CTP-DP hükümeti güvenoyu aldı


8 Mayıs, 2005 16:40:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkan vekili Ferdi Sabit Soyer başkanlığında 26 nisanda kurulan CTP-DP koalisyon hükümeti güvenoyu aldı.

Cumhuriyet Meclisi, güvenoylaması için, Başkan Fatma Ekenoğlu başkanlığında toplandı. Açık oyla, ad okunarak yapılan oylamada 28 milletvekili 'kabul', 19 milletvekili 'ret' oyu verdi.
 
Meclis toplantısına, biri CTP, biri de UBP'den iki milletvekili izinli olduğu için katılmadı. UBP ve BDH milletvekilleri hükümete 'ret' oyu verdi.
 
KKTC'de 20'nci hükümet olarak kurulan koalisyon hükümetinin 48 sayfalık hükümet programı salı günü Meclis'e sunulmuş, programla ilgili görüşmeler cuma günü gece geç saatlerde tamamlanmıştı. 
 
Koalisyon hükümeti Cumhuriyet Meclisi'nde 29 milletvekiliyle temsil ediliyor. Meclis'te, CTP milletvekili Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesi nedeniyle bir sandalye boş bulunuyor. 

 

KKTC'de hükümet güvenoyu aldı

 

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ”Kıbrıs ortak vatansa bu ortak vatanın eşit tarafının Kıbrıs Türk halkı” olduğunu vurgulayarak, “Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitliği ve ortaklığı temelinde bir sonuca ulaşmak Kıbrıs sorununun çözümünün esasıdır” dedi.

Başbakan Soyer, Kıbrıs Rum yönetimine ve Rum halkına barış çağrısı yaparak, “Kıbrıs Türk halkı geleceği Kıbrıslı Rumlarla birlikte, siyasal eşitlik ve ortaklık temelinde kurmak istiyor” diye konuştu.

Soyer, CTP-DP koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'nde güvenoyu aldıktan sonra yaptığı konuşmada, güvenoyu için meclise teşekkür etti.

Bugünün Anneler Günü olduğuna işaret ederek, herkesin Anneler Günü'nü kutlayan Soyer, “Anneler Günü'nde güvenoyu alan hükümetin temel perspektifi bu memlekette her annenin beklediğine cevap vermek olacaktır. Bu da gençlerimize iş, aş, demokrasi, sevgi dolu bir yaşam ve Kıbrıs sorununda kalıcı bir barışa gitmek ve Kıbrıs Türk halkını dünya ile buluşturma mücadelesinde üstüne düşen görevleri yerine getirmektir” dedi.

Eleştirileri dikkate alacaklarını ve toplumun tüm kesimleriyle diyalog halinde olacaklarını, hükümet ortaklarının tam bir koordinasyon içinde hareket edeceğini ifade eden Soyer, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Türkiye ile işbirliği içinde olacaklarını kaydetti.

Kıbrıs sorununun çözümünde Türkiye ile ortak çıkarları ortak politikalarla ileriye götürebilmek için çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Soyer, gelecek dönemin çok zor bir dönem olacağının bilincinde olduklarını ifade etti.

İnsanlara sevgiyle yaklaşmayı temel prensip edineceklerini belirten Başbakan Soyer, “21. yüzyıl dinamiği içerisinde açık ve kesin olan bir şey vardır; Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda var olması için üretken, demokratik ve girişimci bir devlet yapısına, ekonomiye ve toplumsal ilişkilere ihtiyaç duymaktayız” dedi.

Soyer, “21. yüzyıla uymak ve 21. yüzyılın gerçeklerinde Kıbrıs Türk halkının var olma koşullarının gelişmesi temel hedefimiz olacaktır” ifadesini kullandı.
   
RUM TARAFINA ÇAĞRI
   
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, hükümeti adına Kıbrıs Rum tarafına da çağrı yaparak, şunları söyledi: “Kıbrıs ortak vatansa bu ortak vatanın eşit tarafı Kıbrıs Türk halkıdır. Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitliği ve ortaklığı temelinde bir sonuca ulaşmak Kıbrıs sorununun çözümünün esasıdır” dedi.
 
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, Güney Kıbrıs'ı ziyaret eden yabancı bir heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, “Nüfusun yüzde 82'si ile 18'i eşit olabilir mi?” yaklaşımını ortaya koyduğunu belirten Başbakan Soyer, “AB üyesi olduğunu iddia eden bir ülkenin başkanının böyle konuşması AB ilkelerine ve demokratik değerlerine aykırıdır” dedi. Soyer, bugün AB dönem başkanlığı yapan Lüksemburg'un nüfusunun, Almanya'nın orta büyüklükteki bir şehrinin nüfusu kadar olduğunu, ancak Lüksemburg'un AB içinde siyasal eşitlik temelinde bir ortak olduğunu belirtti.

Kıbrıs Rum halkına barış çağrısı yapan Soyer, şöyle konuştu:   “Kıbrıs Türk halkı fazla bir şey istemiyor. Kıbrıs Türk halkı geleceği Kıbrıslı Rumlarla birlikte, siyasal eşitlik ve ortaklık temelinde kurmak istiyor. Kıbrıs'ı bir barış adası yapmak istiyor.”

 

HURRIYET 08/05/05

 

KTHY'de henüz anlaşma yok

08/05/2005 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) Yönetim Kurulu, KTHY'deki en düşük maaşa yüzde 33, en yüksek maaşa da yüzde 23 artış önerildiğini, sendikanın bunu kabul etmediğini, öneri kabul edilseydi en düşük maaşın 1026 dolar olacağını" açıkladı. KTHY Yönetim Kurulu, Hava-Sen'e bağlı KTHY çalışanlarının dün greve gitmesiyle ilgili açıklama yaptı.
Açıklamasında, 'arabuluculuğa olanak verilmeden' yapılan grevin, işçi-işveren arasındaki uzlaşmayı kolaylaştırmayacağı, tam tersine gerilime neden olacağı belirtildi. Açıklamada, sendikanın, ABD Doları bazındaki ücretlerin avroya çevrilmesi ve bunun üzerine yüzde 53 artış yapılmasını önerdiği, bu durumda personel başına yıllık yaklaşık 7 bin 200 dolar artışın söz konusu olacağı belirtildi. Sonuç olarak, işveren tarafının sendikalı personele yıllık 2 bin dolar ücret artışı ve bin 600 dolar performans primi olmak üzere 3 bin 600 dolar artış teklifinde bulunduğu belirtilen açıklamada, 1 Haziran'dan itibaren en düşük maaşın 1026, en yüksek maaşınsa 1356 dolar olacağı belirtildi.

Ferdi Sabit Soyer:Rum'la hukuk alanında hesaplaşmak istiyoruz

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, mülkiyet konusundaki çalışmalarda halkın devlete güvenmesini istedi:

Ferdi Sabit Soyer:Rum'la hukuk alanında hesaplaşmak istiyoruz

BİZE GÜVENİNİZ..."Mülkiyet oyununa boyun eğmeyeceğiz ve halkımızı endişeye, korkuya sürüklemelerine fırsat vermeyeceğiz. Rum egemen güçlerinin hakimiyetçi bir anlayışla giriştikleri bu olayı da göğüsleyeceğiz. Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğine dayalı, 24 Nisan irademizin gösterdiği yolda sonuca ulaşmak için büyük bir gayretle çalışacağız ve başaracağız. Cumhurbaşkanımızın hükümetle işbirliği içinde oluşturduğu hukuk çalışmalarına halkımızın güvenmesini istiyoruz. Bu yolda artık Rum egemen güçleriyle de hukuk alanında hesaplaşmak istiyoruz"

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Rumların mülkiyet konusundaki saldırılarına karşı KKTC'de başlatılan çalışmalara halkın güven duymasını istedi ve "Artık Rum egemen güçleriyle de hukuk alanında hesaplaşmak istiyoruz. Siyasi mücadelemizi sürdürürken bu yolda da çabamızı artıracağız" dedi.

Soyer, Kıbrıs Türkü'ne uygulanan izolasyonların kaldırılmasının önündeki engelin uluslararası hukuk değil, Rum Yönetimi olduğunu da kaydetti.

1994'te de elektriği kestiler...bedel ödedik ama...

Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar ve yönetim kurulu üyelerini kabulünde mülkiyet konusundaki gelişmelerle izolasyonlarla ilgili görüşlerini de açıklayan Başbakan Soyer, Rum Yönetimi'ne karşı siyasi mücadele yanında hukuk alanında da mücadele başlatacaklarını söyledi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin ilk kez iktidara geldiği ve Demokrat Parti ile koalisyona gittiği 1994 yılında Kıbrıs Türkü'ne elektriği kesen Rum Yönetimi'nin, aynı partilerin iktidarda olduğu bu dönemde de mülkiyet konusunda saldırı başlattığını belirten Soyer, bu durumu "ilgi çekici" olarak niteledi.

"Bize o zaman elektriği kestiler ama 9 ayda kendi kendimize yetecek koşulları yarattık. Bu başarıyı sağladık ama siyasi diyet de ödedik" diyen Soyer, Rum Yönetimi'nin mülkiyet konusundaki saldırılarına da çözüm bulunacağını söyledi.

Hukuk alanında hesaplaşmak istiyoruz

Soyer, özetle şunları söyledi:

"Mülkiyet oyununa da boyun eğmeyeceğiz ve halkımızı endişeye, korkuya sürüklemelerine fırsat vermeyeceğiz. Rum egemen güçlerinin hakimiyetçi bir anlayışla giriştikleri bu olayı da göğüsleyeceğiz. Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğine dayalı, 24 Nisan irademizin gösterdiği yolda sonuca ulaşmak için büyük bir gayretle çalışacağız ve başaracağız. Cumhurbaşkanımızın hükümetle işbirliği içinde oluşturduğu hukuk çalışmalarına halkımızın güvenmesini istiyoruz. Bu yolda artık Rum egemen güçleriyle de hukuk alanında hesaplaşmak istiyoruz. Siyasi mücadelemizi sürdürürken bu yolda da çabamızı artıracağımızın mesajını vermek isterim."

Engel hukuk değil Rumlar

İzolasyonların kaldırılması mücadelesini toplumun çeşitli kesimleriyle işbirliği içinde sürdüreceklerini de belirten ve bu konuda başarıya ulaşacaklarına inancını dile getiren Soyer, izolasyonların kaldırılmasının önündeki engelin uluslararası hukuk olduğuna ilişkin görüşlere katılmadığını söyledi.

Soyer, "AB organlarının aldığı karar var, bu söz değil, karardır. Bu siyasi kararın yaşam bulmasını engelleyen uluslararası hukuk değil, Güney Kıbrıs'taki hakimiyetçi anlayıştır. Bunu aşmak için hem siyasi, hem hukuk mücadelesini sürdüreceğiz" dedi.

KIBRIS 08/05/05

 

Hristu'dan savunma

Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, son günlerde, mülkiyet konusunda Kıbrıslı Türklere gönderilen mahkeme celpleriyle bir ilgilerinin olmadığını, konunun tarafının "bağımsız mahkemeler" olduğunu öne sürdü:

Hristu'dan savunma

İLGİMİZ YOK..."Her vatandaş dilediği konuda mahkemeye başvuruda bulunma hakkında sahiptir. Mağusa'daki örnekte, Kıbrıslı Rum, çıkarını ve haklarını korumak için mahkemeye başvurmuştur. Kıbrıslı Türk'ün kullanımda bulunan evi, restorana dönüştürülmüştür. Kıbrıslı Rum sahibi de evin kullanımı ile ilgili olarak mahkemeye gitmeye karar verdi. Bu konunun hükümetle hiçbir ilgisi yok. Mahkeme,bağımsız bir kurumdur"

BİNLERCE DAVA SÖZ KONUSU DEĞİL..."Eğer, Kıbrıslı Rum mahkemeye gidip Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türk veya Birleşik Krallık İngiliz, evimi yasadışı kullanıyor diye mahkemeye başvuruda bulunursa mahkeme de bir bildiri hazırlar ve bunu elden söz konusu şahsa ulaştırır. Bunu ulaştıran kesinlikle hükümet görevlisi değildir, özel şirketler bunu ulaştırır. Böyle bir davanın, binlerce açılabilecek tarzda olan bir dava olduğuna inanmıyorum... Her şey adadaki çözümle karara bağlanacak"

AVRUPA TUTUKLAMA EMRİ ÇIKARILABİLİR... "Eğer Kıbrıslı Türk mahkemeye gelmezse o şahıs için bu emir çıkabilir. Örneğin, Mağusa'da yaşanan olayı ele alalım. Bu şahıs mahkemeye gelip, 'Ben savaş nedeniyle bu evde oturuyorum' demeli. Aynı şey, Larnaka'da Türk malında oturan Kıbrıslı Rum için de geçerli"

TÜRKLERİN ASKERE ÇAĞRILACAĞI SÖYLENTİSİ SAÇMA..."Kıbrıslı Türklerin orduda görev yapması yönünde herhangi bir yasal zorunluluk bulunmuyor. Bu söylenti çok saçma. 1960 yılında Kıbrıs Ordusu kurulmuştu; artık bu ordu yok. 1964 yılında ise Milli Muhafız Ordusu kuruldu ve burada sadece Kıbrıslı Rumlar görev yapabiliyor. Nasıl olur da yasada sadece Kıbrıslı Rumların görev yaptığı belirtilen bu orduya, Kıbrıslı Türkler çağrılabilir? Bu söylenti, inanılmaz bir düşüncenin ürünüdür"

 

Emine DAVUT YİTMEN- ALİ CANSU

Kıbrıs Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, son günlerde Güney Kıbrıs'tan gelen bazı şahısların, 1974 öncesinde Kıbrıslı Rumlara ait olan evlerde oturan Kıbrıslı Türklere, mahkeme celbi dağıtımı konusunda, Kıbrıs Rum hükümetinin ilgisi olmadığını savundu. Hristu, konunun muhatabının Kıbrıs Rum kesimindeki mahkemeler olduğunu kaydetti.

Mahkeme celplerinin özel şirketler tarafından ulaştırıldığını anlatan Hristu, şu anda Gazimağusa'da Kıbrıslı Türk'e açılan davanın, açılabilecek binlerce dava niteliği tarzında olmadığını belirtti.

Mülk sorununun, adada varılacak çözüm neticesinde nihai bir karara bağlanacağı düşüncesinde olduğunu ifade eden Hristu, "Ancak, şu anda insanların hayatlarını kolaylaştıracak bazı hukuki yönler var" dedi.

"Geçtiğimiz yıl, Rum Bakanlar Konseyi'nin aldığı karar neticesinde, Türklere ait araziler üzerine tek bir taş dahi konmadı" diyen Hristu, tüm Türk mallarının , Kıbrıs Rum hükümeti tarafından tam koruma altında bulunduğunu iddia etti.

Hristu, son günlerde Kıbrıslı Türklerin askere çağrılacağı yönündeki söylentiler hakkında da açıklamalarda bulunarak, Kıbrıslı Türklerin Rum ordusunda görev yapması için herhangi bir yasal zorunluluk bulunmadığını kaydetti ve bu söylentileri "saçma" diye niteledi.

1964 yılında kurulan Rum Milli Muhafız Ordusu'nda, sadece Kıbrıslı Rumların görev yapabildiğine işaret eden Hristu, "Nasıl olur da yasada sadece Kıbrıslı Rumların görev yaptığı belirten bu orduya, Kıbrıslı Türkler çağrılabilir? Bu söylenti, inanılmaz bir düşüncenin ürünüdür" dedi.

Andreas Hristu, Kıbrıslı Türk ve göçmen olmayan Türk vatandaşından olan çocukların, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alabileceğini ifade ederek, bu tarz evliliklerden olan çocukların yüzde 70'nin pasaport sahibi olduğunu kaydetti.

Rum İçişleri Bakanı Hristu, Nisan 2003 ve Mart 2005 dönemi arasında Kıbrıslı Türklere 57 bin 300 kimlik kartı, 32 bin 200 pasaport ve 63 bin 600 doğum kayıt belgesi çıkarıldığını ifade etti.

Hristu, Limasol Türk Okulu binasının Türk bölgesinde olacağını anlatarak, şu an birkaç yer üzerinde değerlendirmede bulunduklarını söyledi.

Kıbrıs Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, mahkeme celbinden pasaporta ve Limasol Türk Okulu'na kadar pek çok soruyu KIBRIS için yanıtladı:

Soru: Sayın Hristu, Kıbrıslı Rumlar bugün Türkiye'ye, havaalanından aldıkları vize ile girebiliyor. Ancak, Türk vatandaşları bir AB ülkesi olan Güney Kıbrıs'a kolayca giremiyor. Bu, AB hukuk sistemiyle çelişikli bir durum ortaya çıkarıyor. Siz de bizimle aynı görüşte misiniz?

Yanıt: Sizin de söz ettiğiniz gibi Kıbrıslılar, Türkiye'ye girerken havaalanından vize alıyor. AB müktesebatına göre kişilerin serbest dolaşımı çerçevesinde sadece AB vatandaşları Kıbrıs'a vizesiz girebiliyor. Diğer ülke vatandaşlarının ki, bunlara Türk vatandaşları da dahildir, Kıbrıs Elçiliği'nden vize alması gerekiyor. Kıbrıs'a gelmek isteyen bir Türk vatandaşı, Atina'daki Kıbrıs Elçiliği'nden 6 Kıbrıs Lirası tutarında vize aldıktan sonra, Larnaka veya Limasol havaalanlarından ülkeye giriş yapabilir. Şu ana kadar tahminen, bin kadar Türk işadamı, yabancı şirketler tarafından düzenlenen seminer veya kongrelere katılma amacıyla Kıbrıs'a giriş yaptı.

Soru: 2003 yılında yaptığınız bir açıklamada, Ledra Palace'ta bulunan Rum Barikatı'ndaki fotoğrafların kaldırılacağı yönünde söz vermiştiniz. Ancak, bu resimler halen duvardan indirilmedi. Bunun nedenini açıklayabilir misiniz?

Yanıt: Evet, fotoğrafların kaldırılması yönünde başarılı olamadık. Konuyla ilgili olarak kayıp şahısların ailelerinden tepki aldık. Bu fotoğrafların, onların sevdiklerini hatırlamaları açısından önem taşıdığını düşünüyoruz. Bu fotoğraflar, söz konusu insanlar için bir siyasi mesaj taşımıyor. Bana inanın ki bu fotoğraflar, Türkiye veya Kıbrıslı Türklere karşı bir nefret veya kötü duygu yönünde mesajlar içermiyor. Aslında tüm bunlar yaşandı. Aynı şey, Kızılbaş veya Küçük Kaymaklı bölgelerinde Kıbrıslı Rum milliyetçiler tarafından öldürülen çocukları gösteren fotoğraflar için de geçerli. Ledra Palace'taki fotoğrafların olumsuz bir düşünce taşıdığına inanmıyorum. Bu fotoğraflar, geçmişte ne olduğunu ve gelecekte ne olmaması gerektiğini gösteren şeyler. Neticede, kayıp şahısların aileleriyle ters düşmek istemedik; çünkü bu insanlar kayıpları için acı çekiyor.

Soru: Bizim de kayıplarımız var; ama konu o değil. Bu fotoğraflar Ledra Palace'tan kaldırılsa ve başka bir çözüm bulunsa daha iyi olmaz mı?

Yanıt: Kesinlikle haklısınız. Ancak, onlar(kayıp aileleri) bu konuda hisleriyle hareket ediyor ve fotoğraflar da hislerine tercüman oluyor. Biz de saygı duyuyoruz. O bölgede, mesaj taşıyan pek çok grafitiyi kaldırdık. Sadece fotoğraflar kaldı.

Soru: Son dönemlerde, Kıbrıslı Türklerle evlenen Türk vatandaşlarının, Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu alabildiği yönünde haberler çıkıyor. Bu konuda, ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?

Yanıt: Yasaya göre, herhangi bir yabancı ki, buna Türk vatandaşları da dahil, Kıbrıs'a yasadışı bir limandan giriş yapmışsa o şahıs, vatandaşlık alamaz. Eğer bir Türk vatandaşı, Kıbrıslı Türk'le evlenmiş ve Güney'de yaşıyorsa ve bu limanlardan giriş yapmışsa o Türk vatandaşı, Kıbrıs vatandaşlığı alma hakkına sahiptir. Eğer Türk vatandaşı, Güney'de yaşıyor ve Kuzey'de çalışıyorsa yine Kıbrıs vatandaşlığı alma hakkı vardır.

Eğer bir Kıbrıslı Türk, bir Türk vatandaşıyla Türkiye'de veya dünyanın herhangi bir yerinde tanışıp evlenmişse ve bu çift Kuzey'e yerleşmişse bu durumda, söz konusu çiftin çocukları, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alabilir. Yine eğer bir Türk vatandaşı, Kuzey'de bir üniversitede öğretim üyesi ise ve bir Kıbrıslı Türk'le evlenmişse bunların çocukları da pasaport alabilir. Burada en önemli nokta, Türk vatandaşlarının, adaya yerleştirilen göçmenlerden biri olmamasıdır.

Bugün, bu tarz, yani karışık evliliklerden olan yaklaşık 850 çocuk Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuna sahiptir. Bu rakamın yüzde 70'ini ise Kıbrıslı Türklerle evlilik yapan Türk vatandaşlarının çocukları oluşturmaktadır.

Soru: Son iki yıldan bu yana kaç Kıbrıslı Türkün pasaport, kimlik kartı ve doğum kayıt belgesi aldığını öğrenebilir miyiz?

Yanıt: Kıbrıslı Türklere, Nisan 2003 ve Mart 2005 dönemi arasında 57 bin 300 kimlik kartı, 32 bin 200 pasaport ve 63 bin 600 doğum kayıt belgesi çıkarıldı.

Soru: Son günlerde, Güney Kıbrıs'tan gelen bazı şahısların, 1974 öncesinde Kıbrıslı Rumlara ait olan evlerde oturan Kıbrıslı Türklere mahkeme celbi dağıtımı yapması bir gerginliğe yol açtı. Öte yandan, bazı Kıbrıslı Türklere askerlik çağrısı da yapıldığı konuşuluyor. Bize bu konularda, izlenen politikayı net olarak açıklayabilir misiniz?

Yanıt: Sorunuzun öncelikle ikinci kısmına yanıt vermek istiyorum. Kıbrıslı Türklerin orduda görev yapması yönünde, herhangi bir yasal zorunluluk bulunmuyor. Bu söylenti çok saçma. 1960 yılında Kıbrıs Ordusu kurulmuştu; artık bu ordu yok. 1964 yılında ise Milli Muhafız Ordusu kuruldu ve burada sadece Kıbrıslı Rumlar görev yapabiliyor. Nasıl olur da yasada sadece Kıbrıslı Rumların görev yaptığı belirtilen bu orduya, Kıbrıslı Türkler çağrılabilir? Bu söylenti, inanılmaz bir düşüncenin ürünüdür.

Diğer sorunuza gelince, her vatandaş dilediği konuda, mahkemeye başvuruda bulunma hakkında sahiptir. Mağusa'da yaşanan örneği ele alacak olursak, Kıbrıslı Rum, çıkarını ve haklarını korumak için mahkemeye başvuruda bulunmuştur. Kıbrıslı Türk'ün kullanımda bulunan evi, restorana dönüştürülmüştür. Kıbrıslı Rum sahibi de evin kullanımı ile ilgili olarak mahkemeye gitmeye karar verdi. Bu konunun hükümetle hiçbir ilgisi yok. Mahkeme, bağımsız bir kurumdur. Eğer, Kıbrıslı Rum mahkemeye gidip Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türk veya Birleşik Krallık İngiliz evimi yasadışı kullanıyor diye mahkemeye başvuruda bulunursa mahkeme de bir bildiri hazırlar ve bunu elden söz konusu şahsa ulaştırır. Bunu ulaştıran kesinlikle hükümet görevlisi değildir, özel şirketler bunu ulaştırır. Böyle bir davanın, binlerce açılabilecek tarzda olan bir dava olduğuna inanmıyorum.

Soru: Siz, bu tarz davaların yoğun olarak açılacağına ihtimal vermiyorsunuz ama Kıbrıslı Türkler bu gelişmelerden tedirgin oluyor. Adada şu anda bir çözüm yok ve çözüm olmadan da bu sorunun aşılması oldukça karışık ve zor görünüyor. O zaman niye mahkeme bu bildirileri gönderiyor?

Yanıt: Size Arif Mustafa örneğini hatırlatmak isterim. O da aynı şeyi yapmıştı. Mahkemeye gelmiş ve 'ben, şu anda içerisinde Kıbrıslı Rum göçmenin yaşadığı evimi geri istiyorum' demişti. Mahkeme de Mustafa'yı haklı bulmuştu. Ben kendisine 'Arif, eğer ev istiyorsan ben sana daha iyi durumda olan bir ev vereyim. Eğer içinde çalışacak arazi istiyorsan onu da veririm ancak şu anda gittiğin yönde ısrar etme' demiştim. Her şey adadaki çözümle karara bağlanacak. Şu anda insanların hayatlarını kolaylaştıracak yönler var. Bu sorunları, tabii ki tamamıyla şu anda çözemeyiz.

Soru: Kıbrıslı Türkler ve yabancılar için Avrupa tutuklama emri çıkarılabileceği söyleniyor

Yanıt: Eğer Kıbrıslı Türk mahkemeye gelmezse o şahıs için bu emir çıkabilir. Örneğin, Mağusa'da yaşanan olayı ele alalım. Bu şahıs mahkemeye gelip, 'Ben savaş nedeniyle bu evde oturuyorum' demeli. Aynı şey, Larnaka'da Türk malında oturan Kıbrıslı Rum için de geçerli.

Soru: Niye bu davalar geçmiş dönemlerde değil de şimdi ortaya çıkmaya başladı?

Yanıt: Sanıyorum sorun, bir noktada karışmış vaziyette. Girne'de arazisi olan Kıbrıslı Rum'un, bir yıl sonra arazisinin üzerinde ev inşa edildiğini ve bir yabancının yaşadığını görmesi sırasında yaşadığı duyguları, çok iyi anlıyorum. Eğer bu arazi, Kıbrıslı Türk'ün kullanımında olsa karşı taraf bunu daha farklı karşılar. Kıbrıslı Türk, çözümün bir parçasıdır; ancak yabancı çözümün bir parçası değildir.

Soru: Peki, Güney Kıbrıs'taki Türk mallarında durum nedir?

Yanıt: Geçtiğimiz yıl, Bakanlar Konseyi'nin aldığı karar neticesinde, Türklere ait araziler üzerine tek bir taş dahi konmadı. Tüm Türk malları, hükümet tarafından tam koruma altında bulunmaktadır. Türk evleri kullanılmaktadır; çünkü bir evin kullanılmasını, terkedilmiş olarak bırakılmasından daha iyi olduğuna inanıyoruz. Sonuçta, o evle ilgilenen birisi var.

Soru : Limasol'daki Türk Okulu'nun yerine karar verildi mi?

Yanıt: Biliyorsunuz, bu okulun açılması hakkında hükümet bir karara varmıştı. Aslında bu konu, Kültür Bakanlığı'na bağlı. Bizim bakanlığımıza düşen görev ise okul binasını sağlamak. Bina, Limasol'daki Türk Bölgesi'nde olacak. Şu anda elimizde birkaç yer var. Bunların içinden en iyisini seçeceğiz.

Soru: Lokmacı ve Bostancı barikatlarının açılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Yanıt: Bostancı'nın mayınlardan arındırma çalışması tamamlandı. Ayrıca, Lokmacı Barikatı'ndaki çalışmalar da sona erdi. Sanırım, şu anda ortada birtakım politik formaliteler var. Biz, özellikle Lokmacı Barikatı'nın açılmasına büyük önem veriyoruz. Bu barikatın açılması, bölgeye canlılık getirecek.

KIBRIS 08/05/05

 

Grev bitti Yolcular perişan

Hava-Sen'in toplu sözleşme görüşmelerindeki görüş ayrılıkları dolayısıyla başlattığı ve olayların yaşandığı KTHY grevi nedeniyle çok sayıda yolcu mağdur oldu. Ertelenen uçak seferlerinin mağdurları saatlerce havaalanında bekletildi

Grev bitti Yolcular perişan

GREV BİTTİ, SORUN ÇÖZÜLMEDİ Hava-Sen'in, protokol görüşmelerinde yaşanan kaos ve anlaşmazlık nedeniyle KTHY'de önceki gün saat 11.00'de başlayan 24 saatlik olaylı uyarı grevi dün saat 11.00'de sona erdi. Sendika ile kurum arasındaki sorun ise hâlâ çözülemedi

YOLCULARLA ÇALIŞANLAR TARTIŞTIUyarı grevi nedeniyle önceki gün ve dün çok sayıda uçak seferi yapılamadı. Ercan Havaalanı, "ne zaman yolculuk yapacağını" öğrenmeye çalışan yolcularla doldu taştı. Sıkışıklık nedeniyle KTHY çalışanları ile yolcular arasında zaman zaman sert tartışmalar yaşandı

 

Gizem ÖZGEÇ

 

Hava-Sen'in, protokol görüşmelerinde yaşanan kaos ve anlaşmazlık nedeniyle Kıbrıs Türk Hava Yolları'nda (KTHY) önceki gün saat 11.00'de başlattığı 24 saatlik olaylı uyarı grevi dün saat 11.00'de sona erdi. Sendika ile kurum arasındaki sorun ise hâlâ çözülemedi.

Hava-Sen'in toplu sözleşme görüşmelerindeki görüş ayrılıkları dolayısıyla başlattığı ve olayların yaşandığı eylem sonrasında olan yolculara oldu.

Önceki gün başlayan ve dün bitirilen uyarı grevi nedeniyle seferler gerçekleşmedi. Yolcular saatlerce Ercan Devlet Havaalanı'nda bekletildi.

KTHY yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda, tarifelerin yeniden düzenlendiği ve aksamaların en geç bugün giderileceği belirtildi.

Öte yandan önceki gün grev esnasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem'den gelen sorunu pazartesi günü Danışma (Uzlaşı) Kurulu toplantısında ele alma çağrısı dolayısıyla tarafların yarın bir araya gelerek konuyu tartışması bekleniyor.

 

Çalışanlar coplanmıştı

Başlatılan uyarı grevinde Ercan Devlet Havaalanı'nda grev yapan Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) çalışanları ile polis arasında arbede yaşanmıştı.

Hava-Sen üyeleri eylem sırasında Ercan Havaalanı binasına girdikleri gerekçesiyle polis tarafından tutuklanmış ve çok sayıda bayan çalışan ile KTHY çalışanı polis tarafından coplanmıştı.

Çalışanlar tüm çağrılara rağmen, eylemini dün saat 11.00'e kadar sürdürdü.

Yolcular perişan oldu

Uyarı grevi nedeniyle önceki gün ve dün çok sayıda sefer gerçekleşmedi. Ercan Havaalanı ne zaman yolculuk yapacağını öğrenmeye çalışan yolcularla doldu taştı ve alanda dün yoğun saatler yaşandı.

Sıkışıklık nedeniyle KTHY çalışanları ile yolcular arasında zaman zaman sert tartışmalar oldu. Saatlerce alanda bekletilen yolcular adeta perişan oldu. Grev nedeniyle sadece önceki gün on sefer yapılamadı. Yüzlerce yolcu alanın bekleme salonunda KTHY yetkilileri tarafından yapılacak kesin bir açıklamayı bekledi. Yolcular, hiçbir KTHY yetkilisinin kendilerine bilgi vermediğinden ve ilgilenmediğinden yakındı.

Yaşanan karmaşa nedeniyle mağdur olan çok sayıda yolcu, tepkilerini dile getirdi ve KTHY yetkilerinin net bilgi vermediğini anlattı.

Uçak seferlerinde büyük aksamalar olurken, grevden en fazla nasibini alan da yolculuk yapmak isteyenler oldu. Yaz sezonunu fırsat bilerek ülkemize akın eden turistler ise yaşananlara anlam veremedi.

Çok sayıda yerli ve yabancı yolcu "Grev yaşanmış olması bize bir açıklama yapılmasını engellemez. Saatlerdir bekletiliyoruz ama ne saat gönderileceğimizi söylemiyorlar. Dün olayların içinde kaldık bugün yine gidemiyoruz. Böyle rezillik olmaz. Ülkeye turist gelmiyor diye şikayet etme hakkımız yok" diye dert yandı.

Ek tarifeler kondu

Yığılan yolcuları taşımak için dün program yeniden düzenlenerek ek tarifeler kondu ve yolcular gönderilmeye başlandı.

KTHY Yönetim Kurulu grevin kalkmasının ardından bir açıklama yaptı ve seferlerin mümkün olduğunca aksatılmadan yürütülmesi için gereken önlemlerin alındığını duyurdu.

Açıklamaya göre, dün saat 13.00'te Manchester, saat 13.30'da Heathrow, saat 14.00'de İstanbul, saat 17.30'da İstanbul, saat 18.30'da Adana, saat 21.50'de İstanbul ve saat 22.00'de Ankara seferlerinin gerçekleştirileceği belirtildi.

Bugün ise saat 02.00'de Adana, saat 02.20'de İzmir, saat 08.00'de Ankara seferlerinin yapılacağı açıklandı.

8-9 Mayıs 2005 tarihlerinde yukarıda belirtilen ilave seferler dışında kalan tüm tarifeli seferler daha önce belirlenen saatlerinde aksatılmadan yapılmaya çalışılacak.

KTHY Yönetim Kurulu'nun açıklamasında grevden dolayı yaklaşık 3 bin 800 yolcunun mağdur olduğu belirtilerek "Elimizde olmayan ve istem dışı gelişmeler sonucunda ortaya çıkan mağduriyetlerinden ötürü değerli yolcularımızdan bir kez daha özür diler, gösterdikleri sabra içten teşekkürlerimizi sunarız" denildi

 

Nalbantoğlu: Tarifeler bugün düzene girer

KTHY Yer İşletme Müdürü Osman Nalbantoğlu dün KIBRIS muhabirine yaptığı açıklamada, 24 saat süren uyarı grevinin amacına ulaştığını söyledi.

Nalbantoğlu, önceki günkü eylem nedeniyle sadece sabah saat 07.15'te bir seferin yapıldığını kaydetti ve sefer programının dün tamamen değiştirildiğini belirtti.

Grev nedeniyle 10 seferin yapılmadığını anlatan Nalbantoğlu, tarifenin tekrar planlandığını ve seferlerin başlatıldığını söyledi. Nalbantoğlu, önceki günden kalan yolcuların ve dünden başlayarak bugün de gönderileceğini bildirdi. Nalbantoğlu, "Birkaç gün aksamalar yaşanacak küçük rötarlar olacaktır. Ancak hizmet aksaması olmaması için çalışıyoruz. En geç bugün tarifeler düzene girecektir" dedi.

KIBRIS 08/05/05

 

Kıbrıs’ta ‘yeni süreç’ için yeşil ışık

Moskova’da BM Genel Sekreteri Annan ve Rum lider Papadopulos’la üçlü görüşme gerçekleştiren Başbakan Erdoğan, Kıbrıs’ta çözüm için BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin başlayabileceğini söyledi.

Ankara
NTV

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

9 Mayıs 2005—  Erdoğan, Papadopulos’un daha önceki beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine olumlu yaklaştığını kaydetti.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ziyareti sırasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşme sırasında Kıbrıs sorununun çözümü için BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin başlayabileceği yönünde sinyaller verildi.
       Moskova’da 2. dünya savaşının sona ermesinin 60. yıldönümü törenlerine katılan Başbakan Erdoğan Ankara’ya döndü. Esenboğa Havaalanı’nda temaslarına ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, Rusya’da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile üçlü bir görüşme yaptığını söyledi.
       
“PAPADOPULOS OLUMLU BAKIYOR”
       Erdoğan, görüşmeler sırasında Annan’ın Ada’daki referandum ve ardından yaşanan sürecin geride kaldığını, yeni bir sürecin başlayabileceğini dile getirdiğini söyledi. Başbakan, “Güney Kıbrıs’ın bu işe ters bakmadığını gördük” derken, Papadopulos’un daha önceki beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine olumlu yaklaştığını söyledi.

 

ABD’ye gerçekleştireceği ziyaret sırasında Annan ile biraraya geleceğini söyleyen Erdoğan, konunun detaylarının bu görüşmede ele alınacağını belirtti. Başbakan, Amerika’ya Haziran’ın ilk iki haftası içinde gideceğini, ancak kesin tarihin yazışmalar sonucunda netleşeceğini de belirtti.

 

Kıbrıs'ta yeni süreç sinyali

 

Erdoğan, referandum sürecinin geride kaldığını söyledi



9 Mayıs, 2005 18:40:00 (TSİ) CNN TURK

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs ile ilgili yeni bir sürecin başlayabileceğini söyledi.

Rusya dönüşü gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos kısa bir görüşme fırsatı bulduğunu söyledi.
 
Erdoğan,  ''Annan ve Papadapulos ile yaptığımız üçlü görüşmede, referandum ve ondan sonraki süreçle ilgili olarak artık o sürecin geride kaldığı ve yeni bir sürecin başlayabileceği hususunu sayın Annan kendileri ifade ettiler" dedi.
 
"Güney Kıbrıs'ın bu işe ters bakmadığını gördüm" diyen Erdoğan, ABD seyahatinde Annan ile tekrar görüşme imkanının olacağını söyledi. 
 
ABD Başkanı Bush ile görüşmesine de değinen Erdoğan, ziyaretin haziran ayının ilk 15 günü içinde olabileceğini, ancak kesin tarihin yazışmalardan sonra açıklanacağını belirtti. 
 
Soyer'den Papadopulos'a eleştiri
 
Bu arada,  KKTC'nin yeni Başbakannı Ferdi Sabit Soyer, Papadopulos'u Türkleri ortadan kaldırmaya çalşımakla suçladı.
 
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ''Papadopulos Türklerin ortadan kalkması için çalışıyor. Onu Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne sevkedebiliriz'' dedi.
 
Rum Politis gazetesine konuşan Soyer, "Akritas planını imzalamakla Türklerin ortadan kalkmasını planlayan bir liderdir. Aynı dönemde polis tarafından yakalandıktan sonra kayıplara karışan Kıbrıs vatandaşı Türkler vardı. Bütün bunlar insanlığa karşı cinayettir" diye konuştu.
 
"Biz Kıbrıslı Türkleri de Rumları da seviyoruz. Ortak bir vatan ortak bir gelecek için çalışıyoruz. Bunun için de Rauf Denktaş'a ve aşırı milliyetçilere karşı mücadele verdik" dedi.
 
Soyer, Kıbrıs Türkleri hakkında Rum malları sebebiyle çıkarılan tutuklama kararlarını 'iki toplum arasında nefret tohumu ekmek' olarak nitelendirdi.

 

"Papadopulos Türkleri yoketmek istiyor"


9 Mayıs, 2005 18:06:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ''Papadopulos Türklerin ortadan kalkması için çalışıyor. Onu Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne sevkedebiliriz'' dedi.

Rum Politis gazetesine konuşan Soyer, Akritas planını imzalamakla Türklerin ortadan kalkmasını planlayan bir liderdir. Aynı dönemde polis tarafından yakalandıktan sonra kayıplara karışan Kıbrıs vatandaşı Türkler vardı. Bütün bunlar insanlığa karşı cinayettir" diye konuştu.
 
"Biz Kıbrıslı Türkleri de Rumları da seviyoruz. Ortak bir vatan ortak bir gelecek için çalışıyoruz. Bunun için de Rauf Denktaş'a ve aşırı milliyetçilere karşı mücadele verdik" dedi.
 
Soyer, Kıbrıs Türkleri hakkında Rum malları sebebiyle çıkarılan tutuklama kararlarını 'iki toplum arasında nefret tohumu ekmek' olarak nitelendirdi.
 
Erdoğan'dan 'yeni süreç' vurgusu
 
Bu arada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta referandum sürecini geride kaldığını ve yeni bir sürecin başlayacağını dile getirdi.
 
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la Moskova'daki törende kısa bir görüşme imkanı bulduğunu ifade eden Başbakan, Annan'ın sorunla ilgili yeni bir süreç başlatmaya sıcak baktığını söyledi. 
 
Erdoğan, ABD'ye yapacağı ziyaret sırasında Kıbrıs konusunda Annan'la daha detaylı bir görüşme yapacağını da sözlerine ekledi.

 

Kıbrıslı Türkler, Rumlardan son iki yılda kaç kimlik ve pasaport aldı?


      Güney Lefkoşa’daki Rum Kaymakamlığı, son iki yılda Kıbrıslı Türklere verilen doğum, kimlik ve pasaport belgelerinin sayısını açıkladı.
      Politis gazetesinin Lefkoşa Rum Kaymakamlığı’nın verilerine dayandırılan haberine göre, karşılıklı serbest geçişlerin başladığı 23 Nisan 2003’ten beri Kıbrıslı Türklere 57 bin 291 adet "Kıbrıs
      Cumhuriyeti" kimlik kartı, 29 bin 544 pasaport, 155 bin 985 doğum belgesi verildi.
      Haberde, 1 Ocak 2005’ten bugüne kadar ise Kıbrıslı Türklere 4 bin 692 kimlik kartı, 3 bin 469 pasaport ve 11 bin 162 doğum belgesinin
      verildiği belirtildi.
      Rum yönetiminin, Kıbrıslı Türklerin kimlik almak için verdiği bilgileri, eski Rum malını kullananlar aleyhinde mülkiyet davası açmak için kullandığı basında yer almıştı. KKTC makamları, söz konusu davaların celpnamelerini KKTC’ye getirecek Rum görevlilerin tutuklanacağını açıklamıştı.
      Kıbrıs Rum yönetiminin, eski Rum malını kullanan Kıbrıslı Türkleri tespit ederek isimlerini sınır kapılarındaki bilgisayarlara da yüklediği ve dava açıldığında, bu kişilere sınır kapılarından geçişleri sırasında celpnamenin de imzalatılacağı belirtiliyor.
     
     MÜLK TARTIŞMALARI
      Bu arada, 1974’ten önce Kuzey Kıbrıs’ta kalan Rum malları konusu, Güney Kıbrıs’ya yoğun şekilde tartışılıyor.
      AKEL partisinin uluslararası ilişkiler uzmanı ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un müzakere heyetinde yer alan Tumazos Çelebis, her Rumun kuzeyde kalan mallar için dava açma hakkına sahip olduğunu iddia ederek, "Mahkeme kararlarının Kıbrıs sorununun çözümü sırasında bir silah olarak kullanılabileceğini" söyledi.
      Çelebis, "mülkler sorununun ancak toplu olarak Kıbrıs sorununun nihai çözümüyle çözülebileceğini" belirtti.
      AKEL milletvekili ve Meclis İçişleri Komitesi Başkanı Andros Kiprianu, Rumların açtığı davaları destekleyerek, "Kıbrıs Türkleri ve yabancılar ’Kıbrıs Rum malları’ üzerinde gelişigüzel inşaat yapmaya devam ettiği sürece, Kıbrıslı Rumlardan bu davalarını sona erdirmelerini isteyemezsiniz" dedi EVRODİ partisi lideri Prodromos Prodromu ise KKTC’deki eski Rum mallarının satışının nedeninin Annan Planı olduğunu ileri sürdü.
      Prodromu, "Annan Planı’nın yaşayabilir bir plan olmadığını ve kendilerinin sadece Avrupai bir çözümle kurtulabileceğini" kaydetti.
      EVRODİ milletvekili avukat Hristodulos Taramuntas da, onbinlerce Rumun, KKTC’deki eski mülkleri için, tüm yabancıları, Kıbrıslı Türkleri, hatta Türkiye kökenlileri bile "mahkemelere sürüklemeye" hazır olduğunu söyledi.
      Mülklerle ilgili tüm konularda Rumları yönlendirecek bir kurumun oluşturulması gerektiğini ifade eden Taramuntas, "Diğer meslektaşlarımla birlikte muhtelif davaları AİHM’de mümkün olan en az maliyetle savunacağız. Vatandaşı Kıbrıs’taki hukukla ilgili her türlü aydınlatmaya hazırız. Bir siyasetçi olarak hiçbir zaman boyun eğmeyeceğim. Hiçbir göçmenin hakkının yenmesine rıza göstermeyeceğim" dedi.
      Taramuntas, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için de tutuklama emri çıkarabileceklerini ve Güney Kıbrıs’a geçmeleri halinde onları tutuklayabileceklerini iddia etti. Taramuntas, "Türkiye kökenliler için tutuklama emri çıkarmak için Türkiye’nin AB’ye girmesini beklememiz gerekmez" diye konuştu.

MILLIYET 09/05/05

 

Kıbrıslı Türk'e dava vız geldi

RADIKAL 09/05/05

YORGO KIRBAKİ

ATİNA - Rum Yönetimi'nin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği alan Kıbrıslı Türkler arasında 'Rum malları' üzerinde oturanları saptayıp Rum mahkemelerinde tahliye ve tazminat davaları açması Türkleri korkutmadı. Rum makamlarının 1 Mayıs'tan bu yana Kıbrıslı Türklere 4 bin 692 kimlik, 3 bin 469 pasaport ve 11 bin 162 doğum tasdik belgesi verdiği kaydedildi.
Lefkoşa'nın Rum kesemi'nin bölge valisi Argiris Papanastasiu, Türklerin kimlik ve pasaport almak için başvurularının sürdüğünü söyledi. Rum makamlarının verdiği resmi bilgilere göre, KKTC yönetiminin kuzeyle güney arasında geçişleri serbest bıraktığı 23 Nisan 2003'ten beri iki yıl içinde 57 bin 291 Kıbrıslı Türke 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği verildi. Aynı sürede 'Kıbrıs Cumhuriyeti' pasaportu alan Türklerin sayısı 29 bin 544. Kıbrıslı Türkler ayrıca Rum Kesimi'nde çeşitli devlet dairelerindeki işlemler için gerekli 155 bin 985 doğum belgesi (bir kişi gerektiğinde birkaç kez başvurabiliyor) verildi. Politis gazetesine göre, 12 yaşından küçüklere kimlik verilmediği ve 2003 öncesinde kimlik alanların da bulunduğu göz önüne alınırsa, KKTC'de yaşayan Kıbrıslı Türklerin çoğunluğu artık 'Kıbrıs Cumhuriyeti' vatandaşı oldu.

 

KKTC'de Soyer hükümeti

RADIKAL 09/05/05

AA - LEFKOŞA - KKTC'de Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanvekili Ferdi
Sabit Soyer başkanlığında kurulan CTP-Demokrat Parti (DP) koalisyonu meclisten dün güvenoyu aldı. Oylamada 28 vekil 'Kabul', 19 vekil ise 'Ret'
oyu kullandı. Oylamanın ardından bir açıklama yapan Soyer, "Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitliği ve ortaklığı temelinde bir sonuca ulaşmak Kıbrıs sorununun çözümünün esasıdır. Kıbrıs Türk halkı geleceği Kıbrıslı Rumlarla birlikte, siyasal eşitlik ve ortaklık temelinde kurmak istiyor" dedi.

Rum patriğe ülkücü taciz

RADIKAL 09/05/05

TURAN GÜLTEKİN

TAHSİN TUNA

İZMİR - Fener Rum Patriği Bartholomeos, Bergama'daki Bergama Bazilikası'nda bu yıl üçüncü kez düzenlenen ayine katıldı. Ancak aynı saatte bazilikanın yanındaki camide toplanan ülkücüler, ayini protesto etti ve 'Bartholomeos Bergama'yı terk et' sloganı attı.
'Mısır Tanrılarının Tapınağı' olarak da bilinen, Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri olan ve İncil'de adı Aziz Yuhanna ile birlikte geçen Bergama Bazilikası'nın önündeki Kızıl Avlu'da, Aziz Yuhanna'yı anmak için ayin düzenlendi. Sabah saat 10.00'da başlayan ayine, Bartholomeos'un yanı sıra İstanbul Ermeni Patriği Mutafyan, Bergama Belediye Başkanı AKP'li Raşit Ürper, Dikili Belediye Başkanı SHP'li Osman Özgüven, Yunanistan'ın Midilli Valisi Pavlos Voyacis, Ankara Büyük-elçisi Mihail B. Kristides, Yunanistan'ın Avustralya Büyükelçisi Fotis Ksidas, Midilli Metropoliti Lakavos ile adalar ve Yunanistan'dan gelen yaklaşık 300 kişi katıldı.
Bergama Metropoliti Prof. Dr. İonnis Zizioulas'ın yönettiği ayinde Bartholomeos, Yunanistan'da yüzyıllardır verilen ve şimdiye kadar sadece 158 kişiye sunulan Kilise Nişanı'nı, Türk-Yunan dostluğuna hizmetinden dolayı Midilli Valisi Voyacis'e taktı.
Ayin sürerken, Bergama ve çevre ilçelerden gelen 30 ülkücü Bartholomeos'u protesto etti. Ülkücüler, Bazilika'nın yanındaki Kurtuluş Camii girişine Türk bayrağı astı, bahçede lokma dağıttı, minibüs üzerine yükledikleri ses sisteminden Mehter Marşı çaldı, Atatürk ve milli mücadele şehitleri ruhuna mevlit okuttu. Bergama Ülkü Ocakları Başkanı Özkan Karadiken,
"Bartholomeos, kendini 'yeni Roma ve Konstantinopol Başpiskoposu ve Evrensel Patriği' olarak tanıtıyor, Lozan Antlaşması'nı ihlal ediyor. Bu kişiye haddi bildirilmeli" dedi. Grup Bartholomeos aleyhine slongan attı. Protesto nedeniyle Kızıl Avlu ve civarında polis sıkı güvenlik önlemi aldı.
Bartholomeos ise ayini düzenlemelerine izin veren İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu, Bergama Kaymakamı Hüseyin Eren, Bergama Belediye Başkanı Raşit Ürper'e teşekkür ederek, "Herkesin dinine saygılıyız, yeter ki sevgi,
birlik, beraberlik olsun. Bu vatan hepimizin, problemimiz yok, herkesi seviyoruz" dedi.

Otomobiline yumurta attılar
Bartholomeos törenin ardından Bergama Ticaret Odası Başkanvekili Lütfi Holat'ın kullandığı otomobille AKP'li Bergama Belediye Başkanı Ürper'i ziyarete giderken, polisin güvenlik önlemine karşın ilçe merkezinde
bir grup ülkücünün yumurtalı saldırısına uğradı. Birkaç yumurta otomobile isabet etti.

Hükümet güvenoyu aldı

29 KABUL 19 RET... CTP-DP Koalisyon hükümeti meclisten güvenoyu aldı. Cumhuriyet Meclisi genel kurulunda yapılan oylamada hükümete 28 kabul 19 ret oyu verildi. İki milletvekilinin katılmadığı toplantıda UBP milletvekilleriyle BDH milletvekili ret oyu kullandı

SOYER: ELEŞTİRİLERİ DİKKATE ALACAĞIZ.... Başbakan Ferdi Sabit Soyer, hükümetin tam bir işbirliği ve koordinasyon içinde hareket edeceğini vurguladı ve tüm milletvekillerine teşekkür etti. Çalışmalarında muhalefet partilerinin de eleştirilerini dikkate alacaklarını belirten Soyer, Rum yönetimine de seslenerek "barış" mesajı verdi

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi- Demokrat Parti (CTP-DP) Koalisyon Hükümeti meclisten güvenoyu aldı.

Cumhuriyet Meclisi genel kurulunda yapılan oylamada hükümete 28 kabul 19 ret oyu verildi.

İki milletvekilinin katılmadığı toplantıda UBP milletvekilleriyle BDH milletvekili ret oyu kullandı.

Güven oylamasının ardından söz alan Başbakan Ferdi Sabit Soyer hükümetin tam bir işbirliği içinde hareket edeceğini vurguladı ve tüm milletvekillerine teşekkür etti.

Meclis 10.40'da toplandı

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, CTP/BG- DP Koalisyon Hükümeti'nin güven oylaması için dün saat 10.40'da Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu başkanlığında toplandı.

Gündem gereği ilk olarak onaya ve bilgiye sunuşların yapıldığı genel kurulda, Danışma Kurulu'nun bir sonraki meclis birleşiminin 13 Mayıs Cuma gün yapılmasını öngören kararı oybirliğiyle kabul edildi.

Bu bölümde, Ekonomi, Maliye Bütçe ve Plan Komitesi'nde CTP Milletvekili Sonay Adem'den boşalan komite üyeliğine CTP Milletvekili Nazım Beratlı'nın getirilmesi de oybirliğiyle kararlaştırıldı.

Daha sonra güven oylamasına geçildi. Açık oyla yapılan güven oylamasında, sırasıyla adları okunan milletvekilleri "kabul, "ret" veya "çekimser" diyerek oy doğrultularını açıkladılar.

CTP Milletvekili Okan Dağlı ve UBP Milletvekili İrsen Küçük'ün hazır bulunmadığı meclis oturumunda, 18 UBP milletvekili ile BDH'yı tek sandalyeyle temsil eden Mustafa Akıncı ret oyu verirken, salondaki CTP-BG ve DP milletvekilleri 28 kabul oyu kullandı.

Güvenoyu için toplantıda hazır bulunan milletvekillerinin çoğunluğunun kabul oyu vermesi yeterli olduğundan mecliste toplam 29 sandalyeyle temsil edilen hükümetin Bakanlar Kurulu güvenoyu almış sayıldı.

Güvenoyu için toplantıda hazır bulunan milletvekillerinin çoğunluğunun kabul oyu vermesi güvenoyu için yeterli.

Açık oyla yapılan güven oylamasında, adları okunan milletvekilleri "kabul", "ret" veya "çekimser" diyerek oy doğrultularını açıkladı.

Oylama

Anayasa gereği, Hükümet Programı üzerine yapılan görüşmelerin bitiminden bir tam gün sonra başvurulan güvenoylaması, açık oyla, ad okunarak yapılıyor. Oylamada, güvenoyu verenlerin sayısı ret oyu verenlerden fazla ise Bakanlar Kurulu güvenoyu almış oluyor. Aksi halde güvenoyu almamış olur ve Başbakan istifasını Cumhurbaşkanı'na sunar.

20. hükümet olarak kurulan koalisyon hükümetinin 48 sayfalık hükümet programı salı günü Meclis'e sunulmuş, programla ilgili görüşmeler ise cuma gecesi geç saatlerde tamamlanmıştı. Anayasa uyarınca hükümet programı üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından bir tam gün sonra güven oylamasına gidilir.

CTP Genel Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer, 25 Nisan'da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmiş ve Soyer koalisyonun kabinesini 26 Nisan'da Cumhurbaşkanı'na sunmuştu.

Koalisyon hükümeti 23'ü CTP, 6'sı da DP olmak üzere Meclis'te 29 sandalye ile temsil ediliyor. Meclis'teki muhalefet partileri Ulusal Birlik Partisi 19, Barış ve Demokrasi Hareketi ise 1 sandalyeye sahip. CTP Lefkoşa Milletvekili Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle bir sandalye de boş bulunuyor.

Soyer: İşbirliği ve koordinasyon içinde hareket edeceğiz

Güven oylamasının ardından söz alan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, hükümetin tam bir işbirliği ve koordinasyon içinde hareket edeceğini vurguladı ve tüm milletvekillerine teşekkür etti.

Çalışmalarında muhalefet partilerinin de eleştirilerini dikkate alacaklarını belirten Soyer, Rum yönetimine de seslenerek barış mesajı verdiği konuşmasında anneleri de unutmadı.

Güven oylaması tamamlandıktan sonra kürsüye çıkarak milletvekillerine hitaben teşekkür konuşmasını yapan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, öncelikle, Anneler Günü olması dolayısıyla tüm anneleri kutlayarak iyi dileklerini iletti.

Başbakan Soyer, hükümet programına bağlı çalışmalarında, hükümete ret oyu veren muhalefet partilerinin de eleştirilerini dikkate alacaklarını ve gerek basın gerek sivil toplum örgütleriyle diyalog içinde olacaklarını belirtti. "Hükümetimiz tam bir işbirliği ve koordinasyon içinde hareket edecektir" diyen Soyer, "kritik" diye nitelediği gelecek dönemde özellikle Kıbrıs konusunda, cumhurbaşkanı ve Türkiye hükümetiyle de uyum ve işbirliğinin sürdürüleceğini kaydetti.

Soyer, insanlara sevgiyle yaklaşmayı hedef edineceklerine işaret ettiği konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının üretken, girişimci bir devlet yapısıyla etkin uluslararası ilişkilere ihtiyaç duyduğunu belirterek "21. yüzyıl bu vizyonla hareket etmeyi gerektirir" dedi ve dünya ile AB'ye uyum sağlanamaması halinde zorluklar yaşanacağı uyarısında bulundu.

"Çözüm için siyasi eşitlik esas"

Rum yönetimine de seslenen Soyer, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un Kıbrıs Türk halkını "azınlık" görerek siyasal eşitliğini kabul etmemesini eleştirdi ve adada, iki eşit halkın varlığının kabulünün Kıbrıs sorununun çözümü için esas olduğuna dikkat çekti.

"Kıbrıs Türk halkı Kıbrıs'ı bir barış adası yapmak istiyor" diyen Soyer, yeni yüzyıla Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan halklarının sorunsuz, gelişerek ilerleyeceği bir ortamda girme arzusunda olduklarını belirtirken, bu çağdaş ve demokratik görevi yerine getirmek için hep birlikte çalışacaklarını kaydetti.

Soyer, içte de Kıbrıs Türk halkının demokratik, siyasal, sosyal ve ekonomik gelişimi için gayret göstereceklerini belirtti ve tüm milletvekillerine teşekkür etti.

Genel Kurulun bugün aldığı karar uyarınca gelen birleşim 13 Mayıs Cuma günü yapılacak ve bu söz konusu birleşimde yasama ile denetim görevleri birlikte yerine getirilecek.

KIBRIS 09/05/05

 

Kıbrıs sorununun çözümünde AB başrol oynamayacak

 

Fransa'nın Güney Kıbrıs Büyükelçisi Hadelin De La Tour-Du-Pin AB'nin AB'nin ne Kıbrıs sorununun çözümü için yeni girişim başlatılması konusunda başı çekme niyetinde olmadığını, başlaması halinde ise müzakerelerde başrol üstlenmeyeceğini açıkladı.

Fransız Büyükelçi Tour-Du-Pin'in Politis gazetesiyle yaptığı söyleşide "Avrupa Birliği'nin Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla yeni bir girişim başlatılması konusunda ne başı çekmek gibi bir konumu bulunduğunu ne de buna niyeti olduğunu" ifade ettiğini yazdı.

Tour-Du-Pin, Rum Yönetimi'nin aralık ayında Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerine başlaması kararına veto uygulamamakla sempati kazandığını ve AB içerisinde "mantıklı bir ortak" olarak kabul edildiğini belirtirken Kıbrıs sorununun çözümünün BM çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti.

Tour-Du-Pin, BM Genel Sekreteri Annan'ın iyi niyet misyonunu yeniden üstlenmeyi kabul etmesini ve Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasında müzakerelerin yeniden başlamasını umduklarını belirtirken, çözüm sürecinde "elbette AB yetkililerinin de yer alacağını", Annan Planı'nın AB normlarına uyumlu olup olmadığının tespiti için ve çözümün ekonomik yönünün bulunmasından ötürü uzmanların gerekli olacağını, ancak AB'nin müzakerelerde başrolü üstlenmeyeceğini vurguladı.

KIBRIS 09/05/05

Kıbrıslı Türklere, 57 bin adet "Kıbrıs Cumhuriyeti" kimlik kartı verildi

Kıbrıs Rum yönetimi, karşılıklı geçişlerin açıldığı 23 Nisan 2003'ten bugüne kadar, Kıbrıslı Türklere toplam 57 bin 291 adet "Kıbrıs Cumhuriyeti" kimlik kartı verdi.

Rum gazeteleri, Kıbrıslı Türklerin büyük bir çoğunluğunun son iki yılda "Kıbrıs Cumhuriyeti'ne" ait kimlik kartı, pasaport ve doğum kâğıdı gibi belgelere sahip olduğunu belirterek, bunlarla ilgili rakamlara da yer verdi.

Politis gazetesi, Lefkoşa Rum kaymakamlığının verilerine dayanarak, karşılıklı geçişlerin açıldığı 23 Nisan 2003'ten bugüne kadar (2-3 gün öncesine kadar) Kıbrıslı Türklere toplam 57 bin 291 adet "Kıbrıs Cumhuriyeti" kimlik kartı verildiğini yazdı.

Habere göre diğer rakamlar ise şöyle yer aldı:

"Bölgeler bazında ele alındığında Kıbrıslı Türklere verilen toplam 57 bin 291 kimlik kartının, 23 bin 649'u Lefkoşa'da, 2 bin 115'i Limasol'da, 3 bin 211'i Larnaka'da, 919'u Baf'ta, 2 bin 468'i Mağusa'da, 24 bin 929'u kayıt dairesi tarafından verildi.

23 Nisan 2003'ten bugüne kadar olan bölümde ise Kıbrıslı Türklere toplam 29 bin 544 pasaport verildi. Bunlardan 12 bin 228'i Lefkoşa'dan, 838'i Limasol'dan, 1570'i Larnaka'dan, 243'ü Baf'tan, 4 bin 654'ü Mağusa'dan, 10 bin 11'i ise Muhaceret hizmetlerinden alındı.

Yine aynı dönem içinde toplam 155 bin 985 doğum kâğıdı alınırken, 85 bin 114'ü Lefkoşa'dan, 14 bin 755'i Limasol'da, 8 bin 121'i Larnaka'da, 10 bin 588'i Baf'tan, 26 bin 556'si Mağusa'dan, 10 bin 85'i Girne'den verildi."

Gazete, "işgal altındaki topraklardaki" Kıbrıslı Türklerin nüfusunun 75-85 bin arasında seyrederken, rakamlara bağlı olarak birçoğunun (57 bin 291'inin) kimlik kartı olduğunun söylenebileceğini savundu.

Gazete, 1 Ocak 2005'ten bugüne kadar ise Kıbrıslı Türklere toplam 4 bin 692 kimlik kartı, 3 bin 469 pasaport ve 11 bin 162 doğum kâğıdı verildiğini de yazdı.

KIBRIS 09/05/05

Rumlardan 3 Türk’e tutuklama emri

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC’de 1974 öncesi Rumlara ait taşınmazları kullananlar hakkında mahkeme celpnamelerini çıkarmasının ardından, ilk kez 3’ü Türk 4 kişi hakkında Avrupa genelinde tutuklama emri çıkardı.

 

NTV

 

 

10 Mayıs 2005— Hakkında tutuklama emri çıkarılanlar arasında bugün Güney Kıbrıs’ta ilk duruşması yapılan Hüseyin Çağıner de bulunuyor. Bu arada son gelişmeleri değerlendiren KKTC’nin eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mülk davalarının insanları silahlı kavgaya götürebileceğini söyledi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, Rum polisi Girne’nin en büyük İngiliz emlakçısı Mark Anwin için Rum malları üzerine turistik tesisler yapma suçundan Avrupa genelinde tutuklama emri çıkardı.
       Mark Unwin’in inşaat şirketinin yöneticisi olan bir Türk hakkında da tutuklama emri çıkarıldı.
       Rumlar ayrıca, KKTC’nin ünlü işadamlarından Aziz Kent hakkında, Girne’ye bağlı Lapta’da eski Rum arazisi üzerine otel kurduğu gerekçesiyle tutuklama emri çıkardı.
       
MÜLK DAVASI ERTELENDİ
       Rumlar, celp krizinin çıkmasına neden olan ve halen mahkemesi devam eden işadamı Hüseyin Çağıner hakkında da tutuklama emri çıkardı. Çağıner hakkındaki dava, 4 sayfalık savunma metninin Rumcaya çevirisi yapılmadığından Cuma gününe ertelendi.

 Dava ertelendiği için türk tarafı itirazlarını iletemedi. Türk tarafı; davanın Rum Kesimi’nde görülmesine, mahkemede bir Türk yargıç bulunmamasına ve dava dosyasında Hüseyin Çağıner’in soyadının “Çağner” olarak geçmesine itiraz ediyor.
       Bu dava ile birlikte Kıbrıs Türk tarafı siyasi içerikli bir davada ilk kez kendini savunmuş da oluyor. Davacı Rum şirketi, tahliye ve tazminat istiyor.
       Rum Yönetimi ise ilgili Rum şirketin açtığı davanın bireysel bir girişim olduğunu savunuyor ve taraf olmadığını belirtiyor.
       
DENKTAŞ: SİLAHLI KAVGAYA YOL AÇAR
       Bu arada, gelişmeleri yorumlayan KKTC’nin eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların Kıbrıslı Türklere açtığı mülk davalarının, insanları silahlı kavgaya götüreceğini söyledi.
       Mülk konusunun siyasi olduğunu belirten denktaş, rum tarafının türk mallarını ya tahrip ettiğini ya da mecburi istimlak adı altında el koyduğunu söyledi
       

İngilizlere ‘KKTC’de emlak’ uyarısı

 

İngiliz The Observer gazetesi, İngilizleri KKTC’de mülk edinmemeleri konusunda uyardı.

 

NTV

 

 

9 Mayıs 2005 — Gazete, birçok emlakçının KKTC’de ucuz ev satışına başlamasıyla ilgili uyarılarda bulundu.

The Observer tam sayfa yayınlanan haberinde Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, kuzeyde Rumlara ait olduğu iddia edilen evleri satın alan yabancılara dava açtığını hatırlattı ve “Kuzeyde mülk edinmek hukuki ve mali bir kabusa dönüşebilir” dedi.
       Bir Rum mahkemesinin, İngiliz Orams çiftinin Türk tarafında satın aldıkları villayı yıkmasına ve evin sahibi olduğu iddia edilen Rum’a tazminat ödemesine karar verdiği hatırlatıldı.
       Rum İçişleri Bakanı Andrea Kristou da, kuzeyde mülk edinen yabancılara dava açılmasını savundu. Kristou, “Bir Kıbrıslı Türk’ün koşullar gerektirdiği için bir Rum’a ait evde yaşamasıyla, bir yabancının bir Rum’un evini tatil için satın alması arasında fark vardır” dedi.

Atina ile Rum Kesimi anlaşamadı

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı, Rum Yönetimi ile BM arasında Kıbrıs’ta çözüme yönelik öngörüşmelerin Mayıs ortasında başlayacağını açıkladı.

 

NTV

 

10 Mayıs 2005—  Birleşmiş Milletler de , Kıbrıs Rum Kesimi’nin görüşmeleri başlatmaya hazır olduğu yönünde sinyal verdiğini bildirdi ancak Rum Yönetimi lideri Papadopulos, “Yeni bir girişim olduğunu söylemek için henüz çok erken” dedi.

 

 

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, Kıbrıs’ta çözüm sağlanmasına yönelik öngörüşmelerinin Mayıs ortasında başlayacağını açıkladı.
       Molivyatis, “Rum Yönetimi ile BM arasında ilk adımın son adım olmamasını sağlamak için öngörüşmeler yapılacağını” söyledi. BM sözcüsü ise, Rum lider Tasos Papadopulos’un görüşmelerin nasıl başlayacağını ele almak üzere New York’taki BM Genel Merkezi’ne temsilci yollayacağını bildirdi.
       
PAPADOPULOS: ACELE ETMEYELİM
       Ancak Rum lider Papadopulos, Ada’da çözüme yönelik yeni girişim düşüncesinin olgunlaşmadığını söyledi. Papadopulos, “Yeni girişim başlatılması konusunda aceleci olmayalım. Yeni bir diyalog sürecinin başlamasından önce, önümüzde hala uzun bir yol var” diye konuştu.

HİÇBİR KONUDA ANLAŞMADIK’
       Tasos Papadopulos, Rum Antenna televizyonuna yaptığı açıklamada ise, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Moskova’da yaptıkları üçlü görüşmede, “hiçbir süreç üzerinde anlaşmaya varmadıklarını” bildirdi. Papadopulos, Erdoğan’ın açıklamalarını “abartılı” olarak değerlendirdi.
       

AB’den Kıbrıs atağı

AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, iki gün sürecek ziyaret için Perşembe günü Ada’ya gidiyor.

10 Mayıs 2005—  Rehn; Kıbrıs ziyaretinde, taraflarla diyoloğu geliştirmeyi amaçlıyor

 

AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in sözcüsü Christina Nagy, Rehn’in Ada’nın iki kesiminde siyasi yetkililerle ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle görüşmelerde bulunacağını bildirdi.
       
‘AB GİRİŞİMLERİ DESTEKLEMEYE HAZIR’
       AB Komisyonu’nun, Kıbrıs sorununun çözümü için BM çerçevesinde yapılacak girişimleri desteklemeye hazır olduğunu bildiren sözcü, müzakerelerin tekrar başlamasına ve çözüm bulma sürecine katkıda bulunmak istediklerini

 

Sözcü, Kıbrıslı Türklere yönelik yardımlara ve ticari kolaylık getirecek uygulamalara ilişkin önerilerin geçen sene karar organı olan AB Konseyi’ne iletildiğini, bu önerilerin onaylanmasını hala umut ettiklerini bildirdi.
       Rehn’in sözcüsü, Komisyon’un bu alanda Konsey’den bir karar çıkması için aktif rol üstlenmeye hazır olduğunu da kaydetti.

 

KKTC’ye demirleyen kaptan tutuklama

 

Rum polisi, bir yıl önce KKTC’nin Gazimağusa limanına demirleyen geminin Rum kaptanı’nı dün Limasol limanına demir atar atmaz tutukladı.

 

NTV

 

 

10 Mayıs 2005— Simerini gazetesinin haberine göre, Rum Yönetimi, “Admiraf Peripot” adlı geminin kaptanı hakkında, “yasadışı Mağusa limanına” girdiği iddiasıyla çıkardığı tutuklama emrini yerine getirdi.

Gazimağusa limanına demirlediğini kabul eden Ukrayna bandıralı geminin kaptanı, Limasol mahkemesine sevkedildi. Mahkeme, 29 Eylül’de yapılacak duruşmaya kadar kaptanı kefaletle serbest bırakma kararı aldı.
       Bu arada, kısa bir süre önce Gazimağusa limanına demirleyen Yunan gemisinin kaptanı da, bir gazeteye verdiği demeçte vatan haini olmadığını, gemiyi kiralayan İngiliz şirketinin baskısı üzerine Gazimağusa limanına demirlemek zorunda kaldığını söyledi.
       

Talat çözüm için strateji arayışında


10 Mayıs, 2005 21:24:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, göreve yeni başladıklarını ve Kıbrıs sorunu konusunda henüz hazırlık çalışmaları yaptıklarını ifade ederek, yeni strateji ve politikaları belirleme aşamasını yaşadıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, 30'uncu kuruluş yıldönümünü kutlayan KKTC Kamu-Sen'in davetlisi olarak adada bulunan Salim Uslu başkanlığındaki Hak-İş Konfederasyonu yetkililerini kabulünde bir konuşma yaptı.
 
Talat önlerindeki en büyük sorununun Kıbrıs sorunu olduğunu, bu konuda beklentilerin, umutların, umutsuzlukların bulunduğunu kaydetti.
 
Yeni strateji ve politikaları belirleme aşamasında olduklarını belirten Talat, hayatın devam ettiğini ve ortaya mülkiyet davalarının çıktığını söyledi.

"Sorun çözülmeli"

Talat, bu gibi konuların Kıbrıs sorununu daha bir 'çözümlenmesi gereken konu' haline getirdiğini vurguladı. Talat, genel strateji ve politikalarının doğru olduğunu, çünkü Kıbrıs sorunundan kurtulunmaması halinde diğer sorunların yeterince ele alınamayacağını söyledi. 
 
Cumhurbaşkanı Talat, 'Kıbrıs sorununda şu anda beklenenin, BM Genel Sekreteri'nin koşul gibi ortaya koyduğu taleplerinin Rum yönetimince karşılanarak müzakerelerin başlaması olduğunu' belirtti.
 
Talat, önemli günler yaşandığını, Türkiye'nin AB'yle müzakerelere başlayacağı 3 ekime doğru hareketlenmenin artacağını kaydetti.
 
Yunanistan'dan barış girişimi vaadi
 
Bu arada, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, Kıbrıs'ta BM gözetimindeki barış görüşmelerinin ilk adımının bu ayın ortalarında başlayacağını söyledi.
 
Molivyatis, mayıs ortasında Birleşmiş Milletler ile Rum Kesimi temsilcilerinin biraraya gelerek ilk adımı atacağını belirtti. 
Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos ise, şu aşamada Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlatılmasına ilişkin bir girişimin söz konusu olmadığını açıkladı.
 
Bir basın toplantısı düzenleyen Rusopulos, Kıbrıs'ın adil ve işler bir çözüme kavuşturulması yönündeki girişimlerin başarılı olabilmesi için iyi hazırlık yapılması gerektiğini söyledi.
 
Rusopulos, Başbakan Kostas Karamanlis'in 20 mayısta ABD'ye yapacağı özel ziyarette BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşüp görüşmeyeceğini bilmediğini kaydetti.

Rumlar, Ukraynalı gemi kaptanını tutukladı

 

Ukraynalı kaptan bir yıl önce Gazimagosa Limanı'na demirlemişti



10 Mayıs, 2005 18:08:00 (TSİ) CNN TURK

 

Rum polisi, 23 mart 2003 tarihinde KKTC'nin Gazimagosa Limanı'na gelen 'Admiraf Peripot' ticaret gemisinin kaptanı Vala Malein'i dün Limasol Limanı'na demir atar atmaz tutukladı.

Simerini gazetesine göre, Rum yönetiminin, Malein hakkında 'yasadışı kapalı Magosa limanına' girdiği iddiasıyla daha önce çıkardığı tutuklama emri dün yerine getirildi.
 
Ukrayna bandıralı geminin kaptanı Malein, Rum polisine verdiği ifadede Gazimagosa Limanı'na demirlediğini kabul etti. Gazeteye göre, Malein dün Limasol mahkemesine sevk edildi ve duruşması 29 eylülde olacak.
 
Mahkeme, bin Kıbrıs Lirası (KL) kefalet ödeyen Malein'in duruşma gününe kadar serbest bırakılmasına karar verdi. 
 
Bu arada, kısa bir süre önce Gazimagosa Limanı'na demirleyip, Rum tarafı ve Yunanistan'ın tepkisini çeken 'Aegean Sun' adlı Yunan gemisinin kaptanı, bir gazeteyle röportajında, 'vatan haini olmadığını, gemiyi kiralayan İngiliz şirketi tarafından kandırıldığını' söyledi.
 
Yunan kaptan, ''İngilizler bize şantaj yapıyordu. Magosa'ya gitmememiz halinde yargıyla başımızın derde gireceğini söylüyorlardı'' diye konuştu.

 

Kıbrıs'ta çözüm bilmecesi


10 Mayıs, 2005 15:44:00 (TSİ) CNN TURK

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, Kıbrıs'ta BM gözetimindeki barış görüşmelerinin ilk adımının bu ayın ortalarında başlayacağını söyledi.

Molivyatis, mayıs ortasında Birleşmiş Milletler ile Rum Kesimi temsilcilerinin biraraya gelerek ilk adımı atacağını belirtti.  

Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos ise, şu aşamada Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlatılmasına ilişkin bir girişimin söz konusu olmadığını açıkladı.
 
Bir basın toplantısı düzenleyen Rusopulos, Kıbrıs'ın adil ve işler bir çözüme kavuşturulması yönündeki girişimlerin başarılı olabilmesi için iyi hazırlık yapılması gerektiğini söyledi.
 
Rusopulos, Başbakan Kostas Karamanlis'in 20 mayısta ABD'ye yapacağı özel ziyarette BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşüp görüşmeyeceğini bilmediğini kaydetti.

"Erdoğan'ın açıklaması abartılı"
 
Papadopulos, Başbakan Erdoğan ve BM Benel Sekreteri Annan ile Moskova'da yaptıkları üçlü görüşmede 'hiçbir süreç
üzerinde anlaşmaya varmadıklarını' söyledi.
 
Rum Antenna televizyonuna konuşan Rum lider, Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarını 'abartılı' olarak niteledi. Papadopulos, "Türkiye Başbakanı Erdoğan görüşmede, 'çıkmazın hiç kimseye bir yardımının dokunmadığını ve ilerlemenin bir yolunun bulunması gerektiğini' ifade etti, bu görüşe gerek ben, gerek BM Genel Sekreteri destek verdik'' dedi.
 
Rum Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sotos Zakheos da, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'nda yapılmasını istediği değişiklikleri
sözlü olarak sunmasını BM'nin kabul ettiğini söyledi.

Bugün sabah saatlerinde Birleşmiş Milletler'in bir sözcüsü Güney Kıbrıs'ın müzakere masasına dönme niyetinde olduğunu açıkladı. Ancak birkaç saat sonra Rum lider Tasos Papadopulos ise, yeni Kıbrıs müzakereleri fikrinin henüz olgunlaşmadığını söyledi.

 

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos Ada'da taraflar arasında çözüme yönelik görüşmelerin başlaması fikrinin henüz olgunlaşmadığını söyledi.

 

Gazetecilere bir açıklama yapan Rum lider, "yeni görüşmeler için acele etmeyelim. Yeni görüşmelerin başlaması için önümüzde hala uzun bir yol var" dedi.

 

BM 'Rum tarafı görüşmelere hazır' demişti
 
Bu sabah Birleşmiş Milletler'in bir sözcüsü Reuters haber ajansına Rum Kesimi’nin Kıbrıs’ta çözüm için yeni görüşmelere hazır olduğunu ve bu çerçevede görüşmelerin yöntemini belirlemek için BM’ye bir temsilci gönderileceğini açıklamıştı. Sözcü ayrıca, Rum lider Papadopulos’un da bunu doğruladığını belirtmişti.

Konuyu manşetlerine taşıyan Rum gazeteleri, Moskova'daki görüşmede Annan Planı temelinde yeni görüşmelerin başlaması kararı alındığını ve bu kapsamda Annan ve Papadopulos'un karşılıklı temsilci gönderme sözü verdiklerini yazdı.

 
Haberlere göre Annan, Rum temsilcinin New York temaslarını tamamlamasının ardından siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Kieran Prendergast'ı Kıbrıs'a gönderecek.


Dün Rusya’nın başkenti Moskova’da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum lider Tasos Papadopulos’la kısa bir görüşme yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, Kıbrıs'ta yeni bir sürecin başlayabileceği sinyalini vermişti.
 
Erdoğan,  ''Annan ve Papadapulos ile yaptığımız üçlü görüşmede, referandum ve ondan sonraki sürecin artık geride kaldığı, yeni bir sürecin başlayabileceği hususunu Sayın Annan kendileri ifade etti" demişti.

 

Papadopulos 'zorlu' isteklerini sıralamıştı
 
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos geçtiğimiz hafta yine Reuters'a özel bir demeç vererek Ada'da çözüm için 'zorlu' isteklerini sıralamıştı.
 
Bunlardan biri yaklaşık 30 bir Türk askerinin Ada'dan çekilmesiydi. Hatta Papadopulos bu isteğin kuzey ve güneyin birleşmesi için ana koşul olduğununun da altını çizmişti.
 
Uzlaşmak için daima zaman olduğunu söyleyen Rum lider, görüşmelere başlamadan bir öngörüde bulunmanın zorluğuna da dikkat çekmişti.
 
Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihinden önce Ada'nın birleşeceğine inanmadığını açıklayan Papadopulos, yükümlülüklerini yerine getirdiği taktirde Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir çabalarının olmadığını da söylemişti.
 
Annan Planı’nı Rumlar kabul etmemişti

 

Kıbrıs’ta uluslararası çabaların bir sonucu olarak Birleşmiş Milletler öncülüğünde barış görüşmeleri başlatılmış ve bu görüşmeler geçtiğimiz yıl 24 nisan ayında Annan Planı'nın referanduma sunulması ve reddedilmesiyle son bulmuştu.
 
Kıbrıs Türk halkının yüzde 64.91’i plana ‘evet’ derken, Kıbrıs Rum halkının yüzde 75.83'ü plana ‘hayır’ demişti.  Böylece aylarca sürdürülen zorlu müzakere süreci tekrar çözümsüzlükle sonuçlanmıştı.
 
Rum halkının planı reddetmesinde, Rum lider Papadopulos’un referandum öncesi TV ekranlarından halka hitaben yaptığı ‘plana ‘hayır’ deyin’ konuşması etkili olmuştu.

İlk mülkiyet davasında dört tutuklama


10 Mayıs, 2005 15:50:00 (TSİ) CNN TURK

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC'deki 1974 öncesi Rum malını kullananlar hakkında mahkeme celpnamelerini çıkarmasının ardından, ilk kez üçü Türk dört kişi hakkında 'Avrupa tutuklama emri' çıkardı.

1974'ten önce Rumlara ait olan mülk üzerinde oturan Kıbrıslı Türkler hakkında Güney Kıbrıs'ta açılan davaların ilki bugün başladı. Davada, mülk sorunu konusunda bundan sonraki süreçte izlenecek yol belirginleşecek.
 
Güney Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bir Rum şirketinin, Gazimağusa'daki Hurma Restoran'ın işletmecisi Hüseyin Çağıner aleyhine açtığı tahliye ve tazminat davasının ilk duruşması bugün Güney Kıbrıs'taki Larnaka Kaza Mahkemesi'nde yapıldı.
 
Duruşmada, 'şartlı ispatı vücut' talebinin görüşülmesi 13 mayıs cuma gününe ertelendi. Duruşmanın, Çağıner'in avukatlarının şartlı ispatı vücut talebiyle ilgili olarak 4 mayısta mahkemeye sunduğu dört sayfalık metnin tercüme edilmemesi nedeniyle ertelendiği belirtildi.
 
Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, tutuklama emirleri, Rum polis genel müdürünün talimatıyla ve Başsavcı Petros Kliridis'in onayıyla çıkarıldı.
 
Rum polisi, Girne'nin en büyük İngiliz emlakçısı Mark Unwin'i hakkında Rum malları üzerine Girne'de turistik tesisler yapmaktan 'Avrupa tutuklama emri' çıkardı.
 
Mark Unwin'in inşaat şirketi yöneticisi bir Türk hakkında da tutuklama emri çıkarıldı. Unwin aleyhindeki şikayetleri Hristos Matzios ile Yakavos ve Yeoryios Yakovos yaptı.
 
Rumlar ayrıca, KKTC'nin ünlü işadamlarından Aziz Kent hakkında, Girne'ye bağlı Lapta'da eski Rum arazisi üzerine otel kurduğu gerekçesiyle tutuklama emri çıkardı.
 
Con Aziz adıyla bilinen Aziz Kent'in Girne'de bir çok otel ve turistik tesisi bulunuyor. Rumlar, celp krizinin çıkmasına neden olan ve hala mahkemesi devam eden Gazimağusa'daki Hurma Restoran'ın işletmecisi işadamı Hüseyin Çağıner hakkında da tutuklama emri çıkardı.
 
Çağıner hakkındakitutuklama emri, evini restorana çevirdiği için Panos Yoannidis'in şikayeti üzerine çıkarıldı.
 
"İşleri zor"
 
Filelefetheros gazetesi, bu gelişmeden sonra söz konusu dört kişinin işinin zor olduğunu, çünkü KKTC ve Türkiye dışına çıkamayacaklarını, çıkmaları halinde ise tutuklanmaları tehlikesi bulunduğunu yazdı. 
 
Rum mahkemelerine bireysel başvuruların bir ay içinde yüzü açtığı belirtiliyor. Rum mahkemelerinin önümüzdeki günlerde celpleri göndermeye başlayacağı ve tutuklama emirlerinin de takip edeceği bildiriliyor.
 
Bir Rum şirketinin, Gazi Magosa'daki bir restoranın işletmecisi Hüseyin Çağıner'e açtığı dava, iki toplum arasında, bireysel nitelikli ilk dava olma özelliğini taşıyor.
 
Duruşmada Türk tarafının, mahkemenin yetki alanı ile anayasaya aykırıklıktan kaynaklanan itirazları dile getireceği belirtildi.
 
Duruşmayla birlikte, ilk defa Kıbrıs Türk tarafı, siyasi içerikli bir davada, kendini savunma pozisyonuna giriyor.
 
Rum yönetimi ise, ilgili Rum şirketinin açtığı davanın, bireysel bir girişim olduğunu ve taraf olmadığını savunuyor.
 
"Kuzey'de mal almayın"
 
Tartışmalar sürerken İngiliz 'The Observer' gazetesi ise Güney'de açılan davaları gerekçe göstererek vatandaşlarını Kuzey Kıbrıs'ta emlak satın almaması yönünde uyardı.
 
KKTC Bakanlar Kurulu, 8 eylülde yabancıların taşınmaz mal almasını düzenleyen yasada değişiklik yapmıştı. Yasayla, yabancılara mülkiyet devri yerine 125 yıllığına kullanım hakkı verilmişti.

 

Rumlardan celpname engeli


10 Mayıs, 2005 20:01:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Rumların mal-mülk celpnamelerin ardından şimdi de tedavi olmak amacıyla Rum tarafındaki hastanelere giden Kıbrıslı Türklere celpnameler göndermeye başladığını açıkladı.

Serdar Denktaş, BM Barış Gücü aracılığıyla bugün bakanlığa konuyla ilgili gönderilen celpnameleri geri gönderdiklerini bildirdi.
 
Denktaş, ''Barış Gücü'ne bu konularda araya girmemelerini söyleyerek, bütün gelen celpnameleri geri gönderdik. Ama vaziyet bu. Rum tarafı, nefes alabileceğimiz her girişimin önüne mutlaka engel çıkarmak için elinden geleni yapıyor'' dedi.
 
Serdar Denktaş, Moskova'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos arasında yapılan üçlü görüşmenin sosyal içerikli bir görüşme olmasına karşın bugünkü bazı gazetelerde 'çözüm için ümit ışığı' şeklinde lanse edilmeye çalışıldığına işaret etti.
 
Denktaş, çözüme yönelik hiçbir ilerleme ve yeni bir girişimin bulunmadığını, buna karşın hala bazı çevrelerce halka boş yere ümit pompalanmaya devam edildiğini kaydetti.
 
Rauf Denktaş: "Bu beklenen birşeydi"
 
KKTC'nin Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, Rumların sağlık konusunda da celpname göndermesiyle ilgili olarak, ''Rumlar bugüne kadar 'bu kadar Türkü tedavi ettik' diye propaganda yaptılar. İşte şimdi acısını çıkarttılar. Bunlar beklenen şeylerdir'' dedi.
 
Çok zor bir dönemden geçildiğini ifade eden Denktaş, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in davayı iyi bildiklerini ve Rum'un kim olduğunu, ne olduğunu anlayarak hareket ettiklerini, bunun kendisini memnun ettiğini söyledi.
 
Moskova'da Erdoğan-Annan-Papadopulos arasında gerçekleşen üçlü görüşmeye de değinen Denktaş, bu görüşmede 'sorunun çözüm yollarının açıldığı' yönünde bir hava yaratıldığını belirterek, ''biz bunları çok gördük. Rum'u iyi tanıyoruz, Rum'un siyasetini biliyoruz ve Rum'u, ABD'nin İngiltere'nin ve şimdi Avrupa Birliği'nin getirmiş olduğu platformda, bizimle yeni bir ortaklık yapma ihtiyacı duymadığını görüyoruz'' dedi.
 
"'Çözümün yolu açıldı' mesajı yanlış"
 
Denktaş, ''böyle 'görüşmelerin yolu açıldı' diye derhal kendi kendimizi kandırmayalım, halka yanlış mesaj vermeyelim, masaya oturmadan önce pazarlığınızı iyi yapınız. Masaya kiminle oturduğunuzu biliniz ve onlara da kiminle oturduklarını bildiriniz'' diye konuştu.
 
Kıbrıs'ta iki taraf arasında uzlaşmanın ancak eşit ve kalıcı şartlarda olabileceğinin altını çizen Denktaş, ''Annan Planı uygulanmış olsaydı, bugün bize ihbarname gönderen Rum, polisiyle gelip bizi kulağımızdan tutup sokağa atmaya başlayacaktı, kavga çıkacaktı. Annan Planı'nın uygulanması demek Türk ile Rum'u çatıştırma demektir" deiye konuştu.
 
"Bu çatışmada, Türkiye'de adadan çıkacağına göre, galip olacak olan Rum tarafıdır" diyen Denktaş, "hayal içinde yaşamayalım, sadece 'Papadopulos uzlaşmazdır' diyerek kendi kendimizi kandırmayalım. Yüzde 75 Rum bu adamın siyasetini gütmektedir'' ifadesini kullandı.

Kıbrıs'ta mülkiyet krizi tırmanıyor: Rumlar'dan 4 tutuklama emir

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC'de krize neden olan mahkeme celplerinden sonra 3'ü Türk, biri İngiliz emlakçı olmak üzere 4 kişi hakkında Avrupa tutuklama emri çıkardı. Tutuklama emirlerinin peş peşe gelmesi bekleniyor.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, Rum polisi, Girne'nin en büyük İngiliz emlakçısı Mark Unwin'i hakkında Rum malları üzerine Girne'de turistik tesisler yapmaktan Avrupa tutuklama emri çıkardı. Mark Unwin'in inşaat şirketi yönetici bir Türk hakkında da tutuklama emri çıkartıldığın belirtildi. 

ADANIN EN ÜNLÜ İŞADAMI DA LİSTEDE

Rumlar ayrıca adanın en ünlü işadamlarından Aziz Kent hakkında Rum arazisi üzerine otel kurmak suçundan tutuklama emri çıkardı. ‘Con Aziz' adıyla bilinen Aziz Kent'in Girne'de bir çok otel ve turistik tesisi bulunuyor. Rumlar, celp krizinin çıkmasına neden olan ve halen mahkemesi devam eden Gazimagosalı işadamı Hüseyin Çağıner'i de tutuklayacaklarını açıkladı.

YÜZLERCE EMİR YOLDA

Rum mahkemelerine bireysel başvuruların bir ay içinde yüzü açtığı belirtiliyor. Rum mahkemelerinin önümüzdeki günlerde celpleri göndermeye başlayacağı ve tutuklama emirlerinin de takip edeceği bildiriliyor.

DURUŞMASI ERTELENDİ

Güney Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bir Rum şirketinin, Gazimağusa'daki Hurma Restoran'ın işletmecisi Hüseyin Çağıner  aleyhine açtığı tahliye ve tazminat davasının ilk duruşması bugün Güney Kıbrıs'taki Larnaka Kaza Mahkemesi'nde yapıldı.  Duruşmada, “şartlı ispatı vücut” talebinin görüşülmesi 13 Mayıs Cuma gününe ertelendi.

Duruşmanın, Çağıner'in avukatlarının şartlı ispatı vücut talebiyle ilgili olarak 4 Mayıs'ta mahkemeye sunduğu 4 sayfalık metnin tercüme edilmemesi nedeniyle ertelendiği belirtildi.

Duruşmaya Hüseyin Çağıner'i temsilen avukatları Hakkı Önen ve İbrahim Özgür katıldı.

Avukat Hakkı Önen, duruşmadan sonra yaptığı açıklamada, taleplerini içeren dosyanın tercüme edilmediğini, duruşmanın bu nedenle yargıcın bunu görmesine olanak sağlanması amacıyla cuma gününe ertelendiğini söyledi.

Önen, bir soru üzerine, mahkemenin Kıbrıs Cumhuriyeti yasalarına uygun kurulmadığını belirterek, anayasanın, bir davanın taraflarının Türk ve Rumlardan oluşması halinde mahkemenin de buna uygun olarak Türk ve Rum hakimlerden oluşturulmasını öngördüğünü belirtti.

Davanın taşınmaz mülkle ilgili olması halinde de bunun olayla ilgili kaza mahkemesinde görüşülmesi gerektiğine işaret eden Önen, davanın kişisel bir dava olmasına rağmen toplumun büyük bir kısmını ilgilendirdiğine dikkat çekti.

Kıbrıs'taki malların dağılımının siyasi kararla olduğunu kaydeden Önen, bundan sonra izlenecek yöntemi de politikacılarla birlikte belirleyeceklerini belirtti.

Hakkı Önen, Rumların Hüseyin Çağıner için, Avrupa tutuklama emri çıkartmasıyla ilgili bir soru üzerine, “bunun tacizden öteye bir işe yaramayacağını” söyledi.

Rumların hem hukuk hem de ceza davalarını birlikte götürme düşüncesinde olduğu izlenimi edindiğini ifade eden Önen, “Zaten malın tazmin ve tahliyesi için hukuk davası açmışlardı, bir de ceza davası açmalarına gerek yoktu. Bu ancak taciz olur” dedi.

Rumların Hüseyin Çağıner'e açtığı dava, iki toplum arasında bireysel nitelikli ilk dava özelliğini taşırken, bu davayla ilgili gelişmeler mülkiyetle ilgili bundan sonraki gelişmelerin de temelini oluşturacak.

HURRIYET 10/05/05

 

Denktaş: Mülk siyaseti silahlı kavga çıkarır

 

 

Lefkoşa

KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların Kıbrıslı Türklere açtığı mal-mülk davalarının, Kıbrıs sorununu çözüme değil, Rumların mülk konusundaki bu siyasetinin insanları silahlı kavgaya götüreceğini belirterek, “Rum aklını ve siyasetini değiştirmelidir” dedi.
   
Yeni çalışma ofisinde soruları yanıtlayan Denktaş, KKTC hükümetinin Rumların mülk davaları konusunda müdafaa kararı aldığını ve hükümetin bu kararın arkasında duracağını belirterek, Kıbrıs Türklerinin Rumların oyununu görmesini ve artık buna göre kendine bir yol çizmesini istedi. Denktaş, “O yol da devleti ve egemenliği korumak yoludur. Türkiye'den kopmamak yoludur” dedi.
   
Denktaş, eski Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides döneminde, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bilgilerin, İçişleri Bakanlığı'ndaki bir kişi tarafından, Rumlara para karşılığında satıldığını ve bu durumu rapor ettiğini söyledi.
   
Daha rahat bir ortamda olduğunu ifade eden Denktaş, İngiliz arşivlerini inceleyerek, Türkçe'ye çeviriyor. Denktaş, gazetelere yazı yazdığını ve Anadolu'nun her yerinden, “yürüdüğü yolun doğru yol olduğunu” teyit eden mesajlar aldığını belirtti.
   
"KÖYLÜLER MÜLK DAVASI NEDENİYLE KAYGI DUYUYOR"
   
2.5 yıldan sonra ilk kez hafta sonu Karpaz Burnu'na kadar gittiğini ve iki köyü ziyaret ettiğini anlatan Denktaş, “Bu da bana büyük bir ferahlık verdi” dedi.
   
Köylülerin, Rumların mülk davaları nedeniyle büyük endişe duyduğunu ifade eden Denktaş, köylülere, Rum tarafından bu yönde gelen sesleri umursamamalarını, devletlerine ve tapularına sahip çıkmalarını söylediğini aktardı.
   
"MASADA HALLEDİLECEK"

Mal-mülk konusunun siyasi masada oturup halledileceğini kaydeden Denktaş, Rum tarafının Türk mallarını ya tahrip ettiğini ya da mecburi istimlak adı altında el koyduğunu söyledi. Denktaş, “Bunların tazminatını vermezken, Kıbrıslı Türkleri takip etmesi, AB'yi arkasına alarak bu çözümü yapması niyetlerini göstermiş olur, halkımızı da uyandırmış olur. Rum aklını değiştirmelidir, siyasetini değiştirmelidir. Bu akıl, 'Kıbrıs benimdir' aklıdır. Kıbrıs iki halkın vatanıdır” dedi.

Uzlaşmaya hazır olduklarını, ancak tapuların ayrı olması gerektiğini kaydeden Denktaş, “Bir daha bizi yeniden istilaya kalkamasınlar ve anlaşma kalıcı olsun. Bunu istiyoruz” ifadesini kullandı.

"MÜLK DAVALARI İÇİN GELEN TAAHHÜTLÜ MEKTUPLARI ALMAYIN"
   
KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların Kıbrıslı Türkler aleyhine açtığı mal-mülk davalarının, Kıbrıs sorununu çözümsüzlüğe götüreceğine işaret ederek, “Çözüm olmaz, hiçbir şey yapamazlar” dedi. Denktaş, Rumların, Rum tarafında alacakları kararları kuzeyde icra edemeyeceğini, Rum tebligat memurlarının da kuzeyde görev yapamayacağını söyledi.

Rumların celpnameleri mektupla da gönderdiğine işaret eden Denktaş, “Eğer herhangi bir kimse taahhütlü mektup beklemiyorsa ve şimdiye kadar hiç almamışsa bundan sonra da gelen taahhütlü mektubu almasın, iade etsin. Böylelikle Rumların oyununa gelmeyelim” dedi.
   
Tazmin komisyonu kurduklarını ve Rum yönetiminin, Rumların bu komisyona başvurmasını engellediğini belirten Denktaş, Rumların uzlaşma istemediğini, Kıbrıs'ın tümünü istediğini söyledi. Kıbrıs Türklerinin bunu görmesini ve artık buna göre kendine bir yol çizmesini isteyen Denktaş, “O yol da devleti ve egemenliği korumak yoludur. Türkiye'den kopmamak yoludur” dedi.
   
KKTC'de son günlerde asayiş olaylarının artması bahane edilerek heyecana kapılmanın ve Türkiye'den kimlikle girişlerin eleştirilmesinin doğru olmadığını ifade eden Denktaş, “Pasaport istensin gibi devamlı Türkiye'ye yönelik edebiyat ayıptır, günahtır ve yersizdir” diye konuştu.
   
“HÜKÜMETİN KARARI, TESLİMİYET DEĞİL MÜDAFAA KARARIDIR"
   
Denktaş, “KKTC hükümetinin, Rumların Kıbrıslı Türklere açtığı mülk davalarındaki tavrını nasıl buluyorsunuz?” sorusuna karşılık, hükümetin konuyu değerlendirerek bir karar aldığını ve bunun da arkasında duracağını belirterek, şunları söyledi:
   
“Yani teslimiyet kararı değildir, müdafaa kararıdır. Hükümetin temas ettiği avukatların gösterdiği yoldan bir müdafaa hattı çizilmiştir. Bunu görelim nereye gidecek. Benim kendilerine önerim, bizim zamanımızda bu konularda temas ettiğimiz İngiliz avukatlar vardır. Özellikle yabancıları İngiltere'de taciz edebilecekleri için, bu avukatlarla teması sürdürmelidirler. Bunların görüşlerini almalıdırlar. Bunları hatta Kıbrıs'a davet ederek, buradaki durumu göstermelidirler.”
   
SİLAHLI KAVGA

Hafta sonu Karpaz'a giderken etrafa, bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) hakimi gözüyle baktığına işaret eden Denktaş, mal-mülk konusunun mahkeme yoluyla halledilmesinin mümkün olmadığını vurguladı ve “Ancak insanları silahlı kavgaya götürür” dedi.

Denktaş, her yerin değiştiğini, tarlaların apartmana dönüştüğünü, bu konunun karşılıklı tüm malların masaya getirilmesi suretiyle çözüleceğini söyledi. Denktaş, bunun için yıllar önce toplu değerlendirme, takas ve teminat önerdiklerini anımsattı. Denktaş, Türk tarafının, Rumlardan alacağının peşine düşmesi gerektiğini vurguladı.
   
“BİLGİLER RUMLARA SATILDI”
   
Rauf Denktaş, Rumların mülk davalarında, Kıbrıslı Türklerin kimlik kartı almak için verdiği bilgileri kullandığı yönündeki haberlerin anımsatılması üzerine, Rumların ellerine geçen her bilgiyi değerlendireceğini söyledi.
   
Rumların Türk tarafından parayla bilgi aldığına işaret eden Denktaş, şunları söyledi:
    
“Klerides ile Annan planını zamanında konuşurken, 'Türkiye'den gelenler şu kadardır' dediğimde, 'Denktaş, senin söylediğinin çok üstündedir, şimdi istersen sana mahalle mahalle listelerini getirebilirim' dedi. Bizim de bilgimiz, bizim İçişleri Bakanlığı'ndan birisi bu bilgileri satmıştır. Bu gerçektir. Ben o günden bunun raporunu verdim. İçişleri Bakanlığı'ndan bir kişi o bilgileri maalesef Rumlara satmıştır.”

 (aa)

 

HURRIYET 10/05/05

 

Moskova’da Kıbrıs için ‘yeni süreç’ sürprizi

Turan YILMAZ/MOSKOVA

Başbakan Erdoğan, Annan ve Papadopulos ile Moskova’da ayak üstü görüşmenin ardından Annan’ın yeni bir süreç başlayabileceğini, Güney Kıbrıs’ın da buna ters bakmadığını söyledi.

MOSKOVA’daki 60. Zafer Günü kutlamaları, Kıbrıs konusunda sürpriz bir gelişmeye ev sahipliği yaptı. Putin’in 59 dünya lideri onuruna verdiği resepsiyonda, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos arasında ayak üstü üçlü bir ‘Kıbrıs Zirvesi’ gerçekleşti. Sürpriz buluşmada Kıbrıs’la ilgili çözüm süreci ele alındı.

Hürriyet’in edindiği bilgiye göre, Erdoğan, Annan ve Papadopulos’a Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmaması gerektiğini belirterek, yine BM zemininde olmak üzere çözüme yönelik, yeni bir görüşme sürecinin başlaması gerektiğini söyledi. Erdoğan’ın, referandum sürecinin geride kaldığını vurgulaması üzerine Annan, kendi planının referanduma sunulmasıyla sonuçlanan Burgenstok sürecini kastederek, ‘Artık o bitti, yeni bir süreç başlamalı’ dedi. Erdoğan, Annan’ın ‘yeni bir süreç’ önerisine yeşil ışık yakarak destek verdi. Papadopulos da Annan ve Erdoğan’ın bu yeni yaklaşımı üzerine, ‘Evet biz de barıştan yanayız. Biz de çözümden yanayız’ diyerek, öneriye olumlu yaklaştı.

Annan, yeni sürecin de, eskisi gibi yine BM çatısı altında olacağını söyledi. Annan ve Erdoğan, Kıbrıs’la ilgili yeni sürecin ne zaman başlayacağına ilişkin ayrıntıları ise, Erdoğan’ın Haziran’da ABD’ye yapacağı seyahatteki buluşmalarında görüşmeyi kararlaştırdı.

Erdoğan, Ankara’ya dönüşünde düzenlediği basın toplantısında da Annan’ın yeni bir süreç başlayabileceğini ifade ettiğini belirterek şöyle konuştu: ‘Güney Kıbrıs’ın bu işe ters bakmadığını gördüm ve daha önceki beyanlarına göre bu defa böyle bir sürecin işletilmesine olumlu yaklaştığını gördüm. Amerika seyahatimde sayın Annan ile tekrar görüşme imkanımız olacak.’

Ayaküstü zirve

ERDOĞAN, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in verdiği yemek öncesinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos ile de bir süre sohbet etti. Erdoğan’a Egemen Bağış eşlik etti 

 

 

HURRIYET 10/05/05

 

Kıbrıs'ta ilk mülkiyet davası

 

Lefkoşa

1974'ten önce Rumlara ait olan mülk üzerinde oturan Kıbrıslı Türkler hakkında Güney Kıbrıs'ta açılan davaların ilki bugün başlayacak. Davada, mülk sorunu konusunda bundan sonraki süreçte izlenecek yol belirginleşecek.

Bir Rum şirketinin, Gazi Magosa'daki bir restoranın işletmecisi Hüseyin Çağıner'e açtığı dava, iki toplum arasında, bireysel nitelikli ilk dava olma özelliğini taşıyor.

Duruşmada Türk tarafının, mahkemenin yetki alanı ile anayasaya aykırıklıktan kaynaklanan itirazları dile getireceği belirtildi.
 
'Duruşmayla birlikte, ilk defa Kıbrıs Türk tarafı, siyasi içerikli bir davada, kendini savunma pozisyonuna giriyor.
 
Rum yönetimi ise, ilgili Rum şirketinin açtığı davanın, bireysel bir girişim olduğunu ve taraf olmadığını savunuyor.
 
Tartışmalar sürerken İngiliz 'The Observer' gazetesi ise Güney'de açılan davaları gerekçe göstererek vatandaşlarını Kuzey Kıbrıs'ta emlak satın almaması yönünde uyardı.
 
KKTC Bakanlar Kurulu, 8 Eylül'de yabancıların taşınmaz mal almasını düzenleyen yasada değişiklik yapmıştı. Yasayla, yabancılara mülkiyet devri yerine 125 yıllığına kullanım hakkı verilmişti.

 (Hürriyetim)

HURRIYET 10/05/05

 

Talat: Önce Kıbrıs sorunu çözülmeli

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'ta ortaya çıkan mülkiyet davalarının, Kıbrıs sorununu daha bir "çözülmesi gereken konu" haline getirdiğini, çözüm için yeni strateji ve politikaları belirleme aşamasını yaşadıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, 30. kuruluş yıldönümünü kutlayan KKTC Kamu-Sen'in davetlisi olarak adada bulunan Salim Uslu başkanlığındaki Hak-İş Konfederasyonu yetkililerini kabulünde yaptığı konuşmada, dünyanın en büyük sorununun istihdam olduğunu, ancak ülkenin en büyük sorununun Kıbrıs sorunu olduğunu, bu konuda beklentilerin, umutların, umutsuzlukların bulunduğunu kaydetti.

Yeni strateji ve politikaları belirleme aşamasında olduklarını belirten Talat, hayatın devam ettiğini ve ortaya mülkiyet davalarının çıktığını söyledi. Talat, bu gibi konuların Kıbrıs sorununu daha bir ”çözümlenmesi gereken konu” haline getirdiğini vurguladı.

Talat, genel strateji ve politikalarının doğru olduğunu, çünkü Kıbrıs sorunundan kurtulunmaması halinde diğer sorunların yeterince ele alınamayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, 'Kıbrıs sorununda şu anda beklenenin, BM Genel Sekreteri'nin koşul gibi ortaya koyduğu taleplerinin Rum yönetimince karşılanarak müzakerelerin başlaması olduğunu” belirtti. Talat, önemli günler yaşandığını, Türkiye'nin AB'yle müzakerelere başlayacağı 3 Ekim'e doğru hareketlenmenin artacağını kaydetti.

Talat, gürültü yapan politika yerine iş yapan bir politika izlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Salim Uslu da, KKTC'nin, yeni lideriyle, bugüne kadar yaşamış olduğu sorunları aşma konusunda daha büyük başarılar elde edeceğine inandıklarını belirtti.

 (aa) HURRIYET 10/05/05

 

Molivyatis: Görüşmeler bu ay başlar

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, BM gözetiminde Kıbrıs’ta çözüm bulunması için yapılacak görüşmelerin ilk adımının mayıs ortasında atılabileceğini söyledi.

CNN Türk'ün haberine göre Molivyatis, mayıs ortasında Birleşmiş Milletler ile Rum Kesimi temsilcilerinin bir araya gelerek ilk adımı atacağını belirtti. 

Birleşmiş Milletler sabah saatlerinde Güney Kıbrıs'ın müzakere masasına dönme niyetinde olduğunu açıkladı.  Ancak bir kaç saat sonra Rum lider Tasos Papadopulos ise, yeni Kıbrıs müzakereleri fikrinin henüz olgunlaşmadığını söyledi.

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos Ada'da taraflar arasında çözüme yönelik görüşmelerin başlaması fikrinin henüz olgunlaşmadığını söyledi.

Gazetecilere bir açıklama yapan Rum lider, "yeni görüşmeler için acele etmeyelim. Yeni görüşmelerin başlaması için önümüzde hala uzun bir yol var" dedi.

BM, RUM TARAFI GÖRÜŞMELERE HAZIR DEMİŞTİ 
 
Bu sabah Birleşmiş Milletler'in bir sözcüsü Reuters haber ajansına Rum Kesimi’nin Kıbrıs’ta çözüm için yeni görüşmelere hazır olduğunu ve bu çerçevede görüşmelerin yöntemini belirlemek için BM’ye bir temsilci gönderileceğini açıklamıştı. Sözcü ayrıca, Rum lider Papadopulos’un da bunu doğruladığını belirtmişti.
 
Dün Rusya’nın başkenti Moskova’da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum lider Tasos Papadopulos’la kısa bir görüşme yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, Kıbrıs'ta yeni bir sürecin başlayabileceği sinyalini vermişti.
 
Erdoğan,  ''Annan ve Papadapulos ile yaptığımız üçlü görüşmede, referandum ve ondan sonraki sürecin artık geride kaldığı, yeni bir sürecin başlayabileceği hususunu Sayın Annan kendileri ifade etti" demişti.

PAPADOPULOS "ZORLU" İSTEKLERİNİ SIRALAMIŞTI
 
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos geçtiğimiz hafta yine Reuters'a özel bir demeç vererek Ada'da çözüm için 'zorlu' isteklerini sıralamıştı.
 
Bunlardan biri yaklaşık 30 bir Türk askerinin Ada'dan çekilmesiydi. Hatta Papadopulos bu isteğin kuzey ve güneyin birleşmesi için ana koşul olduğununun da altını çizmişti.
 
Uzlaşmak için daima zaman olduğunu söyleyen Rum lider, görüşmelere başlamadan bir öngörüde bulunmanın zorluğuna da dikkat çekmişti.
 
Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihinden önce Ada'nın birleşeceğine inanmadığını açıklayan Papadopulos, yükümlülüklerini yerine getirdiği taktirde Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir çabalarının olmadığını da söylemişti. 
 
ANNAN PLANI'NI RUMLAR KABUL ETMEMİŞTİ

Kıbrıs’ta uluslararası çabaların bir sonucu olarak Birleşmiş Milletler öncülüğünde barış görüşmeleri başlatılmış ve bu görüşmeler geçtiğimiz yıl 24 nisan ayında Annan Planı'nın referanduma sunulması ve reddedilmesiyle son bulmuştu.
 
Kıbrıs Türk halkının yüzde 64.91’i plana ‘evet’ derken, Kıbrıs Rum halkının yüzde 75.83'ü plana ‘hayır’ demişti.  Böylece aylarca sürdürülen zorlu müzakere süreci tekrar çözümsüzlükle sonuçlanmıştı.
 
Rum halkının planı reddetmesinde, Rum lider Papadopulos’un referandum öncesi TV ekranlarından halka hitaben yaptığı ‘plana ‘hayır’ deyin’ konuşması etkili olmuştu.

HÜKÜMET SÖZCÜSÜ RUSOPULOS: KIBRIS İÇİN YENİ GİRİŞİM YOK

Yunanistan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos, şu an için Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlatılmasına ilişkin yeni bir girişim olmadığını söyledi.

Rusopulos yaptığı basın toplantısında, Atina'nın Kıbrıs'ın adil ve işler bir çözüm çerçevesinde tekrar birleşmesini arzu ettiğini belirtti.

Bu alandaki herhangi bir girişimin başarılı olabilmesi için iyi hazırlık yapılması gerektiğini ifade eden Rusopulos, sorular üzerine, Başbakan Kostas Karamanlis'in 20 Mayıs'ta ABD'ye yapacağı özel ziyaret çerçevesinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşüp görüşmeyeceğini bilmediğini de kaydetti.

   

HURRIYET 10/05/05

 

Papadopulos sabah başka, öğle başka

Tasos Papadopulos, sabah, müzakere zeminini araştırmak için BM'ye bir temsilci göndereceğini, öğle ise bu fikrin henüz olgunlaşmadığını bildirdi.

Kıbrıs Rum Yönemiti lideri Tasos Papadopulos Ada'da taraflar arasında çözüme yönelik görüşmelerin başlaması fikrinin henüz olgunlaşmadığını söyledi.

Gazetecilere bir açıklama yapan Rum lider, "yeni görüşmeler için acele etmeyelim. Yeni görüşmelerin başlaması için önümüzde hala uzun bir yol var" dedi.
 
ÖNCEKİ AÇIKLAMA

Bu sabah Birleşmiş Milletler'in bir sözcüsü Reuters haber ajansına Rum Kesimi’nin Kıbrıs’ta çözüm için yeni görüşmelere hazır olduğunu ve bu çerçevede görüşmelerin yöntemini belirlemek için BM’ye bir temsilci gönderileceğini açıklamıştı.

Sözcü ayrıca, Rum lider Papadopulos’un da bunu doğruladığını belirtmişti.
 
Dün Rusya’nın başkenti Moskova’da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum lider Tasos Papadopulos’la kısa bir görüşme yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, Kıbrıs'ta yeni bir sürecin başlayabileceği sinyalini vermişti.
 
Erdoğan,  ''Annan ve Papadapulos ile yaptığımız üçlü görüşmede, referandum ve ondan sonraki sürecin artık geride kaldığı, yeni bir sürecin başlayabileceği hususunu Sayın Annan kendileri ifade etti" demişti.
 
ZORUNLU İSTEKLER
 
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos geçtiğimiz hafta yine Reuters'a özel bir demeç vererek Ada'da çözüm için 'zorlu' isteklerini sıralamıştı.
 
Bunlardan biri yaklaşık 30 bir Türk askerinin Ada'dan çekilmesiydi. Hatta Papadopulos bu isteğin kuzey ve güneyin birleşmesi için ana koşul olduğununun da altını çizmişti.
 

 HURRIYET 10/05/05

 

AB: Kıbrıs’ta çözüme katkıya hazırız

 

Brüksel

AB Komisyonu’nun Genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehn’in sözcüsü Krizstina Nagy, Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılması için her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını söyledi.

AB Komisyonu’nun Genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehn’in sözcüsü Krizstina Nagy, Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılması için her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını söyledi.

   

Brüksel'den yayın yapan ABHaber’e konuşan Nagy, AB Komisyonu’nun Kıbrıs’ta BM planı doğrultusunda aktif ve yaratıcı bir sonuç alınması için elinden gelen her katkıyı yapmaya hazır olduğunu kaydetti.

 

Komisyon’un Kıbrıs’ta yeni gelişmeler beklediğinin de altını çizen Nagy, "Bu çerçevede istenecek her türlü katkıyı vermeye hazırız" diye konuştu.

 

REHN KKTC’YE GEÇEÇEK

 

AB Komiseri Olli Rehn’in Kıbrıs’ta yapacağı temaslar hakkında da bilgi veren Nagy şunları kaydetti:

   

"Rehn, 12-13 Mayıs’ta Kıbrıs’ta temaslarda bulunacak ve adanın her iki tarafı da ziyaret edecek. Olli Rehn, ilk defa Kıbrıs’a gidiyor, bu açıdan yapacağı temasları önemli buluyoruz. Gezinin amacı, Kıbrıs’taki siyasiler, ve sivil toplum örgütleriyle toplantılar düzenlemek, bu çerçevede görüş alış verişinde bulunmak."

 (ANKA)

HURRIYET 10/05/05

 

Rumlar yeni görüşmelere hazır, Papadopulos BM'ye temsilci gönderiyor


      Birleşmiş Milletler, Rum Kesimi’nin Kıbrıs’ta çözüm için yeni görüşmelere hazır olduğunu açıkladı.
      Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un, müzakere zeminini araştırmak üzere BM’ye bir temsilci göndereceği bildirildi.
      BM sözcüsü, Papadopulos’un, Kıbrıs’ın birleşmesine yönelik müzakerelere nasıl dönülebileceğini görüşmek üzere BM’nin New York’taki merkezine bir temsilci göndereceğini söyledi.
      Sözcü, bu görüşme sonrasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın nasıl bir adım atılması gerekeceğine karar vereceğini söyledi.
      Sözcü, görüşmenin ne zaman yapılacağı konusunda bilgi vermedi.

MILLIYET 10/05/05

 

Kıbrıs için yeni girişim

Moskova'da Annan ve Papadopulos'la görüşen Erdoğan, 'Annan yeni bir süreç başlatılabileceği görüşünde. Güney Kıbrıs da buna ters bakmıyor. ABD'de Annan ile ayrıntılı görüşeceğiz' dedi

RADIKAL 10/05/05

AA - MOSKOVA - Rus başkenti Moskova'daki zafer törenleri vesilesiyle pek çok liderle sohbet edip Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la üçlü görüşme fırsatı bulan Başbakan Tayyip Erdoğan, Annan'ın Kıbrıs barış görüşmelerine yeniden başlama fırsatı gördüğünü, Papadopulos'un da buna karşı çıkmadığını aktardı.

Bush, 'Sizi bekliyorum' dedi
ABD Başkanı George W. Bush, Kremlin'deki resepsiyonda ayak üstü sohbet ettiği Başbakan Erdoğan'a Amerika'ya planladığı geziyi kastederek, "Sizi bekliyorum" dedi ve Başbakan'dan "Yakında geleceğim" karşılığını aldı. Ankara'ya dönüşünde, "Çok yerinde olduğuna inandığım bir seyahat oldu. Bu kadar kısa zamanda verimli görüşmeler yaptım" diyen Erdoğan, Annan ve Papadopulos'la görüşmesinde Kıbrıs'ta gelişme olup olmadığını ve ABD'ye ziyaret tarihinin kesinleşip kesinleşmediği sorularını şöyle yanıtladı:
"Sayın Annan ve sayın Papadopulos ile üçlü görüşmemizde, referandum ve ondan sonraki süreçle ilgili artık o sürecin geride kaldığı ve yeni sürecin başlayabileceği hususunu Annan kendileri ifade ettiler. Güney Kıbrıs'ın bu işe ters bakmadığını ve daha önceki beyanlarına göre bu defa böyle bir sürecin işletilmesine olumlu yaklaştığını gördüm."
Edinilen bilgilere göre, üçlü görüşmede Annan, Erdoğan'a "Burgenstcok süreci bitti. Yeni bir süreç yeni bir oluşum başlamalı. Papadopolus da, bu sürece olumlu bakıyor. Kendisi de çözümden yana. BM çatısı altında yeni süreç başlamalı, çözüm olmalı" dedi. ABD ziyareti sırasında BM Genel Sekreteri'yle Kıbrıs konusunu daha ayrıntılı görüşeceğini belirten Başbakan, ziyaretin haziranın ilk 15 günü içinde olabileceğini, ancak kesin tarihin yazışmalardan sonra açıklanacağını söyledi.
Başbakan dün sabah tören alanına Bush'tan sonra gelip Putin'le fotoğraf çektirdi. Erdoğan, tribünde yerini alırken, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi ile sohbet etti ve Bush, Annan, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Başbakan Gerhard Schröder'le el sıkıştı. Meçhul Asker Anıtı'na iki kırmızı karanfil bırakan Erdoğan, aile fotoğrafında da yerini aldı. Putin'in Kremlin'de verdiği resepsiyon ile öğle yemeğine katılan Erdoğan, burada Putin, Bush, Chirac, Schröder, Berlusconi, Hollanda Başbakanı Jan Peter Balkanende, Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker, Polonya Cumhurbaşkanı Aleksandır Kwasniewski, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve diğer liderlerle sohbet etti.

Rusya ve Polonya'ya sitem
Putin ve Kwasniewski'ye, 'Ermeni soykırımı'na dair parlamentolarda alınan kararlardan duyulan üzüntü ve sitemleri dile getiren Erdoğan, tören ve resepsiyonda sadece el sıkıştığı Koçaryan'la sohbet etmedi.

'Rum lideri dava edilebilir'

KKTC Başbakanı Soyer, 1963 tarihli 'Akritas Planı' nedeniyle Papadopulos'u, Kıbrıslı Türkleri yok etmeye kalkışma suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne verebileceklerini söyledi

RADIKAL 10/05/05

YORGO KIRBAKİ

SEFA KARAHASAN

ATİNA/LEFKOŞA - KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'u 1963 tarihli 'Akritas Planı' uyarınca Kıbrıslı Türkleri yok etmeyi planladığı için Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) sevk edebileceklerini açıkladı. Soyer, Politis gazetesine demecinde, Papadopulos'a sert mesajlar yolladı. Papadopulos yönetiminin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği almış ve 'Rum malları' üzerinde oturan Türkler hakkında tazminat ve tahliye davaları açma politikasını eleştirerek, "AB ve BM'nin de ilan ettiği gibi Papadopulos hükümeti, Kıbrıslı Türklerin hükümeti değildir. Rum mahkemeleri bizi yargılayamaz. Biz konuyu uluslararası platforma götüreceğiz. Papadopulos isterse kendisine karşı uluslararası yasalar temelinde ciddi hukuki mücadele verebiliriz" dedi. Bu mücadelenin ne olacağı sorulduğunda Soyer şöyle dedi: "Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde zaman sınırlaması yoktur. Papadopulos, 1963 tarihli 'Akritas' Planı'nı imzalamakla Türklerin ortadan kalkmasını planlayan bir liderdir. Ayrıca bazı yabancı ülkelerin belgelerine göre Türk köylerinin imhası tehditleri savurmuştu. O dönemde polise yakalandıktan sonra kayıplara karışan Türkler vardı. Tüm bunlar insanlığa karşı cinayettir."
Papadopulos'un düşmanlık tohumları ektiğini söyleyen KKTC lideri, "Biz Kıbrıslı Türkleri de, Rumları da seviyoruz. Ortak bir vatan ve gelecek için çalışıyoruz. Bunun için Rauf Denktaş'a ve aşırı milliyetçilere karşı mücadele verdik. Megalo İdea'yı benimseyen Papadopulos ise Türklerin yok edilmesi için çalışıyor" dedi. KKTC Başbakanı ayrıca, Papadopulos'un Kıbrıs konusunu rafa kaldırıp, AB üyelik müzakereleri çerçevesinde Türkiye ile hesaplaşmak istediğini kaydetti.

İlk dava bugün başlıyor
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da Rumların açtığı mülkiyet davaları konusunda her adıma yanıt vereceklerini belirterek, "Rum, işi bir hukuk oyununa dönüştürmek istiyorsa bu oyunda da varız" ifadesini kullandı.
Rumların Kıbrıslı Türk Hüseyin Çağıner'e Mağusa'da işlettiği Hurma Restaurant için açtığı ilk mülk davasına bugün Larnaka'da başlanıyor. Tahliye ve 250 bin Kıbrıs Lirası tazminat istenilen davada Çağıner 'şartlı ispatı vücut' talep edecek. Çağıner'in avukatı bu talebin davada anayasaya aykırılık varsa yapıldığını belirtip ayrıca davanın hem Rum hem de Türk yargıçla görülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Türkiye de Rum mahkemelerinin Kıbrıslı Türklere dava açmasına ilk tepkiyi verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, dün bu tür davaları, 'çözüme yönelik çabalardan uzaklaşma adımı' olarak niteledi.

Çözüm için umut ışığı

Rusya ziyareti sırasında BM Genel Sekreteri Annan ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Papadopulos ile üçlü bir görüşme gerçekleştiren Türkiye Başbakanı Erdoğan, olumlu izlenimler elde ettiğini söyledi

Çözüm için umut ışığı

YENİ SÜREÇ BAŞLAYABİLİR... Moskova'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'la üçlü görüşme gerçekleştiren Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta çözüm için BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin başlayabileceğini söyledi

PAPADOPULOS BU KEZ OLUMLU BAKIYOR... Başbakan Erdoğan, üçlü görüşmeler sırasında Annan'ın adadaki referandum ve ardından yaşanan sürecin geride kaldığını, yeni bir sürecin başlayabileceğini dile getirdiğini söyledi. Başbakan, "Güney Kıbrıs'ın bu işe ters bakmadığını gördük" derken, Papadopulos'un daha önceki beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine olumlu yaklaştığını söyledi

HAZİRANDA ANNAN'LA YİNE GÖRÜŞECEK... ABD'ye gerçekleştireceği ziyaret sırasında Annan ile bir araya geleceğini söyleyen Erdoğan, konunun detaylarının bu görüşmede ele alınacağını belirtti. Başbakan, Amerika'ya haziranın ilk iki haftası içinde gideceğini, ancak kesin tarihin yazışmalar sonucunda netleşeceğini de belirtti

Moskova'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'la üçlü görüşme gerçekleştiren Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta çözüm için BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin başlayabileceğini söyledi.

Erdoğan, Papadopulos'un daha önceki beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine olumlu yaklaştığını kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ziyareti sırasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi.

Bu görüşme sırasında Kıbrıs sorununun çözümü için BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin başlayabileceği yönünde sinyaller verildi.

Moskova'da 2. dünya savaşının sona ermesinin 60. yıldönümü törenlerine katılan Başbakan Erdoğan Ankara'ya döndü.

Esenboğa Havaalanı'nda temaslarına ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, Rusya'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile üçlü bir görüşme yaptığını söyledi.

"Papadopulos olumlu bakıyor"

Erdoğan, görüşmeler sırasında Annan'ın Ada'daki referandum ve ardından yaşanan sürecin geride kaldığını, yeni bir sürecin başlayabileceğini dile getirdiğini söyledi.

Başbakan, "Güney Kıbrıs'ın bu işe ters bakmadığını gördük" derken, Papadopulos'un daha önceki beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine olumlu yaklaştığını söyledi.

ABD'ye gerçekleştireceği ziyaret sırasında Annan ile bir araya geleceğini söyleyen Erdoğan, konunun detaylarının bu görüşmede ele alınacağını belirtti.

Başbakan, Amerika'ya haziranın ilk iki haftası içinde gideceğini, ancak kesin tarihin yazışmalar sonucunda netleşeceğini de belirtti.

KIBRIS 10/05/05

 

Kıbrıs sorunu en büyük dosya

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan "Hukuk Komitesi", çalışmalarına başladı:

Kıbrıs sorunu en büyük dosya

DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK... Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, "Hukuk Komitesi"nde esnek bir çalışma programının uygulandığını, komitenin başkanlığını Cumhurbaşkanı Talat'la birlikte dönüşümlü olarak yürüttüklerini ifade etti

ÖNEMLİ DOSYA... Pertev: En önemli dosyamız, Kıbrıs sorunudur. Bu dosyanın önemli ayaklarından biri de hukuk mücadelesidir. Dış dünyadaki hukuk ne olursa olsun, bir şey yapmayacağız diye bir yaklaşım içine girmeyiz. Burada önemli olan, her ne yaparsak yapalım, bu attığımız adımların, bizi barıştan uzağa götürmemesidir

Emine DAVUT YİTMEN

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan "Hukuk Komnitesi", çalışmalarına başladı.

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, "Cumhurbaşkanlığı Hukuk Komitesi"nde, Kıbrıs sorunuyla ilgili tüm konuların, öncelik sırasına göre ele alındığını söyledi.

Pertev, hukuk komitesinde esnek bir çalışma programının uygulandığını anlatarak, komitenin başkanlığını Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la birlikte dönüşümlü olarak yürüttüklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı'nın en önemli dosyasının, Kıbrıs sorunu olduğuna işaret eden Pertev, "Bu dosyanın önemli ayaklarından biri de hukuk mücadelesidir. Dış dünyadaki hukuk ne olursa olsun, bir şey yapmayacağız diye bir yaklaşım içine girmeyiz. Burada önemli olan, her ne yaparsak yapalım, bu attığımız adımların, bizi barıştan uzağa götürmemesidir" diye konuştu.

Pertev, düzenli bir şekilde hukuk konusunda uzman kişilerle çalıştıklarını dile getirerek, "Hukuk Komitesi, ileride daha çok şekillenecek. Şu aşamada daha esnek bir çalışma şekli içerisinde çalışıyoruz; gündemde olan hukuk konularını gözden geçiriyoruz" dedi.

Son dönemlerde, gündemden düşmeyen Kıbrıslı Türklere Kıbrıs Rum mahkemesi tarafından gönderilen mahkeme celpleri ile de ilgilendiklerini aktaran Pertev, şöyle konuştu:

"Belirli aralıklarla gerekli açıklamaları yapıyoruz. Geçenlerde, Hurma Restaurant konusunda cumhurbaşkanımızın açıklaması oldu. Bu konuda, bir şartlı isbat-ı vücut söz konusudur. Bir yerde, güneydeki mahkemeler, KKTC'de varolan konuları görüşme konusunda yetkili değildir. Bu dava nasıl gelişecek, nasıl bir yol alacak bunu göreceğiz"

KIBRIS 10/05/05

 

BM'ye Türk temsilci gönderilebilir

Dışişleri ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendirdi

BM'ye Türk temsilci gönderilebilir

Emine DAVUT YİTMEN

Dışişleri ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Kıbrıs Rum tarafının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a temsilci aracılığıyla Annan planındaki değişiklik taleplerini iletmesi halinde, Kıbrıs Türk tarafının da temsilci gönderebilme ihtimali bulunduğunu söyledi.

Annan planının Kıbrıslı Türkler için mükemmel bir plan olmadığını belirten Denktaş, "Bizim de hazırlığımız, önümüze gelecek olan herhangi bir yeni planda, Annan planında beğenmediğimiz, bizi rahatsız eden konuları iyileştirme yönünde olacaktır" dedi.

Dışişleri ve Savunma Bakanlığı'nda, basın toplantısı düzenleyen Serdar Denktaş, geçtiğimiz hafta Katar'da yapmış oluğu temaslar hakkında hem bilgi verdi hem de Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmelerle ilgili soruları yanıtladı.

Denktaş, Rum tarafının son günlerde sergilediği olumsuz tutum nedeniyle, Annan planının tartışıldığı dönemlerde iyi niyetle bakıp, "Bundan bize zarar gelmez" denilen unsurlar bulduğunu hatırlatarak, söz konusu unsurlar üzerinde değişiklik talebinde bulunabileceklerini ifade etti.

"Örneğin, her üç yılda bir Türkiye'nin AB'ye girdikten sonra da, buradaki askeri varlığının gözden geçirilmesini kabul etmiştik" diyen Denktaş, Rum tarafının olumsuz tutumu karşısında, bu konuda geri adım atılacağını söyledi. Denktaş, özellikle güvenlik ile ilgili konularda dikkatli ve iyi niyetten arınmış bir durumda masaya oturulması gerekeceğini vurguladı.

Serdar Denktaş, Rum tarafının BM Genel Sekreteri'ne bir temsilci vasıtasıyla çekincelerini iletmeye hazırlandığını ve Türk tarafının bu konudaki hareketinin ne olacağı yönündeki soruya, "Şu anda alınmış öyle bir karar yok (temsilci atanması yönünde). Ancak gerekebilir. Rum tarafının adım attığı her yere gidip, belli düşüncelerimizi aktarma konusunda büyük bir gayret içinde olacağız. Rum, kendisini artık hiçbir yerde yalnız bulamayacak" yanıtını verdi.

Denktaş, Kıbrıs sorununda bir duraksama dönemine girildiğine işaret ederek, "Bu dönemin nasıl kırılabileceği yönünde en ufak bir sinyal henüz yok. Top, Genel Sekreterdedir. Atacağı adım önemlidir. Zamanla oynama Rum tarafının işine gelmektedir. Rum tarafına, bu zaman oynama oyununda verdiğimiz süre, en fazla iki yıldır" diye konuştu.

Denktaş, iki yıl süresince adada bir çözüm bulunmaması halinde olası gelişmeleri ise şöyle değerlendirdi:

"Kuzey Kıbrıs'ın kendi yolunu ve çözümünü ortaya koyup, kendi o yönde uğraş vermek zorundadır. Böyle bir durumda bugün içinde yaşadığımız ortamın, Rum'a bağımlı olmadan dünya ile bütünleşmesi yönünde adımlar atılacaktır".

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Laura Kennedy'nin ziyaretinden de söz eden Denktaş, Avrupa ve Amerika'nın yeni bir insiyatif başlatma ve Rum tarafını çözüme zorlama konusunda herhangi bir adım atma durumunda olmadığını belirtti.

"Niyet var olsa bile, ne yapacakları ve nasıl hareket edecekleri konusunda, son derece bilinçsiz bir durumdalar" diyen Denktaş, bu nedenle iç politikanın daha önemli bir noktaya geleceğine dikkat çekti..

Son günlerde, Kıbrıs Rum mahkemelerinden Kıbrıslı Türklere gönderilen mahkeme tebligatı konusuna da değinen Denktaş, "Alınan önlemlerle Rum tebliğ memurlarının Kuzey'e geçme konusunda çekince içine girdiklerini gördük. Yeni yeni yöntemler geliştirmeye çalışacaklar. Biz de yeni hukuk mücadelesi başlatacağız. Yeni davalar açılacaktır. AB mahkemesi, Rum ve Türk tarafından gelecek olan binlerce dosyanın altından nasıl ve ne zaman kalkacak, ben onu bilemem. Ancak, Rum, işi hukuk oyununa dönüştürmek istiyorsa bu oyunda da varız. Çözüm istiyorlarsa böylesi oyunlar yerine, bizimle direkt temasa geçerek, sorunların nasıl çözüleceği konusunda diyalog kurmalarını bekliyoruz" dedi.

Rum tarafından getirilen tebligatlar ile ilgili çağrıyı yenileyen Denktaş, "Kesinlikle tebligatı almayın. Getirenin ismini ve araç plaka numarasını, en yakın karakola süratle bildirin. Bu tebligatı yapan kişiler tutuklanacaktır. Rum memurların, Kuzey'de meslek icra etmeleri mümkün değildir" diye konuştu.

Rum yönetimi dışişleri bakanı Yorgo Yakovu'nun açıklamalarına da yanıt veren Denktaş, Rum tarafının, Kuzey Kıbrıs'ın hiçbir şekilde bir adım daha ileriye gitmesini hazmetmediğini kaydetti.

Denktaş konuşmasına şöyle devam etti:

"Farkında olmaları gereken şu, bu tür girişimlerle Kıbrıs Türkü'nün çözüm yönündeki inisiyatifini ortadan kaldırmazlar. Ancak, çözüm isteyen Kıbrıslı Türkleri, bu tutumları nedeniyle koşullarını zorlaştırma içerisine girmeye yönlendiriyorlar... İKÖ üyesi ülkeler şunu anlamıştır ki, ekonomisi iyileşen, statüsü yükselen bir Kuzey Kıbrıs, aynı şeklide Papadopoulos'un masaya gelmesinin motivasyonu haline gelmektedir."

Basın toplantısı sırasında, Katar'daki temaslarını da anlatan Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, işadamlarına Katar'a yatırım yapması çağrısında bulundu.

İşadamlarından oluşan bir heyetin, Ekonomi Bakanı Derviş Deniz'le birlikte önümüzdeki günlerde Katar'a bir ziyaret yaparak, iş imkânları araştıracaklarını dile getiren Denktaş, "Bu hafta içerisinde, iş adamlarımızla bir araya gelerek, tüm bunları görüşeceğiz" dedi.

Katar'ın özellikle İngilizce bilen inşaat mühendisi, mimar ve elektrik mühendisine ihtiyacı olduğunu ifade eden Denktaş, gençlerin Katar'daki iş imkânlarını değerlendirebileceğini belirtti.

KIBRIS 10/05/05

 

Rum havayolundan İstanbul’a sefer

 

Kıbrıs Rum Havayolları’na ait Atina merkezli Hellas Jet havayollarının Kıbrıs Rum Larnaka Havaalanı’ndan İstanbul’a 20’den fazla uçak seferi koyduğu açıklandı.

 

NTV

 

 

11 Mayıs 2005 — Hellas Jet havayollarının Larnaka ile İstanbul arasında 20 seferlik bir anlaşma imzaladığı ve ilk seferlerinden birini 2 Mayıs’ta, ikincisini ise bu hafta içinde gerçekleştirdiği belirtildi.

Hellas Jet havayolunun Kıbrıs Rum halkından gelen aşırı talepler nedeniyle İstanbul’a seferler koyduğu açıklandı.
       
YUNANİSTAN’DAN GELDİĞİ VARSAYILIYOR
       Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanımadığı için Larnaka’dan havalanan Rum uçaklarına ya da yabancı şirketlerin uçaklarına Türk hava sahası açılmıyor. Bu nedenle Hellas Jet uçakları Larnaka’dan havalandıktan sonra Yunanistan’ın Rodos adası üzerinde kod değiştirerek Türk hava sahasına giriyor.
       Türkiye, bu uçakların güney Kıbrıs’tan değil de; Yunanistan’dan geldiğini varsayarak İstanbul’a inişlerine izin veriyor.

 

AB’den KKTC’yle ticaret formülü

Yarınki Kıbrıs ziyareti öncesi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le görüşen AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, KKTC’yle ilgili iki AB tüzüğü üzerinde çalıştıklarını söyledi.

NTV

 

 

11 Mayıs 2005—  Rum gazeteleri de, Rehn’in Kuzey Kıbrıs’la AB arasında doğrudan ticaretin önünü açacak bir formülle Ada’ya gideceğini yazdı.

 

Bükreş’te düzenlenen Güneydoğu Avrupa ülkeleri işbirliği süreci zirvesinde Olli Rehn’le görüşen Gül, kapsamlı çözümden yana olduklarını ve BM’nin çabalarını desteklediklerini tekrarladı.
Rehn de, KKTC ile ilgili iki AB tüzüğü üzerinde çalıştıklarını söyledi. Söz konusu tüzükler, Kuzey Kıbrıs’a izolasyonu kaldırmaya yönelik, 259 milyon Euro’luk yardımı ile ticaret serbestisini öngörüyor.
Rehn, Türkiye’de müzakere süreciyle ilgili hazırlıkların çok iyi gittiğini, özellikle Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül’ün son dönemdeki açıklamalarının çok olumlu olduğunu söyledi.

‘REHN YENİ FORMÜLLE GİDİYOR’
Rum gazetelerine göre Olli Rehn, Kuzey Kıbrıs’la AB arasında doğrudan ticaretin önünü açacak bir formülle Ada’ya gidecek. Rehn, Kıbrıslı Türkler ile Avrupa arasında doğrudan ticarete engel olan Rum Yönetimi’ni bu tutumundan vazgeçirmeye çalışacak.
Olli Rehn’in formülünün ayrıntıları bilinmiyor ancak diplomatik kaynaklar Kıbrıslı Türklerin doğrudan ticaret yapabilmesi için muhtemelen Kuzey’deki Gazimağusa Limanı’nın kullanılmasını öngören ve Rumların buna itirazını ortadan kaldıracak bir çözüm taslağı hazırlandığını belirtiyorlar.

‘RUM YÖNETİMİ KARŞI ÇIKIYOR’
Rum kaynaklara göre, AB Komisyonu doğrudan ticaret tüzüğünün kabul edilmesini sağlamak amacıyla, tüzüğün 25 üye ülkenin oybirliğiyle onaylanması şartını değiştirmeyi amaçlıyor. Bunun yerine doğrudan ticaret tüzüğünün Avrupa Sözleşmesi’nin 308’nci maddesine göre kabul edilmesi formülü öne sürülüyor.
Rum Fileleftheros gazetesine göre, AB Komisyonu’nun birkaç gün önce bu öneri paketi konusunda nabız yokladı ancak Rum Yönetimi, doğrudan ticaret tüzüğünün Komisyon’dan geçirilmesi yönünde bir girişimde bulunursa, Lüksembourg’daki Adalet Divanı’na başvuracağını bildirdi. Gazete, bu önerinin daha önce de Rum Yönetimi’ne sunulduğunu ve ret cevabı alındığını yazdı.

’MÜLK KONUSU DA GÜNDEME GELECEK’
Haravgi gazetesi ise, Rehn’in sözcüsünün “Ziyaretin amacının tüzükler değil, Rehn’in AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri olması nedeniyle faaliyet alanındaki ülkelere yaptığı ziyaretler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği” yönündeki ifadesine yer verdi.
Gazete ayrıca, Rum Yönetimi’nin Rehn ile gerçekleştirilecek temaslar sırasında KKTC’de 1974 öncesi Rumlara ait mülkler konusunun da gündeme geleceğini yazdı.

 

Rum havayollarından İstanbul'a sefer

 

Rum havayolları uçuş ambargosunu dolaylı yoldan deldi



11 Mayıs, 2005 16:45:00 (TSİ) CNN TURK

 

Güney Kıbrıs Havayolları'nın yan şirketi Hellas Jet, Yunanistan'ın Rodos Havaalanı'ndan aktarmalı İstanbul seferleri başlattı.

Rum medyasının haberlerine göre, Cyprus Airlines'ın Atina'daki yan şirketi Hellas Jet, bir haftadır Larnaka-İstanbul seferleri düzenleyerek Rum turistleri Türkiye'ye taşıyor.
 
Hellas Jet uçakları Kıbrıs Rum yönetiminin Larnaka Havaalanı'ndan ayrıldıktan sonra Yunanistan'ın Rodos Havaalanı'na uğruyor ve aktarmalı bir şekilde İstanbul Atatürk Havaalanı'na iniyor.
 
Fileleftheros gazetesi, ilk uçuşun 2 mayıs ikincisinin ise 9 mayısta gerçekleştirildiğini belirtti.
 
Rum havayollarının, yasadışı ilan edilmesine rağmen yüzlerce Rumun KKTC'ye geçerek Kıbrıs Türk Havayolları ile İstanbul'a turistik gezi gerçekleştirmesi üzerine böyle bir karar aldığı ve talebi kendilerinin karşılamayı amaçladığı belirtiliyor.

 

Rumlar 4 tutuklama emri çıkardı

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KKTC’de Aziz Kent, Mark Unwin ve diğer iki kişi hakkında Avrupa çapında tutuklama emri çıkaran Rumlar, önümüzdeki günlerde 100 kadar tutuklama emri daha çıkaracak.

KKTC’de ‘Con Aziz’ adıyla tanınan işadamı Aziz Kent, İngiliz emlakçı Mark Unwin ve diğer iki kişi hakkında Avrupa çapında tutuklama emri çıkaran Rumlar, önümüzdeki günlerde 100 kadar tutuklama emri daha çıkaracak.

KIBRIS Rum Yönetimi, KKTC’de krize neden olan mahkeme celplerinden sonra 3’ü Türk, biri İngiliz emlakçı olmak üzere 4 kişi hakkında Avrupa tutuklama emri çıkardı. Tutuklama emirlerinin peş peşe gelmesi bekleniyor.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, Rum polisi, Girne’nin en büyük İngiliz emlakçısı Mark Unwin hakkında Rum malları üzerine Girne’de turistik tesisler yapmaktan Avrupa tutuklama emri çıkardı. Mark Unwin’in inşaat şirketi yönetici bir Türk hakkında da tutuklama emri çıkartıldığın belirtildi.

Rumlar ayrıca adanın en ünlü işadamlarından Aziz Kent hakkında Rum arazisi üzerine otel kurmak suçundan tutuklama emri çıkardı. ‘Con Aziz’ adıyla bilinen Aziz Kent’in Girne’de bir çok otel ve turistik tesisi bulunuyor. Rumlar, celp krizinin çıkmasına neden olan ve halen mahkemesi devam eden Gazimagosalı işadamı Hüseyin Çağıner’i de tutuklayacaklarını açıkladı. Çağıner’in ilk duruşması dün yapıldı.

Rum mahkemelerine bireysel başvuruların bir ay içinde yüzü açtığı, celplerin önümüzdeki günlerde gönderileceği ve tutuklama emirlerinin de takip edeceği bildiriliyor.  

HURRIYET 11/05/05

 

Yunan liderlerden Papadopulos’a eleştiri


      Sofia ANGELİDİS/ATİNA, (DHA)

      YUNANİSTAN’da muhalefet partisi PASOK’un lideri Yorgo Papandreu ve iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi’nin Onursal Başkanı Kostas Miçotakis, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un Kıbrıs sorunu konusundaki uzlaşmaz tutumunu sert bir şekilde eleştirdi.
      Eski Kıbrıs Rum lideri Yorgo Vasiliu’nun Kıbrıs ve AB konulu kitabının tanıtımı için düzenlenen toplantıda konuşan Miçotakis, Papadopulos’un Annan Planı’na ’Hayır’ demiş olmasını anlayamadığını ifade ederek, "Nasıl olur da bir kişi Annan Planı’nı reddedip, sonra da ’Ne öneriyorsun?’ diye sorulduğunda ’Sırdır ve açıklamayacağım’ yanıtını verir. Bundan iki şey anlaşılabilir: Maksimalist şeyler önerip kabul görmemesinden ya da mantıklı şeyler söyleyip sonunda Kıbrıs sorununun çözüleceğinden korkuyordur" dedi.
      Geçen yıl yapılan referandumdan çıkan sonucun Türkiye’nin işine yaradığını ve Ada’da Türk askeri varlığının sürmesini sağladığını savunan Yorgo Papandreu ise, Tayvan modeline gönderme yaparak, "Ada’daki durumun kalıcı hale gelmesi ve bu durumun de facto olarak tanınmasını engellemeliyiz. Korkarım ki zaman alehimize işliyor" dedi.

MILLIYET 11/05/05

 

Erdoğan Papadopulos görüşmesinin anlamı



Başbakan Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, "17 Nisan'dan sonra Papadopulos, Mehmet Ali Talat'la görüşür" demişti.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tan önce, Başbakan Erdoğan, Papadopulos'la görüştü. Moskova ziyareti sırasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Papadopulos'la üçlü bir görüşme yapan Erdoğan, Rum liderden, görüşmelerin başlaması yönünde olumlu sinyaller aldığını da açıkladı.
Başbakan Erdoğan'ın Papadopulos'la görüşmesi, diğer liderlerle görüşmesinden farklı bir anlam taşıyor...
Türkiye, Güney Kıbrıs'ı tanımadığı için Rum liderleri ve yönetimlerini bugüne kadar muhatap görmüyordu. Türk başbakanlar, Yunanistan başbakanlarını muhatap olarak alırken, KKTC liderleri de Rum yönetiminin muhatabı oluyordu.
Türkiye Başbakanı'nın Rum liderlerle bir araya gelmesi ancak BM girişimleriyle "dörtlü veya beşli" toplantılarda mümkün oluyordu.
Başbakan Erdoğan da Türkiye ve KKTC'nin bu çizgisini ve muhataplık ölçülerini sürdürmüştü.
Moskova'da ise bu çizgi veya gelenek bozulmuş oldu.
AB'ye girdikten sonra, "Bundan sonra benim muhatabım Türkiye'dir" diyen Papadopulos için, Başbakan Erdoğan'la, KKTC Cumhurbaşkanı Talat olmaksızın bir araya gelmesi, bu bağlamda bir ilk adım niteliği taşıyor.

Baykal: 'Alıştırıyor'
Başbakan Erdoğan'ın, Papadopulos'la görüşmesi, CHP lideri Baykal'ın da tepkisine yol açtı. Baykal, dünkü görüşmemizde, Erdoğan'ın Papadopulos'u muhatap almasının, Güney Kıbrıs'ı tanıma yolunda bir alıştırma olduğunu söyledi. CHP lideri şu değerlendirmeyi yaptı:
"Başbakan Erdoğan'ın muhatabı, Yunanistan Başbakanı Karamanlis'tir. Papadopulos'un muhatabı ise KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tır. Papadopulos, muhatabının, KKTC değil Türkiye olduğunu söylemişti. Çünkü KKTC'yı tanımıyor, yok sayıyor. Türkiye de Güney Kıbrıs'ı tanımıyor. Şimdi Başbakan Erdoğan, Moskova'da bu görüşmeyi yaparak Papadopulos'u haklı çıkarmış oldu. Onun iddiasına geçerlilik kazandırdı. Türkiye'nin, Dışişleri'nin KKTC'nin özenle korunduğu çizgiyi ve muhataplık düzeyini bozdu. Türkiye Başbakanı, Papadopulos'u muhatap alıp görüşüyor, olumlu hava aldım diyor. Papadopulos, bizde böyle bir hava yok, Erdoğan abartmış, diyebilecek kadar Türkiye Cumhuriyeti'ne yukarıdan bakabiliyor. Bu, kabul edilebilir bir şey değildir. Başbakan'ın bu davranışı Güney Kıbrıs'ı tanıma yolunda bir alıştırmadır."

'Kapıda beklerlerdi'
KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, Erdoğan-Papadopulos görüşmesini yadırgadığını belirterek, "Papadopulos bundan sonra da muhatabım Talat değil Erdoğan'dır diye diretecektir" dedi.
Denktaş, muhataplık düzeyine eskiden beri çok özen gösterdiklerini belirterek, geçmişe ilişkin olarak şu bilgileri verdi:
"Eskiden, Rum liderler, Türkiye Başbakanı ile karşılaşmak için peşlerinden koşarlardı. Tesadüfen karşılaşmış gibi yapıp tokalaşmaya çalışırlardı. Bunun için uluslararası toplantılarda asansör kapısında beklerlerdi. Tesadüfmüş gibi ayaküstü tokalaşsalar bile bunu Rum kesiminde propaganda malzemesi yaparlar, sanki Türk Başbakanı kendilerini muhatap kabul etmiş, görüşmüş gibi yansıtırlardı. Demirel ve Ecevit'i ararlar, tesadüfen karşılaşmaya çalışırlardı. Türk Dışişleri de, KKTC de buna hep dikkat etmiştir. KKTC lideri ve Yunanistan Başbakanı olmadan Rum liderlerle aynı ortamı bile paylaşmazlardı. Doğrusu da buydu."

FIKRET BILA MILILIYET 11/05/05

 

Kıbrıs komedisi

Murat Yetkin

Türklerin uzlaşma çağrısı Rumlardan her gün darbe yerken, AB komik bir çaresizlik sergiliyor

RADIKAL 11/05/05

Ankara'daki AB büyükelçileri önceki gün Dışişleri Abdullah Gül ile yedikleri öğle yemeğinden memnun ayrılmışlardı. Birkaç büyükelçi birden 'Kıbrıs konusuna hiç değinmedi, bunu yapıcı bir yaklaşım olarak kaydettik' diyorlardı. Aynı gün İkinci Dünya Savaşı'nın sona erişinin 60'ıncı yıldönümü için Moskova'da bulunan Başbakan Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos ile bir araya gelmişti. Erdoğan Ankara Esenboğa Havalimanı'na dönüşünde yaptığı açıklamada, Kıbrıs görüşmelerinin yeniden başlayabileceğini söylemişti.
Akşam saatlerinde Balkan ülkeleri toplantısı için Romanya'nın başkenti Bükreş'e giden Dışişleri Bakanı Gül, soru üzerine, 'Kıbrıs sürecinde yeni bir girişimin zaten beklendiğini' vurgulamıştı.
Gerçi Yunanistan hükümeti 6 Mayıs'ta bir açıklama yaparak, Gazimağusa limanına yanaşarak KKTC'ye ambargoyu delen (Bir İngiliz şirketine bağlı ikinci el otomobil yüklü) Aegean Sea gemisinin cezalandırılacağını açıklamıştı. Ancak bu gelişmeler üzerine Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis de Kıbrıs'ta çözüme yönelik 'öngörüşmelerin' mayıs ortasında başlayabileceğini açıklayıverdi. Molivyatis, öngörüşmeden neyi kastettiğini, Rum yönetiminin 'BM ile atacağı ilk adımın son olmayacağından emin olmak için görüşmeler' şeklinde açıklıyordu.
Ne olduysa bu açıklamanın ardından oldu.
12 Mayıs'ta Türkiye'ye geldiği ve suni Kardak krizi patladığı halde ziyareti yarıda kesmediği için ülkesinde eski Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos'un sert eleştirisi altındaki Molivyatis'in uzlaşma arayışındaki sözlerine, Papadopulos sert yanıt verdi. Eski EOKA'cı, eski çeteci bu Soğuk Savaş kurdu, "Kimseyle hiçbir konuda anlaşmış değiliz" diye kendisinden beklenen çıkışı yaptı. New York'a birini gönderebilirdi ama, bu yalnızca görüşmelerin nasıl yapılabileceğini anlamak için olurdu; o kadar.
Bir anda yükselen iyimser beklentiyi tersine çevirmek için başka gelişmeler sıradaydı.
Bir Rum mahkemesinin, Kuzey'deki topraklar üzerinde mülk edinmek 'suçlamasıyla' bir İngiliz ve üç Türk hakkında tutuklama kararı çıkardığı açıklandı. Bir Rum mahkemesinin KKTC vatandaşları hakkında, herhangi bir AB ülkesine gittiğinde de tutuklanmasını öngören bu kararı, Kuzey'de gerginliğe yol açtı. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in konuşmadığı saatlerde, Rauf Denktaş, cumhurbaşkanlığını teslim etmesinden bu yana ilk kez ağzını açarak, Rumların başlattığı mal-mülk kavgasının insanları silahlı kavgaya götüreceği uyarısında bulundu.
Ortaya çıkan durumun başta Talat olmak üzere bütün tarafları sıkıntıya ittiği görülebiliyor.
Ortaya çıkan her uzlaşma umudunda gerilimi kasti olarak artıran Papadopulos ve ona destek olan koalisyon ortağı AKEL partisinin, belli ki Atina'dan gelen baskıyla BM'ye 'öngörüşmeci' göndermesinden herhangi yapıcı sonuç beklemek gerçekçi mi? Papadopulos yönetiminin Kıbrıs Türklerini izolasyondan kurtarmak üzere öngörülen AB fonları üzerindeki vetosunu kaldıracağını beklemek gerçekçi mi? Hiçbiri gerçekçi görünmüyor.
Papadopulos, Türklerle uzlaşmaya varmak istemediğinin her türlü işaretini gönderiyor. Soğuk Savaş artığı bu aşır sağcı siyasetçinin saplantılı politikası, modern çağın en başarılı barış ve kalkınma projesi olan Avrupa
Birliği'ni rehin almış durumda. AB organları, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni üye kabul ettikleri 1 Mayıs 2004 öncesinde Kıbrıs Türklerine destek için aldıkları kendi kararlarını bile uygulayamaz duruma düştüler. Ankara'daki AB büyükelçileri, Kıbrıs konusunda gazetecilerin sorduğu sorulara özür dileyerek yanıt vermekten sıkılmış durumdalar. AB, Kıbrıs konusunda komik bir çaresizlik sergiliyor. Kıbrıs gibi temel bir toprak ihtilafını, bütün uyarılara karşın göz göre göre ithal ederek bu siyasi acze düşen AB'nin küresel ya da bölgesel bir siyasi güce dönüşebileceğini söylemek mümkün mü?
Avusturya'da seçimi kazanan Jörg Heider'a siyasi görüşleri nedeniyle Başbakanlık yaptırmayan AB, Papadopulos'un oyuncağı oluyor.
Kimse kimseyi kandırmasın; Papadopulos ile hiçbir şey mümkün değil.

Mülkler için ilk tutuklamalar

RADIKAL 11/05/05

RADİKAL - LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC'de Rumlardan kalan mallarda oturanlara karşı çabalarını derinleştiriyor. Bir Rum şirketinin, Mağusa'da restoranı olan, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimlikli Hüseyin Çağıner aleyhine açtığı tahliye ve tazminat davasının ilk duruşması dün Larnaka'da yapılırken, Rum yönetimi ilk kez üçü Türk biri Britanyalı dört kişi için 'Avrupa tutuklama emri' çıkardı. Emir, Rum polisinin talimatı ve başsavcı Petros Kliridis'in onayıyla yapıldı. Hakkında tutuklama emri çıkarılanlar Girne'de turistik tesis yapmakla suçlanan Britanyalı Mark Unwin, Unwin'in şirketinin yöneticisi bir Türk, 'Con Aziz' lakaplı KKTC'li işadamı Aziz Kent ve Çağıner. Rum basını bu kişilerin KKTC ve Türkiye dışına çıktıkları an tutuklanacaklarını yazdı. Rum lideri Tasos Papadopulos ise "Çalınmış malların kullanılması ve gasp edilmiş mülkler konusunda oldubittilerle karşı karşıya kalmamak için bir girişimdir" dedi. Rum yönetimi, daha önce mülklerin işgaliyle ilgili yasayı ağırlaştırıp, hapis cezasını altı aydan 1 ila 2 yıla çıkarmıştı. Böylece Avrupa tutuklama emrinin de yolu açıldı.

Hastalara da celp
Rum Yönetimi bir dönem yapılan 'bedava tedavi' çağrılarıyla güneyde tedavi olan Türkleri de takibe aldı. KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, güneyde tedavi olan Türklere BM Barış Gücü aracılığıyla borçlarına karşılık celpname gönderildiğini açıkladı. Denktaş, "Barış Gücü'ne araya girmemelerini söyleyerek, celpnameleri iade ettik" dedi.

 

Rum temsilci BM yolunda

Papadopulos, Erdoğan'ın Kıbrıs'ta 'yeni girişim' açıklaması için 'Şişirmiş' dese de BM'ye temsilci gönderiyor. Molivyatis: Öngörüşme mayısta başlar

RADIKAL 11/05/05

YORGO KIRBAKİ

ATİNA - Türkiye'nin Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması için gösterdiği çabaların yarattığı uluslararası baskı, Rum lideri Tasos Papadopulos'u ayak sürüyerek de olsa yeni bir sürecin başlamasına yanaşmasını sağladı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Moskova'da görüştüğü BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yeni sürecin başlayabileceğini söylediğini ve Papadopulos'un buna olumlu baktığını aktarmasının ardından, BM Rum liderin öngörüşmeler için New York'a temsilci göndereceğini açıkladı. Gerçi Papadopulos, Erdoğan'ın açıklamalarını 'şişirilmiş' diye niteleyerek, "Yeni bir girişimden söz etmek için erken" dedi.
Ama Yunan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, Güney Kıbrıs'ın BM'yle öngörüşmelere birkaç gün sonra başlayacağını duyurdu.
Dün BM sözcüsü, Papadopulos'un müzakerelerin yeniden başlaması konusunda öngörüşmelere hazır olduğunu ve BM'ye acilen temsilci göndereceğini belirtti. Rum liderin, diplomatik büro şefi Tasos Zionis'i görevlendirdiği sanılıyor. Annan Planı üzerinde istediği değişiklikleri BM'ye yazılı bildirmeyi reddeden Papadopulos, bunları 'planın kaygı yaratan bölümleri' adı altında sözlü olarak iletmek niyetinde. Ardından Annan'ın siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Kieran Prendergast'ın Kıbrıs'a gitmesi bekleniyor.

Ruslar buluşturdu
Yunan ve Rum basınına göre, önceki günkü Erdoğan-Annan-Papadopulos görüşmesi ayaküstü sohbetle sınırlı kalmadı. Rus yetkililer, öğle yemeğinde BM Genel Sekreteri ile Rum lideri kasten aynı masaya oturttu. 2004'teki referandumdan beri ilişkileri bozuk olan Annan ile Papadopulos yemekteki sohbette 'buzları eritti.' Bir süre sonra Erdoğan'ın da masaya gelmesiyle hararetlenen Kıbrıs görüşmesinde, taraflar yeni bir girişim başlatılması amacıyla izlenecek prosedürü ele aldı.
Ancak üçlü görüşmenin önemini azaltmaya çalışan Rum lider, adaya dönüşte, hiçbir süreç üzerinde anlaşmadıklarını söyleyerek, Erdoğan'ın 'yeni girişime olumlu yaklaştığı' sözünü 'şişirilmiş' diye niteledi. Moskova görüşmesinin çok iyi bir atmosferde geçtiğini kaydeden Papadopulos, "Yeni bir girişim olduğunu söylemek için henüz erken. Uygun bir diyaloğun hazırlanması için gidilmesi gereken yol uzun" dedi.
Artık görüşünün daha iyi anlaşılmaya başlandığını, bunun bile tek başına umut olduğunu söyleyen Rum lideri, üçlü görüşmeyi "Türkiye Başbakanı, 'çıkmazın hiç kimseye yardımının dokunmadığını' ifade etti. Bu görüşe destek verdik" sözleriyle aktardı. Yunan ve Rum basını görüşmeyi 'Moskova'da Kıbrıs için ışık', 'Buzlar çözülüyor', 'Moskova'da Annan Planı'nı canlandırdılar' başlıklarıyla duyurdu. KKTC basını ise, Rum liderin, daha önce görüşme girişimlerini reddedip KKTC lideri Mehmet Ali Talat'ı adres gösteren Erdoğan'la Moskova'da buluşarak muradına erdiği yorumunu yaptı.

Rehn de adaya gidiyor
Dün Yunan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos'un şu an için Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması girişimi olmadığını söylemesine karşın, Yunan Dışişleri Bakanı aksi görüş dile getirdi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le birlikte Bükreş'te Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci'ne katılan Molivyatis, Rum Yönetimi'nin BM ile öngörüşmelere 'mayıs ortasında, birkaç gün içinde' başlayacağını söyledi. Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de, yarın iki günlüğüne Kıbrıs'a gidecek. İlk kez adayı ziyaret edecek Rehn'in iki kesimde temaslarda bulunacağını duyuran Komisyon sözcüsü, BM girişimlerini destekleyip çözümü kolaylaştırmaya hazır olduklarını belirtti.

Tadını kaçırdılar

Kıbrıslı Rumlar mallarının gasp edildiği gerekçesiyle polise başvurdu, Rum polisi de mahkemeye başvurarak aralarında turizmci Aziz Kent'in de bulunduğu dört kişi hakkında tutuklama kararı aldı

Tadını kaçırdılar

DÖRT KİŞİYE TUTUKLAMA... Kıbrıslı Rumlar, "mallarını gasp ettikleri" gerekçesiyle biri İngiliz, dört KKTC vatandaşı hakkında "Avrupa tutuklama emri" çıkardı. İngiliz emlakçı Mark Unwin ve eşi Kıbrıslı Türk Hayran Beyler (Unwin) ile Kıbrıslı Türk işadamı Aziz Kent (Con Aziz) ve Hurma Restaurant'ın sahibi Hüseyin Çağıner, haklarında tutuklama emri çıkarılan isimler

KENT: ZARARIMI HUKUK YOLUYLA ÖDEYECEKLER... Otelin bulunduğu araziyi Kıbrıslı Türk'ten satın aldığını, tapuyu da 1974 öncesi Rum makamların kendisine verdiğini evraklarla ispatladığını söyleyen Aziz Ket, "Benim turizm alanına yatırım yapmamı hiç hazmedemediler. Çok zorluklar çıkardılar, halen de bu nefret sürüyor. Ben hukuk yoluyla hakkımı alacağım, bana yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalacaklar" dedi

UNWINLERE ÖLÜM TEHDİDİ... Unwin Estate Agents'in sahibi İngiliz Mark Unwin ve eşi KKTC vatandaşı Hayran Beyler Unwin, bir süredir e- posta yoluyla ölüm tehditleri aldıklarını açıkladı. KIBRIS'a konuşan aile, bu nedenle hiçbir şekilde ada dışına çıkmayacaklarını söyledi

MARK UNWIN: APTALCA... Mark Unwın: Daha önce çıkarılan tutuklama emri nedeniyle Avrupa'ya seyahat edemiyorum. Kıbrıs Rum hükümeti, yasalarını AB yasalarını suistimal edecek biçimde değiştirmiş bulunmakta. Bu çok aptalca bir hareket ve tamamen Rumların propagandasına ve Kıbrıs Türk ekonomisini durdurma yolunda yapılmış bir şey

Hüseyin EKMEKÇİ, Osman KALFAOĞLU, Sevgi YALMAN

Rumların KKTC'deki mülklerinin gasp edildiği iddialarından oluşan şikâyetlerinin ardından harekete geçen Rum polis makamlarının talebi üzerine, Rum mahkemeleri dört kişi hakkında tutuklama emri çıkardı.

İngiliz emlakçı Mark Unwin ve eşi Kıbrıslı Türk Hayran Beyler (Unwin) ile Kıbrıslı Türk işadamı Aziz Kent (Con Aziz) ve Hurma Restaurant'ın sahibi Hüseyin Çağıner haklarında tutuklama emri çıkarılan isimler.

İddiaya göre, "Unwin'in, Çatalköy ve Karşıyaka'da 'Kıbrıslı Rum malı' alıp içine turistik tesisler yapmaya başladığı şikâyetleri üzerine aleyhine tutuklama emri çıkarıldı. Aleyhindeki şikâyetleri Hristos Matzios ve Yakavos ve Yeoryios Yakovos (baba ve oğul) yaptı. Bu kişiler ellerindeki kanıtlarla Unwin'in mülklerini kullandığını Rum mahkemelerine ispatladı.

İkinci tutuklama emri Hüseyin Çağıner'le ilgili. Tutuklama emrinin, evini restorana çevirdiği için Panos Yoannidis'in şikâyeti üzerine çıkarıldığı öğrenildi.

Üçüncü tutuklama emri ise Celebrity ve Shato Lambuso otellerinin sahibi Aziz Kent, namı-ı diğer Con Aziz'e çıkarıldı. Rum makamlara göre Aziz Kent, Lapta'da 27 dönüm Rum arazisini kullanıyor.

"Türkiye dışına çıkamayacaklar" iddiası

Rum basını, "Bu gelişmeden sonra söz konusu dört kişinin işinin zor olduğunu, çünkü KKTC ve Türkiye dışına çıkamayacaklarını, çıkmaları halinde ise tutuklanmaları tehlikesi bulunduğunu" yazdı.

Avrupa tutuklama emirlerinin, polis genel müdürünün talimatıyla ve Başsavcı Petros Kliridis'in onayıyla çıkarıldığı da belirtildi.

Bu arada, beşinci kişi için de KKTC'deki mallarının kullanıldığı gerekçesiyle polise şikâyette bulunuldu. Konunun Avukat Hristodulos Taramantus ve polis tarafından titizlikle incelendiği de duyuruldu.

Cumhurbaşkanlığı boş durmuyor

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev başkanlığında oluşturulan Hukuk Komitesi, haklarında tutuklama emri çıkarılan Kıbrıslı Türklerle birlikte hareket ediyor.

Daha önce bu konuda açıklama yapan Müsteşar Pertev bu konuyla yakından ilgilendiklerini belirtmişti.

Kent: Kapı gibi tapum var,

bunu da kendileri verdi

Hakkında tutuklama emri çıkarılan Turizmci Aziz Kent, araziyi 1974 öncesi Kıbrıslı Türk Mustafa İbrahim'den aldığını belirterek, "İnşaat iznini Girne'nin Rum kaymakamı ve Rum belediye

başkanı verdi. Tapuyu da yine Rum kaymakamın imzasıyla 12 Mart 1971'de aldım" dedi.

Elinde her türlü evrağın bulunduğunu ve Güney Kıbrıs ile İngiltere'de hukuk mücadelesi başlatacağını söyleyen Kent, "Gerekli talimatları hukuk büroma verdim. Maddi ve manevi kaybım var. Bunun için de yüklü bir tazminat davası açacağım" dedi.

Otelin Kıbrıslı Türk tarafından yapılan ilk otel olduğunu ve Rumların yıllardır bunu hazmedemediğini anlatan Kent, KIBRIS'a şu açıklamayı yaptı:

"Bu oteli yapana kadar, Rumların çıkardığı zorluklar nedeniyle beş otel daha yapardım. Burayı bir Türk'ten satın aldım. Dr Mustafa İbrahim Ziyad'dan. İnşaat izni ve koçan alana kadar duymadığım hakaret, görmediğim Rum yetkili kalmamıştı.

Makarios da dahil, Yorgacis'in danışmanları dahil herkesle görüştüm. Beni Girne kaymakamına yönlendirdiler. Kapısında iki gün bekledim, 'Bekle köpek' diye beni aşağıladı. Rum ortak bulmam istendi.

Tüm bu zorlamalara rağmen, turizmin dostluk köprüsü olacağını düşündüm, bir de kitap yazdım bunun için.

Ancak benim buraya 1974 öncesi bir otel yapmamı ve bana izin vermek zorunda kalmalarını hiç hazmedemediler. Her fırsatta kötülediler. Şimdi de bir Türk'ten satın aldığım, inşaat iznini ve tapusunu da kendi imzaları ile bana verenler şimdi benim için tutuklama emri çıkarıyorlar. Zerre kadar korkum yok. İngiltere'ye de gideceğim. Zaten hukuk yoluyla yüklü de bir tazminat alacağım. Çünkü bu düpedüz bir yalan ve karalama. Otel benim, tapusu da 1974 öncesi alınmış..."

"Gel ispatla" dediler

Kent, avukatı aracılığı ile önce otelin kendine ait olduğunu ispatlamayı, ardından da Güney Kıbrıs ve İngiltere'de tazminat davası açmayı kararlaştırdı.

Bu yönde avukatlık bürosu ile de görüşen Kent, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'yu da aradı. Yakovu'nun danışmanları ile görüşen Kent, "Gel ispatla, düzeltelim" yanıtını almış.

Hukuk mücadelesi ile hakkını almaya hazırlanan Kent son söz olarak, "Elimde kapı gibi tapum var. 1974 öncesi kendileri verdiler. Bunu hiç hazmedemediler, şimdi karalıyorlar. Ama hukuk yoluyla hakkımı alacağım" dedi.

Unwinlerin endişesi yok

Unwin Estate Agents'in sahibi İngiliz Mark Unwin ve eşi KKTC vatandaşı Hayran Beyler Unwin, haklarında verilen tutuklama emirlerinden rahatsız değil.

KIBRIS'a konuşan Unwinler, "Rum tarafından tebligat gönderilmedi. Basın aracılığı ile haberimiz oldu. Biz KKTC hükümetine güveniyoruz" dedi.

Hakkında iki kez tutuklama emri çıkarılan Mark Unwin, "Son tutuklama kararı hakkında herhangi bir bilgimiz yok. Bize Rum kesiminden gönderilen herhangi bir tebligat da yok ancak öyle görülüyor ki Unwin Estate Agents'e gönderilen bu üçüncü tutuklama emri (ilk iki tanesi Mark Unwin hakkında çıkarıldı) karım olan Hayran Beyler Unwin, ki şirket onun adına kayıtlı" dedi.

Unwin, kendisi hakkında çıkarılan tutuklama emri hakkında bir hafta önce bilgisi olduğunu belirterek, yeni tutuklama emri konusunda herhangi bir resmi bilgisi olmadığını söyledi.

Tutuklama emri nedeniyle seyahat özgürlüğünün kısıtlandığını belirten Unwin, KIBRIS'a şöyle konuştu:

"Daha önce çıkarılan tutuklama emri nedeniyle Avrupa'ya seyahat edemiyorum. Kıbrıs Rum hükümeti, yasalarını AB yasalarını suistimal edecek biçimde değiştirmiş bulunmakta. Bu çok aptalca bir hareket ve tamamen Rumların propagandasına ve Kıbrıs Türk ekonomisini durdurma yolunda yapılmış bir şey. Yayınlanan tutuklama emirleri konusunda herhangi bir iş kaybına uğramadılar. Kıbrıslı Rumlar Kuzey Kıbrıs'ı mahvetmeye çalışıyor.

Ben şahsen KKTC'ye ve onun vermiş olduğu tapuların yasallığına tüm kalbimle inanıyorum ve bu işi yürütürken herhangi yanlış bir şey yaptığıma inanmıyorum. Ben de diğer emlakçıların yaptığı işin aynısını yapıyorum.

İngiltere ile temasa geçtiler

Mark Unwin İngiltere'deki avukatları ve Kuzey Kıbrıs'taki İngiliz Yüksek Komiserliği'yle irtibata geçtiğini ve onların tavsiyelerine uyarak, gelişmeler netleşene kadar Kuzey Kıbrıs dışına çıkmayacağını, eskiden Rum kesimine geçmiş olsa bile artık geçmeyeceğini söyledi.

Mark Unwin bu konunun uluslararası alanda mücadele gerektiren bir konu olduğunu, kendisinin seyahat özgürlüğünün kısıtlandığını bu yüzden kaçmaktansa hukuki mücadeleye girişeceğini söyledi.

Hayran Beyler Unwin:

Ölümle tehdit ediliyoruz

Unwin'in eşi KKTC vatandaşı Hayran Beyler Unwin ise, yaptıkları işin yasal olduğuna inandıklarını belirterek, "Yanlış bir şey yapmadığımızı bildiğimiz için herhangi bir endişe duymuyorum. Yaptığımız işe ve KKTC'ye inanıyoruz" dedi.

İngiltere ve Kıbrıs Rum kesiminden e-posta üzerinden ölüm tehditleri aldıklarını açıklayan bayan Unwin, "Eğer yaptığımız işten vazgeçmezsek, bizi ve ailemizi gelip öldüreceklerine dair mesajlar aldık. Bize gelen her tehdidi polise aktardık, onlar da Interpol ile birlikte tüm e-posta adreslerini nereden gönderildiklerini ortaya çıkarmak için kontrol ediyor. Ayrıca, bu şekilde e-posta gönderilmesi Microsoft şirketinin kurallarına aykırı olduğu için söz konusu şirket ile irtibat kurduk" dedi.

Hayran Beyler Unwin, Kuzey Kıbrıs'ta kendilerini güvende hissettiklerini belirterek, bu durum sürdüğü sürece adadan çıkmaya niyetleri olmadığını, KKTC hükümeti ve polisin konuya hassasiyet gösterdiğini bildiklerini söyledi.

KIBRIS aracılığı ile Kıbrıslı Rumlara mesaj gönderen Hayran Beyler Unwin şunları söyledi:

"Kıbrıslı Rumlara söyleyecek tek şeyim Kıbrıslı Türklerin nefes almasına ve yaşamasına biraz olsun izin vermeleri ve ekonomimizi mahvetmeye çalışmaktan vazgeçmeleridir. Eğer Kıbrıslı Rumlar aynı tutumu sergilemeye devam ederse, biz de onlara karşı hukuk savaşı başlatacağız."

Çağıner davası 13 Mayıs'a ertelendi

Bu arada, Kuzey Kıbrıs'taki malını kullandığı için Akita P.Ionaanidis şirketi tarafından Gazimağusa'daki Hurma Restaurant işletmecisi Hüseyin Çağıner aleyhine açılan tahliye ve tazminat davası ile ilgili hukuk prosedürü sürüyor. Söz konusu dava 13 Mayıs 2005 tarihine ertelenirken Rum Filelefteros gazetesinde yayınlanan "Hüseyin Çağıner aleyhine Avrupa tutuklama emri çıkartıldı" haberi büyük şaşkınlık yarattı. Böyle bir tutuklama kararı çıkartıldığı haberine inanmak istemeyen Hüseyin Çağıner KIBRIS'a konuştu.

"Eğer yayınlanan haber doğru ise bu insanlık dışı bir uygulama, bizi KKTC sınırları içine hapsetmek istiyorlar" diyen Çağıner, bu kararın iyi niyetten uzak siyasi bir karar olduğunu ifade etti. Çağıner, bu olaydan büyük huzursuzluk duyduğunu, yaptığı yüz binlerce sterlin tutarındaki yatırımın boşa gideceği endişesine kapıldığını ve işine olan konsantrasyonunun bozulduğunu söyledi.

Haberlerin doğru olduğundan iyice emin olmadan şu anda daha fazla konuşmak istemediğini belirten Hüseyin Çağıner, hukukçularımızın bu işin üstesinden geleceğine olan inancını belirtti.

Çağıner, kendisinin de güney göçmeni olduğunu, 1974 yılında Düzkaya (Evdim) köyünden ailesiyle birlikte kuzeye geldiğini, o dönemde 8 yaşında olduğunu ve Evdim köyünde babasına ait ev, dönümlerce bağ ve bahçe bulunduğunu hatırlattı.

KIBRIS 11/05/05

 

Çağıner davası cumaya ertelendi

DAVA GÖRÜŞÜLEMEDİ... Kıbrıslı Rumların mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türklere açtığı ilk dava niteliğini taşıyan Çağıner Davası (Hurma Restaurant) ile ilgili duruşma cuma gününe ertelendi

TERCÜME SORUNU... Larnaka Mahkemesi'nde dün hâkim huzurunda yapılan ilk duruşma, tercüme sorunu nedeniyle ertelendi. Çağıner'in avukatı Hakkı Önen'in "şartlı isbat-ı vücut" başvurusunu içeren dilekçenin Rumca'ya çevrilmesi için Rum hâkim duruşmayı cuma gününe erteledi

 

Kıbrıslı Rumların mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türklere açtığı ilk dava niteliğini taşıyan Çağıner Davası (Hurma Restaurant) ile ilgili duruşma cuma gününe ertelendi.

Dün Larnaka Mahkemesi'nde hâkim huzurunda yapılan ilk duruşma, tercüme sorunu nedeniyle cuma gününe ertelendi. Çağıner'in avukatı Hakkı Önen'in "şartlı isbat-ı vücut" başvurusunu içeren dilekçenin Rumca'ya çevrilmesi için Rum hâkim duruşmayı cuma gününe erteledi.

Böylece, Çağıner'in "şartlı isbat-ı vücut" başvurusunun kabul edilip edilmeyeceği cuma günü belli olacak. Davayla ilgili gelişmeler de bu başvurunun kabul edilip edilmemesine göre şekillenecek.

"Şartlı isbat-ı vücut" talebindeki temel dayanak, belli hatalar ile anayasa ve yasalara aykırılıktan kaynaklanan itirazlara dayanıyor. Bu itirazların temel dayanak noktaları da isim hataları yanında, her olayın kendi bölgesinde görüşülebileceğine ve Türklerin ancak Türk yargıçların da bulunacağı mahkemede yargılanabileceğine ilişkin Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasındaki düzenlemeler

Avukat Hakkı Önen, konuyla ilgili dün Larnaka'da yaptığı açıklamada, bundan sonraki sürecin siyasilerle görüşülerek kararlaştırılacağını belirtti. Bu davanın sadece Kıbrıs Türk halkını değil, KKTC'de yaşayan yabancıları da ilgilendirdiğine dikkat çeken Önen, bu nedenle dikkatli adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Rum mahkemelerindeki duruşmalara katılmanın çeşitli çevrelerce eleştirildiğinin anımsatılması üzerine de Önen, herkesin kişisel görüşü olabileceğini söyledi ve mahkemeye gitmesinin bu eleştirilere katılmadığının ispatı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Önen, bu davanın emsal nitelikli olmadığını, sadece Yüksek Mahkeme kararlarının emsal oluşturduğunu da ekledi.

Rum şirket tahliye ve tazminat istiyor

Eski mülkünü kullandığı gerekçesiyle Mağusa'daki Hurma Restaurant sahibi 40 yaşındaki Hüseyin Çağıner'e "tahliye ve tazminat" davası açan "Akinitap İoannides Ltd.", binanın tahliye edilmesini ve kullanım kaybından dolayı 100 bin ile 250 bin Kıbrıs Lirası arasında tazminat ödenmesini istiyor. Rum şirketin davası, Eleni Vrahimi & Sia isimli hukuk bürosu tarafından sürdürülüyor.

Avukat Hakkı Önen, dün Rum gazetelerinde yer alan Çağıner de dâhil 4 kişi hakkında "Avrupa tutuklama kararı" çıkartıldığına ilişkin haberlerin anımsatılması üzerine ise, özetle şunları söyledi:

"Böyle bir gelişmeden haberim yok, bize böyle bir bilgi gelmedi. Ben sadece Çağıner adına konuşabilirim. Tutuklama kararı varsa bizim yürüttüğümüz sivil davayla ilgili değil, bu davayla ilgili tutuklama olmaz. Tutuklama kararı gerçekten çıkartılmışsa sivil davadan ayrı cezai soruşturma başlatıldı demektir."

Rum Fileleftheros gazetesi dünkü sayısında, Polis Genel Müdürü'nün talimatı ve Başsavcının onayıyla ilk kez KKTC'den 4 kişi hakkında "Avrupa tutuklama kararı" çıkartıldığını yazdı.

Gazete haberine göre Hüseyin Çağıner yanında, Celebrity Otel Sahibi Aziz Kent, Emlakçı İngiliz Mark Unwin ve adı açıklanmayan bir Kıbrıslı Türk hakkında tutuklama kararı verildi ve hakkında tutuklama kararı verilen 4 kişi KKTC ve Türkiye dışına çıktıkları anda tutuklanabilecekler.

KIBRIS 11/05/05

 

Cumhurbaşkanlığında "Kıbrıs" zirvesi

KIBRIS SORUNU MASAYA YATIRILDI... Cumhurbaşkanlığında Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin başkan ve temsilcilerinin katılımıyla Kıbrıs konusunda değerlendirme toplantısı yapıldı. Cumhurbaşkanı Talat başkanlığındaki toplantıda, başta Kıbrıs sorunu olmak üzere, çeşitli konular değerlendirildi. Toplantıyla ilgili basına açıklama yapılmadı

Cumhurbaşkanlığı'nda Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin başkan ve temsilcilerinin katılımıyla Kıbrıs konusunda değerlendirme toplantısı yapıldı.

Saat 15.10'da başlayan toplantı saat 16.45'te sona erdi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat başkanlığındaki toplantıya, CTP/BG Genel Başkanı Başbakan Ferdi Sabit Soyer, CTP Örgütlenme Sekreteri Ömer Kalyoncu, DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ve Genel Sekreteri Mustafa Arabacıoğlu, ana muhalefet UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ve Genel Sekreteri Salih Miroğlu, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı ve Genel Sekreteri Mehmet Çakıcı katıldı. Toplantıda ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev de hazır bulundu.

Başta Kıbrıs sorunu olmak üzere, çeşitli konuların değerlendirildiği toplantının başında ve bitiminde basına açıklama yapılmadı.

Toplantıdan ilk çıkan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş oldu.

Daha sonra diğer parti başkanları ve sekreterleri de toplantıdan çıkarak basına açıklama yapmadan Cumhurbaşkanlığ'ndan ayrıldılar.

KIBRIS 11/05/05

 

KKTC Rumları Barış Güçü'ne şikayet etti


12 Mayıs, 2005 20:31:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs Türk halkına ve KKTC'de yaşayan yabancılara yönelik tacizleri konusunda BM Barış Gücü'ne nota verdi.

BM Barış Gücü'ne gönderilen notada, mülkiyet ve sağlık konularında KKTC vatandaşlarıyla KKTC'de yaşayan yabancılara yönelik tahriklerde bulunulduğuna dikkat çekilirken, Rum yönetiminin KKTC'de hiç bir yetkisi olmadığına vurgu yapıldı ve taciz girişimlerine karşı her tür önlemin alınacağı belirtildi. 
 
Gelişmelerin tehlikeli boyutlara ulaşabileceği konusundaki endişeleri dile getiren Dışişleri Bakanlığı, BM Barış Gücü'nü Rum makamlarına yardımcı olacak davranışlardan kaçınmaya ve Rum makamlarını uyarmaya çağırdı.   

Rehn, çözüm için iyimser
 
Öte yandan, Kıbrıs'ta çeşitli temaslarda bulunan AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn Kıbrıs sorununun çözümü konusunda iyimser olduğunu açıkladı.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Olli Rehn, Göç Delege Bakanı Nicolas Schmit ve AB Komisyonu Kıbrıslı Türkler Birimi Sorumlusu Leopold Maurer ile görüştü.
 
Talat ile Rehn görüşmenin ardından bir basın toplantısı düzenledi. Rehn doğrudan ticaret tüzüğünün hayata geçirilmesi ve Kıbrıs sorununun çözümü için biraya geldiklerini ve bu iki konuda da iyimser olduklarını belirtti.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat da, Kıbrıs konusundaki tutumlarının açık ve net olduğunu ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşmesi için New York'a özel bir temsilci gönderme düşüncelerinin olmadığını söyledi. Talat, "ancak Genel Sekreter isterse temsilci gönderebiliriz" diye konuştu. 
 
Rehn-Rum yönetimi görüşmesi

Rehn, Talat'la görüşmesinin ardından Güney Kıbrıs lideri Tasos Papadopulos ve Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile de biraraya geldi.
 
Görüşmelere ilişkin resmi açıklama yapılmadı, ancak Rum medyasının haberlerine göre, Rehn geçtiğimiz yıl Annan Planı referandumunun hemen ardındam AB Komisyonu'nun kabul ettiği KKTC'yle doğrudan ticaret tüzüğüne Rumların uyguladığı blokajı kaldırmasını istedi.

 

"Kıbrıs için iyi bir ön hazırlık şart"


12 Mayıs, 2005 16:36:00 (TSİ) CNN TURK

 

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yorgo Kumuçakos, Kıbrıs sorununun çözümü için yapılacak müzakerelerin yeni bir başarısızlıkla sonuçlanmaması için 'iyi bir ön hazırlık' yapılması gerektiğini söyledi.

Kumuçakos, düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un mayıs ayının ikinci yarısında BM'ye temsilci göndereceğini açıkladı. 

BM'ye yollanacak temsilcinin bu çerçevede inceleme amaçlı temaslarda bulunacağını söyleyen Kumuçakos, KKTC'nin de BM ile bu yönde teması olup olmayacağı hakkında bilgisi olmadığını ifade etti. 

Atina ve Rum kesiminin sürekli temas halinde olduklarını belirten Kumuçakos, ''arzumuz, Kıbrıs sorununun, BM kararları, AB müktesebatı, değerleri ve ilkeleri çerçevesinde, Annan Planı temelinde yapılacak müzakereler sonucu adil ve işler bir çözüme kavuşturulmasıdır'' dedi. 

Atina'nın zaman şartı yok

Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin çabaların Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihiyle bağlantılı olup olmadığına ilişkin soruları da yanıtlayan Kumuçakos, Atina'nın her yeni çözüm çabasının belli bir zaman dilimi içine sıkıştırılmasına karşı olduğunu vurguladı. 

Sorular üzerine, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in Ankara'ya yapacağı ziyaretin tarihinin diplomatik kanallar aracılığıyla belirleneceğini belirten Kumuçakos, bu konuda henüz yeni bir gelişme olmadığını söyledi. 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, önceki gün Bükreş'te yaptığı açıklamada, Kıbrıs Rum yönetiminin BM ile ön görüşmelere mayıs ayı ortasında başlayacağını açıklamıştı. 

KKTC'de gündem 'mülkiyet davaları'
 
Yunanistan ve Rum kesiminde bu tartışmalar yaşanırken, KKTC'de gündem, mülkiyet davaları. 

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ile görüşmesinden sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere karşı açtığı mülkiyet davalarının, Güney Kıbrıs'tan çıkartılan kimlik ve pasaportla ilgisi olduğunu sanmadığını söyledi.
Talat, davaların Kıbrıslı Türkleri sık boğaz etmek amacıyla yapılan çabalar olarak değerlendirdi.

Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Rum yönetimi lideri TasosPapadopulos ile Moskova'da yaptığı görüşmeden bilgisi olup oladığının sorulması üzerine ise ''basında gördüğümüz kadarıyla, ayaküstü gerçekleşmiş bir görüşme, bildiğim o'' dedi. 

Cumhurbaşkanı Talat, başka bir soru üzerine, görüşmeyle ilgili henüz kendisine bir bilgi verilmediğini belirtti. 

 

Rum liderden doğrudan ticarete 'hayır'


12 Mayıs, 2005 16:32:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kıbrıs'ta temaslarda bulunan AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs Rum Kesimi lideri Papadopulos'tan KKTC'yle doğrudan ticaret yapılmasına yönelik itirazını kaldırması konusunda yine 'hayır' cevabı aldı.

Rum radyosuna göre Papadopulos, Rehn ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamasında, Rehn'le Kıbrıs sorunu ve AB'yle ilgili bütün konuları görüştüklerini belirtti.
 
Rehn'le, AB'nin Kıbrıslı Türklere yönelik mali finansmanının şartsız ve bağlantısız olarak serbest bırakılması yönündeki taleplerini ve Yeşil Hat Tüzüğü'nü ele alan anlatan Papadopulos, Doğrudan Ticaret Tüzüğü konusunda ise 'Maraş'ın Rumlara verilmesine paralel olarak Mağusa limanının uluslararası ticarete açılması' yönündeki önerisini yineledi.
 
Yakovu- Rehn görüşmesi
 
Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da Rehn'le görüşmesiyle ilgili olarak, KKTC'yle doğrudan ticaret, Kıbrıslı Türklere yönelik mali yardımın onaylanması ve Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin genişletmesini öngören ek protokolü imzalaması konularını görüştüklerini söyledi. 
 
Yakovu, AB'nin, doğrudan ticaret ve mali yardım tüzüklerinin birleştirilmesinde ısrarlı olmasına rağmen, Rum yönetiminin, bunların tamamen birbirinden ayrı iki konu olması nedeniyle tam aksini savunduğunu vurguladı. 
 
Yakovu, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün Avrupa Komisyonu'na sunulduğu şekilde kabul edilmesinin mümkün olmadığını savundu. Papadopulos'un Gazimağusa limanıyla ilgili önerisine de atıfta bulunan Yakovu, bu önerinin AB başkanlığı tarafından olumlu karşılandığını söyledi.

Rehn çözüm konusunda iyimser
 
Bu arada, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile de görüşen Rehn, Kıbrıs sorunun çözümü konusunda iyimser olduğunu söyledi. Rehn doğrudan ticaret tüzüğünün hayata geçirilmesi ve Kıbrıs sorununun çözümü için biraya geldiklerini ve bu iki konuda da iyimser olduklarını belirtti.
 
Talat ise, Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm bulunmasını da ele aldıklarını belirterek, Türk tarafının, BM Genel Sekreteri'nin Rum tarafından taleplerinin karşılanmasının ardından görüşmelere hazır olduğunu söyledi.

 

Rehn Kıbrıs'ta çözüm için iyimser


12 Mayıs, 2005 14:38:00 (TSİ) CNN TURK

 

AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in Kıbrıs temasları sürüyor. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşen Rehn, Kıbrıs sorunun çözümü konusunda iyimser olduğunu söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Olli Rehn, Göç Delege Bakanı Nicolas Schmit ve AB Komisyonu Kıbrıslı Türkler Birimi Sorumlusu Leopold Maurer ile görüştü.
 
Talat ile Rehn görüşmenin ardından bir basın toplantısı düzenledi. Rehn doğrudan ticaret tüzüğünün hayata geçirilmesi ve Kıbrıs sorununun çözümü için biraya geldiklerini ve bu iki konuda da iyimser olduklarını belirtti.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat da, Kıbrıs konusundaki tutumlarının açık ve net olduğunu ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşmesi için New York'a özel bir temsilci gönderme düşüncelerinin olmadığını söyledi. Talat, "ancak Genel Sekreter isterse temsilci gönderebiliriz" diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Talat, çok olumlu ve yapıcı bir görüşme yaptıklarını belirterek, görüşmede, başta mülkiyet konusunda Rumların tutuklama kararlarını gündeme getirdiklerini bildirdi.
 
Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile Mali Yardım Tüzüğü'nün birlikte geçmesi gerektiği konusundaki görüşlerini ve bu konunun aciliyetini Rehn ve Schmit'e ilettiğini belirten Talat, bu konuda görüş birliği içinde olduklarını ifade ederek, AB'nin yardımlarını beklediklerini kaydetti.
 
Talat, Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm bulunmasını da ele aldıklarını belirterek, Türk tarafının, BM Genel Sekreteri'nin Rum tarafından taleplerinin karşılanmasının ardından görüşmelere hazır olduğunu söyledi. 
 
Rehn-Rum yönetimi görüşmesi

Rehn, Güney Kıbrıs Lideri Tasos Papadopulos ve Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile de biraraya geldi.
 
Görüşmelere ilişkin resmi açıklama yapılmadı, ancak Rum medyasının haberlerine göre, Rehn geçtiğimiz yıl Annan Planı referandumunun hemen ardındam AB Komisyonu'nun kabul ettiği KKTC'yle doğrudan ticaret tüzüğüne Rumların uyguladığı blokajı kaldırmasını istedi.

Rehn'in ziyaret süresince, Kuzey ve Güney'deki siyasi partileri ziyaret edip, sivil toplum örgütleriyle görüşmesi bekleniyor.

Rehn'den çözüm için mesaj
 
Avrupa Birliği Komisyonu, Rehn'in Kıbrıs ziyareti öncesinde, "sorunun çözümü için gereken uzlaşma ortamının yaratılmasına çaba göstereceğiz" mesajı vermişti.
 
Rehn'in sözcüsü Christina Nagy de, Rehn'in adaya ilk ziyaretinin söz konusu olduğunu, taraflarla diyalogu geliştirmeyi hedeflediğini söylemişti.

 

KKTC'den BM Barış Gücü'ne nota

 

KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs Türk halkına ve KKTC'de yaşayan yabancılara yönelik tacizleri konusunda BM Barış Gücü'ne nota verdi.

BM Barış Gücü'ne gönderilen notada, mülkiyet ve sağlık konularında KKTC vatandaşlarıyla KKTC'de yaşayan yabancılara yönelik tahriklerde bulunulduğuna dikkat çekilirken, Rum yönetiminin KKTC'de hiç bir yetkisi olmadığına vurgu yapıldı ve taciz girişimlerine karşı her tür önlemin alınacağı bildirildi.

Gelişmelerin tehlikeli boyutlara ulaşabileceği konusundaki endişeleri dile getiren Dışişleri Bakanlığı, BM Barış Gücü'nü Rum makamlarına yardımcı olacak davranışlardan kaçınmaya ve Rum makamlarını uyarmaya çağırdı.

“YARDIMCI OLMAYIN, UYARIN”

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı tarafından BM Barış Gücü'ne gönderilen notanın tam metni şöyle:

“KKTC'de tasarruflarında bulundurdukları mallarla ilgili olarak Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs'ta ikamet etmekte olan yabancı uyruklulara, aleyhlerine getirilen suçlamalara karşı Güney Kıbrıs mahkemelerine çıkmaları yönünde celpnameler tevdi edilmektedir. Kıbrıs Rum tebligat memurları mahkeme celpnamelerini sınırlarımız içinde teslim ederken, Kıbrıslı Rumlar ve avukatları Kuzey Kıbrıs'a geçerek KKTC sakinlerini taciz etmektedirler.

Son olarak Kıbrıs Rum polisi üç Kıbrıslı Türk ve bir İngiliz vatandaşı hakkında, yine mal mülk konusundaki suçlamalarla ilgili olarak Avrupa tutuklama emri çıkarmıştır. Kıbrıs Rum basınında, Kıbrıs Rum makamlarının bahse konu tutuklama emirleriyle ilgili olarak çıkarılmış olan mahkeme celpnamelerini tebliğ etme hazırlığı içinde olduğu belirtilmektedir.

Kıbrıslı Türklerin Güney'deki sağlık hizmetleri için aldıkları iddia edilen faturaların iletilmesi çabasında BM Barış Gücü iyi niyet misyonunun, Kıbrıs Rum makamlarınca suiistimal edilmiş olması da kaygı vericidir.

Kıbrıs Rum yönetiminin yasa dışı otoritesini Kuzey Kıbrıs'a yaymayı ve mal mülk konusunu kapsamlı siyasi bir çözüm pahasına hukuk savaşına dönüştürmeyi hedefleyen tehlikeli bir siyaset içinde olduğu gayet açıktır. Tabiatıyla Kıbrıs Rum yönetiminin KKTC'de ve KKTC vatandaşları üzerinde kontrolü veya yetkisi varmış gibi davranması kabul edilemezdir. Bu gibi çabaların önüne geçmeye kararlıyız. Vatandaşlarımızın Kıbrıs Rum makamlarınca taciz edilmelerine son vermek amacıyla gerekli tüm önlemler alınacaktır.

Siyasi çıkar amacıyla başlatıldığı aşikar olan bu son girişimlerin Kıbrıslı Türk ve Rum şahıslar arasında tehlikeli anlaşmazlıklara yol açabileceği konusunda ciddi endişelerimiz vardır. Kıbrıs Rum yönetiminin son eylemlerinin adada gerginlik yaratmaktan başka hiçbir şeye hizmet etmediği oldukça açıktır. Dolayısıyla biz, BM Barış Gücü yetkililerine Kıbrıs Rum makamlarına yardımcı oldukları şeklinde yorumlanabilecek davranışlardan kaçınmalarının yanı sıra Kıbrıs Rum yönetiminin kabul edilemez davranışlarının doğurabileceği ciddi sonuçlarla ilgili olarak onları uyarmaları için çağrıda bulunuyoruz.

KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı bu fırsattan yararlanarak Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'ne olan en derin saygılarını yineler.”

HURRIYET 12/05/05

 

Rum havayolundan İstanbul'a sefer

20'DEN FAZLA SEFER... Kıbrıs Rum Havayolları'na ait Atina merkezli Hellas Jet Havayolları'nın Kıbrıs Rum Larnaka Havaalanı'ndan İstanbul'a 20'den fazla uçak seferi koyduğu açıklandı. Hellas Jet Havayolları'nın Larnaka ile İstanbul arasında bir anlaşma imzaladığı ve ilk seferlerinden birini 2 Mayıs'ta, ikincisini ise bu hafta içinde gerçekleştirdiği belirtildi

Kıbrıs Rum Havayolları'na ait Atina merkezli Hellas Jet Havayolları'nın Kıbrıs Rum Larnaka Havaalanı'ndan İstanbul'a 20'den fazla uçak seferi koyduğu açıklandı.

Hellas Jet Havayolları'nın Larnaka ile İstanbul arasında 20 seferlik bir anlaşma imzaladığı ve ilk seferlerinden birini 2 Mayıs'ta, ikincisini ise bu hafta içinde gerçekleştirdiği belirtildi.

Hellas Jet havayolunun Kıbrıs Rum halkından gelen aşırı talepler nedeniyle İstanbul'a seferler koyduğu açıklandı.

Yunanistan'dan geldiği varsayılıyor

Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanımadığı için Larnaka'dan havalanan Rum uçaklarına ya da yabancı şirketlerin uçaklarına Türk hava sahası açılmıyor.

Bu nedenle Hellas Jet uçakları Larnaka'dan havalandıktan sonra Yunanistan'ın Rodos adası üzerinde kod değiştirerek Türk hava sahasına giriyor.

Türkiye, bu uçakların güney Kıbrıs'tan değil de; Yunanistan'dan geldiğini varsayarak İstanbul'a inişlerine izin veriyor.

KIBRIS 12/05/05

 

Rehn'in çantasında yeni öneri var

AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarıyla diyalog geliştirme amacıyla Kıbrıs'a geliyor

Rehn'in çantasında yeni öneri var

TÜZÜKLERLE İLGİLİ YENİ ÖNERİ Rehn'nin adaya yapacağı ilk ziyarette, Avrupa Konseyi'ne takılan tüzüklerin bir an önce onaylanması amacıyla AB Dönem Başkanı Lüksemburg tarafından, Gazimağusa Limanı'nın kullanımına yönelik hazırlanan yeni bir öneriyi de beraberinde getireceği söyleniyor

TALAT- REHN GÖRÜŞMESİ BUGÜN... AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, bugün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yarın ise Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la bir araya gelecek

AB KIBRIS ÖZEL DANIŞMANI DA GELEBİLİR Komiser Rehn'in, KKTC ve Güney Kıbrıs'taki temaslarının ardından, önümüzdeki günlerde de AB Kıbrıs özel danışmanı olarak atanması beklenen Finli eski elçi Jaakko Blomberg'in, adayı ziyaret edeceği ihtimalinden söz ediliyor

Emine DAVUT YİTMEN

AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Kıbrıslı Türklere söz verilen, ancak bir türlü hayata geçirilmeyen tüzüklerle ilgili yeni bir öneriyle Kıbrıs'a geliyor.

Rehn'nin adaya yapacağı ilk ziyarette, Avrupa Konseyi'ne takılan tüzüklerinin bir an önce onaylanması amacıyla yeni bir öneriyi de beraberinde getireceği söyleniyor. Rehn'in ziyaretinin, AB'nin Kıbrıs sorunun çözümünde aktif rol üsteleneceği yolunda sinyaller taşıdığına da dikkat çekiliyor.

Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Rehn'in ziyaretinin ardından, önümüzdeki dönemde Finli eski elçi Jaakko Blomberg'in AB Kıbrıs Özel Danışmanı olarak atanıp, adaya gelmesi ve temaslarda bulunması bekleniyor.

Aynı kaynaklar, AB Kıbrıs Özel Danışmanı Jaakko Blomberg'in, direkt olarak adadaki her iki tarafın Kıbrıs sorunundaki konularla ilgili tutumunu öğrenip, AB Komisyonu için rapor hazırlayacağını söylüyor.

Kaynaklar, AB'nin Kıbrıs'ta daha aktif rol oynamak istemesinin nedenini de adada varılacak bir anlaşmanın, AB yasaları içinde olması gerektiği şeklinde gösteriyor.

Rehn'in KKTC'de ve Güney Kıbrıs'ta yapacağı temaslarının ardından yarın Ledra Palace'ta saat 14.00'de adadaki temasları ile ilgili olarak, ortak basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

Yoğun program

AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'i, adada kalacağı süre içerisinde çok yoğun bir program bekliyor

Rehn, bugün saat 09.30'da Kıbrıs Rum lideri Tassos Papadopulos'la bir araya gelecek. Papadopulos'la yapacağı görüşmenin ardından Rehn, Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile görüşecek.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat - Olli Rehn görüşmesi ise saat 12.00'de yer alacak. Rum yönetimi meclis başkanı Dimitris Hristofyas'la saat 15.00'te temaslarda bulunacak olan Rehn, saat 20.30'da Yorgo Yakovu tarafından Hilton Hotel'de onuruna düzenlenen yemeğe katılacak.

AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, DİSİ lideri Nikos Anastassiades'le DİSİ merkezinde yarın saat 08.30'da bir araya gelecek. Komiser Rehn, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la saat 09.45'te Demokrat Parti Genel Merkezi'nde görüşecek.Görüşmenin ardından, saat 10.30'da Kıbrıs Türk sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle yuvarlak masa toplantısına katılacak olan Rehn, Uluslararası Kıbrıs Konferans Merkezi'nde saat 12.15'te "Birliğe Katılımın Bir Yıl Ardından Sonra Kıbrıs" konulu bir konuşma yapacak. Aynı gün saat 13.30'da Avrupa Günü'ne katılması beklenen Rehn, bu etkinliğin ardından Ledra Palace Hotel'de saat 14.00'te, ortak basın toplantısı düzenleyecek.

Rehn "Tüzükler üzerinde çalışılıyor"

TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Romanya'da düzenlenen Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci Zirvesi'nde görüşme imkanı bulan Olli Rehn, AB'nin KKTC ile ilgili iki tüzük üzerinde çalıştığını söyledi.

Komiser Rehn, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Papadopoulos - Erdoğan görüşmesine atıfta bulunarak, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönünde çabaların devam etmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını aktardı.

Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözümden yana olduklarını hatırlatan Rehn, BM'nin bu konudaki çabalarını desteklerini de dile getirdi.

Yeni öneri Gazimağusa Limanı'nın kullanımıyla ilgili olabilir

AB'nin dönem başkanlığı yürüten Lüksemburg'un, serbest ticaret ve finansal yardım tüzüklerinin geçirilmesi yolunda, yeni bir öneri hazırladığı öğrenildi.

Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Lüksembourg'un söz konusu tüzüklerin geçirilmesi amacıyla uzlaşma aradığına ve bu nedenle öneriyi hazırladığına dikkat çekildi. Önerinin, Gazimağusa Limanı ile ilgili olacağını belirtti.

Serbest Ticaret Tüzüğü'nde, Gazimağusa Limanı'nın durumu ile ilgili bir atıfta bulunulmadığı ve Lüksembourg önerisinde, limanların kullanım şeklinden söz edileceğini aktarılıyor.

Rum Basını "Tüzüklerde yasal zemin değiştirilecek

Rum basını, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in Kıbrıs ziyareti sırasında, Rum Yönetimi'ne, KKTC ile AB arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına ilişkin yasal zeminin değiştirilmesine yönelik yeni bir formül sunacağı şeklindeki çeşitli haberlere yer verdi.

Fileleftheros gazetesi "AB Doğrudan Ticaret İçin Tuzak-Formül Hazırlıyor" başlığıyla aktardığı haberde,

Olli Rehn'in AB Komisyonu'nun doğrudan ticaret tüzüğünün yasal zeminin değiştireceği şeklindeki açıklamasına yer verdi.

Gazete, Liberal AB Milletvekili Chris Davies'in yönelttiği bir soruya karşılık Rehn'in "AB Komisyonu ve Lüksembourg Başkanlığı'nın, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün, 25 ülkenin oybirliğiyle karar alınmasını öngören Avrupa Sözleşmesi'nin 308'inci maddesine göre kabul edilmesi düşüncesini taşımakta olduğunu" yanıtını verdiğini yazdı.

Gazete, AB Komisyonu'nun, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün oybirliğiyle onaylanması yönünde hareket ederek, Rum Yönetimi'ne tüzüğü veto etme hakkı tanımakta olduğunu, ancak bunun "göstermelik bir olumlu gelişme" teşkil ettiğini iddia etti.

KIBRIS 12/05/05

 

Limasol'da Türkler okul için ısrarlı

Rum yönetiminin "Limasol'da Türk okulu açılacak" kararı burada yaşayan Kıbrıslı Türkler arasında sevinç yarattı. Aileler, müfredatın kuzeye uygun olmasını, okulun da Türk mahallesinde açılmasını istedi

Limasol'da Türkler okul için ısrarlı

ESKİ SEDAT SİMAVİ İLKOKULU YENİDEN AÇILSIN... Limasol'da yaşayan Kıbrıslı Türkler, Dipkarpaz'da Kıbrıslı Rumlara tanınan olanağın, burada da kendilerine tanınmasını istedi. Ailelere göre şu anda "Bingo" isimli bir kahvehane olan eski Sedat Simavi İlkokulu okul binası ilkokul için uygun

"TÜRK ÖĞRETMEN... Kıbrıslı Türk aileler, güneyde açılacak Türk okulundaki Kıbrıslı Türk öğretmenlerin ders vermesini, müfredatın da kuzeydeki müfredatla aynı olmasını istedi. Bu arada, Rum tarih Öğretmeni Angelos Kyriakudis KIBRIS'a yaptığı açıklamada, "Eğitim Kıbrıslı Türklerin de hakkı. Talepleri haklı..." dedi

Ali CANSU- Yeliz K. SARICA

Limasol'da yaşayan Kıbrıslı Türkler, yeni eğitim yılında Limasol Sedat Simavi İlkokulu'nda "ders zilinin çalmasını istediklerini" belirtti. Kıbrıslı Türkler, eğitimin de Türk öğretmen tarafından verilmesini ve "eğitim hakkının" politikaya mahkum edilmemesini istedi.

Rum Yönetimi, geçtiğimiz günlerde Kıbrıslı Türk öğrenciler için güneyde Türk okulu açma kararı almış ve bunu kamuoyuna açıklamıştı.

Limasol'da Türk okulu açılacağı yönündeki karara çok sevindiklerini ifade eden Kıbrıslı Türkler, Türk okulunun Limasol'daki Türk mahallesine yakın bir yerde olmasını istedi ve eski Sedat Simavi İlkokulu binasını önerdi.

Geçmiş yıllarda Türk okulu olan Sedat Simavi İlkokulu binası, şimdilerde Kıbrıslı Rumlar tarafından 'Bingo' adı altında kahvehane olarak kullanılıyor.

Rum tarih öğretmeni Angelos Kyriakudis, KIBRIS'a yaptığı açıklamada 1960 Anayasası'na göre Kıbrıslı Rumların eğitim hakkı olduğu gibi Kıbrıslı Türklerin de eğitim hakkı olduğunu söyledi.

Kuzeydeki müfredatı talep ettiler

Limasol'da yaşayan Kıbrıslı Türkler, "çocuklarına Kıbrıslı Türk öğretmenlerin ders vermesi gerektiğini, ders programlarının ve kitaplarının Kuzey'deki müfredatla uyumlu olması" konusunda ısrarlı.

Buna karşın, çocuklarının güneyde yaşaması nedeniyle Rumca'yı da öğrenmelerinde sakınca görmeyen aileler, müfradata ek olarak Rumca ders de verilebileceğini belirtti.

Mehmet: Kıbrıslı Türk öğretmen istiyoruz

Kıbrıs Kıbrıslılarındır Derneği Başkanı Ayhan Mehmet, eski Sedat Simavi İlkokulu binasının Türk okulu olabileceğini söyledi ve Türk okula Kıbrıslı Türk öğretmen istediklerini vurguladı.

Mehmet, Limasol'da Türk okulu açılması için 8 yıl önce girişim yaptıklarını anımsattı ve yaklaşık 50 Türk çocuğun eğitim-öğretim görmemesi nedeniyle mağdur olduğunu söyledi.

Rum Yönetimi'nin eylül 2005'te Türk okulu açılması için karar aldığını anımsatan Mehmet, "Okulda Kıbrıslı Türk öğretmenin ders vermesini istiyoruz. Hatta okulda Rum öğretmen Rumca dersi de verebilir. Böylece, çocuklar Rumca da öğrenmiş olur" dedi.

Dernek başkanı Ayhan Mehmet, şöyle konuştu:

"30 senedir Türk çocuklar, ne Rum okuluna ne de başka okula gidebiliyor. Bundan 6 yıl önce, Rum Yönetimi 'tüm çocukların okula gitmesi yönünde' karar aldı. Bunlardan yaklaşık 6 öğrenci İngiliz okuluna gitmeye başladı. Bu öğrencilerin bütün masraflarını Rum Yönetimi karşılar. Rum okuluna gitmek istemeyenler de başı boş şekilde sokaklarda dolaşıyor.

Rum Yönetimi, bu yıl Türk çocukları Rum okuluna yönlendirdi. Ancak, dersler Rumca olduğu için çocuklar hiçbir şey anlamıyor. "

"1960 Anayasası'na göre Kıbrıslı

Türklerin Türkçe eğitim hakkı var"

Rum tarih öğretmeni Angelos Kyriakudis, 1960 Anayasası'na göre Kıbrıslı Rumların eğitim hakkı olduğu gibi Kıbrıslı Türklerin de eğitim hakkı olduğunu söyledi.

"Limasol'da açılması planlanan Türk okulunda Kuzey'de kullanılan kitaplar ve müfredat kullanılmalı. Ayrıca öğretmenler de Kıbrıslı Türk olmalı" diyen Kyriakudis, okul binasının da Türk mahallesinde olması gerektiğini vurguladı.

Kyriakudis, "Eskiden Türk okulu olan Sedat Simavi İlkokulu binası yeniden Türk okulu olabilir. Bu bina şimdilerde 'Bingo' adıyla kahvehane olarak kullanılır. Bu bina vakıf binasıdır" dedi.

"Anketten haberimiz yok"

Kyriakudis, Birleşmiş Milletler ve Rum Yönetimi'nin anket yaptırdığına ilişkin haberler yayımlandığını söyledi ve "Bu konuda bizim bilgimiz yok. Biz araştırdık. Türk çocuklar okulun açılmasını istiyor" dedi.

BM ve Rum Yönetimi'nin anket yaptırdığı ve Türk çocukların 'Türk okulu istemediği' yönündeki anket sonuçları karşısında şok olduklarını ifade eden Kyriakudis, şöyle konuştu:

"Birleşmiş Milletler ve Rum Yönetimi, geçtiğimiz günlerde anket yaptı diye haberler yayınlandı ancak bu konuda bizim bilgimiz yok. Bu haberleri duyunca adeta şok olduk. Bu anketi kim yaptı, nasıl yaptı bilmiyoruz. Biz araştırdık, çocuklar Türk okulunun açılmasını istiyor."

Limasol'daki Kıbrıslı Türkler ne dedi? Limasol'daki Kıbrıslı Türkler ne dedi?

Güney'deki evi için Rum Yönetimi'nden davacı olan Arif Mustafa:

"Limasol'da yaklaşık 66 Türk öğrenci var. Bunlardan yaklaşık 20'si Rum okuluna gidiyor. Çocuklar, Rum okulunda hiçbir şey anlamıyor. Hatta Rum öğrenciler, okullarına giden Türk öğrencilerden rahatsız oluyor. Açılacak olan Türk okuluna Türk öğretmen istiyoruz."

Hasan Takımcılar:

"5 yıldan bu yana Limasol'da yaşıyoruz. Daha önce çocuklarımız Rum okullarına giderdi. Dersler Rumca olduğu için çocuklar, okuduklarını ve öğretmenlerin söylediklerini anlamazdı. Halbuki Türk okulu ve Türk öğretmen olsa çocuklar dersleri daha rahat anlayacak. Açılacak olan Türk okulunun Türk mahallesinde olmasını istiyoruz."

Gül Takımcılar:

"Türk okulu açılacağı kararı bizi çok memnun etti. Çocuklar Rum okuluna gidiyordu ama dersler Rumca olduğu için dersleri de anlamaları mümkün değildi. 3 aydır çocuklarımız okula gitmiyor. Okul binası Türk mahallesinde olursa daha iyi ve güvenilir olur. Ayrıca, okulda Türk öğretmenlerin ders vermesini istiyoruz."

Menekşe Takımcılar (8 yaşında)

"Rum okula gidiyordum ama dersler Rumca olduğu için hiçbir şey anlamadım. Türk okulunun açılmasını isterim. Türk okulu açılınca okula gideceğim. Kararı duyunca çok sevindim. Öğretmenimin de Türk olmasını istiyorum."

Sümbül Takımcılar (11 yaşında)

"Türk okulu açılınca okula yeniden başlayacağım. Çok sevinçliyim. Öğretmenlerimin Türk olmasını isterim. Arkadaşlarımın da Türk olmasını isterim. Böylece hem arkadaşlarımla hem de öğretmenlerimle anlaşabileceğim."

Ahmet Hüseyin:

"Türk okulunun açılması çok iyi olur. Rum okulunda okuyan Türk öğrenciler derslerden hiçbir şey anlamıyor çünkü derslerin hepsi Rumca. Türk öğrenciler Türk okuluna gidince Türk öğretmenlerden her şeyi öğrenecek."

KIBRIS 12/05/05

 

"Rumlar çözümden uzaklaşıyor"

 

KKTC Dışişleri Bakanı Denktaş, Olli Rehn'le görüştü



13 Mayıs, 2005 14:15:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Rum tarafının uluslararası camiadan aldığı cesaretle çözümden her geçen gün daha fazla uzaklaştığını söyledi.

Denktaş, Kıbrıs'ı ziyaret eden AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'i kabul etti.
 
DP Genel Merkezi'ndeki görüşmeden sonra Rehn açıklama yapmazken, Denktaş, AB yetkilisiyle kapsamlı bir görüşme yaptıklarını ve son gelişmeler üzerinde durduklarını belirtti. 

Rumların 20 TIR malı ne olacak?
 
Rumlara ait 20 TIR'lık malın 5 TIR'ının dün yanlışlıkla Gazimağusa Limanı'na geldiğini, iyi niyetle herhangi bir işlem yapmadan malın Lefkoşa'dan Rum tarafına geçişine izin verdiklerini, ancak Rumların bunu geri çevirdiğini anımsatan Denktaş, ''şu anda el mi koyalım Romanya'ya geri mi gönderelim konusunda düşünmekte olduğumuzu Olli Rehn'e aktardım'' dedi. 

Serdar Denktaş, görüşmede, mal-mülk konusunun hiçbir şekilde çözüme yardımcı olmadığını ve kapsamlı bir çözümden önce davalar yoluyla bu sorunun çözülemeyeceğini, kısa süre sonra Kıbrıs Türk ve Rum tarafından onbinlerce davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) önünde birikebileceğini anlattığını belirtti. 

"Uluslararası camia Papadopulos'u cesaretlendiriyor"

Papadopulos'un, Kıbrıs'ta çözümü engelleyerek bekleme niyetinde olduğunu söyleyen Denktaş, uluslararası camianın açıkça Papadopulos'u cesaretlendirdiğini, bunu AB yetkilisine de anlattıklarını belirtti. 

AB ve BM'nin beklentisinin, 'iki taraf diyaloga açık olmalı, kısa vadeli çözümlerle toplu çözüme hazır olmalıdır' şeklinde olduğunu ifade eden Denktaş, Türk tarafının kısa vadeli ve toplu çözüm ile bunları görüşmeye hazır olduğunu söyledi. 
 
Denktaş, ''Rum tarafı uluslararası camiadan aldığı cesaretle çözümden her geçen gün daha fazla uzaklaşmaktadır. Çözüme yönelik en ufak bir adım dahi atmak istememektedir'' diye konuştu.  

Denktaş'tan celpnameleri almayın uyarısı
 
Vatandaşlara, Rum tarafından gönderilecek celpnameleri almamaları yönündeki çağrısını yineleyen Denktaş, Rum celpnamelerinin güvenlik birimlerine bildirilmesi için çok kısa süre içinde acil bir telefon hattının kurulacağını açıkladı. 

''Sakin olalım ve celpnameleri kabul etmeyelim'' diyen Denktaş, yatırımların sürdürülmesini istedi.  Rehn ile görüşmede, tüzükler konusunun da ele alındığını belirten Denktaş, tüzüklerin geçirilmesi için AB'nin gerekli girişimleri yapmaya devam ettiğini ifade etti.

 

Karamanlis: Tek hedefimiz çözüm

 

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Atina'nın temel tercihinin, Türkiye ile ilişkilerin tam olarak normalleşmesi olduğunu, bu hedefin de tüm siyasi partiler ve halkın çoğunluğu tarafından desteklendiğini belirtti.

Yunanistan Parlamentosu'nda gündem dışı dış politika konulu oturumda konuşan Karamanlis, büyük potansiyele sahip enerji, turizm, ticaret ve ulaştırma alanları başta olmak üzere Türkiye ile tüm alanlarda işbirliğini geliştirmek istediklerini vurguladı.

Atina'nın Türkiye'nin Avrupa perspektifini desteklediğini ve desteklemeye devam ettiğini de vurgulayan Karamanlis, şunları söyledi:“Biz, Türkiye'nin Avrupa'ya yönelmesinin barış ve işbirliğine yönelik bir gelecek için yol açacağına inanıyoruz. Türkiye'nin, Avrupa sürecinde AB ilke ve değerlerine uyum sağlaması, Türk halkı ve komşuları için de iyi olacaktır. Kuşkusuz, Türkiye'nin AB yolculuğunun devamı başta kendisine bağlıdır. AB'nin 17 aralık zirvesi kararları, Türkiye'nin AB müktesebatına uyması için belirli bir süreç ve bir çerçeve belirlemiştir. Bu çerçevede, Türkiye diğer yükümlülüklerinin yanı sıra iyi komşuluk ilişkileri içinde olmak ve barışçı bir dış politika izlemek yükümlülüğünü de üstlenmiştir. Ayrıca, insan ve dini azınlıkların haklarına saygı alanlarında ve Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ne karşı tavrına ilişkin yükümlülükleri vardır. AB süreci komşu ülke için tüm AB üyelerinin sürekli denetiminde olacağı uzun bir yolu açmıştır.”
   
TUTUM BELGESİ
   
AB'nin Türkiye-AB Ortaklık Konseyi'nin 26 nisan toplantısında benimsediği tutum belgesine de değinen Karamanlis, 25'lerin bu belgeyle ilk kez Türkiye'nin komşularıyla barışçı ilişkileri etkileyecek eylemlerden kaçınması ve Gökçeada ile Bozcaada'daki Rum azınlığın sorunlarının çözülmesi gerektiğini vurguladıklarını söyledi. Tutum belgesinde, Türkiye'nin Ankara protokolünü ve uyum protokolünü yalnızca imzalamaya değil uygulamaya da davet edildiğini kaydeden Karamanlis, ayrıca tüm AB üyeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi gereğinin vurgulandığını ve Kıbrıs sorununun çözümünde yalnızca BM değil AB ilkelerinin de göz önüne alınmasının önemine dikkat çekildiğini belirtti.

Karamanlis, “Bu belgede ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, tüm AB üyeleriyle ticaret ve ulaşım alanındaki engellerin kaldırılması, Müslüman olmayan toplumların sorunlarının çözülmesi, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması ve askerler üzerindeki kontrolün sağlanması gereği vurgulanmıştır” dedi.

Türkiye'nin Avrupa yolunu izleme tercihini kullanması halinde uluslararası hukuk kuralları ve anlaşmalara, AB ilke ve değerlerine saygı göstermek durumunda olduğunu vurgulayan Karamanlis, “Biz, Türkiye'nin bu yönde olduğunu belirttiği tercihini istikrarlı bir biçimde destekliyoruz. Bu alandaki stratejimiz geçmiş tarafından rehin alınmış değil aksine, geleceğe, odaklanmıştır” diye konuştu.

İstikşafi görüşmelere de değinen Karamanlis, bir önceki hükümet döneminde başlayan bu görüşmelerin devam ettiğini, ancak zaman zaman Ege'deki askeri faaliyetlerden olumsuz etkilendiğini belirtti.

Karamanlis, askeri hareketliliğin ekonomi üzerinde ağır yük oluşturması bir yana kaza tehlikesini yarattığını ve ikili ilişkileri gerginleştirdiğini söyledi.
   
KIBRIS SORUNU
   
Atina'nın istikrarlı ve ısrarlı bir biçimde Türkiye ile ilişkilerini tam olarak normalleştirmek istediğini vurgulayan Karamanlis, ancak bunun için Kıbrıs sorununun kalıcı ve işler bir çözüme kavuşturulması gerektiğini kaydetti.

“Biz Yunanlar, her şeyden çok Kıbrıs sorununun çözümünü arzu ediyoruz” diyen Karamanlis, “Avrupa topraklarındaki son duvarın yıkılmasını, Kıbrıs'ın birleşmesini ve Kıbrıslı Türklerin Rumlarla birlikte AB üyeliğinin nimetlerinden faydalanmalarını istiyoruz” dedi.

Atina'nın her iki toplumu da BM gözetiminde zaman sınırlaması ve hakemlik olmadan müzakerelere başlamaları için cesaretlendirdiğini belirten Karamanlis, her iki tarafın da referanduma götüreceği çözüm önerisinin çok iyi hazırlanması gerektiğine inandığını söyledi.

Karamanlis, “Hedefimiz, BM kararları ve AB ilkeleri çerçevesinde Annan planı temelinde işler bir çözüm bulunmasıdır. Çünkü işler olmayan bir çözüm kalıcı da olamaz. Bunun için Kıbrıs (Rum) Yönetimi ile sıkı temas ve işbirliği içindeyiz” dedi.
   
MERİÇ'TE GÖRÜŞME
   
Bu arada, Türkiye ile enerji alanında ikili işbirliğinin geliştiğini söyleyen Karamanlis, Hazar bölgesinden Yunanistan'a Türkiye üzerinden doğal gaz getirilmesi projesine değindi.

Karamanlis, bu projenin yaşama geçirilmesi çalışmalarının başlangıcı çerçevesinde yapılacak tören için Haziran ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Meriç'te bir araya geleceğini açıkladı.

Enerji alanında Rusya Federasyonu ile işbirliğinin de geliştiğini belirten Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, bu işbirliğinin Burgaz-Dedeağaç (Aleksandrupoli) petrol boru hattı yapım anlaşmasıyla geliştiğini kaydetti.

 (aa)

HURRIYET 13/05/05

 

Rum şiparişleri ambargo deldi

 

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

‘Yunan gemisi Gazimağusa’ya yanaştı, KKTC’ye ambargoyu deldi’ diye ortalığı ayağa kaldıran ve ‘iki yıl önce KKTC’ye uğradı’ diye Ukraynalı kaptanı tutuklayan Rumlar; Romanya’dan sipariş verdikleri baz istasyonları Türk bayraklı TIR’ları ile Gazimağusa üzerinden sınırlarına dayanınca şaşkınlığa uğradı.

Kıbrıs’ta, Rumları zor duruma sokan olay, dün gerçekleşti. Rumların resmi tele-kominikasyon kurumu Cyta, bir süre önce Romanya’nın CMR şirketinden baz istasyonları sipariş etti. Romanya şirketi de nakliye işini Antakya merkezli Yılmazoğulları adlı Türk nakliye şirketine verdi.

Romanya’nın Köstence Limanı’ndan yüklenen istasyonlar, Türkiye plakalı 5 TIR’la Mersin Taşucu’na, oradan da feribotla KKTC limanı Gazimağusa’ya getirildi.

Herhangi bir aracı, ‘yasadışı limanlardan giriş yaptı’ gerekçesiyle kabul etmeyen Rumlar, kendi siparişlerini taşıyan Türk plakalı TIR’lar Lefkoşa’da sınır kapısına park edince ne yapacaklarını şaşırdılar. KKTC Maliye Bakanı Ahmet Uzun, TIR’ların Kıbrıs Rum Kesimi’ne mal götürmesine izin verdi. Ancak Rumlar, KKTC limanından gelen TIR’ları alıp almama konusunda karar veremedi.

Ambargo delen Yunan gemisine rekor ceza

KKTC’nin Gazimağusa Limanı’na yanaştığı için Atina ve Kıbrıs Rum Kesimi’nde büyük tepkilere neden olan Yunan bandıralı ‘Aegean Sun’ feribotuna, 5 milyon 200 bin Euro’luk rekor para cezası kesildi. Geminin kaptanı Stathis Stilianos da, Pire Suçüstü Mahkemesi’nde yargılanacak.  

 

 

HURRIYET 13/05/05

 

Rum liderin tüzük inadı kırılmıyor

Rehn, Rum tarafını KKTC'ye doğrudan ticaret ve mali yardım tüzüğüne ikna edemedi. Talat: Tüzükler acilen kabul edilmeli

13/05/2005 RADIKAL

LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan-Başbakan Tayyip Erdoğan-Rum lider Tasos Papadopulos'un Moskova'da görüşmesinin ardından Rum Yönetimi'nin müzakerelerin başlamasına dair öngörüşmeler için BM'ye pazartesi temsilci göndermesi beklenirken, AB boş durmuyor. Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, dün Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüştü.
Kıbrıslı Türkler için hazırlanan doğrudan ticaret ve mali yardım tüzüklerine Rum engelini kaldırmayı hedefleyen Rehn, umduğunu bulamadı. Papadopulos, AB'nin Kıbrıslı Türklere mali finansmanının serbest bırakılmasını ele aldıklarını, 'ticaret tüzüğü' konusunda Mağusa Limanı'nın uluslararası ticarete açılması karşılığında Maraş'ın Rumlara verilmesi önerisini yinelediğini aktardı. Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, ticaret tüzüğünün bu şekliyle kabul edilemeyeceğini savundu.

'Rumların BM adımı kötü niyetli'
Rehn'le görüşen Talat ise, BM'ye temsilci gönderebileceklerini belirtti. Papadopulos'un Annan Planı'na itirazlarını sözlü iletmesi için temsilci yollamasını, "BM'den gönderilmesi düşünülen yetkilinin gelişinin önemini azaltma girişimi" diye değerlendiren Talat, iki tüzüğün birlikte geçmesinin aciliyetinde hemfikir olduklarını belirtti.

'AB rol üstlenmeye hazır'
Rehn, önceliğin kalıcı çözümde olduğunu, ama serbest ticaret ve siyasi güven artırıcı adımlar gerektiğini söyledi. 'AB'nin kapsamlı bir çözüme yönelik müzakerelerin başlatılması yönünde etkin bir rol üstlenmeye hazır olduğunu' belirtti. Rehn, statükonun sürdürülemez olduğunu ve Kıbrıs'ın birleşik bir ülke olması gerektiğini kaydetti.

Talat : Gül yanlış anlamış
Bu arada Rumların açtığı davalar hakkında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "KKTC vatandaşları milli manevi değerlerine sahip çıkmadı" sözlerine Talat yanıt verdi. Talat, "Tutuklama çabaları Türkleri sıkboğaz etmek amacıyla yapılmıştır" dedi.
(aa, Radikal)

Mağusa'da ilginç trafik

RADIKAL 13/05/05

AA - LEFKOŞA - KKTC'nin AB ülkeleriyle 'doğrudan ticaret' yapmasına karşı çıkan Rumlar, Mağosa Limanı'na indirilen beş TIR dolusu yükün güneye geçişine izin vermedi. Romanya'dan KKTC bandıralı gemiyle yola çıkan, yarıözel telefon şirketi Cyta'ya ait baz istasyonlarını taşıyan TIR'lar Mağusa Limanı'na indirildi.
KKTC makamları, Türkiye'ye ait TIR'ların Lefkoşa'daki Metehan Sınır Kapısı'ndan Güney Kıbrıs'a iade edilmesine karar verdi. Ancak Rum tarafı, kargoları kabul etmeyerek TIR'ların Güney Kıbrıs'a geçişine izin vermedi. KKTC Maliye Bakanı Ahmet Uzun, kargonun özellikle mi, yoksa tesadüfen mi Mağusa'ya geldiğini bilmediklerini ifade ederek, AB normlarını uygulayarak paketleri açmadıklarını ve resmi kayıt yapmadıklarını söyledi. Kargoyu kabul edip etmemenin Rumlara kaldığını, kendilerinin iyi niyetli yaklaştığını, aynı iyi niyeti görmediklerini belirten Uzun, Rumların kargoları kabul etmemesi halinde geri göndereceklerini söyledi.

Yunan gemisine rekor ceza

RADIKAL 13/05/05

YORGO KIRBAKİ

ATİNA - KKTC'nin Mağusa Limanı'na yanaştığı için Atina ve Rum Kesimi'nde büyük tepki çeken Yunan bandıralı 'Aegean Sun' feribotunun sahibi 'Agapitos Lines' şirketine 5 milyon 200 bin avro gibi rekor bir para cezası kesildi. Deniz Ticaret Bakanlığı'nın verdiği cezanın, gemilerini KKTC limanlarına göndermeyi düşünenlere 'uyarı' anlamı taşıdığı belirtildi. 'Aegean Sun'ın kaptanı Stathis Stilianos da, KKTC limanlarına yanaşmayı yasaklayan 31 yıllık kararnameyi ihlal ettiği için yargılanacak. Britanya'dan yüklediği ikinci el otomobilleri Mağusa'ya getirince şimşekleri çeken Stilianos, yükün sahibi Britanyalı Euromed şirketinin baskıları sonucu KKTC'ye demir attığını ve kandırıldığını söylemişti. 'Aegean Sun'ın Mağusa Limanı girişinde KKTC bayrağı çekip çekmediği tartışılırken, gazetelerdeki fotoğrafların fotomontaj olduğu da iddia ediliyor.

 

Gazimağusa Limanı'na gelen Rumlara ait malları, Rum yönetimi geri çevirdi

Romanya'dan bilinmeyen bir nedenle Gazimağusa'ya gelen Rum Telekomünikasyon Dairesi'ne ait mallar KKTC hükümeti tarafından güneye gönderildi, ancak Rum Yönetimi malların Güney Kıbrıs'a geçmesine izin vermedi

Gazimağusa Limanı'na gelen Rumlara ait malları, Rum yönetimi geri çevirdi

Romanya'dan bilinmeyen bir nedenle Gazimağusa'ya gelen Rum Telekomünikasyon Dairesi'ne (CYTA) ait mallar KKTC hükümeti tarafından Güney'e gönderildi, ancak Rum Yönetimi malların Güney Kıbrıs'a geçmesine izin vermedi.

CYTA'ya, ait 5 tır dolusu mal üzerlerinde "Cyprus Nicosia" adresiyle, Gazimağusa Limanı'na geldi. Tır sürücülerinin nereye teslim edileceğinden haberdar olmadığı mallar, KKTC gümrük yetkililerinin yönlendirmeleri sonucunda Güney Kıbrıs'taki mal sahibine teslim edilmek üzere Metehan Sınır Kapısına götürüldü.

Metehan Sınır Kapısı'nda tırların gelişini bekleyen Gümrük Müdürü Hasan Altınoğlu ve Maliye Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Ülviye Uysal, KKTC yetkililerinin iyi niyet göstergesi olarak, hiçbir gümrük talep etmeden ve malları açmadan Güney'e gönderme kararı aldığını açıkladı. Tırların gelişiyle birlikte Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Maliye Bakanı Ahmet Uzun da Metehan Sınır Kapısına gelerek tırların akıbetini bekledi.

Metehan'daki Rum gümrüğünde yaklaşık 3 saat bekletilen "31" plakalı tırlar herhangi bir neden gösterilmeksizin, polis eskortu eşliğinde KKTC'ye geri gönderildi.

Miyancı: Daha önce asla vize sorunu yaşamadık

Güney'e geçmek için bekledikleri sırada basına konuşan tır şoförlerinden Murat Miyancı, Kıbrıs'a gelirken Güney Kıbrıs'a geçeceklerine dair bir bilgiye sahip olmadıklarını ve Güney Kıbrıs'a rahatça geçebileceklerine inandıklarını, bugüne kadar asla böyle bir problem yaşamadıklarını belirtti.

Yunan tırlarının Türkiye'ye taşımacılık yapmasıyla kendilerinin Güney Kıbrıs'a geçmek istemesi arasında bir fark göremediğini belirten Miyancı, kendisinin uluslararası bir şirket olan Yılmazay'da çalıştığını ve bugüne kadar asla vize sorunu yaşamadıklarını vurguladı.

Miyancı, kendilerinin verilen malı yerine teslim etmekle yükümlü olduğunu, Güney'e geçiş izni almadıkları takdirde geri döneceklerini, ancak böyle bir ihtimal olacağına inanmadıklarını belirtti.

Uzun: Biz iyi niyetli davranmaya devam edeceğiz

Maliye Bakanı Ahmet Uzun, tırlar geri çevrildikten sonra Metehan Sınır Kapısı'nda basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi'nin kendilerine gelen siparişleri Rumlara göre "yasal olmayan" bir Liman'dan geldiği için kabul etmediklerini ve geri çevirdiklerini ifade ederek, tırların dün akşam KKTC'de kalacağını, çünkü yarın AB'den yetkililerin gelerek Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la görüşeceklerini belitti.

Görüşmede, dün yaşananların AB yetkililerine açıklanacağını söyleyen Uzun, KKTC'nin AB normlarına ve serbest dolaşım ilkelerine uygun davrandığını belirteceklerini ve gelişmeleri yakından izleyeceklerini ifade etti.

Bu olayla Kıbrıslı Türklerin barıştan ve işbirliğinden yana tavrını en açık şekilde sergilediğini belirten Uzun, KKTC olarak bu şekilde iyi niyetli davranmaya devam edeceklerini de söyledi.

Uzun, Güney Kıbrıs'ın gelecekte Kuzey'de Kıbrıslı Türkler gibi barış ve işbirliği içeren tavırlar sergilemesi için çalışmalar yapmaya devam edeceklerini de vurguladı.

"AB normlarına uygun davrandık"

Uzun, tırların Güney'e geçiş izinlerinin beklendiği sırada basına yaptığı açıklamalarda ise, dün Gazimağusa Limanı'na gelen gemiden Rum yarı resmi devlet kuruluşu olan Telekomünikasyon Dairesi'ne ait 5 tır malzeme çıktığını belirterek, bu malların sahibine teslim edilmek için yola çıkmış olduğunu, ancak Gazimağusa'ya gelişin bilinçli mi yoksa yanlışlık sonucu mu olduğunu bilmediklerini ifade etti.

Uzun, ister yanlışlıkla ister bilinçli gelmiş olsun bu malların bir AB ülkesinden başka bir AB ülkesine gitmekte olduğunu ve AB ülkelerinde serbest dolaşım belgesi taşıdığını söyledi ve kendilerinin de AB kurallarını uygulayarak hiçbir işleme tabi tutmadan transit muamelesi yaparak Metehan Sınır Kapısı'ndan CYTA'ya gönderdiklerini kaydetti.

Bu malları geri çevirebileceklerine veya açabileceklerine dikkat çeken Uzun, kendilerinin bu noktada Güney'le işbirliği istençlerinin bir göstergesini sergileme kararı aldıklarını ifade etti.

Uzun, TC plakalı tırların Güney'e geçmesinin yasal olduğunu, çünkü bu tırların uluslar arası bir taşımacılık şirketine ait olduğunu ve tüm dünyada taşımacılık yaptıklarını da vurguladı.

KIBRIS 13/05/05

 

Bölünmüş Kıbrıs Avrupa'ya yakışmıyor

İki günlük resmi ziyaret için adaya gelen Avrupa Birliği Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs'taki mevcut durumun AB kriterlerine uymadığını söyledi:

Bölünmüş Kıbrıs Avrupa'ya yakışmıyor

ZEMİN YOKLAYACAK... Kıbrıs'ı ziyaretinin nedeninin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik görüşmelerin tekrar başlayıp başlayamayacağı yönünde bir zemin yoklaması olduğunu belirten Rehn, bunun yanında, daha acil bir konu olan doğrudan ticaret ve mali yardım tüzükleri ile Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun kaldırılması ile ilgili komisyonun sunmuş olduğu öneri konusunda uzlaşma olasılığını araştıracağını kaydetti

"ÖNERİLERİMİZİN ARKASINDAYIZ"... Olli Rehn; AB'nin sözlerini yerine getirememesi nedeniyle hayal kırıklığı konusunda Kıbrıslı Türklere şu mesajı verdi: Annan Planı'nın kabul edilmesine zemin hazırlamak için çok çalıştık ama bunun başarısızlığa uğradığını biliyoruz. Buna karşılık komisyon da doğrudan ticaret ve mali yardım tüzüklerini hazırladı. Önerilerin arkasındayız ve bunun kapsamlı bir çözümün yolunu açacak olan, kısa vadedeki en iyi seçenek olarak görüyoruz

"GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASI LİDERLERİN ELİNDE"...Yakın gelecekte doğrudan görüşme olasılığı görüyor musunuz?" şeklindeki bir soruya, "Bu aslında her iki toplumun liderine, Sn. Papadopulos ve Sn. Talat'a sorulması gereken bir soru." diye yanıt veren Rehn, "liderleri cesaretlendirdiklerini, Papadopulos, Başbakan Erdoğan ve Genel Sekreter Annan arasında Moskova'da hafta başında gerçekleşen görüşmenin oldukça cesaret verici olduğunu söyledi

İki günlük resmi bir ziyaret için adaya gelen Avrupa Birliği Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs'taki mevcut durumun AB kriterlerine uymadığını, Kıbrıs'ın birleşmesi gerektiğini söyledi.

Kıbrıs'ı ziyaretinin nedeninin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik görüşmelerin tekrar başlayıp başlayamayacağı yönünde bir zemin yoklaması olduğunu belirten Rehn, bunun yanında, daha acil bir konu olan doğrudan ticaret ve mali yardım tüzükleri ile Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun kaldırılması ile ilgili komisyonun sunmuş olduğu öneri konusunda uzlaşma olasılığını araştıracağını kaydetti..

"Her iki toplumun liderleriyle özlü ve yapıcı görüşmelerde bulunduk" diyen Rehn, bu konu üzerinde uzlaşı elde edilebilecek gerçekçi ve elde edilebilir bir öneri sunmak için komisyonun çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.

KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü'nün sorularını yanıtlayan Olli Rehn, Kıbrıs'taki her iki toplumun ve liderlerinin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını samimi bir şekilde istediklerini de vurguladı.

Ergüçlü'nün Rehn'e yönettiği sorular ve alınan yanıtlar şöyle:

Soru: İlk olarak Kıbrıs'a ziyaretinizin sebebini sorabilir miyim?

Yanıt: Ziyaretimin sebebi, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik görüşmelerin tekrar başlayıp başlayamayacağı yönünde bir zemin yoklaması. Buna ek olarak, daha acil bir konu olan doğrudan ticaret ve mali yardım ile Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun kaldırılması ile ilgili komisyonun sunmuş olduğu öneri konusunda uzlaşı olasılığını araştırmak.

Her iki toplumun liderleriyle özlü ve yapıcı görüşmelerde bulunduk. Bu konuda üzerinde özveri elde edilebilecek gerçekçi ve elde edilebilir bir öneri sunmak için komisyon çalışmalarını sürdürecek.

Soru: Şu anda her iki tüzük ile ilgili son durum nedir?

Yanıt: Doğrudan ticaret ve mali yardım ile ilgili tüzüklerin amacı Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunu sona erdirmektir. Buna ek olarak tüm Kıbrıs'ı AB çatısı altında tutmak için Kıbrıs'ın birleşme olasılığını canlı tutmak. Şu anda Komisyon'un önerisi hala masada. AB'nin çalışmaları ve Komisyon'un hazırlığının ardından Konsey'deki ülkeler karar alıyor. Bu yüzden buraya şu anda AB Konseyi'ni yöneten AB Dönem Başkanı Luksemburg Dışişleri Bakanı ile birlikte geldik. Şimdilik Komisyon'un doğrudan ticaret ile ilgili hazırlamış olduğu tüzük Konsey'de takılmış veya bloke edilmiş durumda. Biz de mevcut duruma açılım getirmek için çözüm arayışı içindeyiz ve direk ticaret ile mali yardım konularında Komisyon'un sunmuş olduğu önerilerin Luksemburg'un dönem başkanlığının biteceği Haziran ayına kadar kabul edilmesine çalışıyoruz.

Soru: Kıbrıslı Rumlar konuya nasıl yaklaşıyorlar? Uzlaşma sağlamak için olumlu bir tavır içerisindeler mi?

Yanıt: Kıbrıs'taki her iki toplum, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler ve onların liderleri, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını samimi bir şekilde istiyorlar. Ancak şu andaki durum, uzlaşı için daha fazla gerçek irade istiyor. Her iki toplumun ve liderlerinin artık uzlaşmaları gerektiğine güçlü bir şekilde inanıyorum. AB'nin de özünde barış ve bunun sonucu olarak da uzlaşabilmek yatıyor.

Bugün sınır kapısından geçerken geçmişe gittiğimi hissettim. Bu AB'de olmaması gereken bir uygulama.

Soru: Kıbrıslı Türkler, AB'nin sözlerini yerine getirememesi nedeniyle hayal kırıklığı yaşıyor ve dışarıda kaldıklarını hissediyor. Kıbrıslı Türklere ne gibi bir mesaj verebilirsiniz? Geleceğe nasıl bakmalılar?

Yanıt: Komisyon geçtiğimiz yıl Annan Planı'nın kabul edilmesine zemin hazırlamak için çok çalıştı. Ama bunun başarısızlığa uğradığını biliyoruz. Bunun yarattığı sonuçlara karşılık komisyon da doğrudan ticaret ve mali yardım tüzüklerini hazırladı. Yapmış olduğumuz önerilerin arkasındayız ve bunun kapsamlı bir çözümün yolunu açacak olan, kısa vadedeki en iyi seçenek olarak görüyoruz. Bu ziyaretin amacı, AB Komisyonu'nun ve Luksemburg Dönem Başkanlığı'nın mevcut tıkanıklığı açmak için birlikte çalıştığını göstermek ve Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun kaldırılmasına yardımcı olmaktır. Benim görüşüm, başarıya ulaşmak için elimizde iyi bir fırsat olduğudur ancak bu, her iki toplumun da uzlaşı yönünde güçlü bir irade göstermesine bağlı. Ayrıca taraflar arasında yapıcı ve direkt diyaloğun başlaması yönünde talepte bulundum çünkü her iki tarafın da bulunmadığı bir ortamda her ikisiyle de görüşen ve onların şikayetlerini dinleyenin sadece Komisyon olması gerekmiyor. Sorunların bu şekilde ele alınması Avrupalı bir yöntem değil. Her iki tarafa da destek ve kolaylık sağlamaya hazırız ancak günün sonunda toplumların birbiriyle konuşması gerekiyor.

Soru: Yakın gelecekte doğrudan görüşme olasılığı görüyor musunuz?

Yanıt: Bu aslında her iki toplumun liderine, Sn. Papadopulos ve Sn. Talat'a sorulması gereken bir soru.

Soru: Ama siz böyle bir diyaloğa girmeleri için onları cesaretlendiriyorsunuz.

Yanıt: Onları cesaretlendiriyoruz ve aslında Sn. Papdopulos, Başbakan Erdoğan ve BM Genel Sekreteri arasında Moskova'da hafta başında gerçekleşen görüşme oldukça cesaret vericiydi ve umarım ki tüm taraflar ellerini uzatıp Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik ciddi adımlar atılması için fırsat kollarlar.

KIBRIS 13/05/05

 

ABD Kongresi'nden bir heyet Ercan'dan KKTC'ye gelecek

Haziranda Türkiye'yi ziyaret edecek ABD Kongre heyetinin, Ercan Havaalanı üzerinden KKTC'ye de geleceği bildirildi

Haberi veren Rum radyosu ABD Meclisi'ndeki Türk dostları grubundan oluşan heyetin, KKTC'ye özel bir uçakla geleceğini duyurdu.

Habere göre, ABD heyetinin bu ziyaretini, ABD Milletvekili Robert Wexler, ABD Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi'ndeki konuşması sırasında açıkladı.

Wexler, ABD'li işadamlarının KKTC'yi ziyaretlerinin ardından, ABD Meclis heyetinin gerçekleştireceği ziyaretin, Kıbrıslı Türklerin içinde bulundukları izolasyonun kaldırılması yönünde önemli bir adım daha olacağını söyledi.

KIBRIS 13/05/05

 

KKTC’de ‘Alo Rum celbi’ hattı açılıyor

 

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

KKTC’de halk arasında paniğe yol açan Rum mahkeme celpleri ve tutuklama emirleri ile ilgili olarak 3 haneli ‘Alo celp geldi’ hattı kuruluyor. Doğrudan polise bağlı olacak telefon hattı 24 saat faaliyette olacak ve İngilizce ve Türkçe hizmet verecek.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, ‘Hem vatandaşlarımız hem de KKTC’de yaşayan yabancılar için Türkçe ve İngilizce dillerinde hizmet verecek üç haneli acil bir telefon servisi başlatarak, celpname getirenlerin veya insanımızı taciz edenlerin, rahatsız edenlerin direkt olarak süratle şikayet edilmesi sağlanacaktır. Böylece insanımız yetkili birimleri derhal haberdar edebileceklerdir ve önlem alabileceğiz’ dedi.

Mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türklere açılan ilk dava niteliğindeki Gazimagosa’da restoran işleten Hüseyin Çağıner davasının ilk duruşmasında Rum mahkeme, Türk tarafının ‘şartlı ispatı vücut’ adı verilen Rum mahkemelerinin yetkili olmadığını savunan itirazı görüşmeyi kabul etti. Mahkemenin en az bir yıl sürmesi bekleniyor.  

HURRIYET 14/05/05

 

Rum yargıçtan 'şartlı ispat-ı vücut'a onay

Kıbrıslı Türklere açılan ilk mülk davasında Rum yargısı, anayasaya aykırılığa işaret eden şartlı ispat-ı vücut talebini kabul etti. Bu kararla dava düşebilir

14/05/2005 RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA - 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği almış Kıbrıslı Türklere yönelik açılan ilk davada Larnaka'daki Rum Kaza Mahkemesi, savunmanın 'şartlı ispat-ı vücut' talebini kabul etti. Kıbrıslı Rum Panos Yoannidis'in Mağusa'daki Hurma Restaurant'ın sahibi Hüseyin Çağıner'e yönelik tahliye ve 100 ile 250 Kıbrıs Lirası arasında değişen tazminat talebiyle açtığı davanın dün ikinci duruşması yapıldı. Çağıner'in avukatı Hakkı
Önen, dava sonrası 'şartlı ispat-ı vücut' taleplerinin kabul edildiğini açıklarken, savunmalarını yanlış tebligat üzerine kuracaklarını kaydetti. Rum mahkemesinin başvuruyu kabulüyle tebligatın iptali için başvuru hakları doğduğunu belirten Önen, 27 Mayıs'taki duruşmada davanın iptali talepleri kabul edilirse davanın düşeceğini, aksi takdirde davanın esasıyla ilgili duruşmaya geçileceğini belirtti.
'Şartlı ispat-ı vücut' talebindeki dayanak, belli hatalarla anayasa ve yasalara aykırılıktan kaynaklanan itirazlara dayanıyor. İtirazların temel dayanakları, isim hatalarının yanında, her olayın kendi bölgesinde görüşülebileceği ve Türklerin ancak Türk yargıçların da bulunacağı mahkemede yargılanabileceğine dair 'Kıbrıs Cumhuriyeti' anayasasındaki düzenlemeler.
Rum Yönetimi'nin önceki gün Romanya'dan Mağusa Limanı'na gelip Güney'e geçmesine izin verilen Rum Telefon Dairesi'ne ait malların sınırdan çevrilmesi de KKTC'de tepki çekti. Başbakan Ferdi Sabri Soyer, olayı 'akıl dışı' diye niteleyip, "Mallarını almayacaklarsa geri gidecek" dedi.
Adayı ziyaret eden Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'le görüşen Soyer, Mağusa'ya yanaşan Yunan bandıralı gemiye verilen 5 milyon avro cezanın AB'nin serbest ticaret ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Soyer, uygulamanın AB zenginliğini yok ettiğini söyledi.
Rehn'le görüşen KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da Rum tarafını şikâyet etti. Kıbrıslı Türklere yönelik mülkiyet davalarını ve Romanya'dan gelen mallarla ilgili olayı Rehn'e aktaran Denktaş, "Rum tarafı uluslararası camiadan aldığı cesaretle çözümden her gün daha fazla uzaklaşıyor" dedi. Denktaş, Rum lideri Tasos Papadopulos'un Kıbrıs'ta çözümü engelleyerek oyalama taktiği güttüğünü belirtti. Denktaş, davalar konusunda vatandaşı celpnameleri reddetmeye çağırarak, bu konuda acil telefon hattı kurulacağını söyledi.

İkinci kuşak İstanbul'da
Serdar Denktaş ve Güney Kıbrıs'taki Demokratik Seferberlik Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı Keti Klerides, bir konferans için bugün İstanbul'da buluşacak. Böylece Rauf Denktaş ve Glafkos Klerides'in yıllardır yaptığı görüşmeleri, çocukları, yani ikinci kuşak sürdürüyor.

 

Tüzükler için harekete geçin

Liberal Demokrat Parti ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Barones Sarah Ludford, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu'na çağrıda bulundu:

Tüzükler için harekete geçin

SÖZLER TUTULMALI... Ludford: Her iki tüzüğün uygulanması için AB üyesi ülkeler arasında bir konsensus oluşmadı. Bu nedenle konseyde durağanlık yaşanıyor. Tüzükler bir an önce uygulanmalı. Herkes konuyla ilgili birbirini suçluyor. Kıbrıslı Türklerin, Annan Planı'na evet oyu vermesi ve izolasyonların kaldırılacağı sözünü almasının üzerinden bir yıl geçti. AB taahhütlerinin yerine getirilmesinin güvenirliği konusunda, birinin çıkıp soru sorması gerekiyor

 

Liberal Demokrat Parti ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Barones Sarah Ludford, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu'na, AB tarafından Kıbrıslı Türklere söz verilen serbest ticaret ve mali yardım tüzükleri ile ilgili harekete geçmesi yönünde çağrıda bulundu.

Ludford, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs'a söz verilen mali yardım ve serbest ticaret tüzükleri hakkında soru yöneltti.

Ludford, her iki tüzüğün uygulanması için AB üyesi ülkeler arasında bir konsensus oluşmadığını, bu nedenle konseyde durağanlık yaşandığını söyledi.

"Tüzüklerin bir an önce uygulanması için uyarıda bulunuyorum "diyen Barones Sarah Ludford, ortada Kıbrıslı Türklere verilen sözlerin tutulup tutulmadığı konusunun bulunduğunu vurguladı. Ludford, Kuzey Kıbrıs'ın kendi ekonomisini geliştirmesini görmek istediklerini ifade etti.

"Herkes birbirini suçluyor"

Barones Ludford, herkesin konuyla ilgili birbirini suçladığına işaret ederek, "Kıbrıslı Türklerin, Annan Planı'na evet oyu vermesi ve izolasyonların kaldırılacağı sözünü almasının üzerinden bir yıl geçti. Bu örneğe bakıldığında, AB taahhütlerinin yerine getirilmesinin güvenirliği konusunda, birinin çıkıp soru sorması gerekiyor.Başbakanın da ifade ettiği gibi, serbest ticaret tüzüğünün kabulü ve kuzeyin ekonomik kalkınmasına yardım etmek, adada siyasi çözümü de beraberinde getirecektir" diye konuştu.

KIBRIS 14/05/05

 

Şartlı ispatı vücut talebine onay

Larnaka Kaza Mahkemesi, Rumların tahliye ve tazminat davası açtığı Hüseyin Çağıner (Hurma Restaurant) davasında, Türk tarafının talebini kabul etti

Şartlı ispatı vücut talebine onay

DURUŞMA 27 MAYIS'TA... Rumların mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türklere açtığı ilk dava niteliğini taşıyan Çağıner Davası'nın (Hurma Restaurant) avukatı Hakkı Önen, tebligatın iptali için başvuru haklarının doğduğunu ve 27 Mayıs'ta yapılacak duruşmada davanın iptalini isteyeceklerini söyledi. Önen, bu taleplerinin de kabul edilmesi halinde davanın düşeceğini,ancak söz konusu talebin reddedilmesi halinde davanın esasıyla ilgili duruşmaya geçileceğini belirtti

RUM AVUKAT: KARAR ÖNEMLİ DEĞİL... Davacı Rum Panos Yoannidis'in avukatlığını yürüten Laris Vrahimi, dünkü duruşma sonucunu, "çok önemli değil" şeklinde değerlendirdi. Vrahimi, karşı tarafın şartlı ispatı vücut için başvurduğunu anlatarak, Çağıner'in avukatının iki hafta içinde konuyla ilgili dosyayı hazırlaması gerektiğini söyledi. Vrahimi, hakimin bu talep üzerinde karar vereceğini ve bu doğrultuda mahkemenin bir ay içinde bu konudaki tartışmaları dinleyeceğini kaydetti

Emine DAVUT YİTMEN - Ali CANSU- Erdoğan MANİ

Larnaka Kaza Mahkemesi'nde, Rumların tahliye ve tazminat davası açtığı Hüseyin Çağıner (Hurma Restaurant) ile ilgili dün görülen davada, Türk tarafının "şartlı ispatı vücut" talebi kabul edildi.

Rumların mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türklere açtığı ilk dava niteliğini taşıyan Çağıner Davası'nın (Hurma Restaurant) avukatı Hakkı Önen, KIBRIS'a, tebligatın iptali için başvuru haklarının doğduğunu ve 27 Mayıs'ta yapılacak duruşmada davanın iptalini isteyeceklerini söyledi.

Önen, bu taleplerinin de kabul edilmesi halinde davanın düşeceğini, ancak söz konusu talebin reddedilmesi halinde davanın esasıyla ilgili duruşmaya geçileceğini dile getirdi.

Vrahimi "Bugünkü karar çok önemli değil"

Davacı Rum Panos Yuannidis'in avukatlığını yürüten Laris Vrahimi, KIBRIS'a yaptığı açıklamada, dünkü duruşma sonucunu, "çok önemli değil" şeklinde değerlendirdi.

Vrahimi, karşı tarafın şartlı ispatı vücut için başvurduğunu anlatarak, Çağıner'in avukatının iki hafta içinde konuyla ilgili dosyayı hazırlaması gerektiğini söyledi.

Vrahimi, hakimin bu talep üzerinde karar vereceğini ve bu doğrultuda mahkemenin bir ay içinde bu konudaki tartışmaları dinleyeceğini anlattı.

Larnaka Kaza Mahkemesi'nde geçtiğimiz Salı günü yapılan ilk duruşmada Rum hakim, Çağıner'in avukatı Hakkı Önen'in şartlı ispatı vücut içeren dilekçesini Rumca'ya çevirmesi için davayı, Cuma gününe (dün) ertelemişti.

Şartlı ispatı vücut, belli hataların anayasa ve

yasaya aykırı olması anlamını taşıyor

"Şartlı ispatı vücut" talebindeki temel dayanak, belli hatalar ile anayasa ve yasalara aykırılıktan kaynaklanan itirazlara dayanıyor.

Bu itirazların ana noktalarını isim hataları, her olayın kendi bölgesinde görüşülebileceği ve Kıbrıslı Türklerin ancak Türk yargıçların da bulunacağı mahkemede yargılanabileceğine ilişkin Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasındaki düzenlemeler oluşturuyor.

 

 

 

100 -250 bin Kıbrıs lirası tazminat isteniyor

Gazimağusa'daki Hurma Restaurant sahibi 40 yaşındaki Hüseyin Çağıner'e, eski mülkünü kullandığı gerekçesiyle "tahliye ve tazminat" davası açan Rum Panos Yoannidis, binanın tahliye edilmesini ve kullanım kaybından dolayı 100 bin ile 250 bin Kıbrıs Lirası arasında tazminat ödenmesini istiyor.

Rum tarafının davasını avukat Laris Vrahimi Türk tarafının avukatlığını ise Hakkı Önen yürütüyor.

Rum tarafı mülkiyet konusunun hükümetle bağlantısı olmadığını savunuyor

Rum tarafı mülk sorunun hükümetle ilgili olmadığını bunun mahkemelere ait bir konu olduğunu savunurken, Hurma Restaurant davasını, binlerce açılabilecek tarzda bir dava olarak görmüyor.

Rum yetkililer, mahkeme celplerini Kıbrıslı Türklere ulaştıranların, Rum hükümet görevlileri olmadığını, söz konusu celpnamelerin özel şirket çalışanları tarafından iletildiğini söylüyor.

Türk tarafı değerlendirme yapacak

Kıbrıs Türk tarafının, hukukçularla yapacağı değerlendirmeler sonucu, bundan sonra atılacak adımları değerlendirmesi bekleniyor.

Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Hurma Restaurant davasında, Türk tarafının talebinin kabul edilmesini "güzel bir gelişme" olarak değerlendirdi.

Rum tarafından gönderilecek celpnamelerin alınmaması yönündeki çağrısını yineleyen Denktaş, Rum celpnamelerinin güvenlik birimlerine bildirilmesi amacıyla çok kısa süre içinde, Türkçe ve İngilizce dillerinde hizmet verecek üç haneli acil bir hattın kurulacağını açıkladı.

"Hukuksal bir adım atmak isteyen vatandaşlarımızı engellemek elimizde değildir" diyen Denktaş, yine de konuyla ilgili olarak, Cumhurbaşkanlığı'nda oluşturulan hukuk koordinasyon merkezinden bilgi alınmasının faydalı olabileceğini ifade etti.

Denktaş, Rum tarafının başlattığı hukuk savaşının, günün sonunda kendi aleyhlerine döneceğini vurguladı.

KIBRIS 14/05/05

 

Zaman Kıbrıslıların aleyhine çalışıyor

AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, KKTC'deki temasları çerçevesinde dün Başbakan Soyer ve Başbakan Yardımcısı Denktaş'la görüştü; daha sonra Uluslar arası Konferans Merkezi'nde konuştu:

Zaman Kıbrıslıların aleyhine çalışıyor

STATÜKO ACI VERİYOR... Olli Rehn, AB'de, Kıbrıs'ta varolan statükonun acı verdiğini belirtti ve barış sürecinin yeniden başlatılması gerektiğini vurguladı. Rehn, "Bu ne kadar erken olursa o kadar iyidir. Bu nedenle, tarafların konumları ve Annan planına değişiklik talepleri açıklığa kavuşturulmalıdır" dedi

ÇÖZÜMSÜZLÜK, BÖLÜNMEYİ DERİNLEŞTİRİYOR... "Zamanın statükodan yana çalıştığı ve bu nedenle de Kıbrıslıların aleyhine işlediği gerçeği bana korku veriyor. Çözümsüz geçen her gün, hem fiilen hem de insanların zihninde bölünmeyi derinleştiriyor. Mülkler konusunda yakın zamanda yaşanan gerginlikler ve endişeler, görüşmelerin yeniden başlamasının ne denli acil olduğunu vurgulamaktadır"

AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs'ta zamanın Kıbrıslıların aleyhine işlediğini söyledi. Olli Rehn, zamanın bugün Kıbrıs'ta varolan statükodan yana çalıştığını vurgulayarak, barış sürecinin yeniden başlatılması gerektiğini vurguladı.

AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, KKTC'deki temasları çerçevesinde dün Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'la görüştü; daha sonra da temaslarını Uluslar arası Konferans Merkezi'nde değerlendirdi.

"Katılımın üzerinden bir yıl sonra: Kıbrıs" konulu konuşmasında Olli Rehn, Kıbrıs sorununa ve AB tarafından Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesini hedefleyen tüzüklere bir an önce çözüm bulunması gerektiğini söyledi.

Rehn, AB'de, Kıbrıs'ta varolan statükonun acı verdiğini, içinde bulunulan durumun, yeni bir hız kazanmak için gerçek fırsatlar sunduğuna dikkat çekti.

Barış sürecinin yeniden başlatılması gerektiğini vurgulayan Rehn, "Bu ne kadar erken olursa o kadar iyidir. Bu nedenle, tarafların konumları ve Annan planına değişiklik talepleri açıklığa kavuşturulmalıdır. Zamanın statükodan yana çalıştığı ve bu nedenle de Kıbrıslıların aleyhine işlediği gerçeği bana korku veriyor. Çözümsüz geçen her gün, hem fiilen hem de insanların zihninde bölünmeyi derinleştiriyor. Mülkler konusunda yakın zamanda yaşanan gerginlikler ve endişeler, görüşmelerin yeniden başlamasının ne denli acil olduğunu vurgulamaktadır" dedi.

Blomberg AB Kıbrıs Danışmanı olarak atandı

Rehn, AB Komisyonu'nun gelecekteki görüşmelerde inisiyatif kullanacak bir rol oynamayı istediğini hatırlatarak, "Kısa bir süre önce, Büyükelçi Jakko Blomberg'i Kıbrıs danışmanım olarak atamış bulunuyorum. Ancak müzakereler, güvenlik, yönetişim ve toprak gibi temel meselelerde sahip olduğu yetki ve uzmanlıktan ötürü, BM himayesinde gerçekleşecektir" şeklinde konuştu.

Çözümsüz geçen her gün, kuzeyde yer alan ve AB'nin gerçekte Kıbrıs Türk toplumuna yardım etmek istemediğine inanan kişilerin şüphelerini güçlendirdiğini kaydeden Rehn, şüphe ve hayal kırıklığının, bölünmenin en iyi müttefikleri olduğuna işaret etti.

Rehn, Bostancı ve Lokmacı Barikatlarının geçişlere açılması konusunda AB'nin kendi üzerine düşeni yaptığını anımsatarak, tampon bölge içerisinde yer alan mayın tarlalarının temizlenmesini finanse ettiklerini anlattı.

"Türkiye'nin Avrupa'ya ilişkin beklentilerinin kapsamlı bir çözüm için yol hazırlamaya yardımcı olacağından eminim" diyen Rehn, Türkiye'nin Kıbrıs Rum bandıralı gemilere uyguladığı sınırlamaları, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği'nin gerekleri doğrultusunda kaldırmasını umduklarından söz etti.

Rehn-Soyer görüşmesi

 

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün sabah Avrupa Birliği Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn ve beraberindeki heyeti kabul etti.

CTP Parti Merkezi'nde gerçekleşen ve başında basına görüntü alma olanağı sağlanan görüşmede, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit, AB Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Erhan Erçin ve AB Komisyonu Genişleme Genel Direktörlüğü Kıbrıs Türk Toplumu Çalışma Kolu Başkanı Leopold Maurer ile AB'nin Kıbrıs Temsilcisi Adriaan Van Der Meer de hazır bulundu.

Yaklaşık 20 dakika süren görüşmenin ardından Başbakan Soyer, basına açıklamada bulundu

Ayrıntılar da yazılı bildirildi

Soyer, "kısa ve özlü" olarak değerlendirdiği görüşmede, Rehn ve diğer AB yetkililerine özlü olarak aktardıkları görüşleriyle ilgili ayrıntıları da yazılı olarak sunduklarını kaydetti.

Rehn'in AB olarak bütünlüklü bir çözüm ve Doğrudan Ticaret ile Mali Yardım tüzükleriyle ilgili olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını vurguladığına dikkat çeken Soyer bunu "sevindirici bir hadise" olarak değerlendirirken, görüşmede, Kıbrıs Türk halkının çözüm yönündeki iradesine bağlılığı yanında hükümetin de cumhurbaşkanı ile birlikte çözüm çabalarını kararlılıkla sürdüreceğini ortaya koyduklarını anlattı.

"Yunan gemisine ceza AB ilkeleriyle bağdaşmaz"

Soyer, AB'nin temel ilkelerinden biri olan serbest ticaretin de ele alındığı görüşmede, hafta içinde Gazimağusa Limanı'na gelen Yunan bandıralı gemiye 5 milyon euro para cezası verilmesiyle ilgili tepkilerini de AB yetkililerine ifade ettiklerini söyledi. Bu uygulamanın AB'nin serbest ticaret ilkeleriyle bağdaşmadığını ve tamamen milliyetçi bir eğilimle AB zenginliğini ortadan kaldıran bir uygulama olduğunu belirten Soyer, bu noktada diğer bazı sıkıntıların da dile getirildiğini kaydetti.

Soyer, görüşmenin en önemli yanını ise kendi ifadeleriyle şöyle anlattı:

"Kıbrıs Türk halkının 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da 60 yıldır süren barışın sürmesini ve gelişmesini sağlayan faktörün AB gelişmesi olduğunu son derece iyi bildiğini, dolayısıyla Kıbrıs'ta barış konusunda, çözüm olmadan AB üyeliğinin yarattığı sıkıntıları, Avrupa'da barışı getiren bu yeni düzenlemeyle aşmamızın çok büyük bir görev olduğunun altını çizdik. Bu bakımdan da bütün arzularımızı, düşüncelerimizi kendisine detaylı olarak da yazılı olarak ilettik."

 

Serdar Denktaş-Olli Rehn görüşmesi

Olli Rehn, daha sonra Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la bir araya geldi.

Bakan Denktaş'a, Başbakan Yardımcılığı Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Danışmanı Kudret Akay'ın eşlik ettiği görüşmede, Olli Rehn'e AB Komisyonu Genişleme Genel Direktörlüğü Kıbrıs Türk Toplumu Çalışma Kolu Başkanı Leopold Maurer, AB'nin Lefkoşa Büyükelçisi Adriaan Van Der Meer ve diğer bürokratlar refakat etti.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un sergilediği uzlaşmaz tutum görüşme gündeminin başlıca konu başlığını oluştururken, Romanya'dan bilinmeyen bir nedenle Gazimağusa'ya gelen Rum Telekomünikasyon Dairesi'ne (CYTA) ait 5 tırlık malın, bir iyi niyet göstergesi olarak KKTC Hükümeti tarafından alınan kararla işlem yapılmadan Güney'e gönderilmesine Rum Yönetimi'nce izin verilmemesi konusu da gündeme geldi.

Denktaş, DP Genel Merkezi'nde gerçekleşen görüşme sonrasında düzenlediği basın toplantısında, AB yetkilisi Olli Rehn'e mal-mülk davalarının, hiçbir şekilde adada bir çözüme yardımcı olamayacağını vurguladığını belirtti. Denktaş, bu konuda şunları söyledi:

"Mal-mülk davalarının hiçbir şekilde çözüme yardımcı olmadığını ve kapsamlı bir çözümden önce davalar yoluyla mal-mülk sorununun çözülemeyeceğini, kısa bir süre sonra hem Kıbrıs Türk hem Rum tarafından on binlerce davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde birikebileceğini, dolayısıyla bu yöntemin kullanılamaz olduğunu, geçersiz olduğunu ve hiçbir şeyi çözmeyeceğini Olii Rehn'e anlattık."

Tırlardaki mallar konusu

Bakan Denktaş görüşmede, Romanya'dan bilinmeyen bir nedenle Gazimağusa'ya gelen Rum Telekomünikasyon Dairesi'ne (CYTA) ait 5 tırlık malın, bir iyi niyet göstergesi olarak KKTC Hükümeti tarafından alınan kararla işlem yapılmadan Güney'e gönderilmesine Rum Yönetimi'nce izin verilmemesi konusunun da gündeme geldiğini ifade ederek, Rum tarafının bu konuda takındığı anlaşılmaz tavrı Rehn'e aktardığını ifade etti ve şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz gün 20 tırlık bir malın 5 tırı Gazimağusa Limanı'na gelmiş ve bu mal bizim tarafımızdan hiçbir uygulamaya tabii olmadan, iyi niyet jesti olarak Rum tarafına Metehan Sınır Kapısı'ndan teslimini öngörmüştük. Ama bunun bile kabul görmediğini, el mi koyalım geri Romanya'ya mı gönderelim konusunda düşünmekte olduğumuzu kendilerine aktardım."

Savaş sebebi

Serdar Denktaş, görüşmede Papadopulos'un, "Türk tarafı Annan Planı'nın mülk rejimi kısmını tek taraflı hayata geçirirse bu savaş nedeni sayılır" şeklindeki açıklamasının da Rehn ile yaptıkları görüşmede gündeme geldiğini ifade ederek, bu konuda şunları söyledi:

"Biz burada kendi aramızda 'mülk sorununun şimdiki gidişatını ortadan kaldırmak için acaba Annan Planı içerisindeki mülk rejimi kısmı tek taraflı uygulamaya konsa ne olur' diye düşünürken, biliyorsunuz Anastasiades bu konuda iki gün önce çağrı yapmıştı. Papadopulos bu konuda bir açıklama yaparak, "Türk tarafı mülk rejimini uygulamaya koyarsa bu savaş sebebi sayılır" dedi. Ümit ederim bizde de 'Annan Planı'nı tek taraflı uygulamaya koyalım' diyen siyasiler de Papadopulos'un bu açıklamasını iyi duymuştur.

Olli Rehn'e, bütün bunları anlatarak, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü körükleyerek bekleme niyetinde olan Papadopulos'un ana hedefinin, Türkiye'nin AB'ye giriş süreci içinde bulunduğu dönemde, Annan Planı'nın kendilerine verdiği avantajlı noktaları cımbızla içinden çekip almak ve bizim Kıbrıs Türk tarafı olarak yıkılmamızı beklemek olduğunu, bu hedeften kaçmadığını ve bu hedefe doğru yürümekte uluslararası topluluk tarafından cesaretlendirildiğini açık bir şekilde anlattık."

Diyalog şart

Kıbrıs konusunun çözümü için taraflar arasında sağlıklı diyaloğun şart olduğunu söyleyen, ancak Papadopulos'un buna yanaşmadığını ifade eden Denktaş, Türk tarafının kısa vadeli veya kapsamlı bir çözüme hazır olduğunu her an dile getirdiklerini ifade ederek, şöyle devam etti:

Çözümün modaliteleri önemli

"Biz kısa vadeli veya toplu, kapsamlı çözüme hazır olduğumuzu söylemekteyiz. Her ikisini de görüşmeye hazırız. Bunların modalitelerinin ne olacağı önemlidir.

Kısa vadeli çözümde biz bütün haklarımızdan vazgeçeceksek, konuşacağımız buysa, bu büyük bir insafsızlıktır.

Kapsamlı çözümde bizden beklenen, Rum ağırlıklı 'Kıbrıs Cumhuriyeti' içerisinde azınlık haklarıyla devam etmemizse, bu daha da büyük bir insafsızlıktır ve olmayacaktır.

Bunları söyleyerek, çözüme açık olduğumuzu söyleyerek, dünyayla bütünleşmek istediğimizi altını çize çize söyleyerek, haklarımızı koruyacağımız konusundaki kararlılığımızı da sergileyerek, bugün Olli Rehn'le yarın bir başkasıyla görüşmeye devam ediyoruz.

Ama gerçek şu; Rum tarafı uluslararası camiadan da aldığı cesaretle çözümden her geçen gün daha fazla uzaklaşmaktadır, çözüme yönelik en ufak bir adım atmak istememektedir.

Bunun bilinmesi ve bu bilinçle de kendi içimizde hem ekonomik hem sosyal durumumuzu düzeltmek için gerekli kararları elbirliğiyle, gönül birliğiyle almamız gerekmektedir. Bu çağrım, hem bütün sivil toplum örgütlerine hem muhalefete hem de kendi hükümetimedir."

Tüzükler konusu

Bakan Denktaş, doğrudan ticaret ile mali yardım tüzüklerine ilişkin soruya karşılık, AB'nin söz konusu tüzükleri geçirmek için uğraş vermeye devam ettiğini söyledi.

Ancak AB yetkilileri her ne kadar bu konuda ümitli olduklarını söyleseler de, Türk tarafı olarak bu konuda yakın gelecekte bir gelişme görmediklerini ifade eden Denktaş,"Çünkü Rum tarafının tutumu belli" dedi.

Dışişleri Bakanı Denktaş, Olli Rehn başkanlığındaki AB yetkililerinin Rum tarafının uzlaşmaz tavrı konusunda ne düşündüklerinin sorulması üzerine de, "Öyle görülüyor ki kendi üyeleri olduğu için o yarım devlet, her ne kadar içlerinde Rum tarafının samimiyetsizliğine inansalar da bunu dillendiremiyorlar daha. Ama o dillendirecekleri gün de gelecektir böyle devam ederse..." şeklinde konuştu.

Sivil toplum örgütleriyle yuvarlak masa toplantısı

Kıbrıs'ta temaslarda bulunan AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn dün sivil toplum örgüt temsilcileriyle de yuvarlak masa toplantısı yaptı.

Boghjalian Restaurant'ta saat 10.30'da gerçekleşen toplantıya KKTC'den yaklaşık 22 sivil toplum örgüt temsilcisi katıldı. Toplantıda Rehn'in beraberindeki heyet ile AB'nin Kıbrıs Temsilcisi Adriaan Van Der Meer de hazır bulundu.

Toplantı öncesinde herhangi bir açıklama yapılmadı.

KIBRIS 14/05/05

 

Son açılan davalarla Rum yönetiminin iddiaları ciddi şekilde zarar gördü

Kıbrıs Politikalar Merkezi'nin düzenlediği panelde konuşan akademisyen hukukçular Kıbrıs'ta mülkiyet konusundaki son gelişmeleri tartıştı

Son açılan davalarla Rum yönetiminin iddiaları ciddi şekilde zarar gördü

Taşınmaz mallarla ilgili 'Gardian Rule' yasasının 'zaruret doktrini' üzerine oturtulduğu, ancak sınır kapılarının açılması ve referandumdan sonra Rum yönetiminin zaruret doktrinini kullanamayacağı vurgulandı

Hurma Restaurant işletmecisi aleyhine açılan davanın benzerlerinin Kıbrıslı Türkler tarafından da açılabileceği, bu davaların iki bölgelilik ilkesine zarar vermeyeceğini belirten hukukçular "Önemli olan bu tip davaların hangi amaca hizmet edeceğidir. Referandumdan zaten kızgın olan Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların arasının daha da açılmasından endişeliyiz" diye konuştu

Sevgi YALMAN

Bazı Kıbrıslı Rumların KKTC'deki mülkleri ile ilgili açtıkları davalar nedeniyle, Rum yönetiminin iddialarının ciddi şekilde zarar gördüğü vurgulandı. Kıbrıs Politikalar Merkezi'nin Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde (DAÜ) düzenlediği panelde konuşan akademisyen hukukçular Kıbrıs'ta mülkiyet konusundaki son gelişmeleri tartıştı. Rum yönetiminin taşınmaz mallarla ilgili geçirdiği 'Gardian Rule' yasasının 'zaruret doktrini' üzerine oturtulduğu, ancak sınır kapılarının açılması ve referandumdan sonra Rum yönetiminin,

uluslar arası hukukta da kabul gören zaruret doktrinini artık kullanamayacağı vurgulandı.

Panelde görüşlerini dile getiren akademisyen hukukçular, Hurma Restaurant işletmecisi Hüseyin Çağıner aleyhine açılan davanın benzerlerinin Kıbrıslı Türkler tarafından da açılabileceğini, bu davaların iki bölgelilik ilkesine zarar vermeyeceğini belirterek, " Önemli olan bu tip davaların hangi amaca hizmet edeceğidir. Referandumdan sonra zaten kızgın olan Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların arasının daha da açılmasından endişeliyiz" diye konuştu. Akademisyen hukukçular, bu davalarla Rumların iddialarının ciddi anlamda zarar gördüğünü kaydetti.

Kıbrıs'ta mülkiyet konusunda son gelişmelerin tartışıldığı panel dün saat 11.00'de DAÜ Senato odasında başladı. Panele konuşmacı olarak Kıbrıs Politikalar Merkezi Başkanı Yrd. Doç.Dr Ahmet Sözen, DAÜ Hukuk Fakültesi Dekan yardımcısı Yard. Doç.Dr. Tufan Erhürman, DAÜ Uluslar arası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Kudret Özersay ve DAÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Hacer Adaoğlu katıldı.

Panelde ilk sözü alan Kıbrıs Politikalar Merkezi Başkanı Ahmet Sözen, bazı Rumların KKTC'deki mülkleri ile ilgili açtıkları davalarla ilgili pek çok kişinin yazılı ve sözlü basında ilgili ilgisiz konuşma yaptığını, komplo teorileri ürettiğini belirterek, olayın hukuk boyutunu incelemek yetkilileri ve halkı aydınlatmak için bu toplantıyı yapmaya karar verdiklerini söyledi. Sözen, olayın siyasi ve ekonomik boyutlarının da önümüzdeki günlerde tartışılacağının altını çizdi.

'Hazırlıksız yakalandık'

Yard. Doç Dr. Tufan Erhürman mülkiyet konusundaki son gelişmelerin genel hukuki çerçevesini anlatarak başladığı konuşmasında Papadopulos yönetiminin mülk sorununu halletmek için hukuku amaç değil bir araç olarak kullandığını belirtti. Rum tarafının hukuku araç olarak kullanması nedeniyle siyasi otoritede ve halkta ciddi bir kafa karışıklığı yaratıldığını vurgulayan Erhürman 'Her zaman olduğu gibi şimdi de hazırlıksız yakalandık" dedi. Erhürman mülkiyet konusunda 4 sorun bulunduğunu,bunlardan ikisinin davalar olduğunu, Orams ve Hurma davasının bir şahsın diğer bir şahıs aleyhine açtığı '1960 Cumhuriyet tapusu bendedir. Benim rızam olmaksızın kullanıyorsun. Tahliye et ve ayrıca malımı kullanamadığım için zararım var, tazmin et' şeklindeki hukuk davası olduğunu, bu 2 davada Avrupa Yakalama Müzekkeresi çıkarılmasının söz konusu olmadığını kaydetti. Hüseyin Çağıner'e yakalama müzekkeresi çıkarılmasının, muhtemelen kişi hakkında cezai soruşturma da başlatılmasından kaynaklandığını ifade eden Erhürman, Fasıl 154 Ceza Yasasının 281. maddesine göre mal sahibinin rızası olmadan onun taşınmaz malını kullanmanın cezai suç olduğunu vurguladı.

Cezai konuda, Avrupa Birliği ülkeleri mahkemelerinin bu yakalama emrini tanıması durumunda ilgili kişilerin parasına ve gayrı menkullerine el konulabileceğini, güneye geçerse güneyde yakalanacağını; Avrupa ülkelerinde yakalanırsa Güney Kıbrıs'a iade edilebileceğinin altını çizen Erhürman Türk tarafının hukuk açısından yapması gerekenleri anlattı. Erhürman, bir ülkenin Avrupa Yakalama müzekkeresi çıkarırken etnik kökene, cinsiyete ve milliyete dayalı bir ayırım yapması halinde AB ülkelerinin zanlıları tutuklayıp iade etmekten kaçınabileceğini de ifade ederek şartların ayni olmasına rağmen Rum tarafının kendi vatandaşlarına da dava açması gerektiğini kaydetti. Erhürman şöyle konuştu:

"Tek fark, Rum tarafı güneydeki Kıbrıslı Türklerin mallarını kendi vatandaşlarına mülk etmedi. Biz tapu çıkardık. Uygulaması mümkün olmayan mücahit puanı diyerek bu insanlara tapu verdik. Ancak dikkatinizi çekmek istiyorum. Rum tarafı, KKTC tapularını tümden reddettiği için davayı Hurma Restaurant'ın tapulu sahibi olan kişiye değil kullanıcısına açtı. Rumlar da Türk mallarını kiracı sıfatıyla kullanmaktadır. Rumlara niye dava açılmadı. Bu kesinlikle ayırımcılıktır.

"AB vatandaşı olması şart değil"

AB hukuku ve Avrupa yakalama müzekkereleri ile ilgili ayrıntılı bilgi veren Dr. Hacer Adaoğlu, tutuklanması istenen kişinin mutlaka AB vatandaşı olması gerekmediğini, mahkemede zanlı ile ilgili yasal süreç devam ediyorsa yargılandığı suçun cezasının en az 12 aya varan bir hapislik cezasını gerektirdiğini, karar verilmişse hapislik cezasının 4 aydan fazla olması gerektiğini kaydetti. AB'ye üye ülkelerin yakalama geçerli mi değil mi diye bakma yetkisine sahip olmadığını da anlatan Hacer Adaoğlu, Avrupa yakalama emirlerinde AB'ye üye ülke ilişkilerinin karşılıklı güvene dayalı olduğunu vurguladı.

"KKTC Anayasasının 159'uncu maddesi değişmeli"

Panelde son konuşmayı yapan Dr. Kudret Özersay, zaruret hali doktrini ile ilgili ayrıntılı bilgi verdi. 1964 yılında 4 Türk'ün yargılandığı bir ceza davasında Avukat Ahmet Midhat Berberoğlu'nun savunmasından örnekler veren Özersay, mahkemede bir Türk yargıç olmadığı için bu mahkemenin Türkleri yargılayamıyacağını ve kararın da Türkçe yayınlanmadığını ileri sürdüğünü, mahkemenin de Kıbrıs'ta olaganüstü durum olduğu, cumhurbaşkanı yardımcısının görevinden ayrıldığını cezanın uygulanacağı kişilerin ortada olmadığını, dolayısıyla kimin için Türkçeye tercüme edileceğini beyan ederek sanıkları cezalandırdığını anlattı. Rum tarafının, 1964'ten sonraki davalarda ise Mustafa İbrahim davasına atıfta bulunularak taşınmaz mallarla ilgili zaruret doktrini üzerine oturtulduğunu,bunun hem iç hem de uluslar arası hukukta yerleştiğini belirten Özersay Yüksek Mahkemenin zaruret halinde kurulmuş bir mahkeme olmadığını, olağanüstü durumu çıkarak ve zaruri durumun ortaya çıkarılmasında Rum yönetiminin de katkısı bulunduğunu söyledi

'Hiç kimse kendinin neden olduğu bir durumla ilgili zaruret doktrinine başvuramaz. Yaşanan süreçte Kıbrıs'ta sınır kapıları açıldı, referandum yapıldı. Rum halkının elbette seçme, evet veya hayır deme hakkı vardı. Ama Rum yönetimi tavrını koydu ve hayırı seçti. Artık zaruret doktrinini kullanamaz' şeklinde konuşan Özersay son açılan davalarla Rum yönetiminin iddialarının zarar gördüğünü ve savunmasının ciddi anlamda yara aldığını ileri sürdü. Özersay şöyle devam etti:

"Bu mesele hukuki bir konu değil, siyasi bir meseledir. Sivil toplum örgütleri ile işbirliği yaparak soruna siyasi çözüm bulunmalıdır. Elimizde hukuki argümanlar vardır.

Sorular-Yanıtlar

Konuşmacılar,daha sonra katılımcılardan gelen soruları yanıtladılar. Çalışmalarda, 1960 Cumhuriyet Anayasası düzenine dönük herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, itirazların tamamen zaruret hali ile ilgili olduğunu anlatan panelistler KKTC İç Hukuku ile ilgili soruları yanıtlarken de AİHM'nin 'İç hukukunuzu bizim istediğimiz gibi oluşturursanız, etkili yargı yeri olup olmadığına bakarız, etkiliyse tanırız' kararına atıfta bulunarak Rum yönetiminin KKTC'yi tanımadığı için mahkemelerimizi de tanımamasının AİHM içtihatlarına ters düştüğünü belirtti.

Başka bir soru üzerine verilen yanıtta ise, uluslararası hukukun genel kriterlerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun bir kamulaştırma yasasının çıkarılması gerektiği, bizim hukukumuzda hiçbir uluslar arası hükmü bulunmayan İtem Yasası bulunduğu, KKTC sınırları içindeki tüm Rum mallarının devlete devredildiği, üstelik bu hususun Anayasa maddesi de olduğu belirtildi.

Mülkiyet konusunda Türklerin de karşı dava açıp açamayacağını soran bir katılımcıya verdiği yanıtta Doç.Dr. Tufan Erhürman üç tip dava açılabileceğini, birincisinin aynen Loizidu gibi ' evimden çık ben gireceğim' şeklinde, ikincisinin Rum tarafı benim malımı kamulaştırdı ama tazminatımı ödemedi, 3.sünün de Hurma Restaurant işletmecisine açılan dava gibi 'nasıl ki siz gelip evinizde oturmayacaksınız, aynen ben de oturmayacağım ama evimi boşalt ve bana tazminat öde' şeklinde olduğunu belirttikten sonra kendisinin 2.ve 3. şıklardan yana olduğunu Loizidu benzeri dava açılmasından yana olmadığını vurguladı. Bir katılımcının kişisel haklar ne olacak' şeklindeki sorusuna da Erhürman, iki bölgeliliği korumak açısından kişisel haklarla toplumsal hakları ayırmak gerektiğini belirtti ve kendisine göre mülkiyet hakkının çok kutsal olmadığını,kamu yararının her zaman tercih edilmesi gerektiğini söyleyerek iki bölgelilikten ödün verilebilecek bir harekete karşı olduğunu vurguladı. Erhürman "Çünkü Papadopulos'un istediği herkesin kendi evine dönmesidir. Bu konudaki referansım da Niyazi Kızılyürek'tir" dedi.

Başka bir soru üzerine, bu davaların açılmasının, K.C kimlik kartı ve pasaportu almakla hiçbir ilgisi bulunmadığı belirtildi.

Panelin sonunda Anayasamızın 159'uncu maddesinin değiştirilmesi gerektiği ve Uluslar arası hukukun kabul edeceği bir mülkiyet rejiminin oluşturulması gerekliliği üzerinde duruldu.

KIBRIS 14/05/05