KKTC’liler mülkiyet davası açacak

Kıbrıslı Rumların 1974’ten önce KKTC’de kalan eski malları için Kıbrıslı Türklere karşı mülkiyet davaları açması, Güney Kıbrıs’ta malı bulunan Kıbrıslı Türkleri harekete geçirdi.

 

AA

Güncelleme: 05:20 ET 06 Haziran 2005 Pazartesi

LEFKOŞA - Behlül Sütçü ve Hüseyin Helvacıoğlu, Güney Kıbrıs’taki Larnaka Havaalanı’nın kurulduğu arazinin kendilerine ait bölümünün izinsiz ve çok ucuza istimlak edildiğini belirterek bir bölümünün kendilerine ait olduğunu belirterek Rum Yönetimi aleyhine dava açmaya hazırlanıyor.

Ayten Ali Sütçü isimli Kıbrıslı Türkün yasal varisleri, Güney Kıbrıs’taki Larnaka Havaalanı’nın üzerine kurulduğu arazinin 145dönümlük bölümünün kendilerinden izinsiz olarak ve çok düşük bir fiyat karşılığında istimlak edildiği ve bedelin kendilerine ödenmediğini gerekçesiyle, Rum yönetimine karşı yasal mücadele başlatmaya hazırlanıyor.

Ayten Ali Sütçü’nün oğlu Dr. Behlül Sütçü, annesine ait arazinin Larnaka’nın arazinin dönümünün 100 bin Kıbrıs Lirası olduğunu belirtti ve havaalanı yapılan arazilerinin dışında, annesine ait 9 dönümlük başka bir araziye de okul inşa edildiğini kaydetti. Behlül Sütçü, “Türk arazileri cüzi bir rakamla istimlak edildi. Amaçları Türk mallarını ucuza kapatmak. Bazı akrabalarımızın arazilerini de yol yaptılar. İstimlak parasını ödemiyorlar. Rumlar, istimlak bedelinin çözümden sonra ödeneceğini’ söylüyor” diye konuştu.

LOIZIDU’YU ÖRNEK GÖSTERİYORLAR
Behlül Sütçü, “Titina Loizidu isimli Rum kadının Girne’deki eski bir evi için Türkiye’nin yaklaşık 1 milyon euro ödediğini” ifade ederek, kendilerinin mallarının daha değerli olduğuna belirtti ve bu konumda olan herkesi birlikte hareket etmeye çağırdı. Sütçü, dava açmak için KKTC makamlarından da destek isteyeceklerini kaydetti.

Kıbrıslı Türk Hüseyin Helvacıoğlu da, Larnaka Havaalanı’nın bir bölümünün kendi arazisi olduğunu belirterek, Rum yönetiminden 100 milyon Kıbrıs Lirası tazminat ile kalan arazisinin de kendisine iade edilmesini talep ediyor.

TAZMİNAT ÇÖZÜMDEN SONRA
Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Helvacıoğlu’na ait 110 bin metrekarelik arazinin sadece 3 bin 100 metrekaresinin havaalanı inşası için istimlak edildiğini, 22 bin Kıbrıs Lirası olan istimlak bedelinin, Helvacıoğlu’nun annesine verildiğini” söyledi.

‘Tazminat parasının mevcut Rum yasalarına göre ve Kıbrıs sorununun çözümünden sonra ödeneceğini” kaydeden Hristu, “mal sahibinin tazminatın bedeli konusunda hemfikir değilse mahkeme aracılığıyla bunun değiştirilmesini talep edebileceğini” kaydetti.

3 Kıbrıslı Türk için daha tutuklama kararı

Kıbrıs’ta Rumların 1974’ten sonra Kuzey’de kalan mülklerini geri alabilmek için başlattığı kişisel başvurular çerçevesinde Rum polisi, 3 Kıbrıslı Türk ve bir İngiliz hakkında daha Avrupa çapında tutuklama kararı aldı.

 

NTV

Güncelleme: 18:22 TSE 28 Mayıs 2005 Cumartesi

Lefkoşa - Rum polisinin Kuzey’de Rum mallarını kullandıkları gerekçesiyle tutuklama kararı aldığı Kıbrıslı Türklerle İngilizlerin sayısı 8’e yükseldi.

Kuzey Kıbrıs’taki bir inşaat şirketinin 3 Türk ve bir İngiliz yöneticisi hakkında alınan tutuklama emrinin, Interpol aracılığıyla Avrupa Birliği ülkelerinin yanısıra Türkiye’ye de iletildiği belirtildi.

Girne’de 248 adet villanın ve 800 yataklı bir otelin inşaatlarını yapan müteahhit Kutsal Tokatlıoğlu, şirket sahibi Tahir Soycan ve şirketin ortaklarından Akan Kürşat’la İngiliz Gerry Con Rob’un kırmızı bültenle arananlar listesine girmesi üzerine KKTC polisi ilgili kişilere Türkiye de dahil herhangi bir ülkeye seyahat etmemeleri uyarısında bulundu.

Tahir Soycan, İngiliz yayın kuruluşu BBC’de yayınlanan bir haberden sonra Rumların harekete geçtiğini ve polise başvurduğunu söyledi.

‘RUMLARI TÜRKLER DE DESTEKLİYOR’
Soycan, haklarında tutuklama kararı çıkaran Rumların, Türk tarafından destek gördüklerini de ileri sürdü. Soycan, KKTC’deki şirketler mukayyitliğindeki bazı kişilerin şirket bilgilerini Rum yetkililere verdiğini ileri sürdü.

Müteahhit Tokatlıoğlu’ysa Rumların hukuk savaşı açarak inşaat sektörü nedeniyle yüzde 35 oranında büyüyen Kuzey Kıbrıs ekonomisini çökertmeye çalıştıklarını belirtti.

TUTUKLAMA KARARI SAYISI 8
Son tutuklama kararıyla KKTC sınırları dışına çıkmaları kısıtlanan kişilerin sayısı 8’e yükselmiş oldu.

Rum Dışişleri Bakanlığı’nda konuyla ilgili faliyet planı hazırlandığı belirtilirken, Güney Kıbrıs kamuoyunda Türklere karşı mülkiyet konusunda haçlı seferi başlatıldığı belirtiliyor.

Rum lider: Yeni süreç için çok erken

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ise Kıbrıs müzakerlerinde yeni bir süreçten bahsetmek için “çok erken” olduğunu söyledi.

 

NTV

Güncelleme: 05:53 ET 06 Haziran 2005 Pazartesi

LEFKOŞA - Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yardımcısı Kieran Prendergast’ın Ankara’daki temasları sürerken, Papadopulos, görüşmelerin hangi koşullar altında başlayabileceğinin henüz belirsiz olduğunu açıkladı.

Yeni bir süreçten bahsetmek için erken olduğunu söyleyen Papadopulos, “Türkiye’nin Ada’daki bugünkü durumunun kimsenin çıkarına hizmet etmediğini anlamasını umuyoruz” dedi.

Geçtiğimiz hafta Ada’da temaslarda bulunan Prendergast, taraflar arasında büyük uçurum bulunduğunu belirtmişti.

BM temsilcisi ‘hayal kırıklığına’ uğradı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin müzakere zemini bulunup bulunmadığı konusunda liderlerin nabzını yoklamak amacıyla Ada’ya gönderdiği Kieran Prendergast, temaslarının sonucunda hayal kırıklığına uğradı.

NTV-MSNBC

Güncelleme: 13:57 04 Haziran 2005 Cumartesi

Lefkoşa - Prendergast, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Rum lider Tasos Papadopulos’la yaptığı görüşmeleri yakın çevresine, “Taraflar arasındaki uçurum büyük, şu anda üzerine köprü kurulamaz” diyerek değerlendirdi.

Prendergast, anlaşmaya varılmasının liderlere kalmış bir karar olduğunu belirterek Birleşmiş Milletler’in bu hedefe ulaşılması için sadece kolaylaştırıcı ve tarafları cesaretlendirici rol üstlenebileceğini söyledi.

‘ARADA UÇURUM VAR’
Prendergast’ın “iki taraf arasında uçurum var” diye nitelediği bir durumda Genel Sekreter’in müzakereleri yeniden başlatacağına ihtimal verilmiyor.

Prendergast, Görüşmelerinin sonunda Genel Sekreter’e bir rapor sunacak. Genel Sekreter de müzakereleri başlatıp başlatmamaya karar verecek. Bugün Atina’da temaslarda bulunan BM arabulucusunun bir sonraki durağı da Ankara olacak.

Bu arada Papadopulos, Prendergast’a sunduğu önerilerle ilgili haberlerin tam doğru olmadığını, belli amaç güttüğünü düşündürdüğünü söyledi.

RUM BASINI: ÖNERİLER NTV’DE
Öte yandan Rum basını, Papadopulos’un sunduğu önerileri NTV’nin yayınladığını yazdı. Haberden alıntılar yapan gazetelerde, “Papadopulos’un önerileri Türk medyasında. Talat bu önerileri, ‘Annan Planı’nın parametreleri dışına çıkıyor’ sözleriyle reddetti” ifadesi dikkat çekti.

Papadopulos’a muhalif Politis gazetesi de Talat’ın Papadopulos’un sunduğu 9 maddeyi reddettiğine dikkat çekti, Prendergast’ın iki taraf arasında uçurum saptadığını liderlerin ortak bir noktada buluşturulamayacağı izlenimi edindiğini yazdı. Gazetenin yorumuna göre Papadopulos’un sunduğu tezler, Annan Planı’nın dışına çıktığı gerekçesiyle Talat ve Ankara tarafından reddedildi, Türk tarafı referandumdaki “evet” yanıtından destek alarak Annan planında köklü değişiklikler yapılmasına izin vermiyor.

TALAT’A SERT TEPKİ
Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu’ysa Papadopulos’un sunduğu önerilerin NTV’de yayınlanmasının ardından Talat’tan gelen açıklamalara sert tepki gösterdi. Rum Bakan, “Talat’ın sözleri, kısır siyasi sözlerdir. Ciddiyetsizliğini gösteren ve Genel Sekreter’in olası inisyatifini küçümseme çabasıdır. Diplomatik nezaket gereği Türkler, Prendergast’ın Ankara’ya gitmesini bekleyip görüşlerini ondan sonra söylemeliydiler” dedi.

Papadopulos halk desteğini yitiriyor

Kıbrıs Rum Kesimi’nde yapılan anketler, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un halk desteğini hızla yitirmekte olduğunu ortaya koydu.

 

 

NTV

Güncelleme: 12:51 TSI 06 Haziran 2005 Pazartesi

LEFKOŞA - Rumların en yüksek tirajlı gazetesi Fileftheros’un anketine katılan Rumların sadece yüzde 26’sı Papadopulos’un icraatlarından çok memnun olduğunu söyledi.

Rumların yüzde 41’i Papadopulos’un politikalarından “yeterince memnun” olduğunu belirtiken yüzde 33’ü de hiç memnun olmadığını söyledi. Katılımcıların yüzde 31’i Papadopulos’un Kıbrıs sorununda izlediği politikadan çok memnun olduğunu belirtirken, yüzde 34’üyse yeteri kadar memnun olmadığını ifade etti.

İktidardaki AKEL partisinin yayın organı Haravgi gazetesiyse 1200 kişinin katıldığı ve partilerin olası bir seçimdeki oy oranlarının sorgulandığı bir araştırma yayınladı. Anket sonuçlarına göre iktidardaki komünist AKEL partisi yüzde 28’le ilk sırada, Annan Planı’na “evet” diyen DİSİ yüzde 25’le ikinci sırada yer aldı. Papadopulos’un partisi DİKO’nun oy oranıysa yüzde 19 düzeyinde kaldı.

Prendergast Kıbrıs için son durakta

 

Erdoğan'ın ABD gezisinin ağırlık konusu da Kıbrıs



6 Haziran, 2005 08:43:00 (TSİ) CNN TURK

 

Kıbrıs'ta Türk ve Rum yetkilileri ile görüşen daha sonra da,Yunanistan'da temaslarda bulunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Temsilcisi Kieran Prendergast temaslarının son durağı Türkiye'de.

Birleşmiş Milletler temsilcisi, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakerelere başlayacağı 3 ekimden önce Kıbrıs görüşmelerini yeniden başlatmanın zeminini arıyor.
 
Ancak Rum kesimi masaya dönmek için Türkiye'nin kabul etmediği şartlar ileri sürüyor.
 
Rumlar, garantörlük anlaşmalarının iptalini, Türkiye'nin Ada'dan asker çekmesini, görüşmeler yeniden başlasa bile zaman sınırlaması olmamasını ve Birleşmiş Milletler'in hakem değil, gözlemci olmasını istiyor.
 
Kofi Annan'ın temsilcisi Türkiye'nin görüşlerini de aldıktan sonra, Genel Sekreter'e tarafların tutumuyla ilgili bir rapor sunacak.
 
Annan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile çarşamba günü yapacağı görüşme öncesi tüm tarafların görüşlerini almış olacak.
 
Resmi görüşmelerine bugün başlayacak olan Kofi Annan'ın siyasi danışmanı Prendergast Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile biraraya gelecek.

Erdoğan'ın ABD gezisinin gündemi Kıbrıs 

ABD gezisine bugün başlayacak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da önemli gündem maddelerinden biri Kıbrıs.
 
Başbakan Erdoğan, hem ABD Başkanı George Bush'la hem de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la  yapacağı görüşmelerde Kıbrıs'la ilgili taleplerini iletecek.
 
Erdoğan'ın görüşmelerde, Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un garantörlük anlaşmalarının iptali ve Ada'dan Türk askerinin çekilmesi gibi taleplerinin kabul edilemez olduğunu bildirmesi bekleniyor.
 
Erdoğan, her iki lidere de Rum kesiminin barış görüşmeleri için yeterli çabayı göstermediğini de dile getirecek.

Çözüm sağlanamazsa...
 
KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatacak olan Başbakan Erdoğan, Rum tarafına görüşmelerin başlaması için baskı yapılmasını da isteyecek.
 
Erdoğan, hem ABD Başkanı Bush'a hem de BM Genel Sekreteri Annan'a Rumların çözüme yanaşmaması halinde bu noktadan sonra Türkiye'nin KKTC'nin tanınması için çalışacağını ifade edecek.
 
Prendergast: "İki taraf da çözüm istiyor"
 
3 haziranda Ada'daki temaslarını tamamlamasının ardından Yunanistan'a geçen Prendergast Atina'da yaptığı açıklamada, tarafların Kıbrıs sorununun çözümünü arzu ettiklerini söylemişti.
 
Prendergast, Atina'daki temaslarının çok olumlu geçtiğini ve Yunanistan'ın çözüm çabalarına büyük destek verdiğini de dile getirmişti.


RUMLARIN TALEPLERİ

·  Birleşmiş Milletler'in hakemliği ve dar bir görüşme takvimi olmamalı

·  Rumların KKTC topraklarındaki tapulu mülkleri iade edilmeli

·  Türkiye'den gelerek vatandaş olanların sayısı azaltılmalı

·  Türk ordusu Ada'dan tamamen çekilmeli

·  Türkiye'nin garantörlüğü kaldırılmalı

·  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, muhtemel bir anlaşmanın uygulanacağı garantisi vermeli

·  Devlet yönetiminin daha iyi işlemesi için otorite paylaşımı değiştirilmeli 

CNN TURK 06/06/2005

 

Geçmiş hükümetlere 'Kıbrıs' eleştirisi

 

Gül: "Suriye, Hatay'a düşen füze parçaları nedeniyle özür diledi"



6 Haziran, 2005 13:13:00 (TSİ) CNN TURK

Ece Ertem / cnnturk.com

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, kendilerinden önceki hükümetlerin izledikleri yanlış politikalar sonucunda Güney Kıbrıs'ın AB'ye tam üye olduğunu söyledi.

Bakan Gül, ABD'ye yapacağı ziyaret öncesi Ankara Esenboğa Havalimanı'nda bir basın toplantısı düzenledi.
 
Gül, "geçmiş hükümetler bizim şimdiki Kıbrıs politikamızı uygulamış olsalardı, Güney Kıbrıs Rum Kesimi AB'ye tam üye olamazdı. Kıbrıslı Türkler de bugün daha iyi bir durumda olurlardı" diye konuştu.
 
"Suriye resmen özür diledi"
 
Suriye'den Hatay'a füze parçalarının düşmesini de değerlendiren Bakan Gül, olayın ertesi günü Şam yönetiminin kendilerinden resmen özür dilediğini belirtti.

Gül, bir gazetecinin "ABD'den PKK konusunda işbirliği talep edecek misiniz?" sorusuna ise, "biz Türkiye olarak kendi gücümüzle her türlü belanın altından kalkmasını biliriz ancak terörle mücadele tek başına olmuyor. Şüphesiz dostlarımızdan bu konuda işbirliği bekliyoruz. ABD de PKK'yı terör örgütü olarak gören ülkelerden biri. Terör örgütü PKK'nın Irak'taki köklerini kazıma konusunda ABD ile olan işbirliğimiz muhakkak sürecektir" yanıtını verdi.

Erdoğan'ın ABD gezisinin gündemi: Kıbrıs
 
ABD gezisine bugün başlayacak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da önemli gündem maddelerinden biri Kıbrıs.
 
Başbakan Erdoğan, hem ABD Başkanı George Bush'la hem de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la  yapacağı görüşmelerde Kıbrıs'la ilgili taleplerini iletecek.
 
Erdoğan'ın görüşmelerde, Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un garantörlük anlaşmalarının iptali ve Ada'dan Türk askerinin çekilmesi gibi taleplerinin kabul edilemez olduğunu bildirmesi bekleniyor.
 
Erdoğan, her iki lidere de Rum kesiminin barış görüşmeleri için yeterli çabayı göstermediğini de dile getirecek.
 
Çözüm sağlanamazsa...
 
KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatacak olan Başbakan Erdoğan, Rum tarafına görüşmelerin başlaması için baskı yapılmasını da isteyecek.
 
Erdoğan, hem ABD Başkanı Bush'a hem de BM Genel Sekreteri Annan'a Rumların çözüme yanaşmaması halinde bu noktadan sonra Türkiye'nin KKTC'nin tanınması için çalışacağını ifade edecek.

Papadopulos halk desteğini kaybediyor


      Güney Kıbrıs lideri Tasos Papadopulos halk desteğini kaybediyor. Son anketler Papadopulos ve partisine verilen desteğin azaldığını ortaya koydu.
      Rum Fileleftheros gazetesi, 23 mayıs-2 haziran tarihlerinde 748 kişiyle yaptırdığı, Rum yönetiminin çalışmalarıyla ilgili anket sonucunu yayımladı.
      Ankete katılanlar, "Tasos Papadopulos'un çalışmalarından ne kadar memnunsunuz" sorusuna, mayıs 2005 itibarıyla, yüzde 26'sı 'çok memnun', yüzde 41'i 'yeteri kadar memnun', yüzde 21'i 'o kadar memnun değil', yüzde 12'si ise 'hiç memnun olmadığı' yanıtını verdi.
      Haberde, mayıs 2004'te Papadopulos'un çalışmalarından 'çok memnun olanların' oranı yüzde 34 iken, mayıs 2005'te bu rakamın yüzde 26'ya düştüğü belirtildi.
     
     Seçim anketinin galibi AKEL
      Öte yandan AKEL partisinin yayın organı Haravgi gazetesi bin 200 kişinin katıldığı ankette, "bu pazar seçim olsaydı, hangi partiye oy verirdiniz" sorunu yöneltti.
      Anket sonucuna göre, AKEL yüzde 28, Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) yüzde 24.5, Papadopulos'un başkanı olduğu Demokratik Parti de (DİKO) yüzde 19.1 destek aldı.

MILLIYET 06/06/05

 

'Öncelik Ankara'da'

Britanya Büyükelçisi Westmacott: Türkiye'nin AB üyeliği temel öncelik

RADIKAL 10/06/05

HİLAL KÖYLÜ

ANKARA - AB Dönem Başkanlığı görevini 1 Temmuz'da üstlenecek ve yıl sonuna kadar sürdürecek olan Britanya'dan Ankara'ya, "Türkiye'nin AB üyelik başvurusunu başarıya ulaştırmak, dönem başkanlığımızda Britanya'nın temel önceliği olacak" mesajı geldi. Britanya'nın Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott, dönem başkanlıkları süresince özellikle AB üyeliği ve Kıbrıs sorunu temelinde Türkiye'ye tam destek vereceklerini söyledi. Westmacott'un Radikal'e yaptığı değerlendirmeler şöyle:
İzolasyonlar kalkmalı: Kıbrıs'ta kalıcı ve kapsamlı bir çözümden yanayız. BM'nin bu yöndeki girişimleri ve adada üstlendiği misyonu, çözüm için en iyi yol olarak görüyoruz. Kuzey Kıbrıs üzerindeki izolasyonları kaldıracak önlemlerin AB nezdinde alınması gerektiğine inanıyoruz.
Elimizden gelenin en iyisi: Kuzey Kıbrıs'a mali yardımlarda bulunmak ve bölgeye ticaret konusunda düzenlemelere gitmek çok önemli. Başkanlığımız süresince, bu konuda yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışacağız ama bu süreçte AB ilkelerini dikkate alarak tarafsız davranmak zorunda olduğumuzun iyi anlaşılması gerekiyor. Bu da, başkanlığın bir üye ülke üzerinde aşırı baskı uygulamasının çok zor olduğu anlamına geliyor.
Doğrudan uçuşu destekliyoruz: Doğrudan uçuşları Kuzey Kıbrıs'a yönlendirme arzusundayız. Bu konu, Britanya Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'nin Kıbrıs'la ilgili son raporunda da çok önemli bir yer tuttu. Bununla birlikte uluslararası havacılık, bizim de uymak zorunda olduğumuz bir dizi anlaşma ve kurallara tabii. Dolayısıyla yasal zorunlulukları değerlendirmek durumundayız. Konuyu, son derece dikkatli bir şekilde değerlendirmekteyiz.
Türkiye temel önceliğimiz: Türkiye'nin AB başvurusunu başarıya kavuşturmak dönem başkanlığımızda, Britanya'nın temel önceliği olacak. Bu zamanda Türkiye'de büyükelçi olmak da benim için bir ayrıcalıktır. Türkiye'yle 3 Ekim'de katılım müzakerelerinin başarıyla başlamasını garanti etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.
Uygulama önemli: Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK), eski kanuna kıyasla birçok gelişmeyi beraberinde getiriyor. Bu gelişmeleri özellikle işkence, kadın hakları ve dil-din-ırk ayrımcılığı konularında görmek memnuniyet verici. Yine de, yasa bazı eleştirilere neden olmaktadır. Parlamentonun bu eleştirileri dikkate alması olumlu, ancak biz yasal sürecin sonuçlarını bekleyeceğiz.
AİHM'ye uyulmalı: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Öcalan davasında problemin tanımına ve çözümüne ilişkin birkaç yol önermiştir. Bu konuda nasıl bir yol izleneceği tabii ki Türk otoritesinin kendi bileceği bir iştir. Ancak, Türkiye için de tıpkı diğer AB ülkeleri gibi mahkemenin kararlarına uymak önemlidir.

 

Papadopulos, halk desteğini yitiriyor

DESREK %34'TEN % 26'YA DšžTš... Güney Kıbrıs'ta yapılan anketler, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un halk desteğini hızla yitirmekte olduğunu ortaya koydu. Ankete katılan Rumların sadece yüzde 26'sı Papadopulos'un icraatlarından çok memnun olduğunu söyledi. Mayıs 2004'te Papadopulos'un çalışmalarından çok memnun olanların oranı %34 iken, Mayıs 2005'te bu rakam %26'ya düştü

Kıbrıs Rum Kesimi'nde yapılan anketler, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un halk desteğini hızla yitirmekte olduğunu ortaya koydu.

Rumların en yüksek tirajlı gazetesi Fileftheros'un anketine katılan Rumların sadece yüzde 26'sı Papadopulos'un icraatlarından çok memnun olduğunu söyledi.

Mayıs 2004'te Papadopulos'un çalışmalarından çok memnun olanların oranı %34 iken, Mayıs 2005'te bu rakam %26'ya düştü.

Rumların yüzde 41'i Papadopulos'un politikalarından yeterince memnunö olduğunu belirtirken yüzde 33'ü de hiç memnun olmadığını söyledi.

Katılımcıların yüzde 31'i Papadopulos'un Kıbrıs sorununda izlediği politikadan çok memnun olduğunu belirtirken, yüzde 34'üyse yeteri kadar memnun olmadığını ifade etti.

˜iktidardaki AKEL partisinin yayın organı Haravgi gazetesiyse 1200 kişinin katıldığı ve partilerin olası bir seçimdeki oy oranlarının sorgulandığı bir araştırma yayınladı. Anket sonuçlarına göre iktidardaki komünist AKEL partisi yüzde 28'le ilk sırada, Annan Planı'na öevetö diyen DİSİ yüzde 25'le ikinci sırada yer aldı. Papadopulos'un partisi D˜KO'nun oy oranıysa yüzde 19 düzeyinde kaldı.

Fileleftheros “POL˜TİK” eki neler yazdı?

Fileleftheros “POLİTİK” eki, Gnora şirketi adına, Rai Consultants'ın, 23 Mayıs-2 Haziran 2005 tarihlerinde, 748 kişinin baz alındığı, Rum Yönetimi'nin çalışmalarıyla ilgili ankete yer verdi.

Ankete katılanların telefonla seçildiğini yazan gazete, anket sonuçlara geniş yer verdi.

Habere göre Rum Yönetimi Başkanı, Tasos Papadopulos'un çalışmalarından ne kadar memnunsunuz sorusuna, Mayıs 2005 itibarıyla, %26'sı çok memnun, %41'i yeteri kadar memnun, %21'i o kadar memnun değil, %12'si ise hiç memnun olmadığı yanıtını verdi.

Mayıs 2004'te Papadopulos'un çalışmalarından çok memnun olanların oranı %34 iken, Mayıs 2005'te bu rakam %26'ya düştü.

Partilere göre, Papadopulos'tan çok memnun olanların oranı ise K.S. EDEK %39, D˜KO %34, AKEL %28, D˜S˜ %9 şeklinde belirlendi.

Hükümet çalışmalarından çok memnun olanların oranı %13, yeteri kadar memnun olanlar %42, hiç memnun olmayanlar %12, o kadar memnun olmayanlar ise %32 şeklinde ortaya çıktı.

Gazete, Kıbrıs sorununun Rum Yönetimi ile Başkanını kurtardığını, zira, seçmenin büyük bir çoğunluğunun Başkanlığın Kıbrıs sorunuyla ilgili tutumundan memnun olduğunu yazdı.

Gazete buna göre, Başkanlığın tutumundan %31'nin çok memnun, %34'nün ise yeteri kadar memnun olmadığını belirtti.

Habere göre Rum Yönetimi'ne Güney Kıbrıs'ın AB üyeliğine katılımın idare edilmesi, sosyal -siyasi, suçların göğüslenmesi, eğitim ve ekonomi konularında düşük puanlar verildi.

Puan bazında yapılan değerlendirmede, AB üyeliği 2.8, sosyal siyaset 2.6, suçların göğüslenmesi 2.5, eğitim ve ekonomi 2.4 puan aldı.

Rum bakanlara da puan verilirken, en çok puanı ˜çişleri Bakanı Andreas Hristu, en düşük puanı ise Eğitim Bakanı Pefkios Yeoryiadis aldı.

Rum Bakanların aldığı puanlar şöyle:

ö˜çişleri Bakanı Andreas Hristu 7.5, Maliye Bakanı Makis Keraunus 7.2, Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis 6.6, Tarım, Doğal Kaynak ve €evre Bakanı Efthimios Efthimiu 6.5, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Haris Thrasu 6.4, Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu 6.3, €alışma Bakanı Hristos Talaidorus 6.3, Ticaret, Sanyi ve Turizm Bakanı Yorgos Lillikas 6.2, Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Theodoru 6.1, Sağlık Bakanı Andreas Gaurirudis 6.0, Savunma Bakanı Kiriakos Mavronikolas 5.8, Eğitim Bakanı Pefkios Yeoryiadis 5.7ö

™te yandan HARAVG˜ ise, kendisinin Yunan şirketi G.P.O.AE'ye (Grek Puplic Opinion) yaptırdığı ve bin 200 kişinin katıldığı partilerin oy oranlarıyla ilgili ankete yer verdi.

Habere göre, gelecek Pazar seçim olsaydı, hangi partiye oy verirdiniz şeklindeki soruya %28'i AKEL, %24.9'u DİSİ, %19.1'i DİKO, %4.7'si EDEK, %3.6 EURO.D˜, %1.9'u NEO, %1.0'ı EDEK %1.1'i çevreciler, %0.1'i ADİK, %6.1'i boş veya geçersiz, %7.3'ü bilmiyorum, %1.3'ü oy kullanmayacağım şeklinde yanıt verdi.

öSiyasetçiler arasında en çok popülerliğe sahip kişiler kimlerdir şeklindeki soru ise, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos %78, Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas %76.6, K.S.EDEK Başkanı %63, EURO.D˜ Başkanı Prodromos Prodromu %46.4, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis %37.9 şeklinde yanıtlandı.

Anketteki diğer soru ve yanıtlar ise şöyle:

Hükümetin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? % 57.1 olumlu ve oldukça olumlu, %24.5 olumsuz ve oldukça olumsuz, %17.8 tarafsız. ülkenin en önemli üç sorunu nedir? %83.7 Kıbrıs sorunu, %51.1 Ekonomi, %13.5 siyaset, %13.4 işsizlik, %11.1 uyuşturucu, %6.9 yabancı işçiler, %4.4 AB üyeliği, %3.6 güvenlik-suçlar, %3 eğitim, %16.3 diğer konular.

Gazete, sözde “Türk işgalinin” büyük sorun olduğunu belirten, %24.3'lük oranın Kıbrıs sorunuyla ilgili verilen %83.7'lik orana dahil edildiğini belirtti.

 KIBRIS 06/06/05

Prendergast Ankara'da nabız yoklayacak

TÜRK YETKİLİLERİ DİNLEYECEK... BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşler Danışmanı Kieran Prendergast, adadaki temaslarının ardından dün Ankara'ya gitti. Prendergast Esenboğa Havalimanı'nda, Ankara'ya nabız yoklamak ve Türk tarafının görüşlerini dinlemek için geldiğini söyledi

ÖNEMLİ TEMASLAR... Annan'ın Siyasi İşler Danışmanı, bugün Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşecek. Prendergast'ın temasları, Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın ABD'de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile yapacağı görüşmenin hemen öncesinde gerçekleşecek olması nedeniyle önem taşıyor

BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşler Danışmanı Kieran Prendergast, adadaki temaslarının ardından dün Ankara'ya gitti.

Prendergast Esenboğa Havalimanı'nda, Ankara'ya nabız yoklamak ve Türk tarafının görüşlerini dinlemek için geldiğini söyledi.

Prendergast Ankara'dan önce Kıbrıs ve Atina'da çeşitli görüşmeler gerçekleştirmişti.

Annan'ın Siyasi İşler Danışmanı, bugün Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşecek. Prendergast'ın temasları, Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın ABD'de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile yapacağı görüşmenin hemen öncesinde gerçekleşecek olması nedeniyle önem taşıyor.

Ankara, Birleşmiş Milletler'den, masaya oturması için Rum yönetimine baskı yapılmasını istiyor. Geçen hafta Prendergast tarafından Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a iletilen Rum yönetiminin çözüm önerileri gerek Lefkoşa gerekse Ankara tarafından ciddiyetten uzak olarak değerlendirilmişti.

Rum yönetimi, Türkiye kökenli Kıbrıslıların sayısının 30 binle sınırlandırılmasını, Türk askerlerinin adadan çekilmesini istemişti.

KIBRIS 06/06/05

Şener: 2004 ve 2005'te KKTC için ayrılan ödenek 830 milyon dollar

KKTC ile Türkiye arasında Ekonomik ve Mali İşbirliği Ek Protokolü'nü imzalayan Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, önceki akşam resmi ziyaretini tamamlayarak Ankara'ya döndü.

Şener, Türkiye'nin KKTC'ye 2004 ve 2005 yıllarında 830 milyon doların üzerinde ödenek ayırdığını belirterek, iki ülkenin ilişkilerinin rakamların ötesinde olduğunu vurguladı. Şener, "Burada Anavatan'la Yavruvatan'ın etle tırnak gibi bir arada olduğunu ve birlikte mutlu olacağını, birlikte güleceğini bilmemiz gerekir. Biz işbirliği, elbirliği halinde birlikte mutlu olmak için tüm çabamızı ortaya koyuyoruz" dedi.

Şener'i Ercan'dan Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Deniz ve öteki yetkililer uğurladı.

Şener: Maksadımız Kıbrıs Türkü'nün mutluluğu, refahı, huzuru

Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Ercan Havalimanı'nda basına yaptığı açıklamada, protokollerin KKTC'deki ekonomik potansiyelin maksimum düzeyde harekete geçirilmesi çabalarının parçası olduğunu kaydetti.

Şener, "Maksadımız Kıbrıs Türkü'nün mutluğudur, refahı ve huzurudur. Buradaki ekonomik potansiyelin harekete geçmesidir. Geleceğin dünyasında güçlülerin ayakta kaldığını biliyoruz. Uluslararası korkunç bir rekabetin varlığını biliyoruz. Bu yarışta Kıbrıs Türkü'nün de geleceğe hazırlıklı, üretken olması ve uluslararası rekabete güçlü hazırlanması gerekmektedir" diye konuştu.

"Sorunlarınızı sorunumuz biliyoruz"

Bu maksatla Türkiye'nin her zaman Kıbrıs Türkü'nün yanında olduğunu, sorunların kendi sorunu bildiğini kaydeden Şener, KKTC hükümetleriyle TC hükümetlerinin her zaman yakın dayanışma ve işbirliği içinde olduğunu söyledi.

Abdüllatif Şener, Türkiye bütçesinden KKTC bütçesine transfer edilmek üzere ayrılan ödeneklerin, kredi ve hibe olarak isimlendirildiğini; genellikle protokollerde kredilerin yer aldığını anlatarak, şöyle konuştu:

2004 ve 2005'te 830 milyon dolar

"Dolayısıyla (protokoller) Türkiye Cumhuriyeti bütçesinden aktarılan tüm kaynakları ve destekleri ifade etmemektedir. Bu çerçevede konu değerlendirilecek olursa şunu söyleyebiliriz: Türkiye'nin 2004 bütçesinden KKTC için 550 trilyon TL ödenek ayrılmış, transfer edilmiştir. Bu 407 milyon dolar tutarını ifade etmektedir.

Türkiye'nin 2005 yılı bütçesinden KKTC için ayrılan ödenek miktarı ise, 572 trilyon TL yani 424 milyon dolardır. Yani sadece 2004 ve 2005 bütçelerinden KKTC'ye aktarılan miktar 830 milyon doların üzerinde bir tutar ifade etmektedir.

Rakamların ötesinde ilişki

Bu rakamlar zaman zaman farklı telaffuz edildiği, farklı değerlendirildiği için, bir arada topluca belirtmeyi gerekli gördüm. Ama rakamların ötesinde bir ilişki vardır KKTC ile TC arasında. Bu ilişkileri rakamlar bazında anlatmaya çalışmak da doğru değildir, yanlıştır, bunu aşan boyutlar vardır.

Burada Anavatan'la Yavruvatan'ın etle tırnak gibi bir arada olduğunu ve birlikte mutlu olacağını, birlikte güleceğini bilmemiz gerekir. Bizse işbirliği, elbirliği halinde birlikte mutlu olmak için tüm çabamızı ortaya koyuyoruz."

"Ayrılıyorum ama gönlüm sizinle"

Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, KKTC'den ayrılacağını ama gönlünün Kıbrıs Türkü'yle beraber olduğunu vurgulayarak, "Ankara'daki mesailerimizin önemli bir kısmı da yine Kıbrıs Türkü'nün mutluluğu ve huzuru içindir. Her şeyin gönlünüzce olmasını dilerim" dedi.

Deniz: "Türkiye yanımızda oldukça ilerleriz"

Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Kemal Deniz de konuşmasında, Şener'in önemli mesajlarla geldiğini ve önemli bir gün geçirdiklerini belirterek, uzun yıllardır Türkiye'nin KKTC'nin gelişmesinde çok önemli rol oynadığını söyledi.

Deniz, Türkiye'nin geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda bütçeye büyük miktarda katkı yaptığını belirterek, "Biz şunu biliyoruz, Türkiye bizim yanımızda olduğu müddetçe KKTC gerekli ilerlemeleri gösterecektir" dedi.

Bunun için hükümetin piyasa ekonomisinin oluşması, devletin piyasadaki müdahalesinin ortadan kaldırılıp sadece denetleyici duruma gelmesi ve kayıt dışı ekonominin ortadan kaldırılarak, yavaş yavaş tabana da yayılan ekonomik refah düzenine geçmek için çabalarını sürdüreceğini ifade eden Deniz, Türkiye'nin katkılarıyla önlerindeki hedeflere ulaşacaklarını vurguladı. Deniz, Şener'in şahsında Türkiye'ye teşekkür etti.

Uzun: "Kıbrıs Türkü'nü çözüme, barışa, dünyaya ulaştırmak"

Maliye Bakanı Ahmet Uzun ise Şener'in, teknik heyetin ve Büyükelçi'nin katkılarıyla yapılan çalışmalarda Türkiye'nin yine Kıbrıs Türk halkıyla beraber olduğunu gördüklerini belirterek, "Kıbrıs Türkü'nü çözüme, barışa, dünyaya ulaştırmak için yine elimizden tutmaktadır, dünyaya da el ele ulaşacağız, AB'ye de o anlamda ulaşacağız ve neticede halkımızın refah ve mutluluğu için çalışacağız" diye konuştu.

Uzun, Türkiye'nin, KKTC'nin 1.4 katrilyonluk 2005 bütçesine yarı yarıya katkı yaptığını, maaş ve transferlerden oluşan cari bütçeye de önemli ölçüde katkıda bulunduğunu ifade ederek, hükümetin en azından cari bütçeyi karşılamak için çalışmalarını yoğunlaştırdığını vurguladı.

"Hedefimiz cari bütçemizi kendimizin karşılamasıdır ki Türkiye'nin katkıları da daha yoğun olarak yatırımlara yönlenebilsin ve Kıbrıs Türkü refah ve mutluğu daha süratli yakalasın" diyen Bakan Uzun, olumlu çalışmalardan dolayı Şener'e, müsteşarına ve büyükelçiye teşekkür etti.

KIBRIS 06/06/05

Rus turistler geliyor, direk uçuş sırada

RUM TEHDİDİNE RAĞMEN.. Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism şirketi tarafından Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi olmaksızın Rusya'dan getirdiği 29 Rus turizm acente sahibi KKTC'ye hayran kaldı. Rus kafilesinde bulunan acente sahipleri 15 güne kadar ilk Rus turist kafilesini ülkemize getirebileceklerini belirtti. Rum tehdidi de turizmcileri yıldırmadı

MOSKOVA'DAN KKTC'YE DİREK UÇUŞ İHTİMALİ... Rus turizm acentesi yetkililerini KKTC'ye getiren ve 11 yıldır Rusya'da turizm işi ile uğraşan Aquarius Tour Genel Müdürü Natalia Kurpyakova, Moskova'dan KKTC'ye direk uçuş yapılması için Moskova'daki büyük özel hava yolu şirketleri ile temasa geçeceklerini söyledi

Ali CANSU

Kuzey Kıbrıs'taki turizm olanaklarını inceleyen Rus kafile, ülkemize hayran kaldı, 15 güne kadar ilk Rus turizm kafilesinin geleceğini duyurdu. Rum yönetiminin, "işgal altında turizm faaliyetlerinde bulunmayın, tutuklanırsınız" tehdidine rağmen, ülkemize turist kafilesi getirmekte kararlı görünen Rus turizmciler, "Rum tehdidine rağmen, pişman değiliz. Rus turistler için Kıbrıs'ın kuzeyi biçilmiş kaftan" ifadesini kullandı.

Gazimağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism şirketi tarafından Türkiye ve Güney Kıbrıs'tan aracı bir turizm şirketi olmaksızın Rusya'dan getirdiği 28 Rus turizm acente sahibi KKTC'ye hayran kaldı.Bozulmamış doğasına, denizine, insanların sıcakkanlı ve konukseverliliğine hayran kalan Rus turizm acente sahipleri, 15 güne kadar ilk Rus turist kafilesini ülkemize getirecekleri sözünü verdi.

Ülkemizin tarihi ve turistik yerleri ile otellerini ziyaret eden Rus turizm acente sahipleri, bugüne kadar ilk kez bilgi sahibi olmadıkları bir ülkeyi ziyaret ettiklerini belirterek, bundan pişman olmadıklarını söyledi.

28 kişilik Rus turizm acente sahibini Rusya'dan KKTC'ye getiren ve 11 yıldır Rusya'da turizm ile uğraşan Aquarius Tour Genel Müdürü Natalia Kurpyakova, KKTC'ye turist getirmek için uçak ücreti ile zaman açısından bazı sıkıntılar yaşayabileceklerini belirterek, bu sorunu Moskova'dan KKTC'ye direk uçuş yapılması için büyük özel hava yolu şirketleri ile temasa geçerek çözebileceklerini söyledi.

Rus turizmcilere Rum tehdidi

Rusya'dan turist getirmek için Mağusa'da faaliyet gösteren Western Travel & Tourism şirketinin davetlisi olarak KKTC'ye gelen Rus turizmciler aday gelmeden Rum tehdidi ile de karşılaştı.

Moskova'dan Larnaka'ya oradan da KKTC'ye geçip ülkemizdeki otellerde konaklamak için Moskova'daki Kıbrıs Rum kesiminin başkonsolosluğuna vize başvurusunda bulunan Rus turizmcilere Başkonsolosluk vize vermedi.

Rum elçiliğin gerekçesi ise "KKTC'nin işgal altında bir bölge olduğu ve oradaki otellerde kalmaları durumunda haklarında hukuki işlem başlatılabileceği" idi

Rus turizmcilere Kıbrıs Rum Kesimi Başkonsolosluğunun gönderdiği fax metninde şu ifadeler yer aldı:

"Firmanızın Kıbrıs'ın işgal altındaki bölgesine düzenlemeyi düşündüğü tanıtım seyahati konusunda bilgi sahibiyiz. Bu nedenle, işgal altında bulunan Kıbrıslı Rumlara ait otellerde konaklamanız, firmanıza karşı, otellerin gerçek sahiplerinden izin olmadığı sürece hukuki sonuçlar doğuracağını bildirmek zorundayız.

Demetris Demtrion

Mokcova CTO Direktör"

Rusya'da faaliyet gösteren Aquarıus Tour Genel Müdürü Natalia Kurpyakova, tura katılan Rus turizmciler adına KIBRIS'ın sorularını yanıtladı:

KIBRIS: Rusya'dan KKTC'ye gelmeden önce Moskova'da ne gibi sorunlar yaşadınız?

NATALIA KURPYAKOVA: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne Güney Kıbrıs'taki Larnaka Havaalanından gelmek istedik. Ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Moskova'daki temsilciliğine vize başvurusunda bulunduk. Bize ilk sorulan "nerede kalacaksınız" oldu.

Biz de KKTC'den gönderdikleri otellerin kataloglarını onlara gösterdik. Bunları görünce bize vize vermelerinin mümkün olmadığını bir fax ile bildirdiler.

Vize vermemelerindeki gerekçe ise KKTC'nin işgal altında bir ülke olduğu ve konaklamayı düşündüğümüz otellerin eski sahiplerinin Rum olmasından dolayı idi.

Ayrıca bize, "Sizin gitmek istediğiniz bölge işgal altındadır. Otel sahipleri Rum'dur. Oraya giderseniz hakkınızda yasal işlem başlatacağız" dendi. Biz de Türk Hava Yolları ile Moskova- İstanbul- Ercan hattından KKTC'ye geldik.

KIBRIS: Niye Güney Kıbrıs'tan KKTC'ye gelmek istediniz?

NATALIA KURPYAKOVA:Çünkü, Moskova- Güney Kıbrıs'tan KKTC'ye gelirsek kişi başına 205 Amerikan Doları ödeyecektik. Moskova üzerinden Ercan'a gelmemiz ise bize 460 Amerikan Dolarına mal oldu. Ancak, bu farkı bizi KKTC'ye getiren turizm şirketi ödedi.

KIBRIS: Moskova'daki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkonsolosluğu'nun size vize vermemesinden dolayı kafile içerisinde Rumlara yönelik bir tepki doğdu mu?

NATALIA KURPYAKOVA: Turizm acenteleri olarak bizler bu konuda hukuki yollara baş vuruyoruz. Örneğin, önceki gün Gazimağusa'yı ziyaret ettiğimiz zaman bir Kıbrıslı Rum'un minibüsün içerisinden Rus turistler iniyordu ve arabasından güzel bir Rusça müzik parçası çalıyordu ve biz de bunu çok beğendik. Kendisine bu kaseti nereden aldığımızı sorduk. Cevabı ise, "Ben burayı bilmem özgür bölgede vardır" dedi.

Bu arada bizi KKTC'ye getiren Western Travel & Tourism turizm şirketinin müdürü Hakkı bey de "Sen burada özgür değimlisin. Ben sana burada politika yapmıyorsam, kuzey ve güney diye coğrafi terimler kullanmıyorsam sen de öyle davranmak zorundasın" Karşılığını verdi. Bizim Rusya'dan gelen kafileden de o Rum'a tepki geldi.

KIBRIS: KKTC'de kalacağınız süre içerisinde hangi otelleri ziyaret edeceksiniz?

NATALIA KURPYAKOVA: Konakladığımız otel sayısı Rusya'ya dönene kadar 3 olacak. Ancak, Colony, Jasmine Court, Merit Crystal, Simena, Dome Hotel, Accopulco, Mimoza, Boğaz Hotel gibi 12 otele ziyarette bulunacağız.

KIBRIS: Rumların size yolladıkları yazıda "Eğer KKTC'de gidip konaklarsanız hakkınızda yasal işlem başlatılabilir" yazıyor. Hukuki süreç başlarsa sizi bu düşündürüyor mu? Hukuki süreç başlatılırsa burada yapacağınız işleri ne yönde etkileyecek. Bu bir belirsizlik doğurabilir mi?

NATALIA KURPYAKOVA: Yaratabilecekleri pek sorun olmaz. Biz Türkiye üzerinden geldik. Hiç bir şey yapamadılar. Ancak, Larnaka üzerinden gelseydik direk uçuş olduğu için yolumuz çok daha kısalacaktı.

KIBRIS: Kafile ve siz KKTC'den ne bekliyordu, ne buldu?

NATALIA KURPYAKOVA: Ne beklemişsek onu bulduk. Bizce Rus turistlerin geçici bir süre içinde bile olsa dünyaya kapalı olan bu ülkeyi tanımadan bu ülkeye gelmiştir. Gerçekten ülkeniz tarihi olarak, insan olarak, doğa güzelliği olarak görülmeye değer. Biz inanıyoruz ki gelecek olan Rus turistler buradan mutlu ayrılacak.

KIBRIS: Şirketiniz başka hangi ülkelere turist gönderiyor?

NATALIA KURPYAKOVA: İspanya ve Türkiye'ye turist yolluyoruz. Türkiye'ye Anadolu için düzenlenen özel ilgi turizmiyle ilgili tur yapıyoruz.

KIBRIS: Kıbırs'ta özel ilgi turizmi açısından potansiyel görüyorlar mı?

NATALIA KURPYAKOVA: Türkiye'nin her yeri ile çalışıyoruz. Bunun içerisinde tatil turizmi de vardır. Ama ağırlıklı olarak kültür yoğunluklu turizmle çalışıyoruz. KKTC için de özellikle beklentimiz ve çabamız bu yönde olacak. Çünkü, son zamanlarda gelişen trend Rus turist profilinde ciddi anlamda bir gidecekleri ülkenin tarihini ve doğasını birlikte görmektir. Tatil yapmak yönünde değildir. KKTC'de de bu potansiyeli gördük. En fazla bunun üzerinde duracağız. Elbette KKTC'de sırf tatil yapmak için geleceklere yönelik de çalışmamız olacaktır.

 

KIBRIS: Rusya'dan KKTC'ye ne zaman turist gelmeye başlayacak?

NATALIA KURPYAKOVA: Bu yıl olacağı kesindir. Ama biz Rusya'ya döner dönmez çok büyük bir kampanyaya girişeceğiz. Sadece Rusların değil, beyaz Rusya'nın, Ukraynalıların ve Özbeklerin de talebi vardır. Bunları bir araya getirip turu başlatacağız. Şu anda tarih veremiyoruz. Bizim beklentimiz 15 gün sonra bir kafilenin adaya gelmesidir.

KIBRIS: Ülkenize döndüğünüz zaman sizin devlete veya uçak şirketlerine KKTC'ye direk uçuş yapması ile ilgili talepleriniz olacak mı?

NATALIA KURPYAKOVA: Devlet teklif değil de ülkemizde bulunan çok büyük hava yolu şirketlerine bu konuda teklif götüreceğiz. Bizim için de böylesi çok daha iyi olacaktır. En kötü ihtimalle İstanbul veya Antalya'da İngiltere'den gelen uçak gibi ayni uçak ile indi kalktı yaparak KKTC'ye gelebilir.

KIBRIS: 3 gündür ülkemizi geziyorsunuz, bugüne kadar en fazla beğendiğiniz yer neresi oldu?

NATALIA KURPYAKOVA: En fazla Girne'yi beğendik. Daha geçtiğimiz akşam görmemize rağmen burayı çok beğendik. Dağlar ve deniz bütün grubun en fazla etkilendiği nokta oldu. Bir de Karpaz'da bulunan Altın sahili çok beğendik.

KIBRIS: Girne'deki yapılaşmayı nasıl buluyorlar?

NATALIA KURPYAKOVA: Dünden beridir otobüste bu konu konuşuluyor. Yapılaşma çok fakat henüz bu ülkenin doğasını bozamadınız. İnşallah böyle kalır.

KIBRIS: Yapılaşma bu şekilde devam ederse Rusya'dan veya diğer ülkelerden gelecek turistlere bir dezavantaj sağlar mı?

NATALIA KURPYAKOVA: Biz, özelikle doğa ve deniz için geliyoruz. Daha güzel otel ve villaların olması turizmi kötü yönde etkilemez. Yeter ki o dengeyi sağlayın ve doğayı tümden kaybetmeyin. Genel anlamda ülkeniz harika.

KIBRIS: KKTC'deki otelleri nasıl buldunuz?

NATALIA KURPYAKOVA: Çok fazla otelleri düşünmeden KKTC'ye geldik. Çünkü, oteller bizim için her zaman birinci planda olmayan yerlerdir. Bütün dünyada bulabileceğimiz oteller belli standartlardadır. Buradaki otellerdin bazı eksiklikleri tabiatıyla vardır. Önemli olan doğanın ve plajların korunması, insanların konukseverliğidir. Bunun hepsini biz KKTC'de bulduk. Oteller zamanla düzeltilebilecek imkana sahiptir.

KIBRIS 06/06/05

Kuzu kuzu çıkar mıydık?

İsmet Berkan

RADIKAL 07/06/05

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cuma gecesi Ankara'da katıldığı bir toplantıda söylediği sözler tartışılıyor. Başbakan, hükümetlerinin Kıbrıs politikasını savunurken, "Eğer böyle yapmamış olsaydık, Lübnan'daki Suriye'nin durumuna düşebilirdik. Birileri bize 'Çıkın Kıbrıs'tan' diyebilirdi. Bir süre direnirdik belki ama sonunda kuzu kuzu çıkardık" demişti. Başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere muhalefet, Başbakan'ın Kıbrıs'taki Türk askeri varlığı ile Lübnan'daki Suriye askeri varlığını kıyaslamasına kızdı, bu sözleri de en hafifinden 'gaf' olarak niteledi.
Türk askerinin Kıbrıs'taki varlığı ile Suriye'nin daha geçenlerde sona eren Lübnan işgali arasında hukuki veya siyasi bir benzerlik olup olmadığı konusuna girmeyeceğim ama Suriye ordusunun zamanında Lübnan'a resmen davet edilmiş olduğunu hatırlatacağım.
Benim esas üzerinde durmak istediğim şey, Başbakan'ın sözlerinin son bölümü, yani 'kuzu kuzu çıkardık' bölümü. Ben burada Başbakan gibi düşünmüyorum.
Eğer Kıbrıs'ta Türk tarafı Rauf Denktaş'ın peşine takılıp gitseydi ve son dakikada durumu kurtarıp referandumu yapmamış olsaydı, Türkiye'nin geçmiştekinden farklı bir baskıyla karşı karşıya kalacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok.
Tabii bu arada Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden tarih alamayacağını ve hatta Türkiye-AB ilişkilerinin ciddi bir krizin içine gireceğini tahmin etmek de zor değil. İşte böyle bir ortamda hükümetin (bu ya da başkası, fark etmez) Avrupa ile kopma noktasına kadar gelmesi de pek muhtemel olacaktı.
İşte böyle bir ortamda, Avrupa bize Kıbrıs'tan çık dese bile bizim bir süre sonra oradan 'kuzu kuzu' çıkacağımızı hiç sanmıyorum.
Çünkü, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü savunmak, zaten başta Onur Öymen ve Deniz Baykal olmak üzere bütün Türkiyeli izolasyonist üçüncü dünyacıların son tutamağıydı. Böylelikle, AB'yi destekleyen kamuoyunun milliyetçi damarına basmaya ve AB desteğini azaltmaya çalıştılar.
Eğer başarılı olsalardı, amaçları aslında Kıbrıs'ı 'sattırmamak' falan değildi; amaçları Türkiye'nin AB dışında kalmasını sağlamak, yani dünyadan izole olmasını sağlamaktı.
Eğer Kıbrıs'ta hükümetin çözüm yoluna girmesini engelleselerdi, Türkiye'de bir milliyetçilik patlamasını da yaşatmış olacaklardı. Öyle bir patlama altında 'kuzu kuzu' çekilmek diye bir şey söz konusu olmayacaktı. Türkiye ambargoya tabi tutulsa bile bence Kıbrıs'tan çekilmez, hatta tam tersine
bölgesel gerilimi artırma yoluna giderdi.
Ve daha önemlisi, AKP hükümeti Kıbrıs'ta çözümü savunmamış ve zorlamamış olsaydı bugün zaten hükümette olmazdı; Türkiye Avrupa ile yaşayacağı restleşmenin derecesine bağlı olarak bir ekonomik krizin içinde olabilir, hatta bugün bir askeri darbe altında yaşıyor bile olabilirdik.
Bu hükümet, varlığını ve meşruiyetinin önemli bir bölümünü Avrupa'ya borçlu olduğunun, geleceğinin de Avrupa yolunda sağlayacağı ilerlemeye bağlı olduğunun ne kadar farkında acaba?

Erdoğan'dan Kıbrıs atağı

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 5 günlük ABD ziyaretinde Kıbrıs konusu önemli bir yer tutuyor. ABD'ye 6 dosya ile giden Erdoğan, Başkan Bush'tan, Annan'ın Kıbrıs raporunun Güvenlik Konseyi'nde oylanmasını ve KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmasını isteyecek

Erdoğan'dan Kıbrıs atağı

ANNAN RAPORU GÜVENLİK KONSEYİ'NDE OYLANSIN... Erdoğan, Kıbrıs'taki referandum sürecinin ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Rum tarafını şikayet eden raporunun Güvenlik Konseyi'nde oylanmasını isteyecek. Annan raporunda, "Adada çözüm için Türk tarafı elinden geleni yaptı ve plana 'evet' diyerek barıştan yana olduğunu gösterdi. Rum tarafı ise yaptıkları açıklamalarla sandıktan 'hayır' çıkmasına sebep olarak uluslar arası çözüm çabasına karşı olduğunu gösterdi" ifadelerine yer vermişti

İZOLASYONUN KALDIRILMASI İÇİN ALTERNATİF AÇILIMLAR... ABD Başkanı Bush'tan KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmasını de isteyecek olan Başbakan Erdoğan, ABD'li kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti de ifade edecek; izolasyonun kaldırılması için alternatif açılımlar üzerinde de duracak

KKTC'DEKİ ÜNİVERSİTELER VE ERCAN-WASHINGTON SEFERLERİ...TC Başbakanı Erdoğan, ABD Başkanı Bush'tan, KKTC'deki üniversitelerle ABD'deki üniversitelerin değiş-tokuş programına alınmasını, ABD'li eski diplomat ya da öğretim üyelerinin KKTC'deki üniversitelerde ders vermesini teklif edecek. Ercan Havaalanı ile Washington arasında direkt uçak seferlerinin yapılması da Erdoğan'ın önerileri arasında bulunuyor

YARIN BUSH, PERŞEMBE GÜNÜ DE ANNAN'LA GÖRÜŞECEK...Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 5 günlük ABD ziyareti oldukça yoğun geçecek. Bugün Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile görüşecek olan Erdoğan, çarşamba sabahı ABD Başkanı Bush'la bir araya gelecek. Perşembe sabahı New York'a hareket edecek olan Erdoğan, öğle yemeğini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la birlikte yiyecek

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün akşam başlayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ziyaretinde Kıbrıs önemli bir yer tutuyor.

TC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve diğer kurmaylarıyla birlikte dün akşam ABD'ye giden Başbakan Erdoğan, Kıbrıs konusunda önemli bir atağa hazırlanıyor.

ABD Başkanı George Bush ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la da görüşecek olan Başbakan Erdoğan'ın ajandasındaki 6 konudan biri de Kıbrıs. Erdoğan, Başkan Bush'tan, Annan'ın Kıbrıs raporunun Güvenlik Konseyi'nde oylanmasını ve KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmasını isteyecek.

Erdoğan'ın, Washington'da, Irak Savaşı sürecinde ciddi oranda yıpranan Türkiye-ABD ilişkilerini Amerikan hükümeti ile birlikte karşılıklı dayanışma içerisinde tamir etmesi beklenirken, Erdoğan-Bush görüşmesinin, özellikle Amerika'nın bölgede izlediği siyasete ve Kıbrıs konusuna netlik kazandıracağını düşünüyor.

Başbakana yakın kaynakların verdiği bilgiye göre Erdoğan'ın ajandasında yer alan 6 konu arasında Kıbrıs da ön plana çıkıyor.

Beyaz Saray buluşmasında Ankara'nın masaya getireceği ana başlıklar arasında Kıbrıs, PKK, Irak, Büyük Ortadoğu Projesi, Afganistan ve ticari ilişkiler bulunuyor.

Erdoğan'ın en önemli mesajı Kıbrıs konusunda

TC Başbakanı Erdoğan'ın Başkan Bush'a ileteceği en önemli mesaj ise Kıbrıs'ın BM'de tekrar gündeme getirilmesi olacak.

Erdoğan, Kıbrıs'taki referandum sürecinin ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Rum tarafını şikayet eden raporunun Güvenlik Konseyi'nde oylanmasını isteyecek.

Rusya'nın muhalefeti yüzünden Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde ele alınamayan ve tozlu raflar arasında kalan bu raporun kabul edilmesi halinde ilk defa BM nezdinde çözümsüzlüğün faturası Rumlara çıkartılacak.

Ankara önceki yıllara göre Güvenlik Konseyi'nden bu yönde bir karar çıkmasından daha umutlu. Rusya'yla ilişkilerin gelişmesi üzerine Moskova, Kıbrıs konusunda yumuşama gösterdi. Güvenlik Konseyi'nin bir diğer daimi üyesi Çin'le de askeri düzeyde önemli işbirliklerine gidiliyor.

Annan raporunda net bir dille, "Adada çözüm için Türk tarafı elinden geleni yaptı ve plana 'evet' diyerek barıştan yana olduğunu gösterdi. Rum tarafı ise yaptıkları açıklamalarla sandıktan 'hayır' çıkmasına sebep olarak uluslar arası çözüm çabasına karşı olduğunu gösterdi." ifadelerine yer vermişti.

Rapor, BM'de oylanır ve kabul edilirse uluslar arası camiada Kıbrıs'ta çözümü tıkayan iradenin Türkler olmadığı tescil edilmiş olacak.

İzolasyon konusunda yeni girişimler

Erdoğan Bush'la görüşmesinde Kıbrıs'taki nihai çözümün yanı sıra KKTC'ye uygulanan izolasyonların kaldırılması konusuna da geniş yer ayıracak. Kendisine en yakın isimlerden dış politika danışmanı AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'la birlikte ABD'li kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti ifade edecek olan Erdoğan, izolasyonun kaldırılması için alternatif açılımlar üzerinde duracak.

Başbakan KKTC'de bulunan üniversitelerle ABD'deki üniversitelerin değiş-tokuş programına alınmasını, ABD'li eski diplomat ya da öğretim üyelerinin KKTC'deki üniversitelerde ders vermesini teklif edecek. Ercan Havaalanı ile Washington arasında direkt uçak seferlerinin yapılması da Başbakan'ın önerileri arasında.

Erdoğan'ın yoğun programı

Erdoğan'ın 5 günlük ABD seyahati dün gece başladı.

Bu sabah Washington'a ulaşacak olan Erdoğan gündüz saatlerindeki çeşitli temaslarının ardından Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile görüşecek.

Görüşmenin, Erdoğan'ın programında olmadığı ve Cheney'den gelen talep üzerine programa eklendiği ifade edildi.

Çarşamba sabahı ABD Başkanı Bush'la bir araya gelecek olan Erdoğan, Temsilciler Meclisi ve Senato'da temaslarda bulunacak.

Erdoğan, aynı gün Türk Amerikan dernek temsilcileriyle görüşmelerde bulunacak. Perşembe sabahı New York'a hareket edecek olan Erdoğan, öğle yemeğini BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la birlikte yiyecek.

Amerika'nın etkin sivil toplum kuruluşlarının kendisi için verdiği toplantılara da katılacak olan Erdoğan, Wall Street Journal'ın yazı işleri kurulunu ziyaret edecek.

Cuma günü New York Times gazetesi yazarlarıyla bir araya gelecek olan Başbakan Erdoğan, New York'taki Türk toplumu temsilcilerinin düzenlediği bir resepsiyona katılacak. Erdoğan daha sonra Türkiye'ye hareket edecek. Başbakan, ABD'deki temasları sırasında ayrıca CNN, PBS, Fox ve Newsweek gibi medya kuruluşlarının temsilcilerine de mülakatlar verecek.

KIBRIS 07/06/05

 

Larnaka'daki Türk arazileri Rumlara dağıtıldı

Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, Larnaka'da 12 bin 78 hektarlık Kıbrıs Türk arazisinin Rum göçmenlere tahsis edildiğini bildirdi.

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Fileleftheros gazetesinin haberine göre Hristu, Rum Meclis toplantısı sırasında Milletvekili Kikis Yangu'nun sorularını yanıtlarken, Larnaka ilçesinde tarım amacıyla kullanılabilecek Kıbrıs Türklerine ait 12 bin 78 hektarlık arazi bulunduğunu ve bunların, kuru arazi, otlak, sulu ziraat, bağ, narenciye, meyve bahçesi olarak "hak sahibi Rum göçmenlere dağıtıldığını" belirtti.

Hristu, 86 hektarlık ek Kıbrıs Türk arazisi daha bulunduğunu, ancak bu araziye tarım dışı olduğu için talep olmadığını da söyledi.

KIBRIS 07/06/05

 

Kuzey Kıbrıs'ta "insan ticareti" ile mücadele yetersiz

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından dünya genelinde modern zamanın insan köleliği hakkındaki "2005 İnsan Ticareti Raporu" adlı rapor yayınlandı:

Kuzey Kıbrıs'ta "insan ticareti" ile mücadele yetersiz

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı tarafından dünya genelinde modern zamanın insan köleliği olarak bilinen 'insan ticareti' alanında yayınlanan "2005 İnsan Ticareti Raporu"nda, Kuzey Kıbrıs'ta insan ticaretiyle mücadelede yetersiz kalındığı bildirildi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı tarafından dünya genelinde modern zamanın insan köleliği olarak bilinen 'insan ticareti' alanında yayınlanan "2005 İnsan Ticareti Raporu"nda, Kuzey Kıbrıs'ta insan ticaretiyle mücadelede yetersiz kalındığı bildirildi.

Söz konusu raporda, Güney Kıbrıs'ın, Kuzey Kıbrıs'a oranla insan kaçakçılığıyla mücadelede birtakım önemli ilerlemeler sağlanmasına rağmen güneydeki durumun da arzu edilen noktaya ulaşılamadığı ifade ediliyor.

Adanın hem kuzeyi hem de güneyiyle ilgili "cinsel istismar" konusunda önemli tespitlerde bulunan raporda, Kıbrıs'ta "insan ticaretine" ve "cinsel istismara" karşı mücadelede alınması gereken önlemler konusunda da çeşitli tavsiyelerde bulunuluyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından her yıl 'insan ticareti'yle ilgili olarak yayınlanan "2005 İnsan Ticareti Raporu", 1 Haziran 2005 tarihinde ABD Dışişleri Bakanı Condallezza Rice tarafından yayınlandı.

150 ülkedeki insan ticaretiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan rapor, dünya genelinde insan ticaretine karşı mücadelede önemli birtakım gerçekleri ortaya koyarak, bu sorunların üstünden gelinmesi için küresel bilinci ve ülkelerin etkili bir şekilde insan ticaretine karşı önlemler almasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Söz konusu raporda, "Kıbrıs 2005" adlı Türkçe ve Yunanca da olarak yer alan bölümde, adanın hem güneyindeki hem de kuzeyindeki insan ticaretiyle hakkında durum analizi yapılarak, bu konuda alınması gereken önlemlere dikkat çekiliyor.

"Kıbrıs 2005" raporunun "Kıbrıs" adlı ilk bölümünde güneydeki durum ele alırken, "Kıbrıslı Türkler tarafından idare edilen bölge" adlı bölümünde ise kuzeydeki insan ticaretiyle ilgili durum yansıtılıyor.

Kuzeyde 1033 kadına barlarda ve

gece kulüplerinde çalışma izni verildi

Raporda, cinsel istismar amacıyla Doğu ve Orta Avrupa'dan ticareti yapılan kadınların varış yerlerinden biri olarak tanımlanan Kuzey Kıbrıs, ayrıca AB'ye zorla çalıştırma amacıyla ticareti yapılan insanlar için de bir geçiş noktası olarak gösteriliyor.

Söz konusu raporda, Kıbrıs Türk yetkililerinin 2004 yılında artış göstermekte olan insan ticareti sorununun varlığını kabul ettikleri ifade edildi.

Raporda, Kıbrıs Türk polisin, gece kulübü çalışanlarının işverenleri tarafından istismar edilmemeleri için pasaportlarını ve uçak biletlerini muhafaza ettiğine dikkat çekildi.

2004 yılında fuhuş yapılan bir yeri terk etmeye hazırlanan 22 kişi tutuklandığına da değinilerek, bunlardan 4'ünün mahkum edildiği ve 18'inin ise mahkemede davalarının görülmesini beklemekte olduğu kaydedildi.

Raporda ayrıca Şubat 2005'te bir sosyal yardım görevlisi gece kulüplerinde yeni işe başlayanları mülakat ederek işlerini kendi rızalarıyla yapıp yapmadıklarını sormaya başladığına da işaret edildi.

Polis ile diğer yetkililerin gece kulüpleri ile barları sürekli teftiş etmeyi sürdürdüğü de kaydedildi.

2004'te barlarda ve gece kulüplerinde çalışmaları için 1033 kadına izin verildiği ifade edilen raporda, "belirgin şekilde 2004 yılında polisin insan ticaretinin muhtemel bir işareti olan - gece kulüplerindeki sözleşmelerini sonlandırmayı isteyen - 191 kadını ülkesine geri gönderdiği" bildirildi.

Raporda, Kıbrıslı Türk yetkililerine kovuşturma çabalarını kuvvetlendirmeleri ve suçlular için cezaları katılaştırarak hemen harekete geçmeleri çağrısında da bulunuluyor.

Güney Kıbrıs, insan ticareti

mücadelesinde ilerleme sağladı

Raporda, Güney Kıbrıs insan ticaretiyle mücadelede ilerlemenin kesin bir işareti olarak ABD'nin "izleme listesinden" bu yıl çıkarıldığı ve ikinci aşamada bulunan ülke konumuna girdiği bildirildi.

Raporda, cinsel istismar aracılığıyla Doğu ve Orta Avrupa ticareti yapılan kadınların varış yerlerinden biri olarak tanımlanan Güney Kıbrıs'ın insan ticaretine karşı mücadelede ilerleme kaydettiği, ancak henüz tam olarak bu standartlara ulaşamadığı kaydedildi.

Raporda, "Güney Kıbrıs'ta kadınların fuhuş yapmaya zorlayan kaçakçılar, kurbanlarını kabare ve gece kulüplerinde kısa süreli artist vizesi ile dansçı olarak veya iş vizesi ile pub ve barlarda ya da turist veya öğrenci vizesi ile yasadışı işlerde çalışma bahanesiyle aldatmaya devam ettiler. Kıbrıs'a cinsel istismar amacıyla ticareti yapılan Çinli kadınlarda bir artış oldu" denildi.

Raporda, güneyde yeni kurulan İnsan Ticaretiyle Mücadele Birimi'nin olumlu sonuçlar verdiği, Rum hükümetin sorunu kabul etmede bir ilerleme gösterdiği, yetkilileri ile basın ve kamuoyu arasında bilinçlenmenin arttığı bildirildi.

Ancak raporda, güneyde insan kaçakçılığında müşterilerin rolünün katkısı hakkında kamuoyunu bilinçlendirmek için yeterli çalışma yapılmadığı vurgulandı.

Raporda Rum hükümetinin Ulusal Hareket Planı'nı hemen resmileştirerek, güçlü

bir şekilde uygulanmasının sağlanması ve ayrıca sivil toplum ile birlikte kurbanları koruma ve yardım konusunda da işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Rum polisinin, izinsiz çalışan 10 kabareyi de kapattığı ifade edildi.

Raporda, Rum İçişleri Bakanlığı'nın ülkeye yeni giriş yapan tüm yabancı bayanlara artistlerin suistimalini önleme amacıyla insan ticareti ile mücadele konusundaki yenilenmiş bir bilgi kitapçığını duyurmak ve dağıtımını yapmak üzere basın konferansları gibi çeşitli faaliyetler yürüttüğü belirtildi.

"İnsan Ticareti"yle ilgili

seminer düzenlenecek

ABD Büyükelçiliği yetkililerinden elde edilen bilgiye göre, ABD Büyükelçiliği tarafından 13 Haziran tarihinde Lefkoşa'da Arabahmet Kültür Evi'nde "insan ticareti suçu"yla ilgili olarak bir seminer düzenlenerek, bu konuda neler yapılabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunulacak.

Amerikalı yetkililer, insan ticaretinin, en temel insan hak ve özgürlüklerinin ihlali olduğunu ifade ederek, bu konuda toplumun ve özellikle ülkede kulüplerde ve barlarda çalışan kadınların bilgilendirilmesinin "cinsel istismara" karşı mücadelede en önemli adım olacağını söylediler. Yetkililer, adanın kuzeyinde bu konuda bilinç oluşturmak için çeşitli çalışmaların yapılmakta olduğunu ve gerek kamu birimleriyle gerekse sivil toplum örgütleri ile temas halinde bulunduklarını belirtti.

KIBRIS 07/06/05

 

AP'nin KKTC Meclisi'yle işbirliği olasılığı Rumları endişelendiriyor

RUMLAR DURUM NETLEŞTİRİLMELİ... Avrupa Parlamentosu'nun KKTC'yle temas grubu oluşturulması önerisinin Rum Yönetimi'ni endişeye sevk ettiği ve söz konusu bu temas grubunun KKTC'deki siyasi partilerle mi yoksa KKTC meclisiyle mi olup olmayacağının netleştirilmesini istediği bildirildi

Avrupa Parlamentosu'nun KKTC'yle temas grubu oluşturulması önerisinin Rum Yönetimi'ni endişeye sevk ettiği bildirildi.

Alithia, K. Velle ve D. Nikel'in hazırladığı 22 Temmuz 2004 tarihli raporunda Avrupa Parlamentosu'nun KKTC'yle temas grubu oluşturulması önerisi bulunduğunu, bu önerinin ise Rum Yönetimi'ni endişeye sevk ettiğini yazdı.

Gazeteye göre Rum Yönetimi bu temas grubunun KKTC'deki siyasi partilerle mi yoksa KKTC meclisiyle mi olup olmayacağının netleştirilmesini istiyor. Gazeteye göre söz konusu rapor bu hafta görüşülmeye başlanacak.

Konuyla ilgili temaslarına başlayan DİSİ Avrupa Milletvekili Panayotis Dimitriu gazeteye yaptığı açıklamada, "bu endişenin, Avrupa Konseyi'nin geçmişte uyguladığı ve milletvekilleriyle değil siyasi partilerle teması öngören formülle aşılabileceğini" savundu.

Gazete Brüksel'deki Rum Daimi Temsilciliği'nin ve Rum milletvekillerinin hedefinin, temasın KKTC meclisi düzeyinde olmamasının netleştirilmesi olduğunu da kaydetti.

KIBRIS 07/06/05

 

Fileleftheros gazetesi: BM, Kıbrıs sorununun çözümünün ekonomik boyutuna ilişkin çalışma yapacak

Güney Kıbrıs'ta en yüksek tiraja sahip Fileleftheros gazetesi, "Uzmanlardan Ekonomik İnceleme" başlığı altında manşetten verdiği haberinde, BM'nin Kıbrıs sorununun çözümünün ekonomik boyutuna ilişkin bir çalışma yapma yönüne gideceğini yazdı.

Gazete, BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin Kıbrıs büyükelçilerinin, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Kieran Prendergast'la Güney Kıbrıs'ta bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve bu görüşme sırasında çözümün ekonomik boyutunun incelenmesi için bir çalışma yapılması konusunu gündeme getirdiklerini yazdı.

Gazete, Prendergast ile büyükelçiler arasında gerçekleştirilen görüşmede, BM Genel Sekreteri'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto ve ekibinin 2004 yılındaki süreç sırasında ekonomi konusuna gerekli önemi vermediğinin ifade edildiğini belirtirken, Prendergast'ın çözümün ekonomik boyutuna ilişkin bir çalışma yapılması önerisine olumlu baktığını yazdı.

Gazete, bu çalışmanın BM uzmanları tarafından gerçekleştirilmesinin beklendiğini belirtirken, her şeyin Kıbrıs sorunundaki bir sonraki adıma da bağlı olacağı yorumunda bulundu.

"Taraflar arasında yakınlaşma

alanı mevcut değil"

Öte yandan gazete yukarıdaki başlık altında verdiği haberinde, Prendergast'ın New York'a dönünce Kıbrıs-Yunanistan ve Türkiye'deki temasları hakkında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a rapor sunacağını hatırlatırken, diplomatik bir kaynağın ise "şimdilik taraflar arasında yakınlaşma alanının mevcut olmadığını" ifade ettiğini yazdı.

Habere göre söz konusu kaynak, taraflar arasında yakınlaşma mesafesinin bulunmamasından ve Prendergast'ın temaslarından çıkan sonuçlardan ötürü, yakın zamanda yeni bir sürecin başlamasına imkan sağlamadığını belirtti.

Gazete, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı George Bush ile çarşamba günü gerçekleştireceği görüşmede, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununun çözümü çabalarının desteklenmesi kararının alınmasının beklendiğini belirtirken, Türk tarafının, Rum tarafının tezlerine yönelik tepkilerini artık genel hatlarıyla da olsa bilmekte olan Annan'ın, tarafların uzlaşmasına katkıda bulunacak diğer faktörlere katalizör görevi görecek şekilde adım adım ilerleyeceğini de iddia etti.

Gazete, Prendergast'ın Kıbrıs Türk tarafına ve Türkiye'ye ilettiği mesajda, "geçen sene 'evet' demiş olmalarının yeterli olmadığı ve çözümü amaçlayan yeni bir sürecin başlamasının gerekli olduğunu" vurguladığını da iddia etti.

Gazete, temmuz ayında BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi'nin atanmasının da ihtimal dahilinde olduğunu ve aynı dönemde ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan Laura Kennedy'nin yerini alan Mathiew Braiza'nın da bölgeye ziyaret gerçekleştireceğini yazdı.

İtalya ve Rusya dışişleri

bakanlarından yıldırım ziyareti

Öte yandan gazete, İtalya ve Rusya Dışişleri Bakanları'nın Güney Kıbrıs'a "yıldırım ziyaret" gerçekleştireceklerini yazdı.

Gazete, İtalya Dışişleri Bakanı Janfranko Fini'nin dün Güney Kıbrıs'a gelerek bir günlük bir ziyaret gerçekleştireceğini belirtirken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrof'un ise bugün Güney Kıbrıs'a gitmesinin beklendiğini yazdı.

Gazete, İtalyan Dışişleri Bakanı Fini'nin dünkü temasları çerçevesinde Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ve Rum Meclisi Başkanı Dimitris Hristofyas ile görüşeceğini yazmıştı.

Habere göre Rusya Dışişleri Bakanı Lavrof ise, Prendergast'ın temasları konusunda Rum hükümeti tarafından "bilgilendirilmesinin" ardından İtalyan Dışişleri Bakanı Fini ile görüşmek amacıyla Roma'ya gidecek.

Papadopulos: "Ne olacağı belli değil"

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ise Lüksembourg dönüşünde yaptığı açıklamada, "yeni bir sürecin başlaması ve bu sürecin hangi koşullar altında gerçekleşeceği hakkında konuşma için henüz erken olduğunu ve ne olacağının belli olmadığını" söyledi.

Habere göre, Papadopulos "ne olacağının gelecekte belli olacağını" belirtirken "Kıbrıs sorunundaki yeni hareketliliğin Rum yönetiminin faaliyetleri sonucunda olduğunu" ifade etti.

KIBRIS 07/06/05

 

Erdoğan KKTC için daha fazlasını istiyor


8 Haziran, 2005 08:35:00 (TSİ) CNN TURK

 

ABD'deki temaslarını sürdüren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'ye uygulanan izolasyonların kaldırılmasını istedi.

Erdoğan, bir İngiliz ticari heyetinin ve ABD kongre üyelerinin KKTC'ye gitmesinin olumlu olduğunu ancak daha fazla adım atılmasını beklediklerini belirtti.
 
Erdoğan, Kıbrıs konusunda Türk tarafının 24 Nisan referandumuyla attığı adıma karşılık, Kıbrıs Türkleri'ne yönelik izolasyonun devam etmesini anlamakta güçlük çektiklerini belirtti.

Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporunun BM'de değerlendirilip neticesinin açıklanmasının aradan bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen gerçekleşmediğini belirtti ve "bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz" dedi.  
 
"İlişkilerin geliştirilmesini önemsiyoruz"

Erdoğan, Amerikan-Türk Konseyi'nin (ATC) 24'üncü yıllık konferansında yaptığı konuşmada, ABD - Türkiye ilişkilerine de değindi. 

Bundan 60 yıl önce savaştan harap olmuş Avrupa'ya güvenlik şemsiyesi sağlamakla kalmayıp Avrupa'yı ekonomik olarak da ayağa kaldıran gücün ABD olduğunu belirten Erdoğan, ''aynı dönemde rejimine ve toprak bütünlüğüne yönelik büyük bir tehdit altında bulunan Türkiye'yi Truman doktrini ve Marshall yardımları yoluyla aynı şemsiye altına alan da ABD'dir" dedi.

Başbakan Erdoğan, 21'inci yüzyılın yeni fırsat, risk ve tehditlerine ilişkin olarak iki ülkenin vizyonları ve stratejilerinin örtüştüğünü belirtti.

"Spekülasyonları anlayamıyorum"

İki ülkenin ortak gündeminde pek çok konuda paralellik bulunduğunu söyleyen Erdoğan, ''buna rağmen gerek Türkiye gerek ABD kamuoylarında iki ülke ilişkilerinin geleceğine dair son dönemde yapılmakta olan karamsar spekülasyonları anlamakta güçlük çektiğimi belirtmek istiyorum" dedi.
 
Türkiye'nin de önemli bir değişimden geçtiğini anlatan Başbakan Erdoğan, 10 yıl öncesine kadar Türkiye'nin, ABD ile ortaklığına daha çok stratejik, coğrafi konumu ve savunma kabiliyetleri boyutunda katkıda bulunan bir ülke konumunda olduğunu ifade etti. Bugün ise Türkiye'nin istikrar yaratıcı etkisi sayesinde 'yumuşak gücünün' arttığını söyledi.

AB ile Müzakereler ekimde başlayacak

Erdoğan, konuşmasında AB Anayasası için Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumların ardından tekrar tartışma konusu olan Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili de açıklamalarda bulundu.
 
Türkiye'nin, 17 aralık 2004'te AB yolunda önemli mesafe kat ettiğini belirten Erdoğan, katılım müzakerelerinin ekim ayında başlayacağını söyledi.
 
Fransa ve Hollanda'da yapılan AB Anayasası oylamasının Türkiye ile ilişkilendirilmesinin yersiz olduğunu ve bunu anlamakta güçlük çektiğini anımsatan Erdoğan, ''oylama Türkiye değil, anayasa oylamasıdır. Nedense bazıları bundan bir şeyler çıkarmak için uğraşıyor. Türkiye'nin gündeminde 3 Ekim müzakerelerine hazırlanmak vardır" dedi.

 

BUSH'LA RANDEVU BUGÜN

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye saatiyle 17.30'da ABD Başkanı George Bush ile biraraya gelecek. 

 
Görüşmenin önemli gündem maddelerini Kıbrıs sorunu, Irak, terörle mücadele ve Türkiye'nin AB yolculuğu oluşturuyor.
 
Ankara açısından asıl beklenti ise, stratejik ortaklık vurgusunun güçlü bir şekilde yapılması. Yaşanan olumsuzlukların geride bırakıldığı ve stratejik ortaklık mesajlarının güçlü bir şekilde verilmesi Ankara açısından önem taşıyor.
 
Görüşmenin diğer önemli gündem maddesi ise Kıbrıs sorunu. Erdoğan Kıbrıs sorununun çözümü için KKTC ve Türkiye'nin tavrını anlatacak ve gelinen noktada KKTC'ye yönelik ambargonun haksızlığına dikkat çekecek.
 
Kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti de dile getirecek olan Başbakan Erdoğan, ABD'den izolasyonun kaldırılması için daha somut adımlar atılmasını isteyecek.
 
Erdoğan-Bush görüşmesinde Irak'taki gelişmeler de masaya yatırılacak. Erdoğan Türkiye'nin Irak konusundaki hassasiyetlerini bir kez daha karşı tarafa iletecek.
 
Ankara açısından Irak gündemli görüşmelerin en önemli konusu ise PKK varlığı. Ankara tarafından birçok defa dile getirilen sorunla ilgili olarak Erdoğan, PKK'ya yönelik etkin mücadele yapılmasını isteyecek.

CNN TURK 08/06/05

 

Talat'ın ABD'ye ziyareti gündemde


7 Haziran, 2005 22:42:00 (TSİ) CNN TURK

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ABD'ye ziyaretinin gündemde olduğunu açıklayarak, ABD ziyaretinin ya hemen ya da yaz aylarından sonra olacağını söyledi.

Bayrak Televizyonu'nda bir programa katılan Talat, ABD ziyaretinin gündemde olduğunun ABD'liler tarafından da dile getirildiğini belirterek, ABD ziyaretinin ya hemen ya da yaz aylarından sonra yapılması ihtimali olduğunu söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'ye, Kıbrıslı Türklere uygulanan tecridin kaldırılması ve KKTC'ye doğrudan uçuşların başlatılması isteklerini götürdüğünü ifade eden Talat, ABD'den KKTC'ye doğrudan uçuşların mutlaka başlayacağına inandığını, böyle bir gelişmenin Rumları adım atmaya zorlayacağını vurguladı.
 
ABD'nin süper güç olduğu için atacağı adımın geri döndürülemeyeceğini, bu nedenle ABD'nin takınacağı tavrın çok önemli olduğunu ifade eden Talat, ABD'nin tecridin kaldırılması yönünde atacağı adımı başka ülkelerin de izleyeceğini, bunun da Rumları etkileyeceğini kaydetti.
 
"İzolasyonun kaldırılmasında daha atak olacağız"
 
Tecridin kaldırılması yönünde daha atak olacaklarını ve tüm ülkelerden bu konuda daha kararlı olmalarını isteyeceklerini anlatan Talat, tecridin yavaş yavaş kalktığını, ABD Kongre heyetinin KKTC'ye yaptığı ziyaretin de buna örnek olduğunu kaydetti.
 
AB'nin de tecridin kaldırılması yönünde adım atmaya çalıştığını belirten Talat, mali ve serbest ticaret tüzüğünün birlikte geçmesinde ısrarlı olduklarını, temsilcisinin bu konuda Brüksel'de teknik düzeyde bir çalışmaya katıldığını ve görüşmenin bugün tamamlandığını, ancak görüşmenin tekrarlanabileceğini söyledi.
 
Talat, Güney Kıbrıs'ta 2006 yılının mayıs ayında milletvekilliği seçimi olacağını hatırlatarak, yıl sonuna kadar müzakerelerin başlamasının yolunu Rum tarafının bulacağına inandığını belirtti.
 
Kıbrıs konusunda yeni bir görüşme sürecinin başlamasının, Rumların BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın taleplerine vereceği yanıta bağlı olduğunu belirten Talat, Annan'ın Kıbrıs'a sürekli bir temsilci atamayacağını ve yeni bir girişim için ortamının olgunlaşmadığına inandığını kaydetti.
 
Talat, Annan'ın Kıbrıs'taki temsilcisi vasıtasıyla bazı girişimler yapmayı hedeflediğini ifade etti. Türkiye ile ilişkilerinin uyumlu ve iyi olduğunu kaydeden Talat, ''politikalarımız arasında uyum olmazsa başarı olmaz. İyi gidiyoruz'' dedi.

ABD’den Rumlara nota

 

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

ABD, Temsilciler Meclisi üyelerinin geçen hafta KKTC’ye yaptığı ziyareti protesto eden Kıbrıs Rum Yönetimi’ne aynı şekilde karşılık verdi ve heyeti karşılayan ABD Büyükelçisi’ne yapılan eleştirileri nota vererek protesto etti. ABD böylece KKTC’ye uygulanan izolasyonun devamı için her yolu deneyen Rum Yönetimi’ni ilk kez resmen protesto etmiş oldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Daniel Free, Washington’daki Rum Büyükelçiliği’ne ilettiği protesto notasında, Rum Yönetimi’nin KKTC’ye gelen Amerikan heyetini karşılayan ABD’nin Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson’a yönelik eleştirilerinden büyük rahatsızlık duyduklarını bildirdi.

Daniel Free, Rum yönetimi, siyasi partileri ve medyanın ABD elçisine yönelik davranış biçiminin kabul edilemez olduğunu da vurguladı.

Rum yönetimi, geçen hafta Ercan havaalanını kullanarak KKTC’ye doğrudan uçuş gerçekleştiren 3 Temsilciler Meclisi üyesinin ziyaretini sert bir dille protesto etmişti. Türk-ABD Dostluk Grubu Temsilciler Meclisi üyeleri Nathan Deal, Eddie Bernice ve Edward Withfield’ın ziyaretini ‘yasadışı’ ilan eden Rumlar, Ercan havaalanına giderek heyeti karşılayan ABD Büyükelçisi Michael Klosson’u da ‘kışkırtıcılıkla’ suçlamıştı.

Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas ise, ABD’nin uluslararası hukuku çiğnediğini savunarak, ‘Kıbrıs’a yasadışı giriş yapan ABD’li milletvekillerini karşılayan ABD Büyükelçisi Michael Klosson’un bu hareketi kışkırtıcı ve kınanması gereken bir davranıştır’ demişti.  

 

 

HURRIYET 08/06/05

 

Kıbrıs'ta yapılabilir bir sürü şey var

İsmet Berkan

RADIKAL 08/06/05

Şu anlaşıldı: Kıbrıslı Rum lider Papadopulos uğradığı yenilgiyi bir zafere çevirmek için zamana ve Türkiye'nin sabrına oynuyor. Avrupa Birliği'ne tam üye olmanın bütün avantajlarını Türkiye aleyhine kullanmakta kararlı. Böylece Kuzey Kıbrıs'ı bir lokmada yutabileceğini, Annan Planı'nın da rafa kalkacağını ümit ediyor.
Bir yanda Türkiye'nin AB'ye üye olmak için duyduğu arzu ve bir yanda da Kıbrıs olunca, ilk bakışta Papadopulos avantajlı gibi gözüküyor. Nitekim, Türkiye'deki AB karşıtları da Papadopulos'un bu avantajlı konumunu Türk kamuoyuna abartılı bir biçimde gösterme ve bu arada AB'ye üye olmaya çalışmayı da vatana ihanetle neredeyse bir tutma eğilimindeler.
Oysa ortalık ne toz pembe ne de AB karşıtlarının göstermeye çalıştığı gibi
kapkara. Koskoca Türkiye, elbette Papadopulos gibi bir siyasetçinin elinde oyuncak olmayacak, Türkiye'nin geleceği de elbette Kıbrıs ipoteğine girmeyecek.
Papadopulos'un Annan Planı'nın özüne ilişkin itirazlarının neler olduğu belli. Aslında o bu planın varlığına karşı ama uluslararası kamuoyundan alacağı tepkiden korktuğu için bunu yüksek sesle söyleyemiyor; hatta tam tersine Annan Planı dahilinde konuşabileceğini ima ediyor.
Papadopulos'un itirazları içinde en temel olanı, 'devleti kapatma' meselesi. Biliyorsunuz, Annan Planı, yeni Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti için 'bakire doğum' denen bir yöntemi öngörüyordu. Yani, eğer iki taraftaki referandumlarda evet oyu verilmiş olsaydı, eski devletler (kuzeyde KKTC, güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti) ortadan kalkacak, bunların yerine Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti gelecekti.
Papadopulos, referandum öncesi TV konuşmasında gözyaşları içinde 'Bizden devletimizi kapatmamızı istiyorlar, ben bunu yapmam, yapamam' dedi. Türk tarafında da aynı kaygıyı dile getiren Rauf Denktaş'ın sözleri etkili olmadı ama Papadopulos'unki etkili oldu; Rumlar hayır dedi.
Şimdi ne olacak da Rumlar yeniden masaya oturacak? Daha doğrusu, ne olacak da Rumların masada oturması bir anlam ifade edecek, yani Kıbrıs sorununun çözülmesi için gerçek bir fırsat doğacak?
Açıkçası, AB, Kıbrıs'ın çözümsüz kalması için elinden geleni yaptı, yapmaya da devam ediyor. Türk tarafı, Kıbrıs'ta çözümü istediğini açık biçimde gösterdiği halde ödüllendirilen değil cezalandırılan taraf oldu, olmaya devam ediyor.
Ama Papadopulos'un ve diğer Kıbrıslı Rum siyasetçilerin anladığı bir dil var; Türkiye yakında o dilden konuşmaya başlayabilir. İşte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün ABD Başkanı George W. Bush ile yapacağı görüşme sadece bu nedenle çok önemli.
Eğer Amerika, Kıbrıs'ta Türk tarafına daha fazla yardım etmeyi kabul eder ve bu arada KKTC'nin izolasyonunun azaltılması yönünde tek taraflı adımlar atmaya başlarsa Papadopulos ve arkadaşları için çok zor günler başlar. İşte onların anladığı dil de bu; anlaşmaya yanaşmıyorsanız Kuzey'in bağımsızlığını ve varlığını fiilen kabul edin!
Siz bakmayın bizdeki AB karşıtlarının kafa karıştırma çabalarına, Avrupa'nın bütün ikiyüzlülüğüne rağmen Kıbrıs'ta moral üstünlük hâlâ Türk tarafında. Önemli olan bu üstünlüğü hep sürdürmek...

En önemli konu Kıbrıs

Erdoğan, Bush'a üç istekle gidiyor: KKTC'ye doğrudan uçak seferleri başlatın. Kâbil'in alt ve üstyapısını Türkler inşa etsin. Kuzey Irak'tan PKK sızmalarına karşı ortak bir çalışma yapılsın

RADIKAL 08/06/05

MURAT YETKİN

WASHINGTON - Heyeti ABD'ye taşıyan ANA uçağında Başbakan Tayyip Erdoğan'a, ABD Başkanı George Bush ile 8 Haziran görüşmesindeki önceliğinin ne olduğunu sorunca duraksamadan "Kıbrıs" dedi, "En önemli konu." Erdoğan şöyle açıkladı:
"Çünkü sayın Bush ile bu konuyu ayrıntılı görüştük. Kuzey Kıbrıs'taki izolasyonun kaldırılması gerekiyor. Kongre üyelerinin gelmesi önemli bir adımdı. Bir diğer adım Türkiye üzerinden Ercan Havaalanı'nı kullanmalarıydı. Ama bir adım daha atmamız lazım. Kuzey Kıbrıs'tan kalkan uçak doğrudan New York'a inmeli. New York'tan kalkan da Kuzey Kıbrıs'a... Bu uçuşlar Türkiye hava sahasına girilmeden yapılmalı. Bunu isteyeceğim."
Bu rotanın, örneğin haftada bir İstanbul-Ercan-New York ve tersi yönde olarak önerileceği anlaşılıyor. Peki Erdoğan bu talebe olumlu yanıt alacağından emin mi?
"Onu bilemem. Benim görevim istemek" diyor ve devam ediyor: "Bunları 9 Haziran'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da söyleyeceğim. Kıbrıs'ta referandum yapılalı bir yılı geçti. Annan raporunu hazırladı. Ama hâlâ Güvenlik Konseyi'nde görüşülmedi. Şimdiye dek konseyde bu kadar bekletilen rapor yok. Rusya mı engelliyor? Eğer genel sekreter Rusya engelliyor derse, Putin'le konuşacağım. İşin peşini bırakmayacağız. Bush'tan AB üzerindeki etkisini de kullanması isteyeceğim. İngiltere, önümüzdeki dönem başkanlığı üstleniyor. İngiltere, Kıbrıs'la ilgili bir şeyler yapabilir."

'Kâbil'i bize verin'
Beyaz Saray gündeminin ilk sırasında Kıbrıs var mı? Gelen işaretler bu yönde değil. Bush'un gündeminde daha çok Türkiye'nin ne yapacağı kestirilebilir bir ABD ortağı olması ve öyle kalması var. Irak, Suriye, Afganistan ve diğer bölgesel konularda Türkiye'nin kendisiyle aynı hedefe doğru yürümesini istiyor.
Erdoğan, Afganistan'ı Bush'la görüşmesinde ikinci sıraya koyuyor. "Biz, başta yanlış yaptık" deyip sürdürüyor: "Gittiğimde Hikmet Çetin'le de görüştük. Afganistan, bir mahrumiyet bölgesi. İnsanlar çadırlarda yaşıyor, çocuklar perişan. Amerikalılar yatırım yapmış ama hâlâ çok eksik var. Sayın Başkan'a 'Kâbil'i, Geçici Yeniden İnşa Ekipleri (PRT) olarak bize verin, altyapısını, üstyapısını inşa edelim' diyeceğim. Gittiğimde Karzai beni kanaat önderleriyle buluşturdu, 'İlk kez sizinle bir araya geliyorlar' dedi. Türkiye'nin, Türk askerinin orada olumlu etkisi var. Afganistan'da merkezi toparlayabiliriz diye düşünüyorum."
Erdoğan'ın öncelikler listesinde üçüncü başlık; Irak ve Irak'taki PKK faaliyeti.
Erdoğan anlatıyor: "Irak Başbakanı Caferi'nin ilk yurtdışı seyahatini Türkiye'ye yapması ilişkilerin düzeyini gösteren bir mesaj değil mi? Caferi, 'Bana yardımcı olun, altyapıyı, üstyapıyı birlikte kuralım' diyor. Demokratikleşme süreci işliyor. Irak'taki siyasi partiler, Türkiye'yi ziyaret ediyor. Dedik ki, 'Sadece bize değil, muhalefet partilerine de gidin.' Onlara da gidiyorlar. Bizim için Irak'ın toprak bütünlüğü önemli. Sayın Başkan'la görüşmemde tabii Kuzey Irak'taki sorun da, PKK da gündeme gelecek. Bugün Güneydoğu'daki olaylarda, Kuzey Irak'ın etkisi var. Sızmalara karşı ortak çalışma yapmamız lazım. Amerika, başta bunu halkın mücahitlerine karşı yaptı.
Bir de tabii ekonomik ilişkiler, yatırımlar var. ABD ile 9.5 milyar dolar ticaret hacmi komik. Daha önce reddedilmiş olan nitelikli sanayi bölgeleri konusunu yeniden açacağım."
Bu, Erdoğan'ın en çok canını sıkan konu.
"Demokratik parlamenter sistemdeki bir ülkeden, ABD parlamentosundan yüzde 100 tek sesin çıkması mümkün mü?" diye söyleniyor. Yanlış anlaşılmaktan, yanlış aktarılmaktan yakınıyor; "Felluce olaylarında ben şehit kelimesini ölen masumlar için kullandım. Onlar alıp başka taraflara çekti" diyor. "Biz dinci terörü her zaman lanetledik. Terörün dini, vatanı olmaz dedik" diye devam ediyor. "Aramızdan" diyor "bazı arkadaşların olumsuz tavrı oldu. Ama bu ülkede anti-Amerikanizm yeni değil ki. Talihsiz durum, Türkiye'de muhalefetin de anti-Amerikancı çizgide olması. Demokratik ülkelerde bazı şeyleri dayatamıyorsunuz. Ama biz dostluğumuzun gereğini yaptık, yapıyoruz. İncirlik'i birer yıllık aralarla uzatıyoruz."
Peki Erdoğan'ın Bush ile görüşmesine ait belirginleşmiş bir vizyonu, bir sloganı var mı?
"Onu dönüşte söyleyeceğiz" demesi bile Bush'la görüşmede gündemilerinin ne kadar örtüşeceğinden emin olmadığını gösteriyor.

'Suriye'yi yanımıza çekmeliyiz'
Başbakan, ABD başkentinde Türkiye'ye ilişkin konular arasında sayılan Suriye için ilginç açıklamalarda bulundu. Erdoğan'ın "Başkan'la görüşeceğiz ve haklılığımızı görecekler" dediği Suriye politikası şöyle:

·  "Suriye ziyaretimle bazı tohumları attım. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ziyaretinde ise hasat toplandı. Gittiğimde, Suriye ordusunun Lübnan'dan çekilmesi hususunda Beşar Esad'ın görüşünü aldım. Sayın Sezer'le döndükten sonra görüştük. Esad, 'Madem ikiniz de söylüyorsunuz, çekileceğim' demiş. İki gün sonra da çekilme başladı."

·  "Suriye şu anda dış dünyaya açılım yapacağı ülke arıyor. Kendi kendisini reforme edecek noktaya gelmekte olduğuna inanıyorum. Esad'da bu kararlılığı gördüm. Yeter ki biz, ilişkiyi koparmayalım. Suriye'yi yanımıza çekmek zorundayız. Bunu anlatacağım."
Erdoğan, ABD gezisinden sonra Lübnan'ı da ziyaret edeceğini söylüyor.

'Cumhurbaşkanı ile çatışmam'
Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı tarafından veto edilip Meclis'e iade edilen TCK'daki son değişikliklerin aynen köşke gönderileceğini de söyledi. 'İzinsiz eğitim kurumları' ifadesinin yalnızca 'kaçak Kuran kursu' maddesiymiş gibi gösterilmesini anlaşılır ve kabul edilebilir bulmadığını söyleyen Başbakan, hem bu, hem de devlette kadrolaşma konusunda Cumhurbaşkanı ile yaşanan gerilimin 'çatışma' anlamına gelmediğini söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu.
"Cumhurbaşkanı ile çatışma içinde olmam. Gerekiyorsa cevap veririm. Cevap vermezsem, bulunduğum makama saygısızlık olur ama çatışmam."
Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve erken seçim iddiaları konusunda ise şunları söyledi:
"Erken seçim de, cumhurbaşkanlığı seçimi de gündemimizde değil. Biz beş yıllık bir plan yaptık, onu yürütüyoruz. Türkiye'nin meseleleri belli. İşimiz, gücümüz belli. Devrim yasaları da, yazboz tahtası değil. Sanal gündemlerle uğraşamayız."

Çıkmaz içindeyiz

Rum yönetiminin eski liderlerinden Yorgo Vasiliyu, Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu son durumu değerlendirdi:

Çıkmaz içindeyiz

"VERECEK İYİ BİR HABERİM YOK" KIBRIS'a konuşan, Rum yönetiminin eski liderlerinden Yorgo Vasiliyu, her zaman oldukça olumlu düşünen biri olması gerektiğini ancak ne yazık ki verecek iyi bir haberi olmadığını belirterek "Herkesin gördüğü gibi, şu anda bir çıkmaz içindeyiz" dedi

"TALAT İLE PAPDOPULOS, BUZLARI KIRMAK İÇİN GÖRÜŞMELİ" Papdopulos'un takındığı olumsuz tavır hakkındaki fikirlerini daha önce de açıkladığını hatırlatan Vasiliyu, her iki toplum liderinin, pazarlıklar için değil de, buzları kırmak adına, havayı olumlu kılmak için gerekli ortamın oluşmasını sağlamak adına resmi olmayan bir şekilde görüşmeleri gerektiğini söyledi

"KIBRISLILAR HÜKÜMETLERİNE BASKI YAPMALI Vasiliyu, tüm Kıbrıslıların öncelikli görevinin, hükümetlerine çözüm olmadan dost kalmak istemediklerinin mesajını vermek olduğuna inandığını, adanın bölünmüşlüğünün kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve kimseye de fayda getirmeyeceğini belirtti

"İNŞAATLAŞMA, SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜ DAHA DA KARMAŞIK KILIYOR" Vasiliyu, kuzeyde devam eden inşaatlaşma ve davalar konusu hakkında düşüncelerini ortaya korken, kendine ait olmayan malı yabancılara satan bireylerin Kıbrıs sorununun çözümünü daha da karnmaşık hale getirdiğinin altını çizdi

Güney Kıbrıs Rum yönetiminin eski liderlerinden Yorgo Vasiliyu, her zaman oldukça olumlu düşünen biri olması gerektiğini ancak ne yazık ki Kıbrıs konusunda verecek iyi bir haberi olmadığını belirterek "Herkesin gördüğü gibi, şu anda bir çıkmaz içindeyiz" dedi

Papdopulos'un takındığı olumsuz tavır hakkındaki fikirlerini daha önce de açıkladığını hatırlatan Vasiliyu, her iki toplum liderinin, pazarlıklar için değil de, buzları kırmak adına, havayı olumlu kılmak için gerekli ortamın oluşmasını sağlamak adına resmi olmayan bir şekilde görüşmeleri gerektiğini söyledi

Vasiliyu, son dönemde gündemde olan Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden başlama olasılığından sorunun en önemli kısmını oluşturan mal mülk meselesine ve bunlarla ilgili Kıbrıslı Rumların açmış oldukları mülkiyet davalarına kadar pek çok konuda KIBRIS Medya Grubu Genel Yayın Yömetmeni Süleyman Ergüçlü'nün sorularını yanıtladı.

Vasiliyu'nun Ergüçlü'nün sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

 

ERGÜÇLÜ: Sn. Vasiliu, ilk olarak bizi Lefkoşa'ya tepeden bakan bu güzel manzaralı ofisinizde kabul ettiğiniz ve yoğun programınızdan zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sn. Vasiliou, ilk olarak Kıbrıs sorununda şu anda nerede durduğumuza dair genel bir değerlendirmenizi almak istiyorum, daha sonra konuyu açabiliriz.

VASİLİYU: İlk olarak sizlere hoş geldiniz diyorum Ayrıca tanıştığımız için ve medya kuruluşunuz aracılığıyla Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızla iletişim kurma fırsatı doğmasından da çok mutlu olduğumu belirtmek isterim. Buna ek olarak bu şekilde iletişim kurmanın adadaki atmosferi daha iyiye götürmesini umut ederek her zaman sizin için burada hazırm.

Şu anda neredeyiz? Her zaman oldukça olumlu düşünen biri olmam gerekiyor ama ne yazık ki verecek iyi haberim yok. Herkesin gördüğü gibi, şu anda bir çıkmaz içindeyiz. Geçen hafta, Sn. Prendergast sizin şu anda oturduğunuz koltukta oturuyor ve konuşuyor olmamıza rağmen pek de etkili şeyler olmuyor. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler (BM), bir yıl aradan sonra, umutla bir olasılığın doğması için büyük ilgi göstermesine rağmen, gazetelerden okuduğumdan yola çıkarak, BM, görüşmelerin başlaması için çağrı yapmaya henüz kendini hazır hissetmiyor. Bu iyi bir gelişme değil. Kişisel olarak, görüşmeleri en erken zamanda başlatmamız gerktiğine ikna olmuş durumdayım. Aksi halde mevcut durum devamlı kılınır ve acil olarak görüşmelere başlanacağına dair herhangi bir olasılık görülmeyen bu mevcut durum da sizin, ne de bizim için herhangi bir fayda getirmez. Buna paralel olarak, Kıbrıslı Rum veya Kıbrıslı Türk olsun, hükümetlerimize, çözüm olmadan dost kalmak istemediğimizin mesajını vermenin, tüm Kıbrıslıların öncelikli görevimiz olduğuna inanıyorum. Adanın bölünmüşlüğü kesinlikle kabul edilemez ve kimseye de fayda getirmez. Çözüm olduğu takdirde önümüze muhteşem olasılıklar çıkacak.

ERGÜÇLÜ: Sn. başkan, hemen hemen herkes, adadaki mevcut durumun, statükonun sürdürülemeyeceği konusunda aynı fikirde. Ancak Sn. Papdopulos bu düşüncelerle aynı çizgide değil çünkü görüşmelerin yeniden başlaması için herhangi bir girişimde bulunmuyor, hatta Kıbrıslı Türklerin yeni lideri, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bir araya gelmekten de kaçınıyor. Sn. Papadopulos'un duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

VASİLİYU: İlk olarak bu konuda daha önce resmi açıklamalarda bulunduğumu söyleyerek sözlerime başlayayım. Benim görüşüme göre, her iki toplum liderinin, Sn. Papadopulos ve Sn. Talat'ın, pazarlıklar için değil de, buzları kırmak adına, havayı olumlu kılmak için gerekli ortamın oluşmasını sağlamak adına resmi olamayan bir şekilde görüşmeleri gerekirdi.

Bizim taraftaki görüş pek iyi değil. Sn Papadopulos'un görüşü, sosyal nedenlerle bir araya gelmenin mevcut durum için herhangi özel bir yararı olmayacağı yönünde. Önemli olan müzekerelerin başlaması ve bunun çağrısını yapmak Bu da BM'ye düşer. Bu bizim tarafın resmi çizgisi. Bunun bu kadar açık olmasının sebebi ise, şu anda biz hâlâ, belki de her iki taraf da durumlarını biraz daha düzeltmek, daha fazlasını koparmak için oynuyor. Bir çeşit zemin yoklaması. Ancak bu zemin yoklamasının fazla uzun sürmemesini umuyorum.

ERGÜÇLÜ: Umarız sürmez. Biraz da son zamanlarda mal mülk meselesi kapsamında açılan davalardan bahsetmek istiyorum. Kuzeyde, Kıbrıslı Türklere bireysel olarak yönelen bu gibi girişimlerin iki toplum arasındaki gövensizliğin oluşumuna yardımcı olacağı ve milliyetçi eğilimlerin donmasına yol açacağı düşünülüyor. Kuzeyde bu yönde endişe mevcut. Siz bu durumu nasıl görüyorsunuz?

VASİLİYU: İlk once bir şeyi açıklığa kavuşturalım. İlk olarak demokratik bir toplumda yaşıyoruz ve tüm bireyler düşüncelerini uygulamaya geçirme konusunda özgür. Durumu, bir kişi mahkemeye başvurmaya karar verdiği zaman bunu devlet zoruyla veya başka bir durum karşısında yaptı diye yorumlamak yanlış olur. Ne yazık ki, veya iyi ki herkes, yapması gerektiğini düşündüğü şeyleri yapmakta özgür. Bu bir Konunun içeriğine baktığımız zaman ise, Kıbrıs konusunun mahkemelerde çözüleceğine inanmıyorum.

Kıbrıs sorunu politik bir sorun.

ERGÜÇLÜ: Mal-mülk meselesi de sorunun bir parçası

VASİLİYU: Elbette bir parçası. Ancak Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türkleri evlerinde oturdukları için mahkemeye vermesinin herhangi bir anlamı yok. Ancak diğer taraftan, gayrı yasal olarak değil de Annan planında sağlanan haklardan yola çıkarak, diyelim ki, birileri on dönümlük bir araziden on tane arsa çıkarıp bunları İngilizlere veya Fransızlara satmaya karar verirse Diğer bir deyişle Kıbrıslı Rum'a ait bir malı, malın kime ait olduğunu bilmesine rağmen ve ona ait olmadığını bilmesine rağmen alırsa

ERGÜÇLÜ: Ve üzerine inşaat yaparsa

VASİLİYU: Ve üzerine inşaat yapar ve bir İngilize satarsa bu gayrı yasaldır. Ve burada, malın esas sahibi bu gibi olayların olmasını engellemek için her yolu deniyor. Benim düşünceme göre, Kıbrıs Türk makamlarının bu gibi olayları teşvik etmesi iyi bir şey değil çünkü sorunun çözümünü daha karmaşık bir hale getirir. Tekrar ediyorum; İki durum arasındaki farkı görelim. Şimdi eğer siz derseniz ki, "Peki Kıbrıslı Türkler nasıl yaşayacak?" Ben de 'şimdiye kadar nasıl yaşadılarsa öyle yaşayabilirler' derim. Eğer istedikleri turistik tesis ise, yetkililerin üzerine otel kurabileceği veya otel kurulması için uzun vadeli kiralayabileceği oldukça fazla Kıbrıslı Türk arazisi, devlat arazisi ve Evkaf'a ait arazi mevcut olduğundan eminim. Bu gibi durumların anlayışla karşılanacağına inanıyorum, çünkü bu durumda mülkiyet hakkı çözüm olana kadar hem ellerinde kalacak hem de Kıbrıslı Türklerin ve bölgelerinin kalkınmasına yardımcı olacak. Biraz da bu yöne konsantre olmamız gerektiğine inanıyorum. Sadece başkalarının malını çalıp başkalarına satan ve herkes için sorun yaratan bireylerle değil.

ERGÜÇLÜ: Kıbrıs Rum basınına göre hükümet tarafından oluşturulan ve insanları dava açmaları için teşvik eden bir kurum var

VASİLİYU: Böyle bir kurumdan haberim yok.

ERGÜÇLÜ: Mahkemeye gitmek isteyenleri

VASİLİYU: Bilmiyorum, daha önce böyle bir şey duymadım

ERGÜÇLÜ: Evet ama Kıbrıs Rum basınında yazıyordu

VASİLİYU: Eğer böyle bir şey varsa benim için sürpriz olacak. Olduğunu da sanmıyorum, ancak bu konuda bir şey bilmediğimi kesinlikle söyleyebilirim.

ERGÜÇLÜ: Sizi kişisel olarak ilgilendiren bir şey daha var. Bu soruyu size mi, yoksa Bayan Vasiliu'ya mı sorsam bilmiyorum

VASİLİYU: Buyurun. İstediğiniz her şeyi sorabilirsiniz.

ERGÜÇLÜ: Kuzeyde, Bayan Vasiliyu'nun, güneydeki yerel tutuklama emrinin Avrupa tutuklama emrine dönüştürülmesini sağlayan yasa değişikliğine katkı koyduğu yönünde dedikodular çıktı.

VASİLİYU: Bu dedikodu değil, bu bir gerçek. Andrulla (Vasiliyu); adadaki mevcut yasanın, eskisinin değiştirilmesi için meclise bir önerge verdi.

 

ERGÜÇLÜ: Herhalde İngiliz yasası.

VASİLİYU: Detaylarla fazla aşina değilim Mevcut olan İngiliz yasası, altı ay mı, üç ay mı veya böyle bir şey, ceza vermeyi zor hale getirdiği için Avrupalaştırıldı. Bayan Vasiliu'nun düşüncesi, size daha önce de açıkladığım gibi, birkaç bireyin kendisine ait olmayan malı alıp da bundan yarar sağlayarak Kıbrıs sorununun çözümünü daha da karmaşık hale getirmelerini engellemekti. Burada kâr yapılıyor, inşaatlaşma var, İngilizlere satılıyor ve günün sonunda bir de bakıyorsunuz ki herkes işin içinde. Bu yasanın, evlerini tamir etmek isteyen veya ev yapmak isteyen Kıbrıslı Türklere karşı olması Bayan Vasiliyu'nun aklından bile geçmedi. Her halukarda, bildiğimiz şekliyle Annan planı, 2002'ye kadar yapılan tüm inşaatları kabul edilebilir addetmişti. Bayan Vasiliyu'nun düşündüğü değişiklik bunun çerçevesindeydi.

 

ERGÜÇLÜ: Anlıyorum. Sn Vasiliyu, Kıbrıslı Türkler, içinde bulunduğumuz çıkmaz nedeniyle oldukça büyük hayal kırıklığı yaşıyor.

VASİLİYU: Haklılar da

ERGÜÇLÜ: Bu durumda Kıbrıslı Türklere ne gibi bir mesaj verebilirsiniz?

VASİLİYU: İlk olarak hayal kırıklıklarını gayet iyi anladığımı belirtmek isterim. Kuzeyde, geçmişte Sn. Denktaş'ın baskın poziyonundan bugün Sn. Talat'ın düşüncelerine gelene kadar müthiş bir değişim yaşandı. Kıbrıslı Türklerin de büyük bir çoğunlukla barışa evet demeleri de en iyisi Bu durumda yaşadıkları hayal kırıklığını anlıyabiliyorum. Ancak hayat böyle. Hayatta her şey istediğiniz doğrultuda ilerlemiyor. Bu durumda benim düşüncelerim, madem ki herkes Kıbrıs sorununun çözülmesi ve adanın birleştirilmesi gerektiğine inanıyor ve böylece herkes için kalkınma ve refah için gereken şartların oluşturulacağının düşünüyorsa devam etmeliyiz. Umudumuzu kaybedip karamsarlığa düşmemeli, zorluklara rağmen ilerlemek için ısrarlı olmalıyız. Çünkü mevcut durum gayet mantıksız. Zorluklara rağmen, başaracağımıza ikna olmuş durumdayım. Bu yüzden umudumuzu korumak gerek.

ERGÜÇLÜ: Pes etmeden çabalamaya devam etmeliyiz.

VASİLİYU: Aynen öyle

ERGÜÇLÜ: Sn. Vasiliyu, bize bu ropörtajı verdiğiniz için çok teşekkürler.

VASİLİYU: Ben teşekkür ederim

KIBRIS 08/06/05

 

Kıbrıs'ta bulunacak çözüm her iki tarafça da kabul edilebilir olmalı

BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Prendergast, Kıbrıs sorununa ilişkin nabız yoklamak için çıktığı bölge turunun son ayağı olan Ankara'dan ayrıldı:

Kıbrıs'ta bulunacak çözüm her iki tarafça da kabul edilebilir olmalı

BARIŞI SAĞLAMAK TARAFLARIN SORUMLULUĞU BM Genel Sekreteri Annan'a muhtemel seçeneklere ilişkin tavsiyede bulunacak olan BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Prendergast, Kıbrıs'ta barışı sağlamanın asıl sorumluluğunun taraflara düşmekte olduğunu söyledi. Prendergast "BM yardımcı olabilir ya da cesaretlendirebilir, ancak sonuçta bulunacak çözüm her iki tarafça da kabul edilebilir olmalıdır" dedi

 

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast, Kıbrıs sorununa ilişkin nabız yoklamak için çıktığı bölge turunun son ayağı olan Ankara'dan ayrıldı.

Prendergast, Esenboğa Havaalanı'nda gazetecilerin soruları üzerine "mevcut durumun fotoğrafını çekmek için bölgeye geldiğini" ve "yaptığı görüşmeler sonunda gelinen noktayı daha iyi anladığını" belirtti.

New York'a dönerek BM Genel Sekreteri Annan'a muhtemel seçeneklere ilişkin tavsiyede bulunacağını söyleyen Prendergast, "Özellikle vurgulamak isterim ki Kıbrıs'ta barışı sağlamanın asıl sorumluluğu taraflara düşmektedir. BM yardımcı olabilir ya da cesaretlendirebilir, ancak sonuçta bulunacak çözüm her iki tarafça da kabul edilebilir olmalıdır" dedi.

Kieran Prendergast, "bu yaz Kıbrıs'a ilişkin yeni bir sürecin başlaması konusunda iyimser olup olmadığının" sorulması üzerine Annan'a bütün olasılıkları aktaracağını belirtti. Sürecin başlayıp başlamayacağı ya da başarı olup olmayacağının tarafların isteğine bağlı olduğunu kaydeden Prendergast, bulunacak bir çözümün her iki tarafın da endişelerine karşılık vermesi gerektiğini söyledi.

Bu aşamada, daha fazla şey söylemek istemediğini, görüşlerini Annan'a aktaracağını ifade eden Prendergast, Türk yetkililere konukseverliklerinden dolayı teşekkür etti.

Sir Kieran Prendergast, Annan tarafından Kıbrıs'a ilişkin yeni bir çözüm sürecinin başlayıp başlamayacağı konusunda tarafların nabzını yoklamak üzere bölgeye gönderilmiş ve bu çerçevede Atina, Ankara ve adada çeşitli temaslarda bulunmuştu.

KIBRIS 08/06/05

 

Annan, BM Barış Gücü'nün görev süresinin uzatmasını istedi

" GÜVENSİZLİK DEVAM EDİYOR" ... BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu bir raporda, "Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasındaki güvensizliğin devam ettiğini" belirterek, Güvenlik Konseyi üyelerinden UNFICYP'in görev süresini altı aylığına uzatmasını istedi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu bir raporda, "Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasındaki güvensizliğin devam ettiğini" belirterek, Güvenlik Konseyi üyelerinden BM Kıbrıs Barış Gücü'nün (UNFICYP) görev süresini altı aylığına uzatmasını istedi.

Raporunda, barış gücünde yüzde 30 oranında güç indirimi yapılmasına rağmen Kıbrıs'ta istikrarın korunduğuna dikkati çeken Annan, soruna kapsamlı çözüm bulmaya elverişli şartları geliştirmek ve adadaki ateşkesi devam ettirebilmek için barış gücünde daha fazla güç indirimi yapılmaması gerektiğini ifade etti. Annan, konseyden görev süresi gelecek hafta dolacak olan barış gücünün görev süresini 15 Aralık 2005 tarihine kadar uzatmasını istedi.

Annan'ın raporu doğrultusunda Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi ve Kıbrıs'ın garantör ülkelerinden İngiltere tarafından hazırlanan ve barış gücünde güç indirimini öngören karar tasarısı geçen yılın ekim ayında konsey üyeleri tarafından oybirliğiyle kabul edilmişti.

Güvenlik Konseyi, bu kararla Kıbrıs Barış Gücü'nde görev yapan asker sayısını 1224'ten, 40'ı askeri gözlemci olmak üzere 860'a indirmiş, barış gücü bünyesinde görev yapan polis sayısını 45'ten 69'a çıkarmıştı

KIBRIS 08/06/05

 

KKTC ve Rum heyetleri Brüksel'de görüşüyor

Avrupa Birliği Komisyonu'nun, 24 Nisan referandumunun ardından Kıbrıslı Türklere destek amacıyla hazırladığı, ancak Rumların tutumu nedeniyle uygulamaya konulamayan Mali Yardım ve Doğrudan Ticaret Tüzüklerinin önündeki engellerin kaldırılması için KKTC ve Rum heyetleri, Brüksel'de gayri resmi toplantı yapıyor.

A. A muhabirinin güvenilir kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Türk ve Rum heyetlerinin iki gündür Brüksel'de devam eden gayri resmi toplantısında, Türk tarafının doğrudan ticaret yapabilmesi, Gazimağusa Limanı'nın uluslar arası ticarete açılması ve diğer konular üzerinde duruluyor.

Brüksel'deki toplantıya, KKTC'den, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev başkanlığındaki bir heyet katılıyor.

KIBRIS 08/06/05

 

Talat: Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa halindeyiz

Cumhurbaşkanı Talat, KTOEÖS yöneticilerini kabulünde yaptığı konuşmada, "Kıbrıs sorunu artık düzlem değil alandır" dedi

Talat: Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa halindeyiz

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs konusunda farklı alanlarda mücadele ve girişim gerektiren bir süreç yaşandığını belirterek, "Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa halindeyiz. Kıbrıs sorunu artık düzlem değil alandır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye Eğitim-Sen'in kapatılmasına karşı girişim ve Kıbrıs konusundaki gelişmeler hakkında bilgi isteyen Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) yöneticilerini kabul etti. Kabulde, görüşmenin gündemi olmamasına karşın ülke gündeminin ana maddesini oluşturan orta eğitim kurumlarındaki grev de gündeme geldi.

Adnan Eraslan başkanlığındaki KTOEÖS yöneticilerinin Kıbrıs konusundaki gelişmeler hakkında bilgi istemesi üzerine, adaya ziyarette bulunan BM Genel Sekreteri'nin yardımcılarından Prendergast'ın henüz raporunu sunmadığını, Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın da ABD'deki temaslarının devam ettiğini belirten Talat, "Henüz çalışmalar sürüyor ve sınırlı bilgim var. Bu aşamada ayrıntılı bilgi veremem" dedi.

Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın ABD ziyaretinde, basına da yansıyan Kıbrıs'la ilgili önerileri gündeme getireceğini söyleyen Talat, Rum yönetimi yanında BM, AB ve dünyanın da taraf olduğu bir süreç yaşandığına dikkat çekti.

Talat, "Kıbrıs sorunu artık düzlem değil alandır. Her noktada mücadele, müzakere var. Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa derler, o durumdayız. Zor bir dönemden geçiyoruz" diye konuştu.

"Hatalardan ders almalıyız"

Mülkiyet davalarına da dikkat çeken Talat, yeni süreçte zaman kaybetmeden ve fırsatları iyi değerlendirerek Kıbrıs Türkünün haklarının korunmasının önemini vurguladı.

Talat, Kopenhag zirvesine atıf yaparak, özetle şunları söyledi:

"Kıbrıs Türkü için çok değerli zaman ve fırsatlar kaybedildi. O günkü sorumluları hoş anmıyoruz. Yeniden zaman ve fırsat kaybedersek gelecek kuşaklar da bizim için aynı şeyleri söyleyecek. Biz geçmişteki hataları yapmamalıyız. Hata yapabiliriz ama bu toplumu tehlikeye atacak düzeyde olmamalı. Her fırsatı değerlendirmemiz, geçmişten ders alarak kararlı ve doğru politikalar izlememiz gerekir..."

"Eğitim-Sen'in kapatılması"

Cumhurbaşkanı Talat, KTOEÖS Başkanı Adnan Eraslan'ın Türkiye'de Eğitim-Sen'in kapatılmasına karşı girişim istemesi üzerine de, bu konuda Türkiye hükümeti nezdinde girişim yapabileceğini söyledi ve "Elimden geleni yaparım" dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye'de veya dünyanın başka yerinde bir meslek örgütünün çok olağanüstü durumlar hariç kapatılmasının doğru olmadığını da söyledi.

KIBRIS 08/06/05

 

Politis Gazetesi:Müzakereler yerine güven artırıcı önlemlere doğru gidiliyor

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Politis gazetesi, Kıbrıs konusunda müzakereler yerine güven artırıcı önlemlere doğru gidilmekte olduğunu ileri sürdü.

Gazete, BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Kieran Prendergast'ın Lefkoşa-Atina-Ankara üçgeninde gerçekleştirdiği ziyaretin, "iki tarafı müzakere masasına götürmek yerine yeni bir karşıtlık süreci yaratmış gibi göründüğünü" yazdı.

BM'nin iki taraf arasındaki görüş ayrılığının büyüklüğünü tespit etmesinden sonra geçmişe ait reçetelere yöneldiğini belirten gazete, Prendergast'ın ziyareti sonrasında yapılan tüm değerlendirmelerin, koşulların iki taraf arasında güvenli müzakerelerin başlamasına imkan vermediği şeklinde olduğunu ifade etti.

Prendergast'ın bu koşullar karşısında, bir taraftan hareketliliği koruyacak, diğer taraftan da gerekli olan siyasi koşulların oluşması halinde müzakere sürecinin zeminini hazırlayacak çeşitli "güven artırıcı önlemler" olasılığını araştırdığını iddia eden gazete, Kieran Prendergast'ın belirli öneriler sunmadığını, ancak ortamı iyileştirecek bazı güven artırıcı önlemlerin mevcudiyeti olasılığını araştırıyor gibi göründüğünü kaydetti.

Çözümün ekonomik etkisinin araştırılması konusunun da bu güven artırıcı önlemler çerçevesinde yer aldığını ifade eden gazete, Prendergast'ın bu çerçevede yapılan açıklamalardan dolayı gerilen ortamı sakinleştirmenin yollarını aradığını ve BM'nin, iki tarafın üzerinde uzlaşabileceği konuları görüşmek amacıyla müzakereler çerçevesinde kurulmuş olan teknik komitelerin yeniden oluşturulması olasılığını da inceleyeceğini yazdı.

Gazete, Prendergast'ın bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretin temel sonuçlarının; "müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli koşulların bulunmadığı" şeklinde olduğunu ve Prendergast'ın taraflara, "BM'nin, tekrar bir başarısızlıkla son bulacak girişimlerde bulunmak yerine hareketsizliği tercih ettiğini" vurguladığını belirtti.

KIBRIS 08/06/05

 

Avrupa Konseyi’nde Kıbrıs ara kararı

Avrupa Konseyi, Rum Kesimi’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” sıfatıyla 2001 yılında AİHM’de Türkiye’ye karşı kazandığı devletlerarası dava kararının bazı bölümlerinin Ankara tarafından yerine getirilmeye başlandığını kaydeden bir ara karar aldı.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 13:30 TSE 08 Haziran 2005 Çarşamba

STRASBOURG - Avrupa Konseyi’nin icra organı olan Bakanlar Komitesi tarafından alınan kararda, söz konusu AİHM kararının Kuzey Kıbrıs’taki Rumların eğitim ve din hakları ile mahkemelerdeki askeri hakim hükümleriyle ilgili bölümlerinin yerine getirilmeye başlandığı belirtiliyor

Buna karşılık, 1974 sonrası adanın kuzeyindeki kayıp şahıslar konusunda atılan adımların yetersiz olduğu vurgulanıyor.

Kararda, KKTC’de yaşayan Rum çocukları için 2004 yılında Karpaz’da açılan ortaokulun AİHM kararının yerine getirilmesi açısından önemli bir gelişme olduğunu vurgulanmakla birlikte, okulda kullanılan Rum kitaplarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarına uygun olmasını talep ediliyor.

Adanın kuzeyinde yaşayan Rumların din özgürlüğü konusunda ise sınır geçişlerinin serbest bırakılması ve KKTC makamlarınca alınan diğer önlemler sayesinde, serbest dolaşımın önündeki engellerin tatmin edici düzeyde kalktığı vurgulanıyor. Bu çerçevede, adada dini özgürlüklerin sağlandığını ve sadece istisnai durumlarda bazı dini etkinlikler için güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle önceden izin alınması şartı getirildiği belirtiliyor.

KKTC’deki askeri mahkemeler konusunda ise bu alanda gerçekleştirilen son değişikliklerin ardından AİHM kararının bu bölümünün tam olarak uygulandığı not ediliyor ve gündemden düşürüldüğü bildiriliyor.

KAYIP ŞAHISLAR
Kararda Ankara’yı en rahatsız eden bölüm ise kayıp şahıslarla ilgili. 1981 yılında BM bünyesinde kurulan ve son dönemde Kıbrıs Türk tarafının inisiyatifi ile yeniden işlerlik kazanan Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarının “somut ve ikna edici sonuçlar” doğurduğu vurgulanmakla birlikte, kayıplar konusunda Türkiye’nin de KŞK’nın çalışmalarına katkıda bulunması ve AİHM kararının uygulanabilmesi için gerekli tedbirleri alması talep ediliyor.

Bakanlar Komitesi’nin ara kararı Strasbourg’da hem Rum tarafı hem de Türk tarafı açısından “tatmin edici” olarak yorumlanıyor. Rumların ilk etapta sadece kayıp şahıslar hakkında istediği karar, Türkiye’nin Strasbourg’daki daimi temsilciğinin girişimleriyle Ankara açısından daha dengeli ve Ankara’nın attığı adımları da yansıtan biçimde şekillendi.

Rum Kesimi’nin Türkiye’ye karşı AİHM’de kazandığı devletlerarası dava kararının yerine getirilmesiyle ilgili tartışmalara Ekim ayından itibaren Strasbourg’da devam edilecek.

Kıbrıs'a yeni temsilci yok


9 Haziran, 2005 12:39:00 (TSİ) CNN TURK

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bugün biraraya gelecek olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs için yeni bir özel temsilci görevlendirmeyeceğini duyurdu.

Kofi Annan, Kıbrıs'ta görev yapan Barış Gücü'nün görev süresinin altı ay uzatılmasına ilişkin bir rapor açıkladı.
 
Annan bu son raporunda, tüm zamanını Kıbrıs'a ayıracak bir kişinin atanması için koşulların olgunlaşmadığını belirtti.
 
Genel Sekreter, tarafların tutumlarında bir değişiklik görünmediğini, Rumların KKTC ile AB arasındaki doğrudan ticarete karşı çıkmaya devam ettiklerini bildirdi.
 
"Mülk davaları kalkmalı"
 
Kofi Annan raporunda, mülk davalarının iki halk arasındaki ilişkilere ciddi bir tehlike oluşturduğunu savundu.
 
Annan, Kuzey Kıbrıs'ta Rumlara ait mülkleri satan veya alanlar için uluslar arası tutuklama emri çıkarıldığını, bu sorunun üstesinden ancak kapsamlı bir çözümle gelinebileceğine inanıldığını da ifade etti.
 
Moskova yönetiminden BM'ye eleştiri

Bu arada, Rusya'dan Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs politikasına eleştiriler geldi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, BM'yi 'sorunun çözümü için dayatmalardan kaçınmaya' çağırdı.
 
Moskova'da Rum Meclis Başkanı Dimitris Hıristofyas'ı ağırlayan Lavrov, "iki tarafın da kabul edeceği bir çözüm bulmak gerekli ama bunu dayatmak doğru değil" dedi.
 
Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Güvenlik Konseyi üyelerine dolayısıyla da Rusya'ya daha sık danışması gerektiğini savundu.
 
Erdoğan'ın gündemi: Kıbrıs
 
ABD gezisi kapsamında ABD Başkanı George Bush'la dün biraya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugün de BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşecek. Erdoğan, Bush'un ardından Annan'a da Kıbrıs'la ilgili taleplerini iletecek.
 
Erdoğan'ın, Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un garantörlük anlaşmalarının iptali ve Ada'dan Türk askerinin çekilmesi gibi taleplerinin kabul edilemez olduğunu bildirmesi bekleniyor.
 
Erdoğan, Rum kesiminin barış görüşmeleri için yeterli çabayı göstermediğini de dile getirecek. KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatacak olan Başbakan Erdoğan, Rum tarafına görüşmelerin başlaması için baskı yapılmasını da isteyecek.
 
Erdoğan, Rumların çözüme yanaşmaması halinde bu noktadan sonra Türkiye'nin KKTC'nin tanınması için çalışacağını ifade edecek.

 

KKTC RAPORDAN MEMNUN

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs'la ilgili raporun genelde objektif olduğunu ifade ederek, ''BM Genel Sekreteri'nin raporunda bizi rahatsız edecek herhangi bir unsuru ilk bakışta ben görmedim'' dedi. 

 

BM Genel Sekreteri Annan'ın raporda yer alan tespitlerinden bir kısmının Türk tarafının yaklaşımlarını teyit eder nitelikte olduğunu belirten Talat, özellikle mülkiyet sorununun ancak çözümle ortadan kalkabileceğine ve Kıbrıs'taki taraflar arasında işbirliğinin önemine ilişkin ifadelere dikkati çekti. 

 

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Türk halkının çözümden yana tutumuna vurgu yapmasının ve seçimlerin bu iradenin ürünü olduğuna dikkat çekmesinin de önemli olduğunu belirten Talat, 'çözüm yönünde adım atacak zeminin henüz oluşmadığına' yönelik tespitin ise raporun en üzücü yanı olduğunu söyledi. Talat, ''üzücü bir tespit, ama Rum tarafının tutumundan dolayı bu bir gerçeklik'' dedi.   

CNN TURK 09/06/05

 

Talat, Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs raporunu destekliyor

 

Lefkoşa

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs'la ilgili raporun “genelde objektif” olduğunu ifade ederek, “BM Genel Sekreteri'nin raporunda bizi rahatsız edecek herhangi bir unsuru ilk bakışta ben görmedim. Oldukça önemli teşhisleri var” dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, bir kabulü sırasında, gazetecilerin soruları üzerine Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs'la ilgili raporu değerlendirirken, raporu henüz ayrıntılarıyla incelemediğini, genel bir değerlendirme yapabileceğini ifade ederek, “Genelde objektif bir rapor, bizi rahatsız eden bir durum yok” dedi.

“BM Genel Sekreteri Annan'ın raporda yer alan tespitlerinden bir kısmının Türk tarafının yaklaşımlarını teyit eder nitelikte olduğunu” kaydeden Talat, özellikle mülkiyet sorununun ancak çözümle ortadan kalkabileceğine ve Kıbrıs'taki taraflar arasında işbirliğinin önemine ilişkin ifadelere dikkati çekti.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Türk halkının çözümden yana tutumuna vurgu yapmasının ve seçimlerin bu iradenin ürünü olduğuna dikkat çekmesinin de önemli olduğunu belirten Talat, “çözüm yönünde adım atacak zeminin henüz oluşmadığına” yönelik tespitin ise “raporun en üzücü yanı” olduğunu söyledi. Talat, “Üzücü bir tespit, ama Rum tarafının tutumundan dolayı bu bir gerçeklik” dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretine ilişkin bir soru üzerine de, “temasların sonuçlarını almadıklarını, ancak basına yansıdığına göre ziyaretin oldukça olumlu geçtiğini” belirterek, “ABD'nin izolasyonların kaldırılması konusundaki tutumu ve bugüne kadar yaptığı katkıyı artırarak sürdüreceği beklentimizi sağlam bir zemine oturtuyor” dedi.

Talat, benzer adımları Rusya'dan da beklediklerini kaydetti.

RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANININ GÜNEY KIBRIS TEMASLARI

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Güney Kıbrıs'ı ziyaret ettiğine, ancak KKTC'ye geçmediğine işaret eden Talat, “Rusya'nın Kıbrıs sorununa daha objektif bakmasını talep eden taraf olarak bunun kendilerini memnun etmediğini” söyledi.

Talat, görüşme olması için Rusya Büyükelçiliği ile bazı temasların olduğunu, ancak Rus Bakanın “programının dolu olduğu” gerekçesiyle Kuzey'e geçmediğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, “Hem Amerika'nın, hem Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılmasını öngören Annan raporunun görüşülmesini sağlaması, bana göre, boyunlarının borcudur” dedi.

 (aa)

HURRIYET 09/06/05

 

Bush’tan Rice’a KKTC talimatı

 

BAŞBAKAN Erdoğan, görüşmede ABD’li senatörlerin KKTC ziyareti nedeniyle Bush’a teşekkür etti. Erdoğan Bush’a, KKTC’ye yönelik izolasyonun kaldırılması amacına yönelik olarak, Ercan Havaalanı ile Washington arasında doğrudan uçuşların başlatılması konusunu da iletti.

Bush da, Erdoğan’ın yanında Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’a, bu konuyu incelemesi talimatını verdi. Erdoğan, Rumların tutumunun eleştirildiği BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporunun bir yıldır BM Güvenlik Konseyi’nde görüşülmemesinden de yakınarak, Bush’tan bu konuda destek istedi. Bush da, referandum sürecinde Türk tarafının tavrını takdir ettiğini belirterek, çözüm sürecine katkı sağlayacağını bildirdi. 

KIBRIS 09/06/05

 

Kıbrıs Türkü barış istiyor

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 6 Haziran'da Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs raporu, Güvenlik Konseyi belgesi olarak yayınlandı:

Kıbrıs Türkü barış istiyor

TEMSİLCİ ATAMAK İÇİN UYGUN ZAMAN DEĞİL... "İyi niyet görevimi yürütmek amacıyla tam mesai çalışacak bir temsilci atamak için uygun zaman değil"

TALAT TARTIŞMASIZ LİDER..."Nisan seçimleri, Talat'ın tartışmasız liderliğini ortaya koydu... Seçim sonuçları Kıbrıs Türkü'nün Kıbrıs konusuna barışçı bir çözüm yönündeki taahhüdünü sürdürdüğünü gösteriyor"

TÜRK TARAFI GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASINI İSTİYOR... "Kıbrıs Türk liderliği ve Türkiye, adada kalıcı barış için görüşmelerin başlaması çağrılarını yineliyor"

MAL-MÜLK SORUNU ANCAK ÇÖZÜMLE HALLEDİLİR..."Mal-mülk konusunda davaların artması, bireysel ilişkiler ve uzlaşma süreci açısından çok büyük tehdit... Mal-mülk konusu aşırı hassas bir konu ve ancak kalıcı bir çözüm bunu kapatabilir"

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu son Kıbrıs raporunda, Kıbrıs Türkü'nün barış iradesinin sürdüğüne dikkat çekti ve Türk tarafının görüşmelerin başlaması için çağrılarını sürdürdüğünü bildirdi.

Ancak Annan, Kıbrıs'ta soruna çözüm bulmak amacıyla iyi niyet görevini yürütmek için tam mesai çalışacak bir temsilci atamaya uygun bir dönem olmadığını vurgulayarak, Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) misyon şefi Zbigniew Wlosowicz'in Kıbrıs konusundaki taraflarla üst düzey temasları yürütmek için özel temsilcisi olarak görev yapmaya devam edeceğini açıkladı.

Genel sekreter, buna rağmen en üst düzey BM yetkililerinin taraflar arasında nabız yoklamak amaçlı temaslarını ileriki dönemde de sürdüreceklerini kaydetti.

Annan, mal-mülk sorununa da ancak kalıcı bir çözümün son vereceğini vurguladı.

Annan, Kıbrıs ile ilgili son raporunu BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) sundu. Genel sekreterin 6 Haziran 2005 tarihinde sunduğu rapor BMGK belgesi olarak yayınlandı. Raporda önemli konulara değinilirken "Kıbrıs Türk Liderliği ve Türkiye'nin Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla, 'Kıbrıs Sorununun Kapsamlı Çözümü' (Annan Planı) çerçevesinde görüşmelerin yeniden başlatılması çağrılarını yinelediği" vurgulanıyor. Raporda, planla ilgili referanduma atıfta bulunularak bunun Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edildiği ancak Kıbrıslı Rumların planı reddettiği anımsatılıyor.

Annan, raporunda, Kuzey'de Nisan ayında gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Mehmet Ali Talat'ın tartışmasız lider olduğunu ortaya koyduğunu belirterek seçim sonuçlarının, Kıbrıs Türkü'nün Kıbrıs konusunda barışçı taahhüdünü sürdürdüğünü gösterdiğini vurguladı.

AB üyeliğinin Kıbrıs'a yararlarının ortada bulunduğunu ifade eden Annan, ancak üyeliğin mal-mülk konusunda yeni davaların ve uyuşmazlık cephelerinin açılmasına neden olduğunu kaydetti.

Raporda konuyla ilgili şöyle denildi:

"Mal-mülk konusunda davaların artması bireysel ilişkiler ve uzlaşma süreci açısından çok büyük tehdit Mal-mülk konusu çok hassas bir konu ve ancak kalıcı bir çözüm bunu kapatabilir".

İlişkilerin gelişmesi için işaret küçük...

Annan raporunda, referandum sonrası durağan bir dönem yaşandığını belirterek, iki taraf arasındaki ilişkilerin gelişmesi için işaretin "küçük" olduğunu belirtti. Raporda, iki taraftan siyasi partilerin Slovak Büyükelçiliği organizasyonunda aylık toplantılar yaptıkları kaydedilerek, CTP, AKEL ve DİSİ liderlerinin ayrı toplantılarda bir araya geldikleri ancak bu görüşmelerden kalıcı bir anlaşmaya destek yönündeki genel açıklamalar haricinde bir ilerleme çıkmadığı belirtildi.

Ateşkes hattıyla ilgili durumun da yer aldığı raporda, buradaki durumun genelde sakin olduğu ancak bazı istisnalar bulunduğu kaydedilerek, bir Türk askerinin RMMO askeri tarafından hava tüfeğiyle vurularak yaralanması olayına yer verildi. Raporda, sınır bölgelerinde "küçük" denilebilecek bazı olaylar daha meydana geldiği kaydedildi ancak ayrıntı verilmedi. Annan raporunda bu "küçük" olayların sayısında da geçtiğimiz yıllara göre düşüş olduğunu belirtti.

Söz konusu "küçük" olayların genelde iki tarafın askeri güçlerinin çok yakın olduğu noktalarda meydana geldiği kaydedilen raporda, BM Barış Gücü'nün yakın noktalardaki bazı pozisyonlarda değişiklik yapılması ve karşılıklı olarak buraların boşaltılması önerisi getirdiği ancak bunun iki tarafça da reddedildiği kaydedildi.

Türk tarafı UNFICYP'e kısıtlamaları kaldırdı

Annan, raporunda, Kıbrıs Türk tarafının BM Barış Gücü'ne 2000 yılı Temmuz ayından bu yana uyguladığı kısıtlamaları kaldırdığını ifade ederek, bunun BM Barış Gücü'nün ara bölgedeki çalışmalarını kolaylaştırdığını kaydetti. Annan, ancak Akyar'daki askeri statükonun değişmediğini, buna ek olarak BM'nin, Maraş'taki statükonun devamından Türkiye Hükümeti'ni sorumlu tutmaya devam ettiğini söyledi.

Mayın temizliği

Raporunda Kıbrıs'taki mayın temizleme çalışmalarından da bahseden Annan, çalışmaların başlamasından bu yana 250 bin metrekare yerin tarandığını, ara bölgede RMMO'ya ait mayın tarlalarından 400 anti-personel, 900 de anti-tank mayınının temizlenerek imha edildiğini kaydetti.

Annan, BM Barış Gücü'nün, Türk Askeri Güçleriyle mayınların temizlenmesi konusundaki görüşmelerinde ilerleme olduğunu ancak henüz tam anlaşmaya varılmadığını kaydetti.

7 milyon geçiş

Annan raporunda yer alan önemli bilgilerden biri de, kapılar açıldıktan sonra, 20 Mayıs 2005'e kadar olan sürede kuzey ve güney arasında 7 milyon geçiş yapılmış olması.

Raporda, geçişler sırasında dikkate alınmayacak kadar küçük birkaç sorun haricinde problem yaşanmadığı kaydedildi.

Raporda açık bulunan dört kapıya ek olarak Bostancı ve Uzun Yol olarak da bilinen Lokmacı kapılarının açılmasıyla ilgili bilgi de aktarıldı.

Annan, söz konusu yeni kapılarla ilgili çeşitli güçlüklerle karşılaşıldığını, gecikmenin nedeninin bu sorunlar olduğunu, Bostancı kapısının yakında açılmasının beklendiğini ifade etti.

Ara bölge üzerinden ticaretin teknik ve siyasi konular yüzünden sınırlı kaldığı kaydedilen raporda, AB Komisyonu'nun kuzey için öngördüğü 259 milyon Euro'luk yardım paketinin, Kıbrıs Türk tarafınca Direkt Ticaret Tüzüğüyle birlikte uygulamaya geçmesi halinde kabul edileceği ancak Güney'in buna karşı çıkması nedeniyle yardımın henüz gerçekleşmediği ifade edildi.

Güzelyurtlu olayı

Annan raporunda, Güzelyurtlu cinayetine de değinilerek, iki taraf arasındaki resmi temasların yüksek derecede güvensizlik nedeniyle darbe aldığı vurgulandı.

Raporda, cinayetle ilgili bilgi aktarılarak, zanlıların kuzeyde tutuklandığı, delillerin ise güneyde kaldığı, BM'nin iki taraf arasındaki tüm arabuluculuk çabalarına rağmen bir gelişme olmadığı ve zanlıların serbest bırakıldığı kaydedildi. Bu olayın ateş hattı üzerinde meydana gelen uyuşturucu trafiği, yasa dışı göç, insan kaçakçılığı, kaçakçılık gibi vakaların arttığının bir göstergesi olduğu vurgulanan raporda, söz konusu vakaların iki tarafın işbirliği ve temaslarını artırmasını ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyduğu belirtildi.

Raporda, tüm bunların, iki taraf arasında işbirliği yapılmaması halinde ne gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğini de gösterdiğine işaret edildi.

Raporda, Rumların güneyde bir Türk okulu açılması için BM Barış Gücü'ne taahhütte bulunduğuna işaret edildi.

Annan raporunda, adada durumun sakin olduğunu ancak siyasi bir ilerleme olmaması nedeniyle Rumlar ve Türkler arasındaki güvensizliğin askeri açıdan bir tehdit algısına yol açtığını kaydederek, bu durumda BM Barış Gücü'nün adadaki varlığını devam ettirmesinin ateşkes ve kalıcı çözüm yönündeki çabaları cesaretlendirmek için gerekli olduğunu vurguladı.

Bu çerçevede BM Barış Gücü'nün görev süresinin altı ay daha uzatılmasını öneren Annan, Wlosowicz'e ve BM Barış Gücü Komutanı Tümgeneral Figoli'ye, UNFICYP'ın tüm personeline gösterdikleri çabalar ve fedakarlıktan dolayı teşekkür etti.

Rumların tepkisi

Öte yandan Fileleftheros ve diğer gazeteler, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne, UNFICYP'in görev süresinin uzatılmasına ilişkin sunduğu rapora ayrıntılarıyla yer verdiler.

Fileleftheros gazetesi: "Annan Temsilci Atamıyor Ve Adada Kaygılı Sükûnet Görüyor" başlığı altında verdiği haberinde, Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sunmuş olduğu rapora yer verdi, Rum Hükümeti tarafından yapılan açıklamada ise "rapordan dolayı memnuniyet" dile getirildiğini yazdı.

Gazete, Annan'ın raporunda, Kıbrıs sorunundaki iyi niyet misyonu çerçevesinde şu anda bir temsilci atamasının gerekli olmadığını belirttiğini ve UNFICYP'in görev statüsü konusunda değişiklik isteyen ABD ve İngiltere'nin aksine, hiçbir görev değişikliği ya da kısıntı önermediğini yazdı.

Habere göre Annan raporunda, "Kıbrıs'taki durumun sakin olduğunu, ancak kalıcı bir siyasi sürecin bulunmamasından ötürü Kıbrıs Rum ile Kıbrıs Türk tarafı arasındaki güvensizliğin sürdüğünü" belirtirken, KKTC'deki seçimlere değinerek "Kıbrıslı Türklerin Mehmet Ali Talat'ı kuşku götürmez liderleri olarak seçtiklerini" de vurguladı.

Gazete, Annan'ın, diğer raporlarından farklı olarak UNFICYP'in adadaki her iki tarafla da işbirliği içerisinde olduğunu belirttiğini ve UNFICYP'in KKTC'de dolaşımındaki sınırlamaların kaldırılmış olmasından ötürü de memnuniyetini dile getirdiğini yazdı.

Annan, raporunda mülk konularına ise, "Kıbrıs Türk makamlarının" mahkeme celplerini dağıtacak kişileri tutuklayacağını açıklamış olduğuna değinerek, her iki tarafta da mülkler konusunda davaların artış gösterme eğiliminin, insani ilişkiler ve barış sürecine zarar verme tehlikesi taşıdığını belirtti. Annan "Mülkiyet hakları çok hassas bir konu olmaya devam etmektedir ve sadece Kıbrıs sorununa bulunacak nihai bir çözümün bu konuyu kapatacağı geniş anlamda kabul edilmektedir" ifadelerini kullandı.

Annan, iki tarafın adadaki askeri operasyon ve faaliyetlerinde bir değişiklik yapmadıklarını belirtirken, Türk askerlerinin sayısının ve cephane ile silahlarının da aynı kaldığını kaydetti.

Rum Hükümeti tarafından yapılan açıklamada ise, Annan'ın raporundan duyulan "memnuniyet" dile getirilirken, "karşı olduğu bazı noktalar bulunduğu" ifade edildi.

Terminolojiden rahatsız oldular

Gazete Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun yaptığı açıklamada, Rum Hükümeti'nin raporda karşı çıktığı bazı noktalar olduğunu söylediğini belirterek, bu noktaların "kullanılan terminoloji, Kıbrıs Cumhuriyeti'ne değinilmemesi ve her şeyin eşit tutulması çabası" olduğunu ifade ettiğini yazdı.

Raporda Mehmet Ali Talat'a övgüler yapıldığına, Talat'ın seçilmesinin Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki isteğini gösterdiğinin belirtildiğine işaret ederek, bunların, "adaletsiz (keyfi) sonuçlar" olduklarını iddia etti.

Yakovu, raporda BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna dair özlü hiçbir şeyin bulunmadığını da belirterek, Annan'ın "şu anda yeni bir temsilci atamayacağı" şeklindeki açıklamasına ilişkin olarak da "bir takım süreçler başladığı ve bunlar henüz tamamlanmadığı için raporun daha farklı bir şekilde sonuçlanamayacağını" söyledi.

Öte yandan Rum Hükümet Sözcüsü Vekili Marios Karoyan da Annan raporunu ilişkin açıklamada bulundu.

Karoyan, Annan'ın, raporunda yer alan "mülklere ilişkin davaların artmasının insani ilişkiler için tehdit oluşturduğu" şeklindeki görüşüne cevaben yaptığı açıklamada, Kıbrıs Rum tarafının "tam aksi bir değerlendirmeye sahip olduğunu" ifade etti.

Habere göre Karoyan "Herkesin kendi malını talep etme hakkının yok edilemez olduğunun uluslar arası anlaşmalarla tescil edilmiş olduğunu ve uluslararası hukukun temel ilkesini oluşturduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuşarak "Kıbrıs Rum mallarının satışına bazı sınırlamalar getirilmemesi ya da Türk tarafına bu yasa dışı süreci durdurması gerektiğinin söylenmemesi durumunda, daha fazla soruna sebep olacağının kuşku götürmediğini" iddia etti.

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis ise, Annan raporunda yer alan "Kıbrıs Türk ve Rum partilerinin temaslarına rağmen Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanmadığı" şeklindeki söyleme karşılık, kararları alanların ya da müzakere edenlerin partiler değil liderler olduğunu ifade etti.

KS EDEK Başkanı Yannakis Omiru ise açıklamasında, "BM tarafından Kıbrıs'ta normalliğin bulunmadığının, anormal bir durumun mevcut olduğunun, işgal askeri bulunduğunun ve Barış Gücü'nün varlığının gerekli olduğunun anlaşılmakta olmasından ötürü" UNFICYP'in görev süresinin uzatılmasını "olumlu" olarak değerlendirdi.

Politis gazetesi: "Üç Dikenli Rapor -Annan UNFICYP'in Görev Süresinin Uzatılmasını Öneriyor" başlıkları altında verdiği haberinde, Rum Hükümeti'nin Annan'ın raporundan genel hatlarıyla memnun olduğunu ancak raporda "3 diken" olarak adlandırılan noktaların bulunduğunu yazdı.

Gazete, bu 3 "dikenden" ilkinin "mallar konusundaki dava başvurularındaki artışın yarattığı tehlikeler", ikincisinin, "Türk ordusunun ve silahlarının aynı durumda kaldığının belirtilmesi", üçüncüsünün ise "her iki tarafa da kendi yorumunu yapmasına imkân veren maddeler" olarak ortaya koyarken, Karoyan'ın bu konulardaki açıklamalarına yer verdi.

Habere göre Karoyan, raporda "Türk ordusunun ve silahlarının aynı düzeyde kaldığı" şeklindeki ifadeye değinerek "Türk askerinin sayısının artırılmasına gerek kalmadan, teçhizatını artırmanın birçok şekli olduğunu ve Rum Hükümeti'nin Türk ordusunun düzeyinin yükseltildiğine dair verilere sahip olduğunu" iddia etti.

Gazete, "her iki tarafa da kendi yorumunu yapmasına imkân veren maddeler" konusunda ise Karoyan'ın, "Kıbrıs Türk işadamının öldürülmesi konusunda Kıbrıs Cumhuriyeti'nin işbirliği noksanlığına" yapılan değinmeyi örnek gösterdiğini yazdı.

Habere göre Karoyan: "Olaylar tam olarak bu şekilde değildir. Aksine, suçun aydınlatılması yönünde hükümetin büyük katkıda bulunduğunu UNFICYP'in adamları da biliyorlar" şeklinde konuştu.

Diğer gazeteler ise haberi şu başlıklarla aktardılar:

Simerini gazetesi: "Göçmenlere Annan Saldırısı".

Alithia gazetesi: "Annan'dan Yine Veryansın- Dava Başvurularının Tehlikeleri ve Kıbrıs Türk Tarafının İyi Niyetinden Bahsediyor".

Haravgi gazetesi: "UNFICYP Olduğu Gibi Kalıyor".

KIBRIS 09/06/05

 

Bush, umut Verdi

Türkiye Başbakanı Erdoğan, dün bir araya geldiği ABD Başkanı Bush'un, izolasyonların kaldırılması ve ABD kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs'a ziyaretlerinin daha ileriye taşınması konusuna olumlu baktığını söyledi

Bush, umut verdi

ERDOĞAN: TÜRK TARAFININ TAVRI TAKDİR EDİLDİ... ABD Başkanı George Bush'un Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların kaldırılmasına ve ABD kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs'a doğrudan ziyaretlerinin daha ileriyle taşınması konusuna olumlu baktığını belirten Başbakan Erdoğan, ABD başkanının, özellikle 24 Nisan Referandumu'yla ilgili konularda Türkiye'nin göstermiş olduğu tavrı takdir ettiğini kaydetti. Erdoğan, bundan sonraki süreçle ilgili olarak adım atması gerekenlerin, karşı taraf olduğu düşüncesini ABD başkanında gördüğünü de söyledi

BUSH: ÇOK ZENGİN VE VERİMLİ BİR GÖRÜŞME OLDU... Türk-Amerikan ilişkilerini, "çok önemli stratejik ilişkiler" olarak nitelendiren ABD Başkanı Bush,"Erdoğan ile birçok konuda çok kapsamlı görüşmelerde bulunduk. Bunun sebebi de, Türk Amerikan ilişkilerinin çok önemli stratejik ilişkiler olmasıdır" dedi. ABD Başkanı, Erdoğan ile görüşmesinde Türkiye ve Amerika'yı ilgilendiren dış politika konularını da ele aldıklarını belirterek, "Bütünüyle değerlendirirsek, çok zengin ve verimli bir görüşme oldu" dedi

GÜL: BARIŞ İÇİN AMERİKAN DESTEĞİ SÜRECEK... ABD Dışişleri Bakanı Condileezza Rice ile görüşen Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de, görüşmede, Kıbrıs konusundaki beklentilerini dile getirildiğini söyledi. "Kıbrıs konusunda kendisinden gayet iyi şeyler işittim. Gayet verimli bir görüşme oldu" diye konuşan Gül, Kıbrıs konusunda Rice'ın, BM Genel Sekreteri'nin önderliğinde kalıcı bir barışın oluşması yönünde Amerikan desteğinin devam edeceği ve daha çok adım atılacağını söylediğini kaydetti

Mart tezkeresinin ardından bozulan ABD -Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi ve KKTC'ye yönelik izolasyonların kaldırılması konusunda ABD Başkanı George Bush'un desteğini almak üzere ABD'ye giden Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, Bush'tan olumlu tepki aldı.

ABD Başkanı George Bush'un Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların kaldırılmasına ve ABD kongre üyelerinin Kuzey Kıbrıs'a doğrudan ziyaretlerinin daha ileriyle taşınması konusuna olumlu baktığını belirten Başbakan Erdoğan, ABD başkanının, özellikle 24 Nisan referandumuyla ilgili konularda Türkiye'nin göstermiş olduğu tavrı takdir ettiğini kaydetti. Erdoğan, bundan sonraki süreçle ilgili olarak adım atması gerekenlerin, karşı taraf olduğu düşüncesini ABD başkanında gördüğünü de söyledi.

Erdoğan-Bush görüşmesinde ağırlıklı olarak Türkiye-ABD arasındaki stratejik ilişki üzerinde durulurken, Kıbrıs konusunun yanı sıra uluslar arası güvenlik, Ortadoğu ve ekonomik ilişkiler de gündeme geldi. Erdoğan, Ercan Havaalanı'na, Amerikalı kongre üyelerinin ziyaretinin daha ileri taşınması düşüncesini Bush'a ifade ettiklerini, ABD başkanının bu sürece olumlu baktığını söyledi.

"Çok zengin ve verimli bir görüşme"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı George Bush, yaklaşık bir saat süren görüşmelerinin ardından basına yaptıkları açıklamalarda, özellikle iki ülke arasındaki ilişkilerin "stratejik ortaklık" boyutunu vurguladılar.

İlk sözü alan ABD Başkanı Bush, Türk-Amerikan ilişkilerini, "çok önemli stratejik ilişkiler" olarak nitelendirdi. ABD Başkanı, "Erdoğan ile birçok konuda çok kapsamlı görüşmelerde bulunduk. Bunun sebebi de, Türk Amerikan ilişkilerinin çok önemli stratejik ilişkiler olmasıdır" dedi.

Başbakan Erdoğan'a, Geniş Ortadoğu Projesine verdiği güçlü destek dolayısıyla memnuniyetini bildirdiğini ifade eden Bush, "Türkiye'nin demokrasisi, Ortadoğu'daki insanlar için önemli bir örnek. Ben de Erdoğan'a bu yöndeki liderliği için teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Başbakan'a Türkiye'nin Afganistan'daki liderlik rolü dolayısıyla da teşekkür ediyorum" diye konuştu.

Bush, Erdoğan'ın Afganistan ziyaretiyle ilgili izlenimlerinden çok etkilendiğini, bunları dikkate alacağını kaydetti.

ABD Başkanı, Erdoğan ile görüşmesinde Türkiye ve Amerika'yı ilgilendiren dış politika konularını ele aldıklarını, bunlar arasında en önemlilerinden birinin İsrail ile yan yana barış içinde bir Filistin devletinin kurulması konusu olduğunu söyledi.

Başkan Bush, Başbakan Erdoğan'ın kendisine, Türkiye'ye daha fazla Amerikan yatırımı yapılması konusunu gündeme getirdiğini, kendisinin bu yönde yardımcı olmaya çalışacağını bildirdi. Bush, "Bütünüyle değerlendirirsek, çok zengin ve verimli bir görüşme oldu" dedi.

"Bundan sonra adım atması

gereken taraf karşı taraftır"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, Bush'un ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu görüşmede, Türk Amerikan siyasi birlikteliğinin, geleceğe yansımasını değerlendirme imkanı bulduk" dedi.

Erdoğan, Bush ile görüşmesinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs raporunun BM'de değerlendirilip neticesinin açıklanmasının aradan bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen gerçekleşmediğini ve bunu anlamakta güçlük çektiklerini ABD başkanına aktardığını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Bush ile görüşmesinin ardından Washington'daki Willard otelinde yaptığı basın toplantısında da, Amerikalı kongre üyelerinin Ercan Havaalanı'nı kullanarak KKTC'yi ziyaretinin daha ileri taşınması düşüncelerini Bush'a ifade ettiklerini belirtirken, ABD başkanının bu sürece olumlu baktığını, özellikle 24 Nisan referandumuyla ilgili konularda Türkiye'nin göstermiş olduğu tavrı takdir ettiğini söyledi. Erdoğan, bundan sonraki süreçle ilgili olarak adım atması gerekenlerin, karşı taraf olduğu düşüncesini ABD başkanında gördüğünü kaydetti..

Bölgesel dinamikler açısından, Geniş Ortadoğu Projesini de ele aldıklarını belirten Başbakan Erdoğan, görüşülen diğer konular arasında Kıbrıs, Irak, Afganistan, İsrail ve Filistin konularını saydı.

Erdoğan, "Amerika ile Türkiye arasındaki bu dayanışmanın geleceğe özgüvenle yürümesini de değerlendirdik. Güven ve istikrar ülkesi olarak Türkiye'nin Amerikan yatırımlarına açık olduğunu ifade ettim. Başkan Bush'un bu konuya pozitif bakışı bizi memnun etti. Bu stratejik birlikteliği, geleceğe doğru güvenle yürüteceğiz" dedi.

Erdoğan-Bush görüşmesine Amerikan tarafından Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice, Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley, Savunma Bakan Vekili Gordon England ve Ankara Büyükelçisi Eric Edelman katıldı.

TC Başbakanı Erdoğan, Bush ile görüşmesinden önce Amerikan-Türk Konseyi'nin (ATC) 24'üncü yıllık konferansında yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunda Türk tarafının 24 Nisan referandumuyla attığı adıma karşılık, Kıbrıs Türkleri'ne yönelik izolasyonun devam etmesini anlamakta güçlük çektiklerini belirtirken, bir İngiliz ticari heyetinin ve Amerikan kongre üyelerinin KKTC'ye gitmesinin olumlu olduğunu ancak daha fazla adım atılmasının beklendiğini kaydetti.

Gül: Kalıcı bir barışın oluşması yönünde

Amerikan desteği devam edecek

Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanı Condileezza Rice ile görüşen TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, görüşmede, Kıbrıs konusundaki beklentilerini dile getirildiğini söyledi.

Abdullah Gül, görüşmenin ardından Washington'da Türk basınına yaptığı değerlendirmede, "yararlı bir görüşme oldu. Bu görüşmeden ben çok memnun kaldım. Kendisi de çok memnun kaldı. Birçok konuyu gözden geçirdik. Türkiye ile ABD arasındaki müttefiklik anlayışını bir kez daha teyit ettik. Bu ilişkilerin bugün güçlü olduğunu, bundan sonra da güçlü olacağını, bunun için karşılıklı olarak beraber çalıştığımızı bir kez daha teyit ettik" diye konuştu.

Gül, "Tabii ki beklentilerimiz var. Kıbrıs konusundaki mücadelede beklentilerimiz olduğunu anlattım. Kendisinden gayet iyi şeyler işittim bu konularda. Gayet verimli bir görüşme oldu" dedi.

Kıbrıs konusunda Rice'ın, BM Genel Sekreteri'nin önderliğinde kalıcı bir barışın oluşması yönünde Amerikan desteğinin devam edeceği ve daha çok adım atılacağını söylediğini aktaran Gül, kendisinin de, son dönemde Amerikan kongre üyelerinin KKTC'yi ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini anlattı. Abdullah Gül, "Çünkü bir taraf uzlaşmaya gidiyor, cezalı durumda. Diğer taraf, uzlaşmayı reddediyor ama hiçbir maliyetini ödemiyor. Gayet açıkça konuştum. Bundan sonraki planlarda siyasi uzlaşmayı bulmak için maliyetinin de görülmesi gerektiğini konuştum" dedi.

KIBRIS 09/06/05

 

Avrupa Konseyi'nden Kıbrıs ara kararı

AİHM'İN SAPTADIĞI İHLALLER Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıs Rum kesiminin yaptığı "4. devlet başvurusuna" ilişkin 2001 yılında Türkiye aleyhine verdiği hükmün uygulanmasıyla ilgili bir ara karar yayınladı

KKTC'DE YAŞAYAN RUMLARIN HAKLARI Konsey, KKTC'de yaşayan Rumların eğitim hakkı, din özgürlüğü ve askeri mahkemelerle ilgili önemli adımlar atıldığını belirtti, ancak kayıp kişilerin akıbeti hakkında daha etkili araştırma yapılmasını istedi

KAYIPLAR KONUSU Kayıp kişilerin durumuyla ilgili yeterli ve etkili çalışma yapılmadığı görüşüne varılan ara kararda, bu konuda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği kaydedildi. Kayıp Şahıslar Komitesi'nin faaliyetlerinin 2004 sonunda canlandırıldığı hatırlatılan kararda, sadece bu komitenin çalışmalarına bağlı kalınmaması çağrısında bulunuldu

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıs Rum kesiminin yaptığı "4. devlet başvurusuna" ilişkin 2001 yılında Türkiye aleyhine verdiği hükmün uygulanmasıyla ilgili bir ara karar yayınladı.

Bakanlar Komitesi adına büyükelçiler seviyesinde toplanan Delegeler Komitesi'nde kabul edilen ara kararda, KKTC'de yaşayan Rumların eğitim hakkı, din özgürlüğü ve askeri mahkemelerle ilgili AİHM'nin saptadığı ihlallerin giderilmesi yönünde önemli adımlar atıldığı belirtildi.

Ara kararda, bununla birlikte kayıp kişilerin akıbetine ilişkin olarak daha etkili araştırma yapılması istendi. Bakanlar Komitesi, AİHM'nin saptadığı ihlallerin giderilmesini denetlemekten yükümlü bulunuyor.

Ara karar

AİHM 2001 yılında, Rumların yaptığı "4. devlet başvurusuyla" ilgili Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 14 maddesini ihlal ettiği görüşüne varmıştı.

"KKTC'de yaşayan Rumların çocuklarının özellikle orta dereceli eğitim hakkından mahrum bırakıldığı ve ilkokul kitaplarının sansüre uğradığı gerekçesiyle AİHM'nin ihlal kararı verdiği" hatırlatılan ara kararda, "KKTC'de Rumlar için açılan orta dereceli okulun, bu ihlalin giderilmesini önemli ölçüde sağladığı" belirtildi.

"AİHM'nin yine KKTC'de rahip atanmasına karşı çıkılarak Rumların din özgürlüğünün ihlal edildiği yolunda karar verdiği" kaydedilen ara kararda, "bu konudaki engellemenin kaldırılmasının da tatmin edici bulunduğu" ifade edildi.

Ara kararda, KKTC'de sivillerin askeri mahkemede yargılanmasına ilişkin AİHM'nin verdiği ihlal kararına da atıfta bulunuldu ve bu konuda da gerekli tedbirlerin alınması sonucu ihlalin ortadan kaldırıldığı belirtildi.

Kayıp kişilerin durumu

Kayıp kişilerin durumuyla ilgili yeterli ve etkili çalışma yapılmadığı görüşüne varılan ara kararda, bu konuda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği kaydedildi.

Kayıp Şahıslar Komitesi'nin faaliyetlerinin 2004 sonunda canlandırıldığı hatırlatılan kararda, sadece bu komitenin çalışmalarına bağlı kalınmaması çağrısında bulunuldu.

Bakanlar Komitesi, AİHM'nin saptadığı ihlallerin giderilmesini denetlemekle yükümlü.

KIBRIS 09/06/05

 

Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri Ledra Palace'ta bir araya geldi

Bazı Türk ve Rum siyasi parti başkan ve yetkilileri Slovak Büyükelçisi Jan Varso tarafından düzenlenen rutin ortak toplantılar çerçevesinde dün ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de bir araya geldi.

Ev sahipliğini Demokrat Parti'nin yaptığı toplantıya CTP'den Genel Başkan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Dr. Mustafa Yektaoğlu; DP'den Genel Başkan, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Kudret Akay, Atay Raşid, Mehmet Tancer; TKP'den Güngör Günkan, Arif Yakup Sarıca; YKP'den Rasıh Keskiner, Alpay Durduran; BDH'dan Genel Başkan Mustafa Akıncı, Münür Altuner; KSP'den Kazım Öngen, BKP'den İzzet İzcan ve Hediye Kurucu katıldılar.

Toplantıda PRIO yetkilisi, bağımsız araştırmacı Mete Hatay da yer aldı.

Güney Kıbrıs'tan ise ADİK, AKEL, Kıbrıs Yeşiller Partisi, DİKO, DİSİ, EDEK ve Birleşik Demokratlar'dan temsilciler yer aldı.

Slovak Büyükelçisi Jan Varso toplantının basına açık bölümünde yaptığı konuşmada, DP'nin isteği üzerine Kıbrıs'taki "yerleşikler" konusunu ele alacaklarını söyledi.

Varso, Avrupa Demokratik Çağdaşlaşma Partisi'nin Ledra Palace'taki ortak toplantılara katılmayacağını da açıkladı.

Konuşmasında, geçmiş toplantılara katılan BKP Dışilişkiler Sekreteri Özker Özgür'ün 3 aydır Londra'da tedavi gördüğünü anımsatan Varso, İzcan'dan geçmiş olsun dileklerini Özgür'e iletmesini istedi.

Slovak Dışşleri Bakanı 23'ünde gelecek

23-24 Haziran tarihlerinde Slovakya Dışişleri Bakanı'nın Kıbrıs'ta bulunacağını kaydeden Varso, parti temsilcilerine, "iki toplumlu görüşmelerinin başlaması ihtimali"nin konu edileceği bir yemekli toplantı davetinde bulundu.

Varso, 26 Haziran-21 Temmuz tarihleri arasında yurt dışında olacağını da söyleyerek bir sonraki toplantının Eylül ayında yapılmasını da önerdi.

Varso konuşmasını, bir önceki toplantı sonrasında yapılan, tarafların Annan planıyla ilgili endişelerinin daha iyi anlaşılabilmesi için mevcut durumun ele alındığının belirtildiği açıklamayı okuyarak tamamladı.

Denktaş:

Nüfus konusunun büyüttükleri

boyutta olmadığı görüldü"

Ev sahipliğini Demokrat Parti'nin yaptığı toplantıda "nüfus" konusu da ele alındı.

Toplantının bitiminde basına değerlendirmelerde bulunan DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Türkiye kökenli KKTC vatandaşları konusunun Rum tarafının büyüttüğü boyutta olmadığının görüldüğünü belirtti. Denktaş, "Propaganda malzemesi olarak kullandıkları bir konuyu gerçek rakamları vermek suretiyle ellerinden aldık" dedi.

Toplantı sonunda Jan Varso, bir sonraki toplantının 7 Eylül Çarşamba günü saat 10:30'da yapılmasını kararlaştırdıklarını kaydetti ve bu sefer de Rum tarafının Güney Kıbrıs'daki nüfusla ilgili bilgilerin sunumunu yapacağını söyledi.

Slovakya Dışişleri Bakanı'nın 23-24 Haziran tarihlerinde Kıbrıs'ta bulunacağını yineleyen Varso, 24 Haziran Cuma günü saat 11:30'da Slovakya Dışişleri Bakanı'nın katılımıyla bir toplantı yapacaklarını da kaydetti.

Toplantıya CTP'yi temsilen katılan Başbakan Ferdi Sabit Soyer toplantı sonunda çalışmaları nedeniyle basına açıklama yapmadan ayrıldı ve yemeğe katılmadı.

Denktaş: En verimli toplantı

DP'yi temsilen toplantıya katılan Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, geçmiş toplantılarda sorunlu konulara girilmekten kaçınıldığını kaydetti ve geçen toplantıda yaşanan tartışma neticesinde bugün "nüfus" konusunun masaya yatırıldığını belirtti. Denktaş, rutin ortak toplantıların başlamasından bu yana bugün en verimli toplantının gerçekleştirildiğini de söyledi ve toplatıların sonuç alma değil bilgilendirme toplantısı olduğunu kaydetti.

KKTC nüfusu ve yerleşiklerin durumuyla ilgili rakamsal bilgileri katılımcılara sunduklarını ifade eden Serdar Denktaş, rakamlardan konunun Rum tarafının büyüttüğü boyutta olmadığının görüldüğünü kaydetti. Denktaş, gelecek yıl KKTC'de yapmayı planladıkları nüfus sayımıyla birlikte Rum tarafının yıllardır büyüterek, kendi halkını korkutmak ve Türkiye'yi suçlamak için kullandığı bir konunun sona erdirilmesini sağlayacaklarını söyledi. Denktaş, gelecek toplantıda aynı konunun görüşülmeye devam edileceğini ve bu kez de Rum tarafının güneydeki nüfusla ilgili rakamsal verileri sunacağını dile getirdi.

İzcan

BKP Genel Başkanı İzzet İzcan da toplantı sonucunda bir değerlendirmede bulundu ve bugünkü toplantının önemine işaret etti. Nüfus konusunun masaya yatırıldığını söyleyen İzcan, gelecek toplantılarda da aynı konunun tartışılmaya devam etmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu belirtti.

Kıbrıs sorununun temel ayaklarından birinin nüfus olduğunu vurgulayan İzcan, nüfus konusunda her iki tarafın da şeffaf olması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'den gelen vatandaşlar konusunun hem siyasi hem de insani boyutu olduğunun altını çizen İzcan, bu konunun iki boyutunun da dikkate alınması gerektiğini ifade etti ve hem insanları mağdur etmeyecek hem de çözümü engellemeyecek şekilde uzlaşılması gerektiğini belirtti.

KIBRIS 09/06/05

 

ABD'de 'KKTC açılımı' çağrısı


10 Haziran, 2005 12:37:00 (TSİ) CNN TURK

KKTC'yi ziyaret eden Amerikan Kongre heyetinin Başkanı Ed Whitfield, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ı harekete geçmeye çağırdı. Bakana mektup yazan Kongre üyesi, Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesini istedi.

Whitfield mektupta, "sayın Bakan, Kuzey Kıbrıs’a uçuş seferlerinin ve ticari ilişkilerin başlatılmasının tam zamanıdır. Bu konuda sizin önderliğinize ihtiyacımız var” diye yazdı.
 
Heyet Başkanı Whitfield ayrıca Kıbrıslı Türklerin her türlü olumlu adımı atmalarına karşın, izolasyonların kaldırılmadığına da dikkat çekti.
 
Whitfield mektubunda, Bush yönetiminin Kıbrıs’a verdiği 30 milyon dolarlık yardım paketinin yeterli olmadığını da yazdı. 
 
Heyet Başkanı, mektubuna “bu konuda adım atmamak, Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz tutumunu ödüllendirmek ve Kıbrıs’ta yeni bir başlangıç için oy kullananları görmezden gelmek olur” sözleriyle son verdi.
 
Bazı Rus turizm şirketlerinin de KKTC'ye doğrdan uçak seferleri başlatmak için Rusya Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunduğu belirtiliyor. Rusya bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadı.
 
"Annan'ın raporu Konsey'den geçmeli"
 
Bu arada ABD gezisi kapsamında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'la dün biraraya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genel Sekreter'in BM Genel Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs raporunun bir an önce değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
 
Annan'ın hazırladığı Kıbrıs raporunun BM Güvenlik Konseyi'den bir an önce geçmesi gerektiğini belirten Başbakan Erdoğan, "hiçbir rapor bu kadar bekletilmemiştir" dedi.

Erdoğan, "Annan'ın hazırladığı raporda, KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılması talebi ve KKTC'ye destek yer alıyor. Bugünkü görüşmede BM Konseyi'nin Annan'ın raporla ilgili hala bir karar vermemiş olması bizi üzüyor, düşündürüyor. Bu durum Konsey'in güvenilirliği üzerinde soru işareti yaratıyor" dedi.
 
Kıbrıs raporunun BM Konseyi'nden geçmesi konusunu dün ABD Başkanı Bush'a da ilettiklerini belirten Erdoğan,  "görüşmelere devam edeceğiz. ABD heyetinin geçtiğimiz hafta KKTC'ye Ercan Havaalanı'nı kullanarak girmesi, izolasyonların kalkması hususunda olumlu bir adımdır" şeklinde konuştu.

 

Erdoğan: BM Güvenlik Konseyi KKTC kararını vermeli

BM Genel Sekreteri Annan'la görüşen Erdoğan, Güvenlik Konseyi'nin, Kıbrıs raporu hakkında bir karar vermesini istedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne Kıbrıs'la ilgili sunduğu rapor hakkında Konsey'in bir an önce karar vermesini isteyerek, “BM Güvenlik Konseyi'nin, Sayın Annan'ın hazırlamış olduğu bu raporla ilgili olarak hala bir karar verememiş olması, bizleri üzmektedir, düşündürmektedir” dedi.

Erdoğan, Annan'la BM binasındaki bürosunda yaptığı görüşmenin ardından Türkevi'nde basın toplantısı düzenledi. Annan ile görüşmesinde, Irak, Ortadoğu, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi ve BM reform çalışmalarını ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunu ve BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'ın son Kıbrıs seyahatini birlikte değerlendirdiklerini anlattı.

Erdoğan, Davos'tan sonra Annan ile yaptıkları ilk görüşmeyi ve ondan sonraki süreci değerlendirdiklerini ifade ederek, “24 Nisan Referandumu ve bu referandumla ilgili Türklerin takındığı olumlu tavır, bizim bu sürece vermiş olduğumuz destek... Bunları kendileri de takdirle ifade ettiler” diye konuştu.

Güney Kıbrıs'ın 1 Mayıs'tan sonra AB'ye üye oluşuyla birlikte başlayan sürecin bir farklılık ortaya koyduğuna dikkati çeken Erdoğan, 28 Mayıs'ta Annan'ın hazırlamış olduğu raporda, izolasyonların kaldırılmasına yönelik talepler ile AB üyesi ülkelerin Kuzey Kıbrıs'a vermeleri gereken desteğin yer aldığını kaydetti.

“KONSEY'İN KARAR VEREMEMESİ BİZLERİ ÜZMEKTE”

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün biz gerek basın toplantımızda, gerek görüşmemizde şu konuyu ısrarla vurguladık: O da BM Güvenlik Konseyi'nin, Sayın Annan'ın hazırlamış olduğu bu raporla ilgili olarak hala bir karar verememiş olması, bizleri üzmektedir, düşündürmektedir. Bu aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi'nin de güvenilirliği üzerinde soru işaretleri meydana getirmektedir. Bunun bir defa aşılması gerekli. Bir an önce bu kararı vermesi gerekmektedir. Bugüne kadar Genel Sekreterliğin veya Genel Sekreterin vermiş olduğu bir rapor, bu kadar uzun süre bekletilmemiştir, cevapsız kalmamıştır.

BM Güvenlik Konseyi'nin bu raporuyla ilgili olarak bizler dün ABD Başkanı Bush'a da bu konuyu ifade ettik. Bu süreçte diğer üyelerle de görüşmeye devam edeceğiz ki, bu karar bir an önce verilebilsin.”

“UÇUŞLAR, GÜNEY KIBRIS'A UYARI NİTELİĞİ TAŞIYOR”

KKTC'ye uygulanmakta olan izolasyonların kalkması hususunda, ABD Kongre üyelerinin KKTC'ye direkt olarak yaptıkları ziyareti, “siyasi noktada olumlu bir adım” olarak değerlendiren Erdoğan, İngiltereli işadamlarının yapmış oldukları ziyaretin de “olumlu bir adım” olduğunu kaydetti. Erdoğan, “Fakat, biz bu süreci, özellikle Ercan-Washington veya diğer ülkeler arasında bu uçuşların başlatılmasının çok çok anlamlı olacağını ve Güney Kıbrıs'a da bir uyarı niteliği taşıdığının altını çizerek vurguluyoruz” dedi.

“KERKÜK'TE SADDAM'IN DÜŞTÜĞÜ HATAYA DÜŞÜLMEMELİ”

Başbakan Erdoğan, görüşmede, Irak'ta BM'nin mevcut inisiyatifinin daha da artması konusunun gündeme geldiğini belirterek, özellikle anayasanın yazımı konusunu değerlendirdiklerinin altını çizdi. Erdoğan, “Türkiye olarak bizler, bu konuda gerekli destekleri veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Şu anda Bilkent Üniversitesi ile müşterek bir çalışmaları başladı, devam ediyor” diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti: “Kerkük'le ilgili düşüncemiz, Saddam'ın geçmişte düştüğü hataya, şu andaki yönetimin düşmemesidir. Kaldı ki, mevcut yönetim böyle bir şeyi de asla düşünmüyor.
Kerkük, tüm Irak halkınındır, tüm Irak'ındır, belli bir etnik unsura ait olmayacaktır. Mevcut yönetimin anlayışı budur. Sayın Caferi'nin Türkiye'yi ziyaretinde, kendilerinden bu şekilde dinledik. Bu konudaki düşüncelerimizi de kendilerine ifade ettik. 'Özellikle Irak'ın toprak bütünlüğü bizim için önemlidir' dedik.”

TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ

Başbakan Erdoğan, Suriye-Lübnan arasıdaki gelişmeleri de değerlendirdiklerini ifade ederek, Suriye'nin Türkiye ile olan sınırı, Türkiye-Suriye arasındaki gelişmeler, Türkiye'nin özellikle demokratikleşme noktasında insan haklarının ve hukukun üstünlüğü, terörle mücadele, güvenlik ve refahla ilgili düşüncelerini sürekli olarak Suriyeli makamlara aktardıklarını Genel Sekreter Annan ile paylaşma fırsatı bulduklarını kaydetti.

TÜRKİYE'NİN BM'DEKİ “GEÇİCİ ÜYELİK” TALEBİ

BM reform çalışmalarıyla ilgili olarak da şu anda bir çalışma yapıldığını anımsatan Erdoğan, “Bu çalışmalar içerisinde, özellikle daimi temsilciliklerin dışındaki temsilciliklerin önem arz ettiğini, bunun bir rotasyonla yapılmasının çok daha isabetli, çok daha adil olacağını, (b) şıkkı diye ifade edilen anlayışın, daha kapsamı geniş ve bu kapsam çerçevesinde de bunun gözden geçirilerek adil bir hale getirilmesi üzerinde bir konsensüs oluşması şeklinde BM üyelerini tatmin edecek, böylece kapsamı geniş bir rotasyona tabi olan bu anlayış, adil bir şekilde kabul görecektir diye düşünüyoruz.
 
Burada bizim üyeliğimiz noktası var. 2009-2010 yıllarına yönelik bir geçici üyelik talebimiz var. Bu konuda şu ana kadar görüştüğümüz, desteğini istediğimiz ülkelerden hemen hemen bir olumsuz tepki görmedik. Hepsi bizlere bu konuda olumlu bir yaklaşım içerisindeler. 1961'den bu yana Türkiye bir geçici üyelik almış değil. Temenni ederiz ki, bu girişimimiz olumlu bir netice verir ve 2009-2010 yıllarında BM'de geçici üye olarak Türkiye yerini alır.”
Başbakan Erdoğan, Annan ile görüşmesinin verimli olarak tamamlandığını kaydetti" dedi.

"ÇEKİLMEK MÜMKÜN DEĞİL"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Türk askerinin adadan çekilmesi ve toprak talebi ile ilgili bize yapılmış herhangi bir teklif yok, söylenmiş bir şey yok. Böyle bir şey mümkün değil. Yapılması gerekenler yapıldı, bitti” dedi.
Başbakan Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılmasına olumlu baktığını söyledi. Bir gazetecinin, “BM Genel Sekreteri Annan'dan, Kıbrıs'la ilgili ne tür bir karşılık aldınız? ABD uçaklarının, Ercan Havaalanı'na sefer yapması konusu gündeme geldi mi? Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'la ilgili Türkiye'nin önerileri konusunda bir mektup verdi. Mektubun yankıları ne oldu?” şeklindeki sorusu üzerine, Erdoğan, şöyle konuştu: “Bunlar, bu gelişte verilmiş mektup değil, daha önce verilmiş mektuplar... Burada, olumlu yaklaşımlar var. Havacılık olayı dediğiniz zaman, bu sadece bir ülkenin kendi başına vereceği karar değil. Bu noktada, uluslararası havacılık örgütü var. Bunlarla görüşmeler yapılıyor. Buralarda belli baskıların oluşturulması lazım. Bunun için de bu ülkelere bu mağduriyeti anlatıyoruz ve onların desteklerini istiyoruz. Eğer burada böyle bir destek, böyle bir atmosfer meydana gelirse, olumlu neticeler çıkar diye inanıyoruz.
Nitekim, işadamları geldiğinde, onlara da farklı şeyler söylediler. Farklı şeyler söylendiğinde verdikleri cevap çok anlamlıydı. Onlar, 'Biz işadamıyız, kendi kararımızı, kendimiz veririz, istediğimiz yere gideriz' şeklindeydi. Çünkü onlar için bağlayıcı bir şey yoktu.
Havacılık olayının farklılıkları var, burada bu atmosferin meydana getirilmesidir, bu mücadelenin sürdürülmesidir. Temenni ediyoruz ki, bu mücadele olumlu bir netice verir ve olumlu neticenin sonunda hava taşımacılığı da başlamış olur.”
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, “Kofi Annan'ın yeni bir girişimi olacak mı?” sorusu üzerine, 28 Mayıs Raporu'nun aslında olumlu bir rapor olduğunu ifade etti.
Annan'ın, bu raporla ilgili “bir inisiyatif kullanma girişimi içinde bulunacağı” yönünde bir ifade kullandığını belirten Erdoğan, ”Herhalde bu, Güvenlik Konseyi mensuplarıyla görüşmeleri olacaktır, kararın bir an önce açıklanmasına yönelik girişimleri olacaktır. Bunun dışında neler olabilir, onu ben bilemem” diye konuştu.
Erdoğan, Annan'ın raporunun, Güvenlik Konseyi'nde görüşülmesine kimlerin engel olduğuna ilişkin soruyu yanıtlarken, “Bu konuda çeşitli şeyler söyleniyor ama bu ülkeleri zan altında bırakırsak doğru olmaz” dedi.

ERCAN HAVAALANI'NIN KULLANIMI

Bir gazetecinin, “ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, Amerikan askerlerinin Ercan Havaalanı'nı kullanarak Irak'a uçacakları yönündeki açıklaması” bulunduğunu belirterek, değerlendirmesini sorması üzerine Erdoğan, konudan henüz haberdar olmadığını söyledi. Erdoğan, soruyu yönelten gazeteciye bu bilgiyi nereden duyduğunu sordu. Bunun üzerine Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, konuya bakacaklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan, bir soru üzerine de BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'ın, izlenimlerinin olumlu olduğunu kaydetti.
Erdoğan, “Annan'ın, Türkiye'den beklentileri var mı?” sorusuna karşılık, “Bize, tam aksine teşekkür ediyorlar. Türkiye, atılması gereken adımları attı. KKTC'deki Türkler de atması gereken adımları, 'evet' demek suretiyle attı” dedi.

“KEHANETTE BULUNAMAM”

“ABD, Türkiye'ye dönük yumuşak politikasına karşılık ileride Türkiye'den bir şeyler isteyecek mi?” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, “Kehanette bulunamam, böyle bir mesleğim yok. Böyle bir talep de yok” yanıtını verdi.
Erdoğan, bir gazetecinin Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un, Annan ile yaptığı görüşmede Türk askerinin adadan çekilmesi ve toprak talebinde bulunduğunu hatırlatarak, görüşmede bu konunun gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine, “Bu iki madde ile ilgili bize yapılmış herhangi bir teklif yok, söylenmiş bir şey yok. Bunlar kulislerdeki dedikodular herhalde. Böyle bir şey mümkün değil. Yapılması gerekenler yapıldı, bitti” diye konuştu.
Terörizm ile mücadele, PKK ve Irak konusunun ele alınıp alınmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken de Erdoğan, terör konusunu gündem maddesi olarak konuştuklarını söyledi. Erdoğan, “BM'nin, bu noktada Irak'ta bir yaptırımı söz konusu değil şu anda... Teröre karşı, bütün ülkelerin ortak mücadele vermesi gerekiyor. Bu mücadele sürecini de tüm ülkeler birlikte sürdürüyor. BM'nin, bunun fikri alt yapısını oluşturmada gayretleri var” dedi.
Erdoğan, Annan'ın, KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılmasına nasıl baktığına ilişkin soru üzerine, “Olumlu bakıyorlar ve çalışıyorlar, bu noktada gayretlerimiz devam edecek diyorlar” yanıtını verdi.

“MUHATABIMIZ MERKEL DEĞİL...”

Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel'in, Türkiye'nin AB üyeliğini, Kıbrıs'la ilgili adımlar atmasıyla ilişkilendirmesini nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya karşılık Erdoğan, şu yanıtı verdi:“17 Aralık'ta bütün kriterler belirlendi, altına imzalar atıldı, bitti... Bizim muhatabımız Sayın Merkel değil. Muhatabımız, AB komisyonudur, çalışmalarımızı onlarla sürdürüyoruz. Bayan Merkel, sadece düşüncelerini söylüyor, o kadar... Biz, o düşüncelere de saygı duyarız.”"

 (aa)

 

 

Kıbrıs konusunda umut ABD



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı George Bush'la yaptığı görüşmede en fazla memnuniyet duyduğu konunun Kıbrıs olduğu anlaşılıyor. Bu, açıklamalara da yansıdı.
Başbakan'ın ziyaretinden önce ABD Kongre heyetinin KKTC'ye Ercan Havaalanı'nı kullanarak yaptığı ziyaret, Ankara'nın hem moralini yükseltmiş hem elini güçlendirmişti. Başkan Bush'un, Ercan Havaalanı'ndan ABD'ye doğrudan uçuşlar konusunu incelediklerini, Erdoğan'ın da Başkan'ın bu yönde ABD Dışişleri Bakanı'na talimat verdiğini açıklaması, Beyaz Saray'da en iyi görüşmenin Kıbrıs konusunda yapıldığını gösteriyordu.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat gibi Ankara'nın da bu sorunun çözümünde Avrupa Birliği'nden çok ABD ve İngiltere'ye umut bağladığı söylenebilir. İngiltere'nin, dönem başkanlığında, ABD'nin KKTC'ye yaptığı ziyaret gibi adımlar atması halinde, Yunanistan ve Rum yönetiminin etkili bir baskı altına alınabileceği inancı var Ankara'da...

Ortak öneri
Başbakan Erdoğan, gezisinin New York ayağında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'la bir araya geldi. Bu buluşma öncesinde, Ankara'nın, Kıbrıs konusundaki resmi önerisi de yansıdı. Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesinde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Türkiye'nin önerisini bir mektupla Annan'a ve BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkelere ilettiği belirtildi.
Öneri özetle, Türkiye'nin limanlarını Rum gemilerine açmasına karşılık, aynı anda KKTC limanlarının ve havaalanlarının da dünyaya açılmasını içeriyor.
Bu öneri KKTC'de olgunlaştırıldı. KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, bu önerisini KKTC seçimleri öncesinde Lefkoşa'da yaptığımız görüşmede Milliyet'e açıklamıştı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in katkılarıyla bu öneri olgunlaştırıldı.
Son aşamada, Erdoğan ABD'ye gitmeden önce Ankara'da gerçekleştirilen zirvelerle, bu öneri resmi politika haline getirildi. Erdoğan, Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Başbakanı Soyer ve Dışişleri Bakanı Denktaş'ın Ankara'da yaptıkları ortak çalışma bu önerinin benimsenmesiyle sonuçlandı.
Başbakan Erdoğan, bir mektupla önceden Annan'a iletilen bu öneriyi, New York'ta da yinelemiş oldu.

Rum tarafı
Türkiye, yakın zamanda ek protokolü imzalayarak Gümrük Birliği'ni Güney Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde yaygınlaştıracak. İmza günü yaklaşıyor. Erdoğan ve Gül, bu imzanın atılacağını çeşitli vesilelerle açıkladılar. Ankara, bu taahhüdü, 17 Aralık'ta AB'den müzakere tarihi alırken Brüksel'de yaptı.
Şimdi bu imzayı atmaya hazırlanırken, KKTC'nin izolasyondan kurtarılması yönünde paralel bir öneri de bulunuyor.
Rum tarafı bu öneriye soğuk. AB'den de destekleyici bir yansıma gelmedi.
Brüksel'de yapılan gayri resmi görüşmelerden de somut bir ilerleme çıkmadı.
Ankara, bu konuda Rum yönetiminden umutlu değil. Papadopulos yönetimi, AB üyeliğinin verdiği üstünlüğü sonuna kadar kullanma kararlılığında görünüyor. Müzakereye, pazarlığa yanaşmıyor.
Bu koşullarda, AB verdiği sözleri tutmadığı için, KKTC yönetimi umudunu büyük ölçüde ABD'nin atacağı adımlara bağlamış durumda.
ABD'nin atacağı adımlar ve İngiltere'nin dönem başkanlığı, Türkiye'nin önerisini yaşama geçirmesine yeter mi?
Bu soruya hemen "evet" yanıtı vermek zor.
Tabii, yanıtının bulunması gereken bir diğer soru da, Irak, İran ve özellikle Suriye konusunda Türkiye'den, "memnun" olmayan ABD'nin Kıbrıs'ta bu desteği neden verdiği...
Ankara'nın bu "neden" üzerinde durması gerekiyor ki, sonradan, Irak konusunda olduğu gibi bir kriz doğmasın...

FIKRET BILA MILLIYET 10/06/05

 

'KKTC'ye izolasyon bitsin'

Erdoğan, Annan'a, Kıbrıs'ta serbest dolaşımın sağlanması, KKTC'ye yönelik kısıtlamaların kaldırılması gibi önerilerini iletti. Ancak BM dengeleri Annan'ın harekete geçmesini önlüyor

RADIKAL 10/06/05

MURAT YETKİN

NEW YORK - "Raporu oylatın, görüşmeleri başlatın." Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile yediği öğle yemeğinde verdiği mesaj böyle özetlenebilir.
Erdoğan, aynı konuyu önceki gün Washington'da görüştüğü ABD Başkanı George W. Bush'a da açmıştı. Erdoğan görüşme sonrasında Bush'un KKTC'ye doğrudan uçak seferleri başlatılması ve Amerikan yardımları konusunda Dışişleri Bakanı Rice'a talimat verdiğini açıklamıştı. Amerikalı kaynaklar ise Erdoğan'ın BM sürecinin canlandırılması talebine de olumlu baktıklarını söylemişlerdi. Ama dünkü yemek sonrası bu süreci başlatacak kişi olan Annan'ın söyledikleri, yeni BM sürecinin kısa sürede başlamayacağını gösteriyor. Annan, Kıbrıs'ta görüşmelerin başlaması anlamına gelecek olan 'iyi niyet' misyonuna yeniden başlamak için, 'tarafların buna hazır olması ve girişimin bir anlam ifade etmesi gerektiğini söyledi. Anlamı bir tarafa ama Rumların yeni bir görüşme dizisini şu anda istemediği bir gerçek.

Hadley'e yazılı belge
Temaslarda Türk diplomatların ABD tarafına, Başkan'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephan Hadley'e yazılı bir belge de ilettiği anlaşılıyor. Bu belge Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün geçtiğimiz haftalarda açıkladığı ve BM Genel Sekreteri'ne de iletilen bir dizi öneriden oluşuyor. Bunlar arasında Kıbrıs'ta Türkler ve Rumlar arasında serbest dolaşımın sağlanması, KKTC liman ve havaalanları üzerindeki kısıtlamanın kaldırılması, AB ile KKTC arasında özel gümrük birliği anlaşmasına varılması ve Kıbrıs Türkleri üzerindeki sportif ve kültürel ambargonun kaldırılması gibi maddeler var.
Ama belgede siyasi açıdan en yüksek taktik değere sahip madde, Türkiye'nin Kıbrıs'taki taraflar arasında toplu görüşmelerden önce teknik görüşmelere karşı çıkması. Ankara, Rumlar tarafından yapılan bu önerinin işi sürüncemede bırakmayı amaçladığına inanıyor. ABD tarafının bu belgeyi çalışmaya değer bulduğu belirtiliyor.
Annan'ın durumu hiç kolay değil. Kıbrıs'ta çözüm konusunda kendi adını taşıyan planın 24 Nisan 2004'te adanın kuzeyi ve güneyinde oylanmasına ilişkin raporunu, aradan geçen süreye karşın hâlâ Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne getiremiyor. Erdoğan, Annan'a "Güvenlik Konseyi'ne sunulmak üzere bu kadar uzun süre bekletilen rapor var mı" diye soruyor. Raporunda çözümsüzlük nedeniyle kendi adıyla anılan plana 'Hayır' oyu veren Kıbrıs Rumları sorumlu tuttuğu bilinen Annan'ın Türk Başbakanı'ndan bu lafı işitmesinin nedeni var.

Erdoğan: Putin'e giderim
Güvenlik Konseyi'nde her biri veto hakkına sahip beş daimi üye var: ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa. Rusya, Güney Kıbrıs'la olan çok özel ilişkileri nedeniyle raporun Güvenlik Konseyi'ne getirilmesine karşı çıkmıştı. Rusya, vetosunu halen kaldırmış değil. Başbakan Erdoğan ise "Tek sorun Rusya ise gider Putin'le görüşürüm" diyor.
Önceki gün ABD tarafından incelemeye alınan Türk öneriler dizisine, geçen hafta Ankara'da bulunan Annan'ın siyasi yardımcısı Kieran Prendergast sıcak bakmamıştı. (Diplomatik kuliste, görevi eylül ayında dolacak olan, daha önce İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi olarak da görev yapmış olan Prendergast'ın Kıbrıs'ta yeniden başlayacak bir süreçte Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilcisi olmak istediği konuşuluyor.)
Dünkü görüşmelerde Erdoğan ve Gül ağırlığı adada BM sürecinin canlandırılmasına verdi. Bunun bir nedeni var. Rum tarafı sürecin 3 Ekim'e dek başlamasını engellemeye çalışıyor; öncelikle AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlamasını bekliyor. Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos böylece Türkiye üzerinde daha kolay baskı kurulacağını ve Kıbrıs sorununun tümüyle bir AB sorunu haline getirilmesini hesap ediyor.
Ankara bu tuzağın farkında. O nedenle yarım kalmış BM sürecinin tümüyle söndürülmesini önlemek, 3 Ekim'den önce bir şekilde görüşmelere başlanmasını sağlamak istiyor. Oldukça zor bir durum. Annan'ın 'şu sıra yeni bir Kıbrıs özel temsilcisi atamayı düşünmediğini' ilan etmesi, bu zorluğun ilanı gibi. Erdoğan, yine de Türkiye'nin üzerine düşeni yapması gerektiğine inanıyor.
Rumların şu anda yalnızca Avrupa Birliği'ni değil Birleşmiş Milletler sistemini de rehin aldıkları görüntüsü var. Bu süreci canlandırabilecek tek gelişme belki ABD yönetiminin KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la siyasi düzeyde görüşmeleri olabilir.

Demirel: ABD ziyareti yararlı
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Amerika ziyareti Bush yönetimiyle diyalog süreci açısından olumlu bulunuyor. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Amerika ziyaretini Türkiye'nin çıkarları açısından yararlı bulduğunu söyledi. Demirel dün telefonda yaptığımız şöyleşide şu yorumda bulundu:
"Bu ziyaretler her zaman yararlıdır. Bunlara bir al-ver ilişkisi gözüyle bakılamaz. Yanlış olur. ABD gibi bir müttefikle kurulan diyaloğun işlemesinde menfaat vardır. ABD ile sürekli çatışıyor görüntüsü ne Türkiye'ye ne de bölgeye fayda getirir. 10 bin kilometre öteden dolaylı konuşmak yerine doğrudan konuşmak imkânı doğmuştur."

'Bush PKK talebini karşılamadı'
Washington Post: 'Bush Türkiye'yi Ortadoğu'daki yakın ve demokratik müttefik olarak övdü ama Erdoğan'ın PKK'yı yenmek için daha çok yardım talebini karşılamadı' yorumunu yaptı. 'Son aylarda Irak'ta öldürülen ABD askerinden daha fazla Türk askeri PKK tarafından öldürüldü' diyen gazete, Erdoğan'ın Kuzey Irak'ta üstlenen PKK'ya karşı destek için ABD'ye geldiğini belirterek "Bush Türklerin terör tehdidi yerine Türkiye'nin demokrasisi ve genişletilmiş Ortadoğu'daki rolü üzerinde durdu" ifadelerini kullandı.
International Herald Tribune: 'Bush, Erdoğan'ı önemli müttefikiyle stratejik işbirliğinin devam ettiğini vurgulamaya dönük zirvede sıcak karşıladı ancak Irak savaşının neden olduğu yaralar tamamen tamir edilemedi' diye yazdı. 'Türkiye toplantısında övgü ve soğukluk' başlığını kullanan gazete, "Erdoğan ve Bush alışılmadık şekilde kısa göründü, ketumdular ve soru kabul etmediler. Türkiye'nin AB üyeliği gündeme gelmedi. Bush Irak'a değinmekten kaçındı. Zirve sonrası Türk yetkililer PKK'ya karşı önlemler konusunda işbirliğinden tatmin olmadığını açıkladı' tespitlerine yer verdi.
Washington Times: 'Bush, Kürtler konusunda Türklere yardım etmeyecek' başlığını kullanan gazete, 'Bush dün Türkiye'nin, ABD kuvvetlerinin Kürt militanlarına karşı önlem alması için yaptığı talebi reddetti' diye yazdı. Gazete 'İlişkiler, Türkiye'nin Suriye ile büyüyen bağları nedeniyle de gerginleşiyor' iddiasında bulundu.
Le Figaro: Fransız gazetesi, Erdoğan ve Bush'un Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmazlıkları gömdükleri yorumunu yaparken Bush'un 'stratejik ortaklığa' vurgu yaptığını kaydetti. Gazete, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in Türkiye'nin Irak savaşı öncesi ABD askerlerine izin vermemesini sindiremediğini yazdı.

Annan umut vermedi

BM Genel Sekreteri, Erdoğan'a Kıbrıs'ta yeni müzakere süreci başlatmak için umut vermedi. Başbakan ise Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs raporunun onayı için bastırdı

RADIKAL 10/06/05

RADİKAL - NEW YORK - Başbakan Tayyip Erdoğan, Washington temaslarının ardından dün New York'a geçip BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la Kıbrıs'ta çözüm sürecini ele aldı. Annan, adada yeni girişime dair umut vermezken, Erdoğan Genel Sekreter'in KKTC'ye yönelik tecridin kaldırılmasının yolunu açacak olan 28 Mayıs 2004 tarihli raporunun BM Güvenlik Konseyi'nde hâlâ onaylanmamasından yakındı.
TSİ 21.30'da başlayıp yaklaşık bir saat süren yemekli görüşme sonrası Annan, Kıbrıs'ta çözümün yanı sıra Irak ve BM reformunu tartıştıklarını söylemekle yetindi. Ardından Türkevi'nde basın toplantısı düzenleyen Erdoğan da görüşme gündemini başta Kıbrıs olmak üzere Irak, Filistin, Suriye ve Lübnan, Geniş Ortadoğu inisiyatifi ve BM'deki reform süreci olarak saydı.

'Rapor onaylanmalı'
Annan'la geçen hafta bölgeyi ziyaret eden siyasi işlerden sorumlu temsilcisi Kieran Prendergast'ın izlenimlerini ele aldıklarını ve Genel Sekreter'in referandum sonrası Türk tarafının olumlu tavrını takdir ettiğini söyleyen Başbakan, "1 Mayıs 2004'te Rum Yönetimi'nin AB üyesi olmasıyla başlayan süreç ortaya bir farklılık koydu. Özellikle 28 Mayıs tarihli raporu ele aldık. Güvenlik Konseyi'nin raporu onaylamamış olması bizi düşündürmektedir. Bir an önce karar verilmesi gerekmektedir. Genel Sekreter'in hiçbir raporu bu kadar uzun süre bekletilmemiştir" dedi.
KKTC'ye tecridin kalkmasını önceki gün ABD Başkanı George W. Bush'la da görüştüklerini ve Washington-Ercan arası uçuşların başlatılmasının gündemde olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Bu ve diğer ülkelerden uçuşların başlatılması anlamlı olacaktır, Güney'e uyarı olacaktır. Bunun altını çiziyoruz" diye konuştu. Ancak "Bu bir havacılık olayı ve tek bir ülkenin vereceği karar değil. Uluslararası havacılık örgütü var" diyen Başbakan, 'Annan yeni girişimde bulunacak mı' sorusunu da "Sayın Genel Sekreter 28 Mayıs raporuyla ilgili bir inisiyatif içinde olacağı istikametinde bir ifade kullandı. Herhalde bu Güvenlik Konseyi üyeleriyle görüşeceği istikametindedir. Onun dışında bilemem" sözleriyle yanıtladı. Erdoğan Annan'ın kolaylaştırıcı olarak Türkiye'den beklentileri sorulduğunda "Yok bize tam aksine teşekkür ediyor" yanıtını verdi. Başbakan, Annan'ın Kıbrıs'ta kısıtlamaların kaldırılması önerisine nasıl baktığı sorusunu "Olumlu bakıyor ve çalışıyorlar" diye yanıtladı.
Erdoğan ile Annan, ayrıca Irak'ta yeniden inşa sürecine destek ve BM'deki reform sürecini de ele aldı.
Başbakan daha sonra Wall Street Journal'ın yazıişleri kurulunu ziyaret etti ve Türk-Amerikan Dernekleri temsilcileriyle görüştü. Başbakan ardından Foreign Policy Association'ın akşam yemeğinde bir konuşma yaptı.

BMW Talat'ın başını ağrıttı

RADIKAL 10/06/05

DHA - LEFKOŞA - BMW'nin Kuzey Kıbrıs bayii genel müdürünün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a yaptığı "Size BMW 760 model limuzin hediye edelim" önerisi KKTC'yi karıştırdı. Basın, 'Araç alındı', 'Kullanılıyor', 'Kurşun geçirmez BMW' haberleri yaparken, Talat teklifi yalanlamadı, ama bunun sohbet arasında geçen bir konu olduğunu belirtti. Araştırma yapılmaksızın cumhurbaşkanlığının küçük düşürülmeye çalışıldığını söyleyen Talat, BMW temsilcilerinin ziyareti sırasında geçen konuşmanın basına nasıl sızdığını bilmediğini söyleyerek, makamı üzerinden BMW reklamı yapıldığını ima etti. Daha sonra cumhurbaşkanlığı, mevzuata göre aracın hediye olarak kabul edilemeyeceğini ve firmaya olumsuz yanıt verildiğini açıkladı.

KKTC'nin savı BM belgesinde

RADIKAL 10/06/05

DHA - LEFKOŞA - KKTC'nin New York temsilcisi Reşat Çağlar'ın Rum Yönetimi'nin BM Daimi Temsilcisi'nin iddialarına yanıtı, BM belgesi olarak yayımlandı. Rum temsilcinin AİHM'de bir Rum'un Türkiye'ye açılan davayla ilgili iddialarına, Çağlar, 'Annan Planı'na göre mal-mülk sorunlarının mahkemede çözümlenemeyecek denli karmaşık ve nev-i şahsına münhasır olduğu' yanıtını verdi. Tazmin Komisyonu'nun Rumların Annan Planı'nı reddiyle daha önem kazandığını söyleyen Çağlar, Rum parlamentosunun ise güneydeki tüm Türk mallarına el koyup çözüm olmadan bunların tazmin edilemeyeceğini savunduğunu hatırlattı. Çağlar, ancak Rum Yönetimi'nin Rumların kuzeydeki mal-mülk davalarını teşvik ettiğine dikkat çekti.

Annan harekete geçiyor

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan, BM genel merkezinde bir araya geldiği Türkiye Başbakanı Erdoğan'la ağırlıklı olarak Kıbrıs'ı konuştu... Genel Sekreter, başbakanın görüşleri konusunda Güvenlik Konseyi'ni bilgilendireceğini söyledi

Annan harekete geçiyor

ERDOĞAN: RAPOR ARTIK BİR NETİCEYE BAĞLANMALI"... Annan-Erdoğan zirvesinde ağırlıklı olarak Kıbrıs konusundaki son gelişmeler ele alındı. Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, Genel Sekreter Annan'a, Kıbrıs planının 24 Nisan referandumunda Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edildiğini, Kıbrıslı Rumlar tarafından ise reddedildiğini anımsatarak, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonların kaldırılmasını, Güvenlik Konseyi'ne sunulan ve bu konunun da yer aldığı raporunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi

ANNAN: GÜVENLİK KONSEYİ'Nİ YENİDEN BİLGİLENDİRECEĞİM... Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan Erdoğan'la birlikte düzenledikleri basın toplantısında, ''Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun sona erdirilmesi konusunda Başbakan Erdoğan ile somut olarak konuştuğunuz şeyler var mı?'' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı: ''Hazırladığım raporda zaten bu konular dile getiriliyordu. Bu raporda izolasyonun kaldırılması konusunda bazı önerilerim vardı. Son gelişmeler ışığında Güvenlik Konseyi'ni yeniden bilgilendireceğim''

"İYİ NİYET MİSYONUM HER ZAMAN MEVCUT"... Annan, ''Kıbrıs'ta son bir yılda herhangi bir değişiklik var mı ki, siz iyi niyet misyonunuzu yeniden devreye sokmayı düşüneceksiniz?'' şeklindeki soruyu da, ''Benim iyi niyet misyonum her zaman mevcut. Bunu devreye sokabilirim ama bunu devreye sokabilmem için gerekli ortamın ve tarafların buna hazır olması gerekiyor. Yaptığım çabanın da bir anlam ifade etmesi gerekiyor."diye yanıtladı

"YENİ BİLGİLER IŞIĞINDA ARTIK BİR KARAR VERECEĞİM"... Genel Sekreter Annan, geçen yıldan bu yana Rum tarafının AB'ye üye olduğunu, bunun yanı sıra Prendergast'ı bir değerlendirme yapması için bölgeye gönderdiğini hatırlatarak, Kendisinin verdiği bilgiler ışığında bir karar vereceğim'' dedi. 'Referandum'a Rumlar 'hayır', Türkler 'evet' dedikten sonra acele etmemek gerekiyordu'' diyen Annan, ''Bir süre verip biraz herkesin bu durumu düşünüp değerlendirmesi, ortalığın sakinleşmesi gerekiyordu. O süreyi geçirdik'' diye konuştu

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, New York'ta Birleşmiş Milletler genel merkezinde bir araya geldiği Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan'la ağırlıklı olarak Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri görüştü.

Türkiye Başbakanı Erdoğan, Genel Sekreter Annan'a, Kıbrıs planının 24 Nisan referandumunda Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edildiğini, Kıbrıslı Rumlar tarafından ise reddedildiğini anımsatarak, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonların kaldırılmasını, Güvenlik Konseyi'ne sunulan ve bu konunun da yer aldığı raporunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Genel Sekreter Annan, görüşmeden sonra Başbakan Erdoğan'la birlikte düzenledikleri basın toplantısında, bir soruya karşılık, bu konuda Güvenlik Konseyi'ni bilgilendireceğini açıkladı.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ziyareti kapsamında başkent Washington'daki temaslarının ardından New York'a geçerek BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la BM binasının 38. katındaki bürosunda biraraya geldi. Yaklaşık bir saat süren görüşmede Başbakan Erdoğan'a Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Baş Müzakereci, Devlet Bakanı Ali Babacan ve Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin eşlik etti.

Görüşmede BM Genel Sekreteri Siyasi İşler Danışmanı Kieran Prendergast da hazır bulundu.

Görüşme sonrasında Başbakan Erdoğan ve Annan, basın mensuplarına bir değerlendirmede bulundu.

Başbakan Erdoğan'la çok iyi ve çok verimli bir görüşme yaptıklarını söyleyen Annan, ''BM reformu ve bu reforma verdiğimiz önemi birlikte tartıştık. Kıbrıs'ı da tartıştık. Bildiğiniz gibi yakınlarda Siyasi İşler Danışmanım Kieran Prendergast'ı bölgeye gönderdim. Kendisi bölgeye gittiğinde Kıbrıs'ta hem Türk tarafını hem de Rum tarafını ziyaret etti. Ayrıca Türkiye ve Yunanistan'ı ziyaret etti. Biz de bugünkü görüşmelerimizde Kıbrıs ile ilgili gelecek açısından çeşitli konuları tartıştık'' dedi.

Aynı zamanda çok önemli bir konu olarak Irak'ı da ele aldıklarını kaydeden Annan, ''Uluslararası toplumun Irak'ta istikrarın sağlanması için birlikte çalışmasının çok önemli olduğunun altını çizdik. Bu

sürecin katılımcı olması gerektiğini ve bütün unsurları içine katması gerektiğini dile getirdik'' diye konuştu.

Erdoğan: Annan'ın raporu artık

Bir neticeye bağlanmalıdır

Türkiye Başbakanı Erdoğan da görüşme hakkında yaptığı değerlendirmede, "Her şeyden önce sayın genel sekreterin bu çalışma yemeğini bizlerle beraber gerçekleştirmesi, gerçekten bizlerde ayrı bir memnuniyet yaratmıştır. Sayın Prendergast'ın Kıbrıs ziyaretinden sonra böyle bir araya geliş, bizler için anlamlıydı. Görüşmemizde Kıbrıs'ta bir garantör ülke olarak gelişmeleri değerlendirme imkanı bulduk'' dedi.

Kıbrıs'taki süreci genel sekreterle Davos'ta başlattıklarını hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Kıbrıs'taki soruna çözüm olması bakımından bizim sözümüz şuydu: 'Rumların attığı adımdan bir adım daha fazla adım atacağız' demiştik ve biz bu sözümüzü sonuna kadar tuttuk. Sayın Annan planını hazırladı ve Türkler bu plana 'evet' dedi. Rumlar ise bu plana 'hayır' dedi. Ama buna rağmen, ne yazık ki, Rumlar Avrupa Birliği'ne üye olarak kabul edildi. Türklere yönelik ise hâla izolasyon devam etti.''

Annan'ın geçen yıl 28 Mayıs'ta hazırlamış olduğu raporun hala BM Güvenlik Konseyi'nde olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ''Bu raporla ilgili kararın verilmeyişi doğrusu bizi üzmektedir. Artık bunun bir neticeye bağlanması gerekir ve bundan olumlu bir karar bekliyoruz. Bizim beklediğimiz netice adil, siyasi kapsamı olan siyasi bir çözüm olmalıdır'' dedi.

Annan: Gelişmeler ışığında

Güvenlik Konseyi'ni bilgilendireceğim

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, basın toplantısında, ''Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun sona erdirilmesi konusunda Başbakan Erdoğan ile somut olarak konuştuğunuz şeyler var mı?'' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:

''Hazırladığım raporda zaten bu konular dile getiriliyordu. Bu raporda izolasyonun kaldırılması konusunda bazı önerilerim vardı. Aynı şekilde AB ve diğer kurumların da bu konuda yardım edeceği konusunda çeşitli görüşler dile getirmiştim. Hükümetlerin de tabi ki, bu konuda yapabilecekleri çeşitli şeyler var. Ben de şimdi son gelişmeler ışığında Güvenlik Konseyi'ni yeniden bilgilendireceğim.''

"İyi niyet misyonum

tarafların hazır olmasına bağlı"

Annan, ''Kıbrıs'ta son bir yılda herhangi bir değişiklik var mı ki, siz iyi niyet misyonunuzu yeniden devreye sokmayı düşüneceksiniz?'' şeklindeki soruyu da, ''Benim iyi niyet misyonum her zaman mevcut. Bunu devreye sokabilirim ama bunu devreye sokabilmem için gerekli ortamın ve tarafların buna hazır olması gerekiyor. Yaptığım çabanın da bir anlam ifade etmesi gerekiyor. Geçen seneden bu yana bildiğiniz gibi Rumlar AB'ye üye oldular. Bunun yanı sıra ben Prendergast'ı bir değerlendirme yapması için bölgeye gönderdim. Kendisinin verdiği bilgiler ışığında bir karar vereceğim'' diye yanıtladı.

''Referandum'a Rumlar 'hayır', Türkler 'evet' dedikten sonra acele etmemek gerekiyordu'' diyen Annan, ''Bir süre verip biraz herkesin bu durumu düşünüp değerlendirmesi, ortalığın sakinleşmesi gerekiyordu. O süreyi geçirdik'' diye konuştu.

Erdoğan: Raporla ilgili

karar verilmemesi üzücü

Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Güvenlik Konseyi'ne Kıbrıs'la ilgili sunduğu rapor hakkında Konsey'in bir an önce karar vermesini isteyerek, ''BM Güvenlik Konseyi'nin, Sayın Annan'ın hazırlamış olduğu bu raporla ilgili olarak hala bir karar verememiş olması, bizleri üzmektedir, düşündürmektedir'' dedi.

Erdoğan, Annan'la BM binasındaki bürosunda yaptığı görüşmenin ardından Türkevi'nde basın toplantısı düzenledi.

Annan ile görüşmesinde, Irak, Ortadoğu, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi ve BM reform çalışmalarını ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, ağırlıklı olarak Kıbrıs konusunu ve BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'ın son Kıbrıs seyahatini birlikte değerlendirdiklerini anlattı.

Erdoğan, Davos'tan sonra Annan ile yaptıkları ilk görüşmeyi ve ondan sonraki süreci değerlendirdiklerini ifade ederek, ''24 Nisan Referandumu ve bu referandumla ilgili Türklerin takındığı olumlu tavır, bizim bu sürece vermiş olduğumuz destek... Bunları kendileri de takdirle ifade ettiler'' diye konuştu.

Güney Kıbrıs'ın 1 Mayıs'tan sonra AB'ye üye oluşuyla birlikte başlayan sürecin bir farklılık ortaya koyduğuna dikkati çeken Erdoğan, 28 Mayıs'ta Annan'ın hazırlamış olduğu raporda, izolasyonların kaldırılmasına yönelik talepler ile AB üyesi ülkelerin Kuzey Kıbrıs'a vermeleri gereken desteğin yer aldığını kaydetti.

''Uçuşlar, Güney Kıbrıs'a

uyarı niteliği taşıyor''

KKTC'ye uygulanmakta olan izolasyonların kalkması hususunda, ABD Kongre üyelerinin KKTC'ye direkt olarak yaptıkları ziyareti, ''siyasi noktada olumlu bir adım'' olarak değerlendiren Erdoğan, İngiltereli işadamlarının yapmış oldukları ziyaretin de ''olumlu bir adım'' olduğunu kaydetti. Erdoğan, ''Fakat, biz bu süreci, özellikle Ercan-Washington veya diğer ülkeler arasında bu uçuşların başlatılmasının çok çok anlamlı olacağını ve Güney Kıbrıs'a da bir

uyarı niteliği taşıdığının altını çizerek vurguluyoruz'' dedi.

'Kerkük'te Saddam'ın

düştüğü hataya düşülmemeli''-

Başbakan Erdoğan, görüşmede, Irak'ta BM'nin mevcut inisiyatifinin daha da artması konusunun gündeme geldiğini belirterek, özellikle anayasanın yazımı konusunu değerlendirdiklerinin altını çizdi.

Erdoğan, ''Türkiye olarak bizler, bu konuda gerekli destekleri veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Şu anda Bilkent Üniversitesi ile müşterek bir çalışmaları başladı, devam ediyor'' diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Kerkük'le ilgili düşüncemiz, Saddam'ın geçmişte düştüğü hataya, şu andaki yönetimin düşmemesidir. Kaldı ki, mevcut yönetim böyle bir şeyi de asla düşünmüyor.

Kerkük, tüm Irak halkınındır, tüm Irak'ındır, belli bir etnik unsura ait olmayacaktır. Mevcut yönetimin anlayışı budur. Sayın Caferi'nin Türkiye'yi ziyaretinde, kendilerinden bu şekilde dinledik. Bu konudaki düşüncelerimizi de kendilerine ifade ettik. 'Özellikle Irak'ın toprak bütünlüğü bizim için önemlidir' dedik.''

Türkiye-Suriye ilişkileri

Başbakan Erdoğan, Suriye-Lübnan arasıdaki gelişmeleri de değerlendirdiklerini ifade ederek, Suriye'nin Türkiye ile olan sınırı, Türkiye-Suriye arasındaki gelişmeler, Türkiye'nin özellikle demokratikleşme noktasında insan haklarının ve hukukun üstünlüğü, terörle mücadele, güvenlik ve refahla ilgili düşüncelerini sürekli olarak Suriyeli makamlara aktardıklarını Genel Sekreter Annan ile paylaşma fırsatı bulduklarını kaydetti.

Türkiye'nin BM'deki

''geçici üyelik'' talebi

BM reform çalışmalarıyla ilgili olarak da şu anda bir çalışma yapıldığını anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu çalışmalar içerisinde, özellikle daimi temsilciliklerin dışındaki temsilciliklerin önem arz ettiğini, bunun bir rotasyonla yapılmasının çok daha isabetli, çok daha adil olacağını, (b) şıkkı diye ifade edilen anlayışın, daha kapsamı geniş ve bu kapsam çerçevesinde de bunun gözden geçirilerek adil bir hale getirilmesi üzerinde bir konsensüs oluşması şeklinde BM üyelerini tatmin edecek, böylece kapsamı geniş bir rotasyona tabi olan bu anlayış, adil bir

şekilde kabul görecektir diye düşünüyoruz. Burada bizim üyeliğimiz noktası var. 2009-2010 yıllarına yönelik bir geçici üyelik talebimiz var. Bu konuda şu ana kadar görüştüğümüz, desteğini istediğimiz ülkelerden hemen hemen bir olumsuz tepki görmedik. Hepsi bizlere bu konuda olumlu bir yaklaşım içerisindeler. 1961'den bu yana Türkiye bir geçici üyelik almış değil. Temenni ederiz ki, bu girişimimiz olumlu bir netice verir ve 2009-2010 yıllarında BM'de geçici üye olarak Türkiye yerini alır.''

Başbakan Erdoğan, Annan ile görüşmesinin verimli olarak tamamlandığını kaydetti.

 

''Türk askerinin adadan çekilmesi

ve toprak talebi ile ilgili teklif yok"

Erdoğan, Kofi Annan'la yaptığı görüşmeden sonra Türkevi'nde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin görüşmeye ilişkin sorularını da yanıtladı.

Erdoğan, ''Türk askerinin adadan çekilmesi ve toprak talebi ile ilgili bize yapılmış herhangi bir teklif yok, söylenmiş bir şey yok. Böyle bir şey mümkün değil. Yapılması gerekenler yapıldı, bitti'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılmasına olumlu baktığını söyledi.

Bir gazetecinin, ''BM Genel Sekreteri Annan'dan, Kıbrıs'la ilgili ne tür bir karşılık aldınız? ABD uçaklarının, Ercan Havaalanı'na sefer yapması konusu gündeme geldi mi? Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'la ilgili Türkiye'nin önerileri konusunda bir mektup verdi. Mektubun yankıları ne oldu?'' şeklindeki sorusu üzerine, Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bunlar, bu gelişte verilmiş mektup değil, daha önce verilmiş mektuplar... Burada, olumlu yaklaşımlar var. Havacılık olayı dediğiniz zaman, bu sadece bir ülkenin kendi başına vereceği karar değil. Bu noktada, uluslararası havacılık örgütü var. Bunlarla görüşmeler yapılıyor. Buralarda belli baskıların oluşturulması lazım. Bunun için de bu ülkelere bu mağduriyeti anlatıyoruz ve onların desteklerini istiyoruz. Eğer burada böyle bir destek, böyle bir atmosfer meydana

gelirse, olumlu neticeler çıkar diye inanıyoruz.

Nitekim, işadamları geldiğinde, onlara da farklı şeyler söylediler. Farklı şeyler söylendiğinde verdikleri cevap çok

anlamlıydı. Onlar, 'Biz işadamıyız, kendi kararımızı, kendimiz veririz, istediğimiz yere gideriz' şeklindeydi. Çünkü onlar için bağlayıcı bir şey yoktu.

Havacılık olayının farklılıkları var, burada bu atmosferin meydana getirilmesidir, bu mücadelenin sürdürülmesidir. Temenni ediyoruz ki, bu mücadele olumlu bir netice verir ve olumlu neticenin sonunda hava taşımacılığı da başlamış olur.''

Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ''Kofi Annan'ın yeni bir girişimi olacak mı?'' sorusu üzerine, 28 Mayıs Raporu'nun aslında olumlu bir rapor olduğunu ifade etti.

Annan'ın, bu raporla ilgili ''bir inisiyatif kullanma girişimi içinde bulunacağı'' yönünde bir ifade kullandığını belirten Erdoğan, ''Herhalde bu, Güvenlik Konseyi mensuplarıyla görüşmeleri olacaktır, kararın bir an önce açıklanmasına yönelik girişimleri olacaktır. Bunun dışında neler olabilir, onu ben bilemem'' diye konuştu.

Erdoğan, Annan'ın raporunun, Güvenlik Konseyi'nde görüşülmesine kimlerin engel olduğuna ilişkin soruyu yanıtlarken, ''Bu konuda çeşitli şeyler söyleniyor ama bu ülkeleri zan altında bırakırsak doğru olmaz'' dedi.

Ercan Havaalanı'nın kullanımı

Bir gazetecinin, ''ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, Amerikan askerlerinin Ercan Havaalanı'nı kullanarak Irak'a uçacakları yönündeki açıklaması'' bulunduğunu belirterek, değerlendirmesini sorması üzerine Erdoğan, konudan henüz haberdar olmadığını söyledi. Erdoğan, soruyu yönelten gazeteciye bu bilgiyi nereden duyduğunu sordu. Bunun üzerine

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, konuya bakacaklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, bir soru üzerine de BM Genel Sekreteri'nin Siyasi İşler Danışmanı Sir Kieran Prendergast'ın, izlenimlerinin olumlu olduğunu kaydetti.

Erdoğan, ''Annan'ın, Türkiye'den beklentileri var mı?'' sorusuna karşılık, ''Bize, tam aksine teşekkür ediyorlar. Türkiye, atılması gereken adımları attı. KKTC'deki Türkler de atması gereken adımları, 'evet' demek suretiyle attı'' dedi.

"Kehanette bulunamam''

''ABD, Türkiye'ye dönük yumuşak politikasına karşılık ileride Türkiye'den bir şeyler isteyecek mi?'' şeklindeki soru üzerine Erdoğan, ''Kehanette bulunamam, böyle bir mesleğim yok. Böyle bir talep de yok'' yanıtını verdi.

Erdoğan, bir gazetecinin Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un, Annan ile yaptığı görüşmede Türk askerinin adadan çekilmesi ve toprak talebinde bulunduğunu hatırlatarak, görüşmede bu konunun gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine, ''Bu iki madde ile ilgili bize yapılmış herhangi bir teklif yok, söylenmiş bir şey yok.

Bunlar kulislerdeki dedikodular herhalde. Böyle bir şey mümkün değil. Yapılması gerekenler yapıldı, bitti'' diye konuştu.

Terörizm ile mücadele, PKK ve Irak konusunun ele alınıp alınmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken de Erdoğan, terör konusunu gündem maddesi olarak konuştuklarını söyledi. Erdoğan, ''BM'nin, bu noktada Irak'ta bir yaptırımı söz konusu değil şu anda... Teröre karşı, bütün ülkelerin ortak mücadele vermesi gerekiyor. Bu mücadele sürecini de tüm ülkeler birlikte sürdürüyor. BM'nin, bunun fikri alt yapısını oluşturmada gayretleri var'' dedi.

Erdoğan, Annan'ın, KKTC'ye yönelik izolasyonun kaldırılmasına nasıl baktığına ilişkin soru üzerine, ''Olumlu bakıyorlar ve çalışıyorlar, bu noktada gayretlerimiz devam edecek diyorlar'' yanıtını verdi.

"Muhatabımız Merkel değil...''

Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel'in, Türkiye'nin AB üyeliğini, Kıbrıs'la ilgili adımlar atmasıyla ilişkilendirmesini nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya karşılık Erdoğan, şu yanıtı verdi:

''17 Aralık'ta bütün kriterler belirlendi, altına imzalar atıldı, bitti... Bizim muhatabımız Sayın Merkel değil. Muhatabımız, AB komisyonudur, çalışmalarımızı onlarla sürdürüyoruz. Bayan Merkel, sadece düşüncelerini söylüyor, o kadar... Biz, o düşüncelere de saygı duyarız.''

 KIBRIS 10/06/05

BM'nin, Kıbrıs sorununa ilgisi canlı

RAPOR KIBRISLI TÜRKLERİN LEHİNE"... DAÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doçent Doktor Ahmet Sözen, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs raporunun, Kıbrıslı Türklerin lehine bir rapor olduğunu söyledi

"GENEL SEKRETER TEMKİNLİ DAVRANIYOR"... Raporda, Annan'ın Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye'de nabız yoklamak için üst düzeyde bir yetkiliyi atayabileceğini ifade ettiğine dikkat çeken Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen, bu, BM'nin Kıbrıs'a ilgilisinin devam ettiğinin bir göstergesidir. BM'nin Kıbrıs sorununa olan ilgilisi canlıdır, ancak genel sekreter temkinli davranıyor" dedi

Anıl IŞIK

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doçent Doktor Ahmet Sözen, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu Kıbrıs raporunun, Kıbrıslı Türklerin lehine bir rapor olduğunu söyledi.

Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen, Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs sorununa ilgisinin devam ettiğine işaret ederek, BM genel sekreterinin şu anda Kıbrıs sorununda iyi niyet misyonunu yürütmek üzere bir daimi temsilci atamak için ortamın henüz olgunlaşmadığını, ancak bu görevi, Kıbrıs'taki UNFICYP Misyon Şefi ve BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Zbigniew Wlosovicz'in yürüteceğini ifade ettiğini belirtti.

Kofi Annan'ın ayrıca Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye'de nabız yoklamak için üst düzeyde bir yetkiliyi atayabileceğini ifade ettiğini söyleyen Ahmet Sözen, "Bu, BM'nin Kıbrıs'a ilgisinin devam ettiğinin bir göstergesidir. BM'nin Kıbrıs sorununa olan ilgilisi canlıdır, ancak genel sekreter temkinli davranıyor. Genel sekreterin Kıbrıs konusunda kendi prestijini ortaya koyduğunu da unutmamak lazım. Ayrıca BM'nin dünyada ele alması gereken tek sorun Kıbrıs sorunu da değil, daha önemli sorunlar da var. Kıbrıs sorunu başka ülkelerin ajandasında 68'inci sıradadır" diye konuştu.

DAÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doçent Doktor Ahmet Sözen, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu altı aylık Kıbrıs raporunu, Kıbrıslı Türkler açısından KIBRIS'a değerlendirdi.

Raporda, Türk tarafı aleyhine herhangi bir husus yer almadığını yineleyen Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen, "Genel Sekreter, bu raporlarda çok katı ve suçlayıcı bir dil kullanmaktan kaçınarak, diplomatik bir dille birtakım hususlara dikkat çekiyor. Özellikle de Kıbrıs sorunu görüşmelerini yürütecek merci olarak ellinden geldiğince diplomatik ve tarafsız olmaya çalışıyor, ancak buna rağmen bazı hususlar, Rum tarafının hanesine olumsuz puan olarak yazılıyor" dedi.

"Mülkiyet sorununun çözümü,

kapsamlı çözüm ile mümkün"

Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen, genel sekreterin raporunun 8'inci paragrafında, mal-mülk konusunda atıfta bulunulduğuna işaret ederek, Annan'ın "mal-mülk konusunun, kişiler arasındaki ilişkileri zehirleyebileceğini ve mal-mülk sorununun, sadece Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüyle hallolabileceğini söylediğini" belirtti.

Genel sekreterin bu konuda çok önemli bir saptamada bulunarak, mülkiyet sorununda adada kapsamlı bir çözüme ihtiyaç duyulduğuna vurgu yaptığını söyleyen Sözen, "Bu, Kıbrıs Türk tarafının lehine olan çok önemli bir ifadedir, çünkü genel sekreter, burada Rum yönetiminin, Kıbrıs Türkler aleyhine açtığı mülkiyet davalarının, Kıbrıs sorununun çözümüne yarar sağlamayacağını, aksine sorunu daha da karmaşık hale getireceğini ifade ediyor" diye konuştu.

"Kıbrıslı Türkler, çözüm yanlısı

olmaya devam ediyor"

Raporda, Annan'ın, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs Türk toplumunun tartışmasız lideri olarak seçilmesinin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasına katkı koyduğunu ifade ettiğini belirten Yard. Dç. Dr. Sözen, raporda yer alan bu ifadenin, seçim sonucunun, Kıbrıs'taki barışçı ve çözüm isteyen tarafın Kıbrıs Türk tarafı olduğunu ve bunun devam ettiğini göstermesi açısından önemli olduğunu kaydetti.

"Liderler arasında resmi iletişimsizlik var"

Annan'ın, raporunda Kıbrıs'taki durumu istikrarlı olarak nitelendirdiğini ancak adada liderler arasında resmi iletişim olmamasından yakındığını ifade eden Yard. Dç. Dr. Sözen, "Raporda Güzelyurtlu cinayetine atıfta bulunularak bu gibi olaylarda tarafların daha fazla iletişim ve işbirliği yapması gerektiği ifade ediliyor" dedi.

"Kapıların açılması olumlu bir gelişme ama..."

Genel sekreterin adada iki taraf arasındaki geçiş noktalarının açılmasını olumlu bir gelişme olarak nitelendirdiğini, ancak bu olumlu olayla birlikte, doğal olarak, adada suç oranlarının arttığına işaret ettiğini belirten Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen, "Genel Sekreter, adada iki taraf arasında izinsiz geçiş, fotoğraf çekme, trafik suçu, öteki taraftan gelenlerin yaptıkları trafik kazaları, hırsızlık, saldırı, izinsiz ateşli silahlara sahip olmak ve uyuşturucu trafiği gibi küçük adi suçlarda artış görüldüğüne dikkat çekiyor" dedi.

Adadaki iki toplumu ilgilendiren bu suçlara yardımcı olabilmek için BM'nin sivil personel gücüne ihtiyaç duyduğunu belirten Ahmet Sözen, BM Genel Sekreteri'nin bir önceki raporunda, UNFICYP'nin BM asker sayısını azaltarak, yeniden yapılanmaya gideceği yönünde karar aldığını anımsattı.

BM'nin geçiş noktalarının açılmasının ardından UNFICYP'e düşen görevlerin arttığı kanısında olduğunu belirten Ahmet Sözen, BM'nin UNFICYP'nin sınır noktalarında daha fazla devriye yapması gerektiğini ve bunun için de BM askerine değil, sivil güce ihtiyaç duyulduğunu" dedi. Sözen, bu çerçevede BM'nin adadaki sivil güç kapasitesini artıracağını belirtti.

"Yeşil Hat Tüzüğü, siyasi ve

teknik engellere takıldı"

Genel sekreterin, raporunda, kapıların açılmasından bu yana 7 milyon Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkün kuzey ile güney arasında geçiş yaptığına ve birtakım ufak sorunlar dışında büyültülecek herhangi bir sorunun yaşanmadığına dikkat çektiğini söyledi.

Genel sekreterin Yeşil Hat Tüzüğü'ne atıfta bulunarak, tüzüğün sınırlı kaldığını ifade ettiğini belirten Sözen, Annan'ın ada içi ticaretin teknik ve siyasi engellere takıldığını belirttiğini kaydetti.

"Mali yardım tüzüğünü Rumlar engelliyor"

Yard. Dç. Dr. Ahmet Sözen, "Kofi Annan'ın raporunda ayrıca Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere 259 milyon euroluk mali yardım sağlanmasını öngören Mali Yardım Tüzüğü'ne atıfta bulunarak, Kıbrıslı Türklerin mali yardım ve doğrudan ticaret tüzüklerinin birlikte ele alınmasını istediğini, ancak Kıbrıslı Rumların bunu engellediğini açık bir şekilde belirtiliyor" diye konuştu.

Ahmet Sözen, "Annan, tüzüklerin onaylanmasının önündeki engeli Kıbrıs Rum tarafı olarak gösteriyor" dedi.

Sözen, Annan'ın, Kıbrıs Rum yönetiminin, kuzeydeki Kıbrıs Rum mallarının kullanım kaybından dolayı Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açılan yüzlerce dava olduğuna işaret ettiğini de belirtti.

"Adadaki durum sakin"

Genel sekreterin adadaki durumu "sakin" olarak nitelendirmesine ilişkin değerlendirmede de bulunan Yrd. Dç. Dr. Ahmet Sözen, genel sekreterin, iki taraf arasında 7 milyon geçiş olduğuna ve ufak tefek bir iki olay dışında herhangi bir önemli sorun yaşanmadığına işaret ederek, adada iki taraf arasındaki geçişlerin iyi gittiğini söylediğini belirtti.

Ahmet Sözen, Genel sekreterin, raporunda ayrıca, Bostancı Kapısı'nın da kısa bir süre sonra açılacağına atıfta bulunduğunu kaydetti.

KIBRIS 10/06/05

Rumlar Türkiye’nin önerisini reddetti

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu , Türkiye’nin limanlarını Rum Kesimi’ne açması önerisini reddetti.

 

NTV

Güncelleme: 13:24 10 Haziran 2005 Cuma

İSTANBUL - Yakavu, KKTC’yle doğrudan ticarete karşı çıkmamaları halinde Türkiye’deki limanların Rum gemilerine açılmasına yönelik öneriye, “Bu zaten Türkiye’nin yükümlülüğüdür” sözleriyle karşılık verdi.

NTV’ye konuşan Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakavu, Kıbrıs’ta çözüm konusunda ise umutlu olduğunu kaydetti. Yakovu, Ada’ya, Türkiye’den gelip yerleşen Türklerin sayısının çok fazla olduğunu ifade ederek, sayının düşük bir seviyede kalmasına itirazları olmadığını kaydetti.

Başbakan Erdoğan’ın New York’ta BM Genel Sekreteri Annan’la görüşmesini NTV’ye değerlendiren KKTC Başbakanı Ferit Sabit Soyer ise, Rumları müzakerelere başlamaya ikna etmenin tek yolunun, izolasyonların kaldırılmasından geçtiğini söyledi.

TÜRKİYE’NİN ÖNERİ PAKEDİ
Başbakan Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’la buluşması öncesi Türk tarafı kapsamlı bir hazırlık yaptı. Türkiye’nin BM daimi temsilcisi Baki İlkin’in, Annan ve Güvenlik Konseyi üyelerine 31 Mayıs ‘ta gönderdiği mektupla, Ada’daki kısıtlamaların, karşılıklı ve eş zamanlı olarak kaldırılmasına yönelik öneri paketi iletildi.
Annan’a gönderilen mektupta yer alan önerilerden ilki, insanlar, mallar ve hizmetlerin kuzey ve güney arasında serbest dolaşımı olarak göze çarpıyor.
Mektuptaki ikinci başlıksa, direk uçuşlar dahil olmak üzere tüm limanlar ve havaalanlarındaki kısıtlamaların kaldırılmasını içeriyor.
Annan’a iltilen bir başka öneri de üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik kısıtlamaların kaldırılması.
KKTC’nin Gümrük Birliği’ne direk katılımı için özel düzenlemeler yapılması ve Türk tarafının spor ve kültür gibi alanlardaki uluslararası faaliyetlere katılmasının önündeki tüm engellerin kaldırılması, mektupta yer alan diğer öneriler.
Annan ve BM Güvenlik Konseyi üyelerine ulaştırılan mektupta, KKTC’ye izolasyonların kaldırılması durumunda Türkiye de eş zamanlı olarak limanları ve havaalanlarını rumların kullanımına açmayı önerdi.

YUNANİSTAN’A DA DAVET
Bu paketin görüşülmesi için, masaya Yunanistan ve Türkiye’nin de oturması talep ediliyor ve tekliflerin, kalıcı çözüm arayışlarının ilk aşaması olarak görülmesi isteniyor.
Annan’la temaslarını değerlendiren Başbakan Erdoğan, Genel Sekreter’in Türkiye’nin önerilerine olumlu baktığını söyledi. Edinilen bilgiye göre ABD Başkanı Bush’a da anlatılan söz konusu öneriye Washington’da sıcak bakıyor.

 

Başbakan Erdoğan’dan BM’ye çağrı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’la bir araya geldi.

 

NTV

Güncelleme: 11:33 TSE 10 Haziran 2005 Cuma

NEW YORK - Başbakan Erdoğan, Annan’dan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne uygulanan izolasyonun kaldırılması önerilerini de içeren raporunun biran önce Güvenlik Konseyi’nde onaylanması talebinde bulundu.

Başbakan Erdoğan görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi’nin, sayın Annan’ın hazırlamış olduğu bu raporla ilgili olarak hala bir karar verememiş olması, bizleri üzmektedir, düşündürmektedir. Bu, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi’nin de güvenilirliği üzerinde soru işaretleri meydana getirmektedir” dedi.

‘TÜRK ASKERİNİN ÇEKİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL’
Türk askerinin Ada’dan çekilmesi ve toprak talebiyle ilgili yapılmış herhangi bir teklif olmadığını belirten Başbakan Erdoğan, “Böyle bir şey mümkün değil. Yapılması gerekenler yapıldı, bitti” diye konuştu.

Erdoğan, Alman Hıristiyan Demokrat Birlik partisi Genel Başkanı Angela Merkel’in, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini, Kıbrıs’la ilgili adımlar atmasıyla ilişkilendirmesi konusunda da muhatabın AB Komisyonu olduğunu belirtti.

‘KERKÜK TÜM IRAKLILARIN’
Başbakan Erdoğan, görüşmede, Irak’ta BM’nin mevcut inisiyatifinin daha da artması konusunun gündeme geldiğini belirterek, özellikle anayasanın yazımı konusunu ele aldıklarını ifade etti.

“Kerkük, tüm Irak halkınındır, tüm Irak’ındır, belli bir etnik unsura ait olmayacaktır” diyen Erdoğan, mevcut yönetimin anlayışının da bu olduğunu vurguladı.

BM Genel Sekreteri Annan ise, Kıbrıs’ta izolasyonun kaldırılması konusunda Güvenlik Konseyi’ni son gelişmeler ışığında yeniden bilgilendireceğini söyledi.

‘RAPORU İNCELEYECEĞİM’
Annan, “Sayın Prendergast geldi, raporu bana yeni verdi. Ben şimdi bu raporu dikkatle inceleyip ondan sonra hangi adımları atabileceğime bakacağım. Diğer taraftan sayın Başbakan, geçen sene benim hazırladığım raporun Güvenlik Konseyi’nde görüşülmemiş olmasından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Bu konuyu, iyi niyet misyonu çerçevesinde, Güvenlik Konseyi’nde tekrar görüşüp, onları son durum hakkında bilgilendireceğiz” diye konuştu.

Kıbrıs için iyi niyet misyonunun her zaman mevcut olduğunu belirten Annan, ancak bunu devreye sokabilmesi için gerekli ortamın ve tarafların buna hazır olması gerektiğini söyledi.