|
Papadopulos: Takvim Türkiye'yi bağlar |
|
|
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 3 Ekim takviminin Rum tarafı için değil, Türkiye için geçerli bir takvim olduğunu savundu. Papadopulos,
Rum Fileleftheros gazetesine yaptığı açıklamada, 3 Ekim 2005
takviminin Avrupa Birliği'ne (AB) karşı Türkiye'yi
bağladığını ve baskı altında olanın
Türkiye olduğunu iddia etti. Kendilerinin çabasının
Türkiye'nin 3 Ekim öncesinde gümrük birliği anlaşmasını
10 yeni AB üyesiyle imzalamasını sağlamak olduğunu ifade
eden Papadopulos, bu takvimin Türkiye'ye bir baskı teşkil
ettiğini ve bu baskıdan kendilerinin de yararlanmaya
çalışacağını söyledi. Kıbrıs
konusunda özlü görüşmeler için önce çerçevenin belirlenmesi
gerektiğini belirten Papadopulos, Kıbrıs Rum tarafının
Annan Planı'nda istediği değişikliklerin
sıralanmasının, yardımcı olmayacağı gibi,
müzakere konularını da önemli şekilde darbeleyeceğini
sık sık tekrarladığını söyledi. Papadopulos,
planda tüm siyasi partilerin hemfikir olduğu değişiklikler
bulunduğunu, ancak sadece bazı partilerde destek bulan
değişiklikler de olduğunu kaydetti. Papadopulos,
'istenilen değişikliklerin basına
açıklanmasının, Kıbrıs Rum tarafında siyasi
güçler arasında açık müzakerelere yol açacağını
söyledi. "ANNAN
PLANI'NDA MUTLAKA DEĞİŞMESİ GEREKEN UNSURLAR VAR Papadopulos,
Herhangi bir çözüm Annan Planı'ndan ne kadar uzaklıkta olabilir?
sorusuna şu yanıtı verdi: Konu mesafe
konusu değil. Halkın çoğunluğu tarafından kabul
göreceğini düşünebilmemiz için Annan Planı'nda mutlaka
değişmesi gereken unsurlar vardır. İstenilen
değişiklikler biliniyor, çünkü defalarca sözlü ve yazılı
olarak açıklandı. Ayrıca hemen hemen tüm partiler de kendi
değişiklik önerilerini sundular. Halkın çözümü
onaylayabileceği şekilde değişikliklerin olup
olamayacağı ise özlü görüşmeler başladığı
zaman belli olacak. Herkesin Rum
tarafının Annan Planı'nda ne tür değişiklikler
istediğini bildiğini savunan Papadopulos, Somut olarak ne
istiyoruz? sorusuna karşılık ise şunları söyledi: Bizler
müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için önkoşulların
yaratılmasını istiyoruz. Düğmeye basar ve her şey
biter sanmayın. BM ile, büyükelçilerle ve muhtelif ülkelerle temaslar
yapıyoruz ve onlara görüşlerimizi anlatıyoruz. Bunu
koşulların yaratılması ve önerinin hazırlanması
için yapıyoruz. Ne demek Türkler bizden önce davranmasın.
Sayın (Başbakan Recep Tayyip) Erdoğan'ın öneri
yapacağını söylüyorlar, bunu yaparsa ne avantaj
sağlayacak... Ne istediğini ilk söyleyen ne kazanır? Bununla,
bizim ilk görüş belirtmememiz gerektiğini söylemiyorum. Söylemek
istediğim buna çok önem vermemiz gerektiğidir. Papadopulos,
başka bir soru üzerine, dış ülkelere özel temsilci göndermeye
devam ettiklerini söyledi ve Annan Planı ile ilgili AKEL partisiyle
arasında hiçbir olumsuzluk bulunmadığını belirtti. KKTC
İLE DOĞRUDAN TİCARET Papadopulos,
AB'nin KKTC'ye doğrudan ticaretiyle ilgili bir soru üzerine de
şöyle konuştu: İngiltere'nin
doğrudan ticaret için önerdiği madde üçüncü ülkelerle ilgili
133'ncü maddedir. Biz buna tepki gösteriyoruz. 'İşgal' bölgeleri
liman işletme vs. haklarla üçüncü ülke kabul edemeyiz. Bu konuda
İspanya, Fransa, Avusturya ve başka ülkelerden destek görüyoruz. Bu
doğrudan ticaret tüzüğü onaylanırsa, AB mahkemesine başvuracağız.
Bu konudaki tutumumuzda bir değişiklik yok. (aa) |
|
HURRIYET 02/01/05
Bence Kıbrıs artık kaybedilmiş davadır
|
Turan YILMAZ/ANKARA KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisine mektup yazarak Türkiyenin ABden müzakere tarihi alarak döndüğü Brüksel Zirvesinden çıkan Kıbrıs kararına ilişkin görüşünü soran bir asteğmene gönderdiği mektupta, Kıbrıs, hükümetin AB yolculuğu nedeniyle gözü kararmışlığı karşısında, bence kaybedilmiş bir davadır görüşünü dile getirdi. Mektubuna, Cumhurbaşkanı
olarak istihkam yedek teğmeni dostumun sorularını cevaplamaya
kalksam, yine Cumhurbaşkanlığının
kaçınılmaz kısıtlamalarına sığınmak
zorunda kalacağım aşikardır diye başlayan Denktaş,
şöyle devam etti: |
HURRIYET 02/01/05
30 yıllık sır aydınlandı
İngilizleri
uyutarak Kıbrıs'a çıktık
İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın
gizlilik süresi dolan belgelerinde, dönemin başbakanları Ecevit ve
Wilson'ın telefon kayıtları yer aldı
Yorgo Kırbaki - Atina
İngiltere'nin, 1974'teki Kıbrıs Barış Harekâtı
sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Lefkoşa
Havaalanı'na olası operasyonuna müdahale edeceği tehdidinde
bulunduğu ortaya çıktı. Gizlilik süresi dolduğu için
açıklanan İngiliz belgelerine göre, Türk ordusu, harekâtı
iddialı İngiliz istihbaratını atlatarak
gerçekleştirdi.
'Eğer saldırırsanız...'
Yunan basınının, İngiltere Dışişleri
Bakanlığı'nın 30 yıllık gizlilik süresi
dolduğu için açıklanan belgelerine dayanarak verdiği bilgilere
göre, harekâtın başlamasından 4 gün sonra, 24 Temmuz 1974'te
dönemin İngiltere Başbakanı Harold Wilson ile Başbakan
Bülent Ecevit arasındaki telefon görüşmesinde şu diyalog
yaşandı:
Wilson: Bugün (Lefkoşa) havaalanına saldırmayı
düşünüyor musunuz?
Ecevit: Hayır. Tam aksine havaalanına hiçbir operasyon
yapılmamasını emrettik.
Wilson: Yani bu akşam havaalanına operasyon yok, öyle mi?
Ecevit: Hayır, hayır.
Wilson: Hayır mı?
Ecevit: Hayır. Biliyor musunuz, bizim ordunun verdiği bilgi,
havaalanının kontrolünü zaten elimizde bulundurduğumuz
şeklinde. BM güçleri ise "Kontrol bizde" diyorlar. Gerçek
hangisi olursa olsun, havaalanına operasyon düzenlenmeyecek.
Wilson: İyi... Tamam. Ben yine de söyleyeyim. Havaalanına
saldırı olursa, BM askerlerinin hayatı tehlikeye girer. O zaman
biz tepki göstereceğiz. İngiliz Kraliyet uçaklarına
saldırıyı önlemeleri emri verildi.
'Anlamını anladınız mı?'
Ecevit: Evet.
Wilson: Bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz değil mi?
Ecevit: Evet.
Wilson: Sizden de bunu duymak isterdim.
'Girne'ye
15 mil kala fark ettik'
Bir diğer belgede, İngiltere hükümeti ve istihbarat servislerinin,
Türkiye'nin 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'a müdahalede
bulunmasını beklemedikleri itiraf ediliyor. Başbakan
Wilson'ın danışmanı Lord Bridges, şunları
belirtiyor: "20 Temmuz saat 02.20'de uyurken telefonum çaldı ve
Kıbrıs üzerinde devriye uçuşu yapan bir İngiliz
uçağının, Girne'den 15 mil mesafede Türk çıkarma gemileri
tespit ettiğini öğrendim." Bridges, müdahalenin tarihi konusunda
İngiliz Savunma Bakanlığı ve istihbaratının
yanlış değerlendirme yaptıklarını kabulleniyor,
"hatalı olduğunu" ifade ederek, "Türklerin 1964 ve
1967'deki başarısız teşebbüslerinden
etkilenmiştim" diyor.
Londra adada
gafil avlanmış
Ecevit'in
Kıbrıs harekâtı konusunda Londra'yı gafil
avladığına dair gizli Britanya belgeleri yayımlandı
02/01/2005
RADIKAL
RADİKAL - ATİNA - Britanya
Dışişleri'nin 30 yıl sonra yayımlanan gizli belgeleri,
15 Temmuz 1974'te Atina'da yönetimde bulunan Yunan cuntasının
Kıbrıs'ta Başpiskopos Makarios'a darbe yapması sonrası
yaşanan gelişmelere ışık tutuyor. Daha önce dönemin
Britanya Başbakanı Harold Wilson'ın Kıbrıs'a 12 bin
asker göndererek müdahale ve Makarios'u yeniden başkan yapma planı
hazırlattığı, ama hayata geçirmekte tereddüt ettiği
basına yansımıştı. Yunan basını, hemen
ardından gelen Türkiye'nin müdahalesinin Britanya'yı gafil
avladığını, ayrıca Londra'nın TSK'nın
Lefkoşa Havaalanı'na olası operasyonu halinde müdahale tehdidi
savurduğunu aktardı.
Yunan basınının aktardığı Britanya belgelerine
göre, 24 Temmuz 1974'te Wilson ile Başbakan Bülent Ecevit arasında
şöyle bir telefon görüşmesi geçmiş:
Wilson: Bugün havaalanına saldırmayı düşünüyor
musunuz?
Ecevit: Hayır. Tam aksine hiçbir operasyon
yapılmamasını emrettik.
Wilson: Yani bu akşam havaalanına operasyon yok öyle mi?
Ecevit: Hayır, hayır.
Wilson: Hayır mı?
Ecevit: Hayır. Biliyor musunuz, bizim ordunun verdiği bilgi,
havaalanının kontrolünün zaten elimizde bulunduğu yönünde. BM
güçleri ise 'Kontrol bizde' diyor. Gerçek hangisi olursa olsun,
havaalanına operasyon düzenlenmeyecek.
Wilson: İyi, tamam. Ben yine de söyleyeyim. Havaalanına
saldırı olursa, BM askerlerinin hayatı tehlikeye girer.
O zaman biz tepki göstereceğiz. Uçaklara saldırıyı
önlemeleri emri verildi.
Ecevit: Evet.
Wilson: Ne demek olduğunu anlıyorsunuz değil mi?
Ecevit: Evet.
Wilson: Sizden de bunu duymak isterdim.
Savunma
bakanlığı ve istihbarat uyumuş
Bir diğer belgede, Britanya hükümeti ve istihbarat servislerinin
Türiye'nin 20 Temmuz sabahı adaya müdahalede bulunmasını
beklemedikleri itiraf ediliyor. Londra, Ecevit'in böyle bir karar alması
için zamana ihtiyacı olduğu kanısındaymış.
Wilson'un danışmanı Lord Bridges şunları belirtiyor:
"20 Temmuz saat 02.20'de yatağımda uyurken telefonum çaldı
ve Kıbrıs üzerinde devriye uçuşu yapan bir Britanya
uçağının, Girne'den 24 km mesafede Türk çıkarma gemileri
tespit ettiğini öğrendim." Bridges, müdahalenin tarihi konusunda
savunma bakanlığı ve istihbarat servislerinin yanlış
değerlendirmeler yaptıklarını kabullendikten sonra,
kendisinin hatalı olduğunu söyleyip, "Türklerin 1964 ve 1967'de
başarısız müdahale teşebbüslerinden
etkilenmiştim" diyor.
Dönemin Savunma Bakanı Roy Mason, adada bulunan Britanya üsleri ile bu
üslere sığınan Britanya vatandaşlarının
korunması için Türklerle aynı gün çıkarma yapmayı
düşündüklerini belirtiyor. Bridges da, "Türklerle aynı zamanda
çıkarma yapsaydık, birbirimizi hedef aldığımız
gibi bir intiba yaratılacaktı. Bunu gözönüne alarak
düşüncemizden vazgeçtik" diyor.
İki devletli çözüm modeli mi geliyor?
Liğerosun Rum
Başkanlık Sarayı ve Yunan Dışişleriyle
irtibatı bulunduğunu ve bunun gerek Yunanistan, gerekse Güney
muhalefetinde endişe yarattığı iddia edildi
Liğeros,
Yunanistanın Kathimerini gazetesinde Toprak
karşılığı Kıbrıs Türklerinin
tanınması mantığında Kıbrısta iki devletli
çözümü üzerinde durdu
Annan
planını hilkat garibesi olarak niteleyen Liğeros, temiz
çözümün kadife ayrılıkla geleceğini savundu ve Rum Yönetimini
uluslararası kamu oyunu buna yöneltmeye çağırdı
Güneyde
yayınlanan Alithia gazetesi, Yeni Yılla Birlikte Kıbrıs
Konusunda Yön Değişikliği
Kadife Boşanma İçin Zemin
Hazırlanıyor başlık ve spotlarıyla manşetten
verdiği haberinde, özel bilgilerine dayanarak Atinada önemli
kişilerin Kıbrısta iki devletli çözümü ileriye götürmeye
başladığını, bu kişilerin ise Güney
Kıbrısta Rum Başkanlık Sarayı ve Yunanistanda
Dışişleri Bakanlığıyla irtibatları
bulunduğunu ve bunun da gerek Yunanistan, gerekse Güney
Kıbrısta muhalefet partilerinde yoğun endişe yaratmaya
başladığını yazdı.
Gazete önemli
kişi olarak yıllardan beridir Kıbrıs konusuyla ilgilenen
Yunanlı gazeteci Stavros Liğerostan söz etmektedir.
Gazeteye göre
Liğeros, Kıbrıs konusunda bir de kitap yazmıştır.
Liğeros, Rum
Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos tarafından da desteklenen
birisidir. Liğeros, Yunanistan Kathimerini gazetesinde Toprak
karşılığı Kıbrıs Türklerinin
tanınması mantığında Kıbrısta iki devletli
çözümü kendilerini atık kesin şekilde meşgul etmesi
gerektiği üzerinde durdu.
Liğeros
karşı çıktığı Annan planını hilkat
garibesi olarak niteledi ve temiz çözümün kadife ayrılıkla
geleceğini savundu ve Rum Yönetimini uluslar arası kamu oyunu buna
yöneltmeye çağırdı.
Liğeros, Annan
planının uygulanmasıyla Kıbrısta iki devletin resmen
tanınacağını ve Annan planının içerdiği
koşulların da Rum tarafı için daha ağır olduğunu,
ekonomisinin ise sürekli kan kaybetmeye devam edeceğini de savundu.
Gazete
yukarıdaki yazıyla bir kamuoyu oluşturulmasına
çalışıldığını da yazdı.
Politis gazetesi
ise, Evet veya Hayır 2005te De
Kıbrıs Konusundaki Tablo
Netleşecek
başlığıyla manşetten verdiği
haberinde yeni yılda Kıbrıs konusundaki tablonun artık
netleşmek durumunda olduğunu vurguladı.
Gazeteye göre
önümüzde iki muhtemel senaryo bulunuyor. Birincisi Annan planını
istemeyen Papadopulos, Mayıs-Ekim döneminde zaman törpülemeye
çalışacak ve Kıbrıs konusu da ister istemez Kadife
ayrılığın yolunu tutacak.
İkinci
senaryoya göre de ABD, BM ve ABın güçlü ülkelerinin desteğini alacak
olan Türkiye yeni tur müzakereler için girişim üstlenecek.
Kıbrıs Rum tarafı buna yanıt verirse, Annan
planının iyileştirilmiş bir versiyonu gündeme gelebilecek.
Rum tarafı yine hayır derse çözüm çabaları kesin şekilde
duracak.
Bu durumda da
kuzeyle Tayvan modeli bir devletin kurulması kaçınılmaz olacak.
Gazete
bir diğer haberinde Kıbrıs sorunu dikeninden kurtulmak için
ABın erken zamanda çözüm arayacağını ve Kıbrıs
Cumhuriyetinin dolaylı tanınması ve Kıbrıs
Türkleriyle doğrudan ticaret baskı unsurlarıyla BM çerçevesinde
bir çözümü teşvik edeceğini yazdı.
Gazete, ABın
mesajının ya yakın zamanda çözüm bulunur veya KKTCnin defacto
tanınmasına yol açacak Kıbrıs Türklerinin düzeyinin
yükseltilmesine gidilir şeklinde net olduğunu da yazdı.
HALKIN SESI
02/01/05
2005, çözüm yılı olacak
CTP-BG: 2002'de
Kopenhag'a Denktaş gitmediği için, Tahsin Ertuğruloğlu
odasına kapandığı için, Eroğlu,
Yeşilırmak'ta muz bahçelerini gezmeyi tercih ettiği için, onlar
saltanatlarının garantisi olarak gördükleri çözümsüzlükte ısrar
ettikleri için çözüm süreci bu günlere kadar uzadı
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Basın Bürosu tarafından yapılan açıklamada,
2005'in çözüm yılı olacağı vurgulandı. Yeni yıla
yeni umutlarla girildiği belirtilen açıklamada, yıllarca
Kıbrıs'ta kalıcı barış ve çözüm bekleyen
Kıbrıs Türk toplumunun, çözümün yeniden ivme kazandığı
bir yıla girdiği ifade edildi.
CTP-BG'den
yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi:
"Kıbrıs
Türk toplumunun varlığını gözeten gerçekçi bir çözümü
içeren, Avrupa Birliği üyeliğine ulaşma
kararlılığı ve azmi ile yola devam ediyoruz. Bu kez her
zamankinden çok daha güçlü ve kararlı bir şekilde.
2005, Avrupa'ya
ve dünyaya olan sözümüzü her zamankinden daha gür bir sesle söyleme
zamanıdır. 2005, Kıbrıs'ta çözüm yılıdır!
Biliyoruz:
2002'de Kopenhag'a Denktaş gitmediği için; Tahsin
Ertuğruloğlu odasına kapandığı için; Eroğlu,
Yeşilırmak'ta muz bahçelerini gezmeyi tercih ettiği için; onlar
saltanatlarının garantisi olarak gördükleri çözümsüzlükte ısrar
ettikleri için çözüm süreci bu günlere kadar uzadı...
İşte,
Papadopulos bunu biliyor! Onun için sesi böyle yüksek çıkabiliyor!
Onlar, çözüm
masasından kaçarak Kıbrıs Cumhuriyetini gasp eden
Kıbrıs Rum hakimiyetçi anlayışının temsilcisi
Papadopulos'a bütün Kıbrıs adına AB'ye üye olma imkanı
sağladı.
Kopenhag
başarısızlığı, Lahey bozgunu ile devam etti!
İşte bu çözümsüzlükten yarar uman anlayış yüzünden,
Kıbrıs Türkleri bir toplumsal varlık olarak AB'de yer
alamamış, Türkiye AB sürecinde veto tehdidi ile karşı
karşıya kalmıştır!17 Aralık'ta Türkiye'yi veto
edeceği tehdidini savurarak sadece Türkiye'nin değil,
Kıbrıs'ın da geleceğini karartma olanağını
bulan Papadopulos'a bu gücü, işte bu çözümsüzlükten yarar uman
anlayış vermiştir! Papadopulos'un elindeki bu Demokles Kılıcı'ndan
Türkiye'yi de, Kıbrıs Türk halkını da koruyan kalkan, 24
Nisan referandumunda halkımızın %65'le verdiği EVET
kararıdır.
Yıllarca
"Türkiye-Türkiye" nutukları atanların, gerçekte Türkiye'ye
ve Kıbrıs Türkü'ne en büyük zararı verdikleri, en büyük
kötülüğü yaptıkları 17 Aralık'ta açıkça
anlaşılmıştır! Ancak bugün, Kıbrıs sorununun
çözümü, Kıbrıs Türk halkının çözüm yönündeki irade ve
kararlılığı ile 2005 yılı içinde her zamankinden
daha yakın ve mümkün hale gelmiştir. Bu irade hem Papadopulos'u hem
de kuzey ve güneyde Annan Planı'na dayalı çözüme
"Hayır" diyen çözümsüzlük güçlerini
telaşlandırmıştır.
Değerli
halkımız, şimdi önümüzde iki temel görev durmaktadır: Bir,
çözüm sürecini hızlandırarak, Papadopulos'u masaya oturmak zorunda
bırakacak ve Kıbrıs Türk halkını çözüme
hazırlayacak olan izolasyonların kaldırılması mücadelesini
hızlandırmak ve sonuca götürmek...
İki,
2005'teki çözüm sürecine hazırlanmak için ülke içindeki ödevlerimizi
yapmaya devam etmek... Yani, devlet yapısında reform,
demokratikleşme, sivilleşme, hızlı ekonomik kalkınma
ile işsizliğe çözüm!
Bu amaçla
şubatta gerçekleşecek olan erken genel milletvekilliği seçimi ve
ardından da cumhurbaşkanlığı seçimi iki büyük,
tarihsel fırsattır!
Bu seçimlerde
önce bize Kopenhag yarasını açan ve Lahey bozgununa neden olan
çözümsüzlük güçlerini, demokratik-halk irademizle mecliste
azınlığa düşürmek temel görevimizdir.
Ardından,
çözümsüzlüğün son kalesini düşürerek
cumhurbaşkanlığı katına çözüm iradesini
taşımak....
Değerli
yurttaşlar,
CTP BG olarak
yeni yılda halkımızın bu zor görevi
başaracağına ve Kıbrıs'ta çözüm isteyen güçlerin en
kararlı ve en güçlü adresi CTP BG'yi mecliste çoğunluğa
ulaştıracağına inanıyoruz.
Şimdi
hedef, görüşmeleri başlatıp sonuçlandıran ve referanduma
götüren görüşmecimiz, Başbakan Mehmet Ali Talat'ın
başkanlığındaki CTP-BG'nin 2005 Şubatı'ndaki
seçimlerde mecliste çoğunluğu sağlamasıdır.
2005
yılında, Kıbrıs'a toplumların siyasi
eşitliği temelinde çözüm getirmek ve Avrupa Birliği'nde
Kıbrıs Türk halkını da eşit ortak olarak temsil
edebilmek için...
Haydi görev
başına...
"Kıbrıs'a
Avrupa'ya, dünyaya sözümüz var..." Sözümüzü hep birlikte söylemek ve
yerine getirmek için yeni yılda da el ele, omuz omuza! Mutluluk
sağlık ve barış dolu günler dileğiyle...Yeni
yılınız kutlu olsun.
KIBRIS 03/01/05
KTHY, direkt uçuşlara hazır
KTHY Yönetim
Kurulu üyesi ve genel müdür vekili Sadettin Gezmek direkt uçuş yapabilecek
her türlü olanağa sahip olduklarını belirterek
yaptığı açıklamada, "Ancak havacılıkta
birtakım kurallar vardır. Planlama da bunun en önemli
ayağıdır. Uçuş planları ve pazarlaması da
yıllık yapılır. Dolayısı ile siyasi amaçlı
uçuşlar yapabiliriz ama önümüzde altı-sekiz aylık plan
sıkıntı yaratıyor" dedi
Gezmek,
atılan adımlarla "iftihar ettiğini" belirterek
yaşanan bütün zorlukların etkisine rağmen, KTHY'nin ticari, mali
ve teknik yönetim açısından son yılların en kârlı ve
verimli döneminin yaşandığını söyledi. Gezmek, KTHY
gelirlerinin yüzde 21 arttığını, şirketin toplam
karının da yüzde 200 artış gösterdiğini vurguladı
Kıbrıs
Türk Hava Yolları (KTHY), direkt seferlerin başlaması ile
birlikte sıkıntı yaratmayacak gerekli alt yapıya sahip
olduğunu açıkladı.
KTHY Yönetim
Kurulu üyesi ve genel müdür vekili Sadettin Gezmek, direkt uçuş
yapabilecek her türlü olanağa sahip olduklarını belirterek
yaptığı açıklamada, "Ancak havacılıkta
birtakım kurallar vardır. Planlama da bunun en önemli
ayağıdır. Uçuş planları ve pazarlaması da
yıllık yapılır. Dolayısı ile siyasi amaçlı
uçuşlar yapabiliriz ama önümüzde altı-sekiz aylık plan mevcut.
Siz direkt olarak gitmek isteseniz bile havaalanlarındaki rezervasyonlar
yıllık yapılır ve her gitmek istediğiniz yere
istediğiniz an gidemezsiniz" dedi.
Gezmek, KTHY'de
2004 yılının oldukça verimli geçtiğini belirterek
yaşanan zorlukların etkisine rağmen, ticari, mali ve teknik
yönetim açısından son yılların en karlı döneminin
yaşandığını anımsattı.
2004
yılında atılan adımlarla 2005'te çok sayıda
değişikliğin ve yeniliğin yaşanacağını
söyleyen Gezmek, internet üzerinden bilet satışına
başlandığını, Almanya'ya sefer
sayısının artırılacağını, daha fazla
noktaya uçuş için adımlar atıldığını, THY
ile ilişkilerin geliştiğini ve uçak filosuna da önemli
yatırımlar sağlandığını anlattı.
Direkt
uçuşlara hazırız ama...
Gezmek,
KTHY'nin alt yapı donanımı ve kurumsal olarak direkt
uçuşlara hazır olduğunu, bunun da uçuş maliyetlerini önemli
oranda düşüreceğini söyledi.
Gezmek, buna
karşın havacılıkta "yıllık
planlamanın" esas olduğunu anımsatarak, "Her isteyen
istediği alana istediği zaman uçuş yapamaz. Bunun için
rezervasyon yapmanız gerekir ve bu da altı-sekiz aylık bir zaman
ister" dedi.
Gezmek, siyasi
olarak yapılacak direkt uçuşlarda KTHY'nin görevini yerine
getireceğini de belirtti. Yılda bir kez uçuş şirketlerinin
dünyanın değişik bir yerinde bir araya geldiğini ve alan
rezervasyonlarının burada yapıldığını
anımsatan Gezmek, şunları söyledi:
"Hangi
ülkeye, hangi meydana ineceğinizi bir yıl önceden belirlemeniz
lazım. Yani direkt olarak bir meydana uçacaksınız ama o meydanda
iniş saatinizin uygunluğu önemli. Bu da bir yıl önceden
planlanıyor.
Düşünün ki
biz İngiltere seferlerini şu anda Antalya, İstanbul
aktarmalı yapıyoruz. Oralara da bu uçuşlara göre biletler
satmışız. Şimdi, 'hadi bir direkt uçuyoruz' dersek bunun
bir ekonomik kaybı olur. Bütün bunların da hesaplanması lazım.
Ama direkt uçuş için adım atılacak olursa, biz hazırız.
Bir de direkt
uçuşların getireceği rekabet ortamı var. Biz buna da
hazırız. Fiyatlarımızı piyasaya göre
uyduracağız ve gereken adımları atacağız."
KTHY,
ayakları üzerinde durabilmeli
KTHY'de görev
almazdan önce kendilerine, "Burayı, ayakta durabilen bir şirket
yapın" dendiğini anımsatan Gezmek, "Bütün
çalışmalarımızı buna göre şekillendiriyoruz"
dedi.
Daha önce
KTHY'yi yönetme iddiasında olanların kötü izlenimler bırakarak
ayrıldıklarını savunan Gezmek, "Bu nedenle
ateşten gömlek giydim. Yaptığınız bir doğruyu
bile kabullendirmeniz çok zor. Dolayısı ile sadece işletmecilik
anlayışı değil, insan psikolojisi ile de
donanımlı olmanız gerekiyor" ifadesini kullandı.
Şirketi
ayakta tutma mücadelesi yanında, "ülke turizmine de katkı
sağlama" amaçlarının var olduğunu ifade eden Gezmek,
Almanya'dan "zararına" getirdikleri turist
topluluklarını örnek verdi.
Sadece ekonomik
faydaların değil, sosyal alanlarda da faaliyet verdiklerini söyleyen
Gezmek şöyle devam etti:
"Zaman
zaman zararına da olsa ülke menfaatleri için adımlar atabiliyoruz.
Bunu da yapıyoruz. Buradaki sivil toplum örgütleri ile iyi ilişkiler
çerçevesinde yaptığımız yardımlar var.
Sistem
içerisinde devlete, belediyelere, çalışanlara ödediğimi
maaş yanında, sosyal yardımlarımızla da yine halka
hizmet anlayışımızı sürdürüyoruz."
Neler
yapıldı?
Gezmek, 2004
yılı içinde yapılanlardan ve 2005 yılında da neler
yapılması gerektiğinden bahsetti. "Müşteri
memnuniyeti" odaklı yenilenme çalışmaları
başlatıldığını söyleyen Gezmek,
yaptıkları bazı çalışmaları şöyle
sıraladı:
"Bir
yılı aşkın bir süredir devam eden yolcu hizmetlerinin
elektronik ortamda yönetilmesi projesi ilk meyvesini vermiş ve internet
üzerinden online rezervasyon bilet satışları
başlatıldı,
Devam eden
online bilet satışının İngiltere'de de devreye
girebilmesi için gerekli alt yapı girişimleri
yapıldığı gibi, İngiltere Uluslararası Bilet
Satış Sistemi'ne de dahil olabilmek için adımlar
atıldı. İngiltere'nin herhangi bir noktasında bilet
satışını sağlayacak bu sistem ile birlikte 2004
yılında taşınan 120 bin yolcu sayısının 150
bine ulaşması hedefleniyor.
Acenteler ile
kurulan iyi ilişkiler devam ettiriliyor. Acentelerin büyük bir bölümüne
kurs verilirken, internete girmelerine de katkı sağlandı.
Almanya ofisi,
Ocak 2005 içerisinde Frankfurt'ta hizmete giriyor. Ofisin devreye girmesi ile
Almanya'ya sefer sayılarını artırılması
hedefleniyor.
Başta
Ercan Devlet Havaalanı olmak üzere bütün havaalanlarında 7x24 saat
esasına göre hizmet verecek yolcu rezervasyonları ve uçuşla
ilgili bütün sorunlara son verecek "çağrı merkezi"
hizmetleri devreye sokuluyor."
KTHY'de ciddi
bir büyüme yaşandı
Gezmek,
atılan adımlarla "iftihar ettiğini" belirterek
yaşanan bütün zorlukların etkisine rağmen, KTHY'nin ticari, mali
ve teknik yönetim açısından son yılların en karlı ve
verimli döneminin yaşandığını söyledi. Gezmek, KTHY
gelirlerinin yüzde 21 arttığını, şirketin toplam
karının da yüzde 200 artış gösterdiğini
vurguladı.
Ortaya
çıkan rakamlarla "kendi tahminlerini de
aştıklarını" söyleyen Gezmek şöyle devam etti:
"2002
yılından itibaren blok uçuş saati yüzde 47 ve günlük uçuş
süreleri de yüzde 48 artmıştır. Bu artışın sebebi
de filo yapısından ve uçakların verimli
kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
KTHY ekonomik
ömürlerini tamamladıkları için halihazırda satışa
çıkarılan Airbus A310 uçakları hariç tutulursa, mevcut bulunan
üç adet Boeing 737- 800 ve üç adet yeni Airbus A 321- 200 uçakları ile TC
havayolları dahil, bütün havayolları içinde filo yaşı,
esnekliği ve teknoloji olarak en önde gelen havayolları arasına
girmiştir.
Gerek Boing
737- 800 gerekse Airbus A321- 200 uçak modelleri bugün en çok para
kazandıran ve kendi markalarının en gözde uçak modelleridir.
Bilhassa yönetimimizin stratejik vizyonu doğrultusunda Boing modellerine
ilaveten Airbusların devreye sokulması filomuzu gerçekten esnek,
kârlı, rekabetçi ve etkin bir duruma getirmiştir.
KTHY olarak
mali ve teknik konularda atılan olumlu adımların güzel
sonuçlarını artan nakit akışı ve artan koltuk
arzı olarak görüyoruz. Ancak uzun yıllar ihmal edilmiş ve KTHY
hakkındaki şikayetlerin haklı olarak en başında gelen
otomasyon konusunda ise çok önemli projeler
tamamlanmıştır."
KIBRIS 03/01/05
İngiltere'de turizm atağı
KUZEY KIBRIS'A
BÜYÜK İLGİ... 24 Nisan referandumunda Kıbrıs
Rumlarının "hayır" oylarına
karşılık Kıbrıslı Türklerin "evet"
demesi, dış dünyada Kuzey Kıbrıs'a karşı büyük
ilgi gösterilmesini sağladı. KKTC'nin İngiltere'deki Avrupa
turizm koordinatörü Yılmaz Kalfaoğlu, ülkemizin 2004 ve 2005'te
İngiltere ve İrlanda Cumhuriyeti'nde Kuzey Kıbrıs turizmi
için yapılacak toplam tanıtım ve pazarlama
harcamasının bir milyon 330 bin sterline
ulaşacağını söyledi
HER KOLDAN
TANITIM YAPILIYOR... İngiltere'de turizmle ilgili fuar ve etkinliklere
katılan KKTC, ayrıca İngiltere'deki ulusal ve yerel gazetelerde
reklam kampanyası başlattı. Kalfaoğlu, 2004
yılının Kuzey Kıbrıs turizminin bugüne kadar
İngiltere pazarındaki en başarılı yılı
olduğunu ve eylül sonu istatistiklerine göre tatillerini konaklama
tesislerinde geçirmek üzere gelen ziyaretçi sayısında 2003'ün
aynı dönemine kıyasla yüzde 40 artış olduğunu belirtti
Ali CANSU
24 Nisan
referandumunda Kıbrıs Rumlarının "hayır"
oylarına karşılık Kıbrıslı Türklerin
"evet" demesi, dış dünyada Kuzey Kıbrıs'a
karşı büyük ilgi gösterilmesini sağladı.
Buradan
hareketle Turizm Bakanlığı İngiltere'de turizm
atağına geçti. İngiltere'de turizm ve Kıbrıs'ın
tanıtımı alanında çalışmalar yapan Kuzey
Kıbrıs Turizm Merkezi yoğun bir tempo içerisinde
çalışmalarını sürdürüyor.
Merkez,
İngiltere'de turizmle ilgili fuar ve etkinliklere katılan KKTC,
ayrıca İngiltere'deki ulusal ve yerel gazetelerde reklam
kampanyası başlattı.
KKTC'nin
İngiltere'deki Avrupa turizm koordinatörü Yılmaz Kalfaoğlu
ülkemizin 2004 ve 2005'te İngiltere ve İrlanda Cumhuriyeti'nde turizm
ile ilgili planlarını KIBRIS'a anlattı.
Kalfaoğlu,
çalışmaların İngiltere ve İrlanda Cumhuriyeti'nde
Kuzey Kıbrıs'a tatil pazarlayan tur operatörleriyle temasa geçerek
başladıklarını söyledi.
2005
yılında ayrıca Birleşik Krallık (İngiltere,
İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda) ve İrlanda Cumhuriyeti'nde
basında tanıtım yazıları yayınlanması ile
ilgili çalışmalara başlandığını anlatan
Yılmaz Kalfaoğlu, "Bu çalışmalar Kuzey
Kıbrıs turizm merkezi veya tur operatörlerinin organizasyonu ile
Kıbrıs'a turizm ve seyahat yazarlarının gönderilmesinden
oluşuyor."
2004
yılı içinde çeşitli zamanlarda Kıbrıs'a gönderilen
veya kendiliğinden giden gazeteci ve yazarların kaleme
aldıkları ve dokuzu eylül ile kasım ayları döneminde olmak
üzere, Kuzey Kıbrıs turizmini tanıtan 18 yazı
yayınlandı.
Ekim ve
kasımda yayınlanan ve Kuzey Kıbrıs'a talebin
artırılmasında önemli etkisi bulunan bu yazılardan
bazıları şöyle:
2 Ekim'de Daily
Mirror'de yayınlanan 'Turkish Delightful - The place is so unhurried,
unspoilt and so beautiful', 24 Ekim'de Sunday Mirror'de 'Northern Delights'
başlığıyla çıkan- Head off to the other side of Cyprus
for beaches better than the Carribean, The Irish Post'ta 6 Kasım'da
yayımlanan ' Change Your Christmas Climate'- The Charms of Northern Cyprus
- If the idea of cold wet Christmas doesn't appeal, why not leave the cold and
wet behind ve 7 Kasım'da The Mail on Sunday'de yayımlanan 'This is
Beautiful Cyprus' (But keep it to yourself) - Giles Milton is suddened that the
island is now preparing for a tourist invasion.
Basında
ülkemizi tanıtmak için de ekim ayından itibaren düzenlenen turizm
tanıtım kampanyası çerçevesinde The Times, Daily Telegraph,
Daily Mail, Daily Express, The Mail on Sunday, Sunday Telegraph, Sunday Express
ve Manchester, Glasgow, Belfast yerel gazetelerinde tanıtıcı
reklamlar yayınlanmaya başlamıştır. 2005
yılının mart ayı ortalarına kadar devam edecek olan bu
kampanya için 130 bin sterlin ayrıldı.
Tur
operatörlerinin pazarlamaya yönelik reklamlarına Ekonomi ve Turizm
Bakanlığı'nca yapılan katkı ile yukarıdaki rakama
ek olarak tur operatörlerinin bütçelerine koydukları bir milyon 200 bin
sterlin kaynakla birlikte Kuzey Kıbrıs turizmi için yapılacak
toplam tanıtım ve pazarlama harcamasının bir milyon 330 bin
sterline ulaşacağı tahmin ediliyor."
Dünya Turizm
Fuarı'na katıldık
Ülkemizin, bu
yıl 25'incisi düzenlenen ve Londra'da yapılan Dünya Turizm
Fuarı'na 23'üncü kez katıldığını kaydeden
Kalfaoğlu, fuarda KKTC'nin büyük ilgi gördüğünü belirtti.
Kuzey
Kıbrıs'ın dünya turizm fuarına 135 metrekare
büyüklüğünde bir stand ile katıldığını anlatan
Kalfaoğlu, fuarın dünyanın her yerinden seyahat ve turizmle
ilgili kamu ve özel kuruluşları (ulusal turizm büroları, otel
işletmecileri, tur operatörleri, hava yolları, seyahat acenteleri
vs.) bir araya getirerek bu kuruluşlar arasındaki ilişkilerin
geliştirilmesine katkı yapmayı amaçladığını
kaydetti.
Kalfaoğlu,
fuardaki KKTC standında Ekonomi ve Turizm Bakanlığı, Kuzey
Kıbrıs Turizm Merkezi (Londra), Kıbrıs Türk Hava
Yolları, İngiltere'de Kuzey Kıbrıs'ı pazarlayan
operatörleri, Kıbrıs Türk Otelciler Birliği, Kıbrıs
Türk Seyahat Acenteleri Birliği ile Onur Hava Yolları İngiltere
operatörünün katkı koyduğunu belirtti.
Basın
toplantısına büyük ilgi
Fuarın
ikinci günü olan 9 Kasım'da KKTC Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş
Kemal Deniz'in basın toplantısının büyük ilgi
gördüğünü kaydeden Kalfaoğlu, İngiltere'nin prestiji en yüksek
seyahat dergilerinin başında gelen Travel Trade Gazette dahil olmak
üzere yabancı basının sayfalarında toplantıya
geniş yer verdiklerini söyledi.
Kalfaoğlu,
Travel Trade Gazette'nin 19 Kasım 2004 tarihli sayısında
"Bakan Kıbrıs'a iyi bakacaklarını bildirdi"
başlıklı haberinde, Kuzey Kıbrıs hükümeti, turizm
master planının uygulanmasında parasal baskılara direnmekte
ısrarlı olacağı, planla yatak kapasitesinin 2006'ya kadar
11 bin 700'den 20 bine çıkacağı, Avrupa havayolu
şirketlerinin Türk kontrolünde bulunan cumhuriyetteki gelişmelerden
yararlanmak amacıyla direkt uçuşları başlatma umudu, kitle
turizmi peşinde olmadıkları, çabalarını adanın
tarihi zenginlikleri ve kültürünü de yaşamak isteyen ziyaretçileri çekmeye
ve doğayı korumaya yoğunlaştıracaklarına yer
verdiğini belirtti.
Kalfaoğlu,
bundan üç-beş yıl öncesine kadar Kuzey Kıbrıs
reklamlarını dahi yayınlamayı reddeden Travel Trade
Gazette'in bu haberi verirken "işgal"e değinmemesi,
ayrıca Kuzey Kıbrıs hükümeti ve Ekonomi ve Turizm Bakanı
sayın Derviş Deniz'den söz ederken, herhangi başka bir niteleme
kullanmaması dış dünyada Kıbrıslı Türklere
karşı tutumun değişmekte olduğunu göstermesi
bakımından önemlidir" diye konuştu.
2005'te, 11
fuara katılıyoruz
Yılmaz
Kalfaoğlu, İngiltere'deki Kuzey Kıbrıs Turizm Merkezi'nin
Dünya Turizm Fuarı'ndan sonra 2005'in mart ayının ilk
haftasına kadar İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda,
İrlanda Cumhuriyeti ve Galler'de tamamı tüketicilere yönelik sekiz
turizm fuarına katılmak için hazırlıklarını
tamamladığını söyledi.
Fuarların
Blacpool, Manchester, Glasgow, Belfast, Dublin, Londra, Cardiff ve Birmingham
semtlerinde gerçekleşeceğini anlatan Kalfaoğlu, "Bu fuarlar
dışında, güneyde Bournemouth ve Exeter fuarları için
organizatörler ile görüşmeler yapılmaktadır. Bu iki fuarın
da eklenmesi halinde, Kuzey Kıbrıs turizmi 2005 yılına
yönelik olarak toplam 11 turizm fuarında tanıtılmış
olacaktır. Gerekli parasal kaynakları Ekonomi ve Turizm
Bakanlığı'nın sağladığı bu
tanıtım çalışmalarının büyük bölümü Kuzey
Kıbrıs turizmini pazarlayan tur operatörleri ile işbirliği
yapılarak yürütülmektedir" dedi.
2004
yılı, en başarılı yıl oldu
KKTC'nin
İngiltere'deki Avrupa turizm koordinatörü Yılmaz Kalfaoğlu, 2004
yılı Kuzey Kıbrıs turizminin bugüne kadar İngiltere
pazarındaki en başarılı yılı olduğunu
söyledi.
2004'ün eylül
sonu istatistiklerine göre tatillerini konaklama tesislerinde geçirmek üzere
gelen ziyaretçi sayısında 2003'ün aynı dönemine kıyasla
yüzde 40 artış olduğunu kaydeden Kalfaoğlu, "Yine
aynı istatistiklere göre gerçekleşen gecelemeler ve konaklama
tesislerindeki doluluğa katkı bakımından İngiltere
pazarının yüzde 53 ile en büyük pazarı konumuna geldi"
dedi.
KIBRIS 03/01/05
Rumlardan 'KKTC'ye açılım' iddiası
4 Ocak, 2005 20:42:00 (TSİ) CNN TURK
Rum medyası, ABD ve İngiltere'nin mayıs
ayından itibaren KKTC ile doğrudan ticarete ve yeniden görüşme
çabalarına başlayacağını iddia etti.
Rum Fileleftheros gazetesi, haberi 'Anglo-Amerikanların ilk adımı
işgal bölgelerini güçlendirmek' başlığıyla verdi.
Gazete, haberinde İngiltere ve ABD'nin KKTC'deki parlamento ve
cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını
beklediğini yazdı.
Gazeteye göre, ABD'liler ve İngilizler için öncelik
Kıbrıslı Türkleri ekonomik ve siyasi olarak güçlendirmek.
Kıbrıs sorununa ilişkin özlü girişimler ise mayıs
ayı sonrasına bırakılacak.
"3
ekim tarihi baz alınacak"
Gazete, arabulucuların Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin
başlangıç tarihi olan 3 ekim 2005'i baz alarak hareket edeceklerini
de öne sürdü.
|
Eski Alman Başsavcısı KKTC'nin temsilcisi oldu |
|
|
Lefkoşa Almanya'nın eski Başsavcısı Alexander Von Stahl, KKTC'nin Berlin Fahri Temsilcisi olarak atandı. KKTC Bakanlar Kurulu,
Stahl'ın atamasını, Kıbrıs Türk halkı
üzerindeki tecridin kaldırılması doğrultusundaki çabalar
çerçevesinde ve KKTC'nin Almanya'daki temsilinin güçlendirilmesi yönünde
aralık ayında yaptı. Halen Berlin'de hukuk bürosu
sahibi olan Stahl'ın atama kararı, Resmi Gazete'de de
yayımlandı. (aa) |
|
HURRIYET 04/01/05
|
Denktaş: Statükocuyuz Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, bazı kişilerin Rum yalakalığı
yaptıklarını, her söylenen sözü kendilerine göre
yorumlayıp halka satmaya çalıştığını
söyleyerek, Bunlar şunu bilsinler: biz devlete ve egemenliğe sahip
çıkanlardan yanayız; statükoculuk bu ise, statükocuyuz. Ve
halkımız da bu noktaya gelmezse tümüyle, Türkiyenin de elini
zayıflatırız, Kıbrıs elden gider dedi. Kıbrıs
elden gider lafının, Kıbrıs Türkü Rumun kulu, kölesi
olur anlamına gelmekte olduğunu belirten Denktaş, Kul ve
köle olmak isteyen varsa, bu yalakacıların
yazdıklarını okusunlar, onların yoluna gitsinler. Kul,
köle olmak istemeyen varsa, bizi dinlesin ve devletine sahip
çıksın şeklinde konuştu. Dünkü
bir kabulü sırasında Türkiyedeki bir asteğmene
gönderdiği mektupla ilgili olarak gazetelerde çıkan yorumlara
yanıt veren Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs
meselesi kaybedilmiştir sözüne bağlı olarak, Denktaş
pes etmiştir, statükocular gibi laflarının gündeme getirilmek
istendiğini belirterek ve şöyle konuştu: Pes etmeyiz Biz
pes etmeyiz. 52 yıldır pes etmedik. Böyle giderse kaybedilecek bir
davanın mesajını verdik. Ve bazı satılmış
kalemlerin gayretiyle kaybedilmekte olan bir dava vardır. Bunu biz
gündeme getiriyoruz. Eğer
benim bu ikazım da hala Denktaş fobisiyle hareket eden
insanları birazcık olsun Kıbrıs ne oluyor, nereye
götürülüyor; devletimize sahip çıkmazsak ne oluruz noktasına
getirmezse, hiçbir şeye getirmez demektir. Emin olsunlar ki devlete sahip çıkanlar vardır. Varolmaya devam edecektir. Kazanılmış olan devlet ve egemenlik, onun bunun hatırı için heba edilmez. Ruma bahşedilmez. (TAK) YENIDUZEN 04/01/05 |
ABDnin Kıbrısta attığı olumlu adımlar yeterli değil
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, Kıbrısta referandumların yapılmasından
sonra ABDnin bazı olumlu adımlar attığını, ancak
bunların yeterli olmadığını söyledi.
Gül,
İsrail, Filistin ve Ürdünü kapsayan Ortadoğu gezisinin ilk
durağı İsraile hareketinden önce Dışişleri
Bakanlığında gezisine ilişkin açıklamalarda bulundu
ve soruları yanıtladı.
Abdullah
Gül, dün sabah ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı
Richard Armitage ile görüşmesinde Kıbrıs konusunun ele
alınıp alınmadığının sorulması üzerine,
Armitage ile bugüne kadar atılan adımları görüştüklerini
söyledi.
Referandumlardan
sonra ABDnin yaptığı bazı güzel işler var
Kıbrıs Türklerine karşı. Bunları takdir
ettiğimizi belirttik, ancak bunlar artık yeterli değil diyen
Gül, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin uzlaşmacı bir tutum
içine girmesini sağlamak için daha fazla adım atılması
gerektiğini kaydetti.
Gül,
başka bir soru üzerine, Armitage ile görüşmesinde, Türkiyenin
Irakın geleceğine ilişkin hassasiyetlerini açık ve
yalın şekilde ABD tarafına aktardığını
söyledi. (AA
YENIDUZEN 04/01/05
ABD'yi bekliyoruz
YENİ
ADIMLAR ŞART... Gül: Referandumlardan sonra Kıbrıs Türklerine
karşı ABD'nin yaptığı bazı güzel işleri var.
Bunları takdir ettiğimizi belirttik, ancak bunlar artık yeterli
değil. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin uzlaşmacı bir
tutum içine girmesini sağlamak için daha fazla adım
atılması gerekiyor
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, Kıbrıs'ta referandumların yapılmasından
sonra ABD'nin bazı olumlu adımlar attığını, ancak
bunların yeterli olmadığını söyledi.
Gül;
İsrail, Filistin ve Ürdün'ü kapsayan Ortadoğu gezisinin ilk
durağı İsrail'e hareketinden önce Dışişleri
Bakanlığı'nda gezisine ilişkin açıklamalarda bulundu
ve soruları yanıtladı.
Abdullah Gül,
dün sabah ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard
Armitage ile görüşmesinde Kıbrıs konusunun ele alınıp
alınmadığının sorulması üzerine, Armitage ile
bugüne kadar atılan adımları görüştüklerini söyledi.
"Referandumlardan
sonra ABD'nin yaptığı bazı güzel işler var
Kıbrıs Türklerine karşı. Bunları takdir
ettiğimizi belirttik, ancak bunlar artık yeterli değil"
diyen Gül, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin uzlaşmacı bir
tutum içine girmesini sağlamak için daha fazla adım
atılması gerektiğini kaydetti.
Gül, başka
bir soru üzerine Armitage ile görüşmesinde, Türkiye'nin Irak'ın
geleceğine ilişkin hassasiyetlerini açık ve yalın
şekilde ABD tarafına aktardığını söyledi.
Gül, Ecevitlere
şaşırdı
Eski DSP Genel
Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit'in, "Din elden
gidiyor" şeklindeki sözlerine ilişkin görüşünün
sorulması üzerine de Gül, şunları kaydetti:
"Ben de
okudum, çok dikkat çekici. Ama hemen aklıma partisinin iktidar olduğu
dönemlerde imam-hatip okullarının nasıl
kapatıldığı, Kuran kurslarının nasıl
kapatıldığı ve Türkiye'de İslamiyet'i anlatacak bütün
kurumların, merkezlerin nasıl zayıflatıldığı
aklıma geldi ve bu mesajı okuyunca doğrusu bugün derin derin
düşündüm."
Gül, eski
başbakan Bülent Ecevit'in, İsmet İnönü'nün Musul'un
alınması şeklinde bir vasiyeti olduğunu
doğrulaması hakkında görüşünün sorulması üzerine de,
şunları söyledi:
"O konuyla
ilgili en iyi cevap şu oldu bence: Sarıkamış'ta 90 bin Türk
askerinin şehit olmasının 90. yıldönümünde Genelkurmay
tarafından bir açıklama yayınlandı. O açıklamaya
herkes bir kez daha bakarsa, o zaman dış politikada nasıl
hareket edilir, onu herkes anlar. Şüphesiz ki tarihte çok büyük işler
yaptık, tarihte çok büyük toprakları yönettik, çok iyi anılar
bıraktık."
Abdullah Gül'e,
kendisinin AB ile müzakerelerde baş müzakereci olmak istemediğini
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a söylediği yönünde bazı
gazetelerde çıkan haberler de soruldu. "Bu tür haberlerin kendi
ağzından yazılmadığı sürece bir anlamı
olmadığını" söyleyen Gül, çalışmaların
sürdüğünü ve müzakereleri ilişkin kararın hükümet
tarafından alınacağını belirtti.
KIBRIS 04/01/05
Çözüm için izolasyonlar kaldırılmalı
Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler Genel Başkanı
Başbakan Mehmet Ali Talat, yeni
koşullar sunan ve yeni hayırlar planlayan Güney Kıbrıs
Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulosun Kıbrıs sorununun çözümünde
çok istekli olmadığını vurguladı. Başbakan Talat,
Çözüm için izolasyonların kaldırılmasından başka yol
görmüyorum dedi.
2005 yılında Rum hükümetinin Kıbrıs sorununun
çözümünü istemesini, Türklerle güç
bölüşümünü kabul etmesini sağlamak ve Rum yönetimi üzerinde
baskı yapabilmenin adada çözüm
isteyenlerin en temel görevi
olacağını söyleyen Talat, 2005 yılı böyle geçecek;
uluslararası aktör ve faktörlerin
Kıbrıs sorununun çözümü için Papadopulos hükümetine baskı
yaptığını gözlemleyebileceğiz dedi.
Başbakan Mehmet Ali Talat dün öğleden sonra, Doğu Akdeniz
Üniversitesi Kıbrıs Politikalar Merkezinin mecliste temsil edilen
siyasi parti liderlerine yönelik düzenlediği konferanslar dizisinin
sonuncuna katılarak Kıbrıs konusunda gelinen noktayı değerlendirdi
ve soruları yanıtladı.
Temel hedef olan çözümün tek
taraflı sağlanamayacağını belirten Talat, çözüm için
Türk tarafının çözüm yönünde kısa bir süre önce
başlattığı yeni politikaların sürdürülmesi
gerektiğini, bu yapıldığı taktirde Türk
tarafının uluslararası
toplumda daha fazla kabul göreceğini, Rum tarafının harekete
geçmesi için baskıların mümkün kılınacağını
kaydetti.
Talat, tercihlerinin Kıbrıs sorununun 3 Ekime kadar
Türkiyenin de AB ile müzakerelerde daha rahat hareket edebilmesi için
çözümlenmesi olduğunu belirterek, bu olmazsa izolasyonların
kalkması, direkt uçuşlar ve doğrudan ticaret konularında
uluslararası aktörlerin atacağı adımların süreci
hızlandıracağını kaydetti.
ÇÖZÜM NE KADAR UZARSA
Başbakan Talat, Kıbrıs sorununun çözümü ne kadar gecikirse
Kıbrıs Türkünün süreçte
inisiyatifinin o kadar kaçacağını belirterek, Sürüklenir hale geliriz ama henüz o noktada
değiliz dedi.
Türkiyenin 3 Ekime kadar Kıbrıs Rum tarafını da
kapsayan ve Gümrük Birliğini genişletmeyi içeren ekonomik prtokolü
imzalayacağını hatırlatan Talat, bunun Rum
tarafını tanıma anlamına gelmeyeceğini vurguladı.
Başbakan Talat iyi niyet gösterisi olarak asker çekme konusundaki
bir soruya karşılık olarak, asker çekmenin son derece önemli ve tehlikeli bir konu
olduğunu belirtti.
Talat, asker çekme konusunun Rum
tarafında biz direndik Türkiye asker çekmeye başladı
demagojisini yaratacağını, Kıbrıs sorununu ordu çekme
noktasına indirgeyeceğini, Rum tarafının da dünyayı
ayağa kaldırma çabasındaki amacının bu olduğunu
kaydetti.
Talat Maraşın açılması veya Rumlara iade edilmesiyle
ilgili soruyu yanıtlarken, Bu konu değerinde birşeye
karşı düşünülebilir. Maraş-toprak, devlette güç
bölüşümüne ve ortaklığa karşıdır. Maraş karşılığında
ne alacağımızın somut bir
karşılığı yok. Bunları değerlendirirken dikkatli
olmalı diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde DP Genel Başkanı
Serdar Denktaş veya BDH Genel Başkanı Mustafa
Akıncıyla cumhurbaşkanlığı seçiminde tek bir
isim üzerinde ittifaka varıp varmadıklarının sorulması
üzerine de Talat, O ittifakı halk yapacak dedi.
SOYER: KKTCDE İLK KEZ UCUZLUK YAŞATILDI
CTP/BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, ilk kez bir hükümetin arka
arkaya aldığı kararlarla halka zam yerine ucuzluğu
yaşattığı görüşünü belirtti.
Soyer, siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin ilk kez
bakanlar kurulu toplantılarının ardından zam
kararlarını protesto eden bildiriler
yayınlamadığını kaydetti.
CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer
yayımladığı bildiride, hükümetin hayatı ucuzlatan,
halkın alım gücünü artıran ve rekabet etme
koşullarını güçlendiren tedbirler ürettiğini belirterek,
KKTC halkının zamlı günleri yaşamak zorunda kalmak yerine
ucuzluk olgusunu yaşamaya başladığını ifade etti.
HALKIN SESI 04/01/05
Diz çökmüş olanlar ayağa kalksın
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bazı kişilerin Rum
yalakalığı yaptıklarını, her söylenen sözü
kendilerine göre yorumlayıp halka satmaya
çalıştığını söyleyerek, Bunlar şunu
bilsinler: biz devlete ve egemenliğe sahip çıkanlardan yanayız;
statükoculuk bu ise, statükocuyuz. Ve halkımız da bu noktaya gelmezse
tümüyle, Türkiyenin de elini zayıflatırız, Kıbrıs
elden gider dedi.
Kıbrıs elden gider lafının, Kıbrıs Türkü
Rumun kulu, kölesi olur anlamına gelmekte olduğunu belirten
Denktaş, Kul ve köle olmak isteyen varsa, bu yalakacıların yazdıklarını
okusunlar, onların yoluna gitsinler. Kul, köle olmak istemeyen varsa, bizi
dinlesin ve devletine sahip çıksın şeklinde konuştu.
Türkiyedeki bir asteğmene gönderdiği mektupla ilgili olarak
gazetelerde çıkan yorumlara yanıt veren Cumhurbaşkanı Denktaş,
Kıbrıs meselesi kaybedilmiştir sözüne bağlı olarak,
Denktaş pes etmiştir, statükocular gibi laflarının
gündeme getirilmek istendiğini belirterek ve şöyle konuştu:
PES ETMEYİZ
Biz pes etmeyiz. 52 yıldır pes etmedik. Böyle giderse
kaybedilecek bir davanın mesajını verdik. Ve bazı
satılmış kalemlerin gayretiyle kaybedilmekte olan bir dava
vardır. Bunu biz gündeme getiriyoruz.
Eğer benim bu ikazım da hala Denktaş fobisiyle hareket
eden insanları birazcık olsun Kıbrıs ne oluyor, nereye
götürülüyor; devletimize sahip çıkmazsak ne oluruz noktasına
getirmezse, hiçbir şeye getirmez demektir.
Emin olsunlar ki devlete sahip çıkanlar vardır. Varolmaya devam
edecektir. Kazanılmış olan devlet ve egemenlik, onun bunun
hatırı için heba edilmez. Ruma bahşedilmez.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı
Papadopulosun AB izolasyonları kaldırma yönüne girerse mahkemeye
başvuracağım yönündeki açıklamasını
yorumlamasının istenmesi üzerine ise, İnşallah
başvurur. Niyetini tüm dünya görür dedi.
TANINSA BİRLEŞME ÇOK DAHA KOLAY OLUR...
Denktaş, iki devlete dayalı anlaşma dediğinde, iki
ayrı devletin ayrı ayrı tanınmasını mı
istiyorsunuz diye sorulduğunu ifade etti ve şunları söyledi:
İki devlet ayrı ayrı tanınsa, birleşme çok daha
kolay olur. Biz onu da söylemiyoruz. Biz diyoruz ki;, İki ayrı
devletin ve iki ayrı egemen halkın varlığını
kabul edin, Ruma da kabul ettirin ve esas egemenlik temeli üzerine kurulsun, o
zaman görürsünüz ki, Rumun iştahı devam etmez ve uzlaşma yoluna
gelir. Başka türlü gelmez.
Barış, uzlaşma diyerek sanki de Rumların önünde diz
çökmüş gibi duranların ayağa kalkmasını isteyen
Denktaş, Rumun uzlaşmaya ihtiyacı olabilmesi için herkesin
ayağa kalması gerektiğini söyledi.
İki devlet bulunduğunu,
yapılması gerekenin sınırları ayarlamak, mal-mülk
mübadelesini halletmek olduğunu belirten Denktaş, yoksa ABD ve
İngiltere temsilcilerinin karmakarışık anlaşmalar
yaparak halkın boğazına sokmaya
çalışmalarının kabul edilmez yaklaşımlar
olduğunu ifade etti.
HALKIN SESI 04/01/05
Mayıstan sonra İngiliz ve Amerikan desteği
Kıbrısın en yüksek
tirajlı gazetesi Fileleftheros, kuzey Kıbrıstaki
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında İngiltere
ile Amerika Birleşik Devletlerinin devreye gireceğini, Kıbrıslı
Türklere yönelik önemli ekonomik ve siyasi açılımlar
yapılacağını iddia etti.
Kıbrısın
en yüksek tirajlı gazetesi Fileleftheros, kuzey Kıbrıstaki
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında İngiltere
ile Amerika Birleşik Devletlerinin devreye gireceğini, Kıbrıslı
Türklere yönelik önemli ekonomik ve siyasi açılımlar
yapılacağını iddia etti.
Amerikanın
kuzey Kıbrısı güçlendirmek için hazırlık içerisinde
olduğu belirtilen haberde, Kıbrıs sorununa yönelik
girişimlerin de mayıs ayı sonrasına sarkacağı
belirtildi.
ABD ve
İngiltere hükümetlerinin, Kıbrıslı Türklerin gerek siyasi
gerek ekonomik düzeyde güçlendirilmesi için girişim
başlatacaklarını ve bunun için kuzey Kıbrıstaki iki seçimin geçmesinin beklendiği de
belirtildi.
Öncelik ekonomik ve siyasi
destek
Gazete,
Amerikanlar ve İngilizler için önceliğin kuzey
Kıbrısı ekonomik ve siyasi olarak güçlendirmek olduğunu,
Kıbrıs sorununa ilişkin özlü girişimlerin ise Mayıs
ayı sonrasında yapılmasının öngörüldüğünü belirtti.
İngiltere
ile Amerikanın, kuzey Kıbrıstaki iç ortamın Şubat
ayındaki milletvekili ve Nisan ayındaki cumhurbaşkanı
seçimleriyle netleşmesini beklerken, Kıbrıslı Türklerin
ekonomik açıdan desteklenmesi yönünde hareket edecekleri de öne sürüldü.
Gazete,
diplomatik kaynakların, Mayıs ayına kadar girişimlere
ilişkin ön hazırlık çabalarının
olacağını ve bunların yurdumuzdaki
cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucuyla orantılı
olarak açığa çıkacağını ifade ettiklerini
yazdı.
Haberde
ayrıca, arabulucuların Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin
başlangıç tarihi olan 3 Ekim tarihini baz alarak hareket edecekleri
ve çabaların bu tarih öncesinde gelişmelerin sağlanması
olacağı belirtilirken, Rum Yönetiminin ise Kıbrıs
sorununun çözümü için müzakerelerin başlamasına dair bazı önkoşulları
bulunduğu yinelendi.
Rum yönetiminden girişim
POLİTİS
gazetesi ise Rum Yönetiminin AB Komisyonunun Kıbrıslı
Türklerin doğrudan ödenekler ve ticaret ile güçlendirilmesi yönündeki
tüzüklerini birbirinden ayırmak için girişim
başlatacağını, ancak bu yönde engellerin çok olduğunu
yazdı.
Gazete,
Rum Yönetiminin önümüzdeki haftadan itibaren doğrudan ticaret ve mali
destek tüzüklerinin birbirinden ayrılması için Brükselde
girişim başlatacağını ve bu amaca ulaşmak için
Kıbrıslı Türklere verilmesi öngörülen 259 milyon euroluk
yardımın en kısa sürede serbest bırakılması için
yoğun şekilde hareket edeceğini belirtti.
Gazete,
Rum Yönetiminin amacının bu iki tüzüğün paketleşmesini
önlemek olduğunu belirtirken, Lüksemburg (AB Dönem)
Başkanlığının ise her iki tüzüğün de aynı
anda onaylanmasını istediğini ve AB başkanlığını
devralmadan önce de bunu Hollandalı denklerine ilettiğini yazdı.
Yunanistanın önceliği
çözüm
Öte
yandan Politis gazetesi bir diğer haberinde, Yunanistan
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yannis Valinakisin
Yunan gazetelerine yapmış olduğu açıklamalarda
önceliğin Kıbrıs sorununun çözülmesinde olduğunu
söylediğini yazdı.
Valinakis,
Annan Planına ilişkin olarak, Yunan hükümetinin en baştan
beridir Kıbrıslıların yanında olduğunu ve nihai
kararları ne olursa olsun, hem evet hem de hayır kararını
destekleyeceklerini ifade ettiklerini belirterek, Uluslararası toplumun
tamamı Kıbrısa karşı durduğunda biz aktif
destekçileriydik. Bu şekilde Kıbrıs bugün ABnin üyesidir ve
Türkiyenin seçmiş olduğu AB yolunda denetleyici ülkedir. Bütün
bunlar birileri tarafından yapılmıştırlar,
kendiliğinden olmadılar dedi.
Valinakis,
BM Genel Sekreterinin herhangi bir yeniden hareketinde önceki dönemin
tecrübesini dikkate alması mantıklıdır. Bunun gerekli
olduğuna inanıyorum. Elbette Kıbrısın 1 Mayıs
2004te ABye üye olmasının yarattığı yeni
koşullar da dikkate alınmalıdır. Avrupa Birliği
gerçekten bu konuda daha aktif bir rol elde etmiştir şeklinde
konuştu.
YENIDUZEN 05/01/05
Partilerde adaylık heyecanı...
Cumhuriyet
Meclisinin 50 yeni üyesinin seçileceği 20 Şubat erken genel
seçimlerinde adaylık heyecanı artıyor. Siyasi partiler,
adaylarını belirlemek için yeni yılın ilk günlerini
yoğun tempoda geçiriyor. Partiler, resmi propaganda süreci henüz
başlamasa da seçmeni etkilemek için seçim çalışmalarına ise
çoktan başladı.
Yüksek
Seçim Kurulunun (YSK) belirlediği seçim takvimine göre, adaylık
saptamada son gün 11 Ocak. Siyasi partiler, bu tarihe kadar değişik
yöntemlerle adaylarını belirleyecek. 14 Ocakta ise adaylar YSKya
başvuracak.
Anayasa
ve Seçim ve Halkoylaması Yasası gereğince, milletvekili
seçilebilmek için şu niteliklerin taşınması gerekiyor:
KKTC
vatandaşı ve 25 yaşını doldurmuş olmak;
kısıtlı olmamak; yurt ödevini yasaların öngördüğü
biçimde yerine getirmiş olmak veya yurt ödevinden
bağışık tutulmuş olmak; oy verme gününden önce en az 3
yıldan beri daimi ikametgahı KKTC sınırları içinde
bulunmak; 5 yıldan fazla hapis cezasına
çarptırılmamış olmak veya kasten adam öldürme, adam
öldürmeye teşebbüs, uyuşturucu madde imal etme, ithal etme,
tasarrufunda bulundurma, kullanma veya satıp alma; ırza geçme veya
ırza geçmeye teşebbüs; dolandırıcılık, hileli
iflas, rüşvet almak veya vermek veya hırsızlık
suçlarından biriyle mahkum olmamış olmak.
20
Şubat erken genel seçimlerinde Cumhuriyet Meclisine Lefkoşadan 16, Gazimağusadan 13,
Girneden 9, Güzelyurttan 7 ve İskeleden de 5 milletvekili seçilecek.
CTP olağanüstü tüzük
kurultayına gidiyor
Cumhuriyetçi
Türk Partisi- Birleşik Güçler (CTP-BG)-, adaylık
başvuruları için 6 Ocak Perşembeye kadar süre tanıdı.
Aynı gün olağanüstü tüzük kurultayına gidecek olan CTP-BG, aday
saptanması ve sıralanmasında halen üyelerde olan yetkinin, bu
seçimde geçerli olmak üzere merkez yönetim kuruluna verilmesi yönündeki parti
meclisi önerisini oylayacak.
Basın,
Yayın ve Propaganda Sekreteri Asım Akansoydan alınan bilgiye
göre, CTP-BGnin olağanüstü tüzük kurultayı, Perşembe
akşamı saat 19.00da YDÜ Atatürk Kültür ve Kongre Merkezinde yer
alacak.
CTP-BGden
Birleşik Güçler kontenjanları dışından adaylık
başvurusunda bulunmak isteyenlerin 6 Ocak Perşembe günü saat 14.00e
kadar parti genel sekreterliğine başvurması gerekiyor.
Birleşik
Güçler kontenjanı Lefkoşada 4, Mağusa 3, diğer bölgelerde
ise 2şer olarak belirlendi. Birleşik Güçler kontenjanından aday
olacaklar da merkez yönetim kurulunun kararıyla sıralanacak.
DPde son söz MYKnın
İktidarın
küçük ortağı Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Mustafa
Arabacıoğlu, DPnin 20 Şubattaki erken genel seçimlerde
yarışacak adaylarıyla ilgili son sözü merkez yönetim kurulunun söyleyeceğini,
adaylık belirlemede başvuru yöntemi izlemediklerini ifade etti.
Arabacıoğlu,
Süre sınırlı olduğu için ilçelerde, başkanlarla
yönetim kurulllarıyla, bölgenin ileri gelenleriyle, kimler üzerine
gidilebileceği konusunda çalışma yapıyoruz dedi.
Cuma
akşamı parti meclisinin de toplanacağını kaydeden
Arabacıoğlu, Adaylarla ilgili son kararı merkez yönetim kurulu
verecek. Bu süreçte bence adaylar çok önemlidir, partilerin duruş
pozisyonları zaten ortada. Bir ayda adayları tanıtma öne
çıkacak diye konuştu.
UBPde tek yetkili Eroğlu...
Son
kurultayında yaptığı tüzük değişikliğiyle
milletvekili adaylarını belirleme ve sıralama yetkisini,
delegelerin yetkisini saklı tutarak parti meclisine veren Ulusal Birlik
Partisi (UBP), parti meclisi kararıyla Genel Başkan Derviş
Eroğlu başkanlığında ilçelerden aday olmayacak
2şer üyeden oluşacak bir komite oluşturdu.
UBP Genel
Sekreter Yardımcısı Enver Öztürk, UBPnin 20 Şubattaki
erken genel seçimde yarışacak adaylarını bu komitenin
belirleyeceğini, başvuru alınmadığını,
doğrudan aday tespiti yapıldığını söyledi.
Öztürk,
genel başkanın Lefkoşa ve Mağusada 3er; Girne, Güzelyurt
ve İskeleden de 2şer kontenjan hakkı bulunduğunu ancak
bunu kullanıp kullanmayacağını henüz bilmediğini
kaydetti.
BDH Perşembeye kadar
başvuru kabul ediyor
Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) de milletvekili adayı olmak isteyenlerden 6
Ocak Perşembe günü saat 17.00ye kadar başvurular kabul edecek
BDH Genel
Sekreteri Mehmet Çakıcıdan alınan bilgiye göre, adayların
saptanması ve sıralamasında hangi yöntemin
uygulanacağını, başvuruların tamamlanmasının
ardından toplanacak parti meclisi belirleyecek.
BDH Genel
Sekreteri Mehmet Çakıcı, aday belirleme ve sıralamada hassas
olduklarını belirterek Demokratik olmasına özen gösteriyoruz
dedi.
Seçim
çalışmaları için eylem planı belirlediklerini ve eylem
takvimi yaparak propaganda komitesi oluşturduklarını kaydeden
Çakıcı, bu komitenin ürettikleri doğrultusunda ilçelerde
çalışmaların başladığını ifade etti.
TKP görüşmelerini sürdürüyor
Cumhuriyet
Meclisinde tek sandalyeyle temsil edilen siyasi partilerden Toplumcu
Kurtuluş Partisi (TKP), seçime Birleşik Kıbrıs Partisi
(BKP) ve Kıbrıs Sosyalist Partiyle (KSP) birlikte girme
doğrultusunda görüşmelerini sürdürüyor.
TKP Genel
Sekreteri Mehmet Davulcu, aday belirlemede başvuru da
aldıklarını, gazete ilanı vermediklerini çünkü bazı
tüzük maddelerinin parti meclisince yorumlanarak
uygulandığını söyledi.
TKP
seçimlere kendi adı altında, kendi tüzel kişiliğiyle
katılacak ancak bünyesinde en geniş güç birlikteliğini
oluşturacak diyen Davulcu, BKP ve KSPyle görüşmelerinin
sürdüğünü ve bugünlerde sonuçlanacağını açıkladı.
Davulcu,
sivil toplum örgütlerinde çalışan gerçek kişilerle de
görüşmeler yaptıklarını kaydederek, TKPnin kendi bünyesi
dışından farklı yöntemle isimleri de listelerine
alacağını, bunların parti meclisi kararıyla
düzenleneceğini, sayı sınırlaması da
bulunmadığını, adayların kabul edilebilirliği
dikkate alınarak sayıların saptanacağını
anlattı.
BKP çözüm
yanlılarının geniş birlikteliği
arayışında
Birleşik
Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreteri İzzet İzcan, çözüm
yanlılarının en geniş birlikteliğini sağlamak ve
topluma doğru siyasetler üretecek kadrolar yaratmak için
çabalarının sürdüğünü söyledi.
İzcan,
bu yönde olumlu hava bulunduğunu, birkaç gün içinde
sonuçlanacağını ifade ederek, bunun ardından parti yetkili
organlarının adayları belirleyeceğini açıkladı.
Yeni Parti başvuru
alıyor
Mecliste
1 milletvekiliyle temsil edilen partilerden bir diğeri olan Yeni Parti
(YP) Genel Başkanı Nuri Çevikel, aday belirleme
çalışmalarının sürdüğünü, yeni genel merkezlerine
taşındıklarını ve başvuru
aldıklarını söyledi. Çevikel, partililer yanında halka
çağrı yaptıklarını belirterek, başvuruların
ardından listelerin hazırlanacağını, adayların
genel merkezdeki yürütme kurulunca saptanıp
sıralanacağını bildirdi. (TAK)
İzcan çözüm yanlısı
güçleri birlikte harekete çağırdı
BKP Genel
Sekreteri İzzet İzcan, Kıbrıslı Türklerin
kurtarılmayı bekleme lüksü olmadığı görüşünü
belirterek, çözüm yanlısı güçleri, 20 Şubatta yapılacak
milletvekilli seçimi ile Nisanda yapılacak
cumhurbaşkanlığı seçimi için birlikte hareket etmeye ve en
geniş güçbirliğini oluşturmaya çağırdı.
BKP Genel
Sekreteri İzcan, dün yayımladığı basın
bildirisinde, 24 Nisanda Kıbrıslı Türklerin iradesini ortaya
koymasına rağmen, CTP-DP hükümetinin bu iradeyi yansıtacak
icraatlarda bulunmadığını savunarak, referandum sonucunda
ortaya çıkan iradenenin 20 Şubat seçiminde meclise
yansıması gerektiğini kaydetti.
BKP
olarak tüm partilerle görüştüklerini ve seçimlerde sağlanabilecek en
geniş büçbirliğini sağlamaya
çalıştıklarını ifade eden İzcan, çözüm
yanlısı güçlerin bir birleriyle kavga yerine güçbirliğinde olması,
seçimin ardından da hem Kıbrıs sorununun çözümüne katkı
sağlayacak hem de içteki sorunlara çözüm bulabilecek bir hükümet
oluşturlması gerektiğini dile getirdi.
İzcan,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile UBP liderliğinin, çözümü
engelleme hedefinde olduğunu da ileri sürdü. (TAK)
MAP hükümet programını tamamladı
Milliyetçi Adalet Partisi (MAP) Genel Başkan
Yardımcısı Deniz Yıldırım, kişisel ve dolayısiyle toplumsal
zenginliğin, huzurun ve hürriyetin tek güvenliğinin, garantisinin
devlet olduğunu belirtti.
Yıldırım
yaptığı açıklamada, Artık hiç kimse Kıbrıs
sorunu ile müzakerelerde Kıbrısta yaşayan Türklerden ,
devletinden başka bir kavramı muhattap talep etme, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yok sayma cüretini gösteremeyecektir
diyerek, MAPın, devletin varlığının bir daha
tartışmaya açılmaması, milletin evine evim, malına
malım, Kuzey Kıbrıs sonsuza dek vatanım diyebilmesi
şifresini ortaya koyarak zengin, huzurlu ve hür bir gelecek müjdesi ile
hükümet programını tamamladığını belitti.
YENIDUZEN
05/01/05
Tek gündem seçim
PARTİLERDE
YOĞUN ÇALIŞMA... Cumhuriyet Meclisi'nin 50 yeni üyesinin
seçileceği 20 Şubat erken genel seçimlerinde adaylık
heyecanı artıyor. Siyasi partiler, adaylarını belirlemek
için yeni yılın ilk günlerini yoğun tempoda geçiriyor. Partiler,
resmi propaganda süreci henüz başlamasa da seçmeni etkilemek için seçim
çalışmalarına başladı
ADAYLARI
MYK'LAR VE GENEL BAŞKANLAR BELİRLEYECEK... Ulusal Birlik Partisi'nde
adayları genel başkan Dr. Derviş Eroğlu'nun belirleyecek.
CTP-BG'de ise aday belirleme yetkisinin merkez yönetim kuruluna devredilmesi
için olağanüstü kurultaya gidiliyor. Demokrat Parti'de de MYK belirleyici
olacak. TKP, BKP ve KSP'den cevap bekliyor. Yeni Parti ise başvuru kabul
ediyor
"EN
İYİ ADAYI KAPMA" YARIŞI... Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK)
belirlediği seçim takvimine göre, adaylık saptamada son gün 11 Ocak.
Siyasi partiler, bu tarihe kadar değişik yöntemlerle
adaylarını belirleyecek. 14 Ocak'ta ise adaylar YSK'ya
başvuracak. Seçim takvimi gereği önlerinde kısa süre bulunan
partiler, "en iyi adayı kapma" yarışında
Cumhuriyet Meclisi'nin
50 yeni üyesinin seçileceği 20 Şubat erken genel seçimlerinde
adaylık heyecanı artıyor.
Siyasi
partiler, adaylarını belirlemek için yeni yılın ilk
günlerini yoğun tempoda geçiriyor. Partiler, resmi propaganda süreci henüz
başlamasa da seçmeni etkilemek için seçim çalışmalarına ise
çoktan başladı.
Yüksek Seçim
Kurulu'nun (YSK) belirlediği seçim takvimine göre, adaylık saptamada
son gün 11 Ocak. Siyasi partiler, bu tarihe kadar değişik yöntemlerle
adaylarını belirleyecek. 14 Ocak'ta ise adaylar YSK'ya
başvuracak.
Anayasa ve
Seçim ve Halkoylaması Yasası gereğince, milletvekili
seçilebilmek için şu niteliklerin taşınması gerekiyor:
"KKTC
vatandaşı ve 25 yaşını doldurmuş olmak,
kısıtlı olmamak, yurt ödevini yasaların öngördüğü
biçimde yerine getirmiş olmak veya yurt ödevinden
bağışık tutulmuş olmak, oy verme gününden önce en az
üç yıldan beri daimi ikametgahı KKTC sınırları içinde
bulunmak, beş yıldan fazla hapis cezasına çarptırılmamış
olmak veya kasten adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs, uyuşturucu
madde imal etme, ithal etme, tasarrufunda bulundurma, kullanma veya satıp
alma, ırza geçme veya ırza geçmeye teşebbüs,
dolandırıcılık, hileli iflas, rüşvet almak veya vermek
veya hırsızlık suçlarından biriyle mahkum olmamış
olmak."
20 Şubat
erken genel seçimlerinde Cumhuriyet Meclisi'ne Lefkoşa'dan 16,
Gazimağusa'dan 13, Girne'den dokuz, Güzelyurt'tan yedi ve İskele'den
de beş milletvekili seçilecek.
CTP,
olağanüstü tüzük kurultayına gidiyor
Cumhuriyetçi
Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG), adaylık başvuruları
için yarına (6 Ocak Perşembe) kadar süre tanıdı. Aynı
gün olağanüstü tüzük kurultayına gidecek olan CTP-BG, aday
saptanması ve sıralanmasında halen üyelerde olan yetkinin, bu
seçimde geçerli olmak üzere merkez yönetim kuruluna verilmesi yönündeki parti
meclisi önerisini oylayacak.
Basın,
yayın ve propaganda sekreteri Asım Akansoy'dan alınan bilgiye
göre, CTP-BG'nin olağanüstü tüzük kurultayı, yarın akşam
saat 19.00'da YDÜ Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi'nde yer alacak.
CTP-BG'den
"Birleşik Güçler kontenjanları" dışından
adaylık başvurusunda bulunmak isteyenlerin yarın saat 14.00'e
kadar parti genel sekreterliğine başvurması gerekiyor.
Birleşik
Güçler kontenjanı Lefkoşa'da dört, Mağusa'da üç, diğer
bölgelerde ise ikişer olarak belirlendi. Birleşik Güçler
kontenjanından aday olacaklar da merkez yönetim kurulunun kararıyla
sıralanacak.
DP'de son söz
MYK'nın
İktidarın
küçük ortağı Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri Mustafa
Arabacıoğlu, DP'nin 20 Şubat'taki erken genel seçimlerde
yarışacak adaylarıyla ilgili son sözü merkez yönetim kurulunun
söyleyeceğini, adaylık belirlemede başvuru yöntemi
izlemediklerini ifade etti.
Arabacıoğlu,
"Süre sınırlı olduğu için ilçelerde, başkanlarla
yönetim kurullarıyla bölgenin ileri gelenleriyle kimler üzerine gidilebileceği
konusunda çalışma yapıyoruz" dedi.
Cuma
akşamı parti meclisinin de toplanacağını kaydeden
Arabacıoğlu, "Adaylarla ilgili son kararı merkez yönetim
kurulu verecek. Bu süreçte bence adaylar çok önemlidir, partilerin duruş
pozisyonları zaten ortada. Bir ayda adayları tanıtma öne
çıkacak" diye konuştu.
UBP'de yetki
genel başkanda
Son
kurultayında yaptığı tüzük değişikliğiyle
milletvekili adaylarını belirleme ve sıralama yetkisini,
delegelerin yetkisini saklı tutarak parti meclisine veren Ulusal Birlik Partisi
(UBP), parti meclisi kararıyla genel başkan Derviş Eroğlu
başkanlığında ilçelerden aday olmayacak ikişer üyeden
oluşacak bir komite oluşturdu.
UBP Genel
Sekreter Yardımcısı Enver Öztürk, UBP'nin 20 Şubat'taki
erken genel seçimde yarışacak adaylarını bu komitenin
belirleyeceğini, başvuru alınmadığını,
doğrudan aday tespiti yapıldığını söyledi.
Öztürk, genel
başkanın Lefkoşa ve Mağusa'da üçer; Girne, Güzelyurt ve
İskele'den de ikişer kontenjan hakkı bulunduğunu ancak bunu
kullanıp kullanmayacağını henüz bilmediğini kaydetti.
BDH,
yarına kadar başvuru kabul ediyor
Barış
ve Demokrasi Hareketi (BDH) de milletvekili adayı olmak isteyenlerden
yarın (6 Ocak Perşembe) saat 17.00'ye kadar başvurular kabul
edecek
BDH Genel
Sekreteri Mehmet Çakıcı'dan alınan bilgiye göre, adayların
saptanması ve sıralamasında hangi yöntemin
uygulanacağını, başvuruların tamamlanmasının
ardından toplanacak parti meclisi belirleyecek.
Dün akşam
merkez yönetim kurulunu da toplayan BDH, parti meclisine yöntemle ilgili bir
öneri sundu ancak, son söz parti meclisinin olacak.
BDH Genel
Sekreteri Mehmet Çakıcı, aday belirleme ve sıralamada hassas
olduklarını belirterek "Demokratik olmasına özen
gösteriyoruz" dedi.
Seçim
çalışmaları için eylem planı belirlediklerini ve eylem
takvimi yaparak propaganda komitesi oluşturduklarını kaydeden
Çakıcı, bu komitenin ürettikleri doğrultusunda ilçelerde
çalışmaların başladığını ifade etti.
TKP,
görüşmelerini sürdürüyor
Cumhuriyet
Meclisi'nde tek sandalyeyle temsil edilen siyasi partilerden Toplumcu Kurtuluş
Partisi (TKP), seçime Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) ve
Kıbrıs Sosyalist Parti'yle (KSP) birlikte girme doğrultusunda
görüşmelerini sürdürüyor.
TKP Genel
Sekreteri Mehmet Davulcu, aday belirlemede başvuru da
aldıklarını, gazete ilanı vermediklerini çünkü bazı
tüzük maddelerinin parti meclisince yorumlanarak
uygulandığını söyledi.
"TKP
seçimlere kendi adı altında, kendi tüzel kişiliğiyle
katılacak ancak bünyesinde en geniş güç birlikteliğini
oluşturacak" diyen Davulcu, BKP ve KSP'yle görüşmelerinin sürdüğünü
ve bugünlerde sonuçlanacağını açıkladı.
Davulcu, sivil
toplum örgütlerinde çalışan gerçek kişilerle de görüşmeler
yaptıklarını kaydederek TKP'nin kendi bünyesi
dışından farklı yöntemle isimleri de listelerine
alacağını, bunların parti meclisi kararıyla
düzenleneceğini, sayı sınırlaması da
bulunmadığını, adayların kabul edilebilirliği
dikkate alınarak sayıların saptanacağını
anlattı.
BKP, çözüm
yanlılarının geniş birlikteliği
arayışında
Birleşik
Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreteri İzzet İzcan, çözüm
yanlılarının en geniş birlikteliğini sağlamak ve
topluma doğru siyasetler üretecek kadrolar yaratmak için
çabalarının sürdüğünü söyledi.
İzcan, bu
yönde olumlu hava bulunduğunu, birkaç gün içinde
sonuçlanacağını ifade ederek bunun ardından parti yetkili organlarının
adayları belirleyeceğini açıkladı.
Yeni Parti
başvuru alıyor
Mecliste bir
milletvekiliyle temsil edilen partilerden bir diğeri olan Yeni Parti (YP)
Genel Başkanı Nuri Çevikel, aday belirleme
çalışmalarının sürdüğünü, yeni genel merkezlerine taşındıklarını
ve başvuru aldıklarını söyledi.
Çevikel,
partililer yanında halka çağrı yaptıklarını
belirterek başvuruların ardından listelerin
hazırlanacağını, adayların genel merkezdeki yürütme
kurulunca saptanıp sıralanacağını bildirdi.
KIBRIS 05/01/05
|
6 Ocak 2005 Temel hedefin Kıbrıs sorununun çözümü
olduğunu vurgulayan Başbakan Talat, kuzeyde yapılacak parlamento
ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çözüm müzakerelerine
başlanmasına engel oluşturmadığını söyledi.
Talat, Sorun bir an önce çözümlenmeli, Türk halkı
çözüme hazır, biz de müzakerelere başlamaya hazırız,
üzerimize düşeni yaparız dedi.
Kıbrıs sorunu sürecinde Ada içinde serbest
ticaretin büyük önem taşıdığını vurgulayan Talat,
bu amaçla kuzeydeki limanların Rumların kullanımına
açıldığını hatırlattı. Talat, Avrupa
Birliğiyle Rum yönetiminin bu açılıma olumlu
yaklaşması halinde, serbest ticaret ortamının
oluşacağına dikkat çekti.
YAKOVU: YASADIŞI VE TAMAMEN TEMELSİZ
Ancak Kıbrıs Rum Yönetimi
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, KKTCnin,
limanlarını Rumların ticari kullanımına açma
kararının yasadışı ve tamamen temelsiz olduğunu
söyledi. Yakovu, sadece Rum Yönetiminin bu limanların yasal olduğu
kararını alabileceğini savundu.
KKTCyi işgal rejimi olarak niteleyen Rum
Dışişleri Bakanı, İşgal rejiminin
aldığı kararın hiçbir hukuki temeli yoktur dedi. Yakovu,
Türkiyenin Gümrük Birliği anlaşmasını imzalamaya
zorlandığını, bu şekilde limanlarını Rum
ticaret gemilerine açmak durumunda kalacağını da söyledi.
KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC limanlarının
Güney Kıbrıs ile Türkiye ve diğer ülkeler arasında
yapılacak ticarette kullanılabileceğine karar vermişti.
|
KKTC, limanlarını Rumlara açıyor |
|
|
Lefkoşa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bakanlar Kurulu, KKTC limanlarının, Güney Kıbrıs ile Türkiye ve diğer ülkeler arasında yapılacak ticarette kullanılabilmesi yönünde bir karar aldı. Güneydoğu
Asya'daki deprem ve tsunami felaketzedelerine Kıbrıs Türk
halkının da yardım eli uzatması için kampanya
başlatılmasını kararlaştıran hükümet, ekonomik
konularda da bir dizi karar aldı. YAKOVU:
KARAR YASADIŞI VE TAMAMEN TEMELSİZ Güney
Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo
Yakovu, KKTC'nin, limanlarını Rumların ticari
kullanımına açma kararının yasadışı ve
tamamen temelsiz olduğunu iddia etti. (aa) |
|
HURRIYET 06/01/05
Adada
mezar aranıyor
06/01/2005
RADIKAL
RADİKAL - LEFKOŞA -
Kıbrıs'ta çatışma döneminde kaybolanların
akıbetinin belirlenmesi için ilk mezar tespit çalışmaları
yapılıyor. Bu çerçevede Rumların gösterdiği 35 mezarda
kayıp 500 Türk'ün izleri aranacak. Rumlar bu mezarlarda kayıp
Türklerden 369'unun bulunduğunu söylüyor. Türk tarafının
gösterdiği üç mezardan birindeki kazı çalışmaları ise
dün başladı. Lefkoşa'nın Domuzcular Burnu'nda yapılan
kazıda ilk gün bulguya rastlanmadı. Britanya'nın Inforce
uzmanlarının yaptığı çalışmalarda mezar
tespit edilirse, iki toplumlu komite kimlik belirlemeye çalışacak.
Kıbrıstaki
kayıpların akibetini araştıran Otonom Kayıplar
Şahıslar Komitesinin çalışmalarının
sonuçları ortaya çıkıyor. Kıbrısta kayıplar
konusunda mezar tespit amaçlı ilk kazı dün, Kıbrıs Türk
tarafının gösterdiği 3 mezardan birinin bulunduğu tahmin
edilen Kızılbaşta, Domuzcular Burnu diye bilinen yerde
başladı.
Kayıp
Şahıslar Komitesinin Türk üyesi Rüstem Tatar, söz konusu yerde
konuyla ilgili açıklama yaptı. Basının görüntü
alınmasına izin verilmeyen bölgede bu konularda uzman olan
İngiltere merkezli adli tıp kuruluşu Inforce mezar tespit
çalışması yapıyor.
Tatar,
dün yapılan işlemin mezarların açılmasıyla ilgili bir
başlangıç olduğunu belirterek, bunun, Türk tarafının
1998de Rum tarafına verdiği 3 mezar yerinden biri olduğunu,
Rumların da buna karşılık 18i güneyde, 4ü kuzeyde 22 mezar
yerini harita üzerinde gösterdiğini kaydetti.
Tatar, burada mezar bulunduğunu farz ettiklerini, söz konusu mezar yerini 1998de gösterdiklerinde kesin mezar tespit etmediklerini, uzmanların bölgede mezarın tam yerini tespite çalıştığını, şu anda sonucu bilmediklerini, çalışmaların bugün devam edeceğini, bir mezar varsa meydana çıkacağını ifade etti.
Tatar, bu
olayın mezar açma değil, mezar olup olmadığını
tespit etme çalışması olduğunu söyleyerek, mezar
olduğu tespit edilirse çalışmalara devam edilmeyeceğini,
komite olarak oturup uzmanlarla görüşeceklerini ve bir anlaşma
yaparak çalışmalara öyle devam edeceklerini, anlaşmanın
ardından mezarların açılacağını, kemiklerin
alınarak iki tarafın mutabık kalacağı bir
laboratuvarda DNA testi yapılacağını belirtti.
Laboratuvar
konusunda henüz bir mutabakat kalınmadığını anlatan
Tatar, bunun 2005 yılı içinde olabileceğini düşündüklerini,
olayın gizli tutulmasının nedeninin uzmanların
çalışma yönteminden kaynaklandığını, ayrıca
burada bir mezar bulunması halinde mezarda bulunan
şahısların aileleri için ıstırap verici bir olay olduğunu,
bu bölgede eşini, evladını kaybeden ailelerin bölgeye gelmek
isteyebileceklerini bu nedenle çalışmaları gizli yürüttüklerini
söyledi.
Tatar,
bir netice alınması halinde uygun bir açıklama
yapılacağını ifade etti.
Güneydeki mezarların ne zaman açılacağının
sorulması üzerine Tatar, Rumların Türklerin gömülü olduğu 22
mezarın yerini haritada tespit ettiklerini, istatistiklere göre
Rumların toplam 35 mezar yeri gösterdiklerini, bunların 5inin kuzeyde,
30unun güneyde olduğunu, Rum ifadesine göre bu 35 mezarda toplam 500 Türk
kaybın 369unun bulunduğunu kaydetti.
Tatar, bu
mezarlarda gerçekten kaç kişi olduğunun ve kemiklerin kimlere ait
bulunduğunun tespitinden sonra tam sayıların ortaya
çıkacağını, söylediklerinin tahminden ibaret olduğunu
kaydetti.
Rumların
bu mezarları nasıl tespit ettiklerini bilemediklerini anlatan Tatar,
Inforce kuruluşunun uzmanlarının çalışmaları
sonucu gerçek sayıların ortaya çıkacağını
kaydetti. (TAK)
YENIDUZEN 06/01/05
KKTC limanları ticarete açıldı
Başbakan
Mehmet Ali Talat'ın başkanlığında dün yapılan
toplantıda alınan kararları açıklayan kurul sözcüsü,
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, Bakanlar
Kurulu'nun, KKTC limanlarının Güney Kıbrıs'tan Türkiye ve
başka ülkelere veya Türkiye ve başka ülkelerden Güney Kıbrıs'a
yapılacak ticaret amacıyla kullanılmasına ilişkin bir
karar aldığını, limanların bu amaçlar için
kişiler veya şirketlerce kullanılabileceğini söyledi.
Bir soru
üzerine bu karara Rum hükümetinin çok da sevimli bakacağını
zannetmediğini ifade eden Hüseyin Celal, "Herhalde engellemeye
çalışacak ama serbest ticaret ortamında bu ne kadar
engellenebilir? O da ayrı bir konu" diye konuştu. Bakan Celal,
KKTC limanlarının bu şekilde kullanımı sırasında
malların transit mal işlemi göreceğini ve vergilendirilmeyeceğini
de belirtti.
Bakanlar
Kurulu, KKTC limanlarının Güney Kıbrıs, Türkiye ve
diğer ülkeler arasında yapılacak ticarette kullanılabilmesi
yönünde bir karar aldı.
Başbakan
Mehmet Ali Talat'ın başkanlığında dün yapılan
toplantıda alınan kararları açıklayan kurul sözcüsü,
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Hüseyin Celal, Bakanlar
Kurulu'nun, KKTC limanlarının Güney Kıbrıs'tan Türkiye ve
başka ülkelere veya Türkiye ve başka ülkelerden Güney Kıbrıs'a
yapılacak ticaret amacıyla kullanılmasına ilişkin bir
karar aldığını, limanların bu amaçlar için
kişiler veya şirketlerce kullanılabileceğini söyledi.
Bununla Türkiye
ve Güney Kıbrıs arasındaki ticarette çok daha avantajlı
olan KKTC limanlarının kullanılmasını
amaçladıklarını kaydeden, limanların
açılacağını, bu yönde Güney Kıbrıs'taki özel
girişimcilerden de talep geldiğini bildirdi.
Celal,
"Çünkü bir malın Türkiye'ye Limasol veya Larnaka'dan gitmesi
başkadır, Girne'den gitmesi başkadır. Üstelik Kuzey
Kıbrıs ile Türkiye arasında kurulmuş bir hazır
ulaşım düzeni de vardır. Halbuki güneyle Türkiye arasında
bu yoktur. Bu avantajımızı kullanacağız" dedi.
"Rum
hükümeti, herhalde
engellemeye
çalışacak ama..."
Bir soru
üzerine bu karara Rum hükümetinin çok da sevimli bakacağını
zannetmediğini ifade eden Hüseyin Celal, "Herhalde engellemeye
çalışacak ama serbest ticaret ortamında bu ne kadar
engellenebilir? O da ayrı bir konu" diye konuştu.
Bakan Celal,
KKTC limanlarının bu şekilde kullanımı
sırasında malların transit mal işlemi göreceğini ve
vergilendirilmeyeceğini de belirtti.
Otellerin deniz
suyu
arıtma
projelerine teşvik
Bakanlar
Kurulu, dünkü toplantısında ayrıca ekonomik konularda da bir
dizi kararlar aldı.
Hüseyin Celal,
Girne bölgesinde şu anda inşaatı devam eden 2 bin 73 yatak
kapasiteli 29 adet otel bulunduğunu ve bu yoğun inşaat
faaliyetinin su kaynaklarını zorladığını
belirterek, bu otellerde deniz suyunun artırılarak içme ve kullanma
suyu olarak kullanılması için hazırlayacakları projelere
devletin katkı yapmasının
kararlaştırıldığını kaydetti.
Bu karara göre
devletin bu tür projelerin maliyetinin yüzde 20'sini direkt ödeyeceğini;
yüzde 60'a kadar olan bölümü için de Kalkınma Bankası'ndan düşük
faizle uzun vadeli kredi verileceğini anlatan Bakanlar Kurulu Sözcüsü
Celal, "Böylelikle son yıllarda maliyeti çok düşen deniz
suyundan arıtılmış su elde etme işlemine imkan
tanımış olacağız. Bu belki uzun vadede genel bir
uygulama da olur" diye konuştu.
Fişeklerdeki
KDV yeniden
yüzde 5'e
düşürüldü
Sağlık
ve Sosyal Yardım Bakanı ve Bakanlar Kurulu Sözcüsü Hüseyin Celal,
geçtiğimiz haftalarda alınan bir kararla ateşli silahların
KDV'si yüzde 20'ye yükseltilirken fişeklerin de sehven aynı orana
çekildiğini, dün bu hatanın düzeltilerek fişeklerin eski
düzeyine yani yüzde 5'e düşürüldüğünü açıkladı.
Tarıma
destek
Celal, KDV'yle
ilgili bir başka düzenleme kararı hakkında bilgi verirken,
tarımın bütün dallarıyla ilgilenen üreticilerin üretim ve
satışı sırasındaki KDV'lerde üretici aleyhine bir fark
doğması halinde bunun devlet tarafından üreticiye iade
edileceğini duyurdu. Celal, bunun üretimi teşvik için alınan bir
karar olduğunu ifade etti.
Bazı
ürünlerde KDV'nin sıfırlanmasıyla fiyatların
düşmesinden Bakanlar Kurulu'nun memnuniyet duyduğunu belirten Celal,
fiyat artışı olmaması için Maliye
Bakanlığı'nın gerekli tedbirleri alacağını
da vurguladı.
KIBRIS 06/01/05
Kayıplar için tarihi adım
İLK KAZI
ÇALIŞMASINDA KALINTI BULUNAMADI... Başbakan Mehmet Ali Talat,
Domuzlar Burnu bölgesinde dün, İngiltere'deki Uluslararası Adli
Soykırım Kuruluşu (INFORCE) ekibi tarafından
başlatılan kazı çalışmasının sadece bir
araştırma kazısı olduğunu, bölgede gerçekten bir mezar
bulunup bulunmadığına dair bir ön araştırma
yapıldığını belirterek şu ana kadar kendisine
ulaşan bilgilere göre mezarda bir kalıntı
bulunamadığını bildirdi. Talat, henüz mezar açma
aşamasına gelinmediğini, kazı çalışmaları
sırasında kalıntı bulunması halinde mezar açma
çalışmalarına başlanacağını kaydetti
TÜRK TARAFI ÜÇ
MEZAR YERİ GÖSTERDİ... Kayıp Şahıslar Komitesi'nin
Türk delegasyonu başkanı Rüstem Tatar, görüntü alınmasına
izin verilmeyen bölgede, bu konularda uzman olan İngiltere merkezli adli
tıp kuruluşu INFORCE'un mezar tespit çalışması
yaptığını, dün yapılan işlemin mezarların
açılmasıyla ilgili bir başlangıç olduğunu söyledi.
Tatar, söz konusu mezar yerinin Türk tarafının 1998'de Rum
tarafına verdiği üç mezar yerinden biri olduğuna işaret
ederek Rumların da buna karşılık 18'i güneyde, 4'ü kuzeyde
22 mezar yerini harita üzerinde gösterdiğini belirtti
Pınar
SELENGİN
Kıbrıs
sorununun en dramatik yanı olan toplu mezarların açılmasına
başlandı.
Türk
tarafı bu konuda ilk adımı attı ve Lefkoşa'da Domuzlar
Burnu'nda mezar bulabilmek için araştırma kazısı
yapıldı. Kazı, dün geniş güvenlik önlemleri altında
gerçekleşti.
Başbakan
Mehmet Ali Talat, ilk kazı çalışmasında herhangi bir
kalıntıya rastlanmadığını söyledi.
Toplu mezar
tespiti için yapılan kazı çalışmalarını
İngiltere'de faaliyet gösteren Uluslararası Adli Soykırım
Araştırma Merkezi-INFORCE (International Forensic Center of
Excellence for Investigation of Genocide) kuruluşu üstlendi.
Başbakan
Mehmet Ali Talat dün akşam saatlerinde yaptığı
açıklamada, Domuzcular Burnu bölgesinde araştırma
kazısı yapıldığını belirterek
kalıntı bulunması halinde mezarı açma aşamasına
geçileceğini, ancak şu ana kadar kendisine kalıntı bulunduğuna
dair bir bilgi ulaşmadığını kaydetti.
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi'nin Türk delegasyonu başkanı
Rüstem Tatar'dan elde edilen bilgiye göre bölgede Rumların gömülü
olduğu toplu mezar olduğunun tahmin edildiğini belirterek
INFORCE tarafından bölgede mezar tespiti yapılması yönünde
çalışma başlatıldığını belirtti.
Tatar,
kazılar için INFORCE ile anlaşma
yapıldığını, kazı çalışmalarında
iki adli tıp uzmanının araştırma
yapacağını belirterek bölgede mezar olup olmadığının
kazılar sonunda ortaya çıkacağını ifade etti.
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi başkanlığını
yapan BM yetkilisi Pierre Guberen, konu ile ilgili yorum
yapmayacağını, basına önümüzdeki günlerde bir açıklama
yapmasının söz konusu olabileceğini söyledi.
INFORCE
yetkilileri ise ülkemizde başlayan toplu mezar tespiti kazı
çalışmaları ile ilgili bilgi vermekten kaçındı.
Talat: Bu bir
araştırma kazısıdır,
mezar açma
aşamasına gelinmedi
Bakanlar Kurulu
toplantısı sonrasında gazetecilerin konuya ilişkin
sorularını yanıtlayan Başbakan Mehmet Ali Talat, Domuzcular
Burnu bölgesinde dün bir araştırma kazısı
yapıldığını söyledi.
Kazının
sadece bir araştırma kazısı olduğunu vurgulayan Talat,
bu tür kazı çalışmalarına devam edileceğini söyledi.
Bölgede
gerçekten bir mezar bulunup bulunmadığına dair ön bir
araştırma yapıldığını kaydeden
Başbakan, şöyle konuştu:
"Bu
mezarda kalıntı bulunup bulunmadığına dair
çalışma yapıldı. Takdir edersiniz ki 30 yıl aradan
sonra buraların mezar olduğuyla ilgili bilgilerin
doğruluğunu kanıtlamak gerekiyor. Kayıp Şahıslar
Komitesi'nin yetkilendirdiği İngiltere'deki Uluslararası Adli
Soykırım Kuruluşu (INFORCE), söz konusu araştırma
kazısını yaptı."
Henüz mezar
açma aşamasına gelinmediğini belirten Başbakan Talat, dünkü
kazı çalışmaları esnasında kalıntı
bulunması halinde mezar açma çalışmalarına
başlanacağını, ancak şu ana kadar kendisine
ulaşan bilgilere göre mezarda bir kalıntı
bulunamadığını kaydetti.
"Rumlar,
35 mezarda kayıp 500 Kıbrıslı
Türk'ün
369'unun bulunduğunu söylüyor"
Kayıp
Şahıslar Komitesi'nin Türk delegasyonu başkanı Rüstem
Tatar, görüntü alınmasına izin verilmeyen bölgede bu konularda uzman
olan İngiltere merkezli adli tıp kuruluşu INFORCE'un mezar
tespit çalışması yaptığını ifade ederek dün
yapılan işlemin mezarların açılmasıyla ilgili bir
başlangıç olduğunu söyledi.
Tatar, söz
konusu mezarın Türk tarafının 1998'de Rum tarafına
verdiği üç mezar yerinden biri olduğuna işaret ederek,
Rumların da buna karşılık 18'i güneyde, 4'ü kuzeyde 22
mezar yerini harita üzerinde gösterdiğini belirtti.
Tatar, burada
mezar bulunduğunu tahmin ettiklerini, söz konusu mezar yerini 1998'de
gösterdiklerinde kesin mezar tespit etmediklerini, uzmanların bölgede
mezarın tam yerini tespite çalıştığını
söyledi. Tatar, şu anda sonucu bilmediklerini, çalışmaların
önümüzdeki günlerde de devam edeceğini, bir mezar varsa meydana
çıkacağını ifade etti.
Tatar,
olayın "mezar açma" değil, "mezar olup
olmadığını tespit etme" çalışması
olduğunu söyleyerek mezar olduğu tespit edilirse
çalışmalara devam edilmeyeceğini, komite olarak oturup uzmanlarla
görüşeceklerini ve bir anlaşma yaparak çalışmalara öyle
devam edeceklerini, anlaşmanın ardından mezarların
açılacağını, kemiklerin alınarak iki tarafın
mutabık kalacağı bir laboratuvarda DNA testi
yapılacağını belirtti.
Laboratuvar
konusunda henüz bir mutabakata varılamadığını, bunun
2005 yılı içinde olabileceğini düşündüklerini, olayın
gizli tutulmasının nedeninin de uzmanların çalışma
yönteminden kaynaklandığını anlatan Tatar, ayrıca
burada bir mezar bulunması halinde mezarda bulunan
şahısların aileleri için ıstırap verici bir olay
olduğunu, bu bölgede eşini, evladını kaybeden ailelerin
bölgeye gelmek isteyebileceklerini, bu nedenle çalışmaları gizli
yürüttüklerini söyledi.
Tatar, bir
netice alınması halinde uygun bir açıklama
yapılacağını ifade etti.
"Güneydeki
mezarların ne zaman açılacağı" ile ilgili olarak ise
Tatar, Rumların Türklerin gömülü olduğu 22 mezarın yerini
haritada tespit ettiklerini, istatistiklere göre Rumların toplam 35 mezar
yeri gösterdiklerini, bunların 5'inin kuzeyde, 30'unun güneyde
olduğunu kaydetti. Tatar, Rum ifadesine göre bu 35 mezarda toplam 500 Türk
kaybın 369'unun bulunduğunu kaydetti.
Tatar, bu
mezarlarda gerçekten kaç kişi olduğunun ve kemiklerin kimlere ait
bulunduğunun tespitinden sonra tam sayıların ortaya çıkacağını,
söylediklerinin tahminden ibaret olduğunu belirtti.
Rumların
bu mezarları nasıl tespit ettiklerini bilemediklerini anlatan Tatar,
INFORCE kuruluşunun uzmanlarının çalışmaları
sonucu gerçek sayıların ortaya çıkacağını
kaydetti.
Komite
aylardır çalışmalarını sürdürüyor
1981
yılında kurulan Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nin
ağustos ayında başlayan toplantılarında aylardır
sürdürülen çalışmalarda BM yetkilisi Pierre Guberen
başkanlığında Türk delegasyon başkanı Rüstem
Tatar ile Rum delegasyon başkanı Elias Georgiades ve
Kıbrıslı Türk ve Rum yetkililer yer alıyor.
Komite
çalışmalarında, mezarların açılmasının
öngörülmesi yanında Rum tarafı, 4'ü KKTC topraklarından olmak
üzere toplam 22 mezar yeri ile ilgili Türk tarafına bilgi verirken, bu
yerlerde 201 kişinin gömülü olduğu de kaydedilmişti. Türk
tarafı ise kuzeydeki dört mezar yeri hakkında Rum tarafına
harita üzerinde bilgi vermişti.
Otonom
Kayıp Şahıslar Komitesi'ndeki resmi rakamlara göre kayıp
Türklerin sayısı 211'i 1963 yılına ait olmak üzere 500
iken, bu kişilerin tümünün sivil ve yüzde 26'sının kadın ve
çocuklardan oluştuğu kaydedildi.
Kayıp
Rumların sayısının ise 1460 civarında olduğu ve
resmi rakamlara göre kayıp Rumların yüzde 60'ının asker
olduğu, çocuk ve kadınların yüzde 9 oranında olduğu
bildirildi.
KIBRIS 06/01/05
Limanlar Güney Kıbrıs-Türkiye arasında...
Bakanlar Kurulu,
KKTC limanlarının Güney Kıbrıs ile Türkiye ve diğer
ülkeler arasında yapılacak ticarette kullanılabilmesi yönünde
bir karar aldı.
Güneydoğu
Asyadaki deprem ve tsunami felaketzedelerine Kıbrıs Türk
halkının da yardım eli uzatması için kampanya
başlatılmasını kararlaştıran hükümet, ekonomik
konularda da bir dizi kararlar aldı.
Başbakan Mehmet
Ali Talat başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu
toplantısı saat 19.30da tamamlandı. Toplantıda alınan
kararları Kurul Sözcüsü, Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanı Hüseyin Celal açıkladı.
FELAKET
İÇİN YARDIM KAMPANYASI
Celal,
Güneydoğu Asyada yaşanan felaketten etkilenenler için yardım
kampanyası başlatılması kararı
alındığını duyurarak, örgütler ve bireylerin
katkısı için banka hesap numaralarının yarın tespit
edilip yarın açıklanacağını ve toplanacak paranın
BM İnsancıl İşler Ofisi aracılığıyla
deprem ve tsunami bölgesine gönderileceğini; daha başka nasıl
katkı yapılabileceğinin de değerlendirildiğini
anlattı.
Celal,
kampanyanın Başbakanlık ve Maliye Bakanlığınca
koordine edileceğini bildirdi.
LİMANLAR
TİCARETE AÇILIYOR
Bakanlar Kurulunun,
KKTC limanlarının Güney Kıbrıstan Türkiye ve başka
ülkelere veya Türkiye ve başka ülkelerden Güney Kıbrısa
yapılacak ticaret amacıyla kullanılmasına ilişkin bir
karar aldığını açıklayan Hüseyin Celal,
limanların bu amaçlar için kişiler veya şirketlerce
kullanılabileceğini söyledi.
Bununla Türkiye ve
Güney Kıbrıs arasındaki ticarette çok daha avantajlı olan
KKTC limanlarının kullanılmasını
amaçladıklarını kaydeden Celal, limanların
açılacağını, bu yönde Güney Kıbrıstaki özel
girişimcilerden de talep geldiğini bildirdi.
Celal, Çünkü bir
malın Türkiyeye Limasol veya Larnakadan gitmesi başkadır, Girneden
gitmesi başkadır. Üstelik Kuzey Kıbrıs ile Türkiye
arasında kurulmuş bir hazır ulaşım düzeni de
vardır. Halbuki Güneyle Türkiye arasında bu yoktur. Bu
avatajımızı kullanacağız dedi.
Bir soru üzerine bu
karara Rum hükümetinin çok da sevimli bakacağını
zannetmediğini ifade eden Hüseyin Celal, Herhalde engellemeye
çalışacak ama serbest ticaret ortamında bu ne kadar
engellenebilir? O da ayrı bir konu diye konuştu.
Sözcü Celal, KKTC
limanlarının bu şekilde kullanımı sırasında
malların transit mal işlemi göreceğini ve
vergilendirilmeyeceğini de belirtti.
OTELLERİN
DENİZ SUYU ARITMA PROJELERİNE TEŞVİK
Hüseyin Celal, Girne
bölgesinde şu anda inşaatı devam eden 2 bin 73 yatak kapasiteli
29 adet otel bulunduğunu ve bu yoğun inşaat faaliyetinin su
kaynaklarını zorladığını belirterek, bu otellerde
deniz suyunun artılarak içme ve kullanma suyu olarak
kullanılması için hazırlayacakları projelere devletin
katkı yapmasının kararlaştırıldığını
kaydetti.
Bu karara göre
devletin bu tür projelerin maliyetinin yüzde 20sini direkt ödeyeceğini;
yüzde 60a kadar olan bölümü için de Kalkınma Bankasından düşük
faizle uzun vadeli kredi verileceğini anlatan Bakanlar Kurulu Sözcüsü
Celal, Böylelikle son yıllarda maliyeti çok düşen deniz suyundan
arıtılmış su elde etme işlemine imkan
tanımış olacağız. Bu belki uzun vadede genel bir
uygulama da olur diye konuştu.
FİŞEKLERDEKİ
KDV YENİDEN YÜZDE 5E DÜŞÜRÜLDÜ
Sağlık ve
Sosyal Yardım Bakanı ve Bakanlar Kurulu Sözcüsü Hüseyin Celal,
geçtiğimiz haftalarda alınan bir kararla ateşli silahların
KDVsi yüzde 20ye yükseltilirken fişeklerin de sehven aynı orana
çekildiğini, bugün bu hatanın düzeltilerek fişeklerin eski
düzeyine yani yüzde 5e düşürüldüğünü açıkladı.
TARIMA DESTEK
Celal, KDVyle
ilgili bir başka düzenleme kararı hakkında bilgi verirken,
tarımın bütün dallarıyla ilgilenen üreticilerin üretim ve
satışı sırasındaki KDVlerde üretici aleyhine bir fark
doğması halinde bunun devlet tarafından üreticiye iade edileceğini
duyurdu. Celal, bunun üretimi teşvik için alınan bir karar
olduğunu ifade etti.
HALKIN SESI 06/01/05
Limanlar Güney Kıbrıs-Türkiye arasında...
Bakanlar Kurulu,
KKTC limanlarının Güney Kıbrıs ile Türkiye ve diğer
ülkeler arasında yapılacak ticarette kullanılabilmesi yönünde
bir karar aldı.
Güneydoğu
Asyadaki deprem ve tsunami felaketzedelerine Kıbrıs Türk
halkının da yardım eli uzatması için kampanya
başlatılmasını kararlaştıran hükümet, ekonomik
konularda da bir dizi kararlar aldı.
Başbakan Mehmet
Ali Talat başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu
toplantısı saat 19.30da tamamlandı. Toplantıda alınan
kararları Kurul Sözcüsü, Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanı Hüseyin Celal açıkladı.
FELAKET
İÇİN YARDIM KAMPANYASI
Celal,
Güneydoğu Asyada yaşanan felaketten etkilenenler için yardım
kampanyası başlatılması kararı alındığını
duyurarak, örgütler ve bireylerin katkısı için banka hesap
numaralarının yarın tespit edilip yarın
açıklanacağını ve toplanacak paranın BM
İnsancıl İşler Ofisi aracılığıyla
deprem ve tsunami bölgesine gönderileceğini; daha başka nasıl
katkı yapılabileceğinin de değerlendirildiğini
anlattı.
Celal,
kampanyanın Başbakanlık ve Maliye Bakanlığınca
koordine edileceğini bildirdi.
LİMANLAR
TİCARETE AÇILIYOR
Bakanlar Kurulunun,
KKTC limanlarının Güney Kıbrıstan Türkiye ve başka
ülkelere veya Türkiye ve başka ülkelerden Güney Kıbrısa
yapılacak ticaret amacıyla kullanılmasına ilişkin bir
karar aldığını açıklayan Hüseyin Celal,
limanların bu amaçlar için kişiler veya şirketlerce
kullanılabileceğini söyledi.
Bununla Türkiye ve
Güney Kıbrıs arasındaki ticarette çok daha avantajlı olan
KKTC limanlarının kullanılmasını
amaçladıklarını kaydeden Celal, limanların
açılacağını, bu yönde Güney Kıbrıstaki özel
girişimcilerden de talep geldiğini bildirdi.
Celal, Çünkü bir
malın Türkiyeye Limasol veya Larnakadan gitmesi başkadır,
Girneden gitmesi başkadır. Üstelik Kuzey Kıbrıs ile
Türkiye arasında kurulmuş bir hazır ulaşım düzeni de
vardır. Halbuki Güneyle Türkiye arasında bu yoktur. Bu avatajımızı
kullanacağız dedi.
Bir soru üzerine bu
karara Rum hükümetinin çok da sevimli bakacağını
zannetmediğini ifade eden Hüseyin Celal, Herhalde engellemeye
çalışacak ama serbest ticaret ortamında bu ne kadar
engellenebilir? O da ayrı bir konu diye konuştu.
Sözcü Celal, KKTC
limanlarının bu şekilde kullanımı sırasında
malların transit mal işlemi göreceğini ve
vergilendirilmeyeceğini de belirtti.
OTELLERİN
DENİZ SUYU ARITMA PROJELERİNE TEŞVİK
Hüseyin Celal, Girne
bölgesinde şu anda inşaatı devam eden 2 bin 73 yatak kapasiteli
29 adet otel bulunduğunu ve bu yoğun inşaat faaliyetinin su
kaynaklarını zorladığını belirterek, bu otellerde
deniz suyunun artılarak içme ve kullanma suyu olarak
kullanılması için hazırlayacakları projelere devletin
katkı yapmasının kararlaştırıldığını
kaydetti.
Bu karara göre
devletin bu tür projelerin maliyetinin yüzde 20sini direkt ödeyeceğini;
yüzde 60a kadar olan bölümü için de Kalkınma Bankasından düşük
faizle uzun vadeli kredi verileceğini anlatan Bakanlar Kurulu Sözcüsü
Celal, Böylelikle son yıllarda maliyeti çok düşen deniz suyundan
arıtılmış su elde etme işlemine imkan
tanımış olacağız. Bu belki uzun vadede genel bir
uygulama da olur diye konuştu.
FİŞEKLERDEKİ
KDV YENİDEN YÜZDE 5E DÜŞÜRÜLDÜ
Sağlık ve
Sosyal Yardım Bakanı ve Bakanlar Kurulu Sözcüsü Hüseyin Celal,
geçtiğimiz haftalarda alınan bir kararla ateşli silahların
KDVsi yüzde 20ye yükseltilirken fişeklerin de sehven aynı orana
çekildiğini, bugün bu hatanın düzeltilerek fişeklerin eski
düzeyine yani yüzde 5e düşürüldüğünü açıkladı.
TARIMA DESTEK
Celal, KDVyle
ilgili bir başka düzenleme kararı hakkında bilgi verirken,
tarımın bütün dallarıyla ilgilenen üreticilerin üretim ve
satışı sırasındaki KDVlerde üretici aleyhine bir fark
doğması halinde bunun devlet tarafından üreticiye iade
edileceğini duyurdu. Celal, bunun üretimi teşvik için alınan bir
karar olduğunu ifade etti.
HALKIN SESI 06/01/05
Milletvekilliği
genel seçimleriyle ilgili süreç devam ediyor. 20 Şubatta yapılacak
seçimler için Yüksek Seçim Kurulu tarafından açıklanan ve 25
Aralıkta başlayan takvim çerçevesinde partiler aday saptama
çalışmalarına devam ediyor.
Seçim için
Lefkoşadan 16, Gazimağusadan 13, Girneden 9, Güzelyurttan 7 ve
İskeleden 5 olmak üzere toplam 50şer milletvekili adayı
belirleyecek partilerden CTP-BG ve BDHda aday başvurusu için bugün son
gün.
Seçime yine
Birleşik Güçlerle girecek CTPye Birleşik Güçler
kontenjanları dışından adaylık başvurusunda
bulunmak isteyenler, bugün saat 14.00e kadar parti genel sekreterliğine
başvuru yapabilecek.
BDHdan milletvekili
adayı olmak isteyenler için de başvuru süresi bugün dolacak. BDH
adayı olmak isteyenler, saat 17.00ye kadar adaylık başvurusunda
bulunabilecek.
Milletvekili
adayları için diğer partiler de çalışmalarını
sürdürürken; seçim takviminde, siyasal partilerce adayların saptanmasının
son günü, 11 Ocak olarak yer alıyor. Partrilerin adaylık için
başvuru günü ise, 14 Ocak.
Yüksek Seçim
Kurulunun açıkladığı seçim takviminin geriye kalan
kısmı şöyle:
15.1.2005 Adayların Yüksek Seçim Kurulu
tarafından geçici ilânı
15.1.2005 İlçe Seçim
Kurullarının, kendi ilçelerinde çıkacak adayları geçici
olarak ilânı (İSK kapısına asılmak suretiyle)
Sandık Seçmen
Listelerinin askıya alınmasının en son günü. (Sandık
Seçmen Listeleri askıya alındığı günden İtibaren
7 gün askıda kalır)
23.1.2005 Adayların
kesinleşmesi
24.1.2005 Kesinleşen
adayların Yüksek Seçim Kurulu tarafından İlânı 24.1.2005 İlçe Seçim Kurullarının kendi
ilçelerinde kesinleşen adayların ilânı 24.1.2005 Duvar ilânları için İlçe Seçim
Kurullarında adçekme
24.1.2005 Oy
pusulalarının tanzimi için adaylar arasında yapılacak
adçekmenin Yüksek Seçim Kurulu tarafından duyurulması 25.1.2005 Seçim
propagandasının başlangıç günü
25.1.2005 Siyasal
partilerin BRTde propaganda yapmak
için Yüksek Seçim Kuruluna
dilekçe vermelerinin son günü
26.1.2005 Oy
pusulalarının tanzimi için Yüksek Seçim Kurulunda adçekme 26.1.2005 Yüksek Seçim Kurulu tarafından
BRT konuşmaları için yayın zaman
ve sıra
saptanması
26.1.2005 BRT
konuşmaları için adçekme 31.1.2005 Sandık
seçmen listelerinin tamamlanmasının son günü (Düzeltmeler olmuşsa
bu husus siyasal partilere bildirilir)
5.2.2005 Seçimler ile ilgili kamuoyu yoklama
ve araştırmalarının
yayımlanmasının son günü
10.2.2005
Yüksek
Seçim Kurulu tarafından seçim eşyalarının İlçe Seçim
Kurullarına gönderme işleminin son günü
17.2.2005 Seçmen
kartlarının dağıtılmasının son günü
19.2.2005 Seçim propagandasının son günü 20.2.2005 Oy verme günü
HALKIN SESI 06/01/05
Lefkoşa'da 27 kilometre boru döşendi
|
Lefkoşa
Türk Belediyesi'nin (LTB) Ortaköy, Marmara, Köşklüçiftlik, Kumsal ve
Küçük Kaymaklı bölgelerinde sürdürdüğü "Lefkoşa
Kanalizasyon Projesi" başşehir Lefkoşa'nın
altyapısına önemli bir katkı yapacak. 27 kilometre
uzunluğundaki bir bölgenin ana boru döşenerek merkezi kanalizasyona
bağlanacağı projede, toplam 40,5 kilometre PVC boru ve
aksamı kullanılacak. 27 kilometre
200 milimetrelik PVC ana boru ve 13 kilometre 110 milimetrelik ev
bağlantı borusunun döşeneceği proje sonucunda merkezi
kanalizasyona bağlı nüfus kent nüfusunun yüzde 70'ine
ulaşacak. Lefkoşa'daki
3 bin hanenin daha merkezi kanalizasyona bağlanması ile toplam
sayı 12 bin 200'e çıkacak. Proje tamamlandığında ise
şehrin yüzde 60'ının merkezi kanalizasyon sistemine
bağlanacağı projede, asfaltlama çalışmaları
ocak ayının ikinci haftası başlayacak. Hava
şartlarının durumuna göre sürecek asfaltlamaya ilk
kazılan bölgelerden başlanacak. Kanalizasyon
Projesi'nde yüksek kalitede malzeme kullanılıyor. Projede
kullanılan bütün malzemenin Türkiye Standartları Enstitüsü (TSE) ve
İSO belgeli olduğu kanalizasyon projesinde bütün dünyada ve
Türkiye'de de kullanılan özel kanalizasyon rengindeki RAL 8023
boruları kullanılıyor. Ev bağlantıları için ise
en son teknoloji enjeksiyon tipi Kanal T'ler kullanılıyor. Projede
kullanılan malzemedeki titizlik ve sistemin kurulduktan sonra test
edilmesi ise çalışmalarda kullanılan bilimsel yöntemlerin
göstergesi oluyor. Temiz bir çevre için de kanalizasyona suların
karışmamasını kontrol eden LTB Kanalizasyon Şubesi,
çalışmalarda çift kontrol sistemini uyguluyor. Ayrıca
LTB mühendisleri kanalizasyon çalışması yapılan
bölgelerdeki yer planlarını da çıkarıp haritalara
aktarıyorlar. Bu ise geleceğe yönelik yapılacak
çalışmalarda büyük kolaylıklar sağlayacak. Bunun
yanında altyapısı tamamlanan sokaklarda ev
bağlantıları aşamasına gelindi.
Vatandaşların ev bağlantısı işlemleri için LTB
Kanalizasyon Şubesi'ne başvurmaları gerekiyor.
Lefkoşa'daki kanalizasyon altyapısı tamamlanan bölgelerde
yaşayan vatandaşlar, evin veya arsanın koçan fotokopisi ve
arsanın tapu planı yanında 20 YTL (20 milyon TL) + KDV'yi
ödeyerek evlerine bağlantı yapabilecek. Vatandaşların
kendi ev bağlantılarını ise kendilerinin
yaptırması gerekiyor. Ev bağlantısına hazır
hale gelen yeni sokaklar şöyle: Ortaköy:
1'nci Sokak, Şht. Mustafa Yerlioğlu Sokak, Şht. Hasan
Yalçın Sokak, Sht. İbrahim Karaçoğlu Sokak, Şht. Fevzi
Öztürk Sokak Sokak, Şht. Abdülkerim Uruk Sokak, Şht. Yusuf
Uluğ Sokak ve Şht. Arif Diktepe Sokak. Marmara
Bölgesi: 6'ncı Sokak, İkizler Sokak, Dilek Sokak, 10'uncu Sokak ve
11'inci Sokak Köşklüçiftlik: Sabri Kazmaoğlu Sokak, Tabak
Derviş Sokak, 9 Eylül Sokak, Gündüz Tezel Sokak, Güner Türkmen Sokak,
Cengizhan Sokak, Şht. Ahmet Sadık Sokak, Ziya Gökalp Sokak, Sakarya
Sokak, Münür Özbek Sokak ve Osmanpaşa Caddesi. |
KIBRIS 06/01/05
|
Gül: Müzakere
için Kıbrıs şartı yok |
|
|
|
Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, AB ile müzakerelerin başlaması için, 3
Ekim tarihine kadar Kıbrıs sorunun çözülmünün şart
olmadığını söyledi. Gül, Sorunun çözüm adresi
Birleşmiş Milletlerdir dedi. |
|
|
|
NTV |
7 Ocak 2005 NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgünün
sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı,
Avrupa Birliğinin Kıbrıs sorununun çözümünü
zorlaştırdığını belirtti.
Müzakerelere başlamak için 3 Ekim tarihine kadar
Kıbrıs sorununun çözülmesi gibi bir şartın olmadığını
belirten Dışişleri Bakanı, Çözüm yeri Avrupa Birliği
değil, Birleşmiş Milletlerdir dedi. Gül, AB tarama sürecinin
çok kolay ve kısa olacağını da söyledi.
FİLİSTİN SORUNU
Ortadoğu gezisine ilişkin
değerlendirmede de bulunan Gül, gezisinin çok doğru bir zamanda
yapıldığını belirterek, İsrail ve Filistinin
Türkiyenin desteğini beklediğini söyledi.
Filistin seçiminin, sorunun çözümü konusunda çok
önemli olduğunu belirten Gül, Filistinliler haklı
davalarını devam ettirebilmek için, seçimden çok güçlü
çıkmalılar dedi.
Türkiyenin bundan sonra çözüme çok daha fazla
katkı sağlayacağını da belirten Abdullah Gül,
Başbakan Erdoğanın İsraile gitmesinin söz konusu
olduğunu ancak zamanlamasının henüz belirlenmediğini
söyledi.
IRAKTA GELİŞMELER
Iraktaki gelişmeleri de değerlendiren
Gül, seçimlerin mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çekti. Gül,
Amerikan ordusunun şu durumda Iraktan çekilmesi halinde iç savaş
çıkacağını ve çok daha fazla kan akacağını
söyledi. Irakın bölünmesinin bölgedeki sorunları daha da
artıracağını ifade eden Gül, Iraklıların
öfkesini anlamadan sorun çözülemez dedi.
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP BG), çok kısa bir süre sonra
gerçekleşecek olan Genel seçimlere güçlü aday kadrolarıyla girebilmek
için sadece 20 Şubat seçimlerine yönelik olarak tüzük
değişikliği gerçekleştirdi.
Dün
akşam geçekleşen Olağanüstü Tüzük Kurultayında onaylanan
değişikliğe göre kontenjan adaylarının
sırası ile daha sonra adayların tespiti; başvuruda bulunan
aday adayları arasından seçme ve sıralama, ilçelerin de
görüşlerini alarak merkez Yönetim Kurulu tarafından
gerçekleşecek...
Başbakan,
CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, 3 Ekim 2005 tarihinin çözüm
için gözetilen genel tarih olduğuna işaret ederek, partisinin ve
Kıbrıs Türk halkının, güçlü bir iktidar ve istikrarlı
politikalarla çözüm hedefine varmakta kararlı olduğunu
vurguladı.
Cumhuriyetçi Türk Partisi dün akşam Yakın Doğu Üniversitesi, Atatürk Kongre Merkezinde gerçekleşen Olağanüstü Tüzük Kurultayında sadece 20 Şubat Seçimleri için geçerli olmak üzere aday saptama ve sıralama yetkisi, ilçelerin de görüşünü alacak olan Merkez Yönetim Kuruluna verilmesi yönündeki Parti Meclisi tarafından önerilen tüzük değişikliği oy çokluğuyla onaylandı.
YENIDUZEN
07/01/05
Önce Kıbrıs sorunu!..
Seçim, ikinci derecede önemli!
Başbakan
Mehmet Ali Talat, seçimin hiçbir şeyi engellemeyeceğini, temel
hedefin Kıbrıs sorununun bitirilmesi olduğunu ve seçimin devlet
dairelerinde aksamalara yol açmaması için önlem aldıklarını
belirtti.
Seçim
kampanyasının, Kıbrıs sorunuyla
kıyaslandığında ikinci derece önem
taşıdığını anlatan Talat, koşulların
uygun olması ve AB ile Rumların da bunu kabul etmesi halinde ada
içinde serbest ticareti başlatacaklarını, atılan
adımların hep buna yönelik olduğunu vurguladı.
Başbakan
Talat, dün öğle saatlerinde İŞAD heyetini kabul etti.
Talat
konuşmasında, seçimin neye engel olacağını
anlamadığını belirterek, seçimin bir şeye engel
olmayacağını vurguladı.
Başbakan
seçimin hiçbir şeyi engelleyemeyeceğini belirterek, temel
hedeflerinin Kıbrıs sorunun bitirilmesi olduğunu, üzerlerine
düşeni bugüne kadar yaptıklarını ancak her şey bitti
inancında olmadıklarını ve yapmaları gerekeni yapmaya
hazır olduklarını söyledi.
Seçimlere
kadar bir bekleme ve hazırlık süreci olacağını anlatan
Talat, Kıbrıs sorunun çözümü sürecinde tüm güçleriyle yer almaya
hazır olduklarını, üzerlerine düşeni yapmaya devam
edeceklerini, seçim kampanyasının kendileri için Kıbrıs
sorunuyla kıyaslandığında ikinci derecede önem
taşıyacağını, Kıbrıs sorunun çözümü için her
şeyi yapmayı sürdüreceklerini belirtti.
Talat,
seçim yasaklarının kendi icadı olmadığını ve
yasa gereği olduğunu, birçok icraatın seçim yasakları
döneminde gerçekten de yapılamadığını söyledi.
Talat:Madem
ki hukuk devleti olmaya çalışıyoruz, -çalışıyoruz
derken değiliz demiyorum- ama sürekli gelişim içindeyiz ve bunu
engellemek gibi bir duruşumuz yok, ancak yasalara da kesinlikle uymak
zorundayız ve uyacağız dedi.
Bu arada devlet
dairelerinde aksamalara yol açılmaması için tedbirler
aldıklarını ancak seçim yasaklarına gireceği için bu
konuda ayrıntıya inmeyeceğini söyledi.
Eğer çözüm olsaydı...
Ekonomi
konusuna da değinen Talat, eğer bir çözüm olsaydı
Kıbrıs Türk ekonomisinin karşılaşacağı
sorunlar bulunduğunu ancak bu sorunlara hazır olduklarını,
psikolojik olarak da hazır olduklarını, dünyanın da
yardım edeceğini varsaydıklarını, aynı
şekilde Türkiyeden de yardım geleceğini de düşündüklerini
dolayısıyla çözüme hazır olduklarını ancak sorunun
çözülemediğini ve bir şaşkınlık dönemi
yaşadıklarını ifade etti.
Hükümetin
bir yılını 13 Ocakta dolduracağını söyleyen
Talat, çözüm olmamasının
şaşkınlığını attıktan sonra ekonomiye
ağırlık verdiklerini çünkü, ekonomi güçlendikçe bir çözümün
maliyetinin, Rum tarafında yarattığı endişe de dikkate
alınarak, Kıbrıs Türküne düşen payının
Kıbrıs Türkü tarafından karşılanmasının bir
anlamda hazırlığını tam olarak yapabilmek için
ekonominin güçlenmesi gerektiğini ve bu bilinçle hareket ettiklerini
söyledi.
AB ile
uyum çalışmalarını da sürdürdüklerini özellikle Tayex ile
ilişkilerinin çok iyi bir durumda bulunduğunu anlatan Talat, çok
sayıda insanın eğitildiğini, projelerin
hazırlandığını, ABnin de finansman olarak
desteklediği çok kapsamlı kamu yönetimi reformunu içerecek proje
hazırlıklarının sürdüğünü, yıl ortasından
itibaren uygulanmasına başlanacağını, bu projenin
oldukça büyük önem taşıdığını belirtti. Bunun tüm
Doğu Avrupa ülkelerinde, ABye girişleri öncesinde hazırlanan
projelerin mimarları tarafından
hazırlandığını anlatan Talat, Oldukça
çağdaş ve AB normlarında bir projedir dedi.
Bunun
gibi birçok alanda çalışmaların sürdüğünü belirten Talat,
bu arada AB ile bir tadilat iki yeni tüzük üzerinde
çalışıldığını, Rum Yönetiminin engellemeleri
yüzünden ertelendiğini ancak önümüzdeki günlerde
değerlendirileceğini, Lüksemburgda 10 Ocakta bir komisyonda ele
alınacağını kaydetti.
AB
parlamentosunda Sosyalist Grubu bilgilendirme çalışması
yaptıklarını anlatan Talat, ekonomiyi iyileştirmek için de
adımlar attıklarını söyledi. Güneyle rekabet
koşullarını yaratmanın büyük önem
taşıdığını kaydeden Talat, Doğrudan Ticaret
Tüzüğü, Yeşilhat Tüzüğünün iyileştirilmesi ve belki
genişletilmesinin sağlandığı takdirde dünkü Bakanlar
Kurulu toplantısında Türkiyeye ticaretlerinde Limanların
Rumlara açılması kararını aldıklarını
kaydetti.
Temel
amaçlarının çözüm olduğunu ama amaçlarının çözüm
olmasa bile ada içinde serbest ticareti tamamen sağlamak olduğunu
kaydeden Talat, tabii bazı koşulların yerine gelmesi, rekabet
gücünün eşitlenmesi, ticaret yapılan limanların
yasaklılığının uluslararası anlamda kalkması
böylece rekabetin Larnaka ve Limasol limanlarıyla bağlı
değil ekonominin kendi parametreleri içinde yaratılmasını
sağlayacak mekanizmayı kurunca ada üzerindeki ticareti tamamen
serbest bırakmayı öngördüklerini belirtti.
Atılan
adımların hep buna yönelik olduğunu ifade eden Talat,
koşulların uygun olması ve AB ile Rumların da bunu kabul
etmesiyle ada içinde serbest ticareti, başlatacaklarını buradaki
temel amacın da Güney Kıbrıs ekonomisiyle rekabet etmek
olduğunu ifade etti.
Talat, çözüm halinde ABye girilmesi durumunda geçiş dönemlerini kısaltmak ve/veya daha az sancılı kılmak açısından önemli olduğunu kaydetti.
Başbakan
Talat, Otonom Kayıp Şahıslar Komitesinin
Kızılbaş bölgesinde başlattığı mezar tespit
çalışmasıyla ilgili bir soru üzerine, bu konudaki
açıklamaları komitenin yapabileceğini, kendisine bilgi
verildiğini ve henüz yeni bir bilgi bulunmadığını
söyledi. (TAK)
YENIDUZEN
07/01/05
Seçim hiçbir şeyi engelleyemez
Başbakan Mehmet
Ali Talat, seçimin hiçbir şeyi engellemeyeceğini, temel hedefin
Kıbrıs sorununun bitirilmesi olduğunu ve seçimin devlet
dairelerinde aksamalara yol açmaması için önlem aldıklarını
belirtti.
Seçim
kampanyasının, Kıbrıs sorunuyla
kıyaslandığında ikinci derece önem
taşıdığını anlatan Talat, koşulların
uygun olması ve AB ile Rumların da bunu kabul etmesi halinde ada
içinde serbest ticareti başlatacaklarını, atılan
adımların hep buna yönelik olduğunu vurguladı.
Başbakan Talat,
dün öğle saatlerinde İŞAD heyetini kabul etti.
İŞAD
Başkanı Ünsal Özbilenler, yaptığı konuşmada,
özellikle Maliye Bakanlığının fonlar ve vergilerde
yaptığı düşürmeler ve temel tüketimde KDVlerin
sıfırlanmasının önemli olaylar olduğunu belirterek teşekkür
etti. Ancak bunların yeterli olmadığını kaydeden
İŞAD Başkanı, daha yapılması gerekenler
bulunduğunu, bunların iyileştirilmesine devam edilmesini diledi.
Şubatta
gerçekleştirilecek seçimin yapılması gereken iyi olayların
önüne geçmesini istemediklerini kaydeden Özbilenler, Bunun bir engel
olmamasını diliyoruz, AB normlarında ekonomik seviyeye
ulaşmak istiyoruz dedi.
Özbilenler, en büyük
kuşkularının da seçim döneminin icraatlara engel olması
olduğunu ayrıca, Kıbrısta çözüm istediklerini kaydetti.
BAŞBAKAN TALAT
Talat ise
konuşmasında, seçimin neye engel olacağını
anlamadığını belirterek, seçimin bir şeye engel
olmayacağını vurguladı.
Özbilenler, bunun
üzerine yeniden söz alarak geçmiş dönemlerde seçim zamanları
dairelerdeki hizmetler de dahil her şeyin durduğunu ve seçimin
icraatlara engel olmasını istemediklerini söyledi.
Başbakan bunun
üzerine seçimin hiçbir şeyi engelleyemeyeceğini belirterek, temel
hedeflerinin Kıbrıs sorunun bitirilmesi olduğunu, üzerlerine
düşeni bugüne kadar yaptıklarını ancak her şey bitti
inancında olmadıklarını ve yapmaları gerekeni yapmaya
hazır olduklarını söyledi.
Seçimlere kadar bir
bekleme ve hazırlık süreci olacağını anlatan Talat,
Kıbrıs sorunun çözümü sürecinde tüm güçleriyle yer almaya hazır
olduklarını, üzerlerine düşeni yapmaya devam edeceklerini, seçim
kampanyasının kendileri için Kıbrıs sorunuyla
kıyaslandığında ikinci derecede önem
taşıyacağını, Kıbrıs sorunun çözümü için her
şeyi yapmayı sürdüreceklerini belirtti.
Talat, seçim
yasaklarının kendi icadı olmadığını ve yasa
gereği olduğunu, birçok icraatın seçim yasakları döneminde
gerçekten de yapılamadığını söyledi.
Talat, devlet
dairelerinde aksamalara yol açılmaması için tedbirler
aldıklarını ancak seçim yasaklarına gireceği için bu
konuda ayrıntıya inmeyeceğini söyledi.
EKONOMİ
Güneyle rekabet
koşullarını yaratmanın büyük önem
taşıdığını kaydeden Talat, Doğrudan Ticaret
Tüzüğü, Yeşilhat Tüzüğünün iyileştirilmesi ve belki
genişletilmesinin sağlandığı takdirde önceki günkü
Bakanlar Kurulu toplantısında Türkiyeye ticaretlerinde
Limanların Rumlara açılması kararını
aldıklarını kaydetti.
Temel
amaçlarının çözüm olduğunu ama amaçlarının çözüm
olmasa bile ada içinde serbest ticareti tamamen sağlamak olduğunu
kaydeden Talat, tabii bazı koşulların yerine gelmesi, rekabet
gücünün eşitlenmesi, ticaret yapılan limanların
yasaklılığının uluslararası anlamda kalkması
böylece rekabetin Larnaka ve Limasol limanlarıyla bağlı
değil ekonominin kendi parametreleri içinde yaratılmasını
sağlayacak mekanizmayı kurunca ada üzerindeki ticareti tamamen
serbest bırakmayı öngördüklerini belirtti.
Atılan
adımların hep buna yönelik olduğunu ifade eden Talat,
koşulların uygun olması ve AB ile Rumların da bunu kabul
etmesiyle ada içinde serbest ticareti, başlatacaklarını buradaki
temel amacın da Güney Kıbrıs ekonomisiyle rekabet etmek
olduğunu ifade etti.
HALKIN SESI 07/01/05
Müzakere süreci açık uçlu olmalı
Güneydeki
Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Başkan
Yardımcısı Keti Kleridis, Kıbrıs sorununun çözüm
müzakerelerine yeniden başlanmasının, ne BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın ne de AB'nin çözüm inisiyatif üstlenmesiyle mümkün
olabileceğini, çözüm inisiyatifinin Kıbrıslılardan gelmesi
gerektiğini vurguladı
Kleridis,
güneydeki siyasi partilerin, çözüm müzakerelerinin sıkı bir takvim
çerçevesinde yeniden başlamaması, açık uçlu bir süreç
olması konusunda mutabık kaldığını belirterek
Ekim 2005'in bir dönüm tarihi olarak görülmesi halinde geçen yıl 24
Nisan'daki senaryoların bir tekrarının
yaşanabileceğine dikkat çekti
Anıl
IŞIK
Güneydeki Demokratik
Seferberlik Partisi (DİSİ) Başkan Yardımcısı Keti
Kleridis, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını hedefleyen
müzakerelerin yeniden başlaması için çözüm inisiyatifinin adadaki
taraflardan gelmesi gerektiğini söyledi.
Adada çözüm
müzakerelerine yeniden başlanmasının ne Birleşmiş
Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın ne de Avrupa Birliği'nin
(AB) çözüm inisiyatifi üstlenmesiyle mümkün olabileceğine işaret eden
Kleridis, çözüm inisiyatifinin Kıbrıslılardan gelmesi
gerektiğini vurguladı.
Kleridis, güneydeki
siyasi partilerin, Kıbrıs sorununa çözüm müzakerelerinin
sıkı bir takvim çerçevesinde yeniden başlamaması konusunda
mutabık kaldığını belirterek, "3 Ekim 2005 tarihi
bir dönüm tarihi olarak görülmemelidir, aksi takdirde geçen yıl 24
Nisan'daki senaryoların bir tekrarı yaşanabilir" dedi.
Kıbrıs
sorununa çözüm bulunması hedefinin sıkı bir takvime
bağlanmasının Kıbrıs Rum toplumunun üzerinde olumsuz
psikolojik etki yaratacağını vurgulayan Kleridis, müzakerelerin
yeniden başlaması halinde bunun açık uçlu bir süreç
olmasının daha iyi olacağını kaydetti.
Kıbrıs
Rum toplumunda iki farklı siyasi görüşün hakim olduğuna
işaret eden Kleridis, bir grubun Kıbrıs Rum tarafının
AB'ye katılarak veto hakkını elde etmesiyle elinin
güçlendiğini, diğer bir grubun ise geç kalınmadan müzakerelere
yeniden başlanması gerektiği görüşünü savunduğunu
kaydetti.
Kleridis,
müzakerelerin yeniden başlamasında AKEL'in kilit parti olduğunu
ifade ederek, AKEL'in Kıbrıs sorunundaki tutumunun belirleyici
olacağını kaydetti.
Kleridis,
kuzeyde 20 Şubat'ta yapılacak genel seçimlerde barış
yanlısı partilerin geçen seçimlerde olduğu gibi oy alıp
almayacaklarının da güneydeki siyasilerin endişeleri
arasında yer aldığına işaret etti.
DİSİ
Başkan Yardımcısı Keti Kleridis, KIBRIS'a, Türkiye'nin
AB'ye katılım müzakereleri için tarih aldığı 17
Aralık AB Zirvesi sonrasında Kıbrıs sorununda yaşanan
gelişmeleri değerlendirdi.
"Çözüm
inisiyatifi
Kıbrıslılardan
gelmeli"
Kleridis, 17
Aralık AB Zirvesi sonrasında, Kıbrıs sorununa nihai bir
çözüm bulunması hedefiyle müzakerelerin yeniden başlamasıyla
ilgili birçok tartışma yapıldığına işaret
ederek, "Bir başka çözüm fırsatı, tarafların bu
fırsatı değerlendirme kararlarına
bağlıdır" dedi.
BM Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın tarafların istemesi halinde müzakerelerin
yeniden başlayabileceğini ifade ettiğini anımsatan
Kleridis, AB'nin, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde inisiyatif
üstlenmesinin ise olası gözükmediğini kaydetti. Keti Klerides
şöyle konuştu:
"AB,
Kıbrıs sorununun çözümlenmesini arzuluyor ve Türkiye'nin üyelik
müzakerelerinde bu sorunun sürekli olarak karşısına
çıkmasını istemiyor. Ancak, AB'nin bu konuda inisiyatif
alacağını düşünmüyorum. AB'nin üye ülkeler ve olası
üyeler arasındaki farklılıkları etkileyen konularda ve
geleneksel bir duruşu vardır, iç sorunlara karışmıyor.
Ülkelerin kendilerinin bu sorunlarını çözmesini bekliyor."
Keti Kleridis,
"Ne AB'den ne de genel sekreterden bir inisiyatif beklememeliyiz.
İnisiyatif Kıbrıslılardan gelmelidir" dedi.
"Türkiye'den
çözüm
inisiyatifi
gelebilir"
Kleridis, 17
Aralık AB Zirvesi sonrasında, Türkiye'nin, Kıbrıs'ın
da dahil olduğu AB'ye katılan yeni on üyenin
katılımını kapsayacak şekilde Ankara
Anlaşması'nın uyarlanmasını öngören protokolü
sıkıntısız şekilde imzalaması için çözüme yönelik
adım atması konusunda ise şöyle konuştu:
"Türkiye,
Kıbrıs sorununun çözümlenmesini istiyor. Türkiye, AB'ye doğru
her adım attığında Kıbrıs sorunuyla
karşı karşıya kalmak istemiyor. Bu nedenle, Türkiye'den bir
çözüm inisiyatifi gelebilir. Türkiye Başbakanı Erdoğan, 17
Aralık AB Zirvesi için Brüksel'e gitmeden önce, Kıbrıs'ı
bir çözümden sonra tanımaya hazır olduklarını söyledi ki,
bu Türkiye'nin Kıbrıslı Rumların Annan Planı'yla
ilgili endişelerinin göz önüne alınmasına istekli
olabileceği anlamına geliyor. Bu, aynı zamanda Türkiye'nin yeni
fikirlerle bazı öneriler sunmaya hazır olabileceğinin
göstergesidir."
"Somut
gelişmeler var"
Keti Klerides,
Kıbrıs sorununun çözüm müzakerelerinin yeniden başlaması
için ortada somut adımlar olup olmadığı konusunda,
"Evet, kesinlikle vardır. İnsanlar bundan dolayı
umutludurlar. Kıbrıs sorununa nihai bir çözüm bulunması için
görüşmelerin yeniden başlayacağına yönelik bazı
göstergeler bunuyor" diye konuştu.
"Müzakere
süreci açık uçlu olmalı"
Klerides,
Kıbrıs sorununa, Ekim 2005'e kadar, 10 aylık kısa bir
sürede, çözüm bulunabilmesi
konusunda Rum
tarafının tutumunu değerlendirirken de, Papadapulos ve tüm
Ulusal Konsey üyeleri arasında, sıkı bir takvim
baskısı altında müzakerelerin yeniden başlamaması
konusunda mutabakat
bulunduğunu
ifade ederek şöyle konuştu:
"3 Ekim
tarihi, bir dönüm tarihi olarak görülmemelidir, aksi takdirde geçen yıl 24
Nisan'daki senaryoların bir tekrarı yaşanabilir. Bir
sıkı takvim belirlendiği zaman insanlar bu takvime uyma
zorunluluğunun baskısı altında kalıyor. Bu nedenle,
yeniden müzakereler başlayacaksa bunun açık uçlu bir süreç
olması daha iyi olacaktır."
"İki
farklı görüş var"
Adanın
kuzeyinde "Kıbrıs Cumhuriyeti" adı altında AB
üyesi olan Kıbrıs Rum tarafıyla bir çözüme
varılmasının daha güç olacağı şeklindeki
görüşe Klerides, Kıbrıs Rum siyasi toplumunda iki farklı
görüşün bulunduğunu söyleyerek yanıt verdi.
Bu siyasi
görüşlerden birinin AB üyesi olan Kıbrıs'ın elinin
güçlendiği düşüncesine dayandığını belirten Keti
Kleridis, Papadopulos'un, geçen hafta yaptığı açıklamada,
"Veto etmedim, ancak
gelecek sefer
veto hakkını kullanabilirim" dediğini anımsattı.
Bu strateji
arkasında veto tehdidiyle çözüm sürecinde bir şeyler elde etme
düşüncesinin yattığına işaret eden Kleridis, "Bu
sadece Papadopulos'un değil, diğer bazı siyasilerin de
görüşleridir. Veto tehdidiyle Mağusa'ya geri dönüş ve
tanınma gibi konularda başarı elde edilmeye
çalışılmaktadır" dedi.
Keti Kleridis,
siyasi arenada hakim olan diğer görüşün ise veto tehdidi
taktiğinin işlemeyeceği şeklinde olduğunu belirterek,
"Her durumda güçler dengesi Türkiye'nin lehinedir, çünkü Türkiye stratejik
olarak çok daha önemlidir" dedi.
Kleridis,
ikinci siyasi görüşe göre Rum tarafının veto tehdidiyle bir
şey elde etmek istemesi halinde her seferinde 17 Aralık AB Zirvesi'ndeki
senaryoların yaşanacağını ve bu süreçten çok az bir
kazanım elde edileceğini ve bu süreçte temelde konunun daha da
donacağını kaydetti.
Kleridis
şöyle konuştu:
"Kıbrıslı
Rumların kuzeydeki mülklerinin satışı gibi benzeri durumlar
meydana gelmeye devam edecek. Böylelikle en sonunda bir çözüme
varılacağı zaman Kıbrıslı Rumların kuzeye
geri dönmesi gerekçesi ya da müzakere edebileceği herhangi bir konu
kalmayacaktır. Bu görüşteki siyasi grup, en kısa sürede müzakere
masasına geri dönülmesi ve Annan Planı'nda yapılması
gerekli olduğu düşünülen değişikliklerle ilgili
noktaların ortaya konulması ve Kıbrıs Türk siyasi
liderleriyle müzakere edilmesi gerektiği görüşündedir. Böylelikle liderlerin,
Yunanistan ve Türkiye'nin yardımlarıyla sorunlarla ve nihai bir
çözümle ilgili konuları ele alabilecekleri düşüncesi var."
"Esas
sorun, Kıbrıs Rum toplumu içindeki hangi siyasi görüşün günün
sonunda etkili olacağıdır" diyen Keti Kleridis,
uluslararası topluluğun da bunu görmeyi beklediğini kaydetti.
"AB için Türkiye
Kıbrıs'tan daha önemli"
Papadopulos
liderliğinin Kıbrıs Rum tarafının AB'deki veto
hakkını Kıbrıs sorununun müzakere sürecinde Türkiye
üzerinde baskı unsuru olarak kullanması
olasılığıyla ilgili olarak Keti Kleridis, "Avrupa
Birliği'nde her ne kadar Türkiye'nin üyeliğine karşı
birtakım çekinceleri bulunan üye devletler bulunsa da Papadopulos'un veto
hakkini sürekli olarak bir tehdit olarak kullanmaya
çalışacağını düşünmüyorum. Avrupa Birliği üye
devletlerinin kendi gündemleri var. Türkiye'nin üyeliği konusunda ise
Kıbrıs üye devletlerin öncelikli bir konusu değil.
Kıbrıs sorununu bir süre Türkiye'nin karşısına
getirebilirler, ancak Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin nihai
değerlendirmesinde Türkiye ile Kıbrıs arasındaki güç
dengesi çerçevesinde bir karar verilecektir ki, bu durumda Türkiye her zaman
daha iyi bir el kağıda sahiptir. Her seferinde, veto hakkini tehdit
olarak kullanmanın başarılı sonuçlar getireceğini
düşünmüyorum.
"Zirveden
beklenilen sonuçlar çıktı"
Türkiye'nin
AB'ye katılım müzakerelerine başlamak için tarih
aldığı 17 Aralık AB Zirvesi'nin sonuçlarını
değerlendiren Keti Kleridis, "Zirve sonuçları beklediğim
bir sonuçtu. AB'de kararlar uzlaşma yöntemiyle alınıyor.
Müzakereye katılan tüm tarafların bir şeyler kazanmasına
olanak tanıyacak şekilde uzlaşımcı bir karar
alınıyor. Zirvede de böyle oldu. Ülkelerine dönen liderler
kazanımlarını gösteriyorlar; ne kaybediyorlar, ne de
kazanıyorlar" diye konuştu.
"Uzlaşımcı
bir çözüm mümkün"
Tarafların
yeniden Annan Planı zemininde bir araya gelerek müzakerelere
başlaması halinde, nihai bir çözüme ulaşılabilmesiyle
ilgili olarak değerlendirmede bulunan Keti Kleridis,
uzlaşımcı bir çözüme ulaşılabileceğini söyledi.
Tarafların
tüm taleplerinin karşılanabileceği bir çözüm değil, her
tarafın bazı isteklerinin yer alacağı
uzlaşımcı bir çözümün mümkün olabileceğini söyleyen
Kleridis, "İyi bir uzlaşımla tabii ki her tarafın
birçok talebinin karşılanması da mümkün olabilir. Bunun
olacağına inanıyorum" dedi.
Keti Kleridis,
tarafların müzakere sürecinin zemininin ne olacağına karar verip
en kısa sürede müzakerelere başlaması gerektiğini söyledi.
"AKEL,
kilit durumdadır"
Gerek kuzeyde
gerekse güneyde bazı kesimler arasında Papadopulos'la çözümün mümkün
olmayacağı görüşünün bulunmasına ilişkin Keti
Kleridis, AKEL'in kilit durumda olduğunu söyledi.
Güneyde iki
farklı siyasi görüş olduğunu yineleyen Kleridis, AKEL'in hangi
siyasi gruba ait olmayı seçeceğinin belirleyici
olacağını kaydetti.
Kleridis,
AKEL'in her durumda veto hakkını bir tehdit olarak kullanmayı
seçmesi halinde gerçekçi olarak müzakerelerin yeniden başlamasından
söz etmenin mümkün olmayacağını belirtti.
AKEL'in,
DİKO'nun, Türkiye'nin Ankara Anlaşması'nın
uyarlanmasını öngören protokolü, AB'ye katılım
müzakerelerine başlayacağı 3 Ekim 2005 tarihinde kadar imzalanmasının
beklenmesi görüşünü benimsemesi halinde de 3 Ekim 2005 tarihine kadar
herhangi bir hareketlilik olmasının beklenmemesi gerektiğini
ifade etti.
Müzakerelere
yeniden başlanıp başlanmayacağında kilit partinin AKEL
olduğunu vurgulayan Keti Kleridis, AKEL'in ne yöne gideceğine karar
vermesinin önemli olduğunun altını çizdi.
DİSİ'nin
müzakere masasına en kısa sürede yeniden dönülmesi ihtiyacı
olduğu görüşünde olduğunu belirten Kleridis, "Biz,
Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözümün en kısa sürede bulunması
görüşündeyiz. Kıbrıs sorununun zemini bizim lehimize
değildir ve sorunun çözümsüzlüğünü ne kadar uzun süre
bırakırsak durum çözüm bizim için o kadar güç olacaktır.
Kıbrıslı Rumların kuzeyde geri dönecekleri evleri daha da
azalacak ve daha fazla yerleşik gelecektir. Buna benzer faktörlerden
dolayı zemin değişmektedir" diye konuştu.
"Kıbrıslı
Türklerin
izolasyonuna
çözüm bulunacak"
Kıbrıslı
Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılmasıyla ilgili
olarak Keti Kleridis, Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı
Türklerin izole edilmesini ya da dünya ile ilişkilerinin kesilmesini
istemiyor. Bizim için esas sorun tanınma konusudur. Kıbrıs
Cumhuriyeti'ne göre kuzeydeki havalimanları ve deniz limanları
gayrı yasal durumdadır. AB'nin yasal olarak tanınmadan
izolasyonları kaldırmasını oldukça güç buluyorum.
Bildiğiniz gibi uyulması gereken birtakım uluslararası
anlaşmalar var. Ancak sonuçta kolay olmasa da uluslararası hukukun
ihlali olmadan kuzeyin dünya ile ilişkilerinin açılması için bir
yol bulunacağına inanıyorum."
KIBRIS 07/01/05
Talat: Güçlü bir iktidarla çözüm hedefine varmakta kararlıyız
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP BG), 20 Şubat'taki erken genel
seçimlere güçlü bir aday kadrosuyla girebilmek için partinin tüzüğünde
değişiklik yaptı. Buna göre, aday saptanması ve
sıralanmasında üyelerde olan yetki, bu seçimde geçerli olmak üzere
merkez yönetim kuruluna geçmiş oldu
CTP-BG'nin dün
akşam yapılan olağanüstü tüzük kurultayında konuşan
parti genel başkanı, Başbakan Mehmet Ali Talat, 3 Ekim 2005'in
çözüm için gözetilen genel tarih olduğuna işaret ederek, partisinin
ve Kıbrıs Türk halkının, güçlü bir iktidar ve
istikrarlı politikalarla çözüm hedefine varmakta kararlı
olduğunu vurguladı
Gizem ÖZGEÇ
Cumhuriyetçi
Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP BG), 20 Şubat'taki erken genel
seçimlere güçlü bir aday kadrosuyla girebilmek için partinin tüzüğünde
değişiklik yaptı. Buna göre, aday saptanması ve
sıralanmasında üyelerde olan yetki, bu seçimde geçerli olmak üzere
merkez yönetim kuruluna geçmiş oldu.
CTP-BG'nin dün
akşam yapılan olağanüstü tüzük kurultayında konuşan
parti genel başkanı, Başbakan Mehmet Ali Talat, 3 Ekim 2005'in
çözüm için gözetilen genel tarih olduğuna işaret ederek, partisinin
ve Kıbrıs Türk halkının, güçlü bir iktidar ve
istikrarlı politikalarla çözüm hedefine varmakta kararlı
olduğunu vurguladı.
CTP-BG'nin
olağanüstü tüzük kurultayı, "Son Söz Bizim", "Sözümüz
var Avrupa'ya Kıbrıs'a" sloganıyla, dün akşam saat
19.00'da Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi'nde
yapıldı.
Kurultaya genel
başkan yanında, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma
Ekenoğlu, parti meclis üyeleri, merkez yönetim kurulu ve çok sayıda
partizan katıldı.
CTP tarihinden
kesitlerin verildiği sinevizyon gösterisiyle başlayan kurultay, CTP
Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer'in sunuş konuşmasıyla devam
etti.
Ardından
demokrasi şehitleri adına saygı duruşunda bulunuldu ve
divan oluşturuldu. Divan başkanlığına Salih Usar,
üyeliklere ise Hüseyin Özen, Andaç Barkut, Olgun Olay, Emel Ulaş ve
Abdülrahim Türkmen getirildi.
Divan
oluşturulduktan sonra kürsüye gelen genel başkan Mehmet Ali Talat
konuşmasında hükümetteki bir yıllık sürede Kıbrıs
konusunda meydana gelen gelişmelerle ve seçim stratejisinin nasıl
olması gerektiğiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Kurultayda daha
sonra tüzük değişikliği görüşüldü. Karar
tasarısının sunulmasının ardından, öneri
onaylandı.
Soyer: 20
Şubat'ta memleketi yeşile açacağız
CTP-BG Genel
Sekreteri Ferdi Sabit Soyer kurultayda yaptığı konuşmada
CTP'li olmanın kolay olmadığını söyleyerek, CTP'lilerin
verdiği mücadeleyle bugün bu noktaya gelindiğini kaydetti.
Soyer,
CTP'lilerin toprağına barışı, özgürlüğü ve
kardeşliği getirmek için yılmadan
çalıştığını ve mücadelesine devam ettiğini
söyledi.
Soyer,
"Dün geçmişimizi hovardaca tüketerek bize statükoyu dayatanlar ve
sürsün diye geçmişimizi harcayıp geleceğe doğru gitmemizin
önüne büyük bir dağ gibi statükoyu tıkayanlara karşı
senelerce iğne ile kuyu kazdık. Bu tepeyi aşındırmak,
aşıp, Avrupa'ya ve çözüme gitmek için iğne ile kaza kaza tepeyi
aşındırdık" dedi.
14 Aralık
seçimlerinde iğne ile kuyu kazan CTP'nin mücadelesi ve Başbakan
Mehmet Ali Talat'ın oluşturduğu CTP-BG hükümeti ile halkın
"küreğe" sahip olduğunu ifade eden Soyer şunları
söyledi:
"Şimdi,
yola çıkacağız. Yirmisinde artık "şiro"ya
bineceğiz. İğne ile kuyu kazdık, küreğe geldik, 20
Şubat'ta şiroya binip tepeyi aşacağız ve temiz iş
yapacağız. Ulamayla, şunun bunun şantajıyla
değil, bu yapıyı kökten değiştirmek için 20
Şubat'a hep beraber hazırlanacağız. Yağmurlar geldi,
mesarya yeşerdi, Beşparmak yeşil yeşil artık. 20
Şubat'ta memleketi yeşile, dünyaya yeşil adayı
özgürlüğe açacağız"
Usar: 1970'deki
buğday taneciği, bugün toplumun en güçlü partisi
Divan
başkanlığına seçilen Salih Usar da yaptığı
kısa konuşmada, CTP'nin dünya tarihini değiştirecek ve
belirleyecek işler gerçekleştirdiğini kaydetti.
"Başkalarının
dediği gibi boyumuzdan büyük işler başardık" diyen
Usar, 2005 yılına dönük yapacakları daha büyük işlerin
kapısının açılması için dün akşam toplandıklarını
ifade etti.
Usar, partilerinin
daha yapacak çok işi bulunduğunu da söyleterek, "Partimiz ,kendi
mücadelesinde en ön saflarda mücadelesini sürdürmüştür. En ücra köyden
başkente kadar partililerin uğraşları ve mücadele
sonrasında bir buğday taneciği olarak 1970'te toprağa
düşen CTP bugün CTP toplumun en güçlü partisi haline gelmiştir ve
topluma liderlik yapmaktadır" dedi.
Talat: CTP
misyonunu tamamlayamadı
Başbakan
Mehmet Ali Talat, hem Kıbrıs konusunda hem de hükümetin
icraatlarıyla ilgili değerlendirme konuşmasına,
Kıbrıs Türk halkına ve Kıbrıs Türk halkının
tarih yazışına olanak yaratan herkese teşekkür ederek
başladı.
Talat,bundan
sonraki süreçte halktan aldıkları güçle yola devam edeceklerini
kaydetti.
Henüz
görevlerinin bitmediğini, çünkü bitmesine çeşitli etkenlerin olanak
vermediğini ifade eden Başbakan Talat, CTP'nin 1970'te kurulurken
Kıbrıs sorununu çözmek, Kıbrıs Türk halkını
dünyayla bütünleştirmek hedefiyle kurulduğunu vurguladı. Talat,
CTP'nin görevini çok büyük ölçüde yerine getirdiğini ancak misyonunu henüz
tamamlayamadığını da belirtti.
Talat, 20
Şubat seçimlerinin işte bu yüzden çok önemli olduğunu
söyleyerek, "14 Aralık 2003 seçimlerinde çıkan eşitlik ve
dengenin bir şekilde krizler ve erken seçime yol açacağını
anlamıştık. Ya bu meclis kendi gönül rızasıyla girer,
ya da sürüklene sürüklene seçime gireriz demiştik. İşte bugün o
noktaya geldik" dedi.
Büyük
işler başardık
Başbakan
Talat, CTP hükümetinin, çok kısa süre, sadece bir yıl görev
yaptığını, ama büyük işler başaran, büyük
gelişmelere imza atan ve dünyaya sesini duyuran Kıbrıs Türk
halkına öncülük ettiğini kaydetti.
Talat, CTP-BG
hükümetinin çok büyük adımların atılmasında öncülük
ettiğini ifade ederek şöyle konuştu:
"Bir
yıllık sürede Kıbrıs Türk halkının,
Kıbrıs sorunun çözümü konusunda oraya koyduğu büyük mücadelenin
tepe noktasını bütün dünyaya bir kez daha gösterdik. CTP/BG -DP
hükümeti çok ciddi bir çalışma ortaya koydu. Mecliste sadece 26
milletvekilin desteğine sahipken, Kıbrıs Türk halkının
gönül rızasıyla oy verebileceği bir anlaşma metninin ortaya
çıkmasına katkı koydu, öncülük yaptı. Kıbrıs Türk
halkının siyasi eşitliğini sağlayan, onun kurucu
devletinin diğer toplumun kurucu devletiyle eşitliğini güvenceye
alan ve Kıbrıs Türk insanını yeni Kıbrıs'ın
ortağı yapan bir anlaşmayı Kıbrıs Türk
halkının önüne koymayı başarabildi. Sonuçta
Kıbrıs'ın kuzeyinden çok kuvvetli bir "evet"i
çıkarmayı da başardı".
Kıbrıs
Türk halkının bu kararda büyük bir özveri de gösterdiğinin
altını çizen Mehmet Ali Talat, buna karşın Kıbrıs
Türk siyasetini, büyük bir kararlılıkla, büyük bir güçle kısa
sürede değiştiren ve o güne kadar kendisini yönetenleri artık
iktidardan, beyinlerdeki iktidardan da uzaklaştıran Kıbrıs
Türk halkının, bundan sonrasını da başarabileceğinin
bilinci içinde olduğundan dünyayla bütünleşmeye, AB'ye girmeye
"evet" dediğini kaydetti.
Hükümetin
referandumun ardından azınlığa düşmesine
karşın meclisteki hiçbir partinin hükümete güvensizlik oyu vermeye
cesaret edemediğinin altını çizen Talat, "Çünkü mecliste
azınlık olan hükümet, halk nezdinde çoğunluktu. Halkın
düşüncelerini, eğilimlerinin, arzularının
hükümetiydi." şeklinde konuştu.
Politik
farklılık yaratmak için eleştiriyorlar
Oldukça uzun
bir şaşkınlık, ve "ne oluyoruz dönemi"nin
geçirildiğine işaret eden Mehmet Ali Talat, CTP-DP hükümetinin bu
dönemi "nasıl adımlar atılması" gerektiğini
düşünerek geçirdiğini söyledi.
Talat,
partilerine muhalefet eden barış yanlısı bazı
partilere de atıfta bulunarak şunları söyledi:
"Bizimle
birlikte çözüm mücadelesi veren, AB hedefini ortaya koyan güçler, siyasi
farklılık ihtiyacı nedeniyle farklılaşan politikalar
belirlemeye çalıştılar. Şu anda hükümette bulunan
CTP-BG'nin politikasını güdersek
farklılığımız söz konusu olmayacak ve siyasi destek
isteğimiz toplumsal yankı bulmayacak düşüncesi vardı. Bugün
de zoraki politika farklılıkları devam etmektedir. Bizim ne
kadar samimi ve arzulu şekilde çözüm istediğimizi dünya gördü.
Muhalefet yapma arzusuyla hareket eden arkadaşlar bunu bilmezden geliyor.
Hükümetin politik farklılık yaratacağım diye çözüm
konusundaki samimiyetini sorgularsanız, hele de CTP'nin sorgulamaya
çalışırsanız, mücadelemize yeterince katkı
yapmamış olursunuz. CTP, ta doğuşundan çözüm,
barış ve Kıbrıs'ı bütünleştirmek istemektedir."
Tarihi
dönemeçteyiz
Çözüm
politikaları için BM Genel Sekreteri'nin Güvenlik Konseyine sunduğu
rapor ve önerinin kılavuz kabul edilmesi gerektiğinin üzerinde duran
Mehmet Ali Talat, Genel Sekreter'in, raporunda "Kıbrıs Türk
halkının ayrılıkçı politikalarını terk
ettiğini referandumda ortaya koyduğu, bu nedene
ayrılıkçı politikalar nedeniyle maruz kaldıkları
izolasyonların hiçbir mantığı
kalmamıştır" sözleriyle bütün dünyayı Kıbrıs
Türklerini tecrit politikasını terk etmeye davet ettiğini
anımsattı ve "Bu nedenle BM Genel Sekreterinin tavsiyelerini,
politikalarımızın ana hedefine oturtmamız gerekir"
dedi.
Mehmet Ali
Talat, "CTP-BG'nin daha güçlü olması ve daha büyük güçle iktidara
gelmesi gerekiyor" diye konuştu.
Talat,
iktidarı gerçek anlamıyla elde etmek ve bunu Kıbrıs Türk
halkı lehine kullanmak için çalışacaklarını söyledi. CTP-BG'nin
büyük güçle tek başına hükümeti kurması veya güçlü bir hükümet
ortağı olmasının, Kıbrıs Türkü'nün sözünün
dünyaya daha fazla yayılması anlamına geldiğini de kaydeden
Talat, dünyanın Kıbrıs Türkü'nün referandumdaki
kararlığını kanıtlamasını beklediğini,
seçim sonuçlarının bu nedenle önem arz ettiğini kaydetti. Talat,
"Yaptığım temaslarda diplomatlardan ve
Kıbrıs'ı çok iyi bilmeyen AB üyesi ülkelerden bunu soru olarak
alıyorum. Kıbrıslı Türkler Denktaş'ın temsil
ettiği ayrıklıkçı politikalardan vaz mı geçti, yoksa
yine Denktaş beyin dediği gibi kandırıldı damı
sonuç böyle çıktı. 20 Şubat kararı bu bakımdan çok
önemlidir. Tarihi bir dönemeçteyiz. Bu seçimi organize ederken daha fazla
destek alacağımızı, halkla daha fazla
bütünleştiğimizin kanıtlarını ortaya koyan tutum
belirlememiz gerekiyor. Bir yıl içinde önemli, büyük işler
yaptık ama Kıbrıs sorununu çözmeye yeterli olmadı. Bundan
sonraki süreçte halkı daha fazla kucaklayarak, geniş şekilde
temsil ederek CTP-BG'yi daha güçlü şekilde sandıktan çıkarmalıyız"
Seçimlerde
bakanlara dokunmayalım
CTP BG'yi daha
güçlü bir şekilde sandıktan çıkarmak için geniş kadrolar,
engin deneyimler ve üst düzeyde yetenekli insanlara sahip olunduğunun
altını çizen Talat, seçimlerde milletvekili seçilecek olmasına
karşın güçlü bir iktidarın sadece milletvekilleri değil,
güçlü bir bakanlar kurulu bürokrasi ve halkı kucaklayan, partizan olmayan
kadrolarla mümkün olabileceğini vurguladı.
Talat, bu
nedenle yaptıkları değerlendirmede, bu seçimlerde bürokrat ve
bakanların esas görevlerine devam etmelerine olanak sağlamaya ve
onları seçime dahil etmemeye karar verdiklerini bildirdi. Talat,
"Seçimlerde bürokratlara ve bakanlara dokunmayalım. Bakanları ve
bürokratları iktidarımızın parçası olarak seçim
döneminde de geçerli olacak şekilde, ki eğer görüşme süresi de
başlarsa rahatsız etmeyelim. Onları başka hedeflerde esas
görevlerinin dışına çıkarmayalım" şeklinde
konuştu.
Talat sözlerini
şöyle sürdürdü:
"Erken
seçim olduğundan hazırlık açısından yeterli zaman
olmamakla birlikte deneyimli yetenekli sağlam kadrolar var. Birlikte
hareket ederek bu kadrolarla hedefe yürümek zorundayız. 2005 Ekim, çözüm
için mutlaka gözetlememiz gereken bir tarihtir. Çözümü o tarihe kadar
gerçekleştirmek, o tarihe kadar birleşik Kıbrıs'ı
kurmak hepimizin görevidir.
Bu
politikayı devam ettirdiğimiz takdirde dünya Kıbrıs'ı
yeniden derlendirmek gerektiğini anlayacaktır. Bu bile
Kıbrıs Türkü'nün başardığı çok büyük bir
hedeftir. Bu politikalarla hedefe ulaşacağız.
İnanıyorum ki dünyanın vereceği destekle çözümü yakalamak
2005'te mümkün olacak. Bunu 20 Şubat ve ardından 17 Nisan seçimlerini
yüzümüzün akıyla aşarsak, bunu başaracağız. Bu nedenle
hep birlikte omuz omuza hedefe birleşik Kıbrıs'a, barış
ve çözüme doğru ilerlemek için hepimize büyük görev düşüyor".
Tüzük
değişikliği
Kurultaya
sunulan ve kabulü görülen tüzük değişikliği önerisi aynen
şöyle:
"Aşağıdaki
tüzük değişiklikleri 24 Aralık 2004 ve 28 Aralık 2004
tarihlerinde yapılan parti meclisi toplantısında kurultaya
önerilmek üzere kabul edilmiştir.
Geçici madde 1
Yapılacak
ilk milletvekilliği seçimi için kontenjan adaylarının
sırası ve daha sonra adayların tespiti ilçelerin de
görüşünü alan MYK tarafından yapılır.
Müracaat eden
aday ve adaylar arasından seçme ve sıralama ilçelerin de
görüşlerini alan MYK tarafından yapılır. MYK her seçim
bölgesini ayrı ayrı değerlendirmeye alır ve kendi seçim
bölgesini değerlendirirken aday olan MYK üyeleri oylamaya katılmaz.
Yapılacak
ilk milletvekilliği seçiminde CTP barış, çözüm ve Avrupa
Birliği güçlerini sembolize etmek üzere parti ambleminin yanına uygun
figürleri kullanabilir.
Bu geçici madde
aksi kurallara bakılmaksızın ilk genel seçimlerde uygulanacak ve
sonrasında kendiliğinden iptal edilecektir."
KIBRIS 07/01/05
|
İsrailden KKTCye deniz seferi |
|
|
Ömer BİLGE/LEFKOŞA Rum medyası, İsrail hükümetinin Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün ziyaretinden sonra KKTCye ekonomik açılım, yatırım ve gemi seferleri kararı aldığını ileri sürdü. Politis ve Fileleftheros gazetelerinin haberlerine göre, İsrailde yayınlanan ekonomi dergisi Globes Hebrew, İsrail hükümetinin eski politikasını değiştirerek KKTCye büyük yatırımlara hazırlandığını yazdı. Dergiye göre,
politika değişikliğine Gülün Türkiyeli ve
İsrailli büyük şirket yöneticileriyle görüşerek ikna etmesi
neden oldu. |
|
HURRIYET 08/01/05
Kutlay Erkin
AP Sosyalist Grupla yaptığı görüşmelerin hemen
ardından iki parlamenterden Kıbrıslı Türklere güçlü bir
destek mesajı geldi. Rothe ve Wiersma Avrupa Birliğine
Kıbrıslı Türklere verilen sözleri yerine getirin
çağrısı yaptı.
APli
parlamenterler Avrupa Konseyine de seslenerek Mali Yardım ve Ticaret
Tüzükleri konusunda olumlu bir karar alınması temennisinde
bulunuldu...
Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı ve
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) Dış
İlişkiler Sorumlusu Kutlay Erkin Brükselde Sosyalist Grup nezdinde
Brükselde yaptığı temaslar ses getirdi.
Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup Başkan
Yardımcısı Jan Marinus Wiersma ile AP Kıbrıs Raportörü
Mechtild Rothe, Avrupa Birliğini (AB) Kıbrıslı Türklere
verdiği sözleri yerine getirmeye çağırdı. Wiersma ve Rothe
Avrupa Konseyinin Kıbrıslı Türklere 259 milyon Euro mali
yardım ve doğrudan ticaret konularında olumlu karar
alacağına inanç belirttiler.
Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkan
Yardımcısı Jan Marinus Wiersma ile AP Kıbrıs Raportörü
Mechtild Rothe, LTB Başkanı ve CTP-BG Dış
İlişkiler Sorumlusu Kutlay Erkin hafta içinde Brükselde
yaptığı temaslara ilişkin bir açıklama yaptılar.
AP Sosyalist Grup Basın Bürosundan dün yapılan açıklamada,
Kıbrıslı Türklere destek verildi.
Açıklamada Avrupa Konseyinin, Kıbrıs
Türk toplumuna 259 milyon Euro mali yardım ve Kıbrıs Türk
toplumuyla doğrudan ticaret konularında olumlu karar
alacağını umuyoruz denildi.
Kıbrıslı Rumların referandumda
hayır demesi nedeniyle kabul edilmeyen Annan Planına
Kıbrıslı Türklerin büyük oranda onay vermesinin ardından
Avrupa Birliğinin Kıbrıslı Türkleri destekleme kararı
aldığına işaret eden Avrupa Parlamentosu Sosyalist grubunun
iki önemli üyesi, Avrupa Parlamentosunun Kasım 2004te
aldığı karara atıfta bulunarak Kıbrıs Türk
toplumunun güvenini kaybetmemek için şimdi bu sözlerin gerçekleşmesi
gerekmektedir ifadelerini kullandı.
LTB Başkanı ve CTP-BG Dış
İlişkiler Sorumlusu Kutlay Erk, 4-6 Ocak tarihleri arasında
Brükselde çeşitli temaslarda bulunmuştu.
Öte yandan Kutlay Erk bugün Başbakan Mehmet Ali
Talat ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Serdar Denktaşı ayrı ayrı ziyaret ederek
Brüksel temasları hakkında ayrıntılı bilgi verdi.
YENIDUZEN 08/01/05
AKEL-CTP:
Kıbrıs
sorunu erken bir zamanda çözülmeli
Rum
komünist partisi AKEL, Cumhuriyetçi Türk Partisi ile dün bir araya gelerek Kıbrıs konusunu ele aldı.
AKEL yönetiminden bir heyet dün CTPyi ziyaret ederek yaklaşık 2.5
saatlik bir görüşme gerçekleştirdi.
MYK Üyesi
ve Basın Sözcüsü Andros Kiprianu başkanlığında MYK
üyesi Yannakis Kolokasidis, parti meclisi üyeleri Eleni Mavru ile Tomazos
Çelebiden oluşan AKEL heyeti, Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer
bakanlığında Dışilişkiler Sekreteri Kutlay Erk,
Basın Yayın Propaganda Sekreteri Asım Akansoy ve MYK üyesi
Hüseyin İnandan oluşan CTP heyetiyle görüştü.
Görüşmeye
Başbakan Mehmet Ali Talat ile CTP Milletvekili Doğan Şahali da 2
dakikalığına katılarak heyetlere merhaba dedi.
Soyer ile
Kiprianu görüşme sonrasında basına birer açıklama yaparak
gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Soyer: Ortak noktamız erken
çözüm
Ferdi
Sabit Soyer açıklamasında oldukça yararlı bir görüşme
gerçekleştirdiklerini söyledi. Aradaki bazı
farklılıkların tartışıldığını
kaydeden Soyer, Ortak noktamız Kıbrıs sorununa en erken bir
zamanda, karşılıklı kabul edilebilir bir
anlaşmayı gerçekleştirmektir dedi.
Annan
Planı temelinde görüşme sürecinin 2005te Kıbrısa
barış getirmesi konusunu detaylı bir şekilde ele
aldıklarını kaydeden Soyer, farklılık ve ortak
noktaları görüşmeye devam edeceklerini belirtti. Soyer, şöyle
devam etti:
En
önemli konu Kıbrısta karşılıklı kabul edilebilir
bir çözümü getirmektir. Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan
halklarının barış içinde AB çatısı altında
yaşamasını sağlamak temel hedefimizdir.
Temaslarımız devam edecektir.
Kiprianu: Barış ve
refah
Andros
Kiprianu ise açıklamasında CTP ile gerçekleştirdikleri rutin
görüşmenin oldukça verimli geçtiğini söyledi. Görüş
alış verişinde bulunduklarını kaydeden Kiprianu,
Kıbrıs konusunda çözüme ulaşmayı sağlayacak ortak zeminin
nasıl oluşturulacağı konusunun ele
alındığını belirtti.
AKELin
Kıbrısta çözüme ulaşılabilmesi için Kıbrıs Türk
ve Rum toplumlarının ortak çaba harcaması gerektiğine
inandığını söyleyen Kiprianu, yaşayabilir ve
sürdürülebilir bir çözüme ulaşılmasında her iki toplumdaki
barışçı ve ilerici güçlerin büyük önem
taşıdığını kaydetti.
Kiprianu,
2005te adanın ve halkların birleşmesini, barış ve
refah içinde yaşamasını sağlayacak bir çözüme
ulaşılması temennisinde bulundu.
Ferdi
Sabit Soyer, bir gazetecinin Annan Planı, Kuzey Kıbrısta
yeniden referanduma sunulur mu? yönündeki sorusuna verdiği yanıtta,
Annan Planının yeniden referanduma sunulmasını
gerektirecek bir durumun olmamasını istediklerini, ancak durumun
yürütülecek müzakerelerin sonucuna bağlı olduğunu söyledi.
Andros Kiprianu ise AKEL Genel Sekreteri Hristofyasın Kuzey Kıbrısa geçmeyeceğim, geçen partililer de çok yetkili değil yönündeki açıklamasına ilişkin soruya verdiği yanıtta, Hristofyasın söz konusu açıklamasının söylenildiği gibi olmadığını belirterek şunları söyledi:
Hristofyas,
Temsilciler Meclisi Sözcüsü olarak Kuzey Kıbrısa kimlik kartı
ya da pasaport göstererek gidemem dedi. Bu koşul olmasa Kuzeydeki
siyasiler ve sıradan insanlarla görüşüp temaslarda bulunmayı
arzuluyor. Buna ihtiyaç da vardır. Zaten Hristofyas
dışındaki sekreterlik üyelerinin tamamına yakını
Kuzey Kıbrısa geçti. (TAK)
YENIDUZEN 08/01/05
|
Konuşmaya
korkan Avrupalı insanlar! Güney Kıbrısta,
Kıbrıs sorununa yönelik son gelişmeleri konuşmak,
Kıbrıslı Rum yurttaşların görüşlerini almak
için dün gün boyunca ecel terleri döktük!.. Kıbrıslı Rumlar,
gazeteci görünce adeta kaçacak yer aradı, gün boyunca sadece 4 kişi
bize görüşlerini aktardı. YeniDÜZENe
değerlendirme yapan Kıbrıslı Rumlar, çoğunlukla
Türkiyeyi suçlamaya devam ederken, referandum süreci sonrasında çok
fazla değişmediklerini de ortaya koydular. Sevdiye GÖKAYDIN
Kıbrıslı
Rumlar, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiyeyi suçlamaya
devam ederken, Papadopulosa da güven tazeliyor!.. Kıbrıs
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopullosun çözüm istediğine
inanan çoğunluk, izolasyonları haksız buluyor ama suçun
büyüğünün de Türkiyede olduğuna dikkat çekiyor. Kimi
Kıbrıslı Rumlar, fotoğraflarının çekilmemesi ve
isimlerinin yazılmaması şartıyla görüşlerini
aktarırken, Annan Planının yeniden görüşülmesine
sıcak bakanlar çoğunlukta olsa da, plana dair endişeler de
dikkat çekici. Sorular:
1. Kıbrıslı Rumlar Annan
Planı temelinde görüşmelerin yeniden başlamasını
istiyor mu? 2. Barışa evet diyen
Kıbrıslı Türklerin izolasyonlar altında
yaşaması haksızlık değil mi? 3. Papadopullos, Kıbrıs sorununun
çözümünü gerçekten istiyor mu? Cevaplar: Kostas
Banayodu... 1. Annan Planını bize İngilizler ve Amerikanlar kendi çıkarları için dayattı. Bu sorunu bizler çözmeliyiz. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar beraber çözmeli. 2. Ambargolar ve bütün her şey
kaldırılmalı. Mallarımıza mülklerimize biz de
gidebilelim, siz de geliniz. 3. Ben istediğini zannediyorum. Kleridis
daha farklıydı. Durum şimdilik bu haliyle birşey ifade
etmiyor. Politikacılar arasında en gerçekçisi de
Hristofyasdır. Andreas
Bafidis... 1. Annan Planının görüşülmesini istemiyorum. Türkler 30 senedir evimizde oturuyorlar. Ama bunun sorumlusu Kıbrıslı Türkler değildir. Türkiyedir. 2. Ambargoları kim koydu ki? Kıbrıslı Türkler bu tarafa nasıl geliyor, işliyor, yeyip içiyorlar? Ambargo mu var? Biz Kıbrıslı Türklere bizimle karışsınlar diye para da veriyoruz, iş da. 3. Papadopullos çözüm ister. Hem de % 100 değil, % 1000 barış için uğraşır. Klidos Dimitsriadis... 1. Çoğunluğu istiyor. Ancak, planda Rumların endişelerini karşılayacak biraz değişiklikler olursa iyi olur. O zaman görüşmeler başlasın ve oturup evet diyelim. 2. Ben ambargoların doğru olduğuna inanmıyorum ama, ayrılığı siz tercih ettiniz. Kıbrıslı Türkler de uluslararası etkinliklere katılmalı, ticaret olmalı, spor olmalı. Sorun karpuz domates değil! 3. Ben Papadopullosun barış ve çözüm istediğine inanmıyorum. Bölünmüşlük Papadopullosun umurunda bile değil. O daha dünde yaşar. Yorgos George Papakiriakos... 1. Başlamalıdır. Rum halkı da bunu istiyor. Oturup pazarlık yapsınlar, konuşsunlar ve çözüm bulsunlar. 2. Bu ambargolar değişik önlemlerle ortadan kaldırılabilir. Önemli olan, çözüm ve metodları bulmaları. 3. Evet. Gerçekten istiyor. Çözümü herkes istiyor. Sadece Papadopullos değil. |
YENIDUZEN 08/01/05
İnşaat patlaması susuz bırakacak
Ülkemizde
yaşanan inşaat patlaması şu anda görülmeyen fakat ileride
büyük bir sıkıntıya yol açacak olan su sorununu da gündeme
getirdi.
Su akiferleri
üzerine dahi inşaatların yapıldığı belirten çevre
ile ilgili sivili toplum örgütü temsilcileri, yapılan bu yanlış
nedeniyle ilerde içilebilir su kalmayacağını savundu.
Konuyla ilgili
HALKJN SESİne açıklamalarda bulunan Çevre Koruma Vakfı Yönetim
Kurlu Üyesi Oral Andız ve Çevre Koruma Dernekleri Platformu
Başkanı Doğan Sahir, su akiferleri üzerine bina inşa
edilmesini çok tehlikeli olduğunu ve bunun geriye dönülmez bir
yanlış olduğunu vurguladı. Sahir ve Andız, bu nedenle
ileride ülkede içme suyu sıkıntısı
yaşanacağını ifade etti.
Adada çözüm için
yaşanan hareketlilik ve Annan planının referanduma sunularak
Kuzeyden evet, Güneyden hayır sonucunun çıkmasının
ardından KKTCde inşaat patlaması yaşandı.
Önceleri Kuzeyden
taşınmaz mal edinme konusunda çekingen davranan Avrupalılar,
bugün buradan ev alabilmek için sıra beklemek zorunda kalmış
durumda.
Adanın bakir
dokusu ve diğer Akdeniz ülkelerine göre çok daha ucuza tatil evi
edinebilme imkanın yaratılması yabancıların gözünü
Kıbrısın Kuzeyine dikmesini sağladı.
Özellikle Girne
bölgesinde yoğunlaşan yapılaşma buradaki
ağaçların ve bakir doğanın yok olmasına neden oluyor.
Devletteki ilgili
mercilerin gerekli tedbirleri almaması inşaat sektöründe patlama
yaşanan bölgelerde yeşilin yok olmasını sağladı.
Konuyla ilgili
HALKIN SESİne görüş belirten çevre ile ilgili sivil toplum
kuruluşları yaşanan olaydan siyasi erki sorumlu tuttu.
Çevre Koruma
Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Oral Andız ve Çevre Koruma Dernekleri
Platformu Başkanı Doğan Sahir, süratle devam eden
betonlaşma için gerekli tedbirlerin alınmadığını
ve gelişi güzel izinler verilerek yapıların kontrollerinin
yapılmadığını savundular.
Konuyla ilgili
görüşlerini açıklayan Çevre Kuruma Dairesi Müdürü Bülent Arkın,
yaşanan inşaat patlamasının şu anda en büyük çevre
felaketi olduğunu belirtti. Arkın, Beklenmeyen oranda inşaat
patlaması yaşandı. Ne daire olarak biz, ne yerel yönetimler ne
de devletin diğer makamları bu yaşanan patlamaya önlem
alabilecek techizata sahip değiliz dedi.
SAHİR:
İNŞAATLAR TSUNAMİ GİBİ GELDİ
Çevre Koruma
Platformu Başkanı Doğan Sahir, inşaat sayısındaki
artışın görülenden de fazla olduğunu savunarak,
Örneğin müteahit 15 ev yapacağım diyor, fakat bir de
bakıyorsunuz ki 25 ev yapmış. Gerçek anlamda bunları
denetleyen bir mekanizma maalesef ki yok dedi.
Geçmişte
kontrollerin daha iyi yapıldığını belirten Sahir,
Artık eskisi gibi denetim de yapılmıyor. İnşaatlar
tam anlamıyla Tsunami gibi geldi diyerek teklikenin boyutuna işaret
etti.
Hükümetin bu duruma
hazırlıksız yakalandığını söyleyen
Doğan Sahir, Biz platforma dönüşmeden önce Yeşil
Barış Hareketi iken 1988 yılında ülkede planlı bir
yapılaşmanın olmadığını hep söyledik, ama dinleyen
olmadı. Herkes her istediği yerde inşaat yapıyor. Bu
dünyanın hiç bir yerinde böyle değil şeklinde konuştu.
ALT YAPI YOK
Sahir, çarpık
yapılaşmanın altyapı sorununu da beraberinde
getirdiğine dikkat çeketi. Su akiferlerinin bulunduğu bölgelere dahi
binalar inşa edildiğini kaydeden Sahir, yapılanın hayati
bir hata olduğunu ve geriye dönüşü olmadığını
ifade etti. Su akiferleri üzerine yapılan inşaatlardan dolayı
temiz yeraltı suyunun kirlenmeye başlayacağını
vurgulayan Sahir, Bu yapılan yanlıştan ileride geri dönülemeyecek
dedi.
Su iyidir ama sel
olarak gelirse çok kötü olur diyerek inşaat sektöründe yaşanan
patlamanın boyutuna dikkat çeken Sahir, Ülkemizde yaşanan
betonlaşma sel haline gelmiştir. Maalesef ki bu konuda hükümetler de
gereken duyarlılığı göstermemektedirler. Çevremizi göz göre
göre mahvediyoruz diyerek sözlerini noktaladı.
ANDIZ: GİRNEDE
5 YIL SONRA İÇME SUYU KALMAYACAK
Çevre Koruma
Vakfı Başkanı Oral Andız ise yaşanan inşaat
patlamasının çok tehlikeli boyutta olduğunu belirtti.
Andız, Özellikle Girnede su akiferlerinin üzerinde inşaatların
yapıldığının altını çizerek, bundan
dolayı Girnede 5 yıl sonra içme suyu kalmayacağını
vurguladı. Andız, Dağda yapılan inşaatlar su
akiferlerinin üzerine yapılıyor. Buralarda altyapı
olmadığı için özellikle kanalizasyon da bulunmuyor. Bu işi
görmesi için kuyular açılıyor. Kuyudaki toprak bir süre sonra
buradaki pislikleri çekecek ve yeraltı kaynaklarına
karışacak. Böylelikle içilebilen temiz su kirlenecek. Girnede en çok
5 yıl sonra içmeye su bulunamayacak diye konuştu.
YEŞİL YOK
OLUYOR
Andız,
inşaatlar nedeniyle ülkedeki az olan yeşilin yok olmaya
başladığına dikkat çekerek, özellikle kesilen zeytin ve
harup ağaçlarının olduğunu söyledi.
Kıbrısın
hava koşullarında en iyi yetişebilen harup ve zeytin
ağaçlarının katledildiğini ifade eden Andız, Biz bu
ağaçlardan daha fazla dikmeliyiz diye düşünürken, elimizdekiler de
gidiyor. Buna engel olması gereken Bakanlık ve Daireler ise sesini
dahi çıkarmıyor diyerek konuya duyduğu tepkiyi dile getirdi.
ARKIN: YAŞANAN
TAHRİBATI GİDERMEK KOLAY DEĞİL
Çevre Koruma Dairesi
Müdürü Bülent Arkın, yaşanan inşaat patlamasının
şu andaki en büyük çevre felaketi olduğunu vurguladı.
Arkın, yaşanan patlamanın beklenmeyen boyutlara
ulaştığını ve devlet makamlarının buna önlem
alacak techizatının bulunmadığını
açıkladı.
Daire olarak
yaşanan bu patlamaya önlem alacak techizata sahip değiliz diyen
Bülent Arkın, çıkarılan emirnamelerle sektörde bir
yavaşlama olduğunu belirtti. Arkın, yerel yönetimlerle de
çalışmalar yaptıklarını ve doğayı koruyabilmek
için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayarak, Ne bizim ne de yerel
yönetimlerin bu patlamayı önleyecek techizatı yok. Maalesef ki bu
konuda çok geç kalındı. Yaşanan tahribatı gidermek kolay
değil diyerek olayın boyutuna dikkat çekti.
Yaşanan
inşaat patlamasının alt yapı sorununu da beraberinde
getirdiğini ifade eden Arkın, İnşaat yapımı
planlanan alt yapı çalışmalarının çok önünde gidiyor.
Bu da alt yapı
bakımından sıkıntı yaratacak bir olay diye
konuştu. Arkın, plansız yapılan inşaatların
bitkilerin ve dolayısıyla doğanın tahribatına yol
açtığını belirtti.
İnşaat patlamasının yarattığı
olumsuzlukların sadece bunlar olmadığını da
hatırlatan Arkın, yapılan inşaatların atık
sularının ne olacağı konusunda da sorunlar bulunduğunu
ve bunların da doğaya vereceği zararın düşünülmesi
gerektiğini kaydetti.
HALKIN SESI 08/01/05
Kıbrıs konusunda inisiyatif alacağız
SORUNUN KALICI
ÇÖZÜMÜ TARAFLARIN ÇIKARINADIR... Türkiye Dışişleri Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye'nin AB ile
müzakerelere başlaması için Kıbrıs sorununun çözülmüş
olmasının gerekmediğini söyledi. Kıbrıs konusunun en
önemli gündem maddelerinden biri olduğuna işaret eden Gül, sorunun
kalıcı bir şekilde çözümünün Türkiye, Kıbrıs Türkleri
ve Kıbrıs Rumlarının çıkarına olduğunu,
Türkiye'nin bu konuda inisiyatif alan bir ülke olacağını
belirtti
SORUNUN ÇÖZÜM
YERİ AB DEĞİL... Kıbrıs sorununun çözümü için AB'nin
bir platform olamayacağını söyleyen Gül, "AB
Kıbrıs sorununu çözebilecek bir birlik olsaydı, çözerdi,
yanlış da yapmazdı. Çözüm olmadan Rum kesimini AB'ye tam üye
yaparak büyük yanlış yaptı. Sorunun çözümünü
kolaylaştırmadı. Yaptığı yanlışla
zorlaştırdı" diye konuştu. "Kıbrıs
sorununun çözümü için AB'nin zaten bir niyetinin de
olmadığını" kaydeden Gül, sorunun BM'de
çözümlenebileceğini ifade etti
Türkiye
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdullah Gül, Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlaması için
Kıbrıs sorununun çözülmüş olmasının gerekmediğini
söyledi. Kıbrıs konusunun en önemli gündem maddelerinden biri
olduğuna işaret eden Gül, sorunun kalıcı bir şekilde
çözümünün Türkiye, Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs
Rumlarının çıkarına olduğunu, Türkiye'nin bu konuda
inisiyatif alan bir ülke olacağını belirtti.
AB ile
Türkiye'nin tarama sürecine ne zaman başlayacağına yönelik bir
soru üzerine Gül, zamanlama konusunda henüz bir mutabakataya
varılmadığını, Ankara ile Brüksel arasında
çalışmaların sürdüğünü, konunun gelecek günlerde
belirginleşeceğini kaydetti.
Tarama
sürecinin uzun değil, birkaç ay sürecek teknik bir süreç
olacağını belirten Gül, müktesebatın pek çok
kısmının hayata geçirilmiş olması nedeniyle bu sürecin
kolay olacağını ifade etti.
Bir soru
üzerine AB ile müzakereleri yürütecek baş müzakerecinin kim
olacağının henüz belli olmadığını söyleyen
Gül, önemli olanının işin en iyi şekilde
yapılması olduğunu kaydetti.
Gül, kabine
değişikliğinin ne zaman olacağına ilişkin soru
üzerine de konuyla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
konuşmasının doğru olacağını,
başbakanın da ne zaman ihtiyaç duyarsa o zaman konuşacağını
söyledi.
"Kıbrıs
en önemli gündem maddesi"
Kıbrıs
konusunun en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu söyleyen Gül,
Kıbrıs sorununun kalıcı bir şekilde çözümünün Türkiye,
Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarının
çıkarına olacağını kaydetti. Gül, Türkiye'nin bu
konuda inisiyatif alan bir ülke olacağını belirtti.
Kıbrıs
sorununun çözümü için AB'nin bir platform olamayacağını söyleyen
Gül, "AB Kıbrıs sorununu çözebilecek bir birlik olsaydı,
çözerdi, yanlış da yapmazdı. Çözüm olmadan Rum kesimini AB'ye
tam üye yaparak büyük yanlış yaptı. Sorunun çözümünü
kolaylaştırmadı. Yaptığı yanlışla
zorlaştırdı" diye konuştu.
"Kıbrıs
sorununun çözümü için AB'nin zaten bir niyetinin de
olmadığını" kaydeden Gül, sorunun BM'de
çözümlenebileceğini ifade etti.
BM'ye süreçte
aktif olması yönünde yapılan çağrıyı hatırlatan
Gül, BM'den bu konuda beklentileri olduğunu, BM Genel Sekreteri Kofi
Annan'ın hazırladığı raporun incelenmesi ve karar
alınması gerektiğini söyledi.
Bir soru
üzerine, Kıbrıs'la ilgili 3 Ekim'e kadar bir mecburiyetin
olmadığını söyleyen Gül, "Türkiye'nin müzakereye
başlaması için Kıbrıs sorununun çözülmüş olması
gerekmez. Çözülürse iyi olur, ama çözülmezse bu sorun aynı şekilde
kalır, müzakereler devam eder" dedi.
KKTC'ye
uygulanan izolasyonların kaldırılmasıyla ilgili soru
üzerine, konunun ilgili taraflarla her temasta gündeme getirildiğini
belirten Gül, şimdiye kadar atılan adımların yeterli
olmadığını kaydetti.
Gül, 2005'in en
önemli konularının neler olabileceğinin sorulması üzerine
de bu konuları, Irak, AB, Kıbrıs ve Ortadoğu olarak
sıraladı.
AB ile
müzakerelerin iyi şekilde başlaması ve mesafe
alınmasını beklediklerini ifade eden Gül, Kıbrıs
konusunda da olumlu gelişmeler olmasını umduklarını
söyledi.
Gül, ABD ile
ilişkileri ise konjonktürel olarak görmediklerini belirterek,
Türk-Amerikan ilişkilerine çok önem verdiklerini ifade etti. Bakan Gül,
"Zaman zaman her iki tarafın da tatmin olmayacağı
şeyler olabilir, ama Türkiye-ABD ilişkileri sağlam
ilişkilerdir. Her iki ülkenin de dünyanın da buna ihtiyacı
var" diye konuştu.
"Türkiye
artık Ortadoğu'da daha görünür olacak"
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,
Türkiye'nin bundan sonra Ortadoğu barış sürecine daha çok
katkı sağlayacağını, bölgede "daha görünür"
olacağını söyledi.
Gül, NTV'ye
verdiği demeçte, Türkiye'nin Ortadoğu sorununun çözümüne nasıl
bir katkı sağlayacağının sorulması üzerine,
sorunun "çok büyük, kronik ve derin bir sorun" olduğunu
belirtti.
"Bugün
Ortadoğu'da eskiye göre farklı bir hava var" diyen Gül, Yaser
Arafat'ın ölümünün ardından Filistin'de büyük bir
değişikliğin söz konusu olduğu, İsrail'de
İşçi Partisi lideri Şimon Peres'in hükümete katılma
kararı aldığı ve ABD'de de ikinci kez başkan seçilen
George Bush'un bu soruna artık daha çok vakit ayırabileceği
noktalarına işaret etti.
Gül, bölgeye
yaptığı ziyaretin zamanlamasının bu nedenle çok önemli
ve uygun olduğunu, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinin
geçmişte zaman zaman tenkit edildiğini, ancak şu anda gerek
Araplar, gerekse Filistinlilerin bunu büyük bir imkan olarak gördüğünü
bildirdi.
Türkiye'nin
yapabileceği katkıyı iki tarafla da derinlemesine
konuştuklarını kaydeden Gül, tarafların da Türkiye'nin
katkısını beklediklerini söyledi. Gül, bu katkının
detaylarının ise şu aşamada açıkça
konuşulamayacağını, ancak Türkiye'nin katkıyı
prestij ya da alkış için değil, tam tersine manevi sorumluluk hissettiği
için sağlamak istediğini kaydetti.
Dışişleri
Bakanlığı olarak bundan sonra sorun üzerinde daha da
yoğunlaşacaklarını, gerekirse teknik ve siyasi düzeyde
ziyaret ve toplantılar yapılabileceğini bildiren Gül, süreç
içinde Türkiye'nin farklı görevler almasının da söz konusu
olabileceğini kaydetti.
Gül,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgeye yapması planlanan
ziyaretin yakın bir zamanda olmayacağını, tarihin henüz
saptanmadığını bildirdi.
Abdullah Gül,
Türkiye ve Mısır'ın Ortadoğu sorununun çözümü noktasında
bir rekabet içinde olup olmadığının sorulması üzerine
de, iki ülke arasında "Onun yerini ben alayım" gibi bir
düşüncenin söz konusu olmadığını ifade etti.
Filistin
Yönetimi'nin, davalarını daha güçlü bir şekilde sürdürmek için 9
Ocak seçimlerinden daha kuvvetli çıkması gerektiğini belirten
Gül, Filistinli yöneticilerin, artık intihar
saldırılarının kendilerine kazandırdığı
bir şey olmadığını söylediklerini belirtti. Gül,
"Bir çocuğun tankın önünde durmasının verdiği
güçle, intihar saldırısının verdiği zararı
mukayese ederseniz, ikincisi Filistin'e bir şey
kazandırmıyor" diye konuştu.
Gül, Filistin
ve İsrail taraflarının Türkiye'de bir araya gelmesinin söz
konusu olup olmadığı sorusuna da, "Neden olmasın,
olabilir" yanıtını verdi.
Türkiye'nin
bölgede üstlenebileceği roller için her iki taraftan birçok teklif
bulunduğunu kaydeden Gül, bu tekliflerin değerlendirileceğini,
kimisinin uygun, kimisinin uygun bulunmayabileceğini söyledi.
İsrail ile
Türkiye arasında bir dönem yaşanan gerginliğin
hatırlatılması üzerine Gül, "Artık yeni bir iklimden
bahsediyoruz. O günlerde bütün dünyada bir gerginlik vardı.
Ortadoğu'da zehirli bir hava vardı" dedi.
Bakan Gül,
Türkiye'nin Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk
yaptığına ilişkin haberlerin hatırlatılması
üzerine, Ortadoğu'da kalıcı bir çözüm için Suriye ve
Lübnan'ın da sürece dahil olması gerektiğini kaydetti.
"Seçimler,
Irak'taki kaos ortamından
çıkılmasının
önemli bir adımıdır"
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, seçimlerin
planlanan zamanda ertelenmeden yapılmasının, Irak'taki siyasi
takvimin işleyebilmesi için şart olduğunu söyledi.
Gül,
"seçimlerin Irak'taki kaos ortamından
çıkılmasının önemli bir adımı
olduğunun" altını çizerek, "seçimlerle birlikte bir
siyasi takvimin başlayacağını ve bu takvim uyarınca
bir süre sonra Irak'taki yabancı askerlerin çekilmelerinin söz konusu
olabileceğini" kaydetti.
"Kimse
bütün yabancı askerlerin bir hafta içinde çekilmesini istemiyor"
diyen Gül, Irak'taki askerlerin hemen çekilmeleri durumunda "müthiş bir
iç harp, iç çekişme" olacağını belirterek, böyle bir
durumu Türkiye dahil bölgedeki hiçbir ülkenin istemediğini söyledi.
Irak
seçimlerine ilişkin önem verdikleri bir diğer noktanın
"herkesin seçimlere katılması" olduğunu ifade eden
Gül, seçimler sonucunda oluşacak heyetin, ülkenin geleceği için
önemli kararlar vereceğine işaret ederek, "Bu nedenle seçimlere
herkes katılmalı" dedi.
Gül, seçimlere
girme konusunda çekinceli davranan Arap Sünni kesimle yaptıkları
temaslarda, onlara "birçok savaşın sonunda, o ülkenin esas
sahiplerinin kenarda kaldıkları, yeni grupların ortaya
çıktığı" mesajını verdiklerini söyledi. Gül,
Sünnilerin seçimlere katılma kararı almaları yönünde ikna
edilmeleri için herkesin çaba harcaması gerektiğini de kaydetti.
Irak'ın
artık demokratik bir ülke olacağını ifade eden Gül,
"önemli olanın böyle bir ülkenin birliğini muhafaza ederek
varlığını sürdürmesini sağlamak olduğunu"
kaydetti. Gül, "Bu yangın çok büyüyünce, ateşi çevresine de çok
zarar veriyor. Olayların bir an önce durması, kavganın bitmesi
gerekiyor. Bu kargaşa bu kadar devam ederse başka arayışlar
olabilir. Bölgede herkes etkilenir, herkes bu kavgalara karışmaya
başlar" diye konuştu.
Ankara'da üçlü
toplantı
Ankara'da 11
Ocak Salı günü Türkiye, Irak ve ABD temsilcilerinin katılımıyla
yapılacak üçlü toplantıya Amerikalı yetkililerin
hazırlıklı gelmelerini beklediklerini söyleyen Gül,
"İnanıyorum ki bu toplantıda önemli konular ele
alınacak, önemli adımlar atılabilecek" dedi.
Ankara'da
yakın zaman içinde temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakan
Yardımcısı Richard Armitage ile görüşmelerinde PKK
konusunun ele alınıp alınmadığının
sorulması üzerine Gül, bu konunun detaylı olarak üçlü toplantıda
ele alınabileceğini belirtti.
Irak'ta
çalışan kamyon şoförlerinin güvenliklerine yönelik bir soru
üzerine Gül, çok sayıda tedbir aldıklarını, bu önlemlerin
etkili olduğunu, ancak çalışanların sayıca fazla
olmaları ve kimi zaman da öngörülen tedbirleri uygulamamaları
nedeniyle talihsiz sonuçlar olduğunu kaydetti.
Bakan Gül,
Irak'ta çalışan kamyon şoförleri için güzergah
değişikliklerinin yakında yürürlüğe gireceğini ve
güvenli park alanlarının hazırlıklarının da
sürdüğünü söyledi.
Gül, Irak'ta
Türk güvenlik görevlilerinin şehit edildikleri olayla ilgili
soruşturmanın Türkiye ve Irak'ta çok kapsamlı şekilde
sürdürüldüğünü belirtti.
KIBRIS 08/01/05
Görüşmeler başlatılsın ve 3 Ekim'den önce
sonuçlansın
|
İNSİYATİF
ÜSTLENSİN... 32 Sivil Toplum Örgütü'nün oluşturduğu Kuzey
Sivil İnisiyatifi, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dan Kıbrıs
görüşmelerini başlatıp 3 Ekim'den önce
sonuçlandırmasını ve Birleşik Kıbrıs'ın AB
üyesi olması için inisiyatif üstelenmesini istedi Kuzey Sivil
İnisiyatifi, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'dan Kıbrıs
görüşmelerini başlatıp 3 Ekim'den önce
sonuçlandırmasını ve Birleşik Kıbrıs'ın AB
üyesi olması için inisiyatif üstelenmesini istedi. Kuzey Sivil
İnisiyatifi istemlerini içeren mektubu Annan'a iletilmek üzere dün saat
11:00'de BM Temsilcisi Gabriel Plower'e verdi. Lefkoşa
ara bölgedeki Ledra Palas Otel önünde, 32 Sivil Toplum Örgütü'nün
oluşturduğu Kuzey Sivil İnisiyatifi adına mektubu BM
temsilcisine veren Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Damdelen,
Kıbrıs sorununun Türkiye-AB müzakereleri başlamadan, BM
şemsiyesi altında çözülmesi ve birleşik bir
Kıbrıs'ın AB'ye üye olması gerektiğini söyledi. Mektuplarıyla
Annan'ı müzakereleri başlatma konusunda cesaretlendirmek de
istediklerini söyleyen Damdelen, "kazan-kazan çözümünün" mümkün
olduğunu, Kıbrıslı Türklerin temel haklarından
geriye gitmeden, Annan Planı üzerinde yapılacak bazı
değişikliklerle Kıbrıslı Rumların kaygı ve
ihtiyaçlarının cevaplandırılabileceğini kaydetti. Kıbrıs
Türk halkının referandum sonrasında bir hayal
kırıklığı yaşadığının
belirtildiği mektupta, izolasyonların devam etmesi, "Direkt
Ticaret" ve "Finansal Destek" konularında AB
Komisyonu'nun önerilerine rağmen somut adımların
engellendiği vurgulandı ve Kıbrıs sorununun çözümünün
daha da geciktirilmesi halinde Kıbrıslı Türklerde muhtemel
göçlerin artacağı ve toplumsal varlığın tehdit
edileceği anlatıldı. Mektupta,
ilgili bütün tarafların kazançlı çıkacağı tek
çıkış yolunun Türkiye ile AB giriş müzakerelerine
başlamadan önce Kıbrıs sorununun çözülmesi ve birleşik
bir Kıbrıs'ın AB'deki yerini alması olduğu
kaydedildi. İzolasyonların
kaldırılmasına yönelik atılacak her ciddi
adımın Rum tarafını çözüme
yaklaştıracağının ifade edildiği mektupta,
Annan'a ve uluslararası camiaya, Rum tarafını çözüm yönünde
ikna etmek için önemli görevler düştüğünün de altı çizildi. |
KIBRIS 08/01/05
AP'den Kıbrıslı Türklere güçlü destek
|
LTB
Başkanı Kutlay Erk'in Brüksel temasları ses getirdi VERİLEN
SÖZLERİ YERİNE GETİRİN... Kutlay Erk'in AP Sosyalist
Grup'la yaptığı görüşmelerin hemen ardından iki
parlamenterden Kıbrıslı Türklere güçlü bir destek mesajı
geldi. Rothe ve Wiersma Avrupa Birliği'ne "Kıbrıslı
Türklere verilen sözleri yerine getirin" çağrısı
yaptı OLUMLU KARAR
ALINSIN... AP'li parlamenterler Avrupa Konseyi'ne de seslenerek Mali
Yardım ve Ticaret tüzükleri konusunda olumlu bir karar
alınması temennisinde bulunuldu Lefkoşa
Türk Belediyesi (LTB) Başkanı ve Cumhuriyetçi Türk
Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) Dış İlişkiler
Sorumlusu Kutlay Erk'in Brüksel'de Sosyalist Grup nezdinde Brüksel'de
yaptığı temaslar ses getirdi. Avrupa
Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Jan
Marinus Wiersma ile AP Kıbrıs Raportörü Mechtild Rothe, Avrupa
Birliği'ni (AB) "Kıbrıslı Türklere verdiği
sözleri yerine getirmeye" çağırdı. Wiersma ve Rothe
Avrupa Konseyi'nin Kıbrıslı Türklere 259 milyon euro mali
yardım ve doğrudan ticaret konularında olumlu karar
alacağına inanç belirttiler. Avrupa
Parlamentosu Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Jan Marinus
Wiersma ile AP Kıbrıs Raportörü Mechtild Rothe, LTB
Başkanı ve CTP-BG Dış İlişkiler Sorumlusu
Kutlay Erk'in hafta içinde Brüksel'de yaptığı temaslara
ilişkin bir açıklama yaptılar. AP Sosyalist Grup Basın
Bürosu'ndan dün yapılan açıklamada, Kıbrıslı
Türklere destek verildi. Açıklamada,
"Avrupa Konseyi'nin, Kıbrıs Türk toplumuna 259 milyon euro
mali yardım ve Kıbrıs Türk toplumuyla doğrudan ticaret
konularında olumlu karar alacağını umuyoruz"
denildi. Kıbrıslı
Rumların referandumda "hayır" demesi nedeniyle kabul
edilmeyen Annan Planı'na Kıbrıslı Türklerin büyük oranda
onay vermesinin ardından Avrupa Birliği'nin Kıbrıslı
Türkleri destekleme kararı aldığına işaret eden
Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu'nun iki önemli üyesi, Avrupa
Parlamentosu'nun Kasım 2004'te aldığı karara atıfta
bulunarak "Kıbrıs Türk toplumunun güvenini kaybetmemek için
şimdi bu sözlerin gerçekleşmesi gerekmektedir" ifadelerini
kullandı. LTB
Başkanı ve CTP-BG Dış İlişkiler Sorumlusu
Kutlay Erk, 4-6 Ocak tarihleri arasında Brüksel'de çeşitli
temaslarda bulunmuştu. Öte yandan
Kutlay Erk, dün Başbakan Mehmet Ali Talat ile Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş'ı ayrı ayrı ziyaret ederek Brüksel temasları
hakkında ayrıntılı bilgi verdi. |
KIBRIS 08/01/05