyal- siyasal yapısını çözüm sürecine hazırlayacak reformları hayata geçirmektir.

Ekonomiyi iyileştirmek, insan yaşamını güzelleştirmek ve en büyük hedefimiz de devlet ve vatandaşı barıştırmaktır.

"Alice RüyalarÜlkesinde" gibi hareket etmiyoruz. Bilincindeyiz ki, statükonun yarattığı bir takım alışkanlıklar ve yapılanmalar vardır. Bunların değişmesi için bir tartışma yaşamak gerekiyor. Bu büyük kitlenin bir birleri ile farklılaşan çıkarları da vardır. Bu noktada ortak çıkarları yaratmamız gerekiyor. Herkesi üretken bir zeminde buluşturmak da büyük bir zorluk. Bu ortak zemini yaratmamız gerekir.

SORU: İşin icraat kısmı tartışıldığı zaman Ferdi Sabit Soyer ismi için sorun yok. Örneğin sendikal hayatınız bunda büyük bir avantaj. İşçiyle el ele hak için günlerce işyeri önlerinde sabahladığınız günler oldu. İşin icraat kısmını düşünme şansınız oldu mu? Zira cumhurbaşkanlığı seçimi süresince hiç boş kaldığınızı görmedik.

SOYER: Bizim en büyük gücümüz, partimizdeki büyük birikimdir. Bu birikim bende de var, diğer bütün arkadaşlarımızda da ... Burada en büyük gücümüz kolektif aklın yeteneklerini öne çıkarmaktır.

Örneğin iş yaşamını işadamları ile, çalışma yaşamını sendikalarla, tarımı ilgili örgütlerle, meslek odaları ile, en önemlisi de üniversiteleri, bilimi, uzmanlarımızı da kullanarak kolektif aklı yaratma becerisini göstereceğiz. Bunu başaracağız, gücümüzü de bundan alacağız. Hem kolektif akıldan, hem de bilimi ve bilim adamımızı da kullanarak...

SORU: Kabineyi siz kuracaksınız. Bu yönde çalışma yaptınız mı hiç?

SOYER: Bunlarla ilgili birey olarak zaman ayırmadım, zaman ayırmak da istemedim. Bizler siyaseti üretirken, seçimlerden zaferle ayrılırken yalnız değildik. İşbirliği yaptığımız, kader birliği yaptığımız arkadaşlarımız, organlarımız var. Dolayısıyla bu çalışma ile kabine çalışmasını yapacağız.

SORU: Kişiliğiniz de çok farklı... Gazetelere yazı yazıyorsunuz, sürekli halk içinde geziyorsunuz, bir köy kahvesindeki sohbet sizin için en önemli şeylerden biri... Ama başbakanlık çok farklı... Aile yaşamınız çok sade... Sayın Talat örneğin, başbakanlık konutunu kullanmadı. Sizin de makamlarla halkı birbirine yakınlaştıracak çalışmalarınız olacak mı?

SOYER: Felsefemiz, şu: iki kapılı bir handayız, gidiyoruz gündüz gece... Bu hanın iki kapısı arasındaki koridor bazısı için 70 senedir, bazısı için de kısadır...

Önemli olan, bileceksiniz ki hiçbir makam sizinle beraber değildir. Siz bir fanisiniz ve bu koridorda yürüyüştesiniz. Bu noktada koridorda yürürken, sizden öncekilerin yarattığı güzelliklere yeni güzellikler eklemeyi başarmaktır. Yeni sevgiler eklemektir. İnsanları ve toplum bununla mutlu olacaksa bu bizim görevimizdir.

Bu dünyada elde edebileceğiniz en güzel hadise toplum için güzelliğe katkı sağlamanızdır. Biz makamlara sorumluluk ve görev bağlamında yaklaşıyoruz.

Başbakanlık da gözümü korkutmuyor. Neden korkayım ve endişe edeyim ki? Ben ve arkadaşlarım toplumu bu noktaya taşıyan siyasal hareketleri ve eylemleri örgütleyen insanlarız. Bu görevden niye korkalım.

Bu görevlerin gereği gibi bazı ayrıcalıkları, bazı kaynaklardan yararlanarak insanlardan farklılaşmayı gündemimize asla almayacağız.

Bu görevi yerine getirmek için toplum bana maaş ödüyor. Bu maaş benim için ve ailem için yeterli. Bugüne kadar geçindiğimiz gibi bu görev döneminde de geçineceğim. Geçmiş dönemlerde yapılan bazı tantanalara gerek olmadığını düşünüyorum.

Sayın Talat çok güzel örnekler ortaya koydu, ben de bunu devam ettireceğim.

SORU: Başbakan olacağınız artık kesin. Bu kendi etrafınızda nasıl bir etki yaptı?

SOYER: Pek bir değişiklik ya da psikolojik farklılaşma yok ama çocuklarım huzursuz... Arkadaşları, 'Başbakan çocuğu olacaksınız' diye takılıyormuş, onlar da bundan rahatsız oluyor. Herhangi bir talepleri olmadığı gibi, ayrıcalık da istemiyorlar. Hem sevinçlidirler, hem de bu görevin yaşamlarına getireceği bazı kısıtlamalardan da endişelidirler.

SORU: Mücahitlik yaptınız, öğrencilik yıllarınız mücadelenin içinde geçti, CTP için önce afiş yapıştırdınız, dayak yediniz... Mücadele sizi bu noktaya getirdi. Kişisel anlamda neler düşünüyorsunuz?

SOYER: Aklıma hep Naci Talat geliyor, diğer arkadaşlarım geliyor. Sayın Talat cumhurbaşkanı oluyor, partimiz hükümetin büyük ortağı. İşte bu noktada 1970'li yıllarda itilmemiz, kakılmamız sakıncalı piyade muamelesi gördük. Bunlardan hiç yoksunmadık ve insan sevgisi, yurt sevgisi ile dolu dolu çalıştık.

Yüzlerce, binlerce insanın yarattığı bu ortak emek aklıma gelir, duygulanırım. Son zamanlarda da sık sık gözlerim dolmaya başladı... Bu ortak çilenin yarattığı değişim de aklıma gelir.

SORU: Hükümet süreci nasıl yaşanacak?

SOYER: Sayın Talat görevi aldıktan sonra, görevlendirmesini yapacak. Görevlendirmenin ardından da DP ile oluşturduğumuz protokol var. Kısa sürede bunun son şekli verilerek ilan edecek. Önümüzdeki hafta içinde hükümeti kurarak meclise gideceğiz. Perşembe günü parti meclisimiz toplanacak, son rötuşlar yapılacak. Adımlarımız daha sonra belirlenecek.

KIBRIS 20/04/05

Kıbrıs'ta yeni dönem başladı

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle ilgili değerlendirmede bulundu:

Kıbrıs'ta yeni dönem başladı

DÜNYA, KIBRIS TÜRKÜ'NÜN ÇÖZÜM İRADESİNİ GÖRMELİ...Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan TC Başbakanı Erdoğan, Kıbrıs'ta bir seçimin daha yapıldığını ve bu seçimden de bir kez daha demokrasinin galip çıktığını anımsatarak, demokrasi içinde hayatiyetini sürdüren, uluslararası camianın çözümden yana beklentilerine pozitif yaklaşan KKTC'nin artık dünya tarafından da görülmesi gerektiğini vurguladı

DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇELİŞKİSİ..."KKTC'ye uygulanan haksız yaptırımların kaldırılmaması, dünyanın en büyük çelişkisidir" diyen Erdoğan, bunu, katıldıkları tüm uluslararası toplantılarda muhataplarına anlattıklarını, buna karşılık onların savunacak hiçbir şeyleri olmadığını gördüklerini belirtti

 

DENKTAŞ'I UNUTMAYACAĞIZ... "Kıbrıs'ta yeni bir dönem başlamıştır, bu yeni dönemde de en üst düzeyde işbirliğimiz sürecektir. Bu vesileyle KKTC tarihi boyunca çok değerli hizmetler aldığı sayın Cumhurbaşkanı Denktaş'ı tabii ki unutmayacaktır. Artık o Kuzey Kıbrıs'ta bir sembol olmuştur. Sayın Denktaş'a milletim ve şahsım adına şükranlarımı sunmayı borç biliyorum"

 

AK Parti Genel Başkanı ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta yeni bir dönemin başladığını belirterek, "Bu yeni dönemde de en üst düzeyde işbirliğimiz sürecektir" dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, KKTC'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine değindi.

Kıbrıs'ta bir seçim daha yapıldığını ve bu seçimden de bir kez daha demokrasinin galip çıktığını belirten Erdoğan, demokrasi içinde hayatiyetini sürdüren, uluslararası camianın çözümden yana beklentilerine pozitif yaklaşan KKTC'nin artık dünya tarafından da görülmesi gerektiğini vurguladı.

"KKTC'ye uygulanan haksız yaptırımların kaldırılmaması, dünyanın en büyük çelişkisidir" diyen Erdoğan, bunu, katıldıkları tüm uluslararası toplantılarda muhataplarına anlattıklarını, buna karşılık onların savunacak hiçbir şeyleri olmadığını gördüklerini belirtti. Erdoğan, "Ama bu noktaya kadar hamdolsun siyasette geldik" dedi.

Denktaş'a şükranlarımı sunuyorum

KKTC'deki seçimler sebebiyle Rauf Denktaş ile olduğu gibi KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile de dayanışma içinde çalışmaya devam edeceklerini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kıbrıs'ta yeni bir dönem başlamıştır, bu yeni dönemde de en üst düzeyde işbirliğimiz sürecektir. Bu vesileyle KKTC tarihi boyunca çok değerli hizmetler aldığı sayın Cumhurbaşkanı Denktaş'ı tabii ki unutmayacaktır. Artık o Kuzey Kıbrıs'ta bir sembol olmuştur. Sayın Denktaş'a milletim ve şahsım adına şükranlarımı sunmayı borç biliyorum. Aynı zamanda KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a da tebriklerimi iletiyor, bu önemli görevinde başarılar diliyorum."

KIBRIS 20/04/05

Özkök: Kıbrıs'ta çözüm istiyoruz

Türkiye Genelkurmay Başkanı, Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs konusunu değerlendirdi

Özkök: Kıbrıs'ta çözüm istiyoruz

TÜRKİYE VE KKTC ÇÖZÜMÜ HER ZAMAN DESTEKLEDİ... Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüm bulunmasını her zaman desteklediğini vurgulayarak, "Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve özellikle KKTC, kendisine düşen hususları yerine getirmiştir."dedi. Ogeneral Özkök, Kıbrıs'ta 24 Nisan'daki referandumlardan iki sonucun çıktığını da hatırlatarak, "Artık kimse Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğün nedeni olarak ne Türkiye'yi ne de KKTC'yi gösterebilir. Adada birbirini temsil etmeyen ve siyaseten eşit iki halk vardır" diye konuştu

RUM TARAFININ NİYETİ ÇÖZÜMÜ SÜRÜNCEMEDE BIRAKMAK... Özkök, Rum tarafının amacının açık olduğunu, ciddi bir taahhüde girmeden çözümü sürüncemede bırakmayı, süreci zamana yaymayı ve bu arada adil ve kalıcı barışa ilişkin parametreleri ortadan kaldırarak Türkiye'den AB müzakereleri vesilesiyle tek taraflı tavizler koparmayı, Kıbrıslı Türkleri kendine yamamayı, KKTC'yi etkisizleştirerek adayı tek başına ele geçirmeyi hedeflemekte olduğunun altını da çizdi. Orgeneral Özkök, Türk dış politikası çerçevesinde Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum yönetimini tüm adanın temsilcisi olarak tanımasının söz konusu olmadığını da hatırlattı

 

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüm bulunmasını her zaman desteklediğini vurguladı. Özkök, "Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve özellikle KKTC, kendisine düşen hususları yerine getirmiştir" dedi.

Özkök, Rum tarafının amacının açık olduğunu, ciddi bir taahhüde girmeden çözümü sürüncemede bırakmayı, süreci zamana yaymayı ve bu arada adil ve kalıcı barışa ilişkin parametreleri ortadan kaldırarak Türkiye'den AB müzakereleri vesilesiyle tek taraflı tavizler koparmayı, Kıbrıslı Türkleri kendine yamamayı, KKTC'yi etkisizleştirerek adayı tek başına ele geçirmeyi hedeflemekte olduğunun altını da çizdi.

Orgeneral Özkök, Kara Harp Okulu öğrencilerimizin Yunanistan'a yaptıkları ziyaretle ilgili olarak da, "Kara Harp Okulu öğrencilerimizin Yunanistan'a yaptıkları ziyaret esnasında meydana gelen olaya ilişkin, Yunanistan'ın resmi özür dilemesini ve olayın sorumlularının açığa çıkarılmasını bekliyoruz" dedi.

A.A'nın haberine göre Orgeneral Özkök, Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı yıllık değerlendirme konuşmasında, Türk-Yunan ilişkileri ile Kıbrıs konusuna değindi.

Kıbrıs sorunu

Özkök Kıbrıs konusuna değinirken, adanın Türkiye'nin milli menfaatleri ve uluslararası anlaşmaların kendisine yüklediği sorumluluklar açısından hiçbir zaman ilgisinin azalmaması gereken konuların başında geldiğine işaret etti.

Güvenlik açısından Kıbrıs'ın öneminin 2 temel esasa dayandığını belirten Orgeneral Özkök, şöyle dedi:

"Bunlardan birincisi, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve TSK'ya garanti anlaşmasıyla yüklenen Kıbrıslı soydaşlarımıza sağlamak zorunda olduğumuz güvenlik sorumluluğudur. İkincisi ise garanti ve ittifak antlaşmalarında açıkça ifade edildiği üzere Kıbrıs'ın Türkiye'nin güvenliği açısından taşıdığı stratejik rolün önemidir. Bu iki temel esas, süreklilik arz etmektedir. Çünkü Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'deki istikrar ve denge ancak bu sayede sağlanmaktadır. Kıbrıs'a ilişkin bütün çözüm önerilerinde bu husus önemle dikkate alınmıştır.

Bazı kesimlerce 'bu esasların artık önem taşımadığı' iddia edilmektedir. Öte yandan, bazı ülkeler de 1960 anlaşmalarının değiştirilmesini istemektedirler. Ancak biz, bu anlaşmaların varlığını sürdürmesinin gerekliliğini ve bizlere yüklediği görev ve sorumlulukların ihtiyaç olarak devam ettiğini biliyoruz ve savunuyoruz. Kıbrıs'ın stratejik önemi olmadığını iddia edenlere, İngiltere'nin adadaki egemen üslerini korumaya neden bu denli özen gösterdiğini ve Avrupa'dan çok uzaktaki problemli bir adanın apar topar AB'ye neden alındığını hatırlatmak isteriz.

TSK, Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüm bulunmasını her zaman desteklemektedir. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve özellikle KKTC, kendisine düşen hususları yerine getirmiştir."

Orgeneral Özkök, Kıbrıs'ta 24 Nisan'daki referandumlardan iki sonucun çıktığını da hatırlatarak, "Artık kimse Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğün nedeni olarak ne Türkiye'yi ne de KKTC'yi gösterebilir. Ada'da birbirini temsil etmeyen ve siyaseten eşit iki halk vardır" diye konuştu.

"Türkiye'den jest yapmasını

istemek büyük haksızlık"

KKTC'ye uygulanan izolasyonun kaldırılmasına yönelik vaatlerin unutulmaya terk edildiği bu süreçte, Türkiye'den hala herhangi bir şekilde jest yapmasını istemenin büyük haksızlık olduğunu vurgulayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, şunları söyledi:

"Rum tarafının amacı açıktır. Ciddi bir taahhüde girmeden çözümü sürüncemede bırakmayı, süreci zamana yaymayı ve bu arada adil ve kalıcı barışa ilişkin parametreleri ortadan kaldırarak Türkiye'den AB müzakereleri vesilesiyle tek taraflı tavizler koparmayı, Kıbrıslı Türkleri kendine yamamayı, KKTC'yi etkisizleştirerek adayı tek başına ele geçirmeyi hedeflemektedir.

Onlara göre bu politikalarının başarısı, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün devamına bağlıdır. Bilindiği gibi Türk dış politikası çerçevesinde Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum yönetimini tüm adanın temsilcisi olarak tanıması söz konusu değildir. Türkiye adada eşit siyasi statülü taraflar arasında gerçekleştirilecek müzakere süreci sonunda ortaya çıkan ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olmayan bir yeni düzeni tanıyabilir. Bu yeni düzen Türkiye'nin garanti ve ittifak anlaşmalarından doğan haklarına halel getirmemektedir."

Orgeneral Özkök, KKTC'de 20 Şubat'ta ve 17 Nisan'da yapılan seçimlerin demokratik, saydam bir şekilde ve özgür bir ortamda gerçekleştirildiğini de ifade ederek, bu şekilde KKTC'de hür ve parlamenter yapıya sahip etkili bir devlet yönetimi varlığının bir kez daha kanıtlandığını bildirdi.

Yunanistan ile NATO'da müttefik olunduğunu hatırlatan Özkök, Türk-Yunan ilişkilerinde geçmiş yıllara nazaran daha farklı ve olumlu bir döneme girildiğini kaydetti.

Bu yönde Türkiye'nin girişimleriyle 2000 yılından itibaren başlatılan "Güven Artırıcı Önlemler" görüşmeleri kapsamında her iki ülke tarafından bazı önlemlerin kabul edildiğini ve kamuoyuna açıklandığını vurgulayan Orgeneral Özkök, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ancak güven artırıcı önlemler kapsamında Kara Harp okulu öğrencilerimizin Yunanistan'a yaptıkları ziyaret esnasında meydana gelen olaya ilişkin, Yunanistan'ın resmi özür dilemesini ve olayın sorumlularının açığa çıkarılmasını bekliyoruz. Aksi takdirde, bu faaliyetlerin yeniden gözden geçirilmesi durumu ortaya çıkabilir.

Ege konusu ise bizim her zaman gündemimizdedir. İki ülkenin dışişleri bakanları konu üzerinde çalışıyorlar. Burada özellikle Ege coğrafyasının sadece iki ülkeyi ilgilendirmediğini, başta Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler olmak üzere birçok diğer ülke için de uluslararası bir nitelik taşıdığını ifade etmek isterim."

Yunanistan'daki savunma toplantısı

Orgeneral Özkök, Yunanistan'da her yıl mart ayının ilk haftasında yapılan ve ülke savunma politikasını tespit eden "Hükümet Dışişleri ve Savunma Konseyi Toplantısı" sonrasında Türkiye ile ilgili olarak "iki ülke arasında olumlu yönde gelişmeler olmasına rağmen Yunanistan'ın egemenlik hakları üzerinde Türkiye'nin siyasi taleplerinin değişmediği ve bu nedenle Yunanistan'ın yeterli, caydırıcı ve güvenilir bir kuvveti elde bulundurmak mecburiyetinde olduğunun" ifade edildiğini söyledi.

Ayrıca, Yunan Silahlı Kuvvetleri'nin devir-teslim töreninde Türkiye'nin "tehdit" olarak nitelendirildiğini ve "uluslararası adalete, uluslararası anlaşmaların temeline aykırı olarak doğu komşumuzdan bize yönelik tehdit ve hukuk dışı istekler, yasadışı temel karakteristikleri oluşturmaktadır" ifadesinin kullanıldığını anlatan Özkök, diğer taraftan son yıllarda Yunanistan'ın savunma harcamalarındaki artışın da dikkat çektiğini bildirdi.

Yunanistan'ın savunma harcamaları

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, 1997-2003 yılları arasında Yunanistan'ın silahlanma ve modernizasyon harcamalarının yaklaşık 16 milyar dolar olarak ifade edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ayrıca Yunanistan, savunma harcamalarının Gayrisafi Milli Hasıla'ya (GSMH) oranı yönünden AB ülkeleri arasında birinci durumdadır. NATO üyesi ülkelere bakıldığında ise Türkiye ve Yunanistan'ın, GSMH oranlarına göre savunma harcamalarının birbirine çok yakın olduğu görülmektedir. Kişi başına düşen savunma harcaması ise Türkiye'de 164 dolar iken Yunanistan'da 709 dolardır.

Bütün bu bilgiler değerlendirildiğinde, Yunanistan'ın milli savunma politikasını, tehdidin doğrudan Türkiye'den geldiği varsayımına dayandırmaya devam ettiğini göstermektedir. Böylece adaları silahlandırmakta ve 6 millik karasuları üzerindeki hava sahasının 10 mil olduğu iddiasında bulunarak Ege uluslararası hava sahasını daraltmakta ve özellikle de Ege Denizi'nin bir 'Yunan denizi' olduğunu çağrıştıracak şekilde ülkemizden FIR'ı geçerek uluslararası hava sahasına giren her askeri uçağımızı silah yüklü uçaklarla önlemektedir. Uluslararası toplum, bu haksızlığı er-geç anlayacaktır."

"Ege'yi herkesin denizi olarak görmekteyiz"

Orgeneral Özkök, TSK'nın Ege'de gerginliğin düşürülmesi ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluğun geliştirilmesine, Ege'de uluslararası anlaşmalarla tespit edilmiş statükoyu korumaya büyük önem verdiğini ifade etti.

"Ege'yi herkesin denizi olarak görmekteyiz" diyen Orgeneral Hilmi Özkök, bu denizden Yunanistan ve Türkiye'nin yanında başta Karadeniz'e kıyısı olan devletler olmak üzere birçok ülkenin yararlandığını söyledi.

Orgeneral Özkök, "Bu sebeple kalıcı bir huzur ve istikrarın sağlanması, Türkiye ile Yunanistan arasında Ege'ye ilişkin tüm sorunların adil ve her iki ülke tarafından kabul edilebilir şekilde çözümlenmesine bağlıdır" diye konuştu.

KIBRIS 21/04/05

Bostancı ve Lokmacı barikatları AB listesine eklendi

Avrupa Komisyonu, Yeşil Hat üzerinde geçiş noktalarının genişletilmesi kararına vardı

Bostancı ve Lokmacı barikatları AB listesine eklendi

l YASAL DÜZENLEME TAMAM... Avrupa Komisyonu, Yeşil Hat üzerindeki geçiş noktalarını genişleterek, Bostancı ve Lokmacı barikatlarını, yeni geçiş noktaları olarak listesine eklediğini duyurdu. Konuyla ilgili olarak, gerekli yasal düzenlemelerin de yapıldığı öğrenildi

l TARAFLARIN KARARINA BAĞLI... AB Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu karara atıfta bulunularak, "Bu yeni geçiş noktaların açılması, tamamen tarafların vereceği karara bağlı. Bu kararın verilmesi, yeni önlemin uygulanmasını gündeme getirecek " denildi

 

Avrupa Komisyonu, Yeşil Hat üzerindeki geçiş noktalarını genişleterek, Bostancı ve Lokmacı barikatlarını, yeni geçiş noktaları olarak listesine eklediğini duyurdu. Konuyla ilgili olarak, gerekli yasal düzenlemelerin de yapıldığı öğrenildi.

AB Komisyonu tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu karara atıfta bulunularak, "bu yeni geçiş noktalarının açılması, tamamen tarafların vereceği karara bağlı. Bu kararın verilmesi, yeni önlemin uygulanmasını gündeme getirecek " denildi.

Açıklamada, yeni önlemle birlikte, Yeşil Hat üzerinde insan ve mal geçişi yanında, ada içi ticaretin kolaylaşacağı belirtildi.

AB tarafından finanse edilen Kıbrıs'ın mayınsızlaştırma projesi çerçevesinde,

Bostancı bölgesindeki çalışmaların hemen hemen tamamlandığı hatırlatıldı.

Bu çalışmanın, her iki tarafın da Bostancı geçiş noktası üzerinde, pratik düzenlemeler yapmasına olanak tanıyacağı vurgulandı.

KIBRIS 21/04/05

Kıbrıs nereye?



TESEV'in 'Quo Vadis Cyprus? - Kıbrıs Nereye?' konulu çalışma raporunda, 17 Nisan'da KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat döneminde Annan Planı temelinde tarafları yeniden masaya oturtabilmenin şartları tartışmaya açılıyor. Kıbrıs'ta çözüm mümkün mü?
Ankara Anlaşması'nın 10 yeni AB ülkesine uyarlanması Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 'tanınması' anlamına gelecek mi?
Galatasaray Üniversitesi'nden Prof. Işıl Karakaş, protokolün AB Konseyi ile imzalanacak olmasının 'üstü kapalı tanınma' sayılamayacağını anlattı.
TESEV Dış Politika Direktörü Mensur Akgün'ün yönettiği panelde AB üyesi olan Güney Kıbrıs'la Kuzey'i eşit şartlarda birleştirecek açılımlar ele alındı. Can Paker'e göre 'Rum kesimi hayır dedi diye Annan Planı çöpe atılamaz!' Annan Planı temelinde müzakerelere yeniden başlanması yönünde TESEV'in atağa geçeceğini belirten Paker'in yaklaşımı şöyle: "Zorlukların farkındayız. Papadopulos'un uzlaşmaz tutumunu, Türkleri azınlık olarak görmek istediğini biliyoruz. Ama yine de uluslararası toplumun harekete geçebileceğini ve Kıbrıs sorununun kazasız belasız çözülebileceğini düşünüyoruz."
Talat'ın seçimi, AB çevrelerinde ve ABD'de olumlu karşılansa da referandumda Annan Planı'na 'hayır' demelerine karşın AB üyesi olan Güney Kıbrıs'ı masaya oturmaya zorlamak kolay değil. Çünkü dünya, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' olarak Rumları tanıyor. Rum yönetimi Türk askeri varlığı adadan çekilmedikçe müzakere kapısını açmıyor. Oyunu yeniden başlatmak, Rumların elinde. Güney Kıbrıs istemedikçe, Annan Planı'nı canlandırmak güç olacak. Kopenhag'da Güney'e 'tek başına' AB yolu açılmakla, referandumun silahı etkisini kaybetmişti. Nitekim Kuzey'den çıkan 'evet' oyları AB üyeliğine yetmedi.
Sonuçta 'Atı alan Üsküdar'ı geçti!'
AB Konseyi, bu saatten sonra üyesi olan bir devlete Türklerle masaya oturmaları yönünde ne kadar baskı yapar?
TESEV'in panelinde dış politika uzmanı Sylvia Tiryaki'nin analizi hayli gerçekçiydi: "Kıbrıslı Rumlar tümüyle olmasa bile, şu anda görevde bulunan siyasi liderleri, Türklerle iktidarı paylaşmaya ve eşit siyasal haklara sahip olmaya hazır ve istekli durmuyorlar. Şu anda top Rumların sahasında. Papadopulos, hayaline ulaşmak için iki önemli faktörü kullanacak gibi gözüküyor: Türkiye'nin AB'ye girme özlemi ve AİHM'nin Kıbrıslı Rumların Kuzeydeki malvarlığıyla ilgili almış olduğu kararlar."
Tiryaki'ye göre Kıbrıs'ın 'bölünmüş statüsü'yle AB üyesi yapılması hataydı ancak buna rağmen AB, 'Kafasını kuma gömmeyi tercih ediyor.' Kuzey'deki çözüm iradesine yeterli siyasal desteği vermiyor.
Kıbrıs nereye? diye sorarken, 'platonik' beklentilerle 'çözüm'e ulaşmaktaki gerçeklik arasındaki zorlukları görebilmeliyiz.

DERYA SAZAK MILLIYET 22/04/05

 

KKTC’de Başbakanlık Soyer’e

 

 

KKTC’de Mehmet Ali Talat’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından CTP-Birleşik Güçler başkan vekilliğine Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer getirildi.

 

NTV

 

 

 

 

 

22 Nisan 2005—  Parti 21 Mayıs’ta olağanüstü kurultaya gitme kararı aldı.

Parti meclisinde Talat’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle mecliste boşalan bir milletvekilliği için Haziran sonunda ara seçim yapılması için çalışma başlatılması kararlaştırıldı.
       Koalisyon ortağı Demokrat Parti meclisi de yeni hükümetin programı ve protokolüne ilişkin son durumu değerlendirdi. Koalisyon hükümeti, Başbakan Talat’ın yarın istifa etmesiyle daha önce iki parti arasında varılan anlaşma gereği yeniden kurulacak.
       Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulması kesinleşen yeni hükümette CTP-BG’nin 7, DP’nin ise 3 bakanlığı olacak.

 

AB sopasıyla Rum başkan davet edildi

22/04/2005 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs'ta bölünmüş kent Lefkoşa'nın Rum Kesimi'ni yöneten belediye başkanının, Ankara'daki Avrupa başkentleri belediye başkanlarının katılacağı toplantıda yer alabilmek için AB sopasını kullandığı iddia ediliyor.

Boykota çağırdı
Kıbrıs Rum Kesimi'nde yayımlanan Simerini gazetesinin haberine göre, Ankara'da bugün düzenlenecek toplantıya Belediye Başkanı Mihalakis Zambelas davet edilmedi. Bunu öğrenen Zambelas AB başkentlerini temsil eden belediye başkanlarını arayarak kendisine davetiye gelmediği takdirde toplantının boykot edilmesi çağrısında bulundu. Gazetenin iddiasına göre, Zambelas'ın bu girişimi sonuç verdi. Bu şekilde amacına ulaşan Zambelas, "Avrupalı belediye başkanları durumu Türkiye'ye şikâyet edip toplantıyı boykot ile tehdit edince salı günü aniden davetiye elime ulaştı" açıklaması yaptı. Simerini, belediye başkanının açıklamalarını "Zambelas Türk inadını yendi" başlığı ile duyurdu.

Kıbrıs'taki tehlike

Erdal Güven

RADIKAL 22/04/05

Talat'ın KKTC cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle; 1) Kıbrıslı Türkler Annan Planı temelinde adanın yeniden birleşmesi yönündeki kararlılıklarını yineledi, 2) Kuzey Kıbrıs'ta toplum-lider uzlaşması sağlandı 3) Denktaş iktidarı resmen bertaraf edildi.
Üç veri de Kuzey Kıbrıs'ta bundan böyle 'dünya'yla uyumlu bir çizgide siyaset üretilip uygulanmasını kolaylaştıracak. Ancak bu, söz konusu siyasetin sonuç alabilmesi için başlı başına yeterli değil. Sonuçtan kastım, kısa vadede Kıbrıslı Türkler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması, uzun vadede de Kıbrıs sorununun Annan Planı temelinde çözülüp Kıbrıslı Türklerin AB'ye dahil edilmesi. Söz konusu siyaseti yetersiz bulmamın nedenleri ise, adanın güneyinde bir karşılığının bulunmaması ve uluslarararası toplumun, bu karşılıksızlığı gidermede etkisiz kalması.
İşin kötü tarafı şu: Bu karşılıksızlık ve etkisizliğin sürmesi, sonuçta Talat'ın altını oyabilir. Kıbrıs sorununun çözümü için ortaya koydukları çaba, Kıbrıslı Türklere yakın gelecekte politik, ekonomik ve sosyal kazanımlar getirmezse, Talat'ın öncülüğünü yaptığı siyaset anlayışı da tıkanma noktasına gelebilir. Bir başka deyişle Türk tarafının halihazırda elinde tuttuğu moral çek makul vadede, nakde çevrilemezse, Talat'ın kredisi azalmaya başlayabilir.
Şu üç noktayı unutmamakta yarar var: 1) Türkiye'nin halihazırdaki çözüm yanlısı siyasi iradesinin kalıcı olacağının hiçbir güvencesi yok, 2) Bu iradenin azalması ya da ortadan kalkmasına koşut olarak Kuzey Kıbrıs'ta 'statuqo ante'ye dönüş özlemindeki siyasi ve toplumsal güçler pekâlâ yeniden yükselişe geçebelir 3) Yukarıda bahsettiğim karşılıksızlık ve etkisizlik ancak ve ancak çözümsüzlüğü pekiştirir.
Talat'ın işi zor. Üstelik önünde yalnızca Kıbrıs sorunu yok, bir de KKTC sorunu var. KKTC sorunu, Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik durumundan Kıbrıslı Türklerin kimlik bunalımına, Türkiye ile ilişkilerine kadar birçok durumsal ve yapısal uzantıları bulunan geniş ölçekli bir sorun.
Zaten geçen pazar günü Talat'ın cumhurbaşkanlığına getirilmesiyle olgunlaşan süreç, Kıbrıslı Türklerin kimlik bunalımının sokağa taşmasıyla yeşermişti. Giderek bir varoluş mücadelesi biçiminde toplumsal bir harekete evrilip siyasi değişimi zorlamaya başlayan bu sürecin dönüm noktası, Kıbrıslı Türklere çözüm ve AB üyeliği perspektifi sunan Annan Planı olabilir, ancak çıkış noktası Denktaş iktidarına ve destekçisi Türkiye'ye karşı yılların birikiminden kaynaklanan bir başkaldırı niteliğindeki 'Bu Memleket Bizim' platformuydu. Buradaki 'biz' Kıbrıs Türk toplumuyken, ister istemez çağrıştırılan 'siz' ise Denktaş iktidarı ve destekçisi Türkiye'ydi. Zaten söz konusu platform, 1999 yazında Kıbrıslı Türklerin siyasi temsilcileriyle Türkiye'nin adadaki askeri yetkililerini karşı karşıya getiren 'paşa krizi' ve muhalif gazeteciler üzerinden basını sindirmeye yönelik 'casus komplosu'nun Kıbrıs Türk toplumunda yol açtığı infialin sonucunda kuruldu. Aynı dönemde meclisin basılıp darmadağın edilmesine, Saray'ın saldırıya uğramasına yol açan 'bankazede isyanı' da bu infiale, maddi bir boyut getirdi.
Annan Planı'nın yüzde 65'e varan ölçüde destek görmesinin ardında yatan nedenlerden biri de, sunduğu çözüm ve AB üyeliği perspektifiyle Kıbrıslı Türkler için kimlik bunalımı dahil, KKTC sorununun sonunu müjdelemesiydi.
Dolayısıyla Annan Planı'nın Rumlarca reddedilmesi, Kıbrıs sorunu gibi KKTC sorununun çözümü için de eşşiz bir fırsatın heba edilmesine yol açtı. Kıbrıslı Türklerin, referandumun sonucundan ötürü Rumlara yönelik olarak duyduğu hayal kırıklığının, içten içe öfkenin temel nedenlerinden biri bu. Baştan sona da haklılar.
Talat, pragmatist, realist ve vizyoner bir lider profili çizmeyi başardığı için Kıbrıslı Türkler tarafından önce başbakan, sonra da cumhurbaşkanı yapıldı. Ancak konumunu koruyabilmesi ve daha da ileri götürebilmesi bir noktadan sonra Talat'ın meziyetlerini aşıyor.
Kıbrıs'ta çözümün anahtarı Papadopulos'un elinde. Ancak Papadopulos'u kapıya doğru yöneltmek de başta AB, BM ve ABD olmak üzere uluslararası toplumun elinde. Talat ne kadar yetenekli bir çilingir olursa olsun kilidi tek başına açamaz ve bir noktada uğraşmaktan vazgeçebilir.

Talat'tan CTP'ye veda

Dün akşam toplanan CTP-BG Parti Meclisi'nde, yeni döneme ilişkin kararlar alındı; ardından Başbakan Talat'ın, cumhurbaşkanlığı makamına geçtikten sonra tarafsız olacağını açıklamasıyla duygusal anlar yaşandı...

Talat'tan CTP'ye veda

ARA SEÇİM 26 HAZİRAN'DA... CTP/BG Genel Başkanı, Başbakan Mehmet Ali Talat toplantıdan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, kendisinin istifasından sonra parti genel sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in başbakan adayı olacağını, pazartesi günü gerekli istişarelerden sonra görevlendirmenin yapılacağını söyledi. Talat, toplantıda CTP-BG Olağanüstü Kurultayı'nın 21 Mayıs'ta parti başkanlığı seçimi gündemiyle toplanması, Lefkoşa milletvekilliği ara seçiminin de 26 Haziran'da yapılması kararlarının alındığını açıkladı

"PARTİ MECLİSİNE KATILMAM DOĞRU OLMAZ"... Başbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı olduktan sonra parti meclisine onursal üye olarak katılabileceğini söyleyen Talat, "Anayasal olarak parti meclisine katılabilirim. Kısıtlamalar var. Parti başkanı olamam ve parti kararları da beni bağlamaz. Bunun dışında partinin bütün faaliyetlerine katılabilirim. Ancak katılmam doğru olmaz" dedi. Talat'ın veda niteliğindeki konuşmasıyla CTP'liler arasında duygusal anlar yaşandı

KIBRIS 22/04/05

 

Erdoğan: KKTC'ye yönelik tecrit kalkmalı

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'ye uygulanan ambargoların kalkması gerektiğini söyledi.

AA'nın haberine göre, Fransa'da yayınlanan haftalık Le Point dergisinin dün çıkan sayısında soruları yanıtlayan Erdoğan, "AB üyeliğinin Rum kesimini tanımaktan geçip geçmediğine" ilişkin bir soruya "Hayır" yanıtını verdi.

Erdoğan, "Bu soruna çözüm BM çerçevesinde bulunmalı. BM planını kabul etmekle Türkiye ve KKTC, Kıbrıs'ta barış istediğini gösterdi. Plana 'Evet' diyen KKTC'ye yönelik ekonomik, ticari, sosyal, kültürel ve sportif tecrit artık kalkmalıdır" dedi.

KIBRIS 22/04/05

 

Rumlardan saygı duruşu

 

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum yönetimi parlamentosu önceki akşam sözde Ermeni soykırımını andı ve bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas ‘Ermeni soykırımı Jön Türkler yönetiminin 1915’te gerçekleştirdiği, insanlık tarihinde eşi görülmemiş suçlardan biridir. Türkiye ise inatla bunu reddetmektedir’ dedi. Rum kesiminde yarın ayin düzenlenecek ve protesto gösterisi yapılacak.

HURRIYET 23/04/05

 

Soyer, gelecek hafta başbakan

KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Parti Meclisi, Başkan Vekilliği'ne Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer'i getirdi. Böylece, yeni CTP - Demokrat Parti koalisyon hükümetinin Soyer başkanlığında kurulması kesinleşti. Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığını devraldıktan sonra, pazartesi Soyer'i hükümeti kurmakla görevlendirmesi bekleniyor.

MILLIYET 23/04/05

 

RAUF DENKTAŞ'A TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ

Bizim, KKTC eski Cumhurbaşkanı sevgili Rauf Denktaş ile sevgi ve kavga karışımı bir ilişkimiz vardır. Bir dönemler aynı görüşleri paylaştık, omuz omuza mücadele ettik. Bir dönem oldu, görüşlerimiz değişti, birbirimize ters düştük ve karşışıklı amansız bir eleştiri kampanyası açtık. Ben O'nu "Kıbrıs Türk toplumunu, Rumlarla birlikte AB'ye sokturacak tarihi bir fırsatı kaçırmakla" suçladım, O da beni "Kıbrıs davasına ihanetle" suçladı. Rauf Denktaş'ın ters tarafına düşmenin, onun karşısına çıkmanın ne denli tehlikeli olduğunu bilenlerdenimdir. Ancak karşılıklı sevgimiz hiçbir zaman eksilmedi. En sert günlerde dahi birbirimizi sevdik, saydık.
50 yıl süreyle -doğru veya yanlış- bir davaya sahip çıkabilmenin ve bu uğurda dört cephede savaşmanın ne demek olduğunu en iyi Rauf bey bilir.
Önce kendi toplumu içinde mücadele etti. İhanetlere de uğradı, sırtından bıçıklayanları da gördü.
Diğer cephesi Türkiye'deydi.
Türkiye'ye toz kondurmadı. Son dakikaya kadar, Türkiye ne istediyse onu yaptı. Bir gözü Genelkurmay'da, öbür gözü de sivil hükümetteydi. Hükümetle, Asker aynı görüştelerse, sorgusuz sualsiz Ankara'dan gelen ricalara uyar; eğer ikisi arasında görüş farkı doğarsa, son dakikaya kadar bekler ve hangisi daha dişli çıkarsa, onun yanında yer alırdı. Ankara, olmadık zamanlarda olmadık isteklerle ortaya çıktı. Denktaş'ı çok güç durumlarda bıraktı. Anavatanın çıkarlarını KKTC'nin önünde tuttu. Zamanında, Denktaş'ı ve mücadele arkadaşlarını aforoz dahi etti. Rauf bey yılmadı, alınmadı, kızmadı ve Ankara'nın sözünden çıkmadı.
Üçüncü cephesi, Rumlar ve Atina oldu. Oradan gelen mesajları, politik tuzakları sürekli izledi ve Ankara'yı uyardı.
Dördüncü cephe ise, Uluslararası kamuoyu oldu.
1974 sonrasında belki daha kolaydı, ancak son yıllarda pek başa çıkamadı. Barışı engelleyen insan damgasını yedi ve kurtulamadı. Aslında, son üç yıldır bu rolü de bilerek oynadı.

RAUF BEYİ,HEP İYİ ANMAK İSTERİZ
Rauf Denktaş, Annan planını engellemese, Kopenhag, hemen ardından Lahey'de gelen altın fırsatı kaçırmasa, bugün hala Cumhurbaşkanlığı köşkünde oturuyor ve Avrupa Birliğine Türk varlığını sokmanın keyfini yaşıyor olacaktı.
Olmadı, ne yapalım. İlerdeki kuşaklar belki onun sık sık kulaklarını çınlatacaklar ve "Ah baba, neden bizi geride bıraktın? Neden Rumlara bu olanağı sağladın?" diyeceklerdir. Ancak, artık eski defterleri kapatalım.
Rauf Denktaş bundan sonra köşesine çekilmeyecektir. Ayrıca çekilmemeli ve deneyimleriyle herkese yardımcı olmalıdır.
Buna karşılık, bizim görmek istemediğimiz veya tercih etmeyeceğimiz, Rauf Denktaş'ın bundan sonra bir "huysuz ihtiyar" olması, Ada'da ve Türkiye'de kendi gibi düşünenleri örgütlemeye çalışıp, bir cephe kurması, kampanyalar açmasıdır.
Tarihin akışını kimse engelleyemez.
Churchill bile, 2 inci Dünya Savaşını kazanıp omuzlarda taşındıktan kısa bir süre sonra, iktidarını kaybedivermişti.
Bugünkü Kıbrıs, artık dünkü Kıbrıs değildir. Türk toplumu da, Türkiye'de aynı değillerdir. Koşullar değişmiş, düşünceler farklılaşmıştır. Dünya değişmektedir.
Bizim kuşağımız, kavga eden yaşlı bir Denktaş değil, akil adam Denktaş'ı görmek istiyor.
Hangi yolu seçerse seçsin, Rauf bey'e hepimizin büyük bir teşekkür borcu var. Farklı düşünse dahi, bizim gibi o da kendi toplumunun çıkarları için mücadele etmiştir.
Güler yüzüyle, esprileriyle Denktaş beyi çok arayacağız ve onu hep kalbimizde taşıyacağız. Görüşlerini alacağız, değerlendireceğiz, büyük olasılıkla bu görüşleri benimsemeyeceğiz, ancak yine de Rauf beyi hep seveceğiz.

*

*

KIBRIS NEDEN BİRLEŞEMEDİ?

Niyazi Kızılyürek 54 yaşında Kıbrıs'lı bir Türk bilim adamı. Sayısız makaleleri ve kitapları var. Özelliği, Ada 1974'te ikiye bölündükten sonra Güney ıbrıs'a geçip, Kıbrıs Üniversitesinin Türkoloji bölümünde ders vermeye başlaması. Bundan dolayı, fanatik Türkler tarafından vatan haini olarak görüldü. Zor dönemler geçirdi, ancak ısrar etti. Hem Türk, hem de Rumların tutkularını içlerinde yaşayarak gördü. Kıbrıs'ın hem Türk, hem de Rum Milliyetçiliğinin tutsağı olduğunu bizzat gözlemledi.
Bu kitap (Doğmamış Bir Devletin Tarihi- Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti) Kıbrıs'ın neden birleşemediğini, daha doğrusu neden birleşemeyeceğini anlatıyor.
İletişim yayınlarının (0212 516 22 60-61) çıkardığı bu kitabı, Kıbrıs'ta gerçekten ne olduğunu merak edenlere tavsiye ederim. Kızılyürek'in saptamaları son derece net ve çarpıçı.

MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 23/04/2005

KKTC’de tarihi gün

KKTC’de cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat, bugün görevi Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan devralacak.

NTV

 

 

24 Nisan 2005—  KKTC Yüksek Seçim Kurulu, Talat’ın cumhurbaşkanlığı seçim zaferini resmen ilan etti. Talat oyların yüzde 55.6’sını, UBP lideri Derviş Eroğlu ise 22.7’sini aldı.

KKTC cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mehmet Ali Talat, bugün devir teslim töreni öncesi saat 16.00’da Cumhuriyet Meclisi’nde ant içecek. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı’na giderek görevi Rauf Denktaş’tan devralacak.
       Devir teslim törenine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’de katılıyor. 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın veda konuşmasından sonra 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat teşekkür konuşması yapacak. Devir teslim töreni 18.30’da tamamlanacak. Talat akşam da halka açık bir resepsiyon verecek.
       Cumhurbaşkanı Denktaş bugün Talat’ın istifasını kabul etti. Yeni hükümet kuruluncaya kadar Başbakanlığa Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş vekalet edecek.
       
HAZİRAN’DA ARA SEÇİM
       Talat’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından CTP-Birleşik Güçler başkan vekilliğine Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer getirildi. Parti 21 Mayıs’ta da olağanüstü kurultaya gitme kararı aldı.
       Parti meclisinde Talat’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle mecliste boşalan bir milletvekilliği için Haziran sonunda ara seçim yapılması için çalışma başlatılması da kararlaştırıldı.
       
KOALİSYON YENİDEN KURULACAK
       Koalisyon ortağı Demokrat Parti meclisi de yeni hükümetin programı ve protokolüne ilişkin son durumu değerlendirdi.
       Koalisyon hükümeti, Başbakan Talat’ın istifa etmesiyle daha önce iki parti arasında varılan anlaşma gereği yeniden kurulacak. Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulması kesinleşen yeni hükümette CTP-BG’nin 7, DP’nin ise 3 bakanlığı olacak.

Talat'ın istifası yürürlüğe kondu

 

KKTC'nin yeni cumhurbaşkanı Talat, yarın CTP'den ayrılıyor



23 Nisan, 2005 17:29:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanlığı'na seçilen ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan yarın görevi devralacak Mehmet Ali Talat'ın Başbakanlık'tan istifası yürürlüğe girdi.

Başbakanlık'tan alınan bilgiye göre, dilekçesini bugünden geçerli olacak şekilde dün Cumhurbaşkanı Denktaş'a sunan Talat'ın istifası, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bugün cevabi yazısıyla kabul edildi. 
 
Cumhurbaşkanlığı'na seçilen Mehmet Ali Talat'ın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sunduğu hükümet istifası ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın onayı Resmi Gazete'de de yayımlandı. 
 
Resmi Gazete'de, yeni hükümet atanıncaya kadar mevcut hükümetin devam edeceği ve Başbakanlık makamına Başbakan Yardımcısı ve DışişleriBakanı Serdar Denktaş'ın vekalet edeceği belirtildi.  
 
CTP'den yarın ayrılıyor
 
Talat'ın, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Başkanlığı ve partideki görevlerinden yarın ayrılacağı belirtildi.
 
Talat'ın milletvekilliğiyse Cumhurbaşkanlığı görevine başlamasıyla sona erecek.  KKTC'de 17 nisanda yapılan seçimi kazanmasının ardından, Yüksek Seçim Kurulu'nun 'Cumhurbaşkanlığı'nı mı, milletvekilliğini mi tercihettiği' sorusuna, 'Cumhurbaşkanlığı görevini kabul ettiğini' yazılı olarak yanıtlayan Mehmet Ali Talat, yarın yemin edip Cumhurbaşkanı olmasıyla milletvekilliğinden de ayrılmış olacak. 
 
Mehmet Ali Talat'ın Başbakanlık'tan istifasıyla 2'inci Talat Hükümeti de istifa etmiş oldu. Ancak, CTP-DP ortaklığındaki koalisyon hükümeti,yeni hükümet kuruluncaya kadar, görevine Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş başkanlığında devam edecek. 
 
Yeni hükümet, CTP'nin aldığı karar doğrultusunda partinin Genel Sekreteri ve Gazimağusa milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak. 
 
Yeni dönemde Başbakanlık görevini üstlenecek Soyer'in, pazartesi günü, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmesi bekleniyor. Soyer'in gelecek hafta içinde kabinesini oluşturacağı da belirtiliyor. 
 
Hükümet kurma çalışmaları 
 
Bu arada, altı kez koalisyon ortaklığı yapacak CTP ile DP, hükümet protokolü çalışmalarını tamamladı.  Koalisyon ortakları, pazartesi günü yapılacak görevlendirmenin ardından, hükümet programını sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde Cumhuriyet Meclisi'ne sunmayı hedefliyor. 
 
Soyer başkanlığındaki yeni hükümetin kurulmasıyla Talat başkanlığında 8 martta kurulan CTP-DP koalisyon hükümeti tamamlanmış olacak.
 
Böylelikle ikinci Talat Hükümeti, yaklaşık bir buçuk aylık kısa ömrüyle Kıbrıs Türk siyasi tarihine 'en kısa süreli hükümet' olarak geçecek.

Bakanlıklarda değişiklik öngörülüyor
 
CTP ile DP'nin mutabakatına göre, bugüne kadar altısı CTP, dördü de DP'de olacak şekilde ortaklık yapan iki parti, yeni hükümette değişiklik yapacak.
 
DP'ye ait bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın da CTP'ye geçmesiyle kabine yediye üç şeklinde paylaşılacak.  Soyer başkanlığında başlayacak yeni dönemde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birlikte, takas şeklinde yer değiştirecek daire ve kurumlar da var.
 
Buna göre, Başbakanlık'a bağlı Enformasyon DairesiDP'ye ait Dışişleri Bakanlığı'na, DP'ye bağlı Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki Devlet Planlama Örgütü de Başbakanlık'a bağlanacak. 
 
Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23'ü CTP, 6'sı da DP'ye ait olmak üzere mecliste 29 sandalyeye sahip olacak.  Lefkoşa milletvekili Mehmet Ali Talat'ın istifasıyla boşalan bir milletvekilliği içinse bu yıl haziran ayında ara seçim öngörülüyor. Ancak bunun mümkün olabilmesi için Meclis çoğunluğuyla 29 nisana kadar karar alınması gerekiyor. 

KKTC'de Talat yemin ediyor


24 Nisan, 2005 02:24:00 (TSİ) CNN TURK

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ''Rauf Denktaş'sız'' dönem bugün resmen başlayacak.

17 nisanda yapılan seçimle cumhurbaşkanlığına seçilen Mehmet Ali Talat, yemin ederek görevi devralacak.

 

Öğleden sonra Meclis'te yemin edecek olan Talat, ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na geçecek. Mehmet Ali Talat, buradaki devir teslim töreni sonrası görevine resmen başlayacak. Törene Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de katılacak. Kuzey Kıbrıs'ta akşam saatlerinde de şenlik düzenlenecek.

 

Başbakan Ferdi Sabit Soyer

 

Kuzey Kıbrıs'ın yeni başbakanı ise Cumhuriyetçi Türk Partisi Başkanvekilliğine getirilen Ferdi Sabit Soyer olacak. Soyer'in, yeni koalisyon hükümetini en kısa sürede kurması bekleniyor.

Yeni hükümette CTP yedi, DP de üç bakanlıkla temsil edilecek.

 

KKTC'de şimdi iş zamanı!

KKTC'de kırk yıllık Denktaş dönemi sona erdi. Şimdi tüm güçler Talat'ın elinde. Hem cumhurbaşkanı, hem de iktidarda onun partisi var. Yani iş yapmasını engelleyecek, ayak bağı olacak, mazeret üretmesine neden olabilecek hiçbir etken yok.
Talat, yıllarca, iş üretemediği için Denktaş ve arkadaşlarını eleştirdi. KKTC halkı da sözlerine güven duydu ki, kendisine görevlerin en kutsalını verdi. Şimdi icraat zamanı. Talat, bugüne kadar eleştirdiği ne varsa en iyisini yapmalı ki, halk başlattığı değişim sürecinin meyvelerini görmeye başlasın.
Yıllar çok çabuk gelip geçiyor. Baksanıza Demirel gibi Denktaş da köşesine çekildi. Önemli olan geride hoş seda bırakabilmek. Bu aşamada Denktaş'a huzurlu bir emeklilik dönemi, Talat'a da başarılar diliyoruz. Ama bu konuya girmemizin asıl nedeni, seçimlerden dolayı askıya alınan bir konunun ivedilikle çözüme kavuşması.
Bilindiği gibi KKTC'deki üniversitelere, YÖK'ün belirlediği kurallara göre ÖSYM'ce yerleştirme yapılıyor. Her ne kadar kendi YÖK'leri olsa da, bizdeki genel kurallar geçerli. Yoksa diplomalarını tanımıyoruz.
TBMM'den önceki ay öğrenci affı çıktı ve yasallaştı. 2000 Haziran'ından sonra her ne gerekçeyle olursa olsun üniversitelerden ilişkisi kesilenlere yeni bir af getirildi. Ama bu af, KKTC'de geçerli değil. Geçerli olabilmesi için KKTC meclisinin de böyle bir karar alması ya da KKTC YÖK'ünün Türkiye'de alınan af kararının KKTC üniversiteleri için de geçerli olduğunu ilan etmesi gerekiyor. Ama tık yok.
Bu durumdaki öğrencileri rahatlatıcı bir karar, umarım hiç zaman geçirilmeden hemen alınır...

** * * *

ABBAS GUCLU MILLIYET 24/04/2005

Yunanistan memnun, Rumlar zafer havasında

COREPER, Türkiye'yi aralarında "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin de bulunduğu 25 üyeyleGümrük Birliği'ni uygulamaya ve Rum bandıralı gemilerle Rum menşeli ürünleri engellememeye çağırdı

Yunanistan memnun, Rumlar zafer havasında

Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilişkilerinin görüşüleceği Ortaklık Konseyi toplantısına (COROPER) sunulacak ortak tutum belgesi, Güney Kıbrıs ve Yunanistan'da son derece tatmin edici bulundu.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, AB dışişleri bakanlarının üzerinde anlaştığı belgedeki Kıbrıs'la ilgili maddeleri memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı.

Yunan dışişleri kaynakları, belgede Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması gereğinden, Rum vakıflarının korunmasından ve Bozcaada ile Gökçeada Rumlarından ilk kez söz edilmesinin de memnuniyetle karşılandığını belirtti.

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos da, Kıbrıs'la ilgili maddelerin 25 üye ülke tarafından benimsenmiş olmasının haklılıklarını kanıtladığını savundu. Rum dışişleri bakanı Yorgo Yakovu da, diğer saptamalara ek olarak Kıbrıs sorununa Avrupa Birliği ilkeleri çerçevesinde çözüm önerilmesini takdirle karşıladıklarını söyledi. Yakovu, raporun Rumların beklentisinin üstünde olduğunu belirtti.

İngiltere'den önce ret sonra onay

Yunan gazeteleri, COREPER'in ilk hazırladığı raporda Rumların talep ettikleri ve nihai raporda da yer alan maddelerin İngiltere tarafından reddedildiğini ancak İngiltere'nin son anda nihai raporu onaylamak zorunda kaldığından söz ettiler.

Buna gerekçe olarak da, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in İngiltere'de yapılacak genel seçimlerde, orada yaşayan Kıbrıs Rum kökenlilerin oylarını kaybedeceğinden endişe duyduğu iddiasını gösterdiler.

Güneyde zafer havası

 

Rum gazeteleri de, AB Daimi Temsilciler Konseyi'nin (COREPER) önceki günkü birleşiminde üzerinde uzlaşmaya varılan metinle ilgili haberi okuyucularına zafer havası içinde aktardı.

Gazeteler, COREPER'in uzlaştığı metnin, Rum yönetiminin beklentilerinin de üzerinde olduğu, Türkiye'ye yeni bir şamar teşkil ettiği yorumlarında bulundu.

Simerini haberi "Özellikle Ankara İçin Avrupa Düğümü - COREPER Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Zırhlandırıyor - Türkiye 25 Üye'yle Gümrük Birliğini Uygulamaya Çağrılıyor - Ürünler ve Kıbrıs'tan Gemilerle İlgili Özel İfade" başlık ve spotlarıyla manşete çekti.

Gazete sürekli perde gerisi çabalar sonrasında ve İngiltere'nin Güney Kıbrıs aleyhine metodlamalarına rağmen COREPER'in önceki gün; Rum tarafının beklentilerinin de ötesinde bir metin üzerinde mutabık kaldığını yazdı.

Gazete COREPER'in Ankara'yı; Gümrük Birliği'ni 25 üye ülkeye genişleten protokolü imzalamaya ve uygulamaya çağırdığını, "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne özel atıfta bulunduğunu ve Türkiye'yi; Güney Kıbrıs limanlarından çıkış yapan Rum bandıralı gemileri ve Rum menşeli ürünleri engellememeye çağırdığını kaydetti.

KIBRSI 24/04/05

Hükümet istifa etti Soyer hükümeti haftaya

Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Denktaş'a sundu. Yarın düzenlenecek törenle cumhurbaşkanlığı görevini devralacak olan Talat, yeni hükümeti kurma görevini ı CTP/BG genel başkan vekili pazartesi Ferdi Sabit Soyer'e verecek

Hükümet istifa etti Soyer hükümeti haftaya

DENKTAŞ İSTİFAYI KABUL ETTİ...Talat, 20 Şubat seçimlerinin ardından kurulan hükümetin istifasını, dün Bakanlar Kurulu'nu ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Denktaş'a bir yazı ile sundu. Denktaş, Talat'ın yazısına bugün yazıyla yanıt vereceğini ve istifayı kabul ettiğini bildireceğini kaydetti. Hükümetin istifası bugünden geçerli olacak

SERDAR DENKTAŞ VEKALET EDECEK... Denktaş, yeni hükümeti kurma görevini yeni cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın vereceğini söyledi ve "Yeni hükümet kuruluncaya kadar, hükümet, Serdar'ın vekâletinde devam edecek" dedi

HÜKÜMET PROTOKOLÜ TAMAM... Genel başkan vekili, CTP Genel Sekreteri Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak 3. CTP/BG-DP koalisyonunun protokol çalışmaları tamamlandı. Yeni hükümetin programı ise iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak çalışmaların birleştirilmesiyle tamamlanacak. Koalisyon ortakları, pazartesi günü yapılacak görevlendirmenin ardından programı sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde meclise sunmayı hedefliyor

 

 

 

Ülkemizde 20 Şubat seçimlerinin ardından kurulan ve 17 Nisan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dek işbaşında kalacağı açıklanan Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti istifa etti.

24 Nisan'da cumhurbaşkanlığını devralacak olan CTP/BG Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümetin istifasını dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a sundu. Hükümetin istifası bugünden geçerli olacak.

Denktaş, Talat'ın yazısına bugün yazıyla yanıt vereceğini ve istifayı kabul ettiğini bildireceğini kaydetti.

24 Nisan Pazar günü yemin ederek cumhurbaşkanlığını devralacak olan Talat, yeni hükümeti kurma görevini önümüzdeki hafta başı CTP/BG genel başkan vekili Ferdi Sabit Soyer'e verecek.

Görevlendirmenin büyük olasılıkla 25 Nisan Pazartesi günü yapılması bekleniyor.

Daha önce iki parti arasında varılan anlaşma gereğince CTP/BG-DP koalisyon hükümeti, 20 Şubat seçim sonuçlarına göre yeniden şekillendi. Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak hükümette, CTP/BG'nin 7, DP'nin de 2 bakanlığı olacak.

Soyer başkanlığında kurulacak 3. CTP/BG-DP koalisyonunun protokol çalışmaları tamamlandı. Yeni hükümetin programı ise iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak çalışmaların birleştirilmesiyle tamamlanacak. Koalisyon ortakları, pazartesi günü yapılacak görevlendirmenin ardından programı sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde meclise sunmayı hedefliyor.

İstifa Bakanlar Kurulu ziyaretinde

Hükümetin istifası, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Bakanlar Kurulu'nu ziyareti sırasında kendisine sunuldu.

CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat, hükümeti istifasını, Bakanlar Kurulu'nu ziyareti sırasında bir yazı ile Denktaş'a iletti.

Denktaş, Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu'na veda ziyareti sırasında gazetecilerin soruları üzerine, Talat'ın yazısına bugün yazıyla yanıt vereceğini ve istifayı kabul ettiğini bildireceğini kaydetti. Denktaş, bu nedenle bugün Talat'la hükümetin istifasına ilişkin herhangi bir görüşme yapılmasına gerek kalmadığını kaydetti.

Denktaş, yeni hükümeti kurma görevini yeni cumhurbaşkanının vereceğini de söyledi.

Denktaş, bu açıklamayı da Özel Gebze İlköğretim Okulu heyetini kabulü sırasında gazetecilerin sorusu üzerine yaptı. Denktaş, Başbakan Talat'ın hükümetinin istifasını bugünden geçerli olarak kendisine sunduğunu belirterek, "Ben de bugünden itibaren kabul ettiğimi söylüyorum. Dolayısıyla yeni hükümet kuruluncaya kadar Serdar'ın vekâletinde devam edecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bir başka soru üzerine, yeni hükümeti kurma görevini yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın vereceğini ifade etti.

Protokol çalışmaları tamamlandı

Öte yandan Talat'ın cumhurbaşkanlığının ardından yeni hükümetin en kısa sürede göreve başlaması için çalışmalar sürüyor.

Genel başkan vekili, CTP Genel Sekreteri Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak 3. CTP/BG-DP koalisyonunun protokol çalışmaları tamamlandı.

Yeni hükümetin programı ise, iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak çalışmaların birleştirilmesiyle tamamlanacak. Koalisyon ortakları, pazartesi günü yapılacak görevlendirmenin ardından programı sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde meclise sunmayı hedefliyor.

Protokol çalışmalarını tamamlayan, programla ilgili çalışmalarında son noktayı görevlendirme sonrasına bırakan koalisyon ortaklarının dün ve bugün herhangi ortak bir toplantı planlamadıkları da öğrenildi.

Koalisyon ortaklığına yaklaşık 1.5 yıldan beri başkanlık eden CTP Genel Başkanı Başbakan Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığını resmen devralmasıyla 3. CTP-DP koalisyonu CTP Genel Sekreteri Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak. Grup Başkanı olarak görevi alacak Soyer'in 21 Mayıs'ta yapılacak parti kurultayında başkanlığa seçilmesi planlanıyor.

CTP'li hükümetlerin tarihçesi

CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığındaki ilk hükümet, aralık 2003 seçimlerinin ardından 13 Ocak 2004'te kurulmuştu. 1. CTP-DP koalisyonu olarak da adlandırılan 18'inci hükümetle, CTP-DP koalisyon dönemi de başlamış oldu.

Ancak bu hükümetin ömrü 9 ay sürdü ve istifalarla ortaya çıkan azınlık sorunu nedeniyle 1. CTP-DP hükümeti 20 Ekim 2004'te istifa etti. Ülkenin yaklaşık 4 ay istifa etmiş hükümetle yönetilmesinin ardından 20 Şubat'ta yapılan erken seçimlerden koalisyonun büyük ortağı CTP gücünü artırarak çıktı.

20 Şubat seçimlerinin ardından koalisyon ortakları devam kararı aldı, ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle "geçiş" hükümeti kuruldu.

10 Mart'ta meclisten güvenoyu alan 2. CTP-DP hükümeti, 1. hükümetin devamı şeklinde ve aynı kabineyle görevini sürdürdü. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından kurulacak 3. CTP-DP koalisyonun protokolüne ilişkin temel ilkeler ve bakanlık dağılımı da bu dönemde belirlendi.

Yeni hükümetin yapısı

Buna göre, bugüne kadar 6'sı CTP, 4'ü de DP'de olacak şekilde ortaklık yapan hükümet, pazartesi günü Soyer başkanlığında kurulacak 3. CTP-DP koalisyonunda şekil değiştirecek. DP'ye ait bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın da CTP'ye geçmesiyle 7'ye 3 oranı kurulacak.

Soyer başkanlığında başlayacak yeni dönemde Çalışma Bakanlığı yanında sınırlı da olsa takas şeklinde yer değiştirecek daire ve kurumlar da var.

Buna göre, Başbakanlık'a bağlı Enformasyon Dairesi DP'ye ait Dışişleri Bakanlığı'na, DP'nin uhdesindeki Ekonomi Bakanlığı'na bağlı Devlet Planlama Örgütü de Başbakanlık'a bağlanacak.

Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23'ü CTP, 6'sı da DP'ye ait olmak üzere Meclis'te 29 sandalyeye sahip olacak. Lefkoşa Milletvekili Talat'ın istifasıyla boşalan bir milletvekilliği için ise bu yıl haziran ayında ara seçim öngörülüyor. Ancak ara seçim için Meclis çoğunluğuyla 29 Nisan'a kadar karar alınması gerekiyor.

Meclis'teki muhalefet partilerinden UBP'nin 19, BDH'nın ise 1 milletvekili var.

KIBRIS 23/04/2005

Cumhurbaşkanlığı Müdürü Çağış, Güney Kıbrıs'tan Londra'ya kaçti

KKTC Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinden zimmetine para geçirdiği suçlamasıyla KKTC polisi tarafından aranmakta olan Cumhurbaşkanlığı Dairesi Müdürü Tansel Çağış'ın kısa süre önce Baf Havaalanı üzerinden İngiltere'ye kaçtığı bildirildi.

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Fileleftheros Gazetesi, "Denktaş'ın Çağış'ı Londra'ya Kaçtı" başlığıyla yansıttığı haberde şunları yazdı:

"Sahte devletin adamları Çağış'ı çeşitli otellerde arıyorlardı. Diğer ilgililer de onu teslim olmaya ikna etmek için özgür bölgelere gelmişlerdi. O, köyü olan Tera'ya gitti, ata evini ziyaret etti ve birkaç gün Baf'ta kaldı. Devamında bir uçağa atlayarak şu anda bulunduğu Londra'ya kaçtı. Adı, istenmeyen kişiler listesinde (Stop List) bulunmuyordu. Bu yüzden Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir suç işlemedi."

Gazete haberin devamında, Çağış'la ilgili olarak Kıbrıs Türk basınına yansıyan haberlere atıfta bulundu.

KIBRIS 23/04/2005

Cumhurbaşkanlığında devir teslim heyecanı

GÖRKEMLİ TÖREN... Cumhurbaşkanlığı seçiminden büyük bir zaferle çıkan Mehmet Ali Talat, 24 Nisan Pazar günü görkemli bir törenle görevi devralacak. Talat'ın mecliste ant içmesinin hemen ardından 101 pare top atılacak; gece de halka açık bir resepsiyon verilecek

TÖRENE GÜL DE KATILACAK... Yarın, Cumhurbaşkanı Rauf Denkaş'ın bu makamdaki son günü. Pazar günü düzenlenecek törenle göreve Mehmet Ali Talat resmen başlayacak. Devir teslim törenine, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de katılacak

 

 

KKTC'nin 2. Cumhurbaşkanı görevine 17 Nisan'da seçilen Mehmet Ali Talat, 24 Nisan Pazar günü görevi Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan devralacak.

Seçimlerden yüzde 55'likoy oranı ile büyük bir zaferle çıkan Talat'ın görevi devralacağı 24 Nisan Pazar günü görkemli bir tören düzenlenecek. Talat'ın cumhurbaşkanlığını devraldığı 101 pare top atışı ile tüm dünyaya ilan edilecek.

Cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni programı açıklandı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de katılacağı devir teslim töreni öncesinde Talat, Cumhuriyet Meclisi'nde ant içecek, Atatürk Anıtı'na ve Dr. Küçük'ün Anıt Tepe'deki kabrine çelenk koyacak ve ardından Cumhurbaşkanlığı'na gidecek. Devir teslim töreninin ardından Talat tebrik kabul edecek ve halka açık resepsiyon verecek.

Yağmura karşı önlem

Devir teslim töreni için Cumhurbaşkanlığı'nda hazırlıklara başlandı. Havanın yağmurlu olma ihtimaline karşı tören alanına brandalar çekilerek altına koltuklar yerleştirildi.

Saat 16.00'da ant içecek

Protokol Dairesi'nden alınan bilgiye göre, yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Pazar günü saat 16.00'da olağanüstü toplanacak Cumhuriyet Meclisi'nde ant içecek.

Talat'a saat 15.45'te Cumhuriyet Meclisi'ne gidişinde Cumhurbaşkanı Yaveri eşlik edecek, aracında fors, bayrak ve plaka bulunmayacak. Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından karşılanacak Talat, tören kıtasını selamlayacak.

101 pare top atılacak

Cumhuriyet Meclisi'ndeki ant içme töreni İstiklal Marşı'yla başlayacak. Cumhurbaşkanlığı forsu meclis özel gönderine çekilecek. Talat'ın ant içmeyi tamamlamasının ardından 101 pare top atışı yapılacak. Resmi binalara bayrak çekilecek ve gece de aydınlatma yapılacak.

Cumhurbaşkanlığı andı

KKTC Anayasası'nın 100. maddesine göre, Cumhurbaşkanlığı andı şöyle:

"Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerinden yararlanması ülküsünden ve Anayasa ve yasalara bağlılıktan ayrılmayacağıma; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma; namusum ve şerefim üzerine ant içerim."

Çelenkler konulacak

Yeni Cumhurbaşkanı Talat, Cumhuriyet Meclisi'ndeki ant içme töreninin ardından saat 16.40'ta Atatürk Anıtı'na ardından da Dr. Fazıl Küçük'ün Anıt Tepe'deki kabrine çelenk koyacak. Her iki yerde de saygı duruşunda bulunulacak, İstiklal Marşı okunacak ve anıt özel defterleri Talat tarafından imzalanacak.

Sarayda karşılama

Talat ve eşi Oya Talat, saat 17.10'da Cumhurbaşkanlığı'na varışında Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı ve eşi tarafından karşılanacak, tören kıtasını selamlayacak. Yeni cumhurbaşkanı daha sonra 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve eşi tarafından karşılanacak. İki cumhurbaşkanı bir süre başbaşa görüşecek ve ardından tören alanına geçecek.

Denktaş veda edecek

Saat 17.30'da İstiklal Marşı'yla başlayacak törende Denktaş ve Talat'ın biyografileri okunacak. 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın veda konuşmasından sonra 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Denktaş'a teşekkür konuşması yapacak.

Cumhurbaşkanlığı forsunun Talat tarafından 1'inci Cumhurbaşkanı Denktaş'a takdiminin ardından Cumhurbaşkanlığı Müteşarı, Denktaş'a şükran plaketi sunacak.

Denktaş'tan "Allahaısmarladık Asker"

Saat 18.00'de eski ve yeni cumhurbaşkanları uğurlama alanına geçerek tören kıtasını teftiş edecek. 1'inci Cumhurbaşkanı Denktaş "Allahaısmarladık Asker" diyerek kıtayı selamlayacak. Ardından köşk erkanıyla vedalaşacak Denktaş ve eşi ile Cumhurbaşkanı Talat ve eşiyle de vedalaşarak eski yaverleri eşliğinde konutlarına hareket edecek.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı'ndaki devir teslim töreninin tamamlanmasının ardından saat 18.30'da, kokteyl sırasında tebrik kabul edecek. Talat, saat 19.30'da ise halka açık resepsiyon verecek.

KIBRIS 23/04/2005

 

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül yarın geliyor

GÜNÜBİRLİK ZİYARET... Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmak amacıyla yarın KKTC'ye geliyor. Saat 12.30'da özel uçakla ülkemize gelecek olan Gül, Cumhurbaşkanı Denktaş ve Başbakan Talat ile görüştükten sonra ant içme törenini izleyip, devir teslim törenine katılacak

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmak amacıyla yarın KKTC'ye geliyor.

TAK muhabirinin edindiği bilgiye göre, saat 12.30'da özel uçakla ülkemize gelecek olan Gül, saat 13.00'te Başbakan Mehmet Ali Talat, 14.00'te de Cumhurbaşkanı Denktaş'la görüşecek. Gül, büyükelçilikte bir süre istirahat ettikten sonra saat 16.00'da da KKTC'nin 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Meclis'teki ant içme törenini izleyecek.

Gül, Meclis'teki törenin ardından saat 17.30'da cumhurbaşkanlığı'ndaki devir teslim töreni ile konuklar onuruna verilecek resepsiyona katılacak. Gül, resepsiyonun ardından KKTC'den ayrılacak.

Bu arada, Talat'ın cumhurbaşkanlığını devralması dolayısıyla verilecek halka açık resepsiyon, konuklar onuruna verilecek resmi resepsiyonun ardından saat 19.30'da gerçekleştirilecek. Dans gösterileri, halk oyunları ve müzik dinletisinin yer alacağı resepsiyon herkese açık olacak.

KIBRIS 23/04/05

Karamanlis: Elenizm Kıbrıs'ta başarılı oldu

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Kıbrıs'ta öncelikli hedefin Annan Planı temelinde soruna çözüm bulunması olduğunu kaydetti. Yunanlı başbakan, elenizmin Kıbrıs'ta başarılı olduğunu iddia ederek, AB'ye üyeliğin sağlandığını, ayrıca Rum tarafının istemediği bir çözümü reddetme tercihini kullanma hakkının da korunduğunu belirtti

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Kıbrıs'ta öncelikli hedefin Annan Planı temelinde çözüm bulunması olduğunu söyledi. Karamanlis, "kuşkusuz planda görüşülmesi ve gözden geçirilerek değiştirilmesi gereken konular var. En önemlisi dikkatle ilerlemektir. Bir önceki girişimin dezavantajlarından birisi de zaman baskısıydı" dedi.

Atina'da yayımlanan Katimerini gazetesine, bugünkü sayısında yayınlanmak üzere demeç veren Karamanlis, Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs konusuna değindi.

Elenizm başarılı oldu

Kostas Karamanlis, Elenizmin Kıbrıs'ta başarılı olduğunu iddia ederek, AB'ye üyeliğin sağlandığını, ayrıca aksi yönde bir uluslararası havaya rağmen, Rum tarafının istemediği bir çözümü reddetme tercihini kullanma hakkının da korunduğunu belirtti.

Kıbrıs'ta öncelikli hedefin Annan Planı temelinde soruna çözüm bulunması olduğunu da kaydeden Karamanlis, "Kuşkusuz planda görüşülmesi ve gözden geçirilerek değiştirilmesi gereken konular var. En önemlisi dikkatle ilerlemektir. Bir önceki girişimin dezavantajlarından birisi de zaman baskısıydı" diye konuştu.

Bir soru üzerine, 3 Ekim'den önce Kıbrıs konusunda bir girişim yapılıp yapılmayacağına ilişkin halihazırda bilgisi olmadığını da söyleyen Karamanlis, "Tüm başrol oyuncularının, bu kez, geçen girişimden elde edilen deneyimlerin ışığında çok daha dikkatli olduklarını" belirtti.

Türk - Yunan ilişkileri

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Atina'nın Türkiye ile ilişkilerini, hak ve çıkarlarının korunduğu bir çerçevede tam olarak normalleştirmek istediğini söyledi.

Katimerini gazetenin, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün son günlerdeki Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs açıklamalarının ardından Erdoğan ile siyasi diyaloğu devam ettirmenin yararına inanıp inanmadığı" sorusunu yanıtlayan Karamanlis, iki ülke başbakanları arasında açık bir iletişim kanalı olmasını gerekli gördüğünü belirtti.

Karamanlis, başbakanlar arasında sürekli iletişim kadar, samimi bir ilişki olması gerektiğine inandığını da kaydetti.

Atina'nın Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermesinin doğru bir politika olduğunu vurgulayan Karamanlis, "Bazı tavırlar bugünden yarına değişmez. Belirli özellikleri olan bir toplum bir gün içinde tüm alanlarda Avrupalılaşamaz. Bu uzun bir süreçtir. Türkiye'nin geleneksel tezlerinde değişiklik yapmadığı görülüyor, ancak bu süreç çerçevesinde Türkiye'nin tavırları günlük bazda izleniyor ve değerlendiriliyor" dedi.

KIBRIS 24/04/05

“Bölünmüş başşehir”...

Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Asbaşkanı Simavi Aşık, önceki gün Ankara’daki Hilton Otel’de başlayan ve ana teması “AB Sosyal Modeli” olan “Avrupa Birliği Genişleme Sürecinde 9’ncu Avrupa Başkentleri Konferansında” bir konuşma yaptı.

Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Michael Zampelas’la birlikte kürsüye çıkan Simavi Aşık dünyanın son bölünmüş başşehri Lefkoşa’nın da Kıbrıs’taki çözümsüzlük durumdan etkilendiğini belirterek Kıbrıs’ta bir çözüme ve barışa ulaşılması çalışmalarına hız verilmesini istedi.

LTB Basın Bürosu’ndan verilen bilgiye göre Kıbrıs’ta bazı politikacıların geçmişte uyguladığı ve bugün de hala uygulamakta olduğu yanlış politikaların iki halkı ayrı tutmaya devam ettiğini belirten Aşık, çağdaş dünyanın politikalarının dil, din ve milliyetçilik mazeretlerini öne sürerek halkları birbirinden ayrı tutma zihniyetine sahip olan siyasetçiler yerine barış yanlısı ve uzlaşmacı siyasetçiler tarafından belirlendiğini belirtti. Aşık, Kıbrıslı Türklerin liderini değiştirdiğini belirterek Kıbrıslı Rumların da tüm dünyanın uzlaşmaz olarak nitelediği liderini değiştirerek daha uzlaşmacı bir kişiyi liderlik koltuğuna oturtması gerektiğini vurguladı. Kıbrıslı Rumları bu konuda cesaretlendirmek gerektiğini ifade eden Aşık, bunun için sadece Kıbrıslı Türklere ve Rumlara değil, tüm Avrupa başkentleri başkanlarına da görev düştüğünü vurguladı. 

Asbaşkan Aşık, LTB ile Ankara’nın kardeş belediyeler olduğunu belirterek Lefkoşa Rum Belediyesi’nin de Ankara ile kardeş olması gerektiğini ifade etti. Lefkoşa Rum Belediyesi’nin kardeş olduğu diğer şehirlerle LTB’nin de kardeş olması gerektiğini belirten Aşık, şehirlerin bütünlüklü bir kardeşliğe imza atması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Öte yandan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’in daveti üzerine LTB’yi temsilen konferansa katılan Simavi Aşık, konferansın açılış konuşmasını yapan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, organizasyona ev sahipliği yapan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ve Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Michael Zampelas’la birlikte basın mensuplarının ilgi odağı oldu.

3 gün sürecek konferansın ilk gününde Lefkoşa ile birlikte 16 Avrupa ülkesinin başkentlerinden belediye başkanları veya üst düzey temsilcileri bir de deklarasyon imzaladı. Yerel yönetimlerin daha yaşanabilir bir çevre, istikrarlı bir ekonomi ve barış isteklerinin ortaya konulduğu konferansta yayınlanan “Ankara Deklarasyonu” oluşturulacak “AB Sosyal Modeli” ile sosyal projelere AB fonlarından daha fazla kaynak ayrılmasını ve bu projelerin tüm Avrupa başkentlerine sunulmasını içeriyor. Deklarasyonda üye ve aday ülkelere ayrılan AB fonlarından yerel yönetimlere daha fazla pay ayrılması ve Avrupa başkentlerinin daha fazla ortak proje sunmaya teşvik edilmesi de isteniyor.

 

YENIDUZEN 24/04/05

 

Yeni bir dönem başlıyor

 

KKTC Cumhurbaşkanlığı’na seçilen ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan bugün görevi devralacak olan Mehmet Ali Talat’ın Başbakanlık’tan istifası yürürlüğe girdi.

Talat, Başbakanlıktan istifasını dünden geçerli olacak şekilde önceki gün Cumhurbaşkanı Denktaş’a sundu. Talat’ın istifası, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın dün istifayı kabul ettiğini içeren cevabi yazısıyla gerçekleşmiş oldu.

CTP-BG Genel Başkanlığı ve partideki görevlerinden bugün ayrılacak olan Talat’ın milletvekilliği ise, Cumhurbaşkanlığı görevine başlamasıyla sona erecek.

Geçen hafta yapılan seçimi kazanmasının ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun “Cumhurbaşkanlığı’nı mı, milletvekilliğini mi tercih ettiği” sorusuna verdiği yanıtla Cumhurbaşkanlığı görevini kabul eden Mehmet Ali Talat, bugün  yemin edip Cumhurbaşkanı olmasıyla milletvekilliğinden de ayrılmış olacak.

Mehmet Ali Talat’ın Başbakanlık’tan istifasıyla, 2. Talat Hükümeti de istifa etmiş oldu. Ancak, CTP-BG ile DP ortaklığındaki koalisyon hükümeti, yeni hükümet kuruluncaya kadar, görevine devam edecek. Hükümete, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş başkanlık edecek.

Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş başkanlığındaki müstafi hükümetin ömrü ise, yeni kabinenin Cumhurbaşkanı’nca onaylanmasıyla birlikte son bulacak.

Yeni hükümet, CTP-BG’nin aldığı karar doğrultusunda partinin Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer başkanlığında kurulacak.

Yeni dönemde Başbakanlık görevini üstlenecek Soyer’in, Pazartesi günü hükümeti kurmakla görevlendirilmesi bekleniyor. Soyer, Cumhurbaşkanlığı’nı yarın devralacak Mehmet Ali Talat tarafından görevlendirilecek. Soyer’in gelen hafta için kabinesini oluşturması bekleniyor.

 

Hükümet çalışmaları

Bu arada, 6 kez koalisyon ortaklığı yapacak CTP-BG ile DP, hükümet protokolü çalışmalarını tamamlarken; koalisyonla ilgili çalışmalar, hükümet programı üzerinde yoğunlaştırıldı.

CTP-BG’nin büyük ortak olarak üçüncü kez hükümette yer alacağı koalisyonun hükümet programı çalışmaları ise, iki parti bünyesinde sürdürülen bakanlıklar bazındaki taslak hazırlıkların birleştirilmesiyle tamamlanacak.

Koalisyon ortakları, Pazartesi günü yapılacak görevlendirmenin ardından, hükümet programını sonuçlandırılmayı ve birkaç gün içinde Cumhuriyet Meclisi’ne sunmayı hedefliyor.

 

2. Talat Hükümeti tarihe geçecek

Soyer başkanlığındaki yeni hükümetin kurulmasıyla, Talat başkanlığında 8 Mart’ta kurulan CTP/BG-DP Koalisyon Hükümeti tamamlanmış olacak. Böylelikle 2. Talat Hükümeti, yaklaşık 1.5 aylık kısa ömrüyle, Kıbrıs Türk siyasi tarihine “en kısa süreli hükümet” olarak geçecek.

CTP-BG’nin büyük ortak olduğu ilk hükümet, Aralık 2003 seçimlerinin ardından 13 Ocak 2004’te kurulmuştu.

Kıbrıs Türk siyasetindeki 18’inci hükümet olan 1. Talat Hükümeti,  CTP-BG ve DP’den gelen istifalarla azınlığa düştü ve 20 Ekim 2004’te istifa etti.

Ülkenin yaklaşık 4 ay istifa etmiş hükümetle yönetilmesinin ardından 20 Şubat’ta yapılan erken seçimlerden koalisyonun büyük ortağı CTP gücünü artırarak çıktı. 20 Şubat seçimlerinin ardından koalisyon ortakları devam kararı aldı, ancak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle “geçiş” hükümeti kuruldu. 10 Mart’ta Meclis’ten güvenoyu alan 2. Talat Hükümeti, 1. Talat Hükümeti’nin devamı şeklinde ve aynı kabineyle görevini sürdürdü. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından kurulacak yeni “CTP/BG-DP Koalisyon Hükümeti”nin protokolüne ilişkin temel ilkeler ve bakanlık dağılımı da o dönemde belirlendi.

 

Yeni hükümetle kabinedeki oran değişecek

Buna göre, bugüne kadar 6’sı CTP-BG,  4’ü de DP’de olacak şekilde ortaklık yapan iki parti, yeni hükümette değişiklik yapacak. DP’ye ait bakanlıklardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın da CTP-BG’ye geçmesiyle kabine 7’ye 3 şeklinde paylaşılacak.

Soyer başkanlığında başlayacak yeni dönemde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yanında sınırlı da olsa takas şeklinde yer değiştirecek daire ve kurumlar da var. Buna göre,  Başbakanlık’a bağlı Enformasyon Dairesi DP’ye ait Dışişleri Bakanlığı’na, DP’ye bağlı Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki Devlet Planlama Örgütü de Başbakanlık’a bağlanacak.

 

Hükümet çoğunluğu 29

Koalisyon hükümeti yeni dönemde 23’ü CTP-BG, 6’sı da DP’ye ait olmak üzere Meclis’te 29 sandalyeye sahip olacak. Lefkoşa Milletvekili Talat’ın istifasıyla boşalan bir milletvekilliği için ise bu yıl haziran ayında ara seçim öngörülüyor. Ancak bunun mümkün olabilmesi için Meclis çoğunluğuyla 29 Nisan’a kadar karar alınması gerekiyor.

Meclis’teki muhalefet partilerinden UBP’nin 19, BDH’nın ise 1 milletvekili var.

 

Denktaş’ın onayı Resmi Gazete’de yayımlandı

Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a sunduğu hükümet istifası ve Cumhurbaşkanı Denktaş’ın istifayı onayı, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Resmi Gazete’de dün yayınlanan istifa ve onay yazılarında, yeni hükümet atanıncaya kadar mevcut hükümetin devam edeceği ve Başbakanlık makamına Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın vekalet edeceği de yer alıyor.

 

Talat Cumhurbaşkanlığını devralıyor

 

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan ve bugün Başbakanlıktan istifa eden CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı görevini bugün devralıyor.

Bugün Cumhuriyet Meclisi’nde yemin ederek Cumhurbaşkanı olacak olan Talat, Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenecek törenle de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan görevi devralacak.

Cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de katılacak.

 

Abdullah Gül adaya geliyor

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılmak üzere bugün KKTC’ye geliyor.

KKTC’ye yaklaşık 8 saatlik bir ziyaret yapacak Gül, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Cumhurbaşkanlığı’nı devralacak Mehmet Ali Talat’la birer görüşme de yapacak.

Bugün saat 11.50’de özel uçakla adaya gelecek olan Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, ilk önce Denktaş ve Talat’la planlanan görüşmelerini gerçekleştirecek. Gül, saat 13.00’te Talat, saat 14.00’te de Denktaş’la biraraya gelecek.

 

Program

Mehmet Ali Talat, bugün saat 16.00’da olağanüstü toplanacak Cumhuriyet Meclisi’nde ant içecek. Talat’a Cumhuriyet Meclisi’ne gidişinde Cumhurbaşkanı Yaveri eşlik edecek, aracında fors, bayrak ve plaka bulunmayacak. Cumhuriyet Meclisi’ne gelişinde Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu tarafından karşılanacak Talat, tören kıtasını selamlayacak.

Cumhuriyet Meclisi’ndeki ant içme töreni İstiklal Marşı’yla başlayacak ve bu sırada Cumhurbaşkanlığı forsu göndere çekilecek. Ardından Talat ant içecek.

 

Cumhurbaşkanlığı andı

KKTC Anayasası’nın 100. maddesine göre, Talat’ın içeceği Cumhurbaşkanlığı andı şöyle:

 “Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın

insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerinden yararlanması ülküsünden ve Anayasa ve yasalara bağlılıktan ayrılmayacağıma; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma; namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”

 

101 pare top atışı yapılacak

Mehmet Ali Talat’ın ant içmeyi tamamlamasının ardından 101 pare top atışı yapılacak.

101 pare top atışının yanında resmi binalara bayrak çekilecek ve gece de aydınlatma yapılacak.

 

Çelenk koyup saygı duruşunda bulunacak

Yeni Cumhurbaşkanı Talat, Cumhuriyet Meclisi’ndeki ant içme töreninin ardından saat 16.40’ta Atatürk Anıtı’na ardından da Dr. Fazıl Küçük’ün Anıt Tepe’deki kabrine çelenk koyacak. Her iki yerde de saygı duruşunda bulunulacak, İstiklal Marşı okunacak ve anıt özel defterleri Talat tarafından imzalanacak.

 

Devir teslim töreni

Talat ve eşi Oya Talat, saat 17.10’da Cumhurbaşkanlığı’na varışında Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı ve eşi tarafından karşılanacak, tören kıtasını selamlayacak. Yeni cumhurbaşkanı daha sonra 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve eşi tarafından karşılanacak. İki cumhurbaşkanı bir süre baş başa görüşecek ve ardından tören alanına geçecek. Saat 17.30’da İstiklal Marşı’yla başlayacak törende Denktaş ve Talat’ın biyografileri okunacak. 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın veda konuşmasından sonra 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Denktaş’a teşekkür konuşması yapacak. Cumhurbaşkanlığı forsunun Talat tarafından 1’inci Cumhurbaşkanı Denktaş’a takdiminin ardından Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı, Denktaş’a şükran plaketi sunacak.

Saat 18.00’de eski ve yeni cumhurbaşkanları uğurlama alanına geçerek tören kıtasını teftiş edecek. 1’inci Cumhurbaşkanı Denktaş “Allahaısmarladık Asker” diyerek kıtayı selamlayacak. Ardından köşk erkânıyla vedalaşacak Denktaş ve eşi, Cumhurbaşkanı Talat ve eşiyle de vedalaşarak eski yaverleri eşliğinde konutlarına hareket edecek.

 

Tebrik kabulü ve halka açık resepsiyon

Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı’ndaki devir teslim töreninin tamamlanmasının ardından saat 18.30’da, kokteyl sırasında tebrik kabul edecek. Talat, saat 19.30’da ise halka açık resepsiyon verecek.

 

YSK Talat’ın Cumhurbaşkanlığına seçildiğini ilan etti

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), geçen hafta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde geçerli oyların yarıdan fazlasını alan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanlığı’na seçildiğini ilan etti.

Talat’ın Cumhurbaşkanlığı’na seçildiğini dünkü Resmi Gazete’de ilan eden YSK, bir diğer ilanında da, seçime katılan adayların oy sayıları ve oranları da açıkladı.

Buna göre Cumhurbaşkanlığı seçimi oy sayıları ve oranları şöyle:

KSP adayı Zehra Cengiz 439 (yüzde 0.44); DP adayı Mustafa Arabacıoğlu 13302 (yüzde 13.22); YP adayı Nuri Çevikel 4816 (yüzde 4.79); CTP adayı Mehmet Ali Talat 55945 (yüzde 55.59); UBP adayı Derviş Eroğlu 22874 (yüzde 22.73); TKP aday Hüseyin Angolemli 1054 (yüzde 1.05); bağımsız aday Ayhan Kaymak 168 (yüzde 0.17); bağımsız aday Arif Salih Kırdağ 309 (yüzde 0.31); bağımsız aday Zeki Beşiktepeli 1725 (yüzde 1.71).

YENIDUZEN 24/04/05

Berberoğlu adaylıktan nasıl çekildi?

 

Yıl 1973... Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkan Muavinliği seçimi yapılacaktı. Seçim öncesinde Dr. Fazıl Küçük,Ahmet Mithat Berberoğlu ve Rauf Denktaş aday olacakjlarını açıklarlar. Dr. Fazıl Küçük bir süre sonra aday olmaktan vazgeçer. Seçime birkaç gün kala CTP adayı Ahmet Mithat Berberoğlu da  adaylıktan çekildiğini açıklar. İşte yaşanan bu gelişmelerin ardından Kıbrıslı Türklerin Dr. Küçük’ten sonraki yeni lideri Rauf Raif Denktaş olur. Yani Denktaş liderliğe ‘seçimsiz’ gelmiş olur.

Seçim yaklaştıkça heyecan artar. Rauf Denktaş ilk kez adaydı, karşısında da CTP adayı Ahmet Mithat Berberoğlu vardı. Ne ilginçtir; Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin ve Rauf Denktaş’ın seçim deneyimleri, 1973 Kıbrıs Cumhuriyeti Cumnurbaşkan Muavinliği seçimleridir.

CTP adayı Berberoğlu’nun  ‘çok büyük baskılar alarak’ adaylıktan çekildiği söylenir. Berberoğlu seçime birkaç gün kala parti merkez binasının balkonundan bir konuşma yapmak istiyordu. O dönemdeki yönetim bu konuşmanın yapılmasını dahi istemiyordu.

Polis’in CTP mitingini çembere alması olayın ciddiyetini ortaya koyuyordu.

Polisin uyarısı korkunçtu: “Berberoğlu konuşmaya başladığı anda bir patlama olacak ve binaya saldıracağız, sakın yaklaşmayın, kan akacak”...

O dönemde Ahmet Mithat Berberoğlu’nun en yakını, hatta Berberoğlu’nun ona “oğlum” diye hitap ettiği Ahmet Ertaç Berberoğlu’nun adaylıktan çekilmesi sürecinde yaşananları anlatıyor:

 

Ahmet Ertaç, Berberoğlu’nun seçimlerden  çekilme kararını ve yaşananları anlatıyor:

 

“Ben Ahmet Mithat Berberoğlu ile çok yakın ilişki içindeydim. Beni ‘oğlu’ sayardı, evine sıkça gider sohbet ederdik. 17 yaşında idim o zamanlar... Rahmetli Mithat Bey o yıllarda partinin Genel Başkanı’ydı. Rahmetli Naci Talat da Genel Sekreter idi. Önümüzde Cumhurbaşkan Muavinliği seçimleri vardı. Parti, konuyu yetkili organlarında değerlendirdi ve seçime katılmayı kararlaştırdı. O yıllarda teşkilat ve bayraktarlık baskısı toplum üzerinde çok hakimdi. Yani neredeyse nefes alırken bile teşkilattan izin almak zorundaydık. O dönemde yönetim, baskıcı politikaları ile  toplum üzerinde terör estiriyordu. CTP’nin temel polıitikasi o yıllarda bu rejime karşı idi. Parti ilk olarak Dr. Fazıl Küçük’e teklif götürmek istedi. Yani Dr. Küçük’ün seçimde aday olması sağlanacaktı, CTP de destek verecekti.”

 

Berberoğlu ile Dr. Küçük’ün tarihi görüşmesinde neler konuşuldu?

 

“Denktaş da ilk kez adaydı. 1973 seçimlerine kadar Kıbrıs Cumnurbaşkan Muavini Dr. Küçük’tü. Denktaş, Dr. Küçük ile çekişme halindeydi. Ankara’nın desteğini alan Rauf Denktaş, Dr. Küçük’ü Cumhurbaşkan Muavinliği’nden ekarte etmek ve koltuğa oturmak istiyordu. CTP Genel Başkanı Berberoğlu, Dr. Küçük’e teklif götürdüğü gün yanına beni de aldı. Berberoğlu’nun eski model, siyah bir Mersedes’i vardı. O araba ile Dr. Küçük’e gittik. Hiç unutmam, Dr. Küçük’ün odasına girdiğimizde kafası yere doğru eğik vaziyette oturuyordu. Çok kısa bir sohbet oldu. Dr. Küçük “Anlat Berber” dedi. Berberoğlu da “Senin aday olmanı istiyoruz. Sen aday ol biz de seni destekleyelim” dedi. Dr. Küçük de buna karşılık “Yahu ben bütün gün gazetemde Denktaş’a da söverim, Ankara’ya da söverim, rahat bırakmayacaklar bizi... Sen aday ol, ben seni gazetemde destekleyeyim” dedi. Berberoğlu da “Tamam ben bunu partiye ileteceğim, aday olup olmayacağıma parti karar verecek. Ben aldığımız kararı size ileteceğim” dedi. Daha sonra Berberoğlu’nun aday olmasına karar verildi.”

 

Berberoğlu ve Denktaş’ın hesapları ne idi?

 

CTP ve Berberoğlu’nun yaptığı hesaplar, seçime katılması halinde CTP’nin büyük bir destek göreceğini gösteriyordu. Çünkü o dönemde toplum üzerindeki faşizan baskıların sandıya bir ‘tepki oyu’ olarak yansıması bekleniyordu. Demokrasi güçleri de bayağı güçlü idi o dönemde... Bir öğretmenler sendikası vardı. Bir siyasi parti gücünde idi. Öğrenci hareketlerinden gelenler de yavaş yavaş CTP’ye kanalize oluyordu. Berberoğlu’nun yaptığı bu hesapları, Denktaş da yapıyordu. Yani Denktaş, Berberoğlu’nun seçime girmesinin kendisi için büyük bir tehlike yaratabileceğini önceden sezmişti.”

 

İki aday!.. Denktaş ve Berberoğlu!..

 

“Berberoğlu’nun adaylığını ilan etmesinden sonra partide çalışmalar başladı. İki aday vardı, biri Denktaş, diğeri de Berberoğlu...  Berberoğlu’na çok büyük bir destek yağmaya başladı. Hatta partiye telefon açıp ismini vermeyen insanlar Berberoğlu’na destek olacaklarını söylüyorlardı. Berberoğlu’nun köy gezilerinde büyük baskılar yapılmaya başladı. Köy gezileri sırasında kahvehaneler kapatılıyordu. Köylerdeki karanlık köşlerde meşaleler yakarak küçük konuşmalar yapılıyordu. O yıllardaki mücadele koşulları çok ağır olduğu için, verilen kavga da çok onurlu idi. Kolay değildi mücadele etmek. Mesela beni çarşıda sandalye ile dövmüşlerdi. Evet!.. Sandalyeyi üzerimde kırlılar ve beni kimse kurtaramadı. O yıllarda biz çarşıda YeniDÜZEN’i satmaya çalışıyorduk.

Denktaş Bey’in hayattaki en büyük korkusu seçimdi. Her zaman kazanmayı düşünüyordu. Kaybetmek istemiyordu. Arkasındaki Ankara desteğini de hissetmesine rağmen bu korkuyu her zaman hissetmiştir.

O dönemde partinin her kesiminden insana tehdit yağıyordu. Ben, Boyacı’nın yanında çalışıyordum. Devamlı Boyacı’yı taciz ediyorlardı, beni işten atması için... Boyacı da beni çok seviyordu.”

 

CTP mitingine polis darbesi!..

 

“Yapılan baskılara rağmen parti çok büyük bir şevk ile çalışıyordu. Hiçbir meydanda miting yapmamıza izin verilmedi. Seçime birkaç gün kala CTP’nin, Lefkoşa Köşklüçiftlik’deki partinin eski merkez binasının balkonunda bir konuşma yapılmasına karar verilmişti. Bu mitingin yapılması kararının ardından Mithat Bey’e yapılan baskıların boyutu da giderek arttı. Evinin önünde bomba patlatılmış, evine hapsedilmişti. Berberoğlu, olanları anlatmak için Türkiye’ye gitmeyi düşünüyordu. Berberoğlu’nun yurt dışına çıkmasını engellemişlerdi.  Hatta şu anda toplumda iyi bir yere gelmiş bir işadamı tarafından o dönemde şakağına tabanca dahi dayandı.

Yapılan tüm baskılara rağmen Berberoğlu adaylığını çekmiyordu. Hatta son, parti yetkilileri bile, yaptıkları toplantılarda, Berberoğlu’nun çekilmesine karar verme aşamasına gelmişlerdi. Partinin isteğine rağmen Berberoğlu çekilmeyi hiç düşünmüyordu ve partinin balkonundan yapacağını konuşmayı, yapmak istiyordu.

Ben o gün işimden erken ayrıldım ve eylemin yapılacağı yere geldim. Partinin etrafı polis çemberine alınmıştı. Partiye yaklaşan sivilleri partiden uzaklaştırıyorlardı. Oradaki polis kuvvetinin başında Necdet Çavuş vardı. Necdet Çavuş beni çok iyi tanıyordu ve ilişkilerimiz iyiydi. Beni çemberin içerisine koymak istemedi. Ben partiye girmek istiyordum. Necdet Çavuş bana “Berberoğlu konuşmaya başladığı anda bir patlama olacak ve binaya saldıracağız, sakın yaklaşma, kan akacak” dedi. Ben de Necdet Çavuş’a “Bırakın beni gideyim ve bu uyarınızı Berberoğlu’na söyleyeyim, belki kan akmaz...” dedim. Polis sonunda benim partiye girmeme izin verdi. Necdet Bey “15 dakikadan fazla kalma, söyle ve hemen geri dön” dedi. İçeriye girdiğimde çok iyi hatırlıyorum, rahmetli Naci Talat, Berberoğlu’nun başucunda idi. Berberoğlu, başı eğik, çok üzgün bir vaziyette oturuyordu. Naci Talat’a  Necdet Çavuş’un söylediklerini anlattım, Naci Talat da bunun üzerine Berberoğlu’na da anlatmamı söyledi. Berberoğlu bana “oğlum” diye hitap ederdi. Odasına girdiğimde “Ne var oğlum” dedi. Ben de aşağıdaki planı anlattım. “Partiye saldıracaklarmış” dedim. Partide bazı arkadaşların bunları anlatmamadan sonra telaşa kapıldığını gördüm. “Paşa” dediğimiz bir arkadaaş vardı, teksir makinamızı kurtarmak için makinayı alıp, arka sokaktan çıkarak kaçtı. Bunun üzerine Berberoğlu ve arkadaşları oturup konuştu ve miting yapılmayacağı açıklandı. Nacı Talat, balkondan miting yapmaktan vazgeçildiğini ve CTP’nin adaylıktan da çekildiğini açıkladı. Daha sonra da telefon ile Yüksek Seçim Kurulu’nu arayarak çekilme kararını iletmişti. Yani seçimsiz olarak Denktaş Bey, “Cumhurbaşkan Muavini” oldu.”

YENIDUZEN 24/04/05

Annan’dan temsilci atamasını isteyecek

Başbakan Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanlığı görevini devraldıktan sonra ilk olarak BM Genel Sekreteri’nden Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’de çözüme yönelik inceleme yapacak temsilci ataması için çalışacağını söyledi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle Bakanlar Kurulu’nu KKTC ilkokullarını temsilen ziyaret eden 25 ilkokuldan öğrenciler, Bakanlar Kurulu’ndaki koltukları kısa bir süreliğine sembolik olarak devraldı. Kıbrıs sorunu, kolejlerin kapatılması ve farklı konularda fikirlerini belirten öğrenciler başbakana ve bakanlara da sorular yöneltti.

Bir öğrencinin, Cumhurbaşkanlığı görevini devraldıktan sonra ilk olarak ne yapacağını sorması üzerine Başbakan Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununu çözmek için BM Genel Sekreteri’ni harekete geçirmeye çalışacağını, bu yönde Genel Sekreter’in, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’tan talep ettiklerini alması için uluslararası bir seferberlik başlatmayı düşündüklerini açıkladı.

“PAPADOPULOS, GENEL SEKRETERİN TEMSİLCİ GÖNDERMESİNİ İSTEMİYOR”

Papadopulos’un şu sıralarda Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’a, çözüm çalışmaları hakkında yerinde incelemeler yapması için BM Genel Sekreteri tarafından temsilci gönderilmesini istemediğini, bunun yerine gelişmelerin ve Rum tarafının isteklerini Genel Sekreter’e aktarılması için BM’ye temsilci göndermek istediğini belirten Talat, Papadopulos’un esas amacının, BM’nin bu taraftaki incelemelerini engellemek ve gelişmeleri kendi istediği biçimde anlatmak olduğunu ifade etti.

Talat ”İlk olarak BM buraya bir temsilci göndermesini sağlamamız lazım. Bunu istiyoruz. Bunu Genel Sekreter’den belki ilk göreve başlar başlamaz ciddi şekilde talep edeceğim” dedi.

Bir öğrencinin Cumhurbaşkanlığını devraldıktan sonra, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan farklı bir siyaset izleyip izlemeyeceği sorusuna karşılık Talat,  Denktaş döneminden çok farklı şeyler yapmak istediğini söyledi. Talat, Denktaş dönemindeki politikanın referandumdan sonraki politik durumdan farklı olduğunu belirterek, bu nedenle farklı bir politika izleyeceğini kaydetti.

Rum siyasetinde hiçbir değişiklik olmadığını ifade eden Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise, “Buradaki siyaset ne kadar değişirse değişsin, önemli olanın Rum tarafındaki siyasetin de değişmesidir. Orada henüz değişen bir şey yok” dedi.

Cumhurbaşkanlığını devralacak olan Talat’ın, Rum tarafındaki siyasetin değiştirilmesi için çalışacağını, başarılmadığı takdirde ise dünyaya daha açık bir mesaj verileceğini belirten Denktaş, çocukları Bakanlar Kurulu’nun işleyişi ve koalisyon hükümetleri hakkında da kısaca bilgi verdi.

HALKIN SESI 23/04/2005

Bakanlar Kurulu’na veda etti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Bakanlar Kurulu’na veda etti.

Denktaş’ın vedası için toplanan Bakanlar Kurulu’na bir süre başkanlık eden Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP-BG ile DP ortaklığındaki kabineye, ülkeye verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür etti.

Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Başbakan Mehmet Ali Talat ile yeni oluşacak hükümet için uyarılarda bulunan Denktaş, “Gaye birdir. Halkın egemenliği, bağımsızlığı ve esenliği... Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden ayrılmamak, dik durarak AB’ye girmek. Eğer cennet buysa, o cennete yürüyerek girmek. Diz çöküp yalvararak değil” dedi.

Denktaş, Başbakan Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın yabancılarla yaptıkları temaslarda bu konularda çok dikkatli olduklarını gördüğünü belirtti ve kendilerine teşekkür etti.

Denktaş’a geçen süreçteki işbirliği ve sağduyudan dolayı teşekkür eden Talat ise, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını sonuna kadar korumakla yükümlü olduklarını, bundan kuşku duyulmaması gerektiğini söyleyerek, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını geliştirmekle de yükümlü olduklarını, bunun da, halkı, başı dik, yürüyerek, ayakta, dimdik AB’ye sokmakla olacağını belirtti. Bunları sağlamak zorunda olduklarını dile getiren Talat, geçmişin ve Cumhurbaşkanı Denktaş’ın kendilerine yüklediği en büyük sorumluluğun bu olduğunu ifade etti. Talat, geçmişin büyük mücadeleleri sonunda gelinen noktayı, uluslararası anlamda tescil edilen ve Kıbrıs Türk halkının dünyayla bütünleşmesini sağlayan yeni bir aşamaya ulaştırma sorumlulukları olduğunu kaydetti.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise, “Şanlı tarihimizin temsilcisinin görevden ayrılırken verdiği mesajın, geleceğin teminatı çocuklar tarafından da doğru algılandığını gördük” diyerek, hükümetin ve yeni cumhurbaşkanının tam istişare halinde hakları koruyacağını söyledi. Serdar Denktaş, “Hakları koruyarak, eğer Rum tarafının da aklı başına gelirse bir ortaklık kurmak için mücadele edeceğiz. Aklı başına gelmezse ne yapacağımıza hep birlikte karar vereceğiz” şeklinde konuştu.

“SON TOPLANTI”

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Bakanlar Kurulu’na yaptığı veda ziyareti dün saat 11.00’de gerçekleşti.

Veda için toplanan Bakanlar Kurulu, Mehmet Ali Talat’ın başbakanlığında son toplantısını yapmış oldu.

Yaklaşık 1.5 aylık süreçle görevde kalan 2. Talat Hükümeti’nin son Bakanlar Kurulu toplantısına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Erkan Emekçi dışındaki tüm bakanlar katıldı.

DENKTAŞ: RUMLAR ŞAKA YAPMIYOR

Toplantıda ilk konuşmayı yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk halkının güzel bir değişim yapmakta olduğunu söyleyerek, uzun yıllardır devam eden mücadeledeki bu değişimin, daha iyisi için olmasını diledi.

2005’in Rumlar tarafından “EOKA Yılı” ilan edildiğini, bunun Rumların şaka yapmadığını gösterdiğini belirten Denktaş, Rum liderlerin, Kıbrıslı Türkleri yok etmekle ilgili ve benzeri itiraflarını anımsattı. Denktaş, bunların ve EOKA mensubu 21 bin kişiye madalya verecek olmalarının, yeni dönemde hükümet edecek olanlar ile yeni Cumhurbaşkanı’na, Rumların kendilerini “Kıbrıs’ın tek sahibi” olarak gördükleri gerçeğini hatırlatacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, “biz devlet değil, hükümet değiliz” denilirse ve dünyanın Rum’a yaptığı muamelenin aynısının istenmemesi halinde uzlaşmanın olabileceğini, ancak böyle bir uzlaşmanın da “teslimiyet” olacağını ifade etti.

KKTC’nin varlığının Enosis’e engel olduğunu, egemenlik ve bağımsızlığın hakları koruyacak yegâne kaleler olduğunu, bunların TBMM’de karara bağlandığının, geçen gün TC Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök tarafından ortaya konulduğunu, Bakanlar Kurulu’na hatırlatan Denktaş, bu hatırlatmayı bir görev bildiğini söyledi.

“BİRAZ DAHA İÇLİ DIŞLI OLDUKTAN SONRA...”

Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Talat’a olan güvenini yineleyen Denktaş, dış ilişkilerde gerçekler üzerinde duran Talat’ın, Rumlarla biraz daha içli dışlı olduktan sonra söylediklerini göreceğini belirtti.

Kendisini “barış düşmanı” olarak takdim edenlerin, söylediklerini iyi değerlendirmeleri halinde gerçekleri göreceğini söyleyen Denktaş, uzlaşmayı Rum idaresinin istemediğini, bunun kaynağının da, ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği’nin dürtüsüyle geçirilen BM kararları olduğunu kaydetti. Denktaş, bu kararların değiştirilmesi gerektiğini dile getirdi.

“KALBİM VE KAPIM AÇIK”

Cumhurbaşkanı Denktaş, kalbinin ve kapısının yeni Cumhurbaşkanı ve yeni hükümete açık olduğunu vurgulayarak, bilgisinden ve tecrübesinden yararlanmak istemeleri halinde, kendilerine yardımcı olmanın görev olduğunu ifade etti.

Denktaş, sözlerini ABD’deki bir başkanlık devir teslimi sırasında görevi devredecek olanın söylediklerini aktararak tamamladı, şöyle dedi:

“Genç adam, bu eve giriyorsun diye duyduğun mutluluk, benim çıktığım için duyduğum mutluluk kadarsa, seni kutlarım, buyur gel.

Biz bu evde, koltukta, makamda, dikenli sandalyede oturduk. Halkın geleceği büyük sorumluluktur Sayın Başkan. Bunun ağırlığını gördünüz, daha da göreceksiniz. Hem Allah, hem de halk yardımcınız olsun.”

TALAT: SAVUNMA DEĞİL ATAK

Başbakan Mehmet Ali Talat ise, Cumhurbaşkanı’nın ayrılışıyla hükümetin de son bulacağını ve yeni bir başlangıç gerçekleşeceğini söyledi.

Rum Yönetimi’nin hedeflerini çok iyi bildiklerini, bunu geçmişte bildiklerini belirten Talat, ancak Rumların bugün itiraflarda bulunduklarını, bunun da büyük avantaj olduğunu kaydetti.

Dünyanın artık bazı şeyleri görmeye başladığını dile getiren Talat, Kıbrıs Türk tarafının, eşitlik, haklar ve güvenliğinin korunacağı bir anlaşmayı sağlamak için öncülük yapan bir politika izlemesi gerektiğini ifade etti. Talat, savunmada değil atak olarak hakları sonuna kadar koruyarak sonuca varma hedefinde olunması gerektiğini belirtti.

Talat, çok büyük sorumluluklar üsteleneceklerini, bu nedenle yanlışlar yapmamak gerektiğini kaydederek, herkesle işbirliği içinde olacaklarını, hem Cumhurbaşkanı hem de hükümet olarak bütün toplumu kucaklayacaklarını söyledi.

“ONAY VERMEMİZ DÜŞÜNÜLEMEZ”

Başbakan Talat,  Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un, BM Genel Sekreteri’nin Mayıs ayı içerisinde bölgeye temsilci göndererek sondajlarda bulunması düşüncesine, karşı bir düşünce geliştirdiğini ifade ederek, Papadopulos’un bir temsilcisini Genel Sekreter’e göndermeyi planladığını kaydetti.

Talat, bunun Rum tarafının sorunu zaman yayma ve avantaj elde etme çabası olduğunu belirtti ve onay vermelerinin düşünülemeyeceğini dile getirdi.

SERDAR DENKTAŞ

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise, bugün Bakanlar Kurulu’nu ziyaret eden bir çocuğun Başbakanlık koltuğuna oturduğunu ve “ne yapmak isterdin” denildiğinde “halkımızın kendi bayrağı altında özgür yaşamasını sağlardım” yanıtını verdiğini anlatarak, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın verdiği mesajın da aynı olduğunu belirtti.

“Dolayısıyla şanlı tarihimizin temsilcisinin görevden ayrılırken verdiği mesajın, geleceğin teminatı çocuklar tarafından da doğru algılandığını gördük” diyen Serdar Denktaş, hükümetin ve yeni cumhurbaşkanının tam istişare halinde hakları koruyacağını söyledi. Serdar Denktaş, hakları koruyarak, eğer Rum tarafının da aklı başına gelirse bir ortaklık kurmak için mücadele edeceğiz. Aklı başına gelmezse ne yapacağımıza hep birlikte karar vereceğiz” şeklinde konuştu.

Serdar Denktaş, sözlerini “hayırlısı olsun” diyerek tamamladı.

DENKTAŞ’TAN EKENOĞLU’NA VEDA VE MECLİS’E SİTEM

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi’ni Rumların yalanlarına karşı ses vermeye ve Kıbrıs konusunda ortak hareket etmeye çağırdı.

Görevinin son gününde veda ziyaretlerini sürdüren Cumhurbaşkanı Denktaş, Bakanlar Kurulu’nun ardından Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu’nu ziyaret etti. Denktaş Meclis’e yanından ayırmadığı köpeği “Boncuk”la geldi. Denktaş’la birlikte makam arabasından inen “Boncuk”, foto muhabirlerine renkli görüntüler oluşturdu. Ancak “Boncuk” korumaların müdahalesiyle Meclis’e giremeden makam arabasına geri döndü ve yaklaşık yarım saatlik görüşme süresince arabada beklemek zorunda kaldı.

EKENOĞLU’NA ÖVGÜ...MECLİS’TEN ŞİKÂYET

Meclis şeref salonunda yapılan görüşmede “Karşılıklı saygı ve sevgi içinde çalıştık. Teşekkür ederim. Tarafsız bir başkanlık yaptınız, kutlarım” diyerek Meclis Başkanı Ekenoğlu’na övgü dolu sözler söyleyen Denktaş, Meclis’ten ise şikâyetçi oldu.

Rum liderlerin açıklamalarına atıf yapan, 2005’in “EOKA yılı” ilan edildiğine dikkat çeken , “Rum gençlerin Türkleri öldürmek için eğitildiğine” ilişkin açıklamaları anımsatan Denktaş, özetle şunları kaydetti:

 “Meclisimizden bunlara karşı ses yükselmeli. İkazda da bulundum. Meclis bağımsız, kimsenin işaretiyle hareket etmez, ama bunlara önem verirlerse iyi olur. Rumların yalanları partilerimiz ve Meclis tarafından yanıtlanmalı. Dünyanın gerçekleri görmesi için bizim konuşmamız lazım. Bu konuda konuşacak resmi yer de Meclis’tir.”

EKENOĞLU’NDAN DA DENKTAŞ’A ÖVGÜ

Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu da Denktaş’a övgü dolu sözlerle veda etti.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Kıbrıs Türkü’nün var oluş mücadelesine önderlik yaptığını ve mücadeleci ruhuyla kendilerine örnek olduğunu söyleyen Ekenoğlu, esprili ve en gergin anları bile rahatlatan kişiliğiyle de örnek oluşturduğunu belirtti.

Son 1.5 yıllık görev sürecinde Cumhurbaşkanı Denktaş’la gayet uyumlu çalıştıklarını belirterek teşekkür eden Ekenoğlu, Denktaş’a sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diledi.

TALAT’IN ASKERLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI

Bu arada Cumhurbaşkanı Denktaş, basına da yansıyan Başbakan Talat ile Rum Meclis Başkanı Hristofyas arasında yapıldığı söylenen telefon görüşmesine ilişkin bir soruyu da yanıtladı.

Başbakan Talat ile Hristofyas’ın  “Türk askerinin adadan çekilmesi konusunda mutabakat sağladığına” ilişkin Rum basını kaynaklı haberlerin anımsatılması üzerine Denktaş, özetle şunları söyledi:

“Bilemem, bunu Sayın Talat’a soracaksınız. Ben böyle bir şey görmedim, aksine Sayın Talat’ın ‘mesele halledilmeden asker çekilemez’ beyanatı var. Bu nedenle ben bilemem...”

HALKINS SESI 23/04/2005