KKTCliler
mülkiyet davası açacak
Kıbrıslı
Rumların 1974ten önce KKTCde kalan eski malları için
Kıbrıslı Türklere karşı mülkiyet davaları
açması, Güney Kıbrısta malı bulunan
Kıbrıslı Türkleri harekete geçirdi.
AA
Güncelleme: 05:20 ET 06 Haziran 2005 Pazartesi
LEFKOŞA
- Behlül Sütçü ve Hüseyin Helvacıoğlu, Güney Kıbrıstaki
Larnaka Havaalanının kurulduğu arazinin kendilerine ait
bölümünün izinsiz ve çok ucuza istimlak edildiğini belirterek bir
bölümünün kendilerine ait olduğunu belirterek Rum Yönetimi aleyhine dava
açmaya hazırlanıyor.
Ayten
Ali Sütçü isimli Kıbrıslı Türkün yasal varisleri, Güney
Kıbrıstaki Larnaka Havaalanının üzerine kurulduğu
arazinin 145dönümlük bölümünün kendilerinden izinsiz olarak ve çok düşük
bir fiyat karşılığında istimlak edildiği ve
bedelin kendilerine ödenmediğini gerekçesiyle, Rum yönetimine
karşı yasal mücadele başlatmaya hazırlanıyor.
Ayten Ali Sütçünün oğlu Dr. Behlül Sütçü, annesine ait arazinin
Larnakanın arazinin dönümünün 100 bin Kıbrıs Lirası
olduğunu belirtti ve havaalanı yapılan arazilerinin
dışında, annesine ait 9 dönümlük başka bir araziye de okul
inşa edildiğini kaydetti. Behlül Sütçü, Türk arazileri cüzi bir
rakamla istimlak edildi. Amaçları Türk mallarını ucuza kapatmak.
Bazı akrabalarımızın arazilerini de yol yaptılar.
İstimlak parasını ödemiyorlar. Rumlar, istimlak bedelinin
çözümden sonra ödeneceğini söylüyor diye konuştu.
LOIZIDUYU
ÖRNEK GÖSTERİYORLAR
Behlül Sütçü, Titina Loizidu isimli Rum kadının Girnedeki eski bir
evi için Türkiyenin yaklaşık 1 milyon euro ödediğini ifade
ederek, kendilerinin mallarının daha değerli olduğuna
belirtti ve bu konumda olan herkesi birlikte hareket etmeye
çağırdı. Sütçü, dava açmak için KKTC makamlarından da
destek isteyeceklerini kaydetti.
Kıbrıslı Türk Hüseyin Helvacıoğlu da, Larnaka
Havaalanının bir bölümünün kendi arazisi olduğunu belirterek,
Rum yönetiminden 100 milyon Kıbrıs Lirası tazminat ile kalan
arazisinin de kendisine iade edilmesini talep ediyor.
TAZMİNAT
ÇÖZÜMDEN SONRA
Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, konuyla ilgili
yaptığı açıklamada, Helvacıoğluna ait 110 bin
metrekarelik arazinin sadece 3 bin 100 metrekaresinin havaalanı
inşası için istimlak edildiğini, 22 bin Kıbrıs
Lirası olan istimlak bedelinin, Helvacıoğlunun annesine verildiğini
söyledi.
Tazminat parasının mevcut Rum yasalarına göre ve
Kıbrıs sorununun çözümünden sonra ödeneceğini kaydeden Hristu,
mal sahibinin tazminatın bedeli konusunda hemfikir değilse mahkeme
aracılığıyla bunun değiştirilmesini talep
edebileceğini kaydetti.
3
Kıbrıslı Türk için daha tutuklama kararı
Kıbrısta
Rumların 1974ten sonra Kuzeyde kalan mülklerini geri alabilmek için
başlattığı kişisel başvurular çerçevesinde Rum
polisi, 3 Kıbrıslı Türk ve bir İngiliz hakkında daha
Avrupa çapında tutuklama kararı aldı.
NTV
Güncelleme: 18:22 TSE 28 Mayıs 2005
Cumartesi
Lefkoşa
- Rum polisinin Kuzeyde Rum mallarını kullandıkları
gerekçesiyle tutuklama kararı aldığı
Kıbrıslı Türklerle İngilizlerin sayısı 8e
yükseldi.
Kuzey
Kıbrıstaki bir inşaat şirketinin 3 Türk ve bir
İngiliz yöneticisi hakkında alınan tutuklama emrinin, Interpol
aracılığıyla Avrupa Birliği ülkelerinin
yanısıra Türkiyeye de iletildiği belirtildi.
Girnede 248 adet villanın ve 800 yataklı bir otelin
inşaatlarını yapan müteahhit Kutsal Tokatlıoğlu,
şirket sahibi Tahir Soycan ve şirketin ortaklarından Akan
Kürşatla İngiliz Gerry Con Robun kırmızı bültenle
arananlar listesine girmesi üzerine KKTC polisi ilgili kişilere Türkiye de
dahil herhangi bir ülkeye seyahat etmemeleri uyarısında bulundu.
Tahir Soycan, İngiliz yayın kuruluşu BBCde yayınlanan bir
haberden sonra Rumların harekete geçtiğini ve polise
başvurduğunu söyledi.
RUMLARI
TÜRKLER DE DESTEKLİYOR
Soycan, haklarında tutuklama kararı çıkaran Rumların, Türk
tarafından destek gördüklerini de ileri sürdü. Soycan, KKTCdeki
şirketler mukayyitliğindeki bazı kişilerin şirket
bilgilerini Rum yetkililere verdiğini ileri sürdü.
Müteahhit Tokatlıoğluysa Rumların hukuk savaşı açarak
inşaat sektörü nedeniyle yüzde 35 oranında büyüyen Kuzey
Kıbrıs ekonomisini çökertmeye çalıştıklarını
belirtti.
TUTUKLAMA
KARARI SAYISI 8
Son tutuklama kararıyla KKTC sınırları
dışına çıkmaları kısıtlanan kişilerin
sayısı 8e yükselmiş oldu.
Rum Dışişleri Bakanlığında konuyla ilgili
faliyet planı hazırlandığı belirtilirken, Güney
Kıbrıs kamuoyunda Türklere karşı mülkiyet konusunda
haçlı seferi başlatıldığı belirtiliyor.
|
NTV
Güncelleme: 05:53 ET 06 Haziran 2005 Pazartesi
LEFKOŞA
- Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın
yardımcısı Kieran Prendergastın Ankaradaki temasları
sürerken, Papadopulos, görüşmelerin hangi koşullar altında
başlayabileceğinin henüz belirsiz olduğunu açıkladı.
Yeni
bir süreçten bahsetmek için erken olduğunu söyleyen Papadopulos,
Türkiyenin Adadaki bugünkü durumunun kimsenin çıkarına hizmet
etmediğini anlamasını umuyoruz dedi.
Geçtiğimiz hafta Adada temaslarda bulunan Prendergast, taraflar
arasında büyük uçurum bulunduğunu belirtmişti.
BM temsilcisi
hayal kırıklığına uğradı
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreterinin müzakere zemini bulunup
bulunmadığı konusunda liderlerin nabzını yoklamak
amacıyla Adaya gönderdiği Kieran Prendergast, temaslarının
sonucunda hayal kırıklığına uğradı.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:57 04 Haziran 2005 Cumartesi
Lefkoşa
- Prendergast, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Tasos
Papadopulosla yaptığı görüşmeleri yakın çevresine, Taraflar
arasındaki uçurum büyük, şu anda üzerine köprü kurulamaz diyerek
değerlendirdi.
Prendergast,
anlaşmaya varılmasının liderlere kalmış bir karar
olduğunu belirterek Birleşmiş Milletlerin bu hedefe
ulaşılması için sadece kolaylaştırıcı ve
tarafları cesaretlendirici rol üstlenebileceğini söyledi.
ARADA UÇURUM VAR
Prendergastın iki taraf arasında uçurum var diye nitelediği
bir durumda Genel Sekreterin müzakereleri yeniden başlatacağına
ihtimal verilmiyor.
Prendergast, Görüşmelerinin sonunda Genel Sekretere bir rapor sunacak.
Genel Sekreter de müzakereleri başlatıp başlatmamaya karar
verecek. Bugün Atinada temaslarda bulunan BM arabulucusunun bir sonraki
durağı da Ankara olacak.
Bu arada Papadopulos, Prendergasta sunduğu önerilerle ilgili haberlerin
tam doğru olmadığını, belli amaç güttüğünü
düşündürdüğünü söyledi.
RUM BASINI: ÖNERİLER NTVDE
Öte yandan Rum basını, Papadopulosun sunduğu önerileri NTVnin
yayınladığını yazdı. Haberden alıntılar
yapan gazetelerde, Papadopulosun önerileri Türk medyasında. Talat bu
önerileri, Annan Planının parametreleri dışına
çıkıyor sözleriyle reddetti ifadesi dikkat çekti.
Papadopulosa muhalif Politis gazetesi de Talatın Papadopulosun
sunduğu 9 maddeyi reddettiğine dikkat çekti, Prendergastın iki taraf
arasında uçurum saptadığını liderlerin ortak bir
noktada buluşturulamayacağı izlenimi edindiğini yazdı.
Gazetenin yorumuna göre Papadopulosun sunduğu tezler, Annan
Planının dışına çıktığı
gerekçesiyle Talat ve Ankara tarafından reddedildi, Türk tarafı
referandumdaki evet yanıtından destek alarak Annan planında
köklü değişiklikler yapılmasına izin vermiyor.
TALATA SERT TEPKİ
Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovuysa Papadopulosun
sunduğu önerilerin NTVde yayınlanmasının ardından
Talattan gelen açıklamalara sert tepki gösterdi. Rum Bakan,
Talatın sözleri, kısır siyasi sözlerdir.
Ciddiyetsizliğini gösteren ve Genel Sekreterin olası inisyatifini
küçümseme çabasıdır. Diplomatik nezaket gereği Türkler, Prendergastın
Ankaraya gitmesini bekleyip görüşlerini ondan sonra söylemeliydiler
dedi.
Papadopulos halk
desteğini yitiriyor
|
NTV
Güncelleme: 12:51 TSI 06 Haziran 2005
Pazartesi
LEFKOŞA
- Rumların en yüksek tirajlı gazetesi Fileftherosun anketine
katılan Rumların sadece yüzde 26sı Papadopulosun
icraatlarından çok memnun olduğunu söyledi.
Rumların
yüzde 41i Papadopulosun politikalarından yeterince memnun olduğunu
belirtiken yüzde 33ü de hiç memnun olmadığını söyledi.
Katılımcıların yüzde 31i Papadopulosun Kıbrıs
sorununda izlediği politikadan çok memnun olduğunu belirtirken, yüzde
34üyse yeteri kadar memnun olmadığını ifade etti.
İktidardaki AKEL partisinin yayın organı Haravgi gazetesiyse
1200 kişinin katıldığı ve partilerin olası bir
seçimdeki oy oranlarının sorgulandığı bir
araştırma yayınladı. Anket sonuçlarına göre
iktidardaki komünist AKEL partisi yüzde 28le ilk sırada, Annan
Planına evet diyen DİSİ yüzde 25le ikinci sırada yer
aldı. Papadopulosun partisi DİKOnun oy oranıysa yüzde 19
düzeyinde kaldı.
Prendergast Kıbrıs için son durakta
Erdoğan'ın ABD gezisinin ağırlık konusu
da Kıbrıs
6 Haziran, 2005 08:43:00 (TSİ) CNN TURK
Kıbrıs'ta Türk ve Rum yetkilileri ile
görüşen daha sonra da,Yunanistan'da temaslarda bulunan BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın Kıbrıs Temsilcisi Kieran Prendergast
temaslarının son durağı Türkiye'de.
Birleşmiş
Milletler temsilcisi, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakerelere
başlayacağı 3 ekimden önce Kıbrıs görüşmelerini
yeniden başlatmanın zeminini arıyor.
Ancak Rum kesimi masaya dönmek için Türkiye'nin kabul etmediği
şartlar ileri sürüyor.
Rumlar, garantörlük anlaşmalarının iptalini, Türkiye'nin Ada'dan
asker çekmesini, görüşmeler yeniden başlasa bile zaman
sınırlaması olmamasını ve Birleşmiş
Milletler'in hakem değil, gözlemci olmasını istiyor.
Kofi Annan'ın temsilcisi Türkiye'nin görüşlerini de aldıktan
sonra, Genel Sekreter'e tarafların tutumuyla ilgili bir rapor sunacak.
Annan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile çarşamba günü
yapacağı görüşme öncesi tüm tarafların
görüşlerini almış olacak.
Resmi görüşmelerine bugün başlayacak olan Kofi Annan'ın siyasi
danışmanı Prendergast Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül ile biraraya gelecek.
Erdoğan'ın
ABD gezisinin gündemi Kıbrıs
ABD gezisine bugün başlayacak Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın da önemli gündem maddelerinden biri
Kıbrıs.
Başbakan Erdoğan, hem ABD Başkanı George Bush'la hem de BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'la yapacağı görüşmelerde
Kıbrıs'la ilgili taleplerini iletecek.
Erdoğan'ın görüşmelerde, Kıbrıs Rum kesimi lideri
Tasos Papadopulos'un garantörlük anlaşmalarının iptali ve
Ada'dan Türk askerinin çekilmesi gibi taleplerinin kabul edilemez olduğunu
bildirmesi bekleniyor.
Erdoğan, her iki lidere de Rum kesiminin barış görüşmeleri
için yeterli çabayı göstermediğini de dile getirecek.
Çözüm
sağlanamazsa...
KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması
gerektiğini bir kez daha hatırlatacak olan Başbakan
Erdoğan, Rum tarafına görüşmelerin başlaması için
baskı yapılmasını da isteyecek.
Erdoğan, hem ABD Başkanı Bush'a hem de BM Genel Sekreteri
Annan'a Rumların çözüme yanaşmaması halinde bu noktadan
sonra Türkiye'nin KKTC'nin tanınması için
çalışacağını ifade edecek.
Prendergast:
"İki taraf da çözüm istiyor"
3 haziranda Ada'daki temaslarını tamamlamasının
ardından Yunanistan'a geçen Prendergast Atina'da yaptığı
açıklamada, tarafların Kıbrıs sorununun çözümünü arzu
ettiklerini söylemişti.
Prendergast, Atina'daki temaslarının çok olumlu geçtiğini ve
Yunanistan'ın çözüm çabalarına büyük destek verdiğini de dile
getirmişti.
|
RUMLARIN TALEPLERİ |
|
· Birleşmiş Milletler'in
hakemliği ve dar bir görüşme takvimi olmamalı · Rumların KKTC topraklarındaki
tapulu mülkleri iade edilmeli · Türkiye'den gelerek vatandaş
olanların sayısı azaltılmalı · Türk ordusu Ada'dan tamamen çekilmeli · Türkiye'nin garantörlüğü
kaldırılmalı · Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi, muhtemel bir anlaşmanın uygulanacağı garantisi
vermeli · Devlet yönetiminin daha iyi işlemesi
için otorite paylaşımı değiştirilmeli |
CNN TURK 06/06/2005
Geçmiş hükümetlere 'Kıbrıs' eleştirisi
Gül: "Suriye, Hatay'a düşen füze parçaları
nedeniyle özür diledi"
6 Haziran, 2005 13:13:00 (TSİ) CNN TURK
Ece Ertem / cnnturk.com
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, kendilerinden önceki
hükümetlerin izledikleri yanlış politikalar sonucunda Güney
Kıbrıs'ın AB'ye tam üye olduğunu söyledi.
Bakan
Gül, ABD'ye yapacağı ziyaret öncesi Ankara Esenboğa
Havalimanı'nda bir basın toplantısı düzenledi.
Gül, "geçmiş hükümetler bizim şimdiki Kıbrıs
politikamızı uygulamış olsalardı, Güney
Kıbrıs Rum Kesimi AB'ye tam üye olamazdı.
Kıbrıslı Türkler de bugün daha iyi bir durumda olurlardı"
diye konuştu.
"Suriye resmen
özür diledi"
Suriye'den Hatay'a füze parçalarının düşmesini de
değerlendiren Bakan Gül, olayın ertesi günü Şam yönetiminin
kendilerinden resmen özür dilediğini belirtti.
Gül, bir gazetecinin "ABD'den PKK konusunda işbirliği talep
edecek misiniz?" sorusuna ise, "biz Türkiye olarak kendi gücümüzle
her türlü belanın altından kalkmasını biliriz ancak terörle
mücadele tek başına olmuyor. Şüphesiz dostlarımızdan
bu konuda işbirliği bekliyoruz. ABD de PKK'yı terör örgütü
olarak gören ülkelerden biri. Terör örgütü PKK'nın Irak'taki köklerini
kazıma konusunda ABD ile olan işbirliğimiz muhakkak
sürecektir" yanıtını verdi.
Erdoğan'ın ABD gezisinin gündemi: Kıbrıs
ABD gezisine bugün başlayacak Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın da önemli gündem maddelerinden biri Kıbrıs.
Başbakan Erdoğan, hem ABD Başkanı George Bush'la hem de BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'la yapacağı görüşmelerde
Kıbrıs'la ilgili taleplerini iletecek.
Erdoğan'ın görüşmelerde, Kıbrıs Rum kesimi lideri
Tasos Papadopulos'un garantörlük anlaşmalarının iptali ve
Ada'dan Türk askerinin çekilmesi gibi taleplerinin kabul edilemez olduğunu
bildirmesi bekleniyor.
Erdoğan, her iki lidere de Rum kesiminin barış görüşmeleri
için yeterli çabayı göstermediğini de dile getirecek.
Çözüm
sağlanamazsa...
KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması
gerektiğini bir kez daha hatırlatacak olan Başbakan
Erdoğan, Rum tarafına görüşmelerin başlaması için
baskı yapılmasını da isteyecek.
Erdoğan, hem ABD Başkanı Bush'a hem de BM Genel Sekreteri
Annan'a Rumların çözüme yanaşmaması halinde bu noktadan
sonra Türkiye'nin KKTC'nin tanınması için
çalışacağını ifade edecek.
Papadopulos halk desteğini
kaybediyor
Güney Kıbrıs lideri Tasos Papadopulos
halk desteğini kaybediyor. Son anketler Papadopulos ve partisine verilen
desteğin azaldığını ortaya koydu.
Rum Fileleftheros gazetesi, 23 mayıs-2
haziran tarihlerinde 748 kişiyle yaptırdığı, Rum
yönetiminin çalışmalarıyla ilgili anket sonucunu
yayımladı.
Ankete katılanlar, "Tasos
Papadopulos'un çalışmalarından ne kadar memnunsunuz"
sorusuna, mayıs 2005 itibarıyla, yüzde 26'sı 'çok memnun', yüzde
41'i 'yeteri kadar memnun', yüzde 21'i 'o kadar memnun değil', yüzde 12'si
ise 'hiç memnun olmadığı' yanıtını verdi.
Haberde, mayıs 2004'te Papadopulos'un
çalışmalarından 'çok memnun olanların' oranı yüzde 34
iken, mayıs 2005'te bu rakamın yüzde 26'ya düştüğü
belirtildi.
Seçim anketinin galibi AKEL
Öte yandan AKEL partisinin yayın
organı Haravgi gazetesi bin 200 kişinin katıldığı
ankette, "bu pazar seçim olsaydı, hangi partiye oy verirdiniz"
sorunu yöneltti.
Anket sonucuna göre, AKEL yüzde 28, Demokratik
Seferberlik Partisi (DİSİ) yüzde 24.5, Papadopulos'un
başkanı olduğu Demokratik Parti de (DİKO) yüzde 19.1 destek
aldı.
MILLIYET 06/06/05
'Öncelik Ankara'da'
Britanya Büyükelçisi
Westmacott: Türkiye'nin AB üyeliği temel öncelik
RADIKAL 10/06/05
HİLAL KÖYLÜ
ANKARA - AB Dönem Başkanlığı görevini 1
Temmuz'da üstlenecek ve yıl sonuna kadar sürdürecek olan Britanya'dan
Ankara'ya, "Türkiye'nin AB üyelik başvurusunu başarıya
ulaştırmak, dönem başkanlığımızda
Britanya'nın temel önceliği olacak" mesajı geldi.
Britanya'nın Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott, dönem başkanlıkları
süresince özellikle AB üyeliği ve Kıbrıs sorunu temelinde
Türkiye'ye tam destek vereceklerini söyledi. Westmacott'un Radikal'e
yaptığı değerlendirmeler şöyle:
İzolasyonlar kalkmalı: Kıbrıs'ta kalıcı ve
kapsamlı bir çözümden yanayız. BM'nin bu yöndeki girişimleri ve
adada üstlendiği misyonu, çözüm için en iyi yol olarak görüyoruz. Kuzey
Kıbrıs üzerindeki izolasyonları kaldıracak önlemlerin AB
nezdinde alınması gerektiğine inanıyoruz.
Elimizden gelenin en iyisi: Kuzey Kıbrıs'a mali
yardımlarda bulunmak ve bölgeye ticaret konusunda düzenlemelere gitmek çok
önemli. Başkanlığımız süresince, bu konuda
yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışacağız ama
bu süreçte AB ilkelerini dikkate alarak tarafsız davranmak zorunda
olduğumuzun iyi anlaşılması gerekiyor. Bu da,
başkanlığın bir üye ülke üzerinde aşırı
baskı uygulamasının çok zor olduğu anlamına geliyor.
Doğrudan uçuşu destekliyoruz: Doğrudan uçuşları
Kuzey Kıbrıs'a yönlendirme arzusundayız. Bu konu, Britanya
Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'nin Kıbrıs'la
ilgili son raporunda da çok önemli bir yer tuttu. Bununla birlikte uluslararası
havacılık, bizim de uymak zorunda olduğumuz bir dizi
anlaşma ve kurallara tabii. Dolayısıyla yasal
zorunlulukları değerlendirmek durumundayız. Konuyu, son derece
dikkatli bir şekilde değerlendirmekteyiz.
Türkiye temel önceliğimiz: Türkiye'nin AB başvurusunu
başarıya kavuşturmak dönem
başkanlığımızda, Britanya'nın temel önceliği
olacak. Bu zamanda Türkiye'de büyükelçi olmak da benim için bir
ayrıcalıktır. Türkiye'yle 3 Ekim'de katılım
müzakerelerinin başarıyla başlamasını garanti etmek
için elimizden gelen her şeyi yapacağız.
Uygulama önemli: Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK), eski kanuna kıyasla
birçok gelişmeyi beraberinde getiriyor. Bu gelişmeleri özellikle
işkence, kadın hakları ve dil-din-ırk
ayrımcılığı konularında görmek memnuniyet verici.
Yine de, yasa bazı eleştirilere neden olmaktadır. Parlamentonun
bu eleştirileri dikkate alması olumlu, ancak biz yasal sürecin
sonuçlarını bekleyeceğiz.
AİHM'ye uyulmalı: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
(AİHM), Öcalan davasında problemin tanımına ve çözümüne
ilişkin birkaç yol önermiştir. Bu konuda nasıl bir yol
izleneceği tabii ki Türk otoritesinin kendi bileceği bir iştir.
Ancak, Türkiye için de tıpkı diğer AB ülkeleri gibi mahkemenin
kararlarına uymak önemlidir.
Papadopulos, halk desteğini yitiriyor
DESREK %34'TEN % 26'YA
DT... Güney Kıbrıs'ta yapılan anketler, Rum Yönetimi
lideri Tasos Papadopulos'un halk desteğini hızla yitirmekte
olduğunu ortaya koydu. Ankete katılan Rumların sadece yüzde
26'sı Papadopulos'un icraatlarından çok memnun olduğunu söyledi.
Mayıs 2004'te Papadopulos'un çalışmalarından çok memnun
olanların oranı %34 iken, Mayıs 2005'te bu rakam %26'ya
düştü
Kıbrıs Rum
Kesimi'nde yapılan anketler, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un halk
desteğini hızla yitirmekte olduğunu ortaya koydu.
Rumların en yüksek
tirajlı gazetesi Fileftheros'un anketine katılan Rumların sadece
yüzde 26'sı Papadopulos'un icraatlarından çok memnun olduğunu
söyledi.
Mayıs 2004'te
Papadopulos'un çalışmalarından çok memnun olanların
oranı %34 iken, Mayıs 2005'te bu rakam %26'ya düştü.
Rumların yüzde 41'i
Papadopulos'un politikalarından yeterince memnunö olduğunu
belirtirken yüzde 33'ü de hiç memnun olmadığını söyledi.
Katılımcıların
yüzde 31'i Papadopulos'un Kıbrıs sorununda izlediği politikadan
çok memnun olduğunu belirtirken, yüzde 34'üyse yeteri kadar memnun
olmadığını ifade etti.
iktidardaki AKEL
partisinin yayın organı Haravgi gazetesiyse 1200 kişinin
katıldığı ve partilerin olası bir seçimdeki oy
oranlarının sorgulandığı bir araştırma
yayınladı. Anket sonuçlarına göre iktidardaki komünist AKEL
partisi yüzde 28'le ilk sırada, Annan Planı'na öevetö diyen
DİSİ yüzde 25'le ikinci sırada yer aldı. Papadopulos'un
partisi DKO'nun oy oranıysa yüzde 19 düzeyinde kaldı.
Fileleftheros
POLTİK eki neler yazdı?
Fileleftheros
POLİTİK eki, Gnora şirketi adına, Rai
Consultants'ın, 23 Mayıs-2 Haziran 2005 tarihlerinde, 748
kişinin baz alındığı, Rum Yönetimi'nin
çalışmalarıyla ilgili ankete yer verdi.
Ankete
katılanların telefonla seçildiğini yazan gazete, anket sonuçlara
geniş yer verdi.
Habere göre Rum Yönetimi
Başkanı, Tasos Papadopulos'un çalışmalarından ne kadar
memnunsunuz sorusuna, Mayıs 2005 itibarıyla, %26'sı çok memnun,
%41'i yeteri kadar memnun, %21'i o kadar memnun değil, %12'si ise hiç
memnun olmadığı yanıtını verdi.
Mayıs 2004'te
Papadopulos'un çalışmalarından çok memnun olanların
oranı %34 iken, Mayıs 2005'te bu rakam %26'ya düştü.
Partilere göre,
Papadopulos'tan çok memnun olanların oranı ise K.S. EDEK %39, DKO
%34, AKEL %28, DS %9 şeklinde belirlendi.
Hükümet
çalışmalarından çok memnun olanların oranı %13, yeteri
kadar memnun olanlar %42, hiç memnun olmayanlar %12, o kadar memnun olmayanlar
ise %32 şeklinde ortaya çıktı.
Gazete, Kıbrıs
sorununun Rum Yönetimi ile Başkanını
kurtardığını, zira, seçmenin büyük bir çoğunluğunun
Başkanlığın Kıbrıs sorunuyla ilgili tutumundan
memnun olduğunu yazdı.
Gazete buna göre,
Başkanlığın tutumundan %31'nin çok memnun, %34'nün ise
yeteri kadar memnun olmadığını belirtti.
Habere göre Rum Yönetimi'ne
Güney Kıbrıs'ın AB üyeliğine katılımın idare
edilmesi, sosyal -siyasi, suçların göğüslenmesi, eğitim ve
ekonomi konularında düşük puanlar verildi.
Puan bazında
yapılan değerlendirmede, AB üyeliği 2.8, sosyal siyaset 2.6,
suçların göğüslenmesi 2.5, eğitim ve ekonomi 2.4 puan aldı.
Rum bakanlara da puan
verilirken, en çok puanı çişleri Bakanı Andreas Hristu, en
düşük puanı ise Eğitim Bakanı Pefkios Yeoryiadis aldı.
Rum Bakanların
aldığı puanlar şöyle:
öçişleri Bakanı
Andreas Hristu 7.5, Maliye Bakanı Makis Keraunus 7.2, Hükümet Sözcüsü
Kipros Hrisostomidis 6.6, Tarım, Doğal Kaynak ve evre Bakanı
Efthimios Efthimiu 6.5, Bayındırlık ve Ulaştırma
Bakanı Haris Thrasu 6.4, Dışişleri Bakanı Yorgos
Yakovu 6.3, alışma Bakanı Hristos Talaidorus 6.3, Ticaret,
Sanyi ve Turizm Bakanı Yorgos Lillikas 6.2, Adalet ve Kamu Düzeni
Bakanı Doros Theodoru 6.1, Sağlık Bakanı Andreas Gaurirudis
6.0, Savunma Bakanı Kiriakos Mavronikolas 5.8, Eğitim Bakanı
Pefkios Yeoryiadis 5.7ö
te yandan HARAVG ise,
kendisinin Yunan şirketi G.P.O.AE'ye (Grek Puplic Opinion)
yaptırdığı ve bin 200 kişinin
katıldığı partilerin oy oranlarıyla ilgili ankete yer
verdi.
Habere göre, gelecek Pazar
seçim olsaydı, hangi partiye oy verirdiniz şeklindeki soruya %28'i
AKEL, %24.9'u DİSİ, %19.1'i DİKO, %4.7'si EDEK, %3.6 EURO.D,
%1.9'u NEO, %1.0'ı EDEK %1.1'i çevreciler, %0.1'i ADİK, %6.1'i
boş veya geçersiz, %7.3'ü bilmiyorum, %1.3'ü oy kullanmayacağım
şeklinde yanıt verdi.
öSiyasetçiler arasında
en çok popülerliğe sahip kişiler kimlerdir şeklindeki soru ise,
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos %78, Meclis Başkanı
ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas %76.6, K.S.EDEK Başkanı
%63, EURO.D Başkanı Prodromos Prodromu %46.4, DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis %37.9 şeklinde yanıtlandı.
Anketteki diğer soru
ve yanıtlar ise şöyle:
Hükümetin çalışmalarını
nasıl değerlendiriyorsunuz? % 57.1 olumlu ve oldukça olumlu, %24.5
olumsuz ve oldukça olumsuz, %17.8 tarafsız. ülkenin en önemli üç sorunu
nedir? %83.7 Kıbrıs sorunu, %51.1 Ekonomi, %13.5 siyaset, %13.4
işsizlik, %11.1 uyuşturucu, %6.9 yabancı işçiler, %4.4 AB
üyeliği, %3.6 güvenlik-suçlar, %3 eğitim, %16.3 diğer konular.
Gazete, sözde Türk
işgalinin büyük sorun olduğunu belirten, %24.3'lük oranın
Kıbrıs sorunuyla ilgili verilen %83.7'lik orana dahil edildiğini
belirtti.
KIBRIS 06/06/05
Prendergast Ankara'da
nabız yoklayacak
|
TÜRK
YETKİLİLERİ DİNLEYECEK... BM Genel Sekreteri'nin Siyasi
İşler Danışmanı Kieran Prendergast, adadaki
temaslarının ardından dün Ankara'ya gitti. Prendergast
Esenboğa Havalimanı'nda, Ankara'ya nabız yoklamak ve Türk
tarafının görüşlerini dinlemek için geldiğini söyledi ÖNEMLİ TEMASLAR...
Annan'ın Siyasi İşler Danışmanı, bugün Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşecek.
Prendergast'ın temasları, Türkiye Başbakanı
Erdoğan'ın ABD'de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annan ile yapacağı görüşmenin hemen öncesinde
gerçekleşecek olması nedeniyle önem taşıyor BM Genel Sekreteri'nin
Siyasi İşler Danışmanı Kieran Prendergast, adadaki
temaslarının ardından dün Ankara'ya gitti. Prendergast Esenboğa
Havalimanı'nda, Ankara'ya nabız yoklamak ve Türk
tarafının görüşlerini dinlemek için geldiğini söyledi. Prendergast Ankara'dan
önce Kıbrıs ve Atina'da çeşitli görüşmeler
gerçekleştirmişti. Annan'ın Siyasi
İşler Danışmanı, bugün Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşecek.
Prendergast'ın temasları, Türkiye Başbakanı
Erdoğan'ın ABD'de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
Kofi Annan ile yapacağı görüşmenin hemen öncesinde
gerçekleşecek olması nedeniyle önem taşıyor. Ankara,
Birleşmiş Milletler'den, masaya oturması için Rum yönetimine
baskı yapılmasını istiyor. Geçen hafta Prendergast
tarafından Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a iletilen Rum
yönetiminin çözüm önerileri gerek Lefkoşa gerekse Ankara tarafından
ciddiyetten uzak olarak değerlendirilmişti. Rum yönetimi, Türkiye
kökenli Kıbrıslıların sayısının 30 binle
sınırlandırılmasını, Türk askerlerinin adadan
çekilmesini istemişti. |
KIBRIS 06/06/05
Şener: 2004 ve
2005'te KKTC için ayrılan ödenek 830 milyon dollar
KKTC ile Türkiye
arasında Ekonomik ve Mali İşbirliği Ek Protokolü'nü
imzalayan Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener, önceki akşam resmi ziyaretini tamamlayarak
Ankara'ya döndü.
Şener, Türkiye'nin
KKTC'ye 2004 ve 2005 yıllarında 830 milyon doların üzerinde
ödenek ayırdığını belirterek, iki ülkenin
ilişkilerinin rakamların ötesinde olduğunu vurguladı.
Şener, "Burada Anavatan'la Yavruvatan'ın etle tırnak gibi
bir arada olduğunu ve birlikte mutlu olacağını, birlikte
güleceğini bilmemiz gerekir. Biz işbirliği, elbirliği
halinde birlikte mutlu olmak için tüm çabamızı ortaya koyuyoruz"
dedi.
Şener'i Ercan'dan
Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, Maliye Bakanı Ahmet
Uzun, Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Deniz ve öteki yetkililer
uğurladı.
Şener:
Maksadımız Kıbrıs Türkü'nün mutluluğu, refahı,
huzuru
Türkiye Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Ercan
Havalimanı'nda basına yaptığı açıklamada,
protokollerin KKTC'deki ekonomik potansiyelin maksimum düzeyde harekete
geçirilmesi çabalarının parçası olduğunu kaydetti.
Şener,
"Maksadımız Kıbrıs Türkü'nün mutluğudur,
refahı ve huzurudur. Buradaki ekonomik potansiyelin harekete geçmesidir.
Geleceğin dünyasında güçlülerin ayakta kaldığını
biliyoruz. Uluslararası korkunç bir rekabetin varlığını
biliyoruz. Bu yarışta Kıbrıs Türkü'nün de geleceğe
hazırlıklı, üretken olması ve uluslararası rekabete
güçlü hazırlanması gerekmektedir" diye konuştu.
"Sorunlarınızı
sorunumuz biliyoruz"
Bu maksatla Türkiye'nin her
zaman Kıbrıs Türkü'nün yanında olduğunu, sorunların
kendi sorunu bildiğini kaydeden Şener, KKTC hükümetleriyle TC
hükümetlerinin her zaman yakın dayanışma ve işbirliği
içinde olduğunu söyledi.
Abdüllatif Şener,
Türkiye bütçesinden KKTC bütçesine transfer edilmek üzere ayrılan
ödeneklerin, kredi ve hibe olarak isimlendirildiğini; genellikle protokollerde
kredilerin yer aldığını anlatarak, şöyle konuştu:
2004 ve 2005'te 830 milyon
dolar
"Dolayısıyla
(protokoller) Türkiye Cumhuriyeti bütçesinden aktarılan tüm
kaynakları ve destekleri ifade etmemektedir. Bu çerçevede konu
değerlendirilecek olursa şunu söyleyebiliriz: Türkiye'nin 2004
bütçesinden KKTC için 550 trilyon TL ödenek ayrılmış, transfer
edilmiştir. Bu 407 milyon dolar tutarını ifade etmektedir.
Türkiye'nin 2005
yılı bütçesinden KKTC için ayrılan ödenek miktarı ise, 572
trilyon TL yani 424 milyon dolardır. Yani sadece 2004 ve 2005
bütçelerinden KKTC'ye aktarılan miktar 830 milyon doların üzerinde
bir tutar ifade etmektedir.
Rakamların ötesinde
ilişki
Bu rakamlar zaman zaman
farklı telaffuz edildiği, farklı değerlendirildiği
için, bir arada topluca belirtmeyi gerekli gördüm. Ama rakamların ötesinde
bir ilişki vardır KKTC ile TC arasında. Bu ilişkileri
rakamlar bazında anlatmaya çalışmak da doğru değildir,
yanlıştır, bunu aşan boyutlar vardır.
Burada Anavatan'la
Yavruvatan'ın etle tırnak gibi bir arada olduğunu ve birlikte
mutlu olacağını, birlikte güleceğini bilmemiz gerekir.
Bizse işbirliği, elbirliği halinde birlikte mutlu olmak için tüm
çabamızı ortaya koyuyoruz."
"Ayrılıyorum
ama gönlüm sizinle"
Türkiye Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, KKTC'den
ayrılacağını ama gönlünün Kıbrıs Türkü'yle
beraber olduğunu vurgulayarak, "Ankara'daki mesailerimizin önemli bir
kısmı da yine Kıbrıs Türkü'nün mutluluğu ve huzuru
içindir. Her şeyin gönlünüzce olmasını dilerim" dedi.
Deniz: "Türkiye
yanımızda oldukça ilerleriz"
Ekonomi ve Turizm
Bakanı Derviş Kemal Deniz de konuşmasında, Şener'in
önemli mesajlarla geldiğini ve önemli bir gün geçirdiklerini belirterek,
uzun yıllardır Türkiye'nin KKTC'nin gelişmesinde çok önemli rol
oynadığını söyledi.
Deniz, Türkiye'nin
geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda bütçeye büyük miktarda
katkı yaptığını belirterek, "Biz şunu
biliyoruz, Türkiye bizim yanımızda olduğu müddetçe KKTC gerekli
ilerlemeleri gösterecektir" dedi.
Bunun için hükümetin piyasa
ekonomisinin oluşması, devletin piyasadaki müdahalesinin ortadan
kaldırılıp sadece denetleyici duruma gelmesi ve kayıt
dışı ekonominin ortadan kaldırılarak, yavaş
yavaş tabana da yayılan ekonomik refah düzenine geçmek için
çabalarını sürdüreceğini ifade eden Deniz, Türkiye'nin
katkılarıyla önlerindeki hedeflere ulaşacaklarını
vurguladı. Deniz, Şener'in şahsında Türkiye'ye
teşekkür etti.
Uzun:
"Kıbrıs Türkü'nü çözüme, barışa, dünyaya
ulaştırmak"
Maliye Bakanı Ahmet
Uzun ise Şener'in, teknik heyetin ve Büyükelçi'nin katkılarıyla
yapılan çalışmalarda Türkiye'nin yine Kıbrıs Türk
halkıyla beraber olduğunu gördüklerini belirterek,
"Kıbrıs Türkü'nü çözüme, barışa, dünyaya
ulaştırmak için yine elimizden tutmaktadır, dünyaya da el ele
ulaşacağız, AB'ye de o anlamda ulaşacağız ve
neticede halkımızın refah ve mutluluğu için
çalışacağız" diye konuştu.
Uzun, Türkiye'nin, KKTC'nin
1.4 katrilyonluk 2005 bütçesine yarı yarıya katkı
yaptığını, maaş ve transferlerden oluşan cari
bütçeye de önemli ölçüde katkıda bulunduğunu ifade ederek, hükümetin
en azından cari bütçeyi karşılamak için
çalışmalarını
yoğunlaştırdığını vurguladı.
"Hedefimiz cari
bütçemizi kendimizin karşılamasıdır ki Türkiye'nin
katkıları da daha yoğun olarak yatırımlara
yönlenebilsin ve Kıbrıs Türkü refah ve mutluğu daha süratli
yakalasın" diyen Bakan Uzun, olumlu çalışmalardan
dolayı Şener'e, müsteşarına ve büyükelçiye teşekkür
etti.
KIBRIS 06/06/05
Rus turistler geliyor,
direk uçuş sırada
RUM TEHDİDİNE
RAĞMEN.. Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism
şirketi tarafından Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan aracı
bir turizm şirketi olmaksızın Rusya'dan getirdiği 29 Rus
turizm acente sahibi KKTC'ye hayran kaldı. Rus kafilesinde bulunan acente
sahipleri 15 güne kadar ilk Rus turist kafilesini ülkemize getirebileceklerini
belirtti. Rum tehdidi de turizmcileri yıldırmadı
MOSKOVA'DAN KKTC'YE
DİREK UÇUŞ İHTİMALİ... Rus turizm acentesi
yetkililerini KKTC'ye getiren ve 11 yıldır Rusya'da turizm işi
ile uğraşan Aquarius Tour Genel Müdürü Natalia Kurpyakova, Moskova'dan
KKTC'ye direk uçuş yapılması için Moskova'daki büyük özel hava
yolu şirketleri ile temasa geçeceklerini söyledi
Ali CANSU
Kuzey Kıbrıs'taki
turizm olanaklarını inceleyen Rus kafile, ülkemize hayran kaldı,
15 güne kadar ilk Rus turizm kafilesinin geleceğini duyurdu. Rum
yönetiminin, "işgal altında turizm faaliyetlerinde
bulunmayın, tutuklanırsınız" tehdidine rağmen,
ülkemize turist kafilesi getirmekte kararlı görünen Rus turizmciler,
"Rum tehdidine rağmen, pişman değiliz. Rus turistler için
Kıbrıs'ın kuzeyi biçilmiş kaftan" ifadesini
kullandı.
Gazimağusa'da faaliyet
gösteren Western Travel & Tourism şirketi tarafından Türkiye ve
Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi
olmaksızın Rusya'dan getirdiği 28 Rus turizm acente sahibi
KKTC'ye hayran kaldı.Bozulmamış doğasına, denizine,
insanların sıcakkanlı ve konukseverliliğine hayran kalan
Rus turizm acente sahipleri, 15 güne kadar ilk Rus turist kafilesini ülkemize
getirecekleri sözünü verdi.
Ülkemizin tarihi ve
turistik yerleri ile otellerini ziyaret eden Rus turizm acente sahipleri,
bugüne kadar ilk kez bilgi sahibi olmadıkları bir ülkeyi ziyaret
ettiklerini belirterek, bundan pişman olmadıklarını
söyledi.
28 kişilik Rus turizm
acente sahibini Rusya'dan KKTC'ye getiren ve 11 yıldır Rusya'da
turizm ile uğraşan Aquarius Tour Genel Müdürü Natalia Kurpyakova,
KKTC'ye turist getirmek için uçak ücreti ile zaman açısından
bazı sıkıntılar yaşayabileceklerini belirterek, bu
sorunu Moskova'dan KKTC'ye direk uçuş yapılması için büyük özel
hava yolu şirketleri ile temasa geçerek çözebileceklerini söyledi.
Rus turizmcilere Rum
tehdidi
Rusya'dan turist getirmek
için Mağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism
şirketinin davetlisi olarak KKTC'ye gelen Rus turizmciler aday gelmeden
Rum tehdidi ile de karşılaştı.
Moskova'dan Larnaka'ya
oradan da KKTC'ye geçip ülkemizdeki otellerde konaklamak için Moskova'daki
Kıbrıs Rum kesiminin başkonsolosluğuna vize
başvurusunda bulunan Rus turizmcilere Başkonsolosluk vize vermedi.
Rum elçiliğin
gerekçesi ise "KKTC'nin işgal altında bir bölge olduğu ve
oradaki otellerde kalmaları durumunda haklarında hukuki işlem
başlatılabileceği" idi
Rus turizmcilere
Kıbrıs Rum Kesimi Başkonsolosluğunun gönderdiği fax
metninde şu ifadeler yer aldı:
"Firmanızın
Kıbrıs'ın işgal altındaki bölgesine düzenlemeyi
düşündüğü tanıtım seyahati konusunda bilgi sahibiyiz. Bu
nedenle, işgal altında bulunan Kıbrıslı Rumlara ait
otellerde konaklamanız, firmanıza karşı, otellerin gerçek
sahiplerinden izin olmadığı sürece hukuki sonuçlar
doğuracağını bildirmek zorundayız.
Demetris Demtrion
Mokcova CTO Direktör"
Rusya'da faaliyet gösteren
Aquarıus Tour Genel Müdürü Natalia Kurpyakova, tura katılan Rus
turizmciler adına KIBRIS'ın sorularını yanıtladı:
KIBRIS: Rusya'dan KKTC'ye
gelmeden önce Moskova'da ne gibi sorunlar yaşadınız?
NATALIA KURPYAKOVA: Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne Güney Kıbrıs'taki Larnaka
Havaalanından gelmek istedik. Ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin
Moskova'daki temsilciliğine vize başvurusunda bulunduk. Bize ilk sorulan
"nerede kalacaksınız" oldu.
Biz de KKTC'den
gönderdikleri otellerin kataloglarını onlara gösterdik. Bunları
görünce bize vize vermelerinin mümkün olmadığını bir fax
ile bildirdiler.
Vize vermemelerindeki
gerekçe ise KKTC'nin işgal altında bir ülke olduğu ve
konaklamayı düşündüğümüz otellerin eski sahiplerinin Rum
olmasından dolayı idi.
Ayrıca bize,
"Sizin gitmek istediğiniz bölge işgal altındadır. Otel
sahipleri Rum'dur. Oraya giderseniz hakkınızda yasal işlem
başlatacağız" dendi. Biz de Türk Hava Yolları ile
Moskova- İstanbul- Ercan hattından KKTC'ye geldik.
KIBRIS: Niye Güney
Kıbrıs'tan KKTC'ye gelmek istediniz?
NATALIA KURPYAKOVA:Çünkü,
Moskova- Güney Kıbrıs'tan KKTC'ye gelirsek kişi başına
205 Amerikan Doları ödeyecektik. Moskova üzerinden Ercan'a gelmemiz ise
bize 460 Amerikan Dolarına mal oldu. Ancak, bu farkı bizi KKTC'ye
getiren turizm şirketi ödedi.
KIBRIS: Moskova'daki Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi Başkonsolosluğu'nun size vize
vermemesinden dolayı kafile içerisinde Rumlara yönelik bir tepki
doğdu mu?
NATALIA KURPYAKOVA: Turizm
acenteleri olarak bizler bu konuda hukuki yollara baş vuruyoruz.
Örneğin, önceki gün Gazimağusa'yı ziyaret ettiğimiz zaman
bir Kıbrıslı Rum'un minibüsün içerisinden Rus turistler iniyordu
ve arabasından güzel bir Rusça müzik parçası çalıyordu ve biz de
bunu çok beğendik. Kendisine bu kaseti nereden
aldığımızı sorduk. Cevabı ise, "Ben
burayı bilmem özgür bölgede vardır" dedi.
Bu arada bizi KKTC'ye
getiren Western Travel & Tourism turizm şirketinin müdürü Hakkı
bey de "Sen burada özgür değimlisin. Ben sana burada politika
yapmıyorsam, kuzey ve güney diye coğrafi terimler kullanmıyorsam
sen de öyle davranmak zorundasın"
Karşılığını verdi. Bizim Rusya'dan gelen
kafileden de o Rum'a tepki geldi.
KIBRIS: KKTC'de
kalacağınız süre içerisinde hangi otelleri ziyaret edeceksiniz?
NATALIA KURPYAKOVA:
Konakladığımız otel sayısı Rusya'ya dönene kadar
3 olacak. Ancak, Colony, Jasmine Court, Merit Crystal, Simena, Dome Hotel,
Accopulco, Mimoza, Boğaz Hotel gibi 12 otele ziyarette
bulunacağız.
KIBRIS: Rumların size
yolladıkları yazıda "Eğer KKTC'de gidip
konaklarsanız hakkınızda yasal işlem
başlatılabilir" yazıyor. Hukuki süreç başlarsa sizi bu
düşündürüyor mu? Hukuki süreç başlatılırsa burada
yapacağınız işleri ne yönde etkileyecek. Bu bir belirsizlik
doğurabilir mi?
NATALIA KURPYAKOVA:
Yaratabilecekleri pek sorun olmaz. Biz Türkiye üzerinden geldik. Hiç bir
şey yapamadılar. Ancak, Larnaka üzerinden gelseydik direk uçuş
olduğu için yolumuz çok daha kısalacaktı.
KIBRIS: Kafile ve siz
KKTC'den ne bekliyordu, ne buldu?
NATALIA KURPYAKOVA: Ne
beklemişsek onu bulduk. Bizce Rus turistlerin geçici bir süre içinde bile
olsa dünyaya kapalı olan bu ülkeyi tanımadan bu ülkeye
gelmiştir. Gerçekten ülkeniz tarihi olarak, insan olarak, doğa
güzelliği olarak görülmeye değer. Biz inanıyoruz ki gelecek olan
Rus turistler buradan mutlu ayrılacak.
KIBRIS: Şirketiniz
başka hangi ülkelere turist gönderiyor?
NATALIA KURPYAKOVA:
İspanya ve Türkiye'ye turist yolluyoruz. Türkiye'ye Anadolu için
düzenlenen özel ilgi turizmiyle ilgili tur yapıyoruz.
KIBRIS: Kıbırs'ta
özel ilgi turizmi açısından potansiyel görüyorlar mı?
NATALIA KURPYAKOVA:
Türkiye'nin her yeri ile çalışıyoruz. Bunun içerisinde tatil
turizmi de vardır. Ama ağırlıklı olarak kültür
yoğunluklu turizmle çalışıyoruz. KKTC için de özellikle
beklentimiz ve çabamız bu yönde olacak. Çünkü, son zamanlarda gelişen
trend Rus turist profilinde ciddi anlamda bir gidecekleri ülkenin tarihini ve
doğasını birlikte görmektir. Tatil yapmak yönünde değildir.
KKTC'de de bu potansiyeli gördük. En fazla bunun üzerinde duracağız.
Elbette KKTC'de sırf tatil yapmak için geleceklere yönelik de
çalışmamız olacaktır.
KIBRIS: Rusya'dan KKTC'ye
ne zaman turist gelmeye başlayacak?
NATALIA KURPYAKOVA: Bu
yıl olacağı kesindir. Ama biz Rusya'ya döner dönmez çok büyük
bir kampanyaya girişeceğiz. Sadece Rusların değil, beyaz
Rusya'nın, Ukraynalıların ve Özbeklerin de talebi vardır.
Bunları bir araya getirip turu başlatacağız. Şu anda
tarih veremiyoruz. Bizim beklentimiz 15 gün sonra bir kafilenin adaya
gelmesidir.
KIBRIS: Ülkenize
döndüğünüz zaman sizin devlete veya uçak şirketlerine KKTC'ye direk
uçuş yapması ile ilgili talepleriniz olacak mı?
NATALIA KURPYAKOVA: Devlet
teklif değil de ülkemizde bulunan çok büyük hava yolu şirketlerine bu
konuda teklif götüreceğiz. Bizim için de böylesi çok daha iyi
olacaktır. En kötü ihtimalle İstanbul veya Antalya'da
İngiltere'den gelen uçak gibi ayni uçak ile indi kalktı yaparak
KKTC'ye gelebilir.
KIBRIS: 3 gündür ülkemizi
geziyorsunuz, bugüne kadar en fazla beğendiğiniz yer neresi oldu?
NATALIA KURPYAKOVA: En
fazla Girne'yi beğendik. Daha geçtiğimiz akşam görmemize
rağmen burayı çok beğendik. Dağlar ve deniz bütün grubun en
fazla etkilendiği nokta oldu. Bir de Karpaz'da bulunan Altın sahili çok
beğendik.
KIBRIS: Girne'deki
yapılaşmayı nasıl buluyorlar?
NATALIA KURPYAKOVA: Dünden
beridir otobüste bu konu konuşuluyor. Yapılaşma çok fakat henüz
bu ülkenin doğasını bozamadınız. İnşallah
böyle kalır.
KIBRIS: Yapılaşma
bu şekilde devam ederse Rusya'dan veya diğer ülkelerden gelecek turistlere
bir dezavantaj sağlar mı?
NATALIA KURPYAKOVA: Biz,
özelikle doğa ve deniz için geliyoruz. Daha güzel otel ve villaların
olması turizmi kötü yönde etkilemez. Yeter ki o dengeyi sağlayın
ve doğayı tümden kaybetmeyin. Genel anlamda ülkeniz harika.
KIBRIS: KKTC'deki otelleri
nasıl buldunuz?
NATALIA KURPYAKOVA: Çok
fazla otelleri düşünmeden KKTC'ye geldik. Çünkü, oteller bizim için her
zaman birinci planda olmayan yerlerdir. Bütün dünyada bulabileceğimiz
oteller belli standartlardadır. Buradaki otellerdin bazı eksiklikleri
tabiatıyla vardır. Önemli olan doğanın ve plajların
korunması, insanların konukseverliğidir. Bunun hepsini biz
KKTC'de bulduk. Oteller zamanla düzeltilebilecek imkana sahiptir.
KIBRIS 06/06/05
Kuzu
kuzu çıkar mıydık?
RADIKAL 07/06/05
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın cuma gecesi Ankara'da katıldığı bir
toplantıda söylediği sözler tartışılıyor.
Başbakan, hükümetlerinin Kıbrıs politikasını savunurken,
"Eğer böyle yapmamış olsaydık, Lübnan'daki Suriye'nin
durumuna düşebilirdik. Birileri bize 'Çıkın
Kıbrıs'tan' diyebilirdi. Bir süre direnirdik belki ama sonunda kuzu
kuzu çıkardık" demişti. Başta Cumhuriyet Halk Partisi
olmak üzere muhalefet, Başbakan'ın Kıbrıs'taki Türk askeri
varlığı ile Lübnan'daki Suriye askeri
varlığını kıyaslamasına kızdı, bu
sözleri de en hafifinden 'gaf' olarak niteledi.
Türk askerinin Kıbrıs'taki varlığı ile Suriye'nin daha
geçenlerde sona eren Lübnan işgali arasında hukuki veya siyasi bir
benzerlik olup olmadığı konusuna girmeyeceğim ama Suriye
ordusunun zamanında Lübnan'a resmen davet edilmiş olduğunu
hatırlatacağım.
Benim esas üzerinde durmak istediğim şey, Başbakan'ın
sözlerinin son bölümü, yani 'kuzu kuzu çıkardık' bölümü. Ben burada
Başbakan gibi düşünmüyorum.
Eğer Kıbrıs'ta Türk tarafı Rauf Denktaş'ın
peşine takılıp gitseydi ve son dakikada durumu kurtarıp
referandumu yapmamış olsaydı, Türkiye'nin geçmiştekinden
farklı bir baskıyla karşı karşıya
kalacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok.
Tabii bu arada Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden tarih
alamayacağını ve hatta Türkiye-AB ilişkilerinin ciddi bir
krizin içine gireceğini tahmin etmek de zor değil. İşte
böyle bir ortamda hükümetin (bu ya da başkası, fark etmez) Avrupa ile
kopma noktasına kadar gelmesi de pek muhtemel olacaktı.
İşte böyle bir ortamda, Avrupa bize Kıbrıs'tan çık
dese bile bizim bir süre sonra oradan 'kuzu kuzu'
çıkacağımızı hiç sanmıyorum.
Çünkü, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü savunmak, zaten başta Onur
Öymen ve Deniz Baykal olmak üzere bütün Türkiyeli izolasyonist üçüncü
dünyacıların son tutamağıydı. Böylelikle, AB'yi
destekleyen kamuoyunun milliyetçi damarına basmaya ve AB desteğini
azaltmaya çalıştılar.
Eğer başarılı olsalardı, amaçları aslında
Kıbrıs'ı 'sattırmamak' falan değildi; amaçları
Türkiye'nin AB dışında kalmasını sağlamak, yani
dünyadan izole olmasını sağlamaktı.
Eğer Kıbrıs'ta hükümetin çözüm yoluna girmesini engelleselerdi,
Türkiye'de bir milliyetçilik patlamasını da yaşatmış
olacaklardı. Öyle bir patlama altında 'kuzu kuzu' çekilmek diye bir
şey söz konusu olmayacaktı. Türkiye ambargoya tabi tutulsa bile bence
Kıbrıs'tan çekilmez, hatta tam tersine
bölgesel gerilimi artırma yoluna giderdi.
Ve daha önemlisi, AKP hükümeti Kıbrıs'ta çözümü savunmamış
ve zorlamamış olsaydı bugün zaten hükümette olmazdı;
Türkiye Avrupa ile yaşayacağı restleşmenin derecesine
bağlı olarak bir ekonomik krizin içinde olabilir, hatta bugün bir
askeri darbe altında yaşıyor bile olabilirdik.
Bu hükümet, varlığını ve meşruiyetinin önemli bir bölümünü
Avrupa'ya borçlu olduğunun, geleceğinin de Avrupa yolunda
sağlayacağı ilerlemeye bağlı olduğunun ne kadar
farkında acaba?
Erdoğan'dan Kıbrıs atağı
TC Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın 5 günlük ABD ziyaretinde Kıbrıs
konusu önemli bir yer tutuyor. ABD'ye 6 dosya ile giden Erdoğan,
Başkan Bush'tan, Annan'ın Kıbrıs raporunun Güvenlik
Konseyi'nde oylanmasını ve KKTC üzerindeki izolasyonların
kaldırılmasını isteyecek
Erdoğan'dan
Kıbrıs atağı
ANNAN RAPORU GÜVENLİK
KONSEYİ'NDE OYLANSIN... Erdoğan, Kıbrıs'taki referandum
sürecinin ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Rum
tarafını şikayet eden raporunun Güvenlik Konseyi'nde
oylanmasını isteyecek. Annan raporunda, "Adada çözüm için Türk
tarafı elinden geleni yaptı ve plana 'evet' diyerek
barıştan yana olduğunu gösterdi. Rum tarafı ise
yaptıkları açıklamalarla sandıktan 'hayır'
çıkmasına sebep olarak uluslar arası çözüm çabasına
karşı olduğunu gösterdi" ifadelerine yer vermişti
İZOLASYONUN
KALDIRILMASI İÇİN ALTERNATİF AÇILIMLAR... ABD Başkanı
Bush'tan KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmasını
de isteyecek olan Başbakan Erdoğan, ABD'li kongre üyelerinin KKTC'yi
ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti de ifade edecek; izolasyonun
kaldırılması için alternatif açılımlar üzerinde de
duracak
KKTC'DEKİ
ÜNİVERSİTELER VE ERCAN-WASHINGTON SEFERLERİ...TC
Başbakanı Erdoğan, ABD Başkanı Bush'tan, KKTC'deki
üniversitelerle ABD'deki üniversitelerin değiş-tokuş
programına alınmasını, ABD'li eski diplomat ya da
öğretim üyelerinin KKTC'deki üniversitelerde ders vermesini teklif edecek.
Ercan Havaalanı ile Washington arasında direkt uçak seferlerinin
yapılması da Erdoğan'ın önerileri arasında bulunuyor
YARIN BUSH, PERŞEMBE
GÜNÜ DE ANNAN'LA GÖRÜŞECEK...Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 5
günlük ABD ziyareti oldukça yoğun geçecek. Bugün Başkan
Yardımcısı Dick Cheney ile görüşecek olan Erdoğan,
çarşamba sabahı ABD Başkanı Bush'la bir araya gelecek.
Perşembe sabahı New York'a hareket edecek olan Erdoğan,
öğle yemeğini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la birlikte yiyecek
TC Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın dün akşam başlayan Amerika
Birleşik Devletleri (ABD) ziyaretinde Kıbrıs önemli bir yer
tutuyor.
TC Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
ve diğer kurmaylarıyla birlikte dün akşam ABD'ye giden
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs konusunda önemli bir atağa
hazırlanıyor.
ABD Başkanı
George Bush ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la da görüşecek olan
Başbakan Erdoğan'ın ajandasındaki 6 konudan biri de
Kıbrıs. Erdoğan, Başkan Bush'tan, Annan'ın
Kıbrıs raporunun Güvenlik Konseyi'nde oylanmasını ve KKTC
üzerindeki izolasyonların kaldırılmasını isteyecek.
Erdoğan'ın,
Washington'da, Irak Savaşı sürecinde ciddi oranda yıpranan
Türkiye-ABD ilişkilerini Amerikan hükümeti ile birlikte
karşılıklı dayanışma içerisinde tamir etmesi
beklenirken, Erdoğan-Bush görüşmesinin, özellikle Amerika'nın
bölgede izlediği siyasete ve Kıbrıs konusuna netlik
kazandıracağını düşünüyor.
Başbakana yakın
kaynakların verdiği bilgiye göre Erdoğan'ın
ajandasında yer alan 6 konu arasında Kıbrıs da ön plana
çıkıyor.
Beyaz Saray
buluşmasında Ankara'nın masaya getireceği ana
başlıklar arasında Kıbrıs, PKK, Irak, Büyük
Ortadoğu Projesi, Afganistan ve ticari ilişkiler bulunuyor.
Erdoğan'ın en
önemli mesajı Kıbrıs konusunda
TC Başbakanı
Erdoğan'ın Başkan Bush'a ileteceği en önemli mesaj ise
Kıbrıs'ın BM'de tekrar gündeme getirilmesi olacak.
Erdoğan,
Kıbrıs'taki referandum sürecinin ardından BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın Rum tarafını şikayet eden raporunun Güvenlik
Konseyi'nde oylanmasını isteyecek.
Rusya'nın muhalefeti
yüzünden Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde ele
alınamayan ve tozlu raflar arasında kalan bu raporun kabul edilmesi
halinde ilk defa BM nezdinde çözümsüzlüğün faturası Rumlara
çıkartılacak.
Ankara önceki yıllara
göre Güvenlik Konseyi'nden bu yönde bir karar çıkmasından daha
umutlu. Rusya'yla ilişkilerin gelişmesi üzerine Moskova,
Kıbrıs konusunda yumuşama gösterdi. Güvenlik Konseyi'nin bir
diğer daimi üyesi Çin'le de askeri düzeyde önemli işbirliklerine gidiliyor.
Annan raporunda net bir
dille, "Adada çözüm için Türk tarafı elinden geleni yaptı ve
plana 'evet' diyerek barıştan yana olduğunu gösterdi. Rum
tarafı ise yaptıkları açıklamalarla sandıktan
'hayır' çıkmasına sebep olarak uluslar arası çözüm
çabasına karşı olduğunu gösterdi." ifadelerine yer
vermişti.
Rapor, BM'de oylanır
ve kabul edilirse uluslar arası camiada Kıbrıs'ta çözümü
tıkayan iradenin Türkler olmadığı tescil edilmiş
olacak.
İzolasyon konusunda
yeni girişimler
Erdoğan Bush'la
görüşmesinde Kıbrıs'taki nihai çözümün yanı sıra
KKTC'ye uygulanan izolasyonların kaldırılması konusuna da
geniş yer ayıracak. Kendisine en yakın isimlerden dış
politika danışmanı AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen
Bağış'la birlikte ABD'li kongre üyelerinin KKTC'yi
ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti ifade edecek olan Erdoğan,
izolasyonun kaldırılması için alternatif açılımlar
üzerinde duracak.
Başbakan KKTC'de
bulunan üniversitelerle ABD'deki üniversitelerin değiş-tokuş
programına alınmasını, ABD'li eski diplomat ya da
öğretim üyelerinin KKTC'deki üniversitelerde ders vermesini teklif edecek.
Ercan Havaalanı ile Washington arasında direkt uçak seferlerinin
yapılması da Başbakan'ın önerileri arasında.
Erdoğan'ın
yoğun programı
Erdoğan'ın 5
günlük ABD seyahati dün gece başladı.
Bu sabah Washington'a
ulaşacak olan Erdoğan gündüz saatlerindeki çeşitli
temaslarının ardından Başkan Yardımcısı Dick
Cheney ile görüşecek.
Görüşmenin,
Erdoğan'ın programında olmadığı ve Cheney'den
gelen talep üzerine programa eklendiği ifade edildi.
Çarşamba sabahı
ABD Başkanı Bush'la bir araya gelecek olan Erdoğan, Temsilciler
Meclisi ve Senato'da temaslarda bulunacak.
Erdoğan, aynı gün
Türk Amerikan dernek temsilcileriyle görüşmelerde bulunacak. Perşembe
sabahı New York'a hareket edecek olan Erdoğan, öğle
yemeğini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la birlikte yiyecek.
Amerika'nın etkin
sivil toplum kuruluşlarının kendisi için verdiği
toplantılara da katılacak olan Erdoğan, Wall Street
Journal'ın yazı işleri kurulunu ziyaret edecek.
Cuma günü New York Times
gazetesi yazarlarıyla bir araya gelecek olan Başbakan Erdoğan,
New York'taki Türk toplumu temsilcilerinin düzenlediği bir resepsiyona
katılacak. Erdoğan daha sonra Türkiye'ye hareket edecek.
Başbakan, ABD'deki temasları sırasında ayrıca CNN,
PBS, Fox ve Newsweek gibi medya kuruluşlarının temsilcilerine de
mülakatlar verecek.
KIBRIS 07/06/05
Larnaka'daki Türk arazileri Rumlara dağıtıldı
Rum Yönetimi
İçişleri Bakanı Andreas Hristu, Larnaka'da 12 bin 78
hektarlık Kıbrıs Türk arazisinin Rum göçmenlere tahsis
edildiğini bildirdi.
Güney Kıbrıs'ta
yayınlanan Fileleftheros gazetesinin haberine göre Hristu, Rum Meclis
toplantısı sırasında Milletvekili Kikis Yangu'nun
sorularını yanıtlarken, Larnaka ilçesinde tarım
amacıyla kullanılabilecek Kıbrıs Türklerine ait 12 bin 78
hektarlık arazi bulunduğunu ve bunların, kuru arazi, otlak, sulu
ziraat, bağ, narenciye, meyve bahçesi olarak "hak sahibi Rum
göçmenlere dağıtıldığını" belirtti.
Hristu, 86 hektarlık
ek Kıbrıs Türk arazisi daha bulunduğunu, ancak bu araziye
tarım dışı olduğu için talep
olmadığını da söyledi.
KIBRIS 07/06/05
Kuzey Kıbrıs'ta "insan ticareti" ile mücadele
yetersiz
ABD
Dışişleri Bakanlığı tarafından dünya
genelinde modern zamanın insan köleliği hakkındaki "2005
İnsan Ticareti Raporu" adlı rapor yayınlandı:
Kuzey Kıbrıs'ta
"insan ticareti" ile mücadele yetersiz
Amerika Birleşik
Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı
tarafından dünya genelinde modern zamanın insan köleliği olarak
bilinen 'insan ticareti' alanında yayınlanan "2005 İnsan
Ticareti Raporu"nda, Kuzey Kıbrıs'ta insan ticaretiyle mücadelede
yetersiz kalındığı bildirildi
Amerika Birleşik
Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı
tarafından dünya genelinde modern zamanın insan köleliği olarak
bilinen 'insan ticareti' alanında yayınlanan "2005 İnsan
Ticareti Raporu"nda, Kuzey Kıbrıs'ta insan ticaretiyle
mücadelede yetersiz kalındığı bildirildi.
Söz konusu raporda, Güney
Kıbrıs'ın, Kuzey Kıbrıs'a oranla insan
kaçakçılığıyla mücadelede birtakım önemli ilerlemeler
sağlanmasına rağmen güneydeki durumun da arzu edilen noktaya
ulaşılamadığı ifade ediliyor.
Adanın hem kuzeyi hem
de güneyiyle ilgili "cinsel istismar" konusunda önemli tespitlerde
bulunan raporda, Kıbrıs'ta "insan ticaretine" ve
"cinsel istismara" karşı mücadelede alınması
gereken önlemler konusunda da çeşitli tavsiyelerde bulunuluyor.
ABD
Dışişleri Bakanlığı tarafından her yıl
'insan ticareti'yle ilgili olarak yayınlanan "2005 İnsan
Ticareti Raporu", 1 Haziran 2005 tarihinde ABD Dışişleri
Bakanı Condallezza Rice tarafından yayınlandı.
150 ülkedeki insan
ticaretiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan rapor, dünya genelinde insan
ticaretine karşı mücadelede önemli birtakım gerçekleri ortaya
koyarak, bu sorunların üstünden gelinmesi için küresel bilinci ve
ülkelerin etkili bir şekilde insan ticaretine karşı önlemler
almasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.
Söz konusu raporda,
"Kıbrıs 2005" adlı Türkçe ve Yunanca da olarak yer
alan bölümde, adanın hem güneyindeki hem de kuzeyindeki insan ticaretiyle
hakkında durum analizi yapılarak, bu konuda alınması gereken
önlemlere dikkat çekiliyor.
"Kıbrıs
2005" raporunun "Kıbrıs" adlı ilk bölümünde
güneydeki durum ele alırken, "Kıbrıslı Türkler
tarafından idare edilen bölge" adlı bölümünde ise kuzeydeki
insan ticaretiyle ilgili durum yansıtılıyor.
Kuzeyde 1033 kadına
barlarda ve
gece kulüplerinde çalışma
izni verildi
Raporda, cinsel istismar
amacıyla Doğu ve Orta Avrupa'dan ticareti yapılan
kadınların varış yerlerinden biri olarak tanımlanan
Kuzey Kıbrıs, ayrıca AB'ye zorla çalıştırma
amacıyla ticareti yapılan insanlar için de bir geçiş
noktası olarak gösteriliyor.
Söz konusu raporda,
Kıbrıs Türk yetkililerinin 2004 yılında artış
göstermekte olan insan ticareti sorununun varlığını kabul
ettikleri ifade edildi.
Raporda, Kıbrıs
Türk polisin, gece kulübü çalışanlarının işverenleri
tarafından istismar edilmemeleri için pasaportlarını ve uçak
biletlerini muhafaza ettiğine dikkat çekildi.
2004 yılında
fuhuş yapılan bir yeri terk etmeye hazırlanan 22 kişi
tutuklandığına da değinilerek, bunlardan 4'ünün mahkum
edildiği ve 18'inin ise mahkemede davalarının görülmesini
beklemekte olduğu kaydedildi.
Raporda ayrıca
Şubat 2005'te bir sosyal yardım görevlisi gece kulüplerinde yeni
işe başlayanları mülakat ederek işlerini kendi
rızalarıyla yapıp yapmadıklarını sormaya
başladığına da işaret edildi.
Polis ile diğer yetkililerin
gece kulüpleri ile barları sürekli teftiş etmeyi sürdürdüğü de
kaydedildi.
2004'te barlarda ve gece
kulüplerinde çalışmaları için 1033 kadına izin
verildiği ifade edilen raporda, "belirgin şekilde 2004
yılında polisin insan ticaretinin muhtemel bir işareti olan -
gece kulüplerindeki sözleşmelerini sonlandırmayı isteyen - 191
kadını ülkesine geri gönderdiği" bildirildi.
Raporda,
Kıbrıslı Türk yetkililerine kovuşturma çabalarını
kuvvetlendirmeleri ve suçlular için cezaları katılaştırarak
hemen harekete geçmeleri çağrısında da bulunuluyor.
Güney Kıbrıs,
insan ticareti
mücadelesinde ilerleme
sağladı
Raporda, Güney
Kıbrıs insan ticaretiyle mücadelede ilerlemenin kesin bir
işareti olarak ABD'nin "izleme listesinden" bu yıl
çıkarıldığı ve ikinci aşamada bulunan ülke
konumuna girdiği bildirildi.
Raporda, cinsel istismar
aracılığıyla Doğu ve Orta Avrupa ticareti yapılan
kadınların varış yerlerinden biri olarak tanımlanan
Güney Kıbrıs'ın insan ticaretine karşı mücadelede
ilerleme kaydettiği, ancak henüz tam olarak bu standartlara
ulaşamadığı kaydedildi.
Raporda, "Güney
Kıbrıs'ta kadınların fuhuş yapmaya zorlayan
kaçakçılar, kurbanlarını kabare ve gece kulüplerinde kısa
süreli artist vizesi ile dansçı olarak veya iş vizesi ile pub ve
barlarda ya da turist veya öğrenci vizesi ile yasadışı
işlerde çalışma bahanesiyle aldatmaya devam ettiler.
Kıbrıs'a cinsel istismar amacıyla ticareti yapılan Çinli
kadınlarda bir artış oldu" denildi.
Raporda, güneyde yeni
kurulan İnsan Ticaretiyle Mücadele Birimi'nin olumlu sonuçlar
verdiği, Rum hükümetin sorunu kabul etmede bir ilerleme gösterdiği,
yetkilileri ile basın ve kamuoyu arasında bilinçlenmenin
arttığı bildirildi.
Ancak raporda, güneyde
insan kaçakçılığında müşterilerin rolünün
katkısı hakkında kamuoyunu bilinçlendirmek için yeterli
çalışma yapılmadığı vurgulandı.
Raporda Rum hükümetinin
Ulusal Hareket Planı'nı hemen resmileştirerek, güçlü
bir şekilde
uygulanmasının sağlanması ve ayrıca sivil toplum ile
birlikte kurbanları koruma ve yardım konusunda da
işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Rum polisinin, izinsiz
çalışan 10 kabareyi de kapattığı ifade edildi.
Raporda, Rum
İçişleri Bakanlığı'nın ülkeye yeni giriş
yapan tüm yabancı bayanlara artistlerin suistimalini önleme amacıyla
insan ticareti ile mücadele konusundaki yenilenmiş bir bilgi
kitapçığını duyurmak ve dağıtımını
yapmak üzere basın konferansları gibi çeşitli faaliyetler
yürüttüğü belirtildi.
"İnsan
Ticareti"yle ilgili
seminer düzenlenecek
ABD Büyükelçiliği
yetkililerinden elde edilen bilgiye göre, ABD Büyükelçiliği
tarafından 13 Haziran tarihinde Lefkoşa'da Arabahmet Kültür Evi'nde
"insan ticareti suçu"yla ilgili olarak bir seminer düzenlenerek, bu
konuda neler yapılabileceği konusunda görüş alışverişinde
bulunulacak.
Amerikalı yetkililer,
insan ticaretinin, en temel insan hak ve özgürlüklerinin ihlali olduğunu
ifade ederek, bu konuda toplumun ve özellikle ülkede kulüplerde ve barlarda
çalışan kadınların bilgilendirilmesinin "cinsel
istismara" karşı mücadelede en önemli adım
olacağını söylediler. Yetkililer, adanın kuzeyinde bu
konuda bilinç oluşturmak için çeşitli çalışmaların
yapılmakta olduğunu ve gerek kamu birimleriyle gerekse sivil toplum
örgütleri ile temas halinde bulunduklarını belirtti.
KIBRIS 07/06/05
AP'nin KKTC Meclisi'yle işbirliği
olasılığı Rumları endişelendiriyor
|
RUMLAR DURUM
NETLEŞTİRİLMELİ... Avrupa Parlamentosu'nun KKTC'yle temas
grubu oluşturulması önerisinin Rum Yönetimi'ni endişeye sevk
ettiği ve söz konusu bu temas grubunun KKTC'deki siyasi partilerle mi
yoksa KKTC meclisiyle mi olup olmayacağının
netleştirilmesini istediği bildirildi Avrupa Parlamentosu'nun
KKTC'yle temas grubu oluşturulması önerisinin Rum Yönetimi'ni
endişeye sevk ettiği bildirildi. Alithia, K. Velle ve D.
Nikel'in hazırladığı 22 Temmuz 2004 tarihli raporunda
Avrupa Parlamentosu'nun KKTC'yle temas grubu oluşturulması önerisi
bulunduğunu, bu önerinin ise Rum Yönetimi'ni endişeye sevk
ettiğini yazdı. Gazeteye göre Rum
Yönetimi bu temas grubunun KKTC'deki siyasi partilerle mi yoksa KKTC
meclisiyle mi olup olmayacağının netleştirilmesini
istiyor. Gazeteye göre söz konusu rapor bu hafta görüşülmeye
başlanacak. Konuyla ilgili
temaslarına başlayan DİSİ Avrupa Milletvekili Panayotis
Dimitriu gazeteye yaptığı açıklamada, "bu
endişenin, Avrupa Konseyi'nin geçmişte uyguladığı ve
milletvekilleriyle değil siyasi partilerle teması öngören formülle
aşılabileceğini" savundu. Gazete Brüksel'deki Rum
Daimi Temsilciliği'nin ve Rum milletvekillerinin hedefinin, temasın
KKTC meclisi düzeyinde olmamasının netleştirilmesi
olduğunu da kaydetti. |
KIBRIS 07/06/05
Fileleftheros gazetesi: BM, Kıbrıs sorununun çözümünün
ekonomik boyutuna ilişkin çalışma yapacak
|
Güney Kıbrıs'ta
en yüksek tiraja sahip Fileleftheros gazetesi, "Uzmanlardan Ekonomik
İnceleme" başlığı altında manşetten
verdiği haberinde, BM'nin Kıbrıs sorununun çözümünün ekonomik
boyutuna ilişkin bir çalışma yapma yönüne gideceğini
yazdı. Gazete, BM Güvenlik
Konseyi'nin 5 daimi üyesinin Kıbrıs büyükelçilerinin, BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı
Kieran Prendergast'la Güney Kıbrıs'ta bir görüşme
gerçekleştirdiklerini ve bu görüşme sırasında çözümün
ekonomik boyutunun incelenmesi için bir çalışma yapılması
konusunu gündeme getirdiklerini yazdı. Gazete, Prendergast ile
büyükelçiler arasında gerçekleştirilen görüşmede, BM Genel
Sekreteri'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ve
ekibinin 2004 yılındaki süreç sırasında ekonomi konusuna
gerekli önemi vermediğinin ifade edildiğini belirtirken,
Prendergast'ın çözümün ekonomik boyutuna ilişkin bir
çalışma yapılması önerisine olumlu
baktığını yazdı. Gazete, bu
çalışmanın BM uzmanları tarafından
gerçekleştirilmesinin beklendiğini belirtirken, her şeyin
Kıbrıs sorunundaki bir sonraki adıma da bağlı
olacağı yorumunda bulundu. "Taraflar
arasında yakınlaşma alanı mevcut
değil" Öte yandan gazete
yukarıdaki başlık altında verdiği haberinde,
Prendergast'ın New York'a dönünce Kıbrıs-Yunanistan ve
Türkiye'deki temasları hakkında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a
rapor sunacağını hatırlatırken, diplomatik bir
kaynağın ise "şimdilik taraflar arasında
yakınlaşma alanının mevcut
olmadığını" ifade ettiğini yazdı. Habere göre söz konusu
kaynak, taraflar arasında yakınlaşma mesafesinin
bulunmamasından ve Prendergast'ın temaslarından çıkan
sonuçlardan ötürü, yakın zamanda yeni bir sürecin başlamasına
imkan sağlamadığını belirtti. Gazete, Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı
George Bush ile çarşamba günü gerçekleştireceği
görüşmede, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununun çözümü
çabalarının desteklenmesi kararının
alınmasının beklendiğini belirtirken, Türk
tarafının, Rum tarafının tezlerine yönelik tepkilerini
artık genel hatlarıyla da olsa bilmekte olan Annan'ın,
tarafların uzlaşmasına katkıda bulunacak diğer
faktörlere katalizör görevi görecek şekilde adım adım
ilerleyeceğini de iddia etti. Gazete,
Prendergast'ın Kıbrıs Türk tarafına ve Türkiye'ye
ilettiği mesajda, "geçen sene 'evet' demiş
olmalarının yeterli olmadığı ve çözümü amaçlayan
yeni bir sürecin başlamasının gerekli olduğunu"
vurguladığını da iddia etti. Gazete, temmuz
ayında BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi'nin atanmasının
da ihtimal dahilinde olduğunu ve aynı dönemde ABD
Dışişleri Bakanlığı'ndan Laura Kennedy'nin
yerini alan Mathiew Braiza'nın da bölgeye ziyaret
gerçekleştireceğini yazdı. İtalya ve Rusya
dışişleri bakanlarından
yıldırım ziyareti Öte yandan gazete,
İtalya ve Rusya Dışişleri Bakanları'nın Güney
Kıbrıs'a "yıldırım ziyaret"
gerçekleştireceklerini yazdı. Gazete, İtalya
Dışişleri Bakanı Janfranko Fini'nin dün Güney
Kıbrıs'a gelerek bir günlük bir ziyaret
gerçekleştireceğini belirtirken, Rusya Dışişleri
Bakanı Sergei Lavrof'un ise bugün Güney Kıbrıs'a gitmesinin
beklendiğini yazdı. Gazete, İtalyan
Dışişleri Bakanı Fini'nin dünkü temasları
çerçevesinde Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Rum
Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ve Rum Meclisi
Başkanı Dimitris Hristofyas ile görüşeceğini
yazmıştı. Habere göre Rusya
Dışişleri Bakanı Lavrof ise, Prendergast'ın
temasları konusunda Rum hükümeti tarafından
"bilgilendirilmesinin" ardından İtalyan
Dışişleri Bakanı Fini ile görüşmek amacıyla
Roma'ya gidecek. Papadopulos: "Ne
olacağı belli değil" Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulos ise Lüksembourg dönüşünde
yaptığı açıklamada, "yeni bir sürecin
başlaması ve bu sürecin hangi koşullar altında
gerçekleşeceği hakkında konuşma için henüz erken
olduğunu ve ne olacağının belli
olmadığını" söyledi. Habere göre, Papadopulos
"ne olacağının gelecekte belli
olacağını" belirtirken "Kıbrıs sorunundaki
yeni hareketliliğin Rum yönetiminin faaliyetleri sonucunda
olduğunu" ifade etti. |
KIBRIS 07/06/05
Erdoğan KKTC için daha fazlasını istiyor
8 Haziran, 2005 08:35:00 (TSİ) CNN TURK
ABD'deki temaslarını sürdüren Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, KKTC'ye uygulanan izolasyonların
kaldırılmasını istedi.
Erdoğan, bir
İngiliz ticari heyetinin ve ABD kongre üyelerinin KKTC'ye gitmesinin
olumlu olduğunu ancak daha fazla adım atılmasını
beklediklerini belirtti.
Erdoğan, Kıbrıs konusunda Türk tarafının 24 Nisan
referandumuyla attığı adıma karşılık,
Kıbrıs Türkleri'ne yönelik izolasyonun devam etmesini anlamakta
güçlük çektiklerini belirtti.
Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporunun
BM'de değerlendirilip neticesinin açıklanmasının aradan bir
yılı aşkın süre geçmesine rağmen
gerçekleşmediğini belirtti ve "bunu da anlamakta güçlük
çekiyoruz" dedi.
"İlişkilerin
geliştirilmesini önemsiyoruz"
Erdoğan, Amerikan-Türk Konseyi'nin (ATC) 24'üncü yıllık
konferansında yaptığı konuşmada, ABD - Türkiye
ilişkilerine de değindi.
Bundan
60 yıl önce savaştan harap olmuş Avrupa'ya güvenlik
şemsiyesi sağlamakla kalmayıp Avrupa'yı ekonomik olarak da
ayağa kaldıran gücün ABD olduğunu belirten Erdoğan,
''aynı dönemde rejimine ve toprak bütünlüğüne yönelik büyük bir
tehdit altında bulunan Türkiye'yi Truman doktrini ve Marshall
yardımları yoluyla aynı şemsiye altına alan da
ABD'dir" dedi.
Başbakan Erdoğan, 21'inci yüzyılın yeni fırsat, risk
ve tehditlerine ilişkin olarak iki ülkenin vizyonları ve
stratejilerinin örtüştüğünü belirtti.
"Spekülasyonları
anlayamıyorum"
İki ülkenin ortak gündeminde pek çok konuda paralellik
bulunduğunu söyleyen Erdoğan, ''buna rağmen gerek Türkiye
gerek ABD kamuoylarında iki ülke ilişkilerinin geleceğine dair
son dönemde yapılmakta olan karamsar spekülasyonları anlamakta güçlük
çektiğimi belirtmek istiyorum" dedi.
Türkiye'nin de önemli bir değişimden geçtiğini anlatan
Başbakan Erdoğan, 10 yıl öncesine kadar Türkiye'nin, ABD ile
ortaklığına daha çok stratejik, coğrafi konumu ve savunma
kabiliyetleri boyutunda katkıda bulunan bir ülke konumunda olduğunu
ifade etti. Bugün ise Türkiye'nin istikrar yaratıcı etkisi sayesinde
'yumuşak gücünün' arttığını söyledi.
AB ile Müzakereler
ekimde başlayacak
Erdoğan, konuşmasında AB Anayasası için Fransa ve
Hollanda'da yapılan referandumların ardından tekrar
tartışma konusu olan Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili de
açıklamalarda bulundu.
Türkiye'nin, 17 aralık 2004'te AB yolunda önemli mesafe kat ettiğini
belirten Erdoğan, katılım müzakerelerinin ekim ayında
başlayacağını söyledi.
Fransa ve Hollanda'da yapılan AB Anayasası oylamasının
Türkiye ile ilişkilendirilmesinin yersiz olduğunu ve bunu anlamakta
güçlük çektiğini anımsatan Erdoğan, ''oylama Türkiye değil,
anayasa oylamasıdır. Nedense bazıları bundan bir
şeyler çıkarmak için uğraşıyor. Türkiye'nin
gündeminde 3 Ekim müzakerelerine hazırlanmak vardır" dedi.
|
BUSH'LA RANDEVU BUGÜN |
|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye saatiyle
17.30'da ABD Başkanı George Bush ile biraraya gelecek. |
CNN TURK 08/06/05
Talat'ın ABD'ye ziyareti gündemde
7 Haziran, 2005 22:42:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD'ye ziyaretinin
gündemde olduğunu açıklayarak, ABD ziyaretinin ya hemen ya da yaz
aylarından sonra olacağını söyledi.
Bayrak
Televizyonu'nda bir programa katılan Talat, ABD ziyaretinin gündemde
olduğunun ABD'liler tarafından da dile getirildiğini belirterek,
ABD ziyaretinin ya hemen ya da yaz aylarından sonra yapılması
ihtimali olduğunu söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'ye, Kıbrıslı
Türklere uygulanan tecridin kaldırılması ve KKTC'ye
doğrudan uçuşların başlatılması isteklerini
götürdüğünü ifade eden Talat, ABD'den KKTC'ye doğrudan
uçuşların mutlaka başlayacağına
inandığını, böyle bir gelişmenin Rumları
adım atmaya zorlayacağını vurguladı.
ABD'nin süper güç olduğu için atacağı adımın geri
döndürülemeyeceğini, bu nedenle ABD'nin takınacağı
tavrın çok önemli olduğunu ifade eden Talat, ABD'nin tecridin
kaldırılması yönünde atacağı adımı başka
ülkelerin de izleyeceğini, bunun da Rumları etkileyeceğini
kaydetti.
"İzolasyonun
kaldırılmasında daha atak olacağız"
Tecridin kaldırılması yönünde daha atak olacaklarını
ve tüm ülkelerden bu konuda daha kararlı olmalarını
isteyeceklerini anlatan Talat, tecridin yavaş yavaş
kalktığını, ABD Kongre heyetinin KKTC'ye
yaptığı ziyaretin de buna örnek olduğunu kaydetti.
AB'nin de tecridin kaldırılması yönünde adım atmaya
çalıştığını belirten Talat, mali ve serbest
ticaret tüzüğünün birlikte geçmesinde ısrarlı
olduklarını, temsilcisinin bu konuda Brüksel'de teknik düzeyde bir
çalışmaya katıldığını ve görüşmenin
bugün tamamlandığını, ancak görüşmenin
tekrarlanabileceğini söyledi.
Talat, Güney Kıbrıs'ta 2006 yılının mayıs
ayında milletvekilliği seçimi olacağını
hatırlatarak, yıl sonuna kadar müzakerelerin
başlamasının yolunu Rum tarafının bulacağına
inandığını belirtti.
Kıbrıs konusunda yeni bir görüşme sürecinin
başlamasının, Rumların BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın taleplerine vereceği yanıta bağlı olduğunu
belirten Talat, Annan'ın Kıbrıs'a sürekli bir temsilci
atamayacağını ve yeni bir girişim için ortamının
olgunlaşmadığına inandığını kaydetti.
Talat, Annan'ın Kıbrıs'taki temsilcisi vasıtasıyla
bazı girişimler yapmayı hedeflediğini ifade etti. Türkiye
ile ilişkilerinin uyumlu ve iyi olduğunu kaydeden Talat,
''politikalarımız arasında uyum olmazsa başarı olmaz.
İyi gidiyoruz'' dedi.
|
ABDden Rumlara nota |
|
|
Ömer BİLGE / LEFKOŞA ABD, Temsilciler Meclisi üyelerinin geçen hafta KKTCye yaptığı ziyareti protesto eden Kıbrıs Rum Yönetimine aynı şekilde karşılık verdi ve heyeti karşılayan ABD Büyükelçisine yapılan eleştirileri nota vererek protesto etti. ABD böylece KKTCye uygulanan izolasyonun devamı için her yolu deneyen Rum Yönetimini ilk kez resmen protesto etmiş oldu. ABD
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Daniel
Free, Washingtondaki Rum Büyükelçiliğine ilettiği protesto
notasında, Rum Yönetiminin KKTCye gelen Amerikan heyetini
karşılayan ABDnin Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klossona
yönelik eleştirilerinden büyük rahatsızlık
duyduklarını bildirdi. |
|
|
|
HURRIYET 08/06/05
Kıbrıs'ta
yapılabilir bir sürü şey var
RADIKAL 08/06/05
Şu
anlaşıldı: Kıbrıslı Rum lider Papadopulos
uğradığı yenilgiyi bir zafere çevirmek için zamana ve
Türkiye'nin sabrına oynuyor. Avrupa Birliği'ne tam üye olmanın
bütün avantajlarını Türkiye aleyhine kullanmakta kararlı.
Böylece Kuzey Kıbrıs'ı bir lokmada yutabileceğini, Annan
Planı'nın da rafa kalkacağını ümit ediyor.
Bir yanda Türkiye'nin AB'ye üye olmak için duyduğu arzu ve bir yanda da
Kıbrıs olunca, ilk bakışta Papadopulos avantajlı gibi
gözüküyor. Nitekim, Türkiye'deki AB karşıtları da Papadopulos'un
bu avantajlı konumunu Türk kamuoyuna abartılı bir biçimde
gösterme ve bu arada AB'ye üye olmaya çalışmayı da vatana
ihanetle neredeyse bir tutma eğilimindeler.
Oysa ortalık ne toz pembe ne de AB karşıtlarının
göstermeye çalıştığı gibi
kapkara. Koskoca Türkiye, elbette Papadopulos gibi bir siyasetçinin elinde
oyuncak olmayacak, Türkiye'nin geleceği de elbette Kıbrıs
ipoteğine girmeyecek.
Papadopulos'un Annan Planı'nın özüne ilişkin
itirazlarının neler olduğu belli. Aslında o bu planın
varlığına karşı ama uluslararası kamuoyundan
alacağı tepkiden korktuğu için bunu yüksek sesle söyleyemiyor;
hatta tam tersine Annan Planı dahilinde konuşabileceğini ima
ediyor.
Papadopulos'un itirazları içinde en temel olanı, 'devleti kapatma'
meselesi. Biliyorsunuz, Annan Planı, yeni Birleşik Kıbrıs
Cumhuriyeti için 'bakire doğum' denen bir yöntemi öngörüyordu. Yani,
eğer iki taraftaki referandumlarda evet oyu verilmiş olsaydı,
eski devletler (kuzeyde KKTC, güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti) ortadan
kalkacak, bunların yerine Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti
gelecekti.
Papadopulos, referandum öncesi TV konuşmasında gözyaşları
içinde 'Bizden devletimizi kapatmamızı istiyorlar, ben bunu yapmam,
yapamam' dedi. Türk tarafında da aynı kaygıyı dile getiren
Rauf Denktaş'ın sözleri etkili olmadı ama Papadopulos'unki
etkili oldu; Rumlar hayır dedi.
Şimdi ne olacak da Rumlar yeniden masaya oturacak? Daha doğrusu, ne
olacak da Rumların masada oturması bir anlam ifade edecek, yani
Kıbrıs sorununun çözülmesi için gerçek bir fırsat doğacak?
Açıkçası, AB, Kıbrıs'ın çözümsüz kalması için
elinden geleni yaptı, yapmaya da devam ediyor. Türk tarafı,
Kıbrıs'ta çözümü istediğini açık biçimde gösterdiği
halde ödüllendirilen değil cezalandırılan taraf oldu, olmaya
devam ediyor.
Ama Papadopulos'un ve diğer Kıbrıslı Rum siyasetçilerin
anladığı bir dil var; Türkiye yakında o dilden
konuşmaya başlayabilir. İşte Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın bugün ABD Başkanı George W. Bush ile yapacağı
görüşme sadece bu nedenle çok önemli.
Eğer Amerika, Kıbrıs'ta Türk tarafına daha fazla
yardım etmeyi kabul eder ve bu arada KKTC'nin izolasyonunun
azaltılması yönünde tek taraflı adımlar atmaya
başlarsa Papadopulos ve arkadaşları için çok zor günler
başlar. İşte onların anladığı dil de bu;
anlaşmaya yanaşmıyorsanız Kuzey'in bağımsızlığını
ve varlığını fiilen kabul edin!
Siz bakmayın bizdeki AB karşıtlarının kafa
karıştırma çabalarına, Avrupa'nın bütün
ikiyüzlülüğüne rağmen Kıbrıs'ta moral üstünlük hâlâ Türk
tarafında. Önemli olan bu üstünlüğü hep sürdürmek...
En önemli konu Kıbrıs
Erdoğan, Bush'a üç
istekle gidiyor: KKTC'ye doğrudan uçak seferleri başlatın.
Kâbil'in alt ve üstyapısını Türkler inşa etsin. Kuzey
Irak'tan PKK sızmalarına karşı ortak bir çalışma
yapılsın
RADIKAL 08/06/05
MURAT
YETKİN
WASHINGTON
- Heyeti ABD'ye taşıyan ANA uçağında Başbakan Tayyip
Erdoğan'a, ABD Başkanı George Bush ile 8 Haziran
görüşmesindeki önceliğinin ne olduğunu sorunca duraksamadan
"Kıbrıs" dedi, "En önemli konu." Erdoğan
şöyle açıkladı:
"Çünkü sayın Bush ile bu konuyu ayrıntılı
görüştük. Kuzey Kıbrıs'taki izolasyonun
kaldırılması gerekiyor. Kongre üyelerinin gelmesi önemli bir
adımdı. Bir diğer adım Türkiye üzerinden Ercan
Havaalanı'nı kullanmalarıydı. Ama bir adım daha atmamız
lazım. Kuzey Kıbrıs'tan kalkan uçak doğrudan New York'a
inmeli. New York'tan kalkan da Kuzey Kıbrıs'a... Bu uçuşlar
Türkiye hava sahasına girilmeden yapılmalı. Bunu
isteyeceğim."
Bu rotanın, örneğin haftada bir İstanbul-Ercan-New York ve tersi
yönde olarak önerileceği anlaşılıyor. Peki Erdoğan bu
talebe olumlu yanıt alacağından emin mi?
"Onu bilemem. Benim görevim istemek" diyor ve devam ediyor:
"Bunları 9 Haziran'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da
söyleyeceğim. Kıbrıs'ta referandum yapılalı bir
yılı geçti. Annan raporunu hazırladı. Ama hâlâ Güvenlik
Konseyi'nde görüşülmedi. Şimdiye dek konseyde bu kadar bekletilen
rapor yok. Rusya mı engelliyor? Eğer genel sekreter Rusya engelliyor
derse, Putin'le konuşacağım. İşin peşini
bırakmayacağız. Bush'tan AB üzerindeki etkisini de
kullanması isteyeceğim. İngiltere, önümüzdeki dönem
başkanlığı üstleniyor. İngiltere, Kıbrıs'la
ilgili bir şeyler yapabilir."
'Kâbil'i bize verin'
Beyaz Saray gündeminin ilk sırasında Kıbrıs var mı?
Gelen işaretler bu yönde değil. Bush'un gündeminde daha çok
Türkiye'nin ne yapacağı kestirilebilir bir ABD ortağı
olması ve öyle kalması var. Irak, Suriye, Afganistan ve diğer
bölgesel konularda Türkiye'nin kendisiyle aynı hedefe doğru
yürümesini istiyor.
Erdoğan, Afganistan'ı Bush'la görüşmesinde ikinci sıraya
koyuyor. "Biz, başta yanlış yaptık" deyip
sürdürüyor: "Gittiğimde Hikmet Çetin'le de görüştük. Afganistan,
bir mahrumiyet bölgesi. İnsanlar çadırlarda yaşıyor,
çocuklar perişan. Amerikalılar yatırım yapmış ama
hâlâ çok eksik var. Sayın Başkan'a 'Kâbil'i, Geçici Yeniden
İnşa Ekipleri (PRT) olarak bize verin, altyapısını,
üstyapısını inşa edelim' diyeceğim. Gittiğimde
Karzai beni kanaat önderleriyle buluşturdu, 'İlk kez sizinle bir
araya geliyorlar' dedi. Türkiye'nin, Türk askerinin orada olumlu etkisi var.
Afganistan'da merkezi toparlayabiliriz diye düşünüyorum."
Erdoğan'ın öncelikler listesinde üçüncü başlık; Irak ve
Irak'taki PKK faaliyeti.
Erdoğan anlatıyor: "Irak Başbakanı Caferi'nin ilk
yurtdışı seyahatini Türkiye'ye yapması ilişkilerin
düzeyini gösteren bir mesaj değil mi? Caferi, 'Bana yardımcı
olun, altyapıyı, üstyapıyı birlikte kuralım' diyor.
Demokratikleşme süreci işliyor. Irak'taki siyasi partiler, Türkiye'yi
ziyaret ediyor. Dedik ki, 'Sadece bize değil, muhalefet partilerine de
gidin.' Onlara da gidiyorlar. Bizim için Irak'ın toprak bütünlüğü
önemli. Sayın Başkan'la görüşmemde tabii Kuzey Irak'taki sorun
da, PKK da gündeme gelecek. Bugün Güneydoğu'daki olaylarda, Kuzey
Irak'ın etkisi var. Sızmalara karşı ortak çalışma
yapmamız lazım. Amerika, başta bunu halkın mücahitlerine
karşı yaptı.
Bir de tabii ekonomik ilişkiler, yatırımlar var. ABD ile 9.5
milyar dolar ticaret hacmi komik. Daha önce reddedilmiş olan nitelikli
sanayi bölgeleri konusunu yeniden açacağım."
Bu, Erdoğan'ın en çok canını sıkan konu.
"Demokratik parlamenter sistemdeki bir ülkeden, ABD parlamentosundan yüzde
100 tek sesin çıkması mümkün mü?" diye söyleniyor.
Yanlış anlaşılmaktan, yanlış aktarılmaktan
yakınıyor; "Felluce olaylarında ben şehit kelimesini
ölen masumlar için kullandım. Onlar alıp başka taraflara
çekti" diyor. "Biz dinci terörü her zaman lanetledik. Terörün dini,
vatanı olmaz dedik" diye devam ediyor. "Aramızdan"
diyor "bazı arkadaşların olumsuz tavrı oldu. Ama bu
ülkede anti-Amerikanizm yeni değil ki. Talihsiz durum, Türkiye'de
muhalefetin de anti-Amerikancı çizgide olması. Demokratik ülkelerde
bazı şeyleri dayatamıyorsunuz. Ama biz dostluğumuzun
gereğini yaptık, yapıyoruz. İncirlik'i birer
yıllık aralarla uzatıyoruz."
Peki Erdoğan'ın Bush ile görüşmesine ait
belirginleşmiş bir vizyonu, bir sloganı var mı?
"Onu dönüşte söyleyeceğiz" demesi bile Bush'la
görüşmede gündemilerinin ne kadar örtüşeceğinden emin
olmadığını gösteriyor.
'Suriye'yi
yanımıza çekmeliyiz'
Başbakan, ABD başkentinde Türkiye'ye ilişkin konular
arasında sayılan Suriye için ilginç açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın "Başkan'la görüşeceğiz ve
haklılığımızı görecekler" dediği Suriye
politikası şöyle:
· "Suriye
ziyaretimle bazı tohumları attım. Cumhurbaşkanı Ahmet
Necdet Sezer'in ziyaretinde ise hasat toplandı. Gittiğimde, Suriye
ordusunun Lübnan'dan çekilmesi hususunda Beşar Esad'ın görüşünü
aldım. Sayın Sezer'le döndükten sonra görüştük. Esad, 'Madem
ikiniz de söylüyorsunuz, çekileceğim' demiş. İki gün sonra da
çekilme başladı."
· "Suriye
şu anda dış dünyaya açılım yapacağı ülke
arıyor. Kendi kendisini reforme edecek noktaya gelmekte olduğuna
inanıyorum. Esad'da bu kararlılığı gördüm. Yeter ki
biz, ilişkiyi koparmayalım. Suriye'yi yanımıza çekmek
zorundayız. Bunu anlatacağım."
Erdoğan, ABD gezisinden sonra Lübnan'ı da ziyaret edeceğini
söylüyor.
'Cumhurbaşkanı
ile çatışmam'
Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı tarafından veto edilip
Meclis'e iade edilen TCK'daki son değişikliklerin aynen köşke
gönderileceğini de söyledi. 'İzinsiz eğitim kurumları'
ifadesinin yalnızca 'kaçak Kuran kursu' maddesiymiş gibi
gösterilmesini anlaşılır ve kabul edilebilir
bulmadığını söyleyen Başbakan, hem bu, hem de devlette
kadrolaşma konusunda Cumhurbaşkanı ile yaşanan gerilimin
'çatışma' anlamına gelmediğini söyledi. Erdoğan,
şöyle konuştu.
"Cumhurbaşkanı ile çatışma içinde olmam. Gerekiyorsa
cevap veririm. Cevap vermezsem, bulunduğum makama
saygısızlık olur ama çatışmam."
Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve erken seçim
iddiaları konusunda ise şunları söyledi:
"Erken seçim de, cumhurbaşkanlığı seçimi de gündemimizde
değil. Biz beş yıllık bir plan yaptık, onu
yürütüyoruz. Türkiye'nin meseleleri belli. İşimiz, gücümüz belli.
Devrim yasaları da, yazboz tahtası değil. Sanal gündemlerle
uğraşamayız."
Çıkmaz içindeyiz
Rum yönetiminin eski
liderlerinden Yorgo Vasiliyu, Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu
son durumu değerlendirdi:
Çıkmaz içindeyiz
"VERECEK İYİ
BİR HABERİM YOK" KIBRIS'a konuşan, Rum yönetiminin eski
liderlerinden Yorgo Vasiliyu, her zaman oldukça olumlu düşünen biri
olması gerektiğini ancak ne yazık ki verecek iyi bir haberi
olmadığını belirterek "Herkesin gördüğü gibi,
şu anda bir çıkmaz içindeyiz" dedi
"TALAT İLE
PAPDOPULOS, BUZLARI KIRMAK İÇİN GÖRÜŞMELİ"
Papdopulos'un takındığı olumsuz tavır hakkındaki
fikirlerini daha önce de açıkladığını hatırlatan
Vasiliyu, her iki toplum liderinin, pazarlıklar için değil de,
buzları kırmak adına, havayı olumlu kılmak için
gerekli ortamın oluşmasını sağlamak adına resmi
olmayan bir şekilde görüşmeleri gerektiğini söyledi
"KIBRISLILAR
HÜKÜMETLERİNE BASKI YAPMALI Vasiliyu, tüm
Kıbrıslıların öncelikli görevinin, hükümetlerine çözüm
olmadan dost kalmak istemediklerinin mesajını vermek olduğuna
inandığını, adanın bölünmüşlüğünün
kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve kimseye de fayda
getirmeyeceğini belirtti
"İNŞAATLAŞMA,
SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜ DAHA DA KARMAŞIK KILIYOR" Vasiliyu, kuzeyde devam
eden inşaatlaşma ve davalar konusu hakkında düşüncelerini
ortaya korken, kendine ait olmayan malı yabancılara satan bireylerin
Kıbrıs sorununun çözümünü daha da karnmaşık hale getirdiğinin
altını çizdi
Güney Kıbrıs Rum
yönetiminin eski liderlerinden Yorgo Vasiliyu, her zaman oldukça olumlu
düşünen biri olması gerektiğini ancak ne yazık ki
Kıbrıs konusunda verecek iyi bir haberi
olmadığını belirterek "Herkesin gördüğü gibi,
şu anda bir çıkmaz içindeyiz" dedi
Papdopulos'un
takındığı olumsuz tavır hakkındaki fikirlerini
daha önce de açıkladığını hatırlatan Vasiliyu,
her iki toplum liderinin, pazarlıklar için değil de, buzları
kırmak adına, havayı olumlu kılmak için gerekli
ortamın oluşmasını sağlamak adına resmi olmayan
bir şekilde görüşmeleri gerektiğini söyledi
Vasiliyu, son dönemde
gündemde olan Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden
başlama olasılığından sorunun en önemli
kısmını oluşturan mal mülk meselesine ve bunlarla ilgili
Kıbrıslı Rumların açmış oldukları mülkiyet
davalarına kadar pek çok konuda KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın
Yömetmeni Süleyman Ergüçlü'nün sorularını yanıtladı.
Vasiliyu'nun Ergüçlü'nün
sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
ERGÜÇLÜ: Sn. Vasiliu, ilk
olarak bizi Lefkoşa'ya tepeden bakan bu güzel manzaralı ofisinizde
kabul ettiğiniz ve yoğun programınızdan zaman
ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sn.
Vasiliou, ilk olarak Kıbrıs sorununda şu anda nerede
durduğumuza dair genel bir değerlendirmenizi almak istiyorum, daha
sonra konuyu açabiliriz.
VASİLİYU:
İlk olarak sizlere hoş geldiniz diyorum Ayrıca
tanıştığımız için ve medya kuruluşunuz
aracılığıyla Kıbrıslı Türk
vatandaşlarımızla iletişim kurma fırsatı
doğmasından da çok mutlu olduğumu belirtmek isterim. Buna ek
olarak bu şekilde iletişim kurmanın adadaki atmosferi daha iyiye
götürmesini umut ederek her zaman sizin için burada hazırm.
Şu anda neredeyiz? Her
zaman oldukça olumlu düşünen biri olmam gerekiyor ama ne yazık ki
verecek iyi haberim yok. Herkesin gördüğü gibi, şu anda bir
çıkmaz içindeyiz. Geçen hafta, Sn. Prendergast sizin şu anda
oturduğunuz koltukta oturuyor ve konuşuyor olmamıza rağmen
pek de etkili şeyler olmuyor. Bu bağlamda, Birleşmiş
Milletler (BM), bir yıl aradan sonra, umutla bir olasılığın
doğması için büyük ilgi göstermesine rağmen, gazetelerden
okuduğumdan yola çıkarak, BM, görüşmelerin başlaması
için çağrı yapmaya henüz kendini hazır hissetmiyor. Bu iyi bir
gelişme değil. Kişisel olarak, görüşmeleri en erken zamanda
başlatmamız gerktiğine ikna olmuş durumdayım. Aksi
halde mevcut durum devamlı kılınır ve acil olarak
görüşmelere başlanacağına dair herhangi bir
olasılık görülmeyen bu mevcut durum da sizin, ne de bizim için
herhangi bir fayda getirmez. Buna paralel olarak, Kıbrıslı Rum
veya Kıbrıslı Türk olsun, hükümetlerimize, çözüm olmadan dost
kalmak istemediğimizin mesajını vermenin, tüm
Kıbrıslıların öncelikli görevimiz olduğuna
inanıyorum. Adanın bölünmüşlüğü kesinlikle kabul edilemez
ve kimseye de fayda getirmez. Çözüm olduğu takdirde önümüze muhteşem
olasılıklar çıkacak.
ERGÜÇLÜ: Sn. başkan,
hemen hemen herkes, adadaki mevcut durumun, statükonun sürdürülemeyeceği
konusunda aynı fikirde. Ancak Sn. Papdopulos bu düşüncelerle
aynı çizgide değil çünkü görüşmelerin yeniden başlaması
için herhangi bir girişimde bulunmuyor, hatta Kıbrıslı
Türklerin yeni lideri, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir
araya gelmekten de kaçınıyor. Sn. Papadopulos'un duruşunu
nasıl değerlendiriyorsunuz?
VASİLİYU:
İlk olarak bu konuda daha önce resmi açıklamalarda bulunduğumu
söyleyerek sözlerime başlayayım. Benim görüşüme göre, her iki
toplum liderinin, Sn. Papadopulos ve Sn. Talat'ın, pazarlıklar için
değil de, buzları kırmak adına, havayı olumlu
kılmak için gerekli ortamın oluşmasını sağlamak
adına resmi olamayan bir şekilde görüşmeleri gerekirdi.
Bizim taraftaki görüş
pek iyi değil. Sn Papadopulos'un görüşü, sosyal nedenlerle bir araya
gelmenin mevcut durum için herhangi özel bir yararı olmayacağı
yönünde. Önemli olan müzekerelerin başlaması ve bunun
çağrısını yapmak Bu da BM'ye düşer. Bu bizim
tarafın resmi çizgisi. Bunun bu kadar açık olmasının sebebi
ise, şu anda biz hâlâ, belki de her iki taraf da durumlarını
biraz daha düzeltmek, daha fazlasını koparmak için oynuyor. Bir
çeşit zemin yoklaması. Ancak bu zemin yoklamasının fazla
uzun sürmemesini umuyorum.
ERGÜÇLÜ: Umarız
sürmez. Biraz da son zamanlarda mal mülk meselesi kapsamında açılan
davalardan bahsetmek istiyorum. Kuzeyde, Kıbrıslı Türklere
bireysel olarak yönelen bu gibi girişimlerin iki toplum arasındaki
gövensizliğin oluşumuna yardımcı olacağı ve
milliyetçi eğilimlerin donmasına yol açacağı
düşünülüyor. Kuzeyde bu yönde endişe mevcut. Siz bu durumu nasıl
görüyorsunuz?
VASİLİYU:
İlk once bir şeyi açıklığa kavuşturalım.
İlk olarak demokratik bir toplumda yaşıyoruz ve tüm bireyler
düşüncelerini uygulamaya geçirme konusunda özgür. Durumu, bir kişi
mahkemeye başvurmaya karar verdiği zaman bunu devlet zoruyla veya
başka bir durum karşısında yaptı diye yorumlamak
yanlış olur. Ne yazık ki, veya iyi ki herkes, yapması
gerektiğini düşündüğü şeyleri yapmakta özgür. Bu bir
Konunun içeriğine baktığımız zaman ise,
Kıbrıs konusunun mahkemelerde çözüleceğine inanmıyorum.
Kıbrıs sorunu
politik bir sorun.
ERGÜÇLÜ: Mal-mülk meselesi
de sorunun bir parçası
VASİLİYU: Elbette
bir parçası. Ancak Kıbrıslı Rumların,
Kıbrıslı Türkleri evlerinde oturdukları için mahkemeye
vermesinin herhangi bir anlamı yok. Ancak diğer taraftan, gayrı
yasal olarak değil de Annan planında sağlanan haklardan yola
çıkarak, diyelim ki, birileri on dönümlük bir araziden on tane arsa
çıkarıp bunları İngilizlere veya Fransızlara satmaya
karar verirse Diğer bir deyişle Kıbrıslı Rum'a ait bir
malı, malın kime ait olduğunu bilmesine rağmen ve ona ait
olmadığını bilmesine rağmen alırsa
ERGÜÇLÜ: Ve üzerine
inşaat yaparsa
VASİLİYU: Ve
üzerine inşaat yapar ve bir İngilize satarsa bu gayrı
yasaldır. Ve burada, malın esas sahibi bu gibi olayların
olmasını engellemek için her yolu deniyor. Benim düşünceme göre,
Kıbrıs Türk makamlarının bu gibi olayları teşvik
etmesi iyi bir şey değil çünkü sorunun çözümünü daha
karmaşık bir hale getirir. Tekrar ediyorum; İki durum
arasındaki farkı görelim. Şimdi eğer siz derseniz ki,
"Peki Kıbrıslı Türkler nasıl yaşayacak?" Ben
de 'şimdiye kadar nasıl yaşadılarsa öyle
yaşayabilirler' derim. Eğer istedikleri turistik tesis ise,
yetkililerin üzerine otel kurabileceği veya otel kurulması için uzun
vadeli kiralayabileceği oldukça fazla Kıbrıslı Türk
arazisi, devlat arazisi ve Evkaf'a ait arazi mevcut olduğundan eminim. Bu
gibi durumların anlayışla karşılanacağına
inanıyorum, çünkü bu durumda mülkiyet hakkı çözüm olana kadar hem
ellerinde kalacak hem de Kıbrıslı Türklerin ve bölgelerinin
kalkınmasına yardımcı olacak. Biraz da bu yöne konsantre
olmamız gerektiğine inanıyorum. Sadece
başkalarının malını çalıp başkalarına
satan ve herkes için sorun yaratan bireylerle değil.
ERGÜÇLÜ: Kıbrıs
Rum basınına göre hükümet tarafından oluşturulan ve
insanları dava açmaları için teşvik eden bir kurum var
VASİLİYU: Böyle
bir kurumdan haberim yok.
ERGÜÇLÜ: Mahkemeye gitmek
isteyenleri
VASİLİYU:
Bilmiyorum, daha önce böyle bir şey duymadım
ERGÜÇLÜ: Evet ama
Kıbrıs Rum basınında yazıyordu
VASİLİYU:
Eğer böyle bir şey varsa benim için sürpriz olacak. Olduğunu da
sanmıyorum, ancak bu konuda bir şey bilmediğimi kesinlikle
söyleyebilirim.
ERGÜÇLÜ: Sizi kişisel
olarak ilgilendiren bir şey daha var. Bu soruyu size mi, yoksa Bayan
Vasiliu'ya mı sorsam bilmiyorum
VASİLİYU:
Buyurun. İstediğiniz her şeyi sorabilirsiniz.
ERGÜÇLÜ: Kuzeyde, Bayan
Vasiliyu'nun, güneydeki yerel tutuklama emrinin Avrupa tutuklama emrine
dönüştürülmesini sağlayan yasa değişikliğine
katkı koyduğu yönünde dedikodular çıktı.
VASİLİYU: Bu
dedikodu değil, bu bir gerçek. Andrulla (Vasiliyu); adadaki mevcut
yasanın, eskisinin değiştirilmesi için meclise bir önerge verdi.
ERGÜÇLÜ: Herhalde
İngiliz yasası.
VASİLİYU:
Detaylarla fazla aşina değilim Mevcut olan İngiliz yasası,
altı ay mı, üç ay mı veya böyle bir şey, ceza vermeyi zor
hale getirdiği için Avrupalaştırıldı. Bayan
Vasiliu'nun düşüncesi, size daha önce de açıkladığım
gibi, birkaç bireyin kendisine ait olmayan malı alıp da bundan yarar
sağlayarak Kıbrıs sorununun çözümünü daha da karmaşık
hale getirmelerini engellemekti. Burada kâr yapılıyor,
inşaatlaşma var, İngilizlere satılıyor ve günün
sonunda bir de bakıyorsunuz ki herkes işin içinde. Bu yasanın,
evlerini tamir etmek isteyen veya ev yapmak isteyen Kıbrıslı
Türklere karşı olması Bayan Vasiliyu'nun aklından bile
geçmedi. Her halukarda, bildiğimiz şekliyle Annan planı, 2002'ye
kadar yapılan tüm inşaatları kabul edilebilir addetmişti.
Bayan Vasiliyu'nun düşündüğü değişiklik bunun
çerçevesindeydi.
ERGÜÇLÜ: Anlıyorum. Sn
Vasiliyu, Kıbrıslı Türkler, içinde bulunduğumuz çıkmaz
nedeniyle oldukça büyük hayal kırıklığı yaşıyor.
VASİLİYU:
Haklılar da
ERGÜÇLÜ: Bu durumda
Kıbrıslı Türklere ne gibi bir mesaj verebilirsiniz?
VASİLİYU:
İlk olarak hayal kırıklıklarını gayet iyi
anladığımı belirtmek isterim. Kuzeyde, geçmişte Sn.
Denktaş'ın baskın poziyonundan bugün Sn. Talat'ın
düşüncelerine gelene kadar müthiş bir değişim
yaşandı. Kıbrıslı Türklerin de büyük bir
çoğunlukla barışa evet demeleri de en iyisi Bu durumda
yaşadıkları hayal kırıklığını
anlıyabiliyorum. Ancak hayat böyle. Hayatta her şey istediğiniz
doğrultuda ilerlemiyor. Bu durumda benim düşüncelerim, madem ki
herkes Kıbrıs sorununun çözülmesi ve adanın birleştirilmesi
gerektiğine inanıyor ve böylece herkes için kalkınma ve refah
için gereken şartların oluşturulacağının
düşünüyorsa devam etmeliyiz. Umudumuzu kaybedip karamsarlığa
düşmemeli, zorluklara rağmen ilerlemek için ısrarlı
olmalıyız. Çünkü mevcut durum gayet mantıksız. Zorluklara
rağmen, başaracağımıza ikna olmuş durumdayım.
Bu yüzden umudumuzu korumak gerek.
ERGÜÇLÜ: Pes etmeden
çabalamaya devam etmeliyiz.
VASİLİYU: Aynen
öyle
ERGÜÇLÜ: Sn. Vasiliyu, bize
bu ropörtajı verdiğiniz için çok teşekkürler.
VASİLİYU: Ben
teşekkür ederim
KIBRIS 08/06/05
Kıbrıs'ta bulunacak çözüm her iki tarafça da kabul
edilebilir olmalı
|
BM Genel Sekreteri Siyasi
İşler Danışmanı Prendergast, Kıbrıs
sorununa ilişkin nabız yoklamak için çıktığı
bölge turunun son ayağı olan Ankara'dan ayrıldı: Kıbrıs'ta
bulunacak çözüm her iki tarafça da kabul edilebilir olmalı BARIŞI SAĞLAMAK
TARAFLARIN SORUMLULUĞU BM Genel Sekreteri Annan'a muhtemel seçeneklere
ilişkin tavsiyede bulunacak olan BM Genel Sekreteri Siyasi
İşler Danışmanı Prendergast, Kıbrıs'ta
barışı sağlamanın asıl sorumluluğunun
taraflara düşmekte olduğunu söyledi. Prendergast "BM
yardımcı olabilir ya da cesaretlendirebilir, ancak sonuçta
bulunacak çözüm her iki tarafça da kabul edilebilir olmalıdır"
dedi BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran
Prendergast, Kıbrıs sorununa ilişkin nabız yoklamak için
çıktığı bölge turunun son ayağı olan Ankara'dan
ayrıldı. Prendergast,
Esenboğa Havaalanı'nda gazetecilerin soruları üzerine
"mevcut durumun fotoğrafını çekmek için bölgeye
geldiğini" ve "yaptığı görüşmeler sonunda
gelinen noktayı daha iyi anladığını" belirtti. New York'a dönerek BM
Genel Sekreteri Annan'a muhtemel seçeneklere ilişkin tavsiyede
bulunacağını söyleyen Prendergast, "Özellikle vurgulamak
isterim ki Kıbrıs'ta barışı sağlamanın
asıl sorumluluğu taraflara düşmektedir. BM yardımcı
olabilir ya da cesaretlendirebilir, ancak sonuçta bulunacak çözüm her iki
tarafça da kabul edilebilir olmalıdır" dedi. Kieran Prendergast,
"bu yaz Kıbrıs'a ilişkin yeni bir sürecin
başlaması konusunda iyimser olup
olmadığının" sorulması üzerine Annan'a bütün
olasılıkları aktaracağını belirtti. Sürecin
başlayıp başlamayacağı ya da başarı olup
olmayacağının tarafların isteğine bağlı
olduğunu kaydeden Prendergast, bulunacak bir çözümün her iki
tarafın da endişelerine karşılık vermesi
gerektiğini söyledi. Bu aşamada, daha
fazla şey söylemek istemediğini, görüşlerini Annan'a aktaracağını
ifade eden Prendergast, Türk yetkililere konukseverliklerinden dolayı
teşekkür etti. Sir Kieran Prendergast,
Annan tarafından Kıbrıs'a ilişkin yeni bir çözüm
sürecinin başlayıp başlamayacağı konusunda
tarafların nabzını yoklamak üzere bölgeye gönderilmiş ve
bu çerçevede Atina, Ankara ve adada çeşitli temaslarda bulunmuştu. |
KIBRIS 08/06/05
Annan, BM Barış Gücü'nün görev süresinin
uzatmasını istedi
"
GÜVENSİZLİK DEVAM EDİYOR" ... BM Genel Sekreteri Kofi
Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu bir raporda,
"Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler
arasındaki güvensizliğin devam ettiğini" belirterek,
Güvenlik Konseyi üyelerinden UNFICYP'in görev süresini altı
aylığına uzatmasını istedi
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu bir raporda,
"Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler
arasındaki güvensizliğin devam ettiğini" belirterek,
Güvenlik Konseyi üyelerinden BM Kıbrıs Barış Gücü'nün
(UNFICYP) görev süresini altı aylığına uzatmasını
istedi.
Raporunda, barış
gücünde yüzde 30 oranında güç indirimi yapılmasına rağmen
Kıbrıs'ta istikrarın korunduğuna dikkati çeken Annan,
soruna kapsamlı çözüm bulmaya elverişli şartları
geliştirmek ve adadaki ateşkesi devam ettirebilmek için barış
gücünde daha fazla güç indirimi yapılmaması gerektiğini ifade
etti. Annan, konseyden görev süresi gelecek hafta dolacak olan barış
gücünün görev süresini 15 Aralık 2005 tarihine kadar uzatmasını
istedi.
Annan'ın raporu
doğrultusunda Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi ve Kıbrıs'ın
garantör ülkelerinden İngiltere tarafından hazırlanan ve
barış gücünde güç indirimini öngören karar tasarısı geçen
yılın ekim ayında konsey üyeleri tarafından
oybirliğiyle kabul edilmişti.
Güvenlik Konseyi, bu
kararla Kıbrıs Barış Gücü'nde görev yapan asker
sayısını 1224'ten, 40'ı askeri gözlemci olmak üzere 860'a
indirmiş, barış gücü bünyesinde görev yapan polis
sayısını 45'ten 69'a çıkarmıştı
KIBRIS 08/06/05
KKTC ve Rum heyetleri Brüksel'de görüşüyor
|
Avrupa Birliği
Komisyonu'nun, 24 Nisan referandumunun ardından Kıbrıslı
Türklere destek amacıyla hazırladığı, ancak
Rumların tutumu nedeniyle uygulamaya konulamayan Mali Yardım ve
Doğrudan Ticaret Tüzüklerinin önündeki engellerin
kaldırılması için KKTC ve Rum heyetleri, Brüksel'de gayri
resmi toplantı yapıyor. A. A muhabirinin
güvenilir kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Türk ve Rum heyetlerinin
iki gündür Brüksel'de devam eden gayri resmi toplantısında, Türk
tarafının doğrudan ticaret yapabilmesi, Gazimağusa
Limanı'nın uluslar arası ticarete açılması ve
diğer konular üzerinde duruluyor. Brüksel'deki
toplantıya, KKTC'den, Cumhurbaşkanlığı
Müsteşarı Raşit Pertev başkanlığındaki bir
heyet katılıyor. |
KIBRIS 08/06/05
Talat: Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa
halindeyiz
|
Cumhurbaşkanı
Talat, KTOEÖS yöneticilerini kabulünde yaptığı konuşmada,
"Kıbrıs sorunu artık düzlem değil alandır"
dedi Talat: Hattı müdafaa
değil, sathı müdafaa halindeyiz Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda farklı alanlarda mücadele
ve girişim gerektiren bir süreç yaşandığını
belirterek, "Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa
halindeyiz. Kıbrıs sorunu artık düzlem değil
alandır" diye konuştu. Cumhurbaşkanı
Talat, Türkiye Eğitim-Sen'in kapatılmasına karşı
girişim ve Kıbrıs konusundaki gelişmeler hakkında
bilgi isteyen Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)
yöneticilerini kabul etti. Kabulde, görüşmenin gündemi olmamasına
karşın ülke gündeminin ana maddesini oluşturan orta
eğitim kurumlarındaki grev de gündeme geldi. Adnan Eraslan
başkanlığındaki KTOEÖS yöneticilerinin Kıbrıs
konusundaki gelişmeler hakkında bilgi istemesi üzerine, adaya
ziyarette bulunan BM Genel Sekreteri'nin yardımcılarından
Prendergast'ın henüz raporunu sunmadığını, Türkiye
Başbakanı Erdoğan'ın da ABD'deki temaslarının
devam ettiğini belirten Talat, "Henüz çalışmalar sürüyor
ve sınırlı bilgim var. Bu aşamada
ayrıntılı bilgi veremem" dedi. Türkiye
Başbakanı Erdoğan'ın ABD ziyaretinde, basına da
yansıyan Kıbrıs'la ilgili önerileri gündeme getireceğini
söyleyen Talat, Rum yönetimi yanında BM, AB ve dünyanın da taraf
olduğu bir süreç yaşandığına dikkat çekti. Talat,
"Kıbrıs sorunu artık düzlem değil alandır. Her
noktada mücadele, müzakere var. Hattı müdafaa değil, sathı
müdafaa derler, o durumdayız. Zor bir dönemden geçiyoruz" diye
konuştu. "Hatalardan ders
almalıyız" Mülkiyet davalarına
da dikkat çeken Talat, yeni süreçte zaman kaybetmeden ve fırsatları
iyi değerlendirerek Kıbrıs Türkünün haklarının
korunmasının önemini vurguladı. Talat, Kopenhag zirvesine
atıf yaparak, özetle şunları söyledi: "Kıbrıs
Türkü için çok değerli zaman ve fırsatlar kaybedildi. O günkü
sorumluları hoş anmıyoruz. Yeniden zaman ve fırsat
kaybedersek gelecek kuşaklar da bizim için aynı şeyleri
söyleyecek. Biz geçmişteki hataları yapmamalıyız. Hata
yapabiliriz ama bu toplumu tehlikeye atacak düzeyde olmamalı. Her
fırsatı değerlendirmemiz, geçmişten ders alarak
kararlı ve doğru politikalar izlememiz gerekir..." "Eğitim-Sen'in
kapatılması" Cumhurbaşkanı
Talat, KTOEÖS Başkanı Adnan Eraslan'ın Türkiye'de
Eğitim-Sen'in kapatılmasına karşı girişim
istemesi üzerine de, bu konuda Türkiye hükümeti nezdinde girişim
yapabileceğini söyledi ve "Elimden geleni yaparım" dedi. Cumhurbaşkanı
Talat, Türkiye'de veya dünyanın başka yerinde bir meslek örgütünün
çok olağanüstü durumlar hariç kapatılmasının doğru
olmadığını da söyledi. |
KIBRIS 08/06/05
Politis Gazetesi:Müzakereler yerine güven artırıcı
önlemlere doğru gidiliyor
Güney Kıbrıs'ta
yayınlanan Politis gazetesi, Kıbrıs konusunda müzakereler yerine
güven artırıcı önlemlere doğru gidilmekte olduğunu
ileri sürdü.
Gazete, BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı
Kieran Prendergast'ın Lefkoşa-Atina-Ankara üçgeninde
gerçekleştirdiği ziyaretin, "iki tarafı müzakere
masasına götürmek yerine yeni bir karşıtlık süreci yaratmış
gibi göründüğünü" yazdı.
BM'nin iki taraf
arasındaki görüş ayrılığının
büyüklüğünü tespit etmesinden sonra geçmişe ait reçetelere
yöneldiğini belirten gazete, Prendergast'ın ziyareti sonrasında
yapılan tüm değerlendirmelerin, koşulların iki taraf
arasında güvenli müzakerelerin başlamasına imkan vermediği
şeklinde olduğunu ifade etti.
Prendergast'ın bu
koşullar karşısında, bir taraftan hareketliliği
koruyacak, diğer taraftan da gerekli olan siyasi koşulların
oluşması halinde müzakere sürecinin zeminini hazırlayacak
çeşitli "güven artırıcı önlemler"
olasılığını
araştırdığını iddia eden gazete, Kieran
Prendergast'ın belirli öneriler sunmadığını, ancak
ortamı iyileştirecek bazı güven artırıcı
önlemlerin mevcudiyeti olasılığını araştırıyor
gibi göründüğünü kaydetti.
Çözümün ekonomik etkisinin
araştırılması konusunun da bu güven artırıcı
önlemler çerçevesinde yer aldığını ifade eden gazete,
Prendergast'ın bu çerçevede yapılan açıklamalardan dolayı
gerilen ortamı sakinleştirmenin yollarını aradığını
ve BM'nin, iki tarafın üzerinde uzlaşabileceği konuları
görüşmek amacıyla müzakereler çerçevesinde kurulmuş olan teknik
komitelerin yeniden oluşturulması
olasılığını da inceleyeceğini yazdı.
Gazete, Prendergast'ın
bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretin temel sonuçlarının;
"müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli
koşulların bulunmadığı" şeklinde
olduğunu ve Prendergast'ın taraflara, "BM'nin, tekrar bir
başarısızlıkla son bulacak girişimlerde bulunmak
yerine hareketsizliği tercih ettiğini"
vurguladığını belirtti.
KIBRIS 08/06/05
Avrupa
Konseyinde Kıbrıs ara kararı
Avrupa
Konseyi, Rum Kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatıyla 2001
yılında AİHMde Türkiyeye karşı
kazandığı devletlerarası dava kararının bazı
bölümlerinin Ankara tarafından yerine getirilmeye
başlandığını kaydeden bir ara karar aldı.
NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:30 TSE 08 Haziran 2005 Çarşamba
STRASBOURG - Avrupa Konseyinin icra organı olan Bakanlar Komitesi
tarafından alınan kararda, söz konusu AİHM kararının
Kuzey Kıbrıstaki Rumların eğitim ve din hakları ile
mahkemelerdeki askeri hakim hükümleriyle ilgili bölümlerinin yerine getirilmeye
başlandığı belirtiliyor
Buna karşılık, 1974
sonrası adanın kuzeyindeki kayıp şahıslar konusunda
atılan adımların yetersiz olduğu vurgulanıyor.
Kararda, KKTCde yaşayan Rum çocukları için 2004
yılında Karpazda açılan ortaokulun AİHM kararının
yerine getirilmesi açısından önemli bir gelişme olduğunu
vurgulanmakla birlikte, okulda kullanılan Rum kitaplarının
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarına uygun
olmasını talep ediliyor.
Adanın kuzeyinde yaşayan Rumların din özgürlüğü konusunda ise
sınır geçişlerinin serbest bırakılması ve KKTC
makamlarınca alınan diğer önlemler sayesinde, serbest
dolaşımın önündeki engellerin tatmin edici düzeyde
kalktığı vurgulanıyor. Bu çerçevede, adada dini
özgürlüklerin sağlandığını ve sadece istisnai durumlarda
bazı dini etkinlikler için güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle önceden
izin alınması şartı getirildiği belirtiliyor.
KKTCdeki askeri mahkemeler konusunda ise bu alanda gerçekleştirilen son
değişikliklerin ardından AİHM kararının bu
bölümünün tam olarak uygulandığı not ediliyor ve gündemden
düşürüldüğü bildiriliyor.
KAYIP ŞAHISLAR
Kararda Ankarayı en rahatsız eden bölüm ise kayıp
şahıslarla ilgili. 1981 yılında BM bünyesinde kurulan ve
son dönemde Kıbrıs Türk tarafının inisiyatifi ile yeniden
işlerlik kazanan Kayıp Şahıslar Komitesinin
çalışmalarının somut ve ikna edici sonuçlar
doğurduğu vurgulanmakla birlikte, kayıplar konusunda Türkiyenin
de KŞKnın çalışmalarına katkıda bulunması
ve AİHM kararının uygulanabilmesi için gerekli tedbirleri alması
talep ediliyor.
Bakanlar Komitesinin ara kararı Strasbourgda hem Rum tarafı hem de
Türk tarafı açısından tatmin edici olarak yorumlanıyor.
Rumların ilk etapta sadece kayıp şahıslar hakkında
istediği karar, Türkiyenin Strasbourgdaki daimi temsilciğinin
girişimleriyle Ankara açısından daha dengeli ve Ankaranın
attığı adımları da yansıtan biçimde
şekillendi.
Rum Kesiminin Türkiyeye karşı AİHMde kazandığı
devletlerarası dava kararının yerine getirilmesiyle ilgili
tartışmalara Ekim ayından itibaren Strasbourgda devam edilecek.
Kıbrıs'a yeni temsilci yok
9 Haziran, 2005 12:39:00 (TSİ) CNN TURK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bugün biraraya gelecek
olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs için yeni bir özel
temsilci görevlendirmeyeceğini duyurdu.
Kofi
Annan, Kıbrıs'ta görev yapan Barış Gücü'nün görev süresinin
altı ay uzatılmasına ilişkin bir rapor açıkladı.
Annan bu son raporunda, tüm zamanını Kıbrıs'a ayıracak
bir kişinin atanması için koşulların
olgunlaşmadığını belirtti.
Genel Sekreter, tarafların tutumlarında bir değişiklik
görünmediğini, Rumların KKTC ile AB arasındaki doğrudan
ticarete karşı çıkmaya devam ettiklerini bildirdi.
"Mülk
davaları kalkmalı"
Kofi Annan raporunda, mülk davalarının iki halk arasındaki
ilişkilere ciddi bir tehlike oluşturduğunu savundu.
Annan, Kuzey Kıbrıs'ta Rumlara ait mülkleri satan veya alanlar için
uluslar arası tutuklama emri çıkarıldığını,
bu sorunun üstesinden ancak kapsamlı bir çözümle gelinebileceğine
inanıldığını da ifade etti.
Moskova yönetiminden
BM'ye eleştiri
Bu
arada, Rusya'dan Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs
politikasına eleştiriler geldi. Rusya Dışişleri
Bakanı Sergey Lavrov, BM'yi 'sorunun çözümü için dayatmalardan
kaçınmaya' çağırdı.
Moskova'da Rum Meclis Başkanı Dimitris Hıristofyas'ı
ağırlayan Lavrov, "iki tarafın da kabul edeceği bir
çözüm bulmak gerekli ama bunu dayatmak doğru değil" dedi.
Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın,
Güvenlik Konseyi üyelerine dolayısıyla da Rusya'ya daha sık
danışması gerektiğini savundu.
Erdoğan'ın gündemi:
Kıbrıs
ABD gezisi kapsamında ABD Başkanı George Bush'la dün biraya
gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugün de BM Genel
Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek. Erdoğan, Bush'un
ardından Annan'a da Kıbrıs'la ilgili taleplerini
iletecek.
Erdoğan'ın, Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un
garantörlük anlaşmalarının iptali ve Ada'dan Türk askerinin
çekilmesi gibi taleplerinin kabul edilemez olduğunu bildirmesi bekleniyor.
Erdoğan, Rum kesiminin barış görüşmeleri için yeterli
çabayı göstermediğini de dile getirecek. KKTC'ye uygulanan
ambargoların kaldırılması gerektiğini bir kez daha
hatırlatacak olan Başbakan Erdoğan, Rum tarafına
görüşmelerin başlaması için baskı
yapılmasını da isteyecek.
Erdoğan, Rumların çözüme yanaşmaması halinde bu
noktadan sonra Türkiye'nin KKTC'nin tanınması için
çalışacağını ifade edecek.
|
KKTC RAPORDAN MEMNUN |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu
Kıbrıs'la ilgili raporun genelde objektif olduğunu ifade
ederek, ''BM Genel Sekreteri'nin raporunda bizi rahatsız edecek herhangi
bir unsuru ilk bakışta ben görmedim'' dedi. BM Genel Sekreteri Annan'ın raporda yer alan tespitlerinden
bir kısmının Türk tarafının
yaklaşımlarını teyit eder nitelikte olduğunu
belirten Talat, özellikle mülkiyet sorununun ancak çözümle ortadan
kalkabileceğine ve Kıbrıs'taki taraflar arasında
işbirliğinin önemine ilişkin ifadelere dikkati çekti. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Türk halkının
çözümden yana tutumuna vurgu yapmasının ve seçimlerin bu iradenin
ürünü olduğuna dikkat çekmesinin de önemli olduğunu belirten Talat,
'çözüm yönünde adım atacak zeminin henüz
oluşmadığına' yönelik tespitin ise raporun en üzücü
yanı olduğunu söyledi. Talat, ''üzücü bir tespit, ama Rum
tarafının tutumundan dolayı bu bir gerçeklik''
dedi. |
CNN TURK 09/06/05
|
Talat, Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu
Kıbrıs raporunu destekliyor |
|
|
Lefkoşa KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs'la ilgili raporun genelde objektif olduğunu ifade ederek, BM Genel Sekreteri'nin raporunda bizi rahatsız edecek herhangi bir unsuru ilk bakışta ben görmedim. Oldukça önemli teşhisleri var dedi. Cumhurbaşkanı
Talat, bir kabulü sırasında, gazetecilerin soruları üzerine
Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs'la ilgili
raporu değerlendirirken, raporu henüz ayrıntılarıyla
incelemediğini, genel bir değerlendirme yapabileceğini ifade
ederek, Genelde objektif bir rapor, bizi rahatsız eden bir durum yok
dedi. BM Genel Sekreteri
Annan'ın raporda yer alan tespitlerinden bir kısmının
Türk tarafının yaklaşımlarını teyit eder
nitelikte olduğunu kaydeden Talat, özellikle mülkiyet sorununun ancak
çözümle ortadan kalkabileceğine ve Kıbrıs'taki taraflar
arasında işbirliğinin önemine ilişkin ifadelere dikkati
çekti. BM Genel Sekreteri'nin
Kıbrıs Türk halkının çözümden yana tutumuna vurgu
yapmasının ve seçimlerin bu iradenin ürünü olduğuna dikkat
çekmesinin de önemli olduğunu belirten Talat, çözüm yönünde adım
atacak zeminin henüz oluşmadığına yönelik tespitin ise
raporun en üzücü yanı olduğunu söyledi. Talat, Üzücü bir tespit,
ama Rum tarafının tutumundan dolayı bu bir gerçeklik dedi. Cumhurbaşkanı
Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretine
ilişkin bir soru üzerine de, temasların sonuçlarını
almadıklarını, ancak basına
yansıdığına göre ziyaretin oldukça olumlu geçtiğini
belirterek, ABD'nin izolasyonların kaldırılması
konusundaki tutumu ve bugüne kadar yaptığı katkıyı artırarak
sürdüreceği beklentimizi sağlam bir zemine oturtuyor dedi. Talat, benzer
adımları Rusya'dan da beklediklerini kaydetti. RUSYA
DIŞİŞLERİ BAKANININ GÜNEY KIBRIS TEMASLARI Rusya
Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Güney
Kıbrıs'ı ziyaret ettiğine, ancak KKTC'ye geçmediğine
işaret eden Talat, Rusya'nın Kıbrıs sorununa daha
objektif bakmasını talep eden taraf olarak bunun kendilerini memnun
etmediğini söyledi. Talat, görüşme
olması için Rusya Büyükelçiliği ile bazı temasların
olduğunu, ancak Rus Bakanın programının dolu
olduğu gerekçesiyle Kuzey'e geçmediğini kaydetti. (aa) |
|
HURRIYET 09/06/05
|
Bushtan Ricea KKTC talimatı |
|
|
BAŞBAKAN Erdoğan, görüşmede ABDli senatörlerin KKTC ziyareti nedeniyle Busha teşekkür etti. Erdoğan Busha, KKTCye yönelik izolasyonun kaldırılması amacına yönelik olarak, Ercan Havaalanı ile Washington arasında doğrudan uçuşların başlatılması konusunu da iletti. Bush da, Erdoğanın yanında Dışişleri Bakanı Condoleezza Ricea, bu konuyu incelemesi talimatını verdi. Erdoğan, Rumların tutumunun eleştirildiği BM Genel Sekreteri Kofi Annanın raporunun bir yıldır BM Güvenlik Konseyinde görüşülmemesinden de yakınarak, Bushtan bu konuda destek istedi. Bush da, referandum sürecinde Türk tarafının tavrını takdir ettiğini belirterek, çözüm sürecine katkı sağlayacağını bildirdi. |
|
KIBRIS 09/06/05
Kıbrıs Türkü barış istiyor
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın 6 Haziran'da Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs
raporu, Güvenlik Konseyi belgesi olarak yayınlandı:
Kıbrıs Türkü
barış istiyor
TEMSİLCİ ATAMAK
İÇİN UYGUN ZAMAN DEĞİL... "İyi niyet görevimi
yürütmek amacıyla tam mesai çalışacak bir temsilci atamak için
uygun zaman değil"
TALAT TARTIŞMASIZ
LİDER..."Nisan seçimleri, Talat'ın tartışmasız
liderliğini ortaya koydu... Seçim sonuçları Kıbrıs
Türkü'nün Kıbrıs konusuna barışçı bir çözüm yönündeki
taahhüdünü sürdürdüğünü gösteriyor"
TÜRK TARAFI
GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASINI İSTİYOR...
"Kıbrıs Türk liderliği ve Türkiye, adada kalıcı
barış için görüşmelerin başlaması
çağrılarını yineliyor"
MAL-MÜLK SORUNU ANCAK
ÇÖZÜMLE HALLEDİLİR..."Mal-mülk konusunda davaların
artması, bireysel ilişkiler ve uzlaşma süreci
açısından çok büyük tehdit... Mal-mülk konusu aşırı
hassas bir konu ve ancak kalıcı bir çözüm bunu kapatabilir"
BM Genel Sekreteri Kofi
Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu son Kıbrıs raporunda,
Kıbrıs Türkü'nün barış iradesinin sürdüğüne dikkat
çekti ve Türk tarafının görüşmelerin başlaması için
çağrılarını sürdürdüğünü bildirdi.
Ancak Annan,
Kıbrıs'ta soruna çözüm bulmak amacıyla iyi niyet görevini
yürütmek için tam mesai çalışacak bir temsilci atamaya uygun bir
dönem olmadığını vurgulayarak, Kıbrıs'taki BM
Barış Gücü (UNFICYP) misyon şefi Zbigniew Wlosowicz'in
Kıbrıs konusundaki taraflarla üst düzey temasları yürütmek için
özel temsilcisi olarak görev yapmaya devam edeceğini açıkladı.
Genel sekreter, buna
rağmen en üst düzey BM yetkililerinin taraflar arasında nabız
yoklamak amaçlı temaslarını ileriki dönemde de sürdüreceklerini
kaydetti.
Annan, mal-mülk sorununa da
ancak kalıcı bir çözümün son vereceğini vurguladı.
Annan, Kıbrıs ile
ilgili son raporunu BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) sundu. Genel sekreterin 6
Haziran 2005 tarihinde sunduğu rapor BMGK belgesi olarak
yayınlandı. Raporda önemli konulara değinilirken
"Kıbrıs Türk Liderliği ve Türkiye'nin Kıbrıs
sorununa çözüm bulmak amacıyla, 'Kıbrıs Sorununun Kapsamlı
Çözümü' (Annan Planı) çerçevesinde görüşmelerin yeniden
başlatılması çağrılarını
yinelediği" vurgulanıyor. Raporda, planla ilgili referanduma
atıfta bulunularak bunun Kıbrıslı Türkler tarafından
kabul edildiği ancak Kıbrıslı Rumların planı
reddettiği anımsatılıyor.
Annan, raporunda, Kuzey'de
Nisan ayında gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin Mehmet Ali Talat'ın tartışmasız lider
olduğunu ortaya koyduğunu belirterek seçim sonuçlarının, Kıbrıs
Türkü'nün Kıbrıs konusunda barışçı taahhüdünü
sürdürdüğünü gösterdiğini vurguladı.
AB üyeliğinin
Kıbrıs'a yararlarının ortada bulunduğunu ifade eden
Annan, ancak üyeliğin mal-mülk konusunda yeni davaların ve
uyuşmazlık cephelerinin açılmasına neden olduğunu
kaydetti.
Raporda konuyla ilgili
şöyle denildi:
"Mal-mülk konusunda
davaların artması bireysel ilişkiler ve uzlaşma süreci
açısından çok büyük tehdit Mal-mülk konusu çok hassas bir konu ve
ancak kalıcı bir çözüm bunu kapatabilir".
İlişkilerin
gelişmesi için işaret küçük...
Annan raporunda, referandum
sonrası durağan bir dönem yaşandığını
belirterek, iki taraf arasındaki ilişkilerin gelişmesi için
işaretin "küçük" olduğunu belirtti. Raporda, iki taraftan
siyasi partilerin Slovak Büyükelçiliği organizasyonunda aylık
toplantılar yaptıkları kaydedilerek, CTP, AKEL ve DİSİ
liderlerinin ayrı toplantılarda bir araya geldikleri ancak bu
görüşmelerden kalıcı bir anlaşmaya destek yönündeki genel
açıklamalar haricinde bir ilerleme çıkmadığı
belirtildi.
Ateşkes hattıyla
ilgili durumun da yer aldığı raporda, buradaki durumun genelde
sakin olduğu ancak bazı istisnalar bulunduğu kaydedilerek, bir
Türk askerinin RMMO askeri tarafından hava tüfeğiyle vurularak
yaralanması olayına yer verildi. Raporda, sınır
bölgelerinde "küçük" denilebilecek bazı olaylar daha meydana
geldiği kaydedildi ancak ayrıntı verilmedi. Annan raporunda bu
"küçük" olayların sayısında da geçtiğimiz
yıllara göre düşüş olduğunu belirtti.
Söz konusu
"küçük" olayların genelde iki tarafın askeri güçlerinin çok
yakın olduğu noktalarda meydana geldiği kaydedilen raporda, BM
Barış Gücü'nün yakın noktalardaki bazı pozisyonlarda
değişiklik yapılması ve karşılıklı
olarak buraların boşaltılması önerisi getirdiği ancak
bunun iki tarafça da reddedildiği kaydedildi.
Türk tarafı UNFICYP'e
kısıtlamaları kaldırdı
Annan, raporunda,
Kıbrıs Türk tarafının BM Barış Gücü'ne 2000
yılı Temmuz ayından bu yana uyguladığı
kısıtlamaları kaldırdığını ifade
ederek, bunun BM Barış Gücü'nün ara bölgedeki
çalışmalarını
kolaylaştırdığını kaydetti. Annan, ancak Akyar'daki
askeri statükonun değişmediğini, buna ek olarak BM'nin,
Maraş'taki statükonun devamından Türkiye Hükümeti'ni sorumlu tutmaya
devam ettiğini söyledi.
Mayın temizliği
Raporunda
Kıbrıs'taki mayın temizleme çalışmalarından da
bahseden Annan, çalışmaların başlamasından bu yana 250
bin metrekare yerin tarandığını, ara bölgede RMMO'ya ait
mayın tarlalarından 400 anti-personel, 900 de anti-tank
mayınının temizlenerek imha edildiğini kaydetti.
Annan, BM Barış
Gücü'nün, Türk Askeri Güçleriyle mayınların temizlenmesi konusundaki
görüşmelerinde ilerleme olduğunu ancak henüz tam anlaşmaya
varılmadığını kaydetti.
7 milyon geçiş
Annan raporunda yer alan
önemli bilgilerden biri de, kapılar açıldıktan sonra, 20
Mayıs 2005'e kadar olan sürede kuzey ve güney arasında 7 milyon
geçiş yapılmış olması.
Raporda, geçişler
sırasında dikkate alınmayacak kadar küçük birkaç sorun haricinde
problem yaşanmadığı kaydedildi.
Raporda açık bulunan
dört kapıya ek olarak Bostancı ve Uzun Yol olarak da bilinen
Lokmacı kapılarının açılmasıyla ilgili bilgi de
aktarıldı.
Annan, söz konusu yeni
kapılarla ilgili çeşitli güçlüklerle
karşılaşıldığını, gecikmenin nedeninin
bu sorunlar olduğunu, Bostancı kapısının yakında
açılmasının beklendiğini ifade etti.
Ara bölge üzerinden
ticaretin teknik ve siyasi konular yüzünden sınırlı
kaldığı kaydedilen raporda, AB Komisyonu'nun kuzey için
öngördüğü 259 milyon Euro'luk yardım paketinin, Kıbrıs Türk
tarafınca Direkt Ticaret Tüzüğüyle birlikte uygulamaya geçmesi
halinde kabul edileceği ancak Güney'in buna karşı
çıkması nedeniyle yardımın henüz gerçekleşmediği
ifade edildi.
Güzelyurtlu olayı
Annan raporunda,
Güzelyurtlu cinayetine de değinilerek, iki taraf arasındaki resmi
temasların yüksek derecede güvensizlik nedeniyle darbe
aldığı vurgulandı.
Raporda, cinayetle ilgili
bilgi aktarılarak, zanlıların kuzeyde
tutuklandığı, delillerin ise güneyde kaldığı,
BM'nin iki taraf arasındaki tüm arabuluculuk çabalarına rağmen
bir gelişme olmadığı ve zanlıların serbest
bırakıldığı kaydedildi. Bu olayın ateş
hattı üzerinde meydana gelen uyuşturucu trafiği, yasa
dışı göç, insan kaçakçılığı,
kaçakçılık gibi vakaların arttığının bir
göstergesi olduğu vurgulanan raporda, söz konusu vakaların iki
tarafın işbirliği ve temaslarını
artırmasını ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyduğu
belirtildi.
Raporda, tüm bunların,
iki taraf arasında işbirliği yapılmaması halinde ne
gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğini de gösterdiğine işaret
edildi.
Raporda, Rumların
güneyde bir Türk okulu açılması için BM Barış Gücü'ne
taahhütte bulunduğuna işaret edildi.
Annan raporunda, adada
durumun sakin olduğunu ancak siyasi bir ilerleme olmaması nedeniyle
Rumlar ve Türkler arasındaki güvensizliğin askeri açıdan bir
tehdit algısına yol açtığını kaydederek, bu durumda
BM Barış Gücü'nün adadaki varlığını devam ettirmesinin
ateşkes ve kalıcı çözüm yönündeki çabaları cesaretlendirmek
için gerekli olduğunu vurguladı.
Bu çerçevede BM
Barış Gücü'nün görev süresinin altı ay daha
uzatılmasını öneren Annan, Wlosowicz'e ve BM Barış
Gücü Komutanı Tümgeneral Figoli'ye, UNFICYP'ın tüm personeline
gösterdikleri çabalar ve fedakarlıktan dolayı teşekkür etti.
Rumların tepkisi
Öte yandan Fileleftheros ve
diğer gazeteler, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik
Konseyi'ne, UNFICYP'in görev süresinin uzatılmasına ilişkin sunduğu
rapora ayrıntılarıyla yer verdiler.
Fileleftheros gazetesi:
"Annan Temsilci Atamıyor Ve Adada Kaygılı Sükûnet
Görüyor" başlığı altında verdiği haberinde,
Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sunmuş olduğu rapora yer verdi,
Rum Hükümeti tarafından yapılan açıklamada ise "rapordan
dolayı memnuniyet" dile getirildiğini yazdı.
Gazete, Annan'ın
raporunda, Kıbrıs sorunundaki iyi niyet misyonu çerçevesinde şu
anda bir temsilci atamasının gerekli olmadığını
belirttiğini ve UNFICYP'in görev statüsü konusunda değişiklik
isteyen ABD ve İngiltere'nin aksine, hiçbir görev
değişikliği ya da kısıntı önermediğini
yazdı.
Habere göre Annan
raporunda, "Kıbrıs'taki durumun sakin olduğunu, ancak
kalıcı bir siyasi sürecin bulunmamasından ötürü Kıbrıs
Rum ile Kıbrıs Türk tarafı arasındaki güvensizliğin
sürdüğünü" belirtirken, KKTC'deki seçimlere değinerek
"Kıbrıslı Türklerin Mehmet Ali Talat'ı kuşku
götürmez liderleri olarak seçtiklerini" de vurguladı.
Gazete, Annan'ın,
diğer raporlarından farklı olarak UNFICYP'in adadaki her iki tarafla
da işbirliği içerisinde olduğunu belirttiğini ve UNFICYP'in
KKTC'de dolaşımındaki sınırlamaların
kaldırılmış olmasından ötürü de memnuniyetini dile
getirdiğini yazdı.
Annan, raporunda mülk
konularına ise, "Kıbrıs Türk makamlarının"
mahkeme celplerini dağıtacak kişileri
tutuklayacağını açıklamış olduğuna
değinerek, her iki tarafta da mülkler konusunda davaların
artış gösterme eğiliminin, insani ilişkiler ve barış
sürecine zarar verme tehlikesi taşıdığını
belirtti. Annan "Mülkiyet hakları çok hassas bir konu olmaya devam
etmektedir ve sadece Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bir çözümün bu
konuyu kapatacağı geniş anlamda kabul edilmektedir"
ifadelerini kullandı.
Annan, iki tarafın
adadaki askeri operasyon ve faaliyetlerinde bir değişiklik
yapmadıklarını belirtirken, Türk askerlerinin
sayısının ve cephane ile silahlarının da aynı
kaldığını kaydetti.
Rum Hükümeti
tarafından yapılan açıklamada ise, Annan'ın raporundan
duyulan "memnuniyet" dile getirilirken, "karşı
olduğu bazı noktalar bulunduğu" ifade edildi.
Terminolojiden
rahatsız oldular
Gazete Rum
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun yaptığı
açıklamada, Rum Hükümeti'nin raporda karşı
çıktığı bazı noktalar olduğunu söylediğini
belirterek, bu noktaların "kullanılan terminoloji,
Kıbrıs Cumhuriyeti'ne değinilmemesi ve her şeyin eşit
tutulması çabası" olduğunu ifade ettiğini yazdı.
Raporda Mehmet Ali Talat'a
övgüler yapıldığına, Talat'ın seçilmesinin
Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki isteğini
gösterdiğinin belirtildiğine işaret ederek, bunların,
"adaletsiz (keyfi) sonuçlar" olduklarını iddia etti.
Yakovu, raporda BM Genel
Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna dair özlü hiçbir şeyin
bulunmadığını da belirterek, Annan'ın "şu
anda yeni bir temsilci atamayacağı" şeklindeki
açıklamasına ilişkin olarak da "bir takım süreçler başladığı
ve bunlar henüz tamamlanmadığı için raporun daha farklı bir
şekilde sonuçlanamayacağını" söyledi.
Öte yandan Rum Hükümet
Sözcüsü Vekili Marios Karoyan da Annan raporunu ilişkin açıklamada
bulundu.
Karoyan, Annan'ın,
raporunda yer alan "mülklere ilişkin davaların
artmasının insani ilişkiler için tehdit
oluşturduğu" şeklindeki görüşüne cevaben
yaptığı açıklamada, Kıbrıs Rum
tarafının "tam aksi bir değerlendirmeye sahip
olduğunu" ifade etti.
Habere göre Karoyan
"Herkesin kendi malını talep etme hakkının yok
edilemez olduğunun uluslar arası anlaşmalarla tescil
edilmiş olduğunu ve uluslararası hukukun temel ilkesini
oluşturduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuşarak
"Kıbrıs Rum mallarının satışına
bazı sınırlamalar getirilmemesi ya da Türk tarafına bu yasa
dışı süreci durdurması gerektiğinin söylenmemesi
durumunda, daha fazla soruna sebep olacağının kuşku
götürmediğini" iddia etti.
DİSİ
Başkanı Nikos Anastasiadis ise, Annan raporunda yer alan
"Kıbrıs Türk ve Rum partilerinin temaslarına rağmen
Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanmadığı"
şeklindeki söyleme karşılık, kararları alanların
ya da müzakere edenlerin partiler değil liderler olduğunu ifade etti.
KS EDEK Başkanı
Yannakis Omiru ise açıklamasında, "BM tarafından
Kıbrıs'ta normalliğin bulunmadığının,
anormal bir durumun mevcut olduğunun, işgal askeri bulunduğunun
ve Barış Gücü'nün varlığının gerekli
olduğunun anlaşılmakta olmasından ötürü" UNFICYP'in
görev süresinin uzatılmasını "olumlu" olarak
değerlendirdi.
Politis gazetesi: "Üç
Dikenli Rapor -Annan UNFICYP'in Görev Süresinin Uzatılmasını
Öneriyor" başlıkları altında verdiği haberinde,
Rum Hükümeti'nin Annan'ın raporundan genel hatlarıyla memnun
olduğunu ancak raporda "3 diken" olarak adlandırılan
noktaların bulunduğunu yazdı.
Gazete, bu 3
"dikenden" ilkinin "mallar konusundaki dava
başvurularındaki artışın yarattığı
tehlikeler", ikincisinin, "Türk ordusunun ve silahlarının
aynı durumda kaldığının belirtilmesi", üçüncüsünün
ise "her iki tarafa da kendi yorumunu yapmasına imkân veren
maddeler" olarak ortaya koyarken, Karoyan'ın bu konulardaki
açıklamalarına yer verdi.
Habere göre Karoyan,
raporda "Türk ordusunun ve silahlarının aynı düzeyde
kaldığı" şeklindeki ifadeye değinerek "Türk
askerinin sayısının artırılmasına gerek kalmadan,
teçhizatını artırmanın birçok şekli olduğunu ve
Rum Hükümeti'nin Türk ordusunun düzeyinin yükseltildiğine dair verilere
sahip olduğunu" iddia etti.
Gazete, "her iki
tarafa da kendi yorumunu yapmasına imkân veren maddeler" konusunda
ise Karoyan'ın, "Kıbrıs Türk işadamının
öldürülmesi konusunda Kıbrıs Cumhuriyeti'nin işbirliği
noksanlığına" yapılan değinmeyi örnek
gösterdiğini yazdı.
Habere göre Karoyan:
"Olaylar tam olarak bu şekilde değildir. Aksine, suçun
aydınlatılması yönünde hükümetin büyük katkıda
bulunduğunu UNFICYP'in adamları da biliyorlar" şeklinde
konuştu.
Diğer gazeteler ise
haberi şu başlıklarla aktardılar:
Simerini gazetesi:
"Göçmenlere Annan Saldırısı".
Alithia gazetesi:
"Annan'dan Yine Veryansın- Dava Başvurularının
Tehlikeleri ve Kıbrıs Türk Tarafının İyi Niyetinden
Bahsediyor".
Haravgi gazetesi:
"UNFICYP Olduğu Gibi Kalıyor".
KIBRIS 09/06/05
Bush, umut Verdi
Türkiye Başbakanı
Erdoğan, dün bir araya geldiği ABD Başkanı Bush'un,
izolasyonların kaldırılması ve ABD kongre üyelerinin Kuzey
Kıbrıs'a ziyaretlerinin daha ileriye taşınması
konusuna olumlu baktığını söyledi
Bush, umut verdi
ERDOĞAN: TÜRK
TARAFININ TAVRI TAKDİR EDİLDİ... ABD Başkanı George
Bush'un Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların
kaldırılmasına ve ABD kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs'a
doğrudan ziyaretlerinin daha ileriyle taşınması konusuna
olumlu baktığını belirten Başbakan Erdoğan, ABD
başkanının, özellikle 24 Nisan Referandumu'yla ilgili konularda
Türkiye'nin göstermiş olduğu tavrı takdir ettiğini
kaydetti. Erdoğan, bundan sonraki süreçle ilgili olarak adım
atması gerekenlerin, karşı taraf olduğu düşüncesini
ABD başkanında gördüğünü de söyledi
BUSH: ÇOK ZENGİN VE
VERİMLİ BİR GÖRÜŞME OLDU... Türk-Amerikan
ilişkilerini, "çok önemli stratejik ilişkiler" olarak
nitelendiren ABD Başkanı Bush,"Erdoğan ile birçok konuda
çok kapsamlı görüşmelerde bulunduk. Bunun sebebi de, Türk Amerikan
ilişkilerinin çok önemli stratejik ilişkiler
olmasıdır" dedi. ABD Başkanı, Erdoğan ile
görüşmesinde Türkiye ve Amerika'yı ilgilendiren dış
politika konularını da ele aldıklarını belirterek,
"Bütünüyle değerlendirirsek, çok zengin ve verimli bir görüşme
oldu" dedi
GÜL: BARIŞ
İÇİN AMERİKAN DESTEĞİ SÜRECEK... ABD
Dışişleri Bakanı Condileezza Rice ile görüşen Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül de, görüşmede, Kıbrıs konusundaki beklentilerini
dile getirildiğini söyledi. "Kıbrıs konusunda kendisinden
gayet iyi şeyler işittim. Gayet verimli bir görüşme oldu"
diye konuşan Gül, Kıbrıs konusunda Rice'ın, BM Genel
Sekreteri'nin önderliğinde kalıcı bir barışın
oluşması yönünde Amerikan desteğinin devam edeceği ve daha
çok adım atılacağını söylediğini kaydetti
Mart tezkeresinin
ardından bozulan ABD -Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi ve KKTC'ye
yönelik izolasyonların kaldırılması konusunda ABD
Başkanı George Bush'un desteğini almak üzere ABD'ye giden
Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, Bush'tan olumlu tepki
aldı.
ABD Başkanı
George Bush'un Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların
kaldırılmasına ve ABD kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs'a
doğrudan ziyaretlerinin daha ileriyle taşınması konusuna
olumlu baktığını belirten Başbakan Erdoğan, ABD
başkanının, özellikle 24 Nisan referandumuyla ilgili konularda
Türkiye'nin göstermiş olduğu tavrı takdir ettiğini
kaydetti. Erdoğan, bundan sonraki süreçle ilgili olarak adım
atması gerekenlerin, karşı taraf olduğu düşüncesini
ABD başkanında gördüğünü de söyledi.
Erdoğan-Bush
görüşmesinde ağırlıklı olarak Türkiye-ABD
arasındaki stratejik ilişki üzerinde durulurken, Kıbrıs
konusunun yanı sıra uluslar arası güvenlik, Ortadoğu ve
ekonomik ilişkiler de gündeme geldi. Erdoğan, Ercan
Havaalanı'na, Amerikalı kongre üyelerinin ziyaretinin daha ileri
taşınması düşüncesini Bush'a ifade ettiklerini, ABD
başkanının bu sürece olumlu baktığını
söyledi.
"Çok zengin ve verimli
bir görüşme"
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan ile ABD Başkanı George Bush, yaklaşık bir saat
süren görüşmelerinin ardından basına yaptıkları
açıklamalarda, özellikle iki ülke arasındaki ilişkilerin
"stratejik ortaklık" boyutunu vurguladılar.
İlk sözü alan ABD
Başkanı Bush, Türk-Amerikan ilişkilerini, "çok önemli
stratejik ilişkiler" olarak nitelendirdi. ABD Başkanı,
"Erdoğan ile birçok konuda çok kapsamlı görüşmelerde
bulunduk. Bunun sebebi de, Türk Amerikan ilişkilerinin çok önemli
stratejik ilişkiler olmasıdır" dedi.
Başbakan Erdoğan'a,
Geniş Ortadoğu Projesine verdiği güçlü destek
dolayısıyla memnuniyetini bildirdiğini ifade eden Bush,
"Türkiye'nin demokrasisi, Ortadoğu'daki insanlar için önemli bir
örnek. Ben de Erdoğan'a bu yöndeki liderliği için teşekkür etmek
istiyorum. Ayrıca Başbakan'a Türkiye'nin Afganistan'daki liderlik
rolü dolayısıyla da teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Bush, Erdoğan'ın
Afganistan ziyaretiyle ilgili izlenimlerinden çok etkilendiğini,
bunları dikkate alacağını kaydetti.
ABD Başkanı,
Erdoğan ile görüşmesinde Türkiye ve Amerika'yı ilgilendiren
dış politika konularını ele aldıklarını,
bunlar arasında en önemlilerinden birinin İsrail ile yan yana
barış içinde bir Filistin devletinin kurulması konusu
olduğunu söyledi.
Başkan Bush,
Başbakan Erdoğan'ın kendisine, Türkiye'ye daha fazla Amerikan
yatırımı yapılması konusunu gündeme getirdiğini,
kendisinin bu yönde yardımcı olmaya
çalışacağını bildirdi. Bush, "Bütünüyle
değerlendirirsek, çok zengin ve verimli bir görüşme oldu" dedi.
"Bundan sonra
adım atması
gereken taraf
karşı taraftır"
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan da, Bush'un ardından gazetecilere yaptığı
açıklamada, "Bu görüşmede, Türk Amerikan siyasi
birlikteliğinin, geleceğe yansımasını
değerlendirme imkanı bulduk" dedi.
Erdoğan, Bush ile
görüşmesinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs
raporunun BM'de değerlendirilip neticesinin açıklanmasının
aradan bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen
gerçekleşmediğini ve bunu anlamakta güçlük çektiklerini ABD
başkanına aktardığını kaydetti.
Başbakan Erdoğan,
ABD Başkanı Bush ile görüşmesinin ardından Washington'daki
Willard otelinde yaptığı basın toplantısında da,
Amerikalı kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'nı kullanarak
KKTC'yi ziyaretinin daha ileri taşınması düşüncelerini
Bush'a ifade ettiklerini belirtirken, ABD başkanının bu sürece
olumlu baktığını, özellikle 24 Nisan referandumuyla ilgili
konularda Türkiye'nin göstermiş olduğu tavrı takdir
ettiğini söyledi. Erdoğan, bundan sonraki süreçle ilgili olarak
adım atması gerekenlerin, karşı taraf olduğu
düşüncesini ABD başkanında gördüğünü kaydetti..
Bölgesel dinamikler
açısından, Geniş Ortadoğu Projesini de ele
aldıklarını belirten Başbakan Erdoğan, görüşülen
diğer konular arasında Kıbrıs, Irak, Afganistan,
İsrail ve Filistin konularını saydı.
Erdoğan, "Amerika
ile Türkiye arasındaki bu dayanışmanın geleceğe
özgüvenle yürümesini de değerlendirdik. Güven ve istikrar ülkesi olarak
Türkiye'nin Amerikan yatırımlarına açık olduğunu ifade
ettim. Başkan Bush'un bu konuya pozitif bakışı bizi memnun
etti. Bu stratejik birlikteliği, geleceğe doğru güvenle
yürüteceğiz" dedi.
Erdoğan-Bush
görüşmesine Amerikan tarafından Dışişleri Bakanı
Condeleezza Rice, Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley,
Savunma Bakan Vekili Gordon England ve Ankara Büyükelçisi Eric Edelman
katıldı.
TC Başbakanı
Erdoğan, Bush ile görüşmesinden önce Amerikan-Türk Konseyi'nin (ATC)
24'üncü yıllık konferansında yaptığı
konuşmada, Kıbrıs konusunda Türk tarafının 24 Nisan
referandumuyla attığı adıma karşılık,
Kıbrıs Türkleri'ne yönelik izolasyonun devam etmesini anlamakta
güçlük çektiklerini belirtirken, bir İngiliz ticari heyetinin ve Amerikan
kongre üyelerinin KKTC'ye gitmesinin olumlu olduğunu ancak daha fazla
adım atılmasının beklendiğini kaydetti.
Gül: Kalıcı bir
barışın oluşması yönünde
Amerikan desteği devam
edecek
Öte yandan, ABD
Dışişleri Bakanı Condileezza Rice ile görüşen TC
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, görüşmede, Kıbrıs konusundaki beklentilerini dile
getirildiğini söyledi.
Abdullah Gül,
görüşmenin ardından Washington'da Türk basınına
yaptığı değerlendirmede, "yararlı bir
görüşme oldu. Bu görüşmeden ben çok memnun kaldım. Kendisi de
çok memnun kaldı. Birçok konuyu gözden geçirdik. Türkiye ile ABD
arasındaki müttefiklik anlayışını bir kez daha teyit
ettik. Bu ilişkilerin bugün güçlü olduğunu, bundan sonra da güçlü
olacağını, bunun için karşılıklı olarak
beraber çalıştığımızı bir kez daha teyit
ettik" diye konuştu.
Gül, "Tabii ki
beklentilerimiz var. Kıbrıs konusundaki mücadelede beklentilerimiz
olduğunu anlattım. Kendisinden gayet iyi şeyler işittim bu
konularda. Gayet verimli bir görüşme oldu" dedi.
Kıbrıs konusunda
Rice'ın, BM Genel Sekreteri'nin önderliğinde kalıcı bir
barışın oluşması yönünde Amerikan desteğinin
devam edeceği ve daha çok adım atılacağını söylediğini
aktaran Gül, kendisinin de, son dönemde Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi
ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini anlattı.
Abdullah Gül, "Çünkü bir taraf uzlaşmaya gidiyor, cezalı
durumda. Diğer taraf, uzlaşmayı reddediyor ama hiçbir maliyetini
ödemiyor. Gayet açıkça konuştum. Bundan sonraki planlarda siyasi
uzlaşmayı bulmak için maliyetinin de görülmesi gerektiğini
konuştum" dedi.
KIBRIS 09/06/05
Avrupa Konseyi'nden Kıbrıs ara kararı
|
AİHM'İN
SAPTADIĞI İHLALLER Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıs Rum kesiminin
yaptığı "4. devlet başvurusuna" ilişkin
2001 yılında Türkiye aleyhine verdiği hükmün
uygulanmasıyla ilgili bir ara karar yayınladı KKTC'DE YAŞAYAN
RUMLARIN HAKLARI Konsey, KKTC'de yaşayan Rumların eğitim
hakkı, din özgürlüğü ve askeri mahkemelerle ilgili önemli
adımlar atıldığını belirtti, ancak kayıp
kişilerin akıbeti hakkında daha etkili araştırma
yapılmasını istedi KAYIPLAR KONUSU
Kayıp kişilerin durumuyla ilgili yeterli ve etkili
çalışma yapılmadığı görüşüne varılan
ara kararda, bu konuda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği
kaydedildi. Kayıp Şahıslar Komitesi'nin faaliyetlerinin 2004
sonunda canlandırıldığı hatırlatılan
kararda, sadece bu komitenin çalışmalarına bağlı
kalınmaması çağrısında bulunuldu Avrupa Konseyi Bakanlar
Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM)
Kıbrıs Rum kesiminin yaptığı "4. devlet
başvurusuna" ilişkin 2001 yılında Türkiye aleyhine
verdiği hükmün uygulanmasıyla ilgili bir ara karar
yayınladı. Bakanlar Komitesi
adına büyükelçiler seviyesinde toplanan Delegeler Komitesi'nde kabul
edilen ara kararda, KKTC'de yaşayan Rumların eğitim
hakkı, din özgürlüğü ve askeri mahkemelerle ilgili AİHM'nin
saptadığı ihlallerin giderilmesi yönünde önemli adımlar
atıldığı belirtildi. Ara kararda, bununla
birlikte kayıp kişilerin akıbetine ilişkin olarak daha
etkili araştırma yapılması istendi. Bakanlar Komitesi,
AİHM'nin saptadığı ihlallerin giderilmesini denetlemekten
yükümlü bulunuyor. Ara karar AİHM 2001
yılında, Rumların yaptığı "4. devlet
başvurusuyla" ilgili Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'nin (AİHS) 14 maddesini ihlal ettiği görüşüne
varmıştı. "KKTC'de
yaşayan Rumların çocuklarının özellikle orta dereceli
eğitim hakkından mahrum bırakıldığı ve
ilkokul kitaplarının sansüre uğradığı
gerekçesiyle AİHM'nin ihlal kararı verdiği"
hatırlatılan ara kararda, "KKTC'de Rumlar için açılan
orta dereceli okulun, bu ihlalin giderilmesini önemli ölçüde
sağladığı" belirtildi. "AİHM'nin yine
KKTC'de rahip atanmasına karşı çıkılarak Rumların
din özgürlüğünün ihlal edildiği yolunda karar verdiği"
kaydedilen ara kararda, "bu konudaki engellemenin
kaldırılmasının da tatmin edici bulunduğu"
ifade edildi. Ara kararda, KKTC'de
sivillerin askeri mahkemede yargılanmasına ilişkin
AİHM'nin verdiği ihlal kararına da atıfta bulunuldu ve bu
konuda da gerekli tedbirlerin alınması sonucu ihlalin ortadan
kaldırıldığı belirtildi. Kayıp kişilerin
durumu Kayıp kişilerin
durumuyla ilgili yeterli ve etkili çalışma
yapılmadığı görüşüne varılan ara kararda, bu
konuda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği kaydedildi. Kayıp
Şahıslar Komitesi'nin faaliyetlerinin 2004 sonunda
canlandırıldığı hatırlatılan kararda,
sadece bu komitenin çalışmalarına bağlı
kalınmaması çağrısında bulunuldu. Bakanlar Komitesi,
AİHM'nin saptadığı ihlallerin giderilmesini denetlemekle
yükümlü. |
KIBRIS 09/06/05
Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri Ledra Palace'ta bir araya
geldi
Bazı Türk ve Rum
siyasi parti başkan ve yetkilileri Slovak Büyükelçisi Jan Varso
tarafından düzenlenen rutin ortak toplantılar çerçevesinde dün ara
bölgedeki Ledra Palace Otel'de bir araya geldi.
Ev sahipliğini
Demokrat Parti'nin yaptığı toplantıya CTP'den Genel
Başkan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Dr. Mustafa Yektaoğlu; DP'den
Genel Başkan, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
Kudret Akay, Atay Raşid, Mehmet Tancer; TKP'den Güngör Günkan, Arif Yakup
Sarıca; YKP'den Rasıh Keskiner, Alpay Durduran; BDH'dan Genel
Başkan Mustafa Akıncı, Münür Altuner; KSP'den Kazım Öngen,
BKP'den İzzet İzcan ve Hediye Kurucu katıldılar.
Toplantıda PRIO
yetkilisi, bağımsız araştırmacı Mete Hatay da yer
aldı.
Güney Kıbrıs'tan
ise ADİK, AKEL, Kıbrıs Yeşiller Partisi, DİKO,
DİSİ, EDEK ve Birleşik Demokratlar'dan temsilciler yer
aldı.
Slovak Büyükelçisi Jan
Varso toplantının basına açık bölümünde
yaptığı konuşmada, DP'nin isteği üzerine
Kıbrıs'taki "yerleşikler" konusunu ele
alacaklarını söyledi.
Varso, Avrupa Demokratik
Çağdaşlaşma Partisi'nin Ledra Palace'taki ortak
toplantılara katılmayacağını da açıkladı.
Konuşmasında,
geçmiş toplantılara katılan BKP Dışilişkiler
Sekreteri Özker Özgür'ün 3 aydır Londra'da tedavi gördüğünü
anımsatan Varso, İzcan'dan geçmiş olsun dileklerini Özgür'e
iletmesini istedi.
Slovak
Dışşleri Bakanı 23'ünde gelecek
23-24 Haziran tarihlerinde
Slovakya Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs'ta
bulunacağını kaydeden Varso, parti temsilcilerine, "iki
toplumlu görüşmelerinin başlaması ihtimali"nin konu
edileceği bir yemekli toplantı davetinde bulundu.
Varso, 26 Haziran-21 Temmuz
tarihleri arasında yurt dışında olacağını da
söyleyerek bir sonraki toplantının Eylül ayında
yapılmasını da önerdi.
Varso
konuşmasını, bir önceki toplantı sonrasında
yapılan, tarafların Annan planıyla ilgili endişelerinin
daha iyi anlaşılabilmesi için mevcut durumun ele
alındığının belirtildiği açıklamayı okuyarak
tamamladı.
Denktaş:
Nüfus konusunun
büyüttükleri
boyutta
olmadığı görüldü"
Ev sahipliğini
Demokrat Parti'nin yaptığı toplantıda "nüfus"
konusu da ele alındı.
Toplantının
bitiminde basına değerlendirmelerde bulunan DP Genel
Başkanı Başbakan Yardımcısı
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye kökenli KKTC
vatandaşları konusunun Rum tarafının büyüttüğü boyutta
olmadığının görüldüğünü belirtti. Denktaş,
"Propaganda malzemesi olarak kullandıkları bir konuyu gerçek
rakamları vermek suretiyle ellerinden aldık" dedi.
Toplantı sonunda Jan
Varso, bir sonraki toplantının 7 Eylül Çarşamba günü saat
10:30'da yapılmasını
kararlaştırdıklarını kaydetti ve bu sefer de Rum
tarafının Güney Kıbrıs'daki nüfusla ilgili bilgilerin
sunumunu yapacağını söyledi.
Slovakya Dışişleri
Bakanı'nın 23-24 Haziran tarihlerinde Kıbrıs'ta
bulunacağını yineleyen Varso, 24 Haziran Cuma günü saat 11:30'da
Slovakya Dışişleri Bakanı'nın
katılımıyla bir toplantı yapacaklarını da
kaydetti.
Toplantıya CTP'yi
temsilen katılan Başbakan Ferdi Sabit Soyer toplantı sonunda
çalışmaları nedeniyle basına açıklama yapmadan
ayrıldı ve yemeğe katılmadı.
Denktaş: En verimli
toplantı
DP'yi temsilen
toplantıya katılan Başbakan Yardımcısı
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, geçmiş
toplantılarda sorunlu konulara girilmekten
kaçınıldığını kaydetti ve geçen toplantıda
yaşanan tartışma neticesinde bugün "nüfus" konusunun
masaya yatırıldığını belirtti. Denktaş,
rutin ortak toplantıların başlamasından bu yana bugün en
verimli toplantının gerçekleştirildiğini de söyledi ve
toplatıların sonuç alma değil bilgilendirme toplantısı
olduğunu kaydetti.
KKTC nüfusu ve
yerleşiklerin durumuyla ilgili rakamsal bilgileri
katılımcılara sunduklarını ifade eden Serdar
Denktaş, rakamlardan konunun Rum tarafının büyüttüğü
boyutta olmadığının görüldüğünü kaydetti.
Denktaş, gelecek yıl KKTC'de yapmayı planladıkları
nüfus sayımıyla birlikte Rum tarafının yıllardır
büyüterek, kendi halkını korkutmak ve Türkiye'yi suçlamak için
kullandığı bir konunun sona erdirilmesini
sağlayacaklarını söyledi. Denktaş, gelecek toplantıda
aynı konunun görüşülmeye devam edileceğini ve bu kez de Rum
tarafının güneydeki nüfusla ilgili rakamsal verileri
sunacağını dile getirdi.
İzcan
BKP Genel Başkanı
İzzet İzcan da toplantı sonucunda bir değerlendirmede
bulundu ve bugünkü toplantının önemine işaret etti. Nüfus
konusunun masaya yatırıldığını söyleyen
İzcan, gelecek toplantılarda da aynı konunun
tartışılmaya devam etmesinin doğru bir yaklaşım
olduğunu belirtti.
Kıbrıs sorununun
temel ayaklarından birinin nüfus olduğunu vurgulayan İzcan,
nüfus konusunda her iki tarafın da şeffaf olması
gerektiğini dile getirdi.
Türkiye'den gelen
vatandaşlar konusunun hem siyasi hem de insani boyutu olduğunun
altını çizen İzcan, bu konunun iki boyutunun da dikkate
alınması gerektiğini ifade etti ve hem insanları
mağdur etmeyecek hem de çözümü engellemeyecek şekilde
uzlaşılması gerektiğini belirtti.
KIBRIS 09/06/05
ABD'de 'KKTC açılımı' çağrısı
10 Haziran, 2005 12:37:00 (TSİ) CNN TURK
KKTC'yi ziyaret eden Amerikan Kongre heyetinin Başkanı
Ed Whitfield, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ı
harekete geçmeye çağırdı. Bakana mektup yazan Kongre üyesi,
Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesini istedi.
Whitfield
mektupta, "sayın Bakan, Kuzey Kıbrısa uçuş
seferlerinin ve ticari ilişkilerin başlatılmasının tam
zamanıdır. Bu konuda sizin önderliğinize ihtiyacımız
var diye yazdı.
Heyet Başkanı Whitfield ayrıca Kıbrıslı Türklerin
her türlü olumlu adımı atmalarına karşın,
izolasyonların kaldırılmadığına da dikkat çekti.
Whitfield mektubunda, Bush yönetiminin Kıbrısa verdiği 30
milyon dolarlık yardım paketinin yeterli
olmadığını da yazdı.
Heyet Başkanı, mektubuna bu konuda adım atmamak,
Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz tutumunu ödüllendirmek ve
Kıbrısta yeni bir başlangıç için oy kullananları
görmezden gelmek olur sözleriyle son verdi.
Bazı Rus turizm şirketlerinin de KKTC'ye doğrdan uçak seferleri
başlatmak için Rusya Dışişleri Bakanlığı
nezdinde girişimlerde bulunduğu belirtiliyor. Rusya bu konuyla ilgili
bir açıklama yapmadı.
"Annan'ın
raporu Konsey'den geçmeli"
Bu arada ABD gezisi kapsamında Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri Kofi Annan'la dün biraraya gelen Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Genel Sekreter'in BM Genel Konseyi'ne sunduğu
Kıbrıs raporunun bir an önce değerlendirilmesi gerektiğini
söyledi.
Annan'ın hazırladığı Kıbrıs raporunun BM
Güvenlik Konseyi'den bir an önce geçmesi gerektiğini belirten
Başbakan Erdoğan, "hiçbir rapor bu kadar
bekletilmemiştir" dedi.
Erdoğan, "Annan'ın hazırladığı raporda,
KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılması talebi ve KKTC'ye
destek yer alıyor. Bugünkü görüşmede BM Konseyi'nin
Annan'ın raporla ilgili hala bir karar vermemiş olması bizi
üzüyor, düşündürüyor. Bu durum Konsey'in güvenilirliği üzerinde soru
işareti yaratıyor" dedi.
Kıbrıs raporunun BM Konseyi'nden geçmesi konusunu dün ABD
Başkanı Bush'a da ilettiklerini belirten
Erdoğan, "görüşmelere devam edeceğiz. ABD
heyetinin geçtiğimiz hafta KKTC'ye Ercan Havaalanı'nı kullanarak
girmesi, izolasyonların kalkması hususunda olumlu bir adımdır"
şeklinde konuştu.
Erdoğan: BM Güvenlik Konseyi KKTC kararını vermeli
|
BM Genel Sekreteri
Annan'la görüşen Erdoğan, Güvenlik Konseyi'nin, Kıbrıs
raporu hakkında bir karar vermesini istedi. Erdoğan, Annan'la BM
binasındaki bürosunda yaptığı görüşmenin
ardından Türkevi'nde basın toplantısı düzenledi. Annan
ile görüşmesinde, Irak, Ortadoğu, Geniş Ortadoğu ve Kuzey
Afrika İnisiyatifi ve BM reform çalışmalarını ele
aldıklarını ifade eden Erdoğan,
ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunu ve BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran
Prendergast'ın son Kıbrıs seyahatini birlikte değerlendirdiklerini
anlattı. Erdoğan, Davos'tan
sonra Annan ile yaptıkları ilk görüşmeyi ve ondan sonraki
süreci değerlendirdiklerini ifade ederek, 24 Nisan Referandumu ve bu
referandumla ilgili Türklerin takındığı olumlu
tavır, bizim bu sürece vermiş olduğumuz destek... Bunları
kendileri de takdirle ifade ettiler diye konuştu. Güney
Kıbrıs'ın 1 Mayıs'tan sonra AB'ye üye oluşuyla
birlikte başlayan sürecin bir farklılık ortaya koyduğuna
dikkati çeken Erdoğan, 28 Mayıs'ta Annan'ın
hazırlamış olduğu raporda, izolasyonların kaldırılmasına
yönelik talepler ile AB üyesi ülkelerin Kuzey Kıbrıs'a vermeleri
gereken desteğin yer aldığını kaydetti. KONSEY'İN
KARAR VEREMEMESİ BİZLERİ ÜZMEKTE Erdoğan, sözlerini
şöyle sürdürdü: Bugün biz gerek basın toplantımızda,
gerek görüşmemizde şu konuyu ısrarla vurguladık: O da BM
Güvenlik Konseyi'nin, Sayın Annan'ın hazırlamış
olduğu bu raporla ilgili olarak hala bir karar verememiş
olması, bizleri üzmektedir, düşündürmektedir. Bu aynı zamanda
BM Güvenlik Konseyi'nin de güvenilirliği üzerinde soru işaretleri
meydana getirmektedir. Bunun bir defa aşılması gerekli. Bir an
önce bu kararı vermesi gerekmektedir. Bugüne kadar Genel
Sekreterliğin veya Genel Sekreterin vermiş olduğu bir rapor,
bu kadar uzun süre bekletilmemiştir, cevapsız
kalmamıştır. BM Güvenlik Konseyi'nin bu
raporuyla ilgili olarak bizler dün ABD Başkanı Bush'a da bu konuyu
ifade ettik. Bu süreçte diğer üyelerle de görüşmeye devam
edeceğiz ki, bu karar bir an önce verilebilsin. UÇUŞLAR,
GÜNEY KIBRIS'A UYARI NİTELİĞİ TAŞIYOR KKTC'ye uygulanmakta olan
izolasyonların kalkması hususunda, ABD Kongre üyelerinin KKTC'ye
direkt olarak yaptıkları ziyareti, siyasi noktada olumlu bir
adım olarak değerlendiren Erdoğan, İngiltereli
işadamlarının yapmış oldukları ziyaretin de
olumlu bir adım olduğunu kaydetti. Erdoğan, Fakat, biz bu
süreci, özellikle Ercan-Washington veya diğer ülkeler arasında bu
uçuşların başlatılmasının çok çok anlamlı
olacağını ve Güney Kıbrıs'a da bir uyarı
niteliği taşıdığının altını
çizerek vurguluyoruz dedi. KERKÜK'TE
SADDAM'IN DÜŞTÜĞÜ HATAYA DÜŞÜLMEMELİ Başbakan
Erdoğan, görüşmede, Irak'ta BM'nin mevcut inisiyatifinin daha da
artması konusunun gündeme geldiğini belirterek, özellikle
anayasanın yazımı konusunu değerlendirdiklerinin
altını çizdi. Erdoğan, Türkiye olarak bizler, bu konuda gerekli
destekleri veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Şu anda Bilkent
Üniversitesi ile müşterek bir çalışmaları
başladı, devam ediyor diye konuştu. TÜRKİYE-SURİYE
İLİŞKİLERİ Başbakan
Erdoğan, Suriye-Lübnan arasıdaki gelişmeleri de
değerlendirdiklerini ifade ederek, Suriye'nin Türkiye ile olan
sınırı, Türkiye-Suriye arasındaki gelişmeler,
Türkiye'nin özellikle demokratikleşme noktasında insan
haklarının ve hukukun üstünlüğü, terörle mücadele, güvenlik ve
refahla ilgili düşüncelerini sürekli olarak Suriyeli makamlara aktardıklarını
Genel Sekreter Annan ile paylaşma fırsatı
bulduklarını kaydetti. TÜRKİYE'NİN
BM'DEKİ GEÇİCİ ÜYELİK TALEBİ BM reform
çalışmalarıyla ilgili olarak da şu anda bir
çalışma yapıldığını anımsatan
Erdoğan, Bu çalışmalar içerisinde, özellikle daimi
temsilciliklerin dışındaki temsilciliklerin önem arz
ettiğini, bunun bir rotasyonla yapılmasının çok daha
isabetli, çok daha adil olacağını, (b) şıkkı
diye ifade edilen anlayışın, daha kapsamı geniş ve
bu kapsam çerçevesinde de bunun gözden geçirilerek adil bir hale getirilmesi
üzerinde bir konsensüs oluşması şeklinde BM üyelerini tatmin
edecek, böylece kapsamı geniş bir rotasyona tabi olan bu
anlayış, adil bir şekilde kabul görecektir diye
düşünüyoruz. "ÇEKİLMEK
MÜMKÜN DEĞİL" Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Türk askerinin adadan çekilmesi ve toprak talebi ile ilgili
bize yapılmış herhangi bir teklif yok, söylenmiş bir
şey yok. Böyle bir şey mümkün değil. Yapılması
gerekenler yapıldı, bitti dedi. ERCAN
HAVAALANI'NIN KULLANIMI Bir gazetecinin, ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, Amerikan
askerlerinin Ercan Havaalanı'nı kullanarak Irak'a uçacakları
yönündeki açıklaması bulunduğunu belirterek,
değerlendirmesini sorması üzerine Erdoğan, konudan henüz
haberdar olmadığını söyledi. Erdoğan, soruyu
yönelten gazeteciye bu bilgiyi nereden duyduğunu sordu. Bunun üzerine
Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, konuya bakacaklarını
söyledi. KEHANETTE
BULUNAMAM ABD, Türkiye'ye dönük
yumuşak politikasına karşılık ileride Türkiye'den bir
şeyler isteyecek mi? şeklindeki soru üzerine Erdoğan,
Kehanette bulunamam, böyle bir mesleğim yok. Böyle bir talep de yok
yanıtını verdi. MUHATABIMIZ
MERKEL DEĞİL... Alman Hıristiyan
Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel'in,
Türkiye'nin AB üyeliğini, Kıbrıs'la ilgili adımlar
atmasıyla ilişkilendirmesini nasıl değerlendirdiğine
ilişkin soruya karşılık Erdoğan, şu
yanıtı verdi:17 Aralık'ta bütün kriterler belirlendi,
altına imzalar atıldı, bitti... Bizim muhatabımız
Sayın Merkel değil. Muhatabımız, AB komisyonudur,
çalışmalarımızı onlarla sürdürüyoruz. Bayan Merkel,
sadece düşüncelerini söylüyor, o kadar... Biz, o düşüncelere de
saygı duyarız." (aa) |
|
|
Kıbrıs konusunda
umut ABD
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı George
Bush'la yaptığı görüşmede en fazla memnuniyet duyduğu
konunun Kıbrıs olduğu anlaşılıyor. Bu,
açıklamalara da yansıdı.
Başbakan'ın ziyaretinden önce ABD Kongre heyetinin KKTC'ye Ercan Havaalanı'nı
kullanarak yaptığı ziyaret, Ankara'nın hem moralini
yükseltmiş hem elini güçlendirmişti. Başkan Bush'un, Ercan
Havaalanı'ndan ABD'ye doğrudan uçuşlar konusunu incelediklerini,
Erdoğan'ın da Başkan'ın bu yönde ABD
Dışişleri Bakanı'na talimat verdiğini
açıklaması, Beyaz Saray'da en iyi görüşmenin Kıbrıs
konusunda yapıldığını gösteriyordu.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat gibi Ankara'nın da bu
sorunun çözümünde Avrupa Birliği'nden çok ABD ve İngiltere'ye umut
bağladığı söylenebilir. İngiltere'nin, dönem
başkanlığında, ABD'nin KKTC'ye yaptığı
ziyaret gibi adımlar atması halinde, Yunanistan ve Rum yönetiminin
etkili bir baskı altına alınabileceği inancı var
Ankara'da...
Ortak öneri
Başbakan Erdoğan, gezisinin New York ayağında
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'la bir araya
geldi. Bu buluşma öncesinde, Ankara'nın, Kıbrıs konusundaki
resmi önerisi de yansıdı. Erdoğan'ın ABD ziyareti
öncesinde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Türkiye'nin
önerisini bir mektupla Annan'a ve BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkelere
ilettiği belirtildi.
Öneri özetle, Türkiye'nin limanlarını Rum gemilerine açmasına
karşılık, aynı anda KKTC limanlarının ve
havaalanlarının da dünyaya açılmasını içeriyor.
Bu öneri KKTC'de olgunlaştırıldı. KKTC
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, bu önerisini KKTC
seçimleri öncesinde Lefkoşa'da yaptığımız
görüşmede Milliyet'e açıklamıştı. Daha sonra
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in
katkılarıyla bu öneri olgunlaştırıldı.
Son aşamada, Erdoğan ABD'ye gitmeden önce Ankara'da
gerçekleştirilen zirvelerle, bu öneri resmi politika haline getirildi.
Erdoğan, Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Başbakanı
Soyer ve Dışişleri Bakanı Denktaş'ın Ankara'da
yaptıkları ortak çalışma bu önerinin benimsenmesiyle
sonuçlandı.
Başbakan Erdoğan, bir mektupla önceden Annan'a iletilen bu öneriyi,
New York'ta da yinelemiş oldu.
Rum tarafı
Türkiye, yakın zamanda ek protokolü imzalayarak Gümrük Birliği'ni
Güney Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde
yaygınlaştıracak. İmza günü yaklaşıyor.
Erdoğan ve Gül, bu imzanın atılacağını
çeşitli vesilelerle açıkladılar. Ankara, bu taahhüdü, 17
Aralık'ta AB'den müzakere tarihi alırken Brüksel'de yaptı.
Şimdi bu imzayı atmaya hazırlanırken, KKTC'nin izolasyondan
kurtarılması yönünde paralel bir öneri de bulunuyor.
Rum tarafı bu öneriye soğuk. AB'den de destekleyici bir yansıma
gelmedi.
Brüksel'de yapılan gayri resmi görüşmelerden de somut bir ilerleme
çıkmadı.
Ankara, bu konuda Rum yönetiminden umutlu değil. Papadopulos yönetimi, AB
üyeliğinin verdiği üstünlüğü sonuna kadar kullanma
kararlılığında görünüyor. Müzakereye, pazarlığa
yanaşmıyor.
Bu koşullarda, AB verdiği sözleri tutmadığı için, KKTC
yönetimi umudunu büyük ölçüde ABD'nin atacağı adımlara
bağlamış durumda.
ABD'nin atacağı adımlar ve İngiltere'nin dönem başkanlığı,
Türkiye'nin önerisini yaşama geçirmesine yeter mi?
Bu soruya hemen "evet" yanıtı vermek zor.
Tabii, yanıtının bulunması gereken bir diğer soru da,
Irak, İran ve özellikle Suriye konusunda Türkiye'den, "memnun"
olmayan ABD'nin Kıbrıs'ta bu desteği neden verdiği...
Ankara'nın bu "neden" üzerinde durması gerekiyor ki,
sonradan, Irak konusunda olduğu gibi bir kriz doğmasın...
FIKRET BILA
MILLIYET 10/06/05
'KKTC'ye
izolasyon bitsin'
Erdoğan, Annan'a,
Kıbrıs'ta serbest dolaşımın sağlanması,
KKTC'ye yönelik kısıtlamaların kaldırılması gibi
önerilerini iletti. Ancak BM dengeleri Annan'ın harekete geçmesini önlüyor
RADIKAL 10/06/05
MURAT
YETKİN
NEW YORK -
"Raporu oylatın, görüşmeleri başlatın."
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün New York'ta BM Genel Sekreteri
Kofi Annan ile yediği öğle yemeğinde verdiği mesaj böyle
özetlenebilir.
Erdoğan, aynı konuyu önceki gün Washington'da görüştüğü ABD
Başkanı George W. Bush'a da açmıştı. Erdoğan
görüşme sonrasında Bush'un KKTC'ye doğrudan uçak seferleri
başlatılması ve Amerikan yardımları konusunda
Dışişleri Bakanı Rice'a talimat verdiğini
açıklamıştı. Amerikalı kaynaklar ise
Erdoğan'ın BM sürecinin canlandırılması talebine de
olumlu baktıklarını söylemişlerdi. Ama dünkü yemek
sonrası bu süreci başlatacak kişi olan Annan'ın
söyledikleri, yeni BM sürecinin kısa sürede
başlamayacağını gösteriyor. Annan, Kıbrıs'ta
görüşmelerin başlaması anlamına gelecek olan 'iyi niyet'
misyonuna yeniden başlamak için, 'tarafların buna hazır
olması ve girişimin bir anlam ifade etmesi gerektiğini söyledi.
Anlamı bir tarafa ama Rumların yeni bir görüşme dizisini şu
anda istemediği bir gerçek.
Hadley'e
yazılı belge
Temaslarda Türk diplomatların ABD tarafına, Başkan'ın
Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephan Hadley'e yazılı bir
belge de ilettiği anlaşılıyor. Bu belge
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün geçtiğimiz haftalarda
açıkladığı ve BM Genel Sekreteri'ne de iletilen bir dizi
öneriden oluşuyor. Bunlar arasında Kıbrıs'ta Türkler ve
Rumlar arasında serbest dolaşımın sağlanması,
KKTC liman ve havaalanları üzerindeki kısıtlamanın
kaldırılması, AB ile KKTC arasında özel gümrük birliği
anlaşmasına varılması ve Kıbrıs Türkleri
üzerindeki sportif ve kültürel ambargonun kaldırılması gibi
maddeler var.
Ama belgede siyasi açıdan en yüksek taktik değere sahip madde,
Türkiye'nin Kıbrıs'taki taraflar arasında toplu
görüşmelerden önce teknik görüşmelere karşı
çıkması. Ankara, Rumlar tarafından yapılan bu önerinin
işi sürüncemede bırakmayı amaçladığına
inanıyor. ABD tarafının bu belgeyi çalışmaya
değer bulduğu belirtiliyor.
Annan'ın durumu hiç kolay değil. Kıbrıs'ta çözüm konusunda
kendi adını taşıyan planın 24 Nisan 2004'te
adanın kuzeyi ve güneyinde oylanmasına ilişkin raporunu, aradan
geçen süreye karşın hâlâ Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi'ne getiremiyor. Erdoğan, Annan'a "Güvenlik Konseyi'ne
sunulmak üzere bu kadar uzun süre bekletilen rapor var mı" diye
soruyor. Raporunda çözümsüzlük nedeniyle kendi adıyla anılan plana
'Hayır' oyu veren Kıbrıs Rumları sorumlu tuttuğu
bilinen Annan'ın Türk Başbakanı'ndan bu lafı
işitmesinin nedeni var.
Erdoğan: Putin'e
giderim
Güvenlik Konseyi'nde her biri veto hakkına sahip beş daimi üye var:
ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa. Rusya, Güney Kıbrıs'la
olan çok özel ilişkileri nedeniyle raporun Güvenlik Konseyi'ne getirilmesine
karşı çıkmıştı. Rusya, vetosunu halen
kaldırmış değil. Başbakan Erdoğan ise "Tek
sorun Rusya ise gider Putin'le görüşürüm" diyor.
Önceki gün ABD tarafından incelemeye alınan Türk öneriler dizisine,
geçen hafta Ankara'da bulunan Annan'ın siyasi yardımcısı
Kieran Prendergast sıcak bakmamıştı. (Diplomatik kuliste,
görevi eylül ayında dolacak olan, daha önce İngiltere'nin Ankara
Büyükelçisi olarak da görev yapmış olan Prendergast'ın
Kıbrıs'ta yeniden başlayacak bir süreçte Birleşmiş
Milletler Kıbrıs Özel Temsilcisi olmak istediği
konuşuluyor.)
Dünkü görüşmelerde Erdoğan ve Gül ağırlığı
adada BM sürecinin canlandırılmasına verdi. Bunun bir nedeni
var. Rum tarafı sürecin 3 Ekim'e dek başlamasını
engellemeye çalışıyor; öncelikle AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine
başlamasını bekliyor. Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos
böylece Türkiye üzerinde daha kolay baskı kurulacağını ve
Kıbrıs sorununun tümüyle bir AB sorunu haline getirilmesini hesap
ediyor.
Ankara bu tuzağın farkında. O nedenle yarım
kalmış BM sürecinin tümüyle söndürülmesini önlemek, 3 Ekim'den önce
bir şekilde görüşmelere başlanmasını sağlamak
istiyor. Oldukça zor bir durum. Annan'ın 'şu sıra yeni bir
Kıbrıs özel temsilcisi atamayı düşünmediğini' ilan
etmesi, bu zorluğun ilanı gibi. Erdoğan, yine de Türkiye'nin
üzerine düşeni yapması gerektiğine inanıyor.
Rumların şu anda yalnızca Avrupa Birliği'ni değil
Birleşmiş Milletler sistemini de rehin aldıkları görüntüsü
var. Bu süreci canlandırabilecek tek gelişme belki ABD yönetiminin
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la siyasi düzeyde
görüşmeleri olabilir.
Demirel: ABD ziyareti
yararlı
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Amerika ziyareti Bush yönetimiyle
diyalog süreci açısından olumlu bulunuyor. 9. Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Amerika ziyaretini
Türkiye'nin çıkarları açısından yararlı bulduğunu
söyledi. Demirel dün telefonda yaptığımız
şöyleşide şu yorumda bulundu:
"Bu ziyaretler her zaman yararlıdır. Bunlara bir al-ver
ilişkisi gözüyle bakılamaz. Yanlış olur. ABD gibi bir
müttefikle kurulan diyaloğun işlemesinde menfaat vardır. ABD ile
sürekli çatışıyor görüntüsü ne Türkiye'ye ne de bölgeye fayda
getirir. 10 bin kilometre öteden dolaylı konuşmak yerine
doğrudan konuşmak imkânı doğmuştur."
'Bush PKK talebini
karşılamadı'
Washington Post: 'Bush Türkiye'yi Ortadoğu'daki yakın ve
demokratik müttefik olarak övdü ama Erdoğan'ın PKK'yı yenmek
için daha çok yardım talebini karşılamadı' yorumunu
yaptı. 'Son aylarda Irak'ta öldürülen ABD askerinden daha fazla Türk
askeri PKK tarafından öldürüldü' diyen gazete, Erdoğan'ın Kuzey
Irak'ta üstlenen PKK'ya karşı destek için ABD'ye geldiğini
belirterek "Bush Türklerin terör tehdidi yerine Türkiye'nin demokrasisi ve
genişletilmiş Ortadoğu'daki rolü üzerinde durdu"
ifadelerini kullandı.
International Herald Tribune: 'Bush, Erdoğan'ı önemli
müttefikiyle stratejik işbirliğinin devam ettiğini vurgulamaya
dönük zirvede sıcak karşıladı ancak Irak
savaşının neden olduğu yaralar tamamen tamir edilemedi'
diye yazdı. 'Türkiye toplantısında övgü ve soğukluk'
başlığını kullanan gazete, "Erdoğan ve Bush
alışılmadık şekilde kısa göründü, ketumdular ve
soru kabul etmediler. Türkiye'nin AB üyeliği gündeme gelmedi. Bush Irak'a
değinmekten kaçındı. Zirve sonrası Türk yetkililer PKK'ya
karşı önlemler konusunda işbirliğinden tatmin
olmadığını açıkladı' tespitlerine yer verdi.
Washington Times: 'Bush, Kürtler konusunda Türklere yardım
etmeyecek' başlığını kullanan gazete, 'Bush dün
Türkiye'nin, ABD kuvvetlerinin Kürt militanlarına karşı önlem
alması için yaptığı talebi reddetti' diye yazdı.
Gazete 'İlişkiler, Türkiye'nin Suriye ile büyüyen bağları
nedeniyle de gerginleşiyor' iddiasında bulundu.
Le Figaro: Fransız gazetesi, Erdoğan ve Bush'un Türkiye ile
ABD arasındaki anlaşmazlıkları gömdükleri yorumunu yaparken
Bush'un 'stratejik ortaklığa' vurgu yaptığını
kaydetti. Gazete, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in Türkiye'nin Irak
savaşı öncesi ABD askerlerine izin vermemesini sindiremediğini
yazdı.
Annan
umut vermedi
BM Genel Sekreteri,
Erdoğan'a Kıbrıs'ta yeni müzakere süreci başlatmak için
umut vermedi. Başbakan ise Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs raporunun
onayı için bastırdı
RADIKAL 10/06/05
RADİKAL - NEW YORK - Başbakan Tayyip
Erdoğan, Washington temaslarının ardından dün New York'a
geçip BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la Kıbrıs'ta çözüm sürecini ele
aldı. Annan, adada yeni girişime dair umut vermezken, Erdoğan
Genel Sekreter'in KKTC'ye yönelik tecridin kaldırılmasının
yolunu açacak olan 28 Mayıs 2004 tarihli raporunun BM Güvenlik Konseyi'nde
hâlâ onaylanmamasından yakındı.
TSİ 21.30'da başlayıp yaklaşık bir saat süren yemekli
görüşme sonrası Annan, Kıbrıs'ta çözümün yanı
sıra Irak ve BM reformunu tartıştıklarını
söylemekle yetindi. Ardından Türkevi'nde basın toplantısı
düzenleyen Erdoğan da görüşme gündemini başta Kıbrıs
olmak üzere Irak, Filistin, Suriye ve Lübnan, Geniş Ortadoğu
inisiyatifi ve BM'deki reform süreci olarak saydı.
'Rapor
onaylanmalı'
Annan'la geçen hafta bölgeyi ziyaret eden siyasi işlerden sorumlu
temsilcisi Kieran Prendergast'ın izlenimlerini ele
aldıklarını ve Genel Sekreter'in referandum sonrası Türk
tarafının olumlu tavrını takdir ettiğini söyleyen
Başbakan, "1 Mayıs 2004'te Rum Yönetimi'nin AB üyesi
olmasıyla başlayan süreç ortaya bir farklılık koydu.
Özellikle 28 Mayıs tarihli raporu ele aldık. Güvenlik Konseyi'nin
raporu onaylamamış olması bizi düşündürmektedir. Bir an
önce karar verilmesi gerekmektedir. Genel Sekreter'in hiçbir raporu bu kadar
uzun süre bekletilmemiştir" dedi.
KKTC'ye tecridin kalkmasını önceki gün ABD Başkanı George W.
Bush'la da görüştüklerini ve Washington-Ercan arası
uçuşların başlatılmasının gündemde olduğunu
hatırlatan Erdoğan, "Bu ve diğer ülkelerden
uçuşların başlatılması anlamlı olacaktır,
Güney'e uyarı olacaktır. Bunun altını çiziyoruz" diye
konuştu. Ancak "Bu bir havacılık olayı ve tek bir
ülkenin vereceği karar değil. Uluslararası havacılık
örgütü var" diyen Başbakan, 'Annan yeni girişimde bulunacak
mı' sorusunu da "Sayın Genel Sekreter 28 Mayıs raporuyla
ilgili bir inisiyatif içinde olacağı istikametinde bir ifade
kullandı. Herhalde bu Güvenlik Konseyi üyeleriyle görüşeceği
istikametindedir. Onun dışında bilemem" sözleriyle
yanıtladı. Erdoğan Annan'ın
kolaylaştırıcı olarak Türkiye'den beklentileri
sorulduğunda "Yok bize tam aksine teşekkür ediyor"
yanıtını verdi. Başbakan, Annan'ın Kıbrıs'ta
kısıtlamaların kaldırılması önerisine nasıl
baktığı sorusunu "Olumlu bakıyor ve
çalışıyorlar" diye yanıtladı.
Erdoğan ile Annan, ayrıca Irak'ta yeniden inşa sürecine destek
ve BM'deki reform sürecini de ele aldı.
Başbakan daha sonra Wall Street Journal'ın yazıişleri
kurulunu ziyaret etti ve Türk-Amerikan Dernekleri temsilcileriyle görüştü.
Başbakan ardından Foreign Policy Association'ın akşam
yemeğinde bir konuşma yaptı.
BMW
Talat'ın başını ağrıttı
RADIKAL 10/06/05
DHA - LEFKOŞA - BMW'nin Kuzey
Kıbrıs bayii genel müdürünün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat'a yaptığı "Size BMW 760 model limuzin hediye
edelim" önerisi KKTC'yi karıştırdı. Basın, 'Araç
alındı', 'Kullanılıyor', 'Kurşun geçirmez BMW'
haberleri yaparken, Talat teklifi yalanlamadı, ama bunun sohbet
arasında geçen bir konu olduğunu belirtti. Araştırma
yapılmaksızın cumhurbaşkanlığının küçük
düşürülmeye çalışıldığını söyleyen
Talat, BMW temsilcilerinin ziyareti sırasında geçen
konuşmanın basına nasıl sızdığını
bilmediğini söyleyerek, makamı üzerinden BMW reklamı
yapıldığını ima etti. Daha sonra
cumhurbaşkanlığı, mevzuata göre aracın hediye olarak
kabul edilemeyeceğini ve firmaya olumsuz yanıt verildiğini
açıkladı.
KKTC'nin
savı BM belgesinde
RADIKAL 10/06/05
DHA - LEFKOŞA - KKTC'nin New York
temsilcisi Reşat Çağlar'ın Rum Yönetimi'nin BM Daimi
Temsilcisi'nin iddialarına yanıtı, BM belgesi olarak
yayımlandı. Rum temsilcinin AİHM'de bir Rum'un Türkiye'ye
açılan davayla ilgili iddialarına, Çağlar, 'Annan Planı'na
göre mal-mülk sorunlarının mahkemede çözümlenemeyecek denli
karmaşık ve nev-i şahsına münhasır olduğu'
yanıtını verdi. Tazmin Komisyonu'nun Rumların Annan
Planı'nı reddiyle daha önem kazandığını söyleyen
Çağlar, Rum parlamentosunun ise güneydeki tüm Türk mallarına el koyup
çözüm olmadan bunların tazmin edilemeyeceğini savunduğunu
hatırlattı. Çağlar, ancak Rum Yönetimi'nin Rumların
kuzeydeki mal-mülk davalarını teşvik ettiğine dikkat çekti.
Annan harekete geçiyor
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Annan, BM genel merkezinde bir araya geldiği
Türkiye Başbakanı Erdoğan'la ağırlıklı
olarak Kıbrıs'ı konuştu... Genel Sekreter,
başbakanın görüşleri konusunda Güvenlik Konseyi'ni
bilgilendireceğini söyledi
Annan harekete geçiyor
ERDOĞAN: RAPOR ARTIK
BİR NETİCEYE BAĞLANMALI"... Annan-Erdoğan zirvesinde
ağırlıklı olarak Kıbrıs konusundaki son
gelişmeler ele alındı. Türkiye Başbakanı Recep Tayip
Erdoğan, Genel Sekreter Annan'a, Kıbrıs planının 24
Nisan referandumunda Kıbrıslı Türkler tarafından kabul
edildiğini, Kıbrıslı Rumlar tarafından ise
reddedildiğini anımsatarak, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan
izolasyonların kaldırılmasını, Güvenlik Konseyi'ne
sunulan ve bu konunun da yer aldığı raporunun
değerlendirilmesi gerektiğini söyledi
ANNAN: GÜVENLİK
KONSEYİ'Nİ YENİDEN BİLGİLENDİRECEĞİM...
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan
Erdoğan'la birlikte düzenledikleri basın toplantısında,
''Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun sona erdirilmesi
konusunda Başbakan Erdoğan ile somut olarak konuştuğunuz
şeyler var mı?'' şeklindeki soruyu şöyle
yanıtladı: ''Hazırladığım raporda zaten bu
konular dile getiriliyordu. Bu raporda izolasyonun kaldırılması
konusunda bazı önerilerim vardı. Son gelişmeler ışığında
Güvenlik Konseyi'ni yeniden bilgilendireceğim''
"İYİ
NİYET MİSYONUM HER ZAMAN MEVCUT"... Annan, ''Kıbrıs'ta
son bir yılda herhangi bir değişiklik var mı ki, siz iyi
niyet misyonunuzu yeniden devreye sokmayı düşüneceksiniz?''
şeklindeki soruyu da, ''Benim iyi niyet misyonum her zaman mevcut. Bunu
devreye sokabilirim ama bunu devreye sokabilmem için gerekli ortamın ve
tarafların buna hazır olması gerekiyor. Yaptığım
çabanın da bir anlam ifade etmesi gerekiyor."diye yanıtladı
"YENİ
BİLGİLER IŞIĞINDA ARTIK BİR KARAR
VERECEĞİM"... Genel Sekreter Annan, geçen yıldan bu yana
Rum tarafının AB'ye üye olduğunu, bunun yanı sıra
Prendergast'ı bir değerlendirme yapması için bölgeye
gönderdiğini hatırlatarak, Kendisinin verdiği bilgiler
ışığında bir karar vereceğim'' dedi.
'Referandum'a Rumlar 'hayır', Türkler 'evet' dedikten sonra acele etmemek
gerekiyordu'' diyen Annan, ''Bir süre verip biraz herkesin bu durumu
düşünüp değerlendirmesi, ortalığın sakinleşmesi
gerekiyordu. O süreyi geçirdik'' diye konuştu
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, New York'ta Birleşmiş Milletler
genel merkezinde bir araya geldiği Türkiye Başbakanı Recep Tayip
Erdoğan'la ağırlıklı olarak Kıbrıs
konusundaki son gelişmeleri görüştü.
Türkiye Başbakanı
Erdoğan, Genel Sekreter Annan'a, Kıbrıs planının 24
Nisan referandumunda Kıbrıslı Türkler tarafından kabul
edildiğini, Kıbrıslı Rumlar tarafından ise
reddedildiğini anımsatarak, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan
izolasyonların kaldırılmasını, Güvenlik Konseyi'ne
sunulan ve bu konunun da yer aldığı raporunun
değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Genel Sekreter Annan,
görüşmeden sonra Başbakan Erdoğan'la birlikte düzenledikleri
basın toplantısında, bir soruya karşılık, bu
konuda Güvenlik Konseyi'ni bilgilendireceğini açıkladı.
Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, ABD ziyareti kapsamında başkent
Washington'daki temaslarının ardından New York'a geçerek BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'la BM binasının 38. katındaki
bürosunda biraraya geldi. Yaklaşık bir saat süren görüşmede
Başbakan Erdoğan'a Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Baş Müzakereci,
Devlet Bakanı Ali Babacan ve Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi
Baki İlkin eşlik etti.
Görüşmede BM Genel
Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Kieran Prendergast da
hazır bulundu.
Görüşme
sonrasında Başbakan Erdoğan ve Annan, basın
mensuplarına bir değerlendirmede bulundu.
Başbakan
Erdoğan'la çok iyi ve çok verimli bir görüşme
yaptıklarını söyleyen Annan, ''BM reformu ve bu reforma
verdiğimiz önemi birlikte tartıştık.
Kıbrıs'ı da tartıştık. Bildiğiniz gibi
yakınlarda Siyasi İşler Danışmanım Kieran
Prendergast'ı bölgeye gönderdim. Kendisi bölgeye gittiğinde
Kıbrıs'ta hem Türk tarafını hem de Rum tarafını
ziyaret etti. Ayrıca Türkiye ve Yunanistan'ı ziyaret etti. Biz de
bugünkü görüşmelerimizde Kıbrıs ile ilgili gelecek
açısından çeşitli konuları tartıştık'' dedi.
Aynı zamanda çok
önemli bir konu olarak Irak'ı da ele aldıklarını kaydeden
Annan, ''Uluslararası toplumun Irak'ta istikrarın
sağlanması için birlikte çalışmasının çok önemli
olduğunun altını çizdik. Bu
sürecin
katılımcı olması gerektiğini ve bütün unsurları
içine katması gerektiğini dile getirdik'' diye konuştu.
Erdoğan: Annan'ın
raporu artık
Bir neticeye
bağlanmalıdır
Türkiye Başbakanı
Erdoğan da görüşme hakkında yaptığı
değerlendirmede, "Her şeyden önce sayın genel sekreterin bu
çalışma yemeğini bizlerle beraber gerçekleştirmesi,
gerçekten bizlerde ayrı bir memnuniyet yaratmıştır.
Sayın Prendergast'ın Kıbrıs ziyaretinden sonra böyle bir
araya geliş, bizler için anlamlıydı. Görüşmemizde Kıbrıs'ta
bir garantör ülke olarak gelişmeleri değerlendirme imkanı bulduk''
dedi.
Kıbrıs'taki
süreci genel sekreterle Davos'ta başlattıklarını
hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Kıbrıs'taki
soruna çözüm olması bakımından bizim sözümüz şuydu:
'Rumların attığı adımdan bir adım daha fazla
adım atacağız' demiştik ve biz bu sözümüzü sonuna kadar
tuttuk. Sayın Annan planını hazırladı ve Türkler bu
plana 'evet' dedi. Rumlar ise bu plana 'hayır' dedi. Ama buna rağmen,
ne yazık ki, Rumlar Avrupa Birliği'ne üye olarak kabul edildi.
Türklere yönelik ise hâla izolasyon devam etti.''
Annan'ın geçen
yıl 28 Mayıs'ta hazırlamış olduğu raporun hala BM
Güvenlik Konseyi'nde olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ''Bu
raporla ilgili kararın verilmeyişi doğrusu bizi üzmektedir. Artık
bunun bir neticeye bağlanması gerekir ve bundan olumlu bir karar
bekliyoruz. Bizim beklediğimiz netice adil, siyasi kapsamı olan
siyasi bir çözüm olmalıdır'' dedi.
Annan: Gelişmeler
ışığında
Güvenlik Konseyi'ni
bilgilendireceğim
Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, basın toplantısında,
''Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun sona erdirilmesi
konusunda Başbakan Erdoğan ile somut olarak konuştuğunuz
şeyler var mı?'' şeklindeki soruyu şöyle
yanıtladı:
''Hazırladığım
raporda zaten bu konular dile getiriliyordu. Bu raporda izolasyonun
kaldırılması konusunda bazı önerilerim vardı.
Aynı şekilde AB ve diğer kurumların da bu konuda
yardım edeceği konusunda çeşitli görüşler dile
getirmiştim. Hükümetlerin de tabi ki, bu konuda yapabilecekleri
çeşitli şeyler var. Ben de şimdi son gelişmeler
ışığında Güvenlik Konseyi'ni yeniden
bilgilendireceğim.''
"İyi niyet
misyonum
tarafların hazır
olmasına bağlı"
Annan,
''Kıbrıs'ta son bir yılda herhangi bir değişiklik var
mı ki, siz iyi niyet misyonunuzu yeniden devreye sokmayı
düşüneceksiniz?'' şeklindeki soruyu da, ''Benim iyi niyet misyonum
her zaman mevcut. Bunu devreye sokabilirim ama bunu devreye sokabilmem için
gerekli ortamın ve tarafların buna hazır olması gerekiyor.
Yaptığım çabanın da bir anlam ifade etmesi gerekiyor. Geçen
seneden bu yana bildiğiniz gibi Rumlar AB'ye üye oldular. Bunun yanı
sıra ben Prendergast'ı bir değerlendirme yapması için
bölgeye gönderdim. Kendisinin verdiği bilgiler
ışığında bir karar vereceğim'' diye yanıtladı.
''Referandum'a Rumlar
'hayır', Türkler 'evet' dedikten sonra acele etmemek gerekiyordu'' diyen
Annan, ''Bir süre verip biraz herkesin bu durumu düşünüp
değerlendirmesi, ortalığın sakinleşmesi gerekiyordu. O
süreyi geçirdik'' diye konuştu.
Erdoğan: Raporla
ilgili
karar verilmemesi üzücü
Erdoğan, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne Kıbrıs'la ilgili
sunduğu rapor hakkında Konsey'in bir an önce karar vermesini
isteyerek, ''BM Güvenlik Konseyi'nin, Sayın Annan'ın
hazırlamış olduğu bu raporla ilgili olarak hala bir karar
verememiş olması, bizleri üzmektedir, düşündürmektedir'' dedi.
Erdoğan, Annan'la BM
binasındaki bürosunda yaptığı görüşmenin ardından
Türkevi'nde basın toplantısı düzenledi.
Annan ile
görüşmesinde, Irak, Ortadoğu, Geniş Ortadoğu ve Kuzey
Afrika İnisiyatifi ve BM reform çalışmalarını ele
aldıklarını ifade eden Erdoğan,
ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunu ve BM Genel
Sekreteri'nin Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran
Prendergast'ın son Kıbrıs seyahatini birlikte değerlendirdiklerini
anlattı.
Erdoğan, Davos'tan
sonra Annan ile yaptıkları ilk görüşmeyi ve ondan sonraki süreci
değerlendirdiklerini ifade ederek, ''24 Nisan Referandumu ve bu
referandumla ilgili Türklerin takındığı olumlu tavır,
bizim bu sürece vermiş olduğumuz destek... Bunları kendileri de
takdirle ifade ettiler'' diye konuştu.
Güney Kıbrıs'ın
1 Mayıs'tan sonra AB'ye üye oluşuyla birlikte başlayan sürecin
bir farklılık ortaya koyduğuna dikkati çeken Erdoğan, 28
Mayıs'ta Annan'ın hazırlamış olduğu raporda,
izolasyonların kaldırılmasına yönelik talepler ile AB üyesi
ülkelerin Kuzey Kıbrıs'a vermeleri gereken desteğin yer
aldığını kaydetti.
''Uçuşlar, Güney
Kıbrıs'a
uyarı niteliği
taşıyor''
KKTC'ye uygulanmakta olan
izolasyonların kalkması hususunda, ABD Kongre üyelerinin KKTC'ye
direkt olarak yaptıkları ziyareti, ''siyasi noktada olumlu bir adım''
olarak değerlendiren Erdoğan, İngiltereli
işadamlarının yapmış oldukları ziyaretin de
''olumlu bir adım'' olduğunu kaydetti. Erdoğan, ''Fakat, biz bu
süreci, özellikle Ercan-Washington veya diğer ülkeler arasında bu
uçuşların başlatılmasının çok çok anlamlı
olacağını ve Güney Kıbrıs'a da bir
uyarı niteliği
taşıdığının altını çizerek
vurguluyoruz'' dedi.
'Kerkük'te Saddam'ın
düştüğü hataya
düşülmemeli''-
Başbakan Erdoğan,
görüşmede, Irak'ta BM'nin mevcut inisiyatifinin daha da artması
konusunun gündeme geldiğini belirterek, özellikle anayasanın
yazımı konusunu değerlendirdiklerinin altını çizdi.
Erdoğan, ''Türkiye
olarak bizler, bu konuda gerekli destekleri veriyoruz, vermeye de devam
edeceğiz. Şu anda Bilkent Üniversitesi ile müşterek bir
çalışmaları başladı, devam ediyor'' diye konuştu.
Erdoğan, şöyle
devam etti:
''Kerkük'le ilgili
düşüncemiz, Saddam'ın geçmişte düştüğü hataya, şu
andaki yönetimin düşmemesidir. Kaldı ki, mevcut yönetim böyle bir
şeyi de asla düşünmüyor.
Kerkük, tüm Irak
halkınındır, tüm Irak'ındır, belli bir etnik unsura
ait olmayacaktır. Mevcut yönetimin anlayışı budur.
Sayın Caferi'nin Türkiye'yi ziyaretinde, kendilerinden bu şekilde
dinledik. Bu konudaki düşüncelerimizi de kendilerine ifade ettik.
'Özellikle Irak'ın toprak bütünlüğü bizim için önemlidir' dedik.''
Türkiye-Suriye
ilişkileri
Başbakan Erdoğan,
Suriye-Lübnan arasıdaki gelişmeleri de değerlendirdiklerini
ifade ederek, Suriye'nin Türkiye ile olan sınırı, Türkiye-Suriye
arasındaki gelişmeler, Türkiye'nin özellikle demokratikleşme
noktasında insan haklarının ve hukukun üstünlüğü, terörle
mücadele, güvenlik ve refahla ilgili düşüncelerini sürekli olarak Suriyeli
makamlara aktardıklarını Genel Sekreter Annan ile paylaşma
fırsatı bulduklarını kaydetti.
Türkiye'nin BM'deki
''geçici üyelik'' talebi
BM reform
çalışmalarıyla ilgili olarak da şu anda bir
çalışma yapıldığını anımsatan
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bu çalışmalar
içerisinde, özellikle daimi temsilciliklerin dışındaki
temsilciliklerin önem arz ettiğini, bunun bir rotasyonla
yapılmasının çok daha isabetli, çok daha adil
olacağını, (b) şıkkı diye ifade edilen
anlayışın, daha kapsamı geniş ve bu kapsam
çerçevesinde de bunun gözden geçirilerek adil bir hale getirilmesi üzerinde bir
konsensüs oluşması şeklinde BM üyelerini tatmin edecek, böylece
kapsamı geniş bir rotasyona tabi olan bu anlayış, adil bir
şekilde kabul
görecektir diye düşünüyoruz. Burada bizim üyeliğimiz noktası
var. 2009-2010 yıllarına yönelik bir geçici üyelik talebimiz var. Bu
konuda şu ana kadar görüştüğümüz, desteğini
istediğimiz ülkelerden hemen hemen bir olumsuz tepki görmedik. Hepsi
bizlere bu konuda olumlu bir yaklaşım içerisindeler. 1961'den bu yana
Türkiye bir geçici üyelik almış değil. Temenni ederiz ki, bu
girişimimiz olumlu bir netice verir ve 2009-2010 yıllarında
BM'de geçici üye olarak Türkiye yerini alır.''
Başbakan Erdoğan,
Annan ile görüşmesinin verimli olarak tamamlandığını
kaydetti.
''Türk askerinin adadan
çekilmesi
ve toprak talebi ile ilgili
teklif yok"
Erdoğan, Kofi Annan'la
yaptığı görüşmeden sonra Türkevi'nde düzenlediği
basın toplantısında, gazetecilerin görüşmeye ilişkin
sorularını da yanıtladı.
Erdoğan, ''Türk
askerinin adadan çekilmesi ve toprak talebi ile ilgili bize
yapılmış herhangi bir teklif yok, söylenmiş bir şey
yok. Böyle bir şey mümkün değil. Yapılması gerekenler
yapıldı, bitti'' dedi.
Başbakan Erdoğan,
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın KKTC'ye
yönelik izolasyonun kaldırılmasına olumlu
baktığını söyledi.
Bir gazetecinin, ''BM Genel
Sekreteri Annan'dan, Kıbrıs'la ilgili ne tür bir
karşılık aldınız? ABD uçaklarının, Ercan
Havaalanı'na sefer yapması konusu gündeme geldi mi?
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'la ilgili
Türkiye'nin önerileri konusunda bir mektup verdi. Mektubun yankıları
ne oldu?'' şeklindeki sorusu üzerine, Erdoğan, şöyle
konuştu:
''Bunlar, bu gelişte
verilmiş mektup değil, daha önce verilmiş mektuplar... Burada,
olumlu yaklaşımlar var. Havacılık olayı dediğiniz
zaman, bu sadece bir ülkenin kendi başına vereceği karar
değil. Bu noktada, uluslararası havacılık örgütü var.
Bunlarla görüşmeler yapılıyor. Buralarda belli
baskıların oluşturulması lazım. Bunun için de bu
ülkelere bu mağduriyeti anlatıyoruz ve onların desteklerini
istiyoruz. Eğer burada böyle bir destek, böyle bir atmosfer meydana
gelirse, olumlu neticeler
çıkar diye inanıyoruz.
Nitekim,
işadamları geldiğinde, onlara da farklı şeyler
söylediler. Farklı şeyler söylendiğinde verdikleri cevap çok
anlamlıydı.
Onlar, 'Biz işadamıyız, kendi kararımızı,
kendimiz veririz, istediğimiz yere gideriz' şeklindeydi. Çünkü onlar
için bağlayıcı bir şey yoktu.
Havacılık
olayının farklılıkları var, burada bu atmosferin
meydana getirilmesidir, bu mücadelenin sürdürülmesidir. Temenni ediyoruz ki, bu
mücadele olumlu bir netice verir ve olumlu neticenin sonunda hava
taşımacılığı da başlamış olur.''
Başbakan Erdoğan,
bir gazetecinin, ''Kofi Annan'ın yeni bir girişimi olacak mı?''
sorusu üzerine, 28 Mayıs Raporu'nun aslında olumlu bir rapor
olduğunu ifade etti.
Annan'ın, bu raporla
ilgili ''bir inisiyatif kullanma girişimi içinde bulunacağı''
yönünde bir ifade kullandığını belirten Erdoğan,
''Herhalde bu, Güvenlik Konseyi mensuplarıyla görüşmeleri
olacaktır, kararın bir an önce açıklanmasına yönelik
girişimleri olacaktır. Bunun dışında neler olabilir,
onu ben bilemem'' diye konuştu.
Erdoğan, Annan'ın
raporunun, Güvenlik Konseyi'nde görüşülmesine kimlerin engel olduğuna
ilişkin soruyu yanıtlarken, ''Bu konuda çeşitli şeyler
söyleniyor ama bu ülkeleri zan altında bırakırsak doğru
olmaz'' dedi.
Ercan
Havaalanı'nın kullanımı
Bir gazetecinin, ''ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, Amerikan
askerlerinin Ercan Havaalanı'nı kullanarak Irak'a uçacakları
yönündeki açıklaması'' bulunduğunu belirterek,
değerlendirmesini sorması üzerine Erdoğan, konudan henüz
haberdar olmadığını söyledi. Erdoğan, soruyu yönelten
gazeteciye bu bilgiyi nereden duyduğunu sordu. Bunun üzerine
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, konuya
bakacaklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan,
bir soru üzerine de BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşler
Danışmanı Sir Kieran Prendergast'ın, izlenimlerinin olumlu
olduğunu kaydetti.
Erdoğan,
''Annan'ın, Türkiye'den beklentileri var mı?'' sorusuna
karşılık, ''Bize, tam aksine teşekkür ediyorlar. Türkiye,
atılması gereken adımları attı. KKTC'deki Türkler de
atması gereken adımları, 'evet' demek suretiyle attı''
dedi.
"Kehanette bulunamam''
''ABD, Türkiye'ye dönük
yumuşak politikasına karşılık ileride Türkiye'den bir
şeyler isteyecek mi?'' şeklindeki soru üzerine Erdoğan,
''Kehanette bulunamam, böyle bir mesleğim yok. Böyle bir talep de yok''
yanıtını verdi.
Erdoğan, bir
gazetecinin Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un, Annan
ile yaptığı görüşmede Türk askerinin adadan çekilmesi ve
toprak talebinde bulunduğunu hatırlatarak, görüşmede bu konunun
gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine, ''Bu iki madde ile ilgili
bize yapılmış herhangi bir teklif yok, söylenmiş bir
şey yok.
Bunlar kulislerdeki
dedikodular herhalde. Böyle bir şey mümkün değil. Yapılması
gerekenler yapıldı, bitti'' diye konuştu.
Terörizm ile mücadele, PKK
ve Irak konusunun ele alınıp alınmadığına
ilişkin soruyu yanıtlarken de Erdoğan, terör konusunu gündem
maddesi olarak konuştuklarını söyledi. Erdoğan, ''BM'nin,
bu noktada Irak'ta bir yaptırımı söz konusu değil şu
anda... Teröre karşı, bütün ülkelerin ortak mücadele vermesi
gerekiyor. Bu mücadele sürecini de tüm ülkeler birlikte sürdürüyor. BM'nin,
bunun fikri alt yapısını oluşturmada gayretleri var'' dedi.
Erdoğan,
Annan'ın, KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılmasına
nasıl baktığına ilişkin soru üzerine, ''Olumlu
bakıyorlar ve çalışıyorlar, bu noktada gayretlerimiz devam
edecek diyorlar'' yanıtını verdi.
"Muhatabımız
Merkel değil...''
Alman Hıristiyan
Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel'in,
Türkiye'nin AB üyeliğini, Kıbrıs'la ilgili adımlar
atmasıyla ilişkilendirmesini nasıl değerlendirdiğine
ilişkin soruya karşılık Erdoğan, şu
yanıtı verdi:
''17 Aralık'ta bütün
kriterler belirlendi, altına imzalar atıldı, bitti... Bizim
muhatabımız Sayın Merkel değil. Muhatabımız, AB
komisyonudur, çalışmalarımızı onlarla sürdürüyoruz.
Bayan Merkel, sadece düşüncelerini söylüyor, o kadar... Biz, o
düşüncelere de saygı duyarız.''
KIBRIS 10/06/05
BM'nin, Kıbrıs
sorununa ilgisi canlı
RAPOR KIBRISLI
TÜRKLERİN LEHİNE"... DAÜ Uluslararası İlişkiler
Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doçent Doktor Ahmet Sözen, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs
raporunun, Kıbrıslı Türklerin lehine bir rapor olduğunu
söyledi
"GENEL SEKRETER
TEMKİNLİ DAVRANIYOR"... Raporda, Annan'ın Kıbrıs,
Yunanistan ve Türkiye'de nabız yoklamak için üst düzeyde bir yetkiliyi
atayabileceğini ifade ettiğine dikkat çeken Yard. Dç. Dr. Ahmet
Sözen, bu, BM'nin Kıbrıs'a ilgilisinin devam ettiğinin bir göstergesidir.
BM'nin Kıbrıs sorununa olan ilgilisi canlıdır, ancak genel
sekreter temkinli davranıyor" dedi
Anıl IŞIK
Doğu Akdeniz
Üniversitesi (DAÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim
Üyesi Yard. Doçent Doktor Ahmet Sözen, Birleşmiş Milletler (BM) Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu
Kıbrıs raporunun, Kıbrıslı Türklerin lehine bir rapor
olduğunu söyledi.
Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen,
Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs sorununa ilgisinin devam
ettiğine işaret ederek, BM genel sekreterinin şu anda
Kıbrıs sorununda iyi niyet misyonunu yürütmek üzere bir daimi
temsilci atamak için ortamın henüz
olgunlaşmadığını, ancak bu görevi,
Kıbrıs'taki UNFICYP Misyon Şefi ve BM Kıbrıs Özel
Temsilcisi Zbigniew Wlosovicz'in yürüteceğini ifade ettiğini
belirtti.
Kofi Annan'ın
ayrıca Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye'de nabız yoklamak için
üst düzeyde bir yetkiliyi atayabileceğini ifade ettiğini söyleyen
Ahmet Sözen, "Bu, BM'nin Kıbrıs'a ilgisinin devam ettiğinin
bir göstergesidir. BM'nin Kıbrıs sorununa olan ilgilisi
canlıdır, ancak genel sekreter temkinli davranıyor. Genel
sekreterin Kıbrıs konusunda kendi prestijini ortaya koyduğunu da
unutmamak lazım. Ayrıca BM'nin dünyada ele alması gereken tek
sorun Kıbrıs sorunu da değil, daha önemli sorunlar da var.
Kıbrıs sorunu başka ülkelerin ajandasında 68'inci
sıradadır" diye konuştu.
DAÜ Uluslararası
İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doçent Doktor Ahmet Sözen,
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu
altı aylık Kıbrıs raporunu, Kıbrıslı Türkler
açısından KIBRIS'a değerlendirdi.
Raporda, Türk tarafı
aleyhine herhangi bir husus yer almadığını yineleyen Yard.
Dç. Dr. Ahmet Sözen, "Genel Sekreter, bu raporlarda çok katı ve
suçlayıcı bir dil kullanmaktan kaçınarak, diplomatik bir dille
birtakım hususlara dikkat çekiyor. Özellikle de Kıbrıs sorunu
görüşmelerini yürütecek merci olarak ellinden geldiğince diplomatik
ve tarafsız olmaya çalışıyor, ancak buna rağmen
bazı hususlar, Rum tarafının hanesine olumsuz puan olarak
yazılıyor" dedi.
"Mülkiyet sorununun
çözümü,
kapsamlı çözüm ile
mümkün"
Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen,
genel sekreterin raporunun 8'inci paragrafında, mal-mülk konusunda
atıfta bulunulduğuna işaret ederek, Annan'ın "mal-mülk
konusunun, kişiler arasındaki ilişkileri zehirleyebileceğini
ve mal-mülk sorununun, sadece Kıbrıs sorununun kapsamlı
çözümüyle hallolabileceğini söylediğini" belirtti.
Genel sekreterin bu konuda
çok önemli bir saptamada bulunarak, mülkiyet sorununda adada kapsamlı bir
çözüme ihtiyaç duyulduğuna vurgu yaptığını söyleyen
Sözen, "Bu, Kıbrıs Türk tarafının lehine olan çok
önemli bir ifadedir, çünkü genel sekreter, burada Rum yönetiminin,
Kıbrıs Türkler aleyhine açtığı mülkiyet
davalarının, Kıbrıs sorununun çözümüne yarar
sağlamayacağını, aksine sorunu daha da karmaşık
hale getireceğini ifade ediyor" diye konuştu.
"Kıbrıslı
Türkler, çözüm yanlısı
olmaya devam ediyor"
Raporda, Annan'ın,
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs Türk
toplumunun tartışmasız lideri olarak seçilmesinin,
Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasına katkı koyduğunu
ifade ettiğini belirten Yard. Dç. Dr. Sözen, raporda yer alan bu ifadenin,
seçim sonucunun, Kıbrıs'taki barışçı ve çözüm isteyen
tarafın Kıbrıs Türk tarafı olduğunu ve bunun devam
ettiğini göstermesi açısından önemli olduğunu kaydetti.
"Liderler
arasında resmi iletişimsizlik var"
Annan'ın, raporunda
Kıbrıs'taki durumu istikrarlı olarak nitelendirdiğini ancak
adada liderler arasında resmi iletişim olmamasından
yakındığını ifade eden Yard. Dç. Dr. Sözen,
"Raporda Güzelyurtlu cinayetine atıfta bulunularak bu gibi olaylarda
tarafların daha fazla iletişim ve işbirliği yapması
gerektiği ifade ediliyor" dedi.
"Kapıların
açılması olumlu bir gelişme ama..."
Genel sekreterin adada iki
taraf arasındaki geçiş noktalarının
açılmasını olumlu bir gelişme olarak nitelendirdiğini,
ancak bu olumlu olayla birlikte, doğal olarak, adada suç
oranlarının arttığına işaret ettiğini
belirten Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen, "Genel Sekreter, adada iki taraf
arasında izinsiz geçiş, fotoğraf çekme, trafik suçu, öteki
taraftan gelenlerin yaptıkları trafik kazaları,
hırsızlık, saldırı, izinsiz ateşli silahlara
sahip olmak ve uyuşturucu trafiği gibi küçük adi suçlarda
artış görüldüğüne dikkat çekiyor" dedi.
Adadaki iki toplumu
ilgilendiren bu suçlara yardımcı olabilmek için BM'nin sivil personel
gücüne ihtiyaç duyduğunu belirten Ahmet Sözen, BM Genel Sekreteri'nin bir
önceki raporunda, UNFICYP'nin BM asker sayısını azaltarak,
yeniden yapılanmaya gideceği yönünde karar
aldığını anımsattı.
BM'nin geçiş
noktalarının açılmasının ardından UNFICYP'e
düşen görevlerin arttığı kanısında olduğunu
belirten Ahmet Sözen, BM'nin UNFICYP'nin sınır noktalarında daha
fazla devriye yapması gerektiğini ve bunun için de BM askerine
değil, sivil güce ihtiyaç duyulduğunu" dedi. Sözen, bu çerçevede
BM'nin adadaki sivil güç kapasitesini artıracağını belirtti.
"Yeşil Hat
Tüzüğü, siyasi ve
teknik engellere
takıldı"
Genel sekreterin,
raporunda, kapıların açılmasından bu yana 7 milyon
Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkün kuzey ile güney
arasında geçiş yaptığına ve birtakım ufak
sorunlar dışında büyültülecek herhangi bir sorunun
yaşanmadığına dikkat çektiğini söyledi.
Genel sekreterin Yeşil
Hat Tüzüğü'ne atıfta bulunarak, tüzüğün sınırlı
kaldığını ifade ettiğini belirten Sözen, Annan'ın
ada içi ticaretin teknik ve siyasi engellere takıldığını
belirttiğini kaydetti.
"Mali yardım
tüzüğünü Rumlar engelliyor"
Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen,
"Kofi Annan'ın raporunda ayrıca Avrupa Komisyonu'nun
Kıbrıslı Türklere 259 milyon euroluk mali yardım
sağlanmasını öngören Mali Yardım Tüzüğü'ne atıfta
bulunarak, Kıbrıslı Türklerin mali yardım ve doğrudan
ticaret tüzüklerinin birlikte ele alınmasını istediğini,
ancak Kıbrıslı Rumların bunu engellediğini açık
bir şekilde belirtiliyor" diye konuştu.
Ahmet Sözen, "Annan,
tüzüklerin onaylanmasının önündeki engeli Kıbrıs Rum
tarafı olarak gösteriyor" dedi.
Sözen, Annan'ın,
Kıbrıs Rum yönetiminin, kuzeydeki Kıbrıs Rum
mallarının kullanım kaybından dolayı Türkiye aleyhine
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açılan yüzlerce dava
olduğuna işaret ettiğini de belirtti.
"Adadaki durum
sakin"
Genel sekreterin adadaki
durumu "sakin" olarak nitelendirmesine ilişkin
değerlendirmede de bulunan Yrd. Dç. Dr. Ahmet Sözen, genel sekreterin, iki
taraf arasında 7 milyon geçiş olduğuna ve ufak tefek bir iki
olay dışında herhangi bir önemli sorun
yaşanmadığına işaret ederek, adada iki taraf
arasındaki geçişlerin iyi gittiğini söylediğini belirtti.
Ahmet Sözen, Genel
sekreterin, raporunda ayrıca, Bostancı Kapısı'nın da
kısa bir süre sonra açılacağına atıfta
bulunduğunu kaydetti.
KIBRIS 10/06/05
|
NTV
Güncelleme: 13:24 10 Haziran 2005 Cuma
İSTANBUL
- Yakavu, KKTCyle doğrudan ticarete karşı çıkmamaları
halinde Türkiyedeki limanların Rum gemilerine açılmasına
yönelik öneriye, Bu zaten Türkiyenin yükümlülüğüdür sözleriyle
karşılık verdi.
NTVye konuşan Rum Dışişleri Bakanı Yorgo
Yakavu, Kıbrısta çözüm konusunda ise umutlu olduğunu kaydetti.
Yakovu, Adaya, Türkiyeden gelip yerleşen Türklerin
sayısının çok fazla olduğunu ifade ederek,
sayının düşük bir seviyede kalmasına itirazları
olmadığını kaydetti.
Başbakan Erdoğanın New Yorkta BM Genel Sekreteri
Annanla görüşmesini NTVye değerlendiren KKTC Başbakanı
Ferit Sabit Soyer ise, Rumları müzakerelere başlamaya ikna etmenin
tek yolunun, izolasyonların kaldırılmasından geçtiğini
söyledi.
TÜRKİYENİN
ÖNERİ PAKEDİ
Başbakan Erdoğanın, Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri Kofi Annanla buluşması öncesi Türk tarafı
kapsamlı bir hazırlık yaptı. Türkiyenin BM daimi
temsilcisi Baki İlkinin, Annan ve Güvenlik Konseyi üyelerine 31
Mayıs ta gönderdiği mektupla, Adadaki
kısıtlamaların, karşılıklı ve eş
zamanlı olarak kaldırılmasına yönelik öneri paketi iletildi.
Annana gönderilen mektupta yer alan önerilerden ilki, insanlar, mallar ve
hizmetlerin kuzey ve güney arasında serbest dolaşımı olarak
göze çarpıyor.
Mektuptaki ikinci başlıksa, direk uçuşlar dahil olmak üzere tüm
limanlar ve havaalanlarındaki kısıtlamaların
kaldırılmasını içeriyor.
Annana iltilen bir başka öneri de üçüncü ülke vatandaşlarına
yönelik kısıtlamaların kaldırılması.
KKTCnin Gümrük Birliğine direk katılımı için özel
düzenlemeler yapılması ve Türk tarafının spor ve kültür
gibi alanlardaki uluslararası faaliyetlere katılmasının
önündeki tüm engellerin kaldırılması, mektupta yer alan
diğer öneriler.
Annan ve BM Güvenlik Konseyi üyelerine ulaştırılan mektupta,
KKTCye izolasyonların kaldırılması durumunda Türkiye de
eş zamanlı olarak limanları ve havaalanlarını
rumların kullanımına açmayı önerdi.
YUNANİSTANA
DA DAVET
Bu paketin görüşülmesi için, masaya Yunanistan ve Türkiyenin de
oturması talep ediliyor ve tekliflerin, kalıcı çözüm
arayışlarının ilk aşaması olarak görülmesi
isteniyor.
Annanla temaslarını değerlendiren Başbakan Erdoğan,
Genel Sekreterin Türkiyenin önerilerine olumlu baktığını
söyledi. Edinilen bilgiye göre ABD Başkanı Busha da anlatılan
söz konusu öneriye Washingtonda sıcak bakıyor.
|
NTV
Güncelleme: 11:33 TSE 10 Haziran 2005 Cuma
NEW
YORK - Başbakan Erdoğan, Annandan, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetine uygulanan izolasyonun kaldırılması önerilerini de
içeren raporunun biran önce Güvenlik Konseyinde onaylanması talebinde
bulundu.
Başbakan Erdoğan görüşmeden sonra yaptığı
açıklamada, BM Güvenlik Konseyinin, sayın Annanın
hazırlamış olduğu bu raporla ilgili olarak hala bir karar
verememiş olması, bizleri üzmektedir, düşündürmektedir. Bu,
aynı zamanda BM Güvenlik Konseyinin de güvenilirliği üzerinde soru
işaretleri meydana getirmektedir dedi.
TÜRK
ASKERİNİN ÇEKİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL
Türk askerinin Adadan çekilmesi ve toprak talebiyle ilgili
yapılmış herhangi bir teklif olmadığını
belirten Başbakan Erdoğan, Böyle bir şey mümkün değil.
Yapılması gerekenler yapıldı, bitti diye konuştu.
Erdoğan, Alman Hıristiyan Demokrat Birlik partisi Genel
Başkanı Angela Merkelin, Türkiyenin Avrupa Birliği
üyeliğini, Kıbrısla ilgili adımlar atmasıyla
ilişkilendirmesi konusunda da muhatabın AB Komisyonu olduğunu
belirtti.
KERKÜK
TÜM IRAKLILARIN
Başbakan Erdoğan, görüşmede, Irakta BMnin mevcut
inisiyatifinin daha da artması konusunun gündeme geldiğini
belirterek, özellikle anayasanın yazımı konusunu ele
aldıklarını ifade etti.
Kerkük, tüm Irak halkınındır, tüm Irakındır, belli
bir etnik unsura ait olmayacaktır diyen Erdoğan, mevcut yönetimin
anlayışının da bu olduğunu vurguladı.
BM Genel Sekreteri Annan ise,
Kıbrısta izolasyonun kaldırılması konusunda Güvenlik
Konseyini son gelişmeler ışığında yeniden
bilgilendireceğini söyledi.
RAPORU İNCELEYECEĞİM
Annan, Sayın Prendergast geldi, raporu bana yeni verdi. Ben şimdi bu
raporu dikkatle inceleyip ondan sonra hangi adımları
atabileceğime bakacağım. Diğer taraftan sayın
Başbakan, geçen sene benim hazırladığım raporun
Güvenlik Konseyinde görüşülmemiş olmasından duyduğu hayal
kırıklığını dile getirdi. Bu konuyu, iyi niyet
misyonu çerçevesinde, Güvenlik Konseyinde tekrar görüşüp, onları son
durum hakkında bilgilendireceğiz diye konuştu.
Kıbrıs için iyi niyet misyonunun her zaman mevcut olduğunu
belirten Annan, ancak bunu devreye sokabilmesi için gerekli ortamın ve
tarafların buna hazır olması gerektiğini söyledi.