Talat: Çözümün silahı izolasyonların kaldırılmasıdır"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat "Amerika'da saygı, anlayış ve kabul gördük" dedi ve hedefin Kıbrıs'ta çözüm olduğunu kaydetti

Talat: Çözümün silahı izolasyonların kaldırılmasıdır"

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat: "Geçmişte bu tür ziyaretlerden kaçınan ve resmi kuruluşlar da dahil bizden uzak durmaya çalışanlar şimdi Kıbrıs Türk Halkı'nın durumu ile KKTC'nin çalışma sistemiyle ilgileniyorlar"

 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir haftadır yoğun temaslarda bulunduğu ABD'den önceki gece KKTC'ye döndü.

Talat, Ercan Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, son derece yararlı sonuçlarla döndüklerini ifade ederek bunun sonuçlarının önümüzdeki günlerde görüleceğini ifade ederek, dünyanın Kıbrıs Türkü'nü anladığının bu davetle ortaya çıktığını kaydetti.

Çalışmalarının dünyayla bütünleşmenin bir parçası olduğunu ifade eden cumhurbaşkanı, Kıbrıs sorunun çözümünde herkesin elindeki en önemli silahın izolasyonların kaldırılması olduğunu belirtti.

Talat'ı, Ercan Havaalanı'nda, Meclis Başkan Vekili Mehmet Bayram, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, GKK Komutanı Tümgeneral Tevfik Özkılıç, bazı bakanlar ve diğer üst düzey yetkililer karşıladı.

Talat, Ercan'da, kısa bir açıklama yapacağını ifade ederek, "Çünkü nereye gittiysek açıkladık, nerede durduysak açıkladık" dedi.

"Çok yönlü çalışmalar"

Çok yoğun bir ABD seyahati geçirdiklerini ve çok yönlü çalışmalarda bulunduklarını anlatan Talat, gezinin ABD Dışişleri Bakanı'nın davetiyle gerçekleştiğini anımsatarak, Rice ile görüştüklerini ayrıca BM Genel Sekreter'i Kofi Annan ile görüştüklerini, bu iki görüşme dışında bir çok görüşme yaptıklarını söyledi.

Bu görüşmeleri gerek kendisinin, gerek müsteşarı Raşit Pertev'in, gerekse eşi Oya Talat'ın gerçekleştirdiğini anlatan Talat, konferanslar verdiğini, gün içinde yoğun çalışmalar yaptıklarını ve son derece yararlı sonuçlarla döndüğünü düşündüğünü söyledi.

Dünyanın Kıbrıslı Türkleri anladığının, sembolik bir davet olarak ortaya konulan ABD Dışişleri Bakanı'nın davetiyle ortaya çıktığını kaydeden Talat, bunun ardından yaptıkları temaslarda çok iyi muamele görüp saygıyla ve çok iyi karşılandıklarını, Kıbrıs Türk Halkı'nın temsilcisi olarak kendilerine çok iyi muamelede bulunduklarını vurguladı.

Tüm seyahat boyunca Kıbrıslı Türkler olarak, bir dünya ile bütünleşme havası yakaladıklarını ve yaşadıklarını kaydeden Talat, Rice'a Kıbrıs Türk Halkı'nın tutumunu, duruşunu, politikalarını yazılı ve sözlü olarak bir kez daha anlattığını belirtti.

Genel Sekreter'e de aynı şekilde görüşlerini yazılı ve sözlü olarak verdiklerini kaydeden Talat, bundan sonraki dönemlerde, çeşitli üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve BM kuruluşlarından davetler aldıklarını ve aynı şekilde Kıbrıs'a ziyaret yapma ilgisi de gördüklerini kaydetti.

Geçmişte bu tür ziyaretlerden kaçınan ve resmi kuruluşlar da dahil kendilerinden uzak durmaya çalışan resmi olanlar da dahil, kuruluşların, Kıbrıs Türk Halkı'nın durumu ile KKTC'nin çalışma sistemiyle ilgilendiklerini, bunun sonuçlarının önümüzdeki dönemde görüleceğini ifade etti.

Bu çerçevede yürüttükleri çalışmaların dünyayla bütünleşmenin bir parçası olduğunu ancak bundan sonra sürekli takviye edilecek adımlarla bütün süreci sağlam bir noktaya götürmek gerektiğini ifade eden Talat, hedeflerinin tabii ki Kıbrıs sorunun çözümü olduğunu ancak buna giderken herkesin elindeki en önemli silahın Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun kaldırılması olduğunu belirtti.

Talat bundan sonraki çalışmalarda bu hedefi hep gözeteceklerini, zaten uzun bir süredir gözettiklerini ancak daha yoğun bir şekilde görüşme sürecinin başlayabilmesi için de gerekli gördükleri "izolasyonların kaldırılması" için uğraşlarını sürdüreceklerini belirtti.

KIBRIS 04/11/2005

 

Amerikan dışişlerinin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu müsteşar yardımcısı Matthew Bryza, Talat'ın Washington ziyareti için 'çok büyük adım' dedi

Amerikan dışişlerinin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu müsteşar yardımcısı Matthew Bryza, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan kısıtlamaların kaldırılması yönünde çalışacaklarını belirterek, "İzolasyonun sona erdirilmesi yoluyla adanın birleşmesi... İleriye giden yol budur" dedi.

Amerikan dışişlerinin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu müsteşar yardımcısı Matthew Bryza, Talat'ın Washington ziyareti için 'çok büyük adım' dedi

TÜSİAD'ın Washington temsilciliği ile Georgetown Üniversitesi Türk Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen Kıbrıs Forumu'nda konuşan Bryza, Kuzey Kıbrıs lideri Mehmet Ali Talat'ın geçen haftaki Washington ziyaretini 'çok büyük bir adım' diye nitelendirdi.

Kendisinin de katıldığı Talat-Rice görüşmesini ise 'yapıcı, stratejik ve hatta vizyoner' diye tanımlayan Bryza, "Havadaki bulutları dağıttık. Kıbrıslı Türk dostlarımızla açık bir stratejik vizyon geliştirdik" dedi.

ABD'nin AB içindeki dostlarıyla birlikte Kuzey Kıbrıs'ta izolasyonun kaldırılması yönündeki çabasını sürdüreceğini bildiren Bryza, bu konuda sloganların ötesine geçerek somut girişimlerde bulunmanın önemini özellikle vurguladı.

Konuşmasında Almanya'nın birleşmesinde yaşanan zorluklardan ders alınmasını da isteyen Bryza, Kıbrıs'ın güneyi ile kuzeyi arasındaki uçurumun aşılması gerektiğini savundu.

Bryza, "Kıbrıs Türklerini Avrupa'ya ve dünyaya bağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız" dedi.

Halihazırda Amerika'nın Kuzey Kıbrıs'a mali yardım yaptığını, ticaret ve yatırım olanaklarını da araştırdığını hatırlatan Bryza somut vaadlerde ise bulunmadı.

Aynı toplantıda söz alan Kuzey Kıbrıs meclis başkanı Fatma Ekenoğlu da, Kıbrıs Türklerinin yarım yüzyılı aşkın bir süredir sıkıntı çektiğini belirtti ve uluslararası topluluğu bu duruma son vermeye çağırdı.

KIBRIS 04/11/2005

 

50 İngiliz milletvekili Kuzey'de ev sahibi

Kuzey'deki Rum mallarıyla ilgili hazırlanan bir raporda Rum istihbarat servisi Kuzey Kıbrıs'ta İngiliz milletvekillerine bedava arazi ve ev verildiğini iddia etti

50 İngiliz milletvekili Kuzey'de ev sahibi

Rum Yönetiminin Kuzey Kıbrıs'taki Rum mülkleriyle ilgili hazırladığı bir raporda "50 İngiliz milletvekilinin evi ve malı var" iddiası Güney Kıbrıs'ta yankı buldu.

Rum yönetimi başkanı Papadopulos'a yakınlığı ile bilinen muhafazakar Simerini gazetesi, "İşgal Bölgelerine İlişkin KİP'ten Şok Veriler - Sahte Devlet AB Milletvekillerine Rüşvet Veriyor" başlığını kullanarak manşetten verdiği haberinde, Rum Meclisi Göçmenler Komitesi'nin dünkü toplantısında, KKTC'deki "Rum mallarına", Güney Kıbrıs'taki Kıbrıslı Türk mallarına ve mal alım-satımlarına ve bunlarla ilişkili konulara dair nihai bir raporun tamamlandığını ve raporda "şok edici" bilgiler bulunduğunu yazdı.

Gazete, tüm Rum ilgili makamlarının verdikleri "bilgilerle" hazırlanan raporun 53 sayfadan oluştuğunu ve raporda en dikkat çekici bilgilerin Rum Haber Alma Örgütü (KİP) tarafından verilenler olduğunu belirtirken, bu raporun ayrıntılarına geniş yer verdi.

Gazete, rapordaki bilgilerin 2001-2005 yıllarında dair olduğunu belirtirken, Rum Meclisi Göçmenler Komitesi başkanı Aristofanis Yeorgiu'nun yaptığı açıklamada, rapora katkı sağlayan tüm Rum daire temsilcilerinin gelecek hafta Rum milletvekillerine bilgi vermeleri amacıyla çağırılacaklarını ve bunun ardından rapora son şekli verilerek Rum Meclisi'ne sunulacağını söylediğini yazdı.

Gazete, özellikle KİP tarafından verilen "bilgilere" değinirken, bu bilgilerde, KKTC hükümetinin destek kazanmak için AB nezrinde çeşitli yöntemler denediğini ve bunlar arasında AB milletvekillerinin KKTC'ye davet edilerek misafir edilmesi ve hatta "Kıbrıslı Rumlara ait malların parasız verilmesi" yöntemlerinin olduğunu iddia etti.

Gazete, KİP'in raporunda ayrıca, KKTC'nin bu girişimlerinin özellikle İngiltere'de sonuç verdiği ve 50 İngiliz milletvekilinden oluşan "Kuzey Kıbrıs'ın Dostları" gurubunun oluşturulduğuna değinildiğini iddia ederken, bu kişilerin isimlerinin ve ilgili bilgilerin de raporda ayrıntılarıyla yer aldığını yazdı.

Gazete, söz konusu raporda KKTC'de "Kıbrıs Rum malları" alım satımıyla ilgilenen şirketler ve kişilerin isimlerinin de yer aldığını belirtirken, raporda ayrıca, Güney Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerim mallarının kullanımına ilişkin kanunun ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karşısında yetersiz kaldığı ve "tehlikeler içerdiğinin" vurgulandığını belirtti.

Fileleftheros haberi: "İşgal Bölgelerindeki Kıbrıs Rum Mallarının Satışı - İsrailliler, İngilizler ve Almanlar Oyunda" başlıkları altında verirken Rum Meclisi Göçmenler Komitesi Başkanı Yerogiu'nun yaptığı açıklamaları yansıttı.

Yeorgiu açıklamasında, Türkiye ve KKTC'nin niyetinin "Kıbrıs Rum mallarına tam olarak el koyma, yasadışı olarak kullanma ve daha sonra yabancılara satmak olduğunu" iddia etti.

Öte yandan Rum milletvekili Sofoklis Fittis ise yaptığı açıklamada, "Discover North Cyprus" adlı derginin Güney Kıbrıs'ta da satılmasına değinerek bu olayı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.

Habere göre Fittis, göçmenler komitesinde yaptığı konuşmada, İngiltere'de yaşayan bir Türk tarafından çıkarılan ve KKTC'deki "Kıbrıs Rum mallarının" reklamını yapan derginin Güney Kıbrıs'ta da satıldığını ifade ederek bu durumu şikayet etti.

KIBRIS 04/11/05

 

Rum Başsavcı Petros Klerides: Türkiye aleyhine AİHM'e yapılan toplu başvurular gereksizdir ve olumsuz sonuçlara yol açabilir

Rum Başsavcı Petros Kleridis Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye aleyhine topluca açılan davaların yarardan çok zarar getirdiğini açıkladı:

AHİM davaları bumerang oluyor

Rum Başsavcı Petros Klerides: Türkiye aleyhine AİHM'e yapılan toplu başvurular gereksizdir ve olumsuz sonuçlara yol açabilir

Rum Başsavcı Petros Kleridis Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye aleyhine topluca açılan davaların yarardan çok zarar getirdiğini açıkladı:

Güney Kıbrıs'ta en çok satan Fileleftheros gazetesi ve diğer gazeteler, Rum Başsavcısı Petros Kliridis'in önceki gün yaptığı açıklamada, Türkiye aleyhine Strasburg'taki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne, insan hakları ihlallerinden ötürü yapılan toplu başvuruların "yarar sağlamadığını" söylediğini yazdı.

Habere göre Kliridis, Rum Meclisi Ekonomi Komitesi'nde Rum Hukuk Dairesi'nin bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı açıklamada AİHM'de çok fazla sayıda başvuru bulunduğunu ve bu durumun AİHM'yi, görevini yerine getirebilme konusunda düşüncelere sevk ettiğini söyledi.

Kliridis, AİHM'nin "tüm yetkilileri" Kıbrıslı Rumların başvuruları ile başa çıkabilme yöntemlerini görüşmek üzere 21 Kasım tarihinde Strasburg'a devet ettiğini belirtirken "Kıbrıslıların Türkiye aleyhine AİHM'ye toplu başvuruda bulunma yönündeki eylemlerinin olumsuz sonuç getireceğini ve gereksiz olduklarını" ifade etti.

Kliridis, "AİHM'de büyük davalarda takip edilen prosedürün yeteri derecede yavaş olduğunu" ifade ederek Titina Loizidu davasının sonuca varması için geçmiş olan uzun süreye dikkat çekti.

Kliridis, "10 ya da 110 dava başvurusunda bulunulmasının hiçbir şeye hizmet etmediğini" ifade etti.

Rum yönetiminin yabancı mahkemelere yapmış olduğu Avrupa tutuklama kararları çıkarılması yönündeki başvuruları ise "çok önemli" olarak nitelendiren Kliridis, bunların "iyi bir gidişatta bulunduğunu" söyledi.

Politis: "Türkiye İçin Kritik Randevu - Kıbrıslı Rumların Türkiye Karşısında AİHM'ye Toplu Başvuruları Bumeranga Dönüşebilir" başlıkları altında verdiği haberinde ise Kliridis'in Titina Loizidu davasında , AİHM'nin kararının ikinci kısmının uygulanması talebinde bulunduklarını söylediğini yazdı.

Habere göre Kliridis, AİHM'nin Rum tarafını, Loizidu davasındaki kararın ikinci aşaması olan "malın barışçıl kullanımı" kararının uygulanmasını talep edip etmediğine dair Kasım ayı sonuna kadar başvuruda bulunmaya çağırdığını belirtirken kendilerinin kararın uygulanması yönündeki taleplerini hali hazırda AİHM'ye ilettiklerini ve şimdi Türkiye ve AİHM'nin cevabının beklenmekte olduğunu söyledi.

Kliridis, "Ksenidi Aresti" davasına da değinerek, davanın şimdiye kadar birçok aşamadan geçtiğini ancak henüz davanın özüne bile gelinmediğini vurguladı.

KIBRIS 04/11/05

 

Yerleşik" sayısının belirlenmesine AB'den destek

Fileleftheros, Avrupa Parlamentosu üyesi Yannakis Matsis'in "yerleşik" (TC kökenli vatandaşlar) konusunun yeniden gündeme getirilmesi talebinin AP tarafından olumlu karşılandığını belirterek, Avrupa Komisyonu'nun "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin kimlerin "yerleşik" kimlerin ise yerli olduğunun belirlenmesi amacıyla tüm Ada'da nüfus sayımı yapılması şeklindeki talebini desteklemeye hazır olduğunu belirttiğini yazdı.

Habere göre, Avrupa Komisyonu nüfus sayımının kendi yetkisinde olmadığını belirterek, bunun için uygun kurum olarak Avrupa Konseyi'ni önerdi.

Matsis ise Rum Yönetimi'nin, nüfus sayımı için Avrupa Konseyi'ne resmi talepte bulunması gerektiğini belirtti.

KIBRIS 04/11/05

 

İki farklı mekanda bayram tebriği yapıldı

Cumhurbaşkanlığında geleneksel tebrik, geçmiş yıllardan farklı olarak cumhurbaşkanı tarafından yalnız gerçekleştirildi. Talat, eşiyle tebrik kabul etti

İki farklı mekanda bayram tebriği yapıldı

AYRI MEKANLARDAYDILAR... Cumhurbaşkanlığındaki geleneksel bayram tebriği, bu yıl geçmiş yıllardan farklı olarak, Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı ile değil, eşiyle birlikte tebrik kabul etti. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Memişoğlu ise Güvenlik Kuvvetleri Komutanı ve tümen komutanlarıyla birlikte Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanlığı'nda halka bayramlaştı

GERGİNLİK, İTİRAZ, KAVGA YOK... Bayramlaşmayla ilgili yeni uygulamanın altında bir şey aranmamasını isteyen Talat, "Doğru olan budur, bunu yapıyoruz. Yoksa bir şeyi değiştirmek, bir şeyi yanlıştı geride bırakmak amacıyla değil, doğru olanın bu olduğu inancıyla gerçekleştiriyorum. Gayet açıktır. Bütün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına yapılıyor bu bayram kutlaması. Olaya bu şekilde bakınız lütfen. Bunun herhangi bir gerginlikle, itirazla, kavgayla bir alakası yok" dedi

KIBRIS 05/11/05

 

AK Parti ile DİSİ arasında havaalanı krizi

DİSİ, AKP'yi Kıbrıs'a davet etti... AKP yetkilileri Ercan'dan gelmek istedi... DİSİ Larnaka Havaalanı'nda ısrar etti, AKP yetkilileri gelmekten vazgeçti

AK Parti ile DİSİ arasında havaalanı krizi

ERCAN ISRARI ZİYARETİ ENGELLEDİ... AK Parti ile güneydeki anamuhalefet partisi DİSİ arasında "havaalanı" krizi yaşandı. Güney Kıbrıs'a davet edilen AK Parti, Ercan Devlet Havaalanı'ndan gelmekte ısrar edince, ziyaret gerçekleşmedi. DİSİ, Ercan'dan Güney Kıbrıs'a gelmeyi isteyen AK Parti'ye Larnaka Havaalanı'nı adres gösterdi

MEKTUP DİPLOMASİSİ FAYDA ETMEDİ... İki parti arasında yapılan mektup diplomasisinde AK Parti, güneye Ercan Devlet Havaalanı'nı kullanarak gidebileceklerini iletti. Rumlar ise "Ercan Havaalanı'ndan gelirseniz yanlış anlaşılma olur" diye yanıt verdi. AK Parti'nin olumsuz görüş bildirmesi üzerine DİSİ üçüncü bir ülkeden Larnaka'ya gelinmesi formülü ortaya attı. Ancak AK Parti bu formüle de sıcak bakmayarak, daveti kabul etmekten vazgeçti

 

AK Parti ile Rum anamuhalefet Partisi DİSİ arasında "havaalanı" krizi yaşandı. Güney Kıbrıs'a davet edilen AK Parti, Ercan Havaalanı'ndan gelmekte ısrar edince, ziyaret gerçekleşmedi. DİSİ, Ercan Havaalanı üzerinden Güney Kıbrıs'a gelmeyi isteyen AK Parti'ye Larnaka Havaalanı'nı adres gösterdi. İki parti arasındaki mektup diplomasisinin ardından AK Parti, Güney Kıbrıs'a yapmayı planladığı ziyareti gerçekleştirmemeye karar verdi.

İHA'nın haberine göre Kıbrıs sorununun çözümü sürecinde Rum yönetiminden sürpriz bir davet alan AK Parti, yaklaşık 9 aylık bir değerlendirmenin ardından daveti reddetti. AK Parti'nin Güney Kıbrıs'a yapacağı ziyaret, "havaalanı" engeline takıldı. AK Parti, Ercan Havaalanı üzerinden güneye giriş yapmakta ısrar etti. Ancak, Rum tarafı Larnaka Havaalanı'ndan giriş yapılabileceğini belirtince, AK Parti ziyareti gerçekleştirmekten vazgeçti.

İki taraf arasında "havaalanı" sorununun yaşandığı süreçte AK Parti "Ercan Havaalanı", DİSİ ise "Larnaka Havaalanı" şartını öne sürdü. Karşılıklı mektuplaşmayla şartların ortaya konulduğu süreçte AK Parti, daveti prensipte kabul ettiğini, ancak güneye doğrudan değil Ercan Havaalanı'nı kullanarak gidebileceklerini iletti. AK Parti'nin yazılı cevabını değerlendirmeye alan Rumlar ise, "Biz yakınlaşmak istiyoruz. Ercan Havaalanı'ndan gelirseniz yanlış anlaşılma olur" diyerek endişelerini AK Parti'ye bildirdi. AK Parti'nin bir kez daha olumsuz görüş bildirmesi üzerine DİSİ bu kez, "Üçüncü bir ülkeden Larnaka'ya gelebilirsiniz" formülü ortaya attı. Ancak AK Parti bu formüle de sıcak bakmayarak, daveti kabul etmekten vazgeçti.

AK Parti ile Güney Kıbrıs Anamuhalefet Partisi arasında Ankara'da başlayan diyalog Ada'ya taşınamadı. DİSİ lideri Nikos Anastasiadis, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın en yakın kurmaylarını mart ayında Güney Kıbrıs'a davet etmişti. Anastasiadis'in yazılı talebi karşısında kararsızlık yaşayan AK Parti, konuyu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık ettiği Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında değerlendirdi. Davet sürecinin masaya yatırıldığı toplantıda, Rum tarafının "Ercan Havaalanı" şartını kabul etmemesi nedeniyle ziyaret gerçekleştirilemedi.

AK Parti ile DİSİ arasında "havaalanı" anlaşmazlığı yaşandı. AK Parti, DİSİ'den gelen davet üzerine geniş kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Daveti prensipte olumlu karşıladığını belirten AK Parti, ziyaretin ancak KKTC üzerinden gerçekleşebileceğini bildirdi. Atina üzerinden Güney Kıbrıs'a gidilmesinin mümkün olmadığına işaret eden AK Parti, "Biz ilişkilerimizin gelişmesi için gelmek istiyoruz, ama KKTC üzerinden geliriz. Ercan Havaalanı'nı kullanarak Rum kesimine geçeriz" cevabını iletti. Bunun üzerine AK Parti'ye bir mektup gönderen güney anamuhalefet partisi, "Biz iki tarafın yakınlaşmasını istiyoruz. Ancak Ercan Havaalanı'ndan gelirseniz burada yanlış anlaşılma olur" diyerek endişelerini dile getirdi. AK Parti'nin bir kez daha olumsuz görüş bildirmesi üzerine DİSİ bu kez yeni bir mektup kaleme alarak, "Bize Atina üzerinden gelmek istemiyorsanız başka üçüncü bir ülkeden Larnaka'ya gelebilirsiniz. Üçüncü bir ülkeden Larnaka'ya gelebilirsiniz. Böylece doğrudan gelmemiş olursunuz. Avrupa başkentleri üzerinden gelmiş olursunuz" formülü ortaya attı. Ancak AK Parti bu formüle de sıcak bakmayarak, "Bizi Ercan Havaalanı üzerinden kabul ederseniz, gelmeye hazırız" diyerek topu Rum tarafına attı.

Şubat ayında Türkiye'ye gelerek hem Başbakan Erdoğan, hem AK Parti kurmaylarıyla görüşmeler yapan DİSİ Lideri Nikos Anastasiadis, mart ayında AK Parti yönetimini güneye çağırmıştı. Türk ve Rum yönetimi heyetleri arasında 46 yıl aradan sonra ilk kez gerçekleştirilen toplantılarda, iki parti arasındaki karşılıklı ziyaretlerin sürdürülmesi kararlaştırılmıştı. Anastasiadis, AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'ye gönderdiği davet mektubunda, iki parti arasında karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesini sağlamak amacıyla parti kurmaylarının Güney Kıbrıs'a davet etmişti.

KIBRIS 05/11/05

 

ABD, Kuzey Kıbrıs'taki küçük çaplı sanayiyi kalkındırmayı amaçlıyor

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya Bölgesinden Sorumlu Müsteşarı Matthew Bryza, Talat'ın Washington ziyaretiyle ilgili açıklamalarda bulundu:

ABD, Kuzey Kıbrıs'taki küçük çaplı sanayiyi kalkındırmayı amaçlıyor

TARIM İTHALATI BAŞLATMAK İSTİYORLAR... ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya Bölgesinden Sorumlu Müsteşarı Matthew Bryza, ABD'nin direkt yardımla Kuzey Kıbrıs'taki küçük çaplı sanayiyi kalkındırmayı amaçladığını, Kuzey'den ABD'ye tarım ithalatı başlatmak istediklerini açıkladı. Bryza bu adımların ABD kanunları nedeniyle zaman alabileceğini de belirtti

İZOLASYONLARIN KALKMALI... Bryza, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Washington ziyaretinin, ABD tarafından atılmış büyük bir adım olduğunu da belirterek, izolasyonların kaldırılmasının Kıbrıs'ta iki tarafın birleşmesi için en iyi yol olduğunu söyledi

 

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya Bölgesinden Sorumlu Müsteşarı Matthew Bryza, ABD'nin direkt yardımla Kuzey Kıbrıs'taki küçük çaplı sanayiyi kalkındırmayı amaçladığını, Kuzey'den ABD'ye tarım ithalatı başlatmak istediklerini açıkladı. Bryza bu adımların ABD kanunları nedeniyle zaman alabileceğini de belirtti.

Bryza, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Washington ziyaretinin, ABD tarafından atılmış büyük bir adım olduğunu da belirterek, izolasyonların kaldırılmasının Kıbrıs'ta iki tarafın birleşmesi için en iyi yol olduğunu söyledi.

İHA'nın haberine göre TÜSİAD Washington Temsilciliği tarafından düzenlenen Kıbrıs konulu panelde konuşan Bryza, Talat'ın Washington ziyaretiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Talat'ın, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezaa Rice ile Rice'ın ofisinde bir araya geldiğine kendisinin de inanamadığını belirten Bryza, " Talat'ın ziyareti büyük bir adımdı. Nihayet Kıbrıslı Türk bir liderin Rice'ın ofisinde oturduğuna ve mümkün olan en büyük makamdan (ABD Dışişleri Bakanı) çok büyük saygı gördüğüne kendim de inanamadım. Çok yapıcı, stratejik bir görüşme oldu. Kıbrıs'ın, izolasyonların kaldırılması suretiyle yeniden birleştirilmesi doğrultusundaki ortak amacımızı nasıl hayata geçirebileceğimiz konusunda bir çerçeve ortaya koydu" diye konuştu.

ABD tarafının Kıbrıs konusuna açıklık getirdiğini ifade eden Bryza, "Kıbrıs'la ilgili havaya açıklık getirdiğimize inanıyorum. Kıbrıslı Türkler ve Avrupa Birliği'ndeki dostlarımızla ortak bir siyasi vizyon geliştirdik. Şimdi bu kemiğin ete bürünmesinin vakti geldi" dedi.

Kıbrıs konusunda politik retoriğin ilerisine geçilmesi gerektiğini ve "bir taraf kazanırsa öbür taraf kaybetmiş olacak" mantığından kurtulmak gerektiğini kaydeden Bryza, Talat'ın her söylediğinin stratejik bir vizyonu yansıttığını belirterek, "İzolasyonların kaldırılması, yeniden birleşmeye doğru gitmenin en iyi yolu" şeklinde konuştu. Bu amaç yolunda birleşme yanlısı havayı desteklemek ve

Kıbrıslı Türklerin ekonomisinin dünya ekonomisiyle olan bağlarını güçlendirmek gerektiğini belirten Müsteşar Bryza, Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki ekonomik farklılıkların azaltılmasının birleşmeyi kolaylaştıracağını belirtti. Bryza, izolasyonların kaldırılmasında sembolik jestlerin büyük katkısı olacağını da söyleyerek, "Sembolik jestler somut siyasi ya da ekonomik adımları içermeli. Talat'ın ziyareti büyük bir adımdı" dedi.

Direkt yardım ve tarım ithalatı

Ekonomik açıdan yapılabileceklere de değinen Bryza, ABD'nin direkt para yardımıyla Kuzey Kıbrıs'taki küçük çaplı sanayii kalkındırmayı amaçladığını ve Kuzey'den ABD'ye tarım ithalatı başlatmak istediklerini söyledi. Bu adımların ABD kanunları nedeniyle zaman alabileceğini belirten Bryza, "Öte yandan ortada bazı çok önemli Amerikan ulusal çıkarları var" dedi.

Terörle savaş, insan kaçakçılığı, kara para aklama gibi konularla başa çıkılmasında, ABD'nin Kıbrıs'ın işbirliğine değer vereceğini belirten Bryza, en iyi yolun bu tür küresel sorunlarla birlik içinde baş edilmesi olduğunu belirterek, "Bu konular bizim için büyük ulusal çıkar meseleleri oluşturuyor. Kıbrıslı Rum ve Türk taraflarıyla işbirliği yapmak bizim görevimiz" diye konuştu.

Bryza, ABD olarak kendilerinin hiçbir zaman BM barış sürecine olan ilgilerini kaybetmediklerini de belirterek, "Barış sürecinden Genel Sekreter Kofi Annan sorumludur. Kendisi iki tarafın da barış görüşmelerine yeniden başlamaya hazır olduğu vakit süreci başlatacak. Biz 'barış görüşmeleri başlasın' diyemeyiz. O konu Annan'a ait. Her türlü desteği vermeye hazırız" dedi.

Panelde konuşan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu da, Talat'ın Washington'a davet edilmesinden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, olumlu mesajların Güney Kıbrıs'a ulaşmış olduğunu umduğunu belirtti.

KIBRIS 05.11.05

Papadopulos: Fransa bizi destekliyor

Fransa'da resmi temaslarda bulunan Kıbrıs Rum lideri Tasos Papadopulos, dün Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile çalışma yemeğinde bir araya geldi

Papadopulos: Fransa bizi destekliyor

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorununda Fransa'nın kendilerini desteklediğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Paris'te bulunan Papadopulos ile çalışma yemeğinde bir araya geldi.

Görüşmeden sonra basına açıklama yapan Papadopulos, "Kıbrıs sorunuyla ilgili verdiği destekten dolayı Cumhurbaşkanı Chirac'a teşekkür ettim" dedi.

Bu arada, Fransa Cumhurbaşkanlığı sözcülüğü tarafından yapılan açıklamada, Chirac'ın Rum liderine, Kıbrıs sorununun BM gözetiminde en kısa zamanda çözülmesi dileğini ilettiği belirtildi. Chirac, ayrıca, AB'nin Kıbrıs sorununun toptan çözülmesini desteklediğini kaydetti.

Görüşmeden sonra dışişleri bakanlarının imzasıyla yayımlanan ortak açıklamada ise Fransa ve Rum yönetiminin Avrupa ve uluslar arası konularda görüşlerinin birbirine çok yakın olduğu belirtildi.

Papadopulos, Fransız İşadamları Derneği (MEDEF) ile dün sabah yaptığı toplantıda, Fransız yatırımcıları, ülkesine davet etmişti. Gelecek yıl 1 milyar avro tutarında enerji merkezi inşaatı ve işletmesi için ihale açılacağını belirten Papadopulos, Fransız şirketlerinin bu yatırımla yakından ilgilendiğini söylemişti.

Fransa'nın geçen yıl Rum kesimine 286.5 milyon avro tutarında ihracat yaptığı, buradan yapılan ithalatın ise 12.2 milyon avro civarında olduğu bildirildi.

KIBRIS 05.11.05

RMMO'nun albay rütbesindeki Yunan subayı, Kıbrıslı Rumlara hakarette bulundu: Kıbrıslılar çingene ve cahil

40 YIL GERİDEN GELİYORLAR... RMMO'nun albay rütbesindeki Yunan subayının, RMMO askerlerinin tasarrufunda Che Guavera afişi ve Aris Veluhiotis kitabı bulunmasından rahatsız olduğu, RMMO askerlerine ceza verdiği, küçük düşürücü ve ağır konuştuğu bildirildi. Asker aileleri söz konusu albayın "Kıbrıslılar ilerici olmak bir yana, 40 yıl geriden geliyorlar. Çingene ve cahildirler" diye bağırdığını söyledi

RMMO'nun albay rütbesindeki Yunan subayı, RMMO askerlerinin tasarrufunda Che Guavera afişi ve Aris Veluhiotis kitabı bulunmasından rahatsız oldu ve RMMO askerlerine ceza verdi, küçük düşürücü ifadeler kullanarak ağır konuştu.

Asker aileleri söz konusu albayın "Kıbrıslılar ilerici olmak bir yana, 40 yıl geriden geliyorlar. Çingene ve cahildirler" diye bağırdığını söyledi.

Rum polisi ile Rum Milli Muhafız Ordusu'nun ortaklaşa yürüttüğü "Argonot 2005" kod isimli arama-kurtarma tatbikatının dün Mari'deki "Evangelos Florakis Deniz Üssü" açıklarında gerçekleştirildiği bildirildi.

Simerini "Argonot... Seferberliği - 'Argonot' Tatbikatında Milli Muhafız Ordusu-Polis Eşgüdümü - Ordu'nun ve Polis'in Toplam 14 Birim ve Alt Birimi Yer Aldı" başlık ve spotlarıyla aktardığı haberinde bu yıl ikincisi gerçekleştirilen tatbikatın; terör, cürüm faaliyetlerinin ve kaçak göçün önlenmesi amacıyla Rum polisi, RMMO ve diğer birimler arasındaki eşgüdümün geliştirilmesi, doğru ve süratli müdahale edilmesini hedeflediğini yazdı.

Gazete önceki gün sabah saatlerinde gerçekleştirilen tatbikatta terörist saldırı, gemide yangın, kazazedelerin ve terörist saldırı sonrasında bir binada mahsur kalanların kurtarılması senaryolarının canlandırıldığını, tatbikata katılan bütün birimlerin (RMMO, polis, Rum Arama Kurtarma Birimi, Sivil Savunma, Sivil Havacılık ve Liman Başkanlığı) mükemmel bir eşgüdüm içinde çalışarak başarıya ulaştıklarını yazdı.

Gazeteye göre tatbikatı Yunanistan'ın Güney Kıbrıs'taki Büyükelçisi Rallis, RMMO Komutanı Athanasios Nikolodimos ve Rum Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Petros Kareklas izledi. Agronot 2005'e benzer bir tatbikat da kısa süre önce Yunanistan'da Gavdu deniz bölgesinde icra edildi.

Fileleftheros "Zigi'de (Terazi) Teröristler, Korsanlar ve Kimyasal Maddeyle Saldırı -Ordu ve Polisin Ortak Tatbikatında Gerçekçi Senaryolar" başlığıyla yansıttığı haberinde "Agronot 2005" tatbikat senaryosunda yer alan senaryoların canlandırılmasında polis helikopterleri, RMMO'nun ve Rum Liman Başkanlığı'nın özel tekneleri, Rum Arama Kurtarma Birimi (EMAK) mensupları, Rum Polis Çevik Kuvveti (MMAD) Anti Terör Timi'ne mensup balıkadamlar, itfaiye, polis ve RMMO'nun hava, deniz birimleri ile komandoların yer aldığını haber verdi.

Politis haberi "Polis-Ordu Ortak Tatbikatı -'Argonot 2005' Nefes Kesti" başlığıyla yansıtırken MAHİ "Argonot 2005 Operasyonu" başlığını kullandı. Bütün gazeteler tatbikattı görüntüleyen fotoğraf karelerine yer verdi.

Yunan albay: "Kıbrıslılar çingene ve cahil"

Haravgi "Aris Veluhiotis Ordu Subayını Sinirlendirdi -Kıbrıslı Askerlere Küçük Düşürücü Konuştu ve Küfretti" başlığıyla yansıttığı haberinde bir süre önce bir RMMO birliğini denetleyen RMMO'nun Albay rütbesindeki Yunan subayının, RMMO askerlerinin tasarrufunda Che Guavera afişi ve Aris Veluhiotis kitabı bulunmasından rahatsız olduğunu, fotoğrafları bulunduran 2 RMMO askerine 20'şer gün hapis cezası verdiğini ve geriye kalanlarına da küçük düşürücü ve ağır konuştuğunu yazdı.

Gazete asker ailelerinin bu gazeteyi arayarak söz konusu albayın "Kıbrıslılar ilerici olmak bir yana, 40 yıl geriden geliyorlar. Çingene ve cahildirler" diye bağırdığını, Guavera'nın afişini indirip Veluhiotis'in kitabını attıktan sonra birliği terk ettiğini şikâyet ettiklerini yazdı.

Gazeteye göre aileler "RMMO'da halen antikomünizm döneminin psikolojik savaşlarına benzeyen eski zihniyetin hâkim olduğunun göründüğüne dikkat çektiler ve RMMO komutanı ile Rum Savunma Bakanı'nı, duruma müdahale ederek; Veluhiotis okuyan ve Guavera afişi asanların cezalandırılmaması için devreye girmelerini istediler."

KIBRIS 05.11.05

Talat yalnız kaldı

KKTC'de 30 yıllık gelenek yıkıldı. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın sadece eşiyle yaptığı bayramlaşma törenine, Türk Büyükelçisi ile Barış Gücü Komutanı katılmadı

SEFA KARAHASAN Lefkoşa / UTKU ÇAKIRÖZER Ankara


Kıbrıs'ın kuzeyinde 30 yıldır süren, dini ve resmi bayramlarda Kıbrıslı Türk yetkililerle Türkiye'nin siyasi ve askeri temsilcilerinin kutlamaları birlikte kabul etmeleri geleneği 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile birlikte son buldu. Talat'ın sadece eşiyle yaptığı bayramlaşma törenine, Türkiye'nin askeri ve diplomatik temsilcilerinin protestoları damgasını vurdu.
Cumhurbaşkanlığı'nda eşi Oya Talat'la halka açık bayramlaşmaya katılan Talat'ın, bu tavrıyla, uluslararası kamuoyuna "KKTC'yi bağımsız bir iradenin yönettiği" mesajını vermek istediği yorumları yapıldı. Talat'ın 11.00'deki kabulü üzerine Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Memişoğlu da, Talat'tan 1 saat önce Alay Komutanlığı'nda bayramlaşma düzenledi. Türkiye Büyükelçisi Aydan Karahan ise, adada olmasına rağmen hiçbir etkinliğe katılmadı.
Bayramlaşmada konuşan Talat, değişikliğin doğal olduğunu ve bayramlaşmayı KKTC halkı adına yaptıklarını vurgulayarak şunları söyledi:
"Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Doğaldır ki, bayramlaşmada kendi mekânında böyle bir yöntemi uygular, doğru olan budur. Amaç birşeyi değiştirmek ya da yanlışı geride bırakmak değil. Doğru olanın bu olduğuna inandığım için yapıyorum. Bunun herhangi bir gerginlikle, itilafla, kavgayla alakası yok."
Talat'ın bayram tebriğine Başbakan Ferdi Sabit Soyer, bakanlar katılırken, Karahan, Memişoğlu ve KKTC hükümetine bağlı Güvenlik Kuvvetleri Komutanı (GKK) Tümgeneral Tevfik Özkılıç katılmadı. Karahan'ı Müsteşar Mehmet Toroy, Memişoğlu'nu da Tuğgeneral Salih Cengavercem temsil etti.

Alternatif bayramlaşma
Talat'ın bu tavrı üzerine Memişoğlu da saat 10.00'da Lefkoşa Alay Komutanlığı'nda halka açık bir bayramlaşma düzenledi. Buradaki törene Özkılıç'ın da katılması dikkati çekerken, tümen ve tugay komutanlarının yanı sıra KKTC'nin ilk cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da yer aldı. Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise önce Memişoğlu'nun, ardından Talat'ın bayramlaşmasında bulundu. Ankara'nın GKK'ya atadığı Özkılıç'ın, KKTC hükümetine bağlı bir kurumun başında olmasından dolayı katılması gereken bayramlaşmaya gelmemesi "Türkiyeli subayların tepkisi" olarak algılandı.
Bayramlaşma geleneğindeki değişikliği "hata" olarak niteleyen Denktaş, "Ateşe benzin dökmeyin. Bu devletle Türkiye arasında güç birliğini, gönül birliğini gösteren bir olguydu.Umarım yeniden düşünür ve hallederler" dedi. Denktaş, Talat'ın bayramlaşmasına neden gitmediğiyle ilgili soruya da "Gazimağosa'da işim var. Oraya yetişmem gerekiyor" yanıtını verdi. Denktaş, Talat'ın bayramını bir mektupla kutlamıştı.

Dışişleri ne dedi?
Karahan'ın Ankara'nın tercihiyle bayramlaşmalara katılmadığı öne sürülürken, Dışişleri bu bilgiyi doğrulamadı. Yetkililer, Karahan'ın 'büyükelçilik personeliyle bayram kutlaması düzenlediği' gerekçesiyle diğer törenlere katılmadığını bildirdi. Büyükelçilikte arefe günü bayramlaşma yapıldığı öğrenilirken, Dışişleri yetkilileri şu bilgileri verdi: "KKTC'de cumhurbaşkanı, Türk Barış Kuvvetleri komutanı ve Türkiye büyükelçisi bu yıl toplu tören yerine kendi içlerinde ayrı bayramlaşmalar düzenlemiştir. Zaten kimse kimseye davette bulunmamıştır. Karahan, cumhurbaşkanı devletin başı olduğu için, o törene müsteşarı göndermiştir."

MILLIYET  05.11.05

Talat: Türkiye'nin gölgesiyle olmuyordu



KKTC'de Ramazan Bayramı nedeniyle iki ayrı kabul töreni yapılması tartışmalara yol açtı.
30 yıldır dini ve resmi bayramlarda KKTC Cumhurbaşkanı kutlamaları Türkiye'nin KKTC Büyükelçisi ve Barış Kuvvetleri Komutanı ile birlikte kabul ediyordu. Bu Ramazan Bayramı'nda ise Talat, bu uygulamaya son verdi. Kutlamaları tek başına kabul etti.
Bu gelişme üzerine Barış Kuvvetleri Komutanı Korg. Hasan Memişoğlu Talat'ın törenine katılmadı, ayrı bir bayramlaşma töreni düzenledi. Türkiye'nin KKTC Büyükelçisi Aydan Karahan ise iki törene de katılmadı.

'Devlet miyiz, değil miyiz?'
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, başlattığı uygulamaya ilişkin eleştirileri "haksız ve yersiz" buluyor. Talat, dünkü görüşmemizde, törenlerde KKTC Cumhurbaşkanı ve diğer yetkililerinin "ev sahibi" olarak kutlamaları kabul etmelerinin doğru olduğunu, eski uygulamanın ise KKTC'nin bağımsızlığına gölge düşürdüğünü savundu. Talat, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bir devleti cumhurbaşkanı temsil eder. Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Ben KKTC'nin cumhurbaşkanıyım. Törenlerde devleti benim temsil etmem gerekir. Ben buna inandığım için bu uygulamaya geçtim. Doğrusunun bu olduğuna inanıyorum. Bunda alınganlık gösterecek bir şey yok. Uygulamanın eleştirilmesinin tek nedeni var. Diyorlar ki, eskiden böyle değildi. Değildi ama yanlıştı. Şimdi doğruyu yapıyoruz. Bundan sonra da böyle yapacağız."

'Gölgeli bağımsızlık'
Talat, Türkiye'nin KKTC'nin bağımsızlığını tanımış tek devlet olarak, bu uygulamayı desteklemesi gerektiğini de vurgulayıp şöyle devam etti:
"KKTC bağımsız devlettir, diyoruz. Türkiye de KKTC'yi tanıyor. KKTC ayrı bir devlettir, ayrı bir demokrasidir, ayrı demokratik kurumları vardır. Bu niteliklerimizi güçlendirmeliyiz. Kurumlaşmamızı kökleştirmeliyiz. KKTC'yi bizler yücelteceğiz. Hem bunları savunup hem de gölgeli bir görüntü vermek doğru değil.
Bir bakıma KKTC'yi, kendi kendini inkâr oluyordu. Eski törenlerde KKTC'nin bağımsızlığı konusunda Türkiye'nin gölgesi düşüyordu hem de uluslararası toplumda bizi zayıf gösteriyordu. Düşünebiliyor musunuz, KKTC bağımsız diyoruz ama törenlerde KKTC Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin büyükelçisi, Barış Kuvvetleri Komutanı ve Türkiye'den atanan İç Güvenlik Kuvvetleri Komutanı birlikte kabul yapıyorlar, birlikte ev sahipliği yapıyorlar ama KKTC'nin Meclis Başkanı, KKTC'nin Başbakanı ev sahibi olarak yer alamıyor. Onlar da kutlayıp geçiyorlar. Bu hoş bir görüntü müdür, doğru bir görüntü müdür?"

'Asıl ben alınıyorum'
Talat, bu uygulama nedeniyle Türkiye ve Türkiye'nin KKTC'deki temsilcilerinin alınganlık göstermemesi gerektiğini de şöyle savundu:
"Ben ABD'de olduğum sırada tören hazırlıkları yapıldı. Ben olmadığım için sonradan bir sorun yaşanıp yaşanmadığını veya bir gelişme olup olmadığını bilmiyorum. Ama Türkiye'nin, Türkiye'nin KKTC'deki temsilcilerinin alınacağı bir durum yok. Aksine, bu tavrım Türkiye'nin ve KKTC'nin tezlerine daha uygun bir tavırdır. Eski görüntü uluslararası temaslarda da sorun yaratıyordu. Asıl ben alınıyordum.
Çünkü, yabancı diplomatlar geliyordu, konuşuyordum. Ama bana 'Ne kadar yetkilisiniz?' diye soruyorlardı. Tabii ki, 'Yetkiliyim' diyordum ama bu sorular beni rahatsız ediyordu.
İşte bu tür sorulara bu tür görüntüler neden oluyordu. Madem KKTC bağımsız bir devlet, madem Türkiye bunu tanıyor, o halde öncelikle Türkiye'nin bu görüntüye dikkat etmesi gerekir. KKTC'ye, bağımsızlığına gölge düşmemesi için önce Türkiye'nin özen göstermesi gerekir. Bundan sonra 15 Kasım kuruluş törenlerinde olsun, 20 Temmuz törenlerinde olsun, aynı sistemi uygulayacağız."

FIKRET BILA MILLIYET 06/11/05

 

TC Lefkoşa Büyükelçiliği, bayram tebriğiyle ilgili haberler üzerine açıklama yaptı:Cumhurbaşkanıyla bayram tebriği yazılı teati edildi

BÜYÜKELÇİYLE İLGİLİ YAKIŞIKSIZ İFADELER... Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Müşavirliği dün bayram tebriğiyle ilgili yaptığı açıklamada, bazı gazetelerde büyükelçiyi ilgilendiren gerçek dışı ve kimi yakışıksız ifadelerin yer aldığının görüldüğü kaydedilerek, "Gerçek olan, bu yıl Şeker Bayramı tebriğinin Sayın Cumhurbaşkanı ile Büyükelçi arasında yazılı olarak teati edilmiş bulunmasıdır" denildi

 

Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Müşavirliği, Cumhurbaşkanlığı'nda önceki günkü bayram tebriğiyle ilgili bazı gazetelerde yer alan haberler üzerine açıklama yaptı.

Açıklamada, bazı gazetelerde büyükelçiyi ilgilendiren gerçek dışı ve kimi yakışıksız ifadelerin yer aldığının görüldüğü kaydedilerek, "Gerçek olan, bu yıl Şeker Bayramı tebriğinin Sayın Cumhurbaşkanı ile Büyükelçi arasında yazılı olarak teati edilmiş bulunmasıdır" denildi.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın 24 Ekim tarihinde Büyükelçi'ye gönderdiği "Sayın Büyükelçim, şahsım ve Kıbrıs Türk halkı adına, şahsınızda tüm Büyükelçilik mensuplarının Ramazan Bayramı'nı gönülden kutlar, saygılar sunarım" ifadelerini içeren mesaj metnine yer verilen açıklamada, Büyükelçi Aydan Karahan'ın da 28 Ekim'de Cumhurbaşkanı Talat'a şu mesajı gönderdiği bildirildi:

"Lütfedip gönderdiğiniz bayram mesajınız için şükranlarımı sunarım. Ben de şahsım ve Büyükelçiliğimiz mensupları adına Zat-ı Devletlerinin ve değerli şahsınızda KKTC'li kardeşlerimizin Şeker Bayramı'nı kutlar, en derin saygılarımı arz ederim."

TC Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Müşavirliği açıklamasında şöyle denildi:

"Büyükelçimiz, bu mesaj teatisi dışında Cumhurbaşkanlığı'ndan başkaca bir davet almamıştır. Basın yoluyla yapılan 'davette Sayın Cumhurbaşkanı ve muhterem eşlerinin 'halkımızın Ramazan (Şeker) Bayramı tebriklerini kabul edecekleri' belirtildiği cihetle, bu duyuru Büyükelçimize yönelik bir davet olarak algılanmamıştır.

Kabul töreninin nasıl düzenleneceği elbette Sayın Cumhurbaşkanı'nın taktirlerine kalmıştır. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı bu yıl bayram tebriğinin Büyükelçimizle yazılı mesaj yoluyla teati edilmesini uygun bulmuşlardır. Protokolün icaplarını aynen uygulamak, büyükelçinin hak ve yükümlülükleri arasındadır.

Saygıyla duyurulur."

KIBRIS 06/11/2005

Rum ve Yunanistan Türkiye'yle ilgili metinden memnun

Avrupa Komisyonu'nun gelecek çarşamba günü benimsemesi beklenen Türkiye'yle ilgili iki metinde; Ankara'nın gümrük birliğini hayata geçirmekle ve bütün üye ülkelerle ilişkilerini normalleştirmekle yükümlü olduğunun açık ve net şekilde ifade edildiği, bunun da Rum ve Yunan tezlerini tatmin ettiği bildirildi.

Mahi Gazetesi, "AB'nin Türkiye'yle İlgili Metinleri Lefkoşa ve Atina'nın Tezlerini Tatmin Ediyor - Gelecek Çarşamba Benimsenmeleri Bekleniyor" başlığıyla yansıtan gazete, yetkili komiser Olli Rehn'in aynı metinde; Türk-Yunan ilişkilerine ilişkin Atina'nın taleplerini tatmin ediyor göründüğünü yazdı.

Gazeteye göre Avrupa Komisyonu Çarşamba günü tamamen Türkiye'yle ilgili iki metin ve bütün aday ülkeleri ilgilendiren (Strategy Paper) bir de ortak metni benimsemesi bekleniyor. Türkiye'yle ilgili metinlerden biri; Kasım 2004 tarihli önceki rapordan bugüne kadar geçen dönemde cereyan eden her şeyin kaydedildiği yıllık ilerleme raporudur. Bu rapor Bakanlar Konseyi'ni bilgilendirmek amacıyla sunulacak.

Gazete, ikinci metnin ise gözden geçirilmiş ortaklık ilişkisiyle ilgili ve çok daha önemli olduğunu, çünkü üyelik müzakerelerinin tabi olacağı yol haritasını da teşkil edeceğini yazdı. Bu belgenin de bakanlar konseyine sunulacağını ve özel çoğunlukla benimsenmesi gerektiğini hatırlatan MAHİ, haberini özetle şöyle sürdürdü:

"AB kaynaklarına göre gözden geçirilmiş ortaklık ilişkisi belgesi Türkiye'ye bir dizi önşart koşuyor. Bunların kısa vadede (2 yıl içinde) yerine getirilmesi gerekiyor. Bu önşartlar hem Türkiye'nin komşu ülkelerle (Yunanistan ve Kıbrıs) ilişkileriyle ilgilidir hem de iç konularla (demokratikleşme, azınlıklar, vb) ilgilidir.

Belgede, Kıbrıs'la ilgili olarak; 25'lerin; Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadığına ilişkin tek yanlı deklarasyonuna yanıt teşkil eden 21 Eylül tarihli karşı deklarasyonunun noktalarını içeriyor. Böylece Ankara, diğer şeyler yanında deniz limanlarını Kıbrıs gemilerine açmasının da dahil olduğu; gümrük birliği protokolünü uygulamayı ileri götürmeye çağrılıyor.

Avrupa kaynaklarının izah ettiği üzere bu yükümlülüğün kısa vadeli yükümlülükler arasına girmiş olması, Türkiye'nin, bunları yapmak için önünde iki yılı bulunduğu anlamına gelmiyor, ancak 25'lerin belirlemiş olduğu takvim içerisinde, yani 2006'da uyması gerekiyor.

Türkiye'nin kısa vadeli yükümlülükleri arasında; bütün üye ülkelerle ilişkilerini normalleştirmesi de bulunuyor. metinde; 25'lerin karşı deklarasyon metninde de belirtildiği gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, takvim olmaksızın tanıması gerektiği konusunda da ifade yer alıyor.

Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak Türkiye; Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde ve AB'nin üzerine bina edildiği ilkeler temelinde kapsamlı çözüm bulunması çabalarını desteklemeye çağrılıyor.

Yine aynı kaynaklara göre kısa vadeli yükümlülüklerde Türk-Yunan ilişkileriyle ilgili olarak; anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle çözülmesi ve (Türkiye'nin) bu anlaşmazlıkların çözümünü olumsuz yönde etkileyebilecek faaliyetlerden kaçınması gerektiğine işaret ediliyor.

Ekümenik Patrikhanenin Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması, din adamlarının eğitilmesi, dini kurumların korunması ve Gökçeada ve Bozcaada Elenlerini de kapsayan; azınlıkların eğitim ve mülkiyet haklarının korunmasına ilişkin yasal düzenlemeler de Ankara'nın kısa vadeli yükümlülükleri arasındadır.

AB'dekilere benzer şekilde bir hukuk devleti olabilmesine yönelik çabaların sürdürülmesi gibi Türkiye'nin içişleriyle ilgili konular da kısa vadeli yükümlülükler arasındadır. Bu da; Türkiye'nin siyasi hayatı içerisinde ordunun rolünün dramatik şekilde daraltılmasına, adalet işleyişinin yeniden şekillendirilmesine ve özellikle işkenceye sıfır toleransa bağlıdır."

Politis haberi, "Komisyon'un Türkiye'ye Limanlarla İlgli şartları - 2006 İçinde Uyması" başlığıyla yansıttı ve "Lefkoşa, hemen hemen bütün tezlerini geçirmeyi başarmış görünüyor" ifadesini de kullandı.

KIBRIS 06/11/05

Olumlu veya olumsuz netice alınacak

259 milyon euroluk Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili görüşmelerde bulunmak üzere yarın Brüksel'e gidecek olan Maliye Bakanı Ahmet Uzun, tüzükle ilgili son aşamaya gelindiğini vurguladı:

Olumlu veya olumsuz netice alınacak

"PEK UMUTLU DEĞİLİM"... Brüksel'e "Mali Yardım Koordinatörü olarak" gidecek olan Maliye Bakanı Ahmet Uzun, "Görevimizi son noktasına kadar yapacağız, ancak pek umutlu değilim. Güney Kıbrıs'ın AB üyesi olmasından dolayı çıkardığı büyük sorunlar vardır. Bu iş zora girmiş durumdadır. Olumlu veya olumsuz bir netice alınacaktır" dedi

Fazile KÖLE

Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Avrupa Birliği'nin (AB) Kıbrıslı Türkler için öngördüğü 259 milyon euroluk Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili temaslarda bulunmak üzere yarın Brüksel'e gidiyor. Bakan Uzun, Brüksel'e "Mali Yardım Koordinatörü" olarak gidecek.

Konuyla ilgili KIBRIS'a konuşan Bakan Uzun, Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili son aşamaya gelindiğini söyledi ve bu temaslarda olumlu veya olumsuz bir neticeye varılacağını kaydetti.

Uzun, görüşmelerde tüzüğün şartlarında yaşanan anlaşmazlığın giderilmesi ve tüzüğün çalışabilir bir duruma getirilmesi için görüşlerin ortaya konacağını bildirdi.

Ahmet Uzun, Mali Yardım Tüzüğü'yle ilgili birçok sıkıntının yaşandığını söyledi.

KKTC'nin tanınmaması nedeniyle paranın işlenmesi, kullandırılması ve hangi yatırım alanları için kullanılacağı konularında büyük zorlukların bulunduğunu kaydeden Uzun, görüşmelerde söz konusu zorluklardan doğan sıkıntıların dile getirileceğini anlattı.

Tüzüğün şartları belli olacak

Maliye Bakanı Ahmet Uzun, uzun bir süredir gündemde olan "Mali Yardım Tüzüğü"nün artık bir şekilde sonuçlanması gerektiğini belirtti.

Uzun, KKTC'nin tanınmaması nedeniyle paranın nasıl işleneceği ve kullandırılacağı yönünden büyük zorluklar olduğu gibi, paranın yatırılacağı alanlarında bulunduğunu söyledi.

Bu nedenle sahip olunan sıkıntıların aktarılması ve mümkün olduğunca mali yardım tüzüğünün çalışabilir bir duruma getirilmesi için görüşmelerin yapılacağını kaydeden Uzun, temaslarda tüzüğün şartlarının belli olacağını belirtti.

Tüzüğün şartlarıyla ilgili olarak anlaşmazlıkların olduğunu ve tüzüğün Doğrudan Ticaret Tüzüğüyle birlikte geçmesini istediklerini anımsatan Uzun, bu konuda da son görüşlerin ortaya konulacağını kaydetti.

Maliye Bakanı Ahmet Uzun şunları söyledi:

"Mali yardım hangi alanlar için gelecek, hangi yatırım alanlarına sağlanacak, hangi yönden gelecek, KKTC olarak tüzükte hangi konumdayız bunlar henüz kesinleşmedi. Brüksel'de sorunları çözmeyi deneyeceğiz.

Görüşmelerde tüzüğün Kıbrıs Türklerinin lehine olan şartları içerecek şekilde geçmesini sağlayacak son görüşlerimizi ortaya koyacağız.

Görevimizi son noktasına kadar yapacağız, ancak pek umutlu değilim. Büyük ölçüde Güney Kıbrıs'ın AB üyesi olmalarından dolayı çıkardığı sorunlar vardır. Bu iş zora girmiş durumdadır. Olumlu veya olumsuz bir netice alınacaktır."

Kimler gidiyor? Neler yapılacak?

 

Maliye Bakanlığı Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre, Uzun, Brüksel'de AB Komisyonu Genişleme Genel Direktörlüğü Kıbrıs Türk Toplumu Çalışma Kolu yetkilileri; çevre, tarım ve genişleme büroları başkanları, Avrupa Parlamentosu'ndan Duf Meb, AB Konseyi'ndeki İngiliz Temsilci Giles Portman, AB Daimi Temsilciler Konseyi'ndeki Macar Temsilci Eva Koti ve Avrupa Parlamentosu Üyesi Cem Özdemir'le görüşecek.

Brüksel'deki AB merkezinde yapılacak görüşmelerin konusu 259 Milyon Euro'luk Mali Yardım Tüzüğü olacak. Uzun, tüzüğün içeriği, takip edilecek yöntem ve işlerlik ile özellikle yardımın kullanılacağı yatırım alanlarını görüşecek.

Maliye Bakanı Ahmet Uzun'a 3 günlük Brüksel ziyaretinde DPÖ Müsteşarı Işılay Yılmaz, Başbakanlık AB Merkezi Koordinatörü Erhan Erçin ve Maliye Bakanlığı Mali Yardım Koordinatör Yardımcısı Emete Baylan eşlik edecek.

KIBRIS 06/11/05

 

Rumlardan getto itirafı

RADIKAL 07/11/05

AA - LEFKOŞA - Rum Yönetimi'ndeki Birleşik Demokratlar Hareketi'nin (EDİ) lideri Mihalis Papapetru, 1963'ten 1974'e dek Türkleri insan haklarını ayaklar altına alarak gettolara tıktıklarını söyledi. Daha önce EOKA'nın Türkleri katlettiği itirafında bulunmuş olan Papapetru, "Kendimizi, rahat ve iyi hissediyorduk, çünkü Kıbrıs tamamen Yunanlaşmıştı ve Türkler ayaklarımızın altında dolaşmıyordu. Ama bu durum, kara bir sabah, Kıbrıs'ın yarısının 'işgaline' sebep oldu" dedi. Papapetru, aynı politikayla devam etmeleri hailnde adada bölünmenin geri dönülemez olacağı uyarısı yaptı.

Papapetru: "Kıbrıslı Türkleri gettolarda tuttuk"

Yorgos Vasiliu'nun ardından Rum Birleşik Demokratlar Partisi (EDİ) başkanlığına seçilen Mihalis Papapetru, 1963-74 yılları arasında Rumların Kıbrıslı Türkleri gettolara hapsettiğini kabul etti.

Alithia gazetesi, Papapetru ile gerçekleştirilen bir söyleşiye yer verdi.

Papapetru söyleşisinde, Kıbrıs sorununa değinerek "müzakerelerin doğru ön hazırlığının yapılması gerektiği ifadesinin tutsağı olunduğunu" belirtirken "en büyük tehlikenin son 30 yıldır gerçekleştirilmiş olan hakemliğin ve takvimlerin bulunmadığı bir girişimin başlaması olduğunu" ifade etti.

Papapetru, böyle bir girişimin başlaması durumunda gerek Türkiye'nin gerek Rum tarafının "memnun olacağını" çünkü "müzakereler devam ettiği sürece Türkiye'nin engelle karşılaşmadan AB sürecinde ilerleyeceğini, Rum tarafının ise taksimden bir basamak geride durmaya devam edecek ve Annan planının reddedilmesinin sorumluluğundan kurtulmuş olacağını" iddia etti.

Papapetru, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un "en tutarlı politikacılardan biri olduğunu ve çizgisini kolay kolay değiştirmediğine" dikkat çekerek Papadopulos'un Kıbrıs'ta, "başarılması mümkün olan bir çözümü istemediğini, Papadopulos'un aklında olan çözüm şeklinin ancak hayalde başarılabileceğini" ifade etti.

Papapetru, Cumhurbaşkanı Talat'ın "son zamanlarda bazı hatalar yaptığını ve bunlardan bazılarının da ciddi hatalar olduklarını" iddia ederken, buna rağmen Cumhurbaşkanı Talat'ın "Kıbrıs sorununu çözme, uzlaşı ve yeniden birleşme gücü olduğunu" ifade etti.

Papapetru; "aynı politikayla devam etmeleri durumunda de facto bölünmenin geri dönülemez bir hal alacağını" belirtirken şöyle konuştu:

"1963'ten 1974'e kadar, insan haklarına ve hiçbir şeye önem vermeden Kıbrıslı Türkleri "gettolarda" kapalı tuttuk. Kendimizi, rahat ve iyi hissediyorduk çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti tamamen Yunanlaşmıştı ve rahatsız edici Kıbrıslı Türkler ayaklarımızı içinde dolaşmıyorlardı. Ancak bu durum, kara bir sabah, Kıbrıs'ın yarısının işgaline sebep oldu. Aynı hatayı bir daha tekrar etmeyelim, bir kez daha hüküm süreceğimize inanmayalım"

 KIBRIS 07/11/05

ABD, İngiltere ve BM, Kıbrıs için güçlerini birleştirmeye hazırlanıyor

Amerikalıların, İngilizlerin ve BM'nin güçlerini birleştirerek, Kıbrıs sorununda adımlara hazırlanmakta oldukları bildirildi.

Fileleftheros gazetesi haberinde, son dönemde şekillenen olguların, müzakerelerin yeniden başlaması şartlarına uygun olmadığını ancak Türkiye'nin AB üyelik süreciyle de alakalı görünen bazı nedenlerden dolayı, 'müzmin şüphelilerin' bölgeye gezilere ve sondajlara hazırlanmakta olduklarını yazdı.

Mevcut aşamada perde önünde hareket ediyor görünenlerin Amerikalılar olduğunu, İngilizlerin ve Birleşmiş Milletler'in bu aşamada perde gerisi sondajları tercih ettiklerini yazan gazete, BM'nin, özel temsilcilerinin bölgeyi ziyaret zamanına henüz karar vermediğini ancak bunun Aralık ayı içinde olması ihtimali bulunduğunu, ziyareti de Sir Kieran Prendergast'ın halefi İbrahim Gambari'nin yapacağına kesin gözüyle bakıldığını haber verdi, özetle şöyle devam etti:

"İngiltere niyetlerine ilişkin somut işaretleri vermeden önce Lefkoşa'yla ilişkilerini iyileştirmek istiyor. İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott'un kısa süre önce Kıbrıs'a gerçekleştirdiği ziyaretin hedefi de buydu. Eldeki bilgiler; İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın özellikle BM'yle ve Amerikalılarla temaslara son vermediğini gösteriyor.

Amerikalılar Kıbrıs sorununa; öncelikle müzakereler prosedürünün yeniden başlaması şartlarının şekillendirilmesiyle geri dönüyorlar. Edinilen bilgilere göre Washington'un öncelikli hedefi; hareketliliği cezp etmektir, ancak bunun sonunda müzakerelerin yeniden başlamasını gündeme getirip getirmeyeceği net değil.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Başkan Papadopulos'un Mehmet Ali Talat'la görüşmesi olasılığı üzerindeki ısrarı; görünen yeni çabalarının ana eksenidir. Ancak bu türlü temasların hedefinin ne olduğu da net değildir. Özellikle de; bunların BM'nin yeni bir prosedürünün başlamasından önce gerçekleşmesi isteniyorken...

Diplomatik kaynaklar, Başkan Papadopulos ile Mehmet Ali Talat arasında sosyal içerikli gayrı resmi temaslar olmasının söz konusu olmadığını çünkü bunu Kıbrıs Rum tarafının kabul etmediğini vurguluyorlar. İki toplum arasındaki Kıbrıs sorununa ilişkin görüşmeler BM prosedürleri çerçevesinde oluyor ve Kıbrıs hükümeti, BM himayesinde olmayacak başka türlü görüşmelerin durumu karmaşıklaştırdığını ve iki tarafı eşitleme çabalarına ve metodlamalarına atıfta bulunduğunu savunuyor.

Edindiğimiz bilgiler Lefkoşa'da; işgal bölgelerinin ekonomik açıdan güçlendirilmesi, işgal rejiminin ve özellikle Mehmet Ali Talat'ın siyasi açıdan yükseltilmesi çabalarının Annan planının öngördüğü ölçü ve standartlarda bir varlık yaratmayı öngördüğü düşünülüyor. Yani; Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yanında ve karşısında bulunacak oluşturucu devletçik. İfade biçiminde de bir değişiklik olmasının tesadüf olmadığına inanılıyor.

Mesela; iki toplum ifadesi kaldırıldı. Ancak bütün bunlar perde gerisinde hareket ediyor ve gelişiyor. Önemli olan, perde önünde ne olacağı ve öncelikle; Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yeni çabanın başlaması öncesinde öncelikle görüntünün netleşmesidir.

Lefkoşa, daha çok ön şartlarla bağlantılı olan şu önemli meselelerin netleşmemesi durumunda müzakere prosedürünün başlayamayacağını düşünüyor:

* Müzakereler sırasında, üzerinde uzlaşı sağlanmış değişikliklerin yapılması istenecek. Ortaya konulan ve üzerinde uzlaşı sağlanamayan konularda ne geçerli olacak? 5. Annan planı mı yoksa yeniden hakemlik mi uygulanacak?

* Müzakere masasında görüşme zemini Annan planı mı olacak yoksa başka parametreler de eklenecek mi?

* 24 Nisan sonrasında şekillenmiş olan yeni olguların değerlendirilmesiyle ilgili olarak BM veya arabulucular tarafından üzerinde çalışılmış herhangi bir şey var mı?

Yeni bir inisiyatifin çerçevesi ve içeriği de bu kritik sorulara verilecek yanıtlardan ortaya çıkacak. Bu sefer Lefkoşa'nın riske girme lüksü yoktur. İcraatlarının da arabuluculara; Kıbrıs sorununda Türkiye'yi kesin şekilde beraat ettirme olanağı vermemesi gerekir. BM'nin, reddedilen önceki plan üzerinde küçük değişiklikler yaparak bir plan sunması halinde bu sefer Lefkoşa'nın çok daha kötü bir durumda bulunacağı önceden görünüyor. Kıbrıs Rum tarafı Şubat 2004'te aynı hatayı ikinci kez yapma tuzağına düştü, belki daha sonra düzeltme olanağı da olmayacak."

Plan tatbikatları

Alithia gazetesi de, "Kıbrıs Sorununda Plan Tatbikatları - Amerikalılar ve İngilizler Hangi Rolleri Üstlendi - ABD Prosedürel Konularda Lefkoşa'ya Katılıyor Ama Esasta Değil" başlık ve spotlarıyla yansıttığı haberinde, Amerikalı ve İngilizlerin bu dönemde; Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımlarla ilgili plan tatbikatları yaptıklarını, BM'nin izlenimler veya Washington'un ve Londra'nın; Kıbrıs sorununda yeni bir inisiyatifin başarı şansına ilişkin daha iyi raporlarını beklemekte olduğunu yazdı.

Gazete, ABD ve İngiltere'nin, BM Genel Sekreteri'ne karar vermesi konusunda yardımcı olmak isteğiyle, rollerini paylaştıklarını ve paralel istikametlerde hareket edeceklerini yazdı, şöyle devam etti:

"İngiliz Rolü: son aylarda ortaya çıktığı üzere İngiltere; Türkiye'nin AB üyelik sürecine yardımcı olma konusunda aktif bir rol üstlendi. Rollerin paylaşılması çerçevesinde Londra, AB içerisinde Türk taleplerini yerine getirme rolünü üstlendi. Elbette Amerikalıların da desteğiyle, Türkiye'ye; taleplerinin karşılandığını gösterecek şekilde. Müzakerelerin yeniden başlaması durumunda Londra'nın oynamak isteyeceği rol anahtar olmaya devam ediyor. Tabii ki Lord Hannay'in yaptığı işin yitip gitmesine izin vermek istemeyecek, bu nedenle esaslı bir müdahiliyet isteyecek.

Amerikan Rolü: Birleşik Devletler, müzakerelerin yeniden başlamasını başarabilmek için özellikle ön hazırlık aşamasının yükünü üstlenecek. Bunun için halen kendi planlamaları aylar öncesinden başladı, şimdi planları uygulamaya sokuldu.

Önceki istek; AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinin, Kıbrıs sorunu nedeniyle herhangi bir soruna takılmadan başlamasını sağlamaktı. Hedef, beklenilenden çok daha iyi şekilde başarıldı. Bundan sonraki aşama; Kıbrıs sorununda, iki aşamada olacak hareketlerdir. Siyasi (Kıbrıs Rum tezlerini daha fazla tatmin etmek umuduyla) ve ekonomik (Kıbrıslı Türklerin tatmin edilmesine yönelik).

Siyasi Hareketler: Amerikalılar Ankara'yı rahatsız edecek birşey yapmak istemiyorlarsa da, ön hazırlık aşamasında Kıbrıs Rum tezlerini tatmin etmeye çalışacaklar. Ancak bu çaba esas için değil, özellikle prosedür için olacak. Bunu, prosedürü geçen yıldan önermiş olan Lefkoşa'nın kendi mantığına dayandıracaklar. Washington bu geçit aracılığıyla iki taraf arasında daha iyi köprüler bina edileceğine inanıyor. Ancak, müzakerelerin esasına ilişkin hassas konularına dokunulduğunda bu köprülerin var olmaya devam edeceği şüphelidir. Bu konuda; Kıbrıs Rum tarafının değişiklikleri sunması konusunda anlaşmazlık söz konusudur. Amerikalılar Lefkoşa'dan ısrarla; önceliklerini listelemesini istiyorlar ancak aldıkları yanıt olumsuzdur.

Ancak Amerikalılar, ön hazırlık aşamasının ötesinde daha fazlası için sorumluluğu tamamen BM'ye bırakıyor. Amerika Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Mathew Bryza'ya göre barışçıl süreç BM Genel Sekreteri'ne aittir ve Amerikalıların, tıpkı müzakerelerde yaptıkları gibi, bunu ancak destekleyebilirler.

Ekonomik Hedefler: Amerikalıların acil öncelikleri arasında; yeni bir referandum yapılması durumunda 'evet'e yakın tutmak istedikleri Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan daha fazla güçlendirilmeleri vardır. Gerek Talat'ın Washington ziyareti, gerekse Mathew Bryza tarafından yapılan çeşitli açıklamalar bu çerçeve içindedir."

KIBRIS 07/11/05

Yakovu, kaçak muhaceret konusunda Türkiye'yi suçladı

Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Güney Kıbrıs'ın karşılaştığı kaçak muhaceret sorununun, (kendi ifadesiyle) "işgal rejimi" ve Türkiye'nin "müsamaha ve teşvikiyle Kıbrıs'ın işgal altındaki bölgelerinden" (Güney'e) kaçak muhaceret akımından kaynaklandığını savundu.

Fileleftheros gazetesinin haberine göre Yakovu, Toulan'da gerçekleştirilen gayrı resmi AB Akdeniz ülkeleri Dışişleri Bakanları zirvesinde yaptığı konuşmada, Rum Yönetimi'nin kaçak muhaceret konusunda Suriye ve Lübnan ile sağladığı anlaşmalarla, kaçak göçmenlerin dolaşımını sağlayan suç unsurlarının dikkatlerini Türkiye'ye çevirdiklerini, Türkiye'yi de KKTC üzerinden Güney Kıbrıs'a kaçak göçmen getirmek için kullandıklarını da ileri sürdü.

Kaçak göçmen sorununun sadece Güney Kıbrıs'ın değil, tüm AB'ın sorunu olduğuna dikkat çeken Yakovu, siyasi sığınma hakkı isteyen kaçak göçmenlerden çoğunun hedefinin İtalya, İngiltere gibi ülkelere yerleşmek olduğunu da söyledi.

Yakovu, Güney Kıbrıs'ın Yunanistan, İtalya ve İngiltere'nin işbirliğiyle aldığı geniş önlemlerin ardından siyasi sığınma başvurularının son yıllarda hissedilir bir şekilde azaldığını ancak bugün Türkiye yüzünden bunun önemli derecede arttığını ileri sürdü.

Yakovu, son olarak, Türkiye'nin Güney Kıbrıs'a kaçak giren kendi vatandaşlarının geri dönmesini hâlâ daha reddettiğini de savundu.

KIBRIS 07/11/05

Matsakis bu kez Metehan'da şov yaptı

DİKO Avrupa Parlamentosu üyesi Marios Matsakis, karşılıklı geçişlerin serbest bırakıldığı iki yıldan beridir, KKTC'deki kumarhanelere giderek para harcayan, Rum gece kulübü sahiplerini ve tanınmış simaları şikayet etmek amacıyla, önceki gün Metehan sınır kapısında bulunduğunu belirtti.

Habere göre Matsakis, DİKO Başkan Vekili Nikos Kleanthus'un, "Matsakis'in yasa dışı antik eserler olayına karıştığı baştan bilinseydi, AP seçimleriyle ilgili oy pusulasında olmazdı" şeklindeki açıklamasına karşılık olarak, "Kıbrıs Türk malındaki can evine taş atıyor" yanıtını verdi.

Kıbrıs Türk basınında çıkan, Türkiyeli bir bayanla aşk yaşadığı şeklindeki habere ilişkin olarak ise Matsakis, İtalyan, Fransızlarla ve kısa bir süreliğine Kıbrıslı Türk bayanla ilişkisi olduğunu, ancak hiçbir zaman bir Türkiyeli ile ilişkisi olmadığını söyledi.

Bayrak hırsızlığına %23 onay

Öte yandan Politis gazetesi, Noverna Consultnd and Research şirketinin 3-4 Kasım'da 285 kişinin katılımıyla, gazete adına gerçekleştirdiği, Matsakis'in Türk bayrağını indirmesiyle ilgili ankete yer verdi.

Gazete, anket sonuçlarına dayanarak, katılanların %69'nun, Matsakis'in davranışını onaylamadığını, %23'nün onayladığını, %8'nin ise bilmiyorum/yanıt yok cevabını verdiğini yazdı.

Habere göre, "Matsakis'in davranışı, Avrupa Parlamentosu üyeliğine yakışıyor" mu sorusunu ise % 82 yakışmıyor, % 13 yakışıyor, % 5 bilmiyorum/yanıt yok şeklinde yanıtladı.

KIBRIS 07/11/05

KKTC’ye yardıma Rum vetosu

Kıbrıs Rum kesimi, Avrupa Birliği dönem başkanlığı tarafından hazırlanan ve Kasım ayında onaylanması beklenen KKTC’ye yönelik mali yardım tüzüğü ile ilgili deklarasyona veto koydu.

 

NTV

Güncelleme: 02:21 ET 08 Kasım 2005 Salı

LEFKOŞE - Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Rumlar, 21 Kasım’da Genel İşler Konseyi tarafından onaylanması beklenen 259 milyon euroluk mali yardımın kabul edilmesine zemin oluşturacak deklarasyonun içeriğini beğenmedi.

Muhtemel bir veto nedeniyle mali yardım tüzüğü Aralık ayı içinde onaylanmazsa, KKTC 259 milyon euronun ilk dilimi olan 120 milyon euroyu kaybedecek. Veto engelinin aşılması için dönem başkanı İngiltere’nin çabaları ise sürüyor.

 

259 milyona veto

İÇERİĞİNE İTİRAZ ETTİLER... AB Dönem Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 21 Kasım'da onaylanması beklenen Kuzey Kıbrıs'a yapılacak mali yardım tüzüğü ile ilgili olarak birlik tarafından yayınlanacak deklarasyona Rumlar veto koydu. Rumlar söz konusu deklarasyonun içeriğine itiraz ettiklerini belirterek, konunun Aralık ayının ilk yarısında toplanacak olan AB Konseyinde ele alınmasını istediler

BELİRSİZLİK ORTAMINA İTİLDİ... AB Daimi Temsilciler Komitesi Coreper kaynakları, Rumların, AB Genel İşler Konseyi tarafından onaylanması beklenen 259 milyon euro tutarındaki mali yardımın kabul edilmesine zemin oluşturacak deklarasyonu veto ettiğini doğruladı. Rum tarafının anlaşılmaz tutumu sebebiyle konu, belirsizlik ortamına itildi

PARANIN İLK DİLİMİ YANACAK... Mali yardım tüzüğü en geç Aralık ayı içinde onaylanmazsa, Kıbrıs Türk tarafı 259 milyon euronun ilk dilimi olan 120 milyon euroyu kaybedecek. Rumlar kapalı kapılar ardında izledikleri çok ince diplomatik manevralar ile bu yıl AB tarafından Kuzey Kıbrıs'a aktarılması beklenen 120 milyon euronun akibetinin bir başka bahara bırakılmasını sağlamaya çalışıyor

DEKLARASYONUN ÖNEMİ BÜYÜKTÜ... Deklarasyon, AB tarafından mali yardım tüzüğü kabul edilirken izolasyonların kalkması yönünde de bir çağrı niteliği taşıyordu. Bir başka deyişle AB, 26 Nisan 2004'te Kıbrıslı Türklere yönelik verdiği sözleri yayınlayacağı deklarasyon ile teyit edecekti

AB Dönem Başkanlığı tarafından hazırlanan ve kasım ayında onaylanması beklenen Kuzey Kıbrıs'a yapılacak mali yardım tüzüğü ile ilgili birlik tarafından yayınlanacak deklarasyona Rumlar veto koydu.

Rumlar söz konusunun deklarasyonun içeriğine itiraz ettiklerini belirterek konunun Aralık ayının ilk yarısında toplanacak olan AB Konseyinde ele alınmasını istediler.

ABHaber'in AB Daimi Temsilciler Komitesi Coreper kaynaklarından aldığı bilgilere göre, Rumlar 21 Kasım'da AB Genel İşler Konseyi tarafından onaylanması beklenen 259 milyon Euro tutarındaki mali yardımın kabul edilmesine zemin oluşturacak deklarasyonun içeriğini beğenmedikleri gerekçesiyle veto ettiler.

Kıbrıslı Türkler Rumlar yüzünden

120 milyon euroyu kaybedebilir

Kıbrıslı Türkler, 26 Nisan 2004 tarihinde bu yana izolasyonların kaldırılması yönünde birliğin adım atmasını bekliyordu. Rum tarafının anlaşılmaz tutumu sebebiyle konu belirsizlik ortamına itildi.

Mali yardım tüzüğü en geç Aralık ayı içinde onaylanmazsa Kıbrıs Türk tarafı 259 milyon euronun ilk dilimi olan 120 milyon euroyu kaybedecek.

Rumlar kapalı kapılar ardında izledikleri çok ince diplomatik manevralar ile bu yıl AB tarafından Kuzey Kıbrıs'a aktarılması beklenen 120 milyon euronun akibetinin bir başka bahara bırakılmasını sağlamaya çalışıyorlar.

Deklarasyon AB tarafından mali yardım tüzüğü kabul edilirken izolasyonların kalkması yönünde de bir çağrı niteliği taşıyordu. Bir başka deyişle AB 26 Nisan 2004'te Kıbrıslı Türklere yönelik verdiği sözleri yayınlayacağı deklarasyon ile teyit edecekti.

AB Dönem Başkanı İngiltere'nin

çabaları devam ediyor

Öte yandan AB Dönem Başkanı İngiltere soruna çözüm bulmak için yoğun diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak Kıbrıs Rum yönetiminin uzlaşmaz tutumu sayesinde soruna bir türlü çözüm bulunamıyor.

 KIBRIS 08/11/05

Talat'ın ABD ziyareti, bölünmeyi derinleştirdi

Washington Times gazetesi, Rumların Kıbrıslı Türklerin diplomatik izolasyonlarına son verme çabalarından rahatsızlık duyduklarını belirterek, "Kıbrıslı Türklerin ABD ziyaretleri, bölünmeyi derinleştiriyor" yorumunu yaptı.

KKTC'den ABD'ye yapılan ziyaretlerin Kıbrıslı Rumları rahatsız ettiği belirtiliyor. Washington Times gazetesi, Rum Yönetiminin, Kıbrıslı Türklerin diplomatik izolasyonlarını kırma çabalarından rahatsızlık duyduğunu belirterek "Kıbrıslı Türklerin ABD ziyaretleri, bölünmeyi derinleştiriyor" yorumunu yaptı.

Washington Times, Rum Yönetiminin Kıbrıslı Türklerin diplomatik izolasyonlarını kırma çabalarından rahatsızlık duyduklarını belirterek bu çabaların iki toplum arasında yeni gerilimleri yarattığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ABD ziyaretinin özellikle "sıkıntı verici" olduğunu öne süren gazete, Talat'ın ardından dört Kıbrıslı Türk Meclis üyesinin Washington'da düzenlenen bir seminere katıldığına dikkat çekti. Gazete, Rum lideri Tasos Papadopulos'un "ABD'nin hareketleri, birleşme yerine ayrılıkçı eğilimleri teşvik ediyor" sözlerine yer verdi.

Gazete, adadaki birleşme umutlarının Rumların 18 ay önce Annan Planı'nı reddetmelerinden sonra giderek azaldığını kaydederek 14 yılda BM Genel Sekreteri'nin Lefkoşa'daki temsilcisi olarak görev yapan Gustave Feissel'in planın ortadan kalkması gerektiği yolundaki açıklamalarına dikkat çekti.

KIBRIS 08/11/05

Türk soroptimist Ayla Selçuk'un Roma'da Capranica Sineması'nda düzenlediği poster sergisinden...

 

İlerleme Raporu açıklanıyor

İlerleme raporunda, azınlık haklarından asker-sivil ilişkisine, ifade özgürlüğünden limanların Rum bandıralı gemi ve uçaklara açılmaması eleştirileri yer alıyor. Raporda ayrıca, PKK’nın Güneydoğu’daki terör olaylarının sorumlusu olduğu belirtiliyor.

Güncelleme: 03:22 ET 09 Kasım 2005 Çarşamba

BRÜKSEL - AB Komisyonu, bugün son bir yıldaki gelişmelerin değerlendirildiği İlerleme Raporu ile Türkiye’nin müzakere sürecindeki yol haritası niteliğini taşıyan Katılım Ortaklığı Belgesi’ni açıklayacak

Öğle saatlerinde kamuoyuna açıklanması beklenen Katılım Ortaklığı Belgesi’nde yer alan yenilikler arasında, Türkiye’nin, 29 Temmuz’da imzaladığı ek protokolü ayrım gözetmeksizin tüm üye ülkelere uygulaması şartı yer alıyor. Bir başka deyişle, Ankara’nın limanlarını Rum bandıralı gemilere açması gerektiği hatırlatılıyor.

Belgede yer alan bir diğer yenilik ise, emlak mübadelesi. Türkiye’nin gayrimüslimlere ait mülklerin satışı ve istimlakını askıya alması talep ediliyor. Buna göre, istimlak edilen gayrimenkullerin sahiplerine iadesi veya tazminat ödenmesinin yolu açılıyor.

İlerleme raporundaysa, reformlar konusunda hükümetin rehavete kapıldığının gözlendiği belirtiliyor. Raporda ayrıca ifade özgürlüğü, azınlık hakları, basın özgürlüğü ve demokratikleşme konusunda sorunların devam ettiği de vurgulanıyor. Güneydoğu’daki terörün sorumlusunun PKK olduğu ifadesi de raporda yer alan başlıklar arasında.

PAMUK VE DİNK DAVALARINA ATIF
Yargıdaki reformlara rağmen, ifade ve düşünce özgürlüğü önünde önemli engeller bulunduğu ifadesine de yer verilen raporda, Orhan Pamuk davası ve Hrant Dink’in mahkumiyeti hatırlatılıyor.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmadığı, vakıflar kanununun hala hayata geçirilmediği ve dini azınlıkların haklarının teminat altına alınmadığı de bilgisi raporda yer alıyor. Alevilere yönelik uygulamalar da eleştirilen konular arasında.

Raporda, anadilde eğitim konusunda da sorunların devam ettiği belirtiliyor. AB, devlet okullarında anadilde eğitim imkanının sağlanması gerektiğini savunuyor.

‘ORDUNUN AÇIKLAMALARI HÜKÜMET İZNİNE BAĞLANSIN’
İlerleme raporunda, ordunun durumu da ele alınmış. AB Komisyonu, özellikle askerlerin yaptığı açıklamaların, sadece askerî, savunma ve güvenlik konularıyla ilgili ve hükümetin izni çerçevesinde yapılmasını istiyor

Raporda, Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 mile çıkarmasının, “casus belli” yani savaş nedeni sayılacağına ilişkin ifadenin de Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde yer aldığı vurgulanıyor.

KOMŞU ÜLKELERLE İLİŞKİLERİ DÜZELTME ÇAĞRISI
AB, Türkiye’yi üye ülkeler ve komşularıyla ilişkilerini düzeltmeye çağırıyor ve Ermenistan’la ilişkilerin düzeltilmesi isteniyor.

Türkiye’de yaşayan AB vatandaşlarının henüz seçimlerde aday olamadıkları ve oy haklarının bulunmadığı belirtilen raporda ayrıca, Türkiye’nin AB-NATO kurumsal işbirliğini engellediği ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin bu toplantılara katılımını önlediği iddia ediliyor.

Stratejik Belge’de Ankara’ya eleştiri

Avrupa Komisyonu’nun Ankara ile ilişkilere dair devlet ve hükümet başkanları için hazırladığı Stratejik Belge’de Türk hükümeti, rehavete kapılmakla eleştiriliyor.

 

NTV-MSNBC

Güncelleme: 03:20 ET 09 Kasım 2005 Çarşamba

BRÜKSEL - NTV’nin edindiği Stratejik Belge’de, insan hakları gibi alanlarda ilerleme kaydedildiği ancak uygulamada eksikler olduğuna dikkat çekiliyor. Belgede Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin üye olmadan önce tanınmasına ilişkin bir ifade yer almıyor.

Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin siyasi ekonomik ve sosyal durumunun fotoğrafını çeken ilerleme raporu, Türkiye’nin üyelik için izleyeceği yol haritasını oluşturan Katılım Ortaklığı Belgesi’yle birlikte ilişkilerin geleceği konusunda AB devlet ve hükümet başkanlarına yapacağı öneriyi içeren stratejik belgede, Türkiye’yi “rehavete kapılmakla” suçluyor.

Komisyon, 2005’te reformların yavaşlama sürecine girdiğine dikkat çekerek, insan hakları ve şiddet konularındaki iyileşmeye rağmen, büyük sorunların varlığının devam ettiğine dikkat çekiyor.

Temel hak ve özgürlükler konusunda eksiklikler olduğuna vurgu yapılan Stratejik Belge’de, Ankara’nın bu konuda çabalarını artırması gerektiği belirtiliyor. Belgeye göre, demokrasi ve hukuk devletiyle ilgili uygulamalarda da büyük eksiklikler var. Belgede yetersiz kalındığı belirtilen bir başka alansa ifade özgürlüğü.

TCK’NIN 301. MADDESİ İNCELENECEK
Stratejik Belge ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinin yargıçlar tarafından yanlış yorumlandığının altını çiziyor. Bu çerçevede 301’inci maddenin önümüzdeki yıl büyüteç altına alınacağı, belgeye giren bir başka unsur.

Kıbrıs konusuna da değinilen Stratejik Belge’de aday bir ülkenin, birliğe üye tüm ülkeleri tanımasının üyelik sürecinin bir parçası olduğuna dikkat çekiliyor. Ancak Kıbrıs Rum Kesimi’nin üye olmadan önce tanınması gerektiğine dair bir ifade belgede yer almıyor.

GERGİNLİĞİN SEBEBİ PKK
Bölgesel basın kuruluşlarının anadilde yayın yapması önünde hala zorlukların bulunduğunu ifade eden belge, Güneydoğu Anadolu’daki gerginliğinin sebebi olarak terör örgütü PKK’yı gösteriyor.

Türkiye’nin de bundan böyle işleyen bir pazar ekonomisi olarak kabul edilebileceği ifadesine yer veren belgede, Türkiye’nin üyeliği konusunda üye ülkeler ile aday ülkelerde bir iletişim stratejisi geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Türk bayrağını indiren Rum kovuldu

 

Yeşil Hat'taki bayrağı indirmek Rum siyasetçiye pahalıya patladı



9 Kasım, 2005 09:59:00 (TSİ) CNN TURK

Kıbrıs'taki ara bölgede Türk bayrağını indiren Avrupa Parlamentosu'nun Rum milletvekili Marios Matsakis, Güney Kıbrıs'taki partisinden kovuldu.

Hakkında tarihi eser kaçakçılığından soruşturma açılan Matsakis'in, Avrupa Parlamentosu'nda dokunulmazlığı kaldırılmıştı.
 
Matsakis'in KKTC ile Rum kesimini ayıran Yeşil Hattı geçerek, boş bir nöbetçi kulübesindeki Türk bayrağını kameraların önünde indirmesi bardağı taşıran son damla oldu.
 
Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Matsakis'in partiden ihraç edilmesi talimatını verdi.
 
Matsakis, daha önce de KKTC sınırını geçmeye çalışırken ve İngiliz üslerinin tellerinde asılı kalarak gündeme gelmişti.
 
Matsakis, geçtiğimiz yıl iktidardaki Papadopulos'un partisi DİKO'dan Avrupa Parlamentosu milletvekili seçilmişti.

Amaç, Türkiye'yi Avrupa'ya şikayet

Avrupa Parlamentosu Rum milletvekili Marios Matsakis, bu ay başında Kıbrıs Akıncılar bölgesinde bir nöbet kulübesine tırmanarak Türk bayrağını indirmişti.
 
Türk güvenlik güçlerinin ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün olay yerine gelmesi üzerine nöbet kulübesinden inerek bölgeden uzaklaşan Matsakis, eylemi '1974'ten beri Ada'da işgalci' konumda bulunan Türkiye'yi, Avrupa Parlamentosu'na şikayet etmek amacıyla yaptığını söylemişti.
 
Matsakis, bölgeye giden Türk askerlerinin kendisine silah doğrulttuğunu iddia etmişti.

Rum lider Papadopulos, Matsakis'in eyleminin Rum kesimini temsil etmediğini söylemiş ve olayı ‘tiyatro’ olarak nitelendirmişti.
 
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise, bayrak indirme olayını 'bir delinin yaptığı hareket' olarak değerlendirmişti. 
  
14 ağustos 1996'da Kıbrıs’ın Derinya bölgesinde Türk bayrağını indirmeye kalkışan bir Rum genç, Türk güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürülmüştü.

Rum milletvekili Türk bayrağını indirdi


1 Kasım, 2005 20:39:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa Parlamentosu Rum milletvekili Marios Matsakis, Kıbrıs Akıncılar bölgesinde bir nöbet kulübesine tırmanarak Türk bayrağını indirdi.

Matsakis, Türk güvenlik güçlerinin ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün olay yerine gelmesi üzerine nöbet kulübesinden inerek bölgeden uzaklaştı.
 
Matsakis, eylemi '1974'ten beri Ada'da işgalci' konumda bulunan Türkiye'yi, Avrupa Parlamentosu'na şikayet etmek amacıyla yaptığını söyledi.
 
Türk bayrağını kanıt olarak Avrupa Parlamentosu'na götürmek istediğini belirten Matsakis, bölgeye giden Türk askerlerinin kendisine silah doğrulttuğunu iddia etti.
 
Güney Kıbrıs Rum kesiminde Diko Partisi milletvekiliyken Avrupa Parlamentosu’na seçilen Matsakis, geçmişte de benzer eylemlerde bulunmuştu. 
 
1996 yılında Solomos Solomou adlı Rum ise, ara bölgede Türk bayrağını indirmeye çalışırken öldürüldü.

Kıbrıs Matsakis'e tepkide birleşti

 

Hem KKTC hem Rum yönetimi 'bayrak indirme'ye tepkili



2 Kasım, 2005 06:02:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa Parlamentosu Rum Milletvekili Marios Matsakis'in Kıbrıs Akıncılar bölgesinde bir nöbet kulübesine tırmanarak Türk bayrağını indirmesi hem KKTC'de hem de Rum yönetiminde tepkiyle karşılandı.

Olayın ardından bir açıklama yapan Rum lider Tasos Papadopulos, Matsakis'in eyleminin Rum kesimini temsil etmediğini söyledi. Papadopulos, olayı ‘tiyatro’ olarak nitelendirdi.
 
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise, bayrak indirme olayını "bir delinin yaptığı hareket" olarak değerlendirdi.
 
Denktaş, olayın BM ve AB nezdinde protesto edileceğini açıkladı.
 
Avrupa Parlamentosu Rum Milletvekili Marios Matsakis, eylemi, '1974'ten beri Ada'da işgalci olduğunu iddia ettiği Türkiye'yi Avrupa Parlamentosu'na şikayet etmek amacıyla yaptığını söylemişti.  
 

Türk bayrağını kanıt olarak Avrupa Parlamentosu'na götürmek istediğini belirten Matsakis, bölgeye giden Türk askerlerinin kendisine silah doğrulttuğunu iddia etmişti.
 
Güney Kıbrıs Rum kesiminde Diko Partisi milletvekiliyken Avrupa Parlamentosu’na seçilen Matsakis, geçmişte de benzer eylemlerde bulunmuştu. 

Avrupa Parlamentosu da Matsakis'in dokunulmazılığını geçici olarak kaldırmıştı.

AB, 'Türkiye belgeleri'ni açıklıyor


9 Kasım, 2005 07:24:00 (TSİ) CNN TURK

Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye'yle ilgili İlerleme Raporu'nu ve Katılım Ortaklığı Belgesi’ni bugün açıklıyor.

Komisyon, belgenin son dakikaya kadar değişikliklerden geçeceğini açıkladı.
 
AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in sözcüsü Christina Nagy, belgelere ilişkin basında çıkan hiçbir bilgiyi teyit edemeyeceklerini, belgelerin son halini henüz almadığını söyledi.
 
İlerleme Raporu'nda, Avrupa Birliği Komisyonu'nun, ‘milli güvenlik’ tanımının geniş kapsamından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi, Avrupa Birliği yolundaki reformların da, zaman zaman yargı makamları tarafından dar yorumlandığına dikkat çekmesi bekleniyor.
 
Katılım Ortaklığı Belgesi de, iki yıl içinde yapılması gerekenlerle ilgili oldukça yüklü bir liste içeriyor. Belge, İlerleme Raporu'nda dile getirilen eksikleri gözönüne alarak,  Türkiye'nin önüne 'kısa vadede yapılması gerekenler' listesini koyuyor.
 
Listede Ek Protokol'ün Kıbrıs'ı da içine alacak şekilde uygulanması ve Kıbrıs Rum Yönetimi'yle ilişkilerin normalleştirilmesi gibi unsurlar yer alıyor.
 
Belgede, gayrimüslim azınlıkların mallarına el koyulması uygulamasına son verilmesi isteniyor ve ruhban sınıfının eğitiminin sağlanması gerektiği vurgulanıyor.
 
Belgede ayrıca, Kürtçe öğrenimi için destek olunması, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi, insan haklarının geliştirilmesi ve sivil-asker ilişkilerinin Avrupa Birliği'ne uyarlanması talep ediliyor. Belgede yargı bağımsızlığının sağlanması gerektiğine de vurgu yapılıyor. 

Avrupa Birliği'nin açıklayacağı iki belgenin kamuoyuna duyurulacağı saatlerde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Avrupa Birliği üyelerinin Ankara'daki büyükelçileri ile öğle yemeğinde buluşacak.
 
İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği elçileri aylık olağan toplantısını gerçekleştirecek. Toplantının öğle yemeği bölümüne Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de katılacak.
 
Öğle yemeğine, Avrupa Birliği dönem başkanı olarak, İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott ev sahipliği yapacak. Gül'ün elçilerle buluşması, Brüksel'de her iki belgenin de açıklanacağı saatlerde gerçekleşecek.

Bayrak hırsızını Papadopulos kovdu

Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un partisi DİKO, liderlerinin talimatı üzerine, Yeşil Hat’ta nöbetçi kulübesinden Türk bayrağını çalarak olay çıkartan Avrupa Parlamentosu Milletvekili Marios Matsakis’i kovdu. DİKO Parti Meclisi dün akşam toplanarak Matsakis’in parti görüş ve siyasetlerine uygun hareket etmediği gerekçesiyle ilişiğini kesme kararı aldı.

Parti Başkan Vekili Nicos Cleantus, Matsakis’in artık partinin dışında olduğunu ilan etti. Daha önce de KKTC sınırını delmeye kalkışan ve İngiliz üslerinin tellerine asılı kalarak gündeme gelen Matsakis, partisinin kararına şaşırmadığını, ancak üzüntüyle karşıladığını söyledi. Geçen yıl seçilen Matsakis hakkında tarihi eser kaçakçılığından soruşturma açılınca AP, bayrak hırsızı vekilin dokunulmazlığını kaldırmıştı.

HURRIYET 09/11/2005

Türk bayrağını indiren Rum partisinden kovuldu


      CNNTÜRK.com

Kıbrıs'taki ara bölgede Türk bayrağını indiren Avrupa Parlamentosu'nun Rum milletvekili Marios Matsakis, Güney Kıbrıs'taki partisinden kovuldu.
      Hakkında tarihi eser kaçakçılığından soruşturma açılan Matsakis'in, Avrupa Parlamentosu'nda dokunulmazlığı kaldırılmıştı.
      Matsakis'in KKTC ile Rum kesimini ayıran Yeşil Hattı geçerek, boş bir nöbetçi kulübesindeki Türk bayrağını kameraların önünde indirmesi bardağı taşıran son damla oldu.
      Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Matsakis'in partiden ihraç edilmesi talimatını verdi.
      Matsakis, daha önce de KKTC sınırını geçmeye çalışırken ve İngiliz üslerinin tellerinde asılı kalarak gündeme gelmişti.
      Matsakis, geçtiğimiz yıl iktidardaki Papadopulos'un partisi DİKO'dan Avrupa Parlamentosu milletvekili seçilmişti.
     
     Amaç, Türkiye'yi Avrupa'ya şikayet
      Avrupa Parlamentosu Rum milletvekili Marios Matsakis, bu ay başında Kıbrıs Akıncılar bölgesinde bir nöbet kulübesine tırmanarak Türk bayrağını indirmişti.
      Türk güvenlik güçlerinin ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün olay yerine gelmesi üzerine nöbet kulübesinden inerek bölgeden uzaklaşan Matsakis, eylemi '1974'ten beri Ada'da işgalci' konumda bulunan Türkiye'yi, Avrupa Parlamentosu'na şikayet etmek amacıyla yaptığını söylemişti.
      Matsakis, bölgeye giden Türk askerlerinin kendisine silah doğrulttuğunu iddia etmişti.
      Rum lider Papadopulos, Matsakis'in eyleminin Rum kesimini temsil etmediğini söylemiş ve olayı ‘tiyatro’ olarak nitelendirmişti.
      KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise, bayrak indirme olayını 'bir delinin yaptığı hareket' olarak değerlendirmişti.
      14 ağustos 1996'da Kıbrıs’ın Derinya bölgesinde Türk bayrağını indirmeye kalkışan bir Rum genç, Türk güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürülmüştü.

MILLIYET 09/11/05

Rumlar, Avrupa Konseyi'nde Kıbrıs Türk yerel yöneticilerin hakkı olan 2 sandalyeyi boşaltmıyor

Rumlar Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nde Kıbrıs Türklerine verilmesi gereken 2 sandalyeyi boşaltmak istemiyor

Rumlar, Avrupa Konseyi'nde Kıbrıs Türk yerel yöneticilerin hakkı olan 2 sandalyeyi boşaltmıyor

Kıbrıs Türklerine Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nde verilmesi gereken 2 sandalyeyi boşaltmak istemeyen Rumlar, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı Hüseyin Beyar'ın bu yöndeki talebine karşı çıktılar, Avrupa Parlamentosu'nda olduğu gibi Kıbrıs Türklerinin buradaki haklarını da gasp etme niyetinde olduklarını ortaya koydular.

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nin dünkü oturumunda Kıbrıs konusu görüşüldü.

Strazburg'ta yapılan Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Sonbahar Dönemi Toplantılarına Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği ve Beyarmudu Belediye Başkanı Dr. Hüseyin Beyar da katıldı ve bir konuşma yaptı.

Belediyeler Birliği'nden yapılan açıklamaya göre Beyar konuşmasında Kongre'nin bir yıl önce aldığı karar uyarınca Kıbrıslı Türk Yerel Yöneticilerine verilmesi gereken bir asil, bir yedek üyelik için öngörülen takvimin geciktiğini ve bu uygulamanın bir an önce başlatılarak Rumların bir asil bir yedek üyeliklerinin düşürülmesi gerektiğini vurguladı, bu yöndeki talebini yineledi.

Rumlar ise, Türklerin haklarını da gasp ederek 6 üyeliğin tümünü de doldurdukları Avrupa Parlamentosu'ndaki uygulamanın örnek alınmasını ve üye sayılarında azaltma yapılmamasını talep ettiler.

Toplantıda "Kıbrıs Raporu" kabul edildiği ve raportörlerin Avrupa Parlamentosu örneğinin değil, AKPA uygulamasının yapılması konusunda Dr. Hüseyin Beyar'a destek verdikleri bildirildi.

Bu konudaki kararın, Avrupa Konseyi Bürosu'nun 16 Aralık'taki toplantısında verileceği açıklandı.

Toplantıya Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk'in de dinleyici olarak katıldığı belirtildi.

KIBRIS 09/11/05