CTP-DP hükümeti güvenoyu aldı
8 Mayıs, 2005 16:40:00 (TSİ) CNN TURK
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, Cumhuriyetçi Türk
Partisi Genel Başkan vekili Ferdi Sabit Soyer
başkanlığında 26 nisanda kurulan CTP-DP koalisyon hükümeti
güvenoyu aldı.
Cumhuriyet
Meclisi, güvenoylaması için, Başkan Fatma Ekenoğlu
başkanlığında toplandı. Açık oyla, ad okunarak
yapılan oylamada 28 milletvekili 'kabul', 19 milletvekili 'ret' oyu verdi.
Meclis toplantısına, biri CTP, biri de UBP'den iki milletvekili
izinli olduğu için katılmadı. UBP ve BDH milletvekilleri
hükümete 'ret' oyu verdi.
KKTC'de 20'nci hükümet olarak kurulan koalisyon hükümetinin 48 sayfalık
hükümet programı salı günü Meclis'e sunulmuş, programla ilgili
görüşmeler cuma günü gece geç saatlerde tamamlanmıştı.
Koalisyon hükümeti Cumhuriyet Meclisi'nde 29 milletvekiliyle temsil ediliyor.
Meclis'te, CTP milletvekili Mehmet Ali Talat'ın
cumhurbaşkanlığına seçilmesi nedeniyle bir sandalye
boş bulunuyor.
|
KKTC'de hükümet güvenoyu aldı |
|
|
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs ortak vatansa bu ortak vatanın eşit tarafının Kıbrıs Türk halkı olduğunu vurgulayarak, Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitliği ve ortaklığı temelinde bir sonuca ulaşmak Kıbrıs sorununun çözümünün esasıdır dedi. Başbakan
Soyer, Kıbrıs Rum yönetimine ve Rum halkına barış
çağrısı yaparak, Kıbrıs Türk halkı
geleceği Kıbrıslı Rumlarla birlikte, siyasal eşitlik
ve ortaklık temelinde kurmak istiyor diye konuştu. Soyer, CTP-DP
koalisyon hükümetinin Cumhuriyet Meclisi'nde güvenoyu aldıktan sonra
yaptığı konuşmada, güvenoyu için meclise teşekkür
etti. Bugünün
Anneler Günü olduğuna işaret ederek, herkesin Anneler Günü'nü
kutlayan Soyer, Anneler Günü'nde güvenoyu alan hükümetin temel perspektifi
bu memlekette her annenin beklediğine cevap vermek olacaktır. Bu da
gençlerimize iş, aş, demokrasi, sevgi dolu bir yaşam ve
Kıbrıs sorununda kalıcı bir barışa gitmek ve
Kıbrıs Türk halkını dünya ile buluşturma
mücadelesinde üstüne düşen görevleri yerine getirmektir dedi. Eleştirileri
dikkate alacaklarını ve toplumun tüm kesimleriyle diyalog halinde
olacaklarını, hükümet ortaklarının tam bir koordinasyon
içinde hareket edeceğini ifade eden Soyer, Kıbrıs sorununun
çözüm sürecinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Türkiye ile
işbirliği içinde olacaklarını kaydetti. Kıbrıs
sorununun çözümünde Türkiye ile ortak çıkarları ortak politikalarla
ileriye götürebilmek için çalışmaya devam edeceklerini söyleyen
Soyer, gelecek dönemin çok zor bir dönem olacağının bilincinde
olduklarını ifade etti. İnsanlara
sevgiyle yaklaşmayı temel prensip edineceklerini belirten
Başbakan Soyer, 21. yüzyıl dinamiği içerisinde açık ve
kesin olan bir şey vardır; Kıbrıs Türk halkının
bu topraklarda var olması için üretken, demokratik ve girişimci bir
devlet yapısına, ekonomiye ve toplumsal ilişkilere ihtiyaç
duymaktayız dedi. Soyer, 21.
yüzyıla uymak ve 21. yüzyılın gerçeklerinde Kıbrıs
Türk halkının var olma koşullarının gelişmesi
temel hedefimiz olacaktır ifadesini kullandı. Kıbrıs
Rum halkına barış çağrısı yapan Soyer,
şöyle konuştu: Kıbrıs Türk halkı fazla
bir şey istemiyor. Kıbrıs Türk halkı geleceği
Kıbrıslı Rumlarla birlikte, siyasal eşitlik ve ortaklık
temelinde kurmak istiyor. Kıbrıs'ı bir barış
adası yapmak istiyor.
|
|
HURRIYET 08/05/05
KTHY'de
henüz anlaşma yok
08/05/2005
RADIKAL
AA - LEFKOŞA - Kıbrıs
Türk Hava Yolları (KTHY) Yönetim Kurulu, KTHY'deki en düşük
maaşa yüzde 33, en yüksek maaşa da yüzde 23 artış
önerildiğini, sendikanın bunu kabul etmediğini, öneri kabul
edilseydi en düşük maaşın 1026 dolar
olacağını" açıkladı. KTHY Yönetim Kurulu,
Hava-Sen'e bağlı KTHY çalışanlarının dün greve
gitmesiyle ilgili açıklama yaptı.
Açıklamasında, 'arabuluculuğa olanak verilmeden' yapılan
grevin, işçi-işveren arasındaki uzlaşmayı
kolaylaştırmayacağı, tam tersine gerilime neden
olacağı belirtildi. Açıklamada, sendikanın, ABD Doları
bazındaki ücretlerin avroya çevrilmesi ve bunun üzerine yüzde 53
artış yapılmasını önerdiği, bu durumda personel
başına yıllık yaklaşık 7 bin 200 dolar
artışın söz konusu olacağı belirtildi. Sonuç olarak,
işveren tarafının sendikalı personele yıllık 2
bin dolar ücret artışı ve bin 600 dolar performans primi olmak
üzere 3 bin 600 dolar artış teklifinde bulunduğu belirtilen
açıklamada, 1 Haziran'dan itibaren en düşük maaşın 1026, en
yüksek maaşınsa 1356 dolar olacağı belirtildi.
Ferdi Sabit Soyer:Rum'la hukuk alanında hesaplaşmak
istiyoruz
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, mülkiyet konusundaki çalışmalarda halkın
devlete güvenmesini istedi:
Ferdi Sabit
Soyer:Rum'la hukuk alanında hesaplaşmak istiyoruz
BİZE
GÜVENİNİZ..."Mülkiyet oyununa boyun eğmeyeceğiz ve
halkımızı endişeye, korkuya sürüklemelerine fırsat
vermeyeceğiz. Rum egemen güçlerinin hakimiyetçi bir anlayışla
giriştikleri bu olayı da göğüsleyeceğiz. Kıbrıs
Türk halkının siyasi eşitliğine dayalı, 24 Nisan
irademizin gösterdiği yolda sonuca ulaşmak için büyük bir gayretle
çalışacağız ve başaracağız.
Cumhurbaşkanımızın hükümetle işbirliği içinde
oluşturduğu hukuk çalışmalarına
halkımızın güvenmesini istiyoruz. Bu yolda artık Rum egemen
güçleriyle de hukuk alanında hesaplaşmak istiyoruz"
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, Rumların mülkiyet konusundaki
saldırılarına karşı KKTC'de başlatılan
çalışmalara halkın güven duymasını istedi ve
"Artık Rum egemen güçleriyle de hukuk alanında hesaplaşmak
istiyoruz. Siyasi mücadelemizi sürdürürken bu yolda da çabamızı
artıracağız" dedi.
Soyer,
Kıbrıs Türkü'ne uygulanan izolasyonların
kaldırılmasının önündeki engelin uluslararası hukuk
değil, Rum Yönetimi olduğunu da kaydetti.
1994'te de
elektriği kestiler...bedel ödedik ama...
Sanayi
Odası Başkanı Salih Tunar ve yönetim kurulu üyelerini kabulünde
mülkiyet konusundaki gelişmelerle izolasyonlarla ilgili görüşlerini
de açıklayan Başbakan Soyer, Rum Yönetimi'ne karşı siyasi
mücadele yanında hukuk alanında da mücadele
başlatacaklarını söyledi.
Cumhuriyetçi
Türk Partisi'nin ilk kez iktidara geldiği ve Demokrat Parti ile koalisyona
gittiği 1994 yılında Kıbrıs Türkü'ne elektriği
kesen Rum Yönetimi'nin, aynı partilerin iktidarda olduğu bu dönemde
de mülkiyet konusunda saldırı başlattığını
belirten Soyer, bu durumu "ilgi çekici" olarak niteledi.
"Bize o
zaman elektriği kestiler ama 9 ayda kendi kendimize yetecek koşulları
yarattık. Bu başarıyı sağladık ama siyasi diyet
de ödedik" diyen Soyer, Rum Yönetimi'nin mülkiyet konusundaki
saldırılarına da çözüm bulunacağını söyledi.
Hukuk
alanında hesaplaşmak istiyoruz
Soyer, özetle
şunları söyledi:
"Mülkiyet
oyununa da boyun eğmeyeceğiz ve halkımızı
endişeye, korkuya sürüklemelerine fırsat vermeyeceğiz. Rum
egemen güçlerinin hakimiyetçi bir anlayışla giriştikleri bu
olayı da göğüsleyeceğiz. Kıbrıs Türk
halkının siyasi eşitliğine dayalı, 24 Nisan irademizin
gösterdiği yolda sonuca ulaşmak için büyük bir gayretle
çalışacağız ve başaracağız.
Cumhurbaşkanımızın hükümetle işbirliği içinde
oluşturduğu hukuk çalışmalarına halkımızın
güvenmesini istiyoruz. Bu yolda artık Rum egemen güçleriyle de hukuk
alanında hesaplaşmak istiyoruz. Siyasi mücadelemizi sürdürürken bu
yolda da çabamızı artıracağımızın
mesajını vermek isterim."
Engel hukuk
değil Rumlar
İzolasyonların
kaldırılması mücadelesini toplumun çeşitli kesimleriyle
işbirliği içinde sürdüreceklerini de belirten ve bu konuda
başarıya ulaşacaklarına inancını dile getiren
Soyer, izolasyonların kaldırılmasının önündeki engelin
uluslararası hukuk olduğuna ilişkin görüşlere
katılmadığını söyledi.
Soyer, "AB
organlarının aldığı karar var, bu söz değil,
karardır. Bu siyasi kararın yaşam bulmasını engelleyen
uluslararası hukuk değil, Güney Kıbrıs'taki hakimiyetçi
anlayıştır. Bunu aşmak için hem siyasi, hem hukuk
mücadelesini sürdüreceğiz" dedi.
KIBRIS 08/05/05
Hristu'dan savunma
Rum Yönetimi
İçişleri Bakanı Andreas Hristu, son günlerde, mülkiyet konusunda
Kıbrıslı Türklere gönderilen mahkeme celpleriyle bir ilgilerinin
olmadığını, konunun tarafının
"bağımsız mahkemeler" olduğunu öne sürdü:
Hristu'dan
savunma
İLGİMİZ
YOK..."Her vatandaş dilediği konuda mahkemeye başvuruda
bulunma hakkında sahiptir. Mağusa'daki örnekte,
Kıbrıslı Rum, çıkarını ve haklarını
korumak için mahkemeye başvurmuştur. Kıbrıslı Türk'ün
kullanımda bulunan evi, restorana dönüştürülmüştür.
Kıbrıslı Rum sahibi de evin kullanımı ile ilgili
olarak mahkemeye gitmeye karar verdi. Bu konunun hükümetle hiçbir ilgisi yok.
Mahkeme,bağımsız bir kurumdur"
BİNLERCE
DAVA SÖZ KONUSU DEĞİL..."Eğer, Kıbrıslı Rum
mahkemeye gidip Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı
Kıbrıslı Türk veya Birleşik Krallık İngiliz,
evimi yasadışı kullanıyor diye mahkemeye başvuruda
bulunursa mahkeme de bir bildiri hazırlar ve bunu elden söz konusu
şahsa ulaştırır. Bunu ulaştıran kesinlikle
hükümet görevlisi değildir, özel şirketler bunu
ulaştırır. Böyle bir davanın, binlerce açılabilecek
tarzda olan bir dava olduğuna inanmıyorum... Her şey adadaki
çözümle karara bağlanacak"
AVRUPA
TUTUKLAMA EMRİ ÇIKARILABİLİR... "Eğer
Kıbrıslı Türk mahkemeye gelmezse o şahıs için bu emir
çıkabilir. Örneğin, Mağusa'da yaşanan olayı ele
alalım. Bu şahıs mahkemeye gelip, 'Ben savaş nedeniyle bu
evde oturuyorum' demeli. Aynı şey, Larnaka'da Türk malında
oturan Kıbrıslı Rum için de geçerli"
TÜRKLERİN
ASKERE ÇAĞRILACAĞI SÖYLENTİSİ
SAÇMA..."Kıbrıslı Türklerin orduda görev yapması
yönünde herhangi bir yasal zorunluluk bulunmuyor. Bu söylenti çok saçma. 1960
yılında Kıbrıs Ordusu kurulmuştu; artık bu ordu
yok. 1964 yılında ise Milli Muhafız Ordusu kuruldu ve burada
sadece Kıbrıslı Rumlar görev yapabiliyor. Nasıl olur da
yasada sadece Kıbrıslı Rumların görev
yaptığı belirtilen bu orduya, Kıbrıslı Türkler
çağrılabilir? Bu söylenti, inanılmaz bir düşüncenin
ürünüdür"
Emine DAVUT
YİTMEN- ALİ CANSU
Kıbrıs
Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, son günlerde Güney
Kıbrıs'tan gelen bazı şahısların, 1974 öncesinde
Kıbrıslı Rumlara ait olan evlerde oturan Kıbrıslı
Türklere, mahkeme celbi dağıtımı konusunda,
Kıbrıs Rum hükümetinin ilgisi olmadığını savundu.
Hristu, konunun muhatabının Kıbrıs Rum kesimindeki
mahkemeler olduğunu kaydetti.
Mahkeme
celplerinin özel şirketler tarafından
ulaştırıldığını anlatan Hristu, şu anda
Gazimağusa'da Kıbrıslı Türk'e açılan davanın,
açılabilecek binlerce dava niteliği tarzında
olmadığını belirtti.
Mülk sorununun,
adada varılacak çözüm neticesinde nihai bir karara
bağlanacağı düşüncesinde olduğunu ifade eden Hristu,
"Ancak, şu anda insanların hayatlarını
kolaylaştıracak bazı hukuki yönler var" dedi.
"Geçtiğimiz
yıl, Rum Bakanlar Konseyi'nin aldığı karar neticesinde,
Türklere ait araziler üzerine tek bir taş dahi konmadı" diyen
Hristu, tüm Türk mallarının , Kıbrıs Rum hükümeti
tarafından tam koruma altında bulunduğunu iddia etti.
Hristu, son
günlerde Kıbrıslı Türklerin askere
çağrılacağı yönündeki söylentiler hakkında da
açıklamalarda bulunarak, Kıbrıslı Türklerin Rum ordusunda
görev yapması için herhangi bir yasal zorunluluk bulunmadığını
kaydetti ve bu söylentileri "saçma" diye niteledi.
1964
yılında kurulan Rum Milli Muhafız Ordusu'nda, sadece
Kıbrıslı Rumların görev yapabildiğine işaret eden
Hristu, "Nasıl olur da yasada sadece Kıbrıslı
Rumların görev yaptığı belirten bu orduya,
Kıbrıslı Türkler çağrılabilir? Bu söylenti,
inanılmaz bir düşüncenin ürünüdür" dedi.
Andreas Hristu,
Kıbrıslı Türk ve göçmen olmayan Türk vatandaşından
olan çocukların, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alabileceğini
ifade ederek, bu tarz evliliklerden olan çocukların yüzde 70'nin pasaport
sahibi olduğunu kaydetti.
Rum
İçişleri Bakanı Hristu, Nisan 2003 ve Mart 2005 dönemi
arasında Kıbrıslı Türklere 57 bin 300 kimlik kartı, 32
bin 200 pasaport ve 63 bin 600 doğum kayıt belgesi
çıkarıldığını ifade etti.
Hristu, Limasol
Türk Okulu binasının Türk bölgesinde olacağını
anlatarak, şu an birkaç yer üzerinde değerlendirmede
bulunduklarını söyledi.
Kıbrıs
Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, mahkeme celbinden
pasaporta ve Limasol Türk Okulu'na kadar pek çok soruyu KIBRIS için
yanıtladı:
Soru:
Sayın Hristu, Kıbrıslı Rumlar bugün Türkiye'ye,
havaalanından aldıkları vize ile girebiliyor. Ancak, Türk
vatandaşları bir AB ülkesi olan Güney Kıbrıs'a kolayca
giremiyor. Bu, AB hukuk sistemiyle çelişikli bir durum ortaya
çıkarıyor. Siz de bizimle aynı görüşte misiniz?
Yanıt:
Sizin de söz ettiğiniz gibi Kıbrıslılar, Türkiye'ye
girerken havaalanından vize alıyor. AB müktesebatına göre
kişilerin serbest dolaşımı çerçevesinde sadece AB
vatandaşları Kıbrıs'a vizesiz girebiliyor. Diğer ülke
vatandaşlarının ki, bunlara Türk vatandaşları da
dahildir, Kıbrıs Elçiliği'nden vize alması gerekiyor.
Kıbrıs'a gelmek isteyen bir Türk vatandaşı, Atina'daki
Kıbrıs Elçiliği'nden 6 Kıbrıs Lirası
tutarında vize aldıktan sonra, Larnaka veya Limasol
havaalanlarından ülkeye giriş yapabilir. Şu ana kadar tahminen,
bin kadar Türk işadamı, yabancı şirketler tarafından
düzenlenen seminer veya kongrelere katılma amacıyla
Kıbrıs'a giriş yaptı.
Soru: 2003
yılında yaptığınız bir açıklamada, Ledra Palace'ta
bulunan Rum Barikatı'ndaki fotoğrafların
kaldırılacağı yönünde söz vermiştiniz. Ancak, bu
resimler halen duvardan indirilmedi. Bunun nedenini açıklayabilir misiniz?
Yanıt:
Evet, fotoğrafların kaldırılması yönünde
başarılı olamadık. Konuyla ilgili olarak kayıp
şahısların ailelerinden tepki aldık. Bu
fotoğrafların, onların sevdiklerini hatırlamaları
açısından önem taşıdığını
düşünüyoruz. Bu fotoğraflar, söz konusu insanlar için bir siyasi
mesaj taşımıyor. Bana inanın ki bu fotoğraflar,
Türkiye veya Kıbrıslı Türklere karşı bir nefret veya
kötü duygu yönünde mesajlar içermiyor. Aslında tüm bunlar
yaşandı. Aynı şey, Kızılbaş veya Küçük
Kaymaklı bölgelerinde Kıbrıslı Rum milliyetçiler
tarafından öldürülen çocukları gösteren fotoğraflar için de
geçerli. Ledra Palace'taki fotoğrafların olumsuz bir düşünce
taşıdığına inanmıyorum. Bu fotoğraflar,
geçmişte ne olduğunu ve gelecekte ne olmaması gerektiğini
gösteren şeyler. Neticede, kayıp şahısların
aileleriyle ters düşmek istemedik; çünkü bu insanlar kayıpları
için acı çekiyor.
Soru: Bizim de
kayıplarımız var; ama konu o değil. Bu fotoğraflar
Ledra Palace'tan kaldırılsa ve başka bir çözüm bulunsa daha iyi
olmaz mı?
Yanıt:
Kesinlikle haklısınız. Ancak, onlar(kayıp aileleri) bu
konuda hisleriyle hareket ediyor ve fotoğraflar da hislerine tercüman
oluyor. Biz de saygı duyuyoruz. O bölgede, mesaj taşıyan pek çok
grafitiyi kaldırdık. Sadece fotoğraflar kaldı.
Soru: Son
dönemlerde, Kıbrıslı Türklerle evlenen Türk
vatandaşlarının, Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu
alabildiği yönünde haberler çıkıyor. Bu konuda,
ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?
Yanıt:
Yasaya göre, herhangi bir yabancı ki, buna Türk vatandaşları da
dahil, Kıbrıs'a yasadışı bir limandan giriş
yapmışsa o şahıs, vatandaşlık alamaz. Eğer
bir Türk vatandaşı, Kıbrıslı Türk'le evlenmiş ve
Güney'de yaşıyorsa ve bu limanlardan giriş yapmışsa o
Türk vatandaşı, Kıbrıs vatandaşlığı
alma hakkına sahiptir. Eğer Türk vatandaşı, Güney'de
yaşıyor ve Kuzey'de çalışıyorsa yine Kıbrıs
vatandaşlığı alma hakkı vardır.
Eğer bir
Kıbrıslı Türk, bir Türk vatandaşıyla Türkiye'de veya
dünyanın herhangi bir yerinde tanışıp evlenmişse ve bu
çift Kuzey'e yerleşmişse bu durumda, söz konusu çiftin
çocukları, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alabilir. Yine eğer
bir Türk vatandaşı, Kuzey'de bir üniversitede öğretim üyesi ise
ve bir Kıbrıslı Türk'le evlenmişse bunların
çocukları da pasaport alabilir. Burada en önemli nokta, Türk
vatandaşlarının, adaya yerleştirilen göçmenlerden biri
olmamasıdır.
Bugün, bu tarz,
yani karışık evliliklerden olan yaklaşık 850 çocuk
Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuna sahiptir. Bu rakamın yüzde 70'ini
ise Kıbrıslı Türklerle evlilik yapan Türk
vatandaşlarının çocukları oluşturmaktadır.
Soru: Son iki
yıldan bu yana kaç Kıbrıslı Türkün pasaport, kimlik
kartı ve doğum kayıt belgesi aldığını
öğrenebilir miyiz?
Yanıt:
Kıbrıslı Türklere, Nisan 2003 ve Mart 2005 dönemi arasında
57 bin 300 kimlik kartı, 32 bin 200 pasaport ve 63 bin 600 doğum
kayıt belgesi çıkarıldı.
Soru: Son
günlerde, Güney Kıbrıs'tan gelen bazı şahısların,
1974 öncesinde Kıbrıslı Rumlara ait olan evlerde oturan
Kıbrıslı Türklere mahkeme celbi dağıtımı
yapması bir gerginliğe yol açtı. Öte yandan, bazı
Kıbrıslı Türklere askerlik çağrısı da
yapıldığı konuşuluyor. Bize bu konularda, izlenen
politikayı net olarak açıklayabilir misiniz?
Yanıt:
Sorunuzun öncelikle ikinci kısmına yanıt vermek istiyorum.
Kıbrıslı Türklerin orduda görev yapması yönünde, herhangi
bir yasal zorunluluk bulunmuyor. Bu söylenti çok saçma. 1960 yılında
Kıbrıs Ordusu kurulmuştu; artık bu ordu yok. 1964 yılında
ise Milli Muhafız Ordusu kuruldu ve burada sadece Kıbrıslı
Rumlar görev yapabiliyor. Nasıl olur da yasada sadece
Kıbrıslı Rumların görev yaptığı belirtilen
bu orduya, Kıbrıslı Türkler çağrılabilir? Bu söylenti,
inanılmaz bir düşüncenin ürünüdür.
Diğer
sorunuza gelince, her vatandaş dilediği konuda, mahkemeye
başvuruda bulunma hakkında sahiptir. Mağusa'da yaşanan
örneği ele alacak olursak, Kıbrıslı Rum,
çıkarını ve haklarını korumak için mahkemeye
başvuruda bulunmuştur. Kıbrıslı Türk'ün
kullanımda bulunan evi, restorana dönüştürülmüştür.
Kıbrıslı Rum sahibi de evin kullanımı ile ilgili
olarak mahkemeye gitmeye karar verdi. Bu konunun hükümetle hiçbir ilgisi yok.
Mahkeme, bağımsız bir kurumdur. Eğer,
Kıbrıslı Rum mahkemeye gidip Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı
Kıbrıslı Türk veya Birleşik Krallık İngiliz evimi
yasadışı kullanıyor diye mahkemeye başvuruda bulunursa
mahkeme de bir bildiri hazırlar ve bunu elden söz konusu şahsa ulaştırır.
Bunu ulaştıran kesinlikle hükümet görevlisi değildir, özel
şirketler bunu ulaştırır. Böyle bir davanın, binlerce
açılabilecek tarzda olan bir dava olduğuna inanmıyorum.
Soru: Siz, bu
tarz davaların yoğun olarak açılacağına ihtimal
vermiyorsunuz ama Kıbrıslı Türkler bu gelişmelerden
tedirgin oluyor. Adada şu anda bir çözüm yok ve çözüm olmadan da bu
sorunun aşılması oldukça karışık ve zor
görünüyor. O zaman niye mahkeme bu bildirileri gönderiyor?
Yanıt:
Size Arif Mustafa örneğini hatırlatmak isterim. O da aynı
şeyi yapmıştı. Mahkemeye gelmiş ve 'ben, şu anda
içerisinde Kıbrıslı Rum göçmenin yaşadığı
evimi geri istiyorum' demişti. Mahkeme de Mustafa'yı haklı
bulmuştu. Ben kendisine 'Arif, eğer ev istiyorsan ben sana daha iyi
durumda olan bir ev vereyim. Eğer içinde çalışacak arazi
istiyorsan onu da veririm ancak şu anda gittiğin yönde ısrar
etme' demiştim. Her şey adadaki çözümle karara bağlanacak.
Şu anda insanların hayatlarını kolaylaştıracak
yönler var. Bu sorunları, tabii ki tamamıyla şu anda çözemeyiz.
Soru:
Kıbrıslı Türkler ve yabancılar için Avrupa tutuklama emri
çıkarılabileceği söyleniyor
Yanıt:
Eğer Kıbrıslı Türk mahkemeye gelmezse o şahıs
için bu emir çıkabilir. Örneğin, Mağusa'da yaşanan
olayı ele alalım. Bu şahıs mahkemeye gelip, 'Ben savaş
nedeniyle bu evde oturuyorum' demeli. Aynı şey, Larnaka'da Türk
malında oturan Kıbrıslı Rum için de geçerli.
Soru: Niye bu
davalar geçmiş dönemlerde değil de şimdi ortaya çıkmaya
başladı?
Yanıt:
Sanıyorum sorun, bir noktada karışmış vaziyette.
Girne'de arazisi olan Kıbrıslı Rum'un, bir yıl sonra
arazisinin üzerinde ev inşa edildiğini ve bir yabancının
yaşadığını görmesi sırasında
yaşadığı duyguları, çok iyi anlıyorum. Eğer
bu arazi, Kıbrıslı Türk'ün kullanımında olsa karşı
taraf bunu daha farklı karşılar. Kıbrıslı Türk,
çözümün bir parçasıdır; ancak yabancı çözümün bir parçası
değildir.
Soru: Peki,
Güney Kıbrıs'taki Türk mallarında durum nedir?
Yanıt:
Geçtiğimiz yıl, Bakanlar Konseyi'nin aldığı karar
neticesinde, Türklere ait araziler üzerine tek bir taş dahi konmadı.
Tüm Türk malları, hükümet tarafından tam koruma altında
bulunmaktadır. Türk evleri kullanılmaktadır; çünkü bir evin
kullanılmasını, terkedilmiş olarak
bırakılmasından daha iyi olduğuna inanıyoruz. Sonuçta,
o evle ilgilenen birisi var.
Soru :
Limasol'daki Türk Okulu'nun yerine karar verildi mi?
Yanıt:
Biliyorsunuz, bu okulun açılması hakkında hükümet bir karara
varmıştı. Aslında bu konu, Kültür
Bakanlığı'na bağlı. Bizim
bakanlığımıza düşen görev ise okul binasını
sağlamak. Bina, Limasol'daki Türk Bölgesi'nde olacak. Şu anda
elimizde birkaç yer var. Bunların içinden en iyisini seçeceğiz.
Soru:
Lokmacı ve Bostancı barikatlarının açılması
konusunda ne düşünüyorsunuz?
Yanıt:
Bostancı'nın mayınlardan arındırma
çalışması tamamlandı. Ayrıca, Lokmacı
Barikatı'ndaki çalışmalar da sona erdi. Sanırım,
şu anda ortada birtakım politik formaliteler var. Biz, özellikle
Lokmacı Barikatı'nın açılmasına büyük önem veriyoruz.
Bu barikatın açılması, bölgeye canlılık getirecek.
KIBRIS 08/05/05
Grev bitti Yolcular perişan
Hava-Sen'in
toplu sözleşme görüşmelerindeki görüş ayrılıkları
dolayısıyla başlattığı ve olayların
yaşandığı KTHY grevi nedeniyle çok sayıda yolcu
mağdur oldu. Ertelenen uçak seferlerinin mağdurları saatlerce
havaalanında bekletildi
Grev bitti
Yolcular perişan
GREV
BİTTİ, SORUN ÇÖZÜLMEDİ Hava-Sen'in, protokol görüşmelerinde
yaşanan kaos ve anlaşmazlık nedeniyle KTHY'de önceki gün saat
11.00'de başlayan 24 saatlik olaylı uyarı grevi dün saat
11.00'de sona erdi. Sendika ile kurum arasındaki sorun ise hâlâ çözülemedi
YOLCULARLA
ÇALIŞANLAR TARTIŞTIUyarı grevi nedeniyle önceki gün ve dün çok
sayıda uçak seferi yapılamadı. Ercan Havaalanı, "ne
zaman yolculuk yapacağını" öğrenmeye çalışan
yolcularla doldu taştı. Sıkışıklık nedeniyle
KTHY çalışanları ile yolcular arasında zaman zaman sert
tartışmalar yaşandı
Gizem ÖZGEÇ
Hava-Sen'in,
protokol görüşmelerinde yaşanan kaos ve anlaşmazlık
nedeniyle Kıbrıs Türk Hava Yolları'nda (KTHY) önceki gün saat
11.00'de başlattığı 24 saatlik olaylı uyarı grevi
dün saat 11.00'de sona erdi. Sendika ile kurum arasındaki sorun ise hâlâ
çözülemedi.
Hava-Sen'in
toplu sözleşme görüşmelerindeki görüş ayrılıkları
dolayısıyla başlattığı ve olayların
yaşandığı eylem sonrasında olan yolculara oldu.
Önceki gün
başlayan ve dün bitirilen uyarı grevi nedeniyle seferler
gerçekleşmedi. Yolcular saatlerce Ercan Devlet Havaalanı'nda
bekletildi.
KTHY
yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda, tarifelerin
yeniden düzenlendiği ve aksamaların en geç bugün giderileceği
belirtildi.
Öte yandan
önceki gün grev esnasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Sonay Adem'den gelen sorunu pazartesi günü Danışma (Uzlaşı)
Kurulu toplantısında ele alma çağrısı
dolayısıyla tarafların yarın bir araya gelerek konuyu
tartışması bekleniyor.
Çalışanlar
coplanmıştı
Başlatılan
uyarı grevinde Ercan Devlet Havaalanı'nda grev yapan Kıbrıs
Türk Hava Yolları (KTHY) çalışanları ile polis
arasında arbede yaşanmıştı.
Hava-Sen
üyeleri eylem sırasında Ercan Havaalanı binasına girdikleri
gerekçesiyle polis tarafından tutuklanmış ve çok sayıda
bayan çalışan ile KTHY çalışanı polis tarafından
coplanmıştı.
Çalışanlar
tüm çağrılara rağmen, eylemini dün saat 11.00'e kadar sürdürdü.
Yolcular
perişan oldu
Uyarı
grevi nedeniyle önceki gün ve dün çok sayıda sefer gerçekleşmedi.
Ercan Havaalanı ne zaman yolculuk yapacağını öğrenmeye
çalışan yolcularla doldu taştı ve alanda dün yoğun
saatler yaşandı.
Sıkışıklık
nedeniyle KTHY çalışanları ile yolcular arasında zaman
zaman sert tartışmalar oldu. Saatlerce alanda bekletilen yolcular
adeta perişan oldu. Grev nedeniyle sadece önceki gün on sefer yapılamadı.
Yüzlerce yolcu alanın bekleme salonunda KTHY yetkilileri tarafından
yapılacak kesin bir açıklamayı bekledi. Yolcular, hiçbir KTHY
yetkilisinin kendilerine bilgi vermediğinden ve ilgilenmediğinden
yakındı.
Yaşanan
karmaşa nedeniyle mağdur olan çok sayıda yolcu, tepkilerini dile
getirdi ve KTHY yetkilerinin net bilgi vermediğini anlattı.
Uçak
seferlerinde büyük aksamalar olurken, grevden en fazla nasibini alan da
yolculuk yapmak isteyenler oldu. Yaz sezonunu fırsat bilerek ülkemize
akın eden turistler ise yaşananlara anlam veremedi.
Çok sayıda
yerli ve yabancı yolcu "Grev yaşanmış olması bize
bir açıklama yapılmasını engellemez. Saatlerdir
bekletiliyoruz ama ne saat gönderileceğimizi söylemiyorlar. Dün
olayların içinde kaldık bugün yine gidemiyoruz. Böyle rezillik olmaz.
Ülkeye turist gelmiyor diye şikayet etme hakkımız yok" diye
dert yandı.
Ek tarifeler
kondu
Yığılan
yolcuları taşımak için dün program yeniden düzenlenerek ek
tarifeler kondu ve yolcular gönderilmeye başlandı.
KTHY Yönetim
Kurulu grevin kalkmasının ardından bir açıklama yaptı
ve seferlerin mümkün olduğunca aksatılmadan yürütülmesi için gereken
önlemlerin alındığını duyurdu.
Açıklamaya
göre, dün saat 13.00'te Manchester, saat 13.30'da Heathrow, saat 14.00'de
İstanbul, saat 17.30'da İstanbul, saat 18.30'da Adana, saat 21.50'de
İstanbul ve saat 22.00'de Ankara seferlerinin
gerçekleştirileceği belirtildi.
Bugün ise saat
02.00'de Adana, saat 02.20'de İzmir, saat 08.00'de Ankara seferlerinin
yapılacağı açıklandı.
8-9 Mayıs
2005 tarihlerinde yukarıda belirtilen ilave seferler
dışında kalan tüm tarifeli seferler daha önce belirlenen
saatlerinde aksatılmadan yapılmaya çalışılacak.
KTHY Yönetim
Kurulu'nun açıklamasında grevden dolayı yaklaşık 3 bin
800 yolcunun mağdur olduğu belirtilerek "Elimizde olmayan ve
istem dışı gelişmeler sonucunda ortaya çıkan
mağduriyetlerinden ötürü değerli yolcularımızdan bir kez
daha özür diler, gösterdikleri sabra içten teşekkürlerimizi
sunarız" denildi
Nalbantoğlu:
Tarifeler bugün düzene girer
KTHY Yer
İşletme Müdürü Osman Nalbantoğlu dün KIBRIS muhabirine
yaptığı açıklamada, 24 saat süren uyarı grevinin
amacına ulaştığını söyledi.
Nalbantoğlu,
önceki günkü eylem nedeniyle sadece sabah saat 07.15'te bir seferin
yapıldığını kaydetti ve sefer programının
dün tamamen değiştirildiğini belirtti.
Grev nedeniyle
10 seferin yapılmadığını anlatan Nalbantoğlu,
tarifenin tekrar planlandığını ve seferlerin
başlatıldığını söyledi. Nalbantoğlu, önceki
günden kalan yolcuların ve dünden başlayarak bugün de
gönderileceğini bildirdi. Nalbantoğlu, "Birkaç gün aksamalar
yaşanacak küçük rötarlar olacaktır. Ancak hizmet aksaması
olmaması için çalışıyoruz. En geç bugün tarifeler düzene
girecektir" dedi.
KIBRIS 08/05/05
Kıbrısta
yeni süreç için yeşil ışık
Moskovada BM Genel
Sekreteri Annan ve Rum lider Papadopulosla üçlü görüşme
gerçekleştiren Başbakan Erdoğan, Kıbrısta çözüm için
BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin başlayabileceğini
söyledi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
9 Mayıs 2005 Erdoğan, Papadopulosun daha önceki
beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine olumlu
yaklaştığını kaydetti. |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ziyareti
sırasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Güney Kıbrıs Rum
yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile üçlü bir görüşme
gerçekleştirdi. Bu görüşme sırasında Kıbrıs
sorununun çözümü için BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin
başlayabileceği yönünde sinyaller verildi.
Moskovada 2. dünya savaşının sona
ermesinin 60. yıldönümü törenlerine katılan Başbakan
Erdoğan Ankaraya döndü. Esenboğa Havaalanında temaslarına
ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, Rusyada BM Genel
Sekreteri Kofi Annan ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile üçlü bir
görüşme yaptığını söyledi.
PAPADOPULOS OLUMLU BAKIYOR
Erdoğan, görüşmeler sırasında
Annanın Adadaki referandum ve ardından yaşanan sürecin geride
kaldığını, yeni bir sürecin başlayabileceğini
dile getirdiğini söyledi. Başbakan, Güney Kıbrısın
bu işe ters bakmadığını gördük derken, Papadopulosun
daha önceki beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine
olumlu yaklaştığını söyledi.
ABDye gerçekleştireceği ziyaret sırasında Annan ile biraraya geleceğini söyleyen Erdoğan, konunun detaylarının bu görüşmede ele alınacağını belirtti. Başbakan, Amerikaya Haziranın ilk iki haftası içinde gideceğini, ancak kesin tarihin yazışmalar sonucunda netleşeceğini de belirtti.
Kıbrıs'ta yeni süreç sinyali
Erdoğan, referandum sürecinin geride
kaldığını söyledi
9 Mayıs, 2005 18:40:00 (TSİ) CNN TURK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs ile
ilgili yeni bir sürecin başlayabileceğini söyledi.
Rusya
dönüşü gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Güney Kıbrıs
Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos kısa bir görüşme
fırsatı bulduğunu söyledi.
Erdoğan, ''Annan ve Papadapulos ile yaptığımız
üçlü görüşmede, referandum ve ondan sonraki süreçle ilgili olarak
artık o sürecin geride kaldığı ve yeni bir sürecin
başlayabileceği hususunu sayın Annan kendileri ifade ettiler"
dedi.
"Güney Kıbrıs'ın bu işe ters
bakmadığını gördüm" diyen Erdoğan, ABD
seyahatinde Annan ile tekrar görüşme imkanının
olacağını söyledi.
ABD Başkanı Bush ile görüşmesine de değinen Erdoğan,
ziyaretin haziran ayının ilk 15 günü içinde olabileceğini, ancak
kesin tarihin yazışmalardan sonra açıklanacağını
belirtti.
Soyer'den
Papadopulos'a eleştiri
Bu arada, KKTC'nin yeni Başbakannı Ferdi Sabit Soyer,
Papadopulos'u Türkleri ortadan kaldırmaya çalşımakla
suçladı.
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ''Papadopulos Türklerin ortadan
kalkması için çalışıyor. Onu Uluslararası Savaş
Suçları Mahkemesi'ne sevkedebiliriz'' dedi.
Rum Politis gazetesine konuşan Soyer, "Akritas planını
imzalamakla Türklerin ortadan kalkmasını planlayan bir liderdir.
Aynı dönemde polis tarafından yakalandıktan sonra kayıplara
karışan Kıbrıs vatandaşı Türkler vardı.
Bütün bunlar insanlığa karşı cinayettir" diye
konuştu.
"Biz Kıbrıslı Türkleri de Rumları da seviyoruz. Ortak
bir vatan ortak bir gelecek için çalışıyoruz. Bunun için de Rauf
Denktaş'a ve aşırı milliyetçilere karşı mücadele
verdik" dedi.
Soyer, Kıbrıs Türkleri hakkında Rum malları sebebiyle
çıkarılan tutuklama kararlarını 'iki toplum arasında
nefret tohumu ekmek' olarak nitelendirdi.
"Papadopulos Türkleri yoketmek istiyor"
9 Mayıs, 2005 18:06:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, ''Papadopulos
Türklerin ortadan kalkması için çalışıyor. Onu
Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne sevkedebiliriz'' dedi.
Rum
Politis gazetesine konuşan Soyer, Akritas planını imzalamakla
Türklerin ortadan kalkmasını planlayan bir liderdir. Aynı
dönemde polis tarafından yakalandıktan sonra kayıplara
karışan Kıbrıs vatandaşı Türkler vardı.
Bütün bunlar insanlığa karşı cinayettir" diye konuştu.
"Biz Kıbrıslı Türkleri de Rumları da seviyoruz. Ortak
bir vatan ortak bir gelecek için çalışıyoruz. Bunun için de Rauf
Denktaş'a ve aşırı milliyetçilere karşı mücadele
verdik" dedi.
Soyer, Kıbrıs Türkleri hakkında Rum malları sebebiyle
çıkarılan tutuklama kararlarını 'iki toplum arasında
nefret tohumu ekmek' olarak nitelendirdi.
Erdoğan'dan
'yeni süreç' vurgusu
Bu arada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta
referandum sürecini geride kaldığını ve yeni bir
sürecin başlayacağını dile getirdi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la Moskova'daki törende kısa bir
görüşme imkanı bulduğunu ifade eden Başbakan, Annan'ın
sorunla ilgili yeni bir süreç başlatmaya sıcak
baktığını söyledi.
Erdoğan, ABD'ye yapacağı ziyaret sırasında
Kıbrıs konusunda Annan'la daha detaylı bir görüşme
yapacağını da sözlerine ekledi.
Kıbrıslı Türkler, Rumlardan son iki
yılda kaç kimlik ve pasaport aldı?
Güney Lefkoşadaki Rum
Kaymakamlığı, son iki yılda Kıbrıslı
Türklere verilen doğum, kimlik ve pasaport belgelerinin
sayısını açıkladı.
Politis gazetesinin Lefkoşa Rum
Kaymakamlığının verilerine dayandırılan haberine
göre, karşılıklı serbest geçişlerin
başladığı 23 Nisan 2003ten beri Kıbrıslı
Türklere 57 bin 291 adet "Kıbrıs
Cumhuriyeti" kimlik kartı, 29 bin 544
pasaport, 155 bin 985 doğum belgesi verildi.
Haberde, 1 Ocak 2005ten bugüne kadar ise
Kıbrıslı Türklere 4 bin 692 kimlik kartı, 3 bin 469
pasaport ve 11 bin 162 doğum belgesinin
verildiği belirtildi.
Rum yönetiminin, Kıbrıslı
Türklerin kimlik almak için verdiği bilgileri, eski Rum malını
kullananlar aleyhinde mülkiyet davası açmak için kullandığı
basında yer almıştı. KKTC makamları, söz konusu
davaların celpnamelerini KKTCye getirecek Rum görevlilerin
tutuklanacağını açıklamıştı.
Kıbrıs Rum yönetiminin, eski Rum
malını kullanan Kıbrıslı Türkleri tespit ederek isimlerini
sınır kapılarındaki bilgisayarlara da yüklediği ve
dava açıldığında, bu kişilere sınır
kapılarından geçişleri sırasında celpnamenin de
imzalatılacağı belirtiliyor.
MÜLK TARTIŞMALARI
Bu arada, 1974ten önce Kuzey
Kıbrısta kalan Rum malları konusu, Güney Kıbrısya
yoğun şekilde tartışılıyor.
AKEL partisinin uluslararası ilişkiler
uzmanı ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosun müzakere heyetinde yer
alan Tumazos Çelebis, her Rumun kuzeyde kalan mallar için dava açma hakkına
sahip olduğunu iddia ederek, "Mahkeme kararlarının
Kıbrıs sorununun çözümü sırasında bir silah olarak
kullanılabileceğini" söyledi.
Çelebis, "mülkler sorununun ancak toplu
olarak Kıbrıs sorununun nihai çözümüyle çözülebileceğini"
belirtti.
AKEL milletvekili ve Meclis İçişleri
Komitesi Başkanı Andros Kiprianu, Rumların açtığı
davaları destekleyerek, "Kıbrıs Türkleri ve yabancılar
Kıbrıs Rum malları üzerinde gelişigüzel inşaat
yapmaya devam ettiği sürece, Kıbrıslı Rumlardan bu
davalarını sona erdirmelerini isteyemezsiniz" dedi EVRODİ
partisi lideri Prodromos Prodromu ise KKTCdeki eski Rum mallarının
satışının nedeninin Annan Planı olduğunu ileri
sürdü.
Prodromu, "Annan Planının
yaşayabilir bir plan olmadığını ve kendilerinin sadece
Avrupai bir çözümle kurtulabileceğini" kaydetti.
EVRODİ milletvekili avukat Hristodulos
Taramuntas da, onbinlerce Rumun, KKTCdeki eski mülkleri için, tüm
yabancıları, Kıbrıslı Türkleri, hatta Türkiye
kökenlileri bile "mahkemelere sürüklemeye" hazır olduğunu
söyledi.
Mülklerle ilgili tüm konularda Rumları
yönlendirecek bir kurumun oluşturulması gerektiğini ifade eden
Taramuntas, "Diğer meslektaşlarımla birlikte muhtelif
davaları AİHMde mümkün olan en az maliyetle savunacağız.
Vatandaşı Kıbrıstaki hukukla ilgili her türlü
aydınlatmaya hazırız. Bir siyasetçi olarak hiçbir zaman boyun
eğmeyeceğim. Hiçbir göçmenin hakkının yenmesine rıza
göstermeyeceğim" dedi.
Taramuntas, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşları için de tutuklama emri çıkarabileceklerini ve Güney
Kıbrısa geçmeleri halinde onları tutuklayabileceklerini iddia
etti. Taramuntas, "Türkiye kökenliler için tutuklama emri çıkarmak
için Türkiyenin ABye girmesini beklememiz gerekmez" diye konuştu.
MILLIYET 09/05/05
Kıbrıslı
Türk'e dava vız geldi
RADIKAL 09/05/05
YORGO
KIRBAKİ
ATİNA
- Rum Yönetimi'nin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği alan
Kıbrıslı Türkler arasında 'Rum malları' üzerinde
oturanları saptayıp Rum mahkemelerinde tahliye ve tazminat
davaları açması Türkleri korkutmadı. Rum makamlarının
1 Mayıs'tan bu yana Kıbrıslı Türklere 4 bin 692 kimlik, 3
bin 469 pasaport ve 11 bin 162 doğum tasdik belgesi verdiği
kaydedildi.
Lefkoşa'nın Rum kesemi'nin bölge valisi Argiris Papanastasiu,
Türklerin kimlik ve pasaport almak için başvurularının
sürdüğünü söyledi. Rum makamlarının verdiği resmi bilgilere
göre, KKTC yönetiminin kuzeyle güney arasında geçişleri serbest
bıraktığı 23 Nisan 2003'ten beri iki yıl içinde 57 bin
291 Kıbrıslı Türke 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimliği
verildi. Aynı sürede 'Kıbrıs Cumhuriyeti' pasaportu alan
Türklerin sayısı 29 bin 544. Kıbrıslı Türkler
ayrıca Rum Kesimi'nde çeşitli devlet dairelerindeki işlemler
için gerekli 155 bin 985 doğum belgesi (bir kişi gerektiğinde
birkaç kez başvurabiliyor) verildi. Politis gazetesine göre, 12 yaşından
küçüklere kimlik verilmediği ve 2003 öncesinde kimlik alanların da
bulunduğu göz önüne alınırsa, KKTC'de yaşayan
Kıbrıslı Türklerin çoğunluğu artık
'Kıbrıs Cumhuriyeti' vatandaşı oldu.
KKTC'de
Soyer hükümeti
RADIKAL 09/05/05
AA - LEFKOŞA - KKTC'de Mehmet Ali
Talat'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cumhuriyetçi
Türk Partisi (CTP) Genel Başkanvekili Ferdi
Sabit Soyer başkanlığında kurulan CTP-Demokrat Parti (DP)
koalisyonu meclisten dün güvenoyu aldı. Oylamada 28 vekil 'Kabul', 19
vekil ise 'Ret'
oyu kullandı. Oylamanın ardından bir açıklama yapan Soyer,
"Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitliği ve
ortaklığı temelinde bir sonuca ulaşmak Kıbrıs
sorununun çözümünün esasıdır. Kıbrıs Türk halkı
geleceği Kıbrıslı Rumlarla birlikte, siyasal eşitlik
ve ortaklık temelinde kurmak istiyor" dedi.
Rum
patriğe ülkücü taciz
RADIKAL 09/05/05
TURAN
GÜLTEKİN
TAHSİN TUNA
İZMİR
- Fener Rum Patriği Bartholomeos, Bergama'daki Bergama Bazilikası'nda
bu yıl üçüncü kez düzenlenen ayine katıldı. Ancak aynı
saatte bazilikanın yanındaki camide toplanan ülkücüler, ayini
protesto etti ve 'Bartholomeos Bergama'yı terk et' sloganı attı.
'Mısır Tanrılarının Tapınağı' olarak da
bilinen, Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri olan ve
İncil'de adı Aziz Yuhanna ile birlikte geçen Bergama
Bazilikası'nın önündeki Kızıl Avlu'da, Aziz Yuhanna'yı
anmak için ayin düzenlendi. Sabah saat 10.00'da başlayan ayine,
Bartholomeos'un yanı sıra İstanbul Ermeni Patriği Mutafyan,
Bergama Belediye Başkanı AKP'li Raşit Ürper, Dikili Belediye
Başkanı SHP'li Osman Özgüven, Yunanistan'ın Midilli Valisi
Pavlos Voyacis, Ankara Büyük-elçisi Mihail B. Kristides, Yunanistan'ın
Avustralya Büyükelçisi Fotis Ksidas, Midilli Metropoliti Lakavos ile adalar ve
Yunanistan'dan gelen yaklaşık 300 kişi katıldı.
Bergama Metropoliti Prof. Dr. İonnis Zizioulas'ın yönettiği
ayinde Bartholomeos, Yunanistan'da yüzyıllardır verilen ve
şimdiye kadar sadece 158 kişiye sunulan Kilise
Nişanı'nı, Türk-Yunan dostluğuna hizmetinden dolayı
Midilli Valisi Voyacis'e taktı.
Ayin sürerken, Bergama ve çevre ilçelerden gelen 30 ülkücü Bartholomeos'u
protesto etti. Ülkücüler, Bazilika'nın yanındaki Kurtuluş Camii
girişine Türk bayrağı astı, bahçede lokma
dağıttı, minibüs üzerine yükledikleri ses sisteminden Mehter
Marşı çaldı, Atatürk ve milli mücadele şehitleri ruhuna
mevlit okuttu. Bergama Ülkü Ocakları Başkanı Özkan Karadiken,
"Bartholomeos, kendini 'yeni Roma ve Konstantinopol Başpiskoposu ve
Evrensel Patriği' olarak tanıtıyor, Lozan
Antlaşması'nı ihlal ediyor. Bu kişiye haddi bildirilmeli"
dedi. Grup Bartholomeos aleyhine slongan attı. Protesto nedeniyle
Kızıl Avlu ve civarında polis sıkı güvenlik önlemi
aldı.
Bartholomeos ise ayini düzenlemelerine izin veren İzmir Valisi Yusuf Ziya
Göksu, Bergama Kaymakamı Hüseyin Eren, Bergama Belediye Başkanı
Raşit Ürper'e teşekkür ederek, "Herkesin dinine
saygılıyız, yeter ki sevgi,
birlik, beraberlik olsun. Bu vatan hepimizin, problemimiz yok, herkesi
seviyoruz" dedi.
Otomobiline yumurta
attılar
Bartholomeos törenin ardından Bergama Ticaret Odası Başkanvekili
Lütfi Holat'ın kullandığı otomobille AKP'li Bergama
Belediye Başkanı Ürper'i ziyarete giderken, polisin güvenlik önlemine
karşın ilçe merkezinde
bir grup ülkücünün yumurtalı saldırısına uğradı.
Birkaç yumurta otomobile isabet etti.
Hükümet güvenoyu aldı
|
29 KABUL 19
RET... CTP-DP Koalisyon hükümeti meclisten güvenoyu aldı. Cumhuriyet
Meclisi genel kurulunda yapılan oylamada hükümete 28 kabul 19 ret oyu
verildi. İki milletvekilinin katılmadığı
toplantıda UBP milletvekilleriyle BDH milletvekili ret oyu kullandı SOYER:
ELEŞTİRİLERİ DİKKATE ALACAĞIZ.... Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, hükümetin tam bir işbirliği ve koordinasyon
içinde hareket edeceğini vurguladı ve tüm milletvekillerine
teşekkür etti. Çalışmalarında muhalefet partilerinin de
eleştirilerini dikkate alacaklarını belirten Soyer, Rum
yönetimine de seslenerek "barış" mesajı verdi Cumhuriyetçi
Türk Partisi- Demokrat Parti (CTP-DP) Koalisyon Hükümeti meclisten güvenoyu
aldı. Cumhuriyet
Meclisi genel kurulunda yapılan oylamada hükümete 28 kabul 19 ret oyu
verildi. İki
milletvekilinin katılmadığı toplantıda UBP
milletvekilleriyle BDH milletvekili ret oyu kullandı. Güven
oylamasının ardından söz alan Başbakan Ferdi Sabit Soyer
hükümetin tam bir işbirliği içinde hareket edeceğini vurguladı
ve tüm milletvekillerine teşekkür etti. Meclis
10.40'da toplandı Cumhuriyet
Meclisi Genel Kurulu, CTP/BG- DP Koalisyon Hükümeti'nin güven oylaması
için dün saat 10.40'da Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu
başkanlığında toplandı. Gündem
gereği ilk olarak onaya ve bilgiye sunuşların
yapıldığı genel kurulda, Danışma Kurulu'nun bir
sonraki meclis birleşiminin 13 Mayıs Cuma gün
yapılmasını öngören kararı oybirliğiyle kabul
edildi. Bu bölümde,
Ekonomi, Maliye Bütçe ve Plan Komitesi'nde CTP Milletvekili Sonay Adem'den
boşalan komite üyeliğine CTP Milletvekili Nazım
Beratlı'nın getirilmesi de oybirliğiyle
kararlaştırıldı. Daha sonra
güven oylamasına geçildi. Açık oyla yapılan güven
oylamasında, sırasıyla adları okunan milletvekilleri
"kabul, "ret" veya "çekimser" diyerek oy
doğrultularını açıkladılar. CTP
Milletvekili Okan Dağlı ve UBP Milletvekili İrsen Küçük'ün
hazır bulunmadığı meclis oturumunda, 18 UBP milletvekili
ile BDH'yı tek sandalyeyle temsil eden Mustafa Akıncı ret oyu
verirken, salondaki CTP-BG ve DP milletvekilleri 28 kabul oyu kullandı. Güvenoyu için
toplantıda hazır bulunan milletvekillerinin çoğunluğunun
kabul oyu vermesi yeterli olduğundan mecliste toplam 29 sandalyeyle
temsil edilen hükümetin Bakanlar Kurulu güvenoyu almış
sayıldı. Güvenoyu için
toplantıda hazır bulunan milletvekillerinin çoğunluğunun
kabul oyu vermesi güvenoyu için yeterli. Açık
oyla yapılan güven oylamasında, adları okunan milletvekilleri
"kabul", "ret" veya "çekimser" diyerek oy
doğrultularını açıkladı. Oylama Anayasa
gereği, Hükümet Programı üzerine yapılan görüşmelerin
bitiminden bir tam gün sonra başvurulan güvenoylaması, açık
oyla, ad okunarak yapılıyor. Oylamada, güvenoyu verenlerin
sayısı ret oyu verenlerden fazla ise Bakanlar Kurulu güvenoyu
almış oluyor. Aksi halde güvenoyu almamış olur ve
Başbakan istifasını Cumhurbaşkanı'na sunar. 20. hükümet
olarak kurulan koalisyon hükümetinin 48 sayfalık hükümet programı
salı günü Meclis'e sunulmuş, programla ilgili görüşmeler ise
cuma gecesi geç saatlerde tamamlanmıştı. Anayasa uyarınca
hükümet programı üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından bir
tam gün sonra güven oylamasına gidilir. CTP Genel
Başkan Vekili Ferdi Sabit Soyer, 25 Nisan'da Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmiş ve
Soyer koalisyonun kabinesini 26 Nisan'da Cumhurbaşkanı'na
sunmuştu. Koalisyon
hükümeti 23'ü CTP, 6'sı da DP olmak üzere Meclis'te 29 sandalye ile
temsil ediliyor. Meclis'teki muhalefet partileri Ulusal Birlik Partisi 19,
Barış ve Demokrasi Hareketi ise 1 sandalyeye sahip. CTP
Lefkoşa Milletvekili Mehmet Ali Talat'ın
cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle bir sandalye de boş
bulunuyor. Soyer:
İşbirliği ve koordinasyon içinde hareket edeceğiz Güven
oylamasının ardından söz alan Başbakan Ferdi Sabit Soyer,
hükümetin tam bir işbirliği ve koordinasyon içinde hareket
edeceğini vurguladı ve tüm milletvekillerine teşekkür etti. Çalışmalarında
muhalefet partilerinin de eleştirilerini dikkate alacaklarını
belirten Soyer, Rum yönetimine de seslenerek barış mesajı
verdiği konuşmasında anneleri de unutmadı. Güven
oylaması tamamlandıktan sonra kürsüye çıkarak
milletvekillerine hitaben teşekkür konuşmasını yapan
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, öncelikle, Anneler Günü olması
dolayısıyla tüm anneleri kutlayarak iyi dileklerini iletti. Başbakan
Soyer, hükümet programına bağlı çalışmalarında,
hükümete ret oyu veren muhalefet partilerinin de eleştirilerini dikkate
alacaklarını ve gerek basın gerek sivil toplum örgütleriyle
diyalog içinde olacaklarını belirtti. "Hükümetimiz tam bir
işbirliği ve koordinasyon içinde hareket edecektir" diyen
Soyer, "kritik" diye nitelediği gelecek dönemde özellikle
Kıbrıs konusunda, cumhurbaşkanı ve Türkiye hükümetiyle de
uyum ve işbirliğinin sürdürüleceğini kaydetti. Soyer,
insanlara sevgiyle yaklaşmayı hedef edineceklerine işaret
ettiği konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının
üretken, girişimci bir devlet yapısıyla etkin
uluslararası ilişkilere ihtiyaç duyduğunu belirterek "21.
yüzyıl bu vizyonla hareket etmeyi gerektirir" dedi ve dünya ile
AB'ye uyum sağlanamaması halinde zorluklar
yaşanacağı uyarısında bulundu. "Çözüm
için siyasi eşitlik esas" Rum
yönetimine de seslenen Soyer, Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un
Kıbrıs Türk halkını "azınlık" görerek
siyasal eşitliğini kabul etmemesini eleştirdi ve adada, iki
eşit halkın varlığının kabulünün
Kıbrıs sorununun çözümü için esas olduğuna dikkat çekti. "Kıbrıs
Türk halkı Kıbrıs'ı bir barış adası yapmak
istiyor" diyen Soyer, yeni yüzyıla Kıbrıs, Türkiye ve
Yunanistan halklarının sorunsuz, gelişerek ilerleyeceği
bir ortamda girme arzusunda olduklarını belirtirken, bu
çağdaş ve demokratik görevi yerine getirmek için hep birlikte
çalışacaklarını kaydetti. Soyer, içte
de Kıbrıs Türk halkının demokratik, siyasal, sosyal ve
ekonomik gelişimi için gayret göstereceklerini belirtti ve tüm
milletvekillerine teşekkür etti. Genel Kurulun
bugün aldığı karar uyarınca gelen birleşim 13
Mayıs Cuma günü yapılacak ve bu söz konusu birleşimde yasama
ile denetim görevleri birlikte yerine getirilecek. |
KIBRIS 09/05/05
Kıbrıs sorununun çözümünde AB başrol oynamayacak
Fransa'nın
Güney Kıbrıs Büyükelçisi Hadelin De La Tour-Du-Pin AB'nin AB'nin ne
Kıbrıs sorununun çözümü için yeni girişim
başlatılması konusunda başı çekme niyetinde
olmadığını, başlaması halinde ise müzakerelerde
başrol üstlenmeyeceğini açıkladı.
Fransız
Büyükelçi Tour-Du-Pin'in Politis gazetesiyle yaptığı
söyleşide "Avrupa Birliği'nin Kıbrıs sorununun çözümü
amacıyla yeni bir girişim başlatılması konusunda ne
başı çekmek gibi bir konumu bulunduğunu ne de buna niyeti
olduğunu" ifade ettiğini yazdı.
Tour-Du-Pin,
Rum Yönetimi'nin aralık ayında Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerine
başlaması kararına veto uygulamamakla sempati
kazandığını ve AB içerisinde "mantıklı bir
ortak" olarak kabul edildiğini belirtirken Kıbrıs sorununun
çözümünün BM çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti.
Tour-Du-Pin, BM
Genel Sekreteri Annan'ın iyi niyet misyonunu yeniden üstlenmeyi kabul
etmesini ve Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler
arasında müzakerelerin yeniden başlamasını
umduklarını belirtirken, çözüm sürecinde "elbette AB
yetkililerinin de yer alacağını", Annan Planı'nın
AB normlarına uyumlu olup olmadığının tespiti için ve
çözümün ekonomik yönünün bulunmasından ötürü uzmanların gerekli
olacağını, ancak AB'nin müzakerelerde başrolü
üstlenmeyeceğini vurguladı.
KIBRIS 09/05/05
Kıbrıslı
Türklere, 57 bin adet "Kıbrıs Cumhuriyeti" kimlik
kartı verildi
Kıbrıs
Rum yönetimi, karşılıklı geçişlerin
açıldığı 23 Nisan 2003'ten bugüne kadar,
Kıbrıslı Türklere toplam 57 bin 291 adet "Kıbrıs
Cumhuriyeti" kimlik kartı verdi.
Rum gazeteleri,
Kıbrıslı Türklerin büyük bir çoğunluğunun son iki
yılda "Kıbrıs Cumhuriyeti'ne" ait kimlik kartı,
pasaport ve doğum kâğıdı gibi belgelere sahip olduğunu
belirterek, bunlarla ilgili rakamlara da yer verdi.
Politis
gazetesi, Lefkoşa Rum kaymakamlığının verilerine
dayanarak, karşılıklı geçişlerin
açıldığı 23 Nisan 2003'ten bugüne kadar (2-3 gün öncesine
kadar) Kıbrıslı Türklere toplam 57 bin 291 adet
"Kıbrıs Cumhuriyeti" kimlik kartı verildiğini
yazdı.
Habere göre
diğer rakamlar ise şöyle yer aldı:
"Bölgeler
bazında ele alındığında Kıbrıslı
Türklere verilen toplam 57 bin 291 kimlik kartının, 23 bin 649'u
Lefkoşa'da, 2 bin 115'i Limasol'da, 3 bin 211'i Larnaka'da, 919'u Baf'ta,
2 bin 468'i Mağusa'da, 24 bin 929'u kayıt dairesi tarafından
verildi.
23 Nisan
2003'ten bugüne kadar olan bölümde ise Kıbrıslı Türklere toplam
29 bin 544 pasaport verildi. Bunlardan 12 bin 228'i Lefkoşa'dan, 838'i
Limasol'dan, 1570'i Larnaka'dan, 243'ü Baf'tan, 4 bin 654'ü Mağusa'dan, 10
bin 11'i ise Muhaceret hizmetlerinden alındı.
Yine aynı
dönem içinde toplam 155 bin 985 doğum kâğıdı
alınırken, 85 bin 114'ü Lefkoşa'dan, 14 bin 755'i Limasol'da, 8
bin 121'i Larnaka'da, 10 bin 588'i Baf'tan, 26 bin 556'si Mağusa'dan, 10
bin 85'i Girne'den verildi."
Gazete,
"işgal altındaki topraklardaki" Kıbrıslı
Türklerin nüfusunun 75-85 bin arasında seyrederken, rakamlara
bağlı olarak birçoğunun (57 bin 291'inin) kimlik kartı
olduğunun söylenebileceğini savundu.
Gazete, 1 Ocak
2005'ten bugüne kadar ise Kıbrıslı Türklere toplam 4 bin 692
kimlik kartı, 3 bin 469 pasaport ve 11 bin 162 doğum
kâğıdı verildiğini de yazdı.
KIBRIS 09/05/05
|
Rumlardan 3
Türke tutuklama emri |
|
|
|
Güney Kıbrıs
Rum Yönetimi, KKTCde 1974 öncesi Rumlara ait taşınmazları
kullananlar hakkında mahkeme celpnamelerini çıkarmasının
ardından, ilk kez 3ü Türk 4 kişi hakkında Avrupa genelinde
tutuklama emri çıkardı. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
10 Mayıs 2005 Hakkında tutuklama emri çıkarılanlar
arasında bugün Güney Kıbrısta ilk duruşması
yapılan Hüseyin Çağıner de bulunuyor. Bu arada son
gelişmeleri değerlendiren KKTCnin eski cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, mülk davalarının insanları silahlı
kavgaya götürebileceğini söyledi. |
Rum Fileleftheros gazetesinin
haberine göre, Rum polisi Girnenin en büyük İngiliz emlakçısı
Mark Anwin için Rum malları üzerine turistik tesisler yapma suçundan
Avrupa genelinde tutuklama emri çıkardı.
Mark Unwinin inşaat şirketinin yöneticisi
olan bir Türk hakkında da tutuklama emri çıkarıldı.
Rumlar ayrıca, KKTCnin ünlü
işadamlarından Aziz Kent hakkında, Girneye bağlı
Laptada eski Rum arazisi üzerine otel kurduğu gerekçesiyle tutuklama emri
çıkardı.
MÜLK DAVASI ERTELENDİ
Rumlar, celp krizinin çıkmasına neden olan
ve halen mahkemesi devam eden işadamı Hüseyin Çağıner
hakkında da tutuklama emri çıkardı. Çağıner
hakkındaki dava, 4 sayfalık savunma metninin Rumcaya çevirisi
yapılmadığından Cuma gününe ertelendi.
Dava ertelendiği için
türk tarafı itirazlarını iletemedi. Türk tarafı;
davanın Rum Kesiminde görülmesine, mahkemede bir Türk yargıç
bulunmamasına ve dava dosyasında Hüseyin Çağınerin
soyadının Çağner olarak geçmesine itiraz ediyor.
Bu dava ile birlikte Kıbrıs Türk
tarafı siyasi içerikli bir davada ilk kez kendini savunmuş da oluyor.
Davacı Rum şirketi, tahliye ve tazminat istiyor.
Rum Yönetimi ise ilgili Rum şirketin
açtığı davanın bireysel bir girişim olduğunu
savunuyor ve taraf olmadığını belirtiyor.
DENKTAŞ: SİLAHLI KAVGAYA YOL AÇAR
Bu arada, gelişmeleri yorumlayan KKTCnin eski
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların
Kıbrıslı Türklere açtığı mülk
davalarının, insanları silahlı kavgaya götüreceğini
söyledi.
Mülk konusunun siyasi olduğunu belirten
denktaş, rum tarafının türk mallarını ya tahrip
ettiğini ya da mecburi istimlak adı altında el koyduğunu
söyledi
|
İngilizlere
KKTCde emlak uyarısı |
|
|
|
İngiliz The
Observer gazetesi, İngilizleri KKTCde mülk edinmemeleri konusunda
uyardı. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
9 Mayıs 2005 Gazete, birçok emlakçının KKTCde ucuz ev
satışına başlamasıyla ilgili uyarılarda
bulundu. |
The Observer tam sayfa
yayınlanan haberinde Kıbrıs Rum Yönetiminin, kuzeyde Rumlara
ait olduğu iddia edilen evleri satın alan yabancılara dava
açtığını hatırlattı ve Kuzeyde mülk edinmek
hukuki ve mali bir kabusa dönüşebilir dedi.
Bir Rum mahkemesinin, İngiliz Orams çiftinin
Türk tarafında satın aldıkları villayı
yıkmasına ve evin sahibi olduğu iddia edilen Ruma tazminat
ödemesine karar verdiği hatırlatıldı.
Rum İçişleri Bakanı Andrea Kristou
da, kuzeyde mülk edinen yabancılara dava açılmasını
savundu. Kristou, Bir Kıbrıslı Türkün koşullar
gerektirdiği için bir Ruma ait evde yaşamasıyla, bir
yabancının bir Rumun evini tatil için satın alması arasında
fark vardır dedi.
|
Atina ile Rum
Kesimi anlaşamadı |
|||
|
|
|||
|
Yunanistan
Dışişleri Bakanı, Rum Yönetimi ile BM arasında
Kıbrısta çözüme yönelik öngörüşmelerin Mayıs
ortasında başlayacağını açıkladı. |
|||
|
|
|||
|
NTV |
|||
|
10 Mayıs 2005 Birleşmiş Milletler de , Kıbrıs
Rum Kesiminin görüşmeleri başlatmaya hazır olduğu
yönünde sinyal verdiğini bildirdi ancak Rum Yönetimi lideri Papadopulos,
Yeni bir girişim olduğunu söylemek için henüz çok erken dedi. |
|
|
Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros
Molivyatis, Kıbrısta çözüm sağlanmasına yönelik
öngörüşmelerinin Mayıs ortasında
başlayacağını açıkladı.
Molivyatis, Rum Yönetimi ile BM arasında ilk
adımın son adım olmamasını sağlamak için
öngörüşmeler yapılacağını söyledi. BM sözcüsü ise,
Rum lider Tasos Papadopulosun görüşmelerin nasıl
başlayacağını ele almak üzere New Yorktaki BM Genel Merkezine
temsilci yollayacağını bildirdi.
PAPADOPULOS: ACELE ETMEYELİM
Ancak Rum lider Papadopulos, Adada çözüme yönelik
yeni girişim düşüncesinin olgunlaşmadığını
söyledi. Papadopulos, Yeni girişim başlatılması konusunda
aceleci olmayalım. Yeni bir diyalog sürecinin başlamasından
önce, önümüzde hala uzun bir yol var diye konuştu.
HİÇBİR KONUDA ANLAŞMADIK
Tasos Papadopulos, Rum Antenna televizyonuna
yaptığı açıklamada ise, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Moskovada
yaptıkları üçlü görüşmede, hiçbir süreç üzerinde anlaşmaya
varmadıklarını bildirdi. Papadopulos, Erdoğanın
açıklamalarını abartılı olarak değerlendirdi.
ABden
Kıbrıs atağı
AB Komisyonunun
genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, iki gün sürecek ziyaret için
Perşembe günü Adaya gidiyor.
10 Mayıs 2005 Rehn; Kıbrıs ziyaretinde, taraflarla
diyoloğu geliştirmeyi amaçlıyor
ABnin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehnin sözcüsü
Christina Nagy, Rehnin Adanın iki kesiminde siyasi yetkililerle ve sivil
toplum örgütlerinin temsilcileriyle görüşmelerde
bulunacağını bildirdi.
AB GİRİŞİMLERİ DESTEKLEMEYE HAZIR
AB Komisyonunun, Kıbrıs sorununun çözümü
için BM çerçevesinde yapılacak girişimleri desteklemeye hazır
olduğunu bildiren sözcü, müzakerelerin tekrar başlamasına ve
çözüm bulma sürecine katkıda bulunmak istediklerini
Sözcü, Kıbrıslı Türklere yönelik
yardımlara ve ticari kolaylık getirecek uygulamalara ilişkin
önerilerin geçen sene karar organı olan AB Konseyine iletildiğini,
bu önerilerin onaylanmasını hala umut ettiklerini bildirdi.
Rehnin sözcüsü, Komisyonun bu alanda Konseyden
bir karar çıkması için aktif rol üstlenmeye hazır olduğunu
da kaydetti.
|
KKTCye
demirleyen kaptan tutuklama |
|
|
|
Rum polisi, bir
yıl önce KKTCnin Gazimağusa limanına demirleyen geminin Rum
kaptanını dün Limasol limanına demir atar atmaz
tutukladı. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
10 Mayıs 2005 Simerini gazetesinin haberine göre, Rum Yönetimi,
Admiraf Peripot adlı geminin kaptanı hakkında, yasadışı
Mağusa limanına girdiği iddiasıyla
çıkardığı tutuklama emrini yerine getirdi. |
Gazimağusa limanına demirlediğini kabul eden
Ukrayna bandıralı geminin kaptanı, Limasol mahkemesine
sevkedildi. Mahkeme, 29 Eylülde yapılacak duruşmaya kadar
kaptanı kefaletle serbest bırakma kararı aldı.
Bu arada, kısa bir süre önce Gazimağusa
limanına demirleyen Yunan gemisinin kaptanı da, bir gazeteye
verdiği demeçte vatan haini olmadığını, gemiyi
kiralayan İngiliz şirketinin baskısı üzerine
Gazimağusa limanına demirlemek zorunda kaldığını
söyledi.
Talat çözüm için strateji arayışında
10 Mayıs, 2005 21:24:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, göreve yeni
başladıklarını ve Kıbrıs sorunu konusunda henüz
hazırlık çalışmaları yaptıklarını ifade
ederek, yeni strateji ve politikaları belirleme aşamasını
yaşadıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı
Talat, 30'uncu kuruluş yıldönümünü kutlayan KKTC Kamu-Sen'in
davetlisi olarak adada bulunan Salim Uslu başkanlığındaki
Hak-İş Konfederasyonu yetkililerini kabulünde bir konuşma
yaptı.
Talat önlerindeki en büyük sorununun Kıbrıs sorunu olduğunu, bu
konuda beklentilerin, umutların, umutsuzlukların bulunduğunu
kaydetti.
Yeni strateji ve politikaları belirleme aşamasında
olduklarını belirten Talat, hayatın devam ettiğini ve
ortaya mülkiyet davalarının çıktığını
söyledi.
"Sorun
çözülmeli"
Talat, bu gibi konuların Kıbrıs sorununu daha bir 'çözümlenmesi
gereken konu' haline getirdiğini vurguladı. Talat, genel
strateji ve politikalarının doğru olduğunu, çünkü Kıbrıs
sorunundan kurtulunmaması halinde diğer sorunların yeterince ele
alınamayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, 'Kıbrıs sorununda şu anda
beklenenin, BM Genel Sekreteri'nin koşul gibi ortaya koyduğu
taleplerinin Rum yönetimince karşılanarak müzakerelerin
başlaması olduğunu' belirtti.
Talat, önemli günler yaşandığını, Türkiye'nin AB'yle
müzakerelere başlayacağı 3 ekime doğru hareketlenmenin
artacağını kaydetti.
Yunanistan'dan
barış girişimi vaadi
Bu arada, Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis,
Kıbrıs'ta BM gözetimindeki barış görüşmelerinin ilk
adımının bu ayın ortalarında
başlayacağını söyledi.
Molivyatis, mayıs ortasında Birleşmiş Milletler ile Rum
Kesimi temsilcilerinin biraraya gelerek ilk adımı
atacağını belirtti.
Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos ise, şu aşamada
Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlatılmasına
ilişkin bir girişimin söz konusu olmadığını
açıkladı.
Bir basın toplantısı düzenleyen Rusopulos,
Kıbrıs'ın adil ve işler bir çözüme kavuşturulması
yönündeki girişimlerin başarılı olabilmesi için iyi
hazırlık yapılması gerektiğini söyledi.
Rusopulos, Başbakan Kostas Karamanlis'in 20 mayısta ABD'ye
yapacağı özel ziyarette BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile
görüşüp görüşmeyeceğini bilmediğini kaydetti.
Rumlar, Ukraynalı gemi kaptanını tutukladı
Ukraynalı kaptan bir yıl önce Gazimagosa Limanı'na
demirlemişti
10 Mayıs, 2005 18:08:00 (TSİ) CNN TURK
Rum polisi, 23 mart 2003 tarihinde KKTC'nin Gazimagosa
Limanı'na gelen 'Admiraf Peripot' ticaret gemisinin kaptanı Vala
Malein'i dün Limasol Limanı'na demir atar atmaz tutukladı.
Simerini
gazetesine göre, Rum yönetiminin, Malein hakkında 'yasadışı
kapalı Magosa limanına' girdiği iddiasıyla daha önce
çıkardığı tutuklama emri dün yerine getirildi.
Ukrayna bandıralı geminin kaptanı Malein, Rum polisine
verdiği ifadede Gazimagosa Limanı'na demirlediğini kabul etti.
Gazeteye göre, Malein dün Limasol mahkemesine sevk edildi ve
duruşması 29 eylülde olacak.
Mahkeme, bin Kıbrıs Lirası (KL) kefalet ödeyen Malein'in
duruşma gününe kadar serbest bırakılmasına karar
verdi.
Bu arada, kısa bir süre önce Gazimagosa Limanı'na demirleyip, Rum
tarafı ve Yunanistan'ın tepkisini çeken 'Aegean Sun' adlı Yunan
gemisinin kaptanı, bir gazeteyle röportajında, 'vatan haini
olmadığını, gemiyi kiralayan İngiliz şirketi
tarafından kandırıldığını' söyledi.
Yunan kaptan, ''İngilizler bize şantaj yapıyordu. Magosa'ya
gitmememiz halinde yargıyla başımızın derde
gireceğini söylüyorlardı'' diye konuştu.
Kıbrıs'ta çözüm bilmecesi
10 Mayıs, 2005 15:44:00 (TSİ) CNN TURK
Yunanistan Dışişleri Bakanı
Petros Molivyatis, Kıbrıs'ta BM gözetimindeki barış
görüşmelerinin ilk adımının bu ayın ortalarında
başlayacağını söyledi.
Molivyatis,
mayıs ortasında Birleşmiş Milletler ile Rum
Kesimi temsilcilerinin biraraya gelerek ilk adımı
atacağını belirtti.
Yunanistan hükümet sözcüsü Teodoros Rusopulos ise, şu aşamada
Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlatılmasına
ilişkin bir girişimin söz konusu
olmadığını açıkladı.
Bir basın toplantısı düzenleyen Rusopulos,
Kıbrıs'ın adil ve işler bir çözüme kavuşturulması
yönündeki girişimlerin başarılı olabilmesi için iyi
hazırlık yapılması gerektiğini söyledi.
Rusopulos, Başbakan Kostas Karamanlis'in 20 mayısta ABD'ye
yapacağı özel ziyarette BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile
görüşüp görüşmeyeceğini bilmediğini kaydetti.
"Erdoğan'ın
açıklaması abartılı"
Papadopulos, Başbakan Erdoğan ve BM Benel Sekreteri Annan ile
Moskova'da yaptıkları üçlü görüşmede 'hiçbir süreç
üzerinde anlaşmaya varmadıklarını' söyledi.
Rum Antenna televizyonuna konuşan Rum lider, Başbakan
Erdoğan'ın açıklamalarını 'abartılı' olarak
niteledi. Papadopulos, "Türkiye Başbakanı Erdoğan
görüşmede, 'çıkmazın hiç kimseye bir yardımının
dokunmadığını ve ilerlemenin bir yolunun bulunması
gerektiğini' ifade etti, bu görüşe gerek ben, gerek BM Genel
Sekreteri destek verdik'' dedi.
Rum Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sotos
Zakheos da, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'nda
yapılmasını istediği değişiklikleri
sözlü olarak sunmasını BM'nin kabul ettiğini söyledi.
Bugün sabah
saatlerinde Birleşmiş Milletler'in bir sözcüsü Güney
Kıbrıs'ın müzakere masasına dönme niyetinde olduğunu
açıkladı. Ancak birkaç saat sonra Rum lider Tasos Papadopulos
ise, yeni Kıbrıs müzakereleri fikrinin henüz
olgunlaşmadığını söyledi.
Kıbrıs Rum yönetimi
lideri Tasos Papadopulos Ada'da taraflar arasında çözüme yönelik
görüşmelerin başlaması fikrinin henüz
olgunlaşmadığını söyledi.
Gazetecilere bir açıklama
yapan Rum lider, "yeni görüşmeler için acele etmeyelim. Yeni
görüşmelerin başlaması için önümüzde hala uzun bir yol var"
dedi.
BM 'Rum tarafı görüşmelere hazır' demişti
Bu sabah Birleşmiş Milletler'in bir sözcüsü Reuters haber
ajansına Rum Kesiminin Kıbrısta çözüm için yeni
görüşmelere hazır olduğunu ve bu çerçevede görüşmelerin
yöntemini belirlemek için BMye bir temsilci gönderileceğini
açıklamıştı. Sözcü ayrıca, Rum lider Papadopulosun da
bunu doğruladığını belirtmişti.
Konuyu manşetlerine
taşıyan Rum gazeteleri, Moskova'daki görüşmede Annan Planı
temelinde yeni görüşmelerin başlaması kararı
alındığını ve bu kapsamda Annan ve Papadopulos'un
karşılıklı temsilci gönderme sözü verdiklerini yazdı.
Haberlere göre Annan, Rum temsilcinin New York temaslarını
tamamlamasının ardından siyasi işlerden sorumlu
yardımcısı Kieran Prendergast'ı Kıbrıs'a
gönderecek.
Dün Rusyanın başkenti Moskovada BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve
Rum lider Tasos Papadopulosla kısa bir görüşme yapan Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan da, Kıbrıs'ta yeni bir sürecin
başlayabileceği sinyalini vermişti.
Erdoğan, ''Annan ve Papadapulos ile yaptığımız
üçlü görüşmede, referandum ve ondan sonraki sürecin artık geride
kaldığı, yeni bir sürecin başlayabileceği hususunu
Sayın Annan kendileri ifade etti" demişti.
Papadopulos 'zorlu'
isteklerini sıralamıştı
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos geçtiğimiz hafta
yine Reuters'a özel bir demeç vererek Ada'da çözüm için 'zorlu' isteklerini
sıralamıştı.
Bunlardan biri yaklaşık 30 bir Türk askerinin Ada'dan çekilmesiydi.
Hatta Papadopulos bu isteğin kuzey ve güneyin birleşmesi için ana
koşul olduğununun da altını çizmişti.
Uzlaşmak için daima zaman olduğunu söyleyen Rum lider,
görüşmelere başlamadan bir öngörüde bulunmanın zorluğuna da
dikkat çekmişti.
Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihinden
önce Ada'nın birleşeceğine inanmadığını
açıklayan Papadopulos, yükümlülüklerini yerine getirdiği taktirde
Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmek için özel bir çabalarının
olmadığını da söylemişti.
Annan Planını Rumlar kabul etmemişti
Kıbrısta
uluslararası çabaların bir sonucu olarak Birleşmiş
Milletler öncülüğünde barış görüşmeleri
başlatılmış ve bu görüşmeler geçtiğimiz yıl
24 nisan ayında Annan Planı'nın referanduma sunulması ve
reddedilmesiyle son bulmuştu.
Kıbrıs Türk halkının yüzde 64.91i plana evet derken,
Kıbrıs Rum halkının yüzde 75.83'ü plana hayır
demişti. Böylece aylarca sürdürülen zorlu müzakere süreci tekrar
çözümsüzlükle sonuçlanmıştı.
Rum halkının planı reddetmesinde, Rum lider Papadopulosun
referandum öncesi TV ekranlarından halka hitaben yaptığı
plana hayır deyin konuşması etkili olmuştu.
İlk mülkiyet davasında dört tutuklama
10 Mayıs, 2005 15:50:00 (TSİ) CNN TURK
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC'deki 1974 öncesi Rum
malını kullananlar hakkında mahkeme celpnamelerini
çıkarmasının ardından, ilk kez üçü Türk dört kişi
hakkında 'Avrupa tutuklama emri' çıkardı.
1974'ten
önce Rumlara ait olan mülk üzerinde oturan Kıbrıslı Türkler
hakkında Güney Kıbrıs'ta açılan davaların ilki bugün
başladı. Davada, mülk sorunu konusunda bundan sonraki süreçte
izlenecek yol belirginleşecek.
Güney Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bir Rum şirketinin,
Gazimağusa'daki Hurma Restoran'ın işletmecisi Hüseyin
Çağıner aleyhine açtığı tahliye ve tazminat
davasının ilk duruşması bugün Güney Kıbrıs'taki
Larnaka Kaza Mahkemesi'nde yapıldı.
Duruşmada, 'şartlı ispatı vücut' talebinin görüşülmesi
13 mayıs cuma gününe ertelendi. Duruşmanın,
Çağıner'in avukatlarının şartlı ispatı vücut
talebiyle ilgili olarak 4 mayısta mahkemeye sunduğu dört
sayfalık metnin tercüme edilmemesi nedeniyle ertelendiği belirtildi.
Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, tutuklama emirleri, Rum polis
genel müdürünün talimatıyla ve Başsavcı Petros Kliridis'in
onayıyla çıkarıldı.
Rum polisi, Girne'nin en büyük İngiliz emlakçısı Mark Unwin'i
hakkında Rum malları üzerine Girne'de turistik tesisler yapmaktan
'Avrupa tutuklama emri' çıkardı.
Mark Unwin'in inşaat şirketi yöneticisi bir Türk hakkında da
tutuklama emri çıkarıldı. Unwin aleyhindeki şikayetleri
Hristos Matzios ile Yakavos ve Yeoryios Yakovos yaptı.
Rumlar ayrıca, KKTC'nin ünlü işadamlarından Aziz Kent
hakkında, Girne'ye bağlı Lapta'da eski Rum arazisi üzerine otel
kurduğu gerekçesiyle tutuklama emri çıkardı.
Con Aziz adıyla bilinen Aziz Kent'in Girne'de bir çok otel ve turistik
tesisi bulunuyor. Rumlar, celp krizinin çıkmasına neden olan ve
hala mahkemesi devam eden Gazimağusa'daki Hurma Restoran'ın
işletmecisi işadamı Hüseyin Çağıner hakkında da
tutuklama emri çıkardı.
Çağıner hakkındakitutuklama emri, evini restorana çevirdiği
için Panos Yoannidis'in şikayeti üzerine çıkarıldı.
"İşleri
zor"
Filelefetheros gazetesi, bu gelişmeden sonra söz konusu dört kişinin
işinin zor olduğunu, çünkü KKTC ve Türkiye dışına
çıkamayacaklarını, çıkmaları halinde ise tutuklanmaları
tehlikesi bulunduğunu yazdı.
Rum mahkemelerine bireysel başvuruların bir ay içinde yüzü
açtığı belirtiliyor. Rum mahkemelerinin önümüzdeki günlerde
celpleri göndermeye başlayacağı ve tutuklama emirlerinin de
takip edeceği bildiriliyor.
Bir Rum şirketinin, Gazi Magosa'daki bir restoranın işletmecisi
Hüseyin Çağıner'e açtığı dava, iki toplum
arasında, bireysel nitelikli ilk dava olma özelliğini
taşıyor.
Duruşmada Türk tarafının, mahkemenin yetki alanı ile
anayasaya aykırıklıktan kaynaklanan itirazları dile
getireceği belirtildi.
Duruşmayla birlikte, ilk defa Kıbrıs Türk tarafı, siyasi
içerikli bir davada, kendini savunma pozisyonuna giriyor.
Rum yönetimi ise, ilgili Rum şirketinin açtığı
davanın, bireysel bir girişim olduğunu ve taraf
olmadığını savunuyor.
"Kuzey'de mal
almayın"
Tartışmalar sürerken İngiliz 'The Observer' gazetesi ise
Güney'de açılan davaları gerekçe göstererek
vatandaşlarını Kuzey Kıbrıs'ta emlak satın
almaması yönünde uyardı.
KKTC Bakanlar Kurulu, 8 eylülde yabancıların taşınmaz mal
almasını düzenleyen yasada değişiklik
yapmıştı. Yasayla, yabancılara mülkiyet devri yerine 125
yıllığına kullanım hakkı verilmişti.
Rumlardan celpname engeli
10 Mayıs, 2005 20:01:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Rumların
mal-mülk celpnamelerin ardından şimdi de tedavi olmak amacıyla
Rum tarafındaki hastanelere giden Kıbrıslı Türklere
celpnameler göndermeye başladığını açıkladı.
Serdar
Denktaş, BM Barış Gücü aracılığıyla bugün
bakanlığa konuyla ilgili gönderilen celpnameleri geri gönderdiklerini
bildirdi.
Denktaş, ''Barış Gücü'ne bu konularda araya girmemelerini
söyleyerek, bütün gelen celpnameleri geri gönderdik. Ama vaziyet bu. Rum
tarafı, nefes alabileceğimiz her girişimin önüne mutlaka engel
çıkarmak için elinden geleni yapıyor'' dedi.
Serdar Denktaş, Moskova'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM
Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos
arasında yapılan üçlü görüşmenin sosyal içerikli bir
görüşme olmasına karşın bugünkü bazı gazetelerde
'çözüm için ümit ışığı' şeklinde lanse edilmeye
çalışıldığına işaret etti.
Denktaş, çözüme yönelik hiçbir ilerleme ve yeni bir girişimin
bulunmadığını, buna karşın hala bazı
çevrelerce halka boş yere ümit pompalanmaya devam edildiğini
kaydetti.
Rauf Denktaş:
"Bu beklenen birşeydi"
KKTC'nin Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da,
Rumların sağlık konusunda da celpname göndermesiyle ilgili
olarak, ''Rumlar bugüne kadar 'bu kadar Türkü tedavi ettik' diye propaganda
yaptılar. İşte şimdi acısını
çıkarttılar. Bunlar beklenen şeylerdir'' dedi.
Çok zor bir dönemden geçildiğini ifade eden Denktaş,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in
davayı iyi bildiklerini ve Rum'un kim olduğunu, ne olduğunu
anlayarak hareket ettiklerini, bunun kendisini memnun ettiğini söyledi.
Moskova'da Erdoğan-Annan-Papadopulos arasında gerçekleşen üçlü
görüşmeye de değinen Denktaş, bu görüşmede 'sorunun çözüm
yollarının açıldığı' yönünde bir hava
yaratıldığını belirterek, ''biz bunları çok
gördük. Rum'u iyi tanıyoruz, Rum'un siyasetini biliyoruz ve Rum'u, ABD'nin
İngiltere'nin ve şimdi Avrupa Birliği'nin getirmiş
olduğu platformda, bizimle yeni bir ortaklık yapma ihtiyacı
duymadığını görüyoruz'' dedi.
"'Çözümün yolu
açıldı' mesajı yanlış"
Denktaş, ''böyle 'görüşmelerin yolu açıldı' diye derhal
kendi kendimizi kandırmayalım, halka yanlış mesaj
vermeyelim, masaya oturmadan önce pazarlığınızı iyi
yapınız. Masaya kiminle oturduğunuzu biliniz ve onlara da
kiminle oturduklarını bildiriniz'' diye konuştu.
Kıbrıs'ta iki taraf arasında uzlaşmanın ancak
eşit ve kalıcı şartlarda olabileceğinin
altını çizen Denktaş, ''Annan Planı uygulanmış
olsaydı, bugün bize ihbarname gönderen Rum, polisiyle gelip bizi
kulağımızdan tutup sokağa atmaya başlayacaktı,
kavga çıkacaktı. Annan Planı'nın uygulanması demek
Türk ile Rum'u çatıştırma demektir" deiye konuştu.
"Bu çatışmada, Türkiye'de adadan çıkacağına göre,
galip olacak olan Rum tarafıdır" diyen Denktaş, "hayal
içinde yaşamayalım, sadece 'Papadopulos uzlaşmazdır'
diyerek kendi kendimizi kandırmayalım. Yüzde 75 Rum bu adamın
siyasetini gütmektedir'' ifadesini kullandı.
Kıbrıs'ta mülkiyet krizi tırmanıyor:
Rumlar'dan 4 tutuklama emir
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Kıbrıs
Rum Yönetimi, KKTC'de krize neden olan mahkeme celplerinden sonra 3'ü Türk,
biri İngiliz emlakçı olmak üzere 4 kişi hakkında Avrupa
tutuklama emri çıkardı. Tutuklama emirlerinin peş peşe
gelmesi bekleniyor.
Rum
Fileleftheros gazetesinin haberine göre, Rum polisi, Girne'nin en büyük
İngiliz emlakçısı Mark Unwin'i hakkında Rum malları
üzerine Girne'de turistik tesisler yapmaktan Avrupa tutuklama emri
çıkardı. Mark Unwin'in inşaat şirketi yönetici bir Türk
hakkında da tutuklama emri çıkartıldığın
belirtildi.
ADANIN
EN ÜNLÜ İŞADAMI DA LİSTEDE
Rumlar
ayrıca adanın en ünlü işadamlarından Aziz Kent
hakkında Rum arazisi üzerine otel kurmak suçundan tutuklama emri
çıkardı. Con Aziz' adıyla bilinen Aziz Kent'in Girne'de bir çok
otel ve turistik tesisi bulunuyor. Rumlar, celp krizinin çıkmasına
neden olan ve halen mahkemesi devam eden Gazimagosalı işadamı
Hüseyin Çağıner'i de tutuklayacaklarını açıkladı.
YÜZLERCE
EMİR YOLDA
Rum
mahkemelerine bireysel başvuruların bir ay içinde yüzü
açtığı belirtiliyor. Rum mahkemelerinin önümüzdeki günlerde
celpleri göndermeye başlayacağı ve tutuklama emirlerinin de
takip edeceği bildiriliyor.
DURUŞMASI
ERTELENDİ
Güney
Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bir Rum şirketinin,
Gazimağusa'daki Hurma Restoran'ın işletmecisi Hüseyin
Çağıner aleyhine açtığı tahliye ve tazminat
davasının ilk duruşması bugün Güney Kıbrıs'taki
Larnaka Kaza Mahkemesi'nde yapıldı. Duruşmada,
şartlı ispatı vücut talebinin görüşülmesi 13 Mayıs
Cuma gününe ertelendi.
Duruşmanın,
Çağıner'in avukatlarının şartlı ispatı vücut
talebiyle ilgili olarak 4 Mayıs'ta mahkemeye sunduğu 4 sayfalık
metnin tercüme edilmemesi nedeniyle ertelendiği belirtildi.
Duruşmaya
Hüseyin Çağıner'i temsilen avukatları Hakkı Önen ve
İbrahim Özgür katıldı.
Avukat
Hakkı Önen, duruşmadan sonra yaptığı açıklamada,
taleplerini içeren dosyanın tercüme edilmediğini,
duruşmanın bu nedenle yargıcın bunu görmesine olanak
sağlanması amacıyla cuma gününe ertelendiğini söyledi.
Önen, bir soru
üzerine, mahkemenin Kıbrıs Cumhuriyeti yasalarına uygun
kurulmadığını belirterek, anayasanın, bir davanın
taraflarının Türk ve Rumlardan oluşması halinde mahkemenin
de buna uygun olarak Türk ve Rum hakimlerden oluşturulmasını
öngördüğünü belirtti.
Davanın
taşınmaz mülkle ilgili olması halinde de bunun olayla ilgili
kaza mahkemesinde görüşülmesi gerektiğine işaret eden Önen,
davanın kişisel bir dava olmasına rağmen toplumun büyük bir
kısmını ilgilendirdiğine dikkat çekti.
Kıbrıs'taki
malların dağılımının siyasi kararla olduğunu
kaydeden Önen, bundan sonra izlenecek yöntemi de politikacılarla birlikte
belirleyeceklerini belirtti.
Hakkı Önen,
Rumların Hüseyin Çağıner için, Avrupa tutuklama emri
çıkartmasıyla ilgili bir soru üzerine, bunun tacizden öteye bir
işe yaramayacağını söyledi.
Rumların
hem hukuk hem de ceza davalarını birlikte götürme düşüncesinde
olduğu izlenimi edindiğini ifade eden Önen, Zaten malın tazmin
ve tahliyesi için hukuk davası açmışlardı, bir de ceza
davası açmalarına gerek yoktu. Bu ancak taciz olur dedi.
Rumların Hüseyin Çağıner'e açtığı
dava, iki toplum arasında bireysel nitelikli ilk dava özelliğini
taşırken, bu davayla ilgili gelişmeler mülkiyetle ilgili bundan
sonraki gelişmelerin de temelini oluşturacak.
HURRIYET 10/05/05
|
Denktaş: Mülk siyaseti silahlı kavga
çıkarır |
|
|
|
|
Lefkoşa
KKTC'nin
1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların
Kıbrıslı Türklere açtığı mal-mülk
davalarının, Kıbrıs sorununu çözüme değil,
Rumların mülk konusundaki bu siyasetinin insanları silahlı
kavgaya götüreceğini belirterek, Rum aklını ve siyasetini
değiştirmelidir dedi.
Yeni çalışma ofisinde soruları yanıtlayan Denktaş,
KKTC hükümetinin Rumların mülk davaları konusunda müdafaa kararı
aldığını ve hükümetin bu kararın arkasında
duracağını belirterek, Kıbrıs Türklerinin
Rumların oyununu görmesini ve artık buna göre kendine bir yol
çizmesini istedi. Denktaş, O yol da devleti ve egemenliği korumak
yoludur. Türkiye'den kopmamak yoludur dedi.
Denktaş, eski Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides döneminde, Türkiye
kökenli KKTC vatandaşlarıyla ilgili bilgilerin, İçişleri
Bakanlığı'ndaki bir kişi tarafından, Rumlara para
karşılığında satıldığını ve
bu durumu rapor ettiğini söyledi.
Daha rahat bir ortamda olduğunu ifade eden Denktaş, İngiliz
arşivlerini inceleyerek, Türkçe'ye çeviriyor. Denktaş, gazetelere
yazı yazdığını ve Anadolu'nun her yerinden,
yürüdüğü yolun doğru yol olduğunu teyit eden mesajlar
aldığını belirtti.
"KÖYLÜLER MÜLK DAVASI NEDENİYLE KAYGI DUYUYOR"
2.5 yıldan sonra ilk kez hafta sonu Karpaz Burnu'na kadar gittiğini
ve iki köyü ziyaret ettiğini anlatan Denktaş, Bu da bana büyük bir
ferahlık verdi dedi.
Köylülerin, Rumların mülk davaları nedeniyle büyük endişe
duyduğunu ifade eden Denktaş, köylülere, Rum tarafından bu yönde
gelen sesleri umursamamalarını, devletlerine ve tapularına sahip
çıkmalarını söylediğini aktardı.
"MASADA HALLEDİLECEK"
Mal-mülk
konusunun siyasi masada oturup halledileceğini kaydeden Denktaş, Rum
tarafının Türk mallarını ya tahrip ettiğini ya da
mecburi istimlak adı altında el koyduğunu söyledi. Denktaş,
Bunların tazminatını vermezken, Kıbrıslı
Türkleri takip etmesi, AB'yi arkasına alarak bu çözümü yapması
niyetlerini göstermiş olur, halkımızı da
uyandırmış olur. Rum aklını değiştirmelidir,
siyasetini değiştirmelidir. Bu akıl, 'Kıbrıs benimdir'
aklıdır. Kıbrıs iki halkın vatanıdır dedi.
Uzlaşmaya
hazır olduklarını, ancak tapuların ayrı olması
gerektiğini kaydeden Denktaş, Bir daha bizi yeniden istilaya
kalkamasınlar ve anlaşma kalıcı olsun. Bunu istiyoruz
ifadesini kullandı.
"MÜLK
DAVALARI İÇİN GELEN TAAHHÜTLÜ MEKTUPLARI ALMAYIN"
KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların
Kıbrıslı Türkler aleyhine açtığı mal-mülk
davalarının, Kıbrıs sorununu çözümsüzlüğe
götüreceğine işaret ederek, Çözüm olmaz, hiçbir şey yapamazlar
dedi. Denktaş, Rumların, Rum tarafında alacakları
kararları kuzeyde icra edemeyeceğini, Rum tebligat
memurlarının da kuzeyde görev yapamayacağını söyledi.
Rumların
celpnameleri mektupla da gönderdiğine işaret eden Denktaş,
Eğer herhangi bir kimse taahhütlü mektup beklemiyorsa ve şimdiye
kadar hiç almamışsa bundan sonra da gelen taahhütlü mektubu
almasın, iade etsin. Böylelikle Rumların oyununa gelmeyelim dedi.
Tazmin komisyonu kurduklarını ve Rum yönetiminin, Rumların bu
komisyona başvurmasını engellediğini belirten Denktaş,
Rumların uzlaşma istemediğini, Kıbrıs'ın tümünü
istediğini söyledi. Kıbrıs Türklerinin bunu görmesini ve
artık buna göre kendine bir yol çizmesini isteyen Denktaş, O yol da
devleti ve egemenliği korumak yoludur. Türkiye'den kopmamak yoludur dedi.
KKTC'de son günlerde asayiş olaylarının artması bahane
edilerek heyecana kapılmanın ve Türkiye'den kimlikle girişlerin
eleştirilmesinin doğru olmadığını ifade eden
Denktaş, Pasaport istensin gibi devamlı Türkiye'ye yönelik edebiyat
ayıptır, günahtır ve yersizdir diye konuştu.
HÜKÜMETİN KARARI, TESLİMİYET DEĞİL MÜDAFAA
KARARIDIR"
Denktaş, KKTC hükümetinin, Rumların Kıbrıslı Türklere
açtığı mülk davalarındaki tavrını nasıl
buluyorsunuz? sorusuna karşılık, hükümetin konuyu
değerlendirerek bir karar aldığını ve bunun da
arkasında duracağını belirterek, şunları söyledi:
Yani teslimiyet kararı değildir, müdafaa kararıdır.
Hükümetin temas ettiği avukatların gösterdiği yoldan bir müdafaa
hattı çizilmiştir. Bunu görelim nereye gidecek. Benim kendilerine
önerim, bizim zamanımızda bu konularda temas ettiğimiz
İngiliz avukatlar vardır. Özellikle yabancıları
İngiltere'de taciz edebilecekleri için, bu avukatlarla teması
sürdürmelidirler. Bunların görüşlerini almalıdırlar.
Bunları hatta Kıbrıs'a davet ederek, buradaki durumu
göstermelidirler.
SİLAHLI KAVGA
Hafta sonu
Karpaz'a giderken etrafa, bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin
(AİHM) hakimi gözüyle baktığına işaret eden
Denktaş, mal-mülk konusunun mahkeme yoluyla halledilmesinin mümkün
olmadığını vurguladı ve Ancak insanları
silahlı kavgaya götürür dedi.
Denktaş,
her yerin değiştiğini, tarlaların apartmana
dönüştüğünü, bu konunun karşılıklı tüm
malların masaya getirilmesi suretiyle çözüleceğini söyledi.
Denktaş, bunun için yıllar önce toplu değerlendirme, takas ve
teminat önerdiklerini anımsattı. Denktaş, Türk
tarafının, Rumlardan alacağının peşine
düşmesi gerektiğini vurguladı.
BİLGİLER RUMLARA SATILDI
Rauf Denktaş, Rumların mülk davalarında, Kıbrıslı
Türklerin kimlik kartı almak için verdiği bilgileri
kullandığı yönündeki haberlerin anımsatılması
üzerine, Rumların ellerine geçen her bilgiyi değerlendireceğini
söyledi.
Rumların Türk tarafından parayla bilgi aldığına
işaret eden Denktaş, şunları söyledi:
Klerides ile Annan planını zamanında konuşurken,
'Türkiye'den gelenler şu kadardır' dediğimde, 'Denktaş,
senin söylediğinin çok üstündedir, şimdi istersen sana mahalle
mahalle listelerini getirebilirim' dedi. Bizim de bilgimiz, bizim
İçişleri Bakanlığı'ndan birisi bu bilgileri
satmıştır. Bu gerçektir. Ben o günden bunun raporunu verdim.
İçişleri Bakanlığı'ndan bir kişi o bilgileri
maalesef Rumlara satmıştır.
(aa)
HURRIYET 10/05/05
Moskovada Kıbrıs için yeni süreç sürprizi
|
Turan YILMAZ/MOSKOVA Başbakan Erdoğan, Annan ve Papadopulos ile Moskovada ayak üstü görüşmenin ardından Annanın yeni bir süreç başlayabileceğini, Güney Kıbrısın da buna ters bakmadığını söyledi. MOSKOVAdaki 60. Zafer Günü
kutlamaları, Kıbrıs konusunda sürpriz bir gelişmeye ev
sahipliği yaptı. Putinin 59 dünya lideri onuruna
verdiği resepsiyonda, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan
Tayyip Erdoğan ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos arasında
ayak üstü üçlü bir Kıbrıs Zirvesi gerçekleşti.
Sürpriz buluşmada Kıbrısla ilgili çözüm süreci ele
alındı. |
|
|
HURRIYET 10/05/05
|
Kıbrıs'ta ilk mülkiyet davası |
|
|
Lefkoşa 1974'ten önce Rumlara ait olan mülk üzerinde oturan Kıbrıslı Türkler hakkında Güney Kıbrıs'ta açılan davaların ilki bugün başlayacak. Davada, mülk sorunu konusunda bundan sonraki süreçte izlenecek yol belirginleşecek. Bir Rum
şirketinin, Gazi Magosa'daki bir restoranın işletmecisi
Hüseyin Çağıner'e açtığı dava, iki toplum
arasında, bireysel nitelikli ilk dava olma özelliğini
taşıyor. Duruşmada
Türk tarafının, mahkemenin yetki alanı ile anayasaya
aykırıklıktan kaynaklanan itirazları dile getireceği
belirtildi. (Hürriyetim)
|
|
HURRIYET 10/05/05
|
Talat: Önce Kıbrıs sorunu çözülmeli |
|
||||
|
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'ta ortaya çıkan mülkiyet davalarının, Kıbrıs sorununu daha bir "çözülmesi gereken konu" haline getirdiğini, çözüm için yeni strateji ve politikaları belirleme aşamasını yaşadıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı
Talat, 30. kuruluş yıldönümünü kutlayan KKTC Kamu-Sen'in davetlisi
olarak adada bulunan Salim Uslu başkanlığındaki
Hak-İş Konfederasyonu yetkililerini kabulünde
yaptığı konuşmada, dünyanın en büyük sorununun
istihdam olduğunu, ancak ülkenin en büyük sorununun Kıbrıs
sorunu olduğunu, bu konuda beklentilerin, umutların, umutsuzlukların
bulunduğunu kaydetti. Yeni strateji
ve politikaları belirleme aşamasında olduklarını
belirten Talat, hayatın devam ettiğini ve ortaya mülkiyet
davalarının çıktığını söyledi. Talat, bu
gibi konuların Kıbrıs sorununu daha bir çözümlenmesi gereken konu
haline getirdiğini vurguladı. Talat, genel
strateji ve politikalarının doğru olduğunu, çünkü
Kıbrıs sorunundan kurtulunmaması halinde diğer
sorunların yeterince ele alınamayacağını söyledi. Cumhurbaşkanı
Talat, 'Kıbrıs sorununda şu anda beklenenin, BM Genel
Sekreteri'nin koşul gibi ortaya koyduğu taleplerinin Rum
yönetimince karşılanarak müzakerelerin başlaması
olduğunu belirtti. Talat, önemli günler
yaşandığını, Türkiye'nin AB'yle müzakerelere
başlayacağı 3 Ekim'e doğru hareketlenmenin
artacağını kaydetti. Talat, gürültü
yapan politika yerine iş yapan bir politika izlenmesi gerektiğini
dile getirdi. Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı
Salim Uslu da, KKTC'nin, yeni lideriyle, bugüne kadar yaşamış
olduğu sorunları aşma konusunda daha büyük başarılar
elde edeceğine inandıklarını belirtti. (aa) HURRIYET 10/05/05
|
|||||
HURRIYET 10/05/05
Papadopulos sabah başka, öğle başka
Tasos Papadopulos, sabah, müzakere zeminini araştırmak için BM'ye bir temsilci göndereceğini, öğle ise bu fikrin henüz olgunlaşmadığını bildirdi.
Kıbrıs
Rum Yönemiti lideri Tasos Papadopulos Ada'da taraflar arasında çözüme
yönelik görüşmelerin başlaması fikrinin henüz
olgunlaşmadığını söyledi.
Gazetecilere bir
açıklama yapan Rum lider, "yeni görüşmeler için acele etmeyelim.
Yeni görüşmelerin başlaması için önümüzde hala uzun bir yol
var" dedi.
ÖNCEKİ AÇIKLAMA
Bu sabah
Birleşmiş Milletler'in bir sözcüsü Reuters haber ajansına Rum
Kesiminin Kıbrısta çözüm için yeni görüşmelere hazır
olduğunu ve bu çerçevede görüşmelerin yöntemini belirlemek için BMye
bir temsilci gönderileceğini açıklamıştı.
Sözcü
ayrıca, Rum lider Papadopulosun da bunu
doğruladığını belirtmişti.
Dün Rusyanın başkenti Moskovada BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve
Rum lider Tasos Papadopulosla kısa bir görüşme yapan Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan da, Kıbrıs'ta yeni bir sürecin
başlayabileceği sinyalini vermişti.
Erdoğan, ''Annan ve Papadapulos ile yaptığımız
üçlü görüşmede, referandum ve ondan sonraki sürecin artık geride
kaldığı, yeni bir sürecin başlayabileceği hususunu
Sayın Annan kendileri ifade etti" demişti.
ZORUNLU İSTEKLER
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos geçtiğimiz hafta
yine Reuters'a özel bir demeç vererek Ada'da çözüm için 'zorlu' isteklerini
sıralamıştı.
Bunlardan biri yaklaşık 30 bir Türk askerinin Ada'dan çekilmesiydi.
Hatta Papadopulos bu isteğin kuzey ve güneyin birleşmesi için ana
koşul olduğununun da altını çizmişti.
HURRIYET 10/05/05
|
AB: Kıbrısta çözüme katkıya hazırız |
|
|
Brüksel AB Komisyonunun Genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehnin sözcüsü Krizstina Nagy, Kıbrısta bir çözüme ulaşılması için her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını söyledi. AB Komisyonunun
Genişlemeden sorumlu Üyesi Olli Rehnin sözcüsü Krizstina Nagy,
Kıbrısta bir çözüme ulaşılması için her türlü
katkıyı vermeye hazır olduklarını söyledi. Brüksel'den yayın yapan
ABHabere konuşan Nagy, AB Komisyonunun Kıbrısta BM
planı doğrultusunda aktif ve yaratıcı bir sonuç
alınması için elinden gelen her katkıyı yapmaya
hazır olduğunu kaydetti. Komisyonun Kıbrısta
yeni gelişmeler beklediğinin de altını çizen Nagy,
"Bu çerçevede istenecek her türlü katkıyı vermeye
hazırız" diye konuştu. REHN KKTCYE GEÇEÇEK AB Komiseri Olli Rehnin
Kıbrısta yapacağı temaslar hakkında da bilgi veren
Nagy şunları kaydetti: "Rehn, 12-13 Mayısta
Kıbrısta temaslarda bulunacak ve adanın her iki tarafı da
ziyaret edecek. Olli Rehn, ilk defa Kıbrısa gidiyor, bu
açıdan yapacağı temasları önemli buluyoruz. Gezinin
amacı, Kıbrıstaki siyasiler, ve sivil toplum örgütleriyle
toplantılar düzenlemek, bu çerçevede görüş alış
verişinde bulunmak." (ANKA) |
|
HURRIYET 10/05/05
Rumlar yeni görüşmelere hazır,
Papadopulos BM'ye temsilci gönderiyor
Birleşmiş Milletler, Rum Kesiminin
Kıbrısta çözüm için yeni görüşmelere hazır olduğunu
açıkladı.
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosun,
müzakere zeminini araştırmak üzere BMye bir temsilci
göndereceği bildirildi.
BM sözcüsü, Papadopulosun,
Kıbrısın birleşmesine yönelik müzakerelere nasıl
dönülebileceğini görüşmek üzere BMnin New Yorktaki merkezine bir
temsilci göndereceğini söyledi.
Sözcü, bu görüşme sonrasında BM Genel
Sekreteri Kofi Annanın nasıl bir adım atılması
gerekeceğine karar vereceğini söyledi.
Sözcü, görüşmenin ne zaman
yapılacağı konusunda bilgi vermedi.
MILLIYET 10/05/05
Kıbrıs
için yeni girişim
Moskova'da Annan ve
Papadopulos'la görüşen Erdoğan, 'Annan yeni bir süreç
başlatılabileceği görüşünde. Güney Kıbrıs da buna
ters bakmıyor. ABD'de Annan ile ayrıntılı
görüşeceğiz' dedi
RADIKAL 10/05/05
AA - MOSKOVA - Rus başkenti
Moskova'daki zafer törenleri vesilesiyle pek çok liderle sohbet edip
Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos ve BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'la üçlü görüşme fırsatı bulan Başbakan Tayyip
Erdoğan, Annan'ın Kıbrıs barış görüşmelerine
yeniden başlama fırsatı gördüğünü, Papadopulos'un da buna
karşı çıkmadığını aktardı.
Bush, 'Sizi
bekliyorum' dedi
ABD Başkanı George W. Bush, Kremlin'deki resepsiyonda ayak üstü
sohbet ettiği Başbakan Erdoğan'a Amerika'ya
planladığı geziyi kastederek, "Sizi bekliyorum" dedi
ve Başbakan'dan "Yakında geleceğim"
karşılığını aldı. Ankara'ya dönüşünde,
"Çok yerinde olduğuna inandığım bir seyahat oldu. Bu
kadar kısa zamanda verimli görüşmeler yaptım" diyen
Erdoğan, Annan ve Papadopulos'la görüşmesinde Kıbrıs'ta
gelişme olup olmadığını ve ABD'ye ziyaret tarihinin
kesinleşip kesinleşmediği sorularını şöyle
yanıtladı:
"Sayın Annan ve sayın Papadopulos ile üçlü görüşmemizde,
referandum ve ondan sonraki süreçle ilgili artık o sürecin geride
kaldığı ve yeni sürecin başlayabileceği hususunu Annan
kendileri ifade ettiler. Güney Kıbrıs'ın bu işe ters
bakmadığını ve daha önceki beyanlarına göre bu defa
böyle bir sürecin işletilmesine olumlu
yaklaştığını gördüm."
Edinilen bilgilere göre, üçlü görüşmede Annan, Erdoğan'a
"Burgenstcok süreci bitti. Yeni bir süreç yeni bir oluşum
başlamalı. Papadopolus da, bu sürece olumlu bakıyor. Kendisi de
çözümden yana. BM çatısı altında yeni süreç başlamalı,
çözüm olmalı" dedi. ABD ziyareti sırasında BM Genel
Sekreteri'yle Kıbrıs konusunu daha ayrıntılı
görüşeceğini belirten Başbakan, ziyaretin haziranın ilk 15
günü içinde olabileceğini, ancak kesin tarihin yazışmalardan
sonra açıklanacağını söyledi.
Başbakan dün sabah tören alanına Bush'tan sonra gelip Putin'le
fotoğraf çektirdi. Erdoğan, tribünde yerini alırken, İtalya
Başbakanı Silvio Berlusconi ile sohbet etti ve Bush, Annan, Fransa
Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Başbakan Gerhard
Schröder'le el sıkıştı. Meçhul Asker Anıtı'na iki
kırmızı karanfil bırakan Erdoğan, aile fotoğrafında
da yerini aldı. Putin'in Kremlin'de verdiği resepsiyon ile öğle
yemeğine katılan Erdoğan, burada Putin, Bush, Chirac, Schröder,
Berlusconi, Hollanda Başbakanı Jan Peter Balkanende, Lüksemburg
Başbakanı Jean Claude Juncker, Polonya Cumhurbaşkanı
Aleksandır Kwasniewski, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel
Barroso ve diğer liderlerle sohbet etti.
Rusya ve Polonya'ya
sitem
Putin ve Kwasniewski'ye, 'Ermeni soykırımı'na dair
parlamentolarda alınan kararlardan duyulan üzüntü ve sitemleri dile
getiren Erdoğan, tören ve resepsiyonda sadece el
sıkıştığı Koçaryan'la sohbet etmedi.
'Rum lideri
dava edilebilir'
KKTC
Başbakanı Soyer, 1963 tarihli 'Akritas Planı' nedeniyle
Papadopulos'u, Kıbrıslı Türkleri yok etmeye kalkışma
suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne verebileceklerini söyledi
RADIKAL 10/05/05
YORGO
KIRBAKİ
SEFA KARAHASAN
ATİNA/LEFKOŞA
- KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Rum Yönetimi lideri Tasos
Papadopulos'u 1963 tarihli 'Akritas Planı' uyarınca
Kıbrıslı Türkleri yok etmeyi planladığı için
Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) sevk edebileceklerini
açıkladı. Soyer, Politis gazetesine demecinde, Papadopulos'a sert
mesajlar yolladı. Papadopulos yönetiminin 'Kıbrıs Cumhuriyeti'
kimliği almış ve 'Rum malları' üzerinde oturan Türkler
hakkında tazminat ve tahliye davaları açma politikasını
eleştirerek, "AB ve BM'nin de ilan ettiği gibi Papadopulos
hükümeti, Kıbrıslı Türklerin hükümeti değildir. Rum
mahkemeleri bizi yargılayamaz. Biz konuyu uluslararası platforma
götüreceğiz. Papadopulos isterse kendisine karşı
uluslararası yasalar temelinde ciddi hukuki mücadele verebiliriz"
dedi. Bu mücadelenin ne olacağı sorulduğunda Soyer şöyle
dedi: "Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde zaman
sınırlaması yoktur. Papadopulos, 1963 tarihli 'Akritas'
Planı'nı imzalamakla Türklerin ortadan kalkmasını planlayan
bir liderdir. Ayrıca bazı yabancı ülkelerin belgelerine göre
Türk köylerinin imhası tehditleri savurmuştu. O dönemde polise
yakalandıktan sonra kayıplara karışan Türkler vardı.
Tüm bunlar insanlığa karşı cinayettir."
Papadopulos'un düşmanlık tohumları ektiğini söyleyen KKTC
lideri, "Biz Kıbrıslı Türkleri de, Rumları da
seviyoruz. Ortak bir vatan ve gelecek için çalışıyoruz. Bunun
için Rauf Denktaş'a ve aşırı milliyetçilere karşı
mücadele verdik. Megalo İdea'yı benimseyen Papadopulos ise Türklerin
yok edilmesi için çalışıyor" dedi. KKTC Başbakanı
ayrıca, Papadopulos'un Kıbrıs konusunu rafa kaldırıp,
AB üyelik müzakereleri çerçevesinde Türkiye ile hesaplaşmak
istediğini kaydetti.
İlk dava bugün
başlıyor
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş da Rumların
açtığı mülkiyet davaları konusunda her adıma yanıt
vereceklerini belirterek, "Rum, işi bir hukuk oyununa
dönüştürmek istiyorsa bu oyunda da varız" ifadesini
kullandı.
Rumların Kıbrıslı Türk Hüseyin Çağıner'e
Mağusa'da işlettiği Hurma Restaurant için açtığı
ilk mülk davasına bugün Larnaka'da başlanıyor. Tahliye ve 250
bin Kıbrıs Lirası tazminat istenilen davada Çağıner
'şartlı ispatı vücut' talep edecek. Çağıner'in
avukatı bu talebin davada anayasaya aykırılık varsa
yapıldığını belirtip ayrıca davanın hem Rum
hem de Türk yargıçla görülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Türkiye de Rum mahkemelerinin Kıbrıslı Türklere dava
açmasına ilk tepkiyi verdi. Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, dün bu tür davaları,
'çözüme yönelik çabalardan uzaklaşma adımı' olarak niteledi.
Çözüm için umut ışığı
Rusya ziyareti
sırasında BM Genel Sekreteri Annan ve Güney Kıbrıs Rum
yönetimi lideri Papadopulos ile üçlü bir görüşme gerçekleştiren
Türkiye Başbakanı Erdoğan, olumlu izlenimler elde ettiğini
söyledi
Çözüm için umut
ışığı
YENİ SÜREÇ
BAŞLAYABİLİR... Moskova'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'la üçlü görüşme
gerçekleştiren Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Kıbrıs'ta çözüm için BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin
başlayabileceğini söyledi
PAPADOPULOS BU
KEZ OLUMLU BAKIYOR... Başbakan Erdoğan, üçlü görüşmeler
sırasında Annan'ın adadaki referandum ve ardından
yaşanan sürecin geride kaldığını, yeni bir sürecin
başlayabileceğini dile getirdiğini söyledi. Başbakan,
"Güney Kıbrıs'ın bu işe ters
bakmadığını gördük" derken, Papadopulos'un daha önceki
beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine olumlu
yaklaştığını söyledi
HAZİRANDA
ANNAN'LA YİNE GÖRÜŞECEK... ABD'ye gerçekleştireceği ziyaret
sırasında Annan ile bir araya geleceğini söyleyen Erdoğan,
konunun detaylarının bu görüşmede ele
alınacağını belirtti. Başbakan, Amerika'ya
haziranın ilk iki haftası içinde gideceğini, ancak kesin tarihin
yazışmalar sonucunda netleşeceğini de belirtti
Moskova'da BM
Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos'la üçlü görüşme gerçekleştiren Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta çözüm için
BM şemsiyesi altında yeni bir sürecin başlayabileceğini
söyledi.
Erdoğan,
Papadopulos'un daha önceki beyanlarının aksine yeni bir sürecin
işletilmesine olumlu yaklaştığını kaydetti.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ziyareti sırasında BM Genel
Sekreteri Kofi Annan ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos
Papadopulos ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi.
Bu görüşme
sırasında Kıbrıs sorununun çözümü için BM şemsiyesi
altında yeni bir sürecin başlayabileceği yönünde sinyaller
verildi.
Moskova'da 2.
dünya savaşının sona ermesinin 60. yıldönümü törenlerine
katılan Başbakan Erdoğan Ankara'ya döndü.
Esenboğa
Havaalanı'nda temaslarına ilişkin açıklamalarda bulunan
Erdoğan, Rusya'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos ile üçlü bir görüşme yaptığını
söyledi.
"Papadopulos
olumlu bakıyor"
Erdoğan,
görüşmeler sırasında Annan'ın Ada'daki referandum ve
ardından yaşanan sürecin geride kaldığını, yeni
bir sürecin başlayabileceğini dile getirdiğini söyledi.
Başbakan,
"Güney Kıbrıs'ın bu işe ters
bakmadığını gördük" derken, Papadopulos'un daha önceki
beyanlarının aksine yeni bir sürecin işletilmesine olumlu
yaklaştığını söyledi.
ABD'ye
gerçekleştireceği ziyaret sırasında Annan ile bir araya
geleceğini söyleyen Erdoğan, konunun detaylarının bu
görüşmede ele alınacağını belirtti.
Başbakan,
Amerika'ya haziranın ilk iki haftası içinde gideceğini, ancak
kesin tarihin yazışmalar sonucunda netleşeceğini de
belirtti.
KIBRIS 10/05/05
Kıbrıs sorunu en büyük dosya
|
Cumhurbaşkanlığı
bünyesinde oluşturulan "Hukuk Komitesi",
çalışmalarına başladı: Kıbrıs
sorunu en büyük dosya DÖNÜŞÜMLÜ
BAŞKANLIK... Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı
Raşit Pertev, "Hukuk Komitesi"nde esnek bir çalışma
programının uygulandığını, komitenin
başkanlığını Cumhurbaşkanı Talat'la
birlikte dönüşümlü olarak yürüttüklerini ifade etti ÖNEMLİ
DOSYA... Pertev: En önemli dosyamız, Kıbrıs sorunudur. Bu
dosyanın önemli ayaklarından biri de hukuk mücadelesidir.
Dış dünyadaki hukuk ne olursa olsun, bir şey
yapmayacağız diye bir yaklaşım içine girmeyiz. Burada
önemli olan, her ne yaparsak yapalım, bu attığımız
adımların, bizi barıştan uzağa götürmemesidir Emine DAVUT
YİTMEN Cumhurbaşkanlığı
bünyesinde oluşturulan "Hukuk Komnitesi",
çalışmalarına başladı. Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev,
"Cumhurbaşkanlığı Hukuk Komitesi"nde,
Kıbrıs sorunuyla ilgili tüm konuların, öncelik
sırasına göre ele alındığını söyledi. Pertev, hukuk
komitesinde esnek bir çalışma programının
uygulandığını anlatarak, komitenin
başkanlığını Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'la birlikte dönüşümlü olarak yürüttüklerini ifade etti. Cumhurbaşkanlığı'nın
en önemli dosyasının, Kıbrıs sorunu olduğuna
işaret eden Pertev, "Bu dosyanın önemli ayaklarından biri
de hukuk mücadelesidir. Dış dünyadaki hukuk ne olursa olsun, bir
şey yapmayacağız diye bir yaklaşım içine girmeyiz.
Burada önemli olan, her ne yaparsak yapalım, bu
attığımız adımların, bizi barıştan
uzağa götürmemesidir" diye konuştu. Pertev,
düzenli bir şekilde hukuk konusunda uzman kişilerle
çalıştıklarını dile getirerek, "Hukuk Komitesi,
ileride daha çok şekillenecek. Şu aşamada daha esnek bir
çalışma şekli içerisinde çalışıyoruz; gündemde
olan hukuk konularını gözden geçiriyoruz" dedi. Son
dönemlerde, gündemden düşmeyen Kıbrıslı Türklere
Kıbrıs Rum mahkemesi tarafından gönderilen mahkeme celpleri
ile de ilgilendiklerini aktaran Pertev, şöyle konuştu: "Belirli
aralıklarla gerekli açıklamaları yapıyoruz. Geçenlerde,
Hurma Restaurant konusunda cumhurbaşkanımızın
açıklaması oldu. Bu konuda, bir şartlı isbat-ı vücut
söz konusudur. Bir yerde, güneydeki mahkemeler, KKTC'de varolan konuları
görüşme konusunda yetkili değildir. Bu dava nasıl
gelişecek, nasıl bir yol alacak bunu göreceğiz" |
KIBRIS 10/05/05
BM'ye Türk temsilci gönderilebilir
|
Dışişleri
ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri değerlendirdi BM'ye Türk
temsilci gönderilebilir Emine DAVUT
YİTMEN Dışişleri
ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
Kıbrıs Rum tarafının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a
temsilci aracılığıyla Annan planındaki
değişiklik taleplerini iletmesi halinde, Kıbrıs Türk
tarafının da temsilci gönderebilme ihtimali bulunduğunu
söyledi. Annan
planının Kıbrıslı Türkler için mükemmel bir plan olmadığını
belirten Denktaş, "Bizim de hazırlığımız,
önümüze gelecek olan herhangi bir yeni planda, Annan planında
beğenmediğimiz, bizi rahatsız eden konuları
iyileştirme yönünde olacaktır" dedi. Dışişleri
ve Savunma Bakanlığı'nda, basın toplantısı
düzenleyen Serdar Denktaş, geçtiğimiz hafta Katar'da
yapmış oluğu temaslar hakkında hem bilgi verdi hem de
Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmelerle ilgili
soruları yanıtladı. Denktaş,
Rum tarafının son günlerde sergilediği olumsuz tutum
nedeniyle, Annan planının tartışıldığı
dönemlerde iyi niyetle bakıp, "Bundan bize zarar gelmez"
denilen unsurlar bulduğunu hatırlatarak, söz konusu unsurlar
üzerinde değişiklik talebinde bulunabileceklerini ifade etti. "Örneğin,
her üç yılda bir Türkiye'nin AB'ye girdikten sonra da, buradaki askeri
varlığının gözden geçirilmesini kabul etmiştik"
diyen Denktaş, Rum tarafının olumsuz tutumu
karşısında, bu konuda geri adım
atılacağını söyledi. Denktaş, özellikle güvenlik ile
ilgili konularda dikkatli ve iyi niyetten arınmış bir durumda masaya
oturulması gerekeceğini vurguladı. Serdar
Denktaş, Rum tarafının BM Genel Sekreteri'ne bir temsilci
vasıtasıyla çekincelerini iletmeye
hazırlandığını ve Türk tarafının bu
konudaki hareketinin ne olacağı yönündeki soruya, "Şu
anda alınmış öyle bir karar yok (temsilci atanması
yönünde). Ancak gerekebilir. Rum tarafının adım
attığı her yere gidip, belli düşüncelerimizi aktarma
konusunda büyük bir gayret içinde olacağız. Rum, kendisini
artık hiçbir yerde yalnız bulamayacak" yanıtını
verdi. Denktaş,
Kıbrıs sorununda bir duraksama dönemine girildiğine
işaret ederek, "Bu dönemin nasıl kırılabileceği
yönünde en ufak bir sinyal henüz yok. Top, Genel Sekreterdedir.
Atacağı adım önemlidir. Zamanla oynama Rum tarafının
işine gelmektedir. Rum tarafına, bu zaman oynama oyununda
verdiğimiz süre, en fazla iki yıldır" diye konuştu. Denktaş,
iki yıl süresince adada bir çözüm bulunmaması halinde olası
gelişmeleri ise şöyle değerlendirdi: "Kuzey
Kıbrıs'ın kendi yolunu ve çözümünü ortaya koyup, kendi o yönde
uğraş vermek zorundadır. Böyle bir durumda bugün içinde
yaşadığımız ortamın, Rum'a
bağımlı olmadan dünya ile bütünleşmesi yönünde
adımlar atılacaktır". ABD
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Laura
Kennedy'nin ziyaretinden de söz eden Denktaş, Avrupa ve Amerika'nın
yeni bir insiyatif başlatma ve Rum tarafını çözüme zorlama
konusunda herhangi bir adım atma durumunda
olmadığını belirtti. "Niyet
var olsa bile, ne yapacakları ve nasıl hareket edecekleri
konusunda, son derece bilinçsiz bir durumdalar" diyen Denktaş, bu
nedenle iç politikanın daha önemli bir noktaya geleceğine dikkat
çekti.. Son günlerde,
Kıbrıs Rum mahkemelerinden Kıbrıslı Türklere
gönderilen mahkeme tebligatı konusuna da değinen Denktaş,
"Alınan önlemlerle Rum tebliğ memurlarının Kuzey'e
geçme konusunda çekince içine girdiklerini gördük. Yeni yeni yöntemler
geliştirmeye çalışacaklar. Biz de yeni hukuk mücadelesi
başlatacağız. Yeni davalar açılacaktır. AB
mahkemesi, Rum ve Türk tarafından gelecek olan binlerce dosyanın
altından nasıl ve ne zaman kalkacak, ben onu bilemem. Ancak, Rum,
işi hukuk oyununa dönüştürmek istiyorsa bu oyunda da varız.
Çözüm istiyorlarsa böylesi oyunlar yerine, bizimle direkt temasa geçerek,
sorunların nasıl çözüleceği konusunda diyalog
kurmalarını bekliyoruz" dedi. Rum
tarafından getirilen tebligatlar ile ilgili çağrıyı
yenileyen Denktaş, "Kesinlikle tebligatı almayın.
Getirenin ismini ve araç plaka numarasını, en yakın karakola
süratle bildirin. Bu tebligatı yapan kişiler tutuklanacaktır.
Rum memurların, Kuzey'de meslek icra etmeleri mümkün değildir"
diye konuştu. Rum yönetimi
dışişleri bakanı Yorgo Yakovu'nun
açıklamalarına da yanıt veren Denktaş, Rum
tarafının, Kuzey Kıbrıs'ın hiçbir şekilde bir
adım daha ileriye gitmesini hazmetmediğini kaydetti. Denktaş
konuşmasına şöyle devam etti: "Farkında
olmaları gereken şu, bu tür girişimlerle Kıbrıs
Türkü'nün çözüm yönündeki inisiyatifini ortadan kaldırmazlar. Ancak,
çözüm isteyen Kıbrıslı Türkleri, bu tutumları nedeniyle
koşullarını zorlaştırma içerisine girmeye
yönlendiriyorlar... İKÖ üyesi ülkeler şunu
anlamıştır ki, ekonomisi iyileşen, statüsü yükselen bir
Kuzey Kıbrıs, aynı şeklide Papadopoulos'un masaya
gelmesinin motivasyonu haline gelmektedir." Basın
toplantısı sırasında, Katar'daki temaslarını da
anlatan Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, işadamlarına
Katar'a yatırım yapması çağrısında bulundu. İşadamlarından
oluşan bir heyetin, Ekonomi Bakanı Derviş Deniz'le birlikte
önümüzdeki günlerde Katar'a bir ziyaret yaparak, iş imkânları
araştıracaklarını dile getiren Denktaş, "Bu hafta
içerisinde, iş adamlarımızla bir araya gelerek, tüm
bunları görüşeceğiz" dedi. Katar'ın
özellikle İngilizce bilen inşaat mühendisi, mimar ve elektrik
mühendisine ihtiyacı olduğunu ifade eden Denktaş, gençlerin
Katar'daki iş imkânlarını değerlendirebileceğini
belirtti. |
KIBRIS 10/05/05
|
Rum
havayolundan İstanbula sefer |
|
|
|
Kıbrıs Rum
Havayollarına ait Atina merkezli Hellas Jet havayollarının
Kıbrıs Rum Larnaka Havaalanından İstanbula 20den fazla
uçak seferi koyduğu açıklandı. |
|
|
|
NTV |
|
|
|
11 Mayıs 2005 Hellas Jet havayollarının Larnaka ile
İstanbul arasında 20 seferlik bir anlaşma
imzaladığı ve ilk seferlerinden birini 2 Mayısta,
ikincisini ise bu hafta içinde gerçekleştirdiği belirtildi. |
Hellas Jet havayolunun Kıbrıs Rum halkından
gelen aşırı talepler nedeniyle İstanbula seferler
koyduğu açıklandı.
YUNANİSTANDAN GELDİĞİ VARSAYILIYOR
Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimini
tanımadığı için Larnakadan havalanan Rum uçaklarına
ya da yabancı şirketlerin uçaklarına Türk hava sahası
açılmıyor. Bu nedenle Hellas Jet uçakları Larnakadan
havalandıktan sonra Yunanistanın Rodos adası üzerinde kod
değiştirerek Türk hava sahasına giriyor.
Türkiye, bu uçakların güney
Kıbrıstan değil de; Yunanistandan geldiğini varsayarak
İstanbula inişlerine izin veriyor.
ABden KKTCyle
ticaret formülü
Yarınki
Kıbrıs ziyareti öncesi Dışişleri Bakanı Abdullah
Gülle görüşen AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn,
KKTCyle ilgili iki AB tüzüğü üzerinde çalıştıklarını
söyledi.
|
NTV |
|
|
|
11 Mayıs 2005 Rum gazeteleri de, Rehnin Kuzey Kıbrısla
AB arasında doğrudan ticaretin önünü açacak bir formülle Adaya
gideceğini yazdı. |
Bükreşte düzenlenen Güneydoğu Avrupa ülkeleri
işbirliği süreci zirvesinde Olli Rehnle görüşen Gül,
kapsamlı çözümden yana olduklarını ve BMnin çabalarını
desteklediklerini tekrarladı.
Rehn de, KKTC ile ilgili iki AB tüzüğü üzerinde
çalıştıklarını söyledi. Söz konusu tüzükler, Kuzey
Kıbrısa izolasyonu kaldırmaya yönelik, 259 milyon Euroluk
yardımı ile ticaret serbestisini öngörüyor.
Rehn, Türkiyede müzakere süreciyle ilgili hazırlıkların çok iyi
gittiğini, özellikle Başbakan Erdoğan ve
Dışişleri Bakanı Gülün son dönemdeki
açıklamalarının çok olumlu olduğunu söyledi.
REHN YENİ FORMÜLLE GİDİYOR
Rum gazetelerine göre Olli Rehn, Kuzey Kıbrısla AB arasında
doğrudan ticaretin önünü açacak bir formülle Adaya gidecek. Rehn,
Kıbrıslı Türkler ile Avrupa arasında doğrudan ticarete
engel olan Rum Yönetimini bu tutumundan vazgeçirmeye çalışacak.
Olli Rehnin formülünün ayrıntıları bilinmiyor ancak diplomatik
kaynaklar Kıbrıslı Türklerin doğrudan ticaret yapabilmesi
için muhtemelen Kuzeydeki Gazimağusa Limanının
kullanılmasını öngören ve Rumların buna itirazını
ortadan kaldıracak bir çözüm taslağı
hazırlandığını belirtiyorlar.
RUM YÖNETİMİ KARŞI ÇIKIYOR
Rum kaynaklara göre, AB Komisyonu doğrudan ticaret tüzüğünün kabul
edilmesini sağlamak amacıyla, tüzüğün 25 üye ülkenin
oybirliğiyle onaylanması şartını
değiştirmeyi amaçlıyor. Bunun yerine doğrudan ticaret
tüzüğünün Avrupa Sözleşmesinin 308nci maddesine göre kabul edilmesi
formülü öne sürülüyor.
Rum Fileleftheros gazetesine göre, AB Komisyonunun birkaç gün önce bu öneri
paketi konusunda nabız yokladı ancak Rum Yönetimi, doğrudan
ticaret tüzüğünün Komisyondan geçirilmesi yönünde bir girişimde bulunursa,
Lüksembourgdaki Adalet Divanına başvuracağını
bildirdi. Gazete, bu önerinin daha önce de Rum Yönetimine sunulduğunu ve
ret cevabı alındığını yazdı.
MÜLK KONUSU DA GÜNDEME GELECEK
Haravgi gazetesi ise, Rehnin sözcüsünün Ziyaretin amacının tüzükler
değil, Rehnin ABnin genişlemeden sorumlu komiseri olması
nedeniyle faaliyet alanındaki ülkelere yaptığı ziyaretler
çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönündeki ifadesine yer
verdi.
Gazete ayrıca, Rum Yönetiminin Rehn ile gerçekleştirilecek temaslar
sırasında KKTCde 1974 öncesi Rumlara ait mülkler konusunun da
gündeme geleceğini yazdı.
Rum havayollarından İstanbul'a sefer
Rum havayolları uçuş ambargosunu dolaylı yoldan
deldi
11 Mayıs, 2005 16:45:00 (TSİ) CNN TURK
Güney Kıbrıs Havayolları'nın yan şirketi
Hellas Jet, Yunanistan'ın Rodos Havaalanı'ndan aktarmalı
İstanbul seferleri başlattı.
Rum
medyasının haberlerine göre, Cyprus Airlines'ın Atina'daki yan
şirketi Hellas Jet, bir haftadır Larnaka-İstanbul seferleri
düzenleyerek Rum turistleri Türkiye'ye taşıyor.
Hellas Jet uçakları Kıbrıs Rum yönetiminin Larnaka
Havaalanı'ndan ayrıldıktan sonra Yunanistan'ın Rodos
Havaalanı'na uğruyor ve aktarmalı bir şekilde İstanbul
Atatürk Havaalanı'na iniyor.
Fileleftheros gazetesi, ilk uçuşun 2 mayıs ikincisinin ise 9
mayısta gerçekleştirildiğini belirtti.
Rum havayollarının, yasadışı ilan edilmesine
rağmen yüzlerce Rumun KKTC'ye geçerek Kıbrıs Türk
Havayolları ile İstanbul'a turistik gezi gerçekleştirmesi
üzerine böyle bir karar aldığı ve talebi kendilerinin
karşılamayı amaçladığı belirtiliyor.
Rumlar 4 tutuklama emri çıkardı
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
KKTCde Aziz Kent, Mark Unwin ve diğer iki kişi hakkında Avrupa çapında tutuklama emri çıkaran Rumlar, önümüzdeki günlerde 100 kadar tutuklama emri daha çıkaracak.
KKTCde Con
Aziz adıyla tanınan işadamı Aziz Kent, İngiliz
emlakçı Mark Unwin ve diğer iki kişi hakkında Avrupa
çapında tutuklama emri çıkaran Rumlar, önümüzdeki günlerde 100 kadar
tutuklama emri daha çıkaracak.
KIBRIS Rum Yönetimi, KKTCde krize neden olan mahkeme celplerinden sonra 3ü
Türk, biri İngiliz emlakçı olmak üzere 4 kişi hakkında
Avrupa tutuklama emri çıkardı. Tutuklama emirlerinin peş
peşe gelmesi bekleniyor.
Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, Rum polisi, Girnenin en büyük
İngiliz emlakçısı Mark Unwin hakkında Rum malları
üzerine Girnede turistik tesisler yapmaktan Avrupa tutuklama emri
çıkardı. Mark Unwinin inşaat şirketi yönetici bir Türk
hakkında da tutuklama emri çıkartıldığın
belirtildi.
Rumlar ayrıca adanın en ünlü işadamlarından Aziz Kent
hakkında Rum arazisi üzerine otel kurmak suçundan tutuklama emri
çıkardı. Con Aziz adıyla bilinen Aziz Kentin Girnede bir çok
otel ve turistik tesisi bulunuyor. Rumlar, celp krizinin çıkmasına
neden olan ve halen mahkemesi devam eden Gazimagosalı işadamı
Hüseyin Çağıneri de tutuklayacaklarını açıkladı.
Çağınerin ilk duruşması dün yapıldı.
Rum mahkemelerine bireysel başvuruların bir ay içinde yüzü
açtığı, celplerin önümüzdeki günlerde gönderileceği ve
tutuklama emirlerinin de takip edeceği bildiriliyor.
HURRIYET 11/05/05
Yunan liderlerden Papadopulosa
eleştiri
Sofia
ANGELİDİS/ATİNA, (DHA)
YUNANİSTANda muhalefet partisi
PASOKun lideri Yorgo Papandreu ve iktidardaki Yeni Demokrasi Partisinin Onursal
Başkanı Kostas Miçotakis, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulosun
Kıbrıs sorunu konusundaki uzlaşmaz tutumunu sert bir
şekilde eleştirdi.
Eski Kıbrıs Rum lideri Yorgo
Vasiliunun Kıbrıs ve AB konulu kitabının
tanıtımı için düzenlenen toplantıda konuşan Miçotakis,
Papadopulosun Annan Planına Hayır demiş olmasını
anlayamadığını ifade ederek, "Nasıl olur da bir
kişi Annan Planını reddedip, sonra da Ne öneriyorsun? diye
sorulduğunda Sırdır ve açıklamayacağım
yanıtını verir. Bundan iki şey anlaşılabilir:
Maksimalist şeyler önerip kabul görmemesinden ya da mantıklı
şeyler söyleyip sonunda Kıbrıs sorununun çözüleceğinden
korkuyordur" dedi.
Geçen yıl yapılan referandumdan
çıkan sonucun Türkiyenin işine yaradığını ve
Adada Türk askeri varlığının sürmesini
sağladığını savunan Yorgo Papandreu ise, Tayvan
modeline gönderme yaparak, "Adadaki durumun kalıcı hale gelmesi
ve bu durumun de facto olarak tanınmasını engellemeliyiz.
Korkarım ki zaman alehimize işliyor" dedi.
MILLIYET 11/05/05
Erdoğan Papadopulos
görüşmesinin anlamı
Başbakan Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri
öncesinde, "17 Nisan'dan sonra Papadopulos, Mehmet Ali Talat'la
görüşür" demişti.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tan önce, Başbakan
Erdoğan, Papadopulos'la görüştü. Moskova ziyareti sırasında
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan ve Kıbrıs Rum
Yönetimi lideri Papadopulos'la üçlü bir görüşme yapan Erdoğan, Rum
liderden, görüşmelerin başlaması yönünde olumlu sinyaller
aldığını da açıkladı.
Başbakan Erdoğan'ın Papadopulos'la görüşmesi, diğer
liderlerle görüşmesinden farklı bir anlam taşıyor...
Türkiye, Güney Kıbrıs'ı tanımadığı için Rum
liderleri ve yönetimlerini bugüne kadar muhatap görmüyordu. Türk
başbakanlar, Yunanistan başbakanlarını muhatap olarak
alırken, KKTC liderleri de Rum yönetiminin muhatabı oluyordu.
Türkiye Başbakanı'nın Rum liderlerle bir araya gelmesi ancak BM
girişimleriyle "dörtlü veya beşli" toplantılarda
mümkün oluyordu.
Başbakan Erdoğan da Türkiye ve KKTC'nin bu çizgisini ve
muhataplık ölçülerini sürdürmüştü.
Moskova'da ise bu çizgi veya gelenek bozulmuş oldu.
AB'ye girdikten sonra, "Bundan sonra benim muhatabım
Türkiye'dir" diyen Papadopulos için, Başbakan Erdoğan'la, KKTC
Cumhurbaşkanı Talat olmaksızın bir araya gelmesi, bu
bağlamda bir ilk adım niteliği taşıyor.
Baykal: 'Alıştırıyor'
Başbakan Erdoğan'ın, Papadopulos'la görüşmesi, CHP lideri
Baykal'ın da tepkisine yol açtı. Baykal, dünkü görüşmemizde,
Erdoğan'ın Papadopulos'u muhatap almasının, Güney
Kıbrıs'ı tanıma yolunda bir alıştırma
olduğunu söyledi. CHP lideri şu değerlendirmeyi yaptı:
"Başbakan Erdoğan'ın muhatabı, Yunanistan
Başbakanı Karamanlis'tir. Papadopulos'un muhatabı ise KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tır. Papadopulos,
muhatabının, KKTC değil Türkiye olduğunu söylemişti.
Çünkü KKTC'yı tanımıyor, yok sayıyor. Türkiye de Güney
Kıbrıs'ı tanımıyor. Şimdi Başbakan
Erdoğan, Moskova'da bu görüşmeyi yaparak Papadopulos'u haklı
çıkarmış oldu. Onun iddiasına geçerlilik
kazandırdı. Türkiye'nin, Dışişleri'nin KKTC'nin özenle
korunduğu çizgiyi ve muhataplık düzeyini bozdu. Türkiye
Başbakanı, Papadopulos'u muhatap alıp görüşüyor, olumlu
hava aldım diyor. Papadopulos, bizde böyle bir hava yok, Erdoğan
abartmış, diyebilecek kadar Türkiye Cumhuriyeti'ne yukarıdan
bakabiliyor. Bu, kabul edilebilir bir şey değildir.
Başbakan'ın bu davranışı Güney Kıbrıs'ı
tanıma yolunda bir alıştırmadır."
'Kapıda beklerlerdi'
KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da,
Erdoğan-Papadopulos görüşmesini
yadırgadığını belirterek, "Papadopulos bundan
sonra da muhatabım Talat değil Erdoğan'dır diye
diretecektir" dedi.
Denktaş, muhataplık düzeyine eskiden beri çok özen gösterdiklerini
belirterek, geçmişe ilişkin olarak şu bilgileri verdi:
"Eskiden, Rum liderler, Türkiye Başbakanı ile
karşılaşmak için peşlerinden koşarlardı.
Tesadüfen karşılaşmış gibi yapıp tokalaşmaya
çalışırlardı. Bunun için uluslararası
toplantılarda asansör kapısında beklerlerdi. Tesadüfmüş
gibi ayaküstü tokalaşsalar bile bunu Rum kesiminde propaganda malzemesi
yaparlar, sanki Türk Başbakanı kendilerini muhatap kabul etmiş,
görüşmüş gibi yansıtırlardı. Demirel ve Ecevit'i
ararlar, tesadüfen karşılaşmaya
çalışırlardı. Türk Dışişleri de, KKTC de
buna hep dikkat etmiştir. KKTC lideri ve Yunanistan Başbakanı
olmadan Rum liderlerle aynı ortamı bile paylaşmazlardı.
Doğrusu da buydu."
FIKRET BILA
MILILIYET 11/05/05
Kıbrıs
komedisi
Türklerin uzlaşma
çağrısı Rumlardan her gün darbe yerken, AB komik bir çaresizlik
sergiliyor
RADIKAL 11/05/05
Ankara'daki AB
büyükelçileri önceki gün Dışişleri Abdullah Gül ile yedikleri
öğle yemeğinden memnun ayrılmışlardı. Birkaç
büyükelçi birden 'Kıbrıs konusuna hiç değinmedi, bunu
yapıcı bir yaklaşım olarak kaydettik' diyorlardı.
Aynı gün İkinci Dünya Savaşı'nın sona erişinin
60'ıncı yıldönümü için Moskova'da bulunan Başbakan Tayyip
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs Rum
Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos ile bir araya gelmişti.
Erdoğan Ankara Esenboğa Havalimanı'na dönüşünde
yaptığı açıklamada, Kıbrıs görüşmelerinin
yeniden başlayabileceğini söylemişti.
Akşam saatlerinde Balkan ülkeleri toplantısı için
Romanya'nın başkenti Bükreş'e giden Dışişleri
Bakanı Gül, soru üzerine, 'Kıbrıs sürecinde yeni bir
girişimin zaten beklendiğini' vurgulamıştı.
Gerçi Yunanistan hükümeti 6 Mayıs'ta bir açıklama yaparak,
Gazimağusa limanına yanaşarak KKTC'ye ambargoyu delen (Bir
İngiliz şirketine bağlı ikinci el otomobil yüklü) Aegean
Sea gemisinin cezalandırılacağını
açıklamıştı. Ancak bu gelişmeler üzerine Yunanistan
Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis de Kıbrıs'ta
çözüme yönelik 'öngörüşmelerin' mayıs ortasında
başlayabileceğini açıklayıverdi. Molivyatis,
öngörüşmeden neyi kastettiğini, Rum yönetiminin 'BM ile atacağı
ilk adımın son olmayacağından emin olmak için
görüşmeler' şeklinde açıklıyordu.
Ne olduysa bu açıklamanın ardından oldu.
12 Mayıs'ta Türkiye'ye geldiği ve suni Kardak krizi
patladığı halde ziyareti yarıda kesmediği için
ülkesinde eski Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos'un sert
eleştirisi altındaki Molivyatis'in uzlaşma
arayışındaki sözlerine, Papadopulos sert yanıt verdi. Eski
EOKA'cı, eski çeteci bu Soğuk Savaş kurdu, "Kimseyle hiçbir
konuda anlaşmış değiliz" diye kendisinden beklenen
çıkışı yaptı. New York'a birini gönderebilirdi ama, bu
yalnızca görüşmelerin nasıl yapılabileceğini anlamak
için olurdu; o kadar.
Bir anda yükselen iyimser beklentiyi tersine çevirmek için başka
gelişmeler sıradaydı.
Bir Rum mahkemesinin, Kuzey'deki topraklar üzerinde mülk edinmek
'suçlamasıyla' bir İngiliz ve üç Türk hakkında tutuklama
kararı çıkardığı açıklandı. Bir Rum
mahkemesinin KKTC vatandaşları hakkında, herhangi bir AB
ülkesine gittiğinde de tutuklanmasını öngören bu kararı,
Kuzey'de gerginliğe yol açtı. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in konuşmadığı
saatlerde, Rauf Denktaş, cumhurbaşkanlığını
teslim etmesinden bu yana ilk kez ağzını açarak, Rumların
başlattığı mal-mülk kavgasının insanları
silahlı kavgaya götüreceği uyarısında bulundu.
Ortaya çıkan durumun başta Talat olmak üzere bütün tarafları
sıkıntıya ittiği görülebiliyor.
Ortaya çıkan her uzlaşma umudunda gerilimi kasti olarak artıran
Papadopulos ve ona destek olan koalisyon ortağı AKEL partisinin,
belli ki Atina'dan gelen baskıyla BM'ye 'öngörüşmeci' göndermesinden
herhangi yapıcı sonuç beklemek gerçekçi mi? Papadopulos yönetiminin
Kıbrıs Türklerini izolasyondan kurtarmak üzere öngörülen AB
fonları üzerindeki vetosunu kaldıracağını beklemek
gerçekçi mi? Hiçbiri gerçekçi görünmüyor.
Papadopulos, Türklerle uzlaşmaya varmak istemediğinin her türlü
işaretini gönderiyor. Soğuk Savaş artığı bu
aşır sağcı siyasetçinin saplantılı
politikası, modern çağın en başarılı
barış ve kalkınma projesi olan Avrupa
Birliği'ni rehin almış durumda. AB organları,
Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni üye kabul ettikleri 1 Mayıs 2004
öncesinde Kıbrıs Türklerine destek için aldıkları kendi
kararlarını bile uygulayamaz duruma düştüler. Ankara'daki AB
büyükelçileri, Kıbrıs konusunda gazetecilerin sorduğu sorulara
özür dileyerek yanıt vermekten sıkılmış durumdalar.
AB, Kıbrıs konusunda komik bir çaresizlik sergiliyor.
Kıbrıs gibi temel bir toprak ihtilafını, bütün
uyarılara karşın göz göre göre ithal ederek bu siyasi acze
düşen AB'nin küresel ya da bölgesel bir siyasi güce dönüşebileceğini
söylemek mümkün mü?
Avusturya'da seçimi kazanan Jörg Heider'a siyasi görüşleri nedeniyle
Başbakanlık yaptırmayan AB, Papadopulos'un oyuncağı
oluyor.
Kimse kimseyi kandırmasın; Papadopulos ile hiçbir şey mümkün
değil.
Mülkler
için ilk tutuklamalar
RADIKAL 11/05/05
RADİKAL - LEFKOŞA - Kıbrıs Rum
Yönetimi, KKTC'de Rumlardan kalan mallarda oturanlara karşı
çabalarını derinleştiriyor. Bir Rum şirketinin,
Mağusa'da restoranı olan, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' kimlikli
Hüseyin Çağıner aleyhine açtığı tahliye ve tazminat
davasının ilk duruşması dün Larnaka'da
yapılırken, Rum yönetimi ilk kez üçü Türk biri Britanyalı dört
kişi için 'Avrupa tutuklama emri' çıkardı. Emir, Rum polisinin
talimatı ve başsavcı Petros Kliridis'in onayıyla
yapıldı. Hakkında tutuklama emri çıkarılanlar Girne'de
turistik tesis yapmakla suçlanan Britanyalı Mark Unwin, Unwin'in
şirketinin yöneticisi bir Türk, 'Con Aziz' lakaplı KKTC'li
işadamı Aziz Kent ve Çağıner. Rum basını bu
kişilerin KKTC ve Türkiye dışına çıktıkları
an tutuklanacaklarını yazdı. Rum lideri Tasos Papadopulos ise
"Çalınmış malların kullanılması ve gasp
edilmiş mülkler konusunda oldubittilerle karşı karşıya
kalmamak için bir girişimdir" dedi. Rum yönetimi, daha önce mülklerin
işgaliyle ilgili yasayı ağırlaştırıp, hapis
cezasını altı aydan 1 ila 2 yıla
çıkarmıştı. Böylece Avrupa tutuklama emrinin de yolu
açıldı.
Hastalara da celp
Rum Yönetimi bir dönem yapılan 'bedava tedavi' çağrılarıyla
güneyde tedavi olan Türkleri de takibe aldı. KKTC Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş, güneyde tedavi olan Türklere BM
Barış Gücü aracılığıyla borçlarına
karşılık celpname gönderildiğini açıkladı.
Denktaş, "Barış Gücü'ne araya girmemelerini söyleyerek,
celpnameleri iade ettik" dedi.
Rum
temsilci BM yolunda
Papadopulos,
Erdoğan'ın Kıbrıs'ta 'yeni girişim'
açıklaması için 'Şişirmiş' dese de BM'ye temsilci
gönderiyor. Molivyatis: Öngörüşme mayısta başlar
RADIKAL 11/05/05
YORGO
KIRBAKİ
ATİNA
- Türkiye'nin Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması
için gösterdiği çabaların yarattığı uluslararası
baskı, Rum lideri Tasos Papadopulos'u ayak sürüyerek de olsa yeni bir
sürecin başlamasına yanaşmasını sağladı.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Moskova'da görüştüğü BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yeni sürecin başlayabileceğini
söylediğini ve Papadopulos'un buna olumlu baktığını
aktarmasının ardından, BM Rum liderin öngörüşmeler için New
York'a temsilci göndereceğini açıkladı. Gerçi Papadopulos,
Erdoğan'ın açıklamalarını 'şişirilmiş'
diye niteleyerek, "Yeni bir girişimden söz etmek için erken"
dedi.
Ama Yunan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, Güney
Kıbrıs'ın BM'yle öngörüşmelere birkaç gün sonra
başlayacağını duyurdu.
Dün BM sözcüsü, Papadopulos'un müzakerelerin yeniden başlaması
konusunda öngörüşmelere hazır olduğunu ve BM'ye acilen temsilci
göndereceğini belirtti. Rum liderin, diplomatik büro şefi Tasos Zionis'i
görevlendirdiği sanılıyor. Annan Planı üzerinde
istediği değişiklikleri BM'ye yazılı bildirmeyi
reddeden Papadopulos, bunları 'planın kaygı yaratan bölümleri'
adı altında sözlü olarak iletmek niyetinde. Ardından
Annan'ın siyasi işlerden sorumlu yardımcısı Kieran
Prendergast'ın Kıbrıs'a gitmesi bekleniyor.
Ruslar buluşturdu
Yunan ve Rum basınına göre, önceki günkü
Erdoğan-Annan-Papadopulos görüşmesi ayaküstü sohbetle
sınırlı kalmadı. Rus yetkililer, öğle yemeğinde
BM Genel Sekreteri ile Rum lideri kasten aynı masaya oturttu. 2004'teki
referandumdan beri ilişkileri bozuk olan Annan ile Papadopulos yemekteki
sohbette 'buzları eritti.' Bir süre sonra Erdoğan'ın da masaya
gelmesiyle hararetlenen Kıbrıs görüşmesinde, taraflar yeni bir
girişim başlatılması amacıyla izlenecek prosedürü ele
aldı.
Ancak üçlü görüşmenin önemini azaltmaya çalışan Rum lider, adaya
dönüşte, hiçbir süreç üzerinde anlaşmadıklarını
söyleyerek, Erdoğan'ın 'yeni girişime olumlu
yaklaştığı' sözünü 'şişirilmiş' diye
niteledi. Moskova görüşmesinin çok iyi bir atmosferde geçtiğini
kaydeden Papadopulos, "Yeni bir girişim olduğunu söylemek için
henüz erken. Uygun bir diyaloğun hazırlanması için gidilmesi
gereken yol uzun" dedi.
Artık görüşünün daha iyi anlaşılmaya
başlandığını, bunun bile tek başına umut
olduğunu söyleyen Rum lideri, üçlü görüşmeyi "Türkiye
Başbakanı, 'çıkmazın hiç kimseye yardımının
dokunmadığını' ifade etti. Bu görüşe destek verdik"
sözleriyle aktardı. Yunan ve Rum basını görüşmeyi
'Moskova'da Kıbrıs için ışık', 'Buzlar çözülüyor',
'Moskova'da Annan Planı'nı canlandırdılar'
başlıklarıyla duyurdu. KKTC basını ise, Rum liderin,
daha önce görüşme girişimlerini reddedip KKTC lideri Mehmet Ali
Talat'ı adres gösteren Erdoğan'la Moskova'da buluşarak
muradına erdiği yorumunu yaptı.
Rehn de adaya gidiyor
Dün Yunan Hükümet Sözcüsü Teodoros Rusopulos'un şu an için
Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması girişimi
olmadığını söylemesine karşın, Yunan
Dışişleri Bakanı aksi görüş dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le birlikte Bükreş'te
Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci'ne katılan
Molivyatis, Rum Yönetimi'nin BM ile öngörüşmelere 'mayıs
ortasında, birkaç gün içinde' başlayacağını söyledi.
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de, yarın
iki günlüğüne Kıbrıs'a gidecek. İlk kez adayı ziyaret
edecek Rehn'in iki kesimde temaslarda bulunacağını duyuran
Komisyon sözcüsü, BM girişimlerini destekleyip çözümü
kolaylaştırmaya hazır olduklarını belirtti.
Tadını kaçırdılar
|
Kıbrıslı
Rumlar mallarının gasp edildiği gerekçesiyle polise
başvurdu, Rum polisi de mahkemeye başvurarak aralarında
turizmci Aziz Kent'in de bulunduğu dört kişi hakkında
tutuklama kararı aldı Tadını
kaçırdılar DÖRT
KİŞİYE TUTUKLAMA... Kıbrıslı Rumlar,
"mallarını gasp ettikleri" gerekçesiyle biri İngiliz,
dört KKTC vatandaşı hakkında "Avrupa tutuklama emri"
çıkardı. İngiliz emlakçı Mark Unwin ve eşi
Kıbrıslı Türk Hayran Beyler (Unwin) ile
Kıbrıslı Türk işadamı Aziz Kent (Con Aziz) ve Hurma
Restaurant'ın sahibi Hüseyin Çağıner, haklarında
tutuklama emri çıkarılan isimler KENT:
ZARARIMI HUKUK YOLUYLA ÖDEYECEKLER... Otelin bulunduğu araziyi
Kıbrıslı Türk'ten satın aldığını,
tapuyu da 1974 öncesi Rum makamların kendisine verdiğini evraklarla
ispatladığını söyleyen Aziz Ket, "Benim turizm
alanına yatırım yapmamı hiç hazmedemediler. Çok zorluklar
çıkardılar, halen de bu nefret sürüyor. Ben hukuk yoluyla
hakkımı alacağım, bana yüklü bir tazminat ödemek zorunda
kalacaklar" dedi UNWINLERE
ÖLÜM TEHDİDİ... Unwin Estate Agents'in sahibi İngiliz Mark
Unwin ve eşi KKTC vatandaşı Hayran Beyler Unwin, bir süredir
e- posta yoluyla ölüm tehditleri aldıklarını
açıkladı. KIBRIS'a konuşan aile, bu nedenle hiçbir
şekilde ada dışına çıkmayacaklarını söyledi MARK UNWIN:
APTALCA... Mark Unwın: Daha önce çıkarılan tutuklama emri nedeniyle
Avrupa'ya seyahat edemiyorum. Kıbrıs Rum hükümeti,
yasalarını AB yasalarını suistimal edecek biçimde
değiştirmiş bulunmakta. Bu çok aptalca bir hareket ve tamamen
Rumların propagandasına ve Kıbrıs Türk ekonomisini
durdurma yolunda yapılmış bir şey Hüseyin
EKMEKÇİ, Osman KALFAOĞLU, Sevgi YALMAN Rumların
KKTC'deki mülklerinin gasp edildiği iddialarından oluşan
şikâyetlerinin ardından harekete geçen Rum polis
makamlarının talebi üzerine, Rum mahkemeleri dört kişi
hakkında tutuklama emri çıkardı. İngiliz
emlakçı Mark Unwin ve eşi Kıbrıslı Türk Hayran
Beyler (Unwin) ile Kıbrıslı Türk işadamı Aziz Kent
(Con Aziz) ve Hurma Restaurant'ın sahibi Hüseyin Çağıner
haklarında tutuklama emri çıkarılan isimler. İddiaya
göre, "Unwin'in, Çatalköy ve Karşıyaka'da 'Kıbrıslı
Rum malı' alıp içine turistik tesisler yapmaya
başladığı şikâyetleri üzerine aleyhine tutuklama
emri çıkarıldı. Aleyhindeki şikâyetleri Hristos Matzios
ve Yakavos ve Yeoryios Yakovos (baba ve oğul) yaptı. Bu
kişiler ellerindeki kanıtlarla Unwin'in mülklerini
kullandığını Rum mahkemelerine ispatladı. İkinci
tutuklama emri Hüseyin Çağıner'le ilgili. Tutuklama emrinin, evini
restorana çevirdiği için Panos Yoannidis'in şikâyeti üzerine
çıkarıldığı öğrenildi. Üçüncü
tutuklama emri ise Celebrity ve Shato Lambuso otellerinin sahibi Aziz Kent,
namı-ı diğer Con Aziz'e çıkarıldı. Rum
makamlara göre Aziz Kent, Lapta'da 27 dönüm Rum arazisini kullanıyor. "Türkiye
dışına çıkamayacaklar" iddiası Rum
basını, "Bu gelişmeden sonra söz konusu dört kişinin
işinin zor olduğunu, çünkü KKTC ve Türkiye dışına
çıkamayacaklarını, çıkmaları halinde ise
tutuklanmaları tehlikesi bulunduğunu" yazdı. Avrupa
tutuklama emirlerinin, polis genel müdürünün talimatıyla ve
Başsavcı Petros Kliridis'in onayıyla
çıkarıldığı da belirtildi. Bu arada,
beşinci kişi için de KKTC'deki mallarının
kullanıldığı gerekçesiyle polise şikâyette
bulunuldu. Konunun Avukat Hristodulos Taramantus ve polis tarafından
titizlikle incelendiği de duyuruldu. Cumhurbaşkanlığı
boş durmuyor Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev başkanlığında
oluşturulan Hukuk Komitesi, haklarında tutuklama emri
çıkarılan Kıbrıslı Türklerle birlikte hareket
ediyor. Daha önce bu
konuda açıklama yapan Müsteşar Pertev bu konuyla yakından
ilgilendiklerini belirtmişti. Kent:
Kapı gibi tapum var, bunu da
kendileri verdi Hakkında
tutuklama emri çıkarılan Turizmci Aziz Kent, araziyi 1974 öncesi
Kıbrıslı Türk Mustafa İbrahim'den
aldığını belirterek, "İnşaat iznini
Girne'nin Rum kaymakamı ve Rum belediye başkanı
verdi. Tapuyu da yine Rum kaymakamın imzasıyla 12 Mart 1971'de
aldım" dedi. Elinde her
türlü evrağın bulunduğunu ve Güney Kıbrıs ile
İngiltere'de hukuk mücadelesi başlatacağını söyleyen
Kent, "Gerekli talimatları hukuk büroma verdim. Maddi ve manevi
kaybım var. Bunun için de yüklü bir tazminat davası
açacağım" dedi. Otelin
Kıbrıslı Türk tarafından yapılan ilk otel
olduğunu ve Rumların yıllardır bunu hazmedemediğini
anlatan Kent, KIBRIS'a şu açıklamayı yaptı: "Bu
oteli yapana kadar, Rumların çıkardığı zorluklar
nedeniyle beş otel daha yapardım. Burayı bir Türk'ten
satın aldım. Dr Mustafa İbrahim Ziyad'dan. İnşaat
izni ve koçan alana kadar duymadığım hakaret, görmediğim
Rum yetkili kalmamıştı. Makarios da
dahil, Yorgacis'in danışmanları dahil herkesle görüştüm.
Beni Girne kaymakamına yönlendirdiler. Kapısında iki gün
bekledim, 'Bekle köpek' diye beni aşağıladı. Rum ortak
bulmam istendi. Tüm bu
zorlamalara rağmen, turizmin dostluk köprüsü olacağını
düşündüm, bir de kitap yazdım bunun için. Ancak benim
buraya 1974 öncesi bir otel yapmamı ve bana izin vermek zorunda
kalmalarını hiç hazmedemediler. Her fırsatta kötülediler.
Şimdi de bir Türk'ten satın aldığım, inşaat
iznini ve tapusunu da kendi imzaları ile bana verenler şimdi benim
için tutuklama emri çıkarıyorlar. Zerre kadar korkum yok. İngiltere'ye
de gideceğim. Zaten hukuk yoluyla yüklü de bir tazminat
alacağım. Çünkü bu düpedüz bir yalan ve karalama. Otel benim,
tapusu da 1974 öncesi alınmış..." "Gel
ispatla" dediler Kent,
avukatı aracılığı ile önce otelin kendine ait
olduğunu ispatlamayı, ardından da Güney Kıbrıs ve
İngiltere'de tazminat davası açmayı
kararlaştırdı. Bu yönde
avukatlık bürosu ile de görüşen Kent, Rum Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu'yu da aradı. Yakovu'nun
danışmanları ile görüşen Kent, "Gel ispatla,
düzeltelim" yanıtını almış. Hukuk
mücadelesi ile hakkını almaya hazırlanan Kent son söz olarak,
"Elimde kapı gibi tapum var. 1974 öncesi kendileri verdiler. Bunu
hiç hazmedemediler, şimdi karalıyorlar. Ama hukuk yoluyla
hakkımı alacağım" dedi. Unwinlerin
endişesi yok Unwin Estate
Agents'in sahibi İngiliz Mark Unwin ve eşi KKTC vatandaşı
Hayran Beyler Unwin, haklarında verilen tutuklama emirlerinden
rahatsız değil. KIBRIS'a
konuşan Unwinler, "Rum tarafından tebligat gönderilmedi.
Basın aracılığı ile haberimiz oldu. Biz KKTC hükümetine
güveniyoruz" dedi. Hakkında
iki kez tutuklama emri çıkarılan Mark Unwin, "Son tutuklama
kararı hakkında herhangi bir bilgimiz yok. Bize Rum kesiminden
gönderilen herhangi bir tebligat da yok ancak öyle görülüyor ki Unwin Estate
Agents'e gönderilen bu üçüncü tutuklama emri (ilk iki tanesi Mark Unwin
hakkında çıkarıldı) karım olan Hayran Beyler Unwin,
ki şirket onun adına kayıtlı" dedi. Unwin,
kendisi hakkında çıkarılan tutuklama emri hakkında bir
hafta önce bilgisi olduğunu belirterek, yeni tutuklama emri konusunda
herhangi bir resmi bilgisi olmadığını söyledi. Tutuklama
emri nedeniyle seyahat özgürlüğünün
kısıtlandığını belirten Unwin, KIBRIS'a
şöyle konuştu: "Daha
önce çıkarılan tutuklama emri nedeniyle Avrupa'ya seyahat
edemiyorum. Kıbrıs Rum hükümeti, yasalarını AB
yasalarını suistimal edecek biçimde değiştirmiş
bulunmakta. Bu çok aptalca bir hareket ve tamamen Rumların
propagandasına ve Kıbrıs Türk ekonomisini durdurma yolunda
yapılmış bir şey. Yayınlanan tutuklama emirleri
konusunda herhangi bir iş kaybına uğramadılar.
Kıbrıslı Rumlar Kuzey Kıbrıs'ı mahvetmeye
çalışıyor. Ben
şahsen KKTC'ye ve onun vermiş olduğu tapuların
yasallığına tüm kalbimle inanıyorum ve bu işi
yürütürken herhangi yanlış bir şey yaptığıma
inanmıyorum. Ben de diğer emlakçıların
yaptığı işin aynısını yapıyorum. İngiltere
ile temasa geçtiler Mark Unwin
İngiltere'deki avukatları ve Kuzey Kıbrıs'taki
İngiliz Yüksek Komiserliği'yle irtibata geçtiğini ve
onların tavsiyelerine uyarak, gelişmeler netleşene kadar Kuzey
Kıbrıs dışına çıkmayacağını,
eskiden Rum kesimine geçmiş olsa bile artık geçmeyeceğini
söyledi. Mark Unwin bu
konunun uluslararası alanda mücadele gerektiren bir konu olduğunu,
kendisinin seyahat özgürlüğünün
kısıtlandığını bu yüzden kaçmaktansa hukuki
mücadeleye girişeceğini söyledi. Hayran Beyler
Unwin: Ölümle tehdit
ediliyoruz Unwin'in
eşi KKTC vatandaşı Hayran Beyler Unwin ise,
yaptıkları işin yasal olduğuna
inandıklarını belirterek, "Yanlış bir şey
yapmadığımızı bildiğimiz için herhangi bir
endişe duymuyorum. Yaptığımız işe ve KKTC'ye
inanıyoruz" dedi. İngiltere
ve Kıbrıs Rum kesiminden e-posta üzerinden ölüm tehditleri
aldıklarını açıklayan bayan Unwin, "Eğer
yaptığımız işten vazgeçmezsek, bizi ve ailemizi
gelip öldüreceklerine dair mesajlar aldık. Bize gelen her tehdidi polise
aktardık, onlar da Interpol ile birlikte tüm e-posta adreslerini nereden
gönderildiklerini ortaya çıkarmak için kontrol ediyor. Ayrıca, bu
şekilde e-posta gönderilmesi Microsoft şirketinin kurallarına
aykırı olduğu için söz konusu şirket ile irtibat
kurduk" dedi. Hayran Beyler
Unwin, Kuzey Kıbrıs'ta kendilerini güvende hissettiklerini
belirterek, bu durum sürdüğü sürece adadan çıkmaya niyetleri
olmadığını, KKTC hükümeti ve polisin konuya hassasiyet
gösterdiğini bildiklerini söyledi. KIBRIS
aracılığı ile Kıbrıslı Rumlara mesaj
gönderen Hayran Beyler Unwin şunları söyledi: "Kıbrıslı
Rumlara söyleyecek tek şeyim Kıbrıslı Türklerin nefes
almasına ve yaşamasına biraz olsun izin vermeleri ve
ekonomimizi mahvetmeye çalışmaktan vazgeçmeleridir. Eğer
Kıbrıslı Rumlar aynı tutumu sergilemeye devam ederse, biz
de onlara karşı hukuk savaşı
başlatacağız." Çağıner
davası 13 Mayıs'a ertelendi Bu arada,
Kuzey Kıbrıs'taki malını kullandığı için
Akita P.Ionaanidis şirketi tarafından Gazimağusa'daki Hurma
Restaurant işletmecisi Hüseyin Çağıner aleyhine açılan
tahliye ve tazminat davası ile ilgili hukuk prosedürü sürüyor. Söz
konusu dava 13 Mayıs 2005 tarihine ertelenirken Rum Filelefteros
gazetesinde yayınlanan "Hüseyin Çağıner aleyhine Avrupa
tutuklama emri çıkartıldı" haberi büyük
şaşkınlık yarattı. Böyle bir tutuklama kararı
çıkartıldığı haberine inanmak istemeyen Hüseyin
Çağıner KIBRIS'a konuştu. "Eğer
yayınlanan haber doğru ise bu insanlık dışı bir
uygulama, bizi KKTC sınırları içine hapsetmek istiyorlar"
diyen Çağıner, bu kararın iyi niyetten uzak siyasi bir karar
olduğunu ifade etti. Çağıner, bu olaydan büyük huzursuzluk
duyduğunu, yaptığı yüz binlerce sterlin tutarındaki
yatırımın boşa gideceği endişesine
kapıldığını ve işine olan konsantrasyonunun
bozulduğunu söyledi. Haberlerin
doğru olduğundan iyice emin olmadan şu anda daha fazla
konuşmak istemediğini belirten Hüseyin Çağıner,
hukukçularımızın bu işin üstesinden geleceğine olan
inancını belirtti. Çağıner,
kendisinin de güney göçmeni olduğunu, 1974 yılında Düzkaya
(Evdim) köyünden ailesiyle birlikte kuzeye geldiğini, o dönemde 8
yaşında olduğunu ve Evdim köyünde babasına ait ev,
dönümlerce bağ ve bahçe bulunduğunu hatırlattı. |
KIBRIS 11/05/05
Çağıner davası cumaya ertelendi
|
DAVA
GÖRÜŞÜLEMEDİ... Kıbrıslı Rumların mülkiyet
talebiyle Kıbrıslı Türklere açtığı ilk dava
niteliğini taşıyan Çağıner Davası (Hurma
Restaurant) ile ilgili duruşma cuma gününe ertelendi TERCÜME
SORUNU... Larnaka Mahkemesi'nde dün hâkim huzurunda yapılan ilk
duruşma, tercüme sorunu nedeniyle ertelendi. Çağıner'in
avukatı Hakkı Önen'in "şartlı isbat-ı
vücut" başvurusunu içeren dilekçenin Rumca'ya çevrilmesi için Rum
hâkim duruşmayı cuma gününe erteledi Kıbrıslı
Rumların mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türklere
açtığı ilk dava niteliğini taşıyan
Çağıner Davası (Hurma Restaurant) ile ilgili duruşma cuma
gününe ertelendi. Dün Larnaka
Mahkemesi'nde hâkim huzurunda yapılan ilk duruşma, tercüme sorunu
nedeniyle cuma gününe ertelendi. Çağıner'in avukatı Hakkı
Önen'in "şartlı isbat-ı vücut" başvurusunu
içeren dilekçenin Rumca'ya çevrilmesi için Rum hâkim duruşmayı cuma
gününe erteledi. Böylece,
Çağıner'in "şartlı isbat-ı vücut"
başvurusunun kabul edilip edilmeyeceği cuma günü belli olacak.
Davayla ilgili gelişmeler de bu başvurunun kabul edilip edilmemesine
göre şekillenecek. "Şartlı
isbat-ı vücut" talebindeki temel dayanak, belli hatalar ile anayasa
ve yasalara aykırılıktan kaynaklanan itirazlara
dayanıyor. Bu itirazların temel dayanak noktaları da isim
hataları yanında, her olayın kendi bölgesinde görüşülebileceğine
ve Türklerin ancak Türk yargıçların da bulunacağı
mahkemede yargılanabileceğine ilişkin Kıbrıs
Cumhuriyeti anayasasındaki düzenlemeler Avukat
Hakkı Önen, konuyla ilgili dün Larnaka'da yaptığı
açıklamada, bundan sonraki sürecin siyasilerle görüşülerek
kararlaştırılacağını belirtti. Bu davanın
sadece Kıbrıs Türk halkını değil, KKTC'de
yaşayan yabancıları da ilgilendirdiğine dikkat çeken
Önen, bu nedenle dikkatli adımlar atılması gerektiğini
vurguladı. Rum
mahkemelerindeki duruşmalara katılmanın çeşitli
çevrelerce eleştirildiğinin anımsatılması üzerine de
Önen, herkesin kişisel görüşü olabileceğini söyledi ve
mahkemeye gitmesinin bu eleştirilere
katılmadığının ispatı olarak görülmesi
gerektiğini ifade etti. Önen, bu
davanın emsal nitelikli olmadığını, sadece Yüksek
Mahkeme kararlarının emsal oluşturduğunu da ekledi. Rum
şirket tahliye ve tazminat istiyor Eski mülkünü
kullandığı gerekçesiyle Mağusa'daki Hurma Restaurant
sahibi 40 yaşındaki Hüseyin Çağıner'e "tahliye ve
tazminat" davası açan "Akinitap İoannides Ltd.",
binanın tahliye edilmesini ve kullanım kaybından dolayı
100 bin ile 250 bin Kıbrıs Lirası arasında tazminat
ödenmesini istiyor. Rum şirketin davası, Eleni Vrahimi & Sia
isimli hukuk bürosu tarafından sürdürülüyor. Avukat
Hakkı Önen, dün Rum gazetelerinde yer alan Çağıner de dâhil 4
kişi hakkında "Avrupa tutuklama kararı"
çıkartıldığına ilişkin haberlerin
anımsatılması üzerine ise, özetle şunları söyledi: "Böyle
bir gelişmeden haberim yok, bize böyle bir bilgi gelmedi. Ben sadece
Çağıner adına konuşabilirim. Tutuklama kararı varsa
bizim yürüttüğümüz sivil davayla ilgili değil, bu davayla ilgili
tutuklama olmaz. Tutuklama kararı gerçekten
çıkartılmışsa sivil davadan ayrı cezai
soruşturma başlatıldı demektir." Rum
Fileleftheros gazetesi dünkü sayısında, Polis Genel Müdürü'nün
talimatı ve Başsavcının onayıyla ilk kez KKTC'den 4
kişi hakkında "Avrupa tutuklama kararı"
çıkartıldığını yazdı. Gazete
haberine göre Hüseyin Çağıner yanında, Celebrity Otel Sahibi
Aziz Kent, Emlakçı İngiliz Mark Unwin ve adı açıklanmayan
bir Kıbrıslı Türk hakkında tutuklama kararı verildi
ve hakkında tutuklama kararı verilen 4 kişi KKTC ve Türkiye
dışına çıktıkları anda tutuklanabilecekler. |
KIBRIS 11/05/05
Cumhurbaşkanlığında
"Kıbrıs" zirvesi
KIBRIS SORUNU
MASAYA YATIRILDI... Cumhurbaşkanlığında Cumhuriyet
Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin başkan ve temsilcilerinin
katılımıyla Kıbrıs konusunda değerlendirme
toplantısı yapıldı. Cumhurbaşkanı Talat
başkanlığındaki toplantıda, başta
Kıbrıs sorunu olmak üzere, çeşitli konular değerlendirildi.
Toplantıyla ilgili basına açıklama yapılmadı
Cumhurbaşkanlığı'nda
Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin başkan ve
temsilcilerinin katılımıyla Kıbrıs konusunda
değerlendirme toplantısı yapıldı.
Saat 15.10'da
başlayan toplantı saat 16.45'te sona erdi.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat başkanlığındaki toplantıya, CTP/BG
Genel Başkanı Başbakan Ferdi Sabit Soyer, CTP Örgütlenme
Sekreteri Ömer Kalyoncu, DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı
ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ve Genel Sekreteri
Mustafa Arabacıoğlu, ana muhalefet UBP Genel Başkanı
Derviş Eroğlu ve Genel Sekreteri Salih Miroğlu, BDH Genel
Başkanı Mustafa Akıncı ve Genel Sekreteri Mehmet Çakıcı
katıldı. Toplantıda ayrıca,
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev de
hazır bulundu.
Başta
Kıbrıs sorunu olmak üzere, çeşitli konuların
değerlendirildiği toplantının başında ve
bitiminde basına açıklama yapılmadı.
Toplantıdan
ilk çıkan Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş oldu.
Daha sonra diğer
parti başkanları ve sekreterleri de toplantıdan çıkarak
basına açıklama yapmadan Cumhurbaşkanlığ'ndan
ayrıldılar.
KIBRIS 11/05/05
KKTC Rumları Barış Güçü'ne şikayet etti
12 Mayıs, 2005 20:31:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs Türk
halkına ve KKTC'de yaşayan yabancılara yönelik tacizleri
konusunda BM Barış Gücü'ne nota verdi.
BM
Barış Gücü'ne gönderilen notada, mülkiyet ve sağlık
konularında KKTC vatandaşlarıyla KKTC'de yaşayan
yabancılara yönelik tahriklerde bulunulduğuna dikkat çekilirken, Rum
yönetiminin KKTC'de hiç bir yetkisi olmadığına vurgu
yapıldı ve taciz girişimlerine karşı her tür önlemin
alınacağı belirtildi.
Gelişmelerin tehlikeli boyutlara ulaşabileceği konusundaki
endişeleri dile getiren Dışişleri Bakanlığı,
BM Barış Gücü'nü Rum makamlarına yardımcı olacak
davranışlardan kaçınmaya ve Rum makamlarını uyarmaya
çağırdı.
Rehn, çözüm için
iyimser
Öte yandan,
Kıbrıs'ta çeşitli temaslarda bulunan AB Komisyonu'nun
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn Kıbrıs sorununun çözümü
konusunda iyimser olduğunu açıkladı.
KKTC
Cumhurbaşkanı Talat, Olli Rehn, Göç Delege Bakanı Nicolas Schmit
ve AB Komisyonu Kıbrıslı Türkler Birimi Sorumlusu Leopold Maurer
ile görüştü.
Talat ile Rehn görüşmenin ardından bir basın toplantısı
düzenledi. Rehn doğrudan ticaret tüzüğünün hayata geçirilmesi ve
Kıbrıs sorununun çözümü için biraya geldiklerini ve bu iki konuda da
iyimser olduklarını belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat da, Kıbrıs konusundaki
tutumlarının açık ve net olduğunu ve BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'la görüşmesi için New York'a özel bir temsilci gönderme
düşüncelerinin olmadığını söyledi. Talat, "ancak
Genel Sekreter isterse temsilci gönderebiliriz" diye konuştu.
Rehn-Rum yönetimi
görüşmesi
Rehn, Talat'la görüşmesinin ardından Güney Kıbrıs lideri
Tasos Papadopulos ve Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile
de biraraya geldi.
Görüşmelere ilişkin resmi açıklama yapılmadı, ancak
Rum medyasının haberlerine göre, Rehn geçtiğimiz yıl Annan
Planı referandumunun hemen ardındam AB Komisyonu'nun kabul
ettiği KKTC'yle doğrudan ticaret tüzüğüne Rumların
uyguladığı blokajı kaldırmasını istedi.
"Kıbrıs için iyi bir ön hazırlık
şart"
12 Mayıs, 2005 16:36:00 (TSİ) CNN TURK
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı
sözcüsü Yorgo Kumuçakos, Kıbrıs sorununun çözümü için yapılacak
müzakerelerin yeni bir başarısızlıkla sonuçlanmaması
için 'iyi bir ön hazırlık' yapılması gerektiğini
söyledi.
Kumuçakos,
düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs Rum
Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un mayıs ayının ikinci
yarısında BM'ye temsilci göndereceğini açıkladı.
BM'ye yollanacak temsilcinin bu çerçevede inceleme amaçlı temaslarda
bulunacağını söyleyen Kumuçakos, KKTC'nin de BM ile bu yönde
teması olup olmayacağı hakkında bilgisi
olmadığını ifade etti.
Atina ve Rum kesiminin sürekli temas halinde olduklarını
belirten Kumuçakos, ''arzumuz, Kıbrıs sorununun, BM kararları,
AB müktesebatı, değerleri ve ilkeleri çerçevesinde, Annan Planı
temelinde yapılacak müzakereler sonucu adil ve işler bir çözüme
kavuşturulmasıdır'' dedi.
Atina'nın zaman
şartı yok
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin çabaların Türkiye'nin AB
ile müzakerelere başlayacağı 3 ekim tarihiyle
bağlantılı olup olmadığına ilişkin
soruları da yanıtlayan Kumuçakos, Atina'nın her yeni çözüm
çabasının belli bir zaman dilimi içine
sıkıştırılmasına karşı olduğunu
vurguladı.
Sorular üzerine, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in Ankara'ya
yapacağı ziyaretin tarihinin diplomatik kanallar
aracılığıyla belirleneceğini belirten Kumuçakos, bu
konuda henüz yeni bir gelişme olmadığını
söyledi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, önceki gün
Bükreş'te yaptığı açıklamada, Kıbrıs Rum
yönetiminin BM ile ön görüşmelere mayıs ayı ortasında
başlayacağını açıklamıştı.
KKTC'de gündem
'mülkiyet davaları'
Yunanistan ve Rum kesiminde bu tartışmalar yaşanırken,
KKTC'de gündem, mülkiyet davaları.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ile
görüşmesinden sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs Rum
yönetiminin Kıbrıslı Türklere karşı
açtığı mülkiyet davalarının, Güney
Kıbrıs'tan çıkartılan kimlik ve pasaportla ilgisi
olduğunu sanmadığını söyledi.
Talat, davaların Kıbrıslı Türkleri sık boğaz
etmek amacıyla yapılan çabalar olarak değerlendirdi.
Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Rum yönetimi lideri
TasosPapadopulos ile Moskova'da yaptığı görüşmeden bilgisi
olup oladığının sorulması üzerine ise ''basında
gördüğümüz kadarıyla, ayaküstü gerçekleşmiş bir
görüşme, bildiğim o'' dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, başka bir soru üzerine, görüşmeyle
ilgili henüz kendisine bir bilgi verilmediğini belirtti.
Rum liderden doğrudan ticarete 'hayır'
12 Mayıs, 2005 16:32:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs'ta temaslarda bulunan AB'nin Genişlemeden
Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs Rum Kesimi lideri Papadopulos'tan
KKTC'yle doğrudan ticaret yapılmasına yönelik
itirazını kaldırması konusunda yine 'hayır'
cevabı aldı.
Rum
radyosuna göre Papadopulos, Rehn ile yaptığı görüşmeye
ilişkin açıklamasında, Rehn'le Kıbrıs sorunu ve AB'yle
ilgili bütün konuları görüştüklerini belirtti.
Rehn'le, AB'nin Kıbrıslı Türklere yönelik mali
finansmanının şartsız ve bağlantısız olarak
serbest bırakılması yönündeki taleplerini ve Yeşil Hat
Tüzüğü'nü ele alan anlatan Papadopulos, Doğrudan Ticaret Tüzüğü
konusunda ise 'Maraş'ın Rumlara verilmesine paralel olarak
Mağusa limanının uluslararası ticarete açılması'
yönündeki önerisini yineledi.
Yakovu- Rehn
görüşmesi
Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu da Rehn'le
görüşmesiyle ilgili olarak, KKTC'yle doğrudan ticaret,
Kıbrıslı Türklere yönelik mali yardımın
onaylanması ve Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin genişletmesini
öngören ek protokolü imzalaması konularını görüştüklerini söyledi.
Yakovu, AB'nin, doğrudan ticaret ve mali yardım tüzüklerinin
birleştirilmesinde ısrarlı olmasına rağmen, Rum
yönetiminin, bunların tamamen birbirinden ayrı iki konu olması
nedeniyle tam aksini savunduğunu vurguladı.
Yakovu, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün Avrupa Komisyonu'na
sunulduğu şekilde kabul edilmesinin mümkün
olmadığını savundu. Papadopulos'un Gazimağusa
limanıyla ilgili önerisine de atıfta bulunan Yakovu, bu önerinin AB
başkanlığı tarafından olumlu
karşılandığını söyledi.
Rehn çözüm konusunda
iyimser
Bu arada, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile de görüşen
Rehn, Kıbrıs sorunun çözümü konusunda iyimser olduğunu söyledi.
Rehn doğrudan ticaret tüzüğünün hayata geçirilmesi ve
Kıbrıs sorununun çözümü için biraya geldiklerini ve bu iki konuda da
iyimser olduklarını belirtti.
Talat ise, Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm
bulunmasını da ele aldıklarını belirterek, Türk
tarafının, BM Genel Sekreteri'nin Rum tarafından taleplerinin
karşılanmasının ardından görüşmelere hazır olduğunu
söyledi.
Rehn Kıbrıs'ta çözüm için iyimser
12 Mayıs, 2005 14:38:00 (TSİ) CNN TURK
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in
Kıbrıs temasları sürüyor. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat ile görüşen Rehn, Kıbrıs sorunun çözümü konusunda
iyimser olduğunu söyledi.
KKTC
Cumhurbaşkanı Talat, Olli Rehn, Göç Delege Bakanı Nicolas Schmit
ve AB Komisyonu Kıbrıslı Türkler Birimi Sorumlusu Leopold Maurer
ile görüştü.
Talat ile Rehn görüşmenin ardından bir basın
toplantısı düzenledi. Rehn doğrudan ticaret tüzüğünün
hayata geçirilmesi ve Kıbrıs sorununun çözümü için biraya geldiklerini
ve bu iki konuda da iyimser olduklarını belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat da, Kıbrıs konusundaki
tutumlarının açık ve net olduğunu ve BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'la görüşmesi için New York'a özel bir temsilci gönderme
düşüncelerinin olmadığını söyledi. Talat, "ancak
Genel Sekreter isterse temsilci gönderebiliriz" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, çok olumlu ve yapıcı bir görüşme
yaptıklarını belirterek, görüşmede, başta mülkiyet
konusunda Rumların tutuklama kararlarını gündeme getirdiklerini
bildirdi.
Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile Mali Yardım Tüzüğü'nün birlikte
geçmesi gerektiği konusundaki görüşlerini ve bu konunun aciliyetini
Rehn ve Schmit'e ilettiğini belirten Talat, bu konuda görüş
birliği içinde olduklarını ifade ederek, AB'nin yardımlarını
beklediklerini kaydetti.
Talat, Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm bulunmasını
da ele aldıklarını belirterek, Türk tarafının, BM
Genel Sekreteri'nin Rum tarafından taleplerinin
karşılanmasının ardından görüşmelere hazır
olduğunu söyledi.
Rehn-Rum yönetimi
görüşmesi
Rehn, Güney Kıbrıs Lideri Tasos Papadopulos ve Rum
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile de biraraya geldi.
Görüşmelere ilişkin resmi açıklama yapılmadı, ancak
Rum medyasının haberlerine göre, Rehn geçtiğimiz yıl Annan
Planı referandumunun hemen ardındam AB Komisyonu'nun kabul
ettiği KKTC'yle doğrudan ticaret tüzüğüne Rumların
uyguladığı blokajı kaldırmasını istedi.
Rehn'in ziyaret süresince, Kuzey ve Güney'deki siyasi partileri ziyaret edip,
sivil toplum örgütleriyle görüşmesi bekleniyor.
Rehn'den çözüm için
mesaj
Avrupa Birliği Komisyonu, Rehn'in Kıbrıs ziyareti öncesinde,
"sorunun çözümü için gereken uzlaşma ortamının
yaratılmasına çaba göstereceğiz" mesajı vermişti.
Rehn'in sözcüsü Christina Nagy de, Rehn'in adaya ilk ziyaretinin söz
konusu olduğunu, taraflarla diyalogu geliştirmeyi hedeflediğini
söylemişti.
|
KKTC'den BM Barış Gücü'ne nota |
|
|
KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs Türk halkına ve KKTC'de yaşayan yabancılara yönelik tacizleri konusunda BM Barış Gücü'ne nota verdi. BM
Barış Gücü'ne gönderilen notada, mülkiyet ve sağlık
konularında KKTC vatandaşlarıyla KKTC'de yaşayan
yabancılara yönelik tahriklerde bulunulduğuna dikkat çekilirken,
Rum yönetiminin KKTC'de hiç bir yetkisi olmadığına vurgu
yapıldı ve taciz girişimlerine karşı her tür önlemin
alınacağı bildirildi. Gelişmelerin
tehlikeli boyutlara ulaşabileceği konusundaki endişeleri dile
getiren Dışişleri Bakanlığı, BM Barış
Gücü'nü Rum makamlarına yardımcı olacak davranışlardan
kaçınmaya ve Rum makamlarını uyarmaya çağırdı. YARDIMCI
OLMAYIN, UYARIN Başbakan
Yardımcılığı ve Dışişleri
Bakanlığı tarafından BM Barış Gücü'ne
gönderilen notanın tam metni şöyle: KKTC'de
tasarruflarında bulundurdukları mallarla ilgili olarak Kıbrıslı
Türkler ve Kuzey Kıbrıs'ta ikamet etmekte olan yabancı
uyruklulara, aleyhlerine getirilen suçlamalara karşı Güney
Kıbrıs mahkemelerine çıkmaları yönünde celpnameler tevdi
edilmektedir. Kıbrıs Rum tebligat memurları mahkeme
celpnamelerini sınırlarımız içinde teslim ederken,
Kıbrıslı Rumlar ve avukatları Kuzey Kıbrıs'a
geçerek KKTC sakinlerini taciz etmektedirler. Son olarak
Kıbrıs Rum polisi üç Kıbrıslı Türk ve bir
İngiliz vatandaşı hakkında, yine mal mülk konusundaki
suçlamalarla ilgili olarak Avrupa tutuklama emri
çıkarmıştır. Kıbrıs Rum basınında,
Kıbrıs Rum makamlarının bahse konu tutuklama emirleriyle
ilgili olarak çıkarılmış olan mahkeme celpnamelerini
tebliğ etme hazırlığı içinde olduğu
belirtilmektedir. Kıbrıslı
Türklerin Güney'deki sağlık hizmetleri için aldıkları
iddia edilen faturaların iletilmesi çabasında BM Barış
Gücü iyi niyet misyonunun, Kıbrıs Rum makamlarınca suiistimal
edilmiş olması da kaygı vericidir. Kıbrıs
Rum yönetiminin yasa dışı otoritesini Kuzey Kıbrıs'a
yaymayı ve mal mülk konusunu kapsamlı siyasi bir çözüm
pahasına hukuk savaşına dönüştürmeyi hedefleyen tehlikeli
bir siyaset içinde olduğu gayet açıktır. Tabiatıyla
Kıbrıs Rum yönetiminin KKTC'de ve KKTC vatandaşları
üzerinde kontrolü veya yetkisi varmış gibi davranması kabul
edilemezdir. Bu gibi çabaların önüne geçmeye kararlıyız.
Vatandaşlarımızın Kıbrıs Rum makamlarınca
taciz edilmelerine son vermek amacıyla gerekli tüm önlemler
alınacaktır. Siyasi
çıkar amacıyla başlatıldığı aşikar
olan bu son girişimlerin Kıbrıslı Türk ve Rum
şahıslar arasında tehlikeli anlaşmazlıklara yol
açabileceği konusunda ciddi endişelerimiz vardır.
Kıbrıs Rum yönetiminin son eylemlerinin adada gerginlik yaratmaktan
başka hiçbir şeye hizmet etmediği oldukça açıktır.
Dolayısıyla biz, BM Barış Gücü yetkililerine
Kıbrıs Rum makamlarına yardımcı oldukları
şeklinde yorumlanabilecek davranışlardan
kaçınmalarının yanı sıra Kıbrıs Rum
yönetiminin kabul edilemez davranışlarının
doğurabileceği ciddi sonuçlarla ilgili olarak onları
uyarmaları için çağrıda bulunuyoruz. KKTC
Başbakan Yardımcılığı ve
Dışişleri Bakanlığı bu fırsattan
yararlanarak Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'ne olan en derin
saygılarını yineler. |
|
HURRIYET 12/05/05
Rum havayolundan İstanbul'a sefer
20'DEN FAZLA
SEFER... Kıbrıs Rum Havayolları'na ait Atina merkezli Hellas Jet
Havayolları'nın Kıbrıs Rum Larnaka Havaalanı'ndan
İstanbul'a 20'den fazla uçak seferi koyduğu açıklandı.
Hellas Jet Havayolları'nın Larnaka ile İstanbul arasında
bir anlaşma imzaladığı ve ilk seferlerinden birini 2
Mayıs'ta, ikincisini ise bu hafta içinde gerçekleştirdiği
belirtildi
Kıbrıs
Rum Havayolları'na ait Atina merkezli Hellas Jet Havayolları'nın
Kıbrıs Rum Larnaka Havaalanı'ndan İstanbul'a 20'den fazla
uçak seferi koyduğu açıklandı.
Hellas Jet
Havayolları'nın Larnaka ile İstanbul arasında 20 seferlik
bir anlaşma imzaladığı ve ilk seferlerinden birini 2
Mayıs'ta, ikincisini ise bu hafta içinde gerçekleştirdiği
belirtildi.
Hellas Jet
havayolunun Kıbrıs Rum halkından gelen aşırı
talepler nedeniyle İstanbul'a seferler koyduğu açıklandı.
Yunanistan'dan
geldiği varsayılıyor
Türkiye,
Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanımadığı için Larnaka'dan
havalanan Rum uçaklarına ya da yabancı şirketlerin
uçaklarına Türk hava sahası açılmıyor.
Bu nedenle
Hellas Jet uçakları Larnaka'dan havalandıktan sonra
Yunanistan'ın Rodos adası üzerinde kod değiştirerek Türk
hava sahasına giriyor.
Türkiye, bu
uçakların güney Kıbrıs'tan değil de; Yunanistan'dan
geldiğini varsayarak İstanbul'a inişlerine izin veriyor.
KIBRIS 12/05/05
Rehn'in çantasında yeni öneri var
AB Komisyonu
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Kıbrıs Türk ve Rum
taraflarıyla diyalog geliştirme amacıyla Kıbrıs'a
geliyor
Rehn'in
çantasında yeni öneri var
TÜZÜKLERLE
İLGİLİ YENİ ÖNERİ Rehn'nin adaya yapacağı
ilk ziyarette, Avrupa Konseyi'ne takılan tüzüklerin bir an önce
onaylanması amacıyla AB Dönem Başkanı Lüksemburg
tarafından, Gazimağusa Limanı'nın kullanımına
yönelik hazırlanan yeni bir öneriyi de beraberinde getireceği söyleniyor
TALAT- REHN
GÖRÜŞMESİ BUGÜN... AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Olli Rehn, bugün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yarın ise
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la bir araya gelecek
AB KIBRIS ÖZEL
DANIŞMANI DA GELEBİLİR Komiser Rehn'in, KKTC ve Güney
Kıbrıs'taki temaslarının ardından, önümüzdeki günlerde
de AB Kıbrıs özel danışmanı olarak atanması
beklenen Finli eski elçi Jaakko Blomberg'in, adayı ziyaret edeceği
ihtimalinden söz ediliyor
Emine DAVUT
YİTMEN
AB Komisyonu
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Kıbrıslı Türklere
söz verilen, ancak bir türlü hayata geçirilmeyen tüzüklerle ilgili yeni bir
öneriyle Kıbrıs'a geliyor.
Rehn'nin adaya
yapacağı ilk ziyarette, Avrupa Konseyi'ne takılan tüzüklerinin
bir an önce onaylanması amacıyla yeni bir öneriyi de beraberinde
getireceği söyleniyor. Rehn'in ziyaretinin, AB'nin Kıbrıs
sorunun çözümünde aktif rol üsteleneceği yolunda sinyaller
taşıdığına da dikkat çekiliyor.
Güvenilir
kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Rehn'in ziyaretinin ardından,
önümüzdeki dönemde Finli eski elçi Jaakko Blomberg'in AB Kıbrıs Özel
Danışmanı olarak atanıp, adaya gelmesi ve temaslarda
bulunması bekleniyor.
Aynı
kaynaklar, AB Kıbrıs Özel Danışmanı Jaakko
Blomberg'in, direkt olarak adadaki her iki tarafın Kıbrıs
sorunundaki konularla ilgili tutumunu öğrenip, AB Komisyonu için rapor hazırlayacağını
söylüyor.
Kaynaklar,
AB'nin Kıbrıs'ta daha aktif rol oynamak istemesinin nedenini de adada
varılacak bir anlaşmanın, AB yasaları içinde olması
gerektiği şeklinde gösteriyor.
Rehn'in KKTC'de
ve Güney Kıbrıs'ta yapacağı temaslarının
ardından yarın Ledra Palace'ta saat 14.00'de adadaki temasları
ile ilgili olarak, ortak basın toplantısı düzenlemesi
bekleniyor.
Yoğun
program
AB Komisyonu
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'i, adada kalacağı süre
içerisinde çok yoğun bir program bekliyor
Rehn, bugün
saat 09.30'da Kıbrıs Rum lideri Tassos Papadopulos'la bir araya
gelecek. Papadopulos'la yapacağı görüşmenin ardından Rehn,
Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu
ile görüşecek.
Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat - Olli Rehn görüşmesi ise saat 12.00'de yer alacak. Rum
yönetimi meclis başkanı Dimitris Hristofyas'la saat 15.00'te
temaslarda bulunacak olan Rehn, saat 20.30'da Yorgo Yakovu tarafından
Hilton Hotel'de onuruna düzenlenen yemeğe katılacak.
AB Komisyonu
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, DİSİ lideri Nikos
Anastassiades'le DİSİ merkezinde yarın saat 08.30'da bir araya
gelecek. Komiser Rehn, Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'la saat 09.45'te Demokrat Parti Genel Merkezi'nde görüşecek.Görüşmenin
ardından, saat 10.30'da Kıbrıs Türk sivil toplum örgütlerinin
temsilcileriyle yuvarlak masa toplantısına katılacak olan Rehn,
Uluslararası Kıbrıs Konferans Merkezi'nde saat 12.15'te
"Birliğe Katılımın Bir Yıl Ardından Sonra Kıbrıs"
konulu bir konuşma yapacak. Aynı gün saat 13.30'da Avrupa Günü'ne
katılması beklenen Rehn, bu etkinliğin ardından Ledra
Palace Hotel'de saat 14.00'te, ortak basın toplantısı
düzenleyecek.
Rehn
"Tüzükler üzerinde çalışılıyor"
TC
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Romanya'da düzenlenen
Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci Zirvesi'nde
görüşme imkanı bulan Olli Rehn, AB'nin KKTC ile ilgili iki tüzük
üzerinde çalıştığını söyledi.
Komiser Rehn,
geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Papadopoulos - Erdoğan
görüşmesine atıfta bulunarak, Kıbrıs sorununa çözüm
bulunması yönünde çabaların devam etmesinden dolayı memnuniyet
duyduklarını aktardı.
Kıbrıs'ta
kapsamlı bir çözümden yana olduklarını hatırlatan Rehn,
BM'nin bu konudaki çabalarını desteklerini de dile getirdi.
Yeni öneri
Gazimağusa Limanı'nın kullanımıyla ilgili olabilir
AB'nin dönem
başkanlığı yürüten Lüksemburg'un, serbest ticaret ve
finansal yardım tüzüklerinin geçirilmesi yolunda, yeni bir öneri
hazırladığı öğrenildi.
Güvenilir
kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Lüksembourg'un söz konusu tüzüklerin
geçirilmesi amacıyla uzlaşma aradığına ve bu nedenle
öneriyi hazırladığına dikkat çekildi. Önerinin,
Gazimağusa Limanı ile ilgili olacağını belirtti.
Serbest Ticaret
Tüzüğü'nde, Gazimağusa Limanı'nın durumu ile ilgili bir
atıfta bulunulmadığı ve Lüksembourg önerisinde, limanların
kullanım şeklinden söz edileceğini aktarılıyor.
Rum
Basını "Tüzüklerde yasal zemin değiştirilecek
Rum
basını, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in
Kıbrıs ziyareti sırasında, Rum Yönetimi'ne, KKTC ile AB
arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına
ilişkin yasal zeminin değiştirilmesine yönelik yeni bir formül
sunacağı şeklindeki çeşitli haberlere yer verdi.
Fileleftheros
gazetesi "AB Doğrudan Ticaret İçin Tuzak-Formül
Hazırlıyor" başlığıyla
aktardığı haberde,
Olli Rehn'in AB
Komisyonu'nun doğrudan ticaret tüzüğünün yasal zeminin
değiştireceği şeklindeki açıklamasına yer verdi.
Gazete, Liberal
AB Milletvekili Chris Davies'in yönelttiği bir soruya
karşılık Rehn'in "AB Komisyonu ve Lüksembourg
Başkanlığı'nın, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün,
25 ülkenin oybirliğiyle karar alınmasını öngören Avrupa
Sözleşmesi'nin 308'inci maddesine göre kabul edilmesi düşüncesini
taşımakta olduğunu" yanıtını verdiğini
yazdı.
Gazete, AB
Komisyonu'nun, Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün oybirliğiyle
onaylanması yönünde hareket ederek, Rum Yönetimi'ne tüzüğü veto etme
hakkı tanımakta olduğunu, ancak bunun "göstermelik bir
olumlu gelişme" teşkil ettiğini iddia etti.
KIBRIS 12/05/05
Limasol'da Türkler okul için ısrarlı
Rum yönetiminin
"Limasol'da Türk okulu açılacak" kararı burada yaşayan
Kıbrıslı Türkler arasında sevinç yarattı. Aileler,
müfredatın kuzeye uygun olmasını, okulun da Türk mahallesinde
açılmasını istedi
Limasol'da
Türkler okul için ısrarlı
ESKİ SEDAT
SİMAVİ İLKOKULU YENİDEN AÇILSIN... Limasol'da yaşayan
Kıbrıslı Türkler, Dipkarpaz'da Kıbrıslı Rumlara
tanınan olanağın, burada da kendilerine
tanınmasını istedi. Ailelere göre şu anda "Bingo"
isimli bir kahvehane olan eski Sedat Simavi İlkokulu okul binası
ilkokul için uygun
"TÜRK
ÖĞRETMEN... Kıbrıslı Türk aileler, güneyde açılacak
Türk okulundaki Kıbrıslı Türk öğretmenlerin ders vermesini,
müfredatın da kuzeydeki müfredatla aynı olmasını istedi. Bu
arada, Rum tarih Öğretmeni Angelos Kyriakudis KIBRIS'a yaptığı
açıklamada, "Eğitim Kıbrıslı Türklerin de
hakkı. Talepleri haklı..." dedi
Ali CANSU-
Yeliz K. SARICA
Limasol'da
yaşayan Kıbrıslı Türkler, yeni eğitim
yılında Limasol Sedat Simavi İlkokulu'nda "ders zilinin
çalmasını istediklerini" belirtti. Kıbrıslı
Türkler, eğitimin de Türk öğretmen tarafından verilmesini ve
"eğitim hakkının" politikaya mahkum edilmemesini
istedi.
Rum Yönetimi,
geçtiğimiz günlerde Kıbrıslı Türk öğrenciler için
güneyde Türk okulu açma kararı almış ve bunu kamuoyuna
açıklamıştı.
Limasol'da Türk
okulu açılacağı yönündeki karara çok sevindiklerini ifade eden
Kıbrıslı Türkler, Türk okulunun Limasol'daki Türk mahallesine
yakın bir yerde olmasını istedi ve eski Sedat Simavi
İlkokulu binasını önerdi.
Geçmiş
yıllarda Türk okulu olan Sedat Simavi İlkokulu binası,
şimdilerde Kıbrıslı Rumlar tarafından 'Bingo' adı
altında kahvehane olarak kullanılıyor.
Rum tarih
öğretmeni Angelos Kyriakudis, KIBRIS'a yaptığı
açıklamada 1960 Anayasası'na göre Kıbrıslı
Rumların eğitim hakkı olduğu gibi Kıbrıslı
Türklerin de eğitim hakkı olduğunu söyledi.
Kuzeydeki müfredatı
talep ettiler
Limasol'da
yaşayan Kıbrıslı Türkler, "çocuklarına
Kıbrıslı Türk öğretmenlerin ders vermesi gerektiğini,
ders programlarının ve kitaplarının Kuzey'deki müfredatla
uyumlu olması" konusunda ısrarlı.
Buna
karşın, çocuklarının güneyde yaşaması nedeniyle
Rumca'yı da öğrenmelerinde sakınca görmeyen aileler, müfradata
ek olarak Rumca ders de verilebileceğini belirtti.
Mehmet:
Kıbrıslı Türk öğretmen istiyoruz
Kıbrıs
Kıbrıslılarındır Derneği Başkanı Ayhan
Mehmet, eski Sedat Simavi İlkokulu binasının Türk okulu
olabileceğini söyledi ve Türk okula Kıbrıslı Türk
öğretmen istediklerini vurguladı.
Mehmet,
Limasol'da Türk okulu açılması için 8 yıl önce girişim
yaptıklarını anımsattı ve yaklaşık 50 Türk
çocuğun eğitim-öğretim görmemesi nedeniyle mağdur
olduğunu söyledi.
Rum
Yönetimi'nin eylül 2005'te Türk okulu açılması için karar
aldığını anımsatan Mehmet, "Okulda
Kıbrıslı Türk öğretmenin ders vermesini istiyoruz. Hatta
okulda Rum öğretmen Rumca dersi de verebilir. Böylece, çocuklar Rumca da
öğrenmiş olur" dedi.
Dernek
başkanı Ayhan Mehmet, şöyle konuştu:
"30
senedir Türk çocuklar, ne Rum okuluna ne de başka okula gidebiliyor.
Bundan 6 yıl önce, Rum Yönetimi 'tüm çocukların okula gitmesi
yönünde' karar aldı. Bunlardan yaklaşık 6 öğrenci
İngiliz okuluna gitmeye başladı. Bu öğrencilerin bütün
masraflarını Rum Yönetimi karşılar. Rum okuluna gitmek
istemeyenler de başı boş şekilde sokaklarda
dolaşıyor.
Rum Yönetimi,
bu yıl Türk çocukları Rum okuluna yönlendirdi. Ancak, dersler Rumca
olduğu için çocuklar hiçbir şey anlamıyor. "
"1960
Anayasası'na göre Kıbrıslı
Türklerin
Türkçe eğitim hakkı var"
Rum tarih
öğretmeni Angelos Kyriakudis, 1960 Anayasası'na göre
Kıbrıslı Rumların eğitim hakkı olduğu gibi
Kıbrıslı Türklerin de eğitim hakkı olduğunu
söyledi.
"Limasol'da
açılması planlanan Türk okulunda Kuzey'de kullanılan kitaplar ve
müfredat kullanılmalı. Ayrıca öğretmenler de
Kıbrıslı Türk olmalı" diyen Kyriakudis, okul
binasının da Türk mahallesinde olması gerektiğini
vurguladı.
Kyriakudis,
"Eskiden Türk okulu olan Sedat Simavi İlkokulu binası yeniden
Türk okulu olabilir. Bu bina şimdilerde 'Bingo' adıyla kahvehane
olarak kullanılır. Bu bina vakıf binasıdır" dedi.
"Anketten
haberimiz yok"
Kyriakudis,
Birleşmiş Milletler ve Rum Yönetimi'nin anket
yaptırdığına ilişkin haberler
yayımlandığını söyledi ve "Bu konuda bizim
bilgimiz yok. Biz araştırdık. Türk çocuklar okulun
açılmasını istiyor" dedi.
BM ve Rum
Yönetimi'nin anket yaptırdığı ve Türk çocukların 'Türk
okulu istemediği' yönündeki anket sonuçları karşısında
şok olduklarını ifade eden Kyriakudis, şöyle konuştu:
"Birleşmiş
Milletler ve Rum Yönetimi, geçtiğimiz günlerde anket yaptı diye
haberler yayınlandı ancak bu konuda bizim bilgimiz yok. Bu haberleri
duyunca adeta şok olduk. Bu anketi kim yaptı, nasıl yaptı
bilmiyoruz. Biz araştırdık, çocuklar Türk okulunun
açılmasını istiyor."
Limasol'daki
Kıbrıslı Türkler ne dedi? Limasol'daki Kıbrıslı
Türkler ne dedi?
Güney'deki evi
için Rum Yönetimi'nden davacı olan Arif Mustafa:
"Limasol'da
yaklaşık 66 Türk öğrenci var. Bunlardan yaklaşık 20'si
Rum okuluna gidiyor. Çocuklar, Rum okulunda hiçbir şey anlamıyor.
Hatta Rum öğrenciler, okullarına giden Türk öğrencilerden
rahatsız oluyor. Açılacak olan Türk okuluna Türk öğretmen
istiyoruz."
Hasan
Takımcılar:
"5
yıldan bu yana Limasol'da yaşıyoruz. Daha önce
çocuklarımız Rum okullarına giderdi. Dersler Rumca olduğu
için çocuklar, okuduklarını ve öğretmenlerin söylediklerini
anlamazdı. Halbuki Türk okulu ve Türk öğretmen olsa çocuklar dersleri
daha rahat anlayacak. Açılacak olan Türk okulunun Türk mahallesinde
olmasını istiyoruz."
Gül
Takımcılar:
"Türk
okulu açılacağı kararı bizi çok memnun etti. Çocuklar Rum
okuluna gidiyordu ama dersler Rumca olduğu için dersleri de
anlamaları mümkün değildi. 3 aydır çocuklarımız okula
gitmiyor. Okul binası Türk mahallesinde olursa daha iyi ve güvenilir olur.
Ayrıca, okulda Türk öğretmenlerin ders vermesini istiyoruz."
Menekşe
Takımcılar (8 yaşında)
"Rum okula
gidiyordum ama dersler Rumca olduğu için hiçbir şey anlamadım.
Türk okulunun açılmasını isterim. Türk okulu açılınca
okula gideceğim. Kararı duyunca çok sevindim. Öğretmenimin de
Türk olmasını istiyorum."
Sümbül
Takımcılar (11 yaşında)
"Türk
okulu açılınca okula yeniden başlayacağım. Çok
sevinçliyim. Öğretmenlerimin Türk olmasını isterim. Arkadaşlarımın
da Türk olmasını isterim. Böylece hem arkadaşlarımla hem de
öğretmenlerimle anlaşabileceğim."
Ahmet Hüseyin:
"Türk
okulunun açılması çok iyi olur. Rum okulunda okuyan Türk
öğrenciler derslerden hiçbir şey anlamıyor çünkü derslerin hepsi
Rumca. Türk öğrenciler Türk okuluna gidince Türk öğretmenlerden her
şeyi öğrenecek."
KIBRIS 12/05/05
"Rumlar çözümden uzaklaşıyor"
KKTC Dışişleri Bakanı Denktaş, Olli
Rehn'le görüştü
13 Mayıs, 2005 14:15:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Rum
tarafının uluslararası camiadan aldığı cesaretle
çözümden her geçen gün daha fazla uzaklaştığını
söyledi.
Denktaş,
Kıbrıs'ı ziyaret eden AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu
üyesi Olli Rehn'i kabul etti.
DP Genel Merkezi'ndeki görüşmeden sonra Rehn açıklama yapmazken,
Denktaş, AB yetkilisiyle kapsamlı bir görüşme
yaptıklarını ve son gelişmeler üzerinde
durduklarını belirtti.
Rumların 20 TIR
malı ne olacak?
Rumlara ait 20 TIR'lık malın 5 TIR'ının dün
yanlışlıkla Gazimağusa Limanı'na geldiğini, iyi
niyetle herhangi bir işlem yapmadan malın Lefkoşa'dan Rum
tarafına geçişine izin verdiklerini, ancak Rumların bunu geri
çevirdiğini anımsatan Denktaş, ''şu anda el mi koyalım
Romanya'ya geri mi gönderelim konusunda düşünmekte olduğumuzu Olli
Rehn'e aktardım'' dedi.
Serdar Denktaş, görüşmede, mal-mülk konusunun hiçbir şekilde
çözüme yardımcı olmadığını ve kapsamlı bir
çözümden önce davalar yoluyla bu sorunun çözülemeyeceğini, kısa süre
sonra Kıbrıs Türk ve Rum tarafından onbinlerce davanın
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) önünde
birikebileceğini anlattığını belirtti.
"Uluslararası
camia Papadopulos'u cesaretlendiriyor"
Papadopulos'un, Kıbrıs'ta çözümü engelleyerek bekleme niyetinde
olduğunu söyleyen Denktaş, uluslararası camianın
açıkça Papadopulos'u cesaretlendirdiğini, bunu AB yetkilisine de
anlattıklarını belirtti.
AB ve BM'nin beklentisinin, 'iki taraf diyaloga açık olmalı,
kısa vadeli çözümlerle toplu çözüme hazır olmalıdır'
şeklinde olduğunu ifade eden Denktaş, Türk tarafının
kısa vadeli ve toplu çözüm ile bunları görüşmeye hazır
olduğunu söyledi.
Denktaş, ''Rum tarafı uluslararası camiadan
aldığı cesaretle çözümden her geçen gün daha fazla
uzaklaşmaktadır. Çözüme yönelik en ufak bir adım dahi atmak
istememektedir'' diye konuştu.
Denktaş'tan
celpnameleri almayın uyarısı
Vatandaşlara, Rum tarafından gönderilecek celpnameleri
almamaları yönündeki çağrısını yineleyen Denktaş,
Rum celpnamelerinin güvenlik birimlerine bildirilmesi için çok kısa süre
içinde acil bir telefon hattının kurulacağını
açıkladı.
''Sakin olalım ve celpnameleri kabul etmeyelim'' diyen Denktaş,
yatırımların sürdürülmesini istedi. Rehn ile
görüşmede, tüzükler konusunun da ele alındığını
belirten Denktaş, tüzüklerin geçirilmesi için AB'nin gerekli girişimleri
yapmaya devam ettiğini ifade etti.
|
Karamanlis: Tek hedefimiz çözüm |
|
|
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Atina'nın temel tercihinin, Türkiye ile ilişkilerin tam olarak normalleşmesi olduğunu, bu hedefin de tüm siyasi partiler ve halkın çoğunluğu tarafından desteklendiğini belirtti. Yunanistan
Parlamentosu'nda gündem dışı dış politika konulu
oturumda konuşan Karamanlis, büyük potansiyele sahip enerji, turizm,
ticaret ve ulaştırma alanları başta olmak üzere Türkiye
ile tüm alanlarda işbirliğini geliştirmek istediklerini
vurguladı. Atina'nın
Türkiye'nin Avrupa perspektifini desteklediğini ve desteklemeye devam
ettiğini de vurgulayan Karamanlis, şunları söyledi:Biz,
Türkiye'nin Avrupa'ya yönelmesinin barış ve işbirliğine
yönelik bir gelecek için yol açacağına inanıyoruz.
Türkiye'nin, Avrupa sürecinde AB ilke ve değerlerine uyum
sağlaması, Türk halkı ve komşuları için de iyi
olacaktır. Kuşkusuz, Türkiye'nin AB yolculuğunun devamı
başta kendisine bağlıdır. AB'nin 17 aralık zirvesi
kararları, Türkiye'nin AB müktesebatına uyması için belirli
bir süreç ve bir çerçeve belirlemiştir. Bu çerçevede, Türkiye diğer
yükümlülüklerinin yanı sıra iyi komşuluk ilişkileri
içinde olmak ve barışçı bir dış politika izlemek
yükümlülüğünü de üstlenmiştir. Ayrıca, insan ve dini
azınlıkların haklarına saygı alanlarında ve
Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ne karşı tavrına
ilişkin yükümlülükleri vardır. AB süreci komşu ülke için tüm
AB üyelerinin sürekli denetiminde olacağı uzun bir yolu
açmıştır. Karamanlis,
Bu belgede ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararlarının uygulanması, tüm AB üyeleriyle ticaret ve
ulaşım alanındaki engellerin kaldırılması,
Müslüman olmayan toplumların sorunlarının çözülmesi,
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması ve askerler üzerindeki
kontrolün sağlanması gereği vurgulanmıştır
dedi. Türkiye'nin
Avrupa yolunu izleme tercihini kullanması halinde uluslararası
hukuk kuralları ve anlaşmalara, AB ilke ve değerlerine
saygı göstermek durumunda olduğunu vurgulayan Karamanlis, Biz,
Türkiye'nin bu yönde olduğunu belirttiği tercihini istikrarlı
bir biçimde destekliyoruz. Bu alandaki stratejimiz geçmiş
tarafından rehin alınmış değil aksine,
geleceğe, odaklanmıştır diye konuştu. İstikşafi
görüşmelere de değinen Karamanlis, bir önceki hükümet döneminde
başlayan bu görüşmelerin devam ettiğini, ancak zaman zaman
Ege'deki askeri faaliyetlerden olumsuz etkilendiğini belirtti. Karamanlis,
askeri hareketliliğin ekonomi üzerinde ağır yük
oluşturması bir yana kaza tehlikesini
yarattığını ve ikili ilişkileri
gerginleştirdiğini söyledi. Biz Yunanlar,
her şeyden çok Kıbrıs sorununun çözümünü arzu ediyoruz diyen
Karamanlis, Avrupa topraklarındaki son duvarın
yıkılmasını, Kıbrıs'ın birleşmesini
ve Kıbrıslı Türklerin Rumlarla birlikte AB üyeliğinin
nimetlerinden faydalanmalarını istiyoruz dedi. Atina'nın
her iki toplumu da BM gözetiminde zaman sınırlaması ve
hakemlik olmadan müzakerelere başlamaları için
cesaretlendirdiğini belirten Karamanlis, her iki tarafın da
referanduma götüreceği çözüm önerisinin çok iyi hazırlanması
gerektiğine inandığını söyledi. Karamanlis,
Hedefimiz, BM kararları ve AB ilkeleri çerçevesinde Annan planı
temelinde işler bir çözüm bulunmasıdır. Çünkü işler
olmayan bir çözüm kalıcı da olamaz. Bunun için Kıbrıs
(Rum) Yönetimi ile sıkı temas ve işbirliği içindeyiz
dedi. Karamanlis, bu
projenin yaşama geçirilmesi çalışmalarının
başlangıcı çerçevesinde yapılacak tören için Haziran
ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Meriç'te bir araya
geleceğini açıkladı. Enerji
alanında Rusya Federasyonu ile işbirliğinin de
geliştiğini belirten Yunanistan Başbakanı Kostas
Karamanlis, bu işbirliğinin Burgaz-Dedeağaç (Aleksandrupoli)
petrol boru hattı yapım anlaşmasıyla
geliştiğini kaydetti. (aa) |
|
HURRIYET 13/05/05
|
Rum şiparişleri ambargo deldi |
|
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA Yunan gemisi Gazimağusaya yanaştı, KKTCye ambargoyu deldi diye ortalığı ayağa kaldıran ve iki yıl önce KKTCye uğradı diye Ukraynalı kaptanı tutuklayan Rumlar; Romanyadan sipariş verdikleri baz istasyonları Türk bayraklı TIRları ile Gazimağusa üzerinden sınırlarına dayanınca şaşkınlığa uğradı. Kıbrısta,
Rumları zor duruma sokan olay, dün gerçekleşti. Rumların resmi
tele-kominikasyon kurumu Cyta, bir süre önce Romanyanın CMR
şirketinden baz istasyonları sipariş etti. Romanya
şirketi de nakliye işini Antakya merkezli
Yılmazoğulları adlı Türk nakliye şirketine verdi. |
|
|
|
HURRIYET 13/05/05
Rum
liderin tüzük inadı kırılmıyor
Rehn, Rum
tarafını KKTC'ye doğrudan ticaret ve mali yardım
tüzüğüne ikna edemedi. Talat: Tüzükler acilen kabul edilmeli
13/05/2005
RADIKAL
LEFKOŞA - BM Genel
Sekreteri Kofi Annan-Başbakan Tayyip Erdoğan-Rum lider Tasos
Papadopulos'un Moskova'da görüşmesinin ardından Rum Yönetimi'nin
müzakerelerin başlamasına dair öngörüşmeler için BM'ye pazartesi
temsilci göndermesi beklenirken, AB boş durmuyor. Avrupa Komisyonu'nun
genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, dün Papadopulos ve KKTC
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la görüştü.
Kıbrıslı Türkler için hazırlanan doğrudan ticaret ve
mali yardım tüzüklerine Rum engelini kaldırmayı hedefleyen Rehn,
umduğunu bulamadı. Papadopulos, AB'nin Kıbrıslı
Türklere mali finansmanının serbest bırakılmasını
ele aldıklarını, 'ticaret tüzüğü' konusunda Mağusa
Limanı'nın uluslararası ticarete açılması
karşılığında Maraş'ın Rumlara verilmesi
önerisini yinelediğini aktardı. Dışişleri Bakanı
Yorgo Yakovu, ticaret tüzüğünün bu şekliyle kabul
edilemeyeceğini savundu.
'Rumların BM
adımı kötü niyetli'
Rehn'le görüşen Talat ise, BM'ye temsilci gönderebileceklerini belirtti.
Papadopulos'un Annan Planı'na itirazlarını sözlü iletmesi için
temsilci yollamasını, "BM'den gönderilmesi düşünülen
yetkilinin gelişinin önemini azaltma girişimi" diye
değerlendiren Talat, iki tüzüğün birlikte geçmesinin aciliyetinde
hemfikir olduklarını belirtti.
'AB rol üstlenmeye
hazır'
Rehn, önceliğin kalıcı çözümde olduğunu, ama serbest
ticaret ve siyasi güven artırıcı adımlar gerektiğini
söyledi. 'AB'nin kapsamlı bir çözüme yönelik müzakerelerin
başlatılması yönünde etkin bir rol üstlenmeye hazır olduğunu'
belirtti. Rehn, statükonun sürdürülemez olduğunu ve Kıbrıs'ın
birleşik bir ülke olması gerektiğini kaydetti.
Talat : Gül
yanlış anlamış
Bu arada Rumların açtığı davalar hakkında
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "KKTC
vatandaşları milli manevi değerlerine sahip
çıkmadı" sözlerine Talat yanıt verdi. Talat, "Tutuklama
çabaları Türkleri sıkboğaz etmek amacıyla
yapılmıştır" dedi.
(aa, Radikal)
Mağusa'da
ilginç trafik
RADIKAL 13/05/05
AA - LEFKOŞA - KKTC'nin AB
ülkeleriyle 'doğrudan ticaret' yapmasına karşı çıkan
Rumlar, Mağosa Limanı'na indirilen beş TIR dolusu yükün güneye
geçişine izin vermedi. Romanya'dan KKTC bandıralı gemiyle yola
çıkan, yarıözel telefon şirketi Cyta'ya ait baz
istasyonlarını taşıyan TIR'lar Mağusa Limanı'na
indirildi.
KKTC makamları, Türkiye'ye ait TIR'ların Lefkoşa'daki Metehan
Sınır Kapısı'ndan Güney Kıbrıs'a iade edilmesine
karar verdi. Ancak Rum tarafı, kargoları kabul etmeyerek
TIR'ların Güney Kıbrıs'a geçişine izin vermedi. KKTC Maliye
Bakanı Ahmet Uzun, kargonun özellikle mi, yoksa tesadüfen mi
Mağusa'ya geldiğini bilmediklerini ifade ederek, AB
normlarını uygulayarak paketleri açmadıklarını ve
resmi kayıt yapmadıklarını söyledi. Kargoyu kabul edip
etmemenin Rumlara kaldığını, kendilerinin iyi niyetli
yaklaştığını, aynı iyi niyeti görmediklerini
belirten Uzun, Rumların kargoları kabul etmemesi halinde geri
göndereceklerini söyledi.
Yunan
gemisine rekor ceza
RADIKAL 13/05/05
YORGO
KIRBAKİ
ATİNA
- KKTC'nin Mağusa Limanı'na yanaştığı için Atina
ve Rum Kesimi'nde büyük tepki çeken Yunan bandıralı 'Aegean Sun'
feribotunun sahibi 'Agapitos Lines' şirketine 5 milyon 200 bin avro gibi
rekor bir para cezası kesildi. Deniz Ticaret
Bakanlığı'nın verdiği cezanın, gemilerini KKTC
limanlarına göndermeyi düşünenlere 'uyarı' anlamı taşıdığı
belirtildi. 'Aegean Sun'ın kaptanı Stathis Stilianos da, KKTC
limanlarına yanaşmayı yasaklayan 31 yıllık kararnameyi
ihlal ettiği için yargılanacak. Britanya'dan yüklediği ikinci el
otomobilleri Mağusa'ya getirince şimşekleri çeken Stilianos,
yükün sahibi Britanyalı Euromed şirketinin baskıları sonucu
KKTC'ye demir attığını ve
kandırıldığını söylemişti. 'Aegean
Sun'ın Mağusa Limanı girişinde KKTC bayrağı çekip
çekmediği tartışılırken, gazetelerdeki fotoğrafların
fotomontaj olduğu da iddia ediliyor.
Gazimağusa Limanı'na gelen Rumlara ait malları, Rum
yönetimi geri çevirdi
|
Romanya'dan
bilinmeyen bir nedenle Gazimağusa'ya gelen Rum Telekomünikasyon
Dairesi'ne ait mallar KKTC hükümeti tarafından güneye gönderildi, ancak
Rum Yönetimi malların Güney Kıbrıs'a geçmesine izin vermedi Gazimağusa
Limanı'na gelen Rumlara ait malları, Rum yönetimi geri çevirdi Romanya'dan
bilinmeyen bir nedenle Gazimağusa'ya gelen Rum Telekomünikasyon
Dairesi'ne (CYTA) ait mallar KKTC hükümeti tarafından Güney'e
gönderildi, ancak Rum Yönetimi malların Güney Kıbrıs'a
geçmesine izin vermedi. CYTA'ya, ait
5 tır dolusu mal üzerlerinde "Cyprus Nicosia" adresiyle,
Gazimağusa Limanı'na geldi. Tır sürücülerinin nereye teslim
edileceğinden haberdar olmadığı mallar, KKTC gümrük
yetkililerinin yönlendirmeleri sonucunda Güney Kıbrıs'taki mal
sahibine teslim edilmek üzere Metehan Sınır Kapısına
götürüldü. Metehan
Sınır Kapısı'nda tırların gelişini
bekleyen Gümrük Müdürü Hasan Altınoğlu ve Maliye
Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Ülviye Uysal, KKTC yetkililerinin
iyi niyet göstergesi olarak, hiçbir gümrük talep etmeden ve malları
açmadan Güney'e gönderme kararı aldığını
açıkladı. Tırların gelişiyle birlikte
Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş ve Maliye Bakanı Ahmet
Uzun da Metehan Sınır Kapısına gelerek tırların
akıbetini bekledi. Metehan'daki
Rum gümrüğünde yaklaşık 3 saat bekletilen "31"
plakalı tırlar herhangi bir neden gösterilmeksizin, polis eskortu
eşliğinde KKTC'ye geri gönderildi. Miyancı:
Daha önce asla vize sorunu yaşamadık Güney'e
geçmek için bekledikleri sırada basına konuşan tır
şoförlerinden Murat Miyancı, Kıbrıs'a gelirken Güney
Kıbrıs'a geçeceklerine dair bir bilgiye sahip
olmadıklarını ve Güney Kıbrıs'a rahatça
geçebileceklerine inandıklarını, bugüne kadar asla böyle bir
problem yaşamadıklarını belirtti. Yunan
tırlarının Türkiye'ye taşımacılık
yapmasıyla kendilerinin Güney Kıbrıs'a geçmek istemesi
arasında bir fark göremediğini belirten Miyancı, kendisinin
uluslararası bir şirket olan Yılmazay'da çalıştığını
ve bugüne kadar asla vize sorunu yaşamadıklarını
vurguladı. Miyancı,
kendilerinin verilen malı yerine teslim etmekle yükümlü olduğunu,
Güney'e geçiş izni almadıkları takdirde geri döneceklerini,
ancak böyle bir ihtimal olacağına inanmadıklarını
belirtti. Uzun: Biz iyi
niyetli davranmaya devam edeceğiz Maliye
Bakanı Ahmet Uzun, tırlar geri çevrildikten sonra Metehan
Sınır Kapısı'nda basın mensuplarına
yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi'nin kendilerine gelen
siparişleri Rumlara göre "yasal olmayan" bir Liman'dan geldiği
için kabul etmediklerini ve geri çevirdiklerini ifade ederek, tırların
dün akşam KKTC'de kalacağını, çünkü yarın AB'den
yetkililerin gelerek Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'la görüşeceklerini belitti. Görüşmede,
dün yaşananların AB yetkililerine
açıklanacağını söyleyen Uzun, KKTC'nin AB normlarına
ve serbest dolaşım ilkelerine uygun
davrandığını belirteceklerini ve gelişmeleri
yakından izleyeceklerini ifade etti. Bu olayla
Kıbrıslı Türklerin barıştan ve
işbirliğinden yana tavrını en açık şekilde
sergilediğini belirten Uzun, KKTC olarak bu şekilde iyi niyetli
davranmaya devam edeceklerini de söyledi. Uzun, Güney
Kıbrıs'ın gelecekte Kuzey'de Kıbrıslı Türkler
gibi barış ve işbirliği içeren tavırlar sergilemesi
için çalışmalar yapmaya devam edeceklerini de vurguladı. "AB
normlarına uygun davrandık" Uzun,
tırların Güney'e geçiş izinlerinin beklendiği sırada
basına yaptığı açıklamalarda ise, dün
Gazimağusa Limanı'na gelen gemiden Rum yarı resmi devlet
kuruluşu olan Telekomünikasyon Dairesi'ne ait 5 tır malzeme çıktığını
belirterek, bu malların sahibine teslim edilmek için yola çıkmış
olduğunu, ancak Gazimağusa'ya gelişin bilinçli mi yoksa
yanlışlık sonucu mu olduğunu bilmediklerini ifade etti. Uzun, ister
yanlışlıkla ister bilinçli gelmiş olsun bu malların
bir AB ülkesinden başka bir AB ülkesine gitmekte olduğunu ve AB
ülkelerinde serbest dolaşım belgesi
taşıdığını söyledi ve kendilerinin de AB
kurallarını uygulayarak hiçbir işleme tabi tutmadan transit
muamelesi yaparak Metehan Sınır Kapısı'ndan CYTA'ya gönderdiklerini
kaydetti. Bu
malları geri çevirebileceklerine veya açabileceklerine dikkat çeken
Uzun, kendilerinin bu noktada Güney'le işbirliği istençlerinin bir
göstergesini sergileme kararı aldıklarını ifade etti. Uzun, TC
plakalı tırların Güney'e geçmesinin yasal olduğunu, çünkü
bu tırların uluslar arası bir taşımacılık
şirketine ait olduğunu ve tüm dünyada
taşımacılık yaptıklarını da
vurguladı. |
KIBRIS 13/05/05
Bölünmüş Kıbrıs Avrupa'ya yakışmıyor
İki günlük
resmi ziyaret için adaya gelen Avrupa Birliği Komisyonu'nun
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs'taki mevcut durumun
AB kriterlerine uymadığını söyledi:
Bölünmüş
Kıbrıs Avrupa'ya yakışmıyor
ZEMİN
YOKLAYACAK... Kıbrıs'ı ziyaretinin nedeninin, Kıbrıs
sorununun kapsamlı çözümüne yönelik görüşmelerin tekrar
başlayıp başlayamayacağı yönünde bir zemin
yoklaması olduğunu belirten Rehn, bunun yanında, daha acil bir
konu olan doğrudan ticaret ve mali yardım tüzükleri ile
Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun
kaldırılması ile ilgili komisyonun sunmuş olduğu öneri
konusunda uzlaşma olasılığını
araştıracağını kaydetti
"ÖNERİLERİMİZİN
ARKASINDAYIZ"... Olli Rehn; AB'nin sözlerini yerine getirememesi nedeniyle
hayal kırıklığı konusunda Kıbrıslı
Türklere şu mesajı verdi: Annan Planı'nın kabul edilmesine
zemin hazırlamak için çok çalıştık ama bunun
başarısızlığa uğradığını
biliyoruz. Buna karşılık komisyon da doğrudan ticaret ve
mali yardım tüzüklerini hazırladı. Önerilerin
arkasındayız ve bunun kapsamlı bir çözümün yolunu açacak olan,
kısa vadedeki en iyi seçenek olarak görüyoruz
"GÖRÜŞMELERİN
BAŞLAMASI LİDERLERİN ELİNDE"...Yakın gelecekte
doğrudan görüşme olasılığı görüyor musunuz?"
şeklindeki bir soruya, "Bu aslında her iki toplumun liderine,
Sn. Papadopulos ve Sn. Talat'a sorulması gereken bir soru." diye
yanıt veren Rehn, "liderleri cesaretlendirdiklerini, Papadopulos,
Başbakan Erdoğan ve Genel Sekreter Annan arasında Moskova'da
hafta başında gerçekleşen görüşmenin oldukça cesaret verici
olduğunu söyledi
İki günlük
resmi bir ziyaret için adaya gelen Avrupa Birliği Komisyonu'nun
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs'taki mevcut durumun
AB kriterlerine uymadığını, Kıbrıs'ın
birleşmesi gerektiğini söyledi.
Kıbrıs'ı
ziyaretinin nedeninin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne
yönelik görüşmelerin tekrar başlayıp
başlayamayacağı yönünde bir zemin yoklaması olduğunu
belirten Rehn, bunun yanında, daha acil bir konu olan doğrudan
ticaret ve mali yardım tüzükleri ile Kıbrıslı Türkler
üzerindeki izolasyonun kaldırılması ile ilgili komisyonun
sunmuş olduğu öneri konusunda uzlaşma
olasılığını araştıracağını
kaydetti..
"Her iki
toplumun liderleriyle özlü ve yapıcı görüşmelerde bulunduk"
diyen Rehn, bu konu üzerinde uzlaşı elde edilebilecek gerçekçi ve
elde edilebilir bir öneri sunmak için komisyonun
çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.
KIBRIS Medya
Grubu Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü'nün sorularını
yanıtlayan Olli Rehn, Kıbrıs'taki her iki toplumun ve
liderlerinin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını samimi bir
şekilde istediklerini de vurguladı.
Ergüçlü'nün
Rehn'e yönettiği sorular ve alınan yanıtlar şöyle:
Soru: İlk
olarak Kıbrıs'a ziyaretinizin sebebini sorabilir miyim?
Yanıt:
Ziyaretimin sebebi, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik
görüşmelerin tekrar başlayıp başlayamayacağı
yönünde bir zemin yoklaması. Buna ek olarak, daha acil bir konu olan
doğrudan ticaret ve mali yardım ile Kıbrıslı Türkler
üzerindeki izolasyonun kaldırılması ile ilgili komisyonun
sunmuş olduğu öneri konusunda uzlaşı
olasılığını araştırmak.
Her iki
toplumun liderleriyle özlü ve yapıcı görüşmelerde bulunduk. Bu
konuda üzerinde özveri elde edilebilecek gerçekçi ve elde edilebilir bir öneri
sunmak için komisyon çalışmalarını sürdürecek.
Soru: Şu
anda her iki tüzük ile ilgili son durum nedir?
Yanıt:
Doğrudan ticaret ve mali yardım ile ilgili tüzüklerin amacı
Kıbrıslı Türklerin ekonomik izolasyonunu sona erdirmektir. Buna
ek olarak tüm Kıbrıs'ı AB çatısı altında tutmak
için Kıbrıs'ın birleşme
olasılığını canlı tutmak. Şu anda
Komisyon'un önerisi hala masada. AB'nin çalışmaları ve
Komisyon'un hazırlığının ardından Konsey'deki
ülkeler karar alıyor. Bu yüzden buraya şu anda AB Konseyi'ni yöneten
AB Dönem Başkanı Luksemburg Dışişleri Bakanı ile
birlikte geldik. Şimdilik Komisyon'un doğrudan ticaret ile ilgili
hazırlamış olduğu tüzük Konsey'de takılmış
veya bloke edilmiş durumda. Biz de mevcut duruma açılım getirmek
için çözüm arayışı içindeyiz ve direk ticaret ile mali
yardım konularında Komisyon'un sunmuş olduğu önerilerin
Luksemburg'un dönem başkanlığının biteceği
Haziran ayına kadar kabul edilmesine çalışıyoruz.
Soru:
Kıbrıslı Rumlar konuya nasıl yaklaşıyorlar?
Uzlaşma sağlamak için olumlu bir tavır içerisindeler mi?
Yanıt:
Kıbrıs'taki her iki toplum, Kıbrıslı Rumlar ve
Kıbrıslı Türkler ve onların liderleri, Kıbrıs
sorununa çözüm bulunmasını samimi bir şekilde istiyorlar. Ancak
şu andaki durum, uzlaşı için daha fazla gerçek irade istiyor.
Her iki toplumun ve liderlerinin artık uzlaşmaları
gerektiğine güçlü bir şekilde inanıyorum. AB'nin de özünde
barış ve bunun sonucu olarak da uzlaşabilmek yatıyor.
Bugün
sınır kapısından geçerken geçmişe gittiğimi
hissettim. Bu AB'de olmaması gereken bir uygulama.
Soru:
Kıbrıslı Türkler, AB'nin sözlerini yerine getirememesi nedeniyle
hayal kırıklığı yaşıyor ve
dışarıda kaldıklarını hissediyor.
Kıbrıslı Türklere ne gibi bir mesaj verebilirsiniz?
Geleceğe nasıl bakmalılar?
Yanıt:
Komisyon geçtiğimiz yıl Annan Planı'nın kabul edilmesine
zemin hazırlamak için çok çalıştı. Ama bunun
başarısızlığa uğradığını
biliyoruz. Bunun yarattığı sonuçlara karşılık
komisyon da doğrudan ticaret ve mali yardım tüzüklerini
hazırladı. Yapmış olduğumuz önerilerin
arkasındayız ve bunun kapsamlı bir çözümün yolunu açacak olan,
kısa vadedeki en iyi seçenek olarak görüyoruz. Bu ziyaretin amacı, AB
Komisyonu'nun ve Luksemburg Dönem Başkanlığı'nın
mevcut tıkanıklığı açmak için birlikte
çalıştığını göstermek ve Kıbrıslı
Türkler üzerindeki izolasyonun kaldırılmasına yardımcı
olmaktır. Benim görüşüm, başarıya ulaşmak için
elimizde iyi bir fırsat olduğudur ancak bu, her iki toplumun da
uzlaşı yönünde güçlü bir irade göstermesine bağlı.
Ayrıca taraflar arasında yapıcı ve direkt diyaloğun
başlaması yönünde talepte bulundum çünkü her iki tarafın da
bulunmadığı bir ortamda her ikisiyle de görüşen ve
onların şikayetlerini dinleyenin sadece Komisyon olması
gerekmiyor. Sorunların bu şekilde ele alınması
Avrupalı bir yöntem değil. Her iki tarafa da destek ve kolaylık
sağlamaya hazırız ancak günün sonunda toplumların
birbiriyle konuşması gerekiyor.
Soru:
Yakın gelecekte doğrudan görüşme olasılığı
görüyor musunuz?
Yanıt: Bu
aslında her iki toplumun liderine, Sn. Papadopulos ve Sn. Talat'a
sorulması gereken bir soru.
Soru: Ama siz
böyle bir diyaloğa girmeleri için onları cesaretlendiriyorsunuz.
Yanıt:
Onları cesaretlendiriyoruz ve aslında Sn. Papdopulos, Başbakan
Erdoğan ve BM Genel Sekreteri arasında Moskova'da hafta
başında gerçekleşen görüşme oldukça cesaret vericiydi ve
umarım ki tüm taraflar ellerini uzatıp Kıbrıs sorununun
çözümüne yönelik ciddi adımlar atılması için fırsat
kollarlar.
KIBRIS 13/05/05
ABD Kongresi'nden bir heyet Ercan'dan KKTC'ye gelecek
Haziranda Türkiye'yi
ziyaret edecek ABD Kongre heyetinin, Ercan Havaalanı üzerinden KKTC'ye de
geleceği bildirildi
Haberi veren
Rum radyosu ABD Meclisi'ndeki Türk dostları grubundan oluşan heyetin,
KKTC'ye özel bir uçakla geleceğini duyurdu.
Habere göre,
ABD heyetinin bu ziyaretini, ABD Milletvekili Robert Wexler, ABD Meclisi
Uluslararası İlişkiler Komitesi'ndeki konuşması
sırasında açıkladı.
Wexler, ABD'li
işadamlarının KKTC'yi ziyaretlerinin ardından, ABD Meclis
heyetinin gerçekleştireceği ziyaretin, Kıbrıslı Türklerin
içinde bulundukları izolasyonun kaldırılması yönünde önemli
bir adım daha olacağını söyledi.
KIBRIS 13/05/05
|
KKTCde Alo Rum celbi hattı açılıyor |
|
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA KKTCde halk arasında paniğe yol açan Rum mahkeme celpleri ve tutuklama emirleri ile ilgili olarak 3 haneli Alo celp geldi hattı kuruluyor. Doğrudan polise bağlı olacak telefon hattı 24 saat faaliyette olacak ve İngilizce ve Türkçe hizmet verecek. KKTC
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş, Hem vatandaşlarımız hem de
KKTCde yaşayan yabancılar için Türkçe ve İngilizce dillerinde
hizmet verecek üç haneli acil bir telefon servisi başlatarak, celpname
getirenlerin veya insanımızı taciz edenlerin, rahatsız
edenlerin direkt olarak süratle şikayet edilmesi sağlanacaktır.
Böylece insanımız yetkili birimleri derhal haberdar
edebileceklerdir ve önlem alabileceğiz dedi. |
|
HURRIYET 14/05/05
Rum
yargıçtan 'şartlı ispat-ı vücut'a onay
Kıbrıslı
Türklere açılan ilk mülk davasında Rum yargısı, anayasaya
aykırılığa işaret eden şartlı ispat-ı
vücut talebini kabul etti. Bu kararla dava düşebilir
14/05/2005
RADIKAL
RADİKAL - LEFKOŞA - 'Kıbrıs
Cumhuriyeti' kimliği almış Kıbrıslı Türklere
yönelik açılan ilk davada Larnaka'daki Rum Kaza Mahkemesi, savunmanın
'şartlı ispat-ı vücut' talebini kabul etti.
Kıbrıslı Rum Panos Yoannidis'in Mağusa'daki Hurma
Restaurant'ın sahibi Hüseyin Çağıner'e yönelik tahliye ve 100
ile 250 Kıbrıs Lirası arasında değişen tazminat
talebiyle açtığı davanın dün ikinci duruşması
yapıldı. Çağıner'in avukatı Hakkı
Önen, dava sonrası 'şartlı ispat-ı vücut' taleplerinin
kabul edildiğini açıklarken, savunmalarını yanlış
tebligat üzerine kuracaklarını kaydetti. Rum mahkemesinin
başvuruyu kabulüyle tebligatın iptali için başvuru hakları
doğduğunu belirten Önen, 27 Mayıs'taki duruşmada
davanın iptali talepleri kabul edilirse davanın düşeceğini,
aksi takdirde davanın esasıyla ilgili duruşmaya
geçileceğini belirtti.
'Şartlı ispat-ı vücut' talebindeki dayanak, belli hatalarla
anayasa ve yasalara aykırılıktan kaynaklanan itirazlara
dayanıyor. İtirazların temel dayanakları, isim
hatalarının yanında, her olayın kendi bölgesinde
görüşülebileceği ve Türklerin ancak Türk yargıçların da
bulunacağı mahkemede yargılanabileceğine dair
'Kıbrıs Cumhuriyeti' anayasasındaki düzenlemeler.
Rum Yönetimi'nin önceki gün Romanya'dan Mağusa Limanı'na gelip
Güney'e geçmesine izin verilen Rum Telefon Dairesi'ne ait malların
sınırdan çevrilmesi de KKTC'de tepki çekti. Başbakan Ferdi Sabri
Soyer, olayı 'akıl dışı' diye niteleyip,
"Mallarını almayacaklarsa geri gidecek" dedi.
Adayı ziyaret eden Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi
Olli Rehn'le görüşen Soyer, Mağusa'ya yanaşan Yunan
bandıralı gemiye verilen 5 milyon avro cezanın AB'nin serbest
ticaret ilkeleriyle bağdaşmadığını
vurguladı. Soyer, uygulamanın AB zenginliğini yok ettiğini
söyledi.
Rehn'le görüşen KKTC Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş da Rum tarafını şikâyet etti.
Kıbrıslı Türklere yönelik mülkiyet davalarını ve
Romanya'dan gelen mallarla ilgili olayı Rehn'e aktaran Denktaş,
"Rum tarafı uluslararası camiadan aldığı
cesaretle çözümden her gün daha fazla uzaklaşıyor" dedi.
Denktaş, Rum lideri Tasos Papadopulos'un Kıbrıs'ta çözümü
engelleyerek oyalama taktiği güttüğünü belirtti. Denktaş,
davalar konusunda vatandaşı celpnameleri reddetmeye
çağırarak, bu konuda acil telefon hattı
kurulacağını söyledi.
İkinci kuşak
İstanbul'da
Serdar Denktaş ve Güney Kıbrıs'taki Demokratik Seferberlik
Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı Keti Klerides, bir
konferans için bugün İstanbul'da buluşacak. Böylece Rauf Denktaş
ve Glafkos Klerides'in yıllardır yaptığı
görüşmeleri, çocukları, yani ikinci kuşak sürdürüyor.
Tüzükler için harekete geçin
|
Liberal
Demokrat Parti ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Barones Sarah Ludford,
Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu'na çağrıda bulundu: Tüzükler için
harekete geçin SÖZLER
TUTULMALI... Ludford: Her iki tüzüğün uygulanması için AB üyesi
ülkeler arasında bir konsensus oluşmadı. Bu nedenle konseyde
durağanlık yaşanıyor. Tüzükler bir an önce
uygulanmalı. Herkes konuyla ilgili birbirini suçluyor.
Kıbrıslı Türklerin, Annan Planı'na evet oyu vermesi ve
izolasyonların kaldırılacağı sözünü
almasının üzerinden bir yıl geçti. AB taahhütlerinin yerine
getirilmesinin güvenirliği konusunda, birinin çıkıp soru
sorması gerekiyor Liberal
Demokrat Parti ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Barones Sarah Ludford,
Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu'na, AB tarafından Kıbrıslı
Türklere söz verilen serbest ticaret ve mali yardım tüzükleri ile ilgili
harekete geçmesi yönünde çağrıda bulundu. Ludford,
Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu'nda yaptığı konuşmada,
Kuzey Kıbrıs'a söz verilen mali yardım ve serbest ticaret
tüzükleri hakkında soru yöneltti. Ludford, her
iki tüzüğün uygulanması için AB üyesi ülkeler arasında bir
konsensus oluşmadığını, bu nedenle konseyde
durağanlık yaşandığını söyledi. "Tüzüklerin
bir an önce uygulanması için uyarıda bulunuyorum "diyen
Barones Sarah Ludford, ortada Kıbrıslı Türklere verilen
sözlerin tutulup tutulmadığı konusunun bulunduğunu
vurguladı. Ludford, Kuzey Kıbrıs'ın kendi ekonomisini
geliştirmesini görmek istediklerini ifade etti. "Herkes
birbirini suçluyor" Barones
Ludford, herkesin konuyla ilgili birbirini suçladığına
işaret ederek, "Kıbrıslı Türklerin, Annan
Planı'na evet oyu vermesi ve izolasyonların
kaldırılacağı sözünü almasının üzerinden bir
yıl geçti. Bu örneğe bakıldığında, AB
taahhütlerinin yerine getirilmesinin güvenirliği konusunda, birinin
çıkıp soru sorması gerekiyor.Başbakanın da ifade
ettiği gibi, serbest ticaret tüzüğünün kabulü ve kuzeyin ekonomik
kalkınmasına yardım etmek, adada siyasi çözümü de beraberinde
getirecektir" diye konuştu. |
KIBRIS 14/05/05
Larnaka Kaza
Mahkemesi, Rumların tahliye ve tazminat davası açtığı
Hüseyin Çağıner (Hurma Restaurant) davasında, Türk
tarafının talebini kabul etti
Şartlı
ispatı vücut talebine onay
DURUŞMA 27
MAYIS'TA... Rumların mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türklere
açtığı ilk dava niteliğini taşıyan
Çağıner Davası'nın (Hurma Restaurant) avukatı
Hakkı Önen, tebligatın iptali için başvuru haklarının
doğduğunu ve 27 Mayıs'ta yapılacak duruşmada
davanın iptalini isteyeceklerini söyledi. Önen, bu taleplerinin de kabul
edilmesi halinde davanın düşeceğini,ancak söz konusu talebin
reddedilmesi halinde davanın esasıyla ilgili duruşmaya
geçileceğini belirtti
RUM AVUKAT:
KARAR ÖNEMLİ DEĞİL... Davacı Rum Panos Yoannidis'in
avukatlığını yürüten Laris Vrahimi, dünkü duruşma
sonucunu, "çok önemli değil" şeklinde değerlendirdi. Vrahimi,
karşı tarafın şartlı ispatı vücut için
başvurduğunu anlatarak, Çağıner'in avukatının iki
hafta içinde konuyla ilgili dosyayı hazırlaması gerektiğini
söyledi. Vrahimi, hakimin bu talep üzerinde karar vereceğini ve bu
doğrultuda mahkemenin bir ay içinde bu konudaki
tartışmaları dinleyeceğini kaydetti
Emine DAVUT
YİTMEN - Ali CANSU- Erdoğan MANİ
Larnaka Kaza
Mahkemesi'nde, Rumların tahliye ve tazminat davası
açtığı Hüseyin Çağıner (Hurma Restaurant) ile ilgili
dün görülen davada, Türk tarafının "şartlı ispatı
vücut" talebi kabul edildi.
Rumların
mülkiyet talebiyle Kıbrıslı Türklere açtığı ilk
dava niteliğini taşıyan Çağıner Davası'nın
(Hurma Restaurant) avukatı Hakkı Önen, KIBRIS'a, tebligatın
iptali için başvuru haklarının doğduğunu ve 27
Mayıs'ta yapılacak duruşmada davanın iptalini
isteyeceklerini söyledi.
Önen, bu
taleplerinin de kabul edilmesi halinde davanın düşeceğini, ancak
söz konusu talebin reddedilmesi halinde davanın esasıyla ilgili
duruşmaya geçileceğini dile getirdi.
Vrahimi
"Bugünkü karar çok önemli değil"
Davacı Rum
Panos Yuannidis'in avukatlığını yürüten Laris Vrahimi,
KIBRIS'a yaptığı açıklamada, dünkü duruşma sonucunu,
"çok önemli değil" şeklinde değerlendirdi.
Vrahimi,
karşı tarafın şartlı ispatı vücut için
başvurduğunu anlatarak, Çağıner'in avukatının iki
hafta içinde konuyla ilgili dosyayı hazırlaması gerektiğini
söyledi.
Vrahimi,
hakimin bu talep üzerinde karar vereceğini ve bu doğrultuda
mahkemenin bir ay içinde bu konudaki tartışmaları
dinleyeceğini anlattı.
Larnaka Kaza
Mahkemesi'nde geçtiğimiz Salı günü yapılan ilk duruşmada
Rum hakim, Çağıner'in avukatı Hakkı Önen'in
şartlı ispatı vücut içeren dilekçesini Rumca'ya çevirmesi için
davayı, Cuma gününe (dün) ertelemişti.
Şartlı
ispatı vücut, belli hataların anayasa ve
yasaya aykırı
olması anlamını taşıyor
"Şartlı
ispatı vücut" talebindeki temel dayanak, belli hatalar ile anayasa ve
yasalara aykırılıktan kaynaklanan itirazlara dayanıyor.
Bu
itirazların ana noktalarını isim hataları, her olayın
kendi bölgesinde görüşülebileceği ve Kıbrıslı
Türklerin ancak Türk yargıçların da bulunacağı mahkemede
yargılanabileceğine ilişkin Kıbrıs Cumhuriyeti
anayasasındaki düzenlemeler oluşturuyor.
100 -250 bin
Kıbrıs lirası tazminat isteniyor
Gazimağusa'daki
Hurma Restaurant sahibi 40 yaşındaki Hüseyin Çağıner'e,
eski mülkünü kullandığı gerekçesiyle "tahliye ve
tazminat" davası açan Rum Panos Yoannidis, binanın tahliye
edilmesini ve kullanım kaybından dolayı 100 bin ile 250 bin Kıbrıs
Lirası arasında tazminat ödenmesini istiyor.
Rum
tarafının davasını avukat Laris Vrahimi Türk
tarafının avukatlığını ise Hakkı Önen
yürütüyor.
Rum tarafı
mülkiyet konusunun hükümetle bağlantısı
olmadığını savunuyor
Rum tarafı
mülk sorunun hükümetle ilgili olmadığını bunun mahkemelere
ait bir konu olduğunu savunurken, Hurma Restaurant davasını,
binlerce açılabilecek tarzda bir dava olarak görmüyor.
Rum yetkililer,
mahkeme celplerini Kıbrıslı Türklere
ulaştıranların, Rum hükümet görevlileri
olmadığını, söz konusu celpnamelerin özel şirket
çalışanları tarafından iletildiğini söylüyor.
Türk
tarafı değerlendirme yapacak
Kıbrıs
Türk tarafının, hukukçularla yapacağı değerlendirmeler
sonucu, bundan sonra atılacak adımları değerlendirmesi
bekleniyor.
Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş, Hurma Restaurant davasında, Türk tarafının
talebinin kabul edilmesini "güzel bir gelişme" olarak
değerlendirdi.
Rum
tarafından gönderilecek celpnamelerin alınmaması yönündeki
çağrısını yineleyen Denktaş, Rum celpnamelerinin
güvenlik birimlerine bildirilmesi amacıyla çok kısa süre içinde,
Türkçe ve İngilizce dillerinde hizmet verecek üç haneli acil bir
hattın kurulacağını açıkladı.
"Hukuksal
bir adım atmak isteyen vatandaşlarımızı engellemek
elimizde değildir" diyen Denktaş, yine de konuyla ilgili olarak,
Cumhurbaşkanlığı'nda oluşturulan hukuk koordinasyon
merkezinden bilgi alınmasının faydalı olabileceğini
ifade etti.
Denktaş,
Rum tarafının başlattığı hukuk
savaşının, günün sonunda kendi aleyhlerine döneceğini
vurguladı.
KIBRIS 14/05/05
Zaman Kıbrıslıların aleyhine
çalışıyor
AB Komisyonu
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, KKTC'deki temasları
çerçevesinde dün Başbakan Soyer ve Başbakan Yardımcısı
Denktaş'la görüştü; daha sonra Uluslar arası Konferans
Merkezi'nde konuştu:
Zaman
Kıbrıslıların aleyhine çalışıyor
STATÜKO ACI
VERİYOR... Olli Rehn, AB'de, Kıbrıs'ta varolan statükonun
acı verdiğini belirtti ve barış sürecinin yeniden
başlatılması gerektiğini vurguladı. Rehn, "Bu ne
kadar erken olursa o kadar iyidir. Bu nedenle, tarafların konumları
ve Annan planına değişiklik talepleri açıklığa
kavuşturulmalıdır" dedi
ÇÖZÜMSÜZLÜK,
BÖLÜNMEYİ DERİNLEŞTİRİYOR... "Zamanın
statükodan yana çalıştığı ve bu nedenle de
Kıbrıslıların aleyhine işlediği gerçeği bana
korku veriyor. Çözümsüz geçen her gün, hem fiilen hem de insanların
zihninde bölünmeyi derinleştiriyor. Mülkler konusunda yakın zamanda
yaşanan gerginlikler ve endişeler, görüşmelerin yeniden
başlamasının ne denli acil olduğunu
vurgulamaktadır"
AB Komisyonu
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kıbrıs'ta zamanın
Kıbrıslıların aleyhine işlediğini söyledi. Olli
Rehn, zamanın bugün Kıbrıs'ta varolan statükodan yana
çalıştığını vurgulayarak, barış
sürecinin yeniden başlatılması gerektiğini vurguladı.
AB Komisyonu
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, KKTC'deki temasları
çerçevesinde dün Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş'la görüştü; daha sonra da
temaslarını Uluslar arası Konferans Merkezi'nde
değerlendirdi.
"Katılımın
üzerinden bir yıl sonra: Kıbrıs" konulu
konuşmasında Olli Rehn, Kıbrıs sorununa ve AB
tarafından Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesini
hedefleyen tüzüklere bir an önce çözüm bulunması gerektiğini söyledi.
Rehn, AB'de,
Kıbrıs'ta varolan statükonun acı verdiğini, içinde
bulunulan durumun, yeni bir hız kazanmak için gerçek fırsatlar
sunduğuna dikkat çekti.
Barış
sürecinin yeniden başlatılması gerektiğini vurgulayan Rehn,
"Bu ne kadar erken olursa o kadar iyidir. Bu nedenle, tarafların
konumları ve Annan planına değişiklik talepleri açıklığa
kavuşturulmalıdır. Zamanın statükodan yana
çalıştığı ve bu nedenle de
Kıbrıslıların aleyhine işlediği gerçeği bana
korku veriyor. Çözümsüz geçen her gün, hem fiilen hem de insanların
zihninde bölünmeyi derinleştiriyor. Mülkler konusunda yakın zamanda
yaşanan gerginlikler ve endişeler, görüşmelerin yeniden
başlamasının ne denli acil olduğunu
vurgulamaktadır" dedi.
Blomberg AB
Kıbrıs Danışmanı olarak atandı
Rehn, AB
Komisyonu'nun gelecekteki görüşmelerde inisiyatif kullanacak bir rol
oynamayı istediğini hatırlatarak, "Kısa bir süre önce,
Büyükelçi Jakko Blomberg'i Kıbrıs danışmanım olarak
atamış bulunuyorum. Ancak müzakereler, güvenlik, yönetişim ve
toprak gibi temel meselelerde sahip olduğu yetki ve uzmanlıktan
ötürü, BM himayesinde gerçekleşecektir" şeklinde konuştu.
Çözümsüz geçen
her gün, kuzeyde yer alan ve AB'nin gerçekte Kıbrıs Türk toplumuna
yardım etmek istemediğine inanan kişilerin şüphelerini
güçlendirdiğini kaydeden Rehn, şüphe ve hayal
kırıklığının, bölünmenin en iyi müttefikleri
olduğuna işaret etti.
Rehn,
Bostancı ve Lokmacı Barikatlarının geçişlere
açılması konusunda AB'nin kendi üzerine düşeni
yaptığını anımsatarak, tampon bölge içerisinde yer
alan mayın tarlalarının temizlenmesini finanse ettiklerini
anlattı.
"Türkiye'nin
Avrupa'ya ilişkin beklentilerinin kapsamlı bir çözüm için yol
hazırlamaya yardımcı olacağından eminim" diyen
Rehn, Türkiye'nin Kıbrıs Rum bandıralı gemilere
uyguladığı sınırlamaları, AB ile Türkiye
arasındaki Gümrük Birliği'nin gerekleri doğrultusunda kaldırmasını
umduklarından söz etti.
Rehn-Soyer
görüşmesi
Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, dün sabah Avrupa Birliği Komisyonu Genişlemeden
Sorumlu Üyesi Olli Rehn ve beraberindeki heyeti kabul etti.
CTP Parti
Merkezi'nde gerçekleşen ve başında basına görüntü alma
olanağı sağlanan görüşmede, Başbakanlık Özel
Kalem Müdürü Yonca Şenyiğit, AB Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Erhan
Erçin ve AB Komisyonu Genişleme Genel Direktörlüğü Kıbrıs
Türk Toplumu Çalışma Kolu Başkanı Leopold Maurer ile AB'nin
Kıbrıs Temsilcisi Adriaan Van Der Meer de hazır bulundu.
Yaklaşık
20 dakika süren görüşmenin ardından Başbakan Soyer, basına
açıklamada bulundu
Ayrıntılar
da yazılı bildirildi
Soyer,
"kısa ve özlü" olarak değerlendirdiği görüşmede,
Rehn ve diğer AB yetkililerine özlü olarak aktardıkları
görüşleriyle ilgili ayrıntıları da yazılı olarak
sunduklarını kaydetti.
Rehn'in AB
olarak bütünlüklü bir çözüm ve Doğrudan Ticaret ile Mali Yardım
tüzükleriyle ilgili olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını
vurguladığına dikkat çeken Soyer bunu "sevindirici bir
hadise" olarak değerlendirirken, görüşmede, Kıbrıs
Türk halkının çözüm yönündeki iradesine
bağlılığı yanında hükümetin de
cumhurbaşkanı ile birlikte çözüm çabalarını
kararlılıkla sürdüreceğini ortaya koyduklarını
anlattı.
"Yunan
gemisine ceza AB ilkeleriyle bağdaşmaz"
Soyer, AB'nin
temel ilkelerinden biri olan serbest ticaretin de ele
alındığı görüşmede, hafta içinde Gazimağusa
Limanı'na gelen Yunan bandıralı gemiye 5 milyon euro para
cezası verilmesiyle ilgili tepkilerini de AB yetkililerine ifade
ettiklerini söyledi. Bu uygulamanın AB'nin serbest ticaret ilkeleriyle
bağdaşmadığını ve tamamen milliyetçi bir
eğilimle AB zenginliğini ortadan kaldıran bir uygulama
olduğunu belirten Soyer, bu noktada diğer bazı
sıkıntıların da dile getirildiğini kaydetti.
Soyer,
görüşmenin en önemli yanını ise kendi ifadeleriyle şöyle
anlattı:
"Kıbrıs
Türk halkının 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da 60
yıldır süren barışın sürmesini ve gelişmesini
sağlayan faktörün AB gelişmesi olduğunu son derece iyi
bildiğini, dolayısıyla Kıbrıs'ta barış
konusunda, çözüm olmadan AB üyeliğinin yarattığı sıkıntıları,
Avrupa'da barışı getiren bu yeni düzenlemeyle
aşmamızın çok büyük bir görev olduğunun altını
çizdik. Bu bakımdan da bütün arzularımızı,
düşüncelerimizi kendisine detaylı olarak da yazılı olarak
ilettik."
Serdar
Denktaş-Olli Rehn görüşmesi
Olli Rehn, daha
sonra Başbakan Yardımcısı, Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaş'la bir araya geldi.
Bakan
Denktaş'a, Başbakan Yardımcılığı
Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler
Danışmanı Kudret Akay'ın eşlik ettiği
görüşmede, Olli Rehn'e AB Komisyonu Genişleme Genel Direktörlüğü
Kıbrıs Türk Toplumu Çalışma Kolu Başkanı Leopold
Maurer, AB'nin Lefkoşa Büyükelçisi Adriaan Van Der Meer ve diğer
bürokratlar refakat etti.
Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos'un sergilediği uzlaşmaz tutum
görüşme gündeminin başlıca konu başlığını
oluştururken, Romanya'dan bilinmeyen bir nedenle Gazimağusa'ya gelen
Rum Telekomünikasyon Dairesi'ne (CYTA) ait 5 tırlık malın, bir
iyi niyet göstergesi olarak KKTC Hükümeti tarafından alınan kararla
işlem yapılmadan Güney'e gönderilmesine Rum Yönetimi'nce izin
verilmemesi konusu da gündeme geldi.
Denktaş,
DP Genel Merkezi'nde gerçekleşen görüşme sonrasında
düzenlediği basın toplantısında, AB yetkilisi Olli Rehn'e
mal-mülk davalarının, hiçbir şekilde adada bir çözüme
yardımcı olamayacağını vurguladığını
belirtti. Denktaş, bu konuda şunları söyledi:
"Mal-mülk
davalarının hiçbir şekilde çözüme yardımcı
olmadığını ve kapsamlı bir çözümden önce davalar
yoluyla mal-mülk sorununun çözülemeyeceğini, kısa bir süre sonra hem
Kıbrıs Türk hem Rum tarafından on binlerce davanın Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi önünde birikebileceğini,
dolayısıyla bu yöntemin kullanılamaz olduğunu, geçersiz
olduğunu ve hiçbir şeyi çözmeyeceğini Olii Rehn'e
anlattık."
Tırlardaki
mallar konusu
Bakan
Denktaş görüşmede, Romanya'dan bilinmeyen bir nedenle
Gazimağusa'ya gelen Rum Telekomünikasyon Dairesi'ne (CYTA) ait 5
tırlık malın, bir iyi niyet göstergesi olarak KKTC Hükümeti
tarafından alınan kararla işlem yapılmadan Güney'e
gönderilmesine Rum Yönetimi'nce izin verilmemesi konusunun da gündeme
geldiğini ifade ederek, Rum tarafının bu konuda
takındığı anlaşılmaz tavrı Rehn'e
aktardığını ifade etti ve şöyle konuştu:
"Geçtiğimiz
gün 20 tırlık bir malın 5 tırı Gazimağusa
Limanı'na gelmiş ve bu mal bizim tarafımızdan hiçbir
uygulamaya tabii olmadan, iyi niyet jesti olarak Rum tarafına Metehan
Sınır Kapısı'ndan teslimini öngörmüştük. Ama bunun
bile kabul görmediğini, el mi koyalım geri Romanya'ya mı
gönderelim konusunda düşünmekte olduğumuzu kendilerine
aktardım."
Savaş
sebebi
Serdar
Denktaş, görüşmede Papadopulos'un, "Türk tarafı Annan
Planı'nın mülk rejimi kısmını tek taraflı hayata
geçirirse bu savaş nedeni sayılır" şeklindeki
açıklamasının da Rehn ile yaptıkları görüşmede
gündeme geldiğini ifade ederek, bu konuda şunları söyledi:
"Biz
burada kendi aramızda 'mülk sorununun şimdiki
gidişatını ortadan kaldırmak için acaba Annan Planı
içerisindeki mülk rejimi kısmı tek taraflı uygulamaya konsa ne
olur' diye düşünürken, biliyorsunuz Anastasiades bu konuda iki gün önce
çağrı yapmıştı. Papadopulos bu konuda bir
açıklama yaparak, "Türk tarafı mülk rejimini uygulamaya koyarsa
bu savaş sebebi sayılır" dedi. Ümit ederim bizde de 'Annan
Planı'nı tek taraflı uygulamaya koyalım' diyen siyasiler de
Papadopulos'un bu açıklamasını iyi duymuştur.
Olli Rehn'e, bütün
bunları anlatarak, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü körükleyerek
bekleme niyetinde olan Papadopulos'un ana hedefinin, Türkiye'nin AB'ye
giriş süreci içinde bulunduğu dönemde, Annan Planı'nın
kendilerine verdiği avantajlı noktaları cımbızla
içinden çekip almak ve bizim Kıbrıs Türk tarafı olarak
yıkılmamızı beklemek olduğunu, bu hedeften
kaçmadığını ve bu hedefe doğru yürümekte
uluslararası topluluk tarafından cesaretlendirildiğini açık
bir şekilde anlattık."
Diyalog
şart
Kıbrıs
konusunun çözümü için taraflar arasında sağlıklı
diyaloğun şart olduğunu söyleyen, ancak Papadopulos'un buna
yanaşmadığını ifade eden Denktaş, Türk
tarafının kısa vadeli veya kapsamlı bir çözüme hazır
olduğunu her an dile getirdiklerini ifade ederek, şöyle devam etti:
Çözümün
modaliteleri önemli
"Biz
kısa vadeli veya toplu, kapsamlı çözüme hazır olduğumuzu
söylemekteyiz. Her ikisini de görüşmeye hazırız. Bunların
modalitelerinin ne olacağı önemlidir.
Kısa
vadeli çözümde biz bütün haklarımızdan vazgeçeceksek,
konuşacağımız buysa, bu büyük bir
insafsızlıktır.
Kapsamlı
çözümde bizden beklenen, Rum ağırlıklı 'Kıbrıs
Cumhuriyeti' içerisinde azınlık haklarıyla devam etmemizse, bu
daha da büyük bir insafsızlıktır ve olmayacaktır.
Bunları
söyleyerek, çözüme açık olduğumuzu söyleyerek, dünyayla bütünleşmek
istediğimizi altını çize çize söyleyerek,
haklarımızı koruyacağımız konusundaki
kararlılığımızı da sergileyerek, bugün Olli
Rehn'le yarın bir başkasıyla görüşmeye devam ediyoruz.
Ama gerçek
şu; Rum tarafı uluslararası camiadan da aldığı
cesaretle çözümden her geçen gün daha fazla uzaklaşmaktadır, çözüme
yönelik en ufak bir adım atmak istememektedir.
Bunun bilinmesi
ve bu bilinçle de kendi içimizde hem ekonomik hem sosyal durumumuzu düzeltmek
için gerekli kararları elbirliğiyle, gönül birliğiyle almamız
gerekmektedir. Bu çağrım, hem bütün sivil toplum örgütlerine hem
muhalefete hem de kendi hükümetimedir."
Tüzükler konusu
Bakan
Denktaş, doğrudan ticaret ile mali yardım tüzüklerine
ilişkin soruya karşılık, AB'nin söz konusu tüzükleri
geçirmek için uğraş vermeye devam ettiğini söyledi.
Ancak AB
yetkilileri her ne kadar bu konuda ümitli olduklarını söyleseler de,
Türk tarafı olarak bu konuda yakın gelecekte bir gelişme
görmediklerini ifade eden Denktaş,"Çünkü Rum tarafının
tutumu belli" dedi.
Dışişleri
Bakanı Denktaş, Olli Rehn başkanlığındaki AB
yetkililerinin Rum tarafının uzlaşmaz tavrı konusunda ne
düşündüklerinin sorulması üzerine de, "Öyle görülüyor ki kendi
üyeleri olduğu için o yarım devlet, her ne kadar içlerinde Rum
tarafının samimiyetsizliğine inansalar da bunu
dillendiremiyorlar daha. Ama o dillendirecekleri gün de gelecektir böyle devam
ederse..." şeklinde konuştu.
Sivil toplum
örgütleriyle yuvarlak masa toplantısı
Kıbrıs'ta
temaslarda bulunan AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn dün
sivil toplum örgüt temsilcileriyle de yuvarlak masa toplantısı
yaptı.
Boghjalian
Restaurant'ta saat 10.30'da gerçekleşen toplantıya KKTC'den
yaklaşık 22 sivil toplum örgüt temsilcisi katıldı.
Toplantıda Rehn'in beraberindeki heyet ile AB'nin Kıbrıs Temsilcisi
Adriaan Van Der Meer de hazır bulundu.
Toplantı
öncesinde herhangi bir açıklama yapılmadı.
KIBRIS 14/05/05
Son açılan davalarla Rum yönetiminin iddiaları ciddi
şekilde zarar gördü
Kıbrıs
Politikalar Merkezi'nin düzenlediği panelde konuşan akademisyen
hukukçular Kıbrıs'ta mülkiyet konusundaki son gelişmeleri
tartıştı
Son açılan
davalarla Rum yönetiminin iddiaları ciddi şekilde zarar gördü
Taşınmaz
mallarla ilgili 'Gardian Rule' yasasının 'zaruret doktrini' üzerine
oturtulduğu, ancak sınır kapılarının
açılması ve referandumdan sonra Rum yönetiminin zaruret doktrinini
kullanamayacağı vurgulandı
Hurma
Restaurant işletmecisi aleyhine açılan davanın benzerlerinin
Kıbrıslı Türkler tarafından da açılabileceği, bu
davaların iki bölgelilik ilkesine zarar vermeyeceğini belirten
hukukçular "Önemli olan bu tip davaların hangi amaca hizmet
edeceğidir. Referandumdan zaten kızgın olan
Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların
arasının daha da açılmasından endişeliyiz" diye
konuştu
Sevgi YALMAN
Bazı
Kıbrıslı Rumların KKTC'deki mülkleri ile ilgili
açtıkları davalar nedeniyle, Rum yönetiminin iddialarının
ciddi şekilde zarar gördüğü vurgulandı. Kıbrıs
Politikalar Merkezi'nin Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde (DAÜ) düzenlediği
panelde konuşan akademisyen hukukçular Kıbrıs'ta mülkiyet
konusundaki son gelişmeleri tartıştı. Rum yönetiminin
taşınmaz mallarla ilgili geçirdiği 'Gardian Rule'
yasasının 'zaruret doktrini' üzerine oturtulduğu, ancak
sınır kapılarının açılması ve referandumdan
sonra Rum yönetiminin,
uluslar
arası hukukta da kabul gören zaruret doktrinini artık
kullanamayacağı vurgulandı.
Panelde
görüşlerini dile getiren akademisyen hukukçular, Hurma Restaurant
işletmecisi Hüseyin Çağıner aleyhine açılan davanın
benzerlerinin Kıbrıslı Türkler tarafından da
açılabileceğini, bu davaların iki bölgelilik ilkesine zarar
vermeyeceğini belirterek, " Önemli olan bu tip davaların hangi
amaca hizmet edeceğidir. Referandumdan sonra zaten kızgın olan
Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların
arasının daha da açılmasından endişeliyiz" diye
konuştu. Akademisyen hukukçular, bu davalarla Rumların
iddialarının ciddi anlamda zarar gördüğünü kaydetti.
Kıbrıs'ta
mülkiyet konusunda son gelişmelerin
tartışıldığı panel dün saat 11.00'de DAÜ Senato
odasında başladı. Panele konuşmacı olarak
Kıbrıs Politikalar Merkezi Başkanı Yrd. Doç.Dr Ahmet Sözen,
DAÜ Hukuk Fakültesi Dekan yardımcısı Yard. Doç.Dr. Tufan
Erhürman, DAÜ Uluslar arası İlişkiler Bölümü Öğretim
Görevlisi Dr. Kudret Özersay ve DAÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr.
Hacer Adaoğlu katıldı.
Panelde ilk
sözü alan Kıbrıs Politikalar Merkezi Başkanı Ahmet Sözen,
bazı Rumların KKTC'deki mülkleri ile ilgili açtıkları
davalarla ilgili pek çok kişinin yazılı ve sözlü basında
ilgili ilgisiz konuşma yaptığını, komplo teorileri
ürettiğini belirterek, olayın hukuk boyutunu incelemek yetkilileri ve
halkı aydınlatmak için bu toplantıyı yapmaya karar
verdiklerini söyledi. Sözen, olayın siyasi ve ekonomik
boyutlarının da önümüzdeki günlerde tartışılacağının
altını çizdi.
'Hazırlıksız
yakalandık'
Yard. Doç Dr.
Tufan Erhürman mülkiyet konusundaki son gelişmelerin genel hukuki
çerçevesini anlatarak başladığı konuşmasında
Papadopulos yönetiminin mülk sorununu halletmek için hukuku amaç değil bir
araç olarak kullandığını belirtti. Rum tarafının
hukuku araç olarak kullanması nedeniyle siyasi otoritede ve halkta ciddi
bir kafa karışıklığı
yaratıldığını vurgulayan Erhürman 'Her zaman
olduğu gibi şimdi de hazırlıksız yakalandık"
dedi. Erhürman mülkiyet konusunda 4 sorun bulunduğunu,bunlardan ikisinin
davalar olduğunu, Orams ve Hurma davasının bir şahsın
diğer bir şahıs aleyhine açtığı '1960 Cumhuriyet
tapusu bendedir. Benim rızam olmaksızın kullanıyorsun.
Tahliye et ve ayrıca malımı kullanamadığım için
zararım var, tazmin et' şeklindeki hukuk davası olduğunu,
bu 2 davada Avrupa Yakalama Müzekkeresi çıkarılmasının söz
konusu olmadığını kaydetti. Hüseyin Çağıner'e
yakalama müzekkeresi çıkarılmasının, muhtemelen kişi
hakkında cezai soruşturma da başlatılmasından
kaynaklandığını ifade eden Erhürman, Fasıl 154 Ceza
Yasasının 281. maddesine göre mal sahibinin rızası olmadan
onun taşınmaz malını kullanmanın cezai suç
olduğunu vurguladı.
Cezai konuda,
Avrupa Birliği ülkeleri mahkemelerinin bu yakalama emrini
tanıması durumunda ilgili kişilerin parasına ve gayrı
menkullerine el konulabileceğini, güneye geçerse güneyde
yakalanacağını; Avrupa ülkelerinde yakalanırsa Güney
Kıbrıs'a iade edilebileceğinin altını çizen Erhürman
Türk tarafının hukuk açısından yapması gerekenleri
anlattı. Erhürman, bir ülkenin Avrupa Yakalama müzekkeresi
çıkarırken etnik kökene, cinsiyete ve milliyete dayalı bir
ayırım yapması halinde AB ülkelerinin zanlıları
tutuklayıp iade etmekten kaçınabileceğini de ifade ederek
şartların ayni olmasına rağmen Rum tarafının
kendi vatandaşlarına da dava açması gerektiğini kaydetti.
Erhürman şöyle konuştu:
"Tek fark,
Rum tarafı güneydeki Kıbrıslı Türklerin mallarını
kendi vatandaşlarına mülk etmedi. Biz tapu çıkardık.
Uygulaması mümkün olmayan mücahit puanı diyerek bu insanlara tapu
verdik. Ancak dikkatinizi çekmek istiyorum. Rum tarafı, KKTC
tapularını tümden reddettiği için davayı Hurma
Restaurant'ın tapulu sahibi olan kişiye değil
kullanıcısına açtı. Rumlar da Türk mallarını
kiracı sıfatıyla kullanmaktadır. Rumlara niye dava
açılmadı. Bu kesinlikle ayırımcılıktır.
"AB vatandaşı
olması şart değil"
AB hukuku ve
Avrupa yakalama müzekkereleri ile ilgili ayrıntılı bilgi veren
Dr. Hacer Adaoğlu, tutuklanması istenen kişinin mutlaka AB
vatandaşı olması gerekmediğini, mahkemede zanlı ile
ilgili yasal süreç devam ediyorsa yargılandığı suçun
cezasının en az 12 aya varan bir hapislik cezasını
gerektirdiğini, karar verilmişse hapislik cezasının 4 aydan
fazla olması gerektiğini kaydetti. AB'ye üye ülkelerin yakalama geçerli
mi değil mi diye bakma yetkisine sahip olmadığını da
anlatan Hacer Adaoğlu, Avrupa yakalama emirlerinde AB'ye üye ülke
ilişkilerinin karşılıklı güvene dayalı
olduğunu vurguladı.
"KKTC
Anayasasının 159'uncu maddesi değişmeli"
Panelde son
konuşmayı yapan Dr. Kudret Özersay, zaruret hali doktrini ile ilgili
ayrıntılı bilgi verdi. 1964 yılında 4 Türk'ün
yargılandığı bir ceza davasında Avukat Ahmet Midhat
Berberoğlu'nun savunmasından örnekler veren Özersay, mahkemede bir
Türk yargıç olmadığı için bu mahkemenin Türkleri
yargılayamıyacağını ve kararın da Türkçe
yayınlanmadığını ileri sürdüğünü, mahkemenin de
Kıbrıs'ta olaganüstü durum olduğu, cumhurbaşkanı
yardımcısının görevinden
ayrıldığını cezanın uygulanacağı kişilerin
ortada olmadığını, dolayısıyla kimin için
Türkçeye tercüme edileceğini beyan ederek sanıkları
cezalandırdığını anlattı. Rum
tarafının, 1964'ten sonraki davalarda ise Mustafa İbrahim
davasına atıfta bulunularak taşınmaz mallarla ilgili
zaruret doktrini üzerine oturtulduğunu,bunun hem iç hem de uluslar
arası hukukta yerleştiğini belirten Özersay Yüksek Mahkemenin
zaruret halinde kurulmuş bir mahkeme olmadığını,
olağanüstü durumu çıkarak ve zaruri durumun ortaya
çıkarılmasında Rum yönetiminin de katkısı
bulunduğunu söyledi
'Hiç kimse
kendinin neden olduğu bir durumla ilgili zaruret doktrinine
başvuramaz. Yaşanan süreçte Kıbrıs'ta sınır
kapıları açıldı, referandum yapıldı. Rum
halkının elbette seçme, evet veya hayır deme hakkı
vardı. Ama Rum yönetimi tavrını koydu ve hayırı seçti.
Artık zaruret doktrinini kullanamaz' şeklinde konuşan Özersay
son açılan davalarla Rum yönetiminin iddialarının zarar
gördüğünü ve savunmasının ciddi anlamda yara
aldığını ileri sürdü. Özersay şöyle devam etti:
"Bu mesele
hukuki bir konu değil, siyasi bir meseledir. Sivil toplum örgütleri ile
işbirliği yaparak soruna siyasi çözüm bulunmalıdır.
Elimizde hukuki argümanlar vardır.
Sorular-Yanıtlar
Konuşmacılar,daha
sonra katılımcılardan gelen soruları
yanıtladılar. Çalışmalarda, 1960 Cumhuriyet Anayasası
düzenine dönük herhangi bir durumun söz konusu olmadığını,
itirazların tamamen zaruret hali ile ilgili olduğunu anlatan
panelistler KKTC İç Hukuku ile ilgili soruları yanıtlarken de
AİHM'nin 'İç hukukunuzu bizim istediğimiz gibi
oluşturursanız, etkili yargı yeri olup olmadığına
bakarız, etkiliyse tanırız' kararına atıfta bulunarak
Rum yönetiminin KKTC'yi tanımadığı için mahkemelerimizi de
tanımamasının AİHM içtihatlarına ters
düştüğünü belirtti.
Başka bir
soru üzerine verilen yanıtta ise, uluslararası hukukun genel
kriterlerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun bir
kamulaştırma yasasının çıkarılması
gerektiği, bizim hukukumuzda hiçbir uluslar arası hükmü bulunmayan
İtem Yasası bulunduğu, KKTC sınırları içindeki
tüm Rum mallarının devlete devredildiği, üstelik bu hususun
Anayasa maddesi de olduğu belirtildi.
Mülkiyet
konusunda Türklerin de karşı dava açıp
açamayacağını soran bir katılımcıya verdiği
yanıtta Doç.Dr. Tufan Erhürman üç tip dava açılabileceğini,
birincisinin aynen Loizidu gibi ' evimden çık ben gireceğim'
şeklinde, ikincisinin Rum tarafı benim malımı
kamulaştırdı ama tazminatımı ödemedi, 3.sünün de Hurma
Restaurant işletmecisine açılan dava gibi 'nasıl ki siz gelip
evinizde oturmayacaksınız, aynen ben de oturmayacağım ama
evimi boşalt ve bana tazminat öde' şeklinde olduğunu
belirttikten sonra kendisinin 2.ve 3. şıklardan yana olduğunu
Loizidu benzeri dava açılmasından yana olmadığını
vurguladı. Bir katılımcının kişisel haklar ne
olacak' şeklindeki sorusuna da Erhürman, iki bölgeliliği korumak
açısından kişisel haklarla toplumsal hakları ayırmak
gerektiğini belirtti ve kendisine göre mülkiyet hakkının çok
kutsal olmadığını,kamu yararının her zaman tercih
edilmesi gerektiğini söyleyerek iki bölgelilikten ödün verilebilecek bir
harekete karşı olduğunu vurguladı. Erhürman "Çünkü
Papadopulos'un istediği herkesin kendi evine dönmesidir. Bu konudaki
referansım da Niyazi Kızılyürek'tir" dedi.
Başka bir
soru üzerine, bu davaların açılmasının, K.C kimlik
kartı ve pasaportu almakla hiçbir ilgisi bulunmadığı
belirtildi.
Panelin sonunda
Anayasamızın 159'uncu maddesinin değiştirilmesi gerektiği
ve Uluslar arası hukukun kabul edeceği bir mülkiyet rejiminin
oluşturulması gerekliliği üzerinde duruldu.
KIBRIS 14/05/05